PDA

View Full Version : Mustafa filmi - Can Dündar



Pages : [1] 2

yeter
30-10-2008, 03:13
Son günlerde adından sık söz ettiren ve 29 ekim Cunhuriyet bayramı ile vizyona giren bir film Mustafa. Filmde en çok Turkcell in sponsor olmaktan vazgeçmesi medyada yer aldı. Hatta Ertuğru Özkök köşesinde bu konuda
yazdığı yazısı ilginç..

"DÜN Turkcell’in "Atatürk filmine sponsor olmaktan vazgeçtiği" haberini okuduğum zaman çok şaşırdım.

Şaşırdım ve endişelendim.Endişelendim ve kendi kendime sordum:
"Cumhuriyetimizin 85’inci yılını kutladığımız şu günlerde ülkemize ne oluyor? Nereye gidiyoruz?"

Değerli okuyucularım, hükümetin hoşuna gitmeyen haberleri yapan medya için muazzam bir "devlet mahallesi baskısı" başladı.
Bu baskı, Turkcell gibi bir dev kuruluşu bile, "Atatürk filmine sponsor olmaktan vazgeçirecek" kadar güçlü hale geldi.
http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/10232858.asp?yazarid=10&gid=61&sz=24275

Acaba gerçekler böyle mi ya da başka nedenler de söz konusu olabilir miydi?
Filmle ilgili diğer ilginç bir değerlendirmeyi Yeniçağ gazetesi yapıyor. İşte o değerlendirme.

yeter
30-10-2008, 03:20
“Mustafa” filmi Kürtlere özerklik adına operasyondur!
Tarih: 29 Ekim 2008, yani Cumhuriyet’imizin 85. kuruluş yıldönümü.
Tam bu tarihe ilginç bir olay denk getiriliyor.
Can Dündar’ın hazırladığı Atatürk’ü anlatan “Mustafa” filmi büyük gürültülerle vizyona sokuluyor.
Önce Can Dündar’ın kimliğini hatırlatalım.
Babası MİT görevlisi, kendisinin ne olduğu ise meçhul.
Dündar bir gün devrimcidir, öbür gün AB taraftarı. Bir gün İslamcıları ve PKK’yı bile kucaklayan sözde özgürlükçüdür,
Boğuk sesli romantik Che Guavera pozlarındadır ama köşeli, yani tarif edilebilir değildir. Çizgisi ve tutarlılığı yoktur. İlişkileri ise kafa karıştırmaktadır.
Haksızlık mı ediyorum...
Son teşebbüsü “Mustafa” filmini sorgulayalım.
Dündar bu belgesel filmde güya insan Mustafa Kemal’i anlatıyor, ama gerçek bu değil.
İnsani boyut sadece kamuflaj, yani kılıftır.
Gerçekte yapılan psikolojik bir operasyondur.
Önce filmde gizlenerek verilen ince mesajlara bakalım:
1) Atatürk’ün kendi sözleriyle güya Kürtlere özerklik verilmesi fikrinde olduğu ortaya konuyor.
2) Atatürk’ün, cahillerin seviyesine inmem diyerek halkı güya aşağıladığı mesajını veriyor.
3) Kendi heykellerini diktiren bir diktatör olduğu imajı bilinçaltına pompalanıyor.
4) Atatürk için günde bir büyük rakı ve üç paket sigara içiyordu denilerek dolaylı olarak adeta içki düşkünü ayyaş portresi çiziliyor.
5) Atatürk için çevresinde kimse kalmamıştı ve yalnız öldü denilerek kişiliğiyle ilgili şüpheler uyandırılmaya çalışılıyor.
6) Atatürk’ün manevi oğlu için gerçek oğluydu havası verilerek gayrimeşru ilişkileri ve de çocuğu olduğu imaları yapılıyor.
Sorarım size böylesine uçuk mesajların ustalıkla yerleştirildiği filmin Cumhuriyet’in kuruluş gününde farklı bir ambalajla vizyona konması operasyon değil de nedir?
Yooook hiç kimse bu durumu bana tesadüf diye izah edemez!
Bir tarafta dış dinamiklerin arkasında olduğunu bizatihi MİT yöneticilerinin söylediği Ergenekon operasyonu, diğer tarafta yaşanan Kürt kalkışması ve özerklik talepleri ve tam bu süreçte Atatürk’ün Kürtlere güya muhtariyet istediğini anlatan filmin gösterime sokulması.
Anlayamadığım, Genelkurmay’ın bu filme niçin destek verdiğidir?
Tamam desteği veren mevcut Genelkurmay Başkanı Orgeneral Başbuğ değil Yaşar Büyükanıttır da bu neyin nesidir?
Filmi beğendiğini açıklayan Yaşar Paşa da yoksa Kürtlere muhtariyet mi istiyor?
Düşünüyorum da biz ve bizim gibi düşünenler herhalde kraldan çok kralcıyız.
Baksanıza Atatürk’un ordusu ya da onun bazı komutanları böyle bir tavrı takınıyorsa bize ne oluyor ya da biz niye çırpınıyoruz ki!
Hem bu ordunun eski Deniz Kuvvetleri Komutanı’nın oğlu değil midir Çanakkale’deki şanlı zaferimizi Anzak destanına çeviren!
Yok yok, tablo bu olsa da ben duramam, yine de itirazımı sürdüreceğim.
Bak Yaşar Büyükanıt, bak Özden Örnek, bak Can Dündar; Mustafa Kemal, vatan yapılan bu coğrafyada birlikte yaşama adına, bölünmezlik adına semboldür. Adı üstündeki titizliğimiz onun içindir. Semboller paspas yapılırsa bütünlük de kaybedilir. Mustafa Kemal’i maske takıp aşındırmak ve aşağılamak, bu milleti aşağılamakla eşanlamlıdır...

http://www.yenicaggazetesi.com.tr/haberdetay.php?hit=10457

yeter
30-10-2008, 03:44
Filmin yapımcısı Can Dündar filmde Fikriye nin intihar ettiğini söylüyor.

Oysa 2001 de Milliyet te yazdığı yazısında Abbas Hayri Özdinçer den yaptığı alıntıya göre " vurulduğunu" anlatıyor. ve daha başka iddialara da yer veriyor. Neden aynı konuda eskiden farklı şimdi farklı yazıyor?

http://www.milliyet.com.tr/2001/11/04/yazar/dundar.html

yeter
30-10-2008, 04:22
Doğan grubunun başka bir gazetesi Vatan dan filmdeki konular iddialar olarak verilmiş. Herbiri birbirinden şok etkisi yapacak iddia.

http://haber.gazetevatan.com/haberdetay.asp?detay=Atanin_manevi_oglunun_kizidan _sok_iddia_206156_1&Newsid=206156

Bu iddialara bakınca kendi gazetesi yazarlarından olan yapımcı Can Dündar a neden sponsor olmadıkları / olamayacakları da belli oluyor. Ama rakip gördükleri bir kuruluşu da yermekten geri durmuyorlar. Tam bir bu ne perhiz durumu.. Kaldı ki rakip kuruluş çok tartışmalı ve çok eleştiriye açık böylesi bir film için son derece yerinde ve isabetli bir karar almıştır.

Böyle bir filme sponsor olacakların her türlü en sert eleştiriye de göze alması gerekir.

Demekki Doğan grubu bunu göze almaya cesaret edememiş. :)

yeter
30-10-2008, 05:03
Turkcell in açıklamasına göre öngörüşmelerde bu projeye girmedikleri belirtiliyor. Oysa Doğan grubunun gazetelerinde ise tam tersine projeye 350bin Euro luk destek vermeyi kabul eden Turkcell filmi izledikten sonra vazgeçiyor. Bu durumda Doğn grubunun ya da film yapımcısı Can Dündar ın Turkcellin sponsor olmayı kabul ettiğini gösterir belgeyi göstermesi, ayrıca Doğan grubunun bu konuda Turkcell yönetiminin sarfettiğini iddia ettiği “bizim her kesimden müşterimiz var, bu filme sponsor olursak bir kesimi karşımıza alabiliriz.” sözlerini isbat etmesi gerekir

Ve Can Dündar ın yanıtı.

“Mustafa” dün vizyona girdi. Ama gün boyu bunun keyfini sürmek yerine “filmin sponsoru”na dair sorularla uğraşmak zorunda kaldım.
İş dallanıp budaklanınca “En iyisi her şeyi bütün açıklığıyla anlatmak” diye düşünerek bu yazıyı yazmaya karar verdim.

Son dakikada...
Turkcell Genel Müdürü Süreyya Ciliv’le bir uçak yolculuğu sırasında tesadüfen tanışmıştım. Belgesellerimi ilgiyle izlediğini söylemişti.
“Mustafa” henüz tamamlanmadan filme bir sponsor arayışı gündeme gelince kendisine bu konuyla ilgilenip ilgilenmeyeceğini sordum. Atatürk’e olan büyük saygı ve hayranlığından söz edip derhal kabul etti.
Turkcell yetkilileri de projenin heyecanı içine girdiler.
[B]Şirketin logosuyla afişler basıldı; fragmanlar sinemalara dağıtıldı.
O ana kadar ilişkiler karşılıklı güven esasına dayalı gittiği için henüz ne bir sözleşme imzalamıştık, ne bir kuruşluk destek almıştık.Basın toplantısına birkaç gün kala, Turkcell filmin içeriğiyle ilgili bilgi istedi.
Hemen bir toplantı yaptık. Onlara filmi anlattım. Hatta bitmemiş filmin hazır olan sahnelerinden birkaç örnek gösterdim.
Ve filmde verdiğimiz bazı bilgilerin onları yadırgattığını fark ettim.
Film, Atatürk’ün imza attığı büyük devrimi belgelemekle birlikte özel hayatına da giriyor, sofrasından, yalnızlığından dem vuruyor, dinin toplumsal hayattan tasfiye edilmesi gereğine ilişkin radikal görüşlerine yer veriyordu.

Bir lider portresinde onun hayatının bütün unsurlarının yer alması gerektiğini anlattım uzun uzun... Konu Atatürk olunca daha fazla hassasiyet gösterilmesi gerektiğini anladığımı, ama anlatılanlarda Atatürk adına gocunulacak bir şey olmadığını, tersine onun daha iyi anlaşılmasına yardımcı olacağını söyledim.
Turkcell ise oradaki mesajların yanlış anlaşılmasından, Atatürk üzerine bir spekülasyon açılmasından endişeleniyordu. Bu tartışmaların Atatürk’e zarar vermesinden, inanç sahibi insanları rencide edebilecek yanlış anlamalara yol açmasından kuşkulanıyorlardı.
Aynı kaygıları benim de taşıdığımı, böyle olmasın diye de azami dikkati gösterdiğimi, ele aldığım her konuyu belgelendirdiğimi anlattım.

“Biz vazgeçtik”
Ancak ertesi günkü (daha geniş katılımlı ve daha uzun) toplantıda konu biraz daha derinleşti. Çıkacak filmin, Turkcell’in beklentileriyle tam çakışmayacağı gibi bir izlenim oluştu.
Ertesi gün de (basın toplantısına 24 saat kala) Turkcell’den (hem de bana da değil, büroma) “Biz vazgeçtik” notu iletildi.
Elbette haklarıydı. Ama afişler asılmış, fragmanlar sinemalarda dönmeye başlamış, basın toplantısı için bütün gazetelere davetiyeler gitmişti.
Afişleri asmadan güven esası içinde (biraz da acemilikten) bir sözleşme de yapmadığımızdan zor durumda kalmıştık.
“Sağlık olsun”dan başka diyecek bir şey yoktu.
Öyle dedik; geçtik.
Basın toplantısını iptal ettik. Afişleri, fragmanları tek tek sinemalardan toplattık.
Turkcell bir süre sonra “Afiş ve fragmanlar yüzünden üstlendiğiniz zararı biz karşılamak isteriz” dedi.
Üstlendiler. Konu kapandı.
http://www.milliyet.com.tr/Yazar.aspx?aType=YazarDetay&Kategori=guncel&KategoriID=&ArticleID=1009538&a=Can Dundar&b=Zorunlu%20bir%20aciklama&ver=53

Turkcell sadece sözlü olarak bu projede olmayı kabullenmiş. Doğal olarak da böyle bir projenin içeriğini görünce vazgeçmeleri de hem en tabi hakları hem de bir profesyonellik. Can Dündar acaba sponsor olma teklifini kendi Doğan grubuna götürdü mü? Götürdü ise neden kabul edilmedi? Ya da götürmedi ise neden götürmedi?

yeter
30-10-2008, 05:18
1990’larda ancak Ali Mithat İnan gibi çok özel araştırmacılar, özel izinlerle bu arşive girip yayınlar yapabildiler (Bkz: “Atatürk’ün Not Defterleri”, Gündoğan, 1996) ya da Afet İnan, kendisine emanet edilen “Karlsbad Defteri” gibi günlükleri kısmen yayımladı.
Sonra nihayet 2000’lerde, defterleri elinde bulunduran Genelkurmay Askeri Tarih ve Stratejik Etüd Merkezi (ATASE), “Atatürk Araştırma ve Eğitim Merkezi (ATAREM) bünyesinde bir bilim kurulu oluşturarak defterleri belli bir düzen içinde yayımlamaya başladı.
Hala tamamlanmayan bu çalışmalar, Atatürk araştırmacılarının ilgisini çektiyse de, uzun süre geniş kitlelere ulaşamadı.

Demir kapılar ardında
Yıllar yılı Atatürk üzerine belgeseller yapan biri olarak bu defterlere sık sık atıf yapmama rağmen görüp görüntüleme imkânını bulamamıştım.
Bu kez “Mustafa” filminin araştırmaları sırasında “Defterler”i görüntüleyebilmek için izin istedim.
Uzunca sayılabilecek bir beklemeden sonra izin çıktı.
Ankara’da Meclis kapısına bakan ATASE binasına buyur edildik.
Orada Atatürk araştırmalarına gönül vermiş subaylar, yaptıkları çalışmaları anlattılar. Sonra büyük demir kapılar açıldı, arşive girildi ve bazıları bir asırdır ihtimamla saklanan defterler ortaya çıktı.
Bir ceketin iç cebine sığabilecek büyüklükteki bu defterlere ilk dokunduğum andaki duygum, 15 yıl bir definenin peşinde koşmuş birinin onu bulduğu anki sevincine eşittir herhalde...
Bugünden itibaren burada sayfalarından örnekler sunacağımız not defterlerini titiz bir çalışmayla yayımlayan, bazı yayımlanmayan defterleri de ilk kez kamuoyuna ulaştırabilmemize vesile olan ATASE yetkililerine teşekkür ediyorum.
Defterlerin yayımının bitmesini, tüm ciltlerin basılmasını, hatta internet aracılığıyla tüm araştırmacılara ve kamuoyuna açılmasını sabırsızlıkla bekliyorum.
Sizi Atatürk’ün notları aracılığıyla özel iç dünyasında bir gezintiye buyur ederken, satırlar arasında rastlayacağınız insanı, çok daha kendinize yakın bulacağınıza inanıyorum.
http://www.milliyet.com.tr/Yazar.aspx?aType=YazarDetay&Kategori=guncel&KategoriID=&ArticleID=1009538&a=Can Dundar&b=Zorunlu%20bir%20aciklama&ver=53

Can Dündar ın yine devam eden bu yazısından anlaşılıyor ki Genelkurmayın bu arşivlerine girmek için özel bir izin gerekiyor. Ne için giriliyor bu arşive? Mustafa adlı filmi çekmek için..

Soru 1.. neden bu belgeler yıllar yılı kapalıdır. Ya da kısmen yayımlanmıştır ve toplumun neredeyse bundan hemen hiç haberi yoktur.


Soru 2.. Brifinglerde bile akredite uygulanırken, böylesi bir çalışma için Can Dündar a sağlanan özel bir izinin nedeni nedir? Neden arşivler yıllarca gözlerden uzak kalmıştır. Özel izin verilirke, Can Dündar ın nasıl bir film hazırlamak istediği konusunda bilgi vermiş miydi, vermemiş miydi? Büyükanıt neden bu filmi beğenmiş?

Bana göre bu film, yalnızca bir belgesel ya da dram değil. Yeniçağ da yazıldığı gibi bunlardan çok daha başka anlamlar içeriyor.

İlginç bir nokta beyazperde sinema sitesi 6 gün geçmesine rağmen hala bir tek izleyicinin dahi yorumunu aktarmamış. Neden acaba?

yeter
30-10-2008, 05:30
Efendim Can Dündar, güya çekeceği filme sponsor desteği almak için Turkcell’e gitmiş; Turkcell yetkilileri de buna demiş ki, ‘Filme sponsor oluruz ama, bizim Atatürk’ten hoşlaşmayan müşterilerimiz var... Onları karşımıza almak istemeyiz.’

Para kazanmaktan başka bir derdi bulunmadığını itiraf eden Zafer Mutlu’nun gazetesi de bombayı patlatıyor: ‘Recep’e var, Mustafa’ya yok.’

Görüyor musunuz cüreti?

Nasıl kışkırtıcı, nasıl öldürücü bir başlık...

Gel de Atatürk’ten hoşlaşmayan Turkcell müşterilerinin kimlerden oluştuğunu ve bunların yüzde kaça tekabül ettiğini merak etme. İnsanın, Turkcell üyeliğini iptal edesi geliyor...

Benim bildiğim şu:

Turkcell, nicedir Aydın Doğan’ın müesseselerine (bu arada yavru müessese Vatan gazetesine) ilan vermiyor.

Can Dündar’ın filmine de, ‘Bu Aydın Doğan’ın adamıdır, ne diye mali destekte bulunacağız?’ düşüncesiyle sponsor olmamışlardır.

Hem, herkes Aydın Doğan’a ilan vermek, adamlarının çekeceği filme destek olmak zorunda mı?

Ne yani, Aydın Doğan’ın müesseselerine reklam verenler ‘Atatürkçü’, reklam vermeyenler ‘Atatürk karşıtı’ mı sayılacak?

Nasıl bir iş iştir bu?
Sonunda kendinizi bu duruma da mı düşürecektiniz?
Neyse, Can Dündar çıkıp konuşsun, tam bir tarafsızlıkla olup bitenleri aktarsın. Bir miktar para aldıysa, lütfen onu da kayıtlara geçirsin.

Belki bize de bir çift söz düşer.
http://www.stargazete.com/gazete/yazar/hadi-can-cik-konus-142467.htm


Gazete vatan ın başlığı...

http://w9.gazetevatan.com/newpics/news/291020080259062053733.jpg

Mustafa filminin sponsorluğundan vazgeçen Turkcell, İvedik tiplemesine yıllık 2.5 milyon YTL ödüyor

Can Dündar’ın senaryosunu yazıp yönettiği Mustafa filminin sponsorluğundan son anda vazgeçen Turkcell’e çığ gibi tepki yağdı.
http://w9.gazetevatan.com/haberdetay.asp?detay=Recep_Ivedike_var_Mustafaya_y ok_206014_1&tarih=29.10.2008&Newsid=206014&Categoryid=1

ally_mcbeal
30-10-2008, 09:51
filmi izlemeden yorum yapmak istemem. bu arada baykal rahatsızlık duyduysa bunu dikkate alırım.


http://www.milliyet.com.tr/Siyaset/SonDakika.aspx?aType=SonDakika&Kategori=siyaset&ArticleID=1009577&Date=30.10.2008&b=Baykal, Can Dundarin Mustafa belgeselini begenmedi&ver=23


Baykal, Can Dündar'ın 'Mustafa' belgeselini beğenmedi

kelaynak
30-10-2008, 10:13
Bende izlemedim, sanırım hafta sonu izlerim..
Ancak sanki bilinç altına "Atatürk Kürtlere özerklik verecekti zaten" fikri sokulmaya çalışıyor.

Şu an bunun çok kasıtlı ve ülkeyi bölme çalışmasının bir planı olarak görüyorum.
Ama yinede izledikten sonra konuşmak daha mantıklı olur.

Saygılar....

BABUTSA
30-10-2008, 11:58
Yavuz Selim DEMİRAĞ
ysd592@gmail.com
Yazı Tarihi: 30/10/2008


Mustafa

Cumhuriyetimizin 85. yılında vaziyetimizin her haliyle parlak olmadığı ortada. Büyük reklam kampanyalarıyla tanıtılan Mustafa filmi de vizyona girdi. Geçtiğimiz hafta Yeniçağ’ın ortaya çıkardığı haberde “ünlü gazeteci, belgeselci” Can Dündar’ın Mustafa adlı filminin 1944 yılında Rakım Çalapala’nın aynı adlı kitabından apartıldığına dikkat çekilmişti. Dündar’ın daha babasının aklında olmadığı yıllarda ilk baskısı yapıldığını köşesinde yazan Sadık Özcan, Mustafa adlı kitabın 1944’ten itibaren 25 baskı yaptığını ifade etmişti.
Dolmabahçe Sarayı’nda yapılan filmin galası sırasında NTV canlı yayın yaptı. Atatürkümüzün manevi kızı Ülkü Adatepe filmin ilk bölümlerini beğenmekle beraber Gazi’nin sürekli içki içen, hep yalnız adam ve sinirli halinin gerçek olmadığı ve bunun derhal düzeltilmesi için uyarıda bulundu.
Kimi televole sakinleri gözyaşlarını tutamadıklarını söyleyerek sanat harikasından bahsettiler. İki gündür Vatan gazetesi de Turkcell’in sponsorluktan çekilmesini eleştirip filmin reklamını manşetten yapmaya devam ediyor. Gala gecesi Can Dündar’ı tebrik edip filme övgüler dizen Güneri Civaoğlu dünkü Milliyet’te, “Atatürk’ün Kürtlere yerel özerklik verilmelidir söylemi de polemiklere neden olacaktır. Belki kullanılacaktır.
Oysa o günün koşullarında söylenmiş sözleri değişmez bir kalıp olarak görmek hata olur. Buna karşılık Atatürk’ün daha o zamanlar Kürt kökenli yurttaşlarımız için nasıl geniş bir açıyla sorunu gördüğünün de kanıtıdır” diyor. Bir nevi filmdeki o sahneyi tevil etme ihtiyacı hissediyor.
Okurlarım mutlaka hatırlayacaklardır. Kurtlar Vadisi Irak filmine ciddi bir tavır takınmıştım. Başımıza geçirilen çuvalın intikamını sanal ortamda almaya kalkışırken Irak’taki işgale dini inançlar gereği direnmenin günah sayıldığı sahneleri de eleştirmiştik. Filmin yapımcıları bizi Basın Konseyi’ne kadar şikâyet ettiler. Amerikan destekli söz konusu film gişe rekorları kırmasına rağmen izleyici geç de olsa işin altında psikolojik propaganda olduğunu fark etmişti. Defalarca yazdığım halde Hollywood’daki film sektörünün Pentagon’a bağlı psikolojik harp dairesinin devamı olduğunu yeniden hatırlatıyorum.
Mustafa filmini eleştirirken kimse yanlış anlamasın. Canım memleketimde kimi yorgun demokratların, kimi onmaz muhaliflerin her şeye karşı olma alışkanlıklarıyla okumadığı kitap, seyretmediği filmle ilgili yorum yapma kolaylığına hiç başvurmadım. Günler öncesinden kızım Aybuke Han ve oğlum Erdem Kutalmış öğretmenlerinin Mustafa filmini seyredin ödevinden bahsederek sinema bileti bulmam için adeta yalvarmışlardı.
Bu devirde çocuk yetiştirmek zor. İçimi kemiren şüphenin sesini dinleyerek çocuklardan önce filmi seyredip düşüncelerimi aktardıktan sonra biletlerini vermek amacıyla sabahın köründe torpilli bir koltuk bulup Dündar’ın belgeselini izledim. Keçiboynuzundaki şeker misali duygulu sahneleri verilen emeği inkâr edecek değilim. Ancak 10 gram şeker için 10 kilo odun yemeye de hiç niyetim yok.
Ömrünün 55 yılını belge toplayarak geçirip sonunda şu Çılgın Türkler gibi muhteşem eser yazan Turgut Özakman dururken, fikir çizgisinde sürekli zikzaklar olan sosyalist düşüncenin etkisiyle zaman zaman demokrasi adına bölücülüğe prim dağıtan Can Dündar’ın Atatürk’ü anlatmasını reva görmediğimi belirtmeliyim.
Son söz olarak Mustafa filminin ilk olmasına rağmen bundan sonrakiler için örnek teşkil etmesi gerektiğine inanıyorum. Umarım daha sonra gerçek Mustafa’yı çekebilecek bir heyet oluşur.

JAKO
30-10-2008, 12:02
Bende izlemedim, sanırım hafta sonu izlerim..
Ancak sanki bilinç altına "Atatürk Kürtlere özerklik verecekti zaten" fikri sokulmaya çalışıyor.

Şu an bunun çok kasıtlı ve ülkeyi bölme çalışmasının bir planı olarak görüyorum.
Ama yinede izledikten sonra konuşmak daha mantıklı olur.

Saygılar....

Aynen öyle.
Ruhunu amerikaya satmayan yok gibi. Ya cebren, korku ile, ya da çuval dolusu dolar ile. Başka izahı yok.

Türkiye'yi böleceğiz diyorlar, kimse karşı duramaz diyorlar. %97'si abd karşıtı olan yurdum insanı, abd lilerce bile, kendi valimizi gönderseydik bu yönetim kadar cesur olamazdi diyen yönetimi destekliyor, arkasında duruyor.

Satılmamış, abd ajanı olmamış gazeteciler de susturuluyor. Ergenekon tertibi, rtük'ün karasal yayınlara aldığı karar, ergun poyraz... v.s. v.s...

sıkıyönetim dönemlerindeki uygulamalar, bu sivil darbe döneminde aynen uygulanıyor. dinci sadettin tantan bile tertibi gördü ve tavrını aldı, ama yurdum insanı, uyuyor.

balaban
30-10-2008, 12:14
Aynen öyle.

Satılmamış, abd ajanı olmamış gazeteciler de susturuluyor. Ergenekon tertibi, rtük'ün karasal yayınlara aldığı karar, ergun poyraz... v.s. v.s...

sıkıyönetim dönemlerindeki uygulamalar, bu sivil darbe döneminde aynen uygulanıyor. dinci sadettin tantan bile tertibi gördü ve tavrını aldı, ama yurdum insanı, uyuyor.

Yurdum insanı uyanacak ama ülke bölünüp elimizdeki topraklar çıkma aşamasına gelince:grrr:

Hem ABD karşıtı hem ABD destekçisi yurdum insanı. Karşı nasıl olunur? Lafla olunmaz.

Hem ABD'ye karşıyım de hem de ABD'nin politikalarını uygulayan adamlara oy ver.

Ergun Poyraz'da herkesin ipliğini pazara çıkardı yazdığı kitaplarla. Dokunur tabii.:yes::yes:

e-fulya
30-10-2008, 13:31
“MUSTAFA’NIN MİMARI” CAN DÜNDAR BU GİZLİ İNGİLİZ BELGESİNDEN HABERDAR MI?

ODATV
http://www.odatv.com/index.php?id=13833

e-fulya
30-10-2008, 13:38
Reklam için şantaj

Fatih ALTAYLI
http://www.fatihaltayli.com.tr/

indian
30-10-2008, 17:13
Filmi izleyen bir vatandaşın analizleri aşağıdadır:


LÜTFEN ÖZELLİKLE ÇOCUKLARINIZI BU FİLME GÖTÜRMEYİN...

SİZDE GİTMEYİN , BU HAİNLERE

PARA KAZANDIRMAYIN ..

REKLAMINI YAPMAYIN ....

Bir dostumdan serzenişler....


Değerli Dostlar ,

Saat şu anda gecenin üçü bir an evvel yazmak için klavye başına oturdum...

Az önce Mustafa fiminin özel bir gösteriminden geldim Biliyorum yarın
bir çoğunuz bu filme gitmek isteyecek.

Eğer Mustafa filmi Atatürk'ü anlatıyorsa , primatların yaşam
belgeseli de can dündar denen satılmışın hikayesini anlatıyordur.

Film en TRT nin en kötü belgesellerinden bile kötü.

İçerik yok ...

Mustafa Kemal Atatürk'ü anlatmıyor...

Filmden bazı dikkat çeken noktaları anlatmaya çalışaym..

- Atatürk karga kovalamış .

- Manastır daki okulunda Atatürk'ü canladıran şahıs efemine bir
tipleme çiziyordu...

- Atatürk'ün ilk dönemlerinin referansı madam Corinne yazdığı
mektuplar teşkil ediyor...
O kadar ki cepheden bile o kadına yazdığı mektuptan bahsediliyor , sözde özel duygularını açığa vuruyorlar..

- Atatürk karanlıkta uyuyamazdı , herhalde korkuyordu..

- Atatürk annesinin ikinci evliliğinden rahatsızdı o yüzden ondan kaçtı...

- Atatürk'ün arkasında uzun boylu adamların olduğu fotoğraf
gösterildikten sonra , bir fransız gazetesinde ne kadar kısa olduğu
vurgulanıyor...

- Atatürk kürtlere özerklik vermeyi tahhüt etmiş ve kürtlerle aykırı
düşmenin ne kadar tehlikeli olduğunu belirtmiş...

- Atatürk en yakınlarını ipe gönderecek kadar acımasız bir diktatördür diyor...

- Atatürk ilk meclisi kuran dua hutbelerle açtığı halde , son bölümde
dinsiz olduğu vurgulanıyor (ara yerlerde de beyinlere nakşedilmiş...)

- Atatürk Pera da İstanbul da caf caflı bir hayatın özlemi ile yanıp
tutuşurken , parasızlığı nedeni ile haline ağlamış...

- Atatürk sürekli ağlarmış...(bir çok olay anlatımında hep vurgulandı )

- Atatürk (bir fransız yazarın ağzından anlatılmış ) duygusual
sorunları olan bir adamdı ...

- Atatürk son günlerini çevresinde hiç seveni kalmadığı halde geçirmiş...

- Atatürk yine son ( 3-5 sene ) dönemlerini işsiz güçsüz can
sıkıntısında balolar davetler içki masalarında geçirirmiş...

- Atatürk zevki sefayı seven adammış , ama yine de memleket kurtarmış....

- Son sahnelerde adeta ocak başında çalıgıcıya kadeh kaldıran içki
düşkünü bir adamın mizanseni yaratılmış...


Şu anda aklıma gelmeyen daha niceleri...

LÜTFEN ÖZELLİKLE ÇOCUKLARINIZI BU FİLME GÖTÜRMEYİN...

SİZDE GİTMEYİN , SOROS UŞAĞI CAN DÜNDAR VE NTV'YE PARA KAZANDIRMAYIN
...REKLAMINI YAPMAYIN .... BEN FİLME PARA VERDİM ..
EĞER ÇOK MERAK EDİYORSANIZ BİRAZ BEKLEYİN İNTERNETTE BEDAVA İZLERSİNİZ

Saygılarımla ,

TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ, YABANCILARIN VE ONLARIN İŞBİRLİKÇİLERİNİN
İDARESİNE BIRAKILAMAYACAK KADAR ÖNEMLİ BİR ÜLKEDİR!





NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE

indian
30-10-2008, 17:48
Mustafa Filmi Ekibi

http://www.intersinema.com/mustafa-filmi-ekibi/


Orijinal Adı Mustafa
Yönetmen Can Dündar
Senaryo Can Dündar
Görüntü Yönetmeni Candan Murat Özcan
Müzik Goran Bregovic
Yapımcı Firma Ntv, Ko'medya
Yapım Yılı 2008
Yapım Ülkesi Türkiye
Filmin Süresi 0 dakika
Filmin Resmi Sitesi http://www.mustafa.com.tr/
Dağıtıcı Firma Warner Bros
Orijinal Dili Türkçe
Vizyon Tarihi 29.10.2008

****

Can dündar senaryoyu kendisi mi yazmış? Buna kapasitesi var mı?

Niye Warner Bros ile işbirliği yapmış?

Neoconların tasfiye edileceği bir dönemde niye "ölü bir senaryoyu" hayata geçirmek için çırpınıyor...Şu anda Çin 1,9 trilyon dolar fazlası ile ABD'nin yularını ele almak üzere ve tarih derslerinde Mustafa Kemal okutuluyor ve "emperyalizmi" yenen ve durduran lider olarak saygıda kusur edilmiyor....

e-fulya
30-10-2008, 19:47
ANKARA - CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Can Dündar'ın Cumhuriyet'in 85. yıldönümünde vizyona giren 'Mustafa' filmini beğenmedi. Önceki gece galasına katıldığı filmle ilgili görüşlerini yakın çevresiyle paylaşan Baykal, şu yorumu yaptı: "Can Dündar Sarı Zeybek'i yapmıştı. Şimdi 'Can Dündar 2008' olarak gördüm. Yani Türkiye'nin başta Ergenekon olmak üzere yaşadığı 2008 sürecinin yansıması olan Can Dündar yaklaşımı var." Baykal'ın eleştirisi şöyle:

YALNIZ ADAM

Baykal' göre;

- Atatürk'ün sofrası, içki içilen, coşku bulunmayan, sanki başarısız olmuş, bıkmış, umutsuz, yalnız ve yaşlı bir adamın sofrası olarak lanse ediliyor. Atatürk günde bir büyük rakı içen, kadınlara zaafı olan birisi olarak gösterilmiş. Zaafları olabilir. Ancak, Atatürk gibi bir adamın sofrası bu resim olamaz. Atatürk'ün sofrası Cumhuriyet coşkusunun yaşandığı bir sofradır.
- Böyle bir filmde Atatürk için önde gelen algılama zaafları değil, eserleri olmalıydı.
- Atatürk kendi döneminin tüm liderleri diktatör olduğu halde bu yönde hiçbir eğilimi olmayan bir liderdi. Hep çoğulcu demokrasi istedi.
- Filmde, cumhuriyeti kurmak için birlikte hareket ettiği arkadaşlarını sonradan yemiş, onlara ihanet etmiş gibi gösteriliyor. Bunlar gerçek değil. Arkadaşlarına saygı duymuş, sevmiş ama devrimler sırasında

ally_mcbeal
30-10-2008, 20:50
benim de bir sorum var: çocuk mustafayı oynayan kişi yunanlı bir oyuncuymuş. eğer böyle ise.... bizim ülkemizde çocuk oyuncu kıtlığı mı vardı da yunan oyuncu seçildi? yoksa burda da başka bir gizli mesaj mı var? atamız türklüğüyle övünen bir insandı. kürtlere özerk statü iddiası da gülünç, dersim isyanını neden bastırmış o zaman. http://tr.wikipedia.org/wiki/Dersim_%C4%B0syan%C4%B1 hatta manevi kızı sabiha gökçen de bölgeyi bombalamamış mıydı? bu çelişkiyi nasıl işlemiş?

zaaf inceleyicisi can dündar ın ciddi zayıflıkları olduğundan şüphelenmeye başladım. arada bir yanar döner ifadelerine raslasam da bazı çok güzel yazıları nedeniyle net bir yere koyamadığım bir yazar. bu filmi yapımcılarına para kazandırmadan izlemeye çalışıcam. eğer bu iddialar doğru ise yazıklar olsun!

Sarıvadi
30-10-2008, 21:21
Sanki çok planlı oyunlar oynanıyor. Bir sürü rastlantı birarada...
Hiç bir şey ilk göründüğü (gösterildiği) gibi olmuyor. Sanki halk -her zamankinden daha fazla- yanıltılıyor son yıllarda... Ardarda farklı dümenler, oyunlar...Kısım kısım geliyor...


Ekteki bağlantıda Atatürk'ü kendi sesinden dinleyin.
Hele onuncu yıl nutku nasıl da coşkulu...


http://muzik.gslportal.org/

Vox Humana'ya tıklayın.

bourbon
30-10-2008, 22:09
dün gece can dundar kürtlere özerkliğe Atatürkün sıcak baktığını falan zırvalıyordu...
İsyanlar nasıl bastırılmış,Atatürk üniter devlete nasıl önem vermiş,nasıl kelle koparmış.Sen bunları bızden de ıyı bılıyorsundur ama işine gelmıyor .
Sana ,taraf gazetesi daha çok yakışır.Hatta ıt surusunun dıyarbakırda yapacagı oturma eylemıne de katıl...

royal
30-10-2008, 22:28
can dündarın ne halt olduğu hrant dink olayından şonra belliydi doğru yerde değil gibi başbuğun dediği şanırım

royal
30-10-2008, 22:29
bu siteye hayranım helal olsun

indian
31-10-2008, 00:21
Mustafa kemale düşmanlık, hiç kimseyi iflah etmez...çeşitli psikolojik harekatları desteklesenizde...mustafa kemal yüzyıllar sonra bile ayakta kalacak...sizler ise layık olduğunuz çöplüğe gideceksiniz....

****
MİT'çi babanın MİT istismarcısı oğlu...

MİT İstanbul Bölge Başkanı Nuri Gündeş'e göre gazeteci Can Dündar MİT'çi bir babanın oğluymuş. Öyle ki Can Dündar'ın babası A.R. Dündar'ın MİT'e girişi kendi personel başkanlığı döneminde olmuşmuş. Gündeş, Çan'ın geldiği yeri babasına borçlu olduğunu da sözlerine ilave etmiş... Diyeceksiniz ne var bunda?
Hiç bir şey yok. Biz MİT mensubu olmayı devlet memurluğu, mesela öğretmenlik gibi görür ve saygı duyarız. Ancak aynı şey Can Dündar için acaba geçerli midir? Öğrencilik yıllarında onlarca yürüyüşe katılan biri olarak bu satırların yazarı, hiç "Kahrolsun MİT" diye bağırmamıştır, ama hiç kuşkum yok ki Can Dündar bağırmıştır. Öyle çünkü geçmişten bugüne çizgisi ve yazdıkları bunun delilidir... Şimdi düşünün MİT maaşı ile büyü, yetiş ve onun sayesinde bir yerlere gel, sonra da ona küfür et... Bir başka şey; merak ediyorum, Can babasının MİT'çi olduğunu geçmişte İGD'li arkadaşlarına söylemiş miydi? Söylemedi ise bunun adı nedir?

alaylı
31-10-2008, 03:07
Mustafa kemale düşmanlık, hiç kimseyi iflah etmez...çeşitli psikolojik harekatları desteklesenizde...mustafa kemal yüzyıllar sonra bile ayakta kalacak...sizler ise layık olduğunuz çöplüğe gideceksiniz....



Bu rezilliğe "güzel bir belgeseldi, Can Dündar'a teşekkürler" benzeri laf edenlere yazıklar olsun. Yazıcak bişey bulamıyorum. CAn Dündar yaptı diye yalakalıktan ölecekler...:grrr:

onursal
31-10-2008, 08:13
Dün belgeseli izlemek için büyük bir heves ve arzu ile gittim (işin açıkcası özelliklede yorumları okumadım ki büyü bozulmasın ) ve dışarı cıktığımda ise bir hayal kırıklığı ile birlikte karmaşık duygular içerisinde ilerledim, halada net olarak kendime gelebilmiş değilim, ama en iyi niyetli yaklaşımla Can Dündar'ın Atatürk'ü ile benim Atatürküm arasıdan çok fark olduğunu söyleyebilirim...

Can Dündar bir belgeselmi hazırlamış yoksa Atatürkü arzularına kapılmış ve milletinin hiçbir değerine aldırmayarak ilerleyen bir diktatör olarakmı cizmeye çalışmış tam olarak anlamadım. Heleki bu dönemde anayasal özerklik...

Her ne ise hayal kırıklığı bu belgeseli açıklamaya az ama yeterli kalır...

mahmut1
31-10-2008, 09:44
Kızımla cumartesi sinamaya gitmeyi düşünüyorduk burayı okuyunca vazgeçtim.Ne aşağılık insanlar üretiyoruz ülkemizde yazıklar olsun, düşmanlarımızın uğraşmasına gerek yok biz elbirliği ile bu ülkeyi yıkmaya çalışıyoruz zaten.

alaylı
31-10-2008, 09:53
Can Dündar'a ve yaptığı 'Mustafa' filmine doğru tanı konulmuştur: "Pek üstünde durulmadan (çaktırmadan) Atamızın gece hayatını, içkiyi seven, din karşıtı, demokrasi demesine rağmen en yakın dostlarını bile ipe gönderebilecek bir diktatör olduğu ima ediliyor."

Can Dündar, "Sarı Zeybek" filmine de, daha ilk tümcesinde "Koca bir imparatorluğu yıkan adam .." diyerek, yani gerçekte "övgü altında yergi" yaparak başlamıştı. Sanki Osmanlı devletini Atatürk yıkmış gibi gerçeklere taban tabana zıt olan, ama Atatürk'ün gerçekleştirdiği Türk demokrasi devrimine düşman iç ve dış sömürgenlerden aferin almasını sağlayacak bir imada bulunmuştu.
Yeni filmi için kendisinin "Belgeselde, toprağını kaybetmiş ve bunun derin acısını yaşayan, kendisine yeni bir yurt kurmaya çalışan, nitekim bu konuda başarılı olan bir çocuğun öyküsü" diyen sözlerini, Misak-ı Milli'yi, sosyolojik, tarihsel, kültürel temelleri olan bir "Türk yurdu" değil de, 'Selanik'in yitirilmesine karşı yapay olarak oluşturulan bir yurt' gibi sunmaya yönelik, gerçekleri tepe-takla eden, ama bunu da yine ürkekçe yapan bir çaba sayabiliriz.

Bu yaklaşımla Atatük filmleri hazırlayıp yayınlamak, gerçekten büyük sorumsuzluk sayılmalıdır: Tarihe karşı, Türk ulusuna karşı ve yalnız Türk ulusunun değil, tüm insanlığın övünç kaynağı bir büyük düşünür-öndere karşı sorumsuzluk.
"Suret-i haktan görünüp", gerçek dışı, yanıltıcı, demokrasi
düşmanlarından "aferin" almaya yönelik yayın yapılması, düşünce ve yayın özgürlüğünün kötüye-kullanılması olarak görülmelidir.

Atatürk üzerine ve genel olarak Türkiye Cumhuriyetinin Türk Devrimiyle oluşan temel ilke ve kurumları üzerine yapılan yayınlar, Atatürk'ün "Basın ve yayın özgürlüğü" konusundaki uyarıları eşliğinde değerlendirilmelidir.
Bu uyarıları benim burada belirtmeme olanak yok.

Atatürk'ün günümüz Türkçesine aktardığım "YURTTAŞ İÇİN MEDENİ BİLGİLER" kitabının (CEM YAYINLARI) "ÖZGÜRLÜKLER" bölümüne bakılırsa, genellikle basın ve yayın araçlarının bugün içine düşmüş olduğu düzeyin etkenlerini ve bunlara karşı nasıl önlemler alınmak gerektiği bu uyarılardan çıkarılabilir.

Bir yanda, dünyanın dört kıtasından birçok tanınmış bilim, sanat, siyaset ve askerlik şahsiyetinin, 21. yüzyıla girerken, oy birliği ile Atatürk'ün tüm insanlık için kalıcı katkılarını dile getirmekten onur duyması (Bknz: DÜNYA DÜŞÜNÜRLERİ GÖZÜYLE ATATÜRK VE CUMHURİYETİ; T.İş Bankası Yayını)...

Bir yanda Can Dündar ve O'nun gibi yayınlar yapanların tutumu....

Ne diyelim, "YERE düşmekle cevher sâkıt olmaz kadr-ü kıymetten"... (mücevher yere düsmekle değerini yitirmez)

Prof. Dr. Özer Ozankaya
( Atatürkçü düşünce derneği kurucu üyelerinden )

RMM
31-10-2008, 09:59
Mustafa Kemal Atatürk'ü yaşamak ve yaşatmak adına günümüzde herşeyin dejenerasyon kıvamında çoşkusunu yaşadığımız için.............yapılmış ve daha sonra yapılacak belgesel,filmlerin işe yarıyacagını dusunmuyorum.....İlla anlamak ve yaşamak gerekiyorsa keşke zamanı geriye alabilsek ve öyle görebilsek isterdim.....Sinemaya gitmedim...........ve Seyretmıyecegım........Bilmediğim birşey yok........Benim Mustafa Kemal ATATÜRK'ÜM..............1,5 saatlık fılmde gercekler ve anlatılanlar dıye degıl............. Türkiye Cumhuriyeti gerceğıyle yayınını devam edıyor...........Gercek bu..............

morbid2
31-10-2008, 10:42
Mustafa Kemal Atatürk'ü anlatan Can Dündarın çektiği film veyahut bu tarz söylem ve ifadeler her zaman oldu ve olacak. Atatürk sevgisi ailede başlar,ailede başlayan her bilgi ve sevginin kökünün kazınması zordur. Türk milletinin evlatları Atatürk sevgisiyle büyütülmüştür. O yüzden bu tür evrensel olmayan yazılar çizimler olacaktır.Bundan dolayıdır ki biz içimizde varolan Atatürk sevgisini muhafa etmesini bilmeliyiz.Emsal teşkil edecekse meyve veren ağaç taşlanır. Birde yıllardır düşündüğüm şu soru yine gündeme geliyor gizli arşivler.Gizli arşivler de ne varki bu kadar halktan saklanılıyor ...Acaba halkın bilmesini istemedikleri pek çok bilgi mi var diye sorası geliyor adem olanın...Bence bu arşivlerin gizliliklerine de halk olarak feryadımızı duyurmalıyız. Neden acep.....

bridgea
31-10-2008, 10:44
Can Dündar'ı eleştirenleri çok iyianlıyorum.

Ve yazdıklarının tamamına katılmıyorum.

Hele bir eteklerindeki taşları döksünler, asıl amaçlarını ifade etsinler, yürekli iseler ondan sonra, açıklama yaparım.

Tümüyle resmi inceleyin siz de göreceksiniz rezilliği,karalama kampanyasını,Can Dündar düşmanlığının nedenlerini.
Pardon görmek istemezsiniz,doğru ya. Açıklama sonra...

indian
31-10-2008, 11:21
Can Dündar'ı eleştirenleri çok iyianlıyorum.

Ve yazdıklarının tamamına katılmıyorum.

Hele bir eteklerindeki taşları döksünler, asıl amaçlarını ifade etsinler, yürekli iseler ondan sonra, açıklama yaparım.

Tümüyle resmi inceleyin siz de göreceksiniz rezilliği,karalama kampanyasını,Can Dündar düşmanlığının nedenlerini.
Pardon görmek istemezsiniz,doğru ya. Açıklama sonra...

Önce bu konudaki usta yazarın bakışına bakalım:
Sponsor ol bana, film çekeyim sana




1915...

Çanakkale...

Gök kubbe yanıyor.

250 kiloluk top mermileri sağanak gibi düşüyor vatan toprağındaki tabyalara... Mustafa Kemal, düşmana iman tahtasını siper etmeye hazırlanan Conk Bayırı’nda Kurmay Yarbay Selahattin Adil ile karşılaşır... Kirte muhaberesinde 12’nci tümene komuta eden Selahattin Adil, üzgündür. Mustafa Kemal’in dikkatini çeker, sorar: "Hayrola Selocan?"

*

Turkcell iyi ki sponsor olmadı!

*

Bakın, Çanakkale dedim, aklıma geldi...

Çanakkale Savaşı sırasında babası Çanakkale’de gazetecilik yapan Avustralyalı Murdoch, yıllar sonra geldi, Türkiye’de TGRT’yi aldı, Fox yaptı...

Dese ki adam, "Benim babamın da hatırası olur, Atatürk filmine ben sponsor olayım..." Maazallah şöyle bir manzarayla karşılaşabilirdik:

"Küçük Mustafa elinde sopasıyla tarlada kanguruları kovalardı..."

*

Sponsor çünkü bu.

Parayı veren o...

Karşılığını ister mi, ister.

*

Ha, bi de diyorlar ki...

"Filmin tanıtımı için Savarona’da basın toplantısı yapacaktık."

Kardeşim!

Siz önce sponsor bulun da, sosyeteye kiraladığınız Savarona’yı geri alın.

*

Uzatmayayım...

Soru şudur:

Bir gazeteci, bir firmadan para alıp, kendi çıkarı için iş yaptıktan sonra, o firmayla ilgili bir yamuk çıkarsa, o gazeteci o firmanın yamuğunu yazabilir mi?
http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/10249922.asp?yazarid=249

Yorum: Bu forum ortak akıl ve eleştiri, övgü vs. gibi, bağımsız ve özgür insanların fikir yürütttüğü, alıntı koyduğu yorum yaptığı yer....sizinki gibi desteksiz ve mantık yürüten insanlarda olacak ve bu sayede gerçekler ortaya çıkacak...burada kimsenin kişiliği ile ilgilenmiyoruz....ancak Mustafa filmi üzerinden Mustafa Kemal sevgisine ve Türkiyenin geleceğine yönelik oerasyonlara alet olanlar çıkmışsa bunları deşifre etmek ve neden niçin bu yönde hareket ettiklerini sorgulamak durumundayız....ve her şeyin satılık olmadığı, vatan sevgisi, namus, şeref, haysiyet gibi değerlerin parayla satın alınmaması için yazıp çiziyoruz.... "senaryoyu" gördüğümüz için başkalarının da kandırılmasını/yönlendirilmesini önelemey çalışıyoruz....kısacası "satılık" olanlardan hiç mi hiç hoşlanmıyoruz....

simetri
31-10-2008, 11:51
şimdi bu belgeseli izleyen yabancılar demezmi,'işte fırsat bizde bunu kullanalım... kimbilir bundan sonra neler duyacaz.:( sn mahmut1 bende çocuklarımla beraber 29 Ekim de gidecektik.Allah tan sinemaya gelmemişti.para vermem ben bu filme.

indian
31-10-2008, 12:22
Sponsor...


Tam yerine manzara koymak gibi bir şey! "Mustafa" filmi tartışması yaşanıyor şu sıra.
Sistem birilerinin yaptıklarını öyle güzel pazarlıyor ki! Kendi markanı kendin yarat kampanyasında, tek amaç vardır: Para! Böyle bir düzende, Mustafa'yı yakında "Mıstık" yaparlar...
Rakı şişelerinin arasında, "Yağ satarım, bal satarım" oynatırlar.
Şimdiden kaç gönüllü sponsor çıktığını, tahmin bile edemezsiniz!


***

Turkcell bu filme sponsor olmamış.
Olmaz, kime ne? Turkcell'i suçlayanlar kendileri olsaymış.
Maksat, kutsal bir değere sahip çıkmaksa, film hakkındaki "pazarlama tekniklerini", filmi izledikten sonraya bıraksalarmış! Bu filme sponsor olmayanı Atatürk düşmanı gibi göstermekle, filmi izledikten sonra karar vermek arasında, gerçekler duruyor.


