PDA

View Full Version : ekonometrist



Pages : 1 2 [3] 4 5 6 7 8 9

vizyon
27-09-2009, 23:31
vizyon abim kimdir allah aşkına bu kalem markası ..:he::he:

bende rastladım biryerde linkini bulamıyorum altındaki yazıda faber kapitalizmin yakında iflas edeceğini doların alınıp satılmayacagını falan söylüyordu..

kısa vadede yeni bir yukarı yönlü dolar dalgası beklediğini ancak uzun vadede doların artık kullanılmayacagından falan bahsediyordu...

neyse reklamın iyisi kötüsü olmazmış adam rubini gibi ünlü olcak çıkcak iicene ..:):)

yurtdışı siteler çok karışık bilgiler veriyor..devamlı değişimekte görüşleri onlarında..

bence biz bu faberi pek kaale almayalım derim..:wink:


sevgili rogdopsink dünden beri 3 ayri yabanci forumda kafam leylek oldu...

buyur sana link..

http://marcfaberblog.blogspot.com/

iyi seyirler...:)

rogdopsink
27-09-2009, 23:47
sevgili rogdopsink dünden beri 3 ayri yabanci forumda kafam leylek oldu...

buyur sana link..

http://marcfaberblog.blogspot.com/

iyi seyirler...:)

:):)


abi buyur sende izle bu adam ne dediğini bilmiyor bence..

http://www.youtube.com/watch?v=SUUI-fqwAhw&feature=player_embedded#t=63


http://arabianmoney.net/2009/09/26/marc-faber-on-systemic-collapse-of-capitalism/




He sees an inflationary crisis in a few years time leading to a collapse of the US dollar. The total collapse will come in the US currency and then there will be a new currency and a new global financial system.

enflasyonist bir kriz öngördüğünü yeni bir para birimi ve global sistemden bahsediyor burdada...

ne bileyim iki günde adam gündem oldu sanki tekerleği icat etti...söylediklerini günlerdir herkes söylüyor...

işin garibi bugün yarın düşeriz Roubini gibi faberde ünlenir...hoş zaten ikisi azılı ayı olarak geçiyor sanırsam..

bu arada faberin söylediklerine bende kısmen katılıyorum ..

iyi akşamlar vizyon abi saol ilgin için.. iyi çalışmalar...

JonDowes
28-09-2009, 00:17
altın kelimesi geçince bir ugrayayım dedim hem iade'i ziyaret olsun :) önceki mesajlara dair, birkaç görüş:

- piyasadaki likidite ile, para arzı farklı şeyler. devletin borçlanması aniden artarsa, tahvil ihaleleri ile likidite eksiye bile geçirilebilir. keza vergi gibi sistemden likidite çeken olaylar da etkiler. para arzı ise bundan bagımsız olarak merkez bankası tarafından, para/banka kaldıracı ve senyoraj ile ayarlanır. yamuk bir benzetme yapmak gerekirse; para arzı bütün havuzdaki su... ancak vana başı elemanı tarafından değiştirilir veya yüksek buharlaşma ortamı olmalıdır. likidite ise, havuzdaki içi boş plastik bir tencere. havuzda dalga oluştugunda su üstünde sallanan tencereye su girer de, çıkar da. ama havuz suyunun artıp azalması ile pek alakası olmaz; önemli olan dalgalardır. vana başı elemanı isterse tencereyi eliyle aşagı bastırıp su dolmasını da saglayabilir, ters çevirip tamamını da boşaltabilir. bunu yaparken, havuzda yüzmeye çalışan arkadaşların konsantrasyonunu ise bozmamalıdır o zaman kuruma şikayet gider, eleman işinden olur.

- faber tanıdık bildik bir abimiz ama söyledikleri biraz uçlarda. altının para sistemine sokulması mümkün ama %100 altın garantili para sistemi ütopya olacaktır; o kadar altın yok. az hacmi nedeniyle onsu 40 bin dolar olacak bir altını mikrogramlarla el değiştirmek gerekir, pek pratik veya fizibl değil. eski altın sahipleri ile altın borçlularını sokacagı dev "yeni süper zengin - yeni süper batık" muhabbeti ise girdap oluşturur ve o zaman kapitalizmi toptan kaldırırız :) G7 dışında, Hindistan ve Türkiye gibi fiziki altın deposu ülkeler yeni krallar olarak ortaya çıkar. Goldman Sachs gibi altın shortcularını katran ve petrole bulayıp kasabadan kovarız. kısacası, altınla alakalı her şeyi okuyan bir altınsever olarak altın sistemine dönüşü olanaklı görmüyorum. kagıt para üretimi tekrar sınıra baglanır ve birkaç sıfırcık atılır düzeltilir. bu, cihan harbi sonrasındaki almanya tarzı bir hiperenflasyona çevrilmeden yapılsa iyi olur tabi.

takibe devam, bol şans

rogdopsink
02-10-2009, 00:04
altın kelimesi geçince bir ugrayayım dedim hem iade'i ziyaret olsun :) önceki mesajlara dair, birkaç görüş:

- piyasadaki likidite ile, para arzı farklı şeyler. devletin borçlanması aniden artarsa, tahvil ihaleleri ile likidite eksiye bile geçirilebilir. keza vergi gibi sistemden likidite çeken olaylar da etkiler. para arzı ise bundan bagımsız olarak merkez bankası tarafından, para/banka kaldıracı ve senyoraj ile ayarlanır. yamuk bir benzetme yapmak gerekirse; para arzı bütün havuzdaki su... ancak vana başı elemanı tarafından değiştirilir veya yüksek buharlaşma ortamı olmalıdır. likidite ise, havuzdaki içi boş plastik bir tencere. havuzda dalga oluştugunda su üstünde sallanan tencereye su girer de, çıkar da. ama havuz suyunun artıp azalması ile pek alakası olmaz; önemli olan dalgalardır. vana başı elemanı isterse tencereyi eliyle aşagı bastırıp su dolmasını da saglayabilir, ters çevirip tamamını da boşaltabilir. bunu yaparken, havuzda yüzmeye çalışan arkadaşların konsantrasyonunu ise bozmamalıdır o zaman kuruma şikayet gider, eleman işinden olur.

- faber tanıdık bildik bir abimiz ama söyledikleri biraz uçlarda. altının para sistemine sokulması mümkün ama %100 altın garantili para sistemi ütopya olacaktır; o kadar altın yok. az hacmi nedeniyle onsu 40 bin dolar olacak bir altını mikrogramlarla el değiştirmek gerekir, pek pratik veya fizibl değil. eski altın sahipleri ile altın borçlularını sokacagı dev "yeni süper zengin - yeni süper batık" muhabbeti ise girdap oluşturur ve o zaman kapitalizmi toptan kaldırırız :) G7 dışında, Hindistan ve Türkiye gibi fiziki altın deposu ülkeler yeni krallar olarak ortaya çıkar. Goldman Sachs gibi altın shortcularını katran ve petrole bulayıp kasabadan kovarız. kısacası, altınla alakalı her şeyi okuyan bir altınsever olarak altın sistemine dönüşü olanaklı görmüyorum. kagıt para üretimi tekrar sınıra baglanır ve birkaç sıfırcık atılır düzeltilir. bu, cihan harbi sonrasındaki almanya tarzı bir hiperenflasyona çevrilmeden yapılsa iyi olur tabi.

takibe devam, bol şans


faydalı bilgiler için teşekkürler....:cool::cool::cool:

dow JONES..

6 ekim 12 kasım 7 aralık önemli tarihler olarak not düşelim..

yukarıda 9819

aşagıda 9246 seviyeleri mevcut..
http://img97.imageshack.us/img97/7616/dowe.jpg

rogdopsink
02-10-2009, 00:37
u100AYLIK anahatları

http://img89.imageshack.us/img89/4038/u100aylk.jpg (http://img89.imageshack.us/i/u100aylk.jpg/)

rogdopsink
02-10-2009, 21:58
U100***GANNBOX

http://img200.imageshack.us/img200/9671/u100gannbox.jpg (http://img200.imageshack.us/i/u100gannbox.jpg/)

guneysu
03-10-2009, 00:03
Svg rogdopsink

Grafikler güzel gözüküyor....

ama grafiklerin yorumu nedir.. bu kısmı önemli...

altlarına ufak tefek yorumlar eklersen... grafiklerden anlamayan, anlamaya çalışan arkadaşlar için daha iyi olmaz mı.. ?

bence olur...

yine de tercih senin...

rogdopsink
03-10-2009, 14:14
Svg rogdopsink

Grafikler güzel gözüküyor....

ama grafiklerin yorumu nedir.. bu kısmı önemli...

altlarına ufak tefek yorumlar eklersen... grafiklerden anlamayan, anlamaya çalışan arkadaşlar için daha iyi olmaz mı.. ?

bence olur...

yine de tercih senin...

sende haklısın abi ne diyeyim şimdi...:notr:

eliimden geldiğince eklemeye çalışıyorum bazılarını ama sonra bakınca çok öznel geliyor yorumlar..

emin olmadıgım yada kendime güvenmediğim noktada yada ihtimalini

göremediğim noktalarda bazen sadece çizgilere bırakıyorum yorumu herkes

farklı yorumlar çıkarabilir... beklentiler giriyor işin içine o noktada...

ama önemli çizgileri yada yapmaya çalıştıklarımı eski sayfalarda açıkladım elimden geldiğince ..

fibonacci rakamları benzerlikler regresyon çizgileri gann çalışmaları vs kıtda olsa yorum olarak var..

hoşş bazen yorum yapmama sebebim açıkçası tembellik oluyor...:):)

o açıdan artık mazur görün.. sizler sordukça bende araştırarak elimden

geldiğince anlatmaya çalışırım zira bazen tecrübesizlikten dolayıda sizlerin

yorumlarının daha önemli olacagını düşünüyorum...

saygılar...:cool:

rogdopsink
03-10-2009, 15:08
DOHOL

0,94 önemli destek...stopp loss için ayada maliyet yapmak için izlenebilir..

grafik uzun vadelidir.. son oluşan kalıp bayrak formasyonua benzemekte şirketin vergi cezası oldugu unutulmamalı..

burdan gelecek haberlerde etkili olacaktır sanırsam..

al sat tavsiyesi değildir...dikkate almayınız...

http://img225.imageshack.us/img225/8013/dohol.png


NETHOL..

netholler ile çok fazla bilgim olmamakla birlikte.. 0,53 civarlarında ki yatay destekte güç

toplamaya devam etmekte...görebildiğim benzerlikler bu şekilde olmakla birlikte yakından

bakmayı tercih etmediğim için net olarak destek ve dirençler konusunda bir fikrim yok...

al sat tavsiyesi değildir...

http://img39.imageshack.us/img39/9896/nethol.png

rogdopsink
05-10-2009, 10:47
TARİHTE KAGIT PARA...

kagıt paranın(kaime) da altın ve gümüş paralar gibi ödeme aracı olarak kullanılabileceğini ilk düşünen çinlilier olmuştur..avrupada kagıt paranın kullanıldıgı çeşitli zamanlar vardır.fransada emisyon bankasının yöneticisi sıfatıylas john law kagıt para emisyonuyla tarihin en büyük finansmanını yürütmüştür.fransada 1789 da dpşaiıma çıkarılan kagıt paralara assignat adı verilmiştir.İngilteede de 1877 den 1919 a kadar sterlinin konvertibilitsesi kaldırılmıştır..böylece ingiltere bankasının banknotları kagıt para niteliğine bürünmüştür..

Osmanlılarda tanzimattan önce kagıt para çıkarıldıgına dair bir kayıt yoktur.Tanzimat yönetiminin 1840 da çıkardıgı kagıt paraya kaime-i mutebere-i nakdiye denilmiştir.Tanzimat kaimeleri geçici bir zamn için ve yalnız istanbulda dolaşıma sunulmuştur.kaimeler yüzde 8 faiz getirili ve sekiz yıl vadeliydi.Bu anlamda başlangıçta Tanzimat kaimeleri bir borç senedi gibiydi ve elle yazılmıştı..1845 yılında ilk kez basılı kaimeler dolaşıma sürülmüştür.Kırım savaşı hazinenin mali güçlüklerini artırdıgından askeri birliklerin bulundugu yerlerde geçerli olmak üzere ORDU KAİMESİ adı verilen kagıt parala da çıkartılmıştır.kaimelerin bollaşması fiyatların yükselmesine sebep oldugundan 1850-1860yılları arasında kaimelerin yaklaşık yarısı toplanmış ve yakılmıştır.1860 yılında sultan azizizin tahta çıkmasıyla kaime enflasyonu birdenbire şiddetlenmiştir.1862 yılında fuat paşa osmanlı bankası yardımıyla dolaşımdaki tüm kagıt parayı geri çekmiştir.bu sırada osmanlı bankasına banknot ihraç yetkisi verilmiştir.

osmanlı hükümeti kendi kagıt parasının piyasada dolaşması için iki girişimde daha bulunmuştur,1875 de 2, abdulhamit fransa ve almanyadan özel baskı makineleri ve kagıt ithal etmiştir.bununla birlikte yeni para değerinde büyük dalgalanmalar olmuş ve kaimeler piyasadan geri çekilmiştir.

hükümetin kagıt para basma konusunda son girişimide 1, dünya savaşı sırasında olmuştur.düyunu umumiye idaresinin garantisi altında yedi kez evrakı nakdiye emsiyonuna gidilmiştir.(yaklaşık 158 milyon liralaık)bu paralar 1931 yılında tcbm nin banknotlarıyla değiştirilinceye kadar piyasada kalmıştır.bu süre zarfından ve sonrasında tcmb kendi banknotlarını piyasaya sürmüştür...


kuyuya bir taş atalım bakalım...:)))

bu koşullarda ew ye göre iki nolu dalga bir nolu dalganın altına inmemeli... yanlış bir cümle kurduysam affolaa..

yukarıdaki zaman hedeflerinde son olarak 6 ekim tarihine dikkat çekmiştik en yakın olarak...

tahvil az evvel bakyıgıma göre 8,29 la iişlem görmekteydi..

hafızam beni yanıltmıyorsa yarın yüklü bir tahvil ihalesi var... piyasa üst düzeyde katılım göstermekte dolayısıyla faizler düşmekte arz yönlü bir sıkıntı olmadıgı için...

ama bu işin bir doygunluk noktası olmalı sanki...

bu koşullar altında yarınki ihale tarihi öneme sahiptir bence...

dikkatle izleyeceğim.... herkese bol kazançlar...

http://img17.imageshack.us/img17/2821/tahvil.png (http://img17.imageshack.us/i/tahvil.png/)

rogdopsink
07-10-2009, 08:13
bayram değil seyran değil avustralya
neden faiz artırdı...:)) alın size günün sorusu cevabı aşagıda var ilgili olanlara...




biraz beyin fırtınası....

bu konuda cidden eksiğim var anlamaya çalışıyorum...

fazla yorum yapmadan...şu faiz indimleri not artırımları falan en tepede bu kadar iyimser psikoloji garip gelmeye başladı bana...

prechterin yazısı güzel bir yazı gayette açık bir şekilde açıklamış...

alıntı yapmadan duramadım...:))

bu gece gelen haber...


S&P Türkiye'nin görünümünü Durağan'a yükseltti
FİNANSTREND....

http://img504.imageshack.us/img504/3754/adszmp.jpg

yorumum..


http://img504.imageshack.us/img504/6869/adsz2ix.jpg


ve en önemlisi bugün mb sının geçen aylardada yaptıgı gibi faiz indiriyorumuna devam etmesi..

bu faiz oranları ile ilgili yazıyı dikkatlice okuyunuz bence...


Interest Rates: Think Central Banks in Control? Think Again.
What do the Fed, European Central Bank and Reserve Bank of Australia have in common? Answer: They don't control interest rates.



The conventional wisdom says low interest rates are key to boosting economic growth. Conversely, higher rates make borrowing more expensive and supposedly slow down an "overheating economy."

To raise or lower interest rates is the single most important tool through which central banks' "potent directors" are said to control our economic future. They carefully watch economic indicators, goes the thinking, and deftly adjust interest rates accordingly.

If you believe that, what you will read next will come as a shock: Central banks are no more in control of interest rates than they are of the weather. Three examples prove this point.

Before the European Central Bank started raising rates in late 2005, rumors that a hike was coming had been flying for months. No one knew exactly when it would happen. Neither did we here at Elliott Wave International. But we did know it was imminent -- because of one indicator with a long history of predicting central banks’ interest rates decisions: bond yields.

Bond yields change daily, and central banks don’t control them: Yields (and prices) are set by the bond market. And if you observe the timing of central banks’ interest rates decisions, you will notice that usually, bankers don't lead the bond market -- they only react to what it dictates.

Here is a chart of the Euro Schatz, Germany's 2-year bond, Europe's U.S. Treasury Note equivalent. (Copied from EWI's intensive Interest Rate Specialty Service; chart modified for this article.) See the vertical red line? That's the point when the Schatz price topped (yields bottomed and began to rise). As you can see, German bonds topped in July 2005, but the ECB only began raising interest rates several months later:
http://www.elliottwave.com/images/marketwatch/emw%208-18-09.gif



Below is a chart our Mon.-Wed-Fri. Short Term Update subscribers will recognize. It compares the timing of the U.S. Federal Reserve Bank’s interest rates decisions with the U.S. Treasury Bills yields. Again, it's clear that the bank follows the bond market:

http://www.elliottwave.com/images/marketwatch/When%20will%20fed%20stop%20raising%20rates.GIF

Finally, here is a chart of the 3-month Australian Treasury Bills our Asian-Pacific Financial Forecast subscribers saw in the April issue, with the editor's note:
http://www.elliottwave.com/images/marketwatch/emw%208-18-09-3.GIF

"...the cash target rate set by Australia’s central bank, the Reserve Bank of Australia (RBA), appear to follow those in 3-month Australian Treasury Bills. After decisive moves up in T-bills from 2006 to early 2008, for example, the RBA faithfully raised its target. T-bills have since led the RBA during the financial crisis of the past year. In fact, the record indicates that the RBA almost always follows T-bills over time."

Now that you know that the Fed and its overseas counterparts are a step behind the markets, is it really a surprise that they came up powerless against the 58% drop in the DJIA and other global stock indexes?

And more importantly: Do you really believe central bankers can prevent another crash?

To find out where global markets are likely headed next, read Elliott Wave International's latest key reports today, risk-free:
Bob Prechter's latest Elliott Wave Theorist: Do Any Bullish Opportunities Remain?
August European Financial Forecast: Our Long-Term Forecast Has Precedent
August Asian-Pacific Financial Forecast: The Great Irony of the Stock Market


http://www.elliottwave.com/freeupdates/archives/printer/2009/08/18/Interest-Rates-Think-Central-Banks-in-Control-Think-Again.aspx


herkese bol kazançlar....


kuyuya bir taş atalım bakalım...:)))

bu koşullarda ew ye göre iki nolu dalga bir nolu dalganın altına inmemeli... yanlış bir cümle kurduysam affolaa..

yukarıdaki zaman hedeflerinde son olarak 6 ekim tarihine dikkat çekmiştik en yakın olarak...

tahvil az evvel bakyıgıma göre 8,29 la iişlem görmekteydi..

hafızam beni yanıltmıyorsa yarın yüklü bir tahvil ihalesi var... piyasa üst düzeyde katılım göstermekte dolayısıyla faizler düşmekte arz yönlü bir sıkıntı olmadıgı için...

ama bu işin bir doygunluk noktası olmalı sanki...

bu koşullar altında yarınki ihale tarihi öneme sahiptir bence...

dikkatle izleyeceğim.... herkese bol kazançlar...

http://img17.imageshack.us/img17/2821/tahvil.png (http://img17.imageshack.us/i/tahvil.png/)


Illusion of Control: Central Banks and Interest Rates

On October 6, the Reserve Bank of Australia surprised the global financial community with a .25% interest rate hike, bumping it up to 3.25%.

Almost no one expected a major central bank to raise rates amidst the ongoing financial crisis. That's why the RBA's decision "was largely interpreted as a sign that the Australian central bank is confident in an economic recovery." (RTT news)

Here's what's interesting, though. According to a Bloomberg report, "Only one of 20 economists surveyed by Bloomberg News forecast today’s move. The rest predicted no change."

It's safe to say that economists missed the move because they considered the Australian economy too fragile for a rate hike. There is good logic behind such thinking; the only problem is that economic strength has little to do with the direction of rates.

That may sound shocking -- but only until you study a few charts.

At Elliott Wave International, we've said for years that central banks don't control interest rates any more than they control the weather. If conventional economists would simply plot central banks’ decisions on a chart of bond yields, they would likewise discover that bankers simply react to what the bond market dictates.

Here is a chart of the 3-month Australian Treasury Bills that our Asian-Pacific Financial Forecast subscribers saw in the April 2009 issue, with the note from the editor Mark Galasiewski:

http://www.elliottwave.com/images/marketwatch/emw%208-18-09-3szd.GIF

"...the cash target rate set by Australia’s central bank, the Reserve Bank of Australia (RBA), appear to follow those in 3-month Australian Treasury Bills. T-bills have... led the RBA during the financial crisis of the past year. In fact, the record indicates that the RBA almost always follows T-bills over time."

That's why on September 28, a week before the RBA's "surprising" rate hike, Mark Galasiewski said this in an interview on Bloomberg TV Asia in Hong Kong:

"...we do have a slight gap between the cash rate target and the current market rate, so a move up to 3.25 would certainly make sense, but that depends on what happens to the market rate going forward.”

http://www.elliottwave.com/images/marketwatch/Central%20bank%20follows%20bonds.GIF

What about the Federal Reserve Bank, you may ask? Yes, it has a similar history of following the 3-month U.S. Treasury Bill yields. Subscribers to our Mon.-Wed-Fri. Short Term Update have seen charts which show this fact many times.

Now you know that the Fed and its overseas counterparts do not control interest rates. So is it really a surprise that they were powerless against the financial crisis? And do you really believe central bankers can prevent another one?

To find out where global markets are likely headed next, read Elliott Wave International's latest key reports now, risk-free:

http://www.elliottwave.com/freeupdates/archives/2009/10/06/Illusion-of-Control-Central-Banks-and-Interest-Rates.aspx


şimdi yukarıya bakınca özet olarak mb nın faiz kararlarında piyasanın takipçisi oldugu gerçeğini görmezlikten gelemiyorum..

bizim tahvil grafiğine bakınca pazartesi söylediğim gibi tarihi güne dün tanıklık etti piyasa... bakalım psikolojimiz ne kadar burlarda kalmaya vede düşürmeye devam edecek faizi bence dün gelen tepki bunun son sınırları oldugunun göstergesidir...

mb önümüzdeki dönemde son faiz indirimlerini yapabilir...

para akıcak yeni mecralar arayacaktır kendine bu süreç illaki yeni finansal araçlara gebe olmaya başladı yakında farklı piyasalar ile yada çeşitlendirilmiş piyasalarla karşılaşırsak şaşırmayacagım....

NOt: bir çok yaptıgım endeks grafikleri dün itibariyle çöp haline gelmiştir..

49000 benim için geçilemez değil önemli bir regresyon trendinin geçtiği zirve idi 2 aydır..

hoş bu regresyon trendi hala geçilemedi ama önemli bir psikloljik direnç alt edilmiş oldu..

imf kaynaklı haberler yeteri derecede manipülasyona açıklar o yüzden her zamanki gibi tedbiri elden bırakmamak stopsuz iş yapmamak lazım...

geçtiğimiz günlere bakınca 24 eylül 29 eylül 6 ekim tarihlerinin önemi piyasada psikoloji olarak gayet güzel yansıdı..

sırada ne mi var zamananalizi olarak önümüzdeki dönemde 12 kasım ve 7 aralık tarihleri karşımıza çıkıyor..

hatalarımızdan dersler çıkarmaya devam ederek burda hep beraber öğrenmeye devam..

herkese bol kazançlar...

charon
07-10-2009, 13:48
........
bizim tahvil grafiğine bakınca pazartesi söylediğim gibi tarihi güne dün tanıklık etti piyasa... bakalım psikolojimiz ne kadar burlarda kalmaya vede düşürmeye devam edecek faizi bence dün gelen tepki bunun son sınırları oldugunun göstergesidir...


NOt: bir çok yaptıgım endeks grafikleri dün itibariyle çöp haline gelmiştir..

49000 benim için geçilemez değil önemli bir regresyon trendinin geçtiği zirve idi 2 aydır..

hoş bu regresyon trendi hala geçilemedi ama önemli bir psikloljik direnç alt edilmiş oldu..

.........
.

tahvil öngörünüzün doğru çıkacağına inanıyorum. bence endeks grafiklerinizide çöpe atmayın ütüleyip kaldırın :) bakarsınız yakında kıymete biner.
bu kadar uzun bir trendden sonra vatandaşa dolar sattırıp senet aldırmak için psikolojik dirençlerini alt etmeleri gerekli. bende mesela psikolojik direnç değil katır inadı vardır, elimdede iki aydır dolar değil yen var endeksi 3.70 USD üstüne atmazlarsada inadım kırılmaz.

vizyon
10-10-2009, 17:01
sevgili dostum ne kadar yasadigin degil nasil yasadigindir önemli olan.

Dogum günün kutlu:bravo: mutlulugun Nisan yagmuru kadar bol olsun,
her günün en mutlu günün olsun.

Daha nice mutlu yillara:cool:

rogdopsink
12-10-2009, 19:54
TAHVİL..

tahviller bugün biraz hayat belirtisi verdi...:))

dip görüldümü acaba yoksa bir süre buralarda tutulmaya çalışılacakmı...

yada yeni dipler sözkonusumu... ben izleyenler arasındayım...

http://img392.imageshack.us/img392/2821/tahvil.png (http://img392.imageshack.us/i/tahvil.png/)

1453_fatih
12-10-2009, 20:54
dostum senin bu topiği izlemek daha bir keyifli oluyor her geçen gün. grafikler, alıntılar, haberler, yorumlar vs... eline ve emeğine sağlık... başarılarının devamı dileğiyle...

rogdopsink
12-10-2009, 21:20
E VİEWS 6

bir ekonometristin vazgeçilmez programı olan eviews aranılıpta bulunamayan nadir programlardan en azından ben hep zorlukla bulurum..

bir çok öğrenci bu konuda sıkıntı çeker..kullanımıda kolay olmayan bir programdır çünkü iyi derecede istatistik ve iktisat bilgisi gerektirir..


mb makro verileri ve bir çok veri analizi bu ve bu tarz programlarla analiz edilmekte...

verilerin işlenmesi modellenmesi analizi istatistiki olarak yorumlanmasına olanak saglamakta..

programın linki aşagıda umarım ilgilenenlere bir faydası olur...

http://www.jtc-econ.com/images/eviews6.jpg

http://rs669.rapidshare.com/files/270242211/EViews.6.from.iso.Enterprise.Edition.www.degracaem aisgostoso.info.rar

rogdopsink
13-10-2009, 22:42
ALTIN ÜRETİMİ...

altın fiyatlarında altın üretimindeki düşüşün ciddi anlamda bir etkisi varmıdır araştırmadan bilinmez ancak ...

altının yükseldiği şu günlerde bir köşeye grafiğimizi sıkıştıralım...

http://www.zealllc.com/c2009/Zeal073109A.gif

rogdopsink
13-10-2009, 23:55
AK AKÇE KARA GÜN İÇİNDİR....

başlık belki alakasız oldu biraz ama olsun benim hoşuma gitti...:)

bir kaç bilgi vereyim öncelikle ....

gresham kanunu..

basit bir anlatimla; soz konusu donemde,degerli madenler*para olarak

kullanildigindan,para basma yetkisini elinde bulunduran derebeyleri daha fazla senyoraj

geliri elde etmek icin yeni bastiklari paranin icindeki degerli maden miktarlariyla

oynarlardi.her yeni para basilirken daha fazla altin ya da gumus degerleri dusurulmus

paralar piyasaya ciktigindan,insanlar eski ve madeni degeri yuksek paralari degisimde

kullanmaz saklarlardi,yeni paralar dolsimda olurdu.yani kotu para piyasadan iyi parayi

kovardi.tersi icin para ikamesi gecerlidir yani iyi paranin kotu parayi kovmasi.
******

nominal degerleri ayni (ne demek bu? 10 gr. altinin ve 10 gr. gümüsün üzerine 10.000.000 türk lirasi yazilip piyasaya sürüldügünü tahayyül edelim) reel degerleri farkli iki ayri paranin piyasaya sürülmesi sonucunda, insanlarin "madem gümüs olan 10.000.000 türk lirasiyla da ben 12 paket samsun alabiliyorum, o zaman altin olan 10.000.000 türk lirasini ben saklayayim, yastik altina koyayim" motiviyle -ki hakli bir motivdir- piyasadan "iyi" olan parayi cekmesi durumudur. böylece kötü para (gümüs), iyi parayi (altin) piyasadan kovmus olmaktadir.


bir başka örnekleme şekli olarakta bu anlatım tercih edilmiş...:))

****

bugünlerde heryerde doları öldürmeye çalışıyoruz...tüm dünya doların ölümünü bekliyor...

en azından benim gözlemlediğim bu yönde..haklılık payları çok yüksek analizler yapılmakta dolar üstüne..ama sanırsam en çok kabul göreni doların piyasaya çok fazla sürülmesi ve yeterli talebin olmaması dolayısıyla sermaye piyasaları dışında dolarların reel ekonomide bir karşılık yaratamaması oluyor...

üstüne eleştirilcek çok fazla bir durum yok makro açıdan bir dengesizlik üst düzeyde ortaya çıktı belkide krizin abd kaynaklı olması tüm piyasaları usd yi ölüme mahkum etmeye kalkışıyor..

dolar ölür yada ölmez kesin hükümlü olmaktansa ben bu konu üstüne süreyya serdengeçtinin 2005 te eskişehirde yaptıgı bir sunumu paylaşmak istiyorum..


dolarizasyon***ters dolarizasyon.

http://www.tcmb.gov.tr/yeni/duyuru/2005/sunumeskisehir.php

iyi geceler...:)))


http://www.ritholtz.com/blog/wp-content/uploads/2009/10/shrinking_dollar.gif

http://www.ritholtz.com/blog/wp-content/uploads/2009/10/by-george-thats-bad.PNG

rogdopsink
14-10-2009, 07:58
DXY

75,550 endüşük görmüş durumda son haliyle aşagı baskısı devam ediyor..

http://www.elliottwave.com/images/forexfocus/fofo%2010-13-09.gif

http://www.elliottwave.com/images/forexfocus/kissUSDgoodbyeszd.jpg

http://www.elliottwave.com/freeupdates/archives/2009/10/13/U.S.-Dollar-Kiss-Goodbye-or-Reversal-at-Hand.aspx

rogdopsink
14-10-2009, 10:40
EGSER....

Stop loss 0,88

ilk önemli direnci 0,97..

0,618 fibo hedefi 1,14...

http://img99.imageshack.us/img99/4669/egser.png

rogdopsink
15-10-2009, 17:50
DOW JONES....

dow jones yukarıya dogru marjı azalarak gitmekte...

http://img397.imageshack.us/img397/6794/dowjones.png

rogdopsink
18-10-2009, 10:00
aşagıdaki iki linkte topic açıldıgından beri yaptıgım u100 çalışmaları ve yorumlar mevcut..

tutarlılık noktasında bazen geçmişe dönüp bakmakta fayda var diye düşünüyorum ..

en azından hataları görme açısından..

grafik çizmek sanıldıgı kadar kolay bir olay değil bence...görmek bakmak ve göstermek arasında ciddi farklar var...

özellikle böyle paylaşım yerlerinde bakan gözlere göstermek için çizilen grafikler analizcinin basitçe görebildiği bir noktayı basitleştirerek anlatması yerine dahada komplex hallere sokabilmekte...

artık bakan değilde gören gözlere demekten başka ihtimal kalmıyor bazı yerlerde...
http://hisse.net/forum/showpost.php?p=3494081&postcount=297

http://hisse.net/forum/showpost.php?p=3494085&postcount=298

şu iki linkten bazı yorumları cımbızlamak istedim..



2001 şubattan başlayan yani geçen krizden bugüne kadar gelen en soldaki trend bir regresyon çizgisidr...

regresyon nedir ne oldugu pek önemli değil..
sadece sarmaşık gibi düşünün uzun vedede işleyen bu trendler simetrik verilerle yaklaşık olarak sarmaşık gibi bu trendin etrafında belli hata payları ile dolanırlar...

o yüzden bu regresyonun yani en soldaki kırmızı ile 50000 lere giden çizginin etrfında dolanmalı veriler...

bu yüzden 49000 lere denk gelmekte ve 49000 leri önemsiyorum...




bu grafiktede sag tarafa bakıyorum ve

iki fibo yani birbirini tamamlayan iki fibo arasında 38,20 ve 61,80 arasında bir dörtgen görüyorum yada paralael kenar...

benzerliğe çok önem vermeden açık mavi alanı kendime önemli olarak seçiyorum

ve büyük düşen kırmızı iki tane kalın trendin orta noktalarına tekabül ettiğini

sag tarafta iki tane fioboların üzerinde ve bir tanede 49000 ler seviyesindeki yatay çizgilerin bbirine eşit oldugunu 10000 puan farkla görüyorum....

49000den geçen ve kesişen o kadar trendin ve regrsyonun çizginin her ne olursaolsun bir kerameti olmalı diyorum...

şimdi gelelim tutarlılık yada tutarsızlık kısmına...yorumlar özneldir.. bunlarda dahi ciddi ifade eksiklikleri vardır...
bunda ogünkü psikoloji zaman darlıgı veya başka etkenler önemli olmuş olabilir..

ancak benim bu mesajlarda öne çıkarmak isteğim nokta regresyon çizgileri 49000 lerde ki büyük kesişim noktası idi..

mesajlar19 agustosta atılmış..

ozamandan bu yana 2 ay geçti..bu mesajda da anlatmak istediğim ben bunu daha önce söylemiştimden ziyade regresyonun hala geçilemediğidir..

bu konuyu hala önemsiyorum ..orayı geçermi geçmezmi ayrı bir analiz konusu..

ben bu koşullar altında o regresyonu geçmek biraz sıkar diyorum.. ve bu konuda iddaa ediyorum açıkçası...

geçse bile üstünde kalması için teyiti gereklidir...böyle bir durumda ekonominin süper bir patlamaya hazır olması gerekli büyüme hızı artmalı..

buda ancak ya yeni topraklarla mümkündür ya üst düzey bir teknolojik gelişme ile...

başka türlü çok zor artık birazda reel ekonomiyi tartalım..

sermaye emek ister emek emek gücünü satabilecek sermaye ister...

bu sistemde bu bir statik denge olmasada dengede tutulmaya çalışılan bir kavramdır..

borsanın yüzbinlere gittiği bir ülkede asgari ücret 535 lira iken bir karar vermek zorunda kalırsınız..

yoksa önünüze ihtimaller sıralanır.. ya borsaları düşürmelisiniz yada reel kesimde değişiklikler yapmalısınız ... reel kesim okadar kolay değişecek bir yer olmadıgı için hayal kurmaya gerek yok çok fazla..


aşagıda 49000 lerden geçen regresyon çizgisi dediğim nokta uzun vadeli aylık grafiklerde sarıyla gösterdiğim trend çizgisine denk gelmekte klasik teknik analiz olarakta geçmeyi zorlandıgı bir nokta..

bu ülkede ekstrem bir gelişme olmadıkça yükselişe inancım yok..
yabancıların varmı bence onlarında yok..nedenmi dipteyken bir bakın yabancı takas oranlarına birde şimdi bakın..


bu piyasada birşeyler satın alınıyormu yoksa speküle ediliyormu...

benim kanaatim piyasadan çıkamayan bir para var çünkü millette para yokki borsaya gelsin...

neyse yine öznel öznel takıldık öyle..yukardaki yorumların çogu bilimsellikten uzak kabaca yorumlardır...ilgilenen varsa bilimsel olarakta sunabilirim...

http://img10.imageshack.us/img10/782/u100.png

rogdopsink
19-10-2009, 15:41
SPX


SP500 DE 1096 seviyesi önemli gözükmekte...

http://evilspeculator.com/wp-content/uploads/2009/10/2009-10-16_spx2.png

rogdopsink
19-10-2009, 16:14
dolar bazlı endeks dikkatimi çekiyor..

ilginç bir şekilde dolarla bir ayar yapılıyor gibi..

geçen hafta en yükseği düşüşün 0,618 ini geri almış oldu...:yes:

http://img19.imageshack.us/img19/5149/dolarendeks.png (http://img19.imageshack.us/i/dolarendeks.png/)

rogdopsink
19-10-2009, 23:44
KAMU BORÇ YÖNETİMİ RAPORU...(2009)


http://www.hazine.gov.tr/irj/go/km/docs/documents/Hazine%20Web/Arastirma%20Yayin/S%c3%bcreli%20Yay%c4%b1nlar/Y%c4%b1ll%c4%b1k%20KBYR/KBYR_2009.pdf


hepsini okuyamadım ama güzel bir çalışma olmuş özellikle son kısmı akademik olarak güzel bilgilerle dolu..

kriz için çizilen teğetin resmi belgede daha sert gözüküyor ama özet olarak yaşanılanları ve gelEcek seneyi görmeK açısından kamu borç yönetimi raporu güzel bir rapor olmuş..

ayrıntılı incelemek lazım ben yarısına kadar okudum..

ve dış borçlanma kısmında imf kısmına takıldım yine...grafikten ve okuduklarımdan anladıgım

geçmiş sayfalArda bir kaç raporda payşatıgım üzere 2013 süper yıl olarak mı seçildi nedir..

imf ye olan borcun sıfırlanması öngörülüyor..:notr:

hoş bunun yanında bir çok raporda 2009 gibi 2010da kayıp yıl olarak yerini alıyor..

benim dikkatimi çeken nokta imf ile yapılacak anlaşma olursa grafikteki hedefin tutmayacak olması çünkü imf den gelecek paranın yüksek oldugu bahsediliyor ve bütün piyasa buna güveniyor..

ancak resimdeki yazıda şu noktayı cımbızlamak istiyorum eger yanlış anlamıyor ve görmüyorsam...

alınan karar uyarınca 1 nisan 2009dan geçerli olmak üzere imf anapara ve geri ödemelerinin '' geri ödeme ' esasına göre( 2 yıl 3 ayı geri ödemesiz üçer aylık sekizer eşit taksitle 4 yılda) gerçekleştilmesi uygulamsı yürürlükten kaldırılmıştır genel uygulama değişikliğinde olan ve fona üye ülkeleri dieye devam eden kısımda ödeme 3 yıl üç ay geri ödemesiz 8 eşit taksitle beş yılda yapılacaktır diyor...

şimdi hesap olarak burda en iyi ihtimal 10 milyar civarında bir kredi alsa hükümet ki bu grafik biraz zor hedefe ulaşır çünkü kamu borcunun daha 2011 de zirve yapmaası bekleniyor..( bu sene aldıgı koşullarda)

bu sene aldıgı koşullarda diyorum çünkü 2009 da alırsa yeni ödeme planına göre 2011 de anapara kısmını ödeyip bitirmek zorunda borçlarını...

2010da alınacak bir imf kredisi hem yeni ödeme planına uygun hemde kamu borç stoguna pek ters etki yapmayacak gibi..

yeni plana göre şimdi alsa 2012 de anapara ödemek zorunda sıfırlamak için ...(grafiği bozacak nokta budur bana göre)

ama 2010 da alsa 2013de sıfırlarlar sonra

yanlışım varsa düzeltin lütfen..:yes:

bu imf anlaşması bana göre hala çok canlar yakacak bu sene olacak bir imf anlaşması sembolik olmaya adaydır muhtemelen...


http://img9.imageshack.us/img9/6814/20769822.jpg

http://img193.imageshack.us/img193/4834/16962101.jpg

rogdopsink
20-10-2009, 00:03
geçenlerde jp morgan bilanço açıklamıştı sanırsam bir bakayım dedim..

okadar güzelim kara ragmen neden acaba trendi kıramadı..


* JPMORGAN CHASE: Hisse başına 82 sent kâr açıklayarak 52 sentlik beklentileri aştı, toplam kârı 3.6 milyar dolar oldu.

http://img132.imageshack.us/img132/5420/jpmorgan.jpg (http://img132.imageshack.us/i/jpmorgan.jpg/)

rogdopsink
20-10-2009, 00:56
Black Monday (s): Ancient History, OR Imminent Future?


http://www.elliottwave.com/freeupdates/archives/2009/10/19/Black-Monday-s-Ancient-History-OR-Imminent-Future-.aspx

http://www.elliottwave.com/images/futuresfocus/1929crisisisoverimage.gif

http://www.elliottwave.com/images/futuresfocus/1929pricesendingap.gif

rogdopsink
20-10-2009, 01:44
http://4.bp.blogspot.com/_1V7wnZxPqok/SsBJLLSBiBI/AAAAAAAAMdQ/SwraTvyd-ds/s400/cartoon+bailout+otion+armageddon.jpg

:he: :he:

http://1.bp.blogspot.com/_1V7wnZxPqok/StaPuuteMlI/AAAAAAAAMeg/gNdkTfPHNw4/s400/gold+dow+10k.jpg

şimdi kafama takılan bir soruda şu altında biraz daha marj var ama sanki altında hedefe ulaşmış gibi..

dow/gold grafiğine bakınca dow jones bana ucuz geliyor...

bu oran hangisnin lehine bozulacak acaba..

eger alın düşerse dow/gold grafiğide al verir..

benim altın grafiğim böyle..altın ya trendi koruyorak bir kaç sene içinde 1500 lere dogru daralarak gider..

yada üçgen aşagı kırılır altında düşmeye başlar...

denklem ortada aslında buyrun siz çözün...:wink:


http://img195.imageshack.us/img195/7228/goldj.png (http://img195.imageshack.us/i/goldj.png/)

HBICE
20-10-2009, 02:19
DJı/Gold ... beleş...

2000'de 40 'tı... Şimdi 10...

Selamlar...

charon
21-10-2009, 00:07
50 milyon tamilin yaşadığı Hindistan Borsası;
kırmızı daire komşu sri lankadaki ayrılıkçı tamillerin dayak zoruyla ikna edilip mücadeleyi bıraktığı günleri gösteriyor.

http://img230.imageshack.us/img230/6161/29615712.png (http://img230.imageshack.us/i/29615712.png/)



buda sri lanka borsası; dünyada 2007 tepesini geçen numune borsa,
bir borsa diğerlerine inat paldır küldür 2007 tepesini niye geçer, bu borsanın % 61.8i yokmudur? bu sene aşka gelip fazladan çıkmakmı istemiştir.., yada ülkenin 2007 deki risk algılaması bu yılkinden farklıydıda hisse fiyatları aslında gelmesi gereken yere gelmemişmiydi, 2007 tepesi bu günkü algılamaya göre güdükmü kalmıştı...
2007de farklı 2009da farklı bir ülkede yaşasak birisinin tepesiyle diğerinin dibi arasındaki aralığın % 61.8i bizim için dirençmidir, yoksa o direnç aslında daha yukarıda bir yerdemidir?
http://img514.imageshack.us/img514/2136/19252324.png (http://img514.imageshack.us/i/19252324.png/)

hbilgin
21-10-2009, 19:30
http://img237.imageshack.us/img237/8766/altin1020200974956pm.png (http://img237.imageshack.us/i/altin1020200974956pm.png/)
By hbilgin (http://profile.imageshack.us/user/hbilgin)

Altının fiyatındaki yükseliş bize çok farklı olasılıklar sunmaktadır. Yani 1600’lerin başındaki yüksek değerin sebebi o zamanki büyük devlet Osmanlı Devletinin parasının altın üzerinden hesaplanıyor olması diye düşünebiliriz. Daha sonra ise gerek Osmanlı Devletinin maliyesinin kötüleşmesi ve enflasyonun artması gerekse de gelişen Avrupa’nın seyyahlarının yeni dünyaları ve sömürgeleri keşfederek altının piyasada bollaşması ile altın fiyatları düşme göstermiştir. Bugünlerde niçin altın fiyatları çıkışa başlamıştır? Görüşüm son zamanları başta Çin ve Avrupa olmak üzere pek çok ülke dünyanın geçerli parası olarak doları görmek istememektedir. Bu nedenle Amerikan doları dışında başka para birimleri üzerinde durmaktadırlar. Eğer bu gerçekleşme yoluna girerse Amerikan dolarının çok süratli bir şekilde değer kaybettiğine şahit olabiliriz. Aynı zamanda tespit edilen para birimi altına endekslenirse o zaman altının çok ciddi bir atak yaparak 2500-3000 Amerikan doları ons fiyatına yükseleceğini düşünebiliriz.

http://img136.imageshack.us/img136/2015/dowjonesgrafikyazili102.png (http://img136.imageshack.us/i/dowjonesgrafikyazili102.png/)
By hbilgin (http://profile.imageshack.us/user/hbilgin)

Dow Jones endeksinin azami olarak 14280 değerini gördüğüne ve arkasından başlayan iniş ile 6440 değerine indiğine dikkat edelim. Şimdi nasıl bir hareket beklenebilir, diye düşünüyoruz.

A. Eğer tepe noktasını gördüğü yer 5 dalgalık büyük bir çıkış trendini bitirdiği nokta ise, o zaman ABC şeklinde üçlü bir dalganın ilerlemesini bekliyoruz. Bu durumda 6440 A noktasını oluşturacak, arkasından B çıkışı gerçekleşecek (şu an içerisinde bulunduğumuz çıkış hareketi) ve ondan sonra da A noktasının altına doğru kayan 5’li yeni bir iniş trendi başlayacaktır. Genelde piyasada yorum yapanlar bu şekilde değerlendirmeler yapmaktadırlar. Tabii yatırımcılar da haklı olarak korkmakta ve piyasadan uzak durmaktadırlar. Yatırımcılar piyasadan uzak kalınca sermaye sahipleri piyasayı devamlı yükseltip küçük yatırımcının dikkatlerini çekmeye çalışmaktadırlar. Bu durumda B çıkışının tahmini önem kazanmaktadır. Eğer B noktası küçük bir tepki olarak gerçekleşirse yukarıdaki tahmine göre sorun yoktur. Ya B noktası 5. dalganın bitiş yerini aşan bir dalga olursa? O zaman küçük yatırımcılar ciddi bir getiriden mahrum kalmış olacaklardır. Şimdi B çıkışı hedeflerini tahmin etmeye çalışalım. Öncelikle ABC şeklinde gerçekleştiğini kabul ettiğimiz bu inişin tepkisi eski görmüş olduğu tepenin altında gerçekleşirse sırasıyla 0.38, 0.50, 0.618 veya 0.78 olabilir. Diğer bir olasılık eski görmüş olduğu yeri tekrar görür ve ikili tepe yapabilir. Başka bir olasılık da eski tepeyi aşarak fibonacci oranları kadar yukarı gider diyebiliriz. Bu durumda da en az 16430 değerine gelmelidir diye tahminde bulunabiliriz.

Burada benim gerçekleşmesini beklediğim hareket ise şöyledir.

Büyük inişin 0.618’ini geri alarak 11280’i gören endeks oradan 0.38’lik bir düzeltme yaparak 9430 değerine iner ve oradan tekrar çıkışa başlayarak en az 16430 değerine gelir ve bir olasılıkla da hedefi 19130 olacaktır. Eğer büyük 2007-2008 inişi büyük bir dalga içindeki 4 numaralı bir iniş ise o zaman 5. dalga hedefine gitmesini beklemeliyiz. Bu durumda yine 11280’e çıkmasını ve burada 1. numaralı dalga hareketini yapmasını, sonrasında yine 0.38’lik iniş ile 2 numaralı dalga hareketini ve sonrasında da 1. dalganın 1.618(en az) ile 2.618 katları olan 19100(en az) ile 23950 değerlerine doğru bir hareket beklemeliyiz. Ralph Nelson Elliott 1941 yılında yapmış olduğu tahminde, başlayacak olan super cycle dalganın pek çok bakımdan 1857-1929 dönemi ile karşılaştırılabilecek bir super cycle dalga olduğunu ve 2012 yılına kadar sona ermesinin beklenmemesi gerektiğini söylemektedir.

B. Gerek B çıkışı gerekse de 5. dalga çıkışı olarak kabul etsek de Elliott kuramına istinaden sonu finansal bir çılgınlık ile bitmesi gerektiği gerçeğini de kabul etmemiz gerekmektedir. Prechter, “V numaralı dalganın psikolojik özellikleri için ne söyleyebiliriz? Yatırımcıların kitlesel psikolojisi, manik ölçülere ulaşacaktır. Aynı 1929, 1968 ve 1973 yıllarında olduğu gibi, hatta daha da fazla.” demektedir. Halbuki 2007 yılı içerisinde böyle bir çılgınlık gerçekleşmemiştir. Bu nedenle Dow Jones endeksinin henüz bu büyük çıkış hareketiyle 5. dalga hareketini tamamlamadığını kabul edebiliriz. 2008 yılı 5 Kasım seçimlerinde tarihinde bir ilk gerçekleştirerek bir zenciyi başkan yapan Amerika, demokratların ılımlı ikliminde tarihinin çıkışını yaparak bir finansal çılgınlık hareketini gerçekleştirebilir. Bu hareketin de 2012 sonu ile 2013 başına kadar devam etmesini beklemek gerekmektedir. Tuncer Şengöz hoca 2002 Haziran’da yayınlanan “Elliott Dalga Prensipleri, Borsa ve Kitle Psikolojisinin Analizinde Farklı Bir Yöntem” isimli kitabının “Gelecek Perspektifi” başlıklı son bölümünde şu değerlendirmede bulunmaktadır:

“Buradan başlayacak çıkış hareketi supercycle dereceli yükselişin içindeki ilk yükseliş dalgası olacaktır. Bu yükseliş dalgasının da 2005’le 2008 arasındaki bir döneme kadar devam edeceği öngörülmektedir. Ancak supercycle dereceli (III) numaralı dalga için beklenen bitiş seviyeleri, çok daha yukarıdadır ve hedefleri fiyat olarak 16 ve 26 cent, zaman olarak da 2013, 2020 ve 2028 yıllarıdır.”

Yine Tuncer Şengöz hocanın 2006 Ocak Strateji Raporunu dikkate alırsak aynı şekilde sonu finansal çılgınlıkla bitecek 5. dalga hareketinin gerçekleşmesine de daha 53 yıl bulunmaktadır. Bu değerlendirmelerden hareketle IMKB’nin önünde daha çok uzun yol olduğunu düşünebiliriz. Aşağıdaki grafikte de zaman olarak en uzun sürecek ve fiyat olarak da en fazla çıkacak olan 3. dalgalara gidildiği açık bir şekilde görülmektedir.


http://img237.imageshack.us/img237/4705/1020200940316pm.png (http://img237.imageshack.us/i/1020200940316pm.png/)
By hbilgin (http://profile.imageshack.us/user/hbilgin)

charon
22-10-2009, 00:40
arçelik
http://img41.imageshack.us/img41/9681/101x.png (http://img41.imageshack.us/i/101x.png/)

bu işlem hacmi normal değil. koç grubu kağıtlarına isteyenin girip milyonlarca lotu böyle döndürdüğünü daha önce görmedim. yiğidi ödür hakkını yeme patronun önce hüplet sonra gümlete izin verdiğini sanmıyorum, bu kağıt bjkaş değil. bu hacme göre fiyat grafiğinde kalıcı bir kırılma yaşanması mümkün.

bence yakında şu an bilmediğimiz bilanço harici değer artırıcı birşey öğreneceğiz. forum ağzıyla söylersek sanki ' bi cisim yaklaşıyo '

rogdopsink
22-10-2009, 01:02
arçelik
http://img41.imageshack.us/img41/9681/101x.png (http://img41.imageshack.us/i/101x.png/)

bu işlem hacmi normal değil. koç grubu kağıtlarına isteyenin girip milyonlarca lotu böyle döndürdüğünü daha önce görmedim. yiğidi ödür hakkını yeme patronun önce hüplet sonra gümlete izin verdiğini sanmıyorum, bu kağıt bjkaş değil. bu hacme göre fiyat grafiğinde kalıcı bir kırılma yaşanması mümkün.

bence yakında şu an bilmediğimiz bilanço harici değer artırıcı birşey öğreneceğiz. forum ağzıyla söylersek sanki ' bi cisim yaklaşıyo '



svg charon ve hbilgin yorumlarınız ve çalışmalrınızı paylaşmanızdan memnun oldum..

sri lanka örneği ve sayın hbilginin çalışmaları gerçekten dikkat çekici..

gerçekten üstüne düşünülmeli biraz...

ben 0,618 geçilmez diye bir kuralım yok ancak aylık u100 çalışmamdaki sarı trendin kırılmasını gerçekten biraz zor buluyorum...

51.4**lere denk geliyor sanırsam..herneyse bu aralar dersler falan oldugu için

bazı şeyler eksik kalıyor ama telafi edeceğimizi düşünüyorum..

arçelik içinde burda paylaşmadım ama eski sayfalardaki grafik hala işlemeye devam ediyor...

5,20 lerde bir direnç var ..işlem hacmi gerçekten dikkat çekici ve gün içi endeks hareketleri olarak önem verdiğim bir hisse...

bu yüzden yarınki durumu bence önemli gözüküyor...şimdilik bu kadar arçelik çalışmam bu yöndeydi son olarak herkesin pozisyonlarında stoploss larını bir gözden geçirmesinde fayda var derim..

tedbirden zarar gelmez..:cool::cool:

iyi geceler...

http://img33.imageshack.us/img33/7780/arelik.png

rogdopsink
22-10-2009, 01:13
DEVA

Devada bugünlerde hoşuma gidenlerden..

haberleri çok sık takip etmem ama domuz gribi haberleri ilaç sektörüne bir göz atmayı

gerektirirmi acaba diye düşündürdü..

3,70 stoplu ...5,25hedefine dogru bir hareket beklentim var açıkçası...

topiği sadece hisselere bogmak istemiyorum o yüzdende çok hisse paylaşmıyorum...

yinede arada bir tekniği ilginç olanlara bakmakta ve hoşuma giden çalışmalırımı paylaşmakta sakınca görmüyorum..

iyi geceler tekrar...

http://img12.imageshack.us/img12/8604/deva.png

rogdopsink
24-10-2009, 13:47
USDYVADE...

1,4640 ve 1,4305 önemli seviyeler..

yukarıda ise 1,51 seviyeleri ilk dirençler olarak göze çarpmakta...

uzun vadede dolar bana göre büyük bir spekülasyona hazırlanıyor..

http://img40.imageshack.us/img40/4025/dolarvadeli.png

KEYNESYEN PARA TALEBİ
spekülasyon derken keynesyen para talebi aklıma geldi (spekülasyon amaçlı para talebi..)

ve birde likitide tuzagı...:))tuzaklara gelmeyiniz....

herkese iyi haftasonları..

http://img194.imageshack.us/img194/1708/keynsesyenparatalebi.jpg

rogdopsink
24-10-2009, 21:54
dow jones..

http://img406.imageshack.us/img406/1091/dowjones.jpg

dow jones un şu yüzyıllık grafiğine bakmayı seviyorum arada bir...

şöyle uzaktan bakınca 29 krizi kadar büyük bir düşüş henüz yaşamamışız gibi..

birde dowun dipten dönüşü 1960**1962 arası küba krizi yıllarına çok benziyor gibi geldi bana..

http://img408.imageshack.us/img408/4406/adszht.jpg

ew olarak kısa beş olarak etiketleniyor yanlış anlamadıysam..

peki 1962 den sonraki yıllar nasıl yaşanmış bir bakmak lazım...

aslında 1962 leri analiz etmek içinde 45 li yıllara mı inmek gerekli ne...

çiçek çocuklarının bilinç altlarına bakmak 60**70 dönemi krizi analiz etmek için gerekli gibi biraz....:))

45 li yıllar ikinci dünya savaşının bittiği yılar idi.. askerden dönen babalar ailelerine kavuşunca bir kaç sene içindeki nüfus patlaması istatistiklerde mevcut üç katına artmış..

ee bu insan bollugu büyüyüp serpilince 68lere kadar buzdolabı tv vs gibi modernleşme icatlarıyla elvis eşliğinde süper refahlarını yaşamadılarmı...

ne hikmetse 45 de üç kat artan bu çocuklar 60**70 ler arasında staflasyonla karşı karşıya kaldılar dogal olarak..

http://www.virginmedia.com/images/elvis-gal-covers.jpg
nedir peki stagflasyon..



Stagflasyon
Vikipedi, özgür ansiklopedi
Stagflasyon, ekonomik durgunluk ile enflasyonun aynı anda yaşandığı makroekonomik duruma verilen addır. Bu durumda ekonomideki işsizlik oranı artarken fiyatlar da hızla yükselmektedir. 1970 yılında İngilizcede stagnant (durgun) ile inflation (enflasyon, fiyatlar genel düzeyinin sürekli ve hissedilir artışı) kelimelerinin birleşmesinden türetilmiştir.
Hem Klasik iktisat Teorisi'nde hem de Keynesyen Teori'de stagflasyon, paradoksal bir durumdur (normalde enflasyon ve işsizlik oranı arasında ters orantı mevcuttur biri düşerken diğeri yükselir; ancak stagflasyon ortamında her ikisi de yükselmektedir). Her iki kuram çerçevesinde açıklanması olanaksızdır. Ekonomilerde enflasyonun ortaya çıkması, toplam talebin toplam arzı aşacak derecede artması sonucudur. Toplam arz, toplam talepteki artışı karşılayamamaktadır çünkü ekonomide, istihdam edilerek üretimi artıracak işgücü kalmamıştır, ekonomi tam istihdamdadır. Oysa durgunluk, istihdamın düşmesidir.
Gelişmekte olan ülkelerde, kronikleşmiş bir düşük istihdam görülür. Toplam talebin artması durumunda -ki bu ülkelerde kronikleşmiş bir toplam talep fazlası vardır- toplam arz, istihdam edilebilecek serbest işgücü olmasına karşın artırılamaz çünkü üreticiler, üretim araçlarında ve işgücünde gerekli artışı sağlayacak finansman olanaklarından yoksundurlar. Bu ülkelerde, sanayileşmiş ülkelerin aksine olarak sermaye talebine uyum sağlayacak kadar esnek bir sermaye arzı yoktur. Dolayısıyla bu ülkeler, tam istihdamda olmasalar bile, sonuç itibariyle tam istihdam koşullarında bir ekonomi gibidirler, talep artışı, enflasyonist bir etki yaratır.
Oysa sanayileşmiş ülkelerde, herhangi bir nedenle ekonominin tam istihdamın altında olması durumunda, toplam talep artışı, istihdam artışını, dolayısıyla arz artışını getirir ve fiyat seviyesi dengelenir. Eğer ekonomi tam istihdamda ise, istihdam artışı sağlanamayacağı için -tüm işgücü olanakları kullanılmaktadır- arz artışı sağlanamaz. Bu durumda toplam talep artışı, enflasyonist baskı yaratacaktır.
Stagflasyon ortamında ise ülke ekonomisi, hem gelişmekte olan bir ülke ekonomisinin, hem de sanayileşmiş bir ülke ekonomisinin tepkilerini vermektedir.


yaşadıgımız ortam 1929 daki kadar sert bir depresyonmu yoksa 70 lerdeki kadar mutlu mesut günlermi..:)

hep üzülürdüm 70 li yıllarda yaşayamadım die.. ama çok şey kaçırmıyorum galiba..hoşş bir ara başbakan da en az üç tane demişti.. bir bildiği varmış demekki..:)

rogdopsink
24-10-2009, 22:55
SENSEX

hindistan mumbai sensex grafiğine bakarsak şimdilik kama tamamlanmış gözüküyor..

