PDA

View Full Version : Haftanın Fıkrası...



Pages : 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 [19] 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41

mutlu
03-05-2007, 16:02
kürk...

--------------------------------------------------------------------------------

Kürk mantolu bir kadın yolda yürürken hayvanseverler gurubunun yumurtalı protestosu ile karşılaşınca "Dünyada kürkü için kaç hayvanın öldürüldüğü önemli tabii.." demiş ağlayarak, "Ama siz de bu kürk manto için benim kaç hayvanla yatmak zorunda kaldığımı bir bilseniz..!"

mutlu
03-05-2007, 16:02
Tahmin
________________________________________
Adamın biri bir gün yolda giderken bir çocuk görür ve çocuğu çok sevimli bulur çocuğa:

- senin adın ne? der.

çocuk tam söyleyeceği sırada
-dur ben tahmin edeyim, der ama baş harfini söyle, der çocuk
-y ,der.
adam başlar saymaya
-yasin?
çocuk başını sallar
-yusuf?
çocuk gene başını sallar
adam y ile başlayan tüm isimleri sayar. çocuk her seferinde başını
sallar adam iyice sinir olur. kız isimleri de saymaya başlar, çocuk gene başını sallar.
adam en sonunda
- bilemedim ne senin ismin?” der çocuk :
-yamazan, der.

mutlu
03-05-2007, 16:03
adamı öldürmüşüz..:)

--------------------------------------------------------------------------------

Serçenin biri bir bahar günü dalgın dalgın uçuyormuş.
Bir anda farketmiş ki, yolun bir metre üstünde uçuyor ve karşıdan da
motosikletli bir adam geliyor. Her ikisi de çarpışmayı engellemek
için ellerinden geleni yapmışlar...
Ama nafile...
Serçe "çotaaank" diye kaska çarpıp düşmüş.
Şimdi, motorcu sıkı bi hayvansever ya, doğal olarak hemen atlamış
motordan; koşmuş serçenin yanına.
Serçe baygın yatıyor.. Kıyamamış, bırakamamış yolda; almış getirmiş eve.
Eskiden kalma bir de kafesi var evde.. Baygın serçeyi kafesin içine
güzelce yerleştirmiş..
Yanına da az biraz su, az biraz ekmek koymuş, vurmuş kafayı yatmış....
Bizim serçe bir müddet sonra ayılmaya başlamış..
Daha tam seçemiyor ortalığı.. Hafif bulanıklık var yani...
Bir bakmış ki parmaklık, ekmek, su falan var bulunduğu yerde...
Birden dank etmiş vaziyet: -Hadi be laann motorcuyu öldürmüşüz.

HAŞAT
04-05-2007, 13:57
Yasli bir kadin kedi mamasi almak icin markete gider. Uc kutu alip kasaya goturur. Kasadaki kiz ;" Uzgunum bayan ama bunlari alabilmeniz icin kediniz oldugunu kanitlamaniz gerekir. Bir cok yasli insan bunlari kendileri yemek icin aldiklarindan kediniz olduguna inanmadan size bunlari satma yetkimiz yok." der. Bunun uzerine yasli bayan eve gidip kedisini alir ve markete getirir. Market bunun uzerine kadina kedi mamasini satar.Ertesi gun yine yasli kadin uc kutu kopek mamasi almaya kalkar. Kasiyer yine kadindan kopegi olduguna dair bir kanit ister. Cunku yasli insanlar bazen de kopek mamasi yemektedirler. Bunun uzerine kadin yine evine doner kopegini alip markete gelir ve mamalari alir. Ertesi gun yine yasli bayan markete gelir bu sefer elinde bir kutu vardir. Kasiyere gider ve elini icine sokmasini soyler. Kasiyer korkarak; " Hayir, icinde beni isiracak bir yilan olabilir." Yasli kadin;" Inanin, kutunun icinde size zarar verebilecek hic bisi yok. Lutfen elinizi kutunun icine sokun.". Bunun uzerine kasiyer elini kutuya sokar ve sonra elini koklayarak ; "Bu sey sanki bok gibi kokuyo." der Yasli kadin devam eder;" Evet oole. Simdi lutfen uc rulo tuvalet kagidi alabilir miyim?"

HAŞAT
04-05-2007, 14:05
Microcerrah

Teksaslı üç cerrah golf oynarken yaptıkları başarılı
operasyonlardan bahsediyorlarmış.

Birincisi başlamış:
Teksas'taki en iyi cerrah benim. Hastam olan konser
piyanisti bir kazada yedi parmağını kaybetmişti, ben
ameliyatla yeniden diktim,sekiz ay sonra İngiltere
kraliçesine özel konser verdi".

Diğeri atlamış:
"O da birşey mi? Genç bir adam kazada her iki bacağını
ve kolunu kaybetmişti, ben yeniden monte ettim, iki yil
sonra olimpiyatlarda atletizmde altın madalya kazandı."
Üçüncüsü başlamış:
"Beyler, sizler daha amatörsünüz. Birkaç yıl önce
kokain ve alkol ile kafayı çekmiş bir kovboy atını saatte 120 km
hızla giden trenin üzerine sürmüştü. Kazadan çalışmam için arta
kalanlar sadece atın arkası ve kovboyun şapkası idi".
- "Eeeee Hocam...Peki şimdi ne oldu ?"
- "Şimdi kendisi ABD başkanı."

mutlu
04-05-2007, 15:36
Nasreddin Hoca:
Nasreddin Hoca bir gün heybe almak için pazara gider. Güzel bir heybe görüp pazarcı ile pazarlık yapar ve 1 akçeye anlaşırlar. Tam oradan ayrılacaktır ki daha güzel bir heybe dikkatini çeker:
- Kaç akçe şu heybe muhterem?
- 2 akçe hocam.
- Aldım gitti, diyen hoca elindekini bırakır ve onu alıp tam gidecekken pazarcı seslenir:
- Hocam. Bu heybe 2 akçe. Sen 1 akçe verdin.
Hoca sinirlenir:
- Bre cahil adam! Sana önce 1 akçe verdim. Sonra da 1 akçelik heybe bıraktım! İkisi eder 2 akçe. Daha benden neyin parasını istersin!

tokenring
04-05-2007, 15:56
Nasreddin Hoca:
Nasreddin Hoca bir gün heybe almak için pazara gider. Güzel bir heybe görüp pazarcı ile pazarlık yapar ve 1 akçeye anlaşırlar. Tam oradan ayrılacaktır ki daha güzel bir heybe dikkatini çeker:
- Kaç akçe şu heybe muhterem?
- 2 akçe hocam.
- Aldım gitti, diyen hoca elindekini bırakır ve onu alıp tam gidecekken pazarcı seslenir:
- Hocam. Bu heybe 2 akçe. Sen 1 akçe verdin.
Hoca sinirlenir:
- Bre cahil adam! Sana önce 1 akçe verdim. Sonra da 1 akçelik heybe bıraktım! İkisi eder 2 akçe. Daha benden neyin parasını istersin!
??
Bu pek komik gelmedi yada ben anlamadım,hoca birinci heybeyi iade etmiş olsa 1 akçesini geri alacaktı,1 akçe daha vermiş olmuş iki akçe yanlışmı ?
hatta birinci heybenin fiyatı 1.5 ve pazarlıkla 1 e aldıysa karlı bile diil :)
hoca haklı :)

baron11
05-05-2007, 14:18
Otobus Soforu Hidayet

Hidayet ölünce cennetin kapisinda kuyruga girer. Hemen önünde bekleyen adam pederdir. Kapida bir melek beklemektedir. Melek pedere sorar: Hiç günahin var mi peder ? Aziz melek ben rahiptim. Tüm hayatim boyunca hep tanrima dua ettim. Karima ve çocuklarima sadik kaldim. Insanlara ve hayvanlara hep yardim ettim. Melek : Çok iyi bunlari biliyorduk zaten al sana cennetin gümüs anahtari der ve sonra Hidayet'e döner. Senin hiç günahin var mi ? Hidayet : Ben de her zaman hayvanlara ve insanlara iyilik yapardim. Tanriya dua etmedim açikçasi, inancim da zayifti ve bir günahim vardi. Çok sert ve hizli otobüs kullanirdim. Melek Hidayet'e döner ve bunu da biliyoruz. Çok iyi al sana cennetin altin anahtari. Peder bu olaya sinirlernir. Ben hayatimi tanriya adadim siz de gIdip bu adami cennette benden üstün tutuyorsunuz haksizlik degil mi ? Melek gülerek.. Oglum sen vaaz verirken herkes uyuyordu ama Hidayet otobüs kullanirken herkes dua ediyordu.

baron11
05-05-2007, 14:20
Hemşerum

Temel şehre inmiş. Bakmış pencere kenarında bir papağan.
İçinden demiş ki:

Allah allah kuşa bak yav demiş.
Tabi bu arada papağan da Temel'in kendisine baktığını görüp:
Ne bakıyorsun hemşerim demiş.
Temel biraz şaşkınlık biraz da saflıkla:

Afedersun hemşerum. Ben seni kus sandiydum.

baron11
05-05-2007, 14:22
Bilenler,bilmeyenlere ögretsin

Hoca,vaaz için kürsüye çikar.Camideki topluluğa,
-Size ne anlatacagimi biliyor musunuz?der.
vaazi dinlemeye gelenler,
-Nereden bilelim,bilmiyoruz...derler.hoca,
-Bilmiyorsaniz,ne diye bosu bosuna anlatayim...diyerek kürsüden inip gider.bir baska zaman yine camiye vaaza gelir,kürsüye çikar.yine topluluga sorar:-sizew ne anlatacagimi biliyor musunuz?geçenkinden ders aldiklarindan,-biliyoruz...derler
.o zaman hoca,
-Biliyorsaniz,ne diye anlatayim
bosbosuna...deyip yine kürsüden inip gider.yine bir gün vaaz için gelir
camiye,kürsüye çikar.ayni soruyu sorar:-ey dinleyiciler.size ne anlatacagimi biliyor musunuz?
vaazi dinlemeye gelenler,önceden sözlesip ögütlestikleri üzere söyle derler:-kimimiz biliyoruz kimimiz de bilmiyoruz.hoca,
-Öyleyse,der,bosuna zamaninizi almayayim da isten güçten kalmayin.bilenler,bilmeyenlere ögretsin...

HAŞAT
07-05-2007, 12:08
Polis üniversite solcu öğrencilerinin kaldığı bir eve baskın düzenler.Gençler eller havada olacakların korkusunu yaşımaktadırlar. Polis hepsine kalayı basarken bir an duvara bakar, duvarda asılı olan Karl Marx'ın fotografını görür ve sorar:
-Bu kim?
Öğrencilerden biri korkusundan benim dedem der.
Polis iyice sinirlenir.
-Ulan oğlum böyle sakallı, nur yüzlü bir deden var utanmıyorsunuz demi koministlik yapmaya. Tüh sizin kalıbınıza.

andrea
07-05-2007, 20:12
Geceyarisina dogru issiz park yerinde devriye gezmekte olan polis memuru, ileride parketmis ve ic lambasi yanan bir otomobili farkeder.

Arabanin sofor koltugunda oturan bir genc elindeki dergiyi okumakta ve arka koltukta oturan bir genc kiz ise örgü örmektedir.

Polis memuru durumdan kuskulanarak arabanin yanina gider ve on cami tiklatir. Sofor koltugundaki genc basini kaldirir, mecburen cami acar:

- "Buyrun memur bey? Nasıl yardımcı olabilirim?"

Polis memuru merakla sorar:

- "Ne yapiyorsunuz burada?"
- "Neye benziyor? Iste bu dergiyi okuyorum..."

Polis arka koltuktaki genc bayani isaret ederek;

- "Peki, o ne yapiyor?" diye sorar. Genc adam omzunun ustunden arkaya soyle bir bakar ve
- "Sanirim bir kazak oruyor..." der.

Kafasi karisan polis sorar:

- "Kac yasindasin, genc adam?"
- "On dokuz..."
- "Peki bu bayan kac yasindaymis bakalim?" Genc adam saatine bakar ve cevaplar:

- "Yaklasik dort dakika sonra on sekiz yasinda olacak..."

andrea
07-05-2007, 20:25
- 'Çok acayip bir şey oldu,' diye adam arkadaşına anlatır:
- 'Dün gece kapıyı çaldım, karanlıkta açanı hizmetçi kız zannedip öptüm. Meğer karım değil miymiş?'
- 'Eee, ne olmuş yani?' der beriki.

- 'Daha ne olsun be adam? Karımı öperken karım, dikkat et sevgilim, kocam aniden gelebilir, diye fısıldamaz mı?'

andrea
07-05-2007, 20:29
Evli bir çift cadilar partisine davetliydi. Disariya çikmak için hazirlanirlarken kadinin migreni tuttu, evde kalmak zorundaydi.

Kocasina partiye yalniz gitmesini, onun eglencesini bozmak istemedigini söyledi. Biraz tartistiktan sonra adam kostümünü giydi ve partiye gitti, kadin da birkaç aspirin alip yatti.

Biraz uyuduktan sonra kendini daha iyi hissederek uyandi ve partiye giderek kocasina sürpriz yapmaya karar verdi. Tam hazirlanirken

- "Acaba ben yaninda degilken kocam neler yapiyor" diye düsündü ve kocasinin kendisini tanimamasi için degisik bir kostüm giyerek partiye gitti.

Oraya vardiginda bir kenarda onu izlemeye basladi. Kocasi arka arkaya degisik kizlarla ve onlarla çok yakinlasarak dansediyordu, nereye kadar gidebilecegini görmeye karar verdi.

Onunla çok samimi bir sekilde dansetmeye basladi, kulagina disariya çikabileceklerini fisildadi.

Arabalardan birine girerek sevistiler ve geceyarisindan önce maskeler çikarilmadan kadin eve gitti, kocasinin dönüsünü beklemeye basladi. Adam sabaha karsi 01.00 sularinda eve döndü ve dogru yataga gitti. Kadin:

- "Parti nasildi kocacigim" diye sordu, adam da
- "Sensiz hiç eglenemedim tatlim" diye yanitladi.
- "İnanmiyorum" diye cevapladi kadin, "bahse girerim çok eglenmissindir."
- "Gerçekten hayatim. Partiye gittigimde bazi arkadaslarla sıkıldık alt kata inip bütün gece poker oynadik."

"Fakat kostümümü ödünç verdigim o Allah'in cezasi herif harika vakit geçirdi".

andrea
07-05-2007, 20:31
Adam iş gezisinden evine normalden 1 gün erken donüyormuş.
Hava alanından taksiye binmiş, şoföre demiş ki:
- "Bana bir iyilik yapar mısın.. Ben iş gezisindeydim ve adım gibi
eminim ben yokken karım eve sevgilisini aldı...
Şimdi eve gidelim, ikisi kesin şu an sevişiyorlardır....
Sen de benimle eve girip ben onları basarken
şahitlik eder misin ?" der.
Taksi şoförü teklifi kabul etmiş, eve gelmişler,
yatak odasına çıkmışlar. Işıkları yakıp battaniyeyi yataktan
bir çekmişler ki, kadın hakikaten başka bir adamla yatakta.
Adam hemen silahına davranmış o sırada karısı bağırmış:
- "YAPMA..!!! Bu adam bizim için neler yaptı bir bilsen...
Sana doğum gününde aldığım Corvette'nin parasını kim ödedi sanıyorsun?"
"Ya yeni teknemizin parasını ? Senin sağa sola borçlarını
nasıl kapattık sanıyorsun??? Hep onun sayesinde oldu !!!"
Adam taksi şoförüne dönmüş:
- "Sen olsan şimdi ne yaparsın...?" Taksi şoförü:
- "Valla beyefendi..." demiş.
"Ben olsam bir an önce adamın üstünü örterdim,
malum havalar soğudu bir sürü salgın hastalık kol geziyor."

Turkuaz
07-05-2007, 21:58
Turistin biri Cezayir'de çölde susuz bir şekilde sürünüyomuş.Birden dükkan gibi bi yer görmüş ve oraya giderek:
-Su...lütfen bir yudum su.Adam:
-Beyeefendi maalesef suyumuz yok ama isterseniz kravat verebiliriz.Turist:
-Ben napıyim karavatı susuzluktan geberiyorum der.Adamda ona 2 km. güneyde bi yer olduğunu,oraya gitmesini söyler.Turist güç bela oraya varır ve:
-Su... birazcık suuu.Adam:
-Maalesef beyefendi buraya kravatsız giremezsiniz!!

kantar
08-05-2007, 14:58
Karanlık ve ıssız parkta devriye gezen polis memuru
bir ağacın altında park etmiş olan arabayı görür ve
sessizce yaklaşır. Ancak bu kez alışmış olduğu manzara
ile karşılaşmaz. Gerçi, çoğu zaman olduğu gibi, arabada
genç bir kız ve oğlan vardır; ancak polisin düşündüğü şeyi
yapmamaktadırlar. Oğlan ay ışığında gazete okumaya
çalışmakta; kız ise örgü örmektedir.
Düşündüklerinden dolayı utanan polis memuru, muhabbet
olsun diye cama vurur ve arabaya girip konuşmaya başlar:
-" Gençler, ne güzel bir gece, değil mi?....
Siz de ne güzel, iki kardeş oturuyorsunuz...."
-"Evet polis bey...Gerçekten güzel bir gece...Ama biz
kardeş değiliz ki...."
Polis kıllanır...
-"Kardeş değil misiniz...."
Sonra oğlana sorar:
-"Sen kaç yaşındasın bakiyim?..."
Oğlan cevaplar:
-"19.."
Polis bu kez kızı işaret eder ve sorar:
-"Peki .....O kaç yaşında?...."
Oğlan, sinsice sırıtarak cevap verir:
-"20 dakika sonra 18 yaşında olacak....."

ekselans
08-05-2007, 15:05
Temel, yeni dairesini arkadaşı Dursun’a gezdiriyormuş...
Yatak odasına girdiklerinde, Dursun duvarda asılı kocaman bir gong görünce sormuş:
-Bu ne böyle?...
“-Haa o mu?... O benim çalar saatim...”
-Aaa?... Ama bunun üzerinde gösterge yok... Nasıl anlıyorsun saati?...
“-Bak şimdi seyret...”
Temel gongun yanında asılı duran çekici almış... Gonga var gücüyle vurmuş...
O anda duvarın öteki tarafından yan komşunun sesi duyulmuş:
“-Allah cezanı vermesin herif... Saat gecenin ikisi...”

N.F.K
08-05-2007, 15:59
prof. ve öðrenci Okulun birinde yemekhaneye giren bir öðrenci tüm yerler dolu olduðundan gidip üniversite profesörünün oturduðu masaya oturmuþ.Profesör kaþlarýný çatarak: ' Okuzler ve kuslar ayni masada oturamaz!'Ogrenci: 'O zaman ben ucuyorum...'Profesor cevaba cok sinirlenmis, sinavda ogrenciye takmis vesinavini basarisiz gecmesi icin elinden geleni yapmis.Yanliz sinavda ogrenci tum sorulari mukemmel bir sekildecevaplamis.Profesor ogrenciye: Sana son bir soru soracagim - demis.Yolda yururken iki torba buldugunu hayal et, birinde akil var, digerinde ise para var. Hangi cuvali alirsin?Ogrenci: 'Para olan cuvali secerdim...'Profesor: 'Ben akil olan cuvali secerdim...'Ogrenci:'Normal! Kimde ne eksikse onu secer... Profesor cok sinirlenmis, ogrencinin not defterini alip icine'Okuz' yazmis. Ogrenci nota bakmadan odadan cikmis.Bir dakika sonra ogrenci kapiyi aralamis : 'Sayin profesor,imzanizi atmissiniz, fakat notumu yazmayi unutmussunuz.'- demis.

Kaygan
08-05-2007, 22:29
Oglu, Kayserili babasindan para ister:
-"Baba 500 bin lira verir misin?"
Baba :
-"400 bin mi? Naapcan lan 300 bini. 200 bin neyine yetmiyor.. Al sana 100 bin yeter." der ve cikartip 50 bin lira verir.
Oglu piskin piskin guler:
"Bana zaten 50 bin lira lazimdi " der.
Baba'nin yaniti :
-"Bak kerataya, sahte para vermesem kaziklayacakti beni..."

BOSNA
08-05-2007, 22:46
Nişan yüzüğü
Bir genç kız el falına bakan oldukça genç bir kadına gitmistir. Falcı, kızın elini avuçlarinin arasina alıp baktıktan sonra konuşur:

– Siz Orçun adında yakışıklı, uzun boylu bir gençle nişanlısınız degil mi?

– Evet.

– Kaytan bir bıyıgı var degil mi?

– Dogru bildiniz.

– Sizi aşk siirleri okuyarak mehtap gezintilerine götürüyor mu?

Genç kız falcıya sorar:

– Yine bildiniz. Bütün bunlari avuç içimdeki çizgilerden mi okudunuz?

Falcı:

– Hayır! Nişan yüzügünüzden okudum. Iki ay evvel bu yüzügü Orçun' a ben hediye etmistim de.

BOSNA
08-05-2007, 22:52
Fahrettin Kerim Gökay, İstanbul Belediye Başkanlığı zamanında fırınları geziyormuş. Kendisine, ağzı oldukça bozuk bir fırıncı pasta ikram etmiş. Fahrettin Bey, şöyle bir tadına bakmış ve sormuş:

"Hımmm!... Çok güzelmiş, ne kattın buna?"

Fırıncı gülümseyerek yanıtlamış:

"Sana koydum efendim!"

Fahrettin Bey, bu söz üzerine pastadan bir lokma daha almış ve devam etmiş:

"Ben de bütün fırıncılara söyleyeyim de, hepsi Sana koysunlar!..."

BOSNA
08-05-2007, 23:01
Çiftçi tavuklari için yorulmayan bir horoz almaya pazara gider. Pazarcı "Istediğiniz herşeyi bu horoz yapar" diye azgın mı azgın bir horoz satar.

Adam çiftliğe döner, horozu kümese koyar koymaz tüyler uçusur, gıdaklamalar başlar. Çiftçi çok memnundur. Ama horoz çok azgındır, adam endişelenmeye başlar horoz iki günde ölecek diye. Horozu tutmaya çalışır, başaramaz.

Neyse der, eve döner. Ertesi gün bir bakar ki horozun ayaklar havada dil dışarıda yatıyor ve hatta tepesinde bir akbaba uçuşuyor.

Çiftçi kendi kendine "eh işte geberdi" diye söylenir. Horoz bir gözünü hafif açarak çiftçiye yarım ağızla ve kısık sesle homurdanır.

"Git lan git!.. Kaçıracan şimdi akbabayı!.."

BOSNA
08-05-2007, 23:05
PUL

Başkan Bush'un yeni talimatı:
-Üzerinde resmim olan pul bastırdım, bundan böyle başkanlığın bütün mektuplarında bu pullar kullanılacak.
Bir süre sonra görülmüş ki pullar zarfa bir türlü yapışmıyor.
Başkan Bush küplere binmiş ve yetkiliyi çağırıp sormuş;
- Üstünde resmim olan pullar yapışmıyor, arkalarına zamk sürmediniz mi?
- Sürdük efendim, demiş yetkili ve eklemiş;
- Yapışmamasının nedeni, herkesin pulun ön yüzüne tükürmesi....."

kemal.erdem
10-05-2007, 02:41
Zahmet etme!

Sadrettin Kuşoğlu’ndan..

Moşe, Kudüs sokaklarında umutsuzca park yeri aramaktadır. Tur atmakta ama yer bulamamaktadır. Çok önemli bir iş buluşmasına geç kalmak üzeredir. Ama arabasına yer bulamamaktadır.

Ümidini kesmiş, kafasını gökyüzüne çevirip “Tanrım, önümüzdeki beş dakika içinde bana bir park yeri bulursan yemin ediyorum” der:

- Bundan sonra hep kaşer (okunmuş gıda) yiyeceğim, Shabat’a (kutsal cumartesiler) uyacağım ve Yom-Kippur ve tüm kutsal günlere özel saygı duyacağım.

Tam Moşe Tanrı’ya sözlerini sıralarken, hemen önünde bir araç hareket eder ve yeri boşalır.

Moşe tekrar gökyüzüne bakıp “Zahmet etme Tanrım” der:

- Ben yerimi buldum!..

mutlu
10-05-2007, 10:21
lütfen aşağıdaki fıkrayı kimse siyasi boyutlara çekmesin sadece fıkra olarak okusun bir yerden alıntı zaten

Cumhurbaskani Sezer, dış destek aramakiçin İngiltereyi ziyarete gitmiş.Ziyareti sırasında Kraliçe tarafından çay içmeye davet edilen Sezer, Kraliçeye kendi liderlik felsefesinin ne olduğunu sormuş.
Kraliçe de çevremi akıllı insanlarla doldurmak cevabını vermiş. Sezer bunun üzerine kraliçeye çevresindeki insanların akıllı olup olmadıklarını nasıl ayırt ettiğini sormuş. Kraliçe, onlara doğru soruları sorarak ayırt ediyorum diye yanıtlamış ve izin verin göstereyim demiş.
Kraliçe hemen Tony Blair'i aramış ve Sayın Başbakan, lütfen bu soruya cevap verin:
Annenizin bir çocuğu var, babanızın bir çocuğu var ve bu çocuk sizin ne kız ne de erkek kardeşiniz.Kimdir bu? diye sormuş.
Tony Blair: Bu benim majesteleri diye yanıtlamış.
Kraliçe: Doğru.Teşekkürler,iyi çalışmalar Blair demiş ve Sezer’e dönerek:
Gördünüz mü Sayın Sezer?
Evet majesteleri, çok teşekkür ederim, bu metodunuzu kesinlikle kullanacağım diyerek oradan ayrılmış.
Yurda dönüşünde hemen Baykal’i yanına çağıran Sezer, Sayin Baykal sana soracağım bir soruyu cevaplamanı istiyorum demiş.
Baykal Tabii efendim, nedir?
Sezer: Annenin bir çocuğu var, babanın bir çocuğu var, ve bu çocuk senin ne kız ne de erkek kardeşin. Kimdir bu?
Baykal sağa bakmış sola bakmış düşünmüş taşınmış ve en sonunda: Efendim bunu biraz düşünüp sonra size cevap versem?? demiş.
Sezer kabul etmiş ve Baykal oradan ayrılmış, vakit kaybetmeden
CHP Kurulunu toplantıya çağırmış, saatlerce bu soru üzerinde düşünmüşler,
ama kimse bir cevap bulamamışlar. En sonunda Baykal Bülent Arinci aramış ve
durumu açıkladıktan sonra: Annenizin bir çocuğu var, babanızın bir çocuğu var, ve bu çocuk sizin ne kız ne de erkek kardeşiniz. Kimdir bu?
Arinc : Bunda bilemeyecek ne var, tabii ki benim! diye yanıtlamış.
Cevabı alan Baykal hemen Sezeri'i arayarak:
Cevabı buldum efendim, kim olduğunu biliyorum,
Sayın Bülent Arinc demiş.
Sezer büyük bir hayal kırıklığıyla cevap vermiş:
Yanlış cevap Baykal bey Doğru cevap Tony Blair idi

mutlu
10-05-2007, 11:57
BU FIKRAYI OKUMADAN GEÇMEYİN

ÇOK YENİ


Berber ve Rus

Rus'un biri berberde saçını kestiriyormuş. Berber durduk yerde:
-Askerlik yaptınız mı, diye sırmuş.
-Yaptım, demiş adam.
-Nerede yaptınız?
-Çeçenistan'da.
-Çeçenistan'da mı?
-Evet, Çeçenistan'da.
Aradan bir iki dakika geçmiş. Berber tekrar sormuş:
-Askerliği nerde yapmıştınız?
-Çeçenistan'da.
-Nerde nerde?
-Çeçenistan'da dedim ya!
Bİr iki dakika sonra yine aynı hikaye:
-Demek askerliği Çeçenistan'da yaptınız.
-Kardeşim, askerliğimi Çeçenistan'da yaptığımı elli kere söyledim. Niye tekrar tekrar soruyorsun?
Berberin cevabı:
-Çeçenistan deyince saçların diken diken oluyor, daha rahat kesiyorum...

mutlu
10-05-2007, 11:59
Don

----------------------------------------------------------------------
Sultan en güvendigi adamini Arabistan'a Vali olarak göndermis.
Vali, Arabistan'da gezerken bakmis, araplar entari
giyorlar ama alta donlari yok. Bir rüzgar estimi, manzara felaket!
Haber salmis, altina don giymeyenler kadi huzuruna çikartilip,
hapsedilecek. Aradan günler geçmis Arabin bir tanesi don
giymemis ve ilk rüzgarda olay farkedilmis.
Kadi huzuruna çikartmislar. Kadi sormus;
-"Adin?"
-"Aptülmecit"
-"Baba adin?"
-"Aptülleziz"
-"Evli misin?
-"4 tane karim var!"
-"Kaç çocugun var?
-"Ilkinden 15, ikincisinden 17, üçüncüsünden 16,
dördüncüsünden 13, besincisinden 18 tane."
Kadi kararini vermis ve söylemis:
-"Aptulleziz oglu, Apdülmecit'in, don giymeye vakti olmadigindan beraatine karar verilmistir!"

ATAJPAO
10-05-2007, 13:26
BİR adamla karısı, Mısır'da eski bir çarşıda geziyorlarmış. Ayakkabı satılan bir dükkanın önünden geçerlerken satıcı içerden seslenmiş, buyur etmiş, girmişler. Satıcı:

- Çok özel büyülü sandaletlerim var beyefendi, sizi sevişirken çok vahşi ve kuvvetli yapacak sandaletler.

Adam tabii ki erkekliğe leke sürdürmemek için pek önemsememiş ama eski günleri özleyen karısının ısrarlarına dayanamayıp sandaletleri denemeye karar vermiş.

Adam sandaletleri giyer giymez gözleri parlamış, kalbi hızlı hızlı atmış, fiziksel değişimler başlamış, nefesi serileşmiş, gözleri büyümüş ve etrafına seri bir şekilde bakınmaya başlamış.

Karısı bir adım geri kaçmış "Aman Allahım dur dur..." derken adam koşmuş, satıcıyı yakaladığı gibi tezgaha yatırmış, pantolonunu parçalayarak çıkarmaya başlamış, bu arada satıcı bir yandan kurtulmaya çalışırken bağırıyormuş:
- Sandaletleri ters giydin lan!...
:D

coni
10-05-2007, 20:43
Bir tatbikat sırasında paraşütçü komandolar uçaktan atlıyorlardı. Atlama sırası gelen en son paraşütçü epey bir vakit geçtiği halde atlamamıştı. Komutan sinirli bir şekilde "Atlasana oğlum" diye bağırdı.
Paraşütçü "Atlamam komutanım"
Komutan iyice sinirlenmişti "Ne demek atlamam lan sana emrediyorum çabuk atla" deyince, asker;
"Komutanım bırak emretmeyi, öldür yine atlamam." diye cevap vermişti.
Komutan bakmış olacak gibi değil, rica eder bir tavırla;
"Bak oğlum aşağıda benim komutanlarım var, onlarda benden hesap sorarlar, haydi atlayıverde senni yüzünden benim başım belaya girmesin."
Asker inadım inat cinsinden,
"Atlamam komutanım"
"Peki neden atlamıyorsun evladım, geçerli bir sebebin varmı?"
"Komutanım benim annem çok mübarek bir kadındır, gördüğü bütün rüyalar çıkar. Sabah telefon açtı, oğlum rüyamda senin paraşütün açılmadığını gördüm sakın atlama dedi, onun için atlamıyorum." deyince komutan,
"Oğlum inanma böyle şeylere hadi atla gözünü seveyim." diye yalvarıyordu asker ise kararından vazgeçmiyor "Atlamam" diye diretiyordu. Ne yapacağını şaşırmış olan komutan çaresizlik içinde,
"Peki oğlum gel paraşütleri değişelim, benimkini sen tak, seninkini ben, o zaman atlarmısın?" diye ümitsizce sordu. Asker bu teklife olumlu baktı ve kabul etti paraşütleri son sürat değiştirdiler ve delikanlı kendini uçaktan boşluga bıraktı. Paraşütü açıldı ve sakin süzülürken yanından,
-Ananııı!!! diye komutanının feryadı geçip gitmiş, asker komutanının feryadınının sonunu bile duyamamıştı.

coni
10-05-2007, 20:55
amerikada gizli tim yetiştiriliyormuş temel alman ingiliz katılmaya karar vermişler amerikalılar biz size bir devlet sırrı vereceğiz bu sırrı işkencelere rağmen söylemeseniz cok iyi bir görev alacaksınız denir sırlar verilir almanı hücreye atarlar ve başlarlar işkenceye önce döverler sırrını söyle söylemeze elektirik verirl tamam sırrımı söylüyorum der ve kaybeder ingilizide aynen hücreye atarlar işkenceye başlarlar tırnağını cekerler ve tamam der sırrını söyler sıra temele gelir önce hücre sonra başlarlar işkenceye temele elektirik verirler sırrını söyle söylemez tırnağını cekerler söylemez bütün işkenceler yapılır yine söylemez sora bırakırlar ve bir karanlık odaya koyarlar sonra bu türk cok cetin ceviz cıktı bu görevi hak etti derler son kez şunu kemerada bir izleyelim derler bide ne görsünler temel kafasını duvara vuruyor vuy neydu vuy neydu

chemeng
12-05-2007, 11:55
Kirkayak gelin ile damat muhtesem bir dugunle evlenmisler. Kirkayak damat, baba evinde gerdege girmisler. Kirkayak evi iste nohut oda bakla sofa, herkes herseyi duyuyor. Uzun zaman zifaf odasindan bir ses gelmeyince kirkayak kayinpeder merak etmis ne olup bittigini.

