PDA

View Full Version : Trafik Kontrol Tuzağı



Beşinciboyut
27-08-2008, 00:09
Merhaba arkadaşlar,

Belki çoğumuzun zaman, zaman yaşadığı,canımızı sıkan, trafik kontrol noktalarına rastlarız.
O andan itibaren karşımızdaki trafik zabıtası devletin bir yüzünü temsil eder.
Genellikle asık suratlı, burnundan kıl aldırmayan, insani iletişimi zayıf, kabadayı edasıyla efelenen bir yüz ile karşı karşıya kalırız.

Sanırım devlet bu yüzle temsil edilmeyi istemiyordur.
O zaman hizmetiçi eğitimde bir aksama mı var ki, bu çağda bu iletişim eksikliği ve vatandaşı teba görme anlayışı sürüp gider?

Sanki, vatandaştan beklenen hakkını aramasın. İtiraz mı? Tövbe haşa!

Geçmişde bir zamanlar için bu böyleydi belki ama, günümüzde de bu beklentinin sürüp gitmesi, hizmet alanların henüz sorgulama ve hak arayışına girmediği yada genel anlamda bu bilince yükselmediğimizi düşündürdü bana.

İddialı değilim ama, bir tarafın üstünlük duygusu ve diğer tarafın özgüven duygusu arasındaki çatışma eşik farkı sonucu yaşanan üzücü olaylar beni doğrular gibi.

Bugün işte böyle bir tuzak trafik kontrol noktasına rastladım.
Hiçbir uyarı işareti yok. Levha, ikaz yok. Ekip otosu kamufle edilmiş.
Bingooo önümde polis belirdi.
İyiki hızlı falan değilim.
Hani hızlı falan olsam, bir de katil olmak işin cabası.
O sırada bir başka araca daha dur işareti verdi.
O araç durur gibi yapıp bastı gaza gitti.
Polis de, ben de şaşkın vaziyette izledik.
Aracın plakası yok, demek ki tescil edilmemiş daha.
Adam kurtardı anlayacağınız.

Eh sağa çekenler bize yeter demiş olabilirler.
İşte o sırada aklıma örümcek ağı geldi.
Ağı delip geçenler yaşadı.
Geçemeyenler vızıldayarak canı cehenneme!
Nasıl ama?
Tam da bize göre değil mi?!

Şimdi sizlerden yardım istiyorum.
Kafamda, trafik kontrol noktalarının tuzak şeklinde olamayacağı gibi bir izlenim var.
Karayolları trafik kanununu okudum.
Lakin yasal mesnedini bulamadım.

Bu konuda bana neler söyleyebilirsiniz?
Ne yapmam lazım gelir?
Sineye çekmemden başka?

Sıra size gelmeden...

Ballıkcı
27-08-2008, 00:20
Radarlarıda aynen tam tuzak noktalara koyuyorlar yavaş giden bir arabanın bile bian kendini kaptırıp süratleneceği noktalara aniden karşınızda süpriz yapıyorlar.

FNT
27-08-2008, 00:33
Tecrübeli sürücü iseniz zaten radarların yerini bilirsiniz.

Yabancısı olduğunuz bir bölgeden geçiyorsanız, biraz dikkatli olarak radara yakalanmadan yolunuza devam edersiniz.

Kaderinize razı olursanız, trafik ekipleri her an karşınıza çıkabilir.:)

Beşinciboyut
27-08-2008, 01:14
Trafik kontrol noktalarının tuzak şeklinde olamayacağı hakkındaki düşüncem aşağıdaki yazıya dayanıyor. Kanunda olmadığına göre bu bir genelge olmalı. O halde ne yapabilirim?


Nizamettin ACAR

1. Sınıf Emniyet Müdürü

Trafik Uygulama ve Denetleme

Dairesi Başkanı

...
Zaman zaman basın-yayın kuruluşlarında çıkan haberlerde ve vatandaşlarımızca Genel Müdürlüğümüze yapılan müracaat ve şikayetlerde, trafik kontrollerinin tuzak tabir edilecek şekilde görüşe müsait olmayan ağaç, bina yada başka cisim arkalarına saklanarak veya tepe üstü, dönemeç gibi görüş mesafesi dar olan yerlerde yapıldığı belirtilmektedir.



Yapılan trafik denetimleri ve alınan önlemlerin amacı, vatandaşlarımızı tuzak ve pusu kurarak yakalayıp, cezalandırmak değil bilakis trafik kazaları ve sonucundaki ölüm ve yaralanmaları önlemektir.

