PDA

View Full Version : Güncele Dair



Pages : [1] 2 3 4 5 6

Asmiltak
08-06-2013, 18:00
Özel sebeplerden dolayı burada ve diğer çeşitli kanallarda paylaşım yapmayı azaltma kararım vardı aslında. Ancak şans mı desek kader mi, tam bu kararı verdikten sonra ülke, tarihi günler yaşamaya başladı. Bu konuyla ilgili olarak her duyarlı vatandaş gibi düşüncelerimi paylaştım ve azaltma kararı vermişken her alanda paylaşım oranım rekor derecede arttı:)

Bu forumda yazdıklarımın çoğu ilgisiz alanlara olduğundan forum kuralları gereği, doğal olarak silindi, uçtu gitti.. Ben de güncele dair izlenimlerimi burada paylaşmak istiyorum elimden geldiğince..

Asmiltak
08-06-2013, 18:03
Yeni havalimanı, yeni köprü, Akm.. En güncel konular bunlar şu anda..

Amaç ülkenin gelişmesi, insanların yaşam standardının artmasıysa kimse elbette buna karşı çıkamaz. Kaynakları kısıtlı bir milletiz. Ülke ekonomimiz üretim ve ihracat üzerine değil, ithalat ve ara mal işleme ve montaj üzerine yoğunlaşmış durumda.. İhracatın ithalatı karşılama oranı ve cari açığa kısa bir göz atmak bunun için yeterli.. Hiçbir ülkede bir benzerinin olduğunu düşünmedim dahilde işleme rejimi diye bir uygulama var ülkemizde, ihracat büyük oranda bu rejimle ayakta duruyor. Bu rejimin özeti, hammaddeleri ithalat yoluyla ülkeye sokup belli bir süre zarfında işleyerek satmak. Devlet, bunu destekliyor yani ithalata dayalı ihracatı. Bir kısır döngüdür bu, ihracatın arttığı oranda hatta daha fazla miktarda ithalatı arttırır.

Tarım ve sanayi alanlarında belli bir politikamız yok. İkisi de, özellikle tarım kapsamlı bir reforma ihtiyaç duymakta. Bu reformlar yapılamadığı sürece, üretim ekonomisine geçme şansımız da yok.. Sıcak paraya dayalı günü kurtarma politikası devam eder. Bıçak sırtı gider ekonomi. Başbakan, havalimanı konuşmasında, aslında bu durumu teyit etti. Faiz lobisi spekülasyon yaptı (aslında manipülasyon demeye çalıştı, Başbakan borsa terimlerini karıştırabilir ama danışmanlarının bunu bilmesi gerekiyordu.) borsayı düşürdü dedi. Borsa dediğimiz şey, özünde ekonominin aynasıdır. Hangi sağlam ekonomide belirli bir lobi borsanın onda bir değer kaybetmesine sebep olabilecek bir manüpülasyon yapabilir.. Dolayısıyla ekonominin aynası bu kadar kırılgansa varın ekonominin kendisini siz düşünün.. Bir de çelişkiye imza attı bence konuşmasında, siz benim borsamı düşürüyorsanız karşınızda bizi bulursunuz dedi.. Güzel, gurur okşayan bir tarz, her zamanki gibi.. Taraftarları mutlu eder, ama bu konuşmayı Başbakan sadece o ortamda yapabilir çünkü kimse tamam iyi güzel de nasıl? demez kimse.

Ben buradan sorayım.. Nasıl? Öncelikle ekonomiyi tamamen sıcak paraya teslim edip borsada yabancı takasınının yarıdan fazlasını kendi elinle onlara teslim ettikten sonra, nasıl durulacak karşılarında.. Zor yol, ekonominin kırılganlığını azaltacak reformların yapılması, ki bu hakkatten zor sadece sıcak parayı değil, ülkenin bu durumundan nemalanan yabancı devletleri de karşına alman demek ve uzun sürer, seçime yetişmez mesela ve bu yola girdiğinde öyle bir karşı cephe yaratılır ki ülkende adın vatan hainine çıkar, provokasyonun şahı o zaman görülür. Kim mi yapar bu provokasyonu, elbette ki çıkarları zedelenenler..

İkinci yol, yabancıya satıp çıkmamamaları için bir takım havuçlar verilmesidir.

Üçüncü yol da satışların karşılanmasıdır. Ben borsada işlem yapmayı uzun zaman önce bırakmıştım ama bu yol seçilirse dolaylı olarak benim param yani vergim de işleme girecek demektir, yeniden borsacı olacağız hepimiz:) Satışlar hangi paralarla karşılanacak aklıma başka kaynak gelmiyor. Kaldı ki satışlar karşılanırsa çıkmak isteyene dikensiz gül bahçesi açılmış olur, düşünsenize malınızı çıkmak istiyorsunuz ve alıcınız hazır..

Ekonomiyi bu şekilde özetledikten sonra başa dönelim.. Havaalanı, köprü, Akm konusuna..

Kaynaklarımızın kısıtlı olduğundan bahsettik, ekonomi kırılgan dedik.. Durum böyleyken eldeki mevcudu iyileştirmek daha iyi bir yol olamaz mı. Atatürk havalimanı, bildiğim kadarıyla 2020'ye kadar ekonomik ömrü olan bir alan. Bunu büyütmek, geliştirmek ve ekonomik ömrünü uzatmak daha ekonomik olmaz mı. Yavuz Semerci'nin aşağıdaki yazısı bunun olabilirliğini gayet net anlatmış.. http://www.haberturk.com/yazarlar/yavuz-semerci/843521-cayin-tasi-cayin-kusu-yoktur

Kaldı ki Başbakan halkıyla ve şu anda göbekten bağlı olduğu yabancı sermaye ile zıtlaşmayı sürdürmeye devam ederse gelecek şeyin adı bellidir, kriz.. Bir kriz ortamında özel sektör, havalimanı için taahhüt ettiği 22 milyar Euro'nun altına hiçbir şartta giremez, yani bu proje zaten başlamadan biter..

Köprü konusu bir çözümdür. Ama geçici bir çözümdür. 40 yılda iki köprü yapmışız. Önümüzdeki 40 yılda iki tane daha yapalım. Talep geometrik olarak arttığı için 2 de yetmeyecektir.. Sonu ne olacak bunun boğazı köprülerle mi donatacağız.. Alternatif çözümler yeni ulaşım planları yapılmalıdır. Yani işin köküne inmeden yine günü kurtararak olmaz bu iş. Kaldı ki köprü yapmak başka bir milli servetin yani doğanın pek de düşünülmediği bir yol, maddi olarak biraz daha yüksek yaşam standardı için doğa gibi başka bir milli serveti yok etmek hangi açıdan bakarsanız bakın hem ekonomik değil hem etik değil..

AKM.. Eğer yerine daha güzeli ve daha iyisi yapılacaksa elbette ki kimse yıkmayın demez.. Ama siz güven unsurunu bir kez zedelediğinizde kimse sizin burasını yıktıktan sonra verdiğiniz daha iyi ve yeni sözüne itibar etmez, elindekini korumaya çalışır, bu konudaki yaklaşımın özü bence budur..

Platform bu talepleri yaptı diye söylemiyorum bunları, zaten kendi görüşlerimdi, bence platform bu yöndeki kişisel görüşleri özetleyen bir tanım yaptı sadece..

Asmiltak
24-06-2013, 04:24
Özel sebeplerden dolayı burada ve diğer çeşitli kanallarda paylaşım yapmayı azaltma kararım vardı aslında. Ancak şans mı desek kader mi, tam bu kararı verdikten sonra ülke, tarihi günler yaşamaya başladı. Bu konuyla ilgili olarak her duyarlı vatandaş gibi düşüncelerimi paylaştım ve azaltma kararı vermişken her alanda paylaşım oranım rekor derecede arttı:)

Bu forumda yazdıklarımın çoğu ilgisiz alanlara olduğundan forum kuralları gereği, doğal olarak silindi, uçtu gitti.. Ben de güncele dair izlenimlerimi burada paylaşmak istiyorum elimden geldiğince..

Bu da çok kısmet olmadı, hayatta her şey kısmet bir yerde..

Netice itibarıyla önceden alınmış bir kararı ertelemiş oldum sadece, şimdi uygulama vaktidir.

Sabah ezanı okunuyor. En sevdiğim ezgilerden biridir. Saba makamı..

18 yıl önce çok kötü bir haber aldığım bir gecemin uykusuz sabahında keşfetmiştim bu ezginin güzelliğini. Kalbime ve boşalan ruhuma dolmuş, o anda hissettiğim yalnızlığımı azaltmıştı, o gün bugündür yeri başkadır.

Saba makamındaki bir ezgiyle müjdelenen bir gün kötü geçmez, her gün güzeldir bir yönüyle aslında.

Saba ile müjdelenen her sabah, güzellikler ve mutluluklar getirsin her insana ve o insanların hayatlarına çekeceği diğer insanlara..

Bir şekilde yolumuzun kesiştiği herkese, selam ve sevgilerimle..

ayhan53
01-07-2013, 10:08
cezalı değilsin değilmi hem özelin hem kp kapalı

yağmur
01-07-2013, 21:40
Sayın Amiltak, doğum gününüz kutlu olsun...
Yazmadan duramadım yılın geri kalanında tüm burçlar içinde şans yengeçlerden yana...

Yengeç burcu erkeğinin genel özellikleri...
Yengeç burcu erkeği nazik, dürüst, ağır başlı ve mağrur yapısıyla dikkat çeker. Duygusal yapısı oldukça hassastır. Sevgi ve saygı onun için vazgeçilmez temel taşlarıdır. Çevresindeki insanlara değer verir ve onlara yardımcı olamaya çalışır. Onların zayıf taraflarından faydalanmaya çalışmak yerine onlara destek olmaya çalışır.

Yengeç burcu erkeğinin keskin ve pratik bir zekası vardır. Analiz yeteneği fazlasıyla gelişmiştir.Olayları kolaylıkla çözümleyebilir.Suyla ilgili her şeyi çok sever.Alkolle arası iyidir. Ayrıca oldukça duygusal yapısı nedeniyle sevdiği zaman tam sever ve kolay kolay vazgeçmez. İlişkilerinde partnerlerine fazlasıyla sadıktır.

Yengeç burcu erkekleri paraya çok önem verir, fakat bunun nedeni maddi anlamda kendini güvende hissetme ve yakınlarının zor duruma düşme ihtimaline karşı tedbirli olmak istemesinden kaynaklanır.

Yengeç burcu erkeği dürüsttür ve kendisine karşı dürüst olunmasından hoşlanır.Yalandan hoşlanmaz ve güvenmediği kişilerle bir arada bulunmaz.Aile ve ev yaşantısına fazlasıyla düşkündür ve en iyi babalar yengeç burcu erkeklerinden çıkar.

Asmiltak
03-07-2013, 00:18
cezalı değilsin değilmi hem özelin hem kp kapalı

Ceza yok Başkan, buralardayım..

Asmiltak
03-07-2013, 00:18
Sayın Amiltak, doğum gününüz kutlu olsun...
Yazmadan duramadım yılın geri kalanında tüm burçlar içinde şans yengeçlerden yana...

Yengeç burcu erkeğinin genel özellikleri...
Yengeç burcu erkeği nazik, dürüst, ağır başlı ve mağrur yapısıyla dikkat çeker. Duygusal yapısı oldukça hassastır. Sevgi ve saygı onun için vazgeçilmez temel taşlarıdır. Çevresindeki insanlara değer verir ve onlara yardımcı olamaya çalışır. Onların zayıf taraflarından faydalanmaya çalışmak yerine onlara destek olmaya çalışır.

Yengeç burcu erkeğinin keskin ve pratik bir zekası vardır. Analiz yeteneği fazlasıyla gelişmiştir.Olayları kolaylıkla çözümleyebilir.Suyla ilgili her şeyi çok sever.Alkolle arası iyidir. Ayrıca oldukça duygusal yapısı nedeniyle sevdiği zaman tam sever ve kolay kolay vazgeçmez. İlişkilerinde partnerlerine fazlasıyla sadıktır.

Yengeç burcu erkekleri paraya çok önem verir, fakat bunun nedeni maddi anlamda kendini güvende hissetme ve yakınlarının zor duruma düşme ihtimaline karşı tedbirli olmak istemesinden kaynaklanır.

Yengeç burcu erkeği dürüsttür ve kendisine karşı dürüst olunmasından hoşlanır.Yalandan hoşlanmaz ve güvenmediği kişilerle bir arada bulunmaz.Aile ve ev yaşantısına fazlasıyla düşkündür ve en iyi babalar yengeç burcu erkeklerinden çıkar.

Teşekkürler Sn. Yağmur..

Asmiltak
03-07-2013, 00:22
"Ahmet Hamdi Tanpınar'ı okumadan bu ülkeyi anlayamazsınız" demiş Kenan Işık. Katılıyorum.


http://www.youtube.com/watch?v=KV78exngSew

Asmiltak
03-07-2013, 00:28
Alev Alatlı'nın Schrödinger'in Kedisi - I. Kitap Kabus eserinden bir pasaj var aşağıda. Kitap ilk baskısını 2001'de yapmış. Yani henüz AKP yokken, Gezi ise sadece bir parkken..

Uzlaşma, çoğunluğun kendilerini tehdit etmediği için tümüyle reddetmediği, genel kabul edilebilir siyasi düşünceleri kapsar. Genel kabul siyasi düşünceler, asgari müşterekleri içerdikleri için “ılımlı siyaset” denilen, amacı toplumsal asabiyeti yatıştırmak olan, sözel törenle sonuçlanır.
Uzlaşma yönetimi, aklın değil, akla uydurmanın yönetim biçimidir.

Uzlaşma yönetimi, ödün vermeyen düşünceleri, “aşırı uçlar” olarak mahkum eder. “Aşırılık” kötülükle, fanatizmle eş tutulurken, “ılımlılık” erdemlerin en yücesi olarak alkışlanır.

Eski Türkiye’deki kural, sağcı, solcu, Türkçü, İslamcı, liberal ya da cumhuriyetçi, tüm düşüncelerin çoğunluk tarafından kabul edilebilecek şekilde yontularak “merkez”de toplanmasıydı. Liberalizm-sosyal demokrasi, liberalizm-islamcılık gibi aksi kutuplarda yer alan siyasi düşüncelerin birlikteliklerinin ancakve ancak tarafların ideolojilerinden taviz vermeleri halinde mümkün olabildiği gerçeği gözardı edilmişti.

Aklın ve ahlakın hüküm sürdüğü yerde, “ılımlılık” diye bir şeyin olamayacağı düşünülemedi. Oysa, gezegenimizin uzun sakallı bir adam tarafından yedi günde tasarlandığına inananlar için, insan tabiatının Tanrı’nın iradesi dışında oluşamayacağını savunanlarla Darwin evrimcileri arasında tek uzlaşma olabilirdi: Anti-ideolojide uzlaşma. Eski Türkiye, anti-ideolojide uzlaştı.

Uzlaşma hükümetleri, aklı ve ahlakı ülkelerinin gündeminden düşürdüler, geride Türkiye’nin tüm işlerinde son sahibi, eleştiriye ve muhalefete izin vermeyen, güçlü merkeziyetçi hükümetler kaldı. Bu hükümetler, üretim kaynaklarının sahipliğini bireylere bırakmakla birlikte denetimini ellerinde tuttular.

İlk bakışta siyasi bir istikrarı varmış gibi görünmekle beraber, ekonomik açıdan tam bir özgürlükler ve denetimler karmaşası olan karma ekonomi, uzlaşma yönetiminin doğal sonucudur. Özgürlükleri ve denetimleri tanımlayacak ilkeleri, kuralları ya da teorileri olmayan karma-ekonomilerin ön koşulu, gereksinimi, olmazsa olmazı, ödündür.

Karma ekonomileri, baskı grupları yönetir. Baskı grupları, özel çıkar sağlamak için ahlak dışı bir iç savaş sürdürürler. Amaçları, hükümet mekanizmasını kısa bir süre için ele geçirerek, hükümeti, kendilerine başkalarının sırtından çıkar sağlayacak yasalar çıkarmaya zorlamaktır. Bireyin haklarını tanımayan, ahlakı da yasal ilkeleri de olmayan karma ekonomilerin düzene benzer bir şeyi kurabilmeleri için, kendi elleriyle yarattıkları yağmacı baskı gruplarını zaptırapt altında tutmaları, yasal yağmanın yasadışı yağmaya dönülmesini önlemeleri gerekir. Bu da “ödün” demektir. Karma-ekonomiler, hayatın her safhasında , maddi, manevi, entelektüel alanlarda, ödün vermek zorundadır. Ödün verilmezse, baskı gruplarının elden çıkması, zaten çürük olan sistemi büsbütün çökertecek taleplerde bulunmaları önlenemez. Ödün kültürü, karma ekonomilerde yeşerir.

Ödün kültüründe, istatistikler doğruların, oylar ilkelerin, kamuoyu yoklamaları ahlakın yerini alır. Pragmatik, günlük beklentiler, ülke çıkarlarının kıstası sayılır. Doğru – yanlış taraftarlarının sayısı ile saptanır. Yeterli taraftar bulan herhangi bir istek, haklı bir talep olarak kabul görür.

Çoğunluk, azınlığın üzerinde hakimiyet kurarken, çeteleri yanına alır. Bütün bunlar, uzlaşma yönetimi tarafından ılımlılık perdesi altına saklanır. Karma ekonomi sürecekse, hiçbir şeyin sağlam, kesin ve kat’i kalmasına izin verilemez. Her şey, akıcı, esnek, kararsız ve yaklaşık kalmak zorundadır. Karma-ekonomiler “Saçaklı” kalmak zorundadır.

Karma-ekonomide tek bir ilkenin mevcudiyetinden bahsedebiliriz: Hiç kimsenin çıkarının güvende olmaması ilkesi. Bu düzlemde, bireylerin bireylerin çıkarı kamuya açık bir müzayedeye çıkarılmış gibidir; kim daha çok verirse onun üzerinde kalır. Yaşayakalmak için birbirleriyle savaşan ekonomik çıkar grupları, kimi zaman haklı, kimi zaman da haksız saldırılarla, ülkeyi orman kanunlarının yaşandığı bir savanaya döndürürler. Bu karmaşa, Çin’in üretken unsurlarını yıllarca talan eden haydut çetelerinin kaotik yönetimine benzer. Eski Türkiye’de, Anadolu Devletçikleriyle sonuçlanan bölünmenin özü de budur.

Karma-ekonomilerde bireylerin davranışlarını yönlendirecek standartlar yoktur. Herkes günlük çıkarı doğrultusunda hareket etmeye koşullandırılmıştır. Ödün verilmeyen değerler, erdemler ya da düşünceler, karma ekonominin düşmanıdır. Karma-ekonomilerde kaypaklar ve dönekler kazanırlar.

Karma-ekonomilerde her şey mümkündür. Her şey satılıktır. Kimin daha iyi baskı koyduğuna, dalavere yaptığına, halkla ilişkilerin gücüne, al gülüm-ver gülüm düzenlemesine, kazık atma, yalvarma, rüşvet verme, ihanet etme potansiyeline bakılır. Baskı grupları, yasal silahlı kuvvetleri, yasal olarak silahsızlandırılmış bireylere karşı kullanmaktan da çekinmezler.

Güçlü devlet, karma ekonominin ödüne tabi olmayan tek ilkesidir. Güçlü devlet, çıkar grubunun yanında olan devlettir. Güçlü devlet, yapanın yaptığının yanına kar kalmasını sağlayan devlettir. Güçlü devlet, özgürlük taleplerini anında boğan devlettir. Neo-faşizm dediğimiz yönetim biçimi budur.

brokerüstad
06-07-2013, 22:31
Ermenistan Başsavcısı Agvan Ovsepyan, Türkiye Ermeni kilise ve arazilerini ve ayrıca sözde kaybedilmiş toprakların Ermenistan'a iade edilmesi gerektiğini belirterek Türkiye'den toprak talebinde bulundu.
Ermenistan Başsavcısı Agvan Ovsepyan'ın iddiasına göre, Türkiye Ermeni kilise ve arazilerini ve ayrıca sözde kaybedilmiş toprakları Ermenistan'a iade etmeli.

Sözde Ermeni soykırımının 100. yıl dönümü etkinliklerine hazırlık bağlamında başkent Erivan'da düzenlenen konferansta konuşan Başsavcı, "Türkiye'de kalan kilise ve araziler Ermenistan Kilisesi'ne iade edilmeli. Ermenistan Cumhuriyeti ise kaybedilen toprakları geri almalı. Bu talepler yasal zeminde olmalı." dedi.

Azerbaycan'dan da toprak talebinde bulunan Ovsepyan, "Ermenistan'ın hem Türkiye hem de Azerbaycan'la (Nahçivan bölgesi) arazi sorunu var. Bunun hukuki çözümü için tüm hukuksal kanıtlarla birlikte bir dava dilekçesi hazırlamalı Birleşmiş Milletler (BM) ve Uluslar arası Mahkemelere sunulmalı." ifadesini kullandı.
Ermenistan Başsavcısı, sözde soykırım kurbanlarının torunlarına kesinlikle maddi tazminat verilmesini de talep etti.

Ovsepyan'ın iddiasına göre, sözde soykırım ve Türk-Ermeni ilişkilerinin çözümüyle ilgili konular yasal bir düzeye çıkartılmalı. Başsavcı, konuyla ilgili Ermeni hukuk uzmanlarına büyük görev düştüğünü de belirtti.
Başsavcının açıklamalarını yorumlayan bazı Ermeni siyasi uzmanları, şimdiye kadar üst düzey devlet yetkililerinin Türkiye'den böyle bir toprak ve maddi tazminat talebinde bulunmadığına dikkat çekti.

Kaynak: CİHAN

http://www.haber7.com/kafkaslar/haber/1046401-ermenistan-bassavcisi-turkiyeden-toprak-istedi

brokerüstad
06-07-2013, 22:33
Hurda Teşviki düzenlemesinde, hurdaya peşin ödeme ya da sıfır oto alımında peşinata sayma gibi alternatifler üzerinde duruluyor.

Hükümetin, 20 yaş ve üzerindeki ağır ticari araçların ardından, otomobillere yönelik bir teşvik sistemi üzerinde de çalışmalar yürüttüğü ortaya çıktı. Bu çalışmayı, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Ergün açıkladı.

Hurda araç teşvikine ilişkin hükümet nezdinde çalışmalar yapıldığı bildirildi. Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Ergün'ün verdiği bilgiye göre Ulaştırma, Maliye, İçişleri ve Sanayi Bakanlığı'nca ortak yürütülen çalışma, 20 yaş ve üzerindeki otomobilleri kapsayacak. Henüz nihai hale gelmeyen çalışmayla hurda araçların belirli bir bedelle alınması ya da yeni araç alımında peşinata sayılması gibi seçenekler düşünülüyor.

Bakanlıklar görüşüyor

Milliyet'in haberine göre, Bakan Ergün, NTV'de konuya ilişkin soruları yanıtlarken, 20 yaş ve üzeri ağır ticari araçlara yönelik benzeri bir uygulama yaptıklarını vurgularken, binek otomobillere yönelik çalışmaları sürdürdüklerini anlattı. Bunun, kendi bakanlığının tek başına yaptığı bir çalışma olmadığını kaydeden Ergün, Ulaştırma, İçişleri ve Maliye bakanlıklarıyla yürüttüklerini hatırlattı.

Ergün, "Türkiye'de trafikte olmaması gereken çok eski araçlar var. Bunların kamyon ve otobüs cinsinden olanlarıyla ilgili daha önce düzenleme yapmıştık. Şimdi otomobillerle ilgili düzenlemeye ihtiyaç var. Bunu yaparken sektörü de güçlendiren adımlar atabilir miyiz diye hesap ediyoruz" dedi. Hurda araçların teslim edilerek trafikte kullanılmamasına ilişkin bir çözüm geliştirmek istediklerini belirten Ergün, "Diyelim 20 yaşın üstündeki aracı teslim etsin, biz onun bedelini ödeyelim. Ama yeni araç almak isterse, ona uygun da finansman modelleri geliştirelim. Bunu yeni aracın peşinatı haline getirelim, yeni aracı için de, ona uygun finansman modelleri oluşturalım" açıklamasını yaptı.

Başbakan dile getirmişti

Düzenlemenin bir başka amacının da Türkiye'de araç sahipliğini artırmak olacağını söyleyen Bakan Ergün, şöyle devam etti:

"Sadece 'Hurdayı teslim et, al paranı' şeklinde olmasın. Bu sadece bir amacı gerçekleştirir, hurda araç piyasadan çekilmiş olur. Türkiye'de otomobil sahipliği zaten düşük. Otomobil sahibi olma arzusu yüksek. Onu, yeni finansman modelleriyle piyasayı da hareketlendirecek hale dönüştürmek istiyoruz."

Ergün, bunun 20 ve 20 yaş üzerindeki araçlara uygulanacağını, 16 yaşın üzerindeki araçlara uygulanması yönünde de talep söyledi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, geçtiğimiz aylarda Türkiye Karayolları Güvenliği Stratejisi ve Eylem Planı'nın konuyu gündeme getirmişti. Erdoğan, "Eskimiş, trafik seyir güvenliği için riski araçları trafikten çıkarıyoruz. Artık 20 yaşında, 15 yaşında araçlarla trafikte dolaşmak yok. Araçlarda da mümkün olduğunca 10 yaş, bilemedin 15 yaş olacak. Mali konuda desteklerimiz var. Araçların yenilenmesine de imkan sağlıyoruz" demişti.

20 yaş üstü araç sayısı 2 milyonun üzerinde

Türkiye'de 20 yaş ve üzerinde 2 milyonun üzerinde otomobil bulunduğu belirtiliyor. Daha önce ticari araçlar için çıkarılan "hurda indirimi" ile modeli 1990 ve önceki yıllar olan, yük/eşya taşımak için imal edilmiş kamyonet, kamyon, tanker ve çekici cinsi motorlu taşıtların yanı sıra minibüs ve otobüs cinsi motorlu taşıtları yollardan çekilmeye başlanmıştı. Bu uygulamada araç sahiplerine kilo başına göre değişen, ancak toplamda 5 bin TL'yi bulan bedeller ödenirken, MTV gibi vergilerden doğan borçları silinmişti. Araçlar da Makine ve Kimya Endüstrisi Kurumu tarafından teslim alınarak parçalanıyor. Bu uygulamayla, yaklaşık 90 bin aracın yollardan çekildiği bildiriliyor. 2003 yılında otomobilde bir hurda indirimi düzenlemesi yapılmış, 20 yaşın üzerindeki araçları hurdaya çıkararak, yeni araç alanlara ÖTV indirimi uygulanmıştı.

'Üç aşamalı plan önerdik'

Otomotiv Distribütörleri Derneği Genel Sekreteri Hayri Erce, söz konusu düzenlemeyle ilgili olarak kendilerinden ve Otomotiv Sanayii Derneği'nden de görüşler alındığını hatırlatarak, yaklaşık üç yıldır ilgili bakanlıklarla öneriler ve raporları paylaştıklarını söyledi. Bakanlıklarla belirli bir algının oluşmasının sevindirici olduğunu kaydeden Erce, kapsamlı ve birden fazla aşamalı bir uygulama getirilerek, 20 yaş ve üzeri araçların tamamen yollardan çekilmesinin mümkün olabileceğini ifade etti. Bunun için MTV (Motorlu Taşıtlar Vergisi) borçlarının affedilmesi, hurda teşviki ve MTV'nin çevre normlarına göre belirlenmesi içeren bir paket olması gerektiğini ifade eden Erce, böylelikle araçlar yaşlandıkça sahiplerinin yüksek MTV nedeniyle değişimi kendiliğinden yapabileceğine dikkat çekti. Erce, hükümetin hazırladığı paketle yılda 100-120 bin adet aracın trafikten çekilmesinin mümkün olabileceğini belirtti.

http://otomobil.haber7.com/otomobil/haber/1046269-hurda-otoya-iki-farkli-tesvik-geliyor

Asmiltak
08-07-2013, 21:23
Şahenk'in kızdığı kadar varmış. Ntv Tarih Dergisini kapattıran çalışma internette, okumaya değer..

http://www.yasarkenyazilantarih.com/

Asmiltak
08-07-2013, 21:24
Malumun ilanı olmuş..

Türkiye'nin en iyi üniversitesi!

http://n1307.hizliresim.com/1c/8/q1by6.jpg (http://bit.ly/c25MCx)

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Ergün, bu sene 86 puanla Orta Doğu Teknik Üniversitesi'nin girişimcilik ve yenilikçilik konusunda birinci olduğunu bildirdi.

Ergün, Türkiye Bilimsel ve Teknoloji Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) tarafından hazırlanan üniversitelerin girişimcilik ve yenilikçilik performanslarına göre sıralandığı "Girişimci ve Yenilikçi Üniversite Endeksi"ni açıkladı.

Ünivesitelerin ekonomik hayata çok daha fazla katkı sağlayacağına inandıklarını dile getiren Ergün, geçen sene bu endeksi üniversite tercihlerinden sonra açıkladıklarını, bu sene ise üniversite tercihlerinde öğrencilere yardımcı olması için üniversite tercihlerinden önce açıkladıklarını söyledi.

Ergün, girişimcilik ve yenilikçilik konularının Türkiye'nin hayati gündem maddeleri arasında yer almasını istediklerine dikkati çekerek, dünyada kurulan başarılı firmaların ya yeni üniversite mezunu ya da halen üniversitede okuyan kişiler tarafından kurulduğuna vurgu yaptı.

Türkiye'nin büyük genç ve dinamik bir nüfusa sahip olduğunun altını çizen Ergün, bu sebeple Türkiye'nin büyük fırsatları olduğunu ifade etti.

Üniversite mezunlarının iş aramasının doğal olduğunu belirten Ergün, "Ama asıl bizim istediğimiz iş kuran, yenilikçi dinamik gençler olmaları" dedi.

Ergün, teknogirişim sermaye desteğinden 3 yıl içerisinde bin 134 kişinin yararlandığını kaydederek, üniversite ve sanayi ikilisini birbirinden ayrılmaz parçalar olarak görmek gerektiğini dile getirdi.

Geçen yıl 10 üniversiteyi teknoloji transfer ofisi kurma yönünde teşvik ettiklerini belirten Ergün, bu sene de çağrıya çıktıklarını, ikinci 10 üniversitenin de teknoloji transfer ofislerini destekleyeceklerini bildirdi.

En girişimci ve yenilikçi üniversite ODTÜ

Bakan Ergün, Girişimci ve Yenilikçi Üniversite endeksinin 23 ayrı göstergeye göre sıralandığına dikkati çekerek, endeks oluşturulurken, üniversitelerin bilimsel ve teknolojik araştırma yetkinliğini, patent ve lisansları olup olmadığını, yenilikçilik ve girişimcilik kültürlerini, ekonomik katkı ve ticarileşme gibi temel özelliklerini masaya yatırdıklarını söyledi.

Ergün, endeksi hazırlarken öğretim üyesi sayısı 50'nin altına olan üniversiteleri endekse dahil etmediklerine işaret ederek, bu sene 136 üniversite arasından ilk 50 üniversiteyi seçtiklerini belirtti.

Yaptıkları bu sıralamanın en başarılı üniversiteleri gösteren bir sıralama olmadığına vurgu yaparak Ergün, bu endeksin üniversitelerin eğitim kalitesini incelemediğini, girişimcilik ve yenilikçilik konusuyla sınırlı tuttuklarını kaydetti.

Ergün, ellerindeki verileri toparlama konusuna çok ilgi göstermeyen üniversitelerin geçen sene endeksin açıklanmasından sonra bu verileri toparlamaya başladıklarını ifade ederek, "Bu seneki endeks sonuçlarına göre yeni bir üniversite daha ilk 10'a girdi. Geçen sene ilk 20'de olmayan 3 üniversite ilk 20'ye girdi. Geçen sene ilk 50'de olmayan 8 üniversitenin de ilk 50'ye girdiğini görüyoruz. Bu da endeksin ne kadar dinamik ve güncel unsurlar içerdiğini göstermektedir" diye konuştu.

Bu yıl birinci üniversitenin değiştiğini dile getiren Ergün, "Bu sene 86 puanla Orta Doğu Teknik Üniversitesi girişimcilik ve yenilikçilik konusunda birinci oldu" dedi.

Ergün, 85,8 puan ile Sabancı Üniversitesi'nin ikinci, 82,7 puanla İhsan Doğramacı Bilkent Üniversitesi'nin üçüncü ve 76,3 puanla Boğaziçi Üniversitesi'nin dördüncü olduğunu bildirdi.

Boğaziçi Üniversitesinin puanını geçen seneye göre 11 puan artırdığına dikkati çeken Ergün, bu üniversitenin yarışa ciddi anlamda asılan üniversitelerden biri olduğunu kaydetti.

Özyeğin Üniversitesi'nin ise geçen sene dördüncü sırada olduğunu hatırlatan Ergün, bu sene yedinci sıraya gerilediğini, hem yerini hem de puanını kaybettiğini belirtti.

Ergün, bazı üniversitelerin sıralamasını çok yukarı çıkardıklarını ifade ederek, Anadolu Üniversitesi'nin 21 puan birden yükseldiğini, 37. sıradan 16. sıraya yükseldiğini dile getirdi.

Fatih Üniversitesi'nin geçen sene ilk 50 içerisinde yer almazken bu sene 39. sıraya geldiğini, Sütçü İmam Üniversitesi'nin de 8 sıra birden yükseldiğini bildirdi.

Endeks sıralamasındaki 50 üniversite şöyle:

"Orta Doğu Teknik Üniversitesi, Sabancı Üniversitesi, İhsan Doğramacı Bilkent Üniversitesi, Boğaziçi Üniversitesi, İstanbul Teknik Üniversitesi, İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü, Özyeğin Üniversitesi, Koç Üniversitesi, TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi, Hacettepe Üniversitesi, Selçuk Üniversitesi, Gazi Üniversitesi, Gebze Yüksek Teknoloji Enstitüsü, Ege Üniversitesi, Yıldız Teknik Üniversitesi, Anadolu Üniversitesi, Çukurova Üniversitesi, Yeditepe Üniversitesi, Çankaya Üniversitesi, Atılım Üniversitesi, Erciyes Üniversitesi, Süleyman Demirel Üniversitesi, Kocaeli Üniversitesi, Bahçeşehir Üniversitesi, Akdeniz Üniversitesi, Ankara Üniversitesi, Mersin Üniversitesi, Gaziantep Üniversitesi, Uludağ Üniversitesi, Karadeniz Teknik Üniversitesi, Düzce Üniversitesi, Dokuz Eylül Üniversitesi, Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi, Fırat Üniversitesi, İzmir Ekonomi Üniversitesi, İstanbul Üniversitesi, Atatürk Üniversitesi, Niğde Üniversitesi, Fatih Üniversitesi, Melikşah Üniversitesi, Okan Üniversitesi, Pamukkale Üniversitesi, Işık Üniversitesi, Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Kadir Has Üniversitesi, Afyon Kocatepe Üniversitesi, Gaziosmanpaşa Üniversitesi, Başkent Üniversitesi, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi, İstanbul Şehir Üniversitesi."

Asmiltak
09-07-2013, 20:18
Biber gazı oruç bozar mı..

Asmiltak
09-07-2013, 20:18
Erdoğan Mübarek yıkılmadan önce söylediklerini hatırlıyor mu

1) 25 Ocak 2011’de Tahrir’de başlayan halk ayaklanması 11 Şubat 2011’de Mübarek’in istifası ve 12 Şubat 2011’de Genelkurmay Başkanı Tantavi’nin yönetime el koyması ile sonuçlandı.

2) 30 Haziran 2013’de Tahrir’de başlayan halk ayaklanması 3 Temmuz 2013’de,12 Ağustos 2012’de Tantavi’nin emekli edilmesi ile Genelkurmay Başkanı olan Sisi’nin yönetime el koyması ve Mursi’yi devirmesi ile sonuçlandı.

Hiç kıvırmadan yazalım.

Her iki müdahale de bal gibi darbedir!

İkincisine darbe, birincisine devrim diyenler halt etmektedirler!

***

Mursi 16-17 Haziran 2012’de yapılan seçimlerde ikinci turda oyların yüzde 51.73’ünü alarak cumhurbaşkanı seçilmiştir. Mübarek’in adamı Ahmet Şefik yüzde 48 oy almıştır.

İlk turu 15 Aralık 2012’de yapılan anayasa referandumunun 2. turuna yüzde 32 katılım olmuş, Anayasa’ya yüzde 63,8 “evet” oyu çıkmıştır. 83 milyon nüfuslu Mısır’da 50 milyon kayıtlı seçmen vardır. Anayasa referandumuna takriben 16 milyon kişi katılmış ve takriben 10 milyon “evet”, 6 milyon “hayır” oyu kullanmıştır.

Kim ne derse desin, birinci darbeden “demokrasi” çıkmıştır. Katılımın azlığını bahane ederek bu sonuçlara kıvırtanlar halt etmektedirler.

***

Ancak, demokrasinin üç basit ama temel ayağı vardır:

1) Çoğunluğun dediği olur.

2) Azınlığın hakları bakidir.

3) Çoğunluk azınlığa dayatamaz.

***

15 Aralık 2012’de ilk turu yapılan referandumda oylanan ve Mursi (Müslüman kardeşler) tarafından hazırlanan anayasa 234 maddeden oluşmaktadır. Bu anayasanın bazı maddeleri başından beri büyük tepki toplamaktadır.

2.madde “Devletin dini İslam’dır, resmi dili Arapçadır, yasamanın temel kaynağı İslam hukukun ilkeleridir” demektedir.

6.madde “Cumhurbaşkanı devrimin, milli birliğin ya da milli güvenliğin sağlanması ve korunması için gerekli gördüğü tüm tedbirleri almakla yetkilendirilmiştir” ibaresini taşımaktadır.

Bu iki ve benzeri maddelere “laik hayat tarzı”nı tercih eden ve hukukun üstünlüğünü ülkelerine yerleştirmek isteyen Mısır halkının önemli bir bölümü açıkça itiraz etmektedir. Zaten, Tahrir İsyanı’nın dinamosunu onlar oluşturmaktadır.

***

Mısır’da ikinci kıyamet bu tepkilere Mursi’nin 1 yıl kayıtsız kalması nedeni ile kopmuştur. İtiraz imzaları 83 milyon nüfuslu ve 50 milyon seçmenli Mısır’da 22 milyon rakamını bulmuştur.

Mursi demokrasinin “çoğunluğun dediği olur” ilkesine dayanarak, “azınlığın hakları bakidir” ve “çoğunluk azınlığa dayatamaz” ilkelerini ihlal etmiştir.

Tıpkı 1957 sonrası rahmetli Adnan Menderes gibi!

Tıpkı 2011 sonrası Recep Tayyip Erdoğan gibi!

Değil yüzde 51.73 ile seçilmek, isterse yüzde 99 ile seçilsin, referandumda değil katılanların yüzde 63,8’unun (toplam seçmenin yüzde 20’si) ,isterse yüzde 99’unun oyunu alsın kimse ama kimse:

i) azınlığa/ötekine/kendisine oy vermeyenlere hayat tarzı dayatamaz,

ii) olağanüstü yetkiler ile donanamaz!

Darbe “askeri vesayet” doğurur, diğeri“sivil vesayet”!

ERDOĞAN NE DEMİŞTİ

Bir okur hatırlattı. RTE, Mübarek yıkılmadan önce aynen şöyle demiş:

“Halkın demokratik taleplerine hiçbir iktidar duyarsız kalamaz. Tarihte baskıyla, sindirmeyle ayakta kalan hiçbir yönetim yoktur… Halka rağmen hiçbir iktidar ayakta kalamaz. İnsanı yaşat ki devlet yaşasın anlayışına dayanırız.

Buradan Mısır Devlet Başkanı Sayın Hüsnü Mübarek’e içten bir uyarıda bulunmak istiyoruz. Bizler insanız. Bizler faniyiz. Kalıcı değiliz. Her birimiz ölecek ve geride bıraktıklarımızdan dolayı sorgulanacağız… Bizler halk için varız... Halktan gelen değişim arzusunu hiç tereddüt etmeden karşılayın. Halkı tatmin edecek adımlar atın. Mısır’ın iyiliği için önce siz adım atın...”

Eğer RTE bu sözlerinde hala samimi ise bu sözleri önce ayna karşısında kendisine söyler, sonra da Mursi’ye hatırlatır!

RTE ve AD eğer samimi olarak Mısır halkına sahip çıkacak iseler, Mısır’da sadece tekrar genel seçim istemez, öncelikle Anayasa’nın halkın tümünü kucaklayacak şekilde düzeltilmesini talep ederler.

2. darbenin de demokrasiye dönüşmesine katkıda bulunurlar.

***

Son söz: RTE’nin esas derdi Ortadoğu’da gördüğü “Sünni Osmanlı” rüyasına vurulan son darbeye tepki vermektir. Artık dünyada yapayalnız kaldığının farkında. Mısır’da demokrasinin korunması, ülkesinde demokrasi istemeyen RTE’nin umurunda bile değil. Bari esas tepkisinde samimi olsun.

Madem Mısır’da darbeye karşı; Mısır ile tüm ilişkilerini bir sonraki seçimlere kadar askıya alsın. Kendi Büyükelçisi’ni geri çağırsın. Mısır’ın Ankara’daki büyükelçisine kapıyı göstersin.

Ama biliyorum ki o yürek RTE’de yok. ABD’nin Ortadoğu temsilciliğinden azil edildiği bir dönemde Mısır’daki darbeye sahip çıkan ABD’yi tersleyemez, sadece sütre gerisinden hamaset nutukları atar!

Dr. Cüneyt Ülsever

Asmiltak
09-07-2013, 22:30
Bu çocuklar güncel tüm tartışmaların neresinde..

http://k1307.hizliresim.com/1c/9/q2nx8.jpg (http://bit.ly/c25MCx)

http://k1307.hizliresim.com/1c/9/q2nzf.png (http://bit.ly/c25MCx)

Asmiltak
10-07-2013, 01:37
Geceyarısı darbeleri devam ediyor. Darbe diyorum çünkü, seçilmiş iradeleri boşa çıkaran yasalar çıkmaya devam ediyor. Millet jöleliydi, faiz lobisi efsanesiydi diye tartışırken TMMOB'un tüm yetkileri az önce elinden alındı.

Biri seçim iradesi mi dedi, STK mı dedi, geçiniz, geçiyorlar nitekim..

İyi uykular Türkiyem..


Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) 7303 sayılı Yasa, 66 ve 85 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamelerle değişik 6235 sayılı Yasayla 1954 yılında kuruldu. Tüzel kişiliğe sahip, Anayasa’nın 135. Maddesinde belirtilen kamu kurumu niteliğinde bir meslek kuruluşu…

2012 Ekim itibari ile oda sayısı 24, üye sayısı ise 410.000 kişi…

TMMOB’de yönetim kurulu, denetleme kurulu üyeleri seçimle başa geliyor.

Niye anlatıyoruz bunu? Çünkü; AKP Meclis’te gece yarısı bir darbe yaptı ve seçilmişleri yok saydı.

Buna göre; İmar Kanunu 8. maddeye meslek odalarının vize ve onay yetkisini kaldıran ekleme için AKP tarafından verilen teklif oy çokluğu ile kabul edildi.

Bu darbenin nedeni belli; TMMOB Gezi Direnişi’nde aktif rol aldı.

CHP İstanbul Milletvekili Aykut Erdoğdu, yasa teklifinin ne anlama geldiğini anlattı. Erdoğan Bayraktar verilen teklifin AKP'li vekiller arasında da ciddi tartışmalara neden olduğunu belirten Aykut Erdoğdu şunları söyledi: "TMMOB'u "kapattılar". Varlıklarını el koyup, etkisizleştirdiler. Kanarya Severler Derneği haline getirdiler. Korkarım sırada avukatlar ve doktorlar var. Mecliste BDP'den kimse yoktu MHP ile birlikte direndik ama oy sonunda oy çokluğuyla geçirdiler"

yağmur
12-07-2013, 10:03
KEMAL BEY, LÜTFEN...

Sanırım anlatamadık:
İktidar sorunu yok...
Muhalefet sorunu var...
Çünkü Türkiye kimi göndereceğine karar verdi, kimi getireceğini bulamıyor.

Bu gençler siz muhalefet yapamadığınız için meydanlara döküldüler...
O çığlıklar, siz atmadığınız içindir...
O tencereler, tavalar sizin adınıza...
Yürüyorlar çocuklar, siz durduğunuz için...
Sonunda tencereyi biz çalacaksak, siz niye varsınız?..

“Kemal Bey çizmeler” hatırlatması boşuna değildi...
Keşke deneseydiniz...
Bir ara tekini giydiniz gibi gelmişti?..

Gerçi Gezi Parkı’na gidip gezmeniz iyi bir şey... “Gezmek herkesin hakkı” demeniz de hatırlatmak bakımından faydalı...
Polislerin elini sıkmanız da jest olsun...
Ne diyeyim ben size?..
Tayyip Erdoğan tüm bunların park meselesi olmadığını anladı, siz anlamadınız...

Pala ile saldıranın serbest bırakıldığı gün, tüm şehirlerde evleri basıp çocukları topladılar... Uykulu gözlerle ve şaşkın götürüldüler...
Hapishaneler doldu...
Kaç anne, baba sabahlara kadar ağlıyor bu gecelerde, bilemeyiz...
Ve sokak arasında sıkıştırılıp dövülen Ali, beşinci kurban olarak can verdi, tırnağına kıyamazsınız...
Tüm dünya biliyor ki bu cinayetleri diktatörün adamları işliyor...
Bundan beter faşizm mi olur?..
Ve siz hâlâ bunlarla anayasa yapmaya kalkıyorsunuz...
Neler oluyor size?..

Cumhurbaşkanı’nı göreve çağırdınız...
Tınmadı...
TBMM Başkanı’nı göreve çağırdınız...
Tınmadı...
Onların aynı hamamın tası olduklarını bilmiyor musunuz?..
Bence bir de kendinizi göreve çağırsanız...
Bakarsınız tındınız...

Demokrasinin önünü tıkadınız...
Çünkü iktidar Afrika kabilelerinde de var...
Muhalefet olmayınca, demokrasi olmuyor...

Ve gençler kendi kaderlerine el koymak zorunda kaldılar...
Ödedikleri ağır bedeldir...
Bu kan...
Bu gözyaşı...
Sokak aralarında can veriyorlar...
Siz hâlâ yoksunuz...
Lütfen artık...

★★★
12 Temmuz 2013 - bcoskun@cumhuriyet.com.tr

Asmiltak
12-07-2013, 12:59
MAHUR BESTE

Şenlik dağıldı bir acı yel kaldı bahçede yalnız
O mahur beste çalar Müjgan'la ben ağlaşırız
Gitti dostlar şölen bitti ne eski heyecan ne hız
Yalnız kederli yalnızlığımızda sıralı sırasız
O mahur beste çalar Müjgan'la ben ağlaşırız

Bir yangın ormanından püskürmüş genç fidanlardı
Güneşten ışık yontarlardı sert adamlardı
Hoyrattı gülüşleri aydınlığı çalkalardı
Gittiler akşam olmadan ortalık karardı

Bitmez sazların özlemi daha sonra daha sonra
Sonranın bilinmezliği bir boyut katar ki onlara
Simsiyah bir teselli olur belki kalanlara
Geceler uzar hazırlık sonbahara

Attila İlhan, Deniz'lere yazmış bu başyapıtı.. Yaşasaydı ve bugünleri görseydi, Ali İsmail'e, Ethem'e, Abdocan'a, Mehmet'e, Medeni'ye de yazar mıydı, yazardı bence..

Gittiler akşam olmadan ortalık karardı.. Simsiyah bir teselli bile yok, tüm besteler mahur.. İyiler erken ölüyor ve öldürülüyor bu ülkede..


http://www.youtube.com/watch?v=315bXad7CtI

Asmiltak
12-07-2013, 17:31
Biber gazı oruç bozar mı..

Adamlar ciddi ciddi tartışıyorlar iyi mi.. Biber gazının bilerek içine çekilmesi ne demek, hangi dünyanın insanı bunlar..

http://o1307.hizliresim.com/1c/d/q6528.jpg (http://bit.ly/c25MCx)

BUZ
12-07-2013, 17:51
MAHUR BESTE

Şenlik dağıldı bir acı yel kaldı bahçede yalnız
O mahur beste çalar Müjgan'la ben ağlaşırız
Gitti dostlar şölen bitti ne eski heyecan ne hız
Yalnız kederli yalnızlığımızda sıralı sırasız
O mahur beste çalar Müjgan'la ben ağlaşırız

Bir yangın ormanından püskürmüş genç fidanlardı
Güneşten ışık yontarlardı sert adamlardı
Hoyrattı gülüşleri aydınlığı çalkalardı
Gittiler akşam olmadan ortalık karardı

Bitmez sazların özlemi daha sonra daha sonra
Sonranın bilinmezliği bir boyut katar ki onlara
Simsiyah bir teselli olur belki kalanlara
Geceler uzar hazırlık sonbahara

Attila İlhan, Deniz'lere yazmış bu başyapıtı.. Yaşasaydı ve bugünleri görseydi, Ali İsmail'e, Ethem'e, Abdocan'a, Mehmet'e, Medeni'ye de yazar mıydı, yazardı bence..

Gittiler akşam olmadan ortalık karardı.. Simsiyah bir teselli bile yok, tüm besteler mahur.. İyiler erken ölüyor ve öldürülüyor bu ülkede..






ve maalesef gidenlerin yerlerini aşağıdaki yeni kişilik prototipleri dolduruyor ve bunlara halkın zekasına hakaret edilircesine ve nispet yaparcasına ödüller veriliyor prim yaptırılıyor..........

çok yazık be....tırtıl gibi sardılar memleketi.......içi yanıyor insanın.......kimlere kaldı Türkiye




https://fbcdn-sphotos-b-a.akamaihd.net/hphotos-ak-prn2/p480x480/1069200_412582625523676_1738759807_n.jpg

http://www.adanakulis.com/images/haberresim/f6bb381a-37ab-47e3-9cb4-d99dd1b76ee8.jpg

http://www.akfikir.com/images/haberler/yigit_bulut_recep_tayyip_erdogan_baskan_olmali_h16 001.jpg

http://www.izolhaberajansi.com/images/haberler/yigit_bulut_basbakanin_bas_danismani_oldu_h7919.jp g

http://www.kesanpostasi.com/wp-content/uploads/64153_483498721698557_235726022_n.jpg

http://www.ortadogugazetesi.net/images/haber/HaberRes_29333.jpg

https://fbcdn-sphotos-a-a.akamaihd.net/hphotos-ak-frc1/p480x480/1006238_530472300334208_2094314545_n.jpg

http://www.buyukhaber.com/images/haberler/basbakan_erdogani_telekinezi_yontemiyle_oldurmeye_ calisiyorlar_h11873.jpg

http://www.kamugazetesi.com/resimler/2/10392.jpg

http://i.ensonhaber.com/resimler/diger/yigit_bulut_hayalimdeki_basbakan_iktidarda_8030.jp g

net_ria
12-07-2013, 20:29
Tehlike çok büyük!

http://imageshack.us/a/img542/635/l9vz.jpg

Son söz: Sizlere Hitler Almanya’sı döneminde yazılmış bir pasajdan alıntı aktarmak istiyorum; “... ilk önce müzisyenler için geldiler, müzisyen değildim, ses çıkarmadım. Sonra öğretmenler için geldiler, onlardan değildim, sesimi kıstım. Sonra politikacılar için geldiler, onlardan da değildim, yine görmedim, duymadım. Sonra Yahudiler için geldiler, zaten Yahudi değildim, hiç ilgilenmedim... En son benim için geldiler ama ses çıkaracak kimse kalmamıştı...”

http://haber.gazetevatan.com/Haber/161931/1/Gundem

-Omurgalı ve dik durduğunu iddia eden başbakana çok uygun Başdanışman !

dayan
12-07-2013, 20:35
http://www.taraf.com.tr/namik-cinar/makale-erdogan-darbeyi-hak-ediyor.htm

Dikkate değer bir yazı.

Asmiltak
12-07-2013, 21:59
Savcılık Ethem Sarısülük’ün polis kurşunuyla öldürülmesiyle ilgili olarak çevik kuvvet memuru Ahmet Ş. hakkındaki iddianameyi tamamladı. Sarısülük’ün ölümüne ilişkin, polis memuru A.Ş. hakkında hazırlanan iddianame, Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderildi.

15 sayfalık iddianamede çevik kuvvet polisi, meşru müdafa sınırının aşılması suretiyle adam öldürmekle suçlandı.

denizmahiryusuf
12-07-2013, 22:21
MAHUR BESTE

Şenlik dağıldı bir acı yel kaldı bahçede yalnız
O mahur beste çalar Müjgan'la ben ağlaşırız
Gitti dostlar şölen bitti ne eski heyecan ne hız
Yalnız kederli yalnızlığımızda sıralı sırasız
O mahur beste çalar Müjgan'la ben ağlaşırız

Bir yangın ormanından püskürmüş genç fidanlardı
Güneşten ışık yontarlardı sert adamlardı
Hoyrattı gülüşleri aydınlığı çalkalardı
Gittiler akşam olmadan ortalık karardı

Bitmez sazların özlemi daha sonra daha sonra
Sonranın bilinmezliği bir boyut katar ki onlara
Simsiyah bir teselli olur belki kalanlara
Geceler uzar hazırlık sonbahara

Attila İlhan, Deniz'lere yazmış bu başyapıtı.. Yaşasaydı ve bugünleri görseydi, Ali İsmail'e, Ethem'e, Abdocan'a, Mehmet'e, Medeni'ye de yazar mıydı, yazardı bence..

Gittiler akşam olmadan ortalık karardı.. Simsiyah bir teselli bile yok, tüm besteler mahur.. İyiler erken ölüyor ve öldürülüyor bu ülkede..


http://www.youtube.com/watch?v=315bXad7CtI

adıma yazılmış olan bu şiiri ne zaman dınlesem hep duygulanırım
yüce rabbim 3 fidanıda nur içinde yatırsın
sevgili atilla İLHANIDA rahmetle anıyorum

Asmiltak
13-07-2013, 00:46
Yanıt geleceğini sanmam ama..

http://p1307.hizliresim.com/1c/f/q6ql6.png (http://bit.ly/c25MCx)

Asmiltak
13-07-2013, 01:18
Sn. Başbakan,direnen gençlik istemiyor, palalı gençlik istemiyor, yersen tabi.. Ne istediğine bir karar verse..

"Biz molotof ve palalı gençlik istemiyoruz. Bilgisayarlı ve kitaplı gençlik istiyoruz" deyip kitap okuyan gençlere biber gazı sıkılması, bilgisayar kullananlar için -twitter belası- tanımlamasıyla yaklaşılması da ayrı bir ilginç..

Açıklamasının başlığının "Zulme kayıtsız kalamayız" olduğunu okuyunca da, 12000 yaralı ve 6 ölümle sonuçlanan olayların başka bir ülkede yaşandığını düşünüyor insan..

http://p1307.hizliresim.com/1c/f/q6rx8.jpg (http://bit.ly/c25MCx)

cicibebe
13-07-2013, 06:58
Mısır'da ki hukuksuzluğa darbe demek ve yaptırım uygulamak için AB ile müzakere mi gerekiyor. Gerçekten enteresan soru sormuşsunuz.
Yanıt geleceğini sanmam ama..

http://p1307.hizliresim.com/1c/f/q6ql6.png (http://bit.ly/c25MCx)

brokerüstad
13-07-2013, 11:56
Tayland 'a kaçan Arakan Müslümanlarına "numara" verilerek rencide edilmesine tepki gösteren Türk sanal korsanlar, bazı Tayland sitelerine siber saldırı gerçekleştirdi.
Budistlerin saldırılarından kaçarak Tayland'a sığınan Arakan Müslümanlarının, bu Ramazan'da ilk teravih namazını kılarken, sırtlarında "numara" verilmiş halde çekilen fotoğrafların yayınlanması tepki çekmişti.

Bu uygulamanın Müslümanları rencide ettiğini belirten Türk hacker grubu Ayyıldız Tim, duruma tepki göstermek amacıyla aralarında Tayland üniversitesi, nükleer enerji şirketi, eğitim merkezinin de bulunduğu 30 kadar internet sitesini hackledi.

Ayyıldız Tim, siber saldırı gerçekleştirdiği internet sitelerine Türk bayrağı, Atatürk resmi ve kendi amblemlerinin yanısıra, secdeye giden Arakan Müslümanlarının sırtları numaralı hallerinin resmini yerleştirdi.

Ayrıca, hacklenen sitelerinin ezan ile açılması dikkatlerden kaçmadı. Hacklenen sitelere "Tayland! Sen bizim Müslüman kardeşlerimizle uğraşmaya devam ettiğin takdirde tüm siteleriniz tarafımızca hacklenecektir" ibaresi yerleştirildi.

CİHAN

http://www.haber7.com/guncel/haber/1048960-muslumanlarin-rencide-eden-skandala-jet-tepki

Asmiltak
13-07-2013, 13:41
Mısır'da ki hukuksuzluğa darbe demek ve yaptırım uygulamak için AB ile müzakere mi gerekiyor. Gerçekten enteresan soru sormuşsunuz.

Mısır'da hukuksuzluk ve darbe var, mutabıkız. Avrupa Parlamentosu'nun kınama mesajı yazması gerekir mi, etik olarak gerekir belki, ama Mısır ile AP arasında organik bir bağ, yürüyen bir süreç olmadığı için neden yayınlamadın diye sorulması garip.

Durumun Türkiye ile kıyaslanması ayrı bir garip çünkü Türkiye'nin durumu farklı. Şöyle açıklayayım; Belli bir topluluğa girmek istiyorsunuz, oranın belli kriterleri var ve siz bu kriterlere uyum sağlama taahhüdü verip uymuyorsunuz. O zaman onların size hesap sorma hakkı, en azından niye böyle deme hakkı doğar.. Mısır'ın böyle bir durumu yok, bu anlamda AP'nin bir hesap sorma durumu yok..

Asmiltak
13-07-2013, 14:03
Tayland 'a kaçan Arakan Müslümanlarına "numara" verilerek rencide edilmesine tepki gösteren Türk sanal korsanlar, bazı Tayland sitelerine siber saldırı gerçekleştirdi.
Budistlerin saldırılarından kaçarak Tayland'a sığınan Arakan Müslümanlarının, bu Ramazan'da ilk teravih namazını kılarken, sırtlarında "numara" verilmiş halde çekilen fotoğrafların yayınlanması tepki çekmişti.

Bu uygulamanın Müslümanları rencide ettiğini belirten Türk hacker grubu Ayyıldız Tim, duruma tepki göstermek amacıyla aralarında Tayland üniversitesi, nükleer enerji şirketi, eğitim merkezinin de bulunduğu 30 kadar internet sitesini hackledi.

Ayyıldız Tim, siber saldırı gerçekleştirdiği internet sitelerine Türk bayrağı, Atatürk resmi ve kendi amblemlerinin yanısıra, secdeye giden Arakan Müslümanlarının sırtları numaralı hallerinin resmini yerleştirdi.

Ayrıca, hacklenen sitelerinin ezan ile açılması dikkatlerden kaçmadı. Hacklenen sitelere "Tayland! Sen bizim Müslüman kardeşlerimizle uğraşmaya devam ettiğin takdirde tüm siteleriniz tarafımızca hacklenecektir" ibaresi yerleştirildi.

CİHAN

http://www.haber7.com/guncel/haber/1048960-muslumanlarin-rencide-eden-skandala-jet-tepki

Tayland'ın yaptığı insanlık dışı ama cevabını keşke daha düzgün bir oluşum verseydi, aşağıdaki habere bakılırsa Ayyıldız Tim de çok masum değil gibi..

Cevabı hükümet verebilirdi mesela, hem de Tayland Başbakanı geçen hafta hazır Türkiye'de iken. Ama olayı çok ciddiye almamış olmalılar ki, bir STA hazırlığı var Tayland'la.. Ziyaretin detayları alttaki linkte..

http://www.dunya.com/tayland-turkiye-ile-sta-icin-nabiz-yokluyor-197715h.htm


Ayyıldız Tim'e 'çete' baskını

Anonymous ve Redhack'in Türkiye'deki siber eylemlerine, karşı siber taarruzlarla cevap veren 'Ayyıldız Tim'in lideri, çete kurarak şantaj ve tehditle para almaktan gözaltına alındı.

Oluşturdukları yazılımları yükledikleri eğlence sitelerine giren kişilerin bilgisayarlarını haberleri olmadan köleleştirerek kurdukları 400 bin kişilik siber orduyla sitelere çökertme tehdidinde bulunup para alan 6 hacker yakalandı. Operasyonda dört azmettirici de gözaltında alındı.

Radikal'in haberine göre, Bilişim Suçları ve Sistemleri Şube Müdürlüğü ekipleri, son aylarda artan "Sitemi çökerttiler", "İstedikleri parayı vermezsem sitemi çökertecekler" ve "İnternet sitemin sırası Google'de alt sıralara düşürülmekle tehdit ediliyorum" şikayetleri üzerine harekete geçti. 4 ay süren teknik çalışma sonucunda TİB, TBMM ve Başbakanlık internet sitelerine siber saldırı düzenleyen, 'Anonymous' adlı gruba karşılık veren Ayyıldız timinin lideri The_Bekir rumuzlu Bekir K.'nın izine ulaşıldı.

Bekir K. ile 5 arkadaşının IP numaralarından adresleri belirlendi. 9 Temmuz günü İstanbul, Eskişehir, Bursa, Muğla, Diyarbakır, Mardin, Konya ve Ankara’da tespit edilen adreslere düzenlenen operasyonda 6 kişi gözaltına alındı. Yapılan aramalarda ise 13 dizüstü bilgisayar, 16 harddisk, 8 flashdisk, 2 CD, 5 hafıza kartı, 10 simkart, 1 tablet PC ve 8 cep telefonu ele geçirildi.

