PDA

View Full Version : Taze Haberler



Salacaklı
27-05-2004, 14:01
8 Haziran'da Venüs, tam 122 yıl sonra Güneş'in önünden geçecek

Venüs, 122 yıldan sonra 8 Haziran'da Güneş'in önünden geçecek. Türkiye'den de izlenebilecek bu gökyüzü olayı, yaklaşık 6 saat 12 dakika sürecek

A.A muhabirinin aldığı bilgiye göre, 6 Aralık 1882'den bu yana ilk kez Güneş'in önünden 8 Haziran'da geçiş yapacak olan Venüs; Avrupa, Afrika ve Asya'dan görülebilecek. Japonya, Avustralya ve Yeni Zelanda'dan geçişin başlangıcı izlenirken, bu bölgelerde güneş batacağından, olayın devamı izlenemeyecek. Benzer biçimde Batı Afrika, Kuzey ve Güney Amerika'nın doğusundaki gözlemciler Güneş doğarken Venüs geçişinin sadece sonunu görebilecek. Geçiş, Türkiye'den de izlenebilecek.

ÖNEMLİ ANLAR

Geçiş sırasındaki en önemli anlar, Venüs gezegeninin Güneş diskine girişi ve çıkışı sırasında gerçekleşecek. Gezegenin Güneş diskine girişi yani dışarıdan teğet olduğu an 1. kontakla başlıyor. Bir süre sonra Venüs kenarda küçük bir çentik gibi gözükecek. 2. kontak diske içerden teğet olduğu an ve bu andan itibaren Venüs'ün tamamı gözükmeye başlayacak, ardından diskin üzerinde saatlerce sürecek bir yolculuk başlayacak (0 kontak-geçişin ortası). 3. Kontakta Venüs, Güneş'i terk etmeden önce bir kez daha diskin kenarında içten teğet olacak ve 4. kontakta geçiş Venüs'ün dıştan teğet olması ile tamamlanacak. 1. ve 2. kontaklar geçişin giriş evresini, 3. ve 4. kontaklar geçişin çıkış evresini oluşturuyor.

Venüs'ün Güneş'in önünden geçişi, yaklaşık 6 saat 12 dakika sürecek. 1. kontak 08:13:29, 2. kontak 08:32:55, 0 kontak 11:19:44, 3. kontak 14:06:33 ve 4. kontak 14:25:59 saatlerinde gerçekleşecek. İstanbul için Venüs geçişinin kontak zamanları ve Güneş'in ufuktan yüksekliği şöyle:

''1. Kontak Güneş- 08:19:41, 2. Kontak Güneş- 29 derece, 08:39:15, Geçişin ortası Güneş-33 derece, 11:22:03, 3. Kontak Güneş- 62 derece, 14:03:43 ve 4. Kontak Güneş- 68 derece, 14:23:00.''

GÖZLEMEVİ, KAPILARINI AÇACAK

Bu arada, Ankara Üniversitesi Gözlemevi, bu ilginç gökyüzü olayını izletmek amacıyla kapılarını 08.00-14.00 saatleri arasında halka açacak. Gün boyunca üniversitenin Astronom Araştırma Topluluğu gözlem yapan meraklılara bilgi verecek. Venüs geçişi, Güneş tutulması sırasında kullanılan güneş filtreleri ile doğrudan Güneş'e bakıp izlenebilecek. Teleskop kullanılıyorsa, teleskobun göz sağlığını koruyacak filtre sistemi ile donatılmış olması gerekiyor. 1610 yılında teleskobun icadından bu yana sadece 6 Venüs geçişi gerçekleşti. Venüs geçişleri; 8, 105.5, 8 ve 121.5 yıl aralıklarla tekrarlanıyor. 8 Haziran'dan sonraki Venüs geçişi 8 yıl sonra 6 Haziran 2012'de, bir sonraki ise 105.5 yıl sonra 11 Aralık 2117'de gerçekleşecek.

Salacaklı
27-05-2004, 19:17
Milli Eğitim kitabında AK Parti amblemi
27 Mayıs 2004 17:37
--------------------------------------------------------------------------------

Olayı kınadıklarını vurgulayan Karadeniz, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın duruma müdahale etmesini istedi.



Kamu-Sen Giresun Temsilcisi Ali Karadeniz, ilde Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından öğretmenlere yönelik açılan bilgisayar kurslarında dağıtılan Milli Eğitim Bakanlığı'nın "İntel Gelecek İçin Eğitim" isimli kitabına AK Parti'nin ambleminin konularak, parti propagandası yapıldığını iddia etti.

Karadeniz, sendika binasında yaptığı basın toplantısında, Türk eğitim sistemi içinde AK Parti'nin propagandasının yapılmaya başlandığını savundu. Milli Eğitim Bakanlığı'nın kitabına AK Parti ambleminin konulmasını utanç tablosu olarak nitelendiren Karadeniz, "Bu tablo, ülkemizin içinde bulunduğu hali anlatan anti-demokratik bir tutum olarak yansımaktadır" dedi. Türkiye'nin, "Ampul Cumhuriyeti" olmadığını, asla da olamayacağını kaydeden Karadeniz, "Ancak bu şekilde devam ederseniz yakında ampulleri başka tarafa dikersiniz" diye konuştu.

AK Parti'nin ambleminin Milli Eğitim Bakanlığı'na ait bir kitaba konulmasını kınadıklarını vurgulayan Karadeniz, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın duruma müdahale etmesini istedi.

iHA

gemici
27-05-2004, 19:21
sn salacaklı güneşe nasıl bakacağız. eski yöntemlerlemi yoksa o güne kadar bir yolu açıklanırmı.

melVin
27-05-2004, 19:26
GÖNÜL: "BEDELLİ ASKERLİK DÜŞÜNÜLMÜYOR"

--------------------------------------------------------------------------------
Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül, mevcut insangücü kaynağı Türk Silahlı Kuvvetlerinin ihtiyacını ancak karşıladığından yeni bir bedelli askerlik uygulamasının düşünülmediğini açıkladı. CHP Manisa Milletvekili Hasan Ören, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a, bir soru önergesiyle, 28 Mart yerel seçimleri öncesinde, "bedelli askerlik talebinde bulunanların askerlik şubelerine başvurmaları, yeterli sayıda dilekçe olursa bu konuda destek vereceği" şeklindeki sözlerini anımsatarak, bedelli askerlik yasasının çıkıp çıkmayacağını sordu.
--------------------------------------------------------------------------------

Başbakan Erdoğan'ın yerine soru önergesine Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül yanıt verdi. Gönül, Askerlik Yasası'nın 10'uncu maddesinin, silah altına alınan yükümlü miktarının, Türk Silahlı Kuvvetlerinin ihtiyacından fazla olması durumunda, ihtiyaç fazlası miktarın bedel ödeyerek askerlik hizmetini yerine getirmiş sayılmalarına imkan verdiğini belirtti. Gönül, "Mevcut insangücü kaynağımız Türk Silahlı Kuvvetlerinin ihtiyacını ancak karşıladığından yeni bir bedelli askerlik uygulaması düşünülmemektedir" dedi.

27.05.2004 15:46:46

melVin
27-05-2004, 19:30
TÜKETİCİ KREDİLERİ FREN TUTMUYOR

--------------------------------------------------------------------------------
Bankaların faiz oranlarını artırmalarına rağmen tüketici kredi kullanımını kısmıyor. Tüketici kredileri, mayısın ikinci haftasında 535.2 trilyon lira daha artarak 14 katrilyon 776.7 trilyona kadar ulaştı. Kredi hacmi, 1 katrilyon 822.6 trilyon liralık artışla 71 katrilyon 310.4 trilyona çıktı.
--------------------------------------------------------------------------------

Bankaların son dönemde kredi faiz oranlarını artırmalarına rağmen, tüketici kredi kullanımını artırmaya devam ediyor. Tüketici kredileri, son hafta 550 trilyon liraya yakın artarak 14.8 katrilyon liraya kadar ulaştı.

Merkez Bankası'nın verilerine göre, bankaların tüketicilere kullandırdığı kredilerde, 7-14 Mayıs haftasında 535.2 trilyon liralık artış gözlendi. Bu artışla tüketici kredilerinin tutarı 14 katrilyon 776.6 trilyon lirayla yeni bir rekor daha kırdı.

Taşıt kredileri, son haftada 224.2 trilyon lira artarak 6 katrilyon 561.4 trilyona, konut kredileri 93.5 trilyon lira artarak 1 katrilyon 987.2 trilyona, diğer amaçlarla kullandırılan krediler de 217.5 trilyon lira artarak 6 katrilyon 228 trilyona yükseldi.

KREDİ KARTLARI

Tüketicilerin kredi kartlarıyla kullandıkları krediler de 367.4 trilyon liralık artışla 8 katrilyon 425.7 trilyon liraya ulaştı.

Bankaların tüketici kredileri ile kredi kartı kredilerinin toplam tutarı, son hafta 902.6 trilyon lira büyüyerek 22 katrilyon 202.4 trilyona kadar yükseldi.

KREDİ HACMİ DE BÜYÜYOR

Kredi hacmi de büyüyor. Banka kredileri, mayıs ayının ikinci haftasında 1 katrilyon 822.6 trilyon lira artarak 71 katrilyon 310.4 trilyon liraya çıktı.

Mevduat bankalarının kredileri 1 katrilyon 648.9 trilyon lira artarak 63 katrilyon 87.2 trilyon, kalkınma ve yatırım bankalarının kredileri 86.6 trilyon lira artarak 5 katrilyon 70.5 trilyon, mali sektör kredileri de 77.5 trilyon lira artarak 2 katrilyon 996 trilyon lira oldu.

melVin
27-05-2004, 19:45
KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat, hükümet sorununu çözmek için erken seçimin en iyi yol olacağına inandığını belirtti

melVin
28-05-2004, 00:01
ATİNA TÜRKİYE’DEN HAYAT KADINI İSTEDİ !


Atina Olimpiyat Oyunları ziyaretçilerini memnun edecek kadar hayat kadını bulunması kuralının altından kalkamayınca komşu ülkelerden ve Türkiye’den hayat kadını talep etti.



Sokaklar hayat kadını kaynayacak Tıpkı Atlanta ve Sydey'de olduğu gibi Atina'da da büyük bir hayat kadını popülasyonunun şehre akın etmesi bekleniyor..

Olimpiyat kurallarına göre olimpiyatların yapılacağı şehirde gelenleri mutlu edecek sayıda hayat kadını bulunması gerekiyor. Bu da Atina nüfusunun yüzde 5'i demek.. Takdir edersiniz ki Atina kendi iç kaynaklarını kullanarak bu işin altından kalkamaz.. Atina'nın kadın belediye başkanı Dora Bakoyannis, komşu ülkelere (ve Türkiye'ye) haber yollayarak duruma 'el atmasını' ve 'hayat kadını açığını' kapatmasını istemişti...

Olimpiyatların yapılacağı günlerde Atina'da bir merkezden yönetilen 30 tane genelev açılacak.. Ama, sorunlar bu 30 genelevle de bitmiyor. Yunan fahişeler hareketi'nin (kege) başkanı Dimitra Kanelepulo, geçtiğimiz günlerde zehir zemberek açıklamalar yaptı.

“Yeni açılacak genelevlerin okul, kütühane ve kilise gibi kamusal hizmet mekanlarının 200 metre yakınına açılmasının yasak olmasından dem vuran Kanelepulo'ya göre bu karar kayıt dışı fuhuşu artıracak. ve haksız rekabeti yaratacak. Olan Yunanlı hayat kadınlarına olacak, fiyat indirmek zorunda kalacağız” dedi.

Ama artık tüm dünyada Atina'nın çuvallama ihtimali konuşuluyor. Atina belediye başkanı “geceleri rahat uyuyorum” demesi dışında yüreklere su serpen net bir gelişme yok. Bu su da yüreğinizi ferahlatırsa....

Haftalık

melVin
28-05-2004, 00:10
HOLLANDA'DA YEŞİL SOL TÜRKİYE'NİN AB ÜYELİĞİNİ DESTEKLİYOR

13 Haziran'da yapılacak Avrupa Parlamentosu seçimleri için Hollanda'da partiler arasındaki yarışta artaraken, Yeşilsol (GroenLinks) Partisi'de Nieuwspoort Salonu'nda Türk basını için düzenlediği toplantıda "Türkiye'ye fırsat veriniz" adlı kampanyası tanıtıldı.

Partilerin Türk kökenli adaylarla birlikte, Türk basınının karşısına çıkma trafiği yoğunluk kazandı. Bu toplantıların biri de önceki gün YeşilSol (GroenLinks) Partisi'nin, Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu AP kanadı Eşbaşkanı ve AP seçimlerinde partinin 2.sıra adayı Joost Lagendijk, partinin 5. sıradaki adayı Doğan Gök, Yeşil Sol'un Türkiye'nin üyeliğini desteklediğini belirterek, "Türkiye Avrupa'ya hiç bu kadar yakın olmamıştı" dedi.

Türkiye'nin Müslüman ülke olması sebebiyle farklı bir gözle bakılmaması gerektiğini, 'Türkiye'ye fırsat veriniz' adlı kampanyası çerçevesinde ülkenin çeşitli yerlerinde toplantılar yapılacağını ifade eden Lagendijk, övgüyle söz ettiği reformlara dikkat çekerek "Türkiye ödüllendirilmeli" diye konuştu. Hıristiyan Demokratlar Birliği (CDA) ile Özgürlük ve Demokrasi için Halk Partisi'nin (VVD) Türkiye'nin üyeliği konusunda samimi olmadıklarını söyleyen Joost Lagendijk, "Hem CDA, hem de VVD, Türkiye'nin yanında görünüp, aslında kabul edilmemesini umuyorlar. Kriterlere yüzde 100 uyulmaması halinde evet demeyecekleri ortada. İşçi Partisi de çelişki içinde görünüyor. LPF, 'Türkiye'ye hayır' kampanyası ile kesin tavrını ortaya koydu. Sosyalist Parti prensipte evet diyor, ancak kriterler konusunda son derece katı bir tutumun içinde. Bizce Türkiye'ye adil davranılmalı. Türkiye'de son 2,5 yıldır sessiz bir devrim gerçekleşiyor. İdam cezasının kaldırılacağı, Kıbrıs konusunda uzlaşmaya yanaşılacağı 3 yıl önce söylenmiş olsaydı, herkes gülerdi. Reformlara aynı hızla devam edilmesi halinde, kriterlerin tümüne yüzde 100 uyulamamış olsa da müzakerelere başlama tarihi verilmeli" şeklinde konuştu.

Kampanya çalışmalarına hız verdiklerini ve pazar yerleri, dünya festivali, Zwarte Markt ve elektronik mektuplar vasıtasıyla kalan zamanı iyi değerlendirmeyi planladıklarını dile getiren Doğan Gök de şunları dedi: "Diğer Türk kökenli adaylar gibi ben tercih oyu peşinde değilim. Önemli olan Avrupa Parlamentosu'na Türkiye'ye adil davranılmasını isteyenlerin girmeleri. Yeşil Sol'un da yer aldığı Yeşiller Grubu, Türkiye'yi desteklemekte. Kopenhag kriterleri elbette önemli, ancak Türkiye'yi reddetmek için bahane olarak da kullanılmamalı. Oy hakkına sahip vatandaşların 10 Haziran'da sandık başına giderek oylarını kullanmaları, Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne adaylığının yanı sıra yabancı kökenlilerin hakları açısından da önem taşıyor."


ABHaber

melVin
28-05-2004, 01:30
Sn Salacaklı izninizle topic i her türlü haber için kullanıyorum. sakıncası yok umarım. :)

saygılar...

Trabzon AKP'de istifalar başladı
http://www.internethaber.com/mays/images/haber/22305.jpg27 Mayıs 2004 23:12 AK Parti Genel Merkezi'nden gönderilen faksta, il ve ilçelerdeki tüm asıl ve yedek yöneticilerin istifası istendi.
AK Parti'de, 28 Mart yerel seçimlerinde başarısız oldukları gerekçesiyle Trabzon il ve merkez ilçe yönetimlerinin istifası istendi.

İl ve ilçe yönetimlerine bu akşam AK Parti Genel Merkezi'nden gönderilen faksta, tüm asıl ve yedek yöneticilerin istifası istendi.

28 Mart yerel seçimlerinde AK Parti'nin adayı Mazhar Yıldırımhan'ın Trabzon Belediye Başkanlığı yarışını CHP'li aday Volkan Canalioğlu karşısında kaybetmesi üzerine Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın talimatıyla başlatılan parti içi soruşturma sonucunda, Genel Merkez tarafından il ve ilçe yönetimlerinin istifasının istenmesi kararlaştırıldı.

AK Parti Genel Merkezi tarafından İl ve Merkez İlçe Yönetim Kurulları'nın istifasının istendiği faksın bu akşam saatlerinde Trabzon'a ulaşmasının ardından partide istifalar başladı.

Başta İl Başkanı Ali Rıza Akdeniz, Merkez İlçe Başkanı Mustafa Yanmış olmak üzere 40'ı il 30'u merkez ilçeden toplam 70 asil üye ile 19 yedek üye istifa etmeye başladı.

İstifa eden il ve merkez ilçe teşkilatları yöneticileri, yarın basın toplantısı düzenleyerek kararlarını açıklayacak.

Salacaklı
28-05-2004, 01:33
asla, Sn MeLVin

Her bir bilgi bir mum isigidir...

Emekleriniz icin ayrica tesekkürler.

:roll:

yeşilada
28-05-2004, 01:41
1610 yılında teleskobun icadından bu yana sadece 6 Venüs geçişi gerçekleşti. Venüs geçişleri; 8, 105.5, 8 ve 121.5 yıl aralıklarla tekrarlanıyor. 8 Haziran'dan sonraki Venüs geçişi 8 yıl sonra 6 Haziran 2012'de .


anam anam... marduk mu ne?

2012 yi görürsek çok eğleneceğiz herhalde...

melVin
28-05-2004, 01:49
asla, Sn MeLVin

Her bir bilgi bir mum isigidir...

Emekleriniz icin ayrica tesekkürler.

:roll:ben teşekkür ederim Sn Salacaklı.
devam öyleyse...





NAZLI ILICAK'IN EVİNDEKİ YEMEKTE ÜNLÜ GAZETECİLER DE VARMIŞ!..

Başbakan Yardımcısı Şener, TMSF Başkanı Ahmet Ertürk ve SPK Başkanı Cansızlar'ın Nazlı Ilıcak'ın evinde yemek yemesi değişik yorumlara neden olmuştu.Habertürk'e konuşan Ilıcak içerideki ilginç gazetecilerin adlarını verdi.

28 Mayıs 2004 Cuma 00:59
NAZLI ILICAK: Farklı gazetelerden gelen kişiler vardı. Öyle Star grubunun satışı gibi konular hiç açılmadı. Zaten TMSF Başkanı gerekli açıklamaları yapıyor. Tekrar tekrar aynı şeyleri sormadık. Biliniyor zaten.
İŞTE NAZLI ILICAK'IN HABERTÜRK ANA HABER BÜLTENİNDE MURAT ONGUN'A YAPTIĞI AÇIKLAMA:

Zaten Abdüllatif Şener Bey'le Fazilet Partisi'nden bir dostluğumuz vardı. İlgili bürokratları da, hem Ahmet Ertürk'ü hem de Doğan Cansızlar'ı beraberinde getirdi.

Ve gazete arkadaşlar, Ertuğrul Özkök, Rauf Tamer, Selahattin Sadıkoğlu, Murat Birsel, Fatih Altaylı, Can Aksın vardı.

Herkes samimi bir atmosfer içinde konuştu. Basın dünyasındaki bazı sıkıntılar da gündeme geldi. Erol Aksoy operasyonu, bu operasyonun sürüp sürmeyeceği gibi konular da konuşuldu. Sopbet edildi, gündelik mevzulardan konuşuldu. Gayrı resmi bir yemek tarzında cereyan etti.

Farklı gazetelerden gelen kişiler vardı. Öyle Star grubunun satışı gibi konular hiç açılmadı. Zaten TMSF Başkanı gerekli açıklamaları yapıyor. Tekrar tekrar aynı şeyleri sormadık. Biliniyor zaten.

Soru: Star'ı almak gibi bir düşünceniz var mı?

Ben gazeteciyim. Daha ziyade medya kuruluşu alım satımı gibi işlerle ilgilenmiyorum. Ben Tercüman gazetesiyle ilgileniyorum. O işlerle Mehmet Ali Ilıcak ilgileniyor.

Lanetli yalı gibi laflar çıktı. Her insanın hayatında acı günler olduğu için bunu eve bağlamak doğru değil. Daha evvel barajcı Tahsin Bey o yalıda oturdu, oğullarını kaybettiler. Kemal Ilıcak aldıktan sonra işleri bozuldu. Ama ben yalıdan kaynaklanan bir uğursuzluk olduğunu düşünmüyorum.

O yalıda çok güzel günlerimiz geçti ama hiçbir zaman orada oturmayı düşünmüyorum. Ben ileriye bakıyorum şimdi.

Soru: Erol Aksoy benzeri operasyonlar gelebilir izlenimine kapıldınız mı?

Evet. Borç anlaşması olmazsa bu olacak. Sözleşme imzalayanların şartlara riayet edip etmediklerine bakacaklar. Uzlaşılamayan durumlar olduğu vakit, böyle tedbirler alınabileceğini düşünüyorum.

Bu tip yemekler sürecek. Bizim arkadaşlarımız. Abdüllatif Bey bize teşekkür etti. Ben de hem siyasete girdiğim için, hem de siyasetten iki sene de ayrıldığım için şanslıyım. Ayrıldık, Tercüman gazetesini çıkardık, oğlumla. Benim için şans oldu.

Bu yemeği gayri tabii bir hadise gibi düşünmemek gerek. Tesadüf böyle oldu. Başka arkadaşları da çağırmıştık, ama müsait olmayanlar oldu. Meslekdaşlarımızı zaman zaman biz evimize çağırıp görüşüyoruz. Sıradan bir toplantıydı...

melVin
28-05-2004, 01:58
CINE-5'e Kayserililer talip oldu
28 Mayıs 2004 01:21 Grubun sözcüsü Nuri Sarıdanişmend, daha çok ticari maksatlı bir içerikle yayın yapmak istediklerini söyledi. Bir grup Kayserili işadamından oluşan ortak bir girişim, CINE-5'i satın almak için çalışmalara başladı.

Daha çok ticari maksatlı bir içerikle yayın yapmak istediklerini söyleyen grubun sözcüsü Nuri Sarıdanişmend, televizyon üzerinden pazarlama sistemleri üzerinde durduklarını açıkladı.

Türkiye'de aynı kulvarda birbiriyle rekabet eden çok sayıda televizyon bulunduğunu, bu nedenle de televizyonların ticari olarak zarar eden kurumlar haline geldiğini belirten Sarıdanişmend, bu kulvara girmeyeceklerini, farklı bir sistem deneyeceklerini söyledi.

Sarıdanişmend grubun Kayserili işadamı Cıngıllıogğlu ile ilişkisi olmadığını, Cıngıllıoğlu-Ilıcak grubunun yaptığı çalışmanın kendi girişimlerinden bağımsız olduğunu söyledi.

Medyaya 'Kayseri modeli' getirmek istediklerini belirten Sarıdanişmend sektörün daha istikrarlı hale gelmesi için kendi ayakları üzerinde duran kurumlar olması gerektiğini, medyanın son 10 yıl içerisindeki çarpık ilişkilerinin hem sektöre hem de Türkiye'ye büyük zarar verdiğini ifade etti.

superpoligon

Mazhi
28-05-2004, 02:03
Türkiye'nin, "Ampul Cumhuriyeti" olmadığını, asla da olamayacağını kaydeden Karadeniz, "Ancak bu şekilde devam ederseniz yakında ampulleri başka tarafa dikersiniz" diye konuştu.

Lafa bak heleee :D

Salacaklı
28-05-2004, 02:16
Cem Uzan, askere gönderilmemek için Baykal'dan yardım istedi

Genç Parti (GP) Genel Başkanı Cem Uzan, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'ı ziyaret ederek, bir süre görüştü. Baykal, Uzan'ın maruz kaldığı haksızlıkları ortaya koyduğunu ve askerlik konusu ile ilgili şikayetleri bulunduğunu söyledi

CHP Genel Merkezi'nde basına kapalı olarak gerçekleşen görüşme sonrası Uzan, gazetecilerin sorularını yanıtsız bıraktı. CHP Genel Başkanı Baykal da, Türk Parlamenterler Birliği Yönetim Kurulu üyelerini kabulü sırasında gazetecilerin Uzan ile görüşmesine ilişkin sorularını yanıtladı. Cem Uzan'ın bir süreden beri kamuoyuna bir şeyler anlatmaya çalıştığını söyleyen Baykal, Uzan'ın, bu amaçla daha önce de hazırladığı bir dosyayı kendilerine ilettiğini anımsattı. Baykal, Uzan'ın şikayetlerini, maruz kaldığı haksızlıkları ortaya koyduğunu, son olarak gündeme gelen askerlik konusu ile ilgili de şikayetleri bulunduğunu anlattı.

Cem Uzan'ın askerlik sorunuyla ilgili olarak yargıya başvurduğunu ifade eden Baykal, şikayet ettiği konularla ilgili olarak Cem Uzan'a hak verip vermediği sorusu üzerine, daha önce kendisine iletilen dosyayı incelemediğini söyledi. Baykal, ''Konunun uzmanı arkadaşlarımızın ciddi şekilde incelemesi lazım. Bugün o dosya kapsamında değil, daha çok askerlik konusundaki şikayetlerini iletti. Sanıyorum bugün yargıya intikal ediyor, yargıdan bir karar bekliyor. Kamuoyumuz kısa bir süre içinde bu konuda daha net bilgilenir'' diye konuştu.

www.nethaber.com

melVin
28-05-2004, 02:18
Ertürk'ten Borçlulara Şartlı Af Müjdesi

27.05.2004--- TMSF Başkanı Ahmet Ertürk, bankalara kredi borcu dışındaki borç sahiplerinin yüzde 50'sini ödemesi şartıyla borçlarının sıfırlanacağını söyledi.


Ahmet Ertürk, Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği'ni (MÜSİAD) ziyaret ederek dernek yetkilileriyle görüştü. Görüşmede bankalar ile ilgili değerlendirmelerde bulunan Ahmet Ertürk, "Bankalara kredi borcu dışındaki borç sahiplerinin yüzde 50'sini ödemesi koşuluyla borçları sıfırlanacak. Bu kişiler borçlarının yüzde 20'sini öderlerse kalandan yüzde 30 indirim yapılıp 24 takside bağlanacak" dedi.Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) Başkanı Ahmet Ertürk, eski İktisat Bankası'nın hakim ortağı Erol Aksoy'un borcuna karşılık 38 şirketinin yönetim ve denetimine el konulmasına ilişkin olarak, ''Dün muhtemelen kafanız karışmıştır, biz 1 milyar 600 milyon Dolar diyoruz, başkası 200 milyon Dolar diyor. Bunu da hiçbir finansal mühendis çözemez. Türkiye'de bankacılık sistemini bu duruma getirmek gerçekten çok ciddi bir mühendislik emeğinin ürünü olsa gerek'' dedi.
Ertürk, Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) Başkanı Ömer Bolat'ı ziyaret etti. Ertürk burada yaptığı konuşmada, dün Erol Aksoy'un şirketlerine yönelik yapılan operasyona işaret ederek, operasyonun ardından böyle bir toplantıyı organize etmesinin MÜSİAD'ın önemli bir stratejik öngörüye sahip olduğunu gösterdiğini kaydetti.
Bankacılığın en azından son 10 yıldır gündeminin birinci sırada yer alan bir mesele olduğuna dikkat çeken Ertürk, ancak hep trajedi yönü ile yer aldığını belirtti.
Bankaların binlerce tasarrufçudan toplanan mevduatın, fonun kendine özgü teknik mekanizmalarla ekonomiye aktarma aracılığı eden müesseseler olduğuna işaret eden Ertürk, bankacılığın bütün dünyada bu fonksiyonu yerine getirdiğini vurguladı.
Türkiye'de ise buna ilave bir fonksiyonun daha yüklendiğini ifade eden Ertürk, şunları söyledi:
''Son 10 yılda maalesef bankacılık sadece finansal aracılık fonksiyonunu yerine getirmekle yetinmedi, aynı zamanda politik ve manipülatif aracılık fonksiyonları da yüklendi.
Normal vatandaşın, Türkiye'de yaşayan bizlerin anlamadığı, hiçbir finansal mühendisliğin, hiçbir finansal hesabın çözemediği işler oldu geçmişte ve bugünde.
Dün muhtemelen kafanız karışmıştır, biz 1 milyar 600 milyon dolar diyoruz, başkası 200 milyon dolar diyor. Bunu da hiçbir finansal mühendis çözemez.
Ama burada kimse ile polemik yapmak, kimseye cevap vermek gibi bir misyonum yok, sadece şunu söylemek istiyorum; Türkiye'de bankacılık sistemini bu duruma getirmek gerçekten çok ciddi bir mühendislik emeğinin ürünü olsa gerek.
Bankacılık sisteminin 2000-2001 yıllarında neredeyse yüzde 25'ni çöküntüye uğratacak duruma getirmek, gerçekten çok mahirane bir iş olsa gerek ve bugün biz bu finansal mühendisliği maalesef olumsuz anlamda ve Türkiye'nin aleyhine çalışmış olan bu finansal mühendisliği nasıl tersine döndürüp, nasıl Türkiye'nin menfaatine, kaybolan paraları, uçup giden paraları nasıl geri getireceğimizin çabasını sergiliyoruz ve bu da gerçekten ciddi bir finansal mühendislik gerektiriyor.''

melVin
28-05-2004, 08:06
28 Mayıs, 2004 06:22:00 (TSİ)


Ahmet Necdet Sezer, YÖK yasasıyla ilgili kararını bugün açıklıyor
YÖK yasası: Köşk'te karar günü

Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in ÖSS'de katsayı düzenlemesi getiren YÖK Yasası'nı inceleme süresi bugün doluyor. Yorumlar, cumhurbaşkanının yasayı veto edeceği şeklinde.

melVin
28-05-2004, 08:12
Dananın kuyruğu bugün kopuyor!


SEZER'İN YÖK YASASI'NI İNCELEME SÜRESİ BUGÜN DOLUYOR
Anayasa değişiklik paketinin Cumhurbaşkanı Sezer tarafından onaylanmasının ardından şimdi gözler, inceleme süresi bugün dolan YÖK Yasası'na çevrildi. Sezer’in onayından sonra YÖK’te asker üyeyi kaldıran Anayasa değişiklik paketi, asker üye uygulamasını hala devam ettiren YÖK Yasası ile çelişir hale geldi. Çoğunluk, Sezer'in yasayı veto edeceğinden emin. Peki ya etmezse... Böyle bir sonuç çıkabileceğine dair bir tahminde bulunulmadı. İşte Sezer'in yasayı veto etmesi ya da onaylaması durumunda olacaklar...


Sezer yasayı veto ederse...

YÖK Yasası'nın veto edilmesi durumunda öncelikle Türkiye'de yine dengeler değişecek. Döviz ve faiz yükselecek. Borsa düşecek.
Yasanın veto edilmesiyle AK Parti Hükümeti'nin izleyeceği yol da merak konusu. Hükümetin YÖK Yasası'nı yeniden Köşk’e gönderme seçeneğine sıcak bakmadığı belirtiliyor. Ancak, Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, geçtiğimiz günlerde bunun tersine bir açıklama yaparak, yasanın veto edilmesi halinde önemli olanın veto gerekçeleri olduğunu belirterek, partisinin, hükümetin ve ilgili kurulların bunları görüşeceğini, gerekirse yasanın tekrar Köşk'e gönderileceğini söylemişti.

Diğer bir plana göre de; TBMM'nin, yasayı ikinci kere onaylayıp Köşk'e göndermemesi bekleniyor. Hükümet, yasada değişiklik yaparak imam hatip ve meslek liselerinin sözel puanla üniversiteye girişlerini sağlayarak gerilimi ortadan kaldırmayı da planlıyor.

Peki Sezer yasayı onaylarsa ne olacak?

Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in yasayı onaylamasının bir mucize olacağı kesin. Ancak; olunmayacak bir ihtimalin gerçeklemesi aslında ekonomi ve borsada yüzleri güldürecek. Askerin sıcak bakmadığı, ana muhalefet partisinin ve rektörlerin desteği ile de tepkilerin yükseldiği yasa onaylanırsa, herkesin şok olacağını ve 10 şiddetinde bir depremin kaçınılmaz olacağını tahmin etmek zor değil. Tabii bu işe en çok da rektörlerin bozulacaktır...Sezer'in olası onayı, bazı köşe yazarlarını da harekete geçirerek darbe çağrısı seslerinin arttırmasına sebeb olacak. Çok zor olan bu ihtimal, kimsenin aklına gelmese de Sezer'in yasayı onaylanması halinde neler olacağını hayal etmenin zararı yok herhalde?

imedya

melVin
28-05-2004, 08:14
PKK, kentleri kana bulamaya hazırlanıyor

-1 Haziran PKK için dönüm noktası olacak
-PKK, üst düzey isimlere yönelik suikast planları yapıyor
İstihbarat yetkilileri son 1 ayda yaklaşık 600 PKK militanının Türkiye'ye giriş yaptığını örgütün kendisini ateşkesin sona ereceği 1 Haziran'da konuşlandıracağını ileri sürüyor. Büyük kentlerde belli isimlere yönelik intihar saldırıları ihtimali üzerinde duruluyor. İşte, üst düzey bir istihbarat yetkilisinin ağzından PKK'nın saldırı planları:


Tempo derginin haberine göre; PKK, içinde uzun süredir devam eden tartışmalar, Abdullah Öcalan'ın avukatları aracılığıyla yaptığı açıklamalarla yeni bir boyuta taşındı. Tartışmalarda, yakın bir zamanda özellikle Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde farklı gelişmelerin olabileceğinin işaretleri var.

Öcalan son açıklamasında, PKK militanlara yönelik olarak bölgede meşru müdafaa alanları yaratma ve bölgeyi mayınlama çağrısı yapıyor. Öcalan, ''mayınlıdır diye duyuru yapılır. Diyelim ki Cudi Dağı, imha amacıyla üzerinize mi geliyorlar. '500 askerle girerseniz bunun 200'ü gider'' diye önceden ilan edilir. Biz bu ülkenin birliğine saygılıyız; ama kendimizi savunuyoruz'' diyor.

Bölgede son zamanlarda istihbarat çalışmalarını artıran birimler, merkezlerine Öcalan'ın bu yöndeki açıklamalarının örgütü harekete geçirdiğini doğrular nitelikte bilgiler geçiyor.

Bir istihbarat yetkilisi, güvenlik güçlerinin aldığı pozisyon ve gelen istihbarat bilgilerini şu maddelerle özetliyor:

-Yaklaşık 1750 silahlı ve aktif militanın Türkiye sınırları içinde bulunduğu biliniyor.

-Özellikle son bir ayda yirmişerli gruplar halinde Kuzey Irak'tan Türkiye'ye giriş tespit ediliyor. Bu rakamın 600'e ulaştığı sanılıyor.

-Öcalan'ın ''istersek 10 tane Felluce yaratırız'' açıklaması, örgütün eylemselliğinin artabileceğine yönelik bir işaret olarak değerlendiriliyor.

-Yeni bir başlangıç yapma isteğiyle, öncelikli olarak metropollerde eylem hazırlığı içinde oldukları bilgisi geliyor. Ancak, kırsal alanda da hareketlilik gözleniyor.

-Büyük kentlerde kitleye yönelik değil, belli isimlere yönelik intihar saldırıları yapılması ihtimali üzerinde duruluyor. Karakol baskınları ya da genel hedeflere yönelik saldırılar yerine üst düzey isimlere yönelik suikast planları olduğu tahmin ediliyor.

-Uzaktan taciz atışlarının yanı sıra mayınlama çalışmaları çalışmaları yapıyorlar. Bu mayınlama hareketinin Öcalan’ın ‘Meşru müdafa alanları yaratın’ çağrısından sonra artacağı düşünülüyor.

-Bölgede son bir ayda yaklaşık 50 uzaktan kumandalı mayın çıkartılması, bu hareketliliğin kanıtı olarak gösteriliyor.

-PKK militanlarının kendilerini ateşkesin sona ereceği 1 Haziran tarihine göre konuşlandırdıkları, Öcalan’ın son açıklamaları doğrultusunda harekete geçme planları yaptıkları biliniyor. Ancak, örgütün 1 Haziran’dan sonra yeni bir ateşkes çağrısı yapabileceği de dikkate alınıyor.

PKK YENİDEN ATAĞA GEÇECEK

Yetkililer, ‘PKK’yı yeniden yapılandırmak amacıyla kurulan hazırlık komitesi çalışmalarını tamamlamak üzere; Haziran ayının ilk haftalarında toplanacak kongreyle yeni bir süreci başlatmayı planlıyor’ diyor.

Tüm bu gelişmeler olurken, Türkiye bir yandan da Haziran sonu İstanbul’daki NATO Zirvesi’ne hazırlanıyor. Zirve öncesi ve sırasında İslamcı örgütlerin yanı sıra PKK’nın da eylem hazırlığı içinde olduğu bilgileri, istihbarat bilgileri arasında yer alıyor. PKK’nın zirve bağlamında varlığını uluslar arası alanda duyurmaya yönelik büyük kentlerde kitlesel terör eylemleri planladığı alınan duyumlar arasında

Öcalan’ın Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde 9 Haziran’da yapılacak ve temyiz niteliği taşıyan duruşması sonrasında örgütün eylem tarzını netleştireceği de olasılıklar arasındaki yerini alıyor. Eğer, mahkemeden Öcalan aleyhine bir karar çıkarsa, PKK’nın özellikle büyük metropollerde çeşitli eylemlerde bulunma olasılığına karşı tedbirler alınıyor.

melVin
28-05-2004, 08:17
Bir özelleştirme klasiği Türk Telekom,
İşte Telekom'un özelleşmesinde yaşanabilecek pürüzler
Türkiye'de özelleştirme klasiği haline gelen Türk Telekom'un özelleştirilmesi için tüm çalışmalar devam ediyor. Tüpraş özelleştirmesinde yaşanan hukuki gelişmenin Türk Telekom özelleştirmesinde de yaşanmaması için kablo tv şebekelerinin durumunun çözülmesinin gerektiği bildirildi. Serbest Telekomünikasyon İşletmecileri Derneği'nden (TELKODER) yapılan yazılı açıklamada, Telekom özelleştirmesinde yaşanabilecek bazı pürüzlere dikkat çekildi.


Açıklamada, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı'nın Türk Telekom'un özelleştirmesine ilişkin Bilgilendirme Sürecine Davet ilanında yer alan, ''Telekom, Türkiye'de sabit hat, mobil iletişim, veri ve kablo TV hizmetlerini vermekte olan entegre bir telekomünikasyon işletmecisidir'' ibaresindeki kablo tv şebekeleriyle ilgili şu hususlara dikkat çekildi:

''Kablo tv şebekelerinin yatırımları 1997 yılından bu yana Türk Telekom ile gelir paylaşımı sözleşmesi imzalamış 6 şirket tarafından yapılmakta, şebekenin işletme, bakım ve müşteri desteği yine bu şirketler tarafından yerine getirilmektedir. Türk Telekom ile bu şirketlerin imzalamış oldukları gelir paylaşımı sözleşmeleri devam etmekte olduğundan, bu şirketlerin kurmuş oldukları şebekelerin mülkiyeti yine bu şirketlere ait bulunmaktadır.

Bu durum dikkate alındığında hukuki olarak mülkiyet sorunu çözülmemiş bir varlığın özelleştirilmeye çalışıldığı ve bu durumun Türk Telekom'a alıcı olmayı düşünen yatırımcıları tedirgin edeceği aşikardır.'' Açıklamada, gelir paylaşımı sözleşmesi sahibi bu şirketlerin bir kısmının yönetimi ve mülkiyetinin TMSF'ye ait olduğuna da dikkat çekildi.

Türk Telekom'un özelleştirmesinin sorunsuz yapılması için Telekomünikasyon Kurumu'nun bir an önce ''Kablo Platform Hizmeti'' konusunda gelir ortağı firmalara 2. tip ruhsatların verilmesi gerektiğinin vurgulandığı açıklamada, böylece, bu firmaların Türk Telekom ile imzaladıkları sözleşmelerin tüm hükümlerinin sona ereceği ve Türk Telekom'un özelleştirmesinin önünde bu açıdan hukuki bir sorunun kalmayacağı kaydedildi.

imedya

melVin
28-05-2004, 09:22
SPK sınavına giren sekiz kişiden sadece biri başarılı

28 Mayıs, 2004 08:46:00 (TSİ)

Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) tarafından yapılan lisanslama sınav sonuçları belli oldu.

15-16 mayıs tarihlerinde yapılan ve 14 bin 335 kişinin katıldığı sınavda 1.931 kişi lisans belgesi almaya hak kazandı.

Temel düzey sınavına katılan 11 bin 902 adaydan 1.353'ü, ileri düzey sınavına katılan 1.945 adaydan 453'ü, türev araçlar sınavına katılan 246 adaydan 72'si, takas ve operasyon sınavına katılan 92 adaydan 35'i, değerleme uzmanlığı sınavına katılan 150 adaydan da 18'ibaşarılı oldu.

Lisans belgesi almaya hak kazananların sınava girenlere oranı da yüzde 13.47 olarak gerçekleşti.

Adaylar sınav sonuçlarını 31 Mayıs 2004 tarihinden itibaren http://spk.anadolu.edu.tr internet adresinden TC kimlik numaralarını ve şifrelerini kullanarak öğrenebilecek.

melVin
28-05-2004, 09:24
Süzer, Kentbank ile bankacılığa geri dönüyor

28 Mayıs, 2004 08:58:00 (TSİ)

Kentbank, geri dönüyor

Kentbank'ın eski sahibi Mustafa Süzer, hukuki prosedürün tamamlanmasının ardından tekrar Kentbank'la bankacılık sektörüne döneceklerini söyledi.

Kentucky Fried Chicken ve Pizza Hut'ın ödül töreni sırasında gazetecilerin sorularını yanıtlayan Süzer, "Kentbank'la ilgili Danıştay'dan lehinize bir karar çıktı, bankacılığa dönecek misiniz" sorusu üzerine, şöyle konuştu:

"Bankacılık sektörüne döneceğiz. Hukuki prosedürün tamamlanmasını bekliyoruz. Zannederim daha 2-3 ay sürecek, 2-3 ayın sonunda BDDK gereğini yerine getirir. Süzer, "Yine Kentbank'la mı, isim konusunda bir endişeniz yok mu" şeklindeki soru üzerine, "Evet Kentbank'la tabii. Tam tersine ismimiz Kentbank olarak, yüksek yargının kararıyla hakkın yerini bulduğu için halkımıza daha samimi ve sıcak geleceğine inanıyoruz" yanıtını verdi.

Yeterli sermayelerinin olduğunu söyleyen Süzer, 9 yılda Kentbank'a 186 milyon dolar sermaye koyduklarını, 9 yıl boyunca bir kuruş temettü almadıklarını, grup olarak hiç kar dağıtmadıklarını söyledi.

Yabancı ortak arayışında

"Bundan daha büyük sermaye olur mu?" diyen Süzer, gerekirse daha fazla sermaye koyabileceklerini, ancak iyi bir yabancı ortak olursa birlikte çalışmaktan da çok memnun olacaklarını kaydetti.

Süzer, yabancı ortak konusunda bir arayış içerisine de girdiklerini de sözlerine ekledi.

Bir başka soru üzerine de Süzer, TMSF'ye yaptıkları ödemelerin borçtan dolayı değil, onların koydukları tedbirlerin karşılığında biriken paralar olduğunu ifade ederek, "Bizim Fon'a hiçbir borcumuz yok, alacağımız var" dedi.

melVin
28-05-2004, 09:30
Mecliste Allah kavgası
http://www.internethaber.com/mays/images/haber/26497.jpg28 Mayıs 2004 06:54 Tartışmaya, Arasıl’ın, ‘Dünyada mekan, ahirette iman’, ‘Bağımsızlık mutlak değil, Allah’a aittir’, sözleri neden oldu.
Hürriyet Gazetesi'nin haberine göre, Türk Telekomünikasyon Kurumu Başkanı Ömer Arasıl’ın TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’na verdiği brifingde kullandığı dini söylemler CHP ve AKP’li vekilleri birbirine düşürdü.

Tartışmaya, uzun yıllar öğretim üyeliği de yapan Arasıl’ın ‘Allah’a şükürler olsun ki’, ‘Allah korusun’, ‘Dünyada mekan, ahirette iman’, ‘Bağımsızlık mutlak değil, Allah’a aittir’, ‘Hayrı uzatma ki şerre dönmesin’ sözleri neden oldu. CHP’li vekiller bürokrata yüklenince, Arasıl’ı savunmak AKP’ye düştü.

Kurumun 2003 yılı faaliyetlerini anlatan Arasıl, uluslararası tahkimde 9 büyük dava açıldığını, bunlardan 8’ini kazandıklarını söyledi. Son davanın da lehte sonuçlanmak üzere olduğunu belirten Arasıl, ‘Allah korusun kaybetmiş olsaydık devlete çok büyük maliyetlere neden olacaktı’ dedi.

Kurum binasının kira olmasından yakınan Arasıl, emlakçı gibi kuruma arsa veya kamu binası aradığını belirtirken de ‘Dünyada mekan, ahirette iman sözünün doğrultusunda kendi mekanımıza kavuşacağız’ dedi. Potansiyel sorunları çok aza indirdiklerini belirtirken de ‘Allah’a şükürler olsun ki’ ifadesini kullanan Arasıl’a ilk tepki CHP’li Ali Kemal Kumkumoğlu’ndan geldi.

BAĞIMSIZLIK ALLAH’A AİTTİR:

Kumkumoğlu ‘Sayın Başkan’ın yasanın verdiği bağımsız olma yetkisine rağmen iktidarın emrinde her türlü uygulamalar içinde olabileceğini, özenle seçilmiş ifadelerle konuşmanın içine yerleştirmesini yadırgadım’ dedi. Bunun üzerine Arasıl, ‘Öğretim üyeliğim boyunca da bağımsızlığın hiçbir zaman mutlak olmadığını düşündüm. Allah’a aittir. Demokrasiye inanmak da söylemle değil, eylemle mümkündür’ karşılığını verdi.

Bu konuşmalardan sonra CHP’li Kumkumoğlu ile AKP’li Musa Uzunkaya arasında söz düellosu yaşandı.

Kumkumoğlu: Sizin kullandığınız üslubu bir bürokrat kullanamaz. Aynı konumda değilsiniz. Başkan’ın müdahale etmesi lazımdı.

Uzunkaya: Komisyonun teamüllerinde şahıslara yönelik eleştiri yapılmaz.

Kumkumoğlu: O zaman şahıslar da bazı şeylere dikkat edecek.

Uzunkaya: Burada teamül çiğnenmiştir. Burada bürokratlar kişisel savunma yapmaz. Savunmayı siyasilere bırakmayın.

Kumkumoğlu: Dilinde alışkanlık varsa metni yazılı sunar.

Komisyon Başkanı Sait Açba (AKP): Siz sorunuza dönün Sayın Uzunkaya.

Uzunkaya: Vericilerin cami minarelerinde bulunması... Ben de dinsel kavram kullandım.

Kumkumoğlu: Olayı çarpıtmayın. Özel hayatı bizi ilgilendirmez ama burada böyle konuşamaz.

AKP’li Mehmet Ceylan: Kullandığı kelimelerle rencide edilmesini yadırgadım. Günlük konuşmada dahi rahatlıkla kullanabildiğimiz ifadeleri bir bürokratın kullanması normal.

CHP’li Ali Kemal Deveciler: Burası Meclis, kurum değil.

Açba: Kültürümüz gereği, hangi düşüncede olursak olalım, günlük hayatta kullandığımız ifadeler. Kasıt aramayalım.

Tartışmalar üzerine söz alan Arasıl ‘Bir bürokrat olarak samimi konuşma üslubumla haddimi aşmış olabilirim. Bunun için özür diliyorum’ dedi. Brifingin sonunda AKP’li vekiller Arasıl’a destek için yanına gelerek kutladılar. Arasıl ise CHP’li vekillerin yanına giderek, tek tek tokalaşıp özür diledi.

melVin
28-05-2004, 09:33
DGM'ler kapanınca iltica zorlaştı
28 Mayıs 2004 07:49
--------------------------------------------------------------------------------

Yüzlerce kişi DGM’ler adına sahte gıyabi tutuklama kararı çıkartarak siyasi iltica başvurusunda bulunuyordu.



Zaman Gazetesi'nden Ali İhsan Aydın'ın haberine göre,
DGM’leri kapatan son AB paketi ile Avrupa ülkelerine iltica başvurusu yapanların en önemli kozu da ortadan kalktı.

Hükümetin Meclis'ten geçirdiği son AB paketi ile devlet güvenlik mahkemeleri tarihe karışırken, Avrupa başkentlerinde iltica başvurusu için düzenlenen sahte DGM gıyabi tutuklama müzekkereleri elde kaldı. Türkiye’den değişik yollarla Avrupa ülkelerine girmeyi başaran yüzlerce kişi değişik DGM’ler adına sahte gıyabi tutuklama kararı çıkartarak siyasi iltica başvurusunda bulunuyordu.

Halen bir AB ülkesinde sığınmacı olarak yaşayan bir Türk vatandaşı, Zaman’a yaptığı açıklamada sahte tutuklama belgelerinin iltica talebinde en sağlam belge olarak bilindiğine işaret etti. Aynı kişi, söz konusu mahkemelerin kapanmasının sığınmacıları zorda bıraktığını söyledi. Fransa’nın başkenti Paris’te uzun yıllar ikamet ettikten sonra ailevi sebeplerle Türkiye’ye dönen bir sığınmacı ise Fransız Sığınmacıları Koruma ve Kollama Ofisi’ne başvuruda bulunan çok sayıda kişinin sahte DGM müzekkereleri çıkarttıklarını kaydetti. Paris’te emekli bir öğretmenin sahte belgeleri 250 Euro karşılığında çıkarttığını açıklayan sığınmacı, mahkemede şaşırıp yanlış konuşulmadığı takdirde iltica garantisi de verildiğini söyledi. Müzekkerelerin damgalı orijinal belgeler olduğunu belirten sığınmacı, “Ya bilgisayar tekniklerini kullanarak yapıyorlar ya da gerçekten çıkartıyorlar.” şeklinde konuştu. “Başvuru formunda kurulan mizanseni, hakimler karşısında şaşırmadan tekrar eder ve sorulara mantıklı cevaplar verirseniz oturumu alıyorsunuz.” diyen sığınmacı, mahkemelerde Türkiye’nin akla hayale gelmeyecek suçlamalara maruz kaldığını söyledi. Sığınmacının verdiği bilgilere göre, Almanya’da başvurusu reddedilen kişiler bile Paris’e gelerek oturma izni almak için girişimde bulunuyor.

Cebindeki HADEP üyelik kartını gösteren sığınmacı, iltica başvurusu yapanların 200 Euro’ya çıkarılan HADEP kartını iltica dosyalarına koyduklarını ifade etti. Bu isimle uzun süredir seri numaralı kart verilmediğini bildiren sığınmacı, “Aynı isim- deki kart, seri numarasız bile işe yarıyor.” dedi. Sığınmacı Paris’te yaşa-yan biri aracılığıyla sahte HADEP kartı çıkardığını aktardı.

Aynı kişi, Fransa’nın iltica yaparak Avrupa’ya yerleşmek isteyenler için iyi bir başlangıç kapısı olarak görüldüğünü dile getirdi. Fransa İçişleri Bakanlığı’na bağlı çalışan Sığınmacıları Koruma ve Kollama Ofisi’nin Genel Müdürü Pierre Viaux, önceki günlerde Paris’te düzenlediği basın toplantısında Fransa’ya siyasi sığınma talebinde bulunan ülke vatandaşları arasında Türkiye kökenlilerin ilk sırada olduğunu açıklamıştı. Ofisin 2003 raporuna göre Türkler, 7 bin 776 başvuru dosyası ile iltica için başvuranlar arasında en büyük grubu oluşturuyor. Türkleri 5 bin 343 dosya ile Çinliler ve 5 bin 321 dosyayla Kongo Cumhuriyeti vatandaşları takip ediyor.

melVin
28-05-2004, 11:21
Ankara kulislerinde dolaşan senaryolara göre, Sezer kararını borsanın kapanmasının ardından bildirecek. Kulislerde, Cumhurbaşkanı'nın YÖK yasasını veto etme olasılığının nerede ise kesin olduğu konuşuluyor.

melVin
28-05-2004, 11:24
İstanbul'daki NATO zirvesine ABD uyarısı


ABD vatandaşlarının, İstanbul'a gelmemesini istedi


28 Mayıs, 2004 05:48:00 (TSİ)
Amerika Birleşik Devletleri Dışişleri Bakanlığı, haziran ayı sonunda İstanbul'da yapılacak NATO zirvesi ile ilgili olarak vatandaşlarını uyardı.