Odanin kapisina kulagini dayamis ses seda yok.

Egilip anahtar deliginden bakmis bir de ne gorsun, kirkayak gelin en suh vaziyetinde yataga uzanmis, kirkayak damat ise yatagin yaninda yirmi dizinin uzerine cokmus yirmi elini yalvarir sekilde kavusturmus oylece duruyor. Kirkayak kayinpeder

-"Herhalde bir fantezi yasiyorlar" diyerek beklemesini surdurmus. Ikinci,ucuncu anahtar deligi kontrolunde pozisyon degismeyince kapiyi tiklatarak iceri girmis ve ogluna:

-"Bu kadar saattir ne yapiyorsun boyle diz cokmus vaziyette oglum, haydi su isi bitirsene" demis.

-"Bitirmesine bitirecegim babacigim, saatlerdir yalvariyorum, hangi bacaginin arasinda oldugunu soylemiyorki kahpe'!

kemalb
12-05-2007, 16:55
Bir Amerikalı, bir İngiliz ve bir Iraklı kahvede oturmuş çay
içiyorlar.

Amerikalı çayını bitirince bardağı havaya
fırlatmış, silahını çıkarıp bardağa ateş edip parçalamış:
"Bizde bardaklar o kadar ucuzdur ki biz Amerika'da aynı
bardakla iki kere çay içmeyiz"

İngiliz de bunun üzerine çayını bitirip bardağı havaya
fırlatmış ve ateş ederek bardağı parçalamış:
"Bizim İngiliz kumsallarında bardak yapacak cam için o kadar cok
kumsal vardır ki, aynı bardakla iki kere çay içmeyiz"

Bunun üzerine Iraklı da çayını bitirmiş, bardağı havaya fırlatmış,
silahını çekip Amerikalı ve İngilizi vurup öldürmüş:
"Bagdat'ta bu İngiliz ve Amerikalılardan o kadar çok var ki,
biz aynı adamlarla oturup iki kere çay içmeyiz..."
alıntıdır

mutlu
14-05-2007, 08:46
milyon tane böcek

--------------------------------------------------------------------------------

PİKNİK
Fadime :
-Haçan purasu piknik içün ideal yer olmalu.
Temel :
-Haklisun, elli milyon pöcek yanilayi olamaz.

mutlu
14-05-2007, 08:55
elmalar
Katolik okulunda minikler yemek saati gelince yemekhanede sıraya girmişler. Derken bir de bakmışlar ki, rahibelerden biri meyva bölümündeki kıpkırmızı elmaların üzerine bir not yapıştırmış: “Sadece 1 tane alın, tanrı bakıyor!” Bunu gören afacanlardan biri bunun üzerine, tatlı bölümüne geldikleri zaman çikolatalı kurabiyelerin üzerine şöyle bir not yapıştırmış: “İstediğiniz kadar alın; tanrı elmalara bakıyor!.

mutlu
14-05-2007, 08:57
Tanrı önce yerküreyi yaratır. Bakar ve “güzel” der. Sonra atmosferi yaratır. Bakar ve yine: “güzel” der. Daha sonra toprakları, dağları ve denizleri yaratır. Bakar ve: “güzel” der. Erkeği yaratır, baştan sona seyreder: “güzel” der. Sonra kadını yaratır ve bir hayli baktıktan sonra: “Önemli değil, boyanır...“

mutlu
14-05-2007, 08:57
Bernard Shaw’a dünyanın en huysuz kadınının kim olduğunu sormuşlar. Shaw; “Yeryüzünde çekilmez bir tek kadın vardır. Her erkek onun kendi karısı olduğunu sanır”

mutlu
14-05-2007, 08:58
Yaşlı kadın dini bütün bir insanmış. Her sabah kapısının önüne çıkar ve bağıra bağıra dua edermiş: “Tanrım bize verdiklerin için sana şükürler olsun!” Ardından her seferinde de yan komşusunun sesi duyulurmuş: “Tanrı yok kadııın, Tanrı yok!” Yaşlı teyze ne kadar sinirlense de yine her sabah dua edermiş, öteki komşu da inadından her seferinde ona öyle bağırırmış. Neyse, bir akşam, komşusu yaşlı teyzeye bir oyun etmeye kalkmış. Markete gidip bir sürü meyve, sebze, ekmek vs. alıp torbalara doldurmuş, yaşlı teyzenin kapısının önüne bırakmış. Ertesi sabah teyze kapıyı açıp da yiyecekleri görünce çok şaşırmış ve sevinçle bağırmış: “Sana şükürler olsun Tanrım, bu gönderdiğin yiyecekler için sana şükürler olsun!” Ağacın arkasından onu seyreden komşusu seslenmiş: ”Tanrı yok kadııın, Tanrı yok! O yiyecekleri ben aldııım!” Yaşlı teyze hiç istifini bozmamış: ”Yüce Tanrım sana ne kadar şükretsem azdır! Hem bu yiyecekleri göndermişsin, hem de parasını şeytana ödetmişsin!”

mutlu
14-05-2007, 08:58
2 adam Akmerkez’de karılarını kaybetmiş, hararetle arıyorlarmış. Ortada koşuşturup dururken birbirlerine çarpmışlar. Birisi: “Kardeş kusura bakma bu kalabalıkta karımı kaybettim de onu arıyorum!” demiş. Diğeri “Sen de kusura bakma ama, ben de karımı arıyorum!” deyince “Madem ikimiz de karılarımızı arıyoruz, tiplerini birbirimize tarif edelim ve ayrı ayrı yerlerde aramaya başlayalım. Eğer rastlarsak saat 4'te McDonalds'ın önüne gitmesini söyleriz...” demişler. Biri başlamış karısını tarif etmeye: “Benimki sarışın, mavi gözlü, 25 yaşında, 1,75 boyunda,60 kg, topuklu beyaz ayakkabı ve kırmızı mini etek giyiyor...” demiş, “... peki ya seninki?” diye sormuş. Diğeri de: “İttir et benimkini! Haydi seninkini arayalım!..”

mutlu
14-05-2007, 08:59
Kadın sabah uyanır uyanmaz “Kocacığııım...” demiş, “... rüyamda ne gördüm biliyor musun? Akşam eve elinde çok şık paketlenmiş bir kutuyla geliyorsun. Ben paketi heyecan içinde açıyorum ve içinden ne çıkıyor biliyor musun? Bir inci kolye! Sence bunun anlamı ne olabilir?” Adam gülümsemiş: “Bu akşam öğrenirsin sevgilim.” Adam akşam eve gelmiş, elinde gayet şık paketlenmiş bir kutu... Kadın gözlerine inanamamış “Kocacığıımmmmm, sen harikasın!” diye pakedi alelacele açmış. Kutunun içinden ne çıkmış dersiniz? “Rüya tabirleri kitabı!..”

mutlu
14-05-2007, 08:59
Adamın biri bir lunaparkta etrafı gezerken, “Biraz eğlenirim” diye düşünerek bir falcının çadırına girmiş, falcı kadının karşısına oturmuş. Kadın önündeki kristal küreye gözlerini dikmiş, transa gecmiş ve “Ah...” demiş, “... görüyorum ki 2 çocuk babasısınız.” Adam kahkahayı basmış: “Hahahaha... Attı tutturamadı işte... Tam tahmin ettiğim gibi. Ben 3 çocuk babasıyım!” Falcı gülümsemiş: “Sana öyle geliyor!..”

mutlu
14-05-2007, 09:04
NİÇİN ÇALIŞIYORLAR
Küçük Ali babasına sordu :
-Babacığım, insanlar niçin bu kadar çok çalışıyor?
-Ekmek parası için...diye karşılık verdi babası.
-Peki, öyleyse fırıncılar niçin çalışıyor?

mutlu
14-05-2007, 09:05
MANTIK YOLU
Öğrenci sınıfa yeni gelmişti.İkinci günü öğretmenine sordu :
-Öğretmenim, insana yapmadığı bir şey için ceza verir misiniz?
-Olur mu evladım, dedi öğretmen.Yapmadınsa ceza da olmaz.Niye sordun bunu?
-Efendim dün verdiğiniz ev ödevini yapmamıştım da ceza verirsiniz sanıyordum!

mutlu
14-05-2007, 09:05
KÖY YERİNDE
Şehirde doğma büyüme genç bir ilkokul öğretmeni uzak bir dağ köyüne
atanmıştı.Buzdolabından, soğuk hava depolarından söz ediyordu.Çocuklardan birini kaldırdı ve
şu soruyu sordu :
-Koyun etini, kokutmadan uzun süre saklamanın yolu nedir?
Çocuk bakmış ki öğretmenin anlattıklarıyla kendi yaşayışları birbirine benzemiyor, ne desin...
-Köy yerinde öğretmenim, en iyisi koyunu sağ bırakmalı.

mutlu
14-05-2007, 09:13
güzel bir fıkra daha

Temel ile Mike Tayson

--------------------------------------------------------------------------------

Temel Mike Tayson`a Karşı
Birgün Temel Mike Tayson ile ünvan maçına çıkmış.

Daha ilk yumrukta Temel nakavt olmuş.
Hakem bir, iki, üç dört.. sayarken menejeri Temel'in kulağına;

- "Sakın dokuzdan önce kalkma" demiş
Temel hafifden gözlerini aralayarak menajerine sormuş;

- "Saat kaç?"

mutlu
14-05-2007, 09:15
Temel havalimanında pasaport kontrolünde.Ordaki görevli sorar ve temel cevap verir:
-Name? (Isim)
-Temel.
-Surname?(Soyadi)
-Dursunoğlu
-Age?(yas)
-30
-Sex?(Cinsiyet>sevgili Temel bunu seks olarak anliyor)
-Once or Twice per week (haftada bir veya iki defa)
-No I mean male or female (hayir erkek mi kadin mi demek istedim)
-Doesn't matter. (farketmez)

mutlu
14-05-2007, 09:16
+18

Fadimenin kulağı

--------------------------------------------------------------------------------

Temel birgün karısı fadimenin kulağı ile sex yapmak istemiş. Gece olunca usulca Fadime nin yanına sokulup:
- " Kız kulaguni bi uzat bakayum" .
- Fadime: " Ula ne yapacaysun kulagumla" .
- Temel:" kulagunla seks yapacagum"
- Fadime: " ula manyakmisun? Sağur olurum daaa"
- Temel: " Ula manyak kari şimdiye kadar niye kekeme olmadın o zaman" demiş...

mutlu
14-05-2007, 09:16
bir kadının elini niye öpersin

--------------------------------------------------------------------------------

Bir Kadının Elini Niye Öpersin

Birgün kadınlara bakış açısı konulu bir sempozyum yapılır.

Türkiye'den Temel katılır.

İlk olarak Fransız'a sorarlar.

- Bir kadının elini niye öpersin.?

- Saygımdan..

İngiliz'e sorarlar.

- Kadınlar asil yaratıklardır o yüzden öperim.

Sıra Temel'e gelir ve sorarlar.

- Valla bir yerlerden baslamak gerek…

mutlu
14-05-2007, 09:16
PİST
Temel pilot olmaya karar vermiş, ilk defa yanlız uçuyor, inişe karar vermiş pisti karşılamış inmiş.Fakat pistin sonuna doğru zar zor durabilmiş.Kan ter içinde söylenmiş.
-Ula kim yapmış ha pu pisti boyuna pak 60 metre, eni var 3 kilometre.

mutlu
14-05-2007, 09:17
trafik kontrolü

--------------------------------------------------------------------------------

Trafik polisi Temel'in kullandığı aracı durdurur ve gülerek müjde verir:
- Sizi tebrik ederim beyefendi bugünkü kontrollerimizde emniyet kemeri takan tek sürücü sizsiniz bu yüzden size 500 milyon lira ödül vereceğiz. Bu parayla ne yapmayı düşünüyorsunuz?

Temel cevap vermiş? :
- Hemen cidip bir ehliyet alacağum...

Polis, ne senin ehliyetin yok mu, demeye kalmadan yandan Fadime söze girmiş? :
- Siz ona bakmayın memur bey içince hep böyle sapitiy.

Polis iyice sinirlenmeye başlamış tam bu arada arka koltukda oturan Dursun atlamış :
- Ula ben size demedum mi çaluntu arabayla yola çıkmayalum, başumuza bir iş celur diye. Trafik polisi iyice zivanadan çıkmak üzereymiş ki
bagajdan İdris'in sesi gelmiş :

- Ne oldu uşaklar, geçtik mi sınırı..??
..??

mutlu
14-05-2007, 09:18
pasaport

--------------------------------------------------------------------------------

PASAPORT

Amerika'da zencinin biri, pasaportunu kaybetmiş. Aksilik bu ya, o gün de
Türkiye'ye uçacakmis. Kara kara düşünürken yolda bir pasaport bulmasın mı!

Hemen almış yerden,
bir bakmış ki Leanardo Di Caprio'nun pasaportu. "Ne olursa olsun," demiş ve
şansını denemeye karar vermis. Çıkarmış Leonardo'nun fotoğrafını, kendi
fotoğrafını yapıştırmış. Uçmuş Türkiye'ye. Atatürk Havalimanı'nda görevli
gümrük memuru Temel'in Karşısına
geçmiş.
Temel, almis pasaportu; adamin ismine bakmış:
"Leonardo Di Caprio"; fotoğrafa bakmış ; bir zenci adama bakmış; aynı
zenci.
Birkaç şaşkın bakıştan sonra öbür masaya seslenmiş: "Ula Cemal, bu Titanik batmış mıydı, yanmış mıydı.

mutlu
14-05-2007, 09:21
+18
Gurur Kazasi


Temel, bir arkadasindan cok iyi tüyo veren bir adamin adini ögrenir.
Hemen kosar;
- " Bugün yapilacak yarista hangilerine oynamaliyim" der.

Adam söyle bir bakar;
- " Sen kaç yasindasin?" diye sorar.
- " 28 " der Temel.

Adam da;
- " Tamam, git 2 ve 8' e oyna."

Gerçekten adamin verdigi tüyo , yarislar sonunda tutmustur. Temel ikinci hafta yine gider. Yine bir soru .

Adam :
- "Sen kaç kilosun? " der.

Temel :
- " 76 kiloyum." deyince;

- " Bu hafta da git 7 ve 6' ya oyna." der.


Bu yarisin sonuçlarini da adam dogru tahmin etmistir. Arkadaslari da saskinlik içinde izlemektedirler. Bu kez Temel neyi var neyi yok satar. Parasini cebine koyar, yine ayni adamin yolunu tutar.

Adam bu kez
- " Senin ...seyin... uzunlugu ne kadar?" der.

Temel saskinlik içinde :
- " 25 cm. " deyince, adam da ;
- "Bu sefer de 2 ve 5'e oynayacaksin" der.


Arkadaslari yarisin sonuçlarini çok merak etmektedirler. Ertesi gün hemen Temel' in yanina kosarlar ki .. bir bakarlar Temel' in yüzü çok kötüdür.
Hemen sorarlar ne oldu diye.

Temel' in verdigi yanit ise sudur:

- " Gururumun kurbani oldum. 1 ve 3 kazandi."

mutlu
14-05-2007, 09:24
AYAKKABI
Temel işe girmek için sözlü sınava giriyor.Çok heyecanlı, bir önceki adaya soruyor :
-Ne sorayiler?
-Ayakkabı.
Temel'in sırası geliyor, bilsin diye kolay soruyorlar :
-Dört ayaklıdır, miyav miyav der.
Temel soruyor :
-Bağcıkli midur?

mutlu
14-05-2007, 09:26
süper fıkra

Karadenizli Temel ile Adanalı Birol birlikte tatile çikarlar.Fethiye'de, Kelebekler Vadisi'nde kamp kurarlar. Geçen yıl kavga ettikleri hippiler de orada olduklari için biraz keyifleri kaçar ama pek umursamazlar. Tatillerinin ikinci gününün akşamı güzel bir yemek yiyip bir şişe de şarabı devirdikten sonra uykuya dalarlar. Birkaç saat sonra Birol uyanır ve Temel'i de dürtükleyip uyandırır. Temel uyku sersemidir;
-"Ne oldu? Ne istisun?"
-"Temelcigim. Yukarıya bak ve bana ne gördügünü
söyle."
Temel gökyüzüne bakar ve cevap verir:
-"Ha punun içun mu uyandırdun benu?. Paktum işte. Milyonlarca yilduz görirum...Işil işil parliyan milyonlarca yilduz..." Birol tekrar sorar:
-"Peki, bu sana neyi gösteriyor?"
Artik iyice uykusu kacan Temel biraz düşünür ve feylezofca cevap verir:
-"Teolojik olarak Allahun kudretinu ve kendu acizligimuzu corirum. Felsefi olarak, evrenun sonsuzlugunu ve onun karşisindaki onemsizliğimuzu corirum. Astironomik olarak galaksilerun, yilduzlarun, gezegenlerun varligini corirum. Meteorolojik olarak pucün havanun cok guzel olacaginu corirum. Yilduzlarun konumuna bakarak da gecenun köru ve saatin 3 oldugunu, penu lüzumsuz yere uyandirduğunu coruyorum...niye sordun punu pana? Ha sana neyi costerur?"
Birol cevaplar:
-"Ulan hıyar, çadırımızı çalmışlar..."

mutlu
14-05-2007, 09:27
--------------------------------------------------------------------------------

Boynuzlu Köpek

Temel bir gün keçinin boynuna tasma takmış gezdiriyormuş. Arkadaşı Dursun yolda onu görüp :
- Ula Temel Napiysin ?...

- Ula cörmiymisin Çöpegimi cezdurayrum Dursun kardeşim...

- Ula Temel bunun boynuzlari var....

- Valla ben onin özel hayatina karismayrum...

ARMAND
16-05-2007, 19:37
Tilki ormanda gezmektedir.
Bir agacin dalinda asili bir geyik budu görür.
Açtir ama süphelenir kontrol etmeye baslar ve görür ki bu bir
tuzak...
Geyik budu bir iple bombaya baglidir. Epeyce uzaga gider ve
basini
kollarinin üzerine koyarak yatar, biraz sonra kurt gelir, budu
görür ve
yatan tilkiyi de tabi... Tilkiye sorar "napiyorsun dostum"
Tilki cevap verir "hiçç... yatiyorum"
-Burda bir but var
-Evet var
-Neden yemedin
Tilki sakince cevap verir ;
"BU GÜN ORUCUM"
Kurt kendinden emin ;
"Ben yiyeyim o zaman"
Tilki "Buyur afiyet olsun" der.
Kurt but 'a uzanir uzanmaz bir patlama ortalik toz duman kurt
yarali
hareketsiz 10 metre uzakta perisan halde yatarken tilki sakince
budu
yemeye
baslar.
Bunu gören kurt ;
"LAN Ş******Z HANI ORUCTUN"
Tilki piskin piskin ;
"Biraz önce top patladi duymadin mi ?" der....:D:D:D

einstein
19-05-2007, 01:55
wilson adında birinin bir çivi fabrikası vardır ve reklama ihtiyacı vardır. pazarlamacı arkadaşı ile konuşurken arkadaşı "wilson çivileri" diye bir reklam ayarlayabileceğini ifade eder.
" bana bir hafta ver" der arkadaşı, "sana bir kasetle döneceğim"
bir hafta sonra pazarlama uzmanı wilsonu görmeye gelir. kaseti videoya koyar ve çalıştırır. romalı bir asker isa'yı çarmıha çivilemekle meşgul; yüzünü kameraya çevirir ve
"wilson çivileri kullanın, onlar herşeyi taşır" der.
wilson çılgına döner ve bağırır "senin problemin ne? bunu asla tv'de göstermezler, sana ikinci bir şans veriyorum, ama kesinlikle romalıların isa'yı çarmıha germesi gibi şeyler istemiyorum."
ikinci hafta pazarlamacı elinde başka bir kasetle gelir. yine kaseti videoya koyar ve çalıştırır. bu sefer kamera roma'nın dışından merkeze doğru yakınlaşır ve çarmıha asılmış isa'nın önünde durur. romalı bir asker yukarı bakar ve "wilson çivileri, herşeyi taşır."der. wilson kendini tutar bu sefer. "sen beni anlamıyorsun, çarmıhta bir isa istemiyorum. sana son bir şans veriyorum, bir hafta içinde yayınlanabilecek bir reklamla gelmeni istiyorum."
bir hafta daha geçer. wilson sabırsızlıkla beklemektedir. pazarlama uzmanı yeni kasetiyle gelir. saçları uzamış bir adam nefes nefese koşmaktadır. bir düzine romalı asker de peşinden kovalamaktadır. tepenin başına gelirler ve askerlerden biri kameralardan birine döner: "keşke wilson çivileri kullansaydık."

Serenler
19-05-2007, 18:51
Otobüs soförü Hidayet...!!!
Hidayet ölünce cennetin kapisinda kuyruga girer.
Hemen önünde bekleyen adam bir papazdir.
Kapida bir melek beklemektedir.
Melek pedere sorar;
- Hiç günahin var mi ?
Peder ;
- Aziz melek ben rahiptim,
Tüm hayatim boyunca tanrima dua ettim, karima ve çocuklarima
sadik kaldim, insanlara ve hayvanlara hep yardim ettim.
Melek;
- Çok iyi. Bunlari zaten biliyorduk. Al sana cennetin gümüs anahtari...
Der ve sonra Hidayet 'e döner;
- Senin hiç günahin var mi Hidayet ?
Hidayet;
- Ben de her zaman hayvanlara ve insanlara iyilik yapardim,
tanriya çok dua etmedim açikçasi, inancim da zayifti ve bir de günahim
vardi, çok sert ve hizli otobüs kullanirdim.
Melek Hidayet 'e döner ve;
- Bunu da biliyoruz Çok iyi. al sana cennetin altin anahtari...
peder bu olaya sinirlenir;
- Ben hayatimi tanriya adamisim siz de gidip bu adami cennette
benden üstün tutuyorsunuz, haksizlik degil mi?
Melek gülerek ;
- Oglum, sen vaaz verirken herkes uyuyordu , ama Hidayet otobüs
kullanirken herkes dua ediyordu...

Serenler
21-05-2007, 00:16
Dört cerrah, hangi meslek sahiplerinin en kolay
ameliyat edildiklerini tartışıyordu. Birinci cerrah, en kolay ameliyat
edilen kişilerin muhasebeciler oldugunu söyledi:
"Nesteri vurup karınlarını açtığım zaman tüm organlarının üzerinde birer rakam görüyorum ve bu da ameliyatımı kolaylaştırıyor" dedi. İkinci cerrah, elektrik teknisyenlerinin ameliyatlarının daha kolay olduğunu ileri sürdü:
"Elektrikçilerin karınlarını açtığımda tüm organların
ayrı bir renkte olduğunu görüyorum" dedi. "Bu da işimi çok
kolaylaştırıyor." Üçüncü cerrah, kütüphanecilerin en kolay ameliyat
edidiklerini söyledi:
"Tüm organları, görevlerine göre sınıflandırılmış ve
özel yerlerine yerleştirilmiş" dedi.
Dördüncü cerrah ise, en kolay ameliyat edilen meslek
sahiplerinin politikacılar oldugunu söyledi:
"Nesteri, vurup içlerini açtığınız zaman bomboş bir
alanla karşılaşıyorsunuz" dedi.
"Ne kalp var ne omurgası var
ne de kafa var, yalnızca kocaman bir mide var..."

kemal.erdem
21-05-2007, 05:20
Küçük Temel’e müfettiş sorar.

- Kaç yaşındasın Temel?

Temel duraksamadan yanıtlar.

- On yaşındayım öğretmenin.

Müfettiş:

- Peki beş yıl önce kaç yaşındaydın?

Temel:

- Aradan çok yıl geçmiş öğretmenim, nereden bileceğim beş yıl öncesini!..

kantar
21-05-2007, 17:20
Adamın biri bir gün yolda giderken otostop yapan bir kedi görür,
durur ve arabaya alır. Kedi ön koltuğa geçer ve dile gelir:

- Ben aslında bir insanım, eğer benim başımı bir kere okşarsan çok güzel bir prenses haline gelirim, der.

Adam güler ve arabayı sürmeye devam eder. Kedi tekrar dile gelir :

- Eğer benim başımı okşarsan çok güzel bir prenses olacağım ve
seninle 1 hafta kalmaya razıyım, der. Adam tekrar güler ve iki elini
de direksiyondan ayırmayarak sürmeye devam eder.

Kedi sıkılmaya başlar ve der ki;

- Eğer benim başımı okşar ve güzel bir prenses haline çevirirsen seninle bir hafta kalırım ve istediğin her şeyi yaparım".

Adam yine güler. Sonunda kedi dayanamaz:

- Senin neyin var? Sana çok güzel bir prenses olduğumu ve beni öpersen 1 hafta seninle kalıp istediğin her şeyi yapacağımı söyledim. Neden beni öpmüyorsun?"

Sonunda adam konuşur:
- "Bak, ben bir mühendisim. Konuşan bir kedi, bir prensesten daha
ilginç geliyor. "

kantar
21-05-2007, 17:22
Bir satıcı küçük kasabaya geldiğinde artık saat çok geçtir ve şansına bulabildiği tek oteldeki tüm odalar tutulmuştur.

Satıcı yalvarır:Tek bir yatağınız bile yok mu? nerede olsa yatarım...

Resepsiyon memuru cevap verir: Esasında iki yataklık ve bir yatağı boş bir odam var ama o odadaki öyle bir horluyor ki yan odadakiler tüm gece şikayet ettiler.
Satıcı : Önemli değil, farketmez, o tek yatağı bana veriniz...

Ertesi sabah satıcı gözleri parlak ve çok dinç bir şekilde kahvaltıya iner.

Otelci sorar: Nasıldı geceniz?
Satıcı : Hiç bu kadar iyi olmamıştı... Odaya girdim,adama'iyi geceler güzelim'diyerek bir öpücük verdim, gecenin geri kalanında uyanık olarak beni izledi... :)

kantar
21-05-2007, 17:26
Kadının birinin kocası uzun bi seyahate çıkmış. Günün birinde kadın evde otururken birdenbire telefon çalar. Şaşıran kadın korkuyla telefonu açar :
- Alo? Kimsiniz.! der. karşıdaki kalın bir ses tonu kadına cevap verir :
- Ben KANLIPARMAK..! 2 gün sonra oraya gelicem..! diyince kadın hemen telefonu kapatır. cok korkmaya başlar.. 1 gün sonra telefon tekrar calar ve kadın yine korku içersinde telefonu açar .. ahizeyi kaldırır kaldırmaz karşıdaki ses :
- Ben KANLIPARMAK..! 1 günün kaldııııı..!! der ve kadın hemen telefonu kapatır . bu sefer daha da cok korkmaya başlar . aradan bikaç saat geçer ve bi telefon daha..! tabi kadın yine tel. açar ve karşıdaki ses :
- Ben KANLIPARMAK..! 5 saat sonra ordayımm..diyince kadını acayip bir korku sarar. bi zaman sonra yine bi telefon kadın telefonu açar ve yine o ses :
- Ben KANLIPARMAK..! 1 saat sonra yanındayım ,hahhhahha.....
kadın iyiden iyiye korkar ve bi saat sonra o adamın kendisini öldüreceğini düşünmeye başlar.. tam düşündüğü sırada yine yine yine bi telefon kadın yine açar telefonu ve karsısındaki adam önceden bi kahkaha atar ve:
- hhahahhahah..!! Ben KANLIPARMAK merdivenlerdeyim .. diyince bunun üzerine kadın eline kalın bi sopa alır ve kapının arkasına gidip adamın zili çalmasını bekler...
Adam en sonunda zili çalar ve kadın kapıyı açar açmaz sopayı karşısındakine doğrultur. karşısına bir bakar, iri cüsseli, paltolu, şapka takmış , uzun boylu , yüzü gözü yara bere içindeki adam kadına derki....
- Merhaba ben KANLIPARMAK..!! YARA BANDINIZ VARMI...?? :):)

kantar
21-05-2007, 17:30
Kalabalik bir belediye otobüsünde, gayet iri kıyım bir adam zayıfça bir adamın ayağına basar.
Canı acıyan adamcağız sorar :
-"Afedersiniz beyefendi, siz nerelisiniz?"
Adam memleketini söyler ve o da bir soru sorar :
-"Neden sordun hemşerim?"
-"Buralarda sizin gibisi pek bulunmuyor da, bu cins ayılar nerede yetiştiriliyor diye merak ettim!"

kantar
21-05-2007, 17:32
Türk Havayolları İstanbul-Viyana seferini yapan uçakta inişe doğru Pilot
anons eder;
- Sayın yolcularımız 25 dakika sonra Viyana havalimanına iniş yapacağız,
hava parçalı
bulutlu 15 dereceee.........AMAN ALLAHIM.............

Anons o anda kesilir. Bütün yolcular panik halindedir. Ortalık çalkalanır...
Bir kaç dakika sonra, ki bu yolcular için yıllar kadar uzun sürmüştür,

pilot :

- Sayın yolcularımız, kusura bakmayın sizleri korkuttum ama Hostes
yanlışlıkla üstüme bir fincan sıcak kahve döktü. Canım çok yandı, hele bir de, pantolonun ön kısmını bir görseniz !!!!!...

Arka sıralarda oturan bir yolcu ise bağırarak;

- O bir şey mi, sen bizim pantolonların arka kısmını bir görsen !!!!!...

kantar
21-05-2007, 17:36
Ramazan ayında teravih namazı kılınacaktır. Namazdan önce cemaat imamı tembihler maç var namazı hızlı klıdır diye.
imama ilk 10 rekatı jet gibi kıldırır ama son 10 rekatı normal seyrinde kıldırır. Namazdan sonra imama maçı kaçırdık niye yavaş kıldırdın derler, imamsa radara yakalandık müftü efendi camimize geldi der.
(yaşanmış olaydır )

ÇAKAL
21-05-2007, 17:50
Bir bankaya gece bekçisi alınacaktı...
Odaya ilk giren, ufak tefek bir adamdı... Banka müdürü, gece bekçiliğinin ne kadar önemli bir görev olduğunu anlatmak istedi:
“-Bak oğlum... Bizim gece bekçiliği başka işlere benzemez... Şartları çok ağırdır... Bizde gece bekçiliği yapacak kişi hiç uyumayacaktır...
Herkesten, her şeyden kuşkulanacaktır... Bu yüzden bir dakikasını bile huzur içinde geçirmeyecek, her duyduğu sözü araştıracaktır...
Aşırı bir duyma ve görme yeteneğine sahip olacak, uzağında, yakınında ne olup biterse hepsini duyacak, görecektir...
Gerektiğinde kavgacı, gürültücü, etrafını ürkütücü olacak, hatta gerektiğinde göze göz dişe diş kavga etmekten bile çekinmeyecektir”...
Bunları dinleyen adam, “Ben adaylığımı geri alıyorum” dedi;“Ama sizin bu tarifinize tıpatıp uygun birini getirebilirim...”
Çıkıp gitti... Yarım saat sonra döndüğünde, yanında karısını getirmişti...:):)

ÇAKAL
21-05-2007, 17:52
Temel’in tabağındaki balığa elini dahi sürmeden dik dik baktığını gören garson sorar:
-Balığınızı neden yemiyorsunuz?...
-Şimdilik onunla konuşuyorum...
-Dilinden anlıyor musunuz bari?...
-Elbet anlıyorum...
-Peki ne söylediniz ona?...
-Üç gün önce denizde düşürdüğüm ayakkabılarımı görüp görmediğini sordum!...
-Ne dedi?...
-”Nasıl bileyim?... Ben yirmi gün evvel denizden çıktım” dedi...:)

gencalp
22-05-2007, 10:38
Basbakan sac tirasi olmak icin berbere gitmis.