Bu nedenle, trafik kontrollerinin kazaların yoğun olarak meydana geldiği yol kesimlerinde ve sürücülerin ekiplerimizi rahatlıkla görebileceği şekilde seyir halinde veya ihbarlı olarak yapılması, illerimizce veya Trafik Hizmetleri Başkanlığımızca, trafik kaza istatistiklerinin analizi ve değerlendirilmesi sonucu planlanarak hazırlanan denetim programlarında belirlenen şekil, yer ve saatler haricinde yapılmaması, trafik kural ihlalinde bulunmayan veya görünür şekilde eksikliği tespit edilmeyen hiçbir aracın durdurulmaması, sabit yapılan kontrollerde ise ekiplerimizin, karayolunun her iki yönünden gelen araç sürücülerinin rahatlıkla görebileceği şekilde görüş sahası müsait alanlarda konuşlandırılması hususlarında İllerimize gerekli talimatlar verilmiştir.

Ayrıca, zaman zaman Merkezden çıkarttığımız sivil denetleme ekipleriyle trafik kuruluşlarımız, ekipleri ve personeli belirtilen hususlara riayet edip etmedikleri konusunda denetlenmektedir.
...
Yazının tümü bu linkte.http://www.caginpolisi.com.tr/21/10-11.htm

Beşinciboyut
27-08-2008, 01:35
Antalya Emniyet Müdürlüğünün bu konudaki basın açıklaması.

Kontrol noktaları önceden duyuruluyor

Antalya Emniyet Müdürlüğü'nden yapılan yazılı açıklamada, trafik kazalarının başlıca nedenleri arasında yer alan aşırı hız ve alkollü araç kullanımını önlemek amacıyla ülke genelinde olduğu gibi Antalya'da da aynı amaçlarla 'radarla hız kontrolü' ve 'alkol kontrolü' uygulamaları yapıldığı bildirildi. Antalya Emniyet Müdürlüğünün, vatandaşlardaki 'tuzak kurmak suretiyle kontrol yapıldığı' imajını silmek ve özellikle kaza ve kural ihlallerinin yoğun olduğu güzergahlarda sürücülerin bilinçlendirmek ve daha dikkatli olmalarını sağlamayı amaçladığı belirtilen açıklamada, şöyle denildi: 'Bizim için asıl önemli olan polisin vatandaşı denetlemesi değil, vatandaşlarımızın kendi kendisini denetlemesidir. Bu nedenle, Antalya Emniyet Müdürlüğümüzce yapılacak trafik kontrol programları vatandaşlarımızın bilgilendirilmeleri açısından 27 Nisan'dan itibaren, kazaların önlenmesi için tüm basın ve yayın kuruluşlarında yayınlanmasını özellikle istiyoruz.'


Akşam gazetesi 06.05.2007

trmcleod
27-08-2008, 01:52
Radarlarıda aynen tam tuzak noktalara koyuyorlar yavaş giden bir arabanın bile bian kendini kaptırıp süratleneceği noktalara aniden karşınızda süpriz yapıyorlar.

radar konusunda katılmıyorum..konulan radarlar bence cok iyi ve inanın cok fazla kazayı önlüyorlar

ayyan
27-08-2008, 02:14
Trafik polisinin kamufle olmasının veya radarların tam da gaza basacağınız noktalara konmuş olmasının sebebi ne olabilir sizce :)

Hani kamufle olmuş - olmamış bir yana.. Kurallara uyduğunuz sürece orada trafik polisi olsa ne olur, radar olsa ne olur? Gerçi amaç o noktalarda insanların hızlı gitmesini engellemek(belirlenen sınırın üstünde gitmesini engellemek diyelim biz buna), her yıl dünya kadar insanımız trafik kazalarından gidiyor.

Bu arada radarları önceden levhalarla bildiriyorlar, trafik polisleri ise 50 m ileri, 50 m geri hep aynı noktada bekliyor. Sanırım şimdilerde fotoğraf çekme olayı da çıktı.. Bildiğiniz yolda radarların ve trafiğin yerini ezberleyin, bilmediğiniz yolda ayağınızı gazdan çekin - ne diyeyim :) Ama siz yine de hızlı gitmeyin, kurallara dikkat edin.

Beşinciboyut
27-08-2008, 02:21
Trafikte Seyyar Radar İkaz Levhası Uygulamasına Son Veriliyor

İçişleri Bakanı Beşir Atalay, hız ve yakın takip gibi trafik kazalarının oluşmasında büyük rol oynayan kural ihlallerinin, seyyar radar ikaz levhaları ve trafik ekiplerinin bulunduğu bölgelerde yapılmadığının anlaşıldığını belirterek, "Sürücülere trafik denetimlerinin her zaman ve her yerde yapıldığı izlenimi vermek ve kurallara uyma alışkanlığı kazandırmak hedeflenmiştir" dedi.