Bakanlıktan yapılan açıklamada zirve sırasında ABD karşıtı gösterilerin yapılabileceği belirtilerek, zirve sırasında vatandaşlarından Türkiye'ye seyahat etmemelerini istedi.

Uyarıda Amerikan vatandaşlarının NATO zirvesinin yapılacağı bölgeden uzak durmaları istendi ve zirve sırasında, yoğun güvenlik önlemleri nedeniyle trafik sorunu olacağı hatırlatıldı.

NATO, Ortadoğu ülkelerini zirveye davet etmekten vazgeçti

İstanbul'da 28-29 haziran tarihlerinde yapılacak NATO zirvesine, Akdeniz'deki Ortadoğu ülkelerinin davet edilmesinden vazgeçildiği açıklandı.

Brüksel'deki diplomatik kaynaklar, İsrail, Mısır, Ürdün, Cezayir, Tunus, Fas ve Moritanya dışişleri bakanlarının, 28-29 Haziran'da İstanbul'da yapılacak NATO zirvesine davet edilmesinden vazgeçildiğini söyledi.

melVin
28-05-2004, 11:26
ÇALIŞANLARA MORAL OLSUN DİYE BEDAVA PORNO

DANİMARKA’da LL Media adındaki iletişim firması, çalışanlarına moral olsun diye, internetteki porno sayfalarına ücretsiz abonelik hediye etti.
28 Mayıs 2004 Cuma 10:56



Firma çalışanları bundan böyle iş saatlerinden boşta kalan zamanlarını, ücret ödemeden internette porno içerikli sayfalara girerek değerlendirecekler. Bir çok firmada çalışanların iş saatlerinde interneti kullanarak porno sayfalarına girmelerinin büyük sorun yarattığına dikkat çeken LL Media firması Direktörü Levi Nielsen ‘Çalışanlara, ücretsiz porno sayfalarına girme şansı tanımakla, ücretsiz firma aracı veya telefonu verme arasında fark yok. Bugünkü şartlarda çalışanların yaklaşık yüzde 80’i zaten interneti kullanarak porno sayfalarını ziyaret ediyor’ dedi.




hürriyet

melVin
28-05-2004, 11:30
Özen: "Kredi faizleri düşüş eğilimine girecek"
28 Mayıs, 2004 11:17:00 (TSİ)

Garanti Bankası Genel Müdürü Ergun Özen, kredi faizlerinin yükselmesinde endişe edilecek bir durum olmadığını ve faizlerin önümüzdeki günlerde düşmeye başlayacağını söyledi.

Ekomomik hedeflerde önemli sapmalar beklemediklerini belirten Özen, enflasyonda yıl sonu için hedeflenen yüzde 12 oranın tutturulacağı izleniminin alındığını kaydetti.

Cari işlemlerde ilk üç ayda hızlı şekilde açık verilmesinin olumsuz senaryolara neden olduğunu belirten Özen, yaz aylarında cari işlemler verilerinin olumlu çıkacağını, ve 8 milyar dolar olmasa da 10 milyar dolar seviyesinde bir cari açık çıkabileceğini ifade etti. Özen, bu rakamın da finanse edebilecek bir rakam olduğuna çekti.

Kredi faizlerindeki yükselmenin endişe edilecek bir durum olmadığına işaret eden Özen, aylık 1.80'e kadar düşen faizlerin şu anda 2.40'lar seviyesinde olduğunu kaydetti. "Önümüzdeki günlerde eğilim aşağı doğru olacaktır." diyen Özen, Türkiye'de borç stokunun azaltılması ve vadesinin uzatılabilmesi halinde faizlerin daha da aşağı düşeceğini dile getirdi.

melVin
28-05-2004, 11:33
ÖYK'dan iki özelleştirmeye onay

28 Mayıs, 2004 10:10:00 (TSİ)

Özelleştirme Yüksek Kurulu (ÖYK), Tümosan'ın özelleştirilmesi ile SEKA'nın Ankara Alım Satım Müdürlüğü binasının satışını onayladı.

Söz konusu kararlar, Resmi Gazete'nin bugünkü sayısında yayımlandı.

Sümer Holding'e ait Türk Motor ve Traktör Sanayi İşletmesi (Tümosan) 27.2 milyon dolar bedelle en yüksek teklifi veren Alçelik Çelik Yapı A.Ş'ye satıldı. Tümosan, yıllık 15 bin adet üretim kapasitesine sahip bulunuyor.

Öte yandan SEKA Ankara Alım Satım Müdürlüğü binası da 3 milyon 450 bin dolar bedelle en yüksek teklifi veren Ahmet Özdoğan'a satıldı.

Her iki firmanın da yükümlülüklerini yerine getirmemesi durumunda, geçici teminatları irat kaydedilecek ve işletmeler ikinci en iyi teklif veren şirketlere satılacak

melVin
28-05-2004, 11:39
Borsada son günlerde kumarbaz oyuncuların bazı aracı kurumları üs olarak kullandıkları konuşuluyor. Borsa yasaklı oyuncu ve gömlekçiler bu aracı kurumlardan gün içinde onlarca trilyon işlem yapmalarına rağmen gün sonunda sıfır çıkıyorlar. Yani tam anlamıyla kumar oynuyorlar. Gözlerine kestirdikleri tahtalarda diledikleri gibi işlem yaptrıkları için yatırımcılar gelmediğinden hisselerin dengesi bozuluyor. Kumarbaz oyuncular işlem hacmi yaptıkları için aracı kurumlar da ciddi komisyon geliri sağlıyorlar. Kulislerde son aylarda yeniden ortaya çıkan ve borsacıların " Kral Boğa " olarak adlandırdıkları oyuncu, M.A adlı trader ,Mersinli Ç....ile ekibi, kardeş oyuncular ve spekülatör N.A'ın üs olarak Taksim Menkul Değerler, Türkish Menkul Değerler, Ekspres Yatırım ile Raymond.J'i kullandıkları konuşuluyor. Denetçi kuruluşların bu aracı kurumlardaki kumarbaz oyuncu işlemlerini izlemeye aldığı konuşuluyor. Ayrıca bu aracı kurumlardaki telefon kayıtlarının, teknoloji sayesinde değiştirilmesinden rahatsız olan denetçilerin , bu tür operasyon yapan aracı kurumlara da çok ciddi cezalar vereceği konuşuluyor.
28.05.2004 11:27:50

melVin
28-05-2004, 11:42
28.05.2004 10:20:32

Opec Uretim Kotalarini Gecici Bir Sure Icin Askiya Alabilir / Cnbc-e

melVin
28-05-2004, 11:43
Turkiye Ihracatcilar Meclisi (tim) Web Sitesinde Yayinlanan
Bilgiye Gore Turkiye`nin 2004 Yili Ihracati Bugun Itibariyle
23.418.814.000 Dolara (onceki:23.164.113.000) Ulasti.

Turkiye Ihracatcilar Meclisi (tim) Kayitlarina Gore Aylik
Ihracat Rakamlari (milyon Usd)
2002 2003 2004
---- ----- -----
Ocak 2,447 3,449 4,726
Subat 2,325 2,930 3.809
Mart: 3,817 5,331
Nisan: 3.722 5.315

melVin
28-05-2004, 11:46
KAZAKISTAN`DA MAHKEME 3.GSM MOBIL TELEFON LISANSI SATIS IHALESINI ENGELLEDI

Kazakistan`in Baskenti Astana`da Bir Mahkeme Hukumetin Yapmayi Planladigi
3.gsm Mobil Telefon Lisansi Satis Ihalesini Engelledi. Mahkemeden Yapilan
Aciklamada, 3.bir Lisansin Satisinin, Kazakistan`da Halen Faaliyette Bulunan
Mevcut Operatorlerin Haklarini Ihlal Edecegi Gerekcesiyle Boyle Bir Karara
Varildigi Belirtildi. Mahkemenin Aciklamasinda, Konuya Iliskin Baska Bir
Detaya Yer Verilmedi.

Konuya Yakin Kaynaklar, Teliasonera Ab Ve Turkcell`in Sahibi Olduklari
Ulkenin En Buyuk Gsm Operatoru Gsm-kazakhstan`in Bu Konuda Yaptiklari
Itirazlarin Etkili Oldugunu Belirtiyorlar.

melVin
28-05-2004, 11:50
''ARİA'NIN BORÇLARININ YENİ ŞİRKETE GEÇTİĞİ DOĞRU MU?''

DYP Iğdır Milletvekili Dursun Akdemir, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a, ''ARİA'nın AYCELL ile birleşmesi sonucu ARİA'nın tüm borçlarının yeni şirkete geçtiği doğru mudur?'' diye sordu.
28 Mayıs 2004 Cuma 11:46

Akdemir, TBMM Başkanlığı'na sunduğu yazılı soru önergesinde, Türkiye'de 3. cep telefonu işletmecisi olarak lisans alıp faaliyete geçen ARİA'nın umduğu pazar payını elde edemediğini ve İtalya Başbakanı Berlusconi'nin telkinlerinin de etkisiyle AYCELL ile birleştiğini kaydetti. Akdemir, bu çerçevede Başbakan Erdoğan'a şu soruları yöneltti:

''Birleşme öncesi, uluslararası finans ve değerlendirme kuruluşlarının yaptıkları ve (ARİA şirketinin mevcut ve alacaklarının, borçlarını karşılayamayacak durumda olduğu, işletme gelirlerinin de yükümlülüklerini yerine getiremeyecek düzeyde bulunduğu, iflasının kaçınılmaz olduğu yönündeki değerlendirme ve analizler) doğru mudur?

ARİA'nın AYCELL ile birleşmesi sonucu ARİA'nın tüm borçlarının, oluşturulan yeni şirkete geçtiği doğru mudur? Bu borçların tutarı nedir? ARİA'nın ve AYCELL'ın yatırımları ne kadardır?

Birleştirilen AYCELL'in sahibinin Türk Telekom A.Ş olması nedeniyle ciddi herhangi bir borcu ve mali yükümlülüğü olmadığı doğru mudur?

Birleşme tarihinde her iki işletmecinin pazar payları ne kadardır?

İflas halindeki bir kuruluş ile herhangi bir mali sıkıntısı ve borcu olmayan diğer bir kuruluşun birleştirilmesi halinde yeni şirkette her iki ortağın paylarının eşit belirlenmesi doğru mudur?

Yeterli bir işletmecilik performansı gösteremediği için zor duruma düşen ARİA'nın AYCELL ile birleştirilmesi sonucunda ARİA'nın kurtarılması, bir anlamda da alınan lisans bedelinin Hazine'den şirkete geri verilmesi gibi bir durumu ortaya çıkarmamış mıdır?''

melVin
28-05-2004, 13:08
SON DAKİKA... SEZER, YÖK YASASI'NI VETO ETTİ...

Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, merakla beklenen YÖK Yasası'nı Meclis'e kısmen iade etti. Hükümetin bundan sonra nasıl bir yol izleyeceği tartışılıyor...
28 Mayıs 2004 Cuma 13:10

melVin
28-05-2004, 13:13
METİN KAPLAN ALMAN BASININDA: İNANILIR GİBİ DEĞİL, ALAY EDİYOR!

Alman gazeteleri, dün tutuklama kararıyla tüm Schengen ülkelerinde aranan, daha sonra hakkındaki tutuklama kararı kaldırılarak, aranmasına son verilen İslami Cemiyet ve Cemaatleri Birliği (İCCB) yöneticisi Metin Kaplan ile ilgili haberlere baş sayfalarında geniş yer verdi.
28 Mayıs 2004 Cuma 12:40

Berliner Morgenpost gazetesi, ''İnanılır gibi değil: Kaplan Alman adaletiyle alay ediyor'' başlığıyla birinci sayfada verdiği haberde, tüm Schengen ülkelerinde aranan Kaplan'ın, avukatları sayesinde hakkındaki tutuklama emrinin kaldırılmasını bile sağladığına dikkat çekti.

Gazetenin iç sayfasındaki bir haberde de Kaplan'ın ortadan kaybolmasından dolayı yoğun baskı altına giren Kuzey Ren Vestfalya Eyaleti İçişleri Bakanı Fritz Behrens'in, ''Kaplan burada kalma hakkını yitirdi'' şeklindeki sözlerini başlık olarak kullanıldı.

Die Welt gazetesi de baş sayfada ''Saklanan Kaplan, polisi ve politikayı aldatıyor'' başlığıyla verdiği haberde, Hür Demokrat Parti (FDP) Genel Başkanı Guido Westerwelle'nin, Behrens'in istifa etmesini talep ettiğini, Kaplan'ın, Alman adaletinin zayıf noktalarını bulmasının Göç Yasası'yla ilgili tartışmaları da yeniden gündeme getirdiğini yazdı.

Frankfurter Allgemeine gazetesi de ''Kaplan boşuna arandı - Şimdilik sınır dışı edilmeyecek'' başlığıyla verdiği haberde, dünkü gelişmeleri aktarırken, ''Türk Humeynisi'nin oğlu'' başlığıyla yayımladığı bir yorumda da Kaplan'ın radikal hedefleri ve yöntemlerine değindi.

Frankfurter Rundschau gazetesi, ''Polis Avrupa'da Kaplan'ı arıyor'' başlığıyla verdiği haberde, Kaplan'ın gizlenmesinden dolayı, kendisini bir süre izleyen Anayasayı Koruma Dairesi'nin ve Köln polisinin yoğun şekilde eleştirildiği belirtildi.

Bild ve Berliner Kurier gazeteleri de ''Nefret yayan hatibi kim serbest bıraktı?'' başlığıyla verdikleri haberlerde, Kaplan'ın, izlenmesinde ortaya çıkan bir aksaklıktan dolayı gizlenmeyi başardığı ifade edildi.

Kaplan, hakkındaki tutuklama kararının dün kaldırılmasına ve polis tarafından aranmasına son verilmesine rağmen henüz ortaya çıkmadı.

melVin
28-05-2004, 13:15
CEM UZAN, 40 MİLYAR MAAŞ ALDIĞI STAR GAZETESİ’NİN YÖNETİM KURULU'NDAN ATTILDI !

TMSF tarafından tüm şirketlerine el konulan Cem Uzan'ı bir zamanlar sahibi olduğu Star Gazetesi'ndeki görevinden de aldılar.
28 Mayıs 2004 Cuma 12:29

40 milyar lira maaşla Star Gazetesi'nin yönetim kurulunda yer alan Cem Uzan'ın gazeteye uğramadan maaş aldığının tespit edilmesi üzerine TMSF Yönetimi Kurulu, geçen hafta aldığı bir kararla Uzan'ın gazetedeki görevine son verdi.


Yapılan inceleme sonunda Cem Uzan başta olmak üzere Genç Parti Genel Başkan Yardımcısı Ufuk İlkiz'in de aralarında bulunduğu 300'e yakın Genç Parti yöneticisinin ve çalışanının Star Medya Grubu'nun çeşitli birimlerinden maaş aldıkları tespit edildi. TMSF'nin STAR Medya Grubu'nun Yönetim Kurulu başkanlığına getirdiği Adem Gürses'i geçtiğimiz hafta Ankara'ya çağıran TMSF, fiilen STAR Gazetesi ve bağlı kuruluşlarda görev yapan isimlerin listesini aldı. TMSF'nin yaptığı incelemede çok ünlü bazı isimlerin de gazeteden maaşa bağlandığı, bu isimler arasında siyasilerin de bulunduğu tespit edildi. Konuya ilişkin soruşturmanın sürdüğü gerekçesiyle isimler hakkında bilgi verilmiyor.

melVin
28-05-2004, 13:26
Cansızlar: "Gayrimenkuldeki hareketlenme sürecek"



28 Mayıs, 2004 11:56:00 (TSİ)


Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) Başkanı Doğan Cansızlar, gayrimenkul sektöründeki canlanmanın artarak devam edeceğini söyledi.

Koç Üniversitesi İşletme Enstitüsü ile Değerleme Uzmanları Derneği'nin düzenlediği "Kurumsal Değerleme 2004" konferansına bir mesaj gönderen Cansızlar, ipoteğe dayalı konut finansmanı sisteminin son yıllarda ekonomide yaşanan olumlu gelişmelerle birlikte artık Türkiye'de de faaliyete geçirilebileceğini belirtti.

Cansızlar, bununla hem hane halkının uygun koşullarla uzun vadeli kredi temin ederek kira öder gibi ev sahibi olmasının, hem de gayrimenkule dayalı yatırım aracı arayışında olan yatırımcılara alternatif yatırım araçları sunulabilmesinin amaçlandığını kaydetti.

Cansızlar, hükümetin başarıyla uyguladığı sıkı maliye ve para politikaları sonucu siyasi ve ekonomik belirsizliklerin azalması sonucu gerileyen faiz oranlarının gayrimenkul sektörünü de olumlu etkilediğine dikkat çekti. Cansızlar, şöyle devam etti:

"Önümüzdeki dönemde bu sektördeki canlanmanın artarak devam edeceğini ve gerek ipoteğe dayalı menkul kıymetlerin, gerekse değerleme konusunun giderek daha da önem kazanacağını düşünüyorum."

melVin
28-05-2004, 13:32
Bddk:bankalarin Sermaye Yeterlik Rasyosu 2004 Yili Mart Ayi Sonunda %36.4`e Yukseldi
28.05.2004 13:07:45

melVin
28-05-2004, 13:40
Hükümet şimdi ne yapacak?
28 Mayıs 2004 13:28

Abdullatif Şener, "Yasanın çıkarılması konusunda zamansız davranıldığı" yönündeki açıklamaları, krizin erteleneceği ve gerginliğin giderildiği bir tarihten sonra yeniden gündeme getirilmesi ihtimalini güçlendiriyor.

Ancak Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik'in açıklamalarına bakılınca, yasanan Sezer'e geri gönderilmesi büyük ihtimal.. Çelik, "Sezer'in onay vermediği yönlerde düzenleme yapılıp, yasanan jet hızıyla Sezer'e iadesini savunuyor..

Ak Parti içinde bazı kesimler ise yasanın hiç değiştirilmeden Sezer'e gönderilmesini savunuyor ancak gerginliğin tırmanmasının partiye zarar vereceği yönündeki uyarılar, başta Erdoğan olmak üzere herkesi tedirgin ediyor..

melVin
28-05-2004, 13:43
'Avrupa Türkiye'nin yüzüne kapıyı kapamamalı '


Almanya Dışişleri Bakanı Joschka Fischer, ''Avrupa'nın Türkiye'nin yüzüne kapıyı kapamaması'' uyarısında bulundu. Fischer, bugün federal mecliste yaptığı konuşmada, Türkiye'nin AB üyeliğini savunarak, ''Avrupa Türkiye'nin yüzüne kapıyı kapamamalı. Bu, Ortadoğu ve İslam dünyasına verilecek yanlış bir sinyal olur'' dedi. Fischer ayrıca, NATO bünyesinde bile Irak'a asker göndermeyeceklerini tekrarlayarak, ne şart altında olursa olsun Irak'a gönderilecek Batılı güçlerin her zaman ''işgal güçleri'' olarak görüleceğini ifade etti.

28.05.2004

melVin
28-05-2004, 13:44
The Times: Türkiye AB'ye girsin

İngiltere'de yayımlanan The Times gazetesi, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Oxford Üniversitesi'nde öğleden sonra vereceği konferans öncesinde, Avrupa Birliği'ne, ''Türkiye'nin AB kulübüne katılmasına olanak verin'' çağrısında bulundu. Başbakan Erdoğan ile İngiltere Başbakanı Tony Blair arasında benzerlik kuran gazete başyazarı, her iki Başbakan'ın da yakın zamanda ülkelerinin Avrupalı olup-olmadığı tartışmalarına hedef olduklarını açıkladı. İngilizlerin bu tartışmaya bir ölçüde alıştıkları, ancak bu durumun Türkler için kabul edilemez olduğu belirtilen makalede, iki ülkenin de aynı tarihlerde AB kapısını çaldıkları, İngiltere'nin kısa sürede üye yapıldığı, Türkiye'nin ise hala bekletilmekte olduğuna işaret edildi.


Başbakan Erdoğan'ın bugün Oxford'dan bir kez daha AB'ye sesleneceği ifade edilen makalede, Avrupa Birliği Komisyonu'nun ekim ayında Türkiye'nin tam üyelik görüşmelerine başlamaya hazır olduğunu söylemesinin yüksek ihtimal olduğunu belirtti.

Makalede, ''Eğer böyle olursa aralık ayındaki AB zirvesinde Türkiye'ye kesin bir tarih verilmesi bekleniyor'' denildi.

Türkiye'nin üyeliğiyle ilgili itirazlara pek çok gerekçe gösterilebildiğini, ancak gerçeğin bu ülkenin büyük nüfusu olduğunu da savunan yazar, şunları kaydetti:

''Avrupa'nın hızla Müslümanlaşmasına yol açmasından korkuluyor. Oysa çağdaş Müslüman bir toplumun Avrupa ortaklığı içinde var olmaması için bir neden yok. Türkiye'yi özümsemek zor olabilecektir, ancak bu başarılabilir.'' Liderlerin, Avrupa'yı, ''Avrupalı'' olarak tutma ısrarlarının bedelinin ağır olabileceği uyarısında da bulunan yazar, Türkiye'nin AB'den uzak tutulması halinde, ''yabancılaşmış, istikrarsızlaştırılmış ve radikalleştirilmiş 70 milyonluk bir nüfusun Avrupa'nın kapısının önünde olacağını'' ifade etti.

Milliyet

melVin
28-05-2004, 14:01
1 TEMMUZ HAZIRLIĞI!!!

--------------------------------------------------------------------------------
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BDDK), Türkiye bankacılık sisteminin sınırlı mevduat güvencesine geçmeye hazır olduğunu bildirdi. Sınırlı mevduat güvencesi uygulamasının başlayacağı 1 Temmuz tarihinin yaklaşması nedeniyle yapılan BDDK açıklamasında, mevduatlara tam güvencenin sistemik bir krizi önlemek ya da bir an önce sonlandırabilmek ve oluşabilecek maliyetleri en aza indirgemek için başvurulan istisnai ve kısa süreli bir politika seçeneği olduğu hatırlatıldı.
--------------------------------------------------------------------------------
Tam güvence uygulamasının geçici nitelikten uzaklaşıp kalıcılaşmasının piyasa disiplinini zayıflatarak ekonomiyi olumsuz etkileyeceği belirtilen açıklamada, makroekonomik politikaların güçlendirilmesi, mali istikrarın iyileştirilmesi, bankacılık sektörünün mali yapısının kuvvetlendirilmesi ve sektör üzerinde etkin denetim, gözetim, düzenleme yapacak kurumsal yapının oluşturulmasıyla tam güvenceden sınırlı güvenceye geçmenin gerektiği kaydedildi.

Türkiye'de sayılan konularda önemli gelişmeler sağlandığı kaydedilen açıklamada, 2001 yılından 2004 yılına kadar geçen sürede bankacılık sektörünün toplam aktiflerinin 117,7 milyar ABD Doları'ndan 194,1 milyar ABD Doları'na, mevduatın da 76,6 milyar dolardan 120,6 milyar dolara yükseldiğine dikkat çekildi.Diğer göstergelerde de iyileşme görüldüğü, sermaye yeterliliği rasyosunun aynı dönemde yüzde 9,3'ten yüzde 34,6'ya yükseldiği, 2000 yılında negatif olan sektör karlılığının 2003 yılı sonunda 4 milyar 18milyon dolara ulaştığı belirtilen açıklamada, bütün bu gelişmeler sonucunda tam mevduat güvencesinden sınırlı güvenceye geçişin zamanı geldiği ifade edildi.Sınırlı güvence ile her müşterinin herbir bankada açacağı lira ya da döviz cinsi tasarruf mevduatının 50 milyar liraya kadar olan kısmı güvence altında olacak. Bu durumda, mevcut mudi sayısının yüzde 99'unun ve mevcut tasarruf mevduatının yüzde 64'ünün güvence altında olacağı kaydediliyor.

28.05.2004 13:40:16

melVin
28-05-2004, 14:05
MOGHADAM BAŞKANLIĞINDAKİ IMF HEYETİ, 8. GÖZDEN GEÇİRME İÇİN 3 HAZİRAN'DA TÜRKİYE'YE GELECEKTürkiye Masası Şefi Rıza Moghadam başkanlığındaki Uluslararası Para Fonu (IMF) heyeti, 8. gözden geçirme çalışmaları için 3 Haziran'da Türkiye'ye gelecek. Heyet çalışmalarına İstanbul'dan başlayarak, burada iş ve finans dünyası temsilcileriyle biraraya gelecek. İstanbul'daki çalışmaların ardından, IMF heyeti Ankara'ya geçerek, Hazine Müsteşarlığı, Maliye Bakanlığı, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK), Merkez Bankası, Devlet Planlama Teşkilatı (DPT) ve ilgili bakanlarla görüşmesi bekleniyor.



Öte yandan, IMF Avrupa Sorumlusu Michael Deppler ile Türkiye'nin

de aralarında bulunduğu ülkeler grubunun İcra Direktörü Willy Kiekens

de Türkiye'ye gelecek.

Deppler ile Kiekens'in, 6 Haziran'da Ankara'ya gelerek Hükümet

yetkilileriyle görüşmeleri bekleniyor.

Görüşmelerde, Şubat 2005'te sone erecek olan mevcut Stand By'ın

yerine alacak olan IMF ile yeni anlaşma formatı da ele alınacak.

Görüşmelerde gündeme gelmesi beklenen IMF ile yeni anlaşma,

''Program Sonrası İzleme, İhtiyati Stand-By, Normal Stand-By'' gibi üç

alternatif arasından seçilecek.

Yeni anlaşma formatı üzerindeki görüşmelerde, yeni anlaşmanın

vadesi üzerinde de durulması bekleniyor.

Daha önce IMF ile yapılan görüşmelerde, bundan sonra yapılması

öngörülen 4 gözden geçirmenin 3'e indirilmesini kararlaştırılmıştı.

Bu yeni anlaşma çerçevesinde, her gözden geçirmede, 500 milyon

dolar yerine, yaklaşık 660 milyon dolar bir kredi dilimi serbest

bırakılacak.




28.05.2004 13:34:30

melVin
28-05-2004, 14:37
YÖK YASASI VETO EDİLDİ, ŞİMDİ NE OLACAK?

Cumhurbaşkanı Sezer'in vetosu bekleniyordu. Ama kısmen oldu. 12 maddelik kanunun 1, 5, 6 ve 7'inci maddeleri veto yedi. Diğer maddelere ise karşı çıkmadı. Bu da gösteriyor ki Sezer, tartışmalı yasaya karşı,iddia edildiği gibi önyargılı davranmadı.
28 Mayıs 2004 Cuma 14:17

ABBAS GÜÇLÜ/MİLLİYET


Peki şimdi ne olacak? Herşeyden önce şunu söylemeliyiz: Tasarının 20 Haziran'daki ÖSS'ye yetişme ihtimali yok gibi. Hükümet ne kadar hızlı davarnırsa davransın, yasal süreç, bu yılki değişikliği olanaksız kılıyor.

Hükümet çevrelerinden gelen bilgiler, veto yiyen maddelerin yeniden düzenlenerek, TBMM'den geçirildikten sonra Çankaya'ya tekrar gönderileceği yönünde.

Üzerinde en çok tartışılan konu katsayılardı. Cumhurbaşakanı Sezer'in bu yöndeki veto gerekçesi: kaynak israfı. Yani Elektirikten mezun olan birinin Hukuk'a gitmesinin yaratacağı kaynak israfı. Ama eğer hükümet, elektrikten mezun olan elektrik mühendisliğine, makineden mezun olan makine mühendisliğine gider diye bir düzenleme yapacak olursa, veto gerekçesi de ortadan kalkar. Bu kadarı da hükümeti rahatlatmaya fazlası ile yeter. Çünkü meslek lisesi mezunlarının öncelikli isteği; kendi alanları ile ilgili fakültelere girmekti.

İmam hatiplerin laikliği zedeleyeceği gerekçesi ise biraz abartılı. Sonuçta onlar da devletin okulları. Cumhurbaşanı Sezer'in elinde, eğer bu okulların, cumhuriyetin temel ilkelerine aykırı davrandığına ilişkin bilgiler varsa bunları da açıklamadır. Yoksa veto havada kalır.

Sonuç olarak, hükümet bu tasarıyı ufak rütuşlarla TBMM'den de geçirir, Çankaya'nın vetosuna rağmen yasal hale de getirir. Ama bu yıl için çok geç kaldı.

Aslında yeni düzenlemeleri, yeni oluşturulacak bir YÖK'ün yapması en doğru olanı. Ama nedense taraflardan hiç biri çözüm peşinde değil. Tartışma sanki herkesin hoşuna gidiyor...

melVin
28-05-2004, 14:40
HİZBULLAH SANIĞI SİİRT BELEDİYE BAŞKAN YARDIMCILIĞI'NA MI ATANDI?

CHP İzmir Milletvekili Oğuz Oyan, Hizbullah davasında idam istemiyle yargılanan ve 5.5 ay cezaevinde kalan Abdurrahman Tetik'in Siirt Belediye Başkan Yardımcılığı'na atandığına ilişkin iddiaları bir soru önergesiyle TBMM gündemine getirdi.
28 Mayıs 2004 Cuma 13:24

CHP'li Oyan, İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu tarafından yanıtlanması istemiyle TBMM Başkanlığı'na sunduğu soru önergesinde, söz konusu atamaya ilişkin haberlerin gazetelerde yer aldığını ve tekzip edilmediğini belirtti.

Oğuz Oyan, önergesinde şu sorulara yer verdi:

''Bu atama haberi doğru mudur?

Doğruysa Hizbullah adına eylemlere katılmaktan yargılanan ve hakkında idam cezası istenen bir kişinin bu tür bir göreve atanması konusunda bir işlem yapmayı düşünüyor musunuz?''

melVin
28-05-2004, 14:45
Sezer: "YÖK Yasası'nda gençler imam-hatip liselerine özendiriliyor".
(Bugün, 14:29)

--------------------------------------------------------------------------------
Ankara - Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, Yükseköğretim Kanunu ve Yükseköğretim Personel Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'u kısmen iade gerekçesinde, yasanın ilgili hükmüyle, gençlerin imam-hatip liselerine yönlendirilmelerinin özendirilmesinin amaçlandığını belirtti.

Sezer, imam hatip liselerinin genel lise statüsüne yükseltilmesinin ya da bu liseleri bitirenlerin genel liseleri bitirenler gibi yükseköğretim hakkından yararlanmasının sağlanmasının, eğitimin laikleşmesini amaçlayan öğretim birliği ilkesiyle, laiklik ilkesiyle, demokratik, laik, eşitlikçi, adil, işlevsel ve bilimsel temellere dayalı eğitim anlayışıyla, kısaca Anayasa'nın Atatürk ilke ve devrimlerini temel alan ruhuyla bağdaşmadığını bildirdi.

Sezer, Yasa'nın ÖSS'de meslek lisesi ve genel lise mezunlarının katsayı hesaplamasını düzenleyen 5. maddesi ile başarı puanının 2004 ÖSS'de uygulanmasını öngören 7. madde hükümlerini anımsattı. Sezer, "Ortaöğretim başarı puanının hesaplanmasında, ortaöğretimdeki alanlarla ilgili yükseköğretim programlarına yerleştirme yapılırken daha yüksek katsayı uygulanmaktadır. Ayrıca, mesleki ve teknik ortaöğretimi özendirmek için bir mesleğe yönelik program uygulayan liseleri bitirenlere, aynı alandaki yükseköğrenimi seçmeleri durumunda ek puan uygulaması getirilmiştir. Puanların hesaplanmasında uygulanan katsayıları ve 'aynı alan'daki yükseköğrenim programlarını saptama yetkisi Yükseköğretim Kurulu'nundur" ifadesini kullandı.

Sezer, katsayının eşitlenmesinin hiçbir mesleki öğrenimi bulunmayan ve tek çıkış yolu yükseköğretim görmek olan genel ortaöğretim kurumunu bitiren gençler yönünden de haksızlık yarattığını ifade etti.

Sezer, Yasada YÖK'ün 5 üyesinin Bakanlar Kurulu'nca hangi niteliklere göre seçileceğine yer verilmediğini, böylece Bakanlar Kurulu'na mutlak bir takdir yetkisi verildiğini kaydetti.

Sezer, Yasa'nın 1. maddesiyle değiştirilen 2547 sayılı Yükseköğretim Yasası'nın 6. maddesinin, YÖK'ün oluşumunu yeniden düzenleyen hükmünü anımsattı. Sezer maddede, Yükseköğretim Kurulu'nun 5 üyesinin Bakanlar Kurulu'nca seçileceğinin belirtildiği; ancak, bu 5 üyenin hangi nitelikleri taşıyacağına ilişkin herhangi bir kurala yer verilmediğini kaydetti.

Sezer, Anayasa'nın, 131. madde hükmünü anımsatarak, Bakanlar Kurulu'nca, Yükseköğretim Kurulu'na seçilecek adayların rektörlük ve öğretim üyeliğinde başarılı hizmet yapmış profesörler arasından olması öncelikli nitelik olarak belirtildiğini, diğer niteliklerin yasayla düzenlenmesi öngörüldüğünü kaydetti.

Sezer, YÖK yasasının Bakanlar Kurulu'nca Yükseköğretim Kurulu'na seçilecek üye adayları için hiçbir nitelik öngörülmemiş olmasının anayasayla bağdaşmadığını vurguladı. Sezer, "Yükseköğretim Kurulu'na seçilecek kişilerde kimi niteliklerin bulunması ve bunların yasa ile belirlenmesi zorunludur. Yükseköğretim Kurulu üyesi olmak için hiçbir nitelik aranmayan ve dolayısıyla görevin gerektirdiği asgari nitelikleri taşımayan, hatta kamu görevlisi bile olmayan kişilerin politik yaklaşımlarla bu göreve atanmalarının olanaklı kılınmasının sakıncaları açıktır" dedi.

Sezer, yasanın 3. fıkrasının (d) bendinde, Yükseköğretim Kurulu'na Genelkurmay Başkanlığı'nca da bir üye seçilmesinin öngörüldüğünü belirterek, Anayasa'nın 131. maddesinin ikinci fıkrasında yapılan değişiklikle, Yükseköğretim Kurulu'na Genelkurmay Başkanlığı'nca üye seçilmesine ilişkin kuralın Anayasa'dan çıkarıldığını anımsattı. Sezer, şunları kaydetti:

"Anayasa'nın 131. maddesinin yürürlükteki kuralına göre, Yükseköğretim Kurulu'na, ancak Cumhurbaşkanı, Bakanlar Kurulu ve üniversitelerce üye seçilmesi olanaklıdır.

Bu durumda, incelenen Yasa'nın, 2547 sayılı Yasa'nın 6. maddesini değiştiren 1. maddesiyle, Yükseköğretim Kurulu'nun oluşumunda Genelkurmay Başkanlığı'nca da bir üye seçileceğinin öngörülmüş olması, Anayasa'nın, yasaların Anayasa'ya aykırı olamayacağına ilişkin 11. maddesine açık aykırılık oluşturmaktadır."
AA

melVin
28-05-2004, 14:48
Denktaş: "Kıbrıs Türk halkı, islam dünyasının ayrılmaz parçası".
(Bugün, 14:24)Lefkoşa - KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, dünyanın 40 yıldır tecrit ettiği Kıbrıs Türk halkının, İslam dünyasının ayrılmaz ve kopmaz bir parçası olduğunu söyledi.

Denktaş resmi davetli olarak KKTC'ye gelen İslam Konferansı Örgütü (İKÖ) Genel Sekreteri Abdulvahid Belkeziz ile düzenlediği ortak basın toplantısında, İKÖ Genel Sekreteri'nin KKTC'ye yaptığı bu ziyaret kendileri için büyük bir şeref ve büyük bir olay olduğunu bildirdi.

Belkeziz'in, Kıbrıs Trük varlığını ve devletinin 21 yaşına geldiğini ve bütün kuruluşlarıyla devlet olarak varolduğunu göreceğini kaydeden Denktaş, "Vakti müsait olursa toplu mezarlarımızı ziyaret etmesi, şehit ailelerini memnun edecektir. Hangi tehlikelerden geçerek bu güne gelmiş olduğumuzu tespit etmiş olacaktır. Dünyanın 40 yıldır tecrit ettiği Kıbrıs Türk halkı, İslam dünyasının ayrılmaz ve kopmaz bir parçasıdır. 400 yıldır burada dini adet ve örfünü devam ettirmiştir"dedi.

Kıbrıs sorununun çözümünün, ancak iki tarafın eşit muamele görmesine bağlı olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Denktaş, bu yapıldığı takdirde Rum tarafının Kıbrıs'ı alıp götüremeyeceğini anlayacağını kaydetti.

Denktaş, "Daha fazla dışlanmak, daha fazla bizi görmezlikten gelmek ve hala bütün bunlara rağmen Kıbrıs Rumlarını bizim temsilcimiz addetmek, insanlığa karşı bir suçtur, adaletsizliktir, haksızlıktır"dedi.

İKÖ Genel Sekreteri Belkeziz de Kıbrıs'ta referandumdan sonra yeni bir durum oluştuğunu, KKTC'ye ziyaretinin bu yeni durumun bir parçası olduğunu bildirdi.
AA

melVin
28-05-2004, 14:55
Arçelik'ten zam sinyali
28 Mayıs 2004 12:14

Özdemir, "Şu anda herhangi bir zam söz konusu değil. Ancak durum böyle devam ederse zam yaparız" dedi.



Arçelik Genel Müdürü Aka Gündüz Özdemir, petrol fiyatlarının kendilerini doğrudan etkilediğini belirterek, fiyatların daha fazla yükselmesi halinde zammın söz konusu olabileceğini bildirdi.

Özdemir, petrol fiyatlarındaki artış nedeniyle maliyetlerin de arttığına dikkati çekerek, şunları söyledi: “Ancak olayın resmini şu anda net olarak göremiyoruz. Şu anda herhangi bir zam söz konusu değil. Petrol bizi doğrudan etkiliyor. Plastik ve boya nedeniyle hemen hemen bütün ürünlerimizde petrolü bol miktarda kullanıyoruz. Fiyattaki gidişata bakarak bir pozisyon alıp almayacağımız konusunu belki bu ayın sonunda değerlendirmek gerekebilir. Çok süratli birşeyler değişebilir. Petrol fiyatları daha fazla yükselirse zam söz konusu olabilir. Şu anda pek düşünmüyoruz ama bu 10 gün içinde şekillenecektir.”

“BÜYÜKŞEHİRLERE EN AZ BİRER KONSEPT MAĞAZA”

Aka Gündüz Özdemir, Arçelik olarak daha büyük mağazalarda iş yapmak durumunda olduklarını belirterek, bu çerçevede yakında ürün gamını genişletecekleri konsept mağazalar kuracaklarını ve bunları yavaş yavaş yapılandıracaklarını kaydetti.

Konsept mağazaların örnek teşkil edeceğini ve Türkiye genelinde daha küçük boyutlarda faaliyet gösteren bayilerin konsept mağazalara benzer şekilleneceklerini anlatan Arçelik Genel Müdürü Özdemir, bu mağazaları ilk etapta büyükşehirlerde açacaklarını bildirdi.

Ürün gamını genişletecekleri konsept mağazalarda züccaciye, ev aydınlatması, ev tekstili de dahil ev içi ihtiyaçlara yönelik geniş bir yelpazede değişik ürünler yer alacağını aktaran Özdemir, “İlkini çok yakında açmayı düşünüyoruz. Ev içi ihtiyaçlara yönelik kendi markamızla herkesin yaptırdığı gibi ürünler de yaptırabiliriz. Ancak bu, şu anda tam olarak somutlaşmış değil” dedi.

"HAZIR MUTFAT SEKTÖRÜ BÜYÜYECEK"

Hazır mutfak sektörüne de değinen Özdemir, son dönemlerde inşaat sektörünün hareketlenmesiyle yeni yapılan site ve konutların hazır mutfak sektörünü ciddi şekilde büyüteceği yönünde öngörüler bulunduğunu söyledi.

Özdemir, Arçelik'in toplu hazır mutfak satışlarının, beklentilerin ötesinde iyi olduğunu belirterek, “Hazır mutfak sektöründe 30 milyon dolarlık pazardan bahsediliyor. Pazar öyleyse tahmin ediyorum biz bunun 10 milyon dolarını gerçekleştirebiliriz” dedi.

melVin
28-05-2004, 15:59
AB'DE ENFLASYON TIRMANIYOR

AB istatistik kurumu Eurostat, 12 üye ülkenin oluşturduğu euro alanında yıllık enflasyon oranının mayıs sonunda yüzde 2,5 olacağını bildirdi.
28 Mayıs 2004 Cuma 15:34

BRÜKSEL - AB Komisyonu, Eurostat'ın tahmin verisini değerlendirirken, euro alanında enflasyon oranının nisan sonunda yüzde 2 olduğunu hatırlattı ve süratli artışın petrol fiyatlarından kaynaklandığını belirtti.

Eurostat, nisan sonu itibarı ile euro alanında yıllık enflasyon oranının yüzde 2 olduğunu bildirmiş, AB üyesi 25 ülkede yıllık enflasyon ortalaması ise yüzde 1,9 olarak belirlenmişti.

Nisan sonu değerlendirmelerine göre AB üyesi ülkelerde yıllık enflasyon oranları şöyleydi:

''Litvanya (eksi binde 7), Finlandiya (eksi binde 4), Kıbrıs Rum kesimi (binde 1), Danimarka (binde 5), İsveç ve İngiltere (yüzde 1,1), Estonya, Hollanda ve Avusturya (yüzde 1,5), Belçika, Almanya ve İrlanda (yüzde 1,7), Çek Cumhuriyeti (yüzde 2), Polonya ve İtalya (yüzde 2,3), Fransa ve Portekiz (yüzde 2,4), İspanya ve Lüksemburg (yüzde 2,7), Yunanistan (yüzde 3,1), Malta ve Slovenya (yüzde 3,6), Letonya (yüzde 5), Macaristan (yüzde 7), Slovakya (yüzde 7,8).''

melVin
28-05-2004, 16:01
HURDA İNDİRİMİNDEN VAZGEÇİLMESİ TBMM GÜNDEMİNDE

DYP Denizli Milletvekili Ümmet Kandoğan, Maliye Bakanı Kemal Unakıtan'a ''yaşlı araçları trafikten çekmek amacıyla uygulamaya konan 4-5 milyar liralık özel tüketim vergisi indirimi niçin ve hangi gerekçe ile 2 milyar 250 milyon TL'ye düşürülmüştür?'' diye sordu.
28 Mayıs 2004 Cuma 16:02

ALİ ULURASBA

ANKARA - Kandoğan, Maliye Bakanı Unakıtan'ın cevaplaması isteğiyle TBMM Başkanlığı'na verdiği soru önergesinde, 'Hurda indirimi'ni gündeme getirdi. Kandoğan önergesinde, uygulamada 4-5 milyar lıralık indirimin neden 2 milyar 250 milyon liraya düşürüldüğünü belirterek, ''Hurda araç indiriminden yararlanmak için sahte belge düzenlendiği iddiaları bazı basın organlarında yer almıştır. Bu iddialar doğru mudur? Doğru ise sahte belge düzenleyenler tespit edilmiş midir? Tespit edilmişse bu kişiler hakkında ne gibi adli ve idari işlemler yapılmıştır?'' diye sordu.

Yasanın çıkmasından bugüne kadar kaç araç için ÖTV indirimi yapıldığını da soran Kandoğan, ''Hurdaya çıkan bir araç için iddia edildiği gibi 4-5 ayrı hurda indirimi belgesi düzenlenerek satışı yapılmış ise bu durumda devlet ne kadar vergi kaybına uğramıştır? Bu zararı ne şekilde telafi etmeyi düşünü yorsunuz? Hurda vergi indiriminin bir anda yüzde 50 oranında düşürülmesi sonucuna bağlı olarak araç siparişlerinin iptal edilmesi ve piyasanın cidid oranda daralması otomotiv sektörünü olumsuz yönde etkilemez mi? Otomotiv sektöründeki dalgalanmayı ve daralmayı önlemek için ne gibi önlemler alınmıştır?'' dedi.

Salacaklı
29-05-2004, 02:31
Öymen, ABD'den özür bekliyor
29 Mayıs 2004 01:17


Hükümet'in zirvede Amerika'ya özür diletmesi gerektiğini belirten Öymen, bunun takipçisi olacaklarını söyledi.


CHP Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen, NATO zirvesinde, hükümetin, Türk askerinin başına geçirilen çuval için ABD'nin özür dilemesini sağlayıp sağlayamayacağının takipçisi olacaklarını söyledi.

Öymen, şunları kaydetti:

"ABD, bizim askerimizin başına çuval geçirmiştir. Biz bunu unutmadık, affetmedik. Milletin gururunu incitti. Türk askeri başına çuval geçirilecek asker değildir. Biz bunu sineye çekemeyiz. Biz ABD ile NATO'da kader birliği yapmışız. NATO askerinin başına çuval geçirildi. Bu ayıptır, özür dilenmeli."

Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül'ün "Büyük devletler özür dilemez" dediğini hatırlatan Öymen, Irak'ta hapishanelerdeki işkence fotoğraflarından sonra ABD Başkanı Bush'un da özür dilediğini söyledi.

Öymen, "Büyük devletler özür dileyebilir. Diletmesini bilmek lazım. Hükümet, NATO Zirvesi'nde ABD'den Türk askerinin başına çuval geçirdiği için özür diletebilecek mi, bunun takipçisi olacağız" dedi.

TBMM'den, Filistin ve Irak'ta meydana gelen olaylar için bir "kınama" kararı çıkarılmasına çalıştıklarını, ancak karardaki "laiklik" sözü nedeniyle bunun gerçekleşmediğini dile getiren Öymen, iktidarın "laiklik" olmadan demokrasi olabileceğine inandığını savundu.

gemici
29-05-2004, 11:13
sn salacaklı saat 02.31 uyumamışsın bravo.

melVin
29-05-2004, 14:00
PKK ATEŞKESİ BİTİRDİĞİNİ AÇIKLADI

Habere göre PKK militanları bundan böyle Kuzey Irak'ta askerle çatışacak, ticari hedeflere saldıracak.
29 Mayıs 2004 Cumartesi 11:28

PKK, 1 eylül 1998 tarihinde ilan ettiği ateşkese son verdiğini açıkladı. Açıklama, örgüte yakınlığıyla bilinen, Mezopotamya Haber Ajansı'nın internet sitesinde yer aldı. Haberde, PKK militanlarının Güneydoğu Anadolu'da ve Kuzey Irak'ta karşılarına çıkacak Türk askerlerine saldıracakları belirtiliyor.


İnternet sitesindeki haberde, örgütün ekonomik hedeflere yönelik eylemlere geçeceği vurgulanıyor.


Şırnak'ta çatışma


Şırnak'ın, Üçkiraz Köyü yakınlarında arazi araması yapan güvenlik güçleriyle teröristler arasında silahlı çatışma çıktı.


Çatışmada PKK/Kongra-Gel üyesi bir kişi öldürüldü. Olay yerinde bir adet silah, bir adet el bombası, beş adet şarjör ile 150 adet fişek ele geçirildi.


Şırnak Valiliği Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü bir açıklama yaparak, 27 Mayıs 2004 tarihinde de Damlarca Köyü yakınlarında terör örgütü PKK/KONGRA-GEL'e ait iki adet 8-10 kişilik şişme bot, iki adet can yeleği, bir adet ses kayıt cihazı, bir adet el dürbünü, patlayıcı madde yapımında kullanılan araç-gereç ve 60 adet pil, sahte kimlik yapımında kullanılan soğuk mühür, bol miktarda yiyecek, giyecek ve spor ayakkabısı ele geçirildiğini kaydetti.

melVin
29-05-2004, 14:05
Tüpraş ihalesinde karar beklenenden erken gelecek

Tüpraş'ta yürütmeyi durdurma kararı, şok etkisi yaratmıştı

29 Mayıs, 2004 01:32:00 (TSİ)
CNN TÜRK

Özelleştirme İdaresi'nin itirazını değerlendiren Bölge İdare Mahkemesi'nin kararını salı günü vermesi bekleniyor.

Tüpraş ihalesinde Petrol-İş Sendikası'nın başvurusu üzerine, Ankara 10'uncu İdare Mahkemesi'nin aldığı yürütmeyi durdurma kararı geçen hafta piyasalarda şok etkisi yarattı.

Özelleştirme İdaresi'nin itirazı üzerine dosya şimdi Bölge İdare Mahkemesi'nde. Daha önce açıklananın aksine, yasaya göre mahkemenin önündeki yedi günlük süre var ve bu süre salı günü doluyor. Türkiye'nin en büyük özelleştirmesi olarak tanımlanan Tüpraş ihalesinin akibetinin aynı gün açıklanacak kararla belli olması bekleniyor.

Mahkemenin önünde 10'uncu İdare Mahkemesi'nin aldığı karar, Özelleştirme İdaresi'nin itirazı ve Petrol-iş Sendikası'nın buna verdiği cevap bulunuyor. Özelleştirme İdaresi itirazıyla daha önce açıklanan kararın gerekçesine madde madde yanıt veriyor.

Şartlı teklif söz konusu değil

Özelleştirme İdaresi'ne göre Efremov Kautschuk'un teklifi şartlı değil. İdare, alınan taahhütnamede şirketin hiçbir şartının olmadığının kesinleştirildiğini iddia ediyor. Sendika ise teklifin şartlı alındığı, bunun şartnameye kesinlikle aykırı olduğu görüşünde ısrarlı.

Açık artırma zorunlu değil

Özelleştirme İdaresi, 4046 sayılı yasayı gerekçe göstererek açık artırma yapma yetkisinin tamamen komisyonun iradesine bırakıldığına dilekçesinde yer verdi. İdare alınan 1 milyar 302 milyon dolarlık teklif ile değer tespitinin üzerinde bir rakama ulaşıldığı bilgisini de itiraz dilekçesine koydu.

Peşin ya da vadenin önemi yok

İdare, ödemenin peşin ya da vadeli yapılacak olmasının bir önemi olmadığı noktasında ısrarlı. İdare, 'hisse devir sözleşmesinde tüm ayrıntılar yazıyor, bu aşamada bu bilgilerin önemi yok' derken, sendika ise idarenin bu noktada da şartnameye ters düştüğünün altını çiziyor.

