izmirDR
26-04-2004, 18:05
Murat BARDAKÇI
Ölenlerin tamamı Türk askeriydi ama İngilizler 'kayıplar bizimdi' dediler
İngiltere'nin bundan 150 yıl önce ortaya attığı bir tarih yalanını, yine bir İngiliz TV'si düzeltti. 1850'lerde dünya gündemini senelerce işgal eden Kırım Savaşı sırasında Balaklava'da meydana gelen çarpışmalarda 600 İngiliz askerinin ölmesi, İngiliz tarihinin kahramanlık destanlarından biri sayılıyordu.
Ama İngiliz ‘‘Savaş Alanları Detektifleri’’, ölenlerin İngiliz değil Türk askerleri olduğunu ve İngiltere'nin kamuoyunun desteğini sağlamak için konuyu çarpıttığını ortaya çıkardı ve Beşinci Kanal TV'sinde geçtiğimiz günlerde yayınlanan programda ‘‘Soğukta ve sefalet içerisinde bekleyen Türk askerleri bizi korumak için ümitsiz bir savunma yapmışlardı’’ dendi.
İNGİLTERE'nin geçtiğimiz haftalarda Beşinci Kanal TV'sinde yayınlanan dört bölümlük bir belgesel, İngilizler tarafından ortaya atılan ve 150 seneden beri devam eden büyük bir askeri tarih yalanını gözler önüne serdi. Uzun araştırmalardan sonra hazırlanan program, 600 İngiliz askerinin canına malolduğu iddia edilen ve İngiliz tarihine bir efsane şeklinde geçen 'Balaklava Savaşı'nda ölenlerin aslında Türk askerleri olduğunu ve İngiltere'nin kamuoyu desteği sağlamak için savaşla ilgili herşeyi çarpıttığını gösterdi.
Bundan 150 sene önce bugünlerde, Türkiye'nin gündeminde yine bir savaş konusu vardı: Kırım Savaşı... 1850'lerin başında, Osmanlı Devleti'nin en zayıf ánını yaşadığını farkeden Rusya, imparatorluktaki bütün Ortodoks nüfusu himayesine almak istemiş, İstanbul reddedince de Eflák ile Boğdan'ı işgal etmişti. Boğazlar'ın Rus tehdidi altına girdiğini gören İngiltere'yle Fransa Türkiye'nin tarafını tutmuşlar, 1853'ün 4 Ekim'inde Rusya'ya harp ilán edilmiş ve Tuna boylarından Kars'a kadar uzanan sahada iki yıl boyunca devam edecek bir savaş başlamıştı. Avusturya ve İtalya'daki küçük Piemonte hükümeti de Osmanlılar'ın yanında savaşa katılmış, 1855 Eylül'ünde Sivastopol müttefiklerin eline geçmiş, hayli zorda kalan Rusya ateşkes istemiş, 30 Mart 1856'da imzalanan Paris Barışı ile savaşa son verilmiş, Türkiye pek birşey kazanamamış ama káğıt üzerinde de olsa 'Avrupalı' sayılmıştı.
İngiliz Beşinci Kanal TV'sinde yayınlanan 'Battlefields Detectives' yani 'Savaş Alanları Detektifleri' programında, bundan 150 yıl önce sadece Türkiye'nin değil bütün dünyanın gündemini işgal etmiş olan Kırım Savaşı ve savaştaki en önemli çarpışmalardan biri olan Balaklava Muharebesi ele alındı.
Müttefikler, 26 Eylül 1854 günü, Sivastopol'un 6 kilometre kadar güneyinde bulunan Balaklava limanını herhangi bir direnişle karşılaşmadan işgal etmişlerdi. Balaklava, Sivastopol'e yönelik çevirme harekátının bir parçasıydı ve limana İmgiliz birlikleri yerleştirilmişti. Kırım Savaşı'nın en kanlı çarpışması daha sonra işte burada, Balaklava çevresinde yaşanacaktı.
Ruslar, 25 Kasım günü limana karşı beklenmedik ve yoğun bir topçu ateşi açtılar. İngiliz tarihleri, başında Don Kazakları'nın bulunduğu Rus topçusuna karşı İngiliz süvarisinin büyük bir saldırıya geçtiğini, bataryaların susturulduğunu ama 600 İngiliz askerinin saldırı sırasında can verdiğini yazacaktı. Hadise, İngiliz kamuoyunda bomba gibi patlamış ve İngiliz tarihine bir efsane gibi girmesinin yanısıra, İngiliz edebiyatına bile konu olmuştu.
İşin ilginç tarafı, Balaklava'da can veren 600 askerin İngiliz değil Türk olmasıydı, askerlerimiz üstelik İngiliz birliklerini Rus topçusundan korumak için şehid olmuşlardı. İngiltere hadiseyi tam tersine çevirmiş, tarih yalan şekilde yazılmış, üstelik 'İngiliz askerleri Türkler'in hatası yüzünden canlarından oldular' suçlamasına muhatap olmuştuk.
İngilizler'in bu tarihi yalanını, aradan 150 sene geçtikten sonra yine bir İngiliz TV'si, Beşinci Kanal düzeltti. Ben, 'Savaş Alanları Detektifleri'nin Balaklava Savaşı'nı ele aldıkları programın kasetine halkla ilişkilerin Türkiye'deki 'üstade'si Betül Mardin sayesinde sahip oldum. Programı Londra'da bulunduğu sırada TV'den seyreden Betül Hanım her zamanki profesyonelliğini burada da göstererek mümkün olmayan bir işi halletmiş, programlarının kopyalarını hiçbir zaman vermeyen İngilizler'den 'master' yani yayın öncesi bandı almaya muvaffak olmuştu.
İşte, hemen hepimizin bildiği 'Sivastopol önünde yatar gemiler / Atar da nizam topunu yer-gök iniler' gibi şarkılara kadar konu olan Kırım Savaşı'nın ve Balaklava'daki kanlı çarpışmaların bizden 150 sene boyunca gizlenen gerçek öyküsü...
Sadece yalan söylemekle kalmamış, yaralılarını bile bize taşıtmışlar
İNGİLİZ Beşinci Kanal TV'sine program yapan 'Savaş Alanları Detektifleri', konuyla ilgili değişik meslek gruplarından gelen önemli uzmanlardan oluşuyor. Aralarında savaş tarihi ve siláh uzmanlarının yanısıra arkeologlar, jeologlar, elektronikçiler ve askerler bulunuyor.
Balaklava'daki savaş alanı, aradan geçen 150 yıl boyunca büyük değişikliklere uğramıştı. Bölgedeki yoğun heyelán muharebenin meydana geldiği yerlerin üzerini en az bir metre kadar örtmüş, limanın çevresi Kırım Savaşı'ndan 90 küsur sene sonra, İkinci Dünya Savaşı yıllarında da büyük çarpışmalara sahne olmuş ve Sovyet Kızıl Ordusu ile Alman birlikleri burada birbirlerine girmişlerdi.
'Savaş Alanları Detektifleri', Balaklava'nın Kırım Savaşı sırasındaki arazi yapısını ortaya çıkartmak için öncelikle bir uydudan faydalandılar. İkonos uydusundan çekilen fotoğraflar, arazinin heyelán öncesi durumunu net şekilde gösteriyordu. Sonra çarpışmaların en yoğun olarak yaşandığı yerler arkeologlar tarafından kazıldı, İkinci Dünya Savaşı'ndan kalma siperlerin altına inildi ve çok sayıda top mermisi, kurşun ve boş kovanlar bulunması üzerine araştırmanın doğru yerde yapıldığı anlaşıldı.
RAPORLAR DEĞİŞTİRİLMİŞ
Ama savaş meydanında bütün bunlarla beraber ortaya çıkan ve Türk askerlerine ait olan düğmeler, 1830 yılında İstanbul'da basılmış Osmanlı paraları ve yine Türkler tarafından kullanılan 'Tophane işi' denilen toprak ağızlık parçaları, Balaklava Savaşı'nın bilinenlerden başka şekilde yaşandığı yolunda kuşkular yarattı. Zira savaş kayıtlarına göre bölgede Türk değil sadece İngiliz askerleri vardı ve resmi raporlarda bu askerlerin Rus topçusu karşısında 'kahramanca can verdikleri' yazılıydı, dolayısıyla çarpışma alanında Türkler'in bulunmaması gerekiyordu.
