PDA

View Full Version : GAZİLERİMİZE, ŞEHİT ailelerimize sahip çıkabiliyor muyuz? Biz ne yapıyoruz??



Pages : 1 2 3 4 5 6 7 [8] 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19

STAH
11-11-2011, 04:50
BOŞU BOŞUNA ÖLMÜŞ ASKERLERİMİZ..

Teröristler artık vurup kaçamayacak!


8 aşamalı 'vur izni' bürokrasisi kaldırıldı. Peki bu ne anlama geliyor? Cevabı çok önemli..

Güncelleme:11 Kasım 2011 05:54

Genelkurmay Başkanı'na kadar uzayan 8 aşamalı 'vur izni' bürokrasisi kaldırıldı. Heron'un tespit ettiği teröristler için 2 saatte çıkan 'vur' emri Orgeneral Özel'in yeni uygulamasıyla 15 dakikada çıkacak.

Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet Özel, terörle mücadele konusunda bir ilke daha imza atarak astlarına büyük bir yetki devri gerçekleştirdi. Heron'ların tespit ettiği teröristler için "vur" emrinin Genelkurmay Başkanı katına kadar iletildiği 8 kademeli sistem, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Özel'in emriyle kaldırıldı. Heron tespitinin gerçekleştiği an vur emrini verecek merkez artık Diyarbakır oldu. Daha önce en az 2 saatte çıkan 'vur' emri, yeni sistemde 15 dakikada çıkıyor.

"EMİR ZAMANINDA GELMEDİ"
Çok sayıda şehidin verildiği Aktütün ve Gediktepe baskınlarında, İnsansız Hava Araçları'nın teröristleri görüntülediği ancak "vur emrinin" zamanında gelmediği görüntüleriyle ortaya çıkmıştı. Görüntülerin internette yayınlanması sonrasında başka baskınlarla ilgili de benzer görüntüler yayınlandı. İHA'ların teröristleri tespitinden sonra yaklaşık 2 saat süren vur emri süreci yoğun eleştirilere neden oldu.

Bu hantal yapının değiştirilmesi konusundaki öneriler eski Genelkurmay Başkanları Orgeneral Yaşar Büyükanıt ve Orgeneral İlker Başbuğ döneminde dikkate alınıp ortadan kaldırılmadı ve sistem aynen devam ettirildi. Orgeneral Necdet Özel'in Kavaklı Operasyonu öncesinde verdiği ve Kazan Vadisi Operasyonu'nda da uygulanan emirle, bu hantal yapı ortadan kaldırıldı.

8 AŞAMALI SİSTEM
Heronların tespit ettiği teröristleri Hava Kuvvetleri uçaklarının vurması için emirin iki saatte çıktığı bazen de Genelkurmay Başkanı'na ulaşılamadığı durumda emrin verilemediği sistem şu şekilde işliyordu:

1. Havada dolaşan İHA, yerde bir hedef görüyor. İzleme merkezi hedefin terörist olduğuna karar veriyor.

2. İzleme merkezi terörist unsuru 2. Ordu (Malatya) Karargahı'na bildiriyor.

3. Ordu, 2. Hava Kuvveti'nden (Diyarbakır) uçak isteğinde bulunuyor.

4. Hava Kuvveti, Hava Kuvvetleri Karargahı'na durumu bildiriyor.

5. Hava Kuvvetleri Karargah görevlisi, acil kaydıyla aldığı bilgiyi Hava Kuvvetleri Komutanı'na arz ediyor.

6. Hava Kuvvetleri Komutanı uçağın kalkmasını uygun görürse Genelkurmay Başkanlığı'na bildiriyor.

7. Genelkurmay Başkanlığı'nın onay vermesinin ardından uçak kalkıyor.

8. Ortalama 2 saat süren bu işlem sonucunda F-16 savaş uçakları belirtilen koordinatta terörist kalmışsa vuruyor.

Bu yöntemle geçtiğimiz yıl Dağlıca kırsalında 21.30'da belirlenen terörist gruba yönelik hava akını ancak saat 23:00'te gerçekleştirilebilmişti.


yazıklar olsun...

PEGA_SUS
11-11-2011, 05:03
BOŞU BOŞUNA ÖLMÜŞ ASKERLERİMİZ..

Teröristler artık vurup kaçamayacak!


8 aşamalı 'vur izni' bürokrasisi kaldırıldı. Peki bu ne anlama geliyor? Cevabı çok önemli..

Güncelleme:11 Kasım 2011 05:54

Genelkurmay Başkanı'na kadar uzayan 8 aşamalı 'vur izni' bürokrasisi kaldırıldı. Heron'un tespit ettiği teröristler için 2 saatte çıkan 'vur' emri Orgeneral Özel'in yeni uygulamasıyla 15 dakikada çıkacak.

Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet Özel, terörle mücadele konusunda bir ilke daha imza atarak astlarına büyük bir yetki devri gerçekleştirdi. Heron'ların tespit ettiği teröristler için "vur" emrinin Genelkurmay Başkanı katına kadar iletildiği 8 kademeli sistem, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Özel'in emriyle kaldırıldı. Heron tespitinin gerçekleştiği an vur emrini verecek merkez artık Diyarbakır oldu. Daha önce en az 2 saatte çıkan 'vur' emri, yeni sistemde 15 dakikada çıkıyor.

"EMİR ZAMANINDA GELMEDİ"
Çok sayıda şehidin verildiği Aktütün ve Gediktepe baskınlarında, İnsansız Hava Araçları'nın teröristleri görüntülediği ancak "vur emrinin" zamanında gelmediği görüntüleriyle ortaya çıkmıştı. Görüntülerin internette yayınlanması sonrasında başka baskınlarla ilgili de benzer görüntüler yayınlandı. İHA'ların teröristleri tespitinden sonra yaklaşık 2 saat süren vur emri süreci yoğun eleştirilere neden oldu.

Bu hantal yapının değiştirilmesi konusundaki öneriler eski Genelkurmay Başkanları Orgeneral Yaşar Büyükanıt ve Orgeneral İlker Başbuğ döneminde dikkate alınıp ortadan kaldırılmadı ve sistem aynen devam ettirildi. Orgeneral Necdet Özel'in Kavaklı Operasyonu öncesinde verdiği ve Kazan Vadisi Operasyonu'nda da uygulanan emirle, bu hantal yapı ortadan kaldırıldı.

8 AŞAMALI SİSTEM
Heronların tespit ettiği teröristleri Hava Kuvvetleri uçaklarının vurması için emirin iki saatte çıktığı bazen de Genelkurmay Başkanı'na ulaşılamadığı durumda emrin verilemediği sistem şu şekilde işliyordu:

1. Havada dolaşan İHA, yerde bir hedef görüyor. İzleme merkezi hedefin terörist olduğuna karar veriyor.

2. İzleme merkezi terörist unsuru 2. Ordu (Malatya) Karargahı'na bildiriyor.

3. Ordu, 2. Hava Kuvveti'nden (Diyarbakır) uçak isteğinde bulunuyor.

4. Hava Kuvveti, Hava Kuvvetleri Karargahı'na durumu bildiriyor.

5. Hava Kuvvetleri Karargah görevlisi, acil kaydıyla aldığı bilgiyi Hava Kuvvetleri Komutanı'na arz ediyor.

6. Hava Kuvvetleri Komutanı uçağın kalkmasını uygun görürse Genelkurmay Başkanlığı'na bildiriyor.

7. Genelkurmay Başkanlığı'nın onay vermesinin ardından uçak kalkıyor.

8. Ortalama 2 saat süren bu işlem sonucunda F-16 savaş uçakları belirtilen koordinatta terörist kalmışsa vuruyor.

Bu yöntemle geçtiğimiz yıl Dağlıca kırsalında 21.30'da belirlenen terörist gruba yönelik hava akını ancak saat 23:00'te gerçekleştirilebilmişti.


yazıklar olsun...

ONE MİNÜT...ben bilmem...

ülkede meclis var, yöneten var, var oğlu var yani abicim

o silsile mekanizması KANUNU nu çıkartanlara diyeceksin...masa düzenini değiştirip başında oturmaya benzemez bu iş

ayrıca bu emir-komuta işinin

2003 lü yıllarda,

hani böyle PKK lılar, KCK lılar daha rahat eylem yapabilsin, şehirleri yakıp yıksın, polisi taşlasın, molotof atsın...ama

ASKERİN, POLİSİN ELİ KOLU BAĞLI OLSUN... amaçlı

bilmem kaç sayılı KANUNLA çıkartıldığını düşünüyorum

ha öyle olmasa bile

EN KÖTÜ KOMUTANIM bile, bunların EN İYİSİNDEN 1 milyon kat daha İYİDİR

felsefem gereği ÖYLEDİR.

son zamanların revaçta modası

TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİNİ KARALAMA

kampanyasına uyanların ekmeğine yağ sürebileceği için, ABİ bu günderin

anında MÜDAHALE etme ihtiyacı hissettim...kusuruma bakma

uguraltun
11-11-2011, 23:37
Gazi atamızı saygıyla ve şükranla anmaktayız,her zaman,

pardon
13-11-2011, 15:32
bdp'li terör yamaklarının onurumuz,gururumuz dediği hasta ruhlu caniler kendi adamlarına bile neler yapmış bakın;bdp'liler ne kadar gurulansa azdır:

Akit gazetesinde yer alan habere göre PKK terör örgütü mensupları aralarındaki yazışmalarda örgütten kaçanların yakalanıp öldürüldüğünü ve cesetlerinin de ailelerine verilmediği ortaya çıktı.

PKK'nın Avrupa yapılanması tarafından bir şekilde Fransa ve Almanya'ya kaçırılan Serhat, Paneyer, Delil, Dersim, Durgan, Bawer, Dara Botan ve Sedat kod adlı terör örgütü mensuplarının kendi aralarında yaptıkları görüşmelerde birbirlerine girdikleri, bir kısmının vican azabı duyarak yapılan insanlık dışı muameleleri itiraf ettikleri görülüyor. 2009 yılında yapılan yazışmada iç hesaplaşmada öldürülen PKK'nın üst düzey sorumlularından Dr. Baran kod adlı teröristle ilgili çarpıcı bilgiler yer alıyor.

İşte o yazışmalar:

KAÇANLARIN AİLESİ DAĞA KALDIRILIP İNFAZ EDİLİYOR
Sözde bölge komutanı Müslüm Durgun'u eleştiren Serhat isimli örgüt üyesi 20 Temmuz 2009'da örgütten kaçanların geri gelmesi için ailelerinin dağa kaldırıldığını ve infaz edildiğini belirtiyor. Müslüm Durgun'u savunan örgüt üyelerine şahit olduğu vahşeti anlatan Serhat "Öldürülen kaybedilen insanların kim olduklarından ziyade bizzat tanık olduğum olaylar var. Doktordan (Müslüm Durgun) kaçan birisinin aile fertleri zorla dağa kaldırılmış ve kaçan kişinin eğer ailesini tekrar görmek istiyorsa geri gelmesi çağrısında bulunulmuştu ve o insan geri gelmişti, onun infaz edilmesi. Ercan arkadaşın katli. 93 kışında bu arkadaş kışı geçirmek için Erzincan tarafına gidiyor, şehit veya yaralı vermeden sağlam bir şekilde karargaha döndüklerinde sırf bu sebepten dolayı uygulamaya alınıyor (doktorun bizzat benim yanımda ona yaptığı küfürleri ve hakaretleri dağ olsa kaldıramazdı) ve uygulamadayken öldürülüyorlar" diye konuşuyor.

ÇIĞLIKLAR DUYDUM VE UYANDIM
Kendileri sigara bulamazken Durgun'un Parliement marka sigara içip kendisine özel yemek yaptırdığını belirten Serhat, şahit olduğu bir infazdan şöyle bahsediyor: "Birde o döve döve öldürülen arkadaşın olayına gelince. Amed gücünün bölgeye gelişinin ilk günüydü. Ben görevim sonrası yorgun olduğumdan dolayı uykudaydım, öğle vakitleriydi, doktora fazla uzakta değildim, çığlıklar duydum ve uyandım, doktorun yanına doğru gittiğimde doktor bir yandan Parlement sigarasını içerken, diğer yandan Reyhan adındaki bayan ona özel hazırladığı yemekten yerken konuşuyordu; 'Anlasın alçak konuşmak neymiş, kendine gelsin, onu uyardım' derken o işkencede olan arkadaşın feryatları yeri göğü inletiyordu. Midem bulandı, bu patavatsız ve duygusuz insandan; ayrıldım yanlarından, çaktırmadan sesin geldiği yana gittim, birisi beni durdurdu, 'Nereye gidiyorsun, bu bölgeye girmek yasak derken' onu az da olsa görebildim, ağaca bağlanmış, bir yandan sopalarla dövülürken, birisi de naylon damlatmak için hazırlık yapıyordu, onu ilk ve son görüşüm oldu. Ben artık kendimi bu kadar katilin içinde ne arıyorum diye sorgulamaya başlamıştım."

TAŞ ALTINDA KAFALAR GÖRDÜM
İnfaz edilen terör örgütü üyelerinin ailelerine teslim edilmek yerine taş toprak atılarak gizlendiğini ifade eden Serhat "Son olarak Ali Boğazı'nda bir gün bir gurup arkadaşla uçaksavarın mermilerini getirmeye gittiğimizde birbirinden fazla uzakta olmayan taş altında kafaları gözüken iki gerilla cenazesi cinayetlerden biriydi" diyor.

İnternet ortamında irtibat kuran örgüt üyelerinden Sedat Penaber ise Serhat'ın yazdıklarına katıldığını belirterek, "Sevgili Serhat unutmadan yazayım da, hatırlarsın sen hani okul yakmalar olmuştu. Durmadan boş veya dolu okullar yakılır buna eylem denirdi, bu tarz maskaralıkları yapan nedense hep aynı gerillalardan oluşan bir gurup vardı, Mardin veya Batmanlı birisi vardı iste o şahısın saflardan ayrılan bir arkadasın aile fertlerini ve o arkadaşın kız kardeşlerini öldürdükleri bir cinayetten sonra Ali Boğazı'na çok yakınındaki bir noktaya döndüklerinde o gerillanın pembe bir bayan spor ayakkabısını giymeye çalışırken ağzından akan salyaları görseydin, yemin ederim silahını ona doğrultacak kadar ondan nefret ederdin. Selamlar saygılar" şeklinde konuşuyor.

İkilinin yaşananlara ilişkin konuşmasına katılan Delil kodlu örgüt üyesinin anlattıkları ise vahşetin kelimelere nasıl dökülebildiğini ortaya koyuyor. İkili arasında geçen görüşmeden 9 gün sonra 29 Temmuz 2009'da Delil kodlu teröristin yazdığı cevap yazısında şöyle deniliyor:

8 YAŞINDAKİ FERHAT'A İŞKENCE
"Şimdi size bir şey sormak isterim, parti tarihinde NAYLONCU AZİME diye bilinen biri vardır, estirdiği vahşet ve barbarlık bile demek onun yaptıklarını çok hafif bırakır. Savaşçı cumanın katli, portatif Ayten'in ölümü, hogirin kursuna dizilmesi, benimle beraber soruşturmaya alınan yoldaşımın göğsüne 'Ş' harfinin naylon damlatılarak yakılmasına, Zilan arkadasın gözlerine naylon damlatarak kör edilip kurşuna dizilmesine, ki bu insan 14 yaşındaydı. Deli Ali diye bilinen Şırnaklı arkadasın tırnaklarını çektirip üzerine tuz serip naylon yakarak pansuman yapmasına, acıya dayanamayıp bayılıp kafasına kursun sıkmasına, 8 yaşındaki Ferhat arkadasın işkence ile dize getirme diye adlandırdığı vahşiliği mi yazayım? Neresinden başlayayım bunun yaptıklarından, Allah'ın hangi kulu bunları yapan birine saygılı olur, bunları yapan birine insan bile denmezken Kahraman diye ilan eden sahtekarlara nasıl susayım ben, bu arkadaşlarımın arkadaşıyım, onlar bugün yok ama onlara yapılanları da bırakın anlatalım. İnsanlık bilsin duysun. Dara Botan siz bu yapılanları hiç görmediniz mi, neden bunları yazmıyorsunuz."

pardon
14-11-2011, 08:26
lütfen aşağıdaki haberi ibretle okuyun,evet infaz edildi diyor,peki nedir infaz:size hiçbir şekilde zarar verme ihtimali olmayan bir kişiyi ele geçirdikten sonra öldürmektir,peki buradaki durum ne?12 saat pazarlık yapılan ve ikna edilemeyen,üzerinde bütün gemiyi batıracak kadar patlayıcı olan bir insanın tesirsiz hale getirilmesi.şimdi sabahat tuncel denilen geri zekalıya sormak istiyorum daha önce kaç yerde intihar bombacılarınız pimi çekti ve güya kürtlerin özgürlüğü için onlarca sivil vatandaşı katletti,gemideki teröristin operasyon yapılmasaydı pimi çekmeyeceğini nereden biliyorsun,daha önceki şizofren bombacılarınızın hepsi pimi çekerken hiçbir tereddüt yaşamamıştı.o çocuğun beynini yıkayıp bile bile ölüme gitmesine neden olan sizler olmuyor sorumlu,devlet oluyor öyle mi?sonra intikam yemini eden geri zekalılar kimden alacaksınız intikamı?güvenlik güçleri gitti sokaktamı vurdu bu adamı ya da uyurken yatağında;intikam alacağınız kişi sizler gibi garibanları hiç uğruna ölüme gönderirken hiçbir tereddüt göstermeyen ve ölümünüzün ardından sağlayacağı rantı hesaplayan sabahat tuncel ve ne idüğü belirsiz yol arkadaşlarıdır,eğer ki ben kürdüm inançlıyım,vicdanlıyım,aklım başımda diyen vatandaşlar hala bu kan emicilerin ardından gitmeye,onları desteklemeye devam ediyorsa biz daha çok kürd evladının heba olup gidişini izleriz.ayriyeten bu adamın amacı gerçekten gemiyi havaya uçurmak olmasaydı o kadar patlayıcı,çivi bağlayıp beline çıkmazdı gemiye,bomba süsü verilmiş bişey bağlar eylem amacına ulaşıncada teslim olurdu.gemide onlarca kez kck'lı ağalarını aramış deseydiniz ya gemide masum insanlar var teslim ol diye,gaza getirip sen kahramansın devam et diyeceğinize!!!

Tuncel: İnfaz ettiler
Elinde çivili A4 bombayla Kartepe deniz otobüsünü kaçıran Mensur Güzel’in annesi Şiti Güzel, akrabalarına “12 saat gemideymiş. Keşke bana haber verselerdi. Belki de ikna ederdim” diye sitem etti.
Güncelleme:14 Kasım 2011 05:47

Kartepe deniz otobüsünü kaçırdıktan sonra Silivri açıklarında yapılan operasyonda öldürülen Mensur Güzel’in cenazesi Adli Tıp Kurumu’ndan alınarak, karayolu ile Diyarbakır’a götürüldü.

Mensur Güzel’in cesedini morgda teşhis eden annesi Şiti Güzel, akrabalarına “12 saat gemideymiş. Keşke bana haber verselerdi. Hem oğlumu görürdüm. Belki de ikna ederdim” diye sitem etti. Şiti Güzel’e Adli Tıp Kurumu önünde taziyede bulunan BDP İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel de, “İnfaz edilmeden ikna edilebilirdi” dedi. Mensur Güzel 7 çocuklu bir ailenin tek erkek çocuğuydu. Kocaeli Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’nü üçüncü sınıftan terk etti. Annesi Şiti Güzel 4 yıldır görmediği oğlunu son kez Adli Tıp Kurumu’ndaki teşhis sırasında gördü. Şiti Güzel’in yanında akrabaları da vardı. İşlemler sürerken BDP İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel, BDP İstanbul İl Başkanı Asiye Kolçak ve partililer de Adli Tıp Kurumu’na geldi. Cenaze aracına konulan Güzel’in cesedi, sloganlar eşliğinde, Diyarbakır’ın Kulp ilçesine doğru yola çıktı.
"İnfaz ettiler"
Sebahat Tuncel cenaze aracının ayrılmasından sonra yaptığı açıklamada şunları söyledi: “Gemi kaçırma olayı sonrasında infaz edilen bir yurttaşımızın cenazesi için buradayız. Kürt sorunu nerededir diyen İçişleri Bakanı’nın bir kez daha bakmasını istiyorum. Sağ yakalanacakken neden infaz edildi. İstanbul Valisi farklı Kocaeli Valisi farklı açıklamalar yapıyor. Mensur Güzel’in Türkiye’nin sorununa, sayın Abdullah Öcalan’ın tecrit koşullarına dikkat çekmek istediği anlaşılıyor. Gemideki yurttaşların bu olayda zarar görmeden kurtulmaları güzel bir olay ama Mensur Güzel de öldürülmeden tutuklanabilirdi. Yaşam hakkı ihlal edilmiştir. Kürt sorunu çözülmediği sürece ne yazık ki daha çok insan yaşamını yitirecek. Umuyorum bundan sonra başka insanlar yaşamını yitirmez. Ne asker, ne sivil, ne de gerilla. Bir an önce barış için, halkların kardeşliği için adım atılır. Yine Anayasa sürecinin de çatışmasız ortamda sürmesi önemli. ”

Kimliğin sahibi
Kartepe deniz otobüsünü kaçıran ve Silivri açıklarında düzenlenen operasyonda ölü ele geçirilen teröristin üzerinde bulunan kimliğin sahibi Emrah Kaplan ise Diyarbakır’da yakalandı. Cumhuriyet savcılığının talimatıyla Diyarbakır Jandarma Alay Komutanlığı ekiplerince yapılan çalışmayla, Çınar ilçesinin Solmaz köyünde yakalanan Kaplan, sorgulanmak üzere İstanbul’a gönderilecek.

Oğlunu teşhis etti

Mensur Güzel’in annesi Şiti Güzel 4 yıldır görmediği oğlunun cesedini Adli Tıp Kurumu’nda teşhis etti. Şiti Güzel Adli Tıp Kurumu’ndan cenaze arabasıyla çıkarken, kapıda kendilerini bekleyen kalabalığa zafer işareti yaptı. Bu sırada kalabalıktan bir kişi terör örgütünü temsil eden bez parçasını açmak istedi. Polis hemen müdahale etti. Kalabalık, “İntikam” sloganı attı.

Telefonu inceleniyor

Terörist Mensur Güzel’in eylem sırasında kullandığı, Kaptan Cumhur Tunçel’e ait cep telefonu ayrıntılı incelemeye alındı. Telefonla birçok yeri aradığı belirlenen teröristin, bazı internet sitelerine de girdiği anlaşıldı.

pardon
14-11-2011, 08:53
halk bunların ne MAL olduğunu anlamaya başladı:


Deniz otobüsü kaçıran teröristin annesi Sıtiye Güzel, oğlunun cenazesinin örgüt gösterisine dönüştürülmesini istemediğini belirterek "BDP'liler katılmasın" dedi.
'OĞLUM KENDİNİ YAKTI'

Kartepe deniz otobüsünü vücuduna sardığı A-4 patlayıcı ile kaçırdıktan sonra müthiş bir operasyonla öldürülen PKK'lı Mensur Güzel'in annesi Sıtiye Güzel'in Kürtçe ağıtları yürekleri yaktı. Oğlunun cenazesini alıp, tören düzenlemek isteyen BDP'ye sert çıkan acılı anne, BDP İstanbul milletvekili Sebahat Tuncel'in taziyesini de kabul etmedi. "Oğlum kendini yaktı" diyen anne, cenaze teşhisine zorlukla girebildi. Aile cenazenin birkaç gün daha bekletilmesini isteyen BDP'lilerin isteklerini de reddetti.
BDP'LİLERE TEPKİ GÖSTERDİ

Ailesi, PKK'lı Mensur Güzel'in cenazesini dün Adli Tıp Kurumu'ndan alarak memleketi Diyarbakır'a götürdü. Sabah saatlerinde ailesi ve yakınlarının yanı sıra çok sayıda BDP'linin geldiği Adli Tıp Kurumu'nda kadınlar Kürtçe ağıtlar yaktı. Anne Sıtiye Güzel, kendisine yaklaşan BDP'lilere tepki göstererek, cenazede örgütün bayrağını istemediğini, cenaze töreninin gösteriye dönüşmesini izin vermeyeceklerini söyledi. BDP'lilere tepki gösteren anne uzun süre Adli Tıp Kurumu önündeki kafede bekledi. Önceleri sakin görünen anne, daha sonra Kürtçe "Oğlum kendini yaktın" diye Kürtçe ağıtlar yaktı. Oğlunun deniz otobüsünü kaçırdığını, isminin ve fotoğrafının televizyonda yayınlanmasıyla öğrenen annenin büyük şok yaşadığı belirtildi. Haberi alır almaz Diyarbakır'dan yola çıkan anne, Kürtçe yaktığı ağıtlarda, "Nasıl bunu yaptın? Bu nasıl cesaret?" dedi.
'HALK OLSUN AMA BDP'Yİ İSTEMİYORUM'

Oğlunun cenazesini biran önce alıp memlekete götürmek isteyen anneyi BDP'liler cenazenin bir süre daha bekletilmesi konusunda ikna etmeye çalıştı. Başvuru yapılmamasını isteyen BDP'lilerin uzun süreli uğraşlarına karşın Güzel'in yakınları "Annesi nasıl istiyorsa öyle olsun" diyerek teklifi reddetti. Cenaze töreninin BDP, PKK törenine dönüşmemesi isteğini dile getiren anneyi sakinleştirmeye çalışan BDP'liler, "Sadece halk olacak" dedi. Bunun üzerine acılı anne "Halk olsun ama BDP'yi istemiyorum" dedi. Anne Güzel, teşhis için beklerken BDP İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel taziyeye geldi. Tuncel'e mesafeli davranan anne, başını öne eğerek bekledi. Tuncel, Güzel'in amca kızıyla konuşarak teselli etmeye çalıştı. (Star)

pardon
14-11-2011, 08:59
Kartepe'yi kaçıran PKK'lı Mensur Güzel'le, teslim olması için iknaya çalışan İstanbul Emniyet Müdür Yardımcısı'nın diyalogları çarpıcı. 'Ben Kürt'üm' diyen Güzel'e polis müdürü yanıt vermiş: Ben de Çerkes'im. Biz bir bütünüz. Türk ve Kürt halkı kardeştir

Deniz otobüsü Kartepe'yi kaçıran, 12 saat sonra operasyonla etkisiz hale getirilen terörist Mensur Güzel'i ikna çalışmalarının perde arkasına AKŞAM ulaştı...

İşte detaylar:

18 yolcu ve 6 mürettebatıyla kaçırılan Kartepe zikzaklar çizdikten sonra yakıtı bitince Silivri açıklarında demirlemişti. Kriz merkezi olayın kan dökülmeden sonuçlanması için yoğun uğraş gösterdi. İstanbul Emniyet Müdür Yardımcısı Mutlu Ekizoğlu, Güzel'le iletişime geçti. 04.00'te başlayan ikna konuşması 1.5 saat sürdü. Terörle mücadeleden sorumlu olan Ekizoğlu ile Güzel'in konuşmaları kayıt altına da alındı. İkna çabaları boyunca Ekizoğlu, Güzel'le teslim olması için o akşamki Türkiye-Hırvatistan Milli maçından, PKK'ya kadar her konuda sohbet etmiş.
DÖNÜŞ YOLUN VAR

Ekizoğlu, o konuşmada Güzel'i teslim olmaya çağırdı, terör örgütünün gençleri kandırdığını, bu açmazdan çıkış yolunun olduğunu vurguladı. Güzel 'Ben Kürt'üm ve anasaya değişikliği istiyorum' dedi. Ekizoğlu ise 'Ben de Çerkes'im. Bu yoldan geri dönüşün var. Türk ve Kürt halkı kardeştir. Biz bir bütünüz' yanıtını verdi. Güzel ile Ekizoğlu arasında PKK üzerine de konuşmalar yapıldı. Terör uzmanı olan Ekizoğlu, PKK yapılanmasını tam olarak bilip bilmediğini sınamak için sorular yöneltti. Güzel, örgüt üyelerinden aldığı eğitim doğrultusunda PKK üzerine bildiklerini anlattı. Kandil, Kazan Vadisi, Öcalan, Kürtlük üzerine bildiklerini söyledi. Sürekli üstleriyle görüştüğünü belirtti.
TEPKİ VERMEDİ

Terör örgütünün beraberliği bölmek için gençlere tuzaklar kurduğunu anlatan Ekizoğlu, 'Kimsenin canı yanmasın, gel teslim ol' dedi. Bu çağrılara ise Güzel'in hiç tepki vermediği öğrenildi.
MAÇ BİLE KONUŞULDU

Geminin kaçırıldığı akşam oynanan Türkiye-Hırvatistan maçı bile gündeme geldi. Ekizoğlu, Güzel'e 'Bak bu akşam milli maçımız vardı. Hırvatlar bizi 3-0 yendi. Eminim bir Türk vatandaşı olarak buna sen de üzülüyorsun' dedi. Konuşurken sık sık duraklayan Güzel, konuyu anayasaya getirince, Ekizoğlu, 'Teslim ol, seninle anayasayı konuşalım, tartışalım' dedi.
YAŞAMINI ÖNEMSİYORUZ

05.30'a kadar kesintisiz telefon görüşmesi yapan Ekizoğlu'nun 'Sana ne diye hitap edelim' sorusuna Güzel, 'Bana Kürt diye hitap edin' yanıtını verdi. Ekizoğlu 'Örgüt senin hayatını önemsemeyebilir ama biz oradakilerin olduğu kadar senin de hayatını önemsiyoruz. Bir tane arkadaşın Kürt olduğu için zulüm gördü mü?' dedi. Güzel, 'Hayır' diye cevapladı.
ANNENİ DÜŞÜN

Teröristin ikna olmadığını gören Ekizoğlu son olarak konuyu aileye getirdi, 'Bu eylemin en çok da Diyarbakır'daki anneni üzecek. Sen bu eylemi sürdürürsen ve birine bir şey olursa annen bunun sıkıntısını çok yaşayacak. Unutma ki annen senin hayatını önemsiyor' dedi. Güzel, tüm çağrılara olumsuz yanıt verdi. Teslim olmayacağını söyledi. 05.35'te ise operasyon başladı.
KAFASI DAĞINIKTI

Güzel'in yolcularla yaptığı konuşmalarda ise durağan ve kafasının dağınık olduğu öğrenildi. Aynı konu üzerine sürekli konuşmaya çalıştığı belirlendi. Eylem öncesi nasıl hazırlık yaptığı incelemeye alındı. Gözaltına alınarak İstanbul Emniyeti'ne getirilen 3 kişiden PKK'da yönetici olduğu öne sürülen şahıs susma hakkını kullandı. Güzel'in iki ev arkadaşı ise 'Kürt sempatizanıydı. Bir gün böyle bir eylem yapacağını hissetmedik' dedi. Mensur Güzel'in evinde yapılan aramada ise patlayıcı bulunmadığı öğrenildi.

magurus
14-11-2011, 18:19
askerden kaç...pkk ya sığın...

bombaları kuşan, git masum vatandaşların canına kastet...

sonra geber...ve bazı bakanlar (yazık oldu) desin...

sebahat tuncer denilen kansız karı, bugün bu teröristin kız kardeşiyle görülüyor...

şimdi teröristin leşi diyarbakır da kahraman olarak toprağa verilir...

delirecem arkadaş yaaa...ulan bu kansızlar mecliste bizlerden kesilen paralarla maaş alıyorlar...

o kadar zoruma gidiyor ki...

paradoxX
15-11-2011, 01:06
T.S.K. Mehmetçik Vakfı : (2582'ye boş mesaj)

Askerlik hizmetlerini yaptıkları sırada şehit olan erbaş ve erlerle ilgili yapılacak ekonomik ve sosyal yardımların esas ve usullerim düzenler.

Erbaş ve erlerin ölmeleri veya sakatlanmalarına göre aşağıda belirtilen yardımlar yapılır. Bu yardım; şehit evli ve çocuklu ise eşine, evli ve çocuksuz ise % 70'i eşine, % 30'u anne ve babasına, bekar ise anne, baba veya kardeşlerine yapılmaktadır.

1. Bir defa yapılan yardımlar :

(a) Ölüm ve sakatlanma halinde yapılan yardımlar,

(b) Doğum yardımı,

(c) Ölüm yardımı

2. Devamlı bakım ve öğrenim yardımı :

(a) Çocuk bakım ve öğrenim yardımı,

(b) Sakatlık bakım yardımı,

Ayrıca; Şehit olan veya vefat eden erbaş/erin okula gitmeyen çocukları ile ilköğretime (14 yaşına kadar), liseye, fakülte veya yüksekokula giden çocuklarına öğrenim yardımı yapılmaya devam edilir.

Yardım almak için gerekli olan belgeler aşağıda belirtilmiştir.

- Durum Belgesi (Birlik Komutanlığınca.),

- Dilekçe,

- Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği,

paradoxX
15-11-2011, 01:08
1. MEHMETÇİK VAKFI TURİZM PETROL İNŞAAT SAĞLIK GIDA VE TİCARET LİMİTET ŞİRKETİ (MEHMETÇİK LİMİTET ŞİRKETİ)

a. Kurtköy Akaryakıt İstasyonu ve Dinlenme Tesisleri

b. Maslak Akaryakıt İstasyonu

http://www.mehmetcik.org.tr/sirketlerimiz.html

doga11
15-11-2011, 11:14
Başbakan konuşuyor. vay anam vay dedim. öyle bir cümle kurdu ki... Yazıklar olsun dedirttirdi bana.
Van'a belediyesine para gönderin diyorlar. Gönderince ne yaptıklarını biliyoruz dedi.
Ne yapıyorlar PKK ya destek çıkıyor demeye gidiyor.
Bunu biliyor musun? Biliyorum diyor başbakan.
O zaman gerekeni yap.
Resmen gücüm belediye başkanına yetmiyor diyor. vay anam vay....

STAH
15-11-2011, 12:08
pkk resmen mecliste..var mı daha ötesi...


http://webtv.hurriyet.com.tr/2/24352/19245680/1/bombaci-kardesle-bdp-li-vekil-boyle-goruntulendi.aspx

STAH
15-11-2011, 12:12
Başbakan konuşuyor. vay anam vay dedim. öyle bir cümle kurdu ki... Yazıklar olsun dedirttirdi bana.
Van'a belediyesine para gönderin diyorlar. Gönderince ne yaptıklarını biliyoruz dedi.
Ne yapıyorlar PKK ya destek çıkıyor demeye gidiyor.
Bunu biliyor musun? Biliyorum diyor başbakan.
O zaman gerekeni yap.
Resmen gücüm belediye başkanına yetmiyor diyor. vay anam vay....

Van valisi diyor ki;

'''halkın duyarlılığı azaldı..yardımlar kesildi...yardıma ihtiyacımız var..'''


halkın duyarlılığı azalmadı..

Türk halkının pkk ya destek sağlayacak kadar aptal olmadığını bilsinler...

oradaki belediyeler yardımları ulaştırma tercihlerini pkk dan yana yaptılar..

sonuçlarını bu kış hep birlikte göreceğiz...

PHOENIX07
15-11-2011, 12:25
pkk resmen mecliste..var mı daha ötesi...


http://webtv.hurriyet.com.tr/2/24352/19245680/1/bombaci-kardesle-bdp-li-vekil-boyle-goruntulendi.aspx Eee onceden dagda ellerinde keles, şimdi ise boyunlarında kravat medeni terörist???

ikiondokuz
15-11-2011, 13:05
bizim öğrenebilen bir devletimiz yok...
terörde aynı, depremde aynı, herşeyde aynı terane.
her seferinde aynı çukura düşen aptal insanlar gibi...
sorunların samimi olarak çözülmek istendiğine inanmıyorum.
her zamanki gibi Hacivat-Karagöz, gölge oyunu...
yazık, çok yazık...

magurus
15-11-2011, 19:08
http://www.hurriyet.com.tr/planet/19250001.asp


bir bu eksikti...VİCDANİ RET...

paralı askerlik pazarlıkları devam ederken, birde VİCDANİ RET çıktı karşımıza...

birileri, bu vatan evlatlarını askerlikten soğutmak için elinden geleni yapıyor sanırsam...

BDP bu vicdani ret, olayında çok ama çok istekli...neden acaba?:notr:

biz TÜRK evlatları...askerliği kutsal ocak biliriz...

bizde, askerlik yapmayana kız vermezler...

bizde, askerlik yapmayana iş vermezler...(mülakatta sorarlar) askerliğini yaptın mı diye?

bizde , askerlik yapmayana eksik adam gözüyle bakarlar...adam yerine koymazlar...

yani biz türk evlatları için askerlik olmazsa olmazlarımızdandır...

şimdi avrupa insan hakları mahkemelerine bunlar anlatılmalıdır...

haa bize böyle bir şeyi kabul etmiyoruz diye cezamı keserler...kessinler...

bizi avrupa birliğine mi almazlar...çokta tın, kendileri batağın içinde zaten...

BİZLER TÜRK ÇOCUKLARIYIZ...BİZİM ÖRF VE ANANELERİMİZ VAR...

BUNLARIN EN BAŞTA GELENİ DE, VATAN BORCU NAMUS BORCU OLMASIDIR...

magurus
15-11-2011, 19:12
aklıma gelmişken söyleyeyim...

bakan diyor ki, askerliği ret eden vatandaşlarımız olursa,

iki sene devlet adına çalıştırılacak...vay vay...

adam, hem askerlikten kaçacak, hemde devlet kademelerinde memur olacak...

mükafatın bu kadarına da, PES diyorum...

ugurg
15-11-2011, 19:28
http://www.hurriyet.com.tr/planet/19250001.asp


bir bu eksikti...VİCDANİ RET...

paralı askerlik pazarlıkları devam ederken, birde VİCDANİ RET çıktı karşımıza...

birileri, bu vatan evlatlarını askerlikten soğutmak için elinden geleni yapıyor sanırsam...

BDP bu vicdani ret, olayında çok ama çok istekli...neden acaba?:notr:

biz TÜRK evlatları...askerliği kutsal ocak biliriz...

bizde, askerlik yapmayana kız vermezler...

bizde, askerlik yapmayana iş vermezler...(mülakatta sorarlar) askerliğini yaptın mı diye?

bizde , askerlik yapmayana eksik adam gözüyle bakarlar...adam yerine koymazlar...

yani biz türk evlatları için askerlik olmazsa olmazlarımızdandır...

şimdi avrupa insan hakları mahkemelerine bunlar anlatılmalıdır...

haa bize böyle bir şeyi kabul etmiyoruz diye cezamı keserler...kessinler...

bizi avrupa birliğine mi almazlar...çokta tın, kendileri batağın içinde zaten...

BİZLER TÜRK ÇOCUKLARIYIZ...BİZİM ÖRF VE ANANELERİMİZ VAR...

BUNLARIN EN BAŞTA GELENİ DE, VATAN BORCU NAMUS BORCU OLMASIDIR...


Selamlar.....


Güzel özetlemişiniz....
biz bütünüz bizim örf adetlerimiz vardır...

Gerçekten çok güzel memleket yaşıyoruz...

Her ili güzel..

Anlatmakla bitiremem abim.....
işte kısıntılarda olmaza.....

doga11
15-11-2011, 19:48
Ver tavizi ver.
Bu daha I. meşrutiyet. II. meşrutiyetten sonra neler olduğunu tarihi az çok bilen bilir.


Neyse
akim akparti iletişim merkezine yaklaşık 2 ayda bir gönderdiğim yazı. Belki bir gün olumlu cevap alırım...


Ülkemizin öğretmenlerinden biriyim. Bazı sıkıntılarımızı aktarmak istiyorum. İyi niyetinden hiçbir zaman şüphe etmediğim Başbakanımız Recep Tayyip ERDOĞAN için yazıyorum. Umarım elinize bu yazım ulaşır. Çok isterim çünkü iyi niyetinizden hiç bir zaman şüphe etmedim. Bu ülkeyi çok seven biri olarak yazıyorum. Öğretmenliği severek yapmaya çalışan biri olarak yazıyorum.

Milli Eğitimde köklü değişiklikler yapılmaya çalışılıyor. Öğretmenlerin bazıları gerçek anlamda aldığı maaşın yarısını bile hak etmiyor. Ancak çalışan çalışmak isteyen öğretmenlerin de şevkinin kırılmaması için yazıyorum. Sonuçta ben de bir öğretmenim ve severek görevimi yapmaya çalışıyorum. Ancak öyle şeyler yapılıyor ki artık mesleğime duyduğum sevginin ve şevkin yavaş yavaş azaldığını hissediyorum. Yıllardan bu yana hiç durmadan eğitim sistemi amaçsızca değiştirilmekte. Atamaların tek sefere indirilmesi gayet güzel bir uygulama umarım bu uygulama sadece temmuz ve eylül'ün 1. haftasını kapsar. Eğitim öğretim yılı başladıktan sonra yapılan atamalar olunca her şey yapboz tahtasına dönüyordu. İdarecilerimiz dahil olmak üzere bir çok sıkıntı oluyor. Bizlerin 3 ay tatil yaptığı söyleniyor. Aslı araştırılsa hiçte öyle olmadığı görülecektir. Diğer memurlarla oranlayınca elbet fazla ama diğer memurlarla öğretmenler bir tutulamaz. Öğretmenlik okulda başlayıp okulda biten bir meslek değil. Öğretmenlerin hafta sonu da okula getirilmesi, yaz tatillerinin kısaltılması gibi bir durum söz konusu. Öğretmenlerin büyük çoğunluğu eğitim öğretim yılında haddinden fazla yoruluyor. Ne olacağı belli olmayan öğrencilerle uğraşıyoruz. Öğretemedikçe çıldırıyoruz. Ciddi anlamda sıkıntı yaşatan öğrenciler var. Disiplin kurulunda öğrencileri gerçek anlamda cezalandıramıyoruz. Okulda sorun çıkaran bir öğrenci olduğunda okuldan atmak istediğimizde ilçe milli eğitim müdürlüklerinden dönebiliyor (çoğunlukla). Disipline vermediğimizde öğrenci tepemize çıkabiliyor. Verdiğimizde ise atılmıyor atılsa bile geri dönebiliyor. Müfettişler sürekli disipline vermeyin diyorlar. İlçe Milli Eğitimde verin diyor. Disipline verince de öğrenci yönetmeliğe göre atılacak bir davranışı yapsa bile bu kez de ya İlçe Milli Eğitimden geri dönüyor ya da il milli eğitimden. Orda çalışanlar öğrenciyi bizlerden daha mı iyi tanıyor. Hele hele Milli eğitimde birini tanıyorsa öğrenci ahlaksızlık dahi yapsa öğretmenine el kaldırmış dahi olsa geri gönderiyorlar. Sadece çalıştığım yerde değil her yerde bu şekilde. Oysa böyle bir durum olduğunda okulda çalışan öğretmenlerin kapalı oylaması yapılmalı. Öğretmenlerin %80’i öğrencinin atılması gerektiğini belirtmişse öğrenci atılmalı. Birkaç öğretmenin öğrenciyle kişisel sorunlar yaşamış olabilir ama okulun %80’i ile problem yaşamışsa öğretmende değil öğrencidedir sorun. Öğrencilikle alakası olmayan gençlerimiz var. Öğrenci atmaya hiç kimse niyetli değildir. Hiç kimse bir gencin hayatını karartmak istemez. Ama sizde bilirsiniz ki öğrencilikle alakası dahi olmayan, öğrenmek için çaba dahi sarf etmeyen bunun yanında iyi olmak için dahi hiç bir şey yapmayan öğrenciler var. Öğrencilerin ailelerinin bile ilgilenmediği çocuklarımızda böyle problemler oluyor. Çocuğun annesi babası çocuğuna gerçek ilgiyi şevkati göstermiyorsa bizler hangi amaçla gösterelim. Lisede 4 yıl boyunca veli toplantısına gelmeyen veliler var. Çağırdığımızda dahi gelmiyorlar. Ne zaman ki disiplinlik bir durum olsa anca o zaman okula geliyor. Bu kez de resmen atmayın diye yalvarıyor. İşine gelince bizim yanımızda oluyor veli. Ama onun haricinde okula dahi uğramıyor. İşine gelmeyince sen ne yaptın hoca diye çıkışıyor. Öğretmenliğin saygınlığı tamamen bitmek üzere. İkinci sınıf vatandaş olarak görenler bile var. Sonuçta üniversite okumuş insanlarız. Kimsenin hayatını yok yere yakmak istemeyiz. Ya da ufak tefek sorunlardan dolayı kimsenin hayatını karartmayız, kimsede karartmaz. Zaten sorunsuz öğrenciler 1 kere olsun disiplin kuruluna gelmiyorlar.
Tatillerimiz 3 ay değil. Milli Eğitim Bakanımız bile 3 ay tatil yaptığımızı söylüyor. Yıl sonlarında Sorumluluk sınavları ile uğraşıyoruz. Elbet öğrencinin sınıfını iyi bir şekilde geçmesini isteriz. Derslerimizden kalsa bile yeterli çabayı ve saygıyı gördüğümüz zaman sözlü notları ile zaten geçiriyoruz. Sorumluluk sınav hakkı verilir ama öğrenciye 9 defa sorumluluk sınavı hakkı verilmesinin gayesini anlaşım değilim. Öğrenciye 3 kere sorumluluk sınav hakkından başka hak verilmemesi gerekiyor. Artık o hale geliyor ki öğrenciyi geçirmek için sınavlarda 3+2=? gibi sorular sormaya başlıyoruz. Liseden mezun olacak öğrenciye böyle bir soru sormak bile ağrıma gidiyor. Eğitim öğretim yılı sonlarında, başlarında ve yarı yıl tatilinden dönüşte sorumluluk ve ortalama yükseltme sınavları yapılmakta. Öğretmenlere güven yokmuş gibi çok fazla prosedür bulunuyor. Bir öğrencinin içinde yoksa zaten geçemiyor. Eğer geçememişse merkezi sistemde yapılacak açık lise sınavlarına girmeli. Bu sınavlarda bir çok yanlışlıklar yapılıyor. Sırf devlete yük olmasın diye içinde yoksa bile öğrencinin devlete yük olmasın diye öğrenciler geçiriliyor. Ayrıca bir öğretmene bu sınavlarda 12 ayırtmanlık 12 gözcü görevi veriliyor. Bu sınırlandırmanın anlamı yok. Öğretmen 15 sınava giriyor ama ücretini alamıyor. Sonuçta o öğretmen çalıştı. O sınav sorularını hazırladı. Karşılığı mutlaka verilmeli.

Yaz tatilinin kısaltılması verimi düşürür. Cumartesi pazar tatilinin kalkması verimi düşürür.
Zaten öğretmenlerin maddi durumları çok iyi değil. Öğretmenler olarak fakir bir öğrenci gördüğümüzde dayanamayıp boğazımızdan kısıp yardım ediyoruz. Nereye gidilmesi gerekiyorsa kendi arabamızla devlet için gidiyoruz. Bir çok kesime göre maaşımız iyi ama şu da bir gerçek; bir öğrenci lüks arabasıyla okula gelirken, öğretmen belediye otobüsü ile gelebiliyor. Öğretmenin maddi probleminin olmaması demek, dersinde verimli olması anlamına geliyor. Yaptığım araştırmalarda, yurt dışında en fazla ücret alan 4-5 kesim arasında öğretmenler var. Imf'nin Öğretmen maaşları hakkında ki raporları yalan yanlış. Ülkemizi çökertmek için yapılan birer düzmecedir. Bir ülkeyi yıkmak için eğitim sistemini yıkmak yeterlidir. Haftalık ders saatlerinin kısaltılması olumlu oldu (Ek dersimiz gitse de). Öğrencileri daha çok çalışmaya sevk edecek önlemlere ihtiyaç var. Proje dersinin olması ve öğrencinin kendi alanında proje hazırlaması gerekiyor. Kendilerini geliştirmeleri için buna ihtiyaç var. Gerçek anlamda uygulanmasına ihtiyaç var. İlk öğretimlerde bulunan bu derste verilen ödevlerin neredeyse hepsini veliler kendisi yapıyor ya da öğrenciler başkasına buldurup öğretmenin önüne sürüyor bunu. Çocuk o yaşta bile tembelliğe alışıyor. Liseye geldiğinde de o şekilde devam ediyor. 12. Sınıfta daha çarpım tablosunu bilmeyen. Bölme işlemini yapamayan öğrencilerimiz var. Bu işlemleri dahi ilköğretimde öğrenmeden geliyorlar.

Okulda prosedürlerle uğraşmaktan öğrencilere okulu sevdirecek proje geliştiremiyoruz. Okul gazetesi çıkartmak istediğimizde dahi prosedürler Edebiyat Öğretmenlerinin bu şevkinden vazgeçmesine neden oluyor. Öğrencileri bilinçlendirmek için Çanakkale gezisi düzenlemeye çalışsak bile prosedürler yüzünden vazgeçiyoruz. Zorlama ile yapınca da öğretmen asıl işine konsantre olamıyor.


Sosyal Kulüp saatleri tamamen gereksiz hale gelmiş durumda, Bunların etkin olabilmesi için; Tiyatro Kulübü, Tarih Kulübü, Futbol Kulübü, Satranç Kulübü, Basketbol Kulübü, Üniversite Hazırlık Kulübü, Bilim Kulübü gibi kulüpler olmalı. Öğrenci istediği kulübe gidebilmelidir. Bunların planları serbest bırakılmalı. Bu kulüpler için peş peşe gelmek üzere haftada 2 gün ve öğleden sonra son iki saat olmak üzere zaman verilmeli. En güzel günlerde Salı ve Perşembe günleridir. Futbol seçen öğrenci futbol saatinde futbol oynasın, satrançı seçen öğrenci satranç oynasın. Zorunlu kulüplerden dolayı bu şekilde aktivite yapılabilecek kulüp dahi açamıyoruz. Bu kulüplerdeki çalışmalarda mutlaka karnelere not olarak yansımalıdır ki öğrenci en azından yapmaya çalışsın. Öğrenciler hafta içi bile okulda rahat durmuyorlar. Duyduğumuza göre hafta sonları bile okul açık olacakmış. Öğretmeni mesleğine küstürmekten başka hiçbir işe yaramaz. Bir öğretmen hem rehberlik sınıfı aldığında hemde kulüp aldığında aynı ücreti alıyor. İkisi içinde ayrı ayrı ücret almalı. Yaptığı iş karşılığında para kazandığını bilmeli ve ona göre işler yapabilmeli.