AYYILDIZ TİM BÖYLE 'HACKLİYOR'

İstanbul Emniyet Müdürlüğü'nde yapılan sorgulamada elebaşılığını Bekir T.'nin yaptığı çetenin oluşturduğu yazılımları, eğlence ve chat sitelerine yüklediği ortaya çıktı. Bu siteye giren kullanıcıların bilgisayarı virüs nedeniyle yazılımın ağına düşmüş oluyordu. Hackerler daha sonra yönetimini kontrollerine aldıkları bilgisayarı zararlı yazılım yükleyerek emirlerine hazır hale getiriyordu.

Zanlıların bu yöntemi kullanarak 400 bin bilgisayarı kontrol altına aldığı belirtildi. Çete, hedef seçtikleri siteye 400 bin kullanıcı üzerinden yüklenerek siteyi etkisiz hale getirebiliyorlardı.

5 MİLYON LİRA

Ay Yıldız Tim'in twitter hesabından sık sık çıkar için değil vatan için bu tarz eylemler yaptıkları yazılıyordu ancak durum pek de öyle değil gibi. Zanlılar emirlerindeki siber orduyla site sahiplerini 'çökertme' ve 'Google'de alt sıralara düşürme' tehdidinde bulunuyordu. Şantaj karşılığı sitenin gücüne göre 10 bin ile 250 bin TL arasında değişen ücret alınıyordu. Zanlıların şimdiye kadar bu yolla 5 milyon TL'lik vurgun yaptığı belirtildi. Çetenin özellikle sağlık ve kozmetik piyasasında hizmet veren şirketlerden bazıları tarafından para karşılığında azmettirildiği ortaya çıktı.

İkinci aşamada düzenlenen operasyonda azmettirici olarak 4 kişi gözaltına alındı. Bu kişilerin arasında bir kişisel bakım ürünleri markasının ortaklarından M.K. de bulunuyor. Emniyette işlemleri tamamlanan 6'sı hacker 4'ü azmettirici 10 kişi adliyeye sevk edildi.

AUDİ+
13-07-2013, 14:13
Mısır'da hukuksuzluk ve darbe var, mutabıkız. Avrupa Parlamentosu'nun kınama mesajı yazması gerekir mi, etik olarak gerekir belki, ama Mısır ile AP arasında organik bir bağ, yürüyen bir süreç olmadığı için neden yayınlamadın diye sorulması garip.

Durumun Türkiye ile kıyaslanması ayrı bir garip çünkü Türkiye'nin durumu farklı. Şöyle açıklayayım; Belli bir topluluğa girmek istiyorsunuz, oranın belli kriterleri var ve siz bu kriterlere uyum sağlama taahhüdü verip uymuyorsunuz. O zaman onların size hesap sorma hakkı, en azından niye böyle deme hakkı doğar.. Mısır'ın böyle bir durumu yok, bu anlamda AP'nin bir hesap sorma durumu yok..


O kadar!!..

Asmiltak
13-07-2013, 14:48
http://www.taraf.com.tr/namik-cinar/makale-erdogan-darbeyi-hak-ediyor.htm

Dikkate değer bir yazı.

Yazının başlığı ürkütüyor ama içerikte meram anlaşılıyor. Güzel bir yazı bence de..

Ancak Taraf gazetesinin bence teorik olarak Yiğit Bulut'tan farkı yok, önce tamamen yandaştılar şimdi muhalefete döndüler. Yönetimi, yazarları değişse de bir medya organının tutarlılığı olmalı, yoksa güven vermez yarın ne diyeceğinden kimse emin olamaz..

Asmiltak
13-07-2013, 15:36
AP'den ya da AB'den kınama ve yaptırım bekleyenler, Darbecileri ilk kutlayan Müslüman Suudi Arabistan'dan ne beklediklerini de belirtmeli.. Ayrıca, aşağıdaki haberde belirtildiği üzere, Mısır'ın yabancı petrol şirketlerine borcunu üstlenen Müslüman Körfez ülkelerinden beklentilerini de öğrenmek isteriz..


Mısır Petrol Bakanlığı Müsteşarı Samir Azer, "Mısır Petrol Şirketi'nin (EGPC) yabancı petrol firmalarına olan 5,4 milyar dolarlık borcu, Körfez ülkelerinden gelen yardımlarla ödenecek" dedi.

Azer, "Mısır'a Körfez ülkelerinden gelen yardımlar bizim için son derece önemli. Aylık 600 milyon dolarlık petrol ve petrol ürünleri ithalatımız var. Bu gelen yardım ile borcumuzu ödeyeceğiz. Mısır Petrol Şirketi'nin (EGPC) yabancı petrol firmalarına olan 5,4 milyar dolarlık borcu, Körfez ülkelerinden gelen yardımlarla ödenecek" diye konuştu.


"PETROL ŞİRKETLERİ İLE İLİŞKİLER GÖZDEN GEÇİRİLECEK"

Mısır'ın, yaşadığı zor ekonomik şartlar dolayısıyla yabancı petrol şirketlerine ödeme yapmakta geciktiğini vurgulayan Azer, "Onlar da bize petrol vermeyi durdurdu. Söz konusu şirketlerle olan sözleşmelerimizi tekrar gözden geçireceğiz. Mısır'ın haziran ayı sonu itibariyle yabancı petrol şirketlerine 5,4 Milyar dolar borcu bulunuyor. Borçların yüzde 50'si İtalyan 'ENI', İngiliz 'BP' ile Malezya 'Petronas' şirketlerine ait" ifadelerini kullandı.

Mısır'ın ilk seçilmiş Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi'nin bölge ülkeleriyle ticari ilişkilerini arttırma çabaları yeterli desteği bulamamıştı. Körfez ülkeleri, ordunun yönetime el koymasının ardından Mısır'a 12 milyar dolarlık yardım sözü vermişti.

Mısır'da faaliyet gösteren yabancı petrol şirketlerinin alacaklarını tahsil etmek için sıraya girdiği ifade ediliyor. Körfez ülkelerinden gelen yardımların önemli bir kısmıyla Mısır'ın uluslararası petrol şirketlerine olan borçlarının ödeneceği kaydediliyor.


MISIR ELEKTRİK VE ENERJİ BAKANLIĞI ULUSLARARASI İHALE AÇACAK

Mısır Elektrik ve Enerji Bakanlığı, ülkenin ilk güneş enerjisinden elektrik üretme projesini hayata geçirecek yabancı şirketi belirlemek için uluslararası ihale açmaya karar verdi.

Elektrik ve Enerji Bakanı Ahmed İmam, gelecek hafta başında (uluslararası denetleme şirketinin belirlenmesi için öneri toplanmasının ) planlandığını ve hafta ortasında projeyi hayata geçirecek şirketin belirlenmesi için ise uluslararası ihale açacaklarını ifade etti.

İmam, (uluslararası/yabancı denetleyici şirketin) projenin teklif şartlarını hazırlama, teknik özelliklerin belirlenmesi, kazanan şirketle anlaşan finansmanlar ile projeyi almak isteyen şirketlerin mali sözleşmelerinin incelenmesi konularında Mısır'daki enerji uzmanlarına yardım edeceğini söyledi.

İmam, ayşerakip firmaların kendisine sunduğu teknik ve mali teklifleri değerlendireceğini kaydetti.

Asvan kentinin merkezi Kom Ombu'da kurulacak Güneş enerjisinden elektrik enerjisi üretecek santralin gücünün 200 megavata kadar ulaşacağını belirten İmam, yap-işlet-devret modeliyle yapılacağını ve 20-25 yıl işletme hakkı verileceğini dile getirdi.

Projenin yapılacağı arazinin İyi ve Yenilenebilir Enerji Komisyonu tarafından verileceğini ifade eden İmam, Mısır Elektrik İletim Şirketi'nin bu santralden elektrik alacağını ve Mısır hükümetiyle yapılan elektrik alımı anlaşması doğrultusunda yükleme merkezlerine taşıyacağını aktardı.

Söz konusu proje Mısır'ın 2012-2017 yılları arasındaki 5 yıllık planı ve 2020 yılına kadar toplam enerji üretiminin yüzde 20'sinin yenilenebilir enerji olması hedefi içinde yer alıyor.

cicibebe
13-07-2013, 17:58
Sayın Asmiltak ,aslında düz mantık düşündüğümüzde sizin dediklerinize hak verirdim fakat AB denen grup yeri geldiğinde Kuzey Kore'ye dahi kınama yapan bir topluluk olduğundan Mısır'da ki hukuksuzluğa işilerine geldiğinden dolayı sessiz kalmaları samimiyetsiz geliyor bana.
Mısır'da hukuksuzluk ve darbe var, mutabıkız. Avrupa Parlamentosu'nun kınama mesajı yazması gerekir mi, etik olarak gerekir belki, ama Mısır ile AP arasında organik bir bağ, yürüyen bir süreç olmadığı için neden yayınlamadın diye sorulması garip.

Durumun Türkiye ile kıyaslanması ayrı bir garip çünkü Türkiye'nin durumu farklı. Şöyle açıklayayım; Belli bir topluluğa girmek istiyorsunuz, oranın belli kriterleri var ve siz bu kriterlere uyum sağlama taahhüdü verip uymuyorsunuz. O zaman onların size hesap sorma hakkı, en azından niye böyle deme hakkı doğar.. Mısır'ın böyle bir durumu yok, bu anlamda AP'nin bir hesap sorma durumu yok..

Asmiltak
13-07-2013, 21:33
Sayın Asmiltak ,aslında düz mantık düşündüğümüzde sizin dediklerinize hak verirdim fakat AB denen grup yeri geldiğinde Kuzey Kore'ye dahi kınama yapan bir topluluk olduğundan Mısır'da ki hukuksuzluğa işilerine geldiğinden dolayı sessiz kalmaları samimiyetsiz geliyor bana.

Sn. Cicibebe,

Açıkçası yaptığım şey bir mantık yürütme değil, işin teorik olarak tanımı.. Dolayısıyla yürütülmeyen bir mantığın düzünü eğrisini aramak biraz abes.. Tanımı beğenirsiniz, beğenmezsiniz, o sizin tercihinizdir ama neticede doğru tektir.

Bazı kavramları netleştirelim. AB dediğimiz kurum, küresel bir jandarma gücü değildir. Görev ve yetkileri arasında dünyada beğenmediği gelişmelere yaptırım uygulamak yoktur, olamaz. Gidip Kuzey Kore'yi kınadıysa yetki ve haddini aşmıştır, üstüne vazife olmayan bir iş yapmıştır. Mısır için de aynı durum. Eğer, Türkiye, "ben size katılmak istiyorum" deyip de belli taahhütlere girmeseydi, onların da bizdeki herhangi bir olaya yorum yapma yetkileri olmazdı, adamlar zorla davet etmiyorlar, biz gidip başvuru yapıyoruz, sonra işimize gelmediğinde "ben seni tanımıyorum" diyoruz.. Anlatmaya çalıştığım sadece bu, açık ve net..

İlk yazımda da belirttim, etik olarak bunu yapabilir, yani ben belli bir dünya görüşünü temsil ediyorum ve Mısır ve Kuzey Kore'de yapılanlar bu görüşe uymadığı için kınıyorum diyebilir, dese de demese de bu ülkelerin AB'yi dikkate alma yükümlülüğü yoktur, muhtemelen Kuzey Kore de almamıştır zaten çünkü adamlardan bir beklentileri ve onlara bir taahhütleri yok.. Bimiyorum anlatabildim mi..

Yukarıda da söyledim, AB'yi bu anlamda eleştirenlerin, S. Arabistan ve Körfez ülkeleri gibi Mısır'la aynı dine mensup ülkelerin, bırakın kınamayı darbenin baş destekçileri olmasını nasıl değerlendirdiğini öğrenmek istiyorum. Siz de AB'yi bu anlamda eleştirdiğinize göre sizin görüşünüzü de öğrenmek isterim, paylaşırsanız sevinirim.

Selamlar, iyi haftasonları..

net_ria
13-07-2013, 23:52
Mısır'a üzülen AKP, neden Kral Abdullah'a meydan okuyamıyor?


http://imageshack.us/scaled/large/13/4p05.jpg

-Mısır konusunda Dünyadan soyutlanan Erdoğan’ın en önemli destekçilerinden Suudi Kralı Abdullah bin Abdulaziz’in Mısır

ordusuna her türlü maddi manevi yardımı devam ederken AKP sessiz kalıyor. AKP içinde Krala kafa tutacak bir babayiğit

yok.

-Türkiye’nin Arap dünyasındaki etkisi sıfırlandı

-Suudi Arabistan ve BAE yönetimlerinin Mısır’da Müslüman Kardeşler iktidarından hoşlanmadığı, Kardeşlerin kendi

ülkelerine ideoloji ihracından çekindikleri öteden beri biliniyordu. Nitekim Riyad, Mübarek devrilip Muhammed Mursi

Cumhurbaşkanlığı’na geldikten sonra Mısır’a yardımlarını kesmişti.

-Erdoğan: AB'nin Yunanistan'a para gönderip Mısır'a göndermemesi çifte standart demişti fakat Suudi Kralına tek laf

edemiyor neden ?

Asmiltak
14-07-2013, 13:29
Pazar röportajı..

Canavarlaştırıldık, insanlıktan çıktık

Bu ülkede, 31 Mayıs’tan beri hem çok umut verici hem de çok acı şeyler yaşandı. Bütün olan bitenin içinde en felaketi, polisin Gezi protestocularına karşı uyguladığı aşırı ‘orantısız şiddet’ti. Öyle bir şiddet ki… Sonucu: Beş ölü (her an altı olabilir), felç, beyin sarsıntısı, onlarca göz kaybı… Bu şiddeti uygulayan polislerin içinden dört kişiyle konuştum. Evet, Gezi tanıklıklarında bugün polislere kulak veriyoruz. Onlar, yaşadıklarından gurur duymayan polisler. Onlar, polis içinde reform yapmaya, polis haklarını düzeltmeye, düzenlemeye çalışan bir grup. Son derece açık sözlü davrandılar, sorduğum her soruyu yanıtladılar. Bu röportaj devam edecek…

1. POLİS


Yaş?

- 28.

Polis olmaya ne zaman karar verdin?

- Hiç öyle bir niyetim yoktu. 4 sene fizik okudum, araştırma görevlisi olmak istiyordum. Akademisyenlik şartları kapanınca, önce dershanede hocalık yaptım. Ama parası iyi değildi. Sonra polis alımları olduğunu öğrendim, başvurdum ve kazandım.

Gezi’de görevin neydi?

- Çevik Kuvvet. 60 saat orada kaldım. Aklımdan geçen tek şey, ‘görev bitse de evime dönsem’di. Ama bitmedi…

Polisin orantısız güç kullandığını düşünüyor musun?

- Elbette, aksini kim iddia edebilir?

ÖDÜL KOMEDİSİ
Gezi polislerine ödül verilmesi, seni sevindirdi mi, utandırdı mı? - O da ayrı bir komedi. İnsanlar “24 maaş ikramiye aldık zannetti. Maaşlar ortalama 2500 lira olduğu için kafalar karıştı. Oysa taban maaş esas alındı. Yari 49 çarpı 24, ediyor 800 lira. O parayı bile adaletli dağıtmadılar, sadece Çevik Kuvvet’e verdiler.
TEKMELEDİM

Peki bütün bu olan biteni nasıl açıklıyorsun?

- Açıklayamıyorum. Şiddeti onaylamak mümkün değil. İnsansan, onaylayamazsın. Birilerinin kafasına nişan alınması, gözlerinin çıkması, saçlarından sürüklenmesi, tekmelenmesi… Bunlar, bizi de rencide eden şeyler. Hiçbir şekilde haklı bir gerekçesi olamaz. Evet, bunların hepsi yaşandı. Ama polis, neden bu kadar çok şiddet uyguladı, bunu da araştırmak lazım. Amacım, polisi aklamak ya da savunmak değil, ama polisin psikolojisi de hesaba katılmalı. Bize, bir görev veriliyor. 40 saat boyunca kaldırımda yatırılıyoruz. Yemek desen hak getire, yarım ekmek arasına kaşar-salam. Tuvalet desen iki tane, önünde 200 kişi kuyrukta. Sabahtan akşama kadar hakaret, taş, molotof yiyoruz. N’oluyor? Biz de insanlıktan çıkıyoruz.

Ama şimdi sen de kendini aklıyorsun! “Şartlar o kadar kötüydü ki polis de sonunda cinnet geçirdi!”ye mi getirmek istiyorsun?

- 40 saat uyumayan birinden ne bekleyebilirsin? Gerçekten insanlıktan çıkıyoruz. Çıktık. Vicdanımız rahat mı? Kendi adıma değil. Sosyal medyada yayınlanan bütün o şiddet görüntülerini ben de izledim. Kabul ediyorum, vahşet. Ben de bazı şeyler yaşadım, yaşattım, o görüntüleri televizyondan izlediğimde, “Bu, ben olamam!” dedim.

Sen ne yaptın?

- Yerdeki göstericileri tekmeledim. İstemeden yaptım. Ama aşırıya kaçtım.

KENDİNDE DEĞİLSİN

Plastik mermi attın mı?

- Hayır. Gaz bombası da atmadım. Sadece tekmeledim. Bazı arkadaşlarım, başka şeyler de yaptı...

Yönetmelikte yasak olmasına rağmen, bazı arkadaşların, insanların ayağına değil, yüzüne gaz kapsülü attılar…

- Gaz sıkarken 45 derecelik bir açıyla sıkarız ya da yerden sektirerek atarız. Ama bir an geliyor, her şey çığrından çıkıyor, o kadar saat çalıştıktan sonra artık kendinde olamıyorsun. Yüzlerce gaz sıktığında, bir kaç tanesi, sen istemesen de, birilerinin yüzüne gelebiliyor.

Peki amirler…

- Sorun onlar zaten! Bize, “Gereğini yapın!” dediler. Laf bu. Bizim de aşırıya kaçtığımız oldu. Müdahalelerimiz, Çanakkale destanına benzetildi, bu da utanç verici, tabi ki böyle görmüyoruz. Nasıl destan yazmış olabiliriz ki, karşımızdaki halk. Çanakkale destanına bağlamayı, suçu kapatma psikolojisi olarak değerlendiriyorum. Bizi orada, insan haklarına aykırı şekilde çalıştırdılar, biz de orantısız güç uyguladık.

EMİNİYETTE HUKUK YOK

Bana hep insanın içinde şiddet varsa, bu tür şeyleri yapabilirmiş gibi geliyor…

- Doğru ama içindeki şiddeti ortaya çıkaran da o uygunsuz şartlar. Bu olayla, teşkilat içinde polisin maruz kaldığı şiddet de açığa çıktı. Çünkü bize insan muamelesi yapılmıyor, böcek gibi görülüyoruz.

/_np/4382/20784382.jpg

Bunlar neden sesli söylenemiyor?

- Çünkü emniyette hukuk yok. Güya kanunları uygulayıcı olan teşkilatımız, kendi içimizde kanunları uygulamıyor. Ben bir buçuk aydır olağanüstü şartlarda çalışıyorum. Hangi kanuna göre…

Kimse itiraz etmiyor mu?

- Yok canım, ne itirazı. İtiraz eden olursa, amirlerimiz, “Geç karşı tarafa, sen de bize taş at!” diyorlar. Vatan haini ilan ediliyoruz. Kendi haklarımızı arayamıyoruz. Aramaya kalktığımızda, teşkilatı kışkırtmakla suçlanıyoruz. Zaten biz, hakkında soruşturma açılmış polisleriz, sürekli sürülüyoruz…

Gezi’de seni en çok üzen neydi?

- Lobna Allami’nin başına kapsül isabet etmesi. Oradaydım.

Senin arkadaşlarından birinin, o kızın hayatını kaydırdığını bilmek nasıl bir duygu?

- Felaket. Ama yine de, kimsenin bilerek ya da isteyerek böyle bir şey yapabileceğine inanmak istemiyorum. O kapsülü atan kendini biliyorsa, inan çok pişmandır!

Pişmandır yeter mi? O kız, iki beyin ameliyatı geçirdi, artık konuşamıyor, bir tarafı felçli. O polis, onun hayatını çaldı! Bedelini ödemesi gerekmez mi?

- Elbette. Yaşananları tasvip etmek mümkün değil. Ama o polis, o ana kadar kim bilir kaç atış yaptı. Bir tanesi Lobna’nın hayatını yaktı.

İnsanların Gezi’den sonra sana davranışı değişti mi? Polis olduğunu öğrenince n’apıyorlar?

- Halkın bize öfkesi birken, bin oldu. Halkla karşı karşıya getirildik.

İNSAN AVI

İnsanlar öldü, beyin travması geçirdi, gözleri çıktı, tekmelenerek hayatını kaybeden geçler oldu… Belki birebir sen sebep olmadın ama suçluluk duyuyor musun?

- Evet. Duymayan insan değildir.

Polis apartmanlara giriyor, evlerin, hastanelerin içine gaz bombası atıyor, resmen bir ‘insan avı’ Bu nasıl bir psikolojidir? Nasıl açıklanabilir?

- Dediğim gibi çalışma şartlarından kaynaklanan bir cinnet hali…

Artık bu yanıt beni kesmiyor!

- Öyle bir an geliyor ki, “Ben bu insanı bir şekilde ekarte edeyim, ayakta duramaz hale getireyim ki beni daha fazla yormasın, bir daha karşıma çıkmasın!” diyorsun. Çünkü o bir daha gelmezse, sen de evine gidebileceksin. Çünkü gazlıyoruz, gidiyorlar, iki saat sonra kendilerine geliyorlar, yine saldırıya geçiyorlar. Bunun sonu yok. Onlar dinlenebiliyor. Biz dinlenemiyoruz. Öyle bir hareket yapalım ki, bir daha gelemesinler, psikoloji bu…

2. POLİS

Yaş?

- 25.

Nasıl polis oldun?

- Televizyon dizilerinden etkilendim.

Gezi’deki görevin?
- Sivil polisim. Görevim parkını savunmak ve Çevik Kuvvet’e destek olmaktı.

Nasıl bir psikoloji söz konusuydu?

- Hepimiz onca gün yıkanmamışız, artık kokuyoruz, iç çamaşırı dağıtıyorlar, don, atlet. Ben 57 saat, kesintisiz görev yaptım, küçücük bir sehpanın üzerinde yattım. Canavarlaştırıldık, insanlıktan çıkarıldık. Dolayısıyla, patlama noktasına geldik. Polisi, öyle bir ortamda çalıştırırsan tabii ki şiddet uygular. Emniyet, polise insan haklarına uygun davranıyor mu ki; polis, göstericilere insan haklarına uygun davransın? O sırada bir arkadaşımızın eşi doğum yaptı, izin verilmedi. Bir arkadaşımız yaralandı, ayağına 9 dikiş atıldı, eve göndermedi. Bir arkadaşımız evlenecekti, düğün salonu tutmuş, davetliler gelecek, çocuk kendine düğüne gidemedi. Böyle insanlıktan uzak bir ortam…

BİR BİRİM YERİNE DÖRT BİRİM ŞİDDET

Sen polisin orantısız güç kullandığını kabul ediyor musun?

- Tabii ki. TOMA’yla su sıkıp, insanı takla attıranlar oldu. Ya da direkt kafaya nişan alıp, yaralayanlar. Bunlar orantısız güç. Kınıyoruz. Ama bir saatten sonra, deliriyorsun. Ben de öyle oldum mesela, göz altına alacağım vatandaşa, 1 birim şiddet uygulayarak alabilecekken, 4 uyguladım. Yaptım. Çünkü saf dışı bırakayım bir daha gelmesin istedim. Ki ben de evime gidebileyim.

Neden polis, direkt göstericinin kafasına ateş eder. Bunu nasıl açıklayabilirsin?

- Saatlerce, günlerce, o kadar çok atış yapıyorsun ki, bir noktadan sonra “Açı mı hesaplayacağım!” diyorsun, umursamıyorsun. Allah ne verdiyse sıkıyorsun…

O sırada sizi gaza getirenler, “Haydi aslanlarım yapın edin” diyenler var mıydı?
- Olmaz mı? Ekip arabalarından, mehter marşı bile çaldılar. Polislerin arasında bilinçsizler de var, dolduruşa geldiler. En kötü şartlarda çalışan bizdik, itfaiyeciler ve sağlıkçıların çadırı vardı, dinlenebiliyorlardı, onlar da 8 saatte bir ekip değişiyordu. Biz telefonlarımızı bile şarj edemedik, ailelerimizle ilişkimiz kesildi…

Bu kadar mı beceriksiz polis teşkilatı?

- Maalesef öyle. Türkiye için utanç verici bir şey. Ama bizim idarecilerimiz utanmıyor. The Guardian manşet atmıştı, “Polis protestocularla değil, insanlık dışı çalışma saatleriyle boğuşuyor!” diye. Bu manşet durumu özetliyor aslında. Kimse istemezdi bu yaralanmaları, ölümleri, hem bizden hem karşı taraftan. Benim akrabalarımdan bir sürü insan vardır Gezi’de. Eski kız arkadaşım Gezi parkı eylemcisi…

Binaların içine girip ‘insan avına’ çıkılmasına, sen ne diyorsun?

- Çok eskiden müdahaleler copla yapılırdı. Cop ters çevrilirdi, bunlar işin pisliği, öyle vururlardı ki insanı sakatlarlardı. Dört kişi de onu taşımaya gelirdi, toplam beş kişi eylemden ekarte edilmiş olurdu. Bu şekilde grup dağıtılırdı. Gezi’de de bir yerden sonra, aynı duygu ortaya çıktı. Vuralım, yaralayalım, arkadaşları yardıma gelsinler, dört beş kişi eksilsin. Artık “Haklı mı, haksız mı? Ne düşünüyor? Ne hissediyor?” o boyutları aşıyorsun. Yeter ki buradan kurtulalım, evimize gidelim, sıcak bir yatak görelim...

Polis olmak bugünlerde nasıl bir şey?

- 65 bin kişi polisliğe müracaat etmiş. Bilmiyorlar polisliğin nasıl bir şey olduğunu. Biz bırakıp kaçmaya çalışıyoruz, kurumlar arası geçiş düşünüyoruz. Artık tiksindik polislikten.

HEPİMİZ HAKKINDA SORUŞTURMA AÇILDI

Bu röportajı neden veriyorsun?

- Ben de hakkında soruşturma açılmış bir polisim. Bu düzene artık dur demek istiyorum. Ama onurlu olmak için simit satmaya da niyetim yok. Niye bırakıp gideyim, bu kadar emek vermişim, belki sistemi değiştirebiliriz. 300 bin polis arasında, bizim gibi düşünen 11 bin kişi var. Belki bir arkadaşımızın daha intihar etmesinin önüne geçebiliriz. Sorunları anlatıyoruz ki, çözülsün. Gezi parkı olaylarından sonra, bir günde üç arkadaşımız intihar etti, dördüncünün elinden silahı aldık.

Bu kadar üst üste intihar olunca, sizi bir araya toplayıp bir şey demiyorlar mı?

- “İntihar etmeyin oğlum!” diyorlar. İntiharı yasaklayan bir genelgemiz var. Böyle bir zihniyetle boğuşuyoruz.

“Bu emir kanun dışı, uymuyorum!” diyebiliyor musun…

- Hayır sorgulayamıyorsun. “Gaz sık” dediğinde, “Ben sıkmam” diyecek, polis hayal edemiyorum. Eğer öyle bir şey yaparsa, sürgünlerden sürgün beğenir. Öyle bir baskı yaparlar ki, o polisi intihar ettirirler. Çevik Kuvvet’in üçte biri, bir yıllık polis, herhangi bir uyarı veya kınama aldığında mesleğinden oluyor. Bu durumdaki bir insanın, emir sorgulama hakkı yok.

Sizi koruyan bir kurum var mı?

- Kendimizi anlatabileceğimiz bir mekanizma yok. Sendika vardı, kurucularımızı ihraç ettiler. Hâlâ sendikalımızı kabul etmiyorlar.

3. POLİS

Yaş?

- 45.

Kaç yıllık polissin?
- 14.

Neden polis oldun?

- Çocukluktan beri hep polis olmak istedim. Ama artık mesleğimi severek yapamıyorum. Büyük haksızlıklar yaşanıyor. Sendikacı olduğum için bana bir ceza vermek istiyorlar ama utanıyorlar. Çünkü yapıyorlar, çünkü çok büyük emeğim var teşkilata. Ama benim de hakkımda soruşturma var. Önemi yok, olsun, varsın ihraç etsinler.

POLİSİN COPU BANA DÖNDÜ
Çevik Kuvvet, şeritle çevrilmiş girilmez bölgeye giren bir genci apar topar yere yatırmış, copla dövüyordu. Dayanamadım, “Çocuk, karşıdan karşıya geçecekti, bilmeden bariyerlerin üzerinden atladı, vurma!” dedim. Ama öyle sert bir müdahale söz konusuydu ki, ben polis olarak bile bu psikolojiyi çözmekte zorlandım. Engel olmaya çalışınca, polisin copu bana döndü…

Polisin delilleri karatmasına ne diyorsun?
- Suçtur. Kabul edilemez. Bu yönde verilen emir uygulanmamalıdır. Emri veren de, uygulayan da hukuki anlamda sorumludur ve suç işlemiştir. Polislik mesleğini bir daha yapmamalı ve teşkilattan çıkarılmalıdır!

Eskişehir’de dövülerek öldürülen Ali’nin kamera kayıtlarının 18 dakikası nasıl oluyor da, yok oluyor?
- Düşündürücü ve şüpheli bir durum. Bilirkişi incelemesi yapılmalı, varsa kaydı silenler yargılanmalı.

Ethem Sarısülük’ün vurulma anındaki güvenlik kamerası nasıl oluyor da, başka yöne çevriliyor? Bir ağaca zumlanıyor…

- Ethem’in vurulma anında kamera dönüyorsa, bunun iki izahı olabilir: Birincisi kamera özelliğidir ki bu belirli saniye aralıklarıyla otomatik döner. İkincisi, kasıtlı yapılmıştır. Bu da suçtur. Emniyet içinde böyle bir emir veren suç işlemistir. Ama ne var ki, polis, kendisine verilen emri uygulamak zorunda. Bizim de bütün savaşımız bu. Polis memurunun, hukuksuz emre itiraz etme hakkı olsaydı, bunların çoğu yaşanmazdı. Ne yazık ki yaşanıyor. Polisin delil karatma ermine direnecek gücü yok. Mecburen uyguluyor.

Ali’yi döverek öldüren polislere ne diyeceksin?

- Henüz o şahısların polis olup olmadıkları belli değil. Eğer polislerse, böyle insanlardan sadece utanırım. Ama unutmamak gerekir ki, çadırları yakanların da önce polis oldukları zannedildi, sonra zabıta çıktı. Soruşturmanın sonucunu beklemek lazım.

17 yaşında bir çocuğun, koma haline uyutulduğu yoğun bakımdaki odasına bir polis ne amaçla girer?

/_np/4239/20784239.jpg

- Yoğun bakıma doktordan başkası giremez, girmemeli. Olayın araştırılması gerekir, hastane kameraları incelenmeli. Tabii ki polisin böyle bir davranışta bulunması şüphe yaratır.

Palalı adamın göz göre göre kaçmasına imkan sağlanmış olmadı mı?

- Evet ama bu tamamen savcılık ve mahkemeyle alakalı bir şey, polisle ilgisi yok. Adli mercilere sorulmalı. Ayrıca palalı adam, bir polis memurunu parmağından, bir başka polis memurunu da elinden yaraladı. Bu olayda, palalı adamdan şikayetçi olan polis de mağdur oldu. Şahsi fikrim, “Bırakılmamalıydı!” Bu tip adamlara hoşgörü gösterilmesi başkalarına da cesaret veriyor. Nitekim böyle bir sonuç doğurdu.

POLİS 4:

Yaş?
- 22.

Neden polis oldun?

- Ailem istedi, üniversiteden terkim, polis yüksek okuluna girdim. Giriş o giriş.

Kaç yıl oldu?

- 4 yıldır teşkilattayım.

Senin Gezi’deki görevin neydi?
- Çevik Kuvvet.

Peki o kıyafet ağır gelmiyor mu?

- Hem de nasıl. Aslı 5-6 kilo ama bir süre sonra 50-60 kiloymuş gibi gelmeye başlıyor. Kafandaki kask yüzünden, görüş alanın da kısıtlı.

Sen yaşananları nasıl değerlendiriyorsun?

- İçindeyken değerlendirebilmen mümkün değil. Ben oradayken sadece bana taş atanı görüyordum. Ama sonra üniformamı çıkarıp, olayları televizyonda izledikten sonra “Vay anasını!” diyorsun. “Bunlar nasıl yaşanmış!” İnanmak istiyorsun ki, bu gördüklerin kazara olmuştur. Polis kimsenin kafasına sıkamaz, sıkmamalı diyorsun. Ama görüyorsun olanları. Yapılabilir mi? Yapılabilir. Bunu, yapmaya hakkı vardır manasında söylemiyorum. Ama insan o anki psikolojiyle, evet bir çok şeyi yapabilir…

Nasıl bir psikoloji o?

- Sürekli bir yere koşuyorsun. Nereye koştuğunun, nasıl bir yere koştuğunun hiçbir önemi yok. Sadece koşuyorsun, koşman gerektiği için koşuyorsun. Sonra, “Çatı kur” deniyor, çatı kuruyorsun, “Gaz at” deniyor, atıyorsun. O an düşündüğün tek şey, “Şimdi ne yapacağız, sırada ne var? Sürekli terliyorsun. Başın ağrımaya başlıyor, üzerindeki techizat da seni mahvediyor. Biri sana, “Gereğini yap!” diyor. O kadar fena, o kadar yuvarlak bir laf ki bu. Gereği ne?

Peki insan, oradaki çoluk-çocuğu, yaşlıları görmüyor mu? Nasıl atıyor o gazı…

- O kalkanın ardında ben eylemcileri görüyorum, çocuk-çocuk yaşlı görmüyorum. Bana göre, o sırada herkes eylemci ve bize kast ediyor. Oradan belki sıradan vatandaş da geçiyor ama bilemiyorsun. Evet, yapılmaması gerekir. Biz bile tiksiniyoruz. Düşünmeyi bırakıyorsun. Sadece sana söyleneni yapıyorsun. Ben de öyleydim, robot gibi.

Peki korkmuyor mu insan?

- Mesleğe ilk başladığımda, bacaklarım titriyordu. Artık alıştım. Hatta, karşından taş yağarken, komik muhabbetler oluyor. “Beyler taş geliyor! Hooop, güm” diye aramızda konuşuyoruz.

Seni bütün bu yaşananlarda vicdanen en çok rahatsız eden ne oldu?

- Gümüşsuyu’ndaydık. Müdahale etmeye başladık, arkadaşlar biraz dozunu kaçırdılar. Barikatı aşacağız, sert bir müdahale olacak. “Yapmayalım” dedim. İnsanların bana öyle bir bakışı oldu ki anlatamam. “Git eylemcilerle birlik ol o zaman” bakışı. Ben bunu gördüktün sonra bir kere daha görüşümü dile getirebilir miyim? Mümkün değil.

İsimsiz de olsa bunları anlatmanız başınıza iş açmayacak mı?

- Kurum bizi biliyor zaten. Hepimiz hakkında soruşturma var. Telefonlarımız dinleniyor. Mahkeme kararı olmadığı için delillendiremiyorlar. O yüzden de ihraç edemiyorlar. Ama sürekli sürülüyoruz.

Teşkilatın ‘siyah koyunu’sunuz?

- O laf kibar oldu, biz teşkilatın zencileriyiz! İdarecilerimiz bizi öyle görüyor.

Sen Gezi’dekilerin ‘dış mihrak’ olduğuna mı inanıyordun?

- Hayır. Çünkü kendi arkadaşlarım da vardı aralarında. Telefonlaşıyorduk. “Neredesin?” diyordum, “Parktayım” diyordu. “Oğlum evine git! Ne işin var orada. Bak bizimkiler canını yakar!” diyordum. Dış mihrak demek yanlış ve komik olur!

Asmiltak
14-07-2013, 14:57
Halk istemiyorsa olmaz. Totaliter Çin bile bunun farkında. Bakalım bizim demokratik ülkemiz ne zaman anlayacak..

Halkın istemediği dev proje iptal!
Protestolara neden olmuştu...

14 Temmuz 2013 Pazar, 10:45:40

Çin'de protestolar 6 milyar dolarlık projenin iptaline neden oldu. Guangdong vilayetinde yapılacak olan uranyum zenginleştirme tesisi halkın tepkisini çekti.

DUYURU YAPILDI

Göstericilerin hükümet binasına yürümesinin ardından yerel yönetim projenin iptal edildiğini duyurdu. Hong Kong'da yayımlanan "South China Morning Post" gazetesi, protesto eylemlerine ağırlıklı olarak üniversite öğrencilerinin katıldığını duyurdu.

cicibebe
14-07-2013, 17:25
Sayın Asmiltak, Suud'ların Mursi'yi istemediği başından beri biliniyor ve bu geçen gün belgelendi.Suudi Arabistan,Mısır'ın seçimle gelen ilk yönetimi olan Müslüman kardeşlerin kendi monarşik yapısına zarar vereceğini düşündüğünden böyle davranıyor. Böylesine Allah ıslah etsin demekten başka diyeceğimiz yoktur.Ayrıca AB'nin burada müdahil olmaması Mısır'ın birlikle alakası olmamasından açıklaması ne kadar basit o zaman sorarlar niye Libya'ya şahin kesildiniz diye yoksa Libya birlik içinde bizim mi haberimiz yoktu.

Asmiltak
14-07-2013, 21:53
Sayın Asmiltak, Suud'ların Mursi'yi istemediği başından beri biliniyor ve bu geçen gün belgelendi.Suudi Arabistan,Mısır'ın seçimle gelen ilk yönetimi olan Müslüman kardeşlerin kendi monarşik yapısına zarar vereceğini düşündüğünden böyle davranıyor. Böylesine Allah ıslah etsin demekten başka diyeceğimiz yoktur.Ayrıca AB'nin burada müdahil olmaması Mısır'ın birlikle alakası olmamasından açıklaması ne kadar basit o zaman sorarlar niye Libya'ya şahin kesildiniz diye yoksa Libya birlik içinde bizim mi haberimiz yoktu.

Teşekkürler açıklamanız için Sn. Cicibebe.

Uluslararası politikaya ümmet bazlı bakan kişiler için bu bakış açısının reel politikada karşılığı olmadığının en büyük delilidir Suudi Arabistan-Mısır ilişkileri. İslam şeriatı ile yönetilen bir ülke olan S. Arabistan'ın, kendi rejimini korumak uğruna adı Müslüman Kardeşler olan bir siyasi anlayışa darbe yapılıp Hristiyan bir cumhurbaşkanının getirilmesini tebrik eden anlayışını görüyoruz. Daha önce Müslüman Irak'ın Batı güçlerince istilası, onun da öncesinde iki Müslüman Devlet olan İran-Irak Savaşı.. Örnekler sayılamayacak kadar çok.

Libya konusunda AB'nin yaptığı, tıpkı Kuzey Kore'yi kınaması gibi yanlış bence de.. Sonuçta AB'nin avukatı değilim, yanlışa yanlış derim.

Bugüne kadar sizinle konuştuğumuz konu işin hep diplomatik tarafıydı, bu akşam reel politikaya girmiş olduk. Diplomatik olarak tüm bu adımlar kendi içinde tutarlıdır, Kore ve Libya konusundaki tutum yanlıştır.

Reel politikadan konuşmaya devam edersek, Avrupa dediğimiz medeniyet, sefaletten kırılıp haçlı seferleri acziyetiyle çıkış ararken coğrafi keşifler sonrası sömürgecilikle refaha ermiş bir medeniyettir. Mısır'da da Libya'da da petrol kaynakları var ve böylesi bir geçmişe sahip Avrupa emperyalizmi, yeni sömürü kaynaklarına ulaşabilmek için kendi yolunu kapatmaz. Mısır ve Libya'nın reel politikadaki açıklaması budur.

Türkiye, AB'ye başvurusunu, bu oluşan medeniyette yükselen hayat standardına ortak olma gayesiyle yapmıştır. Bunu yaptığı andan itibaren belli yükümlülüklere girmiştir. Başından beri anlatmaya çalıştığım bu aslında.. Yani hem diplomatik açıdan hem de reel politika açısından Mısır'la Türkiye'nin durumunu kıyaslamak biraz elma armut kıyaslaması gibi..

Asmiltak
15-07-2013, 00:47
TBMM Tatile girdi..

http://s1307.hizliresim.com/1c/h/q9d5t.png (http://bit.ly/c25MCx)

Asmiltak
16-07-2013, 20:09
Of Ali Of.. Gittiğin yerde gülsün yüzün inşallah..


http://www.youtube.com/watch?v=NIptjZIdVyA&feature=share

Asmiltak
17-07-2013, 21:49
Hep böyledir bu işler..

http://img163.imageshack.us/img163/5862/jdxc.jpg (http://img163.imageshack.us/i/jdxc.jpg/)

Asmiltak
17-07-2013, 23:08
http://img585.imageshack.us/img585/4564/udd9.jpg (http://img585.imageshack.us/i/udd9.jpg/)

Bingöl'de Üniformalı Tecavüzcüler Serbest
Bingöl Cumhuriyet Başsavcılığı, 16 yaşındaki E.A. adlı kız çocuğuna 2 yıl önce cinsel istismarda bulundukları iddiasıyla 5 uzman çavuş hakkında soruşturma başlattı. E.A.’nın suç duyurusu ile ortaya çıkan olayla ilgili tutuklanan 4 uzman çavuş, bir üst mahkemeye yapılan itiraz ile serbest bırakılırken, soruşturmada gizlilik kararı alındı.

*********
N.Ç. mardin'li 12 yasinda bir cocuk... aylar boyunca 100'den fazla insanin tecavuzune ugradi, saniklar arasinda mardin-kiziltepe'de devlet dairelerinde calisan ust duzey memurlar da var. n.c. acilan davada saniklarin 2'si haric tamamini tehsis etti. yasadiklarini uzun uzun anlatti. ancak mahkem saniklarin beraatine karar verdi.

*********

Antalya’nın Alanya İlçesi’nde Norveçli turist 19 yaşındaki Rebeka Opazo Thomsen tarafından tecavüzle suçlanan ve savcılık sorgusunun ardından serbest bırakılan İsveçli 4 turist, sınır dışı edildi

*************

Bursa'da cinsel istismar ve yağma suçundan 24'er yıl hapis istemiyle yargılanan 3 sanık, Adli Tıp'tan rapor gelmeyince tahliye edildi.

***********

Tecavüzcüler serbest kaldı - Samsun'da akli dengesi yerinde olmayan kıza tecavüz ettiği iddiasıyla yargılanan 3 kişi serbest kaldı.

Ve daha onlarca örnek..

Asmiltak
18-07-2013, 01:52
Düşündükçe, aşağıdaki haber gibi haberleri okudukça fenalık basıyor. Bir tane insan evladı görüp de müdahale edemedi mi, bu neyin korkusu.. Yapanların nefreti, nasıl bir nefret..

Doğum tarihini okuyunca içim daralıyor, daha 19 yaşında.. Ben onun yaşına yakın yaşlardayken gelmiş dünyaya, hatırlıyorum o yıllarımı, o yıllardaki heyecanımı, yaşama bağlılığımı, umutlarımı.. O çağlarda hayattan koparılmamalı insan. Yeğenimle yaşıt, bebekken dokunmaya bile kıyamadığım yeğenimle, Ali İsmail de bebekti o yıllarda, görsem ona da dokunmaya kıyamazdım muhtemelen.. Ali İsmail büyüdü ve öldürüldü..

İki insan kavga edebilir, anlarım. Ama bire karşı iki, üç, altı olmaz.. Korkutmak istersin, caydırmak istersin, ama tanığın ifadesinde anlattığı şeyler yapılmaz. Savaşın bile kendi içinde kuralları var.. Amaç cinayet işlemekse dahi, cinayetin bile böylesi olmaz..

Erken müdahale ile belki kurtarılabilecekken, vicdanı geçtim, bu en temel görev ve sorumlulukken, insan hayatının bu denli ucuz harcanması ise bambaşka bir boyut.

Çıkamıyorum ben bu dramın içinden, bugüne kadar öğrendiğim hiçbir şey, olanları açıklayamıyor..

Yazdıklarımın Gezi ile, siyaset ile, yani konu insan hayatı iken anlamını yitiren şeylerle ilgisi yok, üzüntü ve vicdana dair sadece.. Çocuğun fotoğraflarına baktıkça daha bir kötü hissediyorum.

En azından kimlerin yaptığı bulunmalı, hiç bir ceza yetmese de bu yapılanlara, bu dünyadaki cezaları verilmeli ve yapanların yanına kar kalmamalı, umarım en azından bu olur..

Umarım gittiğin yerde sana ahir hayatta yapılan bu kalleşliği hatırlatacak hiçbir şey yoktur, orada huzurlusundur kardeşim. Nur içinde yat.


Korkmaz'ın son sözleri, polise verdiği ifadesi...

17 Temmuz 2013 Çarşamba 09:21Ali İsmail Korkmaz'ın komaya girmeden önce karakola verdiği ifadeye Radikal ulaştı. Korkmaz, "Sopalarla vurdular. Neden vurdular bilmiyorum" diyor.
Korkmaz'ın son sözleri, polise verdiği ifadesi...
İSTANBUL - Eskişehir’de sopalarla dövülerek öldürülen Ali İsmail Korkmaz’ın emniyette alınmış son ifadesine Radikal gazetesinden İsmail Saymaz ulaştı.

Ali İsmail, 3 Haziran’da saat 01.00 sıralarında saldırıya uğradı. Daha sonra hastaneye gitti. Doktor müdahale etmek yerine 'git ifadeni ver de gel' dedi. Israr üzerine, başına ciddi darp almış Korkmaz'a sadece ağrı kesici verip evine gönderildi. Uyudu. Aynı gün 17.00 sıralarında uyandı. Odunpazarı Polis Merkezi’ne gidip ifade verdi. İfade sırasında hatırlamakta ve konuşmada güçlük yaşıyordu. Sorulara başını eğerek yanıt verebiliyordu. Ali İsmail Korkmaz’ın 3 Haziran’da saat 19.41’de tutanaklara geçen anlatımları, dünyadaki son tanıklığı oldu.

O GÜN NELER OLDU

Ali İsmail Korkmaz, bir süredir kuzeni ve üniversiteden arkadaşları Okan Korkmaz, Turan Gürler, Ahmet Uygun ve Fırat Köse ile aynı evi paylaşıyordu. Fırat Köse’yle aynı eve çıkmak için hazırlık yapıyorlardı. 2 Haziran akşam saat 20.00 sularında yemek yedikten sonra Köse’yle evden çıktılar. Ali İsmail, arkadaşı Köse’den ayrıldıktan sonra Turan Gürler’le buluşup Yunus Emre Caddesi’ndeki eyleme katıldı. Gürler’in anlatımına göre, polis müdahalesinden sonra birbirlerini kaybettiler. Gürler, arkadaşı Korkmaz’ı yaklaşık yarım saat sonra tramvay durağında buldu. Anlattığına göre, Ali İsmail kolunu tutuyordu, darp edilmişti. Ne oldu’ diye sorduğunda, “Polis copladı, tekmeledi ve kafama darbe yedim” dedi. Bilinci yerinde değildi. Evdeki diğer arkadaşları da bir süre sonra yanına geldi. Ahmet Uygun, Ali İsmal’i yerde otururken gördü: “ Başında şişlik ve burnunda yara vardı. Sağ kolunu diğerinin altına almış halde tutuyordu. ‘Ne oldu’ diye sordum. ‘Hatırlamıyorum’ dedi. Yürümeye başladık. Tekrar ne olduğunu sorduk. ‘Bizi tekmelediler’ dedi. ‘Kim?’ diye sorduk, hatırlamadığını söyledi.” O gece önce Mavi Hastanesi’ne gittiler. Korkmaz, ambulansla Yunus Emre Devlet Hastanesi’ne sevk edildi. Tomografi çeken doktor Hasan Gülcü, ‘başında bir şey olmadığını, filmde bir şey görünmediğini’ söyledi. Ağrı kesici iğne yapıldı, kolunda kırık olmadığı söylenerek omzu bandajla sarıldı. Ali İsmail, “Cuma günü sınavım var” dedi. Doktor Gülcü, “2 - 3 güne bir şeyin kalmaz” diyerek, kas gevşetici yazdı. Saat 07.30’a kadar hastanede ortopedi uzmanını beklediler. Sıra için başvurduklarında, “Adli vakadır, bakamayız” dediler. Servis yetkilileri, “Önce polis ifade verin, öyle gelin” dedi. Böyle olunca tramvaya binip eve döndüler. Ali İsmail eve gitti, uyudu. Saat 17.00 sıralarında uyandı ve karakola gitti.

ALİ İSMAİL'İN İFADESİ
Ali İsmail Korkmaz, beyin kanaması geçirirken gittiği karakolda şunları anlattı:
“Eski gar arkasından evime gittiğim sırada 5 - 6 kişilik bir grup önüme geçerek, ellerindeki sopalarla saldırdı. Kafama, sırtıma, omzuma ve bacaklarıma vurdular. Yere düştüm. Saldıran grup yere düşünce bırakıp kaçtı, tam hatırlayamıyorum. Can havliyle kaçıp evime gitmeye çalışırken Özbesin isimli marketin önünde ev arkadaşım Fırat Köse ile karşılaştım. Kuzenim Okan’a haber verdi. Hastaneye gittik. Gerekli tedavi yapıldı. Beyin tomografisi çekilemediği için Yunus Emre Devlet Hastanesi’ne yönlendirdiler. Kolumu bandaja aldılar. Tomografi çektiler. Dün konuşma zorluğu yaşamıyordum. Ama bugün hatırlama zorluğu çekiyorum. Bir dişim sallanıyor. Başım ağrıyor. Bana kimlerin neden vurduğunu bilmiyorum, sivil kıyafetliydiler. Şikayetçiyim…” Ali İsmail bu ifadeden sonra Eskişehir Devlet Hastanesi’ne gitti. Kontrolde, beyin kanaması geçirdiği saptanınca acilen Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi’ne gönderildi. Ertesi gün ameliyata alındı. Fakat bir daha, 37 gün boyunca gözlerini açamadı. 10 Temmuz’da ölüm haberi geldi.

TANIK: DÖVDÜKTEN SONRA 'İYİ STRES ATTIK' DEDİLER

Korkmaz’ın Sanayi Caddesi’nde dövülerek öldürülmesine ilişkin soruşturmada ifadesi alınan ve daha sonra yaptığı gizli tanıklık başvurusu savcılıkça reddedilen tanık, üniversiteli gencin polisler ve siviller tarafından dövüldüğü anlatarak, o geceyi şöyle anlattı: “Yunus Emre Caddesi’nde çevik kuvvet saldırıya geçince iki şahsın bizim olduğumuz tarafa koşarak geldiğini fark ettim. İsmail önde, diğer şahıs arkadaydı. Elinde budaklı odun olan şahıs İsmail’e hamle yaptı, yakalayamadı. Elinde beysbol sopası olanla bunun yanındaki 3-4 tane polis copu olan şahıs İsmail’i yakaladı. Sopa ve coplarla darp etmeye başladılar. Elinde bir şey olmayan sivil şahıs tekmeyle vuruyordu. İsmiail yere düştü ve kaldırımda oturur vaziyette durdu. Bu esnada cop, sopa ve ayakları ile darp etmeye devam ettiler. İsmail iki elini başına doğru tutuyordu. Elinde beysbol sopası olan şahıs yüzüne tekmeyle vurunca İsmail düşerek başını kaldırıma çarptı ve kendinden geçti. Bir dakika baygın vaziyette kaldı. Elinde sopa olamayıp İsmail’i döven şahıs ‘İyi stres attık’ dedi. İsmail birkaç dakika sonra kendine geldi. Elinde beysbol sopası olan şahıs küfredip ‘Sen hala burada mısın, git buradan’ dedi. İsmail de sessiz bir şekilde karşılık verdi. Şahıs ‘Sen bana ne dedin’ diyerek, kafasına vurdu. Birkaç kez de tekmeyle beline durdu. İsmail Asarcıklı Caddesi’ne doğru koşarak gitti.”

Ve Karakol'da yukarıdaki sözleri söyleyebildi...

yağmur
18-07-2013, 08:47
İstedikleri kadar aklanmaya çalışsınlar, hangi oruç aklıcak ... hangi dua kurtarıcak... hangi su bağışlatıcak onları... Gülleri dalından kopardılar ama bilin ki o dikenler elleri acıtacak...

Asmiltak
19-07-2013, 19:34
Tomalar evlere su sıkmaya ve biber gazı atmaya Hatay'da başlamışlardı. Aşağıdaki açıklamayla şikayet üzerine rutin bir uygulama haline girebilir..

Bir de ağaç konusuna takıldım. Herkes bir ağaç diksin diyor. Kimin ne kadar diktiğini dikmediğini bilmeden.. Kaldı ki birer birer dikilenler yanlış yere yapılan köprü inşaatlarında 250'şer biner, rant amaçlı orman yangınlarında sayısı belirsiz olarak götürülüyor ne yazık ki.. Eğer ağaç ifadesi bir kinayeyse duyan da bir bozkırı büyük bir cumhuriyet haline onlar getirdi sanacak..

"Tencere tava hep aynı hava tarzı bir ifadeyle sözde sallamama intibaı yaratılmak istendi ama şikayet falan, konu bayağı ciddiye alınıyor sanırım..

'Tencere tava eylemcilerini şikayet edin'
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan Kastamonu Havaalanı'nın açılışında konuştu. Güçlü Türkiye'nin istenmediğini söyleyen Erdoğan, Gezi Parkı olaylarıyla birlikte sokaklara çıkarak tencere tava çalanların halk tarafından yargıya taşınmasını istedi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, siyasetin, kavga etme sanatı olmadığını vurgulayarak, “Siyaset, münakaşa, çatışma, karalama, engelleme sanatı değildir. Bize hakaret edenlere diyorum ki bir ağaç dikin sizi de alkışlayalım” dedi.

Asmiltak
19-07-2013, 20:36
Mehmet Bekaroğlu.. Aktif siyasetteyken de ilgiyle izlerdim. Güzel analizler yapmayı yazar kimliğiyle sürdürüyor.

AKP bir imajdan ibaretti; Gezi Parkı bu imajın yıkılmasıdır…

18 Temmuz 2013

AKP, iktidarının on birinci yılında şimdiye kadar görmediği yeni bir durumla karşı karşıya. Bugüne kadar gündem belirlime önceliği ve moral üstünlüğü bulunan AKP/Başbakan Erdoğan artık savunmada. Cumhurbaşkanı Gül bunu “İmaj yapmak için 10 sene uğraşırsınız ama onu bir haftada yıkarsınız” cümlesi ile özetledi.

Elbette buraya bir haftada gelinmedi; varlıklarını AKP iktidarına bağlamış olanlar hatırlatılmasına bile tahammül edemiyorlar ama AKP’nin “imajı” nasıl yaptığı bugün yaşanları anlamak için çok önemli.

Hatırlayalım; Adalet ve Kalkınma Partisi, 28 Şubat darbesi ile iktidardan uzaklaştırılan Refah Partisi’nden ayrılan Recep Tayyip Erdoğan ve arkadaşları tarafından kuruldu ve kuruluşundan kısa bir süre sonra iktidara geldi. Elbette bugün AKP borazanlığı yapan bazı kalemlerin o günlerde söyledikleri gibi, “AKP dışarıdaki karanlık güçler/lobiler/güç merkezleri tarafından kurduruldu, onlar tarafından iktidara getirildi, onların sayesinde iktidarını sürdürdü” kolaycılığına kaçmayacağız. Zaten öyle de olmadı.

AKP, 28 Şubat askeri müdahalesi ve 2001 ekonomik krizine tepki olarak doğdu. Siyasi ve ekonomik baskılardan bunalan Türkiye seçmeninin önemli bir bölümü destek verdiği için AKP iktidara geldi. Seçmen, AKP kadrolarını kendine yakın ve temiz buluyor, ekonomiyi rahatlatacağına, adaletle paylaştıracağına, hak ve özgürlükleri genişleteceğine, demokrasiyi güçlendireceğine inandığı için desteğini sürekli olarak artırarak sürdürdü. Hiç şüphe yok ki, yıllardan beri merkezden uzak tutulan ve en son 28 Şubat sürecinde ağır baskılarla karşı karşıya kalan dindar kesimlerin mağduriyet psikolojileri de AKP’nin iktidara gelmesinde önemli bir rol oynamıştır.

Kör ve topal dahi olsa bu ülkede bir tür demokrasi var ve iktidara gelmenin yolu seçim kazanmaktır. Elbette AKP’nin geldiği siyasi gelenek olan Milli Görüş partileri de seçimler kazanmıştı; ancak 30 küsur yılda oyları ancak yüzde yirmilere çıkarabilmişti. AKP’nin daha kurulur kurulmaz nasıl tek başına iktidar olacak kadar oy aldığı önemli bir sorudur. Evet, seçmen desteği iktidarın meşruiyeti için yeterlidir ama Türkiye gibi ülkeleri ve 2000’li yıllardaki Türkiye’nin şartlarını dikkate aldığınızda iktidarı sürdürmek için başka desteklere de ihtiyaç olduğu açık. AKP’nin bu destekleri nasıl aldığı da önemli bir sorudur.

AKP’nin kuruluş günlerinde Erdoğan-Gül ikilisinin ağızlarından düşürmedikleri iki kelime “reel politik”ti. AKP, Milli Görüş partilerinden çok daha fazla oy alarak iktidara gelmesi ve iktidarını sürdürmesi yaptığı “reel politik” sayesinde olmuştur. Reel politik yaptığı için AKP oylarını yüzde 50’lere çıkarmış, yine reel politik yaptığı için ülkedeki ve dünyadaki etkili güçlerin rezervlerini kaldırabilmiş, iktidarını sürdürebilmiştir.

Erbakan da pragmatik bir liderdi ve onun kendine göre bir hedefi ve bu hedefe ulaşmak için bir programı vardı. Erbakan İslamcıydı; Türkiye’den başlayarak İslam dünyasını kalkındırmak, güçlendirmek, emperyalist Batı’nı karşısına dikilmek, İslam birliğini sağlamak, İslam medeniyetini tekrar ayağa kaldırmak istiyordu. Bunu açıkça söylüyordu, iktidarda kaldığı kısa süre içinde bu hedeflerine ulaşmak için D-8 gibi önemli adımlar atmış, dünya egemenlerinin tekerleklerine çomak sokamasa bile kulaklarına kar suyu kaçırmıştır. Erbakan, bu hedef ve programa “milli görüş” demişti. Tayyip Erdoğan ve arkadaşları “milli görüş gömleği”ni çıkartarak iktidara geldi ve bu iktidarını 10 yıldan fazla bir süreden beri koruyor.

Evet, Erdoğan milli görüş gömleğini çıkararak “reel politik” yapmıştır. “Reel politik”, Türkiye’yi “dünya gerçekleri”ne uygun bir şekilde yöneteceğini söylemek ve dünyayı buna inandırmaktır.

AKP bu işi şu şekilde yaptı:

Öncelikle Erbakan’ın engelleyen “yerleşik devlet iktidarı”na “demokratik, laik ve sosyal hukuk devleti”ne dokunmayacaklarına dair güvence verdiler. Buna rağmen “yerleşik devlet iktidarı” AKP’ye hiç güvenmedi, vesayet kurumlarını kullanarak sürekli olarak iktidarın icraatlarına müdahale etti.
Batı’ya, dünya sistemi içinde kalacaklarına dair güvence verdiler. Bu güvencenin iki ayağı vardı;
a) AB sürecini sürdürmek. Başbakan Erdoğan o günlerde bunu “Biz AB’yi medeniyet projesi olarak görüyoruz; AB bizim için Türkiye’nin medeniyet yolculuğunda yeni bir roketi ateşlemesidir.

b) Kemal Derviş’in başlattığı “Güçlü Ekonomiye Geçiş Programı”na bağlı kalmak.

AKP; birinci maddede belirtilen güçleri (Yerleşik devlet iktidarı bir koalisyondur; içinde sivil-asker bürokrasi, yüksek yargı, üniversiteler ve büyük/merkez sermayenin bulunduğu bir koalisyon), ikinci maddede belirtilen güçlerle dengelemiştir. Bunun bir anlamı da, iç vesayet güçlerini dış vesayet güçleri ile kontrol altına almaktır.

İşte bu süreçte AKP, bugün Başbakan Erdoğan’ın yakındığı tüm lobiler, yapılar, fonlar, kurumlar, kuruluşlarla yatağa girmiştir. Evet, AB süreci belki AB’nin kendi içindeki sorunlardan dolayı çok da istendiği gibi ilerlememiş ama Türkiye’nin neo-liberal dünya ekonomik sistemine eklemlenmesi için her şey yapılmıştır. Başbakan bugün kredi kartlarından yakınıyor ama 2001’de 14 milyon olan kredi kartı sayısı 2012 sonu itibariyle 60 milyona yaklaşmış, banka kartı sayısı da 31 milyondan 95 milyona çıkmıştır. Yani 10 yıllık AKP iktidarı döneminde Türkiye halkı kelimenin tam anlamıyla banka/kredi katı toplumu haline getirilmiştir.

Cumhurbaşkanı Gül’ün “yapmak için 10 yıl uğraştığımız imaj” dediği şey böyle kazanılmıştır.

Esasen AKP’nin Milli Görüş partilerinin çok çok üstünde oy alarak iktidara gelmesi ve iktidarda kalabilmesinin altında da bu “reel politikalar” var. Türkiye seçmeni AKP’nin sorun(siyasi ve ekonomik kriz) çıkarmayacağı, içerideki ve dışarıdaki sistemle/güçlerle kavga etmeyeceğini/etmediğini gördüğü için destek verdi. Yine, oransal olmasa da siyasal olarak önemli bir etkiye sahip olan Türkiye’nin liberalleri de bu nedenlerden dolayı AKP’ye destek verdiler.