'Savaş Alanları Detektifleri', bunun üzerine arazide elektronik detektörlerle yeni aramalara giriştiler ve yine Türk askerlerine ait çok sayıda kalıntıyı ortaya çıkardılar. Çalışma genişletildi, İngiltere'deki 'Kırım Savaşı Araştırma Grubu' isimli bir başka profesyonel kuruluştan da yardım istendi, savaş kayıtları tekrar tekrar gözden geçirildi, İkonos uydusu yeniden devreye sokuldu ve ortaya bambaşka bir gerçek çıktı:
150 seneden buyana yazılıp söylenenlerin aksine, 1854'ün 25 Kasım günü Rus topçusunun ateşi altında kalanlar İngiliz değil, Türk birlikleriydi. Rus Ordusu'nun Don Kazakları Bataryası İngilizler'e karşı yoğun bir baskına girişmişlerdi ama hemen önlerinde Türkler vardı ve ilk ateş altında kalanlar bizim askerlerimizdi.
Türkler, Rus top ateşine karşı ellerindeki tüfeklerle karşılık verirlerken İngilizler'e haber göndermişlerdi. İngiliz ordusu ise henüz uyanmıştı, mahmurluğunu üzerinden atamamıştı ve herşeyden habersizdi. Süvariler topçuları susturmak için hücuma geçtiler ama yanlış yere gittiler. Hatalarının farkına varıp geri döndükleri sırada Rus bombardımanı daha da yoğunlaşmış, Türk askerleri çaresiz bir vaziyette kalmış, İngiliz süvariler Rus topçusuna saldırıp susturmuşlar ama bu sırada ateş altında kalan 600 askerimizin tamamı şehid olmuş, İngilizler ise sadece 120 kayıp vermişlerdi.
ŞAİRLER DE YALANCI ÇIKTI
İngiltere, Balaklava'daki savaşı daha sonra tam bir reklam malzemesi olarak kullandı. O günlerde Londra'da savaş karşıtı bir hava esiyordu, Kırım'daki muharebelerin bir türlü bitmek bilmemesi halkı ve muhalefeti ayağa kaldırmıştı ve kahramanlık hislerinin yeniden canlandırılması için askerlere bir 'destan' lázımdı. Balaklava Savaşı, işte bu işe yaradı. Uykudaki İngiliz ordugáhını korumak için can veren askerlerimizden hiç bahsedilmedi ve ölen 600 askerin İngiliz olduğu yalanı ortaya atıldı. Sonra daha da ileri gidildi ve 'Türkler'in beceriksizliği yüzünden 600 askerlerimiz hayatından oldu ama süvarilerimiz bir destan yazıp Rus saldırısını püskürttüler' dendi. Bütün bu propagandanın üzerine İngilizler'in milli şairi Lord Alfred Tennyson'un İngiliz birliklerinin kahramanlıklarını anlatan destanlar yazması ile kamuoyu bir anda değişti ve İngiltere'de savaşın devam edip Ruslar'ın ezilmesi gerektiği düşüncesi hákim oldu.
Beşinci Kanal'ın 'Savaş Alanları Detektifleri' de vardıkları sonuçtan oldukça şaşkındılar ve 150 yıl önceki savaşın kayıtlarının bu derece tahrif edilmiş olması üzerine araştırmalarını genişlettiler. Londra'ya dönüşlerinden sonra zayiat kayıtları da tek tek elden geçirildi ve Balaklava'da öldüğü söylenen 600 askerin sadece 120'sinin can verdiği, diğerlerinin ise sağ salim İngiltere'ye dönmüş oldukları ortaya çıktı.
Araştırmaların tamamlanmasından sonra, Beşinci Kanal'da geçtiğimiz günlerde dört bölüm olarak yayınlanan programda bütün bu gerçekler tek tek anlatılıyor. 'Soğukta ve sefalet içerisinde bekleyen Türk askerlerinin ümitsiz bir savunma yaptıkları' söyleniyor, hadiselerin nasıl değiştirildiği anlatılıyor ve 'Yaptıklarımız bu kadarla da kalmadı. Türkler'in kaybını umursamamamız bir yana, yaralılarımızı bile onlara taşıttık ama kayıplarından hiç söz etmedik' deniyor.
e-posta
-----------------------------------------------------------------------
KIRIM SAVASI
Ondokuzuncu yüzyilda, Rusya'ya karsi, Avrupa devletlerinin Türkiye ile müttefik oldugu büyük savas. Osmanli Devleti ile müttefiki Ingiltere, Fransa ve Italya, Ruslar'a karsi savastilar.
Kirim Savasi'nin görünen sebebi; Kudüs'teki Islâm, Hiristiyan ve Musevi dinlerince mukaddes olan makamlar mes'elesidir. Savasin asil sebebi ve Avrupa devletlerinin Türkiye'nin yaninda Ruslar'a karsi ittifak etmeleri; Ingiltere'nin, Hindistan'daki Müslüman Gürganiyye-Baburlüler Devleti'ni yikip, bölgenin hakimiyetini saglama faaliyetleridir. Bu gayenin tahakkuku için engel kabul ettigi Osmanli Devleti'ni büyük savasa sokup, Rusya ile mesgul etmek istemesidir. Ruslar'in Akdeniz' e inmesini kendi güvenligi ve Ortadogu'daki menfaatlerine ters düsen Fransa'yi da, büyük savasin içine sürüklemeye Ingiliz siyaseti muvaffak oldu. Fransa Imparatoru Üçüncü Napolyon Bonapart da, ülke içinde, kralcilara karsi ahâlinin destegini saglamak için kilisenin destegine muhtaçti. Ingiltere, Üçüncü Bonapart'i, Rus Çari Birinci Nikola'nin, Kudüs'de, Katolikler'e karsi Ortadokslar'i ayaklandirdigini ileri sürdü. Kirim Savasi'na sonradan katilan Sardenya Kralligi da Italya birligini kurmak için siyasi destege ihtiyaci vardi. Italyan Piemento hükümetini de büyük savasla mesgul eden Ingilizler, Büyük Britanya Imparatorlugu topraklarina toprak, hazinelerine zenginlik katarken, dünya hakimiyeti için engel gördügü Islâmiyeti de, yikmak için faaliyetlerini daha da artiriyordu. Çarlik Rusya'si Bahriye Naziri Prens Mençikofu, büyükelçi sifatiyla 28 Subat 1853'de Istanbul'a gönderip, Türkiye'ye baska bir devletin taarruzuna karsi yardim teklif etti. Çok cüretkârane yapilan teklife karsi müttefiklerin yardimi talebi de sahte olup, çabalari yaldizli reklâm propagandasi ve sahte dostluktu. Müttefiklerin teklifine aldanip da; 26 Eylül 1852'de Bâb-i Âlî'de yüzaltmisüç kisi toplayip, Rusya'ya savas ilân eden Mustafa Resîd Pasa'nin hareketi, kahramanlik gibi görünse de; sonucu büyük bir aldanis ve Osmanlilarin yipratilma hareketidir.
Rusya, "Sicak Denizlere Inme" siyaseti geregince; Balkanlar'daki Slavlar'in ve Ortadokslar'in hâmiligini, yardim teklifi karsiligi, Türkiye'den istiyordu. Ihtilâller ülkesi Fransa da, Ortadogu'daki katoliklerin koruyuculugunu yapmak istiyordu. Fransiz Devlet Baskani Imparator Üçüncü Napolyon Bonapart da ülke içinde iktidarini kuvvetlendirmek için Kudüs'deki mukaddes makamlar meselesinin içine girdi. Rusya ve Fransa, kendi emparyalizmi için bu hesaplar içindeyken, Osmanli Sultani Abdülmecid Hân; hakimiyet prensibiyle hareket edip, Kudüs'teki mukaddes makamlarin ülkesi içinde bulundugunu ve bu eserlere hizmetlerin Osmanlilarca ifâ edildigini ilân etti. Kendi hesaplari pesinde olan ülkeler tarafindan Sultan Abdülmecid Hân'in tepkisi büyük hayrete sebebiyet verdi. Fransa Ingiltere'nin de tesvikiyle Rusya'ya karsi Osmanli Devleti'nin yaninda oldugunu ilân etti. Sonradan Papalik Italya'sinin da katildigi Kirim Savasi'nda, Ingiltere ve Fransa, sahte dostluklarla Osmanli Devleti'nin yaninda yer aldi. Bu dostluga aldanmakta Koca Mustafa Resîd Pasa'nin büyük rolü vardir. Rus Çari Birinci Nikola, "Hasta Adam" lâkabini taktigi Osmanli Devleti topraklarindan Eflâk ve Bogdan'a, 3 Temmuz 1853'de girdi.
