PDA

View Full Version : Afetler ve Kriz Yönetimi


GÜRKAN
10-03-2007, 18:33
Değerli Forum Üyeleri;

Herhangi bir deprem sonrasında beton bloklar altında kalır ve sıkışırsam bana
yardım ulaşıncaya kadar ne yapmalıyım ?

Düşünce akışım nasıl olmalı ?
Sesimi ne kadar duyurmaya çalışmalıyım ?
Enerjimi ne kadar harcamalıyım ?
Solunum sayımı nasıl kontrol etmeliyim ?

Düşüncelerinizi ve katkılarınızı merak ediyorum.
Çok teşekkürler.
Sağlıcakla..

GÜRKAN
10-03-2007, 18:43
Öncelikle bir durum analizi yapalım isterseniz.

Bunu kişisel olarak deneyebilirsiniz. Kendinizi dar karanlık soğuk, başınızı bile
oynatamayacağınız, göğüs kafesinizin güçlükle hareket ettiği bir yere sıkıştırın,
mesela eşinize üstünüze yavaş yavaş evin büyük eşyalarını yığmasını söyleyin, ve
belli aralıklarla üzerinize kum ve inşaat tozu döksün. Hatta vücudunuzun bazı
uzuvlarında şiddetli ağrılar olduğunu hayal edebilirsiniz. İklimin etkilerini
merak ediyorsanız, bunu balkonda yapın ve bütün geceyi dışarıda geçirin. Hatta,
komşularınızın ve ailenizin diğer fertlerinin iniltilerini ve ceset kokularını da
tabloya ekleyebilirsiniz. Burada günlerce (olabildiğince uzun bir süreye
odaklanmalısınız) aç ve susuz hayatta kalmanız gerektiğini düşünün.

GÜRKAN
10-03-2007, 18:49
Enkaz tecrübesi olanlar klostrofobinin ne demek olduğunu iyi bilirler.Orada, hergün yaptığınız işi
yaparsınız. Sizden öncesi ile sadece biliniyorsa (çoğunlukla bilinmez) travmanın
mekaniği ile ilgilenirsiniz. Profesyonel anlamda günlük işinizi yaparsınız. Ancak
enkaz altından bir yaralıyı çıkarttıktan sonra, günlerce ve haftalarca bu duygular
kafanızı meşgul eder. Hatta saplantıya dönüşür ve her deprem yaşandığında nefes
alamazsınız, bunalır daralırsınız. Büyük bir depremden sonra böyle çok sayıda
insanın olduğunu bilir ve çaresizlik içinde çırpınırsınız.
Afetlerde, doğada kaybolma sürecinde (uçak kazaları, dağcılar vs) hayatta
kalanların ortak özelliklerinden biri, soruna odaklı düşünmeleridir. Yani kişinin
afetten sonra sorunu tam olarak tanımlayıp, bu durumdan kendisini ve yakınlarını
nasıl kurtaracağını düşünmesi. Başarısız olanların ise ortak özelliği nerede hata
yaptıklarını düşünmek ve paniğe kapılmaktır, ikinci durumda oluşan negatif enerji,
kişilerin yaşama tutunmalarını zorlaştırıyor.

GÜRKAN
10-03-2007, 18:53
Bir enkaz altında sıkışma durumunda, herhangi bir çıkış ve kaçış olamayacağı için,
sadece hayatta kalmaya odaklanmalı, dolayısıyla kişi (başarabildiği kadar) nefes
alışını ve harcadığı enerjiyi sınırlandırmalı. Biz genellikle temel afet bilinci
eğitimlerinde, kişinin evin belli noktalarına bir miktar yiyecek, su, düdük ve el
lambası bırakmasını öneriyoruz. Ancak bunun her zaman pratik sonuçları olduğunu
düşünemeyiz, bunlar kişinin yakınında yatağının yanında bulunması durumunda daha
uzun süre hayatta kalmasını sağlayacaktır. Düdük, üzerinizde taşıyorsanız,
dışarıdakilere sesinizi duyurmanızı sağlayacaktır. Ancak, bağırmak eğer dışarıda
sizi arayan biri yoksa yada tesadüfen oradan geçen biri yoksa boşuna enerjinizi
tüketecektir. Dışarıyı dikkatle dinleyerek bir ses duyulduğunda bağırmak, düdük
çalmak daha akıllıca olacaktır. Tabi bu enerjinizin mevcut olduğu ilk günlerde
geçerli, enerjinizin tükendiği yada sesinizin çıkamayacak kadar yaralı olduğunuz,
yada bir kaç kat göçüğün altında kaldığınız durumlarda ne yapacaksınız? Burada
umutsuzluğa kapılmamak kritik nokta! Daha sonra sorunu net olarak tanımlamak
(yaralar, kaçıncı kattayız, üzerinizde kaç kat var, size kim ulaşabilir, hangi
yolları deneyebilirsiniz, şu anda saat kaç, apartmanda başka kimler olabilir,
kimler hayatta olabilir, bu saatte binanın hangi tarafında olabilirler, evdekiler
nerede olabilir, hayattalar mı, size ulaşabilirler mi, bina nasıl çökmüş olabilir
ve diğer potansiyel tehlikeler, su, elektrik kaçağı, gaz kaçağıı vs) ve soruna
odaklanmak. Profesyonel kurtarma ekiplerinin size ulaşması günler alabilir. İlk
saatlerde tek ümidiniz, komşularınız, yada sizi aramaya gelen hayatta kalan
arkadaşlarınız. Bir kaç gün dayanırsanız mutlaka sizi aramaya gelen birileri
olacaktır. Bu durumda ona sesinizi duyurmanız gerekecek. Ancak, kişisel
tecrübelerim bu günlerde yaralıların çoğunun bilinç bulanıklığı içinde oldukları
ancak kendini ifade etmeye çalışan ve bunun için ritmik olarak bir taşı duvara
vuran (büyük bir halsizlik içinde sürten desem daha doğru olacak) ve böylece
kurtulanlar olduğunu biliyorum.