İçişleri Bakanı Beşir Atalay, hız ve yakın takip gibi trafik kazalarının oluşmasında büyük rol oynayan kural ihlallerinin, seyyar radar ikaz levhaları ve trafik ekiplerinin bulunduğu bölgelerde yapılmadığının anlaşıldığını belirterek, "Sürücülere trafik denetimlerinin her zaman ve her yerde yapıldığı izlenimi vermek ve kurallara uyma alışkanlığı kazandırmak hedeflenmiştir" dedi.
CHP Ankara Milletvekili Tekin Bingöl, İçişleri Bakanı Atalay'ın cevaplaması istemiyle TBMM Başkanlığı'na verdiği yazılı soru önergesinde Emniyet Genel Müdürlüğü Trafik Denetleme Daire Başkanlığı tarafından hazırlanan yeni bir genelgeyle hız denetimi yapılan yollara konulması zorunlu olan radar kontrol uyarı levhalarının artık konulmaması yönünde çalışmalar yapıldığına işaret etti. Levhaların kaldırılmasının bir anlamda devletin vatandaşa tuzak kurması olarak algılandığını kaydeden Bingöl, uygulamayla devletin ceza gelirlerindeki olası artışı da dikkate alarak hareket ettiğinin vatandaşlar tarafından dile getirilen şikayetler arasında olduğunu bildirdi. Bingöl, radar kontrol uyarı levhalarının neden kaldırıldığını ve bu levhaların kullanıldığı dönemde ne kadar trafik cezası uygulandığını sordu.
Bingöl'ün soru önergesine cevap veren İçişleri Bakanı Atalay, Türkiye'de radar ikaz levhaları uygulamasına 27 Ağustos 2001 tarihinde başlandığını belirtti. 2002-2007 yılları arasında toplam 1 milyar 785 milyon 786 bin 255 YTL tutarında trafik cezası uygulandığını açıklayan Atalay, bunların 594 milyon 844 bin 844 YTL'sinin hız ihlalinden dolayı verildiğini ifade etti. Türkiye'de trafik kazalarının azaltılmasıyla trafik düzenleme ve denetleme faaliyetlerinin etkinliğini artırmak amacıyla son 3 yılın trafik kazalarının analiz edildiğini ve kaza nedenleri ortaya çıkartılarak denetim stratejileri geliştirildiğini kaydeden Atalay, bunların 'Trafik Güvenliğinde Yeni Açılımlar, Hedefler ve Çözüm Projeleri' kapsamında uygulamaya konulduğunu bildirdi. Bakan Atalay, proje kapsamında halen kullanılan görüntülü radar sistemi analog kayıt biriminin sayısal kayıt yapabilen prototip olarak geliştirilmesinin, görüntü işleme tekniklerinin geliştirilerek araç büyüklüğü, sayı ve tiplerinin belirlenmesinin ve 10 adet prototip trafik radar ve video kameralı radar kayıt cihazıyla 5 bölgede test arşiv sistemi kurulmasının planlandığını açıkladı. Proje kapsamında yoğun kural ihlalleriyle ilgili denetimlere ağırlık verildiğini belirten Atalay şunları kaydetti:
"Hız ve yakın takip gibi, trafik kazalarının oluşmasında büyük rol oynayan kural ihlallerinin seyyar radar ikaz levhaları ve trafik ekiplerinin bulunduğu bölgelerde yapılmadığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle sürücülere, trafik denetimlerinin her zaman, her yerde yapıldığı izlenimini vermek ve tüm karayolu güzergahlarında başta hız ihlali olmak üzere kurallara uyma alışkanlığını kazandırmak hedeflenmiştir. Trafik cezaları yoluyla gelir elde etme beklentisi söz konusu değildir."


Hımmm. Bu uygulamanın sebebi anlaşıldı.
Bu haber 07.05.2008 de düşmüş.
Hadi, hayırlı sürüşler... :evil: :mod:

Beşinciboyut
27-08-2008, 03:43
Güçlüden yana tavır koyan arkadaşlarımız elbet olacaktır.
Bu hiç de şaşırtıcı değil.
Pragmatizm ve kolaycılığın sonucudur derim.
Korkarım ki, kendileri olmaktan uzak kalabilirler.
Bu zamanda kendin olabilmek zor, zahmetli, ve bedeli ağır bir iş.

Neme lazım. "Dünya düzdür, ortası kudüstür." deyip engizisyondan kurtulmak varken.
Ama biz Galile'i aksini söylediği için unutmuyoruz. Unutmayacağız da.

Konu; tuzak kurmak ve bu çağa yakışmayan tavırları sorgulamaktı.
Yukarıdaki 8. ileti ile cevabımı bulmuş oldum.

Gelelim bir başka uygulamaya.

