PDA

View Full Version : Haftanın Fıkrası...



Pages : 1 [2] 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41

onkel 3
28-11-2004, 23:29
[QUOTE=moiz kohen]>harfler Ve Rakamlarin TesadÜfÜ

>

>**İŞ** Hayatinda Nasil Zİrveye Çikilir**İŞte Sİze**yardimci Olacak Bİr FormÜl

>

>

>a**b**c**Ç**d**e**f**g**Ğ**h** I****İ****j****k**l**m**n**o** Ö** P** R****s**** Ş** T** U** Ü** V** Y** Z

Ben bi sey anlamadIm, sanIrIm saat epey gec oldu, ondan olacak. Herkes yatsa iyi olacak.Iyi geceler

balaban
30-11-2004, 11:39
Iki arkadas konusurlar :
- Karimla evlenmeden önce hiç yatmadim. Sen yattin mi?
Öteki basini kasir,
- Biraz düsünmem lazim. Karinin adi neydi?..

balaban
30-11-2004, 11:41
Çocugun biri sokakta bir kutu viagra bulmus. Eve gelmis babasina ihtiyaci
olup olmadigini sormus. Babasi da benim ihtiyacim yok, dedene sat demis.
Çocuk dedesine demis ki "Dede bende bir kutu viagra var istersen sana
satabilirim". Dedesi "Kaça satiyorsun" diye sormus. Çocuk 10 milyon oldugunu
söylemis. Dedesi de bir gece denemem lazim demis. Sabah olmus, dede elinde
50 milyon ile torununun yanina gelmis. Çocuk "50 milyon degil ki, 10 milyona
anlasmistik dede?.." Dedesi cevapvermis "40 milyonda ninenden."...

balaban
30-11-2004, 11:42
Sarhosun biri üst bas daginik bir halde karakola gelir, araba anahtarini
göstererek komisere söyle der :
- Komiserim su elimde gördügünüz anahtar var ya, onun üstünde az önce
benim arabam vardi, simdi yok. Arabami çalmislar...
komisersarhosa söyle bir bakar,
- Sen önce kendine bir çeki düzen ver bakiyim su haline bak... Devletin
komiseri önünde böyle fermuari açik durmaya utanmiyor musun?
sarhos pantolonunun önünde açik fermuara bakar ve söyle der :
- Aha, kariyi daçalmislar...

balaban
30-11-2004, 11:42
Temel askere gitmis, komutani tüm birlikteki askerleri etrafina toplamis ve;
Komutan : Simdi hepinizden sirayla evliliginizin ilk gecesini anlatmanizi
istiyorum..
Ilk üç kisiden sonra sira Temel e gelmis;
Temel : Komutanim evlendigiminyedinci gecesi,
Komutan : Ilk gece dedik oglum...
Temel : Komutanim evlendigimin yedinci gecesi,
Komutan bu sefer Temel i geçip herkese anlattirdiktan sonra;
Komutan : Tamam ne oldu ulan yedinci gece?..
Temel : Komutanim Fadime dedi ki "Çikar oni iseyecegum"...

balaban
30-11-2004, 11:43
Anne kizini karsisina almis dertleniyordu : - Ahhhh!!! kizim, seni ne doktorlar, müdürler, mühendisler istedi de vermedim.
Ahhh!.. Aptal kafam...
Kiz annesine bakar, alayci bir tavirla :
- Sen merak etme anne ben hepsine verdim...

yafe
30-11-2004, 20:41
Karı koca bir barda oturuyorlar önlerindeki içkileri
> yudumlarken bardan içeri hoş bir hatun girer.
> Bizimkilerin yanına yaklaşıp adama sarılarak yanağından öper.
> Yanındaki karısına aldırmadan:
> - Nasılsın hayatım, epey oldu görüşemedik... Diyerek ileride
> bir masaya gidip oturur. Adamın karısı şaşkındır, dayanamayarak
> kocasına sorar.
> - Kim bu kadın?
> Adam sakin bir sesle yanıtlar:
> - Metresim!
> Kadın yanıtı duyunca çıldırır:
> - Ne! Derhal boşanıyoruz! Sen ne şerefsiz adammışsın.
> Bir de utanmadan metresim diyorsun.
> Her şey bitti hemen boşanıyoruz!
> Adam gayet sakin sıralamaya başlar:
>
> - Ne yani sevgilim Etiler'deki dubleksi, Akmerkez'deki
> daireyi, Bodrum'daki tripleksi, 24 metre yatı,
> altındaki son model jeeple spor arabayı, bütün bunları
> bırakıp benden ayrılmak mı istiyorsun?
>
> Kadın sakinleşir ve çevresine bakmaya başlar. Biraz ileride
> bir çift dikkatini çeker, kocasına sorar:
> - Şurada oturan bizim Suat değil mi?
> Kocası yanıtlar:
> - Evet
> - Peki yanındaki kim?
> Kocası gayet soğukkanlı:
> - Metresi...
> Kadın bir duralar hemen arkasından yapıştırır:
> - Aaaa! Bizimkisi daha güzel valla!..

skoc
02-12-2004, 01:13
Çok yağmurlu bir günde adamın biri yoldaki taksiyi çevirmiş. Taksici sormuş:
- Nereye gidiceksin?
- Kadıköy'e.
- Orası bana uymaz.
Demiş taksici ve almamış. Adam küplere binmiş, şikayet etmek için taksicinin plakasını not etmiş. Ama taksici basmış gaza ve gitmiş. Derken aradan iki-üç gün geçtikten sonra aynı plakalı taksiyi bir taksi durağında beklerken görmüş adam. İçindekinin de aynı kişi olduğu ve arabanın üçüncü sırada olduğunu gözlemledikten sonra en öndeki araca yaklaşmış ve sormuş:
- Kadıköy'e kaça götürürsün?
- Yirmi milyon.
- Elli milyon veririm ama bir de oral seks isterim.
Birinci şoför basmış küfürü ve adam ikinci taksiye yanaşmış:
- Kadıköy'e kaça götürürsün?
- Yirmi milyon.
- Elli milyon veririm ama bir de oral seks isterim.
İkinci şoför de basmış küfürü. Adam kendini önceki gün almayan üçüncü sıradaki şoförün aracına yaklaşmış:
- Kadıköy'e kaça götürürsün?
- Yirmi milyon.
- Yirmi beş milyon veririm ama giderken öndeki iki taksiciye gülümseyerek el sallarsan.
- Tabi abi, ayıp ettin!

skoc
02-12-2004, 01:17
Yönetimi ele geçiren Başkan Bush buyurmuş: Üzerinde resmim olan pul
bastırdım, bundan böyle başkanlığın bütün mektuplarında bu pullar
kullanılacak. Bir süre sonra görülmüş ki, pullar zarfa bir türlü
yapışmıyor. Başkan Bush küplere binmiş ve yetkiliyi çağırıp
sormuş;

- Neden resmim olan pullar yapışmıyor, arkalarına zamk sürmediniz mi?

- Sürdük efendim, demiş yetkili ve eklemiş; Yapışmamasının nedeni,

- Herkesin pulun ön yüzüne tükürmesi

skoc
02-12-2004, 01:22
Ekonomik kriz yüzünden büyük para problemi olan Temel, çocuk kaçırıp
fidye istemeye karar vermiş. Şehrin büyük bir parkında çocuğun birini
gözüne kestirmiş.
Önce bir not yazmış; "Çocuğunu kaçırdım. Bunu yaptığım için üzgünüm ama
kusura bakma çünkü gerçekten paraya ihtiyacım var. Yarın sabah saat 7'de
falanca parktaki filanca ağacın altına bir siyah çantada 5 milyar getir. İmza: Laz."
Çocuğun yanına gitmiş, notu çocuğun ceketinin iç cebine koyup,
doğruca evine gitmesini ve notu babasına göstermesini söylemiş.
Ertesi sabah parka geldiğinde söylediği ağacın altında, söylediği renkteki
çantada içinde 5 milyar olan emaneti bulmuş.
Başka bir notla birlikte; "Paran burada ama bir uşağın hemşerisine
böyle birşey yapmasına inanamıyorum"

skoc
02-12-2004, 01:24
> Minik yaramaz, boynuna bi ip gecirdigi ölü kurbagayi cekistire çekistire
> yolda gidiyormus.. Derken bir randevuevinin kapisina gelmis, tak tak
> kapiyi vurmus, kapiyi sisko çirkin bi kadin acmis...

> Çocuk avazi ciktigi kadar bagirmis:

> "BURDAKI KIZLARDAN BIRINI ISTIYORUM...!! PARAM VAR, VE ISTEDIGIMI
YAPANA KADAR BURDAN GITMIYCEM..!!"
> Kadin sasirmis ama para paradir demis, minik yaramazi iceri almis...
> Cocuk ordaki fistiklara bakmis, sonra kadina sormus:
> "Burada bir Amber varmis, ONU ISTIYORUM...!!!"
> Kadin bunun uzerine "ama olmazki..." demis, "bak cocuk, bence sen..."
>
> Cocuk onu dinlemeden avaz avaz bagirmaya baslamis;
>
> "AMBER'I ISTIYORUM AMBER'I ISTIYORUM...!!! PARASI NEYSE VERICEM...!!!"
>
> Kadin hala saskin halde, "Iyi tamam yukari cik sagdaki ilk odaya
> git,bekle.." demis...
> Sonra kadin Amber'i odaya gondermis...
>
> 10 dakika sonra cocuk merdivenlerden yine kurbagasini surukleye sürükleye
> inmis... Kadina para vermis,tam cikicakken kadin en sonunda dayanamamis
> seslenmis: "Lafimi dinlemedin cocuk, niye ille de onu istedin ki? O kizda
> hastalik vardi...
>
> " Cocuk cevap vermis: "Onda hastalik oldugunu biliyorum, o yuzden onu
> istedim... Cunku bu aksam annemle babam disarda yemege gidicekler, ben de
> evde dadimla oturucam... Onlar gittikten sonra dadim benle seks yapmak
> istiycek çünkü küçük cocuklardan hoslaniyo... Boylece burda kaptigim
> hastaligi ona gecirmis olucam... Annemle babam eve döndükleri zaman, babam
> dadimi evine goturucek... Orda da tabi ki her gece yaptigi gibi onu
> becericek, hastalik ona da gecicek... Eve dondugu zaman annemle sevisicek,
> böylece o da anneme hastaligi geciricek... Sonra sabah babam ise gidecek,
> sütçü sut birakmaya gelicek, annem de onu eve alicak ve onunla sevisicek,
> hastalik ona da gecicek ve çok da iyi olucak...
>
> ÇUNKU O HERIF BENIM KURBAGAMIN USTUNE BASTI ÖLDÜRDÜ!!!...."

alanyafatihi
02-12-2004, 07:13
Cezanın cezası!