MEB yönetmeliklerinde çelişkili maddeler var. İstenilen noktaya çekilebiliyor. Mutlaka yeni yep yeni bir yönetmelik hazırlanması ve bu yönetmeliklerin tüm öğretmenlere aynı şekilde uygulanması gerekiyor. Öğretmenlerin sıkıntılarını giderebilmek için bu şart. Bunun yapılabilmesi için 5-10 yıldır çalışan öğretmenlerden oluşan bir kurulun (İçinde idarecilerde olmalı) toplanıp aylarca sürecek bir çalışma yapması gerekmekte. Yönetmeliklerin sık sık değişmesi, eğitim öğretim programının sık sık değişmesi hem öğretmenleri hem idarecileri yoruyor. Bir sistemin faydası ya da zararı görülmeden hemen yenisi yapılıyor. Oturmuş yerli yerinde bir sistem gerekiyor. Bizim kültürümüz ile Avrupa’nın kültürü bir değil. Eğitim sisteminin de mutlaka millileştirilmesi gerekmekte. Hiç kimsenin kafası karışmadan rahatlıkla herkesin anlayabileceği düzeyde yönetmelikler gerekiyor. Staja giden öğrencileri kontrole gittiğimizde biz 8 saat ek ders alıyoruz. 16 saat alanlar var 5 saat alanlar var. Ben 17 öğrenciye gidiyorum. Başka şehirde öğretmen 5 öğrenciyi kontrole gidiyor o 16 saat alıyor ben ise 8 saat. Yönetmeliklerin açık olmadığı buradan bile belli oluyor. Mutlaka yönetmelikleri işin içinde olan öğretmen ve yöneticilerden oluşan bir ekibin çalışması ile baştan yazılması gerekiyor.

Bu devlet öğretmenlerine sahip çıksın. Öğretmenlik en kutsal meslek ise bunu her alanda kutsallaştırmak sizlerin elinde. Öğretmenler arasında fırsat verilse çok güzel işler çıkarabilecek gerçekten saygın öğretmenler var. Atatürk zamanında vekillere ne kadar zam yapalım diye sorulduğunda Atatürk vekil maaşlarından az olmasın diyerek bile öğretmenin önemini söylemiş. Ama şimdi bakıyorum lise mezunları bile öğretmenlerden daha çok ücret alıyor. Üniversite mezunları arasında en az maaş alanlar arasına artık öğretmenler yer alıyor. Lise mezunu polis bizden çok maaş alıyor. Alsınlar haklarıdır. Ama bizimde hakkımız. Bu ülkede iyi bir şey olacaksa bu polis ve öğretmenin elindedir.


Polislere mutlaka daha çok yetki verilmeli. Amerika da bir polis kaçan birini vurunca insan haklarına aykırı olmuyor. Ama bizim ülkemizde polise Molotof kokteyli fırlatıp polise tokat atan biri vurulsa İnsan haklarına aykırı oluyor. Kabullenemiyorum bu durumu. Polise biri şiddet gösteriyorsa en azından polis o kişiyi plastik mermi ile ayağından vurabilmeli.

Geri kalan ilçelerin ve illerin geliştirilmesi için mutlaka devlet eliyle yatırımlar fabrikalar yapılmalı. İnsanlar kendileri çalışmayı sevmiyor ama asgari ücretle bir fabrika olsa koşup gidiyor. Nüfusu 25.000’in altında ki şehir merkezinden uzaktaki ilçelere ve nufüsü 150.000’in altındaki şehir merkezlerine mutlaka ve mutlaka belediyeler eliyle fabrikalar kurulmalı. İnsanlara iş verilmeli. Belediyelerin kuruluş giderleri karşılanmalı ve zararın %50’sini (zarar elde ederse) devlet tarafından karşılanmalı bu sayede göç önlenebilir. Elbet yatırım çabaları var. Ama sert şartlar olduğu için cesaret edemeyenler var. Geri kalan ilçeler iller gelişebilir. Özel sektör ve insanlarda yatırım fikri ya da cesaret olmadığı için böyle işlere girilemiyor. En azından belediyelere böyle bir imkan sağlanabilmeli.

Başbakanımız imalı bir şekilde Abdullah Öcalan dediğinde yer yerinden oynadı. Ama başkaları içten Biji Apo dediklerinde neden bir şey yapılmıyor. Bu kadar mı güçsüz bu ülke. Teröristlere kol kanat geren siyasiler için neden bir şey yapılmıyor. Diyarbakır’ın kullandığı elektriğin %60 dan fazlası kaçak olduğu halde. Kaçıranlar için bir şey yapılmayıp. Niye kanunlara uymaya çalışanların sırtından çıkarılmaya çalışıyor orada ki kayıp.

Vergide adaletin kesinlikle sağlanması gerekiyor. Sigara toplumun gerçeği ÖTV yüzünden çoğu insan kaçak sigaraya yöneliyor. Oysa vergi yükü azaltılsa en azından kaçağa kimse tenezzül etmez. Bu sayede daha çok vergi toplanabilir. Aynı şekilde şirketler işletmeler vergi oranlarının yüksekliği ve cezaların caydırıcı olmaması nedeniyle bir çok şeyi kayda almıyor ve vergi kaçırıyorlar. Vergi oranları düşürülüp mutlaka denetim sisteminin daha etkin çalışması gerekiyor.
Öğretmenim daha önceden söylediğim gibi şuanda seminerdeyiz. Eğitim öğretim yılı açıldığında öğretmenlerin seminerde olmasının bir mantığı yok. Öğrencilerin derslerden kalması önemli değil mi? Yarı yıl tatilinde ya da yaz tatilin başlarında bu şekilde seminerler olmalı. Eğitim öğretim yılı içinde seminer yapılmaması gerekiyor. Seminerde öğretmenlere sorulması gereken şey okullarınızdaki sorunlar, yönetmeliklerde ki sorunlar sorulması gerekirken ve bunlar not alınıp bakanlığa iletilmeliyken bize zaten bildiğimiz şeyler anlatılıyor. Bakanlıkta bu sorunlara çözüm bulmak için öğretmenlerin görüşlerini dikkate alarak istenilen yönde değişiklik yapılmalıdır.
Daha yazacak yüzlerce gözlemlediğim sorun var. Onlarca düşüncem var. Eğitim ve adalet tam sağlandığı sürece bu ülkeye Allah’ın izniyle hiç bir şey olmaz.
Bu ülkeyi seven biri olarak umarım derdimi anlatabilmişimdir. Bilgilerinize arz ederim.

PHOENIX07
15-11-2011, 21:02
aklıma gelmişken söyleyeyim...

bakan diyor ki, askerliği ret eden vatandaşlarımız olursa,

iki sene devlet adına çalıştırılacak...vay vay...

adam, hem askerlikten kaçacak, hemde devlet kademelerinde memur olacak...

mükafatın bu kadarına da, PES diyorum...

Bu en çok dağa kaçan eli kanlı terörüstler için bir fırsat. Adam hem askerlikten kaçar dağa gider. Vicdanı ret olur, PAŞALAR gibi memurluk yapar. hemde kurşun attığı CANIM VATANIM'a.

pardon
15-11-2011, 22:42
ölenin onlar için hiçbir önemi yok,tek düşündükleri ölümden sağlayacakları rant,yazıklar olsun;işte insanlığın bittiği an:


Kocaeli'nde deniz otobüsünü kaçırdıktan sonra ölü ele geçirilen PKK'lı Mensur Güzel'in cenaze töreninde BDP'lilerin olay çıkartmak için ilginç bir plan yaptıkları ortaya çıktı.
CENAZE MORGTA BDP'LİLER BOŞ TABUT ALIP CAMİYE GELDİ

Güzel'in cenazesi mezarlıktaki morgda olmasına rağmen, şehir merkezindeki bir camiye içi boş bir tabut getirildi. BDP'liler caminin avlusuna konulan boş tabutta PKK'lı Mensur Güzel'in naaşı olduğuna hem aileyi hem de cenaze için gelen kitleyi inandırdı. Tabutla yürümek isteyen kalabalığa polisin izin vermemesi üzerine, göstericiler polise taş ve molotofla saldırdı.

Mensur Güzel'in Diyarbakır'a getirilen cenazesini dün şehir merkezine sokarak olay çıkartılmak isteyen BDP'liler, amacına ulaşamadı. Polis, öldürülen PKK'lının annesi Sıtiye Güzel'in desteğiyle cenazenin Yeniköy Mezarlığı morguna götürülmesini sağladı. BDP'lilerin cenazeyi şehir merkezine götürüp olay çıkarma ihtimali sebebiyle güvenlik güçleri gece boyunca morgun kapısında nöbet tuttu. Cenazenin bugün saat 10.00'da toprağa verilmesi gerekiyordu. Ancak 13.00'a kadar aile ya da BDP'lilerden hiçbiri cenazeyi almaya gelmedi. Terör örgütüne yakın internet siteleri, cenazenin Şehitlik semtinde olduğunu, halkın oraya gitmesi gerektiği yönünde yayınlar yaptı.
YALANI POLİS BOZDU

BDP'liler buradaki caminin avlusuna konulan boş bir tabutta PKK'lı Mensur Güzel'in naaşı olduğuna hem ailesini hem de cenaze için gelen kitleyi inandırdı. Tabutla yürümek isteyen kalabalığa polisin izin vermemesi üzerine, göstericiler polise taş ve molotofla saldırdı. Bunun üzerine Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü Güvenlik Şube Müdürü Süleyman Hançer ile beraberindeki emniyet görevlileri, olayın çıktığı caminin önünde PKK'lının annesi Sıtiye Güzel'le görüşmek istedi. BDP'lilerin engeline rağmen Güzel'le görüşen Hançer, olayın BDP'lilerin söylediği gibi olmadığını anlattı. BDP Diyarbakır İl Eş Başkanı Zübeyde Zümrüt ve diğer yöneticilerin de olduğu görüşmede Hançer, cenazenin Bağlar ilçesindeki Yeniköy Mezarlığı'nda olduğunu, mezarın da hazır olduğunu belirterek orada toprağa verilmesini istedi. Kalabalığın cenaze bahanesiyle kendilerine saldırdığını ve molotof attığını anlatan Hançer, "Olay bildiğin gibi değil. Senin çok iyi niyetlisin. Yeniköy'e gidelim orada toprağa verelim. Burada bize saldırmalarını istiyor musunuz?" dedi. Sıtiye Güzel de, "Oğlum, ben bir insanın bile burnunun kanamasını istemiyorum. Size bir şey olmasın. Yeniköy'e gidelim ama oğlumun cenazesini de buradan götürelim." dedi.

Bu sırada Sıtiye Güzel'in kandırıldığı ortaya çıktı. Polis müdürü, "Oğlunun cenazesi burada değil. BDP'liler sizi kandırmış. Burada cenaze falan yok. Cenaze Yeniköy'de. Mezarlık da hazır. İsterseniz birlikte gidelim. Benim arabamla gidelim. Biz de istiyoruz oğlunuzu toprağa vermenizi." karşılığını verdi. Bu esnada BDP'lilerin susması ve konuşamaması dikkat çekti. Güzel, oğlunun toprağa verilmesi için Yeniköy'e gideceğini söyleyince, BDP'liler yine engellemeye çalıştı. Bunun üzerine polisle BDP'liler arasında kısa süreli tartışma yaşandı.

ppqq
15-11-2011, 23:13
Ver tavizi ver.

Neyse
akim akparti iletişim merkezine yaklaşık 2 ayda bir gönderdiğim yazı. Belki bir gün olumlu cevap alırım...


Ülkemizin öğretmenlerinden biriyim. Bazı sıkıntılarımızı aktarmak istiyorum. İyi niyetinden hiçbir zaman şüphe etmediğim Başbakanımız Recep Tayyip ERDOĞAN için yazıyorum. Umarım elinize bu yazım ulaşır. Çok isterim çünkü iyi niyetinizden hiç bir zaman şüphe etmedim. Bu ülkeyi çok seven biri olarak yazıyorum. Öğretmenliği severek yapmaya çalışan biri olarak yazıyorum.

Milli Eğitimde köklü değişiklikler yapılmaya çalışılıyor...


Arkadaş senin biraz kafan karışmış,

Kimi kime şikayet ediyorsun. Hükümet edenler 9 yıldır aynı...

Milli Eğitim başta olmak üzere tüm kurumlarda ki yapılan köklü değişikler Hükümetin uyguladığı plandır. Politikalarını beğenirsin devam dersin oyunu verirsin, beğenmezsin red verirsin.

Başbakana mektup yazmalar filan nedir, ben anlamadım!

Nasıl bir cevap beklediğinizi de çok merak ettim doğrusu!

uguraltun
15-11-2011, 23:57
askerden kaç...pkk ya sığın...

bombaları kuşan, git masum vatandaşların canına kastet...

sonra geber...ve bazı bakanlar (yazık oldu) desin...

sebahat tuncer denilen kansız karı, bugün bu teröristin kız kardeşiyle görülüyor...

şimdi teröristin leşi diyarbakır da kahraman olarak toprağa verilir...

delirecem arkadaş yaaa...ulan bu kansızlar mecliste bizlerden kesilen paralarla maaş alıyorlar...

o kadar zoruma gidiyor ki...


Başbakan konuşuyor. vay anam vay dedim. öyle bir cümle kurdu ki... Yazıklar olsun dedirttirdi bana.
Van'a belediyesine para gönderin diyorlar. Gönderince ne yaptıklarını biliyoruz dedi.
Ne yapıyorlar PKK ya destek çıkıyor demeye gidiyor.
Bunu biliyor musun? Biliyorum diyor başbakan.
O zaman gerekeni yap.
Resmen gücüm belediye başkanına yetmiyor diyor. vay anam vay....


Van valisi diyor ki;

'''halkın duyarlılığı azaldı..yardımlar kesildi...yardıma ihtiyacımız var..'''


halkın duyarlılığı azalmadı..

Türk halkının pkk ya destek sağlayacak kadar aptal olmadığını bilsinler...

oradaki belediyeler yardımları ulaştırma tercihlerini pkk dan yana yaptılar..

sonuçlarını bu kış hep birlikte göreceğiz...


Eee onceden dagda ellerinde keles, şimdi ise boyunlarında kravat medeni terörist???

ellerinize sağlık...

ikiondokuz
16-11-2011, 00:16
vicdani red meselesi AİHM de içtihad haline gelmiş.
dava açan emsal göstererek tazminat kazanıyor. parası bizden çıkıyor.
yani o iş bitmiş, yapılan sadece yasal düzenlemeden ibaret.
ayrıca askerlik çok ciddi bir iştir, herkesin yapabileceği bir görev değildir.
her Türk asker doğmuyor maalesef... her askere giden de askerlik yapmıyor.
kız gibi asteğmenler mi dersiniz, kavruk ezik erler mi dersiniz, her tür insan var
velhasıl, kendimizi çok ta kasmaya gerek yok. doğrusu budur.
herkes doktor, öğretmen, polis olamıyorsa, herkes asker de olamaz.
olmasın da zaten. oluyor da ne oluyor görüyoruz.

STAH
16-11-2011, 04:59
vicdani red meselesi AİHM de içtihad haline gelmiş.
dava açan emsal göstererek tazminat kazanıyor. parası bizden çıkıyor.
yani o iş bitmiş, yapılan sadece yasal düzenlemeden ibaret.
ayrıca askerlik çok ciddi bir iştir, herkesin yapabileceği bir görev değildir.
her Türk asker doğmuyor maalesef... her askere giden de askerlik yapmıyor.
kız gibi asteğmenler mi dersiniz, kavruk ezik erler mi dersiniz, her tür insan var
velhasıl, kendimizi çok ta kasmaya gerek yok. doğrusu budur.
herkes doktor, öğretmen, polis olamıyorsa, herkes asker de olamaz.
olmasın da zaten. oluyor da ne oluyor görüyoruz.

demek ki vicdani retçiler için yapılacak bir şey yok...o zaman vicdani retçiler, her karşılaştıkları yerde red cevabı almaları gerekecek...nasıl olacak;

her iş için askerlik belgesi istenecek...ya tecil,ya terhis kağıdı götüreceksin..onun belgesine de vicdani ret çi yazacaksın..ne bir işe girebilecek ne de iş yeri açabilecek...kredi kart alamayacak..bankada hesap açtıramıyacak..çek karnesi alamayacak..vasiliği ve veliliği kabul edilmeyecek..vicdani retçiye sokağın kenarında limon satma hakkı bile vermeyeceksin...

sonra devlet olarak diyecek ki;

SEN VİCDANİ RETÇİ MİSİN...BENDE ÖYLE...devlet olarak ben sonuçlarına katlanıyorum..sende birey olarak sonuçlarına katlanmak zorundasın..

aksi halde ülkede çıkacak büyük kaosu engelleyemezsin..ülkemizin askeri gücü büyük yara alır...

zaten yurt dışındaki düşmanlarımızın ve yurt içindeki her tarafını her tarafa satmış hainlerin istediği de budur...

osman
16-11-2011, 09:57
aklıma gelmişken söyleyeyim...

bakan diyor ki, askerliği ret eden vatandaşlarımız olursa,

iki sene devlet adına çalıştırılacak...vay vay...

adam, hem askerlikten kaçacak, hemde devlet kademelerinde memur olacak...

mükafatın bu kadarına da, PES diyorum...

hiç kimsenin yapmak istemediği,devletin işleri vardır,bunları bedelsiz olarak yaptırırsın,
örneğin,vicdani redci doktor,yardıma muhtaç kişilerin,idrarını ve dışkısını,temizleye bilir,
üniversite mezunu redciler,kamu binalarının temizliğinde,öncelikli olarakta tuvalet temizliğinde,
redci öğretmen okullarda hizmetli olarak görevlendirilebilir,örnekler çoğaltıla bilir,
gayette iyi olur,pkk sempatizanı birinin ordu içinde bulunmasını ben istemem,
zaten it zorla ava gitmez,gitsede ya işe yaramaz,ya da art niyetlidir.

osman
16-11-2011, 10:01
ilaveten,Sn. STAH ın öneriside çok güzel,
savunmasında görev almadığın,ülkende,rahat yaşam süremezsin,nokta.

magurus
16-11-2011, 10:47
hiç kimsenin yapmak istemediği,devletin işleri vardır,bunları bedelsiz olarak yaptırırsın,
örneğin,vicdani redci doktor,yardıma muhtaç kişilerin,idrarını ve dışkısını,temizleye bilir,
üniversite mezunu redciler,kamu binalarının temizliğinde,öncelikli olarakta tuvalet temizliğinde,
redci öğretmen okullarda hizmetli olarak görevlendirilebilir,örnekler çoğaltıla bilir,
gayette iyi olur,pkk sempatizanı birinin ordu içinde bulunmasını ben istemem,
zaten it zorla ava gitmez,gitsede ya işe yaramaz,ya da art niyetlidir.


haklısın kardeşim...:cool:

ikiondokuz
16-11-2011, 11:45
Ordu 1828 e kadar yeniçeri ve tımarlı sipahilerden oluşuyor.
1839 ıslahat fermanı ile batılılaşma süreci başlıyor malum.
1843 te kur’a ile askere alma başlıyor. 5 yıl zorunlu, 7 yıl yedek
1869 da kur’a sisteminde değişiklik var, 6 yıl zorunlu, 14 yıl yedek
1916 yılında 20 yaşını bitiren tüm erkeklere zorunlu hale getirilmiş.

işin duygusal ve epik tarafını bir tarafa bırakacak olursak
vatani görev olarak telakki ettiğimiz konu devletin aldığı bedeni bir vergidir.
parası olan bedeli ile, parası olmayan bedeni ile bu vergiyi öder.
vergisini kaçırmak isteyenler için de bir takım yollar var.
vicdani red, sahte çürük raporu, kendini sakatlama, homoseksüellik beyanı vs.

savaş olur, ihtiyaç olur ayrı ama olağan durumlarda askerliğin zorunlu olmasına gerek yok bence. çok daha az sayıda ama dört dörtlük profesyonel bir ordu hem daha etkin hem daha az maliyetli olur diye düşünüyorum.

güneyli07
16-11-2011, 11:55
http://www.hurriyet.com.tr/planet/19250001.asp


bir bu eksikti...VİCDANİ RET...

paralı askerlik pazarlıkları devam ederken, birde VİCDANİ RET çıktı karşımıza...

birileri, bu vatan evlatlarını askerlikten soğutmak için elinden geleni yapıyor sanırsam...

BDP bu vicdani ret, olayında çok ama çok istekli...neden acaba?:notr:

biz TÜRK evlatları...askerliği kutsal ocak biliriz...

bizde, askerlik yapmayana kız vermezler...

bizde, askerlik yapmayana iş vermezler...(mülakatta sorarlar) askerliğini yaptın mı diye?

bizde , askerlik yapmayana eksik adam gözüyle bakarlar...adam yerine koymazlar...

yani biz türk evlatları için askerlik olmazsa olmazlarımızdandır...

şimdi avrupa insan hakları mahkemelerine bunlar anlatılmalıdır...

haa bize böyle bir şeyi kabul etmiyoruz diye cezamı keserler...kessinler...

bizi avrupa birliğine mi almazlar...çokta tın, kendileri batağın içinde zaten...

BİZLER TÜRK ÇOCUKLARIYIZ...BİZİM ÖRF VE ANANELERİMİZ VAR...

BUNLARIN EN BAŞTA GELENİ DE, VATAN BORCU NAMUS BORCU OLMASIDIR...

Selam arkadaşlar
Namus kavramına sahip olanlar namusu borç bilir Sn magurus

Namus borcunu vicdanlarıyla red edecekler, cüzdanlarıyla kabul edecekler. Keşke amacına uygun olarak uygulansa.

piyasafatihi
16-11-2011, 15:53
"Vicdani ret" ihaneti sahne alıyor
ADALET Bakanı Sadullah Ergin, PKK'nın da talepleri arasında yer alan ve Avrupa Konseyi tarafından dayatılan vicdani ret konusundaki çalışmanın en kısa sürede Bakanlar Kurulu'nda olacağını söyledi. Ergin, askerlik yapmayı reddeden kişilere 'vicdani ret hakkı'tanınmasıyla ilgili Milli Savunma Bakanlığı'nın bir çalışma hazırladığını belirterek, "Bu hafta içinde olmazsa önümüzdeki hafta içinde karar aşamasına gelinmiş olacak. Çok kısa süre içinde bunu Bakanlar Kuru'lunda görüşeceğiz" dedi.

Adalet Bakanı Sadullah Ergin, PKK'nın da talepleri arasında yer alan ve askerlik sistemini alt-üst edecek olan çalışmanın en kısa sürede Bakanlar Kurulu'nda olacağını söyledi. Ergin, askerlik yapmayı reddeden kişilere 'vicdani ret hakkı'tanınmasıyla ilgili Milli Savunma Bakanlığı'nın bir çalışma hazırladığını belirterek, "Bu hafta içinde olmazsa önümüzdeki hafta içinde karar aşamasına gelinmiş olacak. Çok kısa süre içinde bunu Bakanlar Kurulunda görüşeceğiz" dedi.
Askerlik yapmayı reddeden kişilere 'vicdani ret hakkı'tanınmasıyla ilgili tasarı, Bakanlar Kurulu gündemine geliyor.
Açıklama, Adalet Bakanı Sadullah Ergin'den geldi; ancak Bakan detay vermedi. Ergin, "Bu hafta içinde olmazsa önümüzdeki hafta karar aşamasına gelinmiş olacak." dedi.
Adalet Bakanı Sadullah Ergin, vicdani ret ile ilgili olarak Milli Savunma Bakanlığı'nın bir çalışma hazırladığını bildirdi. Bu konuda hafta içinde olmazsa gelecek hafta içinde karar aşamasına gelinmiş olacağını söyleyen Ergin, çok kısa süre içinde de çalışmanın Bakanlar Kurulu'nda görüşeceğini açıkladı.
Bu konunun öteden beri Türkiye'den beklenen bir konu olduğunu belirten Ergin, "Milli Savunma Bakanlığımız ile bu konuyu takip ediyoruz. Onlar belli bir hazırlık yaptıklarını ifade ettiler. Kısa süre içerisinde çalışmalarını Başbakanlık'a tevdi edecekler" dedi.

VİCDANİ RET NEDİR?
Vicdani ret, bir bireyin politik görüşleri, ahlaki değerleri veya dinsel inançları doğrultusunda zorunlu askerliği reddetmesidir. Vicdani retçiler kendilerini antimilitarist ya da pasifist olarak tanımlayabilmektedirler.
AB VE VİCDANİ RET
Konuyla ilgili, 2006 yılında yapılan bir şikayeti değerlendiren AİHM, Türkiye'yi mahkum etmişti. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nde mahküm olan Türkiye, askerlik yapmayı reddeden kişilere 'vicdani ret hakkı'tanınmasıyla ilgili çalışmayı tamamladı.
Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, Türkiye'nin askerlik yapmayı reddeden kişilerin 'vicdani ret hakkı'için atacağı adımları belirlemesini istemiş ve Ankara'ya bunun için aralık ayına kadar süre vermişti. Vicdani retçi Osman Murat Ülke, defalarca hapis cezasına çarptırılmasını Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne taşımış, AİHM de verdiği kararda Türkiye'yi tazminata mahkum ederek konuyla ilgili düzenleme yapılmasını istemişti.
Yeni stratejiye göre davalar karar aşamasına gelmeden AİHM gündeminden düşürülmeye çalışılacak. Pilot davalar Türkiye aleyhine neticelendiyse diğer davalar da benzer neticeleneceğinden aynı gruptaki hatalar kabul edilecek. İç düzenleme gereken davalarla ilgili çalışmalar yapılacak. Mevzuatta iyileştirme, savunma yapmama ve dostane çözüm gibi seçenekler değerlendirilecek.
AİHM, 2006 yılında Osman Murat Ülke'nin konuyla ilgili yaptığı başvuruda Türkiye'yi mahkum etmiş ve 11 bin Euro tazminata hükmetmişti. AİHM, verdiği kararda, askerlik yapmayı reddeden bir kişiye karşı insan onurunu küçük düşürücü muamelede bulunulduğunu, bunun da Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nde güvence altına alınan 'kötü muamele ve işkenceyi önleyen'maddesinin ihlal edilmesi anlamına geldiğini kaydetmişti. Mahkeme, yasal bir düzenleme yapılması gerektiğini belirtmişti.

Kapatılan DTP tarafından vicdani ret hakkının verilmesi için kanun teklifi sunulmuştu. Türkiye'de 2008 yılına kadar 16'sı kadın olmak üzere toplam 86 vicdan” retçi çıktı. İlk kez 1989 yılında Tayfun Gönül, 155. maddeden yargılandı ve aldığı ceza, para cezasına çevrildi. Mayıs 2011'e kadar 37'si kadın olmak üzere toplamda 133 kişi vicdan” retlerini açıkladı.

yorumcu68
16-11-2011, 15:56
Askerlik hizmeti insanlığın doğuşu ile başlamıştır.Bu ilk önceleri zorunlu olarak

ava gitme ve yırtıcı hayvanlardan korunmak için geceleri nöbet tutma olarak

devam etmiştir.


milletler oluştukça da kendi güvenliğini sağlama, topraklarını ve haklarını korumak

için günümüze kadar devam edegelmiştir.Dünyanın mevcut hali, insanlığın mevcut

düşünce yapısı bugün kü hali ile devam ettiği sürece de askerlik olacaktır.

Tabi teknolojik gelişmeler bu işi farklı boyutlara taşıyabilecektir.Ama ana unsur

yine insan olmaya devam edecektir.

Vicdani ret olayına gelince;Türkiye'nin bulunduğu coğrafi konum itibariyle bu

konu karışık ve netameli bir konudur.Türkiye bulunduğu coğrafya itibariyle

güvenli bir bölgede değildir.Dünyanın paylaşamadığı enerji bölgesi ve enerji

geçiş, enerji dağıtım bölgesindedir.Bölgemizde ve çevremizde savaşlar eksik

olmamakta; devamlı yeni savaş senaryoları gündeme getirilmektedir.

En önemlisi de Ülkemizin bir terör sorunu vardır.Bu terörü de perde arkasından

bir çok ülke desteklemekte ve beslemektedir.Ayrıca bulunduğumuz bölge sadece

bu yüzyılda değil binlerce yıldır dünyanın en önemli bölgesi olmuştur.Tüm

peygamberler bile bu bölgeden çıkmıştır.Bundan dolayıdır ki bu bölge üzerinde

oyunlar hiç eksik olmamıştır.Dolayısıyla son yıllarda ülke olarak bizlerin ve

ülkemizin yöneticilerinin çok dikkatli olması gerekir. Maalesef uzun süredir

ülkemiz ve ordumuz üzerinde çok büyük oyunlar oynanmaktadır.Bölücü

terörle ülkemizin kaynakları heba ettirilmekte, aynı zamanda basın yayın

köşelerine yerleştirilen bilinçli bilinçsiz adamlar(bunların bir kısmı dış güdümlü)

vasıtasıyla da insanımız ayrıştırılmaktadır.Yani psikolojik harp teknikleri

uygulanmaktadır.Bir taraftan ordumuz aşağılanırken,bir taraftan da milleti

askerliğe soğutacak, adam sendeciliğe itecek konular bilinçli olarak ortaya sürülmekte

ve milletin kafası karıştırılmaktadır.Eş zamanlı olarak da sessiz sedasız ırak'ın kuzeyinde

israil ve abd tarafından 150.000 bin kişilik bir ordu yetiştirilmekte ve hazırlanmaktadır.

Sonracıma yine aynı yere dünyanın en büyük hava alanlarından biri ve üssünün

yapımına sessiz sedasız devam edilmektedir.Terör tımandırılmakta;teröristin yurt

içinde ki yerel uzantılarına bilerek veya bilmeyerek zemin ve mevzi kazandırılmaya

devam edilmektedir.Yani sudanda, endonezyada, ırakda ve dünyanın bilumum

farklı yerlerinde program nasıl uygulandıysa aynısı bizim ülkemiz üzerinde de

devam ettirilmektedir.Maalesef 2004 yılından itibaren pkk terörünü bitirme

ve önlem alma konusunda çok kötü bir sınav verilmiştir.Evet güneydoğuya

köydes projesi kapsamında çok iyi hizmetler götürülmüş fakat terör yokmuş

gibi hareket edilerek terör beyinli ve dış destekli terörist uzantılarının

buralarda mevzi kazanması ya görmezden gelinmiş veya farkedilememiştir.

Son yıllarda yazılı basın ve tv lerden bu maşalara bol bol propoganda

yaptırılmıştır.Bu televizyon bülbüllerinin bazıları iyi polis rolüne bürünerek

propogandasını yapmış, bazılarıda açıktan propogandasını yapmıştır.

Bu da yetmemiş açılım saçılımlarla teröristler "biz pişman değiliz

önderimiz, baş teröristimiz aponun talimatı ile geldik" demelerine rağmen

davul zurna ile karşılanmış ve il il kahramanlar gibi gezdirilmeleri seyredilmiştir.

Güneydoğuda bunlara karşı olan vatandaşın gözünde televizyonlardan

ve gazetelerden ve de bu terörist uzantılarıyla yapılan propagandalarla

teröristler ve terör destekçileri legal hale getirilmiştir.Tabi eş zamanlı

olarak ordumuz kötülenmiş teröri ordu yaratıyormuş gibi bir hava oluşturulmuştur.

İnsanı en çok üzen de orada burada, sağda solda ülke üzerinde oynanan oyunları

göremeyen, bu propogandalardan etkilenen üniversite mezunu kravatlı insanlar

türemiştir.Bunu bu topikte bile bazen görebiliyoruz. Be hey arkadaşım köyde

ilkokul mezunu olmayan mahmet ağa bile bu oyunların artık farkında.Sen de araştır

endonezyada, sudanda, ırakda bu oyun nasıl oynanmış hele bir araştır.Siyasi

görüşümüz ne olursa olsun bu topraklarda yaşayorsak, karnımızı bu topraklarda

doyuruyorsak oynanan oyunları görelim ayrışmayalım ve safları sıklaştıralım.

Çünkü fırtına koptuğu zaman dolu yağdığı zaman bundan hepimiz etkileneceğiz.

Yazımın başında bu vicdani ret konusu karışık bir konu demiştim evet

karışık.Çünkü maalesef son yıllarda yapılan propogandalarla bir çok insanın

kafası allak bullak edildi.Bunu ben çevremde azda olsa görüyorum.

Bu kafası karıştırılan normal insanları ayrı tutuyorum. Bunun yanında

cüzi miktarda hiç bir değer yargısı olmayan, vatan dediğin zaman kendileri

için hiç bir şey ifade etmeyen cüzi bir grup var.Bunları askere alsan ne olur

ama işte o zaman da aslanlar gibi askerliğini gidip yapan insanlara çok büyük

haksızlık olur.Düşünsene bir apartmanda 40 daire var bunlardan bir tanesi

ben istemiyorum bu benim özgürlüğüm diyerek apartmanın hiç bir giderine

katılmıyor. Sonra bu vatan konusu başka şeylerle kıyas bile edilmez. Bu

topraklar üzerinde yaşıyorsa kurallara herkes uyacak.Ayrıca terörist

uzantılarına da gün doğar.

Tüm bundan dolayıdır ki;Ülkemiz terör meselesini kökünden kazımadan,

mevcut coğrafi konumu itibariyle ve çevremizde bunca savaş tamtamları

çalınıp ortadoğunun sınırları yeniden çizilirken vicdani ret, o ret bu ret olmaz.

Aihm den kurtulmak için İllede olacak, biz böyle bir yasa yapacağız diyorlarsa

bu retcilere çok ağır gelecek, suistimalleri önleyecek caydırıcı bir yasa olmalıdır.

Ayrıca artık bakan ve işadamı çocuklarıda sınır karakollarında askerliğini yapmalıdır.

Askerlikle ilgili adamı olan işini hallediyor imajı hızla silinmeli her türk vatandaşı

suistimal olmayan bir bilgisayar kura sistemi ile askerliğini neresi çıkarsa gidip

aslanlar gibi yapmalıdır.

Son olarak;bilinmelidir ki bulunduğunuz coğrafyada güçlü bir ekonomisi ve

hele hele güçlü bir ordusu olmayan hiç bir millet ve devlet yaşayamaz ve de

yaşatmazlar.Geriye dönük 10.000 bin yıllık tarihi şöyle bir okuyanlar bunu

çok iyi görecektir.Bu konuda hata yapan bunu unutan milletlerin başına

neler geldiğini hiç unutmayalım.Onun için derim ki; kim olursak olalım,

ceddimiz bu topraklarda yaşamış ve biz de bu topraklarda yaşıyor, karnımızı

bu topraklarda doyuruyorsak ayrışmadan saflarımızı sıkı tutalım.

Sevgi ve saygılarımla....

magurus
16-11-2011, 17:58
VİCDANİ RET.....

şimdi toprak altında, kefenli ve kefensiz yatan ŞEHİTLERİMİZİN kemikleri sızlıyordur.

bizler neden vatanımıza, toprağımıza, anamıza, babamıza, kardeşimize, eşimize,evlatlarımıza doyamadan,

vatanı savunacağız diye çarpışıp ŞEHİT düştük...bizim böyle bir seçeneğimiz yoktu...

bizim sevenlerimizin yıllar geçse de gözleri hep yaşlı kalacak...


yaa gazilerimiz...inanın kaybettikleri uzuvlarının dikiş yerleri tekrar sızlamıştır...

SİZ, ŞEHİTLERİMİZ, GAZİLERİMİZ VE ONLARI DÜNYAYA GETİREN ANNELER VE BABALAR...

SİZLER BU YASAYI ÇIKARANLARA, HAKKINIZI HELAL EDECEKMİSİNİZ?????

JoNaThAn
16-11-2011, 18:22
Vicdani ret için uzun süreli bir kamu hizmetinden bahsediliyor. 2 yıl gibi. Bu adil olmaz. Kamu hizmeti dilerim 1 yıl olur. Kısa dönemler içinse 8 ay uygundur. Bunun üzeri zulme girer.

Silah altına girmemek kişinin en doğal seçimi olmalıdır. Söylendiği gibi: "Dünya, insanlar bıraktıkça güzelleşecektir." Bırakmayı bilmek lazım. Dayatılan tüm sanal unsurları, insanları birbirine kırdıran yalanları, zoraki seçimleri, milliyetçilikleri bırakmak lazım. Elbette tek taraflı değil, çok taraflı.

Hükümeti hümanist ve insancıl politikalarından ötürü tebrik ediyorum. Gerçi bunda AİHM'nin payı var. Yine de tekdire şayan.

paradoxX
16-11-2011, 18:54
1. MEHMETÇİK VAKFI TURİZM PETROL İNŞAAT SAĞLIK GIDA VE TİCARET LİMİTET ŞİRKETİ (MEHMETÇİK LİMİTET ŞİRKETİ)

a. Kurtköy Akaryakıt İstasyonu ve Dinlenme Tesisleri

b. Maslak Akaryakıt İstasyonu

http://www.mehmetcik.org.tr/sirketlerimiz.html

volvox
16-11-2011, 20:36
Mehmetçik vakfı sitesini inceledim.
Güzel yapmışlar, her şey şeffaf, bilançoları bile koymuşlar.
Yalnız bir şey dikkatimi çekti, teşkilat genel müdür dahil 15 kişiden oluşuyor.
Ancak genel yönetim gideri 7 trilyon.
Bana biraz yüksek geldi.
7 trilyonluk genel yönetim giderleri neler olabilir ki? Neticede bu vakfın misyonu ve amaçları belli.
Fikri olan var mı?



1. MEHMETÇİK VAKFI TURİZM PETROL İNŞAAT SAĞLIK GIDA VE TİCARET LİMİTET ŞİRKETİ (MEHMETÇİK LİMİTET ŞİRKETİ)

a. Kurtköy Akaryakıt İstasyonu ve Dinlenme Tesisleri

b. Maslak Akaryakıt İstasyonu

http://www.mehmetcik.org.tr/sirketlerimiz.html

ikiondokuz
17-11-2011, 10:30
her sene çocukların eline zarfı verir gönderirler
kızılay, Türk hava kurumu, mehmetçik vakfı vs.
içine para koymazsan da öğretmenden azar işitir
astronomik yönetim giderleri, balolar, eğlenceler
vakıf dediğin kör kuruşu harcarken eli titremeli
neyse...

ikiondokuz
17-11-2011, 10:39
askerlik bedeni bir vergidir yazmıştım.
dün bir makalede de aynı ifadeyi gördüm.
burayı mı takip ediyorlar, nedir :)

ikiondokuz
17-11-2011, 10:52
devlet, verdiği hizmetlerden dolayı vergi alır. aldığı vergilerle de kamu hizmetini yürütür
gerek mali gerek bedeni vergi verenlerin aldığı hizmet kalitesini sorgulaması gerekir
benim paramı nereye çar çur ediyorsunuz, benim evladım neden öldü gibi soruların sorulması gerekiyor
hem de gayet yüksek sesle... bu devlet, bu vatan bazılarının vehmettiği gibi belli bir zümreye ait değil.
eskinin cahil, fakir, gariban köylü dayısı yok artık. okumuş, zenginleşmiş, bilinçlenmiş bir kitle tsunami gibi geliyor.
ilk başta biraz zor olacak belki ama bir gün o aşamaya geleceğimizi ümit ediyorum.
analitik düşünen, sorgulayan insan tipi bugün için pek makbul değilse de, ileride tam tersi olacak.
statükonun direnç göstermesi normaldir ama her şey çok daha güzel olacak. beklentim ve temennim budur.

STAH
17-11-2011, 11:32
Vicdani ret için uzun süreli bir kamu hizmetinden bahsediliyor. 2 yıl gibi. Bu adil olmaz. Kamu hizmeti dilerim 1 yıl olur. Kısa dönemler içinse 8 ay uygundur. Bunun üzeri zulme girer.

.

hangi adaletten,hangi zulumdan söz ediyorsun jonathan..

sen burada yazanlarla dalga mı geçiyorsun yahu..

şimdi bir düşün;

evinin etrafını sarmışlar..basıyorlar mermiyi..evini yakacaklar..bütün aileni kesip yok edecekler..sende ev halkı ile birlikte içerden kendini savunuyorsun..tam bu sırada çocuklarından iki tanesi sana diyor ki;

-baba biz vicdani retçiyiz..silahlara karşıyız..siz mermi sıkmaya devam edin..biz onun yerine mutfaktaki bulaşıkları yıkayalım...ama çamaşırları da yıka dersen senin yaptığına zulum denir..



senin yazdığın yazı aynen bu durumu anlatmaktadır..

şimdi soruyorum..

böyle bir konumda sana bu sözleri sarf eden çocuklarına ne cevap verirdin..?

vereceğin cevabın dürüstlüğü ile seni başbaşa bırakıyorum..

merak ettiğim diğer konu da şudur;

-israil de vicdani retçi var mıdır..?bu kanunun çıkması için meclise önerge veren ve ne acıdır ki akp ve chp tarafından da desteklenen bdp=pkk nın kandırıp dağa çıkardığı gariban kürt çocuklarının vicdani red hakları ne kadardır...?

bu konuda bilgin olduğu için soruyorum...

belibol2520
17-11-2011, 13:00
Vicdani ret için uzun süreli bir kamu hizmetinden bahsediliyor. 2 yıl gibi. Bu adil olmaz. Kamu hizmeti dilerim 1 yıl olur. Kısa dönemler içinse 8 ay uygundur. Bunun üzeri zulme girer.

Silah altına girmemek kişinin en doğal seçimi olmalıdır. Söylendiği gibi: "Dünya, insanlar bıraktıkça güzelleşecektir." Bırakmayı bilmek lazım. Dayatılan tüm sanal unsurları, insanları birbirine kırdıran yalanları, zoraki seçimleri, milliyetçilikleri bırakmak lazım. Elbette tek taraflı değil, çok taraflı.

Hükümeti hümanist ve insancıl politikalarından ötürü tebrik ediyorum. Gerçi bunda AİHM'nin payı var. Yine de tekdire şayan.


hangi adaletten,hangi zulumdan söz ediyorsun jonathan..

sen burada yazanlarla dalga mı geçiyorsun yahu..

şimdi bir düşün;

evinin etrafını sarmışlar..basıyorlar mermiyi..evini yakacaklar..bütün aileni kesip yok edecekler..sende ev halkı ile birlikte içerden kendini savunuyorsun..tam bu sırada çocuklarından iki tanesi sana diyor ki;

-baba biz vicdani retçiyiz..silahlara karşıyız..siz mermi sıkmaya devam edin..biz onun yerine mutfaktaki bulaşıkları yıkayalım...ama çamaşırları da yıka dersen senin yaptığına zulum denir..



senin yazdığın yazı aynen bu durumu anlatmaktadır..

şimdi soruyorum..

böyle bir konumda sana bu sözleri sarf eden çocuklarına ne cevap verirdin..?

vereceğin cevabın dürüstlüğü ile seni başbaşa bırakıyorum..

merak ettiğim diğer konu da şudur;

-israil de vicdani retçi var mıdır..?bu kanunun çıkması için meclise önerge veren ve ne acıdır ki akp ve chp tarafından da desteklenen bdp=pkk nın kandırıp dağa çıkardığı gariban kürt çocuklarının vicdani red hakları ne kadardır...?

bu konuda bilgin olduğu için soruyorum...

Ağzına hümanizmayı alan devlete koşuyor "hooo, silah bırak silah, ben silah istemiyorum" iyi, sen silah isteme, bu vatan hümanizmayla kurtuldu, hümanizmayla kuruldu, hümanizmayla idare edilecek. bu kadar şehit boşyere verildi, ne gerek vardı ki, onlar istemez miydi madem öyle kolaydı bu işler, bulaşık ile geçiştirmeyi. bu kadar kolaydı bu işler, o adamlar niye öldü, tüh keşke ölmeselerdi değil mi. vijdani retmiş, ben gidiyim köpeklerle boğuşuyum, adam arkada gönül eğlendirsin, "ee ben vijdani retçiyim" sen bir şey değilsin, bir şeye yaramazsın, zerre kadar katkın olmaz, senden devlet vergi alamaz, bütün uyuşturucuyu sokarsın, dağıtırsın, pkk yı desteklersin, bölücülük yaparsın, bilmem kaç tane kürt öldü dersin ödüller alırsın, devlete insan hakları dersi vermeye kalkarsın, ondan sonrada savaşma dersin. saldırıdan ziyade savunmaya odaklanmış ve eski sistem ordunun belkemiği olan canlı asker elinden alınırsa tam bir komediye döneriz, ve nitekim döneceğiz de. gidişat çok kötü. %50 yi bile kahredecek ama hayırlısı artık.

merthannn
17-11-2011, 15:21
insan hakları otobüste insanları molotofla yakarak öldüren hamıle bayanı karnındakı bebeğı ile kurşunlayan yemeğe gıden ınsanları tarayan insanların ağzına sakız olmuş .insan hakları derneklerinin başında bu teroristlerin destekçileri geçmiş ve .simdi aynı guruh yıne ortalıkta ınsan haklarını bahane ederek olarak vicdanı ret istiyor.vicdanları elvermıyormuş öldürmeye ellerine silah almak istemıyorlarmış.ellerıne sılah almayı öldürmeyi vicdanı kabullenemeyenler ellerinden silah bomba eksik olmayan asker polis sivil öldürenlere elinden gelen yardımı yapıyor. nasılbır vıcdan anlayışları varsa kı bana gore vıcdanları yok olsa terörist destekçisi olmazlardı

magurus
17-11-2011, 16:21
hangi adaletten,hangi zulumdan söz ediyorsun jonathan..

sen burada yazanlarla dalga mı geçiyorsun yahu..

şimdi bir düşün;

evinin etrafını sarmışlar..basıyorlar mermiyi..evini yakacaklar..bütün aileni kesip yok edecekler..sende ev halkı ile birlikte içerden kendini savunuyorsun..tam bu sırada çocuklarından iki tanesi sana diyor ki;

-baba biz vicdani retçiyiz..silahlara karşıyız..siz mermi sıkmaya devam edin..biz onun yerine mutfaktaki bulaşıkları yıkayalım...ama çamaşırları da yıka dersen senin yaptığına zulum denir..



senin yazdığın yazı aynen bu durumu anlatmaktadır..

şimdi soruyorum..

böyle bir konumda sana bu sözleri sarf eden çocuklarına ne cevap verirdin..?

vereceğin cevabın dürüstlüğü ile seni başbaşa bırakıyorum..

merak ettiğim diğer konu da şudur;

-israil de vicdani retçi var mıdır..?bu kanunun çıkması için meclise önerge veren ve ne acıdır ki akp ve chp tarafından da desteklenen bdp=pkk nın kandırıp dağa çıkardığı gariban kürt çocuklarının vicdani red hakları ne kadardır...?

bu konuda bilgin olduğu için soruyorum...


kardeşim kendini yıpratma....

yazılanları okuduğun zaman, kimin ne olduğunu anlarsın...alıntı bile yapmana gerek yok....

birilerine her şey zulüm gelebilir...biz TÜRK çocuklarına, asla...

birileri kaçsın, evinde rahat uyusun...biz TÜRKLER onlarında can, mal, ve namuslarını koruruz.

hatta askerliği RET edenlere, devlet nişanı verilsin...onlar kutsal çocuklar olsunlar...

onları nereye koyacağımızı şaşıralım...

magurus
17-11-2011, 16:38
bundan ötesi yooook....NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE.....

ikiondokuz
17-11-2011, 17:57
adam 21 gün askerlik yapmış, 21 senedir askerlik hatırası anlatıyor :)
kimi var askerliği süresince patates soymuş, köpek gezdirmiş, dayak yemiş
bir anlatıyor sanırsınız ki vatan kurtarmış :)
sorun askerlik kalksın kalkmasın değil, ben çektim başkası da çeksin mentalitesi.
ben öldüm başkası da ölsün arzusu. aha bu kafa değişmeden hiç bir şey olmaz.

yanlış anlaşılmasın. ben taş gibi askerlik yaptım. her anını da severek, kutsal bilerek görev yaptım.
kendimi ve bana emanet edilen askerleri sağ salim tutmayı Allah nasip etti, başka türlü de olabilirdi...
bana bir seçme sansı verilseydi ailemi, eşimi, küçücük çocuklarımı bırakır şırnak'a gider miydim?
büyük ihtimal gitmezdim herhalde. bugün orada görev yapmış olmaktan gurur ve şeref duyuyorum.
ama bu işler de böyle olmamalı artık... rastgele insanlarla nitelikli işler yapılabilir mi?

asker dediğin gönüllü olacak, ruhen ve bedenen yeterli olacak, belli kriterleri geçemeyeni silah altına almanın kime ne faydası var.

uguraltun
17-11-2011, 18:10
kardeşim kendini yıpratma....

yazılanları okuduğun zaman, kimin ne olduğunu anlarsın...alıntı bile yapmana gerek yok....

birilerine her şey zulüm gelebilir...biz TÜRK çocuklarına, asla...

birileri kaçsın, evinde rahat uyusun...biz TÜRKLER onlarında can, mal, ve namuslarını koruruz.

hatta askerliği RET edenlere, devlet nişanı verilsin...onlar kutsal çocuklar olsunlar...

onları nereye koyacağımızı şaşıralım...


bundan ötesi yooook....NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE.....


adam 21 gün askerlik yapmış, 21 senedir askerlik hatırası anlatıyor :)
kimi var askerliği süresince patates soymuş, köpek gezdirmiş, dayak yemiş
bir anlatıyor sanırsınız ki vatan kurtarmış :)
sorun askerlik kalksın kalkmasın değil, ben çektim başkası da çeksin mentalitesi.
ben öldüm başkası da ölsün arzusu. aha bu kafa değişmeden hiç bir şey olmaz.

yanlış anlaşılmasın. ben taş gibi askerlik yaptım. her anını da severek, kutsal bilerek görev yaptım.
kendimi ve bana emanet edilen askerleri sağ salim tutmayı Allah nasip etti, başka türlü de olabilirdi...
bana bir seçme sansı verilseydi ailemi, eşimi, küçücük çocuklarımı bırakır şırnak'a gider miydim?
büyük ihtimal gitmezdim herhalde. bugün orada görev yapmış olmaktan gurur ve şeref duyuyorum.
ama bu işler de böyle olmamalı artık... rastgele insanlarla nitelikli işler yapılabilir mi?

asker dediğin gönüllü olacak, ruhen ve bedenen yeterli olacak, belli kriterleri geçemeyeni silah altına almanın kime ne faydası var.

teşekkürler,
ÖNCE VATAN,

akfenci
17-11-2011, 22:13
Zamanında değişik zihniyetler tarafından fabrikasının yeri istimlak edilip kapatılan Nuri Demirağ'ın ürettiği yerli uçaklarımız.

http://www.tayyareci.com/bagisucak/images/nud_meh_kummuze-2psdsm700.JPG
http://www.tayyareci.com/bagisucak/images/nud_meh_kummuze-1psdsm700.JPG
http://www.tayyareci.com/bagisucak/images/nud_meh_kumResim_30sm.JPG
http://www.tayyareci.com/bagisucak/images/nud_meh_kumResim_30sm.JPG
http://www.tayyareci.com/bagisucak/images/nud36_meh_kum_Resim_37sm.JPG

paradoxX
18-11-2011, 14:13
http://www.tsk.tr/

BirdenOna
18-11-2011, 18:28
İnsan vicdanı birşeyi reddecekse, bunları reddetsin:

"Öcalan'ı serbest bırakan komutanı açıkladı

AK Parti Milletvekili Şamil Tayyar, PKK lideri Abdullah Öcalan'ın, 6 ay cezaevinde kaldığını ve dönemin Genelkurmay 2. Başkanı tarafından serbest bıraktırıldığını açıkladı.

