PDA

View Full Version : Bana Göre



Pages : 1 2 [3] 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24

PARK
26-09-2011, 00:37
Kaldığımız yerden devam.....



BELEDİYE BAŞKANINDAN KARADENİZ SAHİL YOLU İTİRAFI

Rize Belediye Başkanı AK Partili Halil Bakırcı, kentte büyük hasara yol açan yağışın ucuz atlatıldığını belirterek, yaşanan afete üzeri kapatılan derelerin taşmasının yol açtığını ifade etti. Başkan Bakırcı, şöyle dedi:

"Rize’de denize dikey 23 deremiz var. Bu derelerin varlığı biliniyordu ancak dikkat çekmiyordu. Bunların 4’ü dün taştı. Göreve geldiğimden itibaren bu derelerin problem olabileceğini, bunun belediye imkanları ile düzeltilemeyeceğini söyledim. Bundan 1.5 ay önce Rize ziyaretleri sırasında Orman ve Su İşleri Bakanımız Veysel Eroğlu ile Çevre ve Şehircilik Bakanımız Erdoğan Bayraktar’a da konuyu aktardım. ’Bu derelerden biri taşarsa, karayolu 70 santimetre yüksek yapıldığı için şehri su basar ve hiçbir şey yapamayız’ dedim. Bu dereler taşıdığı ağaç, teresubat ve diğer malzemelerle baskları tıkadı. Bu alışkanlıklarımızdan vazgeçmeliyiz. Dere üzerlerini kapatmıyorum diye çok eleştiri aldım. Bunun doğru olmadığını ve üzeri kapatılan derelerin dahi açılması gerektiğini söyledim. Bunları afet olduğu zaman konuşuyoruz, 15-20 gün sonra ise unutuyoruz

http://haber.gazetevatan.com/Haber/401718/1/Gundem





O sahil yolunun yapılmasının cinayet olacağını söyleyen adeta bas bas bağıran kişileri ''Vatan haini'' ilan ettiniz Karadeniz'in doğasını değiştirdiniz ve yıllar sonra yapılan hatayı itiraf ediyorsunuz...

Ne diyelim en azından bu da iyi bir gelişme sonunda anladınız fakat iş işten çoktan geçmiş oldu...

Eseriniz ile gurur duyun (!)

Şimdi de yetmiyormuş gibi yandaşlarınızın cebini doldurabilmek için aynı bölgeye HES santralleri yaptırıyorsunuz..

Yapmayın...

Doğa'ya ihanet etmeyin cezası ağır olur..

Sonra'da Sn.Vali'miz çıkıp ''Bölge için Metereoloji bile tahmin getiremiyormuş''

Öyleyse ''ulema'' ya sorun Sn.Vali Seyfullah Hacı Müftüoğlu zaten bilime ne kadar yakın olduğun adın ve soyadından anlaşılıyor...

Bu arada Karadeniz sahil yolu denince eylemleri..protestoları..ve davaları ile sembol olan ve bu yol davası için ''vurularak'' katledilen Merhum Av.Cihan EREN'i unutmamak gerek...

Ruhu şad olsun...

merlin
26-09-2011, 00:49
BELEDİYE BAŞKANINDAN KARADENİZ SAHİL YOLU İTİRAFI

Rize Belediye Başkanı AK Partili Halil Bakırcı, kentte büyük hasara yol açan yağışın ucuz atlatıldığını belirterek, yaşanan afete üzeri kapatılan derelerin taşmasının yol açtığını ifade etti. Başkan Bakırcı, şöyle dedi:

"Rize’de denize dikey 23 deremiz var. Bu derelerin varlığı biliniyordu ancak dikkat çekmiyordu. Bunların 4’ü dün taştı. Göreve geldiğimden itibaren bu derelerin problem olabileceğini, bunun belediye imkanları ile düzeltilemeyeceğini söyledim. Bundan 1.5 ay önce Rize ziyaretleri sırasında Orman ve Su İşleri Bakanımız Veysel Eroğlu ile Çevre ve Şehircilik Bakanımız Erdoğan Bayraktar’a da konuyu aktardım. ’Bu derelerden biri taşarsa, karayolu 70 santimetre yüksek yapıldığı için şehri su basar ve hiçbir şey yapamayız’ dedim. Bu dereler taşıdığı ağaç, teresubat ve diğer malzemelerle baskları tıkadı. Bu alışkanlıklarımızdan vazgeçmeliyiz. Dere üzerlerini kapatmıyorum diye çok eleştiri aldım. Bunun doğru olmadığını ve üzeri kapatılan derelerin dahi açılması gerektiğini söyledim. Bunları afet olduğu zaman konuşuyoruz, 15-20 gün sonra ise unutuyoruz


Karadeniz otoyolu için milyarlarca dolar kamulaştırma parası ödendi.Yüzlerce km sahil, kumsal dolduruldu. Karadeniz'in kenarına dizilmiş koylar ,körfezler, parklar ,bahçeler yok edildi. Karadeniz'in kenarında yaşam yok edildi.
Bir deniz var bu gün, denizin kenarında bir otoban ve sonra şehir. Otobanın kenarına dizilmiş onlarca yerleşim birimi, il merkezleri, ilçe merkezleri ,kasabalar, beldeler, köyler.
Bu gün 5000 nüfuslu kasabalarda bile trafik sorunu var. Belediyeler ufak ufak itiraf etmeye başladılar.
Üstelik yol yüzlerce yola çıkış noktası nedeniyle süratli seyre müsait de değil. Öyle ki bir ucundan diğer ucuna 400km olan yolu kat etmek 6-7 saat alabiliyor özel aracınızla.

Yolun kapsamlı bir projeye ve ÇED raporuna sahip olduğu tek nokta Fatsa-Ordu arasında. Orada sahil sarp ve dik kayalıklarla kaplı olduğundan orayı aşamadılar ve yolu 5km arkadan geçirdiler. Hem deniz kurtuldu , hem de insanlar. Hem de eskiden 1 saat 45 dakika çeken yol artık 25 dakika çekiyor.
Yolun tümünün bu şekilde yapılması gerekliydi. Ama yapılmadı.

Ve bu yolu deniz mutlaka yutacak. Ama 10 sene ama 100 sene ama 1000 sene sonra.

LDOGAN
26-09-2011, 01:08
Bana Göre;

Seçim zamanı herşey unutulur %70-80 oy ile onurlandırırlar.....

tekas
26-09-2011, 02:51
Döndük..Bir fıkra ile dostlara selam göderelim.:)

Haçan Trabzonspor kariyeri boyunca ilk kez Şampiyonlar ligine kalır da grubuna bir İtalyan bir Fransız birde Rus düşerde fıkrası olmaz mı? Bir İtalyan, bir Fransız,bir Rus bide bizim Temel.

Şampiyonlar liginde karşılaşmışlar, başlamışlar muhabbete;

İtalyan demişki:

bizim ülkemizde şampiyon olan takım 2 gün 2 gece kutlama yapar.

Rus demişki:

bizim ülkemizde şampiyon olan takım 2 tanker votka içerek kutlama yapar.

Fransızda demişki:

bizim ülkemizde şampiyon olan takım 400 güzel kızla şampiyonluk kutlar.

Sıra Bizim Temele gelmiş

Temel ; "Haçan pizum orda şampiyon kim olursa olsun kutlamasını Fenerbahçe yapayi

Sn:Bora abi, hoş geldiniz.
Üstelik de böylesine hoş bir fıkra ile dönmeniz moralinizin de yerinde olduğunu gösteriyor.
Tekrar geçmiş olsun.

Fıkra bu işte, hele de kahramanı Temel olunca gülümsememek elde değil.:)

JoNaThAn
27-09-2011, 07:16
Kaldığımız yerden devam.....



BELEDİYE BAŞKANINDAN KARADENİZ SAHİL YOLU İTİRAFI

Rize Belediye Başkanı AK Partili Halil Bakırcı, kentte büyük hasara yol açan yağışın ucuz atlatıldığını belirterek, yaşanan afete üzeri kapatılan derelerin taşmasının yol açtığını ifade etti. Başkan Bakırcı, şöyle dedi:

"Rize’de denize dikey 23 deremiz var. Bu derelerin varlığı biliniyordu ancak dikkat çekmiyordu. Bunların 4’ü dün taştı. Göreve geldiğimden itibaren bu derelerin problem olabileceğini, bunun belediye imkanları ile düzeltilemeyeceğini söyledim. Bundan 1.5 ay önce Rize ziyaretleri sırasında Orman ve Su İşleri Bakanımız Veysel Eroğlu ile Çevre ve Şehircilik Bakanımız Erdoğan Bayraktar’a da konuyu aktardım. ’Bu derelerden biri taşarsa, karayolu 70 santimetre yüksek yapıldığı için şehri su basar ve hiçbir şey yapamayız’ dedim. Bu dereler taşıdığı ağaç, teresubat ve diğer malzemelerle baskları tıkadı. Bu alışkanlıklarımızdan vazgeçmeliyiz. Dere üzerlerini kapatmıyorum diye çok eleştiri aldım. Bunun doğru olmadığını ve üzeri kapatılan derelerin dahi açılması gerektiğini söyledim. Bunları afet olduğu zaman konuşuyoruz, 15-20 gün sonra ise unutuyoruz

http://haber.gazetevatan.com/Haber/401718/1/Gundem





O sahil yolunun yapılmasının cinayet olacağını söyleyen adeta bas bas bağıran kişileri ''Vatan haini'' ilan ettiniz Karadeniz'in doğasını değiştirdiniz ve yıllar sonra yapılan hatayı itiraf ediyorsunuz...

Ne diyelim en azından bu da iyi bir gelişme sonunda anladınız fakat iş işten çoktan geçmiş oldu...

Eseriniz ile gurur duyun (!)

Şimdi de yetmiyormuş gibi yandaşlarınızın cebini doldurabilmek için aynı bölgeye HES santralleri yaptırıyorsunuz..

Yapmayın...

Doğa'ya ihanet etmeyin cezası ağır olur..

Sonra'da Sn.Vali'miz çıkıp ''Bölge için Metereoloji bile tahmin getiremiyormuş''

Öyleyse ''ulema'' ya sorun Sn.Vali Seyfullah Hacı Müftüoğlu zaten bilime ne kadar yakın olduğun adın ve soyadından anlaşılıyor...

Bu arada Karadeniz sahil yolu denince eylemleri..protestoları..ve davaları ile sembol olan ve bu yol davası için ''vurularak'' katledilen Merhum Av.Cihan EREN'i unutmamak gerek...

Ruhu şad olsun...

Karadeniz'in neredeyse tamamı, mevcut yönetimi seçimlerde desteklemedi mi? Destekledi.

O halde ses etmeye hakları yok. Hes'ler ve yollar çok doğal yatırımlardır. Oraları parsel parsel satmak lazım sanayi devlerine. Hatta, "gel üretim yap; arazi bedava ve 5 yıl vergi muafiyeti" denilmeli.

Gayrimenkul lobisini unutmamalı. Ama önce ormanlardan kurtulması şart Karadeniz'in. Dilerim çok uzak olmayan bir zamanda başlarlar.

BORA YAŞAR
27-09-2011, 10:27
Sen ağlama dayanamam ve kahrolsun futbol!


Bir zamanlar çok sevdiğim ama artık sesini her duyduğumda dayanamayıp radyoyu değiştirdiğim o kadın şarkıcının en meşhur şarkılarından birinin nakaratıdır bu:

“Sen ağlama dayanamam, ağlama gözbebeğim sana kıyamam... Al yüreğim senin olsun... Yüreğin bende kalırsa yaşayamam...”

Eski Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt’ın eliyle gözyaşlarını sildiği fotoğrafı görünce aklıma geldi bu sözler...


Nasıl da hüzünlüydü bakışları!

Hani o an, yanında olsam; dayanamayıp mendil bile uzatırdım, “Yıpratma kendini... Senin bir suçun yok ki” diye teselli etmeye çalışırdım.

***

Çünkü, bilirdim ki bir zamanlar tüm ordulara komuta etmiş, bir açıklamasıyla ülkede fırtınalar estirmiş bu koca adam, boş yere ağlamamıştır...

Ağladıysa; mutlaka canı yanmıştır...

Hele hele bu fotoğrafın çekildiği gün kalleş teröristler Siirt‘in Pervari ilçesindeki Belenoluk Jandarma Karakolu‘na baskın yapmış, altı askerimizi şehit etmiş, ondan fazlasını yaralamışsa...

“Elbette buna ağlıyordur” diye düşünürdüm...

Ya da birkaç gün önce; aynı “çukur”lar, bir arabanın içindeki dört masum kızımızı havaya uçurmuşlarsa, “Bunun için akıyor olmalı gözyaşları” derdim...


***


Ama... Değil!

Ne yazık ki hiçbiri için akmamış o gözyaşları...

Zaten onun bu gibi konularda ne kadar “ketum” olduğunu, duygularını nasıl kontrol ettiğini bilirsiniz hepiniz...

Görevde olduğu dönemde basılan bir karakolda on altı asker şehit edildiği zaman bile, katıldığı bir düğünde Fenerbahçe marşıyla “coştuğunu” anımsarsınız herhalde...


***


İyi de o zaman ne? Torunları yaşındaki çocuklar bu vatan uğruna bir bir şehit olurken, bir zamanlar vatan savunmasını sağlamakla görevli bir komutan, niçin böyle bir fotoğraf çektirir ki, kameralara baka baka?

Yakınlarından biri mi ölmüş?

Hayır...

Polis, gözüne biber gazı mı sıkmış?

Hayır...

Mutfakta soğan mı doğramış?

Hayır...

O malum Dolmabahçe görüşmelerinin sırrı mı çözülmüş?

Hayır...

Sıkı durun:

Üyesi olduğu Fenerbahçe‘nin önceki günkü Genel Kurulu’nda çekilmiş bu fotoğraf!

Başkanvekili Nihat Özdemir, kürsüde Fenerbahçe‘nin adının karıştığı şike ve teşvik iddialarına yanıt verirken çok duygulanmış...

İşte bunun için akmaya başlamış gözyaşları...

Çok üzülmüş... Elinden bir şey gelmediği için, sinirlerine hâkim olamamış!


***


Lütfen unutmayın:

Bu fotoğrafın çekilmesinden sadece birkaç saat önce altı aslanımız can verdi bu toprakları savunmak için...

Ve yine bu toprakları savunması için Türk Silahlı Kuvvetleri‘nin en şerefli koltuğuna oturan, devletin bütün olanaklarını yıllarca kullanan, 600 bin subayın ve erin “manevi babalığı”nı üstlenen bir “komutan”, ölen çocuklar için değil, şike iddiaları için ağladı!


***


Bu yazıyı kesip yapıştırın herkesin okuyabileceği bir yere:

Madem ki; futbol denilen bu illet, bıyıkları yeni terleyen altı delikanlının ve dünyalar güzeli dört kızımızın hayatından çok daha önemli bulunuyor, bu ülkenin ordularını yönetmiş bir komutan tarafından...

O zaman tek sözüm var:

Kahrolsun futbol!

O meşin yuvarlağı bundan sonra ciddiye alan, Büyükanıt gibi olsun!


http://haber.gazetevatan.com/Haber/402017/1/Gundem

metkon
27-09-2011, 10:38
Sevgili Bora Yaşar...Öncelikle geçmiş olsun sağlık sorunları ile ilgili...

Biz yine de Barcelonayı seyretmeye devam edelim ne dersiniz...? :)

Türk futbolu için diyelim bu sloganı sadece...İçindeki pislikleri temizleyemediği ve temizlememek için yeni yasa tasarıları çıkarmak istedikleri için...

BORA YAŞAR
27-09-2011, 13:20
İran’ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney’in askeri danışmanı Orgeneral Yahya Rahim Safevi, Türkiye ile İsrail’in perde arkasında görüşmelere devam ettiğini öne sürdü.

Fars Haber Ajansı’nın bildirdiğine göre, Orgeneral Safevi, "Türkiye’nin Siyonistlere karşı çıkışları siyasi bir gösteri. Türkler Siyonist rejimle ilişkilerini perde arkasında yürütmeye devam ediyor" diye konuştu.


http://dunya.milliyet.com.tr/tahran-dan-ankara-ya-israil-cikisi/dunya/dunyadetay/27.09.2011/1443701/default.htm

Komşularla sıfır sorunlu dış politikamız tel tel dökülürken, komşular bizim "tel sarar yavrum tel sarar" şeklinde özetlenecek bol kıvırtmalı, mavi boncuklu sistemimizi çözmüş görünüyorlar..

BORA YAŞAR
27-09-2011, 13:32
ANKA’ya konuşan CHP Grup Başkanvekili Muharrem İnce, Başbakan’ın Türkiye’de kavga etmediği kimse kalmadığını belirterek, şöyle dedi:

"Türkiye’de herkesle kavgalı. Şimdi dışa açıldı, Suriye ile kavga ediyor. Rum kesimiyle kavga ediyor. Ben bunun gezegenlere açılacağından da kuşkum var. Daha bir açılım daha yaparsa egoları öyle yüksek seviyeye geldi ki artık Tunceli’yi, Hakkari’yi unuttu, Mersin’le, Edirne’yle uğraşmıyor artık, Gazze, Washington, Yeni Zelanda, büyük düşünürken Merkür, Jüpiter derse de şaşırmayacağım."


http://siyaset.milliyet.com.tr/chp-li-ince-erdogan-la-fena-dalga-gecti/siyaset/siyasetdetay/27.09.2011/1443657/default.htm

Ekonomi ile ilgili yalan yanlış bir iki iyi haber daha gelirse, uçuk kaçık megalo hayaller duyabiliriz bunlardan..

İçeride kan gövdeyi götürmüş dert değil..

Bu adamın yabancı ülkeler için ettiği laflarını, öğütlerini, önerilerini dinleyen yabancı biri Türkiye'de herşey güllük gülistanlık sanır..

metkon
27-09-2011, 13:46
Ekonomi ile ilgili yalan yanlış haberlerden birine örnek olabilir mi bu acaba ? Gerçi bunu TÜİK değil de yabancı kaynaklar vermiş sanırım...Ne kadar yalan olur bilemem...

Son 3 yılın istihdam birincisi Türkiye

http://www.ntvmsnbc.com/id/25282880/

guneysu
27-09-2011, 23:29
Karadeniz otoyolu için milyarlarca dolar kamulaştırma parası ödendi.Yüzlerce km sahil, kumsal dolduruldu. Karadeniz'in kenarına dizilmiş koylar ,körfezler, parklar ,bahçeler yok edildi. Karadeniz'in kenarında yaşam yok edildi.
Bir deniz var bu gün, denizin kenarında bir otoban ve sonra şehir. Otobanın kenarına dizilmiş onlarca yerleşim birimi, il merkezleri, ilçe merkezleri ,kasabalar, beldeler, köyler.
Bu gün 5000 nüfuslu kasabalarda bile trafik sorunu var. Belediyeler ufak ufak itiraf etmeye başladılar.
Üstelik yol yüzlerce yola çıkış noktası nedeniyle süratli seyre müsait de değil. Öyle ki bir ucundan diğer ucuna 400km olan yolu kat etmek 6-7 saat alabiliyor özel aracınızla.

Yolun kapsamlı bir projeye ve ÇED raporuna sahip olduğu tek nokta Fatsa-Ordu arasında. Orada sahil sarp ve dik kayalıklarla kaplı olduğundan orayı aşamadılar ve yolu 5km arkadan geçirdiler. Hem deniz kurtuldu , hem de insanlar. Hem de eskiden 1 saat 45 dakika çeken yol artık 25 dakika çekiyor.
Yolun tümünün bu şekilde yapılması gerekliydi. Ama yapılmadı.

Ve bu yolu deniz mutlaka yutacak. Ama 10 sene ama 100 sene ama 1000 sene sonra.

svg Merlin;

yazınızın bir çok yerine katılamayacağım...

Ordu fatsa arası Bolaman 45 km lik bir sahil yolu yaklaşık 45-55dk., 3.8 km lik tünel yapılarak arka kısımdan yaklaşık 28 km ye düşürülerek 12-15 dk ya düşürülmüştür...

Yapılan yol bir çok yerde Ordu civarında şehir içi trafiğinden geçmekte sahilde yeni yol yapılamadı...

Giresunda şehir içinden geçmekte, Trabzonda şehir içinde geçmekte

Buralarda sahilde yeni yollar yapılmadı.. İlçeler arasında yeni yollar yapıldı, Eski yola ek olarak bir çok yerde Deniz dolduruldu, çok dolambaçlı olan yerlerde de Deniz doldurularak yollar düz hale getirildi...

Doldurulan kısımlarda, yolların deniz tarafında kısa aralıklarla Dalgakıranlar yapıldı, bu dalga kıranların araları kum toparlamaya başladı ve bir çok yerde buralardan denize girilmeye başlandı...

6-7 saat süren 400 km lik yol yok artık, toplam yapılan yol, Samsun Hopa arası sanırım 525 km civarında olması lazım.. Ben her yıl Rizeye kadar kullanırım samsun Rize arası 430 km 3-3.5 saatte aldığım yol... ( gece yolculuğu) gündüz şehir içi ve radar kontrollerine girmemek için gece alırım yolu, Sabah 6 da oraya inecek şekilde yola çıkarım..

Şİmdi Samsun, Gerede arasında bir çok yerde yollarda çalışmalar var, duble olmayan yerler duble yol haline getiriliyor..

Rize Merkezde yapılan bir faciadır, Hala anlayamadım neden böyle bir yol yapıldı diye... Sahil yolu il merkezinden yaklaşık 50-60 cm yukarıda..Haliyle son 30 yıldır ölçülen en yüksek yağış sebebiyle şehirdeki sular sahil yolu sebebiyle denize ulaşamadı ve baraj duvarına çarpıp şehre geri dönerek bir çok iş yerini sular altında bıraktı..

ben 46 yaşımdayım, bizim mahallede dere kenarında olan 1 dönüme yakın çay bahçemiz hep yerinde kalmıştır...... taki o güne kadar..... şimdi artık yokmuş.. Telefonla aldığım bilgiye göre.. :)

Böyle bir yağmuru orada olaan ve yaşayan büyüklerimiz bile görmemiş...

Hırsızın hiç mi suçu yok misali, yağdıranın hiçmi suçu yok.. :):)

Allahtan sadece 1 ölü ile atlatıldı olay......

merlin
28-09-2011, 01:04
svg Merlin;

yazınızın bir çok yerine katılamayacağım...

Ordu fatsa arası Bolaman 45 km lik bir sahil yolu yaklaşık 45-55dk., 3.8 km lik tünel yapılarak arka kısımdan yaklaşık 28 km ye düşürülerek 12-15 dk ya düşürülmüştür...

Yapılan yol bir çok yerde Ordu civarında şehir içi trafiğinden geçmekte sahilde yeni yol yapılamadı...

Giresunda şehir içinden geçmekte, Trabzonda şehir içinde geçmekte

Buralarda sahilde yeni yollar yapılmadı.. İlçeler arasında yeni yollar yapıldı, Eski yola ek olarak bir çok yerde Deniz dolduruldu, çok dolambaçlı olan yerlerde de Deniz doldurularak yollar düz hale getirildi...

Doldurulan kısımlarda, yolların deniz tarafında kısa aralıklarla Dalgakıranlar yapıldı, bu dalga kıranların araları kum toparlamaya başladı ve bir çok yerde buralardan denize girilmeye başlandı...

6-7 saat süren 400 km lik yol yok artık, toplam yapılan yol, Samsun Hopa arası sanırım 525 km civarında olması lazım.. Ben her yıl Rizeye kadar kullanırım samsun Rize arası 430 km 3-3.5 saatte aldığım yol... ( gece yolculuğu) gündüz şehir içi ve radar kontrollerine girmemek için gece alırım yolu, Sabah 6 da oraya inecek şekilde yola çıkarım..

Şİmdi Samsun, Gerede arasında bir çok yerde yollarda çalışmalar var, duble olmayan yerler duble yol haline getiriliyor..

Rize Merkezde yapılan bir faciadır, Hala anlayamadım neden böyle bir yol yapıldı diye... Sahil yolu il merkezinden yaklaşık 50-60 cm yukarıda..Haliyle son 30 yıldır ölçülen en yüksek yağış sebebiyle şehirdeki sular sahil yolu sebebiyle denize ulaşamadı ve baraj duvarına çarpıp şehre geri dönerek bir çok iş yerini sular altında bıraktı..

ben 46 yaşımdayım, bizim mahallede dere kenarında olan 1 dönüme yakın çay bahçemiz hep yerinde kalmıştır...... taki o güne kadar..... şimdi artık yokmuş.. Telefonla aldığım bilgiye göre.. :)

Böyle bir yağmuru orada olaan ve yaşayan büyüklerimiz bile görmemiş...

Hırsızın hiç mi suçu yok misali, yağdıranın hiçmi suçu yok.. :):)

Allahtan sadece 1 ölü ile atlatıldı olay......
Hızı seviyorsunuz sanırım :)
Gerçi gece seyrettiğinizi yazmışsınız. Doğrudur, gece süreler ve mesafeler kısalıyor. Ama gündüz bu yolu bu sürede alamazsınız. Işıklar izin vermez bir kere. SOnra Ünye'de fena bir trafiğe yakalanabilirsiniz. Gece 12 den sonra ışıklar devre dışı kaldığı ve trafik son derece sakinleştiği için Rize Samsun arasını sahiden de 3.5-4 saatte alabilirsiniz. Ama bu mesafe gündüz 5-6 saate kadar uzayabiliyor halen.

Bolaman ise şimdi çok sakin elbette. Ama yoldan önce fenaydı. Ailem Ünyede olduğu için ben 1 saat 45 dakikayı Ünye-Ordu için yazdım. Ama çok farketmez, o yoldan 1.45 saatte gittiğimi çok bilirim. Yol malum kör virajlarla dolu. Sollama şansınız zayıf. Önünüze bir tır, kamyon çıkarsa dakikalarca bekleyebiyordunuz sollamak için.

Bu arada yolun Ünye-Fatsa halkasının inşası devam ediyor. Samsun'dan Ordu'ya doğru giderken Ünye'nin girişinden arkadan bir yol olacak ve Ünye Çimento'nun oralardan sahile kavuşacak. Transit geçenler için o sıkıntı da bitiyor.Yine tünel kazılıyor.


Ben bu yolun bütünüyle yanlış kurgulandığını halen düşünüyorum. Kolaylık sağladığı açık.Ama Fatsa-Ordu yolu gibi ,şehirlere bulaşmadan sessiz akan bir yol çok daha sağlıklıydı.

Esasında haksız da sayılmazsınız. Karadeniz yolu ve getirdikleri, götürdükleri üzerine ciltler dolusu kitap yazılabilir. Trabzon'un ve Rize nin çehresi değişti. Ama doğal doku yok artık.Ama yine haklısınız :) Zaten Bolaman,Ünye,Fatsa gibi yerler dışında doğal doku zaten zayıftı, zaten yol vardı çünkü.
Yine de Bolaman bu gün bir mesire yeri. Ordu,Fatsa ya da ünye...Hadi Bolaman'a gidelim diyorsunuz. Şimdi bir de sit alanı yaptılar orayı. Yol arkadan geçince bu doğa harikası kurtuldu.

Neyse bu mesele bitmez.... :)

merlin
28-09-2011, 01:28
'Midem kaldırmıyor' deyip istifa etti
Yargıtay hakimi ve YARSAV üyesi Celal Çelik, Yargıtay'daki görevinden istifa etti. Türk yargısının bittiğini öne süren Çelik, "Biat, bedelli ikbal beklentileri, blok oy uygulamaları, koltuk ve yaranma hesaplarının varlığı midelerimizi kaldırmıştır" dedi.YARSAV’da bir basın toplantısı düzenleyen Yargıtay hakimi Celal Çelik, istifa ettiğini açıkladı.

Celal Çelik, istifasını Yargıtay Başkanlığı’na sunduğunu belirterek Yargıtay üyelerinin ve daire Başkanlarının hak etmedikleri şekilde görev yerlerinden alınarak, farklı dairelerde görevlendirildiklerini belirtti.

Çelik, yaşanan bu durumun bir süre sonra kendilerine de yansıyacağının altını çizerek, istifa kararını almak durumunda kaldığını kaydetti.

Yargıtay ’daki bir çok hakim ve savcının emeklilik süresini doldurduğu için emekliye ayrılma yolunu tercih ettiğini anımsatan Çelik, 40 yaşında olduğunu, 12 yıldır yargıçlık yaptığını ve emeklilik süresini doldurmak için önünde 10 yılı bulunduğunu ifade etti.
Çelik, “İki kızım var, ekonomik olarak ayrılmanın zorluklarını bilerek, istifayı göze aldım. Benim için çok zor bir karardı. Midemin kaldıramayacağı kadar sorunlarla karşı karşıya kaldığımızı düşünüyorum. Türk yargısı çok derin sıkıntılar yaşıyor. Bana göre Türk yargısı bitmiş bile diyebiliriz” dedi.
HSYK ’nın olumsuz tasarrufları nedeniyle artık yargıç ve savcıların sağlıklı karar verebileceğine ihtimal vermediğini belirten Çelik, Yargıtay ’da 20 civarında hakim ve savcının yakın zamanda kendisinin istifa etmesine neden olan gerekçelerle emekliye ayrılacağını söyledi.
Çelik, “Biat, bedelli ikbal beklentileri, blok oy uygulamaları, koltuk ve yaranma hesaplarının varlığı midelerimizi kaldırmıştır” dedi.




Henüz 40 yaşında, 10 sene sonraki kıyak emekliliği , mevcut sıcak koltuğunu , yüksek memur maaşını bırakmak kolay değil.
Mesleğinde zirvedesin. Yargıtay'dasın. Ötesi yok zaten. Ama bırakıyorsun. Çoluk çocuk aç kalır diye düşünmeden...Bravo Hakim Bey'e.
Maalesef düşünmeyecekler ''bir insan, 40 yaşında neden istifa eder ''demeyecekler. ''Zaten YARSAVcı'' diyecekler.

Yargıda gücü ele geçirmek yetmedi. Bununla yetinmeyecekleri, kendilerinden olmayan herkesin de sindirileceği çok yazıldı çizildi. Ama kimse duymak istemedi.
Sonuç ;
http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetayV3&ArticleID=1064632&Date=28.09.2011&CategoryID=77
3 savcıya da , hakimlerin oylarıyla seçilen kuruldan kovuşturma izni çıkmış. Ne için ? Komik bir iddia için.

merlin
28-09-2011, 01:33
AnkiRock' Ankara'yı karıştırdı
AK Parti Çankaya İlçe Başkanı Süleyman Yılmaz, Çankaya Belediyesinin son günlerde yaşanan acı olaylar nedeniyle AnkiRock Festivali'ni iptal etmesinin daha doğru olacağını belirtti.Yılmaz, Ak Parti Çankaya İlçe Başkanlığında düzenlediği basın toplantısında, Çankaya Belediyesi Belde AŞ'nin, Kızılay Kumrular sokaktaki patlamayla Siirt'te 4 genç kızın yaşamını yitirdiği saldırıdan birkaç gün sonra AnkiRock Festivali düzenlediğini hatırlattı. “Millet olarak acıyla sarsıldığımız günlerde, CHP Çankaya Belediyesinin önceden ilan ettiği festivali iptal etmemesini yadırgayanlar oldu” diyen Yılmaz, kendilerinin takvime bağlanmış bir etkinliğin bu noktada anlayışla karşılanabileceğini düşündüğünü söyledi.


Türkçesi....
Efendim 10 senedir iktidardayız ve bu sürede terörü 10 misli artırdık. Şehit sayısı 10 misline çıktı. Her konuda olduğu gibi bu konuda da dünya şampiyonuzyuz. Tüm grafiklerimiz tepede. Bu ortamda neden yas tutmayıp rock festivali düzenliyorsunuz ?
Gençken Müslüm yerine rock dinlese beyefendi böyle boş konusmazdı eminim.

guneysu
28-09-2011, 01:34
Svg Merlin,

Karadeniz yolunu trafiğini bildiğim için Samsuna gece 02 civarında düşmeye göre İstanbuldan 18 gibi yola çıkarım...

Bolaman da gece 03 lerde 45 dk civarı yol veriyordu bana, Dediğiniz gibi araba sollamak, hele TIR arkasında kaldıysanız, bir kaç yerde müsait oluyordu, onda da karşıdan araç gelmiyorsa:):) genelde hep düz yolda karşıdan araç çıkardı...

Yol ulaşım için güzel oldu, bazı il veya ilçelerde merkezden geçiyor, haliyle trafik ışıklarına çok yakalanıyor araçlar, Gündüz hele havada güzelse sahil yolunda araç kullanmak sürat yapmak imkansız..

bir çok yerde, insanlar sahil yolundan yürüyerek denize inmeye çalışıyor... Sağda ve Solda bir çok araç park ettiğinden RADAR olabilir düşüncesi ( bazılarıda RADAR olabiliyor ) ile maalesef trafik hız limitlerine uyarak gitmek zorundasınız..

çift yönlü, iki şeritli sahil yolunda bir çok yerde ( çoğu yerde ) hız limiti hala 80 km...

yol güzel, Araçlar güzel...... bu limit neden hala böyle... buna da bir çözüm getirmeleri lazım.....

gece bile giderken, bir çok yerde, Elektronik hız ölçerler var, Hızınız 145 km, düşürünüz 80 km ye yazıyorlar... gibi yazılar ekranlarda çıkıyor...:)

Karadeniz hakkında Destan yazılır doğrudur.........


Sahil yolu Sahile ulaşımı kapattığı, bir çok yerde denize girilemediği doğrudur... Sn Belediye başkanları Kanalizasyonları Deniz'e direk boşaltmaktan artık vazgeçsinler.. arıtma tesisinden geçirdikten sonra denize versinler...

bunlardan heç bahsetmezler......

Deniz kalmadı ki........ Denize girelim.... :):)

Ne diyoruz, YAYLA turizmi........... yollarımız harika, gelin YAYLAları gezip görün....... Yeşil diyarları ziyaret edin......

Deniz arıyorsanız, Akdeniz, EGE..... Doğa arıyorsanız......... KARADENİZ.........

Deniz için Doğu Karadenize heç gelmeyin, Ben bu sene 28 günde anca 5-6 defa girebildim..... Yaylalara, bulutların üzerine çıkıp, yağmurdan kurtulun...

merlin
28-09-2011, 02:13
Svg Merlin,

Karadeniz yolunu trafiğini bildiğim için Samsuna gece 02 civarında düşmeye göre İstanbuldan 18 gibi yola çıkarım...

Bolaman da gece 03 lerde 45 dk civarı yol veriyordu bana, Dediğiniz gibi araba sollamak, hele TIR arkasında kaldıysanız, bir kaç yerde müsait oluyordu, onda da karşıdan araç gelmiyorsa:):) genelde hep düz yolda karşıdan araç çıkardı...

Yol ulaşım için güzel oldu, bazı il veya ilçelerde merkezden geçiyor, haliyle trafik ışıklarına çok yakalanıyor araçlar, Gündüz hele havada güzelse sahil yolunda araç kullanmak sürat yapmak imkansız..

bir çok yerde, insanlar sahil yolundan yürüyerek denize inmeye çalışıyor... Sağda ve Solda bir çok araç park ettiğinden RADAR olabilir düşüncesi ( bazılarıda RADAR olabiliyor ) ile maalesef trafik hız limitlerine uyarak gitmek zorundasınız..

çift yönlü, iki şeritli sahil yolunda bir çok yerde ( çoğu yerde ) hız limiti hala 80 km...

yol güzel, Araçlar güzel...... bu limit neden hala böyle... buna da bir çözüm getirmeleri lazım.....

gece bile giderken, bir çok yerde, Elektronik hız ölçerler var, Hızınız 145 km, düşürünüz 80 km ye yazıyorlar... gibi yazılar ekranlarda çıkıyor...:)

Karadeniz hakkında Destan yazılır doğrudur.........


Sahil yolu Sahile ulaşımı kapattığı, bir çok yerde denize girilemediği doğrudur... Sn Belediye başkanları Kanalizasyonları Deniz'e direk boşaltmaktan artık vazgeçsinler.. arıtma tesisinden geçirdikten sonra denize versinler...

bunlardan heç bahsetmezler......

Deniz kalmadı ki........ Denize girelim.... :):)

Ne diyoruz, YAYLA turizmi........... yollarımız harika, gelin YAYLAları gezip görün....... Yeşil diyarları ziyaret edin......

Deniz arıyorsanız, Akdeniz, EGE..... Doğa arıyorsanız......... KARADENİZ.........

Deniz için Doğu Karadenize heç gelmeyin, Ben bu sene 28 günde anca 5-6 defa girebildim..... Yaylalara, bulutların üzerine çıkıp, yağmurdan kurtulun...
Yolun olumlu katkısı mesafelerin kısalması oldu. İlçelerde değil de sanki büyük bir şehrin semtlerinden birinde yaşıyorsunuz gibi. Hadi kalkıp Fatsa Mado ya gidelim, hadi Samsun da sinemaya gidelim, hadi Trabzon da maça gidelim gibi :)
Turizm ise umarım gelişmez. Ege ve Akdeniz'i görüyorum, kalsın böyle diyorum :)

Sevgili Güneysu , inanın biz Asya steplerini hak ediyoruz.:D Karadeniz'in sahil şeridi yüzlerce km. Toplasan 300-500 sandal. Başka da yok. Su akar Türk bakar derler ya. Öyle izliyoruz. O denizden faydalanmak, denizin sefasını sürmek diye bir şey yok bizde. Başka bir ülkede olsa onbinlerce yat olur, yüzbinlerce tekne olur. Allah bol keseden vermiş bu millete. Ama denizi dolduruyoruz, karayı da baraj yapıyoruz. Tanımlanamaz bir ırkız sanırım biz. Garip bir milletiz hem de çok :D

merlin
28-09-2011, 02:45
http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/18846191.asp
Adam aniden mezarlıklar sorunsalına eğilince acaba son yeşil alanlar mezarlıklara göz diken arazi mafyasının ağzıyla mı yazıyor , yoksa ölü yakan şirketlerin mi emin olamadım. Belki de sadece yazıyor.


Yazı ilginç ;
Zincirlikuyu'da
Defin yeri 4500 lira
Eş yanı 9000 lira
Ekstra yatak pardon boş yer 15000 liraymış.

Çamlıca tarafında çok daha ucuzmuş.Ekstra yatak pardon mezar 6000 liraymış.
Bir de Kilyos varmış ama adı üstünde kimsesizler mezarlığıymış orası da.

Sanırım dünyanın eşitsiz ortamını tahtalıköye de taşımayı seviyoruz.


Mezarlıklar Müdürü , çözümü biliyorum ama tartısmak bile anlamsız demiş.
Ben söyleyeyim olacağı , kanuna göre devlet 50 sene içinde mezarlığın boşalacağını varsayar. Boşalmasa da mezarlığa el atabilir.
Yani 50 sene sonra şu an mezarlık olan pek çok yer plaza olabilir.

Zaruretin kanunu olmaz der eski bir Latin özdeyişi. 1 metre çukura 15ooo lirayı sağken verenler orayı ebedi yatak sanıyorsa yanılıyor :)

aminoasit
28-09-2011, 02:48
...


Zaruretin kanunu olmaz der eski bir Latin özdeyişi. 1 metre çukura 15ooo lirayı sağken verenler orayı ebedi yatak sanıyorsa yanılıyor :)


bunu veriyorsa,

hakikaten 'sanıyor'dur...

.

BORA YAŞAR
28-09-2011, 23:39
3 öğretmen daha kaçırıldı

PKK’lı teröristlerin Diyarbakır’ın Lice İlçesi Birlik Köyü İlköğretim Okulu’nda görev yapan 3 öğretmeni de dün gece kaçırdığı ortaya çıktı. Son kaçırma olayının ardından PKK’nın son 1 hafta içinde kaçırdığı öğretmenlerin sayısı 12’ye yükseldi.

http://gundem.milliyet.com.tr/3-ogretmen-daha-kacirildi/gundem/gundemdetay/28.09.2011/1444333/default.htm


Kendi memurunun güvenliğini sağlayamadığın yer senin yurdun olabilir mi?

Devlet olmak ne demektir?

Fırat'ın kıyısında koyununu kaybedenlerin sorumluluğunu duyan yönetici zihniyeti kayıp mı oldu?

Çatışarak ölmeyi anlıyorum da, öğretmenleri alıp götürenleri sineye çeken bir devlet içime sinmiyor..

LDOGAN
28-09-2011, 23:52
Bana Göre;

Bu kaçırılan öğretmenler furyası bir başlarsa bebek ölümleri boyutu sıradadır....

merlin
29-09-2011, 01:59
Filenin Sultanları yarı finalde
A Milli Kadın Voleybol Takımımız, Avrupa Şampiyonası çeyrek final maçında 17 Avrupa, 4 Olimpiyat, 7 Dünya Şampiyonluğu bulunan Rusya'yı 3-0'lık skorla yenerek yarı finale yükseldi.


Bu ülkede asla aşırı karamsar olamıyorsunuz. En karamsar zamanlarda bile birisi çıkıp zor bir şey yapıyor. Ya da bir şarkı duyuyorsunuz ''halen iyi şarkı yapan birileri var demek ki '' diye düşünüyorsunuz.
Bir film görüyosunuz, demek ki halen iyi film çeken birileri var diyorsunuz.
Bir roman okuyorsunuz , düzeyine şaşıyorsunuz.

Voleybolcu kızlar dünya şampiyonunun karşısına çıktı...Mükemmel bir oyunla Rusya'yı devirdi.
Rusya ki bir koza sahip, benzersiz bir koza. 2.07 lik bir oyuncuya sahip. Ve bu oyuncuya karşı oynamak aslında Messili Barcelona'ya karşı oynamaktan da zor.Bir gladyator, bir terminatore karşı oynuyorsunuz.
Ve yenik düşseniz de moral bozulmuyor.En önemli kozunuz(Neslihan) formsuz da olsa diğer oyuncular açığı kapatabiliyor.
Voleybolda sürpriz yoktur. Şans yoktur. İyiyseniz kazanırsınız, kötüyseniz kaybedersiniz.

Futbolun bir skandallar girdabında yuvarlandığı, ligin seviyesinin diplerde olduğu bir ülkede çok az ilgi çeken bir spor dalında tam bir profosyonellik dersi verdi voleybol milli takımı. Bravo kızlara...

metkon
29-09-2011, 09:36
Ne varsa kızlarda var...Önce bayan basketbol milli takımı şimdi de bayan voleybol milli takımı süper işler çıkarıyorlar...Aslında potansiyeli çok fazla olan bir bayan voleybol takımımız var...Yeterki günlerinde ve hırslı olsunlar...

BORA YAŞAR
29-09-2011, 09:49
Neden İsrail’e hiç ‘hayır’ diyemiyor?


İsrail yönetimi, işgal ettiği topraklarda 1100 yeni konut inşasını kabul ederek tüm dünyaya bir kez daha meydan okudu. ABD buna sadece cılız bir tepki gösterebildi. Peki neden dünyanın 1 numaralı süpergücü İsrail karşısında bu kadar aciz kalıyor?

....

İşte ABD’de büyük tartışma yaratan raporun sonuçları:


-1973 Arap-İsrail Savaşı’nın ardından ABD, İsrail’e hiçbir ülkeye yapmadığı kadar yardım yaptı. Her yıl İsrail’e 3 milyar dolar yardımı sürdürüyor. Yani her İsrailli’nin cebine yılda 500 dolar koyuyor.

-ABD’nin en güçlü ikinci lobi grubu AIPAC bir “de-facto İsrail casusu” olarak faaliyet gösteriyor.

-Önemli basın organlarında 61 İsrail yanlısı yazar varken, İsrail karşıtlarının sayısı 5’te kalıyor. CNN’de İsrail’i eleştiren haber çıktığında 6 bin protesto maili yağıyor.

-3 büyük TV kanalının CEO’su Yahudi. 4 büyük film şirketi Yahudi sermayesinin elinde. New York Times başta olmak üzere ülkenin en büyük yayın grubu yine Yahudiler’e ait.

-ABD’deki önde gelen üniversitelerde profesörlerin yüzde 20’si, büyük hukuk firmalarında çalışanların yüzde 40’ı, yazar ve yönetmenlerin yüzde 59’u, ABD’nin en önemli 200 entelektüelinden yüzde 50’si Yahudi.

- ABD halkının yüzde 73’ü tarafsızlık istese de yönetimler İsrail’in güdümünde hareket ediyor.


http://dunya.milliyet.com.tr/neden-israil-e-hic-hayir-diyemiyor-/dunya/dunyadetay/29.09.2011/1444495/default.htm

BORA YAŞAR
30-09-2011, 11:00
http://i52.tinypic.com/2i71l6e.jpg


Fikri hür, vicdanı hür nesilleri böyle yetiştireceğiz anlaşılan..

BORA YAŞAR
30-09-2011, 13:15
Erdoğan'dan Makedonya'da dostluk mesajları

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan Makedonya'da mezuniyet törenine katıldığı Uluslararası Balkan Üniversitesi'nin, sadece Türkiye-Makedonya kardeşliği değil, bölgenin barış ve istikrarının sembolü olarak yükselmeye devam edeceğini söyledi.

http://www.hurriyet.com.tr/planet/18868158.asp


Uluslararası ilişkide bu ilk aşamamız..

Kardeşlik dostluk vs..

Sonra nasıl olsa bir yolu bulunup düşman hale geliniyor..

Çünki uluslarası ilişkide canciğer kuzu sarması olmak için aradığımız bir şart yok..

Düşman olmamız ise bir saniye..

merlin
01-10-2011, 07:03
Savcılara göre 'Hopa' örgüt işi: Halkevleri hedefte
22 kişi 5 aydır tutuklu
Ankara Özel Yetkili Başsavcıvekilliği, yapılan protesto eylemini “örgütsel faaliyet” olarak değerlendirerek soruşturmayı kendisi sürdürdü. Çoğu öğrenci 22 kişi tutuklanarak cezaevine konuldu.
Hopa’daki olaylar sırasında da 31 kişi gözaltına alınmıştı. Erzurum Özel Yetkili Savcılığı da gözaltına alınanlardan 7 kişinin örgüt üyeliği suçundan cezalandırılmasını istemişti. Ancak Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesi 26 Eylül’de görülen duruşmada 7 kişinin “örgüt propagandası yapma” suçundan beraatlarına karar verdi. Erzurum Özel Yetkili Savcılığı bu karara itiraz etti.


http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalEklerDetayV3&Date=&ArticleID=1064984&CategoryID=77

Modern olsun olmasın hatta çok eski ceza yargılama yasalarında bile yargılamaya dair ilke suçun işlendiği yer mahkemesinin yetkisidir. Bu öylesine net ve kesin bir ilkedir ki aksi düşünülemez.
Hopa'da işlenen bir suçun yargılamasının Erzurum'da yapılması, soruşturmayı olanağstü yetkilerle donanmış savcıların yürütmesi ''ben ağaoğluyum,yaptım oldu'' dan farkı yoktur. Kanun koyucu Ağaoğlu değil adı üstünde kanun koyucudur.
Ceza Yargılama Yasasına göre yetkide ilke suçun işlendiği yerdir. İlke kesindir ve çok nadiren uygulanan bir kaç istisna dışında bu ülkeden sapılmaz. Öyle ki yetkisiz mahkemenin yaptığı işlemler dahi geçersiz sayılabilir.
Ancak maalesef ülkemizde eskiden beri var olan ve 2000 sonra istisna olmaktan kural olmaya doğru giden süreçte , yasalara getiren istisnai düzenlemelerle ilke anlamsız kılınıyor. Suçun işlendiği yer mahkemesinin yetkisi kesindir ve bu bir lütuf değil bir haktır. Tabii hakim denen 3000 senelik ilkenin gereğidir. Bu hak 3 çocuğun ırzına geçip öldüren, 5 kişi hunharca katleden , devletin memurunu kaçıran, ölüdren canilere bile tanınırken Hopa'da başbakana karşı eylem yapanlara çok görülmektedir.
Diğer yanda son derece titizlikle kurgulanması gereken örgüt suçlarında ciddi ve son derece rahatlıkla hareket edilmektedir. Şike yapan 2 kişi örgüt değildir. Buna örgüt değil çok failli suç denir. Zira tek kişi zaten şike yapamaz. 3 kişinin bir kişiyi öldürmesi örgüt değil suça iştirak hükümlerine tabidir örneğin. Ancak diğer tabloda Habur'dan ülkemize giriş yapan örgüt mensupları adı üstünde örgüt mensubudur, kendilerine verilen 1 senelik ceza yetersizdir. Bunlar yasa dışı bir silahlı örgüte üyedirler. Bunu kendileri de itiraf etmektedir. İtiraf etmek bir yana bununla övündüklerini de söylemektedirler.
İlke kesindir, öyle kesindir ki Şeyh Sait güvenlik içinde korunan Ankara'da değil, suçu işlediği yerde yani Diyarbakır'da yargılanmıştır. Genç Cumhuriyet bunu başarabilirken, 80 senelik devlet Apo'yu ancak korunaklı bir adada yargılayabilmiştir. Aradaki fark büyüktür. Suçun işlendiği yer mahkemesinin yetkisi aynı zamanda halkın adalete güvenini de artırır. Zira hakim de işte oradadır, o şehirdedir, o da ettendir kemiktendir ve adalet tesis ediliyordur. Mahkeme haksız bir karar verdiyse orada yaşayanların vicdanı zedelenir, kamuoyu haksızlığı dile getirir.

Deniz fenerinin görevden alınan savcısı ''bakanın haberi vardı ''demiş. Bakanın bir soruşturmayla ilgili ne gibi bir yetkisi olabilir? Bu başlı başına vahim bir şey değil mi? Bir savcı nasıl bilgi verir bakana ? Ve nasıl bir itiraftır?
Tüm bu sivil faşizm sürecinde hiç bir şey yokmuş gibi, laiklik ,toplumsal dönüşüm gibi safsatalar yumurtlayarak susanları, sahip oldukları köşelerde TR eskisi gibi değil, adalet güçleniyor diye masal okuyanları, zulmü görmesine rağmen susan entel kılıklı hırboları , zulmü gören fakat yazmak yerine köşesinde Zeytinyağlı dolma, Ürgüp şarabı gibi şeyler yazanları unutmayacağız.
Bu ülkede 90 senedir insanlar olağanüstü mahkemelerde yargılanıyor. Darbe sonrası yüzbinler yargılandı.1990 larda harç zammını protesto eden öğrenciler hapislerde çürütüldü. Binlerce genç başka ülkelere iltica etti.Manisa'da makatlarına jop sokulan , örgüt üyesi (!) yaş ortalaması 16 olan çocukların hepsi yurtdışında yaşıyor bu gün.


Ve bu sivil otorite mi yeni, modern,çağdaş anayasa yapacak ? Güldürmeyin Allahaşkına.

BORA YAŞAR
01-10-2011, 11:25
Bizi asırlarca kardeş yapan bir imana sahibiz

Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez, Siirt’teki terör saldırısında hayatını kaybeden kadınların evine taziye ziyaretinde bulundu


http://www.stargazete.com/politika/bizi-asirlarca-kardes-yapan-bir-imana-sahibiz-haber-386164.htm


Seyrek bıyıklı asabi yöneticimizin "müslüman kürt vatandaşlarıma sesleniyorum" ayrıştırmasından sonra laik devletin sünni müslüman dini kurumunun başı da kendince toparlıyor Kürtlerle Türkleri..

Din bu kadar birleştirici, kardeş yapıcı bir unsur ise, aynı din ve inançtan onca insanın, milletin birbirini öldürmesini, kanlı bıçaklı olmasını, Alevi-Sünni ayrımını nasıl açıklıyor Diyanet İşleri Başkanı acaba?

Tarihimizdeki onlarca Kürt kalkışmasının izahı nedir acaba? Dini yorum farkı mı?

Din siyasete girince, ki hiç çıkmıyor, söylemlerde çelişkiler artıyor birdenbire..

PARK
01-10-2011, 13:26
Leyla Zana 17 yıl sonra meclis'te...