ülke hakkında istatistiki bilgiler linkte mevcut..

http://stats.oecd.org/viewhtml.aspx?queryname=18185&querytype=view&lang=en

2030 da yüzde 50 nüfus artışı öngörüyorlar... taktım bugün nüfusa.. birde çine bakarsak tamamdır heralde...:)

http://2.bp.blogspot.com/_Wr0yMGX2aaw/R6L-Soq3KwI/AAAAAAAAAD4/93ntNXBZmpY/s400/sanyasi_football1_hindistan.jpg

http://img23.imageshack.us/img23/3894/sensex.png (http://img23.imageshack.us/i/sensex.png/)

alkazar
25-10-2009, 04:44
http://www.globefund.com/servlet/Page/document/v5/data/fund?style=globe_eq&id=56102&gf_uid=globeandmail.gf.02596097374

Brandes fonunun felsefesi sirketin son on yili grafiklerine bakip gorece ucuz kalmis hisselere dunya uzerinde yatirim yapmasidir. Arcelikte %4 ile gelisen piyasa hiselerinde 1000'lerce sirket arasinda ikinci sirada kendine yer bulmus. Demek ki krize asiri tepki vermis hissede nakit sermaye artiriminida sayarsak bu hareket anormal degil duzeltme hareketi.


arçelik
http://img41.imageshack.us/img41/9681/101x.png (http://img41.imageshack.us/i/101x.png/)

bu işlem hacmi normal değil. koç grubu kağıtlarına isteyenin girip milyonlarca lotu böyle döndürdüğünü daha önce görmedim. yiğidi ödür hakkını yeme patronun önce hüplet sonra gümlete izin verdiğini sanmıyorum, bu kağıt bjkaş değil. bu hacme göre fiyat grafiğinde kalıcı bir kırılma yaşanması mümkün.

bence yakında şu an bilmediğimiz bilanço harici değer artırıcı birşey öğreneceğiz. forum ağzıyla söylersek sanki ' bi cisim yaklaşıyo '

rogdopsink
25-10-2009, 20:24
TCMB SUNUMU ve PİYASA YAPICILIGI SORUNU..?

http://www.tcmb.gov.tr/yeni/duyuru/2009/Baskan_Eskisehir.php

türkiye hindistan ve çin üçlüsünü incelemekte haksız değilim sanırım.. çine henüz yeterli bakışı atamadık ancak çine bakmadan önce biraz kendimize bakalım..

http://img202.imageshack.us/img202/9600/adsz4a.jpg

20 ekimde durmuş yılmazın eskişehirde yaptıgı sunumu incelemenizi öneririm.. genelde devlet raporları son günlerde özet kısımlarda toparlanacagız düzelteceğiz biraz iyileştik gerisi gelecek eh işte gibi ibarelerle bitirilirken raporun tamamını okuyunca öyle olmadıgı ve kafamda hep bir çelişki var....

http://img39.imageshack.us/img39/3452/adszfl.jpg

piyasa faiz oranları para politikası faiz oranları ile hem çakışmaya hemde çatışmaya başladı..

sonuç restleşme..şu haber bana çok önemli geldi..cuma günü bende bu faiz niye düşmedi acaba diye huylanmıştım biraz..


Hazine, 2010 yılına ilişkin borçlanma programını görüşmek üzere piyasa yapıcı bankacılarla yapılan toplantıdaki restleşme faizi salladı. Restleşmenin nedeni Hazine'nin 2010'un ilk yarısı için piyasadan almayı düşündüğü borç miktarına bankaların itirazları. Yapılan hesaplamalara göre Hazine 2010'un ilk yarısında 95.9 milyar TL borç ödeyecek ve bunun için aynı miktarda borçlanacak. Bankalar ise bu kadar borçlanmayı karşılayamayacağı itirazında bulundu. Hazine ile dün yapılan borçlanma programı toplantısına katılan bankacılardan edinilen bilgiye göre bankaların çekimserliğinin arkasında faizin çekiciliğinin azalması yatıyor. Bankacılar, Merkez Bankası'nın faiz indirimlerinde sona yaklaştığını, yüksek borçlanma ve bütçe açığı ile IMF belirsizliğinin bankaların tahvil iştahını azalttığını söyledi. Toplantıdaki tedirgin hava bono piyasasına da yansıdı. Hazine ve banka yetkilileri arasında tartışmaların ortaya çıktığı yönünde çıkan söylentilerle birlikte özellikle bir yabancı bankadan gelen satışlar diğerlerini de peşinden sürükledi. Borsa ve döviz piyasasındaki olumlu havaya rağmen gösterge sabah açılıştan saat 14.00'e kadar yerinde sayan tahvilin faizi öğleden sonra 0.3 puan yükselerek yüzde 8.48'e kadar çıktı. Bazı bankacılar ise toplantıyı satışa bahane olarak kullanıldığını iddia etti.

hala faizler dip yapmış olabilir diyorum yapmadıysa bile daha aşagısı sürdürülebilir gelmiyor bana ve önem verdiğim nokta sürdürülebilir olması...

http://img266.imageshack.us/img266/8633/adsz2b.jpg

http://img248.imageshack.us/img248/2973/adsz3j.jpg

ve mb nın stoklarına döviz depoplayıp durması doların ölümünü kurtarmak için depğildir heralde..

mb gerçekten çok başarılı işler çeviriyor.. daha dogrusu bana göre başarılı=karlı....

birde şu piyasa yapıcılıgı kavramı nedir bir bilen varsa anlatsın lütfen...rekabet şartlarına ne kadar uygun öğrenmek istiyorum..

devletin bir kurumu olan rekabet kurumunun bu konu hakkında görüşleri nelerdir..

bu konuda yeterli analizler yapıldımı vs haybeden neye göre belirlendi bu piyasa yapıcılıgı ?..

sorularımızı şimdilik kısaca bir giriş olarak burada soralım..fırsat olursa bakalım birde rekabet

kurumunun fikirlerini alalım...sermaye piyasası mevzuatı bazen eksik kalabilmekte bana göre...

sunumdaki analizler hakkında yeterli analizi yapabilecek ve yorumlayabilecek olanlara şimdiden teşekkür ederim..

rogdopsink
26-10-2009, 07:17
1929 krizinin 80. yıl dönümü..

bakalım 29 ekimde tatillde neler yaşanacak..:)

tarihe kısaca ve kabaca bir alıntı ile göz atalım..

http://peterjcooper.files.wordpress.com/2009/10/1929-crash-headlines.jpg?w=300&h=223

http://peterjcooper.files.wordpress.com/2009/10/dow-jones-bear-market-comparison-great-depression-current-2008-20091.jpg?w=700&h=386


Büyük Buhran, 1929 yılında başlayarak 1939’a kadar süren ve bütün dünyayı etkisi altına alan ekonomik kriz dönemine verilen addır.

Milyonlarca insanın işsiz kaldığı bir trajedi haline gelen Büyük Buhran, hükümetin genel olarak ekonomi ve topluma karışmaya başladığı dönemdir.


Büyük Buhran’ın başlangıcı "Kara Salı" olarak anılan 29 Ekim 1929 olarak kabul edilir. Bu, Amerikan borsasının dramatik bir şekilde %12,8 oranında düştüğü gündür. Dow Jones Endüstriyel Ortalaması, Temmuz 1932'de dibe vurarak değerinin nerdeyse %89'unu kaybetmiştir.

1930'lar boyunca tüketici harcamaları sürekli azaldığı için işverenler sürekli daha fazla eleman çıkardılar. Bu da sonuç olarak işsizliğin ciddi boyutlara ulaşmasına sebep oldu.

Diğer ülkelerin de bu krizden etkilenerek korumacı bir politikaya yönelmesi yani ithalat-ihracat oranlarının düşüp ülkelerin kendi içlerine dönmesi sonucu kriz, küresel bir boyut kazandı.

Franklin Roosevelt ve İktisadi Yasaları

Büyük Buhran döneminde Herbert Hoover Amerikan Başkanı idi. Ekonomiyi canlandırabilecek reformları hayata geçirmeye çalıştı ancak bunların nerdeyse hiç etkisi olmadı.

1933 yılında, Amerika'daki işsizlik oranı sarsıcı bir şekilde %25'e ulaşmıştı.
Bunun üzerine, 4 Mart 1933'te Franklin Roosevelt başkanlık koltuğuna oturdu ve hemen "New Deal" adını verdiği iktisadi yasalarını yayınladı.

Bunlar ekonominin toparlanmasını öngören kısa dönem programlardı. Bu yasalar sadece ekonominin iyileştirilmesi ve iş destek programlarını kapsamıyordu. Aynı zamanda altın standardı ve yasakların sonunu getiriyordu.

Bunları ikinci "New Deal" yasaları izledi. Yeni kanunlar ayrıca Sosyal Güvenlik Sistemi ya da Federal Yatırım Sigorta Kurumu gibi çok daha büyük kurumlara destek içeren uzun döneme yayılan programları kapsıyordu.

Ancak bütün bunlara rağmen bu yıllarda da işsizlik artmaya devam etti. Roosevelt'in yasalarının ne kadar etkili olduğu konusunda tartışmalar bugün bile hala sürüyor.

Bazıları bu yasaları işyerleri ve işverenlere karşı çok muhalif ve saldırgan olmakla suçlarken, bazıları Büyük Buhran'ın önüne geçemese de, en azından ekonomiyi düzene soktuğu ve çok daha büyük bir çöküşü engellediğini savunuyor.

rogdopsink
26-10-2009, 23:02
Dow Jones Transportation

taşıma endeksinin daha çok acelesi var gibi aşagı giderken..

ama yarın belki soluklanır biraz...:)

http://img529.imageshack.us/img529/1478/djt.png

rogdopsink
27-10-2009, 11:46
arada bir şu aylık grafiği hatırlatmak istiyorum nerelerde gezindiğimizi görmek açısından ..:)

http://img10.imageshack.us/img10/782/u100.png

rogdopsink
28-10-2009, 19:53
ALTIN ÜRETİMİ...

altın fiyatlarında altın üretimindeki düşüşün ciddi anlamda bir etkisi varmıdır araştırmadan bilinmez ancak ...

altının yükseldiği şu günlerde bir köşeye grafiğimizi sıkıştıralım...

http://www.zealllc.com/c2009/Zeal073109A.gif


http://4.bp.blogspot.com/_1V7wnZxPqok/SsBJLLSBiBI/AAAAAAAAMdQ/SwraTvyd-ds/s400/cartoon+bailout+otion+armageddon.jpg

:he: :he:

http://1.bp.blogspot.com/_1V7wnZxPqok/StaPuuteMlI/AAAAAAAAMeg/gNdkTfPHNw4/s400/gold+dow+10k.jpg

şimdi kafama takılan bir soruda şu altında biraz daha marj var ama sanki altında hedefe ulaşmış gibi..

dow/gold grafiğine bakınca dow jones bana ucuz geliyor...

bu oran hangisnin lehine bozulacak acaba..

eger alın düşerse dow/gold grafiğide al verir..

benim altın grafiğim böyle..altın ya trendi koruyorak bir kaç sene içinde 1500 lere dogru daralarak gider..

yada üçgen aşagı kırılır altında düşmeye başlar...

denklem ortada aslında buyrun siz çözün...:wink:


http://img195.imageshack.us/img195/7228/goldj.png (http://img195.imageshack.us/i/goldj.png/)


DJı/Gold ... beleş...

2000'de 40 'tı... Şimdi 10...

Selamlar...

dow jones un altın cinsinden benim görebildiğim tekniği bu yönde...

sanki dow/gold artmalı gibi duruyor ama yukarıda bahsettiğimiz gibi bu artış denklemin hangi kısmının değişeceği ile ilgili idi...

yani dow jones artarakmı artacak yoksa altın fiyatlarının düşmesi ile mi artacak..

dow/gold 13.65 lere kadar gidebilir.. bu durumda dowda pek bir yükseliş ihtimali görmediğim için altın ve dowun birlikte olan hareketinin aşagı yönlü olacagını ve altının daha fazla deger kaybedeceğini söyleyebilirmiyiz..

ben böyle düşünüyorum böyle söylüyorum şimdilik..:wink:

iyi akşamlar..

http://img264.imageshack.us/img264/7262/17156531.png

rogdopsink
28-10-2009, 20:10
mscı emerging usd

gelişmekte olan ülkeler endeksine bakınca pekde oyanaşacak yeri kalmışa benzemiyor..:)

http://img338.imageshack.us/img338/921/75892361.png

rogdopsink
28-10-2009, 20:22
Hayek Çevirileri
Can Madenci | September 22, 2009


http://iktisadiyat.com/2009/09/22/hayek-cevirileri/

http://thinkmarkets.files.wordpress.com/2009/05/hayek1.jpg


Hayek’in bazı makalelerinin ve The Road to Serfdom adlı kitabının bir kısmının 40’ların başlarında Türkçeye çevrildiğini biliyordum. Son yazımdan sonra internete girip biraz karıştırınca bu çevirileri Ankara Üniversitesi’nin dergilerine ait veritabanında bulabildim. Çevirilerin hepsi Ankara Üniversitesi Siyasal Bilimler Fakültesi Dergisi’nde yayınlanmış. Fakat metinler yarım yüzyıldan fazla bir süre önce çevrildikleri için dilleri gayet eski; bu nedenle anlaşılmaları kimi yerlerde zorlaşıyor.

Dergiler iki farklı siteye konulmuş. Bunların birinde derginin bazı sayıları bulunmuyor. O yüzden aşağıda yazdığım makale linklerinden biri diğerlerinden faklı. Dergilerin künyeleri sitede biraz karışık verildiği için aşağıda künyeleri parantez içinde yazdım. Sayfa numaraları dosyalar açıldığında gözüküyor.

Hayek’in editörlüğünü yaptığı Collectivist Economic Planning adlı kitabı için yazdığı iki makale Planlı Kolektivist İktisat adı altında dört bölüm hâlinde yayınlanmış. Bunların linklerini makalelerin orijinal isimlerini yazarak aşağıda verdim. İngilizcesine güvenenler için aynı makalelerin olduğu Hayek’in bir başka kitabının linkini de ekledim.

Hayek’in en bilinen kitabı The Road to Serfdom da Esaret Yolu adıyla üç bölüm hâlinde yayınlanmış. Ancak dergide yayınlanan son bölümde “devam edecek” denmesine rağmen çevirinin devamı gelmemiş. Dolayısıyla giriş ve sonuç bölümleriyle birlikte toplam 20 bölüm tutan kitabın sadece ilk dokuz bölümü yayınlanmış.

Collectivist Economic Planning

(a) The Nature and History of the Problem

http://dergiler.ankara.edu.tr/dergiler/42/355/3710.pdf (Cilt 1, Sayı 4, 1943)

http://www.politics.ankara.edu.tr/eski/dergi/pdf/2/1/13_F.A.Hayek.pdf (Cilt 2, Sayı 1, 1947)

(b) The Present State of the Debate

http://www.politics.ankara.edu.tr/eski/dergi/pdf/2/3/8_F._A._Hayek.pdf (Cilt 2, Sayı 3, 1947)

http://www.politics.ankara.edu.tr/eski/dergi/pdf/3/1/12_F_A_HAYEK.pdf (Cilt 3, Sayı 1, 1948)

İngilizce kitap için http://mises.org/books/individualismandeconomicorder.pdf

The Road to Serfdom


http://www.politics.ankara.edu.tr/eski/dergi/pdf/2/3/10_F._A._Hayek.pdf (Cilt 2, Sayı 3, 1947)

http://www.politics.ankara.edu.tr/eski/dergi/pdf/3/1/13_F_A_HAYEK.pdf (Cilt 3, Sayı 1, 1948)

http://www.politics.ankara.edu.tr/eski/dergi/pdf/3/3/10_F_A_HAYEK.pdf (Cilt 3, Sayı 3, 1948)

rogdopsink
28-10-2009, 21:45
rekabet edilebilirlik ve kriz üzerine üç beş cümle...:)

http://themuckraker.net/trmiddle49.jpg

bugünlerde rekabet politikaları ilgi alanım açıkçası araştırıp öğrenmeye çalışıyorum.. bu alandaki gelişmeler ve rekabet piyasalarını anlayabilmek bize bir çok konuda hem reel ekonomi hemde finansal piyasalarda yardımcı olacaktır bence..

özellikle reel tarafla bir bagınız varsa işletmeleriniz için rekabet kurallarını bilmeden yapacagınız en ufak bir iş size pahalıya patlayabilir yada büyük bir fırsatı kaçırabilirsiniz..

örneğin türkiyede rekabet kurumu yeni gelişmekte olan bir kurum ve piyasa kurallarına göre işlerlik kazandırmaya çalışıyorlar ekonomiye..ne kadar yeterlilier tartışılır..ancak piyasada oluşacak kartellere tekelleşmeye karşı mücadele etmek bu kurumun görevi bunun yanında özellikle kriz dönemlerinde ortaya çıkan tekelleşmelere karşı kiüçükleri korumak ve geliştimekle yükümlü....

kabaca bir örnekle bir bakkalınız varsa ve süpermarket dibinize gelip piyasa hakimiyetini eline geçirip sizi yok edecek davranışlarda bulunuyorsa o süpermarketin tepesine bir güzel binebilirsiniz..:)

neyse benim ilglendiğim tarafı bu işin kriz tarafı birazda daha dogrsu hepsi içiçe ama kriz tarafı daha çok bir ilgimi çekiyıor...ve dönüşe hazırlıklı olmamız gerekn bugünlerde geçmişte neler yaşanmış bakmak lazım arada.

tarih tekerrür den mi ibaret sanmam ancak tarih benzerliklerle dolu..:yes:

marc winermanın (fedaral ticaret komisyonu üyesi)rekabet kurumunun düzenlediği bir sempozyumda verdiği örneği aktarmak istedim burda..


..................bizim ilk ulusal rekabet hukukumuz 1890 yılında yürürlüğe giren sherman yasasıydı.1907 de bir finansal kriz söz konusu oldugunda antitröst konusunda verilen bir karar etkileyici olmuştu. başkan roosevelt birleşme için onay vermişti.bu önemli bir nokta çünkü bunun sonuçları sonraki bütün kararlarda bizi etkilemiştir.

... bu dönemde önemli bir new york bankası batmak üzereydi bunu kurtarmak için bir takım girişimlerde bulunuldu. bu dönemde bir mevduat sigortası kurumu söz konusu olmadıgı için insanlar batan bankalarda paralarını kaybediyorlardı.bunun üzerinde 6 yıl sonra 1913de federal rezerrv bankası (merz bankası) kuruldu.. roosevelt bu süreçten önce 1907de ki krizden çıkmak için J.P morganın şahsını görevlendirdi.o günkü rakamlarla yarım milyar tutarında büyük bir kaynak aktarıldı.

... bu örneğe bakınca roosevelt tröst karşıtı olarak bilinmesine ragmen törstleri desteklediğini görüyoruz.aslına bakılrısa o bir tröst meydana getirdi.bu anlamda en başarılısı amerikan çelik şirketinin (u.s steal) ortaya çıkarılmasıdır.180 bagısımzı firma bir araya getirlerek oluşturuldu.

1907 finasnal krizine çözüm bulması için morganın görevlendirildiğinden bahsetmiştik. bu dönemde önemli bir yatırım bankası olan ''morren s..' zor durumdaydı.morgan çözüm önerisi olarak tennsesedeki kömür ve demir şirketinin öbnemli varlıklarını almasını önerdi.sheraman yasaına göre amerikan çelik şirketi fiyatları manipüle ettiğini gizlemek içinrakiplerinin pazar paylarını artırmalarına izin veriyordu.ve bu baglamda morgan ilginç bir strateji kullanarak yasanın üstünde roosevelti ikna ederek birleşmeye onay aldırttı.bu her nekadar yüzyıl öncesinin sorunu olsada bugünkü problemler baglantılı bir sorun..roosevelt 1907 deki krizden sonra bu şekilde hareket ederek bir şekilde koşulların bunu gerektirdiğini ve kamu yararını güttüğünü iddaa ederek mahkemelerden kurtuldu.ama sonuçları yıllarca ülkeyi etkilemeye devam etti..

........sonra 1930 larda büyük bir kriz başgösterdi.bu dönemdede aynı federal ticaret komisyonu menkul kıymetlerdeki yolsuzluk vakalaırını ele aldı ve franklin dönemdinde borsalara ilişkin yeni bir kurum yaratıldı....bu kurumlar bir şekilde o dönemde yıkıcı rekabet ve aşırı rekabet gibi kavramlarla kötü bir şekilde özdeşleşti.... vs
http://jtaplin.files.wordpress.com/2009/03/tteddy-roosevelt.jpg


görüldüğü gibi bu tarz tekellerin ülke ekonomilrinde ve geleceklerinde ne

derece etkili oldukları ortada .. özellikle kriz dönemlerinde bazen geçici refah

saglamak için şirket birleşmelerine vs olanak saglanıyor.. 29 krizini etkileyen bu

unsurların bu krizdede ortaya çıkması bir çözümmüdür buda tartışılır bir

konu..özellikle otomotivde bu tarz bileşmeler meyadana gelmeye başladı yada

başka tarz sektörlerde bunların haberlerini okumaktayız..

krizin dibinden beri yaşadıgımız süreç bana çok benzer geldi.. obama tarafından

milyar dolarlarla görevlendirilenler gerekli gördükleri şirketleri bankaları kurtarma

yoluna gidiyorlar gittiler ancak ekonomi sadece borsalar olarak işlemez pazar

ayrı bir kavramdır menkul kıymet dediğimiz hisselerin haricinde birçok dengesi

bulunmaktadır..ve rekabet edilebilir bir piyasa olması bu sistemin

idealidir..ancak görüldüğü üzere sistem zaten baştan idealize edilenin dışına çıkarak rekabet edilebilirliği bozmuş roosevelt sayesinde..

sonuç olarak standart oil, enron krizleri gm iflasları lehman brohters batıgı vs bunlar hep tekelleşmeye dogru giden yolda tökezleyen ve ekonomileride kötü şekilde etkileyen olumsuz örnekler olarak kalacaklardır..

herhafta abd de yeni bir banka batmakta sayısı bu hafta itibariyle 100 e ulaştı önemsiz birşey gibi gelebilir ama mevduat sigortacılıgının bulunması insanlara okadar güven verici gelmeyecektir biryerden sonra ve bu hızla batan bankalar ivmelenmeye başlayınca biryerde büyük kriz asıl o zman çıkacaktır meydana..

dün mb enflasyon raporunu okudum gerçekçi bir rapor ama iç talepteki daralmann devam etmesi yatırımların azalması işsizlik bunlar gerçekten ciddi sorunlar her ortamda bankalarımızn saglam durdugundan ve ne kadar likit olduklarından bahsediliyor..

ancak unutmayalım talep yatırım ve işsizlik sorunları oldugu sürece bankalar istediği kadar likit olsun birşey değişmez mübadele olmayan para degersizdir..

parayı yaga benzetirler ekonomilerde genelde dişlilerin dönmesi makinenin çalışması için o yag gereklidir ancak az olması durumunda makineyi yakarsınız çok olması durumunda yagı boşa akıtırsnız.. her iki durumda saglıksız bir durumdur önemli olan en dogru seviyeyi bulmak.

sermaye piyasalarına bakarak hayali değerlerle gerçekleri örtbas etmek alice harikalar diyarında gezinmek gibi bişey..

biraz uzun bir yazı oldu gibi ama kendimce bir degerlendirme yapmak istedim şu riskli günlerde çünkü pek değişen birşey yok hala..

iyi akşamlar saygılar herkese...:cool:

yoorumcu
28-10-2009, 22:24
Yazı güzeldi ellerinize sağlık...:super:

rogdopsink
29-10-2009, 14:12
Yazı güzeldi ellerinize sağlık...:super:

teşekkürler svg yorumcu...


tcmb altın rezervleri..

2000 yılından sonraki artış dikkat çekici...dolayısı ile altın fiyatlarındaki artış yada azalışların

borsayı dogrudan yada dolaylı olarak etkileyebileceğini düşünübelirmiyiz...?


http://img11.imageshack.us/img11/7678/altngrafik.jpg (http://img11.imageshack.us/i/altngrafik.jpg/)

rogdopsink
29-10-2009, 22:54
spx

http://1.bp.blogspot.com/_TwUS3GyHKsQ/SujQCG5GNbI/AAAAAAAACXg/BjwDZwvkZuk/s1600/spxdaily.png

rogdopsink
30-10-2009, 00:39
http://3.bp.blogspot.com/_H2DePAZe2gA/SukRQd5O2gI/AAAAAAAAKJ8/KPWKFvvBbJY/s1600/us-federal-debt-chart.gif

rogdopsink
30-10-2009, 00:41
http://yelnick.typepad.com/.a/6a00d8341c563953ef0120a6790f5e970c-800wi

rogdopsink
31-10-2009, 15:20
Christiaan Huygens--The Father of Cycle Theory


http://img405.imageshack.us/img405/6504/adszmvy.jpg (http://img405.imageshack.us/i/adszmvy.jpg/)

ilgilenenler için linkte 11 sayfalık bir sunum mevcut..


http://www.scribd.com/doc/21177254/Christiaan-Huygens-The-Father-of-Cycle-Theory-10-15-09

rogdopsink
31-10-2009, 17:00
USDYVADE

http://img202.imageshack.us/img202/9964/usdyvade.jpg (http://img202.imageshack.us/i/usdyvade.jpg/)

rogdopsink
31-10-2009, 18:13
u100

endeks bir aydır zirve için ilginç hareketler sergilemiş olmakla beraber ne olduda düşüyoruz diyenlerin sayısı önemsenecek derecede mevcut benim gözlemlerime göre..

buda iyimser bir havanın aslında piyasalarda hakim oldugunu gösteriyor gibi birazda olsa..

amerika büyüme rakamlarına ragmen düşüşün devam etmeside manidar oldu biraz...:)

yurtdışındaki hareketleri geçelimde bizim ekonomi gerçekten bana pek iç açıcı gelmiyor..

iç talep daralmaya devam ediyor işsizlik hala düşüş eğiliminde belki tek gurur duyulacak gelişme sermaye piyasasındaki olumlu bir düzeltme oldu aylardır ..

hoş bu başarıyıda bize mal etmek biraz hoş olmaz yabancı oranlarına bakarsak ...:clown:


dün itibariyle önemli bir destek kırılmış oldu....13 temmuz dan bu yana süregelen trendler bende bu yönde oluştu...

son söz olarak Dimyata pirince giderken, evdeki bulgurdan olmayın..:wink:

herkese bol kazançlar..

http://img340.imageshack.us/img340/1761/u100.gif

rogdopsink
01-11-2009, 22:13
cafe.finasblogspottan alıntıladıgım şu tahvil grafiğindeki zaman analizi hoşuma gitti..

paylaşmak istedim..13 kasıma dikkat...:D:D

http://1.bp.blogspot.com/_y_XDEqZYHto/Sux8O0dHVlI/AAAAAAAABrI/_N234WLvzP4/s1600/tahvil.gif

enigoz
01-11-2009, 22:51
Ortalık toz duman, bu toz boğanın mı ayının mı bilinmez ama büyük değilseniz ayak altında dolaşmamak lazım. Çalışmalarınız için teşekkürler sn. rogdopsink. Anlayana çok bile.

rogdopsink
03-11-2009, 07:53
Ortalık toz duman, bu toz boğanın mı ayının mı bilinmez ama büyük değilseniz ayak altında dolaşmamak lazım. Çalışmalarınız için teşekkürler sn. rogdopsink. Anlayana çok bile.

teşekkür ederim sayın enigöz..:cool:


sp 500 fiyat kazanç oranı

abd ile bizdeki hesaplama yöntemi aynımıdır araştırmadım ancak şirketlerin biraz fazla şiştiğinin göstergesi bu resimde de gözüküyor sanki..

http://peterjcooper.files.wordpress.com/2009/11/aa-pe-ratio-psn-ad-jpg.jpeg?w=440&h=259

rogdopsink
03-11-2009, 14:28
USDYVADE...

1,4640 ve 1,4305 önemli seviyeler..

yukarıda ise 1,51 seviyeleri ilk dirençler olarak göze çarpmakta...

uzun vadede dolar bana göre büyük bir spekülasyona hazırlanıyor..

http://img40.imageshack.us/img40/4025/dolarvadeli.png

KEYNESYEN PARA TALEBİ
spekülasyon derken keynesyen para talebi aklıma geldi (spekülasyon amaçlı para talebi..)

ve birde likitide tuzagı...:))tuzaklara gelmeyiniz....

herkese iyi haftasonları..

http://img194.imageshack.us/img194/1708/keynsesyenparatalebi.jpg


dolarlar 1,51 önemli direnci geçildikten sonra 1,53 ara direnci ile karşılaşmış gözüküyor.. burası biraz oyalarmı görecez bence elbet kırılacak ama ogün buün değil gibi..:)

http://img24.imageshack.us/img24/4618/vadelidolar.png

rogdopsink
03-11-2009, 20:01
KÜRESEL DÜNYANIN KÜRESEL ŞİRKETLERİ..:))

Kırmızı yuvarlaklar avrupa birliği

mavi olanlar güney amerika ve yeşil olanlarda diğer ülkeleri temsil eden şirketler...


"The current economic crisis illustrates a critical need for new and fundamental understanding of the structure and dynamics of economic networks. Economic systems are increasingly built on interdependencies, implemented through trans-national credit and investment networks, trade relations, or supply chains that have proven difficult to predict and control. We need, therefore, an approach that stresses the systemic complexity of economic networks and that can be used to revise and extend established paradigms in economic theory. This will facilitate the design of policies that reduce conflicts between individual interests and global efficiency, as well as reduce the risk of global failure by making economic networks more robust."


http://thefinanser.co.uk/.a/6a01053620481c970b011572494396970b-800wi

sırada hangisi var acaba bir tanesinin aradaki zinciri koparsak bu iş bitermi..:D

ne demiş marx; birleşin dünyanın tüm işçileri zincirlerinizden başka kaybedecek birşeyiniz yok..

hoş artık bu ünlü slogan yerini dünyanın işsizlerine terk etmeye başladı küreselleşiyoruz modernleşiyoruz ve gelişiyoruz ya gerisi boş..ha birde kalkınıyoruz ya..nasıl olsa bir çözüm yaratır sistem bize yıllardır oldugu gibi..

işsizlik yüzde 3 lere varmış bir durumda ve hazırlanan raporlar bazı göstergelerde dip yaptı diye sunulurken işsizlik hala artabilir deniliyor..

açıkçası bu işin sonu nereye varacak merak ediyorum.. nerde okudum tam

hatırlamıyorum ama çok doogru bir tespit artık insanlar pokerde okeyde vs de

kazandıgı sanal paralarla mutlu olabilmekte...:arf::arf:

varsın işi gücü olmasın....

bu yaşta böyle bir ekonomi ile karşılaşmak basiretsizliği geldi çattı zaten bizim gençliği vurdu...:he: sonumuz hayır ola diyorum ..

para nerelere gidiyor bir bakalım (amerikada nereye gitiği fotoda varda bizde yakında işler böyle giderse alcoholic beverages tavan yapar heralde...:))))

herkese iyi akşamlar...

http://thefinanser.co.uk/.a/6a01053620481c970b0120a4ccfb02970b-pi

tahazeynep21
04-11-2009, 04:06
sayın rogdopsink
"bu yaşta böyle bir ekonomi ile karşılaşmak basiretsizliği geldi çattı zaten bizim gençliği vurdu... sonumuz hayır ola diyorum .."
basiretsizliği kelimesi anlam olarak cumle içindeki aykırı duruşuna takıldım.:wink:
marx bu kelimenin yerıne acaba ne koyardı?:he:
paylaşımlarınız için teşekkurler:super:

rogdopsink
04-11-2009, 12:24
sayın rogdopsink
"bu yaşta böyle bir ekonomi ile karşılaşmak basiretsizliği geldi çattı zaten bizim gençliği vurdu... sonumuz hayır ola diyorum .."
basiretsizliği kelimesi anlam olarak cumle içindeki aykırı duruşuna takıldım.:wink:
marx bu kelimenin yerıne acaba ne koyardı?:he:
paylaşımlarınız için teşekkurler:super:

biraz öyle olmuş sanki...:))

teşekkürler..:cool:


DXY

İşte dolarda gözlerimin aradıgı uzun vadeli bir grafik..:yes:

herkese bol kazançlar...

http://1.bp.blogspot.com/_H2DePAZe2gA/Su-q_Um2pxI/AAAAAAAAKOc/VfoWR5PuG_A/s320/bernankecrying.JPG

:grrr::grrr::grrr:

kendi düşen aglamaz ben amca..:clown:


http://3.bp.blogspot.com/_H2DePAZe2gA/SvEShKL_ApI/AAAAAAAAKPE/Te-dCS-ZdH4/s1600/DXVeryLongTerm.png

ayalp
04-11-2009, 12:54
DXY çift dip yapmış.. 93teki (78,53) ve 2008deki (71,32) dipler.

simetrik düşünürsek yolculuğumuz uzuna benziyor.

hbilgin
04-11-2009, 21:58
Yeni bir çıkış trendi başlamış olmalı ve bu çıkış yüzde 20-25 kadar olacak gibi görünüyor.
IMKB100 USD tahmini

http://img230.imageshack.us/img230/4947/20091003imkb100usd.png (http://img230.imageshack.us/i/20091003imkb100usd.png/)
By hbilgin (http://profile.imageshack.us/user/hbilgin)

ayalp
04-11-2009, 23:14
sn hbilgin 3 en kısa dalga olamaz bildiğm kadarı ile...

hbilgin
07-11-2009, 18:26
sn hbilgin 3 en kısa dalga olamaz bildiğm kadarı ile...

Sayın ayalp,
tabii ki haklısınız. Dolar ve TL bazında IMKB 100 ve 30 grafiklerinin hedefleri farklı olmakla beraber ben aynı grafiği söylediğiniz şekilde düzelterek tekrar gönderiyorum.

http://img42.imageshack.us/img42/872/20091106imkb100usddaily.png (http://img42.imageshack.us/i/20091106imkb100usddaily.png/)
By hbilgin (http://profile.imageshack.us/user/hbilgin)

hbilgin
07-11-2009, 21:52
TL bazlı IMKB100 44130'ün, USD bazlı IMKB100 değeri ise 29400'ün altına inerse aşağıdaki yeni durum yürürlüktedir diyebiliriz.

http://img198.imageshack.us/img198/872/20091106imkb100usddaily.png (http://img198.imageshack.us/i/20091106imkb100usddaily.png/)
By hbilgin (http://profile.imageshack.us/user/hbilgin)

hbilgin
11-11-2009, 20:37
Sayın ayalp,
Haftalık grafiğe bakıldığında hedeflerin daha yüksekte olabileceği görülebilir.

http://img24.imageshack.us/img24/9503/1111200993140pm.png (http://img24.imageshack.us/i/1111200993140pm.png/)
By hbilgin (http://profile.imageshack.us/user/hbilgin)

finalwave
11-11-2009, 21:29
hbılgın kardes ındıkatorler doymus.ve buyuk grupların sahıplerı hısselerı bırbır satıyor neden acaba?

ayalp
11-11-2009, 23:40
Sayın ayalp,
Haftalık grafiğe bakıldığında hedeflerin daha yüksekte olabileceği görülebilir.

http://img24.imageshack.us/img24/9503/1111200993140pm.png (http://img24.imageshack.us/i/1111200993140pm.png/)
By hbilgin (http://profile.imageshack.us/user/hbilgin)

sn bilgin bu sayımı daha önce bende düşünmedim değil ama 4 1i örttüğü (hemen hemen) için açıkçası düşük ihtimal gördüm...

ayrıca 48000 den 32000lere düşüşü hangi dalgayla etiketleyebiliriz...2007 zirvesine 1,3,5 diyebiliriz.. 3 dersek dediğim gibi 4 1i örtmüş olur sağlıklı değil.. 1 dersek en az 120000lere hazırlıklı olmalıyız bu da çok ütopik geldiği için 5 demek daha doğru geliyor....

rogdopsink
12-11-2009, 07:58
RİDERS ON THE STORM....:)))))




http://s.wsj.net/public/resources/MWimages/MW-AB657_septem_MJ_20090831145730.jpg




http://1.bp.blogspot.com/_H2DePAZe2gA/SvkKSbVoweI/AAAAAAAAKW0/KLr7T3T915Y/s1600/CSAtalkDrStrangelove.jpg

bu noktadan sonra uçacak kaçacak beklentisi olanlara dikkatli olmalılar diyebilirim.. zaten gereksiz bir balon şişti düşerken kimse neden düşüyoruz diye merak etmez umarım...:)

şu anda öyle bir iyimserlik varki piyasada tüm yükseliş boyunca para kazanamayanlar; buralardan pozisyon açmak için yada hisse almak için ilk yukarı harekette hemen atlıyorlar..

geçen hafta yagmura ani tutulanlar feryat figan saldırdılar..ama unutmayalım bu sadece yagmurdu bana göre.. doluya tutulmak sizin keyfinize kalmış bazı insanlar kafasına taş gelsede akıllanmayacagı için kimseye bişey demeye gerek yok aslında..

bugün ve yarın çok kritik iki gündür bazı hisselerde bariz şekilde mal dagıtıldı görebilidğim kadarıyla ..küresel piyasa yapıcı sinyali çaktı geçen hafta ve bu hafta akıllı olanlar gereğini yapıorlar muhtemelen..

ben açıkça 12000 leri bekliyorum...işkembeden atıyor diyebilirsiniz ancak ihtimallerimin arasında en kuvvetli gördüüm ihtimal bu olmaya başladı..

hemen üç beş ayda olacak iş değil ancak önümüzdeki yıllara dair bu toz pembe günlerde en ufak ışık göremiyorum ..

yok altınımız var madenimiz var petrolümüz var diye kandırıyorsak kendimizi vay halimize derim..

yıllardır vardıda ne oldu...önemli olan sermayenin ne yaptıgı herneyse sabah sabah acele ile saçmaladım..

ancak bir laf hoşuma gitti kimse analistlere inanmadıgı noktada bu iş biter gibisinden bi cümleydi..

ve bu aralar herkes kandırıldık psikolojisinde ..

düşerken tutunacak dal arayan çok olur ancak o dal öyle herkesi kaldırmaz...

herkese kayıpsız günler....:)))


izlediğim grafikler aşagıda.. bir çogu hedefe ulaştı yada kritik yerlerde. artık kim nasıl degerlendirirse...:cool:



GOLD
http://img35.imageshack.us/img35/4807/altn.png

Altın 1020 fiyat hedefiyle güzel yerde duruyor ancak uzun vadeli bir ensturman oldugu için üzerindeki spekülasyon nasıl sonlancak bakalım...

u100

http://img255.imageshack.us/img255/782/u100.png

u100 grafiğim aylık olarak bu şekilde deiğim gibi ihtamal beklentim 12000 ler olmakla beraber (yeni zirveler 62500 üstü görmediğim sürece) bir ihtmalimde aylıkta oluşabilecek alt bandı 37000 ler olan bir kama oluşumudur..sonrasında yine 12000 ler beklerim ama beklteim gecikir...:))

5 dakikalıklarda trend devam ediyor geçen hafta aşagı kırılmaya zorlandı ancak tepki gelebilir dediğimiz yerlerden döndü sayılır...

yukarı potansiyeli bir kısım daha olmakla beraber izlediğim trendler ve fibo destek dirençlerim bu şekilde..


http://img5.imageshack.us/img5/1978/u100w.gif


bir diğer önemli konuy dolar sanırım aslında krizin dolrla birebir çok ilgisi var ve incelenmesi gereken yer dolar ama biz şu an teknik olarak bakmakla yetinelim..

USDYTL


dolar artık bıktırıcı düşüşünün ardından üç beş heycan katmaya başladı ve açıkça gözleniyor ama dolarda 1,39 larda beklemiyor değilim en kötü ihtimal(belki olası bir imf ile olur ama onuda bu sene beklemiyorum...:))

http://img443.imageshack.us/img443/4577/dolar.gif


5 dakikalık usdyvade grafiğim ise aşagıdaki şekilde..


http://img25.imageshack.us/img25/1295/usdyyvade.gif

1,4660 seviyesinde tutunmaya çalışan bir dolar görecez gibi geliyor.. belki kırılabilir aşagıa ama kuvvetle ihtimal burdan gelecek bir tepki ve borsalarda olacak bir düşüş ile önümüzdeki seanslar sıcak seanslar olmaya aday gözüküyor..

kış günü çok üşümeyin aman...

saygılar...::cool::cool:

hbilgin
12-11-2009, 12:02
sn bilgin bu sayımı daha önce bende düşünmedim değil ama 4 1i örttüğü (hemen hemen) için açıkçası düşük ihtimal gördüm...

ayrıca 48000 den 32000lere düşüşü hangi dalgayla etiketleyebiliriz...2007 zirvesine 1,3,5 diyebiliriz.. 3 dersek dediğim gibi 4 1i örtmüş olur sağlıklı değil.. 1 dersek en az 120000lere hazırlıklı olmalıyız bu da çok ütopik geldiği için 5 demek daha doğru geliyor....

Sayın ayalp,
1. Sayın Tuncer Şengöz'ün sitesinde (www.borsanaliz.com) ayrıntılı dalga sayımları bulunmaktadır. Yıllar süren bu çalışmalarındaki değişimleri özellikle aylık strateji raporlarını izleyerek görebilirsiniz. Çok ilginç sayımlarla karşılaşacaksınız.
2. Benim ayrıntılı çalışmalarımı da inceleyebilirsiniz. Gerek genel çalışmalar, gerek haftalık çalışmalarım bulunmaktadır.
3. Bu dalga sayımlarında referans olarak neyi almalıyız? TL bazlı IMKB030 veya IMKB100 mü? Yoksa USD bazlı IMKB030 veya IMKB100 mü? Acaba piyasa yapıcılar hangisini referans alıyorlar? Hangi dalgayı kimler götürüyor?
4. Sayın Şengöz'ün bir sözü vardı, on elliottçuyu bir odaya koymuşlar yedi ayrı sayım çıkmış. Kurallar belli olduğuna göre birbirinden farklı çok değişik sayımlar ortaya çıkabilir. 1987 öncesini nasıl değerlendireceğiz?
Bütün bu konulardan sonra şunu diyebilir miyiz?

Varılmak istenen hedef nedir? Tabii ki kar etmektir. Piyasanın yönünü ve dönüm zamanlarını bularak bundan faydalanmaktır. Elliottçular doğruları bulsalar ve bunları basın yayın vasıtasıyla açıklasalar, piyasa da bu söylenenlere göre inişler ve çıkışlar gerçekleştirse ne kadar neşeli olurdu. Peki o zaman, büyük yatırımcılar, yatırım şirketleri ve aracılar nasıl kazanacaklardı? Halbuki piyasa onların ellerinde bir oyuncak değil mi? İstedikleri şekilde piyasaları indiren ve çıkaran onlar değil mi? Bunun gibi durumları ve ayrıca beklenmeyen durumları ifade edebilecek teknik analiz yaklaşımı, herkesin işine geldiğinden dolayı, Elliott Dalga Sayımı ve Fibonacci analizidir. Tabii ki piyasa yapıcılar da bu sayım ve oranları kullanarak karlarını en fazlaya çıkarmaya çalışmaktadırlar. Buna ilave olarak diğer analiz metodlarının ve bütün basın yayın yöntemlerinin aktif olarak piyasa yapıcılar tarafından kullanıldığını da kabul etmek gerekiyor.
Buradaki gerçek soru ise şudur: Peki bütün bu bilinen hususlardan biz nasıl yararlanacağız?
Piyasa yapıcılar bizim burada yaptığımız incelemeleri okuyarak beklentinin tersine piyasayı oluşturabilirler mi? Şüphesiz, oluşturabilirler. Bu olay konuya ilişkin çalışma yapan kim olursa olsun, teknik analiz yapan, indikatör, expert vs. üreten herkes için geçerlidir.
Dolayısıyla incelemenin yanında yöntem ve stratejiler önem kazanmaktadır.

Konuyu biraz değiştirerek bir dizi film ile ilgili bilgi vereyim.

FLASHFORWARD DİZİ FİLMİ
Burada biz teknik çalışmalar yaparak finans piyasalarında öngörü çalışmaları yapmaya çalışıyoruz. Birçok insanın hayalini geleceği bilebilmek süslemektedir. Biz de verdiğimiz emeklerle geleceği anlamaya çalışıyoruz. Ancak bu iş gerçekleşmiş olsa acaba nasıl bir tepkimiz olacak, hayatımız nasıl değişecekti. İşte bunu biraz işleyen bir dizifilm bugünlerde yayınlanıyor.
Haftalık olan dizinin adı Flashforword. 6 Kasım'da 7. bölümü yayınlanan dizi bu linklerden download edebilir,
http://divxm.com/flashforward-1-sezon-hdtv-xvid-altyazili-surekli-guncel-2-alternatif-t164633.html
ve
http://www.cshtr.com/flashforward/37071-flashforward-season-1-1-sezon-guncel-rapid-download-indir-tr-altyazi.html
bu linkten de izleyebilirsiniz.
http://yabancidiziizle.com/359-Flash-Forward-1-Sezon-bolumleri-sayfa-1.html
Saygılarımla.

ayalp
12-11-2009, 12:31
sn bilgin size yanıt gibi olmuş ama tevafuk işte... biraz kafa yordum DJI üstünde;
http://www.hisse.net/forum/showpost.php?p=3711492&postcount=723..

EW ile kesin olmamakla birlikte az çok yolumuzda ne var ne yok görebiliyoruz elbette kişiler arasında yorum farklılıkları olacak... ama şu günlerde genel beklenti bu rallide sona gelindiği...

borsa geçmişten ibarettir dedim hele birde EW ye ilgi duyuyorsak ve son grafiğimde geçmişe baktım... görebildiklerimi gördüm...

EWden haberi olmayan, bu teoriye inanmayan, ordan burdan duyduğu ile yatırım yapan birçok KY var dolayısıyla PY için bu sorun olmaz... geçen Prechter canlı yayında resmen ayı trendine girdik dedi.. ama KY haberi var mı veya dinliyor mu....hele bir de kazanıyorsa kimseyi dinlemez meret tatlı geliyor hep bir öpücük daha istiyor....

bakalım elliotçular mı haklı çıkacak yoksa başkaları mı... bekleyip göreceğiz...

hbilgin
12-11-2009, 13:06
sn bilgin size yanıt gibi olmuş ama tevafuk işte... biraz kafa yordum DJI üstünde;
http://www.hisse.net/forum/showpost.php?p=3711492&postcount=723..

EW ile kesin olmamakla birlikte az çok yolumuzda ne var ne yok görebiliyoruz elbette kişiler arasında yorum farklılıkları olacak... ama şu günlerde genel beklenti bu rallide sona gelindiği...

borsa geçmişten ibarettir dedim hele birde EW ye ilgi duyuyorsak ve son grafiğimde geçmişe baktım... görebildiklerimi gördüm...

EWden haberi olmayan, bu teoriye inanmayan, ordan burdan duyduğu ile yatırım yapan birçok KY var dolayısıyla PY için bu sorun olmaz... geçen Prechter canlı yayında resmen ayı trendine girdik dedi.. ama KY haberi var mı veya dinliyor mu....hele bir de kazanıyorsa kimseyi dinlemez meret tatlı geliyor hep bir öpücük daha istiyor....

bakalım elliotçular mı haklı çıkacak yoksa başkaları mı... bekleyip göreceğiz...

Sayın ayalp,
Sizinle tanıştığıma çok memnun oldum. 20 Ekim 2009'da yapmış olduğum bir değerlendirmeyi aşağıya alıyorum. Ancak her zaman için hata yaparsak bu hatada ısrar etmeyiz. Saygılarımla.

Dow Jones endeksinin azami olarak 14280 değerini gördüğüne ve arkasından başlayan iniş ile 6440 değerine indiğine dikkat edelim. Şimdi nasıl bir hareket beklenebilir, diye düşünüyoruz.

A. Eğer tepe noktasını gördüğü yer 5 dalgalık büyük bir çıkış trendini bitirdiği nokta ise, o zaman ABC şeklinde üçlü bir dalganın ilerlemesini bekliyoruz. Bu durumda 6440 A noktasını oluşturacak, arkasından B çıkışı gerçekleşecek (şu an içerisinde bulunduğumuz çıkış hareketi) ve ondan sonra da A noktasının altına doğru kayan 5’li yeni bir iniş trendi başlayacaktır. Genelde piyasada yorum yapanlar bu şekilde değerlendirmeler yapmaktadırlar. Tabii yatırımcılar da haklı olarak korkmakta ve piyasadan uzak durmaktadırlar. Yatırımcılar piyasadan uzak kalınca sermaye sahipleri piyasayı devamlı yükseltip küçük yatırımcının dikkatlerini çekmeye çalışmaktadırlar. Bu durumda B çıkışının tahmini önem kazanmaktadır. Eğer B noktası küçük bir tepki olarak gerçekleşirse yukarıdaki tahmine göre sorun yoktur. Ya B noktası 5. dalganın bitiş yerini aşan bir dalga olursa? O zaman küçük yatırımcılar ciddi bir getiriden mahrum kalmış olacaklardır. Şimdi B çıkışı hedeflerini tahmin etmeye çalışalım. Öncelikle ABC şeklinde gerçekleştiğini kabul ettiğimiz bu inişin tepkisi eski görmüş olduğu tepenin altında gerçekleşirse sırasıyla 0.38, 0.50, 0.618 veya 0.78 olabilir. Diğer bir olasılık eski görmüş olduğu yeri tekrar görür ve ikili tepe yapabilir. Başka bir olasılık da eski tepeyi aşarak fibonacci oranları kadar yukarı gider diyebiliriz. Bu durumda da en az 16430 değerine gelmelidir diye tahminde bulunabiliriz.

Burada benim gerçekleşmesini beklediğim hareket ise şöyledir.

Büyük inişin 0.618’ini geri alarak 11280’i gören endeks oradan 0.38’lik bir düzeltme yaparak 9430 değerine iner ve oradan tekrar çıkışa başlayarak en az 16430 değerine gelir ve bir olasılıkla da hedefi 19130 olacaktır. Eğer büyük 2007-2008 inişi büyük bir dalga içindeki 4 numaralı bir iniş ise o zaman 5. dalga hedefine gitmesini beklemeliyiz. Bu durumda yine 11280’e çıkmasını ve burada 1. numaralı dalga hareketini yapmasını, sonrasında yine 0.38’lik iniş ile 2 numaralı dalga hareketini ve sonrasında da 1. dalganın 1.618(en az) ile 2.618 katları olan 19100(en az) ile 23950 değerlerine doğru bir hareket beklemeliyiz. Ralph Nelson Elliott 1941 yılında yapmış olduğu tahminde, başlayacak olan super cycle dalganın pek çok bakımdan 1857-1929 dönemi ile karşılaştırılabilecek bir super cycle dalga olduğunu ve 2012 yılına kadar sona ermesinin beklenmemesi gerektiğini söylemektedir.

B. Gerek B çıkışı gerekse de 5. dalga çıkışı olarak kabul etsek de Elliott kuramına istinaden sonu finansal bir çılgınlık ile bitmesi gerektiği gerçeğini de kabul etmemiz gerekmektedir. Prechter, “V numaralı dalganın psikolojik özellikleri için ne söyleyebiliriz? Yatırımcıların kitlesel psikolojisi, manik ölçülere ulaşacaktır. Aynı 1929, 1968 ve 1973 yıllarında olduğu gibi, hatta daha da fazla.” demektedir. Halbuki 2007 yılı içerisinde böyle bir çılgınlık gerçekleşmemiştir. Bu nedenle Dow Jones endeksinin henüz bu büyük çıkış hareketiyle 5. dalga hareketini tamamlamadığını kabul edebiliriz. 2008 yılı 5 Kasım seçimlerinde tarihinde bir ilk gerçekleştirerek bir zenciyi başkan yapan Amerika, demokratların ılımlı ikliminde tarihinin çıkışını yaparak bir finansal çılgınlık hareketini gerçekleştirebilir. Bu hareketin de 2012 sonu ile 2013 başına kadar devam etmesini beklemek gerekmektedir. Tuncer Şengöz hoca 2002 Haziran’da yayınlanan “Elliott Dalga Prensipleri, Borsa ve Kitle Psikolojisinin Analizinde Farklı Bir Yöntem” isimli kitabının “Gelecek Perspektifi” başlıklı son bölümünde şu değerlendirmede bulunmaktadır:

“Buradan başlayacak çıkış hareketi supercycle dereceli yükselişin içindeki ilk yükseliş dalgası olacaktır. Bu yükseliş dalgasının da 2005’le 2008 arasındaki bir döneme kadar devam edeceği öngörülmektedir. Ancak supercycle dereceli (III) numaralı dalga için beklenen bitiş seviyeleri, çok daha yukarıdadır ve hedefleri fiyat olarak 16 ve 26 cent, zaman olarak da 2013, 2020 ve 2028 yıllarıdır.”

Yine Tuncer Şengöz hocanın 2006 Ocak Strateji Raporunu dikkate alırsak aynı şekilde sonu finansal çılgınlıkla bitecek 5. dalga hareketinin gerçekleşmesine de daha 53 yıl bulunmaktadır. Bu değerlendirmelerden hareketle IMKB’nin önünde daha çok uzun yol olduğunu düşünebiliriz. Grafiklere bakıldığında, zaman olarak en uzun sürecek ve fiyat olarak da en fazla çıkacak olan 3. dalgalara gidildiği açık bir şekilde görülmektedir.

ayalp
12-11-2009, 13:34
Sayın ayalp,
Sizinle tanıştığıma çok memnun oldum. 20 Ekim 2009'da yapmış olduğum bir değerlendirmeyi aşağıya alıyorum. Ancak her zaman için hata yaparsak bu hatada ısrar etmeyiz. Saygılarımla.

Dow Jones endeksinin azami olarak 14280 değerini gördüğüne ve arkasından başlayan iniş ile 6440 değerine indiğine dikkat edelim. Şimdi nasıl bir hareket beklenebilir, diye düşünüyoruz.

A. Eğer tepe noktasını gördüğü yer 5 dalgalık büyük bir çıkış trendini bitirdiği nokta ise, o zaman ABC şeklinde üçlü bir dalganın ilerlemesini bekliyoruz. Bu durumda 6440 A noktasını oluşturacak, arkasından B çıkışı gerçekleşecek (şu an içerisinde bulunduğumuz çıkış hareketi) ve ondan sonra da A noktasının altına doğru kayan 5’li yeni bir iniş trendi başlayacaktır. Genelde piyasada yorum yapanlar bu şekilde değerlendirmeler yapmaktadırlar. Tabii yatırımcılar da haklı olarak korkmakta ve piyasadan uzak durmaktadırlar. Yatırımcılar piyasadan uzak kalınca sermaye sahipleri piyasayı devamlı yükseltip küçük yatırımcının dikkatlerini çekmeye çalışmaktadırlar. Bu durumda B çıkışının tahmini önem kazanmaktadır. Eğer B noktası küçük bir tepki olarak gerçekleşirse yukarıdaki tahmine göre sorun yoktur. Ya B noktası 5. dalganın bitiş yerini aşan bir dalga olursa? O zaman küçük yatırımcılar ciddi bir getiriden mahrum kalmış olacaklardır. Şimdi B çıkışı hedeflerini tahmin etmeye çalışalım. Öncelikle ABC şeklinde gerçekleştiğini kabul ettiğimiz bu inişin tepkisi eski görmüş olduğu tepenin altında gerçekleşirse sırasıyla 0.38, 0.50, 0.618 veya 0.78 olabilir. Diğer bir olasılık eski görmüş olduğu yeri tekrar görür ve ikili tepe yapabilir. Başka bir olasılık da eski tepeyi aşarak fibonacci oranları kadar yukarı gider diyebiliriz. Bu durumda da en az 16430 değerine gelmelidir diye tahminde bulunabiliriz.

Burada benim gerçekleşmesini beklediğim hareket ise şöyledir.

Büyük inişin 0.618’ini geri alarak 11280’i gören endeks oradan 0.38’lik bir düzeltme yaparak 9430 değerine iner ve oradan tekrar çıkışa başlayarak en az 16430 değerine gelir ve bir olasılıkla da hedefi 19130 olacaktır. Eğer büyük 2007-2008 inişi büyük bir dalga içindeki 4 numaralı bir iniş ise o zaman 5. dalga hedefine gitmesini beklemeliyiz. Bu durumda yine 11280’e çıkmasını ve burada 1. numaralı dalga hareketini yapmasını, sonrasında yine 0.38’lik iniş ile 2 numaralı dalga hareketini ve sonrasında da 1. dalganın 1.618(en az) ile 2.618 katları olan 19100(en az) ile 23950 değerlerine doğru bir hareket beklemeliyiz. Ralph Nelson Elliott 1941 yılında yapmış olduğu tahminde, başlayacak olan super cycle dalganın pek çok bakımdan 1857-1929 dönemi ile karşılaştırılabilecek bir super cycle dalga olduğunu ve 2012 yılına kadar sona ermesinin beklenmemesi gerektiğini söylemektedir.

B. Gerek B çıkışı gerekse de 5. dalga çıkışı olarak kabul etsek de Elliott kuramına istinaden sonu finansal bir çılgınlık ile bitmesi gerektiği gerçeğini de kabul etmemiz gerekmektedir. Prechter, “V numaralı dalganın psikolojik özellikleri için ne söyleyebiliriz? Yatırımcıların kitlesel psikolojisi, manik ölçülere ulaşacaktır. Aynı 1929, 1968 ve 1973 yıllarında olduğu gibi, hatta daha da fazla.” demektedir. Halbuki 2007 yılı içerisinde böyle bir çılgınlık gerçekleşmemiştir. Bu nedenle Dow Jones endeksinin henüz bu büyük çıkış hareketiyle 5. dalga hareketini tamamlamadığını kabul edebiliriz. 2008 yılı 5 Kasım seçimlerinde tarihinde bir ilk gerçekleştirerek bir zenciyi başkan yapan Amerika, demokratların ılımlı ikliminde tarihinin çıkışını yaparak bir finansal çılgınlık hareketini gerçekleştirebilir. Bu hareketin de 2012 sonu ile 2013 başına kadar devam etmesini beklemek gerekmektedir. Tuncer Şengöz hoca 2002 Haziran’da yayınlanan “Elliott Dalga Prensipleri, Borsa ve Kitle Psikolojisinin Analizinde Farklı Bir Yöntem” isimli kitabının “Gelecek Perspektifi” başlıklı son bölümünde şu değerlendirmede bulunmaktadır:

“Buradan başlayacak çıkış hareketi supercycle dereceli yükselişin içindeki ilk yükseliş dalgası olacaktır. Bu yükseliş dalgasının da 2005’le 2008 arasındaki bir döneme kadar devam edeceği öngörülmektedir. Ancak supercycle dereceli (III) numaralı dalga için beklenen bitiş seviyeleri, çok daha yukarıdadır ve hedefleri fiyat olarak 16 ve 26 cent, zaman olarak da 2013, 2020 ve 2028 yıllarıdır.”

Yine Tuncer Şengöz hocanın 2006 Ocak Strateji Raporunu dikkate alırsak aynı şekilde sonu finansal çılgınlıkla bitecek 5. dalga hareketinin gerçekleşmesine de daha 53 yıl bulunmaktadır. Bu değerlendirmelerden hareketle IMKB’nin önünde daha çok uzun yol olduğunu düşünebiliriz. Grafiklere bakıldığında, zaman olarak en uzun sürecek ve fiyat olarak da en fazla çıkacak olan 3. dalgalara gidildiği açık bir şekilde görülmektedir.

sn bilgin bimukabele ben de memnun oldum... öngörülerinizi geniş bir zamanda düşünmek daha doğru olur..

benim kısa vadede takip edeceğim gösterge; DOW ve/veya SPnin üst direnç çizgisini kırıp kırmayacağı ve kırması halinde üstünde kalıcı olarak kalıp kalamayacağı.. zaten bu durum gerçekleşirse 2. dip söylentileri de zayıflar...

rogdopsink
13-11-2009, 20:46
DOW JONES

grafiklere bakarken sanırım hangi ölçekle baktıgımız çok ama çok önemli geçen gün rastladıgım şu 29 krizinin grafiği bana öyle derin bir grafik geldiki tüylerim ürperdi yine..:))

ve tuncer hocanının da dow jones üzerine yaptıgı analizleri görünce hem zaman hem fiyat hemde kalıp olarak ne kadar önemli biryerde bulundugumuzu birkez daha anladım..

gerçekten önümüzde uzun bir süreç bizi bekliyor olacak gibi...

o yüzden sn tuncer şengözün dow jones analizlerini http://blog.borsanaliz.com/?p=1862 adresinden okumanızı şiddetle tavsiye ediyorum...


http://img691.imageshack.us/img691/4424/1929crashandbeyond.png

rogdopsink
13-11-2009, 22:31
http://hisse.net/forum/showpost.php?p=3718492&postcount=38


http://www.overthinkingit.com/wp-content/uploads/2008/09/oilwell-191x300.jpg

http://www.overthinkingit.com/wp-content/uploads/2008/09/rs-500-us-oil-production1.jpg

http://www.overthinkingit.com/2008/09/23/the-hubbert-peak-theory-of-rock-or-why-were-all-out-of-good-songs/

rogdopsink
13-11-2009, 22:35
Darwin ve Evrimsel İktisat Sempozumu, 19-20 Kasım 2009


imkanı olanlar ve ilgi duyanlar gidebiliyorsa eger degerlendirmeliler bence bu sempozyumu...


http://evrimseliktisat.hacettepe.edu.tr/img/sonjpg.jpg

Hacettepe Üniversitesi İktisat Bölümü Charles Darwin'in 200. doğum yıldönümü ve onun bilim dünyasında çığır açan eseri Türlerin Kökeni'nin yayınlanmasının 150. yıldönümü nedeniyle "Darwin Yılı" olarak ilan edilen 2009 yılı içerisinde "Darwin ve Evrimsel İktisat" başlıklı bir sempozyum düzenleyecektir.