Şamil Tayyar'dan çarpıcı iddia; "Abdullah Öcalan 1971 muhtırasından sonra öğrenci eylemi yaptığı gerekçesi ile gözaltına alındı. Dönemin Genelkurmay 2. Başkanı Orgeneral Turgut Sunalp'ın 'Öcalan adamızmızdır serbest bırakın' talimatıyla serbest bırakıldı"

TV8'de "Erkan Tan'la Başkent Gündemi" programına konuk olan AK Parti Gaziantep Milletvekili Şamil Tayyar, "1972 yılında Öcalan’ı serbest bıraktıran Org. Turgut Sunalp’tir!” dedi.

Tayyar konuya ilişkin olarak şunları kaydetti:

"Abdullah Öcalan 1971 muhtırasından sonra öğrenci eylemi yaptığı gerekçesi ile gözaltına alındı. 8 nisan 1972 yılında 6 ay cezaevinde kaldı. Ekim 1972’de serbest bırakıldı. Savcı iddinamesinde ağır ifadeler kullanmıştı. O iddianame esas alınsa yıllarca içerde kalırdı. Sonra bir anda Baki Tuğ mütalasını değişirdi.

İsmi Ramazan Özcan diye yazılmış sekreter isimleri karıştırmış. Abdullah Özcan yazılmış sonra Abdullah Öcalan olmuş. Öcalan’a haksızlık edilmiş. Operasyonu yöneten değil, katılan biriymiş. 3 ay yatıp çıkıyor. Kitap çıktığında bu bilgi elimizde yoktu. Dönemin Genelkurmay 2. Başkanı Orgeneral Turgut Sunalp arıyor ve 'Öcalan adamızmızdır serbest bırakın' diyor ve iddiname değiştiriliyor.

1972 Ağustos’undan sonra arıyor. Ekim ayında Öcalan serbest kalıyor. Sayın Baki Tuğ’a sesleniyorum lütfen bu bilgiyi, bu gerçeği delikanlıca millete açıklayın. Açıklayın ki bu tezgahları bu millet daha iyi anlasın. Lütfen çıkın ve bunu açıklayın!"

kaynak: http://siyaset.milliyet.com.tr/ocalan-i-serbest-birakan-komutani-acikladi/siyaset/siyasetdetay/18.11.2011/1464506/default.htm

ikiondokuz
18-11-2011, 18:47
yılmaz özdili pek de sevmem ama şu sözleri hoşuma gitti :)
zenginsen
canın sağolsun
garibansan
vatan sağolsun

STAH
18-11-2011, 21:01
yarın 19 kasım...

bu sözlerin üzerinden tam 30 gün geçmiş olacak...

UNUTTUK SANILMASIN..

BEKLİYORUZ...


http://666kb.com/i/bys57hfdh50t52hum.jpg

http://666kb.com/i/bys59e5pigm1iu2u6.jpg

http://666kb.com/i/bys5bcf94l834n9i6.jpg

http://666kb.com/i/bys5epu2hly21lpzy.jpg

şimdi değilse ne zaman...?

nafiz50
18-11-2011, 21:12
Helal olsun...Formu uzun süredir para için takip ediyordum.Nihayet üye olabildim.Birde baktımki burası sadece para düşünenlerin değilde vatanseverlerinde olduğu yermiş. Arkadaşlar bundan böyle topiğinizde bende paylaşım yapmak isterim.Herkese selam olsun...:yes:

nafiz50
18-11-2011, 21:25
Vicdani ret neymiş kardeşim.Ordumuz peygamber ocağıdır.Bu topraklar üzerinde yaşıyorsan, şu anda nöbet tutan ve vatanı PERİHAN,ALAN,AKTÜTÜN, DAĞLICA,YEŞİLTAŞ,ÇAYIRLI,ÜZÜMLÜ,ANDAÇ,BETONPINAR,S ARIZİYARET gibi şu anda ismini sayamayacağım karakollarımızda canı pahasına korumaya and içmiş BÜTÜN askerlerimiz gibi savunacaksın!!
İSRAİLLİ kadınlar zorunlu askerlik yaparken bizim onlar kadar cesaretimiz yokmu.ŞEHİTLERİMİZİN KEMİKLERİNİ SIZLATMAYALIM..

nafiz50
18-11-2011, 21:40
Sayın stah ayrıca yapacağım yorumu resimlere göre değilde sadece sizi rahatlatmak adına yazıyorum. Zira son zamanlarda diyarbakır taraflarında yaptıkları eylemlerine bakarsanız ne kadar zayiyat verdiklerini anlarsınız diye söyleyebilirim..

STAH
18-11-2011, 22:14
biraz empati yapalım...

-15 derece sıcaklık ve yağan lapa lapa kar ile çocuğunuzun yatağı arasında incecik bir çadır bezi olsaydı..

duygularınız ne olurdu..?

devletin, tanesi 5.000 tl den alınan ev konteynırlardan alacak parası yok mu acaba...?


israilden bu tür barınak yardımı geldiğini okudum..

tam 1.000 kişilik..

hürriyet gazetesi de başlattığı kampanya ile 267 tane portatif ev yollamıştı oraya..

ama devletimizin elinde birikmiş 40 milyar TL lık deprem fonu vardı..o parayla şimdiye kadar çoktan konteynır ev şehri kurulmuştu...ısınan ve çocukların hasta olmadığı küçük ama korunaklı evler..


sonradan öğrendik ki oradaki para da harcanmış..

yol yaptık diyorlar..fazla sormana gerek yok...

peki yol için toplanan vergileri ne yaptınız.. ?

onu da sorma...neden.?...

fazla soru soruyorsun..

toplanan paralar bizim paralar..

sormayalım mı...?


ülkemizin yoğun depremler yaşandığı bir ülke olduğundan haberleri yok mu acaba...?

bu sebepten deprem fonundaki para son kuruşuna kadar harcanmış..?

72 bin küsür çadır yolladık diyorlar..hepsi ellerine geçse demek ki 72.000 ailenin -15 ile aralarında sadece bir çadır bezi var...

http://666kb.com/i/bys6i85k9tau5959a.jpg

http://666kb.com/i/bys6izlvocrcdmr4u.jpg

tabi böyle düşünen insanlarımız da yok değil...

http://666kb.com/i/bys6ksmyy23iukli6.jpg

sonuçta ne olursa olsun;

bebeler ile -15 arasında, ince bir çadır bezi var...

300 bebenin zatürre teşhisi ile hastanelere kaldırıldığı haberleri geliyor..

çifter çifter son model makam arabalarına,uçaklarına,şöförlerine sekreterlerine milyonlarca liralık harcirahlara
yetecek para var da şunun gibi konteynır apt kurmaya para yok mu..?

http://666kb.com/i/bys6skpntxcikkkbi.jpg

ya da bunun gibi...

http://666kb.com/i/bys6xuwtd5meg04pq.jpg


israil yollamış..

http://666kb.com/i/bys6zxwebcylm1vj2.jpg

bizimkiler nerede...

ve henüz kara kış başlamadı...

eğer tedbirler arttırılmaz ise önümüzdeki baharı göremeyecek olanların sayısında büyük artış olacaktır...

not;

konteynır evlerin en kısa zamanda yapılacağına inanıyorum..ne de olsa hükümet boğaza alternatif ikinci boğazı açacak proceleri ciddi olarak gündeme getiren bir hükümettir..5-10 bin tane ev kontenyırın hesabı mı yapılır...?

bu durumu da takip edeceğiz...

akfenci
18-11-2011, 22:28
Nuri Demirağ İstanbul köprüsünün maketini yapıp Atatürk’e sundu. Atatürk çok beğendi. İsmet İnönü ye gönderdi. Maket orada kaldı. Ağabeyimin babama gönderdiği mektupta, “Babacığım, İspanya’dan altı adet uçak siparişi almıştık, onu tamamlamak üzereyiz. Aynı zamanda Cumhurbaşkanımız İnönü, Yeşilköy Hava Okulumuzu ziyarete gelecekler, bundan sonraki mektubum gecikecek.”diye yazdı.

Bir ay sonra aldığımız mektup, bizim ve memleketimiz için üzücüydü: “Babacığım: Size üzücü bir haber vereceğim. Cumhurbaşkanımız geldiler. Hava alanını ve okulu gezdiler. Herşeyi beğendiler. Nuri Beyin odasına geçildi. Ben büroda onlara hizmet ediyordum. Nuri Bey, yaptığı işleri bir bir Cumhurbaşkanımıza ve yanındaki kişilere arz etti. Sonunda şöyle konuşma geçti:

- Nuri Bey, her şey çok mükemmel, daha ileriye gitmek için niçin devletle işbirliği yapmıyorsunuz?

- Teşekkür ederim. Senelerdir söylediğiniz hususta uğraştım. Fakat başaramadım. Devlet mensupları benden rüşvet istiyorlar.

Bu söz üzerine İnönü bozuldu.
- İspat eder misin?
- İspat ederim. Müsaade ederseniz evrakları getireyim, diye yazıhaneye geçti.
İnönü yanındaki zevata dönerek,
—Zenginliği başını döndürdü. Hava alanını istimlâk edin. Uçakları sattırmayın. Nuri Bey içeriye girdiğinde, İnönü ayağa kalkmış, kapıdan çıkarken karşılaştılar. Bir şey söylemeden otomobiline binerek ayrıldılar.

Sonunda uçakların kusurları var diye sattırılmadı. Hava alanı metrekaresi bir buçuk kuruşdan istimlâk edildi. Yarım kuruş vergiye gitti. Bir kuruşdan parasını aldı. Sayın İnönü yardımcı olsaydı, bugün dünyanın en iyi uçaklarını imal etmiş olacaktık.

Nuri Bey devleti mahkemeye verdi. Bu hususta avukat Ziya Şakir Beyin yazdığı NURİ DEMİRAĞ Kimdir kitabında tafsilatını bulabilirsiniz. Nuri Demirağ Gök Okulunu kapatmak mecburiyetinde kaldı. Yedi pilotunu Kabataş lisesine gönderdi. Oradan Üniversiteye gittiler (Dr Kemal Uras, Yüksek mühendis İhsan Anıl, Öğretmen Alâeddin Çulcu. Avukat Nazif Aslan, sonra Milletvekili oldu,Avukat Hüseyin Danacı ve Osman Şahin.

Kaynak: http://www.nuridemirag.com/haberler.asp?ID=2


Zamanında değişik zihniyetler tarafından fabrikasının yeri istimlak edilip kapatılan Nuri Demirağ'ın ürettiği yerli uçaklarımız.

http://www.tayyareci.com/bagisucak/images/nud_meh_kummuze-2psdsm700.JPG
http://www.tayyareci.com/bagisucak/images/nud_meh_kummuze-1psdsm700.JPG
http://www.tayyareci.com/bagisucak/images/nud_meh_kumResim_30sm.JPG
http://www.tayyareci.com/bagisucak/images/nud_meh_kumResim_30sm.JPG
http://www.tayyareci.com/bagisucak/images/nud36_meh_kum_Resim_37sm.JPG

nafiz50
18-11-2011, 22:32
Paylaşımlar(Hepsi) çok güzel emeğinize sağlık...

STAH
18-11-2011, 22:33
Sayın stah ayrıca yapacağım yorumu resimlere göre değilde sadece sizi rahatlatmak adına yazıyorum. Zira son zamanlarda diyarbakır taraflarında yaptıkları eylemlerine bakarsanız ne kadar zayiyat verdiklerini anlarsınız diye söyleyebilirim..

değerli kardeşim..

hala eylem yapabiliyorlarsa daha söz yerine gelmemiş demektir...İran pjak a ne yaptı...sildi süpürdü..tövbe dediler..benim için BÜYÜK kavramı budur...İran meclisinde pjak milletvekili var mı..?ya da barınabilir mi.?..

bizim meclisimizdekiler; devletin arabası ile terörist kaçırıyorlar...teröristlere cenaze töreni yapıyorlar..imralıdaki katile sayın diyor..görüşün diyor..pkk terör örgütü değildir ..diyor...

demek ki;henüz BÜYÜK İNTİKAM eylemi gerçekleşmemiş...


çünkü;sn.Cumhurbaşkanımız BÜYÜK diyor...

sıradan insanların BÜYÜKLÜK kavramı ile koskoca Türkiye Cumhuriyetinin en üst makamında oturan kişinin BÜYÜKLÜK kavramı bir olabilir mi...?


o zaman takip etmeye devam edeceğiz...

nafiz50
18-11-2011, 22:42
Sizi canı gönülden destekliyorum.Ne yazıkki ben yazma konusunda sizin kadar başarılı değilim.Ancak Takibe devam edeceğim.Ben bizzat bu mücadelenin içinde olduğumdan ne yazıkki her şeyi yazamıyorum....

ikiondokuz
19-11-2011, 00:31
hoşgeldiniz sn nafiz50
avatarınız, yaşınız ve sözleriniz bende bir pilot yarbay veya emniyet müdürü izlenimi oluşturdu.
güzel haberler duymaya ihtiyacımız var. insanların sabrı kalmadı.
selamlar.


Sizi canı gönülden destekliyorum.Ne yazıkki ben yazma konusunda sizin kadar başarılı değilim.Ancak Takibe devam edeceğim.Ben bizzat bu mücadelenin içinde olduğumdan ne yazıkki her şeyi yazamıyorum....

uguraltun
19-11-2011, 00:57
Helal olsun...Formu uzun süredir para için takip ediyordum.Nihayet üye olabildim.Birde baktımki burası sadece para düşünenlerin değilde vatanseverlerinde olduğu yermiş. Arkadaşlar bundan böyle topiğinizde bende paylaşım yapmak isterim.Herkese selam olsun...:yes:

hoşgeldiniz,sizleride aramızda görmekten memnuniyet duyduk.burası sayfamız kalbi vatan için çarptığı bir yerdir.tekrar hoşgeldiniz,ben bu aralar biraz dinlenmek istedim,
bu hafta yeni bir şehit annesi ile tanıştım,oğlu 1996da tuncelide şehit olmuş,hatırlarını sordum,bayramda bir astsb ailesi ile ziyarete gelmiş,
iyi akşamlar.şehit ve gazi ailelerimizi ziyaret edelim. saygılar.

uguraltun
19-11-2011, 00:59
Sizi canı gönülden destekliyorum.Ne yazıkki ben yazma konusunda sizin kadar başarılı değilim.Ancak Takibe devam edeceğim.Ben bizzat bu mücadelenin içinde olduğumdan ne yazıkki her şeyi yazamıyorum....

ben emekli astsbyım,kimlik bilgilerimde doğrudur,siz uğrayınız selamınız, hatır sormanızda yeter.:)

emre yildiz
19-11-2011, 01:07
Evler tünek olmuş, ötüyor bir sürü baykuş...
Sesler de: 'Vatan tehlikedeymiş... Batıyormuş! '
Lâkin, hani, milyonları örten şu yığından,
Tek kol da yapışsam demiyor bir taraftan!
Sâhipsiz olan memleketin batması haktır;
Sen sâhip olursan bu vatan batmayacaktır...

Mehmet Akif Ersoy

emre yildiz
19-11-2011, 01:21
Zulmü Alkışlayamam Şiiri

Zulmü alkışlayamam, zalimi asla sevemem;
Gelenin keyfi için geçmişe kalkıp sövemem.
Biri ecdadıma saldırdımı,hatta boğarım!...
-Boğamazsın ki!
-Hiçolmazsa yanımdan kovarım.
Üçbuçuk soysuzun ardından zağarlık yapamam;
Hele hak namına haksızlığa ölsem tapamam.
Doğduğumdan beridir, aşığım istiklale;
Bana hiç tasmalık etmiş değil altın lale!
Yumuşak başlı isem, kim dedi uysal koyunum
Kesilir belki, fakat çekmeye gelmez boyunum!
Kanayan bir yara gördümmü yanar ta ciğerim,
Onu dindirmek için kamçı yerim, çifte yerim!
Adam aldırmada geç git, diyemem aldırırım.
Çiğnerim, çiğnenirim, hakkı tutar kaldırırım!
Zalimin hasmıyım amma severim mazlumu...
İrticanın şu sizin lehçede ma'nası bu mu?





Uyan Şiiri


Baksana kim boynu bükük ağlayan.
Hakkı hayatındır senin ey müslüman,
Kurtar artık o biçareyi Allah için.
Artık ölüm uykularından uyan.

Bunca zamandır uyudun kanmadın,
Çekmediğin çile kalmadı, uslanmadın.
Çiğnediler yurdunu baştan başa.
Sen yine bir kerre kımıldanmadın.

Ninni değil dinlediğin velvele,
Kükreyerek akmada müstakbele.
Bir ebedi sel ki zamandır adı,
Haydi katıl sen de o coşkun sele.

Karşı durulmaz cereyan sine-çak...
Varsa duranlar olur elbet helak.
Dalgaların anmadan seyrini,
Göz göre girdâba nedir inhimak?


Gitme Ey Yolcu Şiiri

Gitme ey yolcu, beraber oturup ağlaşalım
Elemim bir yüreğin karı değil, paylaşalım
Ne yapıp ye'simi kahreyleyeyim, bilmem ki?
Öyle dehşetli muhitimde dönen matemki!
Ah! Karşımda vatan namına bir kabristan yatıyor şimdi
Nasıl yerlere geçmez insan
Şu mezarlar ki uzanmış gidiyor, ey yolcu
Nereden başladı yükselmeye, bak, nerede ucu...


Mehmet Akif Ersoy


Yukarıdaki mısralar sizin için sadece bir şiirmi !!!! bence değil ....

çocuklarımıza milli duygular adına neler öğrettik öğretiyoruz cumhuriyetimizi ülkemizi milletimizi emanet edeceğimiz çocuklarımız tarkanın-hadisenin- demetin--alinin velinin ... kaç şarkısını ezbere biliyor istiklal marşının kaç mısrasını ezbere biliyor yada o mısralardan ne anlıyor anlayabiliyormu ....

çocuğumuzla ailemizle kaç defa konuştuk; bu kutsal vatanımız nasıl kazanıldı ....biz nasıl bir milletiz...


http://img444.imageshack.us/img444/6720/dogandevrim42.jpg

nafiz50
19-11-2011, 09:33
Samimi duygularınız için teşekkür ederim.Herkese tekrar merhaba.Kimsenin aklına bence başka birşey gelmemeli. Zira bu vatan KESİNLİKLE sahipsiz değil.Son zamanlarda gördüğümüz şeyler bizi üzmez bilakis azmimizi artırır.İnanın paylaşımlar okadar güzelki başka söze gerek yok...

STAH
19-11-2011, 11:43
BİR KOMUTANIN HAZİN MEKTUBU


“Şark görevimi Doğubeyazıt’ta tamamlayıp bedellilerin askerlik yaptığı Burdur’a topçu tabur komutanı olarak atandım.

Orada diğer hiçbir birlikte görmediğim tuhaf bir askeriye manzarası ile karşılaştım.


Er eğitim tugayı olan bu birlikte acayip bir “Askerlik (!)” yapılıyordu.


Güneşe maruz kalmasınlar diye dikilmiş hızlı büyüyen paulownia ağaçlarının altında yan gelip yatan, ancak eğitim elbisesi giyen bir sürü insan vardı.


Hemen yanlarında (birliğin içinde) köfteciler, hamburgerciler sıralanmıştı.

Bedelli askerlerin yanıbaşında ise askerliğini uzun dönem yapmakta olan memleket çocukları. Onlar, 28 gün askerlik yapan bedellilere hizmet veriyordu.

Taburumun acemi eğitimi alan topçu komando birliği askerleri, yan gelip yatan bedellilerin bakışları altında ağır bir eğitimden geçiyordu.


Gördüklerim, toplumsal fay kırığının askeriyeye yansımasıydı.


Anayasanın eşitlik ilkesine aykırılık sadece sivil yaşamda değil, burada da vardı.

Bedellilerin dört hafta süren askerliğinin ilk haftası dağıtılan elbise ve botların vücuda uydurulması, ikinci haftası sağa sola dön eğitimi, üçüncü haftası yemin töreni hazırlıkları, son haftası ise yemin merasimi ile geçiyordu.


Bunlardan biri günün birinde bana ‘Biz parasını ödedik, ona göre askerlik yapıyoruz’ demişti.


Bunların bir bölümünü Almancılar, az bir kısmını ABD gibi ülkelerden gelenler, bir bölümünü ise askerlikten kaytarmak için kendini yurtdışında çalışıyor gösterenler oluştururdu.


Birliğin subayları klasik bir memur gibi yaşam sürmekteydi. Çoğunluğu yaptığı işten memnun değildi. Bazı bedelliler o kadar şımarıktı ki, ufacık nezle olsalar birlik komutanının kendileri ile ilgilenmediğini belirtip anlı şanlı aracılarını devreye sokarlardı.


Bunun karşılığı bölük komutanlarının dört bin kişinin bulunduğu birlik içtimasında ilgisizlikle suçlanıp üstlerinden laf yemesiydi.”

“Bedelli ancak yurtdışında dümen için değil, gerçekten çalışan kişiler için, yapılacak ciddi araştırmalar sonrasında olabilir.

Bunun bedeli ise dilenci sadakası gibi olmamalıdır. Yoksa Türkiye’de konser salonlarında fink atan, ama kendisini yurtdışında gösterenler için bedelli olamaz.


Şu dönemde bedelli askerliği yaygınlaştırmak halkı askerlikten soğutmaktır ve suçtur. Türk milleti iki yerde eşittir:

Cami ve kışla.


Bunun birini bile bozarsanız, memleketin geleceğini bozmuş olursunuz.”


“Burdur’da olanları ve yapılan ‘Askerliği (!)’ gözlerimle gördüm. Hiç kimseye reklam etmeden, hiç kimseye haber vermeden emeklilik dilekçemi verdim ve ayrıldım. Burdur tarihinde en kısa süre tabur komutanlığı yapan kişi olarak tarihe geçtim!”


emekli binbaşı Fatih Çakırtaş

ikiondokuz
19-11-2011, 12:09
sn stah
binbaşı olan biteni gayet güzel açıklamış. zenginimiz bedel verir askerimiz fakirdendir...
zorunlu askerlik vergisi tamamen kaldırılmalıdır. böylece bu bedelli işi de vicdani red de gündemden düşer.
büyük bir savaşa girilir ve vatanın savunmasında profesyonel ordu yeterli gelmezse,
başta kendim olmak üzere milyonlarca gönüllünün çıkacağından benim hiç şüphem yok.

bizler de tuzla piyade okulunda eğitim görüyorduk. sosyete mehmet beyler güneşten rahatsız olmasın diye pavalonya ağaçlarının altında gölgeleniyormuş ya bizler de vali yardımcısı, kaymakam, hakim, savcı, mühendis, polis vs. özellikle güneşin altında bekletiliyorduk :) bu "kim olursan ol, bu tezgahtan geçeceksin" dersi idi.

halk bilinçlendikçe, demokrasi geliştikçe bu hatalar giderilecektir. biraz zaman alacaktır ama mutlaka düzelecektir.



BİR KOMUTANIN HAZİN MEKTUBU


“Şark görevimi Doğubeyazıt’ta tamamlayıp bedellilerin askerlik yaptığı Burdur’a topçu tabur komutanı olarak atandım.

Orada diğer hiçbir birlikte görmediğim tuhaf bir askeriye manzarası ile karşılaştım.


Er eğitim tugayı olan bu birlikte acayip bir “Askerlik (!)” yapılıyordu.


Güneşe maruz kalmasınlar diye dikilmiş hızlı büyüyen paulownia ağaçlarının altında yan gelip yatan, ancak eğitim elbisesi giyen bir sürü insan vardı.


Hemen yanlarında (birliğin içinde) köfteciler, hamburgerciler sıralanmıştı.

Bedelli askerlerin yanıbaşında ise askerliğini uzun dönem yapmakta olan memleket çocukları. Onlar, 28 gün askerlik yapan bedellilere hizmet veriyordu.

Taburumun acemi eğitimi alan topçu komando birliği askerleri, yan gelip yatan bedellilerin bakışları altında ağır bir eğitimden geçiyordu.


Gördüklerim, toplumsal fay kırığının askeriyeye yansımasıydı.


Anayasanın eşitlik ilkesine aykırılık sadece sivil yaşamda değil, burada da vardı.

Bedellilerin dört hafta süren askerliğinin ilk haftası dağıtılan elbise ve botların vücuda uydurulması, ikinci haftası sağa sola dön eğitimi, üçüncü haftası yemin töreni hazırlıkları, son haftası ise yemin merasimi ile geçiyordu.


Bunlardan biri günün birinde bana ‘Biz parasını ödedik, ona göre askerlik yapıyoruz’ demişti.


Bunların bir bölümünü Almancılar, az bir kısmını ABD gibi ülkelerden gelenler, bir bölümünü ise askerlikten kaytarmak için kendini yurtdışında çalışıyor gösterenler oluştururdu.


Birliğin subayları klasik bir memur gibi yaşam sürmekteydi. Çoğunluğu yaptığı işten memnun değildi. Bazı bedelliler o kadar şımarıktı ki, ufacık nezle olsalar birlik komutanının kendileri ile ilgilenmediğini belirtip anlı şanlı aracılarını devreye sokarlardı.


Bunun karşılığı bölük komutanlarının dört bin kişinin bulunduğu birlik içtimasında ilgisizlikle suçlanıp üstlerinden laf yemesiydi.”

“Bedelli ancak yurtdışında dümen için değil, gerçekten çalışan kişiler için, yapılacak ciddi araştırmalar sonrasında olabilir.

Bunun bedeli ise dilenci sadakası gibi olmamalıdır. Yoksa Türkiye’de konser salonlarında fink atan, ama kendisini yurtdışında gösterenler için bedelli olamaz.


Şu dönemde bedelli askerliği yaygınlaştırmak halkı askerlikten soğutmaktır ve suçtur. Türk milleti iki yerde eşittir:

Cami ve kışla.


Bunun birini bile bozarsanız, memleketin geleceğini bozmuş olursunuz.”


“Burdur’da olanları ve yapılan ‘Askerliği (!)’ gözlerimle gördüm. Hiç kimseye reklam etmeden, hiç kimseye haber vermeden emeklilik dilekçemi verdim ve ayrıldım. Burdur tarihinde en kısa süre tabur komutanlığı yapan kişi olarak tarihe geçtim!”


emekli binbaşı Fatih Çakırtaş

serdarac
19-11-2011, 12:18
merhaba
Uzun dönem askerlik yapan biri olarak bedelliye karşıyım.Kısa dönem yapmış olsamda karşı olurdum,ben askerlik süresinin ihtiyaca göre kısaltılması ve profesyonel birliklerinyaygınlaştırılması gerektiğini düşünüyorum. Bu ülkede yurtaşların azda olsa eşit değerlendirildiği bir kurumuda perişan ettik siyasilerin bir oy kavgası sebebiyle.Bedelli diye faydalanacak para babalarının çorba parasına milletin gözü boyanıyor.Her gün şehit haberlerinin geldiği memleketimizde parayı bastıranın askerlik yapmadığı bir durum yaratılıyor .Bahsettikleri bedel ise çok çok komik bir miktar ve utanmadan bunun bir kısmı ile şehit yakınlarına ve gazilerimize yardım yapılacağı belirtiliyor.Bu ülke o kadar ufaldıda sehit yakınları ve gazilerimize yardım için para babalarına el açar oldu yazık çokkk yazık



BİR KOMUTANIN HAZİN MEKTUBU


“Şark görevimi Doğubeyazıt’ta tamamlayıp bedellilerin askerlik yaptığı Burdur’a topçu tabur komutanı olarak atandım.

Orada diğer hiçbir birlikte görmediğim tuhaf bir askeriye manzarası ile karşılaştım.


Er eğitim tugayı olan bu birlikte acayip bir “Askerlik (!)” yapılıyordu.


Güneşe maruz kalmasınlar diye dikilmiş hızlı büyüyen paulownia ağaçlarının altında yan gelip yatan, ancak eğitim elbisesi giyen bir sürü insan vardı.


Hemen yanlarında (birliğin içinde) köfteciler, hamburgerciler sıralanmıştı.

Bedelli askerlerin yanıbaşında ise askerliğini uzun dönem yapmakta olan memleket çocukları. Onlar, 28 gün askerlik yapan bedellilere hizmet veriyordu.

Taburumun acemi eğitimi alan topçu komando birliği askerleri, yan gelip yatan bedellilerin bakışları altında ağır bir eğitimden geçiyordu.


Gördüklerim, toplumsal fay kırığının askeriyeye yansımasıydı.


Anayasanın eşitlik ilkesine aykırılık sadece sivil yaşamda değil, burada da vardı.

Bedellilerin dört hafta süren askerliğinin ilk haftası dağıtılan elbise ve botların vücuda uydurulması, ikinci haftası sağa sola dön eğitimi, üçüncü haftası yemin töreni hazırlıkları, son haftası ise yemin merasimi ile geçiyordu.


Bunlardan biri günün birinde bana ‘Biz parasını ödedik, ona göre askerlik yapıyoruz’ demişti.


Bunların bir bölümünü Almancılar, az bir kısmını ABD gibi ülkelerden gelenler, bir bölümünü ise askerlikten kaytarmak için kendini yurtdışında çalışıyor gösterenler oluştururdu.


Birliğin subayları klasik bir memur gibi yaşam sürmekteydi. Çoğunluğu yaptığı işten memnun değildi. Bazı bedelliler o kadar şımarıktı ki, ufacık nezle olsalar birlik komutanının kendileri ile ilgilenmediğini belirtip anlı şanlı aracılarını devreye sokarlardı.


Bunun karşılığı bölük komutanlarının dört bin kişinin bulunduğu birlik içtimasında ilgisizlikle suçlanıp üstlerinden laf yemesiydi.”

“Bedelli ancak yurtdışında dümen için değil, gerçekten çalışan kişiler için, yapılacak ciddi araştırmalar sonrasında olabilir.

Bunun bedeli ise dilenci sadakası gibi olmamalıdır. Yoksa Türkiye’de konser salonlarında fink atan, ama kendisini yurtdışında gösterenler için bedelli olamaz.


Şu dönemde bedelli askerliği yaygınlaştırmak halkı askerlikten soğutmaktır ve suçtur. Türk milleti iki yerde eşittir:

Cami ve kışla.


Bunun birini bile bozarsanız, memleketin geleceğini bozmuş olursunuz.”


“Burdur’da olanları ve yapılan ‘Askerliği (!)’ gözlerimle gördüm. Hiç kimseye reklam etmeden, hiç kimseye haber vermeden emeklilik dilekçemi verdim ve ayrıldım. Burdur tarihinde en kısa süre tabur komutanlığı yapan kişi olarak tarihe geçtim!”


emekli binbaşı Fatih Çakırtaş

uguraltun
19-11-2011, 12:41
arkadaşlar hürriyet yazarlarından yılmaz özdilin bugünkü yazısını kopyalayamadım.buraya kopyalayınız uygun olacaktır.

ikiondokuz
19-11-2011, 12:55
komutan sen kesin benden çok yaşayacaksın :)
aynı günün yazısı kopyalanamıyor galiba, linkini atıyorum.
http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/19278244.asp


arkadaşlar hürriyet yazarlarından yılmaz özdilin bugünkü yazısını kopyalayamadım.buraya kopyalayınız uygun olacaktır.

uguraltun
19-11-2011, 13:37
komutan sen kesin benden çok yaşayacaksın :)
aynı günün yazısı kopyalanamıyor galiba, linkini atıyorum.
http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/19278244.asp

kalplerimiz bir demekki.:)
bnb fatih komutanımızın yazısınada denk gelen ve isabet eden bir yazı olmuş,çok önemli gördüm,cafedeki arkadaşlarada yazdım işlem yapan bir arkadaş umarım olur,saygılarımla.

STAH
19-11-2011, 13:38
arkadaşlar hürriyet yazarlarından yılmaz özdilin bugünkü yazısını kopyalayamadım.buraya kopyalayınız uygun olacaktır.



Bi fotoğraf… Komando.

Kamuflaj kıyafeti giymiş. Alnında, ay-yıldızlı bandana. Göz altları siyaha boyanmış. Sert ifadelerle bakıyor. Elinde ağır makineli tüfek. Göğsünde şarjörleri asılı. Belinde tabanca, baldırında 30 santim tırtıllı bıçak, ayak bileğinde el bombası bağlı. Sahilde. Zodyak botla çıkmış. Arkada, ufukta muhrip duruyor, havada kobra helikopteri uçuyor.


10 lira.


Çünkü…

Harekâtın yaşandığı yer, denize kıyısı olmayan, Burdur. Fotoğraf stüdyosu. Kahramanımız, 21 günlük bedelli asker. Çarşı izni hatırası… Tüfek tahta. Tabanca plastik. Bıçak maket. Bomba oyuncak. Sahil ve muhrip, duvara yapıştırılmış poster. Helikopter, bilgisayar montajı.

(Nüfusa oranla en fazla fotoğraf stüdyosu bulunan şehrimiz, Burdur... Alt tarafı 70 bin nüfus var ama, bedelli’ler 170 bin kişilik fotoğraf çektiriyor. Dışardakiler yetmiyormuş gibi, zahmet edip yorulmasınlar diye, tugay’ın içine fotoğraf stüdyosu kuruldu. Her sene ihale ediliyor. Bu seneki ihaleyi kazanan fotoğraf stüdyosu, bir sene için kaç para ödüyor biliyor musunuz? 550 bin lira! Üstelik… Parasıyla askerlik yaptıran askeriyemiz, fotoğraflardan komisyon alıyor.)


(Tugay, tatil köyü gibi… Butik var, hediyelik eşya dükkânı var. Karavana yok. Ankaralı bi firma, her öğün hazır yemek getiriyor. Kantinlerde meze, ezme, çiğköfte bile bulunuyor. Hamburger, sosisli, ne istersen… Canın çekerse, dışardan pizza bile söyleyebiliyorsun.)


(Pazartesi teslim oldun, şafak 21, cuma sabahı yemin ediyorsun, cuma akşamı evci olarak otele çıkıyorsun. İki hafta sonu, cumartesi-pazar dışardasın, üçüncü hafta sonu zaten tezkere alıyorsun. Otobüs ayarlayıp, Antalya’ya günübirlik gezmeye götürüyorlar. Mevsim müsaitse, yüzüyorsun, olmadı, kapalı havuz gari… Arada vakit ayırıp fotoğraf stüdyosuna giriyorsun, teçhizat hazır, rambo pozu verip, 10 lira ödüyorsun, feysbuk’una koyuyorsun. Altına da, şehitler ölmez filan, döşeniyorsun. Plaj pozuna, Cudi eteklerindeyken diye yazan var!)



Hal böyleyken…Geçen ay.24 şehit verdik.Kara Kuvvetleri Komutanlığı, rahmetlilerin vesikalık’larından oluşan başsağlığı ilanı verdi. Hani şu, birliğine teslim olduğunda dandik makinelerle çekilenler var ya, siyah-beyaz, kafa kel, onlar.Hürriyet’in taşra baskısı döndü.

Takip, detay ve titizlik’te Türkiye’nin en başarılı gazetecilerinden olan, yazıişleri müdürümüz Necdet Doğan, gazeteyi görür görmez, telefona sarıldı, Ankara temsilcimiz Metehan Demir’i aradı.

“Şehit ilanındaki fotoğrafların kalitesi berbat, çamur gibi çıkmış, çocukların yüzleri gözleri görünmüyor, ayıptır. Halbuki, ailelerinden aldığımız ve sayfalarımızda yayınladığımız çok temiz fotoğrafları var. Söyleyiver de, ilandaki fotoğrafları elimizde olanlarla değiştirelim. Hiç olmazsa, çocukların hatırası arşivlerde güzel fotoğraflarıyla kalsın.”


Metehan derhal devreye girdi.İlgili komutanlara ulaşmaya çalıştı.Saatler hızla ilerliyor, şehir baskısının vakti geliyor, Necdet ilanın bulunduğu sayfayı ısrarla tutuyor, bekletiyordu.Gece yarısına doğru cevap geldi…

Hürriyet’teki fotoğrafların değiştirilmesine izin verirsek, öbür gazetelerdeki ilanlarda kötü fotoğraflar çıkacak… “Eşitsizlik” olur denildi!

-------------------------------

bu arada tarihe geçecek iki veciz sözü hatırlamakta faydalar vardır...

''' askerlik yan gelip yatma yeri değildir'''


bazıları hariç..


'' “Şunu milletimin huzurunda açıklıkla ifade edeyim, bedelli askerlik noktasında bir şey bizim gündemimizde yok…parası olan var, parası olmayan var…Şimdi parası olan ile parası olmayan bizim nazarımızda bir…'

demek ki bir değilmiş..


ÇATI ve TABAN KIRILIYOR..

haberleri ola...

PEGA_SUS
19-11-2011, 16:38
BİR KOMUTANIN HAZİN MEKTUBU


“Şark görevimi Doğubeyazıt’ta tamamlayıp bedellilerin askerlik yaptığı Burdur’a topçu tabur komutanı olarak atandım.

Orada diğer hiçbir birlikte görmediğim tuhaf bir askeriye manzarası ile karşılaştım.


Er eğitim tugayı olan bu birlikte acayip bir “Askerlik (!)” yapılıyordu.


Güneşe maruz kalmasınlar diye dikilmiş hızlı büyüyen paulownia ağaçlarının altında yan gelip yatan, ancak eğitim elbisesi giyen bir sürü insan vardı.


Hemen yanlarında (birliğin içinde) köfteciler, hamburgerciler sıralanmıştı.

Bedelli askerlerin yanıbaşında ise askerliğini uzun dönem yapmakta olan memleket çocukları. Onlar, 28 gün askerlik yapan bedellilere hizmet veriyordu.

Taburumun acemi eğitimi alan topçu komando birliği askerleri, yan gelip yatan bedellilerin bakışları altında ağır bir eğitimden geçiyordu.


Gördüklerim, toplumsal fay kırığının askeriyeye yansımasıydı.


Anayasanın eşitlik ilkesine aykırılık sadece sivil yaşamda değil, burada da vardı.

Bedellilerin dört hafta süren askerliğinin ilk haftası dağıtılan elbise ve botların vücuda uydurulması, ikinci haftası sağa sola dön eğitimi, üçüncü haftası yemin töreni hazırlıkları, son haftası ise yemin merasimi ile geçiyordu.


Bunlardan biri günün birinde bana ‘Biz parasını ödedik, ona göre askerlik yapıyoruz’ demişti.


Bunların bir bölümünü Almancılar, az bir kısmını ABD gibi ülkelerden gelenler, bir bölümünü ise askerlikten kaytarmak için kendini yurtdışında çalışıyor gösterenler oluştururdu.


Birliğin subayları klasik bir memur gibi yaşam sürmekteydi. Çoğunluğu yaptığı işten memnun değildi. Bazı bedelliler o kadar şımarıktı ki, ufacık nezle olsalar birlik komutanının kendileri ile ilgilenmediğini belirtip anlı şanlı aracılarını devreye sokarlardı.


Bunun karşılığı bölük komutanlarının dört bin kişinin bulunduğu birlik içtimasında ilgisizlikle suçlanıp üstlerinden laf yemesiydi.”

“Bedelli ancak yurtdışında dümen için değil, gerçekten çalışan kişiler için, yapılacak ciddi araştırmalar sonrasında olabilir.

Bunun bedeli ise dilenci sadakası gibi olmamalıdır. Yoksa Türkiye’de konser salonlarında fink atan, ama kendisini yurtdışında gösterenler için bedelli olamaz.


Şu dönemde bedelli askerliği yaygınlaştırmak halkı askerlikten soğutmaktır ve suçtur. Türk milleti iki yerde eşittir:

Cami ve kışla.


Bunun birini bile bozarsanız, memleketin geleceğini bozmuş olursunuz.”


“Burdur’da olanları ve yapılan ‘Askerliği (!)’ gözlerimle gördüm. Hiç kimseye reklam etmeden, hiç kimseye haber vermeden emeklilik dilekçemi verdim ve ayrıldım. Burdur tarihinde en kısa süre tabur komutanlığı yapan kişi olarak tarihe geçtim!”


emekli binbaşı Fatih Çakırtaş

BABACIM...

14 KASIM 2011' de

konu hakkındaki BEYANATIMI vermiştim...


ÇIKSIN... çıksın

ben eskerlik yaparken, birliğimizde bir BAKAN'ın oğlu vardı...

gündüz eğitimde falan pek görmezdik zatende

3 köşe nişan teşkiline getirdiler bi,

onda da 8 kilometre falan geride bi çalının arkasına beni sakladılar, elimede SINAYPIR verdiler,

dedilerki ondaki ses tüfeee, işaret verince SIK PEGA...sıkıvirdiydim bende

:sarhos:

GECE de AMBULANS ile, bara pavyona çıkarırlardı...sabah ezanında da getirip yatağına yatırırlardı...

zaten AĞA BABALARININ, zenginlerin çocuklarının falan ASKERLİK yaptığı yok...

oradaki senin benim gibi GARİBANLARIN,

MORALİNİ BOZMAKTAN

başka bir işe yaramıyorlar...

çıksında

heç olmazsa...

BABALARININ, devletten ÇALDIKLARININ, çok cüz'i bir kısmı DEVLETİN KASASINA

GERİ DÖNER

bari

yine BOŞA KONUŞUYORUZ...

AÇILIM dan önceki tartışmalarda...

USTA

ALMANYA' dan DEVLET BAHÇELİ'yi kastederekk

seve...seve... HAZMEDECEKLER... diye bağırıyordu

yanlız bu seve seve...ikilemesi gerek yazı dilinde, gerekse kullanım dilinde nadir kullanılır...

sadece OLUMLU anlam yüklenen cümlelerde, ''abi seve seve yaparım...'' gibi böyle kullanılır

ve hızlı söylenir...seve seve

dilimizde daha çok ve yaygın olarak

başka bir S.... S... kullanılır

OLUMLU bir durum için değilde, aynen söylediği gibi, ZORAKİ, HAZMETTİRME gibi yaptırılan veya yaptırılacak işler için kullanılır

ÖNEMLİ DETAY :

ve bu SS diğeri gibi hızlı söylenmez...YAVAŞ, YAVAŞ...uzatarak söylenir

seveeeee...sevee (1. si daha uzun )

aynen o konuşmasında USTA

bu 2. durumdaki gibi konuşmuştu...

şimdi usta diğer bahsettiğim ALİ şahsa bunu söylediya

ben

9 senedir

bunları SEVE, SEVE... (hızlı yazdım bakın, hukuk adamları ile uğraşmamak için )

ama

SİZ ANLADINIZ ONU...

o yanada hoplasak, bu yana da

SEVEEE SEVE...o BEDELLİ ÇIKACAK

nafiz50
19-11-2011, 21:04
hoşgeldiniz sn nafiz50
avatarınız, yaşınız ve sözleriniz bende bir pilot yarbay veya emniyet müdürü izlenimi oluşturdu.
güzel haberler duymaya ihtiyacımız var. insanların sabrı kalmadı.
selamlar.

Çok teşekkür ederim sayın İKİKONDOKUZ.
Tahmininiz %50 doğru diyelim. Ben sadece şunu söyleyeyimki Silvandaki 13 Şehidimizin karşılığı fazlasıyla alındı...

ikiondokuz
19-11-2011, 21:10
gazanız mübarek, Allah yardımcınız olsun.
değerli büyüklerimiz harekat başlarken "bir tane terörist kalmayıncaya kadar" demişlerdi.
inşallah bu sefer biter artık...


Çok teşekkür ederim sayın İKİKONDOKUZ.
Tahmininiz %50 doğru diyelim. Ben sadece şunu söyleyeyimki Silvandaki 13 Şehidimizin karşılığı fazlasıyla alındı...

nafiz50
19-11-2011, 21:19
Allah razı olsun...Savaşın bitmesini en çok askerler istermiş...

ugurg
19-11-2011, 21:38
Ağlama Anam
Gözünden nice kanlı yaşlar
aldı anam
Ağlama sil gözyaşlarını
ağlama anam
Kurbandır bu canda canan
Ağlama sil gözyaşlarını
ağlama anam
Ağlama şehit oldu oğlun baksana
Sineni yerlere değil göklere çalsana
Haykırıyorum göklerden beni duysana
Ağlama sil gözyaşlarını ağlama anam
Ellerinde elim yok artık anam
Üşüyorum sensiz yok ki saran
Göklerdeyim azdır buna varan
Ağlama sil gözyaşlarını ağlama anam
Kanlı gömleklerim yıkandı bu gün anam
Düşmanımdır zaten beni sırtımdan vuran
Şehit oldum göklerdeyim ben anam
Ağlama bilirsin, bilirsin, ağlamana dayanamam

DİEGO
19-11-2011, 21:39
komutan sen kesin benden çok yaşayacaksın :)
aynı günün yazısı kopyalanamıyor galiba, linkini atıyorum.
http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/19278244.asp
Şipşak

Bi fotoğraf... Komando. Kamuflaj kıyafeti giymiş.

Alnında, ay-yıldızlı bandana. Göz altları siyaha boyanmış. Sert ifadelerle bakıyor. Elinde ağır makineli tüfek. Göğsünde şarjörleri asılı. Belinde tabanca, baldırında 30 santim tırtıllı bıçak, ayak bileğinde el bombası bağlı. Sahilde. Zodyak botla çıkmış. Arkada, ufukta muhrip duruyor, havada kobra helikopteri uçuyor.

10 lira.

Çünkü...
Harekâtın yaşandığı yer, denize kıyısı olmayan, Burdur. Fotoğraf stüdyosu. Kahramanımız, 21 günlük bedelli asker. Çarşı izni hatırası... Tüfek tahta. Tabanca plastik. Bıçak maket. Bomba oyuncak. Sahil ve muhrip, duvara yapıştırılmış poster. Helikopter, bilgisayar montajı.

(Nüfusa oranla en fazla fotoğraf stüdyosu bulunan şehrimiz, Burdur... Alt tarafı 70 bin nüfus var ama, bedelli’ler 170 bin kişilik fotoğraf çektiriyor. Dışardakiler yetmiyormuş gibi, zahmet edip yorulmasınlar diye, tugay’ın içine fotoğraf stüdyosu kuruldu. Her sene ihale ediliyor. Bu seneki ihaleyi kazanan fotoğraf stüdyosu, bir sene için kaç para ödüyor biliyor musunuz? 550 bin lira! Üstelik... Parasıyla askerlik yaptıran askeriyemiz, fotoğraflardan komisyon alıyor.)

(Tugay, tatil köyü gibi... Butik var, hediyelik eşya dükkânı var. Karavana yok. Ankaralı bi firma, her öğün hazır yemek getiriyor. Kantinlerde meze, ezme, çiğköfte bile bulunuyor. Hamburger, sosisli, ne istersen... Canın çekerse, dışardan pizza bile söyleyebiliyorsun.)

(Pazartesi teslim oldun, şafak 21, cuma sabahı yemin ediyorsun, cuma akşamı evci olarak otele çıkıyorsun. İki hafta sonu, cumartesi-pazar dışardasın, üçüncü hafta sonu zaten tezkere alıyorsun. Otobüs ayarlayıp, Antalya’ya günübirlik gezmeye götürüyorlar. Mevsim müsaitse, yüzüyorsun, olmadı, kapalı havuz gari... Arada vakit ayırıp fotoğraf stüdyosuna giriyorsun, teçhizat hazır, rambo pozu verip, 10 lira ödüyorsun, feysbuk’una koyuyorsun. Altına da, şehitler ölmez filan, döşeniyorsun. Plaj pozuna, Cudi eteklerindeyken diye yazan var!)

Hal böyleyken...

Geçen ay.
24 şehit verdik.
Kara Kuvvetleri Komutanlığı, rahmetlilerin vesikalık’larından oluşan başsağlığı ilanı verdi. Hani şu, birliğine teslim olduğunda dandik makinelerle çekilenler var ya, siyah-beyaz, kafa kel, onlar.

Hürriyet’in taşra baskısı döndü. Takip, detay ve titizlik’te Türkiye’nin en başarılı gazetecilerinden olan, yazıişleri müdürümüz Necdet Doğan, gazeteyi görür görmez, telefona sarıldı, Ankara temsilcimiz Metehan Demir’i aradı.

“Şehit ilanındaki fotoğrafların kalitesi berbat, çamur gibi çıkmış, çocukların yüzleri gözleri görünmüyor, ayıptır. Halbuki, ailelerinden aldığımız ve sayfalarımızda yayınladığımız çok temiz fotoğrafları var. Söyleyiver de, ilandaki fotoğrafları elimizde olanlarla değiştirelim. Hiç olmazsa, çocukların hatırası arşivlerde güzel fotoğraflarıyla kalsın.”

Metehan derhal devreye girdi.
İlgili komutanlara ulaşmaya çalıştı.
Saatler hızla ilerliyor, şehir baskısının vakti geliyor, Necdet ilanın bulunduğu sayfayı ısrarla tutuyor, bekletiyordu.

Gece yarısına doğru cevap geldi...

Hürriyet’teki fotoğrafların değiştirilmesine izin verirsek, öbür gazetelerdeki ilanlarda kötü fotoğraflar çıkacak... “Eşitsizlik” olur denildi!
http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/19278244.asp

uguraltun
19-11-2011, 23:17
kardeşim,DİEGO teşekkürler.:cool:
ben burdurdayım zaten,bizlerin bilmesi yetmez,saygılarımla...

DİEGO
19-11-2011, 23:19
kardeşim,DİEGO teşekkürler.:cool:
ben burdurdayım zaten,bizlerin bilmesi yetmez,saygılarımla...

Rica ederim abi, ülkemizin gerçeklerini bilmek herkesin hakkı, saygı, hürmetler.