Toz meselesinin altını çizmek istiyorum. Çünkü hala bazen kurtarma faaliyetlerinde
enkazın üstünde bir sürü insan görüyorum. Bunun aşağıdaki yaralılar için avuç avuç
toz yutmak dışında, bir beton parçasının hareketlenerek onu öldürmesi anlamına
geldiğini, ayrıca da kurtarma ekiplerinin hayatını tehlikeye attığını maalesef
hala öğrenemedik.

GÜRKAN
10-03-2007, 19:41
1) "Binalar çökerken basitçe çömelen ve korunan" kişiler istisnasız her defasında ezilerek ölüyorlar. Masa, araba gibi nesnelerin altına giren kişiler her zaman ezilirler.



2)Kediler,köpekler ve bebekler'in hepsi doğal bir şekilde dizlerini ana rahmindeki gibi karınlarına doğru çekerek kıvrılırlar. Deprem anında sizde bu şekilde kıvrılmalısınız. Bu doğal bir güvenlik ve hayatta kalma içgüdüsüdür. Daha küçük bir boşlukta hayatta kalabilirsiniz. Hafifçe ezilecek ama yanında boşluk yaratacak bir kanepe, geniş büyük bir eşyanın yanında dur.



3) Ahşap evler deprem anındaki en güvenli yapılardır. Sebebi basittir; ahşap esnektir ve depremin zorlamasıyla hareket eder. Eğer ahşap bina çökerse geniş yaşam boşlukları oluşur. Ayrıca, ahşap binalar daha az yoğunlukta yıkılış ağırlığına sahiptir. Tuğla binalar ayrı tuğla parçalarına yrılacaklardır. Tuğlalar bir çok yaralanmalara sebep olacaktır, ama (beton) bloklardan daha az ezilmiş vücutlar yaratırlar.



4) Eğer gece yataktayken deprem olursa, basitce yuvarlanarak yataktan düşün. Yatağın evresinde güvenli bir boşluk oluşacaktır. Oteller müşterilerine deprem anında yatakların yanında yere uzanmalarını salık veren bir uyarı notunu odalarda her kapının arkasına asarlarsa depremlerde çok büyük hayatta kalma oranlarını sağlayabilirler.



5)Televizyon izlerken deprem olursa ve kolayca kapıdan veya pencereden dışarı kaçmak mümkün değilse, kanepe veya büyük bir koltuğun/sandalyenin yanında cenin pozisyonunda kıvrılarak yere uzanın.



6) Bina çökerken Kapı kirişlerinin altına geçen herkes ölür...Nasıl mı? Eğer kapı kirişlerinin altına geçerseniz ve kapı kirişi öne veya arkaya doğru düşürse inen tavanın altında ezilirsiniz. Eğer kapı kirişi yana doğru yıkılırsa ikiye bölünürsünüz. Her iki durumda da ölürsünüz!



7) Hiçbir zaman merdivenlere gitmeyin/yönelmeyin. Merdivenler (ana binadan) farklı bir "frekans aralığına" sahiptir; ana binadan bağımsız/ayrı olarak sarsılırlar. Merdivenler ve binanın geri kalanı devamlı olarak birbirlerine çarparlar,taki merdivenlerin yıkılışı gerçekleşene kadar. Merdivenlere ulaşan insanlar basamaklar yüzünden yaralanırlar. Korkunç şekilde sakatlanırlar. Bina yıkılmasa dahi, merdivenlerden uzak durun. Merdivenler binanın hasar görmesien muhtemel kısmıdır. Depremde yıkılmamış olsa dahi, merdivenler bağırarak kaçmaya çalışan insanların aşırı yüklenmesi ile çökebilir. Merdivenler binanın geri kalan kısmı zarar görmemiş olsa dahi her zaman güvenlik açısından kontrolden geçirilmelidir.



8) Binanın dış duvarlarına yakın yerlerde durun, mümkünse dışına çıkın. Binanın iç kısımlarındansa dış kısımlarına yakın yerlerde olmak çok daha iyidir. Binanın dış çevresinden ne kadar içeride olursanız, çıkış yolunuzun kapanma ihtimali o kadar artacaktır.



9) Aynen Nimitz yolundaki katlar arasındaki (yıkılan) blokların meydana getirdiği gibi, deprem anında üst yolun yıkılmasıyla ezilen araçların içinde bulunan insanlar ezilirler. SanFransisco depreminin kurbanlarının hepsi araçlarının içindeydiler. Hepsi öldü. Araçlarının dışına çıkıp,aracın yanına uzanıp veya oturarak kolaylıkla hayatta kalabilirlerdi.Ölen herkes eğer araçlarından çıkıp, araçlarının yanına oturabilseler veya uzanabilselerdi yaşıyor olabilirdi. Ezilen bütün araçların yanında-kolonların direkt olarak üzerine düştüğü araçlar hariç- 3 feet yükseklikte boşluklar oluşmuştu.