İktisat biliminin mekanistik kabullere dayanan yerleşik yorumunun dünyada yaşanan krizle birlikte daha yüksek sesle sorgulanmaya başladığı bir dönemde gerçekleştirilen bu sempozyumda, Darwin'in ortaya koyduğu bilimsel modele yaslanan evrimsel iktisadın yerleşik iktisada bir alternatif oluşturup oluşturmadığı tartışmaya açılacaktır. Bu çerçevede, sempozyumda, Darwin'in ortaya koyduğu bilimsel modelin temel unsurları, bu modelin iktisadi düşüncede nasıl bir değişime yol açtığı ve günümüzün sosyo-ekonomik gerçekliğini anlamada Darwin'den esinlenen iktisat anlayışının nasıl bir çerçeve sunduğu masaya yatırılacaktır.



Darwin ve Evrimsel İktisat Sempozumu
19-20 Kasım 2009

Tuğrul Çubukçu Salonu
İİBF Binası Beytepe-Ankara

different
13-11-2009, 22:58
Darwin ve Evrimsel İktisat Sempozumu, 19-20 Kasım 2009


imkanı olanlar ve ilgi duyanlar gidebiliyorsa eger degerlendirmeliler bence bu sempozyumu...

Hacettepe Üniversitesi İktisat Bölümü Charles Darwin'in 200. doğum yıldönümü ve onun bilim dünyasında çığır açan eseri Türlerin Kökeni'nin yayınlanmasının 150. yıldönümü nedeniyle "Darwin Yılı" olarak ilan edilen 2009 yılı içerisinde "Darwin ve Evrimsel İktisat" başlıklı bir sempozyum düzenleyecektir.

İktisat biliminin mekanistik kabullere dayanan yerleşik yorumunun dünyada yaşanan krizle birlikte daha yüksek sesle sorgulanmaya başladığı bir dönemde gerçekleştirilen bu sempozyumda, Darwin'in ortaya koyduğu bilimsel modele yaslanan evrimsel iktisadın yerleşik iktisada bir alternatif oluşturup oluşturmadığı tartışmaya açılacaktır. Bu çerçevede, sempozyumda, Darwin'in ortaya koyduğu bilimsel modelin temel unsurları, bu modelin iktisadi düşüncede nasıl bir değişime yol açtığı ve günümüzün sosyo-ekonomik gerçekliğini anlamada Darwin'den esinlenen iktisat anlayışının nasıl bir çerçeve sunduğu masaya yatırılacaktır.



Darwin ve Evrimsel İktisat Sempozumu
19-20 Kasım 2009

Tuğrul Çubukçu Salonu
İİBF Binası Beytepe-Ankara

İktisat biliminin mekanistik kabullere dayanan yerleşik yorumunun dünyada yaşanan krizle birlikte daha yüksek sesle sorgulanmaya başladığı bir dönemde gerçekleştirilen bu sempozyumda, Darwin'in ortaya koyduğu bilimsel modele yaslanan evrimsel iktisadın yerleşik iktisada bir alternatif oluşturup oluşturmadığı tartışmaya açılacaktır.

mekanik gerekircilik:her türlü nedeni mekanik nedene indirgeyen ve rastlantıyı nedensellik sayarak yadsıyan gerekircilik anlayışı... Bilimin temeli olan gerekircilik (determinizm) XVIII ve XIX yüzyıllarda fizikçi Newton'un mekaniğinden etkilenerek mekanikçi bir anlayışa yönelmiştir. Gerekirciliğe göre her olgunun bir nedeni vardır. Mekanikçi gerekirciliğe göreyse bu neden mekaniktir ve birbirinden bağımsız bir neden sonuç zinciri halinde sürekli olarak tekrarlanır. Aynı nedenler aynı sonuçları doğururlar, kendi nedeniyle belirlenen, sonuç da kendi nedeniyle aynılaşır ve kendisiyle aynı olan yeni bir sonuç meydana getirir. Bu demektir ki gelişme (evrim) ve sıçrama (devrim) olanaksızdır.

buna göre şu anda ki dünya iktisadı mekanistik mi oluyor ?? yoksa tam tersi mi..?? bazılarının kafasına göre uydurduğu bi sistem çöktü ve hala biyerlere çamur atmakla meşgüller..lafa gelince hep ilericiyiz diyenler,hala 18.yüzyıl fikirlerinden medet umup konferanslar yapıyor,milleti de çürümüş görüşlerine taraftar etmeye çalıştırıyor..hayırlı işler ne diyelim..

rogdopsink
14-11-2009, 10:51
sn different mekanik olmak fizik yasalarına tabi ekonomik yasalar olması bu işin tarihi bir sürecidir..

bu bir eğilimdir zaten o dönemin koşullarında ellerindeki veriler bilgi düzeyi vs o koşullar altında böyle şekillenmişler bunları uyduruk gibi basit olarak eleştirmeye kalkarsak bilimsellikten uzaklaşırız...

şu andaki dünya iktisadı kavramı tartışmalı bir konu.. bahsedilen küresel boyuttaki kapitaliz ise kapitalizim sermayenin en dinamik halidir.. ve üretim araçlarından deger üretmeye ve bölüşümüne kadar dinamik olarak şekillenmektedir..

deterministik olmak bu işin ceteris paribus yani diğer koşullar sabitken var olan değişkenler ile oluşan denklem kısmıdır..

konferans yapmanın medet ummakla bir alakası yok..geçmişi bilmeden şu andaki sisteme hangi koşullar altında gelindi ve bu koşulların aktörleri ve felsefeleri nelerdi bunları bilmek gerekli..

eger tarihiniz bugünden başlıyorsa geçmişiniz önemsizdir ancak kapitalizm gökten inmedi...

tepkinizin darwine oldugunu düşünürekten aslında bu işin iktisat sosyolojisine girdiğini söylemek istiyorum...

konferanslar tartışma ortamlarıdır ne yeni yasalar çıkarılır nede insanların kafasına zorla birşey sokulur.. en azından degerli akademik insanların bulundugu yerde bunlar olmaz olmamalı..

konu tartışılabilir oldugu için gidersiniz fikrinizi savunursunuz tam tersini söyleyenler eminim orda da olur..ancak darwine takılıp olayın özünü kaçıranlar için harun yahyanın çürük fikirleri orda ne kadar taraftar bulur bilmiyorum...

belkide ayrı konfreanslar düzenlenir evrimsel iktisatın çürütülmeye çalışıldıgı..bu toplumda zaten bir darwin fobisi var...iyide tutar hani evrimsel iktisat değilde ilahi iktisat...yok sanmayın böyle birşey...

bizim toplum için bir incelemesi varmı bilmiyorum ama kapitalizm için MAX WEBER in kapitalizmin ruhu ve post modern kapitalizm kitabı hoş olur okumak isteyenlere..

rogdopsink
14-11-2009, 11:09
Arthur Clarke - Fractals - The Colors Of Infinity

Fraktal parçalanmış ya da kırılmış anlamına gelen Lâtince fractuuss kelimesinden gelmiştir. İlk olarak 1975'de Polonya asıllı matematikçi Benoit Mandelbrot tarafından ortaya atıldığı varsayılır. Kendi kendini tekrar eden ama sonsuza kadar küçülen şekilleri, kendine benzer bir cisimde cismi oluşturan parçalar ya da bileşenler cismin bütününü inceler. Düzensiz ayrıntılar ya da desenler giderek küçülen ölçeklerde yinelenir ve tümüyle soyut nesnelerde sonsuza kadar sürebilir; tam tersi de her parçanın her bir parçası büyütüldüğünde, gene cismin bütününe benzemesi olayıdır. Doğada görülebilen bir örnek olarak bazı bitkilerin yapısı verilebilir
Teorinin gelişimi

Benoit Mandelbrot, IBM laboratuvarlarında çalışmaya başladığında Oyun kuramı, iktisat, emtia fiyatları gibi çeşitli alanlarda çalışan bir mühendisti. Bu çalışmalarını tamamladığında veri iletim hatlarındaki gürültü üzerinde çalışmaya başladı. Mühendisler, veri aktarımı sırasında oluşan gürültü karşısında çaresiz kalmışlardı. Mühendislerin bu soruna bulabildikleri en iyi çare, sinyal gücünü arttırmaktan ileri gidememişti; ama sinyal gücünün arttırılması da tam bir çözüm sağlamamıştı. İletişim sırasında gürültüye bağlı hatalar oluşmaktaydı.
İletim hatlarındaki gürültü doğası gereği gelişigüzel olmasına rağmen kümeler halinde gelmekteydi. İletişim süresi boyunca hatasız periyotlar arasında hatalı periyotlar yer almaktaydı. Hatalı periyotların incelenmesi, hata paterninin sanıldığından daha karmaşık olduğunu ortaya koymuştur. Mandelbrot, bir günlük veri trafiğini birer saatlik periyotlara ayırdı. Daha sonra, hatanın gözlendiği periyotları ele alıp bu periyotlar yirmişer dakikalık parçalara böldü ve yine gördü ki, bu birer saatlik periyotların içinde de yine hatasız bölümler bulunmaktaydı. Mandelbrot, hatalı bölümleri daha kısa zaman aralıklarına bölmeye devam etti ve sonunda hatasız periyotların var olduğunu gösterdi. Bu arada aykırı bir durum Mandelbrot'un dikkatini çekti fakat: hatalı periyotların hatasız periyotlara oranı periyodun uzunluğundan bağımsız olarak neredeyse sabit kalıyordu.


Yukarıdaki tanıma uyan dağılım fonksiyonuna sahip bir dizi, 19. yüzyılda yaşamış olan bir matematikçi olan Georg Cantor'un anısına Cantor dizisi olarak bilinir. Cantor dizisini oluşturmak için L uzunluğunda bir doğru parçası alınır. Doğru parçasının ortadaki üçte birlik kısmı silinir. Artık L/3 uzunluğunda 2 adet doğru parçası vardır. Bu doğru parçalarının da ortadaki üçte birlik kısımları çıkarılır ve bu işlem sonsuza kadar tekrarlanırsa elde edilen yapının adı Cantor Tozudur. Bu tozun koordinatları bir Cantor dizisi oluşturur. Cantor Tozu sonsuz adet noktadan oluşur; ama toplam uzunluğu sıfırdır.
Mandelbrot, yukarıdaki gürültü dağılımını kullanarak sinyal gücünün arttırılmasının gürültüye bağlı hatalardan kaçınılamayacağını göstermiştir. Yapılması gereken hataları engellemek değil, hataları düzeltecek bir mekanizma geliştirmektir.
Mandelbrot'nun kendi kendine sorduğu şu soru, daha sonraki çalışmalarını yönlendiren temel işlev olmuştur: "İngiltere kıyılarının uzunluğu nedir?" "Bu sorunun yanıtı kullanmakta olduğunuz ölçüm aracının uzunluğuna bağlıdır." diyordu Mandelbrot. Mesela bir metrelik bir pergelin kıyı boyunca yürütüldüğünü düşünün. Bulacağınız uzunluk yaklaşık bir değer olacaktır. Zira pergel, uzunluğu bir metreden daha kısa olan girinti ve çıkıntıları atlayacaktır. Pergeli yarım metreye indirdiğinizde bulacağınız sonuç bir öncekinden daha büyük, daha doğru, ama halen yaklaşık sonuç olacaktır. Bu sefer de pergel yarım metreden daha kısa olan girinti çıkıntıları ölçemeyecektir. Pergeli daha da küçülttüğünüzde elde edeceğiniz sonuç daha büyük ama halen hatalı bir değerdir. Bu zihinsel deneyi sonsuza kadar götürdüğünüzde ilginç ortaya ilginç sonuçlar çıkar. Sahil şeridi Öklid geometrisine uygun olsa idi (örneğin çember), pergel küçüldükçe yapılacak ölçüm gerçekten de çemberin çevresine eşit olacaktı. Ama sahil şeridi Mandelbrot'un öngördüğü şekilde ise ölçek atom boyutlarına inene kadar bulunan uzunluk sürekli artmaya devam eder, ancak atom ölçeğinde sonlu bir değere gidebilir. Dikkat edilirse, Cantor Tozu'nda olduğu gibi burada da ölçü biriminden (bir anlamda gözlem boyutundan) bağımsız olarak hata halen mevcuttur.



Mandelbrot'nun bir sonraki sorusu ise şu olmuştur: "Bir iplik yumağının boyutu nedir?" Uzaktan bakıldığında yumak bir noktadan ibarettir, yani boyutu sıfırdır. Daha yakından yapılan gözlemlerde yumak yüzeyinde düzensizlikler bulunan bir küre gibidir. Boyut sayısı üçe çıkmıştır. Daha yakından bakıldığında yumağı oluşturan tek boyutlu iplik ayrık olarak gözlemlenebilir. Tek boyutlu ipliğe büyüteçle bakıldığında iplik üç boyutlu sütunlar gibi görülür. Mikroskop altında sütunlar tek boyutlu liflere, lifler ise sonunda boyutsuz noktalara dönüşmektedir. O halde, yumağın gerçek boyutu nedir?
Mandelbrot, bir birim cinsinden ölçülemez olan cisimlerin bir pütürlülük derecesine sahip olduğunu ve bu pütürlülük derecesini ölçmenin bir yolunu bulmuştur. Mandelbrot'ya göre göre ölçek değiştiğinde düzensizlik derecesi sabit kalmaktaydı. 1975 yılında Mandelbrot pütürlülük derecesinin ismini de koymuş oldu: Fraktal boyut. Pütürlülük özelliği gösteren cisimler de fraktallar adını aldı.
Fraktal terimi taşıdığı felsefik anlam sayesinde ve fraktalların psychedelic biçimlere sahip olması gibi özelliklerinden dolayı diğer sanatları da etkilemiş ve özellikle müzik alanında sesin görsel yansıması, fraktal şekillerin sese dönüşümü gibi alt başlıklar altında kendine yer bulmuştur. [1]



http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/c/c6/Fractals-julia.gif


konuyla ilgili bulabildiğim videoları paylaşmak istedim türkçe çevirisi olsa güzel olurdu aslında ancak şimdilik dursun bir vakit olursa çeviri yaparız yada yaptırtırız ...:))

http://www.youtube.com/watch?v=qB8m85p7GsU&feature=player_embedded

http://www.youtube.com/watch?v=3gKOB6spCb8&feature=player_embedded

http://www.youtube.com/watch?v=iZsVrHCPOio&feature=player_embedded

http://www.youtube.com/watch?v=eXngUyOS-XM&feature=player_embedded

http://www.youtube.com/watch?v=AjdogjBxfco&feature=player_embedded

http://www.youtube.com/watch?v=l8Y6xpeQK-w&feature=player_embedded

ayalp
14-11-2009, 13:50
sanki 1977 lerdeyiz... 68 zirvesi ile 2009 dibi arasında boşluk var... doldurmaya gerek var mı?

http://www.acelayouts.com/uploads/images/2009-11-14/9jkmPZcRo6.gif

ayalp
14-11-2009, 14:03
http://www.acelayouts.com/uploads/images/2009-11-14/fvrH9jbbOH.gif

rogdopsink
15-11-2009, 10:33
MB NIN BANKA SEKTÖRÜNE AÇTIGI KREDİLER..



sanki 1977 lerdeyiz... 68 zirvesi ile 2009 dibi arasında boşluk var... doldurmaya gerek var mı?

umarım gerek kalmaz sn ayalp ...:))enflasyondan arındırılmış grafik oldugu için

biraz sorunlu olabilir bence sp grafiği çünkü her kriz dönemleri enflasyonla

birebir ilişki değildi hatta enflasyonun üretici fiyatlaerından mı yoksa tüketici

fiyatlarındanmı yaşandıgı vs gibi kriterler önemli oldugu için yorumlama

konusunda bazen sıkıntı yaşanıyor bu grafiklere bakarken ama teknik olarak

yada ew gözü ile bakınca patternler ne güzelde işliyor hayatta orası kuşkusuz

bir gerçek....:cool::cool:

http://evds.tcmb.gov.tr/ sitesinde arada ugraştıgım anlam çıkarmaya çalıştıgım grafikler var ama bir çok kriterle birlikte düşünmek gereksede bazılarına bakınca çok fazla söze gerek kalmıyor...

mesela merkez bankası bilançosu içinde 1980 yılından günümüze kadar bankalara açılan kredilerin verilerine logaritmik olarak bakınca şöyle bir görüntü ortaya çıktı..

2001 de yaşanılan krizde kredilerdeki kesinti ve mb nın geç kalması krizi derinleştirmiş gözüküyor..

ama geçen yıl yaşadıgımız krizdede mb nın kredi çuvalının agznı açıvermesi işin ayarının biraz katıgını gösteriyor gibi..


bankaların ellerindeki para bollugunu tüketmesi için yurtiçi talebin canlanması lazım... ve kredi faizlerindeki düşüşe ragmen hala canlı bir talep gelmemesi bankaların elindeki bu kredilerin sorun olacak gibi durdugunu bana düşündürtüyor..

görebildiğim ve bende canlanan senaryo bu şekilde oldu başka bir pencereden bakmaya çalışınca belkide eksik ifade etmişimdir yada yanlış kurgulamış olabilirim..ama yinede resim olarak paylaşalım mb nın bankacılık sektörüne açtıgı kredileri...:yes:
:yes:


http://img94.imageshack.us/img94/5852/adszdhw.jpg (http://img94.imageshack.us/i/adszdhw.jpg/)

rogdopsink
15-11-2009, 13:47
Uzun dönem varlık fiyaları,case shiller endeksi ve FHFA nın öngörüsü

http://2.bp.blogspot.com/_9ZzZquaXrR8/SsTG8ZMO- _I/AAAAAAAAE4Y/fp9drs18XZo/s640/Train1890.jpg
William Henry Jackson Rolling Jitters 1890
Tamasopo River Canyon, San Luis Potosi, Mexico


chicago lu mortgage brokeri mike white ev fiyatlarının daha düşeceğini ve satmak için ev sahiplerinin hala vakitlerinin bulundugunu düşünüyor...:))

bakalım neden böyle bir düşünce içine girmiş mike white..

http://thenewmortgagecompany.files.wordpress.com/2009/11/clip_image002_thumb2.jpg



If you use a 20-year time horizon, and assume prices will return to the trend line, then our residential property bubble will bottom after values fall over 40% from current levels (see above (c) aka “(Y) – (Z)” aka “Loss Today to Bottom”). I make no predictions. I do watch numbers. The chart shows a catastrophe of falling real estate values loaded up on top of our current catastrophe in real estate values.

No one would question these numbers absent The War of the Worlds. The War of the Worlds is the United States Government versus aggregate borrower income. Uncle Sam is funding every new mortgage – high, low and in between (see chart below: the blue and red are government-backed loans). It takes very little imagination to see the world of real estate prices vaporizing without government support. If that support was lost, values would crash down faster than a big rock dropped into a shallow puddle.

While the federal government has deep pockets, at some point the persons who take out the mortgages will have to pay them. At that point the market should follow the pattern described above by the trend line. Reality bites. Prices for real estate are ultimately determined by our income, and if the trend represents a match of income and price, then the trend line is the picture of our future.



http://thenewmortgagecompany.files.wordpress.com/2009/11/pricedatacaseshiller1890forward_thumb2.jpg?w=618&h=422



What we know today based on the best information is that values will fall a total of between 49% to 60% from the bubble top to the trend. Still ahead is a fall in property values of between 20% to 43%.


http://thenewmortgagecompany.files.wordpress.com/2009/11/propertypriceindexfhfa1991forwardbynewobservations-net_thumb1.jpg?w=558&h=425


The total projected fall from Federal Housing Finance Agency (FHFA) data shows a peak-to-trend fall of 27%. Values on this index have fallen 11% from the high. The index predicts prices will fall an additional 18% from their current levels. The FHFA prediction of a total fall of 27% is far less than the total fall of between 49% and 60% predicted by Case-Shiller.

Based upon the three data sets reviewed, we can estimate a total fall of between 27% to 60% from the bubble top to the long-term trend. After averaging the three indexes, we may estimate a total fall of 45% from the bubble high. Looking ahead from today, property values will fall a total of between 18% to 44%. The average of the three data sets says we still have 27% to fall from current levels.


yukarıdaki grafiklerde uzun dönem varlık fiyatları fedaral housing Finance Agency 'nin yaptıgı analiz ve tahmini ile karşılaştırılmış... FHFA nın zirveden trende uzaklıgı yüzde 27 olarak işaretlenmiş ve yüzde 11 lik kısmını tamamladıgı için şu andaki konumuna göre FHFA yüzde 18 lik bir düşüş daha bekliyor öngörü olarak..

ancak case shiller endeksi ile karşılaştırınca uzun dönemde FHFA nın öngörüsü daha küçük kalmakta..

çünkü uzun dönemde case shiller tarafından hazırlanan öngörüde yüzde 49**60 arası bir düşüş öngörülmüş ve düşen kısmı çıkarırsak hala yüzde 20**40 arası bir düşüş potasaiyeli uzun dönemde mevcut..

emlak piyasasının borsalar kadar harEketli olmayacagını düşünürsek abd için zor günler hala kapıda... :clown:

genelde yatıımcılar verileri beklerken sadece bir yada bir kaç önceki veriyi baz alarak iyimserlik yada kötümserlik psikolojisine giriyorlar...

bugün radikalde fatih özatayın yazısındaki şu Kısım bu konuda açıklayıcı bence...

http://www.radikal.com.tr/Default.aspx?aType=RadikalYazarYazisi&ArticleID=964411&Yazar=FAT%DDH%20%D6ZATAY&Date=15.11.2009&CategoryID=101


Şu: Bir yıl öncesine kıyaslamak bazen sorunlu oluyor. Özellikle de ekonomik faaliyet düzeyinde aşağıya doğru ya da yukarıya doğru bir dönüşün gerçekleşmesini beklediğimiz dönemlerde. Bu sorunu aşmanın bir yolu bir ay öncesine (çeyrek yıllık veriler için bir önceki üç aya) göre kıyaslama yapmak. Ama incelediğimiz seri ekonomik nedenler dışındaki nedenlerle önemli dalgalanmalar gösteriyorsa, bu kıyaslama hiçbir anlam taşımıyor. Bu durumda, mevsimlik hareketlerden ve çalışma günü sayısındaki değişikliklerden arındırılmış seriler kullanmak gerekiyor. Bu da sorunlu; zira kullandığınız arındırma yöntemine göre farklı büyüme rakamları elde etmeniz mümkün. Özellikle düşük artış ya da azalış oranları elde ettiğinizde, farklı bir yöntem kullanarak tam tersine ulaşmanız mümkün olabilir. Bu durumda ne diyeceğiz? Bir ay öncesine göre artış mı var, yoksa azalış mı? Fırsat bulursam birkaç neşeli örnek veririm bir ara.

işte bu sebepten abd verileri içinde uzun dönemli grafikler ve bekleyişlerin nerede bulundugu çok önem arz etmekte...özellikle de varlık fiyatları gibi ekonominin en önemli alanlarından birinde ...:..

Yazıda mutlaka eksikler vardır benim elimden gelen bu kadar...:) birebir tercümem iyi değildir...varsa yanlış idare ediniz artık resimler ortada...:clown:

yazıyı BERTOL BRECHT in şiiri ile sonlandıralımda biraz da sosyal mesajlar verelim...:)

Ama Ekmek Satılmadı Eskisinden Ucuza...

Geçti içimizden biri koca denizi
Gide gide buldu bir yeni kara.
Bir sürü insan koştu ardından,
Orda büyük şehirler kurdular; alın teri ve akılla
Ama ekmek satılmadı eskisinden ucuza…

Bir makine icat etti içimizden biri,
Buhar çevirdi tekerleği onunla
Fabrikalar türedi ardından bir sürü
Başladı insanlar fabrikaları çalıştırmaya
Ama ekmek satılmadı eskisinden ucuza…

Düşündü taşındı içimizden bir çoğu
Güneş ekseninde dönmesi üstüne dünyanın.
Bir sürü insan kafa yordu
İnsan yüreği, evrenin yasaları üstüne
Havanın bileşimi,denizin balıkları üstüne kafa yordu bir sürü insan.
Bulundular önemli keşiflerde
Ama ekmek satılmadı eskisinden ucuza…

Tersine günden güne arttı şehirlerde yoksulluk
Yıllardır kimse bilmez kimse insanın hali nice
Sürünür yerlerde sizin gibi biri,siz yukarılarda uçtukça
Kalmamış hiçbir yanı insana benzeyen
Peki insan insana yardımcı değil mi

Ne gezer….

Bertolt BRECHT

Red_baron
15-11-2009, 19:19
EV FİYATLARI: İPOTEK VE KREDİ ARASINDAKİ LİŞKİ

Aslında ben bu saatten sonra amerika yada diğer dış piyasalardaki gelişmeleri pek önemsemiyorum sebebini daha öncede açıklamıştım; türkiyenin çok büyük problemleri var ve bu problemlerin neden olabileceği yıkımın yanında diğer gelişmelerin pekte önemi olmayacaktır.

Amerikan Ev fiyatları konusu aslından çok önemli ve karmaşıktır. ev fiyatlarındaki düşüş ev sahiplerinin yada emlak piyasasının çok ötesinde sıkıntılara neden oluyor zaten bu krize mortgage krizi denmesinden bunu anlıyoruz. daha önce bazı yazılarda belirtmiştim ipotek ve kredi arasındaki ilişkiyi iyi anlamak lazım ve bu ilişkinin 2002-2008 ekonomik büyüme döneminde kredi piyasasının özellikleriyle birlikte değerlendirilmesi çok önemlidir. aslında ipotek ve kredi arasındaki ilişki sadece konutlar için değil gemi, tarım arazisi gibi diğer sabit yatırım türleri açısından da incelenmelidir. bu yaklaşım Baltic Dry endeksini izlemekten daha önemlidir.

Amerikan konut kredilerine konu olan evler aynı zamanda ipotek özelliğindedir ve bu ipotekler evlerin o günkü ekspertiz değeri baz alınarak mortgage kredisi veren bankanın bilançosunun aktifine yazılır. Ardından banka aktifindeki bu ipoteklerin değeri üzerinden türev yatırım enstürmanları ihraç etmeye başlar, amerikan devlet tahvillerinden daha fazla faiz getirisi olan bu kağıtlar dünyaya yayılır. Bir süre sonra tüm finans sektörü bu yatırım trendine dahil olur ve sistem kendini besleyerek ilerlemeye başlar. Buradaki anahtar rol ev fiyatlarındaki yükseliştir. Ev fiyatları yükseldikçe ipoteklerin değeri artar, bankanın aktifi yükselir ve daha fazla ihraç yapabilecekleri yeni fonlar oluşur, bunun üstüne devlet otoritesinin bankaların yüksek kaldıraç oranları kullanmasına göz yumması eklenince tıpkı kartopunun çığa dönüşmesi gibi dev bir türev ürünler piyasası oluşur. Aslında bu bir döngüdür: devlet bankalar üzerindeki denetimlerini sıkı biçimde yerine getirmezse bankalar daha iştahla kredi dağıtırlar yani risk yönetimi gevşer ardından kredi kaldıraçlı tüketim sayesinde ekonomi büyür ve buda ev fiyatlarını yükseltir. Yükselen ev fiyatları sayesinde bankaların ellerindeki ev ipoteklerinin değeri artar ve yeni fon oluşur banklarda o fonlarla aynı sistemi beslemeye devam ederek balonu dahada şişirirler.

Ev fiyatlarındaki düşüş ise tam tersi bir etki yaratacaktır. Düşüş trendlerinin daha keskin olması gerçeğini göz önüne alırsak dışardan müdahale olmazsa panik meydana gelebilir. Ev fiyatları düştükçe ipoteklerin değeride düşer ve regülasyon kuralları gereği devlet bankadan teminat tamamlamasını ister (aktifini yükseltme). Banka yeni teminat yaratamayacağına göre iflasa sürüklenir. Devlet bunu engellemek isterse vergi mükelleflerinin parsıyla bankalara destek çıkabilir. Bu destek sadece bankanın iflasını önler, varlık fiyatları yükselmediği sürece banka durumunu düzeltemez. Eğer ev fiyatları yukarıdaki yazıda olduğu gibi düşmeye devam ederse banka yeniden teminat tamamlamak zorunda kalacaktır.

Aynı döngü amerikan tarım arazileri içinde geçerlidir. Tarım arazileri çiftçiler tarafından ipotek olarak gösterilerek kredi başvurusu yapılır. Eğer arazi fiyatları düşerse banka çiftçiden ek teminat ister, çiftçi için bu zor bir durumdur, teminat tamamlama baskısı tarım ürünlerin fiyatlarının düşmesine neden olur ve çiftçi daha fazla zarar ederek iflas durumuna düşebilir. Bu gerçekleşirse arsa fiyatları daha da düşer ve çiftçiden daha fazla teminat istenebilir. Eğer ülke kanunları gereği tarım arazileri belli bir ölçüde devlet korumasındaysa bu durumda banka çiftçiden ek teminat isteyemez ve kendisi iflasa sürüklenebilir. Bu konu üzerinde daha geniş ve ayrıntılı durulabilir. Varlık fiyatları ile işsizlik ve hatta tüketici eğilimleri arasındaki ilişkilerde değerlendirilmelidir. Hepsi bir zincirin halkaları gibidir. Çok önemli bir başka konu ise krizin şiddetini ve derinliğini belirleyecek olan kaldıraç oranlarıdır ki bu zaten bir muamma olarak karşımızda duruyor. 2002-2008 döneminde kaldıraç çılgınlığı hangi boyuta ulaşmışsa krizin derinliği de bu boyutla orantılı olacak.

Olaya birde şu açıdan bakalım Amerikan borsalarına kote olan dev boyutlu fanie mae ve freddie mac mortgage sağlayıcılarının hisse performanslarına dikkat ederseniz trilyon dolarlık sektörel kurtarma paketi ve devlet desteğine rağmen hala diplerden kurtulamadığını göreceksiniz. Sanırım ev fiyatlarında düzelme umudu olmadığı için bu şirketlerin hisselerine, çok düşük seviyelerde olmalarına ve devlet yarımlarına rağmen, talep gelmiyor. Son 8 ayda Dow kimya, alcoa, CAT gibi sanayi hisselerinin fiyatlarında büyük yükselişler görüldüğünü unutmamak lazım.

not: köşenizi zevkle izliyorum. saygılar

rogdopsink
16-11-2009, 22:55
sayın red baron emeğinize saglık gerçekten güzel ve bilgilendirici bir yazı olmuş.. çok faydalandım bir kez daha belirtmek istedim...:cool::cool:





http://imagesource5d.art.com/watermarker/20-2021-Z00D43AK.jpg

http://img228.imageshack.us/img228/9528/dowjonesq.jpg

...

dow jonesda bir sonraki pivot seviyesi 11***larda gözükmekte...

ancak geçmiş sayfada da paylaştık f/k oranlarına bakınca bilmece tersten sorulacak gibi...

pazardan aldım bin tane eve geldim bir tane...:D

http://img121.imageshack.us/img121/7127/dowv.jpg

rogdopsink
17-11-2009, 13:18
2012 MAYALAR VE DÜNYANIN SONU...:)))

batsın bu dünya....:oley:

Roland Emmerich ' in filminide izlemek lazım sanki..:)) az biraz hazırlık yaparız ona göre...

http://infobeautiful.s3.amazonaws.com/2012_960.gif

ceng
17-11-2009, 13:47
kelimenin tam anlamıyla pseudoscience.
saygılar.

merak ediyorum 2013 başladığında ne yumurtlıycak bunlar? :)

rogdopsink
18-11-2009, 01:37
kelimenin tam anlamıyla pseudoscience.
saygılar.

merak ediyorum 2013 başladığında ne yumurtlıycak bunlar? :)

şaka yaptık demesinlerde..:))

dünyayı bilmiyorum ama bizimkiler 2013 için zamanında yumurtlamışlar...:hehe:

bende gidip 2007-2013 9. kalkınma programına baktım...:clown:

ne hedefler varmış nerdeymişiz biraz daha orta vade görmek için..


2007-2013 9. kalkınma programına Plan Dönemi Hedef ve Tahminleri

Türkiye ekonomisi son dönemde, yapısal reformların ve kararlılıkla
uygulanan sıkı para ve maliye politikalarının etkisiyle istikrar ortamını sağlamış ve
dünya ekonomileri arasında örnek gösterilen bir büyüme performansı göstermiştir.
Dokuzuncu Kalkınma Planı döneminde, reform sürecine ve tavizsiz şekilde
uygulanacak para ve sıkı maliye politikalarına devam edilmesi, bu büyüme
performansının devam etmesini sağlayacaktır. Plan döneminde GSYİH’nın yıllık
ortalama yüzde 7 oranında artması ve kişi başına gelirin 2013 yılında 10.100 dolar
olarak gerçekleşmesi beklenmektedir. Böylece, AB’ye nominal yakınsama sürecinde
de önemli mesafe kaydedilmiş olacaktır ve GSYİH’sı yaklaşık 800 milyar dolara
ulaşacak olan Türkiye, dünyanın en büyük 17’inci ülkesi konumuna yükselecektir.


http://img163.imageshack.us/img163/6103/adszxq.jpg
http://img269.imageshack.us/img269/1482/adszmqg.jpg

327. Bu büyüme performansında verimlilik artışları, 2002-2005 döneminde
olduğu gibi yine önemli bir rol oynayacaktır. Plan döneminde TFV artışının yıllık
ortalama yüzde 2,3 dolayında gerçekleşeceği tahmin edilmektedir. TFV artışlarının
özellikle sanayi ve hizmetler sektörlerinden kaynaklanması beklenmektedir. Gerek
işgücü piyasasında gerçekleştirilen reformların gerekse yürütülen aktif işgücü
politikalarının etkisiyle, büyümenin istihdama yansıması ve Plan döneminde yıllık
ortalama yüzde 2,7 oranında istihdam artışı sağlanması beklenmektedir. Plan
döneminde sanayi ve hizmetler sektörlerinde yıllık ortalama 835 bin kişi gibi
dikkate değer oranda yüksek bir istihdam artışı öngörülmekte ve bu istihdam
artışının, nüfustaki artış ve tarımdaki çözülmeye rağmen, işsizlik oranını dönem
sonunda yüzde 7,7’ye düşürmesi beklenmektedir.:grrr::grrr:



burda yarıda kesip şimdiki görünüme bakmakta fayda var kıyaslama açısından ...


büyüme hızı ve büyüme oranı grafiğine bakınca hem aşagı yol gözüktüğü toparlanmanın öyle kolay olmayacagı ortada..

Grafik II-1- GSYH Büyüme Hızları(*)

Diagram II-1- GDP Growth Rates

http://www.dpt.gov.tr/DocObjects/Download/5576/teg-agustoseylul09.png

şimdide orta vadeli programda açıkladıkları hedeflerine bakalım..hoş hepimiz biliyoruzki ekonomide şu an bütün revize edilen rakamlar daha berbat durumda ..

özellikle de işsizlik oranı hiçde bekledikleri gibi gelecege benzemiyor bir diğer dikkat edilmesi gereken nokta toplam yurtiçi talepteki daralma...
http://img163.imageshack.us/img163/2125/adszob.jpg


2007//2013 9, kalkınma programının hedefleri şu şekilde devam ediyor...



328. Özel ve kamu sektörü sabit sermaye yatırımlarının Plan döneminde sırasıyla
yıllık ortalama yüzde 9,4 ve yüzde 8,1 oranında artacağı ve toplam sabit sermaye
artışının yıllık ortalama yüzde 9,1 olarak gerçekleşeceği tahmin edilmektedir.
329. Böylece, üretim faktörlerinin büyümeye katkılarının Plan döneminde,
sermaye stoku artışı için yüzde 33,6, istihdam artışı için yüzde 29,4 ve TFV artışı
için yüzde 37,0 olarak gerçekleşmesi öngörülmektedir.
330. Sürdürülebilir büyüme ortamının sağlanmasında büyük payı olan
enflasyondaki düşüşün Plan döneminde de devam edeceği öngörülmekte ve Plan
döneminde TÜFE artışının yüzde 3 seviyesine gerilemesi beklenmektedir.
331. Dokuzuncu Kalkınma Planı döneminde, yıllık ortalama yüzde 7 büyüyecek
Türkiye ekonomisinde, üretimin sektörel kompozisyonuna bakıldığında sanayi ve
hizmetler sektörlerinin ön plana çıkacağı tahmin edilmektedir. Ekonominin
modernizasyonu ve yapısal reformlara paralel olarak, tarım sektörünün üretim ve
katma değer içerisindeki payının azalmaya devam etmesi beklenmektedir. Üretim
içindeki payı 1980-2000 döneminde ortalama yüzde 18 ve 2002-2005 döneminde
ortalama yüzde 11,2 oranında gerçekleşen tarım sektörünün, 2007-2013
döneminde yıllık ortalama yüzde 3,6 büyümesi ve toplam üretim içindeki payının
2013 itibarıyla yüzde 7,8 seviyesine gerilemesi öngörülmektedir. Üretimin sektörel
kompozisyonundaki değişimin tarım sektörü aleyhinde gerçekleşmesi beklenirken,
rekabet gücünü artırıcı ve yüksek katma değerli yapıya geçişi destekleyici
politikalar sayesinde sanayi sektörü lehine gelişmeler öngörülmektedir.

bağlamda, sanayi sektörünün üretim içerisindeki payının plan dönemi süresince
artması ve dönem sonunda yüzde 27,2 seviyesine ulaşması beklenmektedir. Bu
dönemde, sanayi sektörü üretim artış hızının ekonomik büyümenin üzerinde
gerçekleşerek, yıllık ortalama yüzde 7,8 olması beklenmektedir. Plan döneminde
hizmetler sektörünün yıllık ortalama büyüme hızı ise yüzde 7,3 olarak
öngörülmekte, böylece, hizmetlerin üretim içindeki payının önceki yıllara oranla bir
miktar artarak dönem sonunda yüzde 65 düzeyinde gerçekleşmesi beklenmektedir.
332. Dokuzuncu Kalkınma Planı döneminde ekonominin rekabet gücünü
artırmak ve katma değeri yüksek üretim yapısına geçmek amaçları doğrultusunda
izlenecek politikalarla, sürdürülebilir yüksek ihracat artışı sağlanacaktır. 2005
yılında 73,4 milyar dolar düzeyinde gerçekleşen ihracatın, plan dönemi boyunca
yıllık ortalama yüzde 14,2 oranında artış göstererek 2013 yılında 210 milyar dolara
ulaşması hedeflenmektedir. Sürdürülebilir yüksek büyümeye paralel olarak
ithalatın da yıllık ortalama yüzde 11 oranında artış göstermesi ve 2013 yılında 275
milyar dolara ulaşması öngörülmektedir. Dolayısıyla, plan dönemi sonunda dış
ticaret hacmi yaklaşık 470 milyar dolar düzeyinde gerçekleşecektir. 2005 yılında
yüzde 9 olan dış ticaret açığının GSYİH’ya oranının 2013 yılında yüzde 5,6’ya
ineceği tahmin edilmektedir. Bu çerçevede, cari işlemler açığının GSYİH’ya oranı ise
2005 yılındaki yüzde 6,4 seviyesinden, Plan dönemi sonunda yüzde 3 seviyesine
gerileyecektir.

333. Yapısal önlemler, ekonomik istikrar ve yüksek oranlı büyümenin Plan
döneminde kamu finansmanı dengesi üzerinde olumlu etkileri olacağı ve VIII. Plan
döneminde yıllık ortalama yüzde 9 açık veren genel devlet finansman dengesinin
GSYİH’ya oranının, faiz harcamalarındaki azalmanın da etkisiyle, dönem ortalaması
olarak yüzde 1,6 fazlaya döneceği tahmin edilmektedir.

http://img156.imageshack.us/img156/4228/adszre.jpg




vs vs vs.............................maddeler yapılacaklar edilecekler böyleee uzayıp gidiyor...


sonuna kadar yazmak biraz zor olacak ama genel hatlarıyla konu böyle gözüküyorr..ayrıntılı bakmak isteyenler (http://ekutup.dpt.gov.tr/plan/plan9.pdf burdan inceleyebilirler...:wink: )mayalarla ilgili bir önlem yada tahminleri gözükmediği için sınıfta kalabilirler..:he:

umarım hedefler tutar hatta daha iyisi olur.. ne diyelim işsiz güçsüz bunca

insanın zaten temenniden başka yapacak bişeyi yok...:arf::arf:

rogdopsink
21-11-2009, 22:59
Tüketici Güven Endeksi ve Tüketici Eğilim Anketi Sorularına İlişkin Endekslerden bazıları...



Genel Ekonomik Durum (3 Ay oncesine gore mevcut donem)
Genel ekonomik durum (Gelecek 3 aylik donem)
Is bulma olanaklari (Gelecek 6 aylik donem)
Yari dayanikli tuketim mallarina yonelik harcama yapma dusuncesi(3 Ay oncesine gore gelecek 3 aylik donem)
Dayanikli tuketim mali satin alma uygunlugu (Mevcut donem)
Dayanikli tuketim mali satin alma ihtimali (Gelecek 6 aylik donem)
: Otomobil satin alma ihtimali (Gelecek 6 aylik donem)
Konut satin alma ya da insa ettirme ihtimali (Gelecek 12 aylik donem)
Konut tamiratina para harcama ihtimali (Gelecek 6 aylik donem)
Tuketimin finansmani amaciyla borc kullanma ihtimali (Gelecek 3 aylik donem)
Tasarruf etme uygunlugu (Mevcut donem)
Tasarruf etme ihtimali (Gelecek 6 aylik donem)
Fiyatlarin degisim yonune iliskin beklenti (Mevcut doneme gore gelecek 12 aylik donem)


kaynak:http://evds.tcmb.gov.tr/

http://img101.imageshack.us/img101/5707/tuketcguvenendeks.gif

http://img187.imageshack.us/img187/3378/satnalmagc.jpg

http://img134.imageshack.us/img134/7169/tasarruf.jpg

rogdopsink
22-11-2009, 14:10
amerika ocak 2009 ekonomik raporu

http://img146.imageshack.us/img146/3248/forecast.jpg


yukarıda mayalardan esinlenip 2012 için bizim kalkınma programına bakmıştık...bugün gezinirken 2009 ocakta amerika başkanının yaptıgı ekonomik sunumu buldum.. bu raporların içinde öyle garip ayrıntılar ve hedefler varki bence incelenmeyi hakediyor bence ayrıntılı olarak..okumadım okuyamam 400 sayfa şeyi ama göz attım şöyle biraz..içinden sadece 2014 yılına kadar koydukları hedefleri veren tabloyu ve bir kaç grafiği paylaşmak istedim.. belki bir başkasının dikkati başka bir konu üzerinde yogunlaşırda bizimde öğrenme şansımız olur..

pdf nin adresi http://www.nber.org/erp/2009_erp.pdf :wink:



The Long-Term Outlook Through 2014
After 6 years, the expansion ended in December 2007, and real GDP fell in
the second half of 2008. Real consumer spending—a sector that constitutes
two-thirds of GDP—is in the process of reacting to the substantial declines
in wealth that began earlier in the year and cascaded in the fourth quarter.
As a result, the Administration projects that after recording modest growth
in the first half of 2008, real GDP contracted in the second half, with a sharp
decline in the fourth quarter. The contraction is projected to continue into
the first half of 2009, followed by a recovery in the second half of 2009 that
is expected to be led by the interest-sensitive sectors of the economy. The
overall decline, from the second-quarter level of GDP to the quarter with
the lowest real GDP, is projected to slightly exceed the depth of the average
post–World War II recession. This pattern translates into a small decline
during the four quarters of 2008, followed by a small increase during 2009
(see Table 1-1). Reflecting the drop in real GDP, the unemployment rate is
projected to increase to an annual average rate of 7.7 percent in 2009. The
higher-than-normal level of slack is expected to put some downward pressure
on the rate of inflation. Overall CPI inflation is projected at 1.7 percent in
2009 and 2010, a rate that appears plausible in view of the 2.0 percent change
for the core CPI over the 12 months through November. Payroll employment
is projected to fall during 2009 before rebounding in 2010. The 2009
forecasts for real GDP and inflation are similar to the consensus forecasts for
those variables.
Downturns are eventually followed by recoveries, and historically the
strength of a recovery appears to be loosely correlated with the depth of the
preceding recession (see Chart 1‑9). Moreover, the slope of the regression line
in the scatter diagram indicates that—to the extent that a recession is deeper
than the average—most of the excess depth is offset within the first four
quarters of the recovery. During the 2 years following a recession, real GDP
growth has averaged almost 5 percent, similar to the recovery anticipated in
the Administration forecast for 2010 and 2011. The 5 percent growth rates
in 2010 and 2011 would lower the unemployment rate from its projected
2009 peak to 5 percent, the center of the range consistent with stable
inflation, in 2012.


http://img689.imageshack.us/img689/6135/gdp.jpg

http://img511.imageshack.us/img511/344/regresion.jpg


şu anki ekibin arkasında en güçlü isim her ne kadar eleştilsede bernanke gözüküyor ...ve iktisat teorisyenleri arasında keynesyen ekolden yetişmiş yeni dönem keynesyenler arasında yer alıyor..

makro politikalar konusunda ortaya yeni bir akım çıkıncaya kadar da yapacakları çok fazla bir düzenleme kalmayacak ; piyasaya müdahale edildi ve piyasa eksik istihtamda da olsa dengeye gelecektir bir şekilde teoriye göre...

ve küçük düzenlemeler dışında biraz bekle gör politikası hakim ekonomilerde bu ara .. buda piyasa oyuncularını belirsizliğe itmeye başladı.. çünkü artık dengeye getirecek olanlar piyasanın kendi aktörleri..

işte zaten burda da en büyük sıkıntı başlıyor yine..bu aktörlerin bir kısmı riskli piyasalarda kendi kendini yok etmeli ki dengeye gelinsin..

herneyse bu kriz kapitalizmin kendi mezar kazıcılıgı oldugu için sadece tedbirlere bakabiliyoruz sonuç olarak yoksa er yada geç bu sistem kendini yok etmeye mahkum..

bu bir temenniden çok gerçeklik olarak durmakta zaten eşit olmayan bölüşüm ve vahşice dogayı katletme devam ettiği sürece bu tarih biraz daha öne çekilcektir ...


herkese saygılar...

rogdopsink
22-11-2009, 18:05
http://cohort11.americanobserver.net/latoyaegwuekwe/multimediafinal.html


yukarıdaki linke tıklayarak ocak 2007 den bu yana işsizlik oranlarındaki değişmenin nasıl bir kara bulut gibi çöktüğünü izleyebilirsiniz playa basarak....:wink:
:yes:

http://img688.imageshack.us/img688/9696/adszmr.jpg

rogdopsink
22-11-2009, 23:53
Bankacılık Sektörü Yönetici Kesimi Beklenti Anketi sonuçları....

http://img684.imageshack.us/img684/2910/adszqq.jpg


Yetmiş dört üst düzey banka yöneticisi tarafından cevaplanan Ekim-Aralık 2009
dönemi Bankacılık Sektörü Yönetici Kesimi Beklenti Anketi incelendiğinde küresel
ekonomik krizin beklentileri önemli ölçüde etkilemeye devam ettiği,................

devamı


http://www.bddk.org.tr/WebSitesi/turkce/Istatistiki_Veriler/Uc_Aylik_Raporlar/7094Beklenti%20Anketi-Ekim2009.pdf

çaydanlık
23-11-2009, 00:14
raporda bir nokta var;

Reel sektör finansman gereksinimine ilişkin toplam artış beklenti oranı bir önceki anket
döneminde % 36 iken bu anket döneminde % 45’e yükselmiştir,

bunun üzerinde az düşünmeli :clown:

rogdopsink
23-11-2009, 22:37
raporda bir nokta var;

Reel sektör finansman gereksinimine ilişkin toplam artış beklenti oranı bir önceki anket
döneminde % 36 iken bu anket döneminde % 45’e yükselmiştir,

bunun üzerinde az düşünmeli :clown:

bankacılara pek güven olmaz.....:he: beklentileri portföyleri dahilinde değişiyormu acaba...:notr:kimbilir belkide öyledir..

INSIDER SELLING SOARS HIGHER AS EXECUTIVES SELL INTO THE RALLY

kim alıyor kim satıyor ekran izleyenlerin büyük belası bizdede son dönemde ortak satışları patron satışları gelmeye başladı diye okumuştum...ne kadar dogru bilgi bilmiyorum..

linkteki http://pragcap.com/insider-selling-soars-higher-as-executives-sell-into-the-rally habere bakarsak yutdışındada kocamanlar baya bir satmışlar.. artık ne işimize yarayacaksa bu bilgi..:))

bence önemsiz bir olay zaten fiyatlar herşeyi anlatıyor banane ahmetmi satmış benjaminmi satmış...:clown:

http://pragcap.com/wp-content/uploads/2009/11/IT12.PNG


http://pragcap.com/wp-content/uploads/2009/11/IT22.PNG

rogdopsink
24-11-2009, 15:19
otomobil sektörü...

http://www.anadolcuyuz.biz/web/images/stories/temelresimler/ilanlar/anadol-a8-29-7.jpg

ergun:''turkıye elektrıklı otomobıl ıhrac eden ulkeler arasına 2011 yılında gırmıs olacak''

hadi hayırlısı diyelim ....:yes::yes::yes:artık şehirler kirli havadan geçilmez oldu...haber düştüğünde ülke içi toplam otomobil üretimine bakıyordum... içeriği binek otomobil,çekici,kamyon kamyonet midibus minibus,otobus traktörden oluşmakta...(1974///2009 dönemleri))

hepsini kıyaslamalı olarak koymak isterdim ama beceremedim... otomobil ve minibus sınıfında dogru zamanda bir azaltmaya gidilmiş gözüküyor.. traktör üretimi uzun süredir düşme eğiliminde gözüküyor...

sanayi dış ticarette önemli bir yeri var cidden araç üretiminin geçenler de renaultun izmirde yeni bir üretim tesisi açtıgını okumuştum..krizde büyük şirketlerin toyota general motors gibi devlerin iflas söylemlerinin ardından bu yatırımı fazla cesur bir yatırım olarak görmüştüm ama gelişmekte olan ülkeler de bazı kollar kendini öne çıkarmaya aday olacaktır kriz dönemlerinde...

yada öyle olacakmı önümüzdeki senelerde göreceğiz.. binek oto grafiği ile hemen hemen benzerlik gösterdiği için üretilen minibus grafiğini hazırlamıştım o sırada...şimdilik böyle paylaşalım.. belki bir faydası olur...:)))


http://img109.imageshack.us/img109/2315/minibus.gif (http://img109.imageshack.us/i/minibus.gif/)



ergun:''turkıye elektrıklı otomobıl ıhrac eden ulkeler arasına 2011 yılında gırmıs olacak''

sanayı ve tıcaret bakanı nıhat ergun,
turkıye'nın hem kalıte hem fıyat acısından daha rekabetcı oldugu pazarlarda bıle
ılıskılerın zayıflıgı nedenıyle o pazarlardan yeterınce pay alamıyor
olabılecegını belırterek, ''pazarı ıyı analız etmek, masaya yatırmak, toplumsal
alıskanlıklarını ıyı analız ederek, pazar payımızı artırma calısmalarının
yapılması gerek'' dedı.
Ergun, ıs hayatı dayanısma dernegı'nın (ıshad) duzenledıgı ''sanayı ve
tıcarettekı yenı hedefler'' konulu toplantıda konusmasının ardından
katılımcıların sorularını yanıtladı.
Mumkun oldugu kadar butun komsularla serbest tıcaret anlasmaları
gerceklestırdıklerını, tıcaretın serbestlesmesıyle alakalı daha genıs bolgelerle
ılgılı bır calısmanın her zaman devam ettıgını dıle getıren ergun, turkıye'nın
dıs polıtıkasının komsularıyla hem ''sıfır problem'' hem de ''maksımum
ısbırlıgıne'' yonelık oldugunu bıldırdı.


Guney ıllerınde ıstıhdamda ve ıhracatta cok onemlı artıslar oldugunun
altını cızen ergun, surıye ıle gerceklestırılen gumruk uygulamaları sayesınde
adeta sınırların kalktıgını soyledı.
Ergun, pazarların ıyı analız edılmesı gerektıgını belırterek, sunları
kaydettı:
''bız gecen hafta macarıstan'daydık. Macarıstan ıle 215 mılyarlık bır
tıcaret hacmımız var. Macarıstan 107 mılyar dolarlık ıthalat yapıyor. Nereden
alıyor bu malı? Fas 30 mılyar doların uzerınde ıthalat yapıyor. Nereden alıyor bu
malı? Bız macarıstan'ın pazarından ne kadar pay almısız? 600 mılyon dolarlık pay
almısız. Surada burnumuzun dıbınde. O bızım pazarımızdan ne pay almıs? 1 mılyar
300 mılyon dolarlık pay almıs. Bız nıcın 600 mılyon dolar pay aldık? Halbukı bız
avrupa standartlarında mal uretıyoruz ve rekabetcı fıyatlarımız var. Kalıte
sorunumuz yok. Oraya mal satanlar daha ucuza mı satıyorlar, daha kalıtelı mal mı
verıyorlar, yoksa bızden daha ıyı ılıskıler mı kuruyorlar? Burada daha cok ılıskı
kuran, pazarı ıyı analız eden kazanıyor. Hem kalıte hem fıyat acısından daha
rekabetcı oldugumuz pazarlarda bıle ılıskılerımız zayıf oldugu ıcın o pazarlardan
payımızı alamıyor olabılırız. Cın buyuk bır pazar, cok mal satıyor dunyaya, ama
cok da mal alıyor. 1 trılyon doların uzerınde ıthalat yapıyor. Bız buradan ne
kadarlık pay alıyoruz; 1 mılyar dolar. O bızden 17 mılyar dolarlık pay alıyor.
Cın bızden yuzde 10 oranında pay alıyor. Bız onun pazarında bınde 1 oranında pay
alıyoruz. Pazarı ıyı analız etmek, masaya yatırmak, toplumsal alıskanlıklarını
ıyı analız ederek pazar payımızı artırma calısmalarının yapılması gerek.''
bakan ergun, turkıye'de ısletmelerın unıversıtelere, unıversıtelerın de
ısletmelere sırtını donmus durumda olduguna dıkkatı cekerek, ''bırısının urettıgı
mallarda bılgı eksıklıgı var, bırısının de urettıgı bılgı bır turlu
tıcarılesemıyor'' dedı.
Ne ıcerısınde bılgı olmayan malların ne de tıcarılesemeyen bılgının para
ettıgını belırten ergun, unıversıte ve sanayının bulusması gerektıgını ıfade
ettı.
Bu bulusmaların teknopark ve san-tez projelerıyle
gerceklestırılebıldıgının altını cızen ergun, ozellıkle muhendıslık fakultelerı
olan butun unıversıtelerın teknopark kurma konusunda tıcaret ve sanayı odalarıyla
ısbırlıgı ıcerısınde oldugunu dıle getırdı.
Ergun, unıversıte sanayı ısbırlıgının eskısıne gore daha hızlı oldugunu
vurgulayarak, ''teknogırısım sermayesı'' denılen genc akademısyenlerı ve yuksek
lısans ve doktora ogrencılerını ıcerısıne alan projelerın ortaya koyacakları
bılgılerın teknolojıye donusmesını saglayacak kanallardan bır tanesını
kurduklarını ıfade ettı.
Burada sanayıcıye rol dustugunu bu kanallara gırme arzusunda olmaları
gerektıgını dıle getıren ergun, san-tez projelerınden yararlanan fırmaların
oldugunu ve bu projelerle uretımlerını ve rekabet guclerını artırdıklarını
belırttı.

-''paramız var onun ıcın bu kadar cesaretlı konusuyoruz''

bır katılımcının ''fuarlara katılıyoruz. Ancak fuara katılım payının
yuzde 50'sını cok gecıkmelı alıyoruz. Bunun hızlandırılması soz konusu mu?''
sorusunu ıse bakan ergun, ''varsa boyle bır gecıkme tabıı kı hızlandıralım.
Bunların 1 yıl surmemesı lazım. Fırmayla ılgılı bazı sorunlar olmus olabılır, ama
bunların en hızlı bır sekılde olması lazım. Paramız var yanı parasızlıktan degıl
bu. Paramız var onun ıcın bu kadar cesaretlı konusuyoruz'' seklınde yanıtladı.
Ergun, ''ham madde temınınde kdv muafıyetı olabılır mı?'' sorusun
karsılık, ''bunlar, ayakustu 'olabılır' ya da 'olamaz' denılebılecek bır konu
degıl'' ıfadesını kullandı.
Bu krız donemınde hangı malların daha cok ıthal edıldıgının arastırılması
gerektıgını bıldıren ergun, bunlarla ılgılı ıcerıde rekabetcı avantajların
aranmasının uygun olacagını ancak vergı konusunun daha genıs kapsamlı
degerlendırılmesı gerektıgını soyledı.

-elektrıklı otomobıl uretımı-

elektrıklı otomobıl uretımının desteklenmesı konusunda da bılgıler veren
ergun, cevrecı teknolojılerden bırısı olan elektrıklı aracların 2011 yılında ılk
kez renault tarafından uretılecegıne dıkkatı cektı.
Ergun, sımdıkı araclarda motor hacmıne gore vergılendırme oldugunun
altını cızerek, elektrıklı araclarda motor hacmı olmadıgına gore
vergılendırmesının nasıl olacagının belırlenmesı ve vergı avantajlarıyla
desteklenmesı gerektıgını vurguladı.
Sarj ıstasyonları kurma meselesının cok zor olmadıgını ve benzın
ıstasyonlarına bıle entegre edılebılecegını belırten ergun, hızlı aku degıstırme
teknolojısının de kurulması gerektıgını soyledı.
Ergun, bu teknolojının turkıye pazarında yer alması ıcın uygun kosullar
yaratılması gerektıgını dıle getırerek, ''2011 yılında da bu teknolojı turkıye'ye
gelmıs olacak. Bu teknolojı, 8-10 tane ulkeden sıparıslerını alarak, pazarını
olusturarak gelıyor. ılk etapta hemen hemen tamamı bu sıparıslerı alınan ulkelere
ıhrac edılecek. Turkıye elektrıklı otomobıl ıhrac eden ulkeler arasına 2011
yılında boylece gırmıs olacak'' dıye konustu.

-yurt dısında yasayan bılım adamlarının ulkeye kazandırılması-

bakan ergun, bır katılımcının ssk prımlerının azaltılması yonundekı
talebı ıcın ıse ısverenın ustundekı ıstıhdam yukunu azaltmak ıcın bazı
calısmaların yapıldıgını ve bu calısmaların butce acıgı yaratmadan yapılması
gerektıgını vurguladı.
Turkıye'nın dıger ulkelere gore nufus artıs oranı ve koyden kente goc
gıbı bazı yapısal farklılıklar arz ettıgını belırten ergun, bunun da ıstıhdam
rakamlarına yansıdıgını ve tam da bu nedenle daha agrasıf dıs polıtıka ızlenmesı
gerektıgını bıldırdı.
Nıhat ergun, yurt dısında yasayan bılım adamlarının ulkeye kazandırılması
konusundakı bır soru uzerıne ''bu konuda bılım teknolojı yuksek kurulu
cercevesınde yurutulen bır calısmamız var'' dedı.
Toplantıya turkıye ıs adamları ve sanayıcıler konfederasyonu (tuskon)
yonetım kurulu baskanı rızanur meral'ın de aralarında bulundugu ıs dunyasından
cok sayıda kısı katıldı.
ıshad baskanı recep eksı, bakan ergun'e bır vazo hedıye ettı.