Adamın birisi, eşiyle birlikte giderken, aracını trafik polisi durdurup, ehliyet ve ruhsatını istemiş. Trafik polisi ruhsatı incelerken adam dayanamayıp sormuş;
- Afedersiniz memur bey, bir kural hatası mı yaptım?
- Evet, emniyet kemerinizi bağlamayı unutmuşsunuz. Ceza kesmem gerekiyor.
Tam o sırada eşi müdahale etmiş.
- Memur bey, siz bu adamı bilmezsiniz. Ben ne dersem her zaman tersini yapar. Bir türlü beni dinlemez. Daha evden çıkarken emniyet kemerini bağla dedim. Sırf ben dedim diye bağlamadı. Biraz önce köşeyi dönerken yine uyardım. Bak emniyet kemerini bağla dedim, inat etti yine bağlamadı. Siz bu adamı bilmezsiniz öyle inat öyle inat ki, bir türlü beni dinlemez. Ona dedim ki, birazdan trafik polisi karşımıza çıkarsa, ya bizi durdurursa ne yapacaksın? İşte dediğim oldu. Ödesin de cezayı aklı başına gelsin. Beni dinlemezse daha çok cezalar öder, çok perişan olur. İşte, bu adam böyle bir adam. Evlendiğimizden beri beni bir türlü dinlemez. Öyle inat, öyle inat ki...
Trafik polisi, kadının daha fazla konuşmasına meydan vermeden, adama ehliyet ve ruhsatını uzatmış:
- Beyefendi, buyrun ehliyet ve ruhsatınızı, gidebilirsiniz. Size zaten Allah cezanızı vermiş. Bir de ben ceza yazmayım, cezanın cezası olmaz!..

moiz kohen
05-12-2004, 14:30
Bir Amerikal?, bir Ingiliz ve bir Irakli barda oturmus
> > > > > içki içiyorlarmis. Amerikali içkisini bitirince
> > > > > bardagi havaya firlatmis, silahini cikarip bardaga
> > > > > ates edip parcalamis:
> > > > > "Bizde bardaklar o kadar ucuzdur ki biz Amerika'da
> > > > > ayni bardakla iki kere içki içmeyiz" demis.
> > > > >
> > > > > Ingiliz de bunun üzerine içkisini bitirip bardagi
> > > > > havaya firlatmis ve ates ederek bardagi parçalamis:
> > > > > "bizim Ingiliz kumsallarinda bardak yapacak cam için o
> > > > > kadar çok kumsal vardir ki, ayni bardakla iki kere
> > > > > içki içmeyiz" demis.
> > > > >
> > > > > Bunun üzerine Irakli da buz gibi sogukkanli bir
> > > > > sekilde içkisini bitirmis, bardagi havaya firlatmis,
> > > > > silahini çekip Amerikali ve Ingilizi vurup öldürmüs:
> > > > > Bagdat'ta bu Ingiliz ve Amerikalilardan o kadar çok
> > > > > var ki, biz ayni adamlarla iki kere içki içmeyiz" demis.

moiz kohen
05-12-2004, 14:37
Genc kiz, sevgilisine telefon açmis:
> "Tankut, demis, seni çok arzuluyorum, geceleri
> uyku uyuyamiyorum. Ne
> olur
>bu hafta sonu bize yemege gel. Seni annem babamla
> tanistirayim. Sonra
> > >benim
> > >odamda ders calisiyor gibi yapar doya doya
> > sevisiriz...
> > > Tankut omrunde hiçbir kizla sevismemis, toy bir
> > delikanli..
> > > Bir eczaneye gitmis. Babacan eczaciya: "Bu hafta
> > sonu önce bir aile
> > > yemegi, pesinden atesli bir ask yasayacagim
> > demis, o yüzden iyisinden
> > bir
> > >kutu prezervatif
> > > istiyorum... Babacan eczaci kutulari
> > vermis,oglanin sirtini sivazlayip
> > >yolcu etmis.
> > > Tankut hafta sonunda bir büyük buket çiçekle
> > kizin evinin kapisini
> > >çalmis.
> > > Genç kiz kapiyi açmiç. Tankut'u dogrudan yemege
> > almis.
> > > Delikanli çok mahcup biçimde masaya oturmus.
> > Kizin ana babasinin yüzüne
> > > söyle bir baktiktan sonra basini önüne egmis..
> > Baslamis dua etmeye.
> > Ancak
> > > dua bir türlü bitmiyor.
> > >Kiz sonunda dayanamamis, fisiltiyla: "Ben senin bu
> > kadar dindar oldugunu
> > >hic bilmiyordum Tankut, demis...
> > > Tankut adeta inlemis : "Ben de babanin eczaci
Ø > oldugunu..

moiz kohen
05-12-2004, 14:44
> Birezilya :)
>
>
>Amerikada bir supermarkette, musteri yarim kivi satin almak istiyor.
>Tezgahtar bunun mumkun olmadigini soyluyor. Kavga cikiyor.
>Tezgahtar kosa kosa mudure cikiyor:
> - "Efendim, hayvanin biri yarim kivi almak istiyor", der demez soyle bir
>arkasina donunce ne gorsun!!
>Musteri birlikte gelmis, ensesinde duruyor...
>Tezgahtar hemen musteriyi isaret ediyor:
> -"Bu beyefendi de diger yarisini almak istiyor, efendim..."
>Mudur durumu anliyor, adama yarim kiviyi mecburen verip gonderiyorlar.
>Mudur bir saat sonra tezgahtari cagirtiyor:
>-"Tebrik ederim, cok zeki davrandin, iyi idare ettin, nerelisin sen?
>-" Brezilyaliyim efendim..."
>-"Amerika'ya niye geldin?"
>-"Brezilya cazip bir yer degil efendim, orada insanlar ya orospu, ya da
>futbolcu..."
> -"Biliyor musun benim karim da Brezilyali..."
Ø -"Yaa oyle mi, acaba kariniz hangi takimda futbol oynuyordu?

moiz kohen
05-12-2004, 14:50
>>>Orospiii
>>>
>>>
>>> Amerika'da 50 katlı bir otelin en üst katından genç bir kız kendini
>>>aşağıya atmış
>>> o sırada üst katların birinde pencereden dışarı seyreden bir Fransız,
>>> kızın yukarıdan geldiğini görünce hemen kollarını açmış ve kızı
>>>yakalamış.
>>> - Hayatım bak ne kadar genç ve güzelsin, neden intihar ediyorsun,
>>> bak hayat ne kadar güzel.
>>> Şimdi seninle bir Fransız lokantasına gideriz, karnımızı doyurduktan
>>>sonra bir diskoya gideriz,
>>> dans edip içki içeriz ondan sonra da benim odaya gelir sevişiriz
>>>diyince kız birden
>>> - Yinemi seks, diye bağırıp adamın kollarından kurtulup kendini
>>>aşağıya bırakmış.
>>> Otelin orta katlarında bir İtalyan kızın geldiğini görünce kollarını
>>>açıp yakalamış.
>>> O da Fransız gibi,
>>> - Neden intihar ediyorsun güzelim, şimdi seninle bir İtalyan
>>>lokantasına gidip nefis bir spagetti yeriz,
>>> sonra da diskoya gidip eğleniriz, oradan çıkıp benim odaya geliriz
>>>sana
>>> İtalyan erkeklerinin gücünü gösteririm, diyince kız yine
>>> - Yinemi seks, diye çığlık atarak onunda kollarından kurtulup kendini
>>>aşağı atmış.
>>> Bu sırada otelin 10.katında dışarıyı seyreden Temel, kızın geldiğini
>>>görünce kollarını açıp yakalamış.
>>> - Uyy ne kadar cüzel kızsın daa; neden ölmek isteysun.
>>> Hacan şimdi bir lokantaya gidip karnımızı doyururuz ondan sonrada
>>>biraz eğleniriz,
>>> daha sonra gelip seni odana yatırırım, bende kendi odama yatarım,
>>>dinleniriz,
>>> diyince kız hayretler içinde
>>> - Ya seks, diye sormuş.
>>> Bu soruyu duyan Temel kollarını yanlara açıp
>>> - Orospiii, diye bağırarak kızı aşağıya bırakmış.

Sarıvadi
05-12-2004, 15:24
Adam muftuye gitmis
"Yahu,hakikaten biz cennete gittigimizde huri
alacak miyiz?" demis.
Muftu, "namazini kilar, orucunu
tutar, zekatini verirsen 4 huriyi alacaksin elbette" demis.
Adamin derdi baska "Peki benim hanim cennete
gidince ne olacak?" demis
Muftu cevap vermis
"Ona da 4 Nuri duser"
Adam saskin, ne yani esit haklara mi sahip olacaklar?
Kos kos evine dönmüs
Bakmis karisi namaz kiliyor
Basmis tekmeyi
"O----pu mu olcan sen lan"

balaban
08-12-2004, 12:24
Evde kadin kocasini hasliyor :
- Hiç olmazsa su yan komsularimizi örnek al... Kaç yillik evliler ama birbirlerine
hala balayinda gibi davraniyorlar... Adam karisini arabada, kapinin önünde, her
yerde öpüyor... Yaziklar olsun! Sen neden ayni seyi yapamiyorsun?
- Yaparim yapmasina ama, ben kadini iyi tanimiyorum ki:)

balaban
08-12-2004, 12:25
Adamin biri bir gün bir bara gider ve barmene söyle der :
- Sana ve burdaki herkese benden birer duble içki ver.
Herkes içkisini içer, ama adam parayi ödemez. Barmen bunu çok kötü döver.
Adam ertesi gün yine ayni bara gider ve söyle der :
- Bana ve buradaki herkese benden birer duble içki ver. Barmen sorar :
- Ya bana.
- Sana yok.
- Neden?
- Sen içince azitiyorsun...

balaban
08-12-2004, 12:26
Hans ve Peter merak içerisindeymisler,
- Bizim birahanelerdeki insanlar öyle koyu muhabbete dalmaz. Halbuki beyaz
içki içen Türkler in uzun uzun çene çalinan meyhaneleri var.
Denemek için raki içmisler, birinci dubleden sonra Hans arkadasina dönmüs,
- N olucak bu Almanya nin hali?..

Corumlu
10-12-2004, 17:00
Köylünün biri köye gelen turistleri misafir etmis ve
giderlerken de onlara bir kuzu hediye etmis.Sonraki yil turist aile de
gelirken
ona disi bir domuz yavrusu getirip hediye getirmis.

> > > Zamanla domuz büyümüs.Bir gün huysuzlanmaya baslamis.Köylüler
>düsünmüsler, bu hayvanin çiftlesmeye ihtiyaci var demisler. Domuzun
sahibi köylü peki ama ben bunu nerede çiftlestirecegim demis.
> > >
> > > Arastirmislar.Komsu köyde bir erkek domuz bulmuslar.
> > >
> > > Adam domuzu nasil götürecegini düsünürken birisi el
arabasina koy götür demis.
> > >
> > > Adam sabah domuzu el arabasina koyup komsu köye
gitmis.Domuzlar çiftlesmis.Köylü erkek domuzun sahibine sormus : "
Hamile
kalip kalmadigini nasil anlarim? demis.Erkek domuzun sahibi de" Sabah
bak,
eger
>samanin üstünde yatiyorsa tamam, yok eger kumda yatiyorsa o zaman
gene
geleceksin"
> > > demis.
> > >
> > > Köylü ertesi sabah bakmis, domuz kumda yatiyor, yeniden el
arabasina domuzu koyup komsu köyün yolunu tutmus.Ertesi sabah domuz
yine
kumda
>yatiyor...
> > >
> > > Bu durum böyle 10 gün devam etmis.
> > >
> > > Adam ertesi gün kalkmis ve karisina :

> > > " Hanim bak bakalim bizim domuz samanda mi yoksa kumda mi
yatiyor? demis.
> > > Karisi bakmis, gelmis ;
> > > " Bey domuz ne samanda yatiyor ne de kumda. El arabasina binmis
seni
>bekliyor."

