PDA

View Full Version : Zengİn Kaynaklarin Fakİr BekÇİlerİmİyİz



hakan0719
20-12-2007, 21:57
Türkiye'nin geleceği: Bor...
Ebru Atar Özmen

ABD’nin uzaydan yaptığı tespitlere dayalı verilere göre, dünya bor rezervlerinin yüzde 94,7’sinin Türkiye’de bulunduğu belirtildi.
Bor elmas tozu gibi nanokristal malzemelerin geliştirilmesi, üretilmesi ve bunların yüksek teknoloji ürünlerinde kullanılması alanında faaliyet gösteren, Türkiye’de kurulu NNT Nanoteknoloji AŞ’nin Yönetim Kurulu Başkanı Cafer Akın, AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, Türkiye’de nanoteknolojik altyapıya sahip ilk şirket olarak, 17 yılda alternatifsiz 22 nanoteknolojik bor projesi geliştirdiklerini söyledi.

2,5 MİLYAR TON BOR REZERVİMİZ VAR
Akın, en az 800-1000 seneye yakın süreyle dünyaya yetecek kadar, Türkiye’de, yaklaşık 2,5 milyar ton bor rezervi bulunduğunu söyledi.
Borun geleceğin enerjisi olduğunu ifade eden Akın, "Çünkü petrolün 25-30 sene ömrü kaldı. Amerika’nın uzaydan yaptığı tespitlerde, alınan
verilere göre bugün borun yüzde 94,7’si Türkiye’de bulunuyor. Ülkemiz 1000 yıl süreyle geleceğin enerjisinin sahibidir" diye konuştu, Dünyanın alternatif enerji arayışına başladığını anlatan Akın, şunları kaydetti: "Global ısınmayla birlikte sanayi ve enerji üretim yerlerinin tamamı sera gazı yayıyor. Doğadaki hidrojen ise sıfır zararlı bir elementtir. Bu nedenle hidrojen gibi doğayı kirletmeyen elementlerle bir takım çalışmalar hızlandı. Hidrojen depolanamadığı için çok pahalıya mal olan bir enerji kaynağı. Bu nedenle burada bor devreye giriyor. Borun elementler ve moleküler yapısıyla hidrojen bileşenleri enerji üretiminde kullanıyor. Dünya bilim çevrelerinin de gizlilik içinde nükleer enerjiyle ilgili büyük çalışmaları var. 200 gram borla günde 50 megabayt elektrik enerjisi üretme imkanı olacak. Bugün bir nükleer santral kuruyoruz. 2,5 milyar dolar harcıyoruz ve yıllık 1200 megabayt elektrik üretiliyor. İnsanlar, 20 günde 200 gram bor füzyonuyla kurulacak nükleer enerji üretimi sistemlerinde 0,001 cent maliyetli bir elektrik enerjisi üretme imkanına kavuşulacak. Bununla ilgili çok hızlı çalışmalar ve alınan mesafeler var. Umarım ülkemizde de bu çalışmalar yürütülüyordur. 2020 yılına doğru bu tür enerjiler artık kullanılmaya başlanacak. O zaman ülkemiz dünyanın yıldız ülkesi olacak."

ÇİN VE AB ÜLKELERİNE İHRACAT
17 senedir detanasyon denilen nano-bor kristaline (elmas kristali) 100
bin kat katma değer kazandırarak 22 değişik proje geliştirdiklerini ifade eden Akın, Türkiye’deki Eti Bor AŞ’den tonunu 400 dolara aldıkları boru işleyip elmas kristali haline getirdikten sonra tonunu 18 milyon dolara ihraç ettiklerini söyledi. 2008 yılının kendileri için çok önemli olduğunu ifade eden Akın, "2008 yılı sonuna kadar 100 milyon Avroluk nano-bor elması ihraç etmeyi hedefliyoruz" dedi. Türkiye’den Almanya’nın başkenti Berlin’deki şirketleri aracılığıyla AB ülkelerine nano-bor elması ihraç edeceklerini ifade eden Akın, şu an bütün yazışmaların bittiğini, Almanya ve AB ülkeleriyle 54 milyon Avroluk anlaşma yaptıklarını bildirdi. Rusya ile de 500 bin adet nano-bor elması için gerekli yazışmaların yapıldığını ve 11-12 milyon YTL’ye ihracın gerçekleşeceğini belirten Akın, "Çin ile asker ve sivil topluma satılmak üzere 600 bin adet nano-bor elmasını 13 milyon Avro’ya ihraç etmek için anlaşma yaptık. Yıl sonuna kadar bu ihracatların gerçekleşeceğini umuyoruz" diye konuştu. Bor yataklarının kullanım alanının kısıtlı olduğunu belirten Akın, şunları kaydetti: "Biz milyarlarca dolarlık üretim ve entegre tesisi olan bir kuruluş değiliz. Mütevazi olarak bugün 10-15 milyon dolar çerçevesinde genel tesisleriyle işimizi yürütüyoruz. Şu anda mevcut iki projemizin ham maddesini karşılayacak kadar üretim yapıyoruz. 22 projenin ham maddesini karşılayacak bor elmasını ürettiğimiz zaman halkımızı sevindirecek rakamlara ulaşmamız mümkün olacak. Ham madde üretim entegrasyonumuzu büyütme çalışmalarımızı önümüzdeki günlerde hızlandıracağız." MİLLİYET

balaban
20-12-2007, 23:06
Bor da özelleştirilmişti, daha sonra Ecevit özelleştirmeleri iptal edip tekrar Devletleştirmişti. Yakında yine özelleştiririz...

AUDİ+
20-12-2007, 23:16
bor,toryum ve petrol bunları gelen hükümetler degerlendirmek isterler fakat bagımlı oldugumuz ülkelerden çekindiklerinden olsa gerek kullanmıyorlar...............

SaVaRoNa
21-12-2007, 00:09
bor,toryum ve petrol bunları gelen hükümetler degerlendirmek isterler fakat bagımlı oldugumuz ülkelerden çekindiklerinden olsa gerek kullanmıyorlar...............

Niye çekinsinlerki ,önceden verilmiş sözler, yapılmış anlaşmalarmı var yoksa bilmediğimiz...

Adnan menderesin idamıyla ve ihtilal için neden olarak benzer söylentiler hep söylenmiştir ama resmi hiç bir açıklama duymadım ben duyan varmı arkadaşlar...

SaVaRoNa
21-12-2007, 00:55
ARKADAŞLAR SİZLE BİŞEY PAYLAŞMAK İSTEDİM.BU VATAN HEPİMİZİN.
Mailime gönderilen bir mesajı buraya aynen aktarıyorum.