-aa-

rogdopsink
25-11-2009, 08:10
http://91.93.103.35/icerik/091124-112026-e8ic1.jpg


http://91.93.103.35/icerik/091124-112054-e8ic2.jpg


Merkez Bankası doların 2.1 lira, faizin ise yüzde 21'e çıktığı felaket senaryosuna göre stres testi yaptı.
25 Kasım 2009 Çarşamba 08:24


http://www.patronlardunyasi.com/news_detail.php?id=74134 :wink:

rogdopsink
25-11-2009, 11:44
sp500

http://img134.imageshack.us/img134/7507/adszad.jpg (http://img134.imageshack.us/i/adszad.jpg/)


ve DOW JONES 'un diplerdeyken alnernatif sayımı...


http://www.marketoracle.co.uk/images/2008/dow-jones-forecast-dec08_image001.gif

ayalp
25-11-2009, 11:50
http://www.acelayouts.com/uploads/images/2009-11-25/xupWDnCLen.jpg

ayalp
25-11-2009, 11:52
Şuanda oran 8,9 yeşil bandın altına sarktı..

http://www.acelayouts.com/uploads/images/2009-11-25/2AMhm6mC2u.jpg

rogdopsink
25-11-2009, 21:40
altın koptu gidiyor.... 1254 dolar ilk adımda realize için hoş duruyor ama kırarmı kırar çılgınlık var altında söz dinlemez heralde...:))

http://i.ehow.com/images/GlobalPhoto/Articles/2110651/GoldMinerStart-main_Full.jpg


http://img81.imageshack.us/img81/3292/goldm.png (http://img81.imageshack.us/i/goldm.png/)

finalwave
25-11-2009, 21:52
iyi aksamlar ustat.bırsey merak edıyorum.dow ıle altın beraber duserken dow altın oranı 12.5 veya 15 lere cıkamaz mı?

rogdopsink
25-11-2009, 21:58
iyi aksamlar ustat.bırsey merak edıyorum.dow ıle altın beraber duserken dow altın oranı 12.5 veya 15 lere cıkamaz mı?

iyi akşamlar..:cool::cool:

çıkabilir tabikide altın daha hızlı düşerse dowdan oran yukarı kayar..

ama dow düşerken altın artmaya devam ederse oran daha hızlı aşagı gelir ...

beraber hareket ederlerse üç aşagı beş yukarı yatay kalır...:yes:

ayalp
26-11-2009, 09:16
http://www.acelayouts.com/uploads/images/2009-11-26/R7lFRK5ru1.jpg

finalwave
26-11-2009, 10:20
1966-1980 ve gunumuzdekı 1999-2013 benzer saykıllar.dow altın oranı 2013den once 1:1 yapmıyacak duzeltme ıcerısındeyız.ılk once 12,5 - 15 arasına kadar tepkı gelmelı.tabıkı bu tepkı bence duserken meydana gelecek.enflasyon olmuyacak bence artık neden dersenız.cının uretım kapasıtesı dunyaya yeter.bugun ısteyın yarın cıkarsınlar tabıkı kısa donemlı atıyorum 3-5 ayllık kısa enflasyon olursa olur.sonra tekrar duser.

ayalp
26-11-2009, 10:27
oran şu anda 8,9civarı ve yeşil bandın altına sarktı...

ayrıca son 4-5 aydır borsalarla paralel hareket eden altının borsalardaki trend değişiminden sonra da ayrışarak yükselmeye devam edeceğini düşünüyorum...

http://www.hisse.net/forum/showpost.php?p=3757231&postcount=600

grafiktede görüldüğü üzere 2007 yılına benzer bir durumla karşı karşıyayız.. oran ağustosta zirve yaptıktan sonra düşüşe geçiyor ve bu düşüş esnasında yaklaşık 3 ay borsalar biraz daha gidiyor ve ekimde zirve yapıyorlar...

rogdopsink
26-11-2009, 17:15
1966-1980 ve gunumuzdekı 1999-2013 benzer saykıllar.dow altın oranı 2013den once 1:1 yapmıyacak duzeltme ıcerısındeyız.ılk once 12,5 - 15 arasına kadar tepkı gelmelı.tabıkı bu tepkı bence duserken meydana gelecek.enflasyon olmuyacak bence artık neden dersenız.cının uretım kapasıtesı dunyaya yeter.bugun ısteyın yarın cıkarsınlar tabıkı kısa donemlı atıyorum 3-5 ayllık kısa enflasyon olursa olur.sonra tekrar duser.


açıkçası bende enflasyon beklemiyorum.. fiyatlarda artış olacak bir talep sözkonusu değil en başta...


oran şu anda 8,9civarı ve yeşil bandın altına sarktı...

ayrıca son 4-5 aydır borsalarla paralel hareket eden altının borsalardaki trend değişiminden sonra da ayrışarak yükselmeye devam edeceğini düşünüyorum...

http://www.hisse.net/forum/showpost.php?p=3757231&postcount=600

grafiktede görüldüğü üzere 2007 yılına benzer bir durumla karşı karşıyayız.. oran ağustosta zirve yaptıktan sonra düşüşe geçiyor ve bu düşüş esnasında yaklaşık 3 ay borsalar biraz daha gidiyor ve ekimde zirve yapıyorlar...

altın fiyatları şu an çılgınlık döneminde fiyatların çıkışına bir sebep bulunmaya çalışılıyor yada neden daha fazla yükselemez açıklanmaya çalışılıyor her tarafta sonuç olarak bence aşırı bir bilgi kirliliği var şu an tüm dünyada altın üzerine.. özellikle devletlerin altın üzerine yogunlaşması birçok dedikodu ortaya çıkardı.. toparladıgım bir kaç resim bende böyle gözüküyor..


http://www.financialsense.com/editorials/casey/2009/images/1125_clip_image001.gif
dünya altın üretiminin başına çin oturmuş gözükoyr..
ancak büyük altın işletmeleri sıralamsında çin yedinci sırada..burada tüm büyükler çinin eline düşmüş gözüküyor..

http://www.financialsense.com/editorials/casey/2009/images/1125_clip_image002.gif

ama bir başka görüşe görede altın balonu şişemez deniliyor...:notr::notr:


Gold is both a currency and a commodity, but because supply is limited and production costs are high, it is a very rare commodity. Global financial assets such as stocks and bonds may not be commodities, but they are as plentiful as apples on trees, as Figure 8 demonstrates. Total global financial assets are valued at an enormous $145 trillion, which is more than twice global GDP – and this is after the financial meltdown. Compare that number to a mere $1 trillion, which is the total value of all the available, investable, aboveground precious metals. Those who say bullion is in a bubble should rethink their assumptions, because bullion is currently priced at a mere one percent of financial assets.

Gold has always been money, and now it is reassuming its traditional role as the ultimate currency. Will it replace the US dollar as the currency of choice? We will soon find out. But one thing is clear. Even a modest 10 percent portfolio allocation to gold by central banks and individual investors would send $15 trillion in new money into a $1 trillion market, sending prices soaring.

Bullion represents only one percent of global financial assets.

http://www.financialsense.com/fsu/editorials/bms/2009/images/1125_clip_image016.gif



http://www.financialsense.com/fsu/editorials/bms/2009/images/1125_clip_image014.gif


kaynak...:http://www.financialsense.com/fsu/editorials/bms/2009/1125.html

KUTERO
26-11-2009, 18:04
açıkçası bende enflasyon beklemiyorum.. fiyatlarda artış olacak bir talep sözkonusu değil en başta...



altın fiyatları şu an çılgınlık döneminde fiyatların çıkışına bir sebep bulunmaya çalışılıyor yada neden daha fazla yükselemez açıklanmaya çalışılıyor her tarafta sonuç olarak bence aşırı bir bilgi kirliliği var şu an tüm dünyada altın üzerine.. özellikle devletlerin altın üzerine yogunlaşması birçok dedikodu ortaya çıkardı.. toparladıgım bir kaç resim bende böyle gözüküyor..





Teşekkürler..:cool:

ayalp
26-11-2009, 21:08
2007 yılı değerine baya yaklaşmışız...

http://img175.imageshack.us/img175/9250/bullbear251109.gif

rogdopsink
28-11-2009, 12:14
Ekonometri Nedir?
Ekonometri, ekonomi (iktisat) ve istatistiğin birleşiminden oluşan bir bilim dalıdır. Ekonometri ile uğraşan kişilere "matematiksel iktisatçı" da denebilir. Ekonometri eğitimi İktisat teorisi, matematik ve istatistiğin birleşimiyle ortaya çıkan ancak bu üç bilim dalının her birinden ayrı bir bilim dalı olarak tanımlanmaktadır.
Ekonometrinin temel amacı, matematik ve istatistikten yararlanmak suretiyle çeşitli iktisadi sorunları analiz etmek ve en uygun iktisadi kararların alınmasını sağlamaktır.
Ekonometri bölümleri, iktisat bölümlerinden farklı olarak iktisat yanında matematik ve istatistiği de bilen elemanlar yetiştirmeyi amaçlamaktadır. Türkiye' de ekonometri ile ilgili çalışmalara 1960'lı yıllarda planlı kalkınma çalışmaları ile başlamıştır. Bu yıllardan itibaren Türkiye ekonomisinin yapısal analizi ile ilgilendiğinden, ekonominin işleyişinin anlaşılması önem kazanmış ve ekonometrik modeller kurulmaya çalışılmıştır.

Ekonomik kuramların istatistiksel ve matematiksel yöntemlerle sınanmasını ve ekonomi ile ilgili verilerin yorumlanmasını sağlayan bilim dalıdır. Günümüzde daha güçlü bilgisayar ve yazılımların varlığıyla ekonometrik analizlerin gücü artmıştır.
Ekonometri, istatistik bilimi ile doğmuştur.
Etimolojik olarak "ekonomik ölçüm" anlamına gelmektedir. Matematiksel İktisat, İstatistik ve Ekonomi Teorisi'nin bir birleşiminden oluşur. Ekonomik teorinin amprik analizle sınanmasını mümkün kılar. Örneğin talep eğrisinin Ekonomi Teorisinin öngördüğü gibi aşağı doğru eğimli (negatif eğimli) olup olmadığı ekonometrik yöntemlerle test edilir. Ekonomi Teorisi eğim katsayısının kesin değeri hakkında bir yorumda bulunmazken, Ekonometri ile eğim katsayısının değeri kestirilmeye çalışılır. Talep eğrisi örneğinde bir malın fiyatında meydana gelen bir birimlik artışın, talep miktarında herhangi bir azalmaya yol açıp açmadığı, azalma oluyorsa belli bir aralıkta yaklaşık olarak ne kadar bir azalmayı beraberinde getirdiği ekonometri ile ölçülür.
Ekonometrinin en çok kullanılan yöntemi Regresyon Analizi'dir.
Ekonometrik çözümlemeler iki ana dalda incelenbilir. Birincisi zaman serisi analizi, bir diğeri ise yatay kesit analizidir. Zaman serisi analizi değişkenlerin bir zaman aralığı üzerindeki değerlerini ve bu değerlerin farklı değişkenler için birbirleriyle karşılaştırılmasına dayanır. Yatay kesit analizi ise tek bir zaman noktasında farklı değişkenlerin incelenmesine dayanır. Örneğin 1990-2000 yılları arasında ekonomik büyüme ve istihdam arasındaki ilişki tek bir ülke için incelendiğinde zaman serisi analizi, 1990 yılı üzerinde farklı ülkelerin istihdam ve ekonomik büyüme rakamları incelendiğinde yatay kesit analizi yapılmış olur.
Zaman serileri ve yatay kesit verileri bir arada kullanıldığında ise panel veri analizi denen yöntem uygulanır. Örneğe göre bu analiz 1990 ile 2000 yılları arasında 20 farklı ülkenin istihdam ve ekonomik büyüme rakamları analiz edildiğinde panel veri teknikleri kullanılır.

Basit bir Ekonometrik Model
Kişisel harcamalar = Harcama eğilimi*Gelir + Tesadüfi bir hata değişkeni

Böyle bir model klasik en küçük kareler yöntemiyle çözüldükten sonra her bir gelir miktarı için yaklaşık ne kadar harcama yapılacağı tahmin edilebilir. Bu modelin sağlıklı tahmin vermesi için hata teriminin istenen bazı özelliklere sahip olması gerekir. Aksi taktirde ise yanıltıcı sonuçlar elde edilebilir



ilk sayfamızda ekonometri nediri böyle tanımlamıştık peki okuyanlar için nedir ekonometri birde sözlükte yazanlara bakalım...:)))

http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=ekonometri&kw=&a=&all=&v=&p=1

**


bunun tüm olayı y=b1+b2x1+b3x2+...+e , e random bir error'dır. başka da bi b.ku yoktur ama gel gör ki bu formülden adamlar neler neler çıkarmışlardır ve nice öğrenciler inlemiştir, inleyecektir de.

**

var olmayan değerler üzerine yorumlarda bulunup bulunan sonucun ne kadar hata payı ile bulunmasının yanına yapılan işlemin gerçeklik payının 0 olması gibi bir sonuca varsanız bile yaptığınız işlemin sonucundan ötürü bir anlam kazanabilmesi gibi bir durumun söz konusu olduğu, kısacası borsa, ve tahmini büyüme hesapları gibi şeylerin dışında kullanımında herhangi bir anlam kazanmayan, ve hatta yapılan şeylerin birer tahmin olmasından ötürü gerçeklik payı bile taşıması konusunda emin olabilmenin sadece yaşamdaki zaman akışına bağlı olduğu gereksiz işler bütünlüğünü kapsayan ders. ha tabi insanın karşısında binbir tane tablo ya da formül döküp bunların ezberlenmesini isteyen gereksiz okullar da özellikle istatistik derslerinden bu derse kadar uzanan bir eğitim ayıbını dile getirmektedir.


**

bir anlamda sekse benzetilebilecek, uygulamadan ogrenilemeyecek bir bilim dali.

**

gujarati'nin temel ekonometri kitabından bir alıntı;

"anakütle regresyon fonksiyonu'nu hiçbir zaman belirleyemediğimiz halde, bunu yapabileceğimizi düşünmek heyecan vericidir."
allahım, ölüyorum heyecandan.

- hayatım haydi sevişelim.
- onun yerine anakütle regresyon fonksiyonu'nu belirleyebileceğimizi düşünsek ya..
- oh çılgınsın! işte seni bu yüzden seviyorum.


**

mazosist eğilimleri olan insanların zevk alabileceği, genellikle sadist hocalar tarafından verilen, gerçek hayatta kesinlikle işinize yaramayacak şeyler öğreten, soyutlamaya dayalı, fazlasıyla kuramsal, gereksiz bi daldır. ekonomiyi matematiksel bir zemine oturtmak amacıyla türetilmiş olsa da ekonomi bilmini gerçekle olan bağlantılarından koparıp, sosyallikten ve çözüm üreten bir bilim olmaktan uzaklaştırmaktan başka bi işe yaramamıştır. "gerçek hayatta hangi ekonomik sorun regresyon denklemi yazarak çözülmüştür?" ya da "bu denklem ve tahminlerin hangi sisteme katkısı olmuştur?"soruları ekonometri sinavları öncesi beyinde döner durur ve insanı ders çalışırken sinirden ağlatır.



**

ekonomide en cok makale yazilan alanlardan birisidir. cunku bir sey ispatlama zorunlulugu yoktur ve gostermek istediginiz sey dogruysa da degilse de makale yapabilirsiniz arastirmanizi. ornegin genc yasta evde birisinin olumunun harcamalara olan etkisini uzerinde calisiyorsunuz, eger bu ikisi arasinda bir korelasyon bulursaniz buna bir hikaye uydurur yazarsiniz makalenizi. korelasyon yoksa yine ayni sekilde soyle olmasini bekliyorduk, boyle cikti, ne kadar ilginc degil mi dersiniz. en zor kisimlarindan birisi ise veri toplamak ve bu veriyi ayiklamaktir.

**

herkesin anlatacak bir r kare hikayesi olan ders... bir arkadaşım r kareyi bir çıkartmıştı, ben 86...


**

buyuk buhran öncesi makroekonomi ve mikroekonomi aynı şeylerdir. buyuk buhran sonrası, ekonometriciler etrafta bir mutluluk havası estirmiş, makroekonomiyi ekonometri ile açıklamışlardır. 1970 lerde bu akımdan vazgeçilmiş neoklasik mikroekonomi modelleri ile mikro tabanlı bir makro eğilimi doğmuş, keynesin eski ihtişamıda kalmamıştır. ekonominin tarihsel gelişimi açısından eski önemini birazcık yitirse bile yine de ekonometri bilimi bir çok soruya cevap olur. ekonomiye en gerçekçi yöntemlerle yaklaşan ekonomi dalıdır. ekonometri, zaten istatistik yardımıyla olayları açıklamaya çalışır, matematik tabanlıdır ama ekonometrinin bir representative agenti yoktur. genellemeler yapmaz, genel olandan yola çıkar. diğer ekonomi dallarından daha bile gerçekçi ve önemlidir.mikroekonomi, son yıllarda iyice matematik tabanlı olmaya başlamış, olayın normatif yönünü çöpe atıp, sayısal olan yönünü görmüştür sadece. buda kanımca ekonomik düşüncede büyük bir fakirliğe neden olmaktadır.

iktisat eğitimi müfredatıyla ilgili olarak da, ekonometri, mikro ve makro teorileri ve diğer bir çok geyik dersin arasında zorluk derecesiyle sırıtır. bir kere herşeyden önce içinde olasılık vardır. zorunlu ders olması bir yana, belkide bolumun en önemli dersidir. çünkü gerek akademik hayatta olsun, gereksede iş hayatında ekonometri her zaman bir ekonomiciye lazımdır.


**

"the only function of econometrics is to make astrology look respectable" (bkz: john kenneth galbraith)

david hendry diye bir ingiliz iktisatçı, 1958-1968 yılları arasında, ingiltere'de kümülatif yağış miktarı ile enflasyon arasındaki korelasyonun, enflasyon ile para arzındaki artış arasındaki korelasyondan daha yüksek olduğunu bulmuştur. ekonometriyi sevmemek için en güzel bahane budur.


**

bu ve bunun biraz gelismis versiyonu olan (hatta alt birimi diyelim) time series analysis aslinda tek birseyi ogretir biz iktisatcilara: datayi nasil sahtekarlikla tezinizi destekler hale getirirsiniz. konu hakkinda coase abiden (bazen tullock'un olarak bilinir ama tullock coase'dan duydugunu soyluyor) guzel bir alinti yapayim:

"if you torture data enough, it will confess"


hepside kendince haklı... :clown::clown:

borsasihirbazı
28-11-2009, 14:01
sevgili kardeşim....

bu topicte bambaşka bir bakış açısıyla...arayıpta kolayına bulunmayacak ayrıntılar üzerinden ekonomiye borsalara hatta hayatın kendisine...kendince yorumlar veriyorsun...önümüzde yeni pencereler açıyorsun...bendeki yerin hep ayrıdır...


bu vesileyle...sana ve sevdiklerine...ve bütün forum dostlarıma hayırlı bayramlar diliyorum...

sevgilerimle....

rogdopsink
28-11-2009, 22:35
sevgili kardeşim....

bu topicte bambaşka bir bakış açısıyla...arayıpta kolayına bulunmayacak ayrıntılar üzerinden ekonomiye borsalara hatta hayatın kendisine...kendince yorumlar veriyorsun...önümüzde yeni pencereler açıyorsun...bendeki yerin hep ayrıdır...


bu vesileyle...sana ve sevdiklerine...ve bütün forum dostlarıma hayırlı bayramlar diliyorum...

sevgilerimle....

teşekkür ederim abi güzel sözlerin için...:cool::cool: umarım hep daha güzel bilgiler buluruz öğreniriz ve paylaşırız..sizlerin varlıgı ayrı bir güzellik katıyor araştırmalara her zaman örnek aldıklarımdan birisi olacaksınız.. bendende sevgiler..

rogdopsink
28-11-2009, 22:36
ALBRECHT DURER VE ELLER(HANDS)


bugünlerde ders yogunlugu başladı yine...

her sınav döneminde birçok öğrenci gibi uyuyasım,kitap okuyasım film izleyesim gelir yogun bir şekilde..

maksat ders çalışmaktan kaçmak olacak ya buluruz tam zamanını...:he:

yine böyle bir zamanda karşıma çıktı dürerin elleri çok etkilenmiştim hikayeden çünkü resimi çogu kişi dua eden eller olarak bilmekte..

ama hikayenin gerçek kısmı şöyle...:wink:.....:


http://img65.imageshack.us/img65/5968/p1244onw0.jpg


Bu resmi çizen, Albrecht Durer isimli 1471-1528 yılları arasında yaşamış bir ressam. 18 çocuklu bir ailenin resimle ilgilenen 2 erkek çocuğundan biri. İki kardeşin de resme karşı olağanüstü bir ilgileri ve yetenekleri var. Her ikisi de sanat okuluna gidip büyük bir ressam olma hayali kuruyorlar. Aile ise bu durum karşısında çaresiz. Madencilik yaparak geçinmeye çalışıyorlar ve karınlarını zor doyurabilmekteler.

Bu durum karşısında iki kardeş kendi aralarında kura çekmeye ve kazananın sanat okuluna gitmesine, geride kalanın daha çok çalışıp diğer kardeşi okutması yönünde bir karar alıyorlar.

Albert ve Albrecht arasındaki bu kurada okula giden dönüşte diğer kardeşi okuması için okula gönderecek ve kendisi de madende çalışacaktı. Kurayı kazanan Albrecht okula gider ve bütün öğretim görevlilerini kendine hayran bırakarak çok büyük başarılar elde eder. Okulu birincilikle bitirdiğinde yöredeki bütün okullarda ismi bilinmektedir. Eve büyük bir gururla döner.

Ailesi Albrecht onuruna güzel bir yemek verir.Kendisini öven konuşmalardan sonra Albrecht söz alır ve kendisine bu başarıları yaşatan kardeşine teşekkür eder. Simdi sıranın kardeşinde olduğunu ve okumaya göndereceği kardeşi için madende çalışmaktan büyük gurur duyacağını söyler.Kardeşinin yanıtı ise; "İmkansız sevgili kardeşim" seklindedir. "Seni okulda okutabilmek için çalıştığım senelerde bütün parmaklarım madende defalarca kirildi ve değil kalem tutmak,senin şerefine su şarap kadehini bile zor tutuyorum". Kardeşinin durumuna hakikaten üzülen Albrecht ise kendisini dünyanın en ünlü ressamları arasına sokan o ellerin, kardeşinin ellerinin resmini çizer.

Yukarıda gördüğünüz bütün dünyanın 'Praying Hands' (Dua eden eller) olarak bildiği esas ismi 'Hands' (Eller) olan resim Albrecht Durer'in kardeşinin elleridir. :yes::yes:

*********
******

benim için etkileyici bir hikayeydi ama işin duygusal boyutu yanında...:)) birde bilimsel tarafına rastlayınca paylaşayım dedim...konu aşagıdaki gibi farklı bir açıdan incelenmiş...34 rakamının gizemine eklenecek bir diğer önemli nokta belkide fibonacci sayı dizisinden bir rakam olması olabilir...:notr:

********
**********


Matematikteki estetiğin Dürer – Markov ilişkisi ve 15. yy.dan 21. yy.a uzanan Matlab köprüsü


Matematikteki estetiği görebilen Mavi Derinlik için..

http://ileriseviye.org/blog/wp-content/uploads/2007/01/melencolia.jpg



Albrecht Dürer, 1471 ile 1528 yılları arasında yaşamış Alman bir ressam, gravür ustası, amatör bir matematikçi ve ismi Goya ve Rembrandt ile birlikte anılan bir eski baskı üstadıdır.
Dürer’in en ilginç eserlerinden biri olan Melancholia I, üstadın matematiğe dair düşünceleri ve bununla bağlantılı sembollerle doludur. Eserdeki geometrik üç boyutlu şekillerin, kum saatinin, boş terazinin, pusulanın ve diğer şeylerin yanı sıra bir de arkadaki evin sağ üst köşesinde, çanın hemen altında, kum saatinin yanında bir sayı matrisi göze çarpar.
Bu matrise yakından bakılacak olursa sayıların ne olduğu okunabilir (bundan böyle matrisler ve işlemler için MATLAB notasyonu kullanılacaktır):


http://ileriseviye.org/blog/wp-content/uploads/2007/01/p09.gif



siteyi tam olarak incelemedim ama görebildiğim kadarıyla güzel yazılar mevcut yazarın altyapısı zaten cidden saglam gözüküyor...

http://ileriseviye.org/blog/?page_id=134

incelemenizi tavsiye ederim sizlerinde...

Red_baron
30-11-2009, 10:59
aslında ben size teşekkür etmek istiyordum. köşeniz düzenli takip ettiğim tek topik ayrıca geçmiş sayfalarına dönüp incelediğim, uzun süre oyalandığım yegane topik. bu emeğe gönülden teşekkür ediyorum

rogdopsink
01-12-2009, 13:21
Bu dubai işi kafamı kurcalamaya başladı... zaten düşmeye 2006 yılında başlamış buralarda öldü bitti batıyor haberlerinin gelmesi bana biraz manidar gelmeye başladı...

açıkçası bu dubai işini çok önemsemiyorum..şu noktadan sonra.. hatta imkanım olsa gider dubai borsasında işlem yaparım baksanıza bedafa...:he:


neyse çok fazla incelemedim bu dubai işini ama gözüken o ki bu iş biraz fazla abartıldı..:)))

http://www.elliottwave.com/freeupdates/archives/2009/11/30/Dubai-s-Economic-Crisis-A-Cautionary-Tale-Comes-True.aspx

http://www.elliottwave.com/images/futuresfocus/dubaiskyscraper.gif
http://img215.imageshack.us/img215/5028/dubai.png (http://img215.imageshack.us/i/dubai.png/)

rogdopsink
02-12-2009, 08:42
TAHVİL...


tahviller geçen aydan bu yana yükseliş eğiliminde.... son resim aşagıdaki şekilde...

biraz daha güçlenmesi halinde 14 lere kadar bir artış görmek olası.. yeni dipler beklemek tahvilde şu halimizle biraz fazla zorlayıcı bir beklenti gibi duruyor..



http://img148.imageshack.us/img148/2821/tahvil.png

rogdopsink
02-12-2009, 09:51
U100 ÇALIŞMALARI VE ARALIK HEDEFİ..



xu100

http://img268.imageshack.us/img268/9214/u100.jpg

bir zamanlar gannboxx çalışmamız vardı.. uzun süredir bakmıyorum..zaten haftalık baktıgım uzun vadeli çalışmalardı..

ardından benim için çok değerli olan bir çalışma yapmıştık sidabumi abi ile bu topicte ismi southbox idi...:))

sidabumi abimin öngörüleri herzaman bana yol gösterici olmuştur...

1 eylül tarihine girerken bu topicte dikkat demiştik.. ve ikinci uyarıyı aralık tarihi için de yapmak gerekli diye düşünüyorum...

aralık önemli bir zirve zaman hedefi idi.. aylıklarda bakılınca gayet güzel zirve olarak kalacagız gibi gözüküyor..

herneyse tam olarak 18 aralık tutarmı bilmiyorum.. nokta atışına gerek yok ama aralık ayının önemine cemal süreyya dan bir şiirler de dokunalım...:cool::cool:




18 Aralık

18 Aralık 1985'te o salonda
Kişi nasıl kestirebilirdi ileriyi?
Siz, kazıbilimler, alınyazısıbilimler,
Geçsin yıllar geçsin, seneler gibi.
..........

CEMAL SÜREYYA...


uzun vadede hepimiz polyannayız...:mut::mut:


http://1.bp.blogspot.com/_HNQA7RgTvbQ/SgqWAPT8cWI/AAAAAAAAADU/JNVZK-VgA9U/s400/polyanna%5B1%5D.gif






Sevgili rogdopsink,

Seninle beraber soyle bir calisma yapmak istiyorum,ve bu calisma sonrasi eminimki 45 derece acinin gizemini cozebilmemize biraz daha yakin olacagiz... Bu calismamizin adi southbox olsun.:yes: ve bu calismanin devamini buradan takip edelim hep beraber.

Amacimiz, danasi ile degil ama anasi ile ugrasmak oldugu icin, oncelikle calisacagimiz grafik haftalik periyot olacak, bu durumda tavsiyem southbox'un min ve yeter olarak haftalik periyotda calismasi olacak...

Eger sende uygun gorur isen, birazdan cok basit bir sekilde tarifleyecegim southbox calismasini grafik ile ask yasamadan buraya ekler isen ben amacima erismis olurum...

Linear fiyat hareketlerinde, en yuksek fiyat degil bir sonraki yuksek fiyatdan - XU100@58.XXX-, 17 Kasim haftasindaki dip fiyat seviyesine, sanirim XU100@20.XXX, FIBONACCI INTERNAL DUZELTME seviyelerini atalim, o XU100@20.XXX dibindeki her bir FIBONACCI DUZELTME SEVIYESINDEN asagi yonlu 45 derecelik acili cizgileri atalim, ve bununda adina southbox diyelim, ve sonrasi tekrar seninle konusalim...

Ama, O FIBONACCI DUZELTME SEVIYELERININ icinde, % 78.6'da olsun please...

Kolay gelsin....:)


svg sidabumi ...

yapmaya çalıştıgımız bu çalışmaya eger seninde görüşlerin olumlu olur ise bir kaç ekleme yapmak istiyorum...

ama öncelikle şimdiye kadar yaptıklarımızı sıralama açısından bir özet geçsekmi acaba...

gören gözler neler diyor merak ediyorum...:yes:

1) zirve noktamızdan son dibimize kadar fibomuzu çekerek düzeltme seviyelerimizi belirginleştirdik..

2)önem atfetttiğimiz 45 dereceyi fiboların başlangıç noktlarından itibaren aşagı çektik...

3)aynı şekilde 45lik açıları yukarı çekerek bu haffta için denemede bulunuyoruz...


şu ana kadar kısaca burada kaldık ve izleme aşamasındayız...

ancak izleme aşamasında bir kaç ekleme yapılabilirmi diye birazda üzerinde çalışmak istedim...

sonuç olarark 45 derecelik açıları sol tarafı temizleyerek saga dogru uzattım...

ve daha öncede yaptıgım şekilde zirveden tabana çizdiğimiz fibonun bir aynısını yine önem atfettiğimiz 45 derece ile bu sefer yukarı uzattım...

yukarıdaki nokta 18 aralık 2009 tarhine tekabül ediyor...

sonuç olarak karşımıza ortadan kasım dibinden itibaren bölünmüş bir kutu çıkıyor...

ve sag tarafına 45 derecelik açılarla dolduruyoruz...

içimden bir ses bunun bir döngü olabileceğini söylediği için anlamlı olup olmadıgını cidden bilmiyorum..

saat yönün tersinde her köşede logarirmik spirallerle dolandım...

milimetrik çalışamadıgım için bazı çizgiler grafikte oynarken kayabiliyor...

ancak sonuç olarak yaptıgımız southbox çalışması 18 aralıkta tamamlnması zorunlu ve yeni

boxın açılmasını zorunlu kılar gözüküyor...

bende şimdilik bu kadarlık gördüklerimle bırakmak istiyorum...

herkese sevgiler ve önümzdeki hafta için bol kazançlı haftalar...

http://img15.imageshack.us/img15/4213/southboxcalmas.jpg (http://img15.imageshack.us/i/southboxcalmas.jpg/)

rogdopsink
06-12-2009, 18:14
johnston -- dinardo Econometric Methods


http://www.scribd.com/doc/6816331/johnston-dinardo-Econometric-Methods

:wink::wink:

http://bibliotecavirtualeive.files.wordpress.com/2008/11/econometric-methods.png?w=300&h=300

rasputin46-2
06-12-2009, 18:47
güzel bilgiler için ....albrecht durer bizlere tanıttığınız için....binlerce teşekkür.....bunların hepsi birer zenginlik....birer hazine kıymetinde....

rogdopsink
06-12-2009, 18:58
uzun yıllardan sonra büyüme kavramı tekrardan iktisatçıların ilgisini çekmeye

başlıyor kalkınma azgelişmişlik vs gibi yeni kavramlarla beraber moda olmaya başladı desek yeri..

ancak büyüme teorileri pek de öyle masum durmuyorlar..

özelliklede;

akademik kaldıkları için büyüme rakamlarının etkileri gerçek düzeyde bilinemiyor..

1920 lerde büyüme teorisini ortaya atan ramseyden sonra solow ve ardından romerin katkıları bu alanda çok fazla gözüküyor..


David Romer

http://iktisadiyat.com/2008/11/05/david-romer/

Son yıllarda “Advanced Macroeconomics” kitabı ile Türkiye’de özellikle ingilizce eğitim veren fakültelerin derslerinde okunmaya başlandı. Bu sırada Sala-i Martin ve Barro’nun büyüme (Economic Growth) kitabına da eşlik eder olmuştu.

http://iktisadiyat.com/wp-content/uploads/2008/11/romer.jpg


Peki kimdir David Romer?

Lisans eğitimini 1980 yılında Princeton Üniversitesi’nde tamamladıktan sonra 5 yıl içerisinde MIT’den de doktora derecesini almış ve tekrar lisans derecesini aldığı Princeton’a dönmüş, orada da 3 yıl süreyle çalışmıştır.Princeton’dan sonra 1988 yılı itibariyle de Berkeley’de (University of California) çalışmaya başlamıştır.David Romer halen aynı üniversitede profesör olarak çalışmaya devam etmektedir.

Mezuniyetinden sonra birçok ödül almış, araştırma kurumlarında çalışmıştır.Bunların bazıları; NBER (misafir araştırmacı bursu, 1987-1988), MIT (misafir öğretim üyesi, 1988), Stanford Üniversitesi (misafir öğretim üyesi, 1993 bahar dönemi ve 1995 sonbahar dönemi), Alfred P.Sloan Araştırmacı Bursu (1993-1995) ve tez bursu (1984-1985)…

Şimdi de David Romer’in Mezuniyet ve tezin bitirilebilmesi için önerdiği kurallarına bakalım;

-Hayatını diğer heyecanlarla doldurma, SADECE YAZ!
-Kapsamlı ve bütüncül bir kaynak taraması için beklemeye çalışma, SADECE YAZ!
-Yazdığın her sayfanın senin büyük(!) yeteneklerinin tamamını göstermesine çalışma, SADECE YAZ!
-En iyi düzene sahip, en kapsamlı ve en içerikli tezi yazmaya çalışma, SADECE YAZ!
-Entellektüel(!) disiplinini sarsacak derin düşüncelere dalma, SADECE YAZ!
-Eğer hala üçüncü bahar yarıyılında da bir sayfa yazmamışsan, ALARMA GEÇ!
-Eğer dört yılını özetleyecek bir yazın yoksa, DERDİN VAR DEMEKTİR!
-Her haftaya başlarken 3 YENİ FİKRİN olsun!
-Konusunda uzmanı oynamaya kalkma, NEYLE İLGİLENİYORSAN ONU YAZ!
-Ve bil ki, iyi bir iktisat makalesinin 3 önemli özelliği vardır;
*Genel bir bakış açısı,
*Konuyu toparlayan bir gelişme bölümü,
*Ve sonucu.

Bu kadar bilgiden sonra hocamıza sormak istedikleriniz olursa ne yapacaksınız? Onun da çaresini düşündük;
Size bir telefon kadar yakın :) :)

Department of Economics
549 Evans Hall
University of California
Berkeley, CA 94720-3880
Tel: 510/642-1785
Fax: 510/642-6615
dromer@econ.berkeley.edu



telefon numarasını neden verdiğini gayet iyi anlayabiliyorum... gerçekten telefon parasına acımadan bir kaç söz söyleyeceğim romere... :beurk::grrr::grrr:

rogdopsink
07-12-2009, 13:01
TAHVİL***REPO..

tahvil ve repoda yukarı yönlü istek gözüküyor teknik olarak...dikkatli olmamız gereken günler.. :yes:

tahvilde ekimde dip olarak kalmış gözüküyor.. repoda turuncu hareketli ortalamanın üstüne çıktıgında bakalım neler olacak..

mevduatçı olmadıgım için bu piyasayı sadece yön aramak için izliyorum.. dolar son bir silkeleme ile güzel hareketlere sahne olabilir..

çogu kişinin dediği gibi uçtugumuz kaçtıgımız biryer yok.. piyasa yatay bir iki aydır..

imf işinin suyunun çıkacagı belliydi.. bakalım önümüzdeki günler nelere gebe olacak..

herkese bol kazançlar..

http://www.market-harmonics.com/images/tech/sentiment/equity.gif
http://img40.imageshack.us/img40/4601/tahvilrepo.png

rogdopsink
07-12-2009, 22:51
DOW JONES

http://img340.imageshack.us/img340/7616/dowe.jpg

ayalp
08-12-2009, 01:14
http://graphics8.nytimes.com/images/2009/12/06/business/METRICS1_950.jpg

rogdopsink
08-12-2009, 20:40
:sarhos::sarhos:

:p

http://photos-c.ak.fbcdn.net/hphotos-ak-snc3/hs084.snc3/15167_1119368839380_1681801218_235658_3016461_n.jp g

tovbekar
08-12-2009, 21:39
sn rogdopsink,
Puan vermek için daha dolaşmam gerekiyormuş bu yüzden üstteki grafiğiniz için tebriklerimi buradan kabul edin...
tebrikler

sener
08-12-2009, 21:51
Sınavlar iyi geçmiş anlaşılan :he:

rogdopsink
09-12-2009, 19:58
tuncer hocanın yunanistanla ilgili araştırması dikkat çekici...:yes:


http://blog.borsanaliz.com/?p=1915 :wink:



Yeni Çağ !

http://blog.borsanaliz.com/wp-content/uploads/2009/12/athens_stock_exchange.jpg

Dubai’den sonra gözler bu kez de Yunanistan’a çevrildi. Haber ajanslarına peşpeşe Yunanistan’ın bankacılık sistemi ve borçları ile ilgili haberler düşmeye başladı. İçerik ortağımız EWI, bütün gözlerin BRIC ülkelerine çevrildiği bir dönemde, Yunanistan’ın da dahil olduğu PIGS (Portekiz, İtalya, Yunanistan, İspanya) bölgesine dikkat çekiyor.

Atina borsasının geçmiş bir kaç yıl boyunca hangi seyri izlediğine bakmadan önce, internette kısa bir araştırma yaptım. Bu araştırmada, “Yunanistan’da yatırım fırsatları”nı ballandıra ballandıra anlatan ilginç sunuşların yer aldığı, 2007 tarihli bir toplantının tanıtımının yapıldığı bir site dikkatimi çekti.

Bu sunuşlardan biri, Greece in a New Era: Progress, Stability and Extroversion (Yunanistan’da Yeni Çağ: Gelişme, istikrar ve dışa açılma) başlığını taşıyordu. Elliott gözlükleriyle bakıldığında “Yeni Çağ” umutlarının ne anlama geldiğini bilen biri olarak, bu umutların nerede yeşerdiğine bakmadan önce, sunuşa kısaca göz attım:


http://blog.borsanaliz.com/wp-content/uploads/2009/12/greece1.jpg

İstikrar, gelişme ve refahın işaret fişeği Yunanistan !


http://blog.borsanaliz.com/wp-content/uploads/2009/12/greece2.jpg


2006 yılında, 2005 yılına göre doğrudan yabancı yatırımların SEKİZ katına çıktığı ülke Yunanistan !



http://blog.borsanaliz.com/wp-content/uploads/2009/12/greece3.jpg


2006 yılında GSMH artışı %4.3, 2007 yılının ilk yarısındaGSMH artışı %4.4. Bütçe açığı 2004 yılındaki %7.8 seviyesinden %2.5′e gerilemiş. İşsizlik oranı 2004 yılındaki %11.3′ten %7.8′e gerilemiş. Enflasyon %2.9

http://blog.borsanaliz.com/wp-content/uploads/2009/12/greece4.jpg

Yunan bankaları, bölge banka pazarının %16’sını elinde tutuyor, Arnavutluk, Bulgaristan ve Romanya gibi ülkelerde ağlar oluşturuyor, Bölgede binden fazla alanda faaliyet yürütüyor, Türkiye ve Mısır gibi “pazarlarla” işbirliğini güçlendiriyor.


http://blog.borsanaliz.com/wp-content/uploads/2009/12/greece5.jpg


Enerji ağlarının tam ortasında yer alan ülke Yunanistan !

Sunuşta başka parlak başlıklara da yer veriliyor. Ancak bu kadarı yeterli … Ne dersiniz? Borsasına yatırım yatmak için ideal bir ülkeye benziyor, değil mi? Bir de borsa endeksine bakalım:
http://blog.borsanaliz.com/wp-content/uploads/2009/12/atex_091209.jpg

Atina borsa endeksi, 1990 yılında ulaştığı zirvenin ardından, 6 yıl süren bir düzeltme yapmış. Üçgen kalıplı bu düzeltme biter bitmez de thrust adını verdiğimiz kuvvetli dalga ile yeniden 1990 zirvesini denemiş. Zirve, ilk denemede kırılamamış, ancak kısa bir geri çekilmenin ardından zirve geçilmiş. Son bir geri dönüş çabasının ardından 1999 Eylül’ünde görülen tarihi zirveye ulaşılmış. 1999 ile 2003 arasında, hızlı bir satış dalgası gelmiş ve endeks gerisin geri 1990 zirve seviyesine çekilmiş. 2003 Mart dibinden yeni bir yükseliş başlamış ve bu dalgada 1999-2003 düşüşünün çok büyük bir kısmı geri alınmış. (Buraya kadar dalga yapıları, U-100′e ne kadar da benziyor …) Sonra, endeksi gerisin geri 1990 zirve-2003 dip seviyelerine çeken bir düşüş dalgası daha gelmiş. 2009 tepkisi, çok zayıf kalmış ve Atina borsası son 2 aydır hızla değer kaybetmeye başlamış. 9 Aralık 2009 tarihi itibarıyle endeks, tarihi zirvenin üçte birinde ve haber ajanslarına düşen finansal sorun haberleriyle beraber hızla 1990 yılındaki seviyelere doğru geri çekiliyor.

“Yeni Çağ” söylemlerinin nerede dile getirildiğine dikkat edin: 1999 zirvesinden düşüşü takip eden ikinci yükselişin zirvesinde! Şaşırtıcı mı? Asla değil. Çünkü tarihteki bütün “Yeni Çağ” söylemleri, dalga yapılarının bu aşamalarında dile getirilmiştir. Sonuç ? 1999 ve 2007 zirvelerinde Yunan borsasına yatırım yapanların paraları değerinin üçte birine gerilemiş durumda. 1990 zirvesinde yatırım yapanlar ise, hemen hemen başabaş noktasında.

Yeni Çağ mı? O sadece, 1998-2009 dönemindeki aşırı oynaklığın yükseliş dönemlerindeki bir fantezi.

rogdopsink
09-12-2009, 20:20
http://econpolitik.files.wordpress.com/2008/01/nber.jpg


national bureau of economic research da bu hafta yayınlanan güncel makalelerden bazıları..


Investment Shocks and Business Cycles

http://www.nber.org/papers/w15570


Lessons from the Great American Real Estate Boom and Bust of the 1920s



http://www.nber.org/papers/w15573

Crisis Resolution and Bank Liquidity

http://www.nber.org/papers/w15567


Exports and Financial Shocks

http://www.nber.org/papers/w15556

rogdopsink
09-12-2009, 20:24
Sayıların ve kamunun sağlığı




Dün TÜİK, ekim ayına ait sanayi üretimi verilerini açıkladı. Ekim ayında sanayi üretimi yüzde 6.5 arttı. Eylül ayına göre artış ise yüzde 13.7 arttı. Sayılar böyle yüksek olunca, ‘güçlü toparlanma mı var?’ sorusu uyandı. Oysa mevsimsel etkiler ve bayram tatillerine bağlı olarak aylık işgünü sayısındaki oynamalar nedeniyle, ekim ayındaki sanayi üretimi yüksek oranda artmış görünüyor. Örneğin, 2009 ekim ayında 21 işgünü varken; hem 2008 ekim ayında hem de eylül 2009’da 20 işgünü vardı. Basite indirgersek; her işgünündeki üretim miktarı eşit olsaydı, ekim ayındaki üretim, hem geçen yılın aynı ayındaki üretimden, hem de eylül ayının üretiminden yüzde 4.76 daha fazla (1/21) olurdu. İşte bu yüzden, ekonomideki eğilimleri anlamaya çalışanlar, sayılarda takvim ve mevsimsel etkilerin arındırılmasına ihtiyaç duyuyorlar. Sayılardaki bir önceki aya göre değişimin arındırılmış hali, eğilimi anlatıyor. Ancak arındırma sonrasında bulunan büyüme oranı da, kullanılan yönteme göre değişiyor. Dün konuştuğumuz kimi araştırmacı arındırılmış büyümeyi yüzde 3, kimi araştırmacı ise sıfır seviyesinde bulmuştu. Bu fotoğrafta görünene bakıp da, ‘canlanma başladı’ demek henüz erken görünüyor.

http://www.radikal.com.tr/Default.aspx?aType=RadikalYazarYazisi&ArticleID=968186&Yazar=U%D0UR%20G%DCRSES&Date=09.12.2009&CategoryID=101

rogdopsink
09-12-2009, 20:56
kalkınma ajansı destek yönetim klavuzu bugün yayınlaşmış reel kesimde olan yada bir fikrim var modunda olan herkes incelesin derim..

açıkçası bu desteklerin kullandırılıp kullandırılmaması da ayrı bir sistem ..

herneyse..

yerellerde olanlar için güzel fırsatlar saglayabilecek imkanlar çıkar belki..

klavuza ve eklere burdan bakabilrisiniz.. dpt bu konu üstüne çok düşüyor son zamanlarda kentsel dönüşüm projeleri, yerel yönetimler ,teknokentler vs bir çok değişiklik yapma peşindeler.. tabi karma ekonomik bir sistemimiz oldugu için siz bulun biz destek oluruz diolar...:))


http://www.dpt.gov.tr/servisler/Duyuru/Duyuru.aspx?Enc=698742CF9E74D4BB1364607372B0A21931 F9C7BCE2788C5E7E6762AAE5CB854B

buffnfaith
09-12-2009, 20:56
The FTSE NASDAQ Dubai UAE 20 index topped out at 2469 in October 2009. And so far it has fallen about 43% to 1395:

http://www.tradersnarrative.com/wp-content/uploads/2009/12/FTSE%20NASDAQ%20Dubai%20UAE%2020%20index%20Dec%202 009%20update.png

I wouldn’t be surprised to see it fall to support at 940 - where it bottomed out in February 2009, a month earlier than most other international equity markets. That would mean a total decline of 62% - close to the decline in the S&P 500 during this bear market (assuming the March 2009 lows hold).

Dubai'de 940 bekleyenler var :)

KIZILDAG
09-12-2009, 21:06
2008 Ağustos ayından bu yana gerileyen sanayi üretimi Ekim 2009'da, bir önceki yılın aynı ayına kıyasla yüzde 6,5, bir önceki aya göre de yüzde 13,7 yükseldi.

Güney, ekonomi düzelsin diye global dünya borsaları ve para piyasalarını el yordamıyla dengede tutuyorlardı.

İlk kez ciddi bir veri geldi ve gelişme yaşandı. Bu tarz haberler artmaya başladıkca, ihracat artarak, bütce açığı azalarak, döviz düşerek gibi. Sonrasında verilen desteğe gerek duymayabilirlermi.

Sanayi üretim rakamlarını gördüğümde aklıma ilk gelenler bunlardı. :)

rogdopsink
09-12-2009, 21:26
The FTSE NASDAQ Dubai UAE 20 index topped out at 2469 in October 2009. And so far it has fallen about 43% to 1395:

http://www.tradersnarrative.com/wp-content/uploads/2009/12/FTSE%20NASDAQ%20Dubai%20UAE%2020%20index%20Dec%202 009%20update.png

I wouldn’t be surprised to see it fall to support at 940 - where it bottomed out in February 2009, a month earlier than most other international equity markets. That would mean a total decline of 62% - close to the decline in the S&P 500 during this bear market (assuming the March 2009 lows hold).

Dubai'de 940 bekleyenler var :)


çok beklerler daha...:mut::mut:


2008 Ağustos ayından bu yana gerileyen sanayi üretimi Ekim 2009'da, bir önceki yılın aynı ayına kıyasla yüzde 6,5, bir önceki aya göre de yüzde 13,7 yükseldi.

Güney, ekonomi düzelsin diye global dünya borsaları ve para piyasalarını el yordamıyla dengede tutuyorlardı.

İlk kez ciddi bir veri geldi ve gelişme yaşandı. Bu tarz haberler artmaya başladıkca, ihracat artarak, bütce açığı azalarak, döviz düşerek gibi. Sonrasında verilen desteğe gerek duymayabilirlermi.

Sanayi üretim rakamlarını gördüğümde aklıma ilk gelenler bunlardı. :)

abi bu açıklanan veri benide çok şaşırttı aslında talep yetersizliğinin oldugu bir dönemde birden böyle bir artış ilginç geldi banada..

o yüzden ugur gürsesin yazısının bir kısmını kopyaladım.. çünkü işgünün deki değişikliklerden dolayı bazı oynamalar olabiliyor ancak bizi inandırcak olan işgünü ve mevsimsellikten arındırılmış hali olacak bu verinin..

birde çok fazla veri yogunlugu olmaya başladı artık piyasa inanmak için bahaneler arıyor yada düşüşlere bir kulp takmaya çalışıyor..

verilen destek bir süredir kesilmiş gözüküyor şimdilik piyasa dengelensin modunda lar ama... evdeki hesap çarşıya uyarmı daha net bir görüntü yok gibi..

ukrayna dubai yunanistan vs ülkelerde yaşanılanlardan çok bagımsız hareket edeceğimizi düşünmüyorum ben...:arf:

Dirgen
11-12-2009, 19:47
Sn.Rogdopsink geçmişte bir gannbox çalışmanız vardı. Sanırım 18 aralıkta bitiyordu. Çok enterasandır vermiş olduğunuz tarih MB'nın 17 ARalıkta ki faiz kararının ertesi gününe denk geliyor. Çok büyük ihtimalle faizler değişmeyecek deniyor. Sanırım mart ayında başlayan faiz indirimleriyle bugünlere gelen yükseliş trendi, daha önce vermiş olduğunuz tarih olan 18 Aralıktan itibaren (eğer faiz oranları daha da düşürülmez ise) ivmesini kaybedecektir diye düşünüyorum. İyi çalışmalar.

Kesinlikle yatırım tavsiyesi değildir..

rogdopsink
12-12-2009, 19:57
Sn.Rogdopsink geçmişte bir gannbox çalışmanız vardı. Sanırım 18 aralıkta bitiyordu. Çok enterasandır vermiş olduğunuz tarih MB'nın 17 ARalıkta ki faiz kararının ertesi gününe denk geliyor. Çok büyük ihtimalle faizler değişmeyecek deniyor. Sanırım mart ayında başlayan faiz indirimleriyle bugünlere gelen yükseliş trendi, daha önce vermiş olduğunuz tarih olan 18 Aralıktan itibaren (eğer faiz oranları daha da düşürülmez ise) ivmesini kaybedecektir diye düşünüyorum. İyi çalışmalar.

Kesinlikle yatırım tavsiyesi değildir..

sayın EvrenosGazi gannbox çalışmasını henüz güncellemedim..ancak eşit parçalara bölerek buldugumuz bu tarih tamamlanacak demiştik..

bu bakış açısı tamamen teknik idi..başka şekillerde de incelemeler yaptıkça aralık ayının önemi hep karşımıza çıktı..

faiz kararı mb ları tarafından belirli periyotlarla devamlı verilmekte..

ama faizlerin ;

düşük seviyelere gelmesi bir kaç aydır dikkat çekiyor ve son indirimlerin yapılabileceğinden bahsetmiştik.. ki o arada ilk olarak avustralya faiz indirimlerine son vererek kıvılcım olma şansına erişti..

Yaklaşık 10 ekim tarihinden itibaren bizdede faizler dibi olan 7,60 dan 9,17 civaralarına yüzde 20 lik bir artış sagladı ve artmaya devam ediyor..

mb ları piyasa faiz oranlarının karşısında çok duramayacaktır artık..yani dahada düşürme gibi bir şansları bana göre yok...

eger buralar zirveyse zaten zirve olmasına sebep olarak kalacak etkende ortaya çıkacaktır diye düşünüyorum..

ekonometri biliminde tahmin yöntemlerinden birisi (maximum likelihood) en yüksek olabilirlik yönteminin ardında yatan temel ilke derki...



“Rassal bir olayın gerçeklesmesi, o olayın,
gerçeklesme olasılıgı en yüksek olay
olmasındandır.”


sevgiler saygılar...

rogdopsink
13-12-2009, 11:55
Kopenhag: Çevreci İntihar
13 Aralık, 2009

http://yabanil.net/?p=970#more-970

Yeryüzündeki tüm haksızlıkların odağı, en çok ezilene, yani doğaya yapılan haksızlıktır. Bu haksızlığı ortadan kaldırmadan ne iklimi korumak, ne açlıkla mücadele etmek, ne de bir canlıyı kurtarmak mümkün olabilir. Hak parçalanmaz, bütündür.

Güven Eken

http://yabanil.net/wp-content/uploads/2009/12/4178686146_05fe892c52.jpg

Bir kış sabahı, Fas’ta, Atlas Okyanusu kıyısındayım. Denizden karaya doğru yürüyorum. Adımladığım yolda tek bir bitki yok. Her yer kum.
Derken, gözüme yeşil bir leke ilişiyor. Bir kum bitkisi. Karadaki hayatın ilk izi. Kumun içinden fışkıran deniz şebboyu, etli yaprakları ile bu tuzlu ve kuru dünyada yaşama tutunuyor. Başımı yerden kaldırıp ileri baktığımda önce şebboyların sıklaştığını, sonra aralarına başka bitkilerin karıştığını ve en arkada boylu çalıların uzandığını görüyorum. Ayağımın ucundaki küçük kum bitkisinin toprağı geliştirmesiyle, zaman içinde bulunduğum noktada da başka bitkiler ve sonra boylu çalılar yeşerecek, biliyorum.
O kum bitkisi ile karşılaştığım anda, dünyanın başka bir noktasında, Kopenhag’da 15 bin insan “dünyayı kurtarmak” niyetiyle bir araya geliyor. Amaçları, dünyanın ısınmasını iki derecede tutarak atmosferdeki karbondioksit “CO2” oranını 1990’ların altında düşürmek. Bu hedefe ulaşabilmek için, yenilenebilir enerji gibi teknolojileri yaygınlaştırmak. Böylece, dünyanın daha fazla ısınmasına engel olmak.
Durup düşünüyorum. Atmosferdeki karbondioksit oranında 1990’a geri döner ve dünyanın ısınmasını iki derecede sabit tutarsak, dünya kurtulmuş olur mu? Ayağımın ucundaki o kum bitkisi, bu sorunun en doğru yanıtını veriyor.
Yanıt kesin ve net: Hayır. Çünkü dünyanın asıl derdi “CO2” adlı molekül değil, insanın ele geçirme hırsı. Bu hırs, uzun yıllardır tıpkı atmosferdeki “CO2” oranı gibi geometrik olarak artıyor ve insanın dünyadaki ayak izini büyütüyor. Çok yakın zamana kadar kendi kadim düzenini koruyan doğa; ormanlar, bozkırlar, akarsular, dağlar, kumsallar ve nihayetinde atmoster, adım adım insanın eline geçiyor.
Bu nedenle, ayağımın ucundaki şu kum bitkisi için “CO2” oranının gelecekte 1990’ların altına düşmesinin hiçbir önemi yok. Çünkü o, gözümün sol ucunda silüeti giderek belirginleşen beton blokların gölgesi altında büyüyor. Onun için dünya, 20 yıl sonra değil, en çok bir yıl içinde yok olacak. Betondan yazlık evler, 1990’lardan çok önce bu kumsalı işgal etmeye başlamış. Adım adım, kumsalın tüm bakir noktalarına doğru ilerliyorlar. Bir yıl sonra buraya geldiğimde, bu bitkinin olduğu yerde bir beton yığınının yükseleceğini şimdiden görebiliyorum.

13 dakikada bir canlı türü yok oluyor

Yukarıdaki kısa hikaye, şu saniyede, ben bu satırları yazarken ve siz onları okurken dünyanın milyarlarca farklı noktasında tekrar ediyor. Bu nedenle, yaşadığımız dünyada her 13 dakikada bir canlı türünün nesli tükeniyor. Yaşam alanları hızla ele geçirilen sayısız canlının 20 yıl daha bekleme şansı yok. Onlar için felaket günü, bugün. Kökteki sorun ise atmosferin karbon emisyonu değil, insanlığın hırs emisyonu.
Yarım dünyaya daha ihtiyacımız var
Kopenhag tartışmaları her ne kadar sadece karbon emisyonu ve ticareti üzerinde odaklansa da, insanlığın hırs emisyonunu tam olarak ölçmenin başka bilimsel yolları var. Bu yöntemlerden belki de en önemlisi “doğada ayak izi” kavramı. “Doğadaki ayak izi” insanın sadece atmosterdeki değil, kara ve suda bıraktığı izleri de dikkate alıyor ve insanlığın yerküredeki toplam olumusuz etkisini küçültmesi gerektiğini belgeliyor. Doğadaki ayak izimiz, ormanlardan şehirlere kadar isanlığın tüm kullanım alanları dikkate alınarak ölçülüyor.
Bu kavramı dünyada ilk olarak ortaya atan Mathis Wackernagel’ın başkanı olduğu Küresel Ayakizi Platformu, içinde bulunduğumuz durum hakkında şu bilgileri veriyor: “En son veriler, insanlığın dünyanın sahip olduğundan yüzde 44 daha fazla doğal kaynak kullandığını ortaya koyuyor. Bu aşırı yük, insanlığın yaklaşık yarım dünyaya daha ihtiyacı olduğunu gösteriyor. ABD gibi ülkelerin ise açığı çok daha fazla. Eğer herkes ABD’deki gibi yaşasaydı, dört dünyaya daha ihtiyacımız olacaktı”.

http://yabanil.net/wp-content/uploads/2009/12/Deficit_Earths.gif

Türkiye’deki durum ise dünya ortalamasının biraz üstünde. Küresel Ayakizi Platformu’nun raporlarına göre Türkiye’de yaşayanlar “bir buçuk dünyadan fazla” bir alan kullanıyor. Başka bir değişle, eğer dünyada herkes bizim gibi yaşasaydı, iki dünyaya ancak sığacaktık. Oysa elimizde sadece bir dünya var.
Küresel Ayakizi Platformu’nun verdiği bilgilerin mesajı çok net: Dünya insana dar geliyor. Yerküreyi hak ettiğimizden daha çok kullanmanın bedelini henüz zengin toplumlar ödemese de, diğer canlılar ve fakir toplumlar çoktan ödemeye başladı bile. Dünyanın dört bir yanında nesli tükenen canlılar ve açlıktan ölen insanlar bu gerçeğin en somut kanıtları. Bu nedenle, faleket zengin toplumları vurana kadar beklemenin, ahlaki açıdan hiçbir dayanağı yok. Yenilebilir enerji başlığı altında üretilen çevreci teknolojilerin ise tek başına insanın dünyadaki ayak izini külçültemeyeceği kesin.

Çevreciliğin intiharı

Kopenhag’da dünyayı kurtarmak söylemiyle yola çıkan çevre hareketi, popüler olmanın bedelini kendi özünü yok ederek ödüyor. Kopenhag’ı kısa süreliğine birinci sayfalara taşırken, aslında intihar ediyor. Şu anda yaşadığımız felaket, henüz zengin toplumları vurmadığı için yarına mal ediliyor. Böylece, küresel çevre hareketi, doğaya ve fakir toplumlara yapılan haksızlığa göz yumarak büyüyor.
Günümüzün çevreci söylemleri, yeri bir yana bırakıp göğe odaklanıyor. Konuya ilgi duyan milyonlarca dünya vatandaşının dikkatini göğe ve geleceğe yöneltiyor. Böylece, yerküre kabuğunda şu anda olup biten felaketin önüne perde çekiyor. Sonucu, sorunmuş gibi gösteriyor ve insanlık için “karbondioksit” adında yeni bir düşman yaratıyor. Bunu yaparken, iklim değişikliğinin asıl nedeni olan topraktan kopuk şehir yaşamını, sorunun ta kendisini, özenle koruyor. Yerküre üzerindeki fiziki ayak izimizin hızla büyümesi karşısında tepkisiz kalıyor. Tüm alternatiflerini, dünyayı bu hale getiren küresel ekonominin kuralları içinde arıyor. Dünyayı yok eden ekonomik teoriye karşı, ayağa kalkmıyor. Tam tersine, onu destekliyor.
Ortaya atılan çözüm önerilerinin bir kısmı, sorunu çözmek şöyle dursun, doğanın yaralarını daha da derinleştiriyor. Örneğin, yenilenebilir enerji kaynağı olduğu iddia edilen baraj ve hidroelektrik santraller, suyun doğadaki döngüsünü yok ederek insanın doğadaki ayakizini daha da artırıyor.
Yaşadığımız çağın çevreci hareketi, bilerek veya bilmeyerek, doğanın yok oluşu karşısında her gün biraz daha sessizleşiyor. Kendi var oluş mücadelesini, doğanın önüne koyuyor. İşte tam da bu nedenle, kendi kendini yok ediyor, ancak bunu yaparken, yeni bir ticari alanın temellerini atıyor.