TBMM’de yeni yasama yılı bugün başlıyor. BDP’liler bugün yemin ederek resmen milletvekili olacak... 1991 seçimlerinin ardından SHP ile ittifak yapan DEP milletvekili olarak Kürtçe yemin etmesi nedeniyle kriz yaratan Leyla Zana’nın da, diğer BDP’lilerle birlikte bugün and içmesi bekleniyor...


http://www.gazeteport.com.tr/haber/55174/leyla_zana_17_yil_sonra_mecliste



Bugün Ulusal gazetelerimiz ve internet haber portallarında sanki söz birliği etmişcesine bu kadının meclise dönüşü sanki ''efsane'' tarzında anlatılıyor ve Kuvvet komutanlarının mecliste ki tavırları merak ediliyormuş...


Komutanlar ''kuzu, kuzu'' gelecekler çünkü o törene gelmeyecek vatansever komutanlar bilinçli bir politika gereği birer birer zaten Silivri'ye tıkıldı..

Adamları 3,5 aydır yalvara, yalvara ancak meclise getirdik...

İleri demokrasimiz (!) adına hayırlı olsun...

Ne diyeyim...

aslanbey
01-10-2011, 13:42
ben de bu sözler de bir ayrıştırma hissediyorum.....


Seyrek bıyıklı asabi yöneticimizin "müslüman kürt vatandaşlarıma sesleniyorum" ayrıştırmasından sonra laik devletin sünni müslüman dini kurumunun başı da kendince toparlıyor Kürtlerle Türkleri..

Din bu kadar birleştirici, kardeş yapıcı bir unsur ise, aynı din ve inançtan onca insanın, milletin birbirini öldürmesini, kanlı bıçaklı olmasını, Alevi-Sünni ayrımını nasıl açıklıyor Diyanet İşleri Başkanı acaba?

Tarihimizdeki onlarca Kürt kalkışmasının izahı nedir acaba? Dini yorum farkı mı?

Din siyasete girince, ki hiç çıkmıyor, söylemlerde çelişkiler artıyor birdenbire..

BORA YAŞAR
01-10-2011, 13:45
ben de bu sözler de bir ayrıştırma hissediyorum.....


Seyrek bıyıklı asabi yöneticimizin "müslüman kürt vatandaşlarıma sesleniyorum" ayrıştırmasından sonra laik devletin sünni müslüman dini kurumunun başı da kendince toparlıyor Kürtlerle Türkleri..

Din bu kadar birleştirici, kardeş yapıcı bir unsur ise, aynı din ve inançtan onca insanın, milletin birbirini öldürmesini, kanlı bıçaklı olmasını, Alevi-Sünni ayrımını nasıl açıklıyor Diyanet İşleri Başkanı acaba?

Tarihimizdeki onlarca Kürt kalkışmasının izahı nedir acaba? Dini yorum farkı mı?

Din siyasete girince, ki hiç çıkmıyor, söylemlerde çelişkiler artıyor birdenbire..


Yazdıklarımda bir yanlış görüyorsanız belirleyin..

Düzeltelim..

merlin
02-10-2011, 09:08
Hollanda 40 bin beyin istiyor
Design Week için Türkiye’ye gelen Hollandalı Bakan, IT sektöründe 40 bin kişilik işgücüne ihtiyaç duyduklarını belirterek “Sadece Hindistan ve Türkiye’yi düşünüyoruz” dedi
http://ekonomi.milliyet.com.tr/hollanda-40-bin-beyin-istiyor/ekonomi/ekonomidetay/02.10.2011/1445599/default.htm



Arka sayfada Hollanda'daki koalisyon hükümetinin faşist liderinin yasal düzenlemelerle getirmeye çalıştığı bazı yasakları eleştirmiştim. Ve ben de eleştirilmiştim :)
Aslında iki eleştiri de haklı bir zeminde. Bir yanda fundamentalizmin ülkemizi soktuğu sivil faşizm ortamı, diğer yanda ülkesini bundan korumaya çalışan Hollandalı imajı.

Aslında yanılgı burada başlıyor. Türkiye'de yaşadığımız sivil baskı ortamı din kadar 12 mart ve 12 eylül uygulamalarının da sonucu ve aslında fundamentalizm kadar az gelişmiş ülke milliyetçiliğinin de sonucu.
Hollanda ve diğer Avrupa ülkelerinde gittikçe yükselen ırkçı dalga ise bu ülkelere has olan ırkçılığın bir ürünü. Fundamentalizm onlar için de geçerli ve fakat İslam'dan çok Hristiyanlık dininin olumsuz etkileri söz konusu. Batı tarihinin son 500 senesi esasında kiliseye karşı bir savaştan ibaret ve son krizde papanın dualarını isteyen Merkel , papanın Hristiyan alemine birlik veren mesajları da bir çeşit fundamentalizm örneği.

İşçileri kendileri talep ediyor, bu insanları kanalizasyon işçiliğinden kasiyerliğe kadar kendi ülkelerinin insanının uğraşmak istemediği işlerde çalıştırıyorlar. Sonra da ''sosyal düzenimiz bozuluyor '' savunması gündeme geliyor.
Irkçlılık Avrupa kültürünün bastırabilmek için çok fazla mücadele ettiği bir etmen.

merlin
02-10-2011, 09:14
Aslında 6 yaşındayım
Dünyada 3 merkez kan testiyle hücre yaşınızı ve ne kadar yaşayacağınızı söylüyor. Test ya felaketiniz oluyor ya yüzünüzü güldürüyor. İspanyol uzmanlara göre bir sürpriz olmazsa 87 yaşında ölecekmişim...
http://gundem.milliyet.com.tr/aslinda-6-yasindayim/gundem/gundemdetay/02.10.2011/1445614/default.htm



İspanya'da bir test, normal şarlar altında kaç sene yaşayabileceğinizi yaklaşık olarak tahmin ediyormuş. İnsan psikolojisidir, ölümüne çok(!) zaman olduğunu düşününce rahatlar. Çokun ölçüsü sonsuz evrende bir hiçten ibaret.
Yine de test iki şekilde ele alınabilir....
-Sonuç kötü çıkarsa vücudunuzdaki sorunlara çözüm aranabilir ve süreyi uzatabilirsiniz. 40 yerine 80 sene yaşayabilirsiniz.
-Sonuç iyiyse tamam sorun yok ama kötü çıkarsa....
Örneğin 25 yaşındasınız ve test 35-40 yaşında sizin için ölüm kapıda diyorsa ?
Ya da 40 yaşındasınız ve test ''çanlar sizin için çalıyor '' diyorsa ?


Açıkçası insanın ne kadar süre yaşayabileceğinin genler ile çok doğru orantılı olduğunu biliyorum. Ama her şeyimizi bu kadar da derinlemesine bilmeli miyiz ?
Ha evet, 10 sene daha sağlıklı yaşayabilirmişim, sonra öleceğim, ona göre hayatımı planlayayım gibi bir rahatlık olabilir mi ?
Sanmıyorum.

BORA YAŞAR
02-10-2011, 09:28
Haberi ben de okudum sabah sabah..

Elimde olmayarak ürperdim..Düşündüm ki bana ne zaman öleceğimi söyleyen bir bilimsel tespit çok soğuk, korkutucu..

Gençler, kendilerini ölümden pek bir uzak görüp daha sıcak yaklaşabilirler bu tür testlere..

Daha basit, iddiasız testlere bile dayanamıyorum nedense..

İnsan, ölüm/vade/son gibi kavramları ne kadar özümsemiş görünürse görünsün, işi kendi ölümüne/sonuna gelince, tüm hücreleri ile bir tepkime, ya da yine aynı sonuca varan tam tersi bir savsaklama ile durumu reddediyor..

"Her canlı ölümü tadacaktır".. Kabul..de..


Neyse..

Şimdi Yağmur çıkar gelir zaten..:)

merlin
02-10-2011, 09:53
'10 Karanfil' ile Meclis kürsüsünde
BDP Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkçü, TBMM'nin açılış törenlerine Kızıldere'de hayatını kaybeden 10 arkadaşı için "10 karanfil" rozeti takarak katıldı.
http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetayV3&ArticleID=1065040&Date=02.10.2011&CategoryID=78

Seneler önce Kürkçü ve 3 arkadaşı , Ünye'deki NATO radar üssünde görevli olan 2 Kanadalı ve 1 İngiliz askerini, şehrin merkezindeki bir otelden , askerlere ait jeeple kaçırırlar. Ve çok garip biçimde bu günkü şartlarda bile 4-5 saatten fazla süren bir yolculukla Niksar'ın bir köyüne ulaşırlar. Güvenlik kuvvetleri aracı sahil yolunda arayadursun onlar bölgenin derinliklerine, iç kesime doğru ilerlerler. Yolları kesilmez. Canım nedir ki, işte bir kaç kişi bir kaç askeri kaçırmıştır. Gerçekten çok ilginçtir. Yolları kesimlez, köye güvenle varırlar. İlginçtir ...

Köyde önceden anlaştıkları bir eve saklanırlar. Daha sonra kendilerine başka arkadaşları da katılır.
Sonra jandarma tarafından yapılan bir ihbar sonucu bulunurlar. Çatışma sırasında tamamı ve bu arada 3 masum yabancı asker de hayatını kaybeder.Bir tek samanlıkta saklandığı söylenen Kürkçü jandarmanın kurşunlarından kurtulur. Ve birileri bu olayla ilgili hep Kürkçü'yü suçlar.

İşte üzerinden geçen neredeyse 40 sene ve o çatışmada sağ kalabilen tek kişi mecliste. ''10 arkadaşın öldü sen neden ölmeden lan '' gibi bir yaklaşımı tasvip edemeyiz, Kürkçü'nün aslında ajan olduğu yolundaki iddialar hakkında ise bir şey diyemeyiz. Madem ajandı , ne yani 1974-1986 arasında hapiste kaldı bu adam diye de yanıt verebiliriz. (idama mahkum oldu, 74 affıyla cezası 30 seneye düşürüldü, Özal'ın çıkardığı infaz kanunuyla da 86 da tahliye oldu) .


Her neyse...1980 sonrası meclisimizde sağ olsun sol olsun farketmiyor, genel başkan ve onun fotokopilerinden ibaret olan parlementerler görüyoruz. Özal zamanında gerek SHP ve gerekse ANAP ta gerçekten partisinden ayrıksı sözlemleri olanlar vardı. 1990 larda ise genel başkanların partiyi istediği gibi yönetmesi fikri hakim oldu. 2000 lerden sonra ise genel başkan her şey, gerisinin önemi yok. Erdoğan mı Kılçdaroğlu mu ? Genel başkanlar liste yapıyor. Ve başka bir şeyin önemi yok. 40 sene emek verdiğiniz partinizden 1 dakikada tasfiye edilebiliyorsunuz. Bu konuda kimseyi diğerinden ayrı tutamayız. Sosyal demokratların %50 oy alabildikleri bir şehrin il örgütüne hiç bir şans vermemesini de anlamak mümkün değil. %50 garanti nasılsa , o halde şu 10 ismi oraya yazalım. İstanbıl'da %30 garanti, bir türkücü, 1 engelli, 3 işadamı, 2 avukat, 1 doktor, 2 Kürt ve 2 Alevi...Ortaya karışık yapalım....Adı da demokrasi olsun.

Günahı sevabı kendi boynuna. Ama 68 kuşağından birinin, şu ya da bu şekilde mecliste olması önemli. Meclise renk ve aslında güç katacaktır. Ve genel başkan sultasına bir alternatif model olabilecektir.

merlin
02-10-2011, 09:58
Haberi ben de okudum sabah sabah..

Elimde olmayarak ürperdim..Düşündüm ki bana ne zaman öleceğimi söyleyen bir bilimsel tespit çok soğuk, korkutucu..

Gençler, kendilerini ölümden pek bir uzak görüp daha sıcak yaklaşabilirler bu tür testlere..

Daha basit, iddiasız testlere bile dayanamıyorum nedense..

İnsan, ölüm/vade/son gibi kavramları ne kadar özümsemiş görünürse görünsün, işi kendi ölümüne/sonuna gelince, tüm hücreleri ile bir tepkime, ya da yine aynı sonuca varan tam tersi bir savsaklama ile durumu reddediyor..

"Her canlı ölümü tadacaktır".. Kabul..de..


Neyse..

Şimdi Yağmur çıkar gelir zaten..:)
Gerçekten ürkünç...Bence kimseyi de rahatlatmaz böyle bir test. Hani şimdi yaptırsam ve deseler ki 95 yaşına dek yaşayacaksın...Kendimi 95 yaşında idam edilecek birisi gibi hissederim. İnsan hiç ölmeyeceğini sanarak yaşar, bu tüm insanlığın geliştirdiği bir bilinçaltı mekanizma. Aksi durumda toplum gelişmez. Bırakalım dağınık kalsın :) Bana göre değil :)

BORA YAŞAR
02-10-2011, 10:05
Kızıldere olayı, Mahir Çayan ve arkadaşlarının , Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan'ın idamlarını engellemek için giriştikleri ve Mahir Çayan ve 9 arkadaşının öldürüldükleri sadece Ertuğrul Kürkçü'nün sağ kurtulduğu bir eylemdir

Malum, olayın baş aktörü Mahir Çayan'dır..

BORA YAŞAR
02-10-2011, 10:43
Hasta Haklarını Koruma Derneği Başkanı Zeki Sadunoğlu 'ameliyatların durduğu ve vatandaşın mağdur olduğu' iddiasını bilgi kirliliği olarak yorumluyor: "Bize şu ana kadar tek bir vatandaş dahi gelip, 'üniversitede mağduriyet yaşadım' şikâyetinde bulunmadı. Zaten muayenehanesi olan 600-700 hocanın birçoğu maalesef geçmişte de bugün de üniversitede gariban hasta bakmıyor, öğrencisini eğitmiyordu. Yeni olan bir durum söz konusu değil. Fakat dikkat edin, bütün ses bu kesimden çıkıyor. Çünkü etki alanları güçlü." değerlendirmesini yapıyor.

Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konsey Başkanı Eriş Bilaloğlu ise medyaya yansıdığı kadarıyla büyük bir sorun yaşandığını öne sürüyor. 'Tam gün' düzenlemesinin amacının, Sağlık Bakanı'nın iddia ettiği gibi hastayla hekim arasındaki para ilişkisini kesmek olmadığını iddia eden Bilaloğlu, "Asıl amaç hekimlerin, sağlık çalışanlarının emeğini ucuzlatmak." diye konuştu.


http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=1185971&title=universitede-aksayan-ameliyatlari-devlet-hastaneleri-devraliyor


Yeni başımıza geldi de öğrendik..

Bir kalça protez ameliyatı için bir profesörün istediği ameliyat ücreti 20.000 TL.. Diz protezi 10.000 lira..

Ülkenin gelir düzeyini düşünecek olursak yeterince yüksek değil mi talep edilen bu ücretler.?

Hoca devlet hastahanesinde de çalışsa aynı parayı bu kez açıktan istiyor..

Yok mu bu işte bir yanlışlık?

Bu durum, insan sağlığına/hayatına, operasyonun yaşamsal önemine göre, tıp hocalarının bedel/fiyat biçmesi değil midir?

İnsanın ödeyemeyeceği böyle bir bedel karşısındaki çaresizliğini düşünebiliyor musunuz?


Yanılıyorsam yanlışın var deyin..Anlayayım..

merlin
02-10-2011, 11:06
Gönüllerimizin 'Sultanlar'ı
Avrupa Kadınlar Voleybol Şampiyonası yarı final maçında Türkiye, Sırbistan'a 3-2 yenildi. Türkiye, bugün İtalya ile üçüncülük maçına çıkacak.

Her şey vardı...
Yenik duruma düşüş, morallerin bozulması...
Sonra aniden beliren umut ve muhteşem geri dönüş...
Çok önemsiz duran bir detayın kaderi etkilemesi...

Eksik olan tek şey zaferdi...Denk mücadelede zafer yoksa maalesef tarih seni değil rakibini yazıyor...Geriye senin trajedin kalıyor...Bir ara çözüm olamaz mı sporda ya da spor bu yüzden mi güzel ? :)
http://imggaleri.hurriyet.com.tr/LiveImages/Spor%20Foto/757/S%C4%B1rbistan%20-%20T%C3%BCrkiye%20(Avrupa%20Voleybol%20%C5%9Eampiy onas%C4%B1%20%C3%A7eyrek%20final%20ma%C3%A7%C4%B1)/A01234610.jpg


Ama sonuçta bir Avrupa şampiyonasında altın madalya alan güreşçiye lüks daire verilebiliyor, futbolda bu başarısızlık(!) gelse yer yerinden oynar. Oynadı da...
Ve sonuçta unutmamak gerekir , İlyada kazanandan çok yenilenin , yenilginin destanıdır....
Ortaçgil'in nefis şarkısı bu bakımdan bayan veloybol takımına gelsin (:

http://youtu.be/Ae-pIsr_cuk

merlin
02-10-2011, 11:24
Yeni başımıza geldi de öğrendik..

Bir kalça protez ameliyatı için bir profesörün istediği ameliyat ücreti 20.000 TL.. Diz protezi 10.000 lira..

Ülkenin gelir düzeyini düşünecek olursak yeterince yüksek değil mi talep edilen bu ücretler.?

Hoca devlet hastahanesinde de çalışsa aynı parayı bu kez açıktan istiyor..

Yok mu bu işte bir yanlışlık?

Bu durum, insan sağlığına/hayatına, operasyonun yaşamsal önemine göre, tıp hocalarının bedel/fiyat biçmesi değil midir?

İnsanın ödeyemeyeceği böyle bir bedel karşısındaki çaresizliğini düşünebiliyor musunuz?


Yanılıyorsam yanlışın var deyin..Anlayayım..
Bora Ağabey ;

Türkiye'de aslında son 30 sene yaşanan ancak son 10 senede hız kazanan bazı ''şeylerin'' tasfiyesi ve kişiliksizleştirilmesi sürecinde ''o şeyleri meslek edinenlerin'' amiyane bir tabirle bir taraflarının açık olması süreci başarılı kıldı.
Asker tasfiye edilebildi çünkü deve misali hiç bir yeri doğru değildi.
Yargı tasfiye edildi, çünkü insanlar haksızlıktan bıkmıştı, davalar seneler sürüyor bitmiyordu. Yargının en tepesinde bile bizzat mahkeme başkanı rüşveti ima etmişti.
Kamuda yüksek bürokrasi tasfiye edildi. Kimse ses çıkarmadı. Çünkü layıkıyla yapmıyorlardı işlerini. Ve ''açıklarını bildiklerinden sustular''...

Ve maalesef tıp mesleği de tasfiye ediliyor. Çok değil 3-5 sene önce valinin karşısında bile bacak bacak atan pratisyen hekimler görürdük, kimse bulaşmazdı.Ama bu gün çok farklı her şey. Hekimlik , kişi ne denli üstün bir doktor olsan da yalnızca teknik bir meslek bu gün. Ve bu tasfiyeye , bu ağırlık kaybedişe maalesef hekimlerin bir kısmının (önemli kısmının) para severliği neden oldu. Çocuğunu ameliyat ettirmek için yüzüğünü doktora verenler, öküzü satıp hanımın dişlerini yaptıranlar...Fakültelerin önünde anasını babasını tedavi ettirmek için haftalarca bekleşenler...Acil serviste kafası patlak çocuğunu gösterebilmek için uzman bekleyenler.
Koca profesor , köyden gelen fakir fukaradan 50 lirayı nasıl alıyor bilmiyorum.


İnsanlar bu tasfiyeye seyirci. Aslında herkes farkında. Ama sessiz. Çünkü vatandaş ;
''oh olsun, askerde bulaşık yıkadım 2 sene, dayak yedim 20 kez''
''oh olsun, açtığım davayı 20 senede çözemediniz''
''oh olsun, bir dilekçe verdim, sonra 100 tane daha, kimin odasına girsen fırça yedim çıktım''
''oh olsun , hastane köşesinde süründürdünüz beni ''

diye düşünüyor.

BORA YAŞAR
02-10-2011, 11:27
Cesaret..

İnsanın ölümü bile bile meydan okuyuşu..Yiğitçe duruşu..

Nazım'ın o bildik şiirindeki gibi yapabilmek..

"Ben ki ilmikleri sabunlu iplere bakıp / kalın kıllı ensemi kaşımışım"..

Ya da Deniz ve arkadaşları gibi darağacına yiğitçe bir şarkı söyler gibi gidivermek..

Kolay mı?

Ölüm soğuk, ürükütücü ve kabul edilemez bir gerçek bana göre..

Kanser hastalarına vadelerinin bildirilmesi bana hep kabul edilemez gelmiştir..

Duurp dururken bir pazar gününde birisine "sen şu tarihte öleceksin" deyip bunu bilimsel bir iddia ile güçlendirmek tatsız bir yaklaşım..

2012 de kimilerince beklenen Marduk iddiası bile yeterince mutsuzluk kaynağı benim için..

Peki ölüm ben reddettikçe uzak mı duracak?

Böyle bir savım olamaz tabii ki. (Yağmur duymasın .:))

Ölümün en kolay hazmedilen drajesi ise şöyle.."O geldiğinde ben olmayacağım.."

Ve şair ne güzel anlatmış..

Ölüm asude bahar ülkesidir bir rinde;
Gönlü her yerde buhurdan gibi yıllarca tüter.
Ve serin serviler altında kalan kabrinde
Her seher bir gül açar; her gece bir bülbül öter.

BORA YAŞAR
02-10-2011, 11:41
Halkımızın sessizliği esastır.:)

Sevmez tavır koymayı..Belki de sistemsel bir inancı/iddiası/duruşu yoktur da ondan..Kimbilir..

Ancak temelde akılcı bir analiz..Katılıyorum..

BORA YAŞAR
02-10-2011, 11:54
‘Fakirlikten öldü!’


Şehit Piyade Uzman Çavuş Özgür Küçük’ün cenazesi Kiraz ilçesine bağlı Hisarköy’deki baba ocağına götürüldü

Şehidin ablası Firdevs Kavaklı, “Kardeşim fakirlikten öldü” diye feryat etti.

http://gundem.milliyet.com.tr/-fakirlikten-oldu-/gundem/gundemdetay/02.10.2011/1445596/default.htm


Konunun üzerine toplumun bilinçle ya da bilinçsizlikle örttüğü hamaset/yiğitlik örtüsünü kaldırırsanız, bir bakıma temel gerçek, ablanın feryadında yatan öz değil mi?

BORA YAŞAR
02-10-2011, 12:33
Otobüs şoförüne dayak kamerada

Erzincan'da toplu taşıma otobüsünde yaşanan şiddet güvenlik kamerası tarafından saniye saniye kayıt edildi. Şoförü "Sen kime küfür ettin?" diyerek direksiyon başında defalarca yumruklayan şahıs,Direksiyon başında defalarca otobüs sürücüsü Savaş Şahin'e yumruk indiren şahıs, bir ara şoförün yanda bulunan sopaya davranması ile belindeki silaha elini attı. otobüsten inerek kaçtı.
Şoför Savaş Şahin'in yolcudan şikayetçi olması üzerine , polis her yerde şoförü direksiyon başında yumruklayan şahısı aradı.Polis ekipleri zanlı O.G'yi gözaltına aldı. Jandarma uzman çavuş olduğu bildirilen zanlı, Erzincan Merkez Komutanlığı'ndan gelen ekiplere teslim edildi.

http://gundem.milliyet.com.tr/otobus-soforune-dayak-kamerada/gundem/gundemdetay/01.10.2011/1445543/default.htm


Bir asker, sivil kıyafeti dolaşırken, sivil bir şöförü, belindeki silahın da yardımı ile eşşek sudan gelinceye kadar dövüyor..

Polis bu şahısı yakalıyor ve gözaltına alıyor..

Sonra da Merkez Komutanlığı'ndan gelen ekiplere teslim ediyor..

Bu askeri bir suç falan değil..

Yok mu bu işte sistemsel bir yanlışlık?

metkon
02-10-2011, 13:59
Hasta Haklarını Koruma Derneği Başkanı Zeki Sadunoğlu 'ameliyatların durduğu ve vatandaşın mağdur olduğu' iddiasını bilgi kirliliği olarak yorumluyor: "Bize şu ana kadar tek bir vatandaş dahi gelip, 'üniversitede mağduriyet yaşadım' şikâyetinde bulunmadı. Zaten muayenehanesi olan 600-700 hocanın birçoğu maalesef geçmişte de bugün de üniversitede gariban hasta bakmıyor, öğrencisini eğitmiyordu. Yeni olan bir durum söz konusu değil. Fakat dikkat edin, bütün ses bu kesimden çıkıyor. Çünkü etki alanları güçlü." değerlendirmesini yapıyor.

Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konsey Başkanı Eriş Bilaloğlu ise medyaya yansıdığı kadarıyla büyük bir sorun yaşandığını öne sürüyor. 'Tam gün' düzenlemesinin amacının, Sağlık Bakanı'nın iddia ettiği gibi hastayla hekim arasındaki para ilişkisini kesmek olmadığını iddia eden Bilaloğlu, "Asıl amaç hekimlerin, sağlık çalışanlarının emeğini ucuzlatmak." diye konuştu.


http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=1185971&title=universitede-aksayan-ameliyatlari-devlet-hastaneleri-devraliyor


Yeni başımıza geldi de öğrendik..

Bir kalça protez ameliyatı için bir profesörün istediği ameliyat ücreti 20.000 TL.. Diz protezi 10.000 lira..

Ülkenin gelir düzeyini düşünecek olursak yeterince yüksek değil mi talep edilen bu ücretler.?

Hoca devlet hastahanesinde de çalışsa aynı parayı bu kez açıktan istiyor..

Yok mu bu işte bir yanlışlık?

Bu durum, insan sağlığına/hayatına, operasyonun yaşamsal önemine göre, tıp hocalarının bedel/fiyat biçmesi değil midir?

İnsanın ödeyemeyeceği böyle bir bedel karşısındaki çaresizliğini düşünebiliyor musunuz?


Yanılıyorsam yanlışın var deyin..Anlayayım..

Ben bu sene yaşadığım örneği anlatayım...Annemin de 2 dizi artık iyice kireçlenmiş ve içe dönmüş şekildeydi...Senelerdir her gece ağrıdan uyuyamıyordu...Ve senelerdir birşekilde ihmal ediyorduk...

Ama bu sene artık canına ve canımıza tak etti ve kendisi İstanbulda yaşamasına rağmen (babam SGK emeklisi ondan dolayı annem de faydalanıyor sistemden) Kocaeli Gölcük İhsaniye Devlet Hastanesinde iritibata geçtiğimiz bir doktor ameliyatını o hastanede yapabileceğini ve sadece nüfus kağıdın getirerek işlemlerini ve diz protezi ameliyatını yaptırabileceğini söyledi...Önce kendi muayenesine giderek (ki buna da gerek yokmuş aslında hastanede ücretsiz yaptırabilirmişiz) bir röntgen ile dizlerin durum tespiti yapıldı (150 TL ödendi bu işlem için)...Önce hangi dize operasyon yapılacağına karar verildi...Ve ilk diz için Ocak 2011 sonraki diz içinse Nisan 2011 ayları içine randevu verildi...

Ve biz verilen randevu tarihlerinde hastaneye giderek cebimizden 1 kuruş para çıkmadan her ameliyatta 1 hafta 10 gün de hastanede (hele ikincisinde tek kişilk odada kalarak) refakatçi yemeğine bile para vermeden 2 dizinin de ameliyatını yaptırdık...Doktor profesör değildi (İsmail Yedek ismi doktorun) ama uzman ve o çevrede birçok kişiye bu ameliyatı yapan tanınan bir doktordu...

Böyle de örnekler var yurdumuzda sağlık sisteminde...

BORA YAŞAR
02-10-2011, 18:12
Kadın voleybolumuz artık dünya çapında..

Bunu rahatlıkla söyleyebiliriz..

Nereden nereye..

Rusya'yı yenebiliyoruz.. İtalya'yı aynı turnuvada birisi evinde olmak üzere iki defa yenebiliyoruz..

Hem de çok yıpratıcı bir Sırbistan maçının ertesi gününde..

Teşekkürler kızlar..

Bu üçüncülüğünüz bence en az final oynamak kadar değerli idi..

Ve ben kadınlarımız erkeklerimize bir branşta bariz fark atınca hınzırca bir zevk alıyorum..:)

merlin
02-10-2011, 18:30
Biri Rize'deki ailesine...
Diğeri Kütahya'daki anne babasına selamlar yolladı...:)
Bir diğeri 2 sene önce doğurduğu çocuğuyla ''kariyer de yaparım çocuk da '' mesajı verirken şehit annelerine ve şehitlere selamı çaktı...
Şimdi ekranda hepsi sarmaş dolaş kırmızı/beyaz diye bağırıyor...

Futbolda 2002 'de Mercedes Jeep ve milyonluk teşvik vaad edilmişti...

A Milli takımın şimdiki hocası ''Azerbaycan'a puan kaptırırsak döverler'' demişti. Puan kaptırmak bir yana yenemedi bile.
Futbol takımının değeri 100 milyonun üstünde.
Ve en kolay grupların birinden çıkamama olasılığımız çok büyük.
Ligin değeri malum.


Bayanlara bravo...2013 te hedefleri Avrupa şampiyonluğu...O da olacak inşallah...

Bu arada kucağında minik kızıyla poz veren Neslihan'a bakıyorum da futbolcularımızın bu performanslarını düşünüyorum, bir de diyorum ''Allahtan erkekler doğurmuyor'' :D Hani doğursalar 5 seneden erken dönemezler sahalara...

BORA YAŞAR
02-10-2011, 22:03
Galatasaray futbol takımında seyre değer birşey yok..

Basketbol takımı zoru başardı da bize bir seyirlik çıktı..

İyi bir uzun adam alırlarsa (NBA den de olabilir) bu takım iş yapar..

Bu gece volybolcu kızlarımız ve Galatasaray basketbol takımı sevindirdi beni..

Ellerine sağlık..

merlin
03-10-2011, 01:45
Iğdır Emniyet Müdürlüğü'ne saldırı
02/10/2011 23:08
Yazı Boyutu
Iğdır Emniyet Müdürlüğü binasına teröristler tarafından roket atar ve el bombalı saldırı düzenlenip taciz ateşi açıldı.
http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetayV3&ArticleID=1065135&Date=03.10.2011&CategoryID=77


Doğuyu çok iyi bildiğim için tüylerim ürperiyor. Iğdır...Ağrı Dağının eteğinde...Sakin, küçücük bir şehir. PKK kent merkezinde eylem yapacak seviyeye geldiyse durum iyice ciddileşmiş demektir.
Iğdır...Bir yanında Ağrı, alt taraf Erzurum,Üst taraf zaten Karadeniz'e açılan kapı.
1990 lı yıllarda bile PKK buralarda tutunamamıştı.
PKK cepheyi genişletiyor. Ve işte yine 1990 lar gibiyiz. Her sene yüzlerce şehit ve bir ülkenin yarısında , yaklaşık 400 ooo km'de can güvenliği yok !
PKK artık yalnızca güneydoğu kırsalında eylem yapabilen bir örgüt değil. Tüm doğu Anadolu ve Güneydoğu 'da eylem yapabilecek güçte.
Devleti yönetenlerin harita okumayı bildiğini sanmıyorum. Muhtemelen önemsiz eylemler diye düşünüyorlar. Hiç öyle değil. Iğdır PKK nın 15 senedir tek eylem yapamadığı bir şehir.
Yer altında roketatar aramaktan, yeryüzündeki aktif roketatarları göremiyoruz.

esatzaman
03-10-2011, 01:51
‘Fakirlikten öldü!’


Şehit Piyade Uzman Çavuş Özgür Küçük’ün cenazesi Kiraz ilçesine bağlı Hisarköy’deki baba ocağına götürüldü

Şehidin ablası Firdevs Kavaklı, “Kardeşim fakirlikten öldü” diye feryat etti.

http://gundem.milliyet.com.tr/-fakirlikten-oldu-/gundem/gundemdetay/02.10.2011/1445596/default.htm


Konunun üzerine toplumun bilinçle ya da bilinçsizlikle örttüğü hamaset/yiğitlik örtüsünü kaldırırsanız, bir bakıma temel gerçek, ablanın feryadında yatan öz değil mi?

Gerçekler çok acıdır ve öğrenildiğinde acıtır...

esatzaman
03-10-2011, 01:54
Iğdır Emniyet Müdürlüğü'ne saldırı
02/10/2011 23:08
Yazı Boyutu
Iğdır Emniyet Müdürlüğü binasına teröristler tarafından roket atar ve el bombalı saldırı düzenlenip taciz ateşi açıldı.
http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetayV3&ArticleID=1065135&Date=03.10.2011&CategoryID=77


Doğuyu çok iyi bildiğim için tüylerim ürperiyor. Iğdır...Ağrı Dağının eteğinde...Sakin, küçücük bir şehir. PKK kent merkezinde eylem yapacak seviyeye geldiyse durum iyice ciddileşmiş demektir.
Iğdır...Bir yanında Ağrı, alt taraf Erzurum,Üst taraf zaten Karadeniz'e açılan kapı.
1990 lı yıllarda bile PKK buralarda tutunamamıştı.
PKK cepheyi genişletiyor. Ve işte yine 1990 lar gibiyiz. Her sene yüzlerce şehit ve bir ülkenin yarısında , yaklaşık 400 ooo km'de can güvenliği yok !
PKK artık yalnızca güneydoğu kırsalında eylem yapabilen bir örgüt değil. Tüm doğu Anadolu ve Güneydoğu 'da eylem yapabilecek güçte.
Devleti yönetenlerin harita okumayı bildiğini sanmıyorum. Muhtemelen önemsiz eylemler diye düşünüyorlar. Hiç öyle değil. Iğdır PKK nın 15 senedir tek eylem yapamadığı bir şehir.
Yer altında roketatar aramaktan, yeryüzündeki aktif roketatarları göremiyoruz.

Iğdır...
Tüm yazınıza katılıyorum.
Oralarda da eylem yapılabiliyorsa....
Büyüklerimizin iyi analiz etmesi gerekir...

esatzaman
03-10-2011, 02:20
http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/18880199.asp

Bana göre;
kozmik nohut üretmekte bi gariplik yok,normal bi gelişme...
Nükleer araştırma neyimize....bi şaşırtma taktiğidir...

Mesela MİT; bilgi toplayıp düşmanıyla mücadele edeceği yerde düşmanla gizli görüşerek el altından şaşırtma taktiği...

Çok güzel...

esatzaman
03-10-2011, 02:23
Bu taktikler son dönemde iyice belirginleşti...normal görmeli...YÖK bile eğitimden vazgeçmişse...işlevselliği bitmişse..Bu da eğitimde şaşırtma taktiği

merlin
03-10-2011, 02:42
Dünyadan insan halleri....

Genç annenin dramı
02/10/2011 13:11

İzmir'de üç yıldır kemik erimesi tedavisi gören, bu nedenle zor yürüyen 21 yaşındaki Zeynep Acer, ev kirasını ödeyemeyince 1.5 yaşındaki epilepsi hastası kızıyla sokakta kaldı. Bunu duyup askerdeki birliğinden firar eden eşi de, yakalanınca askeri cezaevine konuldu.
http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetayV3&ArticleID=1065098&Date=03.10.2011&CategoryID=77

Ülkemizde milyonlarca kadın şiddet görüyor.
Milyonlarcası eşinin annesi, babası ve hatta diğer akrabalarınca hor görülüyor, aşağılanıyor.
Milyonlarca kadın çaresiz durumda.
Ve ülkemizde işsizler sadaka dilenmek zorunda.

Ve ülkemizde bazıları askerliğin bedelini parayla , bazıları ise canıyla ya da özgürlüğüyle ödeyebiliyor.
--------------------

Anaokulu öğretmeni Nahal(yani Nihal) ve mühendislik öğrencisi Benham , hikayeleri Romeo ve Julliet gibi. Benham ev arkadaşı ile birlikte tutuklanır. Aslında Benham 'ın politikayla ilgisi yoktur. Ancak ev arkadaşı tutuklanmışken o da tutuklanır. Aynı anda farklı bir evdeki Nahal de tutuklanır. İşkence görürler. Benham(erkek olan) tecavüze de uğrar. Kendisine ev arkadaşının suçlu olduğuna dair bir tutanak zorla imzalatılır.
Çıktığında perişan haldedir ve intihar eder. ''Birini çok seversen ölümden döner mi diye soruyor Nahal....Sonra kendisi de intihar ediyor...
Suçları belirsiz. Amerikan'ın petrol çıkarlarına aykırı hareket etti diye 30 sene önce devrilen laik rejim yerine, Amerika'nın petrol çıkarlarını korusun diye getiren şeriat rejiminin başı Ahmedi Nejat denen faşisti protesto eden bir ev arkadaşına sahip olmak diyelim kısaca...
Öykü evrenseldir...Romeo ölür. Julliet onu yerde ölü vaziyette bulur...Kendini öldürür...Az sonra Romeo kendine gelir, ölmemiştir aslında. Yerde cansız yatan sevgilisini görür. Ve kendini öldürür.


Birini çok seversen o geri gelmez Nihal...
-------------------

Perşembe günüydü...
Sık sık gittiğim bir kamu binasına yolum düştü.Çay ocağından bir çay ,işim uzayınca 2. ve 3. çay. Garson genç birisi....Yeni...Daha önce görmemiştim...
Yeni mi başladın ?
Evet...
Devir mi aldın ?
Yoo, maaşlı çalışıyorum.Hayırlı olsun.
Aslında daha iyi bir iş arıyorum. Belki vardır bildiğiniz bir iş?
Lise diploman var mı?
Ben x üniversitesi uluslararası ilişkiler mezunuyum.

****************
Sık sık gittiğim kahve.
Kahvede bir garson, şen şakrak.
O da X üniversitesi 4 yıllık işletme fakültesinden mezunmuş. Günlük 20 lira artı çorba ve bir porsiyon döner karşılığı çalışıyormuş.
-----------------------------------------

Wall Street'de "Amerikan baharı": 700 kişi gözaltında
New York'ta yaklaşık iki haftadır devam eden Wall Street işgali eyleminde 700 kişi gözaltına alındı.
ANKA’ya konuşan protestocular, "Amerikan ve dünya medyası iki haftadan beri sürdürdüğümüz eylemi görmüyor. Ancak bugün çok sayıda gözaltı gerçekleştikten sonra medya sesimizi duydu. Bizim gerçekleştirdiğimiz protestolarla ABD’de 'Amerikan Baharı' yaşanacak, ekonomik varlıklar adil olarak paylaşılacak, sesimizi dünyaya duyurana kadar eylemlerimizi sürdereceğiz" şeklinde konuştular.
http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetayV3&ArticleID=1065094&Date=03.10.2011&CategoryID=81

Amerika'da bu tip sokak eylemlerine sınırsız bir tolerans vardır normalde. Ancak görünen o ki tolerans bu sefer sınırlı kalacak. Çünkü artık sistem çöküyor.
Son küresel krizden bu yana, batı dünyasında milyonlarca beyaz yakalı (mavi deniyor ABD de) işsiz kaldı. Yüzbinlerce medya çalışanı işinden atıldı. Rubbini işsizlik rakamlarının düşmesini ''iş bulmaktan umudunu kesenlerin yeni başvuru yapmamasına bağlıyor ''. Ve krizin daha da derinleşeceği belirtiliyor.

Cuma günü Amerikan'ın en itibarlı şirketlerinden Kodak iflas soylentileriyle ,Amerikan borsasında %58 değer yitirdi. Firmanın iflasının kaçınılmaz olduğu savunuluyor.
---------------------


Bana göre mi ?

Kapitalist üretimin en büyük engeli, sermayenin ta kendisidir.Filozoflar dünyayı yalnızca çeşitli biçimlerde yorumlamışlardır; oysa sorun onu değiştirmektir. :yes:

JoNaThAn
03-10-2011, 21:19
Dünyadan insan halleri....

Genç annenin dramı
02/10/2011 13:11

İzmir'de üç yıldır kemik erimesi tedavisi gören, bu nedenle zor yürüyen 21 yaşındaki Zeynep Acer, ev kirasını ödeyemeyince 1.5 yaşındaki epilepsi hastası kızıyla sokakta kaldı. Bunu duyup askerdeki birliğinden firar eden eşi de, yakalanınca askeri cezaevine konuldu.
http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetayV3&ArticleID=1065098&Date=03.10.2011&CategoryID=77

Ülkemizde milyonlarca kadın şiddet görüyor.
Milyonlarcası eşinin annesi, babası ve hatta diğer akrabalarınca hor görülüyor, aşağılanıyor.
Milyonlarca kadın çaresiz durumda.
Ve ülkemizde işsizler sadaka dilenmek zorunda.

Ve ülkemizde bazıları askerliğin bedelini parayla , bazıları ise canıyla ya da özgürlüğüyle ödeyebiliyor.
--------------------



türk kadınının belli eğilimleri var. Bunların başında mazoşist ve itaatkar eğilimler geliyor. Bu durum sanırım, çocuğun yetiştiği ailedeki baba figüründen kaynaklanan bir şey. Ben türk aile yapısını hastalıklı olarak yorumluyorum. Aynı ailenin lideri konumundaki olan baba figürü de aynı hastalıklı yapının yetiştirdiği bir unsur.

türk kadınının acı çektiğini zannetmiyorum. Ne kadar dayak da yese, çile de çekse; onun için öncelikli şey bir koca sahibi olmak ve evinin duvarları arasında kalabilmektir. Kültürü ve öğrendikleri bunu vaad eder ona. O nedenle olayları farklı yorumlamak çok yanlış olacaktır :) Herkes seçtiği hayatı yaşar.

merlin
03-10-2011, 23:32
türk kadınının belli eğilimleri var. Bunların başında mazoşist ve itaatkar eğilimler geliyor. Bu durum sanırım, çocuğun yetiştiği ailedeki baba figüründen kaynaklanan bir şey. Ben türk aile yapısını hastalıklı olarak yorumluyorum. Aynı ailenin lideri konumundaki olan baba figürü de aynı hastalıklı yapının yetiştirdiği bir unsur.

türk kadınının acı çektiğini zannetmiyorum. Ne kadar dayak da yese, çile de çekse; onun için öncelikli şey bir koca sahibi olmak ve evinin duvarları arasında kalabilmektir. Kültürü ve öğrendikleri bunu vaad eder ona. O nedenle olayları farklı yorumlamak çok yanlış olacaktır :) Herkes seçtiği hayatı yaşar.
Filozof der ki ''insanın özgür iradesi yoktur''.
Seçme şansın da yoktur çok kere. Bulduğun hayatı yaşarsın.
Yaşamak bir ortamın çaresiz tutsağı olmaktır der bir başkası . :)

aminoasit
03-10-2011, 23:42
Filozof der ki ''insanın özgür iradesi yoktur''.
Seçme şansın da yoktur çok kere. Bulduğun hayatı yaşarsın.
Yaşamak bir ortamın çaresiz tutsağı olmaktır der bir başkası . :)

:)

"Saraydaki 'saraydaki' gibi,
kulübedeki 'kulübedeki' gibi düşünür..."

kim demişti bunu yahu..

.

merlin
04-10-2011, 00:49
:)

"Saraydaki 'saraydaki' gibi,
kulübedeki 'kulübedeki' gibi düşünür..."

kim demişti bunu yahu..

.
Sözü kim söylemiş bilmiyorum ama güzelmiş :)
Bu konu epeyce çetrefildir aslında. İnsanın sahiden de özgür iradesi var mıdır ? Yoksa insan doğduğunda kaderi çizilmiş midir ? Aşırı sinir, öfke gibi özellikler zaten genetik. Diğer yanda insanın elinde olmayan fiziksel özellikler de kişilik üzerinde doğrudan etkili. Sonradan kazanılan kibir , melankoliye meyilli kişilik , aşırı duygusal kişilik gibi özellikler de çocukluk çağında kazanılan özellikler aslında.
Utangaç, sıkılgan, çekingen, atılgan olmak insanın kendi seçimi değil. Öyle doğmuyoruz, doğmasak da bu özellikleri küçük yaşta kazanıyoruz.
Bunlara bir de sosyal adaletsizliğin eşitsizliğini eklediğimizde, yani sarayda doğanla çöplükte doğanın eşitsizliğini düşündüğümüzde aslında özgür iradenin bir masal olduğu gerçeğine ulaşıyoruz.

Ancak bu durum da insanın hiç bir eyleminden sorumlu olmayacağı şeklinde tehlikeli bir yoruma neden oluyor. Öyle ya, saldırgan olmayı ben istemedim diyebilir cinayet sanığı.

Yani makul bir denge kurmak durumundayız. Bu nedenle bir kere sosyal adaleti mümkün olduğunca sağlamalı, vergi yasalarını garibanı yolacak şekilde değil, zenginden alıp fakire verecek şekilde düzenlemeliyiz. Çok iyi bir eğitim sistemi kurmalı, çocuklarımızı sorumlu ve özgür bireyler olarak yetiştirmeye çalışmalıyız. Suçluyu cezalandırmaktan çok suçu önlemeyi amaç edinen bir ceza sistemi kurmalıyız.

Sayın jonathan'ın belirttiği kadının konumu ve hisleri ise kısmen de olsa doğruluk payı içeriyor kanımca. Ağzı leş gibi lahmacun kokan türkücünün 8. metresi olmaya hazır bayanları gördükçe sahiden de bazılarında ''aşağılanma güdüsünün''varlığı kesin diye düşünüyorum. Ama bunu genellemek olanaksız. Eşi askerde olan, kemik erimesi hastalığına tutulan ,yetmezmiş gibi bir de hastalıklı çocuğa sahip olan evsiz kadını bunlarla aynı kefeye koymak pek doğru değil.

yağmur
04-10-2011, 01:00
:)

"Saraydaki 'saraydaki' gibi,
kulübedeki 'kulübedeki' gibi düşünür..."

kim demişti bunu yahu..

.





Sayın aminoasit bu sözü Ludwig Andreas Feuerbach söylemiş araştırmama göre... bende öğrenmiş oldum ve aklıma OBAMA geldi nedense...
Üstelik Obama için ülkemizde kurban kesenler bile vardı...

aminoasit
04-10-2011, 01:07
Sayın aminoasit bu sözü Ludwig Andreas Feuerbach söylemiş araştırmama göre... bende öğrenmiş oldum ve aklıma OBAMA geldi nedense...
Üstelik Obama için ülkemizde kurban kesenler bile vardı...

Ben de Marx diye hatırlıyorum...

ama mesele isim de değil;
neticede Marx'da Feuerbach'tan (Andreas'ı çok kullanılmaz) öğrenmiştir...

nasıl ki, Hegel ve Marx zıtlığı varsa...

mesele durum tesbiti:

"içine doğduğun koşullar,
senin düşünme sistematiğini belirler"

ben kadın konusunda bunu çok defa gözledim açıkcası...

.

yağmur
04-10-2011, 01:27
Ben de Marx diye hatırlıyorum...

ama mesele isim de değil;
neticede Marx'da Feuerbach'tan (Andreas'ı çok kullanılmaz) öğrenmiştir...

nasıl ki, Hegel ve Marx zıtlığı varsa...

mesele durum tesbiti:

"içine doğduğun koşullar,
senin düşünme sistematiğini belirler"

ben kadın konusunda bunu çok defa gözledim açıkcası...

.


Haklısınız MARX da kullanmış bu sözleri...
Ayrıca Feuerbach'tan şu güzel sözleri de öğrendim
Ne kadar çok iyi kitapla tanışırsan, birlikte olmaktan zevk aldığın kişilerin sayısı o kadar azalacaktır.

merlin
04-10-2011, 02:08
Arapça dersi ilköğretimde
Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı, ilköğretim 4. 5., 6., 7. ve 8. sınıf öğrencilerinin yabancı dil dersinde bu yıl seçebileceği Arapça ders öğretim programını hazırladı. Konuya ilişkin açıklama yapan Talim ve Terbiye Kurulu Başkanı Merdan Tufan, Türkiye'de okutulacak yabancı dillerin Bakanlar Kurulu kararı ile belirlendiğini söyledi.

Şu anda Türkiye'deki okullarda İngilizce, Almanca, Fransızca, İtalyanca, İspanyolca, Rusça ve Çince dillerinde eğitim verildiğini anımsatan Tufan, bu dillere Arapça'nın da eklendiğini belirtti.

http://cumhuriyet.com.tr/?hn=282220&kw=Arap%E7a+dersi+ilk%F6%F0retimde
İlköğretim öğrencisine Arapça dersi. Yani 9-10 yaşındaki çocuklara Arapça dersi.Henüz Türkçe'yi bile doğru düzgün öğrenememiş bir çocuğa yabancı bir dil öğretmek.Ve farklı bir alfabe öğretmek. İtalyanca, İspanyolca öğretiliyorsa Arapça'da öğretiliyor tarzı bir bahane var ki bu zaten kocaman bir yalan. İtalyanca ülkemizde üniversite öncesi yalnızca bir iki lisede öğretiliyor. İspanyolca ise bildiğim kadarıyla hiç bir yerde öğretilen bir dil değil. Bahane dünyadaki 300milyon Arapsa eğer dünyada 1,5 milyar Çinli var.
Maksadı gizlemek yerine açıkça söylesek nasıl olur diyorum. İmam Hatip okullarının tekrar açılması yetmeyecekti, amaç tüm okulları imam hatip yapmak. Zaten Arapça bilen öğretmenimiz var cümlesi de bir yalan. Arapça bilen öğretmen yok Türkiye'de.Arap alfabesini bilen öğretmen var. Arap alfabesini öğretmek de yeterli zaten bu zihniyete. Yoksa Arapça gibi son derece gelişmiş bir dili öğretmek diye bir amaçları zaten yok ve zaten bilmedikleri bir şeyi öğretemezler. Amaç imam hatip öğretmenlerini ta ilkokula kadar sokmak.
Bindik bir alamete gidiyoz kıyamete.

merlin
04-10-2011, 02:17
Bir de Alman vakıf meselesi var malum. Alman vakıfları bu ülkede 150 senedir faaliyette. Atatürk dönemi dışında da bir kısıtlamaya uğramadıkları biliniyor.
Başbakanın bahsettiği şeyse Alman Vakıflarının para aktarması değil.

Türkiye'de pek çok belediye , 1980 lerden itibaren yabancı bankalardan kredi kullandı. Bunlar arasında Almanlar'ın Doçe Bank'ı önemli pay üstlendi. Doçe Bank halen ve fiilen ülkemizdeki hisse senetlerinin önemli kısmına sahip. Ve bu ağırlık son 10 senede gerçekleşti.
Belediyelerin kullandığı yabancı krediler ise genelde ödenmedi. Ödenmediği için de devlet üstlenmek zorunda kaldı. Çünkü söz konusu olan devletin itibarı. Örneğin Ankara metrosu yabancı krediyle yapıldı ve belediye parayı ödemedi.Devlet üstlendi. 1990 larda çok ciddi bir sorun olarak algılanıyordu bu durum. Bu günse yandaş beledilere hazine doğrudan para aktardığı, borçlarını üstlendiği için kredi kullanımı 1990 lara göre oldukça düşük seviyede. Ancak yine de var.
Yandaş olmayan belediyelerin finansman sıkıntısını aşmak için kullandığı bu yontem sonuçta az çok hizmet de getiriyor. Ve iktidar bu belediyelerden hoşlanmıyor.

Öyleyse vurun kahpeye.
Alman vakıflarından para alıp PKK 'ya aktarıyorlar.

Her şeyden önce bir vakfın hükümet izni olmaksızın zaten bir siyasi partiye para aktarması anayasaya göre bir parti kapatma nedeni zaten.
Ve yine anayasaya göre başbakan yürütme organının da başı. Varsa bir bildiği gereğini yapmalı.
Amacı eğer gerçekten bu zararlı vakıfları ortadan kaldırmaksa ne mutlu bize. Ama o yonde bir çaba göremiyoruz.

BORA YAŞAR
04-10-2011, 14:14
Futbol Dünyasından geçmiş zaman incileri.

*"Şota ve Arçil’i getirdik. Bunlar 6 ay önce bizde kiralık oynamışlar ve çok gol atmışlardı. Biz de düşünmeden aldık. Ama kötü oynuyorlardı. Artık 4. maça geldik. Biz önde oturuyoruz. Arkadan biri bağırıyor. 'Ha bu yönetim ne kadar geri zekalıdır. Aynı adamlardan iki tane almış' diye." Faruk Özak (Trabzonspor Kulübü Eski Başkanı)

*"Sparta Prag'ı Sparta'da yeneceğiz" Ümit Özat

* Sunucu: "Sergen, 18 yaşından küçüklerin de iddaa oynadığı görülüyor, onlara ne söylemek istersin?" Sergen Yalçın: "Almanya Ligi'nden uzak dursunlar çok sürpriz oluyor."