***

Ayrıca bizler bu ülkede, Atatürkçü geçinen gazeteler, yayın yönetmenleri ve patronları da gördük.
Cumhuriyet Bayramları'nda gazetelerin birinci sayfalarını süslemekle, değerlere sahip çıkılmıyor.
Seçim mevsimlerindeki pazarlamacı sistem, tarihi bir kanıttır.
Çağ atlatma masalıyla, bizleri bir uçurumun kenarına iteklediler.
Şimdi karanlık ve bölünme ihtimali yüksek bir ülke olduysak, bugünler dünlerin eseridir.


***

Mustafa Kemal, sponsoru olmayan bir hayat filmidir bizler için.
O yüzden, "Fiyatı neyse veririz koçum" lafını hiç sevmeyiz.
Çünkü o sevginin fiyatı da yoktur bizler için. Sponsoru da...

http://www.takvim.com.tr/yaz1206-3140-128.html

e-fulya
31-10-2008, 13:54
Mustafa Kemal, sponsoru olmayan bir hayat filmidir bizler için.
O yüzden, "Fiyatı neyse veririz koçum" lafını hiç sevmeyiz.
Çünkü o sevginin fiyatı da yoktur bizler için. Sponsoru da...

http://www.takvim.com.tr/yaz1206-3140-128.html

:super::super::super:

e-fulya
31-10-2008, 14:10
Kıymet Nadir Bindebir-GAZETEPORT yazarı

kiymetnadirbindebir@gmail.com



Bir ihanet filmi: 'Mustafa'

GAZETEPORT okuru psikolog Sebla Kutsal, filimi izledikten sonra dayanamayıp bir mail yazmış.

Yazdıklarına aynen katılıyorum, bugün bu köşe Sebla Kutsal’ın.


“Can Dündar Nobel’i hak ediyor!

29 Ekim’de Can Dündar’ın “Mustafa” isimli filmine gitme gafletinde bulundum. Dündar filminde büyük bir mucizeden bahsediyor…

Özetlersek, filme göre, Mustafa denen bu kişi;

Birkaç sefer özenle altı çizildiği üzere karı-kız düşkünü, bir oturuşta mutlaka bir büyük rakı içen, bugün karşılaşsanız, eline bir psikiyatrın kart vizitini tutuşturup “aman bir an evvel bu numaradan bir randevu al kendine” dedirtecek derecede vahim kişilik bozukluklarına sahip, çok zengin bir kadın için sevgilisini terk edip onun intiharına neden olan, çocukken yediği bir dayak üzerine yıllarca içinde bitmek bilmeyen bir kini biriktirip, sırf bu sebeple ülkeyi laiklikle buluşturarak, modern eğitimi başlatarak, dini eğitim veren kurumda yediği dayağın öcünü alan birisi…

Sadece bu kadar mı sandınız? Elbette hayır! Cephedeki cesaretine bir kez olsun değinilmeyen Mustafa’nın geceleri karanlıkta uyuyamadığını öğreniyoruz… İçinde sürekli bir korku ve tatminsizlik hissi taşıyor. Cumhurbaşkanı olup da artık hiçbir şey yapmadan boş boş oturmaya başlayan bu adamın iç sıkıntısı daha da büyüyor. Öyle ki tek tesellisi çalgılı, içkili sefa âlemleri. Yapayalnız kaldığı dünyasında hasta ruhuna gitgide teslim oluyor. Çok mutsuz, hem de çok…

Film, Mustafa’nın “dinsiz” olduğunu vurgulamak üzerine kurgulanmış. Kurtuluş savaşını desteklerini alabilmek için dindar kesimleri ve kurumları kandırmış, sonra işi bitince de onların ipini çekmiş. “Dinin afyon etkisi” üzerine söyledikleri filmde sık sık yer alırken, Ramazan ayında içmediği, Kur’an tercümesi yapan özel bir görevli yardımıyla dini anlamaya çalıştığı ve malum çevrelerin sıkı adamı Nevzat Yalçıntaş’ın ortaya çıkardığı üzere Hz. Muhammed’in mezarını yıkmak isteyen Suudiler’e “orduları gönderirim, ayağınızı denk alın” mealinde bir telgraf yollayarak mezarı yıkılmaktan kurtardığı, vb. birçok bilgi seyirciden özenle saklanmış.

Kurtuluş savaşı harita üzerinden ve birkaç basit sahneyle “oldu da bitti maşallah” tadında kestirme yoldan anlatılmış. İnsanda, tüm milli direnişin ve çarpışmaların kısacık bir sürede tamamlandığı ve memleketin kolayca kurtulduğu hissi uyanıyor.

Zaaflarla dolu zayıf karakterine ve acı dolu anılarına tutunarak sürüklediği ömrünün en sıkıntı verici son döneminde ise Mustafa “beni hatırlayın!” diyor. Hatırlanmaya değmeyeceğinin kendisi bile farkında olmalı ki, unutulmaktan ölesiye korkuyor…


TAMAMI:
http://www.gazeteport.com.tr/YAZARLAR/NEWS/GP_314051

e-fulya
31-10-2008, 14:45
Böyle kıytırık filmi para verip seyretmek yerine alın NAZIM HİKMET'in KUVAY-I MİLLİYE DESTANI kitabını..
Okuyun ordan Mustafa Kemal'i en harika dizelerde..
Okuyun ''biz ateşi de ihaneti de gördük'' diyen koca ustayı..

Çok merak ediyorum bu Can DÜNDAR'ı..
Ergenekon Savcısı ile iki buçuk saat neler konuştu acaba?

Şöyle diyordu o görüşmeden sonra:

...Laf açıldıkça, bir savcı ile bir avukatın da tanıklık ettiği bizim ’ifade’, ’derin’ bir sohbete dönüştü. Ben az konuştum. 2.5 saat süren bu sohbetin yaklaşık 2 saatinde Savcı Öz, Ergenekon soruşturmasının ayrıntılarını anlattı. O gün için 125 klasörü bulmuş bu davanın en hummalı safhasında bana 2.5 saatini ayırabilmesine şaşarak ve gözümü 2.5 saat boyunca sürekli çektiği tespihinden ayıramayarak anlattıklarını dinledim. Veli Küçük’ün gözaltına alınmasından Emniyet’in tavrına, ’AKP içine yerleştirilen casus’tan yabancı istihbarat örgütlerinin ajanı olarak fişlenen gazetecilere, bayrak mitinglerinin ardındaki isimlerden Danıştay saldırısının tahkikatına, Sabancı cinayetinden Dink suikastına, örgütün TV kanalı açma ve kimyasal silah üretme projesinden, mafya içindeki bağlantılarına, üs haline getirilmiş kiliseden, ’iddianame açıklanınca kopacak kıyamet’e kadar uzandı sohbet...
http://www.haberaktuel.com/Can-Dundar,-Zekeriya-Oz-gorusmesini-yazdi-haberi-139817.html

Hepsi bu kadar mı acaba?
Bu Can Dündar'ın babasımı neydi..MİT'çiydi sanırım.

polat03
31-10-2008, 14:56
dün akşam filmi izlemek için sinemaya gittim, salonda yer yoktu başka filme girdim. bu filmi izlemek için yanıp tutuşmuyorum ama izliycem. bedenen ölmüş birinin özel hayatı beni çok ilgilendirmemeli diye düşünüyorum. Atatürk'ü anlayacaksam onu düşünce boyutunda anlamalı ve tartışmalıyım. yazılanları okuduğumda hakarete varan karalayıcı yazıların ne 70ini geçtiği halde hala politik-acılık yapan Baykal faşizminden ne de Atatürk devrimlerini gevşetip yıkmaya hevesli Tayyip faşizminden bir farkı yok benim için. 22yaşındayım, hayatın çok başındayım. eğer ki fikri hür vicdanı hür bir genç olacaksam herkesin düşüncesine saygı duymalıyım, her boyutta düşünüp kendimi bulmalıyım. can dündar da bu filmde Atatürk'ün hayatını amaçlı olarak çarptırdıysa eğer biz de onu çarpalım ama Sarı Zeybek belgeselini de yapan can dündar'dı onu da unutmayalım. ben Türkiye'de artık bu şekil tartışmalarından çok sıkıldım. eğer bir fikir üretmek istiyorsanız lütfen artık geleceği tasarlayın, bize umut lazım yandık bittik bak bir filmle kürtlere hak tanınacak napcaz şimdi saftalarını bırakalım. kürtlere o istedikleri özerklik verilmeyecekse de bugün verilmeyecek, bugünün politikacıları vermeyecek. öyleyse biz de o basiretli poltikacıları bulup çıkaralım. yeni basılacak 50-100lük banknotlardaki Atatürk portreleri de bence kadınsı (hatta daha fazlası) ama kendinize kızıyor musunuz hiç onu oraya basan politik düşünceyi ben seçtim elim kırılsaydı da seçmeseydim diye veya muhalefet edemedim o oyları engelleyemedim diye; suçu dışarda aramak yerine ben kızıyorum kendime...
film için yapılan bütün eleştirilere bir kılıf bulunur elbet. askerliğimi yapmadım ama bence de bütün üst düzey komutanlar yanlızdır; büyük şairler yazarlar belki kokain de içer belki alkolik de olurlar ama biz onları eserleriyle biliriz yüceltiriz. bu işler biraz delilik ister, kendi dünyanı hayal edip o dünyada yaşamaya benzer. bir insanın ruh sağlığını korumasının en güzel yolu da hayal etmektir ama bu ülkenin yarısı ruh hastası desem kim bana haksızsın diyebilir? bu dogmatik tartışmalar yerine geleceği tasarlamak istiyorum artık. lütfen siz de katılıyorsanız bana dediklerimi düşünün biraz, eğer katılmıyorsanız onu da anlarım... saygılar.

Serenler
31-10-2008, 16:20
“belgesel”miş, hadi ordan sen de !


Bir insanın sırtındaki benin, azı dişinin çekilmiş olmasının, sağ ayak başparmağının sol ayak parmağından büyük olup olmamasının, sol kolunun altındaki sivilcenin bilinmesinin insanlara yararı ne kadarsa; “mustafacıların” “mustafa belgesel”i(!) de Türk toplumuna ancak o kadar yararlıdır...

Özel yaşamların başkalarınca bilinmesi mademki bu kadar önemsiz zararsız yan etkisiz, hatta yararlıdır o zaman siz de dökün ortaya özel yaşamınızı, vücudunuzun özelliklerini bir bir...



Madem ki Atatürk’e karşı her bu tür girşiminizden sonra kendinizi savunur, bizi de uyuturken sık sık söylediğiniz gibi “Güneş balçıkla sıvanmaz”, “Altın değerinden kaybetmez”;se bunu söyleyen günümüzün politikacıları, yazarları, entelleri sizler de toplumumuzun birer güneşi, birer Reşadiye altunlarısınız:

Dökün özelliklerinizi, nerenizde ne var bilelim, kimin basuru var, kimin neresinde nesi eksik nesi fazla hepsi dökülsün bir bir ortaya; dökün ortaya özel aile içi envanterinizi, kim kime ne diyor neyi nasıl yapıyor, rakıyı sulu mu susuz mu içiyor bilelim; dökün servetlerinizin kaynaklarını kalmasın gizliniz saklınız, nasıl olsa toplumumuzun güneşi, paslanmaz altınlarısınız...



Mademki “Atatürk de insandı” diyerek insan yanlarını öne çıkartıyorsunuz, insan olduğu için hata yapardı, eksiği vardı; peki sizler insan değil misiniz,ne olursa olsun sonuçta sizler de insansınız, çıkartın öne o insan yanlarınızı da görelim.



Madem ki kişinin böyle “insansal” yanların bilinmesinin “yan etkisi” yok, üstelik prim yapıyor; öyleyse sizler de çıkıverin seçim öncesi halkın karşısına hem prim toplayın hem insansallaşın.

Hem de bizler sizleri daha yakından tanıyıp, “insanî yanlarınızı” görelim.



Mademki “İnsan Atatürk”ü dilinize doladınız; sizler de “insan köşe yazarı” “insan politikacı” “insan patron” “insan entel filan” değil misiniz; öyleyse çekin, çektirin özel yaşamlarınızın filmini.

İçinizde kendisini Atatürk’le ölçen, yandaşları tarafından Atatürk’le ölçülen biçilen, “2.Atatürk” denilen yok mu, var, öyleyse yapıverin onun da filmini hemen.

Hadi bakalım gösterin cesaretinizi!

* * *

“Atatürk’ü gökten yere indirmişler”miş.

Baka sen, breh breh breh, boyunuz yeter mi oralara uzanıp onu yere indirmeye.

Hem Atatürk gerçekten inse kaçacak delik arayacak olanlar da yine sizlersiniz.

Sizin için hayırlı olan indirmek değil onu orada bırakmaktır.

Sanki Atatürk’ü ilahlaştıran, yaratanın yerine koyan varmış gibi; olabilir bir iki kişi çıkar, çok sever; dinci takımda yok mu tarikat şeyh’ini çok seven, öünde diz çöken; onun için ölen öldüren?

Yok mu işi ayak yıkatmaktan, ayak yıkamaya; sakal öpmekten, sakalını öptürmeye kadar vardıran?

Böyleleri var diye biz bunu genelleştiriyor, bütün inançlı insanlara mal ediyor muyuz?

Kaldıki Atatürk’e olan sevgilerini saygılarını minnetlerini onu överek dile getiren sadece Kemalistler değil ki, Atatürk’ü öve öve “yere göğe sığdıramayan” doğulu batılı sayısız yabancı da var....



* * *

Yaşım yetmişi geçmiş, kendimi bildim bileli siyasetin sağında da olsam, solunda da olsam sonunda hep Atatürk’e endeksliy(d)im...

Çok seviyorum onu.

Beynimle seviyorum; ulusal bilincimle, ulusal onurumla seviyorum onu:

bizi İran’a Suudi Arabistan’a benzemekten alıkoyduğu için seviyorum;

insanımızın dinsel inancının, Allah’a olan sevgi ve saygısının kullanılmasına engel olduğu için seviyorum;

beni insana “kul”luktan, padişahların, şeyhlerin ümmeti olmaktan kurtardığı, birey olmayı bana öğrettiği için seviyorum;

beni “kimliksizlik”ten, “kişisizlik”ten kurtarıp kimlikli doğmamı sağlayıp, kişilikli yaşamamı telkin ettiği için seviyorum;

soyumu sopumu, geçmişimi kökümü kökenimi bana tanıttığı için seviyorum:

günümü, geleceğimi kendisine dert ettiği için seviyorum;

dilimi bana yeniden kazandırdığı için seviyorum;

bana anadilimle dinimi tanımamı sağladığı için seviyorum !

Peki “O”na “mustafa” diye önadıyla hitap etmek cesaretini kendinde gören gafiller sizler bunlardan hangisini yaptınız, yapılanları karalamaktan başka?

“Herkes bir türlü tarihe geçer; kimi bir milletin istiklal ve istikbali için çalışarak, kimileri de onu karalayarak.”

...

Atatürk’ü seven Allah’ı sevemez mi?

Bunlar birbirinden ayrı biri “semâvi” öteki “dünyevi” denilen sevgiler.

Sizde bu sevgilerin sadece bir tek sürümü mü bulunur?

Siz tek bir sevgi mi tanırsınız?

Sizler “anne baba sevgisi” “çocuk sevgisi” “eş sevgisi”, “kızkardeş abla sevgisi" “arkadaş sevgisi” gibi sevgileri bilmez, tanımaz mısınız?

Yoksa siz bunların hepsini bir tek sevgiyle mi seviyorsunuz?

Değilse bu insanların sevgilerinin yerleri yüreklerinizde beyninizde ayrı ayrı değil midir

Annenizi, eşinizi sevdiğiniz gibi; kızınızı, ablanızı komşu teyzeyi sevdiğiniz gibi mi seversiniz?

(Dikkat uyarıyorum; “Evet sevgi tektir, bunların hepsi birdir” diyenden korkun.)

Bizler onları birbirinden ayrı tutmasını çok iyi biliriz, çünkü Atatürkçülerin yürekleri sizlerin kavrayamayacağı kadar geniş, sevgileri ganidir, hepsinin yeri ayrı ayrıdır..

...

Aslında sizler daha “Atatürk Millet’e mal olmuştur, özel yasayla korunmasına ihtiyaç yoktur” dediğinizde arkasından bunların geleceği belliydi.

“Atatürk bu millet”e mal oldu”ysa bu millet bilmeden mi ona sahiplendi?

Hem milletin malından size ne, ne diye millete “malın defolu” der gibi ikide bir hep aynı plağı çalıp duruyorsunuz?

Üstelik de “mustafa” diyerek, sanki babanızın oğlu;

sanki birlikte askerlik yapmışlar, piknikte mangal yakmışlar..

Koca bir ulusun yaşamını değiştirmiş bir kişiliği insan ne kadar sevmezse sevmesin, yine de birazcık saygılı olur haddini bilir.

Bakın Başbakan bile ne diyor; “Ben bu ükenin Başbakanıyım, sevmeseniz bile saygılı olacaksınız.”..

Saygısız olanı ise mahkemeye veriyor..

Atatürk ise bugünkü Başbakan’ın Başbakan koltuğunda oturduğu ülkenin hem“Kurucusu” hem de “İlk Cumhurbaşkanı”, biraz insaf, biraz saygı..

En azından “Ovalcı” Clinton’a Başkan olarak bile değil, sivil olarak geldiğinde gösterdiğiniz saygıyı, hazırolu Atatürk’e karşı da göstermenizi beklemek hakkımızdır.



* * *

Bugün can dündar’ın açıklamasına baktım, hep aynı terane; “Konu Atatürk olunca daha fazla hassasiyet gösterilmesi gerektiğini anladığımı, ama anlatılanlarda Atatürk adına gocunulacak bir şey olmadığını..” söylemişmiş..

Sen gocunmuyorsun diye başkaları da gocunmayacak mı?

Gocunmanın ölçüsü mihengi sen misin?

Herkesin gocunup gocunmaması mezhebiyle eşoranlıdır...

Başkalarının başka düşünebileceğini gocunacağını düşünemedin mi; yoksa işine öyle geldiği için düşünmedin mi?

Hem sen ve senin gibiler değil mi sürekli olarak “halkın hassasiyetlerine dikkat edilmesi” gerektiğini söyleyenler.

İş Atatürk’e Atatürkçülere gelince mi “hassasiyetiniz” dumura uğruyor, ya da zaman aşımına?

Yoksa Atatürkçüler “halk”tan sayılmıyorlar mı, “hassasiyetleri” yok mu?

* * *

Atatürk’ü gözden düşürmeyi amaçlayan uzun soluklu “yeni kuşaklar yetiştirme” projenizi gerçekleştiremeyecek, yırtsanız yırtınsanız da başaramayacaksınız.

Başaramayacaksınız çünkü vatan oldukça, vatan sevgisi de olacak, vatan sevgisi oldukça Atatürk sevgisi de olacak.

Bağımsızlık oldukça, Ulusal onur oldukça, insanlık onuru oldukça, özgürlük oldukça, sömürülmeye, haksızlığa uşaklığa başkaldırış oldukça, Atatürk’de hep olacak sevgisi de.

Akıl, bilim, çağdaşlık kavramları oldukça, “O” da olacak sevgisi de:

Kısacası insanlık var oldukça, “insan gibi insan”lar bu Dünya’da sevilip sayıldıkça “O” da sevilecek sayılacak...

“O”ndan kurtulamayacaksınız sizin anlayacağınız.

Güneşi söndüremeyeceksiniz, sizler güneşten çok önce sönüp gideceksiniz...

Aydoğan KEKEVİ 30 10.08

alaylı
31-10-2008, 17:33
dün akşam filmi izlemek için sinemaya gittim, salonda yer yoktu başka filme girdim. bu filmi izlemek için yanıp tutuşmuyorum ama izliycem. bedenen ölmüş birinin özel hayatı beni çok ilgilendirmemeli diye düşünüyorum. Atatürk'ü anlayacaksam onu düşünce boyutunda anlamalı ve tartışmalıyım. yazılanları okuduğumda hakarete varan karalayıcı yazıların ne 70ini geçtiği halde hala politik-acılık yapan Baykal faşizminden ne de Atatürk devrimlerini gevşetip yıkmaya hevesli Tayyip faşizminden bir farkı yok benim için. 22yaşındayım, hayatın çok başındayım. eğer ki fikri hür vicdanı hür bir genç olacaksam herkesin düşüncesine saygı duymalıyım, her boyutta düşünüp kendimi bulmalıyım. can dündar da bu filmde Atatürk'ün hayatını amaçlı olarak ....öyleyse biz de o basiretli poltikacıları bulup çıkaralım. yeni basılacak 50-100lük banknotlardaki Atatürk portreleri de bence kadınsı (hatta daha fazlası) ama kendinize kızıyor musunuz hiç onu oraya basan politik düşünceyi ben seçtim elim kırılsaydı da seçmeseydim diye veya muhalefet edemedim o oyları engelleyemedim diye; suçu dışarda aramak yerine ben kızıyorum kendime...
....

Günümüz Ankara'sında Cumhuriyet Sizin gibilere teslim:frown:

simetri
31-10-2008, 17:48
arkadaşlar, Atatürk le ilgili son reklamda hoş değil.çıktığı zaman kanal değişiyorum.Turgut Özakman bu filmi izlemişmi?yorum yapmış mı?

indian
31-10-2008, 17:49
http://www.sabah.com.tr/2008/10/31/haber,49ED804F9D1A436FAF4748CD4639D4A3.html

Mustafa filmi Atatürk'ü yıpratabilir"

Giriş Saati : 31.10.2008 16:29


'Mustafa' filminin Atatürk'ün bilinmeyen özel hayatıyla ilgili konulara odaklanan bir film olduğunu görünce sponsor olmaktan vazgeçtiklerini ifade eden Turkcell Genel Müdürü Süreyya Ciliv, "Mustafa filmi Atatürk'ü yıpratabilir" dedi.

****
Turkcell'in 'Mustafa' filmine sponsor olmamasıyla ilgili basında yer alan haberlere de değinen Turkcell Genel Müdürü Ciliv, "Burada bazı gazeteler, çeşitli sebeplerden dolayı Turkcell'e büyük haksızlık yaptı. Turkcell Atatürk'ü yüceltecek, ülkemizi kurtaran kahraman, lider bir deha ve dünya lideri olarak Atatürk'ü dünyaya tanıtacak bir film olmasını bekliyordu. Mustafa filmi Atatürk'ü yıpratabilir. Parantez içinde tartışılabilir bir film olması yüzünden sponsor olmamaya karar verdik.
Heyecanla Atatürk'ü bütün dünyaya tanıtmak için bir fırsat, nasıl destek olabiliriz diye düşündük. Ama bu filmin Atatürk'ün bilinmeyen özel hayatıyla ilgili konulara odaklanan bir film olduğunu görünce sponsor olmaktan vazgeçtik. Filmin tamamının bitmiş halini görmedim fakat ilk gördüğümüz parçalardan bizim arzu ettiğimiz beklentilerimizin dışında olduğunu fark ettik. Biz yine buradaki rakamların on mislini harcatarak Atatürk'ü yücelten, onu bütün dünyaya en güzel şekilde tanıtmaya yönelik bir projeye açığız. Böyle bir proje olursa onu değerlendirir ve gerekeni yaparız. Bu tecrübeden de öğrendik ki filmin tamamını gördükten sonra karar vermek lazım, önceden değil" diye konuştu.

Bazı gazetelerin Turkcell'e karşı çok sert bir tutum içinde olduklarını iddia ederek, "Bununla ilgili başka bir yorum yapmayacağım ama Can Dündar da kendi açıklamasında şöyle diyor; 'Turkcell Atatürk'ü yüceltmek için, Atatürk'ü bütün dünyaya tanıtmak için büyük bir heyecanla yaklaştı. Fakat Atatürk'ü yıpratmamak için, kuşkularından dolayı projeden çekildi' diyor. Bizim konumumuz çok net. Fakat bazı gazeteler olayı başka yere taşımak istediler Turkcell'e büyük haksızlık yapıldı" dedi.

Not:Atatürk sevgisi "talimat"la iş yapan, "psikoljik harekatın içinde görevli olan" önyargılı ve güdümlü kişilerce yıpratılabilseydi.....zaten çoktan yapılmıştı....bir vuruyorlar binlerce sevgi yeşeriyor....dialektik meselesi.....bir ölecek binlerce dirileceğiz.....sinsi ve adi oyunları birer birer bozacağız....en azından "fiyatımız" asla olmayacak....ama onların ya fiyatı olacak ya da sponsorları....

indian
31-10-2008, 18:24
Bir gün Atatük'le beraber Abidinpaşa'dan gelip Samanpazarı yoluyla Ulus'a geçiyorduk.O zamanlarSamanpazarı'nda üç beş dükkandan birisi Ali Efendi isimli bir kitapçıya aitti.Kitapçı dükkanının kepenklerind,nefis bir halı asılmış duruyordu.Harp yıllarının sonu olduğundan hiçbir yerde, hele Ankara'da, böyle güzel bir şey görmek pek şaşırtıtcı olduğu için,bu halı Atatürk'ün de dikkatini çekti.Hemen arabayı durdurup indik.Beraberce dükkana yürüdük.Kitapçı Ata'yı görünce "Buyrun Paşam" diyerek heyecanla bir emri olup olmadığını sordu.Paşa da bu halıyı çok güzel buldukalrını ifade ettiler ve niçin durduğunu sordular.Kiatpçı,"Paşam bu halı bir müşterimin.Paraya ihtiyacı olmuş, satılması için bana bıraktılar.Benimle ilgisi yok."dedi.
Atatürk,böyle güzel bi halının çok kıymetli olduğunu,bunu halı sahibinin nereden almış olabileceğini öğrenmek istediler.Kitapçı ezile büzüle,"Paşam,emanet koyan isminin söylenmesini söylenmemesini özellikle rica ettiler,müsade ederseniz ismini söylemeyeyim."dedi.
Bu sefer Atatürk daha çok merak edip,"Çocuk,belki halıyı almak isteyeceğiz.Kimin ve kaça olduğunu öğrenmek isteriz."dediler.Kitapçı,"Paşam kırk lira istemişlerdi."deyip yine halı sahibinin ismini vermedi.Atatürk,halı sahibini iyice merak edip ısrar edince de kitapçı,istemeyerek ve sıkılarak Abdülhalim Çelebi Hazretlerinin,Paşam."dedi.
Abdilhalim Efefndi,Mevlana sülalesinden gelmiş,Konya milletvekili olarak Meclis'te görev yapıyordu.Kapısı herkese daima açık,cömert ,gayet güzel konuşan,Mevlevi kalpağı ile gezen,akıllı,sevimli,hoş sohbet,özü sözü doğru bir kişiydi.
Atatürk,bu cevabı duyunca çok duygulandı ve bana dönerek dükkana kırk lira bırakmamı emretti.Hmen parayı bıraktım.Kitapçı halıyı koşarak indirip paket yapmaya koyuldu.
Bu arada Atatürk,Abdülhalim Efendi'nin kişiliğinden övgüyle bahsederek,"Abdülhai Efendi, evde halısını satacak kadar parasız kalıyor ama kapısını kimseye kapamıyor."diyerek onu övdü.Sonra da kitapçıya dönerek,"Bana bak halıyı biz alıyoruz.Fakat halıyı Abdülhalim Efendi'nin evine yollayınız,biz oradan alırız.Akşamüzeri de kendilerine bir kahfe içmek üzere geleceğimizi söyleyiniz."dediler.Kiatpçı bu davranışa şaşırmış bize bakarken,arabaya binip uzaklaştık.
Aynı akşam Abdülhalim Efendi'nin evine gittik.Abdülhalim Efendi, bizi avlu kapısında karşıladı.Eve girince baktım halı,kapı arkasaında paketli olarak duruyordu.Mütevazı evinde minderlerle oturuldu.Kahveler içildi.
Abdülhalim Efendi,"Paşam halıyı almışsınız.Fakat halı evime geri geldi.Müsaade ederseniz,arabanıza koyduralım."dedi.Atatürk de,"Abdülhalim Efendi,halı yine bizim olsun.Biz arada sırada sana kahve içmeye geldikçe onun üzerinde kahvemizi içeriz."diyerek halıyı atırdılar ve oraya serdirdiler.
Kahveler içildi ve sohbet edildi.Giderken Abdülhalim Efendi yine bizi kapıya kadar uğurlayarak,"Paşam,"dedi,"Eğer müsadeniz olursa halıyı..."derken Atatürk sözünü keserek mütebbesim,"Abdülhalim Efendi, onu sana emaneten bırakıyoruz.Her gelmemizde onu burada görmek ve üzerinde oturmak isteriz."diyerek veda ediğ ayrıldılar.
Böylece Atatürk, Abdülhalim Çelebi Efendi'ye,kitapçıya bile belli etmemeye çalışarak ihtiyacı olan yardımı yapmış,fakat halıyı almamışlardı.
Bir bayram günü babamla,Eski Eserleri Koruma Derneği'nde birlikte çalıştığı Prof. Dr. Ferudun Nafiz Uzluk'u evinde ziyarete gittik.Nafiz Bey Mevlevi sülalesinden olup,Abdülhalim Efendi'nin de yeğeni oluyordu.Benim de Tıp Fakültes'inden hocamdı.Konuşma sırasında babam bu olayı anlattı.Ferudun Nafiz Hoca çok duygulandı.Gözleri dolu dolu oldu ve "Evet, evet biliyorum,biliyorum,Abdülhalim Efendi o halıyı Konya Mevlana Müzesi kurulunca oraya armağan etmiştir.O şimdi oradadır."dedi.
Görülüyor ki,Abdülhalim Efendi de bu asil davranışı kötüye kullanmamış ve halıya sahiplenmeyip,layık olduğu yere armağan etmiştir.(1922)
******
Not: Böyle yüzlerce binlerce olay varken.....Karizmayı çizdirtmek de varmış Sn. Can Dündar....artık ağzınla kuş tutsan boyan döküldü...foyan meydana çıktı....

alaylı
31-10-2008, 18:54
...
******
Not: Böyle yüzlerce binlerce olay varken.....Karizmayı çizdirtmek de varmış Sn. Can Dündar....artık ağzınla kuş tutsan boyan döküldü...foyan meydana çıktı....

Aşağıdaki linkte oldukça güzel ama yazıyı kopyalayamadım. Yazar Milliyette olmasına rağmen Can Dündar'ın artık bitebileceğini bile dile getirmiş...
http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=141476

polat03
31-10-2008, 19:27
Günümüz Ankara'sında Cumhuriyet Sizin gibilere teslim:frown:

sonraki surata bakarak ironi yaptığınızı düşünüyorum. üzüldüm tabi ancak madem yanlış düşündüğümü düşünüyorsunuz keşke yol göstericilik yapıp bir şeyler anlatsaydınız daha ciddiye alırdım bu düşüncenizi. ayrıca kalın yaptığınız yazımdaki bölümü de burdaki 15nolu yazıda indian'ın yazdığı "Manastır daki okulunda Atatürk'ü canladıran şahıs efemine bir tipleme çiziyordu..." saptamasına karşılık yazdım. ve açın bakın, yeni 100 ve 200liralık banknotlardaki Atatürk portresine (50-100 demişim, yanlış aklımda kalmış 100-200 olacaktı). youtube'a gay atatürk videosu koyulduğu için siteyi kapatan Türkiye Cumhuriyeti o paralara o portreleri basacak ne yazıkki. bunun yanında şekile takılmadığımı bir kez daha belirtmek isterim. o örneği konuyu devamında anlattıklarıma bağlamak için vermiştim sadece.

ally_mcbeal
31-10-2008, 19:30
sn polat benim anladığım kadaryla sn alaylının o serzenişi size değil bu uygulamayı yapanlara. yanlış mı anladım?

polat03
31-10-2008, 19:44
sn polat benim anladığım kadaryla sn alaylının o serzenişi size değil bu uygulamayı yapanlara. yanlış mı anladım?
bilmiyorum, sn alaylı bir açıklama yaparsa ben de anlamak isterim :)

Aydoğan Kekevi kimdir pek ayrıntılı bulamadım ancak Allah uzun ömür versin. Babam yaşında birisi onu değerlendirmek bana düşmez ama bu kadar tarafsız, ideoloji kaygısı olmadan düşüncelerini aktarabilen birisinin yazısını aktardığı için Serenler abime de teşekkür ederim.

UNYELI CONAN
31-10-2008, 19:46
kendilerinin rum, ingiliz pici olarak dogmasina engel oldugu icin Atatürk'e kizgin olan ve ona kin ve nefret eden ingiliz, rum ve bilumum isgalcilerin manevi piclerinin ne iftiralar attiklarinin hicbir önemi yok benim icin ..

Atatürk izindeyiz..

kanas2000
31-10-2008, 20:22
Papa gelir Can dundar ayine gider..Bir ermeni ölür Can dundar oraya gider kala kala ATATÜRKÜN hayatini Filme almak.. Bu adamami kalmış..

Serenler
01-11-2008, 00:20
Psikolog Sebla Kutsal, psikolojik savaşın en ahlaksızcasının nasıl
yapılabileceğini belgeselleştiren "MUSTAFA" filmini izledikten sonra dayanamayıp bir mail yazmış.


Yazdıklarına aynen katılıyorum, bugün söz Sebla Kutsal'ın.

Can Dündar Nobel'i hak ediyor!

29 Ekim'de Can Dündar'ın "Mustafa" isimli filmine gitme gafletinde bulundum.
Dündar filminde büyük bir mucizeden bahsediyor…

Özetlersek, filme göre, Mustafa denen bu kişi;

Birkaç sefer özenle altı çizildiği üzere karı-kız düşkünü, bir oturuşta
mutlaka bir büyük rakı içen, bugün karşılaşsanız, eline bir psikiyatrın kart
vizitini tutuşturup "aman bir an evvel bu numaradan bir randevu al kendine" dedirtecek derecede vahim kişilik bozukluklarına sahip, çok zengin bir kadın için sevgilisini terk edip onun intiharına neden olan, çocukken yediği bir dayak üzerine yıllarca içinde bitmek bilmeyen bir kini biriktirip, sırf bu sebeple ülkeyi laiklikle buluşturarak, modern eğitimi başlatarak, dini eğitim veren kurumda yediği dayağın öcünü alan birisi…

Sadece bu kadar mı sandınız? Elbette hayır! Cephedeki cesaretine bir kez olsun değinilmeyen Mustafa'nın geceleri karanlıkta uyuyamadığını
öğreniyoruz… İçinde sürekli bir korku ve tatminsizlik hissi taşıyor.
Cumhurbaşkanı olup da artık hiçbir şey yapmadan boş boş oturmaya başlayan bu adamın iç sıkıntısı daha da büyüyor. Öyle ki tek tesellisi çalgılı, içkili sefa âlemleri. Yapayalnız kaldığı dünyasında hasta ruhuna gitgide teslim oluyor. Çok mutsuz, hem de çok…

Film, Mustafa'nın "dinsiz" olduğunu vurgulamak üzerine kurgulanmış. Kurtuluş savaşını desteklerini alabilmek için dindar kesimleri ve kurumları
kandırmış, sonra işi bitince de onların ipini çekmiş. "Dinin afyon etkisi"
üzerine söyledikleri filmde sık sık yer alırken, Ramazan ayında içmediği,
Kur'an tercümesi yapan özel bir görevli yardımıyla dini anlamaya çalıştığı
ve malum çevrelerin sıkı adamı Nevzat Yalçıntaş'ın ortaya çıkardığı üzere Hz. Muhammed'in mezarını yıkmak isteyen Suudiler'e "orduları gönderirim, ayağınızı denk alın" mealinde bir telgraf yollayarak mezarı yıkılmaktan kurtardığı, vb. birçok bilgi seyirciden özenle saklanmış.


Kurtuluş savaşı harita üzerinden ve birkaç basit sahneyle "oldu da bitti
maşallah" tadında kestirme yoldan anlatılmış. İnsanda, tüm milli direnişin
ve çarpışmaların kısacık bir sürede tamamlandığı ve memleketin kolayca
kurtulduğu hissi uyanıyor.


Zaaflarla dolu zayıf karakterine ve acı dolu anılarına tutunarak sürüklediği ömrünün en sıkıntı verici son döneminde ise Mustafa "beni hatırlayın!" diyor. Hatırlanmaya değmeyeceğinin kendisi bile farkında olmalı ki, unutulmaktan ölesiye korkuyor…

Film, sürekli not tutmak suretiyle tekrar tekrar izlenir ve derin yapısını
çözmeyi amaçlayan bir gözle incelenirse, yukarıda yazdığımdan çok daha fazla Mustafa aleyhtarı unsur kolaylıkla listelenebilir. Aktardıklarım, bir çırpınışta aklıma gelebilenlerden ibarettir.

Dündar filminde büyük bir mucizeden bahsediyor… Çünkü Dündar'ın Mustafa'sı, bırakın çeşitli devletlerce işgâl edilmiş bir ülkeyi düşmandan temizleyipyeni bir ülke kurmayı, bir sürüye çobanlık yapmayı bile beceremeyecek bir adam. Ancak nasıl oluyorsa Türkiye'yi kuruyor! Yani film bir mucizeyi anlatıyor… Oysa ki savaşlar ve şehitler kan kırmızısıdır. Yepyeni bir devletin kuruluşu ve bir ulusun şahlanışı buz gibi gerçektir. Mucizeler ise ancak masallarda anlatılır.*

Yazdığı ve yönettiği masalla Can Dündar, görevini ifşa etmiştir. Misyonu
tamamlanmış bir görevli olarak kesinlikle eserini bir masal kitabı olarak da yayınlamalı ve hak ettiği Nobel ödülünü almalıdır!*

Ancak ben Mustafa'yı tanımıyorum…

Sadece Mustafa Kemal bilirim ki kendisine Atatürk denir.

O da bizim gibi etten kemiktendir lâkin bedeni çürüyüp gitmişse de ruhu
bizimledir.

İnsan olduğu için hatalar yapmıştır fakat hatalarıyla doğrularını iki ayrı
kefeye koyup da hakikâti göremiyorsak, içimizdeki vicdanın terazisine
yazıklar olsun!

Benim gibi düşünenlere, "Atatürk'ü putlaştırmayın, O'nu da herkes gibi
doğrularıyla yanlışlarıyla tartışalım" diye saldıracak olan aydınımsılara
cevabım önceden hazırdır; "İyi niyetinize bir saniye olsun inanabilseydim,
kapımı açar sizi beklerdim…"

Havai fişek sesleri İstanbul'u inletirken yazıma son veriyorum…
Değerlerimiz, bir kum saatinin incecik belinden akıp giderken, o gösterişli
fişeklerin gürültüsünün çığlıklarımızı bastıramamasını, gökyüzünü kaplayan renk cümbüşünün gözlerimizi boyayamamasını temenni ediyorum…

MAKİNİST
01-11-2008, 00:59
Ellerine,yüreğine sağlık Sebla Kutsal....
Size de teşekkürler sn Serenler...Bu yazıyı buraya koyup bize okuttuğunuz için...

CycLone
01-11-2008, 01:42
Akp nin döneminde Atatürkü anca böyle izlersiniz bunda şaşıracak birşey yok arkadaşlar ...... bölünelimmmi bölünmeyelimmi tartışmalarının kitapçık basmaların yaşandığı bir dönemde atatürkün barışseverliği ileri görüşlülüğü vatansaverliğini işleyeceklerini beklemeyin.... :super:

JAKO
01-11-2008, 12:06
Can Dündar'ın ihanetinin belgeseli. Tek kutuplu dünyada abd'nin gücünü gören, bileklerini büktürüyor. Basın, tekellerin holdinglerin tröstlerin eline geçince, bab-ı ali, ikitelli olunca, yaşama alanı kalmamış basın, birinci dünya savaşında düşman uçaklarının havadan attıkları bildirileri, ikitelliden yayına veriyor. Abd vietnam savaşında kendi insanının tepkisini gördükten sonra, basını tekelleştirerek kontrol altına aldı, gücü gördü ve kullanıyor, tüm uydularında , beşinci kollarında da vizyona veriyor.
Can Dündar da Orhan Pamuk oluyor.

Serenler
01-11-2008, 12:08
Filmi seyredemeyenler için kısa bir özet ;

Mustafa filminin özeti;



İzmir’in dağlarında çiçekler açar

O bir ayyaştı, gündüz yatar, gece sabaha kadar içerdi. Ülke sorunlarından haberi yoktu, gazetelerin dolduruşlarıyla hareket eder, gerektiğinde en yakın dostlarını bile harcamaktan çekinmezdi.

İzmir’in dağlarında çiçekler açar

O bir din düşmanıydı. Öyle böyle değildi.

Yalçın güneş orda sırmalar saçar…

Amacına ulaşmak için dini alet etmekten çekinmezdi. Din onun için amaca varmak için bir tramvaydı.

Yalçın güneş orda sırmalar saçar…

Komünistleri kardeş görürdü.

Kovulmuş düşmanlar yel gibi kaçar

Kadın düşkünüydü.

Yaşa Mustafa Kemal Paşa Yaşa

Diktatördü. Her yere heykelini diktirmişti. Her fırsatta yetkiyi tek elinde toplayarak göstermelik demokrasi çabaları altında ülkeyi dikta rejimiyle yönetmişti.

Adın yazılacak mücevher taşa




Dağ başını duman almış

O, kendini halktan yukarıda görürdü. Halkı hiçbir şey bilmez anlamaz cahiller olarak tarif ederdi.

Gümüş dere durmaz akar.
Kürtlere özerk bir yapı kazandırmayı düşünürdü.


Güneş ufuktan şimdi doğar

Sağlam bir kişiliğe sahip değildi. Tutarlı değildi. Kadınlarla olan ikili ilişkilerinde bile bu seçimleri ortadaydı.

Yürüyelim arkadaşlar

Sultan Vahdettin onu samsuna “paşa memleketin kurtarılması senin elinde”, git memleketi kurtar diye göndermiş ama o ihanet etmişti. Sultan iyi, o haindi.

Sesimizi yer gök su dinlesin

O var ya o, öyle böyle değildi.

Sert adımlarla her yer inlesin, İNLESİN.


*



Çağımızın en büyük taktiğidir. Toplumları sevdikleri yem ile avlarlar. Kimini din ile kimini para ile…

Bizleri de Atamızı kullanarak çektiler beyaz perde başına.

Fakat gördük ki film, iki tane marş, duyguları pohpohlayan birkaç güzel söz arasına özenle seçilerek yerleştirilmiş zehirli cümlelerden ibaretmiş.



Bu filmin usta ellerden çıktığı belli ama ustalık konusu kesinlikle film yapmak ya da sanatçılık değil!



Çocuğunuzu bu filme götürürseniz, diyeceğim şu ki; ondan sonra üstüne ne anlatırsanız anlatın nafile, Mustafa Kemal deyince kafasında bu filmde ki Mustafa canlanacaktır. Balkonda elinde sigara işsiz güçsüz gezinen ve akşam yemeğinin gelmesini bekleyen Mustafa…



Eğer Atatürk’ün insan yanını arıyorsanız bence bu filmde aramayın. Çünkü bizim Mustafa Kemalimiz bu değil. Bu bambaşka bir gözden bambaşka bir bakış açısından insanlara onu farklı göstermek için çizilmiş bir Mustafa’dır.



Bazı konular vardır üzerine tartışılabilir. İnsanlar farklı yorumlar yapabilirler. Herkesin zevki ayrıdır, zevk meselesidir dersin güler geçersin.

Fakat konu Atatürk olunca hepimizin durup düşünmesi gerekiyor.

Bunun üstüne ben beğendim sen beğenmedin zevk meselesi, tartışması olmaz. Bir filmde benim ülkemin kurucusu hakkında “bütün gece içer sonra da akşama kadar uyurdu” diyorsa o filme güzel diyen adamın sözünü dinlemez sırtımı döner giderim. Gitmeden de sorarım o adama; “O adam bütün gün uyusaydı, bugün senin babanın kim olduğu bu kadar net olur muydu?”



Ben bu filmi izledim ve diyorum ki bu film Atatürk için yazılmış bir gece yarısı ekspresidir. Ve bu filmi izleyip de filmden çıktıktan sonra herkesin izlemesi lazım diyen eski cumhurbaşkanları ve genelkurmay başkanlarının da filmde Mustafa Kemalin gençliği diye havuz başında gösterilen gay kadar değeri kalmamıştır gözümde.


Bu belgesel, basit bir hata, yanlış bir kelime ya da bir pot kırma değildir, bu belgesel özenle hazırlanmış kelimeleri özenle yerleştirilmiş bir yıpratma, tarihinden atandan soğutma oyununun bir parçasıdır.



Bu oyuna alet olmamanız dileğiyle…



Saygılarımla



T. Aytuğ

Von
01-11-2008, 12:41
Ben filmi henüz izlemedim. Ancak bu kadar olumsuz bir Atatürk portresi çizildiğine inanmak hakkaten zor. Can Dündar, arkadaşınız Atatürk'ü göreceksiniz bu filmde demişti. O bir kahraman, bir devlet büyüğü, komutan ama sonuçta bir de insan. Bu haliyle beni çok heyecanlandırmıştı film ama bu kadar yerginin de ne kadar haklı olduğunu filmi izledikten sonra yorumlamak isterim.

gencturk
01-11-2008, 12:52
Cumhuriyet'in ilk yıllarının her yönüyle aydınlatılması Atatürk'ü küçültmez aksine yüceltir..

indian
01-11-2008, 13:17
usta bir yazardan egrçekçi eleştiri...

Atatürk ’Mustafa’yı görse...


DİYELİM ki Atatürk beyaz atının üzerinde çıkageldi, yanında İsmet Paşa, komutanları, yaverler...

Aşağıda Cumhuriyet Bayramı ve herkes "Mustafa"yı seyretmek için kuyruklarda.

Atatürk, İsmet Paşa’nın kulağına eğilerek:

"Şu arkada, elinde bazuka gibi boru olan, topçu neferi midir?.."

İsmet Paşa:

"Hayır Gazi Hazretleri, o Can Dündar, muharrir... Elindeki kamera aleti, hususiyeti sinema çeker..."

"Niye atlarımızın kıçını çekiyor?.."

"Buna ’insani boyut belgeseli’ diyorlar..."

Ata:

"İlke ve inkılaplar yönü ile de belgesel imal ederler mi bu fikriyatta olanlar?.."

"Sponsor lazım..."

"Sponsor bir nevi milli şuur gibi bir şey midir?.."

İsmet Paşa:

"Hayır Gazi Hazretleri, parayı veren... Parayı kim veriyorsa, şuur o cihette nüks etmektedir..."

Atatürk:

"Pekiiii... Aziz milletimiz sinemaya girip, aziz askerlerimizin cephelerde elde ettikleri muazzam zaferleri vefa hissiyatları içinde mi seyretmekte?.."

İsmet Paşa:

"İnsani yön belgeseli hesabıyla bakmaktadırlar, gece karanlıkta önderimiz ne yapmakta..."

Ata:

"O karanlık gecelerde uykusuz kalıp bir hür vatan yaratma sancılarımın acısını anlamışlar demek ki..."

İsmet Paşa fısıldayarak:

"Hayır, bir oturuşta büyük rakı içtiğiniz, gece karanlıktan korktuğunuz ima edilmekte..."

Atatürk hüzünle:

"Buna asıl aydınlıktan korkan hilafetçiler sevinecekler... Onlar hálá dergáhlarında oturuyorlar mı İsmet?..."

İsmet Paşa:

"Hayır Gazi Hazretleri, devletin tepesinde oturuyorlar..."

"Peki, Cumhuriyet Bayramı diye neyi kutlamaktadır bu millet..."

İsmet Paşa:

"Cumhuriyetten geri kalanını..."

Atatürk, atını çevirir:

"Gidelim Paşa..."
http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/10258263.asp?yazarid=2&gid=61&sz=54950

Not:forumdaşlar değişik gazetelerin değişik yazarlarına göz attım, aklıma bu turnusol kağıdı takıldı: yani "psikolojik harekatı" lehimize çevirelim....bu filmi gördükten sonra övenler ile görülmesini tavsiye edenleri burada liste liste yayımlayabiliriz...yani "psikolojik harekatın" içinde sadece sponsor ve "para" için yer alınmıyor "talimat"la yazanlar var....daha açıkçası yazarın çok nüktedan olarak açıkladığı gibi gazinin bindiği atın kıçını çekmeyi "sanat" diye övenler var....

akhun
01-11-2008, 13:54
Neredeyse haberimiz olmayacaktı; bereket ülkemizin en büyük medya grubunun amiral gemisinin kaptanı tersten çakmaya kalktı da öğrendik: Cep telefonu servis sağlayıcısı Turkcell, eriştiği lider konumuna, Aydın Doğan'ın sahibi olduğu gazetelere ve televizyon kanallarına beş kuruşluk reklâm vermediği halde gelmiş... Sabah'ta, Yeni Şafak'ta, Star'da, Zaman'da, Akşam'da çıkan reklâmlar Turkcell'in serpilmesi ve alanının en büyüğü haline gelmesi için yeterli olmuş...

İşi bilenlerin aktardığına göre, Turkcell'in 100 milyon dolarlık reklâm bütçesi varmış; medyada reklâmın yüzde 50'sinden fazlasına Doğan Grubu hükmediyor; Turkcell'den üç yıllık reklâm kayıplarını varın siz hesap edin.

Şimdi kriz yüzünden reklâm bütçelerinin kısıtlanma zamanı ve bundan en ciddi darbeyi Doğan Grubu yiyor doğal olarak; 'fırsat bu fırsat' deyip Turkcell'i yeniden reklâm vermeye zorlamayı düşünüyorlarsa hiç yadırgamam...

Ancak bunun yolu, bel altından vurmak, 'şantaj' yöntemine başvurmak mıdır? Hem de yayın yönetmeninin sütununda?

Medyada 'reklâm alabilmek için şantaj' iyi bilinen bir yöntem... 1999 yılında bir gazete ve grubun televizyonu SÜTAŞ'a çamur atan yayınlar yaptı. 2004 yılında da, İş Bankası, bir gazete sahibinin “Bize reklâm vermezseniz aleyhte haberlerimizle iflâhınızı sökeriz” notunu genel müdür sekreterine bıraktığını açıkladı. İkisi de davalık oldu bu şantajların...

Sonucu bir başka açıdan özetleyeyim: SÜTAŞ ve İş Bankası ile ilgili şantaj haber yapanlar bugün artık gazete ve televizyon sahibi değiller; bu tür uygulamalar uğur getirmiyor sizin anlayacağınız...

Üç yıldır gruplarına beş kuruşluk reklâm vermeyen Turkcell ile ilgili aleyhte yayınlara Vatan başladı her zamanki gibi, arkasını pop sosyologun başında bulunduğu Hürriyet getiriyor... İddia şu: Atatürk'ün hayatıyla ilgili bir belgesele 'destekçi' (sponsor) olmaya söz veren Turkcell sonradan vazgeçmiş. Pop sosyolog, bunu 'devlet mahallesi baskısı' ile açıklıyor. “Yüksek sesle soralım” diye yazdı önceki gün, “Türkiye Avrupa Birliği'ne doğru mu gidiyor, yoksa bölgede Saddam'ın bıraktığı 'müstesna' boşluğu doldurmaya mı?”