Resmi dairede bir iş yaptıracaksınız.
Hergün bu işi yapmıyorsunuz.
İşiniz, gücünüz var. Mesleki alanınızda yoğunlaşıyorsunuz.
Demek istediğim, ayda, yılda veya ömrünüzde bir defa yaptıracağınız cinsten işler.
Giriyorsunuz resmi daireye (Bizim orada trafik tescil bürosu tam konuya uygun) Dale Karniç'i (Bu adamın adını tam doğru yazamadım) dinleyip, bi selam veriyorsunuz alan yok ki, arkasından hal hatır sorasınız veya ooo efendim bugün çok yakışıklısınız diyesiniz.
Selamınız bile alınmaya değer görülmediğinden nutkunuz tutuluyor.
Bu Dale denilen adam kişisel gelişim yada iletişimin Türkiye versiyonunu bulsa iyi olacak.
Yoksa benim bu herifin dediklerine güvenim sarsıldı açıkçası.
Neyse uzun, uzun kuyruk beklediniz. O da ne? Uzun çaba ve sabrınızın sonunda sıra size geldi. Bankonun ardındaki memur yada memureler çocuklarının haylazlıklarından, başarı yada başarısızlarından, makyajdan vb. koyu bir muhabbete dalmışlar.
İzliyorsunuz.
Bir an senin bekleyişin onları rahatsız etmiş olmalı ki, sinirli bir edayla soruyorlar.
-Siz ne bekliyorsunuz?
Aman efendim buna da şükür deyip, öyle ya bir de sormasalardı ne olacaktı değil mi?
Halinizi arzediyorsunuz.
-Üst kattan şunu al gel.
Peki tıpış, tıpış yukarı çıkıyorsunuz. Bir süre daha olgunlaşma evresinden sonra,
-Falancaya paraf ettir gel.
Hani bu laflar da bir bezginlik içinde söyleniyor ki demeyin gitsin.
Hani lutfediyorlarya canım. Aaa .
İndiniz tekrar alt kata. Sar baştan.
Biraz daha olgunlaştınız demektir artık.
-Müdür yardımcısına kaşe vurdur gel.
Bu arada fotokopi olacak evrak varsa teker, teker fotokopi çektir gel.
Hepsi birden çekilse olmaz mı dediniz?
Olmaz işin esrarı burada.
İyicene olgunlaşmanız için bu gerekli!
-Vezneye şunu yatır gel.
Peki.
Artık ermeye yüz tuttunuz demektir.
Yine bunca sıradan sonra.
Parayı da yatırdınız.
Daha bitmedi.
-Müdüre imzalattır gel.
Yine sıra.
Yine bekleme.
Tık, tık, tık.
Girdiniz içeri.
Müdür şöyle gözlüğünün üstünden bir baktı size.
Tipi müsait mi diye bakıyor. Alınganlık göstermemek lazım.
Metanet lazım.
Dua ediyorsunuz içinizden bir yanlışlık olmasa bari.
Müdür kaşlarını çatarak bakıyor evrakınıza.
Belliki yorgun yada bıkkın ve biraz öfkelice.
O da ne?!!
Bu form eksik doldurulmuş git düzelttir gel demez mi?
O an kafanızdan bir kaynar su dökülüyor, baştan aşağı.
Yutkunuyorsunuz çaresiz.
Ve biraz da kendinize kızarak.
Yahu amma da şom ağızlıyım diye.
Bak işte dediğin oldu. Al bozdur bozdur harca.
Beden diliniz inkar etse de sinirlenmemiş gibi yaparak yeniden gidiyorsunuz bankolara.

Ne olcak çoluk çocuk muhabbeti derken formun bir kısmını doldurmayı unutmuş diyorsunuz içinizden.
Olur, olur her şey olur. İnsanlık hali.

Lakin bankonun arkasında oturan öyle demiyor.
Offff ya yine mi geldi bu?
Muhabbetin içine etti kahrolası der gibi bakıyor.
Biraz da burnundan soluyarak.

- Ne var?
-Şey hanımefendi, formun şurası eksik kalmış...
Sözünüzü tamamlamadan.
- Ver bakiim.
Yanındakine.
- Ayol şekerim. Burası da mı dolacaktı bunun? Ne yazılacaktı buraya?
Yeni memur galiba.
-Çıt, pıt, çıt. Cırrrr, cırrrr, cırrrrr, cıııııırtt. (nokta vuruşlu printer)
Tekrar çık yukarı.
Müdürün gözü formun yeni doldurulan kısmında.
Kallavi bir imza çakıyor. (Müdür dediğin kallavi imza çakar zaten)
Müdürün iyisi imzasından belli olur.
Ayaklarınızda bunca sıcağa ve beklemeye rağmen, derman kalmışsa artık resmi daireden çıkma zamanı geldi.

Düşünüyorsunuz. İyi günler desem mi diye?
Yok diyorsunuz yok.
Olmaz. Adamlarda selamlaşacak bir hal mi kalmış?

Hem resmi daire dediğin resmi olur. Olmasa gayriresmi daire derlerdi.
Laubaliliğin lüzumu da yok hani.

Dışarı çıktınız. Ohbe içerde bunalmışım. Temiz hava iyi geldi.

Her yeni günde, eskimiş sorunlarla devam edip gidiyor resmi dairede işlemleriniz.

Bunun sonucunda etraf iş takipçileri kaynıyor.
Niye? Vatandaş kendi işini yapamasın diye değildir herhalde.
Siz daha iyisini bilirsiniz.

