PDA

View Full Version : Kolestrol


balaban
25-02-2008, 00:12
Bugün bir arkadaşım gönderdi. Arkadaşım doktor değil, benim zaten hiç bir fikrim yok.

DR KARDEŞLERİM NE DERLER?

Kolesterolümüzün yükselmesinden çok korkuyoruz. Çünkü diyetisyenler ve hekimler, basın-yayın organlarında, kolesterolün kalp ve damar hastalıklarına neden olduğu yönünde hemen her gün bizi uyarıyor.

Ancak sesleri diğerlerinin arasında kaybolsa da aksini iddia eden uzmanlar da var. Yüksek kolesterolün, söylendiği gibi sağlığımız için tehlike oluşturmadığını söylüyor, hatta kandırıldığımızı iddia ediyorlar. Geçtiğimiz günlerde 'Bir Masalmış Kolesterol' adlı kitabı Türkçede yayımlanan Shane Allison, aslında bir hastalık tanımlandıktan sonra onunla ilgili bir ilacın yapılması gerektiğini belirtiyor ve şöyle diyor: "Kırmızı pirinç mayası denen mantarın, kolesterol düşürücü etkisi olduğu keşfedilince ilaç endüstrisi sırf ilacı satmak için insanları yüksek kolesterolün bir hastalık olduğuna inandırdı. Önce ilacı yaptılar, sonra hastalığı icat ettiler." Benzer görüşleri Türkiye'de dillendirenler de var. Prof. Dr. Ahmet Aydın ve biyolog Mevlüt Durmuş bunlardan ikisi. Bu üç uzmanla kolesterol üzerine yaptığımız röportaj, hiç duymadığınız bilgi ve yorumları içeriyor.

Kolesterolümüzün, uzmanların yaşımıza ve cinsiyetimize göre belirlediği değerlerin üzerine çıkmasından fena halde korkuyoruz. Çünkü yüksek kolesterolün damar tıkanıklıklarına ve kalp rahatsızlıklarına sebep olduğu yönünde, yayın organlarında hemen her gün bir uzman uyarısı ile karşılaşıyoruz. Sesleri, kolesterolü yükseltecek gıdalardan şiddetle kaçınmamız gerektiğini söyleyenler kadar çıkmıyor; ancak aksini iddia eden uzmanların sayısı da hızla artıyor. Kolesterolün yüksek olmasının sağlık için bir tehlike oluşturmadığını, hatta ticarileşen tıbbın, ilaç tüketimi için icat ettiği bir hastalık olduğunu söylüyorlar. Kitaplar yazıp, sanal ortamda seslerini yükseltiyorlar. Geçtiğimiz günlerde Hayy Kitap'ın 'acil serisi' dizisinden çıkan 'Bir Masalmış Kolesterol' adlı kitabı buna bir örnek. Kitapta, yükselecek diye ödümüzün koptuğu kolesterol ile ilgili ilginç iddialar öne sürüyor, organik kimya uzmanı Shane Ellison. Kitabın yayınını fırsat bilerek, sentetik tıbbı terk edip bağımsız bir araştırmacı olarak çalışan Shane Ellison ile bir söyleşi yaptık, kendisinden pratik öneriler aldık. Kolesterol ile yaygın kanıların aksine tezleri ile bilinen Prof. Dr. Ahmet Aydın'a ve biyolog Mevlüt Durmuş'a mikrofonumuzu tuttuk. İşte kolesterol ile ilgili pek sık duyamayacağınız türden açıklamalar...

Senelerdir kolesterol ile ilgili olarak kandırıldığımızı yazıyorsunuz. Peki, bu 'kandırmaca' neden?

Çünkü sadece kârlarını düşünüyorlar. "Bir Masalmış Kolesterol" kitabımda gösterdiğim gibi, sağlık mafyası hem toplumu hem de doktorları kandırmak için istatistik cambazlığı yapıyor. Kendi yazdıkları -veya yazdırdıkları- yazılar uzmanlar tarafından yazılmış gibi gösteriliyor. Her iki taktik de kolesterol düşürücü ilaçlar ve kalp hastalığı hakkındaki gerçekleri gizliyor. Kitabımdaki gibi gerçeklerle karşılaşıldığında, ilaçlar olmadan da kalp hastalığından korunabileceğimizi görüyoruz.

Doktorların 'kötü' dediği LDL-kolesterolün kötü olmadığını söylüyorsunuz. Kolesterol ve LDL-kolesterol nedir?