Rekabet mevzuatına aykırı bir durum yok

Özelleştirme İdaresi, Rekabet Kurulu tarafından alınan kararın da mevzuata uygun olduğunu iddia ediyor. İşte bu gerekçeler şimdi mahkemenin önünde dururken, taraflar Bölge İdare Mahkemesi'nin vereceği kararı bekliyorlar.

melVin
29-05-2004, 21:55
İSTANBUL BOMBALARININ YANSIMASI!!! HOLLANDA SİGORTA ŞİRKETİNE GÖRE, TÜRKİYE, DÜNYA'DAKİ EN TEHLİKELİ 15 ÜLKE ARASINDA GÖSTERİLDİ!!!
(Bugün, 17:08)

--------------------------------------------------------------------------------

Türkiye, Hollandalı sigorta şirketi Aon`un hazırladığı 2004 Küresel Terörizm Riski Haritası`nda İstanbul`daki bombalı katliamlar nedeniyle en tehlikeli 15 ülke arasında gösterildi, Libya güvenli ülkeler arasında yeraldı. Dünya siyaset çevrelerinin etkili gazetesi International Herald Tribune, dünya ülkelerinin terörizm tehdidi sıralamasını konu alan bir çalışmanın sonuçlarına yer verdi.
Hollandalı sigorta şirketi Aon`un hazırladığı 2004 Küresel Terörizm Riski Haritası`nda, terörizm ile ilişkili olaylar, bombalama ve adam kaçırma gibi eylemlerin çeşitli dünya ülkeleri üzerinde yarattığı tehditler bir sıralama biçiminde değerlendirildi.
Haritaya göre, dünyanın en tehlikeli 7 bölgesi, Keşmir, Filistin toprakları, Kolombiya, Hindistan, Irak, Çeçenistan ve Afganistan olarak belirlendi. Bu 7 ülkenin ardından gelen ülkeler ise haritanın asıl şaşırtıcı kısmını oluşturdu. Buna göre, Fransa, İspanya, Kuzey İrlanda ve Türkiye, haritada ilk 7 ülkeden sonra en riskli bölgeler sıralamasını oluşturdular. Pakistan, Filipinler, İsrail ve Çeçenistan dışındaki Rusya Federasyonu da terörizm riski altındaki ilk 15 ülkeyi tamamladı.
LİBYA EN GÜVENLİ YERLER ARASINDA
Haritada ortaya çıkan ilginç bir sonuç da en güvenli ülkeler sıralamasında gözlendi. Buna göre Grönland, Kuzey ülkeleri, Moğolistan, Uruguay ve Libya, dünyanın en güvenli bölgeleri olarak sıralandı. Gazetede, Libya`nın bu noktada bir çelişki yaratmış gibi göründüğü ancak ``Libya lideri Muammer Kaddafi`nin, terörizmi ihraç etme konusuna karışmış olabileceğine karşılık terörizmi kendi ülkesinin dışında tuttuğu`` yorumu yapıldı.
HABERTÜRK

melVin
29-05-2004, 21:57
THY VE EREĞLİ NEW YORK BORSASINDA SATILACAK
--------------------------------------------------------------------------------
THY, Erdemir ve Telekom hisseleri New York borsasında satılacak Maliye Bakanı Unakıtan, özelleştirme kapsamındaki THY, Erdemir ve Telekom'un hisselerinin New York borsasında satılmasıyla ilgili bir çalışma yapıldığını açıkladı. Persembe ve Cuma günleri New York'ta görüşmeler yapan Maliye Bakanı Unakıtan, bir grup Türk gazetecinin, New York'taki temasları ve Türk ekonomisi hakkındaki sorularını cevaplandırdı. THY ve Erdemir'in bazı hisselerini yakında piyasaya arzedeceklerini açıklayan Bakan Unakıtan, “Bu hisselerin New York borsasında satışını düşünüyoruz. Bu yönde bazı teklifler ve çalışma yapmak isteyen ABD'li firmalar var. Ben buna sıcak bakıyorum. THY'nin belli bir hissesini yakında piyasaya arzedeceğiz” dedi.
--------------------------------------------------------------------------------

THY, Erdemir ve Telekom hisseleri New York borsasında satılacak
Maliye Bakanı Unakıtan, özelleştirme kapsamındaki THY, Erdemir ve Telekom'un hisselerinin New York borsasında satılmasıyla ilgili bir çalışma yapıldığını açıkladı.

Bakan Unakıtan bu konuda, şöyle konuştu:

“THY hisselerini New York borsasında satabiliriz. Bir çok ülkenin şirketlerinin New York borsasında hisseleri olmasına rağmen bizden sadece Turkcell'in hissesi var. Biz doğrudan Amerikalı yatırımcıya hitap etmeye çalışıyoruz, borsa da bunu çabuklaştırmanın bir yolu. Borsaya giriş prosedürü zaman aldığı için bu konuda bir tarih vermek şimdilik mümkün değil.

Sürecin başlamasına bugün karar verilirse, satışı yılbaşına kadar gerçekleştirebileceğimizi sanıyorum. THY hisselerinin maksimum yüzde 20'sini borsada pazarlamayı düşünüyoruz. Öncelikle az bir hisse satışı ile tanıtım yapmak istiyoruz. Bu konuda belirli stratejiler var, onları takip edeceğiz. Erdemir ve Telekom için de aynısı geçerli.”

“THY'NİN UÇAK FİLOSU GENİŞLETİLECEK”

THY'nin uçak filosunu genişletmeye de çalıştıklarını belirten Bakan Unakıtan, “THY'de şu an 65 uçağımız var. Bunlardan 11'i teknik sebeplerden dolayı uçuşlardan kalktı. Bunların yerine şimdi 13 tane uçak geliyor. Buna kısa dönemli kiralamalarla ilaveler de olacak. Bu geçici planlamaların dışında 30'un üzerinde orta menzilli, 4-5 tane de uzun menzilli uçak almayı planlıyoruz” dedi.

Bakan Unakıtan, “Önümüzdeki üç yıl THY'nin filosunu genişlettiği yıllar olacak. Bunların finansmanını da düşünüyoruz. Öncelikle alım sırasında fiyat konusunda Airbus ve Boeing şirketleri ile önemli pazarlıklar yapıyoruz. Diğer kısa menzilli uçaklar için Kanada ve Brezilya firmaları ile de temas halindeyiz. Bu alımlar özelleştirme ile birlikte yürüyecek. THY'nin kapasitesi arttıkça değeri de artacak” şeklinde konuştu.

“TÜRK EKONOMİSİNİ YATIRIMCILARA TANITMAYA ÇALIŞIYORUZ”

New York'taki temasları konusunda da bilgi veren Bakan Unakıtan, şunları söyledi:

“New York'ta City Group'un organize ettiği road-show programları yaptık... Buradaki toplantılar teke tek, toplu ya da yemekli görüşmeler halinde oldu. Amacımız yatırımcılarla yüzyüze gelmek ve onlara birincil ağızdan Türk ekonomisi hakkında bilgiler vermek, onları aydınlatmak ve sorularını cevaplandırmaktı. Hükümet olarak takip ettiğimiz aktif politikalar çerçevesinde, Türk ekonomisini dünyanın her yerindeki yatırımcılara daha fazla tanıtma gayreti içindeyiz. Başbakan başta olmak üzere, hemen hemen bütün bakanlarımızla bütün finans piyasalarında ve siyasetin önemli merkezlerinde bulunmaya gayret ediyoruz. Benim ABD ziyaretim de bunun bir parçası. Görüştüğümüz insanlar İstanbul Menkul Kıymetler Borsası'ndan hisse alan, Türkiye'deki özelleştirmelere ilgi duyan yatırımcılar. Bunları yakından bilgilendirmek fevkalade önemli ve zaman zaman yapmakta fayda var.”

Bu toplantılar sırasında yatırımcıların daha çok Türkiye'nin makro hedefleri ve performansıyla ilgili sorular yönelttiğini kaydeden Bakan Unakıtan, bu yatırımcıların Türkiye'yi yakından takip eden ve piyasaları yönlendiren gruplar olduklarını ifade etti.

“TÜPRAŞ KONUSUNDA KALDIĞIMIZ YERDEN DEVAM EDECEĞİZ”

Bu toplantılarda Tüpraş'ın özelleştirmesi konusunda yürütmenin durdurulması ile ilgili kendisine sorular geldiğini de ifade eden Bakan Unakıtan, “Benzer bir sorunu daha önce Tekel'in alkollü kısmının özelleştirilmesiyle ilgili de yaşamıştık. Aynı mahkeme Tekel konusunda da yürütmeyi durdurma kararı vermişti. Biz de itirazımızı yapmıştık ve itirazımızda da haklı çıkmıştık. Yine aynı prosedürü yaşayacağız gibime geliyor. Yaptığımız itiraz çerçevesinde bir hafta-10 güne kadar herhalde bir karar verilecektir. Eğer lehte karar verilirse herşey kaldığı yerden devam edecek” dedi.

“HURDA İNDİRİMİ İSTİSMAR EDİLDİ”

Otomobil alımında hurda indirimi konusundaki bir soru üzerine Bakan Unakıtan, sektör temsilcileriyle yaptıkları toplantılar neticesinde otomotiv piyasası ve endüstrisinin önünü açmak amacıyla bu yasayı çıkardıklarını belirterek, “Bu yasadan bizim beklentimiz otomotiv piyasasının ve imalatının önünün açılmasıydı, bu amaç büyük çapta yerine geldi” dedi.

Unakıtan, şöyle devam etti:

“Ancak daha sonra bu konuda maalesef dürüst davranılmadı ve yanlışlıklar yapıldı. Hatta bu yasa otomobil ithalatının patlamasına sebep oldu. Dolayısıyla, son zamanlarda oto ithalatının artması bizim için tedbir alınması gereken yeni bir konu haline geldi. Hem tedbir açısından, hem de hurda alımlarında yapılan yanlışlıklar ve vergi kaçaklarının önünü almak amacıyla bu kararı aldık” dedi.

Otomotivcilerden tepki geldiğini de belirten Bakan Unakıtan, “Ama aynı plakayı iki defa hurda diye satarsanız, buna bir tedbir almak gerekir” şeklinde konuştu.

“AB KONUSUNDA YABANCI YATIRIMCI DA BEKLENTİ İÇİNDE”

New York ve Washington'da görüştükleri tüm yatırımcı çevrelerinin söze Türk ekonomisinde uygulanan mali disiplin konusunda hükümetin göstermiş olduğu kararlılığı tebrik ederek başladıklarını ifade eden Bakan Unakıtan, şöyle konuştu:

“Ancak son zamanlarda ABD'nin faizleri artırma kararından dolayı, bütün yükselen piyasalar gibi, Türkiye pazarı da olumsuz etkilendi. Faizlerin yükselmesine, borsanın düşmesine ve TL'nin değer yitirmesine sebep oldu. Buna rağmen, Türkiye bu mali disipline devam ettiği müddetçe Türk ekonomisini iyi günlerin beklediğine artık yabancı yatırımcılar da inanıyorlar. Bir de Türkiye'nin Avrupa Birliği'nden müzakere tarihi alması konusunda buradaki yatırımcılarda da bir beklenti gördüm. AB'den tarih alınması durumunda Türkiye'ye gelecek doğrudan yatırımın oldukça artacağını ifade ettiler.”

“TMSF GEREKTİKÇE YASAYI HERKESE UYGULAYACAK”

İşadamı Erol Aksoy'a ait şirketlere el konulmasına dair bir soruya ise Unakıtan, “Bu kanunları spor olsun diye çıkarmadık. Tatbik etmek için çıkardık. Devamı da gelecek. Bu kanunları bağımsız bir kurum olan TMSF tatbik ediyor. TMSF yeri geldikçe ve gerektikçe bu tür kararları alacaktır. Herkesin gördüğü gibi bu kanun sadece bir kişiye ya da bir aileye karşı tatbik edilmiyor ve edilmeyecek. Bu kanun kapsamına kim giriyorsa ona objektif olarak tatbik edilecektir” şeklinde yanıt verdi.

“CARİ AÇIK KONUSUNDA ENDİŞEYE MAHAL YOK”

Bir soru üzerine, cari açık konusundaki endişelerin yersiz olduğunu da kaydeden Bakan Unakıtan, şöyle dedi:

“Ocak ve Şubat aylarında cari açığın mevsimsel olarak fazla çıkması gayet normal. Mart ayında beklenenin altında çıktı. Nisan ayında ne çıkacak onu beraber göreceğiz. Biz büyümekte olan bir ekonomiyiz, dolayısıyla cari açık vermemiz de gayet normaldir. Burada iki şeye bakmamız lazım. Birincisi, ithalat artıyor ama artan ithalatla neler geliyor? Baktığımızda çoğunlukla ara mallar ve yatırım mallarının geldiğini görüyoruz. Bu da ileriki tarihlerde bu ithalatın karşılığının fazlasıyla geri verileceğini göstermektedir.”

İkinci olarak Türkiye gibi ülkelerde gayri safi milli hasılanın yüzde 3 kadar bir cari açık vermenin gayet normal olduğunu kaydeden Bakan Unakıtan, “Bunlar korkulacak büyüklükte olmayan açıklardır” diye konuştu.

Unakıtan, şöyle devam eti:

“Bizim de hesaplamalarımız yüzde 3 civarında olacağı şeklindedir. Geçen sene birara altından kalkılmayacak kadar çok cari açık çıkacak şeklinde tahminler vardı, ama biz yüzde 7,7 olarak tahminde bulunmuştuk yüzde 6,4 olarak gerçekleşti. Bu sene de çok fazla korkmanın anlamı yok. Kaldı ki bu sene turizm gelirleri iyi gidiyor. Önemli bir dış şok olmazsa bu yıl turizmden 13 milyar dolar bekliyoruz.

Ayrıca Türkiye'de sermaye hareketleri de çok enteresan. Geçen sene 5,2 milyar dolar çıkmıştı, bu yılın ilk iki ayında da eksi oldu ama Mart ayında öyle bir artış yaşandı ki eksileri artıya döndürdü. Bunlar Türkiye'nin enteresan dinamikleridir, bu açıdan endişe etmenin alemi yok.”

“HERKES HESABINI İYİ YAPMALI”

“Türkiye artık eski Türkiye değil,” diyen Bakan Unakıtan şunları söyledi:

“Ev hanımlarından tutun da banka sahiplerine kadar herkesin hesabını iyi yapması lazım. Herkes bütçeyi öğrenecek, hatta bütçe disiplini ne demek iyi öğrenecek. Türkiye'nin mali disipline uymaya devam edeceğinden herkes emin olsun. Bundan taviz verilmesi mümkün değildir. Bana mali disiplin 2004 yılında devam edecek mi diye sordular, ben de 2004 değil 2044 yılında bile devam edecek dedim. Ama bu ille de kemer sıkma anlamına gelmiyor. Vergilerin artırılması, harcamaların azaltılması, sosyal içeriğin unutulması anlamına gelmiyor. Mali disiplin hesabını bilme meselesidir. Yani kaynağı olmayan parayı harcamayacaksınız.”

“YABANCI YATIRIMCILAR KIBRIS POLİTİKAMIZI TAKDİR EDİYOR”

Kıbrıs'ta hükümetin izlediği politikaların yabancı yatırımcı çevrelerde de olumlu değerlendirildiğini ve takdir edildiğini kaydeden Bakan Unakıtan, bu yatırımcıların artık Türkiye'yi de yatırım yapılacak bir ülke olarak gördüklerini söyledi.

Unakıtan bu konuda şöyle konuştu:

“Washington'daki yatırımcı gruplara hükmettikleri sermayenin miktarını sordum, '7 trilyon dolar' dediler. 'Çin'e, Hindistan'a gidiyoruz, artık Türkiye'yi de düşünüyoruz' dediler. Bu yatırımcılar, Türkiye'deki siyasi ve ekonomik değişimin kendilerini etkilediğini söylüyorlar. Özellikle Türkiye'nin Kıbrıs'taki tutumundan çok etkilendiklerini belirtiyorlar.”

Bir soru üzerine Türkiye'nin IMF ile olan ilişkilerini de değerlendiren Bakan Unakıtan, “Bizde IMF'ye kızılıyor. IMF'ye kızmana sebep yok. Esas kızmamız gereken, bizi bu batağa saplayan politikacılardır. Bizi niye bu kadar borçlandırdınız? Neden kaynağı olmayan harcamalar yapmak suretiyle Türk milletini bu kadar sıkıntıya düşürdünüz ve haraç gibi faizleri ödetmek zorunda bıraktınız?.. Bizim bunları sorgulamamız lazım. Sosyal güvenlikte 16 katrilyonluk açığı bütçeden ödüyoruz. İnsanları 35 yaşında emekli yapanlara bunun hesabını sormamız lazım. Sosyal güvenlikte aldığınız kararlar etkisini 15 sene sonra gösteriyor. Bunların hesabının, kitabının daha önce yapılması gerekirdi” dedi.

Türkiye'nin ilk defa IMF ile bir stand-by anlaşmasını kendi hükümetleri döneminde tamamladığını hatırlatan Unakıtan, “Bu bizim ekonomi idaresindeki ciddiyetimizi ve hükümet olarak kararlılığımızı gösteriyor. Bunları yapmasaydık faizleri düşürmemiz de mümkün olmazdı. Bundan sonra da aynı ciddiyetle devam edeceğiz. Bundan sonra IMF ile ilişkilerin formatı konusunda otorulur, konuşulur ve bu durum bir-iki ay içerisinde netleştirilir. Onlarla da konuşmadan şu olacak, bu olacak diye ahkam kesmenin de anlamı yok” dedi.

Yaptığı görüşmelerde, ABD'nin Türkiye'ye verdiği 8,5 milyar dolarlık kredinin ne zaman kullanılacağı konusunda kendisine sorular yönetildiğini de belirten Bakan Unakıtan, cevabının “bu krediyi bir rezerv olarak kenarda tutuyoruz” şeklinde olduğunu kaydetti. Unakıtan, bunu yatırımcıların olumlu bir durum olarak değerlendirdiklerini ifade etti.

New York'taki temaslarını tamamlayan Unakıtan bugün akşam saatlerinde Türkiye'ye hareket edecek.


29.05.2004 19:36:56

melVin
29-05-2004, 22:07
TELEKOM'A YABANCI TALİPLER ARTIYOR
--------------------------------------------------------------------------------
Özelleştirme süresi içerisinde, 15 Temmuz'dan sonra ihaleye çıkılması beklenen Telekom'a Alman, Fransa, İtalya ve Güney Kore Telekom şirketlerinin de talip olduğu öğrenildi. Ülke içinden ise Koç, Sabancı ve Ülker gruplarının ihaleye girecekleri bildirildi. Telekom İtalya Başkanı Provera, daha Başbakan Erdoğan ile yaptığı görüşmede Türk Telekom ile ilgilendiklerini belirtmişti.
--------------------------------------------------------------------------------

Telekom'un yüzde 45'ine kadarının yabancı yatırımcılara satışını öngören sınırlama kaldırılarak bu oran sınırsız hale getirilmesi, böylece yabancı sermayenin Türkiye'ye girişinin sağlanması ve Telekom'un değerin yukarı çekilmesi hedefleniyor. Bu kapsamda hazırlanan yasa Meclis'e gönderildi. Tasarıda Telekom'un özelleştirilmesine, kapalı teklif ile başlanıp, pazarlık usulüyle devam edilecek. Özelleştirme sürecinin ilk aşamasını bilgilendirme süreci oluşturuyor. Bilgilendirme süreci için müracaatlar 22 Nisan'da başladı ve 20 Mayıs tarihinde sona erdi. Bu süre içinde 11 firma başvuruda bulundu. Bu firmalar arasında, Alman Deutsche, Fransa, İtalya ve Güney Kore Telekom şirketlerinin talip olduğu öğrenildi. Özelleştirmenin ikinci aşaması olan tekliflerin alınması, 15 Temmuz tarihinden sonra yapılacak.

29.05.2004 15:28:37

chem73
29-05-2004, 22:15
TELEKOM'A YABANCI TALİPLER ARTIYOR
--------------------------------------------------------------------------------
Özelleştirme süresi içerisinde, 15 Temmuz'dan sonra ihaleye çıkılması beklenen Telekom'a Alman, Fransa, İtalya ve Güney Kore Telekom şirketlerinin de talip olduğu öğrenildi. Ülke içinden ise Koç, Sabancı ve Ülker gruplarının ihaleye girecekleri bildirildi. Telekom İtalya Başkanı Provera, daha Başbakan Erdoğan ile yaptığı görüşmede Türk Telekom ile ilgilendiklerini belirtmişti.
--------------------------------------------------------------------------------

Telekom'un yüzde 45'ine kadarının yabancı yatırımcılara satışını öngören sınırlama kaldırılarak bu oran sınırsız hale getirilmesi, böylece yabancı sermayenin Türkiye'ye girişinin sağlanması ve Telekom'un değerin yukarı çekilmesi hedefleniyor. Bu kapsamda hazırlanan yasa Meclis'e gönderildi. Tasarıda Telekom'un özelleştirilmesine, kapalı teklif ile başlanıp, pazarlık
usulüyle devam edilecek. Özelleştirme sürecinin ilk aşamasını bilgilendirme süreci oluşturuyor. Bilgilendirme süreci için müracaatlar 22 Nisan'da başladı ve 20 Mayıs tarihinde sona erdi. Bu süre içinde 11 firma başvuruda bulundu. Bu firmalar arasında, Alman Deutsche, Fransa, İtalya ve Güney Kore Telekom şirketlerinin talip olduğu öğrenildi. Özelleştirmenin ikinci aşaması olan tekliflerin alınması, 15 Temmuz tarihinden sonra yapılacak.

29.05.2004 15:28:37

bu iyi haber. telekom kadar hantal bir kamu kuruluşu bilmiyorum. hiç telekom a işiniz düştü mü? örgü örenler mi dersiniz, başına buyruk gezenler mi dersiniz ne ararsanız var ama çalışan ????

johndeere
29-05-2004, 23:04
PKK ATEŞKESİ BİTİRDİĞİNİ AÇIKLADI

Habere göre PKK militanları bundan böyle Kuzey Irak'ta askerle çatışacak, ticari hedeflere saldıracak.
29 Mayıs 2004 Cumartesi 11:28

PKK, 1 eylül 1998 tarihinde ilan ettiği ateşkese son verdiğini açıkladı. Açıklama, örgüte yakınlığıyla bilinen, Mezopotamya Haber Ajansı'nın internet sitesinde yer aldı. Haberde, PKK militanlarının Güneydoğu Anadolu'da ve Kuzey Irak'ta karşılarına çıkacak Türk askerlerine saldıracakları belirtiliyor.


İnternet sitesindeki haberde, örgütün ekonomik hedeflere yönelik eylemlere geçeceği vurgulanıyor.


Şırnak'ta çatışma


Şırnak'ın, Üçkiraz Köyü yakınlarında arazi araması yapan güvenlik güçleriyle teröristler arasında silahlı çatışma çıktı.


Çatışmada PKK/Kongra-Gel üyesi bir kişi öldürüldü. Olay yerinde bir adet silah, bir adet el bombası, beş adet şarjör ile 150 adet fişek ele geçirildi.


Şırnak Valiliği Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü bir açıklama yaparak, 27 Mayıs 2004 tarihinde de Damlarca Köyü yakınlarında terör örgütü PKK/KONGRA-GEL'e ait iki adet 8-10 kişilik şişme bot, iki adet can yeleği, bir adet ses kayıt cihazı, bir adet el dürbünü, patlayıcı madde yapımında kullanılan araç-gereç ve 60 adet pil, sahte kimlik yapımında kullanılan soğuk mühür, bol miktarda yiyecek, giyecek ve spor ayakkabısı ele geçirildiğini kaydetti.

Melvin bence önemli bir konuyu yakalamışsın teşekkürler. Bu günkü Hürriyet gazetesinde de ''Hazirana Dikkat'' başlıklı yazı var. AB Komisyonu Türkiye temsilcisi Kretschmer, Güneydoğu'da sivil toplum örgütleriyle yaptığı değerlendirmelerde; bölgedeki huzur ve barış ortamının Haziran'da bozulabileceğini, hükümetimizin de enerjisini AB yolunda reformları hızla uygulamak yerine bozulacak bu barış ortamını düzeltmek için harcamasının da reformları geciktireceğini ve bunun bizim için üzücü sonuçlar doğurabileceğini belirtmiş. Bizi başka işlerle uğraştırıp oyalama taktiklerinden vazgeçmeyecekler galiba.

selamlar

melVin
29-05-2004, 23:55
ben de haberleri boşuna ekliyorum diye üzülüyordum. ilgilenen arkadaşlar varmış sağolsunlar... off topic te olmamızdan dakaynaklanıyor olabilir...

Sn johndeere oyalama taktiğiyle ilgili düşünceniz insanın aklına gelmeyecek gibi değil doğrusu. hem de etrafta bu kadar olumlu haber varken...

Bu arada Sn chem73 Telekom'a sık sık işim düşüyo merak etmeyin.anlıyorum... ama bahsettiğiniz konuda Vakıfbank'ın üstüne görmedim daha ben. bu arada Telekom ile ilgili, özelleştirme sürecine etki edebilecek bir konu daha var biliyorsunuz:

Türkiye'de ucuz 'alo' dönemi başlıyor

Telefon görüşmelerinde yüzde 70'lere varan indirim

18 Mayıs, 2004 09:01:00 (TSİ)


Telekom'un serbestleşmesinin ardından ucuzluk dönemi başlıyor. Özel firmaların da sektöre girmesiyle telefon görüşmelerinde yüzde 70'lere varan indirimlerin olması bekleniyor.

İletişimde tekelin kalkması anlamına gelen serbestleşme uygulaması ile başvuru sahibi özel şirketlere işletme lisansları dağıtıldı. Lisans alan şirketler hemen hizmete başlayacak.

Yurtiçi görüşmelerde yüzde 20'lik indirim

Rakamlar resmi olarak açıklanmasa da 1 milyon 200 bin liralık Amerika ve Avrupa görüşmeleri 350 bin liraya kadar düşecek. Yurt içi görüşmelerde ise yüzde 20 oranında indirime gidilmesi bekleniyor.

Özel şirketler kıyasıya rekabet edecek

Serbestleşme ile birlikte Koç, Sabancı, Doğan ve Çukurova grubu tüketiciye en iyisini sunmak için birbirleriyle yarışacaklar.

Türk Telekom da yarışacak

Telekomünikasyon Kurumu'nun dağıttığı A tipi lisansa sahip olacak şirketler, uzak mesafe aramalarda doğrudan erişim sağlayacak. Bu tür lisansla hizmet veren şirketlere abone olan vatandaşlar TT'den aldıkları hizmetin aynısını alabilecekler.
Yani abone ahizeyi kaldırdığında hiçbir ek işlem yapmaksızın aramayı gerçekleştirebilecek. Böylece A tipi hizmet veren şirketler TT'ye tam anlamıyla rakip olacak.

A tipi lisans başvurusu yapanlar Türk Telekom'a rakip olabilmek için gerekli altyapıyı henüz tamamlayamadı. 1.5 yılı içinde tüm eksiklerin tamamlanması hedefleniyor.

Dört haneli operatör

B tipi lisans, dört haneli bir numarayla erişim anlamına geliyor. Bu hizmetten yararlanacak vatandaşlar, abone oldukları şirkete tahsis edilen dört haneli numarayı çevirip hat aldıktan sonra arama yapabilecek.

C tipi lisans ise, 10 haneli bir numarayla erişim izni anlamına geliyor. Bu hizmetten yaralananlar arayacakları numarayı çevirmeden önce aldıkları kontör kartlarındaki 10 haneli numarayı kodlayacaklar.

A tipi lisansa sahip olacak şirketler hazırlıklarını tamamlayana kadar kadar C tipi yani kartlı arama sistemi hayatımızın bir parçası olacak. Lisansların geçerlilik süresi ise 15 yıl.

Lisans alma hakkı kazanan firmalar

Yetkilendirme için şimdiye kadar 71 şirket başvurdu. Lisans başvurusu yapan 27 firmadan yedi tanesi A tipi, 13 tanesi B tipi, yedi tanesi de C tipi lisan almaya hak kazandı.

Bu firmalar şöyle:
Doğan İletişim Elektronik Servis Hiz. Turizm ve Yayıncılık A.Ş,
Superonline Uluslararası Elektronik Bilgilendirme ve Haberleşme Hiz. A.Ş,
Koç.net Haberleşme Teknolojileri ve İletişim Hizmetleri A.Ş,
Eser Telekomünikasyon San. ve Tic. A.Ş,
Deltakom İletişim Sistemleri San. ve Tic. A.Ş,
TSM Bilişim Teknolojileri Hiz. Tic. ve San. A.Ş,
Sabancı Telekomünikasyon Hizmetleri A.Ş,
Atlas On line İletişim Sis. Tic. ve A.Ş,
Mor-Tel Telekom Hiz. Tic. Ltd.Şti,
MEGA Uluslararası Telekomünikasyon Hizmetleri A.Ş,
Net İletişim Ltd. Şti, KAYA Telekom A.Ş,
Borusan Telekom Hizmetleri A.Ş, GLOBAL İletişim Hizmetleri A.Ş,
INKO İletişim ve Digital Hiz. San. ve A.Ş,
Televersal Bilgi İşlem ve İletişim A.Ş,
Telnet Telekom Hiz. Ltd. Şti,
INTERKOM Telekomünikasyon Hizmetleri A.Ş,
AKCELL Bilgi ve İletişim Hiz. A.Ş,
SGS Telekom Sistem Geliştirme Servis Telekomünikasyon ve İletişim Hiz. San. ve Tic A.Ş,
GİSAD Telekomünikasyon A.Ş,
İŞNET Elektronik Bilgi Üretim Dağıtım Tic. ve İletişim A.Ş,
VİANET Telekomünikasyon ve İletişim Hizmetleri A.Ş,
Turkonet İletişim Bilgisayar ve Elektronik Sist. San. ve Tic. A.Ş,
L.D.T.S. Uzak Mesafe Telekomünikasyon ve İletişim Hiz. San. ve Tic. A.Ş,
UTH Telekomünikasyon ve İletişim Hizmetleri Tic. A.Ş,
İkon İletişim Telekomünikasyon A.Ş.

melVin
29-05-2004, 23:57
Sabit telefon ucuzluyor
29 Mayıs 2004 04:06
--------------------------------------------------------------------------------

Telekom’un indirime gitmesiyle birlikte şehirlerarası ve uluslararası görüşmeler yüzde 30 ile 97,5 arasında ucuzlayacak.



Zaman Gazetesi'nin haberine göre, Özel sektörün uzak mesafe telefon hizmeti işletmeciliğine başlamasıyla, tekel durumu ortadan kalkan Türk Telekom, 19 milyona yakın abonesine indirim yapmaya hazırlanıyor.

Telekom’un sabit telefonda indirime gitmesiyle birlikte şehirlerarası ve uluslararası görüşmeler yüzde 30 ile yüzde 97,5 arasında değişen oranlarda ucuzlamış olacak.

1 Ağustos’tan itibaren geçerli olacak düzenlemeye göre, dakikası 1 milyon 200 bin lira olan uluslararası görüşme ücreti 600 bin liraya inecek. Aynı süre için şehirlerarası aramalardan alınan ücret 288 bin liradan 170 bin liraya çekiliyor. Yeni tarife Telekom Üst Kurulu’nun onayına sunuldu.

chem73
30-05-2004, 00:03
bir büyüğümüz şöyle demişti borsa para ve haberdir. haber kısmını çok iyi yapıyorsunuz sayın Melvin, teşekkür ederim

melVin
30-05-2004, 00:09
aman efendim ben teşekkür ederim. sadece okuyor ve paylaşmaya çalışıyorum. işin sadece haber kısmıyla kalmayız umarım forumda... :)

Salacaklı
30-05-2004, 00:11
:roll: Oldukca Basarili Sn MelVin

Kutlamamak elde degil...

sevgiler saygilar

melVin
30-05-2004, 00:14
sizlerden bunları duymak(okumak) çok mutlu ediyor beni. birilerinin işine yaradığını bilmek istiyor insan...

teşekkürler

gemici
30-05-2004, 01:21
Sabit telefon ucuzluyor
29 Mayıs 2004 04:06
--------------------------------------------------------------------------------

Telekom’un indirime gitmesiyle birlikte şehirlerarası ve uluslararası görüşmeler yüzde 30 ile 97,5 arasında ucuzlayacak.



Zaman Gazetesi'nin haberine göre, Özel sektörün uzak mesafe telefon hizmeti işletmeciliğine başlamasıyla, tekel durumu ortadan kalkan Türk Telekom, 19 milyona yakın abonesine indirim yapmaya hazırlanıyor.

Telekom’un sabit telefonda indirime gitmesiyle birlikte şehirlerarası ve uluslararası görüşmeler yüzde 30 ile yüzde 97,5 arasında değişen oranlarda ucuzlamış olacak.

1 Ağustos’tan itibaren geçerli olacak düzenlemeye göre, dakikası 1 milyon 200 bin lira olan uluslararası görüşme ücreti 600 bin liraya inecek. Aynı süre için şehirlerarası aramalardan alınan ücret 288 bin liradan 170 bin liraya çekiliyor. Yeni tarife Telekom Üst Kurulu’nun onayına sunuldu.


bu haber yeter hocam. sağol.

dreissena
30-05-2004, 01:21
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "Artık kimse Türkiye AB'ye girer mi, girmez mi, bunu konuşmuyor. Türkiye, müzakere sürecinden sonra nasıl bir yol takip edecek, bu konuşulur hale geldi" dedi.

İngiltere'den dönüşünde ziyareti hakkından bilgi veren Erdoğan, "Onlar yine bizi desteklediklerini, bu süreçte bizi nasıl destekleyeceklerini ve bu konuda yaptıkları çalışmalar hakkında bize bilgi verdiler. Görüşmede şunu açıkça gördük ki, İngiltere başından beri bize verdiği desteği yine vermeye devam edecek. Şu kalan kısa süre içerisinde ne gibi stratejiler geliştirebiliriz, ne gibi adımlar atabiliriz, bunları konuşma fırsatı bulduk" diye konuştu.

"Gelecek bu noktadan sonra çok umut verici" diye konuşan Erdoğan, "Türkiye'nin takındığı tavır, KKTC'nin takındığı tavır, bunlar bu işin çok çok olumlu yanını ifade ediyor. İzole etme çalışmalarının da artık kırılmaya başladığını görüyorsunuz.Bunu da bizzat İngiltere'de görme fırsatını bulduk" dedi.
29/05/2004 23:41 Kaynak : Anadolu Ajansı

Hadi hayırlısı bakalım..

gemici
30-05-2004, 01:25
"Gelecek bu noktadan sonra çok umut verici"
inşallah iyi olacaktır.

melVin
30-05-2004, 01:43
bu haber yeter hocam. sağol.
çok memnun oldunuz habere galiba?? :)

ben teşekkür ederim.
tabii size de Sn dreissena...

melVin
30-05-2004, 01:47
TMSF SABAH GAZETESİ'NİN DE HİSSEDARI OLDU

Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu`nun (TMSF), Eti Menkul Kıymetler`deki payı yüzde 99.9`a çıktı. Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), Eti Menkul`un pay devriyle ilgili başvurusunu olumlu karşıladı.
30 Mayıs 2004 Pazar 00:38

Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu`nun (TMSF), Eti Menkul Kıymetler`deki payı yüzde 99.9`a çıktı. Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), Eti Menkul`un pay devriyle ilgili başvurusunu olumlu karşıladı. TMSF, Medya Sabah Holding`in aracı kurumdaki yüzde 13.9 oranındaki paylarını devraldı. Fon`un Eti Menkul`deki pay oranı yüzde 86`dan yüzde 99.9`a ulaştı.

gemici
30-05-2004, 02:08
gece yarısımı oldu bu iş.............................

melVin
30-05-2004, 20:33
Ham petrol fiyatları büyümeyi frenleyecek

Uluslararası piyasalardaki vadeli ham petrol fiyatları son haftalarda 40 dolar civarında seyreden ham petrol fiyatlarının gelecek 12 aylık dönemde kolay kolay 30 doların altına inmeyeceğine işaret ediyor. Bu gelişme yeni akaryakıt zamlarını sürekli gündemde tutarken, Türkiye'nin 2002 ve 2003 yıllarında gerçekleştirdiği yüzde 5'in üzerindeki büyümenin de bu yıl frenlenmesi tehlikesini ortaya çıkarıyor. DPT ve DİE'nin verilerine göre Türkiye bu yılın ilk üç aylık dönemindeki ham petrol ithalatını ortalama 30 dolardan gerçekleştirdi. Ocakta 30.4 dolar olan Türkiye'nin ortalama ham petrol ithalat fiyatı, şubatta 28.5 dolara düştükten sonra martta 31.2 dolar düzeyinde oluştu.


Nisan ve mayıs aylarında ise fiyatın marttaki fiyat düzeyinin oldukça üzerinde gerçekleştiği tahmin ediliyor. Söz konusu gelişme 2003 yılında 24 milyon ton (177 milyon varil) ham petrol ithal eden Türkiye'nin ham petrol faturasını oldukça büyütüyor.

Yılın kalan döneminde de ortalama fiyat 30 dolar düzeyinde gerçekleşse ve ithalat da artmayıp 2003 yılı düzeyinde kalsa bile Türkiye'nin toplam ham petrol ithalatı 5.2 milyar doları bulacak. Aynı miktarda ithalata 2003 yılında 4.8 milyar dolar ödenmişti. Uluslararası piyasalardaki vadeli ham petrol fiyatları brent türü petrolün fiyatının bu yıl sonuna kadar 35 doların, gelecek 12 aylık dönemde de 30 doların altına inme olasılığının fazla olmadığını gösteriyor.

26 Mayıs itibariyle uluslararası petrol piyasasında Brent türü ham petrolün vadeli fiyatları bu yıl Aralık ayı için 35 dolar, gelecek yıl mayıs ayı için 33 dolar düzeyinde işlem gördü. Bu gelişme bu yılki ham petrol ortalama varil fiyatının 35 dolar düzeyinde seyredebileceğini gösteriyor. Türkiye'nin, ortalama 35 dolardan ham petrol ithalatı yapması ham petrol faturasını, ithalatı artırmasa bile 6.2 milyar dolarlık bir büyüklüğe ulaşıyor. Ham petrol fiyatlarının bu ölçüde yüksek seyretmesi Türkiye'nin 2004 yılında milli gelirinin yaklaşık yüzde 1'ini, petrol üreten ülkelere transfer etmesi, başka bir ifadeyle büyme oranının 0.6 puan düşük gerçekleşmesi anlamına geliyor.

Ham petrolün yanı sıra işlenmiş petrol ürünleri ve doğal gaz ithalatı nedeniyle, ithalat faturasının geçen yıla göre yaklaşık 3 milyar doları aşması bekleniyor. Bu da Türkiye'nin milli gelirinin yüzde 1.5'e yakın bir bölümünü yurt dışına transfer etmesi anlamını taşıyor.

PETROL FİYATLARI NEDEN YÜKSEK

2003 yılında ortalama yüzde 15.3 oranında artarak yıl sonunda 30.2 dolar olarak gerçekleşen Brent petrolü varil fiyatı bu ay içinde 38 dolar seviyelerine çıktı. Ham petrol fiyatlarının 1991 yılındaki Irak Savaşı'ndan bu yana en yüksek rakamlara ulaşmasında Çin ve ABD'nin artan taleplerinin en önemli unsur olduğu belirtiliyor. Suudi Arabistan petrol işletmelerine ve Irak'taki petrol hatlarına yapılan saldırıların da gelişmede önemli rolü olduğu belirtiliyor. Talep açısından en çarpıcı gelişme Çin'in 2004 yılı ilk çeyreğindeki günlük ham petrol talebini yüzde 15 oranında arttırması olarak gösteriliyor.

Ayrıca, gelecek aylarda talep artışı beklenen ABD'de de stok miktarlarının düşük olmasının, petrol fiyatları üzerinde spekülasyonlar yapılmasına olanak tanıdığı yukarı yönlü baskı yarattığına dikkat çekiliyor.
ANKA
30.05.2004

melVin
30-05-2004, 20:46
pek taze olduğu söylenemez,sabah geçilmiş ama önemli bir haber aşağıda:

İthalat ilk 4 ayda yüzde 39.6 oranında arttı.
(Bugün, 11:01)

--------------------------------------------------------------------------------
Ankara - Türkiye'nin ithalatı bu yılın ilk 4 ayında, yüzde 39.59 artışla 27 milyar 36 milyon dolar oldu.

Gümrük Müsteşarlığı geçici verilerinden yapılan hesaplamaya göre, bu yılın Ocak-Nisan döneminde ihracat, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 30.84 artışla, 17 milyar 880 milyon dolar olarak gerçekleşti.

Dış ticaret açığı ise yüzde 60.54 artışla, 9 milyar 156 milyon dolar olurken, ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 66.13 oldu.

2003 yılının Ocak-Nisan döneminde ithalat 19 milyar 368 milyon dolar, ihracat 13 milyar 665 milyon dolar, dış ticaret açığı da 5 milyar 703 milyon dolar olarak gerçekleşmişti.

Gümrük Müsteşarlığı geçici verilerine göre, 2004 yılı Ocak-Nisan dönemi dış ticaret verileri şöyle:

Nisan Ocak-Nisan 2003 2004 2003 2004 DEĞ.ORN (Dolar) (Dolar) (Dolar)(Dolar)(yüzde)
İhracat 3.570 4.892 13.665 17.880 30.84
İthalat 5.431 7.183 19.368 27.036 39.59
Dış Tic. Açığı 1.862 2.291 5.703 9.156 60.54
KArşılama oranı(%) 65,72 68,11 70,56 66,13 -
AA

%66.13'e dikkat arkadaşlar! karşılama oranı 2003 Nisan seviyesine yaklaşmış ve 65 altı bildiğiniz gibi riskli yerlerdir

Salacaklı
31-05-2004, 01:04
Gazetecilerin WAN buluşması
30 Mayıs 2004 17:06
--------------------------------------------------------------------------

Milliyet, 'dünyanın gazeteci'ni İstanbul'da ağırladı. Gazete Sahipleri Birliği için İstanbul'a gelen gazeteciler, iki gün medyayı tartışacak.



30 Mayıs-2 Haziran tarihleri arasında İstanbul'da düzenlenen kongre kapsamında, Hilton Oteli'nde, ''Arap ülkelerinde basın özgürlüğü: Ufukta yeni bir dönem mi var?'' basın özgürlüğü yuvarlak masa toplantısı ile ''Dijital medyada fırsatlar ve kazançlar'' medya yuvarlak masa toplantısı gerçekleştirildi.

Arap ülkelerinde basın özgürlüğü konulu yuvarlak masa toplantısında konuşan Ürdün'deki AmmanNET'in Direktörü Davud Kuttab, medyanın Arap ülkelerinde enformasyon bakanlıkları tarafından gözaltında tutulduğunu, bu ülkelerin çoğunda televizyon ve radyoların devlet tekelinde olduğunu söyledi.

Bu ülkelerde basınla ilgili 20-30 arasında kanun bulunduğunu ifade eden Kuttab, özgür habercilik yapmak isteyenleri bu kanunların bir yerden mutlaka sınırladığını kaydetti.

Arap gazetelerinin kendi ülkeleri hakkında olanlar dışında haber vermekte özgür olduklarını anlatan Kuttab, medya dünyasında devletin en büyük işveren olduğunu, bunun da basın özgürlüğünün kısıtlanmasına yol açtığını belirtti.

Kuttab, internetin yaygınlaşması ve uydu yayıncılığının, habercilikte kısmen de olsa özgürleşmeyi sağladığını dile getirdi.

''MUHALEFET OLMADAN ÖZGÜR BASIN OLMAZ''

Yemen Times Genel Yayın Yönetmeni Walid El Sakkaf da, muhalefet olmadan özgür basının olamayacağını ifade ederek, bazı Arap ülkelerinde bunun sıkıntısının yaşandığını söyledi.

Arap ülkelerinde basın özgürlüğüyle ilgili resmin değişmeye başladığını dile getiren Sakkaf, kamuoyu baskısıyla basın özgürlüğü konusunda yeni açılımlar sağlanmaya çalışıldığını ifade etti.

Irak Azzaman Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Saad Albazzaz da, Irak'ta ABD'nin uyguladığı sistem nedeniyle 25 kişilik geçici yönetimde 9 aşırı dinci örgütün temsilcisinin yer aldığını kaydetti.

Bunun da ülkede günlük yaşamı etkilediğini, dolayısıyla basının da bundan payını aldığını dile getiren Albazzaz, Irak'taki gazetelerin Kuzey Irak ve Bağdat için ayrı, Basra ve Güney Irak için ayrı baskılar yapmak zorunda kaldıklarını söyledi.

Basra ve Güney Irak'ta yayın yapan gazetelerde kadın resmi ve başı açık kadın fotoğrafı yayınlanmasının sorun yarattığını dile getiren Albazzaz, bu tür yayın yapan gazetelerin tehdit ve gazetecilerin işkencelerle karşılaştıklarını, 3 gazetecinin bu nedenle kaçırıldığını belirtti.

Albazzaz, Saddam Hüseyin dönemi ile bugünkü dönem arasında fark olup olmadığına ilişkin bir soru üzerine, Saddam döneminde Irak'tan dışarı bilgi çıkarılamadığını, şimdi ise bilginin çıktığını, ancak ABD'li yöneticiler nedeniyle halkın bu haberlere tepki gösterdiğini savundu.

GAZETE YERİNE EKMEK

Afganistan'da yayınlanan Kabil Weekly Genel Yayın Yönetmeni Fahem Dashty de, Afganistan'da 300'den fazla yayın organı bulunduğunu, ancak 2-3 yayın organının bağımsız yayıncılık yapabildiğini dile getirdi.

Habercilik açısından en büyük sorunun internette uluslararası ajanslara ulaşım güçlüğü olduğunu kaydeden Dashty, yeni basın yasasıyla sansürün kurumsallaştığını, basına özgürlük verildiğinin söylenmesine rağmen, milli çıkarlar gibi gerekçelerle yönetimin müdahalesiyle karşılaşılabildiğini söyledi.

Afganistan'da, 2-3 Afgani'ye satılan gazetelerin pahalı bulunduğunu ifade eden Dashty, okuma-yazma oranı çok düşük olan insanların, gazete yerine ekmek almayı tercih ettiklerini vurguladı.

Bazı medya kuruluşlarının ABD hükümetinden destek aldıklarını da ifade eden Dashty, ancak yönetimin uygulamalarının eleştirilmeye başlanmasıyla birlikte bu yardımların da kesildiğini kaydetti.

Bu arada, toplantıda, Arap ülkelerinde basının ne kadar özgür olup olmadığı ülke bazında toplantıya katılan delegeler tarafından ele alınarak tartışıldı.

DİJİTAL MEDYADA FIRSATLAR VE KAZANÇLAR

''Dijital medyada fırsatlar ve kazançlar'' toplantısında konuşan Norveç VG Multi Medya Direktörü Torry Pedersen, habercilikte internet kullanımının önemine dikkati çekerek, gazetecilerin internet kullanımına önem vermesi gerektiğini vurguladı.

Bir araştırmaya göre, İsviçre'de 12-24 yaş arası kişilerin yüzde 82'sinin internet kullanıcısı olduğunu dile getiren Pedersen, bu nedenle medyanın internetten yararlanmasının önemine dikkati çekti.

Norveç Telekomünikasyon Şirketi Telenor'un İş Geliştirme Müdürü Frode Ugland da, mobil telefonların medyada kullanımının son zamanlarda yaygınlaştığına işaret etti.

Norveç'te 28 yaş altındaki insanların yüzde 40'ının mobil telefonları ara sıra kullandığını, yüzde 40'lık bölümün de telefonlarını asla yanından ayırmadığını belirten Ugland, gazetecilere çağrıda bulunarak mobil telefonlardaki sistemleri kullanmaları gerektiğini söyledi.

Gazete, televizyon, radyo ve internetin günün belli saatlerinde kullanılabildiğini belirten Ugland, mobil telefonların her zaman insanların yanında ve haberciliğin hizmetinde olduğunu söyledi.

ABD Olive Software'in Başkan Yardımcısı Shaun Dail de, elektronik yayıncılığın önemine işaret ederek, e-yayıncılıkla daha fazla dağıtıma daha fazla alana ulaşımın sağlandığını ve 24 saat 7 gün erişim imkanı bulunduğunu kaydetti.

E-yayıncılıkla okuyucu davranışlarını gözlemleme ve tepkilerini alabilme imkanının da bulunduğunu belirten Dail, e-yayıncılığın daha düşük ücretle dağıtım olanağı sağladığını söyledi.

Dail, e-yayıncılığın geniş bir ilan pazarı ve ilan verenler içinde büyük imkanlar sunduğunu sözlerine ekledi.

DÜNYA GAZETELER BİRLİĞİ
Dünya basınının yıllık toplantıları, dünya çapında 18 bin gazeteyi temsil eden basın sektörünün küresel organizasyonu Dünya Gazeteler Birliği tarafından düzenleniyor.

Birliğin üyeleri arasında, 72 ulusal gazete birliği, 102 ülkeden bireysel gazete yöneticisi, 13 haber ajansı, 10 bölgesel ya da dünya çapında basın grubu yer alıyor.

1948 yılında kurulan WAN'ın, basın özgürlüğünü ve bu özgürlüğün vazgeçilmez koşulu olan gazetelerin ekonomik bağımsızlığını savunmak, desteklemek, farklı bölge ve kültürlerden gelen gazete yöneticileri arasında iletişim ve temas sağlayarak gazete yayıncılığının gelişmesine katkıda bulunmak, ulusal, bölgesel ya da dünya çapındaki üye kuruluşlar arasında işbirliğini desteklemek şeklinde 3 amacı bulunuyor.

Kongreye, 88 ülkeden 1400'ü aşkın yayıncı CEO, genel müdür, genel yayın yönetmeni ve delege katılıyor.

Kültür ve Turizm Bakanı Erkan Mumcu, kongreye katılan delegelere İstanbul Arkeoloji Müzesi'nde hoş geldin resepsiyonu verecek.

Kongrenin resmi açılışı, yarın, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın da katılacağı törenle Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı'nda yapılacak.

Salacaklı
31-05-2004, 01:20
Türk halkının 5'te biri aç
30 Mayıs 2004 12:59
--------------------------------------------------------------------------------

Türkiye Kamu-Sen, araştırmasını açıkladı, Türkiye nüfusunun beşte birinin açlık sınırının altında yaşadığını, toplam yoksulların ise nüfusun yarısını geçtiğini bildirdi.



Kamu-Sen'den yapılan açıklamada, Devlet İstatistik Enstitüsü'nün belirlemelerine göre en yoksul yüzde 20'lik nüfus diliminde yer alan 12 milyon 173 bin 469 kişinin 2002 yılı kişi başına aylık kullanılabilir gelirinin 52 milyon lira olduğu belirtildi. Yoksulluk araştırmasına göre ise kişi başına aylık zorunlu gıda harcamasının 59 milyon lira(günlük 1.3 dolar) olduğuna işaret edildi. En yoksul yüzde 20'lik dilimi de kapsayan toplam 39 milyon 866 bin 8 kişinin günlük gelirinin ise 2.6 doların altında olduğuna işaret edilen açıklamada, "Türkiye'de fertlerin yüzde 17.8'i aç, yüzde 58.3'ü ise yoksul olarak yaşamaktadır" denildi.

melVin
31-05-2004, 01:37
AYDIN DOĞAN YENİ BİR GAZETE DAHA PİYASAYA SÜRDÜ

Doğan Medya Grubu (DMG) bünyesinde 23 Aralık 1996’dan beri yayın hayatını sürdüren ekonomi gazetesi Finansal Forum, 31 Mayıs 2004 Pazartesi gününden (yarın) itibaren yepyeni bir kimlikle, ekonominin ‘Referans’ı olma iddiasıyla okuyucularıyla buluşacak.
31 Mayıs 2004 Pazartesi 00:25

‘Referans’ olma iddiasıyla yola çıktığı için adını ‘Referans’ olarak yenileyen gazete, yeni Genel Yayın Yönetmeni Eyüp Can’ın yönetimindeki güçlü kadrosuyla ekonomi gündemine damgasını vuracak.

Mizanpajı, içeriği, yazar kadrosu yenilenen, muhabir ve editör kadrosu da takviye edilen Referans Gazetesi, The Walt Street Journal Gazetesi’yle işbirliği içinde olacak. Refarans’ın yazar kadrosuna Korkut Özal, Altan Öymen, Eser Karakaş, Erdal Sağlam, Can Baydarol, Atilla Yeşilada, Avni Özgürel, Yiğit Bulut, Mensur Akgün gibi isimler katıldı.

Referans, tıpkı Avrupa ve Amerika’daki gazeteler gibi haftada altı sayı çıkacak. Haftasonu için tek sayı yayımlanacak ve gazeteyi isteyen cumartesi, isteyen pazar günü alabilecek. Hafta sonunda ana gazetenin yanısıra, içinde insan hikáyeleri, sanat yorumları, edebiyat, sinema, müzik yazıları ve teknoloji haberlerinin yer alacağı ‘R Pozitif’ diye kapsamlı bir ek de Referans’la birlikte okuyucuya ulaşacak.

SOĞUK DEĞİL, YUMUŞAK

Genel Yayın Yönetmeni Eyüp Can, ‘Düşünen, sorgulayan herkes bizim hedef kitlemiz’ diyerek, yarın yeni yüzüyle yayın hayatına girecek Referans’ı şöyle anlattı: ‘Finansal Forum yerine yeni bir gazete çıkarırken ismini de değiştirdik. Bunu üç sebebi vardı. Bir Finansal Forum, finansçıların gazetesi gibi bir çağrışıma sahip, dolayısıyla soğuk, insanları ürkütüyor. İkincisi, Financial Times’tan kopyalanmış gibi bir havası var. Üçünsü de 8 yılda Finansal Forum ismiyle hakikaten çok fazla bir yere varılamamış. Yani isim bir marka değeri yaratamamış. Marka değeri negatife yakın bir gazeteyi alıp iyileştirmektense, enerjimizi sıfır kilometre yeni bir marka üzerinde harcarsak daha iyi olur diye düşündük. Finansal Forum’dan sonra da ekonomi gazetesi olacağız ama ekonominin o soğuk duran yanını yumuşatacağız. Sonuçta hepimizin yaşamının bir parçası ekonomi ve biz hayata ekonomi penceresinden bakacagız. Gazetenin yazar kadrosu çok çeşitli. Yazar seçimini saygınlık, uzmanlaşma ve özgürlükçü bir anlayışla yaptık. Hedef kitlemiz ise sadece finansçılar borsacılar bankacılar değil, onlarla birlikte Türkiye ve dünya meseleleriyle ilgilenen etrafında olup bitenleri analiz eden, sorgulayan, sadece geçmişi değil olacakları da merak eden tüm okurlar. Bu yüzden sloganımızda yarının habercisi dedik.’

