PDA

View Full Version : Türkülerimiz



Pages : 1 [2]

PARK
02-01-2008, 18:51
BİR GÜZELİN AŞIĞIYIM

Bir güzelin aşığıyım erenler
Onun için taşa tutar el beni
Gündüz hayalimde gece düşümde
Kumdan kuma savuruyor yel beni

Reyhanını devşir devşir desteyle
Ben deliyim öğüt verip pest eyle
Düşmanımı el yanında dost eyle
Bir gececik mihman eyle sar beni

Ak gül olsam al yanağa sokulsam
Gül-ab olsam ak yüzüne saçılsam
Kölen olsam bazarlarda satılsam
Kölem deyi ak sinene sal beni

Pir Sultan Abdal'ım gamzeli oktur
Hezeran sinemda yaralar çoktur
Benim senden özge sevdiğim yoktur
İnanmazsan ol Allah'a sal beni.

Pir Sultan Abdal

YANKIBERKE
03-01-2008, 09:13
Geceleyin

Geceleyin karanlıkta
Suya attım ben sesimi
Türkü oldu birdenbire
Denizinden geçen gemi

Geceleyin karanlıkta
Gülümsedim buluta ben
Saçlarına düşen yağmur
Gökkuşağı oldu birden

Geceleyin karanlıkta
Yıldız tuttum gök içinde
Işığını sana vurdu
Bir gül açtı yüreğinde


Ülkü Tamer

yosun
03-01-2008, 09:31
Aldırma Gönül

Başın öne eğilmesin
Aldırma gönül, aldırma
Ağladığın duyulmasın,
Aldırma gönül, aldırma

Dışarda deli dalgalar
Gelip duvarları yalar;
Seni bu sesler oyalar,
Aldırma gönül, aldırma

Görmesen bile denizi,
Yukarıya çevir gözü:
Deniz gibidir gökyüzü;
Aldırma gönül, aldırma

Dertlerin kalkınca şaha
Bir sitem yolla Allaha
Görecek günler var daha;
Aldırma gönül, aldırma

Kurşun ata ata biter
Yollar gide gide biter;
Ceza yata yata biter;
Aldırma gönül, aldırma

Sabahattin Ali

YANKIBERKE
03-01-2008, 12:52
http://img235.imageshack.us/img235/8004/normalbeyazatlarus2.jpg (http://imageshack.us)

YANKIBERKE
03-01-2008, 13:01
http://img515.imageshack.us/img515/388/normalhasretindenprangapg0.jpg (http://imageshack.us)
http://img515.imageshack.us/img515/388/normalhasretindenprangapg0.1f850049d1.jpg (http://g.imageshack.us/g.php?h=515&i=normalhasretindenprangapg0.jpg)

PARK
03-01-2008, 23:51
YILDIZ DAĞI

Gelmiş iken bir habercik sorayım
Niçin gitmez Yıldız Dağı dumanın
Gerçek Erenlere yüzler süreyim
Niçin gitmez Yıldız Dağı dumanın

Alçağında al kırmızı taşın var
Yükseğinde turnaların sesi var
Ben de bilmem ne talihsiz başın var
Niçin gitmez Yıldız Dağı dumanın

Benim Şah'ım al kırmızı bürünür
Dost yüzün görmeyen düşman bilinir
Yücesinden Şah'ın ili görünür
Niçin gitmez Yıldız Dağı dumanın

El ettiler turnalara kazlara
Dağlar yeşillendi döndü yazlara
Çiğdemler takınsın söyle kızlara
Niçin gitmez Yıldız Dağı dumanın

Şah'ın bahçesinde gonca gül biter
Anda garip garip bülbüller öter
Bunda ayrılık var ölümden beter
Niçin gitmez Yıldız Dağı dumanın

Ben de bildim şu dağların şahısın
Gerçek Erenlerin nazargahısın
Abdal Pir Sultan'ın nazargahısın
Niçin gitmez Yıldız Dağı dumanın

Yöre:Sivas

Pir Sultan Abdal

YANKIBERKE
04-01-2008, 00:00
Rüzgar Saatleri

Gel benim ruhumun gerçek sesi gel
Yıllardır sönmeyen alevim, korum
Gel benim ömrümün hikayesi gel
Şiirim, sonsuzum, gerçeğim, zorum
Gökle yerin birleştiği kavşakta
Seni bulup bulup kaybediyorum.

İlkin rüzgar değil sanki nefesti;
Bir kez başlayınca estikçe esti...
Sonra bir upuzun karanlık bastı;
Sürdü hep aynı düş, hep aynı yorum
Şimdi duraklarda her akşam üstü
Seni bulup bulup kaybediyorum.

Yitiksin baharlar, güzeller içinde
Resimler, baharlar, sözler içinde
Bazen bir iz görüp izler içinde
Cevap umusuyla titriyor sorum
Sonra en tanıdık yüzler içinde
Seni bulup bulup kaybediyorum...

Bekir Sıtkı Erdoğan

YANKIBERKE
04-01-2008, 12:10
http://img521.imageshack.us/img521/1150/resimlisiirler17ww7.jpg (http://imageshack.us)
http://img521.imageshack.us/img521/1150/resimlisiirler17ww7.e90d835d3e.jpg (http://g.imageshack.us/g.php?h=521&i=resimlisiirler17ww7.jpg)

PARK
04-01-2008, 20:59
Dertli Bülbül (Deyiş)

ezel bahar olmayinca
kirmizi gül bitmez imis
kirmizi gül bitmeyince
dertli bülbül ötmez imis
bülbül hevestir ötmege
sarilip güle yatmaga
bahçivan gülü satmaga
gül kadrini bilmez imis
bahçivan satma bu gülü
haramdir parasi pulu
aglatma dertli bülbülü
göz yasin silmez imis
bülbül güle hayran olur
hayran olur seyran olur
bazi insan hayvan olur
hayvan âdem olmaz imis
sah hatayi ölmeyince
tenim türab olmayinca
dost dosttan ayrilmayinca
dost kadrini bilmez imis.

Şah HATAYİ

BORA YAŞAR
05-01-2008, 22:10
Ben de hem klasik türk müsikisi, hem de halk müziği hayranı olarak her iki müziğin santçıları tarafından söylenen bir Azeri Türkü (Segah) hatırlatayaım sizlere:

Bala kekliğinem avla
Bala sahralara salma beni
Bala geceleri al yanına
Bala gündüz bukağla beni

Bala kekliğim bir bağ içinde
Bala kavruldum ben gam içinde
Bala eller hep seyrane çıkmış
Bala benim yarim yok içinde

(Bukağla:Zincirle)

yosun
08-01-2008, 21:57
Zeytin Yağlı Yiyemem Aman

Zeytinyağlı yiyemem aman
Basma da fistan giyemem aman
Senin gibi cahile
Ben efendim diyemem aman

Kaldım duman içi dağlarda
Sevgili yarim nerelerde

Asmadan üzüm aldım
Sapını uzun aldım
Verin benim yarimi
Annemden izin aldım

Kaldım duman içi dağlarda
Sevgili yarim nerelerde

Kara üzüm asması
Yeşil olur yazması
Ben yarimden ayrılmam
Kara yazı yazması

Kaldım duman içi dağlarda
Sevgili yarim nerelerde


Derleyen: Muzaffer Sarısözen

Yöre: Bursa

http://www.youtube.com/watch?v=wzBRn6ad4lU

yosun
08-01-2008, 22:08
Denizin Dibinde Hatçam


http://www.youtube.com/watch?v=nIxmo2aZkM8&feature=related

Denizin Dibinde Hatçam Demirden Evler
Ak Gerdanın Altında Çiftedir Benler
Al Kınalı Parmaklar Da O Beyaz Eller
Yolcuyu Yolundan Anam Eyleyen Dilber

Dalga Dalga Dalga Dalga Dalgalanıyor
Hatçamı Görenler Anam Sevdalanıyor
Alçaklara Duman Çökmüş Yükseklere Buz
Gel Sarılalım Kaçalım ince Belli Kiz

Yüce Dağ Başında Hatçam Ekin Ekilmez
Yağmur Yağmayınca Anam Kökü Sökülmez
Ellerin Köyünde Hatçam Kahır Çekilmez
Doldur Ağuları içelim Hatçam

Dalga Dalga Dalga Dalga Dalgalanıyor
Hatçamı Görenler Anam Sevdalanıyor
Ovalara Duman inmiş Göremedin Mi
A Kız Kendi Saçını Öremedin Mi

Arvallinin Önünde De Pınarlar Harlar
Hatçam Çıkmış Pencereye Ay Gibi Parlar
Ben Hatçamı Yitirdim Dumanlı Dağlar
Gözlerimin Pınarları Durmadan Çağlar

Onu Onu Onu Onu Onun Onuna
Ben De Yandım Hatçanın Basma Donuna
Alçaklara Karlar Yağmış Üşümedin Mi
Sen Bu İşin Sonunu Düşünmedin Mi

Yöresi: Burdur

PARK
08-01-2008, 22:14
İnsan Olmaya Geldim

İkilik Kinini İçimden Atıp
Özde Ben Bir İnsan Olmaya Geldim
Taht Kuralı Ariflerin Gönlüne
Sözde Ben Bir İnsan Olmaya Geldim
Serimi Meydana Koymaya Geldim

Meğerse Aşk İmiş Canın Mayası
Ona Mihrab Olmuş Kaşın Arası
Hakkın İşlediği Kudret Boyası
Yüzde Ben Bir İnsan Olmaya Geldim
Serimi Meydana Koymaya Geldim

Bütün Mürşidlerin Tarif Ettiği
Sadıkların Menziline Yettiği
Embiyanın Evliyanın Gittiği
İzde Ben Bir İnsan Olmaya Geldim
Serimi Meydana Koymaya Geldim

Ben De Bir Zamanlar Baktım Bakıldım
Nice Yıllar Bir Kemende Takıldım
O Aşkı Mecazla Yandım Yakıldım
Közde Ben Bir İnsan Olmaya Geldim
Serimi Meydana Koymaya Geldim

Süregeldim Aşk Meyini İçerek
Her Bir Akı Karasından Seçerek
Varlık Dağlarını Delip Geçerek
Düzde Ben Bir İnsan Olmaya Geldim
Serimi Meydana Koymaya Geldim

Gör Ki Nimri Dede Şimdi Neyleyi
Gerçek Aşkı Her Gönüle Söyleyi
Her Türlü Sefaya Veda Eyleyi
Sazda Ben Bir İnsan Olmaya Geldim
Serimi Meydana Koymaya Geldim


Aşık Nimri Dede (İsmail Dehmenoğlu)

Yöre: Elazığ

yosun
08-01-2008, 22:48
Derdim Çoktur Hangisine Yanayım


http://www.youtube.com/watch?v=RgJRyUP18OY


Derdim Çoktur Hangisine Yanayım
Yine Tazelendi Yürek Yarası
Ben Bu Derde Hande Derman Bulayım
Meğer Şah Elinden Ola Çaresi
Efendim Efendim Benim Efendim
Benim Bu Derdime Derman Efendim


Türlü Donlar Giyer Gülden Naziktir
Bülbül Çevreyleme Güle Yazıktır
Çok Hasretlik Çektim Bağrım Eziktir
Güle Gelir Gelir Canlar Paresi
Efendim Efendim Benim Efendim
Benim Bu Derdime Derman Efendim


Benim Uzun Boylu Serv-İ Çınarım
Yüreğime Bir Od Düştü Yanarım
Kıblem Sensin Yönüm Sana Dönerim
Mihrabımdır İki Kaşın Arası
Efendim Efendim Benim Efendim
Benim Bu Derdime Derman Efendim


Dilar İle Muhabbete Doyulmaz
Muhabbetten Kaçan İnsan Sayılmaz
Münkir Üflemekle Çırağ Soyunmaz
Tutusunca Yanar Aşkın Çırası
Efendim Efendim Benim Efendim
Benim Bu Derdime Derman Efendim


Pir Sultan'ım Katı Yüksek Uçarsın
Selamsız Sabahsız Gelir Geçersin
Aşkı Muhabbetten Niçin Kaçarsın
Böyle Midir İlimizin Töresi
Efendim Efendim Benim Efendim
Benim Bu Derdime Derman Efendim

Ali Ekber Çiçek
Yöre: Erzincan

YANKIBERKE
09-01-2008, 14:57
ACEM KIZI



Çırpınıp da şan ovaya çıkınca
Eğlen şan ovada gal acem gızı.
Uğrun uğrun gaş altından bakınca
Can telef ediyor gül acem gızı.



Seni seven oğlan neylesin malı,
Yumdukça gözünden döker mercanı.
Burun fındık ağzı gahve fincanı,
Şeker mi, şerbet mi bal acem kızı

YANKIBERKE
09-01-2008, 14:57
ALLI TURNAM



Allı turnam bizim ele varırsan
Şeker söyle, kaymak söyle, bal söyle
Gülüm gülüm, kırıldı kolum,

Tutmuyor elim,turnalar hey
ah gülüm gülüm, yar gülüm gülüm
kız gülüm gülüm, turnalar hey



Eğer bizi sual eden olursa
Boynu bükük, benzi soluk yar söyle
Allı turnam ne gezersin havada
Arabam kırıldı kaldım burada

Ne onmamış bir kulmuşum dünyada
Akşam oldu allı turnam dön geri

YANKIBERKE
09-01-2008, 14:59
BAYDIĞIN BAŞINDA DUMAN IRIMAZ

Baydığın Başında Duman Irımaz
Arap At Yorulurda Gönül Yorulmaz
Benim Yarim Bu Yerlerde Bir Tane
Arasam Dünyayı Dengi Bulunmaz

Yıkıldı Duvarım Kaldım Avara
Kadir Mevlam İşlerimi Onara
Sallanı Sallanı Eski Pınara
Gelen Yosma Benim Olsa Gerektir

Derdimi Yüklesem Arap Atlara
Gözyaşım Dökeyim Yeşil Otlara
Seni Beni Yaradanı Seversen
Nasıl Dayanayım Ben Bu Dertlere

Yüce Dağ Başının Bir Yanı Yoldur
Doldur Suna Boylum Destini Doldur
Yolunun Üstüne Tatıp Uyursam
Kaldır Suna Boylum Sen Beni Kaldır

Sivas-Muhlis Akarsu-TRT Müz. Dair. Bşk. THM Müd.

YANKIBERKE
09-01-2008, 14:59
BUGÜN YARDAN HABER GELDI



Bugün Yardan Haber Geldi
Bir Bi Yandan Bir Bi Yandan
Eğildim Bir Buse Aldım
Bir Bi Yandan Bir Bi Yandan

Güzel Olanı Öperler
Yanağından Gül Dererler
Kulakta Mengiç Küpeler
Bir Bi Yandan Bir Bi Yandan

Baş Koydum Yarin Dizine
Uykular Girmez Gözüme
Ağ Ellerin Sür Yüzüme
Bir Bi Yandan Bir Bi Yandan

Şekerden Şerbet Ezerler
İnce Tülbentten Süzerler
Dört Yanım Almış Güzeller
Bir Bi Yandan Bir Bi Yandan

Pir Sultanım Gel Yanıma
Seni Sarayım Canıma
Dola Kolların Boynuma
Bir Bi Yandan Bir Bi Yandan



Malatya/Arapkir-Süleyman Elver-TRT İst. Rad. THM Müd.

YANKIBERKE
09-01-2008, 15:00
ÇANAKKALE İÇINDE

Çanakkale İçinde Aynalı Çarsı,
Ana Ben Gidiyom Düşmana Karsı.
Of Gençliğim Eyvah.

Çanakkale İçinde Bir Uzun Selvi,
Kimimiz Nişanlı Kimimiz Evli.
Of Gençliğim Eyvah.

Çanakkale Üstünü Duman Bürüdü,
On Üçüncü Fırka Yürüdü.
Of Gençliğim Eyvah.

Çanakkale İçinde Bir Dolu Testi,
Analar Babalar Mektubu Kesti.
Of Gençliğim Eyvah.

Kastamonu-İhsan Ozanoğlu-Muzaffer Sarısözen

YANKIBERKE
09-01-2008, 15:02
VİRAN OLMUŞ BİZİM KÖYLER



Viran olmuş bizim köyler

İssiz kalmış menevşeler

Kurban olsun sana eller

Çok özledim dersim seni



Munzur’un soğuk suları

Serin olur yaylaları

Yiğit olur evlatları

Çok özledim dersim seni


Buralarda yaşanmıyor

Kimse beni anlamıyor

Dersim’e hiç benzemiyor

Çok özledim dersim seni

YANKIBERKE
09-01-2008, 15:02
YARALI CEYLANIM



Yaralı ceylanım senden

Başkasına gönül vermem
Elin beslediği gülden

Al bu canım sana vermem


Yandı yürek yana yana

Savur külüm döne döne

Soğumadan elde kına
Zülfün telin yere sermem



Amman yare amman yare

Hey pir ver bu derde çare



Bir ok düştü yaralandım

Dost elinden parelendim

Dar günümde karalandım

Dil lal olur seni yermem

YANKIBERKE
09-01-2008, 15:03
YAVAŞÇA YAVAŞÇA



Dolanı dolanı gelir

Ölüm yavaşça yavaşça

Kalem alıp yaz derdimi

Gülüm yavaşça yavaşça



Garip yüzüm gülmez oldu

Gözüm ırak görmez oldu

İş güce varmaz oldu

Elim yavaşça yavaşça



Sevdiğim bu yana bakmaz

Kaş edip kipriğin kalkmaz

Kırıldı kanadım kalkmaz

Kolum yavaşça yavaşça



Bu dünyaya güvenilmez

Ölmeyince kan kesilmez

MESLEKI’m artar eksilmez

Zulüm yavaşça yavaşça

YANKIBERKE
09-01-2008, 15:11
ayrılık hasretlik

ayrılık hasreti karetti cana,
seher yeli sevdiğimden bir haber.
selamım tebliğ et kutbi cihana,
seher yeli sultanımdan bir haber.

bülbül gibi bağlanmışım kareler,
ayrılık derdine nedir çareler,
merhem kabul etmez dilde yareler,
seher yeli sevdiğimden bir haber.

sıtkı’ yam kalmışam ıssız çöllerde,
böyle dert bulunmaz gayri kullarda.
dilim intizarda, gözüm yollarda,
seher yeli sevdiğimden bir haber.

kayseri/sarız-nesimi çimen-ihsan öztürk

YANKIBERKE
10-01-2008, 07:56
Beyaz giyme Toz olur, Siyah giyme Söz olur.
Gel beraber gezelim, Muradimiz tez olur.
Salinada Salinada gel, haydi Yavrum dön dolas yine bana gel.
Gel beraber gezelim, Muradimiz tez olur.
Salinada Salinada gel, haydi Yavrum dön dolas yine bana gel.

Beyaz giyme Tanirlar, Seni Yolcu sanirlar.
Zaten bende Talih yok, Seni benden alirlar.
Salinada Salinada gel, haydi Yavrum dön dolas yine bana gel.
Zaten bende Talih yok, Seni benden alirlar.
Salinada Salinada gel, haydi Yavrum dön dolas yine bana gel.

Alcak Ceviz dallari, Siva beyaz kollari.
Yar nereden geleyim, hep Sarmislar Yollari.
Salinada Salinada gel, haydi Yavrum dön dolas yine bana gel.
Yar nerden geleyim, hep Sarmislar Yollari.
Salinada Salinada gel, haydi Yavrum dön dolas yine bana gel.

YANKIBERKE
10-01-2008, 08:16
YILDIZLAR VE BOŞLUKTAKİ ADAM



Hep ondan çoğalır kâğıtlarda
Hep o Meryemsi duruşundan
Döker el kadar Avrupalı yüzünü
Paylaşır milyonla aç adam

Masal ister milyonla aç adam
Soylu ister kral ister -Değildir kendi-
Ve gelsin bir kral kral pazarından
Ve gelsin üç prens kral pazarından
-İlginç olur masalları soylu kişilerin-

Bir ergen odanın kolay köşesinde
Acıkmaz usanmaz umutsuzlanmaz
Yoncasının dört yaprağı vardır
Binlerce gözüyle boşluktaki adam
Uzanır düşsel bir incelikten
Onu kendi gecesine alır

Gülten Akın

PARK
10-01-2008, 21:27
Alırım Kız Seni Komam İllere

Oturmuş ak gelin taşın üstüne
Taramış zülfünü kaşın üstüne
Bir selam geldi başım üstüne
Alırım kız seni komam illere

Bir taş attım karlı dağlar ardına
Yuvarlandı düştü yarin yurduna
Ben yeni de düştüm sevda derdine
Alırım ahdımı komam illere

Atımın kuyruğu cura saz gibi
Divana vurmuş da ergen kız gibi
Alarmış yanağı bahar yaz gibi
Getirin kır atım göçem illere

Dadaloğlu der de oldum kastana
Gelip geçer selam verir dost bana
Göçeyim mi bilmem Namrun üstüne
Çekilem mi kahpe Bulgar illere

Dadaloğlu

yosun
11-01-2008, 14:32
Eklemedir Koca Konak

http://www.youtube.com/watch?v=SGDdSIKMZys&feature=related


Eklemedir Koca Konak Ekleme Aman Aman,
Nazlı Da Yarim Yine Yine Geldi Aklıma.
Nasıl Edeyim Başımdaki Sevdaya Aman Aman,
Aman Aman Dostlar Yoldan Geldim Yorgunum,
Orta Da Boylu Bir Güzele Vurgunum.

Bizim Bağın Menekşesi Al Olur Aman Aman,
Âlem De Sevdiğine De Yanar Kul Olur.
Sevdiğini Alamayan Del Olur Aman Aman,
Haydi Haydi Gidelim Aynalı Konağa Üçümüz.
Taze De Şeftalidir Bizim Yükümüz.

Bizim Bağa Giderken Serhaya
Çektiler Kolumdan Da Beni Tenhaya
Nasıl Edeyim Başımdaki Sevdaya
Aman Aman Dostlar Kabir Bile Dar Gelir
Bu Gençlikte Ölüm Bile Bana Zor Gelir

Yöre: Aydın

fermandar
13-01-2008, 17:50
Bir uzun hava...

Bayram Geldi Neyime
Kan Damlar Yüreğime
Havar Gönlü Şad Olan Gülsen
Gülmek Benim Neyime
Yaralıyam Ben, Garibem Ben...

http://www.youtube.com/watch?v=HisVV97yAww

qioxrocker
13-01-2008, 18:13
EGE AKdeniz Türkülerini En iyi Icra edenlerden Biride
HALE GÜR Hanımfendidir.

ttmuzik.net den 60 Türkü indirebilirsiniz.

:super:

YANKIBERKE
14-01-2008, 12:29
Çıktım Yücesine Baktım

Çıktım yücesine baktım
Baktım Mumbuç illerine
Eğbez eğbez evler konar
Yücesine bellerine

Halise'nin gülü kokar
Kızlar yanağına sokar
Sacur derler bir su akar
Gövel döner göllerine

Mumbuç derler bir şar imiş
Ağalık beylik yer imiş
Doru küheylânı varmış
Kurşun değmiş kollarına

Yağız atların sekişi
Benli dilberler bakışı
Fırat'ın coşkun akışı
Benzer beş ay sellerine

Kola vururlar burmayı
Göze çekerler sürmeyi
Şahin neylesin turnayı
Havas olmuş tellerine

Bunu diyen Deli Boran
Sevdiğine meyil veren
Top top olmuş ağca ceren
Gider garbî yellerine


Deli Boran

Yaşamıyla ilgili ayrıntılı bilgi olmayan halk ozanlarımızdan biri de Deli Boran'dır. Araştırmacıların bir kesimi, Deli Boran'ın bir şiirine dayanarak onun 1823 yılında dogduğunu ileri sürerler. Bu söylentiye göre Çorum'un Sarıbey köyünde doğmuş. Ağır basan söylenti ise, Deli Boran'ın Türkmen boylarından birinden olduğu Fırat ırmağı ile Gavurdağları arasında yaşadığıdır.

Göçerlerden olduğu anlaşılan Deli Boran'ın geniş bir yöreyi sürekli gezip, dolaştığı da söylenebilir.

Şiirlerinde Karacaoğlan'ın izlelerine rastlanan Deli Boran'dan da günümüze sayılı şiirler kalmıştır.

YANKIBERKE
14-01-2008, 19:55
Sana Olan Sevdamdandir Bİlesİn...

--------------------------------------------------------------------------------

öpüyorsam ayrılığı gözünden
söküyorsam yüreğimi göğsümden
geçiyorsam gözlerinin içinden
geçiyorsam bir çiçeğin özünden
sana olan sevdamdandır bilesin

meğer ne yalnızız insan olmuşsak
yaprak gibi dalda sessiz solmuşsak
yeri gelmiş acıya da gülmüşsek
yeri gelmiş ayrılığa gülmüşsek
sana olan sevdamdandır bilesin

karşılıksız sevebilmekse sevda
gerçek seven küle dönmüş her çağda
elim kolum bağlanmışsa kıyında
seydunayım gebermişsem kıyında
sana olan sevdamdandır bilesin

YANKIBERKE
17-01-2008, 23:28
Ülke Ol - Umut Altınçağ



Ülke ol

Bir düş ol gir koynuma
Bu gurbet akşamında
Kimsin diye sormam
Nerden geldin bilirim
Ülke olup gir koynuma

Var mı olmaz uğrunda
Ülke varsa sonunda
Gecenin bir yarısında
Çiğdem olup tüt burnuma
Ülke olup gir koynuma

Yok olmanın hududunda
Var olmanın umusuyla
Sarı harman tozuyla
Toprağın kokusuyla
Ülke olup gir koynuma

Söz: mehmet karataş
Müzik:cihan gültekin
Söyleyen : Umut Altınçağ

YANKIBERKE
17-01-2008, 23:31
Acı - Umut Altınçağ



Acıyı başımda nar eylediler
Hayaline doğdu gözlerim bugün
Başımı dumanlı dağ eylediler
Seni her nefeste özledim bugün

Göğsümde yırtıldı çığlığın sesin
Ciğerime düğümlendi nefesin
Yüreğime akan şu kanı kesin
Yediğim kurşunu sezmedim bugün

Kırıldı umudu serçe kuşların
Yüzüne dağılmış sırma saçların
Böyle acımı olur günü baharın
Yüzüme dayandı dizlerim bugün

Söz-müzik: volkan yağan
Söyleyen : Umut Altınçağ

YANKIBERKE
17-01-2008, 23:33
Hasretim Seni - Umut Altınçağ



Hasretim seni

Ateş oldun düştün şu yüreğime
Nasıl anlatayım hasretim seni
Pir sultan'ın şahı ferhat'ın aşkı
Nasıl anlatayım hasretim seni

Güneş mi diyeyim düş mü diyeyim
İsyan mı diyeyim öçmü diyeyim
Yeni bir dünyaya göç mü diyeyim
Nasıl anlatayım hasretim seni

Garip şahin seslenirim gelirler
Gelirler sesime kulak verirler
Sizin için ölürler öldürürler
Nasıl anlatayım hasretim seni

Söz müzik: garip şahin

Söyleyen : Umut Altınçağ

YANKIBERKE
17-01-2008, 23:34
Mevsimsiz Kar - Umut Altınçağ



Mevsimsiz kar

Bir dağ yangini içerim
Deli mayınlar döşenir damarıma
Kınsız bir öfke düşer yoluma
Beni benden aşırır

Mevsimsiz kar yağar
Taştan demirden içeri
Ak ellerini uzat
Ellerini ellerime bırak

Söz:emir ali yağan
Müzik:umut altınçağ
Söyleyen : Umut Altınçağ

YANKIBERKE
17-01-2008, 23:42
Tsira - Kazım Koyuncu



Bahçedeydim gül gördüm
Tsira kız kurbanın olayım
Koparmak istiyordum , koparamadım
Nanaia kız kurbanın olayım

Kırlangıçlar gibi
Senin sevdan sardı beni
Tsira kurbanın olayım

Sen gülden daha güzelsin
Bu yüzden tüm sözlerim , övgülerim
Tsira kurbanın olayım

Söyleyen : Kazım Koyuncu

YANKIBERKE
17-01-2008, 23:43
Koçari - Kazım Koyuncu



Kulani çiçku çiçku
Muço lukuşi morçi
Kapulas mogigidap
Monkata var na çorçi

Yur katişi gomalu
Skanişeni meptkoçi
Dido xelebas vore
Kudi n8aşa yeptkoçi

O nenni koçari
Kodopskidi beçayi
Bozo si ekçopayi
O nenni koçari

Skanda razi vartaşa
Nana baba maptkoçi
E nazoba skanite
Ma nosis mejamptkoçi

Çkvapes nusimini do
Ma muşeni memtkoçi
Si na coxo gegodu
Namuren ya nam koçi

O nenni koçari
Kodopskidi beçayi
Bozo si ekçopayi
O nenni koçari

Söyleyen : Kazım Koyuncu

YANKIBERKE
17-01-2008, 23:44
Ateşlerde - Kazım Koyuncu



Ateşlerde yanmış bu can ile
Nerelere gidem ben nerelere
Yüreğime saplanmış bu hançerle
Nerelere gidem ben nerelere
Söyle a canım söyle
Nerelere gidem ben nerelere
Bağırsam duyar mısın sesimi
Savursam kendimi rüzgara
Sihirli düşlerden geçsem
Bulur muyum yine kendimi

Söyleyen : Kazım Koyuncu

YANKIBERKE
17-01-2008, 23:45
Anadolu'ya Ağıt - Musa Eroğlu



Uyansın dedikçe uykuya daldın
Yanar anadolum sana yanarım
Uygarlık yolunda hep geri kaldın
Yanar anadolum sana yanarım

Dostluk köprülerin yıkılır oldu
Zalımın zulmuna bakılır oldu
Ozanın yazanın yakılır oldu
Yanar anadolum sana yanarım

Halkı için pir sultan'lar asıldı
Gönül defterine bir bir yazıldı
Boşuna mı nesimi'ler yüzüldü
Yanar anadolum sana yanarım

Çağan ali'm direnmektir her demin
Kaptan süremedik su almış gemin
Tek çare başına geçmek dümenin
Yanar anadolum sana yanarım

PARK
18-01-2008, 20:09
Oğul (Gömdüm Oğul Seni)

Gömdüm oğul seni toprağa gömdüm
Kanlı yaşlarımla pınara döndüm
Tabutun üstünde dirildim öldüm
Seni vuran eller kırılsın oğul

Doymadım sesine fidan boyuna
Kalın ip taktılar ince boynuna
Gül gibi düştün toprağın koynuna
Seni asan eller kırılsın oğul

Giden oğul hiç gelir mi yerine
Ah evladım yaram indi derine
Hele bakın zalimin eserine
Seni yakan eller kırılsın oğul

Mustafa Atıcı- Erzincan

yosun
18-01-2008, 20:40
Sunayı Deli Gönül


Sunayı da deli gönül sunayı
Ben yoluna terk eyledim sılayı
Armağan gönderdim telli turnayı
İner gider bir gözleri sürmeli

Sabahtan uğradım yarin yurduna
Dayanılmaz firkatine derdine
Yıkılası karlı dağın ardına
Aşar gider bir gözleri sürmeli

Ateş yanmayınca duman mı tüter
Ak gerdan üstünde çimen mi biter
Vakti gelmeyince bülbül mü öter
Öter gider bir gözleri sürmeli

Karacaoğlan kapınıza kul gibi
Gönül küsüverse ince kıl gibi
Seherde açılmış gonca gül gibi
Kokar gider bir gözleri sürmeli


Yöre Kırıkkale/Keskin

YANKIBERKE
19-01-2008, 22:48
KARDA AYAK İZLERİ VAR


Karda ayak izleri var
Vurulup düştükleri yere kadar
Yüzleri tanınmayacak bir halde
Öldüğü yerde kalmış cesetleri

Onlar için hatıra yok
Saat durmuş
Onlar için değil
Yıldızlar ve bu gece
Onlar için değil gelen güneş
Artık onların yok
Uzak şehirlerde
Sevdikleri

Artık hepsi bitti
Açlık, susuzluk ve kin
Ne matara ne ekmek torbası lâzım
Ne silâh
Elbise ve düşen şapka da lüzumsuz
Artık üşümezler ki

En güzel ocak ateşleri
Artık ısıtamaz ellerini
İsimlerini en yakın tanıdık
Söylese işitmezler
Kurt mu, dost mu, düşman mı?
Bilmeyecekler baş uçlarına geleni
Artık ne tren, ne gemi
Onları getiremez bir daha


Necati CUMALI

YANKIBERKE
19-01-2008, 22:49
SEVGİLİMİN TÜRKÜSÜ

Sevgilimin türküsüydü deniz
mavi sesine demir attı savaş
sevgilim,
ölü asker.