PEGA_SUS
19-11-2011, 23:44
Çok teşekkür ederim sayın İKİKONDOKUZ.
Tahmininiz %50 doğru diyelim. Ben sadece şunu söyleyeyimki Silvandaki 13 Şehidimizin karşılığı fazlasıyla alındı...

teşekkürler sevgili UĞUR ABİ

ama 1 kelime, 1 cümle ÇOK ÖNEMLİ beee

o 13 değil, BİİİİR askerin, MEHMETCİĞİMİN...

anasına

neyi versen, EVLADININ yerini TUTAR be...

abi sen söyle

NAFİZ50 DOSTUM

bizde 9 senedir...

bu vatanın KOMUTANLARI... hemde TÜRKLÜĞÜN şerefi bir isimle yargılandığı için...

bu vatan...SATILDIĞI için

bu vatan...BATIRILDIĞI için

bu millet...KANDIRILDIĞI için...

bu millet...GIRTLAĞA DEK BORCA SOKULDUĞU için...
.
.
daha saymıyorum

ama

BİRŞEY YAPAMIYORUZ...

TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ...

nin en AST rütbedeki ERİ bile...

bunların 40 KERE HACIYA gitmişinden, alnı secdeden kalkmayan adamından....

bile

MİLYONLARCA KAT

DAHA DEĞERLİDİR...

nazarımızda..

uguraltun
20-11-2011, 00:25
pegam bir erimizin, askerimizin,insanımızın,tırnağının dahi derinden kesilmesi ve incinmesi,teröristlerin ölüsünün tamamından dahi kıymetlidir...


Arkadaşlar şehit ailelerimizi,gazilerimizi ziyaret edelim,arasırada olsa hatırlarını sormayı unutmayınız.

nafiz50
20-11-2011, 10:35
Burada herhalde hata bende, dedimya henüz yeniyim buralarda. vede herşeyi sizin kadar açık yazamadığımı söylemiştim."13 şehidimizin kanı yerde kalmadı" demek istemiştim...Yazdan beri yapılan operasyonlarda emin olunki şerefsizlerin verdiği zayiyat çok fazla.Hemde içlerinde üst düzey sorumlular var.Diğer taraftan nedemek istediğimi Sn.İkiondokuz anlamış zaten.PEGA_SUS kardeşim aynı taraftayız aynı düşmana karşı savaş veriyoruz...

akfenci
20-11-2011, 11:17
PKK'lı tetikçinin İsrail'le ilişkisi mercek altında
ERTUĞRUL ERBAŞ 20.11.2011
Mersin'de yakalanan 8 PKK'lıdan Yıldızbakan'ın, Mavi Marmara baskınından bir gün önce İskenderun'daki kışlaya saldıran ekipte olduğu ve İsrail'le bağlantısı bulunduğu iddia edildi

Mersin Aydıncık'ta mobilya yüklü bir kamyona düzenlenen operasyonla yakalanan PKK'nın Amanoslar yapılanması Antalya grubunun sözde lideri Kenan Yıldızbakan'ın İsrail bağlantısına işaret eden detaylara SABAH ulaştı. Yakalanan gruptaki PKK'lı teröristlerden biri olan Barış Kızılçay'ın "Yıldızbakan'ın İsrail'e gidip geldiğini, İsrail'de sevgilisinin evinde kaldığını biliyorduk" dediği öğrenildi. 30 Mayıs 2010'da, İskenderun'daki Şehit Remzi İlboğa Kışlası'nda askerlerin nöbet değişimi sırasında roketatar ve uzun namlulu silahlarla yapılan terör saldırısında 7 asker şehit düştü. Saldırının, İsrail'in 31 Mayıs'taki kanlı Mavi Marmara baskınından 1 gün önce, Mavi Marmara'nın İsrail karasularına yakınlaştığı sırada olması 'İskenderun saldırısında İsrail parmağı da var' iddialarına yol açmıştı.

'18 ay sonra ipucu'
İskenderun' daki saldırıdan 18 ay sonra Mersin'deki son operasyonda yakalanan PKK'lı terörist Barış Kızılçay, Kenan Yıldızbakan'ın İsrail ilişkisine ilişkin bilgi verdi. "Özgür Murat" kod adlı Barış Kızılçay, İskenderun saldırısında bizzat yer alan "Fırat Siverek" kod adlı Kenan Yıldızbakan'ın İsrail'e gidip geldiğini ve İsrailli bir kadının evinde kaldığını söyledi. İskenderun'daki eylemi Kenan Yıldızbakan ile "Sefkan Amed" kod isimli Cengiz Nergiz'in gerçekleştirdiğini söylediği belirtilen Kızılçay'ın şu bilgileri verdiği öğrenildi: "Roketatarı Sefkan, M-16' yı ise Fırat'ın kullandığını kendilerinden dinledim. İskenderun eyleminin İsrail tarafından yaptırıldığı yönünde haberler çıkması örgüt içinde rahatsızlık yarattı. Ben somut olarak, eylem İsrail istihbaratının işidir diyemem fakat ister sohbetlerde isterse Fırat arkadaşın İsrail'deki yaşantısı ayrıca bir İsrailli bir kadınla İsrail de kalması belli bir noktada İsrail halkını destekleyen sohbetleri göze çarpmaktaydı" dedi.

MİT'E bilgi verildi
Kenan Yıldızbakan'ın da "Evet İsrail'e gittim. İnşaat işiyle uğraşıyordum. Bu yüzden gittim" dediği öğrenildi. İstihbarat Daire Başkanlığı Kenan Yıldızbakan'ın ülkeye giriş çıkışlarını incelemeye aldı. İddialara ilişkin ayrıntılar MİT ile de paylaşıldı.

'Bu kadar tesadüf içimize kurt düşürdü'
Konuyla ilgili olarak SABAH'a bilgi veren üst düzey bir emniyet yetkilisi ise şunları söyledi: "Henüz somut bir şey yok her şey tesadüfmüş gibi görünüyor. Fakat bu kadar tesadüfün ardı ardına gelmesi yine de zihnimize kurt düşürüyor. Hukukta; 'hayatın olağan akışına ters' ilkesi vardır. Burada da aynı durumu görüyoruz. PKK'lı bir tetikçi, 7 şehitli bir eylem... Tam da Mavi Marmara'nın ilişkileri gerdiği bir dönemde... Sonra anlıyoruz ki PKK'lı tetikçi İsrail'e gidip geliyor, orada kalıyor ve orada bir sevgilisi var. Bu bağlantıyı inceliyoruz."

Kaynak: http://www.sabah.com.tr/Gundem/2011/11/20/pkkli-tetikcinin-israille-iliskisi-mercek-altinda

ikiondokuz
20-11-2011, 12:37
aynen. bir erimizi 1000 terörist leşine değişmem.
memleketin altını oymaya çalışan bir tane değil ki, bin tane
kimi hainliğinden, kimi cahilliğinden. dert çok, derman az.
iyi olacak, biraz sabır, biraz zaman. bunları da aşacağız.


pegam bir erimizin, askerimizin,insanımızın,tırnağının dahi derinden kesilmesi ve incinmesi,teröristlerin ölüsünün tamamından dahi kıymetlidir...


Arkadaşlar şehit ailelerimizi,gazilerimizi ziyaret edelim,arasırada olsa hatırlarını sormayı unutmayınız.


Burada herhalde hata bende, dedimya henüz yeniyim buralarda. vede herşeyi sizin kadar açık yazamadığımı söylemiştim."13 şehidimizin kanı yerde kalmadı" demek istemiştim...Yazdan beri yapılan operasyonlarda emin olunki şerefsizlerin verdiği zayiyat çok fazla.Hemde içlerinde üst düzey sorumlular var.Diğer taraftan nedemek istediğimi Sn.İkiondokuz anlamış zaten.PEGA_SUS kardeşim aynı taraftayız aynı düşmana karşı savaş veriyoruz...

doga11
20-11-2011, 12:43
Vicdani ret neymiş kardeşim.Ordumuz peygamber ocağıdır.Bu topraklar üzerinde yaşıyorsan, şu anda nöbet tutan ve vatanı PERİHAN,ALAN,AKTÜTÜN, DAĞLICA,YEŞİLTAŞ,ÇAYIRLI,ÜZÜMLÜ,ANDAÇ,BETONPINAR,S ARIZİYARET gibi şu anda ismini sayamayacağım karakollarımızda canı pahasına korumaya and içmiş BÜTÜN askerlerimiz gibi savunacaksın!!
İSRAİLLİ kadınlar zorunlu askerlik yaparken bizim onlar kadar cesaretimiz yokmu.ŞEHİTLERİMİZİN KEMİKLERİNİ SIZLATMAYALIM..
Hani askerde Her Türk asker doğar diye yürürdük. Bizi yine kandırdılar.

ikiondokuz
20-11-2011, 12:51
bazı Türkler zengin doğar :)
küçükken çocuk kafamla Türk filmlerini değerlendirirdim.
elifin kağnısıyla büyümüşüz ya biz. Türk filmlerindeki konak ve otomobil sahibi insanları
oradaki şoför, hizmetçiler, bahçıvan, aşçı vs. gördüğüm zaman çok kızardım
"vay şerefsizler, bunlar savaşta elindekini avucundakini vermemiş, savaştan kaçmış, şimdi biz hala fakiriz bunlar bu kadar zengin " diye isyan ederdim.
Aradan 35 - 40 yıl geçti. sistem aynı ama dünün çok fakir ve garibanları bugün daha zengin ve tahsilli. kandırıldığının bilincine varan hesap sormaya başladı. insanlar, en azından büyük bir bölümü cambaza bakmaktan usandı artık.
eskinin egemenleri de son gayretleri ile bunu önleme telaşında...
yağma yok. uyuyan aslan uyandı bir kere. bundan geriye dönüş olmaz artık.



Hani askerde Her Türk asker doğar diye yürürdük. Bizi yine kandırdılar.

PEGA_SUS
20-11-2011, 14:57
aynen. bir erimizi 1000 terörist leşine değişmem.

ben TERÖRİST i kastetmemiştim..

ben 1 erimizi,

bu ülkenin % 49,90 ına değişmem...dimek istemiştim

TERÖRİST işi kolay, bir babayiğit gelir...ABD ye çeker RESTİ...1 haftada biter TERÖR işi

asıl önemli SORUN

ötekiler...

onları nasıl bitireceksiniz... ona TASA ÇEKİN siz...

ikiondokuz
20-11-2011, 16:39
iç siyaset pek ilgimi çekmiyor açıkçası...
3- 5 senede bir önümüze sandık gelir, kötülerin arasından en az kötüsüne veririm oyumu
başka insanları bırak, eşime çocuğuma bile şu partiye oy verin demedim bu güne kadar.
tercihini başka bir partiye, lidere kullanana da saygı duymuşumdur. ötekiler de bu memleketin evladı.
demokrasi böyle bir şey. olgunluk ve hazım gerektiriyor.
avni özgürel diye birisi bir laf etti geçenlerde, çok hoşuma gitti
"hiç kimsenin birinci tercihi demokrasi değildir"
herkes kral olmak ister ama demokrasiye razı olur galiba.


ben TERÖRİST i kastetmemiştim..

ben 1 erimizi,

bu ülkenin % 49,90 ına değişmem...dimek istemiştim

TERÖRİST işi kolay, bir babayiğit gelir...ABD ye çeker RESTİ...1 haftada biter TERÖR işi

asıl önemli SORUN

ötekiler...

onları nasıl bitireceksiniz... ona TASA ÇEKİN siz...

Simsar8
20-11-2011, 16:55
ben TERÖRİST i kastetmemiştim..

ben 1 erimizi,

bu ülkenin % 49,90 ına değişmem...dimek istemiştim

TERÖRİST işi kolay, bir babayiğit gelir...ABD ye çeker RESTİ...1 haftada biter TERÖR işi

asıl önemli SORUN

ötekiler...

onları nasıl bitireceksiniz... ona TASA ÇEKİN siz...


sevgili pegasus,

"TERÖRİST işi kolay, bir babayiğit gelir...ABD ye çeker RESTİ...1 haftada biter TERÖR işi" demişssin.
kurtlar vadisi ırak mı sandın sen bu işi.. bu sorun dağdaki çapulcuyu öldürmek mi sanıyorsun...
böyle bir meselenin üç beş çapulcuyu öldürmekle biteceğini düşündüğünde, abd'den izin mi alacak bu ülke!
böyle hassas konularda bari atmayın işkembe-i kübradan...

PEGA_SUS
20-11-2011, 16:59
iç siyaset pek ilgimi çekmiyor açıkçası...
3- 5 senede bir önümüze sandık gelir, kötülerin arasından en az kötüsüne veririm oyumu
başka insanları bırak, eşime çocuğuma bile şu partiye oy verin demedim bu güne kadar.
tercihini başka bir partiye, lidere kullanana da saygı duymuşumdur. ötekiler de bu memleketin evladı.
demokrasi böyle bir şey. olgunluk ve hazım gerektiriyor.
avni özgürel diye birisi bir laf etti geçenlerde, çok hoşuma gitti
"hiç kimsenin birinci tercihi demokrasi değildir"
herkes kral olmak ister ama demokrasiye razı olur galiba.

ÇOK GÜZEL yazmışsınız tebrik ve teşekkür ederim

yanlız 1 itirazım var

değindiğim konuları SİYASİ olarak değerlendirmek, herkesin kendi bileceği iş tabiki ama

meseleyi KÜÇÜMSEMEK, meselenin önemini AZALTMAK

tabiki sözüm meclisten dışarı ama

haliyle ''USTA ya destek olmak ve, bunun gereği olarak onu savunmak için...MUHALİF görüş ve yazıların...ince kinaye ve teknikler ile

altını boşaltmak olarak değerlendirmekteyim.

ortadaki sorun SİYASİ olarak algılanıp, indirgenemez bu mertebe ye

ki

ortadaki sorun

TÜRKİYE CUMHURİYETİNİN, VATANIN... YIKILMASI...

mes'elesidir

(bende sizdenim, sizinki gibi söyledim bak ) mes'ele :oley:

emre yildiz
20-11-2011, 20:22
Askerliğin bedeli olmaz olamaz ... iki yılım hakkaride geçti şehirde molotofunu dağda roketinide fişeğinide bol miktarda yedik.... gittiğim ilk yıl eşi 6 aylık hamile olan J.Kd.Üçvş Ferhat ERDEM i şehit verdik aynı yerde defaatle şehitler verildi yer Çukurca Kazan vadisi !!!!

Nasip oldu döndük bu tarafa fakat arkada kalanlar .... aradan bir ay geçmedi yer çukurca yolu defalarca kilo kilo patlayıların bulunduğu defaatle A/T yaptığım o yollar ...

http://gvenilirvideohaber.wordpress.com/2011/08/17/cukurcada-8-asker-sehit-oldu/


beraber çalıştıklarımı aynı tabaktan yemek yediklerimi aynı mevzide nöbet tuttuğum arkadaşlarımı yazayım sadece

Uzm.J.Çvş Hakan ÇİL .... düğünü vardı tayin dönemi zor bela izin aldık düğününü yaptı geldi.... 1 ay veya 1,5 ay olmuştu ki ŞEHİTLİK mertebesine ulaştı ....

J.Uzm Çvş Erhan AR.... dünyalar güzeli bir çocuğu vardı yüzüne baksanız içiniz huzurla dolardı çok tatlı muhabbeti vardı sevecen dünyalar şekeri bir insandı...

bildiğiniz gibi günlerde zapta cenazesi arandı....

düşünün yukarıda isimleri yazılı şehitlerin telefonları reheberinizde kayıtlı dursa ne yaparsınız ...

niye yazdım bunları..... bilmiyorum neden yazdım ki....

BEDELLİ askerlik konu belki ondandır ....

şimdi o mübareklerin bedeli ne olacak ... arkada kalanlar ne olacak içimizden kaçımız kaç şehit ailesinin yada şehit çocuğunun bir ihtiyacına merhem olduk yada kaç defa mahallemizde acaba bir şehit ailesi varmı diye araştırdık soruşturduk ...kaç bayramda şehit çocuklarının başını okşadık cebine utanmasın diye gizli gizli haşlık verdik....

vesaire vesaire...

milliyetçiyiz vatanseveriz yaaa

yarın görürsünüz en milliyetçiler en vatanseverler onlar olurlar.... bedelli askerler.. çünkü onlar bedelini ödediler yaa... göğüslerini gere gere tv ye çıkarlar konuşurlar vatan millet sakarya...

2,500 tl ye güneydoğuda hakkaride şırnakta ... hayatları pahasına çalışan insanların bedellieri 2,500 liramı Şehit Erhan AR ın eşinin açıklamalarını bir googleden açıp okuyun bakalım nasıl şartlarda yaşıyorlarmış görün ...

2,500 liramı bedeli çoluk çocuk eğitimden öğretimden mahrum yaşama koşulları herkesin malumu haftanın hemen hemen her günü bir bahane ile kepenkler kapalı....

vs vs ....

askerlik ve bedeli......

bırakın Allah aşkına....

emre yildiz
20-11-2011, 20:27
Başıboş



"Bıçak soksan gölgeme,
Sıcacık kanım damlar,
Gir de bir bak ülkeme,
Başsız başsız adamlar..."
(N.F.K.)

Bahtsız ülkem! Döndüm, dolaştım yine karabahtına sığındım. Dertlerimi sineme çektim, dertlerinle yandım, tutuşdum. Derler ki, dertler birikir zincir olur. Zincirler hürriyete giden yolda zecr olur. Sonunda, yaralar kanar, kangren olur. Kesik damarlardan kan fışkırır başsız gövdelere, akar başıboş!

Bulutlar dizilir salkım salkım, yıldırımlar çakar, yağmurlar yağar, sular akar vadi vadi nehir olur. Gâyesiz hayat insana zehir olur. Gün olur, akmaz olur. Ünsiyet kaplar, gaflet çöker. Farkında bile olmaz insan, günler gelir geçer, başıboş!

Gül açar, zambak açar, bir gariptir insan, kendinden geçer. Gölgelere sığınır, zulmet içer, korku salar. "Viranelerin bekçisi baykuşlar" gelip konmuşsa bahçene, avcı alnından vurmuştur senin. Bülbülün çırpınışları neye yarar? O da uçar gider başıboş!
"Duman dolu âsüman. Türk evi delik deşik, yıkık dökük hânüman." Şimdi kreşler, yetimevleri, huzurevleri şen(!). Anne işde, baba düşde, bir iş var bu gidişde?.. Evler parsellenmiş, komşular ölmüş, odalar soğuk, mutfak yok, aile paramparça, çocuklar başıboş!

"Cemiyet, ah cemiyet, yok edilen ruhiyle; Ve cemiyet, cemiyet, yokeden güruhiyle..." Kaldırımları döşeyen, caddelerden dökülen, sokaklardan akan kalabalıklar... "Öz yurdunda garip", öz yurduna yâd eller sahip. "Evet, kafam çatlıyor, güya ulvi hastalık; bendedir, duymadığı dertlerle kalabalık" Bilmem ki... "Kaç mevsim bekleyim daha kapında, ayağımda zincir, boynumda kement?" Yıllar kalbimde kördüğüm oldu, zaman akıp geçer, başıboş!

"Aziz ekmek, ortaya attıkları! Fikirde, teneke artıkları. Ve evlerde baş köşe batının pırtıkları. Görünmezi görmeye erme mantıkları. Ya şu sözde mü'minler, şiltenin kıtıkları?" Duyan olmaz, feryad eden ulu canlar, başıboş!

Hazan vurmuş yapraklar gibi nefsini aşamıyanlar dökülür birer birer. Emanet! Mukaddes emânet; sabır ister, samimiyet ister, fedâkârlık ister, basiret ister.
Eller geri çevrilir teker teker. Hazine çarçur edilir, vakıflar yağmalanır, servetler çürümeye terkedilir, paralar saçılır, başıboş!

Bugün, tarih ağlar, tâlih küskün. Sen mahzun! Millî kültürün mahzun! Millî terbiyen ve millî maarifin mahzun!... Ve ülken mahzun! Dininde haciz ve sen her sahada âciz. Büyük kafalarda küçük gözler, büyük dillerde küçük sözler... Ayaklar yalın, boyunlar bükük, millet "Sefiller"i oynar, başıboş!

Kudsi kitaplar tozlu raflarda. Bir gevşeklik var hem imamda, hem saflarda. Bir tembellik, bir isteksizlik, bir gaflet var bu taraflarda, ilim ve ihlâs kalmayınca lâflarda, gevezelik at oynatır meydanlarda. Sahibini ve muhatabını bulamıyan inci gibi sözler hebâ olur gider, başıboş!

Dil yanar, bozulan lisana. Lisan figanını duyurmak İster insan olan insana. Dil tutulur dönmez olur, lisan suya düşer. Yüreğimin ateşi sönmez olur, yanar başıboş!

"Yirmi dokuz harflik sözde aydınlar,
Yafta yazar, isim takar, başıboş.
Allah'ım, sen acı bu saf millete!
Akşam yatar, sabah kalkar, başıboş... "


Muammer Gökçin

alakaya maydonoz diyebilirsiniz, ben okudum hoşuma gitti belki sizde okursunuz ....

PEGA_SUS
20-11-2011, 20:37
sevgili pegasus,

"TERÖRİST işi kolay, bir babayiğit gelir...ABD ye çeker RESTİ...1 haftada biter TERÖR işi" demişssin.
kurtlar vadisi ırak mı sandın sen bu işi.. bu sorun dağdaki çapulcuyu öldürmek mi sanıyorsun...
böyle bir meselenin üç beş çapulcuyu öldürmekle biteceğini düşündüğünde, abd'den izin mi alacak bu ülke!
böyle hassas konularda bari atmayın işkembe-i kübradan...

İZİN ALINMIYOR da ne yapılıyor peki ?

ÇİLLER, ABD den onaysız, PKK yı bitirmeye kalkıştığı için, 1994 ekonomik krizi ni patlattı ABD bu ülkede

senin BAŞBAKANIN

hele ABD'nin müsade ettiği sayıdan fazla TERÖRİSTİ öldürmeye devam etsin de...

göreyim ben..ertesi gün DOLAR 5 lira oluyormu olmuyor mu ?
.
zaten ben çapulcu öldürmek için mehmetciğimin dağ, bayır gezmesi, uçaklarımızın TRİLYONLARCA liralık yakıt, bomba...yakması taraftarı değilim...

ABD ye karşı kullanabileceğin binlerce KOZ vardır...İNCİRLİK, FÜZE KALKANI...

IRAK senin düşmanın olan TERÖRİST i barındırdığı için, düşman ilan edip SAVAŞ SEBEBİ sayar, ültimatom verirsin...

bitmese bile en az yarıya kadar kesilir...AZMAZLAR

ama senin BOP cuların amacı PKK yı bitirmek değilde...OBAMA ağalarının, ABD babalarının

YENİ ORTADOĞU haritaları için hazırlık yapmak olduğundan

BARZANİ denen KÖPEK SOYUNU

devlet törenleri ile, en yüksek makamlarla...

karşılamaktır işleri
..
senin gönderini alıntılamış olsamda, bu yazdıklarım sana değildir...ortaya yazdım ki

belki birkaç kişi okurda, faydası dokunur diye düşündüm

ÇÜNKÜ

İNSAN denen mahlukta o dediğin şeye MİDE derler

İŞKEMBE ekseriye koyun, keçi, öküz... mahlukatınkine denir...ve bunlarda HAYVAN diye adlandırılır...

''PEGA senin işkemben var...'' dedin saydım.

Akçalı
21-11-2011, 10:37
8 teröristin yakalanma anı / VİDEO

Altı asker ve 4 polisi şehit eden 8 PKK'lının yakanlanma görüntüleri ortaya çıktı. PKK'nın 'katliam timi' bulundukları kamyonetin brandasını yırtıp tek tek araçtan çıkıp yere yatıyor.
http://www.haber7.com/video-galeri.php?cID=15609

paradoxX
21-11-2011, 18:52
Mehmetçik vakfı sitesini inceledim.
Güzel yapmışlar, her şey şeffaf, bilançoları bile koymuşlar.
Yalnız bir şey dikkatimi çekti, teşkilat genel müdür dahil 15 kişiden oluşuyor.
Ancak genel yönetim gideri 7 trilyon.
Bana biraz yüksek geldi.
7 trilyonluk genel yönetim giderleri neler olabilir ki? Neticede bu vakfın misyonu ve amaçları belli.
Fikri olan var mı?
mehmetçik vakfına sorunuzu gönderdim ve bana gelen mesaj şöyledir.

Saygılarımla sunarım
1. Yazınızda bahsettiğiniz yönetim giderleri 7 trilyon değil, 7 milyon TL’dir.

2. Yazınızda bahsettiğiniz gibi çalışan sayımız 15 değil, altı ildeki temsilciliklerimiz de dahil 61 kişidir.

3. 2010 yılı genel yönetim giderleri dağılımı aşağıda yer almaktadır:

Personele ödenen ücretler toplamı SGK ve vergiler dahil; 2.074.552,43 TL

Amortisman giderleri; 1.037.012,25 TL

Vergi, resim ve harçlar; 2.388.823,99 TL

Dış. sağl. fayda ve hizmetler
( Güvenlik, temizlik, avukatlık hizmetleri,
gayrimenkul bakım onarım gid. vb.) 761.225,02 TL
Çeşitli giderler
( Sigorta gid., mahkeme gid., reklam ve tanıtım gid.,
bankacılık .vb.) 894.284,36TL

Toplam; 7.155.898,05 TL

Görüldüğü gibi personel giderleri payı yılda yaklaşık 2 milyon TL’dir.

Bilgilerinize

nafiz50
21-11-2011, 19:00
8 teröristin yakalanma anı / VİDEO

Altı asker ve 4 polisi şehit eden 8 PKK'lının yakanlanma görüntüleri ortaya çıktı. PKK'nın 'katliam timi' bulundukları kamyonetin brandasını yırtıp tek tek araçtan çıkıp yere yatıyor.
http://www.haber7.com/video-galeri.php?cID=15609

Şeref....zlerin Kirli ilişkileri çok dikkat çekici...

doga11
21-11-2011, 20:30
mehmetçik vakfına sorunuzu gönderdim ve bana gelen mesaj şöyledir.

Saygılarımla sunarım
1. Yazınızda bahsettiğiniz yönetim giderleri 7 trilyon değil, 7 milyon TL’dir.

2. Yazınızda bahsettiğiniz gibi çalışan sayımız 15 değil, altı ildeki temsilciliklerimiz de dahil 61 kişidir.

3. 2010 yılı genel yönetim giderleri dağılımı aşağıda yer almaktadır:

Personele ödenen ücretler toplamı SGK ve vergiler dahil; 2.074.552,43 TL

Amortisman giderleri; 1.037.012,25 TL

Vergi, resim ve harçlar; 2.388.823,99 TL

Dış. sağl. fayda ve hizmetler
( Güvenlik, temizlik, avukatlık hizmetleri,
gayrimenkul bakım onarım gid. vb.) 761.225,02 TL
Çeşitli giderler
( Sigorta gid., mahkeme gid., reklam ve tanıtım gid.,
bankacılık .vb.) 894.284,36TL

Toplam; 7.155.898,05 TL

Görüldüğü gibi personel giderleri payı yılda yaklaşık 2 milyon TL’dir.

Bilgilerinize

aylık ortalama 21.000 yapıyor vergiler yaklaşık olarak çıkartılarak. Bugün 10.000 ve üzeri kazanıyorum diyen kaç kişi vardır? Memur, öğretmen, ya da akademisyen, polis, hakim. bUNLAR önemsiz kesimler ama doğru ya

STAH
22-11-2011, 02:52
Takvimler 15 Mart 2011’i gösteriyordu.


Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Rusya’ya ve Tataristan’a gerçekleştirdiği ziyaret dönüşü, Esenboğa Havalimanı’nda bir gazetecinin, ana muhalefet partisinin bedelli askerlik projesini sorması üzerine aynen şu sözleri söyledi:


“Siz, ‘proje’ diye bir ifade kullandınız da bunun neresi proje yahu, böyle proje mi olur?

Bu kiminle oturulmuş, ne konuşulmuş, ne yapılmış? Bir defa sokakta bakıyorsunuz birileri bir şeyler söylüyor, ‘Bedelli askerlik gelecek mi, gelmeyecek mi; bedelli askerlik olur mu olmaz mı?’ Bu ne getirir, ne götürür, şu anda halkımızın bu noktadaki tavrı nedir, ne değildir! Bu ülkede parası olan var, parası olmayan var; e şimdi siz kalkıp da parası olana, ‘İşte bedelli askerlik, buyur kullan’ diyeceksin, e parası olmayan, ‘O da gitsin askerliğini yapsın’ diyeceksin. Bunu adalet terazisine oturtmak durumundasınız.


Eğer bu o kadar rahat bir şey olsaydı, benim vatandaşımın, halkımın belli bir kesimini mağdur etmeyeceğini biz bilseydik, biz buna inansaydık, biz bunu bugüne kadar çoktan hallederdik, hiç bunu bugüne kadar bekletmezdik.

Nasıl ki biz polisimizin askerlikle ilgili, gerçekten haklı talebini masaya getirdik ve yıllarca çözülmeyen böyle bir sorunu, gayet güzel, silahlı kuvvetlerimizle oturarak, konuşarak mutabakat içerisinde çözdük, bunu da çözerdik. Fakat görüyorum ki ana muhalefet partisi, ‘Bir şey yapabildim’ diyebilmek için bu tür adımları attığını göstermek için her an bu tür açıklamaları yapıyorlar, bizim şu an gündemimizde böyle bir durum yok.

Böyle bir konu üzerinde durulacaksa, o zaman seçimden sonra gerekirse referanduma gideriz ve halkın kararına bırakırız. Ben şahsen böyle bir sorumluluğun altına Tayyip Erdoğan olarak giremem…”

***


Takvimler şimdi 20 Kasım 2011’i gösteriyor:


Yani bu açıklamanın üzerinden sadece 8 ay 5 gün geçti…

Başbakan, yine Recep Tayyip Erdoğan…

İktidarda yine AKP var…

Ve aynı iktidarın, aynı Başbakan’ı şimdi çıkıp, bedelli askerliğe yeşil ışık yakıyor…

Kendi ifadeleriyle soralım:

Bedelli askerliği kiminle oturup, konuştunuz?
Bu ne getirir, ne götürür, hesapladınız mı?

Şu anda halkımızın bu noktadaki tavrı nedir, ne değildir, soruşturdunuz mu?

Şimdi siz parası olana ‘İşte bedelli askerlik, buyur kullan’ diyorsunuz da; e parası olmayana, ‘O da gitsin askerliğini yapsın’ mı diyorsunuz?

Bunu adalet terazisinin neresine, nasıl oturtuyorsunuz?



Artık bu uygulamanın vatandaşın belli bir kesimini mağdur etmeyeceğini mi düşünüyorsunuz?
Hani; böyle bir konu üzerinde durulacaksa, o zaman referanduma giderdiniz?
Hani; halkın kararına bırakırdınız?
Hani; şahsen böyle bir sorumluluğun altına Tayyip Erdoğan olarak giremezdiniz?
Söyleyin Sayın Başbakan; sekiz ay beş günde ne değişti?
Böylesine sakat bir çocuğu göz göre göre neden dünyaya getiriyorsunuz?


***
Ne yazık Türkiye’de muhalefet bitti!
Sözüm ona ana muhalefet partisi; hakka, eşitliğe, demokrasiye gölge düşürecek böyle bir uygulamaya karşı çıkamıyor; çünkü aksi halde seçim vaatleriyle çelişmiş olacak…
Yavru muhalefet, duymazdan geliyor…
Parlamento dışı muhalefet uyuyor…
Ama halkın vicdanı oluk oluk kanıyor…
İşte; bu yüzden 8 ay 5 gün önceki açıklamanızın arkasında durun Başbakan Recep Tayyip Erdoğan…
Ve bedelli askerliği, referanduma götürün!


Her defasında büyük övgüler düzdüğünüz “millet iradesi”ne bırakın kararı…

Eğer halk buna da “Evet” derse…

O zaman kimse bir daha bu konunun üzerinde durmaz…

Ama bunu yapmazsanız; iktidarınızın üzerinden 100 yıl geçse de, yukarıdaki sözlerinizle çelişen uygulamanızın hesabını veremezsiniz!


MUSTAFA MUTLU

nafiz50
22-11-2011, 12:25
""Bedelli askerlik uygulaması daha önce 1987, 1992 ve 1999 yıllarında uygulanmıştı. 1999’da Marmara Depremi’nin zararlarının giderilmesi için çıkarılmıştı. Biz ise bakaya kalanların sayısının arttığını gördük. Bedelli askerlik yoluyla bu birikim azaltılmalı. Bedelli askerlik yoluyla çok önemli sosyal projelerin gerçekleşmesini sağlayacağız. Yasaya koyduğumuz bir maddeyle, bedelli askerlikten gelecek geliri, şehit ailelerine, gazilere, özürlülere aktaracağız.""

Takip Edeceğiz Bakalım...

merthannn
22-11-2011, 12:36
daha düne kadar bedelli gündemimzde yok ben bu vebalı alamam referandum diyen vatandaş bügün bedelliyi gerçekleştridi..
vicdani rette sıra dedıler.RTE şimdide diyor vicdanı ret hiç gündemimizde olmadı .gelde bunlara guven hiç güvenmıyorum
vicdanı reddinde hala gündemlerinde olduğuna inanıyorum .zemin yokladılar tepkıler gelınce ınkar yoluna gıdıyor.nasıl bedellı için depremi zemin yaptıysa bunada uygun bir zemin bulunca yapacaktır.

Karatay
22-11-2011, 12:49
Neyi, nasıl takip edeceksiniz......!
Amaç açık değil mi....?
Tepki cekmemek için damardan giriyorlar...Toplum mühendisliğini iyi biliyorlar.....

2b, yabancılara mülk satışı, vergi afları vs.......
Para lazım para......!

Ispat yakın zamanki depremde toplanan vergiler ne oldu sorusuna verilen cevapta.......
Ve üstelik sn Stah'ın yukarıdaki alıntısında ne dedikleride ortada.
Neyse yazdıkça daha çok sinirleniyorum.....Ama bilsinler ki bu ülkede herkes "saf" değil....

belibol2520
22-11-2011, 13:11
Takvimler 15 Mart 2011’i gösteriyordu.


Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Rusya’ya ve Tataristan’a gerçekleştirdiği ziyaret dönüşü, Esenboğa Havalimanı’nda bir gazetecinin, ana muhalefet partisinin bedelli askerlik projesini sorması üzerine aynen şu sözleri söyledi:


“Siz, ‘proje’ diye bir ifade kullandınız da bunun neresi proje yahu, böyle proje mi olur?

Bu kiminle oturulmuş, ne konuşulmuş, ne yapılmış? Bir defa sokakta bakıyorsunuz birileri bir şeyler söylüyor, ‘Bedelli askerlik gelecek mi, gelmeyecek mi; bedelli askerlik olur mu olmaz mı?’ Bu ne getirir, ne götürür, şu anda halkımızın bu noktadaki tavrı nedir, ne değildir! Bu ülkede parası olan var, parası olmayan var; e şimdi siz kalkıp da parası olana, ‘İşte bedelli askerlik, buyur kullan’ diyeceksin, e parası olmayan, ‘O da gitsin askerliğini yapsın’ diyeceksin. Bunu adalet terazisine oturtmak durumundasınız.


Eğer bu o kadar rahat bir şey olsaydı, benim vatandaşımın, halkımın belli bir kesimini mağdur etmeyeceğini biz bilseydik, biz buna inansaydık, biz bunu bugüne kadar çoktan hallederdik, hiç bunu bugüne kadar bekletmezdik.

Nasıl ki biz polisimizin askerlikle ilgili, gerçekten haklı talebini masaya getirdik ve yıllarca çözülmeyen böyle bir sorunu, gayet güzel, silahlı kuvvetlerimizle oturarak, konuşarak mutabakat içerisinde çözdük, bunu da çözerdik. Fakat görüyorum ki ana muhalefet partisi, ‘Bir şey yapabildim’ diyebilmek için bu tür adımları attığını göstermek için her an bu tür açıklamaları yapıyorlar, bizim şu an gündemimizde böyle bir durum yok.

Böyle bir konu üzerinde durulacaksa, o zaman seçimden sonra gerekirse referanduma gideriz ve halkın kararına bırakırız. Ben şahsen böyle bir sorumluluğun altına Tayyip Erdoğan olarak giremem…”

***


Takvimler şimdi 20 Kasım 2011’i gösteriyor:


Yani bu açıklamanın üzerinden sadece 8 ay 5 gün geçti…

Başbakan, yine Recep Tayyip Erdoğan…

İktidarda yine AKP var…

Ve aynı iktidarın, aynı Başbakan’ı şimdi çıkıp, bedelli askerliğe yeşil ışık yakıyor…

Kendi ifadeleriyle soralım:

Bedelli askerliği kiminle oturup, konuştunuz?
Bu ne getirir, ne götürür, hesapladınız mı?

Şu anda halkımızın bu noktadaki tavrı nedir, ne değildir, soruşturdunuz mu?

Şimdi siz parası olana ‘İşte bedelli askerlik, buyur kullan’ diyorsunuz da; e parası olmayana, ‘O da gitsin askerliğini yapsın’ mı diyorsunuz?

Bunu adalet terazisinin neresine, nasıl oturtuyorsunuz?



Artık bu uygulamanın vatandaşın belli bir kesimini mağdur etmeyeceğini mi düşünüyorsunuz?
Hani; böyle bir konu üzerinde durulacaksa, o zaman referanduma giderdiniz?
Hani; halkın kararına bırakırdınız?
Hani; şahsen böyle bir sorumluluğun altına Tayyip Erdoğan olarak giremezdiniz?
Söyleyin Sayın Başbakan; sekiz ay beş günde ne değişti?
Böylesine sakat bir çocuğu göz göre göre neden dünyaya getiriyorsunuz?


***
Ne yazık Türkiye’de muhalefet bitti!
Sözüm ona ana muhalefet partisi; hakka, eşitliğe, demokrasiye gölge düşürecek böyle bir uygulamaya karşı çıkamıyor; çünkü aksi halde seçim vaatleriyle çelişmiş olacak…
Yavru muhalefet, duymazdan geliyor…
Parlamento dışı muhalefet uyuyor…
Ama halkın vicdanı oluk oluk kanıyor…
İşte; bu yüzden 8 ay 5 gün önceki açıklamanızın arkasında durun Başbakan Recep Tayyip Erdoğan…
Ve bedelli askerliği, referanduma götürün!


Her defasında büyük övgüler düzdüğünüz “millet iradesi”ne bırakın kararı…

Eğer halk buna da “Evet” derse…

O zaman kimse bir daha bu konunun üzerinde durmaz…

Ama bunu yapmazsanız; iktidarınızın üzerinden 100 yıl geçse de, yukarıdaki sözlerinizle çelişen uygulamanızın hesabını veremezsiniz!


MUSTAFA MUTLU



hatırlanmasına yardımcı oluyum istedim. linke tıklayın.


http://video.mynet.com/haber3yayin/Erdogan-in-tartisilan-videosu/1374818/

yorumcu68
22-11-2011, 13:12
Vicdani ret için uzun süreli bir kamu hizmetinden bahsediliyor. 2 yıl gibi. Bu adil olmaz. Kamu hizmeti dilerim 1 yıl olur. Kısa dönemler içinse 8 ay uygundur. Bunun üzeri zulme girer.

Silah altına girmemek kişinin en doğal seçimi olmalıdır. Söylendiği gibi: "Dünya, insanlar bıraktıkça güzelleşecektir." Bırakmayı bilmek lazım. Dayatılan tüm sanal unsurları, insanları birbirine kırdıran yalanları, zoraki seçimleri, milliyetçilikleri bırakmak lazım. Elbette tek taraflı değil, çok taraflı.

Hükümeti hümanist ve insancıl politikalarından ötürü tebrik ediyorum. Gerçi bunda AİHM'nin payı var. Yine de tekdire şayan.
Ne 1 yılı, ne 8 ayı arkadaş... bu süre bile onlar için bir zulüm olur.

Biz en iyisimi bu vicdani redcileri yaz döneminde akdeniz kıyılarında

beş yıldızlı otellere gönderelim.İstedikleri kadar kalsınlar.Yesinler, içsinler

eğlensinler.Ne isterlerse yapsınlar.Tüm masraflarda askerliğini sınır

karakollarında yapanlar tarafından karşılansın.Üstüne bir de bunlara

kaymaklı kadayıf ikram edelim.Bir dedikleri iki edilmesin...

İkinci paragrafda bahsedilen konular için; İsterseniz emperyalistlere bir mesaj

atın.Eğer bop,gop işlerinden vazgeçeceklerse, bundan sonra dünyayı

karıştırmayı ve insanları birbirine kırdırmayı bırakacaklarsa, her tür

sömürüden( finansal ve doğal kaynaklar) vazgeçip terörizme destek

vermeyeceklerse ve ayrıca tüm insanların mutlu olabileceği bir dünya

kurulmasına varlarsa bizde şöyle bir düşünürüz.

Yalnız bunların sözlerine güven olmaz ne yapıp edip çok sağlam

bir senet alın ellerinden.

Ha birde şunlar konusunda senet alın kendilerinden.

1-Kendi mazileri 200-500 yıllık olmalarına rağmen 72,5 etnik

unsuru tek millet haline getirmeye çalışıp da; mazileri 3000-5000 yıllık

olan ülkeleri etnik parçalara bölmeye çalışmasınlar.

2-Başka ülkelerin doğal kaynaklarını sömürmek için o ülkeler üzerinde oyunlar

oynamaktan( dini ve etnik çatışmalar çıkarmak, demokrasi getireceğim diye
milyonlarca insanı katletmek, ülkeler üzerinde psikolojik harp teknikleri
uygulayıp; demokrasi, insan hakları masalı ile insanların beyinlerini yıkama,
onları uyuşturma, istediği gibi yönlendirme, kendi çıkarlarına hizmet edecek
gruplara ayırma, kendi devletine düşman insanlar ve gruplar yetiştirme..vb..)

vazgeçsinler.

Tüm bunlardan vazgeçerlerse zaten savaşlar da minimum seviyeye iner.

ikiondokuz
22-11-2011, 15:28
ismat berkan ın yazısı "zorunlu askerliğin bitmesi neden konuşulmaz"
kopyalayamadım linkini veriyorum
http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/19296962.asp?yazarid=386

ikiondokuz
22-11-2011, 15:33
bu vicdani red konusu başımıza daha büyük sıkıntı açacak
yasal düzenleme yapmama gibi bir seçenek yok, yoksa aihm de sürekli mahkum olacağız
asıl sıkıntı bölgede yaşayan Kürtlerin iki ateş altında kalması
bugün yasal zorunluluktan dolayı herkes askere gidiyor
yarın askere gitse terör örgütü, gitmese devlet ve halk bunaltacak.
zor bir dönem bizi bekliyor. kökünden çözümü daha önce belirtmiştim.

yorumcu68
22-11-2011, 16:08
Erdoğan Vicdani Reddin Üstünü Çizdi
Bedelli askerlikle birlikte gündeme gelen 'vicdani ret' konusunun üstü, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından çizildi.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, vicdanı ret konusunun Hükümetin gündeminde olmadığını söyledi.

"Vicdani ret olarak adlandırılan bir düzenleme Hükümetimizin gündeminde asla olmamıştır. Bu konuda çıkan haberler spekülasyondan öte bir anlam ifade etmiyor'' diyen Erdoğan, şöyle konuştu:

''Askerlik bu milletin, bu topraklar için en kutsal vazifelerden biri olarak kabul edilmiştir. Biz askerimize 'Mehmetçik' derken bunun bir anlamı var; bu ''Küçük Muhammed'' anlamındadır. Biz askerliği Peygamber Ocağı olarak görmüşüz. Tabii bir çok spekülasyonlara neden olmuş şeyler olmuştur, olabilir. Ama biz, bu millet, bunu böyle biliriz. Görmeyenler yok mu? Var. Ama bu milletin kahir ekseriyeti bunu böyle bilir. Askerlik hizmetinin ciddiyetinin zedelenmesine de istismara da asla müsaade etmedik, asla müsaade etmeyiz. Bedelli askerlik uygulamasının ülkemize, milletimize, gençlerimize, onların ailelerine hayırlı olmasını diliyorum.''
22 kasım 2011








Yahu bu vicdani ret konusunu hükümetin bir bakanı gündeme getirmedi mi?

Yoksa ben mi yanlış hatırlıyorum !..

Olay "Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu" işine benzemiş.

ikiondokuz
22-11-2011, 18:10
askerlik vergisinin bedeli belli oldu 30 bin lira
parası hazır olmayana bankalar kredi verecek...
verebilene hayırlı uğurlu olsun, veremeyene vatan sağolsun

ayhan53
22-11-2011, 18:17
http://666kb.com/i/byw39eykq3pu54nru.jpg

STAH
22-11-2011, 20:42
yarın 19 kasım...

bu sözlerin üzerinden tam 30 gün geçmiş olacak...

UNUTTUK SANILMASIN..

BEKLİYORUZ...


http://666kb.com/i/bys57hfdh50t52hum.jpg

http://666kb.com/i/bys59e5pigm1iu2u6.jpg

http://666kb.com/i/bys5bcf94l834n9i6.jpg

http://666kb.com/i/bys5epu2hly21lpzy.jpg

şimdi değilse ne zaman...?

sayın Cumhurbaşkanım...

nasıl gidiyor büyük intikam çalışmaları...

hani merak ettik te sorduk...biz aciz CUMHUR ların kusuruna bakmayın..

tam 33 gün oldu da..o bakımdan..

bakınız burası; kandil değil,şırnak cizre,hakkari değil,İSTANBUL..

gerçi ingiltere kraliçesinin sarayından görülmez ama biz yine de asalım dedik...

http://webtv.hurriyet.com.tr/2/24691/19303850/1/izleyin-gorun.aspx

size olan saygımız,güvenimiz ve itimadımız devam etmektedir..

ama hiç bir şeyin ömrü sonsuza dek sürmez..

05ozgur10
22-11-2011, 22:21
kaynak yaratacağız derken otu çöpü bahane edip askerliğini yapmayanlar bu sayede askerliğin kağıt üzerinde kalmasından üzüntü duymayacak.
sayın devletim madem bir nane yiyorsun bari herkesin ödeme gücüne göre olsun. bankadan kredi çekip ödeyenden de 30, kenan doğulu gibi milyonluk adamlardan da 30 alma.

doga11
22-11-2011, 22:54
kaynak yaratacağız derken otu çöpü bahane edip askerliğini yapmayanlar bu sayede askerliğin kağıt üzerinde kalmasından üzüntü duymayacak.
sayın devletim madem bir nane yiyorsun bari herkesin ödeme gücüne göre olsun. bankadan kredi çekip ödeyenden de 30, kenan doğulu gibi milyonluk adamlardan da 30 alma.

Burjuva devleti olmuşuz. Fakir fukara dağda pkk peşinde koşsun. Soğukta nöbetini tutsun. Saçma sapan kaprisler yüzünden ağaca dağa taşa selam dursun. Burjuvalar ise evinde sıcak sıcak uyusun.
anlamıyorum.
Trafik cezaları gibi. Ben memurum 159 TL benim için caydırıcı ceza ama 10.000 TL para kazanan için hiç bir caydırıcılığı yok.
30.000 TL benim yılda kazandığım para bile değil. Bazıları bunu 3 ayda kazanıyor. Hani sosyal devlettik. Hani eşitlik vardı. Hani adalet vardı. Hani kalkınma vardı hani öyle bir parti vardı.

doga11
22-11-2011, 23:04
yıl 198x turğut özal bıçık kemiğe dayandı
yıl 199 küsür tansı çiller bıçak kemiğe dayandı
yıl 199 küsür mesut yılmaz bıçak kemiğe dayandı
bülent ecevit
gül....
hemde 2 kere gül....

Neremize bıçak dayanıyor anlamış değilim.
Bıçak millete dayanıyor millet uyuyor.


Bu bir
3 kriz yaşamış biri olarak
2001 borsa tavan çekiyor. ev hanımları borsaya
2007 borsa tavan çekiyor. ev hanımları borsaya
2011 borsa tavan çekiyor. ev hanımları borsaya
diye bağırdı büyüklerimiz. Büyüklerimiz bunu söyleyince ev hanımları daldı borsaya. Kaptırdı elin gevuruna ben bu oyuna gelmiyorum artık.
Bu iki


Yıl 2001 şirketler borsaya kote oluyorlar tavanlarda
yıl 2007 şirketler borsaya kote oluyorlar tavanlarda
yıl 2011 şirketler borsaya kote oluyorlar tavanlarda...

bu üçççççççççççççççççççç
al sana indikatör... stoc, rsı filan aramaya gerek yok.

pehhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhh pehhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhh
bu borsa eninde sonunda 40.000 in altını görür ahada yazıyorum buraya.
arada balık avlamak için %10-20 çıkışlar yaşarız. ama yemdir hepsi yem

ikiondokuz
23-11-2011, 16:15
PKK KAMPLARINA BOMBARDIMAN
http://www.haberciniz.biz/turkiyeye-3-super-kobra-geliyor-387459h.jpg
Diyarbakır'da 2. Taktik Hava Kuvveti Komutanlığı 8. Ana Jet Üssü'nden kalkan F-16 savaş uçakları, Zap alanını bombaladıktan sonra, akşam saatlerinde de kandil’Deki birçok hedefi vurdu.

ŞEYHMUS ÇAKAN / STAR DİYARBAKIR

Diyarbakır'dan peş peşe havalanan savaş uçakları gündüz saatlerinde Zap'ı bombaladı. Akşam saatlerinde havalanan uçaklar da Kandil'deki birçok hedefi yerle bir etti. Savaş uçaklarının bombaladığı hedefler arasında örgütün lojistik depolarının bulunduğu öğrenildi. Zap ve Kandil alanında halen çok sayıda örgüt elemanlarının hareket halinde olduğunu belirleyen uçakların hedeflere bomba yağdırdı. Bombalama sırasında meydana gelen hasarlar konusunda bilgi edinilemedi. Irak Cumhurbaşkanı Celal Talabani’nin liderlik ettiği Irak Kürdistan Yurtseverler Birliği’nin resmi internet sitesi de Türk savaş uçaklarının örgütün bulunduğu alanları bombaladığı duyurdu. Zap ve Kandil alanlarında örgütün sözde komutanlarından Bahoz Erdal kod adlı Hüseyin Feyman, Murat Karayılan, Cemil Bayık ve Duran Kalkan gibi isimler bulunuyor.
Diyarbakır askeri havaalanında F-16 savaş uçaklarının hareketliliği sürüyor.

TUNCELİ’DE KOBRA OPERASYONU

Tunceli’de güvenlik güçleri, Çemişgezek ile Hozat ilçesi yakınlarında yer alan Aliboğazı’na hava destekli operasyon başlattı. Gökçek Jandarma Karakolunu’na açılan taciz ateşinin ardından kaçan PKK’lılara yönelik olarak başlatılan operasyon geniş bir alana yayıldı.