Meğer Türkiye, reklâm vermeyenler için aleyhte yayın yapılan 'şantajcı gazetecilik' anlayışının merkez medyada hortladığı bir Türkiye olmaya doğru gidiyormuş...

Turkcell'in açıklamasını okuyunca gerçeğin Hürriyet yönetmeninin yansıttığının tam tersi olduğunu anlıyorsunuz: Atatürkçü çevrelerin tepkisini almaktan çekindiği için 'Mustafa' belgeselini desteklemekten vazgeçmiş Turkcell...

Belgeselin yapımcısı Can Dündar, dün, Turkcell'in açıklamasını doğrulayan bir yazdı yazdı. Okuyalım: “Filmde verdiğimiz bazı bilgilerin onları (Turkcell yönetimini, TK) yadırgattığını fark ettim._Film, Atatürk'ün imza attığı büyük devrimi belgelemekle birlikte özel hayatına da giriyor, sofrasından, yalnızlığından dem vuruyor, dinin toplumsal hayattan tasfiye edilmesi gereğine ilişkin radikal görüşlerine yer veriyordu.”

Nitekim, CHP lideri Deniz Baykal belgeseli yerden yere vurdu: “YALNIZ ADAM _* Atatürk'ün sofrası, içki içilen, coşku bulunmayan, sanki başarısız olmuş, bıkmış, umutsuz, yalnız ve yaşlı bir adamın sofrası olarak lanse ediliyor. Atatürk günde bir büyük rakı içen, kadınlara zaafı olan birisi olarak gösterilmiş. Zaafları olabilir. Ancak, Atatürk gibi bir adamın sofrası bu resim olamaz. Atatürk'ün sofrası Cumhuriyet coşkusunun yaşandığı bir sofradır. __* Böyle bir filmde Atatürk için önde gelen algılama zaafları değil, eserleri olmalıydı. __* Atatürk kendi döneminin tüm liderleri diktatör olduğu halde bu yönde hiçbir eğilimi olmayan bir liderdi. Hep çoğulcu demokrasi istedi. __* Filmde, cumhuriyeti kurmak için birlikte hareket ettiği arkadaşlarını sonradan yemiş, onlara ihanet etmiş gibi gösteriliyor. Bunlar gerçek değil. Arkadaşlarına saygı duymuş, sevmiş ama devrimler sırasında yolları ayrılmış.”

Gerçek bu olduğu halde, Hürriyet, dün de yayın yönetmeninin görmemizi arzu ettiği yönde yayınlarını sürdürdü. “Turkcell'e tepki seli” başlığı altında yazdıklarını bütün rekklâmverenler duvarlarına asmalı bence. Baksınlar ve hangi zihniyete para aktardıklarını iyice görsünler diye...

Turkcell son üç yıldır Doğan Grubu'na zırnık reklâm vermeden bu kadar büyüyebilmişse bu farklı bir gerçeğin işareti. Yayın yönetmenininin sütununda suçüstü yapılan Turkcell'i yayın yoluyla hizaya getirme girişiminden önce bile, okur bir şeyleri sezmiş demek ki...

Bazen umutlanıyorum, ama galiba boşuna; bunlar kendi patronlarını da öncekilerin durumuna düşürmeden rahat etmeyecekler...

kentuf
01-11-2008, 14:13
Filmini anlatmış Turkcell e film bitti bitecekti neden seyrettirmedin ? Turkcell i profosyenelliği için kutlarım .Baştan ne olacakları hesaplamışki Can düdükdar kaygıları olduğunu ifade ediyor kendisi zaten.Sana sponsora ne gerek var zaten seni finanse eden biri olmasa bu işe kalkışamazdı .Boş boşuna buna çakıcı içerden ayağını denk al demedi bu soytarıya .Neyse gitmemiş olanlar varsa asla gitmesin filme .Hayatımda salonu filmin yarısında terk ettiğim tek film oldu .Yazıklar olsunki youtube kapatıp bu filmin yayınlanmasına olanak verenlere.Anında kaldırılmalı can dündar yargılanmalı gerekirse irana götürülüp orda asılmalıdır.

e-fulya
01-11-2008, 14:31
İsmet Solak

ismet.solak@gazeteport.com.tr


Büyük oyunun son perdesi: Mustafa!
http://www.gazeteport.com.tr/YAZARLAR/NEWS/GP_314791

e-fulya
01-11-2008, 15:22
Ilımlı Kemal

Kemalistlere dönüp “Bakın insan Mustafa filmi yaptım” diyeceksin. İkinci Cumhuriyetçilere dönüp “bakın çaktırmadan Kemal’i karaladım” diyeceksin. Yaptıklarının anlaşılmaması için de herkese “cambaza bak” der gibi sana sponsor olmayan kuruluşu linç ettireceksin. Ne güzel memleket!

odatv.

http://www.odatv.com/index.php?id=13853

Can Dündar bir taşla 3 kuş vurmuş..Uyanık adammış..
Can Dündar bana hep sinsi bir tip olarak gelmiştir.

OnurGururSeref
01-11-2008, 15:24
Cumhuriyet'in ilk yıllarının her yönüyle aydınlatılması Atatürk'ü küçültmez aksine yüceltir..Sizi epey zamandir taniyoruz! :grrr:

BABUTSA
01-11-2008, 16:12
Cumhuriyet'in ilk yıllarının her yönüyle aydınlatılması Atatürk'ü küçültmez aksine yüceltir..

Yavuz Sultan Selim,küpe taktı diye "eşcinsel" yakıştırması yapılsa bu onu yüceltir mi?Bu nasıl bir mantık.Atatürk'ün yaptığı onca kahramanlığı boşverdim,bütün dünyanın hemfikir olduğu dahiyane kişiliği hakkında dahi tek bir atıfta bulunamaz mıydınız?

Atatürk bir oturuşta büyük rakıyı bitirirdi,karanlıktan korkardı.Bunu söyleyerek mi cumhuriyetin ilk yıllarını aydınlaracağız,hem de her yönüyle.Sizi bu cinliğinzden dolayı kutluyorum(!).

CycLone
01-11-2008, 18:25
F tipi arkadaşlara cevap vermeyin

e-fulya
01-11-2008, 19:26
Can Dündar'ı protesto ediyorum. Mustafa filmini izlemeyeğim.
Mehmet Ali Erbil, “Mustafa” filmine imza atan Can Dündar’ı eleştiri yağmuruna tuttu.

O FİLME GİTMEM
Erbil, “O filme gitmem. Çünkü Dündar, Atamızı çok yanlış anlatmış” dedi Ünlü şovmen Mehmet Ali Erbil, önceki akşam Etiler'de 'Çarkı Felek' ekibine yemek verdi. Erbil, yemekte açtı ağzını yumdu gözünü. Gazetecilerin, "Mustafa filmini izlediniz mi?" sorusu üzerine ünlü şovmen şunları söyledi; "Mustafa filmini izlemeyeceğim.

KENDİ SİYASİ GÖRÜŞÜNÜ YANSITMIŞ
Zira, okuduklarım ve filmi izlemeye giden arkadaşlarımdan öğrendiğim kadarı ile Can Dündar, kendi siyasi görüşünü filme yansıtmış. Atatürk'ü filmde elinde sigara ve içki bardağı düşmeyen bir karakter olarak göstermiş. Ayrıca Atatürk'e tek başına kaldığı imajı verilmiş. Çok yanlış. Olmadık gerçekleri filme yansıtmış. O bizim Atamız. Gelecek nesillere Atamızı iyi tanıtmak lazım, Can Dündar ise ne yaptığı ortada.
http://www.internetajans.com/default.asp?NID=65364

e-fulya
01-11-2008, 21:04
Birinci ağızdan öğrenelim:
Eser sahibi, Turkcell Genel Müdürü Süreyya Ciliv’e gitmiş, filmine sponsor olunmasını istemiş.. Atatürk’e olan büyük saygı ve hayranlığından söz eden Genel Müdür teklifi hemen kabul etmiş... Turkcell’in yapımcıya, O’nun Atatürk’e sağlam bakışına güveni varmış ve söylece çalışma başlamış... Belli ki bir süre sonra Turkcell’e bazı “uyarı” bilgileri gelmiş ve kuruluş yapımcıdan filmin içeriği ile ilgili bilgiler istemiş..
Yapımcı diyor ki;
“Hazır olan sahnelerinden birkaç örnek gösterdim.
Ve filmde verdiğimiz bazı bilgilerin onları yadırgattığını fark ettim.
Turkcell oradaki mesajların yanlış anlaşılmasından, Atatürk üzerine bir spekülasyon açılmasından endişeleniyordu. Bu tartışmaların Atatürk’e zarar vermesinden, inanç sahibi insanları rencide edebilecek yanlış anlamalara yol açmasından kuşkulanıyorlardı...”
Ve Turkcell yöneticileri böyle bir filmde katkılı imza olarak bulunmaktan vaz geçiyorlar...
Haksızlar mı?!.
İşte bu sırada devreye Güler Sabancı giriyor...
Bu durumu da yapımcının satırlarından öğrenelim..
“Filmden Güler Sabancı’ya söz ettim. Hemen ilgilendi. “Mustafa”yı ilk kez Sabancı grubunun yetkilileri izledi. Beğendiler.
Ve birkaç gün içinde “Biz varız” dediler.
Böylece film, Sabancı’nın sponsorluğunda vizyona girdi...”Oturun düşünün saf tutun; “Turkcell mi Güler mi?..” soru bu...
Efendim bendeniz bir “dinozor” olarak nakledeyim... Vakti zamanı, sanıyorum 90’lı yılların başı idi... Bir davette, Rahmetli Sakıp Sabancı, kalabalığı yara yara geldi ellerimi tuttu (Devir, Atatürk’e inceden inceye geçirmenin başladığı devir ve bendeniz bir TV’de milli yorumlar yapıyorum..) Sakıp Ağa’nın ceket yakasında kocaman bir Atütürk rozeti vardı ve bana Mustafa Kemal ilkeleri temelinde destek sözleri etti, çok memnun olmuştum...
Yeğen, global entegrasyon konusunda harikalar yaratıyor... 22 Temmuz sonrasında DTP’nin TBMM’ye dalışına alkış tutması da unutulmazdı..!
“Mustafa”yı seyreder seyretmez “Tamam biz sponsor olalım” demiş... Hayret edecek bir durum değildir... Bu hanımefendinin üniversitesi ile ilgili şöyle bir haber akıllardadır..
Bilindiği gibi Sabancı Üniversitesi Rektörü Tosun Terzioğlu, üniversite sınavlarında başarılı olan Türk Gençliği’ne şöyle bir müjde vermişti: “Bu üniversitede Atatürk’ü eleştirmeye izin var...” Hürriyet İnternet’in muhabiri Sabancı Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Tosun Terzioğlu’na (nereden icap ediyorsa) soruyor:
“Yani bir öğrenci ben Atatürk’ten ve icraatlarından hoşlanmıyorum derse, buna izin var mı burada?..”
Rektör yanıtlıyor: “Yapabilir tabii... Hangi kaynağı kullandığı, doğru ve yeterli kaynak seçip seçmediği bunlar çok önemli...”
Hürriyet İnternet’in editörleri, manşetler arasında kocaman verdiler: “Bu üniversitede Atatürk’ü eleştirmeye izin var...”
Filme gidip “Mustafa”yı seyredenler göz yaşlarını tutamıyorlarmışş... Neden ağlıyorlar Atatürk’e mi, yoksa bize emanet ettiği ülkeyi getirdiğimiz noktaya mı?..
Önemli olan budur..
BEHİÇ KILIÇ-Tercüman
http://www.tercuman.com.tr/v1/yazaryazi.asp?id=87

gizemliduygular
01-11-2008, 21:09
Sizi epey zamandir taniyoruz! :grrr:

Hazreti ben de epey zamandır tanıyorum. Kendileri boş atıp dolu tutma meraklılarındandır. Mektup yazar zarfa koymayı unutur, zarf atar mektup kağıdı genelde hep boştur. Yalnız mübareğin bir huyu vardır, kendisinden daha bilgili biri karşısına çıkınca birkaç gün ortalarda görünmüyor.:cool::cool:

BABUTSA
01-11-2008, 23:12
Can Dündar’a bir gençten açık mektup

burhan.ayeri@aksam.com.tr


Mustafa belgeselinden gerçekten çok şey bekleyenlerdendim ve üzülerek söylüyorum, hayal kırıklığına uğradım. Sivas ve Erzurum Kongreleri es geçilmiş. Atatürk savaş sırasında bile kararlarını oy usulü ile vermeye özen göstermiş liderdir. Yabancı gazetelerden kendi seçtiği 3-5 tanesini kaynak gösteren Dündar, Atatürk’e diktatör denildiğini sürekli vurguluyor. Ama karşıt görüşteki haberlere ya da delillere yer vermiyor. Bu da ilginç.

Peki Atatürk diktatör ise dönemdaşları liderlere bakalım:

Hitler Almanya’da, Stalin Rusya’da, Franco İspanya’da, Mussolini İtalya’da halkına, muhaliflerine zulmederken Mustafa Kemal Atatürk, devrim gerçekleştiriyordu. Birçok kere kesintiye uğramasına rağmen demokrasi girişimlerinde bulundu...

...

Annesi ile ilişkileri ise çok ama çok taraflı gösterilmiş gibi geldi. Mezarının üzerine “Koca bir kaya bulun koyun yeter” diyen sert üslup var. Evet gerçeklik payı yok demiyorum ama şu sahnenin olmaması enteresan geldi:

Annesini kaybettiğini öğrenen Paşa hüngür hüngür ağlamıştır. O da bir ana kuzusudur. Annesine, üvey baba getirmesine, her Türk genci gibi alınganlık gösterebilir. Cenazesine gidip gitmeyeceği sorulan Ata’nın yanıtı, “Vatan da bizim 2. anamız. Bir anamı kaybettim, ikincisini kaybetmeyi göze alamam” şeklinde olmuştur. Ve böyle bir sahne yer bulamamış.

Filme animasyon gösterimi dışında ne kadar masraf yapılmış bilmiyorum ama oldukça ucuza mal edilmiş izlenimini edindim. Bir-iki sahnede Atamızın makam aracı karanlıkta ileri geri hareket ediyor, bir de seğmenler oynuyor.

...

İnsani yönleri verilecek denildi, sevindim. Sandım ki bir ağacın kesilmesi sonrası gözyaşları döken Mustafa Kemal’e de yer verilecek. Sandım ki bir ağaç kesilmesin diye koca bir binayı yerinden raylarla kaydıran Mustafa da filmde olacak. Sandım ki manevi kızları ile şakalaşan, askerleriyle güreş tutan, cephede roman okuyacak kadar edebiyata düşkün Mustafa sahneleri olacak. Olmadı, inşallah başka bahara, başka bir yönetmen bir de bu gözle çeker.

İsmet Paşa ile köpek yavrularını seven, genç kızlarla dans eden Atatürk’ten eser yok. Sürekli içki içen Atatürk profili egemen. Sanki Gazi Paşa halkına mutlulukla hiç kadeh kaldırmamış gibi. Ali Fethi ile İstanbul’da ilk rakı içip de “Ben bunca yıl boşuna biranın hamallığını yapmışım. İstanbul devlet yönetilecek yer değil, sefa yapılacak yer” dediği sahneyi bekledim ama o da gelmedi.

...

En önemlisi ise Ata’nın savaş sonrası memlekete refah getiremediği için üzüntüleri genişçe yer almış belgeselde. Oysaki 1930’lu yıllarda komünist Rusya’dan sonra dünyanın en büyük ekonomik buhranını fırsata çevirerek büyüyen bir Türkiye gerçeği var. Nedense buna değinilememiş.

...

Son olarak bilmiyorum ama bir sahne çok dikkatimi çekti. Çanakkale çarpışmaları sonrası, yanına gelen yabancı komutanın “Birlikleriniz, kuvvetleriniz nerede?” sorusuna Mustafa Kemal, “İşte burada yatan ölüler” diye yanıt veriyor. Genelde askerler “Şehit” sözcüğünü kullanırlar ve buna özen gösterirler. Belki ölü sözü orijinal olanıdır ama şehit kullanılsa daha güzel olurdu, diyorum.

...

Bu çok uzun yazının bazı bölümlerini yer darlığından özetlemek zorunda kaldık. Sanırız, bu kadarı da “İkinci Cumhuriyetçi Can Dündar”a kapak olacaktır.

01.11.2008

Serenler
02-11-2008, 06:04
Atatürk Mustafa'yı görse!

Bekir Coşkun'dan arşivlere girecek bir yazı..

'Mustafa' filmi tartışmaları sürerken, Bekir Coşkun'dan konuya iişkin harika bir yazı geldi.
Bakın Coşkun Atatürk ve İsmet Paşa'yı nasıl konuşturdu!


Atatürk ’Mustafa’yı görse...


DİYELİM ki Atatürk beyaz atının üzerinde çıkageldi, yanında İsmet Paşa, komutanları, yaverler...

Aşağıda Cumhuriyet Bayramı ve herkes "Mustafa"yı seyretmek için kuyruklarda.

Atatürk, İsmet Paşa’nın kulağına eğilerek:

"Şu arkada, elinde bazuka gibi boru olan, topçu neferi midir?.."

İsmet Paşa:

"Hayır Gazi Hazretleri, o Can Dündar, muharrir... Elindeki kamera aleti, hususiyeti sinema çeker..."

"Niye atlarımızın kıçını çekiyor?.."

"Buna ’insani boyut belgeseli’ diyorlar..."

Ata:

"İlke ve inkılaplar yönü ile de belgesel imal ederler mi bu fikriyatta olanlar?.."

"Sponsor lazım..."

"Sponsor bir nevi milli şuur gibi bir şey midir?.."

İsmet Paşa:

"Hayır Gazi Hazretleri, parayı veren... Parayı kim veriyorsa, şuur o cihette nüks etmektedir..."

Atatürk:

"Pekiiii... Aziz milletimiz sinemaya girip, aziz askerlerimizin cephelerde elde ettikleri muazzam zaferleri vefa hissiyatları içinde mi seyretmekte?.."

İsmet Paşa:

"İnsani yön belgeseli hesabıyla bakmaktadırlar, gece karanlıkta önderimiz ne yapmakta..."

Ata:

"O karanlık gecelerde uykusuz kalıp bir hür vatan yaratma sancılarımın acısını anlamışlar demek ki..."

İsmet Paşa fısıldayarak:

"Hayır, bir oturuşta büyük rakı içtiğiniz, gece karanlıktan korktuğunuz ima edilmekte..."

Atatürk hüzünle:

"Buna asıl aydınlıktan korkan hilafetçiler sevinecekler... Onlar hálá dergáhlarında oturuyorlar mı İsmet?..."

İsmet Paşa:

"Hayır Gazi Hazretleri, devletin tepesinde oturuyorlar..."

"Peki, Cumhuriyet Bayramı diye neyi kutlamaktadır bu millet..."

İsmet Paşa:

"Cumhuriyetten geri kalanını..."

Atatürk, atını çevirir:

"Gidelim Paşa..."

Von
02-11-2008, 07:18
Bekir Coşkun tam manasıyla döktürmüş! Aktardığınız için teşekkürler sevgili Serenler.

piranha
02-11-2008, 08:44
Atatürk Mustafa'yı görse!

Bekir Coşkun'dan arşivlere girecek bir yazı..

'Mustafa' filmi tartışmaları sürerken, Bekir Coşkun'dan konuya iişkin harika bir yazı geldi.
Bakın Coşkun Atatürk ve İsmet Paşa'yı nasıl konuşturdu!


Atatürk ’Mustafa’yı görse...


DİYELİM ki Atatürk beyaz atının üzerinde çıkageldi, yanında İsmet Paşa, komutanları, yaverler...

Aşağıda Cumhuriyet Bayramı ve herkes "Mustafa"yı seyretmek için kuyruklarda.

Atatürk, İsmet Paşa’nın kulağına eğilerek:

"Şu arkada, elinde bazuka gibi boru olan, topçu neferi midir?.."

İsmet Paşa:

"Hayır Gazi Hazretleri, o Can Dündar, muharrir... Elindeki kamera aleti, hususiyeti sinema çeker..."

"Niye atlarımızın kıçını çekiyor?.."

"Buna ’insani boyut belgeseli’ diyorlar..."

Ata:

"İlke ve inkılaplar yönü ile de belgesel imal ederler mi bu fikriyatta olanlar?.."

"Sponsor lazım..."

"Sponsor bir nevi milli şuur gibi bir şey midir?.."

İsmet Paşa:

"Hayır Gazi Hazretleri, parayı veren... Parayı kim veriyorsa, şuur o cihette nüks etmektedir..."

Atatürk:

"Pekiiii... Aziz milletimiz sinemaya girip, aziz askerlerimizin cephelerde elde ettikleri muazzam zaferleri vefa hissiyatları içinde mi seyretmekte?.."

İsmet Paşa:

"İnsani yön belgeseli hesabıyla bakmaktadırlar, gece karanlıkta önderimiz ne yapmakta..."

Ata:

"O karanlık gecelerde uykusuz kalıp bir hür vatan yaratma sancılarımın acısını anlamışlar demek ki..."

İsmet Paşa fısıldayarak:

"Hayır, bir oturuşta büyük rakı içtiğiniz, gece karanlıktan korktuğunuz ima edilmekte..."

Atatürk hüzünle:

"Buna asıl aydınlıktan korkan hilafetçiler sevinecekler... Onlar hálá dergáhlarında oturuyorlar mı İsmet?..."

İsmet Paşa:

"Hayır Gazi Hazretleri, devletin tepesinde oturuyorlar..."

"Peki, Cumhuriyet Bayramı diye neyi kutlamaktadır bu millet..."

İsmet Paşa:

"Cumhuriyetten geri kalanını..."

Atatürk, atını çevirir:

"Gidelim Paşa..."
Bekir coşkuna katılıyorum ama Atatürk'ün Kamerayı,Sponsoru ve diğerlerini ismet paşadan öğreniyor gösterilmesi biraz garip geldi Sanki Atatürk ismet paşaya hep akıl danışır gibi bir durum oluşturulmuş geldi bana...
Ben Mustafa Kemal Paşanın Kİm ne derse desin Bizim İçin çok güzel bir örnek olduğunu düşünüyorum...
Bağımsızlığa Düşkünküğü,Yenilikçi ve Gelişmeci Tavrı çok önemli...
Ayrıca Bizden İRAN IRAK veya ORTA DOĞU ARAP ülkelerine gideler nasıl gelişmiş olduğumuzu görmekteler ve Türkiyenin güzelliğini görmekteler..
İnşallah Oraları görenler burdaki bu güzelliklerin MUsatafa Kemal Ve onun Askerlerinin yaptığını untumazlarda ona sahip çıkarak daha çok gelişmek için çalışırlar...


Bu yanlış dostlar Mustafa filmi Sabahattin ön kibarın aşağıdaki yazısında olduğu gibi eleştirimeli bence...

piranha
02-11-2008, 08:48
Dündar'dan 'Kürtlere özerklik' operasyonu


Yapılan psikolojik operasyondur. Filmde gizlenerek verilen ince mesajlarda, Atatürk’ün kendi sözleri ile güya Kürtlere özerklik verilmesi fikrinde olduğu ortaya konuyor, kendi heykellerini diktiren diktatör olduğu imajı pompalanıyor, içki düşkünü ayyaş portresi çiziliyor.




Belgeselin adı da aşırma!
Can Dündar, “Benim aklıma geldi” diyor ama “Mustafa” adı ilk kez 1944’te Atatürk’ün romanını yazan Rakım Çalapala’nın 25 baskı yapan ve günümüze kadar binlerce satan kitabında kullanıldı...



“Mustafa” filmi Kürtlere özerklik adına operasyondur!
Hayır ben komplo teorisi bilmem, hamaseti de sevmem.
Dolayısıyla yazacaklarım bu çerçevede değildir.
Tarih: 29 Ekim 2008, yani Cumhuriyet’imizin 85. kuruluş yıldönümü.
Tam bu tarihe ilginç bir olay denk getiriliyor.
Can Dündar’ın hazırladığı Atatürk’ü anlatan “Mustafa” filmi büyük gürültülerle vizyona sokuluyor.
Önce Can Dündar’ın kimliğini hatırlatalım.
Babası MİT görevlisi, kendisinin ne olduğu ise meçhul.
Dündar bir gün devrimcidir, öbür gün AB taraftarı. Bir gün İslamcıları ve PKK’yı bile kucaklayan sözde özgürlükçüdür, öbür gün Kemalist. Bir gün masa başı belgesellerini finanse eden şirketlerin sözcüsüdür, ertesi gün özel girişim düşmanı. Bir gün ÖDP’lidir, ertesi gün Ecevitçi, yani kısacası ne olduğu belli olmayan bir meçhul adamdır.
Boğuk sesli romantik Che Guavera pozlarındadır ama köşeli, yani tarif edilebilir değildir. Çizgisi ve tutarlılığı yoktur. İlişkileri ise kafa karıştırmaktadır.
Haksızlık mı ediyorum...
Son teşebbüsü “Mustafa” filmini sorgulayalım.
Dündar bu belgesel filmde güya insan Mustafa Kemal’i anlatıyor, ama gerçek bu değil.
İnsani boyut sadece kamuflaj, yani kılıftır.
Gerçekte yapılan psikolojik bir operasyondur.
Önce filmde gizlenerek verilen ince mesajlara bakalım:
1) Atatürk’ün kendi sözleriyle güya Kürtlere özerklik verilmesi fikrinde olduğu ortaya konuyor. 2) Atatürk’ün, cahillerin seviyesine inmem diyerek halkı güya aşağıladığı mesajını veriyor.
3) Kendi heykellerini diktiren bir diktatör olduğu imajı bilinçaltına pompalanıyor.
4) Atatürk için günde bir büyük rakı ve üç paket sigara içiyordu denilerek dolaylı olarak adeta içki düşkünü ayyaş portresi çiziliyor.
5) Atatürk için çevresinde kimse kalmamıştı ve yalnız öldü denilerek kişiliğiyle ilgili şüpheler uyandırılmaya çalışılıyor.
6) Atatürk’ün manevi oğlu için gerçek oğluydu havası verilerek gayrimeşru ilişkileri ve de çocuğu olduğu imaları yapılıyor.
Sorarım size böylesine uçuk mesajların ustalıkla yerleştirildiği filmin Cumhuriyet’in kuruluş gününde farklı bir ambalajla vizyona konması operasyon değil de nedir?
Hayır hayır, ben Atatürk için Peygamber misali günahsızdır diyenlerden değilim. Atatürk de insandır, eksiği, zaafları elbette olmuştur. Söylemek istediğim bulunduğumuz bu konjonktürde böylesine kafa karıştırıcı mesajların neden verildiğidir.
Yooook hiç kimse bu durumu bana tesadüf diye izah edemez!
Bir tarafta dış dinamiklerin arkasında olduğunu bizatihi MİT yöneticilerinin söylediği Ergenekon operasyonu, diğer tarafta yaşanan Kürt kalkışması ve özerklik talepleri ve tam bu süreçte Atatürk’ün Kürtlere güya muhtariyet istediğini anlatan filmin gösterime sokulması.
Anlayamadığım, Genelkurmay’ın bu filme niçin destek verdiğidir?
Tamam desteği veren mevcut Genelkurmay Başkanı Orgeneral Başbuğ değil Yaşar Büyükanıttır da bu neyin nesidir?
Filmi beğendiğini açıklayan Yaşar Paşa da yoksa Kürtlere muhtariyet mi istiyor?
Düşünüyorum da biz ve bizim gibi düşünenler herhalde kraldan çok kralcıyız.
Baksanıza Atatürk’un ordusu ya da onun bazı komutanları böyle bir tavrı takınıyorsa bize ne oluyor ya da biz niye çırpınıyoruz ki!
Hem bu ordunun eski Deniz Kuvvetleri Komutanı’nın oğlu değil midir Çanakkale’deki şanlı zaferimizi Anzak destanına çeviren!
Yok yok, tablo bu olsa da ben duramam, yine de itirazımı sürdüreceğim.
Bak Yaşar Büyükanıt, bak Özden Örnek, bak Can Dündar; Mustafa Kemal, vatan yapılan bu coğrafyada birlikte yaşama adına, bölünmezlik adına semboldür. Adı üstündeki titizliğimiz onun içindir. Semboller paspas yapılırsa bütünlük de kaybedilir. Mustafa Kemal’i maske takıp aşındırmak ve aşağılamak, bu milleti aşağılamakla eşanlamlıdır...

http://www.yenicaggazetesi.com.tr/ha....php?hit=10457

Von
02-11-2008, 09:44
Sabahattin Önkibar ? Şu bu yılın Şubat ayında bir yazısında fena halde faka basmış gazeteci mi ? :) Yoksa Ertuğrul Özkök Ahmet Hakan karışımı demogoji ustası gazeteci mi ? :)

Neyse şimdi.

latino1122
02-11-2008, 09:52
Çocuklarınıza “kesinlikle” seyrettirmeyin!
Can Dündar kardeşimizin yaptığı “belgesel” hakkında yazılıp, çiziliyor, herkes bir şeyler söylüyor...

Söylüyor ama kimse “nedenleri” sorgulamıyor?

Aynen daha önce “psikolojik savaş dinamiği içinde sorduğum” Ali Kırca, o kaseti neden yayınladı sorusu gibi şimdi de soruyorum: Bu belgesel neden yapıldı?

Yapanın “sağdan”-“soldan”, “bizden”- “onlardan” gibi ayrımlar içinde sınıflanması hiç önemli değil, herkes herkese karşı “bu savaşın” tekniklerini kullanabilir!

Şimdi cevap arayalım bu belgesel “neden” yapıldı?

Net bir cevap vereceğim ama ilk etapta “okuyucularımdan” gelen yüzlerce “mesaj” arasından birini “bilinçli kesim” olayı “nasıl görüyor” örnek olsun diye aynen aktarıyorum,

“...Dün akşam Can Dündar’ın “Mustafa” belgeselini izledim. Ve açıkçası çok üzüldüm. Çünkü Atatürk yalnız ve umutsuz, kadınlara zaafı olan, yaptıklarından pişman biri gibi anlatılmış. Gerçek Atatürk düşündüğünüz kadar da mükemmel değildi, sıradan ve hatta hatalar içinde geçmiş bir hayatın pişmanlıkları içinde yalnız bir yaşam sürdü denilmek istenmiş... Peki, sıradan bir insan gibi gösterilemeye çalışılan Mustafa olmasaydı, “Atatürk” olmasaydı ne olurdu, biz olur muyduk bunu hiç düşünmemişler mi... Atatürk olmasaydı, din ve maneviyatı, akıl ve mantıkla böylesine bağdaştıran bir başka insan olabilir miydi? Ülkemiz ve milletimiz üzerinde asırlarca oynanmış haksız, ahlaksız senaryoların tortularından kurtulabilir miydik? Türk milleti için kusur olarak gösterilen haksız-yersiz-kasıtlı- mantıksız iddia ve kanaatler sonuna kadar yerinde kalmaz mıydı? Cehaleti yenmek için tek dayanağımız olan Türk alfabemizden mahrum kalmaz mıydık? Sanat ve sanatçının değeri bugünkü değerine gelebilir miydi? Kısacası biz, biz olabilir miydik? Büyük bir kıvançla izleyicilerle buluşturdukları bu belgeseli bırakın çekmeyi düşünme şansları olabilir miydi? Belgeseli kurgulayan, üzerinde çalışan emektarlar bunları düşünememişler mi? Bu belgeselle, Atatürk’ü sevmeyen, tanımayan, karalayan insanların ekmeğine yağ sürülmemiş mi? Yazıklar olsun! Bu ülkenin ekmeğini yerken, bunları yapanlara tek kelimeyle yazıklar olsun...”

Sevgili dostlar, sizlerden bana konu hakkında “ulaşan mesajlardan” en kibarca yazılmış “olanını” seçmeye çalıştım. Tepki çok büyük. Yapılanın “nasıl bir psikolojik harekat olduğunu” anlayanlar için atılan adım “aşırı cüretkar” ve durum çok vahim!

Neden yapıldığına gelince...

Daha önceki yazılarımda bahsettim. “Ortadoğu’ya yerleşip, orayı kendilerine çiftlik” yapmak isteyen emperyal güçler, 1997 yılında “Yeni Bir Yüzyıl İçin Strateji” belgesini yayınladılar. Bu belgedeki “en belirgin” hedef Türkiye’yi dönüştürmek ve “kendilerine engel gördükleri Türk Silahlı Kuvvetleri’ni” bölgede “iş yapamaz” hale getirmekti. Yıllar sonra yaşanan “çuval geçirme” ve özellikle 2003 sonrası “içeride Türk Silahlı Kuvvetleri’ne artan” saldırılar da “bu stratejinin” gereği atılan adımlardı. Aynı anda “Atatürk ve devrimlerine de” her yönden korkunç bir saldırı başladı....

Sevgili dostlar, bu belgesel “Atatürk’ü Türk halkının gözünde küçük düşürme çabasının” son ürünü...

Daha açık yazayım Süleymaniye’de “askerlerimizin” başına çuval neden geçirildiyse, Başkomutanları hakkında da aynı stratejinin gereği bu film çekildi!

Sonuç: Bu belgeseli seyretmeyin, seyredecekleri engelleyin ve en önemlisi asla çocuklarınıza seyrettirerek “şuuraltlarına Atatürk’ü küçük düşürücü tohumlar atılmasına” izin vermeyin!

Son söz: Bu filmi çeken bir “basın mensubuysa”, ben “olmaktan” utanıyorum! Yazıklar olsun!

http://haber.gazetevatan.com/haberdetay.asp?detay=Cocuklariniza_kesinlikle_seyr ettirmeyin_206648_4&tarih=02.11.2008&Newsid=206648&Categoryid=4&wid=150



Ben Mustafa belgeselini izlemedim, ama izlemek için uygun zaman olmasını bekliyor, en azından sadece Ata'mızın ismi için bile merak ediyor buyuk bir heyecanla izlemeyi duşunuyordum..

Ama düşünce ve fikirlerine çok önem verdiğim yazar ve dostlarımın yorumlarına bakınca izlemekten vazgeçtim.. Yazılarını çok beğendiğim Can Dundar'ı da bu yorumla şeklinden dolayı kınıyorum, kendisine hiç ama hiç yakıştıramadım..:grrr:

Ben Ata'mı tanıyorum, neler yaptığını biliyorum, belki henuz bilmediğim yönleride vardır, ama şunu biliyorum ki ben onun herşeyini önemsiyor, saygı duyuyorum ve kalbimde sonsuza kadar sevebileceğimi biliyorum...Benim şu anda özgurce bu yazıyı yazabilme özgurluğunu onun sayesinde olduğunu biliyorum..zaten bizlere kazandırklarını saymaya kalkarsam sayfaların yetmeyeceğini de biliyorum..o yuzden de Ata'mızla ilgili hiç bir şeyin tartışılmaması gerektiğini de biliyorum..

Eğer bağımısız Cumhuriyet'imizde özgur bir insan olarak yaşayabiliyorsak bunu ona borçluyuz..

Mustafa Kemal Atatürk'u yuce Ata'mızı sonsuza kadar sevgiyle ve saygılayla anmaya devam edeceğiz..

piranha
02-11-2008, 10:30
Sabahattin Önkibar ? Şu bu yılın Şubat ayında bir yazısında fena halde faka basmış gazeteci mi ? :) Yoksa Ertuğrul Özkök Ahmet Hakan karışımı demogoji ustası gazeteci mi ? :)

Neyse şimdi.

faka bsıp basmadığını bilmem ben bu yazısındaki söylediklerine katlıyorum...

ally_mcbeal
02-11-2008, 11:49
bende mahkeme kararıyla internet erişimi engelli olan gazetevatanı ktunnel aracılığıyla okuyorum. sevgili yiğit bulut ve sevgili ruhat menginin konuyla ilgili yazıları dikkatimi çekiyor. sahi abdullah gül belgeseli ne alaka can dündar?? çok şaşırdım. hayrunnisa hanımla ilgili yazısı da hiç aklımdan çıkmaz zaten. yine de beğenirdim kendisini. bu zamana kadar...... elbette bu ettiği haltın da ona geri dönüşümü olucak, burdaki tepkiler de bunun için. bilsin, duysun ve huzursuz olsun.



Biraz dürüstlük rica etsek!

Bir belgesel ancak Türkiye’de bu kadar tartışılır” diyen meslektaşlarımız var... Yanlış, bu “bir belgesel” değil, “Atatürk” belgeseli...

“Mustafa filmi çok tartışıldı, demek ki amacına ulaştı” diyen köşe yazarları var... “Mustafa” değil, Atatürk’le ilgili yanlış yorumlar tartışılıyor. Onunla ilgili hangi film olsa Türkiye tartışırdı, zira bu yorumlar filmin yurt içinde, yurt dışında, okullarda gösterilmesiyle bu toplumun Ata’sının, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusunun imajını haksız şekilde değiştirebilir.

Bir de (başta Sabah) bazı gazetelerin manşetleri ve yazarlarının çabalarıyla Doğan Grubu medyasının, belgeseli izleyince vazgeçen Turkcell’e “kendisine reklam vermediği için” sponsorluk meselesini konu ederek saldırdığı iddiasında bulunanlar var.

Herhalde yalnızca kendi gazete ve yazılarını okuyor olmalılar, çünkü VATAN da artık Doğan Grubu’nda ve mesela ben Cuma günü “Mustafa ve Turkcell” başlıklı yazımda ‘Filmi izledikten sonra Turkcell’e hak verdiğimi’ yazdım.

N’olucak şimdi?

Yalan söyleyeceklerine, hazırladığı 4 bantlık Abdullah Gül belgeselinde ne hikmetse filmin kahramanının çocukluğundan bugüne hiçbir insani zaafını bulamayan Can Dündar’ın, Atatürk’te “karanlık korkusuna” varıncaya kadar çok sayıda “insani özelliği” nasıl bulabildiğini sorsunlar.

Bir de neden o belgeselin başına “Can Dündar’ın gözüyle Abdullah Gül belgeseli” yazıp, “Mustafa”ya yazmadığını...

Sonuçta sadece “Dündar’ın gözüyle bir Atatürk belgeseli” bu!

baron11
02-11-2008, 12:54
Can Dündar birşeyler yapmaya çalışmış , ama yüzüne gözüne bulaştırmış...

Can Dündar günümüzün siyasi koşullarına uygun bir Mustafa yaratmış..Gerçek Mustafa’yı neden arayıp bulmadın Can Dündar, neden?...Yoksa aramak mı istemedin!!!

yosun
02-11-2008, 12:56
Can Dündar birşeyler yapmaya çalışmış , ama yüzüne gözüne bulaştırmış...

Can Dündar günümüzün siyasi koşullarına uygun bir Mustafa yaratmış..Gerçek Mustafa’yı neden arayıp bulmadın Can Dündar, neden?...Yoksa aramak mı istemedin!!!

Kısaca "parayı veren düdüğü çalar" demiş Nasrettin Hoca...
Parayı verene göre yapmış belgeselini, hepsi bu.

ogeday
02-11-2008, 12:57
Sponsorlardan NTV yi gözden kaçırmayalım arkadaşlar,bu grubun başkanı olan Ferit Efendi hükümete şirin gözükmek için ne gerekirse yapar,yaptı,yapıyor.Ampullü garanti bankası reklamını,özden örnek'in oğlunun galiboli filmini v.b.

ogeday
02-11-2008, 12:59
Ne kadar Atatürk ve laik Cumhuriyet'in gizli ve açık düşmanları varsa onlar bu filme bayılıyor...
Neden acaba?

tdogan
02-11-2008, 13:10
ismet.solak@gazeteport.com.tr


Büyük oyunun son perdesi: Mustafa!
01.11.2008 - 00:15


12 EYLÜL darbesinin ertesi sabahı, rahmetli Halil Tekin Bucaklı’yı ziyaret ettim:

“Halil bey amca, Demirel gitti diye sevinenler var. ama, biliyorum ki Demirel’i bu ülke mumla arayacak. Bu darbe ülkemizi Atatürkçü çizgiden iyice saptırabilir!”

Kenan Evren o sırada TV’de konuşuyordu. Ve Atatürk ile söze başlıyor, Atatürk ile bitiriyordu. Halil Bey, 28 yıldır görmediği gözleriyle sanki geleceği süzüyordu:

“Bana da öyle geliyor çocuk.. Sonunda, ‘Atatürk, Atatürk’ diye, diye bunlar bu defa Atatürk’ü gerçekten öldürecekler. Gidişatı hiç beğenmiyorum..”

Halil Bey, uzaktan akrabamdı. Eski mektupçu ve Halkevi başkanlarındandı… 1913 yılının Mülkiye mezunu ve döneminin en çalışkanı.. Sırlarıyla öldü:

“Ben Atatürk’ün en yakınında bulunmuş, isimsiz beş sınır neferinden biriyim. Ama, benim neler yaptığımı sorma çocuk. Bu sır benimle toprağa girecektir. Yeter ki, o büyük dehanın izinden ayrılma, onu anla, anlat.. tanı ve tanıt. Mesele burada..”

Kemalist olmamda çok büyük katkısı olan Halil Tekin Bucaklı, 12 Eylül’den bir hafta sonra ani bir şeker koması sonuçunda hayata gözlerini yumdu.

O zaman söylediklerini şimdi görüyor ve yaşıyoruz.. Çünkü Atatürk, 12 Eylül’den sonra yıpratılmaya başlandı. Hem ilkelerinden sapıldı, hem devrimlerinden koparıldı.

Anayasa ile zorunlu din dersleri konuldu. Tarikat ve cemaatler Tevhidi Tedrisat’ı, yani Eğitim Birliği Yasasını deldiler. Çiğneyip geçtiler. Devrimin en büyük güvencesi olan ve Cumhuriyet’in emanet edildiği gençlerimizi çalmaya başladılar. Onlara gizli evlerde, özel yurtlarda ve kurslarda eğiterek tam bir Atatürk düşmanı haline getirdiler. Sonraki dönemlerde, yetersiz iktidarların yardımı ile iyice azdılar.

Artık Büyük Oyunun senaryoları tek-tek uygulamaya konuluyor. Sonuncusu ise Can Dündar tarafından yazılan ve filme çekilen Mustafa filmi.. Öyle bir tanıtım ve o denli ustaca propagandası yapıldı ki, bir an önce bilet bulup seyretmek istedim.

Keşke seyretmeseydim. Keşke sinemaya gitmeseydim. O ne korkunç kötüleme öyle!

Nasıl eli vardı da, tüm dünyanın arkasından ağladığı bir dehayı “Aciz, alkolik, dinsiz, ataist, diktatör ve şehvet düşkünü bir yalnız adam” gibi gösterdi?

Evet, evet.. Aynen böyle.. 46 yıllık meslek hayatımda hiç sapmadım, hep Atatürkçü oldum. O’nun ilke ve devrimlerine ödünsüz sahip çıktım. Bu yüzden zorlu yıllar geçirdim. İşimden kovuldum. Ama, asla dönmedim ve kesinlikle ödün vermedim.

Benim okuyucularım bilirler ki, sürekli Atatürk ile ilgili araştırmalar yaparım, Onunla ilgili yayınları izler, bütüncül Atatürk’ü o günlerden bu günlere taşımaya çabalarım.

Can Dündar’ın yansıttığı bir Mustafa ile hiç karşılaşmadım.

Ne böyle bir Mustafa vardı, ne Mustafa Kemal olduktan sonra bu şekle dönüştü, ne de Mustafa Kemal Atatürk olarak böyleydi.

Can Dündar günümüzün siyasi koşullarına uygun bir Mustafa yaratmış. Atatürk düşmanları bu filmi mutlaka çok seveceklerdir. Zil çalıp oynayacaklardır. Ama, gerçeği bilenler de, Can Dündar’a sponsor olarak katkıda bulunmayan Türkcell’in ne denli haklı gerekçelere dayandığını anlamış oldular

Can, döndürüp dolaştırıp her fırsatta Mustafa’nın ne müthiş bir “diktatör” olduğunu kanıtlamaya, örneklemeye çalışıyor. Oysa,yabancı düşmanlar da aynı gerekçeyle onu küçük göstermek için çaba göstermişlerdi. Mustafa Kemal, neden diktatör olamadığını, nasıl asla olamayacağını örnekleriyle yanıtlamıştı. Neden oradan birkaç cümle alıntı yapmıyor? Çünkü, bu senaryo büyük oyunun bir parçası da ondan! Hangi büyük oyunun?

AB parlamentosu içinde, Hollandalı bir parlamenter yıllar önce başlattı bunu:

“Türkiye’nin Kemalizm’den kurtulması gerekir. Her yerde heykelleri, bütün resmi dairelerinde resimleri var. Bunları kaldırmak gerekir!”

İkinci Cumhuriyetçiler, Din simsarları, Ordu karşıtları, sol dönekler, devrim karşıtları, SOROZ çocukları elbirliği ile bu kampanyayı yürütüyorlardı. Ancak, başaramıyorlardı. Bu millet ne vatanından vazgeçiyordu, ne Atasından!

Şaşırıyorlardı ve soruyorlardı:

“Ne oluyor? Ne var? Nasıl bu kadar direnebiliyorlar?”

Bunu anlayamıyorlardı.. Türk Milletinin Atatürk’e sonsuz bağlılığını çözemiyorlardı. Oysa bunun perde arkası da önü de açık ve netti:

“Ne mi oluyor? Hiçbir şey yok. Milleti ve çocukları Atatürk’ün izinde. Ne mi var? Milleti Atatürk ilke ve devrimlerine sahip çıkmanın nöbetinde.. Nasıl mı direniyor bu millet? Eee.. Bu da asil Türk Milletinin yüceliğinde..”

Can Dündar’ı sıradan bir muhabirken Meclis koridorlarına ben taşıdım. Yani onun ustasıyım. Mustafa filmini izlerken, kendimden de utandım. Ne kadar safmışım? Verdiğim emeklere yazıklar olsun. Vay Can be! Demek, Mustafa Kemal’i Devleti kurtarmak için Vahdettin Samsun’a gönderdi ha? Açıp Büyük Nutku okumak aklına gelmedi be Can?

Mustafa Kemal, kendisine bu imkanı bahşeden (!) Padişahına haksız yere mi “Alçak, hain” yaftalarını astı? Vahdettin, vatansever miydi? Mandacı mı?

Hatay sorunu için ölümü göze almış, tamam! Peki neler yapmış, nasıl yapmış?

Hatay, adını bulan ve koyan kimdir Can? Orada yaşayan insanlara Arap Uşağı falan diyen ve aşağılayan bilgisizlere, “Onlar Eti Türkleridir.. Dört bin yıllık Türk Yurdu nasıl kendi vatanının dışında kalır?” diyen kimdir? Dahası, İskenderun Sancağı olan topraklarda yaşayan Tayfur Sökmen’i, Gaziantep mebusu seçtirip TBMM’ye sokan kimdir? Gaziantep Valisi’ni bu sancağın topraklarına girmesi için görevlendiren kimdir? Belgelere baksana bir!

Gerçek Mustafa’yı neden arayıp bulmadın Can Dündar, neden?

Aşık Veysel’in bile, “Ardından Cemiyet-i Akvam ağladı” diye ağıt yaktığı Büyük Dehaya, milleti esaretten kurtaran ve Laik Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran bir kahramana, Devlet Adamına, Büyük Devrimciye nasıl kıydın Can Dündar, nasıl kıydın?

Demek, Mustafa dinsizdi ha?!

Çok cahilmişsin Can.. En azından gel, sor.. Bilenlerden öğrenebilirdin!

Mustafa Kemal küçülmez, ufalanıp giden sen olacaksın, bilesin!

e-fulya
02-11-2008, 13:10
Gerçek Mustafa’yı neden arayıp bulmadın Can Dündar, neden?...Yoksa aramak mı istemedin!!!
ATATÜRK'ün en kısa özeti ''TAM BAĞIMSIZLIK''tır.

Dünyada bunu gerçekleştiren,emperyalistlere en okkalı tokatı atan ve nice mazlum milletin uyanıp silkinmesine sebep olan en dahi ve cesur insandır..

ATA'nın bu özelliğini ön plana çıkarmıyan her film,tarihin çöplüğüne atılmaya mahkumdur.
Dündar bi aşure yapmış..ama içinde bu ''bağımsızlık'' kavramı yok..

tdogan
02-11-2008, 13:12
Can Dündar birşeyler yapmaya çalışmış , ama yüzüne gözüne bulaştırmış...

Can Dündar günümüzün siyasi koşullarına uygun bir Mustafa yaratmış..Gerçek Mustafa’yı neden arayıp bulmadın Can Dündar, neden?...Yoksa aramak mı istemedin!!!

Aramak istese sadece "Nutuk" yeter... ama insan o şirin yüz altında son derece masumane ifadelerle "insani" yönü diyerek böyle bir karalamaya girişirse, bu ancak bilinçli olarak yapılmıştır denir...

ogeday
02-11-2008, 13:16
Lafı uzatmayayım,bu filmi çekeninde,çekmesine yardımcı olan sponsorlarında,bu film sayesinde laiklik karşıtı fiillerin odağı olan iktidara yalakalık yapanında,ne hikmetse şu dönemde bölücülerin ağızlarına bir parmak bal çalmayı bile gözden kaçırmayanları Allaha havale ediyorum.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının kanları ve canları pahasına düşman pençesinden kurtardığı ve yoktan varettiği Türkiye Cumhuriyeti sayesinde yediğiniz ekmek(havyar),içtiğiniz su,aldığınız nefes size haram zıkkım olsun.

ogeday
02-11-2008, 13:20
Can Dündar'dan canlı yayında açıklama ''Ben Atatürk'ün karanlıktan korktuğu sahneyi,benimde çocuğum karanlıktan korkuyordu onun için bak Atatürk'te karanlıktan korkuyor sen korkmuşsun çok mu anlamında koydum'' dedi.
Spastiğe bak yahu kendi çocuğuna mesajı bizim Ata'mız üzerinden veriyor,şu densizliğe terbiyesizliğe,hadsizliğe bakın.

baron11
02-11-2008, 13:29
Aramak istese sadece "Nutuk" yeter... ama insan o şirin yüz altında son derece masumane ifadelerle "insani" yönü diyerek böyle bir karalamaya girişirse, bu ancak bilinçli olarak yapılmıştır denir...

