PDA

View Full Version : ***Deyimlerimizin öykuleri... ***



BOZOK
14-09-2008, 14:35
“AVUCUNU YALA”
(’Bekledigin olmadi; umdugunu bulamadin’ anlaminda kullanilan bir deyim.)
Bu deyim, kisin karli ve soguk havalarda inine kapanarak, tabanlarinin altini yalamak suretiyle karin doyurmaya ugrasan ayilarin hareketinden alinmadir. Çünkü ayilar kisin arasa da yiyecek bulamaz hareket edecek olsa da, bosuna enerji tüketmis olur. Bunu iyi bilen ayilar kis uykusuna yatar. Ayagini yalamakla yetinir yazin gelmesini bekler. Baska yapacak bir seyi yoktur.

:he:imkb daki ayilar hep elini avusturuyor hic yalamiyor ya neyse:grrr:

BOZOK
14-09-2008, 14:36
“AYIKLA PIRINCIN TASINI”
(Bir zorlugu çözümlerken, bir engeli ortadan kaldirmaya çalisirken bazen hiç beklenmedik sürpriz olaylar çikar ve daha büyük engeller karsiniza dikilir. Böyle durumlarda bu deyim kullanilir.) Deyimin öyküsü Osmanli tarihine dayanir. Yavuz Sultan Selimin Yemen’i Osmanli topraklarina katmasindan bir süre sonra Yemen’de isyan çikmis, uzun ugrasmalar sonunda Yemen Fatihi Sinan Pasa duruma hakim olmus; Yemen bundan sonra 400 yil Osmanli egemenliginde kalmisti. Söylentiye göre Sinan Pasanin askerleri bir gün çölde konaklamis. Yemek pisirmek üzere hasir torbalar içindeki misir pirinçlerini yere serdikleri büyük bir çadirin üstüne dökmüs ve taslarini ayiklamaya baslamislar. Bu sirada bir firtina çikmis ve rüzgarin savurdugu bir kum bulutu pirinçlerin üstüne inerek, ufak bir tümsek
halinde yigilmis. Kumlarin altinda kalan pirinçlere bakakalan yeniçeriler arasindan sakaci bir asker, arkadaslarina: -Biz Allah’in nimetini tasli diye begenmiyorduk, bizim gibi günahkar kullara üç bes tas az bile gelir. Asil simdi ayiklayin bakalim pirincin tasini. Ulu tanrimiz, Kabe’ye hücum eden fil sahiplerinin basina ebabil kuslarindan tas yagdirmisti. Bizim basimiza da daha büyük tas yagdirmadan hemen tövbe edelim, diyerek arkadaslarini güldürmüs.

BOZOK
15-09-2008, 13:50
“ÇIZMEDEN YUKARI ÇIKMAK (ÇIZMEYI ASMAK)”
(Bilmedigi ise, yetkisi disindaki konuya karismak anlaminda bir deyim.) 19.yüzyilda, Fransiz ressamlarindan Delacroix Paris’te bir resim sergisi açmisti. Sergiyi gezenlerden bir kisi, büyükçe bir sövalye tablosunun önünde uzun süre durarak, yakindan uzaktan ciddi ciddi seyreder, begenmedigini belirten bir biçimde de basini sallarmis. Bu durum ilgisini çeken ressam yanina gelerek sormus.
-Bu tablo ile çok ilgilendiginiz belli oluyor.
-Evet demis adam. Sövalyenin çizmesindeki körük kivrimlarinda hatalar var.
-Pekiyi nasil anladiniz, isiniz bu mu?
-Ben kunduraciyim, çizme dikerim. deyince ressam hemen tuvalini ve boyalarini getirerek adamin söyledigi biçimde çizmeyi düzeltmis ve gerçekten daha iyi oldugunu görmekten memnun olarak adama tesekkür etmis. Fakat adam yine tablonun basindan ayrilmadan, bu kez de sövalyenin pantolonunda ve kemerinde de hatalar oldugunu belirtince bu çok bilmislige dayanamayan ressam,
-Bak dostum demis, sen kunduracisin, çizmeden yukari çikma!