Sevgilimin türküsüydü buğday
altın bakışlarına kelepçe vurdu savaş
sevgilim,
ölü asker.

Sevgilimin türküsüydü barış
beyaz gülüşünü ikiye böldü savaş
sevgilim ölü asker.

Duyuyorum sevgilimi
türkü söylüyor ölü asker,
evimizin kapısını çalıyor mavi türküler.
Duyuyorum,
barış için en güzel türküleri söyler
savaşta ölenler


Mehmet YAŞIN

YANKIBERKE
19-01-2008, 22:51
Uykudan uyanmış şahin bakışlım
Dedim sarhoş musun söyledi yok yok
Ak elleri elvan elvan kınalı
Dedim bayram mıdır söyledi yok yok

Dedim ne gülersin dedi nazımdır
Dedim kaşın mıdır dedi gözümdür
Dedim ay mı doğdu dedi yüzümdür
Dedim ver öpeyim söyledi yok yok

Dedim aydınlık var dedi aynımda
Dedim günahım çok dedi gönlümde
Dedim mehtap nedir dedi koynumda
Dedim ki göreyim söyledi yok yok

Dedim vatanım mı dedi ilimdir
Dedim bülbül müdür dedi gülümdür
Dedim Nesimî Şah dedi kulumdur
Dedim satar mısın söyledi yok yok

Kul Nesimi

YANKIBERKE
19-01-2008, 22:58
YÜREĞİM KANIYOR

Sakin göllerin kuğusuyduk,
Salınarak suyun yanağında.
Ve okşayarak nilüfer saçlarını gecenin.
Sonumuzun adım-adım
Yaklaştığını görürdük...

Yarılan ekmeğin buğusuyduk;
Paylaşılan zeytin tanesinin,
Yüzümüze saldıran yağmur avanesinin.
Biz hep üşüyen burnumuzu
Avucumuzda hohlayarak yürürdük.

Hiçbir hesabımız yoktu kimseyle.
Hiçbir aykırı yanımız,
Hiçbir yalanımız...
Gözüm yaşarıyor,
Yüreğim kanıyor...
Olmasaydı sonumuz böyle!..

Biri, saksımızı çiğneyip gitti.
Biri, duvarları yıktı,
Camları kırdı.
Fırtına gelip aramıza serildi.
Biri, milyon kere çoğaltıp hüzünleri
Her şeyi kötüledi,
Bizi yaraladı...

Biri şarabımızı döktü,
Soğanımızı çaldı.
Biri, hiç yoktan vurdu,
Kafeste garip kuşumuzu!
Ciğerim yanıyor,
Yüreğim kanıyor...
Solmasaydı gülümüz böyle!.

Dağlarda çoban ateşiydik,
Sarmalayarak acı bir sevda masalını
Ve hıçkırarak
Hırçın rüzgârların kavalını...
Namlunun, bağrımıza
Sinsice sokulduğunu bilirdik...

Ceylanın pınara inişiydik,
Vedalaşan birkaç damla gözyaşının;
Tenine kan bulaşan
O masum çakıl taşının...
Oysa biz dualarımızda hep
Birbirimizden daha önce
Ölmeyi dilerdik...

Bazı sorumluluklarımız vardı,
Hayata ilişkin.
Bazı basit sorularımız,
Anlaşılır bazı sorunlarımız...
Göğsüm daralıyor,
Yüreğim kanıyor...
İncinmeseydi gençliğimiz böyle...

Birer yolcuyduk,
Aynı ormanda kaybolmuş.
Aynı çıtırtıyla ürperen birer serçe.
Hep aynı kaderde buluşurduk
Sevmeye tutuklu gibi...

Birer tomurcuktuk hayatın kollarında.
Birer çiğ damlasıydık,
Bahar sabahında,
Gül yaprağında...
Dedim ya,
Hiç yoktan susturuldu şarkımız!
Yüreğim kanıyor,
Yüreğim kanıyor...
Bitmeseydi öykümüz böyle!..

Yusuf HAYALOĞLU

yosun
19-01-2008, 23:30
Türküler bir hatıra albümü ve kaybolmaz bir arşiv gibidir, silinmez bir yazıt gibi…

Bir ulusun benliği türküler...

yosun
19-01-2008, 23:42
Süseni Mahmur Yakası


Süseni mahmur yakası
Yoktur o yarin vefası
(Çoktur o yarin cefası)
Hacı molla seyit babası
Diye diye dilden oldum
Baka baka gözden oldum
Diye diye dilden oldum
Seve seve candan oldum

Urfa bir yana düşer
Zülüf gerdana düşer
Bu nasıl baş bağlamak
Her gün bir yana düşer

Süseni mahmur yakası
Yoktur o yarin vefası
(Çoktur o yarin cefası)
Hacı molla seyit babası
Diye diye dilden oldum
Baka baka gözden oldum
Diye diye dilden oldum
Seve seve candan oldum

Aparın posta meni
Yetirin dosta meni
Yardan bir haber aldım
Bırahtı yasa meni

Süseni mahmur yakası
Yoktur o yarin vefası
(Çoktur o yarin cefası)
Hacı molla seyit babası
Diye diye dilden oldum
Baka baka gözden oldum
Diye diye dilden oldum
Seve seve candan oldum

Yöre: Kerkük

yosun
20-01-2008, 14:22
Ay Dolanaydı Gün Dolan Aydı

Ay Çıktı Daha Batmaz Ay Dolan Aydı
Hüsnüvü Gören Yatmaz Gün Dolan Aydı
Hüsnüv Gibi Bir Hüsün Ay Dolan Aydı
Birde Allah Yaratmaz Gün Dolan Aydı

Ay Dolanaydı Gün Dolan Aydı
Yarin Tek Tek Yürüyüşü Mende Olaydı

Ay Çıktı Yolda Durdu Ay Dolan Aydı
Gör Ne Hayalda Durdu Gün Dolan Aydı
Yazmasın Saçakları Oy Ay Dolan Aydı
Gözüne Dalda Durdu Gün Dolan Aydı

Ay Dolanaydı Gün Dolan Aydı
Yarin Tek Tek Yürüyüşü Mende Olaydı

Ay Çıktı Batar İndi Ay Dolan Aydı
Yar Okan Atar İndi Gün Dolan Aydı
Leyla Hasta Düşüptü Ay Dolan Aydı
Mecnun Can Satar İndi Gün Dolan Aydı

Ay Dolanaydı Gün Dolan Aydı
Yarin Tek Tek Yürüyüşü Mende Olaydı

Yöre: Kerkük

yosun
20-01-2008, 14:24
Kerkük bir Türk (Türkmen) kentidir. İspatı mı?

100 den fazla türkü...

yosun
20-01-2008, 23:11
Ağlama Ceylan Balası

Ağlama Ceylan Balası
Sızlama Ceylan Balası
Gider Gözüv Karası
Soyunum Bak Canıma
Hepsi De Sevdağ Yarası

Bu Dağlar Olmasaydı
Lalası Solmasaydı
Ölüm Allah'ın Emri
Ayrılık Olmasaydı

Ağlama Ceylan Balası
Sızlama Ceylan Balası
Gider Gözüv Karası
Soyunum Bak Canıma
Hepsi De Sevdağ Yarası

Bu Dağların Ardı Var
Gönlümün Muradı Var
Gözlerinden Anladım
Sende Sevda Derdi Var

Ağlama Ceylan Balası
Sızlama Ceylan Balası
Gider Gözüv Karası
Soyunum Bak Canıma
Hepsi De Sevdağ Yarası

Bu Dağlar Güzel Dağlar
Başını Duman Bağlar
Bir Derde Düşmüşem Ki
Halimi Gören Ağlar

Ağlama Ceylan Balası
Sızlama Ceylan Balası
Gider Gözüv Karası
Soyunum Bak Canıma
Hepsi De Sevdağ Yarası

Derleme : Nida Tüfekçi
Yöre: Kerkük

yosun
21-01-2008, 22:27
Beyaz Gül Kırmızı Gül


Beyaz gül kırmızı gül
Güller arasından gelir
Yarım geymiş beyaz ezye
Sabah namazından gelir

Beyaz gül deste deste
Derdinden oldum heste
Digel bir yüzün görüm
Kalmışam son nefeste

Güller açmaz her yerde
Bülbül ötmez her yerde
Felek bizi ayırdı
Her birimiz bir yerde

Bir beyaz gül olaydım
Yar göksüne konaydım
Günde bir yüzün görüp
İster ise solaydım

Beyaz gül var elinde
Gümüş kemer belinde
İkimizin sevdası
Kaldı alem dilinde

Beyaz gülün adı var
Gözlerinde cadı var
Severem beyaz gülü
Onun başka tadı var

Gül için ağlamazdım
Akardım çağlamazdım
Bilseydim ayrılık var
Sana bel bağlamazdım

Kaynak: Abdülvahap Sait
Yöre: Kerkük

YANKIBERKE
23-01-2008, 11:39
Hoşçakal Kardeşim Deniz Söz


Seslendiren: Zülfü Livaneli


İşte geldik gidiyoruz
Hoşçakal kardeşim deniz
Biraz çakılından aldık
Hoşçakal kardeşim deniz
Biraz masmavi tuzundan
Hoşçakal kardeşim deniz
Sonsuzluğundan birazcık
Hoşçakal kardeşim deniz
Birazcıkta kederinden
Hoşçakal kardeşim deniz
Birşeyler anlattın bize
Hoşçakal kardeşim deniz
Denizliğin kaderinden
Hoşçakal kardeşim deniz

Biraz daha umutluyuz!
Hoşçakal kardeşim deniz
Biraz daha adam olduk
Hoşçakal kardeşim deniz
İşte geldik gidiyoruz
Hoşçakal kardeşim deniz

yosun
27-01-2008, 23:23
Bu Gelen Yar Olaydı

Helliden dağlar kamış
Yar bize gelem demiş

Bu gelen yar olaydı
Koynunda nar olaydı
Herkimiz bir könekte
Yakası dar olaydı

Helliden dağlar kamış
Yar bize gelem demiş

Bu gelen yara benzer
Boyu ceylana benzer
Koynunda bir çüt meme
Soyulmuş nara benzer

Helliden dağlar kamış
Yar bize gelem demiş

Bu gelen abalıdı
Ağzı merhabalıdı
Alemnen oynar güler
Bizimnen tobalıdı

Helliden dağlar kamış
Yar bize gelem demiş

Yöresi : Kerkük

PARK
30-01-2008, 21:27
Aşkın Beni Deleyledi

Melul Mahsun Duran Güzel
Aşkın Beni Deleyledi
Giyin Libasını Düzel
Aşkın Beni Deleyledi

Oturmuş Karşımda Durur
Şu Sineme Hançer Vurur
İnsaf Et Sevdiğim Nolur
Aşkın Beni Deleyledi

Seyit Meftuni De Bilmez
Her Güzele Meyil Vermez
Seni Seven Asla Ölmez
Aşkın Beni Deleyledi

Seyit Meftuni

yosun
31-01-2008, 00:35
Çekemedim Akça Kızın Göçünü

Çekemedim Akça Kızın Göçünü Of Of Göçünü
Sırma Saçlar Bırak Dövsün Döşünü... Ah Kız Döşünü
Gülüver De Görem Bi Yol Mercan Dişini Of Of Dişini
Yolver Bana Çubukbeli Geçeyim... Ah Kız Geçeyim

Yaylaların Yeli Soğuk Esmez Mi Of Of Esmez Mi
Sevdiğim De Rüyalara Girmez Mi... Ah Kız Girmez Mi
Girmezse De Gönül Sana Küsmez Mi Of Of Küsmez Mi
Yolver Bana Çubukbeli Geçeyim... Ah Kız Geçeyim

Antalya

yosun
31-01-2008, 01:20
Ata'mızın aziz ruhuna ithafen...
Saygı ile anıyorum. Ruhu şad olsun.

İzmirin Kavakları

İzmirin kavakları
Dökülür yaprakları
Bize de derler çakıcı
Yar fidan boylum
Yıkarız konakları

Selvim senden uzun yok
Yaprağında üzüm yok
Gamalıda zeybek vuruldu
Yar fidan boylum
Çakıcıya sözüm yok

Yöresi: İzmir

YANKIBERKE
31-01-2008, 22:40
SABAHIN SEHER VAKTİNDE

Yüzünün öptüğüm yanı artık çekimser kalamaz
Binlerce bayrakla açılmış yürüyor
En önde gideni tanıyorum
Beyazıt'ta görmüştüm
Bir daha padişah geçemez bu sokaktan
Düzme mahkemeler kurulamaz.

Seninle sarılıp sabahlara kadar uyumamışız
Bir cumartesi pazar olmuş kolların arasında
Kolların arasında bıçağı duymuyorum
Yan yana kenarında pencerenin
Sen taşını eteğinde taşımışsın her sabah
Ben ellerimde taşımışım her akşam.

Çocuğumuza bakıyoruz
Evimize bakıyoruz
Dünyaya bakıyoruz
Bütün sarılı kollar arasında
Güllerin gelinciğin arasında
Yüzünün öptüğüm yarısında
Kötüye geçit yok
Buğday tarlaları çiğnenemez bir daha
Nükleer denemeler yasak.


Berin TAŞAN

YANKIBERKE
08-02-2008, 08:15
AĞ GÜL SENİ



Ağ gül seni camekanda görmüşler

Siyah saçın sırma ile örmüşler

Ürüyamda seni bana vermişler

Ağ gülüm gülüm ….



Beni böyle yakar kor gider misin

Evvel sevip sonra terkeder misin



Deli poyraz gibi deli esmedim

Kaderime küstüm sana küsmedim

Ben o dosttan umudumu kesmedim

Yildizsever
12-02-2008, 17:39
AL MENDİL

Al mendil sende kalsın oy
Sakla koynunda kalsın oy
Ben murad alamadım oy
Mendilim murad alsın

Oy dağlar zalım dağlar oy
Kurbanın olum dağlar oy
Deymeyin yaralıyam oy
Yaradır sözüm dağlar

Perçemin yana yatır oy
Kirpiğin bana batır oy
Yar benim alın yazım oy
Okunur satır satır

Oy dağlar zalım dağlar oy
kurbanın olum dağlar oy
Deymeyin yaralıyam oy
Yaradır sözüm dağlar

Türkünün Adı: Al Mendil
Türkünün Yöresi: Bilinmiyor
Türkünün Kaynağı & Mahlası: Bilinmiyor
Türkü Sözlerini Gönderen: Hülya Aydın

YANKIBERKE
13-02-2008, 08:02
Eledim Eledim Höllük Eledim


Eledim eledim höllük eledim
Aynalı beşikte canan bebek beledim
Büyüttüm besledim asker eyledim
Gitti de gelmedi canan buna ne çare
Yandı ciğerim de canan buna ne çare

Bir güzel simadır aklımı alan
Aşkın sevdasını canan serime salan
Bizi kınamasın ehl-i din olan
Gitti de gelmedi canan buna ne çare
Yandı ciğerim de canan buna ne çare

Kaynak: Muharrem Akkus
Yöre: Erzurum

YANKIBERKE
13-02-2008, 08:09
Yürekte Yareler Türlü Türlüdür - Pir Sultan Abdal



Gönül niçin ahvalimi bilmezsin
Yürekte yareler türlü türlüdür
Öğüt versem öğüdümü almazsın
Yürekte yareler türlü türlüdür

Eser zülüflerin yellere karşı
Ötüşür bülbüller güllere karşı
(Bülbül figan eder güllere karşı)
Nasıl ağlayayım ellere karşı
(Gel beni ağlatma illere karşı)
Yürekte yareler türlü türlüdür

Ah neyleyim karşımızda ölüm var
Ölüm dedikleri kanlı zalim var
Ne ağlayıp ne gülecek halim var
Yürekte yareler türlü türlüdür

Pir Sultan Abdal'ım ben de böyleyim
Emir haktan geldi kime ne eyleyim
Derdim çoktur hangisini söyleyeyim
Yürekte yareler türlü türlüdür

Kaynak: Pir Sultan Abdal
Yöre: -

YANKIBERKE
13-02-2008, 08:11
Yüce Dağbaşında (Hubyar Semahı) - Ali Sultan



Yüce dağbaşında bir kuş uçurdum
Ana nenni nenni bir kuş uçurdum
Ben meylimi bir güzele düşürdüm
Dilber nenni nenni düşürdüm
Duydum nazlı yarim yad eller almış
Nenni nenni nenni yad eller almış
Sağlam idim ben aklımı şaşırdım
Nenni nenni nenni vallah şaşırdım

Ceylan bakışına kurban olduğum
Nenni nenni nenni kurban olduğum
Sallanma karşımda öldürme beni
Ah gülüm gülüm yürüsene yavrum
Mecnun edip beni de düşürdün çöle
Ah gülüm gülüm düşürdün çöle
Kerem gibi burda da yandırma beni
Ah gülüm gülüm yürüsene yavrum

Yürü güzel yürü yolundan kalma
Ana nenni nenni yolundan kalma
Her yüze güleni dost olur sanma
Dilber nenni nenni dost olur sanma
Ölümden korkup da sen geri dönme
Ana nenni nenni sen geri dönme
Yiğidin alnına yazılan gelir
Dilber nenni nenni yazılan gelir

Bu kadar sallanma öldürdün beni
Ana nenni nenni öldürdün beni
Ölürüm de unutmam sevdiğim seni
Ah gülüm gülüm yürüsene yavrum
Bırakın sallansın da nazlı gelini
Ah gülüm gülüm nazlı gelini
Güzelin döndüğü de meydan öğünsün
Ah gülüm gülüm gülsene canım

Kaynak: Ali Sultan
Yöre: Yildizeli

YANKIBERKE
13-02-2008, 08:16
Sen Benimsin Ben Seninim - Neşet Ertaş



Beni eller kimi görme
Sen benimsin ben seninim
Gel seni benden ayırma
Sen benimsin ben seninim

Senin galbin benim galbim
Sana malumdur benim halım
Kaçma benden nazlı gülüm
Sen benimsin ben seninim

Kalpten kalbe bir yol vardır
Gözünen görünmez sırdır
İkimizin kalbi birdir
Sen benimsin ben seninim

Galbimi galbinde duyan
Halım değil midir ayan
Garibi bu hala koyan
Sen benimsin ben seninim

YANKIBERKE
13-02-2008, 08:19
Aşkın Beni Deleyledi - Neşet Ertaş



Aşkın beni deleyledi
Yaktı yaktı kül eyledi
El alemi kul eyledi
Yar beni beni

Mecnunum sahra içinde
Yunusum derya içinde
Eyübüm yara içinde
Sar beni beni

Aslı'ysan Kerim'i bul
Derde derman vereni bul
Garip gibi viranı bul
Sar beni beni

YANKIBERKE
13-02-2008, 08:20
Ta Ezelden Meyil Verdik - Derviş Ali



Ta ezelden meyil verdik bu sırra
Mayası Hak'dandır boyandık nura
Arşdan yüz dört kitab inince yere
Kur'an Muhammed'e inen Ali'dir

Ali'm Zülfikar'ı ele alınca
şeriatı tarikatta bulunca
Kudüs-şerif cami'ine girince
Temcid ezanı okuyan Ali'dir

şems ü Kamer zuhur etti cihane
Sofu yoktur tuttuğu iş bahane
Yarın varılınca ulu divane
Divanda suçunu soran Ali'dir

Kim getürdü muvafıkı cemine
La'net olsun ol Yezid'in şanına
Taliblik etmedi kerem kanına
Yezid'i dergahdan süren Ali'dir

Dergaha akıyor pınarın başı
Alnında yıldızı tuğradır başı
İmam Hasan on iki imamlar başı
Güneş Hüseyn dersin veren Ali'dir

İmam Zeynal kalbimizde salavat
şah imam Bakır'dan bulduk mahabbet
Ca'fer'i görünce artıyor firkat
Serimi sevdaya salan Ali'dir

Kazım-ı Musa Rıza'ya varalım
Taki Naki Askeri'yi görelim
On iki imamlara yüzler sürelim
İmamları candan seven Ali'dir

Hasan Askeri'nin açıldı bahtı
Doksan bin erle kıla hucceti
Menşurun sahibi Muhammed
Mehdi Kıyamda yarasın saran Ali'dir

İsa peygamberim şam'a girince
Yer ve gök titredi Ali gelince
Ali'm Zülfikar'ı ele alınca
Yezid'i bölük bölük eden Ali'dir

Gel hey Derviş Ali'm Hızır üstadım
Muhammed Ali'den vardır küşadım
Yedi derya gibi artar feryadım
İçüp serçeşmeden kanan Ali'dir

Kaynak: Dervis Ali
Yöre: Sivas

YANKIBERKE
13-02-2008, 08:22
Ala Gözlü Nazlı Pirim



Ala Gözlü Nazlı Pirim
Gönül Senin Pervendedir
Ben Severim Sen Kaçarsın
İman Senin Nerendedir

Sultanım Ali Lokmanım Ali
Rehberim Ali Yetiş Ya Ali

Derviş Alim Der Övdüğüm
Aşkın Hayalin Kurduğum
Suç Benim Değil Sevdiğim
Sana Meyil Verendedir

Kaynak: Dervis Ali
Yöre: Sivas

YANKIBERKE
13-02-2008, 08:23
Olmasa Mektubun - Yeni Türkü



Olmasa mektubun
Yazdıkların olmasa
Kim inanır senle ayrıldığımıza
Sanma unutulur
Kalp ağrısı zamanla
Herşeyi unutarak
Yaşanır sanma
Neydi bir arada
Tutan şey ikimizi
Birleştiren neydi ellerimizi
Bırak bana anlatma imkansız sevgimizi
Sevmek bir çok şeyi göze almaktı
Olmasa mektubun yazdıkların olmasa
Kim inanır senle ayrıldığımıza
Baksana geçmişe
Ne çok anıyla yüklü
Nerde o taverna nerde sinema
Harcanmış zamanlar
Yeniden yaşanmazki
Geç kaldıktan sonra
Arama boşa
Neydi bir arada tutan şey ikimizi
Birleştiren neydi ellerimizi
Bırak bana anlatma
İmkansız sevgimizi
Sevmek birçok şeyi
Göze almaktı
Olmasa mektubun
Yazdıkların olmasa
Kim inanır senle ayrıldığımıza

YANKIBERKE
13-02-2008, 08:25
Yaprak Dökümü - Yeni Türkü



Sararıp dökülmeden önce
Kızaran yapraklar ki onlar
Şan verdiler ortalığa
Bütün bir sonbahar

Mevsim dönüp de yeniden yeşermeye başlayınca rüzgar
Çıplağında o atın yine onlar koşacaklar
O çocuklar o yapraklar o şarabi eşkiyalar
Çıplağında o atın yine onlar koşacaklar

Sararıp dökülmeden önce
Kızaran yapraklar ki onlar
Şan verdiler ortalığa
Bütün bir sonbahar

Mevsim dönüp de yeniden yeşermeye başlayınca rüzgar
Çıplağında o atın yine onlar koşacaklar
O çocuklar o yapraklar o şarabi eşkiyalar
Onlar da olmasalar benim gayri kimim var

YANKIBERKE
13-02-2008, 08:26
Ka Tun Mita Xendasoç - Kazım Koyuncu



Ka tun mita xendasoç
Xendas u zizağisoç
Tun u garkevisana
Lus u zağik ellisoç

Ka cefukanu elles
Laşe8an deep kaşa
İnçuk oğe yedosnis
Memal memal yedaşa

YANKIBERKE
13-02-2008, 08:27
İşte Gidiyorum - Kazım Koyuncu



İşte gidiyorum
Birşey demeden
Arkamı dönmeden
Şikayet etmeden
Hiçbirşey almadan
Birşey vermeden
Yol ayrılmış, görmeden gidiyorum

Ne küslük var ne pişmanlık kalbimde
Yürüyorum sanki senin yanında
Sesin uzaklaşır herbir Adımda
Ayak izim kalmadan gidiyorum

Gerdiğin tel kalbimde kırılmadı
Gönülkuşu şarkıdan yorulmadı
Bana kimse sen gibi sarılmadı
Işığımız sönmeden gidiyorum

YANKIBERKE
13-02-2008, 08:28
Dağlarda Kar Sesi Var - Kazım Koyuncu



Dağlarda kar sesi var
Tavlada zar sesi var
Kurban olam Şavşat'a da
İçinde yar sesi var

Haydi hanım haydi canım
Şinanay şirin yarim


Zeytin yaprağı yeşil lo
Dibinde gayfe pişir
Benden sana yar olmaz lo
Aklını başa devşir

YANKIBERKE
13-02-2008, 08:28
Hey Gidi Karadeniz - Kazım Koyuncu



Hey gidi Karadeniz
Doldi da taşamadi
Etmiyelum sevdaluk
Edenler yaşamadi
E verane raüani - Ey verane tepe
Guri üoxomiüani - Yüreğimi oynattın
Megaşkva vigzalare - Bırakıp gideceğim (ama)
Eüemire ûiüani - Sırtımda sepet gibisin(sensiz gidemiyorum)

YANKIBERKE
13-02-2008, 08:29
Kadir Mevlam - Ali Asker



Kadir mevlâm senden bir dileğim var
Beni muhannete muhtaç eyleme
Yedi deryalara gark eyle beni
Yine muhannete muhtaç eyleme

Muhannetin suyu dolayı akar
Değdiği yerleri od olur yakar
Eyilik etmeden başına kakar
Yine muhannete muhtaç eyleme

Muhannetin sözü pareli oktur
Lûtfuna kerem et ihsanı çoktur
Sağ elin sol ele faydası yoktur
Yine muhannete muhtaç eyleme

Ben dertliyim hak ayırsın isimi
Kaygılara saldım garip basımı
Varsın kurtlar, kuşlar yesin leşimi
Yine muhannete muhtaç eyleme

YANKIBERKE
13-02-2008, 08:31
Irmağın Balıkları - Halk Türküsü



Irmağın balıkları da tuttu ortalıkları
O benim sevdiceğim de çeker sevdalıkları

Yaylaya gideceğim de yollara kona kona
Yarim beyaz kolları boynuma dola dola

Açtım şemsiyeleri de gel daldama daldama
Eller aldadi beni yarim sen de aldama

Yaylaya gideceğim de yollara kona kona
Yarim beyaz kolları boynuma dola dola

Yaylanın gülündesin da ellerin dilindesin
Ne edelim ah uşak da kötünün elindesin

Yaylaya gideceğim de yollara kona kona
Yarim beyaz kolları boynuma dola dola

Kaynak: Anonim
Yöre: Karadeniz

YANKIBERKE
13-02-2008, 08:33
Yörük Ali - Halk Türküsü



Kahvenin önü şimşir
Kahveci kahve pişir
Yörük de Ali geliyor
Aklını başına devşir

Kale yaptım hanoldu
Yörük Ali Avrupa'ya şan oldu

Aydın dağını oydular
İçine çete koydular
Yörük de Ali'nin ismini
Hazret-i Ali koydular

Ördek gitti kız geldi
Yörük Ali'ye gavur İzmir az geldi

Tencerem dolu ayran
Gezerim seyran seyran
Yörük Ali'nin arkadaşı
Ödemişli Kör Bayram

Bayram aman değil mi
Ali Efe'm seyran değil mi

Ödemiş'i bastılar
Çalıya da martin astılar
Yörük Ali'nin kurbanına
Bin Yunanlı kestiler

Ördek gitti kız geldi
Yörük Ali'ye gavur İzmir az geldi

Dağları da oydular
İçine çete koydular
Yörük de Ali'nin adını
Hazret-i Ali koydular

Değil aman değil mi
Yörük Ali'm aslan değil mi

Yörük Ali'm aslan değil mi
Malgaç çayında durdum
Otuz düşman ben vurdum
İki çete ile ben
Aydın'ı Yunan 'dan aldım

Bu dağların efesi
Yörük Ali'm Aydın'dan gelir sesi

Kaynak: Anonim
Yöre: Aydin

YANKIBERKE
13-02-2008, 08:33
Züleyha - Halk Türküsü



Yaralı Bir Yaramaz
Sözlerinde Duramaz
Sen Açtın Bu Yarayı
Hiç Kimseler Saramaz
Züleyha Bekletme Ha
Züleyha Ağlatma Ha
Züleyha Geç Kalma Ha
Züleyha’m Derdin Bana

Ağlarım Gülenim Yok
Gözyaşım Silenim Yok
Giderim Bu Ellerden
Dur Gitme Diyenim Yok
Züleyha Bekletme Ha
Züleyha Ağlatma Ha
Züleyha Geç Kalma Ha
Züleyha’m Derdin Bana

Giderim Gider Oldum
Aşkından Heder Oldum
Züleyha Sen Gideli
Aşkından Beter Oldum
Züleyha Bekletme Ha
Züleyha Ağlatma Ha
Züleyha Geç Kalma Ha
Züleyha’m Derdin Bana

Kaynak: Anonim
Yöre: Orta Anadolu

YANKIBERKE
13-02-2008, 08:34
Askaros Deresi - Halk Türküsü



Askaros deresunun yan tarafi
Yan tarafi derundur, yan tarafi derundur
Bugün da böyle geçti, bugün da böyle geçti
Yarin Allah yarin Allah kerumdur
Yarin Allah kerumdur

Çıktım dere yukari buldum kuşin
Buldum kuşin buldum kuşin foluni
Buldum kuşin foluni

Pencereden aşağı pencereden aşağı
Ver boncukli ver boncukli elini
Ver boncukli elini

Oy trabzon trabzon için galay
İçin galayli gazan için galayli kazan
İçin galayli kazan