Bütün karar alıcıların masasında olacak

ERDAL SAĞLAM (Ankara Temsilcisi): Referans, ekonomide en büyüğünden en küçüğüne kadar karar alıcıların baktığı yer olması lazım. Oraya bakıp, derli toplu bir biçimde, detaylı ve sağlıklı verileri alacaklar ve uygulamak istedikleri alana taşıyacaklar. Her sabah, Referans bütün karar alıcıların masasında olmalı, bu insanlar buraya bakıp gününü ve geleceğini planlamalı. Amaç bu.

Sağlam ve doğru haber gerçeğe dayalı yorum

ALTAN ÖYMEN

(Köşe Yazarı): 54 yıldır gazetecilik yapıyorum. Bu kadar uzun bir sürede insanda anılar birikiyor. Pazar günleri de o anılara dayanarak bazı şeyler anlatmaya çalışacağım. Diğer günlerde ise günlük olayları izleyeceğim. Referans Gazetesi ekonomi ve siyaset alanında okurlara her şeyden önce sağlam bilgiler ulaştıracak. Sağlam haber, doğru haber ve gerçeklere dayanan yorumlar yapılacak bu gazetede.

Avrupa’ya dönük değişimi Türkiye bizden öğrenecek

CAN BAYDAROL (Köşe Yazarı):

En azından benim ilgi alanım olan Avrupa Birliği konusunda, yeni gazetenin bütün Türkiye’ye bir referans sunma noktasında olacağını düşünüyorum. AB süreci dinamik bir toplumsal değişim durumudur. Sosyal ve siyasal alandan sektörel gelişime kadar bu sürecin ülkemize nasıl yansıyacağını ve değişimin hangi noktalarda olacağını Türkiye, Referans’tan öğrenecek.

Kavramlar üstündeki bulutlar kalkacak

YİĞİT BULUT (Köşe Yazarı):

Referans kavramlara dayanan bir gazete olacak. Çünkü son yıllarda siyasette ve ekonomide kavramlar bulutlanmaya başladı. Her şey birbirine karıştı. Özellikle ekonomi-siyaset ilişkisinde kavramların çok iyi tanımlanması gerekiyor. Sapmış olan bu tanımlamaları tekrar olması gereken noktaya taşımak bu gazetenin amacı olacak.

Benjamin Franklin dünyasının üzerine kurulu gazeteyiz

ATİLLA YEŞİLADA (Köşe Yazarı):

Referans, Benjamin Franklin üzerine kurulan yani, dünya ekonomisinin oturduğu zemin üzerine kurulan bir gazete olacak. Benjamin Franklin’in resminin basıldığı para birimi olan dolar ve uluslararası sistem dışarıda düşünüldüğünde, nasıl büyük tehlikelerle karşılaştığımızı hepimiz biliyoruz. Türkiye’de sadece gerçeklere dayanarak ekonominin nereye gittiğini işaret edecek bir yayın yapacak Referans.

Ekonomiyi, karışık bir alem olmaktan çıkaracak

KORKUT ÖZAL (Köşe Yazarı):

Büyük gazetelerin, (Hürriyet bunların amiral gemisi diye niteleniyor) çok yönlü olmaları gerekiyor. Ama referans gazeteleri de lazım. Batı’da bunun örnekleri fazla. Mesela The Wall Street Journal bunlardan biridir. Bu gazeteler daha çok ekonomi ağırlıklı fakat öbür haberleri de gerektiği kadar veren yayınlardır. Ekonomi rakamlarla örülmüş bir karışık alem gibi gösteriliyor. Bu gazete aynı zamanda ekonominin herkesçe anlaşılabilmesini de sağlayacaktır.

melVin
31-05-2004, 01:39
Filistin lideri Yaser Arafat, İsrail Başbakanı Ariel Şaron'a, barışı görüşmek için biraraya gelmeyi teklif etti.
(30 Mayıs 2004, 23:53) Kudüs - Filistin lideri Yaser Arafat, İsrail Başbakanı Ariel Şaron'a, barışı görüşmek için biraraya gelmeyi teklif etti.

Arafat, "Şaron'a, İsrail halkına, parlamentosuna, hükümetine elimi uzatıyorum" dedi.

Şaron'la görüşmeye hazır olduğunu kaydeden Arafat, "Neden olmasın? Barış için istek varsa, bu bütün düşüncelerin üstüne çıkacaktır" diye konuştu.

Arafat, İsrail tarafından geçen aylarda öldürülen Hamas liderleri Şeyh Ahmed Yasin ve Abdülaziz El Rantisi'nin intikamını almak isteyen Filistinlilere engel olduklarını belirterek, "Bu Filistin yönetiminin, Mısır'ın, ABD'nin, Birleşmiş Milletler'in ve Rusya'nın sayesinde oldu" dedi.
AA

gemici
31-05-2004, 01:53
aman bir barışsalar dünya düzelecek.......

Salacaklı
31-05-2004, 01:53
MÜJDE.. Ankara-İstanbul arasını 4.5 saate indirecek 'hızlandırılmış tren' seferleri başlıyor.
(Bugün, 15:38)

--------------------------------------------------------------------------------
Ankara - Ankara-İstanbul arasını 4.5 saate indirecek "hızlandırılmış tren"in, ilk seferine 4 Haziran Cuma günü çıkacağı bildirildi.

Hızlandırılmış trenin deneme seferi, Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım'ın da katılacağı törenle, 1 Haziran Salı günü saat 09.30'da gerçekleştirilecek.

TCDD, trenlerini hızlandırma projesi kapsamında ilk etapta Ankara-İstanbul güzergahında başlattığı yol yenileme çalışmalarını tamamladı.

Yaklaşık 7 trilyon 500 milyar liraya mal olan çalışmalarda raylar yenilenirken, traversler ve makaslar değiştirildi. Elektrikli çeken araçların azami hızlarını artırmaya yönelik çalışmaların ardından, lüks vagonlarla çalışacak trenlerin maksimum hızı 150 kilometreye çıkarıldı. Ankara-İstanbul hat kesimindeki hemzemin geçitlerde gerekli düzenlemeler yapıldı ve her türlü emniyet tedbiri alındı.

Ankara-İstanbul arasında faaliyet gösterecek hızlandırılmış trenler, 4 Haziran 2004 tarihinden itibaren düzenli olarak seferlerine başlayacak. Ankara ve İstanbul'dan karşılıklı olarak saat 18.00'de hareket edecek trenler, 5 Haziran'dan itibaren ise sabah 06.00'da da kalkacak.

Hızlandırılmış trenle yolculuğun bedeli, 24 milyon lira olarak belirlendi.
AA

gemici
31-05-2004, 01:58
ne demek hocam hızlandırılmış tren yani hızlı değil aslında bir zorlama ile hızımı artırılmış oluyor.şu çek bırak arabalar gibi biraz karışık anlaşılan beni aştı bu konu. :) :D :confused:

melVin
31-05-2004, 01:58
bu hızlı tren haberini en çok da Otogar halka arzını (olursa tabii) bekleyen arkadaşlara hediye ediyorum Sn Salacaklı. bi de tabii ki kendi adıma da seviniyorum.

keşke barış her yerde mümkün olsa Sn gemici

saygılar

melVin
31-05-2004, 02:03
Başbakan Blair, Müslümanlar`ı kazanacaklarını söyledi.

İNGİLTERE'Yİ ŞOKA SOKAN BELGE!..

İngiliz Sunday Times gazetesinin ele geçirdiği ‘çok gizli’ hükümet belgesine göre İngiltere’de 10 bin kişi El Kaide sempatizanı.
31 Mayıs 2004 Pazartesi 00:17

Belgede İngiliz hükümetinin El Kaide yanlılarının ‘kalplerini ve akıllarını``’ kazanmak için harakete geçtiği belirtiliyor.

Belgeye göre İngiltere`de 10 bin kadar El Kaide sempatizanı var.Hükümet, bu kişileri kendi saflarına çekmek için cemaat liderilerine çağrı yapacak.

Hükümet ılımlı cemaaat liderlerine para yardımı yapacak

Belgeye göre, ılımlı cemaat liderlerine para yardımı yapılacak.Daha radikallerden ise önce ülkeye bağlı olmaları istenecek.

Kabul etmemeleri halindeyse bu kişilerin faaliyetleri yasaklanacak ve gerekirse sınırdışı edilecekler.

Blair: ``Müslüman cemaati kendi tarafımıza çekmeliyiz``

İngiltere Başbakanı Tony Blair de BBC`ye verdiği demeçte Müslüman cemaati kendi taraflarına çekmeleri gerektiğini söyledi. Blaır, söz konusu belgeye değinmedi.
haber7

melVin
31-05-2004, 02:07
Haftanın gündemi YÖK Yasası

30.05.2004--- TBMM Genel Kurulu'nun bu hafta yoğun çalışması ve gündemindeki konuların bitimine kadar mesai yapması planlanıyor.

Alınan bilgiye göre, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in bir kez daha görüşülmek üzere bazı maddelerini TBMM'ye iade ettiği YÖK Yasası'nın durumu yarın önce Bakanlar Kurulu, ardından da AK Parti Merkez Yönetim Kurulu toplantısında görüşüldükten sonra belli olacak.

Genel Kurul'da 1 Haziran Salı günü 4 meclis araştırması komisyonu raporu ele alınacak ve görüşmeler tamamlanıncaya kadar çalışmalar sürecek.

Buna göre, ''Yurt Dışında Yaşayan Vatandaşlarımızın Sorunlarının Araştırılarak Alınması Gereken Önlemlerin Belirlenmesi Amacıyla Kurulan Meclis Araştırması Komisyonu'', ''Yasama Dokunulmazlığı Konusunda Kurulan Meclis Araştırması Komisyonu'', ''Orman Köylülerinin Sorunlarının Araştırılarak, Orman Köylerinin Kalkındırılması İçin Alınması Gereken Önlemlerin Belirlenmesi Amacıyla Kurulan Meclis Araştırması Komisyonu'' ile ''Samsun'da Kurulma Aşamasındaki Mobil Santrallerin İhale ve Yer Seçimi Süreçleri ile Çevre ve İnsan Sağlığına Muhtemel Etkilerinin Araştırılması Amacıyla Kurulan Meclis Araştırması Komisyonu'' raporları ele alınacak.

TBMM Genel Kurulu'nda 2 Haziran Çarşamba günü de sahte diş hekimlerine ağır para ve hapis cezası öngören ''Tababet ve Şuabatı San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı'' ele alınacak. Tasarı, diş hekimliği icra eden protez teknisyenleri ile sahte protezcilere de hapis ve para cezası öngörüyor.

Aynı gün, AK Parti Balıkesir Milletvekili Turhan Çömez'in Sağlık Bakanlığı eğitim kurumlarına yan dal asistanı alımına olanak veren yasa teklifi de ele alınacak.

Genel Kurul'un Perşembe günkü gündeminde de sırasıyla Ziraat Odaları ve Ziraat Odaları Birliği Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Yalova'daki devlete ait sıcak ve soğuk su kaynakları ile kaplıcalar ve bunlara ait binalar, kaplıca tesisatı ve arazisinin özel sektöre kiralanabilmesine olanak tanıyan yasa tasarısı bulunuyor. Genel Kurul Çarşamba ve Perşembe günleri de gündemindeki konuları tamamlayıncaya kadar çalışacak.

KOMİSYONLAR

TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu 1 Haziran Salı günkü toplantısında İl Özel İdareleri Kanunu Tasarısı'nı ele alacak. Adalet Komisyonu da aynı gün Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkındaki kanun tekliflerini görüşecek.

2 Haziran Çarşamba günü İçişleri Komisyonu Mahalli İdare Birlikleri Kanunu Tasarısı'nı, Milli Eğitim Komisyonu da öğretmenlere kariyerlik sistemini getiren tasarıyı ele alacak.

Tarım Orman ve Köyişleri Komisyonu ise 3 Haziran Perşembe günkü toplantısında Tarımsal Üretici Birlikleri Kanunu Tasarısını görüşecek.

aa

melVin
31-05-2004, 02:14
MAX VAN DEN BERG:TÜRKİYE AB'YE YÖNELİM KONUSUNDA ÇOK ÖNEMLİ İLERLEMELER KAYDETTİ

Hollanda Anamuhalefet Sosyal Demokrat İşçi Parti(PvdA)'li adayları Max van den Berg ve Emine Bozkurt, Avrupa Parlamentosu AP seçimlerinin yapılacağı 10 Haziran tarihinin çok önem arz ettiğini, söz konusu tarihte oy hakkı bulunan azınlıkların mutlak suretle sandık başına gitmelerinin, ileride daha fazla söz hakkı için gerekli olduğunun altını çizdiler.

Partinin fraksiyon odasında gerçekleşen Türk basınını bilgilendirme toplantısında, PvdA'nın halihazıda Avrupa Parlamentosu ve Hollanda'daki durumu hakkında kısa bilgiler aktaran, AP listebaşı adayı Max van den Berg; "Hükümetin şu anki politikaları sonucu özellikle azınlıklar iş pazarında, iş bulmada zorluk yaşar hale geldiler. İşsizlik oranı bugün yarım milyonu buldu. Bu şekilde uygulama devam ederse oran çok daha yukarılara tırmanacaktır. Üçlü koalisyonun azınlıklar üzerinde yürüttüğü bu siyaset Toplu İş Sözleşmeleri (CAO) konusunda da kendini gösteriyor. Hükümetin azınlıklar tendanslı güttüğü siyaset gözönünde bulundurulup, "daha fazla söz sahibi" olma noktasında Avrupa Parlamentosu seçimlerine gereken önemin verilmesi ve buna bağlantılı olarak parti - aday seçimi mühimdir. Sosyal Demokrat İşçi Partisi olarak uzun süredir Türkiye'nin AB'ye girmesi konusunda tavrımızı belirtmiş, "Türkiye Welcom" demiştik. Bu görüş ve kararımız bugünde geçerlidir. Şuanki AKP hükümetinin uyguladığı siyaset ve reformlar, Türkiye'nin AB'ye yönelimi konusunda çok ilerleme kaydettirmiştir. Özellikle Ekonomi ve İnsan Hakları konusunda çıkartılan yasalarla Türkiye epey yol katetti. Aralık ayında Türkiye'ye muzakere tarihi çıkacağını ümit ediyorum" şeklinde görüşlerini dile getirdi.

Önümüzdeki 10 Haziran tarihinde yapılacak olan Avrupa Parlamentosu seçimlerinde, Sosyal Demokrat İşçi Partisi (PvdA) listesinden 8.sıradan aday gösterilen ve Hukukçu olan Emine Bozkurt, " Avrupa Parlamentosu seçimlerinin Hollanda'da yaşayan biz Türk toplumu açısından iki önemi var. Birincisi verilen veyahut elimizde olan hakların korunması açısından... Diğeri ise Türkiye'nin AB'ye yönelimi konusunda, Hollanda'nın 1 Temmuz tarihinden itibaren dönem başkanlığını yürütecek olması bakımından önemi... Bu iki önemli gerekçe gözönünde bulundurulup, oy hakkı bulunan yaklaşık 120 bin Türk halkı sandık başına giderek reylerini kullanmak durumundadır. Bu gelecek nesillerimiz için de çok elzemdir. Geçen seçimlerde yüzde 20 ila 30 arasında az bir katılım olmuştu. Bu kez ümidediyorum ki, oy patlaması yapacağız " dedi.


ABHaber

melVin
31-05-2004, 02:16
ALMAN PARLEMENTOSU AB ANAYASA TASLAĞININ REFERANDUMA SUNULMASINI REDDETTİ

Almanya Parlamentosu, Avrupa Birliği (AB) Anayasası Taslağı'nın Almanya'da referanduma sunulmasını reddetti. Kararın diğer ülkelere mesaj niteliğinde olduğuna dikkat çekiliyor.

Liberal Demokrat Parti (FDP) tarafından meclise getirilen "AB Anayasa Taslağı'nın referanduma sunulması için Almanya Anayasası'nda değişiklik yapılması" teklifi, iktidardaki Sosyal Demokrat Parti (SPD) ve Yeşiller Partisi ile muhalefetteki Hıristiyan Demokratik Birlik Partisi (CDU) tarafından reddedildi.

CDU'dan Peter Hintze, Almanya'nın böylesi bir referanduma gitmesi durumunda hükümetin reformlarına tepkili halkın AB'nin geleceğini ilgilendiren karar üzerinde makul karar vermekten uzak kalacağını belirterek öneriye karşı çıktıklarını söyledi. Hintze, diğer ülkelerdeki referandumların da kendi ülkelerindeki hükümetleri protesto etme mekanizmasına dönüşebileceği uyarısında bulundu.

İki yıldan bu yana müzakere edilen AB Anayasa Taslağı'nın son hali 17-18 Haziran tarihinde yapılacak zirvede onaylanacak. Zirve ardından 25 üyeli AB'de İngiltere, İrlanda, Danimarka, Hollanda, Lüksemburg, İspanya, Portekiz ve Çek Cumhuriyeti Anayasa Sözleşmesi'ni onaylamadan önce kendi ülkelerinde halk referandumuna götürecek. Fransa'nın da benzer bir davranış içerisine gireceği bildiriliyor.

Kararlar bazı Avrupa Liderleri tarafından keskin bir dille eleştiriliyor. Bunlar arasında Almanya da bulunuyor. İki yıl boyunca üzerinde tartışılan anayasanın ulusal referandumlarda reddedilmesinden korkuluyor. Ancak Fransa ve Almanya'nın, Anayasa taslağı AB üyelerince onaylanmasa dahi halihazırdaki taslağı uygulamayı planladıkları bildiriliyor.

Diğer yandan Anayasa Taslağı'nı referanduma götürmesi beklenen Danimarka'da daha şimdiden böylesi bir referanduma karşı çıkılmaya başlandığı ve diğer ülkelerin de bunu takip edeceğinin beklendiği belirtiliyor.
ABHaber

melVin
31-05-2004, 09:20
CHP'DE MUHALEFET CEPHESİ GENİŞLİYOR VE PARTİNİN BÖLÜNME İHTİMALİ VAR..(Bugün, 01:04)

--------------------------------------------------------------------------------
Muhalif grupların kurultayı toplayamaması halinde bile, CHP içinden bazı istifalarla TBMM'de yeni bir grubun oluşması, kimse tarafından sürpriz olarak değerlendirilmiyor.

www.tercumangazete.com CHP'de, güçlerini birleştiren muhalif gruplar, Genel Başkan Deniz Baykal ve ekibini endişelendirirken, kurultay yolunda çalışmalarını sürdüren muhalefet yollara düştü. Kurultay için 651 imzanın toplanamaması ve muhalefet hareketinin başarısızlığa uğraması halinde bile, CHP içinden bazı istifalarla TBMM'de yeni bir grubun oluşması, kimse tarafından sürpriz olarak değerlendirilmiyor.

PERŞEMBENİN GELİŞİ

3 Kasım seçimlerinden, TBMM'deki tek muhalefet partisi olarak çıkan CHP, aradan geçen 19 aylık dönemde neredeyse bölünmenin eşiğine geldi. CHP'nin geçtiğimiz yıl yapılan kurultayı, o günlerden bu günün fotoğrafını ortaya sermişti. Deniz Baykal ve yakın çalışma arkadaşları tarafından gündeme getirilen blok liste uygulaması, bütün tepkiler ve uyarılara rağmen kurultay kabul edilmiş, böylece Parti Meclisi (PM) listelerine, parti içi muhalefetin sızmasının kesin bir şekilde önüne geçilmişti. Aynı kurultayda, olağanüstü kurultay çağsında bulunmanın şartları ağırlaştırılmış, neredeyse imkansız hale getirilmişti. Olaylı kurultayda, Ertuğrul Günay, Adnan Keskin, Erol Çevikçe, Altan Öymen gibi sıkı muhalifler, blok liste uygulamasının sonucu olarak dışarı itilmişlerdi.

SEÇİM, TEPKİLERİ UYANDIRDI

28 Mart mahallî seçimlerinden sonra başarısız sonuçların parti yönetiminin tutumundan kaynaklandığını ileri süren bir grup milletvekili, harekete geçti. Mardin Milletvekili Muharrem Doğan'ın, Royal Oteli'nde, 26 milletvekilinin gizli buluşması ile başlayan muhalefet hareketi, katılan isimlerin ablukaya alınması sonucunda, 9 kişiye düştü.

MUHALİF CEPHE GENİŞLEDİ

CHP'de, Ahmet Güryüz Ketenci, Hakkı Akalın, Nurettin Sözen, Mustafa Sayar, Atilla Başoğlu, Züheyir Amber, Mehmet Nuri Saygun, Mevlüt Aslanoğlu ve Ersoy Bulut'un, olağanüstü kurultay çağrısı yaparak başlattığı "9'lar Hareketiî, kısa sürece cephe genişletti. Baykal ve ekibinin fazla önemsemediği hareket, 18 Mayıs gününe geldiğinde 30 milletvekilinin imzasıyla, "Dikkate alınır bir güç" haline döndü. "CHP'nin İktidara Yürüyüş Hareketi" adı altında yayınlanan bildiri ile olağanüstü kurultay çağrısında bulunulurken, bugünkü yönetimin, CHP'nin iktidarının önünde engel olduğu mesajı verildi.

BÜYÜK BULUŞMA

Deniz Baykal'a karşı bugüne kadar yaptıkları muhalefet çalışmaları ile bilinen bir çok ismin, 30'lar Hareketi'ne katılması da gecikmedi. Ertuğrul Günay, Adnan Keskin, Erol Çevikçe, Celal Doğan, Bekir Kumbul, gibi pek çok isim 27 Mayıs günü güçlerini birleştirme kararı aldılar. Ancak bu rakam ihraç tehdidi ile 23'e indi.

YOLLARA DÜŞTÜLER

Olağanüstü kurultay için düğmeye basan CHP'nin parçalı muhalefeti, tartışmalı kurultayda kabul edilen tüzüğe göre, seçimli kurultay için gerekli olan 651 imza için Anadolu yollarına düştü. İktidara Yürüyüş Hareketi'nden 7 ve parlamento dışından 7 olmak üzere 14 kişilik bir komite oluşturuldu. Komite üyeleri, Haziran ayı ortalarına kadar gerekli imzaları toplamaya çalışacak.

LİDER ARAYIŞI

Deniz Baykal ve parti yönetimine karşı güçlerini birleştiren muhaliflerin en büyük handikabı ise, harekete lidersiz devam etmeleri olarak gösteriliyor. Baykal'ın karşısına koyacakları isme henüz karar vermeyen muhalefetin, bu konuda aday zenginliği içinde bulunması eleştirilere de sebep oluyor. Hareketin liderliği için TBMM'den Hakkı Akalın, Mehmet Tomanbay, Mehmet Kesimoğlu, Berhan Şimşek'in adı geçerken, dışarıdan Ertuğrul Günay, Mustafa Sarıgül isimleri ön plana çıkıyor. Muhaliflerin birleşme toplantısında, bu konuda kurultay toplanmasına imza verecek delegelerin önüne sandık koyarak, delegenin karar vermesini sağlamak yönünde bir karara varıldı.

DERVİŞ EKİBİ'NDEN MAHÇUP DESTEK

Gelişmeler karşısındaki tutumu en çok merak edilen isim olan Kemal Derviş, takınacağı tavrı açıklamaktan kaçınıyor. Seçimlerin ardından Baykal ve yönetimine eleştiri getirerek MYK'dan istifa eden Derviş, 30'lar hareketi ile mahcup bir temas içine girdi. Derviş'e yakın isimlerin başında yer alan İstanbul Milletvekili Zeynep Damla Gürel, resmen olmasa bile manevi desteğini muhalif gruplara verdiğini açıklamaktan çekinmiyor. Kemal Derviş, geçtiğimiz günlerde İktidar Yürüyüşü Hareketi'nin sözcüsü Mehmet Kesimoğlu ile yemekte buluşarak, bir değerlendirmede bulundu. Derviş, bu buluşmada yine kesin bir renk vermekten kaçındı.

BAYKAL EKİBİ KENETLENDİ

Muhalif kanadın, değişmesini istedikleri Baykal ve ekibi ise, son olaylardan sonra kenetlendi. Seçimleri takiben, yönetimde bazı değişiklikleri gündeme getirmeye hazırlanan Deniz Baykal'ın, bu kararından vazgeçtiği ifade edildi. Parti dışı muhalefetle güç birliği yapan milletvekillerine rest çeken Baykal, "CHP'yi kurultaylar partisi yapmanıza izin vermem. Benin bu yöndeki kararım olmasa, siz nasıl milletvekili olurdunuz?î diyerek ağırlığını koydu.

İSTİFADAN SONRA İHRAÇ YOLDA

Deniz Baykal'ın, olağanüstü grup toplantısında muhaliflere gözdağı vermesini istifa gerekçesi olan gösteren Mardin Milletvekili Muharrem Doğan'dan sonra, partide bazı ihraçların olabileceği de konuşuluyor. Mehmet Tomanbay'ın adını bizzat telaffuz ederek soruşturma açılacağını söyleyen Baykal'ın, muhalif hareket içindeki milletvekillerinden bazı isimler için de disiplin mekanizmasını işletebileceği ifade ediliyor. CHP Yönetiminin, "Dönülmez yola girdi" diyerek ipleri kopardığı isimlerin arasında Mehmet Tomanbay, Ahmet Güryüz Ketenci, Hakkı Akalın, Nurettin Sözen, Hasan Güyüldar, Berhan Şimşek bulunuyor.

YENİ BİR GRUP BEKLENTİSİ

Bütün bu gelişmeler ışığında, muhalif hareket başarılı olsun veya olmasın CHP'yi zor günler bekliyor. Muhalif grupların kurultayı toplayamaması, başarısız olması halinde bile, CHP içinden bazı istifalar gerçekleşebilir.İstifa sayısının TBMM'de yeni bir grubu oluşturacak sayıya ulaşması, kimse tarafından sürpriz olarak değerlendirilmiyor.




MUHALİFLER


Adana: Atilla Başoğlu, Ziya Yergök; Amasya: Mustafa Sayar; Ankara: İsmail Değerli, Yakup Kepenek, Muzaffer Kurtulmuşoğlu, MehmetTomanbay; Çorum: Feridun Ayvazoğlu; Denizli: Mustafa Gazalcı; Edirne: Nejat Gencan; Hatay: Züheyir Amber; İstanbul: Hasan Aydın, Ahmet Güryüz Ketenci, Kemal Kılıçdaroğlu, Berhan Şimşek; İzmir: Hakkı Akalın, Muharrem Toprak, Hakkı Ülkü; Kırklareli: Mehmet Siyam Kesimoğlu; Malatya: Ferit Mevlüt Aslanoğlu, Muharrem Kılıç; Mersin: Ersoy Bulut, Hüseyin Özcan; Sivas: Nurettin Sözen; Şanlıurfa: Mehmet Vedat Melik, Turan Tüysüz; Tekirdağ: Erdoğan Kaplan, Mehmet Nuri Saygun: Tunceli: Hasan Güyüldar, Yalova: Muharrem İnce.

melVin
31-05-2004, 09:26
Gündem 31 Mayıs 2004 Pazartesi.
(Bugün, 09:05)

--------------------------------------------------------------------------------
- Cumhurbaşkanı Sezer, Polonya Cumhurbaşkanı Aleksander Kwasniewski'nin davetlisi olarak bu ülkeye gidecek. Sezer, hareketinden önce Esenboğa Havalimanı'nda basına açıklama yapacak.

- Başbakan Erdoğan, Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı'nda yapılacak Dünya Gazeteler Birliği 57. Genel Kurulu'na katılacak.

- Bakanlar Kurulu, Başbakan Erdoğan'ın başkanlığında toplanacak.

- Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Gül, temaslarda bulunmak üzere Suudi Arabistan'ın Cidde kentine gidiyor.

- CHP Parti Meclisi, Genel Başkan Baykal'ın başkanlığında toplanacak.

- İstanbul'da 15 ve 20 Kasım 2003'de yapılan bombalı saldırılara ilişkin, 50'si tutuklu 69 sanığın yargılanmasına, İstanbul 2 No'lu DGM'de başlanacak.

- İsrail Başbakanı Şaron'un, "siyaset hayatındaki en büyük kumar" olarak nitelenen Gazze'den çekilme planını kabinenin onayına sunmayı bir hafta ertelemesinin ardından, bölgedeki gelişmeler izleniyor.

- Irak'ta, 30 Haziran'dan sonra idareyi devralması beklenen geçici hükümetin yapısıyla ilgili çalışmalar devam ederken lke, şiddet olaylarına sahne olmaya devam ediyor.

AA

melVin
31-05-2004, 09:31
YÖK Yasası İçin KARAR Günü

YÖK Yasası’nın durumu bugün önce Bakanlar Kurulu, ardından da AKP MYK toplantısında görüşüldükten sonra saptanacak. Başbakan Tayyip Erdoğan’ın açıklamaları da yasanın en fazla Genelkurmay temsilcisi ile ilgili zorunlu değişiklik yapıldıktan sonra yeniden Köşk’e gönderileceğini gösteriyordu. Hükümet eski tutumunda ısrar ederse, yasanın hızla TBMM’den geçirilerek bu hafta içinde yeniden onay için Cumhurbaşkanlığı’na gönderilmesi üzerinde duruluyor.

melVin
31-05-2004, 09:32
Bugün saat 15.00’de toplanacak Bakanlar Kurulu öncelikle YÖK Yasası’nı ele alacak. Abdullah Gül, Abdüllatif Şener, Cemil Çiçek ve Murat Başesgioğlu, açıkça ifade etmeseler de, yasa için israrcı olmamak gerektiği yönünde fikir beyan ediyorlar.

melVin
31-05-2004, 09:37
KKTC izolasyonun kalkması için atakta

KKTC izolasyonu kaldırmak için İslam ülkelerinde atağa geçti
31 Mayıs, 2004 06:06:00 (TSİ)

KKTC Dışişleri Bakanı ve Başbakan yardımcısı Serdar Denktaş, Kıbrıs Türk halkına uygulanan izolasyonların sona erdirilmesi amacıyla İslam ülkelerini geziyor.

Denktaş'ın ziyaret ettiği Pakistan, Kıbrıs Türklerine haklı davalarında destek konusunda güvence verdi.

Serdar Denktaş'ın ziyaretinin ardından, Pakistan Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada ''Pakistan'ın, Amerika Birleşik Devletleri'nden sonra Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'yle sürekli temas halinde olan ikinci ülke olduğuna işaret edildi.

Serdar Denktaş Pakistan ziyaretinin ardından Bangladeş'e geçti.

melVin
31-05-2004, 09:43
Mayıs ayı enflasyon tahmini: % 1.6

CNBC-e’nin 29 aracı kurum ve banka ekonomisti arasında yaptığı ankete göre, Mayıs ayında enflasyonun toptan eşya fiyatlarında yüzde 1.6, tüketici fiyatlarında yüzde 1 çıkması bekleniyor.

CNBC-E

31 Mayıs 2004— Tarım sektöründeki fiyat artışı ve döviz kurlarındaki hareketlenmeyle Nisan ayında tahminlerin üzerinde çıkan enflasyon oranının, Mayıs ayında yüzde 1.6 artması bekleniyor. CNBC-e’nin 29 banka ve aracı kurum ekonomisti arasında yaptığı ankete göre, Toptan Eşya Fiyat Endeksi’nin (TEFE) yüzde 1.6, Tüketici Fiyatları Endeksi’nin (TÜFE) yüzde 1 çıkması bekleniyor.

Çekirdek enflasyon olarak da bilinen özel imalat sanayi fiyat artışının ise, Mayıs ayında yüzde 1.8 olarak gerçekleşmesi öngörülüyor.

YILLIK ENFLASYON TAHMİNİ % 11.9
Katılımcıların yıl sonu enflasyon oranıyla ilgili tahminlerinin ortalaması ise, TÜFE’de yüzde 11.9, TEFE’de yüzde 14.9 olarak belirlendi.
Gelecek 12 aylık TÜFE beklentisi yüzde 11.8 olarak tahmin edilen ankette, TEFE beklentisi yüzde 10.7 seviyesinde öngörüldü.
Ankette, yıl sonu dolar kuru beklentileri de 1 milyon 602 bin 992 lira düzeyinde yoğunlaşıyor.

melVin
31-05-2004, 10:37
İMAM HATİPLER FİNANCİAL TİMES'TA... ERDOĞAN, YÖK YASASINI SAVUNDU!

Başyazısında da imam hatip konusunu işleyen Financial Times'a konuşan Başbakan Erdoğan, Cumhurbaşkanı Sezer'in meclise geri gönderdiği YÖK yasasını savundu.
31 Mayıs 2004 Pazartesi 10:26

İmam hatip mezunlarına üniversitelerin bazı bölümlerine girişlerinde engelleri kaldıran tasarının laikliğe karşı bir girişim olmadığını söyleyen Erdoğan, İngiliz gazetesinin bildirdiğine göre, ''Bu tasarıya karşı çıkanlar eğitimde fırsat eşitliğine karşı çıkıyor'' dedi.

Harvard Üniversitesi'nde yüksek lisans yapan oğluna kimsenin ''imam hatipli misin?'' diye sormadığını anlatan Erdoğan, Avrupa Birliği meselesine de değiniyor. Londra ziyaretinde yapıldığı söylenen mülakatta Başbakan'ın, ''Türkiye'ye üyelik müzakereleri için tarih verilmemesinin büyük bir haksızlık olacağı'' tezini tekrarladığı görülüyor.

Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne yük olmayacağı, aksine birliğin yükünü hafifleteceğini savunuyor. Erdoğan'ın, Türkiye'nin çalkantılı bir bölgede istikrarlı bir ülke olduğunu, güçlü bir orduya sahip olduğunu vurguladığı aktarılıyor.


ORDU-AKP GERGİNLİĞİNE DİKKAT!

Financial Times, imam-hatipler meselesini başyazısında da işlemiş. Türkiye'nin üyeliğinin önümüzdeki altı ayda Avrupa'da daha fazla tartışılacağını anlatan gazete, Avrupa Birliği'nin genişleme projesinde en zorlu kararın Türkiye konusunda alınacağını bildiriyor.

Yazıya göre, üyelik umudu Türkiye'ye keskin bir dönüşüm yaşattı. Uyum çabasının sosyal ve ekonomik alanda güçlü bir reform dalgası oluşturduğu belirtiliyor. Gazete bu değişimin gerginliğe de yol açtığını kaydediyor.

Özellikle laik devleti savunanlarla, buna silahlı kuvvetleri de dahil ediyor, iktidardaki AKP arasındaki gerilimin dikkatle ele alınması gerektiğini vurguluyor.

Şöyle diyor Financial Times:

''Başbakan Recep Tayyip Erdoğan için zorlu bir denge görevi var. Bir yandan Türkiye'nin modern laik demokratik bir devlet olarak kalacağını Avrupa Birliği'ne kanıtlaması, öte yandan da kendi tabanına Türkiye'deki laikliğin kendilerine karşı ayrımcılık demek olmadığını göstermesi gerekiyor.'' ''AKP de laikliği savunanlar da AB'ye bakıyor''


AVRUPA BİRLİĞİ SORUNU ÇÖZECEK

İmam hatip mezunlarının üniversiteye girişte haksızlığa uğradığını savunan AKP ile Cumhurbaşkanı Sezer arasındaki görüş ayrılığının arka planında bu sürecin olduğunu belirten Financial Times, ''İki taraf da Avrupa Birliği üyeliğinin durumu düzelteceğine inanıyor'' diye yazmış.

Şöyle diyor gazete:

''Atatürk'ün izinden gidenler laikliğin Avrupa Birliği sayesinde teminat altına alınacağını, Erdoğan ve taraftarları ise daha fazla hoşgörünün bu sayede mümkün olacağını düşünüyor ve işin ironisi, iki tarafın da haklı olması...'' Erdoğan'ın, ''Türkiye'yi reformlarıyla, siyasi değerleriyle yargılayın, dini veya kültürüyle değil'' dediğini belirten Financial Times, ''Aydınlanma değerlerinin temel unsurlarından biri de dinî hoşgörüdür'' diye yazıyor.

Türkiye'nin üye olmak istediği Avrupa'nın bu olduğunu kaydeden gazete, bu sınavı geçmek için azınlık haklarını teminat altına almaktan, ölüm cezasını kaldırıp, ordunun iktidardan uzaklaştırılmasına kadar takdire şayan bir ilerleme kaydettiğini vurguluyor.

Dini okullarla ilgili meselenin hala yapılacak şeyler olduğunu gösterdiğini, Türkiye'nin dini alanda artık biraz gevşemeye ihtiyacı olduğunu belirtiyor.

Financial Times'a göre, anlaşmazlığın iki tarafı da biraz yumuşamazsa, demokrasinin zarar göreceğini bildiriyor. İslam'ın laik bir devlette de serpilebileceğini gösterebilecek gücün Avrupa Birliği olduğunu, bunun Avrupa için de iyi bir ders olacağını anlatıyor.

melVin
31-05-2004, 12:25
GAYRIMENKULDE DE YABANCILARIN GÖZDESİ TÜRKİYE

--------------------------------------------------------------------------------
Türkiye, gayrımenkulde de yabancıların gözde ülkesi oldu. Başta Yunanlılar ve Almanlar olmak üzere 64 ülkenin vatandaşı bugüne kadar 70 ilde 41 bin 683 adet mülk edindi. Dış dünyanın Türkiye'ye ilgisi, yabancıların ülkemizde mülk edinmesini kolaylaştıran 4916 sayılı ''Çeşitli Kanunlarda ve Maliye Bakanlığı'nın Teşkilat ve Görevleri Hakkında KHK'de Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun'' uygulamaya girdiği 19 Temmuz 2003'den sonra hızlı bir artış gösterdi.
--------------------------------------------------------------------------------
Tapu ve Kadastro Genel Müdürü Zeki Adlı'dan alınan
bilgiye göre, söz konusu düzenleme öncesi 18 bin 534'ü bağımsız bölüm
olarak nitelenen ev ve daire, 4 bin 239'u bina-meskenli arsa, 14 bin
805'i arza-arazi olmak üzere toplam 37 bin 578 taşınmaz, yabancıların
mülkiyetine geçmişti.
Bu tarihten sonraki 10 ayda ise yabancılar tarafından 4 bin 105
gayrımenkul satın alındı. Türkiye'de mülk edinen yeni yabancı sayısı
da 4 bin 714 olarak gerçekleşti.
Böylece yabancıların 27 Mayıs itibariyle Türkiye'de aldığı
taşınmaz mal adedi 41 bin 683, Türkiye'de gayrımenkule yatırım yapan
yabancı sayısı ise 43 bin 255 olarak belirlendi.
Yabancıların elinde olan taşınmazların 15 bin 659'unu 319 milyon
924 bin 895 metre karelik alana sahip arsa ve araziler, 4 bin 480'ini
binalı-meskenli arsa ve araziler, 21 bin 544'ünü de daire ve diğer
evler oluşturdu.
Binalı-meskenli alanların büyüklüğü 1 milyon 618 bin 226 metre
kare, daire ve diğer evlerin kapladığı alan da 2 milyon 193 bin 94
metre kare olarak ölçüldü.

-HER İSTEYEN MÜLK EDİNEMİYOR-

Yasalara göre her isteyen Türkiye'de mülk edinemiyor. Türk
vatandaşlarına bu konuda hiçbir sınırlama getirmeyen ülkelerin
vatandaşları, Türkiye'de de hiçbir kısıtlama olmaksızın gayrımenkul
alabiliyor.
Taşınmaz mal edinimi konusunda Türkiye ile arasında tam
karşılıklılık bulunan ülke sayısı 87. Türkiye ile karşılıklılık
olmayan ülkelerin sayısı ise Suriye, Bulgaristan ve Arnavutluk
haricinde 34.
Taşınmaz konusunda tam karşılıklılık bulunan 87 ülkenin dışında 24
ülke vatandaşları da Türkiye'de sadece bina edinebiliyor.
Bugüne kadar Türkiye'de taşınmaz mal edinme talebinde hiç
bulunmadığından, hakkında herhangi bir değerlendirme yapılamayan,
ancak başvuru halinde durumları incelenecek ülke sayısı ise 36.

-64 ÜLKE VATANDAŞINA MÜLK SATTIK-

Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü verilerine göre, günümüzde 64
ülke vatandaşının Türkiye'de gayrımenkulu bulunuyor. Bu ülkeler de
şöyle sıralanıyor:

Almanya, ABD, Arjantin, Arnavutluk, Avustralya, Avusturya,
Azerbaycan, Bahreyn, Belçika, Bosna-Hersek, Brezilya, Bulgaristan,
Cezayir, Çek Cumhuriyeti, Danimarka, Dominik Cumhuriyeti, Endonezya,
Filipinler, Finlandiya, Fransa, Guatemala, Gürcistan, Hırvatistan,
Hindistan, Hollanda, Irak, İngiltere, İran, İrlanda, İspanya, İsrail,
İsveç, İsviçre, İtalya, Japonya, Kanada, Kazakistan, KKTC, Kuveyt,
Libya, Lübnan, Lüksemburg, Macaristan, Makedonya, Meksika, Mısır,
Moldova, Norveç, Pakistan, Polonya, Portekiz, Romanya, Rusya
Federasyonu, Sırbistan ve Karadağ, Slovenya, Suriye, Suudi Arabistan,
Tunus, Türkmenistan, Ukrayna, Ürdün, Venezuela, Yeni Zelanda ve Yunanistan.

-YUNANLILAR MÜLK ZENGİNİ-

Türkiye'de gayrımenkulü olan yabancıların üçte birini (yüzde 33.4)
Yunanlılar oluşturuyor. Halen Türkiye'de 14 bin 459 Yunan vatandaşının
12 bin 557 adet taşınmazı bulunuyor.
10 bin 827 adet gayrımenkule sahip 11 bin 750 Alman vatandaşı ise
Türkiye'de mülk ediniminde Yunanlıları izliyor.
Üçüncü sırada gayrımenkul adedi açısından Suriyeliler, Türkiye'de
mülkü olan yabancı sayısı açısından ise İngilizler yer alıyor.
5 bin 258 İngiliz'in Türkiye'de 4 bin 101 adet taşınmazı
bulunurken, 2 bin 474 Suriyeliye ait gayrımenkul sayısı ise 4 bin 589
olarak belirleniyor.
Gayrımenkulde Türkiye'ye yönelen diğer ülkeler arasında da
Hollanda, Fransa, ABD, Avusturya, Belçika, İtalya ve KKTC başı
çekiyor.

-KİM, NE ALDI?-

Türkiye'de gayrımenkul satın alan bazı ülke vatandaşları ile
bunların sahip oldukları taşınmaz miktarları şöyle:

ÜLKELER TAŞINMAZ SAYISI KİŞİ SAYISI

--------------- --------- -----------

Almanya 10.827 11.750

ABD 954 725

Arjantin 18 8

Avustralya 101 93

Avusturya 867 738

Azerbaycan 1 1

Belçika 383 354

Brezilya 97 17

Bulgaristan 110 117

Danimarka 160 190

Dominik Cumhuriyeti 1 1

Filipinler 9 15

Fransa 669 722

Guatemala 3 2

Hindistan 1 1

Hollanda 1.474 1.830

Irak 60 64

İngiltere 4.101 5.258

İran 400 430

İrlanda 358 436

İsrail 132 97

İsveç 157 154

İsviçre 133 94

İtalya 987 949

Japonya 33 32

Kanada 117 102

KKTC 998 908

Kuveyt 14 14

Libya 1 7

Lübnan 343 201

Meksika 4 1

Moldova 1 1

Norveç 226 277

Polonya 11 9

Rusya 75 23

Suriye 4.589 2.474

Suudi Arabistan 83 88

Ürdün 130 12

Yeni Zelanda 10 9

Yunanistan 12.557 14.459

31.05.2004 11:23:54

melVin
31-05-2004, 12:29
OPERASYON!!! Kahramanmaraş'ta 12 PKK/KONGRA-GEL üyesi silahlarıyla birlikte yakalandı.
(Bugün, 11:04)

--------------------------------------------------------------------------------

Kahramanmaraş'ın Elbistan İlçesi'nde terör örgütü PKK/KONGRA-GEL üyesi 12 kişinin silahlarıyla birlikte yakalandığı bildirildi.
Kahramanmaraş Emniyet Müdürü Yılmaz Orhan, yaptığı açıklamada, Kahramanmaraş Emniyet Müdürlüğü ekiplerinin Elbistan ilçesinde gerçekleştirdiği operasyonda, terör örgütü PKK/KONGRA-GEL üyesi 12 kişinin bol miktarda silah, mühimmat ve örgüt malzemesiyle birlikte yakalandığını açıkladı.
AA

melVin
31-05-2004, 12:32
TEKEL'DE ÖZELLEŞTİRME STRATEJİSİ BELİRLENEMEDİ...

Teklif edilen fiyat düşük bulunduğu için özelleştirme ihalesi iptal edilen TEKEL'in sigara bölümünde yeni ihale öncesi strateji arayışı sürüyor.
31 Mayıs 2004 Pazartesi 11:47

IMF'ye verilen niyet mektubunda Nisan ayı sonuna kadar TEKEL'in sigara bölümü için stratejinin belirleneceği taahhüt edilirken, bu konudaki çalışmalar halen bitirilemedi.

Şimdiye kadar potansiyel alıcı firmalar ile yapılan görüşmelerde, firmaların talepleri alındı ve İdare'nin beklentileri aktarıldı.

Görüşmelerde TEKEL'in elindeki tütün stoklarının satışa dahil edilmemesi konusunda uzlaşı oluştuğu belirtilirken, son kararı İdare'nin vereceği vurgulanıyor.


VERGİ İNDİRİMİ İSTEDİLER

Bu arada görüşmelerde, Türkiye'de üretim yapan bazı sigara firmalarının TEKEL'in daha karlı hale getirilmesi için Maliye Bakanlığı'ndan Türk tütünü ile üretilen sigaralar için özel tüketim vergisi indirimi istediği öğrenildi.

Görüşmelerde gündeme gelen söz konusu talep çerçevesinde, özellikle Maltepe ve Samsun sigaralarından daha düşük vergi alınması önerildi.

Nispi özel tüketim vergisinin yanı sıra sigaralara ayrıca maktu özel tüketim vergisi getirildiğine dikkat çeken sigara üreticileri, satış fiyatı üzerinden kademeli vergilemeye gidilmesini son derece adaletsiz olarak nitelendiriyor.

Vergilendirmenin Türk veya yabancı tütün ile üretim veya nikotin ve katran oranına göre yapılabileceğini kaydeden yerli üreticiler, bu toplantılarda şu değerlendirmede bulundular:

''Özelleştirilmesi için yeniden ihaleye çıkarılacak olan TEKEL, tamamen Türk tütününden üretilen Maltepe ve Samsun sigaralarında mevcut vergi oranı ile zarar ediyor. Bir paket Samsun ya da Maltepe sigarası, fabrikadan 167 bin 500 liraya çıkıyor. Bu hesap karşısında TEKEL'in ya da özelleştirme sonrasında bu sigaraları üretecek firmaların kar etmesi mümkün değil. Bu durum, Türk tütününün geleceği açısından da son derece kaygı verici bir tablo ortaya çıkarıyor.'' Maltepe ve Samsun konusunda bu eleştiriyi getiren üretici firmalar, Maliye Bakanlığı'ndan söz konusu sigaralara uygulanan özel tüketim vergisini düşürmesini istediler.

Ancak, bu isteği vergi tekniği açısından da uygulanamaz bulan Gelir İdaresi, sigara firmalarının bu önerisine sıcak bakmadığını ifade etti.

melVin
31-05-2004, 12:34
ŞOK İDDİA!..TÜRKİYE'DE HÜKÜMETTEN BAĞIMSIZ NÜKLEER BOMBA SEVKIYATI YAPAN GİZLİ BİR ÖRGÜT VAR!..

Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'nın iddiası: Nükleer bomba malzemesi BBC China gemisiyle Türkiye'den Libya'ya taşındı. Atom Enerjisi Ajansı'nın raporunda, Malezya yapımı L- santrifüj parçalarının geçtiğimiz mart ayında Türkiye'den Dubai'ye, oradan da gizlice Libya'ya sokulduğu belirtildi. NÜKLEER parçaların BBC China gemisiyle taşındığı, Türk mühendislerce monte edildiği öne sürüldü, ''Olayın Türk hükümetiyle bağlantısı yok'' dendi.
31 Mayıs 2004 Pazartesi 12:13

Kim bu nükleer Türkler?


Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'ndan (IAEA) Türkiye'yi karıştıracak rapor... IAEA, Libya'nın nükleer bomba yapmak üzere yasadışı yollardan elde ettiği ekipmanı Türkiye üzerinden kaçırdığını açıkladı. Raporda nükleer bomba yapımında kullanılan uranyumun zenginleştirilmesine yarayan Malezya yapımı L-2 santrifüj parçalalarının, Mart ayında Türkiye'den Dubai'ye, oradan da Libya'ya gönderildiği iddia edildi. IAEA'ya göre Türkiye, nükleer madde kaçakçılığında Pakistan'dan sonra en önemli durak. Libya yönetimi, Kasım 2003'te kitle imha silahı programından vazgeçtiğini açıklamıştı.


'ALMAN ŞİRKETE ÇALIŞIYOR'

IAEA'nın raporundaki iddialar bununla da bitmiyor. Rapora göre santrifüj parçalarının monte edilmesini de Türk mühendisler gerçekleştirildi. Raporda Türk mühendislerin adı açıklanmadı. Ancak içlerinden birinin uzun süre Alman firması Siemens için çalıştığı belirtildi. Tüm bu iddialarla birlikte Türkiye'nin adı ilk kez üst düzeyde nükleer madde kaçakçılığına karışmış oldu. Bu, Türkiye'nin adının karıştığı ilk nükleer skandal değil. Geçtiğimiz aylarda Libya'ya nükleer silah programı sattığını itiraf eden Pakistanlı Dr. Abdül Kadir Han'ın bir numaralı adamı Ebu Tahir, pazarlığın 1997 yılında İstanbul'da yapıldığı yönünde ifade vermişti. Tahir, programa Türk mühendis ve işadamlarının da katıldığını söylemişti.


BATILI İSTİHBARATI ATLATTILAR

Türkiye'den yola çıkan ve uranyum yapımında kullanılan L2 santrifrüjlarını Mart ayında Libya'ya götüren BBC China adlı gemi, İtalya'da ele geçirildi. Mürettebatından bazıları kaçtı. Yakalananların itirafları üzerine polis birimleri harekete geçti ve ''teröristlerin'' Türk mühendislerin monte ettiği L2'leri Libya'ya sokarak ülkeyi yakın takibe alan İngiliz ve ABD istihbaratını atlattığını belirledi.

SABAH

melVin
31-05-2004, 13:51
İHRACAT VE İTHALAT FİYATLARI MARTTA GERİLEDİ
--------------------------------------------------------------------------------
Mart ayında önceki aya göre yüzde 0.4 ucuzlayan ihracat miktar olarak yüzde 40.9; yüzde 0.7 ucuzlayan ithalat da yüzde 38.8 artış kaydetti. İlk üç aylık dönemin ortalamasında ihracat geçen yılın eş dönemine göre yüzde 14.4, ithalat yüzde 6.4 pahalandı, ihracatta yüzde 10.3 miktar artışı olurken, ithalat miktarındaki artış yüzde 35.8'e ulaştı.
--------------------------------------------------------------------------------

İhracat ve ithalat fiyatları mart ayında, önceki aya göre geriledi, miktarı ise yüzde 40 dolayında artış gösterdi.

Devlet İstatistik Enstitüsü (DİE) dış ticaret fiyat endekslerinin mart ayı sonuçlarını açıkladı. Buna göre mart ayında yüzde 0.4 ucuzlayan ihracatta miktar bazında yüzde 40.9 artış yaşandı. Önceki aya göre yüzde 0.7 ucuzlayan ithalatta da miktar olarak yüzde 38.8 artış gerçekleşti.

Geçen yılın aynı ayına göre yüzde 13 daha pahalı olan ihracatın miktarı ise yüzde 13.6 daha yüksek çıktı. İthalat fiyatında geçen yılın aynı ayına göre artış yüzde 5.9'la ihracat fiyatına oranla daha düşük, ithalat miktarındaki artış ise yüzde 42.3'le çok daha yüksek düzeyde gerçekleşti.

