View Full Version : Tendeki koku
Arkadaşlar merhaba. Ben yeni üye oldum. Sağlık problemleriyle ilgili bir çok yazı okudum. Benimde böyle bir sorunum var. Evlenmeyi düşündüğüm erkek arkadaşımdan inanılmaz derecede rahatsızlık duyuyorum. Nedeni teninden gelen rahatsızlık verecek derecede ağır bir koku hissetmem. İlk başta geçer diye pek takmadım ama sonra devamlı hissetmeye başladım ve bu koku yüzünden kendisinden uzaklaşmak zorunda kaldım. Bu kokuyu tarif edemiyorum. Ne ter kokusu, ne ağız kokusu, ne kafa kokusu tarifi mümkün değil. Bana bu konuda yardımcı olmanızı istiyorum. Her hangi bir iç rahatsızlığı olabilirmi? Beni bilgilendirirseniz çok sevinirim. Teşekkür ederim.
Arkadaşlar merhaba. Ben yeni üye oldum. Sağlık problemleriyle ilgili bir çok yazı okudum. Benimde böyle bir sorunum var. Evlenmeyi düşündüğüm erkek arkadaşımdan inanılmaz derecede rahatsızlık duyuyorum. Nedeni teninden gelen rahatsızlık verecek derecede ağır bir koku hissetmem. İlk başta geçer diye pek takmadım ama sonra devamlı hissetmeye başladım ve bu koku yüzünden kendisinden uzaklaşmak zorunda kaldım. Bu kokuyu tarif edemiyorum. Ne ter kokusu, ne ağız kokusu, ne kafa kokusu tarifi mümkün değil. Bana bu konuda yardımcı olmanızı istiyorum. Her hangi bir iç rahatsızlığı olabilirmi? Beni bilgilendirirseniz çok sevinirim. Teşekkür ederim.
Evlenmekten vazgeçin.
Teşekkür ederim. Zaten şu durumda evlenmeyi düşünmüyorum.
TOPTANCI
16-12-2006, 21:26
Siz burayı sağlık sitesimi zannettiniz :confused: ..ilginç ! hemde ilk mesajınız..erkek arkadaşınıza sordunuzmu ne kadar aralıklarla banyo yapıyor ..yada sorun sizde alerjikmi ...düşündünüzmü :düsün:
Siz burayı sağlık sitesimi zannettiniz :confused: ..ilginç ! hemde ilk mesajınız..erkek arkadaşınıza sordunuzmu ne kadar aralıklarla banyo yapıyor ..yada sorun sizde alerjikmi ...düşündünüzmü :düsün:
Sağlık bölümünde açılmış.
Banyoyla - alerjiyle ilgisi olmayabilir. Bazı insanlar neden bilmem ama kokuyor.
Siz burayı sağlık sitesimi zannettiniz :confused: ..ilginç ! hemde ilk mesajınız..erkek arkadaşınıza sordunuzmu ne kadar aralıklarla banyo yapıyor ..yada sorun sizde alerjikmi ...düşündünüzmü :düsün:
Forumda sağlık başlığı altında geçiyor. Sadece belki böyle bir duruma rastlayanlar olmuştur diye yazdım. Arkadaşım gayet temiz birisi bunun banyo yapmamakla ilgisi yok. Bendede alerjik bir durum olmadığına eminim. Ve sorunumu dalga geçmeniz içinde yazmadım.:mad:
trader_77
16-12-2006, 21:37
En mantıklısı arkadaşınızın bir an önce doktora gitmesi bence.Belki ciddi birşey vardır.Düzelirse ilişkinizde kurtulmuş olur.Forumlarda zaman kaybetmeyin bence sağlık çok önemli çünkü.
greenleaf
16-12-2006, 21:37
simdi o konu biraz garip bir konudur insanların koku alması da onemli. bazıları her kokuyu alır. esik deger denen birsey var.. klimalar dersinden hatırlarım. yaslıların yaydıkları kokular falan filan bitmez bu muhabbet. bence sizin de bir psikoloğa gozukmeniz gerekebilir. aynı zamanda sorunu olan beyefendi..
MAKİNİST
16-12-2006, 21:39
sayın hatıra; tutun elinden bir hastaneye gidip çek-ap yaptırın...o zaman ortaya çıkar sanırım nesi olduğu...ya da yediği şeyleri araştırın...bazı yörelerin insanları o bölgeye has şeyleri çok sever ve her zaman yerler...öyle birşey yiyor olabilir...(mesela insan pastırma yediğinde teri çemen kokuyor)...
önerileriniz için teşekkür ederim. hissettiğim kokunun psikolojiyle ilgisi yok. ama iyi bir sağlık kontrolünden geçmesi gerekecektir. Gerçi buda nekadar çözüm olur bilmiyorum. Herkese iyi akşamlar.
Seyfullah
17-12-2006, 00:15
-arkadaşınızın sizden sakladığı bir rahatsızlığı olabilir
-arkadaşınız size söylemediği kötü kokan bir ilaç kullanıyor olabilir
-arkadaşınız çürümeye başlamış olabilir
en iyisi bi doktora gitmek
Ebu Computer
17-12-2006, 01:28
Bence zamanla alışılır.
Bir kız bir aileye gelin gelir. Aile deri tabaklamaktadır ve dolayısıyla ev çok kötü kokar.
Kız hergün sabah akşam evi siler süpürür temizler. Aylar böyle geçer.
Birgün kaynanası ve kayın pederi ile gelin arasında bir tartışma çıkar.
Gelin dayanamaz konuşmaya başlar:
- Bana bakın ben bu eve gelin geldiğimde bu ev leş gibi kokuyordu ama ben aylardır hergün sabah akşam evi sildim süpürdüm temizledim sayemde evde koku kalmadı.
Kayın pederi cevap verir:
- Ahhhh kızım ahhh koku kaybolmadı aradan geçen aylarda seninde burnun kokuya alıştı.
Saygılarla...
:cool:
Ebu Computer
17-12-2006, 23:39
Eğer sürekli çemen pastırma türü şeyler yiyen biriyse ten kokusu olması normal ve bu koku yazın dahada belirginleşir.
Birde sarmısağın faydalarından dolayı sarmısak yutanlar var yada çok sarmısak yiyenler bunlardan böyle bir koku gelebilir.
Vücudunun bir yerinde yara iltihap olan kişilerden bu tür bir koku gelebilir.
Mesela zencilerde nedendir bilinmez ağır bir ten kokusu var kadınlarındada erkeklerindede.