Doug Copp.
Amerikan Uluslararası Kurtarma Ekibinin Kurtarma şefi ve afet olayları müdürü

GÜRKAN
10-03-2007, 23:57
Tüyap Bursa Fuarcılık A.Ş ve TMMOB Elektrik Mühendisleri Odası Bursa
Şubesi, Kimya Mühendisleri Odası Bursa Şubesi, Makine Mühendisleri
Odası Bursa Şubesi işbirliğinde hazırlanan BURSA AFET, YANGIN,
GÜVENLİK FUARI - Sempozyumu 19-22 Nisan 2007 tarihlerinde Tüyap Bursa
Uluslararası Fuar ve Kongre Merkezinde gerçekleştirilecektir.

AFET YANGIN GÜVENLİK 2007 Fuarı kapsamında; Afet ve Acil Durum,
Yangın, Güvenlik, Telekomünikasyon, Elektrik-Elektronik, Sektörel
Yayınlar, İş güvenliği ve Belediye İhtiyaçları Özel Bölümü yer almaktadır.

Yangın, tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de önlenebilir bir afet
olmasına karşın, bilinçsizlik nedeni ile umulmadık maddi ve manevi
kayıplara hatta can kayıplarına neden olmaktadır. Yangın ile mücadele,
korunma önlemlerini almak, algılamak ve söndürmek aşamalarını
içermektedir. Yangın, sel, deprem gibi afetlerin etkilerini minimize
etmek bulundurulacak ekipman ve bilgi birikimi ile mümkündür. Ana
kapsam içerisinde yer alan konularla ilgili ekipmanların sergileneceği
fuar tüm sanayi kuruluşları, ticari işletmelerin tamamı ve yerel
yönetimlerin (belediyelerin) katılımları fuarın ana ziyaretçi
profilini oluşturmaktadır.

Fuar süresince alanımızda Afet Yangın Güvenlik Sempozyumu
düzenlenecektir. Bu sempozyum yerel ve ulusal sivil toplum
kuruluşlarında büyük ilgi ve heyecan uyandırmıştır. Yapılacak etkinlik
ve tatbikatlar ile ülkemizde sık görülen yangın, sel, deprem gibi
büyük yaralar açan felaketler anında yapılacaklar hakkında bilgi
verilecektir. Bu etkinlikler ile fuara olan ilginin arttırılması ve
felaketler anında toplumun doğru bilgilendirilmesi hedeflenmektedir.


Sempozyum Danışma Kurulu:

Prof. Dr. Nilüfer AKINCITÜRK
U.Ü. Müh. Fak. Mimarlık Bol.

Prof. Dr. Gülay ALTAY
Boğaziçi Kandilli Rasalhancsi

Prof. Dr. Ahmet Mete IŞIKARA
AHDER Başkanı

Prof. Dr. Mikdat KADIOGLU
İTÜ Meteoroloji Bol- Bşk.

Prof. Dr. Ahdurrahman KILIÇ
İTÜ Makina Fakültesi

Prof. Dr. Alper ÜNLÜ
İTÜ Afet Bolüm Müdürü

Doç. Dr. Kavihan PALA
U.Ü. Tıp Fak. Halk. Sağ. Bol.

Yrd, Doç. Dr. Oğuz GÜNDOGDU
Î.Ü. Müh. Eak. Jeofizik Müh. Bol.

Ahmet Turhan ALTINER
Yeditepe Üniversitcsi

Süleyman BULAK
Teknik Yayıncılık Tanıtım A.Ş.

Atı Aslan ÇAĞLI
İpragaz A.Ş-

Ayhan ÇETİN
AygazA.Ş.

Mustafa DAYANIKLI
Vemus End. Elektronik Ltd. Şti.

Aziz DOĞAN
AKUT Bursa

Orhan DOĞAN
Bursa Büyükşehir Belediyesi

Mehmet DÜZOK
Bosch A.Ş.

Gürhan ERTÜR
Açık Radyo Prograıncısı

Yıldırım GÖK
GOSB itfaiye Daire Bçk.

Korhaıı GÜMÜŞ
İnsan Yerleşimleri Derneği

Tahsin IŞILDAR
Bursa Valiliği Afet Yön. Mrk.

Havrı KARTOPU
EEC Entegre Bina Kont. Sis. A.Ş.

Sacit KIZAVUL
Milangaz A.Ş.

Aziz ŞAŞA
TRAC Cemiyeti Bşk.

Numan ŞAHİN
EMO Milh. I.Ld. Şii.

Cüneyt ŞENER
Bıırsa Ticaret ve Sanayi Odası

OkunTOKER
TÜYAK Gn. Sck.-Alara Müh.Ltd.Şti.

Zuhal YAKICI
KAKAD Orta Anadolu Tem.

Cevdet YÜCE
İnş. Müh. Çevre inşaat


Serdar EFE
Proje Sorumlusu

TÜYAP BURSA FUARCILIK A .Ş.

Tüyap Bursa Uluslararası Fuar ve Kongre Merkezi

Yalova Yolu 4.km. Buttim Yanı

Osmangazi / BURSA / TÜRKİYE

TEL : (0 224) 211 50 81

FAKS:(0 224) 211 61 31

E-mail :serdarefe@tuyap.com.tr

adnanfd
11-03-2007, 00:42
6) Bina çökerken Kapı kirişlerinin altına geçen herkes ölür...Nasıl mı? Eğer kapı kirişlerinin altına geçerseniz ve kapı kirişi öne veya arkaya doğru düşürse inen tavanın altında ezilirsiniz. Eğer kapı kirişi yana doğru yıkılırsa ikiye bölünürsünüz. Her iki durumda da ölürsünüz!