Kolesterol vücutta en bol bulunan steroid moleküllerden biridir. Birkaç görevi vardır. Hücre zarını bir arada tutar. Miyelin kılıfını oluşturan parçalardan biri olarak beynin çalışmasına yardımcı olur. Bizi viral ve bakteriyel enfeksiyonlardan korur. Hormon seviyemizi düzenler. Tüm bu görevleri yerine getirebilmek için kolesterol 100.000 mil uzunluğundaki arterler boyunca "lipoproteinler" tarafından taşınmalıdır. En önemli lipoproteinlerden biri de düşük-yoğunluklu-lipoprotein (LDL)'dir. Temel görevi ihtiyaç duyduğumuz kolesterolü vücudun çeşitli parçalarına dağıtmaktır. LDL-kolesterol olmasaydı ölürdük. Kitabımda da gösterdiğim gibi, LDL-kolesterol düştüğünde sağlığımız da çöküyor; fikir liderleri bize ne söylüyorlarsa tam tersi!

Peki, dediğiniz gibi kolesterol bu kadar faydalı bir molekülse, neden uzmanlardan aksini duyuyoruz?

Çünkü ilaç endüstrisinin kolesterolü düşürecek bir ilacı var. Kolesterol düşürücü ilaçların ortaya çıkmasından itibaren (1970 senesi civarında), insanların kafasına vura vura "yüksek kolesterol kalp hastalığına sebep olur" mesajı verilmekte. Aslında bir hastalık tanımlandıktan sonra onunla ilgili bir ilacın yapılması beklenir. Fakat bu örnekte bunun tam tersini görüyoruz... Kırmızı pirinç mayası denilen mantarın, doğal ortamında istilacılarına zehir olarak ürettiği bir salgının kolesterol düşürücü etkisi olduğu keşfedildi. İlaç endüstrisi insanlar üzerinde de aynı etkiye sahip olduğunu gördü. Böylece bunu izole edip kendileri üretmeye başladılar. Artık, ilacı satmaları için yapmaları gereken tek şey insanları kolesterolün tehlikeli olduğuna, yani yüksek kolesterolün bir hastalık olduğuna inandırmaktı. Bu mesajı yeteri kadar yaydıklarında insanlar ilaçları kullanmaya başladı. Önce ilacı yaptılar, sonra hastalığı icat ettiler.

Kolesterol ilaçlarının etkisiz olduğunu gösteren bir bilimsel kanıt var mı?

Hem de tonlarca... Statinlerle ilgili yapılmış bilimsel araştırmalara topluca "kolesterol düşürücü ilaç deneyleri" deniyor. Kitabımı okuyanlar, bu araştırmalarda, ilaçların faydasının görülmeyip tehlikelerinin belgelendiğini öğrenecekler. Bu gerçeklerin doktorlardan ve toplumdan nasıl saklandığını da…

Kolesterol dediğiniz gibi suçlu değil de masum ise kalp hastalığına aslında neler sebep oluyor?

Hareketsiz bir hayat sürmek, yeteri kadar C vitamini almamak, güneşe yeteri kadar çıkmamak, çok fazla şeker ve yapay tatlandırıcı yemek gibi alışkanlıkların tümü kalp hastalığına sebep olabilir. "Bir Masalmış Kolesterol", kalp hastalığını önlemek için, ilaç kullanmaksızın yapabileceğimiz şeyleri de gösteriyor. Kardiyovasküler sağlığımızı korumak için en önemli şeylerden biri hareketli bir hayat sürmek. Düzenli ve hafif spor yapmak genel sağlığımızı korumak için yapabileceğimiz en iyi şey. Hareketsiz kalmak, vücudumuza, ona artık ihtiyacımız olmadığı mesajını veriyor.

'Şeker, vücudumuzun bir numaralı düşmanı' diyorsunuz. Gerçekten bu kadar kötü mü?

Sükroz, früktoz, yüksek früktozlu mısır şurubu (nişasta bazlı sıvı şeker) formundaki şekerler ve aspartam, sukraloz gibi yapay tatlandırıcılar en kötü şeyler arasında. Bunlar vücudumuzda obezite, diyabet, kalp hastalığı hatta kansere davetiye çıkaran bir ortam oluşturuyorlar.

Kalp-damar hastalıklarını önlemede bize yardımcı olacak, önereceğiniz yiyecekler var mı?