Ama arada sevgi varsa zamanla alışılır bu kokuya.:oley:
Saygılarla...
:cool:
trakyalı
17-12-2006, 23:57
Bizim oralarda çocuk doğduğunda tuzlarlar.Özellikle ayaklarını,kotuk altların vs. kokmasın diye.
Bu arkadaşınızı tuzlamamışlar demek ki.
Bunu ciddi yazıyorum.Eskiler bilir.
Çok kokanlara seni tuzlamamışlar derler.
Ama benim de tavsiyem teni kokan biriyle evlenilmemesi yönünde.Yıllarca o koku hiç çekilmez.
Ebu Computer
18-12-2006, 00:20
Birde olayın şu yönü var o koku bir gün kaybolup gitse bile psikolojik olarak bu kokuyu her zaman hissedebilirsiniz bu da hoş değil.:(
Sürekli burnunuza o koku gelebilir.
Saygılarla...
:cool:
Bizim oralarda çocuk doğduğunda tuzlarlar.Özellikle ayaklarını,kotuk altların vs. kokmasın diye.
Bu arkadaşınızı tuzlamamışlar demek ki.
Bunu ciddi yazıyorum.Eskiler bilir.
Çok kokanlara seni tuzlamamışlar derler.
Ama benim de tavsiyem teni kokan biriyle evlenilmemesi yönünde.Yıllarca o koku hiç çekilmez.
Koyu renk olan yerleri içten yazdıysan:vurkafa: :vurkafa: :vurkafa: , bu çağda tıbbı ayaklar altına aldığın anlamına gelir...
Eskiler taş devrinde de yaşıyordu.Bu taş devri hayatını devam ettireceğimiz anlamına gelmez.
Temiz insan kokmaz.Kokuyorsa hergün banyo yapsın bence düzelir.Daha beteri var :Ağız kokusu ise son derece dramatiktir o duş almayla falan gitmiyor :D
Yaşanmış bir olay anlatayım.
Çok büyük bir deri fabrikasına nisbeten yakın oturan bir tanıdığım bir belediye otobüsüne biner. Otobüsde rahatsız edici bir koku duyar. Bir süre sonra şık giyimli bir hanım hemen yakınındaki üstünden gariban olduğu anlaşılan birine verip veriştirir. "Sizde hiç topluma saygı yok mu? Bu ne rezalet" vs diye çok sert bir çıkışta bulunur. Gariban vatandaş yaşadığı olayın ve ezikliğin etkisi ile kem küm etmeye çalışır ama nafile. Tanıdığımın hemen orada bir ilginç bir durum dikkatini çeker. hemen yan tarafda yine oldukça derli toplu giyinmiş başka biri vardır. Bayanın her çıkışında kulak kabartmakta ve her serzenişte yüz mimikleri değişmekte ancak sesini bile çıkarmamaktadır. Tanıdığım bu kokunun hamderi işinde çalışanlarda olduğunu ve kokunun da şık giyimli kişiden geldiğini anlaması uzun sürmez. Ancak olan da gariban vatandaşa olmuştur.
Ebu Computer
18-12-2006, 00:48
Bir kız bir aileye gelin gelir. Aile deri tabaklamaktadır ve dolayısıyla ev çok kötü kokar.
Kız hergün sabah akşam evi siler süpürür temizler. Aylar böyle geçer.
Birgün kaynanası ve kayın pederi ile gelin arasında bir tartışma çıkar.
Gelin dayanamaz konuşmaya başlar:
- Bana bakın ben bu eve gelin geldiğimde bu ev leş gibi kokuyordu ama ben aylardır hergün sabah akşam evi sildim süpürdüm temizledim sayemde evde koku kalmadı.
Kayın pederi cevap verir:
- Ahhhh kızım ahhh koku kaybolmadı aradan geçen aylarda seninde burnun kokuya alıştı.
Burdaki olayda evde deri tabaklanmasından kaynaklanıyordu.:gulen:
Birde kişi ne kadar banyo yaparsa yapsın yukardada dediğim gibi fazla pastırma ve çemen yiyorsa koku gitmez biraz terlese vücudu kokar.
Saygılarla...
:cool:
Baydisiplin
18-12-2006, 00:56
--sarmısak kokusu
--pastırma çemeni kokusu
--koltuk altı bakımsızlığı nedeni ile koku
--duş alınsa bile yeterince keselenilmemesi ve ölü derilerin arındırılmaması nedeni ile sonrasında kokunun devam etmesi
-- duş alınsa bile temiz iç çamaşırı veya kazak gömlek giyinilmemesi, kirli elbiselerin giyilmesi
--belediye otobüsü ile sık yolculuk yapılması ve sürekli terlemenin mümkün olduğu ortamlarda bulunma
--koltuk altı için benzeri pudra ve deodorantların kullanılmaması
-- çorap değiştirmeme ayağın havasız kalması sürekli yıkanmaması
--kokarca ile arkadaşlık kurulmuş olma ihtimali
arkadaşınızdan gelen koku ne tür bir koku yukarıda aklıma gelenlerden hangisine daha uygun?
--
et türü şeyler fazla yemeyin
Seyfullah
18-12-2006, 01:13
Alınabilecek önlemler;
- Yemekten sonra dişleri fırçalamak(sabah uyanınca da),
- Her sabah duş yapmak,
- Koltukaltı için sticker kullanmak,
- Fransız olmayan bi eu de toilette'e dadanmak (Uzun süre etkili olanından)
- Cumartesi banyoya daha fazla zaman ayırmak,
- Yeme alışkanlıklarını kokuyu da gözönünde bulundurarak düzenlemek,
- Düzenli spor yapmak ve spordan hemen sonra duş almak
- Elbiseleri ve iç çamaşırlarını sık sık değiştirmek ve yıkamak
Bütün bunlara rağmen koku devam ediyorsa topikteki bir önceki mesajım geçerli.
Koyu renk olan yerleri içten yazdıysan:vurkafa: :vurkafa: :vurkafa: , bu çağda tıbbı ayaklar altına aldığın anlamına gelir...
Eskiler taş devrinde de yaşıyordu.Bu taş devri hayatını devam ettireceğimiz anlamına gelmez.
Eskilerin yaptıları bugün ne kadar saçma gelse de, uyguladıkları şeyler yılların tecrübesi ve birikimidir. Ben buna inanarım. Eğer tuzluyorlarsa vardır bir sebebi ve işe yarıyordur mutlaka.