7) Hiçbir zaman merdivenlere gitmeyin/yönelmeyin. Merdivenler (ana binadan) farklı bir "frekans aralığına" sahiptir; ana binadan bağımsız/ayrı olarak sarsılırlar. Merdivenler ve binanın geri kalanı devamlı olarak birbirlerine çarparlar,taki merdivenlerin yıkılışı gerçekleşene kadar. Merdivenlere ulaşan insanlar basamaklar yüzünden yaralanırlar. Korkunç şekilde sakatlanırlar. Bina yıkılmasa dahi, merdivenlerden uzak durun. Merdivenler binanın hasar görmesien muhtemel kısmıdır. Depremde yıkılmamış olsa dahi, merdivenler bağırarak kaçmaya çalışan insanların aşırı yüklenmesi ile çökebilir. Merdivenler binanın geri kalan kısmı zarar görmemiş olsa dahi her zaman güvenlik açısından kontrolden geçirilmelidir.


benim oturduğum bina asmolen 5 katlı.yalova'daki yüksel siteside asmolen binaymış.depremin daha 5. saniyesinde çökmüş.316 kişi öldü hemen hemen kurtulan olmadı.kurtulan varsada ben bilmiyorum.çökerse boşluk moşluk hak getire.

GÜRKAN
11-03-2007, 12:25
benim oturduğum bina asmolen 5 katlı.yalova'daki yüksel siteside asmolen binaymış.depremin daha 5. saniyesinde çökmüş.316 kişi öldü hemen hemen kurtulan olmadı.kurtulan varsada ben bilmiyorum.çökerse boşluk moşluk hak getire.

Sn.adnanfd;

Bilim ve teknoloji geçmiş yüzyıllara göre günümüzün insanını çok daha güçlü yaptı. Uzaya gittik, nükleer enerjiyi geliştirdik.. Ancak depremler karşısında çaresiz ve güçsüzüz. Bırakın doğaya hakim olmayı midemizi, kalbimizi, bağırsağımızı bile kontrol ediyor değiliz. Mesela sindirim işleminde yalnızca çiğneme insanın kontrolünde. Geriye kalan %99'luk kısmı oluşturan diğer faaliyetler bizim hiçbir müdahalemiz olmadan gerçekleşiyor. Doğaya hakim olamadığımıza göre doğal afete verdiğimiz anlamı gözden geçirmemiz gerekmektedir.
İnançlı insanın doğal afete verdiği anlam onu rahatlatacaktır. "Bu Dünya gezegeninin bir idare edeni var,her türlü tedbirlerimizi aldıktan sonra onu tanıyıp ona güvenmeli ve ona sığınmalıyız." Bu düşünce kalıbı ile insanoğlunun deprem üzerinde kontrol duygusu gelişebiliyor. Kontrol duygusu geliştiğinde kaygı düzeyi düşer ve insan rahatlar.
Doug Copp'un önerileri yine de işe yarayabilir,aklımızın ucunda bulunmasında fayda var.Neden bu adam diyecek olursa;
875 yikilmis binaya sürünerek giren, 60 ülkeden kurtarma ekipleriyle çalişan, birçok ülkede kurtarma ekipleri olusturan, ve çok sayida ülkede birçok kurtarma ekibinin üyesi. 2 Yil boyunca birlesmis milletler felaket "azaltma" uzmaniydı. 1985'ten beri ayni anda gerçeklesenler hariç dünyadaki bütün büyük felaketlerde çalismış biri.


1996'da onun hayatta kalma metodunun geçerliligini ortaya koyan bir film yapıldı. Türk hükümeti, Istanbul belediyesi, Istanbul üniversitesi, Case yapimcilik, ve ARTI bu pratik ve bilimsel testin filme alinmasinda isbirligi yaptilar.

Kendi ağzından şöyle ifade ediyor durumu:
''Içinde 20 maket (mannequis) olan bir okulu ve evi yiktik. On maket "çömel ve korun" metodunu uygularken, 10 maket "hayat üçgeni" metodumu uyguladi. Tasarlanmis yikimdan sonra görüntüleri filme almak ve sonuçlari belgelemek için enkazi geçip binaya girdik. Bina yikimlarinda olusabilecek sartlar dahilinde direct olarak gözlemlenebilen ve bilimsel sartlar altinda hayatta kalma tekniklerimi uyguladigim film "çömelip korunan/saklanan" kisiler için hayatta kalma sansinin sifir oldugunu ortaya koydu. Hayat üçgeni metodumu kullananlar için hayatta kalabilme sansi yaklasik olarak % 100 oldu. Bu film Türkiyede ve Avrupanin geri kalan kisminda milyonlarca izleyici tarafindan izlendi. Bu film ABD, Kanada ve Güney Amerikada RealTV programinda izlendi.


Enkazina girdigim ilk bina 1985 Mexico City depreminde bir okuldu. Bütün çocuklar siralarinin altindaydi. Her bir çocuk kemiklerinin kalinligina kadar ezilmislerdi. Siralarinin yanindaki koridorlara uzanmis olsalardi hayatta kalmis olabilirlerdi. Bu "ayipti, gereksizdi" ve çocuklarin neden koridorlarda (siralarin arasinda) olmadigini merak ettim. O an, çocuklara bir seyin/esyanin altina saklanmalarinin söylendigini bilmiyordum.


