PDA

View Full Version : öğrendiklerimizi paylaşalım istedim haydi sıra sizde



sen.canım
10-03-2008, 21:19
Öğrendim ki...Güveni geliştirmek yıllar alıyor, yıkmak bir dakika.

Öğrendim ki...Hayatında nelere sahip olduğun değil kiminle olduğun önemli.

Öğrendim ki...Sevimlilik yaparak 15 dakika kazanmak mümkün, ama sonrası için bir şeyler bilmek gerek.

Öğrendim ki...Kendini en iyilerle kıyaslamak değil, kendi en iyinle kıyaslamak sonuç getirir.

Öğrendim ki...İnsanların basına ne geldiği değil, o durumda ne yaptıkları önemli.

Öğrendim ki...Ne kadar küçük dilimlersen dilimle her işin iki yüzü var.

Öğrendim ki...Olmak istediğim insan olabilmem çok vakit alıyor.

Öğrendim ki...Karşılık vermek, düşünmekten çok daha basit.

Öğrendim ki...Bütün sevdiklerinle iyi ayrılman gerek, hangisi son görüşme olacak bilemiyorsun.

Öğrendim ki..."Bittim" dediğin andan itibaren pilinin bitmesine daha çok var.

Öğrendim ki...Sen tepkilerini kontrol edemezsen, tepkilerin hayatını kontrol eder.

Öğrendim ki...Kahraman dediğimiz insanlar bir şey yapılması gerektiğinde, yapılması gerekeni şartlar ne olursa olsun yapanlar.

Öğrendim ki...Affetmeyi öğrenmek deneyerek oluyor.

Öğrendim ki...Bazı insanlar sizi çok seviyor ama, bunu nasıl göstereceğini bilemiyor.

Öğrendim ki...Ne kadar ilgi ve ihtimam gösterseniz, bazıları hiç karşılık vermiyor.

Öğrendim ki...Para ucuz bir başarı.

Öğrendim ki...Düştüğün anda seni tekmeleyeceğini düşündüklerinden bazıları kaldırmak için elini uzatır.

Öğrendim ki...İki insan aynı şeye bakıp tamamen farklı şeyler görebilir.

Öğrendim ki... Aşık olmanın ve aşkı yasamanın çok çeşidi vardır.

Öğrendim ki... Her şartta kendisiyle dürüst kalanlar daha uzun yol yürüyor.

Öğrendim ki... Hiç tanımadığın insanlar, iki saat içinde, senin hayatını değiştirebilir.

Öğrendim ki.....Duvarda asılı diplomalar insanı insan yapmaya yetmez.

Öğrendim ki... Karşındakini kırmamak ve inançlarını savunmak arasında çizginin nereden geçtiğini bulmak zor.

Öğrendim ki... Gerçek arkadaşlar arasına mesafe girmez. Gerçek aşkların da!

Öğrendim ki...Tecrübenin kaç yaş günü partisi yasadığınızla ilgisi yok, Ne tur deneyimler yaşadığınızla var.

Öğrendim ki... Aile hep insanın yanında olmuyor. Akrabanız olmayan insanlardan ilgi, sevgi ve güven öğrenebiliyorsunuz. Aile her zaman biyolojik değil.

Öğrendim ki...Ne kadar yakın olursa olsunlar en iyi arkadaşlar da ara sıra üzebilir. Onları affetmek gerekir.

Öğrendim ki... Bazen başkalarını affetmek yetmiyor. Bazen insanın

kendisini affedebilmesi gerekiyor.

Öğrendim ki... Yüreğiniz ne kadar kan ağlarsa ağlasın dünya sizin için dönmesini durdurmuyor.

Öğrendim ki... Şartlar ve olaylar, kim olduğumuzu etkilemiş olabilir. Ama ne olduğumuzdan kendimiz sorumluyuz.