ÜÇ AYLIK GERÇEKLEŞME

İlk üç aylık dönemin ortalamasında bu yıl ihracat geçen yılın aynı döneminin ortalamasına göre yüzde 14.4, ithalat ise yüzde 6.4 pahalandı. Üç aylık dönemlere göre ihracatta yüzde 10.3 miktar artışı olurken, ithalat miktarındaki artış yüzde 35.8'e ulaştı.

Son 12 aylık dönemdeki ortalama fiyata göre de ihracatın önceki bir yıllık döneme göre yüzde 11, ithalatın yüzde 6.2 pahalandığı belirlendi. Yıllık ortalamalara göre ihracatta yüzde 19.3, ithalatta yüzde 35.2 oranında miktar artışı yaşandı.

31.05.2004 12:16:42

melVin
31-05-2004, 13:55
EPDK'DAN 22 LİSANS
--------------------------------------------------------------------------------
Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu (EPDK) toplam 21 şirkete elektrik üretim lisansı, bir şirkete de doğalgaz dağıtım lisansı verdi. Resmi Gazete'nin bugünkü sayısında yayımlanan EPDK kararına göre, toplam 21 şirkete elektrik üretim lisansı, bir şirkete de doğalgaz dağıtım lisansının verildiği bildirildi. Resmi Gazete'de yayımlanan ilana göre lisans alan şirketler şunlar:

Yapısan Elektrik Üretim Anonim Şirketi Malatya İli,Darende İlçesi, Tohma Çayı üzerinde Hacılar HES Hidro-elektrik 13,34 MW Üretim Lisansı 25/5/2004 tarihli Kurul Kararı ile 31/5/2004 tarihinden itibaren 40 yıl

Graniser Granit Seramik Sanayi ve Ticaret A.Ş.Manisa İli, Akhisar İlçesi, Organize Sanayi Bölgesi Doğal Gaz / Motorin
5 MW Otoprodüktör Lisansı 25/5/2004 tarihinden itibaren 15 yıl

Park Toptan Elektrik Enerjisi Satış Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi Toptan Satış Lisansı 18/5/2004 tarihinden itibaren 10 yıl

Bares Elektrik Üretimi Anonim Şirketi Balıkesir İli, Bandırma İlçesi, Erikli Mevkii Rüzgar 30 MW Üretim Lisansı 18/5/2004 tarihinden itibaren 20 yıl

Erak Giyim Sanayii ve Ticaret Limited Şirketi Tekirdağ İli 1,365 MW Otoprodüktör Lisansı 11/5/2004 tarihinden itibaren 15 yıl

Dardanel Elektrik Üretimi Anonim Şirketi Çanakkale İli, Ayvacık İlçesi, Tuzla Mevkii Jeotermal 7,5 MW Üretim Lisansı 11/5/2004 tarihinden itibaren 40 yıl

Elektrik Üretim Anonim Şirketi Yüreğir HES Hidro-elektrik 5,84 MW Üretim Lisansı 11/5/2004 tarihinden itibaren 10 yıl

Elektrik Üretim Anonim Şirketi Kepez 2 HES Hidro-elektrik 6 MW Üretim Lisansı 11/5/2004 tarihinden itibaren 10 yıl

Elektrik Üretim Anonim Şirketi Seyhan 2 HES Hidro-elektrik 7,14 MW Üretim Lisansı 11/5/2004 tarihinden itibaren 10 yıl

Elektrik Üretim Anonim Şirketi Kepez I HES Hidro-elektrik 26,4 MW Üretim Lisansı 11/5/2004 tarihinden itibaren 10 yıl

Elektrik Üretim Anonim Şirketi Karacaören 2 HES Hidro-elektrik 46,4 MW Üretim Lisansı 11/5/2004 tarihinden itibaren 10 yıl

Elektrik Üretim Anonim Şirketi Manavgat HES Hidro-elektrik 48 MW Üretim Lisansı 11/5/2004 tarihinden itibaren 10 yıl

Elektrik Üretim Anonim Şirketi Kadıncık 2 HES Hidro-elektrik 56 MW Üretim Lisansı 11/5/2004 tarihinden itibaren 10 yıl

Elektrik Üretim Anonim Şirketi Seyhan I HES Hidro-elektrik 60 MW Üretim Lisansı 11/5/2004 tarihinden itibaren 10 yıl

Elektrik Üretim Anonim Şirketi Kadıncık I HES Hidro-elektrik 70 MW Üretim Lisansı 11/5/2004 tarihinden itibaren 10 yıl

Elektrik Üretim Anonim Şirketi Sır HES Hidro-elektrik 283,5 MW Üretim Lisansı 11/5/2004 tarihinden itibaren 10 yıl

Elektrik Üretim Anonim Şirketi Berke HES Hidro-elektrik 514,5 MW Üretim Lisansı 11/5/2004 tarihinden itibaren 10 yıl

Eltek Elektrik Enerjisi İthalat İhracat ve Toptan Ticaret Anonim Şirketi Toptan Satış Lisansı 4/5/2004 tarihinden itibaren 10 yıl

As Makinsan Elektrik Üretim Limited Şirketi Hatay İli, Belen İlçesi, Belen-Şenbük-Karnıkara-Şeyhyusuf-Halilbey Mevkii
Rüzgar 19,8 MW Üretim Lisansı 4/5/2004 tarihinden itibaren 20 yıl

Akenerji Elektrik Enerjisi İthalat İhracat ve Toptan Ticaret Anonim Şirketi Toptan Satış Lisansı 4/5/2004 tarihinden itibaren 10 yıl

Aydın Örme Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi Sakarya İli, Akyazı İlçesi Doğal Gaz 8,56 MW Otoprodüktör Lisansı
4/5/2004 tarihinden itibaren 15 yıl

E.R.S. Aksaray Doğalgaz Dağıtım Anonim Şirketi Dağıtım Lisansı 25/05/2004 tarihinden itibaren 30 yıl

31.05.2004 12:11:37

melVin
31-05-2004, 13:56
ERDOĞAN DÜNYA BASININDAN AB DESTEĞİ İSTEDİ

Dünya Gazeteciler Birliği(WAN) Genel Kurulu açılışında bir konuşma yapan Başbakan Erdoğan, Türkiye'nin Avrupa Birliği ile ilişkilerinde beklentilerinin yükseldiği kritik bir döneme girdiğini söyleyerek, ''40 yıldır kaydettiğimiz ilerlemelerin ülkemize tam üyeliği getirmesini istiyoruz'' diye konuştu.
31 Mayıs 2004 Pazartesi 13:32

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, önümüzdeki aralık ayının Türkiye'nin AB hasretinin bitme tarihi olduğunu söyledi ve dünya gazetecilerinden AB konusunda destek istedi.

Dünya Gazeteciler Birliği(WAN) Genel Kurulu açılışında bir konuşma yapan Başbakan Erdoğan, Türkiye'nin Avrupa Birliği ile ilişkilerinde beklentilerinin yükseldiği kritik bir döneme girdiğini söyleyerek, ''40 yıldır kaydettiğimiz ilerlemelerin ülkemize tam üyeliği getirmesini istiyoruz'' diye konuştu.

Önümüzdeki aralık ayının Türkiye'nin AB hasretinin bitme tarihi olduğunu belirten Erdoğan, bu tarihte tam üyeliğin değil, tam üyeliğe giden sürecin başlayacağına dikkat çekerek, müzakere sürecinin başlaması konusunda dünya basınını Türkiye'ye destek vermeye çağırdı.


''AB'yi siyasi değerler bütünü olarak görüyoruz''


Türkiye'nin AB'yi bir çelik-kömür birliği, ekonomik birlik, hıristiyan kulübü ya da medeniyetlerin çatıştığı adres olarak görmediğini vurgulayan Erdoğan, Türk halkının AB'yi medeniyetlerin buluştuğu, siyasi değerler bütünü olarak gördüğünü söyledi.

Erdoğan, AB'nin Türkiye konusundaki tavrı için, ''ya küresel bir vizyon ortaya koyacak ya da kendi sınırlarını tayin etmek suretiyle içine tıkanıp kalacak... Karar sadece bizi etkilemeyecektir, AB'nin vizyonunun ne olacağı ve gelecekte kendisini nasıl biçimlendireceği sorularına cevap olacaktırö diye konuştu.


Reformlar tamam, sıra uygulamada


Başbakan Erdoğan, Türkiye'nin halkının çoğunluğu müslüman olan ülkeler arasında Batı medeniyetiyle uyum sağlayabilecek tek örnek ülke olduğunu savundu.

Türkiye'nin anayasal ve yasal değişikliklerin tamamını bitirdiğini kaydeden Erdoğan, uygulama çalışmalarının hızla devam ettiğini açıkladı. Başbakan, Türkiye'nin 200 yıldır devam eden modernleşme sürecini AB ile tamamlamak istediğini de sözlerine ekledi.


''WAN'ın çabalarını saygıyla karşılıyoruz''


Erdoğan, Türkiye'nin WAN üyeleri arasında işbirliğini artıracak gelişmeleri destekleyeceğini ifade ederek WAN üyelerine, ''evrensel barış idealine yaptığınız katkılardan ötürü alkışlamak istiyorum'' dedi.


WAN Kongresi başladı


Dünya Gazeteler Birliği'nin 57'inci Genel Kurulu ve 11'inci Editörler Forumu başladı. Toplantılara 90 ülkeden binin üzerinde genel yayın yönetmeni ve gazete sahibi katılıyor.

Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre Merkezi'nde yapılan toplantı saat 10.00'da Mehteran Bölüğü'nün gösterisiyle başladı.


Aydın Doğan: ''Demokrasi ve özgür basın, tek yumurta ikizleridir''


Toplantının açılış konuşmasını Türkiye Gazete Sahipleri Birliği Başkanı Aydın Doğan yaptı. Demokrasi ve özgür basının tek yumurta ikizleri olduğunu söyleyen Aydın Doğan, ''demokratik rejimlerin tüm dünyaya egemen olması için mücadele etmeliyiz. Dışarıdan zorla dayatılan demokrasilerin sorunu çözmediğini gördük'' dedi.

Aydın Doğan, gazetecilik mesleğinin çıkarları için basına kara para girmemesi gerektiğinin de altını çizdi.


Yaşar Kemal de bir konuşma yaptı


WAN Genel Kurulu'nun açılışında bir konuşma yapan yazar Yaşar Kemal, küreselleşme sürecinin insanlığı hızla tek tip bir dünyaya, tek bir kültüre yönlendirdiğini söyledi.

Dünya basınının dünyanının yeniden yapılanmasında önemli bir role sahip olduğunu belirten Kemal, ''ancak basının dünyayı yeniden yapılandırmadan önce kendisini yeniden yapılandırması gerekö diye konuştu.

Yaşar Kemal, basının hiçbir yardım almadarn, kendi iradesiyle kendisini özgürleştirebileceğine dikkat çekti.

Kemal, terör olaylarına da değinerek ''11 eylül olaylarını kimse istemezdi ancak ABD'nin demokratik gelişmelerde büyük yanlışları oldu... Aymazlık böyle sürüp giderse insanlığın sonu iyi olmayacaktır'' dedi.

İnsanlığın iyi bir sonuca varmasının yolunun gerçek bir demokrasiden geçtiğini söyleyen Kemal, ''gerçek demokrasilerde gelir dağılımı yüzyılımızdaki gibi utanç verici olmayacaktırö diye konuştu.

melVin
31-05-2004, 14:05
BAŞBAKAN ERDOĞAN: BİR HÜKÜMET SUİKAST İÇİN KARAR ALAMAZ

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''Olabilecek aksi bir durumda, Kopenhang Kriterleri'nin adını 'Ankara Kriterleri' koyup, yolumuza devam edeceğiz'' dedi.
31 Mayıs 2004 Pazartesi 14:00

ERSAN KARAOĞLU

İSTANBUL - Başbakan Erdoğan, Dünya Gazeteler Birliği (WAN/World Association of Newspapers) 57. Genel Kurulu ve 11. Dünya Editörler Forumu'nda (WEF/World Editors Forum) yapılan konuşmaların ardından, yabancı gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Basın mensuplarının, ''Türkiye'nin AB üyeliği reddedilirse, halkınızın batıya dönük tavrı nasıl olacaktır?'' sorusuna Erdoğan, ''Biz şu ana kadar Kopenhang Kriterleri'ne uygun reform paketlerimizi bitirdik. Yoğun bir şekilde yasaları hayata geçirme çabasındayız. 'Aralık 2004'e kadar tüm adımları yetiştirebilir misiniz?' derseniz bu biraz zaman alabilir. Diğer tam üye olmuş üyeler bile bu eksiklikleri müzakere süreci içinde tamamlamışlardır. Türkiye bunlardan çok daha ileridedir. Böyle bir şey düşünmek istemiyorum ama, olabilecek aksi bir durumda, biz Kopenhang Kriterleri'nin adını Ankara Kriterleri koyup yolumuza devam edeceğiz'' yanıtını verdi.

''Türkiye'nin AB'ye üyeliğinden sonra sizce sırada hangi ülkeler olmalı?'' sorusuna gülerek karşılık veren Erdoğan, ''Şu anda genişlemeden sorumlu ülke biz değiliz. Programda 2007 yılına kadar Romanya, Bulgaristan, Hırvatistan ve Türkiye var. Bizim burada bir kıskançlığımız söz konusu değil. AB bunun için, çok güzel, farklı, anlamlı bir adres olabilir. Yeter ki bu süreci hızlandıralım. Yeter ki kıskançlık denilen olayı, inançları bahane etmek suretiyle bu işi geri bırakmayalım'' ifadelerini kullandı.

Yemenli bir gazetecinin Arap ülkeleriyle Türkiye ortaklığı konusundaki düşüncelerini sorması üzerine Başbakan Erdoğan, ''Öncelikle demokratikleşme sürecine yönelik olarak bizler, bu münasebetlerimizi özellikle son zamanlarda geliştirmeye başladık. Bunun devam etmesinden yanayız. Üst düzey sistem bazında yardımlaşmamız, inanıyorum ki demokratikleşme sürecini çok daha farklı bir konuma getirecektir. Ama bu kısa vadeli bir süreç değildir. Demokratikleşme sürecini gerçekleştirmek için, sağlıklı ve tam demokrasi burada hedef olmalıdır'' dedi.

Tayyip Erdoğan, konuşmasında Türkiye'de dini özgürlüğün durumuna da değinerek, ''Dini inanç özgürlüğü konusunda bazı sıkıntılarımız var. Bunlar zaman içinde aşılıyor. Bizler göreve geldiğimizden bu yana, özellikle AB hakkında yaptığımız çalışmalarda bu konulara yer verdik. Türkiye, bu konuları aşmış bir ülke olarak huzurlu durumdadır. İster inanç ve vicdan özgürlüğü noktasında olsun, ister örgütlenme özgürlüğü noktasına olsun, genelde mevzuattan kaynaklanan bazı sıkıntıların zamanla aşılacağı kanaatindeyim. Fikrinden, inancından dolayı eyleme dönüşmedikçe, kimsenin hapislere atılmasını istemeyen biriyim. Bunu tam olarak aştığımız gün, demokrasiye geçmiş oluruz'' diye konuştu.


''YUNANİSTAN-TÜRKİYE ARASINDAKİ İLİŞKİLER, OLUMLU BİR ÇİZGİYE TAŞINACAKTIR''

Basın mensuplarının, ''Tüm komşularınızla iyi ilişkiler içinde olduğunuzu söylediniz. Yunanistan ve Kıbrıs'la ilişkilerinizi anlatır mısınız?'' sorusuna Başbakan Erdoğan, ''Ben tüm komşularımızla iyi ilişkiler içinde olduğumuzu söylemedim. Komşularımızla olan ilişkilerin çok iyi olması yolunda iyi adımlar attığımız söyledim. Hepsiyle şu anda gidiş gelişlerimiz devam ediyor. Yunanistan ile olan ilişkilerimizi daha geniş bir platforma taşıma gayreti içindeyiz. Çifte vergilendirmeyi kaldırdık, kendileriyle bir doğalgaz anlaşması yaptık, turizmde müşterek adımlar atmak gayreti içindeyiz, Ege'deki sıkıntıları da aşacağız. İyi niyet burada esas. Bu münasebetlerimiz temenni ediyorum ki, Yunanistan-Türkiye arasındaki ilişkiler olumlu bir çizgiye taşınacaktır. Diğer Balkan ülkeleriyle ilişkilerimiz de, Türkiye istikrara sağlayarak bir rolü üstlenmek zorundadır. İlişkilerimizi geliştiriyoruz'' şeklinde yanıt verdi.

İstanbul'da yaşanan bombalama olaylarıyla ilgili yargılanan 9 kişinin akıbetinin sorulması üzerine Erdoğan, ''Biz özellikle ülke olarak teröre karşı çok hassasız. Çünkü çok ağır bedeller ödedik. 1990'lı yıllarda 40 binden fazla insanımız, 15-20 Kasım'da sadece kendi ülkemizi insanını değil, ülkemizdeki yabancı misyon şeflerinden de teröre kurban olanlar oldu. Bunlar bizim için ciddi üzüntü kaynaklarıdır. Buna karşı uluslararası boyutta bir ortak mücadele platformu oluşturulmalıdır. Yasama, yürütme ve yargı vardır. Biz terörün en ağır şekilde cezalandırılmasına inanıyoruz. Türkiye'de artık idam cezası kaldırıldı. Şiddet ve işkenceye de karşıyız. Yargı nasıl bir süreç işler, bunu ben bilemem'' ifadelerini kullandı.

Erdoğan, Türkiye-İsrail ilişkilerine de değinerek, ''Bizim İsrail ile ticari, ekonomik ilişkilerimiz farklı bir olaydır. Biz sadece Filistin'deki olayların değerlendirmesini yaptık. Biz özellikle Ortadoğu'da kan ve ölüm istemiyoruz. Bir hükümet, bir suikast için karar alamaz, çünkü devlet kin tutmaz. Son zamanlara Filistin'de bunlar oluyor. Biz Türkiye olarak 'barış için ne yapabiliriz' gayreti içindeyiz. Şaron bize yardımcı olmamıştır. Biz barışı sağlamak için, bize ne düşerse yapmak zorundayız. Fakat İsrail ile olan ekonomik ilişkilerimiz bunu asla değiştirmez. İsrail halkına yönelik farklı bir düşünce oluşmamıştır. Olay İsrail yönetiminin yanlışıdır'' dedi.

Basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Başbakan Erdoğan, kongre çıkışında bir gazetecinin ''Bakanlar Kurulu'nda yeni YÖK Yasa Tasarısı'nın veto edilmesi gündeme gelecek mi?'' sorusuna, ''Umarım gelir'' yanıtını verdi.

melVin
31-05-2004, 14:06
YÖK Yasası Hükümeti BÖLDÜ

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener, Cumhurbaşkanı Sezer tarafından kısmen iade edilen YÖK Yasası'na ilişkin olarak, ''Ben bu süreçte yenileneceği düşüncesinde değilim'' dedi.Abdüllatif Şener, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in bir kez daha görüşülmek üzere bazı maddelerini TBMM'ye iade ettiği YÖK Yasası'nın durumunun, Bakanlar Kurulu ve ardından da AK Parti Merkez Yönetim Kurulu toplantısında görüşüldükten sonra belli olacağının hatırlatılarak, ''Piyasalara ciddi etkisi olacağı düşünülüyor. Siz nasıl bir netice bekliyorsunuz'' sorusunu yanıtlarken, şunları söyledi:




''Konuyla ilgili henüz bir değerlendirme yapamadık. Yani önce Bakanlar Kurulu'nda görüşülmesi, daha sonra partinin karar organlarında ele alınması, hatta Meclis Grubu'nda değerlendirilmesi gerekir diye düşünüyorum. Dolayısıyla bu süreç tamamlanmadan benim bireysel olarak hükümet adına ve iktidar grubu adına herhangi bir hüküm ifade edecek beyanda bulunmam sağlıklı olmaz.
Ancak şunu düşünebiliriz, bu süreç içerisinde Türkiye'de tüm gelişmelerin ve olayların doğal algılanması lazım. Hangi konu gündeme gelirse gelsin, hangi konu tartışılırsa tarşılsın, ülkede yaşayan herkesin demokratik süreç içerisinde doğal bir hadise olarak algılaması lazım. Hiçbir konunun gerginlik nedeni olarak kabul edilmemesi gerekir.''

''BU SÜREÇTE YENİLENECEĞİ DÜŞÜNCESİNDE DEĞİLİM''

Başbakan Yardımcısı Şener, ''Basına yansıdığı kadarıyla Milli Eğitim Bakanı, yasanın acil olarak bu şekilde geçirilmesi gerektiğini düşünürken, sizin ve Başbakan Erdoğan'ın belki bir süre daha beklenmesi gerektiği tarafında adı geçiyor. Bu doğru mu?'' denilmesi üzerine de şunları kaydetti:
''Bu tür yaklaşımlar, değerlendirmeler, farklı düşünenler var şeklinde yorumlamalar olabilir. Herkes uzaktan baktığı zaman fotoğrafı farklı bölümleri ile görebilir ama elbette Bakanlar Kurulu'nda görüşecek. Farklı yaklaşım tarzları da olabilir. Ama sonunda bir karar verilecektir. Bu karar da herkesi bağlayacaktır. Şunu söyleyebilirim, ben bu süreçte yenileneceği düşüncesinde değilim.''

melVin
31-05-2004, 14:08
arkadaşlar PKK haberlerindeki sıklığa dikat ediyorsunuz umarım...

ADANA İNCİRLİK'TE HÜCRE EVİ...

Adana'da, terör örgütü PKK/KONRA-GEL'e yönelik operasyonda polisin ''dur'' ihtarına uymayarak kaçmaya çalışırken, çatışma sonucu yaralı olarak ele geçirilen terörist, tedavi gördüğü hastanede bu sabah hayatını kaybetti.
31 Mayıs 2004 Pazartesi 13:52

ADANA -Amanos kırsalından Adana'ya gelerek İncirlik Beldesi'ne yerleştikleri belirlenen teröristlerin, kaldıkları yerlerde yapılan aramalarda 5 adet el bombası, yarım kilo C-4 patlayıcı, 1 kilo TNT patlayıcı ve 3 adet elektrikli fünye ele geçirildi. Teröristlerin 1 Haziran tarihinden sonra turistik bölgelerdeki tesislerle Adana'daki alışveriş merkezlerinde sansasyonel eylem planladıkları ortaya çıktı.

Alınan bilgiye göre, yaklaşık 1 yıl bomba eğitimi aldıktan sonra Hatay'ın Amanos kırsalından Adana'ya gelerek İncirlik Beldesi'ne bağlı Cumhuriyet ve Hürriyet Mahalleleri'nde 2 ayrı eve yerleşen Botan kod adlı Mehmet Aydın ve açık kimliği tespit edilemeyen Şiar kod adlı militan, 28 Mayıs 2004 tarihinde Sabancı Merkez Camii'nde buluşmak üzere sözleşti. Olay günü camide tertibat alan Adana Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi ekipleri, buluşma yerine ilk gelen Mehmet Aydın'ı kıskıvrak yakaladı. Şiar kod adlı militan ise polisi fark edince mobiletle kaçmaya çalışırken Turhan Cemal Beriker Bulvarı üzerindeki Türkkuşu Kavşağı'nda vurularak yaralı ele geçti. Ağır yaralı olarak Devlet Hastanesi'ne kaldırılan terörist, olaydan 3 gün sonra bu sabah Devlet Hastanesi'nde hayatını kaybetti.

Bu arada, iki teröriste yardım yataklık eden ev sahipleri Mehmet Veli Karadeniz ve Mehmet Kahveci ile aracılık eden Nurettin Taşçı'nın da yakalandığı ve operasyon kapsamında gözaltına alınanların sayısının 5'e çıktığı ve halen bir kişinin daha arandığı bildirildi. Teröristlerin, eylem için 1 Haziran 2004'ü bekledikleri, bu tarihten sonra Adana'da Carrefursa ve Real gibi kalabalık alışveriş merkezleri ile Antalya ve Muğla gibi illerde bulunan tatil yörelerinde turistlerin yoğunlukla bulunduğu tesislere kanlı eylem planladığı öğrenildi.

Emniyette sorguları süren zanlıların yarın Devlet Güvenlik Mahkemesi'ne sevk edileceği bildirildi.

melVin
31-05-2004, 14:14
İmralı'daki de bazı şeyler söylemeye başlamış...

melVin
31-05-2004, 15:18
bahsettiğim haber şu idi:

APO İmralı'dan tehdit etti
31 Mayıs 2004 11:41
--------------------------------------------------------------------------------

İmralı'dan Türk hükümetine tehditler savurmaya devam eden terör örgütü lideri Abdullah Öcalan, silahlı güçlerini ancak 1 Haziran'a kadar durdurabileceğini söyledi.

D.B. Tercüman Gazetesi'nin haberine göre Kongra Gel, beş yıldır sürdürdüğü ateşkesi 1 Haziran'da sona erdireceğini açıkladı. Abdullah Öcalan tutuklu bulunduğu İmralı cezaevinde avukatları aracılığıyla hükümete gönderdiği mesajda “silahlı güçleri 1 Haziran’a kadar engelleyebilirim, adım atılmazsa savaş başlar” diyerek PKK, Kadek yada Kongra Gel örgütlerinin Avrupa Birliği terör örgütleri listesine alınmasının, diplomatik bir zafer gibi algılansa da uzun vadede bunların yanlış ve felaketle sonuçlanabilecek girişimler olacağını söylemişti.

Özellikle son bir buçuk ayda Doğu ve Güneydoğu bölgelerinde yaşanan çatışmalar, askeri operasyonlar ve bunların medyaya yansıyan bilançosu durumun ciddiyetini ortaya koyuyor. Nitekim bu bilanço bu süre zarfında otuzu aşkın operasyonu, kırka yakın sıcak temas ve çatışma ile elliyi askın kişinin yaşamını yitirmesine işaret ediyor.

Eski adı PKK olan Kongre Gel, Türkiye'de tek taraflı ilan ettiği ateşkesi Salı günü sona erdireceğini açıkladı. Örgütün açıklamasında, beş yıldır uyguladıkları ateşkesin bundan böyle geçerli olmayacağı, bunun sebebinin de Türkiye Cumhuriyeti devletinin sürdürdüğü operasyonlar olduğu belirtildi. Daha önce de ateşkesin sona erdirileceği bilgileri gelmişti fakat bu seferki ateşkesin bitirilmesinin gerginlikle karşılanmasının nedeni haberin örgütün birinci ağzından, Abdullah Öcalan’dan geliyor olması.

PKK lideri Abdullah Öcalan’ın cezaevine konulmasının ardından 1999 yılında yaptığı açıklamayla tek taraflı ateşkes ilan edilmişti. Öcalan’ın bu açıklamasının ardından militanların neredeyse tamamı Türkiye’yi terk etmiş, o güne kadar hemen her gün yaşanan çatışmalar da küçük olaylar dışında sona ermişti.

Ancak bölgede yeniden gündemin ilk maddesini çatışmalar, operasyonlar ve bunun sonucu olarak ölümler oluşturuyor. Örgüt, güvenlik güçleri ve bölgedeki bağımsız kaynakların dikkat çektikleri bilgiler yeni adıyla Kongra Gel militanlarının sınırlardan Türkiye’ye giriş yaptıkları ve yeniden silahlanarak Güneydoğu başta olmak üzere stratejik noktalarda konumlandıkları yönünde.

Önceki hafta Hakkari’nin Şemdinli ilçesinde elli kişilik bir militan grubunun sınırdan girmek üzereyken termal kameralara yakalanmaları ve ardından başlayan operasyon bu harekete sadece bir örnek teşkil ediyor.

Kürtler'in düzenlediği bir gösteri

Operasyonların yoğunlaştığı Şırnak’ın Gabar, Çırav, Bestasor, Güçlükonak bölgeleri, Muş kırsal alanları, Siirt’in Pervari ve Eruh ilçeleri kırsal alanları, Tunceli’nin Pülümür, Çemişgezek ve Hozat ilçeleri ile kırsal bölgeleri, Hatay Amanos dağları, Diyarbakır Lice ve kırsal alanları, Mardin Nusaybin, Batman Gercüş, Bingöl Güzeldere, Hakkari Yüksekova başta olmak üzere bölgeye yayılan askeri ve örgüt hareketliliği yaşananların ciddiyetini ortaya koyuyor.

Bölgede Jandarma Asayiş Komutanlığı yapan ve uygulamalarıyla sık sık tartışma konusu olan Emekli Orgeneral Necati Özgen yaptığı açıklamasında ‘kimse terör bitti duygusuna kapılmasın’ diyerek Öcalan’ın halen örgüt içerisindeki en yetkili kişi olduğunu, militanların sözünden çıkmayacağını ve Öcalan’ın sözlerinin ciddiye alınması gerektiğini belirtmişti.

İnsan Hakları Derneği Diyarbakır Şube Başkanı Avukat Selahattin Demirtaş Çatışmaların bölgede kaygılı ve kaotik bir ortama yol açtığını bunun tümden sona ermesi ve bölgede kalıcı barışın tesisi için çaba sarf edilmesi gerektiği inancında olduklarını söylüyor.

Diyarbakır Demokrasi Platformu sözcüsü Ali Öncü ise Kürt sorununun demokratik ve barışçıl çözümlerden geçtiği gerçeğinin kabul edilmesi gerektiğini ve bölgedeki gelişmelerin kaygı verici boyutlarda olduğunu ifade ediyor.

‘Savaş kesinlikle istediğimiz bir şey olamaz’ diyen Öncü iki taraf için de yaptıkları duyarlılık çağrısını bir kez daha yineliyor.

Tunceli Barosu Başkanı Hüseyin Aygün’e göre yeniden silahların patlaması iki büyük tehlikeyi beraberinde getirecek. Bunları, büyük acılar, ölümler ve Avrupa Birliği yolunda atılan tüm demokratik adımların yara alması şeklinde özetliyor. Aygün hükümetin ve örgütün buna dikkat etmeleri ve çözüm bulmalarının gerekliliğini savunuyor.

DEHAP Siirt İl Başkanı Halil Adıgüzel ise bölge halkının ciddi bir tedirginlik yaşadığını barış ortamının kurulabilmesi için AK Parti’nin barış yolunda çaba göstermesini istiyor.

Devletin Kürtçe kurslar, Kürtçe yayınlar gibi kültürel çalışmalarına karşın barışa yönelik bu güne kadar ciddi adımlar atılmadığı görüşü hakim bölgede.

Diyarbakır, Mardin ve Siirt’te konuştuğumuz yurttaşlar PKK’nın çeşitli tarihlerde ilan ettiği ateşkeslerin, operasyonlarla ve çatışmalarla sona erdiğini söylüyorlar. Bölgede gerginlik artıyor. Genel af beklentisi içinde olan örgüte önerilen pişmanlık yasasının bir sonuç doğurmadığı düşünülüyor.

CHP Diyarbakır milletvekili Mesut Değer’in Adalet Bakanlığına verdiği soru önergesi pişmanlık yasalarının bugüne kadar bekleneni veremediğini gösteriyor. Soru önergesini yanıtlayan Adalet bakanı 1985, 1988, 1990, 1992, 1995, 1999 ve 2000 yıllarında toplam 7 pişmanlık yasası çıkarıldığını, OHAL Bölgesi'ndeki illerde başvuruda bulunanlardan 1905'inin pişmanlık yasalarından yararlandığını söylüyor.

Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir Diyarbakır 4. Kültür ve Sanat Festivali kapsamında önceki gün yaptığı açılış konuşmasında geleceğe yönelik barış ve kardeşlik umudu taşıdıklarını söyledi. Ancak bölgede yaşanan gelişmeler barışın tehlike altında olduğunu gösteriyor.

melVin
31-05-2004, 20:54
İLK BETON YOL AFYON'A!!! Afyon-Ankara Karayolu üzerinde, ilk kez beton yol çalışması başlatıldı.
(Bugün, 16:47)

--------------------------------------------------------------------------------

Türkiye Çimento Müstahsilleri Birliği (TÇMB) ve Karayolları Genel Müdürlüğü'nün işbirliğinde "Beton Yollar" projesinin ilki Afyon'da başlatıldı.
Eski Bayındırlık ve İskan Bakanı Abdülkadir Akcan, TÇMB Başkanı Adnan İğnebekçili ve dönemin Karayolları Genel Müdürü Dinçer Yiğit arasında yapılan protokol gereği başlatılan 2 kilometrelik beton yol çalışması, deneme amaçlı olacak. Yolun genişliği ise 12 metreden oluşuyor.
Dünyada yaygın olarak kullanılmasına rağmen Türkiye'de bugüne kadar yapılmayan beton yolların, yaşam döngüsü maliyeti açısından daha avantajlı ve asfalt yola göre daha uzun ömürlü olacak.
Beton yollar, uzun yıllar hiç bir bakım-onarım harcaması yapılmaksızın rahatlıkla kullanılabiliyor. Beton yolların daha kısa durma mesafesi sağlaması, akaryakıt tasarrufu, gece görüş kolaylığı, çevre dostu olması ve yüzey düzgünlüğü gibi özellikleriyle asfalt yollardan daha avantajlı olduğu belirtildi.
Günde, 250-300 metrelik bir yol çalışması gerçekleştirilirken, söz konusu yolun Haziran ayı sonuna kadar bitirileceği kaydedildi.

AA

melVin
31-05-2004, 22:11
Global petrol dengesi ve Çin etkisi

Petrol fiyatlarındaki ciddi artışa bakan uzmanlar, dünyadaki tüketime dayalı petrol talebini biraz ihmal ediyorlar. Global arz talep dengesi de pek iç açıcı sonuçlar vermiyor. Varil başına kırk dolarlara ulaşan ve hatta aşan ham petrol fiyatlarının yüksek seyri, bu kez dünya ekonomisi için yeniden duraklama sinyalleri veriyor. Ancak uzmanlar bu kez tehdidin 1970’li yıllardaki gibi olmadığını çünkü bunun Asya’nın büyümesi ve ABD’nin toparlanmasına ait bir veri olarak kabul etmekteler. Önceleri talep ağırlıklı başlayan bu artış, esas itibariyle arz cephesinde yaşanan siyasal ve askeri kargaşalarla, Ortadoğu’daki petrol nakliyesinin sorunlarından da etkilenmekte. Son bir haftada ise, giderek artan güvenlik problemlerine ve kargaşaya rağmen, Basra ve El Amaya limanlarından sevk edilen petrolün miktarı günde 1.4 milyon varile yükselmiş durumda.

Ancak burada arzdan öte önemli olan talepteki artış. Kuzey Amerika’da ciddi bir talep artışı söz konusu. ABD bu durumu nasıl göğüsleyecek? ABD bir yandan kendi ekonomik canlanmasına rağmen, sınırlı rafineri kapasitesi, dar nakliye imkanları gibi ciddi sorunlar ile karşı karşıya.

Öte yandan, ABD’nin Kanada ve Meksika gibi komşu ülke ekonomilerinden gelen “spillover effect” olarak tabir edilen komşuda pişer bize de düşer türü bir talep yakalaması söz konusu. Her iki ülkede de geçtiğimiz yıla oranla petrol talebi 6.2 ve 6.9 artmış.

Geçtiğimiz yıl, enteresan bir talep artışı da AB’nin dört büyük ekonomisiden gelmiş durumda. Ekonomik durgunluğa rağmen, buralarda özellikle dizel yakıtına gelen yoğun talep ile normal olmayan bir artış yaşanmış.

PETROLDE ÇİN ETKİSİ

Gelelim Çin’e. Çin’in ne kadar büyüdüğü malum. 2004 yılında Çin büyümede iki haneli rakamlara gidiyor. International Institute of Finance’nin, Asya Kalkınma Bankası (ADB) toplantılarında sunulan Asya raporuna göre, 2004 yılının ilk çeyreğinde yüzde 11 büyüyen bir ekonomi var. Ben oradayken ağızdan ağıza konuşulan gayrı resmi büyüme rakamı 2004 için yüzde 15 gibi inanılmaz rakamlara ulaşmıştı.

Böyle bir büyüme uzun yıllardır hiç bir ülkeye nasip olmayan inanılmaz bir oran, gerçekten. Çinli yetkililer bu aşırı ısınmış ekonominin mutlak surette soğutulacağı konusunda ısrarlı ve kararlı görünüyorlar.

Şimdiden inşaaat izinleri, ek tesis ve fabrika yapımına çeşitli sınırlamalar getirilmiş durumda. Tesislerini büyütmek isteyen bir kuruluş geçtiğimiz hafta içerisinde yerel otoriteden izin almasına rağmen merkezi Çin hükümeti tarafından soruşturmaya uğradı.

Bu kadar büyüyen ekonominin hem üretim hem de tüketim anlamında gerçekten çift taraflı bir enerji ihtiyacı yaşaması doğal.

Çin’in global enerji dengesini tehdit edeeek kadar muazam ölçekte temel maddeler ve enerji ihtiyacı giderek artıyor. Bildiğiniz gibi Çin’de, çelik ve aliminyum, plastik gibi petrol türevi olan ürünlerin kullanıldığı büyük yatırımlar var. Öte yandan Çin hem bu tesisleri çalıştırmak için hem de giderek büyüyen kentlerindeki nüfusunun yaşamasını sağlamak için, sürekli enerji santrali yapmak zorunda.

1994 yılında net bir petrol ithalatçısı haline gelen Çin geçen bu on yıllık sürede ABD ve Japonya’nın ardından en çok petrol ithal eden ülke konumuna gelmiş. Günde altı milyon varil ile Japonya’yı da geride bırakmak üzere çünkü altı milyon varilin üzerine bir 2 milyon varil daha eklenecek. Beklenti böyle.

Çin, Hindistan, Güney Kore ve Tayvan büyüyen endüstriyel ekonomilerinin yarattığı orta sınıflar ve zenginleşen yeni tüketici kitlesi ile dünya enerji dengesini ve petrol ihtiyacını önemli ölçüde kemiriyor.

Bu ülkelerde giderek zenginleşen ciddi bir orta sınıf oluşmuş durumda, bu kentli orta sınıf artık giderek büyüyen yeni evlerinin ısınmasından, artan günlük uçak seyahatlerinden, ilk kez yaşadıkları araba kullanımı gibi nispi lüksleriyle artan petrol tüketimini körüklemekteler.

GLOBAL KEHANET

Petrol fiyatlarındaki ciddi artışa bakan uzmanlar, dünyadaki tüketime dayalı bu petrol talebini biraz ihmal ediyorlar. Global arz talep dengesi de pek iç açıcı sonuçlar vermiyor üstelik.

Geçtiğimiz on yıl içinde, ham petrol rezervleri yüzde 4 artarken, petrol tüketimi yüzde 12,5 arttı. 1990’lı yıllardan itibaren dünyada günlük petrol üretimi 75.5 milyon gün/varil. Bu oran dünyanın 13 günlük rezerv tüketimi için, 1 milyar varil petrol rezerv tedarik etmesi gerekliliğinin altını çiziyor. Bunun anlamı, 90’lı yıllardan itibaren keşfedilen petrol rezervlerinin büyüklüğü 37 milyar varile eş iken, aynı dönemde petrol tüketimine bakacak olursak 235 milyar varil olduğudur.

Sadece OPEC arzı açısından değil de talep merkezli bir bakışla yükselen petrol fiyatlarını böyle yorumlamak mümkün.

İskender Özturanlı NTV-MSNBC
31.05.2004

chem73
01-06-2004, 01:35
ANKARA - Türk Telekom, data devreleri tarifelerini sektöre yeni giren firmaları da göz önüne alarak yeniden düzenledi. Yeni düzenleme ücretlerin büyük bölümüne indirim getiriyor. Türk Telekom'dan yapılan açıklamaya göre, 64 kbit/sn aynı ve farklı santral sahalarına ait ücreti ile 128 ve 256 kbit/sn'lik data devresinin aynı santral sahasına ait kira ücreti artarken, bunun dışındaki tüm ücretlerde değişen oranlarda indirim yapıldı. Türk Telekom'un, düzenlemeyi, sektöre yeni giren firmaları dikkate olarak oluşturduğu kaydedildi. Toptan ve perakende olarak ayrı ayrı ücretlendirilen Türk Telekom data tarifesi, yarından (1 Haziran) itibaren geçerli olacak. Telekomünikasyon Kurumu ile görev/imtiyaz sözleşmesi imzalamış işletmeciler ile telekomünikasyon ruhsatı veya genel izin sahibi işletmeciler, toptan tarife üzerinden data devresi kiralayabilecekler.

Salacaklı
01-06-2004, 02:05
01 Haziran 2004 01:51
--------------------------------------------------------------------------

İsrail'de dini mahkeme, kadın ve erkeklerin yolun farklı taraflarında yürümelerini isteyen bir kararname çıkartarak, haremlik-selamlık uygulamasını resmen başlattı.


İsrail'de dini mahkeme, Tel Aviv'de kadın ve erkeklerin yolun farklı taraflarında yürümelerini isteyen bir kararname çıkardı.

Bnei Brak bölgesindeki ana caddeye; erkeklerin yolun batı, kadınların da doğu tarafında yürümelerini isteyen afişler asıldı. Mahkeme, kararın "kutsallık ve namusun korunması" için alındığını bildirdi.

Kaynak:habervitrini

:roll:

chem73
01-06-2004, 02:11
ha gayret 1 mesaj sonra tam 1000 oluyorsunuz s ...... i ;) saygılar

melVin
01-06-2004, 02:47
Sn Salacaklı, bu başlık Off Topic'te bulunduğundan, buraya eklediğim haberler biraz manasız kaçıyor galiba. burada biraz daha 'off' haberlere yer vermekti sanırım amacınız. olmazsa Borsa Genel'deki bir başlıkta yazalım diğer haberleri.ne dersiniz? mesela şunun gibi:

YÖK Yasası'nın görüşüldüğü AKP MYK toplantısı sona erdi.
(Bugün, 01:39)

--------------------------------------------------------------------------------
Ankara - AKP Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısı sona erdi.

Parti genel merkezinde saat 19.00'da başlayan, Genel Başkan ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın saat 21.55'te katıldığı toplantıda, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in YÖK Yasası'nı TBMM'ye iadesi başta olmak üzere son gelişmelerin değerlendirildiği öğrenildi.

Genel Başkan ve Başbakan Erdoğan, toplantı sonrasında parti genel merkezinden ayrılırken, herhangi bir açıklama yapmadı. Başbakan Erdoğan'ın YÖK Yasası ile ilgili olarak partisinin bugünkü TBMM grup toplantısında bir açıklama yapması bekleniyor.
AA


Bu arada 1000'i devirdiniz demek Sn chem. nice 1000'lere... :)

chem73
01-06-2004, 02:50
Bu arada 1000'i devirdiniz demek Sn chem. nice 1000'lere... :)
teşekkürler. bilmukabele :)

chem73
01-06-2004, 02:51
demekki şahinlik yapamıyacaklar

melVin
01-06-2004, 02:55
göreceğiz bakalım... bugün Sn ŞENER'in yaptığı açıklamalar da bu konuda sinyaller veriyordu.
yoğun tartışmalar olduysa,kabinede değişikliğe kadar götürürler mi olayı acaba??

chem73
01-06-2004, 02:55
kanaryaaaaaa:))

Salacaklı
01-06-2004, 10:04
Sn Salacaklı, bu başlık Off Topic'te bulunduğundan, buraya eklediğim haberler biraz manasız kaçıyor galiba. burada biraz daha 'off' haberlere yer vermekti sanırım amacınız. olmazsa Borsa Genel'deki bir başlıkta yazalım diğer haberleri.ne dersiniz? mesela şunun gibi: :)

Sn MelVin siz bu Topikde oldukca Basarilisiniz..yukarda ki Fikrinize katiliyorum..
Lütfen bahsedilen Topigi acarsaniz cok mutlu olacagim

sevgiler, :roll: saygilar

Salacaklı
05-06-2004, 12:53
Bizde ABD askerine çuval geçirdik
05 Haziran 2004 11:51
--------------------------------------------------------------------------------

ABD askerinin Mehmetçik'in başına çuval geçirmesi Türkiye'yi ayaklandırmıştı. Aradan aylar geçti, bu kez Amerikan askeri ile Mehmetçik'in rolleri değişti.



Türk askeri, Kuzey Irak'ta geçen yıl meydana gelen ve büyük tartışmalara yol açan “çuval olayı”nın rövanşını aldı. Türkiye'nin Irak sınırını geçen bir grup Amerikalı asker mayınlı arazide yakalandı. Karakola götürülen grubun Amerikalı askerler olduğu anlaşılınca başlarına çuval geçirildi. Olay, Türkiye ABD ilişkilerinin sağlığı açısından gizli tutuldu.

Yaklaşık 15 gün önce Irak sınırındaki Kokpi Tepesi civarında 3 peşmerge yanlarında yaklaşık 20 Amerikalı asker ile birlikte sınırı geçip Türk tarafına girdi. Aslında bölgede, karşılıklı olarak bu tür sınır ihlalleri zaman zaman oluyordu.

Referans Gazetesi'nde Levent Çağlar imzasıyla yayınlanan habere göre, sınırı geçen peşmergeler eşliğindeki ABD askerlerinden biri mayınlı arazide yanlışlıkla aydınlatma mayınına basınca Türk askerleri tarafından yakalandı.

Grubun, karakola getirilmesinden sonra içinde ABD askerlerinin de olduğunu gören Türk askerleri, geçen yıl Irak’ta yaşanan çuval olayını hatırlayarak, ABD askerlerinin başlarına çuval geçirildiği belirtilen haberde başlarına çuval geçirilmiş ABD'li askerlerin durumunun fotoğrafları çekilerek belgelendiği de kaydedildi.

Sınır bölgesindeki askeri birliğin komutanı, işin içine ABD askerlerinin girmesi nedeniyle durumdan hemen Ankara’yı, Genelkurmay Karargahı'nı haberdar etti. Yaşanan olay ayrıntılarıyla rapor edildi ve bu konuda talimat beklendiği kaydedildi.

Ankara’nın konuyu bir süre görüştüğü, en üst düzeye kadar durumun anlatıldığı görüş alışverişinde bulunulduğu öğrenildi. Sonunda sınırdaki birlik komutanlığına talimat gönderildi: “ABD askerlerinin silahlarını geri verin ve sınırdan öte tarafa bırakın…”

Gazetenin haberinde Amerikalı askerlerin başına çuval geçirilerek bir süre alıkonulduğu ve ABD’nin bu tür olaylarda başvurduğu yöntem aynen uygulanarak, “mütekabiliyet” (karşılıklık) esası uygulandığı kaydedildi.

SÜLEYMANİYE UNUTULMADI

Hürriyet Gazetesi'nde 5 Temmuz 2003'te manşetten Süleymaniye’de Türk askerlerinin başına Amerikalılar'ın çuval geçirdiği haberi verilmişti. Haber kamuoyunda büyük bir infial yaratmış, ABD ile ilişkiler görülmemiş şekilde gerilmişti.

Olayı Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök başta olmak üzere, Silahlı Kuvvetler ve Hükümet olayı "çok sert bir şekilde" protesto etmiş, ABD ve Türk generallerin başkanlığında bir soruşturma komisyonu kurulmuştu.

EN BÜYÜK GÜVEN BUNALIMI

Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök, Süleymaniye'deki olayın, Türk ve ABD orduları arasında, "en büyük güven bunalımı"nı yarattığını söylemişti.

Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök, Süleymaniye olayına ilişkin ilk açıklamasını olayın kamuoyunda duyulmasından 3 gün sonra ABD'nin Türkiye eski Büyükelçisi Robert Pearson'ın 7 Temmuz 2003 günü sabahı yaptığı veda ziyareti sırasında yaptı.

Genelkurmay Başkanı, kırgınlığını ve tepkisini, olayın Türkiye ve ABD orduları arasında "en büyük güven bunalımını" yarattığını söyleyerek dile getirdi. Özkök, bu olayın bir ABD politikası olduğunu zannetmediğini, ancak mahalli bir olay olarak değerlendirilmesinde de güçlük çektiğini vurguladı.

Özkök, olayın 4 Temmuz günü, yani ABD'nin Bağımsızlık Günü'nde olduğunun altını çizdi. Olayın alınan bir istihbarat doğrultusunda gerçekleştirildiğini kaydeden Özkök, ancak istihbaratın araştırılmasının bu şekilde olmasının kabul edilemez olduğunun altını çizdi.

Genelkurmay Baykanı Özkök, "Bir istihbaratın hali, bu şekilde olmamalıydı, biz ABD ile omuz omuza savaştık. Bir istihbarat var ise bize aksettirilmeliydi" dedi.

100 kişilik bir ABD birliğinin, mahalli personelin de katılımıyla özel tim binasını kuşattıklarını söyleyen Özkök, Türk askerlerinin ise gelenleri müttefik olarak karşıladıklarını dile getirdi. Ancak ABD askerlerinin içerde bir kısım malzemeyi tahrip ettiğini, bir kısmını da aldığını anlatan Özkök, askeri ve sivil personelin de Kerkük'e oradan da Bağdat'a götürüldüğünü belirtti.

Orgeneral Özkök, olayı araştırmak için müşterek bir araştırma komisyonu kurulacağını ve komisyonun ertesi günden (8 Temmuz 2003) itibaren itibaren çalışmalara başlayacağını da açıkladı.

Kaynak : Hurriyetim

Salacaklı
06-06-2004, 02:27
Eski başkan Ronald Reagan öldü
06 Haziran 2004 01:21
--------------------------------------------------------------------------------

ABD eski Başkanı Ronald Reagan, California eyaletinin güneyindeki Bel Air'de bulunan evinde 93 yaşında hayatını kaybetti. Reagan'ın zatürreden öldüğü belirtiliyor.



ABD eski Başkanı Ronald Reagan, California eyaletinin güneyindeki Bel Air'de bulunan evinde 93 yaşında hayatını kaybetti.

ABD televizyonları, Alzheimer hastası olan Reagan'ın zatürreden öldüğünü bildirdi. Önceki saatlerde verilen haberlerde Reagan'ın sağlık durumunun kötüleştiği ve çocuklarının yanında bulunduğu belirtilmişti. Henüz Reagan'ın ölümü ile ilgili resmi bir açıklama yapılmadı. Reagan, Kasım 1994'te Alzheimer hastalığına yakalandığını açıklamıştı.

ABD Başkanlığı görevini 2 dönem yürüten Reagan, Cumhuriyetçi Amerikalılar tarafından bir ikon ve "Şer İmparatorluğu" diye tanımlanan Sovyetler Birliği'ni dize getiren adam olarak biliniyordu. ABD'nin film yıldızı ilk başkanı olan Reagan, soğuk savaş dönemindeki etkili dış politikası ve "Reaganomics"diye bilinen ekonomi politikaları ile halktan büyük destek görmüştü.

Illinois Tampico'da 6 Şubat 1911'de bir ayakkabı satıcısının oğlu olarak dünyaya gelen Reagan, aynı eyalette ekonomi ve sosyoloji üzerine eğitim görmüştü. Bir süre orduda görev aldıktan sonra bir radyoda spor spikeri olarak çalışan Reagan, daha sonra başlayan Hollywod serüveninde yaklaşık 50 filmde oynamıştı. Reagan, bir futbol oyuncusunu canlandırdığı "The Gipper" adlı filmle asıl ününe kavuşmuştu.

Siyasete Demokratlar'ın safında atılan Reagan, Cumhuriyetçi olarak 1966 ve 1970 yıllarında California Valisi seçildi. 1976'da başkanlık seçimini küçük farkla kaybeden Reagan, Mart 1981'de, ABD Başkanı olduktan 2 ay sonra uğradığı suikastte yaralanmıştı. "Irangate" skandalıyla siyasi kariyeri lekelenen Reagan, soğuk savaş döneminde Sovyetler Birliği'ne karşı mücadelesiyle halktan sempati toplamıştı.

1952'de aktris Nancy Davis'le evlenen Reagan'ın Patricia ve Ronald adında 2 çocuğu bulunuyor.

gemici
06-06-2004, 02:27
adam 93 yıl yaşamış daha ne isteyecek....................

tifosiferre
06-06-2004, 02:50
'Tiyatronun yaşayan anıtı' olarak tanınan ünlü sanatçı Necdet Mahfi Ayral (96), İstanbul'da öldü

Türk Tiyatrosu'na 70 yıldır hizmet eden Ayral, tedavi gördüğü Bakırköy Dr. Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde bugün vefat etti. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları'ndan verilen bilgiye göre, Necdet Mahfi Ayral için, 7 Haziran Pazartesi günü saat 11.00'de Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi'nde tören düzenlenecek. Ayral'ın cenazesi, daha sonra Teşvikiye Camii'nde kılınacak öğle namazının ardından Zincirlikuyu Mezarlığı'nda toprağa verilecek.Hepimizin başı sağolsun...

gemici
06-06-2004, 03:01
allah rahmet eylesin.....................