Basitçe ifade edilirse, binalar yikilirken, objelerin üzerine düsen tavan agirligi veya içerideki mobilyalar bu nesnelere çarparken yanlarinda bir yer, bosluk birakirlar. Bu bosluk benim "hayat üçgeni" dedigim alandir.


Nesne ne kadar büyük ve ne kadar dayanikli olursa daha az ezilecektir. ''


Nesneler ne kadar az ezilirse bosluk ve bu boslugu kullanan kisinin yaralanmama olasiligi o kadar artar. Bir dahaki sefere televizyonda yikilan bina izlerken gördügün üçgenleri say. Heryerdeler. Yikilan bir binada göreceginiz en yaygin biçimdir.


Deprem aninda hayatta kalma, ailelerine bakma ve baskalarini kurtarma hakkinda 750 bin nüfüslu Trujillo kentinin Itfaiye bölümünü egittim. Trujillo Itfaiye Departmaninin kurtarma sefi Üniversitede profesördür. Bana her yerde eslik etti. Kisisel ifadeleridir:


"Adim Roberto Rosales. Trujillo kurtarma ekibi sefiyim. 11 yasindayken çöken bir binada mahsur kaldim. Mahsur kalisim 1972 yilinda
70.000 kisini öldügü depremde oldu. Erkek Kardesimin motosikletinin yaninda olusan "hayat üçgeni" içinde hayatta kaldim. Yataklarinin veya siralarin, masalarin altina giren arkadaslarim ezilerek öldüler (isim, adres vb detaylari anlatiyor). Ben hayat üçgeninin yasayan örnegiyim. Ölen arkadaslarim "çömel ve korun" örnekleridir.

GÜRKAN
13-03-2007, 20:55
Kandilli: Doğu Anadolu fayında bir hareketlilik var

Boğaziçi Üniversitesi (BÜ) Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Gülay Altay, son zamanlarda "Doğu Anadolu fayında bir hareketlilik yaşandığına" dikkati çekti.
Son olarak Sivrice’de 5.9 büyüklüğünde önemli bir deprem meydana geldiğini anımsatan Altay, Bingöl civarında da önemli bir hareketlilik olduğunu ve bunun dikkatle izlenmesi gerektiğine kanaat getirdiklerini söyledi.
Bingöl civarının Kuzey Anadolu ve Doğu Anadolu faylarının kesişme noktasında bulunduğunu anımsattı. O bölgede orta büyüklükte depremlerin meydana gelmesinin sürpriz olmadığını da dile getiren Kalafat, "Bu coğrafyada her zaman depreme hazırlıklı olmak gerekiyor" dedi.


13.03.2007

ally_mcbeal
15-03-2007, 23:25
Öncelikle bir durum analizi yapalım isterseniz.

Bunu kişisel olarak deneyebilirsiniz. Kendinizi dar karanlık soğuk, başınızı bile
oynatamayacağınız, göğüs kafesinizin güçlükle hareket ettiği bir yere sıkıştırın,
mesela eşinize üstünüze yavaş yavaş evin büyük eşyalarını yığmasını söyleyin, ve
belli aralıklarla üzerinize kum ve inşaat tozu döksün. Hatta vücudunuzun bazı
uzuvlarında şiddetli ağrılar olduğunu hayal edebilirsiniz. İklimin etkilerini
merak ediyorsanız, bunu balkonda yapın ve bütün geceyi dışarıda geçirin. Hatta,
komşularınızın ve ailenizin diğer fertlerinin iniltilerini ve ceset kokularını da
tabloya ekleyebilirsiniz. Burada günlerce (olabildiğince uzun bir süreye
odaklanmalısınız) aç ve susuz hayatta kalmanız gerektiğini düşünün.


sevgili asterix ben empati yaptım ve hissiyatım şudur; bir an evvel kolay yoldan ölmenin yolunu arardım. belki çok negatif bir yorum oldu ama böylesi durumlarda ölümün kurtuluş olacağına inanırım. allah düşmanıma bile vermesin dedirtecek türden bir acı bu.

GÜRKAN
16-03-2007, 00:19
sevgili asterix ben empati yaptım ve hissiyatım şudur; bir an evvel kolay yoldan ölmenin yolunu arardım. belki çok negatif bir yorum oldu ama böylesi durumlarda ölümün kurtuluş olacağına inanırım. allah düşmanıma bile vermesin dedirtecek türden bir acı bu.

sn.ally_mcbeal;

Size hak vermemek mümkün değil ve maalesef bugünlerde negatif düşünmekten başka çaremiz kalmadı..Bir kısmımız başımıza gelecek felaketleri bekler gibiyiz,büyük çoğunluluğumuz ise hala duyarsız... tepkisiz...
Bu niteliksiz kalabalık aslında bugün felaketin tam içinde ''O mahiler ki derya içindedir,deryayı bilmezler.''deki gibi dışına çıkıncaya kadar kendi durumunu pek çoğu hala fark edemedi.
yaşananlar ve yaşanacaklar tüm çıplaklığı ile ortada iken bile..