Kalp hastalığını önlemek için yapabileceğiniz en iyi şeylerden biri işlenmemiş, rafine edilmemiş, fabrikadan çıkmamış yiyeceklere yönelmek olmalı. "Yiyecek bir kutudan veya ambalajdan çıkıyorsa uzak durun" diyorum kısaca. Kalbi korumak için yenebilecek en güzel gıdalar doğal ortamda otla beslenmiş dana-sığır eti, brokoli, karnabahar, yumurta (doğal ortamda yaşayan tavuk yumurtası), çilek, ahududu, böğürtlen gibi meyveler ve ıspanak...

Yakın zamanda Türkçeye çevrilecek başka bir kitabınızın daha olduğunu duyduk, öğrenebilir miyiz?

Health Myths Exposed (Sağlık Efsaneleri İfşa Ediliyor) isimli kitabım eylülde yine Hayy Kitap tarafından basılacak. Kitabın farklı bir ismi olabilir, onu şu anda net söyleyemiyorum. Bu türden kitaplar, yeni bir harekete yol açıyor. Aşırı bir şekilde artmış bulunan hastalıklardan ve tehlikeli ilaçlardan uzak durmaya çalışan insanlar var artık. Bu hareket, Türkiye'de de yayıldıkça, reçeteli ilaçlar olmadan da sağlıklı yaşamaya çalışan insanların sorularına cevap niteliğinde kitaplar da artacaktır.


45'inden sonra kolesterol zaten yükselir

Kolesterolün, yaygın kanının dışında zararlı olmadığı öne sürülüyor, siz ne diyorsunuz?

Kolesterolün zararlı olduğu yönündeki yaygın bilginin bir masal olduğu görüşüne katılıyorum. Şöyle ki: Size bir bardak su getirsem ve 'içindeki bileşenler zararlıdır' desem tepkiniz muhtemelen sıvının ne olduğunu anlama yönünde olurdu. İçinde ne olabilir, H2O olabilir ya da hidrojen peroksit H2O2 olabilir ki o da sıvıdır. İlki hayat verir, ikincisi öldürür. Kolesterol konusunda yapılan saçmalık, verdiğim örneğe benzer şekilde, bardakta ne olduğu söylenmeden size sıvının zararlı olduğunun söylenmesidir. Kolesterolün zararlı olduğu yönündeki yaygın teoride, yöntem yanlış, matematiksel ve mantıksal değil.

Öyleyse neden bize sürekli kolesterolden kaçınmamız gerektiğini söyleyen görüş hakim?

Bu kaçınılmaz. Dünyadaki 8 milyar insanın 45 yaşından sonra en az yüzde 30 ila 40'ında kolesterol yükselmek zorunda. Eğer kolesterolün yüksek oluşunu bir hastalık olarak gösterip bunu düşürecek bir alternatif gösterecek olursanız, sürekli ve muazzam bir para kazanırsınız. Kardiyologlar ölüm oranları ile kolesterol yüksekliği arasındaki ilişkiye asla girmezler. Çünkü yaşlılarda kolesterol düzeyi yükseldikçe ölüm oranı azalır. Yüksek kolesterol zararlı diyen uzmanların söylediklerinin tam tersi bir durum yani.

Kolesterolün düşük tutulması gerektiği yönündeki yaygın kanıya siz neden katılmıyorsunuz?

Organizmada bazı moleküller yükseliyorsa bu, bir hastalıkla ilişkilidir. Mesela bir enfeksiyonda kandaki lökosit sayınız artar, ateşiniz yükselir. Doktor size 'Kandaki lökosit sayınız sizi hasta etti' demez, 'Hastalığınızdan dolayı lökosit sayınız arttı' der. Enfeksiyona neden olan bakteriyi verdiği ilaçla öldürür ve lökosit sayısı normale iner. Aynı mantık kolesterol için de geçerlidir. Kolesterolün yüksekliğini hiçbir hastalıkla ilişkilendiremediler. Bu yüzden de doğrudan kolesterolü hedef aldılar.

İlaç tüketimine dayalı sistem işliyor

Yaygın bir kanaat var, 'kolesterolümüz düşükse sağlıklıyız ve kalp rahatsızlıkları açısından risk altında değiliz' şeklinde. Siz bunun doğru olmadığını söylüyorsunuz, neden?