İşte AKP’nin imajı budur; AKP’nin gücü ve büyüsü buradan gelmektedir.

Gezi Parkı’nda patlayan da bu imajdır; elbette sokağa dökülenler arasında eski rejim kalıntıları/ulusalcılar ve bildiğimiz bazı “marjinal” örgütler de vardı ama esasen AKP’ye/Başbakan Erdoğan’a karşı yükselen itirazın altında, AKP’nin (buyurgan, totaliter, otoriter, tepeden inmeci) eski rejimi değiştirmemesi, adaletsiz, orta sınıfları yok eden, gelir dağılımını bozan, çalışanları taşeronlaştıran, kenti ve doğayı yağmalayan neo-liberal ekonomik politikaları tavizsiz ve acımasız bir şekilde uygulaması var.

AKP/Başbakan Erdoğan bunu görmedi ya da görmek istemedi. Şimdi diyor ki; dünya, para babaları, faiz lobisi, CNN, BBC, diaspora Yahudileri, AB, ABD bana tuzak kurdular, beni devirmek istiyorlar… Erdoğan bunu diyor ama 31 Mayıs 2013’te ne olduğunu, bugüne kadar kendisini destekleyen bu güçlerin bir günde niçin desteği çektiklerini, niçin iktidarı devirmek için oyunlar/tuzaklar kurmaya başladıklarını açıklamıyor.

Gezi Parkı protestocuları uluslar arası bir komplonun provokasyonu ile sokağa çıkmış değiller; aksine AKP iktidarının uluslar arası güçlerin desteğiyle Türkiye’de yapmaya çalıştıklarına/kurduğu adaletsiz düzene itirazdır, Gezi Parkı. Eğer uluslar arası güçler AKP’ye karşı iseler ve Gezi Parkı ile oluşan yeni durumdan vazife çıkarmaya çalışıyorlarsa bu AKP ve onu taşıyan güçlerin sorunudur.

Başbakan Erdoğan Türkiye’yi uluslar arası güçlerin istediği şekilde ve onların desteği ile buraya kadar getirmiştir. Eğer bu noktada bir tıkanma varsa –ki öyle görünüyor- bunu Gezi Parkı protestolarına yazmak en hafif deyimle ahlaksızlıktır, asıl oyun ve tuzak budur. Ekonomide yaşanalar, dışarı kaçan milyar dolarlar, dengelerin bozulması, krizin kapıda olmasının nedeni AKP’nin Türkiye’yi eklemlediği neo-liberal sistemin kendisidir. Şimdi faturayı Tayyip Erdoğan’a yükleyip onu göndermeye çalışıyor olabilirler. Bunu Türkiye ve dünya ilk defa görmüyor.

Eğer böyleyse Tayyip Erdoğan ve AKP’nin işi gerçekten çok zor. Zor çünkü AKP ve Tayyip Erdoğan’ın elindeki tüm araçlar dünya sisteminin araçlarıdır. Erdoğan dünya sisteminin söylediklerini yapmadığı için değil her isteneni yaptığından dolayı sıkıntıdadır. “Faiz lobisi” ile gelen yine aynı şekilde gider.

Erdoğan’ın, bugüne kadar görmediği bu sıkışıklıktan çıkmasının tek bir yolu var; o da Gezi Parkı’na kulak vermektir. Ne var ki Erdoğan, Gezi Parkı’nı düşman ilan ederek bindiği dalı kesiyor.

Görüne o ki Tayyip Erdoğan dünya sistemi ile anlaşmaya çalışıyor; ekonomi kurmayları ile Dolmabahçe’de yaptığı zirveden sonra yapılan açıklamaların anlamı budur. Erdoğan’ın faize yol vermesinden sonra “banka komisyonları lobisi”ni icat etmesi, bazı bankaları faiz dışı kârlarından dolayı kınaması ise komiktir.

Erdoğan itiraf etmiştir; döneminde faiz lobisinin serveti beş kat artmıştır; buna karşılık orta sınıflar, esnaf ve çalışanlar ufalanmış, geniş kitlelerin ise esamisi okunmuyor. Başbakan, kendisini bugüne kadar taşıyanlara yanaşıyor. Dünya sistemi Erdoğan’dan tekrar istediklerini alıyor gibi gözüküyor.

Ne var ki geniş kitleler için bunun yeni faturaları olacak, bunun anlamı Erdoğan’a duyulan güvenin giderek aşınmasıdır.

Başa dönersek; “on yılda oluşturulan imaj” kaybedilmiştir. Zaten ortada “imaj”dan başka bir şey yoktu. Onsuz bir hiç olanlar “Erdoğan’ı yedirtmeyiz” diye kampanyalar yapıyorlar ama yeni durumla ilgili olarak da yeni olan hiçbir şey söylemiyorlar.

net_ria
19-07-2013, 23:06
Dört dörtlük Alevi Tayyip Erdoğan'nın Alevilik Sicili

http://imageshack.us/a/img96/5885/nzrd.jpg

- 30 Nisan 2011 Muş Mitingi: “Biliyoruz ki Sayın Kılıçdaroğlu Alevilik kültürüyle yetişmiş bir insandır, Alevidir.”

Meydandaki binler: “Yuuuuuuhhh...........!"

- 4 Mayıs 2011 Kastamonu Mitingi: “Hani Alevilik kültüründen gelen birisidir ya, hani Alevilik vardır ya kendisinde.”

Meydandaki binler: “Yuuuuuuhhh...........!”

- 5 Mayıs 2011 Amasya Mitingi: “Malum Alevilik kültüründendir ya, kendisi de Alevidir ya.”

Meydandaki binler: “Yuuuuuuhhh...........!”

- 8 Mayıs 2011 Kahramanmaraş Mitingi: “Herhalde Alevi olduğuna göre bunu iyi bilir.”

Meydandaki binler: “Yuuuuuuhhh............!”

- 10 Mayıs 2011 Afyon Mitingi: “Bu beyefendi güya Alevilik kültürünü de bilir diyorlar, Alevi'dir diyorlar.”

Meydandaki binler: “Yuuuuuuhhh..........,..!”

- 13 Mayıs 2011 Denizli Mitingi: “Hacı Bektaş-ı Veli’nin tavsiyesini ilettim. Kendisi Alevi kültüründen ya. Rahatsız olmuş.”

Meydandaki binler: “Yuuuuuuhhh.....,......!”

- 18 Mayıs 2011 Malatya Mitingi: “Sayın Kılıçdaroğlu hani sen Aleviydin, hani sen Alevilik kültüründen geliyordun?”

Meydandaki binler: “Yuuuuuuhhh........,...!”

- İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olduğu dönemde dozerlerle Karacaahmet Sultan Dergâhı’nı yıkmaya çalıştı.

- Alevilerin ibadet yeri olan Cem evleri için “cümbüş evi ” dedi.

- Alevilerin haz etmediği Yavuz Sultan Selim’in adını 3. köprüye verdi.

- İktidarda olduğu 11 yılda mecliste Alevilerle ilgili verilen kanun tekliflerini Genel Başkanı olduğu partisi AKP reddetti.

- İktidarı döneminde Cem evlerinin yasal statüye kavuşması için hiç bir adım atmadı. Mecliste Cem eviyle ilgili verilen kanun tekliflerini partisiyle beraber reddetti.

- Sivas Katliamı sanıklarına avukatlık yapanları kendi partisinde vekil yaptı. Hükümette bakanlıklar verdi.

- Sivas Katliamı Davası’nın “zamanaşımına ” uğramasıyla ilgili Hayırlı olsun” dedi.

- Alevi olan Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’a her defasında “Alevi” vurgusu yaparak eleştirdi. Suriye politikasını eleştirenleri “mezhep yüzünden Esad’ı desteklemekle” itham etti. Suriye’de Alevi katliamı yapan cihatçı teröristleri Türkiye’de besledi, silah verdi, para yardımı yaptı Suriye’ye savaşa gönderdi.

Asmiltak
21-07-2013, 19:18
Bu yaratıklar eğitilemeyeceğine göre acil ve sert yasal düzenlemeler şart. Ülkede hala tecavüz suçluları serbest bırakılıyor, bunu anlamak ayrıca zor.


Türkiye'de her 4 saatte
1 tecavüz suçu işleniyor
Çocuk Esirgeme Kurumu Sosyal Hizmetler, Emniyet Çocuk Büroları ile adli sicil bültenleri verileri, Türkiye'de her 4 saatte bir tecavüz suçu işlendiğini ortaya koydu

Türkiye'de her 4 saatte bir tecavüz suçu işleniyor
Türkiye, çocuk haklarına dair sözleşmeye 23 yıl önce imza attı. Ancak aradan geçen onca zamana rağmen çocuklar tecavüze tacize, dayağa, işkenceye maruz kalmaya devam etti. Taraf gazetesinden Güler Yılmaz’ın haberine göre, Çocuk Esirgeme Kurumu Sosyal Hizmetler, Emniyet Çocuk Büroları ile adli sicil bültenleri verileri, son 20 yılda aile içinde birinci yakınları ve akrabalarının ensest istismarına uğrayan çocuk sayısının 350-400 bin civarında olduğunu ortaya koydu. Çocuğu istismar eden kişilerin yüzde 80’i çocuğun ebeveyni ya da çocuğu yakından tanıyan kişiler. Çocuk istismarı din, gelenek, ülke, ırk, yaş, cinsiyet, sosyo-ekonomik sınıf ya da kültür farkı gözetmeksizin her yerde yaşanıyor.



Yüzde 27’si anlatabiliyor Ancak cinsel olarak istismar edilen çocukların yüzde 72’si, ilk etapta kimseye durumu anlatamıyor. Sadece yüzde 27’si, daha sonraki zamanlarda durumu biriyle paylaşabiliyor. Çocuklukta cinsel istismara maruz kalmış kişilerin yüzde 32’si yetişkinlik dönemine geldiklerinde bile bu durumu hâlâ kimseye anlatmıyor.

Google’da vahim tablo Türkiye, Google arama motorunda “child porn/çocuk pornosu” kelimeleriyle en çok arama yapılan ülke. 13-19 yaş grubu cinsel görüntü aramasında da dünya birincisi. Görüntü ve videoları yayınlanan çocuk sayısı 36 bini aşkın. Bu çocukların yüzde 42’si yedi, yüzde 77’si de dokuz yaş altında. İnternette fotoğrafları yayınlanan bu çocukların sadece yüzde 1’i tesbit edilebiliyor.

30 bin çocuğa cinsel istismar Sokaklarda yaşayan 50 bin çocuktan 30 bininin cinsel istismara ve tecavüze uğradığı tahmin ediliyor. Cezaevindeki suçluların yüzde 84’ü, çocukken istismar ediliyor. Son beş yılda ıslahevlerinden ve büyük cezaevlerinin sübyan koğuşlarından adliyeye yansıyan tecavüz vakalarının sayısı 250.

Adalet Bakanlığı’nın 2011 yılı verilerine göre ise Türkiye’nin 81 ilinde de çocuklara yönelik cinsel suçlar, tecavüz ve taciz olayları yaşanıyor. Sadece İstanbul’da 2011 yılında bin 486 tecavüz, 2 bin 488 çocuk istismarı, 2 bin 223 taciz davası açıldı. Açılan davalar baz alındığında İstanbul’u tecavüz suçlarında İzmir (568), çocuk istismarında ise Ankara (1162) izliyor

Asmiltak
22-07-2013, 12:26
Efe dün melek oldu. Onu hayatta tutmaya çalışanlara aşağıdaki tepkileri verenler aramızda, sözde yaşıyorlar..


http://img707.imageshack.us/img707/4752/5nq3.jpg (http://img707.imageshack.us/i/5nq3.jpg/)

Asmiltak
22-07-2013, 22:08
Milli sporcularımızın ahvali buyken olimpiyatları alma şansımız var mıdır.. Allah rahmet eylesin sporcumuza..


KPSS sonuçlarını beklerken inşaatlarda çalışan Milli atlet Karabaş, göçük altında kalarak hayatını kaybetti.

Ortakent- Yahşi Beldesi’ndeki bir kolejin ana binasının yan duvarlarına izolasyon yapmak için kazılan bir metre genişliğinde 8.5 metre derinliğindeki çukurda, bugün saat 16.00 sıralarında, büyük bir gürültüyle çöktü. Gürültü üzerine bahçeye çıkan okul yöneticileri, çukurda çalışan milli atlet Murat Karabaş’ın (29) göçük altında kaldığını farkedip, durumu kurtarma ekipleri ve jandarmaya bildirdi.

BİR AY ÖNCE NİŞANLANMIŞTI
Göçük altındaki işçinin kurtarılması için Arama Kurtarma Derneği (AKUT) Bodrum Şubesi ve Ortakent-Yahşi Belediyesi İtfaiyesi’nden yardım istendi. Yaklaşık bir saatlik çalışma sonucunda göçük altında kalan milli atlet Karabaş’ın cesedine ulaşıldı. Karabaş’ın cesedi savcı ve jandarmanın olay yerindeki incelemesinin ardından Bodrum Devlet Hastanesi Morgu’na kaldırıldı.

KPSS'YA GİRDİ, İNŞAATLAR ÇALIŞIYORDU
Bir ay önce nişanlanan Ege Üniversitesi Beden Eğitim ve Spor Meslek Yüksekokulu mezunu Karabaş’ın beden eğitimi öğretmenliği için KPSS’ye girdiği, bu arada da ağabeyinin yanında inşaatlarda çalıştığı öğrenildi.
Jandarma, 1500, 5 bin ve 10 metre koşularında Türkiye şampiyonlukları bulunan milli atlet Karabaş’ın göçük altında kalarak ölümüyle ilgili soruşturma başlatıldığını bildirdi.

Asmiltak
23-07-2013, 18:17
http://img845.imageshack.us/img845/5918/u7k0.jpg (http://img845.imageshack.us/i/u7k0.jpg/)

https://twitter.com/search?q=%22%C4%B0likBa%C4%9F%C4%B1%C5%9Fla%20Haya tKurtarT%C3%9CRK%C4%B0YE%22&src=tren

ümiter
23-07-2013, 18:55
efe dün melek oldu. Onu hayatta tutmaya çalışanlara aşağıdaki tepkileri verenler aramızda, sözde yaşıyorlar..


[ımg]http://img707.imageshack.us/img707/4752/5nq3.jpg[/ımg] (http://img707.imageshack.us/i/5nq3.jpg/)


valla inanamadım gercekmı bu yazılanlar..nasıl bı kafa bu :s

Asmiltak
23-07-2013, 20:42
valla inanamadım gercekmı bu yazılanlar..nasıl bı kafa bu :s


http://img842.imageshack.us/img842/6917/q196.jpg (http://img842.imageshack.us/i/q196.jpg/)

Asmiltak
23-07-2013, 20:43
Sabah, iki yazısını sansürlediği Yavuz Baydar'ın işine son verdi!

Sabah'ta yayımlanan son yazısında gazetenin Gezi Parkı manşetini eleştiren okur mektuplarına yer veren ve sonraki iki yazısı gazetede yayımlanmayan Yavuz Baydar'ın işine son verildi

Hazal Özvarış

Sabah gazetesindeki yazıları Gezi Parkı eylemleri süresince iki kez sansürlenen Okur Temsilcisi Yavuz Baydar’ın işine son verildi.

Son yazısında Gezi Parkı eylemcilerine polis müdahalesi ardından gazetede atılan "Günaydın Gezi" manşetini eleştiren okur mektuplarına yer veren Baydar'ın daha sonra gazeteye gönderdiği iki yazısı yayımlanmadı.

Yavuz Baydar'ın her pazartesi yayımlanan "Okur Temsilcisi" köşesi yazısını göndermesine rağmen 24 Haziran 2013'te boş bırakılırken, Sabah Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Erdal Şafak aynı gün Baydar'ın 'Gezi' yazısını kendi köşesinde eleştirdi. Yazısına “Gezi Parkı olaylarında sergilediğimiz duruş nedeniyle bazı çevreler çok üstümüze geldi. Bu baskılardan etkilenen bazı yazarlarımız da 'Liberter' bir havaya girdi" diyerek başlayan Şafak, Yavuz Baydar'a "Sabah okuru olmayanları Sabah okuru ve çoğunluk gibi sunmayın" diyerek seslenen bir okur mektubuna köşesinde yer verdi.

Sürecin ardından izne ayrılan Baydar, New York Times'da yayımlanmak üzere "Türkiyede medya patronları demokrasinin altını oyuyorlar" başlıklı bir yazı kaleme aldı. New York Times'da hem İngilizce, hem Türkçe yayımlanan yazıda Baydar, medya patronlarının aldığı kamu ihalelerinden bazı gazetecilerin otosansür eğilimine kadar Türkiye medyasının mevcut durumunu farklı açılardan örneklerle değerlendirdi.

Baydar, izin süresi dolduktan sonra 23 Temmuz 2013'te Sabah'ta yayımlanmak üzere "medyada bağımsız özdenetimin önemi ve gazetelerin kurumsal itibarı için ombudsmanlığın neden gerekli olduğunu" ve "genel yayın yönetmeni ile okur temsilcisinin arasında hiyerarşik bir müdahale ilişkisi bulunmadığını" vurgulayan bir yazı yazdı. Ancak, Sabah yönetimi Baydar’ın ikinci yazısına da gazetede yer vermedi.

İki yazısı sansürlenen Yavuz Baydar’ın Sabah’la ilişkisine bugün (23 Temmuz 2013) son verildi.

Asmiltak
24-07-2013, 18:06
Sn. Gül, Mısır'da benim cumhurbaşkanım hala Mursi'dir dememiş gibi görünüyor..

Gül'den Mansur'a Milli Gün tebriği

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Mursi’yi darbe ile deviren askeri yönetimin atadığı ve geçtiğimiz günlerde göreve gelen Mısır'ın geçici Cumhurbaşkanı Adil Mansur'a, Mısır Milli günü nedeniyle tebrik mesajı gönderdi.

Cumhurbaşkanlığı Basın bölümü Hürriyet'in sorusu üzerine mesajın dün gönderildiğini açıkladı. Mesajın, Dışişleri kanalıyla 1952 yılından itibaren Mısır'da milli bayram olarak kutlanan 23 Temmuz günü gönderildiği belirtildi.

Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Levent Gümrükçü de, Cumhurbaşkanı Gül'ün mesajının Mısır halkının bayramını kutlama amaçlı "mutad, her yıl gönderilen bir mesaj" olduğunu vurguladı. Gümrükçü, mesajın Mısır devletini temsilen geçici cumhurbaşkanı olan Adil Mansur'a hitaben gönderildiğini de söyledi.

Mısır'da geçen ay gerçekleşen ordu destekli darbenin ardından, seçilmiş Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi görevden alınmış ve bilinmeyen bir yere nakledilmişti. Mursi'nin yerine geçici Cumhurbaşkanı olarak Adil Mansur getirilmişti.

Ancak Türkiye, Mısır'daki yeni yönetimi tanımıyor ve seçilmiş Cumhurbaşkanı Mursi'nin göreve iadesini talep ediyor.

Asmiltak
25-07-2013, 01:54
Hayat gailesiyle koşturuyoruz, düşünüyoruz, gerçek-sanal çeşitli platformlarda çeşitli konuları tartışıyoruz, ama devran bir şekilde dönüp gidiyor..

Hayat ve dünya adaletsiz, ülke bazında konuşmuyorum, tüm dünya böyle..

Şimdi gece, şu sahur vaktinde, şu aşağıdaki fotoğrafı görünce film koptu gerçekten. Mesaj sert ama doğru. Alt fotoğraftaki kare Türkiye'den mi, bilmiyorum.. Çok önemli de değil, acının dili evrensel ve her gün farklı coğrafyalarda yenileri yaşanıyor. Hatta belli yerlerde bir çeşit kader gibi, sürekli yaşanıyor. Ve diğer insanlar gerçekten başka şeyler konuşuyorlar..

Denilebilir ki ne yapsınlar, ya da sen ne yapıyorsun.. Muhakkak var yapılan şeyler ama bir nevi vicdan rahatlatma çabasının önüne geçmiyor çoğu zaman.. Bu görüntülere sebep olanları ise, tartışmıyorum bile..

İnsanın varoluşundan beri böyleydi büyük ihtimalle ve sonsuza kadar da böyle gider gibi geliyor bana..

http://img15.imageshack.us/img15/9048/znu0.png (http://img15.imageshack.us/i/znu0.png/)

Asmiltak
25-07-2013, 22:44
Freud çok erken gelmiş dünyaya, ülkemizi görseydi, daha ne malzemelere sahip olacakmış baksanıza..

http://img21.imageshack.us/img21/5687/prkl.jpg (http://img21.imageshack.us/i/prkl.jpg/)

Halil64
26-07-2013, 08:44
TRT bu vatandaşın böyle düşüncesi olduğunu bilseydi yine de misafir eder miydi acaba çok merak ediyorum.
Cevap evetse o zaman düşünmek lazım işte.

balaban
26-07-2013, 09:54
TRT bu vatandaşın böyle düşüncesi olduğunu bilseydi yine de misafir eder miydi acaba çok merak ediyorum.
Cevap evetse o zaman düşünmek lazım işte.


Bilmese çıkarır mıydı?
Al onu vur öbürüne. Dünyaya nasıl geldiklerini sanıyorlar acaba?

Kesin leylekler getirmiştir:)

BUZ
26-07-2013, 11:15
bana arkadaşını söyle sana kim olduğunu söyleyeyim...........bu atasözünü çok severim.......:)



http://webvideohaber.hurriyet.com.tr/Haber/2013/07/hamile_kadinlar_26072013_0947_480p_wmp4.jpg

http://www.anahaberyorum.com/images/haberler/her_kurtaj_bir_uluderedir_h5012.jpg

http://galeri2.uludagsozluk.com/201/leman_275253.jpg

http://radorecdn.bobiler.org/upload/photographs/27152358672.jpg

http://www.thaberler.com/wp-content/uploads/trt_de_skandal_sozler-506x285.png

http://img.internethaber.com/other/5210.jpg

http://cdn.internethaber.com/news/648x223/5217.jpg

Asmiltak
26-07-2013, 12:27
TRT bu vatandaşın böyle düşüncesi olduğunu bilseydi yine de misafir eder miydi acaba çok merak ediyorum.
Cevap evetse o zaman düşünmek lazım işte.

Dostum selamlar.. Yayını sunan spiker bu sözlere Allah razı olsun diyerek cevap vermiş bildiğim kadarıyla.. Spikerin kendi dünya görüşü diye düşünelim onu da.. Trt bu yoruma ilişkin, sadece bizi bağlamaz diye bir açıklama yaptı, maksadını aşmıştır ya da ekranımızı bir ayıba ortak etmiştir gibi bir ifade yok..

Aslında bir kişinin ifadesi de çok önemli değil, ama sosyal medyaya bir bakınca adamın arkasında ciddi bir destek olduğu da görülüyor, gönderimde paylaştığım tweet gibi yorumlar da bunun göstergesi..

Bu kişiler ekranlara çıkıp bu tip mahrem konuları bu kadar rahat konuşabiliyorlarsa, bunda devlet yetkililerinin üç çocuk yapın, kürtaj yapmayın, normal doğum yapın, normal doğumu yaparken çekilen acıdan da kaçınmayın epidural yaptırmayın gibi sözleriyle girmemesi gereken alanlara bu kadar rahat girmesinin de büyük etkisi var diye düşünüyorum. Denilebilir ki üç çocuk ya da sezaryen mevzularında ekonomik kaygılar var, onu doğru kabul etsek bile bu konular özeldir, mahremdir, en yetkili ağızlar tarafından bu kadar aleni tartışılmamalı, neredeyse kamusal tartışma ortamı yaratılmamalıdır..

Asmiltak
26-07-2013, 14:53
Başkentteki Gezi Parkı soruşturmalarının tutuklu sekiz şüphelisinin tahliyesine karar verildi.

Terörle Mücadele Kanunu'nun (TMK) 10. maddesiyle görevli Ankara Cumhuriyet Başsavcıvekilliğinin yürüttüğü soruşturmanın tutuklu şüphelilerinden sekizinin durumları, duruşmalı olarak incelendi.

TMK'nın 10. maddesiyle görevli hakim Nihal Uslu, şüpheliler ve avukatlarının beyanlarını dinledikten sonra sekiz şüphelinin de adli kontrol şartıyla tahliyesine karar verdi.

Tahliyelerine karar verilenler Cihan Ağtaş, Deniz Can Aydın, Hasan Koç, Murat Bozkurt, Taner Aka, Yadigar Vuruşaner, Yener Çıracı ve Yusuf Bahtiyar. Tahliyelerle birlikte Gezi Parkı odaklı eylemler kapsamında Ankara'da tutuklu bulunanların sayısı 15'e düştü.

BUZ
26-07-2013, 14:57
Dostum selamlar.. Yayını sunan spiker bu sözlere Allah razı olsun diyerek cevap vermiş bildiğim kadarıyla.. Spikerin kendi dünya görüşü diye düşünelim onu da.. Trt bu yoruma ilişkin, sadece bizi bağlamaz diye bir açıklama yaptı, maksadını aşmıştır ya da ekranımızı bir ayıba ortak etmiştir gibi bir ifade yok..

Aslında bir kişinin ifadesi de çok önemli değil, ama sosyal medyaya bir bakınca adamın arkasında ciddi bir destek olduğu da görülüyor, gönderimde paylaştığım tweet gibi yorumlar da bunun göstergesi..

Bu kişiler ekranlara çıkıp bu tip mahrem konuları bu kadar rahat konuşabiliyorlarsa, bunda devlet yetkililerinin üç çocuk yapın, kürtaj yapmayın, normal doğum yapın, normal doğumu yaparken çekilen acıdan da kaçınmayın epidural yaptırmayın gibi sözleriyle girmemesi gereken alanlara bu kadar rahat girmesinin de büyük etkisi var diye düşünüyorum. Denilebilir ki üç çocuk ya da sezaryen mevzularında ekonomik kaygılar var, onu doğru kabul etsek bile bu konular özeldir, mahremdir, en yetkili ağızlar tarafından bu kadar aleni tartışılmamalı, neredeyse kamusal tartışma ortamı yaratılmamalıdır..

dostlar aslolan şudurki mesele tıbbidir.......tıp alanına girmektedir...........

bir ilahyatçının haddini aşarak 6 aylık hamile bir bayan evden dışarı çıkmamalıdır.....**ayıp**demesi hem yobazlık hemde cinayettir........!!

kadın ayıp değildir......!!

kadın toplumu doğurur.........!!

kadın annedir.........!!

kadın mal değildir.......!!

kadın erkeğe ait eve kapatılacak kişisel bir meta değildir.........!!

kadın erkeğin sex tasarrufu için ısmarlama yaratılmamıştır..........!!

Allah bu yobazların kökünü kurutsun..........:)

tıbben hamileliğin 3.ayından itibaren hergün düzenli yürüyüş gerekir.........hamile kadının teni pamuklu ince kumaşlarla örtülecektir.......cilt hava almalıdır.....dışarısı 40 derecedir...........:)

söz konusu hamile bir bayandır............!!!!

ve hamile bir bayanın zaten albümin nedeniyle su toplayarak şişmiş vücut hatlarından bile tahrik olup etkilenen ve bunu fetva vari bir biçimde kamuoyuyla paylaşan zihniyetlerin acil bir psikiyatri bölümüne başvurarak rehabilite edilmeleri ve toplumdan bir süre uzak tutulmaları gerekir..........


hey yobaz herifler......!!.....yeter artık kadınları rahat bırakın.........!!



https://fbcdn-sphotos-c-a.akamaihd.net/hphotos-ak-frc3/p480x480/969028_485880198148145_1220733296_n.jpg

4.media.tumblr.com/cbf7188758df89cf9cc573dce2be375f/tumblr_mhzb6cJcJS1rjjnewo1_500.jpg

https://sphotos-b.xx.fbcdn.net/hphotos-ash4/p480x480/378309_509383842443312_1841775818_n.jpg

http://www.gazeteport.com.tr/i/n/136370898440863.jpg

http://3.bp.blogspot.com/-0HYldRRVvvk/T5Fz4QTGDHI/AAAAAAAACFg/59wQwXMpFTM/s320/DAYAK.jpg

http://galeri7.uludagsozluk.com/257/yobaz_328108.jpg

http://25.media.tumblr.com/tumblr_m9kddr6HUb1rugfmfo1_500.jpg

http://i1.ytimg.com/vi/h_pu91TndZc/mqdefault.jpg

http://p.twimg.com/A548ys8CMAAolam.jpg:large

Asmiltak
26-07-2013, 18:23
Veciz sözün sahibi Ömer Tuğrul İnançer iyi ki burayı okumuyor. Aşağıdaki fotoğrafa saydırırdı herhalde..

http://img802.imageshack.us/img802/4834/63pl.jpg (http://img802.imageshack.us/i/63pl.jpg/)

Asmiltak
26-07-2013, 19:34
Komedyen el öpünce sevinen ya da sanayiciye boyun eğdirme çabası güden anlayış yerine daha akılcı politikalar izlense sanki daha iyi olurdu hepimiz adına.. Aksi yöndeki politikalar siyasetçilere belki bir bir şeyler kazandırır ama halka ve girişimcilere ekonomik bedelleri var.

Mısır'da bunlar görülmeye başlandı, Mısır gazetelerinde Türk mallarına boykot kampanyaları başlamış. Merak edenler için ülkemizin Mısır'daki yatırımlarının boyutu kabaca aşağıdaki gibi:

Türkiye ile Mısır arasında ticaret hacmi 2012 yılında 5 milyar doları aştı. Bunun 3.7 milyar dolarla üçte ikisini Türkiye’nin bu ülkeye yaptığı ihracat oluşturuyor.

-Mısır, 83 milyon nüfusu ile Kuzey Afrika’nın en önemli ülkesi. GSYH’si 200 milyar doların biraz üzerinde olan Mısır, dünyanın 27. büyük ekonomisi. Mısır’da kişi başına geliri 2 bin dolar civarında. Mısır’ın yıllık ihracatı 25 milyar, ithalatı ise 50 milyar dolar civarında.

-Mısır’da toplam 250 kadar Türk yatırımcısının 2 milyar dolar dolayında yatırımı bulunuyor. Türk işadamlarının yaptığı yatırımlarda 65 bin kişi istihdam ediliyor. Mısır’daki Türk yatırımlarında tekstil başı çekse de, kimya, perakende ve müteahhitlik hizmetleri de öne çıkıyor. Türkiye, Mısır’da en çok yatırımı bulunan 28. ülke. LC Waikiki, Colin’s, Taypa, Aksa Akrilik, Küçükçalık Perde, Abalıoğlu İplik, Kipaş Konfeksiyon, Mavi Jeans, De Facto, FLO Ayakkabı, Sarar, Baydemirler Perde, Evyap, Hayat Kimya, Filli Boya ve BİM, Mısır’da öne çıkan Türk yatırımcıları…

-Erdoğan’ın, Mısır’da darbeyi gerçekleştiren El Sisi’ye 2 ay önce verdiği 250 milyon dolarlık savunma kredisi ile Hazine ve Eximbank tarafından Mısır’a açılan 2 milyar dolarlık ihracat kredisi de halen yürürlükte.

http://img18.imageshack.us/img18/2708/jor8.jpg (http://img18.imageshack.us/i/jor8.jpg/)

Asmiltak
26-07-2013, 20:04
Sean Penn, Susan Sarandon, Andrew Mango ve diğerleri.. "Sözde ünlü" şahıslar olarak nitelendirilmişler Sn. Başbakan tarafından.. İftar eğlencesi oldu..

Asmiltak
26-07-2013, 21:41
Sarısülük için vurulduğu yerde 40. gün anması

Gezi Parkı eylemlerine destek amaçlı Ankara’da düzenlenen gösterilerde polis kurşunuyla hayatını kaybeden Ethem Sarısülük, ölümünün 40. gününde Kızılay Meydanı’nda vurulduğu noktada anıldı.

Anma törenine katılan Gezi eylemlerinde hayatını kaybedenlerin aileleri gözyaşlarını tutamazken Alevi Dedesi de Kuran-ı Kerim okuyup dua etti.

“KATİLLER ARAMIZDA”

Gezi eylemleri ve Lice’deki olaylar sırasında yakınlarını kaybedenlerin yanı sıra CHP Milletvekili Hüseyin Aygün ve çok sayıda vatandaş anma törenine katıldı. “Annelerin öfkesi katilleri boğacak”, “Devrim şehitleri ölümsüzdür” sloganlarının atıldığı anmada, acılı anneler Ethem Sarısülük’ün vurulduğu noktaya çiçek ve karanfiller bıraktı. Ölenlerin isimleri tek tek okunarak sembolik yoklama yapıldı. Burada yapılan ortak açıklamada, “Acılarımız artıyor, öfkemiz kabarıyor. Demokratik taleplerini, haklarını arayanlar öldürüldü. Katiller aramızda gezmeye devam ediyor. Gezi Parkı bir uyanıştı. Bunun önünde kimse duramayacak” denildi.

“HEPİNİZ ETHEM’SİNİZ”

Ethem Sarısülük’ün annesi Safi Sarısülük, evlat acısı yaşayan bir anne olarak Başbakan Tayyip Erdoğan’a seslendiğini belirterek, “Katili saklama, koruma, adalete teslim et. Bugün ben Ethem’in acısını yaşıyorum ama burada yüzlerce Ethem görüyorum. Hepiniz benim evladımsınız” dedi.

Ali İsmail Korkmaz’ın annesi Emel Fatma Korkmaz ise, “Benim oğlum daha 19 yaşındaydı. Hayalleri vardı, umutları vardı. Onu benden aldılar, hayallerini ve umutlarını çaldılar” diye konuştu.

Lice’de Karakol gösterisinde hayatını kaybeden Medeni Yıldırım’ın annesi Hayriye Yıldırım’ın Kürtçe yaptığı konuşma daha sonra Türkçe olarak okundu. Hayriye Yıldırım, “Başbakan Erdoğan, Kuran okuyor, namaz kılıyor, annesinin mezarına giderek gözyaşı döküyor. Biz de anneyiz, burada acı yaşıyoruz. Kürt, Türk, Çerkez, Laz, Alevi, Sünni demeden acıları ortak yaşıyoruz” dedi.

Mehmet Ayvalıtaş’ın annesi Fadime Ayvalıtaş ise yaşadıkları acının tarifi olmadığını, burada pırıl pırıl gençleri görünce acılarının hafiflediğini söyledi. Anma törenine Ethem Sarısülük’ün ağabeyi Mustafa ile diğer ölenlerin yakınları da katıldı.

Asmiltak
26-07-2013, 22:35
Gezi olaylarında öldürülen gençlerin aileleri TBMM'de..

http://img543.imageshack.us/img543/3983/88na.jpg (http://img543.imageshack.us/i/88na.jpg/)

Asmiltak
26-07-2013, 22:47
Ülkenin 4 diğer farklı noktasıyla beraber, ODTÜ Ormanının da bir kısmını yakmışlar. Yazıklar olsun.. Gider yine dikeriz oraya ağaçların en güzellerini..

karacengiz
27-07-2013, 00:20
Bir şahıs doğru olmayan bir şey söylemişse bu sadece onun sorunudur. ve trt yukarda söylendiği gibi tavır takınmışsa o da haltetmiştir.
karaçarşafı yobazlığı kol kafa kesmeyi islam ile ve hatta esas gayret olan akp ile ilişkilendirme çabası sonuç verir mi bilmem belki verir devam edin başarılar dilerim. adım gibi emin olduğum şey şudur, akp yobazlıkta chp nin eline su dökemez din sadece islam dini değil ki

Asmiltak
27-07-2013, 00:42
Bir şahıs doğru olmayan bir şey söylemişse bu sadece onun sorunudur. ve trt yukarda söylendiği gibi tavır takınmışsa o da haltetmiştir.
karaçarşafı yobazlığı kol kafa kesmeyi islam ile ve hatta esas gayret olan akp ile ilişkilendirme çabası sonuç verir mi bilmem belki verir devam edin başarılar dilerim. adım gibi emin olduğum şey şudur, akp yobazlıkta chp nin eline su dökemez din sadece islam dini değil ki

Size de iyi geceler:) ve dahi aleyküm selam.

Çok sert girmişsiniz mevzuya. Siz böyle yapınca paylaşılan tüm mesajlara tekrar göz atma ihtiyacı duydum dinimiz hakkında yanlış bir şey mi söylenmiş diye. Göremedim öyle bir şey, görseydim başlığın kapatılmasını talep edecektim, emin olun.

Mesajlarda benim ya da diğer arkadaşların eleştirileri İslam dinine karşı değil, yanlış yorumlanmasına gibi geldi bana. Sizin de dinimizin kadına bakış açısının, yobazlığın dinimizle alakası olmadığını düşündüğünü çıkartıyorum yazınızdan, öyle ise mutabıkız.

Kara çarşaf, yobazlık, kol kafa kesme görüntüleri paylaşılmış, doğrudur, ama neticede kendini İslam devleti olarak tanımlayan ülkelerde, yapanların kendi İslam anlayışları gereğince yapılmış eylemler bunlar, biz de elimizden geldiğince bunu, yani bu bakış açısının yanlışlığını vurgulamışız, kötü mü yapmışız.. Sizin de kara çarşaf yobazlık kol kafa kesmek İslam ile bağdaştırılmamalı demenizden hareketle yanlış olmadığını düşündüğünüzü sanırım.

Akp, Chp vs konularına gelince, herhangi bir parti vurgusu yapıldığına rastlamadım ben, siz nerede gördünüz?.. Bir partinin gençlik kollarının tweetini görüp bu yargıya vardıysanız, başka bir partinin gençlik kolları bunu yazsaydı onu da paylaşırdık, herhangi bir partiye karşıtlık ya da destek söz konusu değil burada. Bakış açılarına ve fikirlere yönelik eleştiriler var, sizin de yanlış gördüğünüz bakış açıları ve fikirler varsa siz de paylaşabilirsiniz isterseniz..

cicibebe
27-07-2013, 07:23
Mısırlılar , Türkiye nin darbe konusundaki tutumundan dolayı , Türk mallarının boykot edilmesi çağrılarına rağbet göstermedi.

Mısır halkı çoğunlukla , iki ülke arasındaki köklü ilişkilerin devam etmesi gerektiğini düşünüyor.

Mısır da faaliyet gösteren Türk-Mısır İşadamları Derneği Başkanı Atilla Atasever de , boykot çağrılarının pek kabul görmediğini ve Türk mallarının halen çok fazla tercih edildiğini söyledi.

Mısır Başbakanı Hazım Biblavi de geçtiğimiz günlerde Türkiye ile gerginliğe gerek olmadığını ve Türkiye yi önemsediklerini belirtmişti.
Komedyen el öpünce sevinen ya da sanayiciye boyun eğdirme çabası güden anlayış yerine daha akılcı politikalar izlense sanki daha iyi olurdu hepimiz adına.. Aksi yöndeki politikalar siyasetçilere belki bir bir şeyler kazandırır ama halka ve girişimcilere ekonomik bedelleri var.

Mısır'da bunlar görülmeye başlandı, Mısır gazetelerinde Türk mallarına boykot kampanyaları başlamış. Merak edenler için ülkemizin Mısır'daki yatırımlarının boyutu kabaca aşağıdaki gibi:

Türkiye ile Mısır arasında ticaret hacmi 2012 yılında 5 milyar doları aştı. Bunun 3.7 milyar dolarla üçte ikisini Türkiye’nin bu ülkeye yaptığı ihracat oluşturuyor.

-Mısır, 83 milyon nüfusu ile Kuzey Afrika’nın en önemli ülkesi. GSYH’si 200 milyar doların biraz üzerinde olan Mısır, dünyanın 27. büyük ekonomisi. Mısır’da kişi başına geliri 2 bin dolar civarında. Mısır’ın yıllık ihracatı 25 milyar, ithalatı ise 50 milyar dolar civarında.

-Mısır’da toplam 250 kadar Türk yatırımcısının 2 milyar dolar dolayında yatırımı bulunuyor. Türk işadamlarının yaptığı yatırımlarda 65 bin kişi istihdam ediliyor. Mısır’daki Türk yatırımlarında tekstil başı çekse de, kimya, perakende ve müteahhitlik hizmetleri de öne çıkıyor. Türkiye, Mısır’da en çok yatırımı bulunan 28. ülke. LC Waikiki, Colin’s, Taypa, Aksa Akrilik, Küçükçalık Perde, Abalıoğlu İplik, Kipaş Konfeksiyon, Mavi Jeans, De Facto, FLO Ayakkabı, Sarar, Baydemirler Perde, Evyap, Hayat Kimya, Filli Boya ve BİM, Mısır’da öne çıkan Türk yatırımcıları…

-Erdoğan’ın, Mısır’da darbeyi gerçekleştiren El Sisi’ye 2 ay önce verdiği 250 milyon dolarlık savunma kredisi ile Hazine ve Eximbank tarafından Mısır’a açılan 2 milyar dolarlık ihracat kredisi de halen yürürlükte.

http://img18.imageshack.us/img18/2708/jor8.jpg (http://img18.imageshack.us/i/jor8.jpg/)

Asmiltak
27-07-2013, 22:41
Mısırlılar , Türkiye nin darbe konusundaki tutumundan dolayı , Türk mallarının boykot edilmesi çağrılarına rağbet göstermedi.

Mısır halkı çoğunlukla , iki ülke arasındaki köklü ilişkilerin devam etmesi gerektiğini düşünüyor.

Mısır da faaliyet gösteren Türk-Mısır İşadamları Derneği Başkanı Atilla Atasever de , boykot çağrılarının pek kabul görmediğini ve Türk mallarının halen çok fazla tercih edildiğini söyledi.

Mısır Başbakanı Hazım Biblavi de geçtiğimiz günlerde Türkiye ile gerginliğe gerek olmadığını ve Türkiye yi önemsediklerini belirtmişti.

Haberler doğru ise iyi haber.. Teşekkürler paylaşımınız için.

Yine de kargaşa sona erdikten sonraki yaklaşım için bir sinyaldir bu çağrı.

Ülkedeki iktidar değişikliğinin şekline insan olarak ya da sıradan vatandaş olarak tepki duyabiliriz ama resmi ağızdan ben yeni yönetimi tanımıyorum, benim cumhurbaşkanım Mursi'dir dediğiniz zaman, bu söylem, diplomatik ve ticari ilişkilere maalesef yansır. Üstelik Başbakan bunu derken Cumhurbaşkanı, Başbakan'ın tanımadığını belirttiği isme milli gün tebriği yollarsa bu diplomatik açıdan bir tutarsızlık imajı oluşturur.

Neyse, sular bir durulsun, işin rengi belli olacaktır zamanla..

net_ria
27-07-2013, 23:07
Somali'de Türk büyükelçiliğine El Kaide bağlantılı saldırı

Somali'de Türk büyükelçiliği çalışanlarının kaldığı bir binaya bombalı yüklü araçla bir saldırı gerçekleştirildi. Saldırıyı El Kaide bağlantılı El Şebap üstlendi.

http://t24.com.tr/haber/somalide-turk-buyukelcilik-calisanlarinin-kaldigi-binaya-saldiri/235388




Reyhanlı saldırısının arkasından da El Kaide bağlantılı El Nusra Cephesi teröristleri çıkmıştı.

https://gizlibelge.wordpress.com/2013/05/23/reyhanli-saldirisinin-ardindan-el-nusra-cephesi-teroristleri-cikti/

Asmiltak
28-07-2013, 00:47
Başbakanımız açıklama yapmış.. "Beni bugün üzen neydi biliyor musunuz? 200’den fazla kardeşleri ölürken, 5 bine yakın kardeşleri yaralanırken Tahrir Meydanı’nda havai fişekler atarak eğlenenler vardı." demiş. Bence haklı, gerçekten üzücü bir durum, yanlış..

Yalnız, bana bu durum şu aşağıdaki haberi hatırlattı..

AKP İstanbul Milletvekili ve Anayasa Komisyonu Başkanı Burhan Kuzu, Reyhanlı’nın kan gölüne döndüğü gün oğlunu evlendirdi. Düğüne, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Cemil Çiçek, Avrupa Birliği Bakanı Eğemen Bağış ve Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç’ın da katıldı. Bu isimler aynı zamanda nikah şahitliği de yaptı.

Başbakan Erdoğan’ın da bu düğüne katılacağı ancak son anda programı nedeniyle düğüne gelemediği de konuşulanlar arasında.

Burhan Kuzu da tepkiler üzerine Twitter'dan "elim bir olay yaşandı, bu da düğünümüzün tadını kaçırdı" diye açıklama yapmıştı..

Bir erteleme bu kadar zor olmamalıydı. Nitekim o gün ve devamında bir çok etkinlik iptal edilmişti..

Patlamaların ardından aralarında belediyelerin, sivil toplum örgütlerinin ve taraftar gruplarının olduğu çok sayıda kurum ve kuruluş düzenleyecekleri etkinlikleri iptal etme kararı aldı. İptal edilen etkinlikler arasında Anneler Günü dolayısıyla gerçekleştirilecek olanlar da vardı.

Öte yandan Galatasaray’ın en büyük taraftar gruplarından Ultraslan da internet sitesinden duyurduğu mesajla şampiyonluk kutlamalarının iptal edildiğini duyurdu.

Asmiltak
28-07-2013, 12:38
4 gün önce Lozan Barış Anlaşmasının yıldönümüydü.. Onun ve savaş sonrası ülkelerin durumlarına ilişkin bir değerlendirme yapmakta fayda var..

Dünya üzerinde ülkelerin izledikleri, kökeninin tarihlerinden alan gelişme ve kalkınma modelleri vardır.

Ülkeler, medeniyetlerinin ardıllarıdır. Avrupa ülkeleri 2. dünya savaşında darmadağın oldular.. Yalnız, kaybettikleri nüfus ve bina vs kaybıydı. Coğrafi keşiflerle başlayıp, sömürgecilikle elde ettikleri sermaye ile yapılandırdıkları, rönesans-reform ve sanayi devrimi ile harmanladıkları bir ekonomi know-how'u, gelişmiş burjuvazileri ve belirli bir toplum yapıları vardı. Bunu ikinci dünya savaşının ardından refah devleti kavramı ile bütünleştirdiler ve toparlanmaları zor olmadı.

Daha kolay anlaşılması için, daha basit örnekleştireyim, Mercedes fabrikası yıkıldı belki ama Mercedes üretebilmek yeterli bilgi birikimi ve altyapısı devam etti, bir bina yapıp üretmeye devam edebildi.

ABD başka bir model, sömürgecilik yarışına 300 yıl geriden başladılar, ama farkı kapattılar. Para birimlerini dünyanın rezerv parası yaptılar, Afganistan'a, Irak'a, gerek duyarlarsa Suriye'ye saldırırlar ama oralara harcadıkları her kuruşu karşılıksız olarak sadece kağıt maliyetine basıp re-finansman yaparlar, oluşan likitide bolluğuyla EM piyasalarını da uçurup bu piyasalardaki borsa oyuncularına bile üç beş kuruş kazandırırlar.

İlla bir model aranıyorsa, militarist modeller yerine, Uzakdoğu örneği üzerine düşünülebilir. Japonya 2. Dünya savaşı sonrasında yıkılan ülkelerden ama savaştan bunalmaları nedeniyle ordularını lağvedip sadece çok çalışarak bir ekonomi mucizesi yaratmıştır. Bizim belki konumumuz gereği orduyu lağvetme seçeneğimiz yok ama orduya dayalı bir genişleme ve büyüme şansımız da yok, tek çaremiz var, boş konuları tartışmayı bırakıp çok ama çok çalışmak..

Türkiye'ye ve Lozan'a dönersek.. Masada kaybedildi diyenler var. Savaşmaksa savaşmak, 10 parçaya bölünmüş, fiili işgal altındaki, paylaşılmış ülkeyi Sevr'den Lozan'a getirebilmek başarıdır bence. Lozan beğenilir, beğenilmez, ayrı, daha iyisi olabilirdi dienilebilir, daha iyisi her zaman mümkündür elbette, ama dönemin şartlarıyla değerlendirmek gerekir. O şartlarda Türkiye'nin, sanayi devrimini tamamlamış bir medeniyetin ardılı olduğuna mı, yoksa fetih-savaş kültürünün ardılı mı olduğuna bakmak gerekir. Osmanlı, sömürgeci bir medeniyet değildi, kaynakları ana vatanına transfer etmedi. Dolayısıyla bir anavatanında bir sermaye birikimi yoktu, bize kalan ana ekonomik miras, Düyun-u umumiye borçlarıydı. Bilgi-teknoloji-ekonomi mirasımız da yoktu. Yukarıda Mercedes örneğini verdim, adamlar yıkıldıkları anda bile bir teknoloji know-how'una sahiptiler, biz 2013 yılında hala Türk otomobili yapabilir miyiz diye tartışıp bu işi milli politika haline getirmek yerine bunu yapabilecek bir "babayiğit" arıyoruz. Yapma potansiyeli olan sanayi gruplarına ise randevu bile vermemekle övünüp, diz çöktürme derdindeyiz. Hükümetin böyle bir derdi var mı bilmiyorum ama yandaşlar bunu böyle lanse edip mutlu oluyor. Bu anlayışla biz Suriye'ye de saldırsak, İran'ı da dövsek, ileri gidemeyiz..

Asmiltak
28-07-2013, 12:40
Görme özürlü oğlunu maça götüren ve tüm maçı birebir anlatan anne. Sözün bittiği yer.

Çarşının sayfasından..

http://img443.imageshack.us/img443/7281/2xa1.jpg (http://img443.imageshack.us/i/2xa1.jpg/)

Asmiltak
28-07-2013, 17:15
Gelibolu Yanıyor.. Maalesef..

Gelibolu'daki yangın büyüyor
Yurdun çeşitli bölgelerinde çıkan yangınlar binlerce hektarlık alanı etkiliyor. Gelibolu'da başlayan yangın kozalakların da etkisiyle hızla büyüyor.

Çanakkale Valisi Ahmet Çınar, yangının devam ettiğini, alevlerin tarihi milli park alanına sıçramasının rüzgarın durumuna bağlı olduğunu söyledi.

Çanakkale'nin Gelibolu Yarımadası'nda bugün çıkan yangın söndürme çalışmaları devam ediyor. Yangının çıktığı bölgeye gelen Vali Çınar, yangın söndürme çalışmasının hem havadan hem de karadan sürdüğünü söyledi. Yangının çıkış sebebinin belli olmadığını aktaran Çınar, "Belediyelerden de destek istedik. Arkadaşlarımız müdahale ediyor. Rüzgar olumsuz etkiyor. Konu ile ilgili de bakanlığın haberi var. Arkadaşlar çalışıyorlar, inşallah en kısa zamanda söndürülür diye düşünüyorum." dedi.

Yangının şehitliklerin de bulunduğu Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli Park'a sıçrayıp sıçramayacağı yönündeki soru üzerine Çınar, "Gidişat, müdahalenin şekli, rüzgarın gücü bunlar belirleyici etken olacaktır. Dileğimiz en kısa zamanda en az zararla yangının söndürülmesi." diye konuştu.

Bölgede yangın devam ediyor, çıkan dumanın yüksekliği, yangının büyüklüğünü de ortaya koyuyor.


GELİBOLU YANIYOR

Çanakkale' de Gelibolu Yarımadası'nda Gelibolu ilçesine bağlı Ilgardere köyü yakınlarında ormanlık alanda nedeni henüz belirlenemeyen orman yangını başladı. Saat 12.05' te ormanlık alandan yükselen dumanları Çanakkale boğazında geçiş yapan ticaret gemileri de farkedince ilk ihbarlar Çanakkale Boğazı Gemi Trafik Hizmetleri Merkezi Müdürlüğü'ne deniz telsizinden yapıldı..

Oynat
Gelibolu yarımadası'ndaki orman kuleleri de yoğun duman üzerine bölgeye söndürme ekipleri sevketti..Çanakkale' de konuşlanan bir yangın söndürme helikopteri bölgeye sevkedildi.Yangına Gelibolu Yarımadası'nda görev yapan 10 kişilik 4 arazöz ekibi de gönderildi Çanakkale Orman İşletme Müdürlüğü yetkilileri yoğun ormanlık alanda yükselen alevleri söndürmek için çalışma başlattı..


SABAHA KADAR KORKUYLA İZLEDİLER

Öte yandan MUĞLA’nın Milas İlçesi Ören Beldesi yakınlarında başlayıp şiddetli rüzgar nedeniyle hızla büyüyen orman yangını, ekiplerin yoğun çalışması ardından güçlükle kontrol altına alındı. 3 köy ile Ören Beldesi’ndeki evlere yaklaşan alevler, köylüler ve tatilcileri sabaha kadar uyutmadı. ’Gökova’nın ciğerleri’ olarak bilinen bölgedeki yangında yaklaşık 45 hektarlık alan zarar gördü, 2 ahır ile 1 samanlık ve 80 arı kovanı küle döndü. Yangında, ölen ya da yaralanan olmadı.

Milas İlçesi’ne bağlı Pınar Köyü yakınlarında dün akşam saatlerinde ilk belirlemelere göre elektrik tellerinin birbirine temas etmesi sonucu oluşan kıvılcımlar yangına neden oldu. Ormanlık alandaki yangın, şiddetli rüzgarın etkisiyle hızla yayıldı. Kumluca, Pınar ve Çamlıca köyleri ile Ören Beldesi’nde ev ve bahçelerin yakınına kadar ulaşan alevler korkuya neden oldu. Bugün saat 04.00 sıralarında Ören Beldesi’nde yangın tehdidi nedeniyle önceden boşaltılan bir ahır ile samanlık, bir köyde de yine boş ahır ile 80 arı kovanı alevlere teslim oldu. Bölgedeki ekiplerin yoğun çalışmasıyla yangının diğer ahır ve evlere sıçraması engellendi. Yaklaşık 18 saat süren yangın nedeniyle köylüler ve tatilciler evlerine giremedi.

YER İŞÇİLERİ YORGUN DÜŞTÜ

Oynat
Yangın, havanın aydınlanması ardından bölgeye gönderilen 7 helikopter ve 3 uçağın da desteğiyle saat 09.00 sıralarında kontrol altına alındı. Yangına, 5 iş makinesi, 40 arazöz, 15 traktör, 250 orman işçisi ile 200 köylü müdahale etti. Muğla Orman Bölge Müdürü Ali Yıldırım da yangın bölgesinde çalışmaları yönetti. İlk belirlemelere göre, yangında yaklaşık 45 hektar kızılçam ormanı ve tarım arazisinin zarar gördüğü bildirildi. Saatler süren söndürme çalışmaları sırasında yorgun düşen yer işçileri, yangının kontrol altına alınmasının ardından bölgedeki ağaçların altında uykuya dalıp bir süre dinlendi.


BAŞKAN TURAN: "ORMANI ’DELİ POYRAZ’ YAKTI"

Yangın bölgesinden bir an olsun ayrılmayan Ören Belediye Başkanı CHP’li Kazım Turan şöyle dedi: "Gökova’nın ciğerleri olan bu bölgeyi bu kadar yakan, bizlere sabaha kadar kabus yaşatan yılda bir veya iki kez meydana gelen ve bizim ’Deli poyraz’ dediğimiz şiddetli fırtınadır. Yangının başlamasının hemen ardından alevler şiddetli rüzgar nedeniyle hızla yayıldı. Gece olması ve havadan da müdahale edilememesi nedeniyle sabaha kadar yangın giderek büyüdü, evlerin yakınına kadar ulaştı. Ben de orman mühendisi olduğum için çalışmalara destek vermek üzere buraya geldim. Ekiplerin yoğun çalışması bir faciayı önledi." Yangının kontrol altına alınmasıyla bölgede yaşayanlar da rahat bir nefes aldı.

BODRUM'DA 6 NOKTADA YANGIN ÇIKTI

MUĞLA'nın Bodrum İlçesi Fesleğen Yaylası yakınlarındaki ormanlık alanda yangın çıktı. 6 ayrı noktada çıkan yangına havadan ve karadan müdahale edilirken, şiddetli rüzgarın bölgede etkili olduğu öğrenildi.

Bodrum İlçesi Mumcular Beldesi Fesleğen Yaylası yakınındaki ormanlık alanda, bugün saat 11.30 sıralarında henüz bilinmeyen bir nedenle yangın çıktı. Birbirine yakın altı ayrı noktada başladığı öğrenilen yangına ilk olarak havadan helikopter ve uçakla müdahale edilmeye başlandı. Şiddetli rüzgarın etkili olduğu bölgede yangının hızla ilerlediği öğrenildi. Muğla Orman Bölge Müdürlüğü'ne bağlı çok sayıda arazöz de yangının çıktığı bölgeye sevk edildi

ADANA'DA 7 HEKTARLIK BAL ORMANI YANDI

ADANA'nın Karaisalı İlçesi'nde Hasan Dağı eteklerinde çıkan yangında 20 hektarlık alan zarar gördü. Kızılçam ve makilik alan ile Bal Ormanı Projesi kapsamında dikilen akasya, keçi boynuzu, defne, yabani elma fidanları da kül oldu.Karaisalı'nın kuzeyinde Nergizlik Barajı ile Hasan Dağı arasındaki bölgede dün öğle saatlerinde alevler yükseldi. Şiddetli rüzgarda yüksek gerilim elektrik tellerinin birbirine çarpması sonucu çıktığı sanılan yangın, kısa sürede büyüdü. Hasan Dağı'nın eteğindeki Saydere Köyü'nü de tehdit eden orman yangınına havadan 2 helikopter, karadan 7 dozer ve çok sayıda arazözle müdahale edildi. Yaklaşık 150 yangın söndürme işçisi, alevleri söndürmek için uğraş verdi. Gülüşlü Köyü yakınlarındaki mezarlığına kadar ulaşan yangın, Kaksan Kireç Fabrikası civarında kontrol altına alındı.Yangında kızılçam ve makilik alan ile 5 yıl önce oluşturulan Bal Ormanı'ndaki akasya, keçi boynuzu, defne, yabani elma fidanları zarar gördü.

7 saatlik çalışmayla kontrol altına alınan yangın bölgesinde soğutma çalışmaları gün boyu sürdü.

uguraltun
28-07-2013, 23:09
Gelibolu Yanıyor.. Maalesef..

Gelibolu'daki yangın büyüyor
Yurdun çeşitli bölgelerinde çıkan yangınlar binlerce hektarlık alanı etkiliyor. Gelibolu'da başlayan yangın kozalakların da etkisiyle hızla büyüyor.

Çanakkale Valisi Ahmet Çınar, yangının devam ettiğini, alevlerin tarihi milli park alanına sıçramasının rüzgarın durumuna bağlı olduğunu söyledi.

Çanakkale'nin Gelibolu Yarımadası'nda bugün çıkan yangın söndürme çalışmaları devam ediyor. Yangının çıktığı bölgeye gelen Vali Çınar, yangın söndürme çalışmasının hem havadan hem de karadan sürdüğünü söyledi. Yangının çıkış sebebinin belli olmadığını aktaran Çınar, "Belediyelerden de destek istedik. Arkadaşlarımız müdahale ediyor. Rüzgar olumsuz etkiyor. Konu ile ilgili de bakanlığın haberi var. Arkadaşlar çalışıyorlar, inşallah en kısa zamanda söndürülür diye düşünüyorum." dedi.

Yangının şehitliklerin de bulunduğu Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli Park'a sıçrayıp sıçramayacağı yönündeki soru üzerine Çınar, "Gidişat, müdahalenin şekli, rüzgarın gücü bunlar belirleyici etken olacaktır. Dileğimiz en kısa zamanda en az zararla yangının söndürülmesi." diye konuştu.

Bölgede yangın devam ediyor, çıkan dumanın yüksekliği, yangının büyüklüğünü de ortaya koyuyor.


GELİBOLU YANIYOR

Çanakkale' de Gelibolu Yarımadası'nda Gelibolu ilçesine bağlı Ilgardere köyü yakınlarında ormanlık alanda nedeni henüz belirlenemeyen orman yangını başladı. Saat 12.05' te ormanlık alandan yükselen dumanları Çanakkale boğazında geçiş yapan ticaret gemileri de farkedince ilk ihbarlar Çanakkale Boğazı Gemi Trafik Hizmetleri Merkezi Müdürlüğü'ne deniz telsizinden yapıldı..

Oynat
Gelibolu yarımadası'ndaki orman kuleleri de yoğun duman üzerine bölgeye söndürme ekipleri sevketti..Çanakkale' de konuşlanan bir yangın söndürme helikopteri bölgeye sevkedildi.Yangına Gelibolu Yarımadası'nda görev yapan 10 kişilik 4 arazöz ekibi de gönderildi Çanakkale Orman İşletme Müdürlüğü yetkilileri yoğun ormanlık alanda yükselen alevleri söndürmek için çalışma başlattı..


SABAHA KADAR KORKUYLA İZLEDİLER

Öte yandan MUĞLA’nın Milas İlçesi Ören Beldesi yakınlarında başlayıp şiddetli rüzgar nedeniyle hızla büyüyen orman yangını, ekiplerin yoğun çalışması ardından güçlükle kontrol altına alındı. 3 köy ile Ören Beldesi’ndeki evlere yaklaşan alevler, köylüler ve tatilcileri sabaha kadar uyutmadı. ’Gökova’nın ciğerleri’ olarak bilinen bölgedeki yangında yaklaşık 45 hektarlık alan zarar gördü, 2 ahır ile 1 samanlık ve 80 arı kovanı küle döndü. Yangında, ölen ya da yaralanan olmadı.