Bakınız tecrübeler ne diyor bu konuda;
Ölümün çok yakınından geçtikten sonra sağ kalmak, sonraki hayatta kalıcı bir tesir bırakır. Çeşitli uçak kazaları ve Hiroşima'da sağ kalanlar üzerinde yapılan araştırmalar ortak bazı belirtiler göstermektedir. Kişiler uzun bir süre psikolojik kapanma durumunda kalıyorlar. Duygusal küntlük veya gerçek duygularını bastırmak için olağan dışı tepkiler vermeler görülüyor. En çokta sağ kalmanın suçluluğu yaşanıyor. "Neden yaşıyorum, keşke ölseydim ", "Onların ölümünden ben sorumluyum" gibi patolojik savunmalar gözlenir.
Bazıları "Neden ben değil de diğerleri öldüler bu haksızlık değil mi?" diyebilir. Hatta bir hasta[B] "Doğaya çok kızıyorum artık bir çiçek bile dikmeyeceğim"[B] der hale gelmişti.

ally_mcbeal
16-03-2007, 01:13
Bakınız tecrübeler ne diyor bu konuda;
Ölümün çok yakınından geçtikten sonra sağ kalmak, sonraki hayatta kalıcı bir tesir bırakır. Çeşitli uçak kazaları ve Hiroşima'da sağ kalanlar üzerinde yapılan araştırmalar ortak bazı belirtiler göstermektedir. Kişiler uzun bir süre psikolojik kapanma durumunda kalıyorlar. Duygusal küntlük veya gerçek duygularını bastırmak için olağan dışı tepkiler vermeler görülüyor. En çokta sağ kalmanın suçluluğu yaşanıyor. "Neden yaşıyorum, keşke ölseydim ", "Onların ölümünden ben sorumluyum" gibi patolojik savunmalar gözlenir.
Bazıları "Neden ben değil de diğerleri öldüler bu haksızlık değil mi?" diyebilir. Hatta bir hasta[B] "Doğaya çok kızıyorum artık bir çiçek bile dikmeyeceğim"[B] der hale gelmişti.

kesinlikle katılıyorum. depremin ardından enkaz altında kalmamış kişilerde bile uzun süre devam eden bir tedirginlik olduğunu da hatırlarsak...atlatılması zor bir depresyon...

bir de deprem anında pencereden ve balkondan uzak durun önerileri vardır ya.. bana göre sanki balkona çıkmak veya pencereye yakın olmak enkaz altında kalsak bile kurtulmayı/kurtarılmayı kolaylaştırabilirmiş gibi geliyor. herhalde pencere camlarının patlaması riski nedeniyle bu uyarı yapılıyor..

GÜRKAN
18-03-2007, 02:00
Ülkemiz topraklarının %95’i deprem kuşağı üzerindedir. Uzmanların söylediğine göre, her 9 ayda bir topraklarımız üzerinde bir bölgede 6 ve üzerinde şiddette deprem olmaktadır.

Bu şiddetteki bir deprem dünyada bir çok ülkede ölüm ve yaralanmaya yol açmıyor. Ancak, ülkemizde durum böyle değildir. 3.8 şiddetindeki depremde bile ölen, yaralanan insanlar olmaktadır.

Planlarımız var; insan gücü yeterli; malzeme sıkıntımız yok. Ancak, afet

yönetimini bilmiyoruz. Afet yönetimi konusunda yeterli deneyim ve beceriye

sahip değiliz.

Afet sonrasında, “idareci” pozisyonunda olan kişilerin en önemli amacı ve temel

uğraşı, olabildiğince çok sayıda insanı sağlam olarak kurtarmaktır. Yapılan tüm

çalışmaların ortak amacı, “sağlıklı insan”dır.

“Kar yağışı olacağı belliydi; insanlar buna rağmen sokağa çıktı”.

“Bize bu binanın yıkılabileceği konusunda herhangi bir şikayet gelmedi.”

“Ne yapalım? Bu kadar yoğun yağmur yağacağını nereden bilebilirdik?”

Bu söylemlerle halkın karşısına çıkanlar “idareci” olamaz. Afet yöneticisi

olamaz. Tüm suçu halkın üzerine atan, kendi insanını hatalı bulan bir

yöneticinin, afet sonrasında gereken başarıyı gösterebileceğine inanır mısınız?

Ülkemizde de olduğu gibi geri kalmış ülkelerde, deprem kuşağı olarak

adlandırılan alanlar üzerine yapılanma engellenememektedir. Dere yatakları

üzerine yapılan ev ve işyerleri seller nedeniyle yıkılmaktadır.

Türkiye’de afetler olmaya devam edecektir. Peki, afetleri hangi idarecilerle

göğüsleyebiliriz?

GÜRKAN
26-03-2007, 19:55
6,9'luk depremle sarsılan Japonya'da
1 ölü, 170 yaralı

Japonya'nın ortasındaki sahil bölgesinde 6,9
büyüklüğünde meydana gelen deprem 1 kişinin ölümüne
170 kişinin de yaralanmasına neden oldu.