Baydisiplin
18-12-2006, 01:38
Eskilerin yaptıları bugün ne kadar saçma gelse de, uyguladıkları şeyler yılların tecrübesi ve birikimidir. Ben buna inanarım. Eğer tuzluyorlarsa vardır bir sebebi ve işe yarıyordur mutlaka.
kurban kesince derisi hemen tuzlanır,kavurma neden tuzludur? veya çiğ eti kıymayı neden tuzlarız? daha uzun süre dayanıp çabuk kokmasın diye, tuzlama olayı anadolu hala mevcuttur, tabii şimdiki gibi billur tuz yokmuş o zaman kaya tuzu ile tuzlanırmış, sonuçta eskiden nasıl bitkisel ilaçlar kullanılıyorsa şuan hala kullanılıyor vardır tuzlamanında bilimsel bir açıklaması,
BEBEK TUZLAMA (http://www.google.com.tr/search?sourceid=navclient&ie=UTF-8&rls=GGLR,GGLR:2006-50,GGLR:en&q=bebek+tuzlama)
valla bir kelle paça tuzlama olsada yesek iyi olurdu:D
Bence hemen uzaklaşman lazim irsi bir durumdur.Acaba fransızmı karşı cins merak ettimde benimde gençliğimde acı bir tecrübem olmuştu .
metin6144
18-12-2006, 01:59
Ben soruyu soranın tekrar gelip cevapları okuyacağını sanmıyorum. Ama aramızda güzel bir beyin fırtınası oluşturdu sağolsun. Çorbada tuzum olsun maksadıyla deriye açılmış bir kronik bir abse veya akıntı oluşturacak bir enfeksiyon da koku yapar diyeyim. Nasihat maksadıyla ise huyu güzel olsun diyeyim.
Eskilerin yaptıları bugün ne kadar saçma gelse de, uyguladıkları şeyler yılların tecrübesi ve birikimidir. Ben buna inanarım. Eğer tuzluyorlarsa vardır bir sebebi ve işe yarıyordur mutlaka.
:vurkafa: :vurkafa: :vurkafa: :vurkafa: :vurkafa: :vurkafa:
dostum ben doktorum ve tıbbi olarak hatalı diyorum inatla doğrudur diyorsun
JoNaThAn
18-12-2006, 02:04
koku herşeyden önemli..hatta hemen herşey..bu yüzden evlenmeden önce yerinde karar vermeli..böyle bir durum varsa..sonraları çok sorun olur.
trakyalı
18-12-2006, 13:42
Koyu renk olan yerleri içten yazdıysan:vurkafa: :vurkafa: :vurkafa: , bu çağda tıbbı ayaklar altına aldığın anlamına gelir...
Eskiler taş devrinde de yaşıyordu.Bu taş devri hayatını devam ettireceğimiz anlamına gelmez.
Tıbbın çözemediği ve kocakarı ilaçlarına başvurduğu olaylar yok mu?
Bizim evde ilaç son çaredir.Bitkisel çay ve doğal yiyeceklerle grip vs hastalıklardan korunuyoruz.
Teni kokan birinin ameliyatla ter bezlerinin alınması sağlık açısından ne derece iyi olduğunu kim söyleyebilir.
Bence eskilerin yaptıkları her şeyde bir tecrübe vardır.
Örneğin;
İşkembe çorbası neden sirke ve sarısaka ile yenir hiç düşündünüz mü?
Çünkü işkembe kollestrol yapar ve sirke ile sarımsak bunu önler.
Size taşdevrinde yaşayın demiyorum ama onların bazı buluşlarını göz ardı etmeyin derim.
Sağlıklı kalın....
Desperado
18-12-2006, 13:57
pastirma da yenir hani ama... yumurtayi da kiracan ustune... immm.. nefis...
sevgi sevgiliyi pastirma kokarken bile bagrina basmaktir...
vay be, ne laf oldu...
Seyfullah
18-12-2006, 15:10
Tıbbın çözemediği ve kocakarı ilaçlarına başvurduğu olaylar yok mu?
Bizim evde ilaç son çaredir.....
Hastalık ilaçla bir haftada, iyi beslenmeyle 7 günde geçer :gulen:
Evlenmekten vazgeçin.
Çok önemli bir konu,sayın balaban'la aynı görüşü paylaşıyorum.
sn hatıra arkadaşınıza adaçayı içmesini öneririm.sevgi kuvvetliyse her sorun çözülür.:)
Tıbbın çözemediği ve kocakarı ilaçlarına başvurduğu olaylar yok mu?
Bizim evde ilaç son çaredir.Bitkisel çay ve doğal yiyeceklerle grip vs hastalıklardan korunuyoruz.
Teni kokan birinin ameliyatla ter bezlerinin alınması sağlık açısından ne derece iyi olduğunu kim söyleyebilir.
Bence eskilerin yaptıkları her şeyde bir tecrübe vardır.
Örneğin;
İşkembe çorbası neden sirke ve sarısaka ile yenir hiç düşündünüz mü?
Çünkü işkembe kollestrol yapar ve sirke ile sarımsak bunu önler.
Size taşdevrinde yaşayın demiyorum ama onların bazı buluşlarını göz ardı etmeyin derim.
Sağlıklı kalın....
Yazdıklarınızda anladığım şu;
"sabah lolipopları" isimli programları çok izliyorsunuz
yada
hergün Bulvar vs. okuyorsunuz.
1-Tıp kocakarı ilaçlarına başvurmaz.
2-Grip vs.durumunda tıp sıvı alınmasını önerir. Kuşburnu vs. önermez önersede bunu sadece ama sadece sıvı amaçlı olarak söylenir
3-Ameliyatla terbezi alınmaz.
4-Verdiğiniz örneği deneyin yani işkembe+sarımsak+sirke ve kolesterolünüzü ölçtürün kaç olduğunu burada paylaşın.
5-Tıpdaki gelişmeleri takip için yukarıda yazdığım gazeteler yada programları bırakın elinizin altında şu an kullandığınız interneti kullanın.
6-Bu bilgileriniz ile hiç kimseye tıbbi telkinlerde bulunmayın. Hatta tıp ile ilgili hiç konuşmayın ki arkanızdan konuşulmasın.
7-Bilmediğiniz konularda konuşmayın, yazmayın, yorum yapmayın.