Güvenlik güçlerinin örgütün telsiz dinlemelerinden elde ettiği bilgilerde Aliboğazı bölgesinde 50 kadar örgütün mensubunun kış üstlenmesi içerisinde olduğu belirledi. Operasyon kapsamında örgütün kış üstlenmesini önlemeye yönelik olduğu belirlendi. Hava destekli operasyonlarda zaman zaman örgüt mensuplarıyla sıcak temas sağlandı haberleri alındı. Küçük gruplar halinde ormanlık alanda izlerini kaybettirmek isteyen örgüt mensuplarını takip eden özel birlikler, olası patlayıcı tuzaklara karşıda tedbiri elden bırakmıyor.

nafiz50
23-11-2011, 20:14
Askerliğin bedeli olmaz olamaz ... iki yılım hakkaride geçti şehirde molotofunu dağda roketinide fişeğinide bol miktarda yedik.... gittiğim ilk yıl eşi 6 aylık hamile olan J.Kd.Üçvş Ferhat ERDEM i şehit verdik aynı yerde defaatle şehitler verildi yer Çukurca Kazan vadisi !!!!

Nasip oldu döndük bu tarafa fakat arkada kalanlar .... aradan bir ay geçmedi yer çukurca yolu defalarca kilo kilo patlayıların bulunduğu defaatle A/T yaptığım o yollar ...

http://gvenilirvideohaber.wordpress.com/2011/08/17/cukurcada-8-asker-sehit-oldu/


beraber çalıştıklarımı aynı tabaktan yemek yediklerimi aynı mevzide nöbet tuttuğum arkadaşlarımı yazayım sadece

Uzm.J.Çvş Hakan ÇİL .... düğünü vardı tayin dönemi zor bela izin aldık düğününü yaptı geldi.... 1 ay veya 1,5 ay olmuştu ki ŞEHİTLİK mertebesine ulaştı ....

J.Uzm Çvş Erhan AR.... dünyalar güzeli bir çocuğu vardı yüzüne baksanız içiniz huzurla dolardı çok tatlı muhabbeti vardı sevecen dünyalar şekeri bir insandı...

bildiğiniz gibi günlerde zapta cenazesi arandı....

düşünün yukarıda isimleri yazılı şehitlerin telefonları reheberinizde kayıtlı dursa ne yaparsınız ...

niye yazdım bunları..... bilmiyorum neden yazdım ki....

BEDELLİ askerlik konu belki ondandır ....

şimdi o mübareklerin bedeli ne olacak ... arkada kalanlar ne olacak içimizden kaçımız kaç şehit ailesinin yada şehit çocuğunun bir ihtiyacına merhem olduk yada kaç defa mahallemizde acaba bir şehit ailesi varmı diye araştırdık soruşturduk ...kaç bayramda şehit çocuklarının başını okşadık cebine utanmasın diye gizli gizli haşlık verdik....

vesaire vesaire...

milliyetçiyiz vatanseveriz yaaa

yarın görürsünüz en milliyetçiler en vatanseverler onlar olurlar.... bedelli askerler.. çünkü onlar bedelini ödediler yaa... göğüslerini gere gere tv ye çıkarlar konuşurlar vatan millet sakarya...

2,500 tl ye güneydoğuda hakkaride şırnakta ... hayatları pahasına çalışan insanların bedellieri 2,500 liramı Şehit Erhan AR ın eşinin açıklamalarını bir googleden açıp okuyun bakalım nasıl şartlarda yaşıyorlarmış görün ...

2,500 liramı bedeli çoluk çocuk eğitimden öğretimden mahrum yaşama koşulları herkesin malumu haftanın hemen hemen her günü bir bahane ile kepenkler kapalı....

vs vs ....

askerlik ve bedeli......

bırakın Allah aşkına....

Sevgili Dostum,Oralarda değil iki yıl iki gün bile 2500 tl aylıkla geçirilmez.Geçirilecek olsaydı işte ortada en fazla 15 aylık askerliğin bedeli 30.000tl olmazdı..

Bütün şehitlerimize ALLAH'tan rahmet diliyorum. Hele onlardan bazılarını tanımış olmak ve beraber yaşamış olmak...Kolay olaylar değil...

O'ralara nasıl eşya götürülür,nasıl aile hayatı kurulur,götürülemezse batıda kimlerin yanına nasıl emanet edilir,çocukların eğitimi ile nasıl ilgilenilir,anneleri nasıl hem Ana hem Babalık yapar vs vs...

Bizler orlarda nasıl ve hangi şartlarda bir hayat süreriz gibi yazdıkça yazabileceğimiz şeyleri, hayatında Antep' in doğusuna geçmemiş insanlara hatta yakınlarınıza nasıl anlatabilirizki...

Bütün buları ancak Hakkari Dağlarını gören anlayabilir ancak...O dağların adını haritadan bazıları CİLO DAĞI diye öğrenirken, bazıları BUZUL DAĞI ve İKİYAKA olarak tırmanırken öğrenirler.

Daha birçok şey yazılabilir ancak yeri geldikçe yazarız. Bütün bunlar inanın maddiyatla olacak işler değil.Hergün ölüm korkusuyla yaşamak her göreve çıkarken "acaba bundanda sağsalim dönermiyiz" diyen ülkede kaç kişi vardır? Peki bütün bunlar ne için yapılıyor? Tek cevabı var oda " VATAN SEVGİSİ" daha ilerisi yok. "Dönersem gazi ölürsem şehit olurum" diyen insanların tarunlarıyız biz...ŞÜKÜR GENLERİMİZE BÖYLE İŞLENMİŞ.BAZILARI GİBİDE OLABİLİRDİK



Fenerbahçeli eski futbolcu Tümer Metin Türkiye'de askerlik sorunu yaşayınca Yunanistan'a transfer olmuştu. Bedelli kararıyla birlikte Tümer'İn de yurtdışında oynamasına gerek kalmadı.


Kaynak : http://www.internethaber.com/tumer,-bedelli-cikti-yurda-donebilirsin.

ikiondokuz
23-11-2011, 21:43
sn nafiz50
kesinlikle aynı fikirdeyim
vatan savunmasının zorunlusu da olmaz bedellisi de
bu ancak içinde vatan sevgisi, yüreğinde ateş olan gönüllü insanlarla olabilir.
ha gün gelir eli silah tutan herkese ihtiyaç duyulur, o zaman bu işin erkeği kadını da kalmaz
vatan savunmasında herkes yer alır. bunun tartışılması bile abestir.
ama barış zamanında insanların işini gücünü eşini çocuğunu bırakıp gitmesi
muvazzaf askerler için bile kolay değilken, sivil insanlar için çok daha zordur.
terörle mücadele deniyor, bu iş rastgele 20 yaşını doldurmuş insanlarla olacak iş midir.
şehit ve gazi sayımızın bu kadar yüksek olmasında mevcut uygulamanın etkisi nedir.
şahsi kanaatim, profesyonel orduya bir an önce geçilmesi ve askerliğin zorunlu olmaktan çıkarılmasıdır.
savaş veya olağanüstü hallerde sivillere verilmesi gereken eğitim pek ala okullarda da verilebilir.
selamlar.

uguraltun
23-11-2011, 21:53
Sevgili Dostum,Oralarda değil iki yıl iki gün bile 2500 tl aylıkla geçirilmez.Geçirilecek olsaydı işte ortada en fazla 15 aylık askerliğin bedeli 30.000tl olmazdı..

Bütün şehitlerimize ALLAH'tan rahmet diliyorum. Hele onlardan bazılarını tanımış olmak ve beraber yaşamış olmak...Kolay olaylar değil...

O'ralara nasıl eşya götürülür,nasıl aile hayatı kurulur,götürülemezse batıda kimlerin yanına nasıl emanet edilir,çocukların eğitimi ile nasıl ilgilenilir,anneleri nasıl hem Ana hem Babalık yapar vs vs...

Bizler orlarda nasıl ve hangi şartlarda bir hayat süreriz gibi yazdıkça yazabileceğimiz şeyleri, hayatında Antep' in doğusuna geçmemiş insanlara hatta yakınlarınıza nasıl anlatabilirizki...

Bütün buları ancak Hakkari Dağlarını gören anlayabilir ancak...O dağların adını haritadan bazıları CİLO DAĞI diye öğrenirken, bazıları BUZUL DAĞI ve İKİYAKA olarak tırmanırken öğrenirler.

Daha birçok şey yazılabilir ancak yeri geldikçe yazarız. Bütün bunlar inanın maddiyatla olacak işler değil.Hergün ölüm korkusuyla yaşamak her göreve çıkarken "acaba bundanda sağsalim dönermiyiz" diyen ülkede kaç kişi vardır? Peki bütün bunlar ne için yapılıyor? Tek cevabı var oda " VATAN SEVGİSİ" daha ilerisi yok. "Dönersem gazi ölürsem şehit olurum" diyen insanların tarunlarıyız biz...ŞÜKÜR GENLERİMİZE BÖYLE İŞLENMİŞ.BAZILARI GİBİDE OLABİLİRDİK



Fenerbahçeli eski futbolcu Tümer Metin Türkiye'de askerlik sorunu yaşayınca Yunanistan'a transfer olmuştu. Bedelli kararıyla birlikte Tümer'İn de yurtdışında oynamasına gerek kalmadı.


Kaynak : http://www.internethaber.com/tumer,-bedelli-cikti-yurda-donebilirsin.


sn nafiz50
kesinlikle aynı fikirdeyim
vatan savunmasının zorunlusu da olmaz bedellisi de
bu ancak içinde vatan sevgisi, yüreğinde ateş olan gönüllü insanlarla olabilir.
ha gün gelir eli silah tutan herkese ihtiyaç duyulur, o zaman bu işin erkeği kadını da kalmaz
vatan savunmasında herkes yer alır. bunun tartışılması bile abestir.
ama barış zamanında insanların işini gücünü eşini çocuğunu bırakıp gitmesi
muvazzaf askerler için bile kolay değilken, sivil insanlar için çok daha zordur.
terörle mücadele deniyor, bu iş rastgele 20 yaşını doldurmuş insanlarla olacak iş midir.
şehit ve gazi sayımızın bu kadar yüksek olmasında mevcut uygulamanın etkisi nedir.
şahsi kanaatim, profesyonel orduya bir an önce geçilmesi ve askerliğin zorunlu olmaktan çıkarılmasıdır.
savaş veya olağanüstü hallerde sivillere verilmesi gereken eğitim pek ala okullarda da verilebilir.
selamlar.

bedelli kararını vicdanım asla kabul etmemektedir.mümkün olduğunca polemik konulara takılmam,bu konuları yüzyüze konuşmak daha sağlıklı olacaktır,korkarımki her geçen gün birlik ve beraberliğimizi sorgulanacak konular gündeme gelmektedir,
ben nöbet yazdım,herkese aynı,maaş dağıttık herkese aynı,izin verdik herkese aynı,yemek dağıttık herkese aynı,elbise,don,fanila,eşefman,eldiven dağıttık aynı,farkı yaratmanın farkı nerede....................
burada bir şehit ailesi tanıdım,durumunu öğrenebilirsem paylaşcağım,1996 tuncelide şehit,annesi maaş almakta,kardeşi işsiz,bunun takipcisi olacağım.olmazsada burada yazacağım.sevgiler saygılar.

uguraltun
23-11-2011, 21:55
öğretmenler günümüzü kutlamaktan onur duyarım,
başta gazi atatürk ve tüm öğretmenlerimizin gününü kutlarım.
öğretmenlerimiz olacaktır bu ülkenin aydınlığı..........

ikiondokuz
23-11-2011, 21:57
herkese senin gibi güzel komutan nereden bulacağız uğur bey :)


bedelli kararını vicdanım asla kabul etmemektedir.mümkün olduğunca polemik konulara takılmam,bu konuları yüzyüze konuşmak daha sağlıklı olacaktır,korkarımki her geçen gün birlik ve beraberliğimizi sorgulanacak konular gündeme gelmektedir,
ben nöbet yazdım,herkese aynı,maaş dağıttık herkese aynı,izin verdik herkese aynı,yemek dağıttık herkese aynı,elbise,don,fanila,eşefman,eldiven dağıttık aynı,farkı yaratmanın farkı nerede....................
burada bir şehit ailesi tanıdım,durumunu öğrenebilirsem paylaşcağım,1996 tuncelide şehit,annesi maaş almakta,kardeşi işsiz,bunun takipcisi olacağım.olmazsada burada yazacağım.sevgiler saygılar.

uguraltun
23-11-2011, 22:07
herkese senin gibi güzel komutan nereden bulacağız uğur bey :)
Kardeşim,Allah sizlerden razı olsun,burada yüreği ile gelip buraya yazan herkese şükranlarımı sunarım,konuşma ortamımız olsa bu yürekler neler paylaşacak bir bilseniz,
sağolasınız gelip sayfamıza sahip çıkan hepinize şahsım adına bir kez daha teşekkür ediyorum,emeği geçen ne kahramanlarımız,ne kadar yürekli kalbi,vatan devlet millet diye atan insanlarımız,ne zor şartlarda imkansız denilen karda fırtınada uçup gelen malzeme mühimmat,yaralı alıp giden pilotlarımız,subaylarımız,astsubaylarımız,uzmanlar ımız erlerimiz vardırki anlatamam.insanlarımızın hakkını yemeye kimsenin hakkı yoktur,devlet olarak çok yoğun bir mücadele veriliyor,insanlarımızıda küstürmenin kimseninde hakkı yoktur,sevgiler saygılar,,,,,,

o kadar çok yüreği güzel komutanlarımızda varki.Allah hep iyilerle karşılaştırsın,,,

doga11
23-11-2011, 22:45
dün veya önceki gün 80 pkk lı kıstırıldı diyorlardı sonuç ne oldu arkadaşlar haberi olan var mı? Haberi çektiler mi?

renovica
23-11-2011, 23:13
Şu konuyu okumak bile yüreğimi burkuyor içim kan ağlıyor.

Konuşsam ağzımı tutamayacağım başım belaya girecek,konuşmasam vicdanım rahat etmeyecek.

Ben daha 30 yaşında biriyim bana bundan 10 yıl önce "Vicdan'i ret" deseler,dağdan inenler kırmızı halı ile buyur edilecek deseler karşımdaki ile tekme tokat kavga ederdim yürü git işine diye bugün sabah akşam bir tiyatro dönüp duruyor.

Bedellinin tepkisi az olsun diye Vicdanı ret diye bir şey ortaya atılıyor,sırf etkisi tepkisi azalsın fakir fukara ses çıkarmasın diye,ayıptır günahtır insanlar bu kadar aptal yerine konmamalı.

Şimdide burdan gelecek para şehit ve gazi ailelerine aktarılacak deniyor aynı 1999'dan beri deprem için toplanan paralar gibi aktarılacak yani yol,su,kanalizasyon olarak.Ardından bilmem kaç sene sonra garip bir şehit yakını işsizlikten ağlayınca biri ağzından kaçırı verecek "Biz bu paralar ile park,yol,zart zurt yaptık"diye kimsede sormayacak o zaman Vergi ile ne yaptınız ?

Sormaz benim insanım,sorgulamaz hep bildiğini okur,bir haftada herşeyi unutur gider.

Şehit veririz bir hafta acısı yaşanır,protesto yapılır ardından unutulur,Vicdanı ret bedelli alkışlanır tutarsız milletiz vesselam.

Askeriye'ye düşman insanlar en baş Osmanlı destekçileridir her seferinde ah Osmanlı kurulsa derler ama dünyanın belkide en büyük askeri imparatorluğunun Osmanlı olduğunu söylemezler ama Türk ordusundan nefret ederler al sana bir tutarsızlık daha.Hem askerden nefret et hem askeri devlet hayali kur,cihat yapıp müslümanlığı yaymayı düşle askersiz nasıl yapacaksa artık....

Ne diyim yanan o anaların,babaların,eşlerin,çocukların yüreklerine Allah sabır,metanet,serinlik versin.

Benim yapabileceğim tek şey kendi bildiğimden şaşmamak,değişmemek o bildiğim de Vatanım,Bayrağm,Şehitim,Dinim bunlar benim dokunulmazlarımdır,varsın gerisi iki kuruş para için istediğinin pazarlığını istediğinin ticaretini yapsın.

Elbet birgün bu tutarsız abuk sabuk işlerden de kurtuluruz.

ikiondokuz
24-11-2011, 01:24
Stalin'in tavuğu

Stalin en şedit cinayetlerini planladığı çalışma odasına yakın dostlarını toplamış sohbet ediyordu.

Votka şişelerinin biri gidip, diğeri geliyordu. Kafalar iyice dumanlanmıştı.

Stalin kan çanağına dönmüş gözlerini etrafında dalkavukluk

yarışına girmiş adamlarına çevirerek sordu: - Saçını ihtilalde, halk içinde,

devlet yönetiminde, bürokraside ağartmış dostlarım...

Söyleyin bakalım halkın yönetime baş eğmesi, kayıtsız şartsız itaat etmesi

için yöneticiler ne yapmalı, nasıl davranmalıdır?

Her dumanlı kafadan bir ses çıktı..Kimisi adaletten, haktan söz etti.

Kimisi demokrasiden....Kimisi sürgünden, sehpadan, hapisten...Kitlesel

cinayetlerin deha çapındaki katili Stalin, beğenmedi adamlarının

izahatlarını...Bir kadeh daha votka çekerek şöyle dedi:

- Yönetimi eline geçiren hükümdarın Tanrıdan pek farkı yoktur! Halkın

karşınızda başeğip durması için ne yapmanız gerektiğini durun da şu

beyinsiz kafalarınıza çivi gibi çakayım...

Hemen hizmetçileri çağırıp emretti.

- Çabuk bana bir tavuk getirin...

Aceleyle bir tavuk kapıp getirdi adamları... Stalin, kafaları iyice

dumanlanmış adamlarının gözleri önünde başladı canlı canlı tüylerini

yolmaya tavuğun,...

Bütün tüyleri yolunup cascavlak kalan tavuğu odanın ortasına salıverdi,

lider...

- Şimdi izleyin bakalım nereye gidecek bu şaşkın tavuk...

Zavallı tavuk bu azaptan kaçıp kurtulayım diye aralık kapıdan dışarı canını

atayım diyor, soğuktan tir tir titriyor...Masaların altına

giriyor, köşeli masa ayakları canını yakıyor...Duvar diplerine koşuyor

teleksiz, tüysüz kanatları yara bere içinde kalıyor...Şömineye yaklaşıyor

tüysüz derisi kavruluyor...

Çaresiz, tüylerini yolan Stalin'in bacakları arasına saklanıp, sığınıyor...O

zaman Stalin, cebinden bir avuç yem çıkarıp önüne tane tane

atıveriyor yolunmuş tavuğun...Yemlenen tavuk, Stalin nereye yönelse peşinden

koşuveriyor..

Ağızları bir karış açık kalan dostlarına bakıp, pos bıyıklarının altından

gülerek şöyle diyor Stalin:

- Gördünüz mü, Halk dediğiniz topluluk bu tavuk gibidir.Tüylerini yolup al

ve serbest bırak... O zaman yönetmek kolay olur...

nafiz50
24-11-2011, 08:43
sn nafiz50
kesinlikle aynı fikirdeyim
vatan savunmasının zorunlusu da olmaz bedellisi de
bu ancak içinde vatan sevgisi, yüreğinde ateş olan gönüllü insanlarla olabilir.
ha gün gelir eli silah tutan herkese ihtiyaç duyulur, o zaman bu işin erkeği kadını da kalmaz
vatan savunmasında herkes yer alır. bunun tartışılması bile abestir.
ama barış zamanında insanların işini gücünü eşini çocuğunu bırakıp gitmesi
muvazzaf askerler için bile kolay değilken, sivil insanlar için çok daha zordur.
terörle mücadele deniyor, bu iş rastgele 20 yaşını doldurmuş insanlarla olacak iş midir.
şehit ve gazi sayımızın bu kadar yüksek olmasında mevcut uygulamanın etkisi nedir.
şahsi kanaatim, profesyonel orduya bir an önce geçilmesi ve askerliğin zorunlu olmaktan çıkarılmasıdır.
savaş veya olağanüstü hallerde sivillere verilmesi gereken eğitim pek ala okullarda da verilebilir.
selamlar.

Dostum haklısın aklın mantığın yolu bir zaten. Ben yaşadığımız zorluklardan bir nebze bahsetmeye çalıştım.Burada vurgulamaya çalıştım bir noktada, orada görev yapan arkadaşlarımız astronomik maaaşlara bu görevi yapmıyorlar.Bu kanuda yanlış bilgisi olanlar varsa düzeltmek için yazdım. Maaşlarının üzerine aldıkları fazladan 500Tl parada o zorluklar altında eriyip gidiyor, yol parası yapıyorlar..
Ayrıca bahsettiğiniz konu PROFESYONEL ASKERLİK konusu oda herkesin üzerinde fikir birliği ettiği bir konu.Zamanla dediğiniz duruma ORDUMUZ ulaşacaktır.

Bedelli konusu ise ADALETSİZLİĞE neden olmaktadır.Bu konu VERGİ AFFINA benzetilebilir. Vergisini zamanında ödeyen ..... Ödemeyip afla devletle uzlaşan ......Bunun gibi bir şey.:)

nafiz50
24-11-2011, 08:51
dün veya önceki gün 80 pkk lı kıstırıldı diyorlardı sonuç ne oldu arkadaşlar haberi olan var mı? Haberi çektiler mi?

Dostum Tunceli ve Sınırötesi ile ilgili haberler tam muhabir haberi...Nedemek istedim, bir uçak yada helikopter sesi duyduklarında standart ifadeleri kullanarak yaptıkları haberlerdir.Bahsettikleri noktalara bakacak olursanız örneğin, GÖKÇEK karakoluna taciz yapılmış operasyonlar ALİ BOĞAZINDA devam ediyor diyor...Gökçek nere...Aliboğazı nere...

Daha önce dediğim gibi yazdan beri yapılan operasyonlar başarılı ki sesleri ve solukları çıkmıyor...

Ayrıca Son KCK OPR. da bence çok yerinde....

nafiz50
24-11-2011, 08:55
Devletimiz bütün bunların üstesinden gelecek güçtedir...( KLASİK OLDU AMA ) onların teröristleri destekleri kadar, bizde orada görev yapan tüm devlet memurlarına destek olabilsek...

ikiondokuz
24-11-2011, 10:05
İyiniyet ve irade sonunda bir araya geldi galiba. gücümüz hep vardı ama çarçur edildi.
Necdet Paşaya da güvenim tam. çok güzel şeyler olacak diye umutlanıyorum.
devletimizin tüm kurumları demokrasiye tam destek verdikçe, biliçlendikçe
halkımız teba değil kıymetli bireyler olduğunu idrak ettikçe çok şeyler değişecektir. değişiyor da.
mutlu bir azınlık elite karşı mutsuz bir toplum denklemi giderek yer değişiyor.
statüko direniyor, dirensin bakalım. su akar mecrasını bulur bir gün.
düşe kalka bir yerlere varacağız, biz değilse çocuklarımız, torunlarımız.


Devletimiz bütün bunların üstesinden gelecek güçtedir...( KLASİK OLDU AMA ) onların teröristleri destekleri kadar, bizde orada görev yapan tüm devlet memurlarına destek olabilsek...

ikiondokuz
24-11-2011, 10:14
daha önce de bahsettiğim gibi iç siyaset daha doğrusu parti işlerinden hazzetmiyorum.
ama bu işleri çözsünler diye seçip meclise gönderdiğimiz insanlar bir sonraki seçime göre
hareket edip, birbirleriyle uğraşacaklarına birlik olup sorunlarımızı çözmeye çalışsalar
şimdiye kadar bir almanya, japonya, isveç olmuştuk...
seçmenlerin de oy verdiği insanlara baskı yapması, görevlerini hatırlatması gerekir
partiler her halukarda kendilerine oy veren sadık seçmenlere sahip olmamalı.
halkımız da fanatik olmayacak tabi. uzun bir süreç...

nafiz50
24-11-2011, 11:25
Katılıyorum...:yes:

nafiz50
24-11-2011, 12:19
DEMİRTAŞ AYNEN UYGULADI

Öcalan’ın talimatlarının en küçük ayrıntısına kadar yerine getirildiği belirlendi. Savcılık konuyla ilgili ilginç bir detayı deşifre etti. Buna göre 17 Eylül 2010’da avukatlarıyla görüşen Öcalan, okulların açıldığı bu dönemde BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş’a “Mutlaka bir basın açıklaması yaparak, ben çocuğumu Türk okullarına göndermiyorum demesi lazım” şeklinde talimat gönderdi.

İKİ GÜN İÇİNDE YERİNE GETİRDİ

Bu notun iletilmesinden sadece iki gün sonra BDP Genel Başkanı Demirtaş’ın PKK’nın yayın organı Fırat Haber Ajansı’na yaptığı açıklamada Öcalan’ın talimatını yerine getirdiği anlaşıldı. Ayrıca Öcalan’ın PKK’ya ulaştırmak istediği önemli talimatları diğer mahkumlar üzerinden Önderlik Komitesi’nde görevli avukatlara ilettiği tespit edildi.

Ne Oldukları Ortada. Hala Terörle Arana Mesafe Koy Demeye gerek Varmı?

nafiz50
24-11-2011, 12:23
'BİR İKİ PUSU KURMAKLA BU İŞ OLMAZ'

Avukat görüşme notlarında Öcalan’ın dilinden KCK şöyle anlatılıyor:

24 Kasım 2010: Tutuklama olduğu zaman da KCK de karşımisilleme hakkını kullanarak tutuklama yapabilir. Yine Kandil’e de şunu söylüyorum: Öyle şurada burada bomba patlatmakla, bir iki yere bomba atmakla, bir iki pusu kurmakla bu iş olmaz. Böyle yapacaklarsa hiç yapmasınlar. Böyle yaptıkları taktirde dönüp en çok bize zarar veriyor. Özdemirler olayında da bu görüldü. Savaş başlarsa önceki savaşlardançok daha farklı olur. Büyük bir iç savaş olabilir.Mesela Batman’da bir günde on bin insan ölebilir. Herkes bunun içinde olabilir, bundan zarar görebilir. Kandil yapabiliyorsa büyük devrimci halk savaşını yürütür. Diyarbakır, Batman’da halkın yüzde sekseni ayağa kalkar, halk savaşı olur.

11 Mart 2011: Kürtlerin hakları anayasal güvenceye alınmazsa, artık Kürtlerle ilgili tamamen KCK sistemi devreye girer. Bundan sonra varlığını koruma ve özgürlüklerini sağlamamücadelesi olur. Kürtlerin durumuyla ilgili tüm boyutları hayata geçirir.

18 Mart 2011: Devlet yol haritasına cevap vermezse KCK de silahlı güçlerini buna göre konumlandırır. Kendi üzerlerine gelinmediği sürece çatışmadan kaçınırlar. Ancak üzerlerine gelindiği zamanmeşru müdafaa haklarını kullanırlar.

Şu anda devreye sokmak istedikleri konu budur...

STAH
24-11-2011, 13:09
BEDELLİ ASKERLİĞİ DAHA UCUZA GETİRMEK İÇİN YENİ BİR FORMUL GELİŞTİRİLMİŞ..



http://666kb.com/i/byxwf6gi16o3hovi4.jpg

ikiondokuz
24-11-2011, 13:29
bu şerefsiz aponun hala nefes almasının vebalini taşıyanlarda hiç mi utanma yok...
müebbed hapse mahkum olmuş adama avukat ne lazım.
yurtiçindekileri polis ve jandarma özel timleri bitirmeli
yurtdışındaki kampları ordumuz, yurtdışındaki lider kadroyu da mit.
bu kck işi çok ciddi. en küçük bir taviz verilmemesi gerekir.


'BİR İKİ PUSU KURMAKLA BU İŞ OLMAZ'

Avukat görüşme notlarında Öcalan’ın dilinden KCK şöyle anlatılıyor:

24 Kasım 2010: Tutuklama olduğu zaman da KCK de karşımisilleme hakkını kullanarak tutuklama yapabilir. Yine Kandil’e de şunu söylüyorum: Öyle şurada burada bomba patlatmakla, bir iki yere bomba atmakla, bir iki pusu kurmakla bu iş olmaz. Böyle yapacaklarsa hiç yapmasınlar. Böyle yaptıkları taktirde dönüp en çok bize zarar veriyor. Özdemirler olayında da bu görüldü. Savaş başlarsa önceki savaşlardançok daha farklı olur. Büyük bir iç savaş olabilir.Mesela Batman’da bir günde on bin insan ölebilir. Herkes bunun içinde olabilir, bundan zarar görebilir. Kandil yapabiliyorsa büyük devrimci halk savaşını yürütür. Diyarbakır, Batman’da halkın yüzde sekseni ayağa kalkar, halk savaşı olur.

11 Mart 2011: Kürtlerin hakları anayasal güvenceye alınmazsa, artık Kürtlerle ilgili tamamen KCK sistemi devreye girer. Bundan sonra varlığını koruma ve özgürlüklerini sağlamamücadelesi olur. Kürtlerin durumuyla ilgili tüm boyutları hayata geçirir.

18 Mart 2011: Devlet yol haritasına cevap vermezse KCK de silahlı güçlerini buna göre konumlandırır. Kendi üzerlerine gelinmediği sürece çatışmadan kaçınırlar. Ancak üzerlerine gelindiği zamanmeşru müdafaa haklarını kullanırlar.

Şu anda devreye sokmak istedikleri konu budur...

Karatay
24-11-2011, 19:20
Bugün bu Selahattin Demirtaş denilen şahış "twitter" adresinden kck tutuklamaları ile ilgili bazı açıklamalar yaptı...Gerçi yeni değil bunu hep yapıyorlar zaten.

Ama orada ilginç birşey yazdı...

"KCK operasyonları adıyla yürütülen bütün soruşturmalar tezgahtır ve bizzat Başbakan tarafından yürütülüyor.KCK'nin ne olduğunu ve temsilcilerinin kimler olduğunu en iyi Başbakan bilir,çünkü kendileriyle defalarca görüşme yaptı,İmralı'dan yazılan mektupları avukatlar değil,başbakan'ın bilgisi ve onayıyla devlet heyeti Kandile götürdü.İmralıdan gelenler talimatsa eğer,postacısı, aracısı AKP'dir.barış süreçlerinde bu tür ilişkiller normal karşılanırken,işler kötüye gidince avukatlara ve BDP'ye fatura çıkarmak son derece çirkindir."

nafiz50
24-11-2011, 20:42
"Barış süreçlerinde bu tür ilişkiller normal karşılanırken,işler kötüye gidince avukatlara ve BDP'ye fatura çıkarmak son derece çirkindir"

Ulan K.p.k soyu Demirtas, çirkinlik görmek istiyorsan aynaya bak...Özellikle karı milletvekili denenlerin bir yüzene bak. İçinizdeki kötülük yüzünüze yansımış. Bizim oralarda bir laf var bunlar onu yapıyor;"Süpürgeye sıç.p etrafa saçıyorlar." Çık açıkca PKK'lıyım dede sende rahatla herkes rahatlasın..

nafiz50
24-11-2011, 20:45
Bedelli konusunda çok tasarruflu bir yol bulunmuş.Hatta teskere alındıktan sonra bir 10 bin tl ver ERKEK ol, Hala 10 bin kardasın..:yes:

paradoxX
26-11-2011, 11:19
Derme çatma karakoldan beş yıldızlı ‘Kalekol’a!
Van'daki Harabe Kışla kapılarını açtı.

http://haber.gazetevatan.com/derme-catma-karakoldan-bes-yildizli-kalekola/413480/1/Manset

Karatay
26-11-2011, 13:48
Bütün siyasetçiler böyle....

Sağolsun Demirel'e bir de atasözü hediye ettiler...
"Dün dündür...Bügün bügündür." diye...
Lanet olsun bu riyakarlara...!


http://www.youtube.com/watch?v=JijGshQOOWQ




"Barış süreçlerinde bu tür ilişkiller normal karşılanırken,işler kötüye gidince avukatlara ve BDP'ye fatura çıkarmak son derece çirkindir"

Ulan K.p.k soyu Demirtas, çirkinlik görmek istiyorsan aynaya bak...Özellikle karı milletvekili denenlerin bir yüzene bak. İçinizdeki kötülük yüzünüze yansımış. Bizim oralarda bir laf var bunlar onu yapıyor;"Süpürgeye sıç.p etrafa saçıyorlar." Çık açıkca PKK'lıyım dede sende rahatla herkes rahatlasın..

Demesine gerek var mı...?

Herkes ne olduklarını biliyor.Bence asıl onlardan değilde, kendini gizleyen hainlerden korkmak gerekir.

magurus
26-11-2011, 20:02
http://www.haberturk.com/gundem/haber/691705-5-milletvekilimizi-tutuklayacaklar


bu kansız, tüm kürt halkını direnişe ve ayaklanmaya çağırıyor...

kime karşı direnip, ayaklanacaksınız??? be adiler...

TÜRK MİLLETİ bir ayaklanırsa hangi deliğe gireceğinizi şaşırırsınız...

şerefsiz, haysiyetsiz, vatan hainleri sizi....

doga11
26-11-2011, 22:58
askerlik yapmayanlardan 30.000 alınıyorsa bu tutarın tamamı askerliğini adam gibi yapanlara verilmeli net (brüt değil) olarak ayda 2.000 TL. Hiç yoktan robin hood olur. Zenginden al fakire ver. Bazıları için 30.000 TL çerez parası. onlar şimdi diyorlar niye askerlik yapayım. Gideceklerde desin bari hem vatanımı... vatanımı koruyacağım hemde devlet bana karşılığını verecek. askerden dönünce şu işi yaparım desin.

akfenci
27-11-2011, 10:38
İntihar değil cinayet - ASELSAN Mühendisi Hüseyin Başbilen’in ölümünü inceleyen bilirkişi savcılığa sunduğu raporda çarpıcı gerçeği ortaya koydu.

http://www.sabah.com.tr/Gundem/2011/11/27/intihar-degil-cinayet#

ikiondokuz
27-11-2011, 13:40
herkesin bildiği sırlar zincirine bir halka daha eder. bir de sorumluları bulunup cezaları kesilse...
ankalarımız uçuyor, savaş uçaklarımızın güvenlik yazılımları ne durumdadır acep?


İntihar değil cinayet - ASELSAN Mühendisi Hüseyin Başbilen’in ölümünü inceleyen bilirkişi savcılığa sunduğu raporda çarpıcı gerçeği ortaya koydu.

http://www.sabah.com.tr/Gundem/2011/11/27/intihar-degil-cinayet#

uguraltun
27-11-2011, 22:03
UZMAN ÇAVUŞ KAFASINA SIKTI
Isparta Subay Lojmanlarında oturan Uzman Çavuş Hasan Eryılmaz Kafasına Sıkarak İntihar Etti.22 Ekim 2011 17:56

Isparta da Subay Lojmanlarında bugün saat 12:00 sularında Uzman Çavuş Beylik tabancasıyla kafasına 1 el sıkarak intihar etti. Uzman Çavuş Hasan Eryılmaz ’in (41) intihar nedeni henüz bilinmiyor.Uz. Çavuş Eryılmaz Gülkent Devlet Hastanesinde yoğun bakıma alınmıştı. Yoğun bakıma alınan Eryılmaz hayatını kaybetti. Eryılmaz üç çocuk babası Afyon doğumlu.



arkadaşlar,bu rahmetli kardeşimi yakından tanıyordum,haberini yeni öğrendim,prıl prıl bir insandı.herkesin sevgisini kazanmış bir uzman çavuş kardeşimizdi,devletimize emeği geçen bir kardeşimizdi.doğuda çok görev yaptığını biliyorum. mekanı cennet olsun.

ikiondokuz
27-11-2011, 23:26
Allah taksiratını affetsin. yazık olmuş. kimbilir ne sıkıntısı vardı...

uguraltun
27-11-2011, 23:34
Allah taksiratını affetsin. yazık olmuş. kimbilir ne sıkıntısı vardı...

kardeşim,sağolasınız,kimbilir ne sıkıntısı vardı.insanızki bu tip haberlere tanımasakda üzülürüz.tanıyınca daha zor geliyor,çok beyefendi ,kahrahaman bir kardeşimizdi,emekli olup çevre ve ortamdan uzaklaşsakda,haberlere kayıtsız kalmamız,söz konusu değil...

ikiondokuz
27-11-2011, 23:38
bölgede aktif görev yapan bu tür personelin mutlaka bir rehabilitasyondan geçirilmesi gerekiyor
inşallah geride bıraktıkları en azından maddi yönden bir hak kaybına uğramaz...


kardeşim,sağolasınız,kimbilir ne sıkıntısı vardı.insanızki bu tip haberlere tanımasakda üzülürüz.tanıyınca daha zor geliyor,çok beyefendi ,kahrahaman bir kardeşimizdi,emekli olup çevre ve ortamdan uzaklaşsakda,haberlere kayıtsız kalmamız,söz konusu değil...

ikiondokuz
28-11-2011, 10:45
devlet ne yapacaksa şimdi yapmalıdır.

alıntıdır.

PKK Kandil'i Hakkariye taşıdı

Bugün'den Adem Yavuz Arslan, PKK'nın intikam eylemleri için Hakkâri ve Şırnak kırsalında yüzlerce militan tuttuğunu iddia etti

Militanların şehirlere inmeye başladığına dikkat çeken Arslan, barışın tesis edilebilmesi için yaz- kış ara vermeden örgütle mücadele edilmesi gerektiğini ifade etti ve uyardı: "Örgüt Kandil'i Hakkâri'ye taşıdı ve eyleme hazırlanıyor." İşte Adem Yavuz Arslan'ın çarpıcı analizi:

Gelelim PKK ile ilgili son gelişmelere:

Bu köşede daha önce örgütün operasyonlar yüzünden kış üslenmesine çekilemediğini, kırsalda ağır kış şartları nedeniyle zorlandığını, eylemleri şehirlere kaydıracaklarını anlatmıştım. Nitekim Mersin'de eyleme giden PKK'lılar kıskıvrak yakalandı. Van'da da benzeri oldu.

Son günlerde yaşanan gelişmeler ise çok dikkat etmeyi gerektiriyor.

Şöyle ki: Her yıl 1-15 Kasım aralığında Kandil merkez olmak üzere yurtdışı kamplara kış üslenmesine çekilen örgüt bu kez intikam eylemleri için Hakkâri ve Şırnak kırsalında yüzlerce militan tutuyor. Kavaklı ve Kazan operasyonları ile büyük darbe yiyen örgüt, hem güç kaybetmediğini göstermek hem de intikam operasyonları için hazırlıkta. Edinilen bilgilere göre, 250'ye yakın PKK'lı halen Hakkâri'de. Sadece üst düzey yöneticiler Kandil'e çekildi. Hakkâri'nin civar bölgelerinde ise 700 PKK'lı var. Telsiz trafiğinden edinilen bilgilere göre bazı militanlar ise şehirlere inmeye başladı. Hakkâri civarında yerleşilen yerler ise şunlar: Çobandağı, Çaltepe, Han Yaylası, Alandüz Tepeleri, Faraşin Yaylaları, Dağlıca, Onbaşılar, Eski Çanaklı ve Kavaklı.

Coğrafi yapıyı avantaj olarak kullanan PKK'lılar mağaralarda saklanarak kışı geçirecekler. Ağır koşullar nedeniyle kırsalda eylem yapamayan örgüt, şehre inmenin yollarını arayacak.

Yine başkente akan bilgilere göre Diyarbakır kırsalındaki Şenyayla bölgesi de sınır dışına çıkmayan PKK'lıların üslendiği yerlerden. Tunceli'de de benzer tablo mevcut. D Hantepe ile Dağlıca arasındaki arazinin dağlık olmasından dolayı PKK bölgeyi sık kullanıyor. 2007'den bu yana arazide rahat rahat dolaşan militanlar Avaşin ve Basyan kamplarına da buradan geçiyorlar.

Bu yıl kamplara çekilmeyen örgüt Murat kod adlı Halim Akman'ın emrindeki PKK'lılarla Hakkâri'de kışı geçirmenin yollarını arıyor. Bahoz'un yakın adamlarından Siyabent ve Umut kod adlı PKK'lılar ise Oğul Vadisi'nde kalarak haraç toplamaya devam edecekler. Yerini belli etmemek için son dönemde telsiz talimatı vermeyen Bahoz Erdal'ın Zap'ta olduğu iddia ediliyor, 'Kavaklı'nın intikamını alın' emrini aracılarla gönderdiği de artık sır değil. Sonuç itibarıyla, örgüt Kandil'i Hakkâri'ye taşıdı ve eyleme hazırlanıyor. İlgililere duyurulur...

nafiz50
28-11-2011, 16:45
Derme çatma karakoldan beş yıldızlı ‘Kalekol’a!
Van'daki Harabe Kışla kapılarını açtı.

http://haber.gazetevatan.com/derme-catma-karakoldan-bes-yildizli-kalekola/413480/1/Manset

Verdiğiniz konu ve haber çok doğru. Askerlik yapanlar şimdiki yeni Kalekolları görse "vaybe buda olabiliyormuş derler"...

nafiz50
28-11-2011, 16:58
devlet ne yapacaksa şimdi yapmalıdır.

alıntıdır.

PKK Kandil'i Hakkariye taşıdı

Bugün'den Adem Yavuz Arslan, PKK'nın intikam eylemleri için Hakkâri ve Şırnak kırsalında yüzlerce militan tuttuğunu iddia etti

Militanların şehirlere inmeye başladığına dikkat çeken Arslan, barışın tesis edilebilmesi için yaz- kış ara vermeden örgütle mücadele edilmesi gerektiğini ifade etti ve uyardı: "Örgüt Kandil'i Hakkâri'ye taşıdı ve eyleme hazırlanıyor." İşte Adem Yavuz Arslan'ın çarpıcı analizi:

Gelelim PKK ile ilgili son gelişmelere:

Bu köşede daha önce örgütün operasyonlar yüzünden kış üslenmesine çekilemediğini, kırsalda ağır kış şartları nedeniyle zorlandığını, eylemleri şehirlere kaydıracaklarını anlatmıştım. Nitekim Mersin'de eyleme giden PKK'lılar kıskıvrak yakalandı. Van'da da benzeri oldu.

Son günlerde yaşanan gelişmeler ise çok dikkat etmeyi gerektiriyor.

Şöyle ki: Her yıl 1-15 Kasım aralığında Kandil merkez olmak üzere yurtdışı kamplara kış üslenmesine çekilen örgüt bu kez intikam eylemleri için Hakkâri ve Şırnak kırsalında yüzlerce militan tutuyor. Kavaklı ve Kazan operasyonları ile büyük darbe yiyen örgüt, hem güç kaybetmediğini göstermek hem de intikam operasyonları için hazırlıkta. Edinilen bilgilere göre, 250'ye yakın PKK'lı halen Hakkâri'de. Sadece üst düzey yöneticiler Kandil'e çekildi. Hakkâri'nin civar bölgelerinde ise 700 PKK'lı var. Telsiz trafiğinden edinilen bilgilere göre bazı militanlar ise şehirlere inmeye başladı. Hakkâri civarında yerleşilen yerler ise şunlar: Çobandağı, Çaltepe, Han Yaylası, Alandüz Tepeleri, Faraşin Yaylaları, Dağlıca, Onbaşılar, Eski Çanaklı ve Kavaklı.

Coğrafi yapıyı avantaj olarak kullanan PKK'lılar mağaralarda saklanarak kışı geçirecekler. Ağır koşullar nedeniyle kırsalda eylem yapamayan örgüt, şehre inmenin yollarını arayacak.

Yine başkente akan bilgilere göre Diyarbakır kırsalındaki Şenyayla bölgesi de sınır dışına çıkmayan PKK'lıların üslendiği yerlerden. Tunceli'de de benzer tablo mevcut. D Hantepe ile Dağlıca arasındaki arazinin dağlık olmasından dolayı PKK bölgeyi sık kullanıyor. 2007'den bu yana arazide rahat rahat dolaşan militanlar Avaşin ve Basyan kamplarına da buradan geçiyorlar.

Bu yıl kamplara çekilmeyen örgüt Murat kod adlı Halim Akman'ın emrindeki PKK'lılarla Hakkâri'de kışı geçirmenin yollarını arıyor. Bahoz'un yakın adamlarından Siyabent ve Umut kod adlı PKK'lılar ise Oğul Vadisi'nde kalarak haraç toplamaya devam edecekler. Yerini belli etmemek için son dönemde telsiz talimatı vermeyen Bahoz Erdal'ın Zap'ta olduğu iddia ediliyor, 'Kavaklı'nın intikamını alın' emrini aracılarla gönderdiği de artık sır değil. Sonuç itibarıyla, örgüt Kandil'i Hakkâri'ye taşıdı ve eyleme hazırlanıyor. İlgililere duyurulur...

Dostum bu yazılanlar çok doğru. Ancak birde şu handikap var, Tamam hepsinin yeri çoğunlukla biliniyor. Yukarıda ismi geçen yerlere operasyonlar düzenlendiğinde zayiyatı göze almak gerekir. Şu anda kamuoyu bunu kaldırabilirmi bilemem.. Ancak Kazan vadisindeki gibi kayıpsız denk getirilirse onların sonu yakındır...Ayrıca silahlı insansız hava aracı bölgedeki dengeyi bizim lehimize değiştirecek bu açık...

Karatay
28-11-2011, 17:14
Dostum bu yazılanlar çok doğru. Ancak birde şu handikap var, Tamam hepsinin yeri çoğunlukla biliniyor. Yukarıda ismi geçen yerlere operasyonlar düzenlendiğinde zayiyatı göze almak gerekir. Şu anda kamuoyu bunu kaldırabilirmi bilemem.. Ancak Kazan vadisindeki gibi kayıpsız denk getirilirse onların sonu yakındır...Ayrıca silahlı insansız hava aracı bölgedeki dengeyi bizim lehimize değiştirecek bu açık...

Amerikadan "predator" kiraladık ama sadece gözlem yapma hakkına sahibiz...Onun da kontrol merkezi Abd'de...Görüntüler büyük ihtimalle sansürlenerek veriliyordur ki şayet veriliyorsa tabi...!.Dışişleri rotayı biz belirliyoruz diyor ama hikaye....Nasıl takip edeceksin.
Bence heronlar veya içerde geliştirilenler,bunun kadar güçlü değil.Umarım bir adım olur ve daha iyisini yapabiliriz.

Zaten o yüzden satmıyorlar bize...Becebilirsek buna benzer birşey yapmalıyız.
Sadece terör için caydırıcı değil bölgedeki gücümüz için çok faydalı olacaktır.

ikiondokuz
28-11-2011, 17:14
tabi ki bir arkadaşımızın bile burnu kanamasın. ama yerleri biliniyorsa da gereği yapılmalı.
sıradan askerle değil tabi, seçkin özel harpçiler zayiatsız bu işi bitirebilir diye düşünüyorum.
operasyon şu anda mümkün değilse sıkı bir muhasara altında tutulabilir.
vücudun savunma sisteminde mikrobu yok edemiyorsa enkapsüle ediyor. yani etrafını çevirip hapsediyor.


Dostum bu yazılanlar çok doğru. Ancak birde şu handikap var, Tamam hepsinin yeri çoğunlukla biliniyor. Yukarıda ismi geçen yerlere operasyonlar düzenlendiğinde zayiyatı göze almak gerekir. Şu anda kamuoyu bunu kaldırabilirmi bilemem.. Ancak Kazan vadisindeki gibi kayıpsız denk getirilirse onların sonu yakındır...Ayrıca silahlı insansız hava aracı bölgedeki dengeyi bizim lehimize değiştirecek bu açık...

nafiz50
28-11-2011, 19:11
İnanın yazdıklarınıza gönülden katılıyorum. Her türlü özel harpçi, profesyonel asker v.b bu devletin imkanı var. Ancak bölge şartlarıda ortada. Mardin-Siirt hattından öteki taraflarını bilmem gören varmı? Anlatılmaz yaşamak gerekir diye düşünüyorum.

Üç-beş çapulcuya büyük avantaj sağlayan bir arazi..Zaten o yüzden zayiyatı göze almalısınız dedim. Fazlasıyla netice alınacak
istihbaratta var bilgide var.Ancak bir taraftanda bir tek mehmetçiğimizin burnu kanamasın diyoruz, diğer taraftan eğer netice almak istiyorsakda zayiyat kaçınılmaz diyorum.

Son teknolojiyle donatılmış Amerika'nın bile Afganistan'da verdiği kayıplar ortada...
Yıllardır bu mücadele uğrunda her türlü taktik denendi halada denenmeye devam ediyor. Herkesde artık şunu çok iyi biliyorki
özellikle dış destek sona ermeden bu konunun halledilmesi biraz zor..Yunan Generallerinin bunların kamplarında Füze eğitimi verdiğini, Ermenistanın yıllardır füze dahil her türlü silahı verdiğini, bütün avrupanın bunlara kucak açtığını bilmeyen kalmadı sanırım.

Onun için biz orada yalnızca bu şerefsizlerle değil aslında birçok düşmanla savaşıyoruz. Bu Kurtuluş Savaşındada böyle değilmiydi.

Teşeron ve kukla Yunanların arkasında aslında İngiltere Fransa yokmuydu..Biz Mudanyada Lozanda aslında Yunanlarla değilde bunlarla Antlaşma imzalamadık mı..Daha söylenecek çok şey var zamanla yazarız.saygılarımla...( Olayın iç destek konusuda daha ayrı bir tez konusu...)

nafiz50
28-11-2011, 21:24
Amerikadan "predator" kiraladık ama sadece gözlem yapma hakkına sahibiz...Onun da kontrol merkezi Abd'de...Görüntüler büyük ihtimalle sansürlenerek veriliyordur ki şayet veriliyorsa tabi...!.Dışişleri rotayı biz belirliyoruz diyor ama hikaye....Nasıl takip edeceksin.
Bence heronlar veya içerde geliştirilenler,bunun kadar güçlü değil.Umarım bir adım olur ve daha iyisini yapabiliriz.

Zaten o yüzden satmıyorlar bize...Becebilirsek buna benzer birşey yapmalıyız.
Sadece terör için caydırıcı değil bölgedeki gücümüz için çok faydalı olacaktır.