-------------
ASIL DEGERİ 73 (YETMİŞÜÇ) TRiLYON DOLAR DiKKAT 73 MiLYAR VEYA 73 MiLYON DEGiL 73 TRiLYON DOLAR...
(DAHA ÖNCE DENİLEN 9 TRİLYON DOLAR VEYA 40 TRİLYON DOLAR DOĞRU DEĞİLDİR BU BİLGİYİ GEÇEN HAFTA BİR TOPLANTIDA BU HAFTADAN İTİBAREN ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANININ DANIŞMANI OLACAK SAYIN PROF. DR. AHMET BEY'İN AĞZINDAN NET OLARAK ÖĞRENMİŞ BULUNMAKTAYIM. YANİ DURUM ÇOK DAHA VAHİMDİR) ABD SADECE 40 KIRK MiLYON DOLARA KAPATACAK.YAZIKLAR OLSUN....KAPTIRANA, VERENE SUSUP SEYREDENE....ALTI USTU BIR MAIL GONDERMEKLE BU İŞ OLMAZ DİYE DÜŞÜNMEYİN LÜTFEN. VATANINI SEVEN HERKESE GÖNDERELİM, HEPİNİZİN BİLDİĞİ GİBİ ETİBANK İZELLESTİRİLECEK.. (VE ALICISI AMERIKA :-) VE BOR İŞLETMELERİ ETIBANK BÜNYESİNDE. KONULAN FİYAT 40 MİLYON $. LÜTFEN BİR DAHA OKUYUN VE LÜTFEN HERKESE İLETİN... YASADIĞIN DÜNYAYI SORGULAYAMIYORSAN, BARI ÜLKENİ SORGULA.....

Önemli! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ..

Ayrıca geçen sene ODTÜ'de BOR Madeni üzerine araştırma yapan 3 bilimadamımızın bir hafta içerisinde kaza sonucu ölümlerini de unutmayın.....

Borla çalışan araba üretildi, Türkiye kiskacta. Arabayi bor madeniyle calistiracak patentli 600 proje oldugu ortaya cikti.Turkiye, dünya rezervinin yüzde 70`ine sahip ve uluslararasi teroristler Türkiye uyanmadan bu kaynagi ele gecirmeyi planliyor.Bu maili çoklu yollayarak en azindan bir toplum bilinci oluşmasina yardim edebiliriz...ya da direkt silin...

TMMOB
ÇEVRE MÜHENDİSLERİ ODASI
İSTANBUL ŞUBESİ...


Burada yazılanların nekadar doğru olup olmadığını bilmiyorum sadece mailden kopyaladım ama durum vahim gözüküyor eğer böyleyse dışarda vatan haini yada dağdaki teröristi suçlamaya hiç gerek yok gibi..

hakan0719
21-12-2007, 12:08
Ülkemizdeki yeraltı ve terüstü kaynaklarını değerlendirebilirsek dünyanın önde gelen ekonomilerinden olabiliriz. Bunu da başaracağız inşallah.

hakan0719
21-12-2007, 12:20
TORYUM UMUT OLDU
--------------------------------------------------------------------------------

Türkiye, Bor zenginliğinin ardından şimdi de ondan binlenrce kat daha değerli yeni bir maden ile gündemde. Adı Toryum

Türkiye, Bor zenginliğinin ardından şimdi de ondan binlenrce kat daha değerli yeni bir maden ile gündemde. Adı Toryum, dünyanın en temiz ve güvenilir enerji kaynağı, Türk toprakları dünya Toryum yataklarının yüzde 65'ine sahip. Ekonomik krizin ağır faturasını ödemeye çalışan Türkiye dünyanın en değerli maden yataklarının üzerinde oturuyor. En güvenli ve temiz enerji kaynağı olarak bilinen Toryum rezervleri açısından Türkiye'nin tek başına lider ülke olduğu ortaya çıktı. TÜBİTAK ve MTA tarafından son beş yıl içerisinde yapılan araştırmalarda, dünya Toryum rezervlerinin yüzde 65'nin Türkiye'de olduğu belirlendi. Toryum, saflaştırıldığında alüminyum, çelik görünümünde bir element. Toprakta toryum oksit halinde bulunuyor. Dünya rezervlerinin yarıdan fazlası Türkiye'de, Batı Anadolu'da bulunuyor. Eskişehir, Sivrihisar, Beypazarı ve Kızılcaören yörelerindeki Toryum yataklarının rezerv çalışmaları ise henüz tamamlanmadı.

PARK
21-12-2007, 13:43
Türkiye'nin geleceği: Bor...

http://www.milliyet.com.tr/2007/12/21/son/sontur02.asp?prm=0,5109936

http://img528.imageshack.us/img528/9072/sontur02ug5.jpg

ABD’nin uzaydan yaptığı tespitlere dayalı verilere göre, dünya bor rezervlerinin yüzde 94,7’sinin Türkiye’de bulunduğu belirtildi.
Bor elmas tozu gibi nanokristal malzemelerin geliştirilmesi, üretilmesi ve bunların yüksek teknoloji ürünlerinde kullanılması alanında faaliyet gösteren, Türkiye’de kurulu NNT Nanoteknoloji AŞ’nin Yönetim Kurulu Başkanı Cafer Akın, AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, Türkiye’de nanoteknolojik altyapıya sahip ilk şirket olarak, 17 yılda alternatifsiz 22 nanoteknolojik bor projesi geliştirdiklerini söyledi.

2,5 MİLYAR TON BOR REZERVİMİZ VAR

Akın, en az 800-1000 seneye yakın süreyle dünyaya yetecek kadar, Türkiye’de, yaklaşık 2,5 milyar ton bor rezervi bulunduğunu söyledi.
Borun geleceğin enerjisi olduğunu ifade eden Akın, "Çünkü petrolün 25-30 sene ömrü kaldı. Amerika’nın uzaydan yaptığı tespitlerde, alınan verilere göre bugün borun yüzde 94,7’si Türkiye’de bulunuyor. Ülkemiz 1000 yıl süreyle geleceğin enerjisinin sahibidir" diye konuştu, Dünyanın alternatif enerji arayışına başladığını anlatan Akın, şunları kaydetti: "Global ısınmayla birlikte sanayi ve enerji üretim yerlerinin tamamı sera gazı yayıyor. Doğadaki hidrojen ise sıfır zararlı bir elementtir. Bu nedenle hidrojen gibi doğayı kirletmeyen elementlerle bir takım çalışmalar hızlandı. Hidrojen depolanamadığı için çok pahalıya mal olan bir enerji kaynağı. Bu nedenle burada bor devreye giriyor. Borun elementler ve moleküler yapısıyla hidrojen bileşenleri enerji üretiminde kullanıyor. Dünya bilim çevrelerinin de gizlilik içinde nükleer enerjiyle ilgili büyük çalışmaları var. 200 gram borla günde 50 megabayt elektrik enerjisi üretme imkanı olacak. Bugün bir nükleer santral kuruyoruz. 2,5 milyar dolar harcıyoruz ve yıllık 1200 megabayt elektrik üretiliyor. İnsanlar, 20 günde 200 gram bor füzyonuyla kurulacak nükleer enerji üretimi sistemlerinde 0,001 cent maliyetli bir elektrik enerjisi üretme imkanına kavuşulacak. Bununla ilgili çok hızlı çalışmalar ve alınan mesafeler var. Umarım ülkemizde de bu çalışmalar yürütülüyordur. 2020 yılına doğru bu tür enerjiler artık kullanılmaya başlanacak. O zaman ülkemiz dünyanın yıldız ülkesi olacak."