Öğrendim ki... İki kişi münakasa ediyorsa, bu birbirlerini sevmedikleri anlamına gelmez. Etmemeleri de sevdikleri anlamına gelmez.

Öğrendim ki... Her problem kendi içinde bir fırsat saklar. Ve problem, fırsatın yanında cüce kalır.

Öğrendim ki... Sevgiyi çabuk kaybediyorsun, pişmanlığın uzun yıllar

sürüyor.

Öğrendim ki... Bir insanı kazanmak çok zor, ama kaybetmek çok kolay.

EVT HAYATTAN SİZİN ÖĞRENDİKLERİNİZ NELER

KARADENIZ
10-03-2008, 21:26
cok banal bır yanıt olacak ama ,
OGRENECEK COK SEYIM OLDUGUNU ....ogrendım

sezi
10-03-2008, 22:30
Öğrendim ki...Güveni geliştirmek yıllar alıyor, yıkmak bir dakika.


EVT HAYATTAN SİZİN ÖĞRENDİKLERİNİZ NELER

Bütün bunları öğrendim diyebilmek için çook uzun yıllarınız olduğunu düşünüyorum.Yine de bazılarını unutup yanlış yapacak,"keşke"diyeceksiniz.İşte asıl o zaman öğrenmiş olacaksınız.:yes:
Öğrendim ki öğrenmenin yaşı ve sonu yok.:)

sen.canım
10-03-2008, 22:37
Bütün bunları öğrendim diyebilmek için çook uzun yıllarınız olduğunu düşünüyorum.Yine de bazılarını unutup yanlış yapacak,"keşke"diyeceksiniz.İşte asıl o zaman öğrenmiş olacaksınız.:yes:
Öğrendim ki öğrenmenin yaşı ve sonu yok.:)

keşke hiç keşke demesek diyorum . ama hayat acımasız keşke dedirtiyo insanları yanlış tanıyabliyoruz . hayat neyi getiriyosa yön vererek yaşayacağz
tşkrler

evidence
28-04-2008, 23:40
tüm soru işaretlerine cevap aramamak gerektiğini öğrendim:beurk:...
sana doğru gibi gelen şeyin en az 3 farklı yorumunun olabileceğini öğrendim:ayy:...
damdan düşenin halden iyi anladığını öğrendim:cry:
herşeye rağmen hayatın güzel olduğunu öğrendim:yes:

ONC
06-05-2008, 23:44
MYANMARDA bile şehitlerimiz varmış Osmanlı son döneminde gerçekten çok dağıtmış çok..


İNSANLIK dramı: 22 bin ölü

Nergis Kasırgası'nın vurduğu Myanmar da 22 bin kişi öldü ve 30 bin kişi kayıp ancak 46 yıldır cunta rejimiyle yönetilen ülkede yardım ekiplerine vize verilmiyor.


Myanmar'ı kasırga vurdu...






Myanmar, Thayet Myo Türk Şehitliği
Vikipedi, özgür ansiklopedi


Thayet Myo Türk ŞehitliğiMyanmar Thayet Myo Türk Şehitliği, I. Dünya Savaşı 'nda İngilizlere esir düşerek, o dönemde İngiliz sömürgesi olan Burma'ya getirilen 12 bin kadar Türk askeri arasında, yıllar süren esaret dönemi boyunca salgın hastalıklar, ağır çalışma ve esaret şartları altında şehit düşen 1500 kadar Türk askerinin gömülü bulunduğu bir şehitliktir. Kalanların kaçının Türkiye'ye dönebildiği bilinmemektedir.