Berber sormus:

Basbakanim laiklik hakkinda ne dusunuyorsunuz?"

Basbakan duymazdan gelmis.

Berber bes dakika sonra tekrar sormus:

"Laiklik hakkinda ne dusunuyorsunuz?"

Basbakan sinirlenmis ve "Sana ne ulan laiklikten? Artislik yapma, isine bak" diye azarlamis adamcagizi...

O da gulerek karsilik vermis:

"Oyle demeyin Basbakanim... Laiklik sozunu duyunca saclariniz diken diken oluyor da daha kolay kesiyorum.

mutlu
23-05-2007, 12:52
Temel Fadime'ye demiş ki;
"Fadime, bu aksam bize gel. Evde kimse olmayacak."
Fadime aksam gelmiş, kapıyı çalmış çalmış kimse açmamış...

mutlu
23-05-2007, 12:55
Fransız delikanlı, Paris'in bulvar kahvesinde oturmuş, tipik kahvaltısını yapıyormuş. Kahve, kruvasan, ekmek, tereyağ, reçel. Yan masaya ağzında cikleti ile tipik bir Amerikalı turist oturmuş. Sohbet başlamiş...
Amerikalı: o ekmeğin hepsini yiyecek misin?
Fransız: Tabii..
Amerikalı: Biz yemeyiz. İçinden biraz alır yeriz. Kalan bir fiçida toplanır. Fabrikaya gider. Kruvasan yapılır. Fransa'ya satılır, demis. Fransiz cevap vermemiş.
Amerikalı: Reçel de yer misiniz?
Fransız (öfkeli): Tabii..
Amerikalı: Biz meyveyi taze yeriz. Kabuklarını, çekirdeklerini, çürümüşlerini bir fıçıda toplar fabrikaya gönderir, reçel yapar, Fransızlar'a satarız.
Fransız: Peki siz kullandiginiz prezervatifleri seviştikten sonra ne yaparsiniz?
Amerikalı: Atarız tabi...
Fransiz: Biz atmayız. Bir fiçida içindekilerle biriktirir, fabrikaya gönderir, ciklet yapar, Amerikaya satarız, demiş....

mutlu
23-05-2007, 12:56
ACEMİ AVCI
Avcılar aralarına yeni katılan acemi avcıyı sınamak isterler ve ellerinde bulunan; av kuşları ile ilgili kitabı çıkartıp bir sayfa açarlar.Bu sayfada bulunan kuşun gövdesini kapatıp bacaklarını acemi avcıya gösterirler, cevap alamayınca diğer resme geçerler...Ondan da cevap alamazlar ve birkaç resimden sonra alaylı biçimde
-"Senin iyi bir avcı olman için daha çok çalışman lazım" deyince,acemi olan avcı mahçup ve üzgün olarak aralarından ayrılırken, diğer arkadaşlardan biri
-"Arkadaşım senin adın neydi?" deyince acemi avcı pantolonunu indirip bacaklarını gösterir..

mutlu
23-05-2007, 12:57
Sifon
Temel Dallas'taki kuzeni Dursun'u görmeye gitmiş. Dursun Temel'i havaalanında karşılamış. Beraberce dışarı çıkmışlar. Temel bir bakmış 10 metre boyunda bir limuzin! "Uyyy, amma da büyük bu, daa!" Dursun hafifçe gülmüş: "Temel'im burası Amerika! Burada her birşey büyük!" Yola çıkmışlar, Dursun'un çiftliğinin kapısından içeri girmişler. Git git bir türlü eve varmıyorlar. Temel şaşkınlık içinde: "Uyy, amma da büyük çiftlik daaa!" Dursun gene hafifçe gülmüş. "Temel'im burası Amerika! Burada her birşey büyük!" Neyse, akşam olmuş, yemek salonuna geçmisler. Salonun ortasinda kocaman bir masa. Bir ucunda Temel bir ucunda Dursun. Temel Dursun'u taa uzaktan zor seçiyor. "Uyy!" diye bağırmış: "amma büyük masa, daa!" Dursun'un sesi gelmiş "Temel'im burası Amerika! Burada her birşey büyük!" Yemekten sonra Temel'in tuvalete gitmesi gerekmiş. Dursun: - "Temelim, alt kata in, soldan üçüncü kapı" diye tarif etmiş. Temel alt kata inmiş ama sol yerine sağdan üçüncü kapıya girmiş. Orası evin havuzunun oldugu yermiş. Heryer karanlık olduğu için Temel elektrik düğmesini ararken havuza düşmüş. Can havliyle bağırmaya başlamış: - "Sifonu çekmeyiiin!! Sifonu çekmeyiiin!"

mutlu
23-05-2007, 12:58
Benim kim olduğumu biliyor musun?
Üniversitenin büyük amfisinde 800 kisinin katildigi bir imtihan...
Süre iki saat... Profesör son derece sert ve sürenin esnetilmesine
imkân yok.

Cevaplari yetistiremeyen kaliyor. Bu yüzden bütün talebeler haril haril kâgit dolduruyorlar. Ama birisi agirdan gidiyor. Biraz düsünüyor biraz yaziyor.
Hiç aceleci bir hâli yok.

Derken süre doluyor. "Getirin kâgitlari çocuklar" diyor profesör ve herkes bitirebildigi kadariyla kâgidini getirip masanin üzerine koyuyor. Veren çikiyor, veren çikiyor, masanin üzerindeki kâgitlar birikiyor. Sinifta hiç talebe kalmiyor. Bir kisi hâriç. Bizim agirdan giden talebe hiç istifini bozmadan yazmaya devâm ediyor.

Böylece biraz daha zaman geçtikten sonra, bizimki kalkip kürsüye gidiyor ve kâgidini bir sonraki ders için hazirliklarini tamamlamakta olan profesöre uzatiyor. Profesör kizarak:
-Hayir! Çok geç kaldin. Artik senin kâgidini alamam...
Bizimki ters ters bakiyor:
-Sen benim kim oldugumu biliyor musun?
-Yoo, aslinda bilmiyorum. Ne olacak?
-Iyi öyleyse, diyor bizimki ve yigili duran imtihan kâgitlarinin bir kismini kaldiriyor ve araya kendi kâgidini koyup kâgitlari tekrar düzeltiyor. Sonra da:
-Iyi günler hocam, deyip profesörün saskin bakislari arasinda yürüyüp gidiyor.

mutlu
23-05-2007, 12:58
Bir iki üç iç..
Hitler'in gözü İngiltere'de ama oraya gitmesine imkan yok. Çünkü bir sürü tankı var ama savaş gemisi yok..
Bir gün yardımcıları ile Manş denizinin kıyısına geldiğinde "Denizi kurutup tankları karşıya geçirmek" gibi müthiş bir fikir geliyor aklına..
Ve hemen emir veriyor. Tüm Alman ordusu denize girecek ve denizin suyunu içip bitirecek...
Hitler emir verdimi akan sular durur.. Eline kaşık, kepçe, maşrapa alan tüm asker denize giriyor ve komutan emri veriyor.
"Bir iki üç iç..
Bir iki üç iç..
Bir iki üç iç.."
Bu komutla askerler bütün gün deniz suyunu içiyorlar ve gece olunca istirahate çekiliyorlar. Bir hafta sonra müthiş planının ne halde olduğunu görmek üzere Hitler deniz kenarına geliyor. Görüyor ki denizde bir litre bile eksilme yok.. Tam dönüp komutanlarına bağıracağı sırada karşı sahillerden bir ses duyuyor...
"Bir iki üç çişşşşş..
Bir iki üç çişşşşşş..
Bir iki üç çişşşşşş.."

mutlu
23-05-2007, 12:59
Yasli nine
Teksasta haydutluk egitimi gören bir ögrenciyi azili haydutlarin yanina staja verirler. Ilk ders olarak bir posta arabasi soyulacaktir. Araba durdurulur; Sef haydut:
- "Herkesi indirin arabadan" der.
Bu sirada stajer arabada yasli bir ninenin oturmakta oldugunu farkeder ve
- "Nine otursun bari" der.
Haydutlar hep bir agizdan
- "Sen karisma, sef ne derse o olur" derler.
Bu sefer sef;
- "Bütün paralarini alin" der.
Stajer yine atlar:
- "Yasli nineninkileri de mi?" diye sorar.
Haydutlar yine hep bir agizdan
- "Sen sus, sef ne derse o olur" derler.
Bütün paralar alinmistir. Sef atina biner adamlarina döner ve
- "Bütün kadinlara tecavüz edin" der.
Tam stajer konusacakken nine atilir:
- "Sen sus, sef ne derse o olur

mutlu
23-05-2007, 12:59
Dis doktoru
Dis hekiminin odasina giren genç ve güzel kadin:
-Ah doktorcugum, bu disi çektirmektense çocuk dogurmayi tercih ederim.
Doktor gayet sakin bir ifadeyle:
- Kararinizi çabuk verin koltugun ayarini ona göre yapacagim.

mutlu
23-05-2007, 13:00
Zamane Çocuklari
Küçük afacan elinde bir kutu sekerle parka gitmis, bir banka oturmus, etrafa bakinirken sekerleri ardarda agzina atiyomus.. yanindaki bankta oturan yasli adam çocuga bakmis bakmis ve...
"evladim.."demis.. "seker güzeldir ama çok yemek zararlidir... hem dislerin çürür, hem yüzünde sivilce çikar, hem de sismanlarsin..."
Çocuk bunun üzerine adama dönmüs:
"Benim dedem 107 yasina kadar yasadi..."
Adam "Yaa.." demis... "Yani deden de mi çok seker yerdi?"
" Hayir, herseye burnunu sokmazdi.!

mutlu
23-05-2007, 13:00
Kim 500 milyar ister?
Keyifli bir aksamdan sonra, kari koca yataga girmisler. Adamin geceyi henuz bitirmeye niyeti yok.. hafif hafif yanasmis esine.
'Tatlim'demis.
'Bu gece soyle bir seviselim ister misin?.
'Olmaz' demis karisi.
'Bu gece olmaz'
'Emin misin?' demis kocasi.
'Eminim' demis kadin.
'Bu son kararinmi?'diye israret mis adam.
'Son kararim' demis kadin.
'O zaman' demis adam 'bir arkadasa telefon etme hakkimi kullanabilir miyim?'

mutlu
23-05-2007, 13:01
Ürün müdürü
Bir gün sirketin genel müdürü sirketi içinde dolasmaya çikmistir. Tam ürün müdürünün ofisinin önünden geçerken onu sekreteriyle sarmas dolas bulur. Hisimla ofise dalar: "Biz sana bu kadar parayi bunun için mi veriyoruz?" Ürün müdürü istifini bozmaz: "Hayir, ben bunu bedavaya yapiyorum!"

mutlu
23-05-2007, 13:01
Röntgen mütehassisi
Kadin gögsünden rahatsizmis ve bir röntgen mütehassisina gitmis. Doktor soyunun lütfen....demis. Kadin : Beyefendi ben utanirim isiklari kapatabilir misiniz acaba? diye sormus. Neyse doktor isiklari kapatmis bes dakika sonra kadin sormus:
-Doktor bey elbiselerimi nereye koyayim?
-Benimkilerin üzerine....

mutlu
23-05-2007, 13:02
Herkese içki
Adamin biri bara girmis. Garson, herkese içki ver kendine de al demis. Içkiler içilmis garson hesap için gelince adam: Para yok demis. Tabi garson bunu bir güzel dövüp disari atmis. Diger aksam tekrar gelmis ve yine garson herkese içki kendine de al demis ve sonuçta parasi olmadigi için yine dayak yemis ve gitmis. Bu üç aksam böyle devam etmis. Dördüncü gün yine gelmis ve garson herkese içki fakat bu sefer sen içme, içince sapitiyorsun.

Serenler
24-05-2007, 17:22
AHLAKLI PAPAGANLAR

Kasabanin birinde bir papaz ve onun iki tane papağanı varmış.
Papağanlarda papaz gibi oldukca inanclı ve dindarlarmış.
Sabah aksam kafeslerinde oturup incil okuyup dua ederlermis. Papazın cemaatinden bir kadınında 2 tane disi papağanı varmis, papazın erkek papağanları ne kadar ahlaklı ise, kadının dişi papağanları da o kadar ahlaksızmış.
Eve gelenmisafirlerin onunde 'erkek istiyozzz!'diye bağırırlarmış.
Kadın sonunda dayanamamis ve papaza akil danışmaya gitmis. "Sen getir onları bana benim papağanların kafesine koyalım da ahlak oğrensinler biraz" demis.
Kadın da almış papağanları getirmiş, papazın evine daha kafese girer girmez dişi papağanlaradan birisi
"hey yakışıklı, iki tane ucuz fahişe ister misiniz kafesinizde" diye sormus.
Erkek papağanlardan biri otekine donup haykırmış?:

"oğlum butun dualarımız kabul oldu lan sonunda!!!"

tdogan
25-05-2007, 17:21
Blank wilson adinda birinin bir çivi fabrikasi vardir ve reklama ihtiyaci vardir. pazarlamaci arkadasi ile konusurken arkadasi "wilson çivileri" diye bir reklam ayarlayabilecegini ifade eder.

" bana bir hafta ver" der arkadasi, "sana bir kasetle dönecegim" bir hafta sonra pazarlama uzmani wilsonu görmeye gelir. kaseti videoya koyar ve çalistirir. romali bir asker isa'yi çarmiha çivilemekle mesgul; yüzünü kameraya çevirir ve

"wilson çivileri kullanin, onlar herseyi tasir" der.

wilson çilgina döner ve bagirir.

"senin problemin ne? bunu asla tv'de göstermezler, sana ikinci bir sans veriyorum, ama kesinlikle romalilarin isa'yi çarmiha germesi gibi seyler istemiyorum."

ikinci hafta pazarlamaci elinde baska bir kasetle gelir. yine kaseti videoya koyar ve çalistirir. Bu sefer kamera roma'nin disindan merkeze dogru yakinlasir ve çarmiha asilmis isa'nin önünde durur. romali bir asker yukari bakar ve

"wilson çivileri, herseyi tasir."der.

wilson kendini tutar bu sefer.


"sen beni anlamiyorsun, çarmihta bir isa istemiyorum. sana son bir sans veriyorum, bir hafta içinde yayinlanabilecek bir reklamla gelmeni istiyorum."

bir hafta daha geçer. wilson sabirsizlikla beklemektedir. pazarlama uzmani yeni kasetiyle gelir. saçlari uzamis bir adam nefes nefese kosmaktadir. bir düzine romali asker de pesinden kovalamaktadir. tepenin basina gelirler ve askerlerden biri kameralardan birine döner:

"keske wilson çivileri kullansaydik"

cyberd
28-05-2007, 09:11
Yer yuzundeki hayatini,butun dini kurallara uygun yasayip
> >>>tamamliyan Temel,
> >>>yukarida 1.sinif torenle karsilanmis.
> >>>Refakatci melek "Efendim siz direk cennete alinacaksiniz.
> >>>Arzu ederseniz islemleriniz tamamlanincaya kadar bir tanitma
> >>>gezisi
> >>>yapalim" demis. Melek onde Temel arkada Cennet hazirlik bolumune
> >>>girmisler.
> >>>Ilk kapinin arkasindan canhiras feryatlar gelmekte imis.
> >>>Kapiyi acip iceri girdiklerinde iki melegin aralarinda tuttuklari
> >>>adamin
> >>>sirtinda matkapla delik açtýklarýný görmüþ..
> >>>Temel "Uyyy...Bu nedur?"
> >>>Melek "Efendim,burasi kanat takma bolumu.Cennete katilan sizin
> >>>gibi
> >>>aziz
>mertebesindekilere kanat takiyoruz,bunun icin delik
> >>>deliyorlar"
> >>>demis.
> >>>Ikinci kapiya geldiklerinde gene kapinin arkasinda canhiras
> >>>feryatlar;
> >>>kapiyi acip iceri girmisler.Iki melek aralarindaki adamin
> >>>kafasinda
> >>>matkapla delik aciyorlarmis.
> >>>Temel "Uyyy...Bu nedur?"
> >>>Melek "Efendim burasi halka takma bolumu. Sizin gibi aziz
> >>>mertebesindekilerin baslarinin uzerindeki kutsal halkayi takmak
> >>>icin delik deliyorlar" deyince
> >>>Temel "Uyyyy....Ben cehenneme gidiyorum"
> >>>Melek "Aman efendim.Ne yapiyorsunuz orada insanlari kaziga
> >>>oturturlar".
> >>>
> >>>Temel "Olsun. Hic olmazsa delugum hazirdur
>daa!.."

mutlu
28-05-2007, 12:34
Biz Daha çok Attık



Temel ve arkadaşları kırda piknik yaparken tabancalarıyla bir kaç kutu mermi atarlar. Olay yerine jandarma ekipleri gelir. Temel jandarma ekibine:
- Komudanum şardolsun bi dane mermi atmaduk der. Komutan inanarak gider. Arkadaşlarından birisi Temel'e:
- Ula Temel, boyle yalana habole yemin edulur mi?
- E uşaklar ben oğa bidane mermi atmaduk dedum. On kuti admaduk demedum ya.

mutlu
28-05-2007, 12:35
Laz Mısın?
Temel Londra'da otelin birinin odasında kara kara düşünüyor.'ulan' diyor."Ben asağıdan içki isterken laz olduğum anlaşılır mi acaba?"
Geçiyor aynanın karşısına ve prova yapıyor....
-Bana bir fvisku,,,,,yok böyle anlarlar
-Bana bir raki......'yok' diyor 'böyle de anlarlar'
-Bana bir bira....Tamam diyor böyle iyi anlamazlar......Ve aşağıya iniyor. Masaya dirseklerini dayıyor ve sesleniyor. Barmen bana bir bira.
Barmen Temeli biraz süzdükten sonra soruyor:
-Birader sen laz mısın?
Temel -uuuy nasıl anladın diyor;
-Burası resepsiyon bar karşıda,

mutlu
28-05-2007, 12:36
Ayni Yaştadur



Temel, dizinden rahatsızdır.Doktora gider. Doktor:
- Rahatsızlığın nedir? diye sorar.
- Tizum ağruyi.
- Amca, yaşlılıktandır.
- Madem oyle, ebir dizum ta ayni yaştadur. o niye ağırmayi?

mutlu
28-05-2007, 12:36
Duymasın Diye



Cemal ile Temel askerde beraber nöbet tutarlarken, komutanlari bir bakmis
Cemalin elinde bir mektup, okuyor.
- N'apiyorsunuz, demis.
Temel:
- Sevculumden mektup celdi. Okuma yazma pilmem, Cemal okuyo paga.
- Peki Cemal'in kulaklarindaki pamuk ne?
Temel:
- Mektubi tuymasin diye....

mutlu
28-05-2007, 12:36
sarhoş yolda giderken bi şişeye çarpmış şişenin içerisinden dumanlar arasında bi cin çıkmış cin sarhoşa dile benden ne dilersen demiş. sarhoş:özür dilerim demiş

mutlu
28-05-2007, 12:37
SÜPERRRRRR BİR FIKRA

Sİstem Aynu



Temel askerde denizaltı eri olmuş.
İzninde köyüne gelmiş ve başlamış askerlik anılarını anlatmaya.
Bütün kahve pür dikkat dinliyormuş Temel'i.
Öyle ya denizaltı bu. Nasıl bir şeydir, insanlar nasıl da gidiyor içine binip denizaltında falan derken İdris dayanamamış sormuş
-Ula Temel iyi hoş diyosun da ben pek anlamadum bu işi . Nasıl cideysunuz suyun altunda da. Bizimki devam etmiş anlatmaya;
-Kapakları var, periskopu var ha bir de torpil atayruz gemilere suyun altından. İdris yine dayanamamış
-Ula Temel ataysun da . Ula torpil çıkay da ha bu gavur icadının içine su girmey mu? Temel devam etmiş anlatmaya,
-Ula penum saf arkadaşım, sen denizde yüzeysun yüzeysun da gazın gelince osurmay musun ? İdris demiş
-he osurayrum bazen da
-Ula peki içine su kaçay mı, işte SİSTEM AYNU SİSTEMDİR DA

JAKO
28-05-2007, 13:28
Röntgen mütehassisi
Kadin gögsünden rahatsizmis ve bir röntgen mütehassisina gitmis. Doktor soyunun lütfen....demis. Kadin : Beyefendi ben utanirim isiklari kapatabilir misiniz acaba? diye sormus. Neyse doktor isiklari kapatmis bes dakika sonra kadin sormus:
-Doktor bey elbiselerimi nereye koyayim?
-Benimkilerin üzerine....
haftanın fikrasına bir haftalık fikra olarak bunu seçtim
:)

kantar
29-05-2007, 21:25
iyi günler, hoşgeldiniz, nasıl yardımcı olabilirim?
-para çekemiyorum ben...
-şifrenizi yanliş giriyormuşsunuz destur bey
-şifremi?,benim şifrem hep aynıdır,İstanbulun kurtuluşu....
-bana söylemeyin lütfen şifreyi efendim.
-heh,tamam hatırladim,1956!!!
-efendim o İstanbulun kurtuluşu değil ama...
-ya kaçtı İstanbulun kurtuluşu?
-efendim ben malesef söyleyemem bunu size.
-niye sendemi bilmiyosun?..
-biliyorum ama güvenlik açisından benim şifreyi bilmemem gerekiyor.
-ben sana şifreyi sormuyorum ki!
İstanbulun kurtuluşunu soruyorum.
-evet,ama.........

kantar
29-05-2007, 21:32
Hani şu IETT'nin yeşil otobüsleri var ya; çevreci ve ABS frenli olanlar .Abi gayet güzel bir gün herkes kendi kıvamında ve tadında yolculuk ederken birden bir telefon sesiyle irkildik. Gazman'ınki gibi çalıyodu.Neyse adam çalan telefonu açtı ve konuşmaya başladı. Biraz argosu rahatsız ediyordu çevreyi ama, asıl rahatsızlık veren kapalı olması gereken telefonun açık ve kullanılır vaziyette olmasıydı. Tabi çok geçmeden IETT şöförünün ikaz sesi duyuldu;
-Beyfendi cep telefonuyla bu otobüste konuşmanız yasak!
Adam hiç iplemeden konuşmaya devam etti. Şöför tekrar uyardı;
-Beyfendi kime diyorum, cep telefonuyla konuşmanız yasak, aaaa!
Adam hala konuşuyor valla hiç tınmıyor. Şöför daha fazla dayanamadı bir hışımla el frenini çektigi gibi, caaaart diye durdurdu otobüsü ve herifin tepesine dikildi.
- Kardeşim ne laf anlamaz adamsın sen yaaaaa! Bu otobüste cep telefonuyla konuşamazssıııııın. Yasak yaaa yasaaaaak!
Şöförün bu hiddetli haraketinin ardından telefonla konuşan adam bir an duraksadı ve telefonda konuştugu kişiye dönerek;
- Aloo, Hilmi abi benim bu otobüste cep telefonuyla konuşmam yasakmış abi. Naapalım abi, tamam sen konuş ben sadece dinliyorum aabiii.
Cümleten apıştık kaldık billa

kantar
29-05-2007, 21:41
Bravo... Bravoooo... Elimde poşet bir dosyada fotokopi notlarım, üstümde baskılı t-shirt, Taksim'den otobüse bindim. Şöfor bana,
-Sizin okulunuz da yarın tatil mi? dedi.
Anlamaz gözlerle baktım.
-Yarın karne tatili ya" dedi.
-Ne alaka?" dedim.
Işte bomba:
-Sen Mimar Sinanlısın degil mi? dedi.
-Nereden bildiniz? dedim.
Işte şok cevap:
1) Bogaziçili olsan; bu havada askılı,şort ya da etek giyer, lens takardın.
2) ITÜ'lü olsan; sırtında kocaman bir çanta olur, ya da otobüse hiç binmezdin.
3) Istanbul Üniversiteli olsan poşet dosya kullanmaz, baskılı tshirt giymezdin.
4) Marmaralı olsan; gömlek ya da etek giyer, defter taşırdın.
5) Biraz daha marjinal olsan; Mimar Sinan Güzel Sanatlar'dansın derdim, ama sen kesin MSÜ Fen Edebiyattasın dedi.
Ben tabii, hepten dumur.
-Yaa şoför amca, 40 yıllık üniversitelileri ne de güzel kıyaslamışsın. Şaşırdım kaldım dogrusu. Helal olsun sana!

mutlu
30-05-2007, 12:41
Gazete

Temel köylerden hayvan alır satar, geçimini böyle temin edermiş. Yine köyün birinden inek sarın alıp şehre inmiş. Sıkı bir pazarlıktan sonra ineği Dursun'a satmış. Bir zaman sonra Dursun inekte bir kusur olduğunu anlamış. Temel'i bulan Dursun:
- Yahu Temel senin inek körmeyi.
Temel'de cevap hazır:
- Ula pu inek yiyi mi, yiyi; içiy mi, içiyi; süt veriyi mi, veriyi. Haçan ineğe kazete mi okutacaksun?

HAŞAT
30-05-2007, 21:44
PEDER

Adamin biri gunah cikarmaya kiliseye gitmis. Rahiple birlikte gunah cikarma odasina girince anlatmaya baslamis:
"Peder, buyuk gunah isledim.."
"Evet oglum... Ne yaptigini anlat bana... Tanri seni affedecektir..."
"Kiz arkadasimla uc yildir cok guzel giden bir iliskimiz var. Ve aramizda ciddi bir yakinlasma olmadi. Dun onu gormeye evine gittim, kizkardesinden baska evde kimse yoktu. Ortalikta kimsenin olmadigini gorunce kardesiyle beraber olduk..."
"Oh, bu cok kotu evlat... Fakat yaptiginin kotu bir sey oldugunun farkindasin. Tanri affetsin..."
"Peder, gecen hafta kiz arkadasimi gormeye isyerine gitmistim. Is arkadaslarindan biri disinda is yerinde kimse yoktu. Ortalikta kimsenin
olmadigini gorunce is arkadasiyla birlikte olduk."
'Oh, bu hic de iyi olmamis dogrusu..'
"Peder,gecen ay, kiz arkadasimi aramak icin amcasinin evine gitmistim.
Yengesinden baska evde kimse yoktu. Ortalikta kimsenin olmadigini gorunce,
yengesiyle birlikte olduk.."
Adam cevap gelmedigini gorunce seslenmis:
"Peder???? Peder , neredesiniz?? '
Hic cevap yok... Kilisenin icinde rahibi aramaya baslamis ve onu piyanonun
arkasindaki masanin altinda saklanir bulmus.
"Peder, nicin orada saklaniyorsunuz?"
"Birden ortalikta senle benden baska kimsenin olmadigini farkettim

cyberd
30-05-2007, 22:03
Dünya Feministler Kongresinde, Amerikan Delegesi Hanımefendi kürsüye
gelmiş:

"Geçen yılın kararlarını aynen uyguladım.Eve gider gitmez kocama:
'Bundan sonra temiz çamaşır istersen kendi çamaşırını kendin yıka. İşte
makine orda..' dedim.
İlk gün birşey görmedim.İkinci gün birşey görmedim. Üçüncü gün bir
baktım,
makinenin başında sadece kendi çamaşırlarını değil, benimkileri de
yıkıyor."

Alman Delegesi söz almış:
Ben de kararımız gereğince kocama: 'Bundan böyle temiz tabakta yemek
istiyorsan kendi bulaşığını kendin yıka dedim..
Birinci gün birşey görmedim. İkinci gün birşey görmedim. Üçüncü gün
baktım,
makinenin başında sadece kendininkileri
değil, benim bulaşıklarımı da yıkıyor."

Üçüncü konuşmacı bizden, feminist kardeşimiz:
"Türkiye'ye döner dönmez kararımız gereğince kocamla konuştum. Ona
dedim ki:
'Bundan böyle yemek yemek istiyorsan, kendin pişirmen gerekecek. İşte
mutfak
orada..' dedim.
Birinci gün birşey görmedim. İkinci gün birşey görmedim. Üçüncü gün sol
gözüm biraz açılır gibi oldu, hafiften görmeye
başladım...

cyberd
30-05-2007, 22:10
>iki rahibe varmis biri matematikci biri mantikli.
>Bunlar bir aksam karanlikta kiliseye donerlerken matematikci rahibe
>mantikliya donerek ; -" Yaklasik 20 dakikadir bir adam bizi takip ediyor
>ve gittikce yaklasiyor su anda aradaki mesafe 50 metre" der. Bunun
>üzerine mantikli rahibe bunun tek mantikli aciklaması olabileceğini ve
>adamın kendilerine tecavüz edecegini ve daha hizli yürümeleri gerektigini
>belirtir. Rahibeler daha hizli yurumeye baslarlar. 2 dakika sonra
>matematikci rahibe: -"Adam da hizlandi ve aradaki mesafeyi kapatiyor, su
>anda 30
>metre arkamizda...mantikli rahibe: "O zaman mantik
>olarak kosmamiz gerekir." Rahibeler kosmaya baslar ve 3 dakika sonra
>matematikci rahibe
>oda kosuyor ve arayi
>kapatiyor su anda mesafe 10 metre. Mantikli rahibe: "O zaman mantik
>olarak bizi yakalayacak. Birimiz saga digerimiz sola saparak kiliseye
>ulasmaya calisalim en az birimiz kurtulur.". Ve matematikci saga dogru
>kosmaya mantikli sola dogru kosmaya baslar. Matematikci 20 dakika sonra
>kiliseye ulasir ve telas icinde
>beklemeye baslar.
>Aradan 40 dakika gectikten sonra mantikli rahibe gelir. Matematikci sorar
>; -"Ne oldu ne yaptin ?"
>-"Adam beni takip
>etti artik mesafe üc-bes adima kadar azalmisti, mantik olarak daha fazla
>kosmanin anlami yoktu...
>-"Eeee..." "Mantik
>olarak ben durdum adamda durdu." -"Sonra..." -"Mantik olarak ben etegimi
>kaldirdim oda pantolonunu indirdi." -"Peki daha sonra...." -"Daha sonra ne
>olacak etegini kaldirmis bir rahibe pantolonunu
>indirmis
>bir adamdan DAHA HIZLI KOSAR..."

cyberd
01-06-2007, 09:19
Yakışıklı bir Amerikalı çiftci kasabaya inmiş.
Bir kova, bir çekiç, iki tavuk ve bir de horoz satın
almış.
Çiftcinin bütün bunları taşımakta zorlandığını gören
dükkan sahibi ona akıl vermiş :
- Çekici kovanın içine koy, kovayı bir elinde taşı.
Tavukları koltuk altlarına sok ve horozu da öbür
elinde taşı..!
Çiftci, adamın dediğini yapmış ve kamyonetine doğru
yürümeye başlamış.
Yakışıklı çiftcinin yolunu bir kadın kesip :
" Affedersiniz, acaba Çılgın Boğa Çiftliği'ne nasıl
gidebilirim ? ".
Çiftci :
- Şansınız var, benim çiftliğim Çılgın Boğa'ya çok
yakın.
Atlayın kamyonete sizi götüreyim...!
Kadın :
" Peki ama, sizin beni şimdi bir duvara yaslayıp, bana
tecavüz etmeyeceginizi nereden bileyim ? ".
Çiftci :
- Hanımefendi insaf, bir elimde içinde çekiç olan
kova,

koltuklarımın altında birer tavuk, öteki elimde
bir horoz varken, ben sizi nasıl duvara yaslayıp
tecavüz edebilirim ? ...
Kadın :
" Çok basit..! Horozu yere koy, üstüne kovayı geçir,
çekici de kovanın üstüne koy ki horoz kaçamasın...!
Ben de tavukları tutarım..."