ÇİN VE AB ÜLKELERİNE İHRACAT

17 senedir detanasyon denilen nano-bor kristaline (elmas kristali) 100
bin kat katma değer kazandırarak 22 değişik proje geliştirdiklerini ifade eden Akın, Türkiye’deki Eti Bor AŞ’den tonunu 400 dolara aldıkları boru işleyip elmas kristali haline getirdikten sonra tonunu 18 milyon dolara ihraç ettiklerini söyledi. 2008 yılının kendileri için çok önemli olduğunu ifade eden Akın, "2008 yılı sonuna kadar 100 milyon Avroluk nano-bor elması ihraç etmeyi hedefliyoruz" dedi. Türkiye’den Almanya’nın başkenti Berlin’deki şirketleri aracılığıyla AB ülkelerine nano-bor elması ihraç edeceklerini ifade eden Akın, şu an bütün yazışmaların bittiğini, Almanya ve AB ülkeleriyle 54 milyon Avroluk anlaşma yaptıklarını bildirdi. Rusya ile de 500 bin adet nano-bor elması için gerekli yazışmaların yapıldığını ve 11-12 milyon YTL’ye ihracın gerçekleşeceğini belirten Akın, "Çin ile asker ve sivil topluma satılmak üzere 600 bin adet nano-bor elmasını 13 milyon Avro’ya ihraç etmek için anlaşma yaptık. Yıl sonuna kadar bu ihracatların gerçekleşeceğini umuyoruz" diye konuştu. Bor yataklarının kullanım alanının kısıtlı olduğunu belirten Akın, şunları kaydetti: "Biz milyarlarca dolarlık üretim ve entegre tesisi olan bir kuruluş değiliz. Mütevazi olarak bugün 10-15 milyon dolar çerçevesinde genel tesisleriyle işimizi yürütüyoruz. Şu anda mevcut iki projemizin ham maddesini karşılayacak kadar üretim yapıyoruz. 22 projenin ham maddesini karşılayacak bor elmasını ürettiğimiz zaman halkımızı sevindirecek rakamlara ulaşmamız mümkün olacak. Ham madde üretim entegrasyonumuzu büyütme çalışmalarımızı önümüzdeki günlerde hızlandıracağız."

SirinZ
21-12-2007, 14:16
ARKADAŞLAR SİZLE BİŞEY PAYLAŞMAK İSTEDİM.BU VATAN HEPİMİZİN.
Mailime gönderilen bir mesajı buraya aynen aktarıyorum.


-------------
ASIL DEGERİ 73 (YETMİŞÜÇ) TRiLYON DOLAR DiKKAT 73 MiLYAR VEYA 73 MiLYON DEGiL 73 TRiLYON DOLAR...
(DAHA ÖNCE DENİLEN 9 TRİLYON DOLAR VEYA 40 TRİLYON DOLAR DOĞRU DEĞİLDİR BU BİLGİYİ GEÇEN HAFTA BİR TOPLANTIDA BU HAFTADAN İTİBAREN ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANININ DANIŞMANI OLACAK SAYIN PROF. DR. AHMET BEY'İN ...........
Ayrıca geçen sene ODTÜ'de BOR Madeni üzerine araştırma yapan 3 bilimadamımızın bir hafta içerisinde kaza sonucu ölümlerini de unutmayın.....

Borla çalışan araba üretildi, Türkiye kiskacta. Arabayi bor madeniyle calistiracak patentli 600 proje oldugu ortaya cikti.Turkiye, dünya rezervinin yüzde 70`ine sahip ve uluslararasi teroristler Türkiye uyanmadan bu kaynagi ele gecirmeyi planliyor.Bu maili çoklu yollayarak en azindan bir toplum bilinci oluşmasina yardim edebiliriz...ya da direkt silin...

TMMOB
ÇEVRE MÜHENDİSLERİ ODASI
İSTANBUL ŞUBESİ...


Burada yazılanların nekadar doğru olup olmadığını bilmiyorum sadece mailden kopyaladım ama durum vahim gözüküyor eğer böyleyse dışarda vatan haini yada dağdaki teröristi suçlamaya hiç gerek yok gibi..

Bu e-mail bana da gonderildi. sayet bunu cevre Muh. odasi gondermisse, vay o odanin haline ve uyelerine.....

Bir muhendisler odasi ki, bugunun bilgi caginda, ilkokul mezunu kisinin kaleme alacagi basit Ahmet bey... gibi (cok bulunan isim ve soyadi yok!) ici bos laflardan ibaret........ ve muhendislik dusunce yapisindan ufak bir nuve bile tasimayan bu postalarin bu kadar kisiye forward edilebilmesi.

ODTU deki arastirmacilarda Bor uzerine mi arastirma yapiyorlardi? Arastirma konularini biliyorsak konuyu ve olayi yazmak dogru bilgilendirme olacaktir.

Millet olarak bize verilen yanlis egitim ve gen yapimiz olsa gerek,

Calismadan yorulmadan, kolay yoldan zengin olmayi dusunen kisiler veye ulus once haysiyetini sonra...................................... der Degerli buyugumuz Ataturk.

Maalesef bu kadar sene gectigi halde hala Ataturk'un hedefledigi ulusal kitleye ulasamadigimiza yurekten uzulen kisiyim. Maske takip, anlayamadigi Ataturk'un dusunce diye kaliplasmis cumleleri ruhunda hissetmeden soyleyen kisilerden olmamamiz gerekir.

hakan0719
23-12-2007, 18:15
Egzoz zehrine çare buldu Avrupa'yı peşinden koşturuyor
Akaryakıt tüketiminde yüzde 30 tasarruf sağlayan yeni bir cihaz geliştiren Türk mucit Talat Mollaoğlu, Almanya ve Avusturya'nın gündemine oturdu. Ege Üniversitesi ile İTÜ'nün de onayladığı buluş, egzoz zehrini de azaltıyor. Büyük holdingler, uluslararası patente sahip cihazı almak için sıraya girdi.

Petrol fiyatlarının yüksekliği ve egzoz gazının yol açtığı çevre kirliliği, akaryakıt tasarrufunun önemini her geçen gün artırıyor. Otomotiv firmaları ve sanayiciler, 'tasarruf cihazı' konusuna önemli bütçeler ayırıyor. Benzin veya motorinin daha verimli yakılması prensibine dayanan söz konusu cihazlar, aynı yakıt miktarıyla daha fazla yol gidilmesini sağlıyor. Yakıt daha randımanlı kullanıldığı için salınan egzoz gazı da bir hayli azalıyor. Türk mucit Talat Mollaoğlu, bu alanda önemli bir yeniliğe imza attı. Yükseköğrenimini Almanya'da tamamlayan Mollaoğlu'nun geliştirdiği 'EKO-66' isimli cihaz, Avrupa'da oldukça ilgi topluyor. Almanya'da televizyonların peşine düştüğü Mollaoğlu, devlet televizyonu ZDF'de buluşunu tanıttı ve soruları cevapladı. Avusturya Çevre Bakanlığı'ndan resmî bir davet alan Mollaoğlu, cihazını milletvekillerine de test ettirmiş. Başbakan Tayyip Erdoğan'ın talimatıyla harekete geçen AK Partili Atilla Başoğlu ve Mehmet Sekmen, cihazın takılı olduğu binek otomobili bir süre kullanmış. Aracın 100 kilometrede 2,04 litre daha az benzin tükettiği milletvekillerinin imzasıyla tutanağa bağlanmış ve Enerji Bakanı Hilmi Güler'e sunulmuş. Her türlü araçta kullanılabilen cihaz, yüzde 15 ile yüzde 35 arasında yakıt tasarrufu sağlıyor. Mollaoğlu'nun verdiği bilgiye göre, şehirlerarası yolcu taşımacılığı yapan Ulusoy firmasının yanı sıra İzmit Valiliği bu cihazı kullanmaya başladı.

Talat Mollaoğlu'nın uluslararası patent aldığı cihazı, Ege Üniversitesi ile İstanbul Teknik Üniversitesi de onaylamış. Türkiye'nin en önemli iki holdingi, patent hakkını satın almak için Mollaoğlu'nu ikna etmeye çalışıyor.