* "Türk gazetelerindeki tek doğru şey tarihtir" Haim Revivo

* "Yapma Hayrettin daha kadroları saymadım" Bir milli maçı anlatan İlker Yasin'in, ilk dakikalarda bir gol yiyen kaleci Hayrettin Demirbaş'a olan serzenişi...

* "Boca es mi religion, Maradona es mi dios, La Bombonera es mi iglesia" (Dinim Boca, Tanrım Maradona, Mabedim La Bombonera) Boca Juniors'un Stadyumu La Bombonera'nın giriş kapısında yazan cümle

* "Top bizdeyken onlar gol atamaz" Johan Cruyff

* Muhabir: İspanya'da başarılı olabilecek misin? Maradona: Top orada da yuvarlak değil mi?

* "Barcelona'yı en çok top rakibindeyken izlemek bana keyif veriyor. En fazla 10 saniye içinde geri alıyorlar" Johan Cruyff

* "Türkiye tercihi bir seçim değildi. Evimin kapısını kapattım mı ben Türk'üm" Nuri Şahin

* "Bir futbolcu İngiltere'ye gitmek istiyorsa, elbette ki gider. Fakat bilmeliler ki; orada kötü yaşıyorlar, kötü yemekler yiyorlar ve kadınları kıçlarını yıkamıyor" Aurelio de Laurentiis - Napoli Başkanı

* "Benim için kültür, Marco van Basten'i seyretmektir." Diego Armando Maradona

* "Benim oynadığım dönemde Trabzonspor'a karşı korner kazandığımızda gol atmış gibi sevinirdik" Rıdvan Dilmen

* "İspanya’da yarım sezonda almadığım darbeyi burada (Türkiye) bir hazırlık maçında aldım. Bu nasıl futbol!" Simao Sabrosa

* "Bana 100 bin kişilik uyku tulumu yapın" General Franco (Santiago Bernabeu Stadı'nın yapılması için emir verirken...)

* "Ahlaka dair bildigim ne varsa futboldan öğrendim. Çünkü top hiç bir zaman beklediğim köşeden gelmedi" Albert Camus

* "Hagi sana 40 metreden bir çakar; nereye koyacağını bilemezsin o istatistikleri" Metin Türel

* "Beni durdurmak için tabancaya ihtiyaç duyarlardı. Ama Messi’yi durdurmak için makineli tüfeğe ihtiyaç var" Hristo Stoichkov

BORA YAŞAR
04-10-2011, 14:32
Futbol Dünyasından geçmiş zaman incileri.(Devam)

* "Eğer Pep bana, Cam Nou'nun 3. katından aşağı atlamamı söyleseydi, kendi kendime 'Aşağıda güzel bir şeyler olsa gerek' derdim" Dani Alves

* "Fenerbahçe Cumhuriyeti ortalıkta yoksa, Türkiye yoktur, futbol yoktur, bolluk yoktur, insanlar yoktur, canlılar güç nefes alır ve bu ülke kısa süre sonra yaşayan yer olmaktan çıkıp, mezarlık olur. Fenerbahçe büyüklüğü ne şampiyonluk büyüklüğü, ne kupa büyüklüğüdür. onun büyüklüğü başka bir büyüklüktür işte, adı konamaz" İslam Çupi (He he)

* "Yıldızlarla çalışmak zor değildir. Zor olan daha az yetenekli olup kendisini yıldız sananlarla çalışmaktır" Guus Hiddink

* "Büyük takımlar aldıkları kupalarla, küçük takımlar büyük takımlara karşı aldıkları skorlarla övünürler" Michel Platini

* "Burada kendini Papa zanneden biri var herkes ona inanıyor, Napolyon zanneden biri var ona da inanıyorlar, ama ben Maradonayım dediğimde kimse inanmıyor" Diego Armando Maradona

* "Sarı-Kırmızılı renklere küçükten beri hayrandım. Galatasaray İzmir'e geldiğinde okuldan kaçar, maça giderdim. Bence Galatasaraylılık din gibi, mezhep gibi yerleşmiş, köklü bir inançtır. Galatasaray'ı işte bunun için tercih eder ve Galatasaraylılığımla her zaman gurur duyarım" Metin Oktay

* "Çok gençtim. Her kulüp peşimdeydi. Ciddi ciddi Beşiktaş'a gidiyordum. Korktum. Heybetinden çekindim. Baba Hakkı'nın olduğu yerde belki elim ayağım birbirine dolanır dedim ve Beşiktaşlı olmaktan vazgeçtim" Lefter Küçükandonyadis

* "Aslında her şeyden biraz var Türk futbolunda. Ama hiçbir şey tam yok" Frank Rijkaard

* "Eğer kolay olanı isteseydim, Porto'da kalırdım. Güzel mavi bir koltuk, Şampiyonlar Ligi kupası ve Tanrı... Sonra da ben." - Jose Mourinho

* "Bazı insanlar futbolun ölüm-kalım meselesi olduğuna inanırlar. Sizi temin ederim ki, bundan çok daha fazlasıdır." - Brain Clough

* Sinisa Mihajlovic: "Mourinho ile futbol konuşmam. Futbol oynamamış birinin bazı şeyleri anlamasını beklememeli" Jose Mourinho: "Jokey olmak için önce at mı olmak gerekir?"

* "Futbol basit bir oyundur, zor olan ise basit futbol oynamaktır." - Johan Cruyff

* "1969'da içkiyi ve kadınları bıraktım. Hayatımda geçirdiğim en berbat 20 dakikaydı" - George Best

* "Futbol 90 dakika süren ve sonunda Almanların kazandığı bir oyundur" - Gary Lineker

* "Birinciysen birincisindir, ikinciysen hiçbir şey." - Bill Shanklay



http://galeri.haberturk.com/spor/galeri/409774-spor-tarihine-gecti/1/110

BORA YAŞAR
04-10-2011, 15:01
Bahçeli: Kandil'e Türk bayrağı dikilsin
(Gazeteler)

Yükseklik korkusu olduğu bilinen birisi için iddialı bir öneri.:)

BORA YAŞAR
04-10-2011, 17:37
Cemevleri artık ibadethane

Çankaya Cemevi Yaptırma Derneği için açılan kapatma davası reddedildi. Böylece cemevlerinin ibadethane olduğu yargı kararı ile tescillenmiş oldu.

http://www.sabah.com.tr/Gundem/2011/10/04/cemevleri-artik-ibadethane


Fantastik/ gerçek ötesi bir toplumuz..

Laiklik anayasamızın değiştirilemez özelliklerinden..

Ama toplumun bir kesimin dini ritüeline karışma hakkını kendimizde görüyoruz..

Adam " böyle ibadet ediyorum, burası da benim ibadethanem" diyor, devlet yetikilileri, "böyle ibadet de ibadethane de olmaz" deme hakkını kendilerinde görebiliyorlar..

Çünki devletin temel aldığı, vatandaşına önerdiği bir din/tarikat var..


Sizce bir terslik yok mu bu işte?

BORA YAŞAR
04-10-2011, 17:46
Piri Reis'in kaptanı konuştu

Piri Reis gemisinin kaptanı Umut Yenice, Kıbrıs'ın güneyinde “G noktası” olarak adlandırılan ruhsat sahasında sismik araştırmalar yaparken herhangi bir tacizle karşılaşmadıklarını ve güvenli bir şekilde çalıştıklarını belirterek, firkateyn ve savaş uçaklarının 24 saat kendilerini gözetlediğini söyledi

http://www.hurriyet.com.tr/gundem/18900418.asp


Piri Reis bana 1970-80'lerin TRT deki savaş ve kaos habercisi türkücü Hasan Mutlucan'ı hatırlatıyor..

Ahı gitmiş vahı kalmış, neredeyse zor hareket eden bir tekne..

Uluslararası ilişkiler denizde bozulunca, hadi Piri Reis açık deniz..


Komik ötesi..

tekas
04-10-2011, 17:52
Bir taraftan, laiklik gerekçe gösterilerek, vatandaşın dini vecibelerini yerine getirmesinin engellendiği öne sürülür,

Diğer taraftan, laikliğin temel esası olan herkesin dinini dilediği şekilde yaşama özgürlüğü bizzat devlet eliyle engellenmeye çalışılır.

Bu işte elbette bir terslik var ama neyimiz düzgün ki?

merlin
04-10-2011, 20:15
Arda Turan: Ben Galatasaray’ı ve taraftarını çok seviyorum
Önceki gün Tam Saha'ya verdiği röpörtajda Galatasaray taraftarları için ağır ifadeler kullanan Arda Turan'a taraftar büyük tepki gösterirken Arda'dan bugün o röportaj ile ilgili bir açıklama geldi. Bayrampaşa Belediyesi tarafından Çetin Emeç Stadı’nın hemen yanında yaptırılan Arda Turan Spor Tesisi’nin açılışı, milli futbolcunun yanı sıra
Bayrampaşa Belediye Başkanı Atila Aydıner, Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) Başkan Vekili Göksel Gümüşdağ, A Milli Takım Menajeri Okan Buruk ve çok sayıda
davetlinin katılımıyla gerçekleştirildi.


Futbolculuk büyük ölçüde şans işi...Futbolcu olabilmek şansla çok yakından ilgili.
Arif Erdem ve Hasan Şaş bir TV programında bunları söylemişti.

Hemen herkeste Servet, FB li Selçuk, BJK li Egemen olabilecek kapasite vardır. Mesela ben lise yıllarımda mükemmel bir savunma oyuncusuydum. Top geçer rakip geçmez derler ya, benden rakip geçer ama top geçmezdi :)
Kolay bir spor futbol. Sırıkla yüksek atlamada poponuzun 1cm aşağıda kalması sizi başarısız kılabilir. Maraton çok zor bir spordur. Dünyada her insanın 100 metreyi 11 saniyede koşabilecek potansiyeli vardır. Ama çok nadir bünyeler 10sn altına inebilir. Basketbol da futboldan zor bir spor. Futbolda idare edebilirsin, ama basketbolda idare edemezsin.

Bir arkadaşım vardı, Trabzonspor'a transfer oldu seneler önce. Forma şansı bulamadı. Bir kez 18 e alındı.Ama o maçta , o mevkideki oyuncular sakatlanmasına rağmen hocası ona şans vermedi. Oysa ne büyük umutları vardı . Sezon sonunda serbest kaldı, bir ikinci lig takımında bir süre oynadı ama kurtlar sofrasında yer bulamadı. Şimdi esnaf.
Çok yakın bir akrabam İstanbul'daki bir ikinci lig takımında 4 sene oynamış. Hatta Fenerle bir hazırlık maçı bile yapmışlar. Ama çok yetenekli de olsa futbolcu olamadı.

Ya da hiç unutmam. Ben orta sondayken yan taraftaki lisede bir delikanlı vardı. Bir köy çocuğu. Bir gün bunların kendi aralarındaki maçlarını izliyoruz. Top sağdan çok sert geldi. Bu yükseldi, rövaşatayı gömdü. Ben ömrümde böyle bir şey görmedim. Ve 19 mayıslarda yapılan maratonda bu köylü çocuğu hep en önde gelir, diğerleri ondan 3-4 dakika sonra yetişebilirdi.
Keşfedilmedi, keşfedilemedi. Şimdi muhtemelen tarlasında uğraşıyordur.

Türkiye'de yüzbinlerce lisanslı futbolcu var. Bunların çok azı büyük takımda oynama şansına sahip.


Arda Turan'ı Galatasaray Bayrampaşanın gecekondu mahallelerinde keşfetti. Tıpkı Zeytinburnun'da keşfettikleri Emre gibi.
Cebine harçlık koydu, yetiştirdi. Çok iyi hocalardan ders aldı. Tıpkı Emre gibi. Emre'nin babasını ikna edebilmek için babasına Florya'ya yakın bir yerden ev aldıkları da biliniyor.
Arda'nın önüne profosyonel mukavele konduğunda yaşı 17 idi.Emre Şampiyonlar liginde oynadığında 17 bile değildi.
Çoklarının hayal bile edemediği şey işte karşılarındaydı.

Gecekondu semtinden 40ooo kişilik arenalarda futbol oynama zevki......
O formayı 1 dakika giymek için tüm servetini harcayabilecekler varken hem de...

Ve okuma derdin yok, askerlik derdin yok, para sorun değil...19 yaşında 1,5 milyon, 21 yaşında 3 milyon dolar karşılığı imza atıyorsun. Yaşın 25 olduğunda ise 10 milyonluk servetin var. Birbirinden güzel kızlar çevrende pervane. Cep telefonun çıtır numarası dolu. GS'desin. Ötesi yok. Maçlarını milyonlar izliyor TV'de.
Ve 22 yaşında koluna Metin Oktay'ın ,Bülent Korkmaz'ın taktığı pazubandı takıyorlar. O pazubant ki Hakan Şükür bile 33 yaşında takabildi onu.

GS keşfetmese limon satacak kalıbın yok. Bir AVM de part time tezgahtarlık yapabilir , o da bir ihtimal. O AVM 'de bir günde 20ooo lira harcayan manken-model- şarkıcı camiasından birisi 50 lira bahşiş verir mi diye beklerdin ondan sonra. Ama o kızlardan birisi de sevgilin. Yani öyle ballı bir adamsın. Ve her şeyini GS ye borçlusun.

Ama konusuyor paşam. Sürekli ve durmadan. Sanırsın acıların çocuğu. İşin ne ? Topa vurup peşinden koşmak en basit anlatımıyla. Yok efendim paramı vermediler, yok efendim yabancılar para alıyordu bize vermiyorlardı, yok efendim taraftar bana küfür etti.
Ne verdin GS 'ye ? Hiç , koca bir hiç. Ne Avrupa, ne lig, ne Türkiye kupası. Şerefli(!) bir lig 8.liği, bir lig 5.ciliği, bir lig 4. cülüğü.


Tablonun diğer tarafı ise neden bu kadar büyütüldü ?
Lig TV ve medya Türkiye'de futbol piyasasını büyütmek istiyor. Bu sektore ise yıldız lazım. O nedenle bazı isimler aşırı derecede abartılıyor. Ben yaş itibariyle Metin-Ali-Feyyaz, Rıdavn, Tanju gibi isimleri anımsarım. Şu an ülkemizde Metin ,Ali,Feyyaz,Cüneyt,Hakan, Tanju,Rıdvan, Hami Mandıralı, Ogün kapasitesinde tek bir futbolcu bile yok. Onlar bu kadar abartılmazdı. Bir kısmı son derece beyefendiydi. Mesela Metin Tekin. Oyuncuyken de aynı şimdi ki gibi dünya tatlısı , mütevazi bir adamdı.


Bülent Korkmaz GS 'de tüm mukaveleleri boş imzaladı. Ömründeki tüm mukaveleleri. Hiç sakatlanmadı. Tugay Terim'in yüzünden gitti. Ama hiç konusmadı. Gitti,aslanlar gibi 10 sene en üst seviye futbol oynadı.Kendisini yollayanları utandırdı. Arda sakatım diye yalan söyleyip 1 sene gezdi. Ameliyat oldum dedi, olmadığı ortaya çıktı.

Fakat her şeye rağmen taraftar ona sahip çıktı. Nefret ettiğim büyük kaptan sloganı atıldı. Yanlıştı.
Sahip çıkıldı çünkü yetenekli, hem de çok . Ama bir dizi tesadüfler zinciri ve şansı sayesinde buralara geldiğini unutuyor. Ve her şeyini, donuna kadar hem de, GS ye borçlu olduğunu. Konus konus ama bu denli de terbiyesizlik olmaz.


Gelelim şu Arda Turan tesislerine. NEdir bu ? Kim bu çocuk ? Messi mi ? Maradnona mı ? Marco van Basten mi yoksa Ronaldo mu ?
23-24 yaşındaki bir çocuğa trilyonluk tesisin ismini vermek de neyin nesi ?

Bir acayip ülke olduk.

BORA YAŞAR
04-10-2011, 22:40
4 santim daha uzayınca, yeni bir dünya rekoru kırdı

Dev boyu ile Guinness Rekorlar Kitabı'na giren Mardinli Sultan Kösen, biraz daha uzayan boyu ile yeni bir dünya rekoru daha kırdı. Daha önce 2 metre 47 santim olan Kösen, 1 yıl içinde 4 santim daha uzadı. Kösen'in boyu böylece 2,5 metreyi geçmiş oldu.


Boyu 2 metre 51 santime ulaşan Kösen, "2010'da 2 metre 47 santimle Guinness Rekorlar Kitabı'na üç ayrı dalda girmiştim. Geçen yıldan bu yana geçen zamanda yeni ölçümlere göre boyum biraz daha artmış. Yeni ölçümlere göre boyum 2 metre 51 santim oldu. Bu da yeni bir dünya rekoru. Kırılması zor bir rekoru daha Türkiye'ye getiriyorum. Dünyanın en uzun insanı olarak 2012'de de Guinness Rekorlar Kitabı'nda birinci olarak yer alıyorum. Mardin'i ve ülkemizi en güzel şekilde Avrupa'da ve dünyada temsil ediyorum, bundan dolayı da çok mutluyum. Dünyada en uzun boyun yanında en uzun elleri ve en uzun ayağı rekoru da bende. Üç rekoru birden taşıyorum." diye konuştu.

http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=1186771&title=4-santim-daha-uzayinca-yeni-bir-dunya-rekoru-kirdi

Mardin'i ve ülkemizi en güzel şekilde Avrupa'da ve dünyada temsil etmekten çok mutlu imiş..:he:

Peki neyi becermiş bu adam..

Görünen hiçbirşey.. Uzun olmasında, durmadan uzamasında kendi başarı/beceri payı yok..

Allah vermiş bir boy, bir de hastalık onunla övünüyor..

Dünyanın en kısa boylu adamı olarak Guinness Rekorlar Kitabı'nda yer alan biri de böyle gurur ve övünme içinde midir acaba?

merlin
04-10-2011, 23:41
Üniversitede temizlikçi yetiştiriyorlar
Kocaeli Üniversitesinde (KOÜ) 2007 yılında açılan "Çevre Temizliği ve Denetimi Bölümü"nde her yıl 50 profesyonel temizlik personeli yetiştirildiği bildirildi.

Otobüs şoforü yetiştiren bölüm gördük ama çöpçü yetiştiren bölüm görmemiştik. Onu da görmüş olduk. Merak ettiğim şey 2 senede ne öğretiliyor bu bölümde.
Ayrıca üniversite bu kadar sıradan bir şey midir? Nedir üniversite ?
Geçen ay YÖK , Azerbaycan üniversitelerinden 1990 lı yıllarda parayla diploma alan yüzlerce kişiye bir sınavla mühendis ünvanı verdi.
Bunlar ilkokul 3 öğrencisinin çözebileceği sorularmış. Ve bu parayla diploma alanların ünvan almasını YÖK senelerce siyasi baskılara rağmen reddetti. Danıştay'da açılan davayı da kaybettiler bu diploma sahipleri. Buna rağmen tamamı sınavı kazanıp mühendis ünvanını aldı.
Çürüyouruz, resmen çürüyoruz.

aminoasit
05-10-2011, 01:17
Üniversitede temizlikçi yetiştiriyorlar
Kocaeli Üniversitesinde (KOÜ) 2007 yılında açılan "Çevre Temizliği ve Denetimi Bölümü"nde her yıl 50 profesyonel temizlik personeli yetiştirildiği bildirildi.

Otobüs şoforü yetiştiren bölüm gördük ama çöpçü yetiştiren bölüm görmemiştik. Onu da görmüş olduk. Merak ettiğim şey 2 senede ne öğretiliyor bu bölümde.
Ayrıca üniversite bu kadar sıradan bir şey midir? Nedir üniversite ?
Geçen ay YÖK , Azerbaycan üniversitelerinden 1990 lı yıllarda parayla diploma alan yüzlerce kişiye bir sınavla mühendis ünvanı verdi.
Bunlar ilkokul 3 öğrencisinin çözebileceği sorularmış. Ve bu parayla diploma alanların ünvan almasını YÖK senelerce siyasi baskılara rağmen reddetti. Danıştay'da açılan davayı da kaybettiler bu diploma sahipleri. Buna rağmen tamamı sınavı kazanıp mühendis ünvanını aldı.
Çürüyouruz, resmen çürüyoruz.


siyasi diyelim, sohbetlerde hep şunu sorarım:

"arkadaşım bana Türkiye'de bir sistem söyle ki, layıkı ile işliyor olsun..."


hangisi doğru işliyor, ben de merak içindeyim ???

yargı ? sağlık ? eğitim ?

sistem diyorum;
kazanç vs'den bahsetmiyorum...

biz acaba "devlet politikası" ile "hükümet politikası"nı mı karıştırdık bir 30 yıldır (aklımın erdiği süre diyeyim)

.

merlin
05-10-2011, 02:00
siyasi diyelim, sohbetlerde hep şunu sorarım:

"arkadaşım bana Türkiye'de bir sistem söyle ki, layıkı ile işliyor olsun..."


hangisi doğru işliyor, ben de merak içindeyim ???

yargı ? sağlık ? eğitim ?

sistem diyorum;
kazanç vs'den bahsetmiyorum...

biz acaba "devlet politikası" ile "hükümet politikası"nı mı karıştırdık bir 30 yıldır (aklımın erdiği süre diyeyim)

.
Hem de fazlasıyla.
Hükümetin düzenlemekte özgür olduğu özerk bir alan var. Vergi gibi.
Hükümetin sorumlulukları da var, güvenlik gibi.
Fakat bu gün tüm bir devlet teşkilatı hükümetin özerk düzenleme alanı sayılıyor.
Bununla da yetinilmiyor, hükümet sivil olanı da düzenlemeye kalkıyor. Oysa hükümet kavramının yani yürütmenin sivile dair bir düzenleme yetkisi yoktur.
Bu bağlamda medya üzerinde de hakim olmak istiyor yürütme organı ve oluyor da.
Öte yandan yargı üzerinde de durum aynı ki bu son derece tehlikeli.
Hatta hükümet sermayeye de ayar verebiliyor, veriyor da.
Kanımca Türkiye'de şu an uygulanan rejime parlementer demokrasi demeye olanak yok. Daha çok bir tür monarşi , seçilmiş bir monarşiye benziyor sistem.
Hani diyorlar ya , başkanlık sistemi gelsin diye. Başkanlık sisteminin uygulandığı ülkelerde dahi bu denli yetkili bir başkan yok esasen.

Aslında biz neden böyleyiz demek yerine dünyada neler oluyor diye de düşünmek gerek. Türkiye'nin son 30 senesindeki ''şeye'' demokrasi demeye zaten imkan yok. Bir gün bu yapı çökecek.Altından nasıl kalkacağız bilemiyorum.

merlin
05-10-2011, 02:15
iPhone 4S ortaya çıktı
Apple Pazarlamadan Sorumlu Başkan Yardımcısı Phil Schiller, Apple'ın yeni telefonu iPhone 4S'i tanıttı. Ancak Apple'ın iPhone 5'i bu toplantıda tanıtacağını düşünen milyonlarca insan da büyük hayal kırıklığına uğradı; Apple iPhone 4S'i duyurmakla yetindi. İşte Apple'ın yeni iPhone'u...


Aslında yeni olan bir şey yok telefonda. Var olan, bilinen epeyce eski teknolojilerin bir demeti işte. Sanılanın aksine en iyi telefon da değil. Açıkçası layıkıyla işini yapan bir telefon bile değil.
Ama bir önemi yok, tüm dünya bu telefona odaklandı. 50 sene önce aya ayak basan ilk insanı izlemek için böyle bir kenetlenme olmamıştır sanırım. Bu gün dünyada milyonlarca insan bu telefonun çıkışını bekledi.

Ve bilişim dünyasında aslında son derece sınırlı bir katkıya sahip APPLE firması pompalanıyor. ABD ekonomisinin yeni devi firma. Yalnızca ceptelefonu ve şık PC ler üretiyor. Ürettiği PC ler hin beşte bir fiyatına çok daha iyisini kendiniz 1 saatte toplayabilirsiniz. Ama dedim ya bir önemi yok bunların. Cocacola, Mcdomalds,Levis gibi bir imge o da. Onu kullanacağız, onu tüketeceğiz, onu bekleyeceğiz. İşlevinin bir önemi yok. O Amerika. , yeni Amerika.

AB , Samsung'un daha nitelikli bir ürününün satışını mahkeme kararıyla durdurdu. Bir süre önce de Mikrosoft'a komik bir gerekçeyle 4 milyar dolar cezayı giydirmişlerdi. Mikrosoft benzer bir cezayı kendi anavatanında da yedi.
Ve geri plana itildi Mikrosoft. Varsa yoksa Apple var artık. Firmanın önü özenle açıldı. Ve bu firma Amerikan ekonomisinin en büyük bir kaç şirketinden birisi. Evet şaka gibi, yalnızca basit cep telefonları ve işe yaramaz PC ler yaparak elde ettiler bunu.Hele hele bir İod var ki gören sanır ki mp3 kavramını bunlar icat etti. Piyasada senelerdir var olan bir ürünü bir takım kısıtlamalarla yeniden alladılar pulladılar ve tüm dünyada muazzam bir kampanyayla herkese sattılar.
Mikrosoft ise pek de ticari olamadı sanırım ürün bazında. Yani Mikrosoft denince aklımıza doğrudan ABD gelmez, ama Apple ABD dir.
Aslında savaş Japon elektronik devlerini dizginlemek. Amerika 2.dünya savaşından sonra kaybettiği piyasayı ele geçirmek istiyor.

Şimdi dünyada yüzmilyonlarca insan iphone5 ü bekleyecek.
İnsanlık halleri...

merlin
05-10-2011, 04:08
Yakında milyoner olacak


Cinayet suçlaması nedeniyle İtalya’da yargılandıktan sonra önceki gün beraat eden Amanda Knox, dün ilk iş olarak ABD’ye geri döndü.
http://www.hurriyet.com.tr/planet/18903673.asp

Olayı anımsarsak;
http://www.hurriyet.com.tr/dunya/13110233.asp?gid=229

Amanda isimli Amerikalı öğrenci Eresmus programı çerçevesinde İtalya'ya gelir. Ev arkadaşını toplu sexe zorladığı, arkadaşının bunu kabul etmediği, bunun üzerine eve getirdiği iki erkekle birlikte arkadaşını vahşice öldürdüğü iddia edilir. Bu iddiayı itiraf eder. Canayet aracı bir bıçaktır, bıçakta da katillerin DNA 'sı bulunur. Amanda 26 sene hapse mahkum edilir.
Dava zamanla ulusal bir mesele olarak algılanır ABD 'de.
Zeka seviyesi idotun da altında olan bir topluluk olan Amerikalılar vatandaşları Amanda için kampanyalar düzenlerler.Olaya ABD hükümeti müdahil olur. İtalyan Yargıtay'ı garip biçimde bozma kararı verir. Dosya yerel mahkemeye yollanır. Yerel mahkeme delil yetersizliğinden beraate hükmeder.

Delilleri ve olayı etrafçıca görmeden ahkam kesmek zor. Fakat ikrar geri çekilse de bir delildir.Sonra cinayetin hemen ardından zaten polise olayı itiraf etmiş bir insandan bahsediyoruz.
Yargı bu aşamadan sonra zaten piyasaya mal oluyor. ABD 'de filmler, belgeseller çekiliyor.Kitaplar yazılıyor. Magazine meraklı olan idiotlar topluluğu Amerikalılar vatandaşlarının bir yabancı ülkede yargılanmasından da rahatsızdır zaten. Dava çerçevesinde kocaman bir endüstri oluşunca işin içine ünlü avukatlar girer. Deliller bulandırılır. Sonuçta sevimli katil yırtar.

Buraya kadar tamam. Ama bundan sonrası asıl vahim olan, suçlu olduğu bilinen ama suçu ispatlanamayan ne ilk ne de son insan bu katil. Ancak ana haber kanalı sunuculuğu, sohbet program yapımcılığı, oyunculuk teklifi gibi nahoş teklifler , bir katilin bir kahraman edasıyla karşılanması bozuk ,sapkın bir toplumun saçmalaması değil de nedir ?
İtalyan yargısının baskı karşısında sus pus olması da ayrı bir boyut. Demek ki bir beyaz Amerikalı'yı , her ne suçtan olursa olsun yargılamak kimsenin haddine değil , o bir katil olsa bile.
Aklıma 1990 lı yıllarda ülkemizde yargılanan bir uyuşturucu kaçakçısı İngiliz kız geliyor. İngiliz kamuoyu ana haberlerde ilk sırada görmeye alışmıştı bu kızı. Türkiye yargılayamadı onu.
İngilizler Türkler'i ,Amerikalılar ise İtalyanlar'ı aşağı seviye halk olarak görüyor bu süreçte.Biz asiliz bizi nasıl yargılarlar ?
Sonuçta bir Amerikalı 'ya bulaşmayın, sizi öldürebilir. Onun dokunulmazlığı var.


Amerika denince aklıma hep Enis Batur'un sözü gelir...Amerika belli ki bir şaka ama ona gülebilir miyiz ?

Sanmıyorum...Altı üstü 150 senelik bir kültür(!) kökeni 10000 seneye inen kültürleri istila ediyor.

BORA YAŞAR
05-10-2011, 10:32
‘Evren buz olacak’a Nobel

Nobel Fizik Ödülü de Tıp Ödülü gibi üçe bölündü. Ödül “evrenin hızla genişlediğini, bu nedenle buza dönüşebileceğini” keşfederek kendileri dahil herkesi şaşırtan üç ABD’li bilim insanına paylaştırıldı

Evrenin genişlemesi hızlandıBilim insanları 14 milyar yıl önceki “Büyük Patlama”dan bu yana evrenin genişlediğini 1920’lerden beri biliyor. Ancak Nobel Ödül Komitesi’ni sarsan keşif “evrenin genişlemesinin sanıldığı gibi yavaşlamadığı tam tersine hızlandığı” oldu. Ödülü kazandığının anons edilmesinden sonra telefonla basın toplantısı düzenleyen “Sonunda bu çılgın sonucu dünyaya anlattık. Evren hızlanıyor. Bunun doğru olması çok çılgınca görünüyordu ama sanırım biraz da korktuk” dedi.

Patlayan yıldızlara baktılar

Nobel Fizik Komitesi, keşfin uzaktaki, patlayan yıldızlara bakılarak yapıldığını açıkladı. Patlayan yıldızların ışıkları daha parlak olacağı yerde sönükleşiyor. Evrenin genişlemesinin “karanlık enerji” tarafından tetiklendiği düşünülüyor. Hakkında çok az şey bilinen karanlık enerjinin kendisine yaklaşan maddeyi iten bir tür “tersine çekim” olduğu tahmin ediliyor.

http://www.hurriyet.com.tr/planet/18902883.asp


Yanacak mıyız, donacak mıyız bir karar verseler artık..:yes:

Ona göre battaniye mi stoklayacağız yoksa şort mu biz de bilsek...

Kuzey kutbunda ozon deliği haberinden sonra, uzun vadeli bir hipotez daha çıktı..

Merakla bekliyoruz biz insanlar hakkımızdaki yazgıyı..

BORA YAŞAR
05-10-2011, 14:03
‘Emre Abi’sinin izinden gidiyor’

Sarı-Kırmızılılar, Arda’nın “Islıklayanlara yatacak adam lazım” sözlerine tepkili: G.Saraylılığı buraya kadardı, Emre Abisi gibi F.Bahçe’ye gidebilir..

http://www.htspor.com/futbol/haber/676267-emre-abisinin-izinden-gidiyor


Emre'nin söyleşide dediklerine kızan bazı taraftarlar kızmışlar..

Biri de böyle demiş.:)

Nereden belli Galatasaraylı olduğu..

Haberin altında bir okuyucu yorumu da şöyle:

"bekliyoruz seni fenerbahçe cumhuriyetine arda.(bir bileceksporlu:)"

Galatasaray emek verip yetiştirsin birileri de ağızlarının suyu akarak beklesinler..

Yok öyle beleşine..

BORA YAŞAR
05-10-2011, 16:47
Piri Reis, ikinci etap çalışmalarına hazırlanıyor

(Gazeteler)


İlk etapta ağların onarımı tamamlanmış..

Şimdi sıra istavrit avında..

Rastgele.:)

BORA YAŞAR
05-10-2011, 19:20
Güvenlik güçlerinin sebep oldukları kazalar sonunda meydana gelen can kayıpları hala can yakıcı seviyede..

Helikopterler ise havada tutamıyoruz..

Bugün gene bir helikopter düştü..

Birkaç gün önce de biri daha düşmüştü..

Ortada savaş falan yok..

Düz ovada caddede devirdiğimiz akrep denen araçta 4 polisi şehit ettik..


Biz bu işi bilmiyoruz..

merlin
05-10-2011, 20:11
Cem Yılmaz'a savaş açtı
05/10/2011 18:17

Prof. Dr. Orhan Kural, komedyen Cem Yılmaz hakkında, gösterisine elinde sigarayla çıktığı ve tütün kontrolüyle ilgili yasalarla alay ettiği iddiasıyla savcılığa suç duyurusunda bulundu.



Bu sigara savaşçıları kadar gereksiz bir sivil örgüt görmedim. Neyle savaşıyorlar onu da bilmiyorum. Sigara yasaklarının başladığı dönem yaklaşık 10-12 sene evvel. ve yasaklar arttıkça Amerikan Malboro gittikçe sivirliyor, büyüyor. Karı her geçen gün artıyor. Yerel sigara firmaları özelleştiriliyor çünkü. Malboro bu gün küresel ölçekte bir dev ve dünyanın en büyük 10 şirketi arasında sayılıyor.


Sigara kullananların kullanmayanlara gösterdiği saygının yüzde birini onlar göstermiyor.
Sigara yasağının olduğu mekanlarda sigara içmemeniz yeterli değil, sigara içiyorsunuz ya , siz vatan hainisiniz, siz ahlaksıznız, siz küçükleri zehirliyorsunuz.
Geçenlerde gece otobüsle seyehat ediyorum. Orta sıralarda bir bayan ''yeter zehirledin, şikayet edeceğim sizi''diye bağırdı.
10 saat direksiyon sallayan şoför camı azıcık aralamış ufak ufak tüttürüyormuş. Bu bayan o dumadan rahatsız olmuş.
Açıkçası ben sigaradan değil ama o bayandan çok rahatsız oldum. Böyle bir sürü gereksiz, kendini akıllı sanan insan işte.
İyi günler, biz x üniversitesi öğrencisiyiz, sigarasız yaşam örgütünden geliyoruz, sigara içerek çevrenize verdiğiniz zararın farkında mısınız ? Evet farkındayım. Kendinize verdiğiniz zararın ? Evet. Peki neden sigara içiyorsunuz ?
Bak güzel kız, senin yaşındayken ben, biz, bizim kuşak , sigara yasağı gibi saçmalıklarla değil, aşk-devrim gibi kavramlarla ilgiliydik. Emperyalizm, küreselleşme gibi kavramlara kafa yoruyorduk. Parasız eğitim gibi taleplerle gösteri yapıyor ve joplanıyorduk. Şimdi şu zibidi kılıklı oğlanı da al ve ''dittttt''(sansür) git buradan. Kapıyı da çek tamam mı ? :he:

BORA YAŞAR
05-10-2011, 20:47
Sigara içenleri artık kokularından değil, konuyu ele alışlarından tanıyorum..

Karım da böyle..

Oysa sigara içmeyenlerin içenlerden çok alacağı var..:)

Tarihsel birikmiş alacak..

Şehirlerarası yolculuklarda, hele hele gece otobüs yolculuklarında tüm otobüs dumanaltı bir şekilde uyukluyarak, sabaha kadar sigara tüttüren yolcuların ve şöförün tarifsiz işkencesi altında yolculuk ederdik..

Nasıl tahammül ettik şimdi aklım almıyor..

Restoranlarda yemek mi yerdik dayak mı bilmiyorum?

Ben de epey içtim..33 yaşında yeterli görerek, tüm bacalarımın dolduğunu hissederek bıraktım..

Benim de az günahım yok hani..

Ama Türkiye'nin bu kadar kısa zaman bir zaman ölçüsünde bu konuda da aldığı mesafeye bakarak geçmişi hayırla yadetmiyorum..

BORA YAŞAR
05-10-2011, 21:42
Sigara konusu açılmışken..

Briç kulübümüzde briç oynamayı ilk olarak sadece turnuva sırasında sigara içenlerin yarattığı kesif sigara dumanı yüzünden bıraktım..

İnanılmaz bir duman içinde keyif sporu brici oynamaya çalışıyorduk..

Hele hele sigara içmeyenlerin çektiği ızdırabı düşünün..

Şu anda briç kulüplerinde, üstüne üstlük spor kulübü de kabul edildiklerinden, sigara içmek katiyetle yasak..

Peki ne oldu da birdenbire herşey düzeldi?

Bu konuda bir de anekdot anlatayım..

Amerikalı bir briç çifti, turnuvada, ellerinde devasa puroları ile masa değiştirmişler..

Selamlaşmadan sonra sormuşlar..

- Do you mind if we smoke?

- No not at all..

Çift puroları tekrar ceplerine yerleştirirken ,

- No need then..:) deyivermişler...



Bilinmiş bir anekdot olduğu için orijinalini yazdım..

Türkçesi..

Ellerinde koca puroları olan çift masadaki rakiplerine soruyor:

- İçmemizde bir sakınca var mı?

- Hayır yok..İçebilirsiniz..

- O halde gerek yok..


Sigarayı bu kadar bilinçle rakiplerinin aleyhine kullananlar bir kenara, aslında tüm sigara içiciler aynı ortamda bulundukları içmeyenlere bilerek ya da bilmeyerek zarar vermekteler..

Bu açık..

merlin
06-10-2011, 00:02
Aslında yasağa itirazım yok. :)
Otobüslerde sigara içilen dönemleri anımsıyorum. Fenaydı hem de çok.
Ve bir dönem Türkiye hakikaten tüten bir bacaydı. Her yer leş gibi dumandı. Yasak çok da iyi oldu.
Ama artık biraz durmak lazım : Yeter gari :)

AUDİ+
06-10-2011, 13:37
Ne kadar baz o kadar SAĞLIK...

Ulaştırma Bakanlığı İnternet Kurulu Başkanı Serhat Özeren, “Baz istasyonları kesinlikle sağlığa zararlı değil. Toplumdaki tepkinin büyük sebebi bilgisizlikten kaynaklanıyor” dedi.Türkiye’de yaklaşık 45 bin, Almanya’da 135 bin, Fransa’da ise 100 bin baz istasyonu olduğunu belirten Özeren, şöyle konuştu: “Danimarka’nın 3.5 milyon nüfusu var ama Türkiye’ye yakın miktarda baz istasyonu var. Baz istasyonu daha sık olursa cep telefonuyla haberleşme sinyali o derece düşer, ilettiği güç daha azalır ve sağlık açısından o kadar güvende oluruz.”

http://www.hurriyet.com.tr/gundem/18911850.asp



Ne kadar çok baz istasyonu olursa sinyal o kadar düşer ve sağlık açısından güvenli olurmuşuz..

Hani zararsızdı Baz istasyonu sinyalleri...:)

Milletle resmen dalga geçmiş adam...

BORA YAŞAR
06-10-2011, 15:10
Hastane ziyareti öncesi bomba paniği!


Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın geleceği hastane yakınındaki patlama bomba paniğine neden oldu

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın ziyarete geleceği, annesi Tenzile Erdoğan'ın tedavi gördüğü hastane yakınındaki patlama, bomba paniğine neden oldu. Yapılan incelemede patlamanın bir kamyon lastiğinden kaynaklandığı anlaşıldı.

http://www.haberturk.com/gundem/haber/676819-hastane-ziyareti-oncesi-bomba-panigi


Yürekler Selanik..

Kamyon lastiği patlamasını, bomba sanıyorlar..

Adam zaten bir ordu ile korunuyor..

Düşman bir ülkede olsa bu kadar sıkı korunmaz..

Sonra da "Allahın verdiği canı Allah alır. Biz ona teslim olmuşuz.." edebiyatı..

metkon
06-10-2011, 15:55
Eminim kendi yakınımızda böyle bir patlama olsa kaçacak yer ararız...

reha kaya
06-10-2011, 16:46
Eminim kendi yakınımızda böyle bir patlama olsa kaçacak yer ararız...


2 Dükkan altımda lastik tamircisi vardı, emmim kamyon lastiğine kompresörü dayamış ve unutmuş.

Bir gümleme, camların gidip geldiğini gördüm. Benim, camlar patlamadı ama, bitişik olanların ki, patladı.

''Yürekler Selanik'' Lafı, doğru bence. :kahkah: Biz kaçmadık!

C.ÜNLÜ
06-10-2011, 16:51
Bana göre yürek selanik lafı korkaklar için söylenmiştir...

Anlık gümlemeler üperti verir sadece..

Yürek dediğin manda gönünden olmalı...

BORA YAŞAR
06-10-2011, 18:09
Sonunda pes etti


Balyoz davasında tutuklamalara şerh koyan tek hakimdi...

Balyoz davasında sanıkların tutuklu yargılanmalarına muhalefet şerhleriyle dikkat çeken İstanbul 11’inci Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Şeref Akçay, emekli oldu.

Kararları nedeniyle adliyede yalnız kalan Akçay, “Muhalefet ettiğim için meslektaşlarım selamı kesti. ‘Sizin de dangalak bir kararınız gelecek’ diyen meslektaşım bile oldu” demişti.


http://haber.gazetevatan.com/sonunda-pes-etti/403603/1/Gundem


Tüm kurumlar be kişiler birer birer pes ediyor..

Seyrediyoruz..

BORA YAŞAR
07-10-2011, 21:15
21 yıl önce çalınan otomobil bulundu

Çanakkale'nin Çan ilçesinde, 21 yıl önce İstanbul'dan çalındığı tespit edilen otomobile el konuldu.

http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetayV3&ArticleID=1065649&Date=07.10.2011&CategoryID=77

Ne sadık otomobilmiş be!
:yes:
Hani derler ya, helal malmış..

Artık ahı gitmiş vahı kalmış da olsa Otomobil otomobildir..

Biraz daha geç bulsalar, antika olacakmış..:he:

BORA YAŞAR
07-10-2011, 23:30
Bu gece milli futbol takımızın Almanya karşısındaki hal-i pür melalini görünce, kadınlarımızın voleybol ve basketbolda gösterdikleri başarının büyüklüğünü bir kez daha anladım..

En az alanı birkaç milyon Avro alan, federasyonun bütçesinin yüz milyonlarla ifade edildiği, futbol sektörünün milyar dolarla dillendirildiği futbolda, Almanya, İngiltere, ispanya, Arjantin, Brezilya gibi üst düzey takımların yanında bir hiçiz..

Daha İngiltere'ye gol atamadı futbolcularımız..

Kadın voleybolcularımız ise dünyada yenmediği bir takım kalmadı..

Hemen her takımla artık kafa kafaya oynuyor..

Bu gece Almanya karşısında kendi sahamızda oynadığımız maçtaki ezik ruh halimizi farketmeyen kalmamıştır..

Adamlar büyük ihtimalle ıslıklanmasın diye yıldızları Mesut'u bile oynatmadılar..

PARK
08-10-2011, 22:37
Milli takımımız hayati bir maça çıkıyor topçularda sahada ortaya koyacak ruh kalmamış adamlar bizi resmen ezdiler...

Maçı Tv'den anlatan spiker, orta sahamızı toplasın diye Türk yapıp (!) Mehmet adını verdiğimiz oyuncumuza ısrarla AURELİO (Orelyo) dedi durdu....

Her zaman dedim yine diyorum koskoca Türkiye Cumhuriyetinde orta saha oynayacak topçu bulamadıkda mı Bir Brezilyalıyı çakma Türk yaptık...

Ya koca kafalı oyuncumuzun maçtan çıkarken ki tavırlarına ne demeli..

Bence ona çok yakışıyor...

BORA YAŞAR
09-10-2011, 10:41
SERGEN: 30 bin kadının ciyaklaması futbolcunun konsantrasyonunu bozar..

http://www.aksam.com.tr/30-bin-kadinin-ciyaklamasi-futbolcunun-konsantrasyonunu-bozar--72186h.html


Futbolculardan adam gibi laf edecek birisini bulmak neden bu kadar zor acaba?

Hak etmedikleri kadar ekmek yedikleri "futbol"u bile bilmedikleri, eğer aktif oyuncu iseler oynamayamadıkları gerçeği bir yana, dünyanın gündemindeki konular hakkında bihaberler..

İnsanlığı ilgilendiren temel konular da ise akıllı uslu laf edebilecek futbolcu sayısı bir elin parmağını geçmez..

Bunda, yetiştiriliş biçimleri, tahsilleri, ilgi alanları, siyasi görüşleri çok etkili..

Futbolcuların içinde bırakınız yüksek tahsili, kendilerine biçtikleri rol modeli bile toplumda aldıkları pozisyona uygun değil..

Sergen, vaktiyle oynadığı futbol ne olursa olsun, kişiliği ve davranışları ile topluma örnek olacak biri olmadı hiçbir zaman..

Kendisi ile yapılan söyleşide, toplumun yarısını oluşturan kadınlar hakkında böyle bir "zırva"yı uygun görüp de söylemesi, kişilik bozukluğunun işaretidir..

Ve beni hiç şaşırtmaz doğrusu..

BORA YAŞAR
09-10-2011, 10:55
ABD’den Türkiye’ye uyarı: Tehdit etme


Amerikan Wall Street Journal gazetesi Akdeniz’de yaşanan gerginliğin Türkiye’nin ABD ile olan ilişkilerini etkileyebileceğini yazdı.

http://www.aksam.com.tr/abdden-turkiyeye-uyari-tehdit-etme--72196h.html




Türkiye’ye tehdit

Lübnan’ın El Manar televizyonu, Suriye lideri Beşar Esad’ın ülkesini ziyaret eden Lübnanlı yetkililere, Türkiye’nin de Suriye ile aynı siyasi, ekonomik şartlara ve mezhep yapısına sahip olduğunu söylediğini aktardı


http://dunya.milliyet.com.tr/turkiye-ye-tehdit/dunya/dunyadetay/09.10.2011/1448468/default.htm
]


İran'dan Türkiye'ye ağır sözler!

İran’ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney’in askeri danışmanı, Türkiye’nin Suriye, NATO füze kalkanı ve Müslüman Arap ülkelerinde laikliği destekleme politikalarını yeniden gözden geçirmesi gerektiğini yoksa kendi halkı ve komşularıyla sorunlar yaşayacağını söyledi.

[url]http://www.aksam.com.tr/irandan-turkiyeye-agir-sozler--72124h.html[/url


Sadece bugün gazetelerde yer alan haberlere bir bakın..

Hükümetin "Komşularla sıfır sorunlu dış ilişkiler" iddiası ne hale geldi bir anlayın..

BORA YAŞAR
09-10-2011, 12:02
"CIA'in mavi gözlü çocuğuydu"


ABD, düşman ilan ettiği Hakkani'yi 1980'lerde Beyaz Saray’da ağırlamış


http://www.haberturk.com/dunya/haber/677628-ciain-mavi-gozlu-cocuguydu


Dış politikada da bizimkilerin hocası kim belli oluyor.

BORA YAŞAR
09-10-2011, 21:42
Konu: ÇAĞDAŞ YAŞAYAN İNSANLAR ÜLKESİ

> > *Nietzsche'nin sözü ışığında Japon Halkına 10 üzerinden 10**
> >
> > "Cahil bir toplum, özgür bırakılıp kendine seçim hakkı verilse dahi,
> > hiçbir zaman özgür bir seçim yapamaz.
> >
> > Sadece seçim yaptığını zanneder. Cahil toplumla seçim yapmak, okuma
> > yazma bilmeyen adama hangi kitabı okuyacağını sormak kadar
> > ahmaklıktır.
> > Böyle bir seçimle iktidara gelenler, düzenledikleri tiyatro ile halkın
> > egemenliğini çalan zalim ve madrabaz hainlerdir!"
> > Friedrich Nietzsche
> >
> >
> >
> > Felaket üzerine, felaket yaşayan Japon halkı girmiş olduğu sınavda 10
> > üzerinden 10 aldı, çünkü:
> >
> > 1. Sakindiler
> > Değil birbirleriyle tartışmak ya da kavga etmek, üzüntülerini dahi
> > kalplerine gömdüler.
> > 2. Saygılıydılar
> > Su ve Yiyecek için disiplinli kuyruklar oluşturdular. Ne kötü bir
> > kelime ne de kötü bir davranış sergilendi.
> >
> > 3. Yetenekliydiler
> > İnanılmaz mühendislik örneği verdiler, binalar sallandı, ancak hiç
> > biri yıkılmadı.
> > 4. Zarif ve Nezaketliydiler
> > İnsanlar, sadece o anlık ihtiyaçları kadar aldı, bu yüzden herkes bir
> > şey alabildi.
> > 5. Dürüst ve Anlayışlıydılar
> > Kimse yağma yapmadı, yollarda kimse korna çalmadı ve birbirlerini
> > geçmeye çalışmadı.
> > 6. Gerektiğinde Kendilerini Feda Etmeyi Bildiler
> > Elli işçi N-reaktörlerin soğutulması için kendini feda etti. Bu para
> > ile ölçülebilecek bir fedakârlık değildir.
> > 7. Şefkatliydiler
> > Restoranlar fiyatları düşürdü. ATM'ler için güvenlik gerekmedi. Güçlü
> > olan güçsüzü korudu.
> > 8. Eğitimliydiler
> > Yaşlılar, çocuklar ve herkes ne yapacağını biliyordu ve onlar da bunu
> > yaptılar.
> > 9. Medyaları Medyatik Değildi
> > Haberlerde olağanüstü olgunluk gösterildi. Hiçbir şey reyting
> > anlayışıyla yapılmadı.
> > 10. Vicdanlıydılar
> > Mağazalarda elektrik kesildiğinde, herkes satın almayı düşündüğü
> > eşyayı tezgâhın üzerine bıraktı ve sessizce ayrıldı.


YUkarıda belirlenenler ölçülerle içinde yaşadığımız toplumda bir felaket anında oluşacak farklar, gelişmişliğimizin ya da ters açıdan bakarsak az gelişmişliğimizin ölçüsü olacaktır..

PARK
10-10-2011, 13:55
İdari koordinatörümüzden inciler...

Milli takım idari koordinatörü Okan BURUK: Almanya maçının yüksek tempo ile oynanacağını bildiğimiz için sakat olan Emre'yi riske etmek istemedik ve maçtada beklediğimiz gibi yüksek tempo ile oynadık...




Vay be...

Demek biz farklı bir maç izledik, yüksek tempo ile oynamışız..


Tühh nasıl da kaçırdık bu güzel maçı...

BORA YAŞAR
10-10-2011, 17:01
Tutuklu albaydan ağır sözler!

İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen Balyoz davasının 46. duruşmasında tutuklu sanık Suat Aytın savunmasına devam etti. Halkın Balyoz davasına olan tavrını eleştiren Aytın, "Sokak köpeklerinin haklarını savunmak için yürüyüş yapılırken peygamber ocağı ordunun itibarının zedelenmesine göz yumulmuştur. İleride halkımız bunun bedelini ödeyecektir." diye konuştu.

http://www.stargazete.com/guncel/tutuklu-albaydan-agir-sozler-haber-388623.htm


Aslında bu hissiyat sadece bu albayımıza ait bir durum değildir eminim..

Halkımızın kahir ekseriyeti bu durumlarda kılını bile kıpırtmadı hemen hiçbir konuda..

İyi de, halkımızın bu kadar inançsız, bu kadar depolitize, bu kadar umarsız davranmasında, son elli yılda hayatımıza giren ordumuzun hiç mi kusuru kabahati yok?

1970, 1980 lerdeki müdahalelerinde, neredeyse bir kuşağı sağcısı ve solcusu ile silindir gibi ezip, ülkenin idaresini dinci kadrolara eliyle teslim etmesinin hiç mi payı yok bu suskunlukta?

Çok değil 1980 lerde sesi çıkan herkesi işkenceden geçirip, 20 yıl sonra "hani nerede halkımız, cumhuriyet değerleri elden gidiyor ses çıkaran kimse yok" diye hayret eden de gene ordumuz değil miydi?