Adamlar çok stratejik düşünüyorlar. Kendimiz yapsak tabiiki daha iyi olur. Ancak yıllardır bize üstünlük olur diye bırakın predatör'leri, taarruz helikopteri bile satmıyorlar. İşin özü tavşana koç tazıya tut...

ikiondokuz
28-11-2011, 23:36
sevgili nafiz o bölgeyi biraz bilirim. 94-95 döneminde şırnakta askerdim, 2005-2009 arasında da siirtteydim.
şu kadar teknolojik ve sayı üstünlüğüne rağmen, üstelik yerleri de biliniyorsa
ne diye zayiat verilsin onu anlayamadım. tankı topu savaş uçağı falan mı var adamların?
köpek bağlasan durmaz denilen yerlerde bunlar yaşayabiliyorsa bizim adamlar daha iyisini yapabilmelidir.
sizin de söylediğiniz gibi 3 buçuk çapulcu nihayetinde. çok ta büyütmemek gerekir.
şehir içinde bir yere kadar tamam ama kırsalda bunları bulup imha etmek bu kadar zor olmamalı diye düşünüyorum.
Kavaklı nın yüzlerce teröristin kampı olduğunu herkes bilirken bu kadar uzun bir zaman niye beklenmiş onu da anlayabilmiş değilim açıkçası.



İnanın yazdıklarınıza gönülden katılıyorum. Her türlü özel harpçi, profesyonel asker v.b bu devletin imkanı var. Ancak bölge şartlarıda ortada. Mardin-Siirt hattından öteki taraflarını bilmem gören varmı? Anlatılmaz yaşamak gerekir diye düşünüyorum.

Üç-beş çapulcuya büyük avantaj sağlayan bir arazi..Zaten o yüzden zayiyatı göze almalısınız dedim. Fazlasıyla netice alınacak
istihbaratta var bilgide var.Ancak bir taraftanda bir tek mehmetçiğimizin burnu kanamasın diyoruz, diğer taraftan eğer netice almak istiyorsakda zayiyat kaçınılmaz diyorum.

Son teknolojiyle donatılmış Amerika'nın bile Afganistan'da verdiği kayıplar ortada...
Yıllardır bu mücadele uğrunda her türlü taktik denendi halada denenmeye devam ediyor. Herkesde artık şunu çok iyi biliyorki
özellikle dış destek sona ermeden bu konunun halledilmesi biraz zor..Yunan Generallerinin bunların kamplarında Füze eğitimi verdiğini, Ermenistanın yıllardır füze dahil her türlü silahı verdiğini, bütün avrupanın bunlara kucak açtığını bilmeyen kalmadı sanırım.

Onun için biz orada yalnızca bu şerefsizlerle değil aslında birçok düşmanla savaşıyoruz. Bu Kurtuluş Savaşındada böyle değilmiydi.

Teşeron ve kukla Yunanların arkasında aslında İngiltere Fransa yokmuydu..Biz Mudanyada Lozanda aslında Yunanlarla değilde bunlarla Antlaşma imzalamadık mı..Daha söylenecek çok şey var zamanla yazarız.saygılarımla...( Olayın iç destek konusuda daha ayrı bir tez konusu...)

nafiz50
29-11-2011, 07:50
Sayın İkiondokuz 94-95 yıllarında Şırnakta askerlik yapmışsınız. Ne güzel kimsenin göremeyeceği gerçekleri oralarda görmüşsünüzdür. Benim gönderilerimden kimse sakın ola bir çaresizlik falan üretmesin,(siz öyle düşünüyorsunuz diye belirtmedim, burayı herkes okuyor diye..) ancak bölgeninde bazı gerçekleri var. Bunların en başında bölgenin arazi yapısı. Arazi teröriste avantaj sağlamaktadır bu bir gerçek. Birkaç tepeci yeri geliyor saatlerce bir unsurun ilerlemesini durdurabiliyor.

Tankımız,topumuz ucağımız var kabul ancak bunlarında kullanımlarında kısıtlamalar var. Birde bunların dışında Teröristin sade vatandaştan ayrılması olayı var. Şu an günümüzde en ciddi konulardan biride budur..Daha ayrıntıya giremiyorum anlamışsınızdır diye umuyorum.

Bunlar çapulcu ancak küçümsememekde fayda var. Zira özellikle 2003 yılından sonra teskereye onay vermeyen Türkiyemizi, cezalandırmaya çalışanların bu adamlara eğitim verdikleri konusunda bilgiler var.

Birde sinsi tuzak patlayıcı ve mayın varki, o konuda birçok şey söylenebilir, o yüzden bunların bir araya geldiği ortamda zayiyat kaçınılmaz olmaktadır...

uguraltun
29-11-2011, 17:36
arkadaşlar ellerinize sağlık.

creed
29-11-2011, 17:54
bu ülkenin sınır karakollarında görev yapmış biri olarak gece 3-5 nöbetinde taşıdığımız boş g3 lerin yanında bize 2 tane poşete sarılı halde verilen 1980 dolumlu mermilerle nöbet tuttuk... askerlik öldürme sanatdır ve herkes sanatçı olamaz... profesyonel askerlik sınır bölgelerinde kaçınılmaz bir gerçektir.

nafiz50
29-11-2011, 20:27
Halen Şehit ve Gazilerimizin hatırlanması, geride kalanları aranıp sorulması anlamında her Dini Bayram öncesinde kendilerinin ziyaretlerine gidiliyor.Bir bayramlaşma niteliğinde olan bu ziyaretlerde dertleri dinlenilmekte ve yalnız olmadıkları gösterilmektedir. Bu cennet vatanımızın bölünmez bütünlüğünün muhafazası, milletimizin birlik ve beraberliği ile huzur ve güvenliğinin sağlanması uğruna, tertemiz kanlarını bu aziz vatan topraklarına akıtan kahraman şehitlerimizin ruhları Şad Olsun...

Asker vurulunca değil, unutulunca ölürmüş...

Şair ne güzel yazmış;

Bu ıssız,gölgesiz yolun sonunda,
Gördüğün bu tümsek Anadolu'da
İstiklâl uğrunda,namus yolunda,
Can veren Mehmet'in yattığı yerdir !

STAH
30-11-2011, 11:15
“PKK’dan da özür dileyecek misiniz?”


“Bu olaylar, ‘Dersim’den özür dilediniz, şimdi Güneydoğu’dan da dilemelisiniz’e dönüşecek.

Dersim’de 13 bin ölümü gündeme getiren Erdoğan, Güneydoğu’da 30-40 bin ölü için de özür dilenmesinin önünü mü açıyor?


Dersim’de Seyit Rıza’nın konumu ile KCK veya PKK’nın farkı nedir?

İkisinde de bölge halkı üzerinde egemenlik kurmak isteyen, dış destekli hareket yok mu? Seyit Rıza’nın İngiltere ye gönderdiği arşivdeki mektup ne?

Aynı mektubu Abdullah Öcalan da 1997’de yazmadı mı Avrupa’ya?

Güneydoğu’da en fazla köy boşaltmalar Çiller, Erbakan,Yılmaz dönemlerinde değil miydi? O dönemin bürokrat ve bakanları şimdi AKP’de değil mi?”



***

İstiklâl Mahkemeleri’nden hesap sormak isteyen zihniyet, böyle giderse doğrudan Atatürk’ü de yargılamak isteyecektir.

Zaten şu anda Dersim ve Sabiha Gökçen üzerinden yaptıkları, Atatürk’ü yargılamaktır.

Fakat, bu arada, İstiklâl Savaşı’nın kaçakları, düşmanla işbirliği yapanlar, kendisini Mehdi, hatta Peygamber ilan ederek Kubilay’ın başını kesenlerin torunları ortaya çıkıp, “sizin dedeleriniz niye Türkiye’yi işgalden kurtardı?” diye hesabı bugünkü nesillerden de sorabilir.

Çünkü onlara göre İngiliz işgali olsaydı daha iyiydi!

Televizyonda içlerinden birisi “Atatürk’ü sevmiyorum, Humeyni’yi seviyorum. İngiliz işgali olsaydı daha iyiydi” dememiş miydi?

O dönemde de tıpkı bugünkü gibi tarikat ve cemaatler içinde en etkili ülke İngiltere idi.

Din adına Milli Mücadelecileri, direnişçileri kâfir ilan ediyorlardı.

İngiltere destekli kurulan etnik derneklerden bir kısmı, bugünkü PKK gibi elde kalan Türk topraklarında etnik kökene dayalı devletler kurmaya, İngiliz Muhibleri Derneği gibileri de İngiliz veya Amerikan mandasını sağlamaya çabalıyordu.


Bugün de etnik amaçlı dernekler yaygınlaşmış durumdadır.

İngiliz Muhibleri Cemiyeti’nin yerini AB muhibleri veya Amerikan muhibleri vakıf veya dernekleri almıştır.

Türkiye’yi örümcek ağı gibi sarmış durumdadırlar.


Bu durum karşısında, Müdafaai Hukuk anlayışına sahip vakıf ve dernekler de kurulmuştur, fakat bunların bazıları kontrol altındadır.

***

İşgal kuvvetleri ile işbirliği yapanlar, isyan edenler, devlet otoritesini tanımayıp, ülkenin bir bölgesinde “paralel devlet” veya devlet içinde devlet kurmaya kalkışanlar, tarih boyunca dünyanın her ülkesinde en ağır şekilde cezalandırılmıştır.


Türk İstiklâl Savaşı sırasında da isyan çıkarmak suretiyle, millî kuvvetleri zaafa uğratmaya çalışanlar idam edilmiştir.

Fakat İstiklal Savaşı’nda millî kuvvetlere karşı gelen isyancıların önemli bir bölümü, niyet itibarıyla vatan haini değildi.

Onlara, Kuvayı Milliye ordusunun, Rusya güdümünde olduğu propaganda edilmişti.

Hatta, Kuvayı Milliye kuvvetlerine saldıran kuvvetlerinin adına İngilizler tarafından Kuvayı Muhammediye bile denilmişti ki halk bu ordu etrafında toplansın ve Mustafa Kemal’in henüz toparlanmamış ordusunu bastırsın..


Böylece, Anadolu’nun batısını Yunanlılara, doğusunu Ermenilere versinler ve bu topraklarda tek bir canlı Türk bırakmasınlar!


Hedefleri buydu!

Şimdi de hedef aynıdır.

Dini, diyaneti, Türk bağımsızlığına, Türk egemenliğine karşı silâh olarak kullanıyorlar.

Fakat nereye kadar? Sinsi emelleri artık iyice görünür oldu!

Arkalarında ABD olunca iyice şımardılar ama dünya dengelerinde hafif bir sarsıntı ile Amerika kendisini kurtarmak zorunda kalırsa sap gibi ortada kalacaklar..


ASLAN BULUT

benim sözüm şudur;

''TARİH TEKERRÜRDEN İBARETTİR''

ikiondokuz
30-11-2011, 13:43
sildim yazdıklarımı, vazgeçtim.
herkesin her şeyi bildiği bir yerde
malumun ilanına da gerek yok.
gazilerden şehitlerden konuşalım biz.

nafiz50
30-11-2011, 21:42
Ben Bugünde Şehit ve Gazilerimize Sunulan Bazı İmkanlardan Bahsetmek İstedim..

Malum olduğu üzere Ankara Bilkentte " Her türlü savaş gazilerine" hizmet veren 5 yıldızlı otel ayarında olan "TSK Rehabilitasyon Merkezi" var. Burası sadece hastane değil, aynı zamanda içerisinde bir insanın aklına gelebilecek her türlü ama her türlü tesisi barındıran bir merkez... Türlü spor salonları,sanat merkezleri,sıcak-soğuk yüzme havuzları,hobi bahçeleri,hasta misafirhanesi,bakım evi gibi daha burada sayamadığım ve arzu edenlerin aşağıdaki linke tıklayarak beş dk.sını ayırıp bilgi alabilecekleri mükemmel bir tesis.

http://www.elele.org.tr/Faaliyet.html

Aziz Milletimizin gönlünden kopan bağışlarla kurulan TSK ELELE Vakfı aracılığı ile ayakta duran bu tesisten, başta Güneydoyu Gazilerimiz olmak üzere,görev malülleri,Kıbrıs Gazileri, Yakınları ve hatta siviller istifade etmektedir.

Bu vatan uğrunda bizim hayal bile edemeyeceğimiz organlarını feda eden Kahramanların, ruhsal ve bedensel rehabilitasyonları ile yaşam boyu devamlı bakımlarını sağlamak amacıyla kurulan bu tesis, O'nların binebze olsun hayata daha iyi tutanabilmelerine yardımcı olmaktadır.

Ayrıca Şehitlerimizin geride bıraktıkları yakınları ile Gazilerimiz eğer bugün itibariyle bi takım sosyal imkanlardan mahrum kalıyorlarsa, bunun nedeni bence uygulanması gereken prosedürlerin,hazırlanan belgelerin yada tutulan tutanakların gözden kaçırılan detaylarından kaynaklanmaktadır.Bu detaylar kimi zaman mağdurun terör mağduru kapsamından çıkmasına neden olarak, türlü hak mağduğriyetlerini beraberinde getirmektedir.

Eğerki, bunlarda bir kusur yoksa şu anda Devletimizin Terör Mağdurlarına sunduğu imkanlar O'nların yaşarken sağlayabileceklerinden fazla olmaktadır. Bütün bunlar O kişiyi geri geteremez ancak geride kalanların sorunsuz yaşama haklarının sağlanması açısından; yaşarken, herkesin yapmış olduğu bir hesaptır diye düşünüyorum..Peki ne gibi haklar sağlanıyor? denilecek olursa: Örneğin terör mağdurunun eşine yaşıyormuş gibi maaş bağlanıyor,devreleriyle beraber aynı maaşı almaya devam ediyor, Anne ve Babaya daha azda olsa maaş veriliyor, çocukların eğitim desteği, bir çocuğa iş imkanı, toplu tazminat, kira yardımı vbvb.

Bütün bunları anlatmamın nedeni hep olumsuzluklardan bahsetmeyelim böyle durumlarda var demek içindir.Burada kimseyi savunmak yada yermek içinde bunları yazmıyorum. Yüce Türk Milletinin bağışlarıyla neler yapılabildiğini resmetmek içindir. Bazı hatalardan kepazelik yaşayan Şehit Yakınlarının olduğu gibi, tam tersine yukarıda kısmen bahsettiğim imkanlardan faydalanan birçok Şehit Yakını ve Gazilerimiz vardır. Yapılanlar ve yapılacaklar kendilerine feda olsun, biz aç kalalım Onlar tok olsun. O yetim ve öksüz yavrularımıza herşeyimiz kurban olsun. O'nlar bize emanettirler...

Konuyu daha fazla dağıtmadan ulu önder Atatürk'ün sözüyle bitiriyorum ;

"Vatan ve millet için her şeyini feda eden Harp Malulleri canlı birer abidedir. Onlar için ne yapılsa azdır. "

BirdenOna
01-12-2011, 11:15
‘Türkiye’nin en az 10 atom bombası var’

ABD’nin 10-20 adet nükleer bombayı Türkiye’nin kullanımına verdiği ve bu bombaların gerektiğinde “Ceylan” adıyla bilinen 142’nci av-bombardıman filosu tarafından kullanılabileceği iddia edildi.

ntvmsnbc
Güncelleme: 09:44 TSİ 01 Aralık. 2011 Perşembe

“Atomic Scientists” adlı dergide Robert S. Norris ve Hans M. Kristensen tarafından yayınlanan bir araştırmada ABD’nin Türkiye’de olduğu hep söylenen ama şimdiye kadar detaylarına ulaşılamayan nükleer silah envanteri görülüyor. Vatan gazetesinde yayınlanan habere göre, ABD’nin Türkiye de dâhil olmak üzere Avrupa’da Soğuk Savaş yıllarından kalan “taktiksel atom bombalarının” ayrıntılı olarak depolandığı yerler ve sayı listesi bu dergide verilmiş. Raporu hazırlayanların ABD’nin ilk nükleer bombasını üreten Manhattan Project’de çalışan bilim adamları olması ise daha dikkat çekiyor. Çalışmaya göre Avrupa’daki atom bombaları en yüksek sayısına ulaştığı 1971 yılındaki 7 bin 300 sayısından bu yana ciddi bir düşüş gösteriyor ve şu anki sayısı 150-200 civarında. Bu bombalara Belçika, Almanya, İtalya, Hollanda ve Türkiye ev sahipliği yapıyor.

‘İNCİRLİK’TE 60-70 BOMBA VAR ‘
Rapordan çarpıcı notlar şöyle:

- Türkiye’deki nükleer B61 tipi bombaların sayısı 60-70 arasında ve İncirlik’teki ABD hava üssünde bulunuyor. Bu sayı 2001 yılında 90’dı.
Haberin devamı ↓reklam

- İncirlik’teki durum Avrupa’daki diğer üslerden farklılık gösteriyor ve bunu raporu hazırlayan uzmanlar ‘özel statü’ diye niteliyor. Bunun nedeni ise yaklaşık 50 bombanın taşınabilmesi için ABD savaş uçağı gerekiyor. Ancak bu bombaları taşıyabilecek uçakları İncirlik’e yerleştirme teklifi Türkiye tarafından geri çevrilmiş. Bundan dolayı da İncirlik’e ‘tam NATO pozisyonu’ yerine ‘yarım pozisyon’ deniyor. Bu bombaların kullanılması için başlıkları taşıyabilecek türde ABD savaş uçaklarının önce İncirlik’e gelmesi ve bombaları yükleyerek havalanması gerekiyor.

- Geri kalan 10-20 civarındaki nükleer bomba ise Türk F-16A/B tipi uçaklarla taşınması için dizayn edilmiş.

- Ankara’da Akıncı ve Balıkesir’de bulunan hava üslerindeki 40 kadar ABD nükleer silahı, buradaki üsler kapatıldığı için İncirlik’e kaydırıldı. O süreden itibaren İncirlik’teki ‘Türk bombalar’ 10 ile 20 sayısına indirildi.

- Rapor ayrıca Türkiye’deki F-16’ların 2015 itibarıyla ABD’den alınacak 100 JSF (****t Strike Fighter) tipi uçaklarla değiştirileceğini de söylüyor.

- 2006 ve 2008’de Amerikan ordusundan gelen uzmanlar İncirlik’teki 25 nükleer bomba deposunda (WS3 WSVs) denetim yaptıkları da rapor tarafından ilk kez ortaya konuyor. Ankara ve Balıkesir’de ise 6’şar depo bulunduğu ancak içlerinde nükleer silah olmadığı belirtiliyor. Bu depolar “olası saklama yerleri” diye niteleniyor.

- 2001 yılında emekli olan Türk Hava Kuvvetleri Komutanı Ergin Cilasun “Türkiye’nin NATO nükleer vurma misyonu içindeki görevi bitti” demişti. Ancak ABD Savunma Bakanlığı kaynaklarının uzmanlara aktardığına göre, Türkiye şu an elinde bulunduğu F-16’lar ile bu misyona devam ediyor.

2017’DE YENİ BOMBALAR GELECEK
- Raporda Türkiye’deki B61-12 türü nükleer bomba türlerinin 2017 yılı itibariyle B61-3/4 tipi yeni modellerle değiştirilecek olduğu da ilk kez açıklanıyor. 2015’de başlayacak F-16’ların Amerikan JSF yeni nesil savaş uçaklarıyla değiştirilmesine kadar geçecek süre içinde F-16’ların modernize edilerek bu yeni bomba türlerini taşımalarına imkân verilecek.

- Uzmanlar Türkiye’deki pozisyonu da ‘kafa karıştırıcı’ diye niteliyor. Rapora göre, Türkiye’deki durum 1980’lerdeki ‘tam alarm’ şeklindeydi. 1990’larda ‘geri çekilme’ haline geldi. Şimdi ise ‘ihtiyaç olursa İncirlik’ten al’ durumuna geldi. Bu dönemlerde askeri hava taşıtı statüsü, ‘nükleer’den ‘sertifikalı’ olmak üzere farklı tanımlarla anıldığı, şu an için ise ABD kaynaklarınca “nükleer-kabiliyetli” olarak tanımlandığı görülüyor.

-Bu durum, İncirlik’te bulunan 50 civarındaki bombayı taşıyabilecek Amerikan savaş uçaklarının Türk tarafınca reddedilmesi nedeniyle dünyanın diğer üslerinden farklı, kendisine özgü bir statü ortaya çıkarıyor

-Rapora göre, Türkiye’de sadece “Ceylan” ismiyle bilinen 1. Taktik Hava Kuvvet Komutanlığı 4. Ana Jet Üs Komutanlığı bünyesindeki 142. Av-Bombardıman Filosu’nun nükleer silah taşıyabilme özelliği var.

‘ANKARA KENDİ TAVSİYESİNE UYSUN’
Okan Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Başkanı Prof. Mustafa Kibaroğlu ise Türkiye’nin bir anlamda sembolik olarak kabul edilebilecek nükleer silahların ABD’ye geri vermek istememesinin nedenini şöyle açıklıyor: “Bir yandan NATO sistemi içinde “yük paylaşımı” ilkesi yerine getirirken bir yandan da belirsiz ve riskli süreçte caydırıcılık kapasitesinin etkin şekilde sürmesini arzuluyor.” Kibaroğlu’na göre Türkiye, “en üst seviyeden devlet politikası olarak savunduğu Ortadoğu’da Nükleer Silahlardan Arındırılmış Bölge oluşturulması politikasına ve bu konuda başkalarına verdiği tavsiyeye önce kendisi uyarak olumlu örnek teşkil etmeli.”

‘SİLAHLAR YAKIN ZAMANDA ÇEKİLMEZ’
Nükleer silahsızlanma uzmanı gazeteci Aaron Stein Türk pilotların bir süredir nükleer misyon için eğitim almayı bıraktığını ve sadece bomba taşıyan Amerikan uçaklarını koruma görevi yaptığını öne sürdü. Ancak Türkiye’nin bu misyonlar için pilotlar eğittiğine dair bir bilgi yok. Stein’e göre, nükleer silahların yakın zamanda Türkiye’den çekileceğine dair işaret bulunmuyor. Rusya’nın binlerce nükleer silahı olduğunu söyleyen Stein “Bu silahların çekilmesi ise ABD-Rusya anlaşmasıyla değerlendirilebilir veya ABD Kongresi, ekonomik krizin etkisiyle bu depolama masrafından kurtulmak isteyebilir” dedi.

http://www.ntvmsnbc.com/id/25301876

alpbike
03-12-2011, 15:25
SEVDASI BÜYÜK OLANIN İMTİHANI AĞIR OLUR

https://fbcdn-sphotos-a.akamaihd.net/hphotos-ak-ash4/300232_10150353157062582_362235677581_8298456_3076 05419_n.jpg

akfenci
04-12-2011, 11:07
Askeri bürokrasi faciaya neden oluyordu

ÇETİNER ÇETİN/ANKARA
Diyarbakır'ın Hani kırsalında 28 Kasım günü askerlerle PKK'lı teröristler arasında çıkan çatışmada yaşanan, askeri bürokrasinin hantal yapısını gözler önüne serdi. Aralarında PKK'nın Dicle bölge sorumlusu Hüseyin Akdoğan'ın da bulunduğu 3 teröristin öldürüldüğü çatışmanın ardından cesetlere otopsi yapmak üzere bölgeye intikal eden savcı ve askerler maruz kaldı. Batman hava üssünde bulunan tek İnsansız Hava Uçağı (İHA) bölgeye gönderildi. Askerlerin bir kısmı helikopterlerle geri çekilirken, bir kısmı da güvenli olduğu düşünülerek, Akübek tepe üst bölgesine çekilmeleri talimatı alarak çekildiler. Kaçtıkları düşünülen PKK'lı teröristler, tepe üst bölgesine sevk edilen askerlere taciz ateşi gerçekleştirdi.
Termal kameradan tespit edilen teröristler ile ilgili 7. kolordu komutanlığından yardım talep eden askerler, 2. Ordu Komutanlığı'ndan saat 11.23'te, keşif amaçlı destek istedi. İHA, 12.30'da sularında keşif uçuşlarına başlayabildi. Teröristlere doğru 3 el tank topu atışı yapıldı. Saat 16.30'da Akübek tepe üst bölgesine çekilen askerler, taciz ateşinin geldiği yönde hareketlilik tespit ettiler ve termal kameralardan yapılan incelemeler üzerine, 7. Kolordu komutanlığına durumu ilettiler. Askerlere teröristlerin olduğu bölgeye top atışının yapıldığı bilgisi verildi. Ancak askerler top atışı görmediklerini belirterek 7. Kolordu'dan bu kez hava desteği istedi. "Helikopterlerin uçuş saati doldu" gerekçesiyle talep kabul edilmedi. Askeri bürokrasi nedeniyle saatlerce destek bekleyen askerlere yardım gönderilmedi. Askerler daha sonra kara araçları ile bölgeden ayrıldı.

http://yenisafak.com.tr/Gundem/?i=354573&t=03.12.2011

nafiz50
04-12-2011, 13:06
Ben bu bahse konu haberin kesinlikle yalan olduğunu söyleyebilirim. Hava desteği gelmediğini iddia eden kişiler o gün helikopterlerin kaç saat uçtuğu hakkında en ufak bilgisi olmadan suçlama yapmaktadırlar. Bölgede kimin helikoptere ihtiyacı varsa karşılanmaktadır. Artık o devirler geçti....Şu anda bürokrasi falanda yoktur..Belkide istediğini alamayan bazı art niyetli kişilerin çamur at izi kalsın düşüncesidir...

Şunuda açıkça belirtmek gerekirki bir miktar bürakraside milletin menfaatini korumak adına gereklidir. Zira hava araçlarının bir saatlik uçuşunun 10 bin tl civarında olduğu düşünüldüğünde her olayın iyi bir şekilde değerlendirilerek gelen her isteğin karşılanamayacağı da ortadadır..

Neden ben arkasında art niyet arıyorum birazda ondan bahsedeyim. Son zaman da aynı bölgede iyi başarılar elde edilmiştir..Belkide bu zarar yada başka bir ifade ile teröristlerin kaybı birilerini rahatsız etmiştir...Her zaman olduğu gibi...


Birde haberi dikkatli okursanız çok vahim hatalar var. Gündüz vakti termal kamera ile tesbit yapıldı diyor. Bu mümkünmü? gündüz termal kamera kullanılırmı...Yada daha detaya girmeden şunu söyleyeyim böyle olayların ikinci orduyla izin alma bağlantısı yok....

akfenci
04-12-2011, 13:24
Benim merak ettiğim bu tür bir olay basına yansıdığına göre Askeri savcılık bu yönde suç duyurusunda bulunuyor mu?

Ya bu haber yalan veya iftira sizin dediğiniz gibi, ya da orduda bazı kişilerde görevi ihmal kusuru veya hatta belkide vatan hainliği var.

Hangisi ise olayın üzerine gidilip olay aydınlatılmalı. Böyle önemli konular havada kalmamalı bence.

Eğer haber yalan veya iftira ise ilgili basın kurumu kurumları Mehmetçik vakfına verilmek üzere tazminat ödemeli.

Eğer doğruysa orduda ilgili kişiler rütbesine bakılmaksızın yönetmeliğe göre cezalandırılmalı.


Ben bu bahse konu haberin kesinlikle yalan olduğunu söyleyebilirim. Hava desteği gelmediğini iddia eden kişiler o gün helikopterlerin kaç saat uçtuğu hakkında en ufak bilgisi olmadan suçlama yapmaktadırlar. Bölgede kimin helikoptere ihtiyacı varsa karşılanmaktadır. Artık o devirler geçti....Şu anda bürokrasi falanda yoktur..Belkide istediğini alamayan bazı art niyetli kişilerin çamur at izi kalsın düşüncesidir...

Şunuda açıkça belirtmek gerekirki bir miktar bürakraside milletin menfaatini korumak adına gereklidir. Zira hava araçlarının bir saatlik uçuşunun 10 bin tl civarında olduğu düşünüldüğünde her olayın iyi bir şekilde değerlendirilerek gelen her isteğin karşılanamayacağı da ortadadır..

Neden ben arkasında art niyet arıyorum birazda ondan bahsedeyim. Son zaman da aynı bölgede iyi başarılar elde edilmiştir..Belkide bu zarar yada başka bir ifade ile teröristlerin kaybı birilerini rahatsız etmiştir...Her zaman olduğu gibi...

nafiz50
04-12-2011, 13:33
Haberin kendisi yalan demiyorum. Olan olaylar doğrudur. Ama meydana gelen bir olayı doğru dürüst irdelemek gerekir.

Haberi okuduğunuzda fazla detaya girmeden vermek istediklerini verip orada mücadele verenleri zor durumda bırakacak şekilde bitirilip her zaman olduğu gibi acaba sorusunu akla getirmek istemektedirler.

Dediğiniz doğru hainler nerede olursa olsun bulunur temizlenir...

nafiz50
04-12-2011, 13:44
Söylemeden geçemeyeceğim...Haberin başlığına bakın alttaki bilgilere bakın
sanki bölgede bütün faaliyetler hava yolu ile yapılıyor...Sanki çok zor durumda kalmış yada pusuya düşmüş bir birlik varda ona yardıma gidilmemiş...Hava desteği
zamanında gelmemişte nasıl olmuşta facıa olmamış o zaman ...bunun cavabı yok..
Nasıl olmuşta 16;25 dolaylarında karanlık çöktükten sonra karadan emniyetli bir şekilde birlikler çekilebilmiş o zaman...Falan falan..

Ayrıca ihmal olduğunu gördükleri her konuda sivil savcılarda hesap sorabilmektedirler...Bütün bunların hepsi eminim kayıt altındadır...

ayhan53
04-12-2011, 17:26
İstiklal savaşı filan yok, hepsi dümen!
Punta’da bayram vardı.
Yunan ordusu Pasaport’tan karaya çıkmış, İzmir Metropoliti Hrisostomos etekleri zil çala çala koşmuş, haçıyla takdis edip, “evlatlarım, ne kadar Türk kanı içerseniz, o kadar sevaba girmiş olacaksınız” diyerek yere kapanmış ve ilk ayak basan Yunan albayının çizmelerini öpüyordu.
*
Aniden... Uzun boylu, siyah takım elbiseli bi delikanlı fırladı ortaya, elinde revolver. Bastı tetiğe, trak trak trak! Efsun alayının sancaktarı karpuz gibi düştü atının sırtından. Panik... Baktılar ki, tek kişi, sarıverdiler etrafını, ilk süngüyü iman tahtasına sapladılar, sonra neresine denk gelirse, orasına... Hasan Tahsin’di o çılgın Türk. Henüz 30’unda.
*
Hükümetimiz “bu tür şayialara ehemmiyet vermeyin” diyordu hâlâ... Teori’yle pratik’in kesiştiği insan ise, vakit tamam demişti, Anadolu’ya geçiyoruz. Böyle başladı macera.
*
Ateşten gömleği giymişti ulus, aktı gitti, aylar yıllar, canlar... Takvimler 30 Ağustos 1922’yi gösterdiğinde, yer gök yarılıyor, şöyle yazıyordu hatıra defterine Yüzbaşı Kanellopulos, “Türk topçusu susmuyor, titreyerek güneşin batmasını bekliyoruz.”
*
Onun batmasını beklediği güneş, bizim için doğuyordu aslında... Çıktı bi kayanın üstüne Mustafa Kemal, haykırdı karanlığa, “Eyy Hacıanesti nerdesin, gel de kurtar ordularını!”
*
Kudurmuştu Ali Kemal... Büyük gazeteci! Kin kusuyordu köşesinden, “bu millici mahluklar kadar başları ezilesi yılanlar hayal edilemez, düşmanlar onlardan bin kere iyidir...”
*
O “mahluk”lardan biriydi İzmirli süvari teğmen Yıldırım... 18 yaşında. Vurulmuştu. 40 derece ateşli olmasına rağmen hastaneden kaçmış, cepheye koşmuş, bugün kendi adını taşıyan Küçükköy İstasyonu’nu almaya çalışırken, son nefesini vermiş, bahçesine gömülmüştü.
*
Yıldırım toprağa düşerken, 30 kadar Yunan askeri girdi, savunmasız Kuzuluk Köyü’ne... Gözleri Fatma’ya takıldı, 15’inde... “Taze incir gibi” dediler, sırıtarak... Kaçtı Fatma, evine kapandı, kapıyı kilitledi. Omuzladılar. Açılmadı. Yakalım dediler, evi yakalım, nasıl olsa çıkar. Çaktılar kibriti. Alev alev. Çıkmadı kardeşim. Çıkmadı Fatma.
*
Teğmen Şevket, Uşak’tan geçiyordu o sırada... Sakarya’da şehit olan Yüzbaşı Basri’nin anacığı yakaladı kolundan, “Basrim nerde?” diye sordu. İçi çekildi Şevket’in, boğazı düğümlendi... “Arkadan geliyor ana” dedi. Söyleyemedi gerçeği... Ve, ömrünün sonuna kadar unutamadı bu yalanını, “kendimi asla affetmedim” diye yazdı, o güne dair hatırasını.
*
“Bastır parayı, askerlikten yırt” yoktu o zamanlar... Allah kısmet ederse, romanını yazmak istediğim, Albay “deli” Halit, belinin sağında “namuslu” dediği tabancasını, belinin solunda “namussuz” dediği tabancasını taşıyordu. İşgalciye “namuslu”yla sıkıyor, işgalciden korkup geri kaçana “namussuz”u gösteriyordu, “tercih senin yiğidim, istersen buyur kaçmayı dene!”
*
“Deli”ren biri daha vardı... İstanbul’daki işgal kuvvetleri komutanı General Charpy, öfkeden deliye dönmüştü. Yırttı elindeki haritayı, fırlattı duvara, “bu hızla yarın İzmir’e girerler” dedi. İnanamıyordu. 250 bin kişilik devasa ordu, hayalet gibi çıkıp, bi ordan bi burdan dalan, hızar gibi biçen Fahrettin Altay komutasındaki süvari tarafından lokma lokma bölünüyordu.
*
Kaçıyordu Yunan.
Ecel peşinde.
*
Ve, 9 Eylül. Hava mis. İzmir’in dağlarında çiçekler açıyordu. Bornova’dan boşaldılar aşağıya doğru, dörtnala. Sonradan adı Kahramanlar olan semte geldiler. Ödenecek “bedel” vardı daha... İkinci Tümen Dördüncü Alay’dan Konyalı Mehmet, Akşehirli Hakkı, Avanoslu Ahmet, düştüler oracıkta. Bugün, anıtları var orada. “Vatan ve namus” yazıyor altında.
*
İzmir’e ilk giren süvari olma “şeref”i, İzmirli soyadını alan, Yüzbaşı Şeref’e nasip oldu. Bismillah ilk iş, koştu Şeref, Hasan Tahsin’in düştüğü yere, Hükümet Konağı’nın alnı kabağına dikti al sancağı... Asteğmen Besim, Kadifekale’ye varmıştı bile.
*
Minarelerden ezan sesi yükselirken, Belkahve’deydi, Mustafa Kemal, seyrediyordu.
*
İşgal edildiği gün, bir ulusun Kurtuluş Savaşı’nı başlatan, işgali bittiği gün, o ulusun Kurtuluş Savaşı’nı bitiren, dünyada bu özelliğe sahip tek şehir, İzmir’i... Seyrediyordu.
*
Ağır ağır karardı hava. Kavuniçi top gibi gömüldü körfeze güneş, usuuul usul... Nif’te, kendisi için hazırlanan bağevine gitti. Tek kat, taş, penceresiz, gaz lambasının cılız ışığıyla aydınlanan, buram buram Ege kokan bağevine... Etrafında, Celal Bayar’ın “Galip Hoca” lakabıyla dağlarda örgütlediği efeler... Yorgundu. Yemek getirdiler. Yemedi. Cıgara çıkardı. Kahve istedi. “Biliyor musun İsmet” dedi... “Bir rüya görmüş gibiyim.”
*
Karabasanla başlayan, 3 yıl 3 ay 22 gün süren, mucizeyle biten bir rüya... Sona ermişti.
*
Taa ki... AKP’nin ilahiyatçı mebusu İhsan Şener, TBMM çatısı altında, “biliyor musunuz” diye başlayıp, “Yunanlıların Türklerle savaşı yok. Bütün şehitlikler temsili” diyene kadar.
*
Yasu vre!

zihniyet b u iken nasıl değer vereceksiniz şehide gaziye

ikiondokuz
04-12-2011, 18:28
yeni topik hayırlı olsun :)
bizi bir iki hafta idare eder artık.
yakında tartışma programları da başlar.
seyrederiz, kim ne diyor anlarız...
2012 yakın tarih yılı olacak galiba.

uguraltun
05-12-2011, 00:34
ellerinize sağlık,
ikiondokuz,nafiz50,ayhan başkanım,teşekkürler....

ikiondokuz
05-12-2011, 17:31
Bingöl'de terör örgütü PKK'nın patlayıcı ve lojistik deposu olarak kullandığı 14 sığınak imha edildi.

Sığınaklarda yapılan aramada 2 adet antitank mühimmatı, 2 adet antipersonel muhimmatı, 2 adet sevk fişeği, 11 adet kannas fişeği, 3 adet güneş paneli, 4 adet nehir geçişlerinde kullanılan şişme bot, 105 kilogram patlayıcı ile 200 gram plastik patlayıcısıyla hazırlanan 9 adet el yapımı patlayıcı madde düzeneği, 50 kilogram amanyum nitrat, 1 adet oto alarmı, patlayıcının etkisini artırmak için 5 adet piknik tüpü, 350 kilograma yakın çeşitli yiyecek malzemesi, bol miktarda ameliyatta kullanılan neşter, serum, ilaç ve yaşam malzemesi ele geçirildi.

Güvenlik güçleri, Bingöl merkez Ortaçanak köyü, Genç ilçesi Dikpınar Köyü ve Gerçekli köyü Bayramlı Mahallesi kırsal alanında PKK'ya yönelik operasyon gerçekleştirdi. Yapılan arazi taramasında 14 sığınak, 2 depo ve 2 mevzi bulundu.

Son operasyonlarla beraber terör örgütüne büyük darbe vurulmuş oldu. Güvenlik güçleri 2011 yılı içerisinde Bingöl ili kırsal alanında 12 teröristi etkisiz hale getirdi. Terör örgütüne yardım ve yataklık suçundan 12 kişi yakalandı. Teröristler tarafından arazide gizlenmiş vaziyette 56 sığınak ve depo ile 14 adet mevzi tespit edildi. Aramalarda, tuzaklanmış halde 12 adet basma düzenekli, 7 adet uzaktan kumandalı, 10 adet kullanılmaya hazır ve 1 adet özel anahtar sistemi ve elektronik devre kartı bulunan toplam 30 adet el yapımı patlayıcı madde düzeneği, yaklaşık 1.3 ton amonyum nitrat, 2 kilogram C4 plastik patlayıcı, 300 gram A4 plastik patlayıcı, 1 adet piyade tüfeği, 1 adet dürbünlü keskin nişancı tüfeği, 7 adet kaleşnikof piyade tüfeği, 1 adet G-3 piyade tüfeği, 1 adet roketatar, 1 adet tabanca, silahlara ait çok sayıda mühimmat, 15 adet el bombası ile 3.5 tona yakın çeşitli yiyecek malzemesi, bol miktarda ameliyatta kullanılan neşter, serum, ilaç ile mutfak ve yaşam malzemesi ele geçirildi.

ikiondokuz
07-12-2011, 15:51
Ergun BABAHAN

Uğur Mumcu suikasti ve MİT
7 Aralık 2011 Çarşamba

Artık herkesin bildiği bir sır var, PKK’yı Abdullah Öcalan’a MİT kurdurdu.
Bugün rahatlıkla yazdığım gerçek, 10 yıl önce yazsam hayatıma malolabilirdi.

Ama bu bir gerçekti.

Mehmet Eymür Habertürk’e yaptığı açıklamada Uğur Mumcu suikasti ile ilgili önemli bir işaret de verdi.

Uğur Mumcu bugün yazsa sayfa aralarında kaybolacak bir gerçeği açıklamak üzere olduğu için bedel ödedi.

O zaman Ergenekon ortaya çıkmamıştı, herkes “Allah Allah diye bağıran” bir ordunun herhangi bir yasadışı işe bulaşmayacağına inanıyordu.

Böyle bir gerçeği açıklayanların ölmesi gerekiyordu.

Akın Birdal’ın vurulduğu, Cengiz Çandar ve Mehmet Ali Birand’ın andıçlandığı o dönem, devletle PKK ilişkisini gündeme getirmenin bedelinin ölüm olduğu bir dönemdi.

Uğur Mumcu’yu bugün Derin Devlet denilen yapının öldürdüğü bir gerçek.

Türkiye, bir kısım insanın bildiği gerçeklerle yeni yüzleşiyor ve hala bunun sıkıntısını yaşıyor

ikiondokuz
08-12-2011, 19:19
gaziye yapılan muameleye bakınız, tam bir kepazelik...

Terör saldırısı sonucu yaralanan ve gördüğü tedavi sonrası malulen emekli edilen polis memuru Cevdet Kaptı'nın emekliliğini, Sosyal Güvenlik Kurumu'nun (SGK) başvurusu üzerine Danıştay 11. Dairesi iptal etti. Kaptı'nın gazilik unvanı elinden alınırken, 156 bin liralık da borç gönderildi.Kaptı, AA muhabirine yaptığı açıklamada, polislik mesleğine 1998 yılında İzmir'de başladığını ve 2003 yılında Batman'a tayin olduğunu söyledi. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü etkinlikleri nedeniyle Batman'da göreve giderken terör örgütü PKK üyelerinin saldırısına uğradıklarını anlatan Kaptı, arkadaşları, Emin Keskin, Hacı Alkan, Cem Genç ile Süreyya Kınay'ın şehit düştüğü saldırıda kendisinin ağır yaralandığını anlattı.

Aslen Van Ercişli olan ve Adana'da ikamet eden Kaptı, yaşadığı hain saldırıyı şöyle anlattı:

''Minibüste 10 kişiydik. Göreve giderken pusuya düşürüldük. 4 arkadaşımız şehit düştü. Ben ve bazı arkadaşlarım ağır yaralandık. Akciğerime isabet eden kurşun parçalamıştı. Gülhane Askeri Tıp Akademisi ve Batman'daki hastanelerde aylarca tedavi gördüm. Rahatsızlığım artınca malulen emeklilik için başvurdum. Emniyet Genel Müdürlüğü beni Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde sevk etti. ''Aktif polislik yapamaz raporu'' aldım.''

Ancak SGK'nın kendisini malulen emekli yapmaması üzerine Diyarbakır 2. Bölge İdare Mahkemesi'ne dava açtığını anlatan Kaptı, ''Mahkeme, malulen emekli olmama hükmetti. 2008 yılında malulen emekli oldum. Yaklaşık 60 bin lira ikramiye aldım. 3 yıldır da maaş alıyorum. SGK, konuyu Danıştay'a götürdü. Danıştay 11. Dairesi ise Diyarbakır 2. Bölge İdare Mahkemesi'nin kararını bozdu. Gazilik unvanım iptal edildi. Ardından da 156 bin liralık borç gönderildi. SGK, 2008 yılından beri aldığım maaş ve tazminat tutarı olan 156 bin lirayı geri istiyor'' dedi.

Malullük aylığının da kesildiğini vurgulayan Kaptı, iki çocuğu olduğunu bir çocuğunun gazi çocuklarına tanınan haklar sebebiyle özel bir kolejde eğitim gördüğünü, gazilik unvanının iptal edilmesiyle çocuğunu da okuldan almak zorunda kaldığını kaydetti.

Kaptı, ''Şu an ne polisim ne de malulen emekliyim. Aylık da alamıyorum. Tazminatın yanı sıra ev almak için gazilere verilen faizsiz kredi çekmiştim. Ona da 30 bin lira borcum var. Maddi anlamda büyük sıkıntıya girdim'' diye konuştu.

Mahkeme kapılarında yıllardır sıkıntı yaşadığını anlatan Kaptı, ''Benim ne acılar çektiğimi ancak saldırıya uğradığımız o minibüsteki arkadaşlarım anlar. Yaşadığım olayı yıllardır hafızamdan silemedim. Yeniden polisliğe başlamak zorunda kalabilirim. Sağlığım çalışmaya uygun değil. Yeniden hastaneden rapor istenilecek. Eğer tekrar 'polislik yapamaz' denilirse her şeye baştan başlayacağız'' dedi.

Kaptı, SGK'nın talep ettiği 156 bin liralık borcu psikolojisinin kaldıramadığını ve hukuk mücadelesini sürdüreceğini kaydetti.

uguraltun
08-12-2011, 23:59
sayın iki ondokuz elinize sağlık.polis memuru kardeşimize çok geçmiş olsun demekten başka bir şey gelmiyor,

bu tür mevzuat olayları bana göre daha acı,ölünce kurtuluyorsun.devlet bakmasada olur,
gazilerimizin aldığı maaş ortada,
kıbrıs gazisi abimiz sgk lı olduğundan,400 lira civarında,sgklı değilsen 700 lira.devletimizin verdiği değer budur,şükürler olsun,hiç vermeyebilirde......

ayrıca,antalya serike bağlı bir köyde bulunan,şehit annesi teyzeyi cepten aradım hatırını sordum.sizlerde çevrenizde varsa gazi ve şehit aileleri ile ilgilenmeye çalışınız.hatırlarını sorunuz yeter....

ikiondokuz
09-12-2011, 00:05
Allah razı olsun komutan. vakıflardan daha güzel çalışıyorsun. vesselam.

uguraltun
09-12-2011, 00:27
Allah razı olsun komutan. vakıflardan daha güzel çalışıyorsun. vesselam.
sizlerdende Allah razı olsun,tüm samimiyetinizle burada çabalayan kardeşlerimdensiniz,günlük uğramadan geçmiyorum.
burada tam istediğimi yapamadım.yapıncada paylaşacağım,selamlar,saygılar.

bikmisbroker
09-12-2011, 10:31
ayrıca,antalya serike bağlı bir köyde bulunan,şehit annesi teyzeyi cepten aradım hatırını sordum.sizlerde çevrenizde varsa gazi ve şehit aileleri ile ilgilenmeye çalışınız.hatırlarını sorunuz yeter....

Allah sizden razi olsun sevgili uguraltun kardesim.
Bu Topiki acarken tam olarak kasdettigim bu idi.

"Ayrica" diyerek mutevazi bir sekilde bahsettiginiz bu hususdur bu Topiki acis amacim.

O telefon ile bir kosede kendini yapayalniz hisseden bu sehit ANASINA verdiginiz moralin seviyesini tahmin edebiliyormusunuz?

Dunyalari verdigin o telefon ile, dunyalar o ananin oldu, kisa bir hatir sormaniz ile.


3 defa Saol, saol, saol!!

uguraltun
09-12-2011, 18:22
Allah sizden razi olsun sevgili uguraltun kardesim.
Bu Topiki acarken tam olarak kasdettigim bu idi.

"Ayrica" diyerek mutevazi bir sekilde bahsettiginiz bu hususdur bu Topiki acis amacim.

O telefon ile bir kosede kendini yapayalniz hisseden bu sehit ANASINA verdiginiz moralin seviyesini tahmin edebiliyormusunuz?

Dunyalari verdigin o telefon ile, dunyalar o ananin oldu, kisa bir hatir sormaniz ile.


3 defa Saol, saol, saol!!

çok kıymetli ve değerli ağabeyim,sizler bizlere yol gösterdiniz bizlerde üzerimizi yapmaya çalışmak,asli görevimiz olmalıdır.aslında yapılan iyiliği anlatmayı kendime yakıştıramam,fakat burada arkadaşlarımızı teşvik etmek,yönlendirmek,kaynaşabilmek,gazi ve şehit ailelerini anlatabilmek için mecburen yapılanları paylaşmamız gerekiyor,ellerinizden öperim.saygılarımla.

uguraltun
11-12-2011, 17:11
Emekli astsubay intihar etti!

DHA
--------------------------------------------------------------------------------

KOCAELİ’nin Körfez İlçesi’nde bir restoranın ortağı olduğu belirtilen emekli astsubay 45 yaşındaki Mustafa Güner, restoran yanında bulunan büroda tabanca ile kalbine sıktığı tek kurşunla intihar etti.

Körfez İlçesi Yarımca Sahili’nde bulunan ’Kuzey Yıldızı’ adlı restaurantın ortaklarından evli 2 çocuk babası emekli astsubay Mustafa Güner, dün gece tabanca ile restoranın yanında bulunan büroda kalbine bir el ateş ederek yaşamına son verdi.

Güner’in cesedi, saat 14.00 sıralarında restoranı açmaya gelen ortağı Ömer Sarı tarafından bulundu.
Emekli Astsubay Mustafa Güner’in cesedi olay yerindeki incelemenin ardından çağrılan cenaze aracıyla cesedi Körfez Devlet Hastanesi morguna götürülürken, polis intiharla ilgili soruşturma başlattı.

ekranımı az önce açtım,umarım yanılıyorumdur dedim.............arkadaşlarımızdandı....terörle emeği geçen bir kardeşimizdi......:aglayan:

nafiz50
11-12-2011, 17:57
Emekli astsubay intihar etti!

DHA
--------------------------------------------------------------------------------

KOCAELİ’nin Körfez İlçesi’nde bir restoranın ortağı olduğu belirtilen emekli astsubay 45 yaşındaki Mustafa Güner, restoran yanında bulunan büroda tabanca ile kalbine sıktığı tek kurşunla intihar etti.

Körfez İlçesi Yarımca Sahili’nde bulunan ’Kuzey Yıldızı’ adlı restaurantın ortaklarından evli 2 çocuk babası emekli astsubay Mustafa Güner, dün gece tabanca ile restoranın yanında bulunan büroda kalbine bir el ateş ederek yaşamına son verdi.

Güner’in cesedi, saat 14.00 sıralarında restoranı açmaya gelen ortağı Ömer Sarı tarafından bulundu.
Emekli Astsubay Mustafa Güner’in cesedi olay yerindeki incelemenin ardından çağrılan cenaze aracıyla cesedi Körfez Devlet Hastanesi morguna götürülürken, polis intiharla ilgili soruşturma başlattı.

ekranımı az önce açtım,umarım yanılıyorumdur dedim.............arkadaşlarımızdandı....terörle emeği geçen bir kardeşimizdi......:aglayan:

Abi Allah rahmet eylesin...
Başımız sağolsun....
Kimbilir ne derdi vardır..Keşke olmasaydı...
Terörle mücadele bizler üzerinde derin etkiler bırakmıştır..Bu kesin..
Son zamanlarda bu gibi intihar olaylarına sık rastlıyoruz..
Yaşarken zor şartlar, insanda bir etki yapmıyor zannediyoruz yada farkında değiliz...
Geride kalan eşi ve çocuklarına da Allah sabır versin...

paradoxX
12-12-2011, 11:17
PKK'ya şafak baskını
http://haber.gazetevatan.com/pkkya-safak-baskini/417152/1/Manset

nafiz50
12-12-2011, 21:58
Türkiye Gaziler Vakfı;

Ülke savunması, vatanın bölünmez bütünlüğü, milletin birlik ve beraberliği için mücadele eden, başta Türk Silahlı Kuvvetleri ve Emniyet Teşkilatı mensupları olmak üzere çeşitli kurumlarda görev yapan ve bu kutsal görevleri esnasında yaralanma veya uzvunu kaybetme sonucunda, yasayla kendilerine Gazilik unvanı verilen kahramanlarımız ile vazife malulleri ve Şehitlerimizin milletimize emanet ettiği ailelerine ekonomik ve sosyal destek olabilmek amacıyla 9 Ekim 1994 tarihinde kurulmuştur.