Keşke Can Dündar , Müjdat beyin oyununu seyrettikten sonra böyle bir işe kalkışsaydı...Kendisinin ATATÜRK konusunda öğrenmesi gereken çok şey var...

e-fulya
02-11-2008, 13:39
... Müjdat beyin oyununu seyrettikten sonra böyle bir işe kalkışsaydı...
Müjdat Gezen Tiyatrosu kurulduğundan bugüne en güzel oyununu sahneliyor Bahariye'de, ''MUSTAFAM KEMALİM''

http://www.tiyatrodunyasi.com/makaledetay.asp?makaleno=819


Kültür ve Turizm Bakanlığı, özel tiyatrolara devlet desteği kapsamında sanatçı Müjdat Gezen'in tiyatrosuna verilen, ancak sanatçının kabul etmediğini bildirdiği 30 bin YTL'nin amatör ve geleneksel tiyatrolar ile çocuk tiyatrolarına aktarılacağını açıkladı
http://www.tiyatrodunyasi.com/haberdetay.asp?haberno=1945

polat03
02-11-2008, 14:28
Lafı uzatmayayım,bu filmi çekeninde,çekmesine yardımcı olan sponsorlarında,bu film sayesinde laiklik karşıtı fiillerin odağı olan iktidara yalakalık yapanında,ne hikmetse şu dönemde bölücülerin ağızlarına bir parmak bal çalmayı bile gözden kaçırmayanları Allaha havale ediyorum.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının kanları ve canları pahasına düşman pençesinden kurtardığı ve yoktan varettiği Türkiye Cumhuriyeti sayesinde yediğiniz ekmek(havyar),içtiğiniz su,aldığınız nefes size haram zıkkım olsun.

bu başlıktaki önceki yazımda da anlatmaya çalıştım şimdi de sizin bu yazınızı görünce sizin gıyabınızda öfkeyle konuşup sonunda çözüm üretemeyen herkese söylüyorum. yanlışları Allah'a havale etseniz ne olur, haram zıkkım etseniz ne olur... benim Atatürk'üm Can Dündar'ın 2saatciklik filminde anlattığı ölü adam değil; fikir düzeyince Atatürkçülüğün ön görülü, arzulu, azimli ve yapıcı kişiliğidir. Mustafa öleli olmuş 70sene, özel hayatından kime ne. filmi de izleyin geçin, sanki okullarda okutulan tarih kitapları ideolojiden bağımsız yazılıyor da film salt gerçekleri anlatmak zorunda...
mezar taşıyla övünmeye bayılırız (tabiki Anıtkabir'in saygınlığına bir şey demek istemiyorum bununla) ama "Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının kanları ve canları pahasına düşman pençesinden kurtardığı ve yoktan varettiği Türkiye Cumhuriyeti"ni bugünün düşmanlarından nasıl kurtarırız onu söyleyin bana. bana geçmişi değil geleceği anlatın artık bütün isyanım buna...

electrician
02-11-2008, 14:35
yıllardır manevi değerleri tahrip ettiler,şimdi de milli değerler üzerinden ülke insanının içini boşaltmaya çalışıyorlar,ruhsuz insanların oluşturduğu,sadece tüketen,efendilerine hizmet eden,hiç bir şey de sınır tanımayan,ülkesi için endişesi olmayan reflekssiz, bireyler üretmeye çalışıyorlar...

e-fulya
02-11-2008, 14:42
Basın Açıklaması: 'Mustafa' Hakkında

Emperyalizm işbirlikçileri, ulus devlet karşıtları, şeriatçılar ve numaracı cumhuriyetçiler yıllardır elbirliğiyle Atatürk’ü aşağılamaya, devrimlerini yıkmaya çalışıyorlar. Armstrong’un “Bozkurt” kitabında, Vamık Volkan'ın “Ölümsüz Atatürk” kitabında, İpek Çalışlar’ın “Latife” kitabında, Tolga Örnek'in “Gelibolu” filminde ve şimdi de Can Dündar’ın “Mustafa” filminde olduğu gibi.. Ama hepsinin ve daha nicelerinin ortak bir noktası var: Yanılıyorlar ve başaramayacaklar...
http://www.add.org.tr/index.php?option=com_content&task=view&id=1751&Itemid=1

yosun
02-11-2008, 14:44
... "Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının kanları ve canları pahasına düşman pençesinden kurtardığı ve yoktan varettiği Türkiye Cumhuriyeti"ni bugünün düşmanlarından nasıl kurtarırız onu söyleyin bana. bana geçmişi değil geleceği anlatın artık bütün isyanım buna...

Gazi Mustafa Kemal ve silah arkadaşlarının bu vatanı kurtarmak, bu ülkeyi yoktan varetmek için verdikleri kutsal savaşın önemini ve bize kattığı değeri gerçekten anlayıp, açtıkları çağdaş uygarlık yolundan hiç sapmadan, cemaatlere, cemiyetlere ve bizi yoketmek için verilen dahili ve harici hain uğraşlara prim vermeden, bu vatanın 30 kupona alınmadığının, bu gün yaşanan özgürlük ve bağımsızlığın gökten zembille inmediğinin bilincine vararak...
Kısacası; ne kominizm, ne faşizm tek yol Kemalizm düsturu ve bilinci ile düşünüp, hareket ederek...

e-fulya
02-11-2008, 14:56
Emperyalistlerin dünyada en gıcık oldukları üç isim vardır..Lenin..Mao..ve en çok ta Mustafa Kemal..
Rusya ve Çin'i emperyalistler sonunda kendilerine benzettiler..
Rusya'da Lenin heykelleri çatır çatır yıkıldı..
Son olimpiyat'larda Çin'liler ekranlardan bir Mao resmini bile veremez hale getirildiler..

Sıra en zorlu düşmanları olarak gördükleri MUSTAFA KEMAL'de..

Ama bu milletin ruhuna ATA öylesine işlenmişki bir dantel gibi..

Bir türlü söküp atamıyorlar..

e-fulya
02-11-2008, 15:04
... "Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının kanları ve canları pahasına düşman pençesinden kurtardığı ve yoktan varettiği Türkiye Cumhuriyeti"ni bugünün düşmanlarından nasıl kurtarırız onu söyleyin bana. bana geçmişi değil geleceği anlatın artık bütün isyanım buna...

:super:
Bütün mesele burda...

e-fulya
02-11-2008, 15:16
Dündar'ın fotoğrafı aşırma çıktı

http://www.iyibilgi.com/haber.php?haber_id=94823

emekliümit
02-11-2008, 16:26
millet film degil bu belgesel onu bilin
ve millet salonda horul horul uyudu
çok büyük beklentilerle gidenler hüsrana ugradı
biz zaten bu resimleri sürekli izliyorduk tekrar etmelerinin ne anlamı var anlamadım
atatürkle ilgili bir belgesel ona göre
çok beklentiniz olmasın
uyur kalırsınız
çocuklara hiç hitap etmez sıkılırlar
ataya saygı için bence kitaplarını okuyun ve çocuklara ögretin

gizemliduygular
02-11-2008, 16:46
Kısaca "parayı veren düdüğü çalar" demiş Nasrettin Hoca...
Parayı verene göre yapmış belgeselini, hepsi bu.

Evet farkındaysanız kurtlar vadisi filminin de içeriği, senaryosu ve verdiği mesajlar epeyce değişti/rildi.:wink:

Eskiden ''ahh aşk sen nelere kadirsin'' deniyordu. Şimdilerde ''para senin gözünü seveyim, nelere kadirsin'' denilip senaryolar bile değişti/rilebiliyor.:super:

Serenler
02-11-2008, 16:56
Yaşar BÜYÜKANIT'lı Bir Can Dündar Manipulasyon Belgeseli "MUSTAFA"

Savaş Biçer

Öncelikle Turkcell'in başta Genel Müdürü Süreyya Ciliv olmak üzere bütün yönetici ve çalışanlarını Mustafa, filmine maddi destek olmadıkları için kutluyorum.

Turkcell'in genel müdürü dâhil hiç kimse ile bir dostluğum, bir arkadaşlığım yok. Ama Can Dündar'dan daha vatansever ve Mustafa Kemal Atatürk'ün "Ne mutlu Türküm diyene" düsturuna bağlı olduklarını yaptıkları hizmetlerden anlayabiliyorum.

Neyse kıydık paraya bir AVM'deki sinemada filmi seyrettik. Seyrettikçe
Akşam'dan Serdar Turgut'un "Türkiye'de pek çok megaloman vardır ama benim gördüğüm ender ve gerçek miniloman Can Dündar'dır" (Akşam gazetesi, 30 Ekim 2008) sözüne fazlasıyla hak verdik.

Can Dündar, öyle bir psikolojik operasyon çalışması yapmış ki. Bu beceri ile Yahudi anneden doğma "Müslüman Obama"yı Mehdi olarak bütün dünyaya sunabilir.

Atatürk'le ilgili bırakınız bir akademik çalışmayı, Türk İnkılâp Tarihi
Kronolojisi'ni okuyan biri bile böyle bir "Mustafa" ithal edemez. Böyle bir
"Mustafa" tırıvırısına imza atamaz.

"Mustafa"da kesinlikle Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmadığı gibi "insan
Mustafa" da yok. Hollywood yapımı ucuz zombi filmlerinin özentisi içinde
"belgesel çakma" ile karşı karşıyayız.

En acı olanı da filmin İlker Başbuğ'dan önceki Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt'ın manevi hikâyesinde kotarılmış olması.

İki yıl kadar önceydi. Bir general dostum Can Dündar'a, Yaşar Büyükanıt'ın bir nevi TSK'nın "imajmaker"lık görevini verdiğinin söylendiğini, bir kısım Genelkurmay arşiv belgelerinin Dündar'a açıldığını söylediğinde… Çok eski yıllara dayanan arkadaşlığımızın verdiği samimiyetle de arkadaşıma sertçe yüklenmiştim.

Ama general arkadaşımın dediği çıktı. Üstelik Yaşar Büyükanıt "Mustafa"yı çok beğenmiş.

Yaşar Büyükanıt Atatürk'ü yetiştiren Türk ordusunun en üst makamına,
Allah'ın pek az insana nasip edeceği, 3000 yıldan fazla bir tarihi olan
muhteşem Türk ordusunun "Baş Komutanlık" koltuğuna oturmuş bir kişi ve "romantik Marksist, miniloman kapitalist" müstakbel Saidi Nursi filminin yapımcısı Can Dündar'ın Mustafa'sına destek oluyor ve o çakmayı seviyor. Demek ki Büyükanıt'ın "sözde değil özde Atatürk"ü böyle bir şey.

Büyükanıt ile Dündar'ın Mustafa'sı bizim bildiğimiz "milli, laik, üniter
sistem, artı Müslüman Türk milleti eşittir Türkiye Cumhuriyeti"ni kuran
Atatürk değil. "İslam düşmanı" günde bir büyük rakı, üç paket sigara ile
Çankaya'da avare avare oturan, yalnızlıktan canı sıkılan "garip bir
Mustafa'cık".

Neler oluyor böyle? Yaşar Büyükanıt'ı yazdık. Can Dündar eski bir MİT
çalışanının oğlu.

MİT'ten Nuri Gündeş başka bir "bozuk akort" sesler çıkarıyor. Gündeş için MİT'i "Tapu Kadastro”ya çevirenlerden deniyor. MİT'ten Mehmet Eymür'ü anlayan varsa beri gelsin. Eski MİT müsteşarlarından birinin oğlu İlter Türkmen ABD'nin ve İsrail'in sesi gibi döktürüyor. Eski Deniz Kuvvetleri Komutanı Özden Örnek'in oğlu Tolga Örnek tam bir ucube "Çanakkale filmi" yapmıştı. Sonra da neredeyse millete bedava DVD'si dağıtıldı. Bu değirmenin suyu nereden geliyor?

Yukarıda "Mustafa"da Gazi'nin olmadığını yazmıştık. İşte olanlar:

1- PKK/DTP cephesi ile Halidi Tarikatı üzerinden tezgâhlanan, Halidi
Barzani-Halidi AKP'li Kürtçü milletvekillerinin gönlünde yatan aslanı
"Mustafa" İzmit'te gazetecilere söylüyor: "Şışşşt kimseler duymasın,
yazmayın, Kürtlere özerklik vereceğim."

2- İslam konusunda, şöyle ucundan bir inançlı "Mustafa" gösterilir gibi
yapılıyor. Cumhuriyet Cuma namazından sonra 29 Ekim 1923 günü ilan ediliyor.
Amma bu varla yok arası. O da ne? "Mustafa" Hocası Kaymak Hafız'dan yediği dayağın "intikamını" alırcasına dinin, imanın tozunu attırıyor. İslam
düşmanı ve ateist bir Mustafa peydahlanıyor.

3- "Ya istiklal ya ölüm", "Size ölmeyi emrediyorum" der demez, "Allahu
ekber" nidalarıyla Çanakkale'de, Sakarya'da düşmanın üzerine atlayan Türk çocuklarının komutanı Atatürk "Mustafa"da, "Cahillerin seviyesine inmem"
diyerek mensubu olmaktan övündüğü Türk halkını aşağılıyor.

4- "Mustafa" yalnız ve diktatör. Canı sıkıldığı için Babil Kralı
Nabukadnazar gibi kendi heykellerini diktiriyor.

5- Can Dündar'ın, bırakınız İsmet Bozdağ'ın "Atatürk'ün sofrası"nı okumayı, Atatürk'ün sofrasından bihaber olduğu anlaşılıyor. Cumhuriyetin kurulduğu, Cumhuriyetin kurumlarının dantel gibi oluşturulduğu Gazi'nin sofrası "Mustafa"da yok. "Mustafa"nın sofrası rakı içilen, -herhalde tepkiden çekinmeseler bir iki çengi de koyarlardı- ud çalınan, coşkusuz bir miskinler sofrası.

6- "Mustafa"da Atatürk'ün manevi oğlu için öz oğluydu havası pompalanarak, gayrimeşru ilişkileri ve bundan bir oğlu olduğu ima ediliyor.

Elbette Atatürk bir insandır. Günahlardan, kusurlardan müstesna değildir.
Elbette tenkit de edilebilir. Ama onu "İslam düşmanı", "Kürtlere federasyon sözü veren lider", "diktatör, yalnız, zavallı ve başarısız" göstermek, bir kısım gayrimeşru ilişkilerden çocuğu olduğunu ima etmek… Türkiye'nin bıçak sırtında olduğu bir dönemde 29 Ekim günü çakma bir Mustafa belgeselini gösterime sokmak iyi niyetli bir gayret değildir. Bilmeyerek yapılmış bir
cahillik ucubesi de değildir. Bu CIA ajanı Graham E. Fuller patentli Atatürk operasyonunun bir parçasıdır.

Bu çakma belgesel "Mustafa"da Atatürk'ün hiçbir şeyi olmadığı gibi insan
Atatürk de yok.

Türkiye bir yanda etnisite, şöhret, servet ve şehvet bataklığına saplanmış
"İslamcılar", bir yanda işgüzar "Atatürkçüler"in işbirliği ile ithal bir
"Mustafa"ya sahip oldu.

Yaşar Büyükanıt'a, siyasal "İslamcı" Kürtçülere, PKK/DTP'lilere, Can
Dündar'a ve Rokoko entel dantellere "yarasın".

Golfer
02-11-2008, 18:13
Malesef beni derin hayal kırıklığına uğratan, sadece Mustafa Kemal'e ve onun hatırasına değil, tüm Türk devrimine de alçakca saldıran bir film olmuş Mustafa.. Çok şey yazarım ama inanın midem bulanıyor, başım dönüyor resmen..

Atatürk'ün devlet adamlığını, siyasi dehasını, ileri görüşlülüğünü, emsalsiz liderlik vasıflarını ve devrimci yönünü göstermektense 10 küsür yıl boyunca yedi düvelle savaşmış bu yüce insanı karanlıktan korkan, sürekli rakı-sigara içen, son zamanlarında kimsenin yanında olmadığı elitist, faşist yalnız bir diktatör olarak göstermek.. Hele hele ülkenin rejim açısından en zor, en sıkıntılı dönemlerini yaşadığı bu dönemde bu saçmalıklarla birilerinin ekmeğine yağ sürmek..

Mustafa Kemal'i ve ülkenin değerlerini yıpratarak Orhan Pamuk gibi yurtdışında prim elde etmeye çalışmak..

Atam yine haklı çıktı, dahili bedhahlar sahnede!

Yazık çok yazık..

ghetto
02-11-2008, 20:59
Gelen eleştiriler neticesinde bu belgesel filmini izlemeyeceğim , yakın çevremi de bu konuda bilgilendiriyorum .

Yazıklar olsun , ''İnsani yanı'' diye milli değerlerimize saldıranlara...

e-fulya
02-11-2008, 21:04
Can Dündar’ın sonu...

...CAN Dündar yıllardır entelektüellerin vazgeçilmez adıydı, ne zaman e-postalarımı açsam, onun bir yazısıyla karşılaşırdım, gençler onu çok severdi. "Mustafa" filmi tam bir Can Dündar tantanasıyla piyasaya çıktı, bütün kanallar ücretsiz reklâmını yaptılar, film, gidilmemesi olanaksızlar (!) listesinin tepesine yerleşti. Ama görüntü ile tanıtım farklıydı, gidenler gitmeyenlere şaşkınlıklarını anlatıyorlardı. Yıllardır Atatürk adını kullanarak paraya para demeyen Dündar, dudak uçurtan bir Mustafa Kemal portresi çizmişti. Atatürk içkiciydi, sigara elinden düşmüyordu, sofrasında ve yönetimde bir diktatördü, yalnızdı, en başta Kürtlere verdiği sözü tutmamıştı ve Müslümanlığı kaldırmak istiyordu! Film'deki "Mustafa", Can Dündar'ın o kırık sesiyle TV'lerde anlattığı Mustafa Kemal'e hiç benzemiyor. İki gündür yine Can Dündar'ı yeren e-postalar alıyorum, birisi çok ilginç; "Orhan Pamuk, Türkiye'yi kötüleyerek Nobel aldı, yakında Can Dündar da Oscar kazanırsa, şaşmayın" diyor... Dündar Ata'ya saygısızlık yaptı ve hepsinden önemlisi meslektaşlarına yaptığı saygısızlık... Sponsorluk, Türkiye'de üretim yapanlar için hâlâ zor bir konu, şimdi Türkcell'e leke gibi bulaştırılmak istenen asılsız açıklamalarla iş daha da zorlaştı, büyük firmalar, görüşmelere girmekten bile çekinirlerse, sorumlu kim olacak? Can Dündar efsanesi bitti, yıllardır ardına sığındığı Atatürk'ü, Mustafa'ya indirgediği filmiyle kendini sevenleri karşısına aldı, yani sonunu kendi hazırladı.
Mahalle baskısı üzerine...

TUNA SERİM-TERCÜMAN
http://www.tercuman.com.tr/v1/yazaryazi.asp?id=15


En sonunda kustu içindekini..
Ama Atatürk sayesinde iyi de para vurdu bugüne kadar..

e-fulya
02-11-2008, 21:21
MÜMTAZ SOYSAL'DAN CAN DÜNDAR'A ELEŞTİRİ


... Can"ın yapıtında bir tema ararken, Atatürk"ün başardıklarında asıl itici güç olarak babasını çok erken kaybetmiş, yoksulluk çekmiş, parasız gençliğin sıkıntılarını yaşamış bir insandaki yükselme ve kudret sahibi olma hırsını mı öne çıkarmak gerekir, yoksa tarihinin en kritik dönemini geçirmekte olan bir toplumun üzerine çullanan leş kargalarının, akbabaların, sırtlanların askerî okulda bilinçlenmiş bir insanda yarattığı hınç mı söz konusudur?

Galiba ortaya konan yapıtın bütünlüğünü zedeleyen başlıca etken, bırakın Mustafa ya da Atatürk gibi bir kişiliği, her insan için geçerli olan bir ayırımı gerçekleştirmenin ve hele bunu belli bir metraja sığdırmanın kolay kolay aşılamayacak güçlüğüdür. Kurtuluştan sonra İzmirli hanımlarla konuşurken “Çocukluğumda annem beni padişah korkusuyla büyütmeseydi çok daha genç yaşta baş kaldırırdım” diyen Gazi"den sözetmeksizin, ölen babasının ardından başkasıyla evlenen anasına kırılmış bir Mustafa"yı öne çıkarmak psikolojik profili tamamlamak açısından pek yeterli olmuyor. “Vatanı sen kurtarırsın” diyen Vahdettin"i vurgulayıp hainlik “belge”si olan idam fermanı çıkaran ve Malaya zırhlısıyla kaçan aynı padişahı metraj dışı tutmak, emin olabilirsiniz ki, yeni hainlikler peşinde koşanlarca tepe tepe kullanılacak bir “belge” sayılacaktır.

Ama, bulunabilecek başka dengeleme hatalarına karşın, belki en çok bu tür tartışmalara yol açma ve bunları göğüslemeyi göze alış açısından kutlanmayı hak etmiş bir çaba söz konusudur. Bunun “Kemalsiz Mustafa”ya sempatiyle bakmayı ihmal etmeden asıl Gazi ve devrimci Kemal Paşa"yı sevenleri telaşlandıracağını düşünmek kadar büyük yanlışlık olamaz. O ve onun devrimci çizgisini benimseyenler nasıl olsa sonuçta yine kazanacaklardır.

Mümtaz Soysal,/ Cumhuriyet”



Odatv.com
http://www.odatv.com/index.php?id=13841

e-fulya
02-11-2008, 21:25
MUSTAFA ANLAŞMAZLIĞI


Can Dündar’ın “Mustafa” filminin Dolmabahçe Sarayındaki ilk gösterimine giden Akşam yazarlarından Ali Saydam ile Nagehan Alçı filme iki farklı yorum getirdiler.



Ali Saydam, filmin düş kırıklığı yarattığını yazdığı “Gazi Can Dündar” başlıklı yazısında özetle şunları söyledi:



“Özel gösterim için Meclis Başkanı Köksal Toptan’ın da adının yer aldığı muhteşem havalı bir davetiye ile çağırıldığımız ilk gece gösterimine, ‘işin içinde devlet oldu mu, boynumuz kıldan incedir’, düsturundan yola çıkarak toplanıp gittik... İki elimiz kanda da olsa giderdik zaten...
Giriş, karşılama, içerideki davet, büyük çadırlar, katılımcıların niteliği ve niceliği her şey tek kelime ile mükemmeldi.
Sondan bir önce; Goran Bregovic sahne aldı. Yönettiği orkestra, filmin ana temasını çaldı. İki kadın ‘klasik batı müziği tadında’ bir tuhaf düet yaptılar. Sonra da film başladı...
Filmle beraber de düş kırıklıkları dizisi...
Sadece bizde değil. O gece salondan çıkan neredeyse herkeste... Herkesin sonsuz kredi açtığı Can Dündar ilk kez cepten yiyordu sanki...

Devamı:
http://www.odatv.com/index.php?id=13825

eksper
02-11-2008, 21:29
Tam bİr hayal kirikliĞi... Can dÜndar a yakiŞmadi...

NeymİŞ belgelere gÖre ÖyleymİŞŞŞ... Sen manevİ kizi hayatta ona sorma.. Gİt gİŞe fİlmİ yap... EleŞtİrİlsİnkİ İzlensİn...

Evet can dÜndar nobelİ alirsin bu gİdİŞle :(

yazikkk....

BABUTSA
02-11-2008, 21:39
Yiğit Bulut
Yazara ulaşmak için : ybulut@gazetevatan.com

Çocuklarınıza “kesinlikle” seyrettirmeyin!
Can Dündar kardeşimizin yaptığı “belgesel” hakkında yazılıp, çiziliyor, herkes bir şeyler söylüyor...

Söylüyor ama kimse “nedenleri” sorgulamıyor?

Aynen daha önce “psikolojik savaş dinamiği içinde sorduğum” Ali Kırca, o kaseti neden yayınladı sorusu gibi şimdi de soruyorum: Bu belgesel neden yapıldı?

Yapanın “sağdan”-“soldan”, “bizden”- “onlardan” gibi ayrımlar içinde sınıflanması hiç önemli değil, herkes herkese karşı “bu savaşın” tekniklerini kullanabilir!

Şimdi cevap arayalım bu belgesel “neden” yapıldı?

Net bir cevap vereceğim ama ilk etapta “okuyucularımdan” gelen yüzlerce “mesaj” arasından birini “bilinçli kesim” olayı “nasıl görüyor” örnek olsun diye aynen aktarıyorum,

“...Dün akşam Can Dündar’ın “Mustafa” belgeselini izledim. Ve açıkçası çok üzüldüm. Çünkü Atatürk yalnız ve umutsuz, kadınlara zaafı olan, yaptıklarından pişman biri gibi anlatılmış. Gerçek Atatürk düşündüğünüz kadar da mükemmel değildi, sıradan ve hatta hatalar içinde geçmiş bir hayatın pişmanlıkları içinde yalnız bir yaşam sürdü denilmek istenmiş... Peki, sıradan bir insan gibi gösterilemeye çalışılan Mustafa olmasaydı, “Atatürk” olmasaydı ne olurdu, biz olur muyduk bunu hiç düşünmemişler mi... Atatürk olmasaydı, din ve maneviyatı, akıl ve mantıkla böylesine bağdaştıran bir başka insan olabilir miydi? Ülkemiz ve milletimiz üzerinde asırlarca oynanmış haksız, ahlaksız senaryoların tortularından kurtulabilir miydik? Türk milleti için kusur olarak gösterilen haksız-yersiz-kasıtlı- mantıksız iddia ve kanaatler sonuna kadar yerinde kalmaz mıydı? Cehaleti yenmek için tek dayanağımız olan Türk alfabemizden mahrum kalmaz mıydık? Sanat ve sanatçının değeri bugünkü değerine gelebilir miydi? Kısacası biz, biz olabilir miydik? Büyük bir kıvançla izleyicilerle buluşturdukları bu belgeseli bırakın çekmeyi düşünme şansları olabilir miydi? Belgeseli kurgulayan, üzerinde çalışan emektarlar bunları düşünememişler mi? Bu belgeselle, Atatürk’ü sevmeyen, tanımayan, karalayan insanların ekmeğine yağ sürülmemiş mi? Yazıklar olsun! Bu ülkenin ekmeğini yerken, bunları yapanlara tek kelimeyle yazıklar olsun...”

Sevgili dostlar, sizlerden bana konu hakkında “ulaşan mesajlardan” en kibarca yazılmış “olanını” seçmeye çalıştım. Tepki çok büyük. Yapılanın “nasıl bir psikolojik harekat olduğunu” anlayanlar için atılan adım “aşırı cüretkar” ve durum çok vahim!

Neden yapıldığına gelince...

Daha önceki yazılarımda bahsettim. “Ortadoğu’ya yerleşip, orayı kendilerine çiftlik” yapmak isteyen emperyal güçler, 1997 yılında “Yeni Bir Yüzyıl İçin Strateji” belgesini yayınladılar. Bu belgedeki “en belirgin” hedef Türkiye’yi dönüştürmek ve “kendilerine engel gördükleri Türk Silahlı Kuvvetleri’ni” bölgede “iş yapamaz” hale getirmekti. Yıllar sonra yaşanan “çuval geçirme” ve özellikle 2003 sonrası “içeride Türk Silahlı Kuvvetleri’ne artan” saldırılar da “bu stratejinin” gereği atılan adımlardı. Aynı anda “Atatürk ve devrimlerine de” her yönden korkunç bir saldırı başladı....

Sevgili dostlar, bu belgesel “Atatürk’ü Türk halkının gözünde küçük düşürme çabasının” son ürünü...

Daha açık yazayım Süleymaniye’de “askerlerimizin” başına çuval neden geçirildiyse, Başkomutanları hakkında da aynı stratejinin gereği bu film çekildi!

Sonuç: Bu belgeseli seyretmeyin, seyredecekleri engelleyin ve en önemlisi asla çocuklarınıza seyrettirerek “şuuraltlarına Atatürk’ü küçük düşürücü tohumlar atılmasına” izin vermeyin!

Son söz: Bu filmi çeken bir “basın mensubuysa”, ben “olmaktan” utanıyorum! Yazıklar olsun!

e-fulya
02-11-2008, 21:41
Hangi foruma baksam,hangi aklı başında gazetenin okur yorumlarına ve yazarlarına baksam Can efendiye büyük tepki var..
Sermayeyi tüketmiş durumda..
Kredibilitesi sıfır.

ally_mcbeal
02-11-2008, 21:46
Mustafa filmine sponsor olan doğuş grubu patronu ferit efendi ve şürekası (daha öncede günlük tutarak koskoca paşaların içeri atılmasına neden olan Özden Örnek in oğlunun galıpolı isimli filminede sponsor olmuştu,örnek'in diğer oğlu şu an çalık grubunda olan eskiden feritin makro marketlerinde müdürdü,bağlantılara bak,her taşın altından çıkıyor)

Şimdi birileride çıkıp senin zengin ve sömürgen ailenin insani boyutlu bir belgeselini çekerse nasıl olur...

senin de bütün gizemini dökerler ulan buraya Atatürk'ümüzle uğraşma ...

yanlış biliyorsunuz. doğuş grubu mustafa filmine sponsor olmadı bu filmin sponsoru sabancıdır. öfke yanlış kişilere yönelmemelidir. herşeyin doğrusunu bilelim. sabancı üniversitesinin rektörü de ''atatürkün eleştirilebileceği bir üniversiteyiz'' diye böbürlenen biridir, yıllardır da görevinin başındadır.

e-fulya
02-11-2008, 21:55
Mustafa filmine sponsor olan doğuş grubu patronu ferit efendi ve şürekası

http://www.hisse.net/forum/showpost.php?p=2717953&postcount=65

ally_mcbeal
02-11-2008, 21:55
ben bugün çok güzel bir filme gittim ve sayın forumdaşlarımıza önermek istiyorum, tam da şu günlerde izlenmesi gereken bir vatansever çalışmadır bu. "DEVRİM ARABALARI" türkiyenin ilk yerli otomobilinin hikayesidir bu film. mükemmeldi, türk mühendislerimizle gurur duyduğum gibi çok ta duygulandım ve aynı zamanda da isyan ettim. selçuk yöntem, taner birsel, halit ergenç ve diğerleri... çok güzel oynamışlar ve bütün ekip proje teklif edilir edilmez hiç düşünmeden büyük heyecanla kabul etmişler. bizler de böyle vatansever yapımları biletimizi alıp giderek ödüllendirmeli, yapımcılarını desteklemeliyiz. yapımcısı tolga örnek ve sponsor doğuş grubu. bilginiz olsun.

şimdi ise sırada başka bir vatanseverin, nuri bilge ceylanın filmi, üç maymun var. benim için mihenk taşı olacak kişiler "mustafa" filmini yorumlamışlardır. artık izlemesem de olur.

hatta bugüne dair bir de not düşeyim: arkadaşlarım "mustafa" filmine gitmek istediler, hiç bir şeyden haberleri yoktu ben olmaz diyerek durumu anlattım, başta ''uçuk ve paranoyak kişilerin yorumu olmasın'' diyecek olsalar da deniz baykalın olumsuz referansı onlara da yetti, başka değerli kişiler de var tabi..... bir de filme bilet alırken ezici çoğunluğun ''mustafa'' ya bilet aldığını farkettim ve biraz da söylendim böyle filme gidilir mi diye, duyan herkesin ters bakışlarına maruz kaldım :) filmden sonra beni anlamışlar mıdır bilmem :)

ogeday
02-11-2008, 22:25
yanlış biliyorsunuz. doğuş grubu mustafa filmine sponsor olmadı bu filmin sponsoru sabancıdır. öfke yanlış kişilere yönelmemelidir. herşeyin doğrusunu bilelim. sabancı üniversitesinin rektörü de ''atatürkün eleştirilebileceği bir üniversiteyiz'' diye böbürlenen biridir, yıllardır da görevinin başındadır.
----------------------------------------------------------------

KİM YANLIŞ BİLİYOR ACABA?
mustafa filminin sponsorları için haber sonuçları
Mustafa filmi üzerine - 1 Kas 2008

Diğer taraftan keşke Sabancı ve NTV de filme sponsor olmasaydı çünkü film bunu hak etmiyor. Atatürk adını barındıran her şeye sponsor olunacak diye bir ...

Milliyet - 112 ilgili makale »
Recep İvedik’e var Mustafa’ya yok! - Vatan - 7 ilgili makale »

kentuf
02-11-2008, 22:31
Filme sabancı sponsor olmuş olmasınada ntv de yanlı yayın yapıyor. filme gidenlere sorulan sorulara verilen cevaplarda hep olumlu oldu haberlerde .Ve filmin bir çok kişi tarafından eleştirildiğinede değinilmedi.Sanırım arkasındaki sebeb bu kanalada haber yapıyor oluşu.Ama bence doğuş grubundanda şutu yer yakında.

balaban
02-11-2008, 22:38
Emperyalistlerin dünyada en gıcık oldukları üç isim vardır..Lenin..Mao..ve en çok ta Mustafa Kemal..
Rusya ve Çin'i emperyalistler sonunda kendilerine benzettiler..
Rusya'da Lenin heykelleri çatır çatır yıkıldı..
Son olimpiyat'larda Çin'liler ekranlardan bir Mao resmini bile veremez hale getirildiler..

Sıra en zorlu düşmanları olarak gördükleri MUSTAFA KEMAL'de..

Ama bu milletin ruhuna ATA öylesine işlenmişki bir dantel gibi..

Bir türlü söküp atamıyorlar..


Evet Mao ve Lenin'den eser yok.

Şu Atatürk olmasaydı ne güzel bölünecekti bu ülke, hatta Atatürk olmasaydı emperyalistler efendi, kalan Türkler de köle olacaktı bu topraklarda.
Ah şu Atatürk olmasaydı!

ogeday
02-11-2008, 22:41
ben bugün çok güzel bir filme gittim ve sayın forumdaşlarımıza önermek istiyorum, tam da şu günlerde izlenmesi gereken bir vatansever çalışmadır bu. "DEVRİM ARABALARI" türkiyenin ilk yerli otomobilinin hikayesidir bu film. mükemmeldi, türk mühendislerimizle gurur duyduğum gibi çok ta duygulandım ve aynı zamanda da isyan ettim. selçuk yöntem, taner birsel, halit ergenç ve diğerleri... çok güzel oynamışlar ve bütün ekip proje teklif edilir edilmez hiç düşünmeden büyük heyecanla kabul etmişler. bizler de böyle vatansever yapımları biletimizi alıp giderek ödüllendirmeli, yapımcılarını desteklemeliyiz. yapımcısı tolga örnek ve sponsor doğuş grubu. bilginiz olsun.

şimdi ise sırada başka bir vatanseverin, nuri bilge ceylanın filmi, üç maymun var. benim için mihenk taşı olacak kişiler "mustafa" filmini yorumlamışlardır. artık izlemesem de olur.

hatta bugüne dair bir de not düşeyim: arkadaşlarım "mustafa" filmine gitmek istediler, hiç bir şeyden haberleri yoktu ben olmaz diyerek durumu anlattım, başta ''uçuk ve paranoyak kişilerin yorumu olmasın'' diyecek olsalar da deniz baykalın olumsuz referansı onlara da yetti, başka değerli kişiler de var tabi..... bir de filme bilet alırken ezici çoğunluğun ''mustafa'' ya bilet aldığını farkettim ve biraz da söylendim böyle filme gidilir mi diye, duyan herkesin ters bakışlarına maruz kaldım :) filmden sonra beni anlamışlar mıdır bilmem :)
---------------------------------------------------------------

Şimdi
1-Özden Örnek'in (e.oramiral) tuttuğu darbe günlüklerinin bir şekilde!!!! sızması sonucu aralarında bir kuvvet komutanı,bir ordu komutanı olan onlarca kişi ergenekon kapsamında gözaltına alınmış,şu anda yargılanmayı beklemektedir.
2-Özden Örnek'in film çekmeyen diğer oğlu ne hikmetse uzunca bir süre işsiz gezdikten sonra bir bakıyorsunuz Başbakanın damadının başında bulunduğu Çalık Grubunda çalışmaya başlamış.Daha önce bir dönem Doğuş Grubuna ait makrocenter'larda da çalışmış.Ferit şahenkle merhabalığı belli düzeyde arkadaşlığı var.
3-Daha önce çok eleştiri alan GALIPOLI filmini çeken filmçi kardeş (tolga örnek) sponsoru kim evet yine doğuş grubu.

sevgili ally_mcbeal,asıl siz önce bir araştırın sonra başkalarına araştırıp yazın diye uyarın...

ally_mcbeal
02-11-2008, 22:44
haklısınız ogeday. sponsorun sabancı olduğu film ntv-komedya ortak yapımı imiş. kendi sitesine baktım. bir de şu var: böyle bir filme bir de can dündar imzası varken çok kişi gözü kapalı destek verir. adam resmen bizlere ters köşeden çaktı. can dündarı çok sevmeyenler de vardır ama genel olarak olumlu yaklaşılan biri idi. kimse bunu ondan beklemezdi. bu ülkede umulmayacak bataklara umulmayacak kişiler yoluyla itildiğimizi düşünürsek...... bugün çocuğunu alıp filme giren çok kişi gördüm ve üzüldüm.....

ogeday
02-11-2008, 22:46
Atatürk'ü Türk Milletinin gözünden düşürmek amaçlı çekilen mustafa belgeselinin en az iki sponsorundan eminim.Biri sabancılar,diğeri doğuş grubu(ntv)

ally_mcbeal
02-11-2008, 22:47
---------------------------------------------------------------

Şimdi
1-Özden Örnek'in (e.oramiral) tuttuğu darbe günlüklerinin bir şekilde!!!! sızması sonucu aralarında bir kuvvet komutanı,bir ordu komutanı olan onlarca kişi ergenekon kapsamında gözaltına alınmış,şu anda yargılanmayı beklemektedir.
2-Özden Örnek'in film çekmeyen diğer oğlu ne hikmetse uzunca bir süre işsiz gezdikten sonra bir bakıyorsunuz Başbakanın damadının başında bulunduğu Çalık Grubunda çalışmaya başlamış.Daha önce bir dönem Doğuş Grubuna ait makrocenter'larda da çalışmış.Ferit şahenkle merhabalığı belli düzeyde arkadaşlığı var.
3-Daha önce çok eleştiri alan GALIPOLI filmini çeken filmçi kardeş (tolga örnek) sponsoru kim evet yine doğuş grubu.

sevgili ally_mcbeal,asıl siz önce bir araştırın sonra başkalarına araştırıp yazın diye uyarın...

ben derin komplo teorileriyle ilgilenmiyorum. şüpheyle baktığınız tolga örnekin bugün izlediğim filmi muhteşemdi. türk olan herkesin gurur duyacağı bir filmdi. ben buna bakarım. gelibolu filmini izlemedim, ciddi bir eleştiriye de raslamadım ama bu devrim arabaları için kendisini canı gönülden tebrik ederim. siz de izleyin.

ogeday
02-11-2008, 22:47
haklısınız ogeday. sponsorun sabancı olduğu film ntv-komedya ortak yapımı imiş. kendi sitesine baktım. bir de şu var: böyle bir filme bir de can dündar imzası varken çok kişi gözü kapalı destek verir. adam resmen bizlere ters köşeden çaktı. can dündarı çok sevmeyenler de vardır ama genel olarak olumlu yaklaşılan biri idi. kimse bunu ondan beklemezdi. bu ülkede umulmayacak bataklara umulmayacak kişiler yoluyla itildiğimizi düşünürsek...... bugün çocuğunu alıp filme giren çok kişi gördüm ve üzüldüm.....

Rica ederim,önemli değil...

royal
02-11-2008, 22:48
Atatürk gibi dünyanın hayran olduğu bir lidere hakkını vermek gerek inşallah adam gibi adam çıkar da bu belgeşel komedişini şaha kalkacak bir film yaparak kotarır.can dündar bırakın o kendi toprak şahaşında oynaşın onun işi gazetecilik ne mal olduğunu hrant dink olayından şonra kraldan çok kralcı olduğunu uluşumuza göşterdi.yazıklar olşun onun kanından şüphe etmemek mümkün değil inşallah buna da özgür başın demezler adiler


vala atama laf yok can dündar z aten şatılmış o da belli tek olumlu şey borşa için bu filmin afmaşa getirişinin büyük olacağı arog marog derken kağıdı önüne kattı götürüyor gibi

ogeday
02-11-2008, 22:52
Türk vatanını işgal etmeye gelen anzak askerinin gözü ile çektiği galipoli filmini unutturmak için çekmiştir.Bir avuç fındık iyi gelir tabi...yersek.

e-fulya
02-11-2008, 22:56
Filme sabancı sponsor olmuş olmasınada ntv de yanlı yayın yapıyor. filme gidenlere sorulan sorulara verilen cevaplarda hep olumlu oldu haberlerde .Ve filmin bir çok kişi tarafından eleştirildiğinede değinilmedi.Sanırım arkasındaki sebeb bu kanalada haber yapıyor oluşu.Ama bence doğuş grubundanda şutu yer yakında.

Bence yemez sayın kentuf..
Şu Türksat3 A'nın yeni uydu frekans sıralama listesinin ilk 40 ı içinde hep nedense yandaş ve taraftar tv'ler var..
Rtük kendine göre sıralamayı bi güzel yapmış..
Otomatik taramada çıkan ilk 40 kanal içinde trt,tgrt,mehtap,kanal7,samanyolu,tv24,habertürk ve ntv gibiler var..Hoşlanmadıkları kanallar hep nedense 40. sıradan sonra..Sanırım CHP bu konuda Akman iiçin Meclis'e soru önergesi bile verdi..Ntv ve Habertürk artık tamamen iktidar yanlısıdır..
Bakın yeni uydu listesine..NTV ilk 40 tv arasındadır..

Ayrıca Can efendinin Ntv'de NEDEN programını yaptığını unutmayalım.

UNYELI CONAN
02-11-2008, 22:56
bende oldum olasi can dündara kil olurum.. herifin suratinda bir hainlik bir sinsilik sezdim hic.. o süslü, cicekli , böcekli laflarinin altinda hep coookkk inceden isledigi bir kin ve antipati sezinledim hep..

evet yine hakli ciktim.. can dündar , taraf ve atatürk düsmani emperyalist tuvalet kagidi görevine üstelenen ahali dua edin güc benim elime gecmesin.. soydasim stalini mumla arar hale gelirsiniz !

ogeday
02-11-2008, 22:57
Türk Devletini bölücü ihanet,dinci ihanet çevrelemiş.Bu yetmiyormuş gibi bir de ülkenin kaymağını yiyen iliğini sömüren holdingler acaba biz nereden vururuz bu Cumhuriyeti ayakta tutan değerlere diye sıraya girmişler.Haram olsun bu ülkenin ekmeği,suyu,havası bütün satılmış kanı bozuk vatan hainlerine.

yosun
02-11-2008, 22:57
Şimdi
1-Özden Örnek'in (e.oramiral) tuttuğu darbe günlüklerinin bir şekilde!!!! sızması sonucu aralarında bir kuvvet komutanı,bir ordu komutanı olan onlarca kişi ergenekon kapsamında gözaltına alınmış,şu anda yargılanmayı beklemektedir.
2-Özden Örnek'in film çekmeyen diğer oğlu ne hikmetse uzunca bir süre işsiz gezdikten sonra bir bakıyorsunuz Başbakanın damadının başında bulunduğu Çalık Grubunda çalışmaya başlamış.Daha önce bir dönem Doğuş Grubuna ait makrocenter'larda da çalışmış.Ferit şahenkle merhabalığı belli düzeyde arkadaşlığı var.
3-Daha önce çok eleştiri alan GALIPOLI filmini çeken filmçi kardeş (tolga örnek) sponsoru kim evet yine doğuş grubu.



İşin ilginç yanı günlüklerin sahibi olduğu iddia edilen ve bu günlüklerden yola çıkılarak topluma darbe yapacaklar korkusunu yayanlar Özden Örnek'i ne tanık ne de sanık sandalyesine oturtmadılar.
Özden Örnek'in eşinin İstanbul Belediyesi ile olan gayrimenkul sorununu Başbakanın çözmüş olması daha ilginç.
Galipoli filmi ile ilgili olarak verdiği bir röportajda Tolga Örnek'in "Çanakkale Savaşında Mustafa Kemal yok" demesi ise en ilginç olanı!

ogeday
02-11-2008, 23:01
Duyan duymayana bilen bilmeyene söylesin,son 6 yıldır iktidar yalakalığında,hiç bir kimse hiç bir kurum Doğuş Grubu'nun eline su dökemez.

yosun
02-11-2008, 23:02
Atatürk'ü Türk Milletinin gözünden düşürmek amaçlı çekilen mustafa belgeselinin en az iki sponsorundan eminim.Biri sabancılar,diğeri doğuş grubu(ntv)

2001 krizini tetikleyerek mevcut hükümeti zor durumda bırakan hangi banka idi?
Tabiiki Akbank...
(Tayyip Erdoğan neden bankalara bağırıp çağırarak göz dağı vermeye çalışıyor dersiniz?)
Ermeni toplantısını düzenleyen Üniversite hangisi idi?
Tabiiki Sabancı Üniversitesi...

e-fulya
02-11-2008, 23:03
Duyan duymayana bilen bilmeyene söylesin,son 6 yıldır iktidar yalakalığında,hiç bir kimse hiç bir kurum Doğuş Grubu'nun eline su dökemez.

NTV ve CNBC-e benim gözümde artık hiçbir saygınlık taşımayan kanallar..
Kanal1,Habertürk'te dahil..
Hepsi yamanma ve biat peşinde.
Türk burjuvası asla aydınlanmanın inatçı neferi olamadı..Dik duruş beklenmez bunlardan.
Tek bildikleri iktidar yalakalığıyla semirmek..

ayyan
02-11-2008, 23:04
Kardeşimden fırça yedim, "Can Dündar yaptıysa güzel yapmıştır" demiştim - şimdi de "Sen böyle böyle dediydin" diye başlayan fırçaların kurbanı oluyorum.. Ah be Can Dündar, yedin bitirdin kredini!

ogeday
02-11-2008, 23:04
Acaba sözde günlükleri iktidara kim sızdırdı,hem Özden Örnek ve çocukları ile hem akp ile çok iyi ilişkiler içinde olan birileri olabilir mi?
Ne dersiniz?

ally_mcbeal
02-11-2008, 23:06
Türk vatanını işgal etmeye gelen anzak askerinin gözü ile çektiği galipoli filmini unutturmak için çekmiştir.Bir avuç fındık iyi gelir tabi...yersek.

karşı cepheden bir bakış sunmak istemek bana ters gelmiyor ama filmde başka enstantaneler varsa... bizim askerimize yönelik veya başka birşey? izlemeden ne söylesem afaki olur ama türk mühendisinin otomobil başarısı ve abd uşaklarının yine burnunu sokup engel olduğu ilk türk otomobili projesini anlatan biri benim nazarımda kredi kazanmıştır.

mesela ben ilk tayyare fabrikasının atamızın emriyle kurulduğunu duymuştum ama bu fabrikaya hollandanın sipariş verdiğini ve 1955 te dönemin sanayi bakanınca fabrikanın kapatılıp siparişlerin de iptal olduğunu bu filmde öğrendim. bunlar çok enteresan konular. tolga örneke teşekkürler!

ozim
02-11-2008, 23:09
11 sayfanın tamamını okudum ve görüşümü pekiştirdim.

O kadar ardniyetli alcakca bir operasyon karsısındayız ki anlatılamaz.

En başta filmin adında kopuyor iş.

Sen kimsin ki filmin adını Mustafa koyuyorsun,Atatürk senin asker arkadaşın mı dündar efendi?

Atatürk'ü anlatan film yapılacaksa filmin adı ülkesini milletini seven her insan için ATATÜRK olur.Yoksa Atatürk demek zor mu geldi?

yosun
02-11-2008, 23:10
Acaba günlükleri iktidara kim sızdırdı,hem Özden Örnek ve çocukları ile hem akp ile çok iyi ilişkiler içinde olan birileri olabilir mi?
Ne dersiniz?

Günlükleri kim sızdırdı değil de günlükleri "kim yazdı ve sızdırdı" diyelim isterseniz...
Öneğin Kurtlar Vadisi senaristleri olabilir mi bunlar? :)
Bir kuvvet komutanının iş yerindeki bir bilgisayarda böyle günlük yazması intihar etmesi demektir. Kamu kuruluşlarında çalışanlar bilir. Benim dandik iş yerimde bile bilgisayarımda girdiğim her site, yazdığım bir virgül bile takip edilip, denetleniyorken genelkıurmay karargahında böyle bir şey mümkün mü?

ogeday
02-11-2008, 23:13
Günlükleri kim sızdırdı değil de günlükleri "kim yazdı ve sızdırdı" diyelim isterseniz...
Kurtlar Vadisi senaristleri olabilir mi bunlar?
Bir kuvvet komutanının iş yerindeki bir bilgisayarda böyle günlük yazması intihar etmesi demektir. Kamu kuruluşlarında çalışanlar bilir. Benim dandik iş yerimde bile bilgisayarımda girdiğim her site, yazdığım bir virgül bile takip edilip, denetleniyorken genelkıurmay karargahında böyle bir şey mümkün mü?

Katılırım,günlük değil aslında sözde günlükler demek gerekiyor.

ogeday
02-11-2008, 23:16
karşı cepheden bir bakış sunmak istemek bana ters gelmiyor ama filmde başka enstantaneler varsa... bizim askerimize yönelik veya başka birşey? izlemeden ne söylesem afaki olur ama türk mühendisinin otomobil başarısı ve abd uşaklarının yine burnunu sokup engel olduğu ilk türk otomobili projesini anlatan biri benim nazarımda kredi kazanmıştır.

mesela ben ilk tayyare fabrikasının atamızın emriyle kurulduğunu duymuştum ama bu fabrikaya hollandanın sipariş verdiğini ve 1955 te dönemin sanayi bakanınca fabrikanın kapatılıp siparişlerin de iptal olduğunu bu filmde öğrendim. bunlar çok enteresan konular. tolga örneke teşekkürler!

galıpolı'yide izleyin,bizimkiler medeni düşmanlarına İstanbul'a ulaşamasınlar diye öyle zorluklar çıkarmışlar ki inanamazsınız,ne vardı vatanı savunmaya o kadar insanın ölmesine gibi şeyler anlatılıyor.

yosun
02-11-2008, 23:20
Ah be Can Dündar, yedin bitirdin kredini!