BOSNA
01-06-2007, 16:28
Bil Bakalım Nerde

Geceleri yalnız olarak seyahat eden bir kargo pilotu gittiği meydanda kuleye "bil bakalım ben kimim?"şeklinde çağrı yapıyormuş. Bu olay ise kuledeki kontrolörün canını sıkıyomuş. Pilottan uygun formatta konuşmasını istiyomuş. fakat bizim kargocu konuşmasına aynen devam ediyormuş.Bir gece yine kuleye "bil bakalım ben kimim?" şeklinde çağrı yapmış. Artık durumdan iyice
rahatsız olan kule ise pist ışıklarını kapatıp

"Bil bakalım pist nerde?" demiş.

mutlu
01-06-2007, 16:39
Konuşmam Yasakmış

Temel, otobüste cep telefonu ile konuşmaktadır. Konuştukları öyle pek ortalıkta konuşulacak gibi değilmiş. Yolcular Temel'i uyarır. Bunu üzerine Temel:
-Ula Çemal, otopüsün içinde konuşmam yasakmuş. Otopüste değilasan sen konuş saha yasak değuldur, pen tinleyirum.

mutlu
01-06-2007, 16:39
Temel'e sormuşlar,
- Evli kadin ile dul kadin arasinda ne fark vardur?
- Tul kadin kocasinin nerede olduguni pileyi, evli kadın pilmeyi.

andrea
01-06-2007, 21:37
Yakışıklı bir Amerikalı çiftci kasabaya inmiş.
Bir kova, bir çekiç, iki tavuk ve bir de horoz satın
almış.
Çiftcinin bütün bunları taşımakta zorlandığını gören
dükkan sahibi ona akıl vermiş :
- Çekici kovanın içine koy, kovayı bir elinde taşı.
Tavukları koltuk altlarına sok ve horozu da öbür
elinde taşı..!
Çiftci, adamın dediğini yapmış ve kamyonetine doğru
yürümeye başlamış.
Yakışıklı çiftcinin yolunu bir kadın kesip :
" Affedersiniz, acaba Çılgın Boğa Çiftliği'ne nasıl
gidebilirim ? ".
Çiftci :
- Şansınız var, benim çiftliğim Çılgın Boğa'ya çok
yakın.
Atlayın kamyonete sizi götüreyim...!
Kadın :
" Peki ama, sizin beni şimdi bir duvara yaslayıp, bana
tecavüz etmeyeceginizi nereden bileyim ? ".
Çiftci :
- Hanımefendi insaf, bir elimde içinde çekiç olan
kova,

koltuklarımın altında birer tavuk, öteki elimde
bir horoz varken, ben sizi nasıl duvara yaslayıp
tecavüz edebilirim ? ...
Kadın :
" Çok basit..! Horozu yere koy, üstüne kovayı geçir,
çekici de kovanın üstüne koy ki horoz kaçamasın...!
Ben de tavukları tutarım..."
Süper :super::super::wink::wink:

andrea
01-06-2007, 21:58
genç babasının isteği üzerine kiliseye günah çıkarmaya gider
rahip yumuşak ses tonuyla anlat çovuğum der
genç anlatmaya başlar
-babam çıplak kadınlar olduğu için gece klübüne gitmemi istemiyor ama ben dün gece gece klübüne gittim
rahip gülümseyerek sorar
-ve görmemen gereken şeyleri gördün
genç kırık bi sesle
-evet der
-en ön masa da oturan babamı

gencalp
01-06-2007, 22:15
HAVLUYU IYI SALLAMAK !

Orta yasin üstünde bir yahudi, Genç ve güzel bir Yahudi hanima asik olmus.
Kadin da bu aska, askla cevap vermis.
Birbirlerini çok sevmisler.. Ve evlenmisler.
Kocasi esini hep mutlu etmek düsüncesi tasiyormus..
Ancak seks olarak mutlu edemedigini görüp, karisina problemini açmis...
"Ne yapalim?.....Rabbi'ye soralim.." kararini almislar..(Rabbi: Din
adamlarina verilen isim).
Olaylarini Rabbiye açmislar..
Rabbi derhal bir tavsiyede bulunmus: "Genç bir kisi sizin üzerinizden bir
havlu ile, havluyu saga sola sallayarak esinti yapsin!..."
Havlu sallayacak genç bir adam bulmuslar..
Genç adam,onlar sevisirken havluyu sallamis... Sallamis...
Ancak sevgililer yine mutlulugu tadamamislar..
Tekrar Rabbi'ye gitmisler : "Ne yapalim?.." demisler.
Rabbi bir süre düsünmüs!..
Kocaya: "Bir de havluyu sen salla öyle deneyin" demis...
Iki sevgili evlerine dönmüsler ve Rabbi'nin tavsiyesini dinlemisler,havluyu
koca sallamis,
kocanin yerine genç adam geçmis...
Tabii sonuç müthis olmus, yer gök inlemis ve koca, karisinin memnuniyetini
ve mutlulugunu
görerek; genç adama dönmüs... Biraz da küçümseyici bir tavirla;
"GÖRDÜN MÜ KOÇUM?..... HAVLU BÖYLE SALLANIR !..."

andrea
01-06-2007, 22:20
Temel dünya turuna çikar ve yolu Canada'ya da düser. Kirk yilda bir Karadeniz'de hamsi
avlamaktan daha degisik bir firsat çiktigini düsünerek buz tutmus bir gölde, buzu kirip
balik tutmaya özenir ve ise koyulur. Tam buzu kiracakken, insanin içini titreten bir ses
duyulur:
- Oglum burada balik yok!
Temel az öteye gidip tekrar buzu kiracakken ses yine gürler,
- Burada balik yok dedim sana...
Temel'in eli ayagi titreyerek seslenir:
- Tanrim, sen misun yoksa?
Ses yeniden duyulur,
- Hayir oglum, ben buz hokeyi stadinin spikeriyim

andrea
01-06-2007, 22:22
Kırmızı Başlıklı Kız
"Kırmızı Başlıklı Kız" masalını bir de kurdun ağzından dinleyelim :
Her gün yaptığım gibi ormanı temizlemeye çıkmıştım. Orman benim evim, temiz tutmak da benim görevim. Derken bir kız beliriverdi. Kırmızı başlık ve peleriniyle çok şüpheli bir görünümü vardı. Kimin aklına gelir bu garip kıyafeti giymek. Bir kurnazlık peşindeydi mutlaka. Bir süre dikkatle izledim bu garip kızı. Elinde taşıdığı üzeri örtülü sepette kim bilir ne taşıyordu!.. Yürüyüşü bile normal değildi. Yanına yaklaşıp ne yaptığını sorunca bana büyükannesinin evine gittiğini söyledi ama gel de inan. Yine de bıraktım peşini kendi işime döndüm. Ama aklım o kıza takıldı bir kere... Bir gidip bakayım doğru mu söyledikleri dedim kendi kendime; gerçekten böyle bir büyükanne var mı? Siz olsaydınız gerçekliğini kontrol etmek istemez miydiniz? Orman benim evim. Ben hem ev sahibiyim, hem de diğer orman sakinlerine karşı sorumluyum. Neyse uzatmayayım... Gittim, baktım ve gerçekten bir büyükanne buldum. Sorduğumda "evet o küçük kız benim torunum" dedi. Ben de sorumlu bir kişi olarak; "bu küçük kız yabancılarla konuşulmayacağını öğrenmemiş daha!..." dedim ve anlattım küçük kızla karşılaşmamı... Büyükanne de ürperdi ve birlikte küçük kıza bir ders vermeye karar verdik. O yatağın altına saklandı, ben Onun geceliğini giydim, başlığını taktım ve yatağına yattım. Küçük kız birazdan içeri girdi. Seslendi cevap verdim. Ne şaşkın bir çocuk!.. Beni büyükannesi sanıvermişti. Ben benim büyükannemi değil sesinden, kokusundan bile tanırım oysa ki. Neyse bunlar bir şey sayılmaz, daha neler yaptı bilseniz. Kulaklarımın niçin büyük olduğunu sordu. Ne ayıp şey hiç sorulur mu!... Yine de çocukluğuna verip yumuşak bir sesle cevapladım. "Seni iyi dinlemek için"... Ama bu sefer kalkıp da burnumun niçin büyük olduğunu sormaz mı!.. Küçük kız hiç mi hiç terbiye almamış. Ben zaten burnumu kendime kompleks haline getirdim, öz-güvenim sallantıda. Psikologlar, estetikçiler... Dünya para harcıyorum ama nafile. Yine aldırmamaya çalışırken bu sefer de ağzımın kocaman olduğunu yüzüme vurmaz mı! Tabi ki kızdım, siz olsanız kızmaz mıydınız? O sinirle ayağa fırlayıp peşinde koşturmaya başladım. Birden ne olsa beğenirsiniz! Bir kocaman avcı elinde tüfek kapıdan dalıverdi. Beni "seni hain kurt, büyükanneyi yedin değil mi?.." diye suçlamaz mı !.. Halbuki büyükannenin kılına bile dokunmadım, O da saklandığı yerden çıkıp beni korumaya çalışmadı. Malum yaşlılık,kulakları iyi duymuyor. Avcı mahkeme yapmadan infaz kararımı verdi. Tabi ben de adalet bulamayacağımı, hatta canımı yitireceğimi anlayıp pencereden zor attım kendimi. Geçirdiğim büyük korkunun sarsıntısı yetmiyormuş gibi o gün - bu gün ormanda bile yüzümü rahat gösteremez oldum. Adım haine çıktı.
Yeter Artık... Ben Suçsuzum...

andrea
01-06-2007, 22:24
İkiz Kulelerdeki Türkler
Terörist saldırıda çöken ikiz kulelerde çalışanların büyük bir bölümü öldü. Kulelerde çalışan Türklerin büyük bölümüyse hayatta... Basına yansıyan hikâyelere göre Türklerin kurtuluş sırları şöyle :


En kötüsünü düşündüler : Bina sarsılınca Türklerin akıllarına iki olasılık geldi : Ya uçak çarptı, ya deprem oldu. ABD´lilerse sistemlerde patlama oldu diye düşündü. Türk ´Nasıl kurtulurum´u planlarken ABD´li masasında çalışıyordu.

Anonsları dinlemediler : Resmi emirleri ciddiye almayan Türkler, izdihamı engellemek için hoparlörden yayılan "Binayı terk etmeyin" uyarılarına aldırmayıp hemen merdivenlere yöneldi.

Cepler hep açık : Tam bu sırada en ciddi toplantıda bile kapamadıkları, tuvalette dahi yanlarında bulundurdukları cep telefonları çaldı, dostları "çabuk kaç, binaya uçak çarptı" diye uyardı.

Emniyet şeridini ihlal : Binadan kurtulan bir Türk´e kulak verelim: Amerikalılar merdivenin sağından tek sıra halinde iniyordu. Polise "Neden solu kullandırmıyorsun?" dedim. "Yukarı çıkanlara ayırdık" dedi. Gülüp tek başıma soldan jet gibi indim. 2 dakika sonra bina çöktü.

İleriyi gördüler : Kurtulan bir Türk kızı anlatıyor : "Binadan çıkınca hemen uzaklaştım. Çünkü depremde binalar sallantıdan 15-20 dakika sonra çökmüştü. ABD´lilerse binanın önünde telefonla ´Kurtuldum´ diye müjde veriyorlardı. Kuleler çökerken sanırım altında kaldılar."

HAŞAT
02-06-2007, 20:24
Adam hayırsız ve yıllardır bir baltaya sap olamayan oğluna bir sucuk fabrikası açmış ve fabrikanın başına geçirmiş.
- Gel bakalım sana bu işi öğreteyim. Bak şimdi öküzü buradan içeri alıyorsun. Öküz buralardan geçiyor ve şuradan sucuk olarak çıkıyor. Anladın mı bak çok basit.
-Anladım baba ama bir sorum var. Peki buradan sucuğu soksak da şuradan öküz olarak çıksa daha kârlı olmaz mı?
-Olur oğlum olur da bu dediğin teknoloji bir tek ananda var.

kantar
03-06-2007, 20:51
Genç koca eve gelmiş, karısı boynuna sarılarak karşılamış onu..
"Hayatım harika bir haberim var.. Bir ay geciktim.. Herhalde
bir bebegimiz olacak, Doktor bu sabah test yaptı.. Sonucunu alana
kadar lütfen kimseye söylemeyelim!" demiş heyecanla..
Ertesi sabah elektrik idaresinden bir görevli son faturayı
ödemedikleri icin kapıyı çalmış,
"Siz bayan Smith misiniz? Biliyor musunuz bir aylık gecikmeniz var..!"
"Bir aylık gecikmem oldugunu siz nereden biliyorsunuz?"
demiş kadın hayretle..
"Bayan, dosyalarımızda açıkça görülüyor..!"
"Nee?, Dosyalarınızda mı?"
"Kesinlikle!"
"Beyefendi, lütfen bu gece eşimle görüşmeliyim!" demiş kadın
ve korkuyla olanı biteni eşine anlatmış..
Kocası ertesi sabah kızgın bir boga gibi elektrik idaresine
dalmış..
"Neler oluyor burada?. Karım bir dosyadan bahsetti.. Aylık
gecikmesi ile ilgili!" diye bagırmış adam..
"Sakin olun.. Ciddi birşey degil!" demiş memur.. "Bu gecikme
için bize borçlusunuz!"
"Size mi borçluyum? Ya ödemezsem??"
"O zaman sizinkini kesmek zorunda kalacagız!"
"Ama o zaman karım ne yapacak?"
"Bilmiyorum!" demiş, memur.. "Hanımefendi artık mumla falan
idare eder !!! "

mutlu
04-06-2007, 10:28
Adam hayırsız ve yıllardır bir baltaya sap olamayan oğluna bir sucuk fabrikası açmış ve fabrikanın başına geçirmiş.
- Gel bakalım sana bu işi öğreteyim. Bak şimdi öküzü buradan içeri alıyorsun. Öküz buralardan geçiyor ve şuradan sucuk olarak çıkıyor. Anladın mı bak çok basit.
-Anladım baba ama bir sorum var. Peki buradan sucuğu soksak da şuradan öküz olarak çıksa daha kârlı olmaz mı?
-Olur oğlum olur da bu dediğin teknoloji bir tek ananda var.


ilave söze ne hacet! adam oturtmuş lafı.
:super::he::he::he:

mutlu
04-06-2007, 11:21
Temel Reis, İdris Reis'le birlikte uçakla İstanbul'a gidiyorlarmış.
Bir sarsıntı olmuş herkeste bir telaş, derken, pilot konuşmuş:
-Bir motorda arıza var ama üç motorla biz gideriz. Meraklanmayın.
Onbeş dakika sonra bir ses daha ve yine pilot:
-Bir motor daha stop etti ama meraklanmayın iki motorla gideriz.
On dakika sonra üçüncü motor stop etmiş ve pilot uçağın bir motor gidebileceğini söylemiş.
Temel Reis dayanamayıp:
-Ula İtris Reis, istermisun şimti törtünçü motor da pozulsun ta hepten havada kalalum.

mutlu
04-06-2007, 11:21
Penda Oynarum

zeybek oynayanları izleyen Temel yanındakilere;
-Haçan o kadar düşündükten sonra pen da oynarum.

mutlu
04-06-2007, 11:22
Acayİp NİŞancİsun

Cemal bir gün ava gitmiş. Av beklerken kalabalık bir kuş sürüsü gelmiş.Cemal Kuş sürüsüne doğru tüfeği ateşlemiş. Kuşlar uçmuş, Cemal aramış taramış hiçbir tane vuramamış.
Temel cemal’e demiş ki, ula Cemal; çok acayıp nişancısun.
Cemal demiş ki, ula ne nişancısı baksana bir sürü kuşa attım hiçbir tane vuramadım.
-Ee benda onun içun diyirum ya, o kadar kuşun arasından değdirmeden saçmaları geçurdun.

mutlu
04-06-2007, 11:22
Aşkın Tarifi

Temel'e sormuslar:
'Ask'i neye benzetirsin? ' diye.
O da 'Mektup' demis.
'Niye ?' diye sormuslar.
Temel'den cevap:
'Niye olacak,
Önce Yazarsin,
Sonra Yalarsin,
Isin bitince de Postalarsin

mutlu
04-06-2007, 11:22
DiŞarida Okuyİ

Temelin çocuğunu sokakta ders çalışırken görenler, Temel’e nedenini sormuşlar.
Temel;
-Herkes çocuğuni dışarıda okutayı.

YILMAZ
05-06-2007, 21:38
Minik kız elinde karnesiyle evden iceri girmis. Karnesini babasina gostermis. Babası bir bakmis bastan aşagi pekiyi, bir iki tane de iyi var, ama öğretmen karnenin altina şöyle bi not dusmus:

- "Cok akıllı ve yetenekli bir cocuk fakat bir kusuru var, derste çok konusuyor. Buna nasıl son verebilecegimiz hakkinda çok iyi fikirlerim var. En kisa zamanda siz velisiyle de paylasmak istiyorum."

Baba; bunun üzerine karneyi imzalamis ve öğretmenin görüşlerinin altına kendi de bi not düşmüş.

- "Lütfen acil olarak paylaşalım, çünkü işe yararsa ben de annesinde uygulayacağım.."

cyberd
06-06-2007, 00:12
Amerika'da zencinin biri pasaportunu kaybetmis. tam da turkiye'ye tatile gidecegi gun. aksilik bu ya...
uçagi kaciracak, kara kara düsünürken yolda bir pasaport bulmasin mi?!..
hemen almis yerden, bir bakmis ki leanardo di caprio'nun pasaportu..
"ne
olursa olsun" demis ve sansini denemeye karar vermis.
çikarmis leonardo'nun fotografini, kendi fotografini yapistirmis..
uçmus
türkiye'ye.
atatürk hava limaninda görevli gümrük memurunun karsisina geçmis..
kim
olabilir memur.. tabi ki temel... :-)
almis pasaportu eline temel adamin ismine bakmis :
''leonardo di caprio", fotografa bakmis, bir zenci.
adama bakmis ayni zenci... bir kaç saskin bakistan sonra temel obur masaya seslenmis, ula cemal, bu titanik batmis miydi, yanmis miydi?"

mutlu
06-06-2007, 13:37
(Rivayet o ki bu hadise yaşanmıştır.)

Birisinin iş için Trabzon'a düşmüş yolu. Arkadaşlarıyla birlikte kentin iyi bir otelinde kalıyormuş. Gündüz işleri neyse halletmişler. Akşam otelin restoranına inmişler. Yemekler leziz, Trabzonlu garsonlar eğlenceli.

Yemek üstüne tatlı alalım demişler. Adam garsonu çağırıp
- Fırında sütlaç var mı? diye sormuş. Garson 2-3 saniye boş boş baktıktan sonra:
- Abi fırında sütlaç yok ama tezgahın üstündekiler de sıcak...

HAŞAT
08-06-2007, 23:35
YÜZÜNÜ KAPAT

Temel bir gün denize girmiş ama çırılçıplak. Köyün çocukları şaka olsun diye Temel'in bütün elbiselerini alıp açmışlar,zavallı Temel de denizde öylece kalakalmış. Beklemiş gelen yok giden yok. Yardım edecek kimse de yok. Hava biraz kararınca ne yapsın bizim Temel çıkmış denizden. Hemen az ilerdeki otların arasından usulca köyüne doğru gitmeye başlamış.
Otlak bitince evine de az kaldığı için ön tarafını eliyle kapatarak evine doğru koşmaya başlamış.
O sırada Onu gören babası bağırmış:

- "Ula salak uşak oranı kapayacağına yüzünü kapasana, kim taniycak senin oranı?"

mutlu
09-06-2007, 11:27
SANA NE?

Temel genç yaşta evlenir, karısı ile bir çocuğunu bırakarak gurbete çıkar. On-onbeş sene dolaştıktan sonra...
-Hele bir sılaya varayım, der.
Evine geldiği zaman karısı ile birlikte üç çocuk bulur. En küçüğü önündeki kaptan yoğurt yiyor yabancı yabancı bakıyordu.
-Yahu karucuğum.Bunlar da kim?
Karısı :
-Yahu der şu büyüğü ilk çocuğun değil mi? Ne çabuk unuttun!
-Ya öteki?
-O da ana rahminde idi, sen gittikten sonra doğdu.
-Ya diğeri?
-Canım, zaten onun da sana buba dediği yok ki, oturmuş yoğurduğnu yiyi!

kantar
10-06-2007, 00:25
Nasrettin Hoca bir gün oğlunu yanına alır ve merkebi ile birlikte pazara gitmek üzere yola çıkar.Yolculuk esnasında önce oğlunu merkebe bindirir,kendi yayan yürümeye başlar.Yanlarından gecenler Hocayı, yaya oğlunu eşeğin üstünde görünce kendi aralarında oğlunun da duyacağı şekilde;
Hey gidi zamane gençleri!
” Utanmadan kendi merkebin üstüne kurulmuş ihtiyar babasını yayan yürütüyor”...diye fısıldaşırlar. Bunu duyan oğlu rahatsız olur ve;
“Baba! bin şu merkebe! Bana sitem ediyorlar!” Der. Bunun üzerine, Hoca biner, oğlu yürümeye başlar.Bir müddet böyle giderler.Bu kez karşısına çıkan bir tanıdık hoca ya çıkışır:
“Hocam! Senin kemiklerin sertleşmiş,bu oğlun daha taze.Onu bu kadar ezmek doğru mu?” der.Hoca oğlunu da merkebin terkisine alır.Daha birkaç adım gitmeden hayvana acıyanların:
“Bakın şunlara! Hiç merhametleri yok!Küçücük merkebe iki kişi binmişler!Utanır insan!”diye konuştuklarını duyan Hoca da,ogluda merkepten inerler.Hayvan önde,onlar arkada yaya yola revan olurlar.Onları görenler gülerek:
“Allah! Allah! Dünyada ne şaşkın insanlar var? Merkep önde bomboş gidiyor,bunlarda yaya yürüyorlar!” dediklerini duyunca Hoca ellerini açar şöyle der.
“Ey Allah ım! Halkın dilinden kurtula bilen var mı?”

ARMAND
10-06-2007, 14:17
Adam oğlunun odasının önünden geçerken hayretle bakakaldı. Yatağı güzelce
>toplanmıştı ve odası hiç olmadığı kadar derli toplu görünüyordu. Sonra adam
>yastığın üzerine bırakılmış mektup zarfını farketti. Üzerinde -Babama-
>yazıyordu. Aklından geçen bin bir kötü düşünceyle mektup zarfını açtı ve
>titreyen elleriyle mektubu okudu:
>
>
>Sevgili baba;
>Sana bu satırları derin bir pişmanlık ve üzüntü içinde yazıyorum. Kız
>arkadaşımla kaçmak zorundaydım çünkü seni ve annemi yaşanacak rezaletten
>uzak tutmak istedim. Gerçek tutku ve aşkı ben Joanla buldum ve o öyle tatlı
>ki anlatamam...
>Şunu biliyordum siz onun vücudunun her yerine taktığı küpeleri,derisine
>işlettiği dövmeleri, kendine has o çılgın giyim tarzını asla ama asla
>onaylamayacaktınız ve tabi benden çok büyük olmasıda bir sorundu. Fakat
>benim için bunlar değildi gerçek tutku ve gerçek aşk... Baba Joan hamile!
>Joanın dediğine göre çok mutlu olacağız. Ormanda kendine ait bir karavanı
>ve tüm kış yetecek kadarda yakacağı var. Bir sürü çocuğa sahip olma
>düşüncesi rüyalarımızı süslüyor.
>Joan benim gözlerimi esrar gerçeğine açtı ve artık biliyorum ki esrar
>kimseye zarar vermez. Esrar yetiştirecek ve insanlara pazarlayacağız ve
>yine bu sayede ihtiyacımız olan kokoin ve ekstaziye ulaşacağız.
>Artık tam anlamıyla bilime yalvarıyoruz dualar ediyoruz şu AIDSin çaresi
>bulunsun ve Joan sağlığına kavuşsun diye.. O kesinlikle iyileşmeyi
>hakediyor. Endişelenmeyi bırak baba ben 15 yaşındayım ve kendi başımın
>çaresine bakabilirim. Eminim birgün geri döneceğiz ve sen kendi torunlarını
>tanıyacak, seveceksin Oğlun Cihad.
>NOT: Baba yazdığım mektubun tek kelimesi bile doğru değil. Ben
>Mehmet'lerdeyim. Sadece sana; masamın üzerinde seni bekleyen karneden daha
>kötü şeylerin olduğunu hatırlatmak istedim. :)

kemal.erdem
11-06-2007, 06:19
Yorum farkı!


Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası Harran’a konsere gider..

Konser çıkışı spiker halktan birine sorar:

- Konseri nasıl buldunuz efendim?

- Valla bacım, Herran Herran olalı bele işkence görmedi.

- Ama olur mu efendim, ne güzel yorumladılar!

- Ne güzel yorumi bacı. Moderato parçayı gittiler allegro yorumladılar büle yorum mi olur? De sektirsinler looooo

MAŞALI
12-06-2007, 08:36
Temel bir BMW almış. Arabasıyla Trabzon'a gidip hava atmak istemiş. İstanbul'dan yola çıkmadan önce Trabzon'a telefon açmış ve "Ben yarın sabah yola çıkıyorum beni karşılayın" demiş. 6 saatte Trabzon'a varmış. Orada bir kaç gün takıldıktan sonra İstanbul'a dönmeye karar vermiş. İstanbul'a telefon açmış ve "Ben sabah yola çıkıyorum akşama doğru oradayım" demiş. İstanbul'dakiler beklemeye başlamışlar. Akşam olmuş Temel yok. Gece olmuş yok, sabah olmuş yok, derken ertesi akşam bitkin bir halde Temel görünmüş. Merakla sormuşlar: - Giderken 6 saatte gittin de dönüşün niye böyle uzun sürdü? - Hep şu Alaman gavuru yüzünden. Arabaya beş ileri, bir geri vites koymuşlar!.

ekselans
12-06-2007, 18:21
Hasan annesini akşam yemeğine davet etmiş.
Yemek sırasında anne, Hasan'ın ev arkadaşının ne kadar çekici olduğunu düşünmeden edememiş.
Yemek boyunca oğluyla kız arasında neler olduğu konusunda meraktan çıldırıyormuş.
Bunu farkeden Hasan ? Anneciğim Ayşe ile aramızda inan hiçbir şey yok. Biz sadece ev arkadaşıyız ? demiş.

Bir hafta kadar sonra Ayşe Hasan'a sormuş:
- Annenin yemeğe geldiği geceden beri çorba kepçesini bir türlü bulamıyorum. Nerde olduğu konusunda bir fikrin var mı?
Sence annen almış olabilir mi??
Hasan cevap vermiş:

-'Aldığını sanmıyorum ama bir e-mail gönderip ona sorayım' ve annesine şöyle yazmış:
-'Anneciğim, sana aldın demiyorum, almadın da demiyorum ama gerçek şu ki bize yemeğe geldiğinden beri çorba kepçesi kayıp'

Bir kaç saat sonra annesinden şöyle bir e-mail gelmiş:

-'Sevgili oğlum, sana Ayşe ile yatıyorsun yada yatmıyorsun demiyorum. Ama gerçek şu ki eğer o kendi yatağında uyuyor olsaydı şimdiye kadar çorba kepçesini çoktan bulmuş olmalıydı..'

:bravo:

cyberd
13-06-2007, 00:16
General Kirk yillik kairisiyla muntazaman
sevismektedir.
Gene bir sevisme esnasinda aklina
bir soru takilir. Ulan ben 40 yildir ayni kariyla
yatiyorum ve surekli ayni kadinla seks hayatim var.
Acaba bu zevk mi kulfet mi?
General gunlerce dusunur, kafa patlatir. I-ih bir
turlu cevabi
bulamaz. Bu
sefer Emir subay ve astsubaylarini yanina cagirir.
Arkadaslar
benim
gunlerdir kafami kurcalayan bir soru var size de
soracagim belki
bir cevap bulabilirsiniz.
Benim karimla 40 yillik yataktaki birlikteligim zevk
midir
kulfet midir?
Subaylar ve astsubaylar kipkirmizi olurlar.
Birbirlerinin
suratina
bakarlar. Ne desinler, karsilarindaki koskoca
General. Surer
valla
diye
General den birkac gun dusunmek icin musaade isteyip
ayrilirlar
ama
tabii
ki guler boyunca da cikip bir cevap vermezler.

Subay ve astsubaylardan umudu kesen

General kisla da yururken bir asker gorur ki O asker
Er dir.
omzuna dokunup evlat der. Bizimki hemen kunye
patlatip emredin
komutanim
der. Beni rahatta dinle oglum der General. Bizim ki
her ne kadar
rahatta
dinle komutu alsa da karsisisindaki General oldugu
icin
tedirgindir.

General sorar,
evladim sana bir soru soracagim.
Emredin komutanim.
Benim karimla 40 yildir yasadigim sex hayatim var.
Bu zevk midir, kulfetmidir?

Asker yapistirir; ZEVK tir komutanim.
General sasirir. Oglum ben bu sorunun cevabini
günlerce dusundum.
Benim
emir Subaylarim gunlerce dusunduler bulamadilar.Sen

nasil bu
kadar
cevap verebildin.
Asker;
Komutanim kulfet olsa bize yaptirirdiniz.!!!

kantar
13-06-2007, 15:46
Karatepeli’nin biri on tane dam yapmış. Damın üstüne çıkıp saydığında dokuz, indiğinde on sayarmış. En sonunda “Vay açıkgöz hırsız, ben damın tepesine çıkana kadar çaldı, inene kadar yerine koydu” demiş. İnmiş aşağı hırsızı aramaya başlamış. Yolda:

- Sırtı dam yüklü bir adam gördünüz mü, diye sormuş rastladığı birine.

O da:

- Gördüm, az önce geçti, demiş.

Bir değirmene varmış. Girmiş içeri, değirmenciye sormuş. Durumu anlayan değirmenci:

- Sen otur dinlen, demiş, o gâvur hep çalar damları, geçerken sana haber veririm.

Değirmende bir de şapkalı papaz varmış, yatıp uyurlarken değirmenci papazın şapkasını Karatepeli’ye bunun terliğini de papaza giydirmiş. Sonra Karatepeli’yi uyandırmış.

- Kalk yetiş, damı çalan hırsız şimdi geçti demiş.

Karatepeli yola düşmüş. Ay ışığı da arkadan vururmuş. Gölgesi önüne düşüp de başındaki şapkayı görünce almış eline şapkayı “Hay değirmenci” demiş, “Beni uyandıracağına papazı uyandırmış.”

kantar
13-06-2007, 15:48
Karatepelinin biri, ilk defa şehre iner. Dolaşırken yolu sebze haline düşer. Karpuz yığınlarının önünden geçerken merak edip sorar:

- Selâmünaleyküm hemşerim, nedir bu sattıkların?

Karşısındakinin Karatepeli olduğunu anlayan açıkgöz manav:

- Aleykümselâm arkadaş, bunlar katır yumurtası olur.

- Kaç para tanesi?

- Senin için beş kuruş olur.

Karatepeli fiyatı makul bularak en büyüklerinden bir karpuz seçer, sonra da sorar:

- Şimdi ben bu karpuzu götürsem, içinden katır çıkar mı, çıkarsa kaç günde çıkar?

Manav:

- Götürüp sıcak bir yerde on gün sakla, on birinci gün katır sahibisin, der.

Bu kadar kısa bir sürede katır sahibi olmak, Karatepeli’nin çok hoşuna gider. Karpuzu alır, köye doğru yola koyulur. Epeyce yol aldıktan sonra dinlenmek ister ve yokuşun başında bir yere oturur. Fakat karpuz her nasılsa elinden pırtarak dereye doğru yuvarlanmaya başlar. Karatepeli de arkasından koşar. Karpuz biraz ileride taşa çarparak kırılır. Tesadüfen orada bulunan bir tavşan, gürültüden korkarak kaçmaya başlar. Karatepeli tavşanın ardından koşar ama yakalayamaz:

- Yaa gördün mü işte şanssızlığı! Yumurtadaki yetişkin yavruymuş ama elimizden kaçırdık.

Karatepeli yorgun argın eve gelir ve olanları hanımına anlatır. Kadın da ondan farklı değildir,

- Tüh yazık olmuş, kaçmasaydı, yaylaya çıkarken binerdik, der.

mutlu
14-06-2007, 16:32
Yorum farkı!


Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası Harran’a konsere gider..

Konser çıkışı spiker halktan birine sorar:

- Konseri nasıl buldunuz efendim?

- Valla bacım, Herran Herran olalı bele işkence görmedi.

- Ama olur mu efendim, ne güzel yorumladılar!

- Ne güzel yorumi bacı. Moderato parçayı gittiler allegro yorumladılar büle yorum mi olur? De sektirsinler looooo


uuuufffff...:he::he::he:

mutlu
14-06-2007, 16:37
Sevgili Kantar Karatepelilerden konuyu açmışken ben de bir tane fıkra yollayayım bari.