Şehitliğin 80 yıllık ihmal edilmişliği halen sürmektedir. Gömü alanının yerini belirten, Türkçe ve Burmaca bir kitabe ve çoğu 1916 Mart ve Nisan ayları tarihli mezartaşları bulunmaktadir. Faruk Budak'ın çabalarıyla Genelkurmay Başkanlığı'ndan restorasyon için gerekli bütçe 2002'de tahsis edilmişse de, Dışişleri Bakanlığı'nın Myanmar Hükümeti nezdinde gerekli restorasyon iznini alamamış olması nedeniyle, sözkonusu kaynak Güneydoğu Asya'nın tamamı için akredite konumdaki Türkiye Bangkok Büyükelçiliği'nden Ankara'ya geri dönmüştür.

Şehitlik kitabesinin Türkçe (Latin harfleri ile) kısmında bugün zor okunabilen, "Birinci Dünya Savaşı'nda Irak, Suriye, Filistin ve Arabistan cephelerinde Osmanlı ve İngiliz Orduları arasındaki çarpışmalar sırasında İngilizlere tutsak düşerek Burma’ya getirilen ve burada vefat eden aziz Türk askerlerinin anısına" ifadesi yer almaktadır.

"http://tr.wikipedia.org/wiki/Myanmar%2C_Thayet_Myo_T%C3%BCrk_%C5%9Eehitli%C4%9F i"'dan alındı

KARADENIZ
07-05-2008, 00:05
gercek adi BURMA olan bu ulke, yillarca askeri diktatorlukle yonetilmektedir ve bu yonetim tarafindan ismi MYANMAR olarak degistirilmistir.

ama yinede ezilen ve kaybeden BURMA halkidir..

sen.canım
07-05-2008, 20:07
çok üzücü gerçekten allah sabır versin diyorum

myanmarda şehitlerimiz olduğunu bilmiyodum yeni öğrendim bu acı vesileyle


bütün ölenlere ve şehitlerimize allah rahmet eylesin diyorum

sen.canım
17-05-2008, 21:07
bu gün bi şey daha öğrendim
ne kadar şanssız olduğumu
allahım benimi sınıyorsun inan dayanamıyorum artık
biraz gülmek benimde hakkım

sen.canım
20-05-2008, 22:14
hayat ey hayat

çok mu geliyorsun üstüme yoksa benmi artık tahammülsüzüm

oğlum, bana anne derken kıskanıyorum oğlumu, ben annemi özledim

bende omzunda ağlamak istiyorum annem

öğrendimki ANA GİBİ YAR OLMAZ

abuli
21-05-2008, 00:41
hayatta iki şeyi yaşayarak öğrendim ki benim için gerçekten acıydı

1 bundan sonra şaşırma refleksimi iptal ettim çünki artık bu kadarı da olmaz dediğim herşey oldu yani benim için 'olmaz asla olmaz'

2 bazen başınıza gelenlerden dolayı isyan edip hezeyanlara düşüyorsunuz fakat bu dünyada ilahi adalet denen bir şey var keser dönüyor sap dönüyor gün oluyor hesap dönüyor size acı çektirenler sizden bin beter oluyorlar size ettiklerinin aynısını hatta daha fazlasını çekiyorlar

peki siz bundan sevinç duyuyor musunuz tabi ki hayır sadece aklınızdan bazı acı keşkeler geçiyor o kadar keşke diyorsunuz......

hayattan çıkardığım en mühim iki anafikir bunlar

Allah başka acılarla terbiye etmesin bizleri

topiğiniz hayırlı olsun sayın sen.canım

sen.canım
25-05-2008, 20:02
tşkrler abuli sağolasın

hayat bize yaşatarak öğretiyo bazı şeyleri
yaşanmışlardan ders çıkarsakta,,,, başımıza gelmeden bilemiyoruz acıları hasreti,güzel şeyleride tabiki
anne olmadan önce anneliğin bu kadar güzel olduğunu bilmezdim
yaşayarak öğrendiğim en güzel şey diyebilirim her kadına nasip etsin allah anneliği

morbid
25-05-2008, 20:28
Öğrendim ki.....birini gerçekten tanımak için yetki vereceksin.

morbid2
25-05-2008, 20:32
Öğrendim ki.. ne oldum demiyeceksin ne olacağım diyeceksin...