Sarı
10-12-2004, 22:33
Ucuz Tedavi

Adamın biri işyerindeki kantinde arkadaşıyla yemek yerken
Kolumun ağrısından ölüyorum, diye arkadaşına dert yanmış.
Doktora gitsem iyi olacak Arkadaşı da Yahu ne lüzum var demiş.
İlerde kösedeki marketin çıkısında yeni bir bilgisayarlı cihaz koydular.
Üç otuz paraya bir jeton alıyorsun kasadan,atıyorsun, yanında getirdiğin idrar örneğini
açılan kapaktan içeri atıyorsun, on saniye sonra neticeyi ve tedavi için yapman gerekenleri
öğreniyorsun demiş. Gördüğün gibi ucuz ve çabuk diye eklemiş.
Adam hemen bir kaba idrarını doldurup arkadaşının dediğini yapmış ve
Bilgisayar hemen yazılı olarak cevap vermiş:
Kolunuzda bir cins eklem ağrısı olan Tenis elbo oluşmuş. Sıcak suya koyun,
ağır işlerden kaçının, iki hafta sonra düzelecektir demiş
Memnun biçimde eve dönen adam, bir yandan Bilgisayarın dediğini
uygularken bir yandan da mucurca fikirlere kapılıp bu akilli cihazın nasıl
aldatılabileceğini düşünmeye başlamış. Ertesi gün olunca bir miktar çeşme suyuna köpeğinden
alinmiş bir kili koymuş, üstüne bir şekilde elde ettiği karısının ve
kızının idrar örneklerini eklemiş, tüm bu karışımın üzerine bir de mstrbs...
yapıp doğru cihazın yanına varmış. Jetonu atıp kabı makinaya vermiş,
on saniye sonra cihazdan yazılı yanıt gelmiş.
1. Çeşme suyunuz çok kireçli. Bir filtre cihazı almayı düşünün
2. Köpeğinizde kene var. Eczaneden özel bir şampuan alıp köpeğinizi yıkayın
3. Kızınız kokain bağımlısı. Bir psikiyatri kliniğine yatırın
4. Karınız hamile. Kız ikizler. Sizden değil. İyi bir avukat bulun.
5. Kendinizi bu yolla tatmin etmeyi bırakmazsanız kolunuz iyileşmez

lutas
16-12-2004, 10:10
TEMEL ILE YUNAN ASKERI

Temel askerliğini yunan sınırında yapıyormuş. Temel'in cani çok sıkılıyormuş. Yunan'a bir islik çalmış elleriyle "Havacı misin?" işareti yapmış,Yunan aldırmamış.Bir islik çalmış elleriyle "Karacı misin?" işareti yapmış, Yunanaldırmamış. Bir islik daha çalmış "Denizci misin?" anlamında yüzme işareti yapmış, yunan aldırmamış. Bir islik daha çalmış. El hareketi yaparak "Topçu musun?" demiş,yunan aldırmamış. Bir islik daha çalmış "Gözcü musun?" anlamında dürbün işareti yapmış, yunan aldırmamış.

Nöbetler değişmiş sıra yine Temel'le Yunan'a gelmiş.
Yunan'a hadi sınıra git demişler Yunan da:

- "Ben oraya gitmem.
Orada bir deli Türk askeri var,
bana hava kararınca yüzerek gelip
sana bir koyacam gözlerin fırlayacak diyor.."

(Selçuk eğer okursan... ithafen)

X..
18-12-2004, 23:05
Temel amerikada yaşıyor .Bir gün otmobilyle giderken hipermarketlerin birinde ''100 dolarlık alışveriş yapana bedava sex ''yazan pankart görüyor.Vay be ne güzel iş!! Dalıyor içeri 100 dolarlık al8ıverişini yapıyor .Gidiyor görevliye. !!tamam 100 dolarlık alıveriş yaptınız ama henüz bitmedi .Şimdi size 1 den 10 bir rakam soracağız bilirseniz bedava sex kazanacaksınız.Temel 8 demiş.Görevlide ''maalesef bilemediniz''demiş.Temel bir daha gitmiş yine aynı olay.Yine rakam sormuşlar yine bilememiş.Bir kaç defa daha gitmiş aynı numara.hep bilemediniz.Bir gün Dursunla birlikte gitmişler Temel herzamanki gibi numarayı!! bilememiş.Bir taraftanda Dursuna!! Yahu demiş bu adamlar bizi kandırıyor galiba!! Bir numara var bu işte ama çözemedim!! demiş.Dursun atlamış hemen.''Yokya olurmu'' Demiş.Geçen hafta benim hatun iki defa numarayı bildi.!!!!!

Sarıvadi
21-12-2004, 19:11
Temel kompartımana girince bakmış içeride; bir İngiliz, bir Alman ve bir de Fransız...
"Hadee yine fıkra olacaz demiş"

borsadam
21-12-2004, 20:26
Demirel, Türkiye'ye Kopenhag kriterleri içinde olmayan şartların empoze edildiğini belirterek şu fıkrayı anlattı:

"Avrupa Birliği'ne girmek isteyenler sınava alınıyor. Bulgaristan sınava giriyor, 'Atom bombası ne zaman atıldı' diye soruluyor. '1945' diyor, 'Geçtin' deniyor. Daha sonra Romanya sınava giriyor. 'Atom bombası nereye atıldı' deniyor, 'Japonya' diyor, 'Sen de geçtin' deniyor.

Türkiye'ye sıra gelince 'Atom bombası atıldıktan sonra ölenlerin isimleri, soyadları, doğum yerleri, mesleklerini söyle' deniyor.

lutas
22-12-2004, 09:53
FİDYE

Ekonomik kriz yüzünden büyük para problemi olan Temel, çocuk kaçırıp fidye istemeye karar vermiş. Şehrin büyük bir parkında çocuğun birini gözüne kestirmiş. Önce bir not yazmış :
"Çocuğunu kaçırdım.Bunu yaptığım için üzgünüm ama kusura bakma çünkü gerçekten paraya ihtiyacım var. Yarın sabah saat 7'de falanca parktaki filanca ağacın altına bir siyah çantada 5 milyar getir.
İmza: Laz."
Çocuğun yanına gitmiş, notu çocuğun ceketinin iç cebine koyup, doğruca evine gitmesini ve notu babasına göstermesini söylemiş. Ertesi sabah parka geldiğinde söylediği ağacın altında, söylediği renkteki çantada içinde 5 milyar olan emaneti bulmuş. Paraların yanında bir de not varmış :
"Paran purada ama bir Laz hemşehrisine nasıl peyle bir şey yapar inanamayrum."

lutas
22-12-2004, 09:58
TİMSAH ŞOV

Şovmenin biri yaptığı şovuyla dünyada çok büyük bir üne kavuşmuş. Şovunu bir timsahla gerçekleştiriyormuş. Sopasıyla timsahın başına vuruyormuş, timsah ağzını açıp adamın kafasını ağzına alıyormuş, adam tekrar sopayla timsahın başına vurunca tekrar ağzını açıp hiçbir zarar vermeden adamın kafasını serbest bırakıyormuş.
Şovmen bütün dünya ülkelerini gezer, sıra Türkiye ye gelir. Büyük bir kalabalık şovu heyecanla izlemektedir. Şov biter, şovmen alkışlardan aldığı zevkle seyircilere döner kasılarak sorar :
- Aranızda bunu yapabilecek biri var mı?
Seyircilerin arasından bizim Temel atılır :
- Ben yaparım ama söz ver, kafama hızlı vurmayacaksın...

lutas
22-12-2004, 10:01
HEPİNİZ YEŞİLSİNİZ
Temel, Amerika'da otobüs şoförüdür. Bir gün otobüste siyah-beyaz tartışması baş gösterir ve bizim Temel’in sinirleri tepesine vurur. İki el havaya ateş eden Temel;
- Bundan sonra siyah beyaz yok, hepiniz yeşilsiniz, diye bağırınca otobüs eski sûkunetine geri döner. Daha sonra dikizden yolcuları izleyen Temel ani bir frenle durdurur otobüsü ve ekler;
- Şimdi koyu yeşiller arkaya, açık yeşiller öne otursun.

lutas
22-12-2004, 10:02
METROSEKSÜEL

Dursun Temel'e sormuş: Metroseksüel erkek ne demek da?
Temel düşünmüş, düşünmüş, sonunda:
Ha oni pilmeycek ne var da, ipnenun yerin altından gidenidur. demiş

Sarıvadi
22-12-2004, 17:59
Temel Ingiltere'de arabayla seyahet ederken radyoyu açar ve yerel radyoda şöyle bir anons vardır:
-"Dikkat dikkat! Bir aracın tehlikeli bir şekilde ters yönde seyrettiği tespit edilmiştir.Sürücüleri dikkatli olmaları konusunda uyarırız"
Bunun üzerine Temel:
-"Kaç pi tane birsürü, birsürü..."

gebzeli
22-12-2004, 18:18
Temel Ingiltere'de arabayla seyahet ederken radyoyu açar ve yerel radyoda şöyle bir anons vardır:
-"Dikkat dikkat! Bir aracın tehlikeli bir şekilde ters yönde seyrettiği tespit edilmiştir.Sürücüleri dikkatli olmaları konusunda uyarırız"
Bunun üzerine Temel:
-"Kaç pi tane birsürü, birsürü..."


Fıkra güzelmiş ...
Bunu bazı zamanlarda gazetelerde karikatür köşelerinde görüyorum....
Konu genellikle, AB nin ilerleme sürecinin durumunu yansıtırken oluyor... :eek:

Sarıvadi
22-12-2004, 19:22
Bulutların arasında Alman , Fransız ve Temel vampir oturmuş sohbet ederlerken.

Birden Alman Vampir hızla uçuşa geçer ve 20 dakika sonra ağzında kanlar süzülerek gelir. Diğerleri merakla "N'oldu diye sorar:

Alman Vampir: Şu ilerdeki köyü görüyor musunuz?
Hepsi : Evet!
Alman Vampir : Köyün meydanındaki postaneyi?
Hepsi :Evet!
Alman Vampir :Postanin önünde yerde yatan genç kızı?
Hepsi :Evet!
Alman Vampir : İşte onun kanını içtim mmmmm! nefisti...

Derken

Fransız Vampir pırrr diye uçmuş ve yarım saat sonra ağızında kanlar süzülerek gelmiş.Hepsi merakla "n'oldu" diye sorar.

Fransız Vampir:Şu ilerdeki tepeyi görüyormusunuz?
Hepsi :Evet!
Fransız Vampir:Tepenin ardındaki benzin istasyonunu?
Hepsi :Evet!
Fransız Vampir :Benzin istasyonunun ortasında yatan tombul adamı?
Hepsi :Evet!
Fransız Vampir :İşte onun kanını emdim. Mmmmmm! nefisti doğrusu...

Ve Temel Vampir pırrr diye uçuşa geçer. fakat 30 saniye sonra hertarafı kan revan döner. Diğerleri merakla "N'oldu" diye sorar.