Ne ekersen onu biçersin..

merlin
10-10-2011, 19:44
Adıyaman'da petrol sevinci
Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO) Adıyaman Bölge Müdürlüğü tarafından petrol arama çalışmaları kapsamında, Doğu Şambayat-1 Lokasyonu artezyen kuyusunda bin 420 metre derinlikte petrol bulundu.Adıyaman Valisi Ramazan Sodan, "Yeni açılan bin 420 metre derinlikten sondaj kuyusundan, günde 400 varil ham petrol çıkacak" dedi.

Ham petrolün çıktığı Doğu Şambayat-1 artezyen kuyusunda, TPAO Bölge Müdürü Halil Murat Demir ve diğer yetkililerle birlikte incelemelerde bulunan Adıyaman Valisi Sodan, Doğu Şambayat-1 Lokasyonu artezyen kuyusu sondaj çalışmalarına TPAO’nun yaklaşık 1 ay önce başlandığını belirterek, sondaj derinliği bin 420 metre olan bu kuyuda günlük petrol üretim kapasitesinin 400 varil olduğunu belirtti.

Sondaj kuyusunun artezyen üretim yaptığını ve çıkarılan petrolün kalitesinin orta kalite olduğunu ifade eden Sodan, şunları kaydetti: "TPAO Bölge Müdürlüğünce Adıyaman’da petrol arama çalışmaları devam etmektedir. Çıkarılan ham petrol hem ülkemiz hem de ilimiz açısından çok sevindiricidir. Önümüzdeki dönemde daha iyi yapılacak sondajlarla daha da güzel neticeceler alacağımıza inanıyorum. Büyük bir özveri gösteren TPAO Bölge Müdürlüğü çalışanlarına da teşekkür ediyorum. Adıyaman TPAO Bölge Müdürlüğü tarafından yürütülen petrol arama çalışmaları tüm hızıyla devam ediyor. Yapılan çalışmalarla daha güzel sonuçlar elde edeceğimize inanıyorum. Çıkarılan ham petrolün başta Adıyaman olmak üzere ülkemiz ekonomisine hayırlı olmasını diliyorum."
http://ekonomi.milliyet.com.tr/adiyaman-da-petrol-sevinci/ekonomi/ekonomidetay/10.10.2011/1449042/default.htm

Garip bir ülke olduk, aslında hep öyleydik ama daha da garipşeiiyoruz her geçen gün. Koca gazetenin inetnet sitesinde manşetlerden birisi bu haber.
Bir varil petrol = 159 litre. Yani kuyunun kapasitesi günlük 159 litre. Başka bir anlatımla 4 depo benzin bile değil. 4 depo benzinin ülke ekonomisine ne gibi bir katkı sunacağı ayrı bir konu ama o kuyuyu açmak için harcanan küçük çaplı servet apayrı bir konu. Başarısızlığı bile başarı olarak yansıtabiliyoruz. Gerçekten ilginç bir ülkeyiz.

JoNaThAn
10-10-2011, 20:07
Tutuklu albaydan ağır sözler!

İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen Balyoz davasının 46. duruşmasında tutuklu sanık Suat Aytın savunmasına devam etti. Halkın Balyoz davasına olan tavrını eleştiren Aytın, "Sokak köpeklerinin haklarını savunmak için yürüyüş yapılırken peygamber ocağı ordunun itibarının zedelenmesine göz yumulmuştur. İleride halkımız bunun bedelini ödeyecektir." diye konuştu.

http://www.stargazete.com/guncel/tutuklu-albaydan-agir-sozler-haber-388623.htm


Aslında bu hissiyat sadece bu albayımıza ait bir durum değildir eminim..

Halkımızın kahir ekseriyeti bu durumlarda kılını bile kıpırtmadı hemen hiçbir konuda..

İyi de, halkımızın bu kadar inançsız, bu kadar depolitize, bu kadar umarsız davranmasında, son elli yılda hayatımıza giren ordumuzun hiç mi kusuru kabahati yok?

1970, 1980 lerdeki müdahalelerinde, neredeyse bir kuşağı sağcısı ve solcusu ile silindir gibi ezip, ülkenin idaresini dinci kadrolara eliyle teslim etmesinin hiç mi payı yok bu suskunlukta?

Çok değil 1980 lerde sesi çıkan herkesi işkenceden geçirip, 20 yıl sonra "hani nerede halkımız, cumhuriyet değerleri elden gidiyor ses çıkaran kimse yok" diye hayret eden de gene ordumuz değil miydi?

Ne ekersen onu biçersin..

Ordunun geçmiş politikaları ve bu politika dahilindeki mevcudiyeti, türkiye'nin gelişimini ve değişimini önemli ölçüde baltaladı.

O anlamda pasifize edilmiş olması, kesinlikle çok yararlı oldu. Bunun etkilerini; global perspektiften baktığımız zaman, ilerleyen dönemde çok net ve yararlı bir biçimde göreceğiz.

Sanık çok eskilerde kaldığı için konuyu tam yakalayamamış.

JoNaThAn
10-10-2011, 20:14
Adıyaman'da petrol sevinci
Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO) Adıyaman Bölge Müdürlüğü tarafından petrol arama çalışmaları kapsamında, Doğu Şambayat-1 Lokasyonu artezyen kuyusunda bin 420 metre derinlikte petrol bulundu.Adıyaman Valisi Ramazan Sodan, "Yeni açılan bin 420 metre derinlikten sondaj kuyusundan, günde 400 varil ham petrol çıkacak" dedi.

Ham petrolün çıktığı Doğu Şambayat-1 artezyen kuyusunda, TPAO Bölge Müdürü Halil Murat Demir ve diğer yetkililerle birlikte incelemelerde bulunan Adıyaman Valisi Sodan, Doğu Şambayat-1 Lokasyonu artezyen kuyusu sondaj çalışmalarına TPAO’nun yaklaşık 1 ay önce başlandığını belirterek, sondaj derinliği bin 420 metre olan bu kuyuda günlük petrol üretim kapasitesinin 400 varil olduğunu belirtti.

Sondaj kuyusunun artezyen üretim yaptığını ve çıkarılan petrolün kalitesinin orta kalite olduğunu ifade eden Sodan, şunları kaydetti: "TPAO Bölge Müdürlüğünce Adıyaman’da petrol arama çalışmaları devam etmektedir. Çıkarılan ham petrol hem ülkemiz hem de ilimiz açısından çok sevindiricidir. Önümüzdeki dönemde daha iyi yapılacak sondajlarla daha da güzel neticeceler alacağımıza inanıyorum. Büyük bir özveri gösteren TPAO Bölge Müdürlüğü çalışanlarına da teşekkür ediyorum. Adıyaman TPAO Bölge Müdürlüğü tarafından yürütülen petrol arama çalışmaları tüm hızıyla devam ediyor. Yapılan çalışmalarla daha güzel sonuçlar elde edeceğimize inanıyorum. Çıkarılan ham petrolün başta Adıyaman olmak üzere ülkemiz ekonomisine hayırlı olmasını diliyorum."
http://ekonomi.milliyet.com.tr/adiyaman-da-petrol-sevinci/ekonomi/ekonomidetay/10.10.2011/1449042/default.htm

Garip bir ülke olduk, aslında hep öyleydik ama daha da garipşeiiyoruz her geçen gün. Koca gazetenin inetnet sitesinde manşetlerden birisi bu haber.
Bir varil petrol = 159 litre. Yani kuyunun kapasitesi günlük 159 litre. Başka bir anlatımla 4 depo benzin bile değil. 4 depo benzinin ülke ekonomisine ne gibi bir katkı sunacağı ayrı bir konu ama o kuyuyu açmak için harcanan küçük çaplı servet apayrı bir konu. Başarısızlığı bile başarı olarak yansıtabiliyoruz. Gerçekten ilginç bir ülkeyiz.

400 varil diyorlar sevgili dostum. Varil başı sanırım 40-50 dolar civarında kar kalıyordu; biara araştırmıştım şimdi unuttum tam rakamları.

40 dolar kardan, günde 16.000 dolar kar eder. Senede 5.8 milyon dolara tekabül eder net kar olarak. Ancak bir bölgede sadece tek bir kuyu açılmayabiliyor. Eğer aynı oranda üretim yapan 4-5 kuyu daha açarlarsa, senede 20 milyon dolarlık bir değer üretebilirler. Bence azımsanacak gibi değil.

Ha elbette, türkiye'nin yeri ve ölçüsü belli. Çok büyük bir şey bekleyemeyiz. Ancak yine de katkıdır.

C.ÜNLÜ
10-10-2011, 20:26
Petrol aramacılığında 10 kuyudan 1’inde keşif gerçekleştirilmesinin başarı kabul edildiği ve 2000 metrelik bir kuyunun ortalama 2 milyon ABD Dolarına mal olduğu göz önüne alınırsa, bu tip yatırımların büyük risk oranı taşıdığı ortaya çıkar. Ancak bu risk, ekonomik keşif halinde büyük karlılık içermesi nedeniyle katlanmaya değerdir. Bu nedenle, bir kuyu açılmasına karar verilmeden önce, sondaj maliyeti, işletme giderleri ve elde edilebilecek olası rezerv miktarlarına göre ekonomik değerlendirme çalışması yapılmakta ve bu çalışmanın sonucunda, öncelikle Net Bugünkü Değer (NPV) ve İç Karlılık Oranı (IRR) olmak üzere, Geri Ödeme Süresi ve Yatırım Verimliliği gibi kriterler de göz önüne alınmaktadır. Ayrıca sonuçlar duyarlılık ve risk analizleri ile de desteklenerek başarı şansına ve risk edilen yatırım tutarına göre projelere girilmesine özen gösterilmektedir.

Günlük üretimin 400 varil olduğuna dikkat etmemişsiniz..

Günlük 72 ton üretim demektir bu.....

Kopya pigm.gov.tr....

ULUSCUTURK
10-10-2011, 23:28
Ordunun geçmiş politikaları ve bu politika dahilindeki mevcudiyeti, türkiye'nin gelişimini ve değişimini önemli ölçüde baltaladı.

O anlamda pasifize edilmiş olması, kesinlikle çok yararlı oldu. Bunun etkilerini; global perspektiften baktığımız zaman, ilerleyen dönemde çok net ve yararlı bir biçimde göreceğiz.

Sanık çok eskilerde kaldığı için konuyu tam yakalayamamış.

ne hikmetse içeri atılan askerler enteresan şekilde terörle uzun yıllar mücadele etmiş hayatını ortaya koymuş savaşçılar özellikle onlar seçilmiş sanırım, hele bi tanesi var ki çanakkale törenlerinde ayağa kalkmadığı için içeri tıkılmış bu insanlar ölümden korkmamış RTE den korkacaklarını hiç zannetmiyorum sanırım insanların bilinçaltına yerleşmiş olan darbeci ordu paranoyasını sonuna kadar kullanıyorlar
Türk halkı haksızı ,zalimi ,zulmedeni, terörle ve teröristle müzakere edeni ,hırsızı,dini alabidiğince istismar edeni iktidar yapmanın bedelini ağır bir şekilde ödeyecek bundan kaçış yok ordusu zayıflatılmış ve yok edilmiş bir ülke bağışıklık sistemi çökertilmiş bir organizma gibidir tüm sinsi hastalıklara açıktır başedemez,mücadele edemez ve yok olur.

Saygılar

merlin
10-10-2011, 23:40
400 varil diyorlar sevgili dostum. Varil başı sanırım 40-50 dolar civarında kar kalıyordu; biara araştırmıştım şimdi unuttum tam rakamları.

40 dolar kardan, günde 16.000 dolar kar eder. Senede 5.8 milyon dolara tekabül eder net kar olarak. Ancak bir bölgede sadece tek bir kuyu açılmayabiliyor. Eğer aynı oranda üretim yapan 4-5 kuyu daha açarlarsa, senede 20 milyon dolarlık bir değer üretebilirler. Bence azımsanacak gibi değil.

Ha elbette, türkiye'nin yeri ve ölçüsü belli. Çok büyük bir şey bekleyemeyiz. Ancak yine de katkıdır.
Haberi öğleden sonra cep telden okudum. O zaman 4 galon yazıyordu. Hatta yorum yapanları da okumustum. Dalga geçiliyordu. Sonra akşam haberi tekrar okumadım. Buraya kopyaladım. O sırada site editörleri hatayı anladı sanırım. Düzeltmişler çünkü.

Ama sonuçta çok da bir şey değilmiyor. Yatırımı küçümsemek de değil, ben daha çok gazete havadisiyle ilgiliyim :)
Halen manşette milliyet sayfasında. Yani günde 400 galon potansiyel yani büyükşehirdeki bir petrol istasyonu bir günde o kadar benzin satıyordur sanırım. Haber yapmaya bile değmez. Yatırımın ciddiliği ayrı mesele. Kendini kurtarması da öyle.

JoNaThAn
11-10-2011, 00:08
ne hikmetse içeri atılan askerler enteresan şekilde terörle uzun yıllar mücadele etmiş hayatını ortaya koymuş savaşçılar özellikle onlar seçilmiş sanırım, hele bi tanesi var ki çanakkale törenlerinde ayağa kalkmadığı için içeri tıkılmış bu insanlar ölümden korkmamış RTE den korkacaklarını hiç zannetmiyorum sanırım insanların bilinçaltına yerleşmiş olan darbeci ordu paranoyasını sonuna kadar kullanıyorlar
Türk halkı haksızı ,zalimi ,zulmedeni, terörle ve teröristle müzakere edeni ,hırsızı,dini alabidiğince istismar edeni iktidar yapmanın bedelini ağır bir şekilde ödeyecek bundan kaçış yok ordusu zayıflatılmış ve yok edilmiş bir ülke bağışıklık sistemi çökertilmiş bir organizma gibidir tüm sinsi hastalıklara açıktır başedemez,mücadele edemez ve yok olur.

Saygılar

Konjonktür değiştiği zaman, dünün siyahı bugünün beyazıdır. Ve dünün beyazı, bugünün siyahı. Buna esen rüzgar karar verir. Ancak önemli olan, nihai hedeflerin sapmamasıdır.

Yarın öbür gün burada bir güzellik harekete geçirecekler diyelim.. Dünyanın daha iyi bir yer olması için. Ancak siyasete ve topluma müdahaleyi her daim kendine hak görmüş bir ordu ve başında bulunan birkaç kişi buna engel olmaya kalkacak; elindeki gücü sayesinde başaracak da.. Bu kabul edilebilir mi?

Ordunun önemi 80-90'lardaydı. Artık yeni düzende, bu kalkacak.

Her karanlık anlayış bence bedel ödeyecek. Bundan kimsenin kuşkusu olmamalı.

merlin
11-10-2011, 00:40
Milletvekili maaşları Meclis'le Sayıştay'ın arasını açtı

TBMM Başkanı Cemil Çiçek, bazı gazetelerde yer alan Meclisin milletvekillerine "ayda 3 bin TL fazla ödeme yaptığına" ilişkin haberleri değerlendirirken, "Haksız suçlamayı kabul edemem. Sayıştay Başkanıyla konuyu görüşeceğim" dedi.
http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetayV3&ArticleID=1065946&Date=11.10.2011&CategoryID=78

MV maaşları eskiden beri tartışma konusudur bizde.
Açıkçası esnek konu. Tek bir doğruysa yok.

Bu güne dek TBMM'ye 8-10 kez gittim.
Her seferinde şaşırdım. TBMM değil sanki ortalama bir devlet kurumu. MV odaları -abartısız- 5 metrekare var yok. Mobilyalar vasat. Bahçedeki koltuklar bile ucuzundan seçilmiş.
Şovenizm sonucu meclis lojmanları yıkıldı. Dar gelirli milletvekillerinin sırtına korkunç bir kira yükü bindi.
Maaşları ise çok yüksek değil, giderleriyle kıyaladığımızda.

Hadi canım sen de diyebilirsiniz :) Saygı duyarım. Elbette bunların önemli kısmı vekil maaşına muhtaç bile değil. Ama olanlar da var. CHP'nin namuslu vekili Atilla Kart , işini gücünü bıraktığını, 8 senedir misafirhanelerde konakladığını, 200oooTL borcu olduğunu, özel aracı olmadığını anlatıyordu TV'de. Benzer durumda AKP li vekiller de var. Yani hepsi zengin değil.
Canım, halkın 800 lira aylık aldığı ortamda vekilin 8000 lira aylığı az mı gibi şovenist söylemi sorgulamak gerek en azından.

merlin
11-10-2011, 01:04
Nobel'li Danny'den Türkiye'ye selam
Nobel Kimya Ödülü'nün yeni sahiplerinden olan İsrailli bilim insanı Daniel Shechtman, Türkiye'de çok iyi dostları bulunduğunu belirterek, "Hepsine Danny'den selamlar" dedi.KUDÜS - 70 yaşındaki bilim insanı Shechtman, İsrail Başbakanlık Basın Bürosu tarafından, Kudüs’te Nobel barış ödülü sahiplerinden Menahem Begin’in adını taşıyan merkezde düzenlenen toplantıda, AA muhabirine, Türkiye bilimler Akademisi’nin (TÜBA), varlığıyla Türk bilimini temsil edeceği umudunda olduğunu dile getirdi.
Shechtman, TÜBA üyelerinden Prof. Dr. Namık Aras ile Prof. Dr. M.Ali Alpar’ın adlarını özellikle sayarak, Türk bilim adamlarıyla temaslarının her zaman devam ettiğini kaydetti.
Shectman, ayrıca modern Türkiye’nin kurucusu Atatürk’ün "hayranlarından biri" olduğunu ifade ederek, Atatürk’ü "dünyanın en büyük liderlerinden biri" olarak tanımladı.
Shechtman, çoğu yabancı basın mensuplarına Nobel Kimya ödülüne kadar uzanan yolunu anlatırken, en önemli şeyin "kendine güven" olduğunun altını çizdi.
http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetayV3&ArticleID=1065908&Date=11.10.2011&CategoryID=79


Dünyayı yöneten Yahudi lobisi, komplo teorileri, düz duvarda, pencerede hatta eşeğin kıçında(tamam abarttım) bile yıldız gören enteresan beyinler...
Antisemitizm ya da ırkçılık...
Maalesef...
Ve bunu ülkemizde sol kanattan yazarlar körükledi. (İnsanların isminin ilk harfinden Yahudi olduğu sonucuna ulaşan Soner Yalçın,Yalçın Küçük gibi isimler başta olmak üzere) .
Öyle ki tüm MİT müsteaşarlarının hatta C.başkanlarının mason olduğu gibi komik iddialar bile atıldı bu ülkede ortaya. Devletin derinlerindeki iç hesaplaşmanın bir sonucu sanırım.

Ben Yahudi düşmanı değilim. Elbette herkes ''biz de Yahudi düşmanı değiliz , bizim sorunumuz yönetimle '' diyecektir ama hayır, siz Yahudi düşmanısınız diyebilirim. Kendinizi kandırmayın :) Öylesiniz.
Kaldı ki Yahudi düşmanı da olabilirsiniz. Buna kimse de bir şey diyemez.

Yahudiler'in dünyayı yönettiği, paraya hükmettiği gibi fikirlere hep mesafeli durdum. Ama o kültürün bilime katkılarına hep saygı duydum.
Freud psikatriyi ve aslında insalığı sonsuza dek değiştirdi. Einstein zamanı ve ışığı....Kafka yüzyılın başında edebiyatı sarstı ,öyle ki şöhreti her geçen gün artıyor, modern çağların en büyük yazarı sayılıyor pek çoklarınca.
Atatürk döneminde ülkemize gelen Yahudi akademisyenlerin ülkemize katkılarını saymaya gerek bile yok.

Elbette hiç bir ırk tümüyle masum değil...Ve evet İsrail gerçekten de Filistinliler'e sevimsiz şekilde davranıyor, orada senelerdir zulmediyor.
Fakat İsrail ile aramızda aşılanan nefret tohumları hoşuma gitmiyor. Ve Filistin meselesi üzerinde çokça durup Irak'ta 100ooo kişiyi öldüren uçakların bizim topraklarımızdan havalandığı gerçeğini hazmedebilmek de ciddi bir samimiyetsizlik.

Yahudilik esasında bir kültür. Einstein,Marx,Kafka gibi inançsızlar da Yahudi diye ifade edilir. Çünkü aynı zamanda bir milleti de temsil eder kavram. Şu halde hem bir din, hem bir kültür hem de bir millet gelir aklımıza. Dünyanın dört yanına serpilmiş Yahudilerse her yerde hor görülür. Dışlanırlar. Aileler eğitime çok önem verirler ve çocuklarını katı bir şekilde eğitirler. Sonuçta iyi eğitilmiş ama özgürlükleri kısıtlanmış ve yaşadıkları toplumca dışlanmış bireyler çıkar ortaya. Bu potansiyelden çokça bilim isanı, yazar çıkması elbette tesadüf değil.

Stefan Zweig bir Yahudiydi. Eserlerinde dünyayı yöneten bir ırkın ideolojisini değil
derin bir vicdan ve insan sevgisi görürsünüz.

merlin
11-10-2011, 01:45
CHP'nin sitesi hacklendi
CHP'nin resmi sitesi bir grup hacker tarafından akşam saatlerinde hacklendi.
Siteyi hackleyenler, CHP'nin Atatürk çizgisinden sapması nedeniyle bu eylemi gerçekleştirdiklerini belirterek, siteye "Ulu Önder Mustafa Kemal ATATÜRK'ün çizgisinden saptınız.Pornolar çektiniz, kendi derdinize düştünüz halkı unuttunuz.Ama bizler yaptıklarınızı unutmayacağız." notunu ekledi.


Forumda ''Türkiye'de güzel şeyler de oluyor'' diye bir konu vardı :))
Aferin bu internet korsanlarına .
AB tipi sosyal demokratlık, ulusalcılık , demokratik sol ,mavi gömlek siyah kasket hattında gezip duran koca bir parti.
Kurtuluş Savaşını bile yerel kongrelerle örgütleyen bir önderin partisi üstelik.
Proje üretmeyen, sorgulamayan, karşı gibi duran ama her şeyi onaylayan....Ekonomi söylemini bir kenara bırakan....
Ve en önemlisi alternatif dahi olamayan bir partinin web sitesini geçici süre de olsa -uçuranlara - kızabilir miyiz ?

merlin
11-10-2011, 02:43
http://www.hurriyet.com.tr/gundem/18920970.asp
Berna Yılmaz artık özgür


Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın 'Roman açılımı' toplantısında 'Parasız eğitim istiyoruz. Alacağız.' yazılı pankart açan Ferhat Tüzer ve Berna Yılmaz tahliye edildi.



19 Ay...Dile kolay...
Savcı ''1 senedir tahliye''istiyordu.
Mahkeme ise ''yoo yatsın biraz daha ''diyordu...
Devreye az sayıdaki vicdan sahibi gazeteci girdi, konu gündeme taşındı...Ana muhalefet partisi konu üzerinde durdu...
AB nihayet konuyu dillendirdi. Ve sonuç : Tahliye.


Darısı 6 aydır tutuklu olan 50 küsür Hopa tutuklusuna...

JoNaThAn
11-10-2011, 05:23
Nobel'li Danny'den Türkiye'ye selam
Nobel Kimya Ödülü'nün yeni sahiplerinden olan İsrailli bilim insanı Daniel Shechtman, Türkiye'de çok iyi dostları bulunduğunu belirterek, "Hepsine Danny'den selamlar" dedi.KUDÜS - 70 yaşındaki bilim insanı Shechtman, İsrail Başbakanlık Basın Bürosu tarafından, Kudüs’te Nobel barış ödülü sahiplerinden Menahem Begin’in adını taşıyan merkezde düzenlenen toplantıda, AA muhabirine, Türkiye bilimler Akademisi’nin (TÜBA), varlığıyla Türk bilimini temsil edeceği umudunda olduğunu dile getirdi.
Shechtman, TÜBA üyelerinden Prof. Dr. Namık Aras ile Prof. Dr. M.Ali Alpar’ın adlarını özellikle sayarak, Türk bilim adamlarıyla temaslarının her zaman devam ettiğini kaydetti.
Shectman, ayrıca modern Türkiye’nin kurucusu Atatürk’ün "hayranlarından biri" olduğunu ifade ederek, Atatürk’ü "dünyanın en büyük liderlerinden biri" olarak tanımladı.
Shechtman, çoğu yabancı basın mensuplarına Nobel Kimya ödülüne kadar uzanan yolunu anlatırken, en önemli şeyin "kendine güven" olduğunun altını çizdi.
http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetayV3&ArticleID=1065908&Date=11.10.2011&CategoryID=79


Dünyayı yöneten Yahudi lobisi, komplo teorileri, düz duvarda, pencerede hatta eşeğin kıçında(tamam abarttım) bile yıldız gören enteresan beyinler...
Antisemitizm ya da ırkçılık...
Maalesef...
Ve bunu ülkemizde sol kanattan yazarlar körükledi. (İnsanların isminin ilk harfinden Yahudi olduğu sonucuna ulaşan Soner Yalçın,Yalçın Küçük gibi isimler başta olmak üzere) .
Öyle ki tüm MİT müsteaşarlarının hatta C.başkanlarının mason olduğu gibi komik iddialar bile atıldı bu ülkede ortaya. Devletin derinlerindeki iç hesaplaşmanın bir sonucu sanırım.

Ben Yahudi düşmanı değilim. Elbette herkes ''biz de Yahudi düşmanı değiliz , bizim sorunumuz yönetimle '' diyecektir ama hayır, siz Yahudi düşmanısınız diyebilirim. Kendinizi kandırmayın :) Öylesiniz.
Kaldı ki Yahudi düşmanı da olabilirsiniz. Buna kimse de bir şey diyemez.

Yahudiler'in dünyayı yönettiği, paraya hükmettiği gibi fikirlere hep mesafeli durdum. Ama o kültürün bilime katkılarına hep saygı duydum.
Freud psikatriyi ve aslında insalığı sonsuza dek değiştirdi. Einstein zamanı ve ışığı....Kafka yüzyılın başında edebiyatı sarstı ,öyle ki şöhreti her geçen gün artıyor, modern çağların en büyük yazarı sayılıyor pek çoklarınca.
Atatürk döneminde ülkemize gelen Yahudi akademisyenlerin ülkemize katkılarını saymaya gerek bile yok.

Elbette hiç bir ırk tümüyle masum değil...Ve evet İsrail gerçekten de Filistinliler'e sevimsiz şekilde davranıyor, orada senelerdir zulmediyor.
Fakat İsrail ile aramızda aşılanan nefret tohumları hoşuma gitmiyor. Ve Filistin meselesi üzerinde çokça durup Irak'ta 100ooo kişiyi öldüren uçakların bizim topraklarımızdan havalandığı gerçeğini hazmedebilmek de ciddi bir samimiyetsizlik.

Yahudilik esasında bir kültür. Einstein,Marx,Kafka gibi inançsızlar da Yahudi diye ifade edilir. Çünkü aynı zamanda bir milleti de temsil eder kavram. Şu halde hem bir din, hem bir kültür hem de bir millet gelir aklımıza. Dünyanın dört yanına serpilmiş Yahudilerse her yerde hor görülür. Dışlanırlar. Aileler eğitime çok önem verirler ve çocuklarını katı bir şekilde eğitirler. Sonuçta iyi eğitilmiş ama özgürlükleri kısıtlanmış ve yaşadıkları toplumca dışlanmış bireyler çıkar ortaya. Bu potansiyelden çokça bilim isanı, yazar çıkması elbette tesadüf değil.

Stefan Zweig bir Yahudiydi. Eserlerinde dünyayı yöneten bir ırkın ideolojisini değil
derin bir vicdan ve insan sevgisi görürsünüz.

Dünyaya ve aydınlanmaya en büyük yapıtaşlarını, basamakları sunmuş olan topluluk ilginç bir şekilde Yahudilerdir. Onların ortaya koyduğu ekonomik sistem kullanılır, onların öğretileri ve keşifleri yol gösterir; ama gelgelelim haklı ve haksız kötülenirler.

Ülkemizdeki solcuların (ben bunları kısaca sokak solcusu olarak adlandırıyorum), algısal olarak ciddi sorunları var. Nerede duracaklarını bilmiyorlar bir kere; neyi savunacaklarını da. Kayıplar. Zararları sadece kendilerine de değil üstelik!

Neyse.. Bu konudan tamamen bağımsız olarak bahsetmek istediğim bir şey var; az önce meraktan youtube'da dolaşayım dedim. Son zamanlarda malum terör eylemleri arttı. Eskiden PKK'nın gerçekleştirdiği eylemleri youtube'a koyduğunu görmüştüm; birkaç kelime ile aratayım dedim. Videolar arasında dolaşırken, bir tanesine takıldım kaldım. Alttaki yorumları okuduktan sonra, 2. izleyişimde gerçek meseleyi kavrayabildim. Bu bizim basına yansıdı mı, ne kadar yankı buldu bilmiyorum. Ancak görünen o ki; zamanında Türk askeri esir alınmış. Ve hep beraber toplanıp bir video çekmişler. Türk askeri gayet dostça açıklamalar yapıyor; diğerleri de öyle.. Şaşırdım kaldım :) Acaip bir ironi.. Görmelisiniz:

http://www.youtube.com/watch?v=-srn4PBAEjM

BORA YAŞAR
11-10-2011, 11:05
‘Esmer-sarışın’ artık kalksın


Kadına yönelik şiddete karşı ‘topyekûn mücadele’ başlatan Bakan Fatma Şahin, er ve erbaşların bilinçlendirilmeleri için Genelkurmay Başkanı Necdet Özel’in kapısını çalacak. Şahin’in başlangıç önerisi, kışlalarda eğitimde söylenen, “Esmer, kumral, sarışın fark etmez, topçular affetmez” gibi kadını küçük düşürücü söylemlere son verilmesi...

http://haber.gazetevatan.com/esmersarisin-artik-kalksin/404676/1/Gundem


Bizde erkek için birçok şey serbest..

Ortalığa böyle/bu anlamda höykürmek bile diğer erkekler tarafından yanlış görülmüyor..

Namusa çok önem veren bu konuda affetmeyen bir toplumuz ya..O "esmer, kumral sarışın" diyerek aklımızdan geçen eylemde farketmediği ifade edilmesinde beis görülmeyen kadınlar, aslında bir şekilde birilerimizin annesi, bacısı, şusu busu..

Kim kime ne yapıyor düşündüğümüz bile yok..

Ordu yönetimi ise bunu, fütuhhat devrin alışkanlığından olsa gerek, yanlış görmüyor..


Hep diyoruz ya.. Tuhaf bir milletiz..

merlin
11-10-2011, 12:34
Hıncal Uluç: Şimdi sana soruyorum Rıdvan...Hıncal Uluç, Fotomaç Gazetesi'ndeki 'Hiddink kovulmak istiyor' başlıklı köşesinde akşam oynanacak Azerbaycan maçı ile ilgili çarpıcı tespitlerde bulunurken Rıdvan Dilmen'e sert çıktı.

Uluç, Hiddink için "Türkiye'yi kafasında bitirmiş. Vücut dili, kelimeleri bunu gösteriyor. 'Tazminatımı verin, gönderin' diyor" derken Rıdvan Dilmen'e de şu soruyu soruyor...
http://spor.milliyet.com.tr/hincal-uluc-simdi-sana-soruyorum-ridvan-/spor/spordetay/11.10.2011/1449415/default.htm

Doğruya doğru...
Almanya maçında Hiddink katliami gördük. Bu nasıl bir hocadır diye şaşırdık kaldık. Oyuncu değişiklikleri ise vahimdi. Hoca yenilmek için uğraştı. Farktan kurtaran ise LÖW 'ün maçı ağırdan almasından başka bir şey değildi.
A Milli takımın hocaları hep tartışıldı. Yabancılardan bir tek Sepp Piontek derin izler bıraktı. O maç kazanamamasına rağmen verdiği ışık için katlandık ona. Zaten onun jenerasyonu Türk futbolunu en uç noktaya taşıdı sonradan o gidince. En çok kazanansa Hiddink. Hiç bir şey vermeyip futbolu geriye götüren de o.
Almanya maçı için oyuncuları suçlamaksa en kolayı. Sahada 11 Messi olsa da kuşkuluyum, kazanmazdık herhalde bu kenar yonetimi ile.

merdem
11-10-2011, 17:01
Sadece Milli takım değil, futbol olarak hep geriye gitmeye başladık.
Türkiye olarak büyümeye başlamışken keşke futbolda da büyüyebilseydik. Birde şike davaları vs iyice itibarımızı yitirdik. İyi bir kurtarıcıya ihtiyaç var, yerli teknik direktör daha iyi olur gibi duruyor sanki..

PARK
11-10-2011, 17:20
Sadece Milli takım değil, futbol olarak hep geriye gitmeye başladık.
Türkiye olarak büyümeye başlamışken keşke futbolda da büyüyebilseydik. Birde şike davaları vs iyice itibarımızı yitirdik. İyi bir kurtarıcıya ihtiyaç var, yerli teknik direktör daha iyi olur gibi duruyor sanki..


Mahallemizin kulübü olan KARABEKİRSPOR Kulübünün amatörleşme çalışmalarına başladığımızda Kulüp başkanı olarak iki yöneticimle Türkiye Futbol Federasyonu İst. Bölge Müdürlüğü'ne gitmiştik prosedürleri öğrenmek için..

Bölge müdürü Tahsin Bey'e amatör bir kulüp olabilmek için ne gerekiyor değimizde

Üç madde sıraladı...

1: Maçlarınızı oynayabileceğiniz üç adet saha yetki yazısı (sizin bölgenize yakın üç ayrı kulüpten)

2: 3000 Türk Lirası (Garanti Bankası Levent Şub.) T.F.F hesabına Amatörleşme harcı olarak

3: Kulüp lokali (soyunma odaları,yönetim odası,duş vs..)


Antrenman sahası? dediğimizde ''Banane,isterseniz gidin otobanda yapın antrenmanınızı'' demişti

İşte o zaman anladım ki bu ülkede futbol hiç bir zaman ilerlemez...

......Ve biz bütün bu prosedürleri tamamlayıp Amatörlük tescilini aldık...

Fakat şuan Antrenman bile yapacak bir sahamız yok..:(

İşte size bire bir yaşanmış bir olay...




Diyeceğim o ki;

Bir ülkede futbol altyapısı çürük bir zemin üzerine kurulmuş ise işte bu akşam ki gibi Azerbaycan'ı yenseniz bile Almanların Belçika'yı yenmesi için dua eder durursunuz...

tekas
11-10-2011, 18:17
Bir futbolcuda oyun zekası denilen bir şey yoksa hocanın etkisi bir yere kadardır.
Sen fiziki eksikliğinden dolayı oyunda devamlılık sağlayamıyorsan en azından oyun zekanla durduğun ve koşacağın zamanı iyi ayarlaman gerekir.
Bu özellikler bir oyuncuda eksik olursa, ancak kulüp takımlarında aynı hocanın şablonunu devamlı uygulayarak bu açık bir dereceye kadar kapatılabilir.

Allahtan Almanyanın fazla bir gol atmaya ihtiyacı yoktu.
Onların ilk yarıdaki rölanti tutumları nedeniyle biz biraz normal göründük.
Golü yedikten sonra, bizim beraberlik için hızlı oynamaya çalışmamızla birlikte sonra onlar da vites yükseltince,
iki ülke futbolu arasındaki gerçek farklar ortaya çıkmaya başladı.

BORA YAŞAR
11-10-2011, 18:31
Ankara halk oyunlarında Seymenleri seyrederken aklıma yıllar önce bir dostumuzun söyledikleri gelir, dayanamaz gülerim..

Malum Seymen bir er kişi. Yiğit mi yiğit..

İri yarı, hatta baya kilolu adamlar..

Nah bu kadar bıyık..

Şalvarı tutan pek geniş kuşağa sokulmuş, nah bu kadar bıçak, nah bu kadar pala, nah bu kadar tabanca..

Bir azametle yürürler ki sormayın..

Sonra..

Sonrası kıvrak Ankara Fidaydası başlar başlamaz, şıkıdım şıkıdım parmak çıtlatarak, küçücük adımlarla kırıtarak oynamaya başlarlar..

Alır beni bir gülme..

Bu ne kadar afra tafra, bu ne biçim kadınsı oyun diye..

Kimse kusur aramasın.. Ankara Seymenlerinin bende bıraktığı ve yıllardır bir türlü yenemediğim etki budur..


Forumda da yazılarında yiğitlik akan az adam yok hani.

Ama zor durumdaki davranışlarından doğrusu hayal kırıklığına uğradığımı itiraf etmeliyim..

Gülemiyorum bile..

merlin
11-10-2011, 19:09
Bir futbolcuda oyun zekası denilen bir şey yoksa hocanın etkisi bir yere kadardır.
Sen fiziki eksikliğinden dolayı oyunda devamlılık sağlayamıyorsan en azından oyun zekanla durduğun ve koşacağın zamanı iyi ayarlaman gerekir.
Bu özellikler bir oyuncuda eksik olursa, ancak kulüp takımlarında aynı hocanın şablonunu devamlı uygulayarak bu açık bir dereceye kadar kapatılabilir.

Allahtan Almanyanın fazla bir gol atmaya ihtiyacı yoktu.
Onların ilk yarıdaki rölanti tutumları nedeniyle biz biraz normal göründük.
Golü yedikten sonra, bizim beraberlik için hızlı oynamaya çalışmamızla birlikte sonra onlar da vites yükseltince,
iki ülke futbolu arasındaki gerçek farklar ortaya çıkmaya başladı.

LÖW Alman Milli takımını sıfırdan kurdu. Göreve başladığında bitmiş tükenmiş bir takımdı Alman Milli Takımı.
Ve Almanya'da iyi bir jenerasyon da olmadığı belirtiliyordu. Yoksa yaratacaksın, bulacaksın diye düşünüyorum ben.

Rüştü Antalyaspor'un 3. kalecisiyken A Milli yapıldı. Hakan Ünsal Karabükspor'da ve 2. ligdeyken A milli yapıldı.Hakan Şükür Bursa'nın yedek santraforuydu milli olduğunda.
Sabri...Hep söylüyoruz, bu adamın oynaması için bir referasn lazım, o referans çizgidir. Yapacak bir şey yok adam çizgiye yaklaştıkça daha iyi. Hatta bazen sanırsın Messi :D :D Ama çizgiden saha içine geldikçe adam sıfır. Ve bu adam orta sahanın göbeğinde. O mevkide kimse mi yok ? Oynat , Yekta var mesela, Ceyhun var, Fener'de 2-3 isim var. Yedek olsun farketmez. Podolsky kendi takımında yedekken A milli takımda değişmez eleman.
Sonra Gökhan aylardır sakat, yeni iyileşmiş,Servet 2 aydır topa vurmamış, Hamit 6 ayda toplam 5 dakika oynamış, o da sakat. Ve sen antranor olarak takım savunmasını bunlarla kurguluyorsun.
Oyundan kim çıkmaz ? İyi oynamasa da Selçuk çıkmaz. Arda hiç çıkmaz, zaten 2-0 yeniksin. Gökhan kötü, onu çıkarırsın,Sabri'yi geriye çekersin , öne Kazım'ı sokarsın. Bunun gibi seçeneklerin var. Selçuk çıkıyor ve peşinden Arda. Topı rakip sahada tutabilen iki isim de çıkıyor.

Ben Hıncal gibi düşünüyorum. Hiddink kovulmak istiyor. Bu derece kasıtlı şekilde maç verilmez. Ve adamın huyu zaten , kovuluyor 2 ay rekor ücretle bir takımla anlaşıyor.

BORA YAŞAR
11-10-2011, 22:13
Erdoğan'ın işaret ettiği vakıfa rekor bağış

15 yıl önce kurulan ve Erdoğan'ın 'taziye ilanı yerine bağış yapın' dediği İstanbul Eğitim ve Gençliğe Hizmet Vakfı'na 3 gün içinde 15 yılın toplamından fazla bağış yapıldı..


http://gundem.milliyet.com.tr/erdogan-in-isaret-ettigi-vakifa-rekor-bagis/gundem/gundemdetay/11.10.2011/1449513/default.htm


Erdoğan'ın işaretini emir telakki ettiler..

Bir şekilde bağışçıların listesi Erdoğan'ın eline geçecektir diye düşündü hemen herkes..

Düğünleri de ölümleri de bereketli bir aile..

Oğullarının sünnet düğününde gelenler Erdoğanın servet bildirimini kurtarmıştı..

Çocuklarının düğünlerinde gelenler artık hesaba sığmaz oldu.:)

Ne diyelim..

Allah artırsın..

merlin
12-10-2011, 10:38
İŞTE O İNANILMAZ GÖRÜNTÜLERİzleme Sayısı: 32,679UZAYA FÜZE YOLLADILAR..!! Amerika'da amatör bir grup geliştirdikleri bir roketi uzaya fırlattı. Üzerine yerleştirdikleri kamera ile yükselişi çeken grubun bu görüntüleri izlenme rekorları kırıyor. Amerika'nın Nevada eyaletinde, Qu8k adlı bir grup geliştirdikleri roketi Black Rock Çölü'nde test etti. Grup, 'Carmack Challenge' adlı amatör roket yarışması için tasaryadığı 8 metre uzunluğunda, 145 kilogram ağırlığındaki roket, 1,8 tonluk itiş gücü sağlayarak hızla gökyüzüne yükseldi. 8 saniyede 3 kilometre ilerleyen roket, saatte 3 bin 516 kilometre hızla 90 saniye sonra uzaya ulaştı. Üzerindeki kamera ile bir süre çevresini görüntülemesinin ardından alçalmaya başlayan roket, paraşütünü açtıktan 8 buçuk dakika sonra fırlatıldığı yerin 5 kilometre uzağında yere indi. Roket, 90 saniyede 121 bin feet (36,8 kilometre) yükseldi ve bu anlar roketin üzerine yerleştirilen kamera tarafından kaydedildi. İşte nefes kesen o görüntüler...
http://webtv.hurriyet.com.tr/2/22899/18957247/1/iste-o-inanilmaz-goruntuler.aspx



İran uzaya füze yolladı , Çin roket yolladı ,vay halimize gibi haberlere sıklıkla rastlarız. Aslında uzaya bir füze yollamanın maliyeti hiç de yüksek değil ve bu iş hiç de zor değil. 20 milyon dolarlık bir bütçeyle bu füzeden daha büyüğünü yollayabilirsiniz.
Ama konu bu değil. Acaba diyorum bir grup genç Türiye'de uzaya füze yollamayı planlasa ne olurdu ? :)
Patlayıcı maddeler, tehlikeli bazı araç gereçler, planlar, projeler, bilgisayarda detaylı çizimler...
Teknik takibe yakalanırlar, sonra bir sabah ani bir baskınla evlerinden alınırlar, örgüt kurmaktan yargılanırlar , tutuklanırlar, bu patlayıcı maddeyle nereyi havaya uçuracakları sorusuyla muhattab olurlar , ''uzaya bilimsel amaçlı füze yollayacaktık ''deseler de kendierine inanılmazdı sanırım. :)

BORA YAŞAR
12-10-2011, 10:45
Bakanın da Rum pasaportu var


TBMM Dışişleri Komisyonu üyelerine, “100 bine yakın Kıbrıslı Türklerin Rum pasaportu aldığını” açıklayan KKTC Dışişleri Bakanı Hüseyin Özgürgün’ün de aynı pasaporta sahip olduğu ortaya çıktı


http://dunya.milliyet.com.tr/bakanin-da-rum-pasaportu-var/dunya/dunyadetay/12.10.2011/1449647/default.htm

Bir bakan'ı, özgürlük mücadelesi verdikleri, savaştıkları bir devletin pasaportunu taşıyan bir kuruma devlet denilebilir mi?

Nedense hiç kanım ısınmaz bu Kıbrıslılara..Kıbrıs Türk'ü demek bile onlara zul biliyorum..Onların gönlü, AB üyesi Kıbrıs Cumhuriyetinde. Bu açık..

Türkiye'nin Rumların elinden kurtardığı Kıbrıslılar ondan önce de Britanya İmparatorluğunun bir üyesi olmaktan mutlu ve gururlu idiler..

Ellerinde kıymetli İngiliz sterlini bize hava atarlardı..

Hala Kıbrıs konusunda milli yaklaşımlarda olanlar, bu habere üzülmüşlerdir..

Ben hiç hayret etmedim..

merlin
12-10-2011, 11:49
Hastaneye sevk edilen tutukluların muayenesi sırasında jandarma da muayene sırasında hazır bulunabilecek şeklindeki düzenleme yürürlüğe girdi

Jandarma...Kız ben sana demedim mi karşıki dağlar jandarmaaaa kandarma !!!
Jandarma kırsalda polisin vazifesini yapar. Aynı zamanda ceza ve tutukevlerinin de güvenliğinden sorumlular. Ama doktorlar üzerinde jandarmanın denetimi yeni bir şey. 6 sene tıp okuyan, peşinden bir o kadar da uzmanlık eğitimi alan doktoruna güvenmiyor devlet, 17 yaşında kıtaya çıkan jandarma astsubaya güveniyor. Aferin.


Pantolon önergesi BDP 'nin türban ve kıravat önergesi üzerine geri çekildi.

Bunun üzerine mecliste AKP li bir bayan vekil geri çekmeyi savundu. Mecliste 30 bayan vekilin ne giyeceğine 500 erkek karar veriyor. Aferin devam edin böyle.
Tablonun diğer yanı ise ilginç.
AKP öncesi türbanlı bayanlar çıkıp ''zulüm görüyoruz, işyerinde türbanımızı takamıyoruz, resmi dairelerde başımızı açtırıyorlar '' derdi.
AKP sonrası durumda değişme olmamasına rağmen , 3 dönemde tek bir türbanlı vekil aday gösterilmemesine rağmen, zulüm gören türbanlılar sus pus oldular.
Bu ne samimiyet ? Ya da soralım, bu ne samimiyetsizlik ?
Tüm bu tantananın çıkış noktası ise vücudunun bir tarafını yani tek kolu ve tek bacağını , bir tren kazasında kaybeden bir bayan vekilinin etek giymesi üzerine bacağının gözükmesi. Ondan da rahatsız olan bir zihniyet. Gözüken bacaktan mı rahatsızlık yoksa tek bacağın olmamasının yarattığı acıma duygusundan mı bilinmez ama her iki neden için de yalnızca şunu diyebilirim : Ayıp ayıp !

merlin
12-10-2011, 12:24
http://p.twimg.com/Abim2gXCMAAvo8y.jpg

Bora Abi'nin sayfasını biraz renklendireyim , bu sefer haber değil bir karikatür olsun diye düşündüm :)

Yalnızca sevgilisini /eşini öldüren erkek değil aslında, ülkemizde işlenen cinayetlerin çok büyük kısmı yakın akrabalar arasında işlenir. Şiddet de bu yöndedir.
Abi--->kardeş, baba--->anne, anne--->çocuklar....

Öyle ki dayak cennetten çıkmadır diye bir atasözümüz bile vardır.

Yakın akraba arasında cinayet...Bunu farkettiğimde staj yapıyordum. Ağır cezalık işlerde genellikle çok yakın akrabalar görürdüm.
Örneğin amcalarını baltayla doğrayan 2 kardeş.(350 kilo fındık çalmak için)
Erkek arkadaşını öldüren kız.
Ninesini 30 kez bıçaklayan--kız-- torun.(boynundaki beşi bir yerde için)
Boşandığı karısını ve onun kız kardeşini araçla bir dağ başına götürüp öldüren erkek(dosyada kızların fotoğrafını görmüştüm, gözyaşları soğuktan yanaklarında donarak kristalleşmişti)
gibi.

İçimizde bir Karamazov var. Karamazov Kardeşler aslında bu coğrafyanın da romanı.

merlin
13-10-2011, 12:38
Motorlu araçlar, içki, sigara ve cepte ÖTV zammı
Motorlu araçlar, içki, sigara ve cep telefonunda ÖTV çeşitli oranlarda artırıldı. ÖTV zammı motor hacmi 1600 cc'nin üzerindeki otomobiller için geçerli olacak. Artan ÖTV'nin 1.6-2.0 arası motor hacmine sahip araçlardaki anahtar teslim fiyatına etkisi yüzde 12.5, 2.0 litrenin üzerine ise yüzde 25 olacak

3 kez iktidara taşıyan seçmen kitlesi genelde partner, kango gibi 1.6 dan küçük motorlu ve Türkiye'ye has uyduruk araçlarla, küçük otomobillere bindiğinden ÖTV diğer kesime biniyor.
Yandaş seçmen alkol kullanmadığından ÖTV yandaş olmayana biniyor.
Yandaş seçemnde sigara kullananlar az olduğundan ÖTV yandaş olmayana biniyor.

Babacan ise ÖTV zamlarını değerlendirirken, "Sigarada kullanılan tütünün yüzde 80'ini ithal. Otomobillerde 1.6'da anahtar teslimde yüzde 12,5 zam oluyor. 1.6 litrenin altındaki motorlarda değişiklik yok." dedi.
Tütünün %80 i ithal. Bravo doğrusu. 10 sene önce bu rakam %15 ti. Cari açığın sorumlusu da tiryakilermiş, bunu da örendik.
Amerika'da 300 dolara satılan cep telefonu burada 1200 dolar.
Amerika'da 18ooo dolara satılan otomobil burada 50000 dolar.

Dünyanın en pahalı benzini
Dünyanın en pahalı alkolü
Dünyanın en pahalı cep telefonu ve GSM haberleşmesi
Dünyanın en pahalı elektronik eşyası

Toplamda adına ekonomik mucize deniyor.

merlin
13-10-2011, 12:58
Savcılar görevden alınmasa ‘Köstebek’ tutuklanacaktı
http://gundem.milliyet.com.tr/savcilar-gorevden-alinmasa-kostebek-tutuklanacakti/gundem/gundemyazardetay/13.10.2011/1450047/default.htm


Adalet mülkün temelidir. diye bir söz vardır ama bu söz Anadolu'da şöyle bilinir ;
Adalet hükümet konaklarının alt katıdır.
Dün AB genişleme raporu yeni HSYK 'ye övgüler yağdırıyordu.
Yolsuzluğun üstüne giden savcılar, 3 senedir çevrilmeyen(!) dosyayı almak için Almanya'ya giden savcılar kendi meslektaşlarından oluşan bir kurulca 8 sene hapisle yargılanmakla yüzyüze bırakıyor. Gerekçeye ise kimse inanmıyor, kendileri bile. Ve bu kurul övgü alıyor. Birliğe üye alınmayacağımız zaten kesin. O nedenle orduydu, hukuktu, sendikaydı, şuydu buydu...Küresel sermayenin önündeki tüm engelleri kaldırırsanız övgü alırsınız.

PARK
13-10-2011, 13:22
"Taksilerde güvenlik" tartışması!..

Zincirlikuyu Mezarlığı’nın önünde taksiye binen Ermeni asıllı M. adlı kadın taksi şoförü tarafından Ermeni olduğu gerekçesiyle dövüldüğünü ve hakarete maruz kaldığını iddia etti.

YAHUDİ MİSİN, ERMENİ Mİ?
Radikal gazetesinin haberine göre; evine gitmek için 5 Ekim’de Zincirlikuyu Mezarlığı önünden taksiye binen Ermeni asıllı M.’nin yolculuğu kabusa döndü. İddiaya göre, yol tarif ettiği taksicinin, “Şiven bozuk, Yahudi misin, Ermeni mi?” sorusunu, “Ermeniyim” diye yanıtlayan M. beklemediği bir cevap aldı: “Sizin kutsal kitabınız ne anlatıyor, siz kimsiniz, burada işiniz ne?”


http://www.haberturk.com/polemik/haber/678934-taksilerde-guvenlik-tartismasi-


Eğer bu haber doğru ise tarih boyunca bize haksız yere ''Barbar Türk'' dememişler demekki...

Hani bizler sevgi ve hoşgörünün temsilcileri Hz. Mevlana, Hacı Bektaş-i Veli, Yunus Emre'lerin torunlarıydık.

Bu kadar mı zor oldu hoşgörülü davranmak bu devirde....

BORA YAŞAR
13-10-2011, 13:26
Piri Reis S.O.S. dedi

Doğu Akdeniz'deki G Bölgesi'nde sismik araştırmalar yapan Piri Reis gemisinin sorumlusu Prof. Dr. Hüseyin Avni Belli: ''Gemi 32-33 yaşında. Riskin de bir sınırı var.''

http://www.aksam.com.tr/piri-reis-s.o.s.-dedi--73054h.html


Hava atmanın palavranın bile bir raconu, bir inandırıcılık seviyesi vardır..