Araç sayısıyla birlikte artan akaryakıt tüketimi özellikle büyükşehirlerde hava kirliliğini katlıyor. Bu yüzden egzoz emisyon değerlerini sınırlandırmak üzere ABD ve Avrupa Birliği'nde sıkı emisyon standartları getiriliyor. 1 Ocak 2008'den itibaren AB'ye üye ülkelerde, 120 bin kilometrede 120 miligramın altına düşmeyen hiçbir araç trafiğe çıkamayacak. Dolayısıyla 10 milyon aracın trafikten men edilmesi gündemde. Bu veriler Talat Mollaoğlu'nun buluşunu birden çok kıymetli hale getiriyor. Mollaoğlu, icadını Almanya'nın ardından Avusturya Çevre Bakanlığı'ndan Çevre Bölümü Başkanı Dr. Werner Hann'ın daveti üzerine bu ülkeye giderek tanıtacak. 'Motorun ömrünü uzatan buluş olarak tanıtılan EKO-66, önümüzdeki hafta bu ülkede de test edilecek. "35 yıllık bir çalışma sonunda emeğinin karşılığını almış olmaktan dolayı çok mutluyum." diyen Mollaoğlu, sistemin önce motorun içini temizlediğini söylüyor. Cihaz, kontak anahtarı çevrildiği anda devreye giriyor. Bundan sonra motor iç bünyeden başlamak üzere magnetize oluyor. Motor içinde birikmiş olan tüm kurum, egzoz borusundan dışarı çıkmaya başlıyor. Bu süreç motorun iç bölümündeki kurumlar temizleninceye kadar devam ediyor. Mollaoğlu, "Motor içinde sağlıklı yanma meydana geldiğinden ve kurum ortadan kalktığından, yağ kirlenme süresi uzuyor. 10 bin kilometrede yapılması gereken yağ değişimi, 40 ile 60 binlere çıkıyor. Aracın motoru rahat çalıştığı için daha etkili hale geliyor. Yakıt tam yandığı için aracı ekonomik hale getirirken, karbonmonoksit gazı çıkarmadığından dolayı da çevre kirliliğini ortadan kaldırıyor." bilgisini veriyor. Geliştirdiği sistemin diğer yakıt tasarrufu cihazlarından farklı olduğunu vurgulayan Türk mucit, "Piyasada yakıt tasarrufu adı altında satılan cihazların çoğu hiçbir işe yaramaz. Tasarruf ürünü diye su borularının tutturulmasında kullanılan mıknatıslar satılıyor." iddiasında bulunuyor. EKO-66'nın da sahtesini yapmak için çok uğraşıldığını ancak ürünün monte edildiği yerden kesildiği anda kendi kendini imha etme özelliğine sahip olduğu için bunun başarılamadığını belirtiyor. Mollaoğlu'nun geliştirdiği cihaz, LPG, dizel ve benzinli bütün motor tiplerinde kullanılabiliyor. Araçların büyüklüğü de önemli değil. Piyasada yaklaşık 70 bin araçta takılı bulunan cihaz, arabadan tekneye, otobüsten gemiye, traktörden kepçe ve vince kadar bütün taşıtların motoruna takılabiliyor. Mollaoğlu'nun verdiği bilgiye göre geniş otobüs filosuna sahip Ulusoy gibi firmalar da cihazı tercih ediyor. Ayrıca Yozgat ve İzmit Valiliği ile Ankara Emniyet Müdürlüğü'nün makam otolarında da takılı. Şirket, İstanbul Şişhane'deki imalathanesinde günlük 80-100 adet arasında akaryakıt tasarruf cihazı üretiyor. Patent almadan önce günlük 8-10 arasında satış yaptığını aktaran Talat Mollaoğlu, "Şimdi büyük bir patlama var. Bazı büyük kuruluşlar patentin peşine düştü. Ama ben bu patenti alabilmek için 35 senemi verdim." diyor. Mollaoğlu'nun Avusturya ve İran'da bayisi bulunuyor. Henüz toplu bir satışa geçmediğini ancak ilk fırsatta imalathaneyi genişletip toplu üretime geçmeyi planlayan mucit, buluşuna çok güveniyor.

Tutanakta imzası bulunan İstanbul Milletvekilli Mehmet Sekmen de olayı doğruladı. Başbakan Erdoğan'ın dinlediği Mollaoğlu'nu Enerji Bakanı Hilmi Güler'e gönderdiğini, talep üzerine Atilla Başoğlu ile cihazı test edecek araca gözlemci olarak bindiklerini aktardı. Sonucu da Güler'e bir tutanakla bildirdiklerini söyledi.

İstanbul Teknik ve Ege Üniversitesi daha az yakıt tüketimini onayladı

Yozgatlı çiftçi bir ailenin oğlu olan Talat Mollaoğlu, çocuk yaşlarda motor ustası amcasının yanında çıraklık yapmış. Ardından göçtüğü Almanya'da Hamburg Üniversitesi'nde dedektiflik üzerine yüksek eğitim almış. Ancak eğitimini iş hayatına taşımamış. Mollaoğlu, ATM Madencilik Şirketler Grubu'nda yöneticilik yapıyor. Ancak çocukluk hayali olan tasarruf cihazını yapma fikrini her zaman kafasında tutmuş. Uzun uğraşlardan sonra geliştirdiği EKO-66'ya Eylül 2004'te 'incelemesiz patent' almış. Mart 2005'te de markayı tescil ettirmiş. Ardından Sanayi ve Ticaret Bakanlığı'na müracaat etmiş ve Nisan 2006 itibarıyla 'ilk ve tek' garantili akaryakıt tasarruf cihazı unvanına sahip olmuş. Cihaz 10 yıllık garanti belgesine sahip. Ürünüyle ilgili şüpheleri izale etmek için de iki üniversitenin kapısını çalmış. Cihazı test eden Ege Üniversitesi'nden Tarım Makineleri Bölümü Başkanı Prof. Dr. Ediz Ulusoy, sonucu bir rapor olarak şirkete resmî yazıyla iletmiş. Ulusoy, Mollaoğlu'nun icadını, İzmir Çevre Koruma Vakfı'nın dizel motorların kontrolünde kullandığı cihaz ile test etmiş ve motorun çalışma rejimine bağlı olarak yüzde 8,5 ile 11,39 arasında yakıt tasarrufu sağlanabildiği sonucuna ulaşmış. İstanbul Teknik Üniversitesi de ürünü Aralık 2005'te test etmiş. Üniversitenin Otomotiv Teknoloji Ar-Ge Merkezi'nde (OTAM) denemelerde cihazın, "... tam yükte hem özgül yakıt tüketimini 5-11 g/BG saat civarında, hem de CO emisyonunu 2,65 kat düşürebildiği gözlenmiştir. Aynı şekilde N0(x) emisyonunda ise yüzde 3 civarında bir artış olmuştur." ifadelerine yer verildi. Mollaoğlu'nun elinde Türk Petrolleri'nden aldığı bir rapor da var. Kasım 2006 tarihli raporda, TPAO'nun Sismik 1 ekibinde bulunan motorlu kamp jeneratörüyle yapılan denemede, cihaz sayesinde 1 saatte 1,5 litrelik motorin tasarrufu sağlandığı belirtiliyor. Küçük bir atölyede üretilen cihazlar, ortalama 5 bin YTL'den başlayan fiyatlarla satışa sunuluyor.