Söylemeyi unuttum. Sırada beklerken arada iş takipçileri de geliyor tabi.
Bankoların ardına geçiyorlar, ellerinde bir yığın evrak. Bir selamlaşmadır, bir hal hatır sormadır, bir muhabbettir deme gitsin.
Karşılıklı yardımlaşmalar. Şip şak işlem tamam.
-Ayranlar soğuk olsun Hurşiiit.
-Başüstüne abla.
Hurşit iş takipçisi.

Şöyle bir bakınıyorsunuz etrafa.
Doğru düzgün bir yönerge yada yönlendirme yok.
Pür dikkat bankonun ardında çalışanın iki dudağına bakıyorsunuz.
Lutfetse de gönüllü, gönülsüz bir şeyler tarif etse diye.
İyi de ablam konuşmaktan yoruldunuz tamam, anladım da.
Bir kaç satır yönerge yazıp asıverseniz fena mı olur?

Okumamız, yazmamız var çok şükür.
Hani eskiden olsa tamam diyeceğim. Okuma yazma bilen çok az.
İnsanlar sözlü tariften anlar ancak.
Hani ulus olarak, okur-yazarlık oranında bayağı bir mesafe katettik.

Kimbilir sizin oralarda böyle değildir her şey.
Darısı bizim de başımıza.
Gökten üç elma düştü. (Newton yerçekimini buldu diyedir herhal)

varjan
27-08-2008, 08:22
Radarlarıda aynen tam tuzak noktalara koyuyorlar yavaş giden bir arabanın bile bian kendini kaptırıp süratleneceği noktalara aniden karşınızda süpriz yapıyorlar.

Emin ol oralar kazaların en çok olduğu yerlerdir.......

Geçenlerde Adana-Konya arasında 160 la radara girdim, farkedince frene bastım ama nafile, cihazlar çok gelişmiş 1,5 km den almaya başlıyor........
Radara itiraz ettim, aracı çağırdılar ekrandan izledim ve aracın hızını ve frene bastığımda nasıl kapaklandığını gösterdiler itiraz hakkım kalmadı.........
Ayrıca ellerinde önceki kazaların fotoğrafları da vardı 20 km fazla hızın neler yaptığını göstermek için yanlarında bulunduruyorlarmış.
Görünce daha dikkatli olacağım diyorsun ama işte yol bitmeyince herkes basıyor........ :cool:

Ballıkcı
27-08-2008, 19:48
radar konusunda katılmıyorum..konulan radarlar bence cok iyi ve inanın cok fazla kazayı önlüyorlar

Sn. trmcleod, ben sadece trafik değil tüm kanunlara uyan dürüst bir vatandaşım. Hız konusuna gelince; bu sene yaz tatili için Datca'ya gittim yaklaşık 750 km. yol ve yolun neredeyse tamamı düzgün hele denizli kavşağı (Dinar ayrımına) kadar çift yön, yorum yaptığınıza göre araba kullandığınızı farzediyorum böyle bir yolda 90 km hızla gittiğinizi düşünebiliyormusunuz, inanın bana gözlerim kapanıyor daha tehlikeli araç kullanıyorum. Eğer altınızdaki araba emmniyetli bir araba ise, lastikleri iyi ve bakımı yapılmış ise 120-130 km hız hiçbir tehlike arz etmez diye düşünüyorum ve hız limitlerinin yeniden düzenlenmesini umuyorum. 90 km. şehirlerarası için çok düşük bir hız.

Ballıkcı
27-08-2008, 19:52
Haa şunuda belirteyim ortalama bir araç için yenide olsa 130 km üzeri hız çok tehlikeli, düzgün bir yolda 130 km kontrol edilebilir bir hız diye düşünüyorum. Birde başına gelen mutlaka vardır bir kasaba yada köyden geçerken etrafta 1-2 ev var meskun mahal deyip 50 km. üzerinede caza yazılıyor.

Figo
27-08-2008, 21:18
24 çift sıfır sağa çek çabuk :he::he::wink:

Bana mı çatar bu trafik cezası
Benim hatam değil kimin hatası
Sözün gelişi çok güzel dinlemeyi sever bak
Hey anam hey babam hep hayallere bak

Nolursun polis abi
Beni bi kerecik affet
Bir şans versen, yaylan desen


Ehliyet ruhsat lütfen
Buyur abi

Evraklar tamam
Alkolde yok tutmayım seni

Bas gaza aşkım bas gaza
Kim tutar seni bas gaza
Yollar senin hic durma
hadi ucur beni burda.

morbid
27-08-2008, 21:25
Gelişmekte olan bir ülkenin yaşadığı sancılar bunlar,temennimiz daha çağdaş insanların birbirine hoşgörü ile yaklaştıkları bir ülkede yaşamak.Sabır etmek gerekli.Üzerimize düşeni yapacağız.

Beşinciboyut
27-08-2008, 23:44
Arkadaşlar belki ilk bakışta, trafik kurallarını takmayan bir yapıya sahip olduğum gibi bir yanlış intiba edinmiş olabilirsiniz.