BOZOK
15-09-2008, 22:55
“ÇAM DEVIRMEK”
(Baskalarini kizdiracak, üzecek, gereksiz, münasebetsiz söz söyleme anlaminda bir deyim.) Zengin bir adamin, Göztepe Erenköy taraflarinda, sekiz on dönüm bahçeli, büyük bir köskü varmis. Adam bu bahçenin bir kösesine bir bina daha yaptirmaya karar vermis. Eski binalar hep ahsap yapildigi için, gereken keresteyi tomruk halinde getirtmis ve insaat yaptiracagi yere istif ettirmis. Bu tomruklarin içinde çam, gürgen, mese ve ceviz agaçlari da bulunuyormus. Sayfiye mevsimi olmadigi için Nisantasi’ndaki konaginda oturan zengin adam bir sabah, kösküne gitmis ve köskün saf bekçisine emir vermis:
-Bir hizarci bul, bahçedeki agaçlarin arasindaki çamlari biçtir, tahta ve kalas yaptir demis.
Saf usak da efendisinin emri üzerine hizarcilari bulmus. Çam tomruklari yerine, köskün bahçesinde ne kadar kiymetli çam agaci varsa kestirip devirmis. Bu akilsiz usagin adi, çam deviren usak kalmis.



bizim imkb sinida bu usak cam sanip devir di bugun

BOZOK
15-09-2008, 23:05
“DEVLET KUSU KONMAK”
(Deyimin kullanildigi söz gelisi: Beklenmeyen, büyük, önemli kismet; sans.)
Bir rivayete göre, vaktiyle Iran’da hükümdarlar öldügü zaman, bütün sehir halki sarayin önündeki meydanda toplanirmis. Sarayin balkonundan, adina devlet kusu denilen bir kus uçurulur, kimin basina konarsa, o adam ülkeye hükümdar olurmus. Gerçi tarihte, gerek Isa’dan önce Iran’da yasayan Medler ve Persler, gerek Isa’dan sonra yasayan kavimler zamaninda, böyle garip bir yolla hükümdar seçildigini gösterir bir kayit yoktur; üstelik böyle bir seçim yapilmis olmasi, mantiga da uygun düsmemektedir. Ama hak etmedigi yerlere, sans eseri gelenler için, ‘basina devlet kusu kondu’ denmesi, yukarida sözü edilen masaldan gelmis olsa, yerinde ve anlamli bir sözdür.

BOZOK
16-09-2008, 12:45
“AKLA KARAYI SEÇMEK”
(Bir isin üstesinden gelene kadar çok zorluk çekmek, güçlükle basarmak) Dinimize göre, Sabah namazinin kilinma vakti, günes doguncaya kadar geçerlidir. Ortalik agarmaya baslayip da ak iplik ile kara iplik birbirinden seçilinceye kadar Sabah namazi kilma süresi devam eder. Agir hastalar bütün gece sanci ve izdirap içinde kivranarak uyuyamadiklarindan, Sabahi zor ederler.

BOZOK
16-09-2008, 13:01
“AGZINDAN BAKLAYI ÇIKARMAK”
( Sabri tükenip, o zamana kadar söylemedigini söyleyivermek anlaminda bir deyim.) Eski zamanlarda çok küfürbaz bir adam varmis. Memleketin müftüsü bu adami çagirip sik sik nasihat edermis. Küfür edecegi sirada aklina gelip, vazgeçmesi için de agzinda bir bakla tanesi tutmasini önermis. Bir gün yine müftü efendi bu adama nasihat ederken, münasebetsizin biri içeri girmis ve müftüye sormus:
-Müftü efendi, babam öldü analigim bana düser mi der?
Cani sikilan müftü, küfürbaza dönmüs:
-Çikar agzindan su baklayi da, bu herife gerekli cevabi kendi usulüne göre sen ver, demis.

BOZOK
16-09-2008, 15:18
“ANA GIBI YAR BAGDAT GIBI DIYAR OLMAZ”
Dilimizdeki”Ana gibi yar,Bagdat gibi diyar olmaz.” sözünün asli muhtemelen “Ane gibi yar;Bagdat gibi diyar olmaz.”seklindedir.Çünkü sözün aslindaki Ane kelimesi,Bagdat yakinlarindaki sarp bir uçurumun kusattigi dik bir geçidin adidir. Bagdat gibi(güzel)sehir,Ane gibi de (sarp,ama manzarali)yar(uçurum) olmaz,demeye gelir.Ancak,siz Bagdat’in Osmanli Türkü için önemine bakiniz ki oradaki Ane’yi anne yapivermis.Tipki”Yanlis hesap Bagdat’tan döner.”sözüyle Bagdat’in eskiden beri bir ilim merkezi oldugunun altinin çizilmesi gibi.