Karbon ticareti

Küresel çevre hareketi, tüm bunları yaparken “CO2 emisyonunu” doğaseverliğin tek kriteri olarak ilan etti. Böylece, doğanın canına okuyan devlet ve şirketlerin yörüngesine girdi. Eğer emisyonunuzu karbon ticareti marifetiyle dengeliyorsanız, sorun yok. Artık siz de çevrecisiniz. Bir yandan dünyanın yer altı ve yer üstü zenginliklerini kirletebilir, nehirleri ve ormanları yok edebilir, diğer yandan kendinizi çevreci ilan edebilirsiniz. Nasıl olsa gürültü ve patırtının içinde kimsenin sizi sorgulama şansı yok. The Economist dergisinin Kopenhag kapak konulu 5 Aralık 2009 sayısı, baraj ve nükleer santral inşa eden, su kaynaklarını sonuna kadar tüketen “düşük karbonlu” şirketlerin reklamlarıyla dolu.
Dünyanın en kirli ekonomilerinden birine sahip olan Çin ise 2020 yılına kadar karbon emisyonunu yüzde 40-45 oranında düşüreceğini söyledi ve Kopenhag’ın sıkı çevrecileri arasına katıldı. Karbon senaryosuna göre Çin’in bunu başarmak için kirli projelerinin tek birinden bile vazgeçmesi gerekli değil. Kopenhag’ın tartıştığı sahte çözümlerden birkaçını uygulaması yeterli. Bunu tüm seyirciler biliyor. Ancak çoğu sessiz kalıyor ve alkışlıyor. Çevreciliğin ölüm sahnesi…
Türkiye gündemi işgal eden Kopenhag tartışmaları içinde en anlamlı bireysel hareketi bana göre Greenpeace Akdeniz Direktörü Uygar Özesmi yaptı. İklim için oruç tutmaya başladı. Bunu yaparken, gelecek değil, bugün açlıktan ölen insanlar hakkında mesaj verdi. Hepimiz, haksızlıklar çağının ekmeğini yiyoruz. Bunu hatırlattı.

http://media1.ntvmsnbc.com/j/NTVMSNBC/Components/ArtAndPhoto-Fronts/Sections-StoryLevel/Ye%C5%9Fil%20Haber/K%C3%BCresel%20Is%C4%B1nma/dunya.widec.jpg

Doğa hakkı

Ayağımın altındaki küçük kum bitkisi, bir yandan sessizce onu yok edecek beton yığınlarını beklerken, diğer yandan bana gerçek çözümü fısıldıyor: İnsanlığın doğa hakkını tanıması. İnsan haklarını tanımakla evrenselleştiriği ahlaki değerleri, yaşayan tüm varlıklar ve gezegenin bütünüyle paylaşması. Böylece, birey, toplum ve diğer canlılar arasındaki parçalanmışlığa son vermesi. Çevreci hareketin, tümüyle intihar etmeden, enerjisini doğaya yapılan haksızlıkla mücadeleye odaklaması. Sokaklara bunun için dökülmesi.
Çünkü yeryüzündeki tüm haksızlıkların odağı, en çok ezilene, yani doğaya yapılan haksızlıktır. Bu haksızlığı ortadan kaldırmadan ne iklimi korumak, ne açlıkla mücadele etmek, ne de o kum bitkisini kurtarmak mümkün olabilir. Kadın, çocuk, azınlık, güçsüz, yetim, doğa veya o kum bitkisi. Hiç fark etmez. Hak parçalanmaz, bütündür

Bu yazının kısa hali 13 Aralık 2009 Radikal İki’de yayınlanmıştır.

rogdopsink
15-12-2009, 20:20
PAUL SAMUELSON ANISINA...

http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/4/4c/Paul_Samuelson.gif


henüz kendisini yeni öğrenmeye başladıgım vakitte 13 aralık 2009 daki ölümü ile daha da bir büyüklüğünün farkına vardıgım modern iktisatın babalarından paul samuelson ı inceleme olanıgına eriştim bugün biraz..

kimdir paul samuselson...?


1970'te Nobel Ekonomi Ödülü'nü alan Samuelson, siyaset alanında da tanınmıştır. Şikago Üniversitesi'nde iktisat tahsili yaparak, 1935'te buradan, 1941'de de Harvard Üniversitesi'nden diploma aldı. 1940'tan sonra Massachusetts Teknoloji Enstitüsü'de ekonomi öğretmenliği yaptı. 1947'de Amerikan Ekonomik Derneğinin ilk olarak verdiği Bates Clark Madalyasını kazandı. 1951'de Amerikan Ekonometri Derneğinin başkanlığına ve bu derneğin yayımladığı Ekonometri dergisinin editörlüğüne seçildi. Bu tarihten sonra yazdığı makalelerle, ortaya çıkan ekonomik problemlerin çözüm yollarına işaret etti. Devletin, bilgisine, yol göstericiliğine önem verdiği bir kişi oldu.

http://www.pragoti.org/sites/default/files/images/PaulSamuelson.png


çalışmaları..

Samuelson'un ilk çalışmaları, "Ekonomik Analizin Teşkili" adlı kitabında toplanmıştı. Bu kitapta, ekonomi hakkında bazı anafikirler ileri sürerek genel iktisat konularına temas etmiştir. 1954'te yayınladığı bültenlerle doğrusal programlama, mevduat temayülü, çarpan-hızlandıran bağlantısı ve ekonometriyle alakalı problemlere çözüm yolları gösterdi. Daha sonra çeşitli yayın organlarında neşredilen makalelerinde, serbest ticaret şartları ve üretim konularında bazı tavsiyelerde bulundu. İngiliz iktisatçısı John Maynard Keynes'in fikirleri üzerinde çalışma yapanların en önemlilerinden olan Samuelson, ekonomik stabilizasyon sahasında da makaleler yazmıştır.

samuelson


94 yaşına gelmiş ve abd tarihinde çogu başkanın arkasındaki
ve keynesten sonraki en büyük sam amcalardan birisidir diyebilirmiyiz....
25 yaşında,yaşından fazla birinci sınıf makale ile iktisat dünyasına giren keynesin
teorilerini matematiksel olarak akademik dünyaya sokan ve yazdıgı ders
kitapları ile her öğrenciye adından sıkça söz ettiren büyük bir iktisatçıdır..
kamu ekonomisi ve maliye üzerine yazdıkları devletin ekonomik rolünü gözler
önüne sermiş kapitalizmin devasa dişlilerinin ne yöne döndüğünü bir güzel
açıklayabilmiştir teorileriyle..
iktisatçımız aynı zamanda 1970 nobel ödülü sahibi olmuştur... hakkında
anlatılanları benim anlatmaya bilgim yetmez açıkçası..
o yüzden p.samuelsonu nasıl algılamak gerekli bu kişinin kendisine bırakılmalıdır..
çünkü samuelsonu anlamak bu sistemin nasıl döndüğünü anlamakla birebir
neredeyse...

p.samuelson un şu sözü sonuç olarak anlamlıdır sanırsam..kendisi her ne kadar
siyaseti tahmin edilemeyen bir ekonominin zor tahminlenebileceğini söylesede...



“Eğer bir ülkenin ekonomi ders kitabını yazabiliyorsam, ülkenin yasalarını ve sözleşmelerini kimlerin gerçekleştirdiği umurumda bile olmaz” (P.Samuelson)

diyebilmiştir..

bu noktada karşılıgında bir öğrencinin sorusu üzerine verilen cevap ise gerçekten çok daha anlamlı ve düşündürücüdür..




“Eğer ders kitabı eğitimin temel aracı olarak görülürse, öğretmenin yaşayan kelimeleri değersiz kalır. Ders kitaplarından öğreten bir hoca, öğrencisine özgün olanı veremez. Kendi kendini ders kitabının kölesi yapar ve özgünlüğünü kaybeder. Böylece daha az ders kitabı hem öğretmenler hem de öğrenciler için daha yararlıdır. (M.Gandhi’den aktaran Kumar,1988,452).

http://www.kaliteliresimler.com/data/media/85/karanfil.jpg

sidabumi
15-12-2009, 21:29
Sevgili rogdopsink,

Hedef zaman yaklastikca acaba diye heyecan artiyor mu? :)

Selamlar, sevgiler ve daim basarilarrr...

http://www.hisse.net/forum/showthread.php?t=32997&page=52


U100 ÇALIŞMALARI VE ARALIK HEDEFİ..

bir zamanlar gannboxx çalışmamız vardı.. uzun süredir bakmıyorum..zaten haftalık baktıgım uzun vadeli çalışmalardı..

ardından benim için çok değerli olan bir çalışma yapmıştık sidabumi abi ile bu topicte ismi southbox idi...:))

sidabumi abimin öngörüleri herzaman bana yol gösterici olmuştur...

1 eylül tarihine girerken bu topicte dikkat demiştik.. ve ikinci uyarıyı aralık tarihi için de yapmak gerekli diye düşünüyorum...

aralık önemli bir zirve zaman hedefi idi.. aylıklarda bakılınca gayet güzel zirve olarak kalacagız gibi gözüküyor..

herneyse tam olarak 18 aralık tutarmı bilmiyorum.. nokta atışına gerek yok ama aralık ayının önemine cemal süreyya dan bir şiirler de dokunalım...:cool::cool:




18 Aralık

18 Aralık 1985'te o salonda
Kişi nasıl kestirebilirdi ileriyi?
Siz, kazıbilimler, alınyazısıbilimler,
Geçsin yıllar geçsin, seneler gibi.
..........

CEMAL SÜREYYA...


uzun vadede hepimiz polyannayız...:mut::mut:


http://1.bp.blogspot.com/_HNQA7RgTvbQ/SgqWAPT8cWI/AAAAAAAAADU/JNVZK-VgA9U/s400/polyanna%5B1%5D.gif

mulayim
15-12-2009, 21:40
18 aralıkta ne olucak arkadaş söylede bilelim

rogdopsink
16-12-2009, 20:41
Sevgili rogdopsink,

Hedef zaman yaklastikca acaba diye heyecan artiyor mu? :)

Selamlar, sevgiler ve daim basarilarrr...

http://www.hisse.net/forum/showthread.php?t=32997&page=52

teşekkürler ...

aslında dersime iyi çalıştım gözüyle bakıyorum..: )

ama yinede heyecan yok dersem yalan olur...:clown:

saygılar abi...:cool:


18 aralıkta ne olucak arkadaş söylede bilelim


olur bişeyler heralde...

mesela bakın hep 18 aralıkta önemli bişiler olmuş..:p

http://tr.wikipedia.org/wiki/18_Aral%C4%B1k

belkide 18 aralık tarihinin önemi sizsinizdir..

Red_baron
20-12-2009, 00:50
Dubai'de 940 bekleyenler var :)

Grafik dışında başka bir açıdan yaklaşmak istiyorum. Dubai çok uzun süredir turizm ve hizmet sektörü ekseninde büyüme trendi içinde ve adı en sık duyulan ülkelerden birsi oldu. geçen sene rusya borsası 500'lere düşerken bu hem grafik hemde temel analiz açısından alım yapılabilir bir noktadır diye düşünüyordum ama şu anda aynısını Dubai için hissetmiyorum. Rusya her nekadar borç krizine girsede gelir yapısı çeşitlenmiş vaziyette olduğundan dengeleyebiliyor. finansal bir krize karşın petrol, gaz, çeşitli madenler ve doğal kaynaklar bakımından en büyük ihracatçı konumunda üstelik enerji piyasasında en güçlü aktör, silah sanayi ve diğer ağır sanayi kolları da çeşitlemeye katkıda bulunuyor. mafyalarıda çok iyi :)

dubai ise tamamen turizm ve hizmet sektörü odaklı ayrıca singapur gibi bir çeşit ara ticaret limanı olmaya çalışıyor. krallık olduğundan ülkeye ilişkin veri ve bigilerin sağlıklı olduğu tartışılır bu bakımdan bizim ulaşabileceğimiz verilerin bir anlamı olduğunuda sanmıyorum.

burda asıl değinilmesi gereken kısım şu; paranın bol ve ucuz olduğu, borç verenlerin müşterinin ayağına gittiği dönemlerde alınan borçlarla yapılan yatırımlar dünya ekonomisi büyüdüğü ve likit kıymetsiz olduğu sürece sorun teşkil etmiyor. dubai modelinde olduğu gibi ortam uygun olduğu sürece borç servisinizi sürdürmek için yeni borç bulmakta sıkıntı yaşamıyorsunuz ancak bu durum borç alan taraflarda yanılgıya sebep oluyor; sistemin sonsuza dek süreceğini sanarak borçlanmanın ivmesini yükseltiyorlar. sistemin öteki ucundaki borç verenler yani bankalar ise muhattaplarının riskli olduğunu bildikleri halde rekabet nedeniyle sistemi sürdürüyorlar. burda müdahale etmesi gerekenler düzenleyici devlet otoriteleridir (FED, dubai emiri vs.) bu saadet zinciri bankaların likit öz varlık oranı ve aktif kalitelerinin limit noktasına kadar sürebiliyor ve limit noktasına ulaşılınca para birden değerli hale geliyor. bu aşamada dubai durumundaki borçlu, mevcut borç taksitlerini ödemek için yeni borçlanma imkanı bulamıyor ve sonuç malum.

dubai borsasına değer biçmek bakımından asıl önemli nokta ise burdan sonra başlıyor.

sistem ters döndüğünde sadece borç ödemeleri değil başka bir sorun daha ortaya çıkıyor; işletme sermayesi... dubai aldığı borçları likit aktiflere yatırmadı; otel, havaalanı, turizm tesisi ve bunların altyapı inşaatarı gibi sabit yatırımlara yöneldi. paranın suyunu çektiği dönemde bu tip yatırımlar bir anda başa bela olur çünkü borç taksitlerinii karşılayacak kadar çabuk nakit yaratamazlar ülke borç taksitleri için yeni borç bulmanın dışında bu tesislerin çalışması içinde kısa vadeli işletme kredilerine ihtiyaç duyar. zaten para kaynaklarının kuruması beraberinde (hangisi önce bilemiyorum) ekonomik durgunluğuda getirebilir bu durumda işletmeler planlanan gelirleri elde edemez ve borç ödemelerine başka açıdan darbe vurur. özetle.
1- vadesi gelen borçlar yenilenmez
2- borçlarla kurulan tesisler tahmin edilen gelir hedeflerinin altında kalır
3-tesisler ihtiyaç duyduğu işletme kredisini bulamaz

hepsi üst üste geldiğinde ülke yaşadığı çok uzun süreli, yüksek kredi kaldıraçlı büyüme döneminin düzeltmesini o dönemle orantılı bir şiddette yapar. geçmişte benzer tecrübeler dünya genelinde yaşandı. spot piyasadan borçlanmak zorunda olan dev şirketler hatta devletler görüldü. dubai durumundaki bir ülke için kötü günler bitti demek kolay değil ve en önemlisi bu söz ettiğim mekanizma tek ülkeyle sınırlı kalamaz aynı durumdaki tüm kurumları etkiler.

saygılarımla

rogdopsink
20-12-2009, 21:23
emeğinize saglık sayın red baron..
söylediklerinize katılıyorum...:super:

****

http://2.bp.blogspot.com/_pCDyiFUv9XU/Sy2jvnz0VwI/AAAAAAAAHxk/XQI9WPSmw-k/s400/72380_600.jpg

dubai için ilk panic biraz garip oldu beklenmedik bir gelişmeydi çünkü herkesin gözü hala dowda...
dow kırılırsa diye bekliyor teknikçiler ama avrupada da görünüm pek hoş durmuyor son günlerde...

ukrayna yunanistan balkanlar tarafında ilginç gelişmeler yaşanıyor.. bizdede durum çok farklı değil... krizlerde sermayeler kendilerini bir nebze olsun kurtarabilirken toplumda değişim o kadar hızlı olmuyor maalesef ..dışarıya bakınca siyasal gelişmeler toplumsal yapılar polemikler dışında daha farklı bir değişime ihtiyaç duymaya başlıyor..

bazen bu değişim medya bazen bir cep telefonu bazen de başka birşeyle olur ama şurası varki bu değişim yani toplumun psikolojisi sermayenin değişimini kendi vicdanında kabullenecek bir dönüşüm yaratmazsa aradaki ayrım çelişki uçurum vs dahada açılır.. o yüzden sermaye arada bir kendi yüzünü yumuşatmak için sosyal projeler ortaya koyar..bazen milyarderler çıkar ülkeyi borçtan kurtarmak için satın alacagını söyler..

yunanistan dubai afrika ukrayna gelişmekte olan ülkeler gelişmiş ülkelerin büyüme hızlarına yaklaşacagı yerine ayrım dahada açılmakta ve kriz abd nin krizi olmaktan (zaten çoktan çıktıda) çıkıyor...

önümüzdeki dönemde bu değişim ihtiyacanı psikolojik baskıyı tüm herkes daha çok hissedecek gibi gözüküyor...

rogdopsink
20-12-2009, 21:32
GİNİ KATSAYISI...

gini nedir ne değildir ne işe yarar sn Magfi Eğilmez güzel açıklamış...

Ne oldu bizim Gini'ye?

talyan istatistikçi Corrado Gini, Lorenz tarafından geliştirilen bu sistemi 1912 yılında yazdığı bir makalede bir katsayıyla ifade ederek gelir dağılımı ölçümünü yeni bir kalıba oturttu. Katsayı, mutlak eşitlik çizgisini ifade eden 45 derecelik doğrunun altındaki alan ile gerçek hayatta ortaya çıkan aşağıya doğru sarkmış eğrinin üzerindeki alan arasındaki orantıya dayanıyordu.:))) 0 ile 1 arasında değer al an bu orantıya Gini katsayısı adı veriliyor. Herkesin aynı gelire sahip olduğu bir toplumun Gini katsayısı 0 iken tüm gelirin bir kişide toplandığı toplumun Gini katsayısı 1’dir. Buna göre Gini katsayısı sıfıra yaklaştıkça gelir dağılımı eşitsizliği azalırken bire yaklaştıkça gelir dağılımı eşitsizliği artar.

devamı....

http://www.radikal.com.tr/Default.aspx?aType=RadikalYazarYazisi&Date=20.10.2009&ArticleID=960143

Gini çıktı piyasaya

Gelir dağılımının en düzgün olduğu ülke 0.24’lük Gini katsayısıyla Danimarka, en bozuk olduğu ülke 0.74’lük Gini katsayısıyla Namibya olarak görünüyor.
TÜİK’in bu raporunda geçmiştekilerden farklı olarak bölgesel gelir dağılımı sonuçları da yer alıyor. Türkiye’de Gini katsayısının sıfıra en yakın olduğu, yani gelir dağılımının en düzgün olduğu bölge 0.32 ile Batı Marmara bölgesi. Gelir dağılımının en bozuk olduğu bölge ise 0.42 Gini katsayısıyla Akdeniz bölgesi. TÜİK’in raporuna göre 2007 yılında eşdeğer hanehalkı gelirine göre nüfusun yüzde 20.6’sı yoksulluk sınırının altında bulunuyor. Nüfusun yüzde 61’i kendine ait bir konutta oturuyor, yüzde 55.5’inin borcu bulunuyor.


devamı...

http://www.radikal.com.tr/Default.aspx?aType=RadikalYazarYazisi&ArticleID=970150&Yazar=MAHF%DD%20E%D0%DDLMEZ&Date=20.12.2009&CategoryID=101 :wink:

tovbekar
20-12-2009, 21:32
sn rogdopsink,
eğer bu kadar yaşlı olmasaydım masterımı felsefe üzerine yapardım (hoş bizim dönemimizde kamu yönetimi mezunuysanız ancak o alanda master yapabilme gibi bir garabet vardı diye hatırlıyorum) bir düşünün derim... eminim sizde mükemmel dururdu...
haddim olmayarak yaşımın sizinkinin 2 misline yakın olmasından cesaret alarak öğüt verme moduna girdim lütfen bağışlayın...

rogdopsink
20-12-2009, 21:53
sn rogdopsink,
eğer bu kadar yaşlı olmasaydım masterımı felsefe üzerine yapardım (hoş bizim dönemimizde kamu yönetimi mezunuysanız ancak o alanda master yapabilme gibi bir garabet vardı diye hatırlıyorum) bir düşünün derim... eminim sizde mükemmel dururdu...
haddim olmayarak yaşımın sizinkinin 2 misline yakın olmasından cesaret alarak öğüt verme moduna girdim lütfen bağışlayın...

çok teşekkürler değerli görüşünüz için..

şu an iktisat masteri yapıyorum ama sosyoloji ve felsefe üzerine dediğiniz gibi yogunlaşmayı ileriki dönemde düşünürmüyüm bilmiyorum..

ekonominin toplumdan bagımsız bir alanmış gibi algılanmasına karşıyım aslında ama öğretilen eğitim sistemi ekonomi-politik değil garip formüllerin ezberlendiği bir sistem oldugu için kafalarımız pek o yönden çalışmıyor maalesef çogu zaman..

ekonomi politik kavramı daha çok marksizmim kullandıgı bir kavram diyalektik eleştiri yöntemi ile yaklaşır ama günümüzde ekonomi politik yapacak eğitimi verecek kişilerin azlıgı dolayısı ile okumuş olmak için okurmuyum bilmiyorum..

mesela bir fuat ercanın bakış açısını yakalayabilecek bir iktisat bakışım olsun isterdim..ya da ulus bakerin ki kadar derin bir felsefe ve sosyoloji altyapım olsun isterdim ama üniversitelerdeki kaprisli ve doçentler proflar arasındaki rekabetin istemesem de gözüme girdiği bir eğitim sistemi ile daha fazla okumak içimden bile gelmiyor artık..

zaten üniversiteler eğitmek üzerine kurulu oldugu sürece bu hep böyle kalacak gibi duruyor maalesef.. artık üniversitelerin eğitim kurumundan çok öğrenim kurumları oldugunun farklarına varmaları lazım.. zira aradaki fark bana göre çok fazla..yani eğitim yaşımız geçti artık eğitilmek istemiyoruz öğrenciler olarak...:))

herneyse sayenizde bende içimi dökmüş oldum...tekrardan teşekkürler saygılar...:cool:

sidabumi
20-12-2009, 23:03
Ogretmen olmak o kadar hakkin ve bir o kadar da sana yakisiyor ki, goruyorum...:yes:

Sevgiler ve selamlar...


çok teşekkürler değerli görüşünüz için..

şu an iktisat masteri yapıyorum ama sosyoloji ve felsefe üzerine dediğiniz gibi yogunlaşmayı ileriki dönemde düşünürmüyüm bilmiyorum..

ekonominin toplumdan bagımsız bir alanmış gibi algılanmasına karşıyım aslında ama öğretilen eğitim sistemi ekonomi-politik değil garip formüllerin ezberlendiği bir sistem oldugu için kafalarımız pek o yönden çalışmıyor maalesef çogu zaman..

ekonomi politik kavramı daha çok marksizmim kullandıgı bir kavram diyalektik eleştiri yöntemi ile yaklaşır ama günümüzde ekonomi politik yapacak eğitimi verecek kişilerin azlıgı dolayısı ile okumuş olmak için okurmuyum bilmiyorum..

mesela bir fuat ercanın bakış açısını yakalayabilecek bir iktisat bakışım olsun isterdim..ya da ulus bakerin ki kadar derin bir felsefe ve sosyoloji altyapım olsun isterdim ama üniversitelerdeki kaprisli ve doçentler proflar arasındaki rekabetin istemesem de gözüme girdiği bir eğitim sistemi ile daha fazla okumak içimden bile gelmiyor artık..

zaten üniversiteler eğitmek üzerine kurulu oldugu sürece bu hep böyle kalacak gibi duruyor maalesef.. artık üniversitelerin eğitim kurumundan çok öğrenim kurumları oldugunun farklarına varmaları lazım.. zira aradaki fark bana göre çok fazla..yani eğitim yaşımız geçti artık eğitilmek istemiyoruz öğrenciler olarak...:))

herneyse sayenizde bende içimi dökmüş oldum...tekrardan teşekkürler saygılar...:cool:

rogdopsink
21-12-2009, 08:35
Ogretmen olmak o kadar hakkin ve bir o kadar da sana yakisiyor ki, goruyorum...:yes:

Sevgiler ve selamlar...

selamlar sida abicim...umarım hep öğrenci olarak kalıp öğreneceğim birşeyler olur..

rogdopsink
21-12-2009, 08:42
U100

sarı bölge psikolojilerin zorlandıgı ve belirsizliklerle geçen bir dört ay olarak grafikte yerini aldı...

bakalım önümüzdeki günlerin yatırımcıları nasıl bir his içinde olacaklar...sarı bölgede uzun süren bir düzeltme yaşıyoruz gibi bu yüzden yukarı kırma olasılıgınıda düşünerek büyük dikkat içinde olmak gerekli...

herkese bol kazançlar...


http://img526.imageshack.us/img526/3498/u100rogdopsink.jpg

kulmer
22-12-2009, 00:55
EWP de 18 aralik zirve olarak kalmadı swing analizinde 27 aralik bekleyeceğiz sanırım ?

rogdopsink
22-12-2009, 23:17
EWP de 18 aralik zirve olarak kalmadı swing analizinde 27 aralik bekleyeceğiz sanırım ?

bende şu an için değişen birşey yok syn kulmer üstteki grafikte bir değişiklik gözükmüyor benim için..

belki beş dakikalık gibi kısa periyotlar ve küçük ölçekte grafiğe bakanlar için algılar daha farklı olabilir ancak yukarı ihtimali bende düşünmekle beraber hala burdan yeni yatırım yapma konusunda şüpheliyim..

farklı gelişmeler yaşanmıyor aslında zirveye uygun haberler geliyor... bakalım izliyoruz...bir sıkıntı yok yani..

seans saatlerinde film izleyecek moda girdim yani... kubrick i tanıyanlarınız tanır benim favorim otomatik portakal..

iyi geceler herkese...

Stanley Kubrick ve Filmleri Üzerine

Woody Allen: “Orson Welles ile birlikte en büyük iki sinemacıdan biri.”

Mathieu Kassovitz: “Mükemmelliğe ulaşmak imkansız, bir sürü kaza olabiliyor. Kubrick gibi yapmadıkça, yani istediği gibi olmadığında çekimlere son verip, kendisinden emin olmadıkça da tekrar başlamayan (bu süreç haftalarca sürebiliyordu) bir yönetmen gibi davranmadıkça mükemmel film çekmek zor.”

Alan Rudolph: “Muhtemelen son 30 yılın en bağımsız sinemacısı, sadece stüdyo sisteminin içinde çalışmış olanı Stanley Kubrick’tir. Onun bağımsız olmadığını mı söyleyeceksin? Filmleri 30, 40, 50 milyon dolara maloluyor ve Warner Brothers senaryoyu bile göremiyor.”

Yavuz Turgul: “Benim için en önemli eser, bugüne kadar gördüğüm en önemli sinema olayı, Kubrick’in 2001: A Space Odyssey (2001: Uzay Macerası) filmidir.”

http://www.sanatlog.com/wp-content/uploads/2009/12/The-Killing.JPG

John Boorman: “Stanley Kubrick, aşırılık ve bitkinlikten doğan oyuncu performanslarını yakalamaya çalışıyordu.”

Luis Bunuel: “A Clockwork Orange (Otomatik Portakal) yeni favorim. Hakkında olumsuz çok şey duymuştum. İzledikten sonra fark ettim ki modern dünyanın gerçekte ne olduğunu gösteren tek film bu.”

Orson Welles: (1960’larda söylediği sözler) “O en büyük filmini henüz yapmamış büyük bir yönetmendir. Onda daha önceki neslin yönetmenlerinde görmediğim bir yetenek var.”

Martin Scorsese: (Full Metal Jacket hakkında) “Savaşın gerçekten ne olduğunu anlatan tek film.”

http://www.sanatlog.com/wp-content/uploads/2009/12/Dr-Strangelove.JPG

Sydney Pollack: “Tartışmalı konulara neşter atan bir yönetmendi.”
Steven Spielberg: “Stanley’nin bir yanı hâlâ gizem…”

Tom Cruise: (Eyes Wide Shut – Gözü Tamamen Kapalı üzerine) “Para için yapmadığınız bazı şeyler vardır. Stanley Kubrick ile çalışma şansını yakalamak buna değer. Bir anda size bir şey söylediğinde ya da bir planı nasıl yarattığını gördüğünüzde bu adamın farklı, çok bilgili olduğunu fark ediyorsunuz.”

Nicole Kidman: (Eyes Wide Shut ile ilgili olarak) “Her zaman ilginç ve harika bir deneyim olarak hatırlayacağım.”

Alex Cox: (Dr. Strangelove üzerine) “Bu film benzerlerinden hemen ayrılıyor, asla modası geçmeyecek bir film.”

Shelley Duvall: “Onunla çalışmış olmayı hiçbir deneyime değişmem.”

Stephen King: (The Shining hakkında) “Benim için Stanley Kubrick’in The Shining’ini değerlendirmek çok zor; çünkü o konuda hislerim çok karışık. Kubrick’e uzun süredir hayrandım ve projeden çok şey bekliyordum. Ama sonuç beni ciddi bir düş kırıklığına uğrattı. Film yer yer ürpertici ve amansız bir klostrofobik dehşetle yüklü; ama çoğu zaman yavan.”

Christiane Kubrick: “Spartacus’ü çekerken rahat değildi ve o filmden sonra artık senaryosunda söz sahibi olmadığı bir filmi çekmemeye karar verdi.”

Malcolm McDowell: “Oynamak için doğduğunuz roller vardır. O filmde (A Clockwork Orange) ben vardım.”

http://www.sanatlog.com/wp-content/uploads/2009/12/The-Shining.JPG

Jack Nicholson: “Onun için dahi diyorlar. İnanın bu söz bile az kalıyor.”

Alan Parker: “Hepimiz onun gibi bağımsız sinemacı olma özlemi içindeydik. Stüdyolara her dediğini yaptırıyordu, hayretle izliyorduk.”

Mark Herman: “Eyes Wide Shut hakkında pek bir şey bildiğimi söyleyemem; ancak bu filmin sinema sanatına sonsuza kadar sürecek kimi etkilerde bulunacağını öngörebiliyorum.”

Thomas Clay: “…ben iflah olmaz bir Kubrick hayranıyım.”

http://www.sanatlog.com/wp-content/uploads/2009/12/stanley_kubrick_with_camera.jpg

rogdopsink
28-12-2009, 21:58
Chaos and Complex Systems"


21-24 Mayıs 2010 tarihleri arasında İstanbul Kültür Üniversitesi'nde

"3rd International Interdisciplinary Chaos Symposium on "Chaos and

Complex Systems" CCS2010" sempozyumu yapılacaktır.

Ayrıntılı bilgi http://www.iku.edu.tr/ccs2010/ web sitesinde bulabilirsiniz.


KELEBEK KANADINI KİMDEN YANA ÇIRPIYOR............:wink:(konuyla ilgili bir makale...)

http://www.iku.edu.tr/TR/iku_gunce/GunceC3S2veS3FenMuh/Gunce/GunceC4S3Ekim06FenMuh/77.pdf


http://img163.imageshack.us/img163/9439/adszjua.jpg (http://img163.imageshack.us/i/adszjua.jpg/)

MİDİLLİ
28-12-2009, 22:08
başarılar..
ardaşık bağımlılığın sebebi nedir...
50 puanlık soru cevabı tek kelime ekonometri sınav sorumuz herkes dökülmüştü.

rogdopsink
28-12-2009, 22:26
başarılar..
ardaşık bağımlılığın sebebi nedir...
50 puanlık soru cevabı tek kelime ekonometri sınav sorumuz herkes dökülmüştü.

:)) keşke hep böyle sorsalar..

ardışık bagımlılık= otokorelasyon hata terimlerinin arasındaki ilişki olarak ifade edilebilir...dogrusal regresyon modelinin incelendiği durumlarda varsayımlarından birininin ihlali anlamına da gelebilir..

Otokorelasyonun nedenleri şu şekilde sıralanabilir:


Bazı açıklayıcı değişkenlerin modele alınmaması
Modelin matematiksel biçiminin yanlış seçilmesi
Açıklanan değişkende ölçme hatası olması
Verilerin işlenmesi
Hata teriminin yanlış belirlenmesi.



Otokorelasyon sonucunda ise;

Parametre tahminleri sapmasız olmakla birlikte etkin değildir.
Hata teriminin varyansı, olduğundan küçük tahmin edilmektedir.
E.K.K. tahminlerine göre yapılan öngörüler etkin değildir.


otokorelasyonu belirlemede en çok kullanılan yöntemlerden birisi durbin watson test istatistiğidir..

bence bu varsayım bizim toplumda zaten tamamen geçersiz.. yani dogrusal regresyon varsayımı zaten baştan ihlal ediliyor..

ne demiş büyükler hatasız kul olmaz....yani hatanın kendisinde hata varsa ne yapalım..:cool:

forumda mutlaka iktisat fakültesi öğrencileri vardır..

not: ekonometri dersi alanlara yeni yıl hediyesi verecem üniversitede okutulan belli başlı üç beş ekonometri kitabının pdf i ve sorular ile çözümlerini...:D

hocaların yeni soru hazırlamadıgını farkettim en güzel anlama yöntemi hala kopya hazırlamak..:mut:

rogdopsink
01-01-2010, 21:05
http://www.ojaipost.com/images/warisover-thumb.jpg

neden insanlar böyle günleri hep iyi dileklerde bulunarak kutlarlar ki..

belkide tüm dünyanın hayallerine en çok yaklaşabildiği an gözlerin kapanıp geri sayımın başladıgı andır..

on, dokuz, sekiz, yedi, altı, beş, dört, üç, iki, bir .........ve puffff...

alice harikalar diyarından geri dönüverir.....

benim geleceğe dair iyimser bir dileğim yok maalesef ama yinede dünyadaki tüm insanların kendi harikalar diyarından dönmeyecekleri ve geri sayımın hiç bitmeyeceği bir dünya dilerdim herşeye ragmen...

herkes hayal ettiği kadar özgür...

2009 a girerken yunanistan da alexis in öldürülmesinin arkasından çıkan eylemler de atina üniversitesinin duvarına yazılan şu slogan pek bir anlamlıydı...

Merry Crisis and a Happy New Fear!

(Neşeli Krizler, Mutlu Yeni bir Korku! ...)

dünya bu derece büyük bir krizi bu derece büyük bir sevinç içinde geçirmesini bildi...bakalım 2010 neler getirecek...

http://4.bp.blogspot.com/_0bhAAw6hQ5c/SUvaG2NTSPI/AAAAAAAAAN8/Kiltnf4zXm0/s400/7145468.jpg

MİDİLLİ
02-01-2010, 20:55
sende bizim gibi sınıfta kaldın...
soru ardaşık bağımlılık nedir değil...
ardaşık bağımlılığın sebebi nedir...
cevabı: doğasındadır...
ekonometri ders kitabında satır arası yazı....
sinir bozucu değil mi?

rogdopsink
02-01-2010, 22:20
sende bizim gibi sınıfta kaldın...
soru ardaşık bağımlılık nedir değil...
ardaşık bağımlılığın sebebi nedir...
cevabı: doğasındadır...
ekonometri ders kitabında satır arası yazı....
sinir bozucu değil mi?

ben alıştım sınıfta kalmaya..:cry:

:)) Nasıl dogasındadır anlamadım valla..elbette dogası vardır işin onu rededen yok zaten..

şimdi şöyle düşünelim en basitinden bu otokorelasyon sorunu daha çok tarım ürünü arzlarında yaşanıyor..çiftçi amca ne yapıyor bakıyor geçen sene ürün güzel para yapmış dur bu sene bende ekeyim diyor yani arz fiyata bir dönem gecikmeli etki ediyor...(cobweb-örümcek agı teoremi)

burda ki ilişkiyi işin dogası böyle diyerek cevaplayabiliyorsak eger sonra çıkıp bu sorunu önleme yönteminden bahsetmemek lazım...:p bazı ekonometri kitaplarını çevirirken hocalar kendi dünyalarını yansıtmışlar maalesef birde öyle bir sorun var ...

aslında hocanın beklediği cevap sinir bozucu değil sizde bende hocada dogru düşünüyoruz,asıl sinir bozucu olan ekonometrinin kendisi...:))

iktisatçılar ve ekonometriciler için derler ki;..


İktisatçılan 'gerçeği' arayışı,yıllar geçtikçe onların karanlık bir odada,varolmayan bir karakediyi aradıkları görüşüne yol açmıştır;ekonometriciler ise sürekli,o karakediyi bulmakla suçlanmışlardır..


sözün özü yapacak birşey yok ekonometrist her zaman haklıdır...çünkü koşullarını kendisi yaratır...:mut:

rogdopsink
02-01-2010, 22:47
bende şu an için değişen birşey yok syn kulmer üstteki grafikte bir değişiklik gözükmüyor benim için..

belki beş dakikalık gibi kısa periyotlar ve küçük ölçekte grafiğe bakanlar için algılar daha farklı olabilir ancak yukarı ihtimali bende düşünmekle beraber hala burdan yeni yatırım yapma konusunda şüpheliyim..

farklı gelişmeler yaşanmıyor aslında zirveye uygun haberler geliyor... bakalım izliyoruz...][/B]..


aralık hedefi zirvesini geçti...imf haberi bir şekilde neden yada sonuç oldu bu konuda.. açıkçası artık yukarı gitme ihtimali pek heycan yaratmıyor..tahmin edildiği gibi piyasalarda üstdüzeyde iyimserlik var.. bogalarıın karşısında durabilmek imkansız..:p

bu yüzden son günlerde piyasa kulagını kötümser olabilecek en ufak habere dahi tıkamış gözüküyor..zaten fazla enformasyon gün geçtikçe kendi içini boşaltarak devam ediyor...

beni endeksin durumundan çok doların durumu düşündürüyordu.. şu an gerçekten son nefesini vermeye hazır bir hasta gibi duruyor..:))

bu hafta dolar(usdyvade) için trend dibi 1,49 u vobta izleyeceğim...

herkese iyi hafta sonları ...

XU100


http://img691.imageshack.us/img691/3235/adszwp.jpg

USDYVADE

http://img693.imageshack.us/img693/9964/usdyvade.jpg

MİDİLLİ
03-01-2010, 10:07
ben alıştım sınıfta kalmaya..:cry:

:)) Nasıl dogasındadır anlamadım valla..elbette dogası vardır işin onu rededen yok zaten..

şimdi şöyle düşünelim en basitinden bu otokorelasyon sorunu daha çok tarım ürünü arzlarında yaşanıyor..çiftçi amca ne yapıyor bakıyor geçen sene ürün güzel para yapmış dur bu sene bende ekeyim diyor yani arz fiyata bir dönem gecikmeli etki ediyor...(cobweb-örümcek agı teoremi)

burda ki ilişkiyi işin dogası böyle diyerek cevaplayabiliyorsak eger sonra çıkıp bu sorunu önleme yönteminden bahsetmemek lazım...:p bazı ekonometri kitaplarını çevirirken hocalar kendi dünyalarını yansıtmışlar maalesef birde öyle bir sorun var ...

aslında hocanın beklediği cevap sinir bozucu değil sizde bende hocada dogru düşünüyoruz,asıl sinir bozucu olan ekonometrinin kendisi...:))

iktisatçılar ve ekonometriciler için derler ki;..


İktisatçılan 'gerçeği' arayışı,yıllar geçtikçe onların karanlık bir odada,varolmayan bir karakediyi aradıkları görüşüne yol açmıştır;ekonometriciler ise sürekli,o karakediyi bulmakla suçlanmışlardır..


sözün özü yapacak birşey yok ekonometrist her zaman haklıdır...çünkü koşullarını kendisi yaratır...:mut:

kedi üzerinde istatistiksel bir çalışma yapmak istersen;

kedi o odayamı ait...
kedinin kara olma olasılığı..
birde gece görüşle bakıldığında kedi halen kara mıdır acep sınamaları yapılabilir....

MİDİLLİ
03-01-2010, 10:15
yazılarınız sıradışı başarılar...

rogdopsink
03-01-2010, 13:10
PARA KRİZLERİ ÖNGÖRÜSÜNDE LOGİT MODEL VE SİNYAL YAKLAŞIMININ DEĞERİ: TÜRKİYE TECRÜBESİ

bir kaç eleştirel nokta...

http://img704.imageshack.us/img704/7641/adszaep.jpg

**********
http://img683.imageshack.us/img683/5764/adsz1u.jpg


bugün dikkatimi türkiye ekonomi kurumunda yayınlanmış bir makale çekti.. makale nin ana konusu ülke ekonomisinde öncü göstergelerle para krizlerine sinyal yaklaşımı ile bir bakış....

Şu bir senedir moda olan konu geleceğe en yakın en iyi tahmini yapabilmek üzerine kurulu...Dikkat edin geleceği görebilmek demiyorum...

Bu krizde makalelerin çogu bu konular üstüne yogunlaştı krizin 29 ile olan baglantısı benzerlikleri tarihin tekerrür etmesi vs vs konular..

Vedat kaya ve Ömer yılmaz ın hazırladıgı bu makale akademik dünyanın ne kadar kötü durumda oldugunu gösterir boyutta bence üretilebilecek teori yoksunlugunun yanın da bariz bir şekilde moda olan kavramların kullanılarak türkiye uygulaması yapmak ne kadar özgün olabilir ki..çalışma yinede bir çok diğer çalışmalara göre önde durmakta...

ancak girişi ve sonucu arasında bir farklılık oldugu gözlenmekte.. yazarlar sanki tahminlenebilirliğin büyüsü ile okuyucu kandırmakta ve sonrasında ehh işte türkiye de bu değişkenler işe yaramayabilir yada başka değişkenler de göz ardı edilmemelidir demektedir..




işin garibi işe yaramayan kısım analizin kendisi gibi gözükmekte...,

Çünkü makale bütçe dengesinin gsmh içindeki payı,m2y para arzı büyüklüğünün gsmh içindeki payı,dış ticaret dengesinin gsmh içideki payı,kısa vadeli borç stokunun gsmh içindeki payı ve reel döviz kuru degerleme oranı değişkenlerini iyi performans veren değişken kümesi olarak belirleyerek bir yaklaşımda bulunmak istenmiş...

Analiz modeli logit model kurarak tahminleme yapmak istiyor..2003 ve 2005 verileri kullanılarak ta analiz yapılmış amaçta 2007 yılına kadar bir kriz çıkma ihtimalini gözlemlemek..



Herşey kuralına uygun yapılmış olsada bu analizde büyük eksiklik zaman sorunu olmuştur aşagıdada gözüktüğü üzere 2004 te alınan sinyaller 2007 de patlak vermiştir...

ve bu patlak daha çok global piyasanın verdiği sinyaller ile ortaya çıkmıştır.. yani gsmh nın ve gsmh ya oranla olan diğer değişkenlerin verdiği sonuçlar ile değil...

o yüzden fbe(finansal baskı endeksi) oluşturulurken belkide yurtdışına daİr değişknelerde koyulabilirmiydi...?

kimbilir makale aşagıda benim aklıma takılan sorular bunlar oldu..

küçük bir anektod olarak bu tarz makro tahminlere bakarak yatırım kararı alanlar varsa özellikle hareketli piyasalarda sonları hüsran olabilir..

Faiz teorisini ortaya atan Fisher bile 1929 da bu tarz öngörümleme tahminleri ile krizin çıkabileceğini öngörerek bütün varını yogunu satmış piyasaya girmiş , evet krizi dogru bilmiş ama ne zaman krizden çıkacagı konusunda yanlış tahminde bulundugu için batmıştır..

Sonrasında beş parasız kalan Fisher i ve ismini hatırlamadıgım o dönemin önemli üç beş kişisini bir yatırım şirketi sahibi bir kişi bu tarz çalışmalar yaptırmak üzere bir araya toplamış..

Bunlar arasında ekonometri kelimesini ve makro ekonomi kavramını ortaya atan Frisch de bulunuyor...işte o gün bugündür formüller olanca hızıyla artmaya devam ediyor...

ama ortada sonuç yok çünkü herşeyden önce olayın özünün insan oldugu unutuluyor...bu yüzden ekonomi politiK, psikoloji ve sosyoloji önemlidir..

yoksa türev alabilen ve ne matrisler çözen babayiğitler var meydanlarda...:))

makaleyi incelemek isteyenler için linki...:wink:

http://www.tek.org.tr/dosyalar/ERKEN_UYARI2.pdf

bir ara aslında aynı modeli güncellenmiş verilerle tekrar gözden geçirmek lazım bellimi olur belki bir sinyal çakarız..

lafı fazla uzatmışım sanırsam herkese iyi hafta sonları...

Ducato
03-01-2010, 22:37
Kardeş Mat econ kitabı var mı sende perşembe sınav var ya hala bende not yok varsa kitabı koyuverde bir yera indireyim....
Bide hangi sayfaya kadar olcak?
Prkab cı

rogdopsink
04-01-2010, 09:31
Türkiye'nin 10 Yıl bilançosu

http://i.radikal.com.tr/150x113/2010/01/03/fft16_mf324986.Jpeg

http://www.radikal.com.tr/Default.aspx?aType=RadikalYazarYazisi&ArticleID=972523&Yazar=U%D0UR%20G%DCRSES&Date=04.01.2010&CategoryID=101

"21.Yüzyılda Karl Polanyi'yi Okumak"...

http://3.bp.blogspot.com/_1dxrs8eNjFo/SzAPZ1l5WOI/AAAAAAAADiQ/K_uB4lFf9nk/s400/tara0047.jpg

http://omer-tuncer.blogspot.com/

That 1937 Feeling


http://graphics8.nytimes.com/images/2006/04/02/opinion/ts-krugman-190.jpgBut if those calls are heeded, we’ll be repeating the great mistake of 1937, when the Fed and the Roosevelt administration decided that the Great Depression was over, that it was time for the economy to throw away its crutches. Spending was cut back, monetary policy was tightened — and the economy promptly plunged back into the depths.

This shouldn’t be happening. Both Ben Bernanke, the Fed chairman, and Christina Romer, who heads President Obama’s Council of Economic Advisers, are scholars of the Great Depression. Ms. Romer has warned explicitly against re-enacting the events of 1937. But those who remember the past sometimes repeat it anyway.

krugman 1937 deki iyimserlik ile olan benzerliğe dikkat çekiyor....

Kamu Borç Yönetimi Raporu’nun Aralık 2009 sayısı


http://www.hazine.gov.tr/irj/go/km/docs/documents/Hazine%20Web/Arastirma%20Yayin/S%C3%BCreli%20Yay%C4%B1nlar/Kamu%20Bor%C3%A7%20Yonetimi%20Raporu/Kamu_Borc_Yonetimi_Raporu_Aralik_2009.pdf

http://img85.imageshack.us/img85/2104/adszlmc.jpg (http://img85.imageshack.us/i/adszlmc.jpg/)

bull/bear ratio....


http://www.market-harmonics.com/images/tech/sentiment/ii1.gif


2010 yılı programı...(dpt)


http://www.kamudan.com/NewsPictures/%5B20212534%5Ddpt_logo.gif

http://www.dpt.gov.tr/PortalDesign/PortalControls/WebIcerikGosterim.aspx?Enc=83D5A6FF03C7B4FC2797BFD B5AF32DAE

http://1.bp.blogspot.com/_pCDyiFUv9XU/S0DDemfQ6sI/AAAAAAAAH8c/SSSTKr8gg4Y/s400/72949_600.jpg

Cezve
04-01-2010, 17:42
Türkiye'nin 10 Yıl bilançosu

http://i.radikal.com.tr/150x113/2010/01/03/fft16_mf324986.Jpeg

http://www.radikal.com.tr/Default.aspx?aType=RadikalYazarYazisi&ArticleID=972523&Yazar=U%D0UR%20G%DCRSES&Date=04.01.2010&CategoryID=101

"21.Yüzyılda Karl Polanyi'yi Okumak"...

http://3.bp.blogspot.com/_1dxrs8eNjFo/SzAPZ1l5WOI/AAAAAAAADiQ/K_uB4lFf9nk/s400/tara0047.jpg

http://omer-tuncer.blogspot.com/

That 1937 Feeling


http://graphics8.nytimes.com/images/2006/04/02/opinion/ts-krugman-190.jpgBut if those calls are heeded, we’ll be repeating the great mistake of 1937, when the Fed and the Roosevelt administration decided that the Great Depression was over, that it was time for the economy to throw away its crutches. Spending was cut back, monetary policy was tightened — and the economy promptly plunged back into the depths.

This shouldn’t be happening. Both Ben Bernanke, the Fed chairman, and Christina Romer, who heads President Obama’s Council of Economic Advisers, are scholars of the Great Depression. Ms. Romer has warned explicitly against re-enacting the events of 1937. But those who remember the past sometimes repeat it anyway.

krugman 1937 deki iyimserlik ile olan benzerliğe dikkat çekiyor....

Kamu Borç Yönetimi Raporu’nun Aralık 2009 sayısı


http://www.hazine.gov.tr/irj/go/km/docs/documents/Hazine%20Web/Arastirma%20Yayin/S%C3%BCreli%20Yay%C4%B1nlar/Kamu%20Bor%C3%A7%20Yonetimi%20Raporu/Kamu_Borc_Yonetimi_Raporu_Aralik_2009.pdf

http://img85.imageshack.us/img85/2104/adszlmc.jpg (http://img85.imageshack.us/i/adszlmc.jpg/)

bull/bear ratio....


http://www.market-harmonics.com/images/tech/sentiment/ii1.gif


2010 yılı programı...(dpt)


http://www.kamudan.com/NewsPictures/%5B20212534%5Ddpt_logo.gif

http://www.dpt.gov.tr/PortalDesign/PortalControls/WebIcerikGosterim.aspx?Enc=83D5A6FF03C7B4FC2797BFD B5AF32DAE

http://1.bp.blogspot.com/_pCDyiFUv9XU/S0DDemfQ6sI/AAAAAAAAH8c/SSSTKr8gg4Y/s400/72949_600.jpg

Faiz sarmalından gitgide kurtulan Türkiye'de,yeni soluklu bir yükseliş ivmesi yakalanabilecek mi?Bunu hep birlikte göreceğiz...

rogdopsink
04-01-2010, 23:00
DOW JONES...

bir zamanlar şöyle bir sayıma rastlamıştım.... belkide dogrudur...belkide değildir...

nasıl olsa çogumuzun ömrü son dalgayı görmeye yetmeyecek 100 seneyi düzeltmelerle saydıgına göre grand super cycle 5 nerelerde son bulacak kimbilir...

wall street i de marsa taşırlar olur biter...

http://www.wavechart.com/super.gif


Excerpt from October 17, 2008 update...Once PRIMARY wave C (and CYCLE wave B) is complete, CYCLE wave C will begin. CYCLE wave C will be the final wave of the current SUPERCYCLE. Given the various time relationships within the SUPERCYCLE wave, it is likely that it will last until 2016. Pricewise, it may seem laughable now with the current market in turmoil, but 8 years from now we could see the DJIA at 37484 or even 60650. Why? Because the gain in the next CYCLE wave C should have a mathematical relationship (1:1 or a Fibonacci multiple) to the first CYCLE wave A. CYCLE wave A rallied from 40.56 to 195.59, a multiple of 4.822x. If the recent low holds for PRIMARY wave C, then 7773.71 x 4.822 = 37484...4.822 x 1.618 x 7773.71 = 60650. These numbers do seem incredible now, but the percentage gains are not unusual for CYCLE wave bull markets...especially bull markets that follow bear market flat patterns (flat corrective patterns imply great strength in the succeeding wave). The United States, its economy and the stock market have undergone turbulence and great difficulty many times during the current SUPERCYCLE, but they have always managed to rebound. I don't think this time will be any different. The time to worry will be when the SUPERCYCLE comes to an end.
March 2009 supplement...With the March 9th new intraday low, the calculations are slightly revised as follows: 6440.08 x 4.822 = 31054...6440.08 x 4.822 x 1.618 = 50245. Fibonacci time relationships suggest that the SUPERCYLE will last until 2016 or 2021.

Red_baron
05-01-2010, 17:50
Devlet Borçlanma Senetlerinin Getiri Tablosu oldukça ilginç. yanına hazinenein 2010 yılı iç borç geri ödeme tabalosuda konulsa iyi olur :)
bu tablolardan benim gördüğüm şu: eğer türkiye ekonomisi ve ödemeler dengesine dair gelişmeler hükümetin dediği gibiyse ve gelecek beklentileri doğruysa işler yolunda gidecek ve faizler azda olsa düşmeye devam edecektir. hükümetimiz bu sene enflasyonu %2,5 seviyeine indirir nasılsa kalem oynatarak yapılıyor bu iş. bu işin birde AMA sı var... eğer bir aksilik olursa işler hiç tahmin edilmeyen noktalara kadar ulaşabilirde. faizlerde ani ve büyük sıçrayış gerçekleşirse banka iflasları bile söz konusu olabilir. aslında türkiyede doğru dürüst banka bile yokken banka iflasından söz etmek saçma ama yay bu kadar gerginken kaza yapma lüksümüz olmadığını bilmemiz lazım zira bundan sonra bir banka batacak olursa bu toprak bank yada yurt bank gibi ufak balık olmaz en büyüklerden biri gider. piyasada sadece yabancı ve büyük bankalar kaldı. şeker bankın bile arkasında kazak devleti var kısacası sektördeki her banka düştüğünde çok gürültü çıkartacak kadar büyük. 170 milyar dolar iç borcu bir yılda çevirecek olan bir hükümetin çok temkinli olması lazım, imf anlaşmasının da çokan bitirilmesi lazımdı daha heyet bile çağrılmadı.

şöyle bir karşıt görüş üretilebilir: bankalar artık sıkı denetleniyor eski tecrübeler yaşanmaz... bunun cevabıda üs paragrafda saklı. bankalar hazinenin bu sene ihtiyaç duyduğu parayı ona verecekse denetimn ne anlamı kalır ki? sonuçta türkiyenin bankalarıyla türkiyenin hazinesi ayrılmaz ikilidir. biri hastayken diğeri sağlıklı olamaz biri sıkı denetlenirken öbürü borçlanamaz. demekki hazine ne kadar borç alacaksa bankaların tasması oderece gevşetilecek.

SONUÇ: bankaların sıkı denetimi diye bir kavram olamaz bir ülkenin hazinesi ve bankaları %100 eş güdüm halindedir biri gevşekken diğeri sıkı tutulamaz. biri sorunluyken diğeri sorunsuz denemez aralarında en ufak zıtlık yada bağımsızlık olamaz. hazine 12 ayda 170 milyar borç ödeme yükünün altındaysa bunun anlamı bankacılık sektörüde bu miktar parayı ona borç vermek zorunda olduğudur üstelik düşük faiz oranından. bankacılık sektörüne ilişkin unutulan gerçek budur, bankacılık sektörümüz sağlam diyenlerin devlet ekonomisine ilişkin yorumu zıt yöndedir ve bu unutkanlık banka hisse fiyatlarınada yansımış vaziyettedir. bu hatanın düzeltmesi mutlaka olacaktır.
saygılar

rogdopsink
05-01-2010, 21:30
Devlet Borçlanma Senetlerinin Getiri Tablosu oldukça ilginç. yanına hazinenein 2010 yılı iç borç geri ödeme tabalosuda konulsa iyi olur :)
bu tablolardan benim gördüğüm şu: eğer türkiye ekonomisi ve ödemeler dengesine dair gelişmeler hükümetin dediği gibiyse ve gelecek beklentileri doğruysa işler yolunda gidecek ve faizler azda olsa düşmeye devam edecektir. hükümetimiz bu sene enflasyonu %2,5 seviyeine indirir nasılsa kalem oynatarak yapılıyor bu iş. bu işin birde AMA sı var... eğer bir aksilik olursa işler hiç tahmin edilmeyen noktalara kadar ulaşabilirde. faizlerde ani ve büyük sıçrayış gerçekleşirse banka iflasları bile söz konusu olabilir. aslında türkiyede doğru dürüst banka bile yokken banka iflasından söz etmek saçma ama yay bu kadar gerginken kaza yapma lüksümüz olmadığını bilmemiz lazım zira bundan sonra bir banka batacak olursa bu toprak bank yada yurt bank gibi ufak balık olmaz en büyüklerden biri gider. piyasada sadece yabancı ve büyük bankalar kaldı. şeker bankın bile arkasında kazak devleti var kısacası sektördeki her banka düştüğünde çok gürültü çıkartacak kadar büyük. 170 milyar dolar iç borcu bir yılda çevirecek olan bir hükümetin çok temkinli olması lazım, imf anlaşmasının da çokan bitirilmesi lazımdı daha heyet bile çağrılmadı.

şöyle bir karşıt görüş üretilebilir: bankalar artık sıkı denetleniyor eski tecrübeler yaşanmaz... bunun cevabıda üs paragrafda saklı. bankalar hazinenin bu sene ihtiyaç duyduğu parayı ona verecekse denetimn ne anlamı kalır ki? sonuçta türkiyenin bankalarıyla türkiyenin hazinesi ayrılmaz ikilidir. biri hastayken diğeri sağlıklı olamaz biri sıkı denetlenirken öbürü borçlanamaz. demekki hazine ne kadar borç alacaksa bankaların tasması oderece gevşetilecek.

SONUÇ: bankaların sıkı denetimi diye bir kavram olamaz bir ülkenin hazinesi ve bankaları %100 eş güdüm halindedir biri gevşekken diğeri sıkı tutulamaz. biri sorunluyken diğeri sorunsuz denemez aralarında en ufak zıtlık yada bağımsızlık olamaz. hazine 12 ayda 170 milyar borç ödeme yükünün altındaysa bunun anlamı bankacılık sektörüde bu miktar parayı ona borç vermek zorunda olduğudur üstelik düşük faiz oranından. bankacılık sektörüne ilişkin unutulan gerçek budur, bankacılık sektörümüz sağlam diyenlerin devlet ekonomisine ilişkin yorumu zıt yöndedir ve bu unutkanlık banka hisse fiyatlarınada yansımış vaziyettedir. bu hatanın düzeltmesi mutlaka olacaktır.
saygılar

emeğinize saglık sayın red baron...

banka denetlemelerinin 2001 krizinden sonra bddk ile yapılmaya başlandıgını düşününce ve o zamandan bu yana bankacılık sektöründe ciddi bir sorun yaşanmamış olması bddk nın elinde sihirli bir değnek oldugu izlenimini çogu kimsede uyandırıyor...

ancak geçmiş krizler incelendiğinde bu tarz kurumların değil sadece bizim ülkemiz için bütün ülkelerde ortaya çıktıgını görebiliyoruz..yani her geçen kriz şu ana kadar kendini ya bu tarz kurumlar finansal anlaşmalar örgütlenmeler ,yada finansal ürünler ile kurtarmayı başarmış...

2001 krizinin sebeplerini 94*95 de mi aramak gerekli acaba... 2000 de bir senede dört kat artan krediler ve mantar gibi türeyen bankaların sonucu bazılarının hasatı yada çürümesi ile sonuçlanmış..:) ben o dönemi çok bilmiyorum okuduklarım da o kadar çok farklı görüşler mevcutki zaman geçtikçe o döneme daha objektif bakacagımızı düşünüyorum..

yani olması gereken oldu dogal seleksiyon... sermaye bu sayede daha bir toparlandı ve tekelleşti..sonrasında ki her arena da esen değişim rüzgarları da o güçlü sermayenin kanıtı olsa gerek...: (

bankalar ve hazine arasındaki uyuma gelince çok güzel anlatmışsınız...ancak benimde bu konularda kafamı kurcalayan bir kaç yer vardı...merkez bankasının aralık ayı enflasyonun sebebi yine işlenmemiş gıda fiyatlarından dolayı gözüküyor... ve vergi indirimlerinin bitmesi sebebi ile gözüküyor..buna ragmen mb aralık ayındaki bu olagandışılıgı geçici görmek yerine 2010 ortalarına kadar bu tarz kademeli enflasyon artışı ile karşılaşabiliriz diye açıklamış...

eylül ayı raporunda ve diğer raporlkarında dikkatimi çeken yer enerji fiyatlarındaki uzun süredir düşük seyir idi.. eger bir enflasyon artışı olacaksa enerji fiyatlarında bir artış olmasını bekliyordum..hoş yılın son gün sürprizi ile belki oda gelecek aya sarkıtıldı...

bana çelişki gelen kısım merkez bankası uzun süredir bir çok öngörüsünde tutarlı ve başarılı gözüküyor..buna ragmen nasıl oluyorda faizlerde düşük seyir konusunda ısrarcı olabiliyor.. her duyurusunda temkini bırakmamasına ragmen hala tam olarak ekonominin düzelmediğini söylemelerine ragmen hem enflasyonda artış hemde düşük faiz politikası bana çelişki gibi gözüküyor..

piyasadaki faiz oranları için bu kadar iyimserliğe rağmen düşüş eğiliminin bitmeside merkez bankasının elini zorlaştırmayacakmı...faizlerde agresif artışlar görmüyoruz ama iki haneli rakamlara kötümser bir senaryoda çıkmak ççok zor olmayacak sanki..

abd için zaten indirecek yerleri kalmadı avrupa yanlış bilmiyorsam sıfır faiz uyguluyor..bir kaç ülke (avustralya vs..)artırmaya başladı bile bir kaç aydır..yani global olarak ta faizler için en iyimser senaryo yatay kalmak gözüküyor..

ama gelişmekte olan ülkelerin kamu borçları vs bakınca düşük faizle ne yapacakları sorusu ortaya çıkıyor bende...imf den gelecek paranın asgari 6 milyar civarında olabilceği haberini okdum bugün..bu rakam bile çok sanki borç göstergelerine bakınca hazine imf ye olan borcunu 2013 e kadar sıfıra indirmeyi öngörüyor ama hala beklenti işi popülerliğini koruyor bir sene oldu g-20 den buyana imf kovalıyoruz piyasa olarak..:)

resme bakınca daha net anlaşılıyor sanki imf işinin bu kadar süründürülmesinin sebebi..


http://666kb.com/i/bfkqw7u8d074wy1cl.gif

http://666kb.com/i/bfkqvzykqg7jb2kid.gif

http://666kb.com/i/bfkqwic0u4acjcrx1.gif



http://www.hazine.gov.tr/irj/go/km/docs/documents/Hazine%20Web/%C4%B0statistikler/Borc_Gostergeleri_Sunumu/borc_gostergeleri.pdf

http://www.tcmb.gov.tr/yeni/duyuru/2009/DUY2009-66.pdf

http://www.bddk.org.tr/WebSitesi/Default.aspx

not: faizler konusunda ve hazine banka ilişkilerinde hala net değilim belki de faiz olayını uzun süredir kafamda yanlış kurguladıgım için yanlış tespitler oluyordur.. eksik görürseniz uyarmanız beni sevindirecektir..

bendende sevgiler saygılar...:super:

Cezve
05-01-2010, 21:48
İstihdam...Bence asıl sorun bu...Bu yüzden düşük faiz,yüksek enflasyondan taviz veremiyorlar.AKP iktidarının tek dayanak noktası bu kaldı...Birde sizin dediğinizi yaparlar ve işsizlik sroun olmaya başlarsa sayın rogdopsink,bu hükümeti kimse ipten alamaz.Hele birde,böyle bir durumda topun ağzında olacak olan dar kesimin AKP için oy potansiyelini düşünecek olursak...

rogdopsink
05-01-2010, 23:45
aritmetik sevda...