Rus isgal kuvvetleri Baskumandani Pres Gorçakof, bu harekâtin isgal olmadigini ilân etti. Ruslar'in Osmanli sinirini geçerek yayinladiklari beyanname, büyük hayrete sebep oldu. Rus Disisleri Bakani Nesselro'de de Avrupa ülkelerine bu isgalin Türkiye'ye savas ilân etmek olmadigini bir beyanname ile ilan etti.
Ruslar'in, Eflâk ve Bogdan'a girmesiyle, Rumeli Ordu Kumandani Ömer Lütfi Pasa, ordusu ile Tuna Cephesine geldi. Ömer Pasa, Ruslar'a; Eflâk ve Bogdan' in onbes gün içinde tahliyesini isteyip, aksi taktirde harekete geçilecegi bildirildi. 28 Eylül 1853'de Rus elçilik personelinin Türkiye'yi terketmesiyle; Bogazlarin, tarafsiz milletlerin ticaret gemilerine açik oldugu ilân edildi. Rumeli Ordu Kumandani Ömer Pasa'nin teklifi, Rus Baskumandani General Gorçakof tarafindan kabul edilmedi.
Ömer Pasa'nin altmisbin kisilik kuvvetine karsi, Ruslarin, Tuna boyunda yüzellibin kisilik kuvveti vardi. Türk Ordusu, zamanla takviye edildi. 23 Ekim 1853'de, iki vapur, asker yüklü olarak çektigi sekiz dubadan meydana gelen Ruslar'in Tuna Filosuna Isakçi önünde Türkler'in ada bataryalarindan ates açildi. Savasta iki duba batirildi. Diger duba ve vapurlar yaralanarak, Ruslar'in üçyüz askeri telef edildi.
Ruslar, Balkanlar'i çevirerek, Sirplarla Makedonya Rumlari'ni Türkler'e karsi ayaklandirip Osmanli Devleti'ni zor duruma düsürmek istedi. Ömer Pasa, Rus harekâtina karsi 22 Ekim 1853'te, Kalafat'a girerek, onlari sasirtti. Anadolu Cephesinde de Müsir Abdülkerim Nâdir Pasa, Kafkasya'da harekâtda bulunup, Seyh Samil ile irtibat kuruldu. Kafkasya'daki yerli ahâliden, Ruslar'a karsi destek saglandi. Ekim sonunda Dogu Karadeniz ve Batum civarindaki Sekvetli Kalesi fethedildi. Ruslar kaleyi geri almak için karadan ve denizden kusattilarsa da, büyük kayip vererek geri çekildiler. Kafkasya Cephesi'nde Ruslar'in Muraviev kumandasindaki yüzaltmisbin askerine karsi, Abdülkerim Pasa kumandasinda yüzellibin asker mevcuttu. Ingiltere ve Fransa'nin gönderdigi müttefik donanma, Besike Körfezi önlerinden Kasim 1853'de Istanbul'a gelip, Beykoz'a demirledi. Rumeli Ordusu, Kasim 1853'de Ruslar'a karsi Tuna boyundan hareket ederek, 5 Kasim'da Oltenico Zaferi'ni kazandilar. Ruslar bozgun halinde Bükres'e çekildiler. Kafkasya Cephesi' ndeki Anadolu Ordusuna erzak ve mühimmat götüren Osman Pasa kumandasindaki oniki gemilik Türk filosu, Karadeniz'deki siddetli firtinadan dolayi Sinop Limani'na siginmisti. Türk filosunu takip eden Rus Amirali Nochimof, takviye alip, gerekli kesfini tamamlayinca 30 Kasim 1853'de Sinop'u basti. Sinop limanindaki Türk filosundan alti Türk ve bir Ingiliz ticaret gemisini batirip, iki bin Türkü sehid ettiler. Sinop'un Müslüman mahalleleri üçyüzonsekiz Rus topuyla bombardiman edildi. Ikibinbesyüz ev tahrip edilip, yerli ahâliden sehid olanlar oldu. Ruslar'in, insanlik disi Sinop baskini, ünya kamuoyunda infiale sebep oldu. Rus amiralinin, bombardimandan sonra olaydan duydugu teessürünü bildirmesi, Eflak ve Bogdan'i isgal edip, bunun sinir tecavüzü olmadigini beyannameler ile ilân etmeleri gibi aksi tesir yapti. Istanbul'daki Ingiliz ve Fransiz donanmalari 1853 sonunda Karadeniz'e açildi. Rumeli Ordusu, Tuna boyundan hareket ederek Çatana Muharebesi'nde, 5 Ocak 1854 de binbesyüz Rus'a karsi yediyüzdoksan sehid vererek, zafer kazandi. Bu yenilgi üzerine Çar, Rus baskumandani Gorçakof'u vazifesinden alip, yerine Maresal Paskieviç' i tayin etti. Balkanlardaki Rus propogandasi yayginlastirildi. Rus Ajanlar, "Çarlik, Yunanlilar'a Istanbul'u kazandirmak için Balkanlarda Osmanli, Ingiltere ve Fransa ile savasiyor." propogandalarini yaptilar. Yunanlilar, Ayasofya'da ayin yapmak hayaliyle Rus vaadine aklanip; para, mühimmat, teskilatçi subay yardimi da alarak, Epir ve Teselya'da ayaklandilar. Yunan ayaklanmasini bastirmak için, Osmanli Devleti Keçecizade Fuat Pasa'yi gönderdi. Fuad Pasa, l Nisan 1854'de Nardo'da zafer kazandi. Fransizlar da, Atina ve Pire'ye asilere karsi asker çikardilar.
Rus yayilmasinin önüne geçmek için. Ingiltere ve Fransa'nin Balkanlar'daki isgali kaldirma istegine, Avusturya-Macaristan Imparatorlugu ile Prusya da katildi. Ingiltere, Fransa, Osmanli Devletinin yaninda fiilen savasa katildi. Müttefikler, Kuvvetlerini 31 Mart 1854 de Geliboluya topladilar. Ingiltere kuvvetlerine Lord Raglan, Fransa kuvvetlerine de Maresal Arnard kumanda ediyordu. Tuna boyunda Ömer Pasa, 17 Nisan 1854 de Küçük Eflâk ile Sirbistan arasindaki Kalafat Muharebesi'nde Rus taarruzunu zaafa ugratti. Müttefik donanmasina Odesa'dan ates açilmasi üzerine sehir bombardiman edildi. Sekiz gemiden meydana gelen müttefik filosu, Ruslar'in onbes gemisini batirip, istihkâm ve tahkimatlarini, mühimmat depolarini, tersane tesislerini bombardimanla tahrip ederek, onüç gemiyi de ele geçirdiler.