BOZOK
16-09-2008, 21:49
“IKI DIRHEM BIR ÇEKIRDEK”
Giyim kusamina özen göstermis,sik ve süslü kiyafetleriyle dikkat çeken insanlar hakkinda sik sik”iki dirhem bir çekirdek” sözü kullanilir. Bu yakistirma,agirlik ölçüsü olarak okkanin kullanildigi eski devirlerden kalmadir.Belki biliyorsunuz,bir okka,bugünkü ölçülerle 1283 gram tutar.Okkanin dört yüzde birine,dirhem adi verilir(Simdiki gram ile ayni birim oldugunu sanarak gram diyecek yerde dirhem denilmesi hatalidir.).Dirhem,daha ziyade hassas teraziler için kullanilan bir ölçüdür. Ancak sarraflar,dirhemden daha hassas ölçümler için bir agirlik birimi daha kullanirlar.Buna çekirdek denir ki toplam 5 santigram karsiligidir. Eski devirlerin en kiymetli parasi olan bir Osmanli altini,toplam iki dirhem bir çekirdek agirliga sahiptir. Bu durumda süslenmis kimselere,iki dirhem bir çekirdek yakistirmasinda bulunanlar,mecaz yoluyla onlara altin demis olurlar ki bizce pek zarif bir nüktedir.

BOZOK
17-09-2008, 16:29
“GÜME GITMEK”
Zamaninda yeniçeriler suçlulari yakalayip zindana kapatirlarken “HOOOPPP GÜM” seklinde nara atarlarmis.Ancak ayni “kurunun yaninda yas da yanar” atasözünde oldugu gibi bazen zindana atilanlar arasinda suçu olmayanlar yani masum kisiler de bulunurmus. Iste halk suçsuz bir vatandasin zindana atildiginda,günahsiz yere hapse götürülüyor anlaminda “ADAMCAGIZ GÜME GITTI,YAZIK OLDU” demis…
**
bizim imkb sida bugun gume gitti

BOZOK
17-09-2008, 21:21
“KOZUNU PAYLASMAK”
Koz, ceviz manasina gelir.Eskiden Kastamonu’nun iki köyü arasinda ortak olarak kullanilan bir cevizlik vardi. Ceviz toplama mevsimi gelince bir gün belirlenir ve iki köy halki cevizlikte bulusur cevizleri paylasirlardi. Ancak her seferinde haksizlik oldugu ileri sürülerek kavga çikardi.Hatta olay öyle bir seviyeye geldi ki,köylerde kavgaya müsait eli sopa tutan delikanlilar koz paylasma gününden önce günlerce hazirlik yaparlardi. Bir ana oglunun büyüdügünü anlatmak için,”BENIM OGLAN KOZUNU PAYLASACAK ÇAGA GELDI” derdi…

BOZOK
18-09-2008, 22:10
FOYASI MEYDANA ÇIKMAK”
Kuyumcular yaptiklari yüzük,küpe,gerDanlik gibi ziynet esyalarinin üzerine mücevherin isigi daha iyi yansitmasi ve parlakliginin artmasi için FOYA adi verilen bir madde sürerler.Zamanla sürülen bu foya dökülür.Bu duruma foyasi çikmis denilir. Halk arasinda yalan söyleyen,sahtekarlik yapan kisilerin yalanlari ortaya çiktiginda “foyasi meydana çikti” seklinde benzetme yapilir…

BOZOK
24-09-2008, 00:04
SAMAN ALTINDAN SU YÜRÜTMEK”
Vaktiyle bir ova köyünde köylüler tarlalarini sulamak için,irmagin suyunu nöbetlese kullanmak üzere anlamislar. Irmak boyun da bulunan tarlalar açilan kanallar vasitasiyla sira ile sulaniyor,herkes ziraatiyla mesgul oluyormus. Köyün açikgözlerinden birisi,daha fazla su alabilmek için tarlasinda derin ama ince bir kanal kazip irmaktan su çalmayi aklina koymus.Kanali gizleme maksadiyla da üzerini çali çirpi ve taslarla örtüp araziye uydurmus.