:))


<object width="425" height="344"><param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/PmZofm5R5zM&hl=en_US&fs=1&"></param><param name="allowFullScreen" value="true"></param><param name="allowscriptaccess" value="always"></param><embed src="http://www.youtube.com/v/PmZofm5R5zM&hl=en_US&fs=1&" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" width="425" height="344"></embed></object>


sen bir bir incelemiştin
benle geleceğinin artısını eksisini yar
ben hesap yapmadım
çünkü bilirdim sensiz geçen dakikam zarar

yar.. yar..
o nasıl hesaptı yar
bir eksiği artılara çarp...
eksi sonuçlar..
yar.. yar..
bana uymuyor bu hesaplar
iki olumsuzluktan çıkan olumluluklar

gözlerin gözlerime dokunsa gördüğüm anlamlanırdı..
sözlerin sözlerimi okşasa dediğim nakışlanırdı..

yar.. yar...
ne zaman gördüysem seni yar
yürek salıncaklarda uçar
göklere konar
yar... yar...
ne zaman düşünsem seni yar
yürek alır başını çıkar
mavilik toplar..

sen toplayıp çıkarmıştın
benimle bir yaşamın girdisini cıktısını yar
ben hesap yapmadım
çünkü bilirdim
sen yoksan ben külliyen zarar

yar... yar...
şimdi denkleşmekte hesaplar
sen kardan etmektesin zarar
ben zarardan kar..

yar...yar...
yıllar sonra tuttum izanlar
ne bende zarar ne sen de kar
elde sıfır var..

yollarım yollarına baglansa
kaf dağlarını aşardım
kollarım kollarına dolansa
dünyaları kucaklardım..

yar.. yar...
ne zaman gördüysem seni yar
yürek salıncaklarda uçar
göklere konar
yar... yar...
ne zaman düşünsem seni yar
yürek alır başını çıkar
mavilik toplar..

Red_baron
06-01-2010, 09:25
faiz konusuyla ilgili dün kendi topiğime bir yazı yapıştırmıştım tekrar girelim konuya.
bizim merkez bankasını hatta bize ait her şeyi bu noktada boş verelim önemli olan uzaktan kumandayı tutan eller.dün şunu sordum: madem dünya ekonomisi iyileşti ve talep düzeliyor neden başta Amerika ve AB olmak üzere faizlerde artışa başlanmadı?? bir düşünün talep düzelmişse sanayiciler gidip sıfır faizle işletme kredisi alıp üretim yapıyor olmalılar çünkü ürettikleri malı satmakta sorunları yok ve bu durumda kolayca para kazanıp sonrada aldıkları krediyi sıfır masrafla kapatıyorlardır. bu durumda devlet otoriteleri yani hazine zarar etmiş oluyor. özel sektörün işleri iyiyse ve üretim-tüketim kredilerine talep artmışsa neden faizi yükseltmiyorlar? bu söz ettiğim 400 yıldan beri bilinen basit bir politika. talep yükseldikçe paranın da maliyeti artar yani faizler yükseltilir. FEd faizi yükseltmezse bütçe açığına olumsuz etki yapar. hal böyleyken ve kriz bittiği halde FED faiz yükseltmiyorsa kongre tepelerine biner. demekki FED yada dünyadaki diğer merkez bankalarına göre kriz devam ediyor. insanlar bu basit ayrıntıyı atladıklarından krizin bittiğine inanırken faizlerin yükselmeye başlamamasını sorgulamıyor.

Türkiyeye gelince: siz 2001 krizini hatırlamıyorsanız çok genç olmalısınız. Haddim olmayarak size bir hatırlatma yapayım, o MB başkanı yada ekonomi bakanı yada başbakan koltuğunda oturanların ne söylediğinin yada ne planladığının zerre kadar önemi yok. biz aşırı uçlar arasında dalgalanmaya mahkumuz. Dış borç olmanın zor olduğu her dönemde Türk ekonomisi ve borsası olabilecek en dip seviyeye inmek zorunda. son bir kaç yılda oluşan sahte istikrar ortamına dair pozitif algılama öyle güçlendiki artık herkes bizim tek haneli enflasyon, tek haneli faiz ülkesi olduğumuza inandı. buna inanmayanlar yani kötümserler bile farkında değiller ama aslında iyimser sayılırlar. bunun için kimseyi suçlayamam zira refah dönemi (sahte bile olsa) ne kadar uzunsa insanlar o derecede alışır ve geçmişi unutur. geçmişin unutulma sebebi ise iktidarın gücüne ilişkin algılamadan başka bir şey değil.

Türkyenin ne olduğunu merak eden biri bunu rakamlarda bulabilir ve sosyolojik sağlaması ise politik arenada yaşanan abuk subuk olaylardır. 2001 krizi borç taksidi ödenemediği için çıktı bu matematik, sağlaması ise MGK'da çıkan kavga. türkiye kaynak yaratamadan katma değer üretemeden yıllardır borçlarını artırdı.global sistemi bozmamız için AB standartlarına uyum adı altında enflasyon ve daha önemlisi milli gelir hesaplama yönetemi değiştirldi. böylece borç rasyolarımız düzeltilmeye çalışıldı ama artık bu işin sonuna geldik. artık bizi kendi halimize bıraktılar. nerden mi biliyorum?? iç kaynaklara olan saldırımızdan tabiki. bir anda iç borçlanmada gaza basıldı ve para aklama operasyou yapıldı neden? dışardan para bulamıyorlar hatta IMF bile yardım etmiyor daha doğrusu elinden bişey gelmeyeceği için uzak duruyor. olayın diğer boyutunu eklersek daha anlamlı olur. türkiye son yıllarda borçlarını aşırı büyüttü diyoruz ama bunu yapmak için bile belli oranda faiz ödemeniz lazım. ihracatınız ithalatınızın çok altında borç faizi bile ödenecek para kazanılamıyor bu durumda birilerinin masrafı karşılaması lazım. o da halk oluyor. AKP kamu hizmeti açısından gerçekten çok çalışıyor, yollar köprüler, toplu ulaşım vs. ama buna rağmen oy oranı düşmeye devam ediyoırsa bunun anlamı halkın hizmetin bedeline katlanamamsıdır. sonuçta oy oranı düşen bir parti ise farkında
olmadan ekonomiyi olumsuz etkileyecek davranışlara girer ki bu da sistemin tıkandığının bir başka işaretidir.

bizim merkez bankası neden faiz indiremiyor? aslında düzelen ekonomide faizler yükselir demiştik ama bu elbette güçlü ülkeler için geçerli. bizde her haliyle faiz yüksek olmak zorunda. daha fazla düşmemesinin sebebi bankaların bunu istememesi olabilir. faizlerdeki düşüşe rağmen yeterince kredi veremiyorlar. işler hala kötü, ev satışları düşük, özellikle sanayiye kredi açamıyorlar bu durumda en düşük faizden hazine kağıdı almak zorunda kalıyorlar ki bunun bir limt noktası var. eğer o limit aşılırsa 2000 yılnda demir bank vakasını yaşamaktan korkuyorlar.türkiyede bir bankanın portföyünde ne kadar hazine kağıdı varsa o kadar kalitesiz demektir ama 2010 yılında hükümet bunlara zorla satacak hazine kağıtlarını.

Saygılar selamlar

ahmetd76
06-01-2010, 10:45
Haddim olmayarak size bir hatırlatma yapayım, o MB başkanı yada ekonomi bakanı yada başbakan koltuğunda oturanların ne söylediğinin yada ne planladığının zerre kadar önemi yok.

Ne kadar da doğru.. Aslında 2001'de MB başkanının dedikleri değil de yaptıklarını (1-2 gece önceden döviz zulalama gibi..) görme şansımız olsa köşe olmak işten bile değildi. Ben kendim uğraşamadım ama birisi araştırsa ne güzel olurdu: 2001'de hemen kriz öncesindeki 1-2 hafta millet ne yazıp çiziyormuş? ne olmuş? krizi öngören olabilmiş mi acaba? veya öngörüp de yazabilen olmuş mu?

Red_baron
06-01-2010, 15:49
2001 devaluasyonundan bir kaç gün önce ekonomiden sorumlu bakanın canlı yayında devaluasyon olmayacağının garantisini verdiğini hatırlıyorum. ekonomi bakanı kim oluyor da bunu söyleyebiliyor bunun kararını vermek bizim hükümetlerin haddine mi? karar yurt dışından geliyor. ispatınıda yapalım. 2001'de ortalık karıştığına MB. piyasaya likiditeyle müdahale etmek istemişti ama yapamamıştı. yıllar sonra dönemin MB başkanı bu durumu TV.de şöyle itiraf etti;
- piyasaya likidite vererek faizlerin %200 lere çıkmasını engelleyecektik ama IMF ve Amerikalı yetkililerden izin alamadık, bunun yanlış taktik olduğunu söylediler. piyasanın kendi iç dinamikleriyle dengesi bulması daha sağlıklıymış mış.

aynı amerikalı yetkililer 2008 ve 2009 da piyasaya nasıl durmadan likidite ile müdahale ettiler gördünüz. gene aynı amerikalılar meksika krizi sırasında sınır komşusus olmanın verdiği tedirginlikle meksikayada likidite reçetesini uygulatmıştı. daha ötesi arjantin 2001 de krize girdiğinde ispanyollara sattıkları tahvillerin karşılığını ödemeyeceklerini açıkladığından ABD ambargo kararı almadı çünkü bankalardaki döviz mevduatını gizlice çalıp yurt dışına çıkararak kendilerini korudular. baş rolde citi bank vardı. olay sonrası halk sokaklara dökülmüştü. kaybeden ispanyol emeklileriyle arjantin halkı oldu. kazanan ABD ve batı avrupa

gördüğünüz üzere merkez bankasındaki, bizim sandığımız, parayı bile yabancılar yönetir o paraya izinsiz el süremeyiz. bize piyasaya müdahale etme derler kendileri ederler.
rahmetli Ecevit ölmeden önce bir röportajında Apoyu bize amerikalılar verdi ama neden verdi bir türlü anlayamadım demişti. şimdi hayatta olsa anlardı. herkesin yakaladık diye sevindiği apo kaçak olduğu yıllarda etkisiz elemanken şimdi nasıl ortalığı karıştırıyor nasıl aktif ve güç sahibi :) türkiye nasıl bir yer unutmayalım diye anlatıyorum bunları.

bu arada konuyu çok dağıttım kusura bakmayın asıl sözümü unutacaktım nerdeyse. 2001 krizi ile bu gün arasında bağlantı kurmaya çalışmak hata olur. çok çok farklı şartlar söz konusu. illa geçmişten birşeylerle karşılaştırmak istiyorsanız 1990-1992 dönemine göz atın. çok ilginç benzerliklerle karşılaşabilirsiniz. 1986-1991 arası siyasi ortam koşullarınıda incelemeyi unutmayın. özal ve anap günlerini, 1987'deki siyasi yasaklara ilişkin oylamayı, ardından kasım erken seçimlerini, özalın eriyişi ve borsanında buna ayak uydurmasını nihayet 91 seçimlerinde baba süleymanın dönüşünü vs..

hbilgin
07-01-2010, 10:08
Ne kadar da doğru.. Aslında 2001'de MB başkanının dedikleri değil de yaptıklarını (1-2 gece önceden döviz zulalama gibi..) görme şansımız olsa köşe olmak işten bile değildi. Ben kendim uğraşamadım ama birisi araştırsa ne güzel olurdu: 2001'de hemen kriz öncesindeki 1-2 hafta millet ne yazıp çiziyormuş? ne olmuş? krizi öngören olabilmiş mi acaba? veya öngörüp de yazabilen olmuş mu?

O günlerde ben gün gün olayı yaşadım. Kara pazartesiden 6 gün önce bir salı günü, zamanın İTO (İstanbul) Başkanı Mehmet Yıldırım Bey "gün günden kötü gelecek" demişti. Ben de ne kadar hissem varsa satmıştım. Pazartesi günü sabahtan Başbakan Ecevit Cumhurbaşkanı'nın Anayasayı yüzüne fırlatması ile ilgili olarak "bu büyük bir krizdir" açıklamasını yaptığında ben öğle üzeri gidip paramı çekmiş ve bir döviz bürosundan dolar almıştım. Fiyatı 685 lira idi. Oradan hareketle üç ayda dolar yaklaşık üç katına çıktı. Ancak bir buçuk ay kadar, tüm Türkiye'de tüm bankalar ve döviz büroları Dolar alış 685 TL satış 1045 ve üzeri yaptılar. Bu birbuçuk ayda neler olduğunu hayal edebilir misiniz? Orta ve küçük ölçekli işletmeler hayatta kalabilirler mi? Büyüklere ne oldu? Onlar hem döviz hem de faizden köşeyi döndüler. Merkez Bankası ise başkanı kazanırken kendi kasası zarar etti:) Tüm parasını IMF desteğinde düşük kur politikası ile enflasyonu dizginlemek isteyen hükümete destek için ayıran Demirbank'ın, 4 milyar dolarlık varlığıyla, diğer büyük bankalar (Koç, Sabancı, Doğuş, Karamehmetler) ve kuruluşlar ile devlet bürokrasisinin ortak hareketiyle nasıl batırıldığını ve HSBC'ye yok pahasına peşkeş çekildiğini de yaşadık. Bir daha o felaketli günlere dönmemek dileğiyle.

rogdopsink
07-01-2010, 22:03
teşekkürler sayın red baron, ahmedd76 ve hbilgin...

benim için gerçekten bilgilendirici oldu...ellerinize saglık...



hazinenin ekonomi sunumuna baktım da bir kaç grafiği daha paylaşmak istedim...

http://www.hazine.gov.tr/irj/go/km/docs/documents/Treasury%20Web/Statistics/Economic%20Indicators/egosterge/Sunumlar/Ekonomi_Sunumu_TR.pdf

gelir vergisi ve kar üzerinden alınan vergilerde sonlardayız...döviz piyasasında diğer ülke para birimleri ile karşılaştırınca tl hala ucuz...

hele birde elektrik fiyatlarımız varki bedava...:)))

şurası varki zamlara ve vergilere minarenin kılıfı çoktan hazır gözüküyor...

şöyle bir gözatınca daha önce gönderdiğim ekonomi sunumuna göre baya bir geride kalmışız diye düşündüm...ki bazı göstergelerde cidden iyileşmeler olmaya başlamış gibi..:)

ne olduda düzeldi birden bu rapor acaba dedim.. birebir karşılaştırmasını yapmadım ama diğerini incelediğimde bende oluşan izlenim durumun kötü oldugu idi...

ahhh birde istihdamı düzeltseler...:D:D

http://img705.imageshack.us/img705/9621/adszpzg.jpg

http://img705.imageshack.us/img705/8992/kredi3.jpg

http://img441.imageshack.us/img441/2200/kredinotlar.jpg

http://img233.imageshack.us/img233/1531/vegiler.jpg

http://666kb.com/i/bfmsrtn1z4axe108u.jpg




http://666kb.com/i/bfmsgr528vrrce1z2.gif

JonDowes
09-01-2010, 00:38
Tüm parasını IMF desteğinde düşük kur politikası ile enflasyonu dizginlemek isteyen hükümete destek için ayıran Demirbank'ın, 4 milyar dolarlık varlığıyla, diğer büyük bankalar (Koç, Sabancı, Doğuş, Karamehmetler) ve kuruluşlar ile devlet bürokrasisinin ortak hareketiyle nasıl batırıldığını...

diğer dediğiniz her şeye katılıyorum ama bu cümlenize değil. "devlete destk olmak için tüm parasını tahvile yatırmak" çok iyimser bir cümle. Demirbank bilançosunun %80'ini tahvile yatırdı ve bu tahvillerin değeri düşünce, repo yapmak (fon sağlamak) için yeterli teminat bulamadı. bunun nedeni de fiyatlar düştükçe daha çok almasıydı. büyük risk aldılar ve cezasını da batarak ödediler. diğer bankaları filan hep bahane ederler alakası bile yok. batacagını gördüğünüz bir kuruma siz para borç verir misiniz? vermezsiniz. çünkü adamın borcunu ödeyeceğine dair elinde yeterli teminat yok. ne yapsalar batmazlardı? "yanlış iş yapmışız bu tahvillerin zararını kabul edip yerimize oturalım" deseler batmazlardı sadece zararla kurtarırlardı. ama bu aşırı hırslı banka yönetimi işi herkesten iyi bildigini iddia etti ve "kaldıraç"ı arttırdıkça arttırdı. yani düşen malı, diğer aynı malları teminat göstererek toplamaya devam etti. sonunda da balonları patladı. sonrasında gazeteler ve ulusalcı kesimler tarafından "başkaları yaptı onlar suçsuz" ayağı çekildi, gerçek ise aynen tersi idi.

bu konuda aksi yönde denebilecek iki şey şu:
1. "tamam battılar. peki devlet bu batan bankayı kurtaramaz mıydı geçen yıl AIG'in kurtarılması gibi?"
2. "hadi batırıldı. devlete geçemez miydi veya daha işler hale getirilip daha yüksek paraya satılamaz mıydı?"

bu sorulara subjektif cevaplar verilebilir; o günkü hükümetin kalitesi zaten çıkan krizden belliydi. belki de hsbc'ye satmasalar iyice ellerine yüzlerine bulaştırıp banka sermayesini tamamen çarçur edeceklerdi bilemeyiz.

----

bu arada, rogdopsink dostum her zamanki gibi çok ilginç şeyleri tek seferde bir araya getiriyorsun, ilgiyle takip ediyoruz. başlıktaki uçuk komplo teorilerini ise buruk bir gülümsemeyle okuyorum. aynı anda hem "enflasyon yapay olarak düşürülüyor"... hem de "faizlerin yapay olarak daha fazla düşmesine izin verilmiyor"... bir yanda %10'un üstünde gerçek enflasyon varmış yani. ama MB faizleri de (öyle gerekmesine rağmen) %6.50'den aşağı indirilmiyormuş (bankalar tarafından). reel faizin -%10 filan olması lazım heralde standart bir ekonomide :)

hbilgin
09-01-2010, 01:15
"aksi yönde denebilecek iki şey şu:
1. "tamam battılar. peki devlet bu batan bankayı kurtaramaz mıydı geçen yıl AIG'in kurtarılması gibi?"
2. "hadi batırıldı. devlete geçemez miydi veya daha işler hale getirilip daha yüksek paraya satılamaz mıydı?"

bu sorulara subjektif cevaplar verilebilir; o günkü hükümetin kalitesi zaten çıkan krizden belliydi. belki de hsbc'ye satmasalar iyice ellerine yüzlerine bulaştırıp banka sermayesini tamamen çarçur edeceklerdi bilemeyiz."
Sayın JonDowes,
Ben o günlerde İstanbul'daki iş dünyası ve bankacılardan duyduğumu aktardım. Tahviller için hükümet vadesi dolmadan o günkü fiyatı üzerinden kıracağına garanti vermiş. Dolayısıyla bu riski almışlar. Diğer tüm bankalar repoya yatırmış. enflasyon yüksek iken daha yüksek getiri için. Ama verilen söz yerine getirilmemiş. Acaba tahviller kara pazartesi günü veya sonraki günlerden birinde paraya çevrilseydi ne kadar tutardı? Ben bankacı değilim eğer bilgi verebilirseniz memnun olurum.
Yukarıda söylemiş olduğunuz iki madde için şüphesiz haklısınız. Aynı durum o dönemde bilerek batırılan ve yüzbinlerce işçisi sokağa salınan birçok dev/küçük boy şirketler için de geçerlidir. Sanki bilinmeyen bir güç küçükleri yuttu, yoketti, büyükleri daha büyüttü. Birkaç günlük sürede milletin zararı ne kadar merak ediyorum. O günlerde sorumlu mevkilerde olanlar sonradan vatan kurtaran aslanlar gibi piyasalarda arzı endam edebiliyorlar. Saygılarımla.

JonDowes
09-01-2010, 01:25
tek suçlu Demirbank yönetimi değildi. elbetteki her şeyi başlatan ve 3. sınıf ülke imajımızı oluşturan şey devletin başındakilerdi. onların verdikleri "garanti"lerin de bir anlamı olmadı bu yüzden. Demirbankın en büyük hatası; hırsı oldu. Akbank ve İş gibi kendinden büyük bankalar risk almamayı seçerken, biraz para kazanmak için bu kadar abartmalarına gerek yoktu. bir kere olan olunca da, hatayı düzeltmek yerine "2 katı veya hiç" demeyi seçtiler. işi kumara dökmek de her şeyi hızlandırdı.

2001 krizi ve öncesinde bu ülkede akıl almaz şeyler döndü. bu bakımdan geçmişte savunacak hemen hiçbir şey yok. ama 2001 sonrasında iyi kötü oturtulan özel finans sistemi sadece 9 yılda oldukça iyi bir konuma geldi. neye göre iyi? ülkenin kendi gerçeklerine ve diğer sektörlere göre. ekonominin büyümesini sağlayacak finansal enstrümanlar ve risk ölçüm araçları artık tüm orta-büyük bankalarda var. yetersiz olan şey: ucuz sermaye tabanı, yeterince düşük devam edecek enflasyon, girişimcilik. bunlarda gelişme sağlandıgında, kredi akışı ve ciddi büyüme (istihdam ve gelir artışı) sağlanabilecek. bu altyapıyı kurabilecek siyasi ortam ve iyi yönetim olacak mı? o kolay değil işte.

hbilgin
09-01-2010, 02:40
Sayın JonDowes, açıklamalarınız için çok teşekkür ederim. Saygılarımla.

Red_baron
09-01-2010, 10:10
her ekonomik program piyasa yapıcılarına ihtiyaç duyar. o dönemde de uygulanmak istenen bir program vardı. sabit kur rejimi, düşük enflasyon ve düşük faiz hedefleri konulmuştu ve bu hedefler doğrultusunda finans sektöründen destek olrak birilerinin düşük faizli bonoları alması gerekiyordu. dsp-mhp-anap iktidarı her yönüyle en zayıf ve kırılgan hükümetti. büyük bankalar bunu bildiklerinden fazla bulaşmadılar bu işe. yabancılar içinde o günkü koşullar riskliydi çünkü 3 lü koalisyonlarda ne olacağı hiç belli olmaz ayrıca yabancıların istedikleri reformlarda gerçekleşmez. mutlaka ortaklardan birisi engel olur. koalisyon iktidarları herzaman kendi içlerinde muhalefet sorunuyla karşı karşıyadır. bir partinin istediğine diğeri engel olur.

işte bu nedenlerle AKP nin tek başına ve mecliste anayasa değişikliği yapabilecek çoğunlukla başa gelmesi büyük sevinç yarattı. yurt dışından gelen tüm talepler sorunsuz yerine getirilebiliyordu, özelleştirmelerde en ufak sorun yaşanmıyordu, iş dünyasının istediği gibi bir iktidar dönemiydi. siyasi açıdanda belli çevreler çok mutluydu çünkü anayasa değişiklikleri çok kısa sürede gerçekleşebiliyordu.

bu güzel tablonun birde öteki yüzü var. karşısında hiç bir engel olmayan AKP borçlanmada sınır tanımadı. cumhuriyet tarihinin en korkunç borç bilançosunu 5-6 yıl gibi bir sürede meydana getirdiler. bu çarpıklığı makyajlamak içinde AB tanımlı milli gelir hesabı diye bir şey uydurup milli geliri kağıt üstünde %40 yükselttiler. enflasyon hesaplamasınıda bu şekilde çarpıtıp sisteme müdahale ettiler ancak geçim sıkıntısı dışardan müdahaleyle düzelmiyor ve oy kaybındaki hızlanma nedeniyle ipleri elden kaçırdıklarını düşünmeye başladılar ve siyasi manevralar ön plana çıktı.

tıpkı ecevit döneminde olduğu gibi AKP döneminde de uygulanan programın desteğe ihtiyacı vardı. mali sektör yani bankalar bu konuda çekimser kalmadı ve tüm desteklerini verdiler. dünya genelinde görülen olumlu havanında etkisiyle dışardan sermaye akımı büyük boyutlarda gerçekleşti ama bunların hepsinin bir bedeli var. bizden tekel konumundai KİT leri süratle özelleştirmemiz istendi ve yaptık. ithalata dayalı ihracat yapısıı dayatıldı onuda yaptık. etnik unsurlara ilişkin tavizler istendi onuda yapıyoruz. bankalar bu sefer siyasi bir kriz korkusu olmadan iktidar partisinin programını destekledi. bu işten ençok onlar karlı çıktı. zaten 2001 yılından itibaren bankacılık sektörü resmen tekelleşmişti bu bile hatrı sayılır kar marjı demektir.

sonuçta tüm bu tabloya rağmen biz 7 yıldır gerileyen bir ekonomik yapıdayız. kurulan denge katma değer yaratamıyor ve borç yükünü azaltamıyor tam tersine artırıyor. moral motivasyonun yüksek olması sayesinde bu güne kadar gemi yüzdü. ekonomide en önemli şey beklentiler ve tüm katılımcıların iyimserliğidir. parayı değil beklentileri yönetirsiniz ve aKP nin gücü tek başına beklentileri yönetmeye yetiyor o nedenlede kaza olmuyor. halbuki 2001 türkiyesinin ekonomik durumu bu günden çok daha iyiydi ama birbirinin kuyusunu kazan yöneticilerin varlığı beklenti yönetimini imkansız hale getirmişti. planlarına destek olacak büyük oyuncular bulamadılar ve 1 milyar dolar borcu ödeyemedikleri için kriz yaşandı. 2010 türkiyesinde hazinenin 1 yılda çevirmesi gereken iç borç 180 milyar dolara ulaştı ama kimse tedirgin değil. bu zinciri kırabilecek tek şey seçmen davranışıdır. seçmenler bu düzeni bir anda altüst edebilirler ve ardından başlayacak dönemde bir moratoryum kaçınılmaz olacaktır.

rogdopsink
09-01-2010, 11:36
KRİZLER VE GÜNÜMÜZE ÖZNEL BİR BAKIŞ....

2000 li yıllar krizi konusu gerçekten belki biirçok kez başka yayınlarla kitaplarla bilimsel araştırmalarla incelendi..bu konularda özellikle siyasi arenadaki kişisel duruşlarında etkisi ile yorumlarda yada analizlerde farklılıklar ortaya çıkmış olsada şu bir gerçek ki 2001 krizinin etkisi bir çok alanda etkisini yaşanılanları hafızalardan silmiş gözüküyor...bunu analizi yapanlar için değil direk analizin konusu olan toplum için söylüyorum.. toplum 2001 de yaşadıgı krizi unutmuştur.. ve ne şekilde oldugunu bilmeden bir rahatlık dönemine girmiştir... medya gelişen teknoloji bilgisayarlar vs günlük yaşantılarında değişiklikler oldugu için krizlerin hafızalarda kapladıgı yer gittikçe küçülen bir şey konumuna gelmekte...

bu yüzden anlattıklarınız benim için değerli..

bu konularda derli toplu bir fikir alışverişi analizi vs son dönemde daha çok ihtiyaç haline geldi... eger cidden ekonomik krizden kurtulmuş isek yada hala krizin izleri devam ediyorsa dahi buna sebep olan son etkenler 2000 li yılların başlarında yatmakta.. milenyum çagına girenlerin yarattıkları çoşkuyu hala incelemek bugünlere tutulacak en büyük izdüşüm bence...

toplum olarak unutan bir hafızaya sahibiz özellikle siyasi hafızamız bir balıgınkinden oldukça kötü.. evet kötü çünkü toplum olarak siyasi kulvarda geçmişte yaşanılanların sadece medyatik kısmını az biraz hatırlayabiliyoruz.. o yüzden bir çok toplumda oldugu gibi bizim toplumda hafızasındaki kodlamalarla hareket ediyor..

örnek verecek olursak birçoguna göre krizin sebebi atmosferde üç beş takla atan anayasa kitapçıgıdır...belki o kitap fırlatılmasa bütün bir yüzyıl daha mutlu olabilcektik..

demek istediğim o ki simgeler ve yaratılan algılar o dönemin koşulları içinde anlam kazanabilmekte ama bulundugumuz çag bunları anında değersizleştirebilmekte..tıpkı bu krizde oldugu olabileceği gibi...toplumu da emek arz edenler ve emek talep edenler diye kabaca ikiye ayırırsak .. emeklerini arz edecek olanların bu kodlamalar ile daha çok yaşadıgını ve arz ettikleri emeklerinin kendileri sayesinde değersizleştirildiği bir toplumuzdur da aynı zamanda...

bir reklam, bir polemik o andaki bütün hafızaya reset atarak kendini başka şekilde koşullandırabiliyor..düşünsenize busha atılan ayakkabının bir üçüncü dünya savaşına neden oldugunu..eminim ayakkabı fırlatılmasa savaş olmazdı diyenler yine olacaktır..tıpkı bizim ezber ve düşünmeyi engelleyen eğitim sistemimizin bize yıllarca birinci dünya savaşının sebebinin Arşidük Franz Ferdinand'ın Gavrilo Princip isimli bir Sırp milliyetçisi tarafından Saraybosna'da öldürülmesiyle başladıgını öğretmesi gibi bir yüzyıl ayakkabı düşmanı olacak bir dünya ile karşı karşıya kalabilirdik...

o yüzden daha ne ayakkabılar, anayasa kitapları, fırlatılacak ne operasyonlar, soruşturmalar, savaşlar çıkacak insanlık tarihi bunların istatiskleri ile dolu...ve ders çıkarttıkları da pek görülmemiş..her seferinde daha şaşkınlık verici silahlar daha büyük savaşlar, her seferinde daha çok para daha çok kriz olmuş...

ben hala godot yu beklemeye devam ederken belki herşey bir gün daha çabuk değişir...

yazılardan çok kopmamak ve derinlemesine analize yukarıda bahsettiğim konular çerçevesinde katkı olmasını dileyerek...yazılan onca yazıya hafızada yer edebilcek bir fotograf sokmak açısından aşagıdaki çalışmayı tekrar öne çekmeyi düşündüm...

ayrıca krizle ve imf ile ilgili yeni politikaların uygulanacagı çok da fazla yeni bir sistem icat olmadıgından dolayı ve hala diğer ülke örnekleri ile hareket ettiğimizi düşünürsek oralardaki politikaların içeriklerinin ayrtınlı incelemelerinide sunmak istedim..

http://www.ceterisparibus.net/turkiye/kriz.htm

linkte bazı makaleler çalışmasada bir çogu kaybolan hafızaya birkaç uyarı gönderecek nitelikte...

aynı zamanda konuyla ilgili vaktinde derleyip toplamış oldugum bir kaç baglantıyı inceleyebilirsiniz....ilgi duyanlara iyi okumalar...

herkese iyi hafta sonları...

http://idari.cu.edu.tr/mahir/okuma.htm

http://www.usak.org.tr/makale.asp?id=727

http://www.bankaciyiz.biz/Kose_Yazilari-file-printpdf-artid-662.html

http://www.osun.org/petrol+krizi-pdf.html

http://www.econturk.org/Turkiyeekonomisi/sevki1.pdf

http://194.27.49.253/iibf/F607.pdf

http://www.scribd.com/doc/13705867/Kuresel-Kriz-Ve-TurkiyeEkopolitik-Rapor10-Subat-2009


KASIM 2000 KRİZİNİN ANATOMİSİ...


http://img151.imageshack.us/img151/1448/69667663.jpg
http://img151.imageshack.us/img151/9241/27255776.jpg

http://idari.cu.edu.tr/mahir/mahir_dosyalar/kim.htm


ŞUBAT 2001 KRİZİNİN ANATOMİSİ....



İkinci Krizin Anatomisi

21 Şubat krizi başladığında MB'nin rezervleri 28 milyar dolara yakındı. Ancak döviz kuru artışının sabitlendiği bir ortamda rezerv miktarının büyüklüğünden ziyade, rezervlerin, olası bir dövize hücum anında ne kadar dayanıklı olacağı daha önemlidir. Dövize hücum sadece bankalar veya yabancılardan gelmez, bu hücuma, halk da katılabilir. Bu durumda ise rezervler ne kadar büyük olursa olsun, dayanması mümkün olmayabilir.


http://idari.cu.edu.tr/mahir/subat2001.htm

Cezve
09-01-2010, 17:29
Ne kadar da doğru.. Aslında 2001'de MB başkanının dedikleri değil de yaptıklarını (1-2 gece önceden döviz zulalama gibi..) görme şansımız olsa köşe olmak işten bile değildi. Ben kendim uğraşamadım ama birisi araştırsa ne güzel olurdu: 2001'de hemen kriz öncesindeki 1-2 hafta millet ne yazıp çiziyormuş? ne olmuş? krizi öngören olabilmiş mi acaba? veya öngörüp de yazabilen olmuş mu?

Belki piyasanın moralini yüksek tutmak istiyordur.

Cezve
09-01-2010, 17:56
http://img704.imageshack.us/img704/7384/jan0820101.jpg (http://img704.imageshack.us/i/jan0820101.jpg/)

Su anki Amerikan bütçe açığı

This deficit must either be paid for with an increase in taxes (not likely), or by borrowing (from whom?), or by ‘currency degradation’ (very likely).

Bu açık ya vergilerin yükseltilmesi(Pek mümkün değil) ile ya da borç alarak (Kimden)ödenmeli veya Para birimi değer düşümü ile olmalı(Çok Mümkün)Bu yüzden yeni basılacak dolarla,doların tuvalet kağıdına benzemesine ve emtianın sert hareketlerine hazırlıklı olun.

Bence tabii ki...

EURO/USD
09-01-2010, 18:08
burası nasıl bir ülke yahu ....

yukarıdaki tablolarda... ya en baştayız .. ye en sonda :D

rogdopsink
10-01-2010, 13:09
:))) :p

Sürü Psikolojisi:

Bir eylemi gerçekleştiren insan sayısının yeterli çoğunluğa ulaşması halinde Kendisinin de bu eylemi gerçekleştirmeye meyil vermesidir.

<object width="425" height="344"><param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/4d-m08gSkfA&hl=en_US&fs=1&"></param><param name="allowFullScreen" value="true"></param><param name="allowscriptaccess" value="always"></param><embed src="http://www.youtube.com/v/4d-m08gSkfA&hl=en_US&fs=1&" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" width="425" height="344"></embed></object>

http://img199.imageshack.us/img199/4885/surupsikolojisi.jpg


hafta sonu biraz eglence olsun dedim.. youtube da dan osmana rastladım.. ayılara motivasyon olsun diye onu tanıtan bir yazı ile bir kaç tırmanışını gösteren video paylaşayım..

kıssadan hisse::her çıkışın bir inişi vardır önemli olan çıkarken mi zevk aldıgınız yoksa düşerken mi...:mut::mut:

iyi seyirler...


…Onu motive eden şey neydi? Bu sadece adrenalin arzusu muydu, yoksa bir çeşit korkularıyla yüzleşme isteği mi?...” Nathalie Marchal, hızlı serbest-solo çıkışları ve kontrollü serbest düşüşleri üzerine birçok videosunu izlediğimiz Dan Osman hakkında hazırladığı makalesini bizlerle paylaşıyor.



Beş, dört, üç, iki, bir...

Dan 381 metrelik uçurumdan kendisini fırlattığında, onu sırf eğlencesi için şaşkınlıkla izledim. Düşerken elinde bir kamera tutuyordu, böylece düşüşü boyunca ona eşlik etmemizi sağlıyordu. İp inişini durdurduğunda bağırdı: “Bu ne hız!”. Dan Osman tam olarak hız peşinde koşuyordu, bu yadsınamaz.

Yıllar boyunca farklı tırmanıcıların birçok tırmanış gösterisini izledim. Ama hiçbiri benim için Dan’ın maceralarından daha fazla esin kaynağı olmadı. İlk kez onun tırmanış başarılarından derlenmiş bir videoyu gördüğümde büyülenmiştim. Hiç durmadan onu tekrar tekrar izledim. Vinçlerini kurarken, köprülerden atlarken, VIII+’lık Fire in the Hole’u (Boşluktaki Ateş) solo çıktığı sırada, bir oyukta tek diziyle iki elini de serbest bırakmış vaziyette dinlenirken, 122 metrelik bir rotayı 4.25 dakikada tamamlarken, veya bir şelalede tırmanırken. Onu, olası her şekilde kayalardan atlarken şaşkınlıkla izledim: ters, takla atarak, kaykayla ... vs. Nasıl bir adam bu kadar inanılmaz becerileri üstlenmeye cesaret edebilirdi? Onu motive eden şey neydi? Bu sadece adrenalin arzusu muydu, yoksa bir çeşit korkularıyla yüzleşme isteği mi? Daha fazla bilmem gerekirdi. Nette aramaya başladım, ölümüyle ilgili makaleleri ve Andrew Todhunter tarafından yazılmış biyografisini okudum.

Dano, -arkadaşları ona böyle seslenirdi- 80’lerin ortalarında liseyi bitirdikten sonra Yosemite Parkı’nda sıradan bir tırmanış tutkunu olarak tırmanışa başladı. Sadece karnını doyurabilecek ve tırmanabilecek kadar çalışır, zamanının çoğunu kayada geçirirdi. O ve kız arkadaşının o zamanlar küçük bir kızları vardı, Emma.

1989’la birlikte tırmanışa olan tutkusu yeni bir aşka yol açtı. X- derecesindeki Cave Rocks’ta (Mağara Kayaları), -o “The Phantom Lord” (Hayalet Lord) diye adlandırmıştı- tırmanırken 50 kereden fazla düştü ve düşmenin tırmanmaktan daha fazla heyecan verici olduğunu keşfetti. Sonraki on yıl içinde, özenle, onun daha önce hiç denenmemiş düşüşler denemesini sağlayan sofistike bir tırmanış ipi ve bir düğüm sistemi hazırladı. Osman tüm atlayışlarını titizlikle planlardı. Kesinlikle hiçbir hata payı bırakmazdı. İpin esnemesinden düşüşün açısına kadar her detayı göz önünde bulundururdu. Bu tarz yüksekliklerden atlamak için tüm ipler çarpmanın gücünü eşit bir şekilde dağıtmalıydı. Öte yandan onun sıfır hata toleranslı sistemi, düşüşü yere çok yakın bir mesafede durdurmanın avantajına sahipti. “Dano’nun sisteminde ip sizi tutmadan önce yere çok yaklaşıyorsunuz, bu beni gerçekten korkuttu. Atlayış tek kelimeyle muhteşemdi, çünkü serbest atlamada olan rahatlık payı burada yoktu.”, yorumunu yaptı Gambalie, Dan’ın suç ortaklarından biri.

Ama hiçbir şey onun için yeterli değildi. Sürekli olarak atlayışlarını biraz daha ileriye zorlama ihtiyacı duydu. Ve sonunda kaçınılmaz olan gerçekleşti. Ekim 98’de, Dan o ana kadarki en büyük atlayışını yapmak için hazırlanıyordu. Yosemite Parkı’ndaki Leaning Tower’dan (Eğik Kule) atlamak için bir teçhizat kurdu. 335 metrelik bir atlayışın ardından yerden 45 metre yukarıda durmayı planladı. Teçhizatını 183 metrelik bir atlayışla başlayarak test etti ve bunu 228, 243, 259 ve bir 274 metrelik atlayışlar izledi. Hepsi yolundaydı. Bununla birlikte 26 Ekim’de oniki yaşındaki kızı Emma’dan bir telefon aldı. Kızı onun için endişelenmiş ağlıyordu. Derhal herşeyi bıraktı ve kızını görmeye gitti. İki gün sonra Yosemite’ye döndüğünde park korucuları tarafından nezarete alındı. Suçunun gösterileriyle hiçbir alakası yoktu. Osman genellikle günlük hayatın detaylarıyla uğraşmayı unuturdu ve bu durum en sonunda onu yakalamıştı. El koyulmuş bir ehliyetle araba sürdüğü için, ödenmemiş park biletleri yüzünden ... vs yakalanmıştı ve 14 günlüğüne Yosemite cezaevine gönderildi. Ta ki arkadaşları ve ailesi kefalet parasını toparlayana kadar.

Serbest bırakıldığında arkadaşı ve Masters of Stone IV ve Emma filmlerinin yapımcısı olan Eric Perlman'la birkaç gün geçirdi. Kendi evini Dan’ın kefaleti için gösteren Perlman, Dano'ya belki de bazı şeyleri yeterince fazla zorladığını söyledi ve bırakıp yoluna devam etmesini önerdi. Osman onayladı. “Sanırım bu, olaylar seni alıp götürmeye başlamadan önceki bir an meselesi ve benim önceden ayarlanmış bir tatili hakeden çok çetin bir gardiyan melekler gurubum var.”

20 Kasım'da Dan teçhizatı indirmek için Yosemite'e bir otostop çekti. Ama yukardayken, teçhizatı sökmek yerine Osman arkadaşı Milles Daisher tarafından takip edilen 281 metrelik bir atlayış yaptı. İpler yağmur ve kara maruz kalmalarına rağmen Everest'te kullanılan türdendiler, yani bu şartlara dayanıklı olarak üretilmişlerdi. Teçhizat hala iyi durumdaydı. Onun sökülmesi hakkında daha fazla konuşulmadı.

23 Kasım 1998'de, 35 yaşındayken öğleden sonra geç saatte, büyük atlayışını yapmak için Dan Leaning Tower'a tırmandı. Kolay olmadığını gördü. İki kez gerisayımı durdurdu, normalden daha fazla ip ekledi, ve son dakikada atlayışın açısını değiştirdi. Bu onun son atlayışı olacaktı. Raporlar açının değiştirilmesinin iplerde daha fazla sürtünme yarattığını ve bu yüzden eridiklerini belirtiyor.

Bazı insanlar onun sadece basit bir çılgın, sınırlarını bilmeyen bir adrenalin tutkunu, ve gençler için kötü bir örnek olduğunu düşündüler. Eş, dost ve arkadaşları onu daha çok hırslı iyi huylu bir birey olarak tanımladılar.

Dan'le hiç tanışmadım ama o beni bir şekilde etkiledi. Onun motivasyonunun ne olduğunun bir önemi yok, bazı yollarla benden bir parçayı şekillendiriyordu. Videolarını izledikçe beni daha cesur olmaya, eksiklerimle yüzleşmeye teşvik etti. Başkalarını takip etmek yerine kendi yolumda ilerlemem ve kendi tutkularımın peşinde koşmam için beni zorladı. Ayrıca bana olayları iyice düşünmeyi ve sonra onları harekete geçirmeyi öğretti.

Hayatım boyunca yeni veya zor şeyleri denemekten genellikle korktum. Bir tırmanıcı olarak, rahat ettiğim yerde kalmak gibi bir eğilimim vardı, zar zor sınırlarımı zorlardım. Her zaman kendimi çok zorlamamak için çeşitli bahanelerim vardı: Çok geç yaşta tırmanışa başladım, sakatlanmıştım, çok kısaydım, yeterince esnek değildim, yorgundum veya o gün çok fazla yemek yemiştim, ve liste daha da uzatılabilirdi. Onun yapılamaz kabul edilen şeyler için sınırları zorlamasını izlemek, sınırların en başta zihinsel olduğunu farketmemi sağladı. Eğer birşeyin başarılabilir olduğuna inanırsanız ve olayları o doğrultuda düşünürseniz, herşey mümkün.

Bunun yanında bu değerli ders tırmanışla sınırlı değil, bir bireyin hayatının her yönüne uygulanabilir. Dünya kontrolsüzce spin yaparak alçalıyor gibi geldiğinde, iktidarlar ülkeleri sömürüp böldüklerinde, şirketler gezegenimizi yakıp yıktıklarında, bahanelerde rahatlığı bulurum. Kendi kendime bu problemlerin benim üstesinden gelmem için çok büyük olduklarını, benim bir değişikliği ayaklandırmak için aciz olduğumu söylerim. Ama Dan Osman bana pozitif değişimin ulaşılamaz görünmesine rağmen belki de başarılabilir olduğunu hatırlatıyor. Tek gereken inançlı bir atılım...


Nathalie Marchal

İletişim: nathaliemarchal.fr[at]gmail.com

Aşağıdaki linklerden Dan Osman'ın birkaç serbest-solo tırmanış ve serbest atlayış videosunu izleyebilirsiniz:

http://www.youtube.com/watch?v=Fpm0m6bVfrM
http://www.youtube.com/watch?v=viy9pWTGNys&NR=1
http://www.youtube.com/watch?v=0zTESi92Lm0&NR=1

hanoğlu
10-01-2010, 14:24
Ne kadar da doğru.. Aslında 2001'de MB başkanının dedikleri değil de yaptıklarını (1-2 gece önceden döviz zulalama gibi..) görme şansımız olsa köşe olmak işten bile değildi. Ben kendim uğraşamadım ama birisi araştırsa ne güzel olurdu: 2001'de hemen kriz öncesindeki 1-2 hafta millet ne yazıp çiziyormuş? ne olmuş? krizi öngören olabilmiş mi acaba? veya öngörüp de yazabilen olmuş mu?

2001 krizi çıktığı zaman bir banka denetimindeydim. Çok yoğun çalıştığımız için kendi berberime bile gidememiştim. Krizden yaklaşık iki üç hafta önce, akşam yemeğinden sonra Genel Müdürlük yakınlarında bir berbere gittim, traş olup çalışmaya geri dönecektim. Garibim berber o kadar mutluydu ki! Elinde ne var ne yok borsaya gömmüş, kendini yeni Warren Buffet olarak görüyordu. Bankadaki orta kademe yöneticiler bile ancak bir gün kadar önce uyanmıştı. Ertesi gün ben ise etrafa baktığımda 1999 Marmara depreminde yaşadığım hislerin aynını yaşıyordum.

Sonuç: Paranın tek saiki kendini korumaktır. Ona esir olanlar ise o ne isterse o tabloyu çizmeye devam eder.

Red_baron
10-01-2010, 17:58
Sayın cezve: verdiğiniz bütçe açığı tablosuna göre aslında beklenmesi gereken doğal reaksiyon zayıf değil güçlü dolar politikasıdır. başka regan dönemindede bu tür bir süreç yaşanmıştı ve bütçe açıkları şimdiki gibi sürdürülemez noktaya ulaştığında alınan tedbirler doların değerini avrupa para birimlerine karşı yükseltmişti. elbette alınan tedbirler kamu harcamalarının düşürülmesi, tasarrufun artırılması gibi yapısal formdaydı güçlü dolar ise ithalatı ve tüketimi frenliyerek destek oluyordu. yan etkileri ise ekonomik aktivitede yavaşlama, büyümenin azalması, finans kesiminde marjların daralması, ihracatın güç kaybetmesiydi. bankalar gelişmekte olan ülkelere borç vererek sorunlarını geçici olarak halletmişlerdi, ihracatçılar ise teknolojik üstünlükleri sayesinde değerli dolardan çokda zarar görmüyordu.

bu gün gelinen noktada da beklenmesi gerekn durum bu ama amerika gibi bir süper gücün ne isterse onu yapabileceğinide unutmayalım. dolar diğer para birimlerine karşı değer kaybetmeye devam ederken 2008 deki limitleri aşarsa söz ettiğiniz süreç geçerli olabilir ama şimdilik tersi yönde trend devam ediyor sadece doların değer kazanma trendi içinde çok keskin ve yanıltıcı bir ikincil hareket yaşanmış gibi bir izlenim var bende. bu tip ikincil hareketler yani ara dalgalar çok şaşırtıcı ve tehlikeli olabilir. ara dalgaların yanıltıcılığını charles dow bile tam 100 yıl önce bir makalesinde (wall street journal) yazmış. amerika eski politikasını sürdürmeye devam ettikçe dünya ekonomik-siyasi ve askeri dengelerini de çin lehine bozmuş oluyor. böyle bir şeyi isteyeceklerini sanmıyorum sonuçta çin ve japonyada hala tasarruf fazlası olduğuna göre amerika isterse bu ülkelerden borç alabilecektir ama istememesi gerekmektedir. işsizlik oranı artmaya devam ederse beyaz saray ve FED büyük bir baskı altında kalacak ve piyasaya likidite vermek gibi finansal çözümleri bir kenara itip yapısal reformlara girişeceklerdir. böyle bir süreç başlarsa banka hisselerine olan ilgi azalır, bono faizleri düşer, dolar değer kazanır. dış dünyayada etkileri olur elbette. mesela gelişmekte olan ülkelere kaynak transferi azalır gelişmekte olan ülkelerin ihracatları darbe yer ve paraları değer yitirebilir vs... sonucu göreceğiz

Jantrader
10-01-2010, 22:35
Merkez Bankası'nın sabit kura dayalı ekonomi programını üniversitedeki bir konferans/seminerde bizzat zamanın MB başkanı Gazi Erçel'den dinlemiştim...Bir bayan hocamız, eski bir bankacı oldugununu söyleyip kendini tanıttıktan sonra, bu programın kırılma noktasının döviz talebinin artması riski oldugunu söyledi ve bunun için MBnin ne gibi bir önlem aldığını, B planının ne oldugunu sordu?!!! Gazi Erçel'in tek söylediği "MBnin rezervleri yeterince güçlü" oldu...Aynı şahıs krize 5 kala kendi hesabını USDye cevirdi haberlerini okuduk...

Hep düşünmüşümdür, bu ülkede bu kadar ekonomist var, neden adam gibi bir ekonomimiz yok diye...Demekki az da olsa birşeyleri tahmin edenler var...BU ve LSE mezunu, Citi ve Chase tecrübeli hoca bu cevaba gülmüş ve hiçççte ikna olmadığını söylemişti...


2001 krizi çıktığı zaman bir banka denetimindeydim. Çok yoğun çalıştığımız için kendi berberime bile gidememiştim. Krizden yaklaşık iki üç hafta önce, akşam yemeğinden sonra Genel Müdürlük yakınlarında bir berbere gittim, traş olup çalışmaya geri dönecektim. Garibim berber o kadar mutluydu ki! Elinde ne var ne yok borsaya gömmüş, kendini yeni Warren Buffet olarak görüyordu. Bankadaki orta kademe yöneticiler bile ancak bir gün kadar önce uyanmıştı. Ertesi gün ben ise etrafa baktığımda 1999 Marmara depreminde yaşadığım hislerin aynını yaşıyordum.

Sonuç: Paranın tek saiki kendini korumaktır. Ona esir olanlar ise o ne isterse o tabloyu çizmeye devam eder.

tovbekar
11-01-2010, 12:18
sn jantrader,
ülkede tahmin edenler var ama şöyle bir örneklemeye geçsek...
Kimse üstüne kötü gidiyorsun demez ve herkes onun başarılı olduğunu ispata çalışır (gerçek bilgilendirme yerine şişirme ve iyimser veriler -muhalefet ise gerçekten çok fazla kötümser bilgiler elde eder).........
Hastanın öleceğini herkes bilir ama herkes ona maşaAllah çok iyisin, doktor da iyileştiğini söylüyor der der...
Ağanın zulmüne karşı kimse gerçeği bildiği halde söyleyemez...
Hiçkimse köyü gidişatı görmek istemez...
.........
Bu örnekleri çoğaltmanız mümkün. Aralarından birini seçebiliriz.

rogdopsink
13-01-2010, 22:05
endekste açık mavi alan dışına çıkılmadıgı sürece tut konumundayım..

sonrası hakkında bir fikrim şimdilik yok..piyasadan imf haberleri silininceye kadar yeni yatırım yapılacak bir ortam görmüyorum kendi açımdan..

stop-loss un önemini herkes artık anlamıştır heralde aşagı yada yukarı farketmez her zaman zarar kesmek en güzeli..

grafikte beklentilerim mevcuttur olacaktır diye birşey sözkonusu değildir..sayımda trendlerde beklentimde yanlış olabilir ...

herkese bol kazançlar..

http://666kb.com/i/bfsvb9lzk79q8xzia.gif

rogdopsink
13-01-2010, 22:25
Merkez Bankası'nın sabit kura dayalı ekonomi programını üniversitedeki bir konferans/seminerde bizzat zamanın MB başkanı Gazi Erçel'den dinlemiştim...Bir bayan hocamız, eski bir bankacı oldugununu söyleyip kendini tanıttıktan sonra, bu programın kırılma noktasının döviz talebinin artması riski oldugunu söyledi ve bunun için MBnin ne gibi bir önlem aldığını, B planının ne oldugunu sordu?!!! Gazi Erçel'in tek söylediği "MBnin rezervleri yeterince güçlü" oldu...Aynı şahıs krize 5 kala kendi hesabını USDye cevirdi haberlerini okuduk...

Hep düşünmüşümdür, bu ülkede bu kadar ekonomist var, neden adam gibi bir ekonomimiz yok diye...Demekki az da olsa birşeyleri tahmin edenler var...BU ve LSE mezunu, Citi ve Chase tecrübeli hoca bu cevaba gülmüş ve hiçççte ikna olmadığını söylemişti...

2001 den sonra serdengeçti ye danışmanlık yapan ilker parasız ile durmuş yılmazın gerçekten oyunu iyi bilen iki aktör olarak şu an merkez bankasının başında bulunması bana geçmişe göre daha iyi durumda oldugumuzu;ama geleceğe dair ise ekonomistlerin klasik zihniyetlerinden kurtulmadıkça daha kötü olacagımızı düşündürtüyor maalesef..

bu kadar ekonomistin beslendiği teorilerin birçogu ekonominin temelini teşkil etmek dışında hiç bir işe yaramıyor .. eh birazda belki o kadar ekonomiste entellektüel bir birikim katıyor sadece..o birikim de kulaktan duyma oluyor sadece..

ekonomistler her zaman en son söyleyenler olmaya mahkum olacak sanırım çünkü önce ellerinde analiz edecekleri üç beş data olsun istiyorlar..ancak datalar olduktan sonra zaten iş işten geçmiş oluyor...

3ArslaN
13-01-2010, 22:32
İMF haberleri kolay silineceğe benzemiyor....2008 den beri...tam sonlanacakken, yeni bir açıklama daha geldi..."IMF ile işin sonuna geldik ama olmazsa da olmaz" Zaten İMF heyeti hala davet bekliyor...giden davet henüz yok...resmi...
Zaten anlaşma haberi düşse, piyasalar haberi satın almış olacaktır...piyasaya pozitif etkisi fazlaca olmayacaktır. .anlaşma imzalanmazsa da piyasalar bunu yine olumsuz algılayacak..
Sonuçta, her yatırımcı kendi yorumu ve kararlığı ile kendi durumunu ayarlayacaktır...hisse durumu önemli....

çalışmalarınızda kolay gelsin...

rogdopsink
15-01-2010, 10:54
CEMAL SÜREYYA' dan

KEHANET 1985

Lokman şair senin hayatın
Yedi kırlangıcın hayatı kadar
Altısını ardı ardına yaşadın
Bir kırlangıcın daha var

:))):))
cemal süreya şiirin hikayesini şöyle anlatmış:

“lokman şair lafı geçer orda. benim o. birkaç yıl önce çok karamsardım. kendime göre bir ömür uzunluğu biçmiştim. o şiir odur.
lokman hekim söylencesinden çıkış yaptım. lokman hekim’e uzun ömür verilmiş. ne yapacak? bunu kendisi saptayacak. lokman hekim çok yaşayan bir kuşun, kartalın yaşama süresini temel almış. o çağda kartalın 80 yıl yaşadığı varsayılıyormuş. lokman hekim 7 kartalın hayatını art arda yaşamaya karar vermiş ve o kadar yaşamış. 7. 80 = 560 yıl.
bu hesabı gördüğüm sırada 54 yaşındaydım. ben de kendime başka bir kuş seçtim. kırlangıç. meğer kırlangıç dokuz yıl yaşıyormuş. 7. 9 =63. evet, 63 yıl çıktı. işte böyle, düşüncesizlik ettim… buna tam razı oluyordum ki biri gelip 4 yıl daha zam yaptı. efendim, 9,5 yıl yaşayan kırlangıçlar da varmış. hatta, çoğu öyleymiş.”

Cezve
15-01-2010, 23:03
Ben piyasa yapıcılarının yerinde olsaydım ???Evet ne yapardım...Olsa olsa şöyle yapardım:

Uzun vadede yön yukarı olmakla birlikte nisbeten yatay sayılabilecek bir ivme ile trendi yükseltirdim...Öbür türlü herkes zirveye yaklaşıldıkça malı piyasa yapıcılarının kucağına bırakırdı...Bu kadar göstere göstere yukarı yapılmaz/yapılamaz...

Piyasa yapıcılarının bu ortamda para kazanabilmeleri için yatay piyasada volatil hareketlere ihtiyacı var...Bence tabiiki...

Dow Jones 14.000 olsa piyasa yapıcısı o kadar malı kime satabilir?Bu pek mümkün değil .Bizde de endex 58.000 olsa da borsadan ayrılsam diye beklemekte olan yığınla yatırımcı var . Bu iş bu kadar kolay olamaz zannımca...

Bu yüzden .................

Önümüzde ki süreçte artık yukarı marjlar devam etsede,geçen yılki kadar rahat olmayacağımız aşikar...

ÖZETLE:Portföyün yarısını çok az bir kar ile bugün boşalttım arkadaşlar.(Ki o hisseleri 4 aydır taşıyordum).Hepinize bol kazançlar.Mutluluklar..........

Cezve
15-01-2010, 23:18
Ha Bİrde...

Dolar,bence yakında tuvalet kağıdı olarak kullanılabilir...Dikkatli olun.Diyorlarki,USA dolar basıp cari açıklarını kapayacakmış...Hatta o yetmeyecek,'madem bu işi yapıyoruz,tam yapalım' deyip...............İMF aracılığıyla Türkiye'ye de bir miktar gönderip...'Bu kıyağımızı unutmayın' jesti yapacaklarmış...

Her neyse......

Bol Kazançlar.....

Jantrader
16-01-2010, 10:56
Bence yanlış düşünüyorsunuz...Çünkü eğer dolar tuvalet kağıdı olacaksa; IMFden gelecek para bizim çokkk işimize gelir...Dolar pahalıyken bu dolarları kullanırız, ödemeye gelince de çok daha düşük değerlerden geri öderiz...Aynen 2001den beri tüm borclanma gereksinimlerini dolar üzerinden, gelirlerini euro ve tl üzerinden yapan birçok özel sektör şirketinin finansal kar patlamaları yapmaları gibi...2001 krizi sonrası dolarla borclanıp tl yatırım yaptığınızı düşünün; Karınız ne olurdu? Belki 100 katına çıkardı paranız...dile kolay 9 sene...bu koskoca 9 senede dolar hep düştü, dolar dışında nereye yatırım yapılırsa yapılsın deli para kazanıldı...İŞTE BU NEDENLE UZUN VADELİ BİR DOLAR TRENDİ Mİ BAŞLADI DİYE SORUYORUM???


Ha Bİrde...

Dolar,bence yakında tuvalet kağıdı olarak kullanılabilir...Dikkatli olun.Diyorlarki,USA dolar basıp cari açıklarını kapayacakmış...Hatta o yetmeyecek,'madem bu işi yapıyoruz,tam yapalım' deyip...............İMF aracılığıyla Türkiye'ye de bir miktar gönderip...'Bu kıyağımızı unutmayın' jesti yapacaklarmış...

Her neyse......

Bol Kazançlar.....

buffnfaith
16-01-2010, 16:11
Bence yanlış düşünüyorsunuz...Çünkü eğer dolar tuvalet kağıdı olacaksa; IMFden gelecek para bizim çokkk işimize gelir...Dolar pahalıyken bu dolarları kullanırız, ödemeye gelince de çok daha düşük değerlerden geri öderiz...Aynen 2001den beri tüm borclanma gereksinimlerini dolar üzerinden, gelirlerini euro ve tl üzerinden yapan birçok özel sektör şirketinin finansal kar patlamaları yapmaları gibi...2001 krizi sonrası dolarla borclanıp tl yatırım yaptığınızı düşünün; Karınız ne olurdu? Belki 100 katına çıkardı paranız...dile kolay 9 sene...bu koskoca 9 senede dolar hep düştü, dolar dışında nereye yatırım yapılırsa yapılsın deli para kazanıldı...İŞTE BU NEDENLE UZUN VADELİ BİR DOLAR TRENDİ Mİ BAŞLADI DİYE SORUYORUM???