sen.canım
25-05-2008, 20:38
tanımak için yetki ????


evet ne oldum demiceksin hiç bir zaman (diyenler çok ama çevremizde kendini beğenmişler dicem ayıp olcak ama içimde kalmasın)

morbid2
25-05-2008, 21:02
öğrendim ki..insan sevincini uzatarak, üzüntüsünü kısaltarak anlatmalı...

serhatyaz1981
25-05-2008, 21:31
öğrendimki uyanmak üzere rüyadayım..

morbid2
25-05-2008, 21:47
öğrendim ki... iltifat etmeyi alışkanlık hale getirenlerin bulunduğu ortama güzellik saçtığını..

sen.canım
25-05-2008, 22:12
öğrendimki.... bazen sessiz kalmak konuşmaktan daha etkili

morbid2
25-05-2008, 22:18
öğrendim ki..gözlerimiz, ruhumuzun dış dünyaya açılan pençereleridir.

sen.canım
27-05-2008, 19:11
öğrendimki
insan yasak şeylere daha fazla ilgi duyuyor

morbid2
27-05-2008, 19:52
Öğrendim ki.. kötülük yapanın kötülüğe uğrayandan daha talihsiz olduğunu..

morbid2
27-05-2008, 22:24
Öğrendim ki...Akıllı insan kendi yaşadıklarından ders alır;daha akıllı insan hem kendi yaşadıklarından hem de başkalarının yaşadıklarından ders alır. Akılsız insansa kendi yaşadıklarından da başkalarının yaşadıklarından da ders almaz.

kurmay
30-05-2008, 15:53
"İnsan kendini zeki hissedebilir ama, bence zeki hissettirmesi daha önemli:)"
demişti biri bana,şakayla karışık,yıllar önce...
empatiyi idrak ettim sayesinde...

morbid2
02-06-2008, 19:53
Öğrendim ki....mutlu olmamız sırtımızdaki yükleri düşünmek yerine, daha çok sahip olduğumuz nimetleri düşünmemize bağlı...

Achiles
03-06-2008, 00:29
Güzel şeyler yazılmış.

Beylik bir kaç kelam ben de etmek isterdim; ben neyi nerden öğrenebileceğimi öğrendim. Ya da hiçbir şey bilmediğimi biliyorum. Ya da ''Sadece ahmaklar yaşayarak öğrenirler.'' v.s..

Ben başka birşeyden bahsedeceğim. Bir ara bu konudaki farkındalığım daha detaylı tespitlere dayanıyordu, şu an ne kadarını hatırlayabileceğim bilmiyorum. Galiba şöyle bir şeyler;

Öğrenmek, bilmek insan ömrüyle doğru orantılı..Saf bilgi, değil kastettiğim. Yaşama dair her türlü bilgi, her türlü birikim..

Görmüş geçirmiş birinin sahip olduğu database yanında, genç biri ne kadar da donanımsızdır..Yaşlı adam sosyal bir meseleye dair konuşurken, Kıpçaklardan Peçeneklerden örnekler vermeye başlar, ya da şu meşhur tarihçimiz gibi Bizans sonrası İstanbulun bilmediğimiz kültürel evrilmelerinden açılımlar yakalıverir...armut gibi kalakalırız..

Ya da ne biliyim, yaşlının o kadar çok şahit olduğu olaylar vardır ki, bunları o an için hatırlar kafasında derler, az öz duru bir türkçe ile, dan dan kafan kafana çakıverir, biz de gençliğin toyluğuna sığınıp, yaşlıya hürmet tripleriyle tornistan yaparız, biraz da yaşlı ya, ondan tornistan ettime sığınırız..

iyi de..ya insan ömrü 900 yıl olsaydı...90 yaşındaki Demirel 390 yaşındaki emekli bürokratın yanında acep nasıl toy ve donanımsız kalırdı..