Karatepeli ve Berber
Karatepelinin biri, saç-sakal traşı olmak için berber dükkanına girdi. Kurnaz berber, Karatepeliyi tanıyordu. İlgi göstererek, oturması için sandalyeyi düzeltti. Hal hatırdan sonra:
- Şu Karatepeliler çok yiğit insanlardır. Onlara hayranım dedi ve ekledi:
- İnanır mısın, geçende bir Karatepeli daha traş olmaya gelmişti, susuz sakal traşı oldu, gık bile demedi.
Bunu duyan Karatepeli yerinden kımıldadı:
— Bunun lafı mı olur, ben de susuz traş olabilirim, dedi.
Kurnaz berber de Karatepeli'yi susuz, köpüksüz traş etmeye başladı. Tabii Karatepeli'nin bir süre sonra canı yandı. Of, puf diye söylenmeye başladı. Berber hemen çıkıştı:
- Ne of puf ediyorsun? Yoksa Karatepeli değil misin?
- Karatepeli'yim amma tam sayılmam.
— Nasıl yani?
— Ben biraz kıyıcığından olurum da...

mutlu
14-06-2007, 16:38
Emmini Eşek Belleme
Karatepeli'nin biri Kadirli'ye gelir. Canı pekmez ister. Fırından bir çörek satın alır. Sonra da pekmez aramaya çıkar. Gezerken bir ayakkabı tamircisine rastlar. Gön suyunu pekmeze benzeterek "Oğlum, elli kuruşluk pekmez ver" der. Adam pekmez satmadığını söyler. Karatepeli biraz daha gezinir ama pekmez bulamaz. Tekrar ayakkabıcının yanına gelir. "Oğlum, elli kuruşluk pekmez ver" der. Adam dayanamaz, bir tasın içine gön suyu dökerek verir. Karatepeli çöreğini gön suyuna batırarak yer. Sonunda elini silerek; "Oğlum, emmini eşek belleme ya der, pekmezin de pek iyi değilmiş."

mutlu
14-06-2007, 16:38
En Büyük Ağadır
Köy ağalarının biri çok gaddarmış. Her istediğini yaparmış. Kendisinden önce kimse yürüyemez, baş köşeler daima kendisine ayrılırmış. Ağanın oğlu da durumu bilir ve olaydan gurur duyarmış.
Bir gün camideyken, ağanın oğlu bakar ki imam babasından önde oturuyor. Oldukça canı sıkılır. Nasıl olur da imam, köy ağasından önde oturur? Namazı erken bırakıp çıkar ve kapının kenarında bekler. İmam çıkarken birkaç tane tokat patlatıverir. Neye uğradığını şaşıran imam şaşkınlıkla sorar:
- Niye vuruyorsun bana?
- Vururum tabi. Babam koskoca ağa olsun da, sen camide ondan önde otur. Olacak şey mi bu?
- Yahu kardeşim, ben imamım. İnsanlara namaz kıldırıyorum. O yüzden de önde oturmam gerek.
- Ben anlamam arkadaş. Kimse babamdan önde oturamaz.
İmam bakar ki oğlana laf anlatmak mümkün değil, ağaya şikâyetlenir:
- Ağam, oğlun geldi bana birkaç tokat attı. Niye vuruyorsun deyince de "Sen babamdan önde oturu-yordun. Kimse babamdan önde oturamaz" dedi. Ne yapacağımı şaşırdım.
Ağa bunun üzerine:
— Eee, imam efendi der. Yalan deel hani. Sen de biraz önde oturuyordun yani. Deel: Değil.

mutlu
14-06-2007, 16:39
Karatepeli Kızın Derdi
Ailesiyle beraber bir ağanın yanında çalışan Karatepeli genç kız, bir gün villanın havuzunun etrafını temizlerken, hülyalara dalar. Kendi kendine "Ağa beni oğluna istese, biz evlenince bir oğlumuz olsa, bir akrabası oğlumuza top getirse, oğlan havuzun etrafında topla oynarken top havuza düşse, oğlan topun ardı sıra havuza düşüp.boğulsa, ben ağaya ne derim,diye düşünür ve başlar ağlamaya. Kızın bu halini gören anne koşup gelir, ne olduğunu sorar. Kız düşündüklerini anlatır. Bu kez başlar ikisi birden ağlamaya. Derken sırayla ağabeyi ve babası katılırlar ekibe ve ortalığı bir matem havası burur. Bu arada bahçeye çıkan ağa durumu görür. Merak edip sorar. Kızın kurduğu hayal yüzünden hepsinin ağladığını öğrenince de küplere binerek hepsini evden kovar.

mutlu
14-06-2007, 16:39
Karatepeli'nin Döveni Kayıp
Bir gün bir Karatepeli, dövenini sırtına bağlayarak, harman yerinin yolunu tutmuş. Yol üstünde bir kekliğe rastlamış. Onun peşine düşmüş. Şura senin bura benim derken, akşam olmuş. Harmanı da dövememiş kekliği de tutamamış. Eve dönecekken, sabahleyin harmana gitmek üzere yola çıktığını hatırlamış. Ama döveni nereye bıraktığını hatırlayamıyormuş. Gezdiği bütün yerleri yeniden dolaşmaya başlamış. Ancak gecenin karanlığında ayağı kayıp sırt üstü düşmüş. Bir de bakmış ki, döven sırtında hâlâ bağlı duruyor.

kemal.erdem
15-06-2007, 01:27
Sürmene'nin Yukari‎ Ovali‎ Koyünde, evinino ِnünde baltayla odun ki‎ran
Emine Abla'ya sormu‏slar:
"Emine Abla; oduni bile kendun k‎iraysun,
Ne i‏e yarar senun bu herif?"
Emine Abla cevap vermis‏:
"Adam dedugun silah gibidur, oyle her yerde kullanilmaz

Layoti
15-06-2007, 01:35
Nasreddin hoca göle maya çalarken oradan geçen Temel hocaya sorar hocam ne edeysun..Hoca:Göle maya çalıyorum..Temel:Ula o kadar yoğurdi ne edecesun daa...

selçuk efendi
15-06-2007, 02:33
paranın gücü

18 yasindaki kiz, annesine iki aydir
hastalanmadigini soyler.Annesi, cok tedirgin olur ve
eczaneye bir hamilelik testi almaya gider ve sonuclar
kizin hamile oldugunu gosterir.Anne cildirmistir,
bagirir cagirir ve "Bunu yapan hangi domuz,bilmek
istiyorum!!!" der.Kiz telefon acar ve yarim saat
icinde bir Ferrari evin onunde durur, icinden hafif
kirlasmis saclari ve cok pahali bir elbisenin icinde
manyak yakisIkli biri iner ve kapidan iceri girer.
Anne baba ve kizla beraber otururlar. Adam: " Kiziniz
durumu anlatti mi ?" der. "Kisisel durumumdan dolayi
kizinizla evlenemem." der. "Ancak tum sorumlulugu
aliyorum" der.Eger bir kiz cocugu dogarsa, annesine
bir ev, bir yazlik villa ve 1 milyon dolarlik bir
banka hesabi..."Eger bir erkek cocuk olursa, birkac
fabrika ve bir milyon dolarlik bir
hesap..."Eger ikiz dogarsa, her ikisine de 500 bin
dolarlik hesap ve birer fabrika verecegim." der."Ancak
düþük olursa...."

O zamana kadar sessizce bekleyen baba elini dostca
adamin omuzuna koyar ve ;

"O zaman tekrar denersiniz evladim! " der.

kantar
15-06-2007, 22:14
Gecenlerde ünv'den bır arkadaşın doğum gününe gıttık. Ona muhabbet kuşu aldık. Dışarda bir işimiz vardı. Kuşu kutunun içinde eve bıraktık ve çıktık. Geldığimizde ise ilk önce eve ben girdim ve baktım koyduğumuz yerde kuş yok. Hemen arkadaşın babaannesine döndüm.
Arkadaşımın da babaannesı yaşlı; direk teyzeme yöneldim:
- "Teyze"
dedim:
- "Ne yaptın kuşu?"
- "Aa"
dedi:
- "O kuş muydu. Ben onu pasta sandım buzdolabına koydum"
Ben:
- "Ne"
dedim:
- "Buzdoabına mı koydun?"
Direk buzdolabına koştyum kapağını açtım baktım kuş karşımda. Neyse kuşu donmak üzereyken aldım. Biraz daha geç kalsam kuş donarak ölecek. Her neyse kuşu alır almaz arkadaşımın evlerinin altında veteriner vardı. Kuşu veterinere götürdüm. Yanımda bir arkadaşım da geldı. Veteriner benı kapıdan içeri girer girmez gördü:
- "Bu ne hal?"
dedi. Ben olayı kısaca anlattım:
- "Arkadaşın doğum günü vardı, arkadaşa doğum günü hediyesi olarak kuşu aldık"
dedım.
- "Kuşu masanın üstüne bıraktık, dışarıda bir işimiz vardı, onu hallettik. Eve geldiğimizde kuşu masanın üstünde değil buzdolabında bulduk. Arkadaşımın babaannesi yaşlı, kuşu pasta sanıp buzdolabına koymuş. Ben de alır almaz getirdim.
- "Ben de"
Dedi
- "Benzın var alın şu benzini kuşun gagasını açın bir damla damlatın bişi kalmaz"
Neyse benzini aldık kuşu eve götürdük. Daha sonra eve geldik kuşun gagasını açtık, bir kac damla benzin damlattık, benzin damlatır damlatmaz kuş kutunun içinden bir fırladı, evin içinde 4 dönüyoo. Şanssızlık işte balkon kapısıda açık kalmış. Kus balkon kapısından bır kactı o hızla karsıdada apt duvarı var kuş o hızla giderken apartman duvarına bır çarptı:)
- "Sence ne olmuştur?
- "Öldü mü?
dediğinizi duyar gibiyim.
- "Ölmedi, benzin bitti be yaww walla.." :)

kantar
15-06-2007, 22:21
Turhal'lı ağa günübirlik denize gider. Deniz kıyisında kabinlerde soyunur. İçeriden karısına:
- Ver şu benim mayomu.
Torbayı karıştırır bi türlü bulamaz.
- Yok bey unutmuşuz.
Adam:
- Kahretsin..ver şu çuvalı beni burda kim tanıyoki..
Verir karısı çuvalı altına iki delik açıp giyer bizimki çuvalı mayo niyetine. Denize girer o girerken sahildekiler ellerini ağızlarına götürüp bakarlar bizimkine. Denizden çıkarken de denizdekiler ağızlarna ellerini götürüp hayretler içinde kalırlar. Turhal'lı sorar karısına:
- Bu millet ben denize girerken önüme bakıp, hayret işareti yaptı, çıkarken de arkamdan hayretle baktı bak bakalım der önümde arkamda ne var?
Karısı adamın arkasına bakar okur:
- Kayseri Şeker Fabrikası ,
Önünü okur:
- Net: 50 KG...

kantar
15-06-2007, 22:26
:)İnşaat amelesi viziteye çıkıp haftalardır tuvalete çıkamadığını söylemiş.. Doktor muayene edip, amelenin külotunu indirip masaya yatmasını istemiş, adam denileni yapınca doktor içeriden getirdigi beyzbol sopasını 3-4 kere sertçe indirmiş amelenin kıçının tam ortasına,
- Tamam
demiş. Sonra,
- Şimdi tuvalete gidin
Birkaç dakika sonra tuvaletten rahatlamış olarak çıkan amele
- Sağol doktor bey..
demiş.
- Hep böyle olabilmek için ne yapmalıyım?
- Birşey yapmana gerek yok..
demiş doktor,
- Tuvaletini yaptıktan sonra arkanı çimento torbasıyla silme yeter...! :)

kantar
15-06-2007, 22:31
Gezgin bir yahudi'nin yolu kayseriye düşer yahudi her gittigi şehirde bir şekilde ticaret yapar ve para kazanır yoluna devam edermiş,burdada bir iş yapmak istemiş,yürürken düşünüyormuş ne yapabilirim derken bir bakmış dilenci kaldırımda oturmuş dileniyor önündeki tas'ı görmüş tas antika kafayı takmış ona ileriden dönmüş adamla laflamaya başlamış derken yahudi ben hayvanları çok severim bana bu tastan süt içen kediyi satarmısın demiş adamda neden olmasın satarım demiş yahudi sormuş kaç lira istiyorsun demiş, dilenci 500 lira istiyorum demiş yahudi yuh demiş bu kedi okadar etmezki demiş işine gelirse demiş dilenci,yahudi düşünmüş hesap yapmış ben butası 500 liraya alırım 750 liraya satarım der ve tekrar dilencinin yanına giderek ver bakalım kediyi der 500 lirayı sayar verir ve kediyi alır gider 1 gün sonra tekrar gelir bakar dilenci orada oturuyor,kediyle yanına giderek arkadaşım bu kedi dünden bu yana hiç bir şey yemedi herhalde alıştı bu kaptan süt içmeye,dilenci derki ne yapabilirim,yahudi şu önündeki tas'ı versene bana demiş dilenci neden demiş,yahudi kedi bir şey yemiyor alışmış verde yemegini onda yesin ,dilenci 500 lira ver vereyim demiş,yahudi ya bu tas o kadar etmezki demiş düşünmüş tas 750 lira ikisinin toplamı 1000 lira demiş sonra al ozman kedini ver paramı demiş,dilenci veremem demiş ,yahudi neden diye sormuş,dilenci ben tas'ın sayesinde günde 10 tane kedi satıyorum demiş,yahudi bir daha kayserinin yakınından bile geçmemiş.

kantar
15-06-2007, 22:44
Ilık bir yazgünü aslan yerde uzanmış keyif çatarken kaplunbaganın koşarak yanından geçtigini görmüş.Şaşıran aslan koşup kaplunbagaya ne oldugunu sormuş.
-kaplunbaga kardeş ne bu telaşın ormanda yangınmı çıktı yoksa.
Kaplunbaga:
-hayır ormana maliyeciler gelmiş.
Aslan:
-e gelmişse ne olmuş demiş.
Kaplunbaga:
-Olur mu bende ev, hanımda ev, çocukta ev nasıl hesap vericem kaçıyorum demiş.
Aslan da düşünüp, oda hızla kacmaya başlamış. Tam maymunun yanından geçerken maymun aslanı durdurmuş.
-Ya neler oluyor herkezde bir telaş
Aslan:
-Ormana maliyeciler gelmiş bende kürk, karıda kürk, çocukta kürk, nasıl hesap veririm deyip uzaklaşmış.
Maymunda koşmaya kaçmaya başlamış. Karısına koşup:
-Hanım kalk gidiyoruz.
Karısı ne oldu ne bu telaş.
Maymun:
-Ormana maliyeciler gelmiş kaçalım demiş.
Karısı:
-Otur lan götünün üstüne benim kıçım açık senin kıçın açık ne hesabı vericen:)

kemal.erdem
18-06-2007, 15:31
Temel’in içi!

Temel bir devlet dairesine gitmiş.

Oradaki memur evraklar için ismini sormuş.

Temel “İsmim Temel, içinde Z yok” demiş.

Memur “ Zaten Temel’in içinde Z olmaz ki” deyince...

Temel kendini şöyle bir kasarak karşılık vermiş:

- Biz ne deduk?!.

kantar
18-06-2007, 20:37
Psikoloğa başvuran adam ;
-Geceleri uyuyamıyorum efendim,sürekliyatağın
altında biri varmış gibi geliyor,yatağın altına
iniyorum bu seferde sanki yatağın üzerinde birileri
varmış gibi geliyor.
Doktor da;
-Altı aylık bir çalışma sonucu bu sorunu hallederiz
-Peki vizite ücreti ne kadar?
-Seans başı 50 dolar,haftada üç seans.
Tabi adamın gidiş o gidiş.
Doktor bir kaç ay sonra sokakta hastaya
rastlamış,gıcık bir şekilde gülerek;
-Ne oldu,hastalıktan kurtulabildin mi?
Adam da gülerek;
-Evet hem de bir şişe şaraba hallettim.
-Nasıl yani?
-Sizden çıktıktan sonra biraheneye uğradım,
biramı içerken yanımdaki berduşla dertleştik,ona
bir şişe şarap ısmarladım, oda bana karyolanın
bacaklarını kesmemi tavsiye etti...

kantar
18-06-2007, 20:39
Profösör konferans salonuna gelmiş.Ön sırada oturan bir seyis dışında kimse yokmuş.Sunusunu aktarmaya çalışmış ama bocalamış ve seyise sormuş
-Burada tek kişi sizsiniz.Size göre konuşmalımı konuşmamalımıyım ?
Seyis cevap vermiş
-Hocam ben basit bir insanım bu konulardan çok anlamam fakat ahıra gelseydim ve bütün atların kaçıp bir tanesinin kaldığını görseydim yinede onu beslerdim..
Bu sözlerin üstüne etkilenen profösör konferansa başlamış iki saatin üzerinde konuşmuş durmuş konferanstan sonra kendini mutlu hissetmiş dinleyicisin de konferansın çok iyi olduğunu onaylayacağını düşünerek :
-Konuşmayı nasıl buldun ? diye sormuş.
Seyis cevap vermiş
-Hocam sana daha önce basit bir adam olduğumu ve bu konulardan pek anlamadığımı söylemiştim genede ahıra gelip biri dışında tüm atların kaçtığını görseydim onu beslerdim ama elimdeki tüm yemi ona verip hayvanı çatlatmazdım..:)

ÇAKAL
24-06-2007, 13:32
Beyefendi, Temel’e nasihat ediyormuş;
“-Bak oğlum, kapıyı vurmadan içeri girmen hiç doğru değil... Pekala uygunsuz bir halde olabilirdim...”
“Merak etmeyin efendim” demiş Temel;
“-Uygunsuz durumda olmayasınız diye önce anahtar deliğinden bakıyorum...”:oley::oley:

BURÇ
24-06-2007, 14:12
paranın gücü

18 yasindaki kiz, annesine iki aydir
hastalanmadigini soyler.Annesi, cok tedirgin olur ve
eczaneye bir hamilelik testi almaya gider ve sonuclar
kizin hamile oldugunu gosterir.Anne cildirmistir,
bagirir cagirir ve "Bunu yapan hangi domuz,bilmek
istiyorum!!!" der.Kiz telefon acar ve yarim saat
icinde bir Ferrari evin onunde durur, icinden hafif
kirlasmis saclari ve cok pahali bir elbisenin icinde
manyak yakisIkli biri iner ve kapidan iceri girer.
Anne baba ve kizla beraber otururlar. Adam: " Kiziniz
durumu anlatti mi ?" der. "Kisisel durumumdan dolayi
kizinizla evlenemem." der. "Ancak tum sorumlulugu
aliyorum" der.Eger bir kiz cocugu dogarsa, annesine
bir ev, bir yazlik villa ve 1 milyon dolarlik bir
banka hesabi..."Eger bir erkek cocuk olursa, birkac
fabrika ve bir milyon dolarlik bir
hesap..."Eger ikiz dogarsa, her ikisine de 500 bin
dolarlik hesap ve birer fabrika verecegim." der."Ancak
düþük olursa...."

O zamana kadar sessizce bekleyen baba elini dostca
adamin omuzuna koyar ve ;

"O zaman tekrar denersiniz evladim! " der.

bu yaşanmış bir olay bile olabilir :)

HAŞAT
28-06-2007, 23:23
- alo, naber?
- iyiyim bitanem, sen nasılsın?
- naapıyodun?
- hiiiç, bi film izliyodum öylesine.
- adı ne?
- bilmiyorum ki. yabancı bi isim. kadın temalı avrupa filmlerinden biri işte.
- sanat filmi yani.
- tabii tabii alman mala vurum öhhööö öhöö alman dışa vurumculuğunun izlerini taşıyor işte. böyle gölge oyunları karakterlerin ruh dünyasını ifade ediş biçimi falan ilginç.
- konusu ne?
- ya işte erkek egemen bi dünya. kadınları sürekli eziyolar. konuşturmuyolar. ne zaman bi laf söyleyecek olsalar hemen ağızlarına tıkıyolar. işte böyle dayatmacı bi toplum, zorlanan kadınlar vs.
- düzen eleştirisi yani ?
- tabii canım bi görsen, düzen düzene...
- ........................ (pause)
- ........................
- allah belanı versin necmi yine alman pornosu seyrediyodun di mi?
- naturlich!

baron11
02-07-2007, 11:51
Hiç çağırmamış

Fadime Temele ;
Ula temel dursunun karisi elmiş seni cenazeye çağiriyi demiş
temel ;yok fadime ben cenazeye cidemem demiş
fadimede ;nasi cidemessun dursun senin en yakin arkadaşin değilmi
temel , ula fadime en yakin arkadaşumdur da o beni içidir karisinin cenazesine çağiriyi ben oni daha biçere bile çağiramadum yüzüm yok gitmeye daaaaaaa demiş

baron11
02-07-2007, 11:58
Zengin bir Arap kalp ameliyati geçirecekmis. Doktorlar, ameliyat öncesi bir tedbir olarak bir miktar kan depolamak istemisler. Ama bu
Arap'in kani çok nadir bir kan imis. Bütün dünyayi arayip taramislar ve sonunda Kudüs'te yasayan bir yahudide bu kanin
oldugu anlasilmis. Yahudi kan vermeye razi olmus ve ameliyat da yapilmis.
Ameliyattan sonra zengin Arap, kendisine kan veren Yahudiye tesekkürleri ile beraber müthis bir otomobil ve bir milyon dolar
para yollamis.
Bir kaç ay sonra Arap'in bir kere daha ameliyat olmasi icap etmis.
Doktorlar yine Yahudi'yi aramislar ve Yahudi'de tekrar kan verecegini söylemis.
Arap yine ameliyat edilmis. Ancak bu defa kendisine kan veren Yahudiye bir tesekkür notu ile bir kutu Sam baklavasi yollamis.
Çok daha kiymetli hediyeler ve para bekleyen Yahudi bu ise çok bozulmus. Kan verdigi Arap zenginine bir telefon açip neden bu kadar cimri davrandigini sormus.
Arap kahkahalar atarak su cevabi vermis 'Ya habibi, gözümün nuru.
Artik damarlarimda Yahudi kani dolasiyor!'

baron11
02-07-2007, 11:59
Dünya Feministler Kongresinde konuşmacılar görüş belirtmektedir. Amerikalı bir hanım şöyle der:
-Ben iyi bir şirketin genel müdürüyüm. Artık alışveriş yapmaktan bıktım. Kocama "bundan sonra alışverişleri sen yap" dedim. Baktım, birinci gün oralı olmadı, ikinci gün oralı olmadı, üçüncü gün yaptı...
Alman konuşmacı:
-Ben iyi bir şirkette üst düzey yöneticiyim. Bir gün kocama "ben artık bulaşıkla ilgilenmekten bıktım, biraz da sen yıka" dedim. Birinci gün yapmadı, ikinci gün yapmadı, baktım üçüncü gün yapmış...
Fadime kürsüye çıkmış:
-Ben kendimi bildim bileli temizlikçiyim. Geçen gün Temel'e "ben artık çamaşır yıkamaktan mahvoldum, biraz da sen yıka" dedim. Birinci gün göremedim, ikinci gün göremedim, üçüncü gün gözüm yavaş yavaş görmeye başladı...

GÜRKAN
02-07-2007, 23:36
Bir gün temel bir minübüse durması için işaret etmiş adam ellerini havaya kaldırarak ve tüm parmaklarını oynatarak çok kalabalık demiş.

Temelde baş parmağını işaret ve orta parmağının arsına sokmuş. Şoför kızmış ve aşağı inmiş

-Sen ne kadar terbiyesiz adamsın demiş.

Temel "asıl sen ne kadar terbiyesizsin bana böle böle yaptın" demiş

Şoför "ben sana kalabalık" dedim diye yanıt vermiş. Bunun üzerine temel

-E bende beni araya sıkıştırırsın diyordum

baron11
03-07-2007, 10:03
Seçimler Yaklaşıyor

Kiliseye yeni bir papaz atanmış.
Gelir gelmez ilk işi eski çanı değiştirmek olmuş.

Çan çalmak için geldiğinde bakmış karganın biri çana pislemiş, hemen temizlemiş. Ertesi günü çan çalmaya geldiğinde aynı manzarayla karşılaşmasın mı? Temizleye pisleye bir ömür geçmeyecek ya.....

Papaz kargayı yakalamaya karar vermiş fakat ne yaptıysa bir türlü becerememiş.

Bari cemaate bir danışayım diye düşünmüş.
Cemaat genç papaza
- Muhterem peder sizin işiniz kolay; bir parça peynir, peynirin yanına da bir kadeh rakı koy yakalarsınız iş biter demiş

Papaz hayretle
- Nasıl olur mu öyle şey!.. demiş.

İzah etmiş; karga peyniri yiyecek ve susayacak. Rakıyı su diye içecek ve sarhoş olacak.

Papazın aklına pek yatmamış ama bu sefer o cemaate uymuş.

Papaz çan çalmak için geldiğinde ne görsün. Karga yerde yatıyor. Kargayı tutmuş,

- Sana Hıristiyan desem kilisenin çanına pislemezsin, Müslüman desem rakı içmezsin, söyle Len, söyle sen nesin?!

Karga hafif peltek bir sesle...
- Muhafazakar - sentezci - demokrat....!

baron11
04-07-2007, 10:50
İlk okulun birinci sınıfında okuyan küçük Ali bir gün öğretmenine gider ve
dersten sonra kendisiyle görüşmek istediğini söyler. Öğretmen ;
-Tabi yavrum , der ve dersden sonra Ali'yi çağırır ve sorar;
-Sorun nedir Ali ?
-Öğretmenim ben bu sınıfın düzeyine göre fazla zekiyim ve bilgiliyim bir üst sınıfa geçmek istiyorum. Bunun üzerine mesleğe yeni başlamış genç ve
tecrübesiz öğretmen yaşlı ve tecrübeli okul Müdürü'ne Ali'nin bu talebini iletir, Müdür de Ali 'ye bunun için bir sınavdan geçmesi gerektiğini söyler.

Ali 'cik bunu tereddütsüz kabul eder ve sınav başlar;
-Söyle bakalım Ali: 3X4... Oniki Müdür bey
-Peki 6X6... Otuzaltı Müdür bey
-Japonya'nın başkenti... Tokyo
Ve sınav sabahtan akşama kadar sürer, küçük Ali hiç hata yapmaz. Sonunda müdür kendisini bir üst sınıfa geçirmeye karar verir ki, tam bu anda genç ve güzel sınıf öğretmeni de bir kaç soru sormak ister.

Müdür bu isteği kabul eder ve öğretmen sorulara başlar;
-Söyle bakalım Ali ineklerde dört tane olup da bende iki tane olan nedir?
-Bacaklarınız öğretmenim.
-Doğru; senin pantalonunun içinde olup, benim pantalonumun içinde
olmayan nedir ?

Müdür bu soruya çok şaşırır....
- Ceplerim öğretmenim.
- Peki kadınların tüylerinin en kıvırcık olduğu yer neresidir?
Velet tereddütsüz yanıt verir:
- Afrika'dır öğretmenim.
- Başlangıçta yumuşak olup da kadınların ellerinde sertleşen nedir ?

Müdür gözleri faltaşı gibi açılmış tam müdahale edecekken Ali yanıtlar;
- Tırnak cilası öğretmenim
- Peki... bekâr bir kadına göre evli kadında daha geniş olan nedir Ali ?

Müdür kulaklarına inanamaz artık
- Yatak öğretmenim.
- Alicim sence şu anda vücudumun en nemli yeri neresi?
- Diliniz öğretmenim.

Nefes nefese kalan Müdür imtahanı bitirmeye karar verir ve;
- Değil bir üst sınıfa, ben bunu doğrudan son sınıfa göndereceğim, der çünkü ben bu sınavı başaramazdım.

Ve rivayet o ki, dediğini de yapar.
KISSADAN HİSSE (Bu öykünün baba fikri)
İNSANLARIN AHLAKI YAŞLANDIKÇA BOZULUR

kemal.erdem
05-07-2007, 06:00
Delinin biri yolun kenarında, tam uçurumun eşiğinde durmuş, aşağıya bakarak “13, 13, 13” diye söyleniyormuş.

Oradan gecen biri, delinin ne yaptığını merak etmiş.

Yanına yanasıp daha “ne yapıy....” diyemeden...

Deli, onu birden uçurumdan aşağıya atmış ve devam etmiş:

“14, 14, 14....”

baron11
05-07-2007, 13:36
ASLI VARDUR

İdris'le Dursun, kahvede ayrı masalarda hafif sıkkın oturuyorlar.

İdris sesleniyor:
- Bana "ayran" desena...
- Ayran!
- Uyy, ben da senun karuna hayran!

Fena halde bozulan Dursun, biraz sonra Idris'e sesleniyor:
- Bana "gazoz" desena...
- Gazoz...
- Uyy, ben da senun karini öptum...

İdris'in dudakları bükülüyor:
- Bu söyledigunun kafiyesi yoktur...

Dursun söze noktayı koyuyor:
- Kafiyesi yoktur ama asli vardur!

HAŞAT
07-07-2007, 21:01
Hamile kadın doğum sancıları çekmekte doktor ise doğumun başlamasını beklemektedir. Tam bu anda bebek kafasını çıkarıp doktora sorar:
- Babam sen misin?
-Hayır ben doktorum.
-Bana hemen babamı çağırın.
Doktor ve anne şaşkındır. Bebek tekrar kafasını çıkarır ve babam daha gelmedi mi diye sorar. Doktor hemen babayı çağırtır. Ardından bebek tekrar babasının gelip gelmediğini sorar. Babası:
- Geldim oğlum işte buradayım. Bebek babasına bana iyice yaklaş der babası iyice yaklaşır. Bebek işaret parmağını babasının alnını bir kaç kez dokundurur ve der.
- Al bakalım, al sana al sana.Nasıl iyi oluyor muymuş?

baron11
08-07-2007, 12:01
Çiftçiye Mercedes - Mercedesçiye İnek

Varlıklı bir Çiftçi "Üç Nokta Motor" şirketinden yeni bir E sınıfı Mersedes alır. Standart dışı ekipmanlar için ödedikleri ile oylum oylum oyulur.

Bir süre sonra Üç Nokta Motor un yöneticisi kendi hobi çiftliği için çiftçiden bir inek alır.

Çiftçi aşağıdaki faturayı düzenler:

Fatura:

1 inek (standard versiyon) tabanfiyat 2.400 €

2 renkli (Black/White) ekstra
Deri kaplama 150€

Yaz kış kullanım için süt depolama 100€

4 adet süt musluğu,her biri 12,50 € dan 50€

2 adet tampon, boynuzda biter,tanesi 17,50 € 35€

Sinek vurucu, yarı otomatik 60€

Doğayla dost ekzos katalizörü 100€

Her türlü hava ve arazi koşulu için botlar 400€

2 devre fren sistemi (ön ve arka bacaklar) 135€

Çeşitli korna melodileri 150€

Gözler , HALOJEN
Farklı yakıt kullanabilme sistemi 1250€

TOTAL 4.910 €

selçuk efendi
14-07-2007, 16:58
Baba erenlerden biri, rüya görüp anlatmak için telaşla tabirciye gider.

Efendim, Allah hayırlara tebdil ede, rüyamda kale kapısından çıkmışım. Bir de baksam önümde ucu bucağı olmayan bir yeşillik. Çayır mı desem, çimen mi desem, bağ mı desem, çay mı desem, ırmak mı desem, deniz mi desem?

Onu da geçtim. Bir ağaç gördüm. Çınar mı desem, servi mi desem, kavak mı desem, ceviz mi desem, kestane mi desem? İşte gördüğüm rüya budur.

Tabirci de:
Allah belanı verecek ama bugün mü desem, yarın mı desem, öbür gün mü desem?

DELL
15-07-2007, 22:29
Amerika'da yasayan bir cocuk 100 dolara sahip olabilmek icin gunlerce,
gecelerce dua eder. Sonunda paraya ulasamayinca
Tanri'ya mektup yazmaya karar verir.Amerikan Posta Idaresi, ustunde yazili
adres olarak sadece
"Tanri, ABD" olan mektubu Amerika
Baskani'na vermeye karar verir. Baskan mektubu
alinca cok hoslanir,cok duygulanir fakat 100 dolar yerine 5 dolar koyar. 5
dolarin kucuk bir cocuk icin yeterli olacagini dusunur. Cocuk gercekten de 5
dolara sahip olmakla tatmin olur ve Tanri'ya tesekkur mektubu yazmaya
koyulur:


- "Sevgili Tanrim, parayi yolladigin icin tesekkurler. Ama mektubu
Beyaz Saray uzerinden yollamissin ve tabii her zamanki
gibi oradaki adi adam 95 dolarini kesip silah almis olmali.
Bana 5 dolar ulasti. Yine de tesekkurler."

DELL
16-07-2007, 22:02
Bill Gates bir araba kazasında ölmüş. Sorgulama için tanrının karşısına çıkmış.