Yapmıştır fazlasıyla dünyalığını...
Olası bir durumda kaçması için bileti cebindedir.
Fiyatı ne kadar acaba?

ally_mcbeal
02-11-2008, 23:49
galıpolı'yide izleyin,bizimkiler medeni düşmanlarına İstanbul'a ulaşamasınlar diye öyle zorluklar çıkarmışlar ki inanamazsınız,ne vardı vatanı savunmaya o kadar insanın ölmesine gibi şeyler anlatılıyor.

belgesel hazırlayanlar tarafsız olacağım diye kimi zaman yanlış yönlere kayabiliyorlar. tabi bir de kötü niyet güderek bu işi yapanlar var. onların sinsi biçimde birşeyi över gibi yaparken yermelerinden gerçek yüzlerini anlayabiliriz fikrindeyim. t.örnekin hitit belgeselini izlemiştim daha önce vasat idi..... şimdi oynayan devrim süper..... bir de atatürk ve gelibolu varmış onları da izlemek niyetindeyim. özellikle atatürk belgeselini daha fazla merak ettim..... http://www.haberturk.com/haber.asp?id=103351&cat=110&dt=2008/10/17

yukarda bir forumdaşımız yazmış, ben de katılıyorum, bir an evvel gerçek bir vatanseverin mustafa kemali bütün dehası ve gücü ile ortaya koyacak bir film yapmasıdır benim de beklentim......

nosferatu
03-11-2008, 01:06
Aslıda can dündar'ın tarzını biraz ticari bulmama rağmen medyadaki tüm ulusalcı,militarist ve ırkçı-faşist kalemşörleri bu kadar kızdırdığına göre bu film dört dörtlük olmasa da en azından izlenebilir bir film olmalı.en azından farklı bir bakış açısı getiriyor olsa gerek...

alaylı
03-11-2008, 02:28
Daha önce linkini koymuştum ama kopyalanamadığı için yine koyuyorum. Bir röportajında can dündar bir Atatürk lafıdır dolaşıyor diye Ata'mızdan bahsediyor!
"Hangi belgesel üzerine çalışıyorsunuz?



Neşet Ertaş belgeseli montaj aşamasında. Mülkiye belgeselini bitirmek üzereyiz. Bu kadar Atatürk lafı edilen bir ülkede Atatürk belgeseli bile henüz yapılamadı. Said-i Nursi üzerine bir teklif var, ona da çalışıyoruz. ".. linki http://www.turkforum.net/showthread.php?t=481486
Milliyette bu röportajın yorumu: http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=141476

ghetto
03-11-2008, 09:20
Aslıda can dündar'ın tarzını biraz ticari bulmama rağmen medyadaki tüm ulusalcı,militarist ve ırkçı-faşist kalemşörleri bu kadar kızdırdığına göre bu film dört dörtlük olmasa da en azından izlenebilir bir film olmalı.en azından farklı bir bakış açısı getiriyor olsa gerek...

Ben böyle bir farklı bakış açısına ihtiyaç duymadığım için sinemasına da gitmedim. Ancak birileri bu bakış açısına aşina oldukları için sanırım daha da zevklenmek için bu sinemaya gidecekler gibi görünüyor .

Not: Ailecek , güzel bir film olduğu yönünde ümitlenmiştik ama eleştirilerden sonra kimse filme gitmeyi teklif edemedi...

BABUTSA
03-11-2008, 10:03
Atatürk'e kurulmuş pusu!..

Usta gazeteci Hulki Cevizoğlu’nun ART’de yayımlanan Ceviz Kabuğu programına katılan HYP lideri Prof. Yaşar Nuri Öztürk, Mustafa’yı “Atatürk’ü önce sıradanlaştırmak, sonra da dışlamak için yapılmış bir film” olarak değerlendirdi.


Ceviz Kabuğu’na konuk olan Prof. Yaşar Nuri Öztürk, önemli açıklamalar yaptı.

“MUSTAFA FİLMİ SIRADANLAŞTIRMA VE DIŞLAMADIR! DİYEN YAŞAR NURİ ÖZTÜRK:

Bu, Atatürk’e pusu kuranların oyunu
Ceviz Kabuğu’nda konuşan Halkın Yükselişi Partisi Genel Başkanı ağır şekilde eleştirdiği Can
Dündar’ın ‘Mustafa’ filmini, ‘Atatürk’ü aleladeleştirmek için yapılmış bir film’ olarak değerlendirdi



Devamı http://www.yenicaggazetesi.com.tr/haberdetay.php?hit=10542

PAŞA
03-11-2008, 10:53
Can Dündar'ı ve filmini protesto ediyorum...Nedenini Yiğit Bulut çok güzel açıklamış..Buyrun

http://haber.gazetevatan.com/haberdetay.asp?detay=Cocuklariniza_kesinlikle_seyr ettirmeyin_206648_4&Newsid=206648&Categoryid=4&wid=150

http://haber.gazetevatan.com/haberdetay.asp?detay=Ataturkun_basina_cuval_gecirm e_denemesi_206757_4&tarih=03.11.2008&Newsid=206757&Categoryid=4&wid=150

e-fulya
03-11-2008, 12:39
Safile Usul-GAZETEPORT yazarı

Filmi izledim!



“Mustafa” belgesel-filminde gizli (veya açık ama ben gizlisine daha çok ihtimal vermiştim basında yazanları okuduktan sonra) bir Atatürk düşmanlığı var mı?

Filmi izledikten sonra bunun cevabını şu şekilde veriyorum:

-Atatürk’ün Avrupa’dan heykeltıraş getirtip heykelini yaptırmasının anlatıldığı sahnede bir heykel çekimi vardı ki, Saddam’ın Bağdat’taki heykelinin yıkılışı anında kullanılan kamera efektlerinin aynısı kullanılmıştı. Heykelin gözü perdede büyüyüp, yaklaştıkça förtleyecek gibi duruyordu. Çeken kameraman ve kameramana öyle çektiren için ağzımdan çıkanı buraya yazamam.. Filmi izleyin, göreceksiniz.

Tamamı:
http://www.gazeteport.com.tr/YAZARLAR/NEWS/GP_315922

JAKO
03-11-2008, 13:03
Neden yapıldığına gelince...

Daha önceki yazılarımda bahsettim. “Ortadoğu’ya yerleşip, orayı kendilerine çiftlik” yapmak isteyen emperyal güçler, 1997 yılında “Yeni Bir Yüzyıl İçin Strateji” belgesini yayınladılar. Bu belgedeki “en belirgin” hedef Türkiye’yi dönüştürmek ve “kendilerine engel gördükleri Türk Silahlı Kuvvetleri’ni” bölgede “iş yapamaz” hale getirmekti. Yıllar sonra yaşanan “çuval geçirme” ve özellikle 2003 sonrası “içeride Türk Silahlı Kuvvetleri’ne artan” saldırılar da “bu stratejinin” gereği atılan adımlardı. Aynı anda “Atatürk ve devrimlerine de” her yönden korkunç bir saldırı başladı....

Sevgili dostlar, bu belgesel “Atatürk’ü Türk halkının gözünde küçük düşürme çabasının” son ürünü...
Daha açık yazayım Süleymaniye’de “askerlerimizin” başına çuval neden geçirildiyse, Başkomutanları hakkında da aynı stratejinin gereği bu film çekildi!

Sonuç: Bu belgeseli seyretmeyin, seyredecekleri engelleyin ve en önemlisi asla çocuklarınıza seyrettirerek “şuuraltlarına Atatürk’ü küçük düşürücü tohumlar atılmasına” izin vermeyin!

Son söz: Bu filmi çeken bir “basın mensubuysa”, ben “olmaktan” utanıyorum! Yazıklar olsun!
Yiğit Bulut , Aydın Doğan'ın damadı olduğu için, önyargılı yazdığı konusunda önyargılı olma potansiyeli taşımayı canlı tutan bir isim olmasına karşın, doğru şeyler yazıyor.

UNYELI CONAN
03-11-2008, 13:18
Aslıda can dündar'ın tarzını biraz ticari bulmama rağmen medyadaki tüm ulusalcı,militarist ve ırkçı-faşist kalemşörleri bu kadar kızdırdığına göre bu film dört dörtlük olmasa da en azından izlenebilir bir film olmalı.en azından farklı bir bakış açısı getiriyor olsa gerek...

sizde o zaman herhalde islamo-fasist yada emperyalistlerin masasi kismina mi giriyorsunuz ?

yani bu ülkeyi sevmek fasistlikse size söyleyecek tek kelime bulamiyorum..


sizin gibi at gözlüklü, beyni önyargi ve devlet düsmanligiyla pranganlanmis insanlarin "ulusalcı,militarist ve ırkçı-faşist " gibi kelimerle kullanip
kürt irkcilariyla kanka olan, kürt irkciligina sempati ile bakan, bu devlet ve Atatürk ile düsmanligi olanlari görmezden gelmeniz cok manidar..cok ...

Sarıvadi
03-11-2008, 13:35
Aslıda can dündar'ın tarzını biraz ticari bulmama rağmen medyadaki tüm ulusalcı,militarist ve ırkçı-faşist kalemşörleri bu kadar kızdırdığına göre bu film dört dörtlük olmasa da en azından izlenebilir bir film olmalı.en azından farklı bir bakış açısı getiriyor olsa gerek...

Aslında ben de size cevap vermezdim ama güzel bir ayna olmuşsunuz emperyalist kalemşörlerin sığ düşünceli destekçilerine. Bu nedenle yazılanı alıntıladım ki millet bir daha görsün nasıl boş fikir sahibi olunur.

e-fulya
03-11-2008, 13:42
Aslında ben de size cevap vermezdim ama güzel bir ayna olmuşsunuz emperyalist kalemşörlerin sığ düşünceli destekçilerine. Bu nedenle yazılanı alıntıladım ki millet bir daha görsün nasıl boş fikir sahibi olunur.

Can'ın belgeseli bu tür düşünenlere güzel bir malzeme olacak demekki..
Atatürk'ü eleştirirken sık sık bu belgesele referans yapacaklar..
Hoşlarına gitti bu belgesel..
Bakın Vakit,Zaman,Sabah,Yenişafak,Bugün,Taraf yazarlarına..
Sus-pus..
Hiç eleştiren gördünüzmü belgeseli..
Göremezsiniz..
Vaziyetten memnunlar demekki..

kelaynak
03-11-2008, 13:48
Anlatılanları dinledikten sonra filme gitmekten vazgeçtim...
Turkcell' i de tutumundan dolayı tebrik ediyorum....

UNYELI CONAN
03-11-2008, 13:49
Can'ın belgeseli bu tür düşünenlere güzel bir malzeme olacak demekki..
Atatürk'ü eleştirirken sık sık bu belgesele referans yapacaklar..
Hoşlarına gitti bu belgesel..
Bakın Vakit,Zaman,Sabah,Yenişafak,Bugün,Taraf yazarlarına..
Sus-pus..
Hiç eleştiren gördünüzmü belgeseli..
Göremezsiniz..
Vaziyetten memnunlar demekki..

neden elesitrsinlerki .. parcasi olduklari büyük planin baska bir silahörüne neden ses cikarsinlar..

fasistligin , bizans oyunlarinin, takkiyenin Allahini yapacaksin.. icindeki kin , nrefreti artik alenne kusacaksin sonrada bu büyük yok etme planinin bir parcasi olan baska bir adimina ses cikaracaksin..

e-fulya
03-11-2008, 14:02
Sanırım bu belgeseli ''Atatürk kanunların dışında ve üstünde midir?'' diye uçuk yazılar yazabilen Engin Ardıç gibileri büyük keyif ve zevkle izlemişlerdir:
http://www.aksam.com.tr/yazar.asp?a=39898,10,2

http://www.timeturk.com/Engin-Ardic-Ataturk-Siriustan-mi-gelmisti-2055-yazisi.html

indian
03-11-2008, 14:19
Bakın CIA kafası Mustafa Kemal'i nasıl tanımlıyor.


ŞİMDİLERDE, eski CIA şefi Graham Fuller’in kitabını övüyorlar... Demiş ki: "Türkiye yüz yıl sonra yeniden büyük güç oldu."

O kitapta bir paragraf daha var. Ankara’nın eski CIA uzmanı şöyle diyor:

"Kemalist Türkiye, Müslümanlar ve özellikle Araplar ile Türklerin kadim bağlarının tümüyle reddini temsil etmektedir."

"Daha da ötesinde Kemalist Türkiye, İslam’ın bir din olarak aşağılanmasını..... Müslüman gücünün zayıf düşürülmesini temsil etmektedir."

İşte budur...

Mustafa Kemal ve arkadaşlarının emperyalizme karşı mücadelesini ve çağdaş devlet projesini sürekli olarak "din düşmanlığı" gibi göstermeye çalışan kafa işte budur...

CIA kafası...

Bu kafa ve tespit, "ılımlı İslam modeli"ni ortaya atmıştır.

Kravatlı "snop"ların, Washington’da "çabuk yükselmek" için Potamak Nehri’ne doğru bakarak, "Müslümanlar nasıl ehlileştirilir" diye sordukları yerdir orası...

"İncil’e uygun Kuran... Emperyalizme uygun Müslüman" projesi böyle çıkmıştır.

Düşman Sovyet mi?

Türkiye’de Müslümanlığı destekleyin. Solcuları asın... Gladio’yu kurun. Afganistan’da Taliban’ı silahlandırın...

Düşman İran mı?

Türk ordusunu önemseyin. Dini ve etnik kimliği kullanın. Arabı Türk’e, Kürt’ü Türk’e...

Budur işte o kafa...

Kitabın adı Yeni Türkiye Cumhuriyeti... Fuller’in kitabını okuyunca "Bush kafası"nın, dini, etnisiteyi, gücü ve parayı kullanarak dünyayı ne hale getirdiği daha iyi anlaşılıyor.

Ne yazık ki, bugüne kadar dünyayı "siviller" değil, bu paranoyak "CIA kafalılar" yönetti.

http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/10268248.asp?yazarid=174&gid=61&sz=83881&hid=10269028

Not: bu paranoyak kafalıları hafife almayalım...bakın "mustafa" filmi ile hedeflerine doğru gidiyorlar....Mustafa Kemal, tarihte ilk ve tek emperyalizmi yenen bir lider olarak kayda geçmiş ve her geçen gün yaptıkları ve işaret ettikleriyle büyümektedir.....şimdiki emperyalistler de "mustafa" ya toslayacaklar...."Mustafa" filmiyle kimler deşifre olmadıki...koskoca genkur başkanları, devlette üst düzey görev yapanlar/emekliye ayrılanlar....turnusol kağıdı gibi bunları deşifre etti....onlar aldıkları talimatla güneşi balçıkla sıvayacaklarını sandılar....Turkcell i değiştirmeye karar vermiştim..şimdi değiştirmeyeceğim...kapatacağım kartları ve banka hesaplarımı da gözden geçiriyorum....neymiş "mustafa" ya sponsormuş...ben niye o zaman hesabımı sende tutacağım....

JAKO
03-11-2008, 15:15
Türkiye güçlü devlet olursa, sen çok ileri gittin diyeceksin, vuracaksın tepesine tepesine, haddini bildireceksin.
İslamcılık şeriat için ülkesini satabilecek bir potansiyel taşıyorsa, kullanacaksın.
Baktın yemiyor, ermeni soykırımı tasarısını ısıtacaksın. Mutlaka a, b, c , g, ğ planların olacak, biri olmadı, öteki.
İslamcılar, bu kadar alçalmasalardı, yurt sevgisi ve onurları öne çıksaydı, ermeni soykırımı tasarısı öne çıkacaktı, her zaman da çıkabilir, ermeniler adına zorla soykırım tazminatı tahsil etmeye bile yeltenebilir amerika. saddam nasıl kullanıldı, hatırlamak lazım.
Biraz kafası çalışan bunu görür. Şeriat için vatan satmayı birincil görevi olmaktan çıkarabilen de bu gerçeği görebilir.

indian
03-11-2008, 19:09
*****
DTP, eşkıyadan da beter!
DTP’li milletvekillerinin eline taş ve benzin şişeleri tutuşturduğu çocuklar üzerinde kırmızı hilal bulunan ambulansları hurda ve kömüre çevirmek için sokaklarda kol geziyor.
Bu çirkin ve acı tablo bizi geçmişe götürdüğünde bakınız neyle karşılaşıyoruz.
Yıl 1936, aylardan da kasımdır. 136 deveden oluşan bir kervan, yükünü Antalya’dan alarak yola çıkmıştı; Konya’ya doğru yol alıyordu.
Kızılay’ın Adana Yedinci İmdat Ekibi’nin kervanıydı. Çadır, yatak, yorgan, giyecek ve un, Konya’daki depolara ulaştırılacaktı. Develere yüklenmiş denklerin üzerinde “Türkiye Kızılay Cemiyeti” yazılıydı, cemiyetin sembolü kırmızı ay işareti de vardı.
Torosları aşmaya çalışırlarken birkaç el silah sesi duyuldu. Yüze yakın atlı eşkıya, ellerinde silahları olduğu halde kervanı çevirmişlerdi. Eşkıya başı öne doğru çıkıp sordu:
-Nereden geliyorsunuz?
Ona ekip başı cevap verdi:
-Antalya’dan geliyoruz.
-Yolculuk nereye?
-Konya’ya...
-Yükünüzde ne var?
Eşkıya başı, cevap almaya gerek görmeden develerden birine yanaştı.
Elde edecekleri ganimeti çok merak ediyordu. Deveye yüklü dengin üzerindeki kırmızı ay resmini görünce durakladı.
Okuma yazması yoktu ama Kızılay’ın sembolünü tanımıştı.
Adamlarına döndü, bağırdı.
-Silahlarınızı indirin. Bu, tüccar malı değil, Kızılay Cemiyeti’nin malı. Kızılay’ın malına dokunulmaz. Yürüyün, gidiyoruz.Atını tepeye, ağaçların arasına doğru sürdü. Arkasından adamları da gittiler ve gözden kayboldular.
Kervan, yoluna devam etti.
Eğitimci yazar Hasan Kallimci, “Ben bu tarihî hatırayı, Dr. Orhan Yeniaras’ın yazdığı, İstanbul’da basılan Kızılay Tarihine Giriş adlı kitabından aldım” diyor ve ekliyor:
“Bu nasıl eşkıyalıktır?” diyenler, inanmazlarsa o kitabı temin ederek bakabilirler.
İnanmamakta da haklıdırlar, çünkü öyle bir zaman içindeyiz ki, 1936 yılının eşkıyasını bile arar olduk...
***
http://www.yenicaggazetesi.com.tr/a_haberdetay.php?hityaz=5814

Not: mustafa kemal dönemindeki eşkiyalığı bile "can dündar" veya fonlu aydınlar anlayamaz....

gizemliduygular
03-11-2008, 19:29
Sanırım bu belgeseli ''Atatürk kanunların dışında ve üstünde midir?'' diye uçuk yazılar yazabilen Engin Ardıç gibileri büyük keyif ve zevkle izlemişlerdir:
http://www.aksam.com.tr/yazar.asp?a=39898,10,2

http://www.timeturk.com/Engin-Ardic-Ataturk-Siriustan-mi-gelmisti-2055-yazisi.html

Bu Engin Ardıç ismindeki dikkatli takip edilmesi, dikkat edilmesi gereken biri. Böyle insanların, Ulu Önderin adını ağzına alabilmesi için gusül ve boy abdestlerini kırklamaları gerekir.

kırmızı
03-11-2008, 19:56
yazık ulu önder buşekilde mi resmedilmeli ..herşey para için ..yazıklar olsun

PAŞA
03-11-2008, 19:58
bana Atatürk'ü anlatır mısınız?

Anlatılmaz,yaşanır.

onursal
03-11-2008, 20:00
bana Atatürk'ü anlatır mısınız?

Buradan okumak yerine googlede Atatürk'le ilgili binlerce kaynağa ulaşabilirsiniz....

Tabi eğer niyet buysa...

Bu arada böyle bir soru 22 yaşındaki biri için biraz geç kalınmış bir soru olmuyormu?

polat03
03-11-2008, 20:06
mesajımı tartışma yaratır diye silmek için tam geri gelmiştim ki geç kalmışım çünkü cevaplar gelmiş. yine de sildim, cevap verenler de kusura bakmasın. maksatlı sormuştum elbette. mustafa filmi için olan bu kısır tartışmayı bırakalım da Atatürk kimdir onu anlayalım istemiştim aslında. ben de kendi Atatürk'ümü anlatacaktım o sırada ama burda hoş olmaz bu danışma.
not: google'dan araştırmamı, herkesin gözünden Atatürk'ü anlamamı öğütlüyorsunuz da Can Dündar iyi veya kötü bu filmi yapmış işte bunu tartışmayı niye bırakmıyorsunuz bir türlü :( Küçük Prens kitabını çoğumuz biliriz eminim ki, bütün dünya dillerine de çevrilmiş bir kitap. orda da cümle içinde Atatürk'ten bir Türk diktatörü diye bahsediliyor ama okuyanlar için kitap çoğu zaman bir dönüm noktası olmuştur aslında...

nosferatu
03-11-2008, 22:31
sizde o zaman herhalde islamo-fasist yada emperyalistlerin masasi kismina mi giriyorsunuz ?

yani bu ülkeyi sevmek fasistlikse size söyleyecek tek kelime bulamiyorum..


sizin gibi at gözlüklü, beyni önyargi ve devlet düsmanligiyla pranganlanmis insanlarin "ulusalcı,militarist ve ırkçı-faşist " gibi kelimerle kullanip
kürt irkcilariyla kanka olan, kürt irkciligina sempati ile bakan, bu devlet ve Atatürk ile düsmanligi olanlari görmezden gelmeniz cok manidar..cok ...

Valla at gözlüklerini kimin taktığı ortada,benim hakkımda emperyalizm maşası,islamo-faşist gibi zırva ithamlarda bulunmuşsunuz ama ıskalamışsınız.Ben en az sizin kadar anti-emperyalistimdir,ama anti-emperyalizmin anti tezi milliyetçilik falan değildir fakat sömürüye karşı,emeğin özgürleşmesini savunan bir ahlakı hakim kılmak ve yok edilmeye ve asimile çalışılan kültürler için de duyarlılık göstermek ahlaki bir zorunluluktur, yani devletçi kapitalizmi savunmakla falan anti-emperyalist olunmuyor. Hegemonik devletçilik,aşırı milliyetçilik,azınlık ve yabancı düşmanlığının ise siyaset felsefesinde hangi ideolojinin temel unsurları olduğu ise tartışmasız bir biçimde adı konmuştur:FAŞİZM... Şunun da altını çizeyim ülkeyi sevmek herhangi bir ideolojiye sahip bireylerin tekelinde falan da değildir,bir sosyalist de,islamcı da,millliyetçi veya anarşist de bu ülkeyi en az diğeri kadar sevebilir.Burada önemli olan 'sevgi' kavramının içinin nasıl doldurulduğudur.İnsanları tektipleştiren,etnik,siyasi,sınıfsal ve dinsel farklılıklarını yok sayarak tahakküm altına alan ve asla bitmeyen iç savaşlara yol açan bir siyasi despotizmi savunmak mı bu ülkeyi sevmektir mı,ya da bu coğrafyanın kültürel farklılıklarını bir zenginlik olarak kabul ederek bunların özgürce ifade edilebildiği,ortak paydalar üzerinden daha da geliştirilmesiyle ülkenin iç barışa ve refaha kavuşmasının yolllarını aramak mı?

royal
03-11-2008, 22:39
başı okul idarecileri çocukları bu çakma filme ya da belgeşele götürmek için şıraya girmişler çocuklar için ailelerinden izin alınacak mı acaba???

UNYELI CONAN
04-11-2008, 08:12
Valla at gözlüklerini kimin taktığı ortada,benim hakkımda emperyalizm maşası,islamo-faşist gibi zırva ithamlarda bulunmuşsunuz ama ıskalamışsınız.Ben en az sizin kadar anti-emperyalistimdir,ama anti-emperyalizmin anti tezi milliyetçilik falan değildir fakat sömürüye karşı,emeğin özgürleşmesini savunan bir ahlakı hakim kılmak ve yok edilmeye ve asimile çalışılan kültürler için de duyarlılık göstermek ahlaki bir zorunluluktur, yani devletçi kapitalizmi savunmakla falan anti-emperyalist olunmuyor. Hegemonik devletçilik,aşırı milliyetçilik,azınlık ve yabancı düşmanlığının ise siyaset felsefesinde hangi ideolojinin temel unsurları olduğu ise tartışmasız bir biçimde adı konmuştur:FAŞİZM... Şunun da altını çizeyim ülkeyi sevmek herhangi bir ideolojiye sahip bireylerin tekelinde falan da değildir,bir sosyalist de,islamcı da,millliyetçi veya anarşist de bu ülkeyi en az diğeri kadar sevebilir.Burada önemli olan 'sevgi' kavramının içinin nasıl doldurulduğudur.İnsanları tektipleştiren,etnik,siyasi,sınıfsal ve dinsel farklılıklarını yok sayarak tahakküm altına alan ve asla bitmeyen iç savaşlara yol açan bir siyasi despotizmi savunmak mı bu ülkeyi sevmektir mı,ya da bu coğrafyanın kültürel farklılıklarını bir zenginlik olarak kabul ederek bunların özgürce ifade edilebildiği,ortak paydalar üzerinden daha da geliştirilmesiyle ülkenin iç barışa ve refaha kavuşmasının yolllarını aramak mı?

bu saydiklarinizin hangisi Türkiyede var ? yabanci düsmanligi ? irkcilik ? kürt rkciligi haricinde hangi irkcilik var?

"İnsanları tektipleştiren,etnik,siyasi,sınıfsal ve dinsel farklılıklarını yok sayarak "

diyorsunuz.. kusura bakmayin size rahat batiyor o zaman.. gidin muhtemelen benimsediginiz Lenin yada Mao devletlerine bakin ! degil din,dil, irk farki ! kiyafet farki bile yoktu ..


bu bahsettiklerinizin hicbiri türkiyede yok ama almanyada var.. türkyiede kimse gürcü kökenli Türk demiyor bana , yada kürt kökenli Türk demiyor ! Ama ben alman vatandasi olursum türk kökenli Alman diyecekler ..

birakin su kürt irkci fasistlerin propagandasini !

kürt hareketleri neden 1850'lerde basladi sebebi türkiye cumhuriyeti ise..

adama dini özgürlük mü ? adamin inancina göre basi acik gezen dövülmeli , kirbaclanmali.. kendisi zina isler yakalanan baskasiyla "taslayun zindiklaruuu" diyo cigirir ...:grrr:

bu dinden cikmis kafirlere mi istedikleri gibi yasama özgürlügü verecegiz !

bu ülkede azinliklar artik hangi seylerini özgürce ifade edemiyorlar ???

sunu acik acik söyle artik.. neyinizi ifade edemiyorsunuz ! TV ? Radyo ? konusma ? nedir bu ifade edemedginiz ??????????????????

yok bu ifade sekli kendi bayragina devletine sahip olmak mi ?

birisi de delikanli gibi , erkek gibi "evet biz türklerle yasamak istemiyoruz, kendi devletimizi istiyoruz" dese disimi kiracagim !

yosun
04-11-2008, 08:45
Etnik kürt milliyetçiliğine dayanan ırkçılığın ve bölücülüğün adı da kültürel zenginlik oldu ...

erdeem
04-11-2008, 08:52
Filme gitmeden bile Mustafa filmini beğenenlerin kim olduğuna bakmak filmin amaç ve hedefleri hakkında ipucu veriyor...Zamanlaması da ilginç...

Serenler
04-11-2008, 09:19
Suay Karaman'ın çok ciddi teşhisleri var;


BAŞARAMAYACAKLAR




Suay Karaman

Atatürkçü Düşünce Derneği Genel Sekreteri





On beş yıl gibi çok uzun bir zamana yayılan Can Dündar'ın hazırladığı 'Mustafa' adlı film, bilinç altında farklı bir Atatürk portresi oluşturmaya çalışmaktadır. Bu şekilde yapılan Atatürk'le ilgili filmleri hazırlayıp yayınlamak, gerçekten büyük sorumsuzluk sayılmalıdır. Tarihe karşı, Türk ulusuna karşı ve tüm insanlığın övünç kaynağı olan büyük bir öndere ve lidere karşı yapılan bir sorumsuzluktur..



Filmin adından başlayalım: Can Dündar'ın en iyi yaptığı şey, aşırmadır. Sarı Zeybek adının da ilk olarak kendi aklına geldiğini söylemişti zamanında. 'Mustafa' adı için 'benim aklıma geldi' dedi ama 1909 ile 1995 yılları arasında yaşayan yazar Mehmet Rakım Çalapala'nın, 1944 yılında yazdığı 'Mustafa: Atatürk'ün Romanı' adlı eserini kendisi gibi herkesin unuttuğunu sandı.



Filmde tarihi ve siyasi konulara girildiğinde birçok soru işaretiyle karşılaşıyorsunuz. Dikkat çekici bölümlere göz atmakta yarar var. Film Atatürk'ün karga kovalamasıyla başlıyor. Atatürk'ün üç yaşında ölen abisi Ahmet'in cesedi Selanik'teki mezarında çakallar tarafından yeniyor. Can Dündar'ın yorumuna göre bu olay Atatürk'ün kader anlayışını derinden etkiliyor. Atatürk küçükken hocası Kaymak Hafız'dan dayak yiyor ve hemen okuldan ayrılıyor. Ancak bu dayağı hiç unutmuyor. Can Dündar'a göre yıllar sonra Atatürk'ün medreseleri kapatması, Kaymak Hafız'dan rövanşın alınması anlamına geliyor. Babası Ali Rıza Efendi'nin ölümünden sonra annesi Zübeyde Hanım'ın tekrar evlenmesine tepki olarak Atatürk, askeri liseye yazılarak evden uzaklaşıyor. Manastır askeri okulunda Atatürk'ü canlandıran şahsın seçimi de, ince hesapların sonucunda olsa gerek..



Çanakkale'de Deniz Savaşları'nda Atatürk yok ama cepheden Madam Corinn'e yazdığı mektuplar var. Atatürk İstanbul'da şatafatlı bir hayat sürerken, bütün parasını tefecilere kaptırmış. Bunun üzerine Anadolu'ya geçmeye karar vermiş. Atatürk, Samsun'a gitmeden önce sarayda Vahdettin'le bir görüşme yapar. Bu görüşmede Vahdettin Atatürk'e; 'Paşa, bu devleti siz kurtarabilirsiniz ve kahraman olarak kitaplarda anılırsınız' diyor. Yani Vahdettin vatan haini değil, ama nedense biz anlamamışız.. Bu konuşmadan iki ay sonra Atatürk için çıkarılan idam fermanını hangi Vahdettin imzalamıştı acaba? İngiliz'lerin Malaya zırhlısıyla ülkeden kaçan Vahdettin değil miydi?



Filmde, Atatürk'ün İzmit'te bazı gazetecilerle yazılmamak üzere yaptığı görüşmede, Kürtlere özerklik verilmesi fikrinde olduğu ortaya konuyor. Bu konunun arkası gelmiyor, Atatürk'ün bu konuyla ilgili düşüncelerine hiç değinilmiyor. Atatürk'ün, cahillerin seviyesine inmem diyerek, sanki halkı küçük gördüğü imajı veriliyor. Atatürk 1930 yılında halkın arasına karıştığında herkesin mutsuz ve karnını doyuramaz durumda olduğunu görüyor. Can Dündar'ın yorumu şöyle; 'Çevresindeki dalkavuklar halkın ıstıraplarını Atatürk'ten gizleyip iyi göstermeye çalıştılar. Atatürk gerçekle yüzleşince çok üzüldü ve sabaha kadar uyuyamadı.'



Atatürk'ün manevi oğlu için gerçek oğluydu havası verilerek, gayri meşru ilişkileri olduğu ve çocuğu olduğu imalarına yer veriliyor. En yakın arkadaşlarını bile gözünü kırpmadan ölüme gönderen ve kendi heykellerini diktiren bir diktatör olduğu imajı yaratılıyor. Anlamsız bir şekilde, Atatürk'ün arkasında uzun boylu adamların olduğu bir fotoğraf gösterildikten sonra, bir Fransız gazetesinde ne kadar kısa boylu olduğu vurgulanıyor. TBMM'yi Cuma günü namazdan sonra, dua okutarak açtığı halde, son bölümde dinsiz olduğu vurgulanmaya çalışılıyor. Kendisi hakkında şeyhülislam tarafından verilen 'dinsiz' fetvasını yıkmak için, 22 Nisan olarak karar verilen TBMM açılış gününü Cuma gününe denk gelen 23 Nisan'a alıyor. Can Dündar'ın yorumuna göre, Atatürk ileride gerçekleştireceği amaçlarına ulaşmak için şimdilik böyle hareket ediyor.



Atatürk için çevresinde kimse kalmamıştı ve yalnız öldü denilerek kişiliğiyle ilgili kuşkular gündeme getiriliyor. Atatürk için günde bir büyük rakı, üç paket sigara ve on beş kahve içiyordu denilerek, içki düşkünü ayyaş bir portre çizilmiş. Devletle ilgili tüm önemli kararların o meşhur içki masalarında alındığı ifade edilerek ciddiyetten uzak bir tablo çiziliyor. Zaten Atatürk son yıllarını işsiz güçsüz, can sıkıntısında balolar, davetler ve içki masalarında geçirmiş. Üstelik son sahnelerde çalgıcıya kadeh kaldıran içki düşkünü yalnız bir adamın mizanseni yaratılmış.



Daha bunun gibi akılda kalmayan nice sahneler var. Böylesine gerçekle ilgisi olmayan mesajların ustalıkla yerleştirildiği filmin, Cumhuriyetimizin 85. yıldönümünde gösterilmesi de farklı bir anlam taşımaktadır.



Sayın Prof. Dr. Özer Ozankaya, öğrencisi olan Can Dündar'a, Sarı Zeybek, ve Gölgedekiler filmleri için de buna benzer eleştirileri bizzat yüzüne karşı söylediği zaman: 'Aaa, Hocam, bunlar hiç aklıma gelmemişti.' yanıtını almıştı. Sayın Ozankaya'ya göre 'Mustafa' filmiyle ilgili benzer eleştiriyi yöneltmenin artık yararı yoktur. Çünkü Can Dündar'ın söz konusu davranışları bilerek sürdürdüğü çok açıktır.



Can Dündar bu filmi yapmadan önce 'Nutuk' gibi, 'Tek Adam' gibi kitapları okusaydı, belki tarihi değiştirerek bazılarına şirin gözükmekten kaçınırdı. Ama belki de bu film özellikle yaptırılarak, Atatürk'ü sevenlerin bilinçlerini değiştirmek, Misak-ı Milli sınırlarından vazgeçmek görevi üstlenilmiş olabilir.



Emperyalizm işbirlikçileri, ulus devlet karşıtları, şeriatçılar ve numaracı cumhuriyetçiler yıllardır elbirliğiyle Atatürk'ü aşağılamaya, devrimlerini yıkmaya çalışıyorlar. Armstrong'un 'Bozkurt' kitabında, Vamık Volkan'ın 'Ölümsüz Atatürk' kitabında, İpek Çalışlar'ın 'Latife' kitabında, Tolga Örnek'in 'Gelibolu' filminde ve şimdi de Can Dündar'ın 'Mustafa' filminde olduğu gibi.. Ama hepsinin ve daha nicelerinin ortak bir noktası var: Yanılıyorlar ve başaramayacaklar...

onursal
04-11-2008, 10:09
Etnik kürt milliyetçiliğine dayanan ırkçılığın ve bölücülüğün adı da kültürel zenginlik oldu ...

Yıllarca aynı toprakları paylaştığım, aynı havayı soluduğum bir miletin temelini sarsmak için evlatlarını öldürüp, kamu düzenini tahrip edip, bir milleti oluşturan temel kavramlar noktasında bölünme ile ilgili hertürlü argümanı ortaya atıp, üzerine kültürlerin korunması, zenginleşme, demokratikleşme ve hatta hümanizm temelli (oda nasıl oluyor anlamak mümkün değil ya öldürdüğü şeyi sadece üniformadan ibaret görüyor galiba) argümanlarla öne çıkan bir sosyalist yada adına ne derseniz deyin olmaktansa,

Bu ülkenin birliğine dirliğine, millet olgusuna sahip çıkan, cana kana kasıt yerine meşru müdafayı savunan, belirli bir ırk yada etnik grup uğruna değil tüm milleti için cabalayan bir FAŞİST olmayı tercih ederim

nosferatu
04-11-2008, 10:31
bu saydiklarinizin hangisi Türkiyede var ? yabanci düsmanligi ? irkcilik ? kürt rkciligi haricinde hangi irkcilik var?

"İnsanları tektipleştiren,etnik,siyasi,sınıfsal ve dinsel farklılıklarını yok sayarak "

diyorsunuz.. kusura bakmayin size rahat batiyor o zaman.. gidin muhtemelen benimsediginiz Lenin yada Mao devletlerine bakin ! degil din,dil, irk farki ! kiyafet farki bile yoktu ..


bu bahsettiklerinizin hicbiri türkiyede yok ama almanyada var.. türkyiede kimse gürcü kökenli Türk demiyor bana , yada kürt kökenli Türk demiyor ! Ama ben alman vatandasi olursum türk kökenli Alman diyecekler ..

birakin su kürt irkci fasistlerin propagandasini !

kürt hareketleri neden 1850'lerde basladi sebebi türkiye cumhuriyeti ise..

adama dini özgürlük mü ? adamin inancina göre basi acik gezen dövülmeli , kirbaclanmali.. kendisi zina isler yakalanan baskasiyla "taslayun zindiklaruuu" diyo cigirir ...:grrr:

bu dinden cikmis kafirlere mi istedikleri gibi yasama özgürlügü verecegiz !

bu ülkede azinliklar artik hangi seylerini özgürce ifade edemiyorlar ???

sunu acik acik söyle artik.. neyinizi ifade edemiyorsunuz ! TV ? Radyo ? konusma ? nedir bu ifade edemedginiz ??????????????????

yok bu ifade sekli kendi bayragina devletine sahip olmak mi ?

birisi de delikanli gibi , erkek gibi "evet biz türklerle yasamak istemiyoruz, kendi devletimizi istiyoruz" dese disimi kiracagim !

Bence asıl siz Türk ırkçı propogandasını bırakın,benim yazdıklarımda Kürtçülüğe dair bir şey çıkarabilmek için ileri derecede paranoyak olmak lazım,ben Kürt olmadığım gibi bu meseleye değinmedim bile.Kürt meselesi çok uzun bir tartışma konusu ,zaten belirttiğiniz gibi hem tarihsel anlamda hem de dayandığı ulusaşırı dinamikler anlamında çok kapsamlı ,forum sayfalarını aşan bir etnik,kültürel ve kimliksel boyutu olan bir konu.
Temel sorun bazı devletin merkezini işgal eden bürokrat ve militer sınıfın kendilerini ülkenin gerçek sahibiymiş sanarak ağzını açanın kafasını ezmeye çalışması ve bunu milliyetçilik ve Atatürkçülük üzerinden Yaptıkları demagojilerlel kendi varoluşlarını halk üzerinde meşrulaştırmaya çalışmaları.Tabii okullar ve medyanın büyük kesimi de ellerinde olduğu için yıllarca bu iillüzyonu halka yutturabiliyorlardı.
Son 20 yıldır,hızla küreselleşen ekonomi,gelişen teknoloji ve iletişim aygıtları,çözülmeye başlayan ulus devletler,tekrar yükselen mikro milliyetçilikler ve daha fazla demokrasi talepleri tabii ki birçok devlet gibi Türkiye'yi de etkiledi veuygulanan baskı ve şiddetin daha çabuk görülür ,duyulur olması devletin eskisi kadar rahat hareket etmesini engelliyor tabii ki. Daha düne kadar düşünce ve ifade özgürlüğüyle ilgili yüzlerce dava vardı.Yapılan bütün yasa değişiklklerine(ki bunların çoğu da devletimizin lütfu ve hoşgörüsü sayesinde değil verilen mücadeleler ve girilmek istenen ABnin hukuk standartları sayesinde olmuştur) rağmen bu tür davalar şovenist zihniyete sahip yargı mensupları sayesinde hala aılmakta,işkence ve kötü muamele de hala tüm hızıyla devam etmektedir.Bu arada Kürt sorunu 25 yıllık bir çatışma döneminin artık biraz da insanlarda bıkkınlık ve isyan yaratmasıyla son zamanlarda doğru düzgün tartışılmaya başlandı ,daha düne kadar devlet katlarında savunulan kart-kurt söylemlerini unutmayın.Bugün Alevilik ders kitaplarına yarım yamalak girdiyse o da gene biraz AB uyum yasaları ve alevi kitlelerin uzun yıllar verdikleri mücadele sonucudur.Yani bu ülkede hiçbir demokratik veya kültürel hak çok uzun erimli ve yoğun mücadeleler verilmeden kazanılmamıştır,yani devletimizin lütufkarlığı ve hoşgörüsü falan hikayedir.
Sonuçta ya halkın farklı kesimlerinin siyasi,ekonomik ve kültürel talepleri üzerinde toplumsal uzlaşma sağlanıp daha demokratik,insan haklarını temel alan bir cumhuriyet olma yolunda ilerleyecek ya da militer-bürokratik kastın ve onun sivil ayaklarının topluma dayatmaya çalıştığı bu aşırı milliyetçi,izolasyonist sistemle bir 100 yıl daha aynı sorunlarla boğuşup,bu ülkenin insanlarının ve maddi kaynaklarının heba edilmesine seyirci kalacağız.Bu sorunların muhatabı olan kesimlerle diyalog ve uzlaşı yolu izlenmeyip,sorunların sadace şiddetle bastırılmaya çalışılması yangını daha da büyütüyor ve farklı dışsal güçlerin de müdahalesine açık hale getiriyor.Korkarım ki ülkeyi kaosa,parçalanmaya götürecek olan da bu tahakkümcü siyasetsizliğin devam ettirilmesi olacaktır.

UNYELI CONAN
04-11-2008, 10:54
Bence asıl siz Türk ırkçı propogandasını bırakın,benim yazdıklarımda Kürtçülüğe dair bir şey çıkarabilmek için ileri derecede paranoyak olmak lazım,ben Kürt olmadığım gibi bu meseleye değinmedim bile.Kürt meselesi çok uzun bir tartışma konusu ,zaten belirttiğiniz gibi hem tarihsel anlamda hem de dayandığı ulusaşırı dinamikler anlamında çok kapsamlı ,forum sayfalarını aşan bir etnik,kültürel ve kimliksel boyutu olan bir konu.
Temel sorun bazı devletin merkezini işgal eden bürokrat ve militer sınıfın kendilerini ülkenin gerçek sahibiymiş sanarak ağzını açanın kafasını ezmeye çalışması ve bunu milliyetçilik ve Atatürkçülük üzerinden Yaptıkları demagojilerlel kendi varoluşlarını halk üzerinde meşrulaştırmaya çalışmaları.Tabii okullar ve medyanın büyük kesimi de ellerinde olduğu için yıllarca bu iillüzyonu halka yutturabiliyorlardı.
Son 20 yıldır,hızla küreselleşen ekonomi,gelişen teknoloji ve iletişim aygıtları,çözülmeye başlayan ulus devletler,tekrar yükselen mikro milliyetçilikler ve daha fazla demokrasi talepleri tabii ki birçok devlet gibi Türkiye'yi de etkiledi veuygulanan baskı ve şiddetin daha çabuk görülür ,duyulur olması devletin eskisi kadar rahat hareket etmesini engelliyor tabii ki. Daha düne kadar düşünce ve ifade özgürlüğüyle ilgili yüzlerce dava vardı.Yapılan bütün yasa değişiklklerine(ki bunların çoğu da devletimizin lütfu ve hoşgörüsü sayesinde değil verilen mücadeleler ve girilmek istenen ABnin hukuk standartları sayesinde olmuştur) rağmen bu tür davalar şovenist zihniyete sahip yargı mensupları sayesinde hala aılmakta,işkence ve kötü muamele de hala tüm hızıyla devam etmektedir.Bu arada Kürt sorunu 25 yıllık bir çatışma döneminin artık biraz da insanlarda bıkkınlık ve isyan yaratmasıyla son zamanlarda doğru düzgün tartışılmaya başlandı ,daha düne kadar devlet katlarında savunulan kart-kurt söylemlerini unutmayın.Bugün Alevilik ders kitaplarına yarım yamalak girdiyse o da gene biraz AB uyum yasaları ve alevi kitlelerin uzun yıllar verdikleri mücadele sonucudur.Yani bu ülkede hiçbir demokratik veya kültürel hak çok uzun erimli ve yoğun mücadeleler verilmeden kazanılmamıştır,yani devletimizin lütufkarlığı ve hoşgörüsü falan hikayedir.
Sonuçta ya halkın farklı kesimlerinin siyasi,ekonomik ve kültürel talepleri üzerinde toplumsal uzlaşma sağlanıp daha demokratik,insan haklarını temel alan bir cumhuriyet olma yolunda ilerleyecek ya da militer-bürokratik kastın ve onun sivil ayaklarının topluma dayatmaya çalıştığı bu aşırı milliyetçi,izolasyonist sistemle bir 100 yıl daha aynı sorunlarla boğuşup,bu ülkenin insanlarının ve maddi kaynaklarının heba edilmesine seyirci kalacağız.Bu sorunların muhatabı olan kesimlerle diyalog ve uzlaşı yolu izlenmeyip,sorunların sadace şiddetle bastırılmaya çalışılması yangını daha da büyütüyor ve farklı dışsal güçlerin de müdahalesine açık hale getiriyor.Korkarım ki ülkeyi kaosa,parçalanmaya götürecek olan da bu tahakkümcü siyasetsizliğin devam ettirilmesi olacaktır.

iyi de yine hep ayni noktaya geliyoruz..

kisa ve öz soruyorum.. su an türkiyede kim eziliyor ( ergenekon diye iceri atilanlari saymazsak ) ?

kürt yada gürcü yada lazlarin hangi kültürel hakkina su an engel var ?

tabii ki hicbir özgürlük kendiglinden verilmemistir.. avrupaya demokrasi nasil gelmis ? birileri mi vermis .. yooo..

peki söyleyin türkiye nasil bir devlet olmali ona göre cevap vereyim .. isi somutlastiralim..

sizce türkiye seriat devletimi olsun ? yada maoist ? marxist ? nasil bir öneriniz var anlayamiyorum..

bunlar olursa kime hangi hak verilecek ? bu tip yönetilen hangi devlette insanlarin ortacag'dan öe bireysel ve demokratik haklari var ?

sizce kürt hareketi irkci bir hareket mi yoksa kültürle bir hareket mi ?
Eger kültürel ise hangi haklari eksik ?

UNYELI CONAN
04-11-2008, 11:05
iyi de yine hep ayni noktaya geliyoruz..

kisa ve öz soruyorum.. su an türkiyede kim eziliyor ( ergenekon diye iceri atilanlari saymazsak ) ?

kürt yada gürcü yada lazlarin hangi kültürel hakkina su an engel var ?

tabii ki hicbir özgürlük kendiglinden verilmemistir.. avrupaya demokrasi nasil gelmis ? birileri mi vermis .. yooo..

peki söyleyin türkiye nasil bir devlet olmali ona göre cevap vereyim .. isi somutlastiralim..

sizce türkiye seriat devletimi olsun ? yada maoist ? marxist ? nasil bir öneriniz var anlayamiyorum..

bunlar olursa kime hangi hak verilecek ? bu tip yönetilen hangi devlette insanlarin ortacag'dan öe bireysel ve demokratik haklari var ?

sizce kürt hareketi irkci bir hareket mi yoksa kültürle bir hareket mi ?
Eger kültürel ise hangi haklari eksik ?

birde su konuda yorumunuz merak ediyorum.. hak , özgürlük den basederken ergenekon yüzünden iceri alinanlara yaklasimi nasil degerlendiriyorsunuz? yoksa u hak , özgürlükler ve demokrasi sadece belli kesimin mi hakki ?

bridgea
04-11-2008, 11:10
Doğruyu bulabilmek ,kendimize karşı dürüst olmakla mümkün.Toplumsal hafızamızın sağlığı,algılarımızla oynanmış olması,sosyal psikolojik durumumuz nedir? Valla biz iyiyiz diyen varsa buyursun anlatsın.

Neden peki?

Yeni bir film çıkmış ''4653'' neden çekilmiş? demokrasimizin üstün meziyetlerinden mi?

Kendine karşı dürüst olmalı önce insan,ancak o zaman ...

devamı var...

bridgea
04-11-2008, 11:12
MUSTAFA belgeseli üzerinden neyi tartışıyoruz ?

Açıklamak isteyen buyursun,körün fili tarifi değil,fotoğrafı gösterecek somut birşeyler varsa...

bridgea
04-11-2008, 11:14
Devletin kanalında geçen gün (pazar)tartışma vardı,koca prof.ların katıldığı,

İspanya Modeli izleyen var mı? Fikri olan?

bridgea
04-11-2008, 11:21
Aydınlar ürkek -aydınlar hain (yaftasını asarken):)öbür topiğe bkz.

Hangisini anlama zahmetine katlandık,öğrenme ,okuma ,fikir yürütme, hangisini yaptık?

Uğur Mumcu katledildi,B.Üçok ,Turan Dursun,Muammer Aksoy,Çetin Emeç,

Yahu devletin gözünün önünde 37 insan yakıldı,NEREDEYDİNİZ?

ISSIZLIĞIN ORTASINDA MI ?

Ne yüzle Haluk kırcı ları, Ogün samast ları,Üzülmezleri,çakıcıları savunuyorsunuz?

Sermayanin kabadayıları,paralı uşak yazarları sizleri esir almış YAZIK

UNYELI CONAN
04-11-2008, 11:34
Aydınlar ürkek -aydınlar hain (yaftasını asarken):)öbür topiğe bkz.

Hangisini anlama zahmetine katlandık,öğrenme ,okuma ,fikir yürütme, hangisini yaptık?

Uğur Mumcu katledildi,B.Üçok ,Turan Dursun,Muammer Aksoy,Çetin Emeç,

Yahu devletin gözünün önünde 37 insan yakıldı,NEREDEYDİNİZ?

ISSIZLIĞIN ORTASINDA MI ?

Ne yüzle Haluk kırcı ları, Ogün samast ları,Üzülmezleri,çakıcıları savunuyorsunuz?

Sermayanin kabadayıları,paralı uşak yazarları sizleri esir almış YAZIK


bunlari kim savunuyor ki ? anlamadim ?

bugün asil mesele bu devletin gittikce fasist-islamist bir militer devlete dönüstürülme gayreti var..

sizce önce bi onlar amaclarina kavussun .. sonra ortacag seviyesinden tekrar baslariz demokrais ve hak mücadelmeize .. ben bu sekilde anladim..

o basettiginiz hatalarin düzeltilmesi konusaunda hemfikiriz.. ama "sözde" bunu yapanlarina asil niyetlerinin ne oldugunu görecek kadar hür ve önyargilarla körelmemis bir beyne ve gözlere sahibim cok sükür..

sahi bugün bu demokrasi, huku icin yaptiklarini söyleyenler madimak ve nice olaylarda neredeydiler ? sesleri ciktmi yoksa icten "oh olsun zindik kafirlere" mi dediler !

bence bu adamlar emellerine ulassinlar.. iste o zaman görecek icimizdeki bir kisim anyayi konyayi.. ararlar ondan sonra Atatürkü ve cumhuriyeti ..

yasasin seriat.. AKP bazi insanlara inat seni destekleyecegim.. vurun ulusalcilara, akp muhaliflerine ! kurun seriat-fasist devletini ..

bridgea
04-11-2008, 11:41
Sırada Can Dündar mı var? Sonra kime gelecek sıra Yaşar Kemal mi?