Bugüne değin hiç bir tarafik kazasına karışmış değilim.
Aracımdaki hız kadranının son değerini de hiç bir zaman test etmedim.

Trafikte seyir deyince, sürücünün marifeti ve aracın mükemmelliği yeterli olmayabilir çoğu zaman.
Ve bu yanılgı aynı olayı bir kez daha test etme şansı vermeyebilir de.

Trafikte seyir; sürücü, araç, yol durumu ve çevre şartlarının bütünüyle ilgilidir.
Aracın hızı arttıkça kontrol etmesi güçleşir. Önünüze ağaçların arasından çıkıveren bir inek yada at kural bilmez ki.
İneği bilmem de, ata çarparsanız, otomobilinizin gücünün bir beygir gücü daha arttığını öğrenme şansınız da olmayabilir.

Aracın hızı ile görüş açısı ters orantılıdır.
Yani hız arttıkça sürücünün görüş açısı azalır.
Örneğin, 120 km/h hızla giderken görüş açınız 30 dereceye düşer.
Sadece bir tünel gibi yola endekslenirsiniz.
Çevredeki yaya, çocuk veya hayvanların hareketini farketmeniz son derece güçtür.
Yol kenarları ağaçlıysa riskiniz daha da büyüyecektir.

Araçların gelişmişliği bize sağladığı konfordan ibaret.
Bugüne değin, fizik kurallarını alt üst eden bir araç icat edilmedi.
Sürücülerin refleksini artıran bir icat da yok henüz.

Trafik kazalarının hatırı sayılır oranda, insan kaynaklı olduğu da hepimizin malumu.

Gün geçmiyor ki, trafik kazalarına kurban vermiş olmayalım.
Yetim yada öksüz kalan çocuklar, yitirilen umutlar, sönen aile ocakları hepimizin içini burkuyordur.

Şehir içlerinde yapılan kasisler de olmasa çoğumuz hız kurallarına uymayacağız demek ki.
Bu demek oluyor ki, bizi ancak fiziksel engeller durdurabilir.
Acı ama gerçek bu. Layık olduğumuz durum bu ekseriyetimiz için.

Hepimize kazasız güvenli sürüşler diliyorum.
Aracınız sizi değil, siz onu idare ve sevk edin.

davran
28-08-2008, 00:05
merhaba arkadaslar

herkes dert yanmış ama ben devlet hizmetlerinin çok da kotu olmadığını dusunuyorum;

belirttiğiniz gibi beton suratlı masa bası memurlar olduğu gibi , butun iyi niyetiyle

gecenin 3 unde benle şakalaşan trafik memurlarına da rastlıyorum.

hiçbir zaman devleti aşağılayıp kötülememeliyiz; aksine sistemi , yanlış

işleyen düzeni hedef almalı ve nasıl düzeltiriz e kafa yormalıyız.

en azından devlete sırtını dayamış olan milyonlarca insan bunu yapmamalı.

HAŞAT
28-08-2008, 00:51
Bugüne kendi başıma yaptığım bir kazam yok. (Babam bizi bir kere takla attırdı, bir kere de ………….. Turizm’in kaza yapan bir otobüsündeydim)

Kurallara uyabildiğim kadar uyarım. Eğer tek başımaysam hız yaparım çünkü yol bitmek bilmiyor.

Kent merkezlerine 20 km. yaklaşınca 90'a düşerim ve şehre girince de izin verilen limite uyarım. Ve yine şehirden 20 km. kadar ayrılınca tekrar hızımı arttırırım. Gidiş yönümün tersine park etmiş tüm araçlara da gıcık olurum.

Değerli arkadaşların da belirttiği üzere bazen saçma sapan yerlerde radarlar oluyor. Yokuş aşağı iniyorsunuz, ayağınızı gazdan çekmişsiniz. Araba eğime göre hızlanıyor ve bakıyorsunuz ibre 100'ü geçmiş bile. Ve karşınızda bir radar buyurun.

Kuralların bizlerin can güvenliği için konulduğu aşikar. Ancak bugünkü teknoloji ile üretilen araçlar için sadece şehirlerarası limitler arttırılabilir. Duble yollarda 90 ciddi bir işkence.

Tüm bunlar bir yana bana çok dokunan ve hayat boyu unutmayacağım bir olayı paylaşmak isterim.

1998 yılında 5 kişi Kuşadası’ndan Söke’ye dönüyorduk. Arkada üç arkadaş sızmış durumda ben de sızmanın arefesindeyim. Yanımda oturan arkadaş “dur polis” dedi. Ben durduktan sonra kırmızı ve mavi lambadan ekip otosu olduğu anladım.

Ehliyet ve ruhsat

Camı indirdim, ruhsat tamam. Ruhsat tamam da ehliyeti cüzdandan bir çıkarabilsem. Sonunda başardım ve ehliyeti verdim.

Alkollüsünüz galiba dedi.