Temel Vampir : Şu karşıdaki kalın direği görüyor musunuz?
Hepsi : Evet!
Temel Vampir :Ben göremedim de............

onkel 3
24-12-2004, 10:29
AKILLI & DELI & SALAK

AdamIn lastigi tam tImarhanenin önünde patlamIs, kaldIrIma ancak
yanasabilmis.
Sonraki islem malum... Kriko, stepne, bijon anahtarI derken, bir de
bunlarIn yanIna talihsizlik eklenince,
söktügü 4 adet bijon yuvarlanIp yagmur mazgalIna düsmüs.
Mazgal açIlIr gibi degil, bijonlar görünür gibi degil. Talihsiz sürücü
Bir sagIna bakmIs, bir soluna bakmIs
çaresiz duygular içinde kaderiyle basbasa, kaldrIma çökmüs.
OlayI en basIndan beri tImarhanenin demir parmaklIklarI penceresinden izleyen bir deli, çaresiz adamIn halini
bir süre daha acIyarak izledikten sonra seslenmis
-Ulan salaaak! Sen ne yapIyorsun orda öyle?
-Sorma birader, lastik patladI ve degistirirken bijonlarI mazgala
düsürdüm.
-Düsündügün seye bak! Sök öbür lastiklerden birer tane, hepsi 3 bijonlu
olsun.
Adam bir lastiklere bakmIs bir de deliye ve hemen ise girismIs. Her seyi
tamamlayIp bagaj kapagInI kapatan
sürücünün aklI deliye takIlmIs.
ArabasIna binmeden evvel, dönmüs; ve dikkatli dikkatli adama bakmIs ve
seslenmis.
-Senin ne isin var tImarhanede? diye sormus.
- Biz burada 'delilik'ten yatIyoruz kardesim, 'salaklIktan degil.

Sarıvadi
24-12-2004, 23:38
Boşanma davasında kadın, hakime talebinin gerekçesini açıklamış:
-"Sayın hakim, çocuğun bende kalmasını istiyorum.Onu dokuz ay karnımda taşıdım."
Hakim kocaya sormuş:
-"Karınızı duydunuz.Bir diyeceğiniz var mı?"
Adam "var tabii" demiş ve anlatmış:
-"Sayın hakim, farzedelim ki canınız bir kutu soğuk kola istedi. Makineye parayı attınız ve kola geldi. Şimdi bu kola makinenin midir, yoksa parayı deliğe atanın mı?"
Hakim sekreterine dönmüş:
-"Yaz kızım. Çocuk babasında kalacaktır..."

BOYNER
25-12-2004, 11:58
7 defa gelip 8 defa gitmekle meşhur Sülüman Baba'nın 1965'te Adalet Partisi'nin başına geçmesinden sonraki ilk seçimde AP'liler Trabzon'un köylerini gezmektedir. Bir köyde Mehveş Nine'den oy ister AP'liler.. Uyanık partilinin biri dini bütün nineyi kafalamak için "Nine bak" der, "Bizim partinin ismi AP.. Yani Allahın Partisi!.. Oyunu bize ver.." Nine, Allah'ın Partisi lafını duyunca "Tamam oğul" der, "Oyum size"..

Başka bir gün köye CHP'liler de gelir ve onlar da Mehveş Nine'yi ziyaret ederler. Ancak Mehveş Nine, "Oğlum kusura bakmayın ben Allahın Partisine oy vereceğim" deyince, CHP'liler "Nine hangisiymiş o Allahın Partisi" diye sorarlar. Mehveş Nine, "Hangisi olacak AP'dir daa, Allah'ın Partisi uşağum.." Bu cevap üzerine bir başka uyanık CHP'li de cevabı yapıştırır: "Nineciğim, onlar öyle diyorlar ama, öyle değiller. Bak bizimki de CHP. Yani Cenab-ı Hak Partisi!. Gel sen oyunu bize ver!"

Sarıvadi
25-12-2004, 23:34
Amerikali bir zengin, is seyahati sirasinda Meksika'nin küçük bir
kiyi kasabasina ugramis. Limanda gezerken, bakmis agzina kadar balik
dolu bir tekne ve içinde keyifli bir balikçi... "Merhaba balikçi" diye
seslenmis,
"... Bu baliklari kaç zamanda tuttun?" "Bir iki saatimi aldi" demis
balikçi... Istahlanmis bizim isadami; "E, niye biraz daha kalip daha
fazla tutmadin?" diye sormus. "Bu kadari bize yetiyor da ondan" diye
omuz silkmis balikçi. Sasmis balikçinin bu kanaatkarligina isadami;
"Kalan zamanini nasil geçiriyorsun peki" diye üstelemis.
Balikçi, özetlemis bir gününü:
"Sabahlari açilir, biraz balik tutarim. Sonra çocuklarimla
oynarim.Ögleyin karimla biraz siesta yaparim.
Aksamlari amigolarla beraber gitar çalip sarap içer, geç vakte kadar
egleniriz. Oldukça mesgul sayilirim senyor". Gerinmis Amerikali: "Bak"
demis "... ben sana yardimci olabilirim. Bu ise daha çok zaman
ayirmalisin. Daha büyük bir tekne bulup daha çok balik tutmalisin.
Oradan elde edecegin gelirle daha büyük tekneler alirsin. Kisa sürede
tuttugun baliklari dogrudan isletme tesislerine satarsin.
Hatta zamanla kendi balik fabrikani bile kurabilirsin. Kisa zamanda
balikçilik sektöründe bir numara olursun". Balikçi merakla "Bunlari
yapmak kaç sene alir sinyor" demis:"15-20 yilda halledersin" demis
Amerikali, "Ama sonrasi daha parlak: Zamani gelince sirketini halka
açarsin, hisselerini iyi paraya satarsin, kisa zamanda zengin olup
milyonlar kazanirsin." "Milyonlar ha..." diye tekrarlamis balikçi....
"Eeee... sonra?"
"Sonra emekli olursun. Küçük bir balikçi kasabasina yerlesirsin.
Istersen zevk için balik tutarsin. Çocuklarinla oynar, karinla
keyfince siesta yaparsin. Aksamlari da arkadaslarinla sarap içip gece
yarisina
kadar gitar çalarsin. Nasil...? Mükemmel degil mi?
"Balikçi cevap vermis,"Ben zaten su anda o isi yapiyorum,bu kadar
telasa ne gerek var... "
[B]

özgün
29-12-2004, 21:17
Bir kadinin uc tane kiz cocugu vardir.Tesadufen ucune de ayni zamanda
talip cikar.Tek bir dugunle ucu de evlenir ve yuvadan ucuuup
giderler.(Pirrrr diyerekten) Kizlarin hepsi de farkli sehirlere
gitmislerdir. Anneleri, el bebek gul bebek buyuttugu kizlarinin
evlilik yasamlarini;ancak ozellikle ask hayatlarini merak
etmektedir.

Ancak kizlari yatak olaylarini acik acik anlatmaktan cekindikleri
icin bir yontem gelistirirler. Kizlar annelerine, o gunku Hurriyet
gazetesinde cikan gazete ilanlarina atifta bulunarak, ask hayatlari
hakkinda, e-mail yoluyla bilgi vereceklerdir. Evliligin birinci
haftasinda buyuk kizdan mesaj gelir.Mesajda "RUFFLES"
yazmaktadir.Kadin merakla Hurriyet gazetesini alir ve ilana bakar:
"RUFFLES. HEM EGLENCELI, HEM DE DOYURUCU" Kadin cok mutlu olur ve
yeniden mesaj beklemeye baslar. Bir sure sonra ortanca kizindan
bir
e-mail mesaji gelir.Mesajda "MAXWELL COFFEE" yazmaktadir. Hemen
gazeteyi eline alir ve ilani bulur: "MAXWELL... HER DAMLADA
BUYUK
ZEVK" Kadin yine cok mutlu olur ve bu kez kucuk kizindan
mesaj
beklemeye baslar. Uzun sure mesaj gelmez.kadin tedirgin olur, ama
beklemeye devam eder. En sonunda kucuk kizindan da bekledigi
mesaj
gelir:"BRITISH AIRWAYS" Kadin merak ve heyecanla Hurriyet
gazetesini eline alir ve ilani okuduktan sonra dusup bayilir:
"BRITISH
AIRWAYS. HAFTADA 7 GUN,GUNDE 3 SEFER... USTELIK HER TARAFA”


:D

lutas
30-12-2004, 14:10
Açık Çay

Arkadaşıyla kahvede oturmakta olan Dursun, kahveci Temel’e seslenir :
- Bize iki çay getir. Biri açı olsun.
Temel sorar :
- Hancisu açuk olsun?..

lutas
30-12-2004, 14:10
İngiliz

İngiltere’ye gezmeye giden Temel tanınmamak için gördüğü Türklere selam vermiyip selam da almıyormuş... Fakat Türk’ün üstelik de hemşerisinin biri Temel’deki burnu görünce "Bu kesun lazdır" demiş ve peşine takılmış. Yanaşıp sormuş Temele :
- Kardaşum sen laz musun? Temelden çit yok... Adam yine sormuş :
- Kardasum laz musun? Temel yine bakmamış adama. Adam ısrarla takip edip devamlı aynı soruyu sorunca Temel dayanamamış ve adama dönüp şöyle demiş :
-İnciluzum İnciluz...

lutas
30-12-2004, 14:21
Durdur Hiç Değilse

Taksinin yokuşta frenleri patlamış, müthiş bir hızla aşağı iniyormuş. Kayseri'li müşteri bağırmış.
-Durdur şu arabayı. Şoför panik içinde haykırmış :
-Durduramıyorum!
-O zaman taksimetreyi durdur hiç değilse, demiş Kayserili.

lutas
30-12-2004, 14:22
Bu bence süper.Çok zeki.Tam Nööri Gantar İşi...


Yeni Model

İki tane çiftçi, biri Adanalı, diğeri Kayserili, sohbet ederken, tabi haliyle zenginlikleriyle övunecekler...
Adanalı başlamış :
-Bizim orda sabah günes doğmadan biniyoruz arabaya, akşam oluyo biz hala çiftliğin öteki ucuna yetişemiyoz, demiş... Kayserili de demiş ki :
-Yav bizim de vardı öyle bir arabamız ama geçenlerde satıp yeni modelini aldık....

lutas
30-12-2004, 14:23
Kazık

Bir kayserli cocuk babasinda para ister
- Baba bana çok acil 500.000 Lira lazım der
Babası :
- Ne 400.000 Binliramı Napacan 300.000 Binlirayı 200.000 Lira yetmezmi der al Şu 100.000 Lirayı der ve 50.000 Lira verir. Ve çocuk parayı aldıktan sonra gulmeye başlar ve baba sorar...
-Niye gülüyosun Olum
ve cocuk ekler baba zaten bana 50.000 Lira lazımdı biliyordum böyle yapacagını der..
-Baba gülmeye başlar ve derki
-Ulan eşşolueşşek sahte 50.000 lira vermesek bizi kazıklayacan der...

lutas
30-12-2004, 14:25
Alttaa kalır mı hiç...