BOZOK
24-09-2008, 00:14
“IPSIZ SAPSIZ”
Simdi oldugu gibi eskiden de Anadolu’dan Istanbul’a çalismak üzere adamlar gelir,bunlarin çogu da herhangi bir meslege sahip olmadiklarin dan ya hamallikla, yahut kazma kürekle çalisarak ise baslarlarmis.Bunlarin içinden öyleleri olurmus ki hamallik yapmak için de ne bir kazma veya kürekleri bulunurmus. Bir ip veya tutacak bir sap sahibi olmayan bu kisiler için söylenen ipsiz sapsiz deyimi de yaramayan adamlar hakkinda tahkir anlaminda kullanilmistir

BOZOK
25-09-2008, 00:25
“ÇADIRINI BASINA YIKMAK”
Osmanli hükümdarlari, sefer esasinda hareketlerinden ve hizmetlerin den hosnut olmadiklar vezirlerini azletmek için kaldiklari çadirin direklerini söktürüp baslarina yiktirirlardir.Bu hareket iktidardan düsme manâsina eski Türk geleneklerinde mevcut olup Orta Asya’dan itibaren uygulanmistir. Fatih’in,Karaman seferi sirasinda Mahmud Pasa’nin;Yavuz’un da çaldiran dönüsünde Hersekzade Ahmed Pasa ile Dukaginoglu Ahmed Pasa’nin çadirlarini baslarina yiktirdiklari meshurdur.

BOZOK
27-09-2008, 16:40
“ARABIN DERDI KIRMIZI PABUÇ”
Isin aslini savsaklayip, önemsiz ayrintilar üzerinde duranlar, gereksiz ve fantezi isteklerde bulunan kimseler için kullanilan bir deyim. 18. yüzyilda II. Osman ve III. Mustafa devirlerinin Sadrazami olan ve Sair Fitnat Hanimla aralarinda âsk hikâyeleri bulunan Sair Koca Ragip Pasa, bir gece konaginin kütüphanesinde devlet isleri üzerinde çalisirken çok yorulmus. Bir aralik kapi açilmis, içeriye Arap Dadi girmis:
- Bâsâ afandi hazretleri, demis. Biz yarin kusuk hanim afandi ile Göksu’ya gidecegiz. Acaba bendeniz pembe meslahi mi giysem, yoksa filiziyi mi? Hanim afandilerle bahse tutustuk; acaba bana hangisi daha çok yakisir? Pasa lâ havle çekerek pembeleri önermis. Dadi:
- Öyle ise yarin sabah bir çift kirmizi pabuç isterim, demez mi?
Arap çikinca Pasa ellerini kaldirip Allah’a yalvarmis:
- Yarabbi, su arabin aklini bana bir gecelik emanet ver de rahat bir uyku uyuyayim. Benim derdim devleti ayakta tutmak, arabin derdi kirmizi pabuç.