Kem küm, evet biraz dedim. Aşağı inin dedi. Kemeri bir çözebilsem ineceğim de…
Bir gayret çözebildim ya da yanımdaki arkadaş çözdü.

Geldik en zor kısıma.

Ekip otosuna kadar yürümek. Tüm gücümle önümde bir çizgi varmış gibi düz yürüdüm. Ya da öyle sanıyorum.

Memur ruhsata iyice baktı ve muayeneniz geçmiş dedi. Ben de bunu babama söyle dedim. 3.200.000 TL para cezası kestiler.

Ve beni o halde trafiğe saldılar. 5 tane canın sorumluluğuyla.

Acaba kafasından neler geçmişti? Nasıl bir kişiliğe sahipti? Belki de gebersin Allah'ın berduşları demiştir. Günahını almayayım ama her aklıma geldiğimde benden bir küfür yer zat-ı muhterem.

Ertesi gün “Durmak Yok Yola Devam”

Ta ki evlenene kadar.

siyahmartı
28-08-2008, 17:22
Sn beşinciboyut,

3 sayfa yazı yazdım bu konu hakkında ama kontrol etmek için "gelişmiş özellikler"e bastım parola şifre istedi girdiğim anda yazı uçtu............. tüm sinirime rağmen boş bir vaktimde tekrar yazacağım, ama değindiğiniz konunun ne kadar önemli bir konu olduğunu ve günümüz kamu görevlileri memurlarımızın içinde bulunduğu durumu en güzel anlattığını düşündüğüm "beyaz zambaklar ülkesinde" isimli kitabı şiddetle tavsiye ediyorum............Özellikle de Fin halkının kahramanı Snelman'ın finlandiya'nın 1808'de isveç egemenliğinden çıkıp Rus yönetimine geçtiği böylelikle memurluk vazifesinin isveçlilerin elinden kurtularak finlilerin eline geçmesiyle ülkenin nasıl bir ivmeyle ilerleme kaydedeceğinin işaretlerini veren tarihi konuşmasını okuyunuz..............

saygılarımla

Beşinciboyut
28-08-2008, 19:13
Sn. siyahmartı,

Öncelikle size ve katılımda bulunan tüm forumdaşlarıma teşekkür ederim.
Çoğu şeyi tek başına çözemeyeceğimiz aşikar.
Zaman hızla birçok şeyi değiştiriyor.
Ortalama bir insan ömrüne bütün bilgileri sığdırmak imkansız olsa gerek.
Öğrendiklerimizi bile, yeniden öğrenmek zorunda kalıyoruz.
Bu yüzden paylaşmak gereği hissediyoruz.
Sevincimizi, mutluluğumuzu, kederimizi paylaştıkça hayat daha yaşanılabilir ve daha güzel oluyor.
Konuşulmayan, edep sınırları içinde tartışılmayan hiç bir şeyi çözemeyiz sanıyorum.

Şu ana kadar bu topiği okuyan 479 kişi, en azından seyyar uyarı ikazı ve ihbarı olmadan rastgele yerlerde kamufle edilmiş şekilde trafik kontrol noktalarının olabileceğini, biliyorsa yenilemiş, bilmiyorsa öğrenmiş oldu.
Açıkçası ben bilmiyordum.
Pusuya düşürülmem zoruma gitti.
Kaçanın kurtulduğunu öğrenmiş oldum.
Hazineye, kendi çapımda hatırı sayılır miktarda mecburi katkıda bulunduktan sonra, pusu kurulup, kurulamayacağı hakkında forumdaşlardan yardım istedikten sonra araştırmaya başladım.
Ve aradığım cevabı buldum.

Özlemini duyduğumuz insana insanca davranışlar ise; eğitilebilir kuşağı iyi eğitebilirsek, belki birkaç kuşak sonrası arzu ettiğimiz seviyeye ulaşabiliriz.

Yazınızın uçması konusuna gelince, foruma girerken beni hatırla tuşuna çek işareti koyarsanız bu durumla karşılaşmazsınız.
Aksi halde, uzun bir yazı yazarken epey süre geçtiğinden sistem sizi unutuyor. (Moda deyimle "log off" oluyorsunuz.)
Haliyle yazdığınız tüm yazı ve emek boşa gidebiliyor.
Bir başka alternatif çözüm ise; böyle bir durumda tekrar foruma kendinizi tanıtmanız istendiğinde, yazdığınız yazıyı kopyalayın. PC'nizin belleğinde saklı olan bu yazıyı (en son kopyaladığınız) foruma girdiğinizde yeniden yapıştırarak kullanabilirsiniz.
Umarım faydalı olur.

Tavsiye ettiğiniz kitabı okumaya çalışacağımı bildirir,
saygılar sunarım.