Efkarli günlerume efkarli günlerume
Geldi çatti geldi çatti Remezan
Geldi çatti Remezan

Oy Trabzon Trabzon senden ayri
Senden ayrilacağum, senden ayrilacağum
Sen aklıma gelen de, sen aklıma gelen de
Düşüp bayi düşüp bayilacağım
Düşüp bayilacağım

Kaynak: Anonim
Yöre: Trabzon

YANKIBERKE
13-02-2008, 08:34
Bu Dağlar Meşe Dağlar - Halk Türküsü



Bu dağlar meşe dağlar aman
Vermiş başbaşa dağlar
Yarim küsmüş gidiyor
Koymayın aşa dağlar

Bu dağlar ulu dağlar aman
Çevresi sulu dağlar
şurda bir garip ölmüş
Kimi var kimi ağlar

Kaynak: Bilinmiyor
Yöre: Dogu Anadolu

YANKIBERKE
13-02-2008, 08:35
Ezo Gelin 4 - Halk Türküsü



Ezo Gelin benzer huri meleğe
Başın için salma beni dileğe
Benim olsan vermem seni meleğe
Minnet eylen nazlı yari versinler

Ezo Gelin tutmuş seker düğünde
Al giyinmiş Antep çiti önünde
Bir güzel gördüm ben Uruş köyünde
Minnet eylen nazlı yari versinler

Ezo Gelin hurilerdin huridir
Başköy derler gümanımın biridir
Ezo Gelin nice canlar eritir
Minnet eylen nazlı yari versinler

Kaynak: Yöre Ekibi
Yöre: Gaziantep

YANKIBERKE
16-02-2008, 19:29
Tersname

Sana Diyeceğim Var Eğlen Yolcu
Kurduğun Yuvayı Yık Da Öyle Git
Zamanede İlk Görevdir İnsana
Baştan Dinden Haktan Çık Da Öyle Git

Bir Sudan Geçince Köprüyü Devir
Sel Basmış Tarlaya Irmağı Çevir
Birlik Dümenini Tersine Kıvır
Sağa Sola Sövüp Dök De Öyle Git

Allah Bir Deseler Sen Söyle Haşa
Nadan Ehliyle Çıkılmaz Başa
Komşunun Açlığı Tatlı Tamaşa
Bir Tekme De Sen Vur Yık Da Öyle Git

Ortak İsen Hesap Etme Ölçmeyi
İhmal Etme Dost Irzına Geçmeyi
Bir Döğüşte Çok Ayıp Gör Kaçmayı
Beş On Yumruk Yiyip Sek De Öyle Git

Elinden Tut Çamurlara At Körü
Beriye Ötede Öteye Beri
Kapıya Gelirse Döv Misafiri
Bir De Ana Avrat Çek De Öyle Git

Kızına Bakanın Oğlunu Öldür
Meclise Girersen Büyüğe Saldır
Kefeni Soy Mezarlara Kül Doldur
Ölünün Dişini Sök De Öyle Git

Ciğerin Yarası Sivri Cam İster
Kötülük Meydanında Kendin Göster
Adamın Cömerdi Yavuz İt Besler
Meteliği Başa Kak Da Öyle Git

Küfür Eksik Etme Aziz Dilinden
Gaddarlık Kılıncın Koyma Belinden
Hiçbir Şey Gelmezse Bile Elinden
Fesat Tohumunu Ek De Öyle Git

Hasılı Sözümün Tersine Yürü
Görmesin Gözlerin Topalı Körü
Kısa Yerden Eksik Etme Ömürü
Mahzuni Şerif'ten Bık Da Öyle Git

Mahzuni Şerif

baron11
18-02-2008, 11:44
BmHKJTe7eLw&NR

Evlerinde lambaları yanıyor

Yöre:Kerkük

gizemliduygular
18-02-2008, 13:58
Men Seni Seveli (Kerkük Divanı)


Men seni seveli neçe gün
Neçe ay neçe ildi
Sen meni aldattın
Bu sende neçe dildi

Yanağının dört bir etrafı
Pembe-i ala güldü
Öpsem öldürürler öpmesem öllem
Bu nasıl zulüm işti

Gülüm gel bayramlaşak
Bugün şanlı bayram günüdü
Her kabahat mende ise ala göz çatma
Kaş alma yanak kaytan dudak cümlesi sendedi

Men de yanam aç sinen
Men de yanam
Kerem aşkından yandı
Umut ver men de yanam

Yar dayansın sineme
Yar dayansın
Men düştüm aşk oduna
Tutuşsun yar da yansın

He deduy aga menem paşa menem
Beg menem köyümde bu feryat nedir
He deduy mahm mülküm emlakim
Hiç demedim ölüm var

Abdülvahit Kuzecioğlu

http://www.youtube.com/watch?v=12vgjqnnbFM&NR=1

PARK
18-02-2008, 14:04
dostum dostum


bin cefalar etsen almam üstüme oy
gayet şirin geldi dillerin dostum oy
varıp yad ellere meyil verirsen oy
gış ola bağlana yolların dostum dostum
ilahi anmaya yardan ayıran oy
bahçede bülbüller ötüyor uyar oy
kula gölge ise allah’a uyan oy
senden ayrılalı gülmedim dostum dostum
pir sultan abdal’ım gülüm dermişler oy
bu şirin canıma nasıl kıymışlar oy
isterisem dünya malın vermişler oy
sensiz dünya malı neylerim dostum dostum

ALİ SULTAN / SİVAS-YILDIZELİ

PARK
26-02-2008, 21:58
Ben Dervisim Diye

Ben dervisim diye gögsün gerersin
Hakk'i zikretmeye dilin var midir
Sen kendini görsene ilden n'ararsin
Hâli hâl etmeye hâlin var midir



Birgün balik gibi aga sararlar
Mürsidinden rehberinden sorarlar
Tütsü yakip köse köse ararlar
Ben ariyim dersin balin var midir



Dertli olmayanlar derde yanar mi
Tahkik dervis ikrarindan döner mi
Her bir uçan gül dalina konar mi
Ben bülbülüm dersin gülün var midir


Pir Sultan Abdal

gizemliduygular
26-02-2008, 22:04
Ben Dervisim Diye

Ben dervisim diye gögsün gerersin
Hakk'i zikretmeye dilin var midir
Sen kendini görsene ilden n'ararsin
Hâli hâl etmeye hâlin var midir



Birgün balik gibi aga sararlar
Mürsidinden rehberinden sorarlar
Tütsü yakip köse köse ararlar
Ben ariyim dersin balin var midir



Dertli olmayanlar derde yanar mi
Tahkik dervis ikrarindan döner mi
Her bir uçan gül dalina konar mi
Ben bülbülüm dersin gülün var midir


Pir Sultan Abdal

Can PARK....

Bizler ne arıyız, bülbülüz... Olsak olsak sazı duvarda, yamalı hırkası sırtında bir fani dünyanın fanisiyiz.

PARK
26-02-2008, 22:09
Ne kadar güzel söylemişsiniz sevgili Ağabeyim...

''Gönül ne kahve ister ne kahvehane gönül sohbet ister kahvede bahane'' değilmi ama?

gizemliduygular
26-02-2008, 22:15
Ne kadar güzel söylemişsiniz sevgili Ağabeyim...

''Gönül ne kahve ister ne kahvehane gönül sohbet ister kahvede bahane'' değilmi ama?


Beli yaren, beli can.

Şu kemter/ bir can arar idi
Bin can buldu
Bir nefes arar idi
Yüzbin nefes buldu

PARK
05-03-2008, 19:40
Yaylacılar göçtü m'ola

Yaylacılar göçtü m'ola
Çamşıhı'nı aştı m'ola
Ben o yardan vazgeçmedim
O yar benden geçti m'ola

Aman gelin bensiz gelin
Ben duramam sensiz gelin

Yol üstünde durmuş ağlar
Al üstüne kara bağlar
Kaldır dumanını dağlar
Görünsün bizim yaylalar

Aman gelin bensiz gelin
Ben duramam sensiz gelin

Yöre: ARGUVAN

gizemliduygular
07-03-2008, 00:16
AH BİR ATEŞ VER BANA

Ah bir ateş ver, cigaramı yakayım

Sen salın gel, ben boyuna bakayım

Uzun olur gemilerin direği

Ah çatal olur efelerin yüreği




Ah vur ataşı, gavur sinan boyansın

Arkadaşlar uykulardan uyansın

Uzun olur gemilerin direği

Ah çatal olur efelerin yüreği

gizemliduygular
07-03-2008, 00:17
BİTEZ YALISI (ÇÖKERTME)

Çökertmeden çıktım da halilim

Aman başım selamet

Bitez de yalısına varmadan halilim

Aman koptu kıyamet

Arakadaşım ibram çavuş

Allahıma emanet




Burası da asvat değil halilim

Aman Bitez yalısı

Yüreğime ateş saçtı

Dostlar kurşun yarası




Gidelim gidelim halilim

Çökertmeye varalım

Kolcular gelince halilim

Nerelere kaçalım




Burası da asvat değil halilim

Aman Bitez yalısı

Yüreğime ateş saçtı

Dostlar kurşun yarası




Güvertede gezer iken

Aman kunduram kaydı

İpekte mendilimi aman ürüzgar aldı

Çakırda gözlü gülsümümü

Çerkez kaymakam aldı




Burası da asvat değil halilim

Aman Bitez yalısı

Yüreğime ateş saçtı

Dostlar kurşun yarası

PARK
07-03-2008, 00:24
A Sevdiğim Pir Misin
Şu Yerlerde Bir Misin
Geceler Onbeş Saat
Gel Desem Gelir Misin

Gel Yanıma Yanıma
Salında Gel Gir Koluma
Öyle Yarim Öyledir
Şimdi Zaman Böyledir

Şu Karşıki Haneyler
Yıkılsın Meyhaneler
Acep Şehit Olur Mu
Yar Yoluna Ölenler

Gel Yanıma Yanıma
Salında Gel Gir Koluma
Öyle Yarim Öyledir
Şimdi Zaman Böyledir

Yöresi: Manisa

PARK
08-03-2008, 12:18
NASIL YAR DİYEYİM...

Nasıl yar diyeyim ben böyle yara
Mecnun edip çöle çöre saldıktan sonra
Alemin bağında bülbüller konmuş
Nidem benim gülüm solduktan sonra

Coşkun çaylar gibi çağlamayan yar
Gönlümü gönlüme bağlamayan yar
Benim şu derdime ağlamayan yar
Daha ağlamasın öldükten sonra

Karadır kaşların keman istemem
Şu gönlümde özge mihman istemem
Ölsem de derdime derman istemem
Ok vurup sinemi deldikten sonra

Pir sultan abdal'ım sürem bu yolu
İnsanı kamilin olmuşam kulu
İster yağmur yağsın isterse dolu
Gidem ben ummana daldıktan sonra

Ali Ekber Çiçek Ruhu şad olsun...

KARADENIZ
08-03-2008, 12:36
Ordunun dereleri
Aksa yukarı aksa
Vermem seni ellere
Ordu üstüme kalksa sürmelim aman

Oy Mehmed'im Mehmed'im
Sana küstüm demedim
Beni sana geçmişler
Vallahi ben demedim sürmelim aman

Ordunun dereleri
Kara yosun bağlıyor
Kalk gidelim sevdiğim
Anan evde ağlıyor sürmelim aman

Oy Mehmed'im Mehmed'im
Sana küstüm demedim
Beni sana geçmişler
Vallahi ben demedim sürmelim aman

yosun
08-03-2008, 22:57
Mihriban

Sarı Saçlarını Deli Gönlüme,
Bağlamışım Çözülmüyor Mihriban Mihriban.
Ayrılıktan Zor Belleme Ölümü Ölümü,
Görmeyince Sezilmiyor Mihriban Sevdiğim Mihriban.

Yar Deyince Kalem Elden Düşüyor,
Gözlerim Görmüyor Aklim Şaşıyor Şaşıyor.
Lambada Titreyen Alev Üşüyor Üşüyor,
Aşk Kâğıda Yazılmıyor Mihriban Sevdiğim Mihriban.

Tabiplerde İlaç Yoktur Yarama,
Aşk Deyince Ötesini Arama Arama.
Her Nesnenin Bir Bitimi Var Ama Var Ama.
Aşka Hudut Çizilmiyor Mihriban Sevdiğim Mihriban.

Söz : Abdürrahim Karakoç
Beste: Musa Eroğlu

http://www.youtube.com/watch?v=reZ2FO7BHJ0

yosun
08-03-2008, 23:08
Karadır Kaşların Ferman Yazdırır


Karadır kaşları ferman yazdırır
Bu aşk beni diyar diyar gezdirir
Lokman Hekim gelse yaram azdırır
Yaramı sarmaya yar kendi gelsin

Ormanlardan aşağı aşar gezerim
Nazlı yari kaybettim ağlar gezerim
Ormanların gümbürtüsü başıma vurur
Nazlı yarin hayali karşımda durur

Karadır kaşları benzer kömüre
Yardan ayrılması zarar ömüre
Kollarımdan bağlasalar zincire
Kırarım zinciri giderim yare
Ormanlardan aşağı aşar gezerim
Nazlı yari kaybettim ağlar gezerim...

Yöresi : Zonguldak

PARK
09-03-2008, 15:19
TURNALARA TUTUNDA GEL

Uçup gittin buralardan, canımın canı nerdesin
Uçup gittin buralardan, gözümün nuru nerdesin

Gittiğin yol çokmu uzak, dönülmeyen yerdemisin ) 2

Gel yağmur ol gel, gel rüzgâr ol gel
Bulutlar yoldaşın olsun, allahım seni korusun
Yolun açık aydın olsun, turnalara tutunda gel

Gel yağmur ol gel, gel rüzgâr ol gel
Bulutlar yoldaşın olsun, allahım seni korusun
Yolun açık aydın olsun, turnalara tutunda gel

Şimdi hangi yaban elde, belki dağda esen yelde ) 2

Allah aşkına dön gelde, şu gönlüme bayram olsun ) 2

Gel yağmur ol gel, gel rüzgâr ol gel
Bulutlar yoldaşın olsun, allahım seni korusun
Yolun açık aydın olsun, turnalara tutunda gel

Gel yağmur ol gel, gel rüzgâr ol gel
Bulutlar yoldaşın olsun, allahım seni korusun
Yolun açık aydın olsun, turnalara tutunda gel

yosun
09-03-2008, 22:24
Neredesin Sen


Şu Garip Halimden Bilen İşveli Nazlı,
Gönlüm Hep Seni Arıyor Neredesin Sen.

Tatlı Dillim Güler Yüzlüm Ve Ceylan Gözlüm,
Gönlüm Hep Seni Arıyor Neredesin Sen.

Sinemde Gizli Yaramı Kimse Bilmiyor,
Hiç Bir Tabib Su Yarama Merhem Olmuyor.

Boynu Bükük Bir Garibim Yüzüm Gülmüyor,
Gönlüm Hep Seni Arıyor Neredesin Sen.

Kırşehir
Neşet Ertaş

http://www.youtube.com/watch?v=CnpzEzZM9A8&feature=related

DUVAR USTASI
09-03-2008, 22:29
Elif Dedim Be Dedim - Zara



Elif dedim be dedim aman
Kız ben sana ne dedim
Guş ganedı galem olsa aman
Ah yazılmaz benim derdim

Elifim noktalandı aman
Az verdim çokçalandı

Yetiş anam yetiş bubam aman
Ah çeyizim bohçalandı
Ah mezarım tahtalandı

http://www.youtube.com/watch?v=CC8dyML98Hg

yosun
09-03-2008, 22:34
Altın Hızma Mülayim

Altın hızma mülayim
Seni Hak'tan dileyim
Yaz günü temmuzda
Sen terle ben sileyim
Gün gördüm, günler gördüm
Seni gördüm şad'oldum

Altın hızma incidir
Gömleği nar incidir
Benim lal olmuş dilim
Ne dedim yar incinir
Gün gördüm, günler gördüm
Seni gördüm şad'oldum

Altın hızma tumağa
Yanaşıp al yanağa
Güzel gel görüşelim
Men gidirem ırağa
Gün gördüm, günler gördüm
Seni gördüm şad'oldum

Kerkük
Abdurrahman Kızılay

http://www.youtube.com/watch?v=jboj4TPfQN4&feature=related

DUVAR USTASI
09-03-2008, 22:36
İki De Keklik Bir Kayada Ötüyor,
Ötme De Keklik Derdim Bana Yetiyor,
Aman Aman Yetiyor.
Annesine Kara Da Haber Gidiyor.
Yazması Oyalı Kundurası Boyalı,
Yar Benim Aman Aman Yar Benim
Uzun Da Geceler Yar Boynuma Sar Benim.
Aman Aman Sar Beni.

İki De Keklik Bir Derede Su İçer,
Dertli De Keklik Dertsizlere Dert Açar,
Aman Aman Dert Açar.
Ona Yanık Sevda Derler Tez Geçer.
Yazması Oyalı Kundurası Boyalı,
Yar Benim Aman Aman Yar Benim
Uzun Da Geceler Yar Boynuma Sar Benim.
Aman Aman Sar Beni.


http://www.youtube.com/watch?v=UTKmPlOpFlU

yosun
09-03-2008, 22:45
EVLERİNİN ÖNÜ BOYALI DİREK

Evlerinde lambaları yanıyor
Gözgöz olmuş cigerlerim kanıyor
Beni gören deli olmuş sanıyor
Ölürümde ayrılamam yar senden

Aman bir bahçeye giremezsen
Durup seyran eyleme eyleme …
Aman bir binayı yapamazsan
Yıkıp veyran eyleme …
Aman bir güzeli sevipte alamazsan
İsmini aleme rüsva eyleme …

Evlerinin önü boyalı direk
Yerden yere vurdun sen beni felek
Her acıya dayanamaz bu yürek
Ölürümde ayrılamam yar senden

Kerkük
Abdurrahman Kızılay

http://www.youtube.com/watch?v=dLyHWunlyos

yosun
09-03-2008, 22:49
Acem Kızı


Çırpınıp da şan ovaya çıkınca
Eğlen şan ovada gal Acem kızı
Uğrun uğrun gaş altından bakınca,
Can telef ediyor gül Acem kızı

Seni seven oğlan neylesin malı,
Yumdukça gözünden döker mercanı.
Burnu fındık ağzı gayfe fincanı,
Şeker mi şerbetmi bal Acem kızı

Avrupa kurban olsun kara kaşına
İngiliz,Fransız değmez döşüne
Amerika, Belçika düşmüş peşine
Bir de Alman kurban bil Acem kızı.

Kırşehir
Çekiç Ali

http://www.youtube.com/watch?v=qQit7zh8M6s

yosun
09-03-2008, 22:56
Kıskanırım (Mühür Gözlüm)

Mühür gözlüm seni elden
Sakınırım kıskanırım
Uçan kuştan esen yelden
Sakınırım kıskanırım

Kavumundan akrabandan
Kardeşinden öz babandan
Seni doğuran anandan
Sakınırım kıskanırım

Beşikte yatan kuzundan
Hem oğlundan hem kuzundan
Ben seni senin gözünden
Sakınırım kıskanırım

Havadaki turnalardan
Su içtiğim kurnalardan
Geyindiğim sırmalardan
Sakınırım kıskanırım

Al'İzzeti ancalardan
Elindeki goncalardan
Yerdeki karıncalardan
Sakınırım kıskanırım

Aşık Ali İzzet Özkan

http://www.youtube.com/watch?v=A1S7YX_zjQI&feature=related

gizemliduygular
09-03-2008, 23:06
Az önce gelen telefonla aldığım mutlu bir haberi siz birbirinden değerli hisse.net ailesinin fertleriyle paylaşmak istedim. Yeğenimin nur topu gibi ikizleri olacakmış.

Bunlar şimdi benim kaçıncı yeğenlerim olacak. :notr::notr:

Yaşlılık işte.:he::he:

http://www.youtube.com/watch?v=sWqvLj8hVEQ&feature=related

yosun
09-03-2008, 23:11
Az önce gelen telefonla aldığım mutlu bir haberi siz birbirinden değerli hisse.net ailesinin fertleriyle paylaşmak istedim. Yeğenimin nur topu gibi ikizleri olacakmış.

Bunlar şimdi benim kaçıncı yeğenlerim olacak. :notr::notr:

Yaşlılık işte.:he::he:

http://www.youtube.com/watch?v=sWqvLj8hVEQ&feature=related

Ne mutlu... :)
Allah analı babalı doğmak ve büyümek nasip etsin.

DUVAR USTASI
09-03-2008, 23:14
Az önce gelen telefonla aldığım mutlu bir haberi siz birbirinden değerli hisse.net ailesinin fertleriyle paylaşmak istedim. Yeğenimin nur topu gibi ikizleri olacakmış.

Bunlar şimdi benim kaçıncı yeğenlerim olacak. :notr::notr:

Yaşlılık işte.:he::he:

http://www.youtube.com/watch?v=sWqvLj8hVEQ&feature=related

Tebrik ederim allah analı babalı büyümek nasip eder inşaallah.

gizemliduygular
09-03-2008, 23:19
Sayın DUVAR USTASI ve sayın yosun her ikinize de teşekkür ediyorum.

yosun
09-03-2008, 23:37
Sayın DUVAR USTASI ve sayın yosun her ikinize de teşekkür ediyorum.

Sayın gizemliduygular, siz şimdi mutluluktan oynuyorsunuzdur kesin. :)
Benim de katkım olsun bu mutluluğunuza diyerek Ankara yöresine ait güzel bir oyun havası ekliyorum.

Fidayda - Hudayda

http://www.youtube.com/watch?v=D7Dmm2gavzs

gizemliduygular
09-03-2008, 23:46
Sayın gizemliduygular, siz şimdi mutluluktan oynuyorsunuzdur kesin. :)
Benim de katkım olsun bu mutluluğunuza diyerek Ankara yöresine ait güzel bir oyun havası ekliyorum.

Fidayda - Hudayda

http://www.youtube.com/watch?v=D7Dmm2gavzs

Sayın yosun bu fidaydayı biz yakında baba olacak yeğenimle Mogan Gölü'nün kıyısında rakılarımızı, şaraplarımızı içerken oynamıştık.:super::super:

yosun
10-03-2008, 00:08
Estergon Kalesi


Estergon Kâl’ası bre dilber aman
Su başı durak aman
Kemirir gönlümü bre dilber aman
Bir sinsi firak.
Gönül yar peşinde bre dilber aman
Yar ondan ırak aman
Akam Tuna akma bre şahin aman
Ben bir dertliyim.
Yar peşinden amanda gezer
Koşar yandım karabahtlıyım.

http://www.youtube.com/watch?v=3TGIhaVkA3E

Vatan için gazi olan ve şehadet şerbetini içen tüm ecdadımızın ruhu şad olsun.

horcan
10-03-2008, 01:36
Bi türkü bar yapmanın vakti gelmiş :) Bilgisayarda boyun ağrıtacağıma bi fasıl bi türkü yapim artık..

PARK
10-03-2008, 02:03
SEN BENİ SEVMEZMİ SANDIN

Benden yüz çeviren güzel
Sen beni sevmezmi sandın
Senin için Ferhat gibi
Dağları delmezmi sandın

Eğer canlar bir değilse
Ne fayda dağlar erise
Dünya alem seni bilse
Sen beni bilmezmi sandın

Tanırım seni ezelden
Daha güzelsin güzelden
Başka seversen gizliden
Sen beni ölmezmi sandın

Gözlerim dalsın gözüne
Bakmam ellerin sözüne
Aya benzeyen yüzüne
Sen beni gülmezmi sandın


Karacaoğlan

UmutEr
10-03-2008, 02:30
Akşam Olur Karanlığa Kalırsın
Mehmet Yüzgeç - Divriği



Akşam olur karanlığa kalırsın
Derin derin sevdalara dalarsın
(Oy gelin gelin sevdalı gelin öldürdün beni)

Beni koyup yâdellere varırsın
Sana zulum bana ölüm değil mi
(Oy gelin gelin sevdalı gelin öldürdün beni)

Bülbül ne ötersin yuvan mı yoktur
Yoksa benim gibi sevdan mı çoktur
(Oy gelin gelin sevdalı gelin öldürdün beni)

Sar'altın yaptırsam yârin boynuna
Vallah güzellerin düşmanı çoktur
(Oy gelin gelin sevdalı gelin öldürdün beni)

Odası toz olmuş dolabı duman
Uyan kömür gözlüm uykudan uyan
(Oy gelin gelin sevdalı gelin öldürdün beni)

Ellerin elime deydiği zaman
İster ölüm olsun ister ayrılık
(Oy gelin gelin sevdalı gelin öldürdün beni)

Divriği ilçesi Tülünk köyüne değgin olup;
1.12.1944’te Muzaffer Sarısözen tarafından derlenmiştir.


FSYYfEWhwMo&feature=related

UmutEr
10-03-2008, 09:59
Dumanlı Dumanlı Oy Bizim Eller

Aşık Mahzuni Şerif


Vay göresim geldi Berçenek seni
Dumanlı dumanlı oy bizim eller
Nasıl unuturum körpe yavrumu

Dumanlı dumanlı oy bizim eller
Oturup ağlasam delidir derler

Bizim elin yiğitleri bol olur
Çalar davulları dizgin dol olur
Ölüm bizim için tozlu yol olur

Dumanlı dumanlı oy bizim eller
Oturup ağlasam delidir derler

Mahzuni Şerif'im vay beni beni
Hani ya ikrarsız ikrarın hani
Vay göresim geldi Berçenek seni
Vay göresim geldi kuzular seni

Dumanlı dumanlı oy bizim eller
Oturup ağlasam delidir derler




YUV9STlZvTM&feature=related

PARK
11-03-2008, 15:04
Erzurum'da bir oğlan, kızın birine sevdalanır. Ama ne sevda? Oğlan aşkından yanar tutuşur. Fakat kız oğlana yüz vermez. Çarşıda pazarda oğlan kızın peşinde gezer durur deli divane. Günlerden bir gün kız oğlana hafif bir tebessüm eder ve mendilini yere atar. Oğlanın içinde güller açar Erzurum'un ayazında, çiçekler tomurcuklanır. Mendili alır, doyasıya koklar. Akşam olunca gider kızın evinin bahçesine ve başlar bu türküyü söylemeye:

Dün Gece Yar Hanesinde

Amman amman
Dün gece yar hanesinde
Yastığım bir taş idi
Altım çamur üstüm yağmur
Yine gönlüm hoş idi

Amman amman amman
Amman amman amman
Ben yandım seni bilmem

Amman amman amman
Amman amman amman

Bir dağ ne kadar yüce olsa
Dağ kenarı yol olur
Buna bayram gün derler
Dostla düşman bir olur

Amman amman amman
Amman amman amman
Ben yandım seni bilmem


Ne sevda imiş değilmi dostlar?:):)

UmutEr
12-03-2008, 10:58
ALİŞ

Aliş'imin kaşları kare
Sen açtın sineme yâre
Bulamadım derdime çare
Görmedin mi ah civan Aliş’imi Tuna boyunda


Evleri Var Hâne Hâne
Benleri Var dâne dâne
Saramadım kana kana
Görmedin mi ah civan Aliş’imi Tuna boyunda

Aliş’im yatır yol başında
Benleri var sol kaşında
Yazık oldu genç yaşında
Görmedin mi ah arslan Aliş’imi Tuna boyunda
(Rumeli)


Türkünün Öyküsü:
Rusçuk’un Maratin köyünde Mahmut Ağa adlı bir adam, kızı Gülsüm’ü kendisi gibi zengin biriyle evlendirmek düşüncesindedir. Gülsüm, Aliş adlı bir faytoncuyu sevmektedir. Aliş askerlik görevi dönüşü Gülsüm’ü kaçırır. Araya fayton sahibi Ömer Ağa girer, iki taraf anlaşır. Düğün hazırlıkları başlar. Bir gün Aliş arabasıyla Lom çayının üstünden geçerken köprü yıkılır, Tuna’ya düşer, yiter. Olayı öğrenen Gülsüm üzüntüye kapılıp kendini Tuna ırmağına atar.
(Prof . Dr. Şükrü Elçin, Halk Edebiyatına Giriş, 1.baskı 1981 s.209)

Ek:
( ‘Saramadım kana kana’ dizesi çok metinde ‘saramadım kane kane’ biçiminde, ancak ben; bunun bir söyleniş-uyak uyumu olduğu düşüncesiyle Sn. Şükrü Elçin’in metnine bağlı kaldım. Gene ‘Aliş’im yatır yol başında’ dizesi kimi metinlerde ‘Evleri var yol başında’ biçiminde. Bir de, kimi metinlerde bağlantı bölümü ‘Görmedim hiç ah civan Aliş’imi Tuna boyunda’ biçiminde. UmutEr)

http://www.youtube.com/watch?v=Jb_lg_8mDm0

PARK
13-03-2008, 13:13
Cemalim

Şen olasın Ürgüp dumanın tütmez
Kıratım acemi konağı tutmaz
Oğlum da pek küçük yerimi tutmaz

Cemalim Cemalim algın Cemalim
Al kanlar içinde kaldım Cemalim

Ürgüp'ten de çıktığımı görmüşler
Taşkadı'nın pınarına inmişler
Beni öldürmeye karar vermişler

Cemalim Cemalim algın Cemalim
Al kanlar içinde kaldım Cemalim

Cemal'in giydiği ketenden yelek
Al kana boyanmış don ile gömlek
Bize nasip değil ecelnen ölmek

Cemalim Cemalim algın Cemalim
Al kanlar içinde kaldım Cemalim

yosun
16-03-2008, 13:33
Allı Turnam

Allı turnam bizim ele varırsan
Şeker söyle kaymak söyle bal söyle

Gülüm gülüm kırıldı kolum
Tutmuyor elim turnalar ey
Ah gülüm gülüm yar gülüm
Kız gülüm gülüm turnalar ey

Eğer bizi sual eden olursa
Boynu bükük benzi soluk yar söyle

Gülüm gülüm kırıldı kolum
Tutmuyor elim turnalar ey
Ah gülüm gülüm yar gülüm
Kız gülüm gülüm turnalar ey

Allı turnam ne gezersin havada
Arabam kırıldı kaldım burada

Gülüm gülüm kırıldı kolum
Tutmuyor elim turnalar ey
Ah gülüm gülüm yar gülüm
Kız gülüm gülüm turnalar ey

Ne onmamış kul imişim dünyada
Akşam olsun allı turnam dön geri

Gülüm gülüm kırıldı kolum
Tutmuyor elim turnalar ey
Ah gülüm gülüm yar gülüm
Kız gülüm gülüm turnalar ey

Arap atın iyisine binerler
Mor çiçeğin koyusuna konarlar

Gülüm gülüm kırıldı kolum
Tutmuyor elim turnalar ey
Ah gülüm gülüm yar gülüm
Kız gülüm gülüm turnalar ey

Keskin/Kırıkkale

PARK
16-03-2008, 14:56
Beyaz Giyme Toz Olur

Beyaz Giyme Toz Olur,
Siyah Giyme Söz Olur.
Gel Beraber Gezelim,
Muradımız Tez Olur.