Salacaklı
06-06-2004, 12:45
Kardeş okullarını ziyarete gelen Alman öğrenciler Türk öğretmenin cinsel tacizi ile karşılaştı

Hakkında soruşturma başlatılan öğretmen S.A., ‘Öğrenciler birbirlerine masaj yapıyordu, ben de masaja yardım ettim. Ama babacan bir tavırla’ dedi. Şoke olan Alman öğrenciler, tatillerini yarıda kesip, ülkelerine döndü

Kardeş okul kapsamında Bodrum’a gelen Alman öğrencilere rehberlik yapan Türk öğretmenin cinsel tacizde bulunduğu iddia edildi. Suçlanan öğretmen S.A. hakkında soruşturma başlatıldı. Şoke olan Alman öğrenciler, tatili yarıda kesip ülkelerine döndü. Almanya’nın Böblingen Kentindeki Otto Hahn Lisesi’nin 6’sı kız 14 öğrencisi, öğretmenleri ve bir Türk rehber öğretmenle, 12 yıl önce kardeş okul oldukları Bergama Lisesi’ni ziyarete geldi. Alman grup, Bergama’dan sonra Bodrum Milli Eğitim Müdürlüğü’nün ve Bodrum Anadolu Lisesi’nin davetlisi olarak 10 günlük tatil için Bodrum’a geçti. Bodrum Anadolu Lisesi Almanca öğretmeni, evli ve iki çocuk babası 48 yaşındaki S.A, gruba rehberlik yapması için görevlendirildi.

Alman grup, Torba’daki Blue Dolphin Turistik Tesisleri’ndeki pansiyon ve çadırlara yerleşti. Ziyaretin üçüncü günü kampa gelen S.A, öğretmenlerle yemeğe katıldı. Bir ara ‘Tuvalete gidiyorum’ diyerek masadan ayrılan S.A, iddiaya göre üç kız öğrencinin kaldığı odaya girdi.

İÇKİ İKRAM ETTİ

Öğrencilere yanında getirdiği sigara ve içkiyi ikram ettiği öne sürülen S.A’nın arkadaşına masaj yapan genç kıza ‘Bana da masaj yapar mısın’ dediği, vücudunu okşadığı, diğer çıplak kıza ise dokunup taciz ettiği iddia edildi.

Alman kızlar, erkek arkadaşlarını çağırınca S.A. odadan çıktı. İki gün kimseye bir şey söylemeyen 15 yaşındaki C.S., ikiz kardeşi A.S. ve 14 yaşındaki D.C., durumu daha sonra öğretmenleri Herbert Bauer ile Boblingen Belediyesi Halkla İlişkiler Temsilcisi ve okul rehberi Gülfen Routon’a bildirdi. Bauer ve Routon, durumu yazıyla kaymakamlığa ve Valiliğe bildirdi.

Vali Hüseyin Aksoy ve Muğla Jandarma Alay Komutanı Albay Şükrü Dinçol’un talimatıyla kampa gelen jandarma, Alman öğrenciler ve öğretmenlerle görüştü. Alman öğrenciler tatilin beşinci gününde, önceki gün sabah saatlerinde ilçeden ayrıldı. Öğretmen S.A. da jandarma karakoluna götürülerek 4 saat süreyle ifadesine başvuruldu. Öğretmen serbest bırakıldı, jandarma soruşturma dosyasını Cumhuriyet Savcılığı’na teslim etti.

Babacan tavırla elledim

Suçlanan öğretmen S.A. ise kız öğrencilerin odasına girdiğini, neler yaptıklarına baktığını ve vücutlarının bazı yerlerini ellediğini belirterek ‘Elledim ama babacan tavırla elledim. Birbirlerine masaj yaparken yardım etmek istedim, onları biz konukseverliğimizle bağrımıza bastık. İddiaları duyunca çok şaşırdım. Suçluysam Bodrum’u terk ederim. Tacizde bulunmadım, yanlış anlaşıldım’ dedi. Kaynak:HURRİYET

MUSTİS
06-06-2004, 13:30
Kardeş okullarını ziyarete gelen Alman öğrenciler Türk öğretmenin cinsel tacizi ile karşılaştı

Hakkında soruşturma başlatılan öğretmen S.A., ‘Öğrenciler birbirlerine masaj yapıyordu, ben de masaja yardım ettim. Ama babacan bir tavırla’ dedi. Şoke olan Alman öğrenciler, tatillerini yarıda kesip, ülkelerine döndü

Kardeş okul kapsamında Bodrum’a gelen Alman öğrencilere rehberlik yapan Türk öğretmenin cinsel tacizde bulunduğu iddia edildi. Suçlanan öğretmen S.A. hakkında soruşturma başlatıldı. Şoke olan Alman öğrenciler, tatili yarıda kesip ülkelerine döndü. Almanya’nın Böblingen Kentindeki Otto Hahn Lisesi’nin 6’sı kız 14 öğrencisi, öğretmenleri ve bir Türk rehber öğretmenle, 12 yıl önce kardeş okul oldukları Bergama Lisesi’ni ziyarete geldi. Alman grup, Bergama’dan sonra Bodrum Milli Eğitim Müdürlüğü’nün ve Bodrum Anadolu Lisesi’nin davetlisi olarak 10 günlük tatil için Bodrum’a geçti. Bodrum Anadolu Lisesi Almanca öğretmeni, evli ve iki çocuk babası 48 yaşındaki S.A, gruba rehberlik yapması için görevlendirildi.

Alman grup, Torba’daki Blue Dolphin Turistik Tesisleri’ndeki pansiyon ve çadırlara yerleşti. Ziyaretin üçüncü günü kampa gelen S.A, öğretmenlerle yemeğe katıldı. Bir ara ‘Tuvalete gidiyorum’ diyerek masadan ayrılan S.A, iddiaya göre üç kız öğrencinin kaldığı odaya girdi.

İÇKİ İKRAM ETTİ

Öğrencilere yanında getirdiği sigara ve içkiyi ikram ettiği öne sürülen S.A’nın arkadaşına masaj yapan genç kıza ‘Bana da masaj yapar mısın’ dediği, vücudunu okşadığı, diğer çıplak kıza ise dokunup taciz ettiği iddia edildi.

Alman kızlar, erkek arkadaşlarını çağırınca S.A. odadan çıktı. İki gün kimseye bir şey söylemeyen 15 yaşındaki C.S., ikiz kardeşi A.S. ve 14 yaşındaki D.C., durumu daha sonra öğretmenleri Herbert Bauer ile Boblingen Belediyesi Halkla İlişkiler Temsilcisi ve okul rehberi Gülfen Routon’a bildirdi. Bauer ve Routon, durumu yazıyla kaymakamlığa ve Valiliğe bildirdi.

Vali Hüseyin Aksoy ve Muğla Jandarma Alay Komutanı Albay Şükrü Dinçol’un talimatıyla kampa gelen jandarma, Alman öğrenciler ve öğretmenlerle görüştü. Alman öğrenciler tatilin beşinci gününde, önceki gün sabah saatlerinde ilçeden ayrıldı. Öğretmen S.A. da jandarma karakoluna götürülerek 4 saat süreyle ifadesine başvuruldu. Öğretmen serbest bırakıldı, jandarma soruşturma dosyasını Cumhuriyet Savcılığı’na teslim etti.

Babacan tavırla elledim

Suçlanan öğretmen S.A. ise kız öğrencilerin odasına girdiğini, neler yaptıklarına baktığını ve vücutlarının bazı yerlerini ellediğini belirterek
‘Elledim ama babacan tavırla elledim. Birbirlerine masaj yaparken yardım etmek istedim, onları biz konukseverliğimizle bağrımıza bastık. İddiaları duyunca çok şaşırdım. Suçluysam Bodrum’u terk ederim. Tacizde bulunmadım, yanlış anlaşıldım’ dedi. Kaynak:HURRİYET
Bu ne demekse..

gemici
06-06-2004, 13:52
Elledim ama babacan tavırla elledim.

bu nedemek babacan tavırla ellemek serbestmi oluyor demek.Ağbi böyle adamları yatırıcaksın çam dibine..........................................

MUSTİS
06-06-2004, 14:07
Aynen dediginiz gibi Sn Gemici
sabah sabah bu haberi okudum.Canim oyle sikildi ki anlatamam.
Anne,Babalar ta yurt disindan cocuklarini kardes okul ziyaretine gondersinler.Gonul rahatliyla baslarinda ogretmenleri var diye merak etmesinler.
Ondan sonra bu adamin yaptigina bak.
Biz ugrasalim turizmi artiralim.
AB ye girelim diye
ondan sonra kendini bilmez bir veya birkac kisinin yaptigiyla ugrasalim
Bir kez daha yaziklar olsun...........

Salacaklı
08-06-2004, 22:40
Hayırsever vatandaşa rektör fırçası
08 Haziran 2004 17:57
--------------------------------------------------------------------------------

Türkiye'nin eğitime verdiği önem Afyon'da en acı biçimde ortaya çıktı. 9 yıl önce üniversiteye arsa bağışlayan hayırsever vatandaş okul yerine bakın nelerle karşılaştı?



Afyon Kocatepe Üniversitesi'ne bağlı Karahallı Meslek Yüksek Okulu'nun yapımı için arsa bağışlayan hayırsever Ali Rıza Şahin, ''Aradan 9 yıl geçmesine rağmen inşaat bitirilmedi. Ya okulu bitirsinler ya da arazimi geri versinler'' dedi.

Uşak'ın Karahallı İlçesi'ne bağlı Delihıdırlı Köyü'nde yaşayan 76 yaşındaki hayırsever Şahin, AA muhabirine yaptığı açıklamada okulun yapımı için Afyon Kocatepe Üniversitesi'ne 6 bin metrekare arsa bağışladığını belirterek, aradan geçen 9 yılda okulun tamamlanmadığını söyledi.

Şahin, ''Okul bir türlü bitmedi. Ben de içinde okuyan öğrencileri göremedim. Ya okulu bitirsinler ya da binayı yıkıp benim arazimi geri versinler'' diye konuştu.

Okulun bitirilmesi için Afyon Kocatepe Üniversitesi Rektörlüğü'ne gittiğini kaydeden Şahin, şunları söyledi:

''Okulun bir an önce bitirilmesi için üniversiteye ricada bulunmaya gittim. O zamanki Rektör Prof. Dr. Şan Öz Alp, (Ben olsaydım orayı yaptırmazdım) diyerek beni makamından kovdu. Para olmadığını, ancak para bulunursa binayı bitireceklerini söyledi. Benim yaşım 76, hem bağışta bulundum hem de aşağılandım. Böyle saygısızlığı da hiçbir yerde görmedim. Üniversite yetkilileri okulu bitirsinler, üniversiteye bitişik yurt binasının yapımı içinde 2 bin metrekare arazi vermeye hazırım. Tüm mal varlığımı ölmeden eğitim için harcamak istiyorum.'' Afyon Kocatepe Üniversitesi Rektör Yardımcısı ve Uşak Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Adnan Şişman, Karahallı Meslek Yüksek Okulu için bu yıl da bütçede ödenek olmadığını belirtti.

Arsayı bağışlayan Ali Rıza Şahin'in her konuda haklı olduğunu ifade eden Şişman, şöyle konuştu:

''Biz Afyon Kocatepe Üniversitesi'ne bağlıyız. Kendi üniversitemiz olmadığı için Uşak'a ödenek fazla gelmiyor. Binanın yüzde 80'i tamamlanmış. Geriye kalan kısmı bir hayırsever tarafından bitirilirse çok fazla öğrencinin geleceğine inanıyorum. Ama şu anki maddi olanaklarla bizim yüksek okulu bitirmemiz imkansız. Rektörlüğün de Karahallı'ya para göndereceğini düşünmüyorum.''

zeplin
08-06-2004, 23:02
Türk Telekom, internet bağlantısı için ‘ölü saatler’ diye nitelenen 24.00-07.00 arasında ücretsiz erişim hizmeti vermeye hazırlanıyor. Aynı süre içinde telefon tarifesinde de indirime gidilecek.



Öte yandan, internet aboneliklerinde de kullanıcıları sevindirecek adımların atılması gündemde. Buna göre aylığı 69 milyon lira olan sınırsız erişim paketine yeni aboneler 49 milyon lira ödeyerek sahip olabilecek. İnternet üzerinden yapılan yurtdışı görüşmeleri ise özel şirketler tarafından Telekom’a göre 10 kata varan ucuzlukla sunulacak. Uzmanlar sektörün rekabete açılmasıyla başlayan indirimlerin internet kullanımını teşvik edeceğini belirtiyor.

Türkiye Bilişim Derneği’nin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin Girne şehrinde düzenlediği toplantıda konuşan Türk Telekom Genel Müdürü Mehmet Ekinalan, fiyat ve şebeke ile ilgili eleştiriler doğrultusunda yeni kararlar aldıklarını söyledi. Ekinalan, “Hem altyapımızda sorun kalmayacak, hem de fiyatlarda indirim yapacağız.” diye konuştu.

Yeni yapılanma çerçevesinde kurum, organize sanayi bölgelerinden üniversitelere ve kamu kurumlarına uzanan bir yelpazede özel çözümler sunmayı hedefliyor. İnternet kullanım ücretlerinde yeni bir model uygulayacak olan Telekom, kullanıcının internette kalma süresini göz önünde bulundurarak zaman tabanlı, indirdiği dosyaları ölçü alarak kullanım hacimli tarifeler uygulayacak.

Türk Telekom Bilişim Ağları Dairesi Başkan Yardımcısı Necati Kara da, önümüzdeki yıllarda rutin yatırımlar yapıldığı takdirde Telekom’da sorun yaşanmayacağını ifade etti. En önemli alanlar olarak eğitim, sağlık ve adaleti seçtiklerini belirten Kara, “İl merkezlerinde hizmet verdiğimiz ADSL’de şu ana kadar 100 bin port servise başladı. Halen 100 bin kişi ADSL’ye abone olmak için sırada bekliyor. Geçen ay 80 bin port devreye aldık. Bu ay da 120-140 bin yeni port devreye girecek. Önce sıradaki 100 bin aboneyi eriteceğiz. Ardından da her ay 100 bin yeni portu devreye sokup yıl sonunda 1 milyon abone sayısına ulaşmayı hedefliyoruz. Son yatırımlarla ilçelerin büyük bir kısmına da ADSL hizmeti vereceğiz.” dedi.

Kara’nın verdiği bilgilere göre, Telekom’un havaalanları, oteller, alış-veriş merkezleri, fuar, konferans merkezleri, üniversiteler, marinalar ve kafeler gibi yerlerde kullanıcıların taşınabilir dizüstü ve avuç içi bilgisayarlarına geniş band kablosuz internet servisi sunan WLAN sistemi ile ilgili ihale çalışmaları devam ediyor. Türk Telekom, yıl sonuna kadar projenin ilk fazını tamamlamayı hedefliyor.

TT, bir ay sonra vereceği Cache hizmeti ile de sık ziyaret edilen web sayfalarına daha hızlı erişim sağlayacak. Özellikle yurtdışı internet trafiğinden tasarrufun sağlanacağı sistem devreye girdiğinde internet trafiğinin bant genişliğinden yüzde 30 kazanç elde edilecek. Şu an yurtdışında bulunan herhangi bir siteye; uydu üzerinden 600 ms.’lik sürede erişim sağlanırken fiber kablo üzerinden 200 ms.’da erişim sağlanıyor. Cache kullanıldığı zaman erişim 30 ms.’a düşecek. Hedefi eğitim kurumları olan TT, bütün okulların geniş bant internet erişimlerini sağlayarak e-Learning teknolojisine altyapı oluşturmak istiyor. Milli Eğitim Bakanlığı İnternet Erişim Projesi ile 2005 yılı sonuna kadar 42 bin 534 okulun internet erişiminin sağlanması hedefleniyor. MEB EĞİTEK’e ait sunuculara İnternet Veri Merkezi Projesi (IDC) merkezinde yer tahsis edilerek uzaktan erişime imkan verilecek. Öğretmen ve idarecilere e-posta hizmetinin de verilmesi planlanan çalışmada, web barındırma hizmeti de olacak. Şu ana kadar 4 bin 700 okulun internet bağlantısını tamamlayan TT, yıl sonuna kadar yaklaşık 37 bin 500 okula internet bağlantısı sağlamış olacak.

Zaman Gazetesi 08.06.2004

Salacaklı
09-06-2004, 22:05
FIFA Dünya Klasmanı'nda 5'inciliğe yükselen Milliler, tarihindeki en yüksek sıraya ulaştı

Uluslararası Futbol Federasyonları Birliği (FIFA) dünya klasmanında Türkiye, haziran ayında 2 basamak yükselerek, 733 puanla Arjantin ve Hollanda ile beşinciliği paylaştı ve tarihindeki en yüksek sırasına ulaştı

Klasmanda ilk 3 sıra değişmezken, Brezilya 842 puanla birinci, Fransa 812 puanla ikinci, İspanya 785 puanla üçüncü sırada yer aldı. Sıralamada 6 puanla 205. ve sonuncu sırada yer alan Montserrat'ın yeri ise yine değişmedi. Türkiye, İngiltere, İtalya ve Almanya gibi futbolda söz sahibi ülkelerin de üzerinde yer almayı başardı. (A) Milli Takım'ın Dünya Kupası Eleme Grubu'ndaki rakiplerinden Danimarka 2, Gürcistan ve Kazakistan 4'er, Ukrayna 6 sıra düşerken, Yunanistan ve Arnavutluk'un ise yerleri değişmedi. Klasmanda, 696 puanlı Danimarka 15., 627 puanlı Yunanistan 35., 523 puanlı Ukrayna 71., 481 puanlı Arnavutluk 91., 445 puanlı Gürcistan 102., 317 puanlı Kazakistan ise 140. sırada kaldı.

AVRUPA SIRALAMASI

Türkiye, Avrupa sıralamasında ise Fransa ve İspanya'nın ardından Hollanda ile üçüncülüğü paylaştı. Ay-yıldızlıları, Almanya, İtalya, Çek Cumhuriyeti ve İngiltere izledi.

:roll: :roll: :roll:

Salacaklı
11-06-2004, 00:42
İnternette kiralık katil aramanın cezası, Slovakya'da 5,5 yıl

Slovakya'da, eski sevgilisinin kocasını öldürtmek için internet üzerinden kiralık katil arayan bir kişi 5.5 yıl hapis cezasına çarptırıldı.

Resmi haber ajansı TASR'ın bildirdiğine göre, Peter Liptak adlı kişi, Şubat 2002'de internete verdiği ilanda, ''para karşılığında bir adamdan kurtulmak istediğini'' ve yalnızca ciddi başvuruların değerlendirileceğini bildirdi. İlanın polisin dikkatini çekmesi üzerine, kiralık katil olduğunu söyleyen bir sivil polis Liptak'a başvurdu. Liptak, polise, 50 bin koruna (yaklaşık 2 milyar 300 milyon lira) ve kurbanı hakkında bilgi verdi. Liptak yakalanınca mahkemede verdiği ifadede, bunun şaka olduğunu iddia etti, ancak bu iddiası kabul görmedi. Liptak 5.5 yıl hapis cezası aldı.

Salacaklı
11-06-2004, 22:30
Bolu daginda Ayilar tarafindan kovalanan
MillI Atletimiz ELVAN

Norvecde 5 000 mt de DÜNYA REKORU KIRDI..-

:roll: :roll: :roll:

gemici
12-06-2004, 01:34
şu ayılar bir de bizim borsayı kovalasa iyi olacak.............................

camarors
12-06-2004, 01:50
Bolu daginda Ayilar tarafindan kovalanan
MillI Atletimiz ELVAN

Norvecde 5 000 mt de DÜNYA REKORU KIRDI..-

:roll: :roll: :roll:

Yapma yaw, yeni haberim oldu olaydan.memlekette ne oluyor hic haberim yok ya.

gemici
12-06-2004, 01:56
Yapma yaw, yeni haberim oldu olaydan.memlekette ne oluyor hic haberim yok ya.

hocam norveç te seyirciler arasında bizde seni boşuna aramışız.............. :) :D

zeplin
12-06-2004, 20:20
BUGÜNLERDE, borsa kazancı ya da kira geliri elde ettiği halde, bu gelirini beyan etmeyenlere yönelik, ciddi bir araştırma var.
Maliye, ilk aşamada borsa aracı kurumlarından, 1999, 2001, 2002 ve 2003 yıllarında, en çok işlem yapan 100 müşterinin, alış-satış rakamları ve kimlik bilgilerini istedi.İkinci aşamada, bu operasyon diğerlerini de kapsayacak şekilde yaygınlaştırılacak.

Kira gelirleri yönünden de, birden fazla gayrimenkulü olanlardan başlayan ve kiracıların ifadesine başvuru şeklinde devam eden, ayrı bir araştırma var.

GELİRLERİN BEYANI

Gerçek kişilerin, borsa kazancı ve kira geliri, belli sınırı aştığında beyana tabi.

1- Borsa Kazancı: Edinme tarihinden itibaren, üç ay içinde elden çıkartılan hisse senetlerinden elde edilen kazanç vergiye tabi. Üç ay geçtikten sonra elden çıkartılan hisse senetlerinden elde edilen kazanç 5 trilyon lira dahi olsa vergiye tabi değil.

Üç ay içinde elden çıkarılan hisse senetlerinde, vergilendirme 2004 yılı gelirleri için şu şekilde oluyor;

 Hisse senedinin edinme bedeli (maliyet bedeli), elden çıkarıldığı ay hariç, aylık TEFE oranına göre yükseltiliyor.

 Yükseltilen tutar, satış bedeli ile kıyaslanıyor. Aradaki fark 12 milyar TL’yi aşıyorsa aşan kısım beyan ediliyor.

 Zarar varsa, elde edilen kazançtan düşülüp, hesaplama buna göre yapılıyor.

2003 yılı borsa kazancının vergilendirilmesiyle ilgili hesaplama, 2004 yılı gibi. Ancak 2004’teki 12 milyar lira istisna, 2003 yılı için 10 milyar lira olarak uygulanacak.

 2002 yılı borsa kazancından yüzde 87.4, 2001 yılı kazancından yüzde 50.7 (2000’de borsa kazancı, enflasyon indiriminin yüzde 151 olması nedeniyle, vergiye tabi değil). 1999 yılı borsa kazancından da yüzde 45,9 enflasyon indirimi düşülecek. 2002, 2001 ve 1999’da enflasyon indirimi düşüldükten sonra, 3,5 milyar TL’yi aşan borsa kazancı, gelir vergisi beyannamesi ile beyan edilecekti.

2- Kira Gelirleri: 2004 yılında, yıllık konut kira gelirleri 1 milyar 800 milyon TL, [işyeri kira geliri] de, gayrisafi olarak yani stopaj denilen vergi kesintisi dahil 14 milyar TL’yi aştığında, 1-15 Mart 2005 tarihinde beyan edilecek.

 Konut kira gelirlerinin, 2003 yılında 1,5 milyar TL’yi, 2002’de 950, 2001’de 700, 2000’de 630, 1999’da da 420 milyon TL’yi aşması halinde, izleyen yılda beyan edilmesi gerekiyordu.

- İşyeri kira gelirinin ise 2003 yılında 12 milyar, 2002’de 6 milyar 650 milyon, 2001’de 4 milyar 900 milyon, 2000’de 4 milyar 375 milyon, 1999’da da 3 milyar 500 milyon TL’yi aşması halinde, yıllık gelir vergisi beyannamesi ile beyan edilip, gelir vergisi ödenmesi gerekiyordu.

NE YAPILABİLİR?

1999-2003 yıllarında, beyan sınırını aştığı halde, borsa kazancını ya da kira gelirini beyan etmeyenler, bu gelirlerini pişmanlıkla beyan ederlerse cezadan kurtulurlar.

Bunun için, gelirini bildirmeyen kişinin bir dilekçe ile ikametgahının bulunduğu yerdeki vergi dairesine başvurup, ‘Zamanında beyan etmediğim kira gelirimi ya da borsa kazancımı, Vergi Usul Kanunu’nun 371. maddesine göre, pişmanlıkla beyan ediyorum’ diye dilekçe ve ekinde beyanname vermesi gerekiyor.

Ancak, bu başvurunun kira ya da borsa kazancı elde edene, vergi incelemesine başlanıldığına ilişkin bir yazı tebliğ edilmeden ya da birileri tarafından ihbar edilmeden önce yapılması gerekiyor. Aksi halde, pişmanlık talebi kabul edilmez. Bu nedenle, kira gelirini gizleyen ya da beyan etmeyi unutanların, acele edip pişmanlıkla beyanda bulunmalarında yarar var...



Hürriyet gazetesi

Şükrü Kızılot

12/06/2004

Salacaklı
18-06-2004, 01:26
Chirac'tan sert laiklik mesajları
17 Haziran 2004 22:05


Laiklik tartışmaları sadece bizde olmuyor. AB'ye üye ülkeler de laiklik ilkesi yüzünden Anasaya taslağında anlaşamadı. En sert tepki de Brüksel'de bulunan Chirac'tan geldi



Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac, ülkesinin laiklik ilkesinden hiçbir taviz vermeyeceğini söyledi.

AB zirvesi ve Hükümetlerarası Konferans çerçevesinde Brüksel'de bulunan Chirac, Avrupa Anayasası tartışmalarını değerlendirirken, "Polonya ve birkaç AB ülkesinin", Anayasa'da, "Avrupa'nın Hıristiyan kökenleri" unsuruna atıfta bulunulmasını istediklerini belirtti.

Chirac, "Fransa'yı bilirsiniz. Hıristiyanlık karşıtı değiliz, ancak Fransa, aynı zamanda bu tür çatışmalara 100 yıl önce son vermiş bir ülkedir ve laiklik konusunu tekrar tartışmaya açmak niyetinde kesinlikle değildir. Bir dinin, diğer bir dine oranla resmi bir belgede ön plana çıkarılmasına tamamen karşıyız" dedi.

Salacaklı
24-06-2004, 15:49
OTOBÜSTE CANLI BOMBA !

İstanbul Üniversitesi Çapa Tıp Fakültesi Kan Merkezi önünde belediye otobüsünde patlama meydana geldi. İlk belirlemelere göre patlamada 2 kişinin öldüğü, 7 kişinin yaralyandığı bildirildi. Bölgeye çok sayıda ambulans sevkedildiği açıklandı. Polis, bölgeyi kontrol altına aldı.

Salacaklı
24-06-2004, 16:04
İstanbul Çapa'da şiddetli patlama...
Bugün, 15:16
Kan merkezi önünde İETT otobüsünde meydana gelen patlamada ilk belirlemelere göre 3 kişinin öldüğü çok sayıda kişinin de yaralandığı bildirildi. Bölgeye çok sayıda ambulans yönlendirildi.

Fatih'te Kızılay Kan Merkezi önündeki patlamada, yaralılar olduğu bildirildi.
Alınan ilk bilgilere göre, Çapa Millet Caddesi üzerindeki Kızılay Kan Merkezi önünde, saat 15.15 sıralarında bir patlama meydana geldi.

Beyazıt-Çavuşpaşa hattında çalışan "97B" numaralı ve 34 BJM 68 plakalı İETT otobüsünde, Kızılay Kan Merkezi önünde bulunduğu sırada patlama gerçekleşti.


Patlamadan, cadde üzerinden geçen bir İETT otobüsündeki yolcular ile çevredeki vatandaşların etkilendiği ve yaralananlar olduğu bildirildi.
AA

----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Lanetliyorum...Canim Ülkemden ne isterler...

Ölenlere Allahtan Rahmet diler ,yattiklari yerin Cennet olmasini dilerim,,
Yaralilara Acil sifalar dilerim..
:confused: :hayır: :hayır:

chem73
24-06-2004, 23:02
Cari İşlemler açığı nisan ayında gerçekleşen 1 milyar 677 milyon dolarlık artışla beraber yılın ilk dört ayında 6 milyar 881 milyon dolara ulaştı. Dış Ticaret açığı ise nisan ayında 2 milyar 194 milyon ABD dolar olarak gerçekleşirken aynı ayda 751 milyon ABD dolarlık net turizm geliriyle elde edildi. Dört aylık dönemde ise dış ticaret açığı, yüzde 122,9 oranında artarak 7 milyar 484 milyon dolara ulaştı. Dört aylık dönemde ihracat (FOB) gelirleri yüzde 29,8 oranında artarak 18 milyar 209 milyon ABD dolarına ve bavul ticareti yüzde 17,6 artarak 1 milyar 228 milyon ABD dolara yükseldi ancak altın dahil ithalat (CIF) harcamaları aynı dönemde yüzde 46,2 oranında artarak 28 milyar 628 milyon ABD dolara ulaştı. Hizmetler Dengesi fazla verdi Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından yapılan açıklamaya göre hizmetler dengesi, Ocak-Nisan 2004 döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 70,7 oranında artarak 1 milyar 654 milyon ABD doları tutarında fazla verdi. Turizmle ilgili anketler henüz sonuçlanmadığından Nisan ayı için kullanılan tahmini verilere dayanılarak oluşturulan ilk dört aylık turizm gelirleri, bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 59,7 oranında artarak 2 milyar 624 milyon ABD doları olarak gerçekleşti. Bunun sonucunda net turizm gelirleri, yüzde 82,7 oranında artarak 1 milyar 909 milyon ABD dolarına ulaştı. Söz konusu dönemde Türkiye'yi ziyaret eden yabancı turist sayısında yüzde 49,3 artış yaşandı. Hizmetler başlığının diğer önemli bir kalemi olan taşımacılık kalemi incelendiğinde ise gelirler, 2003 yılının Ocak-Nisan dönemine göre yüzde 29 oranında artarken, ithalattaki artışa paralel olarak taşımacılık kaleminin bir alt kalemi olan navlun giderlerinde gözlenen yüzde 55,6’lık artıştan dolayı taşımacılık giderleri yüzde 49,4 oranında arttı. Böylece net taşımacılık giderleri, 2004 yılı Ocak-Nisan döneminde geçen yılın aynı dönemine göre 204 milyon ABD doları artarak 344 milyon ABD dolarına yükseldi. Merkez Bankası'nın ödemeler dengesi istatistiklerinde verilen gelişmeler özetle şöyle:
2003 Ocak-Nisan döneminde 1.918 milyon ABD doları, 2004 yılı Ocak-Nisan döneminde ise 1.880 milyon ABD doları çıkışla sonuçlanan yatırım geliri dengesinin altında yer alan doğrudan yatırım gelirleri, portföy yatırım gelirleri ve diğer yatırım gelirlerindeki net çıkışlar, 2004 yılı Nisan ayında sırasıyla 192, 2 ve 222 milyon ABD doları olarak gerçekleşti.
Ocak-Nisan 2004 döneminde, diğer yatırımlar altında yer alan uzun ve kısa vadeli kredilere ilişkin faiz giderleri, 2003 yılının aynı dönemine göre yüzde 18,9 oranında azalarak 1.202 milyon ABD doları olarak gerçekleşti.
Cari transferler, 2004 yılının ilk dört aylık döneminde yüzde 27,5 oranındaki artarak 829 milyon ABD doları oldu. Alt kalemler itibariyle incelendiğinde, işçi gelirleri ve bedelsiz ithalattan kaynaklanan girişler sırasıyla yüzde 43,2 ve yüzde 63 oranında artarak 262 ve 520 milyon ABD doları olarak gerçekleşti.
2004 yılının Ocak-Nisan döneminde finans hesaplarında gerçekleşen net sermaye girişi, bir önceki seneye göre yüzde 36,6 artışla 5.670 milyon ABD doları oldu.
Doğrudan yatırımlar kalemi altında, Türkiye’deki yabancı sermayeli şirketlerin yurtdışındaki ortaklarından kullandıkları kredileri de içeren yurtdışında yerleşik kişilerin yurtiçinde yaptıkları net yatırımlar, bir önceki yılın Ocak-Nisan döneminde 116 milyon ABD doları olarak gerçekleşirken bu yılın aynı döneminde 461 milyon ABD dolarına ulaştı. Bu tutarın 59 milyon ABD doları, Türkiye’deki yabancı sermayeli şirketlerin yurtdışındaki ortaklarından kullandıkları kredilerin net tutarını oluşturdu.
Yurtiçinde yerleşik kişilerin yurtdışında yaptıkları net yatırımlarda ise 2003 yılı Ocak-Nisan döneminde net 143 milyon ABD doları, 2004 yılının aynı döneminde de net 280 milyon ABD doları artış gerçekleşti. Böylece 2004 yılı Ocak-Nisan döneminde doğrudan yatırımlar kaleminde net 181 milyon ABD doları giriş gerçekleşti.
Nisan ayında portföy yatırımları net 216 milyon ABD doları çıkış göstermesine rağmen ilk dört aylık dönemde toplam 1.837 milyon ABD doları net sermaye girişi oldu. Bir önceki senenin ilk dört aylık döneminde bu rakam, 367 milyon ABD doları net çıkış olarak gerçekleşmişti.
Alt kalemler itibariyle incelendiğinde, varlıklar başlığı altında, yurtiçinde yerleşik kişilerin yurtdışında menkul değer alım-satımları 2003 Ocak-Nisan döneminde 58 milyon ABD doları net alımla, 2004 yılı Ocak-Nisan döneminde de 390 milyon ABD doları net satımla sonuçlandı. Yabancılar nisanda 466 milyon dolarlık hisse senedi ve DİBS sattı
Portföy yatırımları kaleminin yükümlülükler bölümünde Genel Hükümet Nisan ayında yurtdışına yönelik yeni tahvil ihracı veya geri ödemesi gerçekleştirmedi. Bunun sonucunda ilk üç aydaki 11 milyon ABD dolarlık net geri ödeme rakamı Ocak-Nisan döneminde de değişmedi.
Yurtdışında yerleşik kişiler, hisse senedi piyasası ile devlet iç borçlanma senetleri piyasasında Nisan ayında sırasıyla 96 milyon ve 370 milyon ABD doları net satım gerçekleştirmesine rağmen, ilk dört aylık dönemde 407 milyon ve 1 milyar 51 milyon ABD doları net alım oldu.
Ticari ve diğer krediler ile mevduatlardan oluşan bu kalemde 2003 yılı Ocak-Nisan döneminde 3.964 milyon ABD doları, 2004 Ocak-Nisan döneminde de 4.840 milyon ABD doları net giriş gerçekleşti.
ticari kredilerde, 2003 Ocak-Nisan döneminde net 318 milyon ABD doları, 2004 yılının aynı döneminde de net 539 milyon ABD doları tutarında ihracat işlemleri karşılığı yurtdışına kredi açıldı. Nakit kredilerde ise 2003 Ocak-Nisan döneminde yurtdışına net 540 milyon ABD doları kredi açılırken, 2004 yılının aynı döneminde 341 milyon ABD doları tutarında net kredi ödemesi gerçekleşti.
Bankaların yurtdışı muhabirleri nezdindeki döviz mevcutları kaleminde ise 2003 yılı Ocak-Nisan döneminde 3.819 milyon ABD doları, 2004 yılının aynı döneminde ise 1.185 milyon ABD doları azalış gözlendi.
İthalatın finansmanı amacıyla sağlanan ticari krediler kaleminde 2003 yılının ilk dört ayında 352 milyon ABD doları net kullanım gerçekleşmişken, 2004 yılının aynı döneminde 388 milyon ABD doları uzun vadeli ve 1.577 milyon ABD doları kısa vadeli olmak üzere toplam 1.965 milyon ABD doları net kullanım olduğu gözlemlendi.
Krediler kalemi incelendiğinde ise 2004 yılının Ocak-Nisan döneminde, Uluslararası Para Fonu kredileriyle ilgili olarak Merkez Bankası 1.304 milyon ABD doları kredi geri ödemesi gerçekleştirdi.
Hükümet ise net olarak 368 milyon ABD doları tutarında kredi kullandı. Aynı dönemde, Genel Hükümet’in yurtdışı piyasalar ve diğer uluslararası kuruluşlardan sağladığı kredi tutarı 584 milyon ABD dolarını bulurken gerçekleştirdiği geri ödeme 848 milyon ABD doları oldu. 2003 ve 2004 yılının Ocak-Nisan dönemlerinde bankacılık sektöründe sırasıyla 517 milyon ve 1.181 milyon ABD doları net kullanım, diğer sektörlerde ise sırasıyla 557 milyon ABD doları net geri ödeme ve 2.099 milyon ABD doları net kullanım gerçekleşti.
Mevduat hesapları, 2003 yılı Ocak-Nisan döneminde 981 milyon ABD doları artış gösterirken, 2004 yılının aynı döneminde Merkez Bankası nezdindeki kredi mektuplu döviz tevdiat ve süper döviz hesaplarının 14 milyon ABD doları ve bankalardaki mevduatın 56 milyon ABD doları azalması nedeniyle toplam olarak 70 milyon ABD doları azaldı.
Resmi rezervler, 2003 yılı Ocak-Nisan döneminde 581 milyon ABD doları azalmışken 2004 yılının aynı döneminde 1.188 milyon ABD doları arttı.

chem73
26-06-2004, 13:02
Türk Telekom, sabit telefonlarla yüzde 17 ucuza konuşma imkanı sağlayan kontör yükleme kartı 'TTkart'ı kullanıma sundu. Türk Telekom'dan yapılan yazılı açıklamada, TTkart'ın 21 Haziran'dan itibaren kullanıma sunulduğu, 50 ve 100 kontör değerinde satıldığı belirtildi. Açıklamada, ön ödemeli TTkart'ın, ankesörlü telefonların yanı sıra ev ve işyeri telefonlarından da görüşme yapılabilmesine imkan sağladığı ve görüşmelerin yaklaşık yüzde 17 daha ucuz olduğu kaydedildi.
--------------------------------------------------------------------------------



Mevcut uygulamada 1 kontör 72 bin lira iken, TTkart ile 1 kontör 60 bin lira olarak ücretlendiriliyor.

TTkart şeffaf bir ambalaj içinde kullanım kılavuzuyla birlikte satılıyor. TTkart'ın arka yüzünde bulunan şerit kazınarak özel 12 haneli PIN numarasına ulaşılıyor.

Ücretsiz 0811 2123636 nolu erişim numarası aranarak, PIN numarası giriliyor. PIN numarasının doğrulanmasının ardından konuşma yapılacak telefon numarası giriliyor. Ücretlendirmeyse bağlantı sağlandıktan sonra başlıyor.

TTkart'da yer alan veya kalan kontör miktarı, her aramada sistem tarafından kullanıcıya bildiriliyor.

TTkart ile GSM'den (mobil telefonlarından) erişim sağlanamıyor, ancak şehirlerarası veya milletlerarası görüşmelere kapatılmış telefonlar kullanılabiliyor.

Arama için kullanılacak telefonun, DTMF (ton göndermeli tuşlu telefon) özellikli olması gerekiyor. Kullanıcıların bilgi talebineyse 0800 314 34 34 numaralı TTkart Yardım Masası cevap veriyor.

100 kontörlük TTkart 6 milyon liradan, 50 kontörlük TTkart ise 3 milyon liradan satılıyor. Tanıtım amaçlı bu fiyatlar 6 ay süreyle geçerli olacak.

chem73
26-06-2004, 13:26
Tüzmen: Lira hâlâ aşırı değerli


Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen, Türk Lirası’nın şu anda hâlâ yüzde 25-28 aşırı değerli olduğunu söyledi.

Resmi bir ziyaret amacıyla yaklaşık 150 işadamından oluşan bir heyetle Libya’ya giden Tüzmen, hareketinden önce Atatürk Hava Limanı’nda gazetecilerin sorularını cevapladı. Dış ticaret açığıyla ilgili soru üzerine Tüzmen, Türkiye’nin dış ticaret hacminin bu yıl 140 milyar dolar seviyesinde gerçekleşeceğini belirterek, “Bunun içerisinde 25 milyar dolarlık bir açık çok fazla değil. Kur aşırı değerliyse, ithalat baskısını durdurmanız mümkün değil. Biz burada kaliteli ve Türkiye ekonomisine yararlı olabilecek şekilde bir ithalat kompozisyonu istiyoruz. Aşırı değerli bir Türk Lirası, çok ciddi ithalat baskısı yaratıyor. İhracata dayalı bir kalkınma stratejisi belirlediğiniz zaman, kurun aşırı değerli olmamasına çalışmak lazım ki bu ithalat baskısıyla karşılaşmayalım. Şu anda Türk Lirası yüzde 25-28 aşırı değerli.” diye konuştu.

RAINBOW
26-06-2004, 14:01
26.06.2004

LONDRA - Türkiye'nin Uluslararası Para Fonu (IMF) ile stand-by anlaşmasını yenilemesi konusundaki belirsizlik ve Tüpraş'taki gelişmeler yabancı yatırımcıları endişelendiriyor. Financial Times Gazetesi'nin yorumuna göre, hükümet IMF ile anlaşmayı yenilemezse, kamu harcamalarında ciddi sorunlar olabilecek.
Analistlere göre, Türkiye'nin üç yıl önce girdiği krizi yeniden yaşamaması için gerekli önlemleri almasında rol oynayacak anlaşmanın imzalanması gerekiyor.

İstanbul'daki WestLB Bankası'ndan ekonomist Sevin Ekinci gazeteye yaptığı açıklamada, yatırımcıların yeni bir anlaşma yapılacağı yönünde umutlu olduklarını söylerken, aynı zamanda anlaşma yenilenmezse popülist harcama baskılarını karşılamının olanaksızlığına da dikkat çekti.

Öte yandan, yatırımcılar arasında, özelleştirmeden elde edilmesi hedeflenen gelirlerin gerçekten kazanılıp kazanılamayacağı huzursuzluk konusu olmaya devam ediyor. Yabancı yatırımcıları en çok rahatsız eden konuların başında da satışı durdurulan Tüpraş geliyor.

chem73
26-06-2004, 22:22
Bakan Gül: Irak'a NATO şemsiyesi altında asker göndermemiz söz konusu değil
26/06/2004 14:37:10

İSTANBUL - Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, "Irak'a NATO şemsiyesi altında asker gönderilmesi söz konusu değil" dedi.
The German Marshall Fund of the United States (GMF) ve Türkiye Ekonomik ve Sosyal Etüdler Vakfı'nın (TESEV), Çırağan Sarayı Kempinski Otel'de, resmi NATO Zirvesi öncesinde organize ettiği "Yeni Bir Yol Kavşağında Atlantik İttifakı" başlıklı sivil zirve devam ediyor. Dün Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın katılımıyla başlayan zirvenin ikinci gününde, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül bir konuşma yaptı. NATO'nun temel kilit noktalarından birinin, yeni fikirlerin ortaya çıkabilmesi olduğunu söyleyen Gül, "Bu özellik ittifakı etkin durumda tutmakta ve bizim değişen koşullara uyum sağlamamızı sağlıyor. Avrupa içindeki bu ittifak, barış ve istikrarı sağlamaktadır. Bu noktada ortak girişimler kullanılmaktadır. Ama yapacak çok şey var. Şu andaki görevimiz bu bölgeyi korumak, yeni tehditlere, yeni meydan okumalara karşı durmaktır. Bu noktada barış ve huzuru geniş bir alana yaymamız gerekmektedir. Bu noktada ittifakın önündeki spesifik hususlar ele alınacak. Bu nedenle bizim buradaki sorumluluğumuz, yeni tehditlere karşı durmak ve Türkiye'nin bölgesindeki istikrara katkıda bulunmasıdır" dedi.


Abdullah Gül, konuşmasının ardından yerli ve yabancı basın mensuplarının sorularını cevapladı. Gül, Türkiye'nin Irak'a asker göndermeyi düşünüp düşünmediğinin sorulması üzerine, "Türkiye başlangıçta asker göndermeyi önermişti. O bölgede bunun yararlı olmayacağı görüldü ve karar geri alındı. Elbette ki yarından sonra bu konu burada tartışılacak ama şu ana kadar herhangi bir şekilde Irak'a NATO şemsiyesi altında asker gönderilmesi söz konusu değil. Irak'ın başbakanı, NATO'dan polisleri, askerlerini, güvenlik kuvvetlerini eğitmesi konusunda talepte bulundu. Eğitim Irak içinde olmayabilir, dışında da verilebilir. Bunlar tartışılacak" karşılığını verdi.

Salacaklı
27-06-2004, 12:27
Mevduata tam garanti dönemi temmuz'da bitiyor

Ekonomik kriz nedenle üç bankaya el konulmasıyla 1994 yılında getirilen mevduata sınırsız garanti dönemi bu hafta sona eriyor

Merkez Bankası Başkanı Süreyya Serdengeçti`nin ``bankacılık sistemindeki ahlaki çöküntünün başlangıcı`` olarak nitelendirdiği sınırsız garanti 3 Temmuz`da kalkacak ve yerine 5 Temmuz`dan itibaren, Türk Lirası ve döviz cinsinden tasarruf mevduatlarının 50 milyar liraya kadar olan kısmına garanti sağlanan yeni bir döneme başlanacak. Uygulama, son beş yılda el koyma, birleşme ve diğer nedenlerle sayısı 30`a yakın azalan bankaların bulunduğu Türk banka sistemi için de yeni bir dönemi başlatacak.

Hükümetin bir yıl önce aldığı karara göre 5 Temmuz 2004’da uygulaması başlayacak sınırlı mevduat garantisine göre her müşterinin her bir bankada açacağı 50 milyar liraya kadar Türk Lirası ve döviz cinsinden tasarruf mevduatı Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’nun güvencesi altında olacak.

Buna göre herhangi bir bankanın tasfiye edilmesi halinde TMSF bu bankalardaki tasarruf mevduatı sahiplerine, hesaplarının 50 milyar liraya kadar olan kısmı için ödeme yapacak. Bir bankadaki hesabında bu miktardan daha fazla mevduatı bulunanlar, söz konusu bankanın tasfiye edilmesi halinde mevduatlarını ancak tasfiye ya da iflas masasından isteyebilecek.

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu, 28 Mayıs`ta yaptığı açıklamada, 50 milyar lira ile sınırlanacak olan garantinin, tasarruf mevduatı hesabı sayısının sayısının yaklaşık yüzde 99’unu, sektördeki tasarruf mevduatı toplamının da yüzde 64’ünü kapsadığını açıklamıştı.

Buna göre tasarruf mevduatlarının yüzde 36`sı bu haftadan sonra güvence kapsamı dışında kalacak. BDDK 11 Haziran 2004 itibariyle, tasarruf mevduatına verilen sınırsız garanti kapsamındaki tasarruf mevduatı miktarını 104.2 katrilyon lira olarak açıkladı. Yüzde 64 oranı esas alındığında 50 milyar liralık sınırlama söz konusu tutarı 66.7 katrilyon liraya kadar düşürüyor.

50 milyar liralık garanti, bir bankanın bütün şubeleri nezdinde bir kişi adına açılan mevduat hesaplarının toplamı olarak dikkate alınacak. Bir kişi adına aynı bankanın farklı şubelerinde açılmış tasaruf mevduatlarının anapara ve faiz toplamı 50 milyar lirayı aşıyorsa, sadece 50 milyar liralık kısım mevduat sigortası kapsamında değerlendirilecek. Farklı bankalarda açılan hesaplar için ise 50 milyar liralık sınır ayrı ayrı ayrı değerlendirilecek.

Örneğin 100 milyar lirası bulunan bir tasarruf sahibi bunu tek bir bankada tasarruf mevduatı olarak değerlendirirse bunun sadece 50 milyarı garanti altında olacak. Ancak söz konusu parayı 50`şer milyar liralık dilimler halinde iki ayrı bankaya tasarruf mevduatı olarak yatırırsa her iki bankadaki hesabı da garanti kapsamında olacak.

AHLAKİ ÇÖKÜNTÜ PAHALIYA GELDİ

Merkez Bankası Başkanı Süreyya Serdengeçti, TMSF`ye devredilen bankalar ve BDDK işlemleriyle ilgili iddiaları araştırmak üzere kurulan TBMM Komisyonu`na bilgi verirken 1994 yılında yaşanan krizde mevduata tam garanti verilmesinin doğru, ancak koşulları ortadan kalktığı halde kaldırılmamasını ise ``ahlaki çöküntünün başlangıcı`` olarak değerlendirmişti.

Mevduata verilen tam garanti Türkiye`nin son yıllarda yaşadığı bankacılık krizinin en önemli nedeni olarak gösteriliyor. Ayrıca garanti sadece mevduatların tümüne verilmiş gibi gözükse de sorunlu bankaların doğrudan tasfiye edilmeyip TMSF bünyesine alınması nedeniyle fiilen bankaların tüm yükümlülükleri için uygulanmış oldu. Bu nedenle İmar Bankası dışındaki bankaların sadece mevduatları değil, diğer borçları da TMSF, dolayısıyla devlet tarafından üstlenilmiş oldu.

İmar Bankası`nda ise özel bir yasa çıkarılarak, TMSF`ye bildirilmeyen mevduatlar da ödenmiş ve 6 milyar dolarlık bir fatura ortaya çıkmıştı. TMSF`ye alınmadan doğrudan tasfiye edilen İmar Bankası ve TMSF`ye alınan diğer 20 banka ile birlikte toplam 32 milyar dolarlık mevduat TMSF tarafından üstlenilmişti.

Ayrıca sınırsız garanti nedeniyle söz konusu bankaların doğrudan tasfiye edilmek yerine tüm aktif ve pasifleriyle birlikte TMSF bünyesine alınması, bu bankaların mevduat dışındaki sendikasyon kredisi ve benzeri yükümlülüklerinin de TMSF tarafından üstlenilmesini zorunlu kılmıştı.

Hazine Müsteşarı Halil İbrahim Çanakçı, Hazine`nin 2003 sonu itibariyle TMSF`ye alınan bankalar nedeniyle TMSF’ye aktardığı kaynağın faizleriyle birlikte toplam 36.2 milyar dolar olduğunu bildirmişti. BDDK Başkanı Bilgin ise söz konusu bankalarla birlikte mevduat, birikmiş varar ve benzeri nedenlerle üstlenilen toplam yükü 55 milyar dolar olarak açıklamıştı.

BANKACILIK SEKTÖRÜ İÇİN YENİ DÖNEM

Mevduata 1994 yılında getirilen garanti, bankacılık sektörüne duyulan güvensizlik nedeniyle sektörden fon çekilişleri yaşanması grekçesine dayandırılmıştı. BDDK, geçen ay kamuoyuna yaptığı açıklamada, tam mevduat güvencesinden sınırlı mevduat güvencesine geçişin ekonomide ve mali sektörde sağlanan olumlu değişikliklerin bir sonucu olduğunu ve Türk bankacılık sektörünün gelişmesinde yeni bir aşama oluşturacağını bildirmişti.

chem73
27-06-2004, 16:38
Erdoğan ve Bush biraraya geldi/ Bush: Türkiye'nin AB'den tarih alması için elimizden geleni yapacağız/ 8.5 milyar dolarlık kredi askıda
27/06/2004 10:36:48

ANKARA - Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, NATO Zirvesi için Türkiye'de bulunan ABD Başkanı George W. Bush ile biraraya geldi. Görüşme öncesinde basının karşısına çıkan ikiliden Bush, Türkiye'nin AB'den tarih alması için ellerinden geleni yapacaklarını söyledi. Bu arada alınan bilgiye göre, ABD ve Türkiye, toplantıda ABD'nin Türkiye için açtığı 8.5 milyar dolarlık kredinin askıya alındığını teyit ettiler.
Erdoğan, Başbakanlık Resmi Konutu'nda kendisini ziyaret eden ABD Başkanı Bush'u kapıda karşıladı. Erdoğan ve Bush daha sonra basının önünde kısa bir açıklamada bulundular. Erdoğan, Zirve öncesinde Bush'un Ankara'ya yaptığı resmi ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Bush'un kendi dönemi içinde Türkiye'ye yaptığı ilk ziyaret olduğunu ifade eden Erdoğan, şöyle konuştu:

"Bundan duyduğum memnuniyeti Sayın Bush'a ifade etmek istiyorum. Gerek bölgede gerekse Türk-Amerikan ilişkileri konusunda yapacağımız görüşmelerin her iki ülke açısından hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum ve tekrar kendilerine hoşgeldiniz diyorum. Aynı zamanda bu seyahatin de kendileri için verimli geçmesi temennisiyle gerek şahıslarına gerekse hanımefendiye hoşgeldiniz diyorum."

Başkan Bush, ise kısa açıklamasında "Benim sizin güzel ülkenize başkan olarak ilk ziyaretim, aslında bu ülkenize yaptığım ilk ziyaret" diye konuştu. Türkiye'de bulunmaktan dolayı duyduğu memnuniyeti dile getiren Bush, "Buradaki temaslarımda ikili ilişkiler ve NATO'nun nasıl güçlendirileceği konularında anlamlı görüşmeler yapmayı bekliyorum" dedi.

Bush, "Aynı zamanda bir Müslüman ülke olmanız ve demokrasi, hukuk kuralları ve özgürlüğü kucaklamanızı takdir ediyoruz'' diye konuştu.