Bir yığın araştırma var, kolesterolü ortalamadan düşük olanların başka hastalıklara çok daha fazla yakalandıkları yönünde. Ancak bunları söylemek size ticari açıdan bir şey kazandırmaz, kaybettirir. O yüzden ibre daha çok kolesterol karşıtı kampanya yürütenler lehinde çalışır.

Tıbbın ticari bir faaliyete dönüştürülmesinden mi kaynaklanıyor bu?

Sanayiciler artık ciddi yatırımlar yapıyorlar. Çünkü çok büyük bir rant var ortada. 1960'lara 70'lere kadar bu böyle değildi, tıp safiyane amaçlarla yapılıyordu. 40 yıldır ilaç tüketimine dayalı bir anlayış ve sistem geliştiriliyor. İlaç sanayii, hastalığı değil, belirtilerini yok edecek ilaçlara yöneldi. Mesela başınız ağrıyorsa onun gerçek nedenini bilmeyi değil, ağrısını dindiren ilaçlar vermeyi öneriyor tıp. Sebebi bilinip tedavi edilecekken migrenin 50 bin çeşidi üretilir, bunların yüzlerce ilacı çıkar. Hastalar bu ilaçları kullanır, ağrıları yıllarca devam eder. İşte ilaç sanayiinin de aradığı budur. Kolesterol ilacı da kullanmak tam bir abonelik sistemidir, 40 yıl kullanırsınız.

Kolesterolün düşürülmesinde kullanılan 'statin'lerin zararlı olduğu iddiasına ne diyorsunuz?

Mesela vücudunuzda enerji santralı olan bir madde vardır ve bunu bu ilaçlar tahrip eder. Bu ilaçları kullananlar zaten halsizlikten şikâyet ederler. Bütünüyle emin değiliz, ama teorik olarak baktığımızda kansere de sebep olma ihtimali var. Diyorlar ki 'madem öyle ispat edin'. Asıl siz bu ilacın zararsız olduğunu ispat etmek durumundasınız. Ve bunu ispat etmek için trilyonlar harcamanız gerekir. Kârı olmadığı için de hiçbir firma böyle bir masrafı karşılamaz. İşin kötüsü, devletlerin desteklediği, bağımsız araştırmalar yapan kurumlar kalmadı. Araştırmaların yüzde 90'ı ilaç firmaları tarafından yapılıyor ve tedaviye, önlemeye yönelik değil.

Kolesterolümüzü düşük tutarak, birtakım risklerden uzak kalmıyor muyuz?

Vücutta mikropsuz bir iltihap vardır. Vücut bunu kolesterol ile tamir etmeye çalıştığı için kolesterol oranını yükseltir. Kolesterol bir tamir materyalidir orada. Bu, bir yangın mahallindeki itfaiyeyi görünce 'itfaiye yangın çıkarıyor' demenize benzer. Çünkü bundan büyük paralar kazanılıyor. Tıpta bu kadar ilerleme ve kolesterollü gıdaların tüketiminde büyük bir azalma varken neden koroner kalp rahatsızlıklarında muazzam bir artış var?

Serenler
25-02-2008, 00:47
Ellerinize sağlık sevgili balaban.
Sonuçta "Sigara endüstrisi" de "Savaş endüstrisi" de "İlaç endüstrisi" de hepsi ortak bir amaç için vardır. Hepsi de kar etmek ve kazanmak üzerine kuruludur.
Birinin yaşaması için sigara içilmesi, diğeri için savaşların devam etmesi, sonuncu için de sürekli hastalıkların varolması veya yaratılması gerekmektedir.
Bu endüstrilerin sahipleri malesef bu konularda çok acımasızlardır.
Milyonlarca insan sağlığından olmuş, yaşam kaliteleri bozulmuş, ölmüş hiç mi hiç umurlarında değildir.
Hele hele sağlık gibi safiyene bir konuda ilaç devlerinin sağlık sektörünün içinde dönen oyunlar akıl alacak gibi değildir.
Ülkemiz bütçesindeki sağlık giderlerine bir göz atarsanız buradaki bütçenin neredeyse emeklilerin aldıkları tüm maaş toplamından fazla olduğunu görürsünüz. Demek ki sosyal güvenlik sistemindeki açıklar çalışan veya emeklilere verilen maaşlardan değil sağlık adı altındaki istismarlardan kaynaklanmaktadır.