Ruslar, 15 Mayis'ta Tuna nehri kiyisindaki Silistre' yi seksenbin askerle kusatti. Bu kusatmaya karsi Silistre'yi onbin askerle Musa Pasa müdafaa etti. 25 Haziran'a kadar sanli bir mücâdele veren Türk kuvvetleri, Ruslar'a onbesbin ölü ve yirmibesbin yarali verdirdiler. Rus Maresali Paskieviç ve üç general yaralandi. Dokuz Rus generalinin öldürüldügü Silistre'de Paskieviç'in yerine Generel Gorçakof tayin edildi. Türkler'in tekrar hakim oldugu Silistre'de üçbin sehid verildi. Silistre'yi büyük bir kahramanlikla müdafaa eden Musa Pasa, namaz kilmak için abdest alirken, bombardiman esnasinda gülle isabet etmesi neticesinde sehid oldu. Az sayidaki Türk kuvvetlerine yenilen Ruslar Silistre kusatmasini kaldirdilar. Ruslar Silistre'den geri çekilirken otuzbin askerle daha takviye edildiler. 8 Temmuz'da Yerköy Muharebesi'ni de kaybeden Ruslar, Iki general ve altibin asker de burada kaybettiler. Eflak ve Bogdan'da binlerce ölü ve yarali vererek çekilen Rus kuvvetlerinin yerine 6 Agustosta Türk kuvvetleri girdi. Rus zulmünden bikan Romanyalilar, Osmanli kuvvetlerini sevinçle karsilayip, büyük merasimler tertip ettiler. Romanyalilar Hiristiyan olmasina ragmen Hilâl'in, Salib'e galibiyetinden dolayi Bükres Büyük Kilisesi'nde dua ettiler. Yüzyillardir Osmanli hakimiyetinde bulunmalarina bir kere daha sükrettiler. Osmanli Devleti ve müttefikleri, Avusturya-Macaristan Imparatorlugu ile anlasma yapip, Eflâk ve Bogdan'in, Tuna' nin güvenligini bunlara verip, Kirim'a saldirmaya karar verdiler. Ingiliz ve Fransiz donanmasi Baltik'a açilip, Ruslar'i taciz etti. Rumelideki Türk kuvvetleri mevcudu, yüzseksenbine kadar çikarildi. Temmuz ayindan beri Varna'da bulunan ellibesbin kisilik müttefik kuvvetleri, Eylül ayinda Krim'a hareket etti. Rüstem Pasa ve Fransiz Arnaud, Ingiliz Lord Raglan kumandasindaki müttefik kuvvetler; elliyedibin asker, seksendokuz savas gemisi ve ikiyüzaltmisyedi nakliye gemisiyle, 14 Eylül 1854 de Kirim Yarimadasi'na çikartma yapti. Müttefik kuvvetlerin hedefi, Ruslar'in Karadeniz'deki en kuvvetli ve müstahkem liman sehri Sivastopol'dü. 19 Eylül' de Eskihisar mevkiinden hareket eden müttefik kuvvetleri, Prens Mençikof idaresindeki, General Gorçakofun da bulundugu ellibin Rus askerine karsi 20 Eylül'de Alma'da muharebeye tutustular. Alma Muharebesi'nde Ruslar besbin ölü, onikibin yarali, müttefikler de binsekizyüz ölü ve üçbin yarali verdiler. Alma'da zafer kazanan müttefiklerin hedefi Sivastopol idi. Ruslar sehir limanindaki donanmalarinin bir kismini batirarak trafige kapayip, denizden asker çikarilmasini zorlastirdilar. Osmanlilar ve müttefikler Kinm'a devamli asker, silah, mühimmat ve erzak gönderdiler.
Sivastopolu çevirip, sehir yakinlarindaki Balaklava limanini isgal ettiler. 25 Ekim'de Balaklava, 5 Kasim 1854 de înkerman muharebelerinde Ruslar, doksanbin askerle savasmalarina ragmen yenildiler. Müttefiklerin gayesi, Mençikofu devamli takip edip, sikistirarak, büyük kuvvetlerle Sivastopol'ü kusatip, sehri zaptetmekti, înkerman yenilgisine dayanamayan Rus baskumandani Prens Mençikof kederinden öldü. Yerine General Gorçakof tayin edildi.
1854-1855 kisinda Kirim'da askeri harekâtin durmasina ragmen, siyasi faaliyetler yogunlasti. Italyan birligini temin için Sardenya Kralliginin Piemento hükümeti, müttefiklerin destegini saglamak için anlasma ile Kirim'a onbesbin asker gönderdi.
Sistemlesen bir ideal haline gelen "Rus yayilma siyaseti"nin Çar Deli Petro gibi büyük takipçisi olan birinci Nikola, Osmanlilarin üst üste kazandigi zaferleri kabullenemiyerek, intihar etti. Yeni Rus Çari ikinci Alexandre, Çarlik zulümlerine devam edecegini ilan ederek Mart 1855 de tahta çikti.
Müttefikler, 1855 baharinda büyük hazirlik yaparak, Kirim'in asker, silah, mühimmat ve erzak stokunu takviye ettiler. Komuta kademesinde dedegisiklik oldu. Fransiz baskumandanligina General Pelissier, Lord Raglan'in hastaliktan ölmesiyle de yerine Ingiliz generali Simson tayin edildi. Müttefik kuvvetleri mevcudu, ikiyüzbin civarindaydi. 24 Mayis'ta Ruslar'in Sivastopol'a asker sevkiyati yaptigi stratejik öneme haiz Kerç Bogazina müttefiklerin asker çikartmasiyla harekât baslatildi. Buharli savas gemilerinden meydana gelen yirmiiki gemilik Müttefik filosu Azak Denizi'ne gönderildi. Ruslar'in Karadeniz sahilleri isgal edilerek, çok kayip verdirildi. Yazin bütün siddetiyle devam eden çarpismalardan sonra, Eylül ayinda Sivastopol'a karsi büyük umumi hücuma geçildi. Rus Baskumandani Gorçakof devamli yardim alarak asker mevcudunu artirdi. Gorçakof, müttefikleri Karadeniz'e dökmek için büyük hazirliklara giristi. Devamli bombardiman edilen Sivastopol'un 8 Eylül'de Malakof istihkamlarinin zaptedilmesiyle Ruslar dayanamayacaklarini anlayip, sehri terketmeye basladilar. 9 Eylül'de müttefiklerin eline geçen Karadeniz'in en mühim sehri Sivastopol, bombardiman ve Ruslarin yanginlariyla harabe haline gelmisti.
12 Eylül 1855'de bütünüyle müttefiklerin isgaline ugrayan Sivastopol istihkâmlari, limani, tersaneleri tahrip edildi. Müttefikler harekâta devam ederek, Ruslar'i takip ettiler. Kilburnu Zaferi kazanilip, Özi Kalesi fethedildi. Osmanli ordusu baskumandani Ömer Pasa, Anadolu cephesine yardim etmek için Kafkasya'ya hareket etti. Sohumkale'ye asker çikarip, Ruslar'in kusatmasi altindaki Kars'a yardim etmek istiyordu. Kafkasya'da yerli ahâli Rus zulmünden biktigindan Osmanlinin yaninda yer aldilar. Kafkasya'nin "Hürriyet Günesi" Seyh Sâmil, Ruslara karsi destanlasan mücâdeleler verdi. Osmanli Sultani ve Islâm Halîfesi Sultan Abdülmecid Han'in tevecühünü kazanmak için Moskof a karsi Çerkesler, Gürcüler ve yerli ahâli bütün imkânlariyla mücâdeleye katildi. Üç aydan beri Ruslar' in kusatmasi altinda bulunan Kars, onbin askerle, kirkbin Çar askerine karsi dayandi. Mütemadiyen Rumeli ordusunun ve Müttefiklerin ihtiyacini karsilamaya çalisan istanbul Hükümeti, Kafkasya cephesine fazla ikmal yapamadi. Istanbul'dan gönderilen ikmalin bir kismi da Rus taaruzuna maruz kaldigindan yerine ulastirilamadi. Ömer Pasa sehre yetismeden 28 Kasim 1855 de Kars, açlik yüzünden askeri, silâhi, cephane ve erzaki üstün düsmana anlasma ile teslim edildi. Kirim savasi, 1855 sonunda askeri harekât olarak bitmesine ve Müttefiklerin israrina ragmen Ruslar barisa yanasmadilar. Bu durum 1856 Subatina kadar devam etti. Ilk önce Viyana'da baslayan baris görüsmelerine, Paris'te devam edildi.
Osmanli Devleti, Rusya, Ingiltere, Fransa, Italya, Avusturya-Macaristan ve Prusyanin katildigi Paris görüsmeleri 3ü Mart 1856 da Paris Andlasmasiyla neticelendi. Kirim Savasi Osmanli Devletinin toprak kaybina sebep olmamasina ragmen, siyasi olarak aleyhimize oldu. Her iki tarafin ikiyüzellibinden ziyade asker kaybina sebep olan Kirim savasinda müttefikler siyasi bakimdan kârli çikti. Osmanli Devleti'ni Rusya ile savasa sokarak, mesgul olmasini firsat bilen Ingiltere, büyük devletlerin dikkâtini Hindistan'dan uzaklastirdi. Gürganiyye Islâm Devletini yikarak, Hindistan hazinelerine sahip olup, ticaretini gelistirdi. Islahat fermaniyla ülke içindeki gayri müslimleri simartip, isyana götüren haklar verildi. Bunu gayet iyi degerlendiren Fransa, günümüze kadar devam eden Ortadogu hadiselerine sebebiyet verdirdi. Italya, müttefiklerden siyasi yardim alarak, birligini kuvvetlendirip tamamladi. Rusya savastan maglup çikmasina ragmen, Paris Andlasmasi'na aykiri hareket edip, büyük idealini önce siyasi faaliyet olarak, sonra da her türlü hareketlere tesebbüs ederek devam ettirdi.