BOZOK
27-09-2008, 16:43
“ALTINDAN ÇAPANOGLU ÇIKMAK”
(Girisilen bir iste beklenmedik tehlike, zorluk ve sorunlarla karsilasmak.) Tarihimizde Çapanoglu lakabiyla anilan bir sülale vardir. Yozgat sehrini kuran Ahmet Pasa bu sülalenin ilk taninmis kisisi olup 1764 yilinda Sivas valisi iken önce azledilmis ardindan da idam ettirilmistir. Ahmet Pasa’nin büyük oglu Mustafa Bey ve ardindan da küçük oglu Süleyman Bey vali olurlar. Süleyman Bey bu sülalenin söhretini afaka salmis bireyidir. Yozgat sehrini bayindir hale getiren ve Osmanli hükümet boslugundan istifade ile Amasya, Ankara, Elazig, Kayseri, Maras, Nigde ve Tarsus’u içine alan bir hükümet kurup adim Celaliler listesinin serlevhasina yazdiran odur. Süleyman Bey zamaninda sadece halk arasinda degil; devlet kademelerinde de Çapanoglu adi korku ve çekingenlikle anilmaya baslar. Iste o dönemde devlet memurlarindan biri, verilecek bir yolsuzluk kararim kovusturmak üzere müfettis tayin olunur. Arastirmalari ona, Çapanogullarindan birkaç kisinin de yolsuzluklarda parmagi oldugunu gösterir. Çapanoglu Süleyman Bey’in nüfuzundan çekinen memur, durumu yakin bir arkadasina anlatip fikrini ister. Aldigi cevap söyledir:
-Bu isi fazla kurcalama; altindan Çapanoglu çikarsa basin belada demektir!..
Müfettis ne yapsin; sorusturmalarini yarida birakip yuvarlak cümleler ile sonucu ilgili mercilere bildirir. Çapanoglu Süleyman Bey yasadigi zamanda takvimler 1700'lü yillarin sonuna yaklasmaktaydi. Simdi 2000'li yillardayiz ve bir yerlerde yollari daima bir Çapanoglu kesmis oluyor.

BOZOK
27-09-2008, 16:47
“IPTEN ADAM ALMAK”
Halk arasinda “ipten adam almak” diye bir söz vardir; avukatlar için kullanilir. “Çok basarili bir avukat ipten adam alir” gibisinden. Yargitay baskani Osman Arslan’in agzindan bu sözün nereden geldiginin hikayesi : Bir tarihte varlikli bir Ingiliz, agir bir suç islemis. O suçun cezasi “idam”. Adam hemen ülkenin en ünlü avukatini tutmus.Avukat demis ki:
- Merak etme… Ben seni kurtaririm.,
Mahkeme baslamis. Avukat savunmasini yapmis. Ve hakim kararini açiklamis.
-Idam!..
Avukat , hapishaneye gitmis, müvekkiliyle konusmus:
-Merak etme, seni kurtaririm.
-Nasil?
-Bu isin temyizi var… Temyiz, idami bozacak.
Dava dosyasi temyize gitmis. Temyiz mahkemesinin karari:
-Mahkeme kararinin onanmasina… Idam!
Adam “hani beni kurtaracaktin” diye avukatina çikismis. Avukat hala sakin:
-Merak etme. Seni kurtaririm. Daha her sey bitmedi. Konu, Avam Kamarasina gelecek.
Gerçekten, Avam Kamarasi’na gelmis. Konusulmus. Sonunda, parmaklar kalkmis:
-Idam!…
Adam sinirli mi sinirli. Avukat da sakin mi sakin:
-Merak etme. Seni kurtaririm. Lordlar Kamarasi, idami geri çevirir. Endisen olmasin. Lordlar Kamarasi toplanmis.
Olayi incelemis. Kararini vermis:
-Idam!…
Adam elinden gelse avukati bir kasik suda bogacak. Ama avukat hiç orali degil:
-Merak etme. Seni kurtaririm. Kraliçe onay vermeden, hiçbir idam cezasi infaz edilmez. Kraliçe bu karari bozar.
Dosya kraliçe’nin önüne gelmis. Kraliçe imzayi basmis:
-Idam!…
Londra’da bir meydanda idam sehpasi kurulmus. Hakim, savci, avukat, güvenlik görevlileri, halk orada. Adami idam sehpasina çikarmislar. Adamin avukata dönük bakislarindan alev fiskiriyormus. Avukat ise adama “sus” isareti yapmaktaymis; “Merak etme, seni kurtaririm.” gibisinden. Ve cellat, yagli ilmegi, adamin boynuna geçirmis. Alttaki iskemleye de tekmeyi vurmus. Adam, ipte sallanmaya baslarken avukat yerinden firlamis, cebinden biçagi çikarmis ve adamin bogazindaki ipi kesivermis. Adam zar zor nefes alir bir halde yere yuvarlanmis. Hemen hakimler, savcilar kosup gelmisler:
-Avukat… Sen yaptin?
Avukat, cebinden Ingiliz Ceza Yasasini çikarmis:
- Yasada , müvekkilimin isledigi suçun cezasi idam… Siz de onu idam ettiniz… Ama yasada “idam edilerek öldürülür” diye bir hüküm yok… Bu durumda ceza infaz edilmis sayilir. Bunun üzerine Ingiltere’de bir hukuk tartismasi baslamis. Kraliçe , avukatin bu becerisinden dolayi adami affetmis. Ve Ingiliz Ceza Yasasi’nin idamla ilgili maddesi yeniden düzenlenmis.
- Idama mahkum edilen kisi, asilmak suretiyle öldürülür…