Salına Da Salına Da Gel,
Dön Dolaş Yine Bana Gel.
Alçak Ceviz Dalları,
Sıva Beyaz Kolları.


Kız Nereden Geleyim,
Hep Tutmuşlar Yolları.
Salına Da Salına Da Gel,
Dön Dolaş Yine Bana Gel.

PARK
17-03-2008, 00:58
Nasıl yar diyeyim

Nasıl yar diyeyim ben böyle yare
Mecnun edip çöle saldıktan sonra
Alemin bağında bülbüller öter
Giden benim gülüm solduktan sonra

Coşkun sular gibi çağlamayan yar
Gönlünü gönlüme bağlamayan yar
Benim şu halime ağlamayan yar
Daha ağlamasın öldükten sonra

Pir Sultan Abdal'ım sürem bu yolu
İnsanın kamili olmuşam kulu
İster yağmur yağsın isterse dolu
Gidem ben ummana daldıktan sonra

Yöre: Sivas-Banaz

Pİr Sultan Abdal

PARK
17-03-2008, 23:09
Dünya kadar malın olsa ne fayda

gafil gezme şaşkın bir gün ölürsün
dünya kadar malın olsa ne fayda
söyleyen dillerin söylemez olur
bülbül gibi dilin olsa ne fayda

sen söylersin söz içinde sözün var
çalarsın çırparsın oğlun kızın var
şu dünyada üç beş arşın bezin var
tüm bedesten senin olsa ne fayda

kul himmet üstadım gelse otursa
hakkın kelamını dile getirsen
dünya benim deyi zapta geçirse
karun kadar malın olsa ne fayda

KUL HİMMET

yosun
19-03-2008, 01:42
Ağlama Yar Ağlama

Ağlama Yar Ağlama Anam
Mavi Yazma Bağlama
Mavi Yazma Tez Solar Anam
Yüreğimi Dağlama

Elmada Al Olaydın Anam
Selvide Dal Olaydın
Bana Göre Yar Mı Yok Anam
İstedim Sen Olaydın

Elma Al Olanda Gel Anam
Eyva Nad Olanda Gel
Hasta Düştüm Gelmedin Anam
Bari Can Verende Gel

Bugün Ayın Üçüdür Anam
Girme Bostan İçidir
Dudakların Bal Kaymak Anam
Dilin Badem İçidir

Diyarbakır

yosun
19-03-2008, 01:49
Gönül Gel Seninle Muhabbet Edelim

Gönül Gel Seninle Muhabbet Edelim,
Araya Kimseyi Alma Sevgilim, Alma Sevgilim.
Ya Benim Kimim Var Kime Yalvarayım,
Kaldır Kalbindeki Karayı Gönül.

Solmazsa Dünyada Güzeller Solmaz,
Bu Dünya Fanidir Kimseye Kalmaz.
Yalan Dolan İle Sofuluk Olmaz,
Mümin Olan Bekler Sırayı Gönül.

Derviş Ali’m Öğüt Verir Özüne,
Gönül Lütfeyledi Geldi Sözüne Geldi Sözüne.
Azrail Konarsa Göğsün Düzüne,
O Zaman Görürsün Karayı Gönül.

Ali Ekber Çiçek
Erzincan

PARK
20-03-2008, 13:28
sen küçüksün

hazin esen seher yeli
al yanına götür beni
kurban olam karlı dağlar
verin benim bebeğimi
sen küçüksün ölemezsin
kefen bile giyemezsin
karlı dağlar aldı seni
istesende dönemezsin

yüce dağlar dizi dizi
viran ettin hanemizi
kime diyekderdimizi
verin benim bebeğimi
sen küçüksün ölemezsin
kefen bile giyemezsin
karlı dağlar aldı seni
istesende dönemezsin...

PARK
27-03-2008, 00:22
Ela gözlü pirim geldi
Duyan gelsin iste meydan
Don kapıyı kırk makamı
Bilen gelsin iste meydan

Ben pirimi hak bilirim
Yoluna canim veririm
Dün doğdum bugün ölürüm
Ölen gelsin işte meydan

Bağ olan yerde bağ olur
Gül olan yerde hav olur
Bu sitemler çok zor olur
Çeken gelsin iste meydan

Şah Hatayi der sırrını
Ortaya koymuş serini
Nesimi gibi derisini
Yüzen gelsin işte meydan

DEYİŞ

PARK
29-03-2008, 21:15
Türküz

dünya dolsa şarkıyınan
Türküz, türkü çığırırız
yol gitmeyiz korkuyunan
türküz türkü çığırırız.

Türküz, türkü yoldaşımız
hesaba gelmez yaşımız
nerde olsa savaşımız
Türküz, türkü çığırırız.

bayramlarda, düğünlerde
toplantıda, yığınlarda
sıkılınca dar günlerde
türküz, türkü çığırırız.

yaylalarda, yataklarda
odalarda, otlaklarda
koyun gibi koytaklarda
Türküz, türkü çığırırız.

veysel söyler arı gibi
bülbüllerin zarı gibi
turnalar katarı gibi
Türküz türkü çığırırız.

Aşık Veysel Şatıroğlu (Mekanın cennet olsun ulu ozan)

PARK
07-04-2008, 16:33
Abdal Musa

Beylerimiz elvan gülün üstüne
Ağlar gelir şahım Abdal Musa'ya
Urum Abdalları postun eğrine
Bağlar gelir şahım Abdal Musa'ya

Urum Abdalları gelir dost deyü
Eğnimizde aba hırka post deyü
Hasteleri gelir derman isteyü
Sağlar gelir şahım Abdal Musa'ya

Hind'den bazerganlar gelir yayınır
Pişer lokmaları açlar doyunur
Bunda aşıkları gelir soyunur
Erler gelir şahım Abdal Musa'ya

Meydanında dara durmuş gerçekler
Çalınır koç kurbanlara bıçaklar
Döğünür kudüm açılır sancaklar
Tuğlar gelir şahım Abdal Musa'ya

Her matem ayında kanlar saçarlar
Uyandırıp Hak çerağın yakarlar
Demine hu deyip gülbang çekerler
Nurlar gelir şahım Abdal Musa'ya

İkrarıdır koç yiğidin yuları
Muannidi çeksem gelmez ileri
Akpınar'ın Yeşilgöl'ün suları
Çağlar gelir şahım Abdal Musa'ya

Ali'm almış Zülfekarın destine
Sallar durmaz Yezitlerin kasdına
Tümen - tümen Gene Ali'nin üstüne
Sırlar gelir şahım Abdal Musa'ya

Benim bir isteğim vardır Kerim'den
Münkir bilmez evliyanın sırrından
Kaygusuz'am ayrı düştüm pirimden
Erler gelir şahım Abdal Musa'ya

Kaygusuz Abdal

PARK
08-04-2008, 00:40
Dostum Dostum (Bin Cefalar)

Bin cefalar etsen almam üstüme (Oy)
Gayet şirin geldi dillerin dostum (Oy)
Varıp yad ellere meyil verirsen (Oy)
Gış ola bağlana yolların dostum (Oy)
Dostum dostum dostum gelsene canım (Oy)

İlahi olmaya yardan ayıran (Oy)
Bahçede bülbüller ötüyor uyan (Oy)
Kula gölge ise Allah’a ayan (Oy)
Senden ayrılalı gülmedim dostum (Oy)
Dostum dostum dostum gelsene canım (Oy)

Pir Sultan Abdal’ım gülüm dermişler (Oy)
Bu şirin canıma nasıl kıymışlar (Oy)
İster isem dünya malın vermişler (Oy)
Sensiz dünya malı n'ederim dostum (Oy)
Dostum dostum dostum gelsene canım (Oy)

Ali Sultan

Yöre: Yıldızeli

PARK
08-04-2008, 12:03
Yaşamdan Ölüme

Yaşamdan ölüme, bir soluk yolda
Bu isyanlar kime, bu feryat kime
Kuşların bile, yuvası dalda
Bu endişe niye, bu telaş niye

Eğer ki gelmeler topraktan ise
Demek ki gitmeler aynı yeredir
İhanet, kahpelik zulme göreyse
Sadakatle sevmek dosta göredir

Sokakta yatanın kürkü alınmaz
Kundaklık bebenin sütü çalınmaz
İnsanlığa her kim kural koysa da
Merhametin yolu sağ sol tanımaz

yosun
10-04-2008, 00:37
Ala Gözlü Benli Dilber


Ala gözlü benli dilber
Bir gün gelsen bize doğru
Seni sevdim can u dilden
Çekme kendini naza doğru

Ne pervam var ne de perdem
Sanma beni hali bir dem
Söyler seni teller her dem
Kulak versen saza doğru

Aşığa zülfükar isen
Gülşende güle zar isen
Hakikatli bir yar isen
Ben geleyim size doğru

Gönülleri bir edelim
Gayrileri biz nidelim
İkimiz de bir gidelim
Yürüyelim ize doğru

Bir gün için feryadı zar
Bülbül eder her dem seher
Aç sinemi gel gör ne var
Arttı derdim yüze doğru

Kafi derdim bin dert katma
Veysel'i yabana atma
Kerem eyle çok uzatma
Kavuşalım yaza doğru

Aşık Veysel

Sivas/Şarkışla

yosun
12-04-2008, 22:59
Yarim İstanbul'u Mesken Mi Tuttun

Yarim İstanbul'u mesken mi tuttun
Gördün güzelleri beni unuttun
Sılaya gelmeye yemin mi ettin

Gayri dayanacak özüm kalmadı
Mektuba yazacak sözüm kalmadı

Yarim sen gideli yedi yıl oldu
Diktiğin fidanlar meyveye geldi
Seninle gidenler sılaya döndü

Gayri dayanacak özüm kalmadı
Gençlik elden uçtu gitti
Gelmene lüzum kalmadı

Ahmet Gazi Ayhan
Yöre: Kayseri

yosun
12-04-2008, 23:01
Gesi Bağları

Gesi bağlarında dolanıyorum yitirdim yarimi
Aman aranıyorum yitirdim yarimi aman aranıyorum
Bir tek selamına güveniyorum gel otur yanıma
Hallarımı söyleyeyim derdimden anlamaz ben o yari neyleyim

Gesi bağlarında üç top gülüm var hey Allah'tan korkmaz
Sana bana ölüm var hey Allah'tan korkmaz sana bana ölüm var
Ölüm varsa bu dünyada zulüm var
Atma garip anam beni dağlar ardına
Kimseler yanmasın anam yansın derdime

Yöre: Kayseri
Ahmet Gazi Ayhan
Muzaffer Sarısözen

DELL
12-04-2008, 23:15
Hastane Önünde İncir Ağacı



Hastane önünde incir ağacı anam ağacı
Doktor bulamadı bana ilacı anam ilacı
Doktor bulamadı bana ilacı annem ilacı
Baştabip geliyor zehirden acı anam vay acı
Garip kaldım yüreğime dert oldu anam dert oldu
Ellerin vatanı da bana yurt oldu anam yurt oldu

Mezarımı kazın bayırdan düze anam vay düze
Yönünü çevirin sıladan yüze anam vay yüze
Yönünü çevirin sıladan yüze anam vay yüze
Benden selam vermen o hayırsıza o hayırsıza
Gurbet elde garip kaldım ağlarım anam ağlarım
Ateş aldım yüreğimi dağlarım annem dağlarım
Garip kaldım yüreğime dert oldu anam dert oldu
Ellerin vatanı da bana yurt oldu anam yurt oldu

PARK
13-04-2008, 00:57
Ordu'nun Dereleri

Ordu'nun dereleri
Aksa yukarı aksa
Vermem seni ellere
Ordu üstüme kalksa
Sürmelim aman

Oy Mehmet'im Mehmet'im
Sana küstüm demedim
Seni bana geçmişler
Vallahi ben demedim
Sürmelim aman

Ordu'nun dereleri
Kara yosun bağlıyor
Kalk gidelim sevdiğim
Annem evde ağlıyor
Sürmelim aman

Oy bağlamam bağlamam
Zerdali dalı mısın
Garip garip çalarsın
Benden sevdalı mısın

Kadir Üstündağ - Ordu

KARADENIZ
13-04-2008, 01:16
svg Park..
inadına mı geciyorsun bu türküyü...:cry::cry::cry:

PARK
13-04-2008, 01:28
svg Park..
inadına mı geciyorsun bu türküyü...:cry::cry::cry:

Ordu dedik de birden aklıma geldi...


Yıl 2005 bir Ordu'lu ağabeyim vardı fındık için Orduya gidecek bana ordan ne istersin dedi bende sizin oraların deli bal'ı (kestane balı) meşhurmuş ondan getir bana dedimdi,sağolsun dönüşte 2kg süzme kestane balı getirmiş ve bana bu baldan he sabah bir çay kaşığı yiyeceksin sakın fazla yeme demişti tabi ben eve götürür götürmez bir tadına bakayım dedim ağzıma bir çay kaşığı aldım baktım tadı nefis 1,2,3 derken tam 6 kaşık yedim...(yemez olaydım gözümü hastanede açtım):cry::cry:

Bu da bir tecrübe oldu işte...

PARK
13-04-2008, 17:43
BEN BENİ

Seyyah oldum pazar pazar dolaştım
Bir tüccara satamadım ben beni
Koyun oldum kuzum ile meleştim
Bir sürüye katamadım ben beni
Ben beni, kendimi, canımı özümü
Dostlar beni bir kazana koydular
40 yıl yandım daha çiğdir dediler
Ölceğimi gram gram yediler
Bir kantarada tartamadım ben beni
Ben beni, kendimi, canımı özümü
Deli gönlüm aktı gitti engine
Çok boyandım cok çiçekler rengine
Bir mahsuni demiş oldum kendime
Olmaz olsun atamadım ben beni
Ben beni, kendimi, canımı özümü


Aşık MAHZUNİ ŞERİF (Bu yüzyıl'ın gelmiş geçmiş en büyük ozanlarından birisi) Mekanı cennet ruhu şad olsun...

yosun
13-04-2008, 23:19
Bağa gel bostana gel

Bağa gel bostana gel vay vay
Gülleri destele gel leylim leylim
Eğer baban salmazsa
Yalandan hastalan gel

Bağ ayrı bostan ayrı
Olamam dosttan ayrı
İnsanoğlu nasıl yaşar vay vay
Kalsa nefesten ayrı leylim leylim

Bağlar narsız olur mu vay vay
Gönül yarsız olur mu
Ben eyledim sen etme vay vay
Kul kusursuz olur mu

Neşet Ertaş
Kırşehir

yosun
14-04-2008, 00:27
Seyyah Olup Şu Alemi Gezerim

Seyyah Olup Su Alemi Gezerim
Bir Dost Bulamadım Gün Aksam Oldu
Kendi Efkarımca Okur Yazarım
Bir Dost Bulamadım Gün Aksam Oldu

İki Elim Kalkmaz Oldu Dizimden
Bilmem Amelimden Bilmem Özümden
Akıttım Kanlı Yaş İki Gözümden
Bir Dost Bulamadım Gün Aksam Oldu

Yine Boralandı Dağların Başı
Akıttım Gözümden Kan İle Yaşı
Emaneti Alır Ol Veren Kişi
Bir Dost Bulamadım Gün Aksam Oldu

Bozuk şu Cihanın Pergeri Bozuk
Yazıktır şu Geçen Ömüre Yazık
Tükendi Daneler Kalmadı Azık
Bir Dost Bulamadım Gün Aksam Oldu

Pir Sultan’ım Eydür Ummana Dalam
Gidenler Gelmedi Bir Haber Alam
Abdal Oldum Çullar Geydim Bir Zaman
Bir Dost Bulamadım Gün Aksam Oldu

Erzincan
Pir Sultan Abdal

PARK
14-04-2008, 00:39
Sevgili yosun bu ne güzel bir türkümüz'dür böyle...

Gerçekten dost bulmak o kadar zor ki artık...

Ellerinize sağlık...

PARK
15-04-2008, 22:59
Etek Sarı Sen Etekten Sarısın

Etek sarı sen etekten sarısın
Kurban olam beydağının karısın
Sordum sual ettim kimin yarısın
Ben sormadan dolu gibi döküyü

Bir köynek diktirdim kolu düğmeli
Herkes kaderine boyun eğmeli
Deli gönlüm çirkine bel bağlama
Sevdiğin yar Malatya'yı değmeli

Bir köynek diktirdim hasa bezinden
Alem düşman oldu senin yüzünden
Eğer gurbet ele gider dönersem
Ahdım vardır öpeceğim yüzünden
Hasan Durak - Malatya

KARADENIZ
15-04-2008, 23:19
Etek Sarı Sen Etekten Sarısın

Etek sarı sen etekten sarısın
Kurban olam beydağının karısın
Sordum sual ettim kimin yarısın
Ben sormadan dolu gibi döküyü


Hasan Durak - Malatya


bu türküyü çok fazla bilmezdim... ama Sener Sen in Gönül yarası filmde dinledikten sonra hiç aklımdan çıkmıyor..
kesinlikle çok güzel bir türkü.. yorumda öyle :super:

PARK
15-04-2008, 23:23
bu türküyü çok fazla bilmezdim... ama Sener Sen in Gönül yarası filmde dinledikten sonra hiç aklımdan çıkmıyor..
kesinlikle çok güzel bir türkü.. yorumda öyle :super:


Bu Türkü'yü hemşehrim Hasan Durak ağabeyim söyleyecek sende dinleyeceksin paşam...

Eminim ağlarsın...

KARADENIZ
15-04-2008, 23:26
Bu Türkü'yü hemşehrim Hasan Durak ağabeyim söyleyecek sende dinleyeceksin paşam...

Eminim ağlarsın...

:super::super::super:

PARK
15-04-2008, 23:30
Bizim Yörük kızımız ortalarda yok ama ona bir yörük türküsü hediye edeyim

Umarım kabul eder...


BEN BİR YÖRÜK GIZIYIDIM

Ben bir yörük gızıyıdım
Yurt dibinde galdımmı ben
Anamın gök gızıyım
Nasibime vardım mı ben

Çadırları oba oba
Neye verdin beni baba
Bak goca verdiğin oğlan
Oturuyo gaba gaba

Yayıktada vardır südüm
Galmadı benim umudum
Nasıl verdin beni baba
Gelinliğe güccüğüdüm


Yöresi : Senirkent - ISPARTA
Kimden Alındığı : Hüseyin KARATÜRK

gizemliduygular
16-04-2008, 11:16
Ben Melanet Hırkasını

Ben melanet hirkasini
Kendim giydim genime.
Arla namus sisesini
Tasa çaldim kime ne?
Ah haydar, haydar
Tasa çaldim kime ne?

Gah çikarim gökyüzüne
Seyrederim alemi.
Gah inerim yeryüzüne
Seyreder alem beni.
Ah haydar, haydar
Seyreder alem beni.

Sofular haram demisler
bu askin sarabina.
Ben doldurur ben içerim
günah benim kime ne?
Ah haydar, haydar
Günah benim kime ne?

Gah giderim medreseye
hu çekerim hak için.
Gah giderim meyhaneye
dem çekerim yar için.
Ah haydar,haydar
Dem çekerim yar için.


Nesimi'ye sormuslar
yarin ile hos musun?
hos olayim, olmayayimm
o yar benim kime ne?
Ah haydar ,haydar
O yar benim kime ne?

Nesimi

Bu güzel parçayı büyük usta Ruhi Su'dan dinlemeye ne dersiniz?

http://www.youtube.com/watch?v=F8CA-tE6m48

yosun
16-04-2008, 13:20
Bizim Yörük kızımız ortalarda yok ama ona bir yörük türküsü hediye edeyim

Umarım kabul eder...




Çok teşekkür ederim. :)
Böyle değerli bir kardeşten gelen, böyle güzel ve anlamlı bir hediye kabul edilmez mi?

PARK
17-04-2008, 20:16
Arguvanlım

Bazı Hatırlayıp Sor Ne Olur
Bir Selamın Derdime Derman Olur
Sevdiğimdin Benim Ilk Göz Ağrımdın
Ne Yapsamda Yine Unutulmuyor

Ölüm Olsaydı Ayrılık Olmasaydı Arguvanlım
Olmasaydı Malatyalım Olmasaydı Vah Vah

Beydağının Başı Boran Karmıdır
Benim Gibi Yare Yanan Varmıdır
Aldılar O Yari Yarsız Ettiler
Hasretliğin Şu Sineme Kârmıdır

Ölüm Olsaydı Ayrılık Olmasaydı Arguvanlım
Olmasaydı Malatyalım Olmasaydı Vah Vah

Kimse Dolduramaz Senin Yerini
Arsız Gönlüm Divanemi Delimi
Çekip Gittin Haber Bile Vermeden
Bu Ayrılık Büktü Benim Belimi

Ölüm Olsaydı Ayrılık Olmasaydı Arguvanlım
Olmasaydı Malatyalım Olmasaydı Vah Vah

Yöre: MALATYA

DELL
17-04-2008, 21:32
Kırmızı Gül Demet Demet



Kırmızı Gül Demet Demet
Sevda Değil Bir Alamet (Balam Nenni Yavrum Nenni)
Gitti Gelmez O Muhannet
Şol Revanda Balam Kaldı (Yavrum Galdı Balam Nenni)

Kırmızı Gül Her Dem Olmaz
Yaralara Merhem Olmaz(Balam Nenni Yavrum Nenni)
Ol Tabipten Derman Gelmez
Şol Revanda Balam Kaldı (Yavrum Galdı Balam Nenni)

Kırmızı Gülün Hezeli
Ağaçlar Bekler Gazeli (Balam Nenni Yavrum Nenni)
Karayağızın Güzeli
Şol Revanda Balam Kaldı (Yavrum Galdı Balam Nenni)

PARK
20-04-2008, 00:20
Hekimoğlu

Hekimoğlu derler benim aslıma
Aynalı martin yaptırdım kendi nefsime

Konaklar yaptırdım mermer direkli
Hekimoğlu geliyor aslan yürekli

Konaklar yaptırdım döşetemedim
Ünye Fatsa bir oldu başedemedim

Pencereden baktım kırat geliyor
Kıratın üstünde paşa geliyor

İster vali gelsin isterse paşa
Gelme paşa gelme ben atmam boşa

Çiftlice'nin muhtarı puşttur pezevenk
Hekimoğlu geliyor uçkur çözerek

Mangallarda yanıyor fındık kömürü
Çok canları yakıyor martin demiri

Ünye Fatsa arası ordu kuruldu
Hekimoğlu dediğin o da vuruldu

Kadir İnanır - Fatsa

yosun
20-04-2008, 00:39
Ayva Çiçek Açmış

Ayva Cicek Açmış Yaz mı Gelecek,
Gönül Bu Sevdadan Vaz Mı Geçecek.
Sağ Gözüm Seyriyor Var Mı Gelecek,
Sağ Gözüm Seyriyor Var Mı Gelecek.
Uyan Yarim Uyan Gel Tut Elimden,
Nasıl Ayrılayım Tatlı Dilinden.

Evlerinin Önü Vişne Fidanı,
Dolanı Dolanı Buldum Odanı,
Hani Güzelin Körpe Fidanı,
Yandım Allah Yandım Al Kanım Akar,
Al Duvaklı Gelin Yoluma Bakar

Balıkesir
Ali Taran

PARK
20-04-2008, 14:12
Malatya'dan Arguvan'dan
Yollar gider Arapgir'e
Hasret büktü belimizi
Geçek gidek Arapgir'e

Paran pulun senin olsun
Saltanatın elin olsun
Arapgir'de yarim olsun
Geçem gidem Arapgir'e

Ekmek dedik yola düştük
Gurbet seni mekan seçtik
Eşten dosttan ayrı düştük
Bırak gidek Arapgir'e

Malatya-Arapgir

yosun
20-04-2008, 22:20
Odam Kireçtir Benim

odam kireçtir benim
yüzüm güleçtir benim
soyun da gir koynuma
tenim ilaçtır benim

odam kireç tutmuyor
kumunu karmayınca
sevda baştan gitmiyor
sarılıp yatmayınca

baba ben dervişmiyem
hırkamı giymişmiyem
ben sevdim eller aldı
baba ben ölmüşmüyem

odanı kireç eyle
yüzünü güleç eyle
yandım aşkın elinden
gel bana ilaç eyle

Yöresi: Seyitgazi / Eskişehir
Derleyen: Muammer Uludemir

http://www.youtube.com/watch?v=cKnM4JgqCDs&feature=related

nerkan
20-04-2008, 22:29
ZİYA TÜRKÜSÜ (ÇAMLIĞIN BAŞINDA)
Çamlığın başında tüter bir tütün;

Acı gormiyenin yürüğü bütün

Ziya'nın atını pazara tutun

Gelen geçen Ziyam ölmüş desinler.

At üstünde guşlar gibi dönen yar,

Gendi gidip ehbabları yanan yar.

Benim yarim yaylalarda oturur

Ak elini soğuk suya batırır

Demedim mi yarim ben sana

Çok muhabbet tez ayrılık getirir.

At üstünde guşlar gibi dönen yar,

Gendi gidip ehbabları yanan yar.

Ham meyveyi koparttılar dalından

Ayırdılar beni nalı yerimden

Demedimmi nazlı yarim ben sana

Çok muhabbet tez ayrılık getirir.

At üstünde guşlar gibi dönen yar,

Gendi gidip ehbabları yanan yar.

ZİYA TÜRKÜSÜNÜN ÖYKÜSÜ

Ziya yakışıklı bir delikanlıdır. Yozgat'ın Karacalar Köyündendir. Aynı köyden Fikriye adlı kızı sever ve nişanlanır. Fikriye'nin babası Karacalar Köyü imamı Ali Hocadır. Ali Hoca Kızıltepe Köyüne imam olur. Ziya sık sık nişanlısını görmeye at sırtında gider. İki tarafta birbirini oldukça sevmektedir. Ziya bir gün ekin sularken üşütmüş ve karın ağrısından şikayet etmektedir. Doktora gider ama fayda bulamaz, bir hafta içinde ölür. Bir başka söylentiye göre, Ziya Bey yakışıklı, at düşkünü, çok iyi atan binen, iyi cirit oynayan bir yiğittir. İki köy arasında oynanan ciritte attan düşer orada ölür. Fikriye, nişanlısının ani ölümü karşısında duyduğu acıyı ve kederi şiire döker böylece Ziya Türküsü ortaya çıkar. Ağıtın tamamı 30 kıtadır. Yozgat'ta çok sevilen ve söylenen bir türküdür.

videosunu da izleyebilirsiniz:
http://www.youtube.com/watch?v=3x4Q4YTKnE0&feature=related

baron11
21-04-2008, 08:12
9 Dağın Efeleri-Çökertme

u50oPQ4IPoA&feature

baron11
21-04-2008, 17:52
Yörük Ali

pUNrbBGMStg&feature

baron11
21-04-2008, 17:54
Efeler-Boyakagen

3J7RhQu2j2E&NR

yosun
21-04-2008, 22:10
Kırmızı gülün alı var

Kırmızı gülün alı var (aman aman)
Her gün ağlasam da yeri var
Bugün benim efkarım var (aman aman)
Ah bu gönül arzuler seni seni yar seni

Kırmızı gülü budarlar (aman aman)
Altına meclis kurarlar
Güzeli candan severler (aman aman)
Ah bu gönül arzuler seni seni yar seni

Kırmızı gülün pürçeği (aman aman)
Yar önünde oynar köçeği
Neyleyim yarsız döşeği (aman aman)
Ah bu gönül arzuler seni seni yar seni

Aşık Ali Tamburacı
Rumeli yöresi

Işılay
22-04-2008, 00:11
Elveda Rumeli dizisinden
(Çıkayım gideyim Urum eline)


eaZMl4Otx6k

yosun
22-04-2008, 14:38
Ne Ağlarsın Benim Zülfü Siyahım

Ne ağlarsın benim zülfü siyahım,
Bu da gelir bu da geçer ağlama.
Göklere erişti figânım ahım,
Bu da gelir bu da geçer ağlama.

Bir gülün çevresi dikendir hardır,
Bülbül har elinde ah ile zardır.
Ne olsa da kışın sonu bahardır,
Bu da gelir bu da geçer ağlama.

Daimi'yem her can ermez bu sırra,
Gerçek aşık olan erer o nûra.
Yusuf sabır ile vardı Mısır'a,
Bu da gelir bu da geçer ağlama.

Aşık Daimi
Yöresi: Tercan

http://www.youtube.com/watch?v=j57oWFPLZdM

yosun
23-04-2008, 22:47
Ah bu türküler
Türkülerimiz
Ana sütü gibi candan
Ana sütü gibi temiz
Türkülerde tüter dağ dağ, yayla yayla
Köyümüz, köylümüz, memleketimiz.
Ah bu türküler,
Köy türküleri
Dilimizin tuzu biberi
Memleket ahvalini onlardan sor
Kitaplarda değil, türkülerde ara Yemen'i
Öleni, kalanı, gidip gelmeyeni...
Ben türkülerden aldım haberi.


Bedri Rahmi Eyboğlu'nun "Tüküler Dolusu" şiirinden...

PARK
24-04-2008, 17:23
Ayvanın Altından Geçtim
Ayvanın altından geçtim
Eğildim suyundan içtim
Alnımın yazısıymış
Ben burada garip düştüm

Garibem vatanım yoktur
Yesirem satanım yoktur
Düşmüşem derin göllere
Elimden tutanım yoktur

Kalk gidelim taş ayvana
Yapılışı hoş ayvana
Ben söyliyem yar ağlasın
Dökülsün yaş ayvana

Bekir Karadeniz - Artvin

DELL
27-04-2008, 22:47
Neredesin Sen

Şu Garip Halimden Bilen İşveli Nazlım
Göynüm Hep Seni Arıyor Neredesin Sen
Tatlı Dillim Güler Yüzlüm Ey Caylan Gözlüm
Göynüm Hep Seni Arıyor Neredesin Sen

Ben Ağlarsam Ağlayıp Gülersem Gülen
Bütün Dertlerimi Anlayıp Göynümü Bilen
Sanki Kalbimi Bilerek Yüzüme Gülen
Göynüm Hep Seni Arıyor Neredesin Sen

Sinemde Gizli Yaramı Kimse Bilmiyor
Hiçbir Tabip Yarama Merhem Olmuyor
Boynu Bükük Bir Garibim Yüzüm Gülmüyor
Göynüm Hep Seni Arıyor Neredesin Sen

yosun
27-04-2008, 22:48
HANGİ BAĞIN BAĞBANİSAN


Hangi bağın bağbanisan gülüsen... Gülüsen,
Aldın aklım ettin beni deli sen aman.
Yüz yıl geçse gene benim malımsan...
Malımsan,
İsterem ki bir gün evvel gelesen aman.

Öldüm bittim eridim kül oldum aman,
O senin aşkın elinden eridim aman,
Sesin aldım yüzün gördüm ayıldım aman.

Diyarbakır etrafında bağlar var... Bağlar var,
Fitil işler yüreğimde yara var aman.
Sen gidersen benim başka kimim var...
Kimim var,
İsterem ki bir gün evvel gelesen aman.