Ölenlerin tamamı Türk askeriydi ama İngilizler 'kayıplar bizimdi' dediler
İngiltere'nin bundan 150 yıl önce ortaya attığı bir tarih yalanını, yine bir İngiliz TV'si düzeltti. 1850'lerde dünya gündemini senelerce işgal eden Kırım Savaşı sırasında Balaklava'da meydana gelen çarpışmalarda 600 İngiliz askerinin ölmesi, İngiliz tarihinin kahramanlık destanlarından biri sayılıyordu.
Ama İngiliz ‘‘Savaş Alanları Detektifleri’’, ölenlerin İngiliz değil Türk askerleri olduğunu ve İngiltere'nin kamuoyunun desteğini sağlamak için konuyu çarpıttığını ortaya çıkardı ve Beşinci Kanal TV'sinde geçtiğimiz günlerde yayınlanan programda ‘‘Soğukta ve sefalet içerisinde bekleyen Türk askerleri bizi korumak için ümitsiz bir savunma yapmışlardı’’ dendi.
İNGİLTERE'nin geçtiğimiz haftalarda Beşinci Kanal TV'sinde yayınlanan dört bölümlük bir belgesel, İngilizler tarafından ortaya atılan ve 150 seneden beri devam eden büyük bir askeri tarih yalanını gözler önüne serdi. Uzun araştırmalardan sonra hazırlanan program, 600 İngiliz askerinin canına malolduğu iddia edilen ve İngiliz tarihine bir efsane şeklinde geçen 'Balaklava Savaşı'nda ölenlerin aslında Türk askerleri olduğunu ve İngiltere'nin kamuoyu desteği sağlamak için savaşla ilgili herşeyi çarpıttığını gösterdi.
Bundan 150 sene önce bugünlerde, Türkiye'nin gündeminde yine bir savaş konusu vardı: Kırım Savaşı... 1850'lerin başında, Osmanlı Devleti'nin en zayıf ánını yaşadığını farkeden Rusya, imparatorluktaki bütün Ortodoks nüfusu himayesine almak istemiş, İstanbul reddedince de Eflák ile Boğdan'ı işgal etmişti. Boğazlar'ın Rus tehdidi altına girdiğini gören İngiltere'yle Fransa Türkiye'nin tarafını tutmuşlar, 1853'ün 4 Ekim'inde Rusya'ya harp ilán edilmiş ve Tuna boylarından Kars'a kadar uzanan sahada iki yıl boyunca devam edecek bir savaş başlamıştı. Avusturya ve İtalya'daki küçük Piemonte hükümeti de Osmanlılar'ın yanında savaşa katılmış, 1855 Eylül'ünde Sivastopol müttefiklerin eline geçmiş, hayli zorda kalan Rusya ateşkes istemiş, 30 Mart 1856'da imzalanan Paris Barışı ile savaşa son verilmiş, Türkiye pek birşey kazanamamış ama káğıt üzerinde de olsa 'Avrupalı' sayılmıştı.
İngiliz Beşinci Kanal TV'sinde yayınlanan 'Battlefields Detectives' yani 'Savaş Alanları Detektifleri' programında, bundan 150 yıl önce sadece Türkiye'nin değil bütün dünyanın gündemini işgal etmiş olan Kırım Savaşı ve savaştaki en önemli çarpışmalardan biri olan Balaklava Muharebesi ele alındı.
Müttefikler, 26 Eylül 1854 günü, Sivastopol'un 6 kilometre kadar güneyinde bulunan Balaklava limanını herhangi bir direnişle karşılaşmadan işgal etmişlerdi. Balaklava, Sivastopol'e yönelik çevirme harekátının bir parçasıydı ve limana İmgiliz birlikleri yerleştirilmişti. Kırım Savaşı'nın en kanlı çarpışması daha sonra işte burada, Balaklava çevresinde yaşanacaktı.
Ruslar, 25 Kasım günü limana karşı beklenmedik ve yoğun bir topçu ateşi açtılar. İngiliz tarihleri, başında Don Kazakları'nın bulunduğu Rus topçusuna karşı İngiliz süvarisinin büyük bir saldırıya geçtiğini, bataryaların susturulduğunu ama 600 İngiliz askerinin saldırı sırasında can verdiğini yazacaktı. Hadise, İngiliz kamuoyunda bomba gibi patlamış ve İngiliz tarihine bir efsane gibi girmesinin yanısıra, İngiliz edebiyatına bile konu olmuştu.
İşin ilginç tarafı, Balaklava'da can veren 600 askerin İngiliz değil Türk olmasıydı, askerlerimiz üstelik İngiliz birliklerini Rus topçusundan korumak için şehid olmuşlardı. İngiltere hadiseyi tam tersine çevirmiş, tarih yalan şekilde yazılmış, üstelik 'İngiliz askerleri Türkler'in hatası yüzünden canlarından oldular' suçlamasına muhatap olmuştuk.
İngilizler'in bu tarihi yalanını, aradan 150 sene geçtikten sonra yine bir İngiliz TV'si, Beşinci Kanal düzeltti. Ben, 'Savaş Alanları Detektifleri'nin Balaklava Savaşı'nı ele aldıkları programın kasetine halkla ilişkilerin Türkiye'deki 'üstade'si Betül Mardin sayesinde sahip oldum. Programı Londra'da bulunduğu sırada TV'den seyreden Betül Hanım her zamanki profesyonelliğini burada da göstererek mümkün olmayan bir işi halletmiş, programlarının kopyalarını hiçbir zaman vermeyen İngilizler'den 'master' yani yayın öncesi bandı almaya muvaffak olmuştu.
İşte, hemen hepimizin bildiği 'Sivastopol önünde yatar gemiler / Atar da nizam topunu yer-gök iniler' gibi şarkılara kadar konu olan Kırım Savaşı'nın ve Balaklava'daki kanlı çarpışmaların bizden 150 sene boyunca gizlenen gerçek öyküsü...
Sadece yalan söylemekle kalmamış, yaralılarını bile bize taşıtmışlar
İNGİLİZ Beşinci Kanal TV'sine program yapan 'Savaş Alanları Detektifleri', konuyla ilgili değişik meslek gruplarından gelen önemli uzmanlardan oluşuyor. Aralarında savaş tarihi ve siláh uzmanlarının yanısıra arkeologlar, jeologlar, elektronikçiler ve askerler bulunuyor.
Balaklava'daki savaş alanı, aradan geçen 150 yıl boyunca büyük değişikliklere uğramıştı. Bölgedeki yoğun heyelán muharebenin meydana geldiği yerlerin üzerini en az bir metre kadar örtmüş, limanın çevresi Kırım Savaşı'ndan 90 küsur sene sonra, İkinci Dünya Savaşı yıllarında da büyük çarpışmalara sahne olmuş ve Sovyet Kızıl Ordusu ile Alman birlikleri burada birbirlerine girmişlerdi.
'Savaş Alanları Detektifleri', Balaklava'nın Kırım Savaşı sırasındaki arazi yapısını ortaya çıkartmak için öncelikle bir uydudan faydalandılar. İkonos uydusundan çekilen fotoğraflar, arazinin heyelán öncesi durumunu net şekilde gösteriyordu. Sonra çarpışmaların en yoğun olarak yaşandığı yerler arkeologlar tarafından kazıldı, İkinci Dünya Savaşı'ndan kalma siperlerin altına inildi ve çok sayıda top mermisi, kurşun ve boş kovanlar bulunması üzerine araştırmanın doğru yerde yapıldığı anlaşıldı.
RAPORLAR DEĞİŞTİRİLMİŞ
Ama savaş meydanında bütün bunlarla beraber ortaya çıkan ve Türk askerlerine ait olan düğmeler, 1830 yılında İstanbul'da basılmış Osmanlı paraları ve yine Türkler tarafından kullanılan 'Tophane işi' denilen toprak ağızlık parçaları, Balaklava Savaşı'nın bilinenlerden başka şekilde yaşandığı yolunda kuşkular yarattı. Zira savaş kayıtlarına göre bölgede Türk değil sadece İngiliz askerleri vardı ve resmi raporlarda bu askerlerin Rus topçusu karşısında 'kahramanca can verdikleri' yazılıydı, dolayısıyla çarpışma alanında Türkler'in bulunmaması gerekiyordu.