BOSNA
27-09-2008, 17:13
Adama dönmek:

Hoşa giden bir duruma gelmek, düzelmek.”Kapılar, pencereler boyanınca ev adama döndü.”
Adamdan saymak: Değeri olmadığı hâlde bir kimseye kıymet vermek, saygı duymak. “Seni adamdan saydım diye mi naz yapıyorsun?”

BOZOK
06-10-2008, 13:40
“PABUCU DAMA ATILMAK”
Osmanli döneminde esnaf ve sanatkarlarin bagli bulundugu teskilat, ticaretin yaninda sosyal hayati da düzene sokuyordu. Kusurlu malin, malzemeden çalmanin ve kalitesiz isin önüne geçmek için de ilginç bir önlem alinmisti. Bir ayakkabi aldiniz veya tamir ettirdiniz diyelim. Ama kusurlu çikti. Böyle durumlarda heyet sikayeti ve sanatkari dinliyor. Eger sikayet eden gerçekten hakliysa, o ayakkabilarin bedeli sikayetçiye ödeniyordu. Ayakkabilar da ibret-i alem olsun diye ayakkabiyi imal edenin çatisina atiliyordu. Gelen geçen de buna bakip kimin iyi, kimin kötü ayakkabi tamir ettigini biliyordu. Böylece pabuçlari dama atilan ayakkabici maddi kazançtan da oluyor ve gerçekten pabucu dama atilmis oluyordu.

BOZOK
06-10-2008, 13:43
“AGZINA TÜKÜRMEK”
Bebek yahut küçük çocuklarin, manevi itibarina ve ermisligine inanilan kisilere götürülerek agzina tükürttürülmesi ve ardindan da ileride o kisi gibi ulu bir zat olmasi için dua istenmesi yakin zamanlara kadar geçerli olan Anadolu adetlerinde biriydi. Eski tekkelerin esikleri bu sebeple çok asinmis olsa gerektir. Bütün bunlardan anlasilan o ki argodaki agzina tükürmek deyiminde bir üstünlük mücadelesi vardir. Birisinin agzina tükürdügünü veya tükürmek istedigini “agzina tükürdügüm” veya “agzina tüküreyim” gibi basma kalip deyimlerle ifade eden kisi, söz konusu meselede agzina tükürülenden daha usta oldugunu veya olabilecegini ima etmeye çalismakta, “bu konu da ben onun agzina tükürürüm!” diyerek de bir nevi tehdit savurmaktadir. Agza tükürmenin yalnizca hasta okumaga özgü bir gelenek olmadigini su hikayeden anlamak mümkündür: Vaktiyle, saçma sapan siirler yazan bir sair, Molla Camii’nin meclisinde,
-Üstat, demis, dün gece rüyamda siirler yaziyordum ki Hizir aleyhisselami gördüm. Mubarek agzini tükürügünden bir parça benim agzima tühledi.
Molla cami adamin siirlerinde keramet sezilmesi için böyle söyledigini ve güya Hizir’in feyiz verici nefesine mashar olduguna dair yalanci söhret pesinde kostugunu anlayip cevabi yapistirmis:
- Be ahmak, öyle degil. Bence Hizir aleyhisselam bu siirleri senin yazdigini görünce yüzüne tükürmek istemis, ama o sirada agzin açik oldugundan, tükürük suratina gelecegi yerde agzina girmis!..