Öldüm bittim eridim kül oldum aman,
O senin aşkın elinden eridim aman,
Sesin aldım yüzün gördüm ayıldım aman.

Diyarbakır

http://www.youtube.com/watch?v=s8Vto5eYg0M&feature=related

PARK
29-04-2008, 11:32
NASIL YAR DİYEYİM

Nasıl yar diyeyim ben böyle yara
Mecnun edip çöle çöre saldıktan sonra
Alemin bağında bülbüller konmuş
Nidem benim gülüm solduktan sonra

Coşkun çaylar gibi çağlamayan yar
Gönlümü gönlüme bağlamayan yar
Benim şu derdime ağlamayan yar
Daha ağlamasın öldükten sonra

Karadır kaşların keman istemem
Şu gönlümde özge mihman istemem
Ölsem de derdime derman istemem
Ok vurup sinemi deldikten sonra

Pir sultan abdal'ım sürem bu yolu
İnsanı kamilin olmuşam kulu
İster yağmur yağsın isterse dolu
Gidem ben ummana daldıktan sonra


Ali Ekber Çiçek (Mekanı cennet ruhu şa'd olsun)

yosun
30-04-2008, 00:22
Türküler Yanmaz

güneşin akyüzüne bir duman çöktü
bir türkü çığlıkla ateşe düştü
kuytu bir köşede bir çiçek küstü
büktü yaprağını boynunu büktü

şu sivas'ın elinde sazım çalınmaz
güllerim yandı yüreğim dayanmaz

kararmış yüreğin hiç ışığı olmaz
bilmezmisin ki türküler yanmaz
günü gelir sanma hesap sorulmaz
dayanır kapına pir sultan ölmez

şu sivas'ın elinde sazım çalınmaz
güllerim yandı yüreğim dayanmaz


http://www.youtube.com/watch?v=8LpLYK2_TzU&feature=related

PARK
30-04-2008, 00:31
Türküler Yanmaz

güneşin akyüzüne bir duman çöktü
bir türkü çığlıkla ateşe düştü
kuytu bir köşede bir çiçek küstü
büktü yaprağını boynunu büktü

şu sivas'ın elinde sazım çalınmaz
güllerim yandı yüreğim dayanmaz

kararmış yüreğin hiç ışığı olmaz
bilmezmisin ki türküler yanmaz
günü gelir sanma hesap sorulmaz
dayanır kapına pir sultan ölmez

şu sivas'ın elinde sazım çalınmaz
güllerim yandı yüreğim dayanmaz


http://www.youtube.com/watch?v=8LpLYK2_TzU&feature=related

Bu türkü beni Türkiye Cumhuriyeti tarihinin yüz karası 2 Temmuz 1993 sivas katliamına götürdü bir an...

Şuan o kadar kötü oldumki sormayım sevgili yosun...:cry::cry:

Ne can'lar gitti o vahşi olayda...

Allahım bir daha yaşatmasın...

PARK
30-04-2008, 00:35
Yine o utanılası olayda hayatını baharında kaybeden merhum HASRET GÜLTEKİN 'den bir türkü;

Ölüm denizin kıyısında anacığım
Ölüm denizin kıyısında anacığım

Ölüm göğün yüzünde
Ölüm yerin dibinde
Ölüm soluk alışımda
Ölüm başucumda

Sevgi gözümün kökünde yavrucağım
Sevgi gözümün kökünde yavrucağım

Sevgi kuşun kanadında
Sevgi ne yerin dibinde
Sevgi ne göğün yüzünde
Sevgi başucumda


Ruhun şa'd olsun Hasret'im...

PARK
30-04-2008, 01:19
Bu Türkü,forumun en sevecen moderatörü benim hayatta en sevdiğim sevgili Serenler (Mustafa) ağabeyim ve yine Burdur'lu olan sevgili ablam Yosun hanımefendi'ye bendenizden acizane hediye olunur...

Tabii kabul buyururlarsa;


Serenler

Serenler serenler, yüksek serenler
Ben gidiyorum mamur olsun viranlar
Ahret hakkın helal eylen yarenler

Aman Allah nedir bunun çaresi
Yaktı beni kaşlarının karası

Şu Burdur'dan gece geçtim, görmedim
On yerimden hançer yedim, ölmedim
Baş çeşmeden sular içtim, kanmadım

Aman Allah nedir bunun çaresi
Yaktı beni kaşlarının karası.

Yöresi: BURDUR

yosun
30-04-2008, 08:15
Ne can'lar gitti o vahşi olayda...

Allahım bir daha yaşatmasın...

İnsan hayatının bir ideoloji uğruna nasılda hiçe sayıldığını, insanım diyenlerin nasılda canileştiklerini gördük Sivas'ta...
Duanıza içtenlikle amin diyorum. Yüce Allah böylesine bir yüz karasını, böylesi bir acıyı yaşatmasın bir daha...

gizemliduygular
30-04-2008, 08:33
Ne can'lar gitti o vahşi olayda...

Allahım bir daha yaşatmasın...

Ahh saygıdeğer kardeşim PARK.

İnsan olmanın onurundan nasibini alamamışların gerçekleştirdikleri olayın görüntüleri film şeridi gibi gözümün önünden geçiverdi.:cry::cry: Tüylerim diken diken oldu. Hiçbir mazereti olamaz böyle bir olayın.

Ulu Allah'ımız böyle acıları bir daha yaşatmasın.

hiyo
30-04-2008, 10:42
bi denede ben yazayım dedim devamlı usanmadan dinleyip sevdigim türküdür....

Başimda bir sevda döner / Ben yanarim kül olurum
Dokunduğum sular donar / Ben yanarım kül olurum

Dumanım var arşa çıkar / Irmağım var serin akar
Ateşim var beni yakar / Ben yanarim kül olurum

Yunus ile çıktım yola / Dergahında çektim çile
Aşik oldum bile bile / Ben yanarim kül olurum

Karşi daglar düzüm düzüm / Ufka dogru bakar gözüm
Poyraz yemiş titrer sazim / Ben yanarim kül olurum
Yol ver dağlar ...

PARK
04-05-2008, 23:36
Bu türküyü Gizemliduygular ağabeyime hediye ediyorum...:):)

Ağabeyim anladın sen onu...:wink:

Bu Gece Barda Gönlüm Hovarda

Bana derler külhanlı
Tığ gibi delikanlı
İçtim başım dumanlı

Bu gece barda gönlüm hovarda
Çalsın sazlar oynasın kızlar:fiyu:

Güzel sevmek bana şan
Sevda göğsümde nişan
şen gönlüme yaraşan

Bu gece barda gönlüm hovarda
Çalsın sazlar oynasın kızlar:fiyu:

Çapkınım hovardayım
Yirmi dört ayardayım
Her gece bir bardayım

Bu gece barda gönlüm hovarda
Çalsın sazlar oynasın kızlar...:fiyu:

FNT
04-05-2008, 23:55
PARK kardeşim, çok sevdiğim bu türküyü sana armağan edeyim.
Derleme: Özay Gönlüm, Denizli Tavas


Zobalarında guru da meşe yanıyor efem
Yanıyor da Memet ağam da üşümüş de donuyor
Boncuklu gelin ortalıkta dönüyor da dönüyor
Aslanım da efeler vay vay...

Gar mı yağıpba Yarengöme'nin dağına efem
Memet ağam da oturudavermiş efelerin sağına
Çıkam haden de şu dağların başına da başına
Aslanım da efeler vay vay...
(Ne zaman bu türküyü mırıldansam, içim içime sığmaz, hem duygulanır, hem coşarım.
Nasıl bir histir bu anlayamıyorum)

PARK
04-05-2008, 23:57
Çok teşekkürler ederim Sevgili FNT hocam gerçekten çok incesiniz...

Gerçekten Rahmetli Özay Gönlüm'ün çok güzel ve coşkulu bir türküsü bende çok severim...

Sevgi,saygı ve hürmetlerimle...

FNT
05-05-2008, 00:07
Çok teşekkürler ederim Sevgili FNT hocam gerçekten çok incesiniz...

Gerçekten Rahmetli Özay Gönlüm'ün çok güzel ve coşkulu bir türküsü bende çok severim...

Sevgi,saygı ve hürmetlerimle...

Eyvallah sevgili dostum. Aynı dileklerle...

gizemliduygular
05-05-2008, 06:36
Bu türküyü Gizemliduygular ağabeyime hediye ediyorum...:):)

Ağabeyim anladın sen onu...:wink:

Bu Gece Barda Gönlüm Hovarda

Bana derler külhanlı
Tığ gibi delikanlı
İçtim başım dumanlı

Bu gece barda gönlüm hovarda
Çalsın sazlar oynasın kızlar:fiyu:

Güzel sevmek bana şan
Sevda göğsümde nişan
şen gönlüme yaraşan

Bu gece barda gönlüm hovarda
Çalsın sazlar oynasın kızlar:fiyu:

Çapkınım hovardayım
Yirmi dört ayardayım
Her gece bir bardayım

Bu gece barda gönlüm hovarda
Çalsın sazlar oynasın kızlar...:fiyu:

Can PARK türkü armağan edenlerin çok olsun iki gözüm. Çok çok teşekkürlerimi sunuyorum PARK'ım.

DUVAR USTASI
08-05-2008, 00:08
Kırmızı Gül Demet Demet

Kırmızı gül demet demet,
Sevda değil bir alamet,
Balam nenni, yavrum nenni
Gitti gelmez ol muhannet
Şol revanda balam kaldı,
Yavrum kaldı, balam nenni...

Nenni ya! Nenni ki nenni!. Yavrum nenni! Bir demet kırmızı gülle
gelen nenni!. Nasıl oluyor derseniz, türkünün dilini açmak gerek...
Varıp sormak gerek türküye : ''Ey türkü nedir bu demet demet kırmızı gül ve de nenni!. Yavrum nenni... Balam, nenni''. Bu demet demet gül hem de kırmızısından, sevgiliye duygu mu taşıyor? Neden kırmızı gül de kır papatyaları değil? Şöyle sarılı beyazlı, düz sarılı, öküz gözü gibi, kırdan toplanmış papatyalar değil de, demet demet kırmızı gül? Onların sevgi dili yok mu?. Onlar duygu simgesi gül kat... Ama bir tek!. Benim tek gülümsün, gönlümdeki yerin kır çiçekleri kadar engin, kır çiçekleri kadar zengin ve doğal, demiş olmazmısın? Ama senden iyisini bilecek değiliz ya!. Kırmızı gülü
seçmişsin sen. Hem de demet demet...

Ha bir de 'balam' meselesi var! Yavrum diyorsun... 'Nenni' diyorsun 'Gitti gelmez' diyorsun. Yoksa bir ananın balasına, yavrusuna çağrısı mı bu? Şol Revan'da kalan balası üstüne mi söylenmiş?. REVAN, bugünkü adıyla ERİVAN, yani günümüzde Ermenistan'ın başkenti... Türkümüze konu olan olayın geçtiği zaman ise, büyük olasılıkla 17. yüzyıl sonrası... Neden derseniz, REVAN Osmanlının önemli bir ticaret merkezi o zamanlar. Ama bir ara elden çıkmış, Safeviler işgal etmiş. Yıl 1635. Dördüncü Murat ikiyüzellibin kişilik bir orduyla REVAN seferini düzenlemiş. Sekiz ay, yirmi dokuz günlük kuşatma sonunda, REVAN yeniden Osmanlı topraklarına katılmış. Eskisi gibi kervanlar gider gelir olmuş. Mal götürüp, mal getirmişler... Memet de gidip gelen kervancılardan birisi... Anasının da tek 'balası'... Tek oğlu!. Erzurum yöresinde üç beş dönümlük tarlalarını ekip dikiyorlar... Yetiştirdikleri ürünü de kervana katıp, REVAN'da satıyor Memet... Memet de Memet hani... Karayağız bir delikanlı... Taşı tutsa, suyunu çıkaracak kadar güçlü. Bir de alışkanlığı var Memet'in. Her akşam tarla dönüşü, bahçelerden derlediği demet demet gülleri getiriyor anasına.. Anayla oğul arasında bir simge gibi kırmızı gül demeti... Sevgi saygı simgesi. Gülleri evinin duvarına asıp kurutuyor ana... Onlara baktıkça oğlunu görür gibi oluyor... Hele Memet kervandaysa. Gözü gönlü kırmızı gülün kurumuş, gazelleşmiş demetinde ananın. Rüyaları hep Memet üstüne... REVAN yollarını düşlüyor hep. Kimi zaman kara saplanmış görüyor kervanı. Kanter içinde uyanıyor. hayra yormaya çalışıyor. Kimi geceler de toza dumana katılmış kervanın, atının eşeğinin devesinin bir toz bulutu içinde kayboluşunu düşlüyor. Bir hortum, yutuyor kervanı. Koca kervan döne döne göğe çekiliyor. Geride ne bir at, ne de bir deve, ne de insan kalıyor. Memet'i arıyor gözleri. Kara yağız, kaytan bıyık Memet, ellerini uzatıyor anasına. 'Tut ellerimi' diyor. Ama ne gezer. Anasının elleri boşlukta kalıyor. Sözün kısası günü gelip de kervan REVAN'dan dönene kadar bu böyle sürüp gidiyor. Kervanın dönüşünü dört gözle bekliyor.

Bazen kışın yola saldığı oğlu yazın dönüyor .Bazen de tersi oluyor . Kervanın dönüşü, bayram gibi! Kimi kocasını, kimi yavuklusunu karşılıyor. Kimi analar da oğlunu. Sarılıp, ağlayanlar, sevinç gözyaşı dökenler. Yemen seferinden döner gibi. Gerçi savaş dönüşü değil ama; hastalığı sağlığı var... Karı var, ayazı var!. Bir de salgın hastalık söylentisi yayılmış. Veba hastalığı kırıp geçiriyor ortalığı. İlkin bir ateş sarıyor bünyeyi. Kusma, iltihap, baş dönmesi. En sonunda da sayıklama. Artık kurtuluşu yok. Sayıklaya sayıklaya götürüyor insanı. En erken üç gün. En geç yedi gün içinde başlıyor sayıklama... Kurduğu tüm dünya yok oluyor bir anda insanın. Sevgiliye özlem, alınan armağanlar. Söylenecek güzel sözler. ''Sensiz olamam. Sen benim her şeyimsin. Güne seninle başlıyorum. Seninle bitiyor gecem. Zaman yitirmemek gerek demiştin. Oysa günler su gibi geçti. Ne bir ses; ne bir nefes. Düşlerdeki yerin hariç. Oysa seninle her şeye yeniden başlayacaktık. Öyle demiştik. ''Yaşam o kadar kısa ki; hiç zaman yitirmek istemiyorum seninle olmak için''. Bunları sen söylemiştin. Sıcaklığın avuçlarımdaydı. Kuytu bir sokak arası mıydı?. Yoksa aşıklar yoluna girişte miydi? Bir tek gözlerin kalmış belleğimde. Bir de kuşların bitmeyen şakımaları. Ne de güzel batmıştı güneş. Alaca ışığın, alaca karanlığa dönüştüğü an. Akşam güneşinin, yavaş yavaş yok oluşu muydu güzel olan?. Yoksa alaca ışığın, alaca mutluluğa dönüştüğü an mıydı en güzeli. Bahar mı kokuyordu saçların. Yoksa gerçekten bahar günleri miydi? İşte böyle sevgili. Ben şimdi senden uzak. Seni sayıklıyorum. Ellerini tutabilsem yeniden. Yüzüme dokunsa saç tellerin. Ama ne gezer!. Kuytulardan kaybolmayı severim demiştin. Aniden yok oluyorsun düşlerimden. Ellerim boşta kalıyor. Hem anamın hıçkırığı niye. Uzattığım ellerimi tutsa ya! Ateşler içindeyim. Bildiğim türküleri mırıldanıyorum; yokluğunuzda.


Gurbet elde baş yastığa gelende,
Gayet yaman olur işi garibin,
Gelen olmaz giden olmaz yanına,
Bir çalıdır mezar taşı garibin.

Bir çalının dibine gömüyorlar Memet'i. Söylenecek sözleri, sevgiliye, anasına özlemiyle birlikte örtüyorlar üstünü. Kara toprak alıyor bağrına. Gençmiş... Sevenleri varmış... Anası yavuklusu yol gözlüyormuş. Ecel bu! Kimini sele, kimini yele verir. Memet'i de Revan'da vebayla yakalıyor. Sayıklaya sayıklaya gidiyor Memet. Kucak dolusu kırmızı güller elinde kalıyor. Sevgiliye özlemi de dilinde!. Artık bir çalıdır mezar taşı Memet'in!. Bir tek Memet değil vebaya teslim olan. Kervanın çoğu kırılıyor. Sahipsiz mezar oluyor Revan ' da. Kalanlar perişan. Utangaç. Yaşıyor olmaktan utanıyorlar sanki... Sanki ölenlerin sorumlusu ölmeyenlermiş gibi... Ağır ağır Erzurum'a giriyor kervan. Analar, bacılar, sevgililer, oğullar, eşler... Meraklı gözlerle karşılıyor kervanı. Aradığını bulan sarmaş dolaş. Gözyaşları hıçkırıklara karışıyor. Aradığını bulamayanlar, ilk rastladığına soruyor. ''Oğlum Memet'im nerede. Birlikte çıktınız kervana. Nerede kaldı''. Sen sen ol da gel yanıtla. "İlkin kusma başladı. Sonra da bir ateş. En son sayıklama başladı. Tüm sevdiklerini bir bir sıraladı. Titreye titreye sayıkladı. Yedi gün dayandı Memet. Sonra... Sonra bir çalının dibine gömdük onu''. Gel de söyle bunu. Söyleyebil!. Hem de anasına... O ana deli olup dağlara düşmez mi?. Avuçlarını göğe açıp ol tabipten medet dilemez mi?. Kırmızı gülden merhemlik istemez mi?. Karayağızın güzeli oğlunu, canından parçayı alıp götüren ölüme, ilenmez mi? Ölümün hepsi kötü. Ana, baba, anneanne, dede. Hepsi kötü. Dün var olan... Soluyan, nefes alan; nefes veren. Bir anda yok artık. Yerinde yeller esiyor. Şekli şemali, son sözleri, yavaş yavaş yok oluyor. Belleklerden siliniyor. Yaşlı ölümü neyse ne! ''Öldü de kurtuldu" diyor insan. Ya gencecik ölümler. Muradı gözünde gidenler. Anadır, alıyor veriyor. veriyor alıyor. Oluru yok. Diline kırmızı gülleri doluyor. Ol tabipten medet diliyor. Olmuyor. Ver elini dağ yolları. Dilinde türküsü. Gönlünde oğlunun hayali. Deli olup dağlara düşüyor. O'nu son görenler elinde bir demet kırmızı gül, dilinde ''Kırmızı gül demet demet. Sevda değil bir alamet Şol Revan'da balam kaldı. Yavrum kaldı''... diye diye haykırdığını söylediler.

Kırmızı gül demet demet
Sevda değil, bir alamet
Balam nenni, yavrum nenni,
Gitti gelmez ol muhannet,
Şol Revan'da balam kaldı,
Yavrum kaldı,
Balam nenni,

Kırmızı gül her dem olmaz,
Yaralara merhem olmaz
Balam nenni,
Yavrum nenni,

Ol tabipten derman gelmez
Şol Revan ' da balam kaldı,
Yavrum kaldı,
Balam nenni.

Kırmızı gülün hazanı,
Ağaçlar döker gazalı,
Karayağızın güzeli
Şol Revan ' da balam kaldı,
Yavrum kaldı,



Kaynak:
Yaşar Özürküt

DUVAR USTASI
08-05-2008, 00:18
Yarim İstanbul'u Mesken Mi Tuttun?


Güz güneşi sarı sarı devriliyordu o ikindi üzeri de uzaklardaki mor dağların ardına. Elinde su testisi, köyün çeşme başında, sıraya girmişti. Yedi yıl önce beş altı yaşındaki kızlar şimdi varmışlardı on iki , on üçlerine. Düğün davulları aynı gün birlikte döğülen Hatça'yla Zalha'nın üçüncü çocukları koşup oynuyorlardı.

Derin bir iç geçirdi.

Bir çocuğu olsaydı bâri. Oğlan değil, kızı. O zaman olsaydı şimdiye yedi yaşında. Çeşmeden su getirmese bile, evde aşa muşa el atar, ortalığı toplar, anasına can yoldaşı olurdu. Ama İstanbul gurbetinde yedi yıldır eylenen eri, istemezdi kız evlât. Erkek olmalıydı çocuğu. Erkek olmalı babası gibi bilekli, kocaman kocaman elli, ayaklı, kaşı gözü kudretten sürmeli. On yaşına varmadan, çifte çubuğa el atmalıydı. Yedi yıldır İstanbul gurbetinde eyleşen böyle isterdi oğlunu. Babasının soyunu sürdürmeli, köy çocuklarıyla dere kıyısında güleş tutup, kendi akranlarını yere kabak gibi vurmalıydı:
Gene derin bir iç geçirdi.

Yedi yıl, yedi koca yıldır İstanbul dedikleri güzeli bol, seyranı renkli İstanbul'da ne bekliyor da gelmek bilmiyordu? Sakın orda gül yüzlü, bal dudaklı, kara kaş kara gözlü bir güvercin göğsü topukluya... Ağlıyası geldi birden. Düşünmek istemiyordu bunu. O pençeli, o tuttuğunu koparan, o boylu poslu erkeğinin bir İstanbul kızına tutulup ondan dolayı sılasını unuttuğunu öğrense öldürürdü kendini. "Vallaha öldürürüm!" dedi içinden sert sert. "Günahı, vebali varsa ona. Kaba sakal hoca tevatür günah dediydi vaazda. Hele böyle bir şey olsun...."

Yanında bir karaltı. Kendine gelerek gözlerinin yaşardığına dikkat etti, sildi elinin tersiyle gözlerini.

Resullarin Emine anaydı gelen:

- Ne o kınalı kekliğim benim? dedi. Öksüzüm, yavrum. Ne ağlıyon? Telâşlandı:
- Yoook, ağlamıyorum nene...

Gün görmüş, umur sürmüş kırış kırış nene inanmadı:
- Ağlıyon kınalı kekliğim, sürmelim ağlıyon. Ben bilmem mi ne diye ağladığını? Vefasızın diktiği fidanlar meyveye geldi. Onunla gurbete gidenler yedinci sefer dönüyorlar sılaya. O nerde? Hani?

"Kınalı keklik" gene derinden bir çekti. Güneşin yarı yarıya derildiği mor dağlara baktı. Gözlerinden yuvarlananlara dur diyemiyordu gayri. Varsın aksınlardı Nene'nin dediği gibi, öksüze bu dünyada gülmek yoktu. Keten yelekli, burma bıyıklısı İstanbul gurbetinde belki de bembeyaz bir istanbul kızıyla unutmuştu sılasını. Dili de varmıyordu ama, unutmasa ne diye yedi yıldır dönüp gelmesin? Dönüp gelmedi diyelim, insan iki satır bir şeyler de mi yazamazdı? İlk gittiği aylar nasıl yazıyordu? Demek unutmuştu? Unutmuştu demek ha? Hıçkırdı. Genç, yaşlı kadınlar, ellerinin kınasıyla çiçeği burnunda kızlar toplandılar başına. Sormadılar hiçbir şey. Biliyorlardı. Sorup da ne diye yüreğini büstübün kaldırsınlar? Biri:
- Sus bacım, dedi. Sus! Bir başkası:
- Gözlerinden döktüğüne yazık!

Sağdan soldan herkes bir şey söylüyordu:
- El oğlu değil mi? En iyisinin köküne kibrit!
-Vallaha Amasyanın bardağı, biri olmazsa biri daha bence..
- En doğrusu bu ama....
- Dinlemiyor ki!
- Bu gençlik, bu tâzelik...
- Yedi yıl, yedi yıl anam. Dile kolay. İnsan eksik eteğini yedi yıl sılasında unutur mu?

Sıkıldı, bunaldı. Ağlamıyordu artık. Zaman zaman bu: Mâdem erkeği İstanbul gurbetinde yedi yıldır unutmuştu onu, o da varsın istidayı boşansın bir güzel, varsındı bir başkasına. Elini sallasa ellisi, başını sallasa...

Duramadı karıların arasında. Onüçünde bulup yitirdiği, yirmisine vardığı halde bir türlü geri dönemiyeni içinden bir sızı bir geçti. Testisini koydu çeşmenin iplik gibi akan suyunun altına. Testi dola dursun, gittiyse keyfinden mi gitmişti. İstanbul'a? Gözü kör olasıca yokluk. Düşmanına avuç açtıran yokluk yüzünden, birkaç para kazanıp öküzü ikileştirmek, birkaç dönüm tarla daha alıp babadan kalan bir kaç dönümüne eklemek için. O gece, o gece işte, nasıl yatırmıştı koluna! Nasıl okşamıştı saçlarını, neler demişti? İstanbul gurbetine gidecek, çok değil yazı orda geçirip, güze, olmazsa kışa koynunda desteyle para, dönecek. O zamana kadar bir de oğlu olmuş olursa, eh gayri, keyfine son olmıyacaktı!.

Başındaki beyat örtüyü çenesinin altında çözüp yeniden bağladı.
Yedi yıl, yedi koca yıl!
Kocasının isteğince bir oğlu olaydı bâri..

Testisinin dolup taşmakta olduğunun farkına bile varmadı: Bir oğlu olsa o zamandan bu zamana, altı yaşında mı olurdu? Bösböyük, palazlanmış delikanlı. Akranlarıyla dere kenarında güleş mi tutardı? Babası gibi pençeli olur da akranlarını yere kapak gibi mi vururdu? Ekimde tarlaya birlikte mi giderler, hasat vakti düveni birlikte mi sürerlerdi? Babasının kokusunu mu taşırdı?
- Kınalı keklik kaldın gene. Bak testin doldu, taşıyor!

Kendine geldi. İnsanoğlunun aklına şaştı. Gözleri testisindeydi güya. Testisinde olduğu halde, görememişti dolduğunu.

Çekti lülenin altından. Güldü acı acı.

Tuttu evinin yolunu. Tuttu ya, şimdi de aklından köyün yaşlıları, gençleri kaynaşmağa başlamıştı. Her kafadan bir ses:
- Deli anam deli bu!
- Doğru bacım, deli..
- Beni yedi yıldır sılamda unutacak da..
- Ben de hâlâ yolunu bekliyeceğim onu ha?

Sonra kafa kafaya, fısıl fısıl bir konuşma. Ah bu konuşma, ah bu konuşmalar... Evden içeri girerken, Dursunların Hacı'yı hâtırladı elinde olmıyarak. İnce, kapkara kaşları yıkıldı sinirli sinirli. Testiyi bıraktı kapının yanına, geçti pencerenin önünde dayandı duvara sağ omzuyla. Odada kimse yoktu, tek başınaydı ya, deminki karılar, kızlar, orta yaşlıların hayalleri doldurmuştu odayı. Alev saçan bakışlarıyla sanki topuna haykırdı:
- Dursunların Hacı, Kara Hacı başınızda parçalansın. Atın yerine eşeği bağlamıyacağım işte, bağlamıyacağım!

Kara Hacı da neydi ki sırma bıyıklı Ali'sinin yanında? Değil yedi yıl, on yıl dönmese sılasına, onu gene unutamazdı işte!

Güz güneşi çoktaan devrilip gitmişti mor dağların ardına. Gece iniyordu köye ağır ağır. Loş oda farkına varılmaksızın kararıyor, derinleşiyordu. Derken bu yandaki kapkara dağların ardından bakır kızılı kocaman bir ayın tekeri gözüktü. Sonra ağır ağır yükseldi göklere, ufaldı, bakır kızılını yitirdi, pırıl pırıl yanmağa, saz örtülü dumanlarıyla kerpiç evleri süslemeğe başladı.

Canı ne yemek istiyordu, ne de su.

Gel desen gelmez miydim? Şu güzellerin doldurduğu elmastan kadehleri ben dolduramaz mıydım?

Ali bakıyordu, sadece bakıyordu.

Oysa hem ağlıyor, hem söylüyordu:
- Ketenden yeleğini bile ben dikmedim miydi? Benim gibi bir öksüze dünyayı haram etmeğe nasıl kıydın? Yiğitliğine yakışır mıydı gurbette beklemek dayanacak özümün tükendiğini anlamadm mı?

Ali susuyor, boyuna susuyordu. Taştan ses çıkıyor, Ali'den çıkınıyordu. Sözlerinin ardını getirdi ağlıya ağlıya:
- İnsafsız yedi yıl oldu sen gideli, diktiğin fidanlar meyvaya geldi tekmil. Birlikte gittiklerinizin tümü yedişer sefer geldiler sılalarına. Buraların güzelleri çoktur ama sana yaramaz. Durmadın sözünde Ali'm. Sözünde durmayana erkek demezler biliyor musun? Kavlimizde gidip de dönmemek varmıydı vefasız?

Fakat Ali hiç ses vermeden bakmış bakmış, sonra çekip giderken duman olmuştu âdeta. Bağırmıştı ardından, bağırmış, bağırmış... Fakat Ali...

Uyandı. Güneş bir mızrak boyu yükselmişti Kalktı yaslandığı yerden:
- Hayırdır inşallah, dedi.

Kalktı usulcak, gitti kapıya, örttü, kalın tahta sürgüsünü itti. Ne olur ne olmazdı. Kara, kuru Hacı kötü dadanmıştı çünkü. Köy bakkalında kafayı çekip elinde saz, düşüyordu tek gözden ibaret evininin yakınlarına. Daha bir günden bir güne ne kapısına dayanıp böyle böyle demiş, ne de çeşmeye giderken, yahut da tarlanın yolunu tek başına tuttuğunda yolunu kesmişti. Kesmemiş, lâf da atmamıştı ama, köyün cadı karıları pek yakıştırmışlar onu Kara Hacı'ya! Yedi yıldır İstanbul'u mesken tutan vefasızını düşüne düşüne uykuya varıverdi. Dünya çoktan silinmiş, ay devrini tamamlayıp elini eteğini çekmişti dünyanın göklerinden.

Devrile kaldığı yerde mışıl mışıl uyuyordu.
Uykusunda düş.
Düşünde İstanbul gurbeti. Taşı toprağı altındandı İstanbul gurbetinin. Ali'sini aramağa gitmişti düşünde. Bulmuştu da. Güzellerin arasındaydı. Bir kıyıdan bakıyordu. Güzellerden biri dizine başını koyup uzanmıştı boylu boyunca. Bir başkası gümüş bir kupayla şarap veriyor, daha bir başkası da dudağından öpmeğe uzatıyordu dudaklarını.

O zaman, o zaman işte, gizlendiği kıyıdan çıkıvermişti. Ali şaşırmış, bırakıp güzellerini, koşmuştu yanına. Açmıştı ağzını Ali'sine, yummuştu gözünü:

- İstanbul'u mesken mi tuttun? Bu güzelleri gördün beni unuttun mu? Sılasına gelmeğe yemin mi ettin yoksa?