'Savaş Alanları Detektifleri', bunun üzerine arazide elektronik detektörlerle yeni aramalara giriştiler ve yine Türk askerlerine ait çok sayıda kalıntıyı ortaya çıkardılar. Çalışma genişletildi, İngiltere'deki 'Kırım Savaşı Araştırma Grubu' isimli bir başka profesyonel kuruluştan da yardım istendi, savaş kayıtları tekrar tekrar gözden geçirildi, İkonos uydusu yeniden devreye sokuldu ve ortaya bambaşka bir gerçek çıktı:
150 seneden buyana yazılıp söylenenlerin aksine, 1854'ün 25 Kasım günü Rus topçusunun ateşi altında kalanlar İngiliz değil, Türk birlikleriydi. Rus Ordusu'nun Don Kazakları Bataryası İngilizler'e karşı yoğun bir baskına girişmişlerdi ama hemen önlerinde Türkler vardı ve ilk ateş altında kalanlar bizim askerlerimizdi.
Türkler, Rus top ateşine karşı ellerindeki tüfeklerle karşılık verirlerken İngilizler'e haber göndermişlerdi. İngiliz ordusu ise henüz uyanmıştı, mahmurluğunu üzerinden atamamıştı ve herşeyden habersizdi. Süvariler topçuları susturmak için hücuma geçtiler ama yanlış yere gittiler. Hatalarının farkına varıp geri döndükleri sırada Rus bombardımanı daha da yoğunlaşmış, Türk askerleri çaresiz bir vaziyette kalmış, İngiliz süvariler Rus topçusuna saldırıp susturmuşlar ama bu sırada ateş altında kalan 600 askerimizin tamamı şehid olmuş, İngilizler ise sadece 120 kayıp vermişlerdi.
ŞAİRLER DE YALANCI ÇIKTI
İngiltere, Balaklava'daki savaşı daha sonra tam bir reklam malzemesi olarak kullandı. O günlerde Londra'da savaş karşıtı bir hava esiyordu, Kırım'daki muharebelerin bir türlü bitmek bilmemesi halkı ve muhalefeti ayağa kaldırmıştı ve kahramanlık hislerinin yeniden canlandırılması için askerlere bir 'destan' lázımdı. Balaklava Savaşı, işte bu işe yaradı. Uykudaki İngiliz ordugáhını korumak için can veren askerlerimizden hiç bahsedilmedi ve ölen 600 askerin İngiliz olduğu yalanı ortaya atıldı. Sonra daha da ileri gidildi ve 'Türkler'in beceriksizliği yüzünden 600 askerlerimiz hayatından oldu ama süvarilerimiz bir destan yazıp Rus saldırısını püskürttüler' dendi. Bütün bu propagandanın üzerine İngilizler'in milli şairi Lord Alfred Tennyson'un İngiliz birliklerinin kahramanlıklarını anlatan destanlar yazması ile kamuoyu bir anda değişti ve İngiltere'de savaşın devam edip Ruslar'ın ezilmesi gerektiği düşüncesi hákim oldu.
Beşinci Kanal'ın 'Savaş Alanları Detektifleri' de vardıkları sonuçtan oldukça şaşkındılar ve 150 yıl önceki savaşın kayıtlarının bu derece tahrif edilmiş olması üzerine araştırmalarını genişlettiler. Londra'ya dönüşlerinden sonra zayiat kayıtları da tek tek elden geçirildi ve Balaklava'da öldüğü söylenen 600 askerin sadece 120'sinin can verdiği, diğerlerinin ise sağ salim İngiltere'ye dönmüş oldukları ortaya çıktı.
Araştırmaların tamamlanmasından sonra, Beşinci Kanal'da geçtiğimiz günlerde dört bölüm olarak yayınlanan programda bütün bu gerçekler tek tek anlatılıyor. 'Soğukta ve sefalet içerisinde bekleyen Türk askerlerinin ümitsiz bir savunma yaptıkları' söyleniyor, hadiselerin nasıl değiştirildiği anlatılıyor ve 'Yaptıklarımız bu kadarla da kalmadı. Türkler'in kaybını umursamamamız bir yana, yaralılarımızı bile onlara taşıttık ama kayıplarından hiç söz etmedik' deniyor.
e-posta
-----------------------------------------------------------------------
KIRIM SAVASI
Ondokuzuncu yüzyilda, Rusya'ya karsi, Avrupa devletlerinin Türkiye ile müttefik oldugu büyük savas. Osmanli Devleti ile müttefiki Ingiltere, Fransa ve Italya, Ruslar'a karsi savastilar.
Kirim Savasi'nin görünen sebebi; Kudüs'teki Islâm, Hiristiyan ve Musevi dinlerince mukaddes olan makamlar mes'elesidir. Savasin asil sebebi ve Avrupa devletlerinin Türkiye'nin yaninda Ruslar'a karsi ittifak etmeleri; Ingiltere'nin, Hindistan'daki Müslüman Gürganiyye-Baburlüler Devleti'ni yikip, bölgenin hakimiyetini saglama faaliyetleridir. Bu gayenin tahakkuku için engel kabul ettigi Osmanli Devleti'ni büyük savasa sokup, Rusya ile mesgul etmek istemesidir. Ruslar'in Akdeniz' e inmesini kendi güvenligi ve Ortadogu'daki menfaatlerine ters düsen Fransa'yi da, büyük savasin içine sürüklemeye Ingiliz siyaseti muvaffak oldu. Fransa Imparatoru Üçüncü Napolyon Bonapart da, ülke içinde, kralcilara karsi ahâlinin destegini saglamak için kilisenin destegine muhtaçti. Ingiltere, Üçüncü Bonapart'i, Rus Çari Birinci Nikola'nin, Kudüs'de, Katolikler'e karsi Ortadokslar'i ayaklandirdigini ileri sürdü. Kirim Savasi'na sonradan katilan Sardenya Kralligi da Italya birligini kurmak için siyasi destege ihtiyaci vardi. Italyan Piemento hükümetini de büyük savasla mesgul eden Ingilizler, Büyük Britanya Imparatorlugu topraklarina toprak, hazinelerine zenginlik katarken, dünya hakimiyeti için engel gördügü Islâmiyeti de, yikmak için faaliyetlerini daha da artiriyordu. Çarlik Rusya'si Bahriye Naziri Prens Mençikofu, büyükelçi sifatiyla 28 Subat 1853'de Istanbul'a gönderip, Türkiye'ye baska bir devletin taarruzuna karsi yardim teklif etti. Çok cüretkârane yapilan teklife karsi müttefiklerin yardimi talebi de sahte olup, çabalari yaldizli reklâm propagandasi ve sahte dostluktu. Müttefiklerin teklifine aldanip da; 26 Eylül 1852'de Bâb-i Âlî'de yüzaltmisüç kisi toplayip, Rusya'ya savas ilân eden Mustafa Resîd Pasa'nin hareketi, kahramanlik gibi görünse de; sonucu büyük bir aldanis ve Osmanlilarin yipratilma hareketidir.
Rusya, "Sicak Denizlere Inme" siyaseti geregince; Balkanlar'daki Slavlar'in ve Ortadokslar'in hâmiligini, yardim teklifi karsiligi, Türkiye'den istiyordu. Ihtilâller ülkesi Fransa da, Ortadogu'daki katoliklerin koruyuculugunu yapmak istiyordu. Fransiz Devlet Baskani Imparator Üçüncü Napolyon Bonapart da ülke içinde iktidarini kuvvetlendirmek için Kudüs'deki mukaddes makamlar meselesinin içine girdi. Rusya ve Fransa, kendi emparyalizmi için bu hesaplar içindeyken, Osmanli Sultani Abdülmecid Hân; hakimiyet prensibiyle hareket edip, Kudüs'teki mukaddes makamlarin ülkesi içinde bulundugunu ve bu eserlere hizmetlerin Osmanlilarca ifâ edildigini ilân etti. Kendi hesaplari pesinde olan ülkeler tarafindan Sultan Abdülmecid Hân'in tepkisi büyük hayrete sebebiyet verdi. Fransa Ingiltere'nin de tesvikiyle Rusya'ya karsi Osmanli Devleti'nin yaninda oldugunu ilân etti. Sonradan Papalik Italya'sinin da katildigi Kirim Savasi'nda, Ingiltere ve Fransa, sahte dostluklarla Osmanli Devleti'nin yaninda yer aldi. Bu dostluga aldanmakta Koca Mustafa Resîd Pasa'nin büyük rolü vardir. Rus Çari Birinci Nikola, "Hasta Adam" lâkabini taktigi Osmanli Devleti topraklarindan Eflâk ve Bogdan'a, 3 Temmuz 1853'de girdi.