Amerikan Mühendisi

Kayseri'nin bir köyünde imece yöntemiyle yol yapılıyor. Bunun için de eşekten yararlanılıyor. Eşek hangi yolu izlerse, orası genişletip araba yoluna dönüştürülüyor... Köye gelmiş olan Amerikalı Barış Gönüllüsü, ne olup bittiğini kavrayamadığı için sorar :
- "Ne yapıyorsunuz böyle?"
- "Yol yapıyoruz."
- "Bu eşek ne için?"
- "O, yolun mühendizi. Yola uygun geçeneği o gösterir."
Barış Gönüllüsü katıla katıla güler :
- "Ya eşek bulamasaydınız?
- "İşte o zaman Amerika'dan mühendis getirirdik!"

lutas
30-12-2004, 14:25
Alıyomuyuz Satıyomuyuz

Kayseriliye sormuşlar.
- "2 kere 2 kaç eder?"
Cevaplamış,
- "Alıyormuyuz, satıyormuyuz..."

pardon
02-01-2005, 13:30
Adam evlenir, 10 sene geçer çocuğu olmaz. Yurtdışına göreve gider.
Hanımından gelen mektupta hamile olduğu yazılıdır. Yurda döndüğünde ise hanımı doğurmuştur ama çocuk zencidir.
Hanımına sorar: "Hanım ne sizin sülâlede ne de bizim sülâlede zenci değil, esmer bile yok; bu iş nasıl oldu?"
Hanım "Çocuğu doğurduktan sonra sütüm gelmedi mecburen bir sütannesi tuttuk, onun sütünü emdi. Sütanne zenciydi herhalde bu yüzden böyle oldu"
der.
Adam ikna olmuşa benzer ama içinde yine de ufak bir kuşku vardır ve "bunu bilse bilse annem bilir" düşüncesiyle annesine sorar.
Anne "Olmaz olur mu oğlum, tabii ki olur" der. Seni doğurduğumda benim de sütüm gelmemişti ve inek sütüyle beslemiştim.
Bak boynuzların çıkmaya başlamış bile!"

pardon
02-01-2005, 14:10
spagetti


Bir doktor, hemşiresi ile bulusmalara başlar. Bu buluşmalardan kısa bir
süre sonra,
hemşire gelir ve hamile oldudunu söyler. Fakat Dr.; bu olayi karisinin
duymasini
istemediginden, hemşireye bir miktar para verir ve italyaya gitmesini,
çocuk dogana
kadar orada kalmasini ister. Fakat bebegin dogdudunu size nasil haber
verecegim?
diye hemşire sorar; Bana hemen bir kart gönder ve arkasina " spagetti "
diye yaz.
Ben durumu anlarim. Başka bir açiklama yapmana gerek yok. der doktor.
Hemşire
parayi alir ve uçaga binip italyaya gider. Alti ay kadar sonra, bir gün
doktorun karisi
evden arar ve doktora;
- Sevgilim, bugün postadan senin adina avrupadan ilginç bir kart geldi.
Fakat ne anlama
geldigini anlayamadim... Peki karicigim, ben akşama eve gelince sana
gerekli açiklamayi
yapacagim.der doktor ve telefonu kapatir. O akşam doktor eve geldiğinde
karti alir okur
ve kalp krizinden oldugu yere düşer. Acil yardim ve tibbi müdahelelerin
sonunda doktor
kendine gelir ve biraz rahatladiktan sonra , karisi karti alir ve okur;
" Spagetti, spagetti, spagetti, spagetti - ikisi sosisli, ikisi
sade...."

pardon
02-01-2005, 14:12
Fidye

Ekonomik kriz yüzünden büyük para problemi olan Temel, çocuk kaçırıp fidye istemeye karar vermiş. Şehrin büyük bir parkında çocuğun birini gözüne kestirmiş. Önce bir not yazmış :
"Çocuğunu kaçırdım.Bunu yaptığım için üzgünüm ama kusura bakma çünkü gerçekten paraya ihtiyacım var. Yarın sabah saat 7'de falanca parktaki filanca ağacın altına bir siyah çantada 5 milyar getir.
İmza: Laz."
Çocuğun yanına gitmiş, notu çocuğun ceketinin iç cebine koyup, doğruca evine gitmesini ve notu babasına göstermesini söylemiş. Ertesi sabah parka geldiğinde söylediği ağacın altında, söylediği renkteki çantada içinde 5 milyar olan emaneti bulmuş. Paraların yanında bir de not varmış :
"Paran purada ama bir Laz hemşehrisine nasıl peyle bir şey yapar inanamayrum."

pardon
02-01-2005, 14:39
SİHİRLİ LAMBA


Adam kumsalda yürürken ayağı bişeye takılmış, bir de bakmış bir lamba.... "hahahaa" demiş "bu da içinden cin çıkan sihirli lambalardan olmasın??" lambayı biraz ovalamış ve birden etrafi dumanlar kaplamış, derken kocaman bir cin ortaya cikmiş
- Yine aptal bi fıkrada benim ismim gecti di mi.... pekala, çabuk 3 dileğini söyle işim gücüm var" Adam "HARİKA..!!" demiş.. "ilk olarak 1 milyar dolarım olsun istiyorum...." Cin parmaklarini şıklatmış ve poofff, kumsal baştan aşağı silme banknotlarla dolmuş... adam gözlerine inanamamış ve ikinci dileğini soylemiş:
- Hawaii'de okyanusu gören lux bir villa istiyorum...... Cin yine parmaklarını şıklatmış ve adam birden elinde lambayla kendini Hawaii'de o muhteşem evin önünde bulmuş.....
- Evet son dileğin nedir.....? Adam düşünmüş taşınmış ve: - Kadınlar için dayanılmaz karşı konulmaz olmak istiyorum Cin yine parmaklarini şıklatmış ve poofff, adam bir kutu çikolataya dönüşmüş..

pardon
02-01-2005, 14:50
KIZILDERİLİ


Temel ile Dursun birgün amerikaya gitmişler.Panoda yazılı olan ilan dikkatlerini çekmiş.İlanda kızılderili kafa derisi getirene 100$ ödül olduğu yazıyormuş.
Temel ile dursun 4 kızılderili çocuk bulup kafa derilerini yüzüp ilanda yazılı olan adrese götürmüşler ve 400$ paralarını almışlar.Öldürdükleri çocuklar ilerde kızılderilerin başı olacağı için bütün kızılderili kabilesi temel ile dursunu aramaya koyulmuşlar.
Temel ile dursununda bu olaydan haberi olunca izlerini kaybettirmek için dağa kaçmışlar ve dağda bir kayanın üstünde pusuya yatmışlar.İçleri geçip ikiside uyuya kalmışlar.Temel uyandığında bakmışki etraf full kızılderili dolu.
Temel dursuna dürterek demişki :
-Kalk dursun kalk paranın anasını belledik

pardon
02-01-2005, 15:40
Temelin Mısır Gezisi...


Temel, Mısır'a iş gezisine gidiyo 15 günlüğüne. İşi 10 günde bitince Mısır'ı biraz geziyim diyo ve bi deve kiralıyo. Kiracı:
- Yalnız bu deve enteresandır. "Oh" deyince gider "Oh oh" diyince daha hızlı, ne kadar çok "oh" derseniz o kadar hızlı gider. "Amin"le de durur, der. Temel eyvallah deyip başlar deveyle gezmeye. Oh der, aa hakkaten de gidiyo lan? Oh oh der daha hızlı, oh oh oh der daha da hızlı... Temel coşar 20 kere ardarda oh der, deve de nos basılmış gibi 300le gitmeye başlar. Temel deveyi coştururkene uzaklarda bi uçurum görür. Haydiii. Heyecandan durmak için Amin deneceğini de unutur? Artık uçuruma iyice yaklaşmışken son duasını eder. Haliyle "Amin" dedikten sonra deve tüm gücüyle milimetre kala durur. Temel dibi gözükmeyen uçuruma bakar. Temel'in tepkisi:
-Ohhhhhh...

pardon
02-01-2005, 16:13
KARADENİZLİ

Adam dükkana girdi ve hamsi istedi... 'Karadenizli misiniz' diye
sordu tezgahtar.
Adam kizdi:
- Karadenizliyim ne olacak? Ve basladi yine
öfkeyle sormaya:
- Ne yani? Simdi Antep fistigi istesem 'Antepli misin' diye mi
soracaksin?
Izmir tulumu' istesem Izmirli, 'kestane sekeri' istesem Bursali
mi olacaktim?
'Yooo' dedi tezgahtar..
- O zaman niye sordun? 'Karadenizli
misin' diye?
- Burasi NALBUR dükkani da ondan

pardon
02-01-2005, 16:15
ALLAH BİLİR

Temel gazetede THK'nun parasüt kursu ile ilgili ilanini görmüs. ilgisini çekmiş ve hemen başvurmuş. Kaydını yaptırmış. Teori dersleri bitirmisler ve sıra ilk atlayışa gelmis. Herkes heyecanlı tabii. Hoca: - Arkadaşlar,ilk atlayışımızı 1000 metreden yapacağız. Kısaca yineliyorum: atlar atlamaz 3'e kadar sayıp ana parasüt ipini çekeceksiniz; o açılmazsa yedek paraşütün ipini çekersiniz o kesinlikle açılır. Asağıda sizi bir jeep bekliyor olacak. Sorusu olan? ... Yoksa, iyi atlayışlar. demiş ve herkes uçağa doluşmuş. Uçak 1000 metreye gelince herkes hazırlanmış ve başlamışlar atlamaya. Temel atladıktan sonra ögrendiği gibi ana paraşüt ipini çekmis ama paraşüt açılmamış. Töbee.. demiş. Yedek parasüt ipini de çekmiş ama o da açılmamıs. Temel büyük bir hayalkırıklığı ile: - Ula, Allah bilir, aşağuda jeep falan da beklemeyidur..

pardon
02-01-2005, 16:17
YAŞLI TEYZE

Yaşlı tezye yolda yürürken birden up uzun bir kuyruk görür.Kuyrukta da birbirinden alımlı genç ve güzel hanımları görür.Sorar :
-Evladım ne kuyruğu bu ne dağıtıyorlar? Kadın sinirli bir şekilde dönerek
-Şeker dağıtıyorlar teyze der.Aslında kuyruk hayat kadınlarının vizite işlemlerinin son günüdür o yüzden kuyrukta beklemektedirler.Neyse sıra bizim teyzeye gelir görevli memur sorar
-Hayrola teyze sende mi..?
-Napim evladım dişlerim yok ama EMERİM

pardon
03-01-2005, 12:16
7 Yıl Harcadım

Azrail gelir kaptan pilota der ki;
- Hadi vakit tamam gidiyoruz.
Kaptan cevaplar;
- "Aman! der, olay benim için tamam da arkada 287
kişi var müsade et bu işi inişten sonra halledelim."
Azrail cevaplar;
- "Sen neden bahsediyorsun be!!! ben onların hepsini
arkada toplayana kadar 7 yılımı harcadım!..."



Maaş Meselesi

Bir firmada elemanların maaşlarını alırken imzaladıkları kağıtta şöyle
bir cümle yazıyormuş:
"Maaşlarınız tamamıyle size has ve özel bir meseledir. Bunun içindir ki,
sizden başka hiç kimse maaşınızı bilmemelidir. "
Yeni bir eleman maaşını alıp kağıdı imzalarken, bu cümleyi okumuş ve
cümlenin altına şu sözleri eklemiş,
"Kimseye maaşımı söylemeyeceğim. Ben de sizin kadar utanç içindeyim.."