Sağlık konusunda birkaç küçük anektodu sizlerle paylaşmak isterim;
Öncelikle artık "Can boğazdan gelmemekte, Can boğazdan gitmektedir." Yediğiniz içtiğiniz her şeye dikkat edin. Sorgulayın. Sağlıklı gıdalarla beslenmeye çalışın.
Unutmayın içtiğiniz menba suyu bile zehir özellikleri taşır, aynı şekilde her madde zehir özellikleri taşır. Bir maddeyi zehir yapan özellik onun dozudur.
Bu nedenle aynı cins ve marka gıdaları uzun süre ve fazla miktarlarda tüketmeyin. Mutlaka değişiklik yapın.

HAŞAT
25-02-2008, 00:49
Çok enteresan Sn. Balaban. Paylaşımınız için teşekkür ederim.

Dün genel bir kontrolden geçtim ve değerler şu şekilde:

................................Sonuç............. .Olması Gereken Değerler

Kolesterol.....................307................ .........0-200
Trigliserid......................238.............. ...........0-150
HDL Kolesterol.................49..................... ....35-60
LDL Kolesterol................210..................... ....0-99

Bu durumda benim durumum pek de iç açıcı değil fakat yukarıdaki bilgilere göre ben iyi durumdayım.

Doktor bir arkadaşım bugünkü teknolojinin Kanser ve AIDS'e çözüm bulamamış olmasının imkansız olduğunu söylüyor ve bunu büyük ilaç firmalarının ellerindeki stoklara bağlıyor. Ne zaman ki stoklar eriyecek bir de bakmışız ki AIDS'nin ilacı bulunuvermiş.

Hatta HIV'in de laboratuvarlarda üretilmiş bir virüs olduğunu söylüyor.

Yani önce ilacı hazırla sonra hastalığı icat et.

Sevgilerimle

VOLVO
25-02-2008, 01:07
İlaç sanayisi çok acımasız dır.Kanserden binlerce insanı bile bile ölüme gönderiyorlar. Çözümlerini bildikleri halde.Ama insanlar son umut kemoterapi sırasında bütün parasını son kuruşuna kadar harcıyor.

Sevmiyorum ilaç şirketlerini, acımasızdır onlar.

Ancaaakkk Kolesterol'un zararsız olduğuna inanmıyorum.Evet hormonların yapımı için gerekliler.Ama fazlası kesinlikle zarar.Bir kitap ile kolesterol hakkında bildikleriniz değişmesin.

Statin kullanacağınıza Benecol, Becel Pro-Active gibi gıdaları tüketin derim:super::super:

guneysu
25-02-2008, 01:13
iyi haber bu galiba.. gerçi ölçtürmüştüm.. değerler normal çıkmıştı :) yemeğin iyisini buldum mu yerim hiç acımam hdl ldl düşünmem ...

karınca
25-02-2008, 02:45
...
DR KARDEŞLERİM NE DERLER?...
:D :D :D :D :D
Ben diğer doktorlardan hatta eşimden bile birçok konuda farklı düşünüyorum ve bu konuda arada tartışıyoruz.
Ancak işin doğrusunu yıllar sonrasında öğrenebileceğiz gibi...

Katı diyet olayına karşıyım.

Adam yıllarca kebap, döner yemiş mangalını yakmış rakısını içmiş...
Kolesterol yüksek çıktı diye doktor kırmızı eti, rakısını yasaklayıp ot ile beslenme önerisinde bulunduğunda o adamın yaşadığı travmayı düşünsenize...
O kişi 1 yıl devamlı ot, sabahları kibrit kutusu yağsız peynir yerse stresten ölür...

Yukarıda yazdım "katı diyet"e karşıyım diye.
Bu kişiyi dengeli beslenmeye baştan alıştırmamız gerekirdi.
Otunuda yesin etinide...

Yani doktorların çoğu tarafından söylenen katı diyete karşıyım. Bu konuda benim ile aynı düşüncede doktorda görmedim :D :D :D

PARK
25-02-2008, 03:04
Kolesterol?

O ne ki?:wink:

Serenler
25-02-2008, 03:09
:D :D :D :D :D
Ben diğer doktorlardan hatta eşimden bile birçok konuda farklı düşünüyorum ve bu konuda arada tartışıyoruz.
Ancak işin doğrusunu yıllar sonrasında öğrenebileceğiz gibi...

Katı diyet olayına karşıyım.