Milas İlçesi’ne bağlı Pınar Köyü yakınlarında dün akşam saatlerinde ilk belirlemelere göre elektrik tellerinin birbirine temas etmesi sonucu oluşan kıvılcımlar yangına neden oldu. Ormanlık alandaki yangın, şiddetli rüzgarın etkisiyle hızla yayıldı. Kumluca, Pınar ve Çamlıca köyleri ile Ören Beldesi’nde ev ve bahçelerin yakınına kadar ulaşan alevler korkuya neden oldu. Bugün saat 04.00 sıralarında Ören Beldesi’nde yangın tehdidi nedeniyle önceden boşaltılan bir ahır ile samanlık, bir köyde de yine boş ahır ile 80 arı kovanı alevlere teslim oldu. Bölgedeki ekiplerin yoğun çalışmasıyla yangının diğer ahır ve evlere sıçraması engellendi. Yaklaşık 18 saat süren yangın nedeniyle köylüler ve tatilciler evlerine giremedi.

YER İŞÇİLERİ YORGUN DÜŞTÜ

Oynat
Yangın, havanın aydınlanması ardından bölgeye gönderilen 7 helikopter ve 3 uçağın da desteğiyle saat 09.00 sıralarında kontrol altına alındı. Yangına, 5 iş makinesi, 40 arazöz, 15 traktör, 250 orman işçisi ile 200 köylü müdahale etti. Muğla Orman Bölge Müdürü Ali Yıldırım da yangın bölgesinde çalışmaları yönetti. İlk belirlemelere göre, yangında yaklaşık 45 hektar kızılçam ormanı ve tarım arazisinin zarar gördüğü bildirildi. Saatler süren söndürme çalışmaları sırasında yorgun düşen yer işçileri, yangının kontrol altına alınmasının ardından bölgedeki ağaçların altında uykuya dalıp bir süre dinlendi.


BAŞKAN TURAN: "ORMANI ’DELİ POYRAZ’ YAKTI"

Yangın bölgesinden bir an olsun ayrılmayan Ören Belediye Başkanı CHP’li Kazım Turan şöyle dedi: "Gökova’nın ciğerleri olan bu bölgeyi bu kadar yakan, bizlere sabaha kadar kabus yaşatan yılda bir veya iki kez meydana gelen ve bizim ’Deli poyraz’ dediğimiz şiddetli fırtınadır. Yangının başlamasının hemen ardından alevler şiddetli rüzgar nedeniyle hızla yayıldı. Gece olması ve havadan da müdahale edilememesi nedeniyle sabaha kadar yangın giderek büyüdü, evlerin yakınına kadar ulaştı. Ben de orman mühendisi olduğum için çalışmalara destek vermek üzere buraya geldim. Ekiplerin yoğun çalışması bir faciayı önledi." Yangının kontrol altına alınmasıyla bölgede yaşayanlar da rahat bir nefes aldı.

BODRUM'DA 6 NOKTADA YANGIN ÇIKTI

MUĞLA'nın Bodrum İlçesi Fesleğen Yaylası yakınlarındaki ormanlık alanda yangın çıktı. 6 ayrı noktada çıkan yangına havadan ve karadan müdahale edilirken, şiddetli rüzgarın bölgede etkili olduğu öğrenildi.

Bodrum İlçesi Mumcular Beldesi Fesleğen Yaylası yakınındaki ormanlık alanda, bugün saat 11.30 sıralarında henüz bilinmeyen bir nedenle yangın çıktı. Birbirine yakın altı ayrı noktada başladığı öğrenilen yangına ilk olarak havadan helikopter ve uçakla müdahale edilmeye başlandı. Şiddetli rüzgarın etkili olduğu bölgede yangının hızla ilerlediği öğrenildi. Muğla Orman Bölge Müdürlüğü'ne bağlı çok sayıda arazöz de yangının çıktığı bölgeye sevk edildi

ADANA'DA 7 HEKTARLIK BAL ORMANI YANDI

ADANA'nın Karaisalı İlçesi'nde Hasan Dağı eteklerinde çıkan yangında 20 hektarlık alan zarar gördü. Kızılçam ve makilik alan ile Bal Ormanı Projesi kapsamında dikilen akasya, keçi boynuzu, defne, yabani elma fidanları da kül oldu.Karaisalı'nın kuzeyinde Nergizlik Barajı ile Hasan Dağı arasındaki bölgede dün öğle saatlerinde alevler yükseldi. Şiddetli rüzgarda yüksek gerilim elektrik tellerinin birbirine çarpması sonucu çıktığı sanılan yangın, kısa sürede büyüdü. Hasan Dağı'nın eteğindeki Saydere Köyü'nü de tehdit eden orman yangınına havadan 2 helikopter, karadan 7 dozer ve çok sayıda arazözle müdahale edildi. Yaklaşık 150 yangın söndürme işçisi, alevleri söndürmek için uğraş verdi. Gülüşlü Köyü yakınlarındaki mezarlığına kadar ulaşan yangın, Kaksan Kireç Fabrikası civarında kontrol altına alındı.Yangında kızılçam ve makilik alan ile 5 yıl önce oluşturulan Bal Ormanı'ndaki akasya, keçi boynuzu, defne, yabani elma fidanları zarar gördü.

7 saatlik çalışmayla kontrol altına alınan yangın bölgesinde soğutma çalışmaları gün boyu sürdü.

değerli kardeşim sevgiler saygılar sunarım.emekleriniz ve yorumlarınız için teşekkür ederim.çanakklaledeki yangınla benimde yüreğim daha bir ayrı yandı..ılgarderede ve milli park bölgesinde hedef bulma yarışmalarına katıldım bölgenin çok yerinide ayaklarımız değdi..benim içinde çok özel yerler ..ülkemizin heryerindeki yangınla yanıyoruz..sevinçlerle seviniyoruz üzüntülerlede üzülüyoruz..ülkemizin kıymetini ve güzelliklerimizin herkesin farkına varması gerekiyor...yoksa ilerde geri dönüşü olmayan kin ve nefret tohumları hepimizi çok üzecektir..saygılar..

Asmiltak
30-07-2013, 01:11
Sokak çocukları her daim güncelin bir parçası olmaktan çıksa, artık böyle bir kavram kalmasa bu ülkede..

Ama var, ve birileri onlar için bir şeyler yapmaya çabalıyor..

http://img827.imageshack.us/img827/8011/62w9.jpg (http://img827.imageshack.us/i/62w9.jpg/)

KURALLARI SAYIYORUZ.

*Üç korner bir penaltı sayılır.
*Kaleci topu üç kere sektirise rakip açılır.
*Taç kullanan kendi önüne atınca, taç değişir.
*Pas vermeden atılan gol sayılmaz..
*Beşte devre onda biter iki uzatma.
*Japon kale maç yapılıyorsa, herkesin ayrı kalesi olur.
*Maçtan sonra su ortak içilir.

Bu kurallarla futbolu öğrenen, Toprak sahalarda büyüyen bir kuşak olarak bayramlıklarımızı paylaşıyoruz.Çünkü biliyoruzki paylaştıkça insan kalıyoruz,Çünkü paylaştıkça çoğalıyoruz,Çünkü çocukluğumuzu,Çocuklarımızı unutmadık unutmayız. "UNUTMAYALIMKİ SOKAKLAR ÇOCUK DOĞURMAZ. !"

Beşiktaş çArşı taraftar grubu olarak ramazan ayı boyunca her akşam iftarına oturdugumuz GÜNEŞ"in sofrasından kalkıp,bayramda güneşin çocuklarını giydiriyoruz. 0-15 Yaş grubu yeni çocuk kıyafetlerini hergün Beşiktaş Kartal heykeline ve Abbasağa parkına 16.00 20.00 arasında getirebilirsiniz.

İribat tel:

Cem Türk: 0533 250 02 67
Önder Abay: 0543 321 32 37
Deiz H.Kılıç: 0539 748 82 03

net_ria
30-07-2013, 02:46
El-Kaide ve bağlantılı örgütlerlerin yayıldıkları coğrafya genişledi

Müslüman ülkelerde yayılan mezhep savaşı El-Kaide’nin daha da genişlemesine yol açtı.

El-Kaide militanları Mursi taraftarlarının gösterilerine katıldı

El-Kaide’nin, tam Salih Müslim(PYD) Türkiye’de devletle görüşüyorken, Somali büyükelçiliğine saldırması tesadüf müdür?

El-Kaide bağlantılı El Nusra Cephesi ile PYD arasında süren çatışmalar, şiddetlenerek geniş alana yayılıyor. El Nusra,

tank desteğinde ağır silahlarla PYD mevzilerine kapsamlı saldırı başlattı.

El-Kaide Irak'ta 17 bomba yüklü araçla gerçekleştirdiği saldırılarda ölü sayısı 60’a yükseldi...

Irak'taki patlamalar, Şiilerin yoğunlukta bulunduğu ülkenin değişik bölgelerinde meydana geldi. Patlamalar,

aralarında başkent Bağdat ve çevresindeki Habibiye, Hurriye, Bayaa, Ur, Şurta, Kazimiye , Risale ve Ebu Zeer

yerleşim alanlarında meydana geldi. Patlamalarda ölü sayısı 60'a yükselirken, çok sayıda kişinin ise yaralandığı

bildiriliyor.

Ölü sayısının artmasından endişe ediliyor. Irak'da son bir yılda terör saldırılarında hayatını kaybedenlerin sayısı 4 bini

geçti. Ülkedeki şiddet mezhep çatışmasını çıkartmaya yönelik.

ABD gizli servisleriyle El-Kaide arasında doğrudan bir ilişkinin olmadığını ancak dolaylı bir yönlendirmenin yapıldığını

düşünülmekte. Örgütün içine sızan özellikle Suudi Arabistan istihbaratı, El Kaide’yi çökertmek yerine küresel çıkarlar

için yönlendiriyor.

Asmiltak
31-07-2013, 21:21
Kapıya da dayansa, bacadan da girse, zordur ODTÜ'den toprak almak, alamaz yani.. 20 yıldır şahsi mesele yaptı bunu ama yanlış yerle uğraşıyor..

Gökçek: ODTÜ’nün kapısına dayandık

Anadolu Bulvarı’nı Konya Yolu’na bağlayacak yol projesiyle ilgili bilgi veren Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek, “ODTÜ’nün kapısına dayandık” dedi. Gökçek, ODTÜ yönetiminin projeyi kabul ettiği halde resmi tasdiki vermediğini söyledi.

Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek, Anadolu Bulvarı’nın devamı olan ve ODTÜ arazisinden geçen projeyle ilgili olarak ODTÜ’nün kapısına dayandıklarını söyledi. Gökçek, Ankara Minibüsçüler Esnaf Odası tarafından düzenlenen ve yaklaşık 2 bin şoför esnafının yer aldığı iftar yemeğine katıldı. Ankara Minibüsçüler Esnaf Odası Başkanı Hacıbekir Gani’nin ev sahipliğinde Altınpark ANFA-B salonunda düzenlenen yemeğe Gökçek’in yanısıra, milletvekilleri, bürokratlar ve minibüs esnafı katıldı. Yemek sonrası, Başkent yollarına ilişkin yapılan çalışmaları anlatan Gökçek, ODTÜ içerisinden geçecek olan ve Anadolu Bulvarı’nı Konya Yolu ve Dikmen’e bağlayacak olan yol projesinden bahsetti.

RESMİ TASDİKİ VERMEDİLER

Bulvar çalışmalarının hızla devam ettiğini ve çalışmaların ODTÜ sınırlarına ulaştağını belirten Gökçek, “ODTÜ’nün kapısına dayandık. ODTÜ’ye tam 27 tane proje sunduk. 27’incisini zorla kabul ettirdik. Kabul ettiklerini söyledikleri halde halen resmi tasdiki vermediler. Öğrenciler karşı koyuyormuş. Bakalım nasıl yapacağız, biz başladık inşaata ve kapıya dayandık. Bu yol ile kesinlikle ODTÜ’yü rahatsız etmiyoruz” diye konuştu. Yol planının Murat Karayalçın döneminde hazırlandığı ancak şu anda kendisi tarafından yapıldığı için karşı çıkıldığını savunan Gökçek, “Şu anda büyük kısmı yapılıyor. ODTÜ’de sıkıntı çıkmazsa Allah’ın izniyle yıl sonuna kadar hizmete girecek ve trafik yükünü ciddi anlamda alacak” dedi.

Asmiltak
01-08-2013, 02:39
Fenerbahçe, 3 Temmuz 2011'den beri zaten bir çeşit direnişte.. Gezi'ye kayıtsız kalması beklenemezdi. Nitekim Viyana'da Salzburg maçında atılan gol sonrası sevinç kayda değer. Muhakkak ki Baroni de Webo da hiçbir zaman çıkıp hareketleri, çağrıştırdığı anlamda yaptıklarını söylemeyecek, hareket yapıldı, bitti, geçti, zaten..

BJK yönetimi, kombine alanlara sözleşme imzalatma peşinde koşsun, mesaj vermek isteyen her şartta verecek o mesajı, öyle görünüyor buradan..

Hatırlanacağı üzere Gezi olayları esnasında Fenerbahçe taraftar grubu 12 Numara, Beşiktaşlı Çarşı ile birlikte destekteydi, ilk başlarda olaylara destek veren G.Saraylı Ultraslan grubu, sonrasında bu desteği çekmesine rağmen, Çarşı ve 12 numara gruplarının arasında sarı kırmızı formalı taraftarlar da yer almıştı.

Bu arada, penguenler, bu gol sevinci için kılıflar bulma yönünde çabalara başlamışlar, ama hiç yaratıcı değiller, hatta komikler yahu..

Yine de işin en kolayına kaçıp da, bunlar ecnebi, dolayısıyla dış mihrak işi dememişler.. Şu habere bir göz atmak yeterli biraz gülmek için. Webo da Portekizce konuşup Te amo demeli bu mantığa göre, ya da 5 işareti ne zamandan beri maske şeklinde yapılıyor, ya da kim bu Brezilya'daki Tiago:) Özellikle videoya dikkat, hareketler kameralara değil, tribünlere yapılıyor, Tiago ve Baroni'nin çocukları tribündeyse, bilemem.. Tribünlere koşup bir de gözlük işareti yapmış, Tiago'nun gözleri de rahatsız sanırım:)

http://skorer.milliyet.com.tr/o-hareketin-sirri-ortaya-cikti/-/detay/1744445/default.htm

http://img29.imageshack.us/img29/4971/7w5p.jpg (http://img29.imageshack.us/i/7w5p.jpg/)

http://img801.imageshack.us/img801/5664/jkta.jpg (http://img801.imageshack.us/i/jkta.jpg/)

http://img405.imageshack.us/img405/4187/o2gi.jpg (http://img405.imageshack.us/i/o2gi.jpg/)


https://www.youtube.com/watch?feature=player_embedded&v=-ET8Ngbf5d8

Asmiltak
02-08-2013, 04:51
Fenerbahçe, 3 Temmuz 2011'den beri zaten bir çeşit direnişte.. Gezi'ye kayıtsız kalması beklenemezdi. Nitekim Viyana'da Salzburg maçında atılan gol sonrası sevinç kayda değer. Muhakkak ki Baroni de Webo da hiçbir zaman çıkıp hareketleri, çağrıştırdığı anlamda yaptıklarını söylemeyecek, hareket yapıldı, bitti, geçti, zaten..

BJK yönetimi, kombine alanlara sözleşme imzalatma peşinde koşsun, mesaj vermek isteyen her şartta verecek o mesajı, öyle görünüyor buradan..

Hatırlanacağı üzere Gezi olayları esnasında Fenerbahçe taraftar grubu 12 Numara, Beşiktaşlı Çarşı ile birlikte destekteydi, ilk başlarda olaylara destek veren G.Saraylı Ultraslan grubu, sonrasında bu desteği çekmesine rağmen, Çarşı ve 12 numara gruplarının arasında sarı kırmızı formalı taraftarlar da yer almıştı.

Bu arada, penguenler, bu gol sevinci için kılıflar bulma yönünde çabalara başlamışlar, ama hiç yaratıcı değiller, hatta komikler yahu..

Yine de işin en kolayına kaçıp da, bunlar ecnebi, dolayısıyla dış mihrak işi dememişler.. Şu habere bir göz atmak yeterli biraz gülmek için. Webo da Portekizce konuşup Te amo demeli bu mantığa göre, ya da 5 işareti ne zamandan beri maske şeklinde yapılıyor, ya da kim bu Brezilya'daki Tiago:) Özellikle videoya dikkat, hareketler kameralara değil, tribünlere yapılıyor, Tiago ve Baroni'nin çocukları tribündeyse, bilemem.. Tribünlere koşup bir de gözlük işareti yapmış, Tiago'nun gözleri de rahatsız sanırım:)

http://skorer.milliyet.com.tr/o-hareketin-sirri-ortaya-cikti/-/detay/1744445/default.htm

http://img29.imageshack.us/img29/4971/7w5p.jpg (http://img29.imageshack.us/i/7w5p.jpg/)

http://img801.imageshack.us/img801/5664/jkta.jpg (http://img801.imageshack.us/i/jkta.jpg/)

http://img405.imageshack.us/img405/4187/o2gi.jpg (http://img405.imageshack.us/i/o2gi.jpg/)


https://www.youtube.com/watch?feature=player_embedded&v=-ET8Ngbf5d8

İkinci penguen de uyanmış, sürmanşet geçmiş haberi.

Onda Tiago ve te amo yok, "Toss" var.. Tüm Brezilya kültürünü öğretecekler bize, aman bizimle ilgisi olmasın:).. Acınacak durumdalar..

cicibebe
02-08-2013, 09:50
Sayın Asmiltak yapılan herşeyi de gezi park olaylarına yormak biraz zorlama olmuyor mu?

Asmiltak
02-08-2013, 15:15
Sayın Asmiltak yapılan herşeyi de gezi park olaylarına yormak biraz zorlama olmuyor mu?

Sn. Cicibebe,

Açıkçası öyle bir amacım yok. Ülke için önemli bir süreç yaşandı, yaşanıyor. Her şeyi ona yormak iddialı olsa da onun günceldeki izlerini görmekten de kaçamayız..

Aslında genel anlamda yaptığım, "öyle bir şey hiç olmadı gibi" gösterme çabalarını yani hiçbir şeyi ona yormama çabalarını gözlemlemek.

Neticede ben sıradan bir vatandaşım, kanaatlerim yanlış olabilir, ama bu yanlışlık kendi çapımda dile getirmemle sınırlı kalır. Ülke siyaseti, medyası ve popüler kültürüne yön veren ya da verdiğini iddia eden kişi ve kurumların böyle bir lüksü yok, hatta olayları doğru yansıtma sorumluluğu var, ta ilk günlerdeki penguen belgesellerinden bu yana medyanın ve siyasetin düştüğü durum trajikomik..

Şu son örnek, özellikle komik. Oturup biri bir hareket yaptı diye tartışmak zaten abes de, o harekete, ödev yetiştiren öğrenci telaşıyla yok Tiago, yok Te amo, olmadı, Toss gibi, yaklaşımlar garip.. Yani haberin öznesi olan futbolcu, hareketini benim düşündüğüm nedenle yapmamış olsa, hatta ben hiç bir yorum yapmamış olsam ve neden yaptığını merak etsem ve öğrenmek için medyaya başvursam, kafam karmakarışık olacak, ilk gün yazan Milliyet ile dün yazan Hurriyet bambaşka şeyler söylüyorlar çünkü.. E, o zaman ben yanlış bir kanaatte bulunsam, ikisinden birinin yanlış yazdığı açık olan Hurriyet ile Milliyet'in benden ne farkı kalıyor.. Üzerinde durduğum şeyi anlatabildim mi bilmiyorum.. Bu, sadece tekil bir örnek, özellikle Gezi sürecinde sayısız benzer örnek yaşandı.

Ve asıl üzerinde durduğum konu, bir futbolcunun bir hareketi değil.. Tuttuğum takımın oyuncusu bir şey yapmıştır, beğenirim beğenmem, kendime göre yorumlarım, yorum doğru olur, yanlış olur, bilemem, hiç bir zaman açıklamayacaktır, bunu özellikle takip edin bence.. Vurgum, medyanın yaklaşımı..

Esasında konu şimdiye de özgü değil.. Siyaset de medya da hep böyleymiş. Evren'in kürt sorununda dağlarda buzda yürürken kart kurt diye sesler çıkar, işte sonradan o sesler Kürt'e dönüştü demesi, Özal'ın çıkıp çağ atlattım demesi, Demirel'in her şeyi 500 günde çözerim demesi, iki anahtar muhabbeti.. Son dönemde saymakla bitmeyen yeni örnekler.. Mehmet Ali Barlas'ın 1999'da yazdığı bir yazı var yandaki linkte http://yenisafak.com.tr/arsiv/1999/aralik/24/mbarlas.html . Tarihine bakmadan okuyun, dün yazılmış olsa yanlış diyebilir miydik..

Can Dündar mesela, dün kovuldu.. Ama Gezi'ye yormayalım.. Gezi diye bir olay Türkiye'de hiç olmadı..

Hep maliyeti var bunların bize, bir yerde gülüyoruz ağlanacak halimize de diyebiliriz.

Asmiltak
02-08-2013, 17:10
http://img834.imageshack.us/img834/2573/pvcr.jpg (http://img834.imageshack.us/i/pvcr.jpg/)

Yukarıdaki karikatür gerçek oldu:) Gerçi Emmy ödüllü kardeşler yazmamış ama çok "men"leri varmış.. Evde tutulamayan gazeteciler..

Türkiye'den bir grup yazar, gazeteci, sanatçı ve akademisyen, İngiliz The Times gazetesinde Sean Penn, Ben Kingsley, David Lynch'in de aralarında bulunduğu bazı ünlü isimlerin imzalarının yer aldığı ilana karşı bildiri yayımladı.

Bildirinin İngilizce başlığının " We have many men" olması sosyal medyada espri konusu oldu.


AA'nın "Bizde çok adam bulunur!" şeklinde çevirdiği

bildiride, The Times gazetesindeki ilanda ifade edilen görüşler eleştirildi.[

cicibebe
02-08-2013, 17:23
Bu kovma olayları sadece bizim ülkemize mahsus değil sizin bildiğiniz gibi bunların ağa babasını ABD yapıyor. Daha yeni bir gazeteci hakaret etti diye kovuldu.Diğer konuya gelince adam kendisi açıklama yapmış gezi ile ilgili olmadığını ama biraz da zorlama oluyor dediğim şu t harfini görüyoruz aaaa taksim aaa gezi olayları bu komik bir patolojik hal alıyor.
Sn. Cicibebe,

Açıkçası öyle bir amacım yok. Ülke için önemli bir süreç yaşandı, yaşanıyor. Her şeyi ona yormak iddialı olsa da onun günceldeki izlerini görmekten de kaçamayız..

Aslında genel anlamda yaptığım, "öyle bir şey hiç olmadı gibi" gösterme çabalarını yani hiçbir şeyi ona yormama çabalarını gözlemlemek.

Neticede ben sıradan bir vatandaşım, kanaatlerim yanlış olabilir, ama bu yanlışlık kendi çapımda dile getirmemle sınırlı kalır. Ülke siyaseti, medyası ve popüler kültürüne yön veren ya da verdiğini iddia eden kişi ve kurumların böyle bir lüksü yok, hatta olayları doğru yansıtma sorumluluğu var, ta ilk günlerdeki penguen belgesellerinden bu yana medyanın ve siyasetin düştüğü durum trajikomik..

Şu son örnek, özellikle komik. Oturup biri bir hareket yaptı diye tartışmak zaten abes de, o harekete, ödev yetiştiren öğrenci telaşıyla yok Tiago, yok Te amo, olmadı, Toss gibi, yaklaşımlar garip.. Yani haberin öznesi olan futbolcu, hareketini benim düşündüğüm nedenle yapmamış olsa, hatta ben hiç bir yorum yapmamış olsam ve neden yaptığını merak etsem ve öğrenmek için medyaya başvursam, kafam karmakarışık olacak, ilk gün yazan Milliyet ile dün yazan Hurriyet bambaşka şeyler söylüyorlar çünkü.. E, o zaman ben yanlış bir kanaatte bulunsam, ikisinden birinin yanlış yazdığı açık olan Hurriyet ile Milliyet'in benden ne farkı kalıyor.. Üzerinde durduğum şeyi anlatabildim mi bilmiyorum.. Bu, sadece tekil bir örnek, özellikle Gezi sürecinde sayısız benzer örnek yaşandı.

Ve asıl üzerinde durduğum konu, bir futbolcunun bir hareketi değil.. Tuttuğum takımın oyuncusu bir şey yapmıştır, beğenirim beğenmem, kendime göre yorumlarım, yorum doğru olur, yanlış olur, bilemem, hiç bir zaman açıklamayacaktır, bunu özellikle takip edin bence.. Vurgum, medyanın yaklaşımı..

Esasında konu şimdiye de özgü değil.. Siyaset de medya da hep böyleymiş. Evren'in kürt sorununda dağlarda buzda yürürken kart kurt diye sesler çıkar, işte sonradan o sesler Kürt'e dönüştü demesi, Özal'ın çıkıp çağ atlattım demesi, Demirel'in her şeyi 500 günde çözerim demesi, iki anahtar muhabbeti.. Son dönemde saymakla bitmeyen yeni örnekler.. Mehmet Ali Barlas'ın 1999'da yazdığı bir yazı var yandaki linkte http://yenisafak.com.tr/arsiv/1999/aralik/24/mbarlas.html . Tarihine bakmadan okuyun, dün yazılmış olsa yanlış diyebilir miydik..

Can Dündar mesela, dün kovuldu.. Ama Gezi'ye yormayalım.. Gezi diye bir olay Türkiye'de hiç olmadı..

Hep maliyeti var bunların bize, bir yerde gülüyoruz ağlanacak halimize de diyebiliriz.

Asmiltak
02-08-2013, 18:27
Bu kovma olayları sadece bizim ülkemize mahsus değil sizin bildiğiniz gibi bunların ağa babasını ABD yapıyor. Daha yeni bir gazeteci hakaret etti diye kovuldu.Diğer konuya gelince adam kendisi açıklama yapmış gezi ile ilgili olmadığını ama biraz da zorlama oluyor dediğim şu t harfini görüyoruz aaaa taksim aaa gezi olayları bu komik bir patolojik hal alıyor.

Siz duydunuz mu Baroni'nin açıklamasını, ya da video vsden izlediniz mi. Hurriyet'ten vs okuyup açıklama yaptı diyorsanız, o kadar yazdık, hala inanıyor musunuz penguenlere:) Kaldı ki sanırım yazılanları tam okumuyorsunuz, T var, gaz maskesi var, gözlük var, Tiago var, Te amo var, konu geniş:)

Kovulma konusuna gelince.. Abd'deki kovulmalardan bize ne.. Kaldı ki hakaret diyorsunuz, bizdeki konularda herhangi bir hakaret de yok..

Dünyada bir ülke var mıdır acaba, Akşam Gazetesi örneğinde olduğu gibi bellibir görüşteki tüm gazetecileri kovsun, tvlerden dizileri kaldırsın, (Leyla ile Mecnun, hala muallak, sebep, oyuncuları Gezi'ye destek vermiş). Milli takım kadroları bile verilen desteğe göre ayarlansın.. Devletin resmi kurumları öğrencilere burs programını destek verip vermemeye göre düzenlesin..

Sabah Gazetesinde ombdusmanlık görevi yapan Yavuz Baydar, kendi görüşünü bile yazmadığı, görevi gereği bir okur eleştirini gazeteye taşıdığı için kovulmadı mı. Tahmin edin, okur neyi eleştiriyordu. Sabah Gazetesi'nin Gezi ile ilgili manşetini.. Tabii gazeteci kovma meselesi sadece Gezi'ye ilişkin değil, öncesinde de süren bir uygulama.. Metin Münir nerede, Ece Temelkuran nerede, Derya Sazak neden yayın yönetmenliğinden alındı, örnek çok.. Hapisteki gazetecileri söylemeye bile gerek yok..

Yani, Gezi'ye gelene kadar patolojik mevzu çok..

Otoritede Gezi'yi önemsememe havası var, önemseyip önemsememeleri de önemli değil, kendileri bilir, bir sosyal gerçektir neticede, ama gündemi ve icraatları Gezi belirler oldu bilmem farkında mısınız..

cicibebe
02-08-2013, 18:50
Sayın Asmiltak,peki siz biliyormusunuz Cenk Akyol'un gerçekten neden kadrodan çıkarıldığını yoksa benim gibi gazeteden okuduğunuzu mu yazıyorsunuz? Hakaret yok diyorsunuz ama var nasıl yok seçmene bile var siz de bunu görmeden okuduklarınıza göre yorumluyorsunuz .Başbakana en hafifinden hırt,seçmene bidon kafalı bu mu yani gazetecilik

Asmiltak
02-08-2013, 19:05
Sayın Asmiltak,peki siz biliyormusunuz Cenk Akyol'un gerçekten neden kadrodan çıkarıldığını yoksa benim gibi gazeteden okuduğunuzu mu yazıyorsunuz? Hakaret yok diyorsunuz ama var nasıl yok seçmene bile var siz de bunu görmeden okuduklarınıza göre yorumluyorsunuz .Başbakana en hafifinden hırt,seçmene bidon kafalı bu mu yani gazetecilik

Sn. Cicibebe, Cenk Akyol konusununda, doğrudur, gazeteden okudum. Oyuncunun şu beyanıydı okuduğum:

"Akyol'dan flaş açıklama: Devlet dediler!
Gezi direnişine destek verdiği için A Milli Erkek Basketbol Takım kadrosuna alınmadığı belirtilen basketbol oyuncusu Cenk Akyol, "İziç'e telefonla ulaştım, 'Ne oldu da kadroda yokum?' diye sordum. Bana sadece 'Devlet' dedi. Ardından da 'Senin kadroda olmayacağını öğrenince Tanjevic de rahatladı' cümlesini kurdu" açıklamasını yaptı."

Ama beyanı oyuncunun kendi ağzından duymadan da tamamen inanmak doğru değil, haklısınız o konuda..

Hakaret var diyorsunuz, Can Dündar mı ya da bahsettiğim diğer isimlerden biri mi söylemiş bahsettiğiniz ifadeleri, değilse konumuzla ilgisi nedir.. Mesajımda bahsettiğim isimlerden hangisi hakaretten kovuldu, hangisi hakaret nedeniyle hapiste..

Gazetecilik bu mu diyorsunuz.. Gazetecilik hakaret değildir, katılıyorum. Peki gazetecilik insanlara ya da otoriteye duymak istediklerini söylemek, bu olmadığında kovulmak mıdır..

cicibebe
02-08-2013, 19:17
Sayın Asmiltak,gazetecilik objektif olmak koşulu ile dosdoğru kalemini kullanmaktır.Benim anlamadığım Derya Sazak yerine gelen Fikret Bila sık sık eleştiriyor hükümeti sizin dediğiniz gibi bir linç olsa Fikret bey de getirilmez yerine hükümete hiç eleştiri yapmayan her yönüyle yanında bir gazeteci getirilirdi o makama.Bir de Can Dündar vakası var. Hatırlarsınız Can bey Atatürk belgeseli çekmişti ve bu büyük bir olay olmuştu ve Can beye karşı karalama kampanyalarına kadar varmıştı. Peki Allah için soruyorum niye kimse yanında yer almadı o zaman Can kardeşimizin.

Asmiltak
02-08-2013, 19:55
Sayın Asmiltak,gazetecilik objektif olmak koşulu ile dosdoğru kalemini kullanmaktır.Benim anlamadığım Derya Sazak yerine gelen Fikret Bila sık sık eleştiriyor hükümeti sizin dediğiniz gibi bir linç olsa Fikret bey de getirilmez yerine hükümete hiç eleştiri yapmayan her yönüyle yanında bir gazeteci getirilirdi o makama.Bir de Can Dündar vakası var. Hatırlarsınız Can bey Atatürk belgeseli çekmişti ve bu büyük bir olay olmuştu ve Can beye karşı karalama kampanyalarına kadar varmıştı. Peki Allah için soruyorum niye kimse yanında yer almadı o zaman Can kardeşimizin.

Gazetecilik tanımında mutabıkız, asıl sorun, bu tanımın gereğini yapanların gazetecilik yapmasının önünün kesilmesi.

Siz diyorsanız ki, Türkiye'de bu yapılmıyor, tartışacak bir şey kalmaz ortada. Ama bunu dediğiniz zaman, Can Dündar'ın, Yavuz Baydar'ın, Derya Sazak'ın yanı sıra aşağıdaki listede yer alan 77 gazetecinin 27 Mayıs 2013'ten bugüne neden işsiz kaldığı konusu havada kalır. Liste, gazete haberi değil Gazeteciler Sendikasının verdiği bilgidir.

Derya Sazak konusunda, o gidince yerine benzer dünya görüşünden birinin gelmesi değil mesele, yani dünya görüşüne göre sınıflandırmıyorum, sonuç itibarı ile içeriği belirli bir takım icraatlar ya da düşünceler nedeniyle gazeteciye el çektirilmesidir konu. Bu durum Milliyet için geçerlidir, Akşam ve Show Tv'de benim yapmıyorum dediğim şey yapılıp tamamen dünya görüşüne göre bir işten çıkarma, yani sizin deyiminizle "linç" yapılmıştır.

Can Dündar'ın şu anda yanında olanlar, Atatürk belgeseli yaptığı zaman tepkiyle karşılaştığında yanında olmadılarsa, yanlış yapmışlardır. Tıpkı bugün ona ve benzer durumdaki gazetecilere yapılanlara bugün ses çıkarmayanların şu anda yanlış yapıyor olduğu gibi.. "Benim sansürüm iyidir, benim yıldırmam yerindedir" diyemez kimse.. Bu mantıktan ve sizin Can Dündar'dan kardeşim diye bahsetmenizden hareketle, şu anda onun yanındasınız gibi algılamalı mıyım, yani yanlışta değilsiniz, değil mi?..


Türkiye Gazeteciler Sendikası geçen hafta Gezi olaylarını başladığı 27 Mayıs’tan bugüne kadar işten atılan ya da istifa eden gazeteciler listesini açıklamıştı. Dün itibariyla listedeki işsiz gazeteci sayısı 80’e yaklaştı.

Dün itibariyle o listenin güncel hali şöyle:

1. NTV Program editörü Özkan Güven istifa etti
2. Ntvmsnbc kültür sanat editörü Hasan Cömert istifa etti.
3. Doğuş Yayın Grubu’nun dergilerden sorumlu genel müdürü Neyyire Özkan istifa etti.
4. Doğuş Yayın Grubu CEO’su Cem Aydın istifa etti.
5. GQ Türkiye dergisinin genel yayın yönetmeni Mirgün Cabbas istifa etti.

6. Kapatılan NTV Tarih dergisinin genel yayın yönetmeni Gürsel Göncü istifa etti.
7. NTV program direktörü Murat Toklucu istifa etti.
8. NTV program editörü Burcu Doğan istifa etti.
9. NTV program editörü Onur Yazıcıoğlu istifa etti.
10. NTV’de program yapan fotoğraf sanatçısı Mehmet Turgut istifa etti.
11. NTV gece haber prodüktörü Ömer Faruk Aykar istifa etti.
12. NTV haber merkezinde dijital editörlük görevini yapan Dilara Eldaş istifa etti.

13. NTV Ankara temsilcisi Nilgün Balkaç istifa etti.
14. NTV’de program yapan Çiğdem Anad istifa etti.
15. NTV muhabiri Ergün Güven istifa etti.
16. Sabah gazetesi yazarı Alper Bahçekapılı istifa etti.
17. Sabah gazetesi gece yazı işleri müdürü Erdal Erkasap istifa etti.
18. Kanal 24 spikeri ve moderatörü Remziye Demirkol istifa etti.

19. Habertürk gazetesi röportaj yazarı Kutlu Esendemir istifa etti.
20. Yenişafak gazetesi yazarı Işın Eliçin istifa etti.
21. Artı 1 televizyonu haber yayın yönetmeni Mustafa Hoş istifa etti.
22. Artı 1 televizyonunda program yapan Banu Güven istifa etti.
23. Artı 1 televizyonu anahaber sunucusu Uğur Dündar istifa etti.
24. Artı 1 televizyonu anahaber sunucusu Özlem Gürses istifa etti.

25. Artı 1 televizyonu program müdürü Uğur Tutçuoğlu istifa etti.
26. Artı 1 televizyonunda program yapan Haluk Şahin istifa etti.
27. Artı 1 televizyonunda program yapan Ece Temelkuran istifa etti.
28. Akşam gazetesi yazarı Nihal Kemaloğlu istifa etti.
29. Akşam gazetesi yazı işleri müdürü Banu Kurt istifa etti.

30. Akşam gazetesi yazı işleri müdürü Süreyya Üstünel istifa etti.
31. Akşam gazetesi yazı işleri müdürü Semra Kardeşoğlu istifa etti.
32. Akşam gazetesi yazarı Deniz Ülke Arıboğan istifa etti.
33. Akşam gazetesi muhabiri Alaz Kuseyri istifa etti.
34. Milliyet gazetesi ekonomi servisi ekler koordinatörü Necla Unutmaz istifa etti.
35. Milliyet gazetesi magazin müdürü Birsen Altuntaş istifa etti.

36. Halk TV haber sunucusu Aydoğan Kılıç istifa etti.
37. Vatan gazetesi yazarı Can Ataklı istifa etti.
38. İHA internet editörü Diren Selimoğlu işten atıldı.
39. Bursa Olay gazetesi internet sorumlusu Berhan Soner işten atıldı.
40. TMSF’nin el koymasının ardından Akşam gazetesi genel yayın yönetmeni İsmail Küçükkaya, görevden alındı. Yrine Mehmet Ocaktan getirildi.
41. Akşam gazetesi yazarı Tuğçe Tatari işten atıldı.
42. Akşam gazetesi yazarı Hüsnü Mahalli işten atıldı.
43. Akşam gazetesi yazarı Özlem Akarsu Çelik işten atıldı.

44. Akşam gazetesi yazarı Gürkan Hacır işten atıldı.
45. Akşam gazetesi yazarı Sevim Gözay işten atıldı.
46. Akşam gazetesi Ankara temsilcisi ve yazarı Çiğdem Toker, karşılıklı anlaşmayla gazeteden ayrıldı.
47. Akşam gazetesi genel yayın koordinatörü Nergis Bozkurt işten atıldı.
48. Yenişafak gazetesi yazarı Kürşat Bumin işten atıldı.

49. Sabah gazetesinde 6 yıldır röportajlar yapan Tuluhan Tekelioğlu işten atıldı.
50. Sabah gazetesi ekler yayın yönetmeni Elçin Yahşi işten atıldı.
51. Sabah gazetesi Günaydın eki genel yayın yönetmeni Şirin Sever işten atıldı.
52. Sabah gazetesi muhabiri Bilge Eser işten atıldı.
53. AA Mardin muhabiri Serkan Yücel Aydın işten atıldı.

54. Esquire dergisi fotoğraf editörü Uluç Özcü, Takvim gazetesini protesto eden kadınlarla selamlaştığı için işten aıldı.
55. Kanaltürk televizyonu sabah haberleri sorumlu müdürü Serkut Bozkurt işten atıldı.
56. Artı 1 televizyonu CEO’su Tuncay Mollaveisoğlu’nun kanalla ilişkisi kesildi.

57. Beyaz TV muhabiri Çağrı Ulu işten atıldı.
58. İstanbul Valiliği’nde muhabirlik yapan Metin Timur Tüfekçiler işten atıldı.
59. TMSF’nin el koymasının ardından Show TV’de 212 sayılı Basın Yasası’na tabi olan isimlerden 90 gün ve üstü izin hakkı bulunan çok sayıda gazeteci zorunlu izne çıkartıldı. Bu isimlerin, Ciner Grubu’na satılan kanala geri dönmeleri beklenmiyor. Zorunlu izne çıkarılan gazetecilerden biri anahaber sunucusu Ali Kırca.

60. Show TV haber dairesi başkanı Tuba Atav zorunlu izne çıkarıldı.
61. Show TV haber koordinatörü Ayhan Bölükbaşı zorunlu izne çıkarıldı.
62. Show TV haber müdürü Ozan Pezek zorunlu izne çıkarıldı.
63. Show TV yurt haberler müdürü Nafiz Akyüz zorunlu izne çıkarıldı.
64. Show TV kamera şefi Ediz Alıç zorunlu izne çıkarıldı.
65. Show TV Ankara büro temsilcisi Funda Tuna Görey zorunlu izne çıkarıldı.
66. Show TV parlamento muhabiri Özgür Akbaş zorunlu izne çıkarıldı.
67. Show TV kameramanı Bülent Kördemirci zorunlu izne çıkarıldı.
68. Show TV kameramanı Mesut Gengeç zorunlu izne çıkarıldı.
69. Show TV çalışanı Haydaran Çelik zorunlu izne çıkarıldı.
70. Show TV iç yapımlar müdür yardımcısı Özgür Uzun zorunlu izne çıkarıldı.
71. Show TV iç yapımlar teknik sorumlusu Metin Karaaslan zorunlu izne çıkarıldı.
72. Show TV iç yapımlar kameramanı Hakan Kırboğa zorunlu izne çıkarıldı.
73. Akşam Gazetesi ekler yayın yönetmeni Nilay Örnek işten çıkarıldı.
74. Akşam Gazetesi ekler muhabiri Mehmet Özdoğan istifa etti.
75. Sabah Gazetesi yazarı Yavuz Baydar işten çıkarıldı.
76. Milliyet Gazetesi genel yayın yönetmeni Derya Sazak istifa etti.
77. Milliyet Gazetesi yazarı Can Dündar işten çıkarıldı.

cicibebe
02-08-2013, 20:15
Bakın sayın Asmiltak,buradaki gazetecilerin ve televizyoncuların çoğu gördüğüm kadarı ile sahip değiştirmiş Show ve akşam grubuna ait bunun muhalefet ile alakası olduğunu düşünmüyorum ayrıca show ve akşam grubunda ben eski yönetimde de etkili muhalefet görmemiştim.Artı 1 kanalı şaşalı reklamlarla başlayıp başarısız olduktan sonra dağıldı.Bu dağılmanın ve başarısızlığın sorumlusu bence hükümet değildir.Olsa olsa bu işi kotaranlardır.Bu demek değildir ki ben işten atılmaları savunuyorum asla ve kat'a Allah herkese hayırlı işler nasip etsin.Şimdilik iyi akşamlar saygılarımla.

Asmiltak
02-08-2013, 21:12
Bakın sayın Asmiltak,buradaki gazetecilerin ve televizyoncuların çoğu gördüğüm kadarı ile sahip değiştirmiş Show ve akşam grubuna ait bunun muhalefet ile alakası olduğunu düşünmüyorum ayrıca show ve akşam grubunda ben eski yönetimde de etkili muhalefet görmemiştim.Artı 1 kanalı şaşalı reklamlarla başlayıp başarısız olduktan sonra dağıldı.Bu dağılmanın ve başarısızlığın sorumlusu bence hükümet değildir.Olsa olsa bu işi kotaranlardır.Bu demek değildir ki ben işten atılmaları savunuyorum asla ve kat'a Allah herkese hayırlı işler nasip etsin.Şimdilik iyi akşamlar saygılarımla.

Sn. Cicibebe,

Sohbetimizde konu medyaya ilk geldiğinde 1999 tarihli bir yazı paylaşmıştım. Medya-sermaye-iktidar ilişkilerini anlatıyordu. Bu çerçeveden bakmak lazım konuya 1999'dan belki daha öncesinden bugüne ilişki, ağırlıklı olarak çıkar ilişkisi, zinciri aynıymış, değişen bir şey yok. Asıl vurgum buna. Benim, özellikle bu hükümet kötüdür diye bir yargım yok, sadece fiili durum tespitlerim var. O yazıda bahsi geçen Ecevit'i çıkarın, yerine Erdoğan'ı koyun, güncel tarihle yayınlayabilirsiniz yazıyı, değişen hiç bir şey yok..

Show Tv, Ciner grubuna geçti. Ciner grubunun hükümetle ilişkilerine biraz yakından bakın, o zaman çerçeve netleşir. Akşam Gazetesi Genel Yayın Yönetmenliği'ne atanan Mehmet Ocaktan'ın siyasi geçmişine ve dünya görüşüne bakın, orası da netleşir.. Ntv, Gezi özel sayısı yayınladı diye Ntv Tarih dergisini kapatan Doğuş Grubu'na ait. Ntv istifaları, kanalın, ülkede tarihi anlar yaşarken olanları yok sayıp alakasız belgeseller gösteren yayın anlayışına tepkidir ağırlıklı olarak, yani adam kendini orada ifade edemeyeceğini görüyor ve ayrılıyor, onurlu bir duruş. Artı 1 konusunu tam bilmiyorum, ayrılanlar ağırlıklı olarak yayın politikasında uzlaşamadık diye beyan verdiler.. Netice itibarı ile, 77 gazetecinin tam da Gezi sürecinde kopmalar yaşamasında sanırım Gezi bağlantısı aramak çok mantıksız değil..

Elbette ki Show Tv, Akşam, NTV ve diğerleri muhalif yayın organları değildi hiç bir zaman.. Ama illa muhalif olmaları gerekmez, olanları net ve objektif versinler, farklı görüşleri kendi bünyelerinde tutmama totalitarizmine gitmesinler yeterli..

Saygılar benden, iyi akşamlar..

Asmiltak
02-08-2013, 23:25
"Dış Mihraklar" uyanık, çelişkiyi atlamamışlar..

"Sayın bakan, bir karar verin"

Bağış'a mektup

Uluslararası Af Örgütü’nün (Amnesty International) Başkanı William Jones, AB Bakanı Egemen Bağış’a hitaben yolladığı açıklamada, ‘Protestocular terörist mi, canlı sivil toplum üyeleri mi? Karar verin!” dedi.

Bağış’ın, 29 Temmuz’da New York Times gazetesinde yayımlanan Gezi olaylarına katılanları, ‘Canlı sivil toplum üyeleri’ olarak gösteren mektubunu hatırlatan UAF Başkanı şunları söyledi:

“Aynı Egemen Bağış, Haziran ayında da Taksim’de eyleme katılan herkesi, ‘terörist’ olarak değerlendirdi. Hangisi doğru? Bağış’ın NYT'ye yazdıkları doğru. Onlar sivil toplum üyeleriydi. Ama polis için aynı şeyi söylemek mümkün değil. Orantısız güç kullanımı, 5 ölü ve 11’inin kör olduğu 8 bin yaralı yarattı. Şimdi de;

*Statlarda siyasi sloganların atılmasının yasaklanması,

*Erdoğan’ın taraftarlarına tencere tava çalanlara karşı suç duyurusunda bulunma çağrısı,

*Polislerin ‘ihbarcı’ olarak mahallelerde görevlendirilmesi gerçekleşiyor.

Daha önceki açıklamalarımızda, gezi eylemlerini izleyen gazeteci ve yazarlara verilen cezaları not etmiştik.

KOÇ'A BASKI

Taksim Meydanı’nda göz yaşartıcı bomba saldırılarından kaçan insanların sığındığı otelin sahibi olan ve aynı zamanda Türkiye’nin en büyük sanayi holding şirketlerinin sahibi Koç Holding’in şirketlerine 9 ayrı baskın düzenlendi ve vergi denetimi için bilgi sayar ve mali kayıtlarına el konuldu. Gezi eylemcileri, Bağış’ın söylediği gibi Türkiye’nin sivil toplum dinamizmini göstermektedir. Ama Türk Hükümeti, görüşlerini ifade eden bu insanların uluslararası insan hakları hukuku tarafından kendilerine verilen temel hak ve özgürlükleri bastırmak için her şeyi yapıyor”

cicibebe
03-08-2013, 10:03
İyi günler sayın Asmiltak,koç holding cezalandırılıyor iddiaları gerçekten doğru olduğuna inanmıyorum.Sebebini şöyle izah edeyim.Bu nasıl cezalandırma ki aynı holding grubu içerisinde bulunan TOFAŞ,KAP'a aktardığı açıklamada Koç Holding ve Fiat ortaklığı Tofaş, Ekonomi Bakanlığı'na yaptığı yatırım teşvik belgesi başvurusunun onaylandığını ve toplam 739.1 milyon liralık modernizasyon yatırımı için yatırım teşvik belgesi düzenlendiğini açıkladı.

Şirketin KAP açıklamasına göre şirket, gümrük vergisi muafiyeti, KDV istisnası, yüzde 80 vergi indirimi oranı, yüzde 40 yatırıma katkı oranı ve faiz desteği alacak.Eğer denetime ceza dersek bu da bana Koç holding'e ödül verilmiş gibi gelir.

umantar
03-08-2013, 10:05
formatınıza uyarmı bilmiyorum ... ama ; kadir geceniz mübarek olsun....

BUZ
03-08-2013, 12:01
kim bu saraçhane meydanında toplananlar............?

Türk e benziyorlar ama arapça konuşuyorlar............?

kendilerini kaybedercesine hararetli bir protesto gösterisiyle muslim brothers lara destek veriyorlar..........?

ne uğruna............?

vatan için mi.............?

ulusal bütünlüğümüz için mi............?

mehmetçik için mi...........?

analar ağlamasın diye mi..........?

kim için yahu kim için..........?

bize ne müslüman kardeşleden..........?

bize ne mısırlı mursiden.............?

bize ne mısırdaki ihtilalden............?

bize ne mısırdan.....libyadan....tunusdan...........?

bu meydanlarda toplanıp mısır için göz yaşı döken arapça nidalar atanların milliyeti cinsi cibiliyeti ne................?

pes be............!

tüm siyasi malzemeler bitti mi ey iktidar.............?

bir tek mısır mı kaldı elinizde...........?

yanlış kartlara oynamanızın son manevraları mı............?

bir mısırlı arapdan çok arapçı bir dalkavuklukla yapılan abzürt protesto gösterilerinin sonunda ne gelecek........

yine koca bir hiç............!

arık kendi vatanınızın ve milletinizin meselelerine dönün ve şu arabulucu arap sever osmanlı ruhu ayaklarından vazgeçin.......

zira artık kimsenin sizi dinlediği ve iplediği de yok........

hamas mossadla masaya oturmuş iftar emeği yiyorken...............:)

geçin mısırın yollarını Ankaraya dönün ey iktidar..........

önce kendi göbeğinizi kesin sonra osmanlıcılık oynarsınız...........

önce kendi kayıplarımıza bir bakın terörden son 25 senede binlerce şehit vermişiz.........

ne zaman bu mehmetçik için saraçhanede sultanahmette toplanır göz yaşı dökersiniz işte o zaman kalben sizlerle bütünleşiriz........

arapçada kınayabilirsiniz........ama yeterki bir kez toplanın ve kendi şehitlerimiz için ağlayın......!

elin arabı için değil.........!








http://yeniresimler.ihlassondakika.com/haber/516/STKlar_Misirdaki_darbeyi_yuruyusle_protesto_etti_n .jpg

http://img.internethaber.com/other/misir.20130727145830.jpg

http://image.haber7.com/haber/haber7/photos/fatihte_mursiye_destek_eylemi13742438480_h1051956. jpg

http://www.haftalikgundem.com/assets/modules/back/js/uploaded/turkiye-misir-vahsetine-sessiz-kalmadi-1.jpg

http://www.medyataraf.com/images/haberler/istanbuldan_mursiyi_yedirtmeyecegiz_protestosu_h65 263.jpg

http://www.habername.com/images/news/88393.jpg

http://media.dunyabulteni.net/250x190/2013/07/19/istanbul-misir-protesto.jpg

http://d.haberciniz.biz/other/fatih-camiinde-misir-protestosu-IHA-20130727AW000338-1-t.jpg

http://www.siyasetalemi.com/images/haberler/large/1374575798a2c2.jpg

http://www.trtturk.com.tr//application/static/data/news/content/1374303119_misir-a-destek.jpg

http://www.focushaber.com/icerik_foto/intext/misir-da-yasananlara-yuruyuslu-protesto-45288.jpg

http://www.trtturk.com.tr//application/static/data/news/content/1374944869_protesto-1.jpg

http://www.habername.com/images/news/88474.jpg

http://www.kirmizihaber.com/wp-content/uploads/1372938032.jpg

http://cdn.yazete.com/store/img/erdogan-muhammed-mursi-1313770-660x276.jpg

http://www.timeturk.com/resim/detayresim/erdogan5.Jpeg

cicibebe
03-08-2013, 13:46
Size ne olabilir ama biz müslüman kardeşlerimizi çok önemsiyoruz ister Arapça ,ister ne dili konuşursa konuşsun yaptığınız düpedüz ırkçılık .

Asmiltak
03-08-2013, 14:09
formatınıza uyarmı bilmiyorum ... ama ; kadir geceniz mübarek olsun....

Teşekkürler, cümlemizin inşallah. Ben de herkesin Kadir Gece'sini kutlarım.

Asmiltak
03-08-2013, 14:52
İyi günler sayın Asmiltak,koç holding cezalandırılıyor iddiaları gerçekten doğru olduğuna inanmıyorum.Sebebini şöyle izah edeyim.Bu nasıl cezalandırma ki aynı holding grubu içerisinde bulunan TOFAŞ,KAP'a aktardığı açıklamada Koç Holding ve Fiat ortaklığı Tofaş, Ekonomi Bakanlığı'na yaptığı yatırım teşvik belgesi başvurusunun onaylandığını ve toplam 739.1 milyon liralık modernizasyon yatırımı için yatırım teşvik belgesi düzenlendiğini açıkladı.

Şirketin KAP açıklamasına göre şirket, gümrük vergisi muafiyeti, KDV istisnası, yüzde 80 vergi indirimi oranı, yüzde 40 yatırıma katkı oranı ve faiz desteği alacak.Eğer denetime ceza dersek bu da bana Koç holding'e ödül verilmiş gibi gelir.

Sn. Cicibebe,

Koç, sadece Koç değildir..

Türkiye Cumhuriyeti, kuruluşundan itibaren, batı ülkelerinde uygulanan kapitalist yönetim tarzını seçip, demokratik idare ülküsünü kendine hedef koydu. Yalnız, onlardan ciddi bir eksiği vardı. Batı, daha önceki bir mesajımda da değindiğim gibi, coğrafi keşiflerle sömürge kaynakları yaratarak bu sermayeyi sanayi devrimi sürdürülebilir hale getirip, kendi bujuvazisini oluşturmuş, rönesans ve reform hareketleri ve takip eden Fransız Devrimi gibi siyasal devrimlerle demokrasi altyapısını tamamlamıştır.

Cumhuriyetimiz, kurulduğunda seçtiği yönetim tarzının olmazsa olmaz iki ana öğesinden yoksundu. Kapital ve burjuvazi. İlk iktisadi faaliyetler mecburen devlet eliyle yürütülmüştü ama seçilen yönetim tarzının doğası gereği bunun bu şekilde sürdürülmesi olanaksızdı.

İlk yıllarda kapital yönetimi İş Bankası ve nispeten Ziraat Bankası yoluyla yapıldı ama burjuvazi demek sadece banka demek değildir. Koç ve Sabancı, belki Doğuş, Eczacıbaşı gibi grupların ana işlevi, olmayan burjuvazinin oldurulmasıdır. Yani bu işlev kazandırılmıştır onlara. Ama Koç her zaman diğerlerinden bir adım öndedir. İtalya'daki zamanının Medici ailesi ne anlama geliyorsa, Koç da bizde benzer konumdadır. Takip eden dönemlerde her hükümet kendine yakın ekonomik grupları palazlandırdıysa da şu anda palazlananlar da dahil dahil hiç bir şirket ya da grup bu ilk bahsettiğim grupların kalibresinde değildir.

Eğer yerine koyabileceğiniz daha iyi bir şey yoksa mevcuda dokunmamak gerekir. Yani Koç grubuyla savaşıp onu alaşağı ettikten sonra, ya da elindekileri aldıktan sonra daha iyisini oluşturamayacaksanız, bu mücadeleye girmemeniz gerekir. Hükümet de bence bunun farkında.. Gezi olaylarında, Divan Otel, Koç Üniversitesi gibi konularda kendini fazlasıyla bağladığı için, kendi destekçilerine bir mesaj vermesi gerekiyordu, Tüpraş'la ve sonrasında yandaş medyasında çıkarttığı Koç randevu için bekliyor ama hükümet vermiyor tarzı haberlerle bu mesajı verdi, ama Koç'a değil kendi destekçilerine.

Doğan Holding benzetmesi yapanlar var. Bence alakasız, çünkü Doğan, yukarıda bahsettiğim önceki yandaş iktidarlar döneminde palazlanan gruplardan biridir ve uğraşılması nispeten kolaydır. Ayrıca Doğan grubu gibi bir medya ağına sahip bir grupla uğraşılması ve etkisizleştirilmeye hatta yandaş olmaya zorlanması doğaldır bile denilebilir.. Dün medya-sermaye-iktidar ilişkilerinden bahsetmiştik.

Dolayısıyla Koç'la gerçek anlamda uğraşıldığına ben de pek inanmıyorum. Her zaman bir denge göz etmek zorundadır hükümet, bahsettiğiniz Tofaş konusu da Tüpraş'la gösterildi imajı verilen sopanın havucudur kanımca..

BUZ
03-08-2013, 14:55
Size ne olabilir ama biz müslüman kardeşlerimizi çok önemsiyoruz ister Arapça ,ister ne dili konuşursa konuşsun yaptığınız düpedüz ırkçılık .

size ne mısırlı arabın muslim brothers larından...........??????

önce kendi vatanınızın çıkarlarını.......

iç işlerini........

terör meselelerini düşünüp kafa yorun biraz.......

kendi vatanınız milletiniz askeriniz için üzülün birazcık bakalım.......

muslim brotherslarınız sizin için aynı coşkulu tezahüratları yaparmıy dı iyi düşünün..........?

dün saraçhanede yobaz herifler sanki mursi babalarının oğluymuş gibi ağızlarından tükürükler saçarak berbat çakma arapçalarıyla propaganda yapma peşindeydiler...........

güldük...........:)

bu heriflerin memleketleri milletleri için zerre kadar üzüldüklerini sanmıyorum....görüntü herşeyi açıklıyor.........!
......onun için asla kral dan çok kralcı olmayın derim......

hadi bu meydanda toplananlar gerçekten Allah kitap biliyorlarsa bir kerede önce kendi vatanım kendi milletim kendi mehmedim desinler bakiyim....bi görüyim yav yüreğim kansın..........?????

ırkçı arıyorsanız dünyanın en ırkçı milletidir araplar.......adamı kıtır kıtır keserler.......

Rabbim milletimi vatanımı arap milliyetçiliğinden korusun........

sonra ırkçı ve faşist dediğiniz bizim gibileri bile çok ararsınız...........!

muslim brothers mış............:)

üstünüze vazife sanki..........

bakalım daha neler göreceğiz..............?

önemseyecek başka hiç derdimiz kalmamış gibi..........?

mısır aşağı mısır yukarı......

sanki ben bir amerikayım bir fransayım da küresel çapta siyaete soyunup dengeler kuruyorum...........!!

bakınız kahvede okey atanlar yutuyor bunları.......

biz yutmuyoruz....vazgeçiniz..........

en azından sizde bir arap kadar ırkçı olmalısınız.........

memleketinizin....vatan toprağının....milletinizin selameti için ırkçı olmak zorundasınız.......

kimse zayıf düştüğünde sana aferin ne kadar küreselsin ne kadar ırkçılıktan uzaksın deyip aferin demeyecek.....:)

anında fifti yapıp bölüşecekler vatanını namusunu ve neyin varsa hepsini...........!

anladığını umuyorum.......

biraz ırkçı olmanızda yarar görüyorum...........!

net_ria
03-08-2013, 14:59
http://imageshack.us/a/img838/5894/n80x.jpg

Erdoğan Yeni Ahmedinejad mı?

DAVOS KRIZI, HAMAS, MÜSLÜMAN KARDEŞLER, MILLÎ GÖRÜŞ, SİYASİ İSLAM, İHH KRIZI

Ahmedinejad sonrası Yahudi aleyhtarlığının en önde gelen liderinin Tayyip Erdoğan mı olacak ?

BUZ
03-08-2013, 15:12
Sayın buz, akepe nin on yıllar öncesine gidin bakalım ;bu ilkel kürt ırkçılığını bu pkk belasını kimler destekleyip de başımıza çorap örmüştü ! Stratejik öngörüsüzlük ya da kişisel menfaatleri nezdinde kimler 3-5 çapulcu muhabbetiyle milleti ve devleti uyutup , yılanın başını küçükken ezmemiş işlevsel sosyal-siyasi tedbirlere yönelmemişti ! Bunu yapanların ve işbirlikçilerinin bu gün mısır da ki darbeye darbe dahi diyemeyenler ; demokrasi ve bağımsızlık palavraları tümüyle iflas edenler olduğu apaçık ortada iken peki siz şimdi neyi savunuyorsunuz !

Türkiye gelişecek büyüyecek hak ettiği refahtan pay alacak , daha da önemlisi birlik ve bütünlüğünü bekasını daim kılacaksa ; bunu kabuğuna çekilerek ya da batının menfaatlerine daimi taşeronluk yaparak sağlayamaz.Bu noktada izlenen kuzey ırak(bakın barzani kürt yönetimiyle akılcı ve gerçekçi bir işbirliğine gidiyor , arapçılık yapan orada da yapardı) mısır ve suriye politikaları bence son derece yerinde ve isabetlidir , başta Türkiye mevcut coğrafya da ki kadim kültürlerin halkların da lehinedir.

hayır emirseyit bey.......

akepe doğaçlaması bir siyasettir......

araplar tarafından desteklenmemiştir........

bitmiştir.........

bir arap asla arap olmayanı hakem olarak tanımayacaktır.......bu göz ardı edilmiştir........

osmanlı o toprakları bu nedenle kaybetmiştir..........

abd yeni politikasıyla israil ve filistini masaya oturtmuştur ve filistin halkına israil devlet düzeni içinde daha fazla haklar vererek filistini asimile edecektir ve mesle bitecektir..........!

mısırda general sis yi destekleyen de amerikadır....çünki daima güçlüden yanadır.......

bir gün işi biterse ve tehdit görürse kaddafi ve saddama yaptığını yapar ve yeni bir politika icad eder.....

akape bu politika değişikliklerine ayak uyduramamış ustaca oyunun dışında kalmıştır.......:)

şaşkın ve çaresizdir........

kendi milletine kendi özüne dönmelidir.....

hiç omazsa misakı milli sınırlarını pkk ya yedirmeyerek dik durmalıdır........(hatta diklenmeden dik dursa da olur...ona da razıyız :)

o vakit belkide milletin ve seçmenin tamamı akapeye güvenir ........


yani biribirimizi kandırmayalım............

kanaatimce hepimiz neyin ne olduğunu biliyoruz değilmi kardeşim........?


tüm şehit ailelerinin kadir gecesini kutluyorum.......Rabbim içlerini soğutsun.........


bırakın muslim brothersları kendi özümüze dönelim......

mehmetçik için meydanlarda toplanıp göz yaşı döken varmı........?

yok demi...........:)

e öyleyse gözümüzü açıp uyanık olalım emir seyit kardeşim benim.........

milletçe iyi bayramlar dilerim.......