Bu bilgelik asgari şartları diyelim, yani dünyevi şeylerden fazlaca nasiplenip, doymuş aşmış olma hali, o olgunlukta ve beklentisizlikte aynı oranda da tarafsızlığa kavuşma hali, acep hakikaten 60-70 li yaşlarda mı başlar, ya da sona 10-20 yıl kalmış olma hali midir bu hal komple...

Yani 900 yıllık ömrü olan insanoğlu, 70-80 li yaşlarında hala azgın, aç gözlü, ve hırslı olacak mıydı..

900 yaşında olsaydım, yani 1108 yılında doğmuş, 1128 yılında 20 yaşında, 1453 de 345 yaşında, 1915 de 807, 1945 yılında 837 yaşında...hala öğrenebilir miydim..ya da 500 yıllık karaçamlar gibi herşeyden uzak tek başına bir hayat mı sürerdim, lanetlenmiş gibi..

Öğrenmekle, bilgi sahibi olmakla, yaşam ve ömür arasında ilginç bir ilinti var, biraz beklenti ler eksenli..yaşamın bizzat motivasyonu olmak gibi..öğrenmek için yaşamak, yaşadıkça öğrenmek..Ya herşeye yakın bir öğrenme süreci geçirebilseydik..Ben herşeyi öğrendim, anladım, ee, Enel Hak, öldürün beni....geriye kalmadı bir şey...mi?

sen.canım
08-06-2008, 00:47
ALLAHIM !



BANA ÖYLE BİR GÖNÜL VER Kİ:

Bir kuruluşun tepe noktasında yetkili olsam bile,
bunu asla başka şekilde kullanmamalıyım.
Günlük yaşamda "ben" yerine, daha çok "sen" sözcüğünü kullanabileyim...


BANA ÖYLE BİR SEVGİ VER Kİ:

Sonsuz bir hazine gibi bitmesin, çoğalsın daha da sevdikçe,
doldursun sarsın çevremi.
Hatta düşmanlarımı da sevebileyim...




BANA ÖYLE BİR GÜÇ VER Kİ:

Herkesten daha çok çalışabileyim, tutsak düşmeyeyim
doğanın koşullarına, eşim ve çocuklarımı da mutlu et ki,
mutluluğu başkalarına da götürebileyim...


BANA ÖYLE BİR SAĞLIK VER Kİ:

Düşünebileyim, konuşabileyim.


BANA ÖYLE BİR ERDEM VER Kİ:

İbadet edebileyim, iyilik etmeyi ve sevinçten buğulanmış gözlerle, teşekkür
edenlere;
bir şey yapmadım, anımsamıyorum diyebileyim.


BANA ÖYLE BİR YETENEK VER Kİ:

İyi eş, baba, anne, iyi komşu, iyi arkadaş, iyi vatandaş olabileyim.


BANA ÖYLE BİR UMUT VER Kİ:

Bugüne kadar yapmış olduğum hatalar için
karamsarlığa düşmeyeyim, herşeyden aklanmış olarak yaşama
yeniden başlamak üzere bağışlanabileceğimi bileyim.


BANA ÖYLE BİR ANLAYIŞ VER Kİ:

düşünebildiğim, yargılayabildiğim, inandığım, kahrolduğum, varolduğum şu
anda bu sözleri söyleyebildiğim için şükredebileyim.


BANA ÖYLE BİR TALİH VER Kİ :

Yıllar sonra beni hatırlayanlar "herkese iyilik eden, tüm insanları seven,
o düzeyde de sevilen bir kişiydi " diye konuşsanlar ve ben de huzur içinde
olabileyim.



BANA ÖYLE BİR İRADE VER Kİ:
Birgün yenilip, içimdeki şeytanın kurallarına doğru yönelirsem;
bu bir düşünce ise düşüncemi, bu bir adım ise ayağımı, bu bir uzanma ise
elimi durdurabileyim.