Rus isgal kuvvetleri Baskumandani Pres Gorçakof, bu harekâtin isgal olmadigini ilân etti. Ruslar'in Osmanli sinirini geçerek yayinladiklari beyanname, büyük hayrete sebep oldu. Rus Disisleri Bakani Nesselro'de de Avrupa ülkelerine bu isgalin Türkiye'ye savas ilân etmek olmadigini bir beyanname ile ilan etti.
Ruslar'in, Eflâk ve Bogdan'a girmesiyle, Rumeli Ordu Kumandani Ömer Lütfi Pasa, ordusu ile Tuna Cephesine geldi. Ömer Pasa, Ruslar'a; Eflâk ve Bogdan' in onbes gün içinde tahliyesini isteyip, aksi taktirde harekete geçilecegi bildirildi. 28 Eylül 1853'de Rus elçilik personelinin Türkiye'yi terketmesiyle; Bogazlarin, tarafsiz milletlerin ticaret gemilerine açik oldugu ilân edildi. Rumeli Ordu Kumandani Ömer Pasa'nin teklifi, Rus Baskumandani General Gorçakof tarafindan kabul edilmedi.
Ömer Pasa'nin altmisbin kisilik kuvvetine karsi, Ruslarin, Tuna boyunda yüzellibin kisilik kuvveti vardi. Türk Ordusu, zamanla takviye edildi. 23 Ekim 1853'de, iki vapur, asker yüklü olarak çektigi sekiz dubadan meydana gelen Ruslar'in Tuna Filosuna Isakçi önünde Türkler'in ada bataryalarindan ates açildi. Savasta iki duba batirildi. Diger duba ve vapurlar yaralanarak, Ruslar'in üçyüz askeri telef edildi.
Ruslar, Balkanlar'i çevirerek, Sirplarla Makedonya Rumlari'ni Türkler'e karsi ayaklandirip Osmanli Devleti'ni zor duruma düsürmek istedi. Ömer Pasa, Rus harekâtina karsi 22 Ekim 1853'te, Kalafat'a girerek, onlari sasirtti. Anadolu Cephesinde de Müsir Abdülkerim Nâdir Pasa, Kafkasya'da harekâtda bulunup, Seyh Samil ile irtibat kuruldu. Kafkasya'daki yerli ahâliden, Ruslar'a karsi destek saglandi. Ekim sonunda Dogu Karadeniz ve Batum civarindaki Sekvetli Kalesi fethedildi. Ruslar kaleyi geri almak için karadan ve denizden kusattilarsa da, büyük kayip vererek geri çekildiler. Kafkasya Cephesi'nde Ruslar'in Muraviev kumandasindaki yüzaltmisbin askerine karsi, Abdülkerim Pasa kumandasinda yüzellibin asker mevcuttu. Ingiltere ve Fransa'nin gönderdigi müttefik donanma, Besike Körfezi önlerinden Kasim 1853'de Istanbul'a gelip, Beykoz'a demirledi. Rumeli Ordusu, Kasim 1853'de Ruslar'a karsi Tuna boyundan hareket ederek, 5 Kasim'da Oltenico Zaferi'ni kazandilar. Ruslar bozgun halinde Bükres'e çekildiler. Kafkasya Cephesi' ndeki Anadolu Ordusuna erzak ve mühimmat götüren Osman Pasa kumandasindaki oniki gemilik Türk filosu, Karadeniz'deki siddetli firtinadan dolayi Sinop Limani'na siginmisti. Türk filosunu takip eden Rus Amirali Nochimof, takviye alip, gerekli kesfini tamamlayinca 30 Kasim 1853'de Sinop'u basti. Sinop limanindaki Türk filosundan alti Türk ve bir Ingiliz ticaret gemisini batirip, iki bin Türkü sehid ettiler. Sinop'un Müslüman mahalleleri üçyüzonsekiz Rus topuyla bombardiman edildi. Ikibinbesyüz ev tahrip edilip, yerli ahâliden sehid olanlar oldu. Ruslar'in, insanlik disi Sinop baskini, ünya kamuoyunda infiale sebep oldu. Rus amiralinin, bombardimandan sonra olaydan duydugu teessürünü bildirmesi, Eflak ve Bogdan'i isgal edip, bunun sinir tecavüzü olmadigini beyannameler ile ilân etmeleri gibi aksi tesir yapti. Istanbul'daki Ingiliz ve Fransiz donanmalari 1853 sonunda Karadeniz'e açildi. Rumeli Ordusu, Tuna boyundan hareket ederek Çatana Muharebesi'nde, 5 Ocak 1854 de binbesyüz Rus'a karsi yediyüzdoksan sehid vererek, zafer kazandi. Bu yenilgi üzerine Çar, Rus baskumandani Gorçakof'u vazifesinden alip, yerine Maresal Paskieviç' i tayin etti. Balkanlardaki Rus propogandasi yayginlastirildi. Rus Ajanlar, "Çarlik, Yunanlilar'a Istanbul'u kazandirmak için Balkanlarda Osmanli, Ingiltere ve Fransa ile savasiyor." propogandalarini yaptilar. Yunanlilar, Ayasofya'da ayin yapmak hayaliyle Rus vaadine aklanip; para, mühimmat, teskilatçi subay yardimi da alarak, Epir ve Teselya'da ayaklandilar. Yunan ayaklanmasini bastirmak için, Osmanli Devleti Keçecizade Fuat Pasa'yi gönderdi. Fuad Pasa, l Nisan 1854'de Nardo'da zafer kazandi. Fransizlar da, Atina ve Pire'ye asilere karsi asker çikardilar.
Rus yayilmasinin önüne geçmek için. Ingiltere ve Fransa'nin Balkanlar'daki isgali kaldirma istegine, Avusturya-Macaristan Imparatorlugu ile Prusya da katildi. Ingiltere, Fransa, Osmanli Devletinin yaninda fiilen savasa katildi. Müttefikler, Kuvvetlerini 31 Mart 1854 de Geliboluya topladilar. Ingiltere kuvvetlerine Lord Raglan, Fransa kuvvetlerine de Maresal Arnard kumanda ediyordu. Tuna boyunda Ömer Pasa, 17 Nisan 1854 de Küçük Eflâk ile Sirbistan arasindaki Kalafat Muharebesi'nde Rus taarruzunu zaafa ugratti. Müttefik donanmasina Odesa'dan ates açilmasi üzerine sehir bombardiman edildi. Sekiz gemiden meydana gelen müttefik filosu, Ruslar'in onbes gemisini batirip, istihkâm ve tahkimatlarini, mühimmat depolarini, tersane tesislerini bombardimanla tahrip ederek, onüç gemiyi de ele geçirdiler.