Balık avlama bile yapılmayacak bir gemi ile hükümet sismik araştırma yaptığı havasını atıyor ve dosta düşmana gözdağı veriyor..:clown:

Gemi inşası konusunda geçenlerde mangalda kül bırakmıyordu seyrek bıyıklı asabi yöneticimiz..

Yaptırsınlar uygun bir gemi ve gerçekten sismik araştırma yapsınlar üç tarafımızı boydan boya kaplayan devasa denizlerde..

merlin
13-10-2011, 16:29
Görevini bıraktığını açıklayan üst klasman futbol hakemi Bünyamin Gezer, Galatasaray’ın kalesini koruyan Muslera’nın kırmızı kart gördüğü Kardemir Karabükspor-Galatasaray karşılaşmasından sonra kendisine maç verilmediğini belirterek, bunun, bırakma kararı almasında etkili olduğunu söyledi.

Türkiye'de eskiden beri, bir TV kanalıyla ya da gazeteyle yüksek ücret karşılığı anlaştıktan sonra, bir şovla hakemliği bırakan insanlardan artık gına geldi. Son derece vasat hakemler olduklarından büyük kısmına Avrupa Kupalarında görev bile verilmiyor. Çünkü pozisyon okuyamıyorlar, penaltı kavramını bilmiyorlar. Maça hakim değiller.
Bünyamin gitmiş, darısı bir kaç isim daha var onların başına.


Zaten kendisini deşifre ediyor ;
39 yaşında düdüğünü bırakan Bünyamin Gezer, kendisine destek veren emniyet teşkilatı, ailesi ve Kahramanmaraş halkına teşekkür etti. Gezer, polislik görevini de bırakacağını ifade etti.
39 yaşındaki bir memur , o görevi kolay kolay bırakaz. 10 sene daha çalışsan emeklisindir. Anlaş bir kanalla, bırak hakemliği, sonra ona buna çamur at.

tekas
13-10-2011, 17:56
Bünyamin Gezer',

-'' Karabük-GS. maçında 8,5 not aldığını,''
-'' MHK Başkanı Yusuf Namoğlu'nun -Erman Toroğlu'nun proğramında o pozisyon için ''gri pozisyon'' diyerek, hakem yorumuna bağlı bir pozisyon olduğunu dediğini, buna karşılık ; hakem seminerinde aynı pozisyon için - kırmızı kart gösterilmesi gerektiğini ve Bünyamin Gezer'in haklı olduğunu- söylediğini,
-'' O maçtan sonra iki haftadır kendisine maç verilmemesinin sebebini bilmediğini''
''-''MHK nin spor proğram yorumcularının etkisinde kaldığını ''
''-Kendisini Fenerbahçe'ye yakın olmakla suçlayanların geçen sezon ki Trabzon-Fener 3-2'lik maçta Trabzon lehine verdiği ancak Trabzonun gole çeviremediği penaltı için konuşmadıklarını,


söylemiş.

MHK Başkanı Yusuf Namoğlu ise ; ''Bünyamin Gezer'ile ilgili bir olumsuz kararlarının olmadığını, bu hafta kendisine maç vermeyi planlamış olduklarını ancak Bünyamin Gezer'in mazeret izni aldığını'' söylüyor.

Burası Türkiye
GS taraftarlarınca, FB-GS arasındaki yan hakemin başının para ile yaralandığı maçı tatil etmediği gerekçesiyle '' sevilmeyen '' Bünyamin Gezer'in hakemliği bırakma gerekçesini haklı buluyorum ve kendisini kutluyorum.
- 39 yaşında ve 21 yıldır maç yöneten, oldukça fit durumdaki bir hakemim 45 yaşına kadar olan hakemlik süresinin dolmasını beklemeden bu kararı almasını ayrıca takdir ediyorum.

Geçen sezon oynanan FB-Antep maçında ''rezil'' bir yönetim gösteren Hüseyin Göçek'ten de benzer bir karar almasını bekliyorum
Ama alacağını düşünmüyorum.
Devam edecektir yoluna,
Nedeni ise fiziki yeterliliği değil tabiki........

BORA YAŞAR
13-10-2011, 18:59
Ahmet Çakar bence neden hakemliği bıraktı ise Bünyamin Gezer de o nedenle bıraktı..

Fizik ve fizik kondisyon..

Türkiye Liglerinde düdük çalan hakemlerin babası yaşında gibi görünen İngiliz hakemler maçları gayet yakından ve rahatça yönetirlerken, bizim bazı hakemlerimizin maç içinde tükendiklerini görüyorum. Çok zoırlanıyorlar. Hemen hepsi ter içinde ..

Cüneyt Çakır'ı bunun dışında tutuyorum..

Bünyamin Gezer ise fizik olarak son derece zorlandığından psikolojik olarak da bozulabiliyordu..

Türkiyenin en kariyerli hakemlerinden Ahmet Çakar son maçlarından birinde ikinci yarıya bile çıkamamıştı..

Birgün pat diye kalp krizinden ölecek diye bekliyordum..

En iyisini yaptılar..

Birinci sınıf hakemler arasında artık Bünyamin Gezer kariyerinde ve özelliklerinde adam kalmadı..

Eh TRT de kucak açmış..

Kaçırmadı tabi..

merlin
13-10-2011, 19:27
TARAF Borsaya Giriyor

Taraf gazetesi borsaya başvurarak hisse senetlerinin %20 sini halka arz etmek istediğini belirtmiş.Bu sayede 10 milyon TL sermaye ile borsada işlem gören halka açık bir gazete olacaklarmış.
Medyaya hızlı girdiler. Bu ülkenin tüm değerlerine kahramanca(!) saldırdılar. Dışarıdan kontrol edildikleri ve kollandıkları bilinse de çok da ciddiye alındılar.
Şimdi son sürat devam ediyorlar büyümeye. Sırada halka arz var, sonrası ?

merlin
13-10-2011, 19:39
Sözcü'den inanılmaz Karayılan iddiası
İran Murat Karayılan'ı verdi ama Türkiye almadı. Murat Karayılan günlerdir gazetelerin manşetinden inmiyor. Yeni Şafak'ın İran'ın Karayılan'ı 2 gün tutup serbest bıraktığı iddiasından sonra şimdi de Sözcü, inanılması güç bir haberle okurların karşısına çıktı.Türkiye "yeni bir Öcalan istemiyoruz" gerekçesiyle Karayılan'ı istememiş...

SURİYE ŞARTI

Gazete haberi sürmanşetten "İran Karayılan'ı verdiama Türkiye almadı" başlığıyla verdi. Bomba haberin devamında ise şu ifadelere yer verildi: İran PKK elebaşısı Murat Karayılan'ı 16 Ağustos günü yakaladı. "Suçluların anlaşması gereği onu Türkiye'ye vermek istedi. Ancak bir şartı vardı.İran Karayılan'a karşılık "Siz de ABD'nin Suriye'ye karşı baskısını azaltın" dedi. Türkiye ise "Zaten Öcalan başımızı ağrıtıyor. Bir Öcalan daha istemiyoruz" cevabını verdi. Karayılan salıverildi.

Haber halen yalanlanmadı. Nedense son zamanlarda yalanlama derhal olmuyor, biraz bekleniyor, en azından 1 gün geçiyor sonra yalanlanıyor.


Bir muhalefet milletvekili twitter hesabında soruyor ?

Başbakan, 21 Ağustos 2011 tarihinde İstanbul'da konvoyunu durdurup İran Cumhurbaşkanı ile uzun süren bir telefon görüşmesi yapmıştı.araç konvoyunun durdurulması ve görüşmenin uzun sürmesi konunun öneminin göstergesiydi. Bu görüşmenin Karayılan iddialarıyla ilgisi var mıydı?




Daha önce yazmıştım. Sait isyanını çıkaranlar, olay yerinde yani Diyarbakır'da, hem de o tarihte yargılanmış ve idam edimişlerdi.
Aradan 70 sene sonra güçlenen(!) devletimiz terör örgütü liderini 20 senede zor yakalayabilmiş ama yargılamayı olay yerinde değil 4 tarafı suyla çevrili bir vatan toprağında yapabilmişti.
Şimdikilerin ise hali daha harap. Karayılan'ı yargılayabilecek cesaret görmüyorum ben onlarda. Neme lazım, konusur filan ama değil mi ?

celikbilek
13-10-2011, 19:41
Bana göre TFF de artık borsaya açılmalı.
Yine bana göre; insanların gözünün içine baka baka, hiç sıkılmadan yapılanın zam değil fiyat güncellemesi olduğunu söylemek ................ nedir ki, valla diyecek bişey bulamadım!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!11111

merlin
13-10-2011, 20:41
İnsan Hakları Derneği çalışanı, gazeteci ve çevirmen Suzan Zengin, iki yıl tutuklu kaldığı cezaevinde başlayan kalp rahatsızlığı nedeniyle dün hayatını kaybetti.Gazeteci ve çevirmen Suzan Zengin, iki hafta önce olduğu açık kalp ameliyatının ardından bulunduğu Koşuyolu Göğüs Hastalıkları Hastanesi'ndeki yoğun bakım servisinde 12 Ekim akşamı 52 yaşında hayatını kaybetti. Zengin, iki yıl kaldığı Bakırköy Kadın ve Çocuk Tutukevi'nde hastalanmıştı. İşçi Köylü gazetesinin Kartal bürosu temsilcisi Zengin, 28 Ağustos 2009'da evi basılarak gözaltına alınmış ve çıkarıldığı mahkemede tutuklanmıştı. İlk duruşmasına, bir yıl sonra, 26 Ağustos 2010'da çıkabildi.

http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetayV3&ArticleID=1066255&Date=13.10.2011&CategoryID=77
http://i.radikal.com.tr/644x385/2011/10/13/fft5_mf831748.Jpeg
Resme iyi bakın. O bir terörist, o bir vatan haini, yaşı aldatmasın memleketimizi bölebilir. İşçi ve köylü gibi son derece tehlikeli iki kavram üzerinde çalışan bir gazetede yazıyor.
Tutuklanıp hiç mahkeme önüne çıkarılmadan 1 sene tutuklu kalması delilleri karartmasın diye.
Üstüne 1 sene daha yatırılıp sonra salınması da...

Annem annem diye ağlayıp sızlayanlar bu kadıncağızın birilerinin annesi olduğunun farkında mı acaba ?

BORA YAŞAR
13-10-2011, 23:14
'Hileli bir durum var'


800 bin Osmanlı altınını almak için mücadele veren S. Ali Bayrak ortada kaldı

ELAZIĞLI Heylani Kebir aşiretinin reisi Sait Ali Bayrak, 6 yıl 2 aydır babasının İsviçre’de Credit Suisse Bankası’nın emanet kasasına 12 Eylül’den 1.5 ay önce emanet ettiği bugünkü değeri 2 milyar doları bulan altınlarını Türkiye’ye getirme mücadelesi veriyor.

Değeri 2 milyar dolar


İsviçre’deki 800 bin Osmanlı altının şuanki piyasa değerinin 2 milyar dolar olduğunu söyleyen ve bu altınları alması durumunda bununla Elazığ’a yatırım istediğini belirten Sait Ali Bayrak, altınların öyküsünü şu şekilde anlattı: “”Babam 12 Eylül’den birbuçuk ay önce siyasi ortamın karışıklığından korkup, darbe olacağının da duyumunu alınca aile mirası olan 800 bin adet Osmanlı altınını iki yakın dostunun da yardımıyla önce Elazığ’dan kara yolu ile İstanbul’a, İstanbul limanından bir gemi ile İtalya’ya ve yine karayolu ile İsviçre’ye çıkarmış. Bu güzergah bizim tahminimiz. Babam uluslararası bağlantıları olan bir tüccardı. Bu varlığı Elazığ’daki evimizim altına kazdığı bir çukura gömmüştü. Babam ‘2. Dünya savaşında Nazi altınlarını saklayan İsviçre benim altınlarımı saklar’ diye düşünmüş, biliyorsunuz en güvenli ülkedir İsviçre, dünyanın kasasıdır. Babamdan bize kalan bu altınlar aile mirasıdır, ticaretle yapılmış bir servettir.”


http://haber.gazetevatan.com/hileli-bir-durum-var/404969/1/Gundem


Nedense, izaha muhtaç böyle büyük servetlere hep Doğu ve Güneydoğu'da ve tarikat, aşiret gibi kurumları kontrol edenlerde rastlanıyor..

Hikaye ilginç..

Fakat oğulun altınlara getirdiği açıklama da bir o kadar ilginç..

"Babamdan bize kalan altınlar aile mirasıdır..Ticaretle yapılmış bir servettir."


İnsan merak etmeden edemiyor: Bu ticaretle ilgili olarak baba ne kadar beyanda bulundu ve gelir vergisi verdi acaba?

merlin
14-10-2011, 00:11
Yılmaz: Kişi başı gelir 25 bin dolar olacakKalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz, Türkiye'nin 2023 yılına kadar fert başına 25 bin dolar milli gelir seviyesine ulaşacağını söyledi.-FERT BAŞINA 25 BİN DOLAR MİLLİ GELİR

2002 yılı sonunda 230 milyar dolar olan ekonomik büyüklüğün bu yıl itibarıyla 760 milyar doları aştığını anlatan Bakan Yılmaz, bunun kurdaki yükselişe rağmen gerçekleştiğini belirterek, ''Geçmişte 3 bin 500 dolar olan fert başına milli gelir, bugün 10 bin doların üzerine çıkmış durumda. Önümüzdeki süreçte 2023'e kadar ekonomimizi 2 trilyon doların üzerine çıkarmayı hedefliyoruz. Bugünkünün aşağı yukarı 3 misli ekonomik büyüklük hedefliyoruz. Yine kişi başına milli geliri en az 25 bin dolar olarak ön görüyoruz. Dış ticaret hacminin ise 1 trilyon doların üzerinde olmasını hedefliyoruz'' dedi.

Türkiye'nin 2023 hedeflerine ulaşabilmesi için sınırlarının ötesindeki kaynakları, potansiyeli görmesi gerektiğini anlatan Yılmaz, bunların görülmemesi halinde hedeflerin yakalanmasının mümkün olmayacağını söyledi.
http://www.bloomberght.com/turkiye-ekonomisi/haber/993541-yilmaz-kisi-basi-gelir-25-bin-dolar-olacak


5-6 sene önceydi sanırım. Milli gelir hesaplama yönteminde yeni metoda geçilmişti. Akşam yatarken kişi başına düşen milli gelir 3200 dolardı, sabah uyandık , kişi başına 7000 dolar düşüyor artık dediler :)
Dolayısıyla Sayın Bakanın rakamları tümüyle sallama aslında ama konu bu değil.
Milli gelir hesaplama yöntemindeki bu değişimden sonra işyerinde arkadaşlarla konusurken ''ister misiniz bunlar 5-6 sene sonra kişi başına milli geliri 3000 den 10000 e çıkardık desinler ''
Yok dedi arkadaş , o kadar da değil canım .
O kadarmış demek ki :)
O kadar ki buna aklı başında insanlar bile inanıyor. İnanılır gibi değil.


Bana inanmayan da olacaktır. Onlara kötü haberlerim var :) Milli gelir son 8 senede , kağıt üstünde tam 3 kez arttı. Hem bir gecede :)
http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=249622
Detayını bilenler yazar .Halen inanmayana ben de araştırırım :)
http://www.siyasiforum.net/viewtopic.php?f=13&t=8368

merlin
14-10-2011, 03:52
‘Laikliğe yeni yorum sosyal bir ihtiyaç’
Kendisinin laikçilik mağduru bir insan olduğunu söyleyen Arınç “Dinin dünyada işi ne diyenlere elbette katılmıyoruz. Din hayatın en büyük gerçeği” dedi.ZORBALIK DEĞİL Mİ: İran’da herkes yarım yamalak da olsa başına mutlaka bir örtü almak zorunda. Türkiye’de de bütün kadınlar başını açmak zorunda. Zorlama unsurunu ön plana çıkarırsanız, sizin o ülkelerden ne farkınız kalacak? Bu bir zorbalık değil mi?”
http://siyaset.milliyet.com.tr/-laiklige-yeni-yorum-sosyal-bir-ihtiyac-/siyaset/siyasetdetay/14.10.2011/1450510/default.htm
Bayram değil seyran değil eniştem beni neden öptü ?
Arınç'tan inciler....
Baklalar çıkıyor ağızlardan yavaşça.
Yetmez dedik, haklı çıktık. Dertleri türban filan değil.
Dert başka....
Türkiye'de kadınların tamamı başını açmak zorunda demiş mesela.
Kimmiş onlar ?
TBMM de başı kapalı tek sekreter yok.
Niçin ?
Asker gelip başları mı kontrol ediyor ?
Kriz mi geliyor yoksa siyasi gerilim mi? Neden yine laiklik tartışması başladı ?
Sorun ne ? Dindarların ne gibi sıkıntıları var ?
Oh nihayet tüm bu türban gerilimi bitti derken yine neler oluyor ?

Yazayım hemen....
Okullarda dini eğitim seçeneği gelecek. İstemeyen seçmeyecek. Seçmeyen ya da seçmeme şansı olan ?
10000 nüfuslu kasaba. Hadi buyrun seçmeyin bakalım.
Yani ister istemez herkes seçecek. Seçmek zorunda kalacak.
Devlet kurumları da dahil olmak üzere okullar ve bu arada ilköğretime dek tüm eğitim kurumlarında başörtüsü serbest olacak.
İsteyen kapatsın istemeyen kaatmasın denecek.Ne var bunda denecek ?

Okullarda din ve bilim aynı anda okutulacak. Dolayısıyla bilim dini destekler bir şekilde anlatılacak.

Yetmeyecek efendim. Yetmeyecek...Hep daha daha daha....

Hedef AB değil, hedef Malezya....


Başkanın hesabında 2 milyon lira!
KKTC lideri Eroğlu’nun banka hesabındaki 2 milyon TL ülkeyi karıştırdı. Muhalefet ‘istifa’ diyor. Eroğlu evlerini sattığını söyledi

Bayram değil seyran değil eniştem beni neden öptü 2....
2 milyon lira...
Hani anlaşılmaz bir rakam değil ya da izah edilmez.
Kıbrıs'ta ulusalcılar yine kızağa sanırım.
Tasfiye, hayatın her anında, her yerde...

BORA YAŞAR
14-10-2011, 09:51
Acaba bizi ‘Acun’la kandırdılar mı?

Acun reklamını yaptı ama ürünler teslim edilmiyor.

Acun Ilıcalı’nın programında reklamını yaptığı fırsatürünü.com adlı site, birçok ürünü normal değerinden çok ucuza sattığını söyledi, 5 milyon liralık sipariş topladı. Ancak ürünleri 1 ay sonra vermeyi taahhüt edince şüphe uyandırdı. Şirketin merkezi de ‘Bir masa bir kasa’ tarifine uyunca şüpheler arttı...

http://haber.gazetevatan.com/acaba-bizi-acunla-kandirdilar-mi/405202/2/Manset


Acun, Beyaz ve Cem Yılmaz’dan Fener’e Yardım!


Türkiye’nin en iyi televizyoncuları olan Acun Ilıcalı, Beyazıt Öztürk ve Cem Yılmaz Fenerbahçe’nin Şampiyonlar Ligine katılamama zararını kurtabilmek için kolları sıvadı..


http://www.turkiyesporgazetesi.com/manset/acun-beyaz-ve-cem-yilmazdan-fenere-yardim.htm


Bakalım bu becerikli organizatörün altından daha neler çıkacak..

Göreceğiz..

BORA YAŞAR
14-10-2011, 10:35
SANA NE?

Dün Antalya Muratpaşa Milli Eğitim Müdürü’nün koyduğu kız ve erkek öğrencilerin birbirlerine bir metreden fazla yaklaşma yasağından söz etmiştim... Milli Eğitim Müdürü Erdem Kaya akşam saatlerinde açıklama yapmış ve “Yasak öğrenciler için değil, öğretmenler için” demiş...

Haddini bilmezliğin, küstahlığın böylesini gördünüz mü?

Adam Türkiye Cumhuriyeti’nin Milli Eğitim Müdürü mü, İran İslam Cumhuriyeti’nin ahlak zabıtası mı; belli değil...

Onun gözünde bütün kadın ve erkek öğretmenler sapık...

O yüzden okullarda birbirlerine bir metreden fazla yaklaşmamalılar!

http://haber.gazetevatan.com/Haber/405175/1/Gundem

BORA YAŞAR
14-10-2011, 12:20
İnternette dolaşırken karşıma çıktı.. Paylaşayım istedim..




Bir sebeple o kadar iltifat ettiği şair Bâkî’ye öfkelenen Kanuni merhum şiir kudretini konuşturarak onu memleketine sürgün yönünde ferman ısdâr eder:

Baki bed / Azm-i bülend / Bursa’ ya red / Nefy-i ebed



[B]Fakat!

Sultanın bu şiiri, şiirin sultanına çarpınca aşağıdaki 4 şimşek çakar:


N’ola kim nefy-i ebed azm-i bülend olunsa ey Bâkî
Bilesin ki cihân mülkü değil Süleymân’a bâkî
Şâhâ! azminde isbât-ı tehevvür ettin ammâ
Buna fânî dünyâ dirler, ne sen bâkî ne ben bâkî


Şairler Sultanı Bâkî’ nin fermanı tebellüğ ettiği anda irticâlen söylediği bu dört mısra birisi tarafından not edilip padişaha takdim edildiğinde; ferman geri alınmıştır ve Bâkî merhûm İstanbul’da yaşayıp yine orada vefat etmiştir.

http://www.hayatiinanc.com/damlalar/muhibbi-kanuni-sultan-suleyman/

BORA YAŞAR
14-10-2011, 12:36
Memurlara kötü haber...

Mesai 06'da başlayacak, cumartesi mesaisi geliyor

Enerji Bakanı Taner Yıldız günr ışığından daha fazla yararlanmak ve verimliliği artırmak için mesaiyi saat 6-7 civarında başlatmak ve cumartesiyi de çalışma günlerine dahil etmek için hazırlık yaptıkların ısöyledi. Taner Yıldız'a göre zaten esnaf bunu yapıyor ücretliler de yapabilir.

Posta Gazetesi'nden Hakan Çelik ile sohbet eden ve enerji verimliliği konusunda bir dizi girişime öncelük etmek istediklerini anlatan Bakan Taner Yıldız, "Amerika ve Avrupa'daki bazı ülkelerde mesai sabah saat 06:00-07:00 civarında başlıyor. Türkiye'de de bunu uygulamak istiyoruz" dedi.

ERKENDEN YATILACAK

Bakan Yıldız "Mesai erken başlayınca erken bitecek. Böylece gün ışığından daha fazla yararlanacağız. Esnafımız zaten bunu yıllardır yapıyor. Bu aslında kültürümüzde de var. Devlet bunu niye yapmasın ki? Yılda 3 milyar kilovatsaat elektrik tasarruf edebiliriz" dedi.

Bakan Taner Yıldız, 'Çalışanlar uykusundan fedakarlık yapacak" sorusuna "Uyku süresinde azalma olmaz. Vatandaş akşam daha erken uyur"yanıtını verdi.


http://siyaset.milliyet.com.tr/memurlara-kotu-haber-mesai-06-da-baslayacak-cumartesi-mesaisi-geliyor/siyaset/siyasetdetay/14.10.2011/1450673/default.htm


Forumdaki bazı memur arkadaşların foruma giriş çıkış saatleri değişecek demektir..:he:

Sabah 9.30-12.00 - Yemek arası 13.00- 17.30 Servise biniş eve avdet.. Dinlenme ve akşam yemeği arası -19.00-23.00 şeklinde olan forum mesaileri, yeni duruma göre hayli değişecek..

İnsanoğlu.. Buna da alışır..

JoNaThAn
15-10-2011, 05:44
Memurlara kötü haber...

Mesai 06'da başlayacak, cumartesi mesaisi geliyor

Enerji Bakanı Taner Yıldız günr ışığından daha fazla yararlanmak ve verimliliği artırmak için mesaiyi saat 6-7 civarında başlatmak ve cumartesiyi de çalışma günlerine dahil etmek için hazırlık yaptıkların ısöyledi. Taner Yıldız'a göre zaten esnaf bunu yapıyor ücretliler de yapabilir.

Posta Gazetesi'nden Hakan Çelik ile sohbet eden ve enerji verimliliği konusunda bir dizi girişime öncelük etmek istediklerini anlatan Bakan Taner Yıldız, "Amerika ve Avrupa'daki bazı ülkelerde mesai sabah saat 06:00-07:00 civarında başlıyor. Türkiye'de de bunu uygulamak istiyoruz" dedi.

ERKENDEN YATILACAK

Bakan Yıldız "Mesai erken başlayınca erken bitecek. Böylece gün ışığından daha fazla yararlanacağız. Esnafımız zaten bunu yıllardır yapıyor. Bu aslında kültürümüzde de var. Devlet bunu niye yapmasın ki? Yılda 3 milyar kilovatsaat elektrik tasarruf edebiliriz" dedi.

Bakan Taner Yıldız, 'Çalışanlar uykusundan fedakarlık yapacak" sorusuna "Uyku süresinde azalma olmaz. Vatandaş akşam daha erken uyur"yanıtını verdi.


http://siyaset.milliyet.com.tr/memurlara-kotu-haber-mesai-06-da-baslayacak-cumartesi-mesaisi-geliyor/siyaset/siyasetdetay/14.10.2011/1450673/default.htm


Forumdaki bazı memur arkadaşların foruma giriş çıkış saatleri değişecek demektir..:he:

Sabah 9.30-12.00 - Yemek arası 13.00- 17.30 Servise biniş eve avdet.. Dinlenme ve akşam yemeği arası -19.00-23.00 şeklinde olan forum mesaileri, yeni duruma göre hayli değişecek..

İnsanoğlu.. Buna da alışır..

Son zamanlarda duyduğuma sevindiğim gelişmelerden biri :) Türk milleti için kesinlikle ideal ve uyumlu bir çalışma. Mesainin sabah 6'da başlayacak olması, insanların 4:30 gibi kalkmalarını sağlayacak. Ortalama 8 saat uykuya ihtiyaç duyan biri için, akşam 20:30 - 21:00 arası uyumak ideal olacak. Bu şekilde isyana teşvik eden düşüncelere, özel hayatta yaşanabilecek bazı zevke dayalı ilişkilere, farklı kültürleri ve eserleri okumaya yönelik girişimlere gerek duyulmayacak.. Öte yandan sabah ezanı ve akşam ezanı arasında çalışmak bir müslüman için en önemli unsurlardan birisidir. Sabah ezanında hala daha uyuyor olmak büyük günahtır. Bu herkes tarafından bilinir. Kısacası bu yeni çalışma, Türk kültürü için dört dörtlüktür. Destekliyorum!

Cumartesi çalışılması çok iyi. Ancak beni rahatsız eden ve kendimi-zi (borsacılar olarak) haksızlığa uğramış gibi hissettiğim tek nokta; finans piyasalarının sadece haftaiçi açık olması. Ben Cuma seans kapandıktan sonra gün sayıyorum o zevke tekrardan nail olabilmek için. Haftasonu geçmek bitmek bilmiyor :( Cumartesi uyanıyorum tık yok. Pazar kalkıyoruz, daha 24 saat var seansın açılmasına.. Bunu gündeme getirmek lazım. Piyasalar Cumartesi günleri de işlem görmelidir.

merlin
15-10-2011, 18:50
"Pazar günleri de çalışılsın"
Büyük holdinglerin patronları Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız'ın 'cumartesi de mesai yapılsın' önerisini değerlendirdi.Zorlu Holding Başkanı Ahmet Nazif Zorlu:
Sonuna kadar destekliyorum. Türkiye'nin verimli ve çok çalışan bir ülke olması gerekiyor. ABD bu şekilde çalışıyor. Biz onlardan çok mu ileriyiz ki, bu kadar tatil yapıyoruz. Ben de her gün 06.30'da işe başlarım.

Sanko Holding Başkanı Abdulkadir Konukoğlu:
Yıllarca saat 06.00'da uyandım. Birkaç yıldır yaşın da verdiği sebeplerden dolayı 07.00'de uyanıp, işbaşı yapıyorum. Başbakan bile birkaç saat uyuyor. Ne kadar ihtiyaç varsa o kadar uyunmalı. Avrupa Birliği tembelliğin cezasını çekiyor.

Ağaoğlu Şirketler Grubu Başkanı Ali Ağaoğlu:
Bir patron olarak Cumartesi değil, Pazar günleri de çalışılsın isterim. Hayatım boyunca 7'yi 1 geçe kalktığımı hatırlamam. Mesai saatleriyle bu şekilde oynamak yerine, daha verimli ve enerji kaynaklarını da daha etkin kullanacak başka öneriler bulalım.

Limak Holding Başkanı Nihat Özdemir:
Ben çalışma saatlerinin uzamasından yanayım. Cumartesi günü Türkiye çalışmalı. Cumartesi kamu dairelerinin de çalışması taraftarıyım. En azından saat 14.00'e kadar. Türkiye'nin bütün sıkıntılarından kurtulması için üretmesi gerek.
Fenerbahçe eski Başkanı, Bosphorus Gaz Başkanı Ali Şen: Spor yapmak gibi bir şey erken kalkmak. Daha dinç oluyorsunuz. Daha verimli ve daha sağlıklı düşünüyorsunuz. Ben yıllardır sabah 6, akşam 11 arasında hayatımı yaşarım. Bir Rumeli atasözü vardır; 'Erken kalkan işine, altın takar dişine' diye...



Eskiler anlatır. Çay İşletmelerine Genel Müdür olarak atanan şahıs tesisleri gezmektedir. Yalaka müdürlerden birisi ''efendim zatı alileriniz genel müdürlüğe atandığından beri yağmur yağıyor,bu sene çay sezonu çok bereketli, geçen senenin 2 misli rekolte gelebilir''.


O misal şimdi herkes sıraya girmiş, cumartesi az, pazar da çalışalım, hatta 6 az, 5 te kalkalım. Ben 7 den erken kalkarımlar filan. Aferin. 2 çocuk annesi bir çalışan bayan kaçta kalkıyor haberin var mı desen yok.


Anaparayı 6 ayda amorti edecek işlerle uğraşmakla meşhurdur bizim işadamlarımız.
Rant peşindedir hepsi.
Japonlar işkoloiktir mesela. Başarılarını çalışmaya borçlular.
Ama Mistsubishi, Sony,Toyota,Canon,Nissan,Isuzu gibi dev üretim tesisleri var.
Bizde Ağaoğlu...Ne zaman görsem bir ferrarinin sırtında, yanında at gibi kız. Rant peşinde koşup duran, ucuza arsa kapatıp köşeyi dönen bir rantiyeci. Çalışmanın erdeminden bahsediyor.
Ali Şen. Ne iş yaptığını kimse bilmez. Bildiğin rantiyeci.
Limak...Devletten inşaat ihalesi almak dışında bir işleri yok. Bildiğin yol yapıyor, asvalt yapıyor. Ürettiği bir şeyse yok.

Yani bildiğin rantiyeci adamlar erdem dersi veriyor memleketimde.
Duyan sanacak ki işine bisikletle giden Robert Bosch adamlar...



Konunun olabilirliği ise soru işareti.
İstanbul ve onunla aynı boylamdaki şehirlerde sabah 6 da güneş bile doğmuyor yılın 6 ayı.
Ülkenin doğusunda sabah 6 da hava sıcaklığı her mevsim 10 dereceden soğuk. Kışınsa sabah 6 da hava sıcaklığı -20 ,-30 gibi deperlerde.
Cumartesi çalışan işyerleri ve kamu binaları var. Bankalar genelde iki haftada bir mesai yapar.
Bazı kamu kurumları ise mesela Maliyeciler, cumartesi öğlene dek çalışırlar. Ama iş olmadığından çalışmazlar, otururlar. Sonra fazla mesai alıp giderler.

Yani sayın bakanın önerisi kelimenin tam anlamıyla...Neyse....
Çalışma bakanı bile yok öyle bir şey dedi. Ama yalakalıkta sınır yok , lafa bak ''başbakan 2 saat uyuyor , bizim uyumaya hakkımız yok ''demiş koca şirketin sahibi.
Aferin devam edin bu yolda.
Esnaf 6 da kalkıyor muhabbeti var bir de...Hangi esnafmış bunlar ?
Benim mahallemde 9 dan erken açan yok.

reha kaya
15-10-2011, 18:54
Sn. Merlin, yazınızın üst kısmını başka bir başlığa alıntı yaptım, bilginize.

JoNaThAn
16-10-2011, 01:47
Arkadaşlar, milletin çok düşünmesi iyi bir şey değildir. Çok düşünen mutsuz olur ve doğu toplumlarının kültüründe böyle bir şey yoktur; olmamalıdır da. Akşam 6 gibi gelsinler evlerine, yemek yiyip, 2 hoş sohbet edip, 9 gibi yatsınlar. Sabah 4:30 insanların kalkması için idealdir.

Haftada 1 gün tatil uygundur; müslüman bir ülkenin tatili Pazar değil, Cuma olmalıdır. Farkındaysanız; Pazar günü tatili farklı kültür ve dinlerin bir uzantısıdır. Türk kültürü ile maalesef bir alakası yoktur. Hem neden Pazar, düşündünüz mü? Haftanın tamamında 1 gün tatil uygundur. Yalnız, finansal piyasaların ve bankaların da Cumartesi-Pazar açık olmaları gerekiyor. Bu konuda hangi makamlara başvurulabilir, bir araştırmak lazım :)

aminoasit
16-10-2011, 01:55
çok uzatmadan... :

haklsınız Jonathan;

Cuma;
Şabat ve
Pazar...

hadi sıkıyorsan üç günü de tatil etsinler.. :oley:

ama bakıyorum bizim 'gapitalist'ler cumartesi, pazar da çalışın deyoo...


olur...
çalışırım;
ama çalıştığım gün yalnızca tuvalet ve odam arasında yürüyüşte bulunurum...

önerenlere saygı ile...
ne saygısı olacak bee !!! iliğimizi mi sömüreceksininiz !!!

.

JoNaThAn
16-10-2011, 02:09
Öte yandan, mesai saatlerinin uzaması (bana göre günlük çalışma saati 12 saatten az olmamalıdır) ve ek olarak çalışma günlerine 1 veya 2 günün eklenmesi, ekonomik genişlemeyi hızlandıracaktır. Çalışanlar daha fazla para alacak ve bununla beraber daha fazla tüketim yapabileceklerdir.

Dayanıklı tüketim mallarına yönelmeleri beyaz eşya gibi sektörleri geliştirecek, bankalardan borçlanmaları finansal ve mali piyasaları güçlendirecek, daha çok gelir elde etmeleri sonucu ev yatırımı yapmaları ise gayrimenkul sektörünü olumlu etkileyecektir.

Sonuç, bu durum borsamıza orta ve uzun vadede olumlu yansıyacaktır. Çekecekleri sıkıntıyı çalışmak zorunda olanlar düşünsün. Onu da biz düşünmeyelim! :)

aminoasit
16-10-2011, 02:19
kitap okuyor musunuz hala ?

öyle ise :

"tembelliğe övgü"yü ıskalamayın...

Fransız bir adam yazmıştı;
yanılmıyorsam,
Marx'ın damadı, Jenny'nin 'kocası'...

.

BORA YAŞAR
16-10-2011, 17:25
Bir haftada 3 kupa..

İkisi ezeli rakip fenerden alınan..

Böyle giderse fenere sembol olarak kanarya değil, keklik uygun görülecek..

Basketbol şubesi Galatasaray'a kulüp olarak büyük moral verdi..

Sıra diğer branşlarda..

Tebrikler Galatasaray.:)

LDOGAN
16-10-2011, 20:00
Bana Göre de;

Aslan çoktan kedi oldu.... :)

Yeniden aslan olmaya çabalaması 3 müsabaka ile değil yıllara damga vuması ile tescillenir...

Mesele vurabilecek mi?

:)

Saygılar...

BORA YAŞAR
16-10-2011, 20:08
Kedi de olsa kekliklerin korkusudur.:)

Kaldı ki Galatasaray bir günde aslan olmadı..

Önce Avrupa Şampiyonu sonra şampiyonlar şampiyonu oldu tarih bilgisi olanların bileceği gibi..

Bu ülkede kulüpler bazında futbolda ne kadar şeref varsa çoğu Galatasaray'ındır..


Neyse..

Ne mutlu ki örnek alacağınız bir kulüp ve onun tarihi var. Hemen yanıbaşınızda..


Sevgiler..

JoNaThAn
16-10-2011, 20:34
Şu şok edici haberi okuyunca gördüm ki; artık TSK'nın değiştirilme zamanı gelmiş. Kurumsal yapıdan sonuna kadar uzak bir izlenim veren kurum, zorunlu hizmet adı altında emanet aldığı insanları hangi muamelelere maruz bırakıyor? Bu devirde, böyle bir kurumda, disko adı altında bulunan işkence merkezlerinin anlamı ve önemi nedir? Hükümetin derhal en alt kademeden, en üst kademeye varıncaya kadar bu olayların üzerine gitmesi gerekmektedir. Gerekirse kurumun önemli bir bölümü sivilleştirilmelidir. Buyrunuz detaylar;

http://gundem.milliyet.com.tr/disko-dan-son-dehset-hikayesi/gundem/gundemdetay/16.10.2011/1451449/default.htm

Geçmişte yaşanan bir olay ise şu şekilde; defalarca basılan ve terör tehdidi altında bulunan karakola daha 1 aylık acemi eğitimini yeni tamamlamış, hayatı boyunca silah tutmamış 18-19 yaşındaki gençler gönderiliyor! İnsan bunları görünce yavaş yavaş bir şeyleri net olarak anlamıyor mu sizce de? Çok ilginç...

http://www.beyazgazete.com/video/2010/02/09/sehitler-kisa-donem-asker-kanald.html

orwel1984
16-10-2011, 21:38
Gerekirse kurumun önemli bir bölümü sivilleştirilmelidir.

Sivil ordu biraz komik olmuş, mesela 1. sivil tümeni hemen gizli yollardan Suriyeye göndeririz, Esat efendiyi teslim alırız.

Şunun şurasında 40 bin kadar sivil adam, silahlarını avuç içinde gizlerler, tanklarını da arka cebinde götürürler.

BORA YAŞAR
16-10-2011, 22:50
Gazetelerden okuyoruz..

Oğlumuz Arda Turan, sevgilisi Sinem Kobal'ı ailesinden istemiş..

Peki istemeye kimlerle gitmiş?

Acun Ilıcalı ve Fatih Terim'le..

Bu delikanlının annesi babası ailesi yok mu kendisine kız isteyecek?

Bu kadar mı medyatik bir iştir Arda oğlumuzun kız istemesi?

Allah akıl fikir versin..

merlin
17-10-2011, 00:27
Gazetelerden okuyoruz..

Oğlumuz Arda Turan, sevgilisi Sinem Kobal'ı ailesinden istemiş..

Peki istemeye kimlerle gitmiş?

Acun Ilıcalı ve Fatih Terim'le..

Bu delikanlının annesi babası ailesi yok mu kendisine kız isteyecek?

Bu kadar mı medyatik bir iştir Arda oğlumuzun kız istemesi?

Allah akıl fikir versin..

Buna da şükür. Abisi Başbakanı sokmuştu devreye.

merlin
17-10-2011, 03:52
Cüppeli', 'Muhteşem Süleyman'a savaş açtı!

'Cübbeli Ahmet Hoca' olarak bilinen Ahmet Mahmut Ünlü, 'Muhteşem Yüzyıl' dizisiyle ilgili RTÜK'ü göreve çağırdı. Ünlü: Muhteşem Yüzyıl dizisi hakikaten uğursuz bir dizi. Katmerli haram
Ünlü, İsmailağa Cemaati'nden böyle bir şey duymadığını, kimsenin cemaatin temsilcisi olmadığını söyleyerek, "Cemaat lanetledi diye bir şey olmaz. Ancak Allah lanetleyebilir. Biz cemaat olarak diziyi, oyuncularını lanetledik diye bir durum söz konusu değil. Ancak bu dizi İslam'a uygun değildir. Kuran'a ve sünnete uygun değildir. Bu dizi geçmiş ecdadımızın da ırzını, haremini, haysiyetini rencide ettiği için katmerli haramdır" dedi.


Ne kadar kolay değil mi bir ''şeyi'' haram ilan etmek ...
Dizi bana göre de abartılı. Ama tarih, dizideki abartının aslında var olanı gizlemekten ibaret olduğunu gösteriyor.
Şehzade Mustafa , babasının çadırında ve babasının gözleri önünde, sağır ve de dilsiz dört cellatça, dakikalarca süren bir boğuşma sonucu yorgun düşüp keman teliyle oracıkta öldürüldüğünde 38 yaşındaydı.
Nasıl bir duygudur hep merak ederim. Oğlun 38 yaşında ve dipdiri karşında.
Başında dört katil, dört sağır dilsiz katil. Oğlun ellerini öpmek için çadırına giriyor ama girdiği anda üzerine çullanıyorlar. Ve sen izliyorsun.

En büyük sultanların tarihi aynı zamanda kanın , günahın , suçluluğun da tarihidir.

Üstelik haşmetli sultanın akıl hocası Suud'un fetvasıyla aldığı kelle oğlundan ibaret değil. Başka bir oğlu, başka bir oğlu daha.Yeter mi ?
Şehzade Emirhan (1512-1533)
Şehzade Mahmud(1512-1521)
Şehzade Mustafa (1515-1553)
Şehzade Mehmed(1521-1543)
Şehzade Abdullah (1522-1524)
II. Selim(1524-1574)
Şehzade Bayezid(1525-1562)
Şehzade Cihangir(1531-1553)

Öyle ki sarayda bir hanım evladı olarak yetiştirilen Selim'e kalmıştı saltanat. Diğerlerinin katilleri dilsiz cellatlar olduğundan ancak doğum ve ölüm tarihleri biliniyor.

Bununla da kalmıyor Sultanın gazabı.

Büyük Mimar Sinan'ın katl tehlikesi geçirdiği biliniyor.
8 yaşından beri dostu ve yaşıtı olan, son derece yetenekli sadrazam İbrahim Paşa...
Türk tarihinin en büyük deniz adamı Piri Reis.Yaz yaz bitmez...

Osmanlı tarihine en saygılı yazarlar bile tüm cinayetlere kılıf uydurabilirlerken Piri Reis'in İstanbul'a yolladığı 2 kervan yükü altına rağmen neden idam edildiğine dair bir açıklama sunamıyor. 80 yaşına merdiven dayamış bu büyük denizci bile , dedikodulara kanıp adam kesmeyi huy edinmiş sultanın gazabından kurtulamıyordu.

Süleyman elbette büyük bir hükümdardı her şeye rağmen. İmparatorluğun klasik çağının en görkemli zamanında iktidardaydı.

Ama kendi çapında bir şeyler anlatmaya çalışan, onu da beceremeyen bir diziye bu kadar saldırı fazla.
Hele hele üstüne geçirdiği cübbeyle haramdır fetvası vermeye kalkmak affedilir gibi değil.

BORA YAŞAR
17-10-2011, 09:52
Neden ayaklanmıyoruz?

Protestolar Wall Street’ten Times Meydanı’na sıçradı.

Wall Street işgali, New York’tan dünyaya sıçradı. Haftasonu 82 ülkede , onbinlerce insan sokaklara döküldü.
Ancak “Ayaklan İstanbul” adıyla duyurulan eyleme, Taksim’de sadece 50 kişi katıldı. Peki kapitalizmin yıkıcılığına verilen global tepki, neden bizde ilgi görmedi? Bu düzene dair hiç mi derdimiz yok ?

Dört maddede “neden düzene isyan eden az”ın cevabı:

1. VAKTİ GELMEDİ: Her ne kadar zamlardan şikayet etsek de dünya ekonomilerine kıyasla halen daha avantajlıyız. Daha doğrusu, global krizin etkilerini minimum seviyede hissettik...
ABD’de “1929 buhranı” ile karşılaştırılan 2008 krizinin etkilerinin hissedilmesi ve insanları sokağa dökmesi içinse üç yıl gerekti. Başta Yunanistan ve İspanya olmak üzere, Avrupa ülkeleri son bir yıldır batmanın eşiğinde.
Ekonomistler, pek yakında krizde “ikinci dip” yaşanacağını öngörüyor. Türk ekonomisi kendini her ne kadar çıpalarla, vergilerle, zamlarla “koruma”ya alsa da mevcut cari açık rakamlarıyla bu defa krizin “teğet” geçmesi zor.

Eylem yapmak= Terörizm

2. SOKAĞA ÇIKAN YANAR: Parasız eğitim için pankart açanın, hükümet politikalarını protesto edenin hapse tıkıldığı , gazetecilerin yazdıkları yüzünden “terörist” olmakla suçlandığı, HES protestocusu genç kıza “eylemcilerle konuşma yasağı”nın verildiği bir ülkede yaşıyoruz!
KCK tutuklamalarını protesto eden vekillerin 20-30 yıl hapis istemiyle yargılandığı Türkiye’de, değil Taksim’de çadır kurmak, oturma eylemi yapmak bile büyük sorun.

3. KEMER SIKMAYA ALIŞIĞIZ: Haziran’da AKP yüzde 50 ile iktidara geldi. Seçim analizlerinde öne çıkan neden, AKP iktidarının tüm sorunlarına rağmen krizi “atlatma” becerisi ve sağlıktaki atılımlarıydı.
İşsizlik sorunu çözülemiyor, memur ve işçi ezilmeye devam ediyor... Buna rağmen kitlesel işten çıkarmalar, mortgage krizi gibi büyük sıkıntıları (henüz) yaşamadık. Üstelik biz kemer sıkmaya, krize ezelden alışığız!
Düzene isyan eden, bankacılık sistemine lanet yağdıran ülkelerdeyse mevcut iktidarların para politikalarına isyan sözkonusu.

12 Eylül, bin yıl sürer

4. BİR ARAYA GELME KÜLTÜRÜ: Türkiye, son iki yılda sokak gösterileri anlamında hareketliydi. Ancak aynı dertten mustarip insanların dahi bir araya gelme kültüründen yoksun olması, bir araya gelseler de birbirlerinin kuyusunu kazması, kolaylıkla dağıtılıp bölünmelerine neden oluyor.
Üzerinden sayısız darbe geçmiş, 12 Eylül’le hala hesaplaşamamış, solu bitirilmiş, buna rağmen solculuğu hala öcü sayan, iktidara yönelik eleştirinin “Ergenekonculuk” la eş tutulduğu bir ülkede “kapitalizme isyan” için kitlelerin birleşmesi, şimdilik uzak görünüyor
.
Neymiş? 28 Şubat değil ama 12 Eylül, bin yıl sürermiş ...

http://gundem.milliyet.com.tr/neden-ayaklanmiyoruz-/gundem/gundemyazardetay/17.10.2011/1451607/default.htm

BORA YAŞAR
17-10-2011, 09:53
VATANDAŞ BUNU YAP!


Son zamları eleştirenlere karşılık Başbakan’ın “Sigara içmeyin, alkolü az tüketin, Porsche almayın” şeklindeki sözleri, şimdiden literatüre girdi.
- Erdoğan, asıl sıkıntının benzine, doğalgaza ve elektriğe yapılan zam -pardon, güncelleme - olduğunu pekala biliyor. Fakat dikkati yine sigaraya, alkole ve lüks tüketime çekmeyi başarıp dalgasını geçiyor.
- Fiat ve Volkswagen’ın reklama ihtiyacı kalmadı... Ne var ki örnek verdiği arabalar da sıradan vatandaş için ucuz alternatifler değil. Bu araçlar benzinle çalışmıyor mu? Devamlı ‘güncellenen’ vergiler, araç kullananı cezalandırmıyor mu?
- Alkolü içmeyin dememiş Başbakan, “az” tüketin demiş. Peki “az”ın ölçüsü ne? Bir kadeh mi? İki mi?
- Bu tariften hareketle “öğrenci andı”nı güncelleyelim, biraz eğlenelim: “Türk’üm, Müslüman’ım, Porsche almam... İlkem; sigara içmemek, içkiyi az tüketmek, Zerdüştlere prim vermemektir! Ülküm, üç çocuk yapmak...


http://gundem.milliyet.com.tr/neden-ayaklanmiyoruz-/gundem/gundemyazardetay/17.10.2011/1451607/default.htm

BORA YAŞAR
17-10-2011, 10:48
‘Çat kapı’ ziyarete 15 gün hazırlık


Gül’ün ziyaretinin perde arkası belli olmaya başladı


Çok gizli bir programla sınır bölgesine giden Cumhurbaşkanı Gül’ün ziyaretinin perde arkası belli olmaya başladı. VATAN’ın edindiği bilgilere göre ziyaret için 15 gün hazırlık yapıldı, Gül ve Özel güvenlik önlemi için ayrı ayrı uçtu.

Cumhurbaşkanı Gül’ün güvenlik gerekçesiyle duyurulmayan ve adeta sır gibi saklanan bölgeye yaptığı “moral” ziyaretinin ayrıntılarına VATAN ulaştı.

Edinilen bilgilere göre, öncesinde gizli tutulan bölge ziyaretlerinde, güvenlik önlemi olarak Gül, Genelkurmay Başkanı Org. Necdet Özel, Kara Kuvvetleri Org. Hayri Kıvrıkoğlu ve Jandarma Genel Komutanı Org. Bekir Kalyoncu için ayrı ayrı helikopterler kaldırıldı. Bu dört helikoptere ise Kobra helikopterleri eşlik etti.

Kurşun geçirmez yelek giymedi

Ziyarette, bölgeyi yakından bilen, özel eğitimli yaklaşık 40 Cumhurbaşkanlığı koruma polisi Gül’e yakın koruma sağlarken, Gül’ün kurşun geçirmez çelik yelek giymediği öğrenildi. Cumhurbaşkanlığı korumaları 15 gün bölgede kamp kurarak, krokiler üzerinden hazırlık yaptı. Ziyaret süresince F-16’lar da hazır bekletildi.Askeri mevzileri dolaştı

Ziyaretin ikinci gününe ilişkin bilgi, fotoğraf ve görüntülere, Cumhurbaşkanlığı’nın internet sitesinde yer verildi. Gül’e Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet Özel, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Hayri Kıvrıkoğlu, Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Bekir Kalyoncu ve 2. Ordu Komutanı Orgeneral Servet Yörük de eşlik etti.

http://haber.gazetevatan.com/cat-kapi-ziyarete-15-gun-hazirlik/405676/1/Manset


Vatanın bir parçasını bu ülkenin Cumhurbaşkanı ziyaret edecek diye yapılan hazırlıklara, alınan önlemlere bir bakın.

Cumhurbaşkanı kurşun geçirmez yelek giymemiş, dağ başındaki siperde ayakta durmuş, asker karavanasına kaşık sallamış..Yarattığımız efsanelere bakın.

Yukarıdaki haberi okuyan yabancı biri "savaş hali" var diyecektir..

Dilediğimiz kadar adına terörle mücadele diyelim..Alınan tedbir ve usuller tümüyle savaş hali..

Reel durumu hayalimize çevirmekte üstümüze yok..

BORA YAŞAR
17-10-2011, 10:54
Kültür ajansı gitti, bize vergisi kaldı


İstanbul Kültür Başkenti Ajansı için 2008’de benzin ve mazota konulan kültür vergisi ajans kapatılmasına rağmen hâlâ toplanıyor. Ne zaman sona ereceği ise bilinmiyor.

http://haber.gazetevatan.com/kultur-ajansi-gitti-bize-vergisi-kaldi/405738/2/Ekonomi


Vergiyi beğenmiş olma ihtimalimiz yok mudur? :he:

BORA YAŞAR
17-10-2011, 15:09
Ben gerçek vatan sevgisini Gülen Cemaati'nde gördüm!

Serdar Turgut yazdı...

http://www.haberturk.com/polemik/haber/680121-ben-gercek-vatan-sevgisini-gulen-cemaatinde-gordum


Bir ABD ziyareti bir beyin ameliyatı adamı bu hale getirdi..:he:


Aklıma Hüseyin Hatemi'nin bir söyleşisi geldi..

GÜLEN OKULLARI ABD’NİN MENFAATİ İÇİN KURULDU..başlıklı..

http://www.odatv.com/n.php?n=gulen-okullari-abdnin-menfaati-icin-kuruldu--2909101200

BORA YAŞAR
17-10-2011, 20:54
Gencecik hakemler..