Adam yıllarca kebap, döner yemiş mangalını yakmış rakısını içmiş...
Kolesterol yüksek çıktı diye doktor kırmızı eti, rakısını yasaklayıp ot ile beslenme önerisinde bulunduğunda o adamın yaşadığı travmayı düşünsenize...
O kişi 1 yıl devamlı ot, sabahları kibrit kutusu yağsız peynir yerse stresten ölür...

Yukarıda yazdım "katı diyet"e karşıyım diye.
Bu kişiyi dengeli beslenmeye baştan alıştırmamız gerekirdi.
Otunuda yesin etinide...

Yani doktorların çoğu tarafından söylenen katı diyete karşıyım. Bu konuda benim ile aynı düşüncede doktorda görmedim :D :D :D

Benim öyle bir doktorum var;:cool:

Diyet listesi mi?

"Dokunanı yeme.."

reha kaya
25-02-2008, 03:29
Kolesterol?

O ne ki?:wink:

Bir okkacık; dombey kaymağı yediğinizde, dünya dönüyorsa; kolesterol

odur. :yes:

Benim okka 50-100 gr. civarıdır. Hakiki okkayla yiyen kimselerin, selası sabaha

kalmaz. :)

GRACİEUX
29-09-2008, 02:10
Hrgün düzenli olarak tüketilen keten tohumu kolestrolu bitirir...İstediğinizi yiyin:)

DEVadam
29-09-2008, 03:39
Kolestrol varmıdır derseniz,evet vardır derim.Burada söz konusu olan şey kolestrolün zararlı olduğu değil,tespit edilen değerlerin üstünde zararlı olduğudur.
Basit bir deney yapın..Margarin (katı yağ) ile yumurta pişirin.Yumurtayı yedikten sonra tavayı kenara koyup bir 10-15 dakika bekletin.Ne gördünüz..? Tavanın dibinde oluşmuş katılaşmış bir yağ tabakası..
Vücudumuza aldığımız bütün besinler sindirildikten sonra hücrelere kan yoluyla iletilir.Bu iş için ise damarlar kullanılır.Alınan margarin vücut sıcaklığında erir,fakat bu erime akışkanlığı düşük bir yapı sergiler.Sonuçta tavada gördüğünüz ortam damar içinde oluşur.
Aşağıdaki resim atık yağların boru içinde oluşturduğu katmana ait.


http://img146.imageshack.us/img146/4776/borularfd0.jpg

....

MESAL
29-09-2008, 04:53
...
Ancak sesleri diğerlerinin arasında kaybolsa da aksini iddia eden uzmanlar da var. Yüksek kolesterolün, söylendiği gibi sağlığımız için tehlike oluşturmadığını söylüyor, hatta kandırıldığımızı iddia ediyorlar...
...

Bu yöndeki görüş her geçen gün kuvvetleniyor.Kolesterol lobisi çok kuvvetli sadece bir firmanın bir ilacının yıllık cirosu 10 milyar $, haliyle araştırmaların çoğunun finansörü bu firmalar ve istediği sonuçları açıklama tercihleri de var.

Konusunda Dünyadaki en kuvvetli otörlerden olan Prof.Dr.Gökhan Hotamışlıgil şişmanlık ve yağ hücrelerinin etkileri konusunda çok ilginç çalışmalar yapıyor.Şişmanlığın bilinenin çok ötesinde farklı zararlarından bahsediyor...

Kişisel yorumum öncelik belki kilo ve sigara olmalı.

Kilo değince yüzler ekşiyebilir basit bir çözümü var aslında, yavaş yiyin ve iştahınızı kapatacak şeyleri bulun ve öğün öncesi uygulayın.Bu kadar (kişiye özel farklı yöntem örnekleri var herkes kendisi için uygun yolu bulmalı)

Tılsımlıdır perhiz yok :) (gerçekten yok ! üst cümleyi alışkanlık haline getirin yeter)

son_azrail
29-09-2008, 12:02
annem 27 yaşındayım 10 unu düş...17 senedir bilirimki yediğine içtiğine tuzuna suyuna yağına herşeyine dikkat eder...sonuç.. hiper tansiyon+kollestrol... artık meyve bile yeme dedi doktor kolestrolünü o bile arttırıyormuş...annem bugun 51 yaşında

annanem aynı hesap ile 17 yıldır tanıyorum ne bulursa yer kızartmaya bayılır şöle bol yağlı olacak ekmeği banacaksın yoksa tadı çıkmıyormuş....sonuç hiç birşeyi yok... hea bu arada sanmayinki annanem köyde falan yaşıyor hemen alt katta....annanemd 76 yaşında...

sonuç ne bulsanız yiyin gerisi yalan:)

XTRADERX
29-09-2008, 14:32
KOLESTEROL YÜKSEKLİĞİ KOLESTEROL NEDİR?