Baydisiplin
18-12-2006, 23:20
sevgili bonnie siz doktorsunuz elbette burdaki insanlardan ve benden sağlık alanında daha bilgilisiniz, ama şunu merak ediyorum bu tıp ilerlemeden önce taş devrinde insanlar başları ağrıyınca vermidon ve novalgini gidip karşı mağaradaki eczaneden alamayacaklarına göre bu adamlar ne yapıyordu ağrıdan gripten mide ağrısından, öksürükten veya daha değişik sebeplerden hemen ölüyorlarmıydı illaki bu tıbbın ilaç sanayininde bir temeli vardır , kaldıki ben ciğerlerim iltihaplandığında pekmeze ve bala dayanıyorum ve antibiyotik kullanmadan çabucak iyileşebiliyorum, yani ilaç gibi tesir eden doğal olarakta doğada bulunan birçok bitki ve karışım buna kuşburnu da dahil sağlık açısından yararsızdır demekde tıbbı reddetmek gibi hatalı bir düşünce tarzı olur.
sevgili bonnie siz doktorsunuz elbette burdaki insanlardan ve benden sağlık alanında daha bilgilisiniz, ama şunu merak ediyorum bu tıp ilerlemeden önce taş devrinde insanlar başları ağrıyınca vermidon ve novalgini gidip karşı mağaradaki eczaneden alamayacaklarına göre bu adamlar ne yapıyordu ağrıdan gripten mide ağrısından, öksürükten veya daha değişik sebeplerden hemen ölüyorlarmıydı illaki bu tıbbın ilaç sanayininde bir temeli vardır , kaldıki ben ciğerlerim iltihaplandığında pekmeze ve bala dayanıyorum ve antibiyotik kullanmadan çabucak iyileşebiliyorum, yani ilaç gibi tesir eden doğal olarakta doğada bulunan birçok bitki ve karışım buna kuşburnu da dahil sağlık açısından yararsızdır demekde tıbbı reddetmek gibi hatalı bir düşünce tarzı olur.
Benim bilgi alanım dışında ama daha önce aspirinin hikayesi ile ilgili aşağıdakine benzer bir yazıyı okumuştum. Ancak o çağda söğüt kabuklarının faydalı olduğunu nasıl keşfettiler acaba?
http://tr.wikipedia.org/wiki/S%C3%B6%C4%9F%C3%BCt
Eski Sümer ve Mısır kayıtlarında söğüt ağacı kabuğunun ağrı ve ateş tedavisinde kullanıldığı ile ilgili bilgiler yer almaktadır. M.Ö. 5.YY'da Yunanlı doktor Hipokrat söğüdün ilaç olarak kullanımından bahsetmiştir. Amerika yerlilerinin de söğüdü tedavi amacıyla sık sık kullandığı bilinmektedir.
Söğüt ağacı kabuğundaki aktif madde Salisin'dir. Kristal formu ilk olarak 1828'de Fransız eczacı Henri Leroux tarafından izole edilmiştir. Saf formu İtalyan kimyager Raffaale Piria tarafından elde edilmiştir. Suda çözündüğü zaman asit özelliği gösterdiğinden (ph 2.4) Salisilik asit olarak adlandırılmıştır.
1897'de Felix Hoffmann sentetik olarak salisin'in değiştirilmiş bir formunu elde etmeyi başardı. Yeni bileşik salisilik asitten daha az mide problemlerine yol açıyordu. Bu yeni ilaç, yani Asetil Salisilik Asit Hoffman'ın işvereni olan Bayer firması tarafından Aspirin olarak adlandırıldı ve dünyanın en çok kullanılan ilacı haline geldi.
sevgili bonnie siz doktorsunuz elbette burdaki insanlardan ve benden sağlık alanında daha bilgilisiniz, ama şunu merak ediyorum bu tıp ilerlemeden önce taş devrinde insanlar başları ağrıyınca vermidon ve novalgini gidip karşı mağaradaki eczaneden alamayacaklarına göre bu adamlar ne yapıyordu ağrıdan gripten mide ağrısından, öksürükten veya daha değişik sebeplerden hemen ölüyorlarmıydı illaki bu tıbbın ilaç sanayininde bir temeli vardır , kaldıki ben ciğerlerim iltihaplandığında pekmeze ve bala dayanıyorum ve antibiyotik kullanmadan çabucak iyileşebiliyorum, yani ilaç gibi tesir eden doğal olarakta doğada bulunan birçok bitki ve karışım buna kuşburnu da dahil sağlık açısından yararsızdır demekde tıbbı reddetmek gibi hatalı bir düşünce tarzı olur.
Tedavi her devirde farklılık göstermiştir. Bir zamanlar büyücülük ile iyileştirilen yada iyileştirildiği sanılan hastalıklar vardı. Sonradan insanlar zekalarını da kullanarak doğadaki bitkilere yöneldi.
Doğadaki bitkilerde bugün kullandığımız ilaçların temelini oluşturdu.
Günümüzde farmakoloji yani ilaç biliminde klinikte kullanılan ilaçların vücutta oluşturduğu toksik yani zehirli etkileri, yan etkileri, dozaj tespiti gibi incelemeler yapılır. Sonuç olarak ilaçların çoğu bitkilerden oluşturulmakta.
Ancak önemli olan nokta bu bitki özlerinin toksik doz yada etki dozajları vs. tespiti yapılarak veriliyor.
Bugün birçok ilaç laboratuvarında bir ilaç piyasaya sunulmadan önce yıllar alan denemelerden geçirilmekte.
Piyasadan alacağınız ve * hastalığına iyi geleceği söylenen bir otu, kullandığınız takdirde diğer organlara zararlı etkileri çıkabilmekte.
Şahit olduğum kişiler var; damarlarındaki daralma için kullandığı ot nedeni ile böbrekleri zarar görmüş... Prostat için kullandığı ot nedeni ile karaciğer zedelenmesi meydana gelmiş...
Bunlar benim gördüklerim görmediğim birçok kişininde olacağını düşünüyorum....
Bu kadar yazı sonrasında ;
16 sene önce mezun oldum. Çocuk hocam mezun olmadan önceki 3 sene boyunca yenidoğan'ı tuzlamanın hatalarını anlattı durdu. "Halk arasındaki bu yanlış inanışı ortadan kaldırmamız lazım" diye bahseder dururdu. Tuzlama nedeni ile hastanede yatan bebekler gördüm...
Şimdi burada bunun ile ilgili yazı görünce tepkimi yani hatalı olduğunu belirttim
olmadı
bu sefer doktorum diye yazdım tuzlama hatalı dedim.
olmadı
ama insaf ...
kamera şakası gibi konunun uzatılması
Bilmediği konularda biliyormuş gibi konuşanlara karşı hemen tepki veririm. Bu benim yaşamımın bir parçası.