Sağlıklı insanlar..

Dün Galatasaray maçında Hüseyin Göçek 10 metre mesafeden ceza sahasında Eboue'nin dizine yapılan açık karate darbesini görmedi..

Bu gece Mersinİdmanyurdu-Fener maçında Halis Özkahya 5 metreden Bekir'in ceza sahası içinde blokunu göremedi..

Duruma itiraz eden futbolcuyu hemen cezalandırdı..

Bu hatalar değerlendirme hatası değil.. Hakemin görmediği için cezalandırmadığı pozisyonlar..İşin vahameti bu özelliğinde..


Hakemler futbol denilen seyirliğin en önemli ve neticeye en etkili ögesi..

Bu kalitede hakemlerle Türkiye Süper Ligi bir yere varamaz..

JoNaThAn
18-10-2011, 00:02
İşkence sonucu yaşamını kaybeden asker hakkında neden öldüğüne dair, hangi işkence yöntemlerinin böyle bir sonuca yol açtığına dair tek bir tatmin edici açıklama yapılamamış. Bu olayı, yapılanı ve kendilerini hiçbir şekilde savunamıyorlar. Aileye gerekli açıklamalar yapılmış ve araç tahsil edilmiş!

Neyse ki, bu anlayış son demlerini oynuyor. Toplum artık gerçekleri farketmeye ve neyin yanında, neyin karşısında duracağını anladı.

http://www.hurriyet.com.tr/gundem/19011314.asp

Çocuklarını işkence sonucu kaybeden ailenin cenaze sırasında saldırıya uğramış olması ise çok manidar gözüküyor:

http://www.taraf.com.tr/haber/ugur-kantar-in-ailesine-saldiri.htm

BORA YAŞAR
18-10-2011, 12:13
Hizbullah davasında tutuklu sanık kalmadı

Hizbullah terör örgütü davasının ilk duruşmasında tutuklu sanıklardan örgütün Türkiye sorumlusu olduğu iddia edilen Mehmet Bahattin Temel ile Hacı İnan’ın da aralarında bulunduğu 6 sanığın tahliyesine karar verdi. Böylece davanın tutuklu sanığı kalmadı.


http://haber.gazetevatan.com/hizbullah-davasinda-tutuklu-sanik-kalmadi/405826/1/Manset


Tarihi takas yapıldı


Şalit karşılığında 1027 Filistinlinin salıverilmesini öngören takasın ilk aşaması hayata geçirilirken, Şalit İsrailli yetkililere teslim edildi.

SINIR DIŞI EDİLECEKLERDEN 10'U TÜRKİYE'YE GELİYOR

İsrail ile Hamas arasında varılan tutuklu takası anlaşmasına göre, Filistin toprakları dışına sınır dışı edilecek Filistinli tutuklulardan 10’u Türkiye’ye gönderilecek.

Kanal 2 televizyonuna göre, sınır dışı edilmesinde mutabık kalınan 40 Filistinli tutukludan 10’u Türkiye’ye, diğer 15 Filistinli Katar’a, 15’i de Suriye’ye gönderilecek.

"TÜRKİYE’NİN TUTUKLULARI KABULÜ HAMAS’LA BAĞLARININ GÖSTERGESİ"

Jerusalem Post’a konuşan İsrail hükümet yetkilisi, Türkiye’nin takas anlaşması çerçevesinde Filistinli tutukluları kabul etmesinin Hamas’a yönelik "dostane" bir eylem olduğunu öne sürdü.


http://haber.gazetevatan.com/tarihi-takas-yapildi/405864/30/Manset


Aynı gazetede yanyana iki haber böyle..

Herkes kendi yorumunu yapsın..

metkon
18-10-2011, 13:37
Gencecik hakemler..

Sağlıklı insanlar..

Dün Galatasaray maçında Hüseyin Göçek 10 metre mesafeden ceza sahasında Eboue'nin dizine yapılan açık karate darbesini görmedi..

Bu gece Mersinİdmanyurdu-Fener maçında Halis Özkahya 5 metreden Bekir'in ceza sahası içinde blokunu göremedi..

Duruma itiraz eden futbolcuyu hemen cezalandırdı..

Bu hatalar değerlendirme hatası değil.. Hakemin görmediği için cezalandırmadığı pozisyonlar..İşin vahameti bu özelliğinde..


Hakemler futbol denilen seyirliğin en önemli ve neticeye en etkili ögesi..

Bu kalitede hakemlerle Türkiye Süper Ligi bir yere varamaz..

Geçen haftalardan birinde de Bilica nın aynı şekilde el ile % 100 penaltılık bir pozisyonu vardı...Galiba diyet ödüyorlar MHK ve TFF...

Beceremiyorsan ve bu pozisyonları göremiyorsan, süzemiyorsan yapma bu işi kardeşim...Zorla mı yapıyorsun...Git dikkatlice görme gerektirmeyen başka bir iş yap...

tekas
18-10-2011, 17:05
Hizbullah davasında tutuklu sanık kalmadı

Hizbullah terör örgütü davasının ilk duruşmasında tutuklu sanıklardan örgütün Türkiye sorumlusu olduğu iddia edilen Mehmet Bahattin Temel ile Hacı İnan’ın da aralarında bulunduğu 6 sanığın tahliyesine karar verdi. Böylece davanın tutuklu sanığı kalmadı.


http://haber.gazetevatan.com/hizbullah-davasinda-tutuklu-sanik-kalmadi/405826/1/Manset


Tarihi takas yapıldı


Şalit karşılığında 1027 Filistinlinin salıverilmesini öngören takasın ilk aşaması hayata geçirilirken, Şalit İsrailli yetkililere teslim edildi.

SINIR DIŞI EDİLECEKLERDEN 10'U TÜRKİYE'YE GELİYOR

İsrail ile Hamas arasında varılan tutuklu takası anlaşmasına göre, Filistin toprakları dışına sınır dışı edilecek Filistinli tutuklulardan 10’u Türkiye’ye gönderilecek.

Kanal 2 televizyonuna göre, sınır dışı edilmesinde mutabık kalınan 40 Filistinli tutukludan 10’u Türkiye’ye, diğer 15 Filistinli Katar’a, 15’i de Suriye’ye gönderilecek.

"TÜRKİYE’NİN TUTUKLULARI KABULÜ HAMAS’LA BAĞLARININ GÖSTERGESİ"

Jerusalem Post’a konuşan İsrail hükümet yetkilisi, Türkiye’nin takas anlaşması çerçevesinde Filistinli tutukluları kabul etmesinin Hamas’a yönelik "dostane" bir eylem olduğunu öne sürdü.


http://haber.gazetevatan.com/tarihi-takas-yapildi/405864/30/Manset


Aynı gazetede yanyana iki haber böyle..

Herkes kendi yorumunu yapsın..


Filistin davasını desteklerken Hamas'la aynı karede yer almak çok yanlış bir tutum olur.

Hamas'ın, Filistinliler'in yasal temsilcisi olduğunu öne sürerek, bir terör örgütünü desteliyor olduğumuz kanaatini ortadan kaldıramayız.
Nitekim İsrail Türkiyeyi bu şekilde suçlayarak aynı şekilde kendilerinin de PKK konusunda benzer tutum takınabilecekleri imasında bulunmaya başladı.
Bunu açıkça ilan etmeseler de el altından yapılan bu işler alenen de yapılabilir.

Bizim özgürlük savaşçısı olarak tanımladığımız bir örgüt bir başka ülkede terörist saldırılar nedeniyle suçlanıyor.
Bizim terörist olarak nitelediğimiz Pkk' da yarın bu ülke tarafından ''özgürlük savaşçısı gerillalar'' olarak nitelenip arka çıkılırsa
Kime Ne söyleyebiliriz?

tekas
18-10-2011, 18:14
Gencecik hakemler..

Sağlıklı insanlar..

Dün Galatasaray maçında Hüseyin Göçek 10 metre mesafeden ceza sahasında Eboue'nin dizine yapılan açık karate darbesini görmedi..

Bu gece Mersinİdmanyurdu-Fener maçında Halis Özkahya 5 metreden Bekir'in ceza sahası içinde blokunu göremedi..

Duruma itiraz eden futbolcuyu hemen cezalandırdı..

Bu hatalar değerlendirme hatası değil.. Hakemin görmediği için cezalandırmadığı pozisyonlar..İşin vahameti bu özelliğinde..


Hakemler futbol denilen seyirliğin en önemli ve neticeye en etkili ögesi..

Bu kalitede hakemlerle Türkiye Süper Ligi bir yere varamaz..

Bora abi, hakemler konusunda haklısınız.
Ancak, hakemliği bırakan ''Bünyamin Gezer''in tek maçla işi bitirildi.
Oysa ki bu güne kadar derbiler için hep aranan hakemlerden di.
Muslera'nın atılmasını Erman Toroğlu ' TV.proğramında ''YANLIŞ KARAR'' olarak niteledi.
MHK başkanı yayına katıldı ''GRİ POZİSYON'' dedi.
UEFA Hakem komitesi başkanı atılma kararı ''YERİNDE VE ÖRNEK KARAR'' dedi.
Maçın gözlemcisinden ''EN YÜKSEK PUAN'' aldı.
Adam hakemliği bıraktı.
Dün akşam TV proğramında E.Toroğlu ve MHK başkanı bu pozisyon için o gün ki yanlış yorumlarını bir tarafa bırakıp pişkin pişkin Bünyamin Gezer'in hakemliği bırakma gerekçelerini yorumlayıp durdular.

Bizim doğruyu ve iyiyi savunduklarını öne süren '' örnek kişiliklerimiz de!'' malesef bu durumda.
Erman efendi, şimdi de -- Halis Özkahya'nın kafasında ''VİRÜS'' var.---diyerek bir hakemin daha onur ve şahsiyetini karalamaya başladı.
Bu şekilde devam ederek ''ŞİKE'' ci olarak nitelediği insanlardan daha vahim bir yol tutturmuş gidiyor.

JoNaThAn
18-10-2011, 19:31
Pkk'nın izlediği politikalara dünya genelinde bazı kesimler Kürt Özgürlük Hareketi dese de, bunun hümanizm ile bağdaşan pek bir tarafı olduğunu düşünmüyorum. Ancak türkiye'nin müslüman kardeşleri Hamas ve Hizbullah'ın yanında yer aldığı tüm dünyaca bilinen bir gerçek. Bunu zaten İsrail hükümet yetkilisi açıkça dile getirmiş. Gizlenecek, saklanacak bir tarafı yok. Öte yandan, örf-adet ve gelenekler çerçevesinde, türkiye'nin önemli ölçüde muhafazakar değerleri beslediği aşikardır; bunlar bu halkın kendi değerleridir. Saygı duymak önemlidir:

http://gundem.milliyet.com.tr/genc-kizi-saz-calip-turku-soyluyor-diye-yurda-almadilar/gundem/gundemdetay/18.10.2011/1452244/default.htm

Öte yandan Hizbullah'ın, şiddete dayalı olduğuna dair şüphe uyandırabilecek bir takım politikalardan kurtulup, türk-müslüman siyasetine legal ölçüler dahilinde girmesinin zamanı gelmişti. Heralde bu tahliyeler bunun habercisi; elbette kanunlara ve verdiği kararlara saygı duymak zorundayız. Yeni türkiye için demokrasi ve kalkınmanın öncü göstergeleridir bunlar.

PARK
18-10-2011, 21:18
Bora abi, hakemler konusunda haklısınız.
Ancak, hakemliği bırakan ''Bünyamin Gezer''in tek maçla işi bitirildi.


İşinin bitirildiği falan yok...

Bünyamin efendinin ayrılmasının tek sebebi ''duygusaldır'':yes:

Ayrılırken bir kılıf uydurması gerekiyordu o da bahsettiğiniz olayı seçti...

Hani derler ya ''külahıma anlat'' bu da o misal...

Kim bilir devletimin televizyon kanalı ne kadar teklif etti...


Yemezler....

BORA YAŞAR
18-10-2011, 22:28
Satış bitti ekrana veda etti


Star TV Ana Haber Genel Yayın Yönetmeni ve anchormani Uğur Dündar, ekranlara veda edeceğini açıkladı...


http://gundem.milliyet.com.tr/satis-bitti-ekrana-veda-etti/gundem/gundemdetay/18.10.2011/1452195/default.htm


Bir aykırı ses daha susmuş oldu böylelikle..

Giderek sessizleşiyor ortalık..

Karanlıklaşıyor..

Toplumda bu durumdan son derece mutlu olanlar var..

Mutsuz olmaları gerekenler ise hayat gailesinde..

Zevkü safada..

Kim kiminle evleniyor programlarını izliyorlar..

merlin
19-10-2011, 00:31
Bora abi, hakemler konusunda haklısınız.
Ancak, hakemliği bırakan ''Bünyamin Gezer''in tek maçla işi bitirildi.
Oysa ki bu güne kadar derbiler için hep aranan hakemlerden di.
Muslera'nın atılmasını Erman Toroğlu ' TV.proğramında ''YANLIŞ KARAR'' olarak niteledi.
MHK başkanı yayına katıldı ''GRİ POZİSYON'' dedi.
UEFA Hakem komitesi başkanı atılma kararı ''YERİNDE VE ÖRNEK KARAR'' dedi.
Maçın gözlemcisinden ''EN YÜKSEK PUAN'' aldı.
Adam hakemliği bıraktı.
Dün akşam TV proğramında E.Toroğlu ve MHK başkanı bu pozisyon için o gün ki yanlış yorumlarını bir tarafa bırakıp pişkin pişkin Bünyamin Gezer'in hakemliği bırakma gerekçelerini yorumlayıp durdular.

Bizim doğruyu ve iyiyi savunduklarını öne süren '' örnek kişiliklerimiz de!'' malesef bu durumda.
Erman efendi, şimdi de -- Halis Özkahya'nın kafasında ''VİRÜS'' var.---diyerek bir hakemin daha onur ve şahsiyetini karalamaya başladı.
Bu şekilde devam ederek ''ŞİKE'' ci olarak nitelediği insanlardan daha vahim bir yol tutturmuş gidiyor.
Gezer'in bitirildiğina katılmıyorum. Karabük maçındaki hatası gri hata olarak yorumlanmış.
Yani tartışmalı bir pozisyonda rakibi zor durumda bırakmışsın denmiş. Federasyon 2 hafta dinlendiriyor hakemleri.
Gezer yalnızca 2 hafta maç alamadı, bahaneyle beni harcadılar muhabbetine başladı. Harcandığı filan yok. TRT aylık 30ooo dolar vermiş.
O da 6 ay ücretsiz izin almış mesleğinden. 6 ay x 30ooo dolar = 180 ooo dolar.
100 sene hakemlik yapsa kazanamaz o parayı.


Gri hatası ise tartışılır. GS Spor klubü hakemden çok kaleciyi eleştirdi. Haklı karar diyenler çoğunlukta. Yani çıkıp yaktın bizi hakem demediler.
Pozisyon hata mıydı ?
Rakip futbolcu son adam değildi. Yanında ona yetişebilecek oyuncu vardı.
Ama kaleci de erken çıktı.
Sonuçta çok abes bir karar değildi.

Gezer beni harcadılar muhabbeti yapmak yerine , para cazip. Memur adamım. Dese, daha şık olurdu :)

PARK
19-10-2011, 00:40
Gezer'in bitirildiğina katılmıyorum. Karabük maçındaki hatası gri hata olarak yorumlanmış.
Yani tartışmalı bir pozisyonda rakibi zor durumda bırakmışsın denmiş. Federasyon 2 hafta dinlendiriyor hakemleri.
Gezer yalnızca 2 hafta maç alamadı, bahaneyle beni harcadılar muhabbetine başladı. Harcandığı filan yok. TRT aylık 30ooo dolar vermiş.
O da 6 ay ücretsiz izin almış mesleğinden. 6 ay x 30ooo dolar = 180 ooo dolar.
100 sene hakemlik yapsa kazanamaz o parayı.


Gri hatası ise tartışılır. GS Spor klubü hakemden çok kaleciyi eleştirdi. Haklı karar diyenler çoğunlukta. Yani çıkıp yaktın bizi hakem demediler.
Pozisyon hata mıydı ?
Rakip futbolcu son adam değildi. Yanında ona yetişebilecek oyuncu vardı.
Ama kaleci de erken çıktı.
Sonuçta çok abes bir karar değildi.

Gezer beni harcadılar muhabbeti yapmak yerine , para cazip. Memur adamım. Dese, daha şık olurdu :)


Bu topicte alıntı yapmayı sevmem fakat yukarda ki son gönderimde benim es geçtiğim yerleri siz doldurmuşsunuz Sevgili merlin..

Noktasına, virgülüne...

İmza: PARK

merlin
19-10-2011, 00:48
Bu topicte alıntı yapmayı sevmem fakat yukarda ki son gönderimde benim es geçtiğim yerleri siz doldurmuşsunuz Sevgili merlin..

Noktasına, virgülüne...

İmza: PARK
Collina'yı bilirsiniz mutlaka. LigTV buna korkunç bir para öneriyor. Bu tamam ama ne yapacağım diyor . Hakem hatalarını yorumlayacağız deniyor.
Collina ''canlı yayında, insanların önünde hakem hatası tartışmam ''diyerek milyon dolarlık teklifi reddediyor.

Bizde bakıyoruz....
Erman, Çakar, Bünyamin , Tokat....Ve diğerleri...
Düdüğü asan beni mağdur ettiniz, büyük takımlar bizi harcadı muhabbetine başlıyor...
Kimi köşe yazarı , kimi TV yorumcusu...

Ben anlamıyorum bunları zaten. Hakem pozisyonun penaltı olup olmadığını TV başında yorumlayan adam değildir. Sahada görüp çalıyorsan hakemsin. Ekran başında zaten herkes biliyor futbolun kurallarını.
Bir pozisyon ofsayt mı değil mi ? Benim 6 yaşındaki yiğenim bile biliyor.
Pozisyona bakıyorsun. Adama arkadan çelmeyi takmış.
Erman ''penaltı penaltı gibi olur''
Çakar ''penaltı artı kırmızı ''
Tokat '' hakemi aldatıyor , sarı kart ''

Sanki insanlar salak. Erman penaltı derse doğru, Ahmet dedi ya doğrudur.

Üstelik bu adamlar gündemde kalmak için sürekli abuk subuk iddialar ortaya atıyorlar.
Oysa nasıl hakem olduklarını 30 yaş üstü herkes anımsar.

Kısacası ben hakemlerin TV de ne işi var bilmiyorum.

merlin
19-10-2011, 04:59
STAR TV nin satılması konusunda bir iki söz söylemek gerek.


Ülkemizde 1990 lara dek medya patronlarının devlet ihalelerine girmesi sınırlandırılmıştı. Amaç medyanın devletten mümkün olduğunda bağımsız hareket edebilmesiydi.
1990 larda bu yasak daraltıldı. DOğan Medya ,Ciner Medya ,Uzan Medya patladı. Buyük bir gazeteci kıyımı yaşandı, eşzamanlı olarak basın çalışanlarına sendikasızlaştırma süreci işletildi.

O dönem bu kıyıma sessiz kalanların sonuçta kendileri de bir gün tasfiye olacaktı kuşkusuz.


2000 lerde ise artık yasaklar tamamen kaldırıldı. Ve Doğuş Medyanın yıldızı parladı.

Doğuş Grubu Nergis TV yi NTV ye dönüştürerek güya seçkin izleyiciye hitap eden bir TV kanalı yarattı. Ancak bu kanalın pek de aykırı olmayan Banu Güven, Can Dündar gibi isimleri bile iktidarı rahatsız etti.
Doğuş grubu Marmaray inşasını alan firmalardan birisi ve projeyi zamanında teslim edemediler. Ayrıca çok sayıda baraj ve yol inşası da ellerinde. Yani devletle bir göbek bağı söz konusu.
NTV haber servisini tamamıyla tasfiye etmeleri 1 hafta sürdü.
Ve şimdi StarTV yi saflarına kattılar.
Güdümlü medya yandaş medyadan da tehlikelidir. Yandaş medyayı yalnızca yandaş izler. Haricinde kimse inanmaz.
Ama güdümlü medya ülkenin güdülmeye alışık kitlelerini güdüleyebiliyor.

Sonuçta, medya çalışanlarının sendikal hakları iade edilmedikçe ve ayrıca medya patronlarının devlet ihalelerine girişi engellenmedikçe özgür basından söz edemeyiz.

merlin
19-10-2011, 05:11
Mardin Artuklu Üniversitesi 5 dilde edilen dualarla açıldıMardin Artuklu Üniversitesi'nde yeni akademik yılı açılış töreninde Kuran-ı Kerim okunduktan sonra Türkçe, Kürtçe, Arapça, Süryani ve Aramice dillerinde dualar edildi.Artuklu Üniversitesi Rektörü Prof.Dr.Serdar Bedii Omay da üniversitenin akademik alanında yaptığı çalışmalar hakkında bilgi verdi. Tören, Mardin Müftüsü Dursun Ali Coşkun’un Türkçe, Medresa Sor İmamı Molla Ömer Nas’ın Kürtçe, Latifiye Camisi İmamı Ümit Özonay’ın Arapça, Süryanilerin Ruhani Lideri Metropolit Salibe Özmen’in Süryanice, Sabi Dini’nin Ruhani Lideri Prof.Dr. Brikha Nasoria’nin Aramice dillerinde okudukları dualarla sona erdi.
http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetayV3&ArticleID=1066765&Date=19.10.2011&CategoryID=77


Bilimin formulü kısa ve basittir. Şüphe/analitik akıl.
Şüphe , her şeyden ve her şeye karşı bir şüphe. İzafiyet kuramından hatta suyun kaldırma kuvvetinden ve hatta kendinden bile şüphe . Aksi durumda doğma olur.
Analitik akıl.


Din ise bu ikisini de önkoşul olarak dışlar. Dinde şüphe olmaz, olamaz. Analitik akıldan çok sezgi ve sezginin sonucu inanç vardır. İnanırsınız ya da inanmazsınız , bu kadar basittir. Ama sorgulayamazsınız, şüphe duyamazsınız.


Dolayısıyla sentetik akıl ve şüpheci bilim dine zarar verdiği gibi ,din de bilme zarar verir. Vermemeleri kaçınılmazdır.


Küresel çetenin ortodoks bir İslam istediği eskiden beri İslami yazarlarca ileri sürülen bir görüş.

Yani, az çok bilimsel bir içerik katılan bir İslam, diğer dinlerle kardeşçe geçinen bir İSlam.
Bu yönde adımlar da atıldı malum.

Felsefede sezgiyi akıldan üstün tutan filozoflar var. Yani ben akıl sezgiden, şüphe inançtan üstündürü savunacak değilim. (bence öyle olsa da) İspata çalışmak bir forum sayfasında zaten nafile ve gereksiz.
Ama sezgi ve akılın bir arada olabileceğini savunan bir filozof ya da din alimi de yok.
---------------
Bir üniversitenin , hele ki içinde felsefe, arkeoloji ve mühendislik bilimleri barındıran bir üniversitenin 5 ayrı dil ve 2 ayrı dinde duayla açılması kadar abes bir şey olamaz.
Eğer ki tek bir dilde ve tek bir dinde duayla açılsaydı üniversitede din olur mu derdik belki. Ama bu olmuyor. Biri diğerini reddeden iki dinde ve Türkçe,Arapça,Süryanice,Kürtçe dillerinde duayla akademi açılıyor !
Bu nasıl bir komedidir ?

İki farklı dine inanan hatta inanmayan kişiler elbette bir arada yaşayabilir. 1000 sene yaşadı ve son 90 senedir aynı kanunlara tabi olarak da yaşıyorlar. Bu ayrı bir konu ve laik rejimin de bir sonucu.
Ancak konu iki dinin kardeşliğiyse , bu kadar abes bu kadar saçma bir şey olamaz.
Bu hem İslamın inkar edilmesi / hem de ülkede üstünlüğü kabul edilen İslamın diğer dinlerle aynı seviyeye indirgenmesi anlamına geliyor. Oysa dindar kesimlerden ses yok.
Onlar ''bu da mı rahatsız ediyor sizi , ne var bunda Kuran okunduysa kısmındalar''.
Uzun vadede ne bilim ne de din. İkisinin arasında ,sonuçta ikisi de değil ama...Bir ''şey doğacak''. Bu kesin.

merlin
19-10-2011, 07:52
Vatandaş öyle bir yakaladı ki...
Tokat'ta bir devlet bankasında çalışan memurun bankoda bekleyen müşterilere rağmen oyun keyfini bozmaması günün olayı haline geldi.
http://gundem.milliyet.com.tr/vatandas-oyle-bir-yakaladi-ki-/gundem/gundemdetay/18.10.2011/1452270/default.htm


Suçlu bulundu....
Ozon tabakasındaki deliğin, terörün, cari açığın ve her türlü sorunsalın sorumlusu bu bankacı.
Talihsizliği bir kamu bankasında çalışması.
Ve 2 gündür gündemde. Haber bültenlerinde, sosyal paylaşım sitelerinde,mizah sitelerinde....
Vatandaşı bekleten, bekletirken utanmadan okey oynayan memur.
Tüm bunların altındaki yorumlara bakıyorum ;

-Öğretmenlik hariç hepsini taşeron yapacaksın azizim.
-Bunlar böyle millet çalışır bunlar yan gelir yatar.
-Haysiyetsiz utanmaz.
-Milet iş için didinir bunlar yatar
-Tüüü utanmaz


Hakikaten adamın yemediği hakaeret ve küfür sanırım kalmadı.


Banka personeli memur güvencesinden çıkarılalı çok oluyor. 1999 yılında bankada çalışan personel bankacıdır diye bir düzenleme yapıldı ve kamu bankası özel banka ayrımı yapılmaksızın iş güvencesinden yoksun bir personel yaratıldı. Özel bankayla aynı statüdeler.
Sorun bir kamu bankasında çalışması.Özel banka olsa haber dahi olmaz.

Kamu bankaları komisyon kesmez.
Yaptıkları çoğu iş resmen sevabınadır.
Bir sürü angaryayla uğraşırlar.
Tüm bankacılar sabah 8 akşam 19 ve genelde 21 e dek mesai yaparlar.

Ama adam gündemde. Videoda ''sistem geldi mi diyen kadına sistem halen gelmedi diyor''.
Doğru olması mümkün.
Velev ki doğru değil.
Nedir bu linç politikası?

Öğretmen yılın 6 ayı yatandır.
Polis çorbacıdır.
Asker işkenceci,darbecidir.
Doktor fahiş para kazanandır.
Zabıta rüşvetçidir.
İmam yobazdır.
Maliyeci rüşvetçidir.
Bankacı her an kazıklamaya hazır sahtekardır.


Nedir bu ücretli düşmanlığı ?


Sistemli bir politika bu. Medyanın kasıtlı olarak yürüttüğü ;
Kamu kötüdür.
Kamu özelleşmelidir.
Kamu tasfiye edilmelidir
Özel sektor daima iyidir.
Kamuda insanlar yan gelir yatar.


Felsefesinin kampanyasıdır bu. Kamuyu küçültme, yaşamın her anını piyasa yapma derdidir bu.

------------------


Efendim benim vergi mükellefi,aziz vatandaşımı nasıl bekletirsin ?
Kimsin sen lan , aaa utanmaza bak okey oynuyor....


Ya, adam okey oynuyor. Her Türkün oynadığı, dünyanın geri kalanında zihinsel engellilerin oynadığı bir oyun bu(şaka değil ).
Milyonlarca Türkün oynadığı bir oyun.

Ama bir kamu çalışanı olmamasına rağmen bir kamu bankasında oynaması bile nefret çekebiliyor.


Halkımız gariptir. Katili hapishaneden konvoyla karşılar.
Arabeskçi kıroya büyük sanatçı....
Travesyiye sanat güneşi....
Uyuşturucu kaçakçısı , kumarhane sahibine baba...
Senede 3 gol atan futbolcuya megastar..
Sahtekara işadamı....
Terör örgütü liderine ''sayın''...

diyen bir milletiz biz....Çok biliriz...Her şeye kafamız çalışır....Ve çok büyük konusuruz ''benim vergimle orada okey oynuyor''.Kimsin ki sen ? Ne vergisi verdin ? Etin ne budun ne?


Yazık bu bankacıya...Tüm Türkiye onu konusuyor, aşağılanıyor...Muhtemelen 2 gündür uyumuyor.Soruşturma üstüne soruşturma yiyor...



Not: Kamu çalışanı ya da ücretli değilim...

merlin
19-10-2011, 08:12
http://spor.milliyet.com.tr/ridvan-dan-sikeye-oneri/spor/spordetay/18.10.2011/1452275/default.htm
DİYARBAKIR MAÇI İÇİN SAVCI ÇAĞIRSIN

13 Mayıs 2001 tarihinde oynanan Diyarbakırspor-Altay maçıyla ilgili olarak savcı beni çağırırsa yaşadıklarımı anlatırım. Beni 10 yıldır çağırmadılar. Altay Kulübü’nün o maçta hakkı yendi. 10 sene sonra gider, ifade veririm. Bu maçta Türk futbol tarihinin en büyük problemi yaşandı. O zaman çok yalnız kaldık ve kimsenin de umurunda değildi. Mahmut Özgener’e ve yakın çevreme tüm olanları anlattım.

Rıdvan şike konusunda konusmus. İçeriğine katılırsınız katılmazsınız ayrı konu.
Fakat satır aralarında bir cümle var. 10 sene önceki Altay-Diyarbakır maçı.
Maç Diyarbakır'da.
O zaman olayları yazmaya cesaret edebilen tek gazete Cumhuriyet olmuştu. Boyalı basın ES geçmişti.
Neler olmuştu ?

Rıdvan Altay'ın hocası. Kazanan süper lige çıkıyor.
40ooo kişi stadda.
Gazeteciler dışarı çıkarılıyor.
Seyirci sahaya iniyor.
Sahaya yabancı maddeler atılıyor.
Seyirci soyunma odasına dalıyor.
Futbolcular tartaklanıyor.
Hakemler katliam yapıyor.
Maça ait bir görüntü yok.Kameralar kapatılıyor.
Devlet televizyonu TRT bile sansür uyguluyor İzmir takımına...


Ve yanlış anımsamıyorsam 3-1 biten maçtan sonra Diyarbakır futbolun olmadığı bir maçtan sonra süper lige çıkıyor.
Türk futbol tarihinin en büyük skandalıydı o maç ama ''hassas nedenlerle'' ES geçildi, görmezden gelindi.
Hep diyorum , Ciner,Doğan...Ve diğerleri...Adam gibi gazetecilik yapmamanın bedelini ödüyorlar bu gün.

PARK
19-10-2011, 13:54
İçimiz yanıyor....

26 fidanı şehit vermişiz...

Cumhurbaşkanı çıkıyor ''misiliyle ödeyecekler'' diyor...


Başbakan çıkıyor Kurtuluş savaşından giriyor, andıç'tan çıkıyor (ne alaka ise)....

Dik durmaktan bahsediyor...:(


Anadolu'da bir deyim vardır ''kuru kuru kurbanların olayım'' bize klişe laf yapmaktan vazgeçin bıkmadınızmı daha...


Yeter artık durdurun bu kanı...

PARK
20-10-2011, 01:12
Bundan bi yetmiş bilemedin seksen sene evveldi....
O zamanlar bi Türk dünyaya bedeldi.
Hey gidi günler heyyy!..
Şimdi ne diyor bu diyeceksiniz?
Bugün televizyonda iki haber vardı.

Birisi yürekler acısı;
Hakkari'de 24 şehit 18 yaralı vatan evladı...


Diğeri ise dünyaya meydan okuyan bir haber;

Hani Hamas'ın beş yıl önce esir ettiği bir İsrailli asker vardı ya;
Gilad Şalit, işte o bugün serbest bırakıldı.
Ne karşılığında?
Bin tane Filistin'li esir karşılığında.
Yani İsrail ne demek istiyor sizce?
Bana kalırsa İsrail diyor ki;
Bir İsrail vatandaşı bin Filistin vatandaşına bedel!
Siz olsanız Mustafa Kemal'i düşünmez misiniz?..
Düşündüm....Hiç düşünmez miyim?
Dilimde Mahzuni'den bi türkü,
Bir daha gelsen Samsum'dan,
Sarı saçlı mavi gözlüm,
Nerde nerde nerdesin dost...

Çağırdım, çığırdım da ne gelen var ne de giden...

ugurg
20-10-2011, 01:17
20 Yaşında Delikanlı Şehit Olmuş Kime Ne ?
Fatmagülün Suçunu Düşünmek Varken Şehidimin SUÇU NE ?
Adını Şehit Koysak Ne Fark Eder ? Feriha Varken Bunu Düşünmek
NİYE ?
Ana Karnında Bir Bebek PUSU Yemiş Kimin Umrunda ?
Hadi Hep Birlikte Kurtlar Vadisi PUSU Seyretmeye !
Evladını 20'sinde Kaybeden Ananın Acısı Kimin Umrunda ?
Cemilenin Acısını DÜŞÜNSENE !
Asıl Yetenek "VATANA CAN VERMEK, CANINDAN VAZGEÇMEK " iken
Bırak Bu Edebiyatı Acunla YETENEKSİZ TÜRKİYE

inorganik
20-10-2011, 07:56
http://spor.milliyet.com.tr/ridvan-dan-sikeye-oneri/spor/spordetay/18.10.2011/1452275/default.htm
DİYARBAKIR MAÇI İÇİN SAVCI ÇAĞIRSIN

13 Mayıs 2001 tarihinde oynanan Diyarbakırspor-Altay maçıyla ilgili olarak savcı beni çağırırsa yaşadıklarımı anlatırım. Beni 10 yıldır çağırmadılar. Altay Kulübü’nün o maçta hakkı yendi. 10 sene sonra gider, ifade veririm. Bu maçta Türk futbol tarihinin en büyük problemi yaşandı. O zaman çok yalnız kaldık ve kimsenin de umurunda değildi. Mahmut Özgener’e ve yakın çevreme tüm olanları anlattım.

Rıdvan şike konusunda konusmus. İçeriğine katılırsınız katılmazsınız ayrı konu.
Fakat satır aralarında bir cümle var. 10 sene önceki Altay-Diyarbakır maçı.
Maç Diyarbakır'da.
O zaman olayları yazmaya cesaret edebilen tek gazete Cumhuriyet olmuştu. Boyalı basın ES geçmişti.
Neler olmuştu ?

Rıdvan Altay'ın hocası. Kazanan süper lige çıkıyor.
40ooo kişi stadda.
Gazeteciler dışarı çıkarılıyor.
Seyirci sahaya iniyor.
Sahaya yabancı maddeler atılıyor.
Seyirci soyunma odasına dalıyor.
Futbolcular tartaklanıyor.
Hakemler katliam yapıyor.
Maça ait bir görüntü yok.Kameralar kapatılıyor.
Devlet televizyonu TRT bile sansür uyguluyor İzmir takımına...


Ve yanlış anımsamıyorsam 3-1 biten maçtan sonra Diyarbakır futbolun olmadığı bir maçtan sonra süper lige çıkıyor.
Türk futbol tarihinin en büyük skandalıydı o maç ama ''hassas nedenlerle'' ES geçildi, görmezden gelindi.
Hep diyorum , Ciner,Doğan...Ve diğerleri...Adam gibi gazetecilik yapmamanın bedelini ödüyorlar bu gün.

Gavur izmir ya ondandir. Bunlarin ici curumus artik, kufrettikleri israil kadar buyuk bile olamiyorlar malesef. Adamlar 1 asker icin 1000 kisi serbest birakiyorlar, buyuk devlet budur. Sen napiyon : olay gecesi hala polisine molotof atiyorlar, sen su sikiyon sadece . Kucuk beyinli korkaklar tarafindan yonetiliyoruz malesef , sorun bu

pardon
20-10-2011, 09:45
terörle topyekün mücadele edilmeden sonuç alınmaı mümkün değildir,hükümetin,güvenlik kuvvetlerinin eksik ve zaaflarını sayarak sonuca gitmeye katkımız olmaz,tabi eleştiri yapacağız,eksik yanlışları söyleyeceğiz,peki vatandaş olarak bizim yapabileceğimiz hiçbir şey yok mu?günlük hayatta görüp de görmezden geldiğimiz,mücadele ve müdahale edenleri yalnız bıraktığımız hiç olmadı mı?bu pısırıklık ve korkaklık şizofrenisinden ne zaman çıkacağız?

PARK
21-10-2011, 13:27
Deniz Feneri Soruşturması'nda tahliye!


Deniz Feneri soruşturması kapsamında tutuklu yargılanan 6 kişi serbest

Ankara 13. Asliye Ceza Mahkemesi, ''Deniz Feneri e.V.'' soruşturması kapsamında tutuklu bulunan Zahid Akman, Zekeriya Karaman, İsmail Karahan, Mustafa Çelik, İzzet Kurum ve Ali Solak'ın tahliyesine karar verdi.


http://www.haberturk.com/gundem/haber/681419-deniz-feneri-sorusturmasinda-tahliye



Badem'ler SERBEST.....

Mevsim badem mevsimi olmasa da devir badem devri...

Bu kadar içerde kalmış olmaları bile beni şaşırtmıştı zaten...

O nedenle bu tahliyelerde şaşırılacak bir durum yok bu ülkede ''Üstünlerin hukuku'' yıllardır böyle işler...

Fakat hiç bir dönemde bu kadar alenen yapılmamıştı...

merlin
23-10-2011, 04:39
http://gundem.milliyet.com.tr/kadini-koruyana-hapis-cezasi-/gundem/gundemdetay/23.10.2011/1453975/default.htm
Kadını korumanın cezası hapis....

Ülkemizde kanun reformu diye yapılan anlamsız,saçma sapan düzenlemeler hukuku da anlamsız hale getirdi.
Hukukun bu ülkede asıl sorununun kötü kanun filan değil, donanımsız , iyi yetişmemiş hukukçu olduğu gerçeği bilinse de itiraf edilmez asla.


Dayak yediği için yardım isteyen kadın azmettirici, nikahlı karısına sokak ortasında dayak atan hayvana müdahale eden iki insana ise dörder ay ceza.
Ve nasılsa temyiz yolu kapalı diye meşru müdafaa, zaruret hali gibi kavramları tartışmaya bile gerek duymadan bas cezayı.
Zihniyet belli, nasılsa temyiz kapalı ve nasılsa 3 ay ceza alıyor yatmayacak yani. Karısını sokak ortasında döven , iki kişinin de burnunu kıran adama ise ödül gibi ceza.
Ne desek boş.Ne desek anlamsız.

JoNaThAn
23-10-2011, 05:59
http://gundem.milliyet.com.tr/kadini-koruyana-hapis-cezasi-/gundem/gundemdetay/23.10.2011/1453975/default.htm
Kadını korumanın cezası hapis....

Ülkemizde kanun reformu diye yapılan anlamsız,saçma sapan düzenlemeler hukuku da anlamsız hale getirdi.
Hukukun bu ülkede asıl sorununun kötü kanun filan değil, donanımsız , iyi yetişmemiş hukukçu olduğu gerçeği bilinse de itiraf edilmez asla.


Dayak yediği için yardım isteyen kadın azmettirici, nikahlı karısına sokak ortasında dayak atan hayvana müdahale eden iki insana ise dörder ay ceza.
Ve nasılsa temyiz yolu kapalı diye meşru müdafaa, zaruret hali gibi kavramları tartışmaya bile gerek duymadan bas cezayı.
Zihniyet belli, nasılsa temyiz kapalı ve nasılsa 3 ay ceza alıyor yatmayacak yani. Karısını sokak ortasında döven , iki kişinin de burnunu kıran adama ise ödül gibi ceza.
Ne desek boş.Ne desek anlamsız.

Türk kadınının Cumhuriyet öncesinde herangi bir hakkı yoktu ki. Erkeğin bir eşyası ve aracıydı sadece. Sonrasında şans eseri, uğrunda savaşmadan bir takım haklara sahip oldu. Seçim yapmak, kıyafette özgür olmak, diğer erkeklerle eşit şartlara tabi olmak, aynı şartlarda eğitim görmek, bir takım yasal haklara ve çalışma haklarına sahip olmak gibi...

Ancak Türk kadını bu kazandığı hakları geri verme konusunda kesinlikle çok hevesli. O nedenle bu olayı ayıplamıyorum. Bence kimse karışmasın, kadın ne yaşıyorsa, ne görüyorsa görsün kocasından. Şikayete de hakkı yoktur. Bu onun kendi seçimi. Bu sadece bir şekilde değişir; ne zaman ki Fransız Devriminde olduğu gibi kendi haklarını kazanmak için savaşır, bilinçli bir mücadele verir... O zaman hakkıdır. Şimdi değil.

PARK
24-10-2011, 14:27
Van'da ki deprem Ulus olarak hepimizi derinden yaraladı...

Allah depremzedelerin yardımcısı olsun dualarımız ve yüreğimiz onlarla...

Fakat bir şeye dikkat çekmek istiyorum yardım konusunda hislerimize kapılıp da elden yardım toplayan kişilere itibar etmemek yardımları resmi kurumlar (Kızılay...Banka hesap no'ları) kanalıyla ulaştırmaya çalışmalıyız...


Çünkü bu ortamda kötü niyetli kişilerce yardım adı altında bilmeden PKK terör örgütüne de yardım yapabiliriz...

Aman dikkat!............

Unutmamak gerekir ki ''Kurt dumanlığı sever''...........

yağmur
25-10-2011, 15:35
Kandilli, Kandil ve Deniz Feneri ekseninde ışık ara

Van faciasının bir kez daha yüzümüze çarptığı gerçek, Türkiye’nin bir felaketler ülkesi olduğu.

Evet, deprem bir doğal afet ama can kaybını artıran ve eksilten şey insan faktörü.

Eğer bu deprem Erciş köyleri gibi tenha yerlerde değil de İstanbul’da olsaydı felaket ne boyutlara gelirdi acaba?

***

Ortalık kan gölü.

Binlercemiz trafikte can veriyor; mayınlarla, Kalaşnikoflarla parçalanıyor, binlerce kadınımız erkekler tarafından öldürülüyor, yine binlercemiz çürük binaların yıkıntıları altında kalıyor.

Eğer zehirli gıdaları, hayatımızı sarmalayan kanserojen maddeleri de eklerseniz bu ülkenin bir can pazarı olduğunu görürsünüz.

Hiç kimsenin yaşama garantisi yok, hatta bu koşullarda yaşamak mucize.

Peki ama niye böyle?

Bizi depremde, trafikte, kadın erkek ilişkilerinde Japonya’dan, Almanya’dan, İngiltere’den, İsveç’ten, Singapur’dan ayıran ne?

Bu temel soruya cevabım şudur: AYNA

Devlet, toplum, medya olarak aynaya bakmayı sevmiyoruz. Hatta iyi niyetle bize gerçek yüzümüzü göstermeye çalışanlara kızıyoruz.

Korkunç gerçekleri, bir hamaset-cehalet-atalet üçgenine hapsediyoruz.

Öyle olmasa şu soruları sorardık kendimize:

Bundan 1500 yıl önce Ayasofya’yı inşa eden mimarlar depreme karşı özel bir harç kullanırken, bunca çürük binayı yapan, yetmiyormuş gibi bir de kolonlarını kesen ahlaksızlara ne gibi bir yaptırım uyguladık?

***

Donanma merkezini, Gölcük’te fay hattı üstüne kurduran kafaları niye sorgulamadık?

***

1999 depreminde can veren binlerce yurttaşımızın hesabını niçin, sahtekâr yap-satçılardan sormadık?

***

Karadeniz otoyolunun bozduğu topografik yapı yüzünden her yıl insanlar sellerde can verirken, bu proje ile trilyonları cebe indirenlerin yakasına niçin yapışmadık?

***

Böyle bir deprem toprağında her yeri uyarı sistemleriyle döşemek yerine paraları lüks uçaklara, lüks otomobillere harcayan siyasilere niçin bir soru bile soramadık?

***

Seçimlerde oy kullanan yurttaşlar olarak siyasi partilere “Depremle ilgili planın projen nedir?“ sorusunu niçin yöneltmedik? Çoluk çocuğumuzun canı, siyaset starlarının kapışmasından daha mı önemsizdi?

***

Bu soruları sonsuza kadar uzatabilirsiniz ama bir faydası olmaz.

Hem yöneticiler cevap vermez hem de biz toplum olarak aynaya bakmaktan hoşlanmayız.

Her bayramda beş yüz kişiyi kaybetmeye, her gün kadınların hunhar biçimde öldürülmesine, her depremde yıkıntılar altından ceset toplamaya alışmışız biz. Toplum olarak reaksiyon vermiyor, bunun yerine ekran karşısına geçip aval aval bir oğlanın bir kızı öpmesini bekliyoruz.

Dizilerdeki tek bir öpüşme sahnesi, ülkenin gerçeklerinden milyon kere daha önemli bizim için.

Bunun yüzünden Kandilli, Kandil ve fener (deniz feneri) gündeminde boşu boşuna ışık arar dururuz.

Çünkü o klişe doğrudur: Biz bize benzeriz.

İkinci klişe de doğrudur: Her halk layık olduğu biçimde yönetilir.

Ve süt neyse kaymak da o olur.

İşte süt de budur.

***

Vanlı dostların çektikleri ızdırabı içimde duya duya yazdım bu satırları. Ölenlere rahmet, kalanlara sabır dilerim.

25 Ekim 2011 Salı, 10:34 Zülfü Livaneli

JoNaThAn
25-10-2011, 17:47
Mardin Artuklu Üniversitesi 5 dilde edilen dualarla açıldıMardin Artuklu Üniversitesi'nde yeni akademik yılı açılış töreninde Kuran-ı Kerim okunduktan sonra Türkçe, Kürtçe, Arapça, Süryani ve Aramice dillerinde dualar edildi.Artuklu Üniversitesi Rektörü Prof.Dr.Serdar Bedii Omay da üniversitenin akademik alanında yaptığı çalışmalar hakkında bilgi verdi. Tören, Mardin Müftüsü Dursun Ali Coşkun’un Türkçe, Medresa Sor İmamı Molla Ömer Nas’ın Kürtçe, Latifiye Camisi İmamı Ümit Özonay’ın Arapça, Süryanilerin Ruhani Lideri Metropolit Salibe Özmen’in Süryanice, Sabi Dini’nin Ruhani Lideri Prof.Dr. Brikha Nasoria’nin Aramice dillerinde okudukları dualarla sona erdi.
http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetayV3&ArticleID=1066765&Date=19.10.2011&CategoryID=77


Bilimin formulü kısa ve basittir. Şüphe/analitik akıl.
Şüphe , her şeyden ve her şeye karşı bir şüphe. İzafiyet kuramından hatta suyun kaldırma kuvvetinden ve hatta kendinden bile şüphe . Aksi durumda doğma olur.
Analitik akıl.


Din ise bu ikisini de önkoşul olarak dışlar. Dinde şüphe olmaz, olamaz. Analitik akıldan çok sezgi ve sezginin sonucu inanç vardır. İnanırsınız ya da inanmazsınız , bu kadar basittir. Ama sorgulayamazsınız, şüphe duyamazsınız.


Dolayısıyla sentetik akıl ve şüpheci bilim dine zarar verdiği gibi ,din de bilme zarar verir. Vermemeleri kaçınılmazdır.


Küresel çetenin ortodoks bir İslam istediği eskiden beri İslami yazarlarca ileri sürülen bir görüş.

Yani, az çok bilimsel bir içerik katılan bir İslam, diğer dinlerle kardeşçe geçinen bir İSlam.
Bu yönde adımlar da atıldı malum.

Felsefede sezgiyi akıldan üstün tutan filozoflar var. Yani ben akıl sezgiden, şüphe inançtan üstündürü savunacak değilim. (bence öyle olsa da) İspata çalışmak bir forum sayfasında zaten nafile ve gereksiz.
Ama sezgi ve akılın bir arada olabileceğini savunan bir filozof ya da din alimi de yok.
---------------
Bir üniversitenin , hele ki içinde felsefe, arkeoloji ve mühendislik bilimleri barındıran bir üniversitenin 5 ayrı dil ve 2 ayrı dinde duayla açılması kadar abes bir şey olamaz.
Eğer ki tek bir dilde ve tek bir dinde duayla açılsaydı üniversitede din olur mu derdik belki. Ama bu olmuyor. Biri diğerini reddeden iki dinde ve Türkçe,Arapça,Süryanice,Kürtçe dillerinde duayla akademi açılıyor !
Bu nasıl bir komedidir ?

İki farklı dine inanan hatta inanmayan kişiler elbette bir arada yaşayabilir. 1000 sene yaşadı ve son 90 senedir aynı kanunlara tabi olarak da yaşıyorlar. Bu ayrı bir konu ve laik rejimin de bir sonucu.
Ancak konu iki dinin kardeşliğiyse , bu kadar abes bu kadar saçma bir şey olamaz.
Bu hem İslamın inkar edilmesi / hem de ülkede üstünlüğü kabul edilen İslamın diğer dinlerle aynı seviyeye indirgenmesi anlamına geliyor. Oysa dindar kesimlerden ses yok.
Onlar ''bu da mı rahatsız ediyor sizi , ne var bunda Kuran okunduysa kısmındalar''.
Uzun vadede ne bilim ne de din. İkisinin arasında ,sonuçta ikisi de değil ama...Bir ''şey doğacak''. Bu kesin.

Amaç dinde (islamda) reformu hayata geçirebilmektir. Sonrasında radikalliğin büyük bölümü ortadan kalkacak. Ancak son paragrafa katılamadım.. "İslamın diğer dinlerle aynı seviyeye indirgenmesi" durumu. Bence birkaç farklı inancı aynı noktada buluşturarak, "bakın siz buradasınız, biz de buradayız, birbirimizin inançlarına saygı göstererek pekala yaşayabiliyoruz" mesajını vermek olumludur. Bunun içinden islamı çekip, diğer dinlerle birarada bulunması dahi kabul edilemez mesajı verilecekse, o halde islamın kurallarına uymadan ortada dolaşan insanların, helal olmayan yemeklerin, inanılan başka dinlerin, uygun olmayan kılık kıyafet gibi unsurların bu topraklar üzerinde barınması da kabul edilemez. O halde bu doğrultuda, islama hak doğar; tüm bu unsurları en ağır şartlarda cezalandırmak için.

Tüm dinler birleştirilecek. Birleşen dinlerden ortaya tek bir sonuç çıkartılacak; tanrı insanın içindedir. Tanrı insandır, bilinçtir, doğadır, yaşamdır; cennet ve cehennem başka dünyalarda değil, bu dünyadadır.

Ancak bu zaman alacaktır. Önce hoşgörü denkleminde tüm dinlerin ortak noktada toplanabilmesi gerekli. Bunun önünde de kimse duramayacaktır.

merlin
25-10-2011, 18:46
http://imggaleri.hurriyet.com.tr/LiveImages/Foto%20Haber/402/O%C4%9Flundan%20geriye%20oyuncak%20k%C4%B1l%C4%B1c %C4%B1%20kald%C4%B1/D251719560.jpg
Göçüğün altından yalnızca oğlunun kılıcına ulaşan uzman çavuş...
http://imggaleri.hurriyet.com.tr/LiveImages/Foto%20Haber/388/14%20g%C3%BCnl%C3%BCk%20bebek%20sa%C4%9F%20kurtar% C4%B1ld%C4%B1/F251346300.jpg
pramatüre doğmasına ve 72 saat göçük altında kalmasına rağmen ''yaşama inadı tutan azra bebek''

Hayatını kaybeden 30 öğretmen.
http://www.aa.com.tr/tr/manset/99743-deprem-en-cok-onlari-vurdu


3 çocuğum ve karım göçük altında diye ağlayan adam...
Hem karısını hem bebeğini kaybeden başka bir adam...
Yaşama inatla tutulan ama ölen çocuk...
Hele bir manzara var ki tarifsiz , kız göçük altında ama hayatta...Yanında ev arkadaşı uzanmış ama ölü...
Ve daha nicesi...500 insan(şimdilik)






Trajediye rağmen birileri ''Allahın sopası yok ki, taş atarsan böyle olur '' gibi sevinç nidaları attılar.
Ve bunlar halkın cahil tabakası değil(halkın cahil tabakası asla yapmaz böyle bir şey) okur yazar hatta internet okur yazarı , eğitimli kesim...
Twitter, facebook,forumlar, gazetelerin yorum köşeleri...
Basbayağı mutlu olanlar var !
Doğuda yaşayan herkesi Kürt, her Kürdü PKK lı sana bir kesim işte.
Sorsan Ankaradan doğuya geçtin mi ?
Yanıt hayır olur.