Ruslar, 15 Mayis'ta Tuna nehri kiyisindaki Silistre' yi seksenbin askerle kusatti. Bu kusatmaya karsi Silistre'yi onbin askerle Musa Pasa müdafaa etti. 25 Haziran'a kadar sanli bir mücâdele veren Türk kuvvetleri, Ruslar'a onbesbin ölü ve yirmibesbin yarali verdirdiler. Rus Maresali Paskieviç ve üç general yaralandi. Dokuz Rus generalinin öldürüldügü Silistre'de Paskieviç'in yerine Generel Gorçakof tayin edildi. Türkler'in tekrar hakim oldugu Silistre'de üçbin sehid verildi. Silistre'yi büyük bir kahramanlikla müdafaa eden Musa Pasa, namaz kilmak için abdest alirken, bombardiman esnasinda gülle isabet etmesi neticesinde sehid oldu. Az sayidaki Türk kuvvetlerine yenilen Ruslar Silistre kusatmasini kaldirdilar. Ruslar Silistre'den geri çekilirken otuzbin askerle daha takviye edildiler. 8 Temmuz'da Yerköy Muharebesi'ni de kaybeden Ruslar, Iki general ve altibin asker de burada kaybettiler. Eflak ve Bogdan'da binlerce ölü ve yarali vererek çekilen Rus kuvvetlerinin yerine 6 Agustosta Türk kuvvetleri girdi. Rus zulmünden bikan Romanyalilar, Osmanli kuvvetlerini sevinçle karsilayip, büyük merasimler tertip ettiler. Romanyalilar Hiristiyan olmasina ragmen Hilâl'in, Salib'e galibiyetinden dolayi Bükres Büyük Kilisesi'nde dua ettiler. Yüzyillardir Osmanli hakimiyetinde bulunmalarina bir kere daha sükrettiler. Osmanli Devleti ve müttefikleri, Avusturya-Macaristan Imparatorlugu ile anlasma yapip, Eflâk ve Bogdan'in, Tuna' nin güvenligini bunlara verip, Kirim'a saldirmaya karar verdiler. Ingiliz ve Fransiz donanmasi Baltik'a açilip, Ruslar'i taciz etti. Rumelideki Türk kuvvetleri mevcudu, yüzseksenbine kadar çikarildi. Temmuz ayindan beri Varna'da bulunan ellibesbin kisilik müttefik kuvvetleri, Eylül ayinda Krim'a hareket etti. Rüstem Pasa ve Fransiz Arnaud, Ingiliz Lord Raglan kumandasindaki müttefik kuvvetler; elliyedibin asker, seksendokuz savas gemisi ve ikiyüzaltmisyedi nakliye gemisiyle, 14 Eylül 1854 de Kirim Yarimadasi'na çikartma yapti. Müttefik kuvvetlerin hedefi, Ruslar'in Karadeniz'deki en kuvvetli ve müstahkem liman sehri Sivastopol'dü. 19 Eylül' de Eskihisar mevkiinden hareket eden müttefik kuvvetleri, Prens Mençikof idaresindeki, General Gorçakofun da bulundugu ellibin Rus askerine karsi 20 Eylül'de Alma'da muharebeye tutustular. Alma Muharebesi'nde Ruslar besbin ölü, onikibin yarali, müttefikler de binsekizyüz ölü ve üçbin yarali verdiler. Alma'da zafer kazanan müttefiklerin hedefi Sivastopol idi. Ruslar sehir limanindaki donanmalarinin bir kismini batirarak trafige kapayip, denizden asker çikarilmasini zorlastirdilar. Osmanlilar ve müttefikler Kinm'a devamli asker, silah, mühimmat ve erzak gönderdiler.
Sivastopolu çevirip, sehir yakinlarindaki Balaklava limanini isgal ettiler. 25 Ekim'de Balaklava, 5 Kasim 1854 de înkerman muharebelerinde Ruslar, doksanbin askerle savasmalarina ragmen yenildiler. Müttefiklerin gayesi, Mençikofu devamli takip edip, sikistirarak, büyük kuvvetlerle Sivastopol'ü kusatip, sehri zaptetmekti, înkerman yenilgisine dayanamayan Rus baskumandani Prens Mençikof kederinden öldü. Yerine General Gorçakof tayin edildi.
1854-1855 kisinda Kirim'da askeri harekâtin durmasina ragmen, siyasi faaliyetler yogunlasti. Italyan birligini temin için Sardenya Kralliginin Piemento hükümeti, müttefiklerin destegini saglamak için anlasma ile Kirim'a onbesbin asker gönderdi.
Sistemlesen bir ideal haline gelen "Rus yayilma siyaseti"nin Çar Deli Petro gibi büyük takipçisi olan birinci Nikola, Osmanlilarin üst üste kazandigi zaferleri kabullenemiyerek, intihar etti. Yeni Rus Çari ikinci Alexandre, Çarlik zulümlerine devam edecegini ilan ederek Mart 1855 de tahta çikti.
Müttefikler, 1855 baharinda büyük hazirlik yaparak, Kirim'in asker, silah, mühimmat ve erzak stokunu takviye ettiler. Komuta kademesinde dedegisiklik oldu. Fransiz baskumandanligina General Pelissier, Lord Raglan'in hastaliktan ölmesiyle de yerine Ingiliz generali Simson tayin edildi. Müttefik kuvvetleri mevcudu, ikiyüzbin civarindaydi. 24 Mayis'ta Ruslar'in Sivastopol'a asker sevkiyati yaptigi stratejik öneme haiz Kerç Bogazina müttefiklerin asker çikartmasiyla harekât baslatildi. Buharli savas gemilerinden meydana gelen yirmiiki gemilik Müttefik filosu Azak Denizi'ne gönderildi. Ruslar'in Karadeniz sahilleri isgal edilerek, çok kayip verdirildi. Yazin bütün siddetiyle devam eden çarpismalardan sonra, Eylül ayinda Sivastopol'a karsi büyük umumi hücuma geçildi. Rus Baskumandani Gorçakof devamli yardim alarak asker mevcudunu artirdi. Gorçakof, müttefikleri Karadeniz'e dökmek için büyük hazirliklara giristi. Devamli bombardiman edilen Sivastopol'un 8 Eylül'de Malakof istihkamlarinin zaptedilmesiyle Ruslar dayanamayacaklarini anlayip, sehri terketmeye basladilar. 9 Eylül'de müttefiklerin eline geçen Karadeniz'in en mühim sehri Sivastopol, bombardiman ve Ruslarin yanginlariyla harabe haline gelmisti.
12 Eylül 1855'de bütünüyle müttefiklerin isgaline ugrayan Sivastopol istihkâmlari, limani, tersaneleri tahrip edildi. Müttefikler harekâta devam ederek, Ruslar'i takip ettiler. Kilburnu Zaferi kazanilip, Özi Kalesi fethedildi. Osmanli ordusu baskumandani Ömer Pasa, Anadolu cephesine yardim etmek için Kafkasya'ya hareket etti. Sohumkale'ye asker çikarip, Ruslar'in kusatmasi altindaki Kars'a yardim etmek istiyordu. Kafkasya'da yerli ahâli Rus zulmünden biktigindan Osmanlinin yaninda yer aldilar. Kafkasya'nin "Hürriyet Günesi" Seyh Sâmil, Ruslara karsi destanlasan mücâdeleler verdi. Osmanli Sultani ve Islâm Halîfesi Sultan Abdülmecid Han'in tevecühünü kazanmak için Moskof a karsi Çerkesler, Gürcüler ve yerli ahâli bütün imkânlariyla mücâdeleye katildi. Üç aydan beri Ruslar' in kusatmasi altinda bulunan Kars, onbin askerle, kirkbin Çar askerine karsi dayandi. Mütemadiyen Rumeli ordusunun ve Müttefiklerin ihtiyacini karsilamaya çalisan istanbul Hükümeti, Kafkasya cephesine fazla ikmal yapamadi. Istanbul'dan gönderilen ikmalin bir kismi da Rus taaruzuna maruz kaldigindan yerine ulastirilamadi. Ömer Pasa sehre yetismeden 28 Kasim 1855 de Kars, açlik yüzünden askeri, silâhi, cephane ve erzaki üstün düsmana anlasma ile teslim edildi. Kirim savasi, 1855 sonunda askeri harekât olarak bitmesine ve Müttefiklerin israrina ragmen Ruslar barisa yanasmadilar. Bu durum 1856 Subatina kadar devam etti. Ilk önce Viyana'da baslayan baris görüsmelerine, Paris'te devam edildi.
Osmanli Devleti, Rusya, Ingiltere, Fransa, Italya, Avusturya-Macaristan ve Prusyanin katildigi Paris görüsmeleri 3ü Mart 1856 da Paris Andlasmasiyla neticelendi. Kirim Savasi Osmanli Devletinin toprak kaybina sebep olmamasina ragmen, siyasi olarak aleyhimize oldu. Her iki tarafin ikiyüzellibinden ziyade asker kaybina sebep olan Kirim savasinda müttefikler siyasi bakimdan kârli çikti. Osmanli Devleti'ni Rusya ile savasa sokarak, mesgul olmasini firsat bilen Ingiltere, büyük devletlerin dikkâtini Hindistan'dan uzaklastirdi. Gürganiyye Islâm Devletini yikarak, Hindistan hazinelerine sahip olup, ticaretini gelistirdi. Islahat fermaniyla ülke içindeki gayri müslimleri simartip, isyana götüren haklar verildi. Bunu gayet iyi degerlendiren Fransa, günümüze kadar devam eden Ortadogu hadiselerine sebebiyet verdirdi. Italya, müttefiklerden siyasi yardim alarak, birligini kuvvetlendirip tamamladi. Rusya savastan maglup çikmasina ragmen, Paris Andlasmasi'na aykiri hareket edip, büyük idealini önce siyasi faaliyet olarak, sonra da her türlü hareketlere tesebbüs ederek devam ettirdi.