ABD Başkanı Bush, Türkiye'nin AB'den tarih almasına da destek vererek, ''Biz Türk Başbakanı'na söyledik. AB'ye kabul edilmesine giden yolda size bir tarih verilmeli. Biz de bunun için elimizden geleni yapacağız" dedi.

Görüşmede, Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ile ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell, ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı Ulusal Güvenlik Danışmanı Condoleezza Rice da hazır bulundu. Gazetecilerin salonun dışına çıkarılmalarının ardından Bush-Erdoğan görüşmesine geçildi. Görüşmenin tamamlanmasının ardından ise bir açıklama yapılmadı.

Daha sonra Bush, Anıtkabir'i ziyaret etmek için konuttan ayrıldı. Ziyareti sırasında Başkan Bush'a Devlet Bakanı Beşir Atalay eşlik ediyor.

Toplantıda kredi, Kıbrıs, Irak, Ortadoğu, PKK gündeme geldi

Başbakan Erdoğan ile Bush'un görüşmesinde, daha önce siyasi şarta bağlanan 8.5 milyar dolarlık kredinin askıya alındığını her iki tarafın da teyit ettiği öğrenildi.

İki liderin görüşmesinde, Türkiye'nin terör örgütü PKK'nın Kuzey Irak'taki varlığından duyduğu rahatsızlık da ifade edilirken, Bush'un bu konuda somut adımlar atılacağı sözünü verdiği belirtildi.

Alınan bilgiye göre, Erdoğan-Bush görüşmesinde, iki ülke arasındaki ilişkilerin yanı sıra bölgesel ve ekonomik konular da ele alındı. Görüşmede, ABD'nin siyasi şarta bağlı olarak vermeyi taahhüt ettiği 8.5 milyar dolarlık kredi de gündeme geldi. Türkiye'nin mevcut şartlarda krediyi kullanmayı düşünmediği ifade edilirken, her iki taraf da 'kredinin askıya alındığını' teyit ettiler.

KKTC için somut adım talebi

Erdoğan, Bush'a, Kıbrıs konusunda daha önce yapılan açıklamalar doğrultusunda somut adımlar atılması talebini iletti. Daha önce yapılan açıklamalar doğrultusunda KKTC'ye programlı ve charter uçuşların başlatılması konusunda Türkiye'nin beklentisini dile getiren Erdoğan, ayrıca KKTC'nin süreçte yaptığı açılımları da anlattı.

Erdoğan, Bush'a, Kıbrıs ile ilgili atılacak adımlar konusunda AB'nin atacağı adımların beklenmemesi gerektiği görüşünü dile getirdi. Erdoğan, ayrıca, turizm mevsimi bitmeden uçuşların bir an önce başlamasını da istedi.

ABD Başkanı Bush, Kıbrıs konusunda somut adımların en kısa zamanda atılacağı, hazırlıkların da devam ettiğini belirtti.

Başbakan Erdoğan, ayrıca Bush'a Türkiye'nin AB'ye üyeliğine verdiği destekten dolayı teşekkür etti. Bush ise, Türkiye'nin AB üyeliğine verdikleri desteğin bundan sonra da süreceğini bildirdi.

Erdoğan, PKK/Kongra-Gel'i ortadan kaldırmak için somut adım istedi

Erdoğan, Türkiye'nin terör örgütü PKK/Kongra-Gel'in Kuzey Irak'taki faaliyetlerinden büyük rahatsızlık duyduğunu belirterek, bu örgütün varlığının ortadan kaldırılması konusunda ABD'den somut adım atmasını istedi.

Irak'ta mevcut ortamda ABD'nin etkin olduğunu kaydeden Erdoğan, bu konuda ABD'nin de sorumluluğunun bulunduğuna işaret etti.

Erdoğan, bu konuda ABD'nin bugüne kadar söylediklerini anımsatarak, Afganistan'da da bölgenin refahı için Türkiye'nin attığı adımların bundan sonra da devam edeceğini belirtti.

ABD Başkanı Bush da terör örgütü PKK/Kongra-Gel konusunda Erdoğan'ın tespitlerine 'hak verdiğini' belirterek, bu konuda somut adımlar atma sözü verdi.

Bush, bu konunun, 'uluslararası terör kapsamına girdiğini' kaydederek, konuyla ilgili olarak geçici Irak yönetiminin devreye girmesini sağlayacaklarını, ABD olarak da ellerinden geleni yapacaklarını bildirdi.

Ayrıca Guantanamo'da 3 Türk'ün esir tutulduğunu belirten Erdoğan, bu esirlerin yargılanması gerekiyorsa bir an önce yargı önüne çıkarılması ya da serbest bırakılmasını talep etti.

Ortadoğu'da barış girişimleri

Erdoğan, NATO'nun yeni misyonu konusundaki görüşlerini Bush'a aktarırken, NATO'nun bölge dışında yapacağı etkinlikler de ele alındı.

İsrail-Filistin sorununun da gündeme geldiği görüşmede, Erdoğan, Türk tarafının barış sürecine aktif bir şekilde katılmaya hazır olduğunu bildirdi.

İsrail-Filistin sorunuyla ilgili olarak da Türkiye'nin bölgesel ağırlığı ve tarihsel bağları nedeniyle bölge barışında önemli bir rolünün bulunduğuna dikkati çeken Bush, İsrail'de boşaltılan yerlerin yıkılmasını da onaylamadıklarını söyledi.

Irak konusunda Türkiye ve ABD aynı görüşte

Türkiye'nin Irak ile ilgili bundan önceki tezlerini anlatan Erdoğan, Irak'ın toprak bütünlüğüne verdikleri öneme dikkati çekti.

Irak'ın bütünlüğü konusunda herhangi bir etnik grubun, diğer bir etnik gruba tahakkümünün Türkiye tarafından kabul edilemeyeceğini vurgulayan Erdoğan, Türkmenler'in, bugüne kadar Irak'ta 'göz ardı' edildiğini söyledi.

Irak'ın yeniden yapılanmasında Türkmenler'in de mutlaka aktif şekilde söz sahibi olması gerektiğini kaydeden Erdoğan, ayrıca, Türkiye'nin Musul'da başkonsolosluk açmak istediğini de Bush'a aktardı.

Görüşmede, Kerkük ile ilgili Türkiye'nin duyduğu endişe de Bush'a ifade edilirken, Kerkük'ün tarihi sürece bakıldığında bir Türkmen kenti olduğu ve dolayısıyla herhangi bir etnik grubun himayesinde olamayacağı da belirtildi.

Irak'ın yeniden yapılandırılması konusunda Türkiye'nin tezlerini paylaştıklarını ifade eden Bush, Türkiye'nin bölgedeki hassasiyetlerini de anladıklarını ve gözardı etmediklerini kaydetti.

Bush, etnik ve mezhebi yapılanmanın da olmaması gerektiği görüşünü de dile getirdi.

Görüşmede ayrıca ABD'de yapılacak başkanlık seçimi de konuşuldu.

Başbakan Erdoğan Bush'a başarı dilerken, Bush da Erdoğan'a, ''Kazanacağımdan eminim'' dedi.

Görüşmede, Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, Erdoğan'ın Dışilişkiler Danışmanı, İstanbul Milletvekili Egemen Bağış ile ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell, ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı Ulusal Güvenlik Danışmanı Condoleezza Rice da hazır bulundu.

chem73
28-06-2004, 19:36
Chirac'tan Bush'a: " Türkiye'ye tarih verilmesi" talebi ABD'nin yetkisini aşar
28/06/2004 17:17:34

İSTANBUL - Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac, ABD Başkanı Bush'un AB'nin Türkiye ile müzakerelere başlamasıyla ilgili açıklamalarına sert bir yanıt vererek, AB'ye yön göstermenin ABD'ye düşmeyeceğini, Bush'un bu açıklamasıyla yetki alanının dışına çıktığını söyledi.
Chirac, Irak'la ilgili olarak ise "NATO'nun görevi Irak'a müdahale etmek değildir" dedi. Chirac, "Fransa gerekirse bu eğitim desteğine katkıda bulunabilir; fakat bunu Irak topraklarının dışında yapacaktır" diye konuştu.


Fransa Cumhurbaşkanı Chirac, İstanbul Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı'nda devam eden NATO Zirvesi kapsamında bir basın toplantısı düzenledi. Görüşmeleri değerlendiren Chirac, "Yeni 7 üyeyi karşılamak için ilk bilançoyu çıkardık. Fransa bu askeri çabanın tam bir parçası konumunda. Fransa, NATO'nun askeri operasyonlarına birinci katkı veren ülkeler arasında. Bu, Avrupa kolordusu, Avrupa savunmasının bir taahhüdüdür. Güçlü bir Avrupa savunması hem gerekli hem de NATO'nun güçlü askeri teşkilatlanması için zaruridir. Afganistan gibi bölgelerde siyasi süreci desteklemek bizim görevimizidir. Yakın gelecekteki seçimler umarız demokratik bir şekilde gerçekleşir" dedi.


Gerçekleştirilen görüşmeler hakkında bilgi veren Chirac, "Seçimler çerçevesinde kendimize sormamız gereken, 'Acaba Afganistan'a birlikler göndermek gerekiyor mu? Afganistan'ın durumu çok farklı, siyasi genel seçimlerin arifesinde NATO'nun müdahale etmesinin çok makul olmadığı düşünüldü. İsrail Filistin ihtilafının Ortadoğu'nun en önemli sorununu teşkil ettiğini söyledik ve bu bölgede barışın mevcut olması için istikrarın tesis edilmesi için İsrail-Filistin sorununu çözülmesi gerektiği vurgulandı. Uluslararası konulara değindik. Afganistan ve Irak üzerinde durduk. Irak'ın egemenliğine kavuşması söz konusu. Irak'ın egemenliği kaçınılmaz bir şart; fakat maalesef yeterli bir şart değil. Fransa, Irak geçici yönetimine ekonomik ve siyasi yeniden yapılanma çalışmalarında başarılar diledi. Fransa, Irak halkının vakit geçirmeden kendi kaderini elinde bulundurması konusundaki arzusunu vurguladı" diye konuştu.


NATO'nun görevi Irak'ta müdahale etmek değildir


Chirac, açıklamalarını şöyle sürdürdü: "NATO'nun görevi Irak'ta müdahale etmek değildir. NATO Irak'a müdahale edecek olursa olumsuz etkiler, psikolojik ve siyasi açıdan olumlu etkilerden çok daha ağır basacaktır. Bu nedenle tek çıkış yolu tek çözüm, Irak halkının artık kendi kaderini kendi elinde bulundurduğundan emin olmasını sağlamak. Irak mercilerinin otoritesi, askeri ve polis güçlerini yönetebilme durumunda olmalı. Alınan karar, NATO ülkelerinin mutabakatını yansıtıyor. Fransa uzun süredir bu konuda mutabık olduğunu belirtti. Özellikle Irak jandarma güçlerine eğitim konusunda olumlu bir cevap verdi. Bu eğitimin, bu yardımın şartları dile getirildi. Fransa gerekirse bu eğitim desteğine katkıda bulunabilir; fakat bunu Irak topraklarının dışında yapacaktır."


Açıklamasının ardından gazetecilerin sorularını cevaplayan Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac, "NATO'nun elinde bazı genel maksatlı imkanlar var; ama asıl imkanlar devletlerin elinde. NATO'nun bazı spesifik imkanları var. Roma askeri koleji ve burada subayların yetiştirilmesi konusunda çok etkin bir kurum. Bu kolej, Iraklı subayları Roma'da bir eğitime tabi tutabilir. NATO'nun bayrağı Irak'ta dikilirse Fransa karşı çıkmaz" dedi.


Chirac, bir soru üzerine İsrail-Filistin sorununa değinerek, "İsrail-Filistin sorunu bu bölgedeki sorunların kökeninde olan bir sorun. İki tarafı bir masa etrafına tekrar yerleştiremeden, yol haritası çizgisi üzerinde iki bağımsız devlet ve birbirine saygı duyan ülkeler konusunda anlaşmadan istikrar ve barışa doğru bir çözüm üzerinde yol almamış olacağız. Biz bu konuda katkıda bulunmaya hazırız" diye konuştu.


AB'ye yön gösterme ABD'ye düşmez


ABD Başkanı Bush'un, "Irak konusunda mutabakata varıldı" sözünün hatırlatılması üzerine, Chirac, "Başkan Bush sorunların çözümlendiğini düşünüyorsa, kendisine sadece hak verebilirim" ifadelerini kullandı.Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'le yaptığı görüşmenin sorulması üzerine ise Chirac, şunları söyledi: "Sayın Sezer'in söylediklerini yorumlamak bana düşmez. Çok süratli bir şekilde bu zirvenin düzenlenmesi konusuna değindik. Türk-Fransız ilişkilerine geçtik. Siyasi, ekonomik ve kültürel alanda bu ilişkilerin mükemmel olduğunu kaydettik. Türkiye'nin adaylığının değerlendirme süreci üzerinde yoğunlaştık. Bütünleşme süreci Türk merciilerini çok endişelendiriyor. Sayın Sezer'e, Türkiye'nin AB ile bütünleşmesinin arzu edilir olduğunu belirttim. Tarihi açıdan Türkiye Avrupalı bir ülke ve 40 yılı aşkın bir süredir Türkiye'ye bu katılım perspektifi tanındı. Türkiye'nin istikrarlı, demokratik ve modern olması son derece önemli. Bu nedenle Türkiye, bulunduğu bölgede örnek teşkil edebilir. Elbette AB ile bütünleşmeden önce bütün kulüpler için aynı şey geçerli, kurallara uymak gerekiyor. Bunlar da Kopenhag Kriterleri. Türkiye AB yolunda muazzam çabalar sarf ediyor, bunu kimse inkar etmiyor. Eğer komisyon henüz Türkiye'nin hazır olmadığı konusunda tavır takınırsa, komisyonun ne önereceğine bakacağız."


Bir gazetecinin, ABD Başkanı Bush'un AB üyeliği konusunda "müzakereler hemen başlatılmalı" görüşünü hatırlatması üzerine Chirac, "Böyle dediyse çok ileriye gitti demektir. AB'ye yön gösterme ABD'ye düşmez, Sayın Bush yetki alanının dışına çıkmıştır" dedi.

Salacaklı
01-07-2004, 00:55
Dolar kuru her an yükselebilir
01 Temmuz 2004 00:45
--------------------------------------------------------------------------------

Amerikan Merkez Bankası'nın faiz oranlarını yüzde 0.25 arttıracak olması ekonomistleri tedirgin etti. Dolar kuru her an yukarı doğru hareketlenebilir...



Marmara Üniversitesi İktisat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof.Dr. Osman Altuğ, ABD Merkez Bankası'nın (FED) faiz oranlarını yüzde 0.25 oranında artırmasının, dolara talebi artıracağını söyledi. Altuğ, FED'in Eylül 2004'de de daha büyük bir faiz artırımına gidebileceğin belirtti.

FED'in karar organı niteliğindeki Açık Piyasa Kurulu'nun toplantısında, kısa vadeli faiz oranının çeyrek puan artışla yüzde 1.25'e çıkarılmasını değerlendiren Prof.Dr. Osman Altuğ, "ABD'de faizlerin artması dolara talebi artırır. İç piyasada insanların dolara yönelmesine neden olur, kademeli olarak yüzde 10 mertebesinde bir kur yükselmesi olabilir" dedi.

Türkiye'de para piyasasının oldukça sığ olduğunu belirten Prof.Dr. Altuğ, "10 milyon dolarlık bir talep, dolarda aşırı yükselmeye neden olabilir. Nitekim Merkez Bankası son müdahalesinde piyasaya 17 milyon dolarlık sürerek dövizin düşmesine neden oldu. Kaygan bir piyasamız var, spekülatörler ucuza alıp pahalıya satma yöntemi ile bu işten kazanç sağlayabilirler. Ancak, bu artıştan ihracatçının yüzü biraz güler ve piyasada biraz hareketlenme olabilir" diye konuştu.

Kurdaki artışın devletin vergi gelirlerinde artışa neden olacağını ifade eden Prof.Dr. Altuğ, hükümetin bu artışı önceden beklediği için akaryakıta yüzde 5 oranında zam yaptığını, ancak yeni zamlara da neden olabileceğini söyledi. Prof.Dr. Altuğ, artışın borsadan çekilen paraların otomatik olarak dış piyasalara yöneleceğini, ancak bunun yüksek oranda olmayacağını tahmin ettiğini söyledi.

ABD'nin 661 milyar dolar dış ticaret açığı olduğunu belirten Prof.Dr. Altuğ, bu açığın kapatılması için FED'in Eylül 2004'te daha büyük bir oranda faiz artırımına gidebileceğini, açığın kapanması için Amerika'nın dünyadan fon toplaması gerektiğini söyledi.

"Türkiye'de üç kağıt ekonomisi devam ediyor. Mevcut ekonomik model değişmedikçe borsa, döviz ve faiz (bono, repo) üçgeninde kısır döngü devam edecektir" diyen Prof.Dr. Altuğ, işsizliğin yeterince tartışılması, üreticinin önündeki tüm engellerin kaldırılması gerektiğini söyledi. Prof.Dr.Altuğ şöyle konuştu:

"Daha az vergi, daha az bürokrasi, ancak kayıtlı ekonomi. Herkesi ve her kesimi gelir vergisi mükellefi yapmalıyız ve vergiyi büyük ölçüde gelir üzerinden almalıyız. Herkese her çeşit masrafını vergi matrahından indirme hakkı vermeliyiz. Ekonomiyi hamiline yazılılıktan nama yazılı hale getirmeliyiz. Az kazanandan az, çok kazandan da az almalıyız ama herkesten almalıyız, faiz dahil."

Salacaklı
01-07-2004, 00:58
Bu FED faizlerinden hicbir numara cikmaycak....sizlere yanlizca ÖCÜ Olarak gösteriliyor...

sanki bebek korkutuyorlar...

:D


%0,25

nire
real
%12
nire
:D

PROF
01-07-2004, 01:00
2000 yilinda faizler 6,5 düzeyindeymis.
Alman ekonomistlere göre FED faizleri 1,5 sene icinde % 4 e yükseltmeyi düsünüyormus. Avusturya ORF TV teletexten alintidir :D

son_azrail
01-07-2004, 01:22
adamların faz oranına kitlenömiş duruyoruz işin içinden faiz haram diyerek çıksak olmazmı?

Salacaklı
02-07-2004, 10:33
Bu kanun Unakıtan'ı kurtarır
02 Temmuz 2004 00:32
--------------------------------------------------------------------------------

TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda görüşülen vergi yasa tasarısı, Bakan Unakıtan'ı naylon fatura davasından kurtaracak şekilde yeniden düzenleniyor...



Plan ve Bütçe Komisyonu`nda görüşülen vergi yasa tasarısında, Maliye Bakanı Kemal Unakıtan`ı, hakkında süren naylon fatura davasından kurtaracak nitelikte bir düzenlemeye gidiliyor.

Çeşitli vergi yasalarında değişiklik yapan tasarının görüşülmesi sırasında verilen; sahte veya içeriği itibariyle yanıltıcı belge düzenleme ya da bu belgeleri kullanma eylemlerinin ``aracılı ihracat`` yoluyla işlenmesi durumunda, bu eylemlere ilişkin cezaların imalatçı ve tedarikçi ihracatçılar hakkında hükmolunmasına yönelik önerge kabul edildi. Buna göre ihracat işleminde sahte belge kullanılması durumunda, ceza ihracatçı yerine alt kademedeki tedarikçilerine kesilecek. Düzenlemenin kapsamı dışında tutulan sektörel dış ticaret şirketleri ile dış ticaret sermaye şirketleri ise sahte belge olaylarından sorumlu olmaya devam edecek.

Faizsiz bankacılık esasına göre çalışan Albaraka Türk`ün ``ayni`` nitelikte açtığı ihracat kredilerinde, tedarikçi konumundaki firmanın kestiği faturanın sahte çıkması nedeniyle, Maliye Bakanı Kemal Unakıtan`ın da aralarında bulunduğu eski yöneticilerinin yargılamaları sürüyor. Tasarıda yapılan düzenlemenin, söz konusu kredi işleminde ``aracılı ihracatçı`` konumunda olan Albaraka Türk`ün Unakıtan ve diğer yöneticileri hakkındaki davanın düşmesine yol açacağı öne sürülüyor.

AKP Bursa Milletvekili Altan Karapaşaoğlu tarafından verilen önergenin, benzer durumdaki Bursalı ihracatçıları kurtarma amacı da taşıdığı iddia ediliyor.
Sahte belge düzenleme eyleminin aracılı ihracat yoluyla gerçekleşmesi nedeniyle ihracatçılar hakkında açılan dava sayısının 150 dolayında olduğu belirtiliyor.

``Aracılı ihracatçı`` ihraç konusu malı sorumluluklar kendisinde olmak üzere üreten ya da tedarik eden, dış müşteriyi bularak anlaşan, ambalajlayarak gümrüğe nakleden, gümrük işlemlerini aldığı vekaletle yürüten ve sonuçlandıran, ihraç malını ihracatçı şirkete fatura eden, gerekli belgeleri aracı ihracatçı namına imzalayan firma anlamına geliyor. Kabul edilen önergenin gerekçesinde, getirilen düzenlemeyle, sahte belge düzenleme suçunu asıl olarak gerçeleştiren kişi ya da firmanın cezalandırılmasının amaçlandığı, imalatçı-tedarikçinin kestiği sahte faturadan dolayı, aracı ihracatçının ceza almaması gerektiği ifade ediliyor.

BİNEĞE DÖNÜŞTÜRÜLEN ARACIN VERGİSİNDE DEĞİŞİKLİK

Bu arada kabul edilen bir başka önergeyle, ticari araç olarak üretilmişken, koltuk ve pencere eklenerek binek haline getirilen taşıtlar için öngörülen özel tüketim vergisi oranları yeniden düzenlendi. Söz konusu araçlardan motor silindir hacmi 2000 metreküpe kadar olanların daha önce yüzde 6 olarak öngörülen ÖTV oranı yüzde 20`ye, 2000-3000 arasındakilerin ÖTV`si de yüzde 8`den yüzed 30`a çıkarıldı. Bu araçlardan silindir hacmi 3000-4000 arasında olanlara yüzde 52, 4000`in üzerindekilere yüzde 75 vergi öngörülüyor.

Belge düzenine uyulmadığına ilişkin olarak yapılan tespitlere dayanılarak uygulanması gereken ancak henüz uygulanmamış işyeri kapatma cezalarının uygulanmaması; para cezasına çevrilmiş olup ödeme süresi geçmemiş olanların tahsil edilmemesi, kapatma kararına karşı idari yargı organlarında açılıp henüz sonuçlandırılmamış davaların, konusu kalmadığından ortadan kaldırılması şeklindeki düzenleme de tasarı metninden çıkarıldı.

Salacaklı
04-07-2004, 13:49
En güvenilir kurum Köşk
04 Temmuz 2004 13:40
--------------------------------------------------------------------------------

Türkiye Kamu - Sen'in yaptığı araştırma, halkın en çok Cumhurbaşkanı'na güvendiğini gösterdi. Milletvekilleri 1.7 puanla güvenilirlikte sınıfta kaldı. İşadamları ise dibe vurdu



Türkiye Kamu - Sen'in "Halkın Devlete ve Kamuya Bakışı" adlı araştırmadan yararlanarak elde ettiği verilerde vatandaşın kamu kurumları içinde en çok Cumhurbaşkanlığı'na güvendiği ortaya çıktı.

Araştırmada milletvekilleri sonuncu sırada yer aldı.

Kamu - Sen, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Öğretim Üyesi Dr. Metin Özuğurlu'nun 6626 kişi ile yapılan görüşmelere dayanarak hazırladığı araştırmadan bazı verileri derledi. Halkın güven duyduğu kamu kurumları sıralamasında 10 puan üzerinden Cumhurbaşkanlığı 8.4, öğretmenler 8.1 ve Jandarma Komutanlığı 7.8 puanla ilk üçte yer aldı. Emniyet Genel Müdürlüğü ve muhtarlara da 7 puan verildi.

Milletvekillerinin 1.7 puanla güvenilirlikte sonuncu sırada yer aldığı araştırmaya katılan vatandaşlar, yöre siyasetçilerini, kooperatif yöneticilerini, gümrük müdürlerini, medya, işadamı ve banka yöneticilerini de güvenilmez buldu.

Salacaklı
04-07-2004, 14:53
Türk askeri Gazze’ye gidiyor
04 Temmuz 2004 13:51
--------------------------------------------------------------------------------

Gül, yaptığı açıklamada, Türkiye’nin İsrail-Filistin sorununun çözümü için daha aktif rol oynayacağını söyledi, Türk askerinin Gazze'ye gideceğinin mesajını verdi.



Türkiye hala, El Halil’de oluşturulan uluslararası güçte görev yapıyor. Bu güç de silahsız olarak görev yapan Türk askerlerinin yanısıra İtalya, İsveç, Norveç, Danimarka ve İsviçre askerleri de bulunuyor.

Türkiye, bu konuda Birleşmiş Milletlerde’de aktif rol oynamaya hazırlanıyor. İstanbul’daki son İKÖ toplantısında Türkiye’nin Dışişleri Bakanlığının dönem başkanlığının devralması kararlaştırılmıştı. Bu çerçevede Türkiye, NewYork ve Cenevre’deki BM merkezlerinde İKÖ’nün sözcülüğünü de üstlenecek Türk delgeler BM toplantılarında 50’den fazla İslam ülkesi adına konuşacaklar. Bu da, Türkiye’nin daha aktif olmasını gerektiriyor.

Lübnan Başbakanı Hariri ve Dışişleri Bakanı Obeid ile görüşen Gül, Büyük Ortadoğu Projesi’ni ele aldıklarını belirtip, bu reformların ülkelerin kendi içinden gelen talepler doğrultusunda, her ülkenin kendi ihtiyaçları çerçevesinde yapılmasının önemine dikkat çekti.

RAINBOW
04-07-2004, 18:45
Dünya Bankası’ndan Türkiye’ye övgü

Dünya Bankası Türkiye Direktörü AndrewVorkink, Türkiye’nin, gelişmekte olan diğer birçok ülkeye göre çok daha iyi bir ekonomik büyüme trendinde bulunduğunu belirtirken, ilk çeyreğe dönük yüzde 12.4’lük büyüme rakamı için “çok etkileyici” tanımlamasında bulundu.

Vorkink, yüzde 12.4’lük büyümenin, kapasite kullanımındaki artıştan kaynaklanmış olmasına rağmen, bu trendin devam edeceğini kaydetti. Andrew Vorkink, bu rakamlarla Türkiye’nin, Çin ve Hindistan gibi yüksek bir büyüme gösterdiğinin altını çizdi. Vorkink, reel faiz oranlarında düşüş çerçevesinde, Türkiye’de doğrudan yatırımın da artış göstereceğini ve yeni yatırımlarla birlikte büyümenin, daha sağlıklı bir temele oturacağını kaydetti.

SOSYAL GÜVENLİK REFORMU

Andrew Vorkink, Türkiye’de sosyal güvenlik reformuna dönük iyi bir çalışma yapıldığını söyledi. Vorkink, sosyal güvenlik reformu çerçevesinde, hükümete teknik destek verdiklerini vurgularken,”biz banka olarak sadece tavsiyede bulunuruz, uygulama kararı hükümete aittir” şeklinde konuştu. Vorkink, sosyal güvenlik reformunun uygulanmasının önemine de dikkati çekti.

FED’İN FAİZ ARTTIRIMI


Vorkink bu arada, ABD Merkez Bankası’nın (FED) faiz oranlarını çeyrek puan arttırmasının Türkiye ekonomisine etkisinin, minumum düzeyde olduğunu bildirdi. ABD Merkez Bankası’nın faiz oranlarını ‘beklenen oranda’ arttırdığını ve bu beklenti çerçevesinde arttırmaya devam edeceğinin görüldüğünü belirten Vorkink, bu durumun, Türkiye ekonomisine çok fazla olumsuz etkisi olmayacağı görüşünde olduklarını ifade etti.

muhabbet
06-07-2004, 01:19
Hükümet yanlısı rektöre Sezer çiziği
06 Temmuz 2004 00:58
--------------------------------------------------------------------------------

YÖK Yasası çalışmaları sırasında hükümet yanlısı tavır sergilediği bilinen Gazi Üniversitesi rektörü Prof.Dr. Rıza Ayhan, Cumhurbaşkanı Sezer'in hışmına uğradı...



Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, Gazi Üniversitesi rektörlüğüne YÖK Yasası çalışmaları sırasında ``hükümet yanlısı tutum`` sergileyen Gazi Üniversitesi mevcut rektörü Prof.Dr. Rıza Ayhan yerine 698 oy az alan ikinci sıradaki Prof.Dr. Kadri Yamaç`ı atadı.

Sezer`in geçit vermediği isimler arasında en dikkat çekeni ise Gazi Üniversitesi`nin mevcut rektörü Prof.Dr. Rıza Ayhan oldu. Sezer, üniversitesinde yapılan seçimlerde en yakın rakibine 698 oy fark atan, diğer üniversitelerin seçimleriyle karşılaştırılınca da en fazla oyu almış olan Prof.Dr. Ayhan yerine Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi öğretim üyelerinden Prof.Dr. Kadri Yamaç`ı rektörlüğe atadı.

YÖK`ün de 25 Haziran`daki toplantısında üzerinde tartışmalar yaparak oluşturacağı üç kişilik listede yer vermeme ya da sıra kaydırma yapmak istediği Rıza Ayhan`a karşı Sezer`in tavrının, yeni YÖK Yasası`ndan kaynaklandığı belirtiliyor. Ayhan`ın, yasa çalışmaları sırasında diğer rektörlerden bağımsız davrandığı ve ``hükümet yanlısı`` bir tutum sergilediği iddia edilmişti. Bu nedenden dolayı hem YÖK hem de Köşk`ün Ayhan`ın ikinci kez rektörlüğe atanmasına sıcak bakmadığı ifade ediliyordu.

http://www.internethaber.com/mays/article_view.php?aid=247718

winner
06-07-2004, 08:56
Paranın yerini buğday
şeker ve yağ alacak

Ünlü spekülatör George Soros'un ortağı Jim Rogers, Amerikan Doları'nın 10 yıl içinde büyük çöküş yaşayacağını, 15 yıl sonra da altın, platin, buğday, şeker ve yağ gibi hammadelerin en cazip yatırım aracı olacağını söyledi.



YAKUP KOCAMAN / İSTANBUL
Ünlü spekülatör George Soros'un sesi fazla çıkmayan ortağı Jim Rogers İngiliz Guardian gazetesine çarpıcı açıklamalarda bulundu. Wall Street piyasasının efsane ismi Jim Rogers, Amerikan Doları'nın 10 yıl içinde büyük bir çöküş yaşayacağını, 15 yıl sonra ise altın, platin, kurşun, buğday, şeker ve yağ gibi hammedelerin en cazip yatırım aracı olacağını söyledi.

Guardian gazetesine demeç veren Jim Rogers, "Çocuklarınıza MBA (İşletme Masterı) yapmasını değil iyi bir çiftçi olup gerçek bir iş yapmasını öğretin. 15 yıl sonra ise altın, platin, kurşun, buğday, şeker ve yağ gibi hammedeler en cazip yatırım aracı olacak. Amerikan Doları, 10 yıl bitmeden kusurlu yapısından dolayı büyük bir değer kaybı yaşayacak, bu Amerikan toplumunun refahını da alıp götürecek" şeklinde konuştu.

'Greenspan basıyor, Bush harcıyor'

Amerikan Merkez Bankası (FED) Başkanı Alan Greenspan'in ölçüsüzce dolar bastığını ve George Bus'un da bu dolarları hızla tükettiğini vurgulayan Jim Rogers, "ABD dünyaya 8 trilyon dolar borçlu. Bu borç her 21 ayda 1 trilyon dolar artıyor. Bu korkunç" dedi. Kendi parasını dünyanın değişik kurlarında sakladığını ifade eden Rogers, Euro'nun dolara göre daha az kusurlu olduğunu belirterek, "yine de hiçbir paraya güvenmiyorum" diye konuşuyor. Amerika'nın Irak'ı işgalini "berbat, korkunç, inanılmaz hata" olarak tanımlıyor. Demokratların adayı John Kerry'nin de kendine göre hataları bulunduğunu söylüyor.

Dünyada hammaddelerin azaldığını söyleyen Rogers, " geçen 35 yıl içerisinde dünyada büyük çaplı bir petrol rezervi bulunamadı. Kuzey Denizi, Alaska ve Meksika petrol rezervleri azalmaya başladı. Bu konuda yalan söylediğimi düşünenlere, 'petrol nereden çıkacak' diye sormak isterim. Maden yatakları ve petrol kuyuları boşaldı."

Geçmişte hammade fiyatlarının kimsenin tahmin edemeyeceği kadar yükselme eğilimine girdiğine işaret eden Rogers, "1960'larda varili 2 dolar olan petrolün, 40 dolara çıkacağını kim tahmin ederdi. 1966'da şekerin 1 poundu (453 gram) 1,4 cent iken 1972'de 66 cente çıkarak 47 kat artacağını söyleseydiniz size deli derlerdi ama öyle oldu" diyor.

Kızına Çin'ce öğretiyor

Bir yaşındaki kızının Çince öğrenmesi için bir dadı tuttuğunu söyleyen efsane borsacı, "çocuğunuza Mandarince (Çince) konuşmayı öğretin, 21. yüzyılın dili Çince olacak" dedi. Dünyanın en iyi kapitalistlerinin şu an komünist Çin'de yaşadığını belirten Jim Rogers, Çin'in çok yakında politik istikrarsızlık sonucu ekonomik bir durgunluğa girebileceğine de dikkat çekerek, "bu yıl veya gelecek yıl Guardian gazetesinde 'Çin'de kargaşa' gibi başlıklar göreceğiz. İşte tam bu zaman Çin'de mal satın alma zamanıdır" şeklinde konuşuyor.

Jim Rogers kim ?

1973 senesinde George Soros-Jim Rogers ortaklığı ile kurulan Quantum Fonu, 10 sene içinde yüzde 4 bin oranında kâr elde etmiş, 1992 se-nesindeki Kara Çarşamba olarak bilinen finans krizinden de yara almadan çıkmıştı. ABD'nin Alabama eyaletinde büyüyen Rogers'ın ilk işi 5 yaşında beyzbol maçlarında şişe toplamak olmuş. 90'lı yılların başında motorsikleti ile 100 bin kilometre yol katederek dünya turu atan Rogers, dönüşünde Investment Biker (Yatırım Sürücüsü) isimli bir kitap yazar. Efsane yatırımcı, Sarı Mercedes'iyle 3 yıl süren ve 116 ülkeyi bu sefer 240 bin kilometre katederek gezdiği ikinci dünya turundan sonra ise geçen yıl yayınlanan "Macera Kapitalisti"ni yazar.

Salacaklı
09-07-2004, 12:42
AK Partili vekil: 'Yaşasın Marksizm'
09 Temmuz 2004 11:26
--------------------------------------------------------------------------------

AK Parti Demokrasi Hakem Kurulu Başkanı ve Ankara Milletvekili Nur Doğan Topaloğlu, Marksizme ve İslamiyet'e ilişkin çarpıcı değerlendirmelerde bulundu.



Marksizme övgüler yağdıran AK Parti'li Topaloğlu, marksizmin, ekonominin insan hayatındaki öneminin kavranmasına yardımcı olduğunu, bu nedenle takdir edilmesi gereken bir düşünce akımı olduğunu söyledi.

Topaloğlu, İslamiyet'te de önemli olanın 'felsefe' olduğunu vurguladı. Topaloğlu, marksizm ve İslamiyet'e ilişkin İHA'ya ilginç açıklamalarda bulundu. Hiçbir görüşün yüzde yüz doğru ya da yüzde yüz yanlış olmayacağına işaret eden Topaloğlu, "Marksizm, ekonominin insan hayatındaki önemini insanların kavramasına yardımcı olmuştur. Marksizm, ekonomiye dayanıyor. Bu tezden yararlanılacak en güzel şey, insanlığa ekonominin önemini anlatmasıdır. Bunu takdirle karşılamak lazım" diye konuştu. Topaloğlu, Marksizmin ütopik bazı tezler ortaya koyduğunu da dile getirdi.

İslamiyet için de önemli olanın 'felsefe' olduğunu kaydeden Topaloğlu, İslamiyet'in çok ilerici bir din olduğunu söyledi. İslamiyet'in 'Günü, gününe uyan bizden değildir' anlayışını savunduğuna dikkat çeken Topaloğlu, insanlığın her gün daha ileriye gitmesinin İslamiyet'in bir gereği olduğunu vurguladı.

"İyi bir müslümansan yerinde sayamazsın" diyen Topaloğlu, İslamiyet'te asıl olanın 'felsefe' olduğunu ifade etti. AK Parti'li Topaloğlu, "İşin şekli kısmına bakmamak lazım. İslamiyet'te işin felsefesine bakmak lazım. Namaz, oruç gibi ibadetler Allah ile kul arasındaki bir şeydir. Eğer insan bu ibadetleri yaparsa borçtan kurtulur. Sistemi kavrarsan zorlamaya lüzum yok. Önemli olan İslamiyet'in felsefesini kavramaktır" dedi.

İslamiyet'i en güzel uygulayan ülkenin Türkiye olduğunu anlatan Topaloğlu, "Bizim farkımız var. Öteki müslümanlar zorla, savaşla müslüman oldular. Biz İslamiyet'e baktık ve kabul ettik. Ondan sonra hizmet ettik" ifadesini kullandı. Türkiye'nin diğer müslüman ülkeler için de örnek bir ülke olacağını dile getiren Topaloğlu, diğer müslüman ülkelerin Türkiye ile hiçbir şekilde kıyas edilemeyeceğini, Türkiye'nin tüm Ortadoğu için iyi bir model olacağını kaydetti.

Salacaklı
10-07-2004, 18:51
CHP'li vekil uçakta tokat attı
10 Temmuz 2004 15:18
--------------------------------------------------------------------------------

Hava-İş Sendikası Yönetim Kurulu'ndan ilginç iddia. CHP Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt, uçakta, sendika üyesi THY çalışanına saldırdı. İşte uçakta yaşanan rezalet.



Hava-iş Sendikası Yönetim Kurulu, CHP Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt'ün, uçakta, sendika üyesi THY çalışanına tokatla fiili saldırıda bulunduğunu öne sürdü.

Hava-İş Sendikası'ndan yapılan açıklamada, sendika üyelerinden yer hizmetleri harekat memuru Selami Yanık'a, CHP Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt tarafından tokat atılarak fiili saldırıda bulunulduğu savunuldu. Açıklamada, şöyle denildi:

''TK-108 sefer sayılı İstanbul-Ankara uçağı 1D koltuğunda oturan milletvekili, kargo yüklemesi nedeniyle oluşan 20 dakikalık gecikme esnasında pilotun anonsunda bu gecikmeyi bildirmesine rağmen, önce kabin memuruna sataşmış, daha sonra da uçakta görevli olan ve uçak altından kokpite çıkan harekat memuru Selami Yanık'a önce sözlü saldırıda bulunmuş, sonra da tokat atarak fiili saldırıda bulunmuştur.'' Açıklamada, saldırının nefretle karşılandığı ve üye Selami Yanık'ın hukuki haklarının sonuna kadar takip edileceği belirtildi.

Salacaklı
13-07-2004, 18:31
YÜCE DİVAN BİLETİ KESİLDİ

Eski Başbakan Mesut Yılmaz ve eski Devlet Bakanı Güneş Taner, mecliste yapılan gizli oylama sonucu Türkbank ihalesine fesat karıştırdıkları iddiasıyla 429 oyla Yüce Divan'a sevk edildi.

Yapılan oylamada 429 milletvekili 'evet' oyu kullanırken, red oylarının sayısı 15'te kaldı. Oylamada üç milletvekili de çekimser oyu kullandı. Bu kararla haklarında suçlamalarla ilgili olarak Mesut Yılmaz ve Güneş Taner Yüce Divan'da yargılanacaklar.

TBMM Genel Kurulu'nda, eski Başbakan Mesut Yılmaz ve eski Devlet Bakanı Güneş Taner hakkında Türkbank ihalesine fesat karıştırdıkları iddiasıyla kurulan Soruşturma Komisyonu'nun raporu oylandı.

Saat 16.50'den itibaren Genel Kurul salonunda kurulan kabinlerde oylarını kullanmaya başlayan milletvekillerinin oy verme işlemi saat 17:00 sıralarında sona erdi.

Yılmaz ve Taner'in Yüce Divan'a sevki için kabul oylarının en az 276 olması gerekiyordu.

Yüce Divan'a sevk kararı oybirliği ile alınmıştı

Komisyon, Yılmaz ve Taner hakkındaki Yüce Divan'a sevk kararını oybirliği ile almıştı.

Komisyonun çalışmaları sırasında Taner, Korkmaz Yiğit ile Alaattin Çakıcı arasındaki ilişkiden satış sonrası haberinin olduğunu söylemiş, satır aralarında Yılmaz'ı suçlamıştı.

Yılmaz ise komisyonda sözünün kesilmesine sinirlenerek, "beni, Yüce Divan'a gönderin" diyerek toplantıdan ayrılmıştı.

Sırada Ersümer ile Çakan hakkındaki rapor var

Meclis'te ikinci olarak da eski Enerji Bakanları Cumhur Ersümer ile Zeki Çakan hakkındaki Soruşturma Komisyonu raporu görüşülecek.

Ersümer, başta Mavi Akım Projesi olmak üzere enerji ve doğalgaz ihaleleleri ile DSİ'ye ilişkin ihale ve işlemlerde, ihaleye fesat karıştırmak, görevi kötüye kullanmak ve rekabet ortamının oluşmasını engellemekle suçlanıyor.

Komisyon, Ersümer hakkındaki kararı toplantıya katılan üyelerin oybirliği ile almıştı.

Zeki Çakan ise, ihaleye fesat karıştırmak ve görevi kötüye kullanmakla suçlanıyor. Çakan hakkındaki komisyon kararı, beş çekimser oya karşılık yedi oyla alınmıştı.

Soruşturma komisyonlarının dönemin bürokratları hakkında suç duyurusunda bulunması bekleniyor.

www.objektifhaber.com

Salacaklı
19-07-2004, 11:22
AKP hükümeti şokta; TCK'nın değiştirilmesi sırasında bir tasarı okunmadan oylandı ve Cumhuriyet tarihinde ilk kez türbanlı öğrenciye HAPİS CEZASI geldi

AKP hükümeti yeni TCK ile 'türban şoku' yaşıyor. TBMM Adalet Komisyonu'ndan geçen yeni TCK ile Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ilk kez türbanlı öğrenciye üç aydan bir yıla kadar hapis cezası getirildiği ortaya çıktı

Adalet Komisyonu Başkanı Köksal Toptan, Başbakan Tayyip Erdoğan'a konuyla ilgili bilgi verirken, bununla ilgili maddenin TBMM'ye gönderilen hükümet tasarısında olduğunu ve hatta altkomisyonda cezaların indirildiğini söylediğini belirterek, yeni TCK Genel Kurul gündemine geldiğinde türbanlı öğrencilerle ilgili bu düzenlemenin maddeden çıkarılması için CHP Grup Başkanvekilleriyle görüşülebileceğini bildirdi. TBMM Adalet Komisyonu'nda, yeni TCK görüşülürken, AKP milletvekilleri iki kez önerge vererek, "Şapka, Türk harfleri ve giyilmesi yasak kisveler" başlıklı maddeden "Bazı Kisvelerin Giyilemeyeceğine Dair Yasa"nın çıkarılması için önerge vermişlerdi. AKP'li vekiller bu önergelerine gerekçe olarak da, Şanlıurfa'da "poşu" takan bir kişinin "Talabani'nin askerlerinin kıyafetlerini giydiği" için veya Hatay'da çarşaf giyen kadının "El-Kaide örgütünden olduğu" için ceza alabileceğini göstermişlerdi. Bu önergeler CHP'lilerin tepkisi nedeniyle yaklaşık 350 maddelik yeni TCK üzerindeki uzlaşmanın bozulmaması nedeniyle geri çekilmişti.

Halen uygulanmakta olan TCK'da Devrim Yasaları'ndan sadece "Şapka İktisası Hakkında Yasa"nın ve "Türk Harflerinin Kabul ve Tatbiki Hakkındaki Yasa"nın koyduğu yasaklara aykırı hareket edenlere iki ay hapis cezası verilirken, "Bazı Kisvelerin Giyilemeyeceğine Dair Yasa"ya aykırı hareketler için hiçbir müeyyide bulunmuyordu. Yeni TCK'da bu yasalara aykırı hareket edenlere üç aydan bir yıla kadar hapis cezası getiriliyor.

TASARI OKUNMADAN MECLİS'E GÖNDERİLMİŞ

Adalet Komisyonu Başkanı Köksal Toptan, ANKA'ya konuyla ilgili görüşlerini açıklarken, "Yeni düzenlemeyle Cumhuriyet tarihinde konulmamış bir ceza konuluyor. Hem de daha önce ceza konulmamış bir konuda" dedi. Toptan, "Bazı Kisvelerin Giyilemeyeceğine Dair Yasa"nın doğrudan okulları kapsadığını belirterek, "Bugünkü uygulamada, üniversite rektörü yönetmelik çıkarıyor, 'türbanla okula girilmeyecek' denilerek, disiplin cezası öngörülüyordu. Şimdi türbanlı öğrenci için hapis cezası gelecek. Yani türbanlı öğrencilere disiplinin yanısıra cezai yaptırım da geliyor" dedi.

Komisyonda tasarının görüşmeleri tamamlandıktan Başbakan Tayyip Erdoğan'a da bilgi verildiğini ve "Bu kanuna ceza ilk defa hükümet tasarısında var" dediğini belirten Toptan, hatta hükümetin TBMM'ye ilk gönderdiği tasarıda bu suça 6 aydan 2 yıla kadar hapis cezası istendiğini, alt komisyonda bu cezanın üç aydan bir yıla kadar hapis olarak azaldıldığını söyledi. Toptan, bu yanlışlığın tasarının iyi okunmadan Meclis'e gönderilmesinden kaynaklandığını ifade etti.

"ATATÜRK BÖYLE BİR ŞEYİ SUÇ GÖRMEMİŞ"

Toptan, yeni TCK Genel Kurul gündemine geldiğinde, bu maddenin değiştirilmesi için CHP Grup Başkanvekilleriyle görüşülmesi gerektiğini ifade ederek, "Bu çağda bu ceza olmaz. Bazı kisvelerin giyilemeyeceğine ilişkin bir suç olur mu? Bu yasa 1934 yılında yürürlüğe kondu ve o günden bu güne hiç ceza konulmadı. Atatürk, böyle bir şeyi suç görmemiş. 70-80 yıl geçmiş biz koyuyoruz" dedi.

Salacaklı
20-07-2004, 01:17
Avusturya, Almanya, Finlandiya, Yunanistan ve Lüksemburg...
AB KOMİSYONU, 5 ÜLKEYİ DAVA EDECEK

AB Komisyonu, ayrımcılıkla mücadele konusunda gerekli adımları atmadıkları iddiasıyla Avusturya, Almanya, Finlandiya, Yunanistan ve Lüksemburg aleyhine Avrupa Adalet Divanı'na başvuruda bulunma kararı aldı.

Irk, dil, din, etnik köken, yaş, cinsel tercihler gibi alanlarda ayrımcılık yapılmamasına ilişkin AB yasalarının ulusal yasalara uyarlanması için verilen sürenin bir yıl önce dolmasına rağmen söz konusu ülkelerin ilerleme sağlamadığını belirten komisyon, konuyu Adalet Divanı'na götürmeye karar verdiğini açıkladı.

AB Konseyi'nin 2000 yılında onayladığı ve 25 üye ülkenin ulusal yasalarını uyarlamasını istediği yasalar, istihdam, iş koşulları, ücretler, eğitim, sosyal güvenlik, mallara ve hizmetlere ulaşım gibi alanlarda ayrımcılığı engellemeyi hedefliyor.

Komisyon, söz konusu ülkelerin ulusal yasalarını AB'ye uyarlamadıklarını veya bu yönde atılan adımların yetersiz görüldüğünü belirtti.

AB Komisyonu'nun bu girişiminin ardından Avusturya, Almanya, Finlandiya, Yunanistan ve Lüksemburg'un, 2 ay içinde, gerekçeli savunma vermeleri beklenecek. Komisyon, bu savunmayı inceledikten sonra Adalet Divanı'nda dava açabilecek.

Salacaklı
20-07-2004, 15:04
Türkiye'de yaşayan Gürcüler, artık Gürcistan vatandaşı da oldu

Gürcistan Cumhurbaşkanı Mihail Saakaşvili, 'Türkiye'de yaşayan Gürcülere çifte vatandaşlık hakkı tanıdıklarını' açıkladı

Saakaşvili, Acaristan Yüksek Meclisi'nin açılış konuşmasında, Türk işadamlarının, Acaristan'da yatırım olanaklarını araştırmak istediklerini ifade edip ''Türkiye'deki Gürcülere tanıyacakları çifte vatandaşlık hakkıyla bu insanları Gürcistan'a getirip yerleştirme amacı taşımadıklarını'' söyledi.

Mihail Saakaşvili, Türkiye'de geçen ay yaptığı temasları hatırlatarak, çok sayıda Türk milletvekilinin Karadeniz kökenli olduğunu ve özerk bölgeye ilgi gösterdiğini söyledi. Saakaşvili, ''Gürcü kökenli Türk işadamları için Batum bir efsane ve çocukluk hayali. Karadenizli milletvekilleri bölgenin başkentinin Trabzon, Samsun değil bir zamanlar Batum olduğunu biliyorlar...'' ifadesini kullandı.

Batum Havaalanı'nın, gerekli onarım ve bakım çalışmaları yapıldıktan sonra, Karadeniz bölgesindeki büyük illere uçak seferlerinin başlatılabileceğini ifade eden Saakaşvili, bunun da özerk bölgeye daha fazla turist ve yabancı yatırımcının gelmesine olanak sağlayacağını söyledi. Batum yolunun İstanbul otobanına bağlanması çalışmalarının devam ettiğini belirten Saakaşvili, ulaşımın büyük ölçüde kolaylaşacağını ve Batum-İstanbul arasındaki yolculuğun 8 saate düşürüleceğini kaydetti.
20/07/2004 14:14

Salacaklı
21-07-2004, 10:39
Newsweek böyle belirledi: Gençler için dünyanın en iyi ülkesi, TÜRKİYE

Newsweek, son sayısında 'Dünyanın en iyi ülkeleri'ni sıraladı ve Türkiye'yi, 'genç olmak için en iyi ülke' seçti

Yerküre üzerindeki her yerin kendine özgü bir güzelliği olduğu düşüncesinden yola çıkan Amerikan Newsweek dergisi son sayısında "Dünyanın En İyi Ülkeleri" başlığıyla bu konuyu işledi ve kapak konusunda Türkiye için "Genç olmak İçin En İyi Ülke" dedi. Owen Matthews imzalı makalede, "Köylü çocuklar, modern bir yaşam için İstanbul'a geliyorlar" denilerek, İstanbul'dan genç manzaraları aktarıldı. Serin bir cuma akşamı Taksim Meydanı'ndaki gözlemlerini aktaran Matthews, meydanın gezen, sohbet eden, sevgilerinin yolunu gözleyen gençlerle dolu olduğunu yazıyor.

Matthews, iyi giyimli, at kuyruğu saçlı, beyaz tişörtlü gençlerin, asker pantolonlu öğrencilerin, Britney Spears giyimli hoş kızların olduğu meydanda Müslüman bir ülkede olduğunuzu anımsatan tek izin, türbanlı, uzun pardösülü, erkenden eve gitmek için ayrılan bazı kızlar olduğunu anlatıyor.

Modern yaşam peşinde

Matthews, Türkiye'nin neden gençler için en iyi ülke olduğunu da şöyle yorumladı: "Üç kuşaktır, Türk gençleri İstanbul gibi büyük kentlere akıyor. 1950'de Türklerin yüzde 82'si kırsalda yaşarken, bu oran şimdi yüzde 35'in altında. İstanbul'un nüfusu 10 kat artıp 14 milyona ulaştı. Kırsaldan gelenlerin etkisine rağmen, İstanbul fazlasıyla bir Avrupa kenti kaldı. Ve Türkiye Avrupa Birliği'ne katılmaya doğru yaklaştıkça, büyük kentte genç ve bekâr olmak daha avantajlı bir hal aldı..."