Bana göresi...
Bahçeli ,Kılçdaroğlu,Başbakan ve Demirtaş. 4 lideri de kutlarım sorumlu davrandıkları için.
Atalay'ı da kutlarım itirafı için.
Ama derin derin düşündüm manzarayı görünce ve ürktüm.


Yine de Bahçeli'nin sözlerini paylaşanların daha çok olduğunu düşünüyorum, düşünmek istiyorum.
Binaların umutların, sevinçlerin üzerine devrildiğini belirten Bahçeli, “Van'da çöken yalnızca evler, işyerleri, yurtlar, yollar değildir. Vanlı kardeşlerimin hayalleri, beklentileri, sevdaları, arzuları da sarsıntılarla birlikte tahrip olmuştur. Millet vicdanı bu manzarayla birlikte bir kez daha kanamıştır” diye konuştu.

BORA YAŞAR
31-10-2011, 22:25
ABD'den UNESCO'ya tepki

ABD yönetimi, Filistin'in üyeliğine tepki olarak UNESCO'ya ayırdığı fonu kestiğini duyurdu.
BM'de devlet olarak tanınma mücadesi ABD'nin vetosuna takılan Filistin, BM'nin eğitim, bilim ve kültür alanlarında faaliyet gösteren örgütü UNESCO tarafından tanındı.

Filistin, 173 üyenin 107 'evet', 14 'hayır' ve 52 'çekimser' oyuyla örgütün 194. üyesi olurken, ABD'den de beklenen hamle geldi.

Daha önce, Filistin'in üye olması halinde, Kongre'nin daha önce aldığı iki karar nedeniyle UNESCO'dan çekilmeyeceğini ancak örgüte katkı payı ödemeyi durduracağını açıklayan ABD Yönetimi bunu hayata geçirdi.

ABD'nin, Filistin'i üye yapan UNESCO'ya fon aktarmaktan vazgeçmesi, örgütün bütçesinin 22'sini kaybettiği anlamına geliyor.

ABD'nin henüz 2011 yılı katkı payını da ödememiş olması nedeniyle 2012'de UNESCO bütçesinde 150 milyon dolarlık bir açık meydana gelmesi bekleniyor.

http://haber.gazetevatan.com/abdden-unescoya-tepki/408220/30/Dunya

Demokrasi havarisi iddiası ile dünyayı kana bulayan ABD nin ne kadar demokrat olduğunun tipik bir göstergesi bu karar..

Ben ne dersem o olur..

Neyseki bu sefer AB nin ABD artçıları insafa gelmiş, önderlerinin izinden gitmemeyi uygun görmüşler..

ABD nin katkı payını ödemeyi durdurması yüzünden UNESCO'nun bütçesinden % 22 oranında bir açık meydana gelmesi hiç de telaşlanacak bir durum değil..

O bütçenin tamamının ABD nin tasvip ettiği faaliyetlere harcandığı düşünülecek olursa belki böylesi daha da hayırlıdır örgüt ve dünya için..

ABD nin Yahudileri incitecek hiçbir olay, karar, gelişme içinde yer almayacakları artık OBAMA dönemi için de geçerli olan bir gerçek olarak bir kez daha ortaya çıkmış oldu..

Seçildiğinde kimileri Filistinin bir dost kazandığı iddiaları da havada kaldı..

reha kaya
31-10-2011, 22:47
Bir gazetecimizin, Amerikanın beyaz elit kesiminden, Türkiye'de bir konuğu oluyor.

Gazeteci soruyor, Obama seçilirse, ne olacak mealinden, aldığı yanıt şu;

''Obama, benden beyazdır.'' Haklı çıktı, adam.

Bizde, kurban kestiydik, galiba?

merlin
01-11-2011, 01:44
KCK soruşturması kapsamında savcılık ifadesi tamamlanan 50 şüpheliden 47'si tutuklama istemiyle mahkemeye sevk edildi. Savcılar tarafından sorgulananlardan Prof. Dr. Ersanlı ile Belge Yayınları yetkilisi Zarakolu'nun bulunduğu 47'kişi, “terör örgütü üyeliği” suçundan tutuklanma istemiyle İstanbul Nöbetçi 14. Ağır Ceza Mahkemesi'ne sevk edildi.

Türkiye'de tutuklanan son Anayasa Profesorü herhalde Mümtaz Soysal'dı. 40 sene oluyor sanırım. Ben daha doğmamışım.
O da yasadışı örgüt üyesi olmak suçlamasıyla ve olağan olmayan bir mahkemece tutuklanmıştı. Gelinen noktada 40 sene önce ve sonrasında ne var , ne fark var ? Yorumsuz.

Kitapları Yakalım mı ?
http://www.radikal.com.tr/Default.aspx?aType=RadikalYazar&ArticleID=1067998&Yazar=PINAR%20%D6%D0%DCN%C7&Date=01.11.2011&CategoryID=97
Türkiye'de bir kitabın suç delili olması yeni bir şey değil. 1980 öncesi ve darbeden hemen sonra insanların kitaplarını yaktıklarını biliyoruz.
Hatta kitapları yakmaya kıyamayan , bu nedenle meyve bahçesinde bir yere gömem, sonra yerini bulamayan tanıdığın trajikomik öyküsü....
Ya da babamın annem tarafından yakılan yüzlerce kitabının arasında Mehmet Akif 'in Safahat'ın da olması gibi yine komik ve fakat trajik öyküler kulaklarımızda.
Epeyce ara vermişlerdir.
Yeniden başladık. Bir kitabın evinizde bulunması suç delili olabilir. Hikmet Kıvılcımlı öleli yarım asırdan fazla oluyor.Adamın ömrünü hapiste çürütmesi yeter mi ? Yetmez ! Kitaplarını da cezalandırmak gerek ....
Aman efendim neyimize gerek, sakın ha diyeyim, Avrupa 'da hakkında binlerce doktora tezi yazılan Marx'ın kitaplarından uzak durun.


Başbakan'a CHP'yi mektupla anlattı
31/10/2011 22:45
Yazı Boyutu
CHP lideri Kılıçdaroğlu, Başbakan Erdoğan'a yazdığı mektupla ilgili açıklamalarda bulundu. AK Parti'den de 'mektuba yanıt gelecek' açıklaması yapıldı.

CHP nin başı başbakana partisini anlatmış.
Aziz Nesinlik bu adam.
Eferüm olum Ahmet sen bu yolda devam et

diye bir şiiri vardı Aziz Nesin'in .O geldi aklıma.
Hafta sonu bir röportajda ''solun %35 oy alması imkansız ''demiş.
Bir kez daha , eferüm oğlum Ahmet sen bu yolda devam et....


Yeni Anayasa'nın yol haritası belli oldu
31/10/2011 21:35
Yazı Boyutu
Anayasa Uzlaşma Komisyonu çalışma usul ve yöntemlerini belirledi. Yeni anayasa hazırlık süreci dört aşamadan oluşacak. İlk aşama 'katılım, veri toplama ve değerlendirme' olacak.

Bu meclis çağcıl bir anayasa yapabilir mi ?
Yapamdıklarını, yapamayacaklarını, şimdiki anayasayı bile arayacağımızı ''Şuraya yazayım'' . Zamanı geldiğinde hak verirsiniz.
Çıkardıkları istisnasız tüm yasalar eskisini arattı. Ceza, CMUK başta olmak üzere.
Anayasa da aynı olacaktır.

******
Haftalar önce , hemen her operasyonu önceden bilmesiyle ünlü iki gazeteci KCK kapsamında yüzlerce kişi tutuklanacak diye yazmışlardı.
Nereden biliyorlardı ?
Polisin tutuklama yetkisi yok malum. Tutuklamayı mahkeme yapar. Yoksa biz mi öyle biliyoruz ?

3-5 sene önce , ceza kanunu ve CMUK a adrese teslim maddeler kondu.
Uyaran , tehlikeli bu maddeler diyen hukukçular durmazdan gelindi.
Bu maddeler muhtemelen 3-5 sene sonrası , belirli amaçlarla çıkarılmıştı.

Böyle bir kanun koyucu anayasa yapabilir mi ?
Refarandum konusunda uyarmıştı bazı aklı başında adamlar.
Haklı çıktılar.

merlin
01-11-2011, 14:55
Ersanlı ve Zarakolu tutuklandı


KCK soruşturması kapsamında mahkemeye sevkedilen 47 kişiden aralarında Prof. Dr. Emine Büşra Ersanlı ile yayıncı Ragıp Zarakolu'nun da bulunduğu 23 kişi tutuklandı. Bir kişi serbest bırakılırken diğer 23 kişinin işlemleri sürüyor


Ne diyordu bu anayasa hocası senelerdir ;


Prof. Dr. Büşra Ersanlı: Asker eleştirileri bir isyan gibi görüyor
Prof. Dr. Büşra Ersanlı; "Asker kendisini sorgulamak yerine tehditkar davranmayı sürdürüyor. Devlet kurtarma psikolojisi daha öne çıkıyor. Bakın darbeci Kenan Evren bu toplumda itibar görüp dolaştığı müddetçe bu zihniyet kolay kolay değişmez. Hesap sormaya oradan başlamak lazımdı, Evren yargılanmalıydı ama onu yargılayacak bir demokratik zihniyet henüz bu ülkeye hakim olmadı" diyor



Ve refaranduma hayır diyenleri geri zekalı ilan eden entel tabaka şaşkın.
Murat Belgeler, Şahin Alpaylar, Oral Çalışlarlar bildiri bile yayınlamışlar.


Çok ararsınız referandumda tasfiye edilen katı laik ve devletçi yargıyı hem de çok.


Yanıldıkları nokta neresi ?
Türkiye 'de halk tabanında demokrasi önemli değil. Halk 50 senedir sert, agresif , ona buna meydan okuyan ve devlet maliyesini iyi yoneten bir lider hayalindeydi.
Halkın umrunda bile değil Anayasa. 12 eylül anayasası baskıyla filan %92 almadı. Baskı olmasa %99 a çıkardı oran diyenler de var. (evet anlamında) (askerin o dönemki tavrından rahatsız olup hayır diyen %7 lik kesim yalnızca) .


Dolayısıyla askeri, geleneksel yargı bürokrasisini sistemden çıkardığınız anda karşınızıa otokrasi çıkar. Çıkacaktır. Bu hep böyle oldu , olmaya da devam edecek.

BORA YAŞAR
03-11-2011, 12:16
Bıktık bu ‘ihracat rekoru’ palavrasından

Yeter... Ne olur her ay başı bu milleti uyutmaktan/kandırmaktan vazgeçiniz. Ekonomi Bakanı, TİM Başkanı aylık mutad “rekor” açıklamasını yaptı. “Cumhuriyet tarihinin ihracat rekorunu kırmışız!” Yapmayınız. Ayıp oluyor. İhracat değil ithalat rekoru kırıyoruz. Dış ticaret açığı, cari açık rekoru kırıyoruz. Derdimiz bu.

Cumhurbaşkanı açıkladı 100 dolarlık ihracatın 82 doları kadar ithalat yapıyoruz. Ocak-eylül aylarında (rekor kıran) ihracat yüzde 21 artarken (adı anılmayan) ithalat yüzde 39 arttı. Her ay yaklaşık 11 milyar dolar ihracat yaparken 21 milyar dolar ithalat yapıyoruz. İhracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 54’e düştü. İhracatta, kur etkisi ile patlama falan (henüz yok). TİM’in “rekor” dediği ekim ihracatı 11.8 milyar dolar. Nisan, mayıs ve temmuzda bu rakamın üzerinde ihracat gerçekleşmişti.



http://ekonomi.milliyet.com.tr/yunanistan-i-unutalim-ab-ne-olacak-biz-ne-yapacagiz-ona-bakalim-/ekonomi/ekonomiyazardetay/03.11.2011/1458519/default.htm

BORA YAŞAR
03-11-2011, 23:46
Erdoğan ve Obama birbirlerine böyle sarıldı

Dünyanın önde gelen 20 ekonomisinin oluşturduğu G-20 Zirvesi, dönem başkanı Fransa'nın güneyindeki Cannes kentinde başladı

http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=1198164&title=erdogan-ve-obama-birbirlerine-boyle-sarildi

Obama Erdoğan fotoğrafını tinypic'e ulaşamadığımdan buraya koyamadım..

Ancak isteyen yukarıdaki linkten görebilir..

Obama'nın karşısında görmeye alıştığımız Erdoğan hallerine devam..

Hafif terli bir yüz. Heyecanlı, tedirgin.. Zorlama bir gülümseme..

Bildiğimiz Erdoğan rahatlığından, efeliğinden eser yok..

Hazırlıksız sınava yakalanmış bir talebe gibi..

Müşterek bir dilleri olmamasının da bunda etkisi olsa da asıl neden sanki ast-üst ilişkisinden kaynaklanıyormuş intibaını veriyor insana..

Erdoğan ABD Başkanları karşısında da (öyle ayak ayak üstüne atmak gibi değil) Ortadoğu'daki liderlerle olan rahatlığına kavuşursa, dünyanın en etkili liderleri sıralamasında şu anki 48.inciliğinden yukarılara tırmanabilir.

merlin
04-11-2011, 12:28
http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalYazar&ArticleID=1068479&Yazar=U%D0UR&Date=04.11.2011&CategoryID=101

YÖK,OSYM,Üniversiteler, Mahkemeler, Yüksek Mahkemeler, HSYK , hatta özerkliği ayaklar altına alınan BDDK hatta MB yetmedi.
Darbe yıllarında bile siyasetin karışmadığı borsa yonetimi artık siyasetçi tarafından seçilecek.

Mevcut yonetim , neme lazım diyerek kafasını kılıcın altına uzatıyor çaresizce.
http://www.bloomberght.com/haberler/haber/1009837-erkan-imkb-yonetiminde-degisim-kamunun-takdiridir


İyi ama hükümet ve borsa ?
Borsa nedir ? Ülkenizde var olan şirketlerin hisse senetlerinin satıldığı bir piyasadır.
E peki siyaset ne halt yer burada ?
O belirsiz.

Belirsiz desek de belirgin aslında.
Üç beş badem bıyıka daha yer açıyorsunuz.


Tabi yazarlar açıkça soyleyemese de kombaassan , yimpaş ve Anadolu kaplanı(!) bazı atolyelerin IMKB de işlem görmek için başvurduğunu anımsayalım. Bunların sermaye piyasasında işlem görmesi bir hukuk devletinde pek olası değil zaten.
Ama ''onlar'' için farketmiyor ,dürüstlük ,erdem gibi şeyler zaten aramıyoruz hatta 2 gün önce elini sıktığınız devlet başkanının ölümünden mennuniyet duymak filan da bunlara has bir yaklaşım.

Onlara meclis ya da Ankara zaten yetmeyecekti, onlar her şeyi istiyor. Tatmin olmaları olanaksız.
Piyasayı, siyaseti, askeri, yargıyı ,spor kluplerini hatta....
Her şeyi istiyorlar. Ve aldılar, alacaklar, almaya deva edecekler.
Habis bir urdan zerrece farkları da yok.
15 sene önce başsavcı ''habis ur gibi büyüyorlar ''demişti. Çok doğru bir tespit olduğunu bu gün rahatlıkla görüyoruz.




Sahiden tekrar sorayım....
Borsa ve siyaset ? Hakikaten ne alaka ?
Şaka filan değil , Hitler 'in bile aklına gelmemiş borsa başkanını atamak. O derece...

BORA YAŞAR
04-11-2011, 23:20
Yabancı doktor ve hemşirelere Türkiye'de çalışma izni verildi..

Bunlar özel hastahanelerde çalışacaklarmış..

Aklıma takılan soru şu:

Hastalığın tespiti açısından hasta ile doktoru arasındaki en önemli husus dil birliği..

Derdini anlatamayan hasta ve hastasının anlattığını anlayamayan doktorla nasıl başarı sağlanacak?

Yoksa her yabancı doktora bir de tercüman mı verilecek?

Eğer öyle ise tercümanlara bir iş kapısı daha açıldı demektir..

Ülkenin hemen her ihtisas isteyen konusunda sektörler yavaş yavaş yabancı uzmanlara açılıyor..

Bunlardan biri de benim uzmanlık alanım idi.

Yeminli mali müşavirlik neredeyse ağırlıkla yabancı YMM şirketlerinin oldu..

Bu şirketlerde bizim Türkler de çalışıyor.

Uzmanlık ve emek bizim, karın aslan payı ise yabancıların..

Globalleşiyoruz lafını duyduğunuz her yerde soyulduğumuzu anlayabilirsiniz..

BORA YAŞAR
05-11-2011, 22:54
80 dakikada bir ABD askeri intiharı deniyor

Irak ve Afganistan’dan dönen ABD askeri intiharı deniyor


ABD’de yayınlanan bir rapor, Irak ve Afganistan’da görev yapan birçok ABD askerinin ülkelerine döndükten sonra bunalıma girerek intihar teşebbüsünde bulunduğunu ortaya koydu.

http://haber.gazetevatan.com/80-dakikada-bir-abd-askeri-intihari-deniyor/409159/1/Gundem

Neden dersiniz?

Nedamet mi?

Vicdan muhasebesi mi?

Gördükleri ve yaşadıklarının ruhsal rahatsızlığı mı?

Dengesi bozulan insanoğlunun zembereğinin boşalması mı?

Ne olursa olsun, özgürlük savaşı adını koydukları mezalimin, eziyetin karşılığını alıyorlar böylece..

Keşke bundan sonrakilere ders olabilse..

BORA YAŞAR
08-11-2011, 23:39
Nereye açsak ülkemizin durumu hakkında övücü laflar, başlıklar, yöneticilerimiz hakkında methiyeler..

Görece mi iyiyiz yoksa harikalar mı yaratıyoruz anlaşılmıyor?

10 mutfak tüpü alınacak asgari ücret seviyemiz bir yanda, ortalama 20 kilo et parasıyla geçinmek durumundaki milyonlarca emekli bir diğer yanda.

Yunanistan'ın, Arapların durumuna bakıp seviniyoruz..

Serdar Turgut gene övgü yazısı yazmış ülkeyi yönetenlere ..

Tuzu kuruların, ayda bir yurtdışı seyahatine çıkabilenlerin, ülkeyi yönetenlerin belirli sektörlerde savurduğu paraları kapanların, taahhüt taifesinin keyifleri yerindedir mutlaka.

Olumlu tüm adımların bu kadar desteklendiği başka hiçbir iktidar hatırlamıyorum.

Olumsuzlukların bu kadar başkalarına fatura edildiği, yerine getirilmeyen sorumlulukların sanki başkalarının kusurymuş bigi rahatça gösterildiği ve kabul gördüğü bir dönem de..

Van depreminde tüm kabahat bir hayır derneği olam Kızılayın ve onun yöneticilerinin üzerine atıldı gitti..

Sanki sorumlu devlet mevkiindekiler onlarmış gibi..

Tüm gecikmeler, aksaklıklar, Kızılay'ın üzerinde kaldı..Kızılay Genel Müdürü şaşkın ördek gibi ortada ona buna hesap verdi, dert anlattı..

Kimse, bu adamların ne günahı var demedi..

Bu iktidar inanılmaz bir beceri ve PR la herşeyi dilediği renge boyayabiliyor.

İşin daha da garip ve hüzünlü tarafı, buna herkes de inanıyor..

Yıllardır olası İstanbul depremine uzmanlar tarafından dikkat çekildi..Eksiklikler, olası kayıplar vurgulandı..İktidarlarının 9. senesinde nihayet sözler verildi..Bakalım icraat ne zaman gelecek..Sürekliliği olabilecek mi yapılmak istenenlerin?

Allah göstermesin yakın zamanda böyle bir deprem olsa, şimdiden kimi suçlayacakları bellidir stratejileri olarak..

BORA YAŞAR
10-11-2011, 00:26
Tedbirsizlik, boşvermişlik, her şeyi hafife almak gibi çağdışı özelliklerimiz bu gece Van'da gene işbaşında idi..

Büyük bir ihtimalle 7,2 lik depremde hasar alan binalarda bulunan onlarca vatandaşımız, 5,6 büyüklüğünde bir depremin neden olduğu enkaz altında kaldı.

Bu sonuç, devlet olarak ne kadar organize olduğumuzun, ne kadar bilinçle hareket ettiğimizin de bir ölçüsü..

Kızılay görevlileri, medyadan bir çok kişi depremin etkisi ile tüle çöken otelde kalıyorlarmış..

İşin daha da ilginç yönü, konu ile ilgili olarak bilgisine başvurulan deprem uzmanı Ahmet Ercan, büyük depremde hasar gören yapılarda kalınmaması gerektiğini söylerken, bir hafta önce kendisinin de bölgede olduğunu, kalacak bir yer olmadığı için bu gece yıkılan o otelde konaklamak zorunda kaldığını itiraf etti..

Ülkenin uzmanı bu olursa başına gelenler az bile..

BORA YAŞAR
10-11-2011, 19:37
CHP'den 'Erciş il olsun' teklifi


CHP, Erciş'in il olması için kanun teklifini TBMM Başkanlığına sundu.

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu ile arkadaşlarının imzasıyla TBMM Başkanlığına sunulan teklife göre, Van'a bağlı Erciş ilçe merkezi, il merkezi olmak üzere, Çaldıran ve Muradiye ilçeleri ile bucak ve köyler bağlanmak suretiyle Erciş adıyla bir il kurulacak.

http://www.hurriyet.com.tr/gundem/19209373.asp


Muhalefetten iş olsun torba dolsun icraatı..

Yapacak başka bir iş kalmamış gibi..

Benim sıtkım sıyrıldı bu partiden..

Erciş'ten il olabilir belki ama CHP'den ne köy olur ne kasaba..

BORA YAŞAR
11-11-2011, 18:34
Bayraktar'ı dinlemeyenler bugün yaşıyor!

Van'da 7.2'nin ardından meydana gelen 5.6'lık deprem, Vanlılara "Artık burası en güvenli yer. Evlerinize girin" diyen Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar'ı yalanladı.


Bayraktar 10 gün önce Van’da düzenlediği basın toplantısında Van ve Erciş’te yeni deprem beklentisi söylentilerine itibar edilmemesini isteyerek şöyle demişti: “Bugün itibariyle diyebilirim ki; deprem açısından en güvenilir Van ve Erciş’tir. Çünkü buradaki fay kırılmış ve enerjisini boşaltmıştır. Büyük depremin olduğu yerde bir daha deprem olmaz. Dünyada bunun bir örneği görülmemiştir. Bugün diyebilirim ki Van merkez ve Erciş en güvenilir bölgedir. Onun için burada özellikle ağır hasarlı binalara girilmesin. Yıkık binalara yaklaşılmasın. Bunun dışındaki binalara girilebilir.”


http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetayV3&ArticleID=1069176&Date=11.11.2011&CategoryID=77


Hali perişanımız, devleti temsil edenlerin, icraatın başındakilerin beyinsel seviyesidir..

Başbakan bugün yaptığı konuşmasında gene suçlayacak birçok yer bulmuş bu konuda..

Müteahhitler, akademisyenler, denetim kuruluşları vs..

Peki kendi sorumlulukları..

Tüm bu yıkılası düzenin nasıl ayakta kalabildiği hakkında kendi yapmadıkları..

Seyrek bıyıklı asabi şahsiyetin suçu başkasına atma, akkaşık gibi sıyrılma, hatta zanlı durumdan muzaffer duruma geçme konularında giderek uzmanlaştığını artık hepimiz biliyoruz..

merlin
16-11-2011, 13:23
BEDELLİ ASKERLİK ÇIKIYOR....
Dün dündür , bugün bugündür anlayışı demokrasimizin dinamosu olmaya devam ediyor.
Nabza göre şerbet gibi tamamlayıcı ilkelere de sahipseniz iyi bir siyasetçi olmak için ön koşullara zaten sahipsiniz.
http://www.dailymotion.com/video/xijosm_garyp-analara-sor_news
Oysa ne diyordu başbakan çok değil 5 ay önce....
İzleyelim...
Evet sayın başbakan, şehit analarına sordun mu ? Fakir analara sordun mu ?

PARK
17-11-2011, 18:56
Avcı 44. patron oldu!

Hiddink'in yerine göreve getirilen Avcı, ay-yıldızlı ekibin başında görev yapacak 44. teknik adam olacak


http://www.htspor.com/futbol/haber/688988-avci-44-patron-oldu



Öncelikle hayırlı olsun...

Fakat eldeki malzemenin mantalitesine bakınca Abdullah hoca'ya acımadım desem yalan olur...

merlin
21-11-2011, 17:54
Vurun Kahpeye !
Bizim demokrasi kültürümüzün sınırı vardır.
Belirli kavramlara sataşmanız yasaktır,hatta sataşmasanız bile zikretmeniz dahi linç edilmek için yeterlidir.
Esasında bunlar bahanedir , bilinçaltında yatan nedense sizin yok edilmenizdir.
Sivas'ta,Maraş'ta,Çorum'da yaşanan aynı şeydir.
Din elden gidiyor bahenesiyle yakılanlar , bu evde fahişelik yapıyorlar diye linç edilmek istenen bayan memureler, dinsizlik yapıyorlar diye gırtlağı kesilenler vardır.

Şu an sosyal medya denen twitter üzerinde, Taraf yazarı 2 kişi ve onların destekçilerinde Ekşisozlük'e büyük bir linç kampanyası başlatıldı.
Ekşi dine, peygambere küfür ediyor bahanesiyle , milyarlarca entry arasından seçilen 3-5 yazı kullanılarak bir kamu oyu oluşturuluyor. Ve kaçarı yok bu site eninde sonunda kapatılacak !
Bu sitenin hedef alınması yeni değil. Sitenin epey eski kuşak bir yazarıyım ve son dönemde girdiği formattan sıkıldım ,artık yazmıyorum.
Ama alacağım tıraş makinesinden, az bilinen bir şairin yaşamına, otomobil için alacağım ses sistemiyle ilgili kullanıcı yorumlarından , bir lokanta hakkında insanların deneyimlerine dek çok geniş bir yelpazede büyük bir rehber ve bunun ötesinde bir kültür hazinesi ekşi.
Ve güdümlü medyaya bir alternatif olması, gençlerin serbestçe dilediklerikonu hakkında yazıp çizebilmesi birilerini epeydri rahatsız ediyor.


Bahane hep aynı, din elden gidiyor !
Kapatın !
Taraf yazarlarından birinin talebi daha kurnazca ; ''Doğan medya bunlara reklam veriyor, vermesin , Allah'a küfredilen yere reklam veren Allahsızdır ! ''.


Dertleri bir arada yaşamak değil diye çok yazdık. İran'da da benzer süreç işletildi diye de. Orada da rejim düşmanı sosyalistler şıhlar,şeyhler ve hatta aşiretlerle diyaloga girip laik rejimi devirdi, demokrasi geleceğini umuyorlardı diye.
Ama nafile !
Düzen otorunca ilk olarak NTV 'de anti kemalist solcu gazeteciler işten çıkarıldı.
Peşinden Ahmet İnsel gibi geleneksel Atatürk düşmanı solcular ergenekoncu ilan edildi.
Şimdi sırada alternatif medya var, Ekşi ve bağımsız web siteleri.

Dertleri demokrasi değil, birlikte yaşamak hiç değil. Onların kurallarına uyarsınız ya da gidersiniz. Bu bu kadar basit !

merlin
22-11-2011, 10:48
22 kasım 2011...

*Nedim Şener,Ahmet Şık ve Soner Yalçın.Yani derin devleti senelerdir deşifre eden 3 gazeteci, tutuklandıktan 9 ay sonra hakim karışısında.
*İzmir Belediyesi'nde tutuklu olmayan kalan personel de bir baskınla gözaltında.
*48 Avukat birden başka bir soruşturmada gözaltında.(darbe yıllarında dahi avukatlar gözaltına alınmamış)
*Ekşisözlük'e linç kampanyası tam gaz.
*Vee, güvenli internet yani sanal sansür dönemi de resmen basladı.


Vatana millete hayırlı olsun. Yetmez ama evet.

SNOWDROP
22-11-2011, 11:40
Karanlık zamanlarda
şarkı da söylenecek mi?
Elbette, şarkı da söylenecek,
karanlık zamanları anlatan.
Bertolt Brecht

merlin
23-11-2011, 13:02
Bir Dersim tantanası aldı gidiyor.
Başbakan açıklamış, Muhsin Batur anılarında yazmış aç oku diyor.
Muhsin Batur 1920 doğumlu. Dersim olaylarında görevli olamaz, bir yanlışı var herhalde.
İkincisi referans Necip fazıl'ın SOn Devrin Din Mazlumları. Okuduğum ve içindeki bilgilerin büyük kısmının yanlış olduğunu farkettiğim bir kitap.
Sonra yalnızca 100 adet basılmış bir belgeden bahsediyor. 18000 kişi öldürüldü diyor.
En radikal yazarların bile bahsettiği rakam 5000 den fazla değil. Sayının bundan çok daha az olduğu belirtiliyor.


Esasında bunların bir önemi yok. Sayın Başbakan'ın ve son günlerde Dersim olaylarından dem vuranların samimiyetine inanmıyorum.
Dersim'de yaşananlar acıdır. Hem de çok.
Osmanlı'nın 15.yüzyılından sonra başlayan ve 18-19.yüzyıllarda hızlanan Türkleştirme ve Sünnileştirme politikasının hızlandığı dönemdir Cumhuriyet. Tarih bir süreçse eğer ki öyledir , bunu kabul etmek en azından görmek gerek.
Rus işgaline direnmeleri, Kurtuluş savaşına büyük destek vermeleri, kurulan ilk meclise sarayın tehditlerine rağmen coşkuyla katılmalarına rağmen Diyap Ağa başta olmak üzere pek çok insana büyük haksızlık yapıldığının , bu insanlara en azından itibarlarının iade edilmesinin gerektiğini de savunuyorum.

Ancak bayram değil seyran değil, nereden çıktı aniden bu Dersim ?

Muhalefet lideri Dersim'li. Genel seçimde ''Dersimli eşkiya bir ailenin mensubu bir kızılbaşı iktidar mı yapacaksınız ? '' diye konusanlar şimdi Dersim kozunu tam tersi bir yaklaşımla ileri sürüyor.
Çünkü Ana muhalefet lideri Suriye oprasyonuna prensip olarak karşı.
Muhalefet lideri Bahçeli ise kaset saldırılarıyla yılgın ve bitkin.
CHP liderinin köşeye sıkıştırılması amaçlanıyor. Ancak sıkıştırma şuna hizmet ediyor ''CHP nin batıdaki seçmeni hedef, Alevi kesim değil''. Genel Başkan evet çok acı şeyler yaşandı derse batıdaki ulusalcı-laik seçmen tepki gösterecek ve Kılıçdaroğlu'nun tasfiyesi hızlanacak. Yerine malum Şişli Belediyesinin Erzincanlı başkanı geçirilecek. Bunun için 8 CHP li vekil kendilerine verilen vazifeyi yapıyor. Önce birisi Zaman gazetesine röportaj veriyor. Sonra diğerleri onu ve genel başkanı kınıyor.
Aynı anda Sarıgül medyada kendisine yer bulmaya başlıyor.
Kılıçdaroğlu köşeye sıkıştırılmaya çalışılıyor.


Bu ''zokayı''yutmayacağına emin olduğum kesim Dersimliler.
Ama Dersim işte, enikonu 80000 kişilik bir şehir. Ülkenin geri kalanı yutacağına göre....

SNOWDROP
09-12-2011, 09:19
Yabancıların bize olan ilgisi bu olsa gerek.. 2030 Nükleer beklentileri...


http://static.enerdata.net/enerdata/images/EnerFuture-PR-Graphs2-3-4.png

Haberin detayı için

http://www.enerdata.net/enerdatauk/marketing/enerfuture-web-so.php

PARK
25-12-2011, 18:52
Kars'ta yeni heykel krizi

Kars’ta Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın ’ucube’ dediği ’İnsanlık Anıtı’nın yıktırılmasından sonda bu kez de İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü’ne ait Güzel Sanatlar Galerisi olarak kullanılan tarihi Gazi Ahmet Muhtar Paşa Konağı bahçesindeki ’Dört Mevsim Heykeli’ krizi çıktı.

Konağın bahçesinde bulunan süs havuzunun dört kenarına konulan ve her biri bir mevsimi canlandıran kadın heykellerinden, yaz mevsimini temsil eden heykel, 22 Aralık gecesi henüz bilinmeyen bir nedenle yıkıldı.

http://gundem.milliyet.com.tr/kars-ta-yeni-heykel-krizi/gundem/gundemdetay/25.12.2011/1480246/default.htm






Ne diyelim;

Kars'ta heykel olmak zor zanaat kardeşim...

merlin
04-01-2012, 12:27
Engelli torunu için mavi kapak toplarken beyin kanaması geçirdi
http://gundem.milliyet.com.tr/engelli-torunu-icin-mavi-kapak-toplarken-beyin-kanamasi-gecirdi/gundem/gundemdetay/04.01.2012/1484311/default.htm

Engelli torunun için çöpten kapak toplayan SSK emeklisi bu ülkeye has bir durumdur. 65 yaşındaki adama , torunu için çöp toplatan ''ultra süper sağlık ''sistemi.
Uçan kaçan , coşan yurdum ekonomisinin ezilen zavallı insanları.

merlin
04-01-2012, 12:28
Bora Abi, umarım iyisinizdir. Çoktandır göremedim forumda....

merlin
04-01-2012, 13:04
Diyarbakır için özgürlük mesajı
Selahattin Demirtaş ile görüşen Haniye, isim benzerliği esprisi yaparak ‘Kudüs yeni Selahaddin’ini bekliyor’ dedi
Demirtaş, “Biz Filistin’ien özgürlüğünü görmek isteriz” deyince Haniye’de, “Biz de Diyarbakır’ın özgür olmasını görmek isteriz” diye karşılık verdi.
http://siyaset.milliyet.com.tr/diyarbakir-icin-ozgurluk-mesaji/siyaset/siyasetdetay/04.01.2012/1483992/default.htm


Dünyada kimsenin ''iplemediği'' bir devletin bilmem ''neysi''.
Türkiye'de.
Devleti idare eden siyasal partinin toplantısının onur konuğu ve kürsüye de çıkarılıp selamlanıyor.


Ana muhalefetin enteresan lideri de aynı adamı ziyaret ediyor ,aynı gün hem de.


Adam ertesi gün ''biz de Diyarbakır'ın özgürlüğünüzü isteriz'' diyor BDP 'nin başkanına.
http://www.cumhuriyet.com.tr/medya.php?mn=85908
http://www.sondakika.com/haber-foto/460/haniye-saadet-partisi-ni-ziyaret-etti-3235460_4155_300.jpg
http://video.milliyet.com.tr/d/videoImage.ashx?VideoPath=2012/01/03/pOq6pop9K7SX&VideoCode=pOq6pop9K7SX
http://images.adanzyehaber.com/haberler/2012/1/3/20120103_haniye-bdp-genel-baskani-demirtas-ile-biraraya-geldi.jpg


Ortada bir tezat yok mu sizce de ?
Bir İsrail yetkilisi çıkıp ''Diyarbakırın özgürlüğünü arzu ederiz'' dese 1 milyon kişi yürür.
Bir Filistinli bunu deyince neden susuyoruz ? Çok mu seviyoruz terör örgütü üyesi Arap kardeşlerimizi ?

Senelerdir PKK ya batı desteği masallarıyla uyutulduk. Herkes PKK nın arkasında asıl Suriye ve İran'ın olduğunu , Öcalanın senelerce Şam'da krallar gibi yaşadığını, İran'ın örgüte uzun süre açıktan destek verdiğini , PKK kamplarının Suriye ve Irak'ta olduğunu biliyor. Ama bir masal ''PKK nın arkasında Batı var''


Devam edin efendim....

BORA YAŞAR
07-01-2012, 12:58
Bora Abi, umarım iyisinizdir. Çoktandır göremedim forumda....


Sağlık sorunlarımızla ikinci ayı da dolduruyoruz..

Tam herşey bitti derken bir de hastahane mikrobuyla enfekte vaziyetleri..

Pseudomonas aeruginosa denen bir bela mikroorganizma....

Ailecek savaşıyoruz..Yakında yenmeyi umuyor arzuluyoruz.


Dostlara sağlık..Selam..

water
07-01-2012, 14:26
Sağlık sorunlarımızla ikinci ayı da dolduruyoruz..

Tam herşey bitti derken bir de hastahane mikrobuyla enfekte vaziyetleri..

Pseudomonas aeruginosa denen bir bela mikroorganizma....

Ailecek savaşıyoruz..Yakında yenmeyi umuyor arzuluyoruz.


Dostlara sağlık..Selam..

Ağabey;tekrardan geçmiş olsun,umarım fazla uzamaz da sağlığa kavuşursunuz,dualarımız ile..

DENİZ
07-01-2012, 14:32
Sağlık sorunlarımızla ikinci ayı da dolduruyoruz..

Tam herşey bitti derken bir de hastahane mikrobuyla enfekte vaziyetleri..

Pseudomonas aeruginosa denen bir bela mikroorganizma....

Ailecek savaşıyoruz..Yakında yenmeyi umuyor arzuluyoruz.


Dostlara sağlık..Selam..

Kısa sürede sağlığınıza kavuşmanız dileğiyle, geçmiş olsun....

PARK
18-01-2012, 20:07
Son Hrant DİNK kararı ülkemizdeki yargının nasıl saçma kararlar verdiğinin sanki bağırırcasına ispatı oldu...

Bu karar sonrası böyle saçma sapan bir ülkede bir yaşadığımdan adeta ''utanç'' duydum...



Umarım temyizde bozulur bu utanç kararı...Tabii salıverilenler uçup hayalet olmazlarsa...

SNOWDROP
19-01-2012, 09:29
Geçmiş olsun Bora abi...Yazılarınızı özledik...

PARK
10-02-2012, 13:36
2 gündür bir MİT olayı gündeme oturdu...

Özel yetkili savcı MİT müsteşarı ile birlikte 2 MİT çalışanını ''OSLO GÖRÜŞMESİ'' ile ilgili ifade vermeleri için savcılığa çağırdı fakat bu kişiler çağrıya uymadılar ve söylentilere göre ki Adalet bakanı bu görüşme bir ''vazifedir" diyerek hükümetin bilgisi dahilinde olduğunu ima etti..

Şimdi gelelim işin en önemli noktasına;

Bu görüşme kanunlara aykırı ise ve bu kişilerde biz talimat ile bu işi yaptık diyorlar ise esas kimin savcıya ifade vermesi gerekiyor?

Göreceğiz bakalım yargımız ne kadar bağımsız...

BORA YAŞAR
15-02-2012, 23:48
Bana göre;

Sağlık, "o" cepte kabul edilerek, ona rakip gösterilen hemen herşeyden daha değerlidir.

O olmadan maddi hiçbirşeyin, değeri, kullanabilirliği yok.

Sağlık bu temelde ticaret konusu olmamalı. Devlet, bizi korusun, kollasın diye kurduğumuz organizasyonun, bize rağmen böyle bir şeye izin vermemesi gerekir.

Hayatın neresi adil ki denilebilir..

Ama insan, maddi gücü, kalitesi ne olursa olsun, bir, sağlık hizmetinde, iki, kolluk hizmetinde, üç, adalet karşısında
eşit olmalıdır..

Bu konularda yapılan/yapılacak ayrımcı muamele , kuruluş amacı düşünülecek olursa, devlete yakışmaz. Yakıştırmamalıyız.

merlin
16-02-2012, 02:45
Bana göre;

Sağlık, "o" cepte kabul edilerek, ona rakip gösterilen hemen herşeyden daha değerlidir.

O olmadan maddi hiçbirşeyin, değeri, kullanabilirliği yok.

Sağlık bu temelde ticaret konusu olmamalı. Devlet, bizi korusun, kollasın diye kurduğumuz organizasyonun, bize rağmen böyle bir şeye izin vermemesi gerekir.

Hayatın neresi adil ki denilebilir..

Ama insan, maddi gücü, kalitesi ne olursa olsun, bir, sağlık hizmetinde, iki, kolluk hizmetinde, üç, adalet karşısında
eşit olmalıdır..

Bu konularda yapılan/yapılacak ayrımcı muamele , kuruluş amacı düşünülecek olursa, devlete yakışmaz. Yakıştırmamalıyız.

Geçenlerde 3-4 doktorun can sıkıcı sohbetine katıldım gönülsüzce.
3-4 saatlik bu sohbet epeydir kafamda yer eden kuşkuları giderdi(!)

30000 puan toplarsan tam mesai alırsın.
10000 puanda ancak ortalama üzerinden doner sermaye alırsın.
Adam radyolog, geçen ay 8000 rapor yazmış, 80000 puan toplamış. Çoğu yalan yanlış. Hatalı. Dikkate bile almıyorum.
Radyolog cerrahın iki mislini aldı geçen ay.
Adam genel anestezi yerine lokal yapıyor. Boylece anestezi uzmanı yerine kendisi anesteziyi yapabiliyor. Ve puanı kendisi alıyor.
Adam bir günde 12 ameliyat yapmış. 3 asker askerden 2 ay kaçmak için burun ameliyatı oldu. Hepsini de yaptı doktor. Eskiden kovalardım ben bunları.
Eskiden bıçak parası varken her şey daha iyiydi. Adam kanser. Biz ameliyat etmedik, riskli. Sevkettik. İstanbulda özel hastane bizim 1000 liraya yaptığımız ameliyata 90 000 lira istemiş. Adam döndü geri.


Gelelim kafamdaki kuşkulara. Yengem doğumdan 20 gün önce hastaneye gider kontrol için. Karaciğeriniz fena diyerek apar topar doğuma alınır. Çok şükür, kazasız belasız atlattık.
Ama testleri gosterdiğimiz baska bir doktor(aile dostu) değerler yüksek filan değil, gayet normal hatta çok iyi. Boşuna erken doğum yapmışsın dedi. Bebek 10 gün küvözde kaldı. Tabi annesi ve annem başında !
Hastanede nedensiz yere 10 gün.
Annem.Kulak çınlaması çekiyor 1 senedir. Bir uzman derhal ameliyat, diğer uzman gerek yok diyor. Sonuncusu ise ''gerek yok diyemem. 1-2 ay rahat edersin ama yine baslar. bence değmez ama siz bilirsiniz. zamanla alışırsın. ben olsam ameliyat olmam '' dedi.
88 yaşındaki büyük amcama diz kapağı ameliyatı yapmışlar. 88 yaşında. Bilemiyorum, bilge bir insan olan bir dr. ağabeyim ''çektiği sıkıntıya değmiş mi ''diye sordu alaycı şekilde.
Geçende 5 damarını birden değiştiler bir hastanın. adam 70 indeydi. ameliyata dayanamadı 3 gün sonra öldü. O şekilde yaşayabilirdi bence ,belki 5 sene belki 15 sene. Her an ölme ihtimaline karşın yapıldı ameliyat belki ama muhtemelen 3 gün içinde de ölmezdi....




Birisi yüksek sesle soracak mı merak ediyorum.
Gerekmediği halde insanların ameliyat edildiğine dair iddialar doğru mudur ?
tedavinin yalnızca puan amaçlı olduğu doğru mudur ?
Bazı uzmanların aşırı yük nedeniyle baştan sağma iş yaptığı ?
ve en vahimi, bazı uzmanların tek ciddi ameliyat yapmadan sahaya çıktığı ?


Bir yanda yüz nakli gibi korkunç zor işi yapan hekimlerimiz.
Diğer yanda karamsar tablo.
Yalnızca parayı hedef alan bir sistem. Kalitenin önemi sıfır. 50000 nüfuslu şehirlerdeki hocasız tıp fakülteleri. Çok sayıda doktor olsun. Nitelik önemsiz. Nicelik her şey.
Gerçekten işinin ehli, dünyanın her yerinde hekimlik yapabilecek insanlarla kafasında ay sonu alacağı puandan baska düşünce olmayanlar aynı meslekte. Ve maalesef dürüst, başarılı olan değil diğeri çok kazanıyor.
Tüm bunların adı ise sağlıkta reform oluyor.


ve sen bunları yazınca ''her şeye karşısın sen de be birader'' oluyorsun.

BORA YAŞAR
21-02-2012, 13:12
Mesela büyük tarihçimiz Halil İnalcık, İstanbul kuşatmasında Fatih’in kuvvetleri arasında “Turkopulo“ denilen Rum birliklerin de bulunduğunu yazmıştır. Fatih’in annesi Mara Brankoviç’in babası Sırp Kralı Brankoviç de bu kuşatmada torununa yardımcı olmuştur.

Nasıl: Kafa karıştırıcı değil mi?

http://haber.gazetevatan.com/Haber/432190/1/Gundem


10 yıl önce internette Osmanlı Padişahlarının annelerini (karıları) liste halinde ortaya döküp, sorular sormak çok moda idi.

Bu listeler konuyu hiç bilmeyen bir kısım insanımızda şaşkınlık ve hatta infial yaratır, sanalda kavgalar çıkardı.

Artık bilmeyen kalmadı..

Çok daha ayrıntıda hususlar üzerine kitaplar yazılıyor.

Fatih'in dini inançları, annesinin hristiyanlıktan dönüp dönmediği, Fatih'in Bizans İmparatoru olup olmadığı gibi, fetihten önce Fatih'le dönemin Papası arasındaki yazışmalar ve işbirliği vs.. gibi..


Öğreniyor, gelişiyoruz.

BORA YAŞAR
21-02-2012, 15:17
AZİZ YILDIRIM'IN SAVUNMASINDAN SATIRBAŞLARI:

* Fenerbahçeli olmayı her şeyin üzerinde tutmam benim için bir erdemdir. Fenerbahçeli olmayı her zaman, her şeyin üzerinde tuttum.

* İnsanlara Türklük gücü ve yaşama umudu veren Fenerbahçe, halkın sevgilisi olmuştur. Fenerbahçe, Kuvayı Milliye ruhunun temsilcisi oldu.

* Polis fezlekesiyle kulüpten TFF savunma istiyorsa, o zaman bu dava şahıs değil Fenerbahçe davasıdır.

* Savunmalarımı dikkate almadan benim aleyhime karar verebilirsiniz. Ama Fenerbahçe'nin adını ortadan kaldıramazsınız.

* Fenerbahçe'nin puan kaybettiği maçlara ilişkin iddianameye hiçbir şey konmamıştır

* Savcı, Fenerbahçe'nin örgüt, amacının da şampiyon olmak olduğunu iddia etmiştir.

* Galatasaray'ın şike yaptığını Fenerbahçe'nin şike yapmadığını göstereceğim.

* Yaptığım tesisler, statlar, antrenman sahaları ve tüm yaptıklarım örgütse evet bu örgütü ben kurdum.

* 6 Temmuz'da Emniyet ortada iddianame yokken kararı açıklamıştır.

* Hiçbir zaman Fenerbahçe'yi kötü durumda bırakacak eylemlerde bulunmadık. Buradan temiz çıkacağımızı ifade etmek isterim.

* Emniyet '19 maçta şike var' diye açıklama yaptı. İddianamede 13 maça yer verildi, 6 maç buhar oldu uçtu.

* Fenerbahçe'nin yükselişini önleyemedikleri için bu kurguyu yaptılar.

* Aleyhimizde yapılan propaganda kulübümüzün kuruluş gayesini baltalamak, bu temiz, vatansever Atatürkçü yoldan çevirmek içindir.

* Yıllarca her türlü spor suçuna göz yumanlar; Fenerbahçe ve Fenerbahçeliler üzerinden kendini aklamaya çalışmaktadır.

* Fenerbahçe camiasına yargısız infaz yapılmaktadır. Fenerbahçe Başkanı'na kimse 'Mafya' diyemez.

* Temmuz ayından beri cehennemi andıran süreçte gördüğüm muameleleri hiç hak etmedim.

* Fenerbahçe'yi Atatürkçü yoldan çevirme gayreti var.

* Ben hastanedeyken, adres kısmına Metris Cezaevi yazdılar.

* Medya kendisine verilen görevi bu süreçte yerine getirdi.

* Emenike'nin para sayarken çekilen fotoğrafları nerede? Bunu söyleyenler ahlaksız bir davranış göstermişlerdir. Yayınlayın, yayınlayamıyorsanız ahlaksızsınız.

* Kulüplerine sahip çıkan Fenerbahçelilere polis biber gazı sıkmıştır. Polis tribünlere gelmek isteyen bazı taraftar gruplarını içeriye almıyor. Bu haklar engellenemez.

* Benim hakkımda ne karar verirseniz verin. Kabul ederim. Bu Fenerbahçeyi toptan ortadan kaldırmaya yetmeyecektir.

* Dar ağacında olsak bile son sözümüz Fenerbahçe olacak.

http://www.htspor.com/futbol/haber/718028-soz-sirasi-aziz-yildirimda


Aziz Yıldırım içeride baya öğrenmiş bu işi..

Bu ülkede yapılan siyasete bakılırsa Aziz Beyin bundan böyle, bu davadan sıyırırsa, siyasete atılması uygundur..

Gideceği uygun siyasi adres de, her suçlanmada rakiplerine fark atan bir siyasi liderin partisi olmalı..

Aziz Beyin savunmasında suçlandığı konularda kendisini savunmaktan çok, camiayı ajite etmek, aba altından sopa göstermek, toplumun bir kesimince kutsal değerleri kullanmak vs gibi ince taktikler kullanılıyor..

Bakalım işe yarayacakmı..

YILDIRIMMM
21-02-2012, 21:05
yasanmıs gercek M U C İ Z E

Küçük kız aceleyle evden çıkıp, köşedeki eczaneye gitti.
Eczacının dikkatini çekebilmek için büyük bir sabırla bekledi. Çok kalabalıktı. Eczacı Selin'nin beklediğini görünce
... ...
-Evet, ne istiyorsun söyle bakalım dedi. Biraz acele et, gördüğün gibi işim var. Diyerek yanındaki şık giyimli adamı gösterdi.
Selin "Kardeşim" dedi. Sessizce yutkunduktan sonra devam etti:

- Kardeşim çok hasta, bir mucize almak istiyorum.

Eczacı Selin'e bakarak:

- Anlayamadım. dedi.

- Şeyy, babam Onu ancak bir mucize kurtarabilir dedi, bir mucize kaç paradır, bayım?

Eczacı Selin'e sevgi ile baktı bu kez:

- Üzgünüm küçük kız, biz burada mucize satmıyoruz, sana yardımcı olamayacağım, dedi.

Selin o kadar kolay vazgeçmek istemedi. Eczacının gözlerinin içine bakarak

-Karşılığını ödemek için param var benim, bana yalnızca fiyatını söylemeniz yeterli, dedi.

Eczacının yanında bekleyen iyi giyimli bey Selin'e dönerek

-Ne tür bir mucize gerekiyor kardeşin için küçük hanım? diye sordu.

- Kardeşim... Ameliyat olmazsa kurtulamayacakmış ama ameliyat paramız yok. Babam “Onu ancak bir mucize kurtarabilir.” deyince ben de paramı alıp buraya geldim.

- Peki, ne kadar paran var? diye sordu iyi giyimli adam.

Bir Lira ve on kuruş dedi Selin. Ve dünyadaki tüm param bu.

- Bu iyi bir şans, kardeşini kurtarmak için gerekli olan mucizeye yeter bence bu para.

Adam bir eline parayı aldı, öteki eliyle de Selin'nin elini tutarak;

-Beni yaşadığın yere götürür müsün lütfen? Küçük kardeşini ve aileni tanımak istiyorum, dedi.

İyi giyimli adam Dr.Tarık Minkari 'idi ve Ahmet için gerekli olan ameliyatı yapabilecek tanınmış bir cerrahtı.

Ameliyat başarıyla sonuçlandı. Hep birlikte mutluluk içinde evlerine döndükleri zaman.

Anne:

-Hâlâ inanamıyorum. Bu ameliyat bir mucize doğrusu maliyeti ne kadardır merak ediyorum, dedi.
Selin kendi kendine gülümsedi. O bir mucizenin kaça mal olduğunu çok iyi biliyordu. Tam tamına bir Lira ve On Kuruş.