Yarim İstanbul'u mesken mi tuttun aman
Gördün güzelleri ben unuttun aman
Beni evinize köle mi tuttun aman

Gayri dayanacak özüm kalmadı aman
Mektuba yazacak sözüm kalmadı aman

Yarim sen gideli yedi yil oldu aman
Diktigin fidanlar meyveye döndü aman
Seninle gidenler silaci oldu aman

Gayri dayanacak özüm kalmadı aman
Mektuba yazacak sözüm kalmadı aman

DUVAR USTASI
08-05-2008, 18:14
Seferberlik yıllarında askere alınanlar, ya çok uzun yılar sonra döner, yada hiç dönmezlermiş. Hele bu gidilen yer Yemen ise, geri dönme ihtimali hemen hemen hiç olmazmış.Çünkü gidenlerin çok azı sağ olarak geri dönüyormuş. Erzincan’dan bir delikanlı, uzun yıllar sevdiği kızla nihayet evlenir.Gelinle bir hafta bile birlikte kalmadan,askere alınarak yemene
gönderilir. Bunun üzerine hem gelin, hem de kendisi çok üzülür, ama; Çare yoktur, vatan hizmetine gidilecektir.

Askere giden delikanlıdan uzun bir zaman haber alınamaz. Bunun üzerine kendisinin öldüğüne kanaat getirilir. Bir süre sonrada bu delikanlının babası,oğlunun hanımını, yani gelinini kendisiyle evlenmeye ikna eder ve geliniyle evlenir.
Aradan birkaç sene geçer. Delikanlı bin bir türlü meşakkat!ten sonra askerliğini bitirerek Erzincan'a döner, köyüne gider. Evine varır ki, hanımı ev damında hamur yoğuruyor. Hanımı kendisini görünce şaşkınlık geçirir ve ağlamaya başlar. Delikanlı hanımına, sevineceği yerde neden ağladığını sorar. Hanımı iki gözü iki çeşme,durumu olduğu gibi delikanlıya anlatır. Delikanlı bu durum karşısında, beyninden vurulmuşa döner. Delikanlının başına gelenlere köy halkı da çok üzülür. Bu acıklı durumu;Delikanlının ağzından, aşağıdaki türkü ile dile getirirler.

Ev damına girdim aney,yandım hudey diley diley
Elleri hamur.
Gözünden akıyor bir sulu yağmur oy
Baba nerden aldın aney yandım hudey diley diley
Sen bu gelini

Odasına girdim kahve büşürür oy
Kınalı parmaklar aney yandım hudey diley diley
Fincan düşürür
Seni gören aşık aklın şaşurur oy
Baba nerden aldın aney, yandım hudey diley diley
Sen bu gelini

Odasına girdim namaz’a durmuş oy
Kaşları gözleri aney, yandım hudey diley diley
Kendine uymuş
Seni gören aşık aklın şaşurmuş oy
Baba nerden aldın aney, yandım hudey diley diley
Sen bu gelini

Keten köynek giymiş yakası nazük oy
Koluna yapturdum aney, yandım hudey diley diley
Altun bilezük
Öpmeye kıyamam sevmeye yazuk oy
Baba nerden aldın aney, yandım hudey diley diley
Sen bu gelini

Bacasından çıkmış ayvanın dal’ı oy
Yüzüne de vurmuş aney,yandım hudey diley diley
Yazmanın alı
İşte görünüyor dünyanın halı oy
Baba nerden aldın aney, yandım hudey diley diley
Sen bu gelini
Elleri kınalı aney, Yandım hudey dily diley
Taze gelini



Ayşegül Göktepe (Radyo Program Yapımcısı)

PARK
08-05-2008, 18:19
Boşumuş (Ey Erenler)

Ey erenler bir kamile danıştım
Er olana edep erkan hoşumuş
Kalırsa dünyada insanlık kalır
Kuru hayal fani dünya boşumuş

Vefasız tabipten derman olur mu
Ufacık pınardan Ceyhan olur mu
Ta ezelden karga şahan olur mu
Adem aslı asıllara başımış

Dünyada delinin teki Mahzuni
Yaktı seni içindeki Mahzuni
Dile kolay bunca yükü Mahzuni
Yıllar yılı taşımış da taşımış

Aşık Mahzuni Şerif (Ruhun şad olsun büyük ozan)

DUVAR USTASI
16-05-2008, 20:30
Şen Olasın Ürgüp (Cemal'ım)

Türkü, öldürülen Cemal'e, karısı Şerife tarafından yakılmıştır. Şerife, 90 yıldan fazla yaşamış, 30 Kasım 1993 günü vefat etmiştir. 14-15 yaşlarında Cemal'le evlenmiş, mutlu geçen birkaç yılı Cemal'in öldürülmesiyle sona ermiş, bu hadiseden sonra bir oğlu ile ortada kalmıştır. Bu hadisenin oluş şekli ve ona yakılan ağıtı/türküyü bana, Şerife'nin daha sonra evlendiği Hayrullah'tan olan oğlu İsmet Aksoy göndermiştir.* Cemal'in öldürülme hadisesi ve türkünün tam metni şöyledir:

Ürgüp'ün Karlık köyünün eşrafından ve varlıklı bir ailesinden olan Cemal, kalleşlikle öldürülür. Herkesçe sevip sayılan Cemal'in ölümüne yanmayan kalmaz. Eşi Şerife acılarını yaktığı ağıtla hafifletmeye çalışır. Yetim kalan oğlu Mustafa da, birkaç yıl sonra hasat zamanı bir atın tepmesi sonucu ölmüştür.

Ağıt, Şerife'nin ikinci kocası Hayrullah'ın sonraki yıllar Refik Başaran'a "Herkese bir türkü okudun ama, bana okumadın." diye sitem etmesi üzerine Cemal türküsünü plağa okur. Cemal Hayrullah'ın aynı zamanda amcasıdır. Onun öldürülüşü Şerife kadar Hayrullah'ı da etkiler. Şerife'nin türkünün her çalınışında gözünden iplik iplik yaşlar akıtmasını, Cemal'i bir türlü unutamamasını daima anlayışla karşılamıştır.


Türkünün asıl metni şöyledir:

Şen olasın Ürgüp dumanın gitmez
Kıratın acemi konağı tutmaz
Oğlun da çok küçük yerini tumaz
Cemal'ım Cemal'ım algın Cemal'ım
Al kanlar içinde kaldın Cemal'ım

Ürgüp'ten de çıktığını görmüşlür
Kıratının sekisinden bilmişler
Seni öldürmeye karar vermişler
Cemal'ım Cemal'ım algın Cemal'ım
Al kanlar içinde kaldın Cemal'ım

Cemal'ın giydiği ketenden yilek
Al kana boyanmış don ile göynek
Sana nasip oldu ecelsiz ölmek
Cemal'ım Cemal'ım algın Cemal'ım
Al kanlar içinde kaldın Cemal'ım

Ürgüp'ten de çıktın kırat kişnedi
Üzengiler ayağını boşladı
Yağlı kurşun iliğine işledi
Cemal'ım Cemal'ım algın Cemal'ım
Al kanlar içinde kaldın Cemal'ım

Karlık ile başkadın pınar arası
Çok mu imiş Cemal'ımın yarası
Ağlayıp geliyor garip anası
Cemal'ım Cemal'ım algın Cemal'ım
Al kanlar içinde kaldın Cemal'ım

Cemal'ın giydiği kadife şalvar
Dükkânın kilidi cebinde parlar
Oğlun da çok küçük beşikte ağlar
Cemal'ım Cemal'ım algın Cemal'ım
Al kanlar içinde kaldın Cemal'ım

Kıratın üstünde bir uzun yayla
Ne desem ağlasam kaderim böyle
Gidersen Ürgüp'e sen selâm söyle
Cemal'ım Cemal'ım algın Cemal'ım
Al kanlar içinde kaldın Cemal'ım

Kıratım başımda oturmuş ağlar
Cemal'a dayanmaz şu karlı dağlar
Üzüm vermez oldu Karlık'ta bağlar
Cemal'ım Cemal'ım algın Cemal'ım
Al kanlar içinde kaldın Cemal'ım

Giden Cemal gelir mi de yerine
İçerimde yaram indi derine
Cemal düşta kahpelerin şerine
Cemal'ım Cemal'ım algın Cemal'ım
Al kanlar içinde kaldın Cemal'ım

DUVAR USTASI
16-05-2008, 20:32
Hastane Önünde İncir Ağacı

Komşu kızı ile beşik kertmesi olan bir genç askerde vereme yakalanır. Hava değişimi olarak Yozgat'a (Akdağmadeni) gelir. Sözlüsünün ailesi gence kızlarını göstermek istemez. Genç tedavi için İstanbul'da hastaneye yatar, pencereden gördüğü incir ağacından aldığı ilhamla aşağıdaki türküyü söyler.Yakalandığı amansız hastalıktan kurtarılamayarak hastanede ölür. Ailesi cenazesini Yozgat'a getiremez., İstanbul'da kalır.




Hastane önünde incir ağacı
Doktor bulamadı bana ilacı
Baş tabib geliyo zehirden acı

Garip kaldım yüreğime dert oldu
Ellerin vatanı bana yurt oldu
Mezarımı kazın bayıra düze

Benden selam söyleyin sevdiğim gıza
Başına koysun, karalar bağlasın
Gurbet elde kaldım diye ağlasın

PARK
18-05-2008, 17:23
Günün anlam ve önemine binaen...


19 MAYIS TÜRKÜSÜ

On dokuz Mayıs,
En yüce bayram.
Bize armağan,
Bıraktı Ata'm.

Sağız vatanca,
Kafamız zinde,
Tek bir kitleyiz,
Ata izinde.

Ata'yı sevmek,
Kutsal ülkümüz,
O'na benzemek,
Coşkun türkümüz.

Ata her yerde,
Yol gösteriyor,
Koşun güzele,
Bilime diyor.

Samsun'a O'nun,
Çıktığı bugün.
Vatanda düğün,
Çocuğum övün!

Halim YAĞCIOĞLU

PARK
21-05-2008, 00:52
Abdal Musa (Geldim)

Antalya Elmalı Tekke Köyüne
Pir Abdal Musa’ yı görmeye geldim
Niyaz edip türbesinin önünde
Özüm teslim edip durmaya geldim

Yüzüm sürem eşiğine köşküne
Yardım etsin mazlum ile düşküne
Kurban kesip dua edip aşkına
Helalinden lokma vermeye geldim

Uçan suyun berrak berrak akıyor
Gören canlar hayranlıkla bakıyor
Bağ içinde bülbülleri şakıyor
Bu sırrın özünü sormaya geldim

Çok gönül yapmışın döküp kırmadan
Değirmenin sola döner durmadan
Ezgini' yim son nefesim vermeden
Şu hikmeti hakka ermeye geldim

Ozan Ezgini

yosun
21-05-2008, 11:13
Ben senin kahrını çekemem gönül

Vardım Hint eline kumaş getirdim
Açtım bedestanı sattım oturdum
Sen benim başıma neler getirdin
Ben senin kahrını çekemem gönül
Ben senin derdini çekemem gönül

Eline aluben sazlar istersin
Göllerde ördeği kazlar istersin
Benden mahbud gelin kızlar istersin
Ben senin kahrını çekemem gönül
Ben senin derdini çekemem gönül

Kara bulut gibi göğe ağarsın
Sulu yağmur gibi yere yağarsın
O yar senin değil ne çok bakarsın
Ben senin kahrını çekemem gönül
Ben senin derdini çekemem gönül

Yöre:Erzincan
Kaynak:Turan Engin

DUVAR USTASI
22-05-2008, 20:15
Ah, Bir Ateş Ver, Cıgaramı Yakayım
Sen Sallan Gel, Ben Boyuna Bakayım

Uzun Olur Gemilerin Direği
Çatal Olur Efelerin Yüreği

Ah, Vur Ataşı Gavur, Sinem Ko Yansın
Arkadaşlar Uykulardan Uyansın

Uzun Olur Gemilerin Direği
Çatal Olur Efelerin Yüreği

DUVAR USTASI
22-05-2008, 20:35
Ondörtbin Yıl Gezdim Pervanelikte,
Sıdkı İsmin Duydum Divanelikte.
İçtim Şerabını Mestanelikte,
Kırkların Ceminde Dara Düş Oldum.
Kırkların Ceminde
Haydar,Haydar Haydar Haydar,
Haydar Haydar Haydar Haydar,
Haydar,Dara Düş Oldum.

PARK
04-06-2008, 00:26
Atabarı (Bahçası Var Barı Var)


Bahçası var barı var
Ayvası var narı var
Atamızdan yadigar
Bizde Atabarı var

Uzun uzun kamışlar
Ucunu boyamışlar
Benim ala gözlümü
Gurbete yollamışlar

Atabarıdır barı
Bahçada gördüm yarı
Sesledim ses vermadi
Ağladı zarı zarı

Cevri Altıntaş - Artvin

yosun
07-06-2008, 01:49
Sivasın Yollarına

Siyah saçım dolam dolam
Boynunda kurbanın olam
Eğer başka yâr seversen
Bu ellerde nasıl duram

Sivasın yollarına
Çıkayım doğlarına
Bırak ben beni vuram
Ölüm gitmez zoruma

Selvi boylum salın da gel
Bir bakışın ömre bedel
İkimizi ayırdılar
Kör olası zalim kader

Sivasın yollarına
Çıkayım dağlarına
Bırak ben beni vuram
Ölüm gitmez zoruma

Yöre: Sivas

yosun
02-07-2008, 08:20
Sivas'da yiten canların anısına...

Yangın Yeri

Yasamak bu yangın yerinde
Her gün yeniden ölerek
Zalimin elinde tutsak
Cahile kurban olarak
Yalanla kirlenmis havada
Güçlükle soluk alarak
Savunmak gerçeği çoğu kez
Yalnızlığını bilerek
Korkağı döneği suskunu
Görüp de öfkeyle dolarak

Toplanır ölü arkadaşlar
Her biri bir yerden gelerek
Kiminin boynunda ilmeği
Kimi kanını silerek
Kucaklıyor beni Metin Altıok
Aldırma diyor gülerek
Yaşamak görevdir yangın yerinde
Yaşamak insan kalarak

Kucaklıyor beni Metin Altıok
Aldırma diyor gülerek
Yaşamak görevdir yangın yerinde
Yaşamak insan kalarak

Yaşamak bu yangın yerinde
Her gün yeniden ölerek

Zülfü Livaneli

nerkan
04-07-2008, 21:36
Türkü değil ama, anlamlı ve güzel bir şarkı

http://www.kliptube.com/bar%C4%B1%C5%9F-akarsu-kimdir-o-b6e895e5b.html

yosun
08-07-2008, 00:06
Gün Tutuşur

Yumrukluyorum duvarları,yumrukluyorum kara gecenin bedenini
Ellerim kan içinde,nehirler taşmış yanaklarımda
37 can, 37 gül çatlamış susuzluktan sivasın içinde
Nasıl uyku tutar gözlerimi
Döne döne samaha duranlar tutuştu önce
Sonra türküler sonra da şiir çığlıksız düştü türkülerin
yanı başına
Sivas Sivas yiğitlik midir emanet cana kıymak
Yiğitlik midir bir tutam ışığı kör bıçakla güneşten koparıp
karanlığa kuban etmek
Söyle hangi kitapta vardır elleri kolları bağlıyı yakmak
Var mıdır kardelen akınında bir avuç inciyi ateşte tutmak
loov
Böyle garip düştüğüme bakma, böyle mahsun durduğuma
Varsın ateşim suskunlukla beslensin
Benimde yüreğim gençliğini almış yanına yürür başı dik
Senin de dağların var Sivas senin de dağların
Dağlarında Şahanların!


Gün tutuşur canım gece tutuşur
Yangınlarda tutsak canlar tutuşur

Gülüm toprak olur yele karışır
Yürür gelir canlar yollar tutuşur

Sivas ellerinde sazım tutuşur
Söz tutuşur canım türkü tutuşur

Teller bizi söyler diller yarışır
Özgürlüğü yazan kalem tutuşur

Canlar can olurda eller tutuşur
Dost evinde canım sevda tutuşur

Pir Sultanlar ölmez binler yetişir
Akar gelir canlar tarih tutuşur

yosun
08-07-2008, 00:09
TÜRKÜLER YANMAZ

Güneşin ak yüzüne bir duman çöktü
Bir türkü çığlıkla ateşe düştü
Kuytu bir köşede bir çiçek küstü
Döktü yaprağını boynunu büktü

Şu Sivas’ın elinde sazım çalınmaz
Güllerim yandı yüreğim dayanmaz

Kararmış yüreğin hiç ışığı olmaz
Bilmez misin ki türküler yanmaz
Günü gelir sanma hesap sorulmaz
Dayanır kapına pir sultan ölmez

Şu Sivas’ın elinde sazım çalınmaz
Güllerim yandı yüreğim dayanmaz

Edip AKBAYRAM

yosun
10-07-2008, 00:35
Karlı Kayın Ormanı


Karlı kayın ormanında
Yürüyorum geceleyin
Efkarlıyım, efkarlıyım
Elini ver nerde elin

Memleket mi yıldızlar mı
Gençliğim mi daha uzak
Kayınların arasında
Bir pencere sarı sıcak

Ben ordan geçerken biri
Amca dese gir içeri
Girip yerden selamlasa
Hane içindekileri

Yedi tepeli şehrimde
Bıraktım gonca gülümü
Ne ölümden korkmak ayıp
Ne de düşünmek ölümü

http://www.kliptube.com/zülfü-livaneli-karlı-kayın-ormanı-8cd095ebc.html

yosun
10-07-2008, 01:01
Kuşlar

Süzülün uçusun beni de beni de alın götürün
Bir okyanus ortasina ya da bir senri yanina
Kanat kanat yelken olup götürün beni kuslar
Bir dalganin içine ya da kör bir kuyuya

Sevda çok uzaklarda yildizlarin da ötesinde
Bilmem nasil yakalarim kuşlar kuşlar
Ya umutlar biterse
Gidemem gidemem gidemem o kadar uzaklara gidemem
Tek çarem sonsuzluga atın beni kuşlar

Yetisin nefesim bitiyor yetisin bana kuslar
Ya özgürlük adina ya da sevda hatirina
Bir dali kirik agacim söküp beni koparin
Bir deli orman içine birakin beni kuşlar

http://www.kliptube.com/edip-akbayram-kuşlar-b942d7ace.html

DUVAR USTASI
04-08-2008, 22:53
Komşu kızı ile beşik kertmesi olan bir genç askerde vereme yakalanır. Hava değişimi olarak Yozgat'a (Akdağmadeni) gelir. Sözlüsünün ailesi gence kızlarını göstermek istemez. Genç tedavi için İstanbul'da hastaneye yatar, pencereden gördüğü incir ağacından aldığı ilhamla aşağıdaki türküyü söyler.Yakalandığı amansız hastalıktan kurtarılamayarak hastanede ölür. Ailesi cenazesini Yozgat'a getiremez., İstanbul'da kalır.


HASTANE ÖNÜNDE İNCİR AĞACI

Hastane önünde incir ağacı
Doktor bulamadı bana ilacı
Baş tabib geliyo zehirden acı

Garip kaldım yüreğime dert oldu
Ellerin vatanı bana yurt oldu
Mezarımı kazın bayıra düze

Benden selam söyleyin sevdiğim gıza
Başına koysun, karalar bağlasın
Gurbet elde kaldım diye ağlasın

yosun
09-08-2008, 20:04
Halk Kültüründe Hiciv


Çoğu kez güldürmek, güldürürken düşündürmek, yermek, övmek, eğlenmek, dalga geçmek, gönderme yapmak v.b için yapılan Hiciv Sanatı; Halk Kültüründe: Halk Şiiri Halk Türküleri, Fıkralar, Bilmeceler, Tekerlemeler, Destanlar, Hikayeler, Atışmalar Günlük konuşmalar,Şakalar gibi bir çok alanda sıkça kullanılmaktadır.

Halk Şiiri ve Türkülerde anlatım bazen çok açıktır,söylenmek istenen açık ve net bir dille anlatılmıştır.

Eşeği saldım çayıra
Otlaya karnın doyura
Gördüğü işi hayıra
Yoranında avradını

Kazak Abdal


Telli sazdır bunun adı
Ne ayet dinler ne kadı
Bunu çalan anlar kendi
Şeytan bunun neresinde

Aşık Dertli

Çağımızın en büyük ozanlarından olan Aşık Veysel :

Raşit çoktur adın gibi
Hiçbir tat yok tadın gibi
Yontulmadık odun gibi
Uzatmışsın boy Raşit demiştir

Ruhsati ise :

Babanı katmam sayıya
Özün benzettim ayıya
Kendi eştiğin kuyuya
Düşesin Seyit Efendi

diyebilmiştir.

Bu ve bunun gibi bir çok örnekte ; kendilerini küçük gören ,aşağılayan kişilere Hiciv ile verilen cevaplarda bir yerme söz konusudur.

Türk Halk Müziğinin Hiciv ustalarından Şemsi Yastıman;

“Türk’ü anlamak için Türkü dinlemek gerek” sözü ile bir cümleye dört anlam sığdırabilme ustalığının yanı sıra “Meslekler Destanı” nda ise saz çalıp türkü söylemesinin nedenlerini,hiçbir meslekte dikiş tutturamamasını sayfalar süren destanında çalıp söyleyerek hicvetmiştir.

(Destan dan Bir örnek)

Üfürükçü oldum önce kendim çıldırdım
Müezzin oldum cemaati yıldırdım
İmam oldum yanlış namaz kıldırdım
İşten el çektirdiler vaaz ile


Görüldüğü gibi bu örneklerde açık bir anlatım vardır.

Bazen da karşısındaki överken yerilmiş, cahil yerine konulmuştur. Bilmediği farklı anlam taşıyan kelimeler kullanılmıştır

Fahr-i alemsin ve lakin fa sı yok
Gevher-i kaansın ve lakin ra sı yok
Dilerim haktan bunu ruz-u şeb
Sana bir merkeb vere kim ba sı yok

Anlatılan kısaca şu:

Alemlerin efendisisin lakin – fa –sı olmayınca geriye” har “kalıyor yani alemlerin eşeğisin deniliyor.
Mücevher kutususun değerlisin lakin- ra- sı olmayınca geriye gevh yani” kene” kalıyor
İnsanların kanını emiyorsun
Dilerim bunu haktan gece gündüz (ruz-u şeb)
Merkeb in ba-sı olayınca geriye- merk –yani ölüm kalıyor.
Dilerim haktan tez zaman da ölesin denilmekte ve içersinde gizli anlamlar bulunmaktadır.

Türküler dolusu sevgiyle... :)

gizemliduygular
09-08-2008, 20:53
Ata Yurdumuzun güzel bir hanımefendi sanatçısı Zülfiye İbadova'nın Aşık Tabriz'le olan düeti.


DE GÖRÜM KİMİN YARISAN

http://www.ktunnel.com/index.php/1010110A/4abcff834c565665da7844041b39d4b589f0eaa79ec4a0e2e3 66d1957a721fd82ebdc6d9d4adf4a618315

yosun
10-08-2008, 21:06
Ağlama Yar Ağlama

Ağlama Yar Ağlama Anam
Mavi Yazma Bağlama
Mavi yazma tez solar
Ciğerimi dağlama

Elma al olanda gel anam
Bahçayı dolanda gel anam
Elma al olanda gel anam
Eyvanı dolanda gel
Hasta düştüm gelmedin anam
Bari can verende gel
Hasta düştüm gelmedin anam
Bari can verende gel

Ağlama Yar Ağlama Anam
Mavi Yazma Bağlama
Mavi yazma tez solar
Ciğerimi dağlama
Mavi yazma tez solar
Yüreğimi dağlama

Elmada bal olaydın anam
Selvide dal olaydın
Bana göre yarmı yok anam
İsterdim sen olaydın.

Ağlama Yar Ağlama Anam
Mavi Yazma Bağlama
Mavi yazma tez solar
Ciğerimi dağlama
Mavi yazma tez solar
Yüreğimi dağlama

Suriye-Halep Türkmen Bölgesi

gizemliduygular
12-08-2008, 19:15
EŞŞEĞİ SALDIM ÇAYIRA



Eşşeği Saldım Çayıra
Otlaya Karnın Doyura
Gördüğü Düşü Hayra
Yoranın Da Avradını

Münkir Münafıkın Soyu
Yıktı Harap Etti Köyü
Ölüsüne Bir Tas Suyu
Dökenin De Avradını

Derince Kazın Kuyusun
İnim İnim İnilesin
Kefen Dikmeye İğnesin
Verenin De Avradını

Dağdan Tahta İndirenin
Iskatına Oturanın
Talkınını Bitirenin
İmamın Da Avradını

Gammaz İle Madrabazın
Malı Vardır Da Yemezin
İkisin Meyyit Namazın
Kılanın Da Avradını

Kazak Abdal Nutk Eyledi
Cümle Halkı Dahleyledi
Sorarlarsa Kim Söyledi
Soranın Da Avradını

Kazak Abdal

Yalnızca geçmişte değil, her dönemde olabilecek düzenbazları yeren, güldüren, güldürürken de düşündüren güzel bir parçayı yine büyük ustalardan Rahmi Saltuk'tan dinler miyiz?

http://www.ktunnel.com/index.php/1010110A/a2491ab4d07c56113e40e77a7636ca7c79bfd059a27f1df967 d61821caafd3a2d249de8aef2fd23717688

DUVAR USTASI
12-08-2008, 21:21
Adı Mart. Anadolu bozkırında orta halli küçük bir köy, Çankırı'nın Şabanözü ilçesine bağlı. İnsanları tarım ve hayvancılıkla uğraşır. Yoksulu bol, kendi yağıyla kavrulanı azdır. Öykümüzün kahramanı Ahmet de bu köyün yoksullar bölüğünden. Babadan yetim keleş bir delikanlıydı. Çalımlı değil ama, sevimli, yumuşak huylu, yüzü yolda bir gençti. Babası ölür ölmez anasıyla birlikte el kapılarında koşturdu yıllarca. Irgatlık yaptı, çöne durdu. Çile hamurunu genç yaşında köyünün taşı toprağıyla yoğurdu. Anasıyla birlikte muhanette muhtaç olmadı. Yumruk kadar bebe iken işe başladı, çalışa çabalaya onsekizine ulaştı. Günün birinde, "askersin, hazırlan bakalım" dediler. Vardı kasabaya muayene oldu. Kusursuzdu, sağlamdı, Verdiler sülüsünü, çekti gitti askere gitti. Vatani görev yeri: Erzincan 58. Topçu alayı.

İki yıl sonra kutsal görevi yüz akıyla bitirdi geldi Ahmet. Geldi ya, baba ocağında gördüğü, giderken bıraktığı gibi değildi. Anası eski gücünü direncini kaybetmişti. Beli eğilmiş, saçları ağarmıştı. Ahmet'in gözünde bugün var yarın yoktu. Birkaç gün gezindikten, askerliğin havasını unuttuktan sonra verdi kararını. "Anacığım, yetmez mi benim için çektiğin? Bunca yıldır el kapılarında ağarttın saçlarını. Benim için süpürge ettin. Gece gündüz demedin çalıştın. Bundan gayri kendi evimizin işine bak. Ben çalışayım sen kazancımın bekeri ol..." Sevindi anası. Çünkü O'na güveniyordu. Tek desteği kayınıyla oğlu Ahmet'ti.

Ahmet vine el kapılarında gece gündüz ırgatlık yapmaya başladı. Tek düşüncesi para kazanmaktı. İhtiyar anasını mutlu etmek, onun sağlığında evlenmekti. İstedi ki, bir gelin hürmeti, bir kaç torun yüzü görsün anası...

Bu düşlerle bir kış mevsimi gelip geçti. Günler ilkbahara dayandı. Mart ayı çıkar çıkmaz Mart köyünün dağı-ovası, deresi tepesi renge boyandı. Bağları ekilmeye, bostanları dikilmeye başlandı. Madımaklar yollarda ekinler tarlalarda yeşerdi. Ya Ahmet'in umutları? Baharla birlikte onun duyguları da kabardı. Köyün güzel kızlarından birine, Güllü'ye gönlünü kaptırdı. Uzaktan uzağa seviyorlar derdini bir türlü duyuramıyordu. Mahalledeki çöpçatan Emine'yle haber göndererek sevdiğini belli etmeye çalıştı. Kendi açarsa olmazdı. Çünkü Güllü'nün adını dillere destan etmek istemiyordu.

Güllü güzel, Güllü alımlı kızdı. Gönlü ganiydi.Öyle yükseklerden uçan, kendini ağıra saran cinsten değildi. Ağa oğlu, bey oğlu, ırgat, dal kadın çocuğu nedir bilmezdi.Bir insan çalışkan mı, evine köyüne bağlı mı, mert mi, ince mi, yüreği yufka mı, bunlara bakardı... Güllü bu nitelikleri Ahmet'te gördü, gönlü onun gönlüne su gibi aktı. O yılın Kurban Bayramı şenliklerinde arkadaşlarıyla tura oynarken iyice bakıştılar. Boyunu boyuna, huyunu huyuna yakıştırdı. İki göz, iki gönül bir oldu uzaktan Güllü Ahmet'e Ahmet'te Güllü'ye tutuştu. Ne var ki, köylük yer istenen her şey öyle açıkta olamaz ki! Sevenler buluşamaz ! Ne olacaksa gizli saklı gözden uzakta, gönülden can cana...

O yıl, Mart köyünün baharı iyice canlanınca işlet artmaya başladı. Herkes işine gücüne daldı. Bağda-bostanda, yaylada-ovada çalışmalar kızıştı. Güllü kız elinde çapa bel bostanda ötekilere, o bağdan bu bağa koşmaya başladı. Sıcaklar ortalığı, aşk ateşi gönlünü sarınca ne yapacağını bilmez oldu. Kuşluk zamanı köye geliyor, helkeleri kaptığı gibi davar sağmaya koşuyordu yaylaya. Çünkü Ahmet zaman zaman köyün sürüsünü güdüyordu. Gezik kime gelirse o çoban oluyordu baharda.

Ahmet bir gün yaylada kararını verdi. Ahladın gölgesinde davar sağan Güllü'nün yanına yaklaştı. "Bereketli olsun" dedi kısık bir sesle. Güllü şaşırdı. Döndü baktı ki, Ahmet yanıbaşında. İlk kez duyuyordu bu sesi. Süt sağdığı helkeyi heyecanla kendine doğru çekti. Sağdığı koyunu bıraktı, gürneğin arasında ayağa kalktı. "Hoşgeldin" dedi utanç bir sesle. Fakat elleri titriyor, gözlerinin içi gülüyordu. Ahmet'in sesindeki titrekliği, gözlerindeki parlayışı ilk kez yakından seziyordu. "Oturalım mı" dedi Güllü."Bilmem sen bilirsin istersen" dedi. Ahmet. Her ikisi de ahladı gölgesindeki sağmal koyunların arasına çöktüler. Dereden tepeden bir süre konuştular. Yan yana ilk buluşmastıdı çünkü bu. Ahmet yaşlı anasından, Güllü hırçın gardaşından söz etti. Buluştukları görülsün, konuştukları duyulsun istemiyordu Güllü. Ama Ahmet, kestirdi attı; niyetini açıkça belli etti o gün. "Seni istetecem, babana dünür gönderecem" dedi. Bu sözleri duyunca, bir hoş oldu Güllü kız. Sevincinden yüreği hopladı. "Beklerim, en kısa zamanda beklerim" dedi süt helkesini kaptığı gibi köye doğru yöneldi.