Birgün okuma yazma bilmeyen bir kişinin bunu bana karşı böbürlenerek söylemesi, benim o adamla kavga etmeme neden oldu.
Kendi personelim, iş ile ilgili bir konuda abuk sabuk konuştu, kovaladım...
Hergün konuştuğum doktor, kovaladım
Şahsa yönelik değil yapım böyle...
Arkadaşlar bu balıkmı tuzlanıyor:D üstelik doktorumuz sağlıksız diyor.
Adaçayı gibi çözümler üretenler bence yanılıyor. Koku çok önemli sevgiyle halledilecek bir şey değil. Şimdi insanlar kokmazken bile geçinemiyor öyle bir durumda iki günde yollar ayrılır. İlk başta kestirip atmak en iyi çözümdür.
Kötü koku ya da iyi koku diye birşey yoktur hatırlatmakda fayda var :) Kötü olarak nitelendirdiğmiz koku türlerini psikolojik olarak o şekilde algılıyoruz..
Ortaya attığım konunun bu kadar rağbet göreceğini hiç sanmıyordum. Herkes kendi fikrini söyledi. Sağolun. Ama ben kararımı verdim ve evlenmekten vazgeçtim. insan çok şeye göğüs gerebilir ama bu konu hepsinden hassas. Bunu aşamayacağıma eminim artık. Hoşçakalın.
TOPTANCI
19-12-2006, 22:45
Tendeki koku ve bebeleri tuzlama ....çevremde biraz araştırma yaptım biri yeni doğan bebesini tuzlamada aşırıya kaçmış bebesi iki gün sonra alerjik reaksiyondan öldüğünde evlat katili olduğundan haberi bile yok düşünebiliyormusunuz ne kadar acı bir durum ...
Elinin altında internet olan çoğu teşhis koyar kendine ilaç arar ! kimi kullandığı ilacın yan etkisini hiç düşünmeden tavsiye üzerine ilaç kullanır alerjik reaksiyondan haberi yoktur ...yeniden aklını kullanıp doktora gider kendisinde oluşan yan etki nedeniyle tedavi olur öğrenir ...
Hastalığını araştırmak uzmanını bulup tedavi olmak gibisi varmıdır ...
greenleaf
20-12-2006, 01:07
Ortaya attığım konunun bu kadar rağbet göreceğini hiç sanmıyordum. Herkes kendi fikrini söyledi. Sağolun. Ama ben kararımı verdim ve evlenmekten vazgeçtim. insan çok şeye göğüs gerebilir ama bu konu hepsinden hassas. Bunu aşamayacağıma eminim artık. Hoşçakalın.
her iki tarafta trafik kazası gecirmediler. ne mutlu bize. bir yuvayı daha dagılmadan dagıttık.:D
Şimdi burada bunun ile ilgili yazı görünce tepkimi yani hatalı olduğunu belirttim
olmadı
bu sefer doktorum diye yazdım tuzlama hatalı dedim.
olmadı
ama insaf ...
Hocam birkac konuda fikrinizi almak istiyorum...
Bir donem calistigim bir firmada bir ilac firmasinin reklamlarini yapiyordum.. Urunu tanitmak icin dogal olarak ayrintili brief alirdik... Ayni zamanda arastirmalar yapardik... Ve o donemde edindigim bilgiler beni kotu yonde etkiledi... Özellikle ilaclarin yan etkileri ve vucutta olusturduklari serbest radikaller ve bunlarin vucudumuzda yarattigi tahribatlar... Acikcasi bazen bilmek iyi mi? diye dusunuyorum... :)
O zamanlar fazla genc ve sporla ilgili oldugumdan cok fazla hasalanma olmamisti simdi ise herhangi bir hastalik durumunda (cok ciddi olmamasi kaydiyla) vucuduma guveniyorum ve hastaligin iyilesmesini bekliyorum... Ama oyle nane limonlu atraksiyonlara girdigimi soyleyemem :oley: Bir arkadasim kanyak ve karabiberi kaynatarak icmenin asiri terlemeye dolayisiyla toksinleri vucuttan arindirmaya yaradigini soylemisti ama hala uygulamis degilim. Bu yaptigim dogru bir sey mi uzun vadede vucuduma guvenmemin bana zarari olur mu?
Gene kulaktan olma bilgilerle konusuyorum... Ozellikle antibiyotik kullanimlarinda bir hastaligin tedavisi gecirilebiliyor fakat ayni hastaligin bir sonraki tekrarinda hasaligi ureten virus veya mikrop bu antibiyotige karsi bagisiklik kazaniyor ve bir sonraki tedavilerde antibiyotik miktari veya dozaji artiyor... Bu dogru bilgimidir?
Gene Türkiye'deki ilac kalitesi hakkindaki fikirlerinizi ogrenmek isterim... 3. dunya ulkelerinde ab ve abd'nin uyguladigi ilac stratejileri Türkiye icin kismi de olsa gecerli midir?
Son olarak (yanlis yazmis olabilirim) gingo biloba agacindan elde edilen bir ilac var tam teknik olarak yazamiyorum unuttum :) bu ilacin vucuttaki serbest radikallerin olusumunu engelledigi soyleniyor... Bu konudaki fikirleriniz nelerdir.. bu ilaci almak faydalimidir... Ozellikle ileri yaslarda beyinde olusan serbest radikallerin ve neden olduklari fonksiyon bozuklugu, duyu bozukluklari, algilama problemleri, beyin kanamalari, hafiza sorunlarini geciktirdigi soyleniyor... bilgili bir agizdan bir yorum alabilirsem cok memlun olurum..
tesekkurler simdiden :)
Ortaya attığım konunun bu kadar rağbet göreceğini hiç sanmıyordum. Herkes kendi fikrini söyledi. Sağolun. Ama ben kararımı verdim ve evlenmekten vazgeçtim. insan çok şeye göğüs gerebilir ama bu konu hepsinden hassas. Bunu aşamayacağıma eminim artık. Hoşçakalın.
demekki yeterince sevmemişşiniz
... Özellikle ilaclarin yan etkileri ve vucutta olusturduklari serbest radikaller ve bunlarin vucudumuzda yarattigi tahribatlar... Acikcasi bazen bilmek iyi mi? diye dusunuyorum...
… uzun vadede vucuduma guvenmemin bana zarari olur mu?
Gene kulaktan olma bilgilerle konusuyorum... Ozellikle antibiyotik kullanimlarinda bir hastaligin tedavisi gecirilebiliyor fakat ayni hastaligin bir sonraki tekrarinda hasaligi ureten virus veya mikrop bu antibiyotige karsi bagisiklik kazaniyor ve bir sonraki tedavilerde antibiyotik miktari veya dozaji artiyor... Bu dogru bilgimidir?