İmza :super:

rogdopsink
16-01-2010, 20:12
Bence yanlış düşünüyorsunuz...Çünkü eğer dolar tuvalet kağıdı olacaksa; IMFden gelecek para bizim çokkk işimize gelir...Dolar pahalıyken bu dolarları kullanırız, ödemeye gelince de çok daha düşük değerlerden geri öderiz...Aynen 2001den beri tüm borclanma gereksinimlerini dolar üzerinden, gelirlerini euro ve tl üzerinden yapan birçok özel sektör şirketinin finansal kar patlamaları yapmaları gibi...2001 krizi sonrası dolarla borclanıp tl yatırım yaptığınızı düşünün; Karınız ne olurdu? Belki 100 katına çıkardı paranız...dile kolay 9 sene...bu koskoca 9 senede dolar hep düştü, dolar dışında nereye yatırım yapılırsa yapılsın deli para kazanıldı...İŞTE BU NEDENLE UZUN VADELİ BİR DOLAR TRENDİ Mİ BAŞLADI DİYE SORUYORUM???


İmza :super:


sayın jantraderı görünce ve sevgili buffnfaith'in imzasını görünce sinemacıların şu çagırısına belki kulak verenler olur diye aşagıdaki kampanyayı paylaşmak istedim..:))

sinemacıların çektikleri sıkıntıları belki birçogumuz ekran karşısında stresimizi atarken farketmiyoruz verilen emeğin ne derece büyük oldugunu göremiyoruz.. bizler için diziler filmler; sunulan reklamlar,başrol oyuncuları demek ama sinema sanatı için ise bizim algılayabildiğimizden çok daha fazlası var o kameranın arkasında...

ve herşeyden önce sanat özgür olması gereken bir alan.. bugün sermayenin sinemadaki yeri olarak hollywoodun etkisi ortadadır.. ancak sinemayı hissetmek asla parayla ölçülemez..hollywooda gelinceye kadar büyük ustaların ne sıkıntılar içinde sinemayı geliştirdiğini bilmeliyiz ve farkında olmalıyız herzaman...

bütün dünya zaten çılgınca tüketim toplumları bütünü olarak hareket ediyor..o yüzden bazen algıları değiştirip üretmeye çalışanlara engel olunmamalı...:yes:


aşagıda kampanyanın gerekçesi ve itiraz noktaları mevcuttur..herkese iyi haftasonları...

http://sinesen.org.tr/imza/

jhttp://sinesen.org.tr/imza/dosyalar/kampanya.png


SİNEMACILARIN,
T.C. KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI'NCA HAZIRLANAN
"TÜRKİYE SİNEMA MERKEZİ BAŞKANLIĞI KURULMASI
HAKKINDA KANUN TASARISI TASLAĞI"NA YÖNELİK GÖRÜŞÜ


1. GEREKÇE

Türkiye Sinema Kurumu" kurma çalışmaları neredeyse 40 yıl öncesine giden ve şüphesiz ki Türkiye sinemacılarının özlem duyduğu bir süreçtir. Sinemacılar bunun için, bakanlık bürokratları ve üniversitelerle bir araya gelerek, sinema sanatının temel sorunlarını çözecek "Türkiye Sinema Kurumu" yasa taslağı hazırlamışlardı. Taslağın hedefi, çıkarılacak bir yasa ile idari ve mali olarak sivil bir kurum oluşturmaktı. Fakat Kültür ve Turizm Bakanlığı, geçmişteki bütün bu çalışmaları bir yana bırakıp, 28 Ekim 2009'da, "Türkiye Sinema Merkezi Başkanlığı" adıyla eklektik bir yasa taslağını hazırlamış ve sinemacıları, bu taslağı onarmaya çağırmıştır. Şüphesiz bu gelişmenin tarihsel bir arkaplanı vardır. Bu arkaplana kısaca göz atmakta yarar vardır.

Türkiye Cumhuriyeti yeni kurulduğunda "Sinema Sanatı" daha rüştünü ispat edebilmiş bir sanat değildi. Sinema bu yüzden savaştan yorgun ve yoksul çıkan yeni devletin muasır medeniyetler seviyesine çıkma projesi içinde yer alamadı.

Fakat sinemayı "tehlikeli bir gösteri" olarak gören daha sonraki iktidarlar, sinema sanatı için pek bir şey yapmadı. Tam tersine, onu kontrol için İtalya'dan Mussolini döneminde yapılmış sansür yasasını getirdiler. Bu korku II. Dünya Savaşı sonrası biçimlenen iki kutuplu dünyada daha da arttı. Eğlencelik ve popüler filmler yapmaya itilen Yeşilçam uzun yıllar kendi yağıyla kavrulmak zorunda kaldı.

http://1.bp.blogspot.com/_J0HioPqoesU/Ssml7RNY8lI/AAAAAAAABqo/e6ocRC-NvjI/s320/cameraman-1.jpg

Türk Sineması'nın bugünkü zaaflarından birisi, kendi sivil toplum kuruluşlarının zayıflığıdır. Bu zayıflığın temel nedeni ise, 12 Eylül askeri darbesi ile sendikası ve sivil toplum örgütleri kapatılmış sinemacılardan çok, devletindir. Bunun en büyük etkisi sendikal alanda olmuş ve Sinema Emekçileri Sendikası ancak 1992 yılında yeniden açılabilmiştir. Fakat aradan geçen yıllarda sinema sektörü, her geçen gün TV kanallarının ağır çalışma koşulları içinde, sendikal bilinci edinemeyen ve sürekli değişen sektör çalışanlarıyla dolmuştur.

Hareketli görüntünün 1980'li yılların ortalarında dijitalleşmesi ile birlikte sinemanın üretim tarzı da değişti. Bu değişim dünyanın bütün ülke sinemalarında aynı anda bir krize dönüştü. Tüm ülke sinemacıları kendi devletlerinin kapısını çalarak koruma yasaları ve destek fonlarının kurulmasını istedi. Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesindeki "Telif Hakları ve Sinema Genel Müdürlüğü" de bu yüzden kuruldu. Bu adlandırmayla dünyada pek bir benzeri olmayan söz konusu kurum, aslında devletin her iki alanda yıllardır beklettiği sorunların da bir dışavurumudur.

Bilindiği gibi, sanat/sinema ve devlet yakınlaşması son kertede çelişkili bir yakınlaşmadır. Sinemaya Bakanlık bünyesi içinde biriken fondan maddi desteğin sağlanmaya başlaması, sinemamızın zaten güçsüz ve dağınık sivil toplum kuruluşlarını devlete karşı daha bir ürkek kıldı. Onların bu zayıflığını iyi bilen Bakanlık bürokratları onların yerine düşünmeyi görev bilmeye başladılar.

Bilindiği gibi, Avrupa Birliği, uzun zamandır ülkemizden Fikri (ve Sınai) Mülkiyet Hakları konusunda daha hızlı, sivil ve radikal adımlar atmasını bekliyor. Bakanlık da buna çözüm olarak genel müdürlüğü "Sinema" ve "Telif Hakları" diye birbirinden ayırmayı ve devlet güdümünde iki ayrı kurum kurmayı düşündü. Bunun için de, "siz zaten dağınıksınız" diyerek, sektör adına iki ayrı yasa taslağı hazırlayıp, sinema sektörünün bunları, fazla oyalamadan ve kurcalamadan, onaylamasını istedi. Sektör içinde tartışmalar böyle bir zeminde başladı. "Telif hakları" konusu sektörün toplu itirazına neden oldu. "Sinema" alanında ise bir ayrışma oldu. Sektör kurumlarından bazıları "başka çaremiz yok" diye taslakları onarmaya başladı. Bazı kurumlar ise yıllardır üzerinde çalışılan yasa taslağı için ısrar etmeye başladı. Tartışma sürecinde Bakanlık'ın gönderdiği yasayı kerhen onaylayanlar, tartışma sürecinden sonra bu onaylarını dahi geri çekmeye başladılar. Öte yandan, Bakanlık'ın gönderdiği Sinema Merkezi Yasa Taslağı'nı onaran grup, Bakanlık'a yine yaranamadı ve bir yasa taslağı önermek dahi, Telif Hakları ve Sinema Genel Müdürü'nün, onarıcı grup liderlerini "afaroz" etmesiyle sonuçlandı.

http://www.cumhuriyet.com.tr/medya.php?mn=6397

Bakanlık ve sektör arasında çıkan bu çelişki, 2009 AB İlerleme Raporu'nun çeşitli yerlerinde, hem yasalar hem de hükümetin sivil toplum kuruluşlarıyla ilgili eksiklikleri olarak zaten belirtilmektedir. Dışişleri Bakanlığı'nın resmi web sitesindeki (gayriresmi tercüme) bu Rapor'a göre;

"İcra alanında, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı ile Kültür Bakanlığı'nın eş başkanlığını yürüttüğü üst düzey Fikri ve Sınaî Mülkiyet Hakları Koordinasyon Kurulu, Kasım 2008 ve Şubat 2009'da iki kez toplanmıştır. Kurul'un amacı, fikri mülkiyet haklarının korunması düzeyinin iyileştirilmesi amacıyla ilgili kurumlar arasında işbirliğini teşvik etmektir. Hal böyle olmakla birlikte, fikri mülkiyet hakkı sahipleri toplantılarda gerektiği üzere temsil edilmemişlerdir."

"...Türk Hükümeti, bu soruna çözüm bulma yönündeki gayretlerini, fikri mülkiyet hakları konularıyla ilgili çevrelerle işbirliği içinde yoğunlaştırmalıdır."

"Şu ana kadar Türkiye, fikri mülkiyet hakları konusunda diyalog mekanizması kurulması için Komisyon tarafından Nisan 2008'de yapılan öneriye istekli yaklaşmamıştır. Komisyon'la fikri mülkiyet hakları konusunda bir diyalog mekanizması kurulması ve Türkiye'nin buna başarılı bir şekilde katılması, bu faslın kapanış kriterlerinden birisini teşkil etmektedir."

"Türkiye bunları fikri mülkiyet hakkı sahipleriyle yakın işbirliği içinde ele almalıdır. Türkiye'nin, Komisyon'un önerdiği şekliyle fikri mülkiyet hakları konusunda bir diyalog mekanizmasına katılması çok önemlidir."

İlerleme raporu Sinema/TV alanında çalışma koşullarının ne kadar kötü olduğu konusundaki verilere ulaşamadığı için, sadece korsan yayıncılık vb. konulardaki kısmi başarıları anmaktadır. Oysa ülkemizde Sinema/TV sektöründe çalışanların ne kadar ağır ve sosyal güvenceden yoksun çalışma koşulları altında çalıştıkları, bu koşulların ölümlere bile neden olduğu herkesin malumudur. Fakat İlerleme Raporu, Bakanlık'ın gönderdiği yasa taslağında hiç değinilmeyen çalışma koşulları ve sosyal güvenlik konularını da Türkiye için genel olarak yaptığı değerlendirmede net bir şekilde saptamaktadır.

"Sosyal koruma alanında ilerleme olmamıştır. Sosyal güvenlik tarafından sigortalı insanların oranı %80'in altındadır ve bu rakam düşmektedir. Etkin planlama, koordinasyon ve sosyal korunma tedbiri, sosyal yardım ve sosyal hizmet(ler!) hâlâ yetersizdir. Bu durum, çoğu zaman hizmet ve sosyal yardımların objektif ve şeffaf kriterler olmadan keyfi dağıtıma (uygulamalara!) yol açmaktadır. Bu sorunlara çözüm bulması beklenen sosyal yardım ve primsiz ödemelere ilişkin taslak yasa henüz kabul edilmemiştir. Sosyal korumanın dışında bırakılmışlara yönelik yeni sosyal güvenlik reformunun etkisi henüz belli değildir. Bu alandaki hazırlıklar erken bir aşamadadır."

Yukarıda verdiğimiz alıntılardan, Sinemacıların, İlerleme Raporu'nun arkasına saklandığı anlamı çıkarılmamalıdır. Raporu öne çıkarmamızın nedeni, yıllardır kendileri için bir yasa çıkarılmasını isteyen Sinemacıların seslerinden çok, her yıl yayınlanan bu raporların bizi zorunlu olarak bu sürece sokmuş olmasıdır.
[/COLOR]

http://sinesen.org.tr/turkali2.gif


2. İTİRAZLARIMIZ

Biz aşağıda imzası olan Sinemacılar, Bakanlık'ın "onaylamamız" için gönderdiği "Telif Hakları Genel Müdürlüğü" ile "Sinema Merkezi Başkanlığı" kurulmasını öngören yasa taslaklarına aşağıdaki nedenlerden dolayı karşı olduğumuzu kamuoyuna duyururuz.

1- Gönderilen ilk taslakta, "...merkezin başkanını bakan atar" ve madde 5/2'de; "Başkan; Başkanlığı mevzuat hükümlerine, hükümet programına ve bakanlar kurulunca belirlenen stratejilere uygun olarak yönetip değerlendirir" denmiştir. Bu taslağın zihniyetinde, günlük siyasete güdümlü bir sinema merkezinin varlığı açıktır.

2-Taslakta sinema filmlerinin üretimine yönelik, çalışanların hakları ve çalışma koşullarına ilişkin bir sistemden hiç bahsedilmemiştir. Sinema İş Yasası ile ilgili çalışmaların ivedilikle başlaması gerekmektedir.

3- Türkiye sinemasının, özel ve kamusal fonların oluşturulmasını yönetecek bir finans örgütüne (sinema bankası), sayısal verilerin doğru olarak toplanması için bir gözlemevine (observatoire) ihtiyacı vardır. İlerleme Raporu'nda, "...mali saydamlığı artırmaya yönelik önlemler ertelenmiş hatta geriye gitmiştir", saptaması varken Taslaklar'da bakanlıkların fonlar üzerindeki etkisini giderecek hiçbir madde bulunmamaktadır.

4- Yabancıların ülkemizde film çekme koşulları yeniden düzenlenmeli, yasalarda gerekli değişiklikler yapılarak, Türkiye vatandaşı çalıştırma ve sendikalı olma zorunluluğu kotalarının da konulması gereklidir.

5- Meslek birliklerinin birleştirilmesi hususu Bakanlık bürokratlarının öznel yorumudur ve Batı ülkelerindeki ve Avrupa Birliği'ndeki teamüllere aykırıdır. Bu yüzden kurulmuş ve kurulacak olan kurumların korunması ve desteklenmesinin gerekliliği, demokratik bir zorunluluktur.

6- Taslaklar sürekli "Sinema" alanını dikkate almakta, oysa hem sinema alanında çalışanları, hem de bu alandan çok daha büyük ekonomik döngünün oluştuğu televizyon sektöründeki sorunları gözardı etmektedir.

7- Sinema alanının Bakanlık etkisinden çıkarılması zorunludur. Yasanın bu şekilde kabulü diğer kültür sanat alanları için de cesaret verici kötü bir örnek olacaktır.

8- Ülkemizde, sanat eserini açıklamanın temel mantığı, yaklaşık 50 yıldır Avrupa merkezli "sanat eseri" tanımıdır. Oysa bu taslak ile tanım ABD merkezli "ticari meta" tanımına kaymıştır. Taslak, bu haliyle, Türkiye Sinema Merkezi kurumunun işleyişinde devletin ağırlığını arttırarak, "ticari meta" tanımı ile dahi çelişkili hale gelmiştir. Bu durum sinemanın bir sanat olarak varoluşunu tehlikeye sokacaktır.

http://sinesen.org.tr/imza/yasalar/TURKIYE%20SINEMA%20MERKEZI%20BSK%20KURULMASI%20%20 HAKKINDA%20KANUN%20TASARISI%2028.10.2009.doc


http://sinesen.org.tr/imza/yasalar/Bakanlik+taraf%C4%B1ndan+gonderilen+ve+bir+kisim+s ektor+calisaninin+onardigi+yasa+tasarisi+taslagi.d oc


http://sinesen.org.tr/imza/yasalar/Telif%20Haklari%20Kurumu%20Baskanligi%2028.10.2009 .doc[/I]

rogdopsink
17-01-2010, 11:21
cuma günü borsanın neden düştüğünü buldum... güneş tutulması... :))

havanın kapalı olmasından dolayı çogu kişi izleyemedi sanırsam..:mut: http://www.kandilli.boun.edu.tr/astronomy/buay/ASE_ani.gif

http://www.kandilli.boun.edu.tr/astronomy/buay/GT_150110.html

15 OCAK 2010 Halkalı Güneş Tutulması

http://666kb.com/i/bfwh963izhpojdqqa.jpg
http://www.kandilli.boun.edu.tr/astronomy/buay/ASE2010_ani1.GIFhttp://www.kandilli.boun.edu.tr/astronomy/buay/SE2010Jan15A.gif


ÖNEMLİ UYARI !!!
GÖZ SAĞLIĞINIZ İÇİN GÜNEŞ DOĞDUKTAN SONRA BELİRLİ BİR YÜKSEKLİĞE ERİŞTİĞİNDE GÜNEŞ FİLTRESİ KULLANMADAN GÜNEŞE DÜRBÜNLE BAKMAYINIZ. GÜNEŞ TUTULMALARI SIRASINDA GÜNEŞ FİLTRESİ KULLANMADAN UZUN SÜRE GÜNEŞE BAKMAYINIZ.

Güvenli Güneş gözlemi nasıl yapılır, göz sağlığınız için dikkat etmeniz konularla ilgili ayrıntılara aşağıdaki linklerden ulaşabilirsiniz.

http://www.tug.tubitak.gov.tr/tutulma/turkish/guvenli_gunes_gozlemi/guvenli_gunes_gozlemi.html

http://www.koeri.boun.edu.tr/astronomy/buay/saglik.html

rogdopsink
18-01-2010, 07:23
GLOBAL RİSKS 2010


davosa gitmedik diye davos tan bihaber olmayalım değilmi...:)

2010 global risk raporu yayınlanmış..ayrıntılı olarak inceleyemedim ama 2007 de riski yönetmek için kurdukları birim.. risk tanımları ve riskin altbaşlıkları ile yapılması gerekenler adı altında 2010 a dair ışık tutabilecek nitelikte...özellikle aşagıdaki resim oluşabilecek risklerin büyüklüğü ve maliyeti hakkında bütünü görme açısından faydalı olabilir...

incelemek isteyenler için linki http://www.weforum.org/pdf/globalrisk/globalrisks2010.pdf...

raporun dili ingilizcedir..

http://666kb.com/i/bfxbxkxfqta2nd4jp.jpg

http://666kb.com/i/bfxc0qvu8nai9ofut.jpg

mystified
18-01-2010, 13:12
Selam Rogdopsink

Bilmiyorum daha önce gördün mü ama geometrik formasyonlar isabetli bir analiz, faydalı olabilir:http://www.hisse.net/forum/showthread.php?p=1381337 (düzeltme J.M Hurst çalışmaları ve cycle analizi,harmonik formasyonlardan çok farklı) http://www.harmonictrader.com/price_patternsgartley.htm

rogdopsink
18-01-2010, 13:44
Selam Rogdopsink

Bilmiyorum daha önce gördün mü bilmem ama geometrik formasyonların isabet derecesi yüksek faydalı olabilir:http://www.hisse.net/forum/showthread.php?p=1381337 (düzeltme J.M Hurst çalışmaları ve cycle analizi,harmonik formasyonlardan çok farklı) http://www.harmonictrader.com/price_patternsgartley.htm

çok teşekkür ederim gerçekten işime yarayacak birşey olarak gözüküyor...aslında elliot olarak mahşerin üç atlısını fiyat zaman kalıp olarak arıyoruz okudugum kadarıyla..

her ne kadar zamanın belirsizliğinden dem vursakta.. diğer etkenlerin belirsizliğide az değil aslında..yukarıda wolf wave çalışmasını görmüştüm ama şu an bakınca üç boyut olarak düşününce verilen noktanın izdüşümü ile yapılacak bir çalışma nasıl olur acaba diyorum kendi kendime..PX=X(x'X)x'....(parantezin üzeri eksi bir olacak koyamadım..)

en azından grafik çalışmalarında bizi dogrusallıktan kurtaracak ve geometrinin gizemini ortaya koyacak en ileri düzey matrisler olarak gözüküyor hala..gözümüzün görebildiğinin ötesinde bir yapı ilerliyor her yerde.. borsada da bunu aramaktan dogal birşey yok ..

teşekkürler yaktıgınız ışık için umarım daha ayrıntılı araştırabilecek zamanın ve bilgim olur...

mystified
18-01-2010, 15:15
Elliot=pseudo science,

Aşağıda ki linklerde size faydalı olabilir;

http://rapidshare.com/files/337228161/J.M._Hurst_-_The_Profit_Magic_of_Stock_Transaction_Timing.pdf. html

http://finance4traders.blogspot.com/2009/06/frequency-signals-in-trading.html

Red_baron
18-01-2010, 16:12
güneş tutulmasıyle borsa arasında ilişki kurmak bana william stanley jevons isimli 19.. yy.da yaşamış bir teknik analizcinin güneş lekeleriyle ekonomik krizler arasında kurduğu balantıyı hatırlattı. kulağa saçma gelen bu teori inanılmayacak derecede isabetli sonuçlar vermiş, 1711-1873 arasında meydana gelen tüm ekonomik krizler (ozamanlar ticari panik deniyormuş) 10 yılda bir gerçekleşmiş ve bu 10 yıl kuralı neredeyse hiç bozulmamış.tarihleri bende vardı ama bakmam lazım. bu gün bile tüm dünya genelinde 10 yıl kuralı pek ço kişinin ezberindedir ve kökeni 18. yy a kadar gider. bu aslında mantıklı bir yorum. ekonomi eskiden daha çok tarım ağırlıklıydı ve tarım ürünlerinin hasatıyla ilgili periyodik sorunlar ekonomik krizlere neden olabilir. mesela 10 yılda bir toprağın yorularak veriminin düşmesi pamuk ve buğday fiyatlarında sert hareketlere neden olabilir.

rogdopsink
18-01-2010, 17:05
güneş tutulmasıyle borsa arasında ilişki kurmak bana william stanley jevons isimli 19.. yy.da yaşamış bir teknik analizcinin güneş lekeleriyle ekonomik krizler arasında kurduğu balantıyı hatırlattı. kulağa saçma gelen bu teori inanılmayacak derecede isabetli sonuçlar vermiş, 1711-1873 arasında meydana gelen tüm ekonomik krizler (ozamanlar ticari panik deniyormuş) 10 yılda bir gerçekleşmiş ve bu 10 yıl kuralı neredeyse hiç bozulmamış.tarihleri bende vardı ama bakmam lazım. bu gün bile tüm dünya genelinde 10 yıl kuralı pek ço kişinin ezberindedir ve kökeni 18. yy a kadar gider. bu aslında mantıklı bir yorum. genele ekonomi eskiden daha çok tarım ağırlıklıydı ve tarım ürünlerinin hasatıyla ilgili periyodik sorunlar ekonomik krizlere neden olabilir. mesela 10 yılda bir toprağın yorularak veriminin düşmesi pamuk ve buğday fiyatlarında sert hareketlere neden olabilir.

jevons evet mikro iktisadın babalarından sayılabilecek nitelikte belkide öyle.

aslına bakılırsa bu sürec 19 yüzyılın sonlarına dogru hızlanıyor ve iktisatta istatistik ve matematiğin kullanılmasındada etkili olan marx jevons ve marshal ön plana çıkarak bu tarz değişik teoriler ile tarihe damgalarını vuruyorlar..o zaman ki ikitsat bilimi ile günümüzde daglar kadar uçurum olmasına ragmen çok ilginç teorilere ve varsayımlara rastlamak kolay oluyor..

mesela iktisat dersleri üniversitelerde hukuk yada felsefe derslerinin altında gösterilmekte imiş...jevons o dönemde yazdıgı kitabında miktar ile fiyat arasında ilişki kuran ilk isim olmuştur neredeyse..talep yasasına varılırken en önemli olabilecek kavramı ortaya atarak insanların her son 1 birim tüketikleri miktarın toplam faydada yarattıgı değişimi böylece tanımlamış oldu...

daha çok tarımsal ürünlerle ilgili yasalar ortaya konulması henüz tohumları belkide yeni atılmakta olan bir kapitalizm varken çok normal...sonrasında kapitalizmin gelişmi ile iktisadi yasaların karmaşıklıgı dahada net bir şekilde gözüküyor..

iktisadın gelişimi dalganmaların tarihi ile de eştir aslında..1800 lü yıllarda gerek avrupada gerek diğer ülkelerde ortaya çıkan krizler ile dalgalanmalar iktisata konu edilmiş..
herneyse güneş lekeleri kuramını kuramsal olarak ilk ortaya atan dediğiniz gibi jevonstır..jevons bu düzenli devresel hareketi 11 yıl olarak saptamış...jevonsun kuramnın önemli bir özelliği ekonomideki hareketlerin içsel değil güneş ve iklim gibi etkenlerden etkilenmesidir..ancak bu model sabit devresel hareketler oldugu için pek tutulmamış..

sonrasında amerikada yine 1. dünya savaşı sonrasında aynı konuyu inceleyen bilim insanları olmuş..ve dalgalanmalar daha çok 29 krizi ve keynesyen ekonomi ile bugünkü gelişimine gelmiş..

ilginç bir anektod olarak bu kuramların farklı ülkelerde bilim adamlarının birbirinden haberi olmadan bu konuları işlemiş olmalarıdr.. ancak bazıları amerikada yada avrupada oldugu kadar şanslı olamamışlar..

sovyetlerde devrim olmasının ardından özellikle merkezi planlama da istatistiğin daha çok önemli olması yüzünden sovyetler o zaman için bilimde olan ilerleyişini hızlıca yol kat ederek almıştır..

ancak nep ile stalinin sıkı bir yönetim uygulaması bir çok alanda oldugu gibi sovyet iktisatçılarınıda esir almış.. önemli isimlerden iki tanesi kondratief ile slutsky ölüme sürüklenmiştir..

bunun arkasında ki ana sebep iktisadın halka anlatılırken dört işlem dışında matematik yöntemlerle anlatılmaması olmuştur..çünkü aşırı matematik iktisatı soyutlaştımakta ve halktan sogutmaktadır denmiştir.

hatta ve hatta o zmanın üniversite öğrencileri aritmetik ve birinci sınıf cebiri bakkallar için yeterli olabilir ama milli bir ekonominin planlaması için yeterli olamaz diye pankartlarla yürümüşlerdir..

bu gelişmeler sırasında kondtraief idam edilmiş ve slutsky hapse mahkum edilmiştir..hatta ikame konusunda slutskynn teorileri o hapse girdikten sonra avrupa ün kazanmış kendisine ödül verileceğini hapisanede öğrenmiş ve kabul etmemiştir..ben o işleri bıraktım diyerek cevap vermiştir..

kondratiefin uzun dönem dalga hareketleri hala iktisat bilimine konudur ...


biraz iktisat bilgisi verir gibi oldu ama işin özü insanlara bu konular mucize ile eş değermiş gibi geliyor..ancak dediğiniz gibi eskiler daha iyi bilir yedi yıl kıtlık yedi yıl bereket mezopotamya topraklarında çokta hayret edilecek şeyler değilmiş...

gerçi bizim güneş tutulmasını biraz latife olsun diye paylaştım ..zira bu süreci incelemek için mutlaka daha başka yollar vardır..yazınıza katkı olsun diye birazda bildiklerimi pekiştirmek amaçlı karalamak istedim..

sevgilerimle...

Red_baron
18-01-2010, 19:18
iyiki jevonsu hatırlamışım sn. rogdopsink bu sayede epeyi ilginç bilgileri sizden öğrenmiş oldum. zahmetiize teşekkürler
kondratiefin mega döngü teorisi bayağı ilgi çekmişti ama 50-60 yıl gibi uzun bir süreci kapsaması yani insan ömrünü aşan bir cycle modeli olması nedeniyle pek anlam ifade etmiyor sanırım. ayrıca bilimsel olarak kanıtlanamadı.
bilim dünyası ne kadar uğraşırsa uğraşsın ekonomik döngüleri tahmin edebilen tam bir kalıp oluşturulamıyor. 100 yıllık ortalamalarla yapılan tahminler bile zaman zaman aşırı sapmalarla alt üst oluyor. şu meşhur matematikçi mandelbrot'un dediği gibi borsalarla ilgili geliştirilebilecek en uygun modelde mutlaka pisikolojik bir yaklaşımada yer olmalı. sadece ortalamlar üzerinden yapılan tahminler bazen büyük hayal kırıklığı yaratabiliyor. aslında en iyisi bu kadar karmaşık ve sonu olmayan bir konuya hiç bulaşmamak.

son bir sözüde piyasa düzenleyicisi rolündeki merkez bankaları ve devlet otoriteleri hakkında söylemek isterim çünkü artık piyasa mekanizmasının en etkili katılımcısı onlar ve son 40 yıldır finans piyasasında görülen değişimin sebebi bu kurumların etkilerinin artması yani önplana çıkmalarıdır ama hepsi birer insan ve krizlere tepki verirken insana has tüm hataları yapıyorlar. olayları herzaman yanlış algılıyorlar, her zaman olması gerekenden ya daha sert yada daha zayıf tepki veriyorlar,zamanlamayı doğru tutturmaları imkansız, duygusallık, duygusuzluk, sorumsuzluk, aşırı sorumluluk gibi akla gelecek tüm insani zaaflarla donatılmış biçimde piyasaya müdahale ettikleri unutulmasın. bugün tüm dünya bu otoriteleri uzaydan gelmiş ve herşeyi doğru bilen varlıklar gibi görüyor halbuki hepsinin boynunda birer ip var ve o ipler senatonun elinde.
regulatorlar asla gelecek krizlere yönelik müdahale yada tedbir planı uygulamazlar her zaman bir önceki krizin enkaz ve yıkıntılarıyla uğraşırlar.
saygılar sevgiler

Red_baron
20-01-2010, 11:46
hazır konu açılmışken Kondratief döngüsüne örnek olabileceğini sandığım bir vakayı tartışalım. benimkisi sadece bir öngörü.. buna iktisat gözüyle bakmayın sadece simya

konumuz gelişmiş ülkelerin bankacılık sektörüne ilişkin cycle hipotezi.
modern ekonomide büyümenin başlangıç noktası bence amerikan-japon-avrupa bankalarının geleceğe ilişkin beklentileridir. eğer bu bankalar özgür karar alma yetkisine sahip olmasa yani kamu denetiminde olsa veya hiç var olmasalar teorik olarak dünya ekonomisi %0'dan fazla büyüyemez çünkü mevcut ekonomik faaliyetler en fazla büyümeyi sıfırda sabit tutmaya yeter. gelişmiş ülkelerin bankaları sadece kendi ülkelerinin tasarruflarını yönlendirmez aynı zamanda tüm dünyanın parasını yönetirler mesela arapların petro dolarları amerikan bankalarında saklanır vs... eğer bu bankalar birliği geleceğe yönelik olumlu beklentilere sahipse kredi miktarını artırırlar ve böylece ekonomi %0'dan fazla büyeyecek kaynağa kavuşmuş olur. kredi insanları ihtiyaçdan fazla tüketime yönlendirir dolayısıyla üretimde buna göre artar ve bir döngünün ilk ayağı başlar. elbette bu tip döngüler gittikçe kontrolden çıkarak aşırıya kaçar ama konumuz bu değil. bankaların gelecek beklentileri modern finansın en önemli yapıtaşıdır. (konu farklı yöne kaymadan kapatayım) bankacılığın önemini böylece vurguladık

1929 kriziyle amerikan finans sistemi adeta iflas etmişti ve eş zamnalı olmasada 10 yıl içinde avrupa ülkeleride bu sürece katıldı. bu nokta bankacılık sektörünün ayı trendi başlangıcı diyebiliriz. fiili başlangıcı 1930 yılı olsun resmi başlangıç tarihi ise 1945 yılındaki bretton woods anlaşması olarak kabul edilebilir. bu anlaşma uluslararası ticaret, spekülatif faaliyetler ve bankacılık sektörünün denetimi konusunda sıkı yönetim kuralları olarak özetlenebilir.1945'den itibaren üzerine ölü toprağı serpilen bankalar 1973 yılına kadar hisse senedi satamayacak kadar verimsiz ve karsız biçimde faaliyetlerine devam ettiler. bugünkü manada hiç bir modern finans tekniğini kullanamıyorlardı ayrıca az gelişmiş ülekelere yüksek faizle borçta veremiyorlardı. 1970'lerin başından itibaren sektörde sessiz sedasız değişiklikler başlamıştı. first national bank of amerika ekolünden yetişen yeni kuşak bankacılar bankacılık sektörünü daha karlı hale getirecek yeni yatırım araçları ve yöntemleriyle göreve başladılar. 1973 yılında gene first national bankın borsa aracılarına verdikleri davette bu yeni trende ilişkin açıklamalarıyla bnkacılık sektöründe boğa piyasası başlamış oldu diyebiliriz.

ardından banka hisseleri talep görmeye başladı. enflasyon oranı düşük seyrederken bankalar yatırımcılarının yüzünü güldürecek derecede premium yaratabiliyorlardı. petrol krizinde olduğu gibi enflasyon yükseldiğinde trend kısa süreliğine sekteye uğrasada yoluna devam ediyordu. ilerleyen dönemlerde bankalar gittikçe daha fazla serbest hareket imkanı buldu artık sıkı yönetim değil tam tersine aşırı gevşek denetime tabi olduklarından çok yüksek kar edebilecekleri riskli işlere giriyorlardı. 1980'lerde az gelişmiş latin amerika ülkelerine aşırı borç vererek krize girdiler. citibank batmanın eşiğine geldi. 1990'larda japon bankaları öncülüğnde asya kaplanları şahlandı sonra kriz patladı. gene 90'ların sonunda .com çılgınlığı gündeme geldi. 90'larda başlayıp günümüze kadar devam eden türevin türevi oyun araçları ve hedge fon çılgınlığıda sürecin parçası oldu.

sonuçta 1973 öncesinde aşırı denetimden bunalan bankacılık sektörü 1973-2008 arası aşırı serbestlik sayesinde dalgalanarak yükseldi. 2008 ise yeni bir ayı trendinin başlangıcı gibi gözüküyor. şuanda bunu söylemek zor çünkü FED ve beyaz saray bu krizi hala eski model krizlerle bir tutuyor. dikkat ederseniz yapılan müdahale sadece faiz oranları ve para arzıyla sınırlı yapısa reform yok, bunun anlamı şu: otoriteler friedmancı zihniyeti bırakmamışlar ve bu krizi bir para arzı meselesi olarak görüyorlar halbuki friedman hatalıydı önemli olan paranın kontrolü değil kredi piyasasıın kontrolüdür. bakın obama daha iktidarının 1. yılı dolmadan 2 büyük seçim yenlgisi aldı ve mecliste üstünlüğünü bile yitirdi üstelik en güçlü oldukları bölgede seçim kaybettiler. bunun sebebi halkın ekonomik hoşnutsuzluğudur. para arzıyla nekadar oynarsa oynasın başarılı olamayacaklar ve yakın zamanda FED'i ağır bir dille suçlayıp yapısal reformlar yapmak üzere harekete geçecekler. bu öngürüm gerçekleşirse bankacılık sektörüne sıkı denetim kuralları getirilecek ve ayı piyasası dahada belirginleşecektir.

döngü modelimize göre 1945-1973 arası ayı piyasası 1973-2008 arası boğa piyasası olarak kabul edilebilir. tabi henüz kesin bir yargıya varmak için erken de olabilir.
saygılar

rogdopsink
20-01-2010, 13:17
sonuçta 1973 öncesinde aşırı denetimden bunalan bankacılık sektörü 1973-2008 arası aşırı serbestlik sayesinde dalgalanarak yükseldi. 2008 ise yeni bir ayı trendinin başlangıcı gibi gözüküyor. şuanda bunu söylemek zor çünkü FED ve beyaz saray bu krizi hala eski model krizlerle bir tutuyor. dikkat ederseniz yapılan müdahale sadece faiz oranları ve para arzıyla sınırlı yapısa reform yok, bunun anlamı şu: otoriteler friedmancı zihniyeti bırakmamışlar ve bu krizi bir para arzı meselesi olarak görüyorlar halbuki friedman hatalıydı önemli olan paranın kontrolü değil kredi piyasasıın kontrolüdür. bakın obama daha iktidarının 1. yılı dolmadan 2 büyük seçim yenlgisi aldı ve mecliste üstünlüğünü bile yitirdi üstelik en güçlü oldukları bölgede seçim kaybettiler. bunun sebebi halkın ekonomik hoşnutsuzluğudur. para arzıyla nekadar oynarsa oynasın başarılı olamayacaklar ve yakın zamanda FED'i ağır bir dille suçlayıp yapısal reformlar yapmak üzere harekete geçecekler. bu öngürüm gerçekleşirse bankacılık sektörüne sıkı denetim kuralları getirilecek ve ayı piyasası dahada belirginleşecektir.

döngü modelimize göre 1945-1973 arası ayı piyasası 1973-2008 arası boğa piyasası olarak kabul edilebilir. tabi henüz kesin bir yargıya varmak için erken de olabilir.
saygılar

http://undertheradarmedia.files.wordpress.com/2008/11/obama_economic_tem.gif


harika bir yazı olmuş dünkü kaybedilen seçim aslında çok önemli dediğiniz gibi demokratların bu kayıpları yapacakları reformları da engelliyor artık... örneğin saglık reformu için çok büyük bir koz kaybettiler dün..

obama şirin yüzünü kaybetmeye de başlayacaktır zamanla...elinize saglık sayın red baron..:cool:

Red_baron
20-01-2010, 17:24
aslında amerikaya benzer bir durumda türkiyede var ama kimsenin umrunda değil. Türk toplumunu uyutmak hakikaten çok çok kolay.
geçen belediye seçimlerinde AKP'nin almasını beklediğim oy oranı %60'ın üstündeydi ama alınan oy gerçek bir hezimet ve önemli bir sinyal nitieliği taşıyordu. özellikle istanbulda yaşanan oy kaybı çok ilginçti. AKP seçimden önce gece gündüz çalıştı çabaladı. metrobüsü devreye soktu, 150 yeni kavşak noktası inşaa etti, alibeyköyle okmeydanı arasına tünel gibi bişey yaptılar (tam anlamadım güzergahını) yeni feribotlar devreye sokuldu, şehrin değişik yerlerinde dev kamu binaları inşaasına başladılar mesela şişli ve kartaldaki adliye sarayları gibi... fatih vatan caddesinde yeni belediye sarayı ve alışveriş merkezinde unutmayalım. bu arada marmaray projesinin en önemli ayağı tüp geçitte ilerleme sağlandı vs... AKP'nin anladığı anlamda hizmet çoktu ama genede istanbulu bile kaybetme noktasına geldiler. sebep çok açık insanlar ekonomik sıkıntıyı çok ağır hissediyorlar. hizmeti beğenmek ayrıdır bedelini ödeyebilme gücü ayrı... yapılan tüm hizmetler borç parayla gerçekleşiyor ve borçların faiz yükü halkın sırtına bindirildikçe geçim sıkıntısı artıyor. sonuçta halk bu yüke dayanamayınca oy vermiyor. aslında bu süreç çok kötü bir sona doğru ilerliyor ama kimse farkında değil. alt yapı çalışmalarına harcanan paraların geri dönüşü yok. bu paralar hep borç olduğundan belli bir faizi var ve halkın bu faizi ödeyecek gücü kalmadığı anda 12 şddetinde depremin nasıl bişey olduğunu anlayacağız. hizmet güzeldir ama neyle yapıldığı daha önemlidir. dikkat edilirse seçim sonuçlarıyla birlikte AKP'nin tutumuda değişti. azınlıklarla ilgili manevralar bu sürecin bir parçası. dış borç bulamadığımız için birden bütçe açığı paladı ama oda kimsenin umrunda değil. sadece bir yıl içinde 10 milyardan 50 milyara çıkan bir bütçe açığını bu derece sükunetle karşılayacak tek bir halk yoktur dünyada. a amerikaya paralel bir durum var ortada ama onların arkası sağlam bizimki açık. zor günlerde alabileceğimiz hiç bir tedbir imkanı yok sadece servet vergisi gibi uygulamalar olabilir o kadar.

madala
20-01-2010, 20:10
EVET güzel bir yorum ve gerçek. iktidar eriyor fazla erimesini önleyen ise çağ dışı kalmış muhafet. adamlar polit büro üyeleri gibi. 70yaşından aşağıyı içine almıyorlar. birde 30 seneden aşağı milletvekili yapanları aday yapmayacaklar. ukrayna turuncu devrim yaptı onlar 2050 de yapacaklar galiba. yeni oluşumlar belki umut olacak. gerçekler acıdır. ama gerçektir. sanal dünya yaratarak yaşam tarzı oluşturmak kolay. hayalle yaşıyorlar. muhalefetin bir iktidarın şansı olduğu ülke kaç tanedir dünyamızda. buda bize özgü.

JonDowes
20-01-2010, 21:23
Bütçe açığındaki hızlı artışın nedeni Türkiye'nin dış borç bulamaması değil. Son 3 yılda dış borç stoğumuzun gidişatı: 80 -> 109 -> 119
İç borç stogunda ise daha hızlı bir artış var. yani açığın büyük kısmı TL borçlanma ile kapatılmış.

Cari açığın dev olduğu kesin. Mutlaka kapatılması lazım sürekli böyle gitmez. ama henüz herhangi bir kırmızı alarm yok. olsaydı tahvil faizleri tek basamaklı kalmaya devam etmezdi. 2 yıl önce 300 birim borç üzerinden %20 faiz ödeniyordu. şu anda 400 birim borç için %9 faiz ödeniyor. yani faiz yükünde artış değil azalış var. buna karşılık yıl ortasına dogru faizler 10'a dogru kayacak; bunun nedeni de borç artışı değil TCMB'nin faizinin artacak olması. IMF anlaşması ve mali kural ile bütçe açığının yavaş yavaş kapatılması bekleniyor. 50 milyar açık bir yılda kapatılmaz; en az 5 yılı var makul yerlere inmesinin. piyasa eğer bütçede sakatlık görürse bunu tek bir yolla belirtir: ülke risk primleri (cds'ler ve Amerikan tahvilleriyle spreadler) artar. ülke notunun arttırıldıgı bir dönemde böyle bir durum henüz yok. erken seçime gitme ayagıyla 50 milyar açık 60'a çıkartılırsa o zaman bu süreç terse döner ve riskler artar.

Red_baron
21-01-2010, 09:30
sn. jondowes aslında yazınızda daha değindiğiniz hususları ayrı ayrı yerlerde değerlendirmiştim tekrar toparlayalım.

bütçe açığında artışın zamanlamasıyla türkiyeye gelen yabancı sermayenin kesilmesi eş zamanlıdır. sıcak para, sanayi yatırımları, arsa alımları, özelleştirme vs. için gelen döviz miktarı nerdeyse tamamen durdu ama hükümetin altyapı yatırımları için paraya ihtiyacı var bu parayı halkın bankadaki tasarruflarından ödünç alıyor diyebiliriz. Aslında ben kestirme yolu kullandığımdan kafa karıştırıcı oldu sanırım. iç borç artışı bütçe açığına eşit biçimde gelişir, böyle deseydim daha sağlıklı olurdu. bütçe açığındaki artışın nedeni gelir gider dengesinin bozulması. dış borç bulamamanın sonucu ise iç borçlanmada gaza basmak.

2003-2008 arası dönemde korkunç bir cari açık verdik buna karşılık hazine dengesi yakışıklı görüntü sergiliyordu çünkü hem global kredi imkanları çok iyiydi hemde özelleştirme ve şirket satın almalar sayesinde döviz geliyordu.
2008'den sonra ise cari açık hızla düşerken bu sefer bütçe açığı patladı. demekki türkiyeyi sağlıklı değerlendirmek için çifte açık hesaplamak lazım.
önemli sorulardna biri şu; bir ülkenin cari açığında yada bütçe açığında sadece 1 yıl içinde bu derece büyük oranlı yükselişler görülürken o ülkenin normal olduğu nasıl iddia edilebilir?

Cari açığın kapatılması lazım demişsiniz: formülünü söylemiştim türkiyenin cari açığı geçici değil kalıcı olarak kapatması için çok büyük bir kriz yaşaması ve ardından bazı yapısal tedbirler alması lazım. aslında bu konuya sonra girebiliriz ama türkiyenin cari dengesinin düzelmesi imkansız. devaluasyon sonrası olan 1 yıllık geçici düzelmeleri saymazsak türkiye cari açık vermekten kurtulamaz. bu teknik olarak ispatlanabilir

Hazinenin faiz yükü konusunu tartışmıştık arka sayfalarda bakmanızı tavsiye ederim.
siz olayı tek boyutlu görüyorsunuz. bankaların karı bankaların hazinenin faydası hazinenindir düşüncesindesiniz. bakın bankalar ve türkiye hazinesi iki ortakdır ve birlikte değerlendirilir. bankacılık sektörü geçen yıllarda büyük kar yaptığında o karlar bankaların kasasına girmedi ödünç verildi. şimdi bankalar zarar ederse bu zarar tamamen onların zararı olmayacak. ikisi aynı sisitemin parçası ve ayrı değerlendirilemezler.

Faizlerin %9'a düşmesi ve çıkmamasınıda yanlış değerlendiriyorsunuz. bunun sebebi sandığınız gibi işlerin yolunda olması değil zaruriyettir. faizler düşüşü ve faizin yükselmemesi iki ayrı konudur. düşüşün sebebi hazineninin aşırı iç borçlanma öncesi avantaj sağlaması ve faiz ödemeleri yoluyla bütçe açığının daha fazla artmasını engellemektir. faizin çıkmamasının sebebi ise tek parti iktidarının sahip olduğu gücü kullanarak baskı yapmasıdır. bankalar %9 faize razı olmak zorundalar mı diye sorarsanız evet zorundalar çünkü onlar yabancı değil T.C. nin bakları yani sistemin parçasılar. sistemin çökme tehlikesine karşı buna razı olacaklar. 2001 yılında zayıf siyasi irade nedeniyle büyük banklar hazineye destek vermemişti ama şimdi veriyorlar. sizin düşünmeniz gereken konu şu: faiz oranları ne olursa olsun, hükümet nekadar güçlü olursa olsun, türkiye mevcut borç yükünü dahi çekemeyecek hale gelmiştir. faiz %1 olasa imf 50 milyar dolarversede bu değişmeyecek. kısacası yolun sonuna geldik. ayrıntılı rakamları farklı yerlerde verdim zaten.

kırmızı alarm yok diyorsunuz. siz devlet yöneten değilsiniz o nedenle eleştirmiyorum ama alarm yok düşüncesi devlet yönetenlerde de var asıl tehlike bu. daha ne olsun alarm için merak ediyorm. ... bu konuları yakın takip eden biri olarak şunu söylemeliyim ki türkiye dünyadaki en kırılıgan ülke olduğundan devamlı piskolojik telkinde bulunuyorlar bize. notumuz arttı diyorsunuz onuda tartıştık burda artmış haliyle notumuz vietnam ve kolombiyadan düşük bu ülkeleri bir ziyaret edin bence o zaman türkiyenin genel mali dengesinin ne kadar kötü olduğu daha iyi anlaşılır.

sözlerim yanlış anlaşılmasın hatalı bakış açınızın nedenini biliyorum çünkü daha önce karşılaşmadığınız bir durum var ortada. borsa tarihinde ilk defa böyle bir siyasi ortam ve buna bağlı hatalı algılama dönemi meydana geldi. herkes döviz kuruna ve borsa endeksine bakıp: demekki işler yolundaymış diyor. siyasi güç dengesi değişince neler olacağını hep birlikte göreceğiz ve son 10 yılın faturasınıda 2 yılda ödemek zorunda kaldığımızda daha iyi anlaşılacak.
saygılar

Red_baron
21-01-2010, 10:58
bu arada faizlerle ilgili bir ek yapmak istiyorum
düşük faiz iyidir - yüksek faiz kötüdür savı kesinlikle yanlıştır ve çölde görülen serap gibi insanı yanıltır. faiz genel ekonomik duruma göre optimal seviyelerde olmalıdır aksi halde bir terslik olduğunun habercisidir. örneğin azerbaycan ekonomisi süratle büyümesine rağmen faiz oranları çok yüksektir. bırakın yerel parayı dolara bile çok yüksek faiz veriyorlar. ukrayna ve çoğu doğu avrupa ülkesinde faizler yüksek, brezilya ekonoisi bizden çok daha iyi durumda olmasına rağmen faizleri sanırım bize yakın.

türkiyede faiz oranı %20 olsaydı bu şüphe çekmezdi çünkü genel ekonomik durumla orantılı derdik ama bakıyorsunuz dikiş tutmayan hasta bir ekonomiye karşı suni faiz düşüşleri gerçekleşiyor ve iktisatçılar bile bunu olumlu karşılıyor. burada hata yapılıyor ve bu hata tam türk aydınlarına yakışır cinsten cahilce... faiz siyasi gücün zorlamasıyla düştü ve ortada bu kadar güçlü otorite var diye dalkavukça sevinmek yerine bu faiz oranı bu ekonomik koşullara uygun mu demek gerekir. IMF aynı anda hem türkiye hemde ukraynaya borç verecek ama ukrayna yabancılara %20 faiz sunarken türkiye %8 verecek adam demezler mi senin ne fazlan var diye?? bütçe açığının atmosferi deldiği bir ortamda faizler düşüyorsa ben buna sevinmem tam tersine korkarım. neden siyasi otorite tiyatronun bu son perdesinde gücünü kullanarak faizlere saldırıyor?? neyin hazırlığını yapıyorlarlar?? ekonomik gelişmelerle zıt yönlü işleyen fazi politikası neyin habercisi?? bu soruların cevabı aslında belli ama insanlar yaşayarak öğrenmeden anlamayacaklar.
Not: uzak doğu ülkelerinin faiz oranlarıyla bizimgibi ülkeler karşılaştırılmamalıdır bu hata olur. çin ve japonya başta olmak üzere bu ülkeler hem dış ticaret fazlası veriyorlar hem tasarruf oranları yüksek.imalat sanai odaklı ekonomik programlar hazırlama gayesinde olan bu ülkeler faiz ve kurlar üzerinde istedikleri şekilde oynayacak fonu yaratabiliyorlar hatta türkiye gibi açık veren ekonomilere kaynak transfer bile yapıyorlar. biz ise kurlara ve faize müdahale edecek fona sahip değiliz o nedenle her ikisinide serbest bırakmak zorundayız. ecevit zamanında kurlar üzerine ve şimdide faiz üzerine suni baskı yapılıyor her ikisininde sonu aynı olacak.

JonDowes
21-01-2010, 11:15
dediklerinizin cogunlugu tutarli ama sorun su ki sirf siyasi gorusunuze gore yorum yapiyorsunuz. bu da temel nedenleri gormezden gelmenize neden oluyor. soylediklerinizin tek anafikri "devlet kotu de ondan"... halbuki devletin caresiz oldugu, piyasalarla ve yapisal durumla alakali cok fazla neden var. ben ne hukumet taraftari, ne de muhalefet taraftari olarak bakmiyorum olaylara. tamamen neden-sonuc ve matematiksel analize gore dusunuyorum.

iddianiz - 2003-2008 arası dönemde hazine dengesi yakışıklı görüntü sergiliyordu .

gercek - tam tersine, cari acik kadar da kotu bir butce acigimiz vardi ve bu cari acigi patlatan 2001 krizi oldu. batan 22 bankanin hasari o kadar buyuktu ki, ancak sonraki ozellestirme gelirleriyle sifira getirebildi. sorunun baslangici 2003 degil yani; sadece 2001. sonrasinda ozellikle buyuk bir acik vermedik; tamamen 2001den kaynaklanan borclarin yarattigi acigi kapattik. ilerleyen yillarda acigin buyumesine neden olan sey harcama artisi degildi; 2001 krizinde alinan borclarin faizinin bile cok buyuk olmasiydi (faiz disi acik veriyorduk).

http://farm5.static.flickr.com/4032/4292106187_56273a9053_o.jpg

http://farm3.static.flickr.com/2785/4292106185_7b5d0687d6_o.jpg

- bir anlamda "cari acik cok kotudur" anlamina gelen yorumlariniz var. cari acik eger dogru kullaniliyorsa cok kotu degildir. cari acik aslinda yurtdisindan borc bulabildiginiz anlamina gelir bildiginiz gibi. bulamasaniz zaten cari acik diye bir sey olmaz. (bu anlamda "cari acigin odenebilmesi" diye bir sey de soz konusu degildir. once borc bulunur; o da cari aciga neden olur). burada tum mesele aldiginiz dis borcu ne yaptiginiz.: halk borcla ferrari aliyorsa veya borsada oynuyorsa berbat bir seydir. sirketleriniz o borcla buyuyor ve dis ticaret hacminiz artiyorsa; iyi bir seydir. bizim cari acigin yuksek cikmasinin 2 yapisal nedeni var: 1- hemen hic enerji kaynagimiz yok ve cok fazla petrol urunu tuketiyoruz. enerji ithalatini cikartsaniz cogu yil cari acik sifira yakin cikiyor... 2- ulkede yeterli sermaye birikimi yok; buyumek icin borca ihtiyacimiz var. bunu da su anda hizla artan sirket borclarindan goruyoruz. 2004 civarlarina kadar devlet de yuksek dis borca ihtiyac duyuyordu ve devlete borc vermek varken kimse sirketlere bakmaz. son 4 yilda devlet biraz piyasadan cekildi (ic piysaya yoneldi) ve sirketler dis borc alabilmeye basladilar. bu sayede ortalama buyume hizimiz %5lere cikti... (2009 kuresel kriz bunlarin tamamini terse cevirdi tabi)

"türkiyenin cari açığı geçici değil kalıcı olarak kapatması için çok büyük bir kriz yaşaması ve ardından bazı yapısal tedbirler alması lazım. aslında bu konuya sonra girebiliriz ama türkiyenin cari dengesinin düzelmesi imkansız."
- ilk cumle dogru tabi. ama, cozumu imkansiz demek icin fazla dinamik bir ulkeyiz. tek gereken para biriktirmeyi ogrenecek, butcesini adam edecek bir devlet ve halk... biriktirirsek, daha az borc aliriz.

"Hazinenin faiz yükü konusunu tartışmıştık arka sayfalarda bakmanızı tavsiye ederim. siz olayı tek boyutlu görüyorsunuz"
- boyle bir sey yok. bankalarin borcu bankalarindir ama bankalar net borclu degil ki? bankalar sadece araci. mevduattan daha az kredi ve dis borc var banka bilancolarinda. yani bankalar aslinda net olarak para saglayici. bunu da devlet tahvili alarak devlete borc veriyorlar. bu yuzden devlet borclarini dusunurken bankalari eklemiyorum. eklesem, gorusleriniz daha da yalanlanmis olur cunku bankalarin borcu diye net bir sey yok. cari acigi olusturan borclar Turk sirketlerinin. o konuda bir tereddut yok. kriz cikartacak olan da, buyumeyi patlatacak olan da bu sirket borclari (ve dogru kullanimi).

"faizin çıkmamasının sebebi ise tek parti iktidarının sahip olduğu gücü kullanarak baskı yapmasıdır"
- bu kadar ciddi yorumdan sonra olmamis bence. tarih nice guclu hukumetler gordu. hangisi tek basamakli faize indirebildi? dunyada hangi devlet baskiyla borclanma faizini indirebilir? bu is gucle mucle olmaz. tek parti komunizmi yok ki burda... piyasa ne isterse o faizden para alir. kotu yonetim yukselen faizleri getirir. faizleri indiren sey kuresel konjonkturdu; hukumetin baliydi. bu kriz nedeniyle bankalarin sirketlere borc vermek istememesi ve ellerinde cokca para kalmasi temel sebep. enflasyon beklentilerindeki sert dusus ve tcmb'nin de faiz indirimleri bunun kremasi. ama tek nedeni degil. hukumet baskiyla faizleri indirebilecek olsaydi; gecelik faiz %16 iken tahvil faizleri nasil %26'ya cikabildi kriz ortasinda? 15 yil boyunca nasil %90 faiz odedi devlet? Ozal veya Demirel baskilayiverseydi de %1 olsaydi faizler...

"sözlerim yanlış anlaşılmasın hatalı bakış açınızın nedenini biliyorum "
- benim meslegim bu. profesyonel gorusum icin para odeniyor yani... bu yuzden benden daha az hatali oldugunuza emin olmayin her zaman (ben de hataliyim mutlaka, ama benden daha az hatali oldugunuz iddiasinin objektif bir kaniti yok). gorusler farkli olabilir de "hatalisin" diyebilecek konumda degilsiniz zannimca. "farkli gorusteyiz" dersek daha dogru olur. kimse kimsenin hatasini - dogrusunu kesinkez bilecek durumda degildir.

bir de su konuda beni yanlis anlamayin. ben hukumet taraftari degilim. cok yanlis isler yaptiklarini ben de goruyorum. ama bu, dogru yapilanlari gormezden gelecegim anlamina gelmez. zaten devletin gucu bir yere kadar yetiyor. yetemedigi seyleri de "iste bu da hukumet yuzunden" demeye gerek gormuyorum tek fark bu. her hukumet super butceler yapmak, paso para kazanmak, ulkeyi buyutmek istihdami arttirmak ister. niye istemesinler? asil guc boyle saglanir. krizler hukumetler dusurur. temel olarak ekonomiyi iyiye goturmek zorundalar yani... bunu bile bile "hepsini bilerek yapiyorlar" demek anlamsiz. sorunlarin cogunun nedeni ongorusuzluk ve cehalet.

rogdopsink
21-01-2010, 13:54
U100

endeksde sonlara yaklaşıldımı yoksa daha gidecek yerimiz varmı...:)görüntü olarak son durum benim için böyle...

can yücelden bir şiir paylaşıp işimize geri dönelim..:cool:



TARİHLİ BAĞBOZUMU

Ayaklarıyla ezip fıçıya mı bastılar seni
Nefti kasnaklı bir fıçıya,
Aldırma, kara üzüm !
Sen, o Kırmızı Şarabına doğru
İçten içe
Harıl harıl
Çalışmana bak, iki gözüm !

http://666kb.com/i/bg0mxd7rv4ylapdhd.gif

Red_baron
21-01-2010, 14:45
Sn jondowes emeğinize teşekkür ederim. madde madde cevaplamaya çalışacağım
1- siyasi görüş etkisi altında değilim kesinlikle yanlış anlıyorsunuz. ben sadece siyasi durumun ekonomi üzerine etkilerini tartışıyorum bunun nedeni şu: merkez bankası ve hükümet düzenleyici sıfatıyla piyasa oyuncusu rolünde bu nedenle göz ardı edilemezler. hiç bir parti beni ilgilendirmiyor, devlet meseleleri için maaş alan bürokratlar,siyasiler ve askerler varken memleket kurtaracak değilim.

2- hazine dengesi kötüydü dediğiniz döneme ilişkin yayınladığınız grafiğe göre 2003-2008 dönemi güzel gözüküyor neden yanıldığımı söylediniz anlayamadım. %6,5 faizdışı fazla hedefini tutturan bütçe iyidir ama bun hedefi ne uğruna tutturduğumuzu daha kimse anlayamadı. aslında o iki grafikte hiç bir anlam ifade etmiyor o da ayrı mesele. payda kısmında bulunan GSYH rakamı hükümet politikası gereği çarpıtılmıştır. AB tanımlı milli gelir hesabına geçilince bir gecede nilli gelirin artması meselesinden söz ediyorum. eski hükümetler aptallarmış keşke onlarda enflasyon ve milli geliri böyle speküle etselerdi. tabi bunun için iktidar partisini suçlamıyorum çünkü emir büyük yerden geldi.

3- 2001 yılına hiç kafanızı takmayın yakında tüm hafızalardan silinecek o kriz. 1986-2009 yıllarına ilişkin tüm temel makro ekonomik verileri toparladım durumu gayet iyi biliyorum. 2001 krizi banka batmalarıyla ilgili değildir. 1980 model latin amerika krzlerinin kopyasıdır. aynı anda arjantinle birlikte krize girmemizin sebebi dış borç koşullarındaki daralmanın zayıf iki ülkeyi vurmasıdır. diğer ülkeleri neden vurmadığı sorusunun cevabını verebilirim isterseniz.