BOZOK
09-10-2008, 17:30
“MANGALDA KÜL BIRAKMAMAK”
Deyim Osmanli zamanindan gunumuze gelmekte Yeniçeri ocagina alinacak gençler sirf erkeklerden olusan bu ocaga alinan gençler bir heyet önüne çikarilip külle dolu olan mangala çok af edersiniz yellenmesi söyleniyormus genç az kül kaldirirsa ocaga aliniyor cok kül kaldirirsa cinsel tercihinin farkli oldugu düsünülüp ocaga kesinlikle alinmiyormus

BOZOK
29-12-2008, 01:47
“MESCIT YAPILMADAN KÖRLER DIZILDI”
Zamaninda Istanbul’un islek caddelerinden birine yeni bir mescit yapilmasi kararlastirilmis. Bunu duyan dilenciler yeni ekmek kapisi açiliyor diye bayram yapmislar. Körler bunu duymus, bahsi geçen yere gidip el açmaya baslamislar. Bunu gören insaat ustalarindan biri de: “Ooo! Biz mesciti yapmadan, körler dizildi bile” demis. Bu söz ahalinin hosuna gider ve günümüze kadar gelir.

BOZOK
29-12-2008, 01:47
“BUYURUN CENAZE NAMAZINA”
IV. Murad zamaninda tütün,içki ,keyif verici madde yasagi koyar ve yasaga uymayanlari siddetle cezalandirir. bugünkü Üsküdar civarinda bir kahvehanede tütün vs. içildigini istihbarat alir. dervis kiliginda tebdili kiyafet buraya gider. Selam verir, oturur. Kahveci yanina gelip; “Baba erenler kahve içer mi” diye sorar. Padisah “Evet” der.
Kahveci: “Tütün içer misin?”
Padisah: “Hayir”.
Kahveci iskillenir.Tütün içmiyor da ne isi var burada. Zaten padisahin tebdili kiyafet dolastigi haberleri var. Eli titreye titreye kahveyi götürür.
-Baba erenler ismini bagislarmi?
-Murad.
-Peki isimde sultan da var mi?
-Elbette var.
Deyince kahvecinin bet beniz atar. Zangir zangir titrer ve “Öyleyse buyrun cenaze namazina” der, oldugu yere yigilir. IV. Murad bu lafa çok güler ve kahveciyi bir defaligina affeder.

BOZOK
29-12-2008, 01:50
“HOSAFIN YAGI KESILDI”
Yeniçeri ocaklarinda efrada yemek dagitilirken mutfak meydancisi elinde tuttugu üzeri ayet ve dualar yazili kallavi koca kepçe ile evvela yagli yemekleri ve pilavi dagitir, sonra da hosaflara daldirirmis. Hal böyle olunca, sofralara gelen hosaf bakracinin üstünde, bir parmak kalinliginda yag tabakasi yüzermis. Bu durumu gören Yeniçeri agalarindan akilli birisi meydanciya emir vererek “Kepçeyi yagli yemeklere batirmadan evvel temiz iken hosaflari dagit, sonra yemek tevziatina geç…” demis. Demis amma, bu sefer sofralara giden hosaf bakraçlarinin üzerinde yag tabakasini göremeyen Yeniçeriler isyan bayragini çekmisler:
- “Hakkimizi yiyorlar, istihkakimizdan çaliyorlar, zira hosafin yagini bile kestiler, yagli hosaf isterük…” diye bagirmislar.

BOZOK
29-12-2008, 01:51
“ATMA RECEP HEPIMIZ DIN KARDESIYIZ”
Balkan devletlerinin mühim bir kismi ve bu meyanda Arnavutluk, Osmanli Imparatorlugu haritasina dahil iken, bu ülkeleri idare etmek çok zordu. Bu devirlerde sik sik daga çikan Arnavut eskiyalarini takip eden hükümet kuvvetleri Recep isminde bir sergerdenin avanesini kusatip sikistiriyorlar. Çikar yol kalmadigini gören Arnavutlar ve baslarindaki Recep, saklandiklari yerden bagiriyorlar:
- “More atmayin, biz de din kardesiyiz, teslim olacagiz.”
Teslim oluyorlar, az bir ceza ile kurtuluyorlar. Fakat palavraci Arnavut bu olayi surada burada anlatirken:
- “More vallahi geberttirecektim zaptiyeleri, çolukumuz çocukumuz var deyip agladilar, acidim da biraktim” seklinde palavra atinca etrafinda toplanip dinleyenler arasinda olayin iç yüzünü bilen birisi:
- “Atma Recep biz de din kardesiyiz…” deyince Arnavut Recep sasirir.