Tanrı demiş ki: "Bill senin durumun hakikaten karmaşık. Seni cennete mi
cehenneme mi yollamalı bilemiyorum. Her eve bilgisayar girmesine
yardımcı olarak insanlığa katkıda bulundun ama bir yandan da Windows gibi bir
rezaleti de yaptın.
Ben de senin özel durumuna göre bir şey yapacağım, cenneti de cehennemi
de ziyaret et, hangisine gideceğine karar ver.
"Tamam" demiş Bill Gates,
"Önce cehenneme bir bakayım." ve inmiş cehenneme. Bir de bakmış berrak sulu bir kumsalda bir sürü güzel kız top oynuyor eğleniyor, güneş parlıyor hava süper.
"Allah" demiş Bill Gates,
"Cehennem böyleyse Cenneti hakkaten görmek isterim." ve
cennete çıkmış. Bir bakmış, bulutların üzerinde bir yer, etrafta melekler
uçuşuyor, insanlar lir çalıyor, güzelce bir yer ama Cehennem kadar değil
"Tamam" demiş tanrıya Bill Gates, "Ben cehenneme gitmeye karar verdim."

iki hafta sonra tanrı, Bill'e bir duvara zincirlenmiş, alevler içinde karanlık bir mağarada ve zebaniler işkence ediyor haldeyken sormuş:

-Nasılsın Bill?
- Korkunç! Burası iki hafta önce geldiğim cehennem değil! Kızların
oynaştığı o güneşli kumsala ne oldu?
Tanrı cevap vermiş:

- O ekran koruyucusuydu....

kemalb
18-07-2007, 22:38
Kopenhag'da bir genç doğum kliniğine girip da­nışmaya başvurdu:

— 48 numaralı odada
yatan genç kızla görüşmek
istiyorum.

Nöbetçi hemşire sordu:

Hay hay! Siz nesi oluyorsunuz hastanın?
Ben mi? Erkek kardeşi?
Bu sırada hemşirenin yanında duran hanım hemen atıldı:

— Öyle mi? Çok memnun oldum tanıştığımıza. Ben
de annesiyim...

DELL
21-07-2007, 12:44
Üniversite yemekhanesine giren bir öğrenci tüm yerler dolu
olduğundan gidip
üniversite profesörünün oturduğu masaya oturmuş.

Profesör kaşlarını çatarak: " Öküzler ve kuslar ayni masada
oturamaz!"


Ogrenci: "O zaman ben ucuyorum..."

Profesor cevaba cok sinirlenmis, sinavda ogrenciye takmis ve
sinavini basarisiz
gecmesi icin elinden geleni yapmis.

Yalniz sinavda ogrenci tum sorulari mukemmel bir sekilde
cevaplamis.
Profesor ogrenciye: Sana son bir soru soracagim - demis.

Yolda yururken iki torba buldugunu hayal et, birinde akil var,
digerinde ise para var. Hangi cuvali alirsin?
Ogrenci: "Para olan cuvali secerdim..."
Profesor: "Ben akil olan cuvali secerdim..."
Ogrenci:"Normal! Kimde ne eksikse onu secer...

Profesor cok sinirlenmis, ogrencinin not defterini alip icine
"Öküz"
yazmis. Ogrenci nota bakmadan odadan cikmis.


Bir dakika sonra ogrenci kapiyi aralamis : "Sayin profesor,
imzanizi atmissiniz, fakat notumu yazmayi unutmussunuz."- demis.

Serenler
24-07-2007, 23:25
MAYMUN ASKINA
Temel, Fransiz ve ingiliz'in bindikleri gemi
batmis.Günlerce aç susuz kaldiktan sonra bir adaya çikmislar.Tam kurtulduk diye sevinirlerken bir dolu yamyamyn bas uçlarinda belirdigini görmüsler.Yamyamlarin niyetinin kötü oldugunu gören kazazedeler :
- Ne olur bizi yemeyin, diye yalvarmislar.
Kral yamyam :
- Sizleri bir teste tabi tutacagizz, en basarili
çikani affedecegiz. Her birinizi birer kulübeye hapsedip birer maymun verecegiz. Bir yil sonunda
en cok yavru maymun dogurtaniniz kurtulacak, demis.Kulubeler hazirlanmis, maymunlar konulmus, kapilar sikica kapatilmis Hergün kapi altindan yemekler gönderilmis. Birinci yilin sonunda kapilarin açilma zamani gelmis. Ilk olarak Fransizin kapisi açilmis. Üç tane yavru maymun oradan oraya zipliyor. Fransiz pestili çikmis bir durumda. Ikinci olarak ingilizin kapisi açilmis. O da harap
durumda ama bes tane yavru dogurtmus.
Son olarak Temel'in kulubesine giderken yamyam
hokomoko :
- Bu Türkler uçkurlarina çok düskün millettir. simdi kapiyi açacagiz en azindan on yavru üzerimize atlayacak demis.Kapi açilmis ama ne görsünler Temel bir kösede kös kös oturuyor., Temel'e verilen maymun harap durumda, ortada da sadece bir yavru var ama onun da bir gozu var bir gozu yok, kafasi gövdesinden büyük, kisacasi tam bir hilkat garibesi!
- Ne lan bu!, demis hokomoko...
Bir yilda dogurta dogurta sadece bunu mu dogurttun?
- Ulan ********ler, demis Temel.Vermissiniz yanlislikla erkek maymunu, bunu buldudugunuza şükredin!

kemal.erdem
25-07-2007, 08:01
Sığır/Sosis



Yüksek teknolojiyle yapılmış bir fabrika sahibinin aptal bir oğlu varmış.

Adam, tek varisi olan oğluna fabrikasını gezdirirken bilgi veriyormuş:

- Bak oğlum, fabrikanın burasından sığırları makinelere sokuyoruz, öbür tarafından sosis olarak çıkıyor!

Çocuk saf saf baktıktan sonra, babasını çıldırtan soruyu yöneltmiş:

- Baba, bunun tersi olamaz mı?

Adam saç baş yolarken oğluna dönüp “bak evladım” demiş:

- O teknoloji sadece annende var!

GÜRKAN
25-07-2007, 16:02
ÇOK YAZIK

Temel satılık papağanları inceliyormuş.

En pahalı papağanın önünde durmuş:

-"Abi bunlar nece konuşuyor?"

-"İngilizce, Fransızca, Almanca"

-"Kaç paradır."

-"On milyon"

-"Lazca biliyor mu?"

-"Bilmiyor"

Temel papağanın burnunu okşamış;

-"Bu buruna yazık!."

:D:D:D

foton
25-07-2007, 16:56
Bu mailime gelen bir fıkra dolayısı ile sadece gülmek amaçlanmıştır hiç bir artniyet sözkonusu değildir.
-------------------------------------------------------------------------------------------------
Tabur´a yeni bir komutan gelmiş ve askerleri toplayarak bir konuşma yapacağını belirtmiş.
Bütün askerler toplanmışlar ve komutan baslamış konuşmaya:
- Bugün tanışmak için sizleri buraya topladım. Benim adım Ahmet, soyadım Kırç. Tekrar ediyorum, Kırç.
Arada R var. Sakın ola diliniz sürçmesin çok fena yaparım. Herkes iyice ezberlesin hata istemem !
Askerler dağılmışlar ve herkes "Arada R var, arada R var" diye içinden ezbere koyulmuş.
Komutan ise bu konuda ne kadar hassas olduğunu göstermek için sağda solda gördüğü askere soruyormuş:
- Sen - Emredin komutanım! - Soyadım ne benim ?! - Kırç komutanım. - Aferin ! İşinin başına !
Komutan böyle böyle hergün bir kaç kere soyadını soruyor ancak kimse şaşırmıyormuş.
Laz ise bu konuda çok sancılıymış. Ya birgün piyango kendisine çıkarsa ve şaşırırsa diye daralıp dururmuş.
Nihayet birgün tören esnasında komutan aniden arkasına dönmüş ve Laz'ı işaret ederek
- Sen ! Soyadım ne benim ?! Laz heyecandan konuşamıyor, nutku tutulmuş.Yaprak gibi sallanmaya başlamış.
Komutan gayet sinirli - Sana söylüyorum, cevap ver, asabımı bozma !
Hemen arkasındaki arkadaşı bakmış Laz'in başı belaya girecek hemen fısıldamış :
- Arada R var, arada R var...


Bunun üzerine Laz cevap vermiş:


- Gört !!!

ÇAKAL
26-07-2007, 08:39
Fadime iş bulmak için hiçbir çaba harcamayan Temel’e bağırıp çağırıyormuş...
Ama Temel’in umurunda bile değilmiş...
Fadime bir gün nihayet patlamış;
“-Daha fazla dayanamayacağım... Utanç içindeyim... Kiramızı babam, mutfak masraflarımızı annem karşılıyor... Bizi kızkardeşim giydiriyor... Arabamızın masraflarını da halam karşılıyor...”
Temel yattığı yerden, “Bence de utanmakta haklısın hayatım” diye söylenmiş;
“-İki erkek kardeşinden yıllardır hiçbir şey göremedik...”:he::he:

kayakaynar
26-07-2007, 17:31
köyün birinde adam pazarda eşeğini 50 milyona satmış.bir dahaki pazarda bir de bakmış ki sattığı eşek 100
milyona satılık ve başında bir çok alıcı yarışıyor.bunda bir iş var diyerek eşeğini 150 milyona geri almış ve
denemek için bir sonraki pazara götürüp 250 milyona satışa koymuş. kalabalık hemen etrafını sarmış ve
hararetli bir artırmadan sonra eşek 500 milyona alıcı bulmuş. adam hayretler içinde kalarak paraları cebe
koymuş. bir sonraki pazara giderek eşeği takip etmiş.bir de ne görsün eşek 750 milyona satılık ve etrafı
kalabalık bir alıcı topluluğu, pazarlık sürüyor. eşeğe 950 milyona kadar fiyat veren bir adamın yanına giderek
eşeğin bir zamanlar kendi tarafından 50milyona satıldığını ve zaman içinde elden ele satılarak buraya kadar
geldiğini ve bu fiyatı etmeyeceğini anlatmış. adam yanılıyorsun demiş, eşeğin bir milyarda direnci var burayı
geçerse taa birbuçuk milyara kadar gider, onun için bu fiyatı veriyorum....

HAŞAT
27-07-2007, 13:32
Affınıza sığınarak yazıyorum ancak çok güldüm ve paylaşmak istedim.

Aralarında Bill Gates'in de eşinin bulunduğu Amerika'nın dolar milyarderlerinin eşleri haftanın bir günü toplanıp havadan sudan konuşurlarken konu dönmüş dolaşmış kocalarının cinsel performansları ve penis boylarına gelmiş.
Sırasıyla hepsi konuyu arkadaşlarına abartılı bir biçimde anlatıp övünüyorlarmış. Bakmışlar ki Bill Gates'in karısından ses seda çıkmıyor ona da sormuşlar seninkinin ki nasıl diye. O da cevap vermiş:

-Hem micro hem de soft.
Sevgiler.

baron11
28-07-2007, 13:10
VAR MI ARTTIRAN

Müzayede devam ederken adamın biri yerinden kalkarak kürsüye gider ve sunucunun kulağına birşeyler fısıldar.

Sunucu önündeki çan'a hafifçe dokunarak, yüksek sesle:
"Sayın misafirlerimiz.."
"Bu beyefendi salonumuzda, içinde 10 bin dolar bulunan kahverengi deri bir cüzdan kaybetmiştir..
Cüzdanı kendisine getirene 2000 dolar mükafat verecektir..."

Kısa bir sessizlikten sonra arka sıralardan biri
"2500!.."

BEHAVIOUR
30-07-2007, 00:32
İstanbul\'a yeni gelen köylü, ku*yumcu dükkânının vitrinini merakla inceliyordu.
Kuyumcunun çırağı, onunla alay etmek için:
-Hemşerim, dedi, ne bakıyor*
sun öyle?


Hiç... Bu dükkânda ne satılır
diye merak ettim de...
Çocuk güldü:
-Eşek kafası satılır.
-Allah versin versin... Alışverişiniz yolunda olmalı...
-Nereden bildin, dayı?
-Baksana, koca dükkânda seninkinden başka kal*mamış


:he::he::he:

foton
30-07-2007, 17:16
>>>Subject: ramazan fıkrası :)
>>
>>
>> > > >Tilki ormanda gezmektedir. bir
>>ağacın dalında asili bir geyik budu görür.
>> > > > >Açtır ama şüphelenir; kontrol etmeye baslar ve görür
>>ki bu bir tuzak.
>Geyik budu bir iple bombaya bağlıdır Epeyce uzağa
>>gider ve başını kollarının üzerine koyarak yatar biraz sonra kurt gelir,
>>budu ve yatan tilkiyi görür.
>> > > > >tilkiye sorar
>> > > > >- Napıyorsun dostum? .. Tilki cevap verir
>> > > > >- Hiç... yatıyorum...
>> > > > >- Burada bir bud var
>> > > > >- Evet var
>> > > > >- Neden yemedin?
>> > > > >Tilki sakince cevap verir
>> > > > >-BU GÜN ORUCUM
>> > > > > Kurt kendinden emin
>> > > > >- Ben yiyeyim o zaman
>> > > > >Tilki
>> > > > >- Buyur afiyet olsun... der.
>> > > > > Kurt geyik buda uzanır uzanmaz bir patlama ortalık
>>toz duman ..
>> > > > >Kurt yaralı hareketsiz 10 metre uzakta perişan halde
>>yatarken tilki sakince budu yemeye baslar.
>> > > > >
>> > > > >Bunu gören kurt -"LAN ŞEREF*** HANI ORUÇTUN?!!" >
>> > > >TILKI PISKIN PISKIN
>> > > > >
>> > > > >- Biraz önce top patladı, duymadın mı....?

HAŞAT
03-08-2007, 00:16
Komutan emir erini çağırır.
-Koş oğlum bana bir lazer yazıcı getir.
-Emredersiniz komutanım.
Bir iki dakika sonra emir eri yanında bir asker ile çıkagelir. Komutan şaşkın ve kızgın olarak sorar.
-Bu ne oğlum?"
-Komutanım lazer yazıcı işte.
-Dalga mı geçiyorsun asker?
-Hayır komutanım. Bakın hem laz hem er hem de yazıcı.
Komutan emir erinin sağlığına ve cahilliğine güler ve der:
-Allah'tan scanner istemedim.

Sevgiler.

JAKO
03-08-2007, 22:10
Yazın Güzün abla, okur mektubunu açar; "Güzün ablacığım, ben 33 yaşında tam evde kaldım derken, hayatımın erkeğini bulmuş bir okurunuzum, bilseniz, çok yakışıklı, çok kibar, centilmen, bir genç kız ne ister ne düşler, hepsi onda, ancak bi sorunumuz var, beni evine götürdü, annemlerle tanıştırayım seni dedi, gittik evine, evde kimse yokmuş, biz de bekleriz dedi, beklerken birer kola içelim dedi, kola ikram etti, içtik kolalarımızı.. ne olduysa ondan sonra oldu, derin bir uykuya daldı, iki gündür uyuyor, sizce ne yapmalıyım, annelerini beklemelimiyim? Zahide".

Yazın Güzün abla, köşesine yazısını yazdı : "Kızım, seni annen, kadir gecesi mi doğurdu?"

BEHAVIOUR
04-08-2007, 14:42
Adam elindeki son 500 dolarla kumar oynamaya karar verir ve Las Vegas'in yolunu tutar...
Ve inanilmaz bir talih; tam 3 milyon dolar kazanir.Hemen otel yonetiminin kendisine tahsis ettigi kral dairesine cikar ve karısına telefon eder:
"Hayatim, evde misin?"
"Evet kocacigim."
"Iyi. Hemen hazirlan o zaman.
Cabuk bavulunu hazirla.
Kumarhanede tam 3 milyon dolar kazandim."
Kadin sevinc dolu bir ciglik atar
"Ayyyyyyyyyyy harikasin!! Hemen hazirlaniyorum.. Peki ama nereye?
Paris?; Karayipler?; Acapulco?; Guney Amerika?..."
Adam cevap verir:
"Umrumda degil. Sadece eve dondugumde coktan gitmis ol."

BEHAVIOUR
04-08-2007, 14:44
Nasrettin Hoca evlen* meye niyetlenir. Eş- dost bir hatuncağızı öve öve göklere çıka* rırlar.

Şöyle huylu!
Böyle soylu!
— Dünyalar güzeli... Hoca'nın gönlünü çelerler.



Evlenirler. Zifaf gecesi yüz görümlüğünü veren Ho* ca, gelinin duvağını kaldırır. Aman Allah'ım! Çirkin bir gelin.

Gelin hanım, kocasına sadakatini göstermek için:

— Hoca efendi, akrabalarından kime görüneyim, ki*
me görünmeyeyim? diye sorar.

Hoca şaşkın:

— Aman hatun, bana görünme de kime görünürsen
görün... der.

BEHAVIOUR
04-08-2007, 14:46
Adam kaynanasıyla birlikte Avrupa gezisine çıka* caktı, arkadaşı sordu:

Yahu sen hep kaynanandan yakınıp durmaz miy*
din? Şimdi de Avrupa gezisine mi çıkarıyorsun?
Ne yapayım kardeşim, sık sık Avrupa'yı görme*
den Allah canımı almasın! deyip duruyor... Benimki, bir
umut işte...

BEHAVIOUR
04-08-2007, 14:47
Temel otelde kahvaltı ederken, tabağındaki zeyti*ni bir türlü çatalıyla yaka-layamaz. Epeyce uğraştığı- nı gören garson, yanına yaklaşır, çatalı alır ve bir seferde zeytine batırır. Temel küçümseyerek bakar:



— Uyy garson, ha pu zeytinu pen yormasaydum, sen
oni zor yakalayaçağitun.

BEHAVIOUR
04-08-2007, 14:47
gördüğüm bu 3 fıkrayı paylaşmak istedim çok hoşuma gittilerde.:he:

JAKO
05-08-2007, 11:27
Adamin biri sinemaya gider. Tam sinemada film baslarken önüne saçini kazitmis biri oturur ve sinemanin isiklari bu saçini kazitmis adamin kafasina vurur... Arkasindaki adam bir turlu filmi izleyemez. Adam içinden "sunun ensesine bi tane yapistirayim" der sonra "Oglum adam iri yari.Ellese bile beni parçalar" diyip vazgeçerken yanina Temel oturur..
Adam Temel'e donup "Su kafasini kazitmis adamin ensesine bi tane vur sana 5 milyon verecem" der. Temel de dayanamaz adamin ensesine bi tane yapistirir ve devam eder "Ulan Hasan sen burada miydin" der. Adam donup
"Ne Hasani kardesim" der Temel de "Pardon kardesim karistirdim" der ve adam onune donunce 5 milyonunu alir.

Adam dayanamaz ve Temel'e donup "Kardes bi tane daha yapistir sana 10 milyon verecem" der. Temel bi tane daha adamin ensesine vurur ve ilave eder "Hasan sensin be yeme beni" Adam donup "Hasan degilim kardesim be " diyip
on koltuklardan birine oturur.

Temel'in yanindaki adam artik filmi birakip bu kafasini kazitan adami aramaya baslar ve bulur hemen Temel'e donup "Bak kardesim iste oraya oturmus. Git ensesine bi tane daha vur sana cebimdeki tüm parayi verecem" der. Temel hemen kafasini kazitmis adamin arkasina geçip ensesine bi tane yapistirip

"Ulan Hasan burda miydin, ben de yarim saattir arkadaki
adami sen sanip ensesine vuruyorum"...

BEHAVIOUR
06-08-2007, 23:27
Cafer komadadır. Yanında ise karısı... Cafer\'in gözleri nemli, kısık sesiyle karısına doğru bakar ve konuşmaya başlar:\"İlk işten kovulduğum zaman yanımda idin. İflas ettiğim gün oradaydın. Vurulduğum zaman ilk gözümü açtığımda seni gördüm. Trafik kazası geçirdiğimde hastanede hep başucumdaydın...Karısı takdir edilmenin mutluluğunda tabi.\"Şimdi komadayım yine başucumdasın. Sonunda anladım ama, çok geç oldu; yahu sen ne uğursuz karısın

kantar
07-08-2007, 16:04
Osmanlı döneminde iki arkadaş;bir balığın:erkek mi? Yoksa dişi mi? Olduğunun nasıl anlaşılacağını tartışırken, bunu; bir balıkçıya sormaya karar verirler.
Balıkçı : “ Balığın erkek mi? Dişi mi? Olduğunu: yumurtasından anlaşılır” der. Meraklı kişiler:
Ya yumurta zamanı değilse ?...diye tekrar sorarlar.
Balıkçı :
“O zaman kılçığına bakılır.” Diye yanıt verir.
Meraklı kişiler:
“ Ya Pişmemişse ?deyince
“O zaman, karşıdaki konağın aşçısına sorun O daha iyi bilir. “der.
Konağa gidip Aşçısına aynı soruyu sorarlar.
Konağın aşçısı;
“ Durun !... Bizim paşaya sorayım der.”.
Meraklı kişiler :
“ Paşa balıktan çok mu iyi anlar?diye sorarlar.
Konağın aşçısı:
“ Yok. Hiç anlamaz. Ama onun ; her zaman dediği dediktir.! Diye yanıt verir.

kantar
07-08-2007, 16:08
Askerde kamuflaj yarışması vardır. Herkes çuvallara girecek, komutan gelip tekme atacak; onlar da hayvan sesleri çıkaracaklardır; komutan da beğenirse onaylayacaktır. Komutan birinci çuvala vurur. Hav hav hav, komutan aferin der, köpek çuvalı. İkinci çuvala vurur, miyav miyav. Komutan gene beğenir. Böyle on onbeş çuval gezer... Hepsi çok iyi taklit yapıyorlardır. En son çuvala vurur ses yok. Daha sert vurur gene ses yok, tekme, tokat, tahta, tüfek, ses yok. Askerlere emir verir iyicene tekmeleyin diye. Çuvaldan kan sızmaya başlıyor. Beş dakika sonra da ince, bitkin bir ses:
- Patateeeeeees..

kantar
07-08-2007, 16:10
Güney Amerikalı bir subayla bir er konuşuyorlar: - Savaşta bir düşmana rastlarsan ne yaparsın? - Vururum. - Doğru, peki bir düşman bölüğüne rastlarsan ne yaparsın? - Vururum - Olmadı. Koşup karargaha haber verirsin. Peki savaş meydanında bir inek görürsen ne yaparsın? - Vururum. - Olmadı. - Koşup karargaha haber veririm. - Yine olmadı.Boynuzlarından tutup karargaha sürüklersin. Şimdi beni görürsen ne yapacağını söyle.. - Vururum. - Olur mu canım. Ben senin komutanınım. - Döner karargaha haber veririm. - Yahu ben düşman bölüğü değilim ki. - Hah tamam. Boynuzlarından tutup karargaha sürüklerim...

kantar
07-08-2007, 16:15
Holywood’un ünlü komedyenlerinden Jerry Lewis, cimriliği ve faturalarını geç ödemesiyle tanınmış bir kişidir. Şöyle ki:
Jerry Lewis’e bir gün, terzisinden, altında şöyle bir not bulunan bir fatura gelmişti:
“Bu fatura tam bir yaşındadır.”
Jerry Lewis, faturayı ikinci bir notla geri gönderir:
“Doğum günü kutlu olsun!”

kemalcoban
12-08-2007, 21:28
iki dalgıç denizin dibinde buluşmuşlar biri diğerine niye yukarıya çıkmadığını sormuş o kişi de yukarıya yağmur yağdığını ondan çıkmadığını belirtmiş.

Ebu Computer
13-08-2007, 01:21
Erzurum'a ayna Gelir.

Şıhbızın köyünde, o tarihe kadar kimse ayna görmemiştir. Adamın biri,
ilk rastladığında, aynayı alıp bakmaya başlar. Ardından, aynada gördüğü
kişiyi ölen kardeşi zannedip ağlamaya başlar :

- Vay benim zavallı gardaşım, vay benim zavallı gardaşım. Aynayı koynuna
alıp yatar. Hanımı, eşinin, aynayla yattığını görünce şüphelenir.

Uyandırmadan adamı, aynayı alıp bakar. Öfkeden kudurmuştur.

- Vay ! der heyecanla. Herifim, beni bir garıylan aldatır. Aynayı alıp,
köyün şıhına gider. Aynayı göstererek Şıh Efendi, der. Benim herif beni
bir garıylan aldatır. Aha garı da burdadır.

Şıh aynayı alıp, bakar.

- Bacım, bu, bir garıdan ziyade, gavata benziir. :D :D :D

Saygılarla...
:cool:

HAŞAT
15-08-2007, 14:42
Bir gemici geç vakit otele gelmiş.Yer olup olmadığını sormuş:
-İki kişilik bir odada tek yatağım var, demiş resepsiyondaki adam.Ancak pek tavsiye etmem.Çünkü öteki yatakta fena halde horlayan bir delikanlı yatıyor.
-Önemli değil, demiş gemici, verin bana o yatağı...
Ertesi sabah gemici hesabı ödemeye indiğinde otelci sormuş:
-Nasıl uyuyabildiniz mi?
-Çok güzel uyudum , demiş gemici...
-Yanınızdaki müşteri hiç horlamadı mı?
-Hiç horlamadı...
-Ama nasıl olur?
-Odaya girince yanağından
"Merhaba güzel çocuk" diye bir makas aldım. Sabaha kadar
gözlerini kırpmadan yatakta oturdu...

Ebu Computer
22-08-2007, 08:02
DOKTOR, hastaya ilaçları vermiş ve eklemiş:

-"Bundan sonra günde beş sigara, bir ay sonra yine gel?"

Ertesi ay , daha ertesi ay , doktor sigara sayısını her ay düşüre düşüre son muayenede kestirip atmış:

-"Yok kardeşim bu böyle olmayacak , günde bir sigara bile yok!"

Hasta boynunu bükmüş:

-"Ben hiç içmezdim ki, sen beş sigarayla başlattın!"

:D :D :D

Saygılarla...
:cool:

baron11
28-08-2007, 12:12
BAŞKA ÇİMSE YOK Mİ?

Temel, bir gün tarlasından eve dönmektedir. Karadeniz bölgesinin sarp arazisindeki patikada ilerlerken, birden ayağı kayar ve yüzlerce metre derinlikteki uçuruma yuvarlanır. Can havliyle, uçurumdaki bir ağacın dalına tutunur. Aşağıya bakar, metrelerce derinlikte ve dibinde de sivri kayalar. Belki duyan olur da kurtarmaya gelir diye avazı çıktığı kadar bağırır:
-Çimse yok miiii!
Bir kaç kere daha bağırır. Sonunda, ta yukarılardan, gökten bir ses duyar:
-Ey kulum Temel! Düşüp ölsen ne var ki? Seni cennetime koyarım. Eğer emirlerimi yaptıysan, yasaklarımdan kaçındıysan, kul hakkı yemediysen hiç korkma!
Temel şöyle bi düşünür, emirlerden hemen hiçbirini yapmamış, yasakların neredeyse tamamını yapmış, kul hakkı desen sadece Fadime'nin hakkını ödeyemez. Başını kaldırıp, tekrar bağırır:
-Başka çimse yok miiii!

baron11
28-08-2007, 12:14
Araban var derdin var

İki deli, yolda giderken bir direksiyon bulunca çok sevindiler. o sevinçle "saatte 160la" uzunca bir süre yol aldıktan sonra benzincinin önünde durdular. "arabayı süren":- onbin liralık, dedi, süper olsun.benzinci ikisini de tepeden tırnağa süzdükten sonra:- gidin işinize be! diye bağırdı, sizin civatalarınız gevşek!İkincisi, "araba kullanana" döndü:- gördün mü! araba masraf kapısı açtı bile!

ÇAKAL
28-08-2007, 12:24
Cafer komadadır. Yanında ise karısı... Cafer\'in gözleri nemli, kısık sesiyle karısına doğru bakar ve konuşmaya başlar:\"İlk işten kovulduğum zaman yanımda idin. İflas ettiğim gün oradaydın. Vurulduğum zaman ilk gözümü açtığımda seni gördüm. Trafik kazası geçirdiğimde hastanede hep başucumdaydın...Karısı takdir edilmenin mutluluğunda tabi.\"Şimdi komadayım yine başucumdasın. Sonunda anladım ama, çok geç oldu; yahu sen ne uğursuz karısın :super::super:

Ebu Computer
30-08-2007, 01:28
Temel, kahveden cikinca kapinin onunde bir saatlik bir gecikme icin park cezasi yazan trafik polisiyle burun buruna gelmis..."Yazma su cezayi memur bey" demis...

Polis onu hic umursamadan cezayi yazmaya devam edince onun bir "Isguzar" oldugunu soylemis...Polis Temel'e soyle bir bakip, "Asinmis lastikler" icin ikinci bir ceza makbuzunu yazmaya baslamis...

Temel, ne kadar ceza yazarsa yazsin, ona viz gelecegini soyleyince polis ilk iki ceza makbuzunu arabanin silecegi altina sikistirip ucuncu makbuza baslamis...

Bu surtusme 20 dakika kadar surmus, polis ceza uzerine ceza yazmis...

Temel hic orali olmamis...

Yurumus, karsi kaldirimda park ettigi arabasina binip, surmus gitmis...:)

:D :D :D :D :D

Saygılarla...
:cool:

ÇAKAL
30-08-2007, 01:30
Temel hic orali olmamis...

Yurumus, karsi kaldirimda park ettigi arabasina binip, surmus gitmis...:)

:D :D :D :D :D

Saygılarla...
:cool::super::super:
İşte o kadar.
:):)

Ebu Computer
30-08-2007, 01:38
Amerikali bir cift doktora gitmisler.
Doktor genel bir muayeneden sonra bir sorunlari olup olmadigini sormus.
Adam biraz utanarak "Biz burada bir sevissek, bizi seyreder misiniz ?" diye sormus.

Doktor her ne kadar garip bulsa da "Peki bakalim" demis.
Adamla kadin cilginlar gibi sevismisler.

Doktor "Sevismenizde bir problem gormuyorum." demis ve 100 dolarlik faturasini kesip vermis, 100 dolarlarini almis.

Aradan bir hafta gecmis. Cift yeniden gelmis. Yine ayni hikaye... Yine sevismisler doktorun muayenehanesinde. Yine vermisler bir 100 dolar.

Bir, uc, bes derken doktor bu iste bir bit yenigi oldugunu dusunmeye baslamis.Son sevismelerinden sonra faturasini keserken sormus:

"Bu durumu biraz garip buldugumu tahmin etmissinizdir. Soyler misiniz bana bu benim onumde sevismek hikayesi nedir ?"

Adam yine biraz utanarak aciklamis:

"Doktor bey, biz ikimiz de evliyiz. Anlayacaginiz gibi ayri ayri kisilerle tabii. Sevismek icin nereye gidelim diye dusunduk. Sheraton'a gitsek 182 dolar, Hilton'a gitsek 152 dolar. Daha basit bir otele gidebiliriz ama hijyenik kosullardan endiselerimiz var. Sizin muayenehane piril piril. Ustelik size verdigimiz 100 dolarin 85 dolarini da saglik sigortasindan geri aliyoruz."

:D :D :D :D :D :D :D

Saygılarla...
:cool:

DUVAR USTASI
30-08-2007, 02:48
Amerika'da adamin biri isine giderken birden anormal
bir trafigin içine düser, ama trafik bir milimetre bile
kıpırdamamaktadır. Bir süre sonra arabasının yan camına
birisinin tıkladıgını görür ve camını açar.
-Ne var, ne olmus acaba ???

-Teröristler Bush'u yakaladılar.... Eger 1 Milyar dolar
verilmezse,üzerine benzin döküp yakacaklarmıs.

-Haa simdi anladım bu trafigi...

-Yaa iste onun için herkesten biraz yardım topluyoruz.

-Insanlar ne kadar veriyor ortalama olarak ?

-Valla yaklasık olarak 5'er litre...!!!

Ebu Computer
30-08-2007, 14:29
Genc nişanlılar ertesi gün evleniyorlardı .

Erkek:

"Sevgilim, sabrım tükendi. Ne olur odama gel. Nasıl olsa yarın evleneceğiz. "

Kız öfkeyle yanıt verdi:

"Yağma yok öyle. Her seferinde böyle kandırdılar. Bir daha çürük tahtaya basmam."

:D :D :D :D

Saygılarla...
:cool:

kemalb
31-08-2007, 22:27
İZİN

Zorunlu askerliğini yapmakta olan genç babaannesine koli içerisinde bir el bombası yollar, pimine yapıştırdığı kağıtta;
-Babaanneciğim, benim acilen izine gelmemi istiyorsan lütfen bu halkayı yerinden çekip çıkar!...

baron11
01-09-2007, 15:04
TEMEL VAFTİZ İLE KATOLİK OLUNCA

Yakışıklı mı yakışıklı, pırlanta gibi bir delikanlımız, gurbet ellere Almanya'ya, Almanyanın güneyi Bavyera'ya çalışmaya gider.
Hergün iş arar, arar ama bir türlü iş bulamaz.