Zeliş Yıldıral

yeter
23-12-2007, 22:52
Ato başkanı Sinan Aygün ün 2002 li yıllarda yurtdışından getirdiği borla çalışan arabası vardı. TV lerde bolca reklamını da yapmıştı. Sonra araba görünmez oldu..

NIETZSCHE
24-12-2007, 00:23
Bence zengin kaynaklarımız çıksada çalışmaktan kaytarsak diyen aklı fakir bekçileriz.

Zengin kaynakların fakir bekçilerini görmek isteyenler Arap dünyasına bir baksın.

Fakir kaynakların zengin belçilerini görmek isteyenler ikinci dünya savaşı sonrası Almanyasına, Japonyasına baksın.

Ben böyle bir zenginlik istemiyorum!!! Çıkmasın bor mor.

özür
24-12-2007, 10:07
bence türkiyenin en zengin kaynagi misafirperverlik burda almanyada olmayan sey burdakinlerin hepsi odun

SALESMAN
24-12-2007, 11:00
Bu e-mail bana da gonderildi. sayet bunu cevre Muh. odasi gondermisse, vay o odanin haline ve uyelerine.....

Bir muhendisler odasi ki, bugunun bilgi caginda, ilkokul mezunu kisinin kaleme alacagi basit Ahmet bey... gibi (cok bulunan isim ve soyadi yok!) ici bos laflardan ibaret........ ve muhendislik dusunce yapisindan ufak bir nuve bile tasimayan bu postalarin bu kadar kisiye forward edilebilmesi.

ODTU deki arastirmacilarda Bor uzerine mi arastirma yapiyorlardi? Arastirma konularini biliyorsak konuyu ve olayi yazmak dogru bilgilendirme olacaktir.

Millet olarak bize verilen yanlis egitim ve gen yapimiz olsa gerek,

Calismadan yorulmadan, kolay yoldan zengin olmayi dusunen kisiler veye ulus once haysiyetini sonra...................................... der Degerli buyugumuz Ataturk.

Maalesef bu kadar sene gectigi halde hala Ataturk'un hedefledigi ulusal kitleye ulasamadigimiza yurekten uzulen kisiyim. Maske takip, anlayamadigi Ataturk'un dusunce diye kaliplasmis cumleleri ruhunda hissetmeden soyleyen kisilerden olmamamiz gerekir.


tebrikler gayet doğru yaklaşım.

bu tip vasat zekalı kurnazlar çıkıp zaten akademik bilgilenme özürlü olan sıradan vatandaşlarımızı salak yerine koyuyor,

bu tip yanlışbilgilendirmeler en çok bu tip laf ola beri gele maillerle dolaştığından , son yıllarda ülkemiz yarım yamalak bilgisiyle gelen her abuk subuk maile inanıp sonrada eşe dosta forward edip kendini memeleket meselelerine çözüm bulduğunu sanan evkadınlarından geçilmemeye başladı,

teyzeme mail gelimiş başında can dundardan diye bir girizgah var maillde "erkek dediğin sardımı sımsıcak saracak" tazrı bişey yazıyor bizim bu teyzede can dündara hayranım ne guzel yazıyor diye not düşüp eşe dosta yolluyor..

neyse bor meselesi de böyle.. yukarıdaki uydurma maili yazan hayvan zaten alenen yalan söylemiş : Aselsan da ki intiharları almış nasıl olsa bu cahillerin aselsandan da oradaki olaydanda haberi yoktur diye odtüde bor madeni araştırması yapanlar bilmem ne diye yamultmuş, yakaladığını salak yerine koyuyor işte...

gazete kitap okumak yerine liseyi mail ortamından bitirebileceğini sanan bu kadar çok yarı cahil insan varken daha çok komplo teorisi çıkar bu memlekette...

e-fulya
24-12-2007, 12:32
.... Petrol uzmanları, Türkiye’nin 1950’li yıllarda Adnan Menderes iktidarı döneminde NATO’ya girebilmek için, ABD’nin şart koşması üzerine, yeraltı kaynaklarını 50 yıl süre ile araştırmayacağına dair anlaşma imzalamasının bedelinin Türkiye’ye pahalıya malolduğunu belirtiyorlar.
...TÜRKİYE’nin 1950’li yıllarda Menderes iktidarı döneminde tesbit edilen petrol rezervlerinde, ancak 58 yıl sonra kullanım için sondaja başlanabiliyor. Maden Tetkik Arama (MTA) Genel Müdürlüğü’nün petrol bulgusuna rastlayarak üretim için Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığına (TPAO) devrettiği Niğde-Bor bölgesindeki petrol aramalarına ilişkin sondaj çalışmalarının, 2008 yılı ilk çeyreğinde başlatılması planlanıyor.

http://www.tercuman.com.tr/v1/haber.asp?id=73181&baslik=58%20yıllık%20ağır%20diyet&katid=1

emos
24-12-2007, 14:31
Gene yönlendirmeye yatkın bir haberin doğruluğunu düşünme zamanı dahi bulmadan, buradaki kitleyi etkilemeye çalışılan kişi veya alet olan şahıs. Sayın Şirin Z ve Salesman arkadaşlarla aynı görüşü paylaştığımı bildirip teşekkürü de borç sayıyorum.

Türkiye, 19.Şubat.1952 yılında Meclis'ten Nato'ya katılma için karar aldı. 1954 yılında Natoya girişimiz kesinleşti.

Şimdi 1952 den önce 50 yıl aramayacaksın diye imza verilse, 2002 yılı eder. 1954 yılında girmemiz ile geçerli olsa, 2004 yılı eder.

Acaba 2001 krızinde Sayın Derviş'i gönderdiler de :wink: şu bitmekte olan anlaşmayı 2008 ilk çeyreğine uzat mı dediler ve hasta yatağında Ecevit'e :super: imzalattılar:grrr:

Bu kadar kabuk devlet olduğumuza inanmıyorum ama; düşünmeyen, öğrenmeyen ve satın alırken süper lüks evden başkasını almayan bir millet olduğumuzu görüyorum.

morningstar
24-12-2007, 16:10
Bu kadar kabuk devlet olduğumuza inanmıyorum ama; düşünmeyen, öğrenmeyen ve satın alırken süper lüks evden başkasını almayan bir millet olduğumuzu görüyorum.[/QUOTE]:he::he:

Rind
24-12-2007, 16:44
Bence zengin kaynaklarımız çıksada çalışmaktan kaytarsak diyen aklı fakir bekçileriz.

Zengin kaynakların fakir bekçilerini görmek isteyenler Arap dünyasına bir baksın.

Fakir kaynakların zengin belçilerini görmek isteyenler ikinci dünya savaşı sonrası Almanyasına, Japonyasına baksın.

Ben böyle bir zenginlik istemiyorum!!! Çıkmasın bor mor.

Katılıyorum.Boru boruna umutlanmadan önce.. Kaynaklarımızı AKILLI (rasyonel) şekilde kullanabiliyor muyuz ? Kullanabilecek miyiz ?Halen çıkarılmakta olan bor madenimizin neredeyse tamamı yok pahasına ihraç edilmiyor mu ? On yıllardır kamyon kamyon gemi gemi yurtdışına öylece satılan bu madeni halen işleyebilecek bir şirketimiz neden yok ? (Varsa da kaç tane ?)Önce bu soruları çözelim..:)

yeter
24-12-2007, 21:02
Varolduğu şüpheli ( bana göre de olmayan) bir petrolün hayalini kurarken diğer yanda Birleşik Arap Emirlikleri neler yapmış. Biz de bordan 7 trilyon dolar toryumdan 70 trilyon dolar gibi dünya gerçekliğinden uzak değerlendirmeler yapalım.