Beşinciboyut
31-08-2008, 01:52
http://server101.kucukresim.com/uploads/kaza1bd6b.bmp

Beşinciboyut
31-08-2008, 01:57
http://server102.kucukresim.com/uploads/kaza1c8b50.jpg

Beşinciboyut
31-08-2008, 02:15
http://server102.kucukresim.com/uploads/kaza1ec3f0.jpg

Beşinciboyut
31-08-2008, 02:19
http://server101.kucukresim.com/uploads/kaza2a666b.jpg

Beşinciboyut
31-08-2008, 02:22
http://server102.kucukresim.com/uploads/kaza32c788.jpg

Beşinciboyut
31-08-2008, 02:24
http://server103.kucukresim.com/uploads/kaza499e6d.jpg

Beşinciboyut
31-08-2008, 13:11
http://server102.kucukresim.com/uploads/karik14e5f.jpg

Beşinciboyut
31-08-2008, 15:01
http://server101.kucukresim.com/uploads/karika93753.jpg

Markowitz
31-08-2008, 15:53
Ben de geçen hafta Altınoluk a tatile gittim. Kırmadık hız sınırı kalmadı. Bir çok yerde radar vardı ama hiçbirine yakalanmadım.
Neyse tatil bitti eve dönüyorum. Eve varmama 20 dakika kala bir viraja 130 km hızla girince hakimiyeti kaybettim, ölüyorum dedim ve araba spin atarak bariyerlere çarparak durdu. Arabam en iyi arabalardan biridir. Ben de şoförlüğümle gurur duyardım.

Herhangi bir sağlık problemim yok. Kasko olduğundan maddi zararım da yok.

Ama bundan sonra hız da yok....

İnsanlara ne söylerseniz söyleyin başlarından şöyle sağlam bir kaza geçmeden kendilerine ve arabalarına güvenmeye devam edeceklerdir.

Bence trafik kuralları yeterlidir.

Keşke radara yakalansaydım da aklımı başıma getirselerdi...

Bence Türkiye'de yasalar uygulanmıyor.

Hız mı yaptın yaz cezayı...
Hız mı yaptın yaz cezayı...
Vur kafasına bir daha....

Bakalım bir daha hız yapabilir misin....

ozbek1
31-08-2008, 22:40
Ben de geçen hafta Altınoluk a tatile gittim. Kırmadık hız sınırı kalmadı. Bir çok yerde radar vardı ama hiçbirine yakalanmadım.
Neyse tatil bitti eve dönüyorum. Eve varmama 20 dakika kala bir viraja 130 km hızla girince hakimiyeti kaybettim, ölüyorum dedim ve araba spin atarak bariyerlere çarparak durdu. Arabam en iyi arabalardan biridir. Ben de şoförlüğümle gurur duyardım.

Herhangi bir sağlık problemim yok. Kasko olduğundan maddi zararım da yok.

Ama bundan sonra hız da yok....

İnsanlara ne söylerseniz söyleyin başlarından şöyle sağlam bir kaza geçmeden kendilerine ve arabalarına güvenmeye devam edeceklerdir.

Bence trafik kuralları yeterlidir.

Keşke radara yakalansaydım da aklımı başıma getirselerdi...

Bence Türkiye'de yasalar uygulanmıyor.

Hız mı yaptın yaz cezayı...
Hız mı yaptın yaz cezayı...
Vur kafasına bir daha....

Bakalım bir daha hız yapabilir misin....

hocam bravo 10numara yazı bu işte
bende bir sırrı açıklayayım
en çok kaza yapan arabalar bence en kalite arabalar
çunki arabam iyi diyorsun gaza bas roketle frene bas çakı gibi çakıl
insana tatlı geliyor dimi adrenalin
size allah bir musibet vermiş ramazan arefesinde allahın sevgili kuluymuşunuz
hız yapıpta para cezasına karşıyım adam zengin ödüyor bedelini
atacaksın silivri cezaevine, 10defa para cezası odeyeni 1 defa daha aşırı hızdan yakalanınca, 15 gun yatsın orada bak bakalım bir daha hız yapabiliyormu

ozbek1
02-09-2008, 22:06
favori şarkım
"bas gaza hadi bas gaza"

Beşinciboyut
03-10-2008, 18:30
Alışamamak ne kadar zorsa, kanıksamak da o kadar beter herhalde.

Trafik terörünü kanıksadık mı ne?
Ya bilmiyoruz, ya umursamıyoruz, yada kanıksadık.
Başka seçenek kaldı mı?

Bayram tatilinin ilk yedi gününde bilanço;
88 ölü, 504 yaralı.

Bize çok uzak sanıyoruz.
Muhtemelen onlar da öyle sanıyorlardı.

Araçlarımıza yada kendimize çok fazla mı güveniyoruz?

Yanıldığını anlamak iyi de, ya başka bir şansımızın daha kalmadığını öğrenmek nasıl bir duygudur acaba?

Hayatta bazı hataların tekrarına müsade edilmiyor.
En iyisi tekrarı olamayacak hatalardan uzak durmak.

Kendimiz de dahil taşıdığımız canların kıymetini ve sorumluluğunu bilelim.