Asmiltak
03-08-2013, 15:33
Mısır'daki olayları ilk gününden itibaren burada izlemeye çalışıyorum. Savunduğum belli şeyler var. Bunlardan en önemlisi, darbe, nerede kime karşı yapılırsa yapılsın, kötüdür. Bu bağlamda, Mısır'daki darbeye sıcak bakmam mümkün değil. Ölen insanlar var, bu drama da kayıtsız kalmak mümkün değil. İnsan olarak üzülüyoruz hepimiz.

Bunlar olayın insani boyutları. Ben, Sn. Cicibebe, Sn. Buz, vatandaş Ahmet Efendi üzülür, kınar. Ülkeler de kınar, yanlıştır, der. Ama ülkelerin reel politikadaki öncelikleri kendi vatandaşlarıdır, kendi çıkarlarıdır. İlk günden beri söylüyorum, eğer Mısır'daki yatırımlarımıza, ülkeyle ticari ilişkilerimize kötü etkileri olacaksa, siyasi tepkiyi de bu çerçevede ayarlamak gerekir. Söylediğim şey belki insani değil ama dış politikadaki ölçüt insani boyut değildir. Öyle olsa dünyada bugüne kadar, ülkemizdekiler de dahil olmak üzere, olmuş olan tüm darbelerde bir şekilde payı olan, Irak'ta, Afganistan'da neredeyse öldürmediği adam kalmamış ABD'yi kınanamız ve tepki vermemiz gerekir en başta..

Afganistan'da, Irak'ta "demokrasi getirme" yöntemleri dikkate alındığında, John Kerry'nin dünkü sözlerine şaşıranlara ben de şaşırıyorum. Ayrıca, "bakın, ABD demokrasi havarisiydi şimdi böyle yapıyor" diyenlere de şaşırıyorum. ABD'nin ya da Avrupa'nın demokrasilerini tartışmak zor, kendi içlerinde demokratiktirler, ama kendi içlerinde, kendilerine, yani demokrasi onlara ABD'de, ya da Almanya'da kendi vatandaşlarına gereklidir. Yani kendi gelişimleri ve refahları için. Mısır'a, Irak'a veya başka bir ülkeye demokrasi getirmek gibi bir zorunlulukları yoktur reel politika bağlamında.. Aslında doğru olan da budur. Bence biz de siyasal olarak Mısır'a veya başka bir ülkeye dertlenmek yerine, kendi içimizi daha iyi nasıl daha düzgün hale getirebiliriz diye düşünmeliyiz.

Asmiltak
03-08-2013, 16:03
Darbelere insani tepki açısından da bir çifte standart, hatta bir riya var gibi.. Benim sevdiğim görüşü indiren darbeci kötüdür, sevmediğimi indiren beni ilgilendirmez gibi bir tavır her görüşte var gibi..

Eğer misal Şili'de Allende'ye yapılmış darbeyi yaşı yetenler fiziki olarak kınamadılarsa , yaşı yetmeyenler ilkesel olaraki kınamıyorlarsa, ya da Şili'deki darbeyi kınayanlar Mursi'ye darbeyi kınamıyorlarsa, bu bir demokratisi sevdası değil, düpedüz tarafgirliktir, sahtedir kanımca..

cicibebe
03-08-2013, 16:25
Ben sizin gibi ırkçı düşüneceğime hiç düşüncem olmasın diyorum.Arap milliyetçiliği yapılıyormuş da vs. vs. vs. asıl siz geçin bunları anlamadığınız çok basit birşey var ölenlerin insan olması.
size ne mısırlı arabın muslim brothers larından...........??????

önce kendi vatanınızın çıkarlarını.......

iç işlerini........

terör meselelerini düşünüp kafa yorun biraz.......

kendi vatanınız milletiniz askeriniz için üzülün birazcık bakalım.......

muslim brotherslarınız sizin için aynı coşkulu tezahüratları yaparmıy dı iyi düşünün..........?

dün saraçhanede yobaz herifler sanki mursi babalarının oğluymuş gibi ağızlarından tükürükler saçarak berbat çakma arapçalarıyla propaganda yapma peşindeydiler...........

güldük...........:)

bu heriflerin memleketleri milletleri için zerre kadar üzüldüklerini sanmıyorum....görüntü herşeyi açıklıyor.........!
......onun için asla kral dan çok kralcı olmayın derim......

hadi bu meydanda toplananlar gerçekten Allah kitap biliyorlarsa bir kerede önce kendi vatanım kendi milletim kendi mehmedim desinler bakiyim....bi görüyim yav yüreğim kansın..........?????

ırkçı arıyorsanız dünyanın en ırkçı milletidir araplar.......adamı kıtır kıtır keserler.......

Rabbim milletimi vatanımı arap milliyetçiliğinden korusun........

sonra ırkçı ve faşist dediğiniz bizim gibileri bile çok ararsınız...........!

muslim brothers mış............:)

üstünüze vazife sanki..........

bakalım daha neler göreceğiz..............?

önemseyecek başka hiç derdimiz kalmamış gibi..........?

mısır aşağı mısır yukarı......

sanki ben bir amerikayım bir fransayım da küresel çapta siyaete soyunup dengeler kuruyorum...........!!

bakınız kahvede okey atanlar yutuyor bunları.......

biz yutmuyoruz....vazgeçiniz..........

en azından sizde bir arap kadar ırkçı olmalısınız.........

memleketinizin....vatan toprağının....milletinizin selameti için ırkçı olmak zorundasınız.......

kimse zayıf düştüğünde sana aferin ne kadar küreselsin ne kadar ırkçılıktan uzaksın deyip aferin demeyecek.....:)

anında fifti yapıp bölüşecekler vatanını namusunu ve neyin varsa hepsini...........!

anladığını umuyorum.......

biraz ırkçı olmanızda yarar görüyorum...........!

cicibebe
03-08-2013, 16:27
Ben bu sözü kendi ağzımdan çıkmış gibi kabul ediyorum.Ağzına sağlık.
Darbelere insani tepki açısından da bir çifte standart, hatta bir riya var gibi.. Benim sevdiğim görüşü indiren darbeci kötüdür, sevmediğimi indiren beni ilgilendirmez gibi bir tavır her görüşte var gibi..

Eğer misal Şili'de Allende'ye yapılmış darbeyi yaşı yetenler fiziki olarak kınamadılarsa , yaşı yetmeyenler ilkesel olaraki kınamıyorlarsa, ya da Şili'deki darbeyi kınayanlar Mursi'ye darbeyi kınamıyorlarsa, bu bir demokratisi sevdası değil, düpedüz tarafgirliktir, sahtedir kanımca..

Erah
03-08-2013, 16:33
kim bu saraçhane meydanında toplananlar............?

Türk e benziyorlar ama arapça konuşuyorlar............?

kendilerini kaybedercesine hararetli bir protesto gösterisiyle muslim brothers lara destek veriyorlar..........?

ne uğruna............?

vatan için mi.............?

ulusal bütünlüğümüz için mi............?

mehmetçik için mi...........?

analar ağlamasın diye mi..........?

kim için yahu kim için..........?

bize ne müslüman kardeşleden..........?

bize ne mısırlı mursiden.............?

bize ne mısırdaki ihtilalden............?

bize ne mısırdan.....libyadan....tunusdan...........?

bu meydanlarda toplanıp mısır için göz yaşı döken arapça nidalar atanların milliyeti cinsi cibiliyeti ne................?

pes be............!

tüm siyasi malzemeler bitti mi ey iktidar.............?

bir tek mısır mı kaldı elinizde...........?

yanlış kartlara oynamanızın son manevraları mı............?

bir mısırlı arapdan çok arapçı bir dalkavuklukla yapılan abzürt protesto gösterilerinin sonunda ne gelecek........

yine koca bir hiç............!

arık kendi vatanınızın ve milletinizin meselelerine dönün ve şu arabulucu arap sever osmanlı ruhu ayaklarından vazgeçin.......

zira artık kimsenin sizi dinlediği ve iplediği de yok........

hamas mossadla masaya oturmuş iftar emeği yiyorken...............:)

geçin mısırın yollarını Ankaraya dönün ey iktidar..........

önce kendi göbeğinizi kesin sonra osmanlıcılık oynarsınız...........

önce kendi kayıplarımıza bir bakın terörden son 25 senede binlerce şehit vermişiz.........

ne zaman bu mehmetçik için saraçhanede sultanahmette toplanır göz yaşı dökersiniz işte o zaman kalben sizlerle bütünleşiriz........

arapçada kınayabilirsiniz........ama yeterki bir kez toplanın ve kendi şehitlerimiz için ağlayın......!

elin arabı için değil.........!








http://yeniresimler.ihlassondakika.com/haber/516/STKlar_Misirdaki_darbeyi_yuruyusle_protesto_etti_n .jpg

http://img.internethaber.com/other/misir.20130727145830.jpg

http://image.haber7.com/haber/haber7/photos/fatihte_mursiye_destek_eylemi13742438480_h1051956. jpg

http://www.haftalikgundem.com/assets/modules/back/js/uploaded/turkiye-misir-vahsetine-sessiz-kalmadi-1.jpg

http://www.medyataraf.com/images/haberler/istanbuldan_mursiyi_yedirtmeyecegiz_protestosu_h65 263.jpg

http://www.habername.com/images/news/88393.jpg

http://media.dunyabulteni.net/250x190/2013/07/19/istanbul-misir-protesto.jpg

http://d.haberciniz.biz/other/fatih-camiinde-misir-protestosu-IHA-20130727AW000338-1-t.jpg

http://www.siyasetalemi.com/images/haberler/large/1374575798a2c2.jpg

http://www.trtturk.com.tr//application/static/data/news/content/1374303119_misir-a-destek.jpg

http://www.focushaber.com/icerik_foto/intext/misir-da-yasananlara-yuruyuslu-protesto-45288.jpg

http://www.trtturk.com.tr//application/static/data/news/content/1374944869_protesto-1.jpg

http://www.habername.com/images/news/88474.jpg

http://www.kirmizihaber.com/wp-content/uploads/1372938032.jpg

http://cdn.yazete.com/store/img/erdogan-muhammed-mursi-1313770-660x276.jpg

http://www.timeturk.com/resim/detayresim/erdogan5.Jpeg

çanakkale şehitleri içerisnde senin begenmedigin diger ırklara mensup insanların da şehitleri var ırkları ugruna degil ama dinleri ugruna .çok sıg bir düşünceniz oldugunu düşünüyorum. ayrıca bu ülke yıllarca kendi ideolejisi için masum insanların ölmesine sebeb verdi . askeriye çocuklarımızı savaştırdı dagda ideolejisi için ama aynı askeriye baş örtülü annelerimizi kışladan içeri sokmadı baş örtüsünden dolayı. bu ne tezat yoksa orası ALLAH ın arzından başka bir yermiki burada bizim hükümlerimiz geçer ALLAH yeryüzüne karışmazmı demek istiyorsunuz.

Asmiltak
03-08-2013, 16:44
Gezi Parkı yine kapanmış.. Nasıl olacak böyle aç kapat, merakla izliyorum..

Sosyal medyada yayılan ve Taksim'e 1 milyon kişinin çağrıldığı belirtilen açıklama nedeniyle polis geniş güvenlik önlemleri aldı. Polis, Gezi Parkı'nı yine vatandaşlara kapattı.

Taksim Meydanı'nda da geniş güvenlik önlemleri alındı. İstiklal Caddesi'nin girişine de TOMA konuşlandı.

BUZ
03-08-2013, 17:15
çanakkale şehitleri içerisnde senin begenmedigin diger ırklara mensup insanların da şehitleri var ırkları ugruna degil ama dinleri ugruna .çok sıg bir düşünceniz oldugunu düşünüyorum. ayrıca bu ülke yıllarca kendi ideolejisi için masum insanların ölmesine sebeb verdi . askeriye çocuklarımızı savaştırdı dagda ideolejisi için ama aynı askeriye baş örtülü annelerimizi kışladan içeri sokmadı baş örtüsünden dolayı. bu ne tezat yoksa orası ALLAH ın arzından başka bir yermiki burada bizim hükümlerimiz geçer ALLAH yeryüzüne karışmazmı demek istiyorsunuz.

siz tekke de filan yaşıyor olmalısınız............:)

bu ülke kimin ölmesine sebep olmuş bakiyim........?

bizi emperyalist batıyla karıştırıyorsunuz............

tek meselemiz vatan toprağı...millet in istiklali ve bayraktı bizim.......

evet istiklal harbinde (sadece çanakkale değil bizim varolma savaşımız )

1.inönü....2.inönü.....afyon dumlupınar muharebeleri.........sakarya meydan muharebesi.........başkomutanlık meydan savaşı..............

evet bunun için savaştık ve öldük........

Allahın arzı ne yazık ki insanlar tarafından sınırlarla çevrili canım benim...........:)

evet böyle bir gerçekliğimiz var........

her birine ulus devlet deniyor.........

anlayabiliyormusun beni..........???

yani sen canının istediği yere gidipte burası Allahın arzı ben burada yerleşeceğim de bakiyim seni napıyorlar oracıkta.........??

yani evet sanırım zamanımı boşa harcıyorum.........

hoşçakalın.........

BUZ
03-08-2013, 17:31
beyler bir an elinizi vicdanınıza koyun................ve bir saniye düşünün.............????

mısırın arabı için ağlayan var da.....!

Benim 20 yaşındaki şehit mehmedim için ağlayan var mı bu meydanlarda................?

size daha birşey demeyeceğim...........

içimiz çok dolu...............

alın mursinizi muslim brotherlarınızı gidin buradan.........

gidin arabistana yerleşin..........

bizi araplaştıramayacaksınız.........

izin vermeyeceğiz.........

Türk doğduk Türk öleceğiz.........

gidin mısırda bağırın tükürüklerinizi savurarak.........

ve anadiliniz Türkçeyi unutmuşçasına bol bol arapça naralar atın aferim desinler...........

ama şunu kafanıza iyice sokun........

önce benim bayrağım.........önce benim vatanım.......önce benim insanım.....önce benim mehmedim gelir..........sonra diğerleri.........

artık ne diyeceğimi bilemiyorum sizlere...........

en güzeli Allah ıslah etsin sizi.........

Yüce Türk Milletinin Kandili kutlu olsun






http://image.haber7.com/haber/haber7/photos/bitliste_sehit_korucular_icin_toren13507412110_h94 2636.jpg

http://www.halkinhabercisi.com/images/news/editor/8ae2e3518e6420441ddf23e52d30eb0a.jpg

http://normatif.com/wp-content/resimler/2012/10/20121024.133940_ANT214_1931884.jpg

http://www.beyazmanset.com/haber/sehit-annesi-oglunun-mezari-basinda-dogum-gununu-kutladi-72635-5.jpg

http://www.haberkentim.com/upload/Image/GUNCEL/Guncel/sehiti%20ziyaret.jpg

http://www.porttakal.com/resimler/684000/684926.jpg

http://www.temizhaber.com/newpics/11450/300120131422349703207.jpg

Asmiltak
03-08-2013, 17:39
Bir ülkenin çivisi çıkınca tartışılan konular da absürdleşiyor. O kadar ilginç detaylar var ki, ülkede kısmi olarak uygulanan hukuk sistemi, Kruvasan'a savaş açmış, facebook üzerinden fetva yayınlanıyor.. Bilimkurgu filmi gibi..

Suriye'de iç savaşın iki farklı hukuk sistemi doğurduğu Halep kentinde Kruvasan Çöreği'ni "haram" ilan eden fetva geldi. İslami muhalefete yakın şuranın yayınladığı fetva, Kruvasan'ı "sömürgeciliğin" sembolü olarak görüyor.

Şark el-Avsat'ın haberine göre, Halep'in çete kontrolünde olan bir bölgesinde kurulan şeriat komitesi, "sömürgeci anlamı" nedeniyle bir fetva yayınlayarak kruvasanı (ay çöreği) haram ilan etti. Fetvaya göre kruvasanın hilal şekli, Avrupalıların Müslümanlar üzerindeki zaferini simgeliyor.

Yine aynı gazetenin haberine göre, Halep'teki bir başka şeriat komitesi, Facebook üzerinden yayınlanan bir fetvayla, kadınların makyaj yapmasını ve fiziksel özelliklerini gösteren dar kıyafetler giymesini yasakladı. Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) ile bağlantılı Birleşik Yargı Konseyi de, Ramazan boyunca oruç tutmayanların bir yıl hapis cezasına çarptırılmasını öngörüyor.

Kruvasanın kökeni Kruvasan çöreği hakkında birçok şehir efsanesi bulunuyor. Bunlardan en bilineni, Osmanlı İmparatorluğu'nun 2. Viyana Seferi'nin başarısızlığa uğraması üzerine, Avrupalıların bu çöreği Osmanlı bayrağına atıfta bulunarak yaygınlaştırmış olması.

Ancak Wikipedia'daki "croissants" maddesinde, bu iddiaların kanıtlarının yetersiz olduğu bildiriliyor. Aynı şekilde, kurvasanın 13. yüzyılda Avusturya'da "Kipferl" adıyla yaygınlaştığı, bu çöreğin de 732 yılında Emevilerle Frankler arasında gerçekleşen ve Franklerin kazandığı Puvatya Savaşı'na atıfla kullanıldığı da iddialar arasında.

Asmiltak
03-08-2013, 17:44
beyler bir an elinizi vicdanınıza koyun................ve bir saniye düşünün.............????

mısırın arabı için ağlayan var da.....!

Benim 20 yaşındaki şehit mehmedim için ağlayan var mı bu meydanlarda................?

size daha birşey demeyeceğim...........

içimiz çok dolu...............

alın mursinizi muslim brotherlarınızı gidin buradan.........

gidin arabistana yerleşin..........

bizi araplaştıramayacaksınız.........

izin vermeyeceğiz.........

Türk doğduk Türk öleceğiz.........

gidin mısırda bağırın tükürüklerinizi savurarak.........

ve anadiliniz Türkçeyi unutmuşçasına bol bol arapça naralar atın aferim desinler...........

ama şunu kafanıza iyice sokun........

önce benim bayrağım.........önce benim vatanım.......önce benim insanım.....önce benim mehmedim gelir..........sonra diğerleri.........

artık ne diyeceğimi bilemiyorum sizlere...........

en güzeli Allah ıslah etsin sizi.........

Yüce Türk Milletinin Kandili kutlu olsun





Fotoğrafları görünce içim bir fena oldu yine.. Fotoğrafı görmek ya da görmemek bir şeyi değiştirmez aslında, yani görmemek ya da hatırlamamak haklarını asla ödeyemeyeceğimiz şehitlerimizin orada yatıyor olduğu gerçeğini değiştirmez.

Muhtemelen hayattayken beslediği kuşunu ve tuttuğu takımın armasının olduğu pasta getirmiş, doğum günü olmalı.. O pastayı getiren anne, babasının mezar taşındaki fotoğrafını seven çocuk, tarifsiz bir acıyla objektife bakan çocuk ve onları unutmayan her daim minnetle anan bir ulus yaşadığı sürece şehitlerimiz ölmüş sayılır mı..

Kesinlikle tüm düşünce ve eylemlerimizde onlara karşı borcumuzun bilincinde olmalıyız. Paylaşımınız için teşekkürler.

Erah
03-08-2013, 18:12
RABBİNİZ DE BİRDİR BABANIZ DA BİRDİR DİNİNİZ VE PEYGAMBERİNİZ DE BİRDİR ARABIN ACEM ACEMİN DE ARABAB ÜZERİNDE BİR ÜSTÜNLÜGÜ YOKTUR YİNE KIZILIN KARA ÜZERİNE KARANIN DA KIZIL ÜZERİNE ÜSTÜNLÜGÜ YOKTUR HİÇBİR MİLLETİN DİGERİNE ÜSTÜNLÜGÜ YOKTUR. YANLIZ TAKVA BAKIMINDAN BİRİ DİGERİNE ÜSTÜN OLUR. HADİS ibni neccar. ırkçılıga çagıran bizden degildir ırkçılık için savaşan bizden degildir ırkçılık üzere asabiyye ugruna ölen bizden degildir. diyor peygamberimiz sav. hadis. müslim.
Kâfir olan bir Arap, Müslüman Fransızdan(veya başka bir ırk) üstün olamaz. Böyle bir ırkçılık dinimize aykırıdır. Dinimizde ırkçılık yoktur. Kur'an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
(Ey insanlar, sizi, bir erkekle bir kadından yarattık. Birbirinizle tanışmanız için milletlere ve kabilelere ayırdık. Allah indinde en üstününüz, takvada en ileri olanınızdır.) [Hucurat Suresi- 13] nedir bu ırkçılıgınızın temeli .üstün bir ırk oldugumuzu mu düşünüyorsun üstünsek eger bu ALLAH.a göre mi yoksa kafamıza göre bi üstünlük mü. ALLAHcc kuranda israil ogullarınıda örnek verip alemlere üstün kıldık diyor ama sonra aşalıgın aşagısı kıldık diyor neden mi peygamberlerini öldürmelerinden ve yaptıkları ırkçılık yüzünden.

Erah
03-08-2013, 18:24
ayrıca şöyle demenizi beklerdim müslümansanız eger islam dini mensubuysanız şayet başka dindenseniz sorun yok ... ben müslüman olarak dogdum müslüman olarak can verecegim. ancak müslüman olarak can verirseniz şehit olursunuz ve savaşınız ALLAH KELİMETULLAHINI YÜCELTMEK İÇİNSE SAVAŞ ÖLENLERİMİZ ALLAH İÇİN ŞEHİT OLUR. YOKSA İDEOLEJİ İÇİN DEGİL ..... BANA EGER İSLAM DİNİNDENSENİZ BİZİM DELİL OLARAK KABUL ETTİGİMİZ KURAN VE SÜNNETTEN DELİL GETİREREK TARTIŞIN. YOKSA İNANDIRICILIGINIZI KAYBEDERSİNİZ. SAYGILAR

cicibebe
03-08-2013, 18:31
Sayın buz, siz kimi kimin ülkesinden kovuyorsunuz ne hakla ? Şehadet şerbetini içmiş insanlarımıza sadece sen mi üzülüyorsun ağlıyorsun bu nasıl gaflet? Sen çok vicdanlıysan eğer ölen her masuma üzülmelisin biz böyle yapıyoruz bu masum yahudi olsa bile üzülüyoruz.
beyler bir an elinizi vicdanınıza koyun................ve bir saniye düşünün.............????

mısırın arabı için ağlayan var da.....!

Benim 20 yaşındaki şehit mehmedim için ağlayan var mı bu meydanlarda................?

size daha birşey demeyeceğim...........

içimiz çok dolu...............

alın mursinizi muslim brotherlarınızı gidin buradan.........

gidin arabistana yerleşin..........

bizi araplaştıramayacaksınız.........

izin vermeyeceğiz.........

Türk doğduk Türk öleceğiz.........

gidin mısırda bağırın tükürüklerinizi savurarak.........

ve anadiliniz Türkçeyi unutmuşçasına bol bol arapça naralar atın aferim desinler...........

ama şunu kafanıza iyice sokun........

önce benim bayrağım.........önce benim vatanım.......önce benim insanım.....önce benim mehmedim gelir..........sonra diğerleri.........

artık ne diyeceğimi bilemiyorum sizlere...........

en güzeli Allah ıslah etsin sizi.........

Yüce Türk Milletinin Kandili kutlu olsun






http://image.haber7.com/haber/haber7/photos/bitliste_sehit_korucular_icin_toren13507412110_h94 2636.jpg

http://www.halkinhabercisi.com/images/news/editor/8ae2e3518e6420441ddf23e52d30eb0a.jpg

http://normatif.com/wp-content/resimler/2012/10/20121024.133940_ANT214_1931884.jpg

http://www.beyazmanset.com/haber/sehit-annesi-oglunun-mezari-basinda-dogum-gununu-kutladi-72635-5.jpg

http://www.haberkentim.com/upload/Image/GUNCEL/Guncel/sehiti%20ziyaret.jpg

http://www.porttakal.com/resimler/684000/684926.jpg

http://www.temizhaber.com/newpics/11450/300120131422349703207.jpg

Erah
03-08-2013, 18:37
atalarının degerlerine ihanet ediyorsun osmanlıda hiçbir padişah senin düşüncene sahip degildi onların savaşları hep kafirlerleydi islam düşmanlarıylaydı . arablarıda sizin gibi dinlerinden ötürü aşagılamıyorlardı. ve oyüzden cihan devleti oldu... ARAMIZDAKİ FARK NE BİLİYORMUSUN. NEREDEN GELDİGİMİ BİLİYORUM BENİMDE SENİNDE ATAN ADEM as bu seninki neyin üstünlügü ALLAH türk üstün mü yarattı diyorsun .ben bitane ayete denk gelmedim varsa benide aydınlat inş ayrıca bende türküm fakat türkçü degilim müslümanın ben bu gözle bakarım tüm insanlıga merhamet etmek yazılmış bize allah tarafından çünkü biz düşmanımıza bile merhamet eden bir toplumuz

Asmiltak
03-08-2013, 18:47
Irkçılıkla kendi insanının menfaatini koruma arasındaki çizgiyi netleştirmek lazım bence. Yanlış anlamış olabilirim ama görebildiğim kadarıyla Sn. Buz, kendi ülkemin insanının menfaati öncelikli gelir diyor, Sn. Erah, Arap Türk ayrımı yapmayalım sonuçta aynı dine mensubuz diyor.

Mısır olayının insani boyutuna değindim, hayatını kaybedenlere üzülmeyen bir kimse yoktur aramızda diye düşünüyorum. Ama insan olarak üzülmek başka siyasi olarak bir ülke politikası belirmemek başka şeyler.

Yıllarca ümmet bilinci ile Osmanlı hakimiyeti ve koruması altında kalan Arapların, Osmanlı'nın dağılma ve çöküş sürecinde izledikleri politikalar hepimizin malumudur diye düşünüyorum. Ayrıca, 20. ve 21. yüzyılda, İsrail'in zulmettiği Filistinli Araplar gerçeğine rağmen İsrail ya da hamisi ABD'ye karşı etkili bir tepki vermeyen bir Arap dünyası, Mısır'daki darbeyi ilk tebrik eden ülkeleri oluşturan bir Arap dünyası gerçeği varken kutsal hadisleri önce Araplar'ın okuyup anlaması gerekiyor kanımca..

Kendi ırkından olan insanlara karşı duyarsız, hatta düşmanca tutumlar takınan bir camiaysa mevzubahis olan, bizim onlara karşı çok ama çok dikkatli ve ihtiyatlı olmamız gerekir diye düşünüyorum..

Erah
03-08-2013, 19:04
şuan arab yarımadası kukla rejimlerle yönetiliyor.. işte tam halkın iradesiyle gelmiş samimi silahsız ihvan çıkmışken bir umut olarak. koltuklarını kaybetme endişesine kapılan kukla rejim olan SUUD ailesi BAE KUVEYT ORADAKİ YANİ KENDİ ÜLKESİNDEKİ BİR UYANIŞA VESİLE OLMASINDAN KORKTUGU İÇİN DESTEK VERİYORLAR . ORADADA MESELE ASLINDA AYNI MEZHEPCİLİK IRKCILIGIN DEGİŞİK VERSİYONU. BATIDA BU İŞİ İYİ BİLDİGİ İÇİN ZAMANI GELDİGİNDE KANAYAN YARALARI KAŞIMA KONUSUNDA UZMAN OLMALARINDAN ÖTÜRÜ MALESF OLAN YİNE MÜSLÜMANLARA OLUYOR..... NE OLDUDA MURSİ ZAMANINDA 20 SAATE YAKIN ELEKTRİK KESİNTİLERİ BENZİN KUYRUKLARI EKMEK KUYRUKLARI Bİ ANDA SİSİ ZAMANINDA BİTİYOR AMERİKA VE İNGİLTERE NE DERSE O OLUYOR BUNUDA ORDUYU KULLANARAK YAPIYORLAR NE İHANET KENDİ HALKINA KARŞI.... O ELEKTİRİK KESİNTİLERİ BENZİN YAG KUYRUKLARI BİYERDEN TANIDIK GELİYORMU ACABA BİZE Bİ YAKIN TARİHİMİZE BAKMAK LAZIM GERÇEKLERİ GÖRMEK İÇİN

Asmiltak
03-08-2013, 19:43
şuan arab yarımadası kukla rejimlerle yönetiliyor.. işte tam halkın iradesiyle gelmiş samimi silahsız ihvan çıkmışken bir umut olarak. koltuklarını kaybetme endişesine kapılan kukla rejim olan SUUD ailesi BAE KUVEYT ORADAKİ YANİ KENDİ ÜLKESİNDEKİ BİR UYANIŞA VESİLE OLMASINDAN KORKTUGU İÇİN DESTEK VERİYORLAR . ORADADA MESELE ASLINDA AYNI MEZHEPCİLİK IRKCILIGIN DEGİŞİK VERSİYONU. BATIDA BU İŞİ İYİ BİLDİGİ İÇİN ZAMANI GELDİGİNDE KANAYAN YARALARI KAŞIMA KONUSUNDA UZMAN OLMALARINDAN ÖTÜRÜ MALESF OLAN YİNE MÜSLÜMANLARA OLUYOR..... NE OLDUDA MURSİ ZAMANINDA 20 SAATE YAKIN ELEKTRİK KESİNTİLERİ BENZİN KUYRUKLARI EKMEK KUYRUKLARI Bİ ANDA SİSİ ZAMANINDA BİTİYOR AMERİKA VE İNGİLTERE NE DERSE O OLUYOR BUNUDA ORDUYU KULLANARAK YAPIYORLAR NE İHANET KENDİ HALKINA KARŞI.... O ELEKTİRİK KESİNTİLERİ BENZİN YAG KUYRUKLARI BİYERDEN TANIDIK GELİYORMU ACABA BİZE Bİ YAKIN TARİHİMİZE BAKMAK LAZIM GERÇEKLERİ GÖRMEK İÇİN

Aslında asıl değinmek istediğim konuyu vurgulamışsınız.. Arap ülkelerinde bir demokrasi ya da öz yönetim kültürü maalesef gelişememiş. Osmanlı sonrasında hep mezhepsel ya da sınıfsal öğeler iktidarları belirlemiş. Dünyanın en zengin petrol kaynaklarına sahip olmalarına rağmen gelir dağılımı adaletsiz olmuş hep tiran tarzı monarşiler yönetimde olmuş.

Bunun değişmesinin tek yolu halkın bilinçlenmesi, ama bunun da pek oluru yok gibi.. Tamamen kapalı devre bir hayat sunuluyor Arap halklarına. İnternet, Tv, vb. herhangi bir iletişim kanalları yok..

Üniversitede bir dersin finalinde sorulan soru, Ortadoğu'ya demokrasi gelir mi? idi.. Teorik olarak yanıt, "gelir"di yanıtı ama ben pratiğini anlatıp gelmez demiştim, hala da aynı görüşteyim maalesef. O kadar alınacak yol var ama bu yolu alacaklarına dair ne bir çaba ne de bir umut ışığı var..

İhvan, dediğiniz gibi bir ışık olabilirdi, ama yine pratik konuştu ve sonuç ortada..

Yazınızın son bölümünde konuyu Türkiye'nin yakın tarihine bağlamışsınız ama bence alakasız. Her ne olursa olsun, Ortadoğu ve Türkiye'nin hikayeleri çok farklı.. Türkiye'de Osmanlı sonrası dönemde ağır aksak da olsa yürüyen bir demokrasi süreci var..

Asmiltak
03-08-2013, 21:45
Nasıl bir ihtiyaç ve zaruriyet olduğunu çözemedim..

Yat zaruri bir ihtiyaçtır
Binali Yıldırım, "Yat sahibi olmanın bir lüks olmadığını, bunun bir ihtiyaç olduğu olgusunun Maliye tarafından kabul edilmesi lazım" dedi.

net_ria
03-08-2013, 22:30
El Kaide bu ay saldırı düzenleyebilir

Amerika Birleşik Devletleri, El Kaide'den gelebilecek bir saldırı olasığına karşı vatandaşları için dünya genelinde seyahat uyarısı yayımladı.
Dışişleri Bakanlığı, saldırı ihtimalinin özellikle Orta Doğu ve Kuzey Afrika'da güçlü olduğunu belirtti.

New York Times'a konuşan yetkililer, uyarının El Kaide liderleri arasındaki elektronik haberleşmeden elde edilen bilgilere dayandığını söylüyor.

http://www.bbc.co.uk/turkce/haberler/2013/08/130803_abd_seyahat_uyarisi.shtml

Usame Bin Ladin, Aralık 1979’da vasisi Prens Türkî el-Faysal el-Suud (1977’den 2001’e kadar Suudi gizli servisleri müdürü) tarafından CIA’nın Afganistan’daki gizli harekâtını, parasal olarak yönetmek için çağrılmıştır. On yıl içinde CIA Sovyetler Birliği’ni başarısız kılmak için Afganistan’a iki milyar dolar para yatırmıştır; bu harekât CIA’nin bugüne kadar gerçekleştirdiği en pahalı harekât olmuştur. Suudi ve ABD servisleri, militanları toplamış, bunları eğitmiş, silahlandırmış, Sovyetlere karşı verilen savaşı bir cihad adı altında manipüle edip kullanmıştır. Usame Bin Ladin, bu kural dışı dünyanın ihtiyaçlarını “el-Kaide” (tam anlamıyla üs) sistemi üzerinden idare etmiştir

El Kaide -Küresel Terörün Anatomisi

http://www.tuicakademi.org/index.php/kategoriler/diger/3670-el-kaide-kuresel-terorun-anatomisi

net_ria
03-08-2013, 22:49
El Kaide üyeleri Taksim’de!

Yaklaşık 100 kişilik grup farklı otellere yerleştirilmiş.
ANF'nin iddiasına göre Keşmirli 20 kişilik El Kaide üyesi bir grubun İstanbul Taksim’deki Family Hause Hoteli’ne yerleştirildiği belirtiliyor.

İddialara göre El Kaide üyesi grubun yaklaşık 100 kişi olduğu, farklı otellere yerleştirildikleri de edinilen bilgiler arasında.

İnsan Hak ve Hürriyetleri İnsani Yardım Vakfı (İHH) aracılığı ile Keşmirli 20 kişilik El Kaide üyesi grubun İstanbul Taksim’deki Family House Hoteli’ne yerleştirildiği belirtiliyor.

Taksim Meydanı’na yakın olan otelde yerleştirilen El Kaide üyesi grubun İngiliz pasaportu taşıdığı da kaydediliyor.

ANF'nin iddiasına göre söz konusu El Kaide üyesi grubun toplam 100 kişi olduğu, çeşitli otellere yerleştirildiği de vurgulanıyor. Grup arasında Sudanlıların olduğu da belirtiliyor.

http://www.haberinyeri.net/el-kaide-uyeleri-taksimde-165704h.htm

Asmiltak
03-08-2013, 22:59
Taksim.. Bu gece..

http://img835.imageshack.us/img835/140/jbbd.png (http://img835.imageshack.us/i/jbbd.png/)

DART VADER
03-08-2013, 23:43
Sayın buz, siz kimi kimin ülkesinden kovuyorsunuz ne hakla ? Şehadet şerbetini içmiş insanlarımıza sadece sen mi üzülüyorsun ağlıyorsun bu nasıl gaflet? Sen çok vicdanlıysan eğer ölen her masuma üzülmelisin biz böyle yapıyoruz bu masum yahudi olsa bile üzülüyoruz.

sayın cicibebe güzel yazmışsınız , birilerinin sürekli bunlar ve biz diyerek insanları ötekileştirmesi anlam veremiyorum kim bu ülkede şehitlerine üzülmez , hangi kafa yapısıyla müslümanların ölmesini kınayanlara vatan haini, şehit düşmanı ,agzı salyayılılar olarak nitelendirebilir şaşmamak elde değil .

karacengiz
04-08-2013, 03:09
Siz gidip buz' a sorsanız vatanını tek seven o, şehitlerine tek üzülende o, ülkesini tek sevende o şu arapçısınız, akpli dolayısıyla irancısınız yaftalamasıda bu ve buna benzeyen başka şahısların bir türlü vazgeçemediği türden bişi nasıl bir beyin yapısı bu türden fikirleri ortaya çıkarıyor bilmiyorum..

utkuran
04-08-2013, 03:50
http://www.youtube.com/watch?v=MB_ozoDuRh8

cicibebe
04-08-2013, 16:32
Sayın Asmiltak ,size saygım inanın çok ama sayın buz'un yazdıkları düpedüz ırkçılık öğeleri taşıyor inanın siz de bunu görüyorsunuz ancak iyi niyetli düşünüyorsunuz. Sizce bu ne demek alın mursinizi muslim brotherlarınızı gidin buradan.........

gidin arabistana yerleşin..........

bizi araplaştıramayacaksınız.........

izin vermeyeceğiz.........

Türk doğduk Türk öleceğiz.........

gidin mısırda bağırın tükürüklerinizi savurarak.........

ve anadiliniz Türkçeyi unutmuşçasına bol bol arapça naralar atın aferim desinler...........
Bu demek oluyor ki İspanyollar Barcelona takımını Filistin'e gitti diye dışlamaları lazım.İspanya'ya almaması lazım ama insanlık böyle bir şey değil insan sokakta bırakın ölmüş insanı yaralı kuş görse Rabb'inden şifa diliyor üzülüyor.Daha sı var mı?Öncelik tabii ki vatanımızın bunu bilmeyen olamaz ama bu diğer insanlığı yok saymak demek midir? asla ve kat'a kabul etmiyorum şahsım adına böyle bir söylemi ve davranışı.
Irkçılıkla kendi insanının menfaatini koruma arasındaki çizgiyi netleştirmek lazım bence. Yanlış anlamış olabilirim ama görebildiğim kadarıyla Sn. Buz, kendi ülkemin insanının menfaati öncelikli gelir diyor, Sn. Erah, Arap Türk ayrımı yapmayalım sonuçta aynı dine mensubuz diyor.

Mısır olayının insani boyutuna değindim, hayatını kaybedenlere üzülmeyen bir kimse yoktur aramızda diye düşünüyorum. Ama insan olarak üzülmek başka siyasi olarak bir ülke politikası belirmemek başka şeyler.

Yıllarca ümmet bilinci ile Osmanlı hakimiyeti ve koruması altında kalan Arapların, Osmanlı'nın dağılma ve çöküş sürecinde izledikleri politikalar hepimizin malumudur diye düşünüyorum. Ayrıca, 20. ve 21. yüzyılda, İsrail'in zulmettiği Filistinli Araplar gerçeğine rağmen İsrail ya da hamisi ABD'ye karşı etkili bir tepki vermeyen bir Arap dünyası, Mısır'daki darbeyi ilk tebrik eden ülkeleri oluşturan bir Arap dünyası gerçeği varken kutsal hadisleri önce Araplar'ın okuyup anlaması gerekiyor kanımca..

Kendi ırkından olan insanlara karşı duyarsız, hatta düşmanca tutumlar takınan bir camiaysa mevzubahis olan, bizim onlara karşı çok ama çok dikkatli ve ihtiyatlı olmamız gerekir diye düşünüyorum..

Asmiltak
04-08-2013, 22:59
Sayın Asmiltak ,size saygım inanın çok ama sayın buz'un yazdıkları düpedüz ırkçılık öğeleri taşıyor inanın siz de bunu görüyorsunuz ancak iyi niyetli düşünüyorsunuz. Sizce bu ne demek alın mursinizi muslim brotherlarınızı gidin buradan.........

gidin arabistana yerleşin..........

bizi araplaştıramayacaksınız.........

izin vermeyeceğiz.........

Türk doğduk Türk öleceğiz.........

gidin mısırda bağırın tükürüklerinizi savurarak.........

ve anadiliniz Türkçeyi unutmuşçasına bol bol arapça naralar atın aferim desinler...........
Bu demek oluyor ki İspanyollar Barcelona takımını Filistin'e gitti diye dışlamaları lazım.İspanya'ya almaması lazım ama insanlık böyle bir şey değil insan sokakta bırakın ölmüş insanı yaralı kuş görse Rabb'inden şifa diliyor üzülüyor.Daha sı var mı?Öncelik tabii ki vatanımızın bunu bilmeyen olamaz ama bu diğer insanlığı yok saymak demek midir? asla ve kat'a kabul etmiyorum şahsım adına böyle bir söylemi ve davranışı.

Sn. Cicibebe,

Teşekkürler mesajınız için. Ben de hem size hem de Sn. Buz'a saygı duyuyorum. Bu biraz da hem sizi, hem de Sn. Buz'u farklı başlıklardaki yazılarından dolayı belki bir nebze tanıdığım içindir.

Belki yanlış düşünüyorum, yani başka biri adına konuşmak yanlış ama, misal ülke yönetimi dese ki "Cicibebe diye biri böyle demiş, bu ülkeden onu atalım", bence en önce Sn. Buz karşı çıkar buna. Tersi durumda da sizin bu yönde bir tepki vereceğinizi tahmin ediyorum. Yani zaman zaman gerçek yaşamda ya da bu tarz sanal platformlarda tansiyon yükselebilir ama bazen sert olabilen ifadelerin arkasında, herkesin neticede inandığı, düşünmek için emek harcadığı fikirlerini görmek önemli..

Hem sosyal yaşamımda hem de sanal platformlarda öyle insanlar tanıyorum ki, düşünmeye ve fikir üretmeye ve paylaşmaya dair en küçük bir çabaları yok, bu bir eleştiri ya da suçlama değil, bir gözlem sadece, netice de bu da bir tercihtir. Aslında, insanların böyle bir zorunluluğu da yok, yani bunu yapmadan da hayat devam ediyor, hatta bazen hayat daha kolay bu şekilde:)

Ama, buraya kadar gelip fikrini paylaşan herkes, bu çabayı bu ülke için harcadığından dolayı, burada paylaşılan, bazen sertçe ifade edilen görüşler, aynı düşünsem de, bana 180 derece zıt da olsa değerlidir ve önemlidir benim için ve muhakkak bir yerinde bir doğru vardır, hiç kimse %100 yanlış ya da doğru olamaz..

İşin bir de trajik boyutu var tabii, bizim yazmamızla aslında hiç bir şey değişmiyor, böyle bir gücümüz yok, ama en azından bir nebze döküyoruz içimizi, hem sosyal yaşamda, hem burada hem de başka platformlarda..

Selamlar, iyi haftalar..

Asmiltak
04-08-2013, 23:43
http://img689.imageshack.us/img689/1192/c7ms.jpg (http://img689.imageshack.us/i/c7ms.jpg/)

http://www.habervaktim.com/haber/337620/ermeniler-yalanla-oyalamis.html

Yukarıdaki haberin veriliş tarzında bence bir gariplik var.

Savunmasız birinin başka bir ülkenin silahlı askerlerince öldürülmesi elbette ki çok acı.

Ama ölümü haberleştirirken, katillerin milliyetinden dolayı, katillerle aynı kökene sahip ancak Türk Vatandaşı olan ve başka bir katil tarafından öldürülen Hrant Dink'in ölümüne tepki verenleri araya sıkıştırmak, en basit tabirle, iyi niyetli değil bence..

Kaldı ki, haberde sırtından vurulmayı 6 kişi tarafından darp edilme olarak değiştirin, yaşanan olayda, Ali İsmail Korkmaz'ın başına gelenle neredeyse aynı akış var. Ve ben bu haberi veren sitenin, Ali İsmail Korkmaz'ın ölümüne ilişkin bu tarz bir haber verdiğine rastlamadım arşivine göz atınca..

Asmiltak
05-08-2013, 01:36
http://img856.imageshack.us/img856/3274/75uy.jpg (http://img856.imageshack.us/i/75uy.jpg/)

Efsane Roger Waters, konserinde Gezi olaylarında öldürülenleri unutmadı.

Aşağıda, Ali İsmail Korkmaz ve Ethem Sarısülük'ün abilerinin konuya ilişkin yorumları var.

http://img607.imageshack.us/img607/2342/t978.png (http://img607.imageshack.us/i/t978.png/)

http://img407.imageshack.us/img407/1616/n58b.png (http://img407.imageshack.us/i/n58b.png/)

Asmiltak
05-08-2013, 16:05
5 Ağustos 2013.. Ergenekon davasında karar açıklandı. Yazacak çok ama çok şey var. Biraz kafamızı toparladıktan sonra değinelim..

Tüm kavramlar birbirine karıştı bu ülkede. Gidişat hiç iyi görünmüyor..

Asmiltak
05-08-2013, 22:09
Şike davası denir, ortada sahada şikeyi sonuçlandıracak futbolcu olmaz. En tepedeki ismi alırlar. Darbe davası denir. Ortada silah, muhtıra vs olmaz, dönemin Genelkurmay Başkanı terör örgütü lideri suçlamasıyla cezalandırılır. Ama Genelkurmay Başkanı, en tepedeki isim değildir, Başbakan'a bağlıdır, herkesin gözü önünde sözde terör estirmiş ve bağlı olduğu birim bunu fark etmemiş, emekli olduktan sonra duruma uyanmış. Diyelim ki suçlamalar doğru ve Başbakanlık fark etmemiş peki Sn. Başbuğ teröristlik yaparken istihbarat neredeymiş.. Bu birimler bu kadar acizse, ölmüşüz ağlayanımız yok..

Ülkede iki büyük terörist grup olduğu ortaya çıkıyor bugünkü tabloda. Biri PKK, biri TSK. Bu ikisi yıllarca niye çatıştı, 30000 genç niye öldü, sonuçta aynı amaca hizmet ediyorlarmış. Başbuğ'a verilen ceza ile Öcalan'a verilen ceza aynı.. Meşhur barış sürecinde Pkk'nın talep ettiği terör suçlarına af talebi kabul edilirse, ikisi de eşit şartlarda yararlanma hakkına sahipler an itibarıyla..

Geçmişinde tecavüz tehdit şantaj suçlamaları olan sanıklar serbest.. Bu ülkede özgeçmişine tecavüz yazdırırsan ciddi anlamda ceza alma ihtimalin düşüyor arkadaş, yakın zamanlarda yine bir çok tecavüz sanığı serbest bırakılmıştı hatırlarsak.. Sanıkların bir kısmı askerdi, yarın başka bir darbe suçlamasında adları geçerse serbest bırakılmaları için önemli bir referans oldu ellerinde..

Darbeye teşebbüs ettikleri iddia edenler cezalandırılıyor. Darbeye teşebbüs ne demek bir anlasam..

Darbeye niyeti olan adam yapar darbeyi, iki saatlik olaydır, Mısır örneği daha yeni yaşandı. İsnat edildiği gibi seminerlerle brifinglerle niye uğraşsın, ülkenin tankları topları, jetleri her tür silahı elinin altında. Daha yakın zamana kadar hukuki dayanağı dahi vardı bunun, çok şükür kaldırıldı.. Denilebilir ki üst istiyordu, astlar karşı çıktı, ama yakın dönemlerin bir çok kuvvet komutanı da içeride, yani böyle bir ihtimal de yok..

Bir çelişki daha var, 1980'deki darbeyi vaktiyle yapmış olanlar ve mevcut hükümete muhtıra vermiş olanlar şu anda dışarıda..

Darbe, askerlerle yapılır bildiğim kadarıyla. Mustafa Balbay, Tuncay Özkan ve diğer gazeteciler sniper oldukları için mi ceza aldılar. Kamuoyu yaratmak gibi bir suçlama var anladığım kadarıyla, ama silahlı gücün kamuoyuna ihtiyacı olduğu nerede görülmüş..

Anlamıyorum, anlayamıyorum.. Aslında bir şeyler anlıyorum ama anladığım o şeyler beni rahatsız ediyor ve ülkemin selameti açısından korkutuyor.

İktidar savaşları her zaman serttir, acımasızdır, devleti elinde tutan hakim güçler, kendileriyle özdeşleştirdikleri devlete karşı suçlara karşı en sert yöntemleri uygularlar, kabul.. Ülkemizde, her dönemde bu savaşlar olmuştur, hangi görüş ve düşünceden olursa olsun, o anda iktidara sahip olan hakim güç, muhalif gördüğünü bir şekilde sindirmiştir, arada olan topluma olmuş, nice kuşaklar arada kaynayıp gitmiştir.. Sene 2013, değişen bir şey yok.. Yazık bu ülkeye, yazık bu kadar zaman kaybına..

Asmiltak
05-08-2013, 23:12
http://www.milliyet.com.tr/1997/03/09/

Rahmetli Erbakan'ın dünya görüşü bana taban tabana zıttı. Ama bu durum, yukarıdaki haberde bahsedilen baskıya vicdanen karşı çıkmama engel değil.

Toplum, çok çeşitli dinamiklerden oluşur. Türk toplumunun özellikle bir ilginç olan, iyi mi desem kötü mü desem bilemediğim bir yönü var. Olaylar akışındayken kendisine bir şeyler ters de gelse, ses çıkarmaz, ama yazar bir yere ve bir gün faturasını keser.. 1980'de darbe olur, bir bakarsınız darbeci anayasaya %93 ile evet der, iki yıl sonra, yani asıl hesap gününde, darbecilerin işaret ettiği partiyi sandığa gömer. Bir politikacıyı, 5. kez indirildiğinde 6.kez, 6. kez indirildiğinde yedinci kere yeniden seçer, o politikacıyı çok sevdiğinden mi yapar bunu, sanmam, sadece yanıt verir müdahalelere ve bir çeşit vefa duygusu güder. Ortada bir haksızlık olduğuna inanırsa buna tepki verir yani..

Bir önceki mesajda bahsettiğim üzere, Türkiye Cumhuriyeti tarihi, bir çeşit iktidar savaşları tarihidir. Bir takım insanlar savaşır, kısa vadede galibiyet kazandığını düşünür, ama orta vadede hepsini silen güç yine halk olur.

1990'ların baskıcı anlayışını uygulayan politikacıların ve bürokratların hiçbirinin bugün siyaset sahnesinde olmaması da bundan dolayıdır. 28 Şubat ve Susurluk olayları hepsini silmiştir. Konu her şeyden önce vicdan konusudur ve toplumumuz kim ne derse desin vicdanlıdır. Ne bir kesimin dediği gibi laikçi ne de diğer kesimin dediği gibi makarnacıdır, bizim toplum bence sadece istikrar ve huzur arar. İstikrar ve huzur sürdüğü sürece tepedeki savaşlara pek karışmaz, ama huzursuzluk tabana yayıldığı anda devreye girer..

Erbakan'a yapılan baskı ve haksızlıklardan doğan tepkinin gücünü, 2000li yıllarda, rahmetlinin hiç bir zaman onaylamadığı isimlerin önderlik ettiği bir siyasi akım kullanmıştır. Bu akım, bahsettiğim güç savaşları içindeki yerini almış ve bu konunun gereğini yapıyor..

Allah ömür verirse, önümüzdeki iki üç yılı merakla izleyeceğim. Toplumumuz, bahsettiğim özelliğini yine yansıtacak mı yansıtmayacak mı diye. Eğer ortada bir haksızlık olduğuna inanıyorsa muhakkak yansıtacaktır, bu yansıtmanın izlerini görebileceğimiz iki ana alan olacak bence. Sandık ve Gezi örneğinde olduğu gibi aktif muhalefet. (Aktif muhalefetten akla mevcut muhalefet partilerinin gelmesini istemem elbette). Eğer bu iki alanda da bir tepki gelmezse o zaman halk huzursuz değil, yolunu seçmiş yürüyor demektir, hayırlı olsun demekten başka yapacak bir şey kalmaz bu durumda..

yağmur
06-08-2013, 10:39
Aşağıda alıntı bir yazı var çok ilginç bir yazı bu kadarını bilmiyordum...

KORKU ÇOK GARİP BİR DUYGU

Bugün Beşiktaş caddesinde yürüyorum. Bu arada bir arkadaşım telefon etti. Yana çekildim telefonla konuşuyorum. Zamanlaması önemli bir konu. Telefon kesildi. Ben de önemli olduğu için tekrar arkadaşımı aramaya çalıştım. Telefonum aramıyor. Üç kere beş kere deniyorum olmuyor. Yanımda da Polis memuru duruyor. gayri ihtiyari ona sordum. Benim telefon çekmiyor. Seninki çekiyor mu ?
O da demez mi. Başbakan geliyor.
Ben de sordum benim telefonum ile başbakan'ın ne alakası var.
Polis cevap verdi. 20 dakika Başbakan gelene kadar tüm cep telefonlarını bloke ettik.
Yani Beşiktaş'ta her başbakan gelip giderken 20 şer dakka cep telefonları duruyor.
Koskoca semt.
Binlerce insan konuşamıyor.
İnsanın hastası var. Cenazesi var.
Sokaklarda bir normal polisler var.
Köşelerde konuşlanmış yüzlerce çevik kuvvet var.
Tabii çakılmayan gözlüklü sivil polisler.
Derken bir ses geldi. Geliyor.
Ben hayatımda böyle bir koruma görmedim.
Özal, zamanında Yeniköy'de bizim sokakta otururdu.
Çiller Zaten bizim mahallede idi o bakımdan başbakan konvoyu görmüşlüğüm var.
Ama böylesini görmedim.
Diyeceksiniz ki tüm başbakan konvoyları böyledir.
Ama bu hakikaten başka.
Amerika'dan gelmiş CMC büyük jipler var.
Bu jipler U şeklinde seyrediyorlar.
Başbakanın arabasıda bu U harfinin içinde.
Türkçesi Başbakan'nın arabasını sokaktan göremiyorsunuz.
Benim tam önümden geçtiklerinde ben elimi sallamaya kaldırsam, farkettim ki en az on kişi üstüme atlayacak.
Tabi Başbakan geçerken uyandım ki Beşiktaş'daki Simitçiler, Kestaneciler, Mısırcılar, Sucular, Gazeteciler, Çakmacılar hepsi esas duruşta. Anladım ki hepsi Polis.
Bu arda sokakta dolaşan halka ne gerek var.

Merak ettim bir politikacı halkına antipatik görünmek için başka ne yapar.
Kendisi bu görüntüden rahatsız olmuyor mudur.?
Allah Beşiktaş halkına ve esnafına yardımcı olsun.
Bunu gören kimin ne kadar korktuğunu anlar.

T. AKINCI

BUZ
06-08-2013, 11:12
Şike davası denir, ortada sahada şikeyi sonuçlandıracak futbolcu olmaz. En tepedeki ismi alırlar. Darbe davası denir. Ortada silah, muhtıra vs olmaz, dönemin Genelkurmay Başkanı terör örgütü lideri suçlamasıyla cezalandırılır. Ama Genelkurmay Başkanı, en tepedeki isim değildir, Başbakan'a bağlıdır, herkesin gözü önünde sözde terör estirmiş ve bağlı olduğu birim bunu fark etmemiş, emekli olduktan sonra duruma uyanmış. Diyelim ki suçlamalar doğru ve Başbakanlık fark etmemiş peki Sn. Başbuğ teröristlik yaparken istihbarat neredeymiş.. Bu birimler bu kadar acizse, ölmüşüz ağlayanımız yok..

Ülkede iki büyük terörist grup olduğu ortaya çıkıyor bugünkü tabloda. Biri PKK, biri TSK. Bu ikisi yıllarca niye çatıştı, 30000 genç niye öldü, sonuçta aynı amaca hizmet ediyorlarmış. Başbuğ'a verilen ceza ile Öcalan'a verilen ceza aynı.. Meşhur barış sürecinde Pkk'nın talep ettiği terör suçlarına af talebi kabul edilirse, ikisi de eşit şartlarda yararlanma hakkına sahipler an itibarıyla..

Geçmişinde tecavüz tehdit şantaj suçlamaları olan sanıklar serbest.. Bu ülkede özgeçmişine tecavüz yazdırırsan ciddi anlamda ceza alma ihtimalin düşüyor arkadaş, yakın zamanlarda yine bir çok tecavüz sanığı serbest bırakılmıştı hatırlarsak.. Sanıkların bir kısmı askerdi, yarın başka bir darbe suçlamasında adları geçerse serbest bırakılmaları için önemli bir referans oldu ellerinde..

Darbeye teşebbüs ettikleri iddia edenler cezalandırılıyor. Darbeye teşebbüs ne demek bir anlasam..

Darbeye niyeti olan adam yapar darbeyi, iki saatlik olaydır, Mısır örneği daha yeni yaşandı. İsnat edildiği gibi seminerlerle brifinglerle niye uğraşsın, ülkenin tankları topları, jetleri her tür silahı elinin altında. Daha yakın zamana kadar hukuki dayanağı dahi vardı bunun, çok şükür kaldırıldı.. Denilebilir ki üst istiyordu, astlar karşı çıktı, ama yakın dönemlerin bir çok kuvvet komutanı da içeride, yani böyle bir ihtimal de yok..

Bir çelişki daha var, 1980'deki darbeyi vaktiyle yapmış olanlar ve mevcut hükümete muhtıra vermiş olanlar şu anda dışarıda..

Darbe, askerlerle yapılır bildiğim kadarıyla. Mustafa Balbay, Tuncay Özkan ve diğer gazeteciler sniper oldukları için mi ceza aldılar. Kamuoyu yaratmak gibi bir suçlama var anladığım kadarıyla, ama silahlı gücün kamuoyuna ihtiyacı olduğu nerede görülmüş..

Anlamıyorum, anlayamıyorum.. Aslında bir şeyler anlıyorum ama anladığım o şeyler beni rahatsız ediyor ve ülkemin selameti açısından korkutuyor.

İktidar savaşları her zaman serttir, acımasızdır, devleti elinde tutan hakim güçler, kendileriyle özdeşleştirdikleri devlete karşı suçlara karşı en sert yöntemleri uygularlar, kabul.. Ülkemizde, her dönemde bu savaşlar olmuştur, hangi görüş ve düşünceden olursa olsun, o anda iktidara sahip olan hakim güç, muhalif gördüğünü bir şekilde sindirmiştir, arada olan topluma olmuş, nice kuşaklar arada kaynayıp gitmiştir.. Sene 2013, değişen bir şey yok.. Yazık bu ülkeye, yazık bu kadar zaman kaybına..

selamlar herkese.........

dünki mahkeme kararlarının ardından bir vatandaş olarak sorular var kafamda...........?

Türkiye cumhuriyetinin genel kurmay başkanı Değerli komutan Sn.İlker Başbuğ'a verilen iki kere müebbet in kamuoyu vicdanında ki karşılığı nedir.............?

bu bir fesadı zevkmidir..............?

zaten müebbet ikikere olmasa da müebbettir işte.............?

terör örgütü ibaresiyle Şerefli bir ulusun Şerefli ordusunun müstesna bir makamını temsil eden Değerli bir komutanın Terör örgütü tanımlamasıyla içi içe sokulması bu milletin 5 bin yıllık değerlerine hakaret değilmidir.........?

Genel kurmay başkanı Orgeneral İlker Başbuğ bebek katili Apoyla aynı sıfattamıdır.........?

biribirleriyle görev süresi bakımından iç içe olan İlker Başbuğ ve 27 Nisan Muhtırasının yani yarı darbe teşebbüsünün kahramanı olan Yaşar Büyükanıt arasında ki bizim göremediğimiz ayrımın sebebi nedir.................?

ve buna bizzat memleketin şemalini değiştiren Kenan Evreni de ilave etmezsek olmaz değil mi..........?

Ancak S.Evren de Sn.Büyükanıt da silah arkadaşlarına verilen çifte müebbetleri tv karşısında seyretmişlerdir................?

ve ayrıca terör örgütüne üye olmak suçlamasıyla müebbet alan gazeteciler ve millet vekilleri mevcutken susurluk tan hatırladığımız bazı meşhur kabadayı ve tetikçilerin ergenekon davasında yaptıkları figüranlığın sonunda adıkları üç beş yıl salataya soğan oldukları içinmidir........?

20 yıl daha misafir edilmesi sözkonusu olan Sn.Balbayıın sürece ilşkin değerlendirmesinde ısrarla **bu sonbahar çok sıcak geçecek ** vurgusundan ne anlaşılmalıdır..........??

terör örgütü pkk sonbaharda apo nun mühlet verdiği tavizlerin yerine getirilmemesi durumunda Türkiyenin başına hangi çorabı örmeyi hedeflemektedir..............?

pkk ve bdp nin demeçlerinde her fırsatta tehditvari şekilde güneydoğuda çıkarılması düşünülen halk isyanında sokaklara dökecekleri profosyonel militanların taksim gezi parkındaki sivil vatandaş kadar kolay dayak yemeyeceği ve atılan gazlara karşı daha dirençli olacağı aşikardır............?

ve üstelik adamların artık kendi kolluk kuvvetleri de vardır.........?????

bir vatandaş olarak idrak etmekte zorlandığım sorularım bunlardır.............?

ve bir vatandaş olarak korkuyorum bu ülkenin geleceğinden endişe ediyorum..........

Tanrı milletimizi korusun............