Çakıcı C.Dündar'ın biletini kesse alkışlamayacakmısınız?O.Samast'ı kutlayanları gördük:(
Cahil ,sabıkalı ,her türlü pisliğe bulanmışlar bu ülkenin kahramanı olacak siz de alkışlayacaksınız

Aydın geçinip sorunlarımızı içerde tartışmayan,dışarıya şikayetçi olan(O.Pamuk)benzerleri değil kastım.

Taraf belirlerken şizofren-paranoid yaklaşımlar ne kadar doğru ?

bridgea
04-11-2008, 11:52
Anlatamayacağım belli ki,

Benim karşıtlığım senin ulaşmak istediğin noktaya değil ,savunduğun anlayışa,onun bugüne kadar düştüğü yanlışa.

Sermaya-Medya-Mafya bu güzel ülkeyi dışarıdan gelen yönlendirmeler ile beraber kaosa,parçalanmaya götürüyor,çöküşe götürüyor. Karşı oluşum bundan ,göremiyorsunuz,
onların söylemleri ,onların argümanları bu ülkeyi yükseltmez.

bridgea
04-11-2008, 12:00
Bence son dönem C.Dündar'ın kürt sorununa ilişkin yazıları, bu işten(akan kandan)nemalanan, yıllardır şöven anlayışı,kör milliyetçiliği pohpohlayan kesimin fırsatı oldu.

Entellektüel düzeyde ,onyıllardır çözülmeyen (bilerek)körüklenen bu durumun sona gelmiş olma ihtimali onları saldırgan (doğalarında var) yaptı.

bridgea
04-11-2008, 12:04
Ha bir de rant kısmı var işin;

Doğan medyasının elini zayıflatmak isteyen iktidar Turkcel'e baskı kurdu Yeni çıkacak yasayala ilgili.Bunları görebilen ,ormanı gören diyalektik bakışa sahip olan insanlardır ihtiyacımız.

Bakın Sn. Jako'ya içi yanıyor ona katılmamak mümkün mü?

bridgea
04-11-2008, 12:09
Sanat boyutunu sonra tartışırız,nasıl olsa ikinci planda kaldı :)

Umarım kimseyi kırmamışımdır.saygılar

e-fulya
04-11-2008, 12:12
Mustafa Hiç Yalnız Olur Mu?


Mustafa Kemalsiz,
Kemal Gazisiz,
Gazide Atatürksüz olur mu?
Hele bu günlerde
Ekonomide böylesine bağımlı bir hale gelmişken,
Kendini bilmez bölücüler, dilleri uzamış, hadlerini aşmışken,
İçte ve dışta fütursuzluk almış başını giderken,
Ülkenin bütünlüğü kendini bilmezlerce tartışılır hale gelmiş,
Önüne gelenin elinde bir harita dolaşabiliyorsa,
Ve en önemlisi geleceğin güvencesi, gençlerimizin eğitimi, eğitim olmaktan
çıkmışsa

Birileri hamasi yorumlar yaparak Mustafa’yı seyrede dursunlar

Esas o gözlerimizin ta içine bakarak bizi izliyor
Siz bana mı üzülüyorsunuz?
Bırakın bana üzülmeyi de
Esas ülkeyi getirdiğiniz bu duruma üzülün der gibi(!)

Eğer ona sadece Mustafa demekle yalnızlaşacağını sanıyorsanız aldanıyorsunuz

Mustafa hiç yalnız olur mu?
Yanında Kemal’i
Başında Gazi
Sonra Mareşal’i
En sonunda da ATATÜRK isimlerini ona önce öğretmeni sonra yüce Türk milleti
armağan etmedi mi?


Siz bu milleti hiç ama hiç anlamamışsınız

Mustafa’ymış
Siz öyle sanın
Bizim için o her zaman
Mareşal Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK
Sonsuza kadarda öyle kalacak


Kazım Çiloğlu

04.11.2008 11:48:00
http://www.internetajans.com/default.asp?NID=65491

e-fulya
04-11-2008, 12:22
Siz hiç ATATÜRK ve İNÖNÜ'den başka halkın içine karışıp birlikte denize giren başka bir devlet büyüğü gördünüz mü?

Onlardan sonra mayo giyip denize dalabilen bir lider gördünüz mü?

O, koruma ordularının arkasında değildi..
Hep halkının yanıbaşındaydı..

bridgea
04-11-2008, 12:36
Onu değersiz kılmak kimsenin haddine değil.

Bir de soru: Genelkurmay arşivini açtığına göre,filme itiraz eden yetkili var mı?

BABUTSA
04-11-2008, 12:56
Yılmaz Özdil
yozdil@hurriyet.com.tr



Mustafa'ya gittim...


Sarhoş.

Kafayı bulunca ağlayan...

Hoyrat.

Soğuk.

Kalpsiz.

Çevresine eziyet eden...

İtiraz edeni asan...

Arkadaşlarını satan...

Goygoycuların dolduruşuna gelen...

Milletten bihaber.

Hatta milleti küçümseyen...

Alay eden.

Hesabını kitabını bilmeyen...

Batı hayranı.

Sefa düşkünü.

O balo senin...

Bu balo benim, gezen.

Zampara.

Cephede bile karı-kız düşünen...

Savaşmadığı için sıkılan...

Ordu varken, çete kurmaya kalkan...

Devrimleri intikam için yapan...

Dinsiz.

Kendi heykellerini diktiren...

Megaloman.

Bencil.

Günde 3 paket sigara içen.

Usul usul intihar eden...

Psikolojik bunalımda...

Yalnız.

Çaresiz.

Basiretsiz.

Zavallı bir adam.

*

Mustafa�daki Mustafa bu.

*

Anafartalar 1 saniye.

İşgal 2 saniye.

Tası tarağı toplayıp kaçmak için, sığır sürüsünün çıkardığı toz bulutundan bile tırsan... Sığır sürüsüyle düşman ordusunu ayırt etmekten aciz biri... Başkomutanlık meydan muharebesi desen... Taktiğini falan başkasından araklamış zaten.

*

Hak edilmiş bence Oscar...

En azından Nobel.

BABUTSA
04-11-2008, 13:10
Can Dündar'ın 'Mustafa' filmi tartışmasına Ahmet Altan da katıldı.
İşte Altan'ın "Atatürk" başlıklı yazısı:
Tabii ki insanlar saçmalayabilirler.
Ama saçmalığı bir ideoloji haline getirip "herkes bu saçmalığı tekrarlamak zorunda" dediğiniz zaman sorun da başlamış demektir.

.................................................. .......................
Türkiye'nin çok önemli kilitlerinden birini çözecek soru burada karşımıza çıkıyor işte.

"Neden Atatürk'ü insanüstü biri gibi anlatmak istiyorsunuz bize?"

.................................................. ............
Atatürk bir diktatördü.

Bunu kendisi bizzat Fethi Okyar'a da söylemişti.

Katı bir adamdı.

Muhaliflerine karşı çok sertti.

Çok ihtiraslıydı.

Bir asker olarak kendisini çok mutlu edecek kadar büyük başarılara sahip değildi ve yaşadığı dönemde onu en çok kızdıran eleştirilerden biri "bir meydan savaşını bizzat kazanmamış olduğunun" söylenmesiydi.
.................................................. .........................................
Kendi ilkeleri yoktu, duruma göre görüşlerini değiştirirdi, pragmatikti.

Kendine ait bir kuramı, derinliğine kapsamlı bir fikir sistemi bulunmuyordu.

"Bu, Mustafa Kemal'in kendi fikriydi, daha önce hiç söylenmemişti" diyebileceğiniz tek bir fikir bile bulamazsınız zaten.

Batılı bir hayat tarzını Türkiye'ye getirmek isterdi.

Ve o Batılı ülkeyi de kendisinin yönetmesini isterdi.

Bir asker olduğu için "emirlere" inanırdı.

Klasik Batı müziğini bile Türk köylüsüne emirle sevdirebileceğini sanmıştı.

Denemişti.

Bunu "iyi niyetli" bir şekilde yapmıştı, çünkü Sofya'da, Selanik'te, Berin'de gördüğü hayatın Türkiye'de de yaşanmasını istiyordu.

Sadece o hayatın nasıl şekillendiğini, hangi aşamalardan geçilerek o noktaya gelindiğini bilmiyordu.

Zorla şapka giydirip, zorla müzik dinleterek Batılı bir toplum yaratabileceğini sanıyordu.

Yaratılamazdı, yaratamadı.

.................................................. .................
Atatürk'ün zaafları bulunan bir insan olduğu gerçeği de değişmez.

Onun kurduğu cumhuriyetin hâlâ demokratikleşemediği gerçeği de değişmez.

Zaten gerçekleri değiştirmeye değil, o gerçekleri görmeye ihtiyacımız var.

O gerçekler görüldüğü zaman Atatürk'ün ne değeri eksilir ne de değeri artar, sadece onun arkasına saklananların asıl yüzü ve amaçları ortaya çıkar.

Esas korktukları da bu, onun için bu kadar saçmalıyorlar zaten.
04 Kasım 2008, Salı




Yazıdan bazı bölümler aldım.Almadığım bölümlerde yazar (!) saçamalamaya devam ederken,bazı yerlerde de Atatürk'ün iyi bir örgütçü olduğunu ve kurtuluş savaşını böyle kazandığını yazıyordu.
Özellikle yazının bazı bölümlerini kalınlaştırarak belirtme ihtiyacı hissettim.O ifadeler bile ,malum şahsiyetin gerçeklerden ne kadar uzak ve art niyetli olduğunu açıkça belirtiyor.Atatürk topiğinde bu iddiaları çürütecek sayfalar dolusu yazı var.Buraya ikinci defa yazmanın bir anlamı yok.Sadece oynanan oyunun farkında olalım.Bir çok arkadaşımız defalarca bu çarpık ve çirkin ilişkiyi deşifre etti ama bir daha belirteyim.Yazan Ahmet Altan,haberi yayınlayan Zaman Gazetesi.Son günlerin moda deyimiyle yaftayı yapıştırmayalım ama neden her taşın altından aynı kişiler çıkıyor?

BABUTSA
04-11-2008, 13:14
Ha bir de rant kısmı var işin;

Doğan medyasının elini zayıflatmak isteyen iktidar Turkcel'e baskı kurdu Yeni çıkacak yasayala ilgili.Bunları görebilen ,ormanı gören diyalektik bakışa sahip olan insanlardır ihtiyacımız.

Bakın Sn. Jako'ya içi yanıyor ona katılmamak mümkün mü?



Sn.Bridgea;
Yalnız Doğan grubuyla -iktidar arasındaki göstermelik savaş biteli 15 gün oldu nerdeyse.Bakın geçen haftaki Ülkü Güney'in oğlunun nikahında şahitleden biri Aydın Doğan, diğeri ise R.T.E.'dı.Gayet de samimim pozlar verdiler.

bridgea
04-11-2008, 13:22
Sn.Bridgea;
Yalnız Doğan grubuyla -iktidar arasındaki göstermelik savaş biteli 15 gün oldu nerdeyse.Bakın geçen haftaki Ülkü Güney'in oğlunun nikahında şahitleden biri Aydın Doğan, diğeri ise R.T.E.'dı.Gayet de samimim pozlar verdiler.

Arayı bulma çabaları,zorlama ile...

Son dönemin en çok düşen iki kağıdı yanlış hatırlamıyorsam;

doğan holdinge ait,yeterli donedir benim için.

Serenler
04-11-2008, 17:34
AŞAĞIDAKİ YAZIYI BİR ORTAOKUL ÖĞRENCİSİ, OKULUNUN DUVAR GAZETESİNE
YAZMIŞ.

İNANILMAZ GUZEL VE FARKLI BİR BAKIŞ AÇISI
İYİ DE YAPMIŞ.





Bu ülkede yasayan her insanin bağımsızlığını ve demokrasisini
borçlu olduğu
insan:






ATATÜRK...


Gençliğinde kot pantolon giyememiş.

Sevgilisinin elinden tutup
hasılat rekorları kiran bir sinema filmine gidememiş...
Padişah ona Trablusgarp Cephesi'nde görev verdiğinde, lüks uçak
şirketinin,
first class koltuğunda viskisini yudumlayarak görev yerine gidememiş...

Halkına bağımsızlık fikrini anlatabilmek için kortej
esliğinde
Mercedes'lerle gezememiş Anadolu'yu...
Kurtuluş hareketini başlatmak için 19 Mayıs'ta Samsun'a ayak basan
ayağında
spor ayakkabısı ya da kovboy çizmesi yokmuş...
Kazandığı her savaştan sonra savaş sahasına fırlayıp moral veren
mini etekli
ponpon kızlar da yokmuş...
Tarih kitaplarına bakılırsa, Yunanlıları İzmir'den denize
döktükten sonra
timsah yürüyüşü de yapmamışlar...
Ülkesinde yapacağı devrimleri, unutmamak için not
alacağı bir
cep bilgisayarı olmadığı gibi, kendisine suikast girişiminde
bulunacakları
da cep telefonundan öğrenememiş!
Atatürk için üzülüyorum. Dağ gibi adam, bir radyo programına faks
çekemeden,
İsmet Pasa için Safiye Ayla'dan bir istek parçası isteyemeden
gitti ..

Lozan Zaferi'nden sonra veya Cumhuriyet'in ilanından sonra
arabaya atlayıp
sabahlara kadar korna çalıp, elinde bayraklarla sokaklarda tur
atamadı.

Evinin balkonuna çıkıp, bir şarjör mermiyi havaya sıkamadı.
Atatürk'e acıyorum...




Sen kalk, dört kadınla evlenebileceğin bir
dönemde dünyaya gel,

sonra değerini bilmeyip tek kadınla evlilik sistemini
getir. Aaaah ah...
Çılgın diskolara gitmek, sabahlara kadar içip, içip rock yapmak,
babasının mersedesini alıp söyle bir Emirgan turu çekmek dururken...
Bunları yapmadı Atatürk...

Keyif çatmadı...
Tüm hayatini ülkesinin kurtuluşuna ve uygarlaşmasına harcadı...

ISTE ONUN IÇIN BÜYÜK ADAMDI ATATÜRK HER FIRSAT ELINDE VARDI. O ISE
SADECE
BU MILLETIN BAGIMSIZLIGINI ISTEDI.

BÜTÜN SUÇU

2 KADEH RAKI IÇMEKTI
O KADAR.....

onursal
04-11-2008, 17:43
Burada yazılan 3-5 hümanist, insan eksenli, demokratik, çağdaş, barışcıl:notr:, kimlik, kültür vede problem:grrr: (pkk, sözde kürt sorunu v.s.) cözümlü yazıları görünce bu köşe yazısını eklemek sanırım çokta yanlış olmayacaktır...

Klişeleşmiş sözlerden sıkılanlar, vede kendi hümanizm anlayışları cercevesinde ve ne yazıkki daracık bir pencerede incelediklerini birde bu pencerede inceleseler... Varılmak istenen hedef belkide aynı değil yada en azından ben öyle umuyorum ama kullanılan argümanların aşağıdaki köşe yazarının bahsettiği partinin argümanlarından "öcalan" hariç bir farkı olmayan yazılardan sonra bu köşe yazısının buraya uygun düşeceği kanısındayım...


http://www.internethaber.com/author_article_detail.php?id=7581

Kepenk kapattırma,

oturma eylemi,

Başbakana "buraya gelmeyin" tehdidi,

çöpleri toplamama,

çocukları kullanma,

korsan kitapçık,

"Sayın"

vs...vs...







Hepsini DTP"nin günahı saymak da

bunların üzerinden bu partiyi eleştirmek de

çok kolay.

Ama son tahlilde,

bunlar tali.

Ana konu başka:

DTP"nin, büyük günahı;

Türkiye"yi,

"Türk-Kürt eksenli' bir politikaya,

tartışmaya sürüklemesi

ve mahkum etmesi.



Zaten bu tür "yeke yek" oyunları severiz, biz.

"Zenci-beyaz",

"bizden-sizden" türü politikaya teşniyiz.

Kutuplaşmaya uygun politik kültürümüz,

birikimimiz,

kadromuz hazır.



Demokratik açılımların,

çocuklara tacizlerin,

yolsuzlukların,

doğalgaz zamlarının,

Deniz Feneri"nin,

ticari alan yapılan yeşil alanların,

şarampole yuvarlanan müteahhitlerin,

kafasına göre iddianame düzenleyen savcıların,

ekonomik krizin,

emekli maaşlarının,

yoksulluğun

ve yokluğun

ve de bilumum sayamadığım sorunların

tartışılmasına imkan yok.



Varsa yoksa;

ne olduğunu bir türlü kimsenin anlatmadığı

ve anlamadığı

Kürt istekleri...

Varsa yoksa;

bu ülkeye yıllardır kandan,

gözyaşından,

acıdan başka bir katkısı olmayan

dağdaki çapulculara,

af tartışması...

vs…vs…



Küçük günahları için kıyametler kopartıyoruz ama

en büyük günahını;

fark etmiyoruz bile…

Tıpkı, Bakan söyleyince farkedip,

'vay be' diye şaşırdığımız:

1 trilyon dolarlık,

terör faturasını bugüne kadar fark edemediğimiz gibi...

-----------------------------------------------------------------------------------------

Kendi ırkçı fikirlerini toplumun millliyetcilik duyguları ile karıştırıp, Türk Milletini kafatasının boy ölçüsüne göre değerlendirenlere söylenebilecek son sözde

NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE!!! olsa gerek...

e-fulya
04-11-2008, 17:47
AHMET ALTAN'DAN CAN DÜNDAR'A 'ATAKÜRT' JESTİ!


Taraf Gazetesi bugün, ‘Hazreti Atatürk kavgası’ başlıklı manşetle çıktı okuyucularının karşısına. Taraf, ‘Mustafa’ filmiyle büyük tartışmalar yaratan Can Dündar’a yapılan tepkileri eleştiriyor ve Dündar’a sahip çıkıyor. Taraf manşetinin altına şunları yazdı:

“Mustafa filminde “insan Atatürk”ün anlatılmasına tepki büyük. Atatürk’e peygamber gibi bakıp Can Dündar’ı boykot edin çağrısı yapıyorlar.”

...Kaderin cilvesine bakın; bugün Can Dündar’ın Atatürk’le ilgili ‘Mustafa’ filmi eleştiri oklarının hedefinde. Filme birçok kesimden boykot çağrısı yapılıyor.

Ve Ahmet Altan, hem Taraf’ın manşetinden hem de köşesinden Can Dündar’a sahip çıkıyor.

Ve böylece; 13 yıl önce kendisine yapılan jesti benzer bir konuda Can Dündar’a yapıyor.
http://www.odatv.com/index.php?id=13882

onursal
04-11-2008, 17:51
AHMET ALTAN'DAN CAN DÜNDAR'A '.........' JESTİ!
[/url]

Belgeselden nemalananları gördükçe kimlerin memnun kalacağınıda anlamak zor bir zanaat değil sanırım...

e-fulya
04-11-2008, 18:07
Bence Can efendi artık Taraf'ta yazmalı..

e-fulya
04-11-2008, 19:45
...Can Dündar, geçen gün, TV erkanında konuşuyordu..

Kendisine haksızlık yapıldığını, “Atatürk düşmanı” gibi gösterildiğini savunuyordu.

Acıdım doğrusu(!)

Can kardeş, sen Atatürk dostu da olamazsın, Atatürk düşmanı da.

Sen ancak, Atatürk taciri olarak anılacaksın.

Sarı Zeybek ile o döneme göre, Mustafa ile bu ortama göre ticaret yapan birisin!

Görüyorsun değil mi, din istismarcılarını ve numaralı Cumhuriyetçileri.

Nasıl seviniyorlar, nasıl keyif çatıyorlar, görüyor musun?

Bilesin ki, onlar için Türkiye’nin karışması veya bazı etnik grupların kalkışması umurlarında değildir. Onlar zaten Laik ve Tam Bağımsız bir Ulus Devlete karşıdırlar.

Tehlikeli virajlarda zik-zak yapan bu Devletin bölünüp parçalanmasına ne kadar hizmet edilirse edilsin, bizim anlayışımız hep bunun karşısında olacaktır:

“Vatan bahis konusu olduğunda gerisi teferruattır!”
http://www.gazeteport.com.tr/YAZARLAR/NEWS/GP_316610

Elgin
04-11-2008, 22:39
Tabii ki insanlar saçmalayabilirler.
Ama saçmalığı bir ideoloji haline getirip “herkes bu saçmalığı tekrarlamak zorunda” dediğiniz zaman sorun da başlamış demektir.
Can Dündar’ın “Mustafa” filmi fevkalade ciddi bir saçmalama yarışı başlattı.
Filmle ilgili şöyle eleştiriler okudum:
“Atatürk’ü kısa göstermiş.”
Eee, ne olmuş?
Uzun boylu muydu Mustafa Kemal?
Yoo, kısa boylu, ince sesli bir adamdı.
Onun bu fiziksel özellikleri, onun yaptıklarını ya da yapmadıklarını değiştirir mi?
“Atatürk’ü içki içerken gösteriyordu,” diyorlar.
İçmiyor muydu?
Sıkı içiciydi ve içiyordu.
Ne var bunda?
Tabii filmle ilgili asıl söylemek istedikleri şu:
“Atatürk’ün insani zaaflarını gösteriyor.”
Yok muydu Atatürk’ün insani zaafları?
Vardı ve çoktu.
Kimin yok ki?
Hepimizin var.
Mesele tam da burada işte.
“Atatürk sıradan fanilere benzeyemez, benzetilemez, o bizler gibi değildir.”
“Onun insani zaafları olamaz.”
Türkiye’nin çok önemli kilitlerinden birini çözecek soru burada karşımıza çıkıyor işte.
“Neden Atatürk’ü insanüstü biri gibi anlatmak istiyorsunuz bize?”
Niye onun önemli bir lider, tarihte yerini almış bir şahsiyet olması yetmiyor da, ona “tanrısal” bir görüntü yüklemek istiyorsunuz?
Bir insanı, bütün insani zaaflarından soyarak tanıtmak, ona bir tür “dinî dokunulmazlık” sağlamaya uğraşmak, “laiklikle” ne kadar bağdaşır, o da ayrı bir soru.
Her dinden insan için “peygamberi” kutsaldır, buna rağmen peygamberlerle ilgili filmler yapıldı.
Hatta Hıristiyanlar kendi peygamberleriyle dalga geçen filmler bile çektiler.
Bizde ise, Atatürk’e, neredeyse “peygamberlerin” bile sahip olmadığı bir “tanrısallık”, bir dokunulmazlık yüklemeye uğraşıyorlar.
Neden yapıyorlar bunu?
Çünkü Atatürk, bu ülkenin yaşadığı birçok çarpıklığın, çürümüşlüğün sorgulanmasını önleyen bir kalkan gibi kullanılıyor birçokları tarafından.
Atatürk’e “tanrısal” bir statü verip, onun arkasına saklanıyorlar.
Şu anda, halkı tarafından böyle algılanan ve böyle algılanması için çaba gösterilen bir tek “lider” var.
O da Kuzey Kore’nin yöneticisi.
Doğrusu ya, Atatürk’ün o adama benzetilmek isteyeceğini de hiç sanmıyorum.
Kendi yaptıklarını Atatürk’ün arkasına saklanarak yapmak isteyenler, saçmalıklarını gittikçe artırıyorlar.
Ne İskender, ne Napolyon, ne Lenin, ne Washington kendi halkları tarafından böyle değerlendirilmiyor.
Değerlendirilmemesi de gerekir.
Bu insanlar, özel yetenekleri olan liderlerdi.
Ama hepsinin de zaafları vardı.
O zaafların açıkça bilinmesine, söylenmesine rağmen hâlâ saygı görürler, halkları, insanları onları zaaflarıyla sever ve saygı gösterir.
Ya da sevmez ve saygı göstermez.
Atatürk bir diktatördü.
Bunu kendisi bizzat Fethi Okyar’a da söylemişti.
Katı bir adamdı.
Muhaliflerine karşı çok sertti.
Çok ihtiraslıydı.
Bir asker olarak kendisini çok mutlu edecek kadar büyük başarılara sahip değildi ve yaşadığı dönemde onu en çok kızdıran eleştirilerden biri “bir meydan savaşını bizzat kazanmamış olduğunun” söylenmesiydi.
Buna karşılık olağanüstü iyi bir örgütçü, dengeleri her zaman çok iyi gözeten yetenekli bir politikacıydı.
Kendi ilkeleri yoktu, duruma göre görüşlerini değiştirirdi, pragmatikti.
Kendine ait bir kuramı, derinliğine kapsamlı bir fikir sistemi bulunmuyordu.
“Bu, Mustafa Kemal’in kendi fikriydi, daha önce hiç söylenmemişti” diyebileceğiniz tek bir fikir bile bulamazsınız zaten.
Batılı bir hayat tarzını Türkiye’ye getirmek isterdi.
Ve o Batılı ülkeyi de kendisinin yönetmesini isterdi.
Bir asker olduğu için “emirlere” inanırdı.
Klasik Batı müziğini bile Türk köylüsüne emirle sevdirebileceğini sanmıştı.
Denemişti.
Bunu “iyi niyetli” bir şekilde yapmıştı, çünkü Sofya’da, Selanik’te, Berin’de gördüğü hayatın Türkiye’de de yaşanmasını istiyordu.
Sadece o hayatın nasıl şekillendiğini, hangi aşamalardan geçilerek o noktaya gelindiğini bilmiyordu.
Zorla şapka giydirip, zorla müzik dinleterek Batılı bir toplum yaratabileceğini sanıyordu.
Yaratılamazdı, yaratamadı.
Ama Kurtuluş Savaşı’nı çok iyi örgütledi, cumhuriyeti kurdu.
Liderliği ile ülkenin önemli bir dönemeçten geçmesini sağladı.
Bu gerçek değişmez.
Atatürk’ün zaafları bulunan bir insan olduğu gerçeği de değişmez.
Onun kurduğu cumhuriyetin hâlâ demokratikleşemediği gerçeği de değişmez.
Zaten gerçekleri değiştirmeye değil, o gerçekleri görmeye ihtiyacımız var.
O gerçekler görüldüğü zaman Atatürk’ün ne değeri eksilir ne de değeri artar, sadece onun arkasına saklananların asıl yüzü ve amaçları ortaya çıkar.
Esas korktukları da bu, onun için bu kadar saçmalıyorlar zaten.

Altan

PAŞA
04-11-2008, 22:50
Maalesef film amacına ulaştı ve Atatürk tartışılmaya başlandı...Büyük Atatürk ,giderek sıradanlaştırılmaya başlandı...Çok yazık...
Hele filme tüm sınıfça gelen çocukları görünce....:-(

Golfer
04-11-2008, 22:59
Atatürk diktatörmüş.. !??! Pes yahu.. Pes ki ne pes..

Ahmet Altan'ın, kardeşinin vs. ne olduğunu hepimiz biliyoruz. İkinci cumhuriyetçilerin yazılarını buraya yapıştırmayın.. :grrr:

Cumhuriyet ve Devrim Tarihini doğru adresten öğrenmek, hatırlamak isteyenler için üniversiteden hocam Prof. Dr. Özer Ozankaya'nın "Cumhuriyet Çınarı" kitabını tavsiye ederim..

Medyada ya da çevrenizde kimin bilip bilmeden salladığını daha iyi anlarsınız..

yosun
04-11-2008, 23:03
Bu Ahmet Altan denilen satılmış zavallıda da ne surat varmış be...
Bayraktepe olayıyla ilgili yaptıkları haber YALAN ÇIKTI! SURATINA ŞAMAR GİBİ İNDİ! Adam hala hiç utanmadan ahkam kesiyor.
Ee tabii parayı verene göre düdük çaldığı için muhteremin susmayıp, durmaksızın provakatörlük yapması gerekiyor. Uşak olmak zor iş olsa gerek!
Aklı sıra Can Dündar'a arka çıkıyor.
"Bozacının şahidi şıracı" derler bizim buralarda...
Tam da öyle bir durum.
Haa bir de Anadolu'mda kullanılan bir deyim vardır.
"İt iti ısırmaz" diye...
Bu deyim daha bir uydu sanki zavallı Altan'ın durumuna.

nosferatu
05-11-2008, 00:28
iyi de yine hep ayni noktaya geliyoruz..

kisa ve öz soruyorum.. su an türkiyede kim eziliyor ( ergenekon diye iceri atilanlari saymazsak ) ?

kürt yada gürcü yada lazlarin hangi kültürel hakkina su an engel var ?

tabii ki hicbir özgürlük kendiglinden verilmemistir.. avrupaya demokrasi nasil gelmis ? birileri mi vermis .. yooo..

peki söyleyin türkiye nasil bir devlet olmali ona göre cevap vereyim .. isi somutlastiralim..

sizce türkiye seriat devletimi olsun ? yada maoist ? marxist ? nasil bir öneriniz var anlayamiyorum..

bunlar olursa kime hangi hak verilecek ? bu tip yönetilen hangi devlette insanlarin ortacag'dan öe bireysel ve demokratik haklari var ?

sizce kürt hareketi irkci bir hareket mi yoksa kültürle bir hareket mi ?
Eger kültürel ise hangi haklari eksik ?

Bu tartışma film tartışmasından çıkıp rejim tartışmasına dönüştüğü için bu fprum sayfalarında bir yıl tartışsak sonuç alalmayız.O yüzden işi polemiğe dönüştürmemek için fazla uzatmayacağım.
Devletin kendince meşru saydığı ideal vatandaş tipi sünni müslüman,etnisite olarak türk olmasa bile türklüğe asimile olmayı kabullenmiş ve laikliği yarım yamalak da olsa benimsemiş(çünkü laiklik sadece din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılmasıyla sınırlı değildir,siyasetin ve hukuğun dünyevileşmesini de gerektirir),özellikle sınıf mücadelesinden ve siyasal hak mücadelesinden uzak duran(çünkü askeri ve sivil bürokrasi tarafından sınırları çizilmiş siyasal alanın bir çok iç ve dış tehdit algılaması vardır)bir insan modelidir.bu vatandaşın siyasetle ilişkisi bu çerçeve içinde icazet almış partilerin liderleri ve yönetimi tarafından belirlenmiş,sistem için sakıncasız adayların belirlenmesi için seçimden seçime sandığa gidip oy atmaktır
.burada okullarda ana diliyle seçmeli ders olarak bile tanışamayan,yaşadığı yerlerin ismi değiştirilmiş, kürtçe afiş astığı için bölücülükten yargılanan kürt de(ingilizce veya almanca olsa sorun çıkmıyor),devletin resmi din anlayışıyla örtüşmediği için inancı asimile edilmeye çalışılan,cemevleri ibadethane olarak bile kabul edilmeyen alevi de(çünkü diyanet tarafından kabul edilen yorum hanefi islamın maturidi yorumudur),dünyanın hiçbir demokrasisinde görülmemiş bir şey olan üniversitede tek tip kıyafete mahkum edilmiş muhafazakar islamcı kızlar da mağdur konumundadırlar.ha, siz sormuşken ekleyeyim görüşlerinden ve icraaatlarından haz etmesem de gerçek bir demokratik, hukuk devleti olmadığı için ve yargı derin güçler ve siyasi iktidar tarafından manipüle edildiği için gereğinden fazla cezaevinde kalan,ya da haysiyet kırıcı bir biçimde göz altına alınan bazı kemalist,ya da şoven medya erbabı,yazar çizer,işadamı vs.de mağdur olmuştur.yani bu da göstermektedir ki demokratik bir hukuk devleti ona düşman olanlara,hatta darbecilere bile lazım.Bunların avukatları şimdi ergenekon savcılarını davayı AİHMye götürmekle tehdit ediyorlar...trajikomik...
bence burada toplumun kutuplaşmış ve birbirinden tamamen kopuk,hatta birbirine düşman olan kesimlerin çatışmasının daha fazla derinleşmemesi için öncelikle yapılması gereken yeni bir toplumsal sözleşmedir.yani toplumun mağdur edilmiş kesimlerinin siyasal taleplerini de karşılayan,devletin kutsallığını değil,insan hakları ve temel hak ve özgürlüklerin güvence altına alındığı bir anayasa tartışmasını gündeme getirmek gerekir.

yosun
05-11-2008, 01:36
Bu tartışma film tartışmasından çıkıp rejim tartışmasına dönüştüğü için bu fprum sayfalarında bir yıl tartışsak sonuç alalmayız.O yüzden işi polemiğe dönüştürmemek için fazla uzatmayacağım.
Devletin kendince meşru saydığı ideal vatandaş tipi sünni müslüman,etnisite olarak türk olmasa bile türklüğe asimile olmayı kabullenmiş ve laikliği yarım yamalak da olsa benimsemiş(çünkü laiklik sadece din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılmasıyla sınırlı değildir,siyasetin ve hukuğun dünyevileşmesini de gerektirir),özellikle sınıf mücadelesinden ve siyasal hak mücadelesinden uzak duran(çünkü askeri ve sivil bürokrasi tarafından sınırları çizilmiş siyasal alanın bir çok iç ve dış tehdit algılaması vardır)bir insan modelidir.bu vatandaşın siyasetle ilişkisi bu çerçeve içinde icazet almış partilerin liderleri ve yönetimi tarafından belirlenmiş,sistem için sakıncasız adayların belirlenmesi için seçimden seçime sandığa gidip oy atmaktır .burada okullarda ana diliyle seçmeli ders olarak bile tanışamayan,yaşadığı yerlerin ismi değiştirilmiş, kürtçe afiş astığı için bölücülükten yargılanan kürt de(ingilizce veya almanca olsa sorun çıkmıyor),devletin resmi din anlayışıyla örtüşmediği için inancı asimile edilmeye çalışılan,cemevleri ibadethane olarak bile kabul edilmeyen alevi de(çünkü diyanet tarafından kabul edilen yorum hanefi islamın maturidi yorumudur),dünyanın hiçbir demokrasisinde görülmemiş bir şey olan üniversitede tek tip kıyafete mahkum edilmiş muhafazakar islamcı kızlar da mağdur konumundadırlar.ha, siz sormuşken ekleyeyim görüşlerinden ve icraaatlarından haz etmesem de gerçek bir demokratik, hukuk devleti olmadığı için ve yargı derin güçler ve siyasi iktidar tarafından manipüle edildiği için gereğinden fazla cezaevinde kalan,ya da haysiyet kırıcı bir biçimde göz altına alınan bazı kemalist,ya da şoven medya erbabı,yazar çizer,işadamı vs.de mağdur olmuştur.yani bu da göstermektedir ki demokratik bir hukuk devleti ona düşman olanlara,hatta darbecilere bile lazım.Bunların avukatları şimdi ergenekon savcılarını davayı AİHMye götürmekle tehdit ediyorlar...trajikomik...
bence burada toplumun kutuplaşmış ve birbirinden tamamen kopuk,hatta birbirine düşman olan kesimlerin çatışmasının daha fazla derinleşmemesi için öncelikle yapılması gereken yeni bir toplumsal sözleşmedir.yani toplumun mağdur edilmiş kesimlerinin siyasal taleplerini de karşılayan,devletin kutsallığını değil,insan hakları ve temel hak ve özgürlüklerin güvence altına alındığı bir anayasa tartışmasını gündeme getirmek gerekir.

Özellikle işaretlediğim konular ilgimi çekti.
İlk kısımda bahsettiğiniz insan tipi iddia ettiğiniz gibi sadece bir tek bölgeye değil tüm yurtta yaygın. Mevcut siyasi partiler ve seçim yasasından kaynaklanan bir sorunu nasıl oluyorda belli bir bölge halkının sorunuymuş gibi aktarabiliyorsunuz?
Siz istediğiniz kişiyi aday gösterip, seçme hakkına sahip misiniz? ÜĞlkenin doğusundaki de batısındaki de siyasi parti başkanları tarafından belirlenen ve dayatılan adaylara oy vermiyor mu?

İkinci kısıma gelince; demokratlıktan, hak ve özgürlüklerden bahsederken insanların mağdur olduklarını düşünüp, AİHM'ne gideceğiz demelerini bir hak olarak görmeyip, tehdit olarak görmeniz ve trajikomik bulmanız çelişki yarat mıyor mu? Kaldı ki bu ülkenin en tepesinde cumhurbaşkanı sıfatı ile oturan şahısın eşi ve bakan koltuğunda oturan bir başka şahısın eşi de AİHM'ne gitmemişler miydi? Ülke yönetiminde söz sahibi olanların hakkı olan bir eylem normal vatandaşların hakkı olmuyor mu?
Ve yine henüz davaları görülmekte olan insanlara dava sonuçlanmadan, suçlulukları tespit edilmeden bir çırpıda ülke aleyhtarı, darbeci gibi yaftalar asarken nasıl demokrat olduğunuzu iddia edip, insan haklarından bahsedebiliyorsunuz anlamış değilim.
Sanıyorum demokratlık anlayışınız oldukça farklı...

freesky
05-11-2008, 04:24
Bu Ahmet Altan denilen satılmış zavallıda da ne surat varmış be...
Bayraktepe olayıyla ilgili yaptıkları haber YALAN ÇIKTI! SURATINA ŞAMAR GİBİ İNDİ! Adam hala hiç utanmadan ahkam kesiyor.
Ee tabii parayı verene göre düdük çaldığı için muhteremin susmayıp, durmaksızın provakatörlük yapması gerekiyor. Uşak olmak zor iş olsa gerek!
Aklı sıra Can Dündar'a arka çıkıyor.
"Bozacının şahidi şıracı" derler bizim buralarda...
Tam da öyle bir durum.
Haa bir de Anadolu'mda kullanılan bir deyim vardır.
"İt iti ısırmaz" diye...
Bu deyim daha bir uydu sanki zavallı Altan'ın durumuna.


Sn yosun,

Ahmet Altan ben kendimi bildim bileli hep ayni cizgidedir, hic yalpalamamistir. Benimle neredeyse tezat goruslere sahip olmasina ragmen, ozgurluk ve demokrasinin yuzu suyu hurmetine okurum yazdiklarini ve objektif bir sekilde degerlendirmeye calisirim. ayrica, yaptigi haberlerin de yalanlandigi kesin degil. Sadece karsi gorus geldi, ama ben sahsen yeterince acik ve aydinlatici bulmadim ona karsi cikanlari. Cunku ayni kaynak, 70 milyonluk bir ulkenin hava kuvvetleri komutaninin, ulkenin en hassas karakollarindan birisine yapilan saldiriyi 2 gun sonra duydugunu bize izah etmeye ve bizi buna iknaya calisti. Onun yerine golf sporunun ulkemizde yayginlasmasina katkida bulunuyorlardi cunku. Veya, bir kaynak "parasizliktan karakollari tasiyamadik" derken, otekisi yalanliyor ve "bunun parasizlikla bir alakasi yok" diyordu.

Simdi size sorarim, bu kadar tezat goruslerin ayni kaynaga bagli, farkli kisilerce aciklanmasi, sizce de biraz tuhaf bir duruma sebep olmuyor mu? Satilip satilmadigini, usakligini vs yi bir tarafa birakir ve elimize de vijdanimiza koyarsak, sadece bu somut ornekler bile "acaba bu eleman hakli olabilir mi?" turunden bir suphe dusurmez mi insanin icine...?

Mesela siz oyle bir hassas bolgede karakollarin, dagin en ihtisamli ve yuksek tepeleri yerine, ayakyolllarina!! yapilmasini, kale gibi duvar ve catilarin yerine, ufurukten teyyare bir sekilde, derme catma aluminyumdan yapilmasini tasvip ediyor; 3-4 aylik acemi askerlerin ellerinde silahla daga surulup, omrunu o daglarda gecirmis ve her turlu gerilla egitimini almis, zor sartlarda yasam kabiliyeti edinmis ve bilumum tecrubeleri bizzat olaylarin icerisinde yasayarak kazanmis, en az 5-10 yillik catisma tecrubesine sahip, her turlu kisa, uzun menzilli silahin egitimini almis o adi teroristlerle basa cikabilecegini mi dusunuyorsunuz?

Benim dayim Egridir komando okulundan mezun. Anlatirdi da, agzimiz acik dinlerdik cocuklugumuzda. "Dagin icine birakip 1 hafta ne halin varsa gor" turunden bir egitim ve her turlu bubi mubi, bilmem ne tuzaklari, bomba imhalari, keskin nisancilik vs vs vs.. Olay benim uzmanlik alanim degil ama bildigim tek sey, oraya mucadeleye giden askerlerin de en az o bolgedeki satilmis hainler kadar o bolgeyi tanimis olmasi ve gerekli egitim ve teknik donanimlara sahip olmasi gerekir diyorum. Benim gorebildigim, bolca patates soyup, mintika temizligi yapiyorlardi bizim erler. Bizim boluk komutanina gicik!! bir yuzbasi nobetciyken, bizim koca boluge 3 defa mintika temizligi yaptirmisti yarim saatte... Telsiz bolugunden, telsiz gormeden terhis olduk biz. Zaten genel kurmay ve diger ilgililer de bunu gordu ve yeniden yapilanmaya gidilmekte epeydir. Iyi de olmakta, ellerine saglik. Ama bunu 10 senedir yazip cizmiyorlarmi gazetelerde zaten.... tek fark, o zamanlar golf daha ulkemize gelmemisti.

Bir notta Engin Ardic hayrani! forumdasimiz icin :he: : bence ne Ataturk'un sesinin ince olmasi, ne de raki icmesi O'nun ulke icin yaptiklarinin degerini azaltmaz, azaltmamali. Maalesef, "Yasasin Kemalizm. Kahrolsun laiklik dusmanlari" dediginizde, rejim dusmani olsaniz, darbe yaltakcisi olsaniz, hatta banka hortumcusu bile olsaniz, yada onlara yardim etseniz, her turlu yamuk!!durumu kurtarabildiginiz bir ulkede, "Ataturk'de bir kuldu. Her insanin oldugu gibi, O'nun da arti ve eksileri vardi" demek neredeyse suc haline gelecek.

Buna ekleyecek yada cikaracak birsey yok bence. "Turkiye'nin kendine has stratejik!! onemi" geyigini bir yana birakarak, diger uygar dunya ulkelerine bir bakin. (Stratejik onem, kullanildigi zaman ortaya cikar. Oyle kagit uzerinde bizim stratejik onemimiz cok demekle olmuyor bu isler. Kendi komsularimizi bile dusman ilan etmisiz ve tek kurusluk ticaret yapmamisiz kac on yildir....Sonra gelip stratejik onem masallari anlatmisiz kendi kendimize..Daha sinirimizdan iceri giren eskiyalari takip etmekten aciziz dis yardim olmadan, kalkmis stratejik onemden bahsediyoruz...) Oralarda insanlar gecmisine nasil saygi gosteriyorlar, ulkeleri icin iki kurusluk dahi olsa bir hayir isleyenleri nasil aniyorlar, gorun derim. (Dikkat edin, "bu vatan icin kursun atan da, yiyen de bizim icin kutsaldir" demedim. Kumarhane patronlarina ortak olan, yada onlar icin veya onlara kursun sikarak, kendisine hayran bir kitle olusturanlarla isimiz olmaz bizim... Onlari destekleyenlerle de....Efendi efendi, kendi parasiyla kumar oynayan veya parasini o sekilde eglence amacli harcayanlara da herhangi bir sozumuz olamaz. Bir kismi da burda Ihlas senetleri alarak o zevklerini tatmin ediyorlar zaten. :he: Kendimi bu son gruptan haric tutamiyorum malesef...)

Surci lisan etmissek, affola.

freesky

BABUTSA
05-11-2008, 08:55
http://www.hisse.net/forum/showpost.php?p=2726549&postcount=746

simetri
05-11-2008, 09:08
http://www.hisse.net/forum/showpost.php?p=2726549&postcount=746

sn ranger, HEPİMİZ MUSTAFA KEMAL`iz:super:

RMM
05-11-2008, 09:11
biz türkler biraz balık zekalıyızdır...............unuturuz zamanla.............film kalksın vizyondan..........ne millet can dündar'ı filmiyle hatırlar ne de filmi.............gündem carcapuk değişir benim ülkemde................

yosun
05-11-2008, 09:23
Sn yosun,

Ahmet Altan ben kendimi bildim bileli hep ayni cizgidedir, hic yalpalamamistir. Benimle neredeyse tezat goruslere sahip olmasina ragmen, ozgurluk ve demokrasinin yuzu suyu hurmetine okurum yazdiklarini ve objektif bir sekilde degerlendirmeye calisirim. ayrica, yaptigi haberlerin de yalanlandigi kesin degil. Sadece karsi gorus geldi, ama ben sahsen yeterince acik ve aydinlatici bulmadim ona karsi cikanlari. Cunku ayni kaynak, 70 milyonluk bir ulkenin hava kuvvetleri komutaninin, ulkenin en hassas karakollarindan birisine yapilan saldiriyi 2 gun sonra duydugunu bize izah etmeye ve bizi buna iknaya calisti. Onun yerine golf sporunun ulkemizde yayginlasmasina katkida bulunuyorlardi cunku. Veya, bir kaynak "parasizliktan karakollari tasiyamadik" derken, otekisi yalanliyor ve "bunun parasizlikla bir alakasi yok" diyordu.

Simdi size sorarim, bu kadar tezat goruslerin ayni kaynaga bagli, farkli kisilerce aciklanmasi, sizce de biraz tuhaf bir duruma sebep olmuyor mu? Satilip satilmadigini, usakligini vs yi bir tarafa birakir ve elimize de vijdanimiza koyarsak, sadece bu somut ornekler bile "acaba bu eleman hakli olabilir mi?" turunden bir suphe dusurmez mi insanin icine...?



Dünün koyu marksist, leninist çizgisinde olan bir adamın bu gün liboşlaşmasından bahsediyoruz. Bu nasıl aynı çizgide ve yalpalamadan durmaktır benim pek aklım ermedi?
Taraf'da direkt TSK'yı suçlamak suretiyle Bayraktepe'ye ait olduğunu ileri sürerek yayınladıkları görüntüler bırakın TSK'yı bir çok sivil tarafından da kesin olarak yalanlanıp görüntülerin iddia edilen yere ait olmadığı, defalarca söylendi ve Irak'ın kuzeyinde bir bölgeye ait olduğu bölge ismi de belirtilerek açıklandı.
Teröristler mayın döşüyorlar denilerek gösterilen görüntülerin, tarım alanında çalışan insanlara ait oldukları açıklandı. Ahmet Altan ve Taraf'ı bunların hiç birisine cevap veremedi.
Buna rağmen neye dayanarak yalanlanmadı dediğinizi anlayamadım.

Henüz geçen hafta Genelkurmay tarafından Bakanlar Kuruluna verilen brifing ile ilgili olarak yapılan haberler içlerinde Taraf'ında bulunduğu 3 gazetenin özellikle isimleri zikredilerek ve bizzat Başbakanlık tarafından yalanlandı.
Diğer konulara hiç değinmeyeceğim. Çünkü yeterince yazıldı ve tartışıldı zaten.

nosferatu
05-11-2008, 10:28
Özellikle işaretlediğim konular ilgimi çekti.
İlk kısımda bahsettiğiniz insan tipi iddia ettiğiniz gibi sadece bir tek bölgeye değil tüm yurtta yaygın. Mevcut siyasi partiler ve seçim yasasından kaynaklanan bir sorunu nasıl oluyorda belli bir bölge halkının sorunuymuş gibi aktarabiliyorsunuz?
Siz istediğiniz kişiyi aday gösterip, seçme hakkına sahip misiniz? ÜĞlkenin doğusundaki de batısındaki de siyasi parti başkanları tarafından belirlenen ve dayatılan adaylara oy vermiyor mu?

İkinci kısıma gelince; demokratlıktan, hak ve özgürlüklerden bahsederken insanların mağdur olduklarını düşünüp, AİHM'ne gideceğiz demelerini bir hak olarak görmeyip, tehdit olarak görmeniz ve trajikomik bulmanız çelişki yarat mıyor mu? Kaldı ki bu ülkenin en tepesinde cumhurbaşkanı sıfatı ile oturan şahısın eşi ve bakan koltuğunda oturan bir başka şahısın eşi de AİHM'ne gitmemişler miydi? Ülke yönetiminde söz sahibi olanların hakkı olan bir eylem normal vatandaşların hakkı olmuyor mu?
Ve yine henüz davaları görülmekte olan insanlara dava sonuçlanmadan, suçlulukları tespit edilmeden bir çırpıda ülke aleyhtarı, darbeci gibi yaftalar asarken nasıl demokrat olduğunuzu iddia edip, insan haklarından bahsedebiliyorsunuz anlamış değilim.
Sanıyorum demokratlık anlayışınız oldukça farklı...

Evet,ben de bunu söylüyorum zaten....Devlet tarafından çizilmiş siyasal alan ve kamusal alanın çizgileri belli,onu da yukarıda özetledim.Bu resmi ideoloji dışında farklı toplumsal ve siyasi taleplerle ortaya çıkan kesimler zaten partileri kapatılarak,dernekleri ,kültür merkezleri vs. basılıp ,üye ve çalışanları tehdit edilip gözaltına alınarak vs.siyasal alanın dışında bırakılyordu bugüne kadar(umarım bundan sonra bu uygulamalar görülmez).
Yani gerek kimliksel taleplerle(kürt,alevi,başörtüsü vs.)gerek direkt siyasi taleplerle(radikal sol,islam vs.ama milliyetçi partileri hariç tutuyorum çünkü sistem bunları yedek sokak gücü olarak hazır tutmaktadır ortaya çıkan tüm unsurlar iç tehdit olarak kabul edilmekte ve tasfiye edilmeleri için her türlü yöntem uygulanmaktadır.Bu sahte demokrasi modeli de zaten sizin de belirttiğiniz gibi tüm ülke sathında uygulanıyor,sadece bir bölgeye mahsus olduğunu söylemedim.
İkinci kısma dair, ben kimseyi AİHMEe başvurduğu için tehdit olarak gördüğümü söylemedim,aksine iç hukuk yolları tıkandığı zaman mağdur olan her birey veya kurum için başvurulası gereken meşru bir haktır ve devlet de imza attığı uluslararası szleşmeler gerği bunu kabul etmiştir zaten.Benim ifade ettiğim bu ergenekoncu sanıkların bazılarının ergenekon davası savcılarını davayı AİHM ye götüreceğiz diye tehdit etmeleri ve bunun her gün küfrettikleri ABye sıkışınca bir can simidi gibi sarıldıklarını göstermek içindi .Bu da bence hiç etik olmayan ve gayet trajikomik bir durum.

ally_mcbeal
05-11-2008, 16:13
Sayın Can Dündar

Mustafa isimli filminizi izleyeli henüz yarım saat oldu. Eve geldim ve aklımdakileri sıcağı sıcağına yazmak istedim.