44 evin tamamen yıkılmasına, 200'ünün de büyük
oranda hasar görmesine yol açan depremden sonra bin
300 kişi sığınaklara yerleştirildi. Japon
Meteoroloji Ajansı, depremin dün sabah yerel saatle
09.42 (TSİ 02.42)'de Japon Denizi'nin sahil
bölgesinde oluştuğunu duyurdu. Başkent Tokyo'dan da
hissedildiği kaydedilen depremin merkezinin Noto
yarımadasındaki deniz yatağının 50 kilometre altı
olduğu belirtildi. Deprem, toprak kaymaları ve
elektrik kesintilerinin yanı sıra su şebekesinde
hasara ve toplu taşımada aksamalara yol açtı. NHK
televizyonu ölen kişinin yarımadanın batısında yer
alan Wajima'daki 52 yaşında bir kadın olduğunu
bildirdi.
Deprem dolayısıyla 50 santimetre büyüklüğünde
olması beklenen tsunami dalgası için Ishikawa
bölgesinde tsunami alarmı verildi; ancak tehlikenin
geçmesinin ardından kaldırıldı. Deprem bölgesinde
gece boyunca devam eden yağmur nedeniyle başka
toprak kaymaları olmasından da endişe edildiği
belirtildi. Tokyo'nun 300 kilometre uzağındaki
İshikawa'nın 60 bin nüfuslu Nanao kentini vuran
deprem nedeniyle bölgeye ambulansların halka yardım
için gönderildiği ve yollarda çatlaklar meydana
geldiği ifade edildi. Yerel medya, deprem nedeniyle
bölgedeki hava ve demiryolu ulaşımının
durdurulduğunu duyurdu. Wajima kentinde hasar gören
236 evde yaşayan binden fazla kişinin, spor
salonları ve diğer kamu binalarına yerleştirildiği
belirtildi. Bölgede en son depremin 1923'te olduğu
ve 3 kişinin öldüğü hatırlatıldı.
Öte yandan Büyük Okyanus'un güneyindeki Vanuatu
adası yakınlarında dün 7,3 ve 7,1 büyüklüğünde iki
deprem daha meydana geldi. Bu sarsıntılar can ya da
mal kaybına yol açmadı. Sık sık depremlerin meydana
geldiği Japonya'da 13 Ocak'ta da 8,3 büyüklüğünde
bir deprem meydana gelmişti. 1995 yılında
Japonya'nın Kobe kentinde meydana gelen 7,3
büyüklüğündeki depremde 6 bin 400 kişi hayatını
kaybetmişti. Bu deprem aynı zamanda şimdiye kadar
Japonya'da en fazla hasar ve can kaybı yaşanan
deprem olarak kayıtlara geçmişti. 2004'te
Japonya'nın kuzeyinde meydana gelen 6,8
büyüklüğündeki depremde 40 kişi ölmüş, 6 binden
fazla ev hasar görmüştü.
Tokyo, Cihan
http://www.zaman.com.tr/webapp-tr/haber.do?haberno=519086

GÜRKAN
12-04-2007, 12:23
Bir çok üzerine üzerine vazife olmayan işte olduğu gibi ilkyardım konusunda da memleketimin insanı derin bilgi ve beceriye sahip..
Pardon derin bilgi olmaksızın beceriye sahiptir.. Bu becerinin sınırları biran önce tetanoz olsun diye yaraya at pisliği basmaktan, enkazdan kişiyi boynundan tutup çekerek çıkartmaya kadar uzanır...
Son sözüm aklı başında okura: Afet veya herhangi bir kaza durumunda hekim gelene kadar abi hadi şu işin ucundan tutalım diyene "aman dokunma" derseniz hem siz rahat edersiniz hem de kazazedenin hayatının kurtulma ihtimali artar..

kazasız,belasız ve afetsiz günler dilerim..
sağlıcakla kalınız.

GÜRKAN
25-04-2007, 19:14
Haber Yayin Tarihi: 19 Nisan 2007 Persembe Saat 04:38

Afet Konferansına Nota

AB Dönem Başkanı Almanya, Uluslararasi Doğal AfetToplantısı düzenleyen KKTC 'ye "Sizi Tanimiyoruz, AB ülkelerine davetiye gönderemezsiniz" diye nota verdi.Pakistan Depreminde gayretleri nedeniyle KKTCye Tesekkur Plaketi veren BM ise "Plaketi Yanlişlikla Verdik, konferansa katilmayin" diye üyelerine yazi gönderdi.
Rum sivil savunma teşkilatı başkanı Hristos Kiriakidis, "tatbikat ve
konferansa katılım olmamasi icin BM ve AB’yi harekete
gecirdik. Ancak yine de etkinlik yapiliyor" dedi.

GÜRKAN
25-04-2007, 19:22
TMMOB AFET SEMPOZYUMU 5-7 ARALIK 2007 ANKARA'DA YAPILACAK

TMMOB'nin " Birer doğa olayı olarak yaşananlar afete dönüşmesin!.." sloganıyla düzenledigi Afet Sempozyumu,5-7 Aralik 2007 tarihlerinde Ankara'da
gerceklestirilecek. Sekreteryası İnşaat Mühendisleri Odasi tarafindan yürütülen sempozyum kapsaminda,ulkemizde doğa olaylarinin afete yol acmasini engellemek icin atilmasi gereken adimlar ile "zarar azaltma, afete hazirlik ve müdahale konusunda örgütlülüğü geliştirmek" amaci dogrultusunda afet politikalari ele alınacak.

GÜRKAN
26-04-2007, 19:34
Bir çok üzerine üzerine vazife olmayan işte olduğu gibi ilkyardım konusunda da memleketimin insanı derin bilgi ve beceriye sahip..
Pardon derin bilgi olmaksızın beceriye sahiptir.. Bu becerinin sınırları biran önce tetanoz olsun diye yaraya at pisliği basmaktan, enkazdan kişiyi boynundan tutup çekerek çıkartmaya kadar uzanır...
Son sözüm aklı başında okura: Afet veya herhangi bir kaza durumunda hekim gelene kadar abi hadi şu işin ucundan tutalım diyene "aman dokunma" derseniz hem siz rahat edersiniz hem de kazazedenin hayatının kurtulma ihtimali artar..

kazasız,belasız ve afetsiz günler dilerim..
sağlıcakla kalınız.