BORA YAŞAR
24-02-2012, 12:05
Yüz nakli için başvurular artıyor


Ameliyatın gerçekleştiği günden bu yana yaklaşık 125 kişinin başvuruda bulunduğunu, ancak yapılan muayene ve gözlemler sonucunda 35 hasta başvurusunun yüz nakli için uygun olduğu ve enstitü kayıtlarına kabul edildiği belirtildi


http://haber.gazetevatan.com/turkiyede-2-yuz-nakli-bugun-yapilacak/432952/1/Gundem


Siyasilere gün doğdu desenize..

merlin
27-02-2012, 15:33
http://g.mynet.com/i/196/245948-21.jpg
Bana Göre'si ...Ne yazsam ki ?
Dondum kaldım.
Çok değil 2 gün önce ağır ithamlarla suçlandığı davada tutuklu yatan birisi.
TS bize 5 milyon teklif etti diyen birisi.
TS başkanı ile yanyana Türk ftubolunu yonetecek kadroyu seçti.
18 takımlı süper ligde 16 takımın desteğiyle yeni TFF baskanı Demirören.
Baska bir deyimle, ömründe 1 saat bile futbol oynamamış 300 godaman Türk futbolunun yon haritasını çizdi bu gün.
Vatana millete hayırlı olsun.

merlin
28-02-2012, 12:04
Hayatımızın her anında ''seçilmişlerin'' keyfi uygulamalarına şahit oluyoruz artık.
''Ben seçimle geldim, çoğunluk beni istedi '' bahanesiyle keyfi, diktatooryal idare tarzını artık kanıksadık.

Seçim adil midir peki ?
İnsanoğlu kendisine yönetici seçen tek canlı olduğundan iktidar denen yönetici sınıf asırlarca çeşitli usullerle belirlenmiş. Krallar, hanlar, hakanlar....Kral soyları....
Eski Yunan ve Roma'da seçim denenmiş. İlginçtir, seçim bir süre sonra diktatörlerler doğurmuş.
Yine de seçimden başka bir çaresi yok insanlığın uzunca bir süre.

Ne yazık ki seçmenlerin kişisel beklentileri, çıkarları ve çıkar gruplarının yönlendirmeleri seçim kavramının az sağlıklı yürümesine neden oluyor. Vaad edenler , vaad edilenlerce iktidara taşınıyor ,her ne vaad ederlerse.


Futbolda bunun en yakın örneğini yaşadık.
Seçilmek için şike soruşturması sürenlere düşmeme sözü vererek tam 6 takımın desteğini aldı.
Düşenlere ''lig 22 takım olacak , siz kalacaksınız , düşmeyecekseniz'' dedi ve onların da desteği alındı.
Bu sayede 3 takımın daha desteği alındı.
Şaibelerle dolu olan Ankaraspor'a lige dönüş sinyali verildi ve onların da desteği alındı.
Bu takımın neden ligden ihraç edildiğini anımsayanlar vardır belki.Aynı adama ait iki takım ligde mevcuttu !
Bu ve benzer vaadlerle 16 süper lg takımının desteği alındı. Ve hazretleri SEÇİMLE göreve geldi.
Adı demokrasi oldu. Seçim oldu.


Şimdi yeni hedef lig 22 takım.
İki grup. İki grubun liderleri final oynayacak.
Peki.
A grubunda Fener, B grubunda GS lider senaryosu oldu diyelim. Sorun yok.
İyi ama Fener ve GS aynı toprbada, BJK ise diğer torbada ya da tam tersi olursa ne olacak ?
Bu ülkede 30 milyon insanın tek eğlencesi olan futbolun bu derece maskaraya çevrilmesine kimin ne hakkı var ?
Seçen kim ?
Seçilen kim ?
Seçim...
Seçilmişler atanmışlar.
Sanki atanmışlar daha iyiydi be....


Ama sonuçta o lig ikiye bölünecek.
Seçilmişlerin keyfi öyle istiyor çünkü.
Başka bir seçilmiş yakışıklı spor bakanı ise uzun süredir ortalıkta gözükmüyor. Sürece hakim değil müdahil bile olamadı. Çünkü onu seçen daha büyük seçilmiş ligin bitimine 6 hafta kalan şampiyonluk savaşı veren takımlardan birinin TFF baskanı olmasına izin verdi .

BORA YAŞAR
28-02-2012, 12:53
Fenerbahçe'den 100 milyon TL'lik tahvil


28 Şubat 2012Fenerbahçe Kulübü'nün halka açık şirketi olan Fenerbahçe Sportif AŞ, 100 milyon TL tutarlı tahvil ihracı gerçekleştirecek.

Murat Özaydınlı bu ilki gerçekleştirmekten dolayı gururlu olduklarını ifade ederek sözlerine şöyle devam etti: “Tahvil çıkarmanız için çok güçlü olmanız lazım. Belli kurullardan onay almanız lazım. Bilançonuzun güçlü olması lazım. Gelirlerinizin giderlerinizin dengeli olması lazım. Çok kötü bir süreç geçirmemize rağmen biz bu sınavı başarı ile geçtik. Bütün onayları aldık. Bize yardımcı olan kuruluşlara da özellikle teşekkür etmek istiyorum.”


Tahvil tutarının 50 milyon TL ile başlayıp, talep yoğunluğuna bağlı olarak 100 milyon TL'ye kadar çıkacağını belirten Bakırhan, şunları söyledi: “Tahvillerin vadesi 2 yıl olacak. Şubat'ın 29'unda başlayıp, 1-2 Mart tarihlerinde talep toplayacağız. Ardından şirketle beraber değerlendirip, nasıl bir sonuca ulaşacağımızı hep birlikte göreceğiz. Değişken faizli, üçer ayda bir faiz ödemeli tahvil olacak.

Gösterge tahvil faizinin üzerine üç veya üç buçuk ek getiri imkanı sağlanacak. Bu kurumsal yapıdan gelen talebe göre belirlenecek. Son derece sağlıklı bir yapısı var. Üçer ayda bir nakit ödemeleri olacak. 100 TL ve katları talepte bulunmak mümkün olacak.”

Fenerbahçe tahvilinin getirilerinden bahseden Cafer Bakırhan sözlerini şöyle sürdürdü: “Birincisi, mevduatla karşılaştırırsak, stopajı daha düşük. Yüzde onluk bir stopaj söz konusu. Devlet tahvili ile karşılaştırdığımızda ise Fenerbahçe tahviline yatırım yapmış birisi, ikinci yılın sonunda 222 liralık bir faiz kazancı elde ederken, aynı dönemde aynı tutar bir devlet tahviline yatırılırsa 168 lira kazanılmış olacak. Aradaki fark kadar Fenerbahçe tahvillerinin getirisi olacaktır. Getiri, stopaj ve vergi avantajımız var. Değişken faiz olması faizlerdeki aşırı dalgalanmaya karşı yatırımcıyı koruyacak bir durumdur. Faizler çok yüksek olursa elimizdeki hisse senedi tahvilleri düşmeyecek. Üç ayın sonunda yeni yükselen faize göre kendisini adapte edecektir.”

Fenerbahçe'nin olası bir lig değiştirme durumunda yatırımcıların zararına ilişkin bir soruya da Bakırhan, “Risk her zaman vardır, deprem riski, yangın riski...” karşılığını verdi.

http://www.hurriyet.com.tr/spor/futbol/20014000.asp


llklerin takımı Fenerbahçe tahvil ihraç ediyor..

Bu hesaba göre her Fenerli birer liralık tahvil alsa 25 milyonluk ihraç tamam.. Varın siz hesaplayın gerisini..

Şirketler neden daha yüksek faizle tahvil ihraç eder?

Bu sorunun mantıksal cevabını verin..

Neyse. Borç yiyen kesesinden demiş atalarımız.

Laf aramızda korkarım diğer kulüpler de bu ilk'i takip edeceklerdir..Kulüplere bir istismar sahası daha açılmış olacak.Milletin canı yanıncaya kadar..

Bu arada kaç türlü risk olduğunu Fener yöneticinden öğrenmiş oluyoruz..

Hayırlı uğurlu olsun diyelim..

BORA YAŞAR
28-02-2012, 13:36
'Millet diziyi bıraktı, sabah akşam seni izliyor'

Başbakan Erdoğan, CHP'nin demokrasi aşkının platonik olduğunu belirterek, "Biz Sayın Kılıçdaroğlu'dan ziyadesiyle memnunuz. Millet dizi seyretmeyi bıraktı sabah akşam seni seyrediyor" dedi. Erdoğan, TÜSİAD'ın eğitim reformuyla ilgili eleştirisine "Kusura bakma TÜSİAD senin arzun olmayacak" diye yanıt verdi

(Gazeteler)

Bizdeki siyasiler, sağlıklı oldukları günlerde, sabahtan akşama kadar konuşuyorlar..

Konuşma bitince, ziyaretçi kabul edip gene konuşuyorlar..

Başbakan'a gelince hırsla, zevkle, ihtirasla konuşuyor..

Partinin prompter cihazları yakında fazla çalışmaktan yanacaklar durdukları yerde..

O konuşa dursun, Bursa-İstanbul yolunun kardan kapandığı haberi geçiyor medyada..

Hakkari yolu değil..

Ülkenin en batısında, en önemli iki sanayi kentinde karadan irtibat kesiliyor..

Utanacak bir sorumlu için "utanç verici" bir durum olmalı..

Değil mi?

merlin
28-02-2012, 21:45
Fransız Anayasa Mahkemesi Ermeni sozde soykırımını tanıyan yasayı düşünce ve ifade özgürlüğüne aykırı bularak iptal etti....



Ne garpitir değil mi ? Bir zamanlar bizim de bir anayasa mahkememiz vardı. İktidarın gazabından yurttaşları korumak için kurulmuştu.
Ve son 50 senede iktidarın, askerin, polisin keyfi uygulamalarına karşı çok parlak kararlara imza atmıştı.
Bununla yetinmemiş küresel sermaye çetesinin gelişmekte olan ülkelere uyguladığı sindirme politikalarına da uzun süre direnebilmişti(Telekom yasasının iptali, şeker özelleştirmelerinin iptali, sendikalar yasasınıa getirilen antidemokratik kısıtlamaların iptali gibi)
Ancak mahmekenin 50 senede verdiği onbinlerce karardan ikisi özenle seçildi. Halkın önüne serildi. ''Biz yapıyoruz bunlar bozuyor, darbeci mahkeme ,seçilmişleri sınırlayan atanmışlar'' dendi.
J.J.Rouessaau'nun yani milli irade kavramının teorisiyeninin memleketinde bir anayasa mahkemesi olduğunu, iktidarı sınırlamak için kurulduğunu da öğrenmiş oluyor birileri.
Hatta normalde 1 seneden uzun süren incelemenin çok kısa sürede tamamlanmasının Sarkozy'nin seçimde kozlarını elinden almaya dönük bir hamle olduğu da kesin.
Yani Anayasa Mahkemeleri sanılanın aksine siyasi de mahkemeler. Basbayağı ''gardını alan''mahkemeler.


Evet halen bir anayasa mahkememiz var gerçi. Özellikle genekurmay başkanının yargılanması konusunda soru sorulur diye ortalıkta gözükmeyen mahkeme başkanı ve üyelerinin çoğunluğunun(başkan dahil) hukuk mezunu bile olmadığı bir mahkeme. Ama artık ondan iktidara karşı halkı korumasını ya da laik sosyal hukuk devletini kollamasını bekleyebilir miyiz ?


Evet evet, başka demokratik ülkelerde de anayasa mahkemeleri var. Zaten onlardan aldık. Çünkü bu mahkemeler seçilmişlerin diktatör olmasına İtalya,Almanya başta olmak üzere sahne olan mahkemelerde bir emniyet sübabı olarak kurulmuştu...


Başka bir konu.
Bir gün aziz milletimiz ve soytarı aydınlarımız ''aa Avrupa'da da KİT varmış. Fransa daki şirketlerin nicelik olarak yarısı Fransız hükümetine aitmiş, hatta renault, neredeyse tüm enerji sektorü, havayolu şirketleri, demiryolu şirketleri , hatta pek çok teknoloji şirketi de devletinmiş, Fransız burjuvazisi sanayi anlamında Alman ve İngilizler'in gerisinde kalınca devlet mecburen ağır sanayiyi ve endüstriyi kendi eliyle kurmuş'' gerçeğini algılayacak. Ama çok geç olacak.Gerçi pişkinlik diz boyu. İsbankasının varlığı bile batıyor birilerine. Ulusal kalmak kimin umrunda ?

merlin
29-02-2012, 11:04
Geçtiğimiz yıl Ekim ayında Bodrum’da bir Amerikan askerinin başına çuval geçirilmesi ile ilgili soruşturma başlatan savcılık, “şerefe karşı suç” ve “hürriyetten yoksun bırakma” suçlarından 16 yıla kadar hapis cezası istendi.

20 Ekim 2011 tarihinde Bodrum’a demirleyen ABD savaş gemisi Ramage’deki ABD’li askerler, Barlar Sokağı'nda gezerken bir grup TGB'li tarafından başlarına çuval geçirilmişti. Olayın ardından soruşturma başlatan savcılık, ABD askerlerine karşı yapılan eylemi “şerefe karşı suç” ve “hürriyetten yoksun bırakma” olarak tanımlarken 16 yıla kadar hapis cezası istedi.

Amerikan askerinin başına çuval geçirme eylemi sonrasında başlayan soruşturmanın ardından Bodrum Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianame tamamlandı.

İddianamede, “Yankee go home”, “Katil Amerika” sloganları atıp Jesus Salazar Munoz adlı bir askerin başına çuval geçiren grubun, Munoz’un başına çuval geçirerek küçük düşürücü harekette bulunduğu vurgulandı.




12 eylül öncesi çok bilindik bir olay geldi aklıma sabah sabah.
Amerikan donanması İstanbul'a demirleyecektir. Bu durum üniversite öğrencilerini rahatsız etmiştir.
Bu sırada İstanbul belediyesi ve valiliğinin ''Amerikan askerlerinin İstanbul genelevinde hastalık kapmaması için önlem aldığı ''duyulur. Genelev badana edilmiş, tüm kadınlar sağlık kontrolünden geçirilmiştir.
Bu olay tuzu biberi olur. Donanmanın dev zırlısından inen ilk askerler gençler tarafından kovalanır, boğazın suyuna atlayanlar sopa yemekten kurtulur.
O gençlerin 3 tanesi idam edildi.


Bodrum'daki olay da manidar.
Aradan geçen 40 senede batı cephesinde değişen bir şey yok anlaşılan.

BORA YAŞAR
29-02-2012, 11:14
[B]Bodrum'daki olay da manidar.
Aradan geçen 40 senede batı cephesinde değişen bir şey yok anlaşılan.

Değişen birşey yok merlin..

Yönetimler bir başka yakın artık ABD yönetimine..

Onlar tarafından tasvip edilmek bir yana artık, belirli misyonlara ünvanla atanıyorlar..

Canciğer kuzu sarması olunan ülke yöneticileriyle, bir işaretle, bir gecede kanlı bıçaklı olunabiliyor.


O güzel atlara binip giden gençler, boşa mı gittiler acaba?

BORA YAŞAR
29-02-2012, 12:01
Arda, Messi'yi anlattı
(Gazeteler)

Arda, Milli takım çalışmasında arkadaşlarına Messi'yi anlatmış..Tabi bu futbolcuya ait özellikleri öğerek..

Çok değil bir kaç yıl önce onu (Arda'yı) Messi ile kıyaslıyor, hangisi daha büyük diye soruyorduk..

Anlaşılan bu konu kapanmış..

Anlattıklarına bakılırsa, daha bu genç yaşında bizzat Arda'mız tarafından.

BORA YAŞAR
29-02-2012, 12:29
'28 Şubat'ı destekledim pişman değilim'

Ünlü şair Ataol Behramoğlu, 28 Şubat post modern darbe sürecini savundu. Ataol Behramooğlu, 28 Şubat'ın kesinlikle doğru bir karar olduğunu kaydetti.

Şair Ataol Behramoğlu, canlı yayında 28 Şubat darbesini savundu. CNN Türk'te yayınlanan 5N1K'ya konuk olan Behramoğlu, Cüneyt Özdemir'in sorularını yanıtladı. 28 Şubat sürecini savunan Behramoğlu bu söylemleri yüzünden zaman zaman Cüneyt Özdemir'le de karşı karşıya geldi.

Cüneyt Özdemir'in 'Siz 28 Şubat sürecini desteklemiş miydiniz? Pişman mısınız? 'sorusuna 'Evet destekledim. Asla pişman değilim. 28 Şubat 1997'de askerler Türkiye Cumhuriyeti'nin temellerinin ödemdeki iktidarı tarafından başta eğitim olmak üzere yıkılmasına, bozulmasına engel oldular 'diye cevap veren Behramoğlu bu sözleriyle Cüneyt Özdemir'i kızdırdı.

Başbakan Erdoğan'ın Allah'ın selamını vermesine kızan Behramoğlu, 'Hiçbir demokratik ülkede gelen başbakan ilk gün es selam ün aleyküm demez. Halkın oyları ile seçilmiş parti bir ülkenin temellerini oluşturan değerleri ortadan kaldırma hakkına sahip midir? Mesela laiklik olgusunu ortadan kaldırmaya sahip midir? Cumhuriyet'in niteliklerini ortadan kaldırmaya yönelik haklara sahip midir? Halk örgütlü değilse buna bir şekilde asker karar verebilir. Askerin yaptığına sivil toplum sahip çıkabilseydi, toplum bambaşka bir yere gidebilirdi. Ama sahip çıkamadı. Toplum örgütsüz olduğu için bilinçsiz olduğu için yapamadı 'dedi.

'GEREKİRSE DARBE OLUR'

Behramoğlu,sözlerine şöyle devam etti:

'Bakacağız, göreceğiz ülke nereye doğru gidiyor. Devam etsinler oy vermeye. Toplumun uyarılması lazım, aydınlatılması lazım. Her toplumun kendine özgü gerçekleri var. Ben darbe iyidir, demokrasi kötüdür demiyorum. Asla böyle bir şeyi savunmuyorum. Ama gerekirse olabilir' dedi.
http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetayV3&ArticleID=1080256&CategoryID=77


Aradan geçen zaman insanoğluna, vaktiyle belirli durumlarda nasıl vaziyet aşdığını unutturabilir.

28 Şubat'a aynen Behramoğlu'nun gerekçeleri ile aynı duruşu sergilediğimi hatırlıyorum..

"Demokratik olma" zorunluluğunu o günlerde terkettim..

Demokrasiye olan inancım sarsılalı zaten epey olmuştu da bunu bir türlü dillendirmeye cesaret edemiyordum..

Sonra demokrasi denilen ve egemenlerin, tüm sayısal zaafiyetlerine rağmen, güçlerine ve büyük yığınların salaklığına güverenerek cesurca oynatıkları bu oyuna olan tüm saygım bitti.

Şimdi, oy sandıklarında, kendimi, benim ve benim gibilerin geleceğini de oylarıyla tayin edecek yığınların insafına bırakmış bırakıyorum.

Sahte demokrasi hayranlığını da, bu oyundan en büyük karı edenlere bıraktım..

Hiç olmazsa böylelikle,alnımda enayi/salak damgasını taşımadığımı düşünüyorum.

merlin
29-02-2012, 13:58
Ulaştırma Bakanlığı, 2023'te Anadolu'nun birçok şehrine ' hızlı' ulaşım planlıyor. Hedef, Cumhuriyet'in yüzüncü yılında 9 bin 978 km hızlı tren hattı, 4 bin 997 km konvansiyonel hat olmak üzere 14 bin 975 kilometre yeni demiryolu hattı inşa etmek. Bu Cumhuriyet tarihinin en büyük demiryolu hamlesi. Hükümet bu projeye büyük önem veriyor. 11 bin kilometre olan demiryolu ağı 12 yıl içinde iki katına çıkacak. Bakan'a göre, 'kara tren gecikir', anlayışı yerini ' hızlı tren yetişir' anlayışına bırakacak.

Bu hedefler, demiryolu tarihinin de yeniden yazılması anlamına geliyor. İstatistikler değişecek gibi. Çift hat uzunluğu yüzde 9'dan yüzde 50'ye yükselecek. Yüzde 26 olan elektrikli hat oranı da yüzde 60'a...

Hedefler gerçekleştiğinde İstanbul, Ankara, İzmir, Sivas, Bursa gibi şehirlerin yanı sıra Yozgat, Trabzon, Diyarbakır, Malatya illerini de içine alan 29 ilden yüksek hızlı tren geçecek. Bunun maliyeti ise yaklaşık 45 milyar dolar. Bu paranın 25-30 milyar doları Çin'den sağlanacak. 'Demiryolu İş Birliği Anlaşması' gereği 7 bin 18 kilometrelik yüksek hızlı demiryolu hattını Çinliler inşa edecek. Geriye kalan 2 bin 924 kilometrelik kısmını ise Demiryolları öz kaynakları ve dış kredilerle yapacak. Çinliler işe, "Ayaş Tüneli" geçilemediği için yılan hikâyesine dönen Sürat Demiryolu'nu da içine alan ve Edirne'den Kars'a uzanan 3 bin 636 kilometrelik hattı yaparak başlayacak. Hattın tamamlanmasıyla, karayolu ile 16,5 saat olan seyahat süresi 8 ila 9 saat arasında olacak. Çinliler, Edirne-Kars hattını inşa ederken, bir yandan da 850 kilometrelik Erzincan-Trabzon ve Yerköy-Kayseri hatlarını yapacak.


Hızlı tren ve hatta bundan vazgeçtim yavaş tren insanımızın senelerdir süren bir hayali. Uzun süre ihmal edilen nedense karayollarına alternatif görülen demiryolları son dönemde küllerinden doğuyor adeta.
Ancak her şeye rağmen neremiz doğru kiden hareketle çizilen rotaya bir kaç eleştiri getirmek lazım.

Demiryolu ağı geleneksel rotaya sahip.Bunda sorun yok, ta MÖ Romalılarca tespit edilen, İpek ve Baharat yollarıyla da geleneksellesen rota genel anlamda.
Şöyle ki bir yandan Ankara Erzurum'a bağlanıyor. (zaten bağlı)
Erzurum ise yine halen mevcut hattan Kars'a. Kars Kafkaslar'a açılan kapı.

Karadeniz sahili ise Trabzon dışında yok sayılıyor. Halen bir demiryolu olan tarihi Samsun hattı yerine pek de gerekli olmayan Trabzon hattı tercih ediliyor.
Şöyle ki ;
Samsun'u Ankara'ya demiryolıyla bağlamak oldukça kolay. Büyük ölçüde bir hat zaten var. Ve arazi kolay bir arazi.
Trabzon-Erzurum arası ise 2000 metrenin üstündeki iki zirvenin geçilmesini, Zigana geçidinin aşılmasını, sonra da Kop dağı denen çok zorlu dağın aşılmasını gerektiriyor.
Ancak bu hat da yapılmıyor zaten.

Demiryolu ağının Samsun yerine Trabzon'dan şebeke bağlanması bir tercihtir. Ama bu ekonomik değil siyasi bir tercihtir. Gereksizdir diyemeyiz, zira İran yolunun son durağı Trabzon'dur.
Ama önceliği bir endüstri ve tarım şehri olan Samsun'un gerisindedir.

Burada ilginç olan Trabzon -Erzurum yolu da değil, Trabzon-Erzincan yolunun tercih edilmesi.
Bu çok ilginçtir. Tarihi İpek yolunun Karadeniz bağlantısı için Trabzon limanının seçilmesinde bir gariplik yok esasen. Normal yani.
Ama Erzurum yerine Erzincan'ın seçilmesi ilginç.
Erzincan 80-100 bin nüfuslu bir kent.
İçinde üniversiteden son model hava alanına ve hatta ayda 2 yolcunun inmediği dış hatlar terminaline sahip. Çünkü ulaşstırma bakanı bu şehrimizden !
Zaten çok güzel olan üniversitenin kampüsünü beğenmeyip yıkmak, sonra da aynı kampüsü şehir dışına devletin onmilyonlarını çöpe atmak da bu güzide kentimize ait.
Şehrin 2 milletvekili var . Ancak tıpkı Trabzon gibi bürokraside çok ama çok etkili bir şehrimiz olduğundan olsa gerek 45 milyar dolar maliyetli tren yolu isabetsiz biçimde bu şehirden geçiyor. Erzincan'dan Trabzon'a günde kaç yolcu gider bilinmez.
Ama çok büyüm para ve emek harcanan bu projenin ''benim şehrim gelişsin'' diyerek rota saptırmasına uğraması vahim.

BORA YAŞAR
02-03-2012, 13:35
"Ben olsam bedel ödemek yerine askere giderim!"

(Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz)

Çünki parayı çok severim..:)

Şaka bir yana, yöneticilerin bu pişkince beyanatlarından usandım, bizar oldum..

Önce "bedelli askerlik" yasasını çıkaracaksın, sonra da bu lafı edeceksin..


Demokrasi denen zırva bu işte..

Halkın andavallı olduğu gerçeği üzerine kurulu herşey..

merlin
02-03-2012, 14:08
http://www.hurriyet.com.tr/ekonomi/20041789.asp
Sinop'u Ada Yapacağız

Projeye göre Sinoplular'ın meşhur hemşehrisi Sinoplu Strabon'un 2500 sene önce anlattığı yarımadasının da sonu geldi.
Sinop'un denizin içine doğru sokulan güzelim yarması ikiye bolünecek ve bir adaya donüstürülecekmiş.
Belediye başkanı kimdir, nedir, necidir bilmem.

Düşüncenin vehameti bir yana ben belediye başkanının hayal gücüne hayran kaldım. Çoktur boyleleri. Güneşin 5 milyar senedir arkasından doğduğu dağı yok etmeyi hayal edenler, 1 milyon yaşındaki boğazın yanına ikinci boğaz yapmayı hayal edenler, denizi 10km doldurup bir şehir inşa etmeyi hayal edenler....Hepsi bu ülkede yaşıyor ve bunlar ciddi ciddi savunulan projeler(!).


Anayasayı değiştirelim sözlerinin slogana dönüştüğü bir noktada Avrupa anayasalarından bir kaç alıntı ;

İtalyan Anayasası....
Bu anayasa 9.maddesinde çevre hakkını düzenler.
''Doğal güzellikleri, Milletin tarihi ve sanat mirasını himaye eder. ''

Fransız Anayasası....
Bir maddele yetinmez, 15 maddelik bir çevre şartı anayasanın eki sayılır.

Bizim anayasa 9.maddesinde çevreyi düsünemez elbet. Devletin milletiyle ve devletiyle bölünmez ultra süper bütünlüğünden , yargı yetkisinin süperliğinden filan dem vurulur o sıralarda.


Fransız Anayasası Çevre sartı.


Fransız Halkı;
Doğal kaynakların ve doğal dengelerin insanlığın görünümünü zorunlu
kıldığı;
Mevcut insanlığın ve gelecek kuşakların doğal çevrelerinden
koparılamayacağı;
Çevrenin tüm insanlığın ortak varlığı olduğu;
İnsanoğlunun gittikçe yaşam şartları ve kendi gelişimi üzerinde etki
yaptığı;
Biyolojik çeşitlilik, kişinin gelişimi ve insan topluluklarının ilerleyişi,
bazı üretim ve tüketim maddeleri ve doğal kaynakların aşırı tüketilmesi
nedeniyle etkilendiği;
Çevrenin korunmasının, Ulusun diğer temel değerleri ile aynı nitelikte ele
alınması gerektiği;
Sürdürülebilir bir gelişmeyi sağlamak için, mevcut ihtiyaçların
karşılanmasına yönelik tercihlerin, gelecek kuşakların ve diğer halkların
ihtiyaçlarını karşılamasını tehlikeye atmaması;
Gerekçelerinden yola çıkarak,
Kabul eder;
Madde 1.
Herkes dengeli ve sağlığa saygılı bir çevrede yaşama hakkına sahiptir.
Madde 2.
Herkes çevrenin korunmasına ve iyileştirilmesine katkıda bulunmak
zorundadır.
Madde 3.
Herkes, yasanın belirlediği şartlar dâhilinde, çevreye yönelik zararların
önlenmesi veya en azından zararlı sonuçların azaltılması ile yükümlüdür.
Madde 4.
Herkes, yasanın belirlediği şartlar dâhilinde, çevreye verdiği zararların
giderilmesine iştirak etme yükümlülüğü altındadır.
Madde 5.
Bilimsel bilgi olarak kesin olmamakla birlikte, çevrede geri dönülemez ve
ciddi bir biçimde etkileyebilecek bir zarar meydana geldiğinde, kamu otoriteleri,
önleyici tedbirlerin alınması ilkesine saygı göstererek ve kendi yetki alanlarına
giren konularda, risklerin değerlendirilmesi usulünün gerçekleştirilmesini,
zararın önlenebilmesi için gerekli ve zararla orantılı geçici tedbirlerin alınmasını
sağlarlar.
Madde 6.
Kamu politikaları, sürdürülebilir kalkınmayı destekler. Bu amaçla,
çevrenin değerinin bilinmesi ve çevrenin korunması ile ekonomik kalkınma ve
sosyal gelişmeyi bağdaştırmak zorundadır.207
Madde 7.
Herkes, yasanın belirlediği sınırlar ve şartlar ddâhilinde, kamu
otoritelerinin elindeki çevreye ilişkin bilgilere ulaşma hakkına ve çevre üzerinde
etki doğurabilecek kamusal zararların hazırlık aşamalarına katılma hakkına
sahiptir.
Madde 8.
Çevre eğitimi ve bilgisi, bu Şart’ta belirlenen hakların ve ödevlerin
uygulanmasına katkıda bulunur.
Madde 9.
Araştırma ve yenilik, çevrenin değerinin artırılmasına ve çevrenin
korunmasına katkı sağlar.
Madde 10.
Bu Şart, Fransa’nın uluslararası ve Avrupa Birliğine yönelik
faaliyetlerinin ilham kaynağıdır.

Çevrenin yalnızca bortü bocek park bahçe olarak algılandığı ülkemizde insanların ,boğazı ikiye bolüp yeni boğaz açılmasına, 5000 senelik şehri ikiye bolüp şehrin bir kısmını cafe bar halie getirip diğer kısmında yaşayanların yaşama alanından çıkarılmasına pek de itiraz edeceğini sanmıyorum. Yaşadığım şehre 1 senede 5 adet 5 yıldız otel yapıldı, sahide yaklasık 1km lik alan otelle kaplandı. Ve insanların 1km daha fazla mavi görme hakkı engellendi. Kimse itiraz etmedi, oradan biliyorum.
Hopa'da binlerce senedir orada yaşayan insanların doğal yaşam alanına HES dikilmesi, Tortum'da Avrupa'nın en yüksek şelalesinin 30 senedir bir apartmanı aydınlatamayan bir santral nedeniyle yılın 350 günü akıtılmamasına , orta Karadeniz'de 5km lik bir şeride tam 11 doğalgaz santrali projesine birden başlanılmasına kimsenin itiraz etmediği gibi.
Kesiyoruz, biçiyoruz, yokediyoruz, her yeri betona çeviriyoruz...Sanırım tabiatımızda var.


Ve aynı gün epeydir ortalıkta gözükmeyen spor bakanı muhteşem bir projeyle ortaya çıkıyor ''haydarpaşa'ya 100 000 kişilik stad yapacağız, orada olimpiyat yapacağız, dünya hayran kalacak''.
Ve oradaki tarihi dokuyu da yok edeceğiz. Daha dün Taksim projesi ve Tarlabaşı projesi hakkında İngilizler bile kendi gazetelerinde kaygılarını dile getirmislerken ne önemi var tarihi Haydarpaşa'nın ?
Zaten tarihi garı da otel yapıyoruz.
Ne yazık , tüm hayalleri beton yapmak üzerine bu ülkenin.

kozalak_1
02-03-2012, 14:14
Geçtiğimiz günlerde "Yunanistan"da yaşanan eylemler televizyon ekranlarında idi ve bir büyüğümüz aynen şu cümleyi sarfediyordu (aklımda kalanı ile):
"Devletin emrinde olan kişiler, emrinde olduğu kişilere karşı ayaklanıyorlar."
Fazla söze ne gerek, onlar kafalarında çoktan bitirmişler işi.
Sevgiyle...

BORA YAŞAR
02-03-2012, 15:22
Ali Ağaoğlu'nun dünyada sadece 1 adet olan Franck Muller marka pırlanta saatinin fiyatı dudak uçuklatıyor


Önceki akşam Türk Kalp Vakfı'nın Günay'daki davetine katılan Ağaoğlu, kol saatiyle geceye damgasını vurdu. Gözler; Ağa'nın ışıl ışıl parlayan Franck Muller marka saatindeydi

ARKASINDA 'AĞA' İMZASI VAR

İsveçli saat tasarımcısının Ali Ağaoğlu'na özel olarak hazırladığı saatin fiyatı ise 500 bin euro yani yaklaşık 1 milyon 200 bin TL! Dünyada sadece 1 adet olan saatin arka kısmında ise 'Ağa' yazıyor.

http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetayV3&ArticleID=1080465&CategoryID=138

Burjuvası bu seviyede olan bir düzenden hayır gelmez..

BORA YAŞAR
02-03-2012, 15:58
Ali Ağaoğlu, sanata tükürmekle ünlenen, heykel ve bale düşmanı, bu neodüzenin burjuva sembolüdür..

Ünlü çizerleri Salih Memecan bu adamı çizmekle, kısaca bu düzeni, tüm beğenisi, tüm şaşaası, tüm eğrilikleri ile resmetmiş olacaktır..

BORA YAŞAR
02-03-2012, 16:29
122 yıllık futbol kulübü iflas etti


Cenevre kentinin takımı Servette, 10 takımın mücadele ettiği İsviçre birinci liginde bu yıl Neuchatel Xamax'dan sonra iflas eden ikinci futbol kulübü oldu.

Servette takımının 1,7 milyon ve 3 milyon İsviçre frankı (1,8-3,3 milyon dolar) borcu bulunduğu tahmin ediliyor.

http://www.hurriyet.com.tr/spor/futbol/20043425.asp


İflas ettiren borç yekununa bakınız..

Bizim kulüplerimizle kıyas ediniz..

Beşiktaş'ın tüpçü eski başkanının kulübü borca soktuğu sonra da şartla şurtla (baba izniyle) bağışlamayı düşündüğü rakam 100 milyon lirayı aşıyordu..

Durun bakalım ..Sıra bizimkilere ne zaman gelecek..

guneysu
03-03-2012, 00:42
122 yıllık futbol kulübü iflas etti


Cenevre kentinin takımı Servette, 10 takımın mücadele ettiği İsviçre birinci liginde bu yıl Neuchatel Xamax'dan sonra iflas eden ikinci futbol kulübü oldu.

Servette takımının 1,7 milyon ve 3 milyon İsviçre frankı (1,8-3,3 milyon dolar) borcu bulunduğu tahmin ediliyor.

http://www.hurriyet.com.tr/spor/futbol/20043425.asp


İflas ettiren borç yekununa bakınız..

Bizim kulüplerimizle kıyas ediniz..

Beşiktaş'ın tüpçü eski başkanının kulübü borca soktuğu sonra da şartla şurtla (baba izniyle) bağışlamayı düşündüğü rakam 100 milyon lirayı aşıyordu..

Durun bakalım ..Sıra bizimkilere ne zaman gelecek..

Bora Abi,

borsaya açılıp küçük yatırımcıyı soymayı niye denemediler, yoksa orada SPK buna izin vermezmiydi..

önce elindeki hisseleri bir güzel borsada satardın, sonra güzel bir bedelli açıklardın, oranı dünya tarihine geçecek şekilde. Sonra locaları kakalardın şirkete.. vs vs.

bunlara ses çıkarmayan bir yönetim ve idare; patogonya da bile yoktur dimi..

sadece gülmek için yazmıştım, kimsenin aklına ima yollu bir şey gelmesin.. :kahkah::kahkah:

BORA YAŞAR
03-03-2012, 11:41
https://thumbs.rapidshare.com/thumbs/300/E20/1A6D08EC90B2A19B82CB9DCF1C08C.jpg


Geldiğimiz nokta bu..

Daha gidecek epey yol var..

BORA YAŞAR
03-03-2012, 11:52
İstiklal Marşı yerine Ey Rakip

Diyarbakır'daki yabancı katılımlı Kürt Dil Konferansı “Ey Rakip” adlı Kürt marşının okunmasıyla başladı

http://haber.gazetevatan.com/istiklal-marsi-yerine-ey-rakip/434471/1/mansetyan


Bir ülkeyi yönetemiyorsan, kaybedersin..

Marşlar ninni gibi geliyorsa, hakkın yoktur devlet etmeye..

BORA YAŞAR
03-03-2012, 17:03
"İktidar olmanın maliyeti vardır. Kibir yapar, dünyevileştirmeye kapı aralar, yandaşlarını kayırır, ideal politiği reel politiğe feda eder vs. AK Parti iktidarına destek veren dindar çevreler, cemaatler ve tarikatların başka kaygıları olmalı. O kaygı, 300 yıldır düştüğümüz bu yerden nasıl ayağa kalkabileceğimiz konusudur. Onlar da iktidarın günahlarına ortak olurlarsa sadece inandırıcılıklarını değil, meşruiyetlerini de kaybederler, bu tehlike vâriddir.

Perşembe günkü yazımda şahıs ve cemaat isimlerini saydıklarımın tümünün asıl niyeti, din-i mübine hizmettir. Usul ve üslupları farklıdır, hata ve yanlışları da çoktur. Bizim yeni bir zihniyetin teşekkülüne, ahlakî arınmaya, adalet ve hakkaniyete dayalı yeni bir sosyo-ekonomik düzene ve ümmetin birliğine ihtiyacımız var. Bu arada söz konusu yazıda ismini unuttuğum nice şahsiyetten biri Süleyman Tunahan Efendi oldu. Kur'an dostu ve hizmetkârı bu asil zatın hizmetleri asla unutulmaz, burada onu da rahmetle ve minnetle anıyorum.

Biz iktidara destek vermeye devam edebiliriz, ama eleştireceğiz de. İktidar bundan hoşlanmıyor, nitekim eleştirenleri usulüne göre kenarda tutarak etkisizleştirme yolunu seçiyor, bazen "Sen bana güvenmiyor musun, eleştirerek beni zayıflatıyorsun" diye aba altından sopa da gösteriyor. Hoşlansın hoşlanmasın, yapıcı olarak ve referanslarımızdan hareketle eleştirilere devam edeceğiz. Müslümanlar asli dava ve ideallerini unutmamalı, iktidarlar gelip geçicidir, her zaman "olan"dan "daha iyisi" vardır."


http://haber.gazetevatan.com/akp-aba-altindan-sopa-gosteriyor/434487/1/Gundem


Cemaatten iktidara..

Zaman Gazetesi yazarı Ali Bulaç böyle uyarıyor AKP lileri..

"Müslümanlar asli dava ve ideallerini unutmamalı", diyerek..

uzay44
03-03-2012, 17:26
ağa böyle mi olunuyor:notr:
Ağaoğlu: 'Deniz kumuyla bina yaptık'


Ünlü inşaatçı Ali Ağaoğlu, kendisi de dahil 2000'den önce yapılan binaların çoğunda deniz kumu kullanıldığını söyledi, 'Bunlar Van'da yıkılanlardan daha riskli' dedi
01/11/2011 - 17:26
Van'da meydana gelen 7.2'lik depremin ardından gözlerin çevrildiği İstanbul'la ilgili ilginç iddialar ortaya atılıyor. CNN Türk'te Ahmet Hakan tarafından hazırlanıp sunulan Tarafsız Bölge'de dün gece İstanbul'daki binaların sağlamlığı tartışıldı.

Programın konuklarından olan inşaat sektörünün önemli isimlerinden Ali Ağaoğlu, eskiden yeterince malzeme olmadığı için çürük binaların yapıldığını, kendisinin de çürük bina yaptığını itiraf etti. Ağaoğlu, İstanbul'daki binaların Van'dakilerden daha kötü olduğunu söyledi.






Ali Ağaoğlu'nun dünyada sadece 1 adet olan Franck Muller marka pırlanta saatinin fiyatı dudak uçuklatıyor


Önceki akşam Türk Kalp Vakfı'nın Günay'daki davetine katılan Ağaoğlu, kol saatiyle geceye damgasını vurdu. Gözler; Ağa'nın ışıl ışıl parlayan Franck Muller marka saatindeydi

ARKASINDA 'AĞA' İMZASI VAR

İsveçli saat tasarımcısının Ali Ağaoğlu'na özel olarak hazırladığı saatin fiyatı ise 500 bin euro yani yaklaşık 1 milyon 200 bin TL! Dünyada sadece 1 adet olan saatin arka kısmında ise 'Ağa' yazıyor.

http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetayV3&ArticleID=1080465&CategoryID=138

Burjuvası bu seviyede olan bir düzenden hayır gelmez..

uzay44
03-03-2012, 17:30
yani bu ne demek anlamak zor oranın denetçisi belediye,bakanlık... her kimse. tamam Ali bey malzeme yetersiz ama çürük bina yapmaktan başka seçenek yok YAPIN GİTSİN nasıl olsa siz oturmayacaksınız falan mı dedi acaba:notr:

asagir
03-03-2012, 19:12
"Yaptıklarımız, yapacaklarımızın teminatıdır." diyor herhal.
O zaman deniz kumundan yapmış. Şimdi neden yapıyor acaba...

BORA YAŞAR
03-03-2012, 21:24
Gazi Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Halk Bilimi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Öcal Oğuz, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Arapça'da kor halindeki ateş anlamına gelen cemrenin, tabiatın gözlenmesi ve deneyimlerin paylaşılmasına dayanan bir halk takvimi bilgisi olduğunu söyledi.


Cemrelerin sırası hava, su ve toprak-

Oğuz, cemrelerin 20 Şubat'ta havaya, 27 Şubat'ta suya ve 6 Mart'ta da toprağa düştüğünü bildirdi.

Bu yıl, şubat ayı 29 çektiği için son cemrenin toprağa 5 Mart'ta düşeceğini dile getiren Oğuz, halk inanışına göre cemre havaya düşünce bütün kışı ve karı yere indireceğine, suya düşünce buzları eriteceğine ve toprağa düşünce de yeri ısıtacağına,kardelen, çiğdem ve öksüzoğlan çiçeklerinin topraktan çıkmasını sağlayacağına inanıldığını kaydetti.

Prof. Dr. Oğuz, mart ayında baharın başladığına dair bugünkü takvim bilgileriyle de cemrelere dayalı halk takviminin örtüştüğünü sözlerine ekledi.

http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=1254043&title=baharin-mujdecisi-cemre-topraga-ne-zaman-dusecek


Zaten "düşme" dediğimiz olguyu objektif olarak saptamak mümkün değil..Bir halk inancı ve deyişi bu..

Değişen meteorolojik durumlar, herşeyi olduğu gibi bu inanışı da değiştirebilir.

Bakalım sırtımız ne zaman ısınacak.:)

merlin
04-03-2012, 02:22
http://gundem.milliyet.com.tr/fesat-ihaleler-/gundem/gundemyazardetay/03.03.2012/1510445/default.htm
Melih Aşık her zamanki uslübuyla 4+4+4 ü değerlendiriyor.
Görüşleri kendisini bağlasa da çok önemli 3 veri sunuyor ;

- 1997’de yüzde 78.97 olan kız öğrencilerinin okullaşma oranı bugün yüzde 98.22’ye çıkmış durumda...
- 1997 yılında kız öğrencilerin ortaöğretim okullaşma oranı yüzde 44.97 olarak belirlenirken 2011 yılında bu oran yüzde 87.31’e çıktı.
- 1997 yılında her 100 kız öğrenciden yalnızca 9’u üniversiteli olurken, bugün her 100 kız öğrenciden yaklaşık 30’u üniversitede okuyor.


Türkiye'de önemli bir devrim var eğitim dünyasında, 8 yıllık zorunlu eğitim.
Yalnızca kız öğrenciler için değil, tüm ülke için okullasma oranında çok ciddi aşama kaydedildi.
28 Şubatı sorguluyor günlerdir Türkiye. 60 yıllık yaşamlarında utanmadan her devrin adamı olabilmiş pek çok entel hırbo, dün şakşakçılığını yaptıkları 28 şubatın bu gün tam karşısındalar.
1996 yılında Türkiye'de 60 milyar dolar kara para girisi olduğu....
100 milyon bulan herkesin banka kurduğu....
Derin devlet denen Susurlukçuların keyfi cinayetler işlediği....
Devletin fiilen bir çete tarafından idare edildiği....
Hükümetteki Çiller ve Erbakan'ın ise devleti yönetmekten aciz olduğu...
Türkiye'nin ,dönemin siyaseçisi Mesut Yılmaz'ın deyimizyle ''şoforsüz bir otobüs'' olduğu...

Malum. Öyle bir anlatım var ki, 28 şubatta mükemmel giden hükümetin önü kesildi.
Öyle bir şeyin olmadığı, seçilmiş meclisin ve rantiyeci yolsuzların ülkenin kanını emdiği biliniyor.
8 yıllık zorunlu eğitim 28 şubatçıların işiydi. Sonuçları yukarıda yazılı.
4+4+4 diye tabir edilen dar gelirli ailelerin kızlarını adet gördükten sonra imam hatip'e, erkekleri ise sanayi sitesine yollayan eğitim sistemini ise seçilmişler getiriyor.
Hem de kendilerine bu zemin hazırlayan TÜSİAD ın cılız itirazına rağmen.
Ve neredeyse hiç toplumsal muhalefet olmadan....

Muhalefet yok ,çünkü sen kendi çocuğunu klasik liseye yollayabilirsin deniyor.
Oysa iki baslı eğitim bugün yaşadığımız toplumsal bölnmüşlükle çok yakından ilintili.
28 şubatta klasik lisede okuyan öğrenci sayısı ile imam hatipte okuyan sayısı neredeyse eşitti.
Geçen yüzyılın başında 31 mart denen ayaklanma ve sonunda yaşanan darbe de benzer bir nedenden doğmuştu. Medrese ve batıcı eğitim kurumlarının çatışması.

En üzücü olansa eğitim sendikalarının,eğitim çevrelerinin her zamanki suskunluğu.
Konustuğum bir kaç öğretmen arkadaşım ''en iyisi, geri zekalı çocuklar sanayi sitesine gitsin ya da nereye giderse gitsin'' havasında.
Seneler önce...Üniversiteyi yeni kazanmışım. Babamın tanıdığı bir öğretmen. Babam okula diplomamı almaya gider.
Okul müdürnün odasında bu tanıdık öğretmen de vardır. Sorar, senin çocuk ne yaptı diye .
-Ankara'yı kazandı. Hukuk Fakültesini.
-Ne, o geri zekalı mı ? Hayret ! Çocuk yanlış anlama ama çok tembeldi.
Babam pek istifini bozmadan;
-Hocam sen fizikçisin. Çocuk , 64 Türkçe'nin 63 ünü, 72 sosyal sorusunun 67 sini, 52 matematik sorusunun 38 ini yapmış. Ama 30 fizik sorusundan bir tanesini bile yapamadı. O mu geri zekalı ,yoksa sen mi geri zekalısın ?

**********
Gerçekten geçmişe dönüp baktığımda, hep devlet okullarında ''düz''diye tabir edilen bir eğitim aldım. İlkokulda okuma sevgisini, yurttaşlık ,bayrak sevgisini, bu ülkeyi kuranları öğrendim.Hoş, tarih cetvelinde ilk çağlar için ''karanlık çağ'' ibaresi olsa da, o çağa dair, 7-8 yaşındaki çocukların dolaysız zekası öğretmene sorulan sorular hep geçistirilse de karanlık çağ vardı yine de. Mevsimler vardı,haritadan illeri bulurduk... Sürekli Tommix, Razor,Redkit okurdum. Milliyet'in o zaman şimdikinden çok hacimli olan spor sayfalarına aşinaydım. Yani müfredat çok dolu doluydu. Kısaltılmış Robinson ve Cuma, Don Kişot, Tom Saywer o yaşlarda başka dünyaların da yolunu açıyordu. Her sınıfta olan kitaplıktan her cuma günü bir kitap verilirdi.
Ortaokulda ise daha 1.sınıfta tommks'i kafamda parçalayan Türkçe öğretmeni vardı, evrim varsa neden kuyruğumuz yok diye soran öğretmene ''çünkü maymun değil şempanze evrimin konusudur ve şempanzenin de kuyruğu yoktur'' yanıtına tokatla karşılık veren fen bilgisi öğretmeni vardı. Lise zaten Allahlık.Tarih dersi Kosava savaşıyla başlar Mohaçla biterdi. Beden eğitimi dersinde 19 mayısa hazırlanır ve rap diye rap rap yürürdük. Edebiyat dersi aslında önemsiz yazarlar olan 3-5 yazarın çok önemli adamlar olduğunu ikna dersiydi. Olmayan bir edebiyat ,tanzimat edebiyatı öğretilmeye çalışılıyor, bir pınar olan benzersiz divan edebiyatını ise öğretmenlerin kendisi de bilmiyor, modern Türk edebiyatı ise yok sayılıyordu.
Şahsen ne öğrendiysem ilkokulda öğrendim. Harita sevgisi, coğrafya sevgisi, haritadaki isimsiz şehirler köyler, kudretli nehirler, yüce dağlar. Ve ateşi bulan adamların gizemi. Okuma sevgisi. Çünkü o müfredat,Türkiye 'de okullasmanın yalnızca ilkokulda yoğun olduğu dönemin , ''büyük kısmı ilkolulda okuyor yalnızca, bari onu tam alsınlar ''diyen zihniyetin ürünüydü.Ve 5 senede matematik, tarih, yurttaslık bilgisi,coğrafya,Türkçe öğrenirdiniz.

Şimdi o güzelim müfredat da 4 seneye indiriliyor. Temel eğitimin dişe dokunur tek kısmı imha ediliyor.

Türkiye çok hızlı bir şekilde zenginler ve zengin olmayanlar diye bölünüyor.
Zenginler ister muhafazakar olsun, ister batıcı, farketmiyor. Çocukları özel kolejlerde iyi eğitim alıyor. (mesela Cumhurbaşkanının çocuklarının TED li olması, bakanlar kurulundaki bakanların tamamının çocuklarının TED gibi kolejlerde okuması), sonrasında özel üniversitelerde tahsil devam ediyor.
Zenginler lüks sitelere taşınıyor. Sokaklar, tarihi doku yerini AVM lere bırakıyor. Her binanın önünde özel güvenlik. Zenginler kendilerine özerk bir yaşam alanı yaratıyor.
Eskinin aynı sınıfta mahallenin en zengininin oğluyla köyü Fatma 'nın okuduğu okullar artık yok.
Fakir fakirliğini zengin zenginliğini bilecek.
Ve zengin olmayan halkın muhafazakar olması esasında burjuvanın da işine geliyor : zira muhafazakar insan isyan etmez, şükreder,aza tamah edebilir,et yemese de olur, çocuğu mu ? Bir devlet kapısına demir atması yeterlidir.
Sonumuz İran değil. Klasik Türk muhafazakar burjuvası baskıdan hoslanmaz. Eşini aldatabileceği metrese ve arada bir yapılan çapkınlığa ihtiyacı vardır(Mesela kabinedeki çok eşli bakanlar, mesela MHP nin kaset rezaleti) . Ama Malezya gibi ılımlı ,çok hukuklu, çok kültürlü toplumlar basbayağı hedefit. Bolca tüketen, çekirdek aile, muhafazakar toplum ve nüfusun %10 unu teşkil eden aşırı varlıklı mutlu azınlık.

28 şubat mı anti demokratiktir yoksa başka şey mi bilemem. Çok da umrumda değil. Zira herkes layık olduğu gibi yonetilir.

BORA YAŞAR
04-03-2012, 12:15
Bizi de Başbakan'a sorun

MİT'çilere tanınan 'soruşturma' için 'izin kriteri', Genelkurmay'ı harekete geçirdi. Yasa taslağı hazırlayan kurum 'terörle mücadele eden askerler' hakkındaki soruşturmaların bakan ya da başbakan iznine bağlı olmasını istedi.


http://www.aksam.com.tr/bizi-de-basbakana-sorun--102424h.html


Nereden nereye..

Siyasetçiyi ta İsviçre'ye kadar gidip yönetime davet eden askerden başlayıp, muhtıralar, e-muhtıralardan sonra nihayet "bana da dava açılmasına bakan ya da başbakan izin versin"e geldik..

İşte böyledir dünya hali..

Keser döner sap döner, gün gelir hesap döner..