Film belgesel filmciliğine iyi bir örnek olmuş. Mehmet Ali Birand ekolünün başarılı bir örneği olmuş. Bu işi size M.Ali Birand,ona da yabancı dostları çok iyi öğretmiş. Ama hayatını anlattığınız kişi ATATÜRK olunca bu kadar büyük bir insanın hayatını dengeli bir şekilde yansıtamamışsınız. Örneğin çocukluğu birkaç dakika değil de daha uzun anlatılabilirdi. Ya da hastalığı, ölümünden sonrası daha ayrıntılı anlatılabilirdi. Halkının ona duyduğu sevginin görüntüleri uzunca gösterilebilirdi.

Ama bunun bilinçli bir şekilde yapılmadığından yani bilinçli bir şekilde yapmadığınızdan şüphem yok.

Açık söylemek gerekirse böyle bir film yaptığınızı ilk duyduğumda sizin internet aracılığı ile artık hemen herkesçe bilinen SOROSÇU kimliğiniz pek çok soru işareti getirdi aklıma. Bu film gerçekten samimi bir şekilde Atatürk'ü mü anlatacaktı? Atatürk'ün çocukluğundan ölümüne kadar olan hayatını nasıl anlatacaktı? Özel hayatından bahsedecek miydi? Yaşadığı zorluklar, sıkıntılar nasıl bir dille izleyiciye sunulacaktı?

Ne yazık ki beni yanıltmadınız sayın Dündar. Film boyunca araya sokulan birkaç masum gibi görünen cümle ya da can alıcı bir konunun yine çok basit, üstün körü bir ifade ile geçiştirilmesi, filmin sonunda amacın Atatürk konusunda uzun zamandır toplumda televizyon,gazete,kitaplar aracılığı ile yapılan dezenformasyon-yanlış bilgilendirme olduğunu açık bir şekilde göstermiştir.

Atatürk'ün padişah ile Samsun'a gitmeden önceki görüşmesinde güya Atatürk'e ''memleketi kurtarmak görevi sizde'' gibilerinden bir söz söylediğini söylüyorsunuz filmde. Ama aynı padişahın Atatürk ve silah arkadaşları için ölüm fetvası verdiğini söylemiyorsunuz. Şeyhülislamın fetvasından bahsediyorsunuz.Sanki şeyhülislam padişahtan izinsiz böyle bir şey yapabilirmiş gibi?! Atatürk'ün NUTUK'ta padişah ile ilgili söylediklerini hiç anlatmamışsınız.

Benim saydığıma göre 4 ya da 5 dakika içinde 4 kez Atatürk'ün ''muhalefeti yok ettiğini'' söylediniz. Sonra ''devrim yine kendi çocuklarını yemişti'' dediniz. En yakın silah arkadaşlarını son anda idamdan kurtardığını ama diğerlerini idama ya da hapis cezalarına mahkum ettirdiğini söylediniz.Oysa ki kendi silah arkadaşlarına 2 kez parti kurdurtan, demokrasiye geçilmesi için çaba veren Atatürk'ü anlatmadınız. Neden? Ya da kendisine karşı girişilen suikast girişiminin arkasında ne yazık ki işte bu silah arkadaşlarının olduğunu da söylemediniz. Neden? Atatürk'ü tıpkı ATATÜRK karşıtı şeriatçı-liberal-Kürtçü-Amerikancı-ABci ittifakın sık sık söylediği gibi diktatör olarak tanıttınız Türk halkına. Sanki o dönemde Avrupa'da bütün ülkeler bugünkü anlamda parlamenter demokrasi ile yönetiliyormuş da Atatürk ''ille de koltuk''demiş izlenimini verdiniz izleyiciye.

Atatürk'ün Sivas,Erzurum,Amasya'daki mücadelelerinden neredeyse hiç bahsetmediniz. Oysa ki milli mücadelenin anlatılmadığı bir Atatürk biyografisi, Sivas-Erzurum-Amasya'nın anlatılmadığı bir milli mücadele eksiktir. Yanlıştır.Tablonun tamamını ortaya çıkartmaz.

Atatürk'ün pek çok konuda söyledikleri, yaptıkları sizin filminizde de tabu olarak kalmışken 1 Kasım 1937'de TBMM'de yaptığı meşhur, ''Fakat bu prensipleri, gökten indiği sanılan kitapların doğmalarıyla asla bir tutmamalıdır. Biz, ilhamlarımızı, gökten ve gaipten değil, doğrudan doğruya yaşamdan almış bulunuyoruz.'' sözlerini,hem de filmin sonlarına koymanız bana manidar geldi. Bunu yaparak amacınızın izleyiciye şok etkisi yaşatarak Atatürk ile ilgili önyargılara daha kolay inanmalarını sağlamak olduğuna inanıyorum.

Hepsi neyse de şu meşhur ''Atatürk eğlenceye, zevke, içkiye düşkündü'' yalanını da öyle bir vurguladınız ki filmin son yarım saatinde. 10-11 yaşında bir çocuğun bile izlerken rahatlıkla sorabileceği ''Sanki bunca devrimler kendiliğinden mi yapılmış, bu ülke kendiliğinden mi kurtulmuş, bu kadar düşman kendiliğinden mi defolup gitmiş?''soruları havada kalmış. Oysa ki filmin bu Atatürk'ün şu kadar sigara, bu kadar rakı içtiğini iddia ettiğiniz kısmında Atatürk'ün aksine içmesi gerektiği kadar içtiğini ve bu içtiği rakı ile zehirlendiği yönündeki son derece kuvvetli iddiaları dile getirseydiniz bunca zamandır Atatürk'ü içkici olarak göstermeye çalışan dezenformasyonun etkilediği bazı insanları bilgilendirmiş olurdunuz.

Hele ki Atatürk'ü kendi sağlığında HEYKEL ATATÜRKÇÜLÜĞÜ yapmak ile suçlamanız inanılır gibi değildi benim açımdan? Ya da 12 Eylül faşizminin yaptıklarını bilenler açsından. Heykel Atatürkçülüğü yani hemen her yere Atatürk heykeli yerleştirilmesi Atatürk'ün ve Atatürkçülerin değil, aksine Atatürk'ten ve Atatürkçülük'ten uzaklaşanların başvurduğu yoldur.

Netice olarak başta dediğim gibi ne yazık ki beni şaşırtmadınız. Edebiyatınız elbette ki kuvvetli ve Türkiye şartlarında da işinizi iyi yapıyorsunuz. Ama siz de Atatürk ile ilgili olarak yürütülen bu dezenformasyon kampanyasına bilinçli ya da bilinçsiz (ne yazık ki bilinçsiz olarak yaptığınıza pek ihtimal vermiyorum) bu film ile devam ettiniz. Devam ettiniz diyorum çünkü SARI ZEYBEK belgeselinde de aynı şekilde Atatürk'ün içkisini abartılı olarak anlatmıştınız.

Ama suç sizde değil.

Koskoca Türkiye Cumhuriyeti'nde bugüne kadar kendisine ATATÜRKÇÜ, KEMALİST diyen aydınlar, bizler, yazarlar, sanatçılar, siyasetçiler, bizzat kurduğu partisi CHP becerip de bir ATATÜRK filmi yapamadığımız için sizin gibi insanların yaptığı bu ve buna benzer çalışmalar hep halkın haklı ilgisini çekecektir ve ne yazık ki hep de dezenformasyon olarak kullanılacaktır.

Bu yazıyı hemen kaleme alıp size göndermek istedim çünkü en azından bu satırların yazarının İTÜ Kimya Mühendisliği mezunu, 34 yaşındaki Çetin Taş'ın, bu film ile hedeflenenin Türk insanını bilgilendirmek değil aksine Türk insanını yanlış bilgilendirmek ve hem de Atatürk konusunda yanlış bilgilendirmek olduğunu anladığımı ve beni kandıramadığınızı bilmenizi istedim.

İyi akşamlar

Çetin TAŞ
31 Ekim 2008

sırf son cümle bile yeter.

balaban
05-11-2008, 22:49
Sayın Dündar,

Bilmelisiniz ki artık sizin yazılarınız okumayacağım.

Hayatımda hiçbir yazara sansür uygulamadım. Bunu ilk kez hem de yazılarını beğendiğim bir yazara yapmak bana acı veriyor.

Dün büyük bir heyecanla 14 yaşındaki oğlumu alıp "Mustafa" filmini izlemeye gittik. Bugünden sonra, bir çok okuldan bir çok öğrenci bizim duyduğumuz heyecanla eserinizi izlemeye gidecekler. Geleceğimiz olan bu çocuklar, Cumhuriyetimizin Kurucusunun sizin anlatımınızla "akşama kadar uyuyan, alkol ve sigara bağımlısı" biri olduğunu duyacaklar. Meğer Ulu Önderimiz Kürt vatandaşlarımıza özerklik vermeyi düşünüyormuş. Meğer insanları zorla dinden imandan etmiş. Meğer Çanakkale'de Mehmetçiğin Vatan uğruna ölmesini kullanmış. Meğer asıl kahraman Vahdettinmiş.

Önümüzdeki günlerde filminizin etkilerine bakıp gurur duyabilirsiniz. Daha şimdiden DTP kitapçık dağıtmaya başladı. Yarın size Amerik an dostlarının kaleminden çıkan bölünmüş haritalarını hediye ederler. Cumhurbaşkanınız size şeref madalyası takar. Belki AKP'den "Kültür Bakanı" olursunuz. Ne diyeyim, şimdiden hayırlı olsun.

Günümüzde normal insanların özel yaşamları bile "dokunulmaz" olmalıyken, siz olağanüstü bir insanın "özel" yaşamını gözler önüne serdiniz. Taraflılığınızı ya da tarafsızlığınızı tartışmayacağım. Gerçekleri yazıp yazmadığınızı da. Ama bir sonraki projenizi merak ediyorum. Hazır elinizde arşivler varken örneğin "Kürt aşiretlerinde dönen entrikaları" da yazacak mısınız? Toprak ağalarının yanında çalışan "marabaları" ne hale getirdiklerini? Her türlü! nasıl yararlandıklarını? Kaçakçılıktan nasıl köşe olduklarını? Ya padişahların özel yaşantılarına değinecek misiniz? Haremlerini? "Oğlancı" eğilimlerini? Kardeşlerini nasıl katlettiklerini? Ensest ilişkilerini? Ya günümüz iktidarını? Çocuklarına sağladıklarını? Onların yaşamları? Ülkeyi nasıl kararttıklarını da yazacak mısınız? Kadınları nasıl kullandıklarını? Vatanı nasıl peşkeş çektiklerini de anlatacak mısınız? Peki ya yobazları? Parmak kadar kız çocuklarını nasıl taciz ettiklerini? Kapalı kapılar ardında yaptıkları rezillikleri? Halkın kanını nasıl emdiklerini?

Ah, az kalsın unutuyordum, şu filminizde bahsettiğiniz "dalkavuk", "yalaka" basının günümüzdeki halini de yazacak mısınız? Elinize "çuvaldız" almaya cesaretiniz var mı?

Hiç zahmet etmeyin, yazamayacağınızı biliyorum. O sigara ve rakı içen mavi gözlü adamda "yürek" vardı. Siz de yok!!...


Mustafa ÇAKAR

TÜRKİYE CUMHURİYETİ VATANDAŞI

LAİK – KEMALİST

ally_mcbeal
05-11-2008, 22:56
bu gece 12 den sonra abbas güçlünün programında eleştirilere cevap verecekmiş. uyumazsak izler değerlendiririz. bu yaptığını nasıl savunacak? yoksa sebep olduğu tahribattan ötürü pişman mı? ben komünistlerin atatürk düşmanı olduğunu bilirdim de bu konuda yobazlarla yarışacak boyutta olacaklarını sanmıyordum....

balaban
05-11-2008, 23:22
"DİKTATÖR DEĞİLİM. KAPICI BİLE BENDEN KORKMAZ!.."

Kurucusu olduğu Cumhuriyet’in 85. yıldönümünde, bir film nedeniyle, yeniden saldırılara uğrayan Mustafa Kemal’in, “Ben diktatör değilim. Kapıcı bile benden korkmaz” dediğini kaç kişi biliyor?..

Sanki o dönemde demokrasi ve demokrat bir lider varmış gibi kendisine hesap sormaya kalkanlar, aradan geçen 70 yıla rağmen günümüzdeki “seçilmiş diktatörleri”, “korku iktidarlarını” niçin eleştirmiyor acaba?..

Onu milletvekili seçtirmemek isteyen Meclis’e karşı, genel kurulda kendisine en ağır hakaretler yapanlara karşı bile diktatör olmayan Mustafa Kemal’e etkin olunca “diktatör” demek, etkin olmayınca da “yalnız, terk edilmiş” demek ne kadar insaflı ve bilimsel?
Ama artık “belgesiz belgeseller dönemini” yaşadığımız için, “belgesel” denen birçok yapıtta “belge” göremiyoruz.



“LİDER BÜYÜK KARARLARINI MİLLETTEN ALIR!”
Mustafa Kemal, tam 79 yıl önce bugünlerde (30 Kasım 1929’da) bir Alman gazetecinin soruların yanıtlarken, bugün eleştirilmeye çalışıldığı “diktatörlük” konusundaki düşüncelerini de açıklamıştı.

Vossische Zeitung muhabiri Emil Ludwig’e Atatürk şu karşılığı veriyor:
“Biraz önce ihtirastan bahsettiniz. Elbette o olmadan olmaz, ama ihtiras şahsi olmayan bir şeye; mesela bütün bir millet için eser yaratmaya yönelmelidir.
Bir lider büyük kararları milletten almalı, onu sınamalı, onu takip etmelidir.
Sultanlardan daha kurtulmadan hemen bir Meclis topladım ve devlet başkanı olarak bütün haklarımdan feragat ettim, hatta affı bile saklı tutmadım.
Hâkimiyet tamamen milletindir, yani onun seçilmiş vekillerinindir.Sizin düşündüğünüzden çok daha az faalim. Onun işlerine müdahale edip etmediğimi, işte burada vekile(görüşmede tercümanlık yapan Hariciye Vekili Tevfik Rüştü Aras’ı gösteriyor-HC) sorunuz.
İncelemelerle meşgul olmaya ve devlet başkanlığını, hatta ordu kumandanlığını bırakmaya her zaman hazırım.”




“KORKU ÜZERİNE BİR İKTİDAR İNŞA EDİLEMEZ!”
Gazeteci, “Parti başkanlığını da mı?” diye soruyor.
Mustafa Kemal, “Asla” diyor, “Çünkü, bu parti benim doğru bulduğum devlet politikasını temsil etmektedir.”
Alman gazeteci “İnsanların ondan korktuğunu” söyleyerek, kendi ifadesi ile röportajını uzatmaya çalışıyor. Gazi’nin verdiği yanıt ise bugün bile ders niteliğinde:
“Dışarıdaki kapıcıya bir sorun bakalım. O bile benden korkmaz.
Korku üzerine bir iktidar inşa edilemez. Topla, tüfekle kurulan bir iktidar bile daima geçici olacaktır. Bir ihtilal sırasında ona ihtiyaç duyulabilir, bir süre diktatörlük de gerekir. Büyük işler asla komisyonlar tarafından gerçekleştirilmemiştir. Bugün burada tamamen sulh içinde bir memleket görüyorsunuz. Sahip olduğumuzdan tek bir metrekare bile fazla toprağa ihtiyacımız yoktur, memleketimiz çok büyüktür; vatandaşlarımız için hiç de küçük değildir. Bütün memleketlerle barış ve dostluk anlaşmamız var ve ordu sadece yeni hücumlardan korumak için bulunuyor.”



“BASIN CUMHURİYET’E VE LAİKLİĞE SALDIRAMAZ!..”
“O halde, neden basın da hür değil?”
“Prensiplere, Cumhuriyet’e ve laik devlete saldırmadığı sürece hürdür.”
(Gazeteci, basın özgürlüğüne örnek olarak, o sıralarda Yunanistan’da ’Venizelos’un öldürülmesi gerekir’diye bir ay boyunca çıkan haberleri hatırlatıyor!!..-HC)
Alman gazeteci, “Türkiye’nin batıdan her şeyi almak zorunda olduğunu, bu arada aldığı en kötü şeyin milliyetçilik olduğunu” söylüyor ve “çelişki yok mu?” diye soruyor:
“Kesinlikle yoktur. Modern teknik (teknoloji-HC) milletlerarasıdır.
Türk kalmaya gayret edeceğiz.
Bizi Büyük Petro ile karşılaştırmanıza katılamayacağım. Çünkü o, reformları insanlarına zorla kabul ettirdi.
Türkler çok eski bir medeni halktır. Kökümüzün Moğollardan gelmediğini, daha Yunanlılardan önce İzmir’de yerleşmiş ilk kavim olduğumuzu yakında bilimsel olarak ispatlamak üzereyiz.” (Atatürk’ün Bütün Eserleri, Cilt:23, Kaynak Yayınları, İstanbul, Mart 2008, s.268-272)
Kökü tarihin binlerce yıllık derinliklerine giden ama sonra yok edilmek istendiği tarihte Türkler’den yeni bir “ulus” yaratan Atatürk’ün ne büyük bir çaba içinde olduğunu bir kez daha görüyoruz.
O “unutulmuş ve yalnız” değildi.
Ancak bugün onu “unutturmak ve yalnızlaştırmak” isteyenlere karşı milyonlarca Mustafa Kemal var..

http://www.yenicaggazetesi.com.tr/a_haberdetay.php?hityaz=5845

kurtul
06-11-2008, 00:45
kanal d de genç bakış programında can dündar ve mustafa filmi eleştirileri var arkadaşlar.....canlı yayın....

indian
06-11-2008, 01:45
şöyle göz attım...bir genç soruyor: filmden bir sahne var....vahidettin ile mustafa kemalin diyaloğu...vahidettin "...görev veriyorum....." Sn. can Dündar konuya cevap veririken, İngiliz belgeleri falan filan diye geçiştirdi..sonra Ecevitin Vahdettin hain değildi çıkışını hatırlattı (bunun üzerine vahdettinin nasıl hain olduğu belgelenmişti ona hiç değinmedi...) vahdettinin mustafa kemali görevlendirmesinin özünde Mustafa kemalin vahdettinin politikasına (anadoluda İngilizleri memnun edecek bir politika ve bunun sonucunda İngilizler tarafından kendisine dolaylı göstermelik yetki verilmesi talebi...) bu konuda emin çölaşanın evet vahdettin haindir işte belgesi diye müthiş bir yazısıda var...kısacası eğer orada vurgulanacak bir şey var ise çekilen sahneden ve sözlerden başka yüzlerce seçenek var...ama vurgulanan İngilizlerin veya uluslararası bir gücün istediği bir şekilde psikolojik olarak halkı gerçeklerden uzaklaştırmaya yönelik...padişahı hilafeti "saygın" gösteriyor yani "BOP" çerçevesinde çizilmiş hedefe doğru gittiklerini sanıyorlar...masabaşı projeler nasıl Mustafa kemal tarafından tersyüz edildiyese...şimdide BOP ve destekçileri yine bu coğrafyada hüsrana uğrayacaklar ve domino etkisiyle....parçalanıp tarih sahnesinden çıkacaklar....bu arada kullandığı piyonların sonu ise bellidir....şimdi Sn. can dündarı dinliyorum tiksintiyle...filmin mesajı başka, konuştukları başka, yani tepkilerden ve ortaya çıkan görüntüden biraz tırsmış gibi....şimdi bir genç bayan...sözlerini yüzüne vurdu...bambaşka atatürk tanıdım diyorsunuz ama filmde niye bu mesaj yok...diyor...medreselerin tekkelerin kapatılması...onun küçükken duyduğu bir öfkeden kaynaklanmış gibi bir mesaj var...bu doğru değil insanlar yanlış anlayabilir...bunu neye dayanarak söylüyorsunuz..belgesel objektif olmalı....Can Dündar: eleştiriye açığım o yüzden buradayım...atatürk hayalperest değil...atatürk cesaretin sınırlarını biliyor....itiraf edeyimki..keşke koymasaydım dediğim sahnelerden birisi...buradaki kasıt şu:dayağın intikamını almış...demişim bu aslında doğru çok acaip bir dayak bu....belki amacını aşan bir cümle olmuş.....

Not:her zamanki gibi parayı veren düdüğü çalmış, bizi uyutmaya çalışıyor....yahu böyle bir filmi...işin uzmanlarına izlettirmeden niye 29 Ekimde piyasaya sürüyorsunuz..kimlerin talebiyle oluyor bunlar...ondan sonra şurası yanlış anlaşılmış...şurası şöyle olsaydı....uzar gider....bence senaryoyu doğru okumak lazım...çok yakında bu film üzerinden "propaganda" devam eder ve yabancı dillere çeviriler başlar....bana göre Orhan Pamuk nasıl deşifre olduysa, Can dündar da deşifre olmuştur....

kurtul
06-11-2008, 02:16
1921 de Atatürk ün şöyle bir ütopyası varmış:kürtlere özerklik....

sunucu diyor ki;ama daha sonraki yıllarda 1938 e dek bu konuda defalarca geri adım yönünde konuştuğunu biliyoruz....
cevap şu;ama olsun Atatürk ü biz o anektod da 1921 deki görüşlerini belirttik..



ya kardeşim benim senin art niyetli olmadığına inanabilmem için, o zaman kürtler hakkındaki ve ulus devlet hakındaki tamamlayıcı ,diğer yıllardaki noktayı koyduğu görüşlerine de yer ver........
şimdi de diyor ki
eyvahh....bu film serüvenlerine devam etmek istiyormuş.....
plan daha yeni başlamış heralde....

e-fulya
06-11-2008, 09:41
Abbas Güçlü'nün dün geceki programını ben de sonuna dek izledim..
Can Dündar bana göre hep günah çıkardı..
Filmine koymadığı bir sürü şey anlattı..
Adama sorarlar,kardeşim madem bunları biliyorsun da niye filmine koymadın diye..

Bir ara Müjdat gezen bağlandı telefonla..
O da Yenişafak yazarı Ali Bayramoğlu'na takmış kafayı..
Benim asla söylemediğim şeyler yazmış gazetede dedi..
İşte o Müjdat Gezen'in söylediği iddia edilen ve Ali Bayramoğlu tarafından yazılan sözler:

...Ve meydan, Müjdat Gezen'lere kalıyor…

Şöyle demiş Müjdat Gezen:

"Bugün Can Dündar Türkiye liboşlarının en önde gidenidir. İşine gelir içinden çıktığı dernek ve grupları yerden yere vurur. Gün gelir Atatürk'ün sofrasına hakaret eder. Herkese Müjdat Gezen tiyatrosunda gösterime giren Mustafa Kemal oyununu tavsiye ediyorum. Can Dündar gavurundan iyidir…"

Düzeye, zekaya, tepkiye bakın…
http://yenisafak.com.tr/Yazarlar/?i=13667&y=AliBayramoglu

Müjdat Gezen telefon açıp sordum diyor Ali Bayramoğluna..bu sözleri kimden duydun diye..TARAF gazetesinden aldım demiş..
TARAF'a sordum,onlarda Yenişafak'tan aldık demişler..
En sonunda internetten aldıklarını belirtmişler..

Tam bir rezillik..iftira..
Çamur at izi kalsın..

balaban
06-11-2008, 09:54
Müjdat Gezen telefon açıp sordum diyor Ali Bayramoğluna..bu sözleri kimden duydun diye..TARAF gazetesinden aldım demiş..
TARAF'a sordum,onlarda Yenişafak'tan aldık demişler..
En sonunda internetten aldıklarını belirtmişler..

Tam bir rezillik..iftira..
Çamur at izi kalsın..


Yaftalamama diye kampanya başlatmışlardı bir de iftira atmama üzerine kampanya başlatsalar iyi olacak:notr::notr:

e-fulya
06-11-2008, 11:09
Müjdat Gezen bu Yenişafak ve Taraf olayını anlatırken salondaki bütün gençler gülüşmeye başladılar..
Bu ilgimi çekti..
Gençler bakmayın çok şeyin farkında ve bilinçli..

e-fulya
06-11-2008, 11:25
CAN DÜNDAR'A GİZLİCE KİM PARA VERDİ?

...

Not: Aynı kaynak muhabir, Can Dündar'ın Said-i Nursi belgeselinden vazgeçip, Fethullah Gülen belgeseli yapacağını da söylüyor. Bu haberi henüz doğrulatamadık, ama yalanlayamadık da. Muhabirin de şevkini tamamen kırmayalım!

ODATV.COM
http://www.odatv.com/index.php?id=13904

Bu belgeseli izlemek için ödeyeceğiniz her kuruş Can Dürdar sevenlerine Fetullah belgeseli olarak dönecek galiba..

Sarıvadi
06-11-2008, 14:42
e-postama gelen bir ileti;

"Bu genc arkadas

Antalya Universitesi'in,aslanlar gibi iktidara direnen,rektorunun ogludur..
Bu iletiyi tek basina kaleme aldigini da ogrendim..
Helal olsun bu gence..
Bu yasta; bu kadar gozlem , bilgi ve ciddiyet....
Bizim Anadolu'muz ne cevherler yetistiriyor..
Okudukca gururlandim..
Ulkemizin yarini asla karanliklarda kalmayacak hatta bir gunes kadar parlak olacak..
Ben zaten umudumu asla kaybetmedim..!!!