------------------------------------------------
Körfez'de Birleşik Arap Emirlikleri'nin bir eyaleti, turizm ve finans sektöründe çöl ortasında mucize yaratan bir şehir... Çünkü bir müthiş bir turizm patlaması var. Dünyada bir marka haline gelmiş "Burc el Arap" (Arap Kulesi) adlı otelde niye kalmadık? İki sebepten; birincisi 7 yıldızlı bu otel çok pahalı. Bir akşam yemeği kişi başına bin dolara kadar çıkabiliyor! İkincisi, şubata kadar restoranları bile dolu! Yer yok... Dünya sosyetesinin gözdesi olan "Burc el Arap" Dubai mucizesinin adeta sembolü:
Dubai yönetimi, turizm sektörünü dünyadan en zengin ve en çok para bırakacak turistleri çekmek için yapılandırmış ve başarmış!

İş zihniyeti
Dubai havaalanından yılda 230 bin uçuş yapılıyor, 28 milyon yolcu uçuyor! Bu 2006 rakamlarıdır.
Dubai'nin milli geliri 46 milyar dolar!
Yabancı göçmen işçi olan 1.5 milyon nüfus için astronomik rakamlar!
Onun için "Dubai mucizesi" diyorlar.
Elbette petrolün rolü önemli. Ama dikkat: Dubai milli gelirinin sadece yüzde 6'sı petrol ve gazdan geliyor. Yüzde 94'ü ise üç sektörden sağlanıyor: Turizm, finans ve emlak sektörleri!Yirmi yıl sonra petrolü tükendiğinde Dubai mucizesi sönmeyecek demek ki... Bu bir.
İkincisi elbette petrol başlangıç için önemli ama tek başına yeterli olsaydı "petrol zengini" başka ülkelerde de aynı atılımı görürdük. Bir İran mucizesi, Suudi mucizesi, Venezuela mucizesi falan duydunuz mu?
Dubai'de ilk atılımı petrol vermiş ama ekonomik mucizenin temelinde "iş zihniyeti" var, liberal piyasa anlayışı var. Bu zihniyet petrolden de, altından da değerlidir.Belki de siyasi ihtiraslara kapılmayacak ya da siyasi kavgalara dalmayacak kadar küçük bir ülke olduğu için, ülkeyi "şirket" gibi düşünmüşler ve turizm, finans ve emlak sektörlerinde mucize yaratmışlar.
Alışveriş merkezleri hıncahınç dolu; dünyanın bütün ünlü markaları var. Şortlu bir turist kızla, tesettürlü veya başı açık kızlar aynı "shopping"i yapıyorlar!

"Do and buy"
Mucizenin lideri Şeyh Muhammet bin Raşid el Maktum. Feodal Maktum ailesi ekonomik modernleşmeye önderlik ediyor! Çünkü Maktumlar ekonomiye bir ağa gibi değil, rasyonel bir işadamı gibi bakıyor. Onun için dünyanın en zenginlerini çekecek, bol para bırakacak bir turizm sektörü yaratmışlar. Dubai'yi bir finans merkezi haline getirmişler.
Ve emlak... Amerikan gökdelenlerini aşan gökdelenler, denize uzatılan yapay kara parçalarıyla bir palmiyenin dalları gibi oluşturulmuş yarımadalarda dünyanın en lüks villaları...Milyarlarca dolara peynir ekmek gibi gidiyor!
İngilizce bir deyim gelişiyor; Dubai'ye "do and buy" (iş yap ve satın al) diyorlar.
Öyle bir sermaye birikimi oluşmuş ki, artık Dubaililer de dışarıda yatırıma yöneliyor; İstanbul'da gökdelen yapmak istemeleri bunun bir örneği...
Dubai'den alınacak dersler var. Bunların başında "iş zihniyeti" geliyor. Gerçekten bu zihniyet petrolden değerlidir. Elbette Dubai orta ve büyük ülkelere bir model olamaz; çünkü şirket gibi düşünülmesi mümkün, küçük bir ülke...
Ama Türkiye'nin Dubai gibi yaratıcı çok sayıda şirkete ihtiyacı var, bu da kesin.

t.akyol@milliyet.com.tr
http://www.milliyet.com.tr/2007/12/24/yazar/akyol.html

hakan0719
25-12-2007, 21:16
ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI GÜLER:

-"YER ALTI ZENGİNLİKLERİMİZİ ORTAYA ÇIKARMAK
İÇİN SONDAJ MAKİNALARINA İHTİYACIMIZ VAR"
-"3 BİN METREYE KADAR İNECEK SONDAJ MAKİNALARINI
TÜRKİYE'DE İMAL EDİP, ZENGİNLİKLERİMİZİ EKONOMİYE
SUNALIM İSTİYORUZ"
(GÖRÜNTÜLÜ-FOTOĞRAFLI)
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Hilmi Güler, yer altı zenginliklerini ortaya
çıkarmak için sondaj makinalarına ihtiyaç bulunduğunu belirterek, "3 bin
metreye kadar inecek sondaj makinalarını Türkiye'de imal edip, zenginliklerimizi
ekonomiye sunalım istiyoruz" dedi.
Bakan Güler, jeotermal yatırımcılarına dönük Enerji Bakanlığında yapılan
toplantının ardından yaptığı açıklamada, yer altı zenginliklerinin
sondaj makinaları ile ortaya çıkarıldığını belirtirken, MTA'nın sondaj
makinalarının artık yetişmediğini söyledi.
Türkiye'de şu anda sondaj makinası üretimi yapan 19 firma olduğunu ve bu
firmaların daha derine inecek makina üretmelerini sağlamak amacıyla
toplandıklarını anlatan Güler, bu kapsamda yerli sanayiyi geliştirmek
istediklerini vurguladı.
Amaçlarının Türkiye'de daha derine inecek sondaj makinalarının
üretilmesini sağlamak olduğunu ifade eden Güler şunları kaydetti:
"200 bin metre jeotermal derinliğe inmek, 1 milyon metre de maden ve
diğer endüstriyel minerallerde derinlere inmek istiyoruz, bu rakam da
130 bin metre civarındaydı, şimdi biz bu katlaya katlaya katlaya 400
bine çıkardık şimdi de 1 milyon metreye çıkarıcağız. Bunlar da sondaj
yapılarak çıkarılır.
Bu amaçla da firmaların nelere ihtiyacı var, teknik ihtiyaçları, kredi
ihtiyaçları neler, imalatla, tasarımlarla ilgili bir ihtiyaçları var mı
bunları masaya yatırdık. Biz eksikleri tamamlayıp bu sektörü
canlandırmak istiyoruz. Bunun sonucunda jeotermal kaynaklarımıza, maden
kaynaklarımıza, yer altı sularına hatta petrol ve doğal gaza bu
üreteceğimiz, üretmekte olduğumuz, geliştireceğimiz sondaj makinaları
ile ulaşacağız. Daha fazla kömür, jeotermal kaynak çıkarmak, petrol ve
doğal gazı bulmak için daha fazla sondaj yapalım istiyoruz. 3 bin
metreye kadar inebilecek sondaj makinalarını Türkiye'de imal etmek için
bu toplantıyı yaptık."
Kendilerinin rüzgar haritasından sonra jeotermal kaynakların da
haritasını çıkardıklarını anlatan Güler, Türkiye'nin 31 bin 500
megavatlık termal bir rezervi bulunduğunu, ancak bunun sadece yüzde
12'sinden faydalanıldığını söyledi.
Süratli bir şekilde ülkenin yer altı zenginliklerinin keşfedilmesi
gerektiğini vurgulayan Güler, "bu yer altı zenginliklerimizi keşfedip,
ekonomiye sunalım istiyoruz"dedi.