Gene Türkiye'deki ilac kalitesi hakkindaki fikirlerinizi ogrenmek isterim... 3. dunya ulkelerinde ab ve abd'nin uyguladigi ilac stratejileri Türkiye icin kismi de olsa gecerli midir?
Son olarak (yanlis yazmis olabilirim) gingo biloba agacindan ...
Farmakoloji kısaca ilaçların insan vücudunda yaptığı etkiyi inceleyen bilim dalıdır.
Bir ilaç piyasaya çıkmadan önceki dönemlerde birçok aşamalardan geçer.
Bunlar kısaca ;
Hayvan deneyleridir ve plasebo ile karşılaştırılarak etkinlik araştırılır. Etkin olduğuna karar verilirse bu sefer bir sonraki aşamaya geçilir ki bu sefer denek insandır. Burada kullanılanlar ise genellikle yüklü paralar karşılığında insanlar üzerinde ilaç için dozaj tespitidir. Burası da laboratuar koşullarıdır. Yine plasebo ile karşılaştırma yapılır.
Bu aşamadan sonra yani dozaj bulunduktan sonra biraz daha genişletilmiş sayıda hastalıklı insan üzerinde denemeler yapılır bunun için kullanılan klinik ortamıdır. Sınırlı sayıda kliniklerde yapılan araştırmalarda yan etkiler üzerinde araştırma yapılır. Bir sonraki aşamada ise daha geniş hastalık grubu alınır bu aşama genellikle (ama genellikle diye yazıyorum her zaman değil) 3. dünya ülkeleridir. Burada da yan etkiler vs. daha geniş hasta grubunda denenir.
Bu aşamalardan sonra elde edilen bilgiler ışığında piyasaya sürülüp sürülmeyeceğine karar verilir.
Bir ara zakkum ile kanser tedavisi yaptığını söyleyen Dr.Ziya’yı hatırlarsınız. Dr.Ziya nın ses getiren ve medyanın büyük sansasyon ile sunduğu program sonrasında Dr.Amerika’ya davet edilmiş ilacın kanserde etkileri tespit edilmiş ancak etkinliğinin çok iyi olmadığı görülmüştü.
Ülkemizde ilaç firmalarının bir kısmının uyguladığı çalışmalar yukarıda yazdığım 3.dünya ülkeleri sınıfına giren son aşamadır.
Eşim doktor ve eşime söylediğim bir şey var “yeni çıkan bir ilacı uygulama” Ben şu an konum itibariyle acil sistemde çalıştığımdan dolayı reçete de yazmıyorum o nedenle rahatım.
Hatırlarsanız piyasadan kaldırılan bazı ilaçlar oldu. Yanlış hatırlamıyorsam vioxx ve mesulid bunlardan bir kısmı..
İzlediğim bir dizide yaşlı bir doktor inatla eski ilaçları kullanıyor ve yeni çıkan ilaçları kullanmıyordu. Ortamda bulunan genç bir doktor ise yeni çıkan ilaçları kullanmaması nedeni ile her fırsatta eleştiriyordu.
Yaşlı doktorumuz bir gün genç doktoru alarak evine götürdü ve kızı ile tanıştırdı. Kızı tekerlekli sandalyede kol ve bacakları tam gelişememiş biriydi. Genç doktora dönerek “ben genç bir doktor iken idealisttim yenilikleri takip eder ve en uygun tedaviyi uygulardım. O günlerde Talidomid piyasaya yeni verilmiş ve hamilelerde görülen kusmalar için en etkili ve en güvenilir tedavi yöntemi olduğu söyleniyordu. Eşim de o günlerde hamileydi ve çok kusması oluyordu bende o gün için en etkili tedavi yöntemi olduğuna inandığım ilacı kullandım. Doğum yaptığında ise kızımın kol ve bacağı yoktu. O günlerde birçok doğum oldu ve birçok kolsuz bacaksız çocuk dünyaya geldi” Sonradan zaten belirtilen ilaç piyasadan kaldırılmıştı.
İlaç incelemelerinden sonra başka bir konuya geçelim.
Toplumda herkes leblebi gibi ilaç kullanıyor. İlaç yazmayan doktora “kötü” gözü ile bakılıyor. Ben zamanında ilaç yazarken 2 değişik ilaç yazdığımda genellikle tepki “2-3 tanede ağrı kesici veya vitamin yazın da dolsun”
Kendime ilaç yazdırırken 1 en fazla 2 kalem ilaç yazdırırım. Reçetemi yazan doktor her seferinde şaşırır ve öneride bulunur “istersen bir tanede ağrı kesici yazayım” hayır diyerek karşı çıkarım.
İlaç kullanırken bilmeniz gereken her ilacın vücutta belirli bir yarılanma ömrü var. Nasıl yani derseniz diyelim ki bir ilacın yarılanma ömrü 12 saat ve siz 500 mg aldınız ve diyelim ki bu ilacın tümü kana karıştı 12 saat sonrasında vücudunuzda 250 mg kalır 12 saat geçtikten sonra ise 125 mg’a iner. Bu nedenle kitabi bilgi yarılanma ömrü kadar sürede vereceğiniz ilaç için 3 dozluk uygulama ile uygun seviye yakalamış oluruz ve uygun vücut konsantrasyonu sağlandıktan sonra tedavi edici etkisi başlamış olur.
Bir çok hasta ilacı kullanmaya başladığının ertesi günü bir başka doktora giderek bu bana yaramadı der. Doktorlardan bir kısmı ise bunu kullanarak “ben sana en etkili ilacı yazacağım” diyerek başka isimli ilacı başlar.Sonuçta konsantrasyon yeni yeni oluşacağından dolayı 2. doktorun yazdığı ilaç etki etmiş gibi gözükür…
Yarılanma süresini biraz aşırıya kaçarak anlattık. Esas anlatmak istediğim her ne alırsanız alın yarılanma süresi sonsuza kadar devam eder. Vücutta biriken bu ilaç hiçbir zaman vücuttan tam olarak atılamaz ancak toxic dozda olmadığından dolayı tıbben “önemsiz” kabul edilir.
Bilmeniz gereken aldığınız ilaç ömür boyunca vücudunuzda gittikçe azalan oranda kalacağıdır.