BANA ÖYLE BİR SABIR VER Kİ:

Sükûneti bulayım, durabileyim, düşünebileyim

cemturk
09-06-2008, 10:30
ögrendiğim tek bi cümle var .......................

bir ateks birde sevgili.............ikisine yazıyorum


SEVGİLİYE....................
benım kalbım senın kadar SAGIR DEIL.....Daha yolumuz var senle....benı yıktıgın gıbı gun gelecek ben de senİ yıkacam....BUGUN SONDU....OKADAR.....


Saglıgınıza afiyet olsun bal olsun

kurmay
16-06-2008, 12:09
Hayattan ne öğrendim?

Ağır bir ÖSS sorusu gibiydi Esquire dergisininki... “Hayattan ne öğrendiniz?”
Verilen süre içinde aklıma gelenleri aşağıda yazdım.
Yanlışların doğruları götürmeyeceğini umuyorum:
* * *
Sonsuz bir karanlığın içinden doğdum. Işığı gördüm, korktum. Ağladım.
Zamanla ışıkta yaşamayı öğrendim. Karanlığı gördüm, korktum.
Gün geldi sonsuz karanlığa uğurladım sevdiklerimi...
Ağladım.
* * *
Yaşamayı öğrendim.
Doğumun, hayatın bitmeye başladığı an olduğunu; aradaki bölümün, ölümden çalınan zamanlar olduğunu öğrendim.
* * *
Zamanı öğrendim.
Yarıştım onunla...
Zamanla yarışılmayacağını, zamanla barışılacağını, zamanla öğrendim...
* * *
İnsanı öğrendim.
Sonra insanların içinde iyiler ve kötüler olduğunu...
Sonra da her insanın içinde iyilik ve kötülük bulunduğunu öğrendim.
* * *
Sevmeyi öğrendim.
Sonra güvenmeyi...
Sonra da güvenin sevgiden daha kalıcı olduğunu, sevginin güvenin sağlam zemini üzerine kurulduğunu öğrendim.
* * *
İnsan tenini öğrendim.
Sonra tenin altında bir ruh bulunduğunu...
Sonra da ruhun aslında tenin üstünde olduğunu öğrendim.
* * *
Evreni öğrendim.
Sonra evreni aydınlatmanın yollarını öğrendim.
Sonunda evreni aydınlatabilmek için önce çevreni aydınlatabilmek gerektiğini öğrendim.
* * *
Ekmeği öğrendim.
Sonra barış için ekmeğin bolca üretilmesi gerektiğini...
Sonra da ekmeği hakça üleşmenin, bolca üretmek kadar önemli olduğunu öğrendim.
* * *
Okumayı öğrendim.
Kendime yazıyı öğrettim sonra...
Ve bir süre sonra yazı, kendimi öğretti bana...
* * *
Gitmeyi öğrendim.
Sonra dayanamayıp dönmeyi...
Daha da sonra kendime rağmen gitmeyi...
* * *
Dünyaya tek başına meydan okumayı öğrendim genç yaşta...
Sonra kalabalıklarla birlikte yürümek gerektiği fikrine vardım.
Sonra da asıl yürüyüşün kalabalıklara karşı olması gerektiğine aydım.
* * *
Düşünmeyi öğrendim.
Sonra kalıplar içinde düşünmeyi öğrendim.
Sonra sağlıklı düşünmenin kalıpları yıkarak düşünmek olduğunu öğrendim.
* * *
Namusun önemini öğrendim evde...
Sonra yoksundan namus beklemenin namussuzluk olduğunu; gerçek namusun, günah elinin altındayken, günaha el sürmemek olduğunu öğrendim.
* * *
Gerçeği öğrendim bir gün...
Ve gerçeğin acı olduğunu...
Sonra dozunda acının, yemeğe olduğu kadar hayata da lezzet kattığını öğrendim.
* * *
Her canlının ölümü tadacağını, ama sadece bazılarının hayatı tadacağını öğrendim.