(AA)

hakan0719
29-12-2007, 13:12
Türkiye 2023'te Petrol Zengini Olacak
'Karadeniz'den çıkacak petrol ve gaz sayesinde dışa bağımlılığın ortadan kalkacak. 2023'te ise enerji ithalatı bitecek'
27 Aralık 2007 / 18:15TPAO Genel Müdür Vekili Mehmet Uysal, Karadeniz'den çıkacak petrol ve gaz sayesinde dışa bağımlılığın ortadan kalkacağını söyledi. "Bundan sonra sık sık müjdeli haber duyacaksınız." diyen Uysal, birkaç yıl içinde üretime başlanacağını, 2023'te ise enerji ithalatının biteceğini kaydetti.

Petrol ve doğalgazda dışa bağımlı olan Türkiye, bu ihtiyacını iç kaynaklardan sağlamak için çok önemli projeleri hayata geçiriyor. Karadeniz Bölgesi'nde Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO) ile BP'nin ortak petrol ve doğalgaz arama çalışmalarının planlandığı gibi sonuç vermesi halinde, 2023 yılında ise enerji ithalatı sona erecek. Bu müjdeyi açıklayan TPAO Genel Müdür Vekili Mehmet Uysal, "Hazar bölgesi petrol sistemi, Karadeniz'in altından Romanya'ya uzanıyor. Bu alanda Türkiye'nin petrol tarihini değiştirecek rezerv var. Bölgenin batısında doğalgaz, doğusunda petrol yer alıyor." diyor.

Şirket, bir taraftan Karadeniz'in derinliklerindeki petrol rezervini tespit için yabancılarla ortaklık yaparken, diğer yandan üretime geçmek için çalışmalarını sürdürüyor. Planlamaya göre Karadeniz'de 2009'dan itibaren geniş çaplı sondaj vurulacak. 2015'te üretime geçilecek. Cumhuriyet'in 100. yılında da çıkarılan toplam petrol Türkiye'nin ihtiyacını karşılayacak seviyeye gelecek. Karadeniz'in, Türkiye'nin petrol tarihinde altın sayfalar açacağını söyleyen Genel Müdür Vekili Uysal, "Bunu 30 yıllık TPAO geçmişime ve teknotratlığıma güvenerek söylüyorum." vurgusunu yapıyor.

Devletin petrol arama şirketi, halen yurtiçi ve yurtdışı dahil günlük 90 bin varil üretim yapıyor, Türkiye'nin tüketimi ise 600 bin varil. Uysal'a göre gelecek 15 yılda petrole ödenecek para 450 milyar doları aşacak. Rakamın büyüklüğü, konunun önemini ortaya koyuyor. Söz konusu bölgede neden şimdiye kadar petrol sondajı yapılmadığı yönündeki eleştirilere, "Varil fiyatının 100 dolara çıkması, Karadeniz'de de arama-üretimi kârlı hale getirdi." karşılığını veriyor.

TPAO, Kazakistan'dan Libya'ya kadar geniş bir coğrafyada petrol arama ve üretim faaliyetlerinde bulunuyor. Milli petrol şirketi, son dönemdeki ataklarıyla Türkiye'nin petrol ihtiyacını karşılamak ve petrol sektöründe uluslararası bir aktör olmak için çalışmalarına hız verdi. Milli petrol şirketini yöneten isim, Karadeniz'in Türkiye'nin petrol tarihini değiştirecek bir potansiyeli olduğunu söylüyor.

Halen Diyarbakır-Adıyaman bölgelerinde yoğunlaşan petrol üretiminin ülke ihtiyacını karşılamaktan uzak olduğu bilgisini veren Uysal, "Bu bölgedeki üretim bizim stratejik ihtiyacımızı karşılayacak potansiyele sahip. Yani bu bölgede yapılan üretim acil durumlarda askerî amaçlı ihtiyaçlar, hastane, okul, gıda nakil gibi acil ihtiyaçların karşılanmasında kullanılacak petrolü karşılar. Bu açıdan çok önemli. Ancak, ülke ihtiyacını karşılayamaz." değerlendirmesinde bulunuyor. Ancak Karadeniz'de durum farklı.

Uysal'a göre Türkiye'nin petrol ve gaz ihtiyacının önemli bir bölümü hırçın dalgalarıyla ünlü denizin altından karşılanacak. Yapılan tespitlere göre Karadeniz'in doğusu petrol, batısı ise doğalgaz zengini. TPAO, bu bölgedeki zenginlikleri harekete geçirmek için Exxon, Petronas, Medco gibi bazı yabancı şirketlerle işbirliği-ortaklığa gitti. Bu çerçevede BP ile yürütülen ve 150 milyon dolar harcanan çalışmalarda 'bekledikleri' bütün olumlu neticelere ulaştıklarını aktaran Uysal, "Şimdi bunun ileri bir adımı olarak sondaja başlayacağız. 2009'dan itibaren Türkiye'de petrol aramada altın sayfalar açılacak. Burada yapılacak keşifleri bir müjde olarak Türk halkına sunacağız. Ancak, üretim safhasına geçiş 2015'i bulur. Çünkü, Azerbaycan'da 1990'lı yıllarda başladığımız çalışmalardan 12 yıl sonra üretime geçtik. Karadeniz'le de sınırlı kalmayacağız. Akdeniz ve Ege'de de çalışmalar sürüyor." bilgisini veriyor.

Kazakistan ve Azerbaycan'da önemli arama-üretim tecrübesine sahip TPAO'nun Libya'da da 3 sahası var. Ayrıca, Irak ve İran'a yönelik projeler üzerindeki çalışmalar sürüyor. 25 kişilik ekip, İran'ın Pars bölgesindeki petrol ve gaz üretimi için teknik çalışma yapıyor. Karadeniz'de doğalgaz üretimi sürüyor. Ayrıca Türkiye'nin ilk yeraltı doğalgaz deposunu da milli petrol şirketi kurdu. Şirket, 55 bin varili yurtdışı, 35 bini de yurtiçinde olmak üzere günde toplam 90 bin varil ham petrol üretiyor. Türkiye'nin günlük ihtiyacı ise 600 bin varil civarında seyrediyor. Kuruluşundan bu yana kâr eden kuruluşun bu yılki kârının 500 milyon doları bulacağı tahmin ediliyor. 2007'de en yüksek kâr, en yüksek üretim ve en yüksek yatırımı gerçekleştiren şirket, 3 yıl içerisinde 1 milyar dolarlık yeni proje üretecek.

TPAO, rafineriye de el atıyor

Akaryakıt dağıtımına TPPD ile yeniden dönüş yapan milli petrol şirketi şimdi de rafineri yatırımına hazırlanıyor. Şirket, ilk adım olarak Ceyhan bölgesinde kurulacak petrol rafinerilerinden birisine ortak olmayı planlıyor. İkinci adım ise üretimin artmasına paralel kendi rafinerisini kurmak.