O günden üç gün sonra gezik biter bitmez köye döndü Ahmet. Bir akşam, yaşlı anasının dizlerinin dibine oturdu. "Anacığım" dedi. "Benim için bunca yıl saçını süpürge ettin, babasızlığın acısını duyurmadın, beni bugünlere getirdin. Başımızı sokacak evimiz var, askerliğimi de yaptım, sıra evlenmeye geldi. İsterim ki, bir gelinin olsun. Benim gönlüm Güllü kızı ister. Severiz birbirimizi. N'olursun bir istet babasından!..."
- Doğru diyorsun yerinde zamanında söylüyorsun Ahmed'im" dedi anası. "Bilirim ki seversin Güllü'yü, o da seni beğenir; lakin babasıyla deli gardaşlan ne der bu işe?" onlar yükü yeceye yıkan cinsinden. Başımıza bir dert açmasınlar.
"Bir kere deneyelim" dedi Ahmet. Anasını razz etti ve Güllüye dünürcüleri gönderdi...

Ahmet'in dünürcüleri bir Cuma akşamı çaldılar kapıyı.
Selam sohbetten sonra çıtlattılar geliş niyetini. Daha Güllü'nün adı geçer geçmez dikildi kardaşları. Küplere bindi babası.
"Olmaz! Bu iş için geldinizse kapım size kapalı. Ahmet önce bir karnını doyursun. Benim, ayak yalın çıplak karın gezene verilecek kızım yok" deyip kesti sözü.
Güllü, direniyordu yandaki odada. "Ahmet'ten başkasına varmam!" diyor babasına ağalarına kızıyordu. Anası anlamıştı Güllü'yü. Ama söz hakkı yok ki.. "Sus kızım, baban ağaların duyar sonra. Ne'der de dikiliriz karşılarına?"

O gece, Güllü verilmedi, gerçek değişmedi. Birbirlerini sevenlerin aşkı sürüyordu. Ahmet Güllü'ye, Güllü Ahmet'e bağlıydı. Çünkü daha önce söz vernişti Güllü. Gerekirse, babası vermezse, gardaşları önüne geçerse kaçacaktı.

Öte yandan Ahmet, dünürcülerin haberlerini duyunca şaşırdı. Olup bitenleri bir güzel öğrendi. "Ayak yalın, çıplak karın!" Ne demekti bu? Güllü nün babası nasıl söylerdi bu sözü!... Oturdu uzun uzun düşündü. Önce anasına, köyün uslularına, can ciğer arkadaşlarına danıştı. Kendine verilen öğüt, "sabret bekle umudunu yitirme... "Ahmet Umudunu yitirmedi, bekledi bekledi." Belki düzelir" dedi içinden. Babasını saydı, gardaşlarının önüne geçmedi Güllü'nün. Ama ne yapsa ne etse gerçek değişmiyordu. Ağır konuşanlar, her yerde hor bakan konuşmaz olmuştu Ahmet'le.
Aradan birkaç gün geçince Güllü'den hater geldi."Kaçırsın beni" Bu gece sabaha karşı tan yıldızı doğar doğmaz bizim arılıkta beklerim onu..." Ahmet, hem şaşırdı, hem sevindi. "Bu durumda geri durmak olur mu? Niçin yaşıyorum, kim için taşıyorum bu canı? Ölürsem Güllü'nün yolunda öleyim!.."

Zamanında beklendiği yere vardı Ahmet. Baktı ki arılıkta saklanmış bekliyor Güllü. Ayakları lastik, başında dülbent, sırtında bir ak gecelik. Meğerse, epeydir ağaları, Güllü kaçmasın diye urbanlarını kendi yastıklarının altına saklamış. Ahmet durumu öğrenince, bir oldu güldü, bir oldu düşündü. yapacak bir şey yoktu artık. Gömleğini çıkanp Güllü'ye giydirdi ve tuttular Karaören'in yolunu. Karaören komşu köy. Sığınacaklan en emin yer orası. Dayısının evine gidecekler, orada saklanacaklar bir kaç gün. Kâh yürüdüler, kah koştular ama Karaören altı saatlik yol. Iki saat sonra ortalık iyice ağardı. Bu dummda görenler olursa ne der? Güllü: "Böylece gidelim", Ahmet "Olmaz" dedi. "Kesin olmaz" Tuttu kolundan yakınındaki gölün yanına vardı. Baktı ki her taraf sazlık. Kamışlar, kındıralar adamın boyunu geçiyor. "Tamam" dedi burası iyi arkasından gelmesin diye Güllü'nün elini ayağını bağladı. Sesi çıkmasın, bağırmasın diye de ağzını... Ve öylece sazların içine bırakıp yürüdü. Niyeti dayısının köyüne varacak, durumu anlatacak, onların yardımını isteyecek. İki saat sonra Karaören köyüne vardı Ahmet. Dummu bir güzel anlattı. "Hoş beş, ne yapalım, nasıl edelim" derken bir saatte öyle geçti. Sonunda dayısıgilden urbaları aldığı gibi düştü yola. Kâh yürüdü kah koştu. Kan ter içinde çıkışından beş saat sonra, gün tepeye dikilirken Güllü'yü bıraktığı sazlığa geldi. Baktı ki, Güllü yok. Yerinde yeller eser. Fazla zaman kaybetmeden hemen geri döndü dayısının köyüne. Sırtını buz gibi ter kapladı dizlerinde fer kalmadı. "Güllü geldi mi' "Gelmedi"."Allah Allah nereye gitti peki?" Dayısı Karaören köyünden birini hemen Mart köyüne yolladı. "Sorun bakalım orada var mı?" Sekiz saat sonra haber geldi. Orada da yok. Böylece ertesi gün öğle vakti oldu. Dayısıyla birlikte köyün birkaç uslusuna, caminin imamına sordular. "Durum böyle iken böyle, ne yapalım ne edelim?"
Köy imamı: "Oğlum Ahmet, sabahleyin erkenden sazlığın üzerindeki tepeye çık; kızı bağlayıp koyduğun tarafa bak; sivrisinek nereye topluca inip kalkıyorsa orada ara" dedi...

Böyle yaptı Ahmet. Karaören'den geceleyin çıktı yola. Gün doğarken sazlığın üzerindeki tepeye çıktı. Baktıki, sivrisinek sürüsü Güllü'yü bağlı bıraktığı sazların beşyüz metre yakınına küme küme inip kalkar..

Koştu oraya ki, ne görsün? Güllü cansız yatıyor yerde. Sivrisinekler üşüşmüş üstüne. Her tarafı şişmiş, davul gibi olmuş. Zavallı Güllü can havliyle çırpınmış çabalamış sürünmüş. Eli ayağı bağlı olduğu için kurtulamamış, ağzı kapalı olduğu için bağıramamış. Her tarafı çizik sıyrık, saz kesiği..."
Bu durumu görünce deliye döndü Ahmet. Dizlerini çırptı, saçlarını yoldu. Ağladı ağladı. Bir şaşırdı bir ağladı. Sonra aldı başını ayrıldı oradan. Gitti ki o gidiş. Olay tez zamanda yayıldı. Duyanların görenlerin içi yandı. Nice nice yürekler parçalandı ağıtlar söylendi, destanlar yazıldı. Güllü'nün öyküsü, yörede bilindi, gençlerce ezberlendi. Bir sazın ezgisi eşliğinde dilden dile söylendi. İbretle dinlenen bir içli bozlak oldu yörede.


Kaynak:
Salih Turhan , Kubilay Dökmetaş , Levent Çelik
Notalarıyla Türkülerimiz ve Hikayeleri
Ankara, 1996

DUVAR USTASI
12-08-2008, 21:25
http://www.turkuler.com/hikayeler/karadirkaslarin.asp

yosun
13-08-2008, 21:09
Vatan, bayrak, bağımsızlık ve tüm kutsal bildiğimiz değerler uğruna şehit düşen fidanların anısına...
Ruhunuz şad olsun!

http://www.ktunnel.com/index.php/101...2ecb8a47818150



Eledim Eledim Höllük Eledim

Eledim eledim höllük eledim
Aynalı beşikte canan bebek beledim
Büyüttüm besledim asker eyledim
Gitti de gelmedi canan buna ne çare
Yandı ciğerim de canan buna ne çare

Bir güzel simâdır aklımı alan
Aşkın sevdasını canan sineme saran
Bizi kınamasın ehl-i din oğlan
Gitti de gelmedi canan buna ne çare
Yandı ciğerim de canan buna ne çare

creative
13-08-2008, 21:21
Emirdağı birbirine ulalı diyorum:)

gizemliduygular
19-08-2008, 13:03
Kara Basma İz Olur


Kara Basma İz Olur
Güzellerde Naz Olur
Gündüz Gelme Gece Gel
Eller Duyar Söz Olur

Hop Ninnayı Ninnayı
Gel Oynayı Oynayı

Kara Basma Kayarsın
Sen Benimle Ayarsın
Asker Olduğum Zaman
Günlerimi Sayarsın

Hop Ninnayı Ninnayı
Gel Oynayı Oynayı

Kar Üstüne Kar Damlar
Dayanmaz Buna Canlar
Ne Zaman Düğünümüz
Sayılmıyor Bu Aylar

Hop Ninnayı Ninnayı
Gel Oynayı Oynayı

Yöre:Bayburt
Derleyen: Mustafa Ahıskalı

http://www.ktunnel.com/index.php/1010110A/d3424942f9a3d043825c03dcc399096c18b321bf95d44348a3 c3d191af2d5147019226812702633616386

DUVAR USTASI
21-08-2008, 18:44
Ağgül'e varıp sorsalar; deseler ki, "Söyle terk eder misin? Yıllardır yavuklu bildiğin Mustafa'nı terk eder misin ?" Ne der acep Ağgül. Terkederim dermi ki hiç seven sevdiğini terk edermi? Ama töreler gelenekler ana babanın baskısı koparıp götürür seveni sevdiğinden. Geride kalan derdini türkülere döker. Türkülere sığınır, içini türkülere boşaltır. Giden gittiğini bilir, içine atar dertlenir kaygılanır o kadar.

Derler ki, Ağgül köyün varsıllarından Mürsel ağanın kızıdır. Güzel mi güzel simsiyah saçlar, kestane rengi gözler, salına salına yürüyüşü yürekleri yakarmış. Köy gençlerinin gözü Ağgül’de ama kimse de yan gözle bakamazmış.



Nedeni de Mustafa. Herkes sayar severmiş Mustafa 'yı. Yoksul bir ailenin çocuğu olan Mustafa babası öldükten sonra evin bütün sorumluluğunu yüklenmiş, anasını ele muhtaç bırakmamış. Alnının teriyle geçimini sağlıyor. Bazen zorlansa da yakınmıyor Mustafa. Ağgül'üne de kavuşursa tasası kalmayacak.



Gel gör ki, Ağgül'ün babası verimkâr değil. "Mustafa kim oluyor ki bizden kız isteyecek o ilkin karnını doyursun" diyormuş. İyi hoş ama Ağgül öyle demiyor. "Bir lokma bir hırka olsun yeter artığını istemem" diyor diyor ya dinleyen kim.



Babası tam bir şehirli düşkünüymüş "Şehirli köylüden daha iyidir bizim Şefketgil şehre gitti de eli yüzü açıldı temiz yiyor temiz giyiniyorlar, benim kızım da şehirliye layık" diyor da başka birşey demiyormuş. Onlar böyle diye dursun Mustafa ile Ağgül sık sık buluşup akşam karanlığı çöküp el ayak çekildi mi soluğu Ağgül'lerin bahçesindeki ceviz ağacının altında alırlar ve "Yarın son olsun kaçıp gidelim burdan" diye kavilleşip ayrılırlarmış. Üç gün beş gün, üç ay beş ay hep kavilleşiyorlar, hep yarına bırakıyorlarmış. Sözün kısası altı ay geçiyor aradan.

Günlerden bir gün Mustafa yine gelip cevizin altında beklemiş. Ay tepede, ay tepeyi aşıyor, ay kayboluyor Ağgül yok ortada. Cevizin altında uyuyup kalıyor. Mustafa, sabahın ilk ışıklarıyla uyanıyor; gördüğü düşleri hayıra yormaya çalışıyor.



Daha sonra kalkıp köyün kahvesine gitmiş. Dalgın dalgın çayını içerken çocukluk arkadaşı Zamir gelmiş kahveye. Varıp Mustafa'nın yanına yavaştan "Seninkini akşam vermişler lokumu dağıttılar elini çabuk tut kaçır yoksa havanı alırsın" demiş. Mustafa ayıkmış birden "Demek işin içinde iş varmış demek onun için gelmemiş Ağgül" diye konuşmaya başlamış kendi kendine.



"Şehirden bir tanıdıklarının oğluna vermişler. Keleşzadeler'in oğluymuş. Zengin adamdırlar konakları dillere destan saray gibi. Elini tez tut yoksa gitti gider Ağgül" deyince yüreği bir ateş harmanına dönmüş Mustafa'nın. Yan babam yan. Akşamı zor etmiş Mustafa. Hemen koşmuş ceviz ağacının altına sabahı etmiş ertesi akşamı etimiş yok. "Daha kaçgün oldu kavilleşeli ne çabuk sözünden döndü" diye içi içini yemeye başlamış. Bir yandan da umudunu yitirmiyor "Ağgül bensiz olmaz döner gelir bir gün" deyip ceviz ağacına gidiyormuş sık sık.



Derken düğün günü gelip çatıyor Keleşzadeler'in düğünü de şanına uygun davullar çifter çifter, kazanlar kaynıyor. Düğün üç gün üç gece sürmüş. Mustafa da daha fazla dayanamıyıp köyden kaçıp dağlara gitmiş. Ama uzaklaşamıyor gözü ceviz ağacındadır hep. Dönüp dolaşıp düğünün son günü köye geri gelmiş. Ağgül’ü arabaya bindirmişler araba ağır ağır yola düşmüş. Mustafa da köyün en yüksek tepesi olan Kırlangıçtepe'ye tırmanmış. Şehre inen yol ayaklar altında düğün alayını gözden kaybolana dek seyretmiş.



Mustafa artık kolu kanadı kırık deli gibidir ne yapacağını bilemez. "Ben Ağgül'süz nasıl yaşarım, ama döner bir gün mutlaka kaçar gelir bana" deyip umutlanır. Günler günleri eskitir, aylar ayları. Hiçbir haber yoktur. Tek haber, arada şehre inenlerden yolu düşüp konağın önünden geçenlerden gelirmiş. Ağgül'ü yüzünü cama dayamış dalgın dalgın düşünürken görürlermiş.



Mustafa'yı da en son elinde bir ceviz fidanıyla Kırlangıçtepe'ye tırmanırken görmüşler. Tepenin en görünür yerine diker fidanı sonra da yanık sesiyle bir türkü tutturmuş. O günden sonra kimse bilmez Mustafa'ya ne olduğunu. Kimi Çukurova'ya yerleşti der kimi ‘canına kıydı’ der. Ama Mustafa'nın son gün söylediği türkü kimsenin dilinden düşmemiş. Köyün de sınırlarını aşıp yankılanmış.


Türkünün Sözleri:
Ağgül seni camekanda görmüşler
Siyah saçın sırma ile örmüşler
Ürüyamda seni bana vermişler
Beni bırakıpta kor gidermisin

Acı poyraz gibi deli esmedim
Kaderime küstüm sana küsmedim
Ben o yardan umudumu kesmedim
Beni bırakıpta kor gidermisin

Yaşar Özürküt

DUVAR USTASI
21-08-2008, 20:06
Ereğli'den Çıktım Sökün Eyledim

Ali Ercan, Kara Kaş Gözlerin Elmas ve Niğde Türküleri adlı kitabında "Sabi Baba" isminde bir kişiden dinlediği bu türkünün hikayesini aynen şöyle anlatmaktadır:

"Orta köyde Tahir efendi adında bir halk şairi varmış. Bu zât sazını kendi zevki için çalarmış. Altında atı, terkesinde sazı, şehir şehir, kasaba kasaba dolaşırmış. Günlerden bir yaz mevsimi Ereğli'ye gezmeye gidiyor. Şehre girmeden bir ağaçlık, su kenarında bir kaç aşiret çadırına rastlıyor. Çadırların bir tanesinden güzel bir kız ellerindeki helkeleri,saçları iki bölük,yakınındaki pınara su doldurmaya gidiyor. Tahir efendi kızı görünce aşık oluyor. Kendisini tanıtıyor ve Allah'ın emri ile de kıza evlenme teklifi yapıyor. Kız ise Tahir efendiyi ayaktan başa kadar süzdükten sonra teklifi kabul ediyor. "Yalnız babam Adana'ya gitti, bir hafta sonra gelir, o zaman gel ve beni babamdan iste" diyor.

Tahir efendi hemen geri Ortaköy'e döner ve en yakın akrabasına,eşine,dostuna durumu anlatır ve bir haftayı sabırsızlıkla bekler. O bekleye dursun ,kızın babası üç gün sonra dönüyor. Kızının durumunda bir takım değişiklikler seziyor. Vaziyeti başka bir şahıs tarafından da öğrenen baba,bu işe asla razı olmuyor. Hemen çadırı,çatmayı yüklenip Adana tarafına doğru yollanıyor. Bir hafta geçiyor ve Tahir efendi dünürcülerini toplayıp Ereğli'ye hareket ediyor. Çadırın olduğu yere geldikleri zaman hepsi şaşırıyorlar. Çünkü çadırın yerinde yeller esmektedir. Tahir efendi Sevgili Hüsne'sinin ayak izinden başka hiçbir şeye rastlayamıyor. Sonsuz gam tülüne bürünen Tahir efendi çeker sazını, vurur mızrabını ve bu türküyü yakar."

DUVAR USTASI
21-08-2008, 20:08
Kiziroğlu Mustafa Bey


Bu türküyü dinleyen herkesin kafasında bir soru belirir. Kim bu Kiziroğlu Mustafa Bey ? Köroğlu ile ne ilgisi var? Bu türküyle ilgili birçok söylenti var ama en ilginci sanırım bu. Kizir, Kars'ın Susuz kazasına bağlı bir köydür. Bu köy Kısır dağlarının geniş eteklerine kurulmuştur. Köyün dört bir yanından ise soğuk pınarlar akar. Köy düz toprak damlı evlerden oluşmaktadır ve köyün hakim bir yerin de de bir kale kalıntısı vardır. Köylüler Kiziroğlu'nun kalesi derler buraya. Kiziroğlu bu köyde yaşamış ve bura da efsaneleşmiştir derler.

Küçükken at binip kılıç kuşanır
Söylentiye göre şimdiki Kiziroğlu Köyü’nün yerinde bir birinden uzak yirmi yirmi beş kadar ev bulunmaktaymış. Bölge dağlık ve ormanlık olduğu için insanları da bu nedenle olacak ki çok serttir. O zamanlar burada yaşayan insanların başında bulunan kişiye "Kizir" derlermiş. Kizir Muhtar demektir. Gün gelmiş zamanın kizirinin ünü tüm Anadolu'ya yayılmış. Tüm kötüler ondan korkar olmuş. Gel zaman git zaman Kizirin bir oğlu olmuş. Daha küçükken iyi at biner, kılıç kuşanır olmuş. İşte Kiziroğlu Mustafa Bey bu çocuk. Bütün çocukluğu Kısır Dağı’nda at binip avlanmakla geçmiş Mustafa'nın. O da babası gibi büyüyünce namlı bir yiğit olmuş, haksızlık ve adaletsizliklerle savaşmaya başlamış. Zaten onun bulunduğu çevrede kimse haksızlık etmeye cesaret edemezmiş ya .

Köroğlu doğuya gelir
O sırada doğuya gelen Köroğlu Kısır Dağları’nda Ferro deresine yerleşir, amacı doğudaki haksızlıkları yok etmek. Bir gün Köroğlu bir at gezisinde Kizir Köyü’nü görür, "Burada ki adaletsizlikler de benden sorulur" der ve gider orada bir kale kurar. İşlerinden dolayı bir müddet köyünden ayrı kalan Kiziroğlu köye döndüğünde Köroğlu’nun kalesini görür. Sinirlenir. Köroğlu’nun yanına gider, sertçe çıkışır "Sen kim olasın ki benim yurdumda saltanat süresin" Her ikisi de bir birlerini kötü insan olarak bilirlermiş. Köylülerin söylemesi böyle.

Yiğitlerin kavgası
O zamanın adaletine göre iki yiğit dövüşür, galip gelen diğerini öldürüp savaşı kazanırmış. Köroğlu ve Kiziroğlu günlerce at üstünde kavga etmişlerse de yenişememişler. Kılıç kavgasında ve güreşte de yenişememişler. Mustafa Bey’in atı Ala Paça da Köroğlu'nun atı Kırat’la güreş-mekte. Mustafa Bey şöyle bir geri bakmış ki ne görsün atı Ala Paça Köroğlu’nun atını alt etmiş duruyor. "Ola benim atım Köroğlu'nun atını alt etmiş, ben Köroğlu'nu alt etmezsem halim nic' olur" deyip gayrete gelmiş Köroğlu'nu yere vurmuş. Tam kamasını çekmiş vuracağı sırada Köroğlu "Dur yiğit, bana biraz mühlet ver yiğitlerimi göreyim karımla helalaşayım" demiş. Mustafa Bey bırakmış. Köroğlu eve gidip olanları karısına sazıyla sözüyle anlatmaya başlamış.

Bir atı var Ala Paça peh peh peh
Mecal vermez Kırat kaça hey hey hey
Az kaldı ortamdan biçe
Ağam kim, Paşam kim, Nigar kim,
Hanım kim
Kiziroğlu Mustafa Bey
Bir beyin oğlu
Zor beyin oğlu

diye...Köroğlu geciktiği için evine kadar gelen Kiziroğlu kapı aralığından türküyü duyunca duygulanır ve utanır. Kapıyı çalıp içeri girer. Mustafa Bey’i karşısın da gören Köroğlu her şeyin bittiğini düşünürken Mustafa Bey sarılıp onu öper. "Sen benden daha yiğitsin Köroğlu" der. Köroğlu da "Ben artık buradan gideyim burada senin gibi mert ve yiğit biri varken kalmak olmaz" der ve köyü terk edip batıya gider.

Anadolu insanının takdiri
Köroğlu'nun Bolu Dağları’ndan çıkıp ta Kars'a gelmesi o zamanın koşullarında olanaksız gibi. Ama halk düşüncesi iki yiğidi Doğu Anadolu da önce çarpıştırıyor sonra barıştırıyor. Bu, Anadolu insanının kahramanlarına, haksızlıklara direnenlere verdiği değeri gösterir. Kiziroğlu öyküsü tepeden inmemiştir, böyle bir yiğit yaşamış ün almıştır. Halk da bu söylenceyle Kiziroğlu'nu saygı ve sevgiyle anmaktadır.

DUVAR USTASI
12-10-2008, 08:52
İyi hoş doldursun ayranı ya, sen kimsin? Köylük yerde bir genç kız her isteyene bir tas ayranı uzatırsa ne olur, adı nereye çıkar? Demezler mi; falancanın kızını gördüm, bir yabancıya tası doldurup ayran verdi. Aralarında bir şey var, elin yabancısına yoksa verir mi ayranı? Hem köyün geleneklerine de ters düşmez mi? Hem de genç bir kız! Yok canım, bu işin içinde bir iş var mutlaka.

Cemile güzelliği dillere destan bir kız, Aziz köyün yakışıklı gençlerinden. Eh göz görüp gönül de sevince, her şey tamam gerisi büyüklerin bileceği iş. Üç-beş emmi dayı; köyün muhtarı imamı, bir de Aziz’in babası varıp istemişler Cemile’yi. Kız evi nazevi derler, olacak o kadar naz. Araya bir kaç görüşme daha girer, sonunda iş tamam. İş tamam da daha askerliğini yapmamış Aziz. Bugün yarın derken, nişanlarının haftası askerlik çağrısı gelmiş. Aman yaman daha yeni nişanlandım hiç olmazsa bir iki ay geçsin dese kimse dinlemez. Günü gelince vurmuş sırtına çantasını, dost ahbap helâlleşmiş, varmış Cemile’nin yanına. “Üç yıl çabuk geçer bak. Büyük seli hatırla beş yıl oldu, dün olmuş gibi. Esat emmi öleli dört yıl oldu. Demem şu ki günler tez geçiyor; bir göz açıp kapayınca burdayım gönlünü ferah tut” demiş. Bekleyeceklerine söz verip ayrılmış Cemile ile Aziz. Kara trenin düdüğü ile ilk kez köyünden ayrılmış Aziz. Sık sık mektup yazmış köyüne, içindekileri dökmüş mektuplarına. Anasına babasına, dolaylı olarak da nişanlısına selamlarını, özlemlerini iletmiş.

Aziz askerdeyken, kötü bir haber yayılmış asker ocağına; “Uzakdoğu’da savaş patlamış, bizi de savaşa çağırıyorlarmış”.



Kimi “Yok canım yalan söylüyorlar dünyanın bir ucundaki kavgadan bize ne” dese de, “Bizim sözümüz varmış, onlar savaşa girerse biz yardım edeceğiz, biz girersek onlar yardıma gelecekmiş. NATO mu, ne diyorlar işte onun için” diyormuş kimileri. .



Derken Aziz’in kura günü gelip çatmış. Adı cepheye gidecekler arasındaymış. Bir yandan üzülür ölürse yaban ellerde ölecek, hem ne için savaştığını da bilmeyecek. “Yurduma düşman saldırmadı, arıma, namusuma dil uzatan olmadı peki bu savaştan bize ne” der “Acep oraların havası nasıl olur, kaç gün de gidilir” diye kendi kendine düşünür durur. Çok geçmeden de cephede bulur kendini. Gecesi gündüzü yok savaşın Aziz gününü ayını şaşırıyor, tek amacı ölmemek ve bir an önce Cemile’sine kavuşmak.

Demokrat Partinin “Altın çağı” denilen bu dönem 1947 de ki yabancı sermayeyi teşvik kanunu 1951 de sermaye bölüşümünü daha da kolaylaştırıcı doğrultuda yapılan değişiklik ve Kore savaşına bir tugay asker göndermesiydi. ABD’nin isteği ve NATO’ya üye olmak için Tuğgeneral Tahsin Yazıcı emrinde 5 bin asker Kore’ye gönderilmişti. Türkiye savaşı standart 5 bin kişiyle sürdüreceğine söz verdiği için eksilmeler oldukça asker göndermeye devam etmiş ve savaşın Türkiye’ye faturası 717 ölü 5247 yaralı 229 esir 167 kayıp olmuştu. Bu da ABD’den sonra en fazla kayıp veren ülkenin Türkiye olduğunun göstergesiydi.

Her taraftan ateş yağmakta tam bir cehennem misâli. Bu arada şarapnel parçalarından biri de gelip Aziz’i buluyor ki, hem de yapayalnız. Düştüğü yerde kalıyor. Aziz eli yüzü paramparça esir kampına götürülür. Canı kurtuluyor kurtulmasına ya Aziz eski Aziz değildir artık. Radyo bültenlerinde kayıp listeleri okunur, birliğine gelemeyenler arasında Aziz’in de adı vardır. Cemile vurulmuşa döner. Herkes birbirini avutmaya çalışsa da Aziz’in artık dönmeyeceğine çünkü onun öldüğüne inanırlar.




Ama Cemile hiç ümidini kesmemiştir, “Aziz ölmedi, ölse künyesi bulunurdu” diye diye aradan yıllar geçer ve tek bir haber çıkmamıştır Aziz’den. Günlerden bir gün Cemile çeşme başında yayığı almış önüne ayran yapıyormuş. Başını kaldırdığında bir atlının yoldan sapıp çeşmeye doğru geldiğini görmüş. Cemile kafasını önüne eğip göz ucuyla da yabancıya bakmış. Yüzü gözü yara bere içinde olan yabancı Cemile’den bir tas ayran istemiş. Cemile de yabancıyı terslemiş, çünkü yabancı ayranı sözle değil türkü çağırarak istemiş. Cemile de ayran vermek istemediğini yine türkü ile yanıtlamış. Karşılıklı türkü düeti başlamış. Türkünün sonunda yabancının Aziz olduğunu anlamış Cemile. Anlıyor da ayran yayığını bir yana, bakracı bir yana atıp boynuna sarılmış.