Bayramınız kutlu olsun............



http://www.tekulus.com/uploads/FCK/image/apo-dun_dedikleri.jpg

http://imgz.rotahaber.com/rotahaber/newpics/news/210320120713594804053_2.jpg

http://imgz.rotahaber.com/rotahaber/newpics/news/110420130905104610544_2.jpg

http://opsiyonhaber.com/images_up/yasar-buyukanit-erdogan.jpg

http://www.ulusalkanal.com.tr/images/haberler/hilmi_ozkok_basbakan_erdogani_tum_kalbimle_destekl iyorum_h8552.jpg

Asmiltak
06-08-2013, 12:59
Ah be kaptan.. Çok erken gitti. Mekanı cennet olsun..

http://fotoanaliz.hurriyet.com.tr/galeridetay/71905/4369/1/24468431/arsiv-sayfalarinda-selcuk-yula

Asmiltak
06-08-2013, 16:52
Aşağıda alıntı bir yazı var çok ilginç bir yazı bu kadarını bilmiyordum...

KORKU ÇOK GARİP BİR DUYGU

Bugün Beşiktaş caddesinde yürüyorum. Bu arada bir arkadaşım telefon etti. Yana çekildim telefonla konuşuyorum. Zamanlaması önemli bir konu. Telefon kesildi. Ben de önemli olduğu için tekrar arkadaşımı aramaya çalıştım. Telefonum aramıyor. Üç kere beş kere deniyorum olmuyor. Yanımda da Polis memuru duruyor. gayri ihtiyari ona sordum. Benim telefon çekmiyor. Seninki çekiyor mu ?
O da demez mi. Başbakan geliyor.
Ben de sordum benim telefonum ile başbakan'ın ne alakası var.
Polis cevap verdi. 20 dakika Başbakan gelene kadar tüm cep telefonlarını bloke ettik.
Yani Beşiktaş'ta her başbakan gelip giderken 20 şer dakka cep telefonları duruyor.
Koskoca semt.
Binlerce insan konuşamıyor.
İnsanın hastası var. Cenazesi var.
Sokaklarda bir normal polisler var.
Köşelerde konuşlanmış yüzlerce çevik kuvvet var.
Tabii çakılmayan gözlüklü sivil polisler.
Derken bir ses geldi. Geliyor.
Ben hayatımda böyle bir koruma görmedim.
Özal, zamanında Yeniköy'de bizim sokakta otururdu.
Çiller Zaten bizim mahallede idi o bakımdan başbakan konvoyu görmüşlüğüm var.
Ama böylesini görmedim.
Diyeceksiniz ki tüm başbakan konvoyları böyledir.
Ama bu hakikaten başka.
Amerika'dan gelmiş CMC büyük jipler var.
Bu jipler U şeklinde seyrediyorlar.
Başbakanın arabasıda bu U harfinin içinde.
Türkçesi Başbakan'nın arabasını sokaktan göremiyorsunuz.
Benim tam önümden geçtiklerinde ben elimi sallamaya kaldırsam, farkettim ki en az on kişi üstüme atlayacak.
Tabi Başbakan geçerken uyandım ki Beşiktaş'daki Simitçiler, Kestaneciler, Mısırcılar, Sucular, Gazeteciler, Çakmacılar hepsi esas duruşta. Anladım ki hepsi Polis.
Bu arda sokakta dolaşan halka ne gerek var.

Merak ettim bir politikacı halkına antipatik görünmek için başka ne yapar.
Kendisi bu görüntüden rahatsız olmuyor mudur.?
Allah Beşiktaş halkına ve esnafına yardımcı olsun.
Bunu gören kimin ne kadar korktuğunu anlar.

T. AKINCI

Yazıda bahsedilen konvoya, Kazlıçeşme Mitingi'nin olduğu gün, ben Edirnekapı yönüne giderken, konyoy Zeytinburnu yönüne seyrettiği esnada yolda ratlamıştım. Akan trafikte yanlış saymadıysam resmi polis eskortunun yanı sıra 5 adet cip görmüştüm ve beni de çok şaşırtmıştı bu manzara.. Ben onu daha çok ABD Başkanlarının yaptığı gibi bir kaç adet birebir aynı aracın konvoyda yer alarak Başkan'ın hangi araçta olduğunun bilinmemesi türü bir koruma çeşidi sanmıştım.

Şu video geldi aklıma şimdi yazınızı okuyunca.. Aralarında sivil polis var mıydı acaba bu kalabalığın..


http://www.youtube.com/watch?v=mHMoLJvO02I

Asmiltak
06-08-2013, 17:21
selamlar herkese.........

dünki mahkeme kararlarının ardından bir vatandaş olarak sorular var kafamda...........?

Türkiye cumhuriyetinin genel kurmay başkanı Değerli komutan Sn.İlker Başbuğ'a verilen iki kere müebbet in kamuoyu vicdanında ki karşılığı nedir.............?

bu bir fesadı zevkmidir..............?

zaten müebbet ikikere olmasa da müebbettir işte.............?

terör örgütü ibaresiyle Şerefli bir ulusun Şerefli ordusunun müstesna bir makamını temsil eden Değerli bir komutanın Terör örgütü tanımlamasıyla içi içe sokulması bu milletin 5 bin yıllık değerlerine hakaret değilmidir.........?

Genel kurmay başkanı Orgeneral İlker Başbuğ bebek katili Apoyla aynı sıfattamıdır.........?

biribirleriyle görev süresi bakımından iç içe olan İlker Başbuğ ve 27 Nisan Muhtırasının yani yarı darbe teşebbüsünün kahramanı olan Yaşar Büyükanıt arasında ki bizim göremediğimiz ayrımın sebebi nedir.................?

ve buna bizzat memleketin şemalini değiştiren Kenan Evreni de ilave etmezsek olmaz değil mi..........?

Ancak S.Evren de Sn.Büyükanıt da silah arkadaşlarına verilen çifte müebbetleri tv karşısında seyretmişlerdir................?

ve ayrıca terör örgütüne üye olmak suçlamasıyla müebbet alan gazeteciler ve millet vekilleri mevcutken susurluk tan hatırladığımız bazı meşhur kabadayı ve tetikçilerin ergenekon davasında yaptıkları figüranlığın sonunda adıkları üç beş yıl salataya soğan oldukları içinmidir........?

20 yıl daha misafir edilmesi sözkonusu olan Sn.Balbayıın sürece ilşkin değerlendirmesinde ısrarla **bu sonbahar çok sıcak geçecek ** vurgusundan ne anlaşılmalıdır..........??

terör örgütü pkk sonbaharda apo nun mühlet verdiği tavizlerin yerine getirilmemesi durumunda Türkiyenin başına hangi çorabı örmeyi hedeflemektedir..............?

pkk ve bdp nin demeçlerinde her fırsatta tehditvari şekilde güneydoğuda çıkarılması düşünülen halk isyanında sokaklara dökecekleri profosyonel militanların taksim gezi parkındaki sivil vatandaş kadar kolay dayak yemeyeceği ve atılan gazlara karşı daha dirençli olacağı aşikardır............?

ve üstelik adamların artık kendi kolluk kuvvetleri de vardır.........?????

bir vatandaş olarak idrak etmekte zorlandığım sorularım bunlardır.............?

ve bir vatandaş olarak korkuyorum bu ülkenin geleceğinden endişe ediyorum..........

Tanrı milletimizi korusun............

Bayramınız kutlu olsun............



Dün, mahkeme kararlarının açıkladığı ilk anlardaki şokla, "kavramlar birbirine girdi" dememin sebeplerinden bazıları bu bahsettiğiniz konulardır.

Hükümet temsilcileri, Gezi'de meydanlara akan öğrenci, öğretmen, işçi, doktor, yani tamamen bu halkın sıradan bireyleri olan kitleyi terörist olarak tanımlarken, gerçek terörist kavramını son 30 yıldır iyice öğrenmek zorunda kaldığımız için, bu tanımı anlayamamıştık. Dünkü mahkeme sonucunda, ülkenin eski genelkurmay başkanı da dahil olmak üzere, askerler, gazeteciler net ve inandırıcı deliller olmaksızın resmen terörist ilan edilince ve İlker Başbuğ Apo'yla aynı cezaya çarptırılınca, davanın sanıklarından eski derin devletle alakalı tetikçi, mafya babası zanlıların çoğu ya serbest bırakılıp ya da nispeten az cezaya çarptırılınca, yine aynı kavram karışıklığını yaşadık.

Son dönemde neredeyse başucu kitabım olan Schrödinger'in Kedisi isimli iki ciltlik kitabında Alev Alatlı "afazi" diye bir kavrama özellikle vurgu yapar. Afazi, kısaca, toplumun kendi diline yabancılaşması suretiyle, toplumun bir kısmının telaffuz ettiği kelimelerin aynı toplumun başka kısımlarında karşılığı olmaması, düşünme dediğimiz eylem de sonuçta dil odaklı olduğu için, anlaşılamayan kelimelerle düşünme ve muhakeme yapabilme şansının kalmaması anlamına gelir. Sanırım yaşadığımız olaylar bu tanıma uyuyor. Hükümet, ve resmi mahkemeler bir terörist tanımlaması yapıyor ama tanımlanan durum halkın bir kısmının kafasında bu tanıma uymuyor. Dolayısıyla, hükümetin ve mahkemelerin ne dediğini anlayamıyor insanlar. Aynı şekilde Gezi eylemlerine katılan sıradan insanlar, demokrasi, hak, eşitlik, adalet, orantısız güç kullanımı diyor, ama otoritenin bu kelimeleri algılama biçimi farklı olduğu için bu kez de otorite bu insanları anlamıyor..

Afazi'nin toplumda nelere yol açabileceği konusu kitapta etraflıca anlatılıyor, burada detaya girmeye gerek yok, ama hayırlı şeylere yol açmayacağı net gibi. Umarım böyle sürmez..

Sn. Balbay, sıcak sonbahar vurgusunda ne anlatmak istedi bilmiyorum, ama bu açıklama, dün Cemil Bayık'ın aşağıdaki açıklamaları bağlamında düşünülürse ürkütücü bir tablo çıkıyor ortaya.

Abdullah Öcalan’ın çözüm sürecinin ikinci aşamasına ilişkin birçok proje sunduğunu belirten PKK’nın liderlerinden Cemil Bayık, buna karşın yaklaşımını “tamamen öteleme” olarak değerlendirdiği hükümeti uyardı. Bayık, “Artık adım atılması lazım. 1 Eylül son tarihtir. 1 Eylül’e kadar adım atılmazsa amacın çözüm değil, tasfiye ve katliam olduğu anlaşılacaktır. Elbette o zaman özgürlük hareketi ve Kürt halkı bu tasfiyeye karşı kendini savunacaktır” dedi.

ANF’ye göre katıldığı bir televizyon yayınında soruları yanıtlayan Bayık, çözüm sürecinin ikinci aşamasına değinerek, bu projenin Türkiye’nin demokratikleşmesi ve Kürt sorununun çözümü esaslı olduğunu belirtti. Bayık, Öcalan’ın da bu konuda büyük bir sorumlulukla yaklaştığını kaydetti.

“ÖCALAN İKİNCİ AŞAMANIN TAMAMLANMASINI İSTEDİ”

Öcalan’ın bu sorumluluktan hareketle şu ana kadar birçok çözüm projesi ortaya koyduğunu savunan Bayık, ancak Türk devleti ve hükümetinin bu konudaki yaklaşımının “tamamen ötelemeden” ibaret olduğu belirterek “Apo son olarak 8 komisyon önerdi. Bu komisyonların oluşturulmasını, demokratikleşme ve çözüm için yasa tasarıları hazırlamasını ve Mecli’se sunmasını istedi. Bu tasarıların Meclis’te tartışılıp yasalaştırılmasını, böylece atılacak demokratik adımlarla çözümün üçüncü aşamasına geçilebilmesi için ikinci aşamanın tamamlanmasını istedi” dedi.

“1 EYLÜL SON TARİHTİR”

Konuşmasının devamında hükümete seslenen Bayık, “Eğer gerçekten Kürt sorununu çözme istemi varsa Apo ve özgürlük hareketi bunun zeminini yarattı. Artık adım atılması lazım. Eğer adım atılmazsa 1 Eylül son tarihtir” diye konuştu. Artık basit oyunların ve sürece basit yaklaşımların terk edilmesini isteyen Bayık şunları kaydetti:
“Bunun için 1 Eylül son tarihtir. 1 Eylül’e kadar adım atılmazsa amacın çözüm değil, tasfiye ve katliam olduğu anlaşılacaktır. Ama tasfiye mümkün değildir. Elbette o zaman özgürlük hareketi ve Kürt halkı bu tasfiyeye karşı kendini savunacaktır. Şimdiye kadar nasıl ki kendini savunma mücadelesi yürüttüyse bundan sonra aynı şekilde kendini savunacaktır. Bunu herkes böyle bilmeli.”

Asmiltak
06-08-2013, 20:12
Sn. Başbakan, 1 Şubat 2013 tarihinde Habertürk Teke Tek programında yaptığı aşağıdaki beyanı üzerinde ne düşünüyor acaba..

Başbakan: Türk Silahlı Kuvvetleri bir örgüttür ama terör örgütü değildir.

Başbakan: Biz bu süreç içersinde özellikle başta Genelkurmay Başkanım olmak üzere…

Fatih Altaylı: İlker Başbuğ

Başbakan: Evet, diğer generallerimiz emekli olsun, muvazzaf olsun yani hiçbirisine bir defa kalkıp da, yani bir alışılmış anlamda bir ‘terör örgütü mensubu’ demek, bir defa çok çok ciddi bir yanlıştır, yani bu affedilemez. Yani şu anda kendileri bulundukları makam itibarıyla yani kendilerini sağlamda görseler bile tarih onları affetmez.



Aslında sadece Başbakan da değil. Hükümetin neredeyse bir konsensüsü var Sn. Başbuğ hakkında..

http://www.ilkerbasbug.com.tr sitesinden alıntıdır..

Sn. Egemen Bağış’ın Beyanları

13 Ağustos 2012 tarihinde;

“Sn. İlker Başbuğ’u korgeneralliğinden bu yana tanırım. Bir küçüğü olarak, bir kardeşi olarak ve Gnkur. Bşk.lığı sırasında attığı bazı çok önemli adımları takdir eden bir kişi olarak, ben de onun tutuklu yargılanmasına üzülüyorum. Bazı şeyler unutuluyor. Gnkur. Bşk. olduğu hafta, Güneydoğu’ya gidip, oradaki Kürt vatandaşlarımızın içine girip onların sırtını sıvazlayan, sakallı dedelerle, başörtülü ninelerle birlikte oturup sohbet eden, Diyarbakır’daki sivil toplum kuruluşlarını toplayıp onlarla diyalog kuran bir Genelkurmay Başkanıydı.”

Sn. Bekir Bozdağ’ın Beyanları

28 Şubat 2013 tarihinde CNN Türk:

“Sn. İlker Başbuğ ile ilgili iddianamede o nitelendirmenin fevkalade yanlış olduğunu hep söyledim. Esasında o nitelendirme yani terör örgütü üyesi olarak nitelendirmesi bu davaların meşrutiyetine de gölge düşürmüştür. Bu davaları Türkiye Kamuoyunda tartışmaya da neden olmuştur. Çünkü Türkiye’de hiçbir vatandaşımız bu davalara destek veren insanlarımız dahi böyle bir nitelemeyi kabul etmiyorlar, yakıştırmıyorlar…”

Sn. Mehmet Ali Şahin’in Beyanları

“Şu anda cezaevinde tutuklu Eski Genelkurmay Başkanlarımızdan Sn. İlker Başbuğ’un beraat etmesini diliyorum. Orda olmasında da kişisel olarak üzüntü duyuyorum.”

Asmiltak
07-08-2013, 00:37
İnal Batu da vefat etmiş 5 ağustosta. Değerli bir diplomattı, Yusuf Ziya Özcan gibi isimlerin, eski görev yerlerindeki başarısızlıkları ortaydayken, meslekleri bu olmadığı halde büyükelçi olarak atanmadığı dönemlerde mesleğini icra etmişti..

Diplomasi zor ve karmaşık bir meslek, hakkıyla yapıldığında bir çeşit sanat aslında. Kardak Krizi esnasında bulduğu ve SAT komandolarımızın mükemmel bir şekilde uyguladığı dahiyane çözümle krizi lehimize çevirebilmiş ve belki bir savaşı engelleyerek diplomasi sanatında zirve yapmıştır İnal Batu. Rahmet ve saygıyla anıyorum.

Asmiltak
07-08-2013, 01:10
Hep makro konulardan bahsediyoruz bu başlıkta, biraz farklı bir izlenim paylaşmak istiyorum bu kez..

Akşamüstü, bir takım bağrışmalar geldi sokaktan. Önce tam anlayamadım, bir çeşit tartışma sandım, üstünde de durmadım.

Bir süre sonra bağrışmanın yerini bir kadının ağlama sesleri alınca ve sokağın başından siren sesleri gelmeye başlayınca dışarı çıktım. Bir kadın çaresiz bir şekilde sokaktaki bir apartmanın üst katlarında bir daireye doğru sesleniyor ama bir türlü yanıt alamıyordu. Anladığım, içeride oğlunun olduğu, kadının içeri giremediği ve oğlundan hiç ses gelmediği idi.. İnanılmaz bir telaş ve kaygı oluştu hepimizde.

İtfaiye geldi, çoğu zaman sokaklarda görüp sıradan bir araç muamelesi yaptığım o aracı bu kez büyük bir umudun somut yansıması olarak gördüm. Araç, merdivenini daireye doğru uzatırken, zaman bir türlü geçmedi. O esnada, o merdivendeki itfaiye erlerinin yerinde hem olmak hem de olmamak istediğimi hissettim birden. Olmak isterdim, çünkü, belki bir hayat kurtarılacaktı, kadıncağızın çileli bekleyişi sona erdirilecekti. İstemezdim, çünkü, açık olan küçük pencereden içeri girdiklerinde nasıl bir manzarayla karşılacakları belli değildi. Allah göstermesin, çocuğa kötü bir şey olmuş olabilirdi.

En nihayetinde, çocuğun biraz fazlaca derin bir uykuya daldığı anlaşıldı ve çocuk uyandırıldı.. Tabii uykuya dalarken, pencereden giren üniformalı iki adam tarafından uyandırılmayı beklemediği için korkmuştur muhtemelen ama, hissettiği bizim, hele ki annesinin onun için duyduğu korkuyla kıyaslanamayacak bir korkudur elbette. Pencereden dışarı baktı bir an için, sokakta kendisi için endişelenen insanları gördü, hem şaşırdı hem sanki biraz mahçup oldu, ama iyiydi, önemli olan bu.. Çocuğun iyi olduğu anlaşıldığında sokaktaki ve diğer evlerin pencerelerindeki insanların sevinci, anneye bakışlarındaki ışık bambaşkaydı..

Asmiltak
07-08-2013, 01:26
Bu da sosyal medyadan az önce okuduğum bir insan hikayesi. Sosyal medyadan okudum çünkü sosyal olmayan medya pek yazmıyor bu tarz şeyleri..

Mehmet Ali Çelebi 23 Temmuz 1984’te doğdu. Baba Muharrem Çelebi banka veznedarı. Anne Rukiye Çelebi gardiyan.

Annesi Amasya Cezaevi'nde görevliydi ve oğlunu bırakacak kimsesi olmadığı için onu her gün hapishaneye götürdü. Mehmet Ali Çelebi cezaevinin maskotu oldu, gardiyanlar ve mahkumlar tarafından büyütüldü. Cezaevi ile, koğuşlar ile tanışması yeni değildi yani.
1990 yılında Amasya Atatürk İlkokulu'nda öğrenime başladı. Okulu birincilikle bitirdi. 1995-1999 yıllarında sınavla kazandığı Amasya Anadolu Lisesi ortaokul bölümünü de birincilikle bitirdi.
Tüm diğer sınavları da kazanmasına rağmen, ağabeyi Volkan'ın Askeri Lise'de okumasının etkisiyle 1999 yılında kendi isteğiyle Maltepe Askeri Lisesi'ni seçti. (Ağabeyi 2001 yılında felsefeye yönelik aşırı ilgisi nedeniyle Hava Harp Okulu'ndan kendi isteğiyle ayrıldı.)
Mehmet Ali Çelebi 2003 yılında Askeri Liseyi de birincilikle bitirdi ve dönemin Ege Ordu Komutanı Orgeneral (ve bugünün Ergenekon sanığı) Hurşit Tolon'dan diplomasını aldı.
Kura ile karacı olduğu belirlendikten sonra 2003 yılında Kara Harp Okulu'nda eğitim ve öğretim hayatına başladı.
2007 yılında okulu birincilikle bitirdiği için diplomasını Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt'tan aldı ve o fotoğraf karesi sonradan çok kullanılacak tarihi bir kare oldu. Öğrenim boyunca bütün notları 10 üzerinden 10 oldu.
2007 yılında helikopter pilotu olmayı tercih etti; bunun için, dünyanın en zor kursu tabir edilen bir senelik "helikopter pilotluğu" eğitimini
birincilikle bitirdi.
Peki, bu çok başarılı Teğmen Çelebi okul dışında nasıl biriydi?
Tatlı-sert bir mizacı vardı. Sakin ve gururluydu.
Doğruluğu ve onuru her şeyin üstünde tutuyordu. Mücadeleciydi.
Harp Okulu öğrenciliği döneminde arkadaşlarına, final sınavları öncesinde bir hoca gibi 50-60 kişilik gruplar halinde ders anlatması ve onların bu dersleri izlemesi sonucu sınavları geçmesi bir efsane şeklinde hep kulaktan kulağa anlatıldı.
Tarihe meraklıydı. Başucunda her zaman Nutuk vardı.
.........
("Nutuk'u arkadaşlarına ve onların akrabalarına okumalarını salık vermesi", savcılığın
iddianamesinde altı çizili ve büyük harflerle yazılarak suç unsuru sayıldı ! Savcı ile Teğmen Çelebi arasında, bu konuda tartışma yaşandı)
Kitap kurduydu. Öyle ki, 2.5 yıllık cezaevi hayatında 500 kitap okudu.
Felsefeye düşkündü. Bunun bir nedeni de ağabeyi Volkan'ın felsefe öğrenimi görmesiydi. Herakleitos'un Fragmanlar'ını, Apuleius'un Başkalaşımları'nı, Platon'un Devlet'ini ve Diyaloglar'ını, Aristoteles'in Nikomakhos'un Etik ve Retorik'ini, Epiktetos'un Söylevleri'ni, Boethius'un Felsefenin Tesellisi'ni, Seneca'nın Tanrısal Öngörüsü'nü, Descartes'ın Meditasyonlar'ını, Spinoza'nın Etika'sını, Erasmus'un Deliliğe Övgü'sünü, Thomas Hobbes'un Leviathan'ını, Francic Bacon'un Denemeleri'ni, Mevlana'nın Mesnevisi'ni çok sevdi.
Şiir seviyordu. Şair olarak Fazıl Hüsnü Dağlarca'yı, Nazım Hikmet'i, Yunus Emre'yi, Orhan Veli'yi beğeniyordu.
Futbol lisansı da olan Teğmen Çelebi okul takımının başarılı futbolcularından biriydi. Küçüklüğünden itibaren koyu bir Beşiktaşlı ve Amasyaspor'luydu.
Sualtı dalgıçlık kursiyerliğini de tutuklanmadan kısa bir süre önce birincilikle bitirmişti.

Teğmen...

O kadar zayıf, o denli narin görünüyordu ki, sanki tutmaya kalksanız kırılacak gibiydi. Tam 30 aydır Silivri'deydi. Tutuklanmasından 29 ay sonra, cep telefonuna emniyet müdürlüğünde birileri tarafından "yanlışlıkla !" 139 terör örgütü üyesinin telefon numaralarının yüklendiği yine bizzat emniyet tarafından itiraf edilmişti... Ama o hâlâ tutukluydu!.. Kara Pilot Teğmen Mehmet Ali Çelebi, 18 Şubat Cuma günü Silivri Mahkemesi'nde söz istedi, kürsüye geldi.
O narin, o tutmaya kalksanız kırılıverecekmiş hissi veren gencecik adam, başına örülmeye çalışılan "dijital pusu"yu tek tek, belgeleriyle anlattıktan sonra konuşmasını şu sözlerle tamamladı:
11 Şubat 2011 saat 20.45'te düşmanın sinsi savaş silahı olan bazı TV kanallarından, "mahkeme kapılarının komutanlarımın üzerine kilitlendiğini" duydum ve üzüntüyle izledim. Hakaret olarak kabul ediyorum.. Sebep, kaçma şüphesi... Siz, Mustafa Kemal'in askerlerinin cepheden kaçtığını gördünüz mü? Komutanlarım sınırları açsanız, çekip gitmezler. Onları Hizbullahçı mı zannettiniz ?
Buradan Türk Milletine, Genelkurmay Başkanı nezdinde tüm komutanlarıma ve silah arkadaşlarıma sesleniyorum: İçiniz rahat olsun. Biliyoruz ki, bu bir savaştır. Savaşta asker yaralanır, asker esir düşer, asker ölür. Bunların bilincindeyiz. Biz Türk subayıyız. Bizim için hak yok, vazife vardır. Merak etmeyiniz, burası bize zindan değil Çiğiltepe'dir.. Onuru karşısında yaşamını hakir gören Albay Reşat Çiğiltepe'nin vazife anlayışıyla buradayız. Mustafa Kemal'in, "Size ölmeyi emrediyorum!" emri, bizler için halen geçerlidir. Sonsuza kadar da geçerli olacaktır.
Endişe duymayınız, Teğmen Çelebi'yi geçemeyenler onu yetiştiren komutanlarına ne yapabilir ki... Cephede bir Mehmet vardı, şimdi 150 Mehmet var. Cephe şimdi daha da güçlü. Bu şartlarda sizden tahliye talep etmem, benim için vatana ihanetle eşdeğerdir. Mevzubahis vatansa bundan gayrı kalan her şey teferruattır. Şimdi kapıları kapatın ! Yüzümüzü ışığa doğru uzatacağız…
Giyotin inecek.. Tekrar uzatacağız…
İnecek... Uzatacağız…
Gün gelecek, giyotin kesemeyecek: Kazanacağız!"...
Mahkeme arasında, az önce sanık kürsüsünde o "dev konuşmayı" yapan gencecik teğmenin bana doğru geldiğini gördüm. Saygıyla uzattı elini, "doğruları yazdığınız için minnettarız..." diye başladı. Boğazımın düğümlendiğini hissettim, elimi kaldırıp sözünü kestim ve yalnızca o üç sözcüğü söyledim:
- Vatan size minnettardır.

Ümit Zileli

http://img266.imageshack.us/img266/424/8rfw.jpg (http://img266.imageshack.us/i/8rfw.jpg/)

Asmiltak
07-08-2013, 01:38
Ümit Zileli, araştırmacı bir gazetecidir, belgesiz ve muallak konuları yazmaz. Yine de yukarıdaki hikayede bahsedilen, "cep telefonuna bir takım numaraların sonradan ve başkalarınca yüklenmesi", "Nutuk'u okumayı önermesinin suç delili sayılıp sayılmadığı" konularını becerebildiğim kadarıyla araştıracağım.

Bir beyanı daha var dikkatimi çeken. Askerlerin üzerine kapının kilitlenmesi ve kaçma-kaçmama mevzusu..

İçeri alınan askerlerin ve gazetecilerin hemen hepsinin dava sürecinde tutuklanmadan önce gerçek anlamda kaçma seçenekleri vardı. Çoğuna yurtdışına çıkış yasağı ilk aşamada konmadı. Hatta Tuncay Özkan, bildiğim kadarıyla bayağı geç bir dalgada tutuklandı ve tutuklanmadan önce, bırakın kaçmayı, "beni de alın" dedi.. Elbette ki kaçmadıkları, yani normal olanı yaptıkları için övecek değilim ama, yine de bir duruştur, bir mesajdır bence..

i-ked
07-08-2013, 08:23
Ümit Zileli, araştırmacı bir gazetecidir, belgesiz ve muallak konuları yazmaz.

Bir beyanı daha var dikkatimi çeken. Askerlerin üzerine kapının kilitlenmesi ve kaçma-kaçmama mevzusu..



Belki de gerçek manada kilitlenme değil de tutuksuz yargılanma yerine yargılanma süresince cezaevinde tutulmalarını kastetmiştir diye düşünüyorum.

Kaçma işine gelince, kimler kaçmamış/kaçırılmamış ki kendi başlarına, derin devlet eliyle yıllar sonra ortaya çıkıyor.

Kimi suçlular, katiller ise hem içeri girerken hem de dışarı çıkarken kahraman gibi karşılanıyor. Benim suçlum kahraman, senin suçlun tu kaka

Asmiltak
07-08-2013, 14:31
Ali’ye saldıran fırıncı: Polis bize talimat verdi

Ali İsmail Korkmaz’ın dövülerek öldürülmesiyle ilgili soruşturmada 1’i Terörle Mücadele polisi 4 kişi tutuklandı. Jandarma kriminal laboratuvarının silinen görüntüleri kurtarmasıyla failler tespit edildi.

Tutuklanan fırın sahibi İsmail Koyuncu ifadesinde polisin “sokağa girenleri çevirin” talimatı üzerine Ali’ye saldırdıklarını söyledi. Polis ise görüntülerde Ali’nin kafasına tekme atarken görülmesine rağmen “Sadece karnına tekme attım” savunması yaptı.


Eskişehir’de 19 yaşındaki üniversite öğrencisi Ali İsmail Korkmaz’ın dövülerek öldürülmesiyle ilgili davada Salı gecesi gözaltına alınan 1’i Terörle Mücadele polisi 4 kişi tutuklandı. Failler, jandarma kriminal laboratuvarının silinen görüntüleri kurtarmasıyla tespit edildi. Soruşturma kapsamında ifadesi alınan ilk kişi olan sokaktaki fırının sahibi, bu kez suçunu kabul etti. İsmail Koyuncu polisin kendilerine talimat verdiğini söylerken, tutuklanan polis “Başına değil karnına tekme attım” ifadelerini kullandı.

Eskişehir Cumhuriyet Başsavcısı Orhan Çetingül, dün yaptığı açıklamada cinayete ilişkin soruşturma kapsamında Salı gecesi 8 kişinin gözaltına alındığını duyurdu. Gözaltına alınanlardan 4’ü serbest bırakılırken, jandarmadaki ifadelerinin ardından mahkemeye sevk edilen 1’i polis 4 kişi ise tutuklandı. Olayla ilgili 1 kişi ise halen aranıyor.

Failler, saldırının meydana geldiği Harman Ekmek Fırını’nın güvenlik kamerası görüntülerinin Ankara’daki jandarma kriminal laboratuvarında açılmasıyla tespit edildi. Görüntülerde kimlikleri belirlendikten sonra, Eskişehir Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi’nde görevli Mevlüt Sağalman, fırının sahiplerinden İsmail Koyuncu, Koyuncu’nun amcasının oğlu Ramazan Korkmaz ve eniştesi Muhammed Vatansever, “kasten adam öldürme” suçuyla sevk edildikleri mahkeme tarafından tutuklandı. Saldırının ardından daha önce gözaltına alınan Fırıncı İsmail Koyuncu olay anında orada olmadığını iddia etmişti. Soruşturma kapsamında daha önce otobüs şoförü olduğu belirtilen S.K. tutuklanmıştı. Görüntülerin izlenmesinin ardından zanlı, dün gece tahliye edildi.

‘POLİS SOKAĞA GİRENLERİ TUTUN DEDİ’
soL’un edindiği bilgilere göre, tutuklanan polis Mevlüt Sağalman, çelişkili ifadesinde Ali’nin sadece karnına tekme attığını savundu. Ancak kurtarılan görüntülerde Sağalman’ın, Ali’nin kafasına tekme atarken görüldüğü ileri sürülüyor. İfadesinde, “dövüldüğünü gördüğü Ali’yi korumak için” saldırının gerçekleştiği Sanayi Sokak’a girdiğini söylediğini öne süren polis Sağalman’ın “Dövenleri kovmak için oraya gittim” dediği de edinilen bilgiler arasında.
Harman Ekmek Fırını’nın sahiplerinden İsmail Koyuncu’nun ise ifadesinde, polisin talimatıyla hareket ettiğini söylediği belirtiliyor. Edinilen bilgiye göre Koyuncu, saldırganlar arasında yer aldığını kabul ederken “Polisler ‘kaçan göstericileri tutun’ diye bize talimat verdiler” dedi.

KAMERA GÖRÜNTÜLERİNİ SİLDİLER
Ankara’daki kriminal laboratuvarda silinen görüntüler kurtarıldı. Konuya ilişkin bir rapor hazırlayan Jandarma Genel Komutanlığı Kriminal Dairesi, görüntülerin 6 Haziran 2013 tarihinde iki kez silindiğini tespit etti. Savcı Çetingül görüntüleri silen kişi hakkında “adam öldürmeye iştirakten” işlem yapılacağını açıkladı.

Çetingül, şöyle konuştu: “Görüntüleri izlediğimizde iki ayrı dövülme olayının olduğunu gördük. Birincisi kimliğini tespit edemediğimiz mağdur bir şahsın dövüldüğü, diğeri de Ali İsmail Korkmaz'ın dövüldüğü görüntüler. Silme işleminin polis tarafından yapılmadığını, olaya karışan diğer 3 şahıs tarafından yapıldığını kendi ifadeleriyle anlattılar. Görüntüleri silen kişi hakkında 'adam öldürmeye iştirakten' dolayı işlem yapılacak."

AĞABEY KORKMAZ: SALDIRI ORGANİZE

Ali’nin ağabeyi Gürkan Korkmaz, tutuklamaların ardından soL’a yaptığı açıklamada “Görüntülerin silinmiş olması, işin içinde polis olması saldırının koordine edildiğini gösteriyor” dedi. Saldırılar için Balyoz Timi oluşturulduğu yönündeki iddiaları hatırlatan Korkmaz, gelişmelerin bu iddiayı doğrular nitelikte olduğunu kaydetti. Ağabey Korkmaz, “Görüntüleri iki bilirkişi açamadı, ancak kriminal laboratuvarda açılabildi. Bu da saldırının sade vatandaşların işi olmadığını gösteriyor” dedi.

Asmiltak
07-08-2013, 16:41
Son dönemdeki toplumsal olaylarda meydanlarda, sanal ortamda avatarlarda, profil resimlerinde sıkça görülen maske nereden geliyor..


http://www.youtube.com/watch?v=eNYHtmBl5d8

V for Vendetta, 2005 yılı ABD - Almanya ortak yapımı olup 2006'da gösterime giren film. Wachowski biraderlerin sinemaya uyarlayıp yapımcılığını üstlendiği filmi, daha önce Matrix üçlemesinde yardımcı yönetmenlik yapan James McTeigue yönetti. V for Vendetta, Alan Moore'un yazıp David Lloyd'un çizdiği aynı isimli çizgi romandan beyaz perdeye uyarlandı.
Filmin başrollerini Hugo Weaving ("V") ve Natalie Portman ("Evey Hammond") paylaşır. Hikâye; geleceğin İngiltere'sinde (2020) geçmektedir.[1] Diktatör bir rejime bireysel bir başkaldırının nasıl toplumsal hale geldiğini gösterir.

Devamı için.. http://tr.wikipedia.org/wiki/V_for_Vendetta_(film)

Asmiltak
07-08-2013, 17:46
Belki de gerçek manada kilitlenme değil de tutuksuz yargılanma yerine yargılanma süresince cezaevinde tutulmalarını kastetmiştir diye düşünüyorum.

Kaçma işine gelince, kimler kaçmamış/kaçırılmamış ki kendi başlarına, derin devlet eliyle yıllar sonra ortaya çıkıyor.

Kimi suçlular, katiller ise hem içeri girerken hem de dışarı çıkarken kahraman gibi karşılanıyor. Benim suçlum kahraman, senin suçlun tu kaka

Adi suçlar diye tabir edilen eylemlerin tanımı nettir. Cezaları da bellidir. Biri öldürüldüğünde, birine tecavüz edildiğinde, bir ev soyulduğunda suç tanımı tartışma götürmez.

Siyasi suçlar konusu biraz muallak. Devlete, rejime, hükümete karşı işlendiği belirtilen suçların tanımı, devlet mekanizmasına hakim olan güçlerin yorumuna bağlı daha çok. Devlet, refleksiftir, kendine karşı işlendiğini iddia ettiği suçların cezası her zaman serttir.

Vaktiyle her görüşten insanlar asıldı ülkede. Asılanlarla aynı ya da benzer suçlardan yargılanıp hapis cezası alanlar, otoritenin değişmesiyle serbest kaldı hatta devlet yönetimine girdi, yani kendisi otorite oldu. Bir çeşit devr-i daim süreci gibi.

Hem adi suçlarda hem de devlete karşı olduğu iddia edilen suçlarda, suçu sabitleyecek net deliller, inandırıcı faktörler olmalıdır. Olmadığı sürece kanun belki tecelli eder ama adalet etmez, kamu vicdanı rahat olmadığı sürece, adaletin tecellisi zor.

Devlete karşı suçların hakim güce göre yorumlanmasının en somut örneklerinden biri Mustafa Kemal'dir bence.. Malum, Osmanlı Hükümeti kanunlarına göre vatan hainiydi ve idam cezasıyla hüküm giymişti.

Kapı-kilit meselesine gelince, Teğmen Çelebi mecaz yapmıyor orada, gerçek kapı ve gerçek kilitten bahsediyor. Bir çeşit psikolojik baskı unsuru gibi geliyor bana.. Askerlik mesleğini yapan insanların psikolojik savaş eğitimi aldıklarını biliyoruz ve bu mesleği seçen insanların yapısı da pek bizler gibi değil, daha dirayetliler. Teğmen'in açıklamalarında bunu görüyoruz. Yakın bir arkadaşımın anlattıkları gelir hep aklımda. Dayısı da sanırım balyozda belli bir ceza aldığında hapse giderken, ha dağa gidip kalmışım, ha koğuşta, zor şartlara alışığım, fark etmez yaklaşımındaydı ve bunda samimiydi..

Asmiltak
07-08-2013, 22:20
Ali’ye saldıran fırıncı: Polis bize talimat verdi

Ali İsmail Korkmaz’ın dövülerek öldürülmesiyle ilgili soruşturmada 1’i Terörle Mücadele polisi 4 kişi tutuklandı. Jandarma kriminal laboratuvarının silinen görüntüleri kurtarmasıyla failler tespit edildi.



Eskişehir Valisi, "kendi arkadaşları yapmıştır demişti". Zanlıların bir kısmı tutuklandı ama vali hala görevde..

http://img59.imageshack.us/img59/8841/7a9l.jpg (http://img59.imageshack.us/i/7a9l.jpg/)

Asmiltak
07-08-2013, 22:34
Alıntıdır..

balbay, 8 metrekarelik bir hücrede kalıyor.
öcalan, 12 metrekarelik bir hücrede kalıyor.

balbay, günde 7 saat su kullanabiliyor.
öcalan için bir kısıtlama söz konusu değil.

balbay' a devlet adımsayar hediye ediyor
öcalan' a televizyon

abdullah öcalan bir terör örgütünün başı olarak ağırlaştırılmış müebbete mahkûm.
mustafa balbay bir gazeteci ve milletvekili. not defterinde yazıldığı iddia edilen ve gerçekliği tartışmalı bazı notlara dayanarak yargılandı.

Asmiltak
07-08-2013, 22:58
Sn. Başbuğ'un mahkeme kararına ilişkin değerlendirmeleri..

Başbuğ, CHP’lilere cezaevinde şöyle dedi: Bu nasıl bir terör örgütüyse... Bazı komutanlar bu örgüte üye bazıları değil. Bazıları hükümeti yıkmak istiyor. Bazıları istemiyor.

Ergenekon davasında müebbet hapis cezasına çarpıtırlan eski Genelkurmay Başkanı Başbuğ, kendisini ziyaret eden CHP’li vekillere, Başbakan’ın ‘oluru’ ve Cumhurbaşkanı’nın ‘onayı’ ile atandığını hatırlatarak, “Genelkurmay Karargâhının, Başbakanı yıkmaya çalıştığı iddia edilmiştir. Burada Başbakana sorulacak hiç mi soru yok?” ifadelerini kullandı.

CHP Cezaevi Komisyonu üyesi milletvekilleri Özgür Özel, Veli Ağbaba, Nurettin Demir ve Muharrem Işık, Ergenekon davası kararının ardından hükümlülerle görüştü. Askere karşı bir önyargı var, hakkımızda açıklanan kararlardan asker olduğumuz için memnun olanlar var” diyen Başbuğ, heyete şunları söyledi:

‘Bu nasıl bir örgütse!’

“Başbakan’ın olur ve Cumhurbaşkanı’nın onayı ile atanan bir Genelkurmay Karargâhı’nın, Başbakan’ı yıkmaya çalıştığı iddia edilmiştir. Bunun Başbakan’a sorulması gerekir. TSK bir terör örgütü olarak gösterilmiştir. Hükümeti devirmekle suçlanan Karargah’ın beyni burada ama hükümeti yıkma sürecine bazı komutanlıklar katılmıyor. Bu nasıl bir örgütse, neredeyse Genelkurmay Karargahı’nın hepsi bu terör örgütüne üye. Bazıları yönetici. Yöneticiler, hükümeti devirmeye çalışmaktan müebbet hapis cezası alıyor, terör örgütünün üyesi bazı komutanlar hükümeti devirme suçuna katılmıyor. Bu nasıl bir örgütse, bazıları örgüte üye ama hükümeti yıkmak istemiyor. Bazıları istiyor. Böyle suçlama, böyle ceza olur mu?”

‘Öyle bir adam ki’

“Başbakan öyle bir adamı atamıştır ki hem Genelkurmay Başkanlığını yürütmüş hem de bir terör örgütünün yöneticiliğini yapmıştır. Bu bin yıllık devlet geleneğine sahip Türkiye Cumhuriyeti’ne çok ağır bir hakarettir. Benim karar için söyleyecek sözüm yok. Böyle bir dava sebebiyle yargılanmak ve bu suçlamaların muhatabı olmak bile benim için cezaların en büyüğüdür.”

Yıldırım kararına alkış!

“Benimle ilgili verilen kararı metanetle karşıladım, oturarak dinledim ama Osman Yıldırım’a verilen tahliye kararı sonrası ayağa kalktım, alkışladım ve salonu terk ettim. Ergenekon terör örgütünü eli kanlı bir terör örgütü olarak, silah kullanan bir örgüt olarak ortaya çıkarmak için Danıştay davası kullanılmıştır. Osman Yıldırım bu konuyla ilgili özel görevlidir.”

‘Gün gelir...’

“Genelkurmay Başkanı’nı terör örgütü yöneticisi tüm karargâhı terörist ilan edenlere soruyorum, bu utanç, İlker Başbuğ’un mu, onu atayan Başbakan’ın mı ve yapılan bu hakaret bana mı yoksa Türkiye Cumhuriyeti’ne mi? Burada Başbakana sorulacak hiç mi soru yok? Beni atayan Başbakan’dır, ataya ataya bir teröristi Genelkurmay Başkanı olarak atamıştır. Kendi atadığı karargâhın tamamı terörist, altı tanesi müebbetlik. Bir gün gelir bana sorulanlar Başbakan’a sorulabilir.”

Ergenekon’un şemasını çizdi!

Başbuğ, Ergenekon’un ‘şemasını’ kendisini ziyaret eden CHP heyetine çizerek verdi. Karargah’ta görevli komutanların ve suçlandıkları maddeleri yazan Başbuğ, Ergenekon davası başladığında, 3 emekli orgeneral ve bazı emekli generallerin olduğunu hatırlattı ve, “Bu tabloyla askeri darbe yapılamazdı. Tankları kim yürütecekti? O nedenle de İrticayla Mücadele Eylem Planı ve İnternet Andıcı’nı Zekeriya Öz’e teslim ederek Ergenekon’un askeri kanadını oluşturdular” dedi.

‘Hakimin sesi titriyordu’

“Karardan bir gece önce de bir gece sonra da rahat rahat uyudum. Ama bu kararı verenlerin, rahat uyuyabildiklerini düşünmüyorum. Mahkeme başkanının kararı okumaya başladığında, ses tonunu duydunuz mu? Sesi titriyordu. Bir süre sonra, okumaya devam edemedi. Mahkeme Başkanı, ‘Kararı ayakta dinleyeceksiniz’ dedi. Birkaç kişi kalktı, sonra onlar da oturdu. Bu mahkeme bir Genelkurmay Başkanı’nı yargılayamaz. Onun yeri eğer yargılanacaksa Yüce Divan’dır. Bu yüzden bu mahkemede savunma yapmadım. Kararın kendisi ile ilgilenmiyorum. Ancak bu yargılama bana, Genelkurmay Başkanına, Türk Ordusuna, Türkiye Cumhuriyeti devletine hakarettir, bunu kabul etmiyorum.”

Tolon, Özel’i işaret etti

Emekli Orgeneral Hurşit Tolon ise, Genelkurmay Başkanı Necdet Özel’i kastederek, şu ifadeleri kullandı: “Yukarıdan birileri darbe yapınca kimler yürür? Ordular yürülür. Türkiye’nin en büyük ordusu 1. Ordu yürür de 2. Ordu yürümez mi. O zaman 2. Ordu Komutanı şimdiki Genelkurmay Başkanı.”

Asmiltak
09-08-2013, 16:46
Gülsem mi ağlasam mı bilemedim.. Bu şahıs hayatında tek bir Pink Floyd şarkısını anlayarak dinledi mi acaba..

Mehmet Ocaktan: Geziciler Roger Waters'ı yoldan çıkardı, emellerine alet etti

ayhan53
09-08-2013, 16:52
http://www.youtube.com/watch?v=kcjTs6n573Y

Asmiltak
09-08-2013, 16:57
Sanatçı Ahmet Yenilmez, Gezi Parkı olaylarıyla ilgili "Gezi Parkı'nda neden Muhteşem Süleyman rolünü oynayan biri gitti? Bu olaylar Mısır'a da aksetsin diye, çünkü orada da diziler seyrediliyordu. Bunu kimse görmüyor" dedi.

Sen görmüşsün işte, yetmez mi. Bence görmesin kimse, gülerler adama..

Asmiltak
09-08-2013, 17:00
http://www.youtube.com/watch?v=kcjTs6n573Y

Söylediklerini unutmuş, şarkı türkü peşinde bu aralar..

DART VADER
09-08-2013, 20:53
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Ramazan Bayramı'nın ilk gününde aile kabristanını ziyaret etti...


Ramazan Bayramını memleketi Tunceli'de geçiren CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, sabah saatlerinde merkeze bağlı Atlantı köyüne geçti. Kılıçdaroğlu, burada annesi Yemuş, babası Kamer Kılıçdaroğlu ile amcası Hüseyin ve yengesi Beser Karabulut'un mezarlarına ziyarette bulundu.

Dua eden ve bir süre mezarların temizliğini yapan Kemal Kılıçdaroğlu, daha sonra kabirlerin yanında mum yaktı

Asmiltak
11-08-2013, 16:27
Yapılan ilk silahlı eylemin "yıldönümü kutlaması" için binlerce kişi dağda, silahsız darbe teşebbüsü ile suçlanan askerler ve gazeteciler içeride..

Ülkemin güncelinden bir enstantane böyle..

Binlerce kişi Kato Dağı'na çıktı

ŞIRNAK’ın Beytüşşebap İlçesi yakınlarındaki Kato Dağı’na çıkan binlerce kişi, PKK’nın 15 Ağustos 1984 tarihinde yaptığı ilk silahlı eylemin yıldönümünü kutladı. Geceyi dağda geçiren göstericiler tepelere yaktıkları ateşle ’Apo’ yazarak sabaha kadar kutlama yaptı.

Beytüşşebap İlçesi yakınlarındaki Kato Dağı’na çıkan binlerce kişi, PKK’nın, 1984 yılının 15 Ağustos’unda Siirt’in Eruh ve Hakkari’nin Şemdinli İlçeleri’nde yaptığı ilk silahlı eylemin 29’uncu yıldönümünü kutladı. 30 yıllık süreçte şiddetli çatışmalara sahne olan Kato Dağı’na 3 gün önce çıkan Beytüşşebaplılar, Marünüs Bölgesi’nde dün akşam, Koma Kato Müzik Grubu’nun verdiği konserle sabah saatlerine kadar eğlendi.

net_ria
11-08-2013, 17:49
Somali'de neler oluyor?

Somali yönetimi yeni kurulan bir İngiliz firmasıyla petrol ve gaz araştırması için anlaşma imzaladı. Yıllardır çatışmaların yaşandığı ülkede ilk kez böyle bir anlaşma imzalandığı belirtiliyor.

http://enerjienstitusu.com/2013/08/07/somali-ulkedeki-petrol-arama-haklarini-ingilizlere-verdi/#more-53550

-Türkiye'nin Somali'deki varlığından rahatsız olan İngilizler yardım kuruluşlarına baskı yapmaya başlamışlar.

-1 polisin şehit verildiği 4 polisinde yaralandığı olay sonrasında ise Somali polisinin saldırıya ilişkin herhangi bir tutanak tutulmamış.

-El Kaide güvenlik duvarını ve korumaları aştıktan sonra içeri girerek tüm elçilik çalışanlarını öldürmeyi hedeflemiş.

-Devletler,terör örgütlerine karşı olduklarını iddia etselerde Irak,Suriye,Mısır,Sudan gibi ülkelerde çıkarlarına hizmet edecek şekilde yönlendirmeye çalışıyorlar.

net_ria
11-08-2013, 22:14
Türkiye Lübnan’da rolünü karıştırıyor

Lübnan’ın dünyaca ünlü politika yorumcusu Jihad El Zein “Davutoğlu arabuluculukla bölgesel güç olmayı karıştırıyor. Lübnan’da etkisi yok” demişti.

Türkiye’nin Lübnan üzerinde direkt bir gücü ya da söz geçirme gücü yok. Lübnan’ın iç politikasında söz hakkı yok. Lübnan’da sözü geçen dört güç var. Bunlar İran, Suudi Arabistan, Suriye ve Amerika Birleşik Devletleri’dir demişti, 2011 yılında.Ayrıca bu bahsedilen dört oyuncu ile Türkiye'nin iyi ilişkileri olması önemini arttırmaktaydı demişti.

-Yıl 2013 dört oyuncu ile ilişkiler kötüleşti.

-Türk Hava Yolları'nda çalışan iki pilot Lübnan'ın başkenti Beyrut'ta silahlı kişilerce kaçırıldı. Pilotları kaçıran "İmam Rıza'nın Ziyaretçileri" adlı grup, Suriye'de isyancıların elinde esir olan dokuz Lübnanlı'nın serbest bırakılmasını talep etti. Dışişleri Bakanlığı, vatandaşları Lübnan'a seyahat gitmemeleri konusunda uyardı.

http://www.hurriyet.com.tr/planet/24487210.asp

net_ria
12-08-2013, 11:57
Rahatsız eden samimiyet pozu

http://imageshack.us/a/img42/5479/8qc4.jpg


Erdoğan, Mısır’ın eski Cumhurbaşkanı Mursi’nin devrilmesinden 40 gün önce, 9 Mayıs tarihinde El-Sisi’yi Dolmabahçe’de ağırlamış ve onunla fotoğraf çektirmiş.

http://www.gazeteport.com.tr/haber/142507/samimiyet-pozu

BUZ
12-08-2013, 12:53
sürekli birilerine Taraf ola ola ülke olarak bertaraf mı oluyoruz nedir..............???????



http://cdn.cumhuriyet.com.tr/medya.php?mn=163635&s=0

http://icube.milliyet.com.tr/YeniAnaResim/2013/08/10/pilotlarin-aileleri-lubnan-dan-gelecek-mujdeli-haberi-bekliyor-3516971.Jpeg

http://www.ulusalkanal.com.tr/images/haberler/pilot_kacirilma_olayinin_sorumlusu_akpdir_h13399.j pg


http://i.ensonhaber.com/resimler/diger/beyrutta_2_turk_pilot_kacirildi_457.jpg

http://www.khaber.com.tr/application/static/data/news/546x267/kacirilan-pilotlar.jpg

http://www.soldefter.com/wp-content/uploads/AKP-d%C4%B1%C5%9F-politika.jpg

http://cdn1.turkishny.com/stories471/headlines/220313-bdevam1.jpg

http://www.odatv.com/images/2013_07/2013_07_16/akp-misirda-cark-etti-1607131200_m.jpg

http://www.egitimis.org.tr/www/haber/518ff3767d6f2.jpg

http://haber.sol.org.tr/sites/default/files/imagecache/haber_resmi_v4/images/akp-ic.jpg

http://www.ortadogugazetesi.net/images/haber/HaberRes_26561.jpg

yağmur
13-08-2013, 11:27
Rahatsız eden samimiyet pozu

http://imageshack.us/a/img42/5479/8qc4.jpg


Erdoğan, Mısır’ın eski Cumhurbaşkanı Mursi’nin devrilmesinden 40 gün önce, 9 Mayıs tarihinde El-Sisi’yi Dolmabahçe’de ağırlamış ve onunla fotoğraf çektirmiş.

http://www.gazeteport.com.tr/haber/142507/samimiyet-pozu

Mısır Genelkurmay Başkanı El-Sisi, Cumhurbaşkanı Mursi'yi ordunun desteğiyle görevden uzaklaştıran kişidir...

yağmur
14-08-2013, 13:59
14 Ağustos 2013, 11:26
Bir Ekonomik Tetikçinin İtirafları
Plan böyle işler...

JOHN PERKINS ; BİR EKONOMİK TETİKÇİNİN İTİRAFLARI :

SİZE BİR YERLERDEN TANIDIK GELECEK Mİ BAKALIM !

Sene 2005,Türkiye ile alakası olmayan John Perkins kitabında anlatıyor.
Kendi otomobilini üretemeyen ülkeye borç para verip otobanlar,yollar yaptırırız
Sonra onlara arabalarımızı satarız
sonra bankalarını satın alırız
o bankalardan halka ucuz krediler verip daha çok araba almalarını sağlarız
Böylece verdiğimiz o krediyi arabamızı satarak geri alırız,hem de faiziyle.
O ülkeye Dünya Bankası ya da kardeş kurumlardan bir kredi ayarlarız.Ayarlanan kredi asla o ülkenin hazinesine gitmez.O ülkede ‘proje’ yapan bizim şirketlerimizin kasasına girer.

Enerji santralleri,sanayi alanları,limanlar,dev havayolları yapılır...Aslında insanların işine yaramayan bi yığın beton.Bizim şirketlerimiz kazanır...O ülkedeki birileri de nemalandırılır...Toplum bu düzenekten hiçbir şey kazanmaz.Ama ülke büyük bir borcun altına sokulmuş olur.Bu o kadar büyük bir borçtur ki ödenmesi imkansızdır.Plan böyle işler...

Sonunda ekonomik danışmanlar/tetikçiler olarak gider onlara deriz ki: ‘Bize büyük borcunuz var. Ödeyemiyorsunuz.O zaman petrolünüzü satın,doğal gazı bize verin,askeri üslerimize yer gösterin! Askerlerinizi birliklerimize destek olmaları için savaştığımız bölgelere gönderin,Birleşmiş Milletler’de bizim için oy verin!..Elektrik,su,kanalizasyon sistemlerinizi özelleştirin! Onları Amerikan şirketlerine ya da diğer çok uluslu şirketlere satın!

Sosyal hizmetleri,teknik sistemleri,eğitim kurumlarını,sağlık kurumlarını hatta adli sistemleri ele geçiririz.

Bu,ikili üçlü dörtlü bir darbeler serisidir...


http://www.youtube.com/watch?v=Ad10ur1mDO8

http://www.youtube.com/watch?v=BRkyY23mgVc


Sizler duble yollar yapılıyor diye sevine durun!

BUZ
14-08-2013, 14:48
Mısır Genelkurmay Başkanı El-Sisi, Cumhurbaşkanı Mursi'yi ordunun desteğiyle görevden uzaklaştıran kişidir...

ama dikkat ederseniz ne kadar da güzel diklenmeden dik duruyor...... farkındamısınız..............:)

karizmaya kurban oluyum...........

işte usta siyasetçi duruşu budur abi..........:)

DART VADER
14-08-2013, 17:41
Nasıl kıyıyor insan insana
Neden boğuyor al kanlara
Bak bir ana ağlıyor çok uzakta
İstiyor yavrusunu yanı başında
Bir kadın yitirmiş aslanını
Bir yavru görmemiş ona can katanı
Bir yıldız gibi kaysada canlar
Tek kişi kalsada bu yüce vatan
Ulaşamayacak amacına insan kılıklı şeytanlar

Asmiltak
14-08-2013, 18:55
Gündemden uzak kaldığım kısa süre zarfında güncelde değişen pek bir şey yok..

*Thy pilotlarımız halen teröristlerin elinde ve halen ÖSO'nun elindeki rehinelerin kurtarılması için neden Türk vatandaşlarının kaçırıldığı yeterince sorgulanmıyor.. Bizim belli bir süreye kadar yurtdışındaki düşmanlarımız belliydi, Türk vatandaşlarını ve diplomatik misyonlarını PKK ve Ermeni lobileri hedef alırdı. Şimdi Somali'de, Lübnan'da El-kaidesinden adı duyulmamış örgütlere kadar hepsi olay yaratma peşinde ve saldırıyorlar. Sıfır sorun politikasında Ortadoğu bataklığına hoşgeldiniz der gibiler..

**Ülkede iktidar mücadelesi siyasi partiler arasında değil, bir siyasi parti ile bir cemaat arasında geçmeye devam ediyor. Gezi'nin hemen sonrasında cemaatin yayın organının anketinde AKP'nin oy oranının ciddi oranda düştüğünün iddia edilmesi, Zaman muhabiri Erdaoğan'a diktatör dedi mi, demedi mi diye tartışılması, yine aynı gazetenin liberal bir yazarının Erdoğan nasıl düşürülür diye makale yazması, Başbakan'ın neredeyse manevi abisi konumundaki Mehmet Barlas'ın cemaate tepki göstermesi üzerine Ekrem Dumanlı'nın Mehmet Barlas'ı hedef alan yazısı, cemaate yakınlığıyla bilinen Bülent Arınç'ın bile bu süreçte gönlüm orada ama yerim burada diyerek bir seçim belirtme ihtiyacı duyması bunun en açık göstergeleri.. Bu durum, ülkedeki asıl sorunun iktidar değil muhalefet sorunu olduğunu daha net gösteriyor bence. İktidar hiç bir zaman boş kalmaz, illa birileri gelir, olur. Önemli olan muhalefet olmayı becerebilmek bence, bu olmadığı sürece meydan cemaatlere ve siyasi parti harici oluşumlara kalır, şimdi olduğu gibi..

*** Bayram tatilinde yine (maalesef) 1. İnönü savaşında kaybedilenden fazla insanımızı kaybettik. Hepsine Allah rahmet eylesin. Bu kazalar bir kader olmamalı..Değişmesi için herkes bir şeyler yapmak zorunda.. Benzer bir tablo boğulma olaylarında da var maalesef..

Asmiltak
14-08-2013, 19:12
Rahatsız eden samimiyet pozu

http://imageshack.us/a/img42/5479/8qc4.jpg


Erdoğan, Mısır’ın eski Cumhurbaşkanı Mursi’nin devrilmesinden 40 gün önce, 9 Mayıs tarihinde El-Sisi’yi Dolmabahçe’de ağırlamış ve onunla fotoğraf çektirmiş.

http://www.gazeteport.com.tr/haber/142507/samimiyet-pozu


Mısır Genelkurmay Başkanı El-Sisi, Cumhurbaşkanı Mursi'yi ordunun desteğiyle görevden uzaklaştıran kişidir...


Bence fotoğrafta bir sıkıntı yok. Sisi'nin darbe yapacağı bilinemezdi. Fotoğrafta sıkıntı olmasa da iki temel konuda var, şöyle ki;

*Başbakanımız "Mısır'daki yeni hükümeti tanımıyorum" diyor. Bu ifade bağlayıcıdır, diplomatik karşılığı bellidir. Yani tanımıyorum deyip daha önceden verilen krediler yürürlülükte tutulmaya devam edilirse, diplomatik misyonlar karşılıklı açık tutulursa hatta bu misyonun en yetkili temsilcisi olan Mısır'ın Ankara Büyükelçisi'ni Cumhurbaşkanımız resmi iftara davet ederse bu sadece diplomatik bir karmaşa yaratır ve ifadelerin itibarını sarsar. Yani ya bu söz söylenmeyecek, ya da söylenecek ama gereği yapılacak..

** İkinci konu da şu.. Bu fotoğraftaki kişi Erdoğan değil de Kılıçdaroğlu, Bahçeli veya bir başka bir parti lideri, sivil toplum temsilcisi ya da asker olsaydı, bu fotoğraf servis edilip "bakın darbecilerle el sıkışmışlar, bunlar da darbeci, ortak planlama yapmışlar" denilir miydi diye bir soru aklıma geldiğinde, mevcut göstergelerin "denilirdi" yönünü işaret etmesi.

Ya da bu fotoğraf arşivlere konulup, yeri geldiğinde bir mahkemede fotoğrafı çektirenlere karşı "darbe teşebbüsü kanıtı" olarak kullanılır mıydı? Ergenekon iddianamesindeki trajikomik kanıt iddialarını görünce, neden olmasın diyesi geliyor insanın..

Asmiltak
14-08-2013, 21:29
http://img809.imageshack.us/img809/3947/xgbu.jpg (http://img809.imageshack.us/i/xgbu.jpg/)

http://img194.imageshack.us/img194/2910/czxh.jpg (http://img194.imageshack.us/i/czxh.jpg/)

Ergenekon davası kapsamında 16 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırılan Teğmen Mehmet Ali Çelebi teslim oldu ve tutuklandı. Teğmen Çelebi, son özgür dakikalarında Boğaz keyfi yaptı, çay içti, martılara simit attı.