Türkiye Gaziler Vakfı senedinde de belirtildiği üzere vakfın başlangıç mal varlığının tamamı kurucu Gazilerimiz tarafından yapılan bağış ve yardımlardan oluşmaktadır.

Türkiye Gaziler Vakfı'nın yasalar ile tespit edilmiş DEVLET DESTEKLİ HİÇBİR GELİR KAYNAĞI YOKTUR. Ayrıca hiçbir kamu kurum ve kuruluşu bünyesinde herhangi bir ad altında (kesinti, prim, aidat, ücret, hizmet bedeli v.b) bağış toplama faaliyetinde de bulunulmamaktadır.

Bununla birlikte Türkiye Gaziler Vakfı'nın başlıca gelir kaynakları şunlardır:

Hayırsever halkımız ile kurum ve kuruluşlar tarafından gönüllülük esasına dayanarak yapılan menkul ve gayri menkul bağışları,
Kurucular ve hayırsever vatandaşlarımız tarafından bağışlanan gayrimenkullerden sağlanan kira gelirleri,
Ulusal ve Uluslararası fuar, sergi, sempozyum, kongre ve demonstrasyon gibi faaliyetlerden sağlanan gelirler
İktisadi İşletmeler, iştirakler ve bağlı ortaklıklardan sağlanacak gelirler,
Banka mevduat gelirleri,
Menkul kıymet gelirleri.


Gazilerimize ve Şehit Ailelerine daha iyi hizmet verebilmek amacıyla Vakfa destek olan bazı bağışsever kişi, kurum, kuruluşlar şunlardır ;

TRT
Ziraat Bankası
Vakıflar Bankası
Halk Bank
Gaziantep Sanayi Odası
Gaziantep Ticaret Odası
Altındağ Belediyesi
Etimesgut Belediyesi
Kızılcahamam Belediyesi

Neziroğlu
OPET
Pelin Ofset
Pozitif Matbaa
Ankara Patent
Çelikler Holding

nafiz50
12-12-2011, 22:12
Hakaride bulunan Komando Tugayımız ile bütünleşen Esat Kabaklı' nın şiirini sizinle paylaşmak istedim..
Ayrıca bu şiirin bestelenmiş Marş halinii dinlemek için aşağıdaki linke tıklayabilirsiniz....


Gün gidende ay gelende gel oğlum
Cihan yanar sen gülende gül oğlum
Bir yol vardır hakk yoludur bul oğlum
Yeri bilmek göğü bilmek bil oğlum

Çabuk büyü çabuk yetiş tez oğlum
Çakal gezen şu dağlarda gez oğlum
Çabuk büyü çabuk yetiş tez oğlum
Çakal gezen şu dağlarda gez oğlum

Gez oğlum
Vatanına göz dikeni ez oğlum.!
Dostun kim düşmanın kim sez oğlum
Tarihini şerefinle yaz oğlum
Yaz oğlum.!

Gez oğlum
Vatanına göz dikeni ez oğlum.!
Dostun kim düşmanın kim sez oğlum
Tarihini şerefinle yaz oğlum
Yaz oğlum.!

Senden gider sonsuzluğa yol oğlum
Dört bir yana salmalısın kol oğlum
Ekmeğini aç olanla böl oğlum
Haram yeme, hakk uğruna öl oğlum.!

Çabuk büyü çabuk yetiş tez oğlum
Çakal gezen şu dağlarda gez oğlum
Çabuk büyü çabuk yetiş tez oğlum
Hain gezen şu dağlarda gez oğlum

Gez oğlum
Vatanına göz dikeni ez oğlum.!
Dostun kim düşmanın kim sez oğlum
Tarihini şerefinle yaz oğlum
Yaz oğlum.!

Gez oğlum
Vatanına göz dikeni ez oğlum.!
Dostun kim düşmanın kim sez oğlum
Tarihini şerefinle yaz oğlum
Yaz oğlum.!

Zulum dolu saltanattan in oğlum
Zalimlere duymalısın kin oğlum
Nefis kibir mantık yutan dev oğlum
Mağrur olma insanları sev oğlum

Çabuk büyü çabuk yetiş tez oğlum
Çakal gezen şu dağlarda gez oğlum
Çabuk büyü çabuk yetiş tez oğlum
Hain gezen şu dağlarda gez oğlum

Gez oğlum
Vatanına göz dikeni ez oğlum.!
Dostun kim düşmanın kim sez oğlum
Tarihini şerefinle yaz oğlum
Yaz oğlum.!

Gez oğlum
Vatanına göz dikeni ez oğlum.!
Dostun kim düşmanın kim sez oğlum
Söz ver bana geç karşıma söz oğlum.!

http://www.youtube.com/watch?v=HDtx7e6FCI0

ikiondokuz
12-12-2011, 23:55
gençliğimizde dinlerdik :) ozan arif söylerdi galiba, hey gidi gençlik.

uguraltun
13-12-2011, 23:22
Türkiye Gaziler Vakfı;

Ülke savunması, vatanın bölünmez bütünlüğü, milletin birlik ve beraberliği için mücadele eden, başta Türk Silahlı Kuvvetleri ve Emniyet Teşkilatı mensupları olmak üzere çeşitli kurumlarda görev yapan ve bu kutsal görevleri esnasında yaralanma veya uzvunu kaybetme sonucunda, yasayla kendilerine Gazilik unvanı verilen kahramanlarımız ile vazife malulleri ve Şehitlerimizin milletimize emanet ettiği ailelerine ekonomik ve sosyal destek olabilmek amacıyla 9 Ekim 1994 tarihinde kurulmuştur.


Türkiye Gaziler Vakfı senedinde de belirtildiği üzere vakfın başlangıç mal varlığının tamamı kurucu Gazilerimiz tarafından yapılan bağış ve yardımlardan oluşmaktadır.

Türkiye Gaziler Vakfı'nın yasalar ile tespit edilmiş DEVLET DESTEKLİ HİÇBİR GELİR KAYNAĞI YOKTUR. Ayrıca hiçbir kamu kurum ve kuruluşu bünyesinde herhangi bir ad altında (kesinti, prim, aidat, ücret, hizmet bedeli v.b) bağış toplama faaliyetinde de bulunulmamaktadır.

Bununla birlikte Türkiye Gaziler Vakfı'nın başlıca gelir kaynakları şunlardır:

Hayırsever halkımız ile kurum ve kuruluşlar tarafından gönüllülük esasına dayanarak yapılan menkul ve gayri menkul bağışları,
Kurucular ve hayırsever vatandaşlarımız tarafından bağışlanan gayrimenkullerden sağlanan kira gelirleri,
Ulusal ve Uluslararası fuar, sergi, sempozyum, kongre ve demonstrasyon gibi faaliyetlerden sağlanan gelirler
İktisadi İşletmeler, iştirakler ve bağlı ortaklıklardan sağlanacak gelirler,
Banka mevduat gelirleri,
Menkul kıymet gelirleri.


Gazilerimize ve Şehit Ailelerine daha iyi hizmet verebilmek amacıyla Vakfa destek olan bazı bağışsever kişi, kurum, kuruluşlar şunlardır ;

TRT
Ziraat Bankası
Vakıflar Bankası
Halk Bank
Gaziantep Sanayi Odası
Gaziantep Ticaret Odası
Altındağ Belediyesi
Etimesgut Belediyesi
Kızılcahamam Belediyesi

Neziroğlu
OPET
Pelin Ofset
Pozitif Matbaa
Ankara Patent
Çelikler Holding

çok teşekkürler çok önemli,herkesin bilmesinde fayda var.sağolasınız.

ayhan53
15-12-2011, 18:02
haberlerde gözüme çarptı hoşuma gitti, Yazmak istedim. 26 şehit verdiğimiz gün istanbulda bir münübüscü şehit ailelerini ücretsiz taşıma kararı almış ve münübüsünede yazmış. o günden bu yana harekete katılan şöför sayısı 8 e çıkmış

ikiondokuz
20-12-2011, 16:56
heyt benim koçlarım. budur işte.

Türkiye, terörle mücadelede artık geçmişte yapılan hataları, tabir yerindeyse 'alaylı' yöntemleri geride bıraktı/bırakıyor.

Normal konseptte devam eden mücadele yöntemi, oluşturulan ekstra özel birlikle zirve noktaya çıkarıldı. Bu ekibin işi nokta operasyonlar yaparak örgütün yönetici kadrolarını etkisiz hâle getirmek. Operasyonların asıl amacı teröristi bulunduğu yerden sağ olarak alıp yargıya teslim etmek. Zaten ekibin aldığı özel eğitimin temel hedefi çatışma düzeyi düşük operasyonlarla doğru ve net sonuca gitmek.

Son 1,5 yılda 300 kişilik bir birim Isparta ve Gölbaşı’nda bu iş için ağır eğitimden geçirildi. Bu ekibin özelliği asker (jandarma özel harekât)-polis(özel harekât) karması olması. Genel bir ifadeyle 'Özel Kuvvetler' olarak biliniyorlar; ama asıl isimleri 'İMHA EKİBİ'. Küçük gruplar hâlinde operasyonlar yapıyorlar. Her türlü savaş tekniği eğitimini alan ekip aynı zamanda psikolojik harp ve savaş sanatı gibi alanlarda da kurs aldı. En zor tabiat şartlarına hazırlanan ve her durumda hayatta kalmayı öğrenen ekip için ‘çöl sıcağı veya kutup soğuğu fark etmez’ deniyor.

Geçen 6 ayda 300 kişilik ekibin önemli bir kısmı özellikle Türkiye içinde terör örgütünün dağ kadrosuna ciddi operasyonlar yaptı. Hatay, Osmancık, Kazan Vadisi, Bingöl ve son olarak Muş Bulanık kırsalındaki operasyonlarda bu ekip rol aldı. Ekip sınır ötesine geçip örgüte ait Hakurk ve Avaşin yakınlarına kadar da ulaştı. 25 kişilik bir grupla sınırı geçen ekip, operasyondan eli boş döndü (terörist grup da hareketli). Zaten ekibin hedefi, 10 operasyonda 1 teröristi canlı ele geçirmek ki terörle mücadelede bu önemli başarı sayılıyor. Ekip bu zamana kadar 40 operasyona katıldı; ancak sadece üç operasyonda sonuç alındı. 'İMHA EKİBİ', devlete bağlı resmî bir birim olmasına rağmen istihbarat sızmalarına karşı, sadece bir üst birime ‘operasyona çıkıyoruz’ demesi yeterli. Çünkü ekibin nereye gittiği, nasıl bir operasyona katıldığı yapılan harekâtlar sonrasında rapor olarak sunuluyor. Öncesinde bir bilgilendirme yapılmıyor.

Ekibin sağ ele geçirdiği ve aralarında bazı önemli PKK bölge veya tim komutanlarının bulunduğu kişilerin sayısı 30’a ulaştı. İddialara göre, ekip, Sabri Ok, Remzi Kartal gibi isimlerle birlikte Mustafa Karasu ve Ali Haydar Kaytan, Duran Kalkan gibi kişilerin peşinde. Cemil Bayık da nokta operasyonları yapan ‘Özel Kuvvetler’in almak istediği A sınıfı teröristler listesinde.

kungfucu
21-12-2011, 01:05
heyt benim koçlarım. budur işte.

Türkiye, terörle mücadelede artık geçmişte yapılan hataları, tabir yerindeyse 'alaylı' yöntemleri geride bıraktı/bırakıyor.

Normal konseptte devam eden mücadele yöntemi, oluşturulan ekstra özel birlikle zirve noktaya çıkarıldı. Bu ekibin işi nokta operasyonlar yaparak örgütün yönetici kadrolarını etkisiz hâle getirmek. Operasyonların asıl amacı teröristi bulunduğu yerden sağ olarak alıp yargıya teslim etmek. Zaten ekibin aldığı özel eğitimin temel hedefi çatışma düzeyi düşük operasyonlarla doğru ve net sonuca gitmek.

Son 1,5 yılda 300 kişilik bir birim Isparta ve Gölbaşı’nda bu iş için ağır eğitimden geçirildi. Bu ekibin özelliği asker (jandarma özel harekât)-polis(özel harekât) karması olması. Genel bir ifadeyle 'Özel Kuvvetler' olarak biliniyorlar; ama asıl isimleri 'İMHA EKİBİ'. Küçük gruplar hâlinde operasyonlar yapıyorlar. Her türlü savaş tekniği eğitimini alan ekip aynı zamanda psikolojik harp ve savaş sanatı gibi alanlarda da kurs aldı. En zor tabiat şartlarına hazırlanan ve her durumda hayatta kalmayı öğrenen ekip için ‘çöl sıcağı veya kutup soğuğu fark etmez’ deniyor.

Geçen 6 ayda 300 kişilik ekibin önemli bir kısmı özellikle Türkiye içinde terör örgütünün dağ kadrosuna ciddi operasyonlar yaptı. Hatay, Osmancık, Kazan Vadisi, Bingöl ve son olarak Muş Bulanık kırsalındaki operasyonlarda bu ekip rol aldı. Ekip sınır ötesine geçip örgüte ait Hakurk ve Avaşin yakınlarına kadar da ulaştı. 25 kişilik bir grupla sınırı geçen ekip, operasyondan eli boş döndü (terörist grup da hareketli). Zaten ekibin hedefi, 10 operasyonda 1 teröristi canlı ele geçirmek ki terörle mücadelede bu önemli başarı sayılıyor. Ekip bu zamana kadar 40 operasyona katıldı; ancak sadece üç operasyonda sonuç alındı. 'İMHA EKİBİ', devlete bağlı resmî bir birim olmasına rağmen istihbarat sızmalarına karşı, sadece bir üst birime ‘operasyona çıkıyoruz’ demesi yeterli. Çünkü ekibin nereye gittiği, nasıl bir operasyona katıldığı yapılan harekâtlar sonrasında rapor olarak sunuluyor. Öncesinde bir bilgilendirme yapılmıyor.

Ekibin sağ ele geçirdiği ve aralarında bazı önemli PKK bölge veya tim komutanlarının bulunduğu kişilerin sayısı 30’a ulaştı. İddialara göre, ekip, Sabri Ok, Remzi Kartal gibi isimlerle birlikte Mustafa Karasu ve Ali Haydar Kaytan, Duran Kalkan gibi kişilerin peşinde. Cemil Bayık da nokta operasyonları yapan ‘Özel Kuvvetler’in almak istediği A sınıfı teröristler listesinde.

Hastayım özel kuvetlere bordo berelilere. İnşallah kısa sürede köklerini kazırızda şu güzekim vatanımız pisliklerden arınılmış olur. Kolay kolay bu işi bitirmeyecekler gibime geliyor. Bir çok dış mihrakların bu işte eli var desteği var. Buradan bir çok şerefsizde nemalanıyor. Bu güzide vatanımızıda 3 kuruşa peşkeş çekmeye çalışıyorlar. Bölüp parçalayamayacaklar inşallah. Emellerine nail olmadan bu işi istenilse çoktan biterdi. Birileri bu işin bitmesini istemiyor. Birde bugün bu örgüt bitirilsin başka örgüt türetirler diye korkuyorum. Çünkü senelerce bu işle bizleri meşgul edip parçalamaya çalışıyorlarki kendimize gelipte ekonomimiz güçlenipte eski günlerde olduğu gibi osmanlı torunlarının şaha kalkmasının kükremesinin önüne geçmek istiyorlar. Onlarda çok iyi biliyorlarki bu 600 yıl medeniyet sürmüş bir milletin torunlarıyız. 600 yıl hükümranlık sürüp 3 kıtaya hakim olmuş bir milletiz. Ama bizi içerden dışardan yıkmaya çalışıyorlar. İnşallah yıkamayacaklar bunu başaramayacaklar.

kungfucu
21-12-2011, 01:18
haberlerde gözüme çarptı hoşuma gitti, Yazmak istedim. 26 şehit verdiğimiz gün istanbulda bir münübüscü şehit ailelerini ücretsiz taşıma kararı almış ve münübüsünede yazmış. o günden bu yana harekete katılan şöför sayısı 8 e çıkmış

Başkanım maddi imkanları elverenler her türlü maddi destek olmalı. İmkanı olmayanlarda kuran okuyup şehitlerimizin ve yakınlarımızın ruhlarına başlayalım. ben her gün yasin tabareke amme vakıa duhan sürelerini okuyup Yakınlarıma vede bu vatan için canını yüzyıllardır canını vermiş olan şehit ve şuhedalara bağışlıyorum. Benim elimdende acizhane bu geliyor. Ne yapayaım maddi imkanlarımda çok kısıtlı çalışmıyorum emeklimede 13 ay var daha. 5 nufusum Üniversitede okuyan dersaneye giden ve 7. sınıfa giden 3 tane öğrencim var. Maddi imkanım olsa zevkle mesela bir şehit çocuğuna her ay burs verir okumasını sağlarım. Bunuda büyük zevk ve gururla yaparım. Tüm şehitlerimiz unutmadık unutamayızda. Onlar bizlerin baştacıdır. Kuran okuma imkanı olanlar lütfen okusun ve Şehit ve Şühedalara bağışlasın arkadaşlar. Şu ana onların en büyük beklentisi bizlerden okunan kuranın onlara ve yakınlarımıza bağışlanmasıdır.Benimde sizden acizhane isteğim bu olacaktır. Gece gece yine çok duygulandım ve ağlayarak gözyaşları ile son veriyorum yazıma Saygılar dilerim.

nafiz50
22-12-2011, 07:51
Arkadaşlar özellikle Silvan olayından sonra başlatılan operasyonlar son derece başarılıdır..
Geçmiş zamanlarda hatırlarım bir operasyon yada sınırötesi yapılır her birinde binlerce PKK'lı
öldürüldü denilirdi...:he:
Yani tabiri caizse "ölü çok mezar hiç yok "
Artık öyle değil.....
Dikkat edersek verilen rakamlar uçuk değil...Gerçek rakamlar..
Kamuoyu rahatlasın diye değil.....
Yukarıdaki arkadaşların da belirttiği gibi her türlü teknik,taktik
bilgi,silah ve araç gereç artık devreye sokulmuştur.....

kungfucu
22-12-2011, 11:32
Alıntı Originally Posted by uguraltun Yazıyı Oku
hakkaride mayın patlamsası,1 uzmçvş şehit haberi var,yinemi şehit haberleri..............
gazilerimiz sayfasınada uğramıyordum,,,,,,,,,,,,

Allah rahmet eylesin makamını cennet eylesin.

nafiz50
22-12-2011, 11:44
Allah Rahmet Eylesin....
Makamı Cennet Olsun.....

ikiondokuz
22-12-2011, 13:59
amin, amin...

Allah Rahmet Eylesin....
Makamı Cennet Olsun.....

magurus
23-12-2011, 08:19
slm...

hayırlı günler, hayırlı cumalar...

BirdenOna
23-12-2011, 08:59
Bugünkü reuters.com'a göre Irak'ta bu yıl meydana gelen belli başlı saldırıların bilançosu:

Ocak 18: Tikrit'te intihar bombalı saldırı: 50 Ölü
Ocak 20: Kerbela'ya gidenlere ikiz saldırı 45 Ölü
Ocak 27: Bomba yüklü araç ile saldırı: 35 Ölü
Mart 29: Rehine kurtarma operasyonu sonucuÇ 53 Ölü
Ağustos 15: Değişik şehirlerdeki seri saldırılar: 70 Ölü
Ağustos 28: Gazaliye'deki tanınmış camiye intihar bombalı saldırı: 32 Ölü
Aralık 22: On ayrı koordineli saldırı en az: 63 Ölü

Söylemeye gerek yok, yaralı sayısı yüzlerce.

Şehitler, gaziler.. Türkiye'de, Irak'ta veya Pakistan'Da.. Onlara saldıran kim? Dışardan gelen birileri değil, kendi milletlerinin içinden çıkmalar. Hainler mi? Hain olmak yetersiz kalır bu işler için.

"Spekülasyonların" peşinden gidenler. Gerçekle ilgisi olmayan spekülasyonlar. Hani bizimde zamanında duyup başedemeyip kan döktüğümüz; Elazığ'da, Maraş'ta, Çorum'da, Mardin'de, Yozgat'ta, Sivas'ta, İstanbul'da duyduğumuz spekülasyonların "Komünistler şehir suyuna zehir kattı" "Faşistler masum işçilere saldırdı" "Dinsiz devrimciler camiyi bombaladı" "Milliyetçiler öğrenci grubuna saldırdı" "1 Mayıs konvoyuna saldırıldı, çok sayıda ölü var" "Silahlı devrimciler eyleme hazırlanıyor" vs. benzerleri

Yani hiçbir insan ve grup basit bir mantıkla "katil", "hain" veya "terörist" olmuyor. Spekülasyonları sorguyalamayacak veya geçmişte olanlardan ders alamayacak kadar bir "geri" zekalılık ve cahillikle başlayan süreç insanları pekala katil yapabiliyor.

Birde hizmet ettiğimize inandığımız kutsal davalarımız, büyük davalarımız vardı ya "Egemen sınıflara karşı ezilen sınıfların sömürüden kurtarılması ve hakça bir düzen kurulması davası" .. "Din, iman ve devlet düşmanları ile mücadele davası".. bak ne ilginçtir ki şimdi Irak'ta kan döken gruplar da benzer davalarla işe koyulanlar "İslam düşmanları ile cihat" deyip kulelere saldıranların tetiklediği sürecin şu anki bilançosuna göre yüzbinlerce müslüman öldü

Küçük resimlerin küçük detayları tamam.. Ama önce durup, büyük şirketlerin yaptığı gibi, dönem dönem bir bilanço çıkarıp nereden nereye geldiğimizi görmek lazım ki gereksiz detaylarda, "spekülasyonlarda" boğulup kalmayalım

uguraltun
23-12-2011, 23:39
Başkanım maddi imkanları elverenler her türlü maddi destek olmalı. İmkanı olmayanlarda kuran okuyup şehitlerimizin ve yakınlarımızın ruhlarına başlayalım. ben her gün yasin tabareke amme vakıa duhan sürelerini okuyup Yakınlarıma vede bu vatan için canını yüzyıllardır canını vermiş olan şehit ve şuhedalara bağışlıyorum. Benim elimdende acizhane bu geliyor. Ne yapayaım maddi imkanlarımda çok kısıtlı çalışmıyorum emeklimede 13 ay var daha. 5 nufusum Üniversitede okuyan dersaneye giden ve 7. sınıfa giden 3 tane öğrencim var. Maddi imkanım olsa zevkle mesela bir şehit çocuğuna her ay burs verir okumasını sağlarım. Bunuda büyük zevk ve gururla yaparım. Tüm şehitlerimiz unutmadık unutamayızda. Onlar bizlerin baştacıdır. Kuran okuma imkanı olanlar lütfen okusun ve Şehit ve Şühedalara bağışlasın arkadaşlar. Şu ana onların en büyük beklentisi bizlerden okunan kuranın onlara ve yakınlarımıza bağışlanmasıdır.Benimde sizden acizhane isteğim bu olacaktır. Gece gece yine çok duygulandım ve ağlayarak gözyaşları ile son veriyorum yazıma Saygılar dilerim.


Arkadaşlar özellikle Silvan olayından sonra başlatılan operasyonlar son derece başarılıdır..
Geçmiş zamanlarda hatırlarım bir operasyon yada sınırötesi yapılır her birinde binlerce PKK'lı
öldürüldü denilirdi...:he:
Yani tabiri caizse "ölü çok mezar hiç yok "
Artık öyle değil.....
Dikkat edersek verilen rakamlar uçuk değil...Gerçek rakamlar..
Kamuoyu rahatlasın diye değil.....
Yukarıdaki arkadaşların da belirttiği gibi her türlü teknik,taktik
bilgi,silah ve araç gereç artık devreye sokulmuştur.....


Allah Rahmet Eylesin....
Makamı Cennet Olsun.....


amin, amin...


slm...

hayırlı günler, hayırlı cumalar...


Bugünkü reuters.com'a göre Irak'ta bu yıl meydana gelen belli başlı saldırıların bilançosu:

Ocak 18: Tikrit'te intihar bombalı saldırı: 50 Ölü
Ocak 20: Kerbela'ya gidenlere ikiz saldırı 45 Ölü
Ocak 27: Bomba yüklü araç ile saldırı: 35 Ölü
Mart 29: Rehine kurtarma operasyonu sonucuÇ 53 Ölü
Ağustos 15: Değişik şehirlerdeki seri saldırılar: 70 Ölü
Ağustos 28: Gazaliye'deki tanınmış camiye intihar bombalı saldırı: 32 Ölü
Aralık 22: On ayrı koordineli saldırı en az: 63 Ölü

Söylemeye gerek yok, yaralı sayısı yüzlerce.

Şehitler, gaziler.. Türkiye'de, Irak'ta veya Pakistan'Da.. Onlara saldıran kim? Dışardan gelen birileri değil, kendi milletlerinin içinden çıkmalar. Hainler mi? Hain olmak yetersiz kalır bu işler için.

"Spekülasyonların" peşinden gidenler. Gerçekle ilgisi olmayan spekülasyonlar. Hani bizimde zamanında duyup başedemeyip kan döktüğümüz; Elazığ'da, Maraş'ta, Çorum'da, Mardin'de, Yozgat'ta, Sivas'ta, İstanbul'da duyduğumuz spekülasyonların "Komünistler şehir suyuna zehir kattı" "Faşistler masum işçilere saldırdı" "Dinsiz devrimciler camiyi bombaladı" "Milliyetçiler öğrenci grubuna saldırdı" "1 Mayıs konvoyuna saldırıldı, çok sayıda ölü var" "Silahlı devrimciler eyleme hazırlanıyor" vs. benzerleri

Yani hiçbir insan ve grup basit bir mantıkla "katil", "hain" veya "terörist" olmuyor. Spekülasyonları sorguyalamayacak veya geçmişte olanlardan ders alamayacak kadar bir "geri" zekalılık ve cahillikle başlayan süreç insanları pekala katil yapabiliyor.

Birde hizmet ettiğimize inandığımız kutsal davalarımız, büyük davalarımız vardı ya "Egemen sınıflara karşı ezilen sınıfların sömürüden kurtarılması ve hakça bir düzen kurulması davası" .. "Din, iman ve devlet düşmanları ile mücadele davası".. bak ne ilginçtir ki şimdi Irak'ta kan döken gruplar da benzer davalarla işe koyulanlar "İslam düşmanları ile cihat" deyip kulelere saldıranların tetiklediği sürecin şu anki bilançosuna göre yüzbinlerce müslüman öldü

Küçük resimlerin küçük detayları tamam.. Ama önce durup, büyük şirketlerin yaptığı gibi, dönem dönem bir bilanço çıkarıp nereden nereye geldiğimizi görmek lazım ki gereksiz detaylarda, "spekülasyonlarda" boğulup kalmayalım

arkadaşlar hepiniz sağolasınız..
emekleriniz için teşekkür ederim,çok az arkadaşla burayı ayakta tutmaya çalışıyoruz,başkanda söyleyelimde buraya desteklerini esirgemesin,zaten uğruyorda,bence yeterli değil,daha çok çalışmalıyız......

STAH
24-12-2011, 14:31
http://666kb.com/i/bzsddwoe5iiuucyuz.jpg


Eğer Bizi Yönetenler Türk Olsaydı…

7 Düvel bir araya geldi, Türkleri Anadolu’dan sürme planını yeniden ısıtıp yürürlüğe koydu. Soykırım tescilli Fransız meclisinde “soykırım inkar yasası” kabul edildi.

tamamı;

http://www.ilk-kursun.com/haber/90645

ZAHİDE UÇAR

ikiondokuz
24-12-2011, 16:23
hürriyetten alıntıdır...

İngiliz milletvekilinin PKK yanlısı lobi çalışmaları belgelendi

İngilliz milletvekili Hywel Williams'ın, PKK yanlısı lobi çalışmaları belgelendi. Doğan Haber Ajansı, terör örgütü PKK ile İngiliz Parlamenterler arasındaki bağlantıyı gösteren kanıta ulaştı.

DHA muhabirinin ulaştığı belgede, İngiliz Avam Kamarası'nda Türkiye aleyhtarı görüşleriyle tanınan Galler Plaid Cymru Partisi (Milli Parti) milletvekili Hywel Williams’ın terör örgütü Kongra-Gel (PKK) yanlısı lobi çalışmaları yürüttüğü açıkça görülüyor.

İngiliz milletvekili Hywel Williams, 20 Aralık 2011 tarihinde, İngiliz Parlamentosu antetli bir kağıda yazdığı mektupta, Kongra-Gel (PKK) ile irtibatlı olduğu iddia edilen "Peace in Kurdistan Campaign" (Kürdistan’da Barış Kampanyası) adlı sivil toplum örgütünün Başkanı Estella Schmid'i, İngiliz hükümetinin Türkiye’deki “Kürtler” konusuna yeterince hassasiyet göstermediği yönünde bilgilendiriyor.

Williams, mektubunda ayrıca, “14 Aralık 2011 tarihinde Avam Kamarası'na 86361 sayılı bir soru önergesi verdiğini ve İngiliz Dışişleri Bakan Yardımcısı David Lidington'a, Türk Cumhurbaşkanı ile insan hakları ve Türkiye'deki Kürt azınlık hakkında ne gibi konuşmalarda bulunulduğunu sorduğunu, İngiliz Dışişleri Bakan Yardımcısının ise kendisini geçiştirdiğini, ancak David Cameron hükümetini, Türkiye’deki “Kürtler” konusunda her fırsatta sıkıştırmayı sürdüreceğini” belirtiyor.

ikiondokuz
24-12-2011, 16:31
terörle mücadelede tarihimizin en başarılı operasyonları yapılmakta.
asker-polis özel harekat birlikleri tam bir uyum ve işbirliği içinde görev yapıyorlar.
hava desteği dahil her türlü teknolojik olanaklar hizmetlerinde...
bu sefer terör örgütüne darbe vuruldu falan değil, tamamen kökü kazındı haberini bekliyoruz.
ancak nedense medyanın ve halkın yeterince ilgisini çekemiyor.
kalplerimiz, dualarımız güvenlik güçlerimizle, Allah yar ve yardımcıları olsun.

Görevini hakkıyla ifa eden Genelkurmay başkanı sayın Necdet ÖZEL'i gerçekten takdir ediyorum ve saygılarımı sunuyorum. Diğer komutanların isimlerini bilmiyorum, bunu da demokratikleştiğimize sayıyorum.

STAH
24-12-2011, 18:45
GAZİLERİMİZE ,ŞEHİT AİLELERİNE sahip çıkıyor muyuz..?..ne yapıyoruz biz..?

elbet bir gün sahip çıkılacaktır..hiç kimsenin şüphesi olmasın...ama önce sn.milletvekillerimizin geçim ızdırabına son vermemiz gerekmiyor mu..tabiki gerekiyor...

e o zaman önce onlar gelir...

mecliste gurubu bulunan partilerin tamamı aynı anda ve hiç bir konuda görüş birliğine varmamışken ZAM konusunda tam bir mutabakat sağladılar....

hatta fransızların son yaptıkları kahpelikte gösterilecek tepki konusunda muhalif olan pkk pardon bdp bile, ülkenin değil,kendi çıkarları söz konusu olunca bu mutabakata katıldı...

ve ortaya şöle bir koalisyon çıktı...

P.A.R.A...(Partiler Arası Resmi Anlaşma)

bu anlaşma, gerçekten resmi bir anlaşma.. sadece PARA söz konusu olduğu zaman hiç vakit geçirmeden anında P.A.R.A koalisyonu kurulabiliyor..

sn .milletvekilleri emekli ve normal maaşlarına yaptıkları %100 zam konusunda çok haklılar...

bu kadar pahalılıkta nasıl geçinsin koskoca milletvekili..

TÜİK in enflasyon rakamları milleti bağlar..vekilini değil...

bu yüzden millete bir yılda %4 zam yapılırken kendileri %100 zam yaptılar...

hemde ne zaman...millet gözlerini fransa nın yaptığı kahpeliğe dikkat kesilmişken..gizlice..sinsice..sesiz sedasız ve bir gecede...

http://666kb.com/i/bzsjm64mayov47tkr.jpg

helal ossun onlara..

aynı meclis lokantasında;

50 kuruşa içtiklerini çorbanın,

3 liraya yedikleri pirzolanın,

kaynanasına yaptırdığı prostat ameliyatının

çifter çifter son model mercedes marka makam arabalarının,ş

öförlerinin,sekreterlerinin,

harcırahlarının,

2 senede, 8.000 tl maasla emekli olma imkanlarının,

sen benim kim olduğumu biliyor musun böbürlenmelerinin,

ayrıcalıklarının,

dokunulmazlıklarının,


hepsi helal ossun..

MİLLETİNE.............YILLIK %4.....ZAM.....

VEKİLİNE...............YILLIK %100..ZAM.....

MİLLETİ..................30 senede emekli olamıyor...

VEKİLİ...................2 senede emekli oluyor...

MİLLETİ.................700 lira emekli maaşını zor alıyor...

VEKİLİ...................8.000 TL emekli maaşına normal diyor...

MİLLETİ.................ayda 25 lira maaş artışı gözüne sokuluyor..

VEKİLİ...................ayda 4.000 lira maaş artışına normal deniliyor..


yiyin beyler yiyin...aksırıncaya..tıksırıncaya kadar yiyin...

hatta evlatlarımızı katleden katillerin destekçisi bazılarına, emekli maaşları ile birlikte ayda 19.000 lira para ödeyin...

bu han-ı iştaha sizin..

bırakın;

kul hakkı..yetim hakkı..tüyü bitmedik yetim..komşusu açken..halkçılık..sosyal demokratlık...milliyetçilik...terörist yandaşlığı hesaplarını...


yiyebildiğiniz kadar yiyin...

helal ossun...

böle başa böle tarak..böle halka böle milletvekilleri..

ben helal ossun diyorum ama alt komşum emekli hilmi amca ile emekli zeynep teyzenin ''HARAM ZIKKIM OLSUN'' sözlerini duyar gibi oluyorum..

size söylemediklerine eminim...

PHOENIX07
24-12-2011, 19:17
Teşekkürler sn stah; yüreğinize sağlık...saygılar...

ikiondokuz
24-12-2011, 19:19
eee bu toprağın bir de altı var. diğer tarafta çok işimize yarayacak, çok :)
kamunun malını haksızca yiyenlere, halka eziyet edenlere hakkımı hiç bir zaman helal etmem.
hele de dindar milliyetçi vs. geçinip dini milli duyguları da istismar ediyorsa hiç şansı yok. sıfır tolerans.
kendileri bilir. bir şekilde maişetimizi helalinden kazanıyoruz biz.
çocuklarımızın kursağından haram lokma geçirmiyorsak zararda değiliz.
herkes kendine yapar.

bruglione
24-12-2011, 19:28
Yıl 1923:
Dönemin Maliye Bakanı Hasan Fehmi Ataç , TBBM’de Mustafa Kemal Atatürk’e sorar
-"Paşam; vekil maaşlarını düzenleyeceğiz, ne kadar verelim?"
Mustafa Kemal Atatürk’ün cevabı şu an öğretmenlerin sıkıntılarını anlamak istemeyen bir çok insana tokat gibidir…
-" Öğretmen maaşlarını geçmesin."

Yıl 2011
Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer: Öğretmenler başka işlere yönelmeli.

Fazla söze gerek yok aslında...

STAH
24-12-2011, 19:39
http://666kb.com/i/bzsl91uri0ajp90u3.jpg


Devlet karar almış pkklıları ihbar edene para verecekmiş.
Ben birkaçının yerini biliyorum ve buradan haber veriyorum...


TERÖRİST HAİN SAYISI : 35

YER:TBMM BİNASI ANKARA

para falan da istemiyorum

ikiondokuz
24-12-2011, 19:55
Teslim ol' çağrısı karşılıksız kaldı: 32 PKK'lı ele geçirildi

Şırnak'taki Cudi Dağı'nda yapılan son operasyonlarda, 27'si ölü 32 teröristin silahlarıyla ele geçirildiği bildirildi.Ölü ele geçirilen teröristler arasında PKK'nın sözde Cudi Dağı sorumlusunun da bulunduğu bildirildi. Şırnak Valiliği'nden yapılan açıklamada, 10 Aralık'tan itibaren gerçekleştirilen değerlendirmeler neticesinde Cudi Dağı'nda barındığı tespit edilen teröristlere yönelik operasyon planı hazırlandığı, sonuncusu 18 Aralık'ta başlamak üzere iki aşamalı harekât icra edildiği belirtildi. Açıklamada, şöyle denildi: "Dik yamaçlarda ve mağaraların içerisinde olduğu değerlendirilen bölücü terör örgütü mensuplarına teslim olmaları çağrısında bulunulmuş ancak, herhangi bir karşılık alınamamıştır. 'Teslim ol' çağrısına ateşle karşılık veren teröristlerden biri, karşı ateş ile mağara önünde etkisiz hale getirilmiş, diğer teröristin ise içeriye kaçtığı tespit edilmiştir. İçerideki teröristlerin teslim olmaları için gün boyu ikna çalışmaları sürdürülmüştür."

Cudi Dağı bölgesindeki operasyonlar süresince 5'i sağ, 27'si ölü toplam 32 teröristin etkisizleştirildiği ayrıca, bol miktarda silah, teçhizat, telsiz, telefon malzemesi ele geçirildiği ve adlî makamlar bilgilendirilerek gerekli işlemler başlatıldığı belirtilen açıklamada, etkisiz hale getirilen teröristler arasında terör örgütünün sözde Botan saha sorumlu yardımcısı 'Rubar' kod adlı ve sözde Cudi Dağı sorumlusu 'Serbest Haruni' kod adlı teröristlerin de bulunduğu belirtildi.

bruglione
24-12-2011, 20:06
Interpol arıyordu Leyla Zana'nın aracında çıktı
Interpol tarafından aranan Eyüp Doru, Leyla Zana'ın aracında yakalandı - AHT
24 Aralık 2011 Cumartesi, 18:11:33
Veysi İPEK/ AHT

BDP'nin Avrupa temsilcisi Eyüp Doru, Almanya'da Leyla Zana ile birlikte dolaşırken, polis tarafından gözaltına alınarak çıkarıldığı mahkemede tutuklandı. Tutuklamanın Türkiye'nin 2007'de İnterpol aracılığıyla çıkardığı yakalama kararı üzerine yapıldığı öğrenildi.

nafiz50
24-12-2011, 20:22
Yazılanlara ne eklenecek nede yorum yapılacak bişey kalmamış....
Hepinizin ELLERİNİZE VE DİLLERİNİZE SAĞLIK..........

nafiz50
24-12-2011, 21:16
Askeri Bir Derginin Yayın Kurulu Geçen Ay Bir Gazi Yüzbaşımızı Ziyaret Etmişler...

Ziyaretin amacı, gazimizin yaşadıklarını kendi ağzından silah arkadaşlarıyla paylaşma fırsatı tanımak,bugünlerini değerlendirmek,gelecekten beklentilerini öğrenmek, o ve onun gibilerini unutmamak ve unutturmamaktı...

Ziyaret gerçekten yayın kurulu adına anlamlı ve bir o kadar zor görevdi....

Çünkü gazimizin yaşadıklarını paylaşmak ve okuyuculara aktarmak,
onunla beraber o günlere dönmek zor bir görevdi...

Kimi zaman ürpererek kimi zaman büyük duygu yoğunluğu hissederek dinlemişler anlattıklarını...
Anlatılanların hepsi çok acıydı ama hepsi gerçekti...

Tüm bunlar yaşanmış ve O KAHRAMAN çok sevdiği vatanı uğrunda iki gözü ve iki elini bırakmıştı vatan toprağına....

Gazimizin yaşadığı acı olaya rağmen, inanılmaz mağrur ve güçlü duruşu, Vatan'a hizmet etmiş olmanın verdiği mutluluk ve huzurun
yüzünden okunması karşısında etkilenmemek mümkün değildi...

Olaydan sonra ondan fazla ameliyat olan gazimizin istediği tek şey, içinde bulundukları durumu herkesin anlaması ve destek vermesi....

Dünyanın hiçbir ordusunda yüreği seninkinden daha temiz, daha sağlam bir askere rast gelinmemiştir..Her zaferin mayası sendedir...Her zaferin en büyük payı sendedir..........K.ATATÜRK.

magurus
24-12-2011, 22:47
http://666kb.com/i/bzspzwzu61ssniqcl.jpg

küçük paşam denetimde...:)

seni yaratana kurban olayım ben...

ikiondokuz
25-12-2011, 02:32
Allah vatana millete anne babasına bağışlasın. tam paşa maşallah :)

STAH
26-12-2011, 11:26
http://666kb.com/i/bzu9djs8ttvvtar97.jpg

bu fotoğrafa iyi bakılsın...

kimler var..


arka planda pkk paçavrası...önünde soldan sağa;

talabani,(ırak ın başına abd tarafından oturtulan ve emirleri direk abd den alan kişi)

apo,(terör örgütünün başı)

kemal burkay,(o kurumun başına Cumhurbaşkanı tarafından getirilen mümtazer türköne nin ATATÜRK BARIŞ ÖDÜLÜ için aday gösterdiği kişi....)

ahmet türk,(TBMM de milletvekili olarak oturan zat)

buyrun...

TÜRKİYE CUMHURİYETİ nin ve ATATÜRK ün getirildiği bu nokta için;

ister gülün..ister ağlayın..

doga11
26-12-2011, 14:00
GAZİLERİMİZE ,ŞEHİT AİLELERİNE sahip çıkıyor muyuz..?..ne yapıyoruz biz..?

elbet bir gün sahip çıkılacaktır..hiç kimsenin şüphesi olmasın...ama önce sn.milletvekillerimizin geçim ızdırabına son vermemiz gerekmiyor mu..tabiki gerekiyor...

e o zaman önce onlar gelir...

mecliste gurubu bulunan partilerin tamamı aynı anda ve hiç bir konuda görüş birliğine varmamışken ZAM konusunda tam bir mutabakat sağladılar....

hatta fransızların son yaptıkları kahpelikte gösterilecek tepki konusunda muhalif olan pkk pardon bdp bile, ülkenin değil,kendi çıkarları söz konusu olunca bu mutabakata katıldı...

ve ortaya şöle bir koalisyon çıktı...

P.A.R.A...(Partiler Arası Resmi Anlaşma)

bu anlaşma, gerçekten resmi bir anlaşma.. sadece PARA söz konusu olduğu zaman hiç vakit geçirmeden anında P.A.R.A koalisyonu kurulabiliyor..

sn .milletvekilleri emekli ve normal maaşlarına yaptıkları %100 zam konusunda çok haklılar...

bu kadar pahalılıkta nasıl geçinsin koskoca milletvekili..

TÜİK in enflasyon rakamları milleti bağlar..vekilini değil...

bu yüzden millete bir yılda %4 zam yapılırken kendileri %100 zam yaptılar...

hemde ne zaman...millet gözlerini fransa nın yaptığı kahpeliğe dikkat kesilmişken..gizlice..sinsice..sesiz sedasız ve bir gecede...

http://666kb.com/i/bzsjm64mayov47tkr.jpg

helal ossun onlara..

aynı meclis lokantasında;

50 kuruşa içtiklerini çorbanın,

3 liraya yedikleri pirzolanın,

kaynanasına yaptırdığı prostat ameliyatının

çifter çifter son model mercedes marka makam arabalarının,ş

öförlerinin,sekreterlerinin,

harcırahlarının,

2 senede, 8.000 tl maasla emekli olma imkanlarının,

sen benim kim olduğumu biliyor musun böbürlenmelerinin,

ayrıcalıklarının,

dokunulmazlıklarının,


hepsi helal ossun..

MİLLETİNE.............YILLIK %4.....ZAM.....

VEKİLİNE...............YILLIK %100..ZAM.....

MİLLETİ..................30 senede emekli olamıyor...

VEKİLİ...................2 senede emekli oluyor...

MİLLETİ.................700 lira emekli maaşını zor alıyor...

VEKİLİ...................8.000 TL emekli maaşına normal diyor...

MİLLETİ.................ayda 25 lira maaş artışı gözüne sokuluyor..

VEKİLİ...................ayda 4.000 lira maaş artışına normal deniliyor..


yiyin beyler yiyin...aksırıncaya..tıksırıncaya kadar yiyin...

hatta evlatlarımızı katleden katillerin destekçisi bazılarına, emekli maaşları ile birlikte ayda 19.000 lira para ödeyin...

bu han-ı iştaha sizin..

bırakın;

kul hakkı..yetim hakkı..tüyü bitmedik yetim..komşusu açken..halkçılık..sosyal demokratlık...milliyetçilik...terörist yandaşlığı hesaplarını...


yiyebildiğiniz kadar yiyin...

helal ossun...

böle başa böle tarak..böle halka böle milletvekilleri..

ben helal ossun diyorum ama alt komşum emekli hilmi amca ile emekli zeynep teyzenin ''HARAM ZIKKIM OLSUN'' sözlerini duyar gibi oluyorum..

size söylemediklerine eminim...


rep veremedim. Sistemi izin vermedi.
ama sana ve senin gibilere büyük büyük alkış....
Herkes senin kadar tepki gösterse duyarlı olsa keşke.

uguraltun
26-12-2011, 23:37
Hepinizin ellerine sağlık,geldim okudum,duygulandım,sağolasınız.hepinizden allah razı olsun...

uguraltun
27-12-2011, 00:50
Bismil'de hain saldırı: 1 şehit

DHA
--------------------------------------------------------------------------------

Bismil’de PKK’lı teröristlerin devriye aracına uzun namlulu silahlarla düzenlediği saldırıda ağır yaralanan ve Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’ne getirilen ağır aralı polis memuru Zafer Seyil, yapılan tüm müdahaleye rağmen şehit oldu.

Diyarbakır Valisi Mustafa Toprak, Diyarbakır 7’inci Kolordu Komutanı Korgeneral Salih Zeki Çolak, Diyarbakır Emniyet Müdürü Mustafa Sağlam, hastaneye giderek gelişmeler hakkında yetkililerden bilgi aldı.

Şehit polis 32 yaşındaki Zafer Seyil’in evli ve 2 çocuk babası olduğu, yarın yapılacak törenin ardından memleketi Malatya’ya gönderileceği belirtildi.



Allah rahmet eylesin,yakınlarına sabırlar dilerim.mekanı cennet olsun.
malesef terörün,vakti saati zamanı yok,her an her yerde karşımıza çıkmaktadır.öncelikle siyasi irade ve kararlar ile güçlü caydırıcı kanunlar şarttır........

merthannn
28-12-2011, 02:47
Kaderimizi tayin hakkı istiyoruz
Diyarbakır Bağımsız Milletvekili Leyla Zana, İngilizce yayın yapan Kürt Rudaw adlı internet sitesine konuştu ve “İşin başında özerklik istediğimiz doğrudur; ama bugün Türkiye’deki Kürtler, özerkliğin yetersiz olduğunu düşünüyor. Bana kalırsa Kürtler kendi kaderlerini kendileri tayin etmeliler” dedi.
İşte Zana’nın sözleri:

Özerklik diyorduk ama

- “Yeni anayasada Kürtler için bireysel haklar olacağından söz ediyorlar. Biz de onlara, bireyler olmadığımızı, bir millet olduğumuzu söylüyoruz. Biz bir millette olması gereken hakları istiyoruz. Kürt sorunu çözülmedikçe Türkiye’de umut olmaz. Türkiye’deki bazı Kürtler özerklik istiyor. Mesele şu: 20 milyon Kürt’ten kaç tanesi özerklik talebinde bulunuyor? Bu konu da tartışılmalı. Bana kalırsa Kürtler kendi kaderlerini kendileri tayin etmeliler. İşin başında özerklik istediğimiz doğrudur; ama bugün Türkiye’deki Kürtler, özerkliğin yetersiz olduğunu düşünüyor.

BM kararlarında mevcut

- Kürtler için referandum yapılsın dedik. Neden referandum? Kürtler bir asırdır Ortadoğu’da bağımsızlıklarını talep ediyorlar; ama İran, Türkiye, Suriye ve Irak devletleri Kürtlerle ilgili hiçbir şey istemedikleri gibi, Kürtler kendi hakimiyetleri altında kalsın diye ellerinden geleni yapıyorlar. Bazen bu ülkeler birbirlerine de karşı çıkıyor. O zaman, bunlar arasında bir anlaşma olmadığını hissediyorsun. Ama konu Kürtler oldu mu, hepsi biraraya geliyor. Suriye, Türkiye ve İran’da Kürtler hâlâ baskı altında yaşıyor ve bölünmüş durumdalar. Neyse ki Irak’taki Kürtlerin bir tür yarı-özerkliği var. Birleşmiş Milletler kararları uyarınca mevcut olan halkların kendi kaderlerini tayin hakkı, aynı zamanda Kürtler için de geçerli.

Geleceğimizi belirleyelim

- Kürtler, kendi topraklarında kendi geleceklerini belirleme hakkına sahip olmalı. Özgürlük, özerklik, federalizm ve bağımsızlık da Kürtlerin hakkı. Örneğin Türkiye, Almanya’daki gibi bir federal sistem oluşturabilir. Ankara federal konularda karar alıcı olabilir; Kürtler de kendi bölgesel konularında karar merci olur. Kürtler kendi geleceklerini referandumla tayin etmeli. Referandumun sonucu, Türkiye’deki Kürtler için özerklik de olsa, federalizm de olsa bağımsızlık da olsa biz kabul edeceğiz. Kürtler, dünyanın herhangi başka bir halkı gibi kendi kaderlerini tayin edebilmeli ve dünya da bunu kabul etmek zorunda.

Kürtlere soykırım uygulandı

- AKP hükümetinin ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın, Kürtleri oyuna getirdiği ortada. TRT 6 kanalı, AKP’nin değil bir önceki hükümetin projesiydi. Eğer Türk hükümeti Kürt sorununu diyalog yoluyla çözmek istiyorsa, o halde Kürtlere karşı uyguladıkları onca zulmün ve soykırımların arkasındaki delilleri de kamuoyuna açmalı.”