4- cari açık kötü bişey midir?? doğru kullanılabilir mi?? sn. jondowes biz brezilyadan yada malezyadan söz etmiyoruz. aşırı derecede borçlu ve borçlarının faizini dahi ödeyecek kaynağı yaratamayan bir ülkeden söz ediyoruz. makro verileri sağlıklı bir ülke belli dönemlerde cari açığı kaldıraç olarak kullanabilir. bu özellikle amerikanın faiz politikası ve amerikan dolarının değer kaybıyla ilgili bir konudur. cari açığı kaldıraç olarak kullanan az gelişmiş ülkelerin hepsi büyük krizler yaşadığından 1997 sonrası bu politikayı izlemediler ve halada izlemiyorlar. mesela 2003-2008 arası dönemde türkiye büyüdü diyoruz ama bu yanlış yorumdur. bizim rakiplerimiz yani latin amerika ve asya ülkeleri dış borç kaldıracı kullanmamasına rağmen bizim kadar büyüdüler zaten doların tüm para birimlerine karşı değer yitirmesinin sebebi 1990'lı yıllardaki krizlerden sonra az gelişmiş ülkelerin aşırı dolar rezervi tutuma ve dış borç konusunda aşırı temkinli davranmalarıdır. türkiye ise tersini yaptı ve dış borç stokunu büyütmeye devam ettiği halde ekonomisini yeterince büyütemedi. bunun sebebide borçlanma maaliyetinin bumerang etksidir. sözün kısası bir ülke aşırı derecede borçluysa bu ülkenin cari açık değil fazla verip net borç stokunu azaltması gerekir çünkü öyle bir an gelirki dünya sizin enflasyonunuzu değil dış borç ödeme gücünüzü sorgulamaya başlar ve iflas edersiniz? diyeceksinizki madem durum böyle kötü neden yabancılar bize borç veriyordu?? işte onun sebebi siyasi. siyasete girmezsem açıklayamam. yabancılar türkiye'ye borç veriyordu çünkü mecliste istenen değişikliği yapabilecek tek iktidar söz konusuydu. türkiye sıkıştığında büyük özelleştirmeleri bir gecede yapabilecek ortam vardı. 1990'lı yıllar boyunca tüpraşın ve telekomun özelleştirilmesini konuştuk durduk ama koalisyonlar bunu yapamadı. AKP ise bu konuda rekor kırdı. AB uyum yasalarınında süratle çıkacağından kimsenin şüphesi yoktu. cari açık vermemizde sakınca görmediler. asıl soru şu 2011 den itibaren mecliste sandalye sayısı düşen iktidar gerçeğine karşı yabancılar ne yapacak???

5- cari dengenin düzelemesi imkansız: cari açığın kaynakları enerji ithalatı-imalat sanayi için ara malı ithalatı-sermaye biriktirememek yani katma değer yaratamamak vs. şimdi enerji ithalatı aslında politik ayağı olan bir konu. rusyayla olan ilişkiler bizim enerji ithalatına verdiğimiz para temelinde yürüyor. rusya aynı zamanda en önemli ihraç pazarlarımızdan biri. türkiye petrol-doğalgaz-kömür ithalatını hem jeofizik hemde politik nedenlerle azaltamaz. petrol arama çalışmalarına gelince eğer türkiyede büyük petrol rezervi bulunursa ülkeyi ilk terkedenleden biri olurum :) . asıl önemli olan imalat sanayi ara malı ithalatıdır ve bunu azaltmanın imkanı olmadığıan inanıyorum. biz çin'e bağımlı üretim yapmaya mecburuz ve bunun çindeki dayanağı ucuz iş gücü ve üretim maliyetiyse türkiyedeki dayanağı yüksek enerji maliyetidir. bu gerçek artık değişmeyecek yani türkiye herzaman ara malı ithalatı artan ülke olacak. bu aslında sadece türkiye değil imalat sanayi gelişmiş olan tüm ülkelerin kaderidir.

6- hatadan kastım tek noktada toplanmış siyasi gücün ekonomi üzerinde yarattığı ilüzyonu fark edip etmemktir . türkiyede bu konuya değinen tek profesyonele rastlamadım sizinde bu yönde bir tespitiniz okumadım. bu algılama hatasının ulaştığı boyutun sermaye piyasaları tarihinde benzeri yok ama yakın örnek var.

bana göre türkiye artık tamamen köşeye sıkıştı ve borç ertelemesine varan bir sürece girdi. deprem çok şiddetli olacak ve etkileri çok uzun sürecek boyutlarını tahmin edebiliyorum ama söylemek istemiyorum. sinyaller çok net ve yeri geldikçe yazdım. meseleyi sadece türkiye değil dış rakipleriyle karşılaştırmalı olarak da değerlendirdim. açıkçası bu işin varacağı nokta en kötümser tahminleri bile aşacak gibi duruyor

aslında burda tartıştığımız konuların herbiri ayrı bir başlık o nednele verimli olmuyor. değerli bilgiler için teşekkür ederim

JonDowes
21-01-2010, 15:56
cari acik devletin acilsin-kapansin diyerek halledebildigi bir degisken degil. yazdiklarinizla olayin yapisal oldugunu siz de soylediniz. tcmb'nin kurlara etkisi var ama o da sinirli miktarda. butce acigi ise bundan farkli. devlet daha az harcayarak butceyi tutturmaya calisabilir. veya dis borcunu kapatir iceriden alir (%20 faizle?).

ben abarttiginizi dusunuyorum bu olayi. cok acik veriyorsak zamanla borc veremeyiz ve kurlar yukselir... o kadar. 22 bankanin battigi donemde bile batmadi, borcunu odedi bu ulke. "cok acik verdik" goreceli bir kavram bir de. dunyada gelismis ve gelismekte olan onlarca ulke var bizden kotu aciklar veren. onlar batmayacak ama biz mi batacagiz? islerin super gitmedigi kesin ama durup dururken batacak da degiliz. hicbir sey olmasa su var: tum borclarimizin toplami GSMH'nin %50si... bu kadar dusuk borclu cok fazla ulke yok (istisnalar Cin, Avustralya, Arabistan gibi yapisal birikimleri olanlar). batililiar %100'un ustune cikti krizle beraber. Dogu Avrupa %70-%100ler arasi dolaniyor. onlar batsin bakalim once bir.

bu aciklar uzun vadeli buyume oranimizi asagi cekecek; kotu yonu bu. buyuyemedigimiz icin yatirim olmayacak; borc almayi da arttirmayacagiz. o aciklar da ayni yerinde kalacak. ne kadar harciyorsak o kadar acik olur. kriz yilinda gorduk iste yatirim olmadigindan acik $50 milyardan $10'a indi. "buyumeyecegiz" demek cok daha kotu bir senaryo bu acik senaryolarina gore; asil odaklanilmasi gereken sey buyume orani.

Red_baron
21-01-2010, 16:53
şimdiki koşullara göre epeyi abarttığım doğru. bunu özellikle piysanın en pozitif olduğu günlerde yaptığıma dikkat çekmek isterim.
bnece 2001 krizini gözünüzde fazla büyütmeyin. 22 bankanın batması çok önemli bir olay değildi zaten devlet hepsinin mal varlıklarına el koyup zararını çıkardı. koca uzan gurunbunun altın değerinde malları nereye gitti ??

ısrarla borcu GSMH ile kıyaslıyorsunuz bende diyorum ki GSMH rakamı çarpıtılmıştır bu nedenle borcun GSMH'ye oranı hiç bir anlam ifade etmez zaten dünyada kimse bu rakamı dikkate almıyor alsalardı kredi notumuz daha yüksek olurdu ve yabancı sermaye akımı bıçak gibi kesilmezdi. gelişmekte olan ülkelere yabancı kaynak girişinin eskisi kadar iyi olmasada devam ettiği 2009 yılında türkiyeye giriş %60 azaldı. demekki sizle aynı görüşte değiler. düşük borçlu olduğumuzu iddia ediyorsanız bukadar satırı boşa yazmışım demektir. GSMH rakamının açılımını daha önce yazmıştım. milli gelirin %75'i iç talepten oluşur yani sizin 900 milyar TL hesapladığınız milli gelir aslında iç talebi yansıtır. iç talep ise kredi koşulları ve halkın alım gücüyle şekillenen, üzerinde kolayca oyun oynanan bir mevzudur. arjantinde 18 ay taksitle yatak odası satmazlar. modası 3 ay sonra geçecek bir cep telefonunu 24 ay vadeyle satmazlar biz satıyoruz. kısacası biz iç talebi çarpıtarak milli geliri yüksek gösteriyoruz ama yabancılar milli gelire değil ihracata bakıyorlar.citi bank borç verdiği ülkelerin borç ödeme gücünü hangi oranlarla ölçüyor biliyormusunuz? borç/ihracat borç/cari denge gibi içinde sadece dış satım olan rakamlarla ölçüyor milli gelire bakmıyor. şunu unutmayın ki GSMH tamamen türkiyenin kendi iç yapısını yansıtır bir anda çok hızlı büyütülebilir ama küçülmeside çok şiddetli olur ihracat ise çok farklı bir olay. ekonomi iyi giderken ihracat artar kriz olunca ihracat daha fazla artar bu nedenle ihracat başroldedir. gsmh artışında doların değer kaybının rolünüde eklemeliyiz. doların neden çok düştüğünü açıklamıştım bu türkiyeye yaradı ama geçici bir yarardan ibaret. finansal ayak oyunları bizi kurtarmaz mutlaka düzeltme yapılacak.

ben sözü daha fazla uzatmayacağım, 2. paragrafda yazdıklarınız üzerine tekrar düşünmenizi tavsiye ederim.mesela arapların zengin olduğu fikri ortak kanıdır sizde birikimlerinden söz etmişsiniz. bu bile üzerinde tekrar düşünülmesi gereken bir konu. aslında sanıldığı gibi zengin değiller. türkiye düşük değil en yüksek borçlu ülkedir. bu dünyada 100 milyar dolar ihracatı zar zor yapıp bunun için 130-140 milyar dolar ithalat yaparak açık veren ve buna rağmen 320 milyar TL iç borcun 180 milyarını bir yıl içinde çevirmek zorunda olan aynı zaman diliminde 50 milyar TL dış borç ödemek zorunda olan ve daha kötüsü gene bu bir yıl içinde en az 50-60 milyar TL ek kaynağa ihtiyaç duyan bir ülke daha bulabilirseniz ikna olacağım. oransal olarak dengimiz varsa kabulümdur. yukardaki durumun siyasi ve sosyal yaşama yansımlarına da dikkat edilmeli.

bir önceki mesajda türkiyeyi yönetenlerin iyi şeylerde yaptığını söylemiştiniz. önemli olan neyin yapıldığı değil bunun bedelinin ödenip ödenemeyeceğidir. halk duble yolları ve kamu hizmetlerini sevmiş olabiir ama bunlar için alınan borçların yükü ağır gerlince işler değişir. hepsini yaşıyarak öğreneceğiz.

ege_eren
21-01-2010, 18:08
Nitelikli yazılar ve tartışma için Sn Red_baron ve Jondowes teşekkür ederim. Gerçekten hem teknik hem de vizyon anlamında oldukça doyurucu açıklamalar okudum.

yeni bir şey katmam zor olacak ancak İzninizle bazı saptamaları yapmak istiyorum.

Görüşlerin altında siyasi görüşler yatabilir. Bunu yadırgamamak gerekir çünkü hayatı algılayış sistemimizin arkasında inandığımız /sorguladığımız ve o dönem için doğru bulduğumuz ideolojiler olabilir ve düşüncelerimiz bu eksen etrafında gelişir.
Buna rağmen Sn Red_baron un değerlendirmelerinde siyasi düşüncelerini eksen aldığını düşünmüyorum. Ancak Ülkemizin dışındaki güçlerin stratejisi çok önemli ve sanırım bunu durumun dikkate alınmasına dikkat çekiyor.

Tek parti iktidarına istenilen yasaların çıkarılmasında kamu borç-kredi ilişiklerin, ilave olarak şahsi çıkarların etkili olduğunu düşünüyorum. Belkide AKP iktidarını bu denli desteklelmelerinin altında bu yatıyor. Yurt içinde müthiş bir illizyon yaşanıyor.Medya bunun en önemli aracı. Hatta tek aracı.
En basitinden 100+ tv kanalından izlemeye değer kaç tanesi bulunur.

GSMH hesaplama yöntemi de Türkiye nin borçlanmasını kolaylaştırmak amaçlı manüple edildiğine inanıyorum.Çünkü bu hesapla şeklinin başka ne işe yaradığını anlayamadım.

Borç ödeme gücü en basitinden bir işletme için hasılatı değil, karlılık oranıdır. Ülke için de borç ödeyebilme kabiliyeti GSMH ya da bunun en büyük parçası iç tüketim hasılatı değil, ihraç ürünleri, pazara hakimiyeti,sürekliliği ve bu konudaki yeterliliği olmalıdır.

Yapılan yatırımların borçlanarak yapıldığından halkın büyük bir kısmı haberdar değil. Herkes günlük yaşamına ve özellikle işsizliğe odaklanmış durumda. Borçların ödenmesi katma değer yaratarak, faiz dışı yaratarak değil maalesef siyasi bedeller ödenerek karşılanacağını düşünüyorum.

Ama bu bedeller ödenirken herkesin kazanmasını sağlayacak bir illizyonla verme başarısını da göstereceklerini tahmin ediyorum.
Yani alana da veren de razı ve karlı bir durum yaratacaklardır. Aksi halde ekonomik anlamda Sn Red_baron un ima ettiği ödeme şekli (morotoryum, servet vergisi vs) tahmin edemeyeceğimiz boyutta bedeller olabilir.

saygılarımla

rogdopsink
21-01-2010, 20:50
çok teşekkürler sayın ege eren katkınız için...:super:

Öncelikle sayın red baron ve sayın jondowes a teşekkürlerimi her seferinde iletmeye çalışıyorum .. burası gün geçtikçe benim için bir okuldan ötesi olmaya devam ediyor..

Geçmişe dair ve günümüze dair tuttukları bakış açıları ile daha önce de bahsettiğim gibi kaybolan hafızamızı tazelemede çok ama çok işimize yarıyor..Evet balık olmaktan bir adım daha ileri gidebiliyoruz bu sayede…

Açıkçası okumak dışında o dönemle yüzyüze kalmış olmak ve etkilerini birebir hissetmiş olmaları deneyimlerini aktarmalarında çok daha faydalı oluyor bizler için..biryerinden tutup tamamlamak farklı bir kapı, pencere vs açmak ise sorularımızla bizlere kalıyor…

Bugün eski kitaplara bakar iken dikkatimi Serhan asker ve Yusuf ışıgın soruları ve Kemal Dervişin cevapları ile dogan kitaptan çıkmış krizden çıkış ve çagdaş sosyal demokrasi isimli kitap dikkatimi çekti kütüphanemde..

rogdopsink
21-01-2010, 21:00
İMF İLE İLİŞKİLER için...


Yine bahsettiğimiz gibi bir önceki krize tutulacak ışık bize önümüzdeki yolun virajlı mı oldugunu gösterecektir diye umut ediyorum…
Kitapta özellikle krizden çıkış politikalarında uygulanan kararları aktarmaya çalışacagım.

1- kitabın ilk bölümü dervişin kişisel yaşamına ve chp ile olan duygusal bagını anlatmakta aileden kalma bir demokratlık ecevitle karşılaşma danışmanlık günleri , okul günleri ve Ecevit ile geçmişte kurulan sıkı diyalogun temelleri anlatılmakta..

2—sonrasında dervişin dünya bankasında göreve başlaması görev aldıgı projeler özal dönemi yeni demokrasi hareketi, kuzey Afrika günleri ve saraybosna misyonu,

Bir ara not olarak Özalın Rüştü Saraçoglu ile beraber Kemal dervişi çok öncelerinde mb ve planlamanın başında düşünmüş olmasını belirtelim…

2001 krizinden akıllarda kalan kemal dervişin popülerliği belkide en akla kazınmış görüntüler olarak hafızalarda hala duruyor…ancak dervişe verilen misyon ve dervişi izleme komitesi olarak kurulan basının ekonomi yazarlarının agırlıgına ve döneme bakarsak basınsız bir derviş düşünülemeycekmiş zaten…

3—derviş önceliğimiz makro ekonomik ve yapısal reformlardı derken bize dönemin göstergelerinden bazı rakamlar sunmuş.. bunları not olarak yazmakta yarar gördüm..

21 şubat 2001 krizinde gecelik faiz oranı yüzde 4025

Şubatta yüzde 1,8 olan enflasyon martta yüzde6,1e fırlamış.

Ocak sonunda 25,7 milyar dolar olan mb rezervleri mart sonunda 18,4 milyar dolara inmiş.

Cari işlemler açıgı ise 10 milyar dolarla gsmh nin yüzde beşi kadarmış..

Derviş bunların ardından yorum olarak göstergelerin kötü olmasından çok ekonomi aktörlerindeki panik havasının olumsuzlugundan bahsediyor..

Ve son sözü başbakanın söylediği hem siyasi belirsizlikler hem ekonomik belirsizliklerle dolu bir ortamda yapısal reformların gerekliliğinden bahsediyor..


Moratoryum seçeneğinide tartıştık…

Borçları mutlaka yeniden yapılandırmalıydık..ancak buradaki temel sorun bu yeniden yapılandırmanın gönüllü olarak mı yoksa zorunlu olarakmı gerçekleşeceği sorunuydu.fakat karşımızdaki borçların çogu dış borç değil iç borçtu.orta ve uzun vadede türkiyenin güvenirliliği ve kamunun güvenirliğini yitirmemek için bu borcu göz ardı edemezdik.iç borç ödemelerini ötelemek bankacılık sisteminin tamamen çökmesi anlamına gelirdi.bunun yerine maaşların önemli bir bölümünün bankalara yatırılması saglanabilirdi.ancak 2001 kaosu içinde bu bir çıkmaz olabilirdi.ve gönüllülük sınırları içinde bir borç yapılandırmasında karar kıldık…

Morotoryum konusu Bülent ecevitle konuşuldu ancak hükümetle böyle bir bilgi paylaşımı olmadı…

Madem bu kadar borç vardı madem faizler bu kadar yüksekti yeni seçenekler bulmak gerekiyordu..

1)dış kaynak bulunmalı,bu kaynak düük faizli ve orta vadeli olmalıydı.

2)kamuoyuna sık sık seslenerek ve sivil toplum da devreye sokarak güven ortamı yaratılmalıyıdı.

3)yapısal reformlar süratle hayat geçirlmeliydi..

Böylece üç aşamlı bir strateji ]hayata geçmiş oldu.

Dış kaynak arama süreci….:

Dış kaynak konusunda üç seçenek vardı.

1 özel sektör ve bunun içinde dışarıdaki Türkler…tahvil yada banka aracılıgıyla..

2 diğer bazı ülkelerden saglanacak ikili anlaşmalar

3-uluslar arası kamu kuruluşlarından alınacak kaynak ..imf ,dünya bankası..vb gbi

Birinci seçenek güven ortamından dolayı mümkün değildi..ikinci seçenek ise ülke açısından ekonomi takımı tarafından uygun bulunmadı..ve son seçenek dünya bankası ile imf değerlendirilmeye başlandı..


Abd hazine bakanı …: kaynagı devlet işletmelerinizi özelleştirerek bulun…


Birçok ekonomi yazarı 2001 krizinde destegin abd ile saglandıgını düşünür ancak süreç çok daha karmaşıktı..abd önemli bir rol oynadı ama abd de yeni bir yönetim iş başındaydı.amerikan hazinesinin başına neoliberal ve muhafazakar dünya görüşünü belirleyen bir takım gelmişti.bu takımın yaklaşımında şöyle bir görüş oldukça etkiliydi..


Her şeyi piyasa belirlerler ister ulusal ister uluslar arası kamu kuruluşları vasıtasıyla olsun, müdahaleye gerek yoktur.imf belkide gereksiz bir teşkilattır. Ve bir ülke finansal krize girerse o ülke piysalarda yapabileceğini yapmalı. Ama kamu bu krizin çözümünde etkin tol almamalı.amerikalı vergi mükelleflerinden toplanan paralarla özel yardımlar yapılmamalı..


Bu görüşlere dayanarak ]dönemin abd hazine bakanıpaul o neil ın cevabı şu şekilde olmuştur.gidin türkiyede ki kamu işletmelerini özelleştirin büyük bir kaynak elde edersiniz bizden kaynak beklemeyin yıllardır hep aynı şeyi yapıyorsunuz ..

YENİ EKONOMİK PROGRAM

Ekonomiden sorumlu devlet bakanı kemal derviş yeni ekonomik programı düzenlediği basın toplantısı ile şu şekilde açıkladı…özetle..

-halka doguruyu söyleyeceğiz.

-bugünü kurtaracagız diye yarın altına ipotek koymayalım benden ve arkadaşlarımdan günü idare eden çözümler beklemeyin

-enflasyon gene maalesef bu yılın birinci yarısında yüksek çıkacaktır. Yaz aylarından itibaren hızla düşecektir.

-dış desteği de saglayacagız.bir çok konuda tam bir anlaşma içindeyiz.

-Ekonomik prograı imf ye suncagız sanırım program dışında büyük destek görecektr.

Vs vs devam ediyor….

Sonrasında 15 mayıs 2001 de imf icra direktörleri kurulu türkiyenin ekonomik progrmaını ve finansal paketini onayladı.imf Türkiye ye mayıs ayında 3,8 milyar dolar olmak üzere toplam 19 milyar dolarlık kredi kullandıracagını bildirdi.derviş ekonomik prgrama ilişkin olarak düzenlediği toplantıda öncelikli hedeflerini anlattı.merkez bankası başkanı serdengeçtide progrmanın parasal ayagını açıkladı.bddk bankacılık sektörünü yeniden yapılandırma programını duyurdu.duna göre ziraat bankası ile halk bankası ı üç yıl da hizmet alanları ve faaliyetleri korunacak biçimde özelleştilmesi emlak bankın tasfiye edilerek ziraata devredilmesi benimsendi. Kdv oranları 1 puan artırıldı.
16 mayısta ekonomik prgramın imf tarafından da onaylanmasının ardından döviz fiyatları gerilerdi borsa çıkışa geçti bankaların mevduat faizlerinde indirim başladı..

*****

(Soru..:halkbankın özelleştirmesi saglanmışken ziraat nasıl oldu da bu üç yılı aşmayı başarabildi..? )


Kitap dönemi dervişin yorumları ile ayrıntılı olarak anlatıyor aslında daha kapsamlı bir okuma gerektiriyor ancak madalyonun hangi yüzünün anlatıldıgı konusunda bazı çekinceler de oluşmuyor değil tabi..


Önümüzde bir senedir tamamlananamış bir imf ile karşı karşıyayız ve ziraatın halka açılması süreci işliyor olması lazım..

--->.muhtemelen pazarlıklar yapılmış riskler ölçülmüştür.ancak her seferinde söylediğim gibi kafamı kurcalayan nokta bu kadar yüksek bir borç oranı varken devlet bu borcu 2013 e kadar nasıl olacakta sıfırlayacak…???

http://666kb.com/i/bg0y7pft9qm1sed4i.gif

rogdopsink
21-01-2010, 21:01
biraz abartmışım galiba çok uzun olmuş... kusura bakmayınız önemli diye düşündüm.. imkanı olanlar kitabı alsınlar bence..:yes:

JonDowes
21-01-2010, 22:22
bence 2001 krizini gözünüzde fazla büyütmeyin. 22 bankanın batması çok önemli bir olay değildi zaten devlet hepsinin mal varlıklarına el koyup zararını çıkardı. koca uzan gurunbunun altın değerinde malları nereye gitti ??


bence tam tersi: 2001 krizini gözünüzde fazla küçültmeyin. devletin gayriresmi borçları bir yılda 2'ye katlandı. ama bu 5 yılda "aa bu da varmış yeni borç lazım oldu" diyerek ödendigi için resmi rakamlara geç yansıdı. sonuçta cari açık %200 oldu yani. hani şu anda %10 oldugu için kırmızı alarm verdirdiginiz parametre... Uzan'ın malları nereye altın değerinde onu merak ettim ama. o zamanlar Turkcellin piyasa değeri 7-8 milyar dolar idi. Telsim Turkcellin yarısıydı ve benzer devam etti desek: 4 milyar dolar ya eder ya etmez; onun da yarısı yabancı ülkelere atılan kazıklarla elde edilen fiktif varlıklardı... devletin o zamanki borç patlamasının şimdiye kadar faturası 40 milyar dolar. Uzan'ın reel kaybı olan 1-2 milyar dolarla kıyas etmez. krizin faizini bile ödemeye yetmez o para.



ısrarla borcu GSMH ile kıyaslıyorsunuz bende diyorum ki GSMH rakamı çarpıtılmıştır bu nedenle borcun GSMH'ye oranı hiç bir anlam ifade etmez zaten dünyada kimse bu rakamı dikkate almıyor alsalardı kredi notumuz daha yüksek olurdu ve yabancı sermaye akımı bıçak gibi kesilmezdi. citi bank borç verdiği ülkelerin borç ödeme gücünü hangi oranlarla ölçüyor biliyormusunuz? borç/ihracat borç/cari denge gibi içinde sadece dış satım olan rakamlarla ölçüyor milli gelire bakmıyor.


ısrarla borcu milli gelire göre kıyaslarım çünkü dünyadaki standart bu. sizin kabul etmemeniz bunu değiştirmiyor. haftada ortalama 500 sayfanın üzerinde resmi kurum (devlet, banka, ekonomik araştırma şirketleri, reyting kuruluşları) raporu okuyorum. günde en az 6-7 rapor. "dur şu jondowes'a yanlış gösterelim" diyerek heralde bana özel komplo kurmuş olamazlar. kaldı ki bunlar binlerce finansçıya giden standart raporlar...

hadi beni kandırdılar diyelim. sizin ölçülerinize göre dış ticaret ve daha da iyisi; ihracata göre oranlanmış borç önemli değil mi? güzel. çünkü ihracat, ülke büyümesinin 3.5 katı (bazı yıllar daha da hızlı) ortalama hızda büyüdü son 7 yılda (ortalam artış hızı %25). yani benim yukarıda verdiğim "milli gelire borç oranları" 3.5 kat daha da hızlı azaldı... sizin yorumunuza göre. ben bu açıdan borçlarımızı daha büyük buluyorum, siz baya iyimsersiniz :) bunu kullanmıyorum çünkü ithalatın artış hızı da aynı. yani daha çok hammade almışız. ürettiğimizi de dışarı satmışız. bir ülkenin GSMH'ı sırf daha az borç varmış gibi göstermek için şişirilmişse (ki buna TL'nin overvalue edilmesi denir); piyasa bunun farkına çok kısa süre içinde varır. ve tahviller satış yer. hükümetin bir gecede yeni istatistiklere geçmesi çok tartışıldı. belki de haklılık payı var; şişkinlik var. ama piyasa dedi ki: bu tüm dünyada olan bir uygulama. bizim balon eskiden sönükmüş; şimdi herkes kadar şişkin... daha da şişirilirse o zaman cezasını öderler tabi.



gelişmekte olan ülkelere yabancı kaynak girişinin eskisi kadar iyi olmasada devam ettiği 2009 yılında türkiyeye giriş %60 azaldı. demekki sizle aynı görüşte değiler.


ne alakası var şimdi bununla? dünya tarihindeki en büyük 2. kriz patlamış. paranın kesilmesinden doğal ne var? kesildiyse bir bize değil tüm dünyaya kesildi. Güney Afrika veya Macaristan'da azalan girişler o kadar olmadı mı sanıyorsunuz?



arjantinde 18 ay taksitle yatak odası satmazlar. modası 3 ay sonra geçecek bir cep telefonunu 24 ay vadeyle satmazlar biz satıyoruz. kısacası biz iç talebi çarpıtarak milli geliri yüksek gösteriyoruz ama yabancılar milli gelire değil ihracata bakıyorlar.


vadeli satış ne demek? vade farkı fiyata yedirilmiş demek. başka açıdan: tüketiciye kısa vadeli kredi verilip faizi fiyatın içinde tutuluyor demek. dünya bunu ev kredileriyle yapıyor biz sadece yatak ve telefon satışında ufacık miktarlarda yapıyoruz. bizde kullandırılmış ev kredilerinin miktarı dünya ortalamasının 5'te biri. ve bu fark dev bir toplam tutara tekabül ediyor (milli gelirin %80'i kadar... evet, her şeyde milli gelire oranına bakılır). sonuçta: "krediyle şişirilmiş bir ekonomik veri" var ise; biz dünyadaki balonların devliğinin yanından bile geçemeyiz. " madem kötü, en baştan şişirmeyelim" diyorsanız kabul ederim. ama "bir bizde balon var, başkalarının durumu böyle değil" diyorsanız buna hayır derim.



2. paragrafda yazdıklarınız üzerine tekrar düşünmenizi tavsiye ederim.

ben görüşlerimin %90'ını ekonomi prof.larından ve piyasa profesyonellerinden aldım şimdiye kadar. üstüne bir şeyler katmak için her gün benzeri şeyler yapmaya da devam ediyorum. edindiklerimi kullanarak da ekmeğimi kazanıyorum. yanlışsam (ki tersini iddia etmiyorum, yanlışımdır); sırf işimden olmamak için şimdiye kadar ki düşünce yapımı değiştirmemem gerek :)

----


muhtemelen pazarlıklar yapılmış riskler ölçülmüştür.ancak her seferinde söylediğim gibi kafamı kurcalayan nokta bu kadar yüksek bir borç oranı varken devlet bu borcu 2013 e kadar nasıl olacakta sıfırlayacak…???

hocam senin baktıgın sadece IMF'ye olan borç. yani geçmiş standby anlaşmalarının kalıntıları. bayadır yenisini yapmadık; borç o yüzden azalıyor. kamunun dış borcunu temel olarak IMF değil; döviz cinsi iç borçlanma senetleri (DİBS) ve eurobondlar oluşturuyor. devletin 90 milyarlık brüt dış borcunun asıl kısmı orada yani. şimdi IMF ile yeni anlaşma yapılırsa bir 10 milyar dolar daha eklenecek. ve yapılma ihtimali olan yeni kagıt ihraçları azaltılacak. karşılaştırma açısından; şirketlerin dış borcu 180 milyar dolar.yani sürekli lafını ettiğimiz "cari açığın kapanması" için devletin 2 katı kadar borç ödemesi gereken ekonomik aktör: özel sektör. yani, asıl risk özel sektörde; devlette değil. 5 yıl önce bir yıllık ihracat kadar özel sektör borcu varken şu anda bu 2 yıllık ihracat kadar... asıl borcu patlayan merci: şirketler. ülke genelinde toplam 270 milyar dış borca karşılık 120 milyarlık kayıtlı döviz cinsi varlık var. aradaki fark olan 150 milyar bizim ülke olarak net dış borcumuz. vatandaşların illegal olarak tuttukları yurtışı dövizleri (daha) var ise; bu rakam da o kadar azalır. hani şu geçen yıl "net hata ve noksan"dan gelen 15 milyar dolar gibi.

rogdopsink
21-01-2010, 23:03
hocam senin baktıgın sadece IMF'ye olan borç. yani geçmiş standby anlaşmalarının kalıntıları. bayadır yenisini yapmadık; borç o yüzden azalıyor. kamunun dış borcunu temel olarak IMF değil; döviz cinsi iç borçlanma senetleri (DİBS) ve eurobondlar oluşturuyor. devletin 90 milyarlık brüt dış borcunun asıl kısmı orada yani. şimdi IMF ile yeni anlaşma yapılırsa bir 10 milyar dolar daha eklenecek. ve yapılma ihtimali olan yeni kagıt ihraçları azaltılacak. karşılaştırma açısından; şirketlerin dış borcu 180 milyar dolar.yani sürekli lafını ettiğimiz "cari açığın kapanması" için devletin 2 katı kadar borç ödemesi gereken ekonomik aktör: özel sektör. yani, asıl risk özel sektörde; devlette değil. 5 yıl önce bir yıllık ihracat kadar özel sektör borcu varken şu anda bu 2 yıllık ihracat kadar... asıl borcu patlayan merci: şirketler. ülke genelinde toplam 270 milyar dış borca karşılık 120 milyarlık kayıtlı döviz cinsi varlık var. aradaki fark olan 150 milyar bizim ülke olarak net dış borcumuz. vatandaşların illegal olarak tuttukları yurtışı dövizleri (daha) var ise; bu rakam da o kadar azalır. hani şu geçen yıl "net hata ve noksan"dan gelen 15 milyar dolar gibi.

aynen bende bu noktada kafaya taktım zaten... grafiğe bakınca 2013 e kadar borcun temizlenmesi öngörülüyor diye okudum grafiği..

sonuçta bir senedir yapılacak olan imf anlaşmasının tutarı fiyatlanıyor..bir ara 40 milyar dolara kadar çıkmıştı bu rakam...

ben de komplo teorisi olarak ;madem 2013 ekadar tamamını ödemeyi öngörmüşler geçmiş yıllardan kalan stand by artıklarını neden piyasa harikalar diyarında geziyor diyorum..:))

açıkçası ben hala imf işinin sembolik olacagını yada olmayacagını düşünüyorum..kamu borcu konusunda sata sata bitiremediğimiz birşeyler açıgı kapatmaya yetermi bilmiyorum ama az biraz destek olur belki...:)

denkleme sadece borsa tarafından baktım bu sefer ama ortada imf ile ilgili herkesin kafasında bir çelişki oldugu kesin..:yes:

saygılar..

rogdopsink
21-01-2010, 23:15
Genel grev için geri sayım başladı



İşçi ve Memur Konfederasyonları'nın Tekel işçileri için yaptığı toplantıdan '26 Ocak' çıktı. Açlık grevine ara verilirken, hükümetle yapılan görüşmelerden sonuç alınamaması durumunda genel grev gündeme gelecek.




http://www.ntvmsnbc.com/id/25047440/

tekel işçilerinin sesine insani bir duyarlılıkla sahip çıkılmalı diyorum...

huelga=grev...

http://666kb.com/i/bg11mjcqfsl14dvqq.jpg

JonDowes
21-01-2010, 23:19
evet düşüncende haklısın: IMF'den gelecek parayla açık kapanmaz. rakamı 40 milyar telaffuz edenler de abartı uçuyorlardı. biz zaten kota tabagımızdaki yemegi dibine kadar kullanan bir ülke olduk şimdiye kadar. benzer oranda kullanım yapsak gelecek net para 10-15 milyarı geçmez; geçemez. bundan fazlası için artık tabagın içini değil dışını da yalamak lazım :) IMF'den gelecek paranın piyasalara büyük gaz vermesinin nedeni şu: para az ama o parayı alabilmek için ortaya konacak (hükümeti kastıracak) tedbirler çok önemli. güzel bir mali kural gelirse; hükümet kendi eliyle "ben adam gibi bütçe yapıcam yoksa cezamı çekicem" demiş olacak. en azından şimdiye kadar düşünülen şey bu oldu. IMF bu kural gelirse para veririm dedi hep. hükümete kıyak yapıp dandik bir mali kural ile para verirse; o 10-15 milyar aman aman işe yaramaz. büyüme oranımız %4 değil de %5 olur 2 yıl için; o kadar. mali kural ise önümüzdeki 5-7 yılı etkileyecek bir şey. yani "çok borç var" diyen herkesin tek istemesi gereken şey mali kural... IMF'den para gelmeden de yapılacak bir şey değil çünkü hükümet bile bile kendi ellerini kollarını (harcama kalemlerini) bağlamaz. seçim geliyor; harcama artacak. mali kural bunun freni.

finalwave
21-01-2010, 23:50
beım anlıyamadıgım ha dewletın borcu ha sırketlerın borcu.2001 krızınde borc dewletın mıydı? tabıkı hayır bankalarındı.şimdi dikkat edelim.bir seyler uretıp ıhrac edıyorsunuz.karsılıgında eskıden dovızınızı ulkeye sokmanız zorunluydu.şimdi öyle bır kanun yok. belki patron sırkete bor verıyor sonra sırket borclu ama adam parayı almıs.bankalrın bosaltılması gıbı.bence bızı 2001 yılından daha buyuk bır krız beklıyor.petrolun en pahalı oldugu ulke krızın besıgındedır.yunanıstan portekız macarıstanda bıle petrol bızden ucuz.ihracatımız buyuk bır oranını avrupaya yapıyorduk parıteden dolayı yuksek gozukuyordu.parıtede uzun bır sure dusus olursa sanal dolar bazında ihracatta erir.dıyeceksınızkı aramalıda duser hayır dusmez cunkı onu dırek dolarla yapıyoruz.imf goruslerınıze katılıyorum.herkese iyi geceler..

mulayim
22-01-2010, 00:32
benim kafama takılan bir şey var bu finanscılar ile yabancılar kafayı takmışlar bu parite neden bukadar çok önemli dolar /EURO PARİTESİ 1.40 OLURSA NE OLUR 1.45 OLURSA NE OLUR inmesi ve çıkması neden bu kadar çok önemli
bana açıklayıcı bilgi yazarsanız çok teşekkür ederim .

saygılarımla

rogdopsink
22-01-2010, 13:06
MB REZERVLERİ

merkez bankası altın ve döviz rezervleri düzenli olarak artıyor gözüküyor..

hadi altın bu ara merkez bankaları için popüler diyelim..:)

mb neden neden güçlü tl vurgusu yaparken döviz artırmaya devam ediyor..??

değeri düşecek olan varlıklar merkez bankasının bilançosunda zarar yazmaz mı?? yoksa piyasadan almak zorunda oldukları için mi alıyorlar yada tersinden piyasa döviz sattıgı için mi döviz rezervleri artıyor..
http://666kb.com/i/bg1mk14wn26d0ibbd.gif

http://666kb.com/i/bg1mpwl5lo8lb64zt.jpg

JonDowes
22-01-2010, 13:20
tam da bu soruyu cevapladim (http://www.hisse.net/forum/showthread.php?t=34646&p=3939089&highlight=#post3939089) gecen gun :)
kisa ana fikir: TCMB kar-zarara bakmaz. ama sonucta zarar da etmedi simdiye kadar hep para kazandi uzun vadede.

Red_baron
22-01-2010, 16:05
Sn mulayim
ilginç bir soru sormuşsunuz. euro/dolar market konusunun kökeni 1970!li yıllara gidiyor.yazılarımı takip ettiyseniz 1970'lere kadar bankacılık sisteminin devlet tarafından çok sıkı bir denetim altında tutulduğunu hiç bir riskli işlem yapamadıklarını ve para kazanamadıklarını yazmıştım. o yazıda söylemediğim bir şey vardı. bankalar regülasyon kuralları gereği risk ihtiva eden ve yüksek getiri sunan işlemleri yapamıyordu ama bunun bir istisnası mevcuttu. euro dolar piyasası faaliyetleri denetim dışıydı ve bankalar buraya yüklenmişlerdi. neden bu piyasanın denetim dışı bırakıldığını tahmin edebiliyorum ama ispatlayamam. sonuçta eurodolar market finans piyasalarının en önemli hareket sahası haline gelmişti çünkü denetim yoktu kazanç ve risk yüksekti. sonraları bazı kesimler 1970'lerin sonunda görülen yüksek enflasyon ortamından eurodolar marketi sorumlu tuttular ama bunu ispatlamak mümkün olmadı.
bugün dünyada en büyük işlem hacmi bu piyasada dönüyor. bu piyasa en yüksek kaldıraç oranının kullanıldığı ve en fazla katılımcının oynadığı bir alan halinde. aynı zamanda avrupanın üretim politikalarıda zaman zaman bu market üzerinden şekillendiğini söylemek mümkündür

paritenin inmesi ve çıkması ne anlama geliyor?? parite herkesin sandığı gibi sadece finansal bir araç gibi çalışmıyor aynı zamanda ABD ve AB arasındaki üretim, tüketim dengesinide sağlıyor. pek çok kişi bu ayrıntıyı gözden kaçırsada çok önemli bir gerçektir. doların güçlenmesi dünya genelinde bir ekonomik tedirginlik olarak algılanıyor ama aynı zamanda avrupa finans kurumlarını rahatlatıyor. euro daki artış global kredi piyasalarındaki rahatlık ve korkusuzluk gibi algılanabilir ama bu durumda amerikan bütçesi nefes almış olyor. kısacası çok yönlü bir konu ve reel ekonomiyle ilgili bağlantıları unutulmadan değerlenedirilmeli. ilerde zaman olursa daha geniş tartışırız
saygılar

mulayim
22-01-2010, 23:05
Teşekkür ederim arkadaşım
ama ben daha tatmin olmadım daha önemli şeylerde var galiba
takip ettim parite 1.44 den 1.40 ve 1.41 aralıgına gelene kadar dolar 1. 44.600 den bugün 1.50 yi gördü bankalar arası ve serbest piyasada yani parite düşerken bankalar ve piyasa dolar aldı usd bilinli alınarak yükseltildi bunu tam çözemedim

Red_baron
23-01-2010, 16:37
Sn jondowes
bakın bu konularla ilgili görüşlerimi veriler ışığında ve çok ayrıntılı biçimde daha önce belirttim siz onları okumadan yüzeysel açıklamlar çerçevesinde tartışmayı derinleştiriyorsunuz. eğer tartışacaksak önce benim " Kızıl Baronmetre " ve " Ekonomide Mega Döngü Zamanı mı?" başlıklı topiklerde yazdıklarımı dikkatle inceleyin bende sizin sunacağınız dökümanlardan savunduğunuz görüşleri inceleyeyim öyle tartışalım yoksa siz beni sadece cari denge verisini bakarak yorum yapan biri gibi göreceksiniz. bakın ben tüm parametreleri ve verileri gö önüne alıyorum hatta komik gelebilir ama türk insanın DNA yapısını bile finans modelime katmaya çalışıyorum ve bunun için ciddi gerekçelerim var. tüm bunları bir arada okumanızın ardında tartışırsak daha iyi olur. eğer yazıları okursanız aşağıdaki konuların cevaplarını bulacaksınız
1- bu krizin türkiyedeki diğer krizlerden farkı
2- neden bu kriz en kötüsü olacak
3- türkiye neden borç ertelemesi yapmak zorunda kalacak kadar köşeye sıkıştı
4-siyasi yapı finans dengelerini nasıl etkileyerek bizleri şaşırttı?
5- Borç-GSMH-Cari denge-reel ekonomide yapısal sorunlar gibi pek çok konuyu işlemeye çalıştım
bunları okuduktan sonra bir bütün olarak daha net bir resim karşınıza çıkacak ve daha kolay eleştirebileceksiniz beni

yazınızda tüm ülkelere sermaye akımı azaldı diyorsunuz. benim cevaplarımı dikkatle okumuyorsunuz bakın bende krizle tüm dünya genelinde sermaye akımı yavaşladı diyorum ama Türkiye'de azalma çok fazla oldu adeta durdu. bunun rakamlarınıda vermiştim 3-5 gün önce. burada 2 yılda %80'lere varan azalmadan söz ediyorum.

GSMH diyorsunuz ama sorularıma yanıt vermiyorsunuz. madem GSMH yabancıların dikkat ettiği bir rakam neden bizim kredi notumuz kolombiya, vietnam, azerbaycan gibi ülkelerin altında?? AB kriterlerinin bile altında borç yapısı varsa neden türkiyeye sermaye akımı durdu diğer ülkelere sadece yavaşladı? tekrar söylüyorum GSMH ülkelerin iç politikalarıyla illgili bir rakamdır ve dışarda kimse inanmaz zaten GSMH yapısınında açıklamıştım.

Vadeli satışta vade farkı fiyata bindirilmiş olabilirde siz biriken ve ödenemeyen borç yığınlarını yani vadeli satışlarda risk kavramını göz ardı etmişsiniz galiba. bankaların ödenmeyen kredi borçları kaleminde milyarlarca dolarlık kayıp var? bunların herbiri detaylı konular siz tek kalemde hepsini birden açmaya çalışıyorsunuz. profesyonel olarak bunun mümkün olmadığını bilmeniz lazım. vadeli satış demek kredi kaldıracı demektir. vadeli satışlar belli bir limiti geçtiğinde sanayiciyi de yanıltır ve fazldadan üretim kapasitesi artışına neden olur gereksiz kapasite artışı ülke kaynaklarının verimsiz kullanılmasına neden olarak ülkeyi krize sokar. türkiyedeki vadeli perakende satışlarının yapısını başka ülkelerle karşılaştırma yapmak ap ayrı bir iştir sadece rakamları yanyana koyarak yaparsanız sonuç hatalı olur. hele ele gidip amerikayla avrupayla karşılaştırısanız hiç olmaz. ülkelerin bazı makro verilerine göre rakamlar düzeltilmeli ve sosyal projeksiyon yapılmalıdır. ilerde bu konuyu tek başına tartışırız umarım.

Bir kaç sözde piyasa profesyonelleri kavramı hakkında söyleyeceğim. bu işte profesyonel diye bir mertebe yoktur hele türkiyede hiç yoktur. sakın üstünüze alınmayın bu benim şahsi görüşümdür ve kimseyi hedf almıyor. Türkiyedeki hiç bir akademisyeni (TV.de çıkan popüler hocalarda dahil) tanımıyorum ve prof. olarak kabul etmiyorum isteyen edebilir.ayrıca şunu unutmayın profesyonellerin hazırladığı tüm raporlar ve yorumlar aynı standartta ve hatalı görüş temelinde oluşturulur. bunun ispatınıda yaptım ve geçen hafta itibarıyla haklı çıktım. çok güzel bir laf etmişsiniz: yanlışsam bile işim gereği farklı davranamam demişsiniz. günümüz finans dünyasında belli kalıplar oluşturulmuş ve sizin gibi profesyonellerin bunlara uyması zorunlu kılınmış bunun nedeni bu işe bilimsel bir hava katmak ve sizde para kazanmak için kurlaara uymak zorundasınız zaten bu yüzden profesyonellik kavramı bana ters geliyor. tabi bende profesyonel açıdan meczupluk yapmış oluyorum :)

zahmet edip tek tek cevapladığınız için teşekkür ederim. saygılar

Sn. Mulayim. siz galiba eur/usd. paritesi hakkında tahmin istiyorsunuz ? bu beni aşan bir konu. genel kanı amerikanın durmadan para bastığı ve doların değer kaybedeceği şeklinde tahminler ise 2 şeklinde. bu tahminleri cnbce'de yapan yorumcuların hiç biri dünyadaki dolar arzı fazlasının çin tarafından seve seve stoklayacağını bilmiyor. nedenlerini açıklamıştım önceden... çin dolar fazlasını hortumlayınca piyasa dengeye geliyor diyecem ama busefer küresel krize ilişkin kaygılarla dolar alan yatırmcılar dengeyi bozuyor. bilek güreşinin sonu ne olacak bilmem. bu piyasanın mekanizması çok karışık ve ancak çok zeki fon yöneticileri anlayabiliyor.

rogdopsink
23-01-2010, 17:24
dün itibariyle dow jones da oluşan görüntü çok basit ve net önümüzdeki günler sıkıntılı olacaga benziyor..

artık beklenen günü sagır sultan bile duymuşken psikolojimizi etkileyecek iyimser haberlerin etkisinin sınırlı kalacagını tahmin edebiliriz..

heryerde kar var diyorlar istanbul romantik bir hafta sonu yaşıyor şimdilik.. :)

iyi hafta sonları..


http://666kb.com/i/bg2u7y8lzc6alte64.gif

JonDowes
23-01-2010, 22:59
Sn jondowes

sizinle ortak noktada buluşma ihtimalimiz yok; cevaplaşmalarımız 10 sayfa daha sürer bu gidişle. bu yüzden daha fazla cevap yazmasam daha iyi; rogdopsink dostumun başlıgı kendisinin yönlendirdiği şekilde devam etsin.

herkese iyi tatiller

Cezve
24-01-2010, 21:24
Obama Seen as Anti-Business by 77% of U.S. Investors

Obama Amerikan yatırımcılar %77 için is karşıtı görünüyor. En son araştırmalar zaten en iyi olduğu zaman bile bu oran %68 miş.

rogdopsink
25-01-2010, 06:04
sizinle ortak noktada buluşma ihtimalimiz yok; cevaplaşmalarımız 10 sayfa daha sürer bu gidişle. bu yüzden daha fazla cevap yazmasam daha iyi; rogdopsink dostumun başlıgı kendisinin yönlendirdiği şekilde devam etsin.

herkese iyi tatiller


açıkçası bilgilendirici oluyordu:))

ancak sizleri zaten gerek yazılarınız ve topiklerinizde düzenli olarak takip ettiğim için ortak nokta olacagını ben de sanmıyorum..

o kadar iktisat kuramı ve yaklaşımı içinde elbette ayrılıkların mevcut olması normal geliyor bana..

seviyeli tartışmanızdan dolayı her ikinize de teşekkür ederim ben yine de yanlış gördüğünüz yerde yönlendirici olmaya hem sn red baronun hem de sizin her zamn oldugu gibi devam etmenizi çok isterim..

saygılarımla...:cool:

rogdopsink
25-01-2010, 06:59
BİR KOMPLO TEORİSİ...


http://korotonomedya.net/images/kor_active.gif :)))))




Obama Amerikan yatırımcılar %77 için is karşıtı görünüyor. En son araştırmalar zaten en iyi olduğu zaman bile bu oran %68 miş.
http://666kb.com/i/bg4ewj4c5prqyd0k4.jpg

geçen hafta ki düşüşün bir komplo senaryosu da mass eyaletinde kaybedilen oylardan sonra piyasanın obamaya resti çektiği konuşulup yazılıyor her yerde..

obamanın bankalar için düzenlemesi yüzünden riskin arttıgı varsayılıyor..ancak aldatmaca devam ediyor sanki..sistemin iyi çocugu obama 'erdemli' toplumu düşünen yasalar peşinde gözüküyor sanılıyor..

ancak şunu unutmayalım başkanlık sisteminin arkasında ki kişiler her zaman daha belirleyici olmuştur abd için..

kennedy nin ardından oluşan bütün başkanlıkları böyle degerlendirmek lazım diye düşünüyorum.. obama yönetimi ise incelenirse wall streetin kendisinin oldugu anlaşılacaktır..

hazine bakanı geithner den tutun diğer bakanlıklar da görev alanların çogu wall street kökenlidir..


http://money.cnn.com/galleries/2008/fortune/0806/gallery.obamas_advisors.fortune/3.html


dolayısıyla eger bir komplo teorisi atacaksak ortaya obama nın senatoya akıllı olun çagrısı olarak görebiliriz bunu..

bu komplo teorisini neden ortaya atıyorum bilmiyorum belki de dün gece izlediğim obama deception(obama aldatmacası) isimli belgesel etkili oldu...:clown:

ancak obama geçen hafta ki oy kaybı ile saglık reformu konusunda ciddi bir güç kaybetti.. ve herkes obamanın sisteme zıt işler yaptıgından muzdarip iken.. bir saniyeliğine düşünmek lazım bunu.. gerçekten varmı böyle bir ihtimal.. hangi başkan o gücün dışına çıkabilir ki..??

BİLDERBERG grupunun uzun yıllardır ipin ucundaki kukla oynatıcısı oldugu varsayılıyor..:notr:

http://rhibowman.files.wordpress.com/2008/06/bilderburg.jpg

herneyse bunlar zaten komplo teorilerine ve yine medya ya malzeme olacak konular ve epeydir olmuşlarda aslına bakarsanız... bazı gerçekleri tahmin edebiliriz bazılarını bilebiliriz ama onun arkasında yatan güçten etkilenmeye yine devam ederiz..

o yüzden değiştiremediğimiz bir bilginin değeri toplum olarak dedikodu olmaktan öteye hiç bir zaman geçemeyecektir..

son olarak obamanın şematik olarak kurdugu ilişkileri ve bu agı aşagıdaki linkten farklı organizasyonları için görebilirsiniz..

http://www.muckety.com/Query?name=obama&prev=obama&SearchResult=5057002&SearchResult=5057091&graph=MucketyMap

ayrıca yukarıda bahsettiğim belgeseli her ne kadar bazı yerleri saçma olsa da herkesin izlemesini tavsiye ederim....

bir ted seminerinde bary shwartz ın konuşması bu komplo teorilerinin üzerine ii gidecektir kanımca...




http://www.ted.com/talks/lang/tur/barry_schwartz_on_our_loss_of_wisdom.html

(türkçe altyazılıdır..:)


http://photos-c.ak.fbcdn.net/hphotos-ak-snc3/hs168.snc3/19540_280647431209_666516209_4949841_2449243_n.jpg

delicocuk35
25-01-2010, 07:35
eline emeğine sağlık

Ducato
25-01-2010, 20:31
sayın ekonometrist,
Seminer dersini ne yaptınız? bir eylem planınız var mı?bu plan paylaşılabilirmi?PAU nün yüksek lisans öğrencilerine yapmaya çalıştığı şeyi Wald veya F testi kullanarak açıklayabilir misin?(% 5 ten küçük kalarak)

tovbekar
26-01-2010, 07:50
sn rogdopsing,
Henüz bakamadım (çoktandır kütüphanemde kayıplar arasında sanırım) ama Değişimdi herhalde değil mi?... Yazılarınız için size yeşilleri kullanarak teşekkür etmek istediğimde dolaş da gel ifadelerine maruz kalıyorum... İlk günlerde de söylediğim gibi sizi okumaktan büyük zevk alıyorum (ekonomist olmadığım halde)... Teşekkürler

rogdopsink
26-01-2010, 08:10
http://korotonomedya.net/images/kor_active.gif


sn rogdopsink,
Henüz bakamadım (çoktandır kütüphanemde kayıplar arasında sanırım) ama Değişimdi herhalde değil mi?... Yazılarınız için size yeşilleri kullanarak teşekkür etmek istediğimde dolaş da gel ifadelerine maruz kalıyorum... İlk günlerde de söylediğim gibi sizi okumaktan büyük zevk alıyorum (ekonomist olmadığım halde)... Teşekkürler

evet sayın tovbekar kafka dan değişimden bir cümle...

teşekkür ederim güzel sözleriniz için..

bu arada gündem gittikçe ısınıyor piyasanın beklediği o sürpriz haberlerin gelme ihtimali gün geçtikçe artıyor..

ankara da tekel işçilerinin durumu aslında çok kritik işsizliğin boyutlarını piyasa şimdiye kadar hiç dikkate almadı ancak genel grev kararı çıkarsa değişim sürecektir..


http://si.wsj.net/public/resources/images/OB-FJ132_Fisher_D_20100125174458.jpg

bernankenin durumu bir prestij konumu haline geldi abd için .. ancak fed in ' bagımsızlıgına' büyük gölge düşürüyor yapılan kulisler lobiler..

bugün ingiltere resesyondan çıkışın=global manipülayonuun zaferini 18 aydan sonra resmi rakamlarla açıklayacakmış..

gözümüz aydın kriz bitmiş..herkese bol kazançlar

JonDowes
26-01-2010, 16:34
son gunlerde tartistigimiz seylere ait bir grafik setine rastladim bugun okudugum Barclays'in Yunanistan borc durumu raporunda. borc miktari ve oranlari konusunda genel bir vizyon olusmasi adina ekleyeyim bulunsun.

Avrupada "toplam borc" (yatay) ve "cari acik" (dikey) oranlari
(bizim GSMH %20 sisirilmis diyenler rakamlarimizi 1.2 ile carpip "super" yerlere ulasabilir)
http://farm3.static.flickr.com/2737/4306093521_3c8415bbac_o.jpg

Butce aciklarini kapatma hizi rekorlari
http://farm3.static.flickr.com/2765/4306093525_8e72b08ced_o.jpg

rogdopsink
26-01-2010, 20:34
sanırım bakkala olan borcun ne kadar oldugu değil bu borcun nasıl kapatılacagı önemli..:)

ülkelerin çogunda bütçe açıkları var gözüküyor.. ancak bütçe açıklarının neyle finanse edileceğinden çok bu açıgın rahatsızlık verip vermediği önemlii birde sanırsam..

bakkal deyince aklıma küçük emrahın bir filmi geldi..bakkala borç yapmak kolay ama borç arttıkça bakkala borcu kapatmak zor..:))risk artıyor nede olsa

özellikle borç büyükse diğer bakkallardan alışveriş yapmak bile zorlaşıyor..
.
ABD 2010 BÜTÇE AÇIĞI 1.3 TRLIYON $..

http://1.bp.blogspot.com/_djgssszshgM/S184u-PQ8aI/AAAAAAAABGY/yjdaNm02Wlg/s400/cbo+revenue+outlays.gif

şöyle bakınca heycan yapılacak bir rakam abd için ama işte bakkalla ara iyiyse sorun olmuyor galiba...:))

bu arada bernankenin seçimi perşembe yada cumaya uzayabilirmiş ..bernanke nin bu kadar dillere düşmesinin ardından ben olsam kabul etmezdim o görevi hem faizlerin artacagı bir dönem olacak hemde risk iştahının gittikçe arttıgı bir dönem olacak önümüzde ki yıllar..

fed e alternatif başka bir aday yokmudur merak ediyorum cidden..bernanke muhtmelen seçilecekmiyim seçilemeyecekmiyim diye papatya falına başlamıştır..:)

rogdopsink
26-01-2010, 20:41
http://www.hazine.gov.tr/irj/go/km/docs/documents/Hazine%20Web/Mevzuat/Yeni%20Te%C5%9Fvik%20Sistemi/%C4%B0nteraktif%20Harita.html

linkte Yeni Yatırım Teşvik Sistemi kapsamında, bölgesel desteklerden yararlanacak yatırım konularının il, bölge ve destek tedbirleri bazında Türkiye haritası üzerinde interaktif gösterimini bulabilirsiniz...:wink:

not:interaktif olarak buraya eklemek isterdim ama beceremedim.. o yüzden linke tıklamak gerekli..

http://666kb.com/i/bg6054fqx3jzkkzwc.jpg

moonlight
26-01-2010, 20:46
bilgiyle dopdolu bir topik, teşekkürler sn rogdopsink

rogdopsink
26-01-2010, 21:12
bugün biraz orayı burayı inceleyeyim dedim.. ilk başlarda düzenli olarak incelediğim ve yogunlaştıgım konular vardı ama zamanla sanki es geçiyorum bunları..

bazen topiği,araştırdıklarım gözüme çarpanlar kaybolmasın ve herkes faydalansın diye kullanıyorum..

her mesaj o anlamda birbirleriyle alakalı olmayabiliyor ve düzensiz olabiliyor gidişat..ama zaten o derece düzenli biri değilim topikteki konular çok baglantısız ve daldan dala olabiliyor..

benim için rahatsız edici değil kesinlikle bilgiden zarar gelmez..


aşagıda henüz benim de okumadıgım bir makale var bulunsun istedim burdada... hoş konu başlıgının varlıgını göstermek için bunca bilimsel araştırmaya bence gerek yok..

sermaye piyasalarında nereye baksak o sürü güdüsünü görebiliyoruz zaten..:)

bddk da yayınlaşmış bir makale..]

http://www.bddk.org.tr/websitesi/turkce/Raporlar/BDDK_Dergi/5384Altay.pdf

http://666kb.com/i/bg60s46hcfex7f1z0.jpg

JonDowes
26-01-2010, 21:28
sermaye piyasalarında nereye baksak o sürü güdüsünü görebiliyoruz zaten..:)


gavurlar "herd behavior" diyor buna :) görsel destek (imzamı da dün değiştirmiştim şansa iyi uydu):
http://brianhayes.com/images/herd-behavior.jpg

rogdopsink
26-01-2010, 21:38
teşekkürler sayın jondowes ama makale cidden güzelmiş.. herkesin okumasını şiddetle tavsiye ederim.. piyasada ki herkes kendinden birşey bulacaktır eminim..

biraz şey gibi sanki piyasayı bir hastalık olarak algılarsak size reçetesini sunmuyor ama hastalıgınızı söylüyor sanki yatırımcı olarak..

davranışsal finans kavramını ilk defa duymuştum..artık klasik iktisat teorileri ve fayda maksimizasyonu ile yapaılacak açıklamaların modası geçmiş anlaşılan..:)

tovbekar
26-01-2010, 21:42
sn rpgdopsing,
Kafkayı seviyorsanız O'nu Türkçeye tercüme eden Kamuran Şipal'i bilirsiniz... Onun bir hikaye kitabı vardı Buhuru Meryem. Kafka tadında bir kitaptı. Çoğu insan bilmez bulabilir misiniz onu da bilmem ama haberdar olmanızı istedim...

rogdopsink
26-01-2010, 21:56
sn rpgdopsing,
Kafkayı seviyorsanız O'nu Türkçeye tercüme eden Kamuran Şipal'i bilirsiniz... Onun bir hikaye kitabı vardı Buhuru Meryem. Kafka tadında bir kitaptı. Çoğu insan bilmez bulabilir misiniz onu da bilmem ama haberdar olmanızı istedim...

duymamıştım sayın tövbekar .. güzel bir tavsiye oldu çok sagolun..:cool:

rogdopsink
27-01-2010, 20:09
obama kızar tabi bankacılara biraz az kazansın onlarda..:)

http://1.bp.blogspot.com/_H2DePAZe2gA/S12WnOgtTNI/AAAAAAAALJc/YjvKZtKPTLo/s1600/weeklysal.png