Helikopter pilotu Teğmen Mehmet Ali Çelebi, avukatları Hüseyin Ersöz, Serkan Günel ve ailesi ile birlikte saat 13:00'de Çağlayan Adliyesi'ne geldi. Hakkındaki tutuklama kararı yüzüne okunacak olan Çelebi, daha sonra cezaevine konulacak.

'Kasten'in yerini 'Sehven' aldı

ADLİYE ÖNÜNDE ALKIŞLARLA KARŞILANDI

Ergenekon davasında 16 yıl 6 ay hapis cezası alan ve hakkında yakalama kararı çıkarılan Teğmen Mehmet Ali Çelebi teslim olmak için Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayı'na geldi. Çelebi, adliyeye avukatları Hüseyin Ersöz ile Serkan Günel, annesi Rukiye Çelebi, babası Muharrem Çelebi, ağabeyi Volkan Çelebi ve sözlüsü Kezban Merey ile birlikte geldi. Çok sayıda kişi de Çelebi'yi adliye önünde alkışlar ve sloganlar eşliğinde karşıladı.

"KARARI TÜRK MİLLETİNE BIRAKIYORUZ"
Avukatı Serkan Günel, "Bundan 26 ay önce hakkındaki tüm suçlamaları teker teker çürüterek tahliye olan Teğmen Mehmet Ali Çelebi hakkında gerekçesiz bir kararla 3. yargı paketinin getirdiği düzenlemelerle aslında tasfiye haline gelmiş, aslında şu an varolmayan bir mahkemenin verdiği kararla ve değerli hukukçuların son günlerde açıkladığı gibi yedek hakimlerin katılımıyla yok hükmünde sayılan bir kararla şu anda tekrar hakkında tutuklama kararı verilmiş durumda. Bu 26 ayda dosyaya yeni bir delil girmedi. Hakkında yeni hiçbir iddiada bulunulmadı. Tahliye edildiği günden beri değişen hiçbir şey yok. Kaçma ve delilleri karartma şüphesi bulunmamasına rağmen anlam veremediğimiz şekilde hakkında yakalama kararı verilen 16 yıllık cezaya binaen tutuklanmak istemektedir. Hakkında tahliye kararı verildikten sonra tekrar tutuklanmasını, kamuyounda sehven soruştuması olarak bilinen ve Çelebi'nin telefonun rehberine 134 adet telefon numarasının yüklemesiyle ortaya çıkan olayla bağlantılıyoruz. Ve yine kararı Türk Milletine bırakıyoruz" dedi.

"BUNU YENİ GÖREV OLARAK KABUL EDİYORUZ"
Teğmen Mehmet Ali Çelebi ise, "Suçsuzum. Masumiyetimize güveniyoruz sadece. Bunun mutlaka adaletle sonuçlanacağına eminiz. Yeni görev olarak kabul ediyoruz bunu. Hakikat yürüyor, hakikat er yada geç zafere ulaşacaktır. Bizim ödediğimiz bu bedeller milletimiz için uyanış vesilesi olacaktır" ifadesini kullandı.

Annesi Rukiye Çelebi, 'Benim oğlum vatan görevine gitti. Oğlumun suçu yok günahı yok. Suçsuz yere içeri atıldı. Tahliye olduğu halide tekrar içeri koydular' diye konuştu.

Yakınları ve kendisini karşılayanlarla vedalaşan Çelebi ardından adliyeye avukatlarıyla beraber giriş yaptı.

TUTUKLANDI

Adliyede sağlık kontrolünden geçirilen Çelebi, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde hakim karşısına geçti. Ergenekon davasına bakan hakimlerin yıllık izinde olması nedeniyle mahkemenin başkanlığını Metin Özçelik yaptı. Mahkemede Hakim Kemal Can ve Savaş Çelik de üye hakim olarak yer aldı.

Duruşmada ilk olarak, Çelebi hakkındaki yakalama kararı okundu. Kimlik bilgileri de okunan Çelebi, “Kimlik bilgileri bana aittir. Benim diyecek bir şeyim yoktur" dedi.

Avukat Serkan Günel ise, “Müvekkilim 33 ay tutuklu olarak yargılandıktan sonra 26 ay önce oybirliği ile tahliye edilmiştir. Tahliyesinden sonra aleyhinde hiçbir yeni delil girmemesine rağmen hüküm ile birlikte tutuklanmak üzere yakalama emri çıkarılmıştır. Bu hukuka uygun değildir. Bu sebeple tutuklanmamasına karar verilmesini talep ediyorum" diye konuştu.

Savcı Mustafa Çavuşoğlu ise, mahkemece sanık hakkında hüküm ile birlikte yakalama kararı çıkarılması nedeniyle Çelebi’nin tutuklanmasını istedi. Mahkeme ise, sanığın aldığı ceza miktarı ve adli kontrol hükümlerinin yetersiz kalacağı hususlarını dikkate alarak Çelebi’nin “Ergenekon silahlı terör örgütü üyesi olmak ve verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme" suçlarından tutuklanmasına karar verdi.

Çelebi, daha sonra cezaevine gönderildi.

DART VADER
14-08-2013, 22:39
Teğmen Mehmet Ali Çelebi yazık olmuş üzüldüm , zaten bu davada bilinen 8-10 kaşarlının yanında boşuna çok kişi yandı .

Asmiltak
15-08-2013, 21:32
*Başbakanımız "Mısır'daki yeni hükümeti tanımıyorum" diyor. Bu ifade bağlayıcıdır, diplomatik karşılığı bellidir. Yani tanımıyorum deyip daha önceden verilen krediler yürürlülükte tutulmaya devam edilirse, diplomatik misyonlar karşılıklı açık tutulursa hatta bu misyonun en yetkili temsilcisi olan Mısır'ın Ankara Büyükelçisi'ni Cumhurbaşkanımız resmi iftara davet ederse bu sadece diplomatik bir karmaşa yaratır ve ifadelerin itibarını sarsar. Yani ya bu söz söylenmeyecek, ya da söylenecek ama gereği yapılacak..


Büyükelçi, Mısır'a dönmeyebilir diye düşünüyorum..

Başbakan'dan Mısır için önemli hamle

Başbakan Tayyip Erdoğan, Türkmenistan'a gerçekleştirdiği günübirlik ziyaretin dönüşünde uçakta önemli açıklamalarda bulundu.

Başbakan Tayyip Erdoğan, Türkiye'nin Mısır Büyükelçisini istişarelerde bulunmak üzere Ankara'ya çağırdığını açıkladı.

Erdoğan'ın bu açıklaması Türkiye'nin darbeci Abdülfettah el Sisi yönetimine son katliam sonrası ikili ilişkilerin riske girebileceğine yönelik yaptığı en net mesaj olarak yorumlandı.

Asmiltak
15-08-2013, 21:38
Okuldaki değerli hocalarımdan Sn. Hüseyin Bağcı'nın kendi sosyal medya sayfasında Ortadoğu üzerine farklı zamanlarda yaptığı önemli değerlendirmeler var aşağıda.. Ara ara değerlendirmelerini paylaşacağım..

Başbakan'ın Türkmenistan ziyareti öncesi yaptığı açıklama çok ilginçti. Batı'ya çatarken ''madem öyle Suriye'de neden bizden destek istediniz dedi. Bu şu anlama geliyor. Suriye konusunda bizi neden yanılttınız!! Kurtlarla dans böyle bir şey işte. Timsah gözyaşlarının çok olduğu bir alandır. Uluslararası politika. Alexander Del Val 'ın ''Türkiye'nin Avrupa ile dansı'' kitabını okumak lazım. Avrupa'yı bilmek gerek. Demek ki Türkiye Suriye konusunda ön almak için bir şeyler aldı Batı dan. Biri yazsa da öğrensek. Başbakan çok yorgundu bugün. Umarım sağlığında bir sorun yaşamaz.

*****
Ortadoğu karışık. Daha çok çatışmalı günler gelecek.. Suriye tam bir kan gölü haline döndü.. Nijerya'da cami baskını ve 44 kişi yaşamını yitirdi... İslam dünyasının kan gölüne döüşeceği bir süreç hızla gerçekleşiyor.. İslam ve demokrasi ikilemi arasında kalan 1,5 milyar insan. Bir televizyon programında söylemiştim. İslam ile mücadele, özellikle radikal islamcılar ile mücadele ahlaki bir sorun haline dönüştü bazı ülkelerin gözünde.. Suriye'deki katliamlar bunun çok küçük bir bölümü. Ramazan sonrası İslam dünyasını zor günler bekliyor. İşin ilginç yanı, İslam dünyasında ''lider yok'', birlik yok, fikir yok, teknoloji yok... Yaşananlar tam bir trajedi. İslam dünyası hiç bu kadar dağınık olmadı.. Gelecek yıllar zor yıllar... Radikallik pek fazla fayda getirmiyor. Bunu en iyi İranlılar biliyorlar. Rohani'yi takip etmek gerekiyor.Şimdiden ''tahmin edilebilir, güvenilebilir siyasi lider'' görüntüsü veriyor.. Ama yeterli mi? Türkiye'nin çok dikkatli olması gerek. İslam dünyasının geleceğini belirlemek istemek güzel ama nasıl ve kiminle? Mısır ' destekleyen Suudi Arabistan ve Katar ile mi? yoksa Suriye'yi destekleyen İran ile mi? İki pilotumuz kaçırıldı. Kimin kaçırdığını bilmiyoruz. İslam dünyasında Türk pilotlarının kaçırılması yeni bir olay. Hangi motif ile kaçırıldılar acaba? bekliyoruz. Lübnan'ın güvencesi yeterli mi? Dış politikada fazla mı açıldık (overextention) veya fazla mı kendimize güvendik (overself-confidence) yoksa çok mu iyi niyetliyiz?

****

Mısır'dan sonra Tunus'ta karışıyor..İslamcı hareketler yeni bir evreye giriyor..Müslüman dünya kendi içinde bir 'iç çatışma'' dönemine girdi. Bu çatışma uzun sürecek bir sosyal dönüşüme gidecek.. İslami hareketlerin demokrasi ile imtihanı başladı. İslam'ın Demokrasi ile içiçe yaşayabilmesi için önce Türkiye gibi, Hindistan gibi, Malezya gibi, Endonezya gibi Arap olmayan toplumlardaki örnekleri çok önemli... Sorun Arap dünyasının demokratikleşip demokratikleşmemesinde yatıyor. Yeni bir Arap kültürü oluşacak. 22 Arap ülkesinin en zor imtihanı bu. 57 müslüman ülke var dünyada. Şimdi yaşanan İslam değil sadece. Araplaşmış bir İslam kültürü acaba demokrasi ile uyumlu mu? temel soru bu. Türkiye'nin ulaştığı laiklik ağırlıklı demokrasi kültürü en büyük gücü..Türk dünyasının gideceği nokta daha önemli değil mi? Türklerin hani o meşhur ''Adriyatikten Çin Seddine'' söylemi Ortadoğu'da mı tıkandı kaldı? Eski Cumhurbaşkanı Demirel'in Türk Dünyasına açılımı TİKA ile olmuştu. Şimdi AKP Milletvekili olan Prof. İdris Bal'ın kitap olarak basılan doktora tezi Türkiye'nin Türk Dünyasına bir model olup olmadığı üzerinedir. Sanırım İdris Bey'in Dışişleri Bakanına bunu bir anlatması gerek.. Nedeni basit. Türk dünyası acaba neden bizi model almayıp yeniden rotayı Rusya'ya çevirdi? Bugünkü yazısında Çengiz Çandar çok güzel anlatmış..2 Ağustos taki yazısıda ''Dış Politikada Pusulasını Kaybetmiş Türkiye'' üzerine. Çok güzel bir değerlendirme..Kimsenin kimseyi kandırmasına gerek yok. Başbakan Erdoğan'ın 2009 konuşması çok önemli idi. Komşularımızla iyi geçiniyorduk... Şimdi ''nazar mı değdi veya gelişmeleri mi iyi okuyamadı yönetenler..Sonuçta Türkiye ayrı bir deneyim yaşadı... Arap dünyası kaynayan kazana döndü.. Ama Arap dünyasının demokratikleşmesi iyi olacaktır..Gereklidir de... Sorun bir Arap sorunudur. Zaten onun için Arap baharı deniliyor!! Yoksa müslüman baharı denilirdi!! Arap dünyasının vereceği demokratikleşme sınavı çok şeyleri değiştirecek. Türkiye'nin işin içinde olması gerekir. Olmalıdır da... Bu tarih ve bu coğrafya bunu zorunlu kılıyor. Önemli olan zamanın ruhunu anlayarak' politikayı geliştirmek.. Acele etmeden, temkinli..Bu anlamda başta meslektaşımız Dışişleri Bakanı Prof. Davutoğlu olmak üzere bölge ile ilgilenen herkesin Bernard Lewis'in otobiyografisi olan ''Notes On a Century, Reflections of A Middle East Historian, Phenix paperback,2013 veya Weidenfeld&Nicholson 2012 (hard cover) okumasında fayda var..Gerçektende Arap dünyasını anlamak gerek. Ama hep bir şeyi akılda tutarak: Arap mantığı ile Türk mantığı genelde benzer işlemiyor.. Detaya giremiyeceğim. Ama bu Arap demokrasi süreci bir mantık değişikliğini getirecek.. kaçınılmaz olarak.. Sorun Batı da değil sadece Arapların kendi içlerinde...İşleri zor..

Asmiltak
15-08-2013, 22:58
**Ülkede iktidar mücadelesi siyasi partiler arasında değil, bir siyasi parti ile bir cemaat arasında geçmeye devam ediyor. Gezi'nin hemen sonrasında cemaatin yayın organının anketinde AKP'nin oy oranının ciddi oranda düştüğünün iddia edilmesi, Zaman muhabiri Erdaoğan'a diktatör dedi mi, demedi mi diye tartışılması, yine aynı gazetenin liberal bir yazarının Erdoğan nasıl düşürülür diye makale yazması, Başbakan'ın neredeyse manevi abisi konumundaki Mehmet Barlas'ın cemaate tepki göstermesi üzerine Ekrem Dumanlı'nın Mehmet Barlas'ı hedef alan yazısı, cemaate yakınlığıyla bilinen Bülent Arınç'ın bile bu süreçte gönlüm orada ama yerim burada diyerek bir seçim belirtme ihtiyacı duyması bunun en açık göstergeleri.. Bu durum, ülkedeki asıl sorunun iktidar değil muhalefet sorunu olduğunu daha net gösteriyor bence. İktidar hiç bir zaman boş kalmaz, illa birileri gelir, olur. Önemli olan muhalefet olmayı becerebilmek bence, bu olmadığı sürece meydan cemaatlere ve siyasi parti harici oluşumlara kalır, şimdi olduğu gibi..


Melih Aşık, bu konu ile ilgili çarpıcı bir tespit yapmış bugünkü yazısında..


Üç polis bir savcı!
İktidar ile Gülen Cemaati arasında ipler iyice gerildi...
MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın 7 Şubat 2012’de savcılığa çağırılmasını, Başbakan’ın yargılanmasına kadar varacak bir darbe teşebbüsü olarak gören iktidar, cemaati affetmiyor. Dershaneleri kapatmak gibi acıtıcı adımlar atıyor. Cemaat de buna karşılık kendi medyasından iktidarı sarsacak yayın yapıyor. Yerel seçimde desteklememekle tehdit ediyor.
Cemaat önceki gün bu konuda 11 maddelik açıklama yayımladı. Açıklamadaki yakınmalar arasında biri özellikle dikkati çekiyor...
İktidardan birileri: “Hizmet Hareketi’ni bir savcı 3 polisle terör örgütü ve çete kapsamına sokarız, bitiririz” diyormuş...
Bu sözlerin Başbakan tarafından ifade edildiği yazılıp çizildi.
Başbakan gerçekten böyle konuştu mu? Bilinmiyor...
Ancak bu denli ciddi bir korku yaratması gösteriyor ki...
Bu ülkede insanlar veya topluluklar “1 savcı ve 3 polisle terör örgütü kapsamına” sokuluyor... Ve bitiriliyor...
Ergenekon ve Balyoz davalarında sanıklar da tam bunu anlatmaya çalışıyor... Her iki davada yüzlerce sanık, yıllardır, devlet komplosu sonucu orada olduklarını anlatmak için çırpınıyor.
Sonra da bu ülkede demokrasi ve hukuktan bahsediliyor...

Asmiltak
16-08-2013, 14:04
Bakan Bozdağ'a fiziki saldırı yapılmış. Protesto böyle olmaz. Tekrarının olmaması dileklerimle.

DART VADER
16-08-2013, 19:35
Melih Aşık, bu konu ile ilgili çarpıcı bir tespit yapmış bugünkü yazısında..


Üç polis bir savcı!
İktidar ile Gülen Cemaati arasında ipler iyice gerildi...
MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın 7 Şubat 2012’de savcılığa çağırılmasını, Başbakan’ın yargılanmasına kadar varacak bir darbe teşebbüsü olarak gören iktidar, cemaati affetmiyor. Dershaneleri kapatmak gibi acıtıcı adımlar atıyor. Cemaat de buna karşılık kendi medyasından iktidarı sarsacak yayın yapıyor. Yerel seçimde desteklememekle tehdit ediyor.
Cemaat önceki gün bu konuda 11 maddelik açıklama yayımladı. Açıklamadaki yakınmalar arasında biri özellikle dikkati çekiyor...
İktidardan birileri: “Hizmet Hareketi’ni bir savcı 3 polisle terör örgütü ve çete kapsamına sokarız, bitiririz” diyormuş...
Bu sözlerin Başbakan tarafından ifade edildiği yazılıp çizildi.
Başbakan gerçekten böyle konuştu mu? Bilinmiyor...
Ancak bu denli ciddi bir korku yaratması gösteriyor ki...
Bu ülkede insanlar veya topluluklar “1 savcı ve 3 polisle terör örgütü kapsamına” sokuluyor... Ve bitiriliyor...
Ergenekon ve Balyoz davalarında sanıklar da tam bunu anlatmaya çalışıyor... Her iki davada yüzlerce sanık, yıllardır, devlet komplosu sonucu orada olduklarını anlatmak için çırpınıyor.
Sonra da bu ülkede demokrasi ve hukuktan bahsediliyor...

sayın asmiltak güzel yazılarınızı okuyor ve degerlendiriyorum objektif duruşunuz taktiri hakediyor .

Özelikle son erkenekon davasında benim şahsi görüşüm bu okyanus ötesinin hükümeti zora sokmak için verdirdiği anormal kararlardır daha öncede yazmıştım bu davada 8-10 kaşarlanmış belli ismin dışında verilen cezaları anlamak inanılır gibi degil zaten .

başbakanda devletin kademelerinde dediğim dedik çaldıgım düdük diyen bir grubun yapılanmasında bence çok rahatsız .ülkenin iç yapısı çok karıştı hz. allah yardımcımız olsun .

Asmiltak
16-08-2013, 23:40
Bugün 17 Ağustos.. Ülke tarihimizin en acı olaylarından birinin yıl dönümü. Kaybettiğimiz insanlarımızı saygıyla anıyorum.

Yeni facialar yaşanmaması için herkes üzerine düşeni layıkıyla yapmalı, keşke tam olarak yapılıyor diyebilsem.

Asmiltak
16-08-2013, 23:55
sayın asmiltak güzel yazılarınızı okuyor ve degerlendiriyorum objektif duruşunuz taktiri hakediyor .

Özelikle son erkenekon davasında benim şahsi görüşüm bu okyanus ötesinin hükümeti zora sokmak için verdirdiği anormal kararlardır daha öncede yazmıştım bu davada 8-10 kaşarlanmış belli ismin dışında verilen cezaları anlamak inanılır gibi degil zaten .

başbakanda devletin kademelerinde dediğim dedik çaldıgım düdük diyen bir grubun yapılanmasında bence çok rahatsız .ülkenin iç yapısı çok karıştı hz. allah yardımcımız olsun .

Teşekkürler, her görüş, her düşünce önemlidir, %100 doğru veya yanlış görüş olmaz, ne kadar çok fikir olursa o kadar iyi..

Cemaat-AKP çatışması ilginç boyutlarda sürüyor katılıyorum.

Veli Küçük, Arif Doğan, Osman Yıldırım gibi isimlerle İlker Başbuğ, Mustafa Balbay, Mehmet Ali Çelebi gibi isimlerin aynı kefede değerlendirilmesi gerçekten akıl mantık sınırlarını zorluyor..

Başbakan, İlker Başbuğ konusunda daha önce belirttiği benim de daha önce paylaştığım değerlendirmesinde bir değişiklik olmadığını açıklamıştı karar sonrasında.. Hükümetin şahinleri de normalde çokça telaffuz etmelerinin beklenebileceği söylemlerden uzaklar.

Ülkemizin siyasi gidişatını anlayabilmek için bu süreci iyi anlayarak izlemek gerekiyor..

Asmiltak
16-08-2013, 23:56
Büyükelçi, Mısır'a dönmeyebilir diye düşünüyorum..

Başbakan'dan Mısır için önemli hamle

Başbakan Tayyip Erdoğan, Türkmenistan'a gerçekleştirdiği günübirlik ziyaretin dönüşünde uçakta önemli açıklamalarda bulundu.

Başbakan Tayyip Erdoğan, Türkiye'nin Mısır Büyükelçisini istişarelerde bulunmak üzere Ankara'ya çağırdığını açıkladı.

Erdoğan'ın bu açıklaması Türkiye'nin darbeci Abdülfettah el Sisi yönetimine son katliam sonrası ikili ilişkilerin riske girebileceğine yönelik yaptığı en net mesaj olarak yorumlandı.

Mısır'ın Ankara Büyükelçisi de Mısır'a dönmüş. Geri geleceğini belirtmiş ama yakın vadede her iki büyükelçinin de döneceğini pek sanmıyorum.

Asmiltak
18-08-2013, 15:23
"Bağzı" şeyler hiç değişmiyor, ülke farklı olsa da yöntem aynı.. Camide içki içtiler söylemi Mısır'da da kullanılmış. Onlar en azından camiye ayakkabı ile girdiler dememişler..

Özellikle Twitter’da birçok kullanıcı “Mısır televizyonlarında 3 şişe viski fotoğrafı yayınlanıp ''TERÖRİSTLER CAMİ'DE İÇKİ İÇTİLER'' diye karalama yapılıyor. Tanıdık gelmedi mi?” şeklinde mesajlar paylaştı.

Bu tweet’lere dayanak olarak da Mısır devlet televizyonunda yapılan bir yayının ekran görüntüsü gösterildi. Ancak bu görüntünün ilk paylaşıldığı tweet 8 Temmuz tarihli.

net_ria
18-08-2013, 18:49
Hüseyin Çelik, Ekmeleddin İhsanoğlu'na tepki göstermiş.

Hiçbir devlet, İİT'nin toplanması için resmen bir talepte bulunmamış.
Ekmeleddin İhsanoğlu, "Talep üzerine toplandığımız zaman mutabakat hasıl olduğunda o mutabakatın ulaştığı nokta neyse onu ifade ederiz demiş.
57 ülkenin üyesi olduğu İİT yapısı gereği sadece Genel Sekreter demek değildir. Her şeyden önce üye devletlerin ortaklaşa belirdikleri politikaların sonucu olarak İİT'nin tavrı ortaya çıkar." vurgusu yapmış.

-H.Çelik önce İslam Birliği Teşkilatını toplamak için başvurusunu yapsın,

-Eğer toplayabilirse toplasın,

-Mısır için mutabakata varabilirlerse varsınlar.

-İslam Birliği teşkilatı parayı verenin düdüğü çaldığı teşkilattır.

Asmiltak
18-08-2013, 19:33
Yazar, tam olarak aklımdaki soruları yazmış:


Fenerbahçe, Konya’da taraftarına iyi mesaj veremedi; ama Emre, Mursi’ye verdi!..

Görüş Açısı

Turgut Çelik

18 Ağustos Pazar 2013

Yazıya nasıl başlamalı?

Fenerbahçe’nin “tuş olması”ndan mı, yoksa, taraftarlara yönelik önlemlerin içinde yer alan “ideolojik ve siyasi” sloganlarla ilişkin olanlardan mı?

Ne dendi?

Statlarda “siyasi ve ideolojik” slogan ve pankart yasak!..

Konuyla ilgili yazdığımız yazılarda, “çifte standart” olabileceği vurgusu yaptık hep. Bu “yasak”ın sınırını saptamada “ölçüt”ün ne olacağı, ancak uygulamada görülecekti. Zaten bu, “Bana göre...” bakışıyla “yasak” kapsamına giriyor dendi mi, gel de ayıkla pirincin taşını.

Ayıklarsın da...

Dün Rize’de ve Konya’da oynanan maçlarda, Başbakan Erdoğan’ın Bursa mitinginde yaptığı “el işareti”ni Fenerbaihçe’den Emre Belözoğlu ve Çaykur Rizespor’dan Sercan Kaya, attıkları gollerden sonra yaptı.

Neydi o işaret?

Rabia...

Başparmak avucun içine yapışık, öteki parmaklar açık, sağ el havada...

Bu, neyi simgeliyor/ anlatmak istiyor?

Mursi yandaşlarının toplandığı Rabiatul Adeviye Meydanı'nda askere karşı direnişi...

Yani?

Mursi’ye destek, askeri yönetime tepki!...

Bu işaret, “siyasi ve ideolojik” yasaklara girecek mi, girmeyecek mi?

İçişleri, ardından spor bakanın açıklamasında, “ideolijik ve siyasi” slogan/ işaretlerin taraftarlar için olduğunu, futbolculardan söz edilmediği söyleyenler olabilir.

Yani?

Sahadaki futbolcular, “kapsama alanı” dışında...

Ayrıca, ekrana bir görüntü geldi. Protokolda oturan bir kişinin boynundaki Konyaspor kaşkolunun ucunda Mursi’ vardı.

Ayrıca, dağıtılan binlerce Mısır bayrağı...

Ya GFB'nin tel örgüye astığı Mursi'ye destek pankartı?

Onlara denecek bir laf olur mu acaba?

Neyse...

*****

Maç mı?

27. dakikada 2-0 öne geçen Fenerbahçe... 73. dakikada bir penaltı kaçıran, buna karşılık ardından 3 gol atan Konyaspor...

Lig’in ilk haftasında, dramatik ilk yenilgi alan Fenerbahçe...

Önce Alper- Salih, sonra Kuyt-Webo değişikliği ve Fenerbahçe’de gözle görülür düşme, Konyaspor’da “dirilme”, maçın seyrini değiştirdi. Bu arada Emenike, öyle bir gol kaçırdı ki, haydi, buna “kırılma noktası” diyelim.

Başka?

Fenerbahçe’de teknik direktör değişikliğine karşın, “eski tas eski hamam” havasının sürdüğünü, bu maça bakarak söylemek gerekecek. Bu havada maç oynamak, ilk maç diye geçiştirilse de, hüzün verici bir durum!.

Cesur oynayan kazandı, nasıl olsa kazandık havasına girerek “gevşek” oynayan yitirdi.

Fenerbahçe gibi bir takım, 2-0 öndeyken son 14 dakikada 3 gol yiyorsa, 3 gol atan takım 4. golü atmak için çalışıyorsa, söylenecek söz bitmiştir.

*****

Emre, Mısır’da askeri yönetime karşı direnen Mursi yanlılarına selam/ mesaj gönderdi, ama Emre ve arkadaşları, oynanan “boş vermişlik” havasındaki oyunla taraftarına iyi mesaj veremedi.

Fenerbahçe taraftarı, maç sonrası Konyasporlu futbolcuları alkışladı.

Bir alkış da bizden!

Son söz:

Emre, bir başka kulvara yatırım mı yapmak istiyor?

net_ria
18-08-2013, 21:29
http://imageshack.us/a/img59/1237/jbac.jpg

Mısır'da demokrasi istiyoruz diye yaygara koparan grupların foyası ortaya çıktı


Cuma namazı sonrası İstanbul Fatih Camisi'nde eylem yapan Mursi destekçisi bir grup şu pankartları açtı

"Kahrolsun Sisi - Kahrolsun Demokrasi - Geliyor Hilafetin Sesi"

"Ne Demokrasiden ne Darbeden - Biz Ümmetten ve Hilafetten Yanayız"

"Demokrasi Demokrasi Dediniz Ümmetin Kanını Emdiniz"

"Demokrasinin Döktüğü Kanların Hesabı Sorulacak"

"Demokrasi Eşittir Küfür Sistemi"

Asmiltak
18-08-2013, 21:46
2013-2014 Sezonu hayırlı olsun:)

Lig Tv sesi kıstıkça Çarşı daha yüksek sesle tezahürat yapıyor. Ses açıp kapatmaktan ayarları bozulacak Lig Tv yayın ekibinin, onların da işi zor big brother izlemede:)


http://www.youtube.com/watch?v=ejBUOwMtbnE

Asmiltak
18-08-2013, 22:38
2013-2014 Sezonu hayırlı olsun:)

Lig Tv sesi kıstıkça Çarşı daha yüksek sesle tezahürat yapıyor. Ses açıp kapatmaktan ayarları bozulacak Lig Tv yayın ekibinin, onların da işi zor big brother izlemede:)



Penguenler hala penguenlikte ısrarlı..

Hurriyet'in haberi veriş şekli şu :Maçın başlamasından önce taraftarlardan,"Her yer Taksim her yer direniş", "sık bakalım sık bakalım biber gazı sık bakalım" ve "Biber gazı oley, biber gazı" şeklinde sloganlar yükseldi.

Mücadelenin ilk düdüğünden sonra henüz bir tezahürat yapılmadı.


Bu da ilk düdükten sonraki herhangi bir an:


http://www.youtube.com/watch?v=QWb5AKogrck&feature=youtu.be

BUZ
19-08-2013, 12:11
bu ne şimdi ya...........?

filistin..........

one minute...........

mavi marmara..........

somalideki aç insanlar..........

geçen sene analar ağlamasın açılımı..........

sanırım pkk çekilme sözünü tam olarak tutmayınca bu işte sulandı.........:)

ve şimdi kaldı ellerinde bir tek mısır....mursi....müslim brothers....ve rabia selamı............???

ey vicdan sahibi duyarlı insanlar...........?

general sisiye çatana kadar siz önce kendi sıktığınız gazların bir hesabını verin bakalım...........!!

ne oldu kafaya nişan alıp adam öldüren polislerinizin durumu..............?

hele önce siz bir demokrasiyi özümseyin bakalım..........

kendinizi bir check edin.........

sonra sıra mısıra gelir........eleştirisiniz...........ne selamı çakıyorsanız çakarsınız........

şimdi bırakın ucuz demogojiyi.........

yemiyoruz abicim..........

sıkıldık..............

memleketin dağ gibi meseleleri sizi bekliyor ey Başbakan.............:)

geçin şu duyarlı vicdan demogojisini...........:)

ve sende çık topunu oyna ey çok bilmiş futbolcu kardeşimiz............!

senin işin topunu oynamak.........

iktidar yandaşlığı değil..........

biraz elin ve ağzın çalışacağına ayakların çalışsa iyi olacak.........!

siyaset yapmak istiyorsan Başbakanının sözünü dinle sende futbolu bırak hakan ağabeyinin yanına git..........

topçuysan topunu oyna............bırak bende insani tepkimi gösterebilirim muhabbetini........işini yap...........

canım kardeşim benim.....sen çok mu üzüldün mısırda camiide gaz yiyen insanlara........????

ya taksimdeki camiye sığınan kendi insanına..........??

niye üzülmedin ve rabia selamı vermedin....niye gıkın çıkmadı ey futbolcu kardeşimiz.........????


vicdansa bu da vicdan................

niye kılınız kıpırdamadı kafasına nişan alınarak öldürülen kendi insanınıza ey futbolcu kardeşimiz.........??

tabii taksimde rant yoktu...........:)

kimbilir hangi menfaatiniz var ve aşkla rabia selamları veriyorsunuz.........pişkin pişkin..........!

tabii taksimdekiler fakir üniversite talebeleriydi ve onlar çapulcuydu........

vede iktidarın duymak istemediklerini söylüyorlardı..........

ve bazıları gazlanarak kafaya nişan alınarak öldürüldüler........!

sizden taksimde hırpalanan kendi insanınız içinde bir rabia selamı beklerdik...........????????????

ama sanırım siz modaya uyarak iktidarı kızdırmamak ve daha yakın ilişkiler kurmak maksadıyla siyaseti yani menfaati tercih ettiniz.........

artık istediğiniz herneyse kolaylıkla alırsınız......merak etmeyiniz........

çak rabia selamını işlerin hallosun.....olmadı bi dahaki dönem milletvekili filan olursun...........:)

size son sözüm........milleti kek yerine koymayın..........!

şunu itiraf edin..........

insani yada ideolojik duygularla içten bir selam değil di o dört parmaklı türetilmiş rabianız..........

nedense hiç samimi bulmuyoruz.............!

artık size hiç inanmıyoruz..............:)




http://www.habergazete.com/resimler/haber/haber_detay/ethem-sarisuluk-1371116404.jpg

http://media.ntvmsnbc.com/i/NTVMSNBC/Components/ArtAndPhoto-Fronts/SectionsThumbnails-TSM-Colorbox/_Cover/130615_ethem_sarisuluk.jpg





http://4-ps.googleusercontent.com/h/www.son.tv/pic/news/670x350x17820132338302471478_2.jpg.pagespeed.ic.mJ quqhoBt0.jpg

http://i.ensonhaber.com/resimler/diger/emre_7885.jpg

http://image.haber7.com/haber/haber7/bigmanset/erdogandan_misira_rabiali_selam13767539370_h106340 6.jpg

http://24.media.tumblr.com/8bca4f65a0c929172642d41cfee9c807/tumblr_moa94ppepW1rjutzxo1_500.jpg


http://www.medyataraf.com/images/haberler/erdogan_bizim_polisimiz_tomayi_da_suyu_da_biber_ga zini_da_kulanir_h71714.jpg

Asmiltak
19-08-2013, 16:00
Güvenilirlik kolay kazanılan bir mefhum değil. Bu kadar kolay harcanmasa daha iyi. Canlı yayında apaçık görülen bir şeye yalan demek vahim bir durum..

http://img856.imageshack.us/img856/3429/i561.jpg (http://img856.imageshack.us/i/i561.jpg/)

net_ria
19-08-2013, 22:19
http://imageshack.us/a/img197/218/j80o.jpg

Tayyip Erdoğan Suud El-Faysal'ı kendi elleriyle beslerken

Batı ülkelerine meydan okuyan Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Suud El-Faysal; 'Arap ve Müslüman ülkeleri zengindir, Mısır'a yardıma devam edeceğiz' dedi.

net_ria
19-08-2013, 23:10
http://imageshack.us/a/img827/2127/ktj0.jpg

Tayyip Erdoğan Suudi Arabistan Kralı Abdullah bin Abdulaziz'le elele

Suudi Arabistan Kralı Abdullah bin Abdulaziz, Mısır'da yönetime el koyan ordunun açıkladığı yol haritası uyarınca, cumhurbaşkanlığı seçimi yapılana kadar ülkeyi yöneteceği duyurulan Mansur'a tebrik mesajı gönderdi.

net_ria
19-08-2013, 23:22
Suudi Arabistan Mursi’yi neden istemiyor?
http://imageshack.us/a/img694/6805/2udh.jpg

İŞTE O BELGENİN TÜRKÇE ÇEVİRİSİ:

05.15.2012 gizli
Suudi Arabistan Krallığı
Dışişleri Bakanlığı

Konu: Mısır seçimleri

Özet: Kralın bugün isteği ile sizden bütün gücünüzü göstererek ve çalışarak İslamcı adayları ve özellikle Muhammed Mursi'nin seçilmemesini sağlamak. Çünkü İhvan bizim için gerçek tehlikedir. Onların yönetime geçmelerini tercih etmeyiz. Eğer tedbir almazsak Arap Dünyası ve İslam Dünyası'nın liderliğini kaybederiz.

Buna göre her türlü yolun kullanılarak bunların seçilmemesi için çalışılmalıdır.

Sizden ricamız seçimle ilgili raporların büyük bir gizlilikle bize gönderilmesidir.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı

BUZ
20-08-2013, 12:05
Mısır'daki darbe karşıtlarının sembolü olan ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından da yapılan 'Rabia' işareti, sosyal medyada da en çok konuşulan konuların başından geliyor.

Facebook ve Twitter gibi sosyal ağları kullanan birçok kişi Mısır'daki darbe karşıtlarına destek vermek için profillerinde 'Rabia' sembolü olan görseller paylaşıyor. Yapılan paylaşımlar arasında en çok dikkat çeken ise, ellerindeki Kalaşnikof silahlarla 'Rabia' işareti yapan 3 Mehmetçik oldu.


http://image.haber7.com/haber/haber7/bigmanset/mehmetcikten_rabia_pozu13769180980_h1064048.jpg

https://sphotos-a-ord.xx.fbcdn.net/hphotos-prn2/1098210_500172150072870_1129184720_n.jpg




işte kasaptaki ete soğan doğramayan yeni nesil türk askeri.................

rabiacı fitbolculardan sonra şimdi de Rabiacı mehmetçik............?????

bir çember sakal badem bıyık bırakmadıkları kalmış....birde kafada namaz takkesi yok..............?

kim bunlar allah aşkına.........

bunlar nasıl er erbaş............???????

Türk silahlı kuvvetleri ne hale gelmiş böyle..........?????

bu ne lağubağlilik be...............??????

er erbaş bile kendi çapında siyaset yapıyor be kardeşim.....orduyu ne hale getirdiniz böyle...........??


cibali polis karakolumu burası....neresi........ne biçim askeri kışla bu böyle.........??

yakında siyasi seçimede girsin bu askerler....aday olsunlar bari..............??

şimdi bu askerler eğer ki taksim için taksimdeki haklı demokratik tepki için bir işaret yada bir demeç verseler vallahi askerliklerini vede futbolculuk kariyerlerini yakarlardı bunların dimi.......?

nede olsa demokrasi bunlar için bir amaç değil araç tı değilmi............?

mehmetçiğe bak hele......diklenmeden dik duruyorlar bak.........?......iyi örnek almışlar.......canlarım benim......:)

işte toplumsal duyarlılığı gelişmiş yeni nesil türk askeri............

kasaptaki ete soğan doğramayan.......yani şiir gibi...........:)

bu yeni nesil mehmetçik prototipimiz sanki bireysel olarak mehmetçikten çok biraz tayyipçik gibi geldi bana .........?

fazla küresel.........?

ama nedense kendi meselelerimize karşı değil de.......araptan çok arapçı modaya uyum sağlamış şekilde.......

aşırı siyaset kokan bir resim bu........

hayır tsk ya yakışmadı........araştırılıp önüne geçilebilirdi bu siyasi mesajın........!

tsk tarafsızdır....siyasi fikir yada işaret beyan edemez kardeşim...........!

bu askerlerin taksimde yaşananlarla ve kendi insanlarının yaşadığı travmayla alakalı tepki yada üzüntü içerecek bir tavır alabileceklerini sanmıyorum mesela.............???

nedense böyle şeyler ve düşünceler aklıma nereden geliyor bilmem.......?

rabiacı futbolcular.......ünlüler.......ve şimdi de son moda rabiacı mehmetçik...........:)

bilmem siz ne dersiniz artık................?

yapmacık değilmi.........?

iyice suyunu çıkardınız..........şimdide tsk yı sulandırdınız.........

yeter.....yapmayın allahaşkına.........!

DART VADER
20-08-2013, 19:29
DİSK Genel Başkanı Kâni Beko, Başkanlar Kurulu ve DİSK Yönetimi’nden 30 kişinin yaptığı toplantı sonrası aldıkları karara ilişkin ilk açıklamayı yaptı. Beko, ‘genel grev’ ifadesini kullanmadan “Üretimden gelen gücümüzü kullanarak alanlara çıkacağız” dedi.

KESK Genel Sekreteri İsmail Hakkı Tombul da “Yarın KESK üyeleri işyerlerine gidecek. Buralarda bildiri okunacak. Daha sonra üretimden gelen gücümüzü kullanarak üyelerimi alanlara çıkacak” dedi.


çakma devrimci, provokatör, işçi sömürücüleri genel merkezde oturup milleti sokaklara salacaklar .
KESK Genel Sekreteri Tombul, DİSK’in yanı sıra Türk Tabipler Birliği (TTB), Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) ve Türk Diş Hekimleri Birliği’nin ortak karar aldıklarını açıkladı. Tombul, anılan örgütlerin üyelerinin yüzbinlerle ifade edildiği aktardı.

Asmiltak
21-08-2013, 21:02
Her ölüm erken, her ölüm acı. 17 yaşındaki Mısırlı Esma'nın ölümü de acı.

Ağlamak insancıl bir tepki. Ama insanına göre değişmese keşke.

Vatandaşlarının can güvenliğinden sorumlu makamda iken bu vatandaşlardan Ali İsmail'in, Ethem'in, Abdocan'ın, Mehmet'in, Medeni'nin gencecik ölümlerinde, hem de Ali İsmail, Ethem ve Medeni, bir ihtimal Abdocan kendi kolluk güçlerinin üyelerince öldürülmüşken, ağlamayı geçtim bir başsağlığı dileğini bile esirgerken, başta 14 yaşında, iki aydır uyutulan Berkin olmak üzere 60 ağır yaralının hali nicedir diye sormazken, bu gözyaşlarının sadece Esma için akması kişisel tercih olarak anlaşılabilir belki, eğer ölümler arasında ayrım yapılmasını yüreğiniz kaldırıyorsa..

Ancak, bu durumun Başbakan'ın kızı tarafından medyaya servis edilmesi neyin nesidir. Rahmetli Esra'nın ölümünden dünyaya muktedirlik ve vicdan dersi dersi vermek en başta rahmetlinin ruhuna saygısızlık bence..

Vicdanınız el verip de okurken aklınızın bir köşesine Ali İsmail, Ethem, Abdocan, Mehmet, Medeni düşmezse aşağıdaki beyanı okuyabilirsiniz..

Başbakan Erdoğan’ı, tüm diğer dünya liderlerinden, muktedirlerden ayıran, farklı kılan işte bu küçücük hareketidir. Dünyaya çekilmiş ikinci “one minute”... İnsanlığa bir dakika çağrısı...

Paylaşmadığınız fikirleri olabilir, hatta muhalifi de olabilirsiniz, kahir ekseriyetle desteklenen iktidarın lideri olduğu halde bu mağduriyet söylemini nereden bulup çıkartıyor diye kızabilirsiniz bile... Ama işte o böyledir.

Koşup geldiği caddeleri bir türlü bırakmaz. Hemen her konuşmasında dünyanın gelip geçiciliğine vurgu yapan, hepimizin faniliğinden, bir gün ecel çatıp geldiğinde öleceğimizden söz açan başka kaç devlet reisi biliyorsunuz? “Babamı ağlarken gördüm bu sabah” dedi Esra Albayrak. Rabia Caddesi’nde göğsünden vurularak şehit edilen 17’sindeki Esma’nın haberini okurken...

Asmiltak
21-08-2013, 21:50
Maçlardaki 'Gezi' protestoları devam ediyor

11 kişi için maçı tek gözle izlediler
Fenerbahçe tribünlerinde Red Bull Salzburg karşılaşmasında olduğu gibi Arsenal maçında da Gezi Parkı olayları ile ilgili organizasyonlar yapıldı... Karşılaşmanın 34. dakikasında da tribünlerden "Her yer Taksim her yer direniş" sloganları yükseldi.

Fenerbahçe'nin, İngiltere Premier Lig takımlarından Arsenal ile Kadıköy Şükrü Saracoğlu Stadı'nda oynadığı şampiyonlar ligi play off ilk maçında Gezi Parkı olaylarına tepkiler oldu...

3 Fenerbahçe taraftarı, Gezi Parkı'nda yaşananlar sırasında gözünü kayneden 11 kişi için göz bandı takıp yaşananları protesto ettiler.

http://img837.imageshack.us/img837/8569/hjuz.jpg (http://img837.imageshack.us/i/hjuz.jpg/)

34. DAKİKADA GEZİ PROTESTOSU

Karşılaşmada dakikalar 34'ü gösterdiği anda tribünlerden "Her yer Taksim her yer direniş" sloganları yükseldi... Sonrasında da "Sık bakalım sık bakalım biber gazı sık bakalım, jobunu bırak kaskını çıkar delikanlı kim bakalım" sloganları atıldı. Bir grup Fenerbahçe taraftarı da "Mustafa Kemal'in askerleriyiz" diye bağırdı.

Asmiltak
22-08-2013, 13:27
Aşağıdaki beyanda, koyu harfle yazılan yerde ağır bir mantık hatası var. Ne olduğunu anlatmak istediğimi sanmıyorum, ayrılacak zamana yazık..

Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez’in, Birleşmiş Milletler (BM) projesi olan ve kadına karşı din adamlarının eğitilmesini öngören projenin protokol imza töreninde gündeminde Suriye’de yaşanan katliam vardı. Görmez burada BM’ye seslenerek, “Kadına karşı şiddetle uğraşacağınıza önce insanlığa karşı cinayetleri önleyin” dedi.

Radikal Gazetesi'nden Miray Çimen'in haberine göre “Ailenin Korunması ve Kadına Yönelik Şiddetin Önlenmesinde Din Görevlilerinin Katkısının Sağlanması” konulu işbirliğinin imza protokolü töreninde konuşan Diyanet İşleri Başkanı Görmez, projenin Birleşmiş Milletler (BM) projesi olduğunun altını çizdi. Törende bulunan BM Temsilcisi Zahidul Hugue’ye seslenen Görmez şunları söyledi:

İŞTE GÖRMEZ'İN O AÇIKLAMALARI

'KADINA KARŞI ŞİDDETLE UĞRAŞACAĞINIZA...'

'“BM başta olmak üzere bütün uluslararası kuruluşlar, bütün insani kuruluşlar, hatta benim de başında bulunduğum kurum dahil olmak üzere toplumlara din ve ahlak öğretmekle yükümlü olan bütün kuruluşlar bugün meşruiyet krizi yaşıyor. Ben öncelikle BM temsilcimiz marifetiyle buradan onlara sesleniyorum: Kadına karşı şiddetle uğraşacağınıza önce insanlığa karşı cinayetleri önleyin. İnsanlığa karşı cinayetleri önleyemeyen kurumlar, kuruluşlar toplumların kadına karşı şiddeti, insan haklarını, aile içi şiddeti ve benzeri konuları nasıl önleyecekler.

'BM’NİN 1 KURUŞUNU HARCAMAYACAĞIM'

Ben dün bir karar aldım. Dostumuz (BM temsilcisi Hugue) kusura bakmasın. Biz 2010 yılından itibaren bu projeye destek veriyoruz. Bundan sonraki kısmında en azından Diyanet İşleri Başkanlığı’nı ilgilendiren kısmında BM’nin bir kuruşunu harcamayacağım. Kabul etmiyorum o parayı. O parayı insanlığa karşı işlenen büyük suçları ve cinayetleri önlemeye kullansın. Bizim kadına karşı şiddeti, insana karşı şefkati ve merhameti toplumumuza, milletlerimize anlatacak kadar hem imanımız, hem maneviyatımız, hem de maddiyatımız var.”

BUZ
22-08-2013, 13:52
happy birth day akepe..............:)

ve herşey 12 yıl önce başladı........

bir parti doğdu.....adı akepe...........

avrupa birliği uğruna kıbrısı peşkeş çekmeye kadar giden açılımlar......Sn.Denktaşın kahrından ölümüne sebep olan ver kurtul politikası......

ankarada üstü açık otobüsle dvullu zurnalı ab ye giriyoz şowları ama......ama sonuç......fısssssssssss

içeride tabanı sıcak tutma uğruna neo osmanlı politikasıyla 3.abdülhamit sloganlarıyla komşu devletlerin ve ortadoğudaki terörist ve muhalif grupların desteklenmesiyle başlayan yalnızlaşma politikası ve sonuç.........

israille köprülerin atılması...........

milliyetçi arapların bir noktada tamam bizi sev ama iç işlerimize karışma zılgıdını yiyerek birde üstüne fransa ve ingiltenenin petroller bizim sen ancak avcunu yalarsın çıkışıyla bir bardak soğuk suyu içip eve dönen dış politikamız.........

ardından iktidarda kalabilmek ve tabanı yine sıcak tutabilmek adına bdp nin güneydoğu oylarına sulanarak analar ağlamasın açılımını berbat ederek pkk ya olmayacak tavizler vererek apoyu neredeyse serbest bırakacak ve güneydoğuyu federal kürt devletine dönüştürecek tavizkar bir politikanın esiri olarak gelinen açılım bataklığı............

yine fısssssssssssssss

ve son olarak içerideki islamcı fanatik tabanı kafa kola alarak mısırın iç işlerine karışarak resmen mısırın ve suriyenin muhalifini terör gruplarını el kaide uzantılarını destekleyerek inanılmaz bir dış politika intiharı ve sonuç..........fısssssssss

yani game over...........:)

verilen tavizleri yeterli bulmayan el nusranın somali elçiliğimize yaptığı saldırı............belayı başa sardırmaktır.....ustalık değildir.....

teröristten dost olmaz.............bu nasıl bir dış politikadır........????

iki pilotumuz halen pazarlık konusudur.............ekepe sessizdir.............????

akepe sessiz ve çaresizdir...............?????

en kötüsüde türkiye artık dostsuz ve yapayalnızdır.........türkiye sabote edilmiştir.......geleceği sabote edilmiştir.........

evet bir ülke 12 senede iç ve dış politikasıyla ve ekonomisiyle ancak bu kadar güzel sabote edilebilirdi............??

tebrik etmeli.......

gerçekten usta işi............:)

doğum gününüz kutlu olsun.........yiyin bakalım pastanızı......




http://www.akdenizgazete.com/images/haberler/basbakan_kibris_ulkesi_yok_kibris_rum_yenitimi_var _h10023.jpg

http://www.goodmorningturkey.com/wp-content/uploads/2013/06/TAYYIP2-300x150-215x150.jpg

http://imgz.rotahaber.com/rotahaber/newpics/news/130620131257122420405_2.jpg

http://www.ehlibeytder.com/images/haberler/erdogandan_bu_kez_de_abye_one_minute_cikisi_h633.j pg

http://2.bp.blogspot.com/-WAfYI1l21mk/UJE6IyRituI/AAAAAAABFJ0/jYYAYmcPKVA/s1600/SivriSinekCaz.bmp

http://www.ulusalkanal.com.tr/images/haberler/erdogan_pkk_ile_degil_uzantisiyla_masaya_otururuz_ h2144.jpg

http://www.ulusalkanal.com.tr/images/haberler/erdogan_israilin_gazze_saldirisina_sessiz_kaldi_h1 682.jpg

http://www.odatv.com/images/2013_07/2013_07_24/el-nusra-turkiyenin-dostu-2407131200_m.jpg

http://www.demokrathaber.net/images/haberler/kankalari_kaddafinin_olumunu_selamliyor_h4468.jpg

http://www.haberte.com/images/haberler/erdogan_bunun_hesabini_vereceksin_h123343.jpg

http://www.ulusalkanal.com.tr/images/haberler/besar_esad_tayyip_erdogan_teroristlere_yardim_ediy or_h6691.jpg

http://www.gercekgundem.com/img/news/mursi-tayyip.jpg

http://www.konyahaberler.com/images/haberler/basbakan_ha_besar_ha_sisi_ikisi_de_firavun_h7680.j pg

http://www.kemalistler.org/wp-content/uploads/2013/08/rte-sisi2-630x279.jpg

http://galeri2.uludagsozluk.com/347/tayyip-erdogan-abdulfettah-el-sisi-gorusmesi_484211.jpg

http://4.bp.blogspot.com/-MDuKNR-RgSA/Uat_PgRtDdI/AAAAAAABnFA/IsL8FPZyOR4/s1600/SivriSinekCaz.bmp

yağmur
22-08-2013, 21:47
Aşağıdaki beyanda, koyu harfle yazılan yerde ağır bir mantık hatası var. Ne olduğunu anlatmak istediğimi sanmıyorum, ayrılacak zamana yazık..

Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez’in, Birleşmiş Milletler (BM) projesi olan ve kadına karşı din adamlarının eğitilmesini öngören projenin protokol imza töreninde gündeminde Suriye’de yaşanan katliam vardı. Görmez burada BM’ye seslenerek, “Kadına karşı şiddetle uğraşacağınıza önce insanlığa karşı cinayetleri önleyin” dedi.

Radikal Gazetesi'nden Miray Çimen'in haberine göre “Ailenin Korunması ve Kadına Yönelik Şiddetin Önlenmesinde Din Görevlilerinin Katkısının Sağlanması” konulu işbirliğinin imza protokolü töreninde konuşan Diyanet İşleri Başkanı Görmez, projenin Birleşmiş Milletler (BM) projesi olduğunun altını çizdi. Törende bulunan BM Temsilcisi Zahidul Hugue’ye seslenen Görmez şunları söyledi:

İŞTE GÖRMEZ'İN O AÇIKLAMALARI

'KADINA KARŞI ŞİDDETLE UĞRAŞACAĞINIZA...'

'“BM başta olmak üzere bütün uluslararası kuruluşlar, bütün insani kuruluşlar, hatta benim de başında bulunduğum kurum dahil olmak üzere toplumlara din ve ahlak öğretmekle yükümlü olan bütün kuruluşlar bugün meşruiyet krizi yaşıyor. Ben öncelikle BM temsilcimiz marifetiyle buradan onlara sesleniyorum: Kadına karşı şiddetle uğraşacağınıza önce insanlığa karşı cinayetleri önleyin. İnsanlığa karşı cinayetleri önleyemeyen kurumlar, kuruluşlar toplumların kadına karşı şiddeti, insan haklarını, aile içi şiddeti ve benzeri konuları nasıl önleyecekler.

'BM’NİN 1 KURUŞUNU HARCAMAYACAĞIM'

Ben dün bir karar aldım. Dostumuz (BM temsilcisi Hugue) kusura bakmasın. Biz 2010 yılından itibaren bu projeye destek veriyoruz. Bundan sonraki kısmında en azından Diyanet İşleri Başkanlığı’nı ilgilendiren kısmında BM’nin bir kuruşunu harcamayacağım. Kabul etmiyorum o parayı. O parayı insanlığa karşı işlenen büyük suçları ve cinayetleri önlemeye kullansın. Bizim kadına karşı şiddeti, insana karşı şefkati ve merhameti toplumumuza, milletlerimize anlatacak kadar hem imanımız, hem maneviyatımız, hem de maddiyatımız var.”

Sayın Asmiltak bu haberi bende ekleyecektim daha sonra vazgeçtim çünkü altına ne yazsam boşş diye düşündüm...

flameng
22-08-2013, 22:01
Fransız Le figaro sitesinden kimyasal silah kullanıldığına dair küçük kızın vücudundaki tepkilerin videosu ALLAH ın gazabı üzerlerine olsun gerçekten yazık.

http://www.lefigaro.fr/international/2013/08/22/01003-20130822ARTFIG00467-syrie-la-terreur-d-8216une-fillette-potentielle-victime-de-l-attaque-chimique.php

Asmiltak
22-08-2013, 22:49
Her ölüm erken, her ölüm acı. 17 yaşındaki Mısırlı Esma'nın ölümü de acı.

Ağlamak insancıl bir tepki. Ama insanına göre değişmese keşke.

Vatandaşlarının can güvenliğinden sorumlu makamda iken bu vatandaşlardan Ali İsmail'in, Ethem'in, Abdocan'ın, Mehmet'in, Medeni'nin gencecik ölümlerinde, hem de Ali İsmail, Ethem ve Medeni, bir ihtimal Abdocan kendi kolluk güçlerinin üyelerince öldürülmüşken, ağlamayı geçtim bir başsağlığı dileğini bile esirgerken, başta 14 yaşında, iki aydır uyutulan Berkin olmak üzere 60 ağır yaralının hali nicedir diye sormazken, bu gözyaşlarının sadece Esma için akması kişisel tercih olarak anlaşılabilir belki, eğer ölümler arasında ayrım yapılmasını yüreğiniz kaldırıyorsa..

Ancak, bu durumun Başbakan'ın kızı tarafından medyaya servis edilmesi neyin nesidir. Rahmetli Esra'nın ölümünden dünyaya muktedirlik ve vicdan dersi dersi vermek en başta rahmetlinin ruhuna saygısızlık bence..

Vicdanınız el verip de okurken aklınızın bir köşesine Ali İsmail, Ethem, Abdocan, Mehmet, Medeni düşmezse aşağıdaki beyanı okuyabilirsiniz..

Başbakan Erdoğan’ı, tüm diğer dünya liderlerinden, muktedirlerden ayıran, farklı kılan işte bu küçücük hareketidir. Dünyaya çekilmiş ikinci “one minute”... İnsanlığa bir dakika çağrısı...

Paylaşmadığınız fikirleri olabilir, hatta muhalifi de olabilirsiniz, kahir ekseriyetle desteklenen iktidarın lideri olduğu halde bu mağduriyet söylemini nereden bulup çıkartıyor diye kızabilirsiniz bile... Ama işte o böyledir.

Koşup geldiği caddeleri bir türlü bırakmaz. Hemen her konuşmasında dünyanın gelip geçiciliğine vurgu yapan, hepimizin faniliğinden, bir gün ecel çatıp geldiğinde öleceğimizden söz açan başka kaç devlet reisi biliyorsunuz? “Babamı ağlarken gördüm bu sabah” dedi Esra Albayrak. Rabia Caddesi’nde göğsünden vurularak şehit edilen 17’sindeki Esma’nın haberini okurken...

Gazete haberi yeterli sayıda insana ulaşmadı sanırım, insanlarımız okumayı pek sevmez, görsel ister. Bu akşam görsel kesiti vermiş Sn. Başbakan, canlı yayında da ağlamış. Allah kendisine sabır versin ne diyelim..

Asmiltak
22-08-2013, 22:50
Fransız Le figaro sitesinden kimyasal silah kullanıldığına dair küçük kızın vücudundaki tepkilerin videosu ALLAH ın gazabı üzerlerine olsun gerçekten yazık.

http://www.lefigaro.fr/international/2013/08/22/01003-20130822ARTFIG00467-syrie-la-terreur-d-8216une-fillette-potentielle-victime-de-l-attaque-chimique.php

Her kim yaptıysa insanlıktan çıkmış mahlukatlar sınıfındadır artık..

Asmiltak
22-08-2013, 22:51
Sayın Asmiltak bu haberi bende ekleyecektim daha sonra vazgeçtim çünkü altına ne yazsam boşş diye düşündüm...

Paralel düşünmüşüz Sn. Yağmur. Yorum yapmaya benim de elim gitmedi, bir çeşit ibret vesikası olarak kalsın bir köşede diye düşündüm..

Asmiltak
22-08-2013, 23:24
Twitter starı Ankara Belediye Başkanı'nın, yıllardır ODTÜ ormanında gözü vardır, ağaçları keseceğim yol yapacağım der. Der demesine de zordur almak o ormanı..

Ormanı alsa yolu yapsa nasıl bir şey ortaya çıkacağına dair Ankara Belediyesi bir animasyon hazırlamış.. Animasyonda iki tane kaza oluyor.. Gülsek mi ağlasak mı.. Modaya uyalım, Başbakanımızı izleyelim, ağlayalım bence..


https://www.youtube.com/watch?v=iXHa0NQrFVk

utkuran
23-08-2013, 13:55
http://k1308.hizliresim.com/1d/r/rtwmw.jpg (http://bit.ly/c25MCx)


http://k1308.hizliresim.com/1d/r/rtwyc.jpg (http://bit.ly/c25MCx)



Gaz bombası ile ağır yaralanan ve 70 gündür yoğun bakımda olan Berkin Elvan hastaneden taburcu edilmek isteniyor.

Durumu Ankara'da polis kurşunuyla hayatını yitiren Ethem Sarısülük'ün abisi Mustafa Sarısülük twitter hesabından açıkladı.

Sarısülük'ün ilgili tivitleri şöyle:

http://www.baskahaber.org/2013/08/komada-olan-berkin-elvan-hastane.html

net_ria
24-08-2013, 07:29
Mursi'ninki Kaybedilmiş Bir Mücadele
Siyaset uzmanı Hişam Kasım, onbinlerce Mursi destekçisini sokaklara döken protesto çağrılarının ise, çözüme katkı sağlamaktan ziyade, karmaşayı körüklediği görüşünde

Son olarak Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi Mısır için toplandı ancak konseyden Mısır’da 800’den fazla kişinin öldüğü olaylarla ilgili sert bir karar çıkmadı. Toplantı sonrası konuşan Birleşmiş Milletler Mısır Temsilcisi Mutaz Ahmedin Halil kapsamlı çözüm vaadinde bulundu: “Benim Mısır halkına mesajım şu: Mısır istikrarlı bir ülke. Sonsuza kadar hep birlikte yaşayacak bir toplumuz. Mısır’da toplumun tüm üyelerini kapsayacak siyasi bir süreç olacaktır. Yeter ki şiddetin çözüm olmadığını bilsinler.”

http://www.amerikaninsesi.com/content/mursininki-kaybedilmis-bir-mucadele/1735056.html

net_ria
24-08-2013, 11:24
http://imageshack.us/a/img5/1853/l6o2.jpg

http://imageshack.us/a/img571/797/k747.jpg

ABD'ye ve Suudi Arabistan'a ayıp olmuyor mu? Elleri armut mu topluyor ?

BUZ
24-08-2013, 12:20
adı Ali İsmail Korkmaz...............

kendi halinde mütevazi bir ailenin tek oğlu..............

karşı ideoloji gibi düşünmediğinden dolayı fanatik taban dayağı sonucu linç edilerek öldürüldü......saatlerce kafasına vurularak katledildi.........


Ali de gencecikti ve Allah kuluydu.....tıpkı Esma gibi............!

ama kimse tv de gariban Ali için tek damla göz yaşı dökmedi...............?