Ne mutlu Turkum diyene.!!..mutlu boyle genclere..!!
~~~~~~~~~~~~~~

Sayın Can Dundar,

Ben Bilkent Universitesi Bilgisayar Muhendisliği bolumunde yuksek lisans
yapmakta olan bir oğrenciyim. Adım Ateş Akaydın.

Ataturk ille ilgili yaptığınız belgeseli uzulerek soyluyorum hic
beğenmedim. Ozetle belgeselde rahatsiz oldugum konular şunlar:

Oncelikle, Vahdettin'in Ataturku bilinci olarak vatani kurtarmasi icin
Samsun'a gonderdiği konusundaki iddia halen tartışılan,temelsiz ve acık
soyleyim Fethullah taraftarları ve Osmanli sevdalilari tarafindan sIklikla
dile getirilen bir goruştur. Boyle bir konuya belgeselinizin son derece
taraflı yaklaşması kanimca cok uzucudur. Bilakis Vahdettin Ataturk icin
tutuklama ve idam karari cıkartılmasına on ayak olmuş biridir.

Ikinci olarak, Mustafa Kemal'i Ataturk yapan ve en buyuk savaşlardan biri
Canakkale savaşına son derece az yer verilirken, Ataturk'un ozel hayatina,
ozellikle Madame Corinne'e yazdiği mektuplara gereksiz derecede cok yer
verilmistir.

Belgeselinizde Ataturk'un yuksek idealleri ve amaclari etrafinda
sekillenmek yerine, Ataturk'un aldigi - ve kanimca alinmasi Cumhuriyetimiz
icin hayati zorunluluk teskil eden - kimi kararları Ataturk'un kişiliğine
zarar verecek şekilde kullanmanız kabul edilemez. Ozellikle Ataturk'un
Ankara Meclisinin acılması sırasında takiyye yaptiğini ima eder şekildeki
aciklamalariniz, Ataturk’un Lenin kozunu oynadiğini dile getirirken
ustune vura vura “musluman ve komunist yoldaşlarım” şeklinde
ifadelerin gectiği gazete kupurlerine ozellikle yer vermeniz, uslup
acisindan cok uzucudur ve kullandiginiz ifadeler de Ataturk'umuzu dinsiz
bir komunist gibi gostermektedir. Bu olaylar ile ilgili gercekler,
maksatlar ve yontemler ayirt edilebilir şekilde ve duzgun bir uslup ile
sunulabilirdi ama siz bundan gordugum kadariyla kacinmissiniz.

Ataturk'un not defterindeki, kendisinin iktidara gelmesi halinde bir darbe
ile ve zorla sistemi baştan aşagıya değiştirecegi konusundaki ifadelerin
pek cok kere vurgulanmiş olmasi,Terakkiperver Cumhuriyet Fırkasının
liderleri ve silah arkadasları nı idama gondermiş olması ya da onları
bastırmış olması, Mussolini'nin ressamina bir portresini yaptırmıs
olmasına ve ressamin yorumlarina ozellikle yer verilmesi ve Avrupada kimi
gazeteler tarafından bir diktator olarak nitelendirilmesine ozellikle yer
verilmis olması bence Ataturk'un kişiliğine hakarettir. Yine ayni
donemdeki gazeteler Ataturk'un dunya tarihinde bin yilda bir gorulen bir
dahi oldugunu beyan etmektedir. Ve sizin calismaniz, Ataturk'un butun
dunyanin kabul ettigi bir dahi ve gercek bir lider oldugunu adeta saklamak
ister bicimde secilmis gazete kupurleriyle doludur. Bunlar Ataturkumuzu
sanki bir diktator gibi gostermektedir! Size soruyorum sayin Dundar siz
Şeriatla ve Faşizmle yonetilen bir ulkede Cumhuriyeti getirmeyi başaran,
kadınları sosyal hayata katan, nerdeyse hic okuma yazma bilmeyen bir halkı
10 sene gibi kısa bir surede okuma yazma bilir hale getiren kac tane
diktator gordunuz? Medeniyet icin gerekli yol ve yordamları lutfen
diktatorlukle karistirmayiniz. Siz Terakkiperver Cumhuriyet Fırkasının
irticai faliyetlerinden bahsettiniz mi? Kubilay olayindan ve Ataturke
gonlunu vermis diger kemalistlerden bahsettiniz mi? Gercekten bir
diktatorluk ve faşizm ornegi gormek istiyorsaniz lutfen bir İran'a bakin
bir Misir'a bakin, Afganistan'a, Pakistan'a bakin. Ve hatta hatta
ozellikle AKP iktidariyla birlikte son donem Turkiye'sine bakin.

Hele hele Turkiyemizde Ergenekon gibi eşi kara carşaflı ve kendisi imam
hatipli olan ve adı yolsuzluklara bulaşmış bir savcının yonettiği bir dava
varken, Ataturkcu dusunce derneginin uyeleri, profesorler, emekli
komutanlar, Cumhuriyet gazetesi yazarlari, Cumhuriyet mitinglerini
organize edenler, Cumhuriyetle yaşit olan insanlar ve halkin
bilinclenmesine gercekten yardım eden insanlar haklarindaki suclama bile
netlik kazanmadan ve onlara bildirilmeden tutuklanirken, ceza evlerinde
olume terkedilirken ve DARBECILIKLE suclanirken, sizin cikip da Ataturk'e
DARBECI demeniz igrenc ve acıklı bir benzetme olsa gerek!

Turkiye'nin her gun PKK teroru yuzunden sehit verdigi gunumuzde, ulke ic
savaşın ve bolunmenin eşiğine gelmişken, o kadar sacmalıkla doldurdugunuz
belgeselinizin arasında sanki cok gerek varmiş gibi 'Ataturk de Kurtlere
Ozerklik verilmesi ile ilgili konusmustu' gibi ifadeler kullaniyor olmaniz
yangina benzinle gitmek demek degil de nedir sayin Dundar? Sizin
belgeseliniz vizyona girdigi sırada farkındamısınız ki mecliste DTPliler
guzelim ulkemi 25 parcaya bolebilmek icin uğraşmaktaydı?

Ataturk'un gunde bir şişe raki bitiren, sarhoş ve yalniz bir adam olarak
nitelenmiş olması ve devletin onemli meselelerinin tartisildigi ve
Cumhuriyetin coşkusunun yaşandığı Ataturk'un sofrasinin bayagi ve sıkıcı
olarak gosterilmesi de ayrı bir konu...

Sayin Sureyya Ciliv'in ve Turkcell'in sponsorlugunuzu yapmaktan vazgecmiş
olmasına şaşmamak gerek. Zaten bu karar bile nasil bir manzara ile
karşilaşacagimizi işin en başindan haber vermişti. Zaten size olsa olsa
'Bizim Universitemizde Ataturku bile eleştirebilirsiniz' diyen vakıf
universiteleri sponsor olabilirdi ve oldu.

Sonuc olarak ben bu belgeseli izledikten sonra sizi gercekten cok
ayipladim. Siz benim eskiden tanidiğim Can Dundar olmaktan cıkmışsınız. Bu
yapim kanimca sadece iki maksatla yapilmiş olabilir diye dusunuyorum. Ya
siz Cumhuriyet'in ve Kemalizm'in ilkelerine ters dusup
fethullahcilarin,yobazların ve boluculerin ekmegine yag surer bir hale
geldiniz ya da entellektuel anlamda Turkiye'de vatan sevdasini, Ataturk
sevdasini yitirmis kimi sanatcilar ve yazarlar gibi doğru bilinen ve kabul
edilen degerlere radikal ve uygunsuz bir şekilde ters duşuyor olmanin
sanat olduğunu dusunmeye başladiniz. Şahsen ben Turkiyenin ikinci bir
Orhan Pamuk'a ihtiyacı olduğunu duşunmuyorum.

Şayet size Ataturk'umuze diktator diyen O Avrupadan ya da O Amerikadan
birkac ay icinde 'Mustafa' dan oturu oduller yağmaya başlarsa lutfen bu
dediklerimi hatirlayiniz ve ozellikle Şevket Sureyya Aydemir'in 'Tek
Adam''ini Ataturk';un 'Nutuk''unu tekrar ve bu sefer anlayarak
okuyunuz ve Mustafa;ya Ataturk demeyi ogreniniz!

Vakit ayirdiginiz icin tesekkur ederim,

Ateş Akaydın"

e-fulya
06-11-2008, 15:29
"Mustafa" Filmine Suç Duyurusu

Prof. Dr. Ahmet Ercan ve Prof. Dr. Orhan Kural, film hakkında suç duyurusunda bulunacaklarını açıkladı.
Atatürk'ün hayatının anlatıldığı "Mustafa" adlı filmde, Atatürk'ün içki ve sigara içen, yalnız, mağlup ve mutsuz biri olarak gösterildiğini söyleyen Prof. Dr. Ahmet Ercan ve Prof. Dr. Orhan Kural, içki ve sigara tüketilen sahneler nedeniyle film hakkında suç duyurusunda bulunacaklarını açıkladı.

Atatürk'ün hayatının anlatıldığı "Mustafa" adlı filmde Atatürk'ün sigara ve içki içen görüntülerinin yer alması Jeofizik Mühendisi ve aynı zamanda Sigarayla Savaşanlar Derneği Kurucu Üyesi Prof. Dr. Ahmet Ercan ile Sigarayla Savaşanlar Vakfı Onursal Başkanı Orhan Kural'ı harekete geçirdi. Prof. Dr. Ahmet Ercan ve Prof. Dr. Orhan Kural, filmdeki içki ve sigara sahneleriyle ilgili olarak suç duyurusunda bulunacaklarını açıkladı. Konuyla ilgili İHA'ya açıklamalarda bulunan Prof.Dr. Orhan Kural, filmde
sigaranın ön plana çıkarıldığını belirterek, "Sigara, "yalnızlığın, çaresizliğin simgesi" diye gösterilmiş. Bu, yeni çıkan sigara yasasına tamamen aykırıdır. Atatürk Türk milleti için bir idoldür. Sigara içen, yalnız, zaaflarına mağlup olmuş, başarısız ve mutsuz bir insan olarak gösterilmiştir. Bunun gençliğe vereceği zararlar çoktur. Günde üç paket sigara içer gibi sanki gençlere yol gösteriyor gibi davranış içinde olmak, filmin hiçbir yerinde Atatürk'ün sigara yüzünden genç yaşta öldüğünü ve sigaranın
zararlarını anlatan bir şey olmaması kafamızda büyük soru işaretleri bırakıyor. Herhalde sigara firmaları dünyanın parasını verse bu reklamı yapamazdı" dedi.
Sigarayla Savaşanlar Vakfı olarak filmle ilgili suç duyurusunda bulunacaklarını söyleyen Prof. Dr. Kural, "Şu ana kadar hiçbir davayı kaybetmedik. Daha önce de Atatürk'ün sigara içtiğini anlatan görüntülerin yer aldığı reklamı durdurtmuştuk" diye konuştu.

Jeofizik Mühendisi ve aynı zamanda Sigarayla Savaşanlar Derneği Kurucu Üyesi Prof. Dr. Ahmet Ercan ise filmin gösteriminin Türk yasalarına göre suç olduğunu belirterek, "Yeni yetişen kuşakların Atatürkçü olarak yetişmesi için elimizden geleni yapıyoruz. Bu bir toplumsal görev. Atatürk'e ilişkin bir film yapılması çok güzel. Bu film bir dokümanter niteliğinde. Ben bu filmi bu açıdan beğendiğimi söyleyebilirim. Ancak filmde öğle görüntüler var ki Atatürk'ü son derece aşağılayıcı ve kötü davranışlara özendirici bir görüntü var. Atatürk bizim için bir simgedir. İlkokuldan beri başlayıp Atatürk'ün bir ulusal önder olduğu anlatılıyor. Atatürk bu ulusun bir birleştiricisidir. Atatürk tabi ki sigara ve içki içiyordu. Çünkü bir insandı. Sayın Tayyip Erdoğan'a da çok teşekkür ediyoruz. Katkılarıyla bir Tütün Ürünlerinin Zararlarını Önleme Yasası çıkartıldı. Yasada deniyor ki Televizyonlarda yayınlanan programlarda, filmlerde, dizilerde,reklam ve tanıtım filmlrinde tütün ürünleri kullanılamaz. Görüntülerine yer verilemez. Zaten RTÜK bu yasayı uygulamaya başladı. ABD'de bu tür sahneler tamamen kesiliyor. Ama Türkiye'de hala sigaranın reklamı yapılıyor. Bunlar gizli reklam olarak da söylenebilir. Maalesef reklam unsuru olarak bu filmde Atatürk kullanılmıştır. Bundan daha büyük bir reklam olamaz" dedi.
Turkcell'in filme sponsor olmaktan çekindiğini belirten Prof.Dr. Ercan, şunları söyledi:

"Sabancı'dan destek aldı. Sabancı Philip Morris'in Turgutlu'daki fabrikasının sahibi ve yetkilisidir. Atatürk'e sigara içirttirilerek reklam yapılmıştır. Burada bir suçlu aramak gerekiyorsa sadece Can Dündar değil, Sabancı da suçludur" açıklamasında bulundu.

Prof. Dr. Ercan, filmden bazı sahnelerin çıkartılması durumunda filmin başarılı olacağını da ifade ederek, "Ama bu film ilkokul düzeyinde bir belgeseldir. Atatürk'ün filmdeki söylemleri doğrudur. Filmi genelde beğendim. Ama Atatürk'ün işçi düşkü olarak gösterilmesi son derece yanlıştır. Bununla ilgili suç duyurusunda bulunulacaktır. Bize inanan kamu ve halkın da arkamızda bulunmasını istiyoruz. Atatürk'ün yemek masası bir kültür masasıdır. Dil ve tarih devrimi bu masada yapılmıştır. Hiç işçi düşkünü bir insan Beşiktaş meyhanelerini anlatan bir masada askeri kıyafetlerini giyipte Hatay'ı almaya çıkar mı? Türk halkının yasal işlem tamamlanana kadar çocuklarına bu filmi izletmemelerini öneriyoruz" diye konuştu.




06.11.2008 14:59:00
http://www.internetajans.com/default.asp?NID=65617

ally_mcbeal
07-11-2008, 00:11
nerdeyse tümüyle saçmalamış diyebilirim. yalnız 12 eylülde nutuk işkence aracı olarak kullanıldı demesi de manidar. kendi de böyle mi soğumuş acaba :grrr: can dündar bu filmi iyiniyetle yapmışsa eleştirilere vereceği tek cvp özür dilemek olmalıydı. hem ataya hem türk ulusuna çok ayıp etti.




"Mustafa" belgeseli ile son günlere damgasını vuran Can Dündar, eleştirileri yanıtladı.

Abbas Güçlü'nün hazırlayıp sunduğu Kanal D'deki Genç Bakış isimli programa konuk olan Can Dündar, belgeselin bu kadar fazla eleştirilmesinin sebeplerini açıklarken, kimi eleştirilerin 'eski hesaplaşma' olduğunu söyledi.

İşte Can Dündar'ın açıklamalarından satır başları:

KABUL EDİYORUM Kİ MAKSADINI AŞAN BİR CÜMLE OLDU
Atatürk'ün lakilkiği ilanının anlatıldığı sırada kullandığım; intikam ifadesi maksadını aşan bir cümle oldu. Keşke koymasaydım dedim. Çocukken hocasından yediği dayak O'nda bir kırılma noktası olduğu için böyle bir şey kullandım. Aslında çok masumane birşey ifade etmek istemiştim.

ATATÜRK'Ü BİZDEN GİZLİYORLAR
Atatürk'ü bizden gizliyorlar. Kürtlerle ilgili filmde söylediğim şey Türk Tarih Kurumu'nun bastığı kitapta yok. Eğer Atatürk'ün böyle bir vizyonu varsa bu hangi hakla bizden gizleniyor?

BEN MUHAFAZAKAR BİR ATATÜRK YORUMCUSU DEĞİLİM
Deniz Baykal'ın tepkisi bu filmi AKP değil de CHP'nin iktidar olduğu bir zaman yapsaydım nasıl bir tepki alacağımı gösteriyor. Çünkü ben muhafazakar bir Atatürk yorumcusu değilim. Eğen ben CHP lideri olsaydım Atatürk'ün 1 Kasım 1937'deki Meclis açılış konuşmasında söylediği "Bizim programımız CHP programıdır" sözü herkesçe biliniyor olurdu. Baykal eleştirisinde Ergenekon bağı da kurdu. Ama ne dediğini anlamadım ben.

BU FİLMİ YAPMANIN TAM ZAMANIYDI
Bence tam zamanıydı. Oğlum 10 Kasım'da benim çocukken okudğum şiiri okuyacak. Bu ülkede Atatürk'e şiir bile yazılmıyor. Bu nedenle yeni bir söyleme ihtiyaç vardı.

ELEŞTİRİLERİN BAZISI ESKİ HESAPLAŞMA
Eleştirileri saygıyla okudum. Olumsuz eleştirileri ikiye ayırıyorum. Bazıları eski hesaplaşmalar, bazıları ise "O niye yapıyor, ben yapmıyorum" düşüncesi. Ama en çok can yakan eleştiriler para ile ilgili olanlar.

ATATÜRK'Ü İÇİMİZDE YAŞATMANIN BİR FAYDASI YOK
Atatürk'ü çok sevmiş, konuşmuş ama O'nun için hiçbirşey yapmamışız. Atatürk'ü sahiplenen çevrelere soruyorum; 70. yıldayız bugüne kadar Atatürk için neden birşey yapılmadı? Atatürk'ü içimizde yaşatmanın bize de Atatürk'e de bir faydası yok.

ATATÜRK'ÜN SAKLAYACAK BİRŞEYİ YOK
Rakı içiyor oluşu Atatürk'ün devrimlerini gölgeleyecek birşey değil. Kaldı ki filmde sofraların mektep özelliği veriliyor. Ben filmi izleyenlerin alkolik olduğu mesajını alacağını düşünmüyorum.
Atatürk'ün saklayacak birşeyi yok. Bu bizim kendi kendimize yarattığımız korkular.

ATATÜRK BİZİM OKUDUĞUMUZ DÖNEMDE OKUSAYDI ŞU AN İÇERİDE OLURDU
Atatürk eğer bizim dönemimizde okuyor olsaydı, şu an içeride olurdu. Bugün gençlere yasakladığımız ne varsa, Atatürk'ün hayatında o var. Atatürk'ün Cumhuriyeti kurarken yaptıkları bugün O'nun kurduğu cumhuriyette yasaklanıyor.

12 EYLÜL'DE NUTUK BİR İŞKENCE ARACI OLARAK KULLANILDI
Askerde bitap düşene kadar, Atam artık yeter diyene kadar "Atatürk en büyük lider!" diye bağırdık. Bu Atatürk'e, O'nu benimsetmeye yakışır bir yöntem olabilir mi? Bu ülkede Atatürk adına darbeler yapıldı, 12 Eylül döneminde Nutuk bir işkence aracı olarak kullanıldı. Bunlar olsa olsa Atatürk'ten soğutur; ki öyle oluyor.

ÇEVRESİ ATATÜRK'E KARŞI VEFASIZDI
Çevresi Atatürk' e karşı vefasızdı. Atatürk kendine ihanet edenler olduğunu düşünüyor. Hiçbir lider kendine ihanet edeni affetmez. Kaldı ki Atatürk affetmiştir de.

CORİNNE'E MEKTUPLAR
Bir liderin cepheden aşk mektubu yazmasından güzel ne olabilir. Bu neden insanları rahatsız ediyor.

MUM ALACAK PARALARI BİLE YOKTU
Atatürk; "Ben karanlıkta yatamam çocuk." diyor. Karnlıktan korktuğunu söylemiyor filmde. Benim o sahneyi koymamamın amacı o dönem mum alacak paralarının bile olmadığını anlatmaktı. Eğer buradan Atatürk'e korkak denildiği imajı çıkyorsa bunda kötü niyet var demektir.

yosun
07-11-2008, 00:23
Abbas Güçlü'nün hazırlayıp sunduğu Kanal D'deki Genç Bakış isimli programa konuk olan Can Dündar, belgeselin bu kadar fazla eleştirilmesinin sebeplerini açıklarken, kimi eleştirilerin 'eski hesaplaşma' olduğunu söyledi.



Genç Bakış'da gençlerimiz Can Dündar'ı tam anlamıyla köşeye sıkıştırıp, rezil ettiler. Dün gece gençlerimizle gurur duydum ve bir kez daha inandım ki;
Türk Ulusunun benliğinin bir parçası olan Atatürkçülüğü koruyup, kollayacak ve yaşatacak olan milyonlarca gencimiz var. Mustafa Kemal Atatürk'ün en büyük eserim dediği Cumhuriyeti neden Türk gençliğine emanet ettiğini çok daha anladım.

bridgea
07-11-2008, 00:24
(En çok da ''ben filmi izlemedim ama''ile başlayan eleştiriler beni şaşırtıyor)dedi.

Komik gelmezmi insana bilmeden,başkasının ağzından,

Unutulmayacak bir olay;

Kahramanmaraş'ta 12 eylül öncesi ''camiye bomba attı solcu/alevi''lafı ile en az 105 insan katledildi.Her söylenene inanmayın. Ha sonra sanırım 1999'da ilçemizden milletvekili adayı kimdi biliyormusunuz? O olayların 1 no'lu sanığı YA ! :(

yosun
07-11-2008, 00:32
(En çok da ''ben filmi izlemedim ama''ile başlayan eleştiriler beni şaşırtıyor)dedi.

Komik gelmezmi insana bilmeden,başkasının ağzından,



Belgeseli izlemeden sağdan soldan duydukları, okudukları ile olumsuz eleştiride bulunmak ne kadar komik geliyorsa, Can Dündar'ın Dünya üzerinde başka bir örneği daha olmayan, bizzat tarihi yapan tarafından tarihin yazıldığı tek kitap olan Nutuk'ta bizzat Ata tarafından söylenenlerin tam tersi tezleri işlemesi de o kadar komik duruyor. Ata'nın Nutuk'da yazdıklarının aksi olarak işlenen tezlere de örnek olarak çeşitli hatıralar, İngiliz arşiv belgeleri ve üçüncü şahısların yazdıkları mektuplar gösteriliyor. Cidden komik bir durum bu.

ally_mcbeal
07-11-2008, 00:36
(En çok da ''ben filmi izlemedim ama''ile başlayan eleştiriler beni şaşırtıyor)dedi.

Komik gelmezmi insana bilmeden,başkasının ağzından,

Unutulmayacak bir olay;

Kahramanmaraş'ta 12 eylül öncesi ''camiye bomba attı solcu/alevi''lafı ile en az 105 insan katledildi.Her söylenene inanmayın. Ha sonra sanırım 1999'da ilçemizden milletvekili adayı kimdi biliyormusunuz? O olayların 1 no'lu sanığı YA ! :(


sevgili bridgea izler izlemez ilk yorumumu size yazıcam :)

99 da hangi ilçeden kim mv. seçilmiş merak ettim doğrusu?

bridgea
07-11-2008, 00:36
Askerliğini yaparken,teslim oldukları birlikte Atatürk ilkeleri üzerine ders verebilecek tertipleri(asker arkadaşları ,aynı dönem)olduğunu söyledi.

''sabah bir çavuş bize elinde küçük bir kitapçık getirdi.(içindeki şiiri ezberliyeceksiniz)dedi.

Atatürk en büyük insandır.
Atatürk en büyük liderdir.
Atatürk en büyük devrimcidir.
Atatürk en büyük ....
Atatürk en büyük .... diye gidiyordu,

Daha sonra bize bağırta bağırta bunu söyletti. Şİmdi ben bunu Atatürkçülük olarak görmüyorum,Atatürk'ü bu şekilde sevdiremezsiniz aksine soğutursunuz dedim.

Ve bunu üst düzeye de anlattım hakverdiler.''

Bu mu Atatürk'ü kötüleyen insan? soruyorum arkadaşlar?

Atatürk deyince % 20 yi cepte gören anlayış bunca yıl niye NUTUK 'u eksik okutmuş?
Açıklayıverin ?

bridgea
07-11-2008, 00:38
:arf:
sevgili bridgea izler izlemez ilk yorumumu size yazıcam :)

99 da hangi ilçeden kim mv. seçilmiş merak ettim doğrusu?

Seçilemedi sizinkiler burada hiç kaybetmedi :yes:
Kahramanmaraş olayları bir nolu sanık yazın çıkar karşınıza

ally_mcbeal
07-11-2008, 00:39
Genç Bakış'da gençlerimiz Can Dündar'ı tam anlamıyla köşeye sıkıştırıp, rezil ettiler. Dün gece gençlerimizle gurur duydum ve bir kez daha inandım ki;
Türk Ulusunun benliğinin bir parçası olan Atatürkçülüğü koruyup, kollayacak ve yaşatacak olan milyonlarca gencimiz var. Mustafa Kemal Atatürk'ün en büyük eserim dediği Cumhuriyeti neden Türk gençliğine emanet ettiğini çok daha anladım.

aslında ne kadar korksak ta atatürk devrimleri yerleşti artık. ordan burdan kaşıyanlar ancak havanda su döverler! bu noktadan geri dönüş olmaz ama zaman kaybediyor olmak üzücü!

ally_mcbeal
07-11-2008, 00:43
:arf:

Seçilemedi sizinkiler burada hiç kaybetmedi :yes:
Kahramanmaraş olayları bir nolu sanık yazın çıkar karşınıza

kaptırmadığımız tek büyük şehir orası kaldı zaten.

bridgea
07-11-2008, 00:44
Atatürk'ün,her insan da olacak kadar zayıf yanları olamaz mı? Kötü alışkanlıkları yokmuydu?(benim de var:) )

Hiçbirşey ama hiçbirşey onun değerini ,eşsizliğini azaltır mı?

''DOGMAYA karşıydı '' diyor C. Dündar ,ya siz?

Bu hamasete ,bu mirasyedi tavrına hala neden sarılıyorsunuz?

yosun
07-11-2008, 00:51
Atatürk'ün,her insan da olacak kadar zayıf yanları olamaz mı? Kötü alışkanlıkları yokmuydu?(benim de var:) )

Hiçbirşey ama hiçbirşey onun değerini ,eşsizliğini azaltır mı?

''DOGMAYA karşıydı '' diyor C. Dündar ,ya siz?

Bu hamasete ,bu mirasyedi tavrına hala neden sarılıyorsunuz?

Belgeselde Ata'nın Hanibal'in savaş planlarını çaldığı ve bu sayede Sakarya Meydan Muharebesini kazanarak zafere ulaştığı anlatılıyor. Katılıyor musunuz?
Sizce bu durum insani boyutu mu yoksa başka bir durumumu anlatıyor?

bridgea
07-11-2008, 00:56
Bunca genç,bunca aydın failimeçhule gönderildi ülkemizde.

Şimdi şimdi bazıları açığa çıkıyor,bu kan emici,katil,mafya bozuntularına destek olmayın. Gelin, bakın o yitirdiklerimiz zeki idi kültürlüydü,karşılaştırın bakalım kırcı'la,samast'la diğerleriyle.
Hiç birşey yapamadınız fotoğraflarını yanyana koyun,GÖRECEKSİNİZ.

Saygılar,sevgiler insanı seven ona değer veren herkese.

ally_mcbeal
07-11-2008, 00:57
Atatürk'ün,her insan da olacak kadar zayıf yanları olamaz mı? Kötü alışkanlıkları yokmuydu?(benim de var:) )

Hiçbirşey ama hiçbirşey onun değerini ,eşsizliğini azaltır mı?

elbette olabilir. ancak özellikle şu dönem bunları tartışmak fazlasıyla hatalı. aslında filmde ilk tepki çeken kürdistan faaliyetlerine kapı açma çabası oldu. bunu duyan kimse o filme ılımlı yaklaşamaz. bu gerçeği yansıtmadığı gibi yaşadığımız zorlu günlerde (bop vs) elimizi zayıflatabilecek bir tavır. filmin diğer kısımlarını bunu duyduktan sonra merak ettik ve güvenilir kaynakların bu konulardaki yorumları hep aynı! nasıl hoşgörebiliriz bunu?

yalanlarla dolu bir film, üstelik belgesel! film olsa gene neyse... belgesel olunca ciddiyet te katıyor olaya. ben hayret ederim 57 yılda onca şeyi nasıl yapmış, savaşlar, devrimler, okunan bir sürü kitap, ülkenin yeniden yapılanması, düşünceleri ve vecizeleri, yazdıkları.... bunun üstüne gel sen atatürk içip içip uyuyan yalnız biriydi de....... başarılarla dolu bir yaşamı ''kaybeden'' gibi sun. olacak iş mi? buna kızılmaz mı?

bridgea
07-11-2008, 00:58
Belgeselde Ata'nın Hanibal'in savaş planlarını çaldığı ve bu sayede Sakarya Meydan Muharebesini kazanarak zafere ulaştığı anlatılıyor. Katılıyor musunuz?
Sizce bu durum insani boyutu mu yoksa başka bir durumumu anlatıyor?

Çalıp ne yapmış Sn.Yosun satmış mı?

ÜLKESİNİ KURTARMIŞ daha güzel ne olabilir? keşke bugün de böyle bir plan bulsak da bizde hırsızlık yapsak :notr:

bridgea
07-11-2008, 01:03
elbette olabilir. ancak özellikle şu dönem bunları tartışmak fazlasıyla hatalı. aslında filmde ilk tepki çeken kürdistan faaliyetlerine kapı açma çabası oldu. bunu duyan kimse o filme ılımlı yaklaşamaz. bu gerçeği yansıtmadığı gibi yaşadığımız zorlu günlerde (bop vs) elimizi zayıflatabilecek bir tavır. filmin diğer kısımlarını bunu duyduktan sonra merak ettik ve güvenilir kaynakların bu konulardaki yorumları hep aynı! nasıl hoşgörebiliriz bunu?

yalanlarla dolu bir film, üstelik belgesel! film olsa gene neyse... belgesel olunca ciddiyet te katıyor olaya. ben hayret ederim 57 yılda onca şeyi nasıl yapmış, savaşlar, devrimler, okunan bir sürü kitap, ülkenin yeniden yapılanması, düşünceleri ve vecizeleri, yazdıkları.... bunun üstüne gel sen atatürk içip içip uyuyan yalnız biriydi de....... başarılarla dolu bir yaşamı ''kaybeden'' gibi sun. olacak iş mi? buna kızılmaz mı?

1934 sanırım kurduğu partinin istemediği insanların eline geçtiğini görür ve bir süre mücadeleden sonra,bırakır yakalarını.

İşte sonraki dönemi açıklayan en önemli olgu budur. Ve hala onun mirası yenmektedir,ne yazık ki :grrr:

İsim kullanmamaya gayret ediyorum ama biryere kadar.Açın araştırın.

e-fulya
07-11-2008, 10:44
CAN DÜNDAR'A GİZLİCE KİM PARA VERDİ?

...

Not: Aynı kaynak muhabir, Can Dündar'ın Said-i Nursi belgeselinden vazgeçip, Fethullah Gülen belgeseli yapacağını da söylüyor. Bu haberi henüz doğrulatamadık, ama yalanlayamadık da. Muhabirin de şevkini tamamen kırmayalım!

ODATV.COM
http://www.odatv.com/index.php?id=13904

Bu belgeseli izlemek için ödeyeceğiniz her kuruş Can Dürdar sevenlerine Fetullah belgeseli olarak dönecek galiba..

ATATÜRK'ü anlamak öğrenmek bu tür magazin havasındaki belgesellerle olmaz..
Can Dündar ticari,ruhsuz bir belgesel yapmıştır..
32. günde anlattıklarının üçte birini belgesele koyabilseydi belki daha iyi bir film ortaya çıkardı..
32.günde tüm yapmadıklarını itiraf etmiştir..
Bu film de yabancılara hitap eden Gallipoli filmi gibidir..
Pek bize hitap etmiyor..

Mesela 32.günde bir sinema yönetmeni ''oğlumla sinemadan çıktıktan sonra oğlumun bana ilk sorduğu şey 'baba,Atatürk diktatörmüydü?' oldu'' demiştir..
Filmde Türk insanının ufkunu genişletecek unsurlar gizlenmiştir..

32.Gün'de dikkat çekici birşey daha oldu..
Can Dündar 2 defa Doğu Perinçek'ten bahsetti..
Perinçek'in yıllar önce ''Gizlenen Atatürk''ü ortaya çıkardığını vurguladı..
Evet,Atatürk ölümünden sonra başta Chp olmak üzere tüm idareciler,kurumlar tarafından bu milletten GİZLENDİ..
Asıl Atatürk hep hasır altı edildi..
Mesela ATA'nın Türk çocukları için yazdırdığı ''YURTTAŞLIK BİLGİLERİ'' kitabı bizim çocuklarımıza okutulmadı..

Biz toplumca magazinci ve kolaycı olduk..
Böyle içi boş belgesellerle Atatürk öğrenilmez,öğretilmez..
Toplum olarak okumayı sevmiyoruz.

Bilgi kırıntılarımızla ahkam kesiyoruz genelde..

Atatürk'ü anlamak için ülkemizde cesur insanların yazdığı çok kaynak vardır..
Mesela ''ATATÜRK' ÜN YAZDIĞI YURTTAŞLIK BİLGİLERİ''ni okumamız gerek:
http://www.ataturksitesi.com/default2.asp

Ayrıca bizden neler gizlendiğini Attila İlhan, Hıfzı Topuz, Orhan Koloğlu, Doğu Perinçek, Yrd. Doç. Dr. İsmet Görgülü, Emekli Amiral Tanju Erdem, Emekli Tuğgeneral Nejat Eslen, Prof. Dr. Kemal Alemdaroğlu, Prof. Dr. Sina Akşin, Prof. Dr. Alparslan Işıklı, Prof. Dr. Abdülhaluk Çay gibi bilimadamlarının seslendirdiği 11 CD'lik belgesel videolardan öğrenmemiz gerekir:
http://www.kitapkirtasiyem.com/pinfo.asp?pid=8437

Yine Doğu Perinçek'in Türk Tarih Kurumu arşivlerinde halktan gizlenen yayımlanmamış el yazılarını derlediği ''Atatürk,din ve laiklik'' kitabını okumak gerek:
http://www.kitapalemi.com/3672-ataturk_din_ve_laiklik_uzerine.kitap
Konuşmadan önce öğrenmemiz,bilmemiz gereken o kadar çok şey varki..

Doğu Perinçek'e Ergenekoncu yaftası yapıştırıldı..
Ama inanın ATATÜRK ve onunla ilgili gizlenen şeyleri en çok ortaya çıkaran bu insanlardır..

yosun
07-11-2008, 10:54
Çalıp ne yapmış Sn.Yosun satmış mı?

ÜLKESİNİ KURTARMIŞ daha güzel ne olabilir? keşke bugün de böyle bir plan bulsak da bizde hırsızlık yapsak :notr:

Bir yanlış anlama olmasın. "Savaş planlarını çalmış"ı ben değil Can Dündar belgeselinde söylüyor. Sizin de belgeselde verilen bilgileri doğru bulmanızdan ve desteklemenizden dolayı ben size sordum, bu konuda ne düşünüyorsunuz diye. Mustafa Kemal Atatürk belgeselde iddia edildiği gibi Türk'ü zafere taşıyan 22 gün, 22 gece süren ve tarihe kahramanlık olarak yazılan savaş planlarını Hanibal'den mi çalmıştır sahiden?

WaX
07-11-2008, 11:43
Can dundari zaten 90 li yillardaki yazilari yuzunden hic sevmem boyle bi insanin boylesine muhtesem bir insani kaleme almasi yada gercek bu vatana kendini adamis prof. Larin ust kademe erkanin can dundar gibi insanlara bu isi birakmasi bana gore sonun baslangicidir...

BEN DEP veya yandası PARTILIYIM DIYEN BI ADAMDAN NE BEKLENIRKI

AT COPE GITSINNN!!!!

Orhan PAMUK 1 bu adam 2!!!




Boyle insanlarin(hz muhammedimiz - yuce atamiz) filmi belgeseli yapilirken ust duzey bilgili insanlardan olusan denetimden ve devlet oluruyla asker oluruyla senaryosu belgeler ile kanitlanmis bi sekilde cevrilmeli diye dusunuyorum

e-fulya
07-11-2008, 11:51
2- Askerler Can Dündar'ı sevmezler. İkinci Cumhuriyetçi gördükleri Can Dündar'a karşı mesafelidirler.

3- Can Dündar'ın eşinin DTP Diyarbakır Belediye Başkanlığı'nın halkla ilişkilerini yapmasına askerler hep soğuk bakar.

http://www.odatv.com/index.php?id=13904
Bu ODATV.com'a bayılıyorum..Soner Yalçın gerçekten bizi çok şey konusunda bilgilendiriyor..
Hiçbir gazete ve internet sitesinde bulamadığım bilgileri ortada buluyorum..

İçimizden kaç kişi biliyordur Can'ın karısının DTP Diyarbakır Belediyesi halkla ilişkilerini yönettiğini?
Bu tür bilgiler insanın aklında bi kıvılcım çaktırmaz mı?

e-fulya
07-11-2008, 12:05
Feridun Fikri Bayar



Titrek sesli Mustafa


AKP Kurmayları komando okulunu geziyor,
Yapılan eğitimi yerinde inceliyorlar.
O sırada bakan Cemil Çiçek eğilip G3 mermilerinden topluyor,
Hatıra olarak...
Bunu gören Genel kurmay başkanı Org. Başbuğ,
“Aman dikkat et, iyi sakla. Ergenekon'dan içeri alırlar yoksa” diyor.

Gazetelerin İnternet sitelerini gezip, okur yorumlarını okuyorum.
Büyük çoğunluk “Ne kadar güzel bir espri”,
“Ne güzel bir şakayla taşı gediğe oturtma” olarak algılamışlar.
Hey benim aziz halkım,
Behey benim duygusal vatandaşım...
Sen ne zaman Başbuğ Paşa'nın espri yaptığını gördün?
Aylardır içeride olan insanlar şaka kurbanı mı?
Şakacıktan mı sinekler gibi ölüyor,
Hastalanıyor, felç geçiriyorlar içerde?
Mahsusçuktan mı yaşanan her şey sence saf tosunum?

Öyle mi düşünüyorsun?
O zaman Ergenekon davasından tutuklu,
Azılı terörist (!?) Doç. Dr. Ümit Sayın'ın içeriden gönderdiği basın açıklamasını oku:

“Sayın basın mensubu, İstanbul Savcılığı’nın ve Emniyet içindeki Fethullahçı örgütlenmenin uzantılarının kurmuş olduğu komplo hayal ürünü olup hiçbir gerçekle alakası yoktur.

Bizler gibi Türkiye Cumhuriyeti’ne bayrağına bağlı vatanperver insanların şeriat endişelerini demokratik platformda düşünüp tartışan kişiler olarak hala bu endişemizi devam ettiren bu AKP mantığı ve Fethullah Gülen (Dini örgütlenmesi) Cumhuriyeti tehlikelere sürüklemektedir. Buna paralel olarak yıllardır devam eden PKK terörüne gerek parlamentoda gerekse siyasi zeminde destek veren AKP zihniyeti çocuklarımızın baskınlara maruz kalarak ölmesine sebebiyet vermektedir. AKP’nin hedefi TSK olup ABD ile AB kuşatmasını topluma dayatarak Türk Milletinin ortadan kaldırılmasına fırsat vererek zemin hazırlamaktadırlar.

... İstanbul Emniyet Müdürlüğü TEM de (Terörle Mücadele) bana işbirlikçiliği ve yalan ifade vermemiz konusunda şantaj yapmışlardır. Akabinde Sayın Savcı Öz ve Mehmet Ali Pekgüzel aynı komplo ve şantajları işbirliği yapmam konusunda ısrarlarını sürdürdüler. 47 yaşına gelmiş ve sağlık sorunları yaşayan biri olarak aç ve uykusuz bırakılarak her türlü şiddete maruz bırakıldım...

... Benim itirafçı olmam durumunda, ekonomik olarak katkı sağlanacağının belirtilmesi talihsiz bir hukuk ayıbıdır. Çalıştığım üniversitede mesai arkadaşlarıma ajanlık yapmam ve komplo kurmam anlaşılacak bir davranış değildir. “Anayasaya bağlı bir Türk vatandaşı olarak, kendimi Türk milletine adamış bir bilim adamı olarak” endişem şudur:

Sayın Ergenekon soruşturmasını yürüten savcıların karşısında dehşete düştüm. Şöyle ki “Allah ve Hz. Muhammed için hizmet, AKP’ye, Başbakan’a ve Cumhurbaşkanı’na yardım ettik. Bu uğurda gerekirse canımızı vermeye hazırız. Darbecilerden ve AKP muhaliflerinden hesap sormak” tarzındaki sözleri endişemi bir kat daha arttırmıştır. Oysa ben sayın Cumhuriyet savcılarını devlete hizmet eder diye biliyordum. Siyasilere hizmet edebileceklerini o gün öğrendim...

Tıp eğitimi almış bir Akademisyen olarak Sayın Zekeriya Öz’ün psikolojik ve sosyolojik sorunları olduğu, kronik paranoyak tavır sergilediğini söyleyebilirim. Kendisine şaka yollu bunu ima ederek size “İyi bir psikiyatr tavsiye edebilirim” dediğimde agresif ve depresif hareketlerde bulunarak bu tanıyı daha da güçlendirdi. Çantasından çıkardığı 360 kişilik bir AKP muhalifi insanların aynı zamanda Fethullah Gülen cemaati için, Türkiye için zararlı insanların listesi olduğunu söylediği isimleri “Hepsini tek, tek içeri tıkacağını” söyleyerek kararlı tavırlarla kendisine bu gücü veren insanlara hizmet etmek amacında olduğunu söylemiştir. Kendi bilgisayarından bir çıktı alarak bana imzalatmak istediği listede 35’e yakın generalin ismi vardı. “Bunlar darbe yapacak beton Kemal’in generalleri, bunları koruma, aleyhlerinde ifade ver” diye ısrarcı tavrını 8 saat boyunca sürdürdü. “Zihin kontrolü ve bu kişilerin sorguları sırasında bize destek olur ve yardım edersen seni hem tahliye ederim hem de üniversitede çok iyi yerlere gelebilirsin” dedi. Benim aldığım aile terbiyemden dolayı gerçek dışı iftiraları gayri ahlaki ve hukuk dışı olduğunu söyledim. Bunları yapmazsam(!) elinde benim çekilmiş fotoğraflarımın(!) ve Tape’lerimin (telefon kayıtları) basına verileceğini söyleyerek beni sindirmek istemiştir. Kendinden emin biri olarak “Bu sizin tercihiniz, hukuk ne gerektiriyorsa onu yapın” dedim..” (http://www.internetajans.com/default.asp?NID=65270)

Okudun mu aziz vatandaşım?
Şimdi ne düşünüyorsun?
Şaka mı yapmış Başbuğ Paşa?

Hala şaka olduğunu düşünüyorsan,
Sana Can Dündar'ın Mustafa'sını izlemeni öneririm.
Ud ve keman sesleri arasında,
Ağlak bir ezgi eşliğinde,
Hani o aydın olmanın gereği (!?) olarak “Ben de DTP'liyim” diye yazı yazmış,
Titrek sesli romantik Can Dündar'ın,
Titrek sesli Mustafa'sını izle...

Haa, yanına mendil almayı da unutma...
Titrek sesli Dündar'ın titrek sesli Mustafa'sı,
Çok dokunaklı gelecek sana ağlak şarkılar eşliğinde...
http://www.gazeteport.com.tr/YAZARLAR/NEWS/GP_319063

ghetto
07-11-2008, 12:17
2- Askerler Can Dündar'ı sevmezler. İkinci Cumhuriyetçi gördükleri Can Dündar'a karşı mesafelidirler.

3- Can Dündar'ın eşinin DTP Diyarbakır Belediye Başkanlığı'nın halkla ilişkilerini yapmasına askerler hep soğuk bakar.

http://www.odatv.com/index.php?id=13904
Bu ODATV.com'a bayılıyorum..Soner Yalçın gerçekten bizi çok şey konusunda bilgilendiriyor..
Hiçbir gazete ve internet sitesinde bulamadığım bilgileri ortada buluyorum..

İçimizden kaç kişi biliyordur Can'ın karısının DTP Diyarbakır Belediyesi halkla ilişkilerini yönettiğini?
Bu tür bilgiler insanın aklında bi kıvılcım çaktırmaz mı?

Vay vay vayyyy :grrr: ...

ally_mcbeal
07-11-2008, 12:33
2- Askerler Can Dündar'ı sevmezler. İkinci Cumhuriyetçi gördükleri Can Dündar'a karşı mesafelidirler.

3- Can Dündar'ın eşinin DTP Diyarbakır Belediye Başkanlığı'nın halkla ilişkilerini yapmasına askerler hep soğuk bakar.

http://www.odatv.com/index.php?id=13904
Bu ODATV.com'a bayılıyorum..Soner Yalçın gerçekten bizi çok şey konusunda bilgilendiriyor..
Hiçbir gazete ve internet sitesinde bulamadığım bilgileri ortada buluyorum..

İçimizden kaç kişi biliyordur Can'ın karısının DTP Diyarbakır Belediyesi halkla ilişkilerini yönettiğini?
Bu tür bilgiler insanın aklında bi kıvılcım çaktırmaz mı?

puana sistem izin vermedi ama ben de sizi forumun soner yalçını olarak addediyorum sn e-fulya. teşekkürler.

e-fulya
07-11-2008, 12:52
puana sistem izin vermedi ama ben de sizi forumun soner yalçını olarak addediyorum sn e-fulya. teşekkürler.

Bu güzel iltifatı hakediyormuyum bilemem..
Ama çok iyi bildiğim birşey varsa o da hiçbirşey bilmediğimdir..
http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=bildigim+tek+sey+hicbir+sey+bilmedigimd ir
Bu yüzden bilgiye olan açlığım bitmiyor..
Çünkü öylesine bilmediğimiz şey varki..
Hele bu dezenfarmasyon,insanların beyinlerine gerçeği değil de nasıl düşünmemiz gerektiğinin sanal olarak ışınlandığı bu teknoloji ortamında yanılmamak çok zor..
Ben hap haline getirilmiş hazır bilgi ve düşünceler yerine ancak kendimin edindiği bilgilerimi test edip doğruluğuna inandığım zaman huzur duyuyorum.

Amacım,foruma renk katmak,çok zorlaşan doğru bilgilere ulaşmayı kolaylaştırmak..Minicik bi katkım oluyorsa ne mutlu bana.
Teşekkürler.

balaban
07-11-2008, 13:27
İşte Ergenekon:grrr:



Feridun Fikri Bayar


Ergenekon davasından tutuklu,
Azılı terörist (!?) Doç. Dr. Ümit Sayın'ın içeriden gönderdiği basın açıklamasını

“Sayın basın mensubu, İstanbul Savcılığı’nın ve Emniyet içindeki Fethullahçı örgütlenmenin uzantılarının kurmuş olduğu komplo hayal ürünü olup hiçbir gerçekle alakası yoktur.

Bizler gibi Türkiye Cumhuriyeti’ne bayrağına bağlı vatanperver insanların şeriat endişelerini demokratik platformda düşünüp tartışan kişiler olarak hala bu endişemizi devam ettiren bu AKP mantığı ve Fethullah Gülen (Dini örgütlenmesi) Cumhuriyeti tehlikelere sürüklemektedir. Buna paralel olarak yıllardır devam eden PKK terörüne gerek parlamentoda gerekse siyasi zeminde destek veren AKP zihniyeti çocuklarımızın baskınlara maruz kalarak ölmesine sebebiyet vermektedir. AKP’nin hedefi TSK olup ABD ile AB kuşatmasını topluma dayatarak Türk Milletinin ortadan kaldırılmasına fırsat vererek zemin hazırlamaktadırlar.

... İstanbul Emniyet Müdürlüğü TEM de (Terörle Mücadele) bana işbirlikçiliği ve yalan ifade vermemiz konusunda şantaj yapmışlardır. Akabinde Sayın Savcı Öz ve Mehmet Ali Pekgüzel aynı komplo ve şantajları işbirliği yapmam konusunda ısrarlarını sürdürdüler. 47 yaşına gelmiş ve sağlık sorunları yaşayan biri olarak aç ve uykusuz bırakılarak her türlü şiddete maruz bırakıldım...

... Benim itirafçı olmam durumunda, ekonomik olarak katkı sağlanacağının belirtilmesi talihsiz bir hukuk ayıbıdır. Çalıştığım üniversitede mesai arkadaşlarıma ajanlık yapmam ve komplo kurmam anlaşılacak bir davranış değildir. “Anayasaya bağlı bir Türk vatandaşı olarak, kendimi Türk milletine adamış bir bilim adamı olarak” endişem şudur:

Sayın Ergenekon soruşturmasını yürüten savcıların karşısında dehşete düştüm. Şöyle ki “Allah ve Hz. Muhammed için hizmet, AKP’ye, Başbakan’a ve Cumhurbaşkanı’na yardım ettik. Bu uğurda gerekirse canımızı vermeye hazırız. Darbecilerden ve AKP muhaliflerinden hesap sormak” tarzındaki sözleri endişemi bir kat daha arttırmıştır. Oysa ben sayın Cumhuriyet savcılarını devlete hizmet eder diye biliyordum. Siyasilere hizmet edebileceklerini o gün öğrendim...

Tıp eğitimi almış bir Akademisyen olarak Sayın Zekeriya Öz’ün psikolojik ve sosyolojik sorunları olduğu, kronik paranoyak tavır sergilediğini söyleyebilirim. Kendisine şaka yollu bunu ima ederek size “İyi bir psikiyatr tavsiye edebilirim” dediğimde agresif ve depresif hareketlerde bulunarak bu tanıyı daha da güçlendirdi. Çantasından çıkardığı 360 kişilik bir AKP muhalifi insanların aynı zamanda Fethullah Gülen cemaati için, Türkiye için zararlı insanların listesi olduğunu söylediği isimleri “Hepsini tek, tek içeri tıkacağını” söyleyerek kararlı tavırlarla kendisine bu gücü veren insanlara hizmet etmek amacında olduğunu söylemiştir. Kendi bilgisayarından bir çıktı alarak bana imzalatmak istediği listede 35’e yakın generalin ismi vardı. “Bunlar darbe yapacak beton Kemal’in generalleri, bunları koruma, aleyhlerinde ifade ver” diye ısrarcı tavrını 8 saat boyunca sürdürdü. “Zihin kontrolü ve bu kişilerin sorguları sırasında bize destek olur ve yardım edersen seni hem tahliye ederim hem de üniversitede çok iyi yerlere gelebilirsin” dedi. Benim aldığım aile terbiyemden dolayı gerçek dışı iftiraları gayri ahlaki ve hukuk dışı olduğunu söyledim. Bunları yapmazsam(!) elinde benim çekilmiş fotoğraflarımın(!) ve Tape’lerimin (telefon kayıtları) basına verileceğini söyleyerek beni sindirmek istemiştir. Kendinden emin biri olarak “Bu sizin tercihiniz, hukuk ne gerektiriyorsa onu yapın” dedim..” (http://www.internetajans.com/default.asp?NID=65270)

http://www.gazeteport.com.tr/YAZARLAR/NEWS/GP_319063

e-fulya
07-11-2008, 13:39
Mustafa filmi konusunda Türkcel'in gösterdiği hassasiyeti,Genelkurmay arşivlerini açan Büyükanıt niye göstermedi acaba?
Bunun da sorgulanması gerekir.
Can Dündar'ın özde mi sözdemi Atatürk belgeseli yapıp yapmıyacağını test edebilirdi..

ally_mcbeal
07-11-2008, 13:43
abbas güçlü de konuyu köşesine taşımış. baksanıza can efendi filmini daha geniş haliyle tv de de yayınlatacakmış. bir ilki yaptığına pek memnun, hiçbir pişmanlık duymuyormuş, onu yıldıramazlarmış. artık nefret etmeye başladım bundan.

http://www.milliyet.com.tr/Yazar.aspx?aType=YazarDetay&ArticleID=1012885&AuthorID=67&Date=07.11.2008&b=MUSTAFA%20SINAVI&a=Abbas%20Guclu&ver=17

alaylı
07-11-2008, 23:04
Bu konu ile ilgili olarak Emin Çölaşan can dündara ne gibi sıfatlamalarda bulundu? Bilen varmı acaba?

e-fulya
08-11-2008, 00:18
Belki uçuk bir düşünce ama..insanın aklına takılıyor..

Biliyorsunuz NURSELİ İDİZ ''Cumhuriyet kadınları'' isimli bir proje üzerinde çalışıyorken Ergenekon gözaltısına uğradı.

Gazeteci MERDAN YANARDAĞ'ın “Fethullah Gülen hareketinin perde arkası” isimli konferansa katılmasını önlemek için gözaltına alındığı yönünde iddialar var:
http://64.233.183.104/search?q=cache:PLnLccoSQrAJ:www.medyatava.com/haber.asp%3FID%3D48136+merdan+yanarda%C4%9F+ergene kon+fetullah+konferans&hl=tr&ct=clnk&cd=3&gl=tr

Can Dündar da Ergenekon savcısıyla 5 temmuz 2008 de 2.5 saat süren bir görüşme yapmıştı,hatta ifadeye çağrılmıştı diyebiliriz...(Savcı ile görüşürken bu film çalışması sürüyor olmalı) Yazıdaki aşağıdaki satırlar çok ilginç:

...Ama orada gazeteci mi, zanlı mı olduğumun henüz ayırtına varamamıştım.



“Pardon, sizin kitap değildi”

Nitekim sohbetin bir yerinde “tanık”lıktan “zanlı”lığa doğru evrildiğimi hissettim. Savcı Öz, tutuklulardan birinin “O kitabı Can Dündar’a, Veli Küçük yazdırtmış” dediğini söyledi.

Hayret dolu bir gülümsemeyle “Neden yazdırtmış bana” diye sorabildim.

“Örgütü olduğundan küçük göstermek için…” dedi.
...
“Biz de o iddiayı ciddiye almadık zaten” dedi, ama suçlama devam etti:

“Burada tutuklu bulunanlardan birkaçıyla da kitap için röportaj yapmışsınız.”

“Kimmiş onlar” dedim.

Hatırlayamadı.

http://www.candundar.com.tr/index.php?Did=6965

Hani diyorum..Bu filmin böyle boş ve kof hale gelmesinde bu görüşmenin bir etkisi olmuşmudur?
Düşünmeden edemiyorum bunu...

yosun
08-11-2008, 00:37
Hani diyorum..Bu filmin böyle boş ve kof hale gelmesinde bu görüşmenin bir etkisi olmuşmudur?
Düşünmeden edemiyorum bunu...

Yani kısaca Can Dündar belgeselinde yüce Atatürk'e atfettiği korkaklığı kendisi mi göstermiştir? Bunu mu düşünüyorsunuz?

e-fulya
08-11-2008, 12:40
Atatürk sirozdan değil kanserden öldü

Yazar ve emekli binbaşı Erol Mütercimler'den ilginç iddia:


Kitabınızda Atatürk’ün doktoru Mim Kemal Öke’nin hiç yayımlanmamış anılarından yararlandınız. Sizce alkole bağlı sirozdan mı öldü? Hepatit ihtimali yok mu?

Gelibolu Kara Muharebeleri 25 Nisan 1915’te başladı, 9 Ocak 1916’da bitti. Mustafa Kemal’in ayrılışı ağustosun sonudur. Gelibolu dediğiniz yerde siperlerin arası yedi-sekiz metreydi. Kokan insan cesetleriyle doldu. Aylarca o havayı teneffüs ettiler. Neyle beslendiler, hangi hijyenik koşullarda yaşadılar, nasıl suyu içtiler, hangi tuvalete gittiler? Bu adamların ömürleri gayri sıhhi ortamlarda geçti. Vücutlarında olmadık mikrop yoktur. Kitabı noktalamadan önce Cerrahpaşa’dan Çapa’ya, güvendiğim doktorlara sordum: “Son teşhisiniz nedir?” diye. “Bugün olsa kanser deriz” dediler.

Diktatör müydü?

Kitapta bu konuda çok anı var. 1932... Tarih kongresi. Bir öğretmen gelir, elinde İtalyanca bir kitap. Paşam, “Bu kitapta size diktatör diyorlar, doğru mu?” diye. O da “Çocuğum diktatör olsaydım, bana bu soruyu sorabilir miydin?” der. Bu nasıl diktatör ki, tüm kararları kongrelerde almış, tüm savaşı meclisten yönetmiştir. İnsanlık tarihinde böyle diktatör mü var!

Mesela Mustafa Kemal içki içiyor, hem de Harp Okulu’ndan beri. Ama ayyaş değildi. Günde bir kilo içmezdi. Öldür Allah gecede üç duble içebiliyor. Çünkü bir dubleden sonra alkol onu sarsıyor. Baş ağrısı çekiyor. Gündüz içmeye de karşı. O üç nedenden içer ki, Hasan Rıza (Soyak) başta olmak üzere bunu da herkese söyler: “Beynim 24 saat çalışıyor, beni uyutmuyor. Uyumam lazım” der.

Yani rahatlamak için?

Ayrıca yaşamı boyunca sindirim sorunu, peklik çekmiştir, onu rahatlatan tek şey de alkoldür. Bir de “Çevremi görüyorsunuz, ben içmeyim de kim içsin. Soframa geliyorlar, ama kimse rahat yanıt veremiyor ama alkol onları rahatlatıyor” der. Onların çok içmesine izin verir, ama kendisi sabaha kadar toplam üç duble içer.

Kemal Tahir gibi... O da uzun rakı sofralarında sürekli içer gibi görünür, bir iki-kadehle otururmuş.

Evet, Can (Dündar) orada yanılmış. Ama bunda kötü niyet aramıyorum. Para kazanabilmesi ve yurtdışında ödül kazanabilmesi için böyle bir belgesel yapması gerekirdi. Gerçek Atatürk’ü yapsaydı kimse ona ödül vermezdi. Çünkü o tür bir belgeselde devrimci Atatürk de Kurtuluş Savaşı da olmak zorundaydı. Ama Pamuk’un böyle bir zorunluluğu yok. O romanını istediği gibi yazabilir. Hatta bir başka romancı çıkıp cinsel tercihlerinin farklı olduğu üzerine bile yazabilir. Ya da bir başkası “9’u 5 geçe Mustafa Kemal’in kalbi durdu ve 6 geçe tekrar çalışmaya başladı” diye başlayan bir roman da... Buna da kurgu diyorlar. Gani Müjde’nin yaptığı gibi... Buna kim ne diyebilir? Ama iş belgesel olunca değişiyor.

O kadar duygusaldı ki “İyi ki çocuğum olmadı” derdi

Abdurrahman Tunçak öz oğlu olabilir mi?

Olasılık tanımıyorum. Bu tür nereye çekileceği belli olmayan konuşmaları da ahlaki bulmuyorum. Mesele benzerlikse eğer, Atatürk’e ikizi kadar benzeyen ve İzmir Suikastı’nda idam edilen subay Ayıcı Arif’e ne diyecekler? Tunçak’ın kızına tavsiye ediyorum, DNA testi yaptırsın. Böylece kendisi de kurtulsun, memleket de. Ayrıca Mustafa Kemal’in çocuğu olmazdı. Bundan kısırdı dediğim sanılmasın. Tıbbi kayıtlarda böyle bir şey yok. Çok duygusal biri. Mesela tayı ölür ağlar, köpeği ölür ağlar... Aslında her fırsatta ağlar köylü kadın ona peynir verir ağlar, iğde ağacını yerinde bulamaz ağlar! Bu yüzden kendisi “İyi ki çocuğum olmamış” der.

Genelkurmay’ın arşivlerinden yararlandınız mı?

Hayır, Can Dündar’a açıyorlar ama bana açmadılar. Bir dilekçe versen aylarca sürünüyor, sonra da sana geri veriyorlar.

Çapkın mıydı?

Nazlı Pektaş’tan dinledim. Kitaba koyamadım çünkü hatıra defterleri hâlâ terörle mücedelede. Pektaş, ilk sarı basın kartlı gazetecidir. “Söylev”i Fransızca’ya çevirmiştir. Ona sordum “Çapkın mıydı? Kadınlara asılır mıydı?” diye. Dedi ki “Kim söylüyorsa cehennem o insan için vardır. Söylev’i Fransızca’ya çeviriyorum. Yukarıda Allah var, ne yalan söyleyeyim asılmak için çok çabaladım. Tüm kadınlar gibi. Her seferinde ise saçlarımı okşayıp ’Kızım, çocuğum nasıl gidiyor tercüme’ dedi. Yalnız bana değil, onlarca kadına böyle hitap ederdi. Ama içinde ünlü paşalar dahil olmak üzere o kadar çok kişi, karısını, kızını ona sunmak için çabalardı ki! Hatta karısını-kızını Atatürk’le yalnız bırakmak için Ankara kışında balkonlarda beklerlerdi. Bu yüzden az kişi zatüre olmadı!” Yahu Mustafa Kemal zaten karizmatik, yakışıklı bir adam, devlet başkanı. Ne diye asılsın kadınlara?

Aşık oldu mu?

Hayır. Latife Hanım’a da... O âşık olacak bir erkek değil de fakat çok romantik. Mesela Sofya’da ateşe iken Bulgar generalinin kızıyla olur, ayrılacağı gün Bulgar gül bayramıdır, son kuruşuna kadar bir kamyon gül alır kıza. O kadar romantik ki Latife ile nikahlanacaktır, imamı beklerken, Fevzi Çakmak’a şöyle der: “Ben böyle bir nikah hayal etmiyordum, kızı kaçırıp atla kırlara kaçayım isterdim.”

Yalnız mıydı?

Yaşamı boyunca yalnızdı. Tıpkı Beethoven, Mozart ya da Kraliçe Elizabeth gibi... Dahiler hep yalnızdır. Niye şaşırıyoruz!

Kardeşini kazayla vurdu

Mim Kemal Öke’nin anılarından öğrendim. Bu kitapla ilk kez yazılıyor. Mesela kız kardeşi Makbule’yi kaza kurşunuyla yaralaması. Atatürk silahını temizlerken tabancası ateş alır ve kurşun Makbule Hanım’ın yüzünde bir sıyrık bırakarak, yaralar. Tabii çok üzülür. “İz bırakmasın” der doktorlara. Ama kimse bunu garanti edemez. Mim Kemal ama kendine güvenir ve garanti eder, gerçekten de iz kalmaz.

Hz. Muhammed’e hayrandı

Fatİh Sultan Mehmet ve İslam Peygamberi Muhammed’e hayrandı. Peygamberin sosyal devrimlerien hayranıdır. 1930’da ona İslam Peygamberi hakkında yazılmış bir kitap gönderilir ama gerçekler kadar yanlışlarla olduğu için beğenmez. “Muhammed’i bana, sönük bir derviş gibi tanıtmak gayretine kapılan bu gibi cahil adamlar, onun yüksek şahsiyetini anlayamamışlar” demiştir ve Uhud Savaşı’nın planını çizdikten sonra İnönü’ye dönerek şöyle devam etmiştir “Bir komutan olarak bak bakalım bundan daha mükemmel bir savaş yapabilir miydin?”
http://haber.gazetevatan.com/haberdetay.asp?detay=Ataturk_sirozdan_degil_kanser den_oldu_207722_1&tarih=08.11.2008&Newsid=207722&Categoryid=1

e-fulya
08-11-2008, 13:02
İsmet Solak-GAZETEPORT


Mustafa Kemal gibi düşünmek!

YOK canım, bu başlık bana ait bir deyim değil..

Norveç’te sıkça kullanılan bir deyim olduğunu ben de yeni öğrendim..

Norveç halkı, çözümsüz gibi görünen bir konuda çaresiz ve çözümsüz kalan birine, “Mustafa Kemal gibi düşün!” dermiş.

....

İngiliz gazeteleri Mustafa filmi ile ilgili eleştirileri haber yapmış: :

“Reel Atatürk Türkleri böldü!” diye yazıyorlar. İngilizlerin istediği zaten bu değil mi? Atatürk ilke devrimlerinden koparılmış bir Türk Ulusu!

Can Dündar bunu sağlıyor. Norveçliler ise gençlerine, “Mustafa Kemal gibi düşünmeyi” öğretiyor.

Nasıl tufaya geldiğimizi görün de anlayın dostlar, görün de anlayın.

Dayan yüreğim, dayanabildiğin kadar dayan!

Devamı:
http://www.gazeteport.com.tr/YAZARLAR/NEWS/GP_319648

e-fulya
08-11-2008, 13:30
Gençlerde umut var

08.11.2008
TUNA SERİM/Tercüman gazetesi

SON dönemde nereye baksam umutsuzluğum büyüyordu, hele gençlerin durumu hiç iç açıcı değildi, ta ki Kanal D'de yayınlanan Genç Bakış programını izleyinceye kadar...Can Dündar, Yeditepe Üniversitesi öğrencilerinin karşısında filmini anlattı, savundu! Benim güzel gençliğim boş lafları dinlemedi, Dündar'ı çok ağır eleştirdi. Gençler Atatürk'e öyle sahip çıktılar ki, gözlerim yaşardı ve büyük Ata'nın, bu ülkeyi gençliğe emanet etmesinin boşa olmadığını düşündüm. Can Dündar sorular karşısında bunaldı, zaten savundukları akla yakın değildi. Gençler, söyledikleriyle, yaptıklarının birbirini tutmadığı söylediler, sıkıştırdılar. Bu kadar güzel ve akıllı gençlerimiz varsa, gelecek için umut da var demektir. O gece huzurlu bir uykuya daldım. Bir not: Can Dündar'ın Kitap Fuarı'na giremediğini yazmıştım, yayınevinden açıklama geldi, meğer Dündar 8 Kasım'da kitaplarını imzalayacakmış; şansı varsa bu gençlerle karşılaşmaz.
http://www.tercuman.com.tr/v1/yazaryazi.asp?id=15

Gerçekten o gece ben de çok rahatladım..Gençlerimiz bilinçli ve umut vadediyor..
Dün gece EGE TV'de de bu Mustafa filmi tartışıldı..
İZMİR'de sinemalar boş diyorlardı..

e-fulya
08-11-2008, 14:21
Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Malatya Şubesi, Atatürk'ün hayatını anlatıldığı belirtilen "Mustafa Belgeseli"ni yargıya taşıyacağını duyurdu.
http://www.internetajans.com/default.asp?NID=65710

Gerçekten böyle ulusal kahramanların filmini her önüne gelen yapmamalı..
Yapsa bile bu Atatürk Araştırmaları Merkezi,Türk Tarih Kurumu gibi kurumların denetiminden geçmelidir..

e-fulya
08-11-2008, 14:54
Mustafa, Can Dündar ve eleştiriler

ABBAS GÜÇLÜ

Atatürk’ü ne kadar sevdiğimiz, saydığımız ve değer verdiğimiz Mustafa filmiyle bir kez daha ortaya çıktı. Ulus olarak damarımıza basılmadan hep sessiz kalmayı tercih ederiz. Ama ne zaman duygularımızı rencide edici bir hareket görürsek hemen dikleniriz. Tarihimiz bu konuda örneklerle dolu.
Mustafa filmi hiçbir şeyi başaramadıysa bile Atatürk’ü ne kadar sevdiğimizi bir kez daha ortaya koydu. Her ne kadar aksini düşünenler olsa da Atatürk Türkiye’nin bir gerçeği ve yeri doldurulamayacak bir kahraman. Onu gölgelemeye, karalamaya ya da farklı göstermeye de kimsenin gücü yetmez.
Peki Can Dündar bunu yaptı mı?
Filmi sinemalarda, eleştiriler ortada, verdiği cevapları da gördünüz.
Niyetinin Atatürk’ü yargılamak ya da kötülemek olmadığı kesin. Ama ateş olmayan yerden de duman çıkmaz. Eğer ortada böyle bir film olmasaydı, bu eleştirilerin hiçbirisi de olmazdı. Demek ki abartılı ya da taraflı da olsa eleştirilerin temel kaynağı sadece ve sadece Mustafa.
Hani bir söz var, “Anlatabildiğiniz, karşı tarafın anladığı kadardır“ diye. İşte bu filmde Can Dündar, Atatürk’ü her ne kadar çok farklı anlatmaya çalışsa da, karşı tarafın yani izleyenlerden bazılarının algılaması, onun anlatmak istediklerinden çok farklı.
Genç Bakış’ta en çok tartışılan konulardan birisi de buydu. Pek çok öğrencinin “Burada anlattıklarınız ile filmdekiler çok farklı“ demesi bu yüzdendi.
Bizim de zaman zaman başımıza geliyor. Böylesi durumlarda demek ki, konuyu yeterince anlatamamışız diyor ve çuvaldızı öncelikle kendimize batırıyoruz. Eminim ki Dündar da Mustafa’yı yeniden çekse, metinde, kurguda ve ele alınan konularda mutlaka farklılıklar olacaktır.
Bu konudaki en çarpıcı tespitlerden birisini Mustafa Balbay yaptı. Muhteşem bir statta, dünya finali oynanırken ve sahada müthiş bir futbol varken, Can Dündar’ın kamerası maçı değil, tribünleri, soyunma odalarını ve dışarıyı gösteriyordu. Arada bir de maça dönüyordu...
Filmi izlerken ben de aynı duyguya kapıldım. Tümüyle tarihi bir belgesel beklerken, onun kamerası farklı alanlardaydı. Bizim beklediğimiz detayları değil farklı detayları verdi. Eleştirilerin ve hayal kırıklıklarının en önemli nedenlerinden birisi de bu. Beklentilerimizin çok ötesinde bir Atatürk’ü bize sundu.
Can Dündar eleştiriler karşısında hep şu savunmayı yaptı:
Hiçbir konuda maddi hatamız yok. Yanlış bilgi vermedik. Olmayanı söylemedik. Her şey belgelerle sunuldu.
Zaten eleştirilerin odak noktası da filmde anlatılanlardan çok anlatılmayanlarda: Tamam, Atatürk’ün farklı yönlerini ortaya koydun. Ama, Atatürk’ü Atatürk yapan gerçekleri neden çok kısa geçiştirdin ya da hiç görmedin?..[/FONT]“Filmi iki saatle sınırlandırmak zorundaydık, o yüzden” dedi. Kimi inandı, kimi hiç inanmadı...
Kendisi de kabul etti. Zaman daha uzun olsaydı, o günün dünya ve Türkiye konjonktürü daha iyi anlatılabilseydi, bu eleştirilerin dozu daha az olabilirdi.
[FONT="Arial Black"]En rahatsız edici sıfatlardan birisi diktatörlüğüydü. Dış basına dayandırdı. Ama çok iyi biliyoruz ki, dış basında Atatürk’ü göklere çıkaran yazılar da vardı. Onlara hiç değinilmedi. Kızgınlık da zaten bu bakış açısınaydı.
Belli ki bu tartışma daha çok sürecek. Ama doğru zeminde, doğru argümanlarla yapılmalı. Hamasetle, duygusallıkla ve ben böyle istedim, böyle oldu mantığıyla değil, soğukkanlılıkla olayları irdeleyerek...
Atatürk, Mustafa’ya da, başka filmlere de sığmayacak kadar büyük bir isim. Zorluk da zaten burada. Atatürk’ü sadece Mustafa ile tanımaya, anlamaya ve anlatmaya kalkmak ise en büyük yanlışlık olur. Çocukların bir şey anlamaması, donanımlı olanların hayal kırıklığı, bir yere çekmek isteyenlerin hırçınlığı da bu yüzden.
Umarız, yeni film çekenlerin gözü korkmaz!
Geçen hafta, Genç Bakış’ta Can Dündar’ın gözüyle Atatürk’ü konuştuk. Önümüzdeki hafta ise tarihçilerin ve cumhuriyeti kuranların yakınları ve tanıklık edenlerle Atatürk’ü daha yakından tanıyacağız...
Özetin özeti: Meğerse Atatürk’ü ne kadar özlemişiz, ne kadar ihmal etmişiz. En önemlisi de onu hâlâ anlayamamışız ki, herkes bir tarafa çekiyor...
Milliyet’in vereceği Atatürk Atatürk’ü Anlatıyor kitabı sanki Atatürk‘ü tanımak isteyenler için en doğru kaynak olacak.
http://www.milliyet.com.tr/Yazar.aspx?aType=YazarDetay&ArticleID=1013402&AuthorID=67&Date=08.11.2008&b=Mustafa,%20Can%20Dundar%20ve%20elestiriler&a=Abbas%20Guclu&ver=55

e-fulya
08-11-2008, 15:29
The Independent, "Mustafa filmi, "reel' Atatürk portresiyle Türkiye'yi böldü" başlıklı haberinde Türklerin, "cumhuriyetin kurucusu ve 20. yüzyılının en başarılı sosyal modernizasyon programının mimarı" olarak Atatürk'e büyük bir saygı gösterdiği belirtilerek, "Ancak, yeni bir belgesel geçen hafta gösterime girmesinden sonra patlak veren öfkeye bakılırsa onun hakkında gerçekten bilgi sahibi olmak istedikleri kuşkulu" yorumu yapıldı.

İstanbul kaynaklı Nicholas Birch imzalı haberinde belgeselin "Şimdiye kadar lekesiz bir laik sicili" olan Can Dündar tarafından yönetildiğine işaret eden The İndependent, "Mustafa"nın, Atatürk'ün "özel yönlerine vurgu yapan" ilk Türk filmi olduğunu kaydetti. Buna karşın belgeselin Atatürk'e ilişkin herhangi bir "tabu"yu kırmadığını belirten gazete, Can Dündar'ın açıklamalarına da yer verildi. Can Dündar, gazeteyle ile konuşmasında, "Mustafa Kemal'ı daha samimi, şefkatli bir ışığın altında sunmak istedim. Tüm bu heykeller, büstler, bayraklar insani niteliklerden yoksun bir şef yarattı" dedi.

Belgeseli eleştirilenin esas noktayı kaçırdığını ifade eden Dündar, "Oğlum, benim ve babamın okulda iken Atatürk konusunda söylediğimiz şiirlerin aynılarını söylüyor" dedi.
Gazete de, belgeselin gösterime girmesinden sonra ilk beş günde 470 bin kişi tarafından izlendiğini belirterek galasında yönetmen ve ekibinin ayakta alkışlandığını, ancak aynı zamanda "öfkeli eleştiriler"e maruz kaldığını kaydetti.

Eleştirilerin bir kısmını da aktaran gazete, "saldırıların" etkisini gösterdiğini belirtirken bunun örneği olarak bir okulun öğrencilerini belgesele götürmekten vazgeçmesini gösterdi.

betaport
08-11-2008, 15:32
Sn. E-Fulya

Can Dündar ve onun gibi entel dantel tiplerden ve bir liboş bir 2. cumhuriyetçi olan tipler şeriatçi ve fetoşgillerden daha tehlikedir bu ülkede.

Can Dündar ve bu gibi tipler bir gün AB kucağında bir gün amerikan ocağında görünürler.

e-fulya
08-11-2008, 21:28
Sn. E-Fulya

Can Dündar ve onun gibi entel dantel tiplerden ve bir liboş bir 2. cumhuriyetçi olan tipler şeriatçi ve fetoşgillerden daha tehlikedir bu ülkede.

Can Dündar ve bu gibi tipler bir gün AB kucağında bir gün amerikan ocağında görünürler.

Can Dündar'ın eşinin DTP Diyarbakır Belediye Başkanlığı'nın halkla ilişkilerini yapmasına askerler hep soğuk bakar.

http://www.odatv.com/index.php?id=13904


Aynı kaynak muhabir, Can Dündar'ın Said-i Nursi belgeselinden vazgeçip, Fethullah Gülen belgeseli yapacağını da söylüyor. Bu haberi henüz doğrulatamadık, ama yalanlayamadık da. Muhabirin de şevkini tamamen kırmayalım!

ODATV.COM
http://www.odatv.com/index.php?id=13904

Bu iki bilgi herşeyi izah ediyor sanırım...

betaport
09-11-2008, 00:12
Said-i Nursi yada Fetoş ikiside bu ülkeyi dinamtilemeye çalışan atası ingiliz kendisi amerikan uşağı olan şahıslar. Hiç şaşırmamak lazımdırki Can DÜNDAR 'da bunların bedelli hizmetkarlarıdır.

Bedelini öde eşini her yerin danışmanı yapar bu tipler. Atatürk'e de küfreder ayrılıkçı kürdede alkış tutar.

Son Sözüm : Allahı para olanın kıblesi her zaman Washington'dur