Kolesterol kan dolaşımında ve hücrelerde bulunan yağ benzeri yumuşak bir maddedir ve büyük kısmı karaciğerde vücut tarafından üretilir.Doymuş yağlar ve katı yağlar yemekle alınan kolesterol kan kolesterol seviyesini arttırır.

Kanda yüksek kolesterol seviyesi kalp damar hastalığı-kalp krizi ve inme-felç riskini arttırır.Ülkemizde erişkinlerin % 60 ından fazlasında kolesterol yüksekliği vardır ; yani kolesterol seviyesi 200 mg/dl üzerindedir.

KOLESTEROL YÜKSEKLİĞİ KALP DAMARI VE DİĞER DAMAR HASTALIKLARININ EN ÖNEMLİ RİSK FAKTÖRÜDÜR VE KONTROL EDİLEBİLİR.

İYİ VE KÖTÜ KOLESTEROL NEDİR?

Kolesterol kan dolaşımında lipoprotein denilen maddelere bağlanarak dolaşır. Low Density Lipoprotein LDL olarak bilinir ve zararlıdır. Kolesterolü damar duvarındaki hücrelere taşır ve orada birikerek damar sertliği ve darlığı yapar. Damarın daraldığı yerden yırtılması veya pıhtı ile tam tıkanması sonucu kalpte ise kalp krizi beyinde ise inme oluşur. İyi kolesterol olarak bilinen High Density Lipoprotein HDL ise kolesterolu damar duvarından dışarı taşır ve koruyucu rol oynar.

LDL-KÖTÜ KOLESTEROLÜ NASIL DÜŞÜRÜRÜM?

-Yemeklerden doymuş yağları ve kolesterolü çıkararak: yağlı etler,tereyağ ve bütün katı yağlar,tam yağlı süt ve peynir ile yoğurt,deniz kabukluları ve sakatat
-Yemeklerde doymuş yağ ve kolesterolden fakir liften zengin beslenmek: Meyve, sebze, tahıl ve tahıl ürünleri yağsız ve az yağlı süt ve süt ürünleri, derisi alınmış tavuk ve balık eti, kümes hayvanları ve bazı kuruyemişler
-Kilo vermek ve yağ dokusunu azaltmak
-Her gün egzersiz yapın
-Doktorunuzun vereceği kolesterol düşürücü ilacı gerekiyor ise ömür boyu kullanın.
-HDL-iyi kolesterol ise yukarıdaki önlemler ile kısıtlı da olsa yükselecektir.


http://www.hisse.net/forum/showthread.php?t=27858&page=14

kaleci
01-01-2009, 19:33
annem 27 yaşındayım 10 unu düş...17 senedir bilirimki yediğine içtiğine tuzuna suyuna yağına herşeyine dikkat eder...sonuç.. hiper tansiyon+kollestrol... artık meyve bile yeme dedi doktor kolestrolünü o bile arttırıyormuş...annem bugun 51 yaşında

annanem aynı hesap ile 17 yıldır tanıyorum ne bulursa yer kızartmaya bayılır şöle bol yağlı olacak ekmeği banacaksın yoksa tadı çıkmıyormuş....sonuç hiç birşeyi yok... hea bu arada sanmayinki annanem köyde falan yaşıyor hemen alt katta....annanemd 76 yaşında...

sonuç ne bulsanız yiyin gerisi yalan:)

Hakkari yöresine ait bir yemek,adı Makrube.
Bize göre içinde kolestrol yapıcı herşey var.
Ama nedense oralarda kolestrol yok.

drcz
02-01-2009, 01:22
LDL ile yapılan randomize çalımalar düşük LDL seviyesin kalp krizini önlediği, hastaneye yatışları azaltığı göstermiştir. Yapılan meta analizlerde ise LDL her % 10 luk düşmenin kanser riskinde çok hafifde olsa artış ortaya çıkardığını göstemişlerdir. her bin hastada 10 hasta kansere neden oluyor. Bu etki ilaçlardan bağımsız olarak ortaya çıkarıyor.