TEBESIR TOZU
Sabahtan beri nefes almadan çalışan işadamı, saatin akşamın sekizi
oldugunu fark edince, o gün kendisi gibi yoğun çalışan sekreterine bir
öneride bulunmuş. Haydi birlikte yemeğe gidelim. Gitmişler, adam
yemekte sormuş Dans etmeye gidelim mi?
Olur, demiş sekreteri. Birlikte diskoteğe gitmişler.
Sonra evine gitmişler. Bir güzel sevismişler. Sonra evine gelmiş
adam. Arabasını park etmiş garaja. Cebinden bir parça tebesir
çıkarmış. Elbisesine irili ufakli çizikler atmış. Eve girdiğinde kendisini
salonda bekleyen karısı sormuş:"Neredeydin?"
Adam istifini bozmadan:"Hiiç!.. Sekreterimle yemeğe gittik, sonra dansa,
sonra da onun evine. Birkaç saat seviştik."
Yalancı!.. diye bağırmış kadın ; Üzerindeki tebeşirlerden
belli ki, O serseri arkadaşlarınla buluşup yine bilardo oynamaya gittin
değil mi?

pardon
03-01-2005, 12:18
Kim Daha Hızlı Koşar....????

Iki rahibe varmis biri matematikçi biri mantikli.. Bunlar bir aksam karanlikta kiliseye dönerlerken matematikçi rahibe mantikliya dönerek;
- "Yaklasik 20 dakikadir bir adam bizi takip ediyor ve gittikçe yaklasiyor su anda aradaki mesafe 50 metre" der.
Bunun üzerine mantikli rahibe bunun tek mantikli açiklamasi olabilecegini ve adamin kendilerine tecavüz edecegini ve daha hizli yürümeleri gerektigini belirtir.
Rahibeler daha hizli yürümeye baslarlar. 2 dakika sonra matematikçi rahibe:
- "Adam da hizlandi ve aradaki mesafeyi kapatiyor, su anda 30 metre arkamizda... O zaman mantik olarak kosmamiz gerekir."
Rahibeler kosmaya baslar ve 3 dakika sonra matematikçi rahibe
- "O da kosuyor ve arayi kapatiyor su anda mesafe 10 metre... O zaman mantik olarak bizi yakalayacak birimiz saga digerimiz sola saparak kiliseye ulasmaya çalisalim en az birimiz kurtulur." ...
Ve matematikçi saga dogru kosmaya mantikli sola dogru kosmaya baslar.
Matematikçi 20 dakika sonra kiliseye ulasir ve telas içinde beklemeye baslar. Aradan 40 dakika geçtikten sonra mantikli rahibe gelir.
Matematikçi sorar ;
- "Ne oldu ne yaptin ?"
- "Adam beni takip etti artik mesafe üç-bes adima kadar azalmisti, mantik olarak daha fazla kosmanin anlami yoktu...
- "Eeee..."
- "Mantik olarak ben durdum adamda durdu."
- "Sonra..."
- "Mantik olarak ben etegimi kaldirdim oda pantolonunu indirdi."
- "Peki daha sonra...."
- "Daha sonra ne olacak etegini kaldirmis bir rahibe pantolonunu indirmis bir adamdan DAHA HIZLI KOSAR.

Akresi
03-01-2005, 12:42
Seans arası iyi gitti bu fıkaralar , sağol :)

Salacaklı
05-01-2005, 21:44
Berberin biri dükkanında çalışırken radyodan bir anons duyulur: Dikkat!Akıl hastanesinden bir deli kaçmıştır,çok tehlikeli ve saldırgan olduğundan sakın tartışmaya girmeyin ne derse yapın....

Berber hay Allah neler oluyor derken birazdan içeri biri girer koltuğa oturur: Beni traş et..!
berber:Nasıl olsun efendim?..
-Kafamın tam tepesini traş et yanlar kalsın...
Berber:Amma cins adam der; traşı yapar.
Adam: Şimdi git biraz tütün ve köz getir...
çırağı gönderip getirtir..

-Simdi tütünle közü traş ettiğin tepeme koy...
Berber: Eyvah deli bu galiba diye düşünürken çaresiz denileni yapar

Deli:Şimdi nargileye benzedimmi....
Berber: Bıyık altından gülerek:- Evet! der.
Deli ayağa kalkar,fermuarını indirir...
-ÖYLEYSE::ÇEK BAKALIM!..

:eek:

GozgurS
08-01-2005, 20:38
Ya Türk ne yapacak?..

Bir grup İngiliz, Amerikalı ve Türk, gemiyle yolculuk ediyorlarmış. Birden şiddetli bir fırtına kopmuş.
Geminin batacağını anlayan kaptan hemen yolculara koşup gemiyi boşaltmalarını istemiş.
Fakat kimse buna inanmayarak kendini denize atmayı kabul etmemiş. Bir süre sonra bütün yolcuların ölüm tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu gören kaptan hemen bir tayfasını çağırmış. "Git bir de sen dene onları gemiden atlamaya ikna etmeyi" demiş.
Tayfa gitmiş ve kısa bir süre sonra geri dönmüş. Kaptan merakla sormuş:
- Eee, n'oldu?
- Hepsi atladılar efendim.
Kaptan çok şaşırmış:
- Nasıl olur, daha demin kıllarını bile kıpırdatmamışlardı. Ne dedin onlara?
- Çok kolay. İngilizler'e "Sizin gibi soylu insanlar batmak üzere olan bir gemide olmamalı" dedim. Amerikalılar'a deniz suyunun insan vücudu için çok faydalı olduğunu söyledim.
- Peki ya Türkler'e ne dedin?
- Onlara da "Denize girmek yasak!" dedim..

pardon
08-01-2005, 21:35
18+
> > Berberin biri dükkaninda calisirken radyodan bir anons duyulur:

> > > "Dikkat! Akil hastanesinden bir deli kacmistir,cok tehlikeli ve

> > saldirgan

> > > oldugundan sakin tartismaya girmeyin ne derse yapin...."

> > > Berber; "-hay Allah neler oluyor" derken iceri biri girer koltuga

> > > oturur:

> > > " - Beni tras et..!"

> > > " - Nasil olsun efendim?..

> > > " - Kafamin tam tepesini tras et yanlar kalsin...

> > > Berber,"amma da cins adam" der içinden... trasi yapar... bitirir....

> > > adam:

> > > " - Simdi git biraz tütün ve köz getir..."

> > > çiragi gönderip getirtiler..

> > > " - Simdi de tütünle közü tras ettigin tepeme koy...

> > > Berber, "eyvah deli bu galiba..." çaresiz denileni yapar

> > > Deli:" - Simdi nargileye benzedim mi ?....

> > > Berber, biyik altindan gülerek:

> > > " - Evet! " der.

> > > Deli ayaga kalkar,fermuarini indirir...

> > > " -ÖYLEYSE.... ÇEK BAKALIM!.."

supersonic
08-01-2005, 22:12
18+
> > Berberin biri dükkaninda calisirken radyodan bir anons duyulur:

> > > "Dikkat! Akil hastanesinden bir deli kacmistir,cok tehlikeli ve

> > saldirgan

> > > oldugundan sakin tartismaya girmeyin ne derse yapin...."

> > > Berber; "-hay Allah neler oluyor" derken iceri biri girer koltuga

> > > oturur:

> > > " - Beni tras et..!"

> > > " - Nasil olsun efendim?..

> > > " - Kafamin tam tepesini tras et yanlar kalsin...

> > > Berber,"amma da cins adam" der içinden... trasi yapar... bitirir....

> > > adam:

> > > " - Simdi git biraz tütün ve köz getir..."

> > > çiragi gönderip getirtiler..

> > > " - Simdi de tütünle közü tras ettigin tepeme koy...

> > > Berber, "eyvah deli bu galiba..." çaresiz denileni yapar

> > > Deli:" - Simdi nargileye benzedim mi ?....

> > > Berber, biyik altindan gülerek:

> > > " - Evet! " der.

> > > Deli ayaga kalkar,fermuarini indirir...

> > > " -ÖYLEYSE.... ÇEK BAKALIM!.."

sn pardon,

aynı fıkra 2 mesaj önce de gönderilmişti.

pardon
08-01-2005, 22:42
haklısın özür dilerim,gözümden kaçmış.

PHOENİX
09-01-2005, 00:15
İsmail cem Japonyaya gider,temasları sırasında japon bürokratlar İsmail cem'e
--Sizde bir demirel ailesi var,ne müthiş bir aile,40 yılda sayısız başbakan ve cumhurbaşkanı cıkardı,demişler..
İsmail cem
--Hepsinin aynı kişi olduğunu söylemeye utandım,demiş.

kentuf
09-01-2005, 09:03
Temel her günki ibadeti için camiye gitmiş .Namaz dan sonra hoca ile konuşuyormuş.
TEMEL hocam .Ben ibadetimi yerine getiriyorum .Benim sonum ne olur demiş temel .
HOCA da temel senki müslüman olarak islamın beş şartını yerine getirirsin ozaman yolun cennettir.
TEMEL hocam cennet te gidince ne avantajı olur benim için demiş temel .
HOCA .Bak temel eğer beş şartı yerine getirirsen seni cennet te güzelmi güzel beş tane hande bekler der.
TEMEL bu işe sevinir.ve gene sorar hocam benim hanım benden fanatik hiç durmadan namaz kılar ibadet eder onun sonu ne olur demiş.
Hoca ,oğlum oda mükafatlandırılır onuda beş tane HAMZA bekler cennet te der.
TEMEL ,APAR topar koşarak eve gider bakarki hanım gene ibadet ediyor .
KALK lan karı ne yapıyon orospumu olcan der dövmeye başlar karısını.

pardon
09-01-2005, 12:51
Fadime

Feminist kongresinde Amerikalı kadın kürsüye çıkmış:
"Ben çok iyi bir şirketin genel müdürüyüm. Bir gün alışveriş yapmaktan bıktım ve kocama dedim ki bundan sonra alışverişi sen yapmalısın. Birinci gün yapmadı, ikinci gün yapmadı, üçüncü gün yaptı."

İngiliz kadın kürsüye çıkmış:
"Ben uluslararası bir şirkette üst düzey yöneticiyim. Bir gün kocama dedim ki bulaşık işlerine artık sen bakmalısın. Birinci gün yapmadı, ikinci gün yapmadı, üçüncü gün yaptı."