Çok güzel, güzel olduğu kadar alımlı, tutkulu bir Alman kızı ile seviyeli bir ilişkiye girer. İlişki aşka dönüşür. Aşk vazgeçilmez bir hal alır. Ve... kız ailesine Temel'e olan karasevdasını açıp, evlenmek istediğini söyler.

Güneş ne kadar çoksa din de o kadar yoğun olur misali, güneyli baba da kendi dini şartını koyar ortaya.
"Temel mutlaka hristiyan olmalıdır, üstelik de hasosundan katolik...!"

Angelika, usulca Temel'e durumu açar, ama Temel'in tepkisi serttir.
"Pen pir daha asla sünnet olmam..!!!"

Güzel Angelika (Fransızlar "anjelik" diye okuyor, daha bir hoş oluyor) olayın bir seremoni, bir törenden ibaret olduğunu, bir tascık kutsal su ile rahip efendi tarafından kutsanacağını anlatır.

Zaten denizci olan Temel bu öneriyi rahatlıkla ve merakla kabul eder.

Bütün aile bir arada, en şık elbiselerini giymiş kilisede buluşurlar.

Tören başlar. Rahip:
- Ey müslüman olarak dünyaya gelen, şimdi baba, oğul ve kutsal ruhu kabul eden Temel evladım. Şimdi seni bu kutsal suyla kutsayacağım...

Rahip işaret parmağı ile orta parmağını suya sokar Temel'in alnına iki damlacık su, gereken duaları eder ve bu eylemini üç kez tekrarlar.

Ailede büyük bir sevinç, Angelika hem mutlu hem hayran...
Uzun lafın kısası iki genç "dünya evine" girerler.

Oturdukları mahalle çok şirin. Dindarlığın iyi tarafı, komşuluk ilişkileri de son derece iyi. Gelenekler hiç bozulmamış. Bozulmamış ama Temel'inki de sapasağlam yerinde.

Temel balkonda mangal yapmaya bayılır. Pişirdiği etleri komşularına ikram edince Alman komşular da bu işe bayılır. Gel gelelim cuma günü gelince işin tadı kaçar. Hristiyan aleminin katolik mezhebinde, cuma günü et yemek yasaktır. Cumaları et yerine balık tercih edilir. Temel'in buram buram kokan pirzolaları, külbastıları komşuları rahatsız eder. Angelika'ya haber verirler. O da sevgili kocasına durumu anlatır. Bir sonraki, bir sonraki cuma derken şikayetler artar. Angelika ricasını yineler. Temel de sevgili karısına "yemin-i billah eder" "Ben et değil balık pişiriyorum" diye.

Angelika'cık sonunda çareyi, bir bahane ile cuma günü çaktırmadan sevgili kocasının yanında evde kalmakta bulur.

Vakit öğleye yaklaşınca aslanımız Temel, mangalını-ızgarasını, pirzolalarını hazırlar. Angelika pür dikkat olayı izlemektedir.

Mangal köz tutmadan Temel alır bonfileleri, pirzolaları yanına. Gider bir de içerden düğün hediyesi gümüş kâse getirir. Koyar içine suyu batırır parmaklarını başlar okumaya...

- Ey sen anasından dana, danasından pirzola olarak doğmuş olan et, ettum senu paluk...!

abrakadabra
02-09-2007, 14:01
- Ey sen anasından dana, danasından pirzola olarak doğmuş olan et, ettum senu paluk...!



truttum bunu yaşaaaa

kantar
02-09-2007, 18:47
Nasreddin Hoca, bir gün eşeğiyle odun getirir. Hava da cok sıcak olduğundan hem kendisi hem eseği kan ter içinde kalırlar. Hoca odunları indirir, yerleştirir. Karısına:
- Hatun, eşek cok yoruldu, onu bir yemleyiver, diye seslenir.
Karısıda o gün yorgun olduğundan:
- Efendi, benim işim var, sen yemleyiver, der.
Hoca sıcaktan iyice bunalmış vaziyette kendini minderin üzerine atar.
- Olmaz! Hiç halim yok, veremem, sen ver der.
Eşeğin yemini sen vereceksin ben vereceğim derken iş kızışır. Epeyce tartışırlar. En sonunda Hoca:
- Pekala! Öyleyse aramızda bahse tutuşalım. Kim önce konuşursa eşeğe o yem versin. Anlaştık mı? der.
Karısı teklifi kabul eder. İkisi de birer köşeye çekilirler. Az sonra kadın, el işini alarak komşuya gider. Hoca birşey diyemez. Aradan biraz zaman geçer. Eve bir hırsız girer. Hoca'yı görünce kaçacak olur. Ama Hoca'dan hiç ses ve tepki gelmediğini anlayınca kaçmaktan vazgeçer. Ortalıkta ne var ne yoksa koca bir çuvala doldurur. Hoca'nın gözleri önünde çuvalı yüklenerek evden çıkar. Karısı epey zaman sonra eve girip evin halini görür. Eşyaların yerinde yeller esmektedir. Telaşla:
- Bu ne hal? Efendi! diye çiğlik atar.
Hoca yattığı yerden doğrularak:
- Haydi bakalım Hatun, bahsi kaybettin. Eşeğin yemini sen vereceksin! der.

kantar
02-09-2007, 18:55
Bir zenci ormanda yürüyormuş. Birden uzaktan gelen garip sesler işitmiş :
"Çan Lin Wang, Wung Çon Li..."
Sesin geldiği yöne doğru yürümeye başlamış. Birkaç saniye sonra sesler yine duyulmuş :
"Po Mang Fu,Wong Ton Çi...".
Bu arada adam açık bir alana gelmiş, bir de bakmış ki mistik görünümlü bir göl var. Az ötede de bir Çinli duruyor. Hemen yanına gitmiş ve bu tuhaf seslerin ne olduğunu sormuş.
"Haaa" demiş çinli, "Bu göl büyülü. Eğer bir taş sektirirsen sana atalarının isimlerini söylüyor. Bak şimdi.." ve bir taş sektirmiş. Büyülü ses yine duyulmuş :
"Wu Lang Çing, Hung Wong Lu..."
Çinli Zenciye "Haydi sen de dene" demiş. Zenci bir taş almış ve sektirmiş ve ses duyulmuş:
- Şem Pan Ze

kantar
02-09-2007, 18:59
Bir savaş gemisi karanlık ve sisli bir gecede yol alıyormuş. Derken kaptan köşkündeki komutan tam karşıda ve uzakta üzerlerine doğru gelen bir ışık farketmiş. Hemen karşı tarafa sinyal göndererek şu mesajı geçmiş: -"Derhal rotanızı 30 derece doğuya çeviriniz" Karşıdan anında cevap gelmiş:
-"Sen rotanı 30 derece batıya çevir!" Komutan şaşırmış, biraz da sinirlenmiş, mesajı tekrarlamış:
-"Rotanı derhal 30 derece doğuya çevir, emrediyorum!" Karşıdan cevap:
-"Asıl sen rotanı 30 derece batıya çevireceksin!"
Komutan öfkeden küplere binmiş, bir mesaj daha yollamış.
-"Ben 30 yıllık kaptanım, sana son kez emrediyorum, rotanı 30 derece batıya çevir!"
-"Sen 30 senelik kaptansan ben de 20 senelik denizciyim, sen rotanı 30 derece doğuya çevir."
Komutan, o kadar sinirlenmiş ki, hemen mürettebata bütün topları ateşe hazır hale getirmelerini emretmiş ve son kez bir mesaj göndermiş: -"Burası bir savaş gemisi, derhal rotanı 30 derece batıya çevirmezsen ateşe başlayacağız."
-"Burası da bir deniz feneri.. Sen rotanı bir an önce 30 derece doğuya çevirmezsen birazdan kayalara çarpacaksın"

kantar
02-09-2007, 19:02
:)
Savcı, sanık sandalyesindeki yaşlı teyzeye sorar :
- Bize yaşınızı söyler misiniz?
- 86 yaşındayım
- Lütfen bize olay günü neler olduğunu anlatın
- O gün hava çok güzeldi ve ben parkta oturuyordum....derken o adam geldi yanıma oturdu
- Onu tanıyor muydunuz?
- Hayır ama tatlı birine benziyordu
- Sonra ne oldu?
- Birden bacaklarımı okşamaya başladı...
- Ona engel oldunuz mu?
- Hayır
- Neden?
- Çünkü hoşuma gitti.. kocam 30 yıl önce öldüğünden beri kimse bana böyle dokunmamıştı....
- Sonra ne oldu?
- Sonra göğüslerime dokundu....
- Engel oldunuz mu?
- Hayır
- Neden?
- Çünkü bana kendimi uzun zamandır ilk defa bir kadın gibi hissettiriyordu...
- Sonra ne oldu??
- O kadar tahrik olmuştum ki bacaklarımı açtım ve "SEVİŞ BENİMLE HADİ SEVİŞ BENİMLE!!!"diye bağırdım...
- Sizinle sevişti mi??
- HAYIR!! Ben öyle bağırınca o da birden "GÜLÜMSEYİİİN, KAMERA ŞAKASIIII!!"diye bağırdı ben de onu vurdum !!!!!!! :)

kantar
02-09-2007, 19:12
Bir şirketin kapısında bir ilan asılmış şöyle yazıyor:
"Dakikada 70 kelime yazabilen, Bilgisayar bilen, Yabancı dili olan eleman aranıyor"
Bir köpek ordan geçerken bu ilanı görüyor..bir süre bakiyor; bakıyor,derken ağzıyla kağıdı yerinden söküp ofise giriyor, doğru müdürün odasina...Ve müdürün karşısına geçip ağzında kağıtla ona öylece bakıyor... Adam bunu görünce kahkahayi basiyor....
- "Hahahahahahaaa ama ben bir köpeği işe alamam ki??"
- Ama köpek ısrarla kağıdı adama uzatıyor...Ve müdür sonunda diyor ki
- "peki o zaman sana bi mektup vericem bunu yaz bakalım"
Köpek kağıdı alıyor,bilgisayarın başına geçiyor, gayet güzel tıkır tıkır mektubu yazıp bitiriyor...Müdür şok oluyor,ama bozuntuya vermeden bu sefer diyor ki:
- "Bak şöyle şöyle bir uygulamaya ihtiyacımız var, buna bir program yaz çalıştır bakalım.."
15 dakika sonra köpek bilgisayarda o problemi çözecek süper hızlı bir uygulama yaziyor, adam inceliyor ve dumur oluyor....Artık söyleyeceği tek sey kalıyor:
-"Sen inanılmaz birşeysin!!! Ama yine de seni ise alamam...Ne yazik ki senin herşeyin mükemmel ama yabancı dilin yok" Ve köpek cevabi yapistiriyor:
-"Miaaooooowwwwww"

kantar
02-09-2007, 19:32
Büyük şirketlerden birinin patronu ,bilgisayar sistemleriyle ilgili önemli
bir arızanın acilen giderilmesi için bilgisayar mühendislerinden birinin
evine telefon etmesi gerekir. Adamın evine telefon eder ve karşı taraftan
fısıldayan bir çocuk sesi "Alo" der.


Bu kadar önemli bir konuyu bir çocukla konuşmak istemeyen patron
sorar:


"Baban evde mi?"


Çocuk fısıldayarak cevap verir "Evet"


Patron sorar "Onunla konuşabilirmiyim?"


Çocuk fısıldayarak cevap verir "Hayır"


Patron şaşırarak "Peki annen evde mi?"


Çocuk fısıldayarak "Evet"


Patron , "Peki onunla konuşabilirmiyim?"


Çocuk yine fısıldayarak "Hayır"


Patron çocuğun cevapları karşısında şaşırır ve en iyisinin bir
büyükle konuşmak olacağını düşünerek sorar ,


"Orada başka kimse var mı?"


"Evet" der çocuk fısıldayarak , "Bir polis memuru var"


Mühendislerinden birinin evinde polisin ne işi olduğuna anlam
veremeyen adam sorar:


"Memur beyle konuşabilir miyim?"


"Hayır" der ufaklık , "Şu anda meşgul"


İyice meraklanan patron: "Neyle meşgul?"


Çocuk fısıldayarak cevaplar:" Annemle babamla ve itfaiyeci amcalarla
konuşuyor"


Meraklanan ve endişelenen patron , telefondan gittikçe artan bir
gürültü duyar "Bu ses de ne? Diye sorar.


"Bir helikopter" der çocuk , hala fısıldayarak.


Panikleyen patron:"Neler oluyor orada" diye sorar


Cocuk hala fısıldayarak: "Arama kurtarma timi geldi"


Patron endişeli ve neler olduğunu bilmemenin kızgınlığı içinde:


İyide neyi arıyorlar"


Küçük çocuk hala fısıldayarak ve kıkırdayarak cevap verir:


"Beni"

bikmisbroker
03-09-2007, 00:23
Ağanın Biri



Aganin biri dunyayi gezip goreyim demis. Her yolculugundan sonra koyluyu, kahvede etrafina toplayip, gezip gorduklerini anlatirmis ki marabasinin da vizyonu genislesin.
Yine bir yolculuk sonrasi kahvede koylusunu etrafina toplamis. Koylu baslamis sormaya:


- Agam bu sefer nere getti?
- Afrike ye getmisem
- Agam efrike de ne yaptin?
- Safari ya cikmisem.
- Hele bu sefari ne ola ki?

- Hele arabaya biniysen. Araziye ovaya cihiysen,nerde bi heyvan goriysen, pesinden arabayi suriysen. Heyvana yetisip tufek ile vuriysen.
- Agam sen hicheyvan vurdiin?
- Heee vurdim
- Ne vurdin?
- Zebra vurdim
- Agam hele bu zebra ne ola ki?
- Esegi biliysen?
- Hee..
- Aha, esegin siyah beyaz cizgili olani

- Abov..Agam baska ne vurdin?
- Zurefa vurdim.
- Hele bu zurefa ne ola ki?
- Esegi biliysen?
- Hee..
- Aha, esegin bacaklari iki metre, boynu 3 metre olani

- Abov..Agam baska ne vurdin?
- Gergedan vurdim.
- Hele bu gergedan ne ola ki?
- Esegi biliysen?
- Hee..
- Aha, esegin derisi biraz kalin olani, bir de burnunda iki tane boynuz vardir.
- Abov..Agam baska ne vurdin?
- Kobra vurdim?
- Agam bu kobra ne ola ki?
- Esegi biliysen?
- Hee.
- Esegin aleti biliysen?
- Heee
- Aha, onun 4 metre olani. Ama esek yoktir.

JAKO
03-09-2007, 08:43
* Murat 124 *
**
*>>Temel, yıllar sonra kavuştuğu elden düşme Murat 124
arabasıyla yolculuk yaparken bir anda araba arıza
yapar.
Yolun kenarına çeker. Motor kapağını açar, ne oldugunu
anlamaya çalışırken bir Ferrari yanına yanaşır.
"Hemşerim, arabanın nesi var? İstersen senin arabayı
benimkine baglayalım, çekeyim seni ilk tamirciye
kadar." der.
Çok sevinir Temel bu teklife. Hemen Murat'ı kalınca bir halatla
Ferrari' nin arkasına bağlarlar. Ferrari' nin sahibi genç
uyarır, "Ben hız yapmayı çok severim. Eğer farkında olmadan
aşırı hız yaparsam, sen selektor yapar beni uyarırsın!"
Temel "Tamam!" der ve yola koyulurlar.
Bir sure sonra Ferrari gaza basmaya başlar, 60,80,
100... derken Murat124 arkadan selektor yapar.
Ferrari durumu hatırlar ve yavaşlar, bir sure sonra
Ferrari tekrar gaza basar,
70, 80,100... Murat tekrar hatırlatır.
Ferrari yavaşlar.Yollarına böyle devam ederlerken bir
Lamborghini Ferrari' ye yaklaşır ve ''Kapışalım mı?" der.
Ferrari yanıtlar,
-"Nesine?"
-Lamborghini "340 km. otedeki benzinliğe ikinci varan,
ilk varanın deposunu doldurur."
Ferrari kabul eder ve yarışa başlarlar.
120, 140, 180, 220... Gaza basmaktadırlar.
O arada trafiği kontrol eden polis helikopterinde
görevli polis Genel merkeze bilgi vermektedir:
"Komiserim, şehrin kuzeyindeki yolda trafik güvenliği
tehdit altında!!! 3 araç yarış yapıyor.
Bir Ferrari ile bir Lamborghini saatte 300 km hızla
yanyana gidiyorlar, arkadan da bir Murat 124 onları
geçmek için 10 dakkadır selektör yapıyor!".*

ÇAKAL
03-09-2007, 08:50
Ağanın Biri



Aganin biri dunyayi gezip goreyim demis. Her yolculugundan sonra koyluyu, kahvede etrafina toplayip, gezip gorduklerini anlatirmis ki marabasinin da vizyonu genislesin.
Yine bir yolculuk sonrasi kahvede koylusunu etrafina toplamis. Koylu baslamis sormaya:


- Agam bu sefer nere getti?
- Afrike ye getmisem
- Agam efrike de ne yaptin?
- Safari ya cikmisem.
- Hele bu sefari ne ola ki?

- Hele arabaya biniysen. Araziye ovaya cihiysen,nerde bi heyvan goriysen, pesinden arabayi suriysen. Heyvana yetisip tufek ile vuriysen.
- Agam sen hicheyvan vurdiin?
- Heee vurdim
- Ne vurdin?
- Zebra vurdim
- Agam hele bu zebra ne ola ki?
- Esegi biliysen?
- Hee..
- Aha, esegin siyah beyaz cizgili olani

- Abov..Agam baska ne vurdin?
- Zurefa vurdim.
- Hele bu zurefa ne ola ki?
- Esegi biliysen?
- Hee..
- Aha, esegin bacaklari iki metre, boynu 3 metre olani

- Abov..Agam baska ne vurdin?
- Gergedan vurdim.
- Hele bu gergedan ne ola ki?
- Esegi biliysen?
- Hee..
- Aha, esegin derisi biraz kalin olani, bir de burnunda iki tane boynuz vardir.
- Abov..Agam baska ne vurdin?
- Kobra vurdim?
- Agam bu kobra ne ola ki?
- Esegi biliysen?
- Hee.
- Esegin aleti biliysen?
- Heee
- Aha, onun 4 metre olani. Ama esek yoktir.
:super::super:

selçuk efendi
03-09-2007, 20:55
Adamın biri iş gezisi için Danimarka'ya gitmiş.
İşlerini hallettikten sonra akşam barda bir kadeh içip odasına çıkmış.
Tam uyumaya hazırlanırken kapı çalınmış,
karşısına dünya güzeli bir hatun çıkmış.

Adam tam yanlış odaya geldiğini söylemeye çalışırken
kadın parmağını onun dudağına dayayarak susturmuş.

- Buraya senin için geldim.

Kadınla sabaha kadar beraber olduktan sonra
mutlu bir şekilde aşağı inip resepsiyona uğramış.

- Benim borcum ne kadar ?

Katip gülümseyerek cevaplamış.
- Borcunuz ödendi efendim. Buyrun, bu da bizim hediyemiz"
diyerek bir zarf uzatmış.
Adam zarfı açtığında içinde 10.000 dolar para olduğunu görmüş.
Yanlışlık olduğunu söylese de hiç bir yanlışlık olmadığını söyleyerek
kendisini alana kadar uğurlamışlar.

Adam Türkiye'ye geldiğinde bunu bütün arkadaşlarına anlatmış
ama kimseyi inandıramamış.

Adamın anlattıklarından birinin yolu Danimarka'ya düsünce
ne olur ne olmaz diye oteli denemeye karar vermiş.
Aksam gelip odaya çıkmış.

Bu sefer inanılmaz güzellikte bir kumral gelmis.
Onunla sabaha kadar beraber olmuşlar.

Adam arkadaşının yaptığı gibi aşağı inerek hesabı sormuş.
Kendisine bir zarf vermişler.
Adam zarfı açtığında içinde 5.000 dolar görmüş.
Gülümseyerek sormuş.

- Neden bana beşbin dolar? Burada kalan başka bir
Türk arkadaşıma 10 000 dolar vermissiniz.

Katip biraz düşündükten sonra hatırlamış...
- Haaaa, o arkadaşınız. Ama onunki birinci kanalda yayınlanmıştı.

selm
04-09-2007, 12:49
Harika teşekkürler selçuk efendi...

HAŞAT
04-09-2007, 14:52
Iki rahibe varmis biri matematikçi biri mantikli.Bunlar bir aksam karanlikta kiliseye dönerlerken matematikçi rahibe mantikliya dönerek ;
-'Yaklasik 20 dakikadir bir adam bizi takip ediyor ve gittikçe yaklasiyor su anda aradaki mesafe 50 metre' der.

Bunun üzerine mantikli rahibe bunun tek mantikli açiklamasi olabilecegini ve adamin kendilerine tecavüz edecegini ve daha hizli yürümeleri gerektigini belirtir.Rahibeler daha hizli yürümeye baslarlar. 2 dakika sonra matematikçi rahibe:

-'Adam da hizlandi ve aradaki mesafeyi kapatiyor, su anda 30 metre arkamizda... O zaman mantik olarak kosmamiz gerekir.'

Rahibeler kosmaya baslar ve 3 dakika sonra matematikçi rahibe

-'O da kosuyor ve arayi kapatiyor su anda mesafe 10 metre.O zaman mantik olarak bizi yakalayacak birimiz saga digerimiz sola saparak kiliseye ulasmaya çalisalim en az birimiz kurtulur.'.

Ve matematikçi saga dogru kosmaya mantikli sola dogru kosmaya baslar. Matematikçi 20 dakika sonra kiliseye ulasir ve telas içinde beklemeye baslar. Aradan 40 dakika geçtikten sonra mantikli rahibe gelir.

Matematikçi sorar ;

-'Ne oldu ne yaptin ?'

-'Adam beni takip etti artik mesafe üç-bes adima kadar azalmisti, mantik olarak daha fazla kosmanin anlami yoktu...

-'Eeee...'

'Mantik olarak ben durdum adamda durdu.'

-'Sonra...'

-'Mantik olarak ben etegimi kaldirdim oda pantolonunu indirdi.'

-'Peki daha sonra....'

-'Daha sonra ne olacak etegini kaldirmis bir rahibe pantolonunu indirmis bir adamdan DAHA HIZLI KOSAR...'

Sevgiler

asagir
04-09-2007, 15:43
Temel, Dursun ve İdris’in parasızlıkları canlarına tak eder. Bir taraftan işsizlik bir taraftan geleceği kapkara bir siyaset... Ekonomi ve enflasyonu bırakan siyasiler devamlı kavga ederler...
Bunlar da oturur geleceğimizi, yani ekonomi, işsizlik nasıl çözülür onu tartışırlar. İdris söz alır:
- Uşaklar ben en hızlı kalkunmanun yolini buldum... Bi uçak filosu yolliyalum. New York’i bombaliyalum... Sora da Amerika bize atom atar. Teslim oluruk. Sora da Japonya gibi çikaruk ortaya aha zengin oldun...
Dursun atılır:
- Ula daha kolayi varken öyle niye edeyruk... En iyisi Amerika’ya savaş ilan edelum Beşinci Filo oriya çıkarma yapar... Savaşı kaybederuk... Ardından Almanya gibi ortaya çikaruk aha zenginsun. Sonunda Temel atılır, kafasını kaşır ve:
- Ula uşaklar ya savaşi biz kazanursak, oni hiç hesap etmedunuz...

asagir
04-09-2007, 15:49
Mahkemede hakim, Temel'e sormuş:
- Kiminle evlisin?
- Bizum kariylan!
Hakim sinirlenmiş:
- E, herhalde, sen hiç erkekle evlenen duydun mu?
- Duydum tabi, nasil duymadum!..
- Kimmiş?
- Bizum kari.

Ebu Computer
04-09-2007, 15:51
Papa, son günlerde testislerindeki dayanilmaz sancilardan dolayi perisan durumdaymis. Bunun üzerine kardinaller ne yapacaklarina kararverebilmek için olaganüstü durum toplantisinda bir araya gelmisler.Toplantida, sehrin en saygin doktorunun gizlice getirilmesine ve Papa' ninmuayene ettirilmesine karar verilmis.

Ertesi gün Doktor gelmis ve bir saatlik bir incelemeden sonra merak ve endise içerisinde beklemekte olan kardinallerin yanina giderek:

-"Teshisime göre maalesef, Papa milyonda bir rastlanan bir hastaliga tutulmus." demis.

Kardinaller endiseyle:

-"Peki doktor bunun bir çaresi yok mu?" diye sormuslar.

Doktor:

-"Papa' nin üç gün boyunca araliksiz seks yapmasi gerekiyor" demis.

Bunu duyan kardinaller saskinlik içinde:

-"Tek çare bu mudur doktor ?" diye tekrar sormuslar.

-"Maalesef tek çare bu " diye cevaplamis doktor.

Kardinalleri bir düsünce almis. Bu durumu Papa' ya nasil izah edeceklerini düsünmeye baslamislar. Sonunda en kidemli kardinali, gerekli açiklamayi yapmak üzere sözcü olarak görevlendirmisler ve hep beraber Papa' nin yatak odasina girmisler. Kidemli kardinal durumu Papa' ya açiklayinca, uzun bir sessizlik yasanmis. Neden sonra Papa:

-"Tanri günahlarimizi affetsin." demis ve söyle devam etmis:

-"Bu durumu, ancak dört sart yerine gelirse kabul ederim, aksi halde Tanri'ma kavusmak tercihim olacaktir" demis.

Kidemli kardinal merakla sormus:

-"Dört sartiniz nedir efendim?"

-"Birinci sartim" demis Papa,

-"Beraber olacagim kadin kör olmali ki,kiminle yattigini görmesin"

-"Ikinci sartim, sagir olmaliki, seslerden nerede oldugunu anlamasin"

-"Üçüncü sartim, dilsiz olmaliki, hiç bir yerde bir sey konusamasin"

Kisa bir sessizlikten sonra Kidemli Kardinal sormus:

"Dördüncü sartiniz nedir hazretlim ?"

Papa, kardinallere dönüp cevap vermis:

-"Büyük gögüsleri olsun!"

:D :D :D :D :D :D :D :D :D :D :D

Saygılarla...
:cool:

arunnatal
04-09-2007, 16:05
yasli bir adam, genis bir golf alaninda tek basina golf oynarken genc bir adam yanina gelerek beraber oynamayi teklif eder,

sohbete baslarlar, yasli adam digerine ne is yaptigini sorar, o da 'Ben katilim' der ve ilerde bir yere biraktigi buyuk cantayi gosterir, 'O cantanin icinde, uzun menzilli durbunlu tufegim var'.

Bunun uzerine yasli adam tufegin durbununu kullanarak uzaktaki evinin yatak odasina bakmak istedigini soyler. Gen tufegi verir, yasli adam baktigi anda komsusuyla karisinin al takke ver kulah oldugunu gorur.

Bunun uzerine katile senin ucretin nedir diye sorar. Vurdugum adam basina 1000 dolar alirim der katil. Yasli adam da 'Tamam o zaman karimi beni yillardan biktiran agzindan vur ki bir daha konusamasin, komsumu da penisinden vur ki, bana bunu yapmak nasil oluyormus gorsun' der.

Toplam 2000 dolara anlasirlar.

Katil tufegi cikarir, nisan alir, yasli adam beklemektedir, ancak aradan dakikalar gecmesine karsin katil bir turlu ates etmemekte, oylece nisan almis pozisyonda beklemektedir. Sabirsizlanan yasli adam, 'Hadi vursana sunlari, ne bekliyorsun' diye sorar.

Katil hic istifini bozmaz,

'Acele etme be adam, seni 1000 dolar kara gecirmeye calisiyorum'.

arunnatal
04-09-2007, 16:10
adamin birine sormuslar, 'Sevisirken karinizla konusur musunuz?' diye,

'Ararsa niye konusmiyim' demis..

bikmisbroker
04-09-2007, 20:36
HOROZ Lojistik 65'inci yılında Kamyon Arkası Yazı Yarışması düzenlemiş.

"Daha önce duyulmamış ve görülmemiş kamyon arkası yazıları" gerekçeli yarışmaya 5 bin 750 kişi katılmış.

Kazananlara ödülleri Horoz Lojistik 65. Yıl Kutlama Gecesi'nde verilecek.

Yarışmanın sloganı şu: Yollarda Kamyonlar, Dillerde Sizin Sözünüz Dolaşsın!

KAZANAN SÖZLER

Birinci: "Kamyon Çeker 10 - 20 Ton, Gönlüm Çeker Paris Hilton."

İkinci: "Hayatımı Yazsam, Duble Yol Olur..."

Üçüncü: "Araman İçin İlla Hata mı Yapmam Gerekir?"

Mansiyon 1: "Küresel Isınmaya Karşı Su Tankerlerine Geçiş Üstünlüğü Verilsin."

Mansiyon 2: "İyi Mazot Selülit Yapmaz."

Mansiyon 3: "Gazla Uçabilirsin, Ama Frenle Konamazsın!.."

Mansiyon 4: "Bas Gaza, Frene, Debriyaja... Götür Ver Parayı Vergiye, Stopaja."

Mansiyon 5: "Ne Müslüm'den Ne de Orhan'dan, Sevdiğim Tek Parça 'Yedek Parça'."

Jüri Özel Ödülü: "Arabada Yalnız Var!"

bikmisbroker
04-09-2007, 20:42
> >>Huzurevinde arka arkaya gelen ölümlerden
> >>moralleri
> >> bozuk üç arkadaş
> >> aralarında dertleşiyorlarmış..
> >>
> >>; Biri "Azrail'i kandırmak lazım.." demiş.. Öbürleri
> > nasıl, diye
> >> sorunca tezini açıklamış..
> > >>; "Bu Azrail can almaya geliyor ya! Onunla göz göze
> >>; geldiğimizde
> >>; bebek taklidi yapalım.. Bunların yaşı küçük, bir
> ; yanlışlık olmalı
> ; der, çekip gider.."
> ;
> >>; Yaşlılığa ikinci çocukluk demeleri boşuna değil. Bu
çocukça fikir; diğerlerinin de aklına yatmış.. Başlarına kötüsü
> ; geldiğinde ne
> yapacaklarını birbirlerine belletmişler..
> > ;
> ; Aradan zaman geçmiş.. Bir gece Azrail, aynı odayı
> ; paylaşan üç
> kafadarı gece yarısı ziyaret edivermiş..
> > > ; Orağını yere tak tak tak diye vurduğunda
> kafadarların üçünün birden
> ; gözleri açılmış..
> ;
> ;
> Bakmışlar ki Azrail hazır.. Birinden birini, belki
> ; de üçünü
> ; gotürecek.. Hemen belirledikleri A plânıı
> uygulamaya geçmişler..
> Üçü birden bebek taklidi yapmaya başlamış..
> > Biri "Aguuu.." sesleri çıkarırken öbürü parmak
> emiyor, üçüncüsü de
> "Mama.. Mama.." sesi çıkarıyor.. Azrail bir süre
> ; seyretmiş
> ; hallerini.. Sonra elini gülerek başına vurmaya
> ; başlamış:
> > ;
> "HADİ BAKALIM ATTAA DİDİYORUZ

bikmisbroker
04-09-2007, 20:43
Ferdinand Porsche, rahmetli oluyor ve öbür dünyada melekler

tarafından karşılanıyor.

Melekler kendisinin olaganüstü otomobil tasarımından dolayı
bir dilek hak ettiğini söyleyerek, isteğini soruyor...

Porsche, Tanrı ile 1 saat konuşmak isterdim." diyor.
Melek derhal istegini yerine getirmek üzere
Ferdinand Porsche'yi bir salona alıyor.

> Porsche Tanrıya soruyor: " Kadını yaratırken düşüncelerin
> nerdeydi?"
>
> Tanrı : " Ne demek istiyorsun?"
>
> Porsche: " çok hatalı yaratmışsın!"
>
> 1.Ön taraf aerodinamik değil.
>
> 2.çok ses yapıyor.
>
> 3.Bakım masrafları yüksek.
>
> 4.Ayda 5-6 gün tamamen kullanılmaz durumda.
>
> 5.Arka taraf çok sarkık duruyor.
>
> 6.Sürekli boyanması ve yenilenmesi gerekiyor.
>
> 7.Egsoz, emisyona çok yakın.
>
> 8.Farlar genellikle küçük.
>
> 9.Yakıt da son derece pahalı.
>
> Tanrı kısaca düşündükten sonra cevap veryor:
>
> Ferdinand, bunların hepsi doğru olabilir... ama istatistiklere göre
bir çok erkek benim icadıma senin icadından daha fazla biniyor!!.