Türkünün Sözleri: Ayran Türküsü

Aziz:
Uzak yollardan da kıvrandım geldim
Tatlı dillerine eğlendim kaldım
Gelin bu ayranı tazemi yaydın
Hüda’nın aşkına doldur ayranı



Cemile:
Uzak yolların vefası mısın
Ak alnımın da sen cefası mısın
Yaydığım ayranın kahyası mısın
Anamdan habersiz vermem ayranı



Aziz:
Bunca yıldır gurbet elde dururum
Çeker silahımı seni vururum
Ya ayranı alırım ya da ölürüm
Gel kız kerem eyle doldur ayranı



Cemile:
Ayranı atlarıma yüklerim
Götürür de dağ başına dökerim
Gurbet elde yârim vardır beklerim
Ondan başkasına vermem ayranı



Aziz:
O nedir ki yer altında paslanmaz
O nedir ki suya düşer ıslanmaz
O nedir ki etin kessen seslenmez
Ya bunun cevabın ya da ayranın



Cemile:
O altındır yer altında paslanmaz
O güneştir su altında ıslanmaz
O ölüdür etin kessen seslenmez
Bilirim bunları vermem ayranı



Aziz:
Tepsiye koydum da binliği tozu
Ortadan kaldırdık hele Aziz’i
Bir kaşık ayranı ver hala kızı
Hüda’ nın aşkına doldur ayranı



Cemile:
Tepsiye koydum binliği tozu
Ortadan kaldırdım hele Aziz’i
Sana feda ettim iki ala gözü
Getir kabını da doldur ayranı

ally_mcbeal
24-10-2008, 23:57
bu tatsız ve morallerin dipte olduğu günlerde keyifli bir türkü aklıma geldi:

Sevda olmasaydı

Sevda olmasaydı da gönüle dolmasaydı
Dünya neye yarardı da güzeli olmasaydı
Nar danesi danesi de seviyom berdanesi
Güzellerin içinde de sevdiğim bir danesi

O yar zülfünü tararda gönül yarini arar
Bu dünyada sevmeyenler de ahrette neye yarar
Nar danesi danesi de seviyom berdanesi
Güzellerin içinde de sevdiğim bir danesi

Gözel gönül gülüdür de aşığın bülbülüdür
Sevmeyeni neyleyim de sevenin sevgilidir
Nar danesi danesi de seviyom berdanesi
Güzellerin içinde de sevdiğim bir danesi

yosun
29-10-2008, 01:09
Sarı Zeybek Şu Dağlara Yaslanır


Sarı (Da) Zeybek Şu Dağlara Yaslanır
Yağmur Yağar Silahları Islanır (Ben Yandım)

Sarı (Da) Zeybek İnip Gelir İnişten
Her Yanları Görünmüyor Gümüşten (Ben Yandım)

Duman (Da) İnmiş Şu Yaylanın Düzüne
Davran (Da) Gır At Yol Göründü Gözüme (Ben Yandım)

Burdur/Yeşilova
Salih Urhan-Ahmet Yamacı

yosun
29-10-2008, 01:20
SARI SAÇLIM MAVI GÖZLÜM

Sana hasret sana vurgun gönlümüz
Neredesin mavi gözlüm nerde
Bu gemi bu Karadeniz
Sari saçlım mavi gözlüm

Nerde nerde nerdesin dost
Bu gemi bu Karadeniz
Sari saçlım mavi gözlüm
Nerde nerde nerdesin dost

KURBAN OLAM YÜRÜDÜĞÜN YOLLARA
KARA PEÇE YAKIşMIYOR KULLARA
UYAN BAK BiZiM HALLARA
SARI SAÇLIM MAVi GÖZLÜM

Nerde nerde nerdesin dost
Uyan bak bizim hallara
Sarı saçlım mavi gözlüm
Nerde nerde nerdesin dost

Bulutlar teninden dağlar kokundan
Sarhoştur sevenin Mahsuni bundan
BİR DAHA GEL GEL SAMSUN'DAN
SARI SAÇLIM MAVİ GÖZLÜM

Nerde nerde nerdesin dost
Bir daha gel gel Samsun'dan
Sarı saçlım mavi gözlüm
Nerde nerde nerdesin dost

Aşık Mahsuni Şerif


http://tr.netlog.com/go/explore/videos/videoid=1723788

ÖZDOĞAN77
02-11-2008, 12:48
Kara Tren (Gözüm Yolda)

Gözüm yolda gönlüm darda
Ya kendin gel ya da haber yolla
Duyarım yazmışsın iki satır mektup
Vermişsin trene halini unutup

Kara tren gecikir belki hiç gelmez
Dağlarda salınır da derdimi bilmez
Dumanın savurur halimi görmez
Gam dolar yüreğim gözyaşım dinmez

Yara bende derman sende
Ya kendin gel ya da bana gel de
Duyarım yazmışsın iki satır mektup
Vermişsin trene halini unutup

Kara tren gecikir belki hiç gelmez
Dağlarda salınır da derdimi bilmez
Dumanın savurur halimi görmez
Gam dolar yüreğim gözyaşım dinmez


En sevdiğim türkü.:super:

yosun
04-11-2008, 21:37
Ormancı

Çıktım Belen Kahvesi'ne baktım ovaya, baktım ovaya,
Bay Mustafa çağırdı, dama oynamaya,
Ormancı da gelir gelmez, yıkar masayı, yıkar masayı,
Söz dinlemez ormancı, çekmiş kafayı.

Aman ormancı, canım ormancı
Köyümüze bıraktın yoktan bir acı.

Köyümüzün ortasında, değirmen döner, değirmen döner,
Değirmenin suları, dağından iner,
Ormancıya atılan kurşun, Tevfik'e döner, Tevfik'e döner,
Tevfik'in feryatları, yürekler deler.

Aman ormancı, canım ormancı
Köyümüze bıraktın yoktan bir acı.

Köyümüzün suları da hoştur içmeye, hoştur içmeye,
Üstünde köprüsü var, gelip geçmeye,
Tevfik'imi vurdular, hiç mi hiç yere, hiç mi hiç yere,
Yazık ettin ormancı, köyün iki gencine.

Aman ormancı, canım ormancı
Köyümüze bıraktın yoktan bir acı

Yöresi: Marmaris


Ormancı, Sarı Memet Lakaplı Orman Memuru Mehmet İn'dir. Aslen Marmarisli’dir. Emekliliğinden sonra oraya yerleşir. Doksanlı yılların başında da ölür.

Muhtar Tevfik, Bay Mustafa'nın en yakın arkadaşı, Geneves Köyü muhtarı Tevfik Cezayirli'dir. Öldüğünde arkasında 25 yaşında bir eş ve 3 çocuk bırakmıştır.

Bay Mustafa, 1922 Geneves doğumlu Mustafa Şahbudak'tır, ağa çocuğudur. 28Mart 2005'te tedavi altında bulunduğu Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde yaşamını yitirmiştir. 83 yaşında ölen Şahbudak, en yakın arkadaşı Muhtar Tevfik’in yanlışlıkla ölümüne neden olmuş daha sonra Gevenes Köyü’nde yaşanan bu acı olay “Ormancı” türküsüne konu olmuştur.

yosun
04-11-2008, 21:51
Türkülerimiz, özümüz... Onlarla ağlayıp, onlarla güldüğümüz.
Türkülerimizi unutmayalım. :)

yosun
04-11-2008, 23:21
Başka bir tadı vardır Orta Anadolu türkülerinin. Ezgisiyle, sözüyle büyüler insanı...



Neredesin Sen


Şu garip halimden bilen işveli nazlım
Gönlüm hep seni arıyor neredesin sen
Tatlı dillim güler yüzlüm ey ceylan gözlüm
Gönlüm hep seni arıyor neredesin sen

Ben ağlarsam ağlayan gülersem gülen
Bütün dertlerime ağlayıp gönlümü bilen
Sanki kalbimi bilerek yüzüme gülen
Gönlüm hep seni arıyor neredesin sen

Sinemde gizli yaramı kimse bilmiyor
Hiç bir tabip yarama merhem olmuyor
Boynu bükük bir garibim yüzüm gülmüyor
Gönlüm hep seni arıyor neredesin sen

Neşet Ertaş / Kırşehir

yosun
06-11-2008, 23:15
Baharı Görmedim

Baharı görmedim yazımdan oldum
Yar için ağladım gözümden oldum
Ben de düştüm bu dertlerin eline
Ah ede ede özümden oldum

Bu dertlere düştüm ben o yar diye
Yarım gelmiyor çimdi derdi var diye
Dermansız dertlerin düştüm eline
Ben kime yalvaram yaram sar diye

Neşet Ertaş

yosun
06-11-2008, 23:40
Ben bir yörük gızıyıdım

Ben bir yörük gızıyıdım
Yurt dibinde galdım mı ben
Anamın gök gızıyıdım
Nasibime vardım mı ben

Çadırları oba oba
Niye verdin beni baba
Bak goca (beni) verdiğin oğlan
Düşünüyo gaba gaba

Yayıkda da vardır südüm
Galmadı benim ümüdüm
Niye (nasıl) verdin beni anam
Gelinliye güççüyüdüm

Hüseyin Karatürk
Senirkent/Isparta

hascan
06-11-2008, 23:54
düriyemin güğümleri kalaylı ah kalaylıııııı ))))))

ÇAKAL
07-11-2008, 06:24
düriyemin güğümleri kalaylı ah kalaylıııııı ))))))
Hayırdır?Havalar puslu sanırım oralarda!!.:)

hascan
09-11-2008, 22:16
buraları bu günlerde sıcak nede olsa diyarbakır...:)

hascan
09-11-2008, 22:17
kırklar dağının düzüüüüüü:)

yosun
10-11-2008, 09:19
Mustafa Kemal Atatürk'ün aziz hatırasına...

Vardar Ovası

Mayadağ'dan kalkan sazlar
Al topuklu beyaz kızlar
Yarimin yüreği sızlar
Eylenemem aldanamam
Ben bu yerlerde duramam

Vardar ovası Vardar ovası
Kazanamadım sıla parası

Mayadağ'ın yıldızıyım
Ben annemin bir kızıyım
Efendimin sağ gözüyüm
Eylenemem aldanamam
Ben bu yerlerde duramam

Vardar ovası Vardar ovası
Kazanamadım sıla parası

Yöresi: Rumeli

yosun
27-12-2008, 00:18
İşte Gidiyorum Çeşm-i Siyahım


İşte gidiyorum çeşm-i siyahım
Önümüze dağlar sıralansa da
Sermayem derdimdir servetim ahım
Karardıkça bahtım karalansa da

Hayli dolaşayım yüce dağlarda
Dost beni bıraktı ah İle zarda
Ötmek İstiyorum viran bağlarda
Ayağıma cennet kiralansa da

Bağladım canımı zülfün teline
Sen beni bıraktın elin diline
Güldün Mahzuninin berbat haline
Mervanın elinde parelense de

Kahramanmaraş-Aşık Mahzuni Şerif

DELL
27-12-2008, 10:36
Yolcu Neşet Ertaş

Bir anadan dünyaya gelen yolcu
Görünce dünyaya gönül verdin mi?

Kimi böyük,kimi böcek,kimi kul
Merak edip heç birini sordun mu?
Bunlar neden nedenini sordun mu?

İnsan ölür amma ruhu ölmez
Bunca mahlukat var heç biri gülmez

Cehennem azabu zordur çekilmez
Azap çeken hayvanları gördün mü?

İnsandan doğanlar insan olurlar
Hayvandan doğan hayvan olurlar

Hepisi de bu dünyaya gelirler
Ana haktır sen bu sırra erdin mi?

Vade tekbil olup ömrün dolmadan
Emanetçi emnetin almadan

Ömrünün bağının gülü solmadan
Varıp bir canana ikrar verdin mi?

Garip bülbül gibi feryat ederiz
Cahalet elinde küskün kederiz
Cahiller elinde küskün kederiz

Hep yolcuyuz böyle geldik gideriz
Dünya senin vatanın mı?,yurdun mu?


(bu turkumuzu kırac'ta guzel yorumlamıs.)

yosun
08-01-2009, 13:12
Gel Ha Gönül Havalanma


Gel Ha Gönül Havalanma
Engin Ol Gönül Engin Ol
Dünya Malına Güvenme
Engin Ol Gönül Engin Ol

Şu Dünyanın Hali Böyle
Yalan Yahşi Geçer Şöyle
Söyledikçe Engin Söyle
Engin Ol Gönül Engin Ol

Gökde Uçar Huma Kuşu
Bilmeyenler Atar Taşı
Enginlik Gönülün İşi
Engin Ol Gönül Engin Ol

Teslim Abdal Özüm Haktır
Sözümün Yalanı Yoktur
Engin Söyle Büyüklüktür
Engin Ol Gönül Engin Ol

Sivas/Şarkışla-İzzet Savaş-Nida Tüfekçi

ÖZDOĞAN77
08-01-2009, 13:20
Uşak-Yöre Ekibi-Nurten İnnap

Ay Bulutta Bulutta,
Mendilim Kaldı Dutta.
Geleceksen Gel Gayri,
On Yedi Benli Şadiyem,
Daha Gönlüm Umutta.

Ay Buluta Gidiyor,
Gözüm Yari Güdüyor.
Geleceksen Gel Gayri,
On Yedi Benli Şadiyem,
Gençlik Elden Gidiyor.

Evleri Camiye Yakın,
Ak Gülleri Sen Dakın.
Zengin Kocaya Vardın,
On Yedi Benli Sadiyem,
Hani Gerdanda Altın.

Aya Karşı Duramam,
Dama Kilit Vuramam.
Ay Buluta Girince,
On Yedi Benli Şadiyem,
Bağlasalar Duramam.

yosun
19-01-2009, 23:13
Gaybana geceler/Onur Akın

Oy sevdasına kurban olduğum oy,
Bilsen ne gaybana geceler yaşarım,
Gaybana gecelere oy

Kulaklarımda kuru kuru uğultular,
Ben güllere yanarım, güller bana,
Demem o ki sana hasretin o kadar,koymazdı ama,
Geceler öyle bir gay bana
Geceler öyle bir kötü dinli gavur,
Gavur ki sorma

Dönerim olmaz,yatarım olmaz,
Upuzun hint fakiri yatağı gece,
Öyle bir batar ki,dört yanımdan,
Ayağımı uzatırım parmaklık,
Elimi uzatırım soğuk duvar.

Oy kilit,parmak demir, soğuk duvar,
Oy yandır, geceler andır,
Kanrevandır,kanrevandır,kanrevandır.
Yüreğimin hasretinde yalnızlık deyme puşt,
Gaybana gecelerin esaretinde,

Oy sevdasına kurban olduğum oy,
Bilsen ne gay bana geceler yaşarım,
Gaybana gecelere oy.

horus_sirius
29-01-2009, 19:45
Kerpiç Kerpiç Üstüne Kurdum Binayı

Diyarbakır-Yusuf Tapan-Ahmet Yamacı

Kerpiç Kerpiç Üstüne Kurdum Binayı
Binayı Kurar İken Gördüm Leylayı
Leyla Başıma Açtı Türlü Belayı

Ah Leyla Leyla Leyla Etme Bu Nazı
Gel Barışalım Baban Kıysın Nikahı

Kerpiç Kerpiç Üstüne Düzdüm Bir Sıra
Leyladan Haber Aldım Gitmiş Mısır'a
Kuzu Olup Melesem Arkası Sıra

Ah Leyla Leyla Leyla Etme Bu Nazı
Gel Barışalım Baban Kıysın Nikahı

yosun
04-02-2009, 22:42
Neriman Altındağ Tüfekçi Vefat Etti

Türk Halk Müziği'nin duayen sanatcılarından Neriman Altındağ Tüfekçi, geçen pazar günü geçirdiği kalp krizinin ardından tedavi altında alındığı İstanbul Florance Nightingale Hastanesi'nde vefat etti.

1926 yılında doğan Tüfekçi, 16 yaşında stajyer sanatçı olarak Ankara Radyosu'na girdi. Halk müziğinin bağımsız bir dal olarak ayrılmasından sonra, bu ihtisas dalını seçen ilk sanatçı olan Neriman Altındağ Tüfekçi, 1957 yılında Kadınlar Korosu'nu kurup yönetti. 1959'da İstanbul Radyosu'na geçen Tüfekçi, burada Yurttan Sesler Kadınlar Korosu'nu kurdu. Güçlü sesi ve yorumunun yanısıra en geniş repertuvara sahip sanatçılardana biri olan Tüfekçi, yüzden fazla da derleme yaptı.

Allahtan rahmet diliyorum.

horus_sirius
07-02-2009, 16:38
Dersim Dört Dağ İçinde

Tunceli-Muzaffer Sarısözen-Muzaffer Sarısözen

Dersim Dört Dağ İçinde
Gülüm Bardağ İçinde
Hak Dersimi Saklasın
Bir Gülüm Var İçinde

N'oldu Ağama N'oldu
Gül Benzi Dünden Soldu
Ağam Burdan Gideli
Bu Yerler Viran Oldu

Dersimin Yazıları
Meliyor Kuzuları
Ben Buraya Gelmezdim
Alnımın Yazıları

N'oldu Ağama N'oldu
Gül Benzi Dünden Soldu
Ağam Burdan Gideli
Bu Yerler Viran Oldu

Muhteşem Erkan Oğur Yorumuyla Tavsiye olunur..

yosun
14-03-2009, 21:50
Ellerini Çekip Benden

Ellerini çekip benden
Yarim bugün giden oldu
Hem sever hem sevilirdik
Bu ayrılık neden oldu

Yar aşkıyla yana yana
Ayrı düştüm ellere ben
Ama senden ayrı dezen
Yürek değil beden oldu

Yandı yürek kebap oldu
Gül bahçemde hazan oldu
Belki senden ayrılmazdım
Bu ayrılık neden oldu

Yöresi: Bilinmiyor

yosun
21-03-2009, 22:30
Şu Dağlarda Kar Olsaydım


Şu Dağlarda Kar Olsaydım Olsaydım
Bir Asi Rüzgar Olsaydım Olsaydım
Arar Bulur Muydun Beni Beni
Sahipsiz Mezar Olsaydım Olsaydım

Şu Yangında Har Olsaydım Olsaydım
Ağlayıp Bizar Olsaydım Olsaydım
Belki Yaslanırdın Bana Bana
Mahpusta Duvar Olsaydım Olsaydım

Şu Bozkırda Han Olsaydım Olsaydım
Yıkık Perişan Olsaydım Olsaydım
Yine Sever Miydin Beni Beni
Simsiyah Duman Olsaydım Olsaydım

Şu Yarada Kan Olsaydım Olsaydım
Dökülüp Ziyan Olsaydım Olsaydım
Bu Dünyada Yerim Yokmuş Yokmuş
Keşke Bir Yalan Olsaydım Olsaydım

Yusuf Hayaloğlu

gizemliduygular
22-03-2009, 07:56
Dün yoğun mesaimden dolayı gündemi bir gün geç takip etmek zorunda kalıyorum.:cry::cry:

Ölümünün 36. yılında büyük halk ozanı Aşık Veysel'in anısına ''Atatürk'e Ağıt''


http://www.youtube.com/watch?v=TPfbsdOFl7c&feature=PlayList&p=BD9AC4EB70B75129&playnext=1&playnext_from=PL&index=45


ATATÜRK'E AĞIT


Ağlayalım Atatürk'e
Bütün dünya kan ağladı
Başboğa olmuştu mülke
Geldi ecel can ağladı

Şüphesiz bu dünya fani
Tanrı'nın aslanı hani
İnsi cinsi cem'i mahluk
Hepisi birden ağladı

Doğu batı cenup şimal
Aman tanrım bu nasıl hal
Atatürk'e erdi zeval
Yas çekip nevsen ağladı

İskender-i Zulkarneyn
Çalışmadı bunca leğin
Her millet Atatürk deyi
Cemiyet-i akvam ağladı

Atatürk'ün eserleri
Söylenecek bundan geri
Bütün dünyanın her yeri
Ah çekti vatan ağladı

Fabrikalar icad etti
Atalığın ispat etti
Varlığın Türk'e terk etti
Döndü çark devran ağladı

Bu ne kuvvet bu ne kudret
Varıdı bunda bir hikmet
Bütün Türkler İnönü İsmet
Gözlerinden kan ağladı

Tren hattı tayyareler
Türkler giydi hep kareler
Semerkand'ı Buhara'lar
İşitti her yan ağladı

Siz sağ olun Türk gençleri
Çalışanlar kalmaz geri
Mareşal Fevzi'nin askerleri
Ordular teğmen ağladı

Zannetme ağlayan gülmez
Aslan yatağı boş kalmaz
Yalınız gidenler gelmez
Felek-el mevt'in elinden
Her gelen insan ağladı

Uzatma Veysel bu sözü
Dayanmaz herkesin özü
Koruyalım yurdumuzu
Dost değil düşman ağladı



Aşık Veysel Şatıroğlu

yosun
10-04-2009, 22:43
Kırmızı gül demet demet


Kırmızı gül demet demet
Sevda değil bir alamet
Gitti gelmez o muhannet
Şol revanda balam kaldı

Kırmızı gül her dem olsa
Yaralara merhem olsa
Ol tabipten merhem gelse
Şol revanda balam kaldı

Kırmızı gülün hazanı
Ağaçlar döker gazeli
Kara yağızın güzeli
Şol revanda yaram kaldı

Muharrem Akkuş/Erzurum


Türkünün hikayesi

Annesinin tek oğlu Mehmet, Erzurum yöresinde yetiştirdikleri ürünleri, bugünkü Ermenistan'ın başkenti, o dönemler önemli ticaret merkezi olan Revan'a (Erivan) kervan ile götürüp satmaktadır. Karayağız, güçlü kuvvetli Mehmet, annesine her akşam bahçelerinden derlediği gül demetini getirir. 'Sevgi ve saygı' ifadesi olan gül demetini anne duvara asıp kurutur, onlara baktıkça oğlunu görür gibi olur. Ancak vebaya yakalanan Mehmet, Revan'da ölür ve bir çalı dibine gömülür. Bir Mehmet değildir ölen, kervanın çoğu da bu amansız hastalıktan kurtulamaz. Ağır ağır Erzurum'a giren kervanı, analar, babalar, yavuklular meraklı gözlerle beklemektedir. Mehmet'in anası durumu öğrenince, deli olup dağlara düşer. Elinde bir demet kırmızı gül, dilinde "Kırmızı gül demet demet. Sevda değil bir alamet. Şol Revan'da balam kaldı. Yavrum kaldı.. diyerek ağıtlar yakıp dağlarda gezer durur."

yosun
12-04-2009, 23:20
Mavilim Mavişelim


Mavilim Mavişelim
Tenhada Buluşalım (Mavilim)
Kurban Olduğum Allah
Tez Gönder Kavuşalım (Mavilim)

Mavilim Herg Ediyo
Hergini Terk Ediyo (Mavilim)
Hergin Başını Yesin
Yarim Elden Gidiyo (Mavilim)

Mavilim Kalk Gidelim
Feneri Yak Gidelim (Mavilim)
Bizimle Gelen Olmaz
Sılayı Terk Edelim (Mavilim)

Kırıkkale/Keskin

yosun
15-04-2009, 21:09
Ne ağlarsın benim zülfü siyahım

Ne ağlarsın benim zülfü siyahım
Bu da gelir bu da geçer ağlama
Göklere erişti figanım ahım
Bu da gelir bu da geçer ağlama

Bir gülün çevresi dikendir hardır
Bülbül har elinden ah ile zardır
Ne olsa da kışın sonu bahardır
Bu da gelir bu da geçer ağlama

Daimi'yem her can ermez bu sırra
Gerçek kamil olan yeter o nura
Yusuf sabır ile vardı Mısır'a
Bu da gelir bu da geçer ağlama

Erzincan/Aşık Daimi

yosun
24-04-2009, 23:05
Atına Binmiş Elinde Dizgin (Şahin Bey Ağıtı)


Atına binmiş de elinde dizgin
Vardığı cephede hiç olmaz bozgun
Çeteler içinde imanım azgın
Vurun Antepliler namus günüdür

Sürerim sürerim gitmez kadana
Fransız kurşunu değmez adama
Benden selam söylen nazlı anama
Analar da böyle yavru doğurmuş

Karayılan der ki harbe oturak
Kilis yollarından kelle getirek
Nerde düşman varsa orda bitirek
Vurun Antepliler namus günüdür

Gaziantep

yosun
24-04-2009, 23:07
Değmen benim gamlı yaslı gönlüme

Değmen benim gamlı yaslı gönlüme
Ben bir selvi boylu yardan
Ayrıldım, ayrıldım, ayrıldım oy

Evvel beraberdik dostun bağında
Felek vurdu yuvamızdan
Ayrıldım, ayrıldım, ayrıldım oy

Garip kaldım şimdi gurbet ellerde
Ben gönlümü çalan yardan
Ayrıldım, ayrıldım, ayrıldım oy

Çok ağladım Leyla gibi çöllerde
Ferhat gibi şîrin yardan
Ayrıldım, ayrıldım, ayrıldım oy

Edip Akbayram

gizemliduygular
19-06-2009, 11:16
Sendeki Kaşlar

Sendeki kaşlar bende de olaydı vay
Kaşları senden rastığı benden
Ela gözlü küçük yarim de
Ayrılamam ben senden

Sendeki gözler bende de olaydı vay
Gözleri senden sürmesi benden
Edalı küçük hanım da
Ayrılamam ben senden

Sendeki saçlar bende de olaydı vay
Saçları senden örmesi benden
Edalı küçük hanım da
Ayrılamam ben senden

Söz: Anonim

Yöre: Kocaeli

yosun
04-08-2009, 22:51
Gesi Bağları

Gesi bağlarında dolanıyorum yitirdim yarimi
Aman aranıyorum yitirdim yarimi aman aranıyorum
Bir tek selamına güveniyorum gel otur yanıma
Hallarımı söyleyeyim derdimden anlamaz ben o yari neyleyim

Gesi bağlarında üç top gülüm var hey Allah'tan korkmaz
Sana bana ölüm var hey Allah'tan korkmaz sana bana ölüm var
Ölüm varsa bu dünyada zulüm var
Atma garip anam beni dağlar ardına
Kimseler yanmasın anam yansın derdime

Kaynak: Ahmet Gazi Ayhan
Derleme: Muzaffer Sarısözen
Yöre: Kayseri-Gesi

yosun
04-08-2009, 23:09
Karadır Kaşların Ferman Yazdırır


Karadır kaşları ferman yazdırır
Bu aşk beni diyar diyar gezdirir
Lokman Hekim gelse yaram azdırır
Yaramı sarmaya yar kendi gelsin

Ormanlardan aşağı aşar gezerim
Nazlı yari kaybettim ağlar gezerim
Ormanların gümbürtüsü başıma vurur
Nazlı yarin hayali karşımda durur

Karadır kaşları benzer kömüre
Yardan ayrılması zarar ömüre
Kollarımdan bağlasalar zincire
Kırarım zinciri giderim yare
Ormanlardan aşağı aşar gezerim
Nazlı yari kaybettim ağlar gezerim...

Zonguldak

yosun
18-10-2009, 20:24
Türkülerimizin yeri başkadır.
Onlarla ağlayıp, onlarla gülmüşüz
Onlarla hasret çekip, onlarla kavuşmuşuz...

İşte onlardan birisi daha...

Son günlerde çok beğenerek dinlediğim güzel bir türkümüz


SEVDAN İLE DÜŞTÜM YABAN ELLERE


Sevdan ile düştüm yaban ellere
Dalıp çıktım ateşlere küllere
Giyin demir çarık gel ardın sıra
Dağlara yollara çöllere

Diyardan diyara bir yol
Sor beni yarim yarim
Bul beni yarim yarim
Gör beni yarim yarim
Ah beni beni

Sen kalem ol ben de kağıt
Yaz beni yarim yarim
Çiz beni yarim yarim
Çöz beni yarim yarim
Ah beni beni

Kurban olam mızrap tutan ellere
Yanık yanık türkü diyen dillere
Dertli dertli name çalan tellere
Dağlara yollara çöllere

Diyardan diyara bir yol
Sor beni yarim yarim
Bul beni yarim yarim
Gör beni yarim yarim
Ah beni beni

Sen kalem ol ben de kağıt
Yaz beni yarim yarim
Çiz beni yarim yarim
Çöz beni yarim yarim
Ah beni beni

BARRON
18-10-2009, 20:38
Erzurum Dağları Kar İle Boran

Erzurum (Malatya) Dağları Kar İle Boran
Aldı Yüreğimi Derd İle Verem
Sizde Bulunmazmı Bir Kurşun Kalem
Yazam Arzu Halımı Dosta Seslenem

Uy Beni Beni Beni Belalım Beni
Satarım Bu Canı Alırım Seni
Çıkayım Dağlara Da Kurt Yesin Beni

Dört Yanımı Sardı Tel İlen
Yaslı Yaslı Bayram Yaptım El İlen
Göz Göz Oldu Yaralarım Dil İlen
Yaramı Sarmaya Da Derman Bulamam

Uy Beni Beni Beni Belalım Beni
Satarım Bu Canı Alırım Seni
Çıkayım Dağlara Da Kurt Yesin Beni

Erzurum Dağlarına Kara Gidelim
Ayvadan Usandık Nara Gidelim
Bu Elin Güzeli Gönül Eğlemez
Gönül Eğleyecek Yara Gidelim

Uy Beni Beni Beni Belalım Beni
Satarım Bu Canı Alırım Seni
Çıkayım Dağlara Da Kurt Yesin Beni

yosun
27-11-2009, 17:51
Bir of çeksem karşıki dağlar yıkılır

Bir of çeksem karşıki dağlar yıkılır
Bugün posta günü canım sıkılır
Sıkılır aman aman aman.

Ellerin mektubu gelmiş okunur
Benim yüreğime hançer sokulur
Sokulur aman aman aman.

Şu karşıki dağda bir top kar idim
Yağmur yağdı ilgıt ilgıt eridim
Eridim aman aman aman.

Evvel yarin sevgilisi ben idim
Şimdi uzaklardan bakan el oldum
El oldum aman aman aman.

Yöresi : Kayseri

yosun
17-12-2009, 17:16
Dumanlı Dumanlı Oy Bizim Eller

Vay göresim geldi Berçenek seni
Dumanlı dumanlı oy bizim eller
Nasıl unuturum körpe yavrumu
Dumanlı dumanlı oy bizim eller
Oturup ağlasam delidir derler.

Bizim elin yiğitleri bol olur
Çalar davulları dizgin dolu olur
Ölüm bizim için tozlu yol olur
Dumanlı dumanlı oy bizim eller
Otursam ağlasam delidir derler.

Mahzuni Şerif’im vay beni beni
Hani ya ikrarsız ikrarın hani
Vay göresim geldi Berçenek seni
Dumanlı dumanlı oy bizim eller
Otursam ağlasam delidir derler.

Aşık Mahsuni Şerif
Afşin

gizemliduygular
27-02-2010, 20:17
Burçak Tarlası

Sabahınan kalktım sütü pişirdim
Sütün kaymağını yar yar yere daşırdım
Kaynanamdan korktum aklım şaşırdım

Aman da kızlar ne zor imiş burçak yolması
Burçak tarlasında yar yar gelin olması.
Eğdirme fesini yavrum, kalkar giderim
Evini başına yandım yıkar da giderim.

Sabahınan kalktım ezan da sesi var
Ezan sesi değil de yar yar burçak yası var
Sorun şu deyusa yar yar, kaç tarlası var

Aman da kızlar ne zor imiş burçak yolması
Burçak tarlasında yar yar gelin olması.
Eğdirme fesini yavrum, kalkar giderim
Evini başına yandım yıkar da giderim.

Elimi salladım değdi dikene
İlahi kaynana ömrün tükene
İntizar ederim burçak ekene

Aman da kızlar ne zor imiş burçak yolması
Burçak tarlasında yar yar gelin olması.
Eğdirme fesini yavrum, kalkar giderim
Evini başına yandım yıkar da giderim.

Elimin kınasın ezdirmediler
Gözümün sürmesin süzdürmediler
Burçak tarlasında gezdirmediler.

Yöre : Yozgat

Halil64
03-03-2010, 16:31
Yağmur yağar şıpır şıpır

Yağmur yağar şıpır şıpır buz gibi
Eriyorum ben de çürük duz gibi
Gocanınan geçincemen yok ise
Boşan da gel gabülümsün gız gibi
Gelin gız gibi

Evlerinin önü bulgur dibeği
Dibeğe vurdukça oynar göbeği
Gocan güçcük nerden aldın bebeği
Ah bebeğin bubası ben olaydım
Gelin ben olaydım

Çadır gurdum şu yaylanın düzüne
Aynalı martini aldım dizime
Varın söylen o yosmanın gızına
On beş sene az geliyor gözüme
Beyler gözüme

Kaynak: Halil Bisi
Yöre: Afyon


Yosun üstadım, Gizemli duygular üstadım türkünün sözlerine dikkat lütfen, ne kadar da yaşanmış, özlü ve güzel. Boşan da gel kız gibi kabülümsün, senin için on beş sene az geliyor gözüme diyor. Sevgiye bakın üstad :) Bir de günümüz aşklarına bakın !

yosun
04-03-2010, 11:50
Yosun üstadım, Gizemli duygular üstadım türkünün sözlerine dikkat lütfen, ne kadar da yaşanmış, özlü ve güzel. Boşan da gel kız gibi kabülümsün, senin için on beş sene az geliyor gözüme diyor. Sevgiye bakın üstad :) Bir de günümüz aşklarına bakın !

Herşeyi olduğu gibi saf aşkları, sevgileri de tükettik...!