Fadime kürsüye çıkmış:
"Ben de bir gün kocama dedim ki ben bu çamaşır işinden bıktım, bundan sonra çamaşırları sen yıka. Birinci gün görmedim, ikinci gün görmedm, üçüncü gün gözüm yavaş yavaş görmeye başladı."

winner
09-01-2005, 18:46
Adam doktora gitmiş, "Doktor Bey, kalbim çok hızlı atıyor."
Doktor; "Atmaması lazım" demiş.
Bunun üzerine adam koşa koşa eczaneye gidip "Sizde Atmaması var mi?" diye sormuş.
Eczacı: "Atmaması bizde olmaz, karşıdaki veterinere soracaksınız."
Bunun üzerine adam veterinerden 5 kutu Atmaması alıp beş ay kullanmış.
Sonuç süper. beş ay sonra şikayeti yeniden başlamış. Veterinere gidip Atmaması istemiş. Veteriner: "Maalesef bizde de kalmadı" demiş.
Bunun üzerine adam panik halinde doktora giderek "Doktor Bey, at maması bitmiş" diye yakınmış.
Doktor cevap vermiş: "Bitmemesi lazım"..

pardon
10-01-2005, 12:32
SADIK KALMAK

Ismail isminde bir adam olüm döşeğinde
karısına :
-"Karıcığım, ben olmek uzereyim. Tanriya dua ettim, eger karim ben
oldukten
sonra bir erkekle yatarsa ahirette
kendi etrafimda bir kez donecegim. Eger benim obur dunyada rahat
etmemi istiyorsan lutfen benden sonra hic bir erkekle yatma olur mu?"
Kadin:
-"Kocacigim o nasil soz, tabii ki sana oldukten sonra da sadik
kalacagim", der ve Ismail olur.

Yillar sonra kadin da olur ve obur dunyaya gider kocasini aramaya
baslar. Kapidaki gorevliye sorar:
-"Kocami ariyorum ismi Ismail", Gorevli:
- "Hangi Ismail? hanimefendi, burda milyonlarca Ismail var."
Kadin:
- "Arasira kendi etrafinda bir kez donen birisidir."
Gorevli:
- "Ha, sen topaç Ismail i ariyorsun, az ileride".

pardon
10-01-2005, 15:26
Iki aile varmis ve her iki ailenin de birer kiz çocugu varmis. Birgün misafirlikte sohbete baslamislar;
-Eee sizin kizdan ne haber?..
-Valla iste ne olsun biliyorsunuz ise girdi geçen sene. Basini kasiyacak vakti yok. Ilk baslarda geceleri fazla mesai yapiyordu. Sonra hafta sonlari da çalismaya basladi. Patronu çok sevmis her isi ona veriyormus. Derken Ankara seyahatleri basladi. Bizimki çanta sekreter gibi patron nereye o oraya. Sonra Paris seyahatleri filan en sonundabu is böyle olmayacak dediler, patronu ev tuttu. Deli gibi çalisiyor evladim. Ee, peki sizinki ne alemde?
-Valla bizimki o..... oldu, ben sizin kadar güzel anlatamiyorum...

pardon
10-01-2005, 15:27
Adamin biri isyerindeki kantinde arkadasiyla yemek yerken * Kolumun agrisindan ölüyorum, diye arkadasina dert yanmis. Doktora gitsem iyi olacak Arkadasi da
* Yahu ne lüzum var demis. Ilerde kösedeki marketin çikisinda yeni bir bilgisayarli cihaz koydular. Üç otuz paraya bir jeton aliyorsun kasadan,atiyorsun, yaninda getirdigin idrar örnegini açilan kapaktan içeri atiyorsun, on saniye sonra neticeyi ve tedavi için yapman gerekenleri ögreniyorsun demis. Gördügün gibi ucuz ve çabuk diye eklemis.
Adam hemen bir kaba idrarini doldurup arkadasinin dedigini yapmis ve Bilgisayar hemen yazili olarak cevap vermis:
* Kolunuzda bir cins eklem agrisi olan Tenis elbo olusmus. Sicak suya koyun, agir islerden kaçinin, iki hafta sonra düzelecektir demis
Memnun biçimde eve dönen adam, bir yandan Bilgisayarin dedigini uygularken bir yandan da muzurca fikirlere kapilip bu akilli cihazin nasil aldatilabilecegini düsünmeye baslamis. Ertesi gün olunca bir miktar çesme suyuna köpeginden alinmis bir kili koymus, üstüne bir sekilde elde ettigi karisinin ve kizinin idrar örneklerini eklemis, tüm bu karisimin üzerine bir de mastürbasyon yapip dogru cihazin yanina varmis. Jetonu atip kabi makinaya vermis, on saniye sonra cihazdan yazili yanit gelmis.
1. Çesme suyunuz çok kireçli. Bir filtre cihazi almayi düsünün
2. Köpeginizde kene var. Eczaneden özel bir sampuan alip köpeginizi yikayin
3. Kiziniz kokain bagimlisi. Bir psikiyatri klinigine yatirin
4. Kariniz hamile. Kiz ikizler. Sizden degil. Iyi bir avukat bulun.
5. Kendinizi bu yolla tatmin etmeyi birakmazsaniz kolunuz iyilesmez

pardon
10-01-2005, 15:28
Temelin biri birgün denize gider, soyunur elbiseleri sahilde birakir. Çirilçiplak girer denize epey yüzdükten sonra döner gelir sahile bakar elbiseler yok. Çaresiz bir eli önde bir eli arkada cıbıldak eve gider. Yolda yasli Temellerden birisi görür sorar usagim bu ne hal Temel durumu anlatir, yasli Temel ula salak usagim yüzünü kapat oni kim taniyacak der

pardon
10-01-2005, 15:30
Temel gemide tayfa imis , ilk Kez Yurt Disina Gitmisti. Gemi Liverpool
Limanina yanasirken , Temel iskeledeki Ingiliz'e Bagirdi..
-Tut Su Halati. Ingiliz Anlamadi Bir Sey..
Temel Yine Bagirdi
-Tut Su Halati Ingiliz De Gene Hareket Yok..
Temel Ortaokuldaki Ingilizcesi ile Bagirdi.
-Do You Speak English.
-Yes..Yes.. Dedi , Ingiliz
Temel Öfkeyle Bagirdi
-O Zaman Tut Su Halati..!

pardon
10-01-2005, 15:37
Arkadaşları saf asker mehmet'i tezkereyi almasına bir kaç gün kala yanlarına çağırırlar.
Artık seninle kafa bulmayacağız derler. Mehmet:
-Sen artık patatesleri bana soydurmayacaksın değil mi?
-Hayır
-Sen artık bana çoraplarını yıkatmayacaksın değil mi?
-Hayır
Mehmet;
-Ozaman ben de karavanalara bir daha işemeyeceğim

alanyafatihi
11-01-2005, 08:57
Komiser azılı hırsıza sorar:
-"Peki bu evdeki son teknoloji alarmları nasıl aştın?"
-"Efendim söyleyemem meslek sırrıdır!"
-"Yaa! Ben sana söyletmesini bilirim ama!"
-"Tamam amirim, o da sizin meslek sırrınızdır!"

pardon
12-01-2005, 10:33
ÖPTÜRECEKSE ÖPTÜRSÜN

Delikanlı,nişanlısı ilegezip dolaştıktan sonra evine getirmiş.Kapıda tam ayrılacakları vakit bir elini duvara dayayarak kızcağızı kendi ile kapı arasına sıkıştırmış;
-"Bir kerecik öpeyim hayatım..
-"Olmaz,komşular görür.."derken tartışma uzamış,
O sırada kapı açılmış ve kızın küçük kardeşi gözlerini oğuşturarak ablasına seslenmiş;
-"Babam diyor ki...Öptürecekse öptürsün,yoksa ben aşağı inip o herifi öyle bir öperim ki bir daha unutamaz..Hem söyle elini de diyafonun düğmesinden çeksin..."

pardon
12-01-2005, 10:35
SAĞANAK

Sokrates ve eşi bir türlü iyi geçinemezlermiş. Bir gün eşi Sokrates'e verip veriştirmiş, ağzına geleni söylemiş. Bakmış kocası hiçbir tepki göstermiyor; bir kova suyu alıp basından aşağı boşaltmış. "Bu kadar gök gürültüsünden sonra bir sağnak zaten bekliyordum" demiş.

pardon
12-01-2005, 10:36
Bir albay, bir er, bir yaşlı kadın ve bir de genç kız trende ayni kopartmanda yolculuk etmektedir. Tren bir tünele girip kopartman karardığı zaman, MUCUK bir öpücük sesi ve ardından SIIRRRRAAAK ! diye bir tokat sesi duyulur. Tünelden çıktıktan sonra yaşlı kadın "Aferin genç kıza Nasıl yapıştırdı tokadı" diye düşünmekte ve kafasını sallamaktadır. genç kız da "Zevksiz herif bu morukta ne buldu ki , bir de öpmeye kalktı ama kadın da iyi yapıştırdı " diye düşünmektedir. Albay ise "Ulan bizim esoglusu er, kızı öptü. tokadı biz yedik" diye yanarken er de içinden söyle düşünmektedir: "Hehe. Aferin lan bana. elimi öpüp Nasıl yapıştırdım tokadı albaya

pardon
12-01-2005, 10:37
Yaşlı kadın oldukça dini bütün bir insanmış..her sabah kapısının önüne çıkar ve bağıra bağıra dua edermiş: "Tanrım bize verdiklerin için sana şükürler olsun"
Ve ardından her seferinde de yan komşusunun sesi duyulurmuş: "Tanrı yok kadiiin Tanrı yok!!!"
Yaşlı teyze ne kadar sinirlense de yine her sabah dua edermiş,öteki komşu da inadından her seferinde ona öyle bağırırmış.. neyse.. bir aksam, komşusu yaşlı teyzeye bir oyun etmeye kalkmış..markete gidip bi sürü meyve sebze ekmek vs. alıp torbalara doldurmuş,yaşlı teyzenin kapısının önüne bırakmış...
Ertesi sabah teyze kapıyı açıp da yiyecekleri görünce çok sasırmış ve sevinçle bağırmış:
-"Sana şükürler olsun Tanrım,bu gönderdiğin yiyecekler için sana şükürler olsun!!!" Ve ağacın arkasından onu seyreden komşusu seslenmiş:
-"Tanrı yok kadiiiin Tanrı yok!!! O yiyecekleri ben aldiiiim!!!" Yaşlı teyze hiç istifini bozmamış:
-"Yüce Tanrım sana ne kadar şükretsem azdır!!!! Hem bu yiyecekleri göndermişsin hem de parasını şeytana ödetmişsin!!!"

pardon
12-01-2005, 10:41
Avukat, müvekkillerinden birine telgraf çekti:
"Kayinvaldeniz dün gece öldü. Gömülmesini mi, mumyalanmasini mi, yoksa yakilmasini mi saglayalim?"
Ertesi gün cevap geldi:
"Emin olmak isterim. Her üçü de yapilsin."

pardon
12-01-2005, 10:41
Eczacı Baba

Kız erkek arkadaşını arayıp akşam yemeğe davet etmiş. Hem ailesiyle tanıştıracak, hem de ailesi dışarı çıktıktan sonra erkek arkadaşıyla birlikte olacakmış. Çocuk kız arkadaşının evine gitmeden önce bir eczaneye uğrar. Eczacıya: - "Bana prezervatif verir misiniz?", der; eczacı da ne yapacağını sorar. Çocuk da kız arkadaşının evine gideceğini, kızın ailesi gittikten sonra birlikte olacaklarını söyler. Akşam yemek yemek için masaya otururlar. Yemekten önce dua edilir herkes yemeğe başlar ama çocuk hala dua ediyordur. Kız çocuğa, "ben senin bu kadar dindar olduğunu bilmiyordum", der. Çocuk da kıza: - "Ben de senin babanın eczacı olduğunu bilmiyordum!!!"