GÜRKAN
04-09-2007, 21:09
Çocuk ağlaya ağlaya annesine koştu. Annesi:
"Niçin ağlıyorsun oğlum?" diye sorunca:
"Sorma anneciğim, dedi, babam çekici parmağına vurdu."
"İyi ama sen neden ağlıyorsun?" diye sordu, annesi.
"Şey…" dedi çocuk "Önce gülmüştüm de…"

GÜRKAN
04-09-2007, 22:01
Bir Mevlevi, bir Halveti bir de Bektaşi dervişi yol kenarında otururken önlerinden hoş bir
hanım salınarak geçer.
Mevlevi Baba arkasından bakarak:
"Ateş-i aşkınla dil-hûn olan bir zedeyim ben ,

Kaldır nikabını seyreyleyim gül yüzünü ben"
der.
Halvetî Baba altta kalmaz, meşhur beyti patlatır:
"O gül endam bir al şale bürünsün yürüsün.
Ucu gönlüm gibi ardınca sürünsün, yürüsün"
der.
Sıra Bektaşiye geldiğinde:
"Ohhhh g... bak"
Refikleri irkilirler:
" E oldu mu Baba Erenler?"
Bekataşi Babası:
"A canlarım, sizin de dedikleriniz, dönüp dolaşıp oraya gelecek ya!"

DUVAR USTASI
04-09-2007, 22:39
Duvar Ustası
(mutlaka Okuyun)

Buna kesinlikle gozlerinizden yaslar gelinceye kadar
guleceksiniz.

Lutfen
sonuna kadar okuyun.

Bu olay gerçek hayatta olmuş ve basına yansımış bir
olaymış.Büyükşehir
Belediyesi Kuruluşlarından
birinde
meydana gelen bir kaza sonunda kazaya maruz kalan duvarcı
ustasının
yazdığı tutanak:

İş kazası tutanağına planlama hatası diye yazmıştım. Bunu
yeterli
görmiyerek, ayrıntılı anlatmamı istemişsiniz.
Su anda hastanede yatmama
neden olaylar aynen aşağıda anlattığım gibi olmuştur.
Bildiginiz gibi ben bir duvarcı ustasıyım.inşaatın
6.katındaki işimi
bitirdiğim zaman biraz tuğla artmıştı, yaklaşık 250
kg.kadar oldugunu
tahmin ettigim bu tuğlaları aşağıya indirmek gerekiyordu.
Aşağiya indim
bir varil buldum, ona sağlam bir ip bağladım, 6. kata
çıktım ipi bir
çıkrıktan geçirip ucunu asağıya salladım. Tekrar aşağıya
çekerek varili 6. kata çıkardım. ipin ucunu
sağlam bir yere bağlayıp tekrar yukarı çıktım. Bütün
tuğlaları varile
doldurdum.
Aşağı indim, bağladığım ipin ucunu çözdüm. İpi çözmemle
birlikte
birden kendimi havada buldum. Nasil bulmuyayim ben yaklasık
70 kiloyum.
250kg lik varil suratle aşağıya düşerken beni yukarı çekti.
Heyecan ve
şaşkınlıktan ipi birakmayi akil edemedim. Yolun yarisinda
Dolu varille
carpistik.
Sag İki kaburgamin burada kirildigini saniyorum. Tam yukari
cikinca 2
parmagim iple beraber cikriga sikisti. Parmaklarimda bu
sirada
kirildi.Bu
esnada yere carpan varilin dibi cikti ve tuglalar etrefa
sacildi. Varil
hafifleyince bu sefer ben asagiya inmeye varil yukari
cikmaya basladi
ve
yolun yarisinda yine varille carpistik.Sol bacağimin kaval
kemigide bu
sirada kirildi. Can havli ile ipi birakmayi akil ettim.
Basimi yukari
kaldirdigimda bos varilin suratle uzerime geldiğini gordum.
Kafatasimin
da boyle catladiğini saniyorum. Bayilmisim, gozumu
hastanede actim.
Cenab-i Hak'tan tum kullarini boyle gorunmez kazalardan
korumasini
diler,
hurmetle ellerinizden operim.
Duvarci Ustaniz LAZ OSMAN

baron11
05-09-2007, 02:15
BATI CEPHESİNDE DEĞİŞEN BİR ŞEY YOK

Sayın Banka Yetkilisi,
Ben 86 yaşında bankanızda hesabı olan bir müşterinizim.
Geçen gün, tesisatçıma 100 dolar'lık bir çek yazdım.
Bu çeki kendisi her nasılsa 3 nanosaniyede bankanıza iletmiş olmalı ki, bankanızda değerlendirdiğim fonlardan bu miktar kadarını bozduramadan hesabımdan karşılığı alınmış.

Tabii ki hesabımda o an için para olmadığından 30 dolar da faiz ve ceza alınmış. Oysa fonlarımda 1.000.000 dolar vardı.

Bu durumu şikayet etmek istediğimde, bankanız telefonunda kişiliksiz, terbiyesiz, banda kaydedilmiş ve yüzsüz bir hanım sesiyle yarım saate yakın boğuştum. Arada müzikler dinledim ve 28 kere değişik tuşlara basmak zorunda kaldım. Ama kimseye ulaşamadım. Bildiğiniz gibi her ay binlerce dolarlık faturalarım, mortgage kesintilerim, kredi kartı ödemelerim var.
Bunların hepsinin hesabımdan yapılan otomatik ödemelerini şu andan itibaren İPTAL ediyorum.

Bundan böyle, sizden etten kemikten yapılmış dediğimi anlayan ve İngilizce bilen bir müşteri temsilcisi istiyorum.

Anlayışla karşılarsınız ki, karşınızdakine en iyi iltifat, onu taklit etmektir.

Ben de sizin gibi yapacağım.
Müşteri temsilciniz her ödeme için beni arayacak, ve 28 haneden az olmayan benim vereceğim bir şifreyi tuşlayacak.
Sonra da, eğer 1 tuşlarsa benden randevu alacak, 2 tuşlarsa bir ödeme ile ilgili mesaj bırakabilecek, 3 tuşlarsa oturma odama bağlanacak, oradaysam cevap vereceğim, 4 tuşlarsa ve uyumuyorsam yatak odama bağlanacak ve benimle görüşebilecek, 5 tuşlarsa tuvalete, 6 tuşlarsa cep telefonuma ulaşacak, 7 tuşlarsa bilgisayarıma bir mesaj bırakabilecek. 8'e tuşlarsa bunları yeniden dinleyebilir.

Arada beklemeler olursa, size söz, elimdeki eski plaklardan ve gramofonumdan güzel bir müzik parçası da dinleteceğim ona.
Yalnız sizden ricam, bu işlemler için seçeceğiniz personelinizin kimlik bilgisini, anne kızlık soyadını, noterden alınmış imza sirkülerini ve tapuları dahil mali bilgilerini bana iletmeniz.

Bir de sizin gibi bir sözleşme hazırladım. 8 sayfa. Sizinki 42 sayfaydı, ben insaflı davrandım. Bu sözleşmeyi de bana atayacağınız müşteri temsilcisi, bankanız şube müdürü ve bankanız yönetim kurulunun imzalaması ve bana iadeli taahhütlü göndermesi.

Bu sözleşme elime geçtikten sonra müşteri temsilcinize kendi belirleyeceğim 28 haneli şifreyi göndereceğim. Bu şifre de her ay değişecek pek tabii ki.

Özür dileyerek bu sözleşme ve işlemler için sizden masraf olarak her ay 20 dolar da talep edeceğim.

İşbu şartları yerine getirememe durumunuz varsa, lütfen 1.000.000 dolarımı nakit olarak hazırlayın, yarın alıvereyim.

Size hayırlı işler diler, en kısa zamanda bana ulaşmanızı rica ederim.

Saygılarımla,
Müşteriniz...

baron11
05-09-2007, 08:56
EGE’DE DALAŞMAK BAŞKADIR...

Ege’de (http://www.diplomatikgozlem.com/kahvemolasi_oku.asp?id=213) sıklıkla yaşanan bir hadise var. Her defasında aynı sorun yaşanıyor. Türk jetleri üslerinden havalanıyor ve Ege’de uluslararası hava sahasında eğitim uçuşu yapmaya başlıyor. Bunun üzerine Yunanistan da jetleri havalandırıyor ve bölgeye gönderiyor. Yunan jetleri o bölgenin kendisinin olduğunu iddia ederek bizim jetlerle dalaşmaya başlıyor. Biz buna kısaca “it dalaşı” diyoruz.

Ondan sonra Ege’de “lâcivert denizlerimizde görmek istemediğiniz hadiseler” yaşanıyor. Ege de öyle bir yer ki, “burada dalaşmak yasaktır” diye tabela da asmak mümkün değil.

Adına it dalaşı denen mevzuu da amaç, diğerinin arkasına geçerek, onu ekranında hedef almak. Bu olunca önde kalan jet hemen bölgeden uzaklaşıyor. Puan da arkaya dolaşana veriliyor. Bir de tabii hırsını alamayıp ateş açıp, diğer jeti düşürenler de var. 1996 yılında yaşandı; Yunan pilot Thanos Grivas gazı almış, aklına mukayet olamamış, Yüzbaşı Nail Erdoğan’ın uçağını füzeyle vurmuştu.

Bir subaydan duyduğum bu olay Yunan jetlerinin “fair play” ruhuna aykırı davrandığı tek olay değilmiş. Bir başka Yunan pilot da makineli top ateşi açmış. Böyle pilotlara en az beş hafta dalaştan men ve hak mahrumiyeti cezası vermek gerekir.

Hafızam beni yanıltmıyorsa, kısa bir süre önce Semadirek Adası yakınlarında da bir Yunan jeti “teknik bir arıza” sonucu çakılmıştı. Bildiğim kadarıyla Ege’de bilmem kaç yıldır kesintisiz devâm eden “Ege İt Dalaşı Olimpiyatları’nda” daha önce de üç-beş Yunan jeti Ege’ye gömülmüştü.

Tanıdığım pilotlardan duyduğuma ve okuduklarıma göre, Yunan jetlerinin hiçbirisi silâhla, mühimmatla veya başka bir faüllü hareket ile düşürülmemiş. Bizimkiler zor manevralar yapıyormuş, Yunan pilot da peşinden. Örneğin bizimki dalışa geçiyormuş, Yunan pilot da. Ama bizimki aniden tırmanışa geçtiğinde veya yana döndüğünde Yunan pilot taca çıkıyormuş.

Bence it dalaşı konusunda yayınlanan haberlerin öncesinde de “lütfen bunu siz denemeyin” diye bir uyarıda bulunmak yerinde olur. Bu arada, hava kuvvetlerinin kendi içinde de antreman niyetine it dalaşı oluyormuş. Teferruatı bilmiyorum, ama bence Yunan hava kuvvetleri de yapıyordur. Benim şöyle bir tahminim var;

“Biri it oluyor, herkesle dalaşıyor. Bunun üzerine bir başkası onu dövüyor. Döven sonra kaçmaya başlıyor, dövülen de onu kovalıyor. Kovalanan dümdüz duvara koşup, duvara bir metre kala yana dönüyor. Birisinin “oley” çekmesi ve diğerinin “aaaa, burnum vre” diye bağırması ile oyun son bulurken, duvarı kaybeden temizliyor...

Ege’de duyduğumuz en son it dalaşı veya onun gibi bir şey geçen hafta yaşandı. Üsteğmen Halil İbrahim Ege’de yine uluslararası hava sahasında uçuyordu. Derken Yüzbaşı Kostas İliakis bizimkinin uçağını ortaladı ve gelip çarptı. İki jet de düştü. Bizimkini Panamalı bir LPG tankeri kurtardı. Görüyor musunuz, bir de LPG tehlikeli derler.


Resmî açıklamaya göre, “herhangi bir manevra yapmadan rutin görevine devam eden uçaklarımıza herhangi bir angajmana girmeksizin süratle yaklaşan bir Yunan F-16'sının, Türk F-16 uçağına arkadan ve alttan çarptığı belirlenmiştir”.

Trafikte “sekizde sekiz” denen durum söz konusu. Ama bence bizimki Yunan jetini peşine takıp, sonra frene basmış olabilir. Belki de Yunan pilot stop lâmbalarının yanmasından uyanmasın diye kontağı da kapatmış olabilir. Tabii bunları bilemeyiz. Belki de gaz pedalına takoz koyup atladı, o da olabilir. Her şey mümkün.

Ama her durumda havada, bir uçağın gidip diğer uçağa bindirmesi sıradan bir durum değil. Bence kazaları önlemek için Yunan uçaklarının kuyruğuna tanıtıcı işâret olarak “üç nokta” da konulabilir! Ayrıca Yunan pilotlara uçakları yıllık muayeneye götürdüğünde, göz muayenesi de yapılabilir.

Yaşanan son it dalaşı bence önemli bir gerçeği ortaya koydu. Hem Yunan hem de Türk pilotları gayet iyi uçabiliyor. Ama Türk pilotları ayrıca inmesini de biliyor.

Bu arada elime çok gizli bir belge ulaştı. Bu belge, Ege’de yaşanan bir önceki it dalaşının telsiz kayıtlarını içeriyor. Aynen yayınlıyorum, bu iyiliğimi de unutmayın;

Yüzbaşı Ali: Ne yapıyor bu ya, şu camı açsana oğlum.

F-16: sağda ağabey

Yüzbaşı Ali: Aç şu camı, bakayım ne diyor?

Yüzbaşı Yorgo: Turkiya Turkiya diye bağırıyorsun törenlerde. Daha bir numaranı goremedik vre.

Yüzbaşı Ali: Allah Allah

Yüzbaşı Yorgo: Hakkını ver uçağin, bas biraz bas kale.

F-16: Al abi, levye.

Yüzbaşı Ali: Sen şunla bir olma, indir ya.

F-16: Deli bu galiba abi.

Yüzbaşı Yorgo: Hayâl mahsülüsün sen vre. Hayâl, hayâl. Alirim anahtarını diyorum.

Yüzbaşı Ali: Sizin gibi pilotları NATO tatbikatlarında görmek isteriz.

Yüzbaşı Yorgo: Yahu bırak kardezim sosyal mesas vermeyi. Ali, Alirim anahtarini kale. Türkiya diye ağlama sonra vre.

Yüzbaşı Ali: Takip et o zaman beni, takip et. Bak senin uçağa da mazot koyalım, sonra ağlama bak.

Yüzbaşı Yorgo: Aman vre, bunlar reklam kokan hareketler kale. Bunlara gerek yok endaksi.

Yüzbaşı Ali: Tövbe estağfurullah! Sen şimdi göreceksin reklamı...

(Motor sesleri)

Yüzbaşı Yorgo: Hop-pa. Ege ağladi ah vre! Bu ne ya.

Yüzbaşı Ali: Yorgo geldin mi? Şunun uçağının anahtarını alın, diğer kurbanların yanına çekin.

Kontrol Kulesi: Uçağın hakkını ver, hakkını.

Yüzbaşı Ali: Yorgo, sana diyor.

F-16: Yorgo Kardeş, ben seni Bandırma’da indireyim, sen oradan feribotla devâm edersin.

Elimdeki kayıt burada bitiyor. Ne diyelim, hayırlısı olsun. Hiç değilse, şu it dalaşları anahtarına yapılsa da uçak için yurtdışına döviz ödemekten kurtulsak.

ama ben bu it dalaşlarından memnun değilim. Bir gün birisi bizim Çeşme’deki evin çatısına inecek diye ödüm kopuyor.

Şâyet uçak bir de babamın güllerinin üzerine düşerse, kusura bakmasınlar. Ben savaş hukukunu da Cenevre Konvansiyonu’nu da bilmem, babamı bilirim! Yahu, çatı da daha yeni yapıldı. Acaba inmelerinde hayır gördüğüm çatı ve bahçeleri tarif eden dev bir kroki çizsem ve kiremitlere yapıştırsam işe yarar mı? Bir planım var da...

asagir
05-09-2007, 11:26
Temel, bir binanın altıncı katından düşer. Hemen etrafına bir kalabalık toplanır. Yoldan geçen biri kalabalığı yararak, yaralı Temel'in üzerine eğilip sorar:
-Ne oldu?
Temel, zorlukla:
-Vallahi bilmeyrum. Ben de şimdi celdum.

asagir
06-09-2007, 00:22
Bektaşi, camide namazdan sonra dua etmiş :
-Ey ulu Tanrım, bana bir rakı parası ver!
Yanında namazını bitiren softa da, ellerini kaldırmış :
-Rabbim, bana iman ver!
İki duayı da işiten hoca, Bektaşiye :
-Bak, herkes ne isitiyor Tanrı'dan, sen rakı parası. Utanmıyor musun?
. Bektaşi usulca :
-Ne yapalım hoca efendi, herkes kendisinde olmayanı ister.

selçuk efendi
06-09-2007, 19:35
İki sarhoş mezarlıkta içiyorlarmış.
O sırada bir cenaze alayı gelmiş. Sarhoşlardan biri meraklanıp, cenaze alayının yanına gidip sormuş:
- Hayrola? Bu arkadaş neden öldü acaba?
- Rahmetli çok içki içerdi, alkol yüzünden öldü.
Sarhoş, arkadaşının yanına döner, canları çok sıkılmıştır.
Az sonra mezarlığa bir cenaze daha gelir, meraklı sarhoş, yine gidip sorar:
- Yakınınız neden öldü? Yoksa alkolden mi?
Cenaze sahibi “yoook” der; “rahmetli ağzına hiç alkol koymazdı.”
Bizimki, arkadaşının yanına gelip “içmeye devam” demiş:
- İçenle içmeyen arasında 5 dakika fark var!

bikmisbroker
06-09-2007, 22:50
Aglariz gulecek halimize..
En son yorumda bulunan arkadas, meslegini aciklayinca iyice SOK oldum.

http://www.youtube.com/watch?v=_NkXoZRwoNc&eurl=http%3A%2F%2Fwww%2Etiyatrom%25

tdogan
06-09-2007, 23:29
Bir liman barında bir denizci ve bir korsan sohbet etmekte ve karşılıklı maceralarını anlatmaktadırlar. Korsanın tahta bacağını, elindeki kancayı ve bir gözünü kapatan bandı farkeden denizci sorar:
"Eee, bacağını nasıl kaybettin?"
Korsan anlatır: "Denizin ortasında firtınaya yakalanmıştık. Dev bir dalga beni güverteden aldı götürdü. Adamlarım beni gemiye çekerken bir grup köpek balığı ortaya çıiktı ve aralarından biri bacağımı koparıverdi.."
"Korkunç..." diye sızlandı denizci. "Peki o kanca nedir?"
"Aaa...," diye devam etti korsan, "bir ticaret gemisine borda etmiştik, tabancalar patlıyordu, kılıçlar şakırdıyordu. O kargaşada elim koptu gitti... Kimin yaptığını göremedim bile.." "Aman Tanrım.. Dehşet verici bir şey bu....
Peki gözünün üstündeki bant nedir?"
"Bir martı geldi ve gözümün üstüne pisledi..." diye cevap verir korsan.
"Yani gözünü bir kus pisliği mi kör etti?" diye merakla sorar denizci..
"Ama nasıl olur?"
Korsan gayet sakin anlatır:
"Kancayı taktıkları ilk gündü, tamam mi?"

selçuk efendi
07-09-2007, 00:02
Aglariz gulecek halimize..
En son yorumda bulunan arkadas, meslegini aciklayinca iyice SOK oldum.

http://www.youtube.com/watch?v=_NkXoZRwoNc&eurl=http%3A%2F%2Fwww%2Etiyatrom%25

Umarım istifa edip gümrüklerde çalışmaya başlamıştır. Hala öğretmen değildir, değil mi? Umarım değildir:aww:

JAKO
07-09-2007, 08:43
Akşam saatleri, atılmış yere düşmemiş iğneler var, otobüs öyle kalabalık. Yolcular yapışık, ayaktalar. Bir hanım kızımız, durumu sıkıntılı, öfkeli, biraz dikkatli olun mesajı içeren sert bir bakış gönderiyor hemen arkasında duran erkek yolcuya, mesajı alan yolcu da, 'hanımefendi, maaşım o, maaşım, bugün aldık da, yanlış anlamayın' diyor.

Yaklaşık on dakika sonra, hanım yolcu, arkasındaki yolcuya tekrar dönerek; 'biz iki yıldır yüzde on zammı bir arada göremedik, siz, maşallah, on dakikada %1500 zam aldınız! diyor.

bikmisbroker
07-09-2007, 09:55
Adamin biri eve gelir ve posta kutusunda telefon
faturasini görür. Bir bakar ki 30 bin dolarlik
fatura. Beyninden vurulmusa döner.

Hemen ayrintili fatura ister. Fatura gelir.
Aranan bütün numaralar adamin arkadaslarina ve dostlarina aittir.

Adam "Bu nasil olur? Ödeyecegiz mecburen" der...

O sirada gözü papaganina takilir. Bir an tereddüt
eder. Gece papagani gözetlemeye karar verir.

Papagan kafesinden çikar ve telefonun basina
gidip rehberi açar, adamin arkadaslarini tek tek
arayip saatlerce konusmaya baslar.

Adam sinirden cildirmis bir sekilde papagani
yakalar ve kanatlarindan duvara çiviler.

Papagan carmiha gerilmis bir vaziyette duvarda
asili kalmistir. Adam sinirle papagani azarlar,
"Bir hafta burada asili kal da aklin basina gelsin. Çek bakalim cezani!

Adam gider. Papagan bir bakar, karsi duvarda çarmiha gerilmis Isa durmakta.

Hemen muhabbete koyulur: "Birader sen ne kadardir buradasin?

"2007 yildir buradayim" der Isa.

Papagan hayretler içinde kalir:

"Ohaaaa! Nereyi aradin sen öyle?"

FNT
07-09-2007, 10:23
OTEL
Otelci Temel'in kapısını bir gece bir İspanyol asilzadesi çalmış.
- Boş odanız var mı?
- Kimsunuz?
- Jose de Santana de Monte Cristo de Santa Cruzo.
- Haa, pu kadar uşağu alacak yerum yok

ayyan
07-09-2007, 10:55
Aglariz gulecek halimize..
En son yorumda bulunan arkadas, meslegini aciklayinca iyice SOK oldum.

http://www.youtube.com/watch?v=_NkXoZRwoNc&eurl=http%3A%2F%2Fwww%2Etiyatrom%25

güzel & dahi diye bir yarışma programı vardı..
bir kısım gençlerin bilgi seviyesini ortaya koyuyor(!) diye devlet bakanı nimet çubukçu tarafından kaldırtılmıştı yayından..

bu tarih öğretmeni olduğunu iddia eden arkadaşı da öğretmenlik mesleğinden çıkarsın bir zahmet..

(yukarıdakiler asıl yazmak istediklerim değil ama.. koskoca piramitin gümrükten yardım alarak veya deniz yoluyla kaçırıldığını düşünmek nasıl bir zihniyetin ürünüdür? çözemedim ben..)

HAŞAT
07-09-2007, 12:53
SORULAR ve CEVAPLAR

Kadın: Ben ölürsem ne yaparsın? Tekrar evlenir misin?

Adam: Hayır. Kesinlikle hayır!

Kadın: Neden? Evli olmak hoşuna gitmiyor mu?

Adam: Öyle demek istemedim. Tabi ki gidiyor.

Kadın: O zaman neden tekrar evlenmezsin ki?

Adam: Tamam. Tamam. Evlenirim.

Kadın: (yüzünde üzgün kırgın bir ifadeyle) Evlenirsin.

Adam : (ne diyeceğini bilemez ve azıcık kızgın bir iç çeker)

Kadın: Onunla bizim yatağımızda mı yatarsın?

Adam: Başka nerde yatılabilir ki?

Kadın: Benim resimlerimi kaldırıp yerlerine onun resimlerini koyar mısın?

Adam: Sanırım bu yapılacak en uygun şey olur.

Kadın: O zaman onun benim ayakkabı koleksiyonumdan ayakkabılar giymesine de izin verirsin.



Adam: Hayır onun ayakları 37 numara...

Kadın: ......................? !

Adam : Haa....................!!!

HAŞAT
07-09-2007, 12:59
İlçenin birinde hazır cevabıyla ünlü bir adam yaşarmış.
Bir gün ilçeye bir kaymakam atanmış ve ilçede yaşayan hazırcevap bir adamın olduğundan bahsedilmiş.
kaymakam adamı merek etmiş.Birgün mal müdürü ile sokakta dolaşırken adamı görmüşler, elinde zincirle bağlı bir köpekle onlara yaklaşıyor.Mal müdürü işte hazırcevap adam geliyor demiş,
Kaymakam adama biraz takılayım demiş, adam yanlarına gelince kaymakam sormuş;
-Amca nereye gidiyorsun (Köpeği kastederek) çocuğunu okulamı yazdıracaksın yoksa;
-Evet demiş adam okursa kaymakam olur okumazsa mal müdürü

kantar
07-09-2007, 23:49
Amerika'daki bir haydutluk okuluna yeni giren bir çocuk,üst hatlarıyla birlikte ilk tecrübesine çıkar.İlk durak bir markettir ve şefleri:"Kasadaki bütün paraları alın." der ve yeni çocuk:"Burası benim tanıdığımın.Yapma ,eyleme."der. Diğer bütün haydutlar hep bir ağızdan:"Sen sus, şef ne derse o olur."derler.
İkinci durakları bir posta aracıdır.Şef:"Postacıdaki bütün paraları alın." dedikten sonra çocuk yine atılır ve diğer haydutlar yine "Sen sus şef ne derse o olur." der.Sıra son işe gelmiştir.şef kasabadaki bütün kadınlara tecavüz edilmesini emreder.Çocuk arabada gördüğü yaşlı kadını kormak ister ve "Teyze yaşlı yazıktır,günahtır." der.yaşlı teyze hemen atılır:"Sen sus şef ne derse o olur."

baron11
08-09-2007, 08:56
Bİr Sazan Olayi ( Yaşanmıştır )

Otobüsle giderken, Bolu Dağı'nda verilen molada hemen tuvalete koşturdu.
Korkunç sıkışmıştı. Şansına boş kabin bulup kendini oraya attı...
Tam oturmuştu ki yan kabinden bir ses "merhaba" dedi.
Adam şaşkın "Merhaba" diye cevap verdi.
Ses devam etti: "Nasılsın?"
İlk defa başına böyle bir şey geliyordu...
Yine şaşkın şaşkın yanıtladı: "Sağ ol, iyiyim. sen nasılsın?"
Ses sordu: "Ne yapıyorsun?"
Bir an tereddüt geçirdi. Adam onun tuvalette olduğunu bildiği için mutlaka ne yaptığını da biliyordu. Düşündü ve yanıtladı: "Ben" dedi "İstanbul'dan Ankara'ya gidiyorum. Sen nereye gidiyorsun?"
Adamın sonraki cümlesi bu muhabbeti sona erdirdi.
"Hayatım, telefonu kapatıyorum.Yandaki tuvalette bir gerizekalı var. Sana sorduğum sorulara yanıt verip duruyor. Ben seni sonra ararım..."

ekselans
08-09-2007, 16:09
Iki cocugu olan koy delikanlisi askerligini yapip da evine dondugunde bakmis
karisi uc cocukla bir masanin etrafindalar.

Birden ofkelenip bagirmaya baslamis ; Abovv..ula kaltak,bu ucuncu
cocuk nerden cikti?

Askere giderken iki cocugumuz vardi..
Bu sonuncusu benden olamaz.

karisi ona gayet sakin cevap verir ;

Ne bagiriyorsun? ?

Sana baba mi diyir??

Oturmus yogurdini yiyir!

BEHAVIOUR
08-09-2007, 17:33
Amerika'daki bir haydutluk okuluna yeni giren bir çocuk,üst hatlarıyla birlikte ilk tecrübesine çıkar.İlk durak bir markettir ve şefleri:"Kasadaki bütün paraları alın." der ve yeni çocuk:"Burası benim tanıdığımın.Yapma ,eyleme."der. Diğer bütün haydutlar hep bir ağızdan:"Sen sus, şef ne derse o olur."derler.
İkinci durakları bir posta aracıdır.Şef:"Postacıdaki bütün paraları alın." dedikten sonra çocuk yine atılır ve diğer haydutlar yine "Sen sus şef ne derse o olur." der.Sıra son işe gelmiştir.şef kasabadaki bütün kadınlara tecavüz edilmesini emreder.Çocuk arabada gördüğü yaşlı kadını kormak ister ve "Teyze yaşlı yazıktır,günahtır." der.yaşlı teyze hemen atılır:"Sen sus şef ne derse o olur."

:he::he::he: şef ne derse o olur hıı eline sağlık kantar dostum.:cool:

HAŞAT
08-09-2007, 18:57
Temel bir oyuncak mağazasına girmiş ve raflardaki Pembe Pantheri almaya karar vermiş. Satıcı Pembe Pantheri raftan indirmiş ve Temel'e vermiş. Temel sağını solunu incelemiş ve satıcıya sormuş:
- Ha bunun mavisi yok midur?

FNT
09-09-2007, 01:06
Trabzon civarında küçük bir çiftliği olan Temel, 25 adet besili sığırını satmak için gazeteye ilan verir.
- Telefonum ve yardımcım olmadığı için, bu sığırları almak isteyenlerin yükleme ve götürme kendilerine ait olmak üzere çiftliğe gelmelerini isterim.
Temel ertesi sabah müşterilerini bekletmemek için ahıra iner, bir bakar ki sığırlarının hepsi çalınmış, göze batacak bir yere şu mesaj bırakılmış:
- Dostum Temel! Bizim gibi hırsızların da gazete okuduğunu bilmeni isterim. Ama yinede talimatınıza uyarak sizden yardım talep etmedik, kendimiz yükledik ve götürdük Vesselâm...

FNT
09-09-2007, 01:09
Temelle Fadime yeni evliymiş. Temel her sabah dağın eteğindeki kasabaya inip gazete alıyormuş. 1 ay 2 ay 3 ay sonra bıkmış..
Temel
- "Bundan sonra gazetelerimi hergün sen alacaksın Fadime"
demiş, ve fadime kabul etmiş.. 1 ay 2 ay 3 ay derken Fadime her sabah o kadar yol yürükmekten bıkmış ve düşünmüş ki bir gitmeye 7 tane gazete alayım ben her sabah birini vereyim demiş ve Temel'e her sabah birini vermiş.. 7 ci gün Temel Fadimiye dönmüş ve
- "Fadime dünyada ne kadar çok salak adam var" demiş. "Aynı adam aynı ağaca aynı arabayla 7 gündür çarpıyo" demiş...

FNT
09-09-2007, 01:17
Temel'in hiç evlenmemiş olan kızı ölüyor ve temel mezar taşına aşağıdakilerin yazılmazısı istiyor.

Bakire doğdu bir döne
Bakire yaşadı çok sene
Bakire öldü fakire
Temel kızı Fadime

Mezarcı bu yazıyı çok uzun buluyo ve uğraşmamak için aşağıdakileri yazıyor.

Temel kızı Fadime,
Açılmadan iade..

FNT
09-09-2007, 01:42
Yaşlı borsacı ile genç borsacı parkta sohbet ederek dolaşıyorlar. Yaşlı, gence mesleğin puf noktalarını anlatıyor:
-Bak evladım.Bu meslekte başarılı olmak için sadece fırsatları değerlendirmek yetmez.Zaman zaman fırsatları da senin yaratman gerekir.Bunun için sürekli dikkatli olman gerekli.Uygun bir yorumla hiç umulmadık olaylar bile, çok büyük fırsatlara dönüşebilir.Bak mesela, şu karşıda gördüğün taze köpek pisliği sana sadece iğrenç bir şey olarak geliyordur.Ama ben eğer, "şu pislikten bir lokma alıp ağzına atarsan sana 1 milyar lira veririm" dersem, olay senin acından nasıl da büyük bir fırsata dönüşüverir, değil mi? Yapar misin?
Genç borsacı "Tabi efendim" der. Parmağını pisliğe daldırır, bir lokma alır yutar. Yaşlı borsacı cebinden bir milyarı çıkartır, gence verir.Bir süre yürürler, genç dayanamaz sorar:
- Hocam, ben size ayni teklifte bulunsaydım kabul eder miydiniz? Bakın ileride de başka bir pislik var. Bir milyar karşılığı dener miydiniz?
Yaşlı borsacı "tabi ki" der. O da bir lokma alıp yutar.Genç borsacı da çıkartır, biraz önce kazandığı 1 milyarı iade eder.Bir sure sessiz sessiz yürürler. genç yine dayanamaz sorar:
- Hocam. Ne sizin cebinizdeki para miktarı değişti. Ne de benim cebimdeki. Söyler misiniz, biz bu boku niye yedik ?
Kurt borsacı cevap verir:
- Öyle deme evladım.2 milyarlık işlem hacmi yarattık!!!

BURÇ
09-09-2007, 02:20
işte bu tam bir borsacı fıkrası olmuş :)