Matthews Newsweek okuyucularına, ailesiyle 7 yaşında Rize'den İstanbul'a gelen 21 yaşındaki müzisyen Bülent Aydoğan'ın İstanbul hakkındaki görüşlerini şöyle aktardı: "Her yaz köye gittiğimde zaman yolculuğu hissine kapılıyorum. Köy her zaman bir parçam olacak... Ancak istediğim kadar bira içebileceğim, sevgilimin olacağı modern bir yaşam istiyorum."

'Sosyal devrim kapıda'

Parlak kent ışıklarının dünyanın her ülkesinde gençler için cazibe merkezi olduğunu hatırlatan Matthews, bu fenomenin Türkiye'de, ülkeyi Avrupa'ya, Ankara'daki hükümetin hazırladığı yasalardan daha fazla yakınlaştıran bir sosyal devrimin habercisi olarak algılandığı yorumunu yaptı.

Matthews makalesinde Marmara Üniversitesi'nin kentlerde okuyan lise son sınıf öğrencileri üzerinde ülke çapında yaptığı araştırmanın sonuçlarına da değindi. Araştırmaya göre öğrencilerin çoğu evlenmek için ideal yaşın 30 olduğunu, ideal çocuk sayısının iki olduğunu düşünüyor, kız öğrencilerin çoğu ise aile kurmadan önce kariyer istiyor. Bunlar eğilimler tipik bir Batı Avrupa ülkesi karakteristiği.

'Tezat çok keskin'

Türkiye'de 24 yaş altı nüfusun genel nüfusa oranının yüzde 21 olduğunu yazan Matthews, gençlerin büyük kentlerde yoğunlaştığını, bunun da İstanbul'da 27, Ankara'da ise 19 üniversite olarak biçimlendiğini vurguladı. Türkiye'de büyük kentlerin genç kadınlar için özgürlük mekânları olduğunu belirten Matthews, biri kentli ve karmaşık, diğeri kırsal ve dindar Türkiye'deki iki dünya arasındaki tezatın hiçbir ülkede olmadığı kadar keskin olduğuna da değindi.

İşte 'TOP 10'

1. İSVEÇ: Sağlık uygulamalarında yüksek not ve yenilikler

2. ABD: Girişimcilik merkezi

3. NORVEÇ: BM Gelişim Endeksi'nde 2003 ve 2004 birincisi

4. JAPONYA: Endüstri devi, cömert

5. HOLLANDA: Sağlıklı, liberal bir ahlak anlayışıyla iş bilincinin birlikteliği

6. AVUSTRALYA: Mülteci akınından enerji alıyor

7. FRANSA: Kültür, mutfak ve hala Avrupa'nın katalizatörü

8. İRLANDA: Ekonomik olarak hareketsizken şimdi taşeron merkezi

9. SİNGAPUR: Temiz hükümet

10. KANADA: Sessiz ancak açık ve çok yönlü toplum için model
21/07/2004 10:02

RAINBOW
25-07-2004, 09:43
24.07.2004

İSTANBUL - HSBC Bank, Oyakbank ve İş Bankası kredi faizlerinde indiirme gitti. MB'den faiz indirimi bekleyen piyasalarda Bankalar faiz indirimi için MB'ye beklemediler. :rolleyes:

İş Bankası kredi faizlerinde 0.25 puan ila 0.5 puan arasında inirime gitti. Bankanın uyguladığı kredilerden aylık yüzde 2.30 faiz oranıyla "eğitim kredisi" ve "binek ve hafif ticari araç" kredisi en ucuz kredi dilimini oluşturdu.

Oyakbank bireysel kredi faiz oranlarını 0.05 ila 0.25 puan arasında indirdi.

HSBC Bank A.Ş., aylık TL Bireysel Kredi faiz oranlarını yeniden düzenledi. 20 Temmuz tarihinden geçerli olmak üzere yapılan yeni düzenlemeye göre, 24 aya kadar vadelerdeki TL bireysel krediler faiz oranlarında düşüş kaydedildi.

Salacaklı
29-07-2004, 01:31
ABD'nin doğalgaz endişesi
28 Temmuz 2004 23:26
--------------------------------------------------------------------------------

ABD'nin Ankara Büyükelçiliği'nden bir yetkili, İran doğalgazının Türkiye üzerinden Avrupa'ya taşınması için yapılan anlaşmadan rahatsızlık duyacaklarını söyledi.



Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın İran ziyareti sırasında doğalgaz konusunda sıkı pazarlıklar yapılacak. Türkiye, İran’dan satın aldığı doğalgazın fiyatında indirim istiyor. İran’ın isteği ise, doğalgazını Türkiye üzerinden Avrupa’ya ulaştırabilmek.

Ankara’nın, indirimi kabul etmesi durumunda, Tahran’ın istediği projeye yeşil ışık yakması bekleniyor. Gelişmeleri yakından izleyen bir başkent ise, Washington. ABD’nin Ankara Büyükelçiliği’nden üst düzey bir yetkili, İran doğalgazının Türkiye üzerinden Avrupa’ya taşınması için imzalanacak bir anlaşmadan rahatsızlık duyacaklarını söyledi.

Aynı yetkili, “Böyle bir anlaşma imzalanırsa, biz de yeni değerlendirmeler yaparız” dedi.Ankara ile Washington arasında uzun süredir iran konusunda diyalog bulunduğunu da kaydeden Amerikalı yetkili, Türkiye’nin ülkesinin kaygıları hakkında bilgi sahibi olduğunu belirtti.

ABD’de 1996’da kabul edilen İran-Libya Yaptırımlar Yasası’na göre, İran’ın petrol ve doğalgaz sektörüne, proje büyüklüğü 20 milyon dolardan fazla olan anlaşma imzalayarak katkıda bulunan yabancı şirketlere yaptırım uygulanıyor. Amerikalı yetkili, sözkonusu şirketlerin, Amerikan devleti ve şirketleriyle iş yapmalarının engellendiğini kaydetti.

Kaynak: www.ntvmsnbc.com

Salacaklı
29-07-2004, 12:17
Türkler, Avrupa standartlarının üzerinde: Sözlerine ve borçlarına 'daha sadıklar'

Visa'nın 34 ülkeden sorumlu Başkan Yardımcısı Steve Perry, 'Kredi kartı borçlarının ödemesinde, Türkiye Avrupa'dan daha iyi' dedi

Visa Avrupa Başkan Yardımcısı Steve Perry, kredi kartlarında kapatılamayan borçlar konusunda Türkiye'nin en düşük sıralarda yer aldığını söyledi. Perry, fazla harcama yapmanın, hızlı araba kullanma gibi kişilerin tercihine bağlı olduğuna dikkat çekerek, 'Geri ödememede Türkiye'deki oranlar Avrupa ortalamasından daha düşük' dedi. Kartlı ödeme sistemi Visa'nın Avrupa Birliği (AB) bölgesi, temmuz ayı itibariyle 'Visa Avrupa Limited' adını alarak şirketleşmesiyle ilgili basın toplantısında konuşan Steve Perry, yeni yapılanmayla birlikte, Visa Avrupa'nın Visa International'ın eşsahiplerinden biri haline geldiğini söyledi. Visa Avrupa'nın, 34 ülkeden 6 bin üye bankası bulunuyor.
29/07/2004 10:45

porta
29-07-2004, 18:02
29 Jul 2004 17:16

Arınç, TBMM'yi 4 Ağustos'ta toplantıya çağırdı--AA


ANKARA, 29 Temmuz (Reuters) - Anadolu Ajansı, TBMM Başkanı Bülent Arınç'ın, Meclis'i 4 Ağustos Çarşamba günü saat 1500'de toplantıya çağırdığını bildirdi.

Salacaklı
30-07-2004, 00:19
İran'la Türkiye arasında işbirliği
29 Temmuz 2004 22:07
--------------------------------------------------------------------------------

Türkiye ile İran arasında doğalgaz konusunda siyasi prensiplerde tam mutabakata varıldı. İki ülke arasında terör konusunda daha geniş işbirliği kararı alındığı bildirildi.



İran'ın başkenti Tahran'da bulunan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve beraberindeki heyetin resmi temasları, bu gece Sadabad Sarayı'nda düzenlenen imza töreniyle sona erdi. Uzun süren müzakerelerin ardından gecikmeli olarak yapılan törende, ekonomi ve güvenlik alanında mutabakat zabıtları imzalandı.

Sadabad Sarayı'ndaki imza töreni, yaklaşık 7 saat süren yoğun müzakerelerin ardından gerçekleşti. Özellikle doğalgaz konusu üzerinde odaklanan müzakerelerin zaman zaman tıkandığı belirtildi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile İran Cumhurbaşkanı Birinci Yardımcısı Muhammed Rıza Arif'in katılımıyla gerçekleştirilen törende, ulaştırma, enerji, gümrük gibi alanlarda ticari ilişkilerin geliştirilmesine yönelik anlaşma imzalanırken, terör ve terörle mücadele alanında da iki ülkenin ortak tutum sergilemesinin öngörüldüğü bir anlaşmaya imza konuldu. Anlaşmada terörün tanımı yapılırken, bu tanıma uyan örgütlerin terör listesine alınması kararlaştırıldı. Varılan anlaşma uyarınca İran, Türkiye'nin talebi doğrultusunda PKK-KONGRA-GEL'i terör örgütleri listesine alırken, iki ülkenin ortak operasyon düzenlemesinde de mutabakat sağlandı.
İmza töreninin ardından Başbakan Erdoğan ile İran Cumhurbaşkanı Yardımcısı Muhammed Rıza Arif ortak basın toplantısı düzenledi.

Konuşmasına, ziyareti sırasında İranlı yetkililer ile İran makamlarının kendisi ve heyetine gösterdiği yakın ilgiye teşekkür ederek başlayan Erdoğan, ziyaretinin verimli geçtiğini kaydetti. İki dost ve komşu ülke olarak Türkiye ve İran arasındaki ilişkilerin asırlar öncesine dayandığını vurgulayan Erdoğan, son dönemlerde siyasi, ekonomik, ticari ve kültürel alanlarda büyük gelişmeler sağlandığını belirtti. "İran ve Türkiye gerek ekonomik potansiyelleri ve evrensel kültüre katkıları gerekse jeostratejik önemleri bakımından bölgenin iki önemli ülkesidir" diyen Erdoğan, bu iki güçlü ve önemli ülkenin aralarındaki dostluk ve işbirliğinin de bölgenin istikrarı için önem arzettiği söyledi.

Dün ve bugün gerçekleştirdiği temaslarda iki ülke arasında ortaya çıkan ortak kararlılığın memnuniyet verici olmuştur olduğunu belirten Erdoğan, güvenlik konusunda imzalanan mutabat zabtının, İran ile Türkiye arasında güvenlik alanındaki işbirliğinin hangi noktaya vardığını gösteren önemli bir belge olduğunu kaydetti.
"Aramızdaki ticari münasebetleri geliştirmekte kararlıyız" diyen Erdoğan, "Her iki ülkenin de ekonomik noktada birbirini tamamlayıcı özellikleri vardır. Bu konularda her iki ülke makamları çalışmalarını hızlandıracaklar. Bugün Türk İran İş Konseyi toplantısına katıldık. Oradaki heyecan kayda değerdi" diye konuştu.

Erdoğan, temaslarında ağırlıklı olarak gündemi oluşturan İran doğalgazının Avrupa'ya taşınması ve Türkiye'nin İran'dan aldığı doğalgazın ucuzlatılması konularına da değindi. "İran'la Türkiye arasında tam bir komşuluk ve işbirliği atmosferi mevcuttur" diyen Erdoğan, bu atmosfer içinde yürütülen doğalgaz görüşmelerinde konunun siyasal çerçeve ve prensiplerinin belirlendiğini, anlaşmayla ilgili teknik hazırlıkların ise ilgili şirketler olan BOTAŞ ve İran Ulusal Gaz Şirketi tarafından yürütüleceğini kaydetti.
Erdoğan, bölgedeki gelişmelerin seyrine bağlı olarak iki ülkeden ilgili birimlerin daha sık bir araya gelmesinde de mutabık kaldıklarını kaydetti.
İran Cumhurbaşkanı Birinci Yardımcısı Muhammed Rıza Arif de, Erdoğan ve heyetini İran'da ağırlamış olmaktan onur duyduklarını kaydetti. Görüşmelerin olumlu ve verimli geçtiğini vurgulayan Arif, gündem yoğunluğu sebebiyle görüşmelerin tamamlanamadığını söyledi.
İran ile Türkiye arasındaki ilişkilerde son dönemlerde mesafe alındığını belirten Arif, Erdoğan'ın ziyareti sırasında geçmişte iki ülke arasında yapılan anlaşmaları da gözden geçirdiklerini ifade etti. Bölgesel ve uluslararası sorunlar üzerinde ortak görüşler taşıdıklarını söyleyen Arif, bu çerçevede Irak, Afganistan ve Filistin'deki gelişmeleri değerlendirdiklerini belirtti. Her iki ülkenin terör nedeniyle maddi ve manevi bedeller ödediğine dikkat çeken Arfi, bu alanda daha geniş işbirliği yapılacağını ifade etti. Doğalgaz konusunda da önemli görüşmeler gerçekleştirildiğin vurgulayan Arif, teknik detayların ilgili kuruşlar arasındaki görüşmelere bırakıldığını belirtti.

Konuşmaların ardından Başbakan Erdoğan basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Başbakan Erdoğan, doğalgazın taşınmasıyla ilgili bir soru üzerine, "Transit doğalgazla ilgili olumlu bakışlarımızı ortaya koyduk. Bu konunun detaylarını İran Ulusal Gaz Şirketi ve BOTAŞ bir araya gelerek görüşecekler ve bu iş noktalanacak" dedi.

Bir gazetecinin İran'ın nükleer programı hakkında Türkiye'nin tavrının ne olduğunu sorması üzerine Erdoğan, "Nükleer enerji barışçıl amaçlarla olduktan sonra kullanılmalı. Yeter ki kitle imha silahı olarak kullanılmasın" yanıtını verdi.

Salacaklı
30-07-2004, 23:51
Doğalgaz görüşmeleri Ankara'da başladı.
PUTİN GELMEDEN, GASPROM GELDİ

Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanı Hilmi Güler, Rus Doğalgaz Şirketi Gasprom Yönetim Kurulu Başkanı Aleksey Miller'ı makamında kabul ederek bir süre görüştü.

Görüşmeye Gasprom'un Türkiye'deki ortağı Bosphorus Yönetim Kurulu Başkanı Ali Şen ile Botaş yetkilileri de katıldı.

Görüşme sonrasında Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanı Güler, Eylül başlarında Rusya Başbakanı Vladimir Putin'in Türkiye'yi ziyaret edeceğini belirterek, Rusya ile enerji alanında işbirliği alanlarının belirlenmesi için teknik bir grup oluşturulacağını ve çalışmaların Putin'in ziyaretine kadar tamamlanacağını söyledi.

Bakan Güler, şunları kaydetti:

"Sayın Miller yeraltı gaz deposu, doğalgaz dağıtım ihaleleri, özelleştirme, iletim yatırımları ile ilgilendiklerini söyledi. Sayın Putin gelene kadar oluşturulacak çalışma grubu çalışmalarını netleştirecek. Rusya Türkiye'de yatırıma büyük ilgi duyuyor. Biz de bu ilgiyi memnuniyetle karşılıyoruz. İşbirliği ve ortak yatırımlar konusunda elimizden gelen desteği vereceğimizi ifade ettik."

Gasprom Başkanı Miller de Türkiye'de enerji alanında yatırım yapmaya hazır olduklarını, enerji girişinden tüketiciye kadar bütün halkalarda yatırım yapmayı düşündüklerini anlattı. Miller, "İşbirliği anlaşması sayın Putin geldiğinde imzalanacak" diye konuştu.

Daha sonra gazetecilerin İran ile doğalgaz konusundaki görüşmelerin durumunu sorması üzerine Bakan Güler, İran ile ilişkilerin oldukça güzel olduğunu, fiyat revizyonu görüşmelerinin de anlaşma maddesinden kaynaklanan olağan bir görüşme olduğunu söyledi.

RAINBOW
03-08-2004, 23:18
03/08/2004 08:57:07

NEW YORK - Amerikan yatırım bankası Morgan Stanley, Türkiye'nin dünyadaki en hızlı gelişen ekonomilerden birine sahip olduğunu belirterek, kaydedilen büyümenin sabun köpüğü olmadığını, tersine gerçek bir patlamaya işaret ettiğini savundu.

"1990'lar boyunca izlenen kısa vadeli popülist politikaların ve istikrarsız koalisyonların ardından Türkiye ilk kez gerçek bir büyüme sürecine girdi" diyen Morgan Stanley, bunun en önemli göstergesi olarak da düşük enflasyonlu ortamdaki büyümeyi gösterdi. 2002'de yüzde 7.9, 2003'te yüzde 5.8 olan GSYİH'nın (gayrisafi yurtiçi hasıla) bu yılın ilk çeyreğinde yüzde 10.1'e yükseldiğine dikkat çekilen raporda, 2002 yılı başında yüzde 73.2 olan tüketici fiyat artışlarının 2004 haziranında yüzde 8.9'a gerilediği vurgulandı.

Yıl sonu büyüme tahmini yüzde 7

Hükümetin yüzde 5'lik hedefine karşın, büyüme tahminlerini yıl sonu için yüzde 7, 2005 için de yüzde 7.2 olarak açıklayan banka, verimlilik artışına da dikkat çekerek, bu sayede 2001'de yüzde 15.2 olan bütçe açığının GSYİH'ya oranının geçen yıl yüzde 11.1'e gerilediğini belirtti. Raporda, 1990'larda ortalama yüzde 3.8 olan işgücü verimliliğinin son 3 yılda yüzde ortalama 10.2'ye oturduğu ifade edilerek, işçi başına üretim oranının yaklaşık üçte bir artış gösterdiği anlamına geldiği kaydedildi.

Büyümenin motoru, özel sektör

Morgan Stanley'nin çalışmasında göz önüne aldığı bir başka kriter ise, yatırımlardaki artış. Türkiye'nin 2001-2002 periyodunda yaşadığı kriz döneminde firmaların hayatta kalma mücadelesi verdiğini hatırlatan rapor, bu dönemde yatırımların yüzde 32.3 azalma gösterdiğini, ancak 2004'te yüzde 52.6 büyüme kaydedildiğini vurguladı. Özel sektörün gelişmesini ekonomik büyümenin "motoru" olarak niteleyen araştırma, kurumsal yatırımların geçen yıl yüzde 60.6 artarak, bu yılın ilk üç ayında GSYİH'ye oranının yüzde 21.3'e ulaştığına işaret etti. Aynı çalışmaya göre, ekonomik iyileştirme çalışmaları kapsamınmda uygulanan sert mali önlemler de işe yaradı ve kamu yatırımlarının genel ekonomi içindeki payı yüzde 11.3'e geriledi.

"Hükümetin amacı politik belirsizlikleri ortadan kaldırmak olmalı" denilen raporun nihai değerlendirmesinde yönetim kademesindeki karar alıcıların şimdi ekonomiyi daha yüksek bir düzeye çıkarmak için iyi bir fırsat yakaladıkları vurgulanarak, bu aşamada reform sürecini daha etkinleştirmek ve makroekonomik kazançları konsolide etmenin çok önemli olduğu ifade edildi.

Aşırı ısınma söz konusu değil

Morgan Stanley, son günlerde sıkça dile getirilen ve bazı ekonomik çevrelerde iddia edilenin aksine, beklenenden fazla gerçekleşen büyümenin ekonomi için "aşırı ısınma" anlamına gelmeyeceği inancında. Aşırı ısınmanın ekonomi literatüründe yüksek enflasyonu tetikleyen veya mal fiyatlarını yükselten talep fazlalığı anlamına geldiği hatırlatılan banka raporunda, ekonomiye bir bütün olarak bakıldığında 1994 ve 2001 krizlerinde olduğu gibi ekonominin "aşırı ısınma" belirtisi göstermediği savunuldu. Hatta, aşırı ısınmanın iki önemli göstergesi olan işgücü pazarı gelişmeleri ve enflasyon oranlarına bakıldığında ekonominin, potansiyelinin altında büyüme gösterdiğini ileri süren Morgan Stanley raporunda, "Hesaplamalarımıza göre, 1990'larda eksi yüzde 4.1, 2001'den sonra ise yüzde 7.4 olan arz ile talep arasındaki açığın GSYİH'ya oranı bu yılın ilk çeyreğinde yüzde 3.7'de durdu. Bu temel veriler, Türkiye ekonomisindeki büyümenin bir tehlike anlamına gelmediği gibi gelip geçici bir trend de olmadığını gösteriyor" denildi.

RAINBOW
08-08-2004, 12:24
Devlet Bakanı Ali Babacan, 2005, 2006 ve 2007 yıllarını kapsayan yeni bir ekonomik program üzerinde çalıştıklarını söyledi.

Babacan, “Bu program aynı zamanda bizim Avrupa Birliği’ne vereceğimiz katılım öncesi ekonomik programımız olacaktır. Müzakerelerine başlamayı düşündüğümüz stand-by düzenlemesi, bizim bu 3 yıllık programımızı baz alacaktır. Her ne kadar nihai kararı daha sonra verecek olsak da, yeni düzenlemenin süresinin de 3 yıl olmasını öngörmekteyiz” dedi.

Yeni stand-by anlaşmasının finans boyutu konusunda da bilgi veren Babacan, Türkiye gerçekleriyle bire bir örtüşen bir program oluşturacaklarını bildirdi. Toplumun tüm kesimlerinin görüşlerini, önerilerini, eleştirilerini dikkate alan, konsensusu önemseyen bir program hazırlayacaklarını vurgulayan Devlet Bakanı Babacan, söz konusu programın arkasında çok güçlü bir siyasi irade koyacaklarını vurguladı.

Babacan, prosedürlerin tamamlanmasının ardından Eylül ayı içinde bir fon heyetinin resmi müzakerelere başlamak üzere Ankara’ya gelmesini beklediklerini de ifade etti.

7 AĞUSTOS 2004 NTVMSNBC

Salacaklı
11-08-2004, 11:59
Türkiye'ye at, köpek eti ithal edildi
11 Ağustos 2004 11:42
--------------------------------------------------------------------------------

ABD'li gazeteciye göre milyonlarca insana yıllarca, domuz, köpek, eşek leşiyle beslenen hayvanların eti yedirdi. Hastalıkli etler Türkiye'ye de ithal edildi..



ABD'li araştırmacı gazeteci Eric Schlosser, insanın kanını donduracak olayları açıkladı

ABD ve Avrupa'da ucuz yem üretmek için yüksek proteinli maddeler yapıldı. Koyun, sığır, kedi ve köpek ölülerinin artıklarından üretilen yemler ineklere yedirildi. Bu olay 1997'ye kadar devam etti.

Türkiye 1996'ya kadar yılda ortalama 50 bin ton et ithal etti. Ölü hayvanlarla beslenen ineklerin eti resmi yollarla ülkemize girdi, insanlarımıza yedirildi.

ABD Deli Dana'dan sonra yöntem değiştirdi. Bu ülkede halen büyük baş hayvanların yemleri; at, eşek domuz ve kümes hayvanlarının ölüsü ile sığır kanından yapılıyor.

Türkiye şu anda hayvan yemi ihtiyacının yüzde 50'sini ithal ediyor. En çok hayvan yemi aldığımız ülke ise ABD... Yani hayvan leşinden yapılan yemler Türkiye'ye hala geliyor.

Türkiye'de kanser bu etler yüzünden patladı Türkiye'de kanser bu etler yüzünden patladı

Mikrop dolu yemlerle beslenen hayvanların etini yiyen insanların, kanser ve Deli Dana olma riski çok yüksek! Mikrop dolu yemlerle beslenen hayvanların etini yiyen insanların, kanser ve Deli Dana olma riski çok yüksek!

Farkında mısınız? Kanser yayılıyor

Türkiye'de kanser vakaları, son yıllarda korkunç derecede artış gösterdi. Hemen hemen herkesin bir yakını kanser... Hormonlu yiyecekler, stres ve sağlıksız beslenme baş sebep olarak gösteriliyor. Ancak ABD'den ithal edilen mikroplu etlerin ve yemlerin kansere yol açma ihtimali çok yüksek. Yani Türk insanı yıllardır "Ölümle besleniyor...

Deli dana salgını patlayabilir

Gazeteci Eric Schlosser, kitabında şu iddiada bulunuyor: "Deli Dana'nın kaynağı, mikrop dolu leşle beslenen hayvanlardır. Bunların etlerini milyonlarca insan yedi. Deli Dana mikrobunun vücuttaki kuluçka süresi bilinmiyor. Yakında tıpkı bir veba salgını gibi Deli Dana salgını başlarsa şaşırmamak gerekir.

Şok gerçek!

Amerika'nın kedi, köpek, domuz ve tavuk leşinden yapılmış yemlerle beslediği sığırları, Türkler de yiyor.

Yemek kültürümüzde büyük yeri olan kırmızı etin insan sağlığı için ne kadar zararlı bir zehir haline getirildiğini biliyor musunuz? Evde veya bir fast-food restoranında afiyetle yediğiniz et ve et ürünlerinin içinde neler olduğunu hiç düşündünüz mü? Ya da etini yediğiniz hayvanın nasıl beslendiğini?

İddia ediyoruz ki, bu haberi okuduktan sonra bu ve buna benzer soruları oturup ciddi ciddi düşüneceksiniz. Amerika'nın ünlü araştırmacı gazetecisi Eric Schlosser'in 'Hamburger Cumhuriyeti' adlı kitabı, 'Amerikan feast- food kültürünün içyüzüyle' birlikte, etteki korkunç tehlikeyi de belgeleriyle gözler önüne seriyor. Bundan birkaç yıl öncesine kadar Türkiye de dahil dünyanın birçok ülkesine et ihraç eden Amerika'daki çiftliklerde ve mezbahalarda, inanılmaz şeyler yaşanıyor.

HAYVAN KANI DA KATILIYOR

Konuyu yıllarca araştıran Schlosser'in verdiği bilgilere göre, tahıl fiyatlarının artması, ülkede bulunan ve ABD yönetimi üzerinde büyük ağırlığı olan hayvan üreticilerini, daha ucuz sığır yemlerine yöneltti. Özellikle büyümeyi hızlandıran yüksek proteinli maddeler, hayvancıların gözdesi haline geldi. Bu nedenle, Amerika'daki büyükbaş hayvanların tamamına yakın bir bölümü, koyun, sığın, kedi, köpek ve domuz ölülerinin atıklarından yapılmış hazır yemlerle beslenmeye başlandı. Bu leşlerin yanı sıra, sığır yemlerine proteini bol olduğu için hayvan kanı da karıştırılıyordu. Kesimlik sığırlar, yıllar boyunca hayvan barınaklarından satın alınan kedi ve köpek leşleriyle beslendi. Yaradılışı icabı yüksek selüloz içeren besinler, yani tahıl ürünleri yemeleri gereken sığırlar, bir çeşit etobur haline getirildi. Sığırlar kendi cinsi yedirilerek, bir nevi yamyamlaştırıldı. Bunun yanında tavuk çiftliklerinin artıkları, yani tavukların dışkıları da hayvan yemi haline getirilerek sığırlara veriliyordu. Öyle ki, tavuk çiftliklerinde dışkıları emmesi için yerlere dökülen talaşlar ve gazete kağıtları da, atıklarla birlikte yem yapılıyordu. Bir araştırmaya göre, 1994 yılında sadece Arkansas eyaletindeki sığırlara, bin 500 ton tavuk dışkısı yedirildi. Tavuk dışkısının Salmonella ve Campylobacter gibi çok tehlikeli bakteriler ile, tenya gibi parazitler, arsenik ve ağır metaller içeriyor olması, olayın vahametini biraz olsun ortaya koyuyor. Kedi ve köpeklerdeki virüs ve bakterilerin çok daha tehlikeli olduğu biliniyor.

'LAĞIM DERESİ GİBİ'

Adını açıklamak istemeyen ABD'li bir sağlık yetkilisinin sözleri, insanın kanını donduracak cinsten: "Modern bir besi ünitesinin hijyen koşulları, insanların lazımlıkları pencereden sokağa boşalttıkları, sokaklardan lağım derelerinin aktığı ve salgın hastalıkların kol gezdiği Ortaçağ Avrupası'nın kalabalık şehirlerindeki hijyen koşullarına benziyor." Ancak bütün bunlar bilinmesine rağmen, hayvan ölülerinden yem üretilmesine uzun yıllar devam edildi. Böylece kedi-köpek ve diğer hayvanların leşlerinde bulunan öldürücü virüsler, yemlerle birlikte sığırlara bulaşıyor, oradan da sofralara gelen etlerle insanlara sunuluyordu. Amerika'nın uzun yıllar Türkiye ve birçok ülkeye ihraç ettiği hayvanlar, işte bu korkunç koşullarda yetiştirildi. Türk halkı yıllar boyunca, kedi-köpek leşleriyle beslenmiş sığırları yedi.

LEŞLE YEM ÜRETİMİ SÜRÜYOR

Bu durum, "deli dana" hastalığının ortaya çıkmasına kadar devam etti. Hastalığın hayvan artıklarından yapılan hazır yemlerden kaynaklandığının belirlenmesi üzerine, bu tür uygulamalar yasaklandı. 1997'den bu yana koyun, sığır, kedi ve köpek leşlerinden yem yapılamıyor. Ancak at, domuz ve kümes hayvanı ölülerinin sığır yemi haline getirilmesine hala devam ediliyor. 1996 yılında et ithalatını yasaklayan Türkiye, buna karşılık dışarıdan hazır yem almaya devam ediyor. Türkiye'deki yem ihtiyacının yüzde 50'si, ithalat yoluyla karşılanıyor. Hazır yem aldığımız ülkelerin başında ise, domuz, tavuk dışkısı ve at etinden yem üreten Amerika geliyor.

Kanser patladı, ya deli dana!

Türkiye'de son dönemde ürkütücü bir şekilde artan kanser vakalarında, uzun yıllar ithal et yenilmesinin büyük payı olduğu tahmin ediliyor. Kanserin en önemli nedenlerinden birinin doğal olmayan sağlıksız gıdalar olması, bunun en açık kanıtlarından biri. Yıllar boyunca leşle beslenmiş Amerikan sığırlarını tüketen Türkiye'de, adeta kanser patlaması yaşanıyor. Ancak tehlike bununla bitmiyor. Bir görüşe göre, sırada bir de 'deli dana' patlaması var. Sığırlarda ortaya çıkan ve bugüne kadar özellikle Avrupa'da çok sayıda can alan 'deli dana', çağımızın en tehlikeli hastalıklarından biri.

'SALGIN YAŞANABİLİR'

Hayvana yedirilen yemdeki kan ve leşle bulaşan ve daha sonra insana geçen hastalık, beyni bir sünger gibi eritiyor. Tedavisi henüz bulunamayan deli dana, bulaşan kişiyi korkunç bir şekilde ölüme götürüyor. Kuluçka döneminin ardından, hızlı bir yaşlanma ve bunamayla birlikte ölüm geliyor. Deli dananın en ürküten yanı ise, kuluçka süresinin bilinmemesi. Yani, hastalığın virüslü etin yenilmesinden ne kadar sonra ortaya çıkacağı bilinmiyor. Yazar Eric Schlosser, bu konuda korkunç bir iddiada bulunuyor:

"Deli dana, hayvan leşiyle beslenen sığırlarda ortaya çıktı. Milyonlarca kişi, bu etlerden yedi. Deli dana hastalığının kuluçka süresi bilinmediğinden, önümüzdeki yıllarda, tıpkı Ortaçağ'daki veba salgını gibi bir deli dana salgını yaşanması mümkün."

Tek sebep: Para

Her gün yaklaşık 200 milyon kişinin gıda zehirlenmesine bağlı olarak hastalandığı ABD'de, besicilikte akıl almaz yöntemlerin uygulanması, yönetim ile üreticiler arasındaki çıkar ilişkisinden kaynaklanıyor. Ülkede büyük sermaye gücü oluşturan hayvancılar ve çiftçiler, Cumhuriyetçiler'in en büyük destekçileri. Başında Bush'un bulunduğu Cumhuriyetçi Parti'nin en önemli bağış kaynağını, hayvancılar ve çiftçiler oluşturuyor. Üreticiler, hayvan yemini ucuza mal etme uğruna, kendi vatandaşları da dahil milyonlarca insanın sağlığını riske atıyor. Cumhuriyetçiler de, oy ve para için bu entrikalara göz yumuyor. Demokrat Clinton, hayvancıların tehlikeli uygulamalarına savaş açmış ama başarılı olamamıştı.

Domuzla aynıdır!

Hayvan leşiyle beslenen bir hayvan, dinimize göre yenilmez. Çünkü, o hayvan kendi dışkısıyla beslenen domuz hükmünde kabul edilir.

***

Prof. Beyaz: Leşle beslenen hayvan, domuz hükmünde

Prof. Zekeriya Beyaz, konuyla ilgili olarak şu değerlendirmeyi yaptı:

"İslamiyet insanı en şerefli varlık kabul eder. Allah'tan sonra en üstün, en şerefli varlık insandır. Dolayısıyla, insanın bu değerine uygun yiyeceklerle beslenmesi gerekir. İslam, leş yemeyi kabul etmez. Sadece hastalık nedeniyle değil, insan şerefine ve onuruna uygun olmadığı için de kabul etmez. Tilki, çakal, eşek, sürüngenler, bunların yenilmesi caiz değildir. Çünkü insanın yüksek şeref ve haysiyetine uygun değildir. O türlü beslenen hayvanları yemek de yasaktır. Domuzun haram olmasının temel sebebi, kendi pisliğini yemesidir. O nedenle bünyesi kirlenmiş olur. Danaları, koyunları pislikle beslerseniz, bir çeşit domuz hükmüne girer. İslami açıdan o türlü beslenmiş hayvanları yememek gerekir." Domuz eti, dinimizde haram.

www.internethaber.com

camarors
11-08-2004, 14:38
Korkunc, igrenc bir durum :mad:

Salacaklı
11-08-2004, 15:05
Korkunc, igrenc bir durum :mad:

asil korkunc olan Devletin sessiz kalmasi...

Bu Devlete yapilmis suc ihbaridir...Savcilar suc duyurusunda bulunup...diyelim son 15 yilda kimler et ithal etmis...o firmalari ve sorumlulari hakkinda dava acmalidirlar....

merakla bekliyorum....marifet simit calana baklava calana 15 yil hapis vermek degil...

:mad: :confused: :mad:

gemici
11-08-2004, 15:20
bir daha et yiyenin diyeceğim de ne yiyelim ot yesen ilaçlı en iyisi yememek............................

Salacaklı
11-08-2004, 16:48
bir daha et yiyenin diyeceğim de ne yiyelim ot yesen ilaçlı en iyisi yememek............................

Köyümüze Köyümüze geri dönelim

Coban Temelin Davarlarindan yiyelim...

:D :D :D

dreissena
11-08-2004, 23:05
Et konusu hakkında teknik bir bilgi vermek istiyorum.

Yukarıdaki uzun alıntı haberde sözü edilen koyun, sığır, tavuk, hindi gibi et kaynaklarının lokantalarda, kasaplarda kesimhanelerde işlenmesi sırasında açığa çıkan kırpıntı etler, sakatat, iç organları, tavuk derileri, hindi gerileri, kan, iç yağı, kemik, kemik iliği gibi insanlar tarafından doğrudan tüketilmeyen ve kesim sırasında atık olarak açığa çıkan parçalar et entegre tesislerinin çoğunda bulunan rendering adı verilen bölümlerinde toplanır. Bu artıklar, hayvan yemi olarak tüketilmek üzere, burada çeşitli işlemlerden geçirilir. Rendering tesisleri bazı gıda çevreleri tarafından eleştirilmekle beraber bir çok ülkedeki et entegre tesisinde bulunur. Yapılarından dolayı sıkı kontrol gerektiren bu ürünleri uygun yöntemlerle işlemediğiniz zaman doğal olarak sorun çıkmaktadır. Deli dana olayının bu tür yemlerle bir çok hayvana geçtiği doğrudur. Ancak bunun sebebi proses değil, hastalık taşıyan hayvan atıklarının renderingde kullanılması sonucu bu yemi yiyen tüm hayvanlara hastalığın bulaştırılmasıdır. Rendering tesisleri yapıları itibariyle göze ve mantığa hoş gelmese de, bu işleri yapan tüm işletmeler için atıkların değerlendirilmesi anlamında teknolojik bir gereklilik. Türkiye' de var mı bilmiyorum ama dış ülkelerde "edible (yenilebilir)rendering" tesislerinin olduğunu da literatürden biliyorum.

Salacaklı
12-08-2004, 00:07
Et konusu hakkında teknik bir bilgi vermek istiyorum.

Yukarıdaki uzun alıntı haberde sözü edilen koyun, sığır, tavuk, hindi gibi et kaynaklarının lokantalarda, kasaplarda kesimhanelerde işlenmesi sırasında açığa çıkan kırpıntı etler, sakatat, iç organları, tavuk derileri, hindi gerileri, kan, iç yağı, kemik, kemik iliği gibi insanlar tarafından doğrudan tüketilmeyen ve kesim sırasında atık olarak açığa çıkan parçalar et entegre tesislerinin çoğunda bulunan rendering adı verilen bölümlerinde toplanır. Bu artıklar, hayvan yemi olarak tüketilmek üzere, burada çeşitli işlemlerden geçirilir. Rendering tesisleri bazı gıda çevreleri tarafından eleştirilmekle beraber bir çok ülkedeki et entegre tesisinde bulunur. Yapılarından dolayı sıkı kontrol gerektiren bu ürünleri uygun yöntemlerle işlemediğiniz zaman doğal olarak sorun çıkmaktadır. Deli dana olayının bu tür yemlerle bir çok hayvana geçtiği doğrudur. Ancak bunun sebebi proses değil, hastalık taşıyan hayvan atıklarının renderingde kullanılması sonucu bu yemi yiyen tüm hayvanlara hastalığın bulaştırılmasıdır. Rendering tesisleri yapıları itibariyle göze ve mantığa hoş gelmese de, bu işleri yapan tüm işletmeler için atıkların değerlendirilmesi anlamında teknolojik bir gereklilik. Türkiye' de var mı bilmiyorum ama dış ülkelerde "edible (yenilebilir)rendering" tesislerinin olduğunu da literatürden biliyorum.


sayin dostum vermis oldugunuz bilgiler dogruda...

BASLARIM BiLiM MiLiM ADAMLARINA

HAYVAN OTLA BESLENMEK GEREKiYOR...ETLE DEGiL....

Teknokratlarin zaferi olan her icat ,yeni denenmektedir....olmaz diyorum

o halde gitsinler ürettikleri mala eteket yazsinlar...Bu ürün bu sekilde üretilmistir diyerek...

alan alir alinmayan tekrar cöpe gider...

o cöpler ü islenir tekrar önümüze konur.....

Kapitalizm bu sekilde intihar ediyor....nefret her gecen gün artiyor...

cüzdanima girdin bari mideme girme derler adama...

o kadar


Kalender yetis nerdesin.....

:D :cool: :D

gemici
12-08-2004, 10:00
koçum salacaklı iyi yazmışsın helal arkandayım(sen kalenderi çağırmışsın ama ben geldim)icabında..........................

buena vista
13-08-2004, 21:21
Dostlar,biraz da balik konusuna el ativerin isterseniz..Hamsinin antibiotik katkili
olmadigina eminim..!Ama ,ya digerleri..Balik alacaginiz zaman,dikkkatli bakiniz
lütfen raflara..Ya da tezgàhlara..Bir de deniz baliginin fiyatini sorun isterseniz.!
Tavuk ya da pilic..Isterseniz hindilerden konusalim..Ne dersiniz??Sebzelere de
sira gelir böylece..!!
Saglikla kaliniz..

buena vista

RAINBOW
13-08-2004, 21:47
ABD : Hedefimiz Kuzey Kıbrıs’a Ekonomik İzolasyonları Kaldırmak

Amerika Birleşik Devletleri Dışişleri Bakanlığı Sözcü Yardımcısı Adam Ereli , Washington'un sivil havacılık dahil Kıbrıslı Türklerin içerisinde bulunduğu izolasyonun kaldırılması için çalıştığını söyledi.

Açıklamada, ABD Dışişleri Bakanlığının Uluslararası Sivil Havacılık Organizasyonuna(USHO) bir mektup yollamadığını fakat, kuzey Kıbrıs’ta bulunan hava alanlarının uluslararası havacılığa açılması için her türlü yolu denendiği kaydedildi.

Ereli basın mensuplarına yaptığı açıklamada, USHO'ya tarafımızdan yollanan böyle bir mektup hakkında bilgi sahibi değiliz. Bu konuda bir fikrim yok, dedi.

KKTC’den uçuşların başlaması ile ilgili ise Ereli, Amerika Birleşik Devletlerinin BM Genel Sekreterinin Kıbrıs'ta yürüttüğü iyi niyet misyonunu içeren raporunu desteklediğine dikkati çekerek , Güvenlik Konseyi üyelerinin bu yönde karşılıklı çalışarak Kıbrıslı Türklerin gelişmesini engelleyen etkenlerin kaldırılması temelinde çalışması gerektiğini belirtti.

Ereli, hedefimiz izolasyonların kaldırılması. ABD Avrupa Birliği ile konu hakkında sivil havacılığı da içeren bir siyaset üzerinde çalışmaktadır, bu hava alanı açacağız ya da hava alanlarını tanıyacağız anlamına gelmemektedir, dedi.

12.08.2004 Washington

chem73
14-08-2004, 14:48
Erdoğan'ı kıskandıracak maaş

İGDAŞ Yönetim Kurulu Başkanı'nın maaşı 12 milyara yükseltildi. 6.2 milyar maaş alan Başbakan Erdoğan ise daha önce bu parayla geçinemediğini söylemişti

ŞENOL DEMİRCİ İstanbul

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Ramazan Evren'e, getirildiği İGDAŞ Yönetim Kurulu Başkanlığı görevi için 12 milyar lira maaş ödenmesine karar verildi. İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin bir şirketi olan İGDAŞ'ta Yönetim Kurulu Başkanı'na yaklaşık iki ay öncesine kadar 5 milyar lira maaş ödeniyordu. İGDAŞ Yönetim Kurulu'nun maaşı son zamla altı ay içinde iki kez artmış oldu.
İGDAŞ'ın Olağanüstü Genel Kurul Toplantısında, şirketin 10 isimden oluşan yönetim kurulu üyelerinin 7'si değiştirildi ve üye sayısı 13'e çıkarılan yönetim kuruluna yeni isimler atandı. Toplantıda, yönetim kurulu başkan ve üyeleri ile denetçilere ödenecek ücretler de belirlendi.
Olağan genel kurul toplantısından sonra yapılan yönetim kurulu toplantısında, şirketin Yönetim Kurulu Başkanlığı'na getirilen Prof. Dr. Ramazan Evren'in aylık net ücreti 12 milyar lira olarak belirlendi. İGDAŞ Yönetim Kurulu Başkanı Ramazan Evren, bir yılda alacağı toplam 144 milyar liralık net ücretiyle Başbakan, bakanlar ve milletvekillerinin yanı sıra en yüksek devlet memuru olan Başbakanlık Müsteşarı, Genelkurmay Başkanı ve kamudaki diğer görevlileri geçti. Başbakan Erdoğan'ın aldığı aylık net maaş yaklaşık 6 milyar 237 milyon lira. Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök 5 milyar 9 milyon, bakan ve milletvekilleri de yaklaşık 6 milyar maaş alıyor. Başbakanlık Müsteşarı'nın maaşı da yaklaşık 4 milyar lira düzeyinde.

6 ayda iki kez zam
İGDAŞ Yönetim Kurulu'nun maaşları bu yıl önce 1 Mart'ta artırıldı ve o zamanki başkan olan Doç. Dr. Rafet Bozdoğan'ın maaşı 4 milyardan 5 milyara çıktı. İkinci zamma ise 18 Haziran'da karar verildi. Yönetim Kurulu Başkanı Evren'in maaşı 5 milyardan 12 milyara çıktı. Ancak diğer yönetim kurulu üyelerinin maaşlarındaki artışlar başkan kadar olmadı. Başkanvekilinin maaşı 2.5 milyardan 3 milyara; yönetim kurulu üyelerinin maaşlarını 2.1 milyardan 2.5 milyara; denetçilerin maaşları ise 540 milyondan 1 milyara yükseltildi.
Belediye yetkilileri, Evren'in geçtiğimiz nisan ayında belediyede "genel sekreterlik" görevine atandığını ve bu yüzden maaş verilmediğini bildirdiler.


İGDAŞ Yönetim Kurulu
İGDAŞ Yönetim Kurulu Başkanı Ramazan Evren, Başkanvekilleri Cengiz Güngör, Hüseyin Eren, Yönetim Kurulu Üyeleri, Cezmi Sukuşu, Mahmut Kocameşe, Mücahit Demirtaş, Sabri Çakıroğlu, Hasan Özçelik, Özer Gümüş, Fatih Dönmez, A. Esat Ural, Ahmet Osmanoğlu ve Levent Tüfekçi.

Salacaklı
15-08-2004, 16:39
asil korkunc olan Devletin sessiz kalmasi...

Bu Devlete yapilmis suc ihbaridir...Savcilar suc duyurusunda bulunup...diyelim son 15 yilda kimler et ithal etmis...o firmalari ve sorumlulari hakkinda dava acmalidirlar....

merakla bekliyorum....marifet simit calana baklava calana 15 yil hapis vermek degil...

:mad: :confused: :mad:


Devletin gücü çocuklara yetti
15 Ağustos 2004 14:22
--------------------------------------------------------------------------------

Devleti tarumar edenleri bir ödellendirmediği kalan devletin gücü yine çocuklara yetti. 6 çocuk, çaldıkları bir çikolata parası yüzünden 72 yıl hapse mahkum ediliyor.



GÜVEN Ö., Sedat Y., Ali Can Ö., Gökhan Ö., Savaş D., Celal D... Onlar, yaşları 13 ile 17 arasında değişen 6 arkadaştı. İki çikolatayla başlayan oyun, parmaklıkların arkasında sonuçlanan bir drama dönüştü. Eğer Yargıtay da, yerel mahkemenin verdiği kararı onarsa, her biri hayatlarının en güzel yıllarını cezaevinde geçirecek. 10 ile 22 yıl arasında hapis cezası alan 6 çocuğun aileleri de perişan oldu. Türkiye, davayla birlikte bir kez daha 1997’de 6 yıl 8 ay hapis cezasına çarptırılan “baklava çalan çocukların dramı”nı hatırladı.

2002 yılının Aralık ayında meydana gelen olay mahkeme kayıtlarına şöyle geçti:

Güven, Sedat, Ali Can, Savaş, Gökhan ve Celal, atari salonu çıkışında bir kadının kendilerine verdiği iki çikolatayı paylaşmaya çalışıyordu. İş önce oyunla başladı. Ancak daha fazla çikolata alma isteği, oyunun yönünü de değiştirdi. 6 arkadaş, parkta oturan Mehmet D. ve Emrah Y. adlı çocuklardan para istedi. Ancak Mehmet ve Emrah, sadece 3 milyon liraları olduğunu söyledi. 6 arkadaş, iki çocuktan 1 milyon liralarını alıp, 2 milyon liralarını geri verdi.

Mehmet’in, cüzdanını cebine koyarken düşürmesi ise çikolatayla başlayan oyunun seyrini de bir anda değiştirdi. Cüzdanı alan çocuklar, birbirlerine atarak hızla olay yerinden uzaklaştı. Kayıtlara göre daha sonra cüzdan bir okul bahçesine atıldı. Mehmet ve Emrah’ın şikayetiyle 6 arkadaşın oyunu onları genç yaşlarında demir parmaklıklarla tanıştırdı.

Sabıkaları yok

Altı arkadaş, saldırıya uğradıklarını söyleyen iki çocuğun şikâyeti üzerine önce gözaltına alındı. Bıçak çekmediklerini söyleyen çocuklar, savunmalarına karşın tutuklanarak cezaevine konuldu. Adli Tıp raporu ise darp ve cebir izine rastlanmadığını ortaya koydu. 6 çocuğun başlarına gelecek olanı ilk farkeden cüzdan sahibi Mehmet, dava sürerken kendisine bıçak çekilmediğini, sanıklardan şikâyetçi olmadığını söyledi. 6 çocuğun cezaevine gönderilmesi üzerine diğer arkadaşı Emrah da duruşmalar sırasında şikâyetini geri aldı.

Ancak, geriye dönüş mümkün olmadı. Çünkü Mehmet ve Emrah, hakim karşısında verdikleri ifadelerinde bıçakla tehdit edildiklerini söylemişti. Aydın Cumhuriyet Başsavcılığı da, çocuklar hakkında ‘gasp ve tehdit’ suçundan 2002 yılında kamu davası açtı. Hepsi sabıkasız olan çocukların üzerinde bıçak olması, gasp suçunun anlam ve sonucunu kavrayacak düzeyde olduklarına ilişkin Adli Tıp raporu olayın akışını belirledi. Raporu dikkate alan mahkeme, altı çocuğu ‘gasp ve tehditle para aldıkları’ gerekçesiyle 10 yıldan 22 yıla kadar hapse mahkum etti. Çocuklardan birinin suç tarihinde 15 yaşından büyük olması cezasını iki kat artırdı. 17 yaşındaki Celal D. 22 yıl ağır hapis cezasına çarptırıldı.

Yaklaşık 2 yıldır cezaevinde bulunan çocukların aileleri Aydın 2’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nin bu kararını Yargıtay’a götürdü. Temyiz için 6. Ceza Dairesi’ne gelen dava, önümüzdeki günlerde görülecek. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise altı çocuğa verilen 10 - 22 yıl hapis cezalarının onanmasını istedi. Başsavcılık, bağlayıcılığı bulunmayan tebliğnamede, yerel mahkeme kararının onanmasını talep ediyor. Daire onama kararı verirse, 2 yıldır cezaevinde olan çocuklar, daha uzun yıllar hapis yatmak zorunda kalacak.

Beraat yok

Yaşananları Tercüman’a anlatan 6 sanığın avukatı Cihan Şahin, “Çocuklar para istediklerini kabul ediyorlar, ancak zorla almadıklarını söylüyorlar. Bunu Mehmet ve Emrah da ‘Bizden para istediler, zorla almadılar’ diyerek doğruluyor” diye konuştu. 6 çocukla cezaevinde görüşen Şahin, “Şimdilik beraat etmelerinin imkansız olduğunu söyleyerek durumu kavratmaya çalışıyorum” dedi.

Mahkemenin kararını açıklamasının ardından çocukların adalete olan güvenlerinin sarsıldığını belirten Şahin, çocukların ıslah evi olmadığı için diğer mahkûmlarla Aydın E Tipi Cezaevi’nde kaldıklarını ifade etti.

4’ü Aydın’daki E Tipi Cezaevi’nde kalan sanıklardan 2’si daha sonra Nazilli Cezaevi’ne sevk edildi. Şahin, “Mevcut durumda bir değişiklik olmadığı sürece, Yargıtay da aynı karar onanacaktır” diyerek gelinen durumu özetledi.

Aileler perişan

Olayın gerçekleştiği zaman çocuklarının daha ortaokulda öğrenci olduğunu belirten Gökhan Ö.’nün babası ve Ali Can Ö’nün amcası Şeref Ö. ise “Hiç bir şey yapmamışlar. 1 milyon lira parayı biri diğerine, o da bir başkasına atmış. Sonra her şey alt üst olmuş. Topu topu bir milyon lira” diyerek üzüntüsünü dile getirdi. İki yıldır her fırsatta oğlunu ve yeğenini cezaevine giderek ziyaret ettiğini belirten Şeref Ö., çocukların psikolojisinin bozulduğunu söylüyor ve ekliyor:

“Biz aileler onları cezaevinde o şekilde gördükten sonda artık bir şey bekleyemiyoruz. Psikolojileri bozulmuş durumda. Bir şey yapacağız diye bize güveniyorlar. Sürekli bizden haber bekliyorlar. Biz de 2 yıldır onları bugünlerde çıkacaksınız. Bugün olmazsa yarın diye oyalıyoruz. Ama nereye kadar oyalayacağız biz de bilmiyoruz. Her şey karakolda karışmış. Polisi karşılarında görünce korkmuşlar ve ben yapmadım o yaptı diye birbirlerini suçlamışlar.”

Çocukların ve kendilerinin tüm umutlarının Yargıtay’dan gelecek olumlu haberde olduğunu belirten Şeref Ö. “Biz yine de Türk adaletine güveniyoruz. Karar verilirken onların daha birer çocuk olduğunu unutmasınlar” dedi.

Haber: Yeşim Eraslan

Kaynak: Halka ve Olaylara Tercüman

gemici
15-08-2004, 17:16
geç gelen adalet gelmemiş demektir.böylede bir laf vardır...................