Uluslararası arenada güçlü bir şirket olmak için arama ve üretimin yanında mutlaka dağıtım ve rafineri işinde yer almanın şart olduğunu vurgulayan Uysal, BP, Shell, Exxon gibi dünya petrol devi şirketleri örnek gösterdi. Rafineri ortaklığı için şirketlerle görüşmelerin sürdüğünü ve yüzde 10-20 arası bir hisse alarak ortaklığa girmeyi düşündüklerini açıkladı. Uysal, "Mesela BP; arama ve üretimde var, rafineride var, taşımacılıkta var, boru hatlarında var, dağıtımda var. Dünyanın dört bir tarafında BP istasyonlarından benzin alabilirsiniz." ifadelerini kullanıyor.

Entegre bir şirket haline gelmenin şart olduğunu, bu yapının TPAO çatısı altında olabileceği gibi özel sektörün hisse ortaklığı şeklinde de ortaya konabileceğini kaydeden Uysal, "Sondaj ve arama faaliyetleri çok maliyetli. Dolayısıyla sektördeki rakiplerimiz gibi dağıtımdan elde edeceğimiz kârı arama işinin finansmanında kullanacağız." diyor.

'Entegre şirket' mantığı çerçevesinde son günlerde gündeme gelen TPAO-BOTAŞ birleşmesini destekliyor. 1983'e kadar sondaj, üretim, rafineri, taşıma ve dağıtımın TPAO'nun çatısı altında olduğunu ve bu tarihte Fortune dergisinin dünyanın en büyük şirketleri sıralamasında şirketin 63.üncü sırada yer aldığını da belirtiyor.

Karadeniz, Hazar petrol sisteminin parçası

Kamuoyunda en çok tartışılan ve merak edilen konuların başında, "Türkiye petrol zengini bir ülke mi?" sorusuna verilecek cevap geliyor. Bu konudaki en yetkin isimlerden TPAO Genel Müdürü Uysal, basit bir anlatımla konuya açıklık getiriyor: "Bu sorunun cevabını verebilmek için öncelikle petrol jeolojisi konusuna hakim olmak ve petrolün yeraltındaki yapısını iyi bilmek gerekiyor. Petrol yeraltındaki süngerimsi kayalarda bulunuyor. Kıtaların çarpışma sürecinde bu süngerimsi yapı bozuluyor ve petrolün kayalarda tutunması zorlaşıyor. Türkiye'nin de yeraltı yapısı bu çarpışmalardan dolayı deforme olmuş, petrol taşıyacak yapılar bozulmuş. Halen petrol çıkarılan Güneydoğu Anadolu Bölgesi, Basra Körfezi'nde yer alan petrol sisteminin son ucu. Az rezerv söz konusu. Petrol daha çok Basra bölgesinde yer alıyor. Türkiye bölümünde fazla petrol yok.

Ancak Hazar Denizi petrol sisteminin yer aldığı halka Karadeniz'in altından Romanya'ya kadar uzanıyor. Asıl rezerv bu hatta yer alıyor. TPAO, bu zenginliği ekonomiye kazandırmanın peşinde." Fakat burada da belirleyici faktör petrol fiyatları. Varil fiyatındaki her yükseliş Türkiye'nin enerji faturasını katlarken, petrol çıkarmadaki umutlarını artırıyor. 30 yıllık TPAO tecrübesine sahip teknokrat Uysal, "Derin denizlerde petrol arama çok pahalı bir iş. Ama varil fiyatı 100 dolara dayanınca, buralarda da arama işi cazip hale geldi. Ayrıca teknoloji çok gelişti. 10 yıl önce 2 bin metrede petrol çıkaracak teknoloji yokken bu gün daha derinlere iniliyor." açıklamasını yapıyor.

Hazar Denizi petrol sisteminin yer aldığı halkanın Karadeniz'in altından Romanya'ya kadar uzandığı ifade ediliyor. TPAO, Karadeniz'deki kıta sahanlığını taramak için 150 milyon dolar harcadı. Rezerv tespit edilen bölgelerden yeşil ile belirlenen alanlarda, derinlerde petrol arama konusunda uzman Brezilyalı Petrobras ile birlikte hareket edilecek. Sarı bölgeler ise özel sektöre açılacak.

Bakırköylü
29-12-2007, 13:52
Bu madenlerle ilgili merak ettiğim bir konu gelecekte özelleştirilecek fazla birşeyimiz kalmayınca sıranın bunlara gelip gelmeyeceğidir.Eğer bunları da ABD,Fransız,İngiliz vb. menşei firmalara kaptırırsak geleceğimizden endişe etmeye başlayabiliriz.

hakan0719
31-12-2007, 15:04
Tüm arkadaşların yeni yılını kutlar, sağlıklı mutlu, huzurlu ve bol kazançlı günler diliyorum.

e-fulya
11-01-2008, 22:05
İstanbul Üniversitesi (İÜ) Mühendislik
Fakültesi, düzenleyeceği sempozyumla, dünyanın sayılı, Türkiye nin en
büyük çinko ve kurşun yatakları olarak tespit ettiği Hakkari ve
çevresindeki maden bölgesini ilk kez kamuoyuna tanıtacak.
İÜ Basın Halkla İlişkiler ve Tanıtım Müdürlüğünden yapılan yazılı
açıklamada, Jeoloji Mühendisliği ve Maden Mühendisliği bölümlerinin
ortaklaşa düzenleyeceği Türkiye Kurşun-Çinko Yataklarının Jeolojisi
Madenciliği ve Mevcut Sorunları Sempozyumu nun, 14 Ocak Pazartesi günü
Avcılar yerleşkesinde başlayacağı belirtildi.
Açıklamada, 16 Ocak Çarşamba gününe kadar devam edecek sempozyumda
Hakkari, Çukurca, Beytüşşebap ve Şırnak arasında yeni bulunan çinko
yataklarının tanıtılacağı kaydedilerek, Maden Tetkik ve Arama (MTA)
Genel Müdürlüğü, Devlet Planlama Teşkilatı (DPT) gibi ilgili devlet
kuruluşlarının henüz bunları bilmediği ifade edildi.
Sempozyuma, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, MTA ve Maden İşleri
Genel Müdürlüğünden yetkililerin katılacağı kaydedildi.
İÜ Mühendislik Fakültesinin yaptığı araştırmalara göre, Türkiye nin en
büyük yataklarına sahip Hakkari ve çevresinin, çinko ve kurşunu ithal
eden Türkiye açısından büyük önem taşıdığına dikkat çekilen açıklamada,
çinko ve kurşun yatakları ile Hakkari nin, Orta ve Güney Asya ya açılan
bir kapı olarak Ortadoğu nun en önemli maden merkezlerinden biri haline
gelebileceği bildirildi.
Açıklamada, sempozyumda, çıkarılan tüm çinko ve kurşun cevherinin yurt
dışına satılması ve metal olarak geri alınmasının önlenmesi konusunda
yapılabilecek çalışmalar ile Türkiye de çinko metalinin üretilememesi
sorununun ele alınacağı kaydedildi.
Sempozyumun bir amacının da Türkiye Demir Çalışma Grubu benzeri bir
grubun kurşun ve çinko alanında da kurulması olduğu vurgulandı.
http://www.hsbc.com.tr/tr/yatirim/son_dakika.asp