çünki Ali o ideolojinin gözünde sapkın dinsiz ayyaş ve çapulcuydu.............

kahrolsun ideolojiniz..........

toplumu birbirine düşman ettiniz ve insanları bizden ve bizden olmayanlar diyerek böldünüz..........!

günahınız çok büyük ey Başbakan.............!

boşuna gözyaşı dökmeyiniz............kendi vicdanınızı bu şekilde mi rahatlatıyorsunuz..............:)

bir insanı öldüren bin insanı öldürmüş gibidir diyen siz değilmiydiniz sn. Başbakan.............?????

lütfen göz yaşlarınızı adil dağıtınız............

Aliyi de anneciği rüyasında görmüş hemde linç edilmeden bir kaç gün önce..................!!!!!!!

Ali bu vatanın gencecik bir ferdi...........kahrolası siyaset ve ideoloji uğruna linç edildi.........

şimdi biraz olsun ilgi bekliyor.........

Ali artık kabrinde yatıyor..............!

hiç olmazsa kabrinde bir az olsun bir demet çiçekle biraz saygı istiyor...........

Esma yada üzüldük.........o da gençti.......aynı Ali gibi.......Aynı Ali İsmail Korkmaz gibi.................!





http://www.medyalens.com/wp-content/uploads/2013/07/alikorkmaz1.jpg

http://i.ensonhaber.com/resimler/diger/ali_ismail_kormazin_oldurulme_goruntuleri_311.jpg

http://cdn1.cnnturk.com/Handlers/File.ashx?FileID=706489

http://www.gazetecell.com/images/haberler/validen_kan_donduran_ali_ismail_korkmaz_yorumu_h54 206.jpg

http://www.izmirhaberajansi.com/images/haberler/ali_ismail_korkmazin_katilleri_belirlendi_h18785.j pg

Asmiltak
24-08-2013, 16:16
adı Ali İsmail Korkmaz...............

kendi halinde mütevazi bir ailenin tek oğlu..............

karşı ideoloji gibi düşünmediğinden dolayı fanatik taban dayağı sonucu linç edilerek öldürüldü......saatlerce kafasına vurularak katledildi.........


Ali de gencecikti ve Allah kuluydu.....tıpkı Esma gibi............!

ama kimse tv de gariban Ali için tek damla göz yaşı dökmedi...............?

çünki Ali o ideolojinin gözünde sapkın dinsiz ayyaş ve çapulcuydu.............

kahrolsun ideolojiniz..........

toplumu birbirine düşman ettiniz ve insanları bizden ve bizden olmayanlar diyerek böldünüz..........!

günahınız çok büyük ey Başbakan.............!

boşuna gözyaşı dökmeyiniz............kendi vicdanınızı bu şekilde mi rahatlatıyorsunuz..............:)

bir insanı öldüren bin insanı öldürmüş gibidir diyen siz değilmiydiniz sn. Başbakan.............?????

lütfen göz yaşlarınızı adil dağıtınız............

Aliyi de anneciği rüyasında görmüş hemde linç edilmeden bir kaç gün önce..................!!!!!!!

Ali bu vatanın gencecik bir ferdi...........kahrolası siyaset ve ideoloji uğruna linç edildi.........

şimdi biraz olsun ilgi bekliyor.........

Ali artık kabrinde yatıyor..............!

hiç olmazsa kabrinde bir az olsun bir demet çiçekle biraz saygı istiyor...........

Esma yada üzüldük.........o da gençti.......aynı Ali gibi.......Aynı Ali İsmail Korkmaz gibi.................!




Eline, gönlüne sağlık Sn. Buz.. Bu çocukların hakkını iki cihanda ödeyemeyiz..

Asmiltak
24-08-2013, 16:28
İstanbul Taksim’deki Gezi Parkı protestoları sırasında 8 Temmuz’da polisin attığı biber gazı kapsülüyle başından ağır yaralanan lise öğrencisi 17 yaşındaki Mustafa Ali Tonbul, hastaneden taburcu edilmesinin ardından İzmir’deki evine getirildi.

Gezmek için İstanbul’a giden Mustafa Ali Tonbul, geçen 8 Temmuz’da arkadaşlarıyla buluştuktan sonra izin verildiğini duyduğu Gezi Parkı açılışına katılmak istedi. Henüz parka gelmeden, polisin eylemcilere müdahalesi sırasında arada kalan Tonbul’un başına gaz fişeği isabet etti.

GEZİ EYLEMİNDE YARALANAN MUSTAFA BU HALE GELDİ / Foto Galeri (http://fotogaleri.hurriyet.com.tr/galeridetay/72596/2/1/gezi-eyleminde-yaralanan-mustafa-ali-tonbul-evine-dondu)

Taksiyle Taksim İlkyardım Hastanesi’ne kaldırılan ve duran kalbi çalıştırılan Tonbul, 22 gün yoğun bakımda kaldı. Hayatta kalma mücadelesini kazanan Tonbul, taburcu edilmesinin ardından İzmir’in Bayraklı İlçesi Doğançay Mahallesi’ndeki evine getirildi. Daha hızlı iyileşmesi ve beynine baskı yapmaması için kafatasından alınan ve daha sonra yerine konulacak olan kemik özelliğini kaybetmemesi için karnına yerleştirilen Tonbul, olay anını hatırlamıyor.

Başarılı geçen iki ameliyat sonrası ayağa kalkabilen Tonbul’un karnındaki kemik, 20 gün sonra yapılacak son ameliyatla da yerine konulacak. Sağlığına kavuştuktan sonra eğitimine devam etmek istediğini dile getiren Tonbul, üniversitede tarih bölümü okumak istediğini söyledi.

BABA İŞTEN ÇIKARILDI

Oğlunun sağlık problemleri nedeniyle sürekli yanında olmak zorunda kalan baba Mehmet Tonbul, "Haziran ayında yeni başladığım işten oğlumun sağlık problemleriyle ilgilendiğim için çıkarıldım. Çünkü tedavi sürecinin ne kadar uzun olacağı belli değildi ve işe yeni başlamıştım. Böylece işimden de oldum. Ancak şükür ki; oğlum şu anda mucizevi şekilde hayatta ve bizimle. İnşallah daha da iyi olacak" dedi.

Yaşadıkları süreç sırasında kendilere destek verenlerin de olduğunu anlatan Mehmet Tonbul, "Özellikle Bayraklı Belediye Başkanımız Hasan Karabağ, İstanbul’da dahi ziyarette bulundu ve her türlü desteği veriyor. Herkese çok teşekkür ediyorum. Öte yandan konuyla ilgili de soruşturma sürüyor. Suç duyurusunda bulunduk. Umarım kısa sürede suçlu bulunur ve cezasını çeker" dedi.

DART VADER
24-08-2013, 17:13
Ezan sesinden rahatsız oldular ve...
Muğla’nın Bodrum ilçesinin Torba Mahallesi'nde bulunan bir camide ezan sesinin yüksek olduğunu iddia eden bir grup kadın, imama sözlü saldırıda bulundu.

Asmiltak
24-08-2013, 17:30
Ezan sesinden rahatsız oldular ve...
Muğla’nın Bodrum ilçesinin Torba Mahallesi'nde bulunan bir camide ezan sesinin yüksek olduğunu iddia eden bir grup kadın, imama sözlü saldırıda bulundu.

Ezan, ezgisi ve tınısı itibarı ile muhteşem bir ses. Her vakitte farklı bir hızda ve makamda okunması, bazen müezzinlerin kendilerinden de bir şeyler katarak (tabii sözlere değil, seslendirme tarzına) yorumları bambaşka bir dinleme keyfi katıyor. Sanırım bu başlıkta da değinmiştim, özellikle sabah ezanını dinlemek ayrı bir güzellik benim için.

Tabi netice itibarı ile bir müzik eseri değil, bir çağrı. Öyle bile olsa, özellikle büyükşehirlerde etrafta birbirine yakın birden çok cami olunca ve hoparlör sesleri son ses olunca, hep bir ağızdan aynı anda ezan okunduğunda bence bir kakafoni oluşuyor. Özellikle yaz aylarında belli vakitlerde bebeklerini ya da çocuklarını uyutma zamanlarını ezana göre ayarlayan insanlar biliyorum, çünkü çocuk uyanıyor o sese.. Gidip imama saldırmak yanlış tabi ama, bence belli bir ses standardı getirilmeli, hatta çağrıyı daha doğal yapabilmek için eski günlerdeki gibi müezzinlerin şerefeye çıkıp çıplak sesle okusalar bence çok daha güzel olur ama benim fikrim tabii ki..

Asmiltak
24-08-2013, 21:15
Maçı izlemedim ama Çarşı izlemiş ve Digitürk'ün çifte standardını sosyal medyada paylaşmış.. Aşağıda alıntılıyorum:

Bugün Kasımpaşaspor Beşiktaşa sürekli küfürlü tezahuratta bulundu akp ve polise kalkan eller kırılsın diye bağırdı. Lig tv sesi kısmadı.
BEŞİKTAŞ yakinda Kasımpaşa da vizyona giriyor
...ismail...

net_ria
25-08-2013, 11:21
Erdoğan’ın suçladığı Fransız düşünür Bernard-Henri Levy konuştu .

- Mısır’daki yönetim değişikliğinden dolayı neden Erdoğan’ın sizi suçladığını düşünüyorsunuz?

Sayın Erdoğan sayıklıyor. Fransa’da aklını kaybettiği ve saçmaladığı konuşuluyor. Fransa’da ve ABD’de herkes ona gülüyor artık.

http://www.cumhuriyet.com.tr/?hn=436736&kn=7&ka=4&kb=7

net_ria
25-08-2013, 15:02
http://imageshack.us/a/img849/5340/q5jo.jpg

Diktatörler, toplumdaki insanların rızaları olmadan birden fazla yaşam tarzı ve görüşü sağlamayarak çoğulcu bir yapıda

bulunuyor olabilir,insanların hayatını her yönüyle kontrol ediyor olabilir,tamamen tek bir insandan gelen güç

doğrultusunda bir yönetim sağlıyor olabilir,hedeflerine ulaşmak için her türlü yöntemleri kullanıyor ya da savunuyor

olabilirler.

Müşfik ve hayırsever bir diktatör referandumlar yoluyla bazı demokratik kararların alınmasına izin verebilir. Çoğu diktatör

kendini daima hayırsever olarak gösterir.

Asmiltak
25-08-2013, 20:00
Kapıya da dayansa, bacadan da girse, zordur ODTÜ'den toprak almak, alamaz yani.. 20 yıldır şahsi mesele yaptı bunu ama yanlış yerle uğraşıyor..

Gökçek: ODTÜ’nün kapısına dayandık

Anadolu Bulvarı’nı Konya Yolu’na bağlayacak yol projesiyle ilgili bilgi veren Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek, “ODTÜ’nün kapısına dayandık” dedi. Gökçek, ODTÜ yönetiminin projeyi kabul ettiği halde resmi tasdiki vermediğini söyledi.

Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek, Anadolu Bulvarı’nın devamı olan ve ODTÜ arazisinden geçen projeyle ilgili olarak ODTÜ’nün kapısına dayandıklarını söyledi. Gökçek, Ankara Minibüsçüler Esnaf Odası tarafından düzenlenen ve yaklaşık 2 bin şoför esnafının yer aldığı iftar yemeğine katıldı. Ankara Minibüsçüler Esnaf Odası Başkanı Hacıbekir Gani’nin ev sahipliğinde Altınpark ANFA-B salonunda düzenlenen yemeğe Gökçek’in yanısıra, milletvekilleri, bürokratlar ve minibüs esnafı katıldı. Yemek sonrası, Başkent yollarına ilişkin yapılan çalışmaları anlatan Gökçek, ODTÜ içerisinden geçecek olan ve Anadolu Bulvarı’nı Konya Yolu ve Dikmen’e bağlayacak olan yol projesinden bahsetti.

RESMİ TASDİKİ VERMEDİLER

Bulvar çalışmalarının hızla devam ettiğini ve çalışmaların ODTÜ sınırlarına ulaştağını belirten Gökçek, “ODTÜ’nün kapısına dayandık. ODTÜ’ye tam 27 tane proje sunduk. 27’incisini zorla kabul ettirdik. Kabul ettiklerini söyledikleri halde halen resmi tasdiki vermediler. Öğrenciler karşı koyuyormuş. Bakalım nasıl yapacağız, biz başladık inşaata ve kapıya dayandık. Bu yol ile kesinlikle ODTÜ’yü rahatsız etmiyoruz” diye konuştu. Yol planının Murat Karayalçın döneminde hazırlandığı ancak şu anda kendisi tarafından yapıldığı için karşı çıkıldığını savunan Gökçek, “Şu anda büyük kısmı yapılıyor. ODTÜ’de sıkıntı çıkmazsa Allah’ın izniyle yıl sonuna kadar hizmete girecek ve trafik yükünü ciddi anlamda alacak” dedi.


Twitter starı Ankara Belediye Başkanı'nın, yıllardır ODTÜ ormanında gözü vardır, ağaçları keseceğim yol yapacağım der. Der demesine de zordur almak o ormanı..

Ormanı alsa yolu yapsa nasıl bir şey ortaya çıkacağına dair Ankara Belediyesi bir animasyon hazırlamış.. Animasyonda iki tane kaza oluyor.. Gülsek mi ağlasak mı.. Modaya uyalım, Başbakanımızı izleyelim, ağlayalım bence..


https://www.youtube.com/watch?v=iXHa0NQrFVk

Göğüs göğüse mücadele başladı..

ODTÜ'de 'yol gerginliği'

ODTÜ arazisinden geçirilmesi planlanan ve binin üzerindeki ağacın kesilmesine neden olacak olan yola karşı bir araya gelen ODTÜ'lü öğrenciler ile 100. Yıl ve Çiğdem mahallesi sakinleri ağaçların kesileceği bölgeye çadır kurarak nöbet başlattı.

Kamuoyunda "ODTÜ'den geçecek yol" olarak bilinen, ODTÜ arazisinin yanı sıra 100. Yıl ve Çiğdem mahallelerinin de tam ortasından geçecek olan yolun inşaatı devam ediyor. 100. Yıl ve Çiğdem mahallesi forumları ise inşaatı durdurmak için mücadelelerini sürdürüyor.

Daha önce şantiye mühürleme eylemi ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığı önünde basın açıklaması yapan ODTÜ öğrencileri ve mahalle halkı bu kez inşaatın ODTÜ'ye doğru ilerlediği, ODTÜ A4 kapısına yakın bir yerde çadır kurdu.

http://img22.imageshack.us/img22/6099/xk99.jpg (http://img22.imageshack.us/i/xk99.jpg/)

http://img850.imageshack.us/img850/8581/fuj0.jpg (http://img850.imageshack.us/i/fuj0.jpg/)

http://img819.imageshack.us/img819/6633/ejzx.jpg (http://img819.imageshack.us/i/ejzx.jpg/)

http://img844.imageshack.us/img844/4292/sjgn.jpg (http://img844.imageshack.us/i/sjgn.jpg/)

Asmiltak
25-08-2013, 20:36
Sn. Hüseyin Bağcı'dan Suriye meselesinin son fotoğrafı:

Halen kimse Şam yönetiminin kimyasal gaz kullanıp kullanmadığı konusunda kesin bir şey demiyor. Sınır tanımayan doktorlar gaz kullanıldığını açıkladı. Zaten burada sorun yok. Sorun fatura kime çıkacak. Almanya Başbakan Merkel Suriye'ye askeri müdahaleye karşı olduğunu açıkladı bir kaç saat önce. Rusya ve Çin Esad'ı destekliyor. Sonuçta olay kimyasaldan çıkıp Şam'ın kim tarafından vurulacağın da tıkanıyor. Halen o siyasi kararı alacak ''siyasi lider'' yok. BM işin içinde ama askeri müdahale yok.. Fransa Dışişleri Bakanı Ortadoğu da ama Holland, Sarkozy değil. Fransa Libya'dan güçlenerek çıkmadı. İngiltere en akıllıları ''herkesin bir şeyler yapmasını'' öneriyor ama kendisi bir şey yapmıyor. Davudoğlu İngiltere'den ''öğüt aldı'', destek değil. Fransa ile zaten ilişkiler sorunlu. Almanya resmen ''devre dışı''. Merkel söyledi. Biz askeri müdahaleye karşıyız''. Obama Suriye'ye müdahale ederse, ki etmesi için Cumhuriyetçiler bastırıyor, ABD Ortadoğu 'da tıkanır kalır. Sonuçta Fransa, İngiltere, Almanya faturayı ödemeye hazır değiller. Başbakan Obama'ya baskı yapmalı bu durumda.Obama'da İsrail'i dstekliyor. İsrail ile çatışan bir Türkiye'de ABD'nin desteğini alamaz. Buyrun tekrar başa. Bu arada Araplar neden bir askeri müdahale için heyecanlı değiller. Kabağı bizim başımızda mı patlatmak istiyorlar acaba? Aman dikkat..

Asmiltak
26-08-2013, 22:12
30 Ağustos zaferini getirecek büyük taarruz, 91 yıl önce bugün başlamıştı. 30 Ağustos her zaman güncel..

http://img19.imageshack.us/img19/1981/b2m9.jpg (http://img19.imageshack.us/i/b2m9.jpg/)

Asmiltak
26-08-2013, 22:29
Keşke bu şiir artık güncelliğini kaybetse..Yeni öykülerde süreki can bulup durmasa..

http://img546.imageshack.us/img546/4003/pxtc.jpg (http://img546.imageshack.us/i/pxtc.jpg/)

net_ria
27-08-2013, 10:34
Financial Times'tan şok ifade: Erdoğan dengesizleşti

Erdoğan gittikçe daha da dengesiz davranmaya başladı. Ülkesindeki sokak protestolarının Mısır'da olduğu gibi bir askeri darbenin habercisi olduğuna inanıyor.

Ayrıca baskı altında gittikçe daha da kulağa garip gelen komplo teorilerine başvuruyor. Örneğin geçen hafta Mısır'daki darbenin İsrail tarafından tasarlandığını iddia etti.

http://www.ekoayrinti.com/news_detail.php?id=129894

-Buraya kadar takiye yapabildi......

- Hüseyin Obama'nın bilmesi gerekirdi ,Müslümanın zorlayıcı nedenlerle inancını inkar edebilmesi veya gizleyebilmesi anlamına gelir

net_ria
27-08-2013, 11:50
Tufan yaklaşıyor, AKP sandık derdinde…

Türkiye’nin bu kamburlarının farkında olarak “ülke imajı” konusunda daha hassas olması beklenirdi. Ama olmadı. Gezi direnişini dünyayı ayağa kaldıran, 5 gencin ölümüne, onlarcasının yaralanmasına yol açan bir polis şiddeti ile bastırmaya kalkınca bütün foyası ortaya çıktı, imaj yerle bir oldu. Üstüne üstlük bu kadar dış borç kamburuna bakmadan bölgesel güç Yeni Osmanlı oyunu oynamaya kalkınca iyice battı iktidar. ABD’den azarı işitti, RTE gözden düştü. Bunların üstüne en azından dış kaynağa bağımlılığı düşünerek bir muhasebe, bir ayar beklenirken Mısır meselesinde “Değerli yalnızlık”ı seçmesini artık kimse mazur göremiyor. Bunun tamamen iç politika için, AKP’li tabanı elde tutmak (konsolide etmek) için yapıldığını, ekonominin ise RTE’nin hiç umurunda olmadığını ise hala anlayamayanlar var. Sonbahar tufanı her yeri altüst etse de AKP, bundan mağduriyet devşirmenin derdinde. Kilitlendiği şey bu.

http://www.yurtgazetesi.com.tr/tufan-yaklasiyor-akp-sandik-derdinde%E2%80%A6-makale,5596.html

-Değerli yalnızlık gibi şizofrenik bakış açısı umarım açık pozisyon taşıyan şirketlerin borç bulmada sorun yaşamasına neden olmaz....

-Önümüzdeki 12 ayda 220 milyar doların finansmanına değerli yalnızlığın ne faydası olacak......

yağmur
27-08-2013, 14:17
http://sozcu.com.tr/2013/gundem/kan-donduran-goruntuler.html
İslamda vahşet...
Kan donduran görüntüler!
Tır şöförlerine sabah namazı kaç rekat diye soruyorlar bilemeyince dualar eşliğinde kurşuna diziyorlar...
Bunu izleyen insanda inanç kalırmı acaba?

cicibebe
27-08-2013, 14:24
İslam'da vahşet ne demek ?Haddi aşan bir açıklama İslam ve vahşet hiçbir zaman yanyana gelemyecek iki unsurdur. Yapılan işler yapanları bağlar İslam dinini niye bağlasın.

http://sozcu.com.tr/2013/gundem/kan-donduran-goruntuler.html
İslamda vahşet...
Kan donduran görüntüler!
Tır şöförlerin sabah namazı kaç rekar diye soruyorlar bilemeyince kurşuna diziyorlar...

net_ria
27-08-2013, 14:58
El Nusra Cephesi Suriye'de Eylül 2011 tarihinde kurulmuş Sünni İslam yanlısı aşırı İslamcı mücahit bir silahlı gruptur. Suriye'deki en büyük üçüncü silahlı gruptur. Nisan 2013'te El Kaide'ye bağlılığını açıkladı. Grubun en az 5000 mücahit savaşçıdan meydana geldiği sanılmaktadır. Radikal İslamcı silahlı bir gruptur. Beşşar Esad'ı devirmek ve bu yolla kendi ideolojik amaçlarını uygulamak ve yaymak istemektedir.

-AKP iktidarı tarafından lojistik destek,Katar ve Suudi arabistan tarafından maddi destek sağlanmaktadır.

yağmur
27-08-2013, 15:57
İslam'da vahşet ne demek ?Haddi aşan bir açıklama İslam ve vahşet hiçbir zaman yanyana gelemyecek iki unsurdur. Yapılan işler yapanları bağlar İslam dinini niye bağlasın.
Doğru söylüyorsunuz yapılan işler yapanları bağlar
Bu vahşeti yapan grup yani El Nusra Cephesi, Suriye'de Eylül 2011 tarihinde kurulmuş Sünni İslam yanlısı aşırı İslamcı mücahit bir silahlı gruptur. Suriye'deki en büyük üçüncü silahlı gruptur. Nisan 2013'te El Kaide'ye bağlılığını açıkladı. Grubun en az 5000 mücahit savaşçıdan meydana geldiği sanılmaktadır. Radikal İslamcı silahlı bir gruptur Beşşar Esad'ı devirmek ve bu yolla kendi ideolojik amaçlarını uygulamak ve yaymak istemektedir.
AKP iktidarı tarafından lojistik destek,Katar ve Suudi arabistan tarafından maddi destek sağlanmaktadır.


http://sozcu.com.tr/2013/gundem/kan-...oruntuler.html

Asmiltak
27-08-2013, 16:48
Dinlerin talihsizliği, kişilerin bireysel yaşamlarına ışık olma, hepsinin özünde bulunan, insanı iyiye güzele, örnek bir yaşama sevk etme özelliklerinin bireysel yaşamda kalmayıp bir siyasal meta haline getirilmesi..

İslam'ı anlatmaya gerek yok, güzellik ve hoşgörü dinidir özünde.. Hristiyanlık, bir yanağına tokat atana ikincisini çevir diyen, inancı uğruna çarmıha gerilen peygamberin getirdiği dindir, Yahudilik, ilk kitaplı din, Kuran-kerim tarafından da kutsal kabul edilen bir din.

Durum böyleyken, Hristiyanlar din adına Haçlı Seferleri düzenlediler, din adına Ortaçağ'ı karanlık bir çağ haline getirdiler. Yahudiler 21. yüzyılda din adına hala Gazze'yi kuşatıyor ve kadın çocuk demeden Filistinlileri öldürüyor. İslam, adını kendi politik görüşlerinin bayrağı haline getiren devlet ve örgütler tarafından adeta hakarete uğruyor. El Kaide, Hizbullah, El Nusra gibi örgütler ve dini resmi ideolojileri haline getirip vahşet uygulayan devletler.

Kısaca, bireylerin yaşamlarını düzenleme konusunda bir rehber olan dinler, konu toplumsal yaşamı düzenlemeye gelince istismara oldukça açıklar ve her dinden her siyasi görüş bu istismarı tarih boyunca en sert şekile yaptı, yapıyor, yapacak. Toplumsal yaşamı bu istismardan koruyabilmek, insan aklı ve deneyimleri, Laiklik kavramını keşfetmiştir ve bu kavram hem dinler hem de bireylar açısından bir sigorta gibidir. Kıymetini her daim bilmek lazım..

net_ria
27-08-2013, 18:30
Siyasal İslam her zaman Emperyalizmle işbirliği yaptı

-BOP projesi ve AKP, Müslüman Kardeşlerin Mısır'da kısa bir dönem iktidara gelmesine göz yumulması bu işbirliğinin ürünü.

-Siyasal İslam’ın sözüm ona ılımlı kanatları, terörist eylemler düzenleyen İslamcıların “Selefi”[El Kaide,El Nusra]

kesimlerini hiçbir zaman temelli bir biçimde mahkum etmediler.

-Demokrat,Liberal kesimlerde aradaki farkın ne olduğunu anlayamadı.

-El Kaide=El Nusra=Canilik kafalarda oluşan bu...

-El kaideciler kendilerinin gerçek Müslüman olduklarını iddia edip,İslamda başka mezhepten olanları ya kurşuna

diziyorlar yada boğazlarını bıçakla kesiyorlar ve ne yazık ki bu teröristler merkezi hükümetler tarafından destekleniyor.

Asmiltak
28-08-2013, 00:48
Şöyle bir haber var. Bana çok garip geldi, böyle buluşma randevusu verilir gibi operasyon tarihi ve detayları verilmesi..

http://dunya.milliyet.com.tr/muhalifler-suriye-de-vurulacak-he/dunya/detay/1755420/default.htm

Ardından şöyle bir haber gördüm, bu da ilk haberin tamamlayıcısı gibi..

http://www.hurriyet.com.tr/planet/24600236.asp

Yaklaşan bir çatışmanın ayak sesleri ise bunlar, biz işin neresindeyiz.. Değerlendirme yine Sn. Bağcı'dan.. Aşağıda dikkatlere sunulur..

Biraz ara kendi adıma, umarım savaşsız bir dönem olur bu süreç..

Suriye acaba Kosova tipi bir model olabilir mi sorusu soruluyor bir makalede. Kosova'da sadece Sırbistan vardı. Burada herkes!! Bir de Bill Clinton vardı.ABD Sırbistan'a Tomahawk guided missiles (akıllı füze) attı. Eldeki envanterin %5 i ile Sırbıstan'ı bitirdi. Hiç bir Avrupa ülkesi destek vermedi. ABD o zaman ''Super değil Hyberpower''idi. geri kalan Tomahawklar Afganistan'da 2001 den sonra Tora Bora dağlarında kullanıldı. El Kaide ve Usame Bin Ladin'e geri kalan %95 kullanıldı. Nortman Truppman firması Bill Clinton'u desteklemişti seçimler öncesinde. Şimdi Obama'nın seçim derdi yok. ABD krizde. En önemlisi ABD Belgrad'taki Çin Büyükelçiliğini ''bombalamıştı yanlışlıkla''. 9 Çinli diplomat ölmüştü. Rusya da ise Boris Yeltsin son senesinde idi. Seçimleri ABD'nin desteiği ile kazanmıştı. Rusya'da halen ABD sempatisi vardı. Bugün Çin eski Çin değil. Rusya hiç değil.. Her iki ülkede ordu ve silahlarını son 14 yılda modernleştirdi ve modernleştirmeye devam ediyor. Rusya Kıbrıs Rum tarafına S-300 füzelerini vermek istediğinde ayağa kalkmıştık. İsmail Cem tepki koymuştu. S-300 ler bugün başta Suriye olmak üzere bir çok ülkede. Ve garantili uçakları vuruyor!!! ABD bugün için ortam olarak pek şanslı durumda değil. İsrail müdahale istiyor. Sina İsrail'in belası durumunda. İngiltere- Fransa ABD'ye faturayı ihale etme niyetinde.İran'ı küçümsemeyin. İran işin içine girerse durum vahim. Kanımızca Batı bu işe pek dikkatli yaklaşıyor. Obama'nın Bush'tan bir farkının olması gerek.. Askeri müdahele öngörülemeyecek yıkımı getirecek. O zaman ne PKK ne PYD ne Türkiye kalır. Hele Türk ordusunun NATO ile birlikte hareket etmesi gerekeceği için Türkiye tam savaş alanı olacak. Kanat ülkeden merkez ülkeye dönüş. 24 Ekim de Potsdam da sunacağım tebliğin ismi aynı zamanda: ''Türkiye bir kanat ülkesinden merkez ülkeye mi?'' Yaptığım okumalar bana gösteriyor ki, müdahil olmak çok pahalı. ''Değerli yalnızlık'' derken, ülkeyi savaş alanına çevirmeyelim. Selin Bölme'nin Türkiyedeki Üsler ile ilgli kitabı güzel örnekler sunuyor. NATO iyi güzel de, bize sadece ''hemşire '' gönderirler o da sağlık hizmeti olarak. 1. Körfez Savaşında yaşananları biliyoruz. Orta Doğu da ''alev topu' büyüyor. Bunu söndürecek su ve itfaiye ise yok. Bu bölge sadece orman yangınları ile yanmıyor, yanarsa herkesi yakacak.. İşin şakası yok. Dünyada yeterince silah var.. İlgilisi için @profbagci: IISS'nin Military Balance dergisine bakmaları yeterli..

Türkiye'nin ''muharip güç''olması, değerler veya ahlaki duruş olarak görülmez uluslararası ilişkilerde.. ''İşgalci '' olursunuz. Bu iş böyledir. Suriye'de yaşanan vahşetten herkes sorumludur. Biz dahil. Sınırlarımızı bile zor kontrol ediyoruz. AB'nin Avrupa Sınırlarını kontrol merkezinin gösterdiğine göre,Türkiye sınırlarını korumakta zorlanıyor. PYD onun için bir unsur.Ayrıca iç savaşlarda sonuçta kaybeden taraf daima sivillerdir. Bugün Türkiye halen Kıbrıs'ta ''işgalci'' olarak görülür.Başbakanın Kıbrıs 'ta yaptığı bir konuşmada Kıbrıslı Türkler çok incinmişti. Sizi biz 'besliyoruz'' demiş ve Kıbrıslılarda biz ''besleme 'değiliz demişti. Kendi insanının onuru ile oynamamayı bilmek gerekir. Biz Kıbrıs'ı kurtardık 1974'te bir iç savaştan, ama halen Kıbrıs hiç bir müslüman ülke tarafından resmi olarak tanınmıyor. Madem önceki hükümetler kötü yaptı, buyrun o zaman siz tanıtın derler adama. Davutoğlu Kıbrıs konusunda bir çok şey söyledi. Ne kadar yol aldık? 57 Müslüman ülkenin hiç biri tanımıyor. Para vermek başka bir şey tanımak başka bir şey. Biz Kıbrıs'ta işgalci miyiz gerçekten? Yoksa kurtarıcı mı? Bu konuda yazan çizen biri olarak hükümetin Kıbrıs politikasını halen merak ediyorum. ''İşgalci'' yaftasını yediniz mi bir defa onu çıkarmak çok zor. Bülent Ecevit'in kararı yerinde idi. Doğru idi.. Ama bize bedeli halen ödetiliyor. Öyle Suriye'ye girelim falan demek kolay. Gir bakalım nasıl çıkacaksın? Teori ve pratik her zaman eşgüdümlü olmuyor... Suriye konusunda 'gönüllü ülke olmak'' demek işgalcilik demektir. İtalya Dışişleri Bakanı açıkladı. Biz olmayacağız diye. Herhalde İtalyan'lar bu konuda çok cahil!! İşgalci olmak iyi bir şey değildir. Türkiye'nin ''işgalci'' olmaması gerek.Kıbrıs'tan sonra Suriye olacak dünyanın gözünde. Buyrun temizleyin bakalım... Hele bir BM kararı olmadan kesinlikle.. Tezkere falanda yeterli değildir.Yeni bir karar gerekir. Meclis kararı. Çünkü sonuçta ''gönüllüler koalisyonu'' işgal edecektir ülkeyi. Esad sütten çıkmış ak kaşık değil. Ama onunla ailece tatil yapan bu ülkenin başbakanı da değil. Sonuç: Devletlerin çıkarları vardır. Türkiye dahil. Demek ki çıkarlar farklılaştı Olur. Normaldir. Ama ortak kabine toplantısı yapıldığı zaman Esad iyidi. Şimdi kötü. Değişen kim ve ne? Ankara-Şam 69 Euro idi THY ile. Koskoca bir kültür yok edildi. Şam'da-Halep'te. Ediliyor.. ve bizler tarihin ve kültürün yıkılışını yaşıyoruz. Türkiye olarak tarihe iyi geçmeyeceğiz Suriye konusunda.. Yazık oluyor ülkeye insanlara.. Homomini lupus der bir latin atasözü. Yani insan insanın kurdudur. Suriye bu anlamda bir istisna değil. Ama insanlık tarihinin yaşadığı büyük bir yıkım yaşanıyor. Biz de yangına odun atıyoruz. Buyrun ''işgalci''statüsüne.. Bir bu noksandı zaten...

net_ria
31-08-2013, 00:48
Kız kardeşle evlilik caiz. Nasır el Ömer, Suriye'de “cihat nikahının kıyılması” ve yaygınlaştırılması için her yerde konuşmalar yapan ve bu nikahı savunan önde gelen bir Selefi Şeyhi. Şimdi de Suriye'de savaşan muhaliflerin “kendi kız kardeşleri ve mahremleri ile nikâhlanabileceklerine dair bir fetva” yayınladı!
(AKP iktidarının desteklediği El_Kaide ve türevleri için geçerli) http://imageshack.us/a/img189/1249/ks9p.jpg

Selefi şeyh Nasır el Ömer, Silahlı mücahitler, namahrem mücahit kadınlar bulamıyorlarsa, o zaman kendi mahremleri (anneleri, kız kardeşleri, kızları, teyzeleri, halaları…) ile evlilik akdi kıysınlar!!!

http://abna.ir/data.asp?lang=10&id=457251

yağmur
01-09-2013, 00:07
Kız kardeşle evlilik caiz. Nasır el Ömer, Suriye'de “cihat nikahının kıyılması” ve yaygınlaştırılması için her yerde konuşmalar yapan ve bu nikahı savunan önde gelen bir Selefi Şeyhi. Şimdi de Suriye'de savaşan muhaliflerin “kendi kız kardeşleri ve mahremleri ile nikâhlanabileceklerine dair bir fetva” yayınladı!
(AKP iktidarının desteklediği El_Kaide ve türevleri için geçerli) http://imageshack.us/a/img189/1249/ks9p.jpg

Selefi şeyh Nasır el Ömer, Silahlı mücahitler, namahrem mücahit kadınlar bulamıyorlarsa, o zaman kendi mahremleri (anneleri, kız kardeşleri, kızları, teyzeleri, halaları…) ile evlilik akdi kıysınlar!!!

http://abna.ir/data.asp?lang=10&id=457251

Selefi Şeyh Nasır el Ömer, daha önce yayınladığı fetvasında Şia ve Alevi kızların esir alınarak cihatçı gruplar arasında adil bir şekilde paylaşılması fetvasını vermişti!! Şimdi de Suriyeli teröristlerin cihat nikahı adı altında kendi kız kardeşleri ve mahremleri ile nikah kıyarak evlenebilecekleri fetvasını verdi!


http://abna.ir/data.asp?lang=10&id=457251

net_ria
01-09-2013, 02:27
http://imageshack.us/a/img41/8305/imnv.jpg

-Barack Obama’nın Suriye hükümetine saldırması durumunda ABD’nin İslamcı terör örgütü el Kaide’yle aynı saflarda savaşmış olacak,

-11 Eylül’de binlerce kişiyi öldürenlerle aynı cephede olması ,11 Eylül'ün tezgah olduğu inancı Dünya kamuoyunda daha da perçinleşecek.

karacengiz
01-09-2013, 23:21
Masum insanları öldüren el qaide adlı farelerden olusan terorist orgütün islam dini ile birlikte anılmasını kınıyorum. Islam dinini savunmak el qaidenin köpeklerine mi kaldı? "Bir insanı öldüren tum insanlığı yok etmis sayılır "
Diyen bir dindir islam dini. Dolayısıyla o itler bizim dinimizin mensubu değildirler.
Sent from my GT-I9305 using hisse.net mobile app

net_ria
03-09-2013, 09:13
Merkez’de casus depremi

İhbar alan Başkan Erdem Başçı, 11 üst düzey bürokratı devletin gizli bilgi ve belgelerini dışarıya sızdırdıkları gerekçesiyle görevden aldı. Haksız yere görevden alındıklarını iddia eden 11 bürokrat, Merkez’i davaya hazırlanıyor.


http://haber.gazetevatan.com/Haber/566196/1/Gundem

Merkez Bankası'nın patronu Babacan'ın sınıf arkadaşı

-Babacan ile TED Ankara Koleji’nden sınıf arkadaşı olan Başçı’nın adı bir dönem önce de gündeme gelmiş ancak dönemin Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer tarafından veto edilmişti.

-Başçı başkan olduktan sonra Merkez bankası bağımsız karar veremez oldu.AKP iktidarının ideolojik yaklaşımına göre kararlar almaya başladı.

-Umarım bu casusluk skandalı siyasi değildir....

net_ria
03-09-2013, 09:31
Merkez Bankası inandırıcı olamadı

Cumhuriyet tarihimizde ilk kez bir Merkez Bankası Başkanı dört ay öncesinden döviz kurunu belirledi ve Aralık ayında ABD Doları fiyatının 1.92’nin altında olacağını söyledi. Oysa, hiçbir Merkez Bankası, kendi basmadığı ve likiditesine hakim olamadığı bir para biriminin fiyatı için ahkam kesemez.

Örneğin; Merkez Bankası istemediği halde Devlet Tahvili almaya zorlanabilir.
Suriye’ye bir askeri müdahale olup olmayacağı belli değil. Eylül ayı içerisinde, ABD Merkez Bankası yeni kararlar açıklayabilir. Bu belirsiz ortamda, 4 ay sonrası için kur açıklamak gereksizdi.

http://ekonomi.milliyet.com.tr/merkez-bankasi-inandirici-olamadi/ekonomi/ydetay/1758269/default.htm

DART VADER
07-09-2013, 18:34
insan olduğunu iddia eden herkesin şu soruyu kendine bıkmadan usanmadan sorması gerekiyor:

"Burası diktatörlükle yönetilen bir ülkeyse, o diktatörün zulmünden şikayetçi olanlar nasıl oluyor da, bir devlet üniversitesinde kimlik kontrolü yapma, başörtülü öğrenciye karışma, eğitim hakkına tecavüz etme, ve okuldan kovma hakkını kendinde görebiliyor?"

Peki bu olayın tam tersi olsaydı... Birkaç başörtülü öğrenci, başı açık iki öğrenciye bu hareketi yapsaydı sizce ne olurdu?

Cevabını ben vereyim...

Şu an yurdun 4 bir yanında eylemler alıp başını gitmiş, sayısız ev ve araba yakılmıştı. Tencere tavalar çarpışıyor, küfürler hakaretler birbirini izliyor, vandallığın zirelerinde dolaşılıyordu. Çünkü burası, özgürlüğü bir nota gibi işine geldiği yerde zurna gibi kullanan azınlığın, dilediği azgınlığa imza attığı bir ülke..

Kimseden ses çıkmıyor..

Asmiltak
08-09-2013, 18:11
insan olduğunu iddia eden herkesin şu soruyu kendine bıkmadan usanmadan sorması gerekiyor:

"Burası diktatörlükle yönetilen bir ülkeyse, o diktatörün zulmünden şikayetçi olanlar nasıl oluyor da, bir devlet üniversitesinde kimlik kontrolü yapma, başörtülü öğrenciye karışma, eğitim hakkına tecavüz etme, ve okuldan kovma hakkını kendinde görebiliyor?"

Peki bu olayın tam tersi olsaydı... Birkaç başörtülü öğrenci, başı açık iki öğrenciye bu hareketi yapsaydı sizce ne olurdu?

Cevabını ben vereyim...

Şu an yurdun 4 bir yanında eylemler alıp başını gitmiş, sayısız ev ve araba yakılmıştı. Tencere tavalar çarpışıyor, küfürler hakaretler birbirini izliyor, vandallığın zirelerinde dolaşılıyordu. Çünkü burası, özgürlüğü bir nota gibi işine geldiği yerde zurna gibi kullanan azınlığın, dilediği azgınlığa imza attığı bir ülke..

Kimseden ses çıkmıyor..

Vurguladığınız olayın, ülkenin yönetim biçimiyle doğrudan bir ilgisi yok bence.. Bunu, 28 Şubat döneminde orada öğrenci olarak bulunmuş biri olarak özellikle ve rahatça söyleyebilirim. Bahsettiğim dönemde ülke genelinde başörtülü öğrenciler üzerinde ağır bir baskı varken tüm başörtülü arkadaşlarımızın en rahat olarak derslere girebildiği ortamın yaratıldığı okuldur ODTÜ.. Yönetim bir çeşit baskı koysa, arkadaşlarımız olarak "onlar yoksa biz de yokuz" diyebilecek kadar iyi arkadaşlıklarımız olmuştur, hala da sürer. Güncel gelişmeleri, Gezi olaylarını, her türlü gelişmeyi, gerek yüz yüze gerekse de sosyal platformlar üzerinden halen gayet medeni bir şekilde tartışırız onlarla.. ODTÜ, başörtüsü ya da başka bir hayat tarzı seçimi yüzünden saldırıların olacağı en son yerdir ülkemizde.

Bizim onların hayat tarzına duyduğumuz saygının aynısını onlardan gördüğümüzü söylemeliyim. Şimdi vurgu yaptığınız olayda, fiziksel tacize varan bir hareket elbette yanlıştır. Ama konunun başörtüsüne saldırı olarak yansıtılması da yanlıştır, tartışmaya muhatap olan insanların okulu yeni kazanıp gelmiş çocuklara, ailelerinin yanında, "bizim yurtlarımızı seçin, ODTÜ Yurtlarını seçmeyin orada fuhuş yapılıyor" demesi de yanlıştır. Konunun detayları Mezunlar Derneği'nin aşağıdaki açıklamasında detaylıca anlatılmaktadır. Bu tip tartışmalara, konuya muhatap olan herkesin açısından bakmak her zaman daha iyidir. Bu durumda karşılıklı olarak yapılan iki ciddi yanlış var özetle..

“Kamuoyunu Yanıltma Çabalarına Karşı Zorunlu Açıklama

Son günlerde yaşanan ve ODTÜyü itibarsızlaştırmaya dönük müdahaleler içeren bazı gelişmeler ve söylemler, konuyla ilgili bir açıklama yapma zorunluluğu doğurmuştur.

Orta Doğu Teknik Üniversitesi, öğrencileri, çalışanları ve mezunlarıyla büyük bir ailedir. ODTÜ'nün bu özelliğini gösteren en güzel örneklerden biri, 2008 yılından bu yana her kayıt döneminde gerekli izinler alınarak gerçekleştirilen “ODTÜ'ye Hoş geldiniz” çalışmasıdır. Bu çalışmanın amacı, çeşitli illerdeki mezun derneklerimiz vasıtasıyla üniversitemiz hakkında bilgilendirilen öğrencilerimizi Ankara Şehirlerarası Otobüs Terminali’nde karşılamak ve öğrencilerin barınma ve beslenme ihtiyaçlarının eğitimleri süresince üniversitemizin güvenli ortamında karşılanmasını sağlamaktır. Bu yıl ise, Ankara Büyükşehir Belediyesi kararı sonrasında söz konusu çalışma AŞTİ yetkililerince engellenmeye çalışılmıştır.

Kayıtların ilk günü olan 4 Eylül tarihinde, her görüşten öğrencilerimiz, yeni gelen öğrenciler ve velileriyle sorunsuz bir şekilde iletişim kurabilmiştir. Ancak 5 Eylül tarihinde, ODTÜ öğrencisi olmayan kişiler üniversitemize girerek “yurtlarda fuhuş yapıldığı, kız öğrencilerin merdiven altlarında düşük yaptığı” gibi yalanlarla açık bir karalama kampanyası yürütmüşlerdir. Bu kampanyayı yürütenlerin aynı zamanda ODTÜ ile ilgisi olmayan bir takım özel yurtlar adına çalışma yürütüyor olmaları dikkate değerdir. ODTÜ’yü kazanan öğrencilerimiz telefonlarla aranarak kendilerine üniversitemiz hakkında gerçek dışı ithamlarla propaganda yapılmış, öğrenci ve velilerimiz tüm bu yaşananlardan duydukları rahatsızlığı dile getirmişlerdir. Ayrıca, duruma tepki gösteren öğrencilerimiz, doğrudan hükümet yetkilileri tarafından hedef gösterilmiş ve bazıları göz altına alınmıştır.

ODTÜ, hiçbir öğrencisini bir diğerinden üstün tutmadan, anayasal bir hak olan eğitim-öğretim hizmetini sunan bir kurumdur. Ayrıca ODTÜ ailesi içinde hiçbir bireyin inancı sorgulanmamakta, herkes inancını dilediği gibi yaşayabilmektedir.

Son günlerde yaşanan en acı olaylardan biri de, hiç kuşkusuz, yerleşkemizin hemen dışında sürdürülen yol inşaatına tepki gösteren vatandaşlarımızın ve çevrede yaşayan ODTÜ’lülerin maruz kaldığı şiddettir. İlgili yasal süreçler sonlanmadan başlatılmaması gereken bir inşaatın, anlayamadığımız bir telaşla yerleşke sınırına ulaştırılması adına yol güzergahındaki bahçelerde bulunan meyve ağaçları topraktan koparılarak sökülmüş, boyu 30 metreyi bulan bir çınar ağacı ve çok sayıda çam ağacı mahallelilerin gözleri önünde ağır iş makineleri tarafından parçalanmıştır. Bu süreçte yaşananları protesto eden insanlara karşı emniyet teşkilatı tarafından orantısız güç kullanılmıştır. Atılan gaz bombaları ve plastik mermiler nedeniyle yaralanmalar söz konusu olmuş, yerleşkemizde birçok kez yangın tehlikesine neden olunmuş ve çevrede bulunan insanlar yoğun gazdan olumsuz etkilenmiştir.

Her türlü yöntem denenerek ODTÜ yıpratılmaya, insani değerlere duyarlılığını ve topluma karşı sorumluluğunu ortaya koyduğu anlarda yalnız ve güçsüz bırakılmaya çalışılmaktadır. Bizleri esas kaygılandıran ise, bu çabanın en az ODTÜ kadar halkımıza ve ülkemize de zarar vermesidir. Toplumda tartışma yaratan bir konunun oldu-bittiye getirilerek değil, konunun muhataplarının katılımı ile şekillendirilmesi demokratik bir toplumun oluşturulması için yaşamsal bir gereksinimdir.”

Asmiltak
08-09-2013, 18:29
Güzel ülkem bir garip.. Bazı gerçeklerin eylemlerin çok temel mantıksal sonuçları olur normal yaşamda.. Şimdi dünkü meşhur olimpiyat mevzusunu bu çerçeveden bir değerlendirelim..

-Geçtiğimiz aylarda, bir milli sporcumuz inşaatta amelelik yaparken hayatını kaybetti,

-Başta en başarılı olduğumuz dal halter olmak üzere, ana spor olan atletizm, güreş gibi spor dallarında doping skandalları had safhada.

-Ülkemizde sporu teşvik, altyapı çalışmaları, devasa bir genç nüfus kaynağını doğru yönlendirme yolları ile değil, kazanana bilmem kaç -cumhuriyet altını, olmadı daire verelim tarzı bir yönetim anlayışıyla sürdürülüyor. Basketbol milli takımı oyuncularının Çankaya Köşkünde Cumhurbaşkanı ile ödül pazarlığı yaptığını izlediğimden bu yana sadık bir seyircisi olduğum basketbolu milli takım düzeyinde izlemiyorum şahsen.

-Yine basketbolda milli kadro seçimlerinde, milli takım hocasının da itiraf ettiği üzere, devlet yönetiminden gelen telkinler rol oynuyor

-Ülkenin en köklü spor klüplerinden biri, 3 Temmuz 2011 gününden itibaren yeşil sahalardan çok yerine politik ve yargısal alanlarda mücadele etmek zorunda bırakılıyor.

-Ülkenin yöneticileri, komşumuza (Suriye'ye) saldırı olursa destekleriz tarzı açıklamalar yapıyorlar.

-Ülkede yaz ayları boyunca siyasi protesto gösterilerinde genç insanlar polis kurşunu ya da dayağı ile hayatlarını kaybetti..

-Bir milli sporcumuz ırkçı söylemler kullanması nedeniyle uluslararası müsabakalardan belli bir süre men cezası aldı.

-Başbakanımız, Oscar, Nobel gibi uluslararası komiteleri, belli çıkar çevrelerinin kendi amaçları doğrultusunda kullandıkları oluşumlar olarak niteledi, IOC'nin de bir uluslararası komite olduğunu sanırım unuttu. Belki yaptıkları tercihten sonra bunu hatırlayıp "Eyy IOC" diye başlayan ve "olimpiyatı sizden öğrenecek değiliz" diye biten bir konuşma yapar, belli olmaz..

-Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi temsilcisi Hasan Arat, yüzlerce, belki binlerce küçük yatırımcıyı mağdur etmiş bir borsa oyuncusu.. Bkz. http://www.hisse.net/forum/showthread.php?t=94487&page=6 mesaj no:66

Gerçekler böyle iken, dün twitter facebook ve forumlarda gördüm ki olimpiyatları, yani özünde fair play olan bir etkinliği ciddi anlamda alabileceğimizi düşünen romantik insanlarımızın sayısı oldukça fazlaymış. Şaşırdım diyemem..

Asmiltak
08-09-2013, 18:47
ODTÜ'de polis çadırları kaldırın çağrısı yapmış. Öğrenciler de çağrıya uyarak çadırları kaldırmışlar, ama aşağıdaki gibi:)

http://img20.imageshack.us/img20/2625/1ra0.jpg (http://img20.imageshack.us/i/1ra0.jpg/)

Logoyu da değiştirmişler, beğendim yeni halini..

http://img843.imageshack.us/img843/4215/89g9.jpg (http://img843.imageshack.us/i/89g9.jpg/)

asagir
08-09-2013, 20:20
http://p1309.hizliresim.com/1f/8/sgfr9.jpg
http://p1309.hizliresim.com/1f/8/sgfq9.jpg

asagir
08-09-2013, 20:32
https://www.youtube.com/watch?v=ICbjBdejb1s

AKP politikalarının motivasyonunu anlamak isteyenler bu marşı iyi dinlesin.

karacengiz
08-09-2013, 20:51
https://www.youtube.com/watch?v=ICbjBdejb1s

AKP politikalarının motivasyonunu anlamak isteyenler bu marşı iyi dinlesin.

Bende bisi var sandım dı. Havanda su dövmeyi seven birisin herhal. Biraz daha mantıklı ve tutarlı yolları secemiyoruz demek ki. laiklik iyi guzel bir sey ama senin gibilerin dilinde artik sakız olmayi haketmiyor bence.

Sent from my GT-I9305 using hisse.net mobile app

asagir
08-09-2013, 21:54
Yolda selam vermeyeceğim kişilere burada cevap vermemin gereği yok...

DART VADER
08-09-2013, 23:45
üstad necip fazıl sözüdür çok begenirim

ELİN OĞLU OKUR ATOMU BÖLER BİZİMKİLER OKUR MİLLETİ BÖLER..

asagir
09-09-2013, 00:12
Karacengiz misin her ne isen... Buradan sonra özelden de taciz-kar yazılarına devam etmişsin. Ağzımı bozmamı sağlayamazsın, benden uzak dur. Başkasına git.

yağmur
09-09-2013, 13:42
http://n1309.hizliresim.com/1f/9/sh7lc.jpg (http://bit.ly/c25MCx)

Aydınlık gazetesinden Mehmet Yuva, Suriye’de kimyasal silah araştırması yapan BM üyeleriyle kaldıkları otelde görüştü. Yuva’nın görüşme ile ilgili aktardığı detaylar şöyle:
2013-08-30, 11:32:252 Yorum "Şam’da görüştüğümüz BM heyeti iki önemli saptama yaptı:

1) Doğu Guta’da kimyasal bomba kullanıldığına dair bir bulgu yok

2) Nasıl öldükleri henüz anlaşılmayan çocuklar, ailelerinin ifadesiyle Özgür Suriye Ordusu’nun rehinesiydi

Angela Kane başkanlığındaki BM heyetiyle, Şam’da dinlenmeye geldikleri otelde görüştük. Heyet, Şam yönetiminin kendileriyle tam bir işbirliği içinde olduğunu anlattı. İncelemelerinde kimyasal başlıklı füze kullanıldığına dair herhangi bir bulguya ulaşmadıklarını belirttiler. BM heyeti cesetlere enjekte edilen maddenin ne olduğunun anlaşılması gerektiğini ifade ettiler.

BM heyetinin en çok dikkatini çeken şey, o kadar çoçuğun o bölgede aynı anda ne aradığıydı.

BM heyetinin görüştüğü ailelerin ifadesine göre çocuklar, ÖSO’nun rehineleriydi. Keza Şam yönetimi de aynı iddiayı savunuyor. BM heyeti, “kimyasal saldırı” iddiasını bir de bu yönüyle araştırdıklarını Aydınlık’a açıkladı. Heyet, doku numunelerinin sonuçlarını bekliyor.

HEYET BU SORULARIN YANITINI ARIYOR

Yanıt aranan sorular Heyet ayrıca şu sorulara da yanıt arıyor:

1. Kimyasal silah kullanıldığı iddia edilen bölge, Duma, Raybin, Ayn Torma, Maaddamiya semtlerini kapsıyor. Suriye Ordusu ile terör grupları arasında yoğun çatışmaların sürdüğü ve yapılaşmanın hemen hemen bulunmadığı bu bölgede o kadar çocuk ne arıyor?

2. Bölgeye kimyasal başlık taşıyan füze fırlatıldıysa, kimyasal saldırıdan neden Suriye Ordusu askerleri ve teröristler etkilenmedi?

3. BM heyeti üyeleri, ölen çocukların bazılarının aileleriyle görüştü. Aileleler, çocuklarının öldürülmesinin üzerinden çok geçmeden olay yerine gittiklerini bildirdi. Çocukları öldüren kimyasal silah nasıl oldu da aileleri etkilemedi?

4. Çocuklar başka bir yerde, kapalı bir alanda herhangi bir kimyasal madde ile öldürülmüş ve cesetleri Doğu Guta'ya bırakılmış olabilir mi?

5. Çocuklara herhangi bir madde enjekte edilmiş olabilir mi?

6. Suriye Ordusu'nun attığı iddia edilen kimyasal silah diğer canlılara zarar vermiş mi?

'MUHALİFLER' BM HEYETİNE İZİN VERMİYOR

Heyet üyeleri, bu sorulara cevap bulmak için çevreden alınan numunelerin ve doku örneklerinin inceleneceğini belirtti. Olayda kaç kişinin öldüğünün, ölümlerin kimyasal silahla mı yoksa başka yolla mı olduğunun bu incelemelerden sonra kesinleşeceğini ve sonuçların raporlaştırılarak BM'ye teslim edileceğini ifade etti.

Heyet, asıl araştırma konusu olan Halep'teki Han Asel köyüne ise, terör gruplarının heyeti köye sokmayacağı tehdidi üzerine henüz gidebilmiş değil. Terör grupları, Han Asel'de görgü tanıklarını da katletti.

asagir
09-09-2013, 23:49
Necip Fazıl KISAKÜREK:
"AMERİKA, DÜNYA VE BİZ
Amerikan politikasını korumakla mükellefiz...Amerikan siyasetini tutmak biricik doğru yol... Amerika'dan nazlı bir sevgili muamelesi görmek biricik dikkatimiz olmalı. Yoksa bir Amerikan bahriyelisinin iki yana açık bacakları arasında mütalaa ettiği kadından ileri geçemeyiz.
Dış siyasetimizde Amerikan siyaseti ve iç bünyemizde Amerikanizm politikasını kendimize tecezzi etmez bir siyaset vahidine göre ayarlamakta büyük ve her işe hakim bir mana gizlidir"
"17 Temmuz 1959, Büyük doğu dergisi"
...............................
Siyasi görüşü ve hayalleri "ABD'nin fahişesi veya nazlı sevgilisi olmak" arasında tercihten ibaret olan, tercihini Amerika'nın nazlı sevgilisi olmaktan yana kullanan ve buna hevesli, özgürlük, bağımsızlık ve birilerinin sevgilisi ya da fahişesi olmadan da yaşanabileceğinden habersiz "Büyük üstat(!)".
Bu "Büyük üstadın" yukarıdaki görüşleri doğrultusundaki öğretilerle yetişenler şimdi memleketi yönetiyor.

Biz de safça soruyoruz: "ABD neden her tarafımızı elliyor"

yağmur
10-09-2013, 00:01
Necip Fazıl KISAKÜREK:
"AMERİKA, DÜNYA VE BİZ
Amerikan politikasını korumakla mükellefiz...Amerikan siyasetini tutmak biricik doğru yol... Amerika'dan nazlı bir sevgili muamelesi görmek biricik dikkatimiz olmalı. Yoksa bir Amerikan bahriyelisinin iki yana açık bacakları arasında mütalaa ettiği kadından ileri geçemeyiz.
Dış siyasetimizde Amerikan siyaseti ve iç bünyemizde Amerikanizm politikasını kendimize tecezzi etmez bir siyaset vahidine göre ayarlamakta büyük ve her işe hakim bir mana gizlidir"
"17 Temmuz 1959, Büyük doğu dergisi"

Siyasi görüşü ve hayalleri "ABD'nin fahişesi veya nazlı sevgilisi olmak" arasında tercihten ibaret olan, tercihini Amerika'nın nazlı sevgilisi olmaktan yana kullanan ve buna hevesli, özgürlük, bağımsızlık ve birilerinin sevgilisi ya da fahişesi olmadan da yaşanabileceğinden habersiz "Büyük üstat(!)".
Bu "Büyük üstadın" yukarıdaki görüşleri doğrultusundaki öğretilerle yetişenler şimdi memleketi yönetiyor.

Biz de safça soruyoruz: "ABD neden her tarafımızı elliyor"

"NECİP FAZIL MENDERES'TEN PARA İSTİYOR"

Habertürk'ün haberine göre şair, dönemin Başbakan'ı Menderes'e mektup yazarak dergi çıkarabilmek için ve tazminat davalarını karşılayabilmek için "belli miktarda maddi yardım" talebinde bulunuyor. Hatta bu talebini "yalvaran" ifadelerle dile getiriyordu.

"SÜRÜNMEKTEYİM, 10 BİN LİRA LÜTFEDİLİRSE.."

"Sürünmekteyim, 10 bin lira lütfedilirse" gibi ifadelerin yer aldığı mektuplarda Necip Fazıl Menderes'e "Benim yaptığımı yapanlara hükümetler ve rejimler servetlerini ve nimetlerini yağdırır" sitemde de bulunuyor.

Aslında Necip Fazıl parayı davalar için değil, kumar için istiyor diyor gazeteci Radikal yazarı tarihçi Ayşe Hür

http://www.timeturk.com/tr/2013/01/03/hur-necip-fazil-menderes-ten-kumar-icin-para-istedi.html

Asmiltak
10-09-2013, 00:03
Eşli, çocuklu 600 kişilik Arjantin safahati, geride sadece uçuş bedeli için 915 bin TL (eski para ile katrilyona yakın sanırım) fatura bırakarak bitti.. Milletimizin kısa süreli Eurovision tadında olimpiyat heyecanı da bitti.. Gerçek gündeme dönelim..

Armutlu, Tuzluçayır, Okmeydanı ve ODTÜ bu gece karışıktı. 2020, 2023, 20xx derken 2013'ü unutmayalım..

http://img14.imageshack.us/img14/7093/b5r7.jpg (http://img14.imageshack.us/i/b5r7.jpg/)

Asmiltak
10-09-2013, 00:18
Şairlerden bahsedilmiş başlıkta. Her daim güncel bir şiir de benden olsun.

Şu 915 bin mevzusu, benzer örneklerde olduğu gibi yine canımı sıktı, yine hatırlattı bu şiiri bana..

Han-ı Yağma

Bu sofracık, efendiler - ki iltikaama muntazır
Huzurunuzda titriyor - bu milletin hayatıdır;
Bu milletin ki mustarip, bu milletin ki muhtazr!
Fakat sakın çekinmeyin, yiyin, yutun hapır hapır...

Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin,
Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!

Efendiler pek açsınız, bu çehrenizde bellidir
Yiyin, yemezseniz bugün, yarın kalır mı kim bilir?
Bu nadi-i niam, bakın kudumunuzla müftehir!
Bu hakkıdır gazanızın, evet, o hak da elde bir...

Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin,
Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!

Bütün bu nazlı beylerin ne varsa ortalıkta say
Haseb, neseb, şeref, oyun, düğün, konak, saray,
Bütün sizin, efendiler, konak, saray, gelin, alay;
Bütün sizin, bütün sizin, hazır hazır, kolay kolay...

Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin,
Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!

Büyüklüğün biraz ağır da olsa hazmı yok zarar
Gurur-ı ihtiıamı var, sürur-ı intikaamı var.
Bu sofra iltifatınızdan işte ab u tab umar.
Sizin bu baş, beyin, ciğer, bütün şu kanlı lokmalar...

Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin,
Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!

Verir zavallı memleket, verir ne varsa, malını
Vücudunu, hayatını, ümidini, hayalini
Bütün ferağ-ı halini, olanca şevk-i balini.
Hemen yutun düşünmeyin haramını, helalini...

Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin,
Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!

Bu harmanın gelir sonu, kapıştırın giderayak!
Yarın bakarsınız söner bugün çıtırdayan ocak!
Bugünkü mideler kavi, bugünkü çorbalar sıcak,
Atıştırın, tıkıştırın, kapış kapış, çanak çanak...

Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin,
Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!

Tevfik Fikret