İlaçların atılma yolları arasında vücutta metabolize yani işlenmesi, sindirim sistemi, boşaltım sistemi, solunum, ve deri bulunur. Bu nedenle bilmeniz gereken her türlü toxic madde , toxic madde dememin nedeni bu ilaç içinde geçerli başka toxic ürünler içinde geçerlidir tek atılma yolu deri yolu ile değildir.
Antibiyotik kullanımına gelirsek…
Yukarıda yazdığım gibi ilaç yazmayan doktora “kötü doktor” gözü ile bakılıyor.
Grip olmuş bir kişi için yada soğuk algınlığı için önce hastalığı değerlendirmek istersek, Virüsler hastalık etkenidir.
Virüsleri antibiyotik ile yok edemezsiniz çünkü antibiyotikler anti-mikrobiyal etkilidir. Antibiyotikler çoğunlukla bakteri gibi mikroplara etki eder. Basit bir bademcik durumunda klinik olarak eğer ateş 38.5 derece üzerine çıkmıyorsa bademciklerin üzerinde sıvı benzeri oluşumlar var ise bu çok yüksek bir olasılık viral kaynaklıdır. Eğer ateş 38.5 derece üzerinde ve bademcikler üzerinde iltihap görüyorsanız kulak arka tarafında ağrılı derialtı şişliklerde varsa bu büyük bir olasılıkla bakteriyeldir. Bu durumda yani bakteriyel tedavide uygulanması gereken boğaz kültürü almak beraberinde penisilin başlamak ve kültür antibiogram sonucuna göre uygun antibiyotik vermektir.
Karşılaşılan hatalara gelirsek viral kaynaklı bir hastalıkta bu grip de olabilir basit soğuk algınlığı da kişinin sıvı alması dinlenmesidir. Ancak kişi doktora gittiğinde illaki antibiyotik yazmasını ister. Viral hastalıkta antibiyotik sadece sadece üzerine hastalığın üzerinde 2. bir bakteriyel enfeksiyon gelişmesidir.
Her konuyu uzatarak yazıyorum ki daha kolay anlaşılsın.
Antibiyotiğin aşırı kullanımı ne gibi zararlı sonuçlar doğurura gelirsek.
Antibiyotik ile öldürdüğünüz bakterilerin bir kısmı dış ortama bir mesaj bırakır (burada bunların tıbbi isimlerini yazmıyorum) Bu mesajın içeriği “beni şu şekilde etki gösteren şu ilaç öldürdü” Bu mesajı alan başka bakteriler ise yapılarında değişime giderler ve bırakılan mesaja uygun şeklide direnç geliştirebilir. Bir kısmı ise kendi grubundan olmayan başka grup bakteriye direnç sistemlerini aktarır.
Sonuç olarak bakterilere karşı direnç düzeyi yüksek bir grup bakteri karşımıza çıkar. Ama düşünün ki barsak sisteminizde delinme oldu ve bakterilerle mücadele etmeniz gerekiyor . Zamanında leblebi gibi antibiyotik kullanmışsınız…. Antibiyogramda karşınıza mikroplara karşı genel direnç çıkması hiçde uzak bir olasılık değil.Bu örneği genişletebilirim; Menenjit oldunuz kullanacak antibiyotik yok…
İşte bu durumda dozajı yüksek tutmaktan başka seçeneğiniz yok.
Türkiyedeki ilaç kalitesine gelirsek…
Yukarıda yazdım ilaç geliştirilmesi aşamasında birçok basamaktan geçiliyor. Bunların maliyeti az değil.İlaç fabrikaları ise hammadde alımı aşamasında değişik ülkeleri seçiyorlar bunların arasında İsviçre gibi ülkeler yanında uzak doğu kökenli ülkelerde var. Eğer fabrika ilacın orijinal molekülünü almak isterse bu yapılan araştırmalar nedeni ile genellikle pahalıya mal oluyor. Uzak doğuda satılan hammaddeler için daha ucuz fakat dezavantajı ise içindeki etkin maddenin miktarı oluyor bu her zaman eşit olmuyor. Bu nedenle uzak doğudan alınan hammadde ile üretilen ilaç için etkinlik genellikle (her zaman değil) orijinal molekül ile aynı olmuyor. Bu yazdığım miktar düşükte olabilir yüksekte olabilir. Yüksek olan hammadde için daha iyi diye düşünmeyin çünkü yukarıda yazdım toksik doz tayini vs. için birçok deney yapılıyor…
Bu kadar hammadde için yazılanlardan sonra , reçete yazdığım ve hastaları takip ettiğim dönemde genelde karşıma çıkan tablo; orijinal molekülün daha etkili olduğu yönünde idi. Fakat Ankara’daki bir üniversitede farmakoloji anabilim dalında çalışan bir tanıdığım (yukarıdaki hammadde için yazdıklarım da onun söyledikleri) yaptıkları araştırmalar sonucunda orijinal molekül yanında aynı ürünü sunan diğer firmalar arasında vücut dozajı açısından fazla bir fark bulamadıklarını söylemişti. Aynı ürünü üreten firmaların dozajları için farklılıklar olduğunu da aynı gün söylemişti.
Gingo biloba ya gelirsek uzun süredir ilaç yazmadığım halde bildiklerim…
Piyasada gingobil olarak abdiibrahim’in çıkarttığı preparat var… Yapılan araştırmalarda bu ilaç için etkinlik fazla gösterilememiş. Son dönemde sağlık bakanlığı da çalışmalarda etkinlik olmadığından dolayı bu preparatı ödemeden çıkarttı. İlacı alamayanlarda ise benim gördüğüm hastaların mental fonksiyonunda azalma var.
Çalışmalara mı yoksa benim gördüğüm vakalara göre hareket edersiniz bilmem.
Serbest radikalleri yok edebilen maddeler arasında şu an için aklıma gelen başka önerilerim de olabilir; VitE, VitC, selenyum, VitA, Pantotenik asit vücudumuzda serbest radikaller ile uğraşıyor.
Umarım faydam dokunur…
Eşim doktor ve eşime söylediğim bir şey var ?yeni çıkan bir ilacı uygulama? Ben şu an konum itibariyle acil sistemde çalıştığımdan dolayı reçete de yazmıyorum o nedenle rahatım.
Hatırlarsanız piyasadan kaldırılan bazı ilaçlar oldu. Yanlış hatırlamıyorsam vioxx ve mesulid bunlardan bir kısmı..
Bazi ilaclarda ise tam tersi olabiliyor dogal olarak... Eski teknoloji (tip icin ne kadar dogru bir terimse artik) ilaclarin genelde yan etkileri daha fazla oluyor... Daha fazla bilindikleri icin daha cok tercih ediliyorlar... Yerine gelen yeni ilaclarin yan etkileri daha az olmasina karsin sizin de belirttiginiz gibi büyük riskler var...