Can Dündar

sen.canım
17-06-2008, 20:32
ey hayat daha neler öğreticen bana bakalım
bişeyi çok ister ve çalışırsan senin olabilirmiş(hayalimdi gerçek oldu )

sen.canım
25-06-2008, 19:08
..Küçük bir kum tanesiydin önceleri içimde hoşlantıdır diyip geçmiştim.Nerden bilebilirdim ki seni bu kadar sevebileceğimi. Nesin sen içimde ? bas bas bağıran, imkansızlaştıkça imkansızlaşan aşk mı? Ne yaptın bana anlamıyorum. nasıl oldu da bukadar büyebildin içimde ? Nekadar farklısın içimde bunu gözlerinin içine bakarak anlatabilirim sadece sana..k eşke o an gelse de söyleyebilsem bunları sana. senin herşeyini nasıl oluyor da bukadar saf doğal ve temiz algılayabiliyorum hayret ediyorum inan v kendimi tanıyamıyorum bu çoğu zaman..seni bu yüzden büyük bir mutlulukla suçluyorum.



Çok güzel seni sevmek acısını tatmak ve çok kötü seni yokluğunda bile özleyip yaşayamamak...



ahhhh ahh be mektuplardan habersiz sevgili ilkimsin sen benim ilk kalbimi çoşturansın.belki duygularımı bilsen karşılık verirsin bu küçük masum aşka ve beni bu sayfaya yazmaktan alıkoyabilirsin.ama nerdesin ki şimdi gözüm seni görüyo ama kalbini kalbim ne zaman görcek bilmiyorum.



Dkundum geçenlerde sana farkettinmi bilmiyorum,ama içimi yaktı bu dokunuş.Kalbim alev aldı birden bende ilk ilk başladığın gibi.içime akan gözyaşlarım dindirmişti halbuki az olda o ateşi kor olmaya başlamışlardı ki o dokunuş yeniden alev verdi o kor olmaya yakın olan ateşe.Yine alev alev oldun be içimde nasıl geçer bu acı bilmiyorum.tek bildiğim sevgili acın bile bal gibi kalbimde.....SENİ SEVİYORUM...!!!



bir kez daha bakın etrafınıza belki(ebatı önemli diil) bir aşk vardır etrafınızda



küçük bir aşk


ALINTI

sukufe42
30-06-2008, 23:00
Bir akşam, küçük dayım,''Koş Bacaksız'' diye bağırmıştı,''kitaplıktan büyük atlası al, gel!'' Şimşek gibi gidip geldim.
''Dünya haritasını aç!''
Açtım.
''Asya'nın en doğu noktasını bul!''
Honda Adasının en doğusundaki küt burnu gösterdim.
''İşaretle!''
İşaretledim.
''Şimdi de Amerika'nın en batı noktasını göster!''
Çabucak gösterdim.
''Alaska Yarımadasının şu sivri burnu.''
''Aferin.Şimdi bu iki noktayı bir çizgiyle birleştir!''
Birleştirdim.
''Şimdi sıra Avrupa'nın en kuzey noktasına geldi.''
''İşte , Kuzey Buzdenizi'nin en kuzeyindeki şu adacık , dayı''
''Güzel.Şimdi aşağıya kay, Afrika'nın en güneyindeki noktayı da işaretle bakayım.''
İğneler Burnu'nu işaretledim.
''Çek bir çizgi, bu iki noktayı da birleştir!''
Birleştirdim. Gözlerim faltaşı gibi açıldı. Çizgiler tam İstanbul'un üzerinde kesişmişti.Dayım bir sihirbaz gibi güldü.
''İstanbul bu işte! Dünyanın merkezi.Tarihin dörtyol ağzı.......''
(Korkma İnsancık Korkma-Turgut Özakman)