.Alın bakalım toprak nasıl alıyorsunuz . toprakmı alacaksınız yoksa toprakmı olacaksınız göreceğiz .
NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE

ikiondokuz
28-12-2011, 11:22
sevinelim mi, üzülelim mi bilemedim
TC toprakları içinde PKK ana karargahı var, herkes biliyor, 12 senedir kim neyi beklemiş, hayret.
bu tür aymazlıklara ve hesabının sorulmamasına deli oluyorum.


PKK'nın ana karargahına girdik

Güvenlik güçleri 12 yıl sonra PKK'nın ana karargahına girdi


Diyarbakır’da polis özel harekatı ile jandarma özel harekat birliklerinin birlikte düzenlediği operasyondan kaçan ve Bingöl’ün Genç ilçesinde sağ olarak yakalanan 2 terörist çıkarıldığı mahkemece tutuklandı. PKK'nın ana karargah olarak kullandığı Diyarbakır'In Dicle ilçesindeki Görese Dağı'na 12 yıl aradan sonra operasyon düzenleyen güvenlik güçleri, örgütün mali evrakları, sözde eyalet sorumlusunun üstlerine sunduğu raporlar, sözde Amed bölge sorumlusunun kullandığı kişisel bilgisayar, telsiz ve silahlar ele geçirdi.

Diyarbakır Valisi Mustafa Toprak, güvenlik güçlerinin 16 - 20 Aralık 2011 tarihleri arasında Diyarbakır’ın Dicle ilçesi Kurşunlu Köyü Görese Dağı bölgesinde PKK’lı teröristlerin barındığı tespit edilen noktalara yönelik operasyon yaptığını hatırlattı. Vali Toprak, yapılan operasyon sırasında kaçarak, Bingöl ili Genç ilçesi Selvi bölgesinde yakalanan iki örgüt mensubunun tutuklandığını söyledi. Toprak, “Görese dağından kaçan Hamza kod adlı Mehmet Salih Narin ve Berhudan kod adlı Yalçın Yanar isimli 2 terörist, adli makamların talimatları çerçevesinde, Bingöl’den Diyarbakır’a getirilmiş ve ifadelerinin alınmasını müteakip adli makamlarca tutuklanarak Diyarbakır E ve D Tipi cezaevlerine konulmuşlardır.” dedi.

PKK’NIN SÖZDE AMED EYALET SORUMLUSU ÖLMÜŞ OLABİLİR

Diyarbakır Valisi Toprak, güvenlik kuvvetlerince işbirliği ve koordinasyon içinde yürütülen Dicle ilçesi Kurşunlu Köyü Görese Dağı operasyonunda terör örgütünün ana karargah olarak kullandığı bölgeye girildiğini hatırlattı. Vali Toprak, “Ana Karargah olarak kullanılan mağaralar ve sığınaklarda ele geçen çok sayıda örgütsel doküman, evraklar, terörist künye defterleri, mali evraklar, sözde eyalet sorumlusunun üstlerine sunduğu raporlar, sözde Amed bölge sorumlusunun kullandığı kişisel bilgisayar, telsiz ve silahlar ile iki koruması olarak değerlendirilen teröristlerin alınan ifadelerinden ve elde edilen diğer istihbari bilgilerde dikkate alındığında, terör örgütünün sözde Amed eyalet sorumlusu Andok telsiz kod adlı terörist ve yardımcısının da söz konusu operasyondaki çatışmada ölmüş olabileceği değerlendirilmektedir.” şeklinde konuştu.

STAH
28-12-2011, 12:41
dinlemenizi rica ederim..2 dk sürüyor...

http://www.dailymotion.com/video/xknn5z_byr-bolucu-nasil-susturulur_news

JACK SPARROW03
28-12-2011, 12:49
sevinelim mi, üzülelim mi bilemedim
TC toprakları içinde PKK ana karargahı var, herkes biliyor, 12 senedir kim neyi beklemiş, hayret.
bu tür aymazlıklara ve hesabının sorulmamasına deli oluyorum.


PKK'nın ana karargahına girdik

Güvenlik güçleri 12 yıl sonra PKK'nın ana karargahına girdi


Diyarbakır’da polis özel harekatı ile jandarma özel harekat birliklerinin birlikte düzenlediği operasyondan kaçan ve Bingöl’ün Genç ilçesinde sağ olarak yakalanan 2 terörist çıkarıldığı mahkemece tutuklandı. PKK'nın ana karargah olarak kullandığı Diyarbakır'In Dicle ilçesindeki Görese Dağı'na 12 yıl aradan sonra operasyon düzenleyen güvenlik güçleri, örgütün mali evrakları, sözde eyalet sorumlusunun üstlerine sunduğu raporlar, sözde Amed bölge sorumlusunun kullandığı kişisel bilgisayar, telsiz ve silahlar ele geçirdi.

Diyarbakır Valisi Mustafa Toprak, güvenlik güçlerinin 16 - 20 Aralık 2011 tarihleri arasında Diyarbakır’ın Dicle ilçesi Kurşunlu Köyü Görese Dağı bölgesinde PKK’lı teröristlerin barındığı tespit edilen noktalara yönelik operasyon yaptığını hatırlattı. Vali Toprak, yapılan operasyon sırasında kaçarak, Bingöl ili Genç ilçesi Selvi bölgesinde yakalanan iki örgüt mensubunun tutuklandığını söyledi. Toprak, “Görese dağından kaçan Hamza kod adlı Mehmet Salih Narin ve Berhudan kod adlı Yalçın Yanar isimli 2 terörist, adli makamların talimatları çerçevesinde, Bingöl’den Diyarbakır’a getirilmiş ve ifadelerinin alınmasını müteakip adli makamlarca tutuklanarak Diyarbakır E ve D Tipi cezaevlerine konulmuşlardır.” dedi.

PKK’NIN SÖZDE AMED EYALET SORUMLUSU ÖLMÜŞ OLABİLİR

Diyarbakır Valisi Toprak, güvenlik kuvvetlerince işbirliği ve koordinasyon içinde yürütülen Dicle ilçesi Kurşunlu Köyü Görese Dağı operasyonunda terör örgütünün ana karargah olarak kullandığı bölgeye girildiğini hatırlattı. Vali Toprak, “Ana Karargah olarak kullanılan mağaralar ve sığınaklarda ele geçen çok sayıda örgütsel doküman, evraklar, terörist künye defterleri, mali evraklar, sözde eyalet sorumlusunun üstlerine sunduğu raporlar, sözde Amed bölge sorumlusunun kullandığı kişisel bilgisayar, telsiz ve silahlar ile iki koruması olarak değerlendirilen teröristlerin alınan ifadelerinden ve elde edilen diğer istihbari bilgilerde dikkate alındığında, terör örgütünün sözde Amed eyalet sorumlusu Andok telsiz kod adlı terörist ve yardımcısının da söz konusu operasyondaki çatışmada ölmüş olabileceği değerlendirilmektedir.” şeklinde konuştu.




12 sene önce bordo bereliler vardı bu timleri tansu çiller kurdurmuştu. tansuyu neden yediklerini anlamak zor olmasa gerek gelenlerde bordo berelileri niye lav etti bi düşünmek lazım

STAH
28-12-2011, 20:12
http://666kb.com/i/bzwnw8tovdlduv5vf.jpg

özerklik işi bitti de şimdi bağımsız devlet istiyormuş bu TBMM de oturan ve bizim vergilerimiz ile ayda 19.000 tl yi cukkalıyan pkk lı..

bu devletin sınırları referandum ile çizilmedi...

eğer HÖTÜNÜZ sıkıyorsa,kuklası olduğunuz bütün güçlerle birlikte gelirsiniz ve alırsınız...

neyi alacağınızı ise, almaya teşebbüs ettiğinizde görürsünüz...

bruglione
28-12-2011, 23:08
alıntıdır...
------------
SEVGİLİ KÜRT KARDEŞİM. BURASI TÜRKİYE CUMHURİYETİ. KANUNLARA UYDUĞUN SÜRECE BU ÜLKEDE, DOKTOR, ÖĞRETMEN, POLİS, ASKER, SAVCI, HAKİM, EMNİYET MÜDÜRÜ, JANDARMA GENEL KOMUTANI, KAYMAKAM, VALİ, MİLLETVEKİLİ, BAKAN, BAŞBAKAN VE HATTA CUMHURBAŞKANI OLDUN. GELECEKTE DE OLMAMAN İÇİN HİÇ BİR ENGEL YOK. ÇÜNKÜ BİZ TEK DEVLETTE BİRÇOK ETNİK KÖKENDEN GELEN KARDEŞLERİZ. BENDEN SAHİP OLDUĞUM HERŞEYİ İSTE. EKMEĞİMİ, SUYUMU, AŞIMI PAYLAŞIRIM SENİNLE. DİĞER ETNİK KÖKENDEN GELEN KARDEŞLERİMLE PAYLAŞTIĞIM GİBİ. ÇÜNKÜ BU ÜLKE HEPİMİZİN. AMA BİR GÜN YAHUDİ VE ERMENİLERİN GAZINA GELİP BENDEN TOPRAK İSTERSEN , MERAK ETME, BENCİLLİK ETMEM. SENİNLE ONUDA PAYLAŞIRIM..AMA... ALTI SENİN OLUR, ÜSTÜ BENİM !..

ikiondokuz
28-12-2011, 23:28
sevgili arkadaşım bizim Kürtlerle bin yıldır bir sorunumuz yok. terörle, iç karışıklıklarla, hıyanetle sorunumuz var.
ve bu belanın içinde Kürtten çok bizim çoğu zaman kahraman diye tepemize çıkardığımız Türk görünümlü
ama ne idüğü belli olmayan adam var. (adam dedimse lafın gelişi) Bir de farkında olmadan vatanseverlik uğruna bilmeden onların amaçlarına hizmet eden has vatan evlatları var. Çok dikkatli olmak lazımdır.
PKK yı Hizbullahı ve daha nicesini kuranın devletin içinde çöreklenmiş odaklar olduğunu bilmeyen var mı?
Her gün yeni bir şey öğreniyoruz, hayretten hayrete düşüyoruz.
Hedef her zaman huzurumuzu bozmaya, dirliğimizi, birliğimizi bozmaya çalışanlara yönelik olmalıdır.
Akan kanımız, ziyan olan enerjimiz, zamanımız hepimizin, bunun Kürdü Türkü yok.
saygılar selamlar.


alıntıdır...
------------
SEVGİLİ KÜRT KARDEŞİM. BURASI TÜRKİYE CUMHURİYETİ. KANUNLARA UYDUĞUN SÜRECE BU ÜLKEDE, DOKTOR, ÖĞRETMEN, POLİS, ASKER, SAVCI, HAKİM, EMNİYET MÜDÜRÜ, JANDARMA GENEL KOMUTANI, KAYMAKAM, VALİ, MİLLETVEKİLİ, BAKAN, BAŞBAKAN VE HATTA CUMHURBAŞKANI OLDUN. GELECEKTE DE OLMAMAN İÇİN HİÇ BİR ENGEL YOK. ÇÜNKÜ BİZ TEK DEVLETTE BİRÇOK ETNİK KÖKENDEN GELEN KARDEŞLERİZ. BENDEN SAHİP OLDUĞUM HERŞEYİ İSTE. EKMEĞİMİ, SUYUMU, AŞIMI PAYLAŞIRIM SENİNLE. DİĞER ETNİK KÖKENDEN GELEN KARDEŞLERİMLE PAYLAŞTIĞIM GİBİ. ÇÜNKÜ BU ÜLKE HEPİMİZİN. AMA BİR GÜN YAHUDİ VE ERMENİLERİN GAZINA GELİP BENDEN TOPRAK İSTERSEN , MERAK ETME, BENCİLLİK ETMEM. SENİNLE ONUDA PAYLAŞIRIM..AMA... ALTI SENİN OLUR, ÜSTÜ BENİM !..

ikiondokuz
29-12-2011, 13:34
dün akşam 18:40 civarında şırnak sınırında 30-35 civarı görüntü alınmış, havadan imha edilmiş.
terörist değilmiş miş de kaçakçıymış, şimdi bunun manipülasyonu tantanası çok olacak. görüntü aldın mı vurursun, kimlik kontrolü sonra gelir.
o saatte o sakat yerde hareket eden her şey teröristtir kardeşim. kimse hoplamasın zıplamasın.
en masum haliyle bile kaçakçı dediğin adam pkk ya haraç vermeden mal getiremez.
asker doğrusunu yapmıştır.


Genelkurmay Başkanlığından yapılan açıklamada, ''Olayın meydana geldiği yer, bölücü örgütün ana kamplarının olduğu, sivil yerleşim bulunmayan, Irak kuzeyindeki Sinat-Haftanin bölgesidir'' denildi.

Genelkurmay Başkanlığı, ''köylülerin öldürüldüğü'' iddiaları üzerine yaptığı açıklamada, terör örgütü elebaşılarının son dönemde verdikleri kayıplar için gruplara misilleme talimatı verdikleri ve bu doğrultuda özellikle sınır ötesinde Sinat-Haftanin'e takviye maksadıyla çok sayıda terörist gönderildiği bilgisi alındığına dikkati çekildi.

Açıklamada, ''Çeşitli kaynaklardan alınan istihbarat ve yapılan teknik analizler sonucunda, içlerinde örgüt elebaşılarının da bulunduğu terörist grupların bölgede bir araya geldikleri ve sınır hattındaki karakol ve üs bölgelerimize yönelik saldırı hazırlığı içinde oldukları anlaşılmış ve ilgili birlikler ikaz edilmiştir'' denildi.

-''Teröristler tarafından sıkça kullanılan bir yer''-

Geçmişte bölücü terör örgütü tarafından gerçekleştirilen saldırılarda, teröristlerin kullandığı ağır silah, cephane ve patlayıcıları yük hayvanları ile Irak'tan getirerek sınırdan içeri soktuklarının, teslim olan terörist ifadelerinden bilindiğine yer verilen Genelkurmay açıklamasında, şu ifadeler yer aldı:

''Bölücü terör örgütü mensuplarının, Irak Kuzeyinden gelerek hududumuza yakın karakol ve üs bölgelerimize eylem yapacağına dair istihbaratın artması üzerine, keşif ve gözetleme gayretleri sınır boylarında artırılmıştır. Bu kapsamda, 28 Aralık 2011 günü saat 18.39'da, Irak sınırları içinde hududumuza doğru bir grubun hareket halinde olduğu İnsansız Hava Aracı görüntüleri ile tespit edilmiştir. Grubun tespit edildiği bölgenin teröristler tarafından sıkça kullanılan bir yer olması ve geceleyin hududumuza doğru bir hareketin tespit edilmesi üzerine Hava Kuvvetleri uçakları ile ateş altına alınması gerektiği değerlendirilmiş ve saat 21.37-22.24 arasında hedef ateş altına alınmıştır. Olayın meydana geldiği yer, bölücü örgütün ana kamplarının olduğu, sivil yerleşim bulunmayan, Irak kuzeyindeki Sinat-Haftanin bölgesidir.''

Açıklamada, olayın meydana geldiği yerin, bölücü terör örgütünün ana kamplarının konuşlu olduğu, sivil yerleşim bulunmayan, Irak'ın kuzeyindeki Sinat-Haftanin bölgesi olduğuna dikkati çekilirken, olay hakkında idari ve adli inceleme ve işlemlerin devam ettiği vurgulandı.

Bosanas
29-12-2011, 13:44
Devletimiz yeteri kadar ciddi olabilseydi bu kacakcilik denen sey aliskanlik yapmazdi..! Hala dizilerde, kacakciliktan zengin olanlar. takdir edilerek saygi duyulanlar oluyor... Isimleri bölgenin "bey i" diye basliyor... Devlet kacakcisina da merhametsiz olabilmeli. Tabii sebeplenmenin yönünüde devlet alinterili hale dönüstürmeli...

ikiondokuz
29-12-2011, 14:06
devletin adamları da kaçakçılıktan ziftlenince böyle oluyor maalesef...
bu da herkesin bildiği sırlardan maalesef.

fighter
29-12-2011, 18:38
bdp yi zaten biliyoruz da chp li birkaç milletvekiline ne oluyor saçma sapan konuşuyorlar bunu anlamadım. Köylü sanıpta ateş etmedikleri pkk lılar askerlerimizi daha 3 ay öncesi askerlerimizi şehit etmediler mi? Gece yarısı orada gezersen kurşunu yersin dünyanın her yerinde sınırdan kaçak geçenler vurulur kimse de sesini çıkarmaz

pardon
29-12-2011, 23:06
sivil kayıplar için herkez üzülür,ama sanki evlerinde uyurken öldürülmüşler gibi bunu provakasyon aracı olarak kullanıp da milleti sokağa dökmek dangalaklığın daniskası;sen savaş bölgesinde tatlı para peşinde koşarsan,ölümüde göze almışsın demektir.yıllarca pkk aynı yoldan girip saldırı yapmadı mı,bunu en iyi bilen bölge halkı olduğu halde hangi cesaretle böyle bişeye kalkışabiliyor,peki bunlar sivil olabilir kaygısıyla operasyon yapılmasaydı(ki daha önce birçok örneği var)ve bunlar da terörist olsaydı ve bir karakolu basıp zaiyat verdirselerdi,ikinci gün iha'nın görüntüleri taraf gazetesine servis edilmeyecek miydi?taraf gazetesi ballandıra,ballandıra manşet atmayacakmıydı,göz göre göre geldiler karakol bastılar diye;şimdi neden bazı hedeflerin hangi kaygılarla vurulmadığını umarım tsk içindeki komutanları hainlikle suçlayan bazıları anlayacaktır;kimse de çıkıp geçim derdinden kaçağa gidiyorlar diye zırvalamasın,hepsinin altında lüks arabalar var,çalışmak yerine senin birkaç yılda kazanacağını bir günde almak tatlı geliyor adamlara,üstelik getirdikleri sadece mazot kadar masum değil,bunun silahı,uyuşturucusu v.s. var ve buradan gelen gelirde zaten pkk'nın yaşamsal kaynağı.yani neresinden bakarsan bak oradakileri masum köylü,askeri katliamcı diye göstermeek vicansızlıktır;bunu provokasyon aracı haline getiren bdp'liler, dönüp aynaya baktıklarında bu işin esas sorumlusunun kim olduğunu görürler.

uguraltun
29-12-2011, 23:56
arkadaşlar hepinizin ellerine sağlık.

vippol35
29-12-2011, 23:59
arkadaşlar hepinizin ellerine sağlık.

siznde abi.

pardon
30-12-2011, 08:37
her olayda kimin kazanç sağlayacağına bakmak lazım,bu olayda aklınca pkk-bdp kazanç sağlamayı amaçladığına göre: pkk son günlerde önemli zaiyatlar verdi ve sınırdan içeri girme ihtimalide iyice azaldı,sanıyorum pkk sıkıştığı yerden kurtulmak için köylüleri harcadı.devletin istihbaratı bir iyice araştırsın,bu kadar yoğun çatışma olan bölgede bu köylüler nasıl bu işe cesaret etti baksın,şahsen köylülerin oraya pkk tarafından yönlendirilip,insansız hava araçlarının görüntülerine ilaveten oradan çok sayıda pkk'lı geçeceği istihbaratı nı da bizzat develete sızdırmış olma ihtimalleri çok yüksek.böylece sivil kayıplar bahanesiyle milleti sokağa dökecekler,iha'lar görüntü bile gönderse asker vurmakta tereddüt yaaşayacak ve sınırdan geçişleri kolaylaşacak;büyük ihtimal bdp'lilere(bugünkü selahattin demirtaş'ın açıklamalarını dikkatle incelemek lazım) de olay sonrası hızla bölgeye gidip provakasyon yapma talimatı verildi;bir taşla beş kuş,pkk için orada ölen değil 35 kişi 35.000 kişi olsa önemi yok,onlar olay sonucunda ki menfaatlerine bakıyor sadece,istihbarat birimleri araştırsın,telefon konuşmalarına baksın,durum %90 ihtimal böyle;devlet burada geri adım atmadan hem olayın gerçek yüzünü açığa çıkarmalı,hemde bu bölgede kimse böyle şeye yeltenmesin, sonucu budur demeli,atılacak geri adım pkk istediği sonucu alması demek olur,işin gerçek yüzü ortaya çıktığında bdp provakasyoncularının ne diyeceklerini çok merak ediyorum...

pardon
30-12-2011, 09:20
şu haberi dikkatle okuyun lütfen:

Uludere'deki facia istihbarat hatası mı?
Taraf yazarı Mehmet Baransu, Şırnak Uludere'de yaşanan facianın arka planında yanlış istihbarat olduğunu öne sürdü.
Güncelleme:30 Aralık 2011 10:00

Türkiye-Irak sınırında mazot kaçakçılığı yapan köylülerin, PKK'lı teröristlere operasyon düzenleyen Türk savaş uçakları tarafından bombalanması ve 35 kişinin hayatını kaybetmesi dün Türkiye gündemine bomba gibi düştü.

Taraf yazarı Mehmet Baransu bugünkü köşesinde, olayın perde arkasına ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Baransu'nun açıklamalarına göre; İstihbarat MİT ajanından geldi.

İşte Baransu'nun bugünkü o yazısı:
Şırnak'ın Uludere İlçesi'nde 35 sivil vatandaş, TSK'nın düzenlediği hava saldırısıyla önceki gün hayatını kaybetti. Haber öncelikle gece yarısı sosyal medyada, twitter'da, bölgedeki vatandaşlar tarafından kamuoyuna duyuruldu. İddia, sivillerin öldürüldüğü yönündeydi. Bu bilgi üzerinde de ölenlerin sivil mi PKK'lı mı oldukları merak edilmeye başlandı. Yetkililerden bir açıklama beklendi.

İlk açıklama Şırnak Valisi'nden geldi. İddialar araştırılacaktı. İkinci açıklama Genelkurmay'dan yapıldı ve olay yalanlanmaya çalışıldı. Akşam saatlerinde ise AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik kameralar karşısına geçip, öldürülenlerin PKK'lı değil, sivil olduklarını açıkladı. Fazla detaya girmeden, olayın soruşturulduğunu belirtti.

İSTİHBARAT PKK İÇERİSİNDEKİ BİR MİT AJANINDAN
Dün gün boyu bu operasyon istihbaratının nasıl geldiğini öğrenmeye çalıştım. Hem bölgedeki yetkililerden hem Ankara'dan hem de Genelkurmay'dan aldığım bilgi, istihbaratın MİT tarafından gönderildiği. MİT'in yanlış istihbaratı üzerine 35 sivil hayatını kaybetmiş. Kendilerini ölüme götüren olayın perde arkası ise şu şekilde gelişmiş. Bilgi öncelikle PKK içerisindeki bir MİT ajanından gelmiş. Bombalanan bölgeden PKK'lıların geçeceği bu ajan sayesinde MİT'e iletilmiş. Hatta grup içerisinde Fehman Hüseyin'in olacağı yönünde de bir bilginin Ankara'ya iletildiği iddiası var. İddia diyorum çünkü bu bilgiyi yalnızca bir isimden öğrendim. MİT kendisine iletilen bu istihbaratı Genelkurmay Başkanlığı'yla paylaşıyor. Ardından da bölgeye heron gönderiliyor. Heron, bölgedeki sivil vatandaşların görüntüsü alıp, Ankara'ya iletiyor. Ankara'da görüntüleri gören yetkililerden biri durumdan şüpheleniyor. Grubun sivil olma ihtimali üzerinde duruyor. Şüphe üzerine konu yetkililerle paylaşıyor. MİT'le iki kez temasa geçiliyor. MİT yetkililerine şüphe aktarılıyor. MİT, "grup kesin PKK'lı" deyip, kendilerine gelen istihbaratın sağlam olduğunu Karargâh'a bildiriyor. "Kesin" ifadesi üzerine de Hava Kuvvetleri Komutanlığı'nın emriyle uçaklar bölgeyi bombalıyor.

3 SAATLİK ZAMAN FARKI
Genelkurmay Başkanlığı dün yaptığı açıklamada İHA'nın görüntüleri 18:39'da aldığını belirtti. Hava operasyonun da 21:37-22:24 saatleri arasında yapıldığını açıkladı. Görüntü alınmasıyla, operasyon yapılması arasındaki bu üç saatlik zaman farkının nedeni, görüntülerden şüphelenen yetkilinin bilgisi üzerine MİT'le iki kez temasa geçilmesi. Bilginin teyit edilmesi için beklenmesi.

HİÇBİR BİRİME HABER VERİLMEDİ
Olayın en skandal tarafı ise konuyla ilgili bölgede bulunan komutanlardan hiçbir bilgi alınmaması. Bölgedeki tümen ve karakol komutanı dahil hiçbir birime haber verilmemesi. Dün bölgede görev yapan bir askeri yetkiliyle görüştüm. Operasyondan kendileri haberdar edilmemiş. Olaydan haberdar olduklarında ise çok geç olmuş. Askeri yetkili dün konuyla ilgili şunları da söyledi: "Ankara operasyondan önce bize sorsaydı, grupta bulunan kişilerin kimliklerine varıncaya kadar bilgiyİ verirdik. Grubun PKK'lı olmadığını, kaçakçılık yapan korucular olduğunu karakol komutanı dahil üstleri de biliyordu."

bu adam birgün içerisinde bu kadar bilgiyi nereden alıyor,kim servis ediyor bu haberleri!!!aptalmı sanıyorlar insanları

pardon
30-12-2011, 09:23
aşama aşama provaskasyon nasıl yapılır buyrun görün,yazık ki tatlı para kazanacağı vaadiyle pkk tarafından ölüme gönderilen köylülere:

"Yönleri değiştirildi uçaklar bombaladı"
Şırnak’ta yaşanan olaya BDP’den sert tepki geldi. Uludere’ye giden BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, “Çok açık bir sivil katliam yapıldığını” belirtti.
Güncelleme:30 Aralık 2011 05:38

Şırnak’ta yaşanan olaya BDP’den sert tepki geldi. Uludere’ye giden BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, “Çok açık bir sivil katliam yapıldığını” belirterek, kendisine gelen bilgileri şöyle anlattı:
“Bir grup kaçakçı sınırı geçip kendi köylerine doğru hareket halindeyken karakol askerleri tarafından durduruluyor ve yönleri değiştiriliyor; arkasından da savaş uçakları tarafından bombalandığı şeklinde bilgiler var. Ölenlerin tamamı köylü ve sivil. Ortada bir yanlışlık falan düşünmüyoruz. Katliamdan kurtulanlar bu şekilde bilgiler veriyorlar. Burası geçiş yolu. Askerler bunları tanıyor, karakol komutanı tanıyor onları.

‘Sorumlusu hükümet’
Şu anda kendi vatandaşlarını katleden yönetim durumundadır AKP hükümeti. Bu katliamın sorumlusu hükümettir. Olayı şu saate kadar nasıl örtbas edeceklerini tartışıyorlar sadece. AKP bunun hesabını verene kadar mücadelemizi sürdüreceğiz. Bu olayı Muğlalı olayı gibi örtbas etmeye de çalışabilirler. Bu merkezi bir planlamadır. Muğlalı olayı gibi bir komutana yıkılacak bir olay değil. Ankara’ya kadar silsile içinde herkes sorumludur, MGK sorumludur. Üç günlük yas ilan ettik.

Suriye sözlerini hatırlattı
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’a yönelik olarak, ‘Kendi halkını katleden yönetimin meşruiyeti olmaz’ demişti. Şimdi aynı şeyi ben kendisine söylüyorum. Kendi halkını katledenin meşruiyeti olmaz.

33 kurşun benzetmesi
Bu çok açık bir sivil katliamıdır. Uludere katliamı Orgeneral Mustafa Muğlalı’nın 1943’te Van’ın Özalp ilçesinde 33 köylüyü kurşuna dizdirdiği katliamın bir benzeridir. Ne yazık ki tarih, o katliamcı zihniyet 68 yıl aradan sonra bir kez daha tekerrür etmiştir. Halkımızla birlikte meydanlarda demokratik tepkilerimizi yükselteceğiz ve bu katliamın, bu katliamı gerçekleştirenlerin, bu katliamın sorumlularının peşini bırakmayacağız.

‘Uluslarası inceleme yapılsın’
‘Gece gündüz operasyonlar devam edecek, intikam alacağız’ diyenler 40 sivilin ölümünden sorumludur. (MGK’nın son toplantısını anımsatarak) ‘Canlı gördüğün her yeri bombala’ emri verilmiştir. Genelkurmay Başkanı da Başbakan da bu katliamdan sorumludur. Bağımsız bir mahkeme oluşturulabilir. Uluslararası kurumlar inceleme yapmalıdır.”

‘İsyan edin demek’
Sırrı Süreyya Önder: İsyan edin demektir bu. Suriye’de polisin kötü muamelesini bir başka ülkeye müdahale gerekçesi sayan zihniyet savaş uçakları ile kendi evlatlarını öldürmekte, katliama uğratmakta, imha etmektedir.

‘Bu büyük bir acı!’
- CHP İstanbul Milletvekili Süleyman Çelebi: Şırnak’ta yaşamını yitiren 36 canımızın hesabı verilmeli bu vahşetin üstü örtülmemelidir.
- CHP Genel Başkan Yardımcısı Gökhan Günaydın: Bir ülkenin kendi sınırlarını koruması, iç güvenliğini garanti altına alması çabası anlayışla karşılanmalı. Ancak istihbari faaliyetlerle bu istihbari faaliyetler sonrasında yapılacak operasyonlar da dikkatli yapılımalı.
- CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu: Bu felaket bütün yönleriyle aydınlatılmalı. Siyasi sorumluk başta Başbakan olmak üzere İçişleri Bakanı ile Milli Savunma Bakanlığı’ndadır. Sözle açıklanamaz büyük bir acı yaşandı.
- Tunceli Milletvekili Hüseyin Aygün: 1943’te 3. Ordu Komutanı Orgeneral Mustafa Muğlalı’nın emriyle, mazot kaçakçılığı yaptığı savıyla 33 köylü yargısız infaz edilmişti. Bu 40 köylünün ölümü AKP’nin 33 kurşunudur.
- Adıyaman Milletvekili Salih Fırat: Kaçakçılık yapıldığı yıllardır biliniyor. İstihbarat net olarak değerlendirilip sonuca gidilmemiş. Canlı ne varsa öldürmek amaçlı bir saldırı. Karşılıklı çatışma yok. Önyargıyla yaklaşılmış, oradaki insanlar imha amacıyla ateş açılmış.
- Denizli Milletvekili İlhan Cihaner: Başbakan, Milli Savunma Bakanı, İçişleri Bakanı ve Genelkurmay Başkanı görevden ayrılmalıdır. Ölenlerin önemli bir kısmı 13-15 yaş arası çocuklar. Tam olarak sivil-terörist ayırımı yapılmadan ateş edilemez. Yaklaşık 2 hafta önce de Mardin’de 2 köylü terörist sanılıp öldürülmüştü. Bu durumu askerin yaşadığı psikolojiye, yeni terörle mücadele konsepti adı altında yapılan yanlışlara bağlayabiliriz.
- Grup Başkanvekili Emine Ülker Tarhan: Resmi açıklamanın detaylarını bilmiyorum, ancak tabii ki sivillerin böyle bir terörle mücadele ortamında zarar görmesi son derece rahatsız edici.

pardon
30-12-2011, 09:34
Dün gün boyu bu operasyon istihbaratının nasıl geldiğini öğrenmeye çalıştım. Hem bölgedeki yetkililerden hem Ankara'dan hem de Genelkurmay'dan aldığım bilgi, istihbaratın MİT tarafından gönderildiği. MİT'in yanlış istihbaratı üzerine 35 sivil hayatını kaybetmiş. Kendilerini ölüme götüren olayın perde arkası ise şu şekilde gelişmiş. Bilgi öncelikle PKK içerisindeki bir MİT ajanından gelmiş. Bombalanan bölgeden PKK'lıların geçeceği bu ajan sayesinde MİT'e iletilmiş. Hatta grup içerisinde Fehman Hüseyin'in olacağı yönünde de bir bilginin Ankara'ya iletildiği iddiası var. İddia diyorum çünkü bu bilgiyi yalnızca bir isimden öğrendim. MİT kendisine iletilen bu istihbaratı Genelkurmay Başkanlığı'yla paylaşıyor. Ardından da bölgeye heron gönderiliyor. Heron, bölgedeki sivil vatandaşların görüntüsü alıp, Ankara'ya iletiyor. Ankara'da görüntüleri gören yetkililerden biri durumdan şüpheleniyor. Grubun sivil olma ihtimali üzerinde duruyor. Şüphe üzerine konu yetkililerle paylaşıyor. MİT'le iki kez temasa geçiliyor. MİT yetkililerine şüphe aktarılıyor. MİT, "grup kesin PKK'lı" deyip, kendilerine gelen istihbaratın sağlam olduğunu Karargâh'a bildiriyor. "Kesin" ifadesi üzerine de Hava Kuvvetleri Komutanlığı'nın emriyle uçaklar bölgeyi bombalıyor.

bu istihbaratın pkk içerisinden geldiği açık,içerideki mit ajanı da bunun doğruluğuna inandırılmış,demek ki zaten mit ajanı orada deşifre olmuş ve özellikle de onun duyması sağlanmış,şu çok açık ve net pkk köylüleri orada kurban etti,o köye kimler geldi kimler gitti,kendilerine neler vadedildi,devlet süratle işin iç yüzünü açığa çıkarmalı,bdp-pkk provakasyonu ters yüz edilmelidir;herşey o kadar açık ve net ortada...

Melih_2005
30-12-2011, 09:35
hatırlarsınız , bir karakol baskını yaşanmıştı bir çok şehit vermiştik , sonra medya karakol komutanını suçladı görüntü aldığın halde niye müdahale etmedin diye , karakol komutanı da kaçakçı olduklarını düşündük ve ateş açmadık demişti , tüm Türkiye adamı tefe koymuştu demediğimizi bırakmamıştık ...

e peki şimdi yaşanan ne , buz gibi görüntü alınmış gitmiş uçaklarda vurmuş , sorun ne kardeşim , ya onlar terörist olsaydı - ki olmadıkları da kesin değil sadece medyanın paylaştığı şekilde düşünüyoruz - gidip kardeşlerimizi şehit etseydi ne olacaktı , ne olacağı belli , başta taraf gazetesi aynı filmi bi daha sunacaktı ilk pragraftaki gibi ...

sonuç olarak o bölgede kimi görürsen vuracaksın bu kadar basit , ben neerden bileyim mazot getirirken patlayıcı da getirmediklerini ya da PKK ya lojistik sağlamadıklarını ve bu adamlar o bölgede kaçakçılık yapmak için PKK ya haraç veriyorlar bu bile yeterlidir benim için....

Rahmetli dedemin bi sözü vardır hiç unutmam "bizden gideceğine onlardan gitsin" stop....

pardon
30-12-2011, 09:57
demirtaş diyor ki:“Bir grup kaçakçı sınırı geçip kendi köylerine doğru hareket halindeyken karakol askerleri tarafından durduruluyor ve yönleri değiştiriliyor; arkasından da savaş uçakları tarafından bombalandığı şeklinde bilgiler var. Ölenlerin tamamı köylü ve sivil. Ortada bir yanlışlık falan düşünmüyoruz. Katliamdan kurtulanlar bu şekilde bilgiler veriyorlar. Burası geçiş yolu. Askerler bunları tanıyor, karakol komutanı tanıyor onları.kardeşim işinize gelen konularda cin gibi çalışıyor kafanız,işinize gelmeyince mongol kesiliyorsunuz;devlet burada geçen sivilleri öldürmeyi planlasa böyle akılsızca bişey yapar mı?neden bu sorunun cevabını üç yaşında çocuk bile bilirken sen istediğin gibi yorumluyorsun,pkk sivilleri öldürdüğünde bu bdp'liler çıkıp bu iş araştırılsın biz pkk'nın böyle bişey yaptığından şüpheliyiz deyip sonra pkk evet biz yaptık deyince sus pus olmuyorlar mıydı?şimdide en azından beş yaşında çocuğun bile inanmayacağı hikayeler uydurana kadar çıkıp olayın her yönüyle araştırılmasını istiyoruz bazı soru işaretleri var demeniz gerekmez mi,hemen hüküm verip milleti döktünüz sokağa,yarın işin iç yüzü açığa çıkınca utanmayacak mısınız hiç?

Dermar04
30-12-2011, 10:08
hatırlarsınız , bir karakol baskını yaşanmıştı bir çok şehit vermiştik , sonra medya karakol komutanını suçladı görüntü aldığın halde niye müdahale etmedin diye , karakol komutanı da kaçakçı olduklarını düşündük ve ateş açmadık demişti , tüm Türkiye adamı tefe koymuştu demediğimizi bırakmamıştık ...

e peki şimdi yaşanan ne , buz gibi görüntü alınmış gitmiş uçaklarda vurmuş , sorun ne kardeşim , ya onlar terörist olsaydı - ki olmadıkları da kesin değil sadece medyanın paylaştığı şekilde düşünüyoruz - gidip kardeşlerimizi şehit etseydi ne olacaktı , ne olacağı belli , başta taraf gazetesi aynı filmi bi daha sunacaktı ilk pragraftaki gibi ...

sonuç olarak o bölgede kimi görürsen vuracaksın bu kadar basit , ben neerden bileyim mazot getirirken patlayıcı da getirmediklerini ya da PKK ya lojistik sağlamadıklarını ve bu adamlar o bölgede kaçakçılık yapmak için PKK ya haraç veriyorlar bu bile yeterlidir benim için....

Rahmetli dedemin bi sözü vardır hiç unutmam "bizden gideceğine onlardan gitsin" stop....
'Bizden sizden dedikten sonra olay bitmiştir' STOP!!!

Melih_2005
30-12-2011, 10:40
'Bizden sizden dedikten sonra olay bitmiştir' STOP!!!


biz = Türkiye
onlar = PKK

demek istenmiştir stop.

Melih_2005
30-12-2011, 11:35
Fatih Altaylı da benimle aynı minvalde bir yazı yazmış

http://www.haberturk.com/yazarlar/fatih-altayli/701404-iyi-de-asker-ne-halt-etsin

bambilic
30-12-2011, 11:45
Kaybettiklerimizi fazlasıyla yerine koyduğumuz, portföydeki tüm hisselerin mütemadiyen en çok kazandıranlar listesinde olduğu, tüm sıkıntı ve dertlerimizden kurtulduğumuz, stresten uzak, sevdiklerimizle beraber huzurlu, sağlıklı ve mutlu bir şekilde geçireceğimiz bol yeşilli bir yıl olması temennisi ile tüm hisse net üyelerinin yeni yılını kutlar; ülkemize huzur, barış, refah dolu günler getirmesini dilerim !!!

nafiz50
30-12-2011, 14:07
Arkadaşlar terörle mücadele gerçekten çok zor iş.....
Gereken önlem alınır sınır ihlali yapanlara müdahale edilir durum böyle olur.....
Müdahale edilmez, adamlar pkklı çıkar, gelir karakollarımızı basar, şehit veririz...
Gecenin köründe bunların ayırımını nasıl yapacaksın...bir...
Ayrıca yıllardır kullanılmayan bu bölgeden şimdiye kadar hep pkklılar gelmiş... iki
Ölenler bunu tahmin etmeliydiler diye düşünüyorum, zira hangimiz ne maksatla olursa olsun gecenin köründe sınır ihlaline cesaret edebilir...üç
Hangi devlet böyle sınır ihlallerine müsaade ediyorki biz edelim...
Daha çok şeyler yazılabilir, ancak orada görev yapan insanları zor durumda bırakmak içinde pkk tarafından kullanılmış olabilirler...

nafiz50
30-12-2011, 14:13
Aklıma gelmişken yazayım dedim...
Güya masum insanları savunduğu iddia eden aydın kesim ve dtpliler....
Bingölde katliam planlayan bombacının üzerine atlayıp çocuklarını kurtaran anneye...,
Siirtte polis zannettik diye katladilen kızlara vs.vs. neden aynı hassasiyeti GÖSTERMİYORSUNUZ...

doga11
30-12-2011, 19:12
1- o vakitte sınırda ne işin var
2- Siz de biliyorsunuz pkk nın geçiş yeri ne işin var orda
3- O kaçak sigaraları kimden aldın?
4- Sınırdan öyle elini kolunu sallaya sallaya nasıl geçersin.

artı geliyorlor ülkemize doğru demekki çıkmışlardı. Çıkarken neredeydi bu askerler. uçaklar.

Kusura bakmayın tabutların üstünde kur'anı kerim veya Türk bayrağı yerine ne vardı?

Şimdi masum mu bunlar.

spectrum
30-12-2011, 22:40
hatırlarsınız , bir karakol baskını yaşanmıştı bir çok şehit vermiştik , sonra medya karakol komutanını suçladı görüntü aldığın halde niye müdahale etmedin diye , karakol komutanı da kaçakçı olduklarını düşündük ve ateş açmadık demişti , tüm Türkiye adamı tefe koymuştu demediğimizi bırakmamıştık ...

e peki şimdi yaşanan ne , buz gibi görüntü alınmış gitmiş uçaklarda vurmuş , sorun ne kardeşim , ya onlar terörist olsaydı - ki olmadıkları da kesin değil sadece medyanın paylaştığı şekilde düşünüyoruz - gidip kardeşlerimizi şehit etseydi ne olacaktı , ne olacağı belli , başta taraf gazetesi aynı filmi bi daha sunacaktı ilk pragraftaki gibi ...

sonuç olarak o bölgede kimi görürsen vuracaksın bu kadar basit , ben neerden bileyim mazot getirirken patlayıcı da getirmediklerini ya da PKK ya lojistik sağlamadıklarını ve bu adamlar o bölgede kaçakçılık yapmak için PKK ya haraç veriyorlar bu bile yeterlidir benim için....

Rahmetli dedemin bi sözü vardır hiç unutmam "bizden gideceğine onlardan gitsin" stop....

islamda kan akıtmak..kana seyirci kalmak..onu desteklemek..hepside günaha ortak olmaktır..
forumları okuyorum..haber altı görüşlere bakıyorum..ne kadarda kan sever bir toplum olmuşuz..
bencede bu zihniyet iflas etmiştir STOOOOOOOOOOOOOOOOPPP!!!!!!!!!!!!!!!

vippol35
30-12-2011, 22:54
Adı üzerinde sınır,sınırda kapılar var ordan geçeçeksin.kanun,kural neyse uyacaksın.Yaşadığın ülkenin kıymetini billeceksin bayrağın ve toprağın için savaşacak yeri geldiği an canını vereceksin.Tüm şehit ailelerinin,Gazilerimiz ve ailelerinin ve burdaki canı gönülden yazı yazan tüm arkadaşların yeni yılını kutluyorum.Mutlu yıllar.

ikiondokuz
30-12-2011, 23:13
sn spectrum
meşru müdafa ile kanseverlik aynı değildir.
ben de içimden "iyi olmuş" demiyorum. keşke böyle olmasaydı, yazık olmuş diyorum.
ama orada süreç bu şekilde işler ve bunu herkes bilir. kaçakçı da, terörist te, diğer şahıslar da.
karanlığın içinden bir grup yaklaşıyorsa, hem de o bölgede durdurup kimlik kontrolü yapamazsın.
önce "vur", sonra "dur" ve en son "kimsin" prensibi çalışır. yoksa şehit ve gazi sayımız çok çok yüksek olur.
ülkenin sınırları bellidir, hudut kapıları da bellidir. nasıl giriş çıkış yapılacağı da bellidir.
masum köylüler olarak dillendirilenler o kadar da masum değil. sonuçta evlerinden toplanıp katledilmediler. tabutların üzerindeki PKK paçavralarını da görmezden gelemeyiz.
masum olan orada görev yapan güvenlik güçlerimizdir, askerimizdir.


islamda kan akıtmak..kana seyirci kalmak..onu desteklemek..hepside günaha ortak olmaktır..
forumları okuyorum..haber altı görüşlere bakıyorum..ne kadarda kan sever bir toplum olmuşuz..
bencede bu zihniyet iflas etmiştir STOOOOOOOOOOOOOOOOPPP!!!!!!!!!!!!!!!

uguraltun
30-12-2011, 23:15
Demirtaş'tan sert sözler
Uludere'de ölen 35 kişinin cenazesinde konuşan Selahattin Demirtaş, ''Bugün ülke bölünmüştür. Artik emin oldum'' dedi.
Uludere'de yaşamını yitiren 35 kişinin cenazelerinin Gülyazı Köyü'nde toprağa verilmesinin ardından konuşan BDP eş başkanı Selahattin Demirtaş, sert sözler sarfetti. Demirtaş, "Bugün ülke bölünmüştür. Artık emin oldum. 50 bin defa da öldürseniz bu toprakların adı Kürdistan'dır. Bunu basın yazamaz" diye konuştu. Demirtaş, "Tarih bu dağlarda bir Kürt katliamını daha yazdı" diyerek olayı protesto etti.

arkadaşlar bu açıklamalar ülkemizi için talihsiz açıklamalardır.TÜRKİYE CUMHURİYETİNİ aklı selim insanlar oldukca bölemeyeceklerdir........

uguraltun
30-12-2011, 23:21
yeni yılın ülkemize,YÜCE TÜRK DEVLETİNE,ülkemize sağlık mutluluk bereket ve huzur getirmesini temenni ederim..
ihtiyacımız olan birlik ve beraberliğimize sahip çıkalım,olaylar tırmandırıldıkca daha çok kan ve gözyaşı olacaktır.devamında toplumsal olaylara zemin hazırlanmaktadır.hep korkum bundandır o zaman geri dönülmez yollara gideriz....Allah ülkemizin birlik ve beraberliğini bozmasın,ülkemizin huzurunu kıymetini herkes bilmeli.saygılarımla,her şey gönlünüzce olsun.

ikiondokuz
30-12-2011, 23:29
bu kış bu iş bitecek gibi bir his ve temenni içindeyim.
ben bu güne kadar böyle bir kararlılık ve sistemli çalışma görmedim.
huzur hepimize lazım. yeter artık patinaj yaptığımız.
dünyadan yeterince geri kaldık. bu böyle gidemez ve gitmeyecek te.
bütün bu telaş ve mızırdanmalar belki de bundandır.
uyuyan aslan uyanıyor... çakallar panikte...
uçak fabrikamızın, silah fabrikamızın, devrim arabalarının, demiryollarımızın kaderine şöyle bir bakmak yeter.
pkk falan hikaye. kim ne kazanmış, kim ne kaybetmiş, basitçe bakılsa o bile fikir verir.

uguraltun
31-12-2011, 11:55
Oğlumun tabutu o bayrağa sarılınca ciğerim yandı’
Çocuklarını kaybeden gaziler Vatan'a konuştu!

Kenan BUTAKIN / ULUDERE
--------------------------------------------------------------------------------

Operasyonda hayatına kaybedenlerden gazi çocukları da var. 17 yaşındaki oğlunu kaybeden Gazi Abdülaziz Encu, “Hükümet meydanı boş bıraktı. Çocuğumun tabutunun üstüne bayrak astılar. Bu görüntüyü görünce ciğerim yandı. Bizi sahipsiz bıraktılar” diye isyan ettİ

Gönüllü koruculuk yaparken bacağını kaybeden Gazi Abdülaziz Encu, operasyonda 17 yaşındaki oğlu Salih’i kaybetti. Salih açık liseye gidiyordu ve hayali ise üniversiteyi kazanmaktı. Baba Encu hem çocuğunun bombalanarak öldürülmesinde yaşanan ihmale hem de törende yanlız bırakılmasına isyan ediyor: “Ben bu dağlarda vatanım için bacağımı kaybettim. 99 yılında Düğün Dağı’nda PKK’nın döşediği mayına bastık. Amcam olay yerinde öldü. Benim bacağım koptu, bir Mehmed de yaralandı. Dağda bir serum vardı, bacağım koptuğu için bana taktılar. Çıkarttım serumu ‘O gençtir, ona takın, ben yaşlıyım’ dedim. Biz bu fedakarlıkları çocuklarımıza bir şey olmasın diye yaptık. Şimdi çocuğum, 17 yaşındaki Salihim’in tabutu geldi. 17 yaşındaydı, Çukurova Üniversitesi’nde okuyan abisi gibi üniversiteye gitmek istiyordu. Açık liseye gidiyordu, daha yeni nişanlanmıştı. Ama kaybettik. Hem de devletin uçaklarının bombasıyla. Böyle şey olur mu? Kontrol etmeden bomba atılır mı? Sorumlular bulunmalı. Ben bu devlete bu kadar hizmet ettim. Olmayan bacağımla gönüllü koruculuk yapıyorum. Bunlar yetmezmiş gibi hem çocuğumu kaybediyorum hem de yalnız bırakılıyorum. Çocuğumun tabutunun üstüne bayrak astılar. Hükümet meydanı boş bıraktı. BDP’lilerin propaganda alanı oldu. Bu görüntüyü görünce ciğerim yandı. Bizi sahipsiz bıraktılar...”

İkinci gidişiydi dönüşü tabutla oldu

Bir diğer gazi ise 30 yaşındaki Mehmet Encu. Mehmet Encu 1998’de Kuzey Irak’a düzenlenen sınır operasyonu sırasında patlayan bomba ile iki gözünü kaybetmiş. Art arda yapılan ameliyatlardan sonra bir gözü kurtarılmış. O da iyi görmüyor. Son olayda 13 yaşındaki oğlu Erkan, 29 yaşındaki kardeşi Hüsnü ve 19 yaşındaki diğer kardeşi Savaş’ı kaybetmiş. Encu önce oğlunun neden kaçakçılık yaptığını şöyle anlattı: “Gaziyim ben, aylık bin TL alıyorum. Ama 5 çocuğum var. Kemal en küçükten bir önceki. İlköğretim 7. sınıfa gidiyor. Tabii ona harçlık veremiyorum. Bana geçenlerde geldi ve “Baba cebimde 5 kuruş yok. Harçlık için mazota gideceğim” dedi. Hayır desem cebine koyacak para yok. Kabul ettim. İkinci gidişiydi. Dönüşü tabutta oldu.” Bayrak olayına ise çok kızgın Encu: “Zaten gözüm az görüyor. Üstünde PKK bayrağı mı var dedim içimden. İnanamadım. Bunu kabullenemem. Bunlar bizim milletvekilleri gelmedi diye oldu. Onlar boş bırakınca böyle oldu.”

uguraltun
31-12-2011, 12:06
kardeşim bu kaçakcı manzaralarını çok görmüşüm........
katırların sırtlarında,çok keleş,mermi,kanas ve mühimmatla,çuvallar dolusu mühimmat görmüşüm,içlerinde belkide çok önemli bir adamın varlığıda söz konusu olabilir.bilemeyiz,şimdiye kadar belki milyonlarca kez kaçakcılk olayı olmuştur,haklı gerekceleri vardır,
bu konular giderek ülkemizin altını oymaya yarıyor,masum kaçakcılıkla bile pkk ya giden paraların hesabı belli değil.....saygılarımla.