Her konuyu uzatarak yazıyorum ki daha kolay anlaşılsın.
Antibiyotiğin aşırı kullanımı ne gibi zararlı sonuçlar doğurura gelirsek.
Antibiyotik ile öldürdüğünüz bakterilerin bir kısmı dış ortama bir mesaj bırakır (burada bunların tıbbi isimlerini yazmıyorum) Bu mesajın içeriği ?beni şu şekilde etki gösteren şu ilaç öldürdü? Bu mesajı alan başka bakteriler ise yapılarında değişime giderler ve bırakılan mesaja uygun şeklide direnç geliştirebilir. Bir kısmı ise kendi grubundan olmayan başka grup bakteriye direnç sistemlerini aktarır.
Sonuç olarak bakterilere karşı direnç düzeyi yüksek bir grup bakteri karşımıza çıkar. Ama düşünün ki barsak sisteminizde delinme oldu ve bakterilerle mücadele etmeniz gerekiyor . Zamanında leblebi gibi antibiyotik kullanmışsınız?. Antibiyogramda karşınıza mikroplara karşı genel direnç çıkması hiçde uzak bir olasılık değil.Bu örneği genişletebilirim; Menenjit oldunuz kullanacak antibiyotik yok?
İşte bu durumda dozajı yüksek tutmaktan başka seçeneğiniz yok.
Ben hemen hemen hic ilac kullanmiyorum... Yas ilerledikce vucud artik destek istiyor :) Bazen dayanilmaz basagrilarim oluyor... dayanilamayacak kadar oldugunda 1 adet agri kesici hapin 4/1'ini aliyorum... baya etkili oluyor...
Vucudumla psikolojik olarak savasiyorum bi nevi... Sacma mi dusuyorum bilmiyorum ama bircok etken gibi (alkol, sigara vs...) ilac ta vucutta "bi nevi" bagimlilik yapiyormus gibi geliyor bana... :)
Gingo biloba ya gelirsek uzun süredir ilaç yazmadığım halde bildiklerim?
Piyasada gingobil olarak abdiibrahim?in çıkarttığı preparat var? Yapılan araştırmalarda bu ilaç için etkinlik fazla gösterilememiş. Son dönemde sağlık bakanlığı da çalışmalarda etkinlik olmadığından dolayı bu preparatı ödemeden çıkarttı. İlacı alamayanlarda ise benim gördüğüm hastaların mental fonksiyonunda azalma var.
Çalışmalara mı yoksa benim gördüğüm vakalara göre hareket edersiniz bilmem.
Serbest radikalleri yok edebilen maddeler arasında şu an için aklıma gelen başka önerilerim de olabilir; VitE, VitC, selenyum, VitA, Pantotenik asit vücudumuzda serbest radikaller ile uğraşıyor.
Edindigim bilgilerden su sekilde bir yorum cikarmistim... Ozellikle 35 yasindan sonra duzenli alindiginda etkili oldugu yonundeydi... Yani olene kadar kullanmak kosuluyla... Tamamen bitirdiklerini iddia etmiyorlardi sadece sureci ciddi anlamda yavaslattiklarini soyluyorlardi... Vucudun 30-35 yaslarindan sonra hucre yenilenmesindeki yavaslama ve vucuttaki zararli maddeleri eritmedeki yavaslama nedeniyle alinmasinin uygun oldugu yonundeydi...
Yani 50 yasindan sonra cok bir etkisi olmadigi savunuluyordu... Muhtemelen yapilan arastirma yas siniri ilerlemis kisilerde olmus olabilir... bu nedenle sonuc alinamamis ta olabilir...
Bu bitki ozune sahip bircok marka ilac var, onemli olan hangisinin etkin oldugu galiba... Ozellikle yaslanma etkilerine karsi simdiden onlem almak en iyisi o yuzden biraz saplanti oldu bende... Cok saglikli beslenemiyor ve duzenli spor yapamiyorum malesep.. metropol hayati pek izin vermiyor... Aslinda en guzel saglikli beslenme ve spor :rolleyes:
ilaclarin 3. dunya ulkelerindeki insanlarin
denek olarak kullanilmasi konusunda cok ciddi
elestiriler iceren sohbetlerim olmustu...
Biraz abartili ithamlar vardi...
Sanirim sizin gorusunuz bunun (bir nebze)
"normal" oldugu yonunde...
Sanirim amerikaya bir ilacin girmesi icin
10 yil amerika disinda bir ulkede denenmesi ve
sonuclarinin gorulmesi gerekiyor...
Amerika aksi koşullarda ilaci piyasaya surmuyormus...
Ne kadar dogru bilmiyorum...
Umarım faydam dokunur?
Dokunmaz olur mu hic... Su gibi okudum valla.. Elinize, beyninize saglik...
Serenler
22-12-2006, 00:37
Arkadaşlar bu balıkmı tuzlanıyor:D üstelik doktorumuz sağlıksız diyor.
Adaçayı gibi çözümler üretenler bence yanılıyor. Koku çok önemli sevgiyle halledilecek bir şey değil. Şimdi insanlar kokmazken bile geçinemiyor öyle bir durumda iki günde yollar ayrılır. İlk başta kestirip atmak en iyi çözümdür.
Beni tuzlamışlar valla:D
Beni tuzlamışlar valla:D
ayağınız kokuyor mu? :D
Serenler
22-12-2006, 00:50
ayağınız kokuyor mu? :D
Ter vb. kokudan şikayetim yok, oğlumun doğumunda, kayınvalide bizden habersiz onu da tuzlamış.
Onda da koku sorunu yok.
Tabii tuzlama yaparken kimse çocuğa fikrini sormuyor.
Çetin Sürel
22-12-2006, 00:53
[QUOTE=bonnie;1341588]
Farmakoloji kısaca ilaçların insan vücudunda yaptığı etkiyi inceleyen bilim dalıdır.
Bir ilaç piyasaya çıkmadan önceki dönemlerde birçok aşamalardan geçer.
Bunlar kısaca ;
[FONT=Times New Roman][SIZE=3]Hayvan deneyleridir ve plasebo ile karşılaştırılarak etkinlik araştırılır. Etkin olduğuna karar verilirse bu sefer bir sonra.....................
sn bonnie
bilgi için teşekkür ederim...
vBulletin® v3.7.4, Copyright ©2000-2009, Jelsoft Enterprises Ltd.