İstanbulda 8 katlı bina çöktü..
Enkaz altında kalanlar olduğu halde enkazın üzerinde ilgisiz,bilgisiz insanlar yine..
İbret verici...yazık!.

PARK
26-04-2007, 19:39
İstanbulda 8 katlı bina çöktü..
Enkaz altında kalanlar olduğu halde enkazın üzerinde ilgisiz,bilgisiz insanlar yine..
İbret verici...yazık!.

gerçekten çok elim bir olay çöken binanın yanında temel kazma çalışması yapılıyormuş......işte bir tedbirsizlik daha :grrr: :grrr: herkese geçmiş olsun

GÜRKAN
11-09-2007, 11:44
22-26 Ekim 2007 de Kocaeli'de yapılacak "Uluslararası Deprem Sempozyumu" bu gurubun üyelerinin de ilgi alanına giren(hukuk,mühendislik,tıp ve sosyalbilimler başlıkları altında) birçok konu tartışılacaktır. Sempozyum bilgilerine
http://kocaeli2007.kocaeli.edu.tr/
adresinden ulaşabilirsiniz.

balaban
11-09-2007, 11:51
Topiği yeni görüyorum. Hayret!:(
Bu konuda da dünyadan bir haberiz. Zaten şehirler üst üste olduğu için kimnsenin kurtulma ihtimali olduğunu düşündüğü yok. Özellikle İstanbul'da. Binalar içiçe ve çok sayıda bina var, yollar çok dar, tamamen kapanır. Kriz yönetimindeki beceriksizliğimiz daha önce de çok kanıtlandı. Herkes kaderine razı olmuş durumda.

balaban
11-09-2007, 12:06
Sn.GÜRKAN, emek verip bilgilendirmeye çalışıyorsunuz. Mutlaka bunlardan faydalananlar olacaktır. Kendi adıma teşekkür ederim.:)

baron11
11-09-2007, 12:06
Topiği yeni görüyorum. Hayret!:(
Bu konuda da dünyadan bir haberiz. Zaten şehirler üst üste olduğu için kimnsenin kurtulma ihtimali olduğunu düşündüğü yok. Özellikle İstanbul'da. Binalar içiçe ve çok sayıda bina var, yollar çok dar, tamamen kapanır. Kriz yönetimindeki beceriksizliğimiz daha önce de çok kanıtlandı. Herkes kaderine razı olmuş durumda.
İstanbul'da bir afet durumunda ordumuz sokak sokak paylaşmış,yapabileceği yardımı planlamış durumda,ama ordumuz çarpuk çurpuk yapılaşmaya birşey yapamaz...

GÜRKAN
11-09-2007, 12:14
Topiği yeni görüyorum. Hayret!:(
Bu konuda da dünyadan bir haberiz. Zaten şehirler üst üste olduğu için kimnsenin kurtulma ihtimali olduğunu düşündüğü yok. Özellikle İstanbul'da. Binalar içiçe ve çok sayıda bina var, yollar çok dar, tamamen kapanır. Kriz yönetimindeki beceriksizliğimiz daha önce de çok kanıtlandı. Herkes kaderine razı olmuş durumda.

Sevgili balaban;
Aslında bu tarz topiklere ilgi gösterilmemesini doğal karşılıyorum.Bunun çeşitli sebepleri var ancak önemli olan konulara girememi engelleyici bir unsur oluyor elbette.Güncel olduğu için depremlerin ötesine geçemiyoruz bir türlü.
Aslında KBRN eğitimlerini bile profesyonel düzeyde alanların sayısı oldukça az.Her işi TSK dan,sivil savunmadan bekler olmuşuz.''Herkes kaderine razı olmuş durumda'' sözü çok anlamlı bu noktada.

sevgiler

baron11
11-09-2007, 12:20
Sevgili balaban;
Aslında bu tarz topiklere ilgi gösterilmemesini doğal karşılıyorum.Bunun çeşitli sebepleri var ancak önemli olan konulara girememi engelleyici bir unsur oluyor elbette.Güncel olduğu için depremlerin ötesine geçemiyoruz bir türlü.
Aslında KBRN eğitimlerini bile profesyonel düzeyde alanların sayısı oldukça az.Her işi TSK dan,sivil savunmadan bekler olmuşuz.''Herkes kaderine razı olmuş durumda'' sözü çok anlamlı bu noktada.

sevgiler

Akut'un hakkını yiyemem sayın GÜRKAN.Gölcük ve Düzce depremlerinde kendileriyle birlikte oldum.Yaptıkları takdire şayandır.Ama Akut sudaki damladır,damlaları toplum olarak çoğaltmalıyız...

balaban
11-09-2007, 12:30
Akut'un hakkını yiyemem sayın GÜRKAN.Gölcük ve Düzce depremlerinde kendileriyle birlikte oldum.Yaptıkları takdire şayandır.Ama Akut sudaki damladır,damlaları toplum olarak çoğaltmalıyız...

Yeğenimin biri AKUT'ta, hemşirelik okuyor, AKUT çalışmalarına gidiyor.

baron11
11-09-2007, 12:47
Yeğenimin biri AKUT'ta, hemşirelik okuyor, AKUT çalışmalarına gidiyor.

Çok iyi sayın balaban,bu çocukları ilk gördüğümde çok şaşırmıştım,sokakta görsem kesin bunlar hipi derdim.İkinci karşılaşmamızda artık hazırlıklıydım ve önyargısızdım...:)