pardon
12-01-2005, 10:46
bir iyi bir kötü
Doktor hastasını telefonla arar ve hastasına bir kötü birde çok kötü haberi olduğunu söyler. Daha sonrada ilk önce hangisini söylememi istersiniz diye sorar. Hasta ilk önce kötü haberi duymak istediğini söyler. Doktor hastaya "Tahlillerinizi aldım ve ne yazık ki 24 saat ömrünüz kaldı." der. Hasta yıkılmıştır. Doktora sorar "Daha kötü haber ne olabilir ki ?" Doktor "Dünden beri sizi arıyorum ama telefonunuzu daha yeni düşürebildim

pardon
12-01-2005, 10:47
Adam arkadaşlarına heyecanlı heyecanlı birşeyler anlatmaktadır, - Çok acayip bir şey oldu arkadaşlar, dün gece kapıyı çaldım, karanlıkta açanı hizmetçi kız zannedip öptüm. Meğer karım değil miymiş? - Eee, ne olmuş yani? -Daha ne olsunyahu? Karımı öperken karım; "Dikkat et sevgilim, kocam her an gelebilir, diye fısıldadı..

pardon
13-01-2005, 22:52
BAKICI

Evin bakıcısı utu yaparken, evin kucuk yaramazi da salonda oyuncak
> > > treniyle oynuyomus.. derken bakıcısı bir kulak kabartmis ki
>oglan
> > > soyle bagiriyor:
> > >
> > > - EVET..!! SON DURAGA GELDIK..!! DUYMADINIZ
> > > MI ALLAHIN CEZALARI HALA NE OTURUYOSUNUZ?? CABUK
> > > DEFOLUN İNİN ASAGI..!!!
> > > Bunlari duyan bakıcı neye ugradigini sasirmis dogru salona
>kosmus:-
> > > Sen
> > > nerden ogrendin bakiyim boyle konusmayi?? Ne kadar ayip..simdi
>dogru
> > > odana
> > > gidiyosun tam 2 saat cezalisin...bi daha da agzindan oyle kotu
> > >
> > > sozler duymiyim..!!
> > > Ve 2 saat sonra kucuk afacan tekrar salona
> > > donmus, treninin basina oturmus... bakıcısı da mutfakta yemek
> > > yapiyomus, derken yine oglanin konusmalarini duymus:
> > >
> > > - Sayin yolcularimiz, iste son duraga geldik.. Umariz cok guzel bir
> > > yolculuk gecirmissinizdir.. Lutfen esyalarinizi trende unutmamaya
> > > dikkat
> > >
> > > ediniz... Trene yeni binen yolcularimiz, sizin de cok guzel bir
> > > yolculuk gecirmenizi diliyoruz.. kucuk bagajlarinizi
>koltuklarinizin
> > > altina koyabilirsiniz.. bu arada unutmayin yolculuk sirasinda
>sigara
> > > icmek
> > >
> > > yasaktir.. bunlari duyan bakıcısı az onceki cezanin ise
> > > yaradigindan
> > > memnun gulumserken oglan konusmasina devam etmis:
> > >
> > > -.. ayrica iki saatlik rotar yuzunden mutfaktaki
> > > o.. adina hepinizden ozur dileriz...!!

Sarıvadi
13-01-2005, 23:02
Yazınıza "bir fıkra" diye başlamanıza gülmekten, fıkrayı okuyamadım. Allah iyiliğinizi versin sayın Pardon... :D :D :D

pardon
13-01-2005, 23:31
Günün Komplo Teorisi

Minik yaramaz, boynuna bi ip gecirdigi ölü kurbagayi

cekistire çeki?tire yolda gidiyormus..

Derken bir randevuevinin kapisina gelmis,

tak tak kapiyi vurmus,

kapiyi şişko çirkin bi kadın acmis..

Çocuk avazi ciktigi kadar bagirmis:

"BURDAKI KIZLARDAN BIRINI ISTIYORUM...!!

PARAM VAR, VE ISTEDIGIMI YAPANA KADAR BURDAN GITMIYCEM..!!"

Kadin sasirmis ama para paradir demis,minik yaramazi iceri almis.....

cocuk ordaki fistiklara bakmis, sonra kadina sormus:

"Burada bir Amber varmis, ONU ISTIYORUM...!!!"

Kadin bunun uzerine "ama olmaz ki..."

demis..."bak cocuk, bence sen..."

Cocuk onu dinlemeden avaz avaz bagirmaya baslamis;

"AMBER'I ISTIYORUM AMBER'I ISTIYORUM...!!! PARASI NEYSE VERICEM...!!!"

Kadin hala saskin halde, "iyi tamam yukari cik sagdaki ilk odaya git,bekle.." demis...

Sonra kadin Amber'i odaya gondermis..

10 dakika sonra cocuk merdivenlerden yine kurbagasini surukleye sürükleye inmis....

kadina para vermis, tam cikicakken kadin en sonunda dayanamamis seslenmis:

-"Lafimi dinlemedin cocuk.. niye ille de onu istedin ki..

o kızda hastalik vardi...."

Cocuk cevap vermis:

- "Onda hastalik oldugunu biliyorum, o yuzden onu istedim......

cunku bu aksam annemle babam disarda yemege gidicekler,ben de evde dadimla oturucam..

onlar gittikten sonra dadim benle sex yapmak istiycek çünkü küçük cocuklardan hoslaniyo..

boylece burda kaptigim hastaligi ona gecirmis olucam..

Annemle babam eve döndükleri zaman, babam dadimi evine goturucek..

orda da tabi ki her gece yaptigi gibi onu becericek,hastalik ona da gecicek...

eve dondugu zaman annemle sevisicek,böylece o da anneme hastaligi geciricek....

sonra sabah babam ise gidecek, sütçü sut bırakmaya gelicek,annem de onu eve alicak

ve onunla sevisicek,hastalik ona da gecicek ve çok da iyi olucak...

- ÇUNKU O HERIF BENIM KURBAGAMIN USTUNE BASTI ÖLDÜRDÜ!!!...."

pardon
13-01-2005, 23:32
Yazınıza "bir fıkra" diye başlamanıza gülmekten, fıkrayı okuyamadım. Allah iyiliğinizi versin sayın Pardon... :D :D :D
üstad düzelttim gözden kaçmış :o

pardon
14-01-2005, 12:46
Hitler ve Yahudi

Hitler üç esir yakalamis, Ingiliz, Fransiz ve bir Yahudi.
"Size soru soracagim, bilirseniz sizi birakacagim" demis. Ingiliz'e sormus "Titanik kaç yilinda batti?" Ingiliz hemen cevap
vermis "1912" diye.
Hitler göndermis Ingiliz'i.
Fransiz'a sormus bu kez: "Titanik'te kaç kisi
öldü?" Fransiz cevap vermis :
"1050".
Hitler, "Tamam, sen de gidebilirsin" diye özgür
birakmis Fransız'ı.
Ve Yahudi'ye dönmüs; "SAY LAN İSİMLERİNİ..!"

pardon
14-01-2005, 12:48
Dişi Domuz

En yakın komşusundan 10 kilometre uzakta, yaşlı karısıyla birlikte yaşayan çiftçi, eğlence olsun diye bir dişi yavru domuz almış. Domuz kısa sürede büyümüş ve çiftleşme zamanı gelmiş. En yakın erkek domuz 10 kimoletre uzakta bulunduğundan ve domuz "domuz gibi" inatçı olduğundan, yaşlı çiftçi bu seyahati el arabasıyla yapmaya karar vermiş. Kan ter içinde kaldıktan sonra dişi domuzunu çiftleştirmiş ve erkek domuzun sahibine sormuş: "Hamile kalıp kalmadığını nasıl anlayacağım?" Adam, "Yarın" demiş, "çayırda yatıp debeleniyorsa hamiledir yok çamurda yatıyorsa değildir, yine getireceksin"
Adam aynı yolu el arabasıyla yeniden katedip evine dönmüş. Ertesi sabah pencereden baktığında domuzun çamurda yattığını görmüş. Çaresiz domuzu el arabasına koyup yeniden çiftleştirmeye götürmüş. Ama yine aynı sonuç. Aradan günler geçmiş, domuz hep çamurda yatıyor. Yorgun bir günün sabahında, adam karısına ümitsizce seslenmiş, "Şu camdan bak bakalım, domuz çayırda mı debeleniyor, çamurda mı?" Kadın cevap vermiş, "Valla, ne çayırda ne çamurda, el arabasına binmiş bekliyor"

pardon
14-01-2005, 12:49
son üç arzu:

zamanın birinde padişahın biri bir ferman yayınlamış; 3 gün üst üste cami gitmeyenler son 3 arzusu yerine getirilip asılacak, vezir de gel zaman git zaman kontrol edermiş, kim gelir kim gelmez diye, vezir bir gün birini yakalamış padişaha bildirmiş, padişahta tez getirin onu buraya demiş, adamı getirmişler, padişah;
- son 3 arzunu söyle demiş,
adam dönmüş vezire,
-demişki vezirin karısıyla bir gece geçirecem
vezir
-hık, mık olrmu padişahım,
padişah
-sus lan ne dediysek o kanun mu bozcaz,
neyse adam alır vezirin karısını, sabaha kadar mutlu sonra gelir padişahın huzuruna, ikinci arzusu sorulur,
adam dönmüş padişaha,
-demişki padişahın karısıyla bir gece geçirecem
padişah
-hık, mık olrmu vezirim, derken kanunu bozmayalım
adam alır padişahın karıyı gene sabaha kadar, gelir saray
üçüncü arzusu sorulur, adam bi vezire diker gözlerini, bi padişaha sırayla keserken onları
vezir;
- padişahım galiba ben bu adamı camide gördüm,
padişah:
- ne görmesi be o...ço.... benim yanımda namaz kıldı o.

pardon
14-01-2005, 12:52
BANA IYI BAKAMIYORSUN

Kadin suslenmis, puslenmis, masayi hazirliyor kocasi ise ic camasirlariyla olasiyor.

Kadin: - "Pantalonlarini giyseydin bari,misafirler her an gelebilirler."

Adam: - "Olsun; bacaklarimin ne kadar zayif oldugunu görsünler ve bana iyi bakamadigini anlasinlar."

Kadin: - "O zaman donunuda cikar da, sana iyi bakmam icin bir neden var mi yok mu anlasinlar"

pardon
14-01-2005, 12:53
NE VEREBILIRSINIZ?

Eczaneye giren delikanli, eczaci hanimi görünce geri dönmeye davrandiysa da,

- "Ne istediniz?" Sorusu üzerine durmak zorunda kaldi.

- "Eczaci beyle görüsecektim."

- "Eczanenin sahibi benim. Iki de bayan ortagim var. Ne istediginizi bize söyleyebilirsiniz."

Delikanli, kizarip bozararak:

- "Son günlerde bir seyler oldu bana,dedi.

Kadinlar beni çok tahrik ediyor.Üç bes kadin bile yetmiyor, sabah aksam seks yapiyorum.

Bunun için bana acaba ne verebilirsiniz?"

Eczaci hanim:

-"Bir dakika, dedi içerdeki arkadaslarimla konusayim."

Geri dönünce:

- "Size", dedi, "ayda sekiz bin frank verebiliriz. Bizim evde kalirsiniz, yiyip içmek de bizden

pardon
14-01-2005, 12:54
Bir GS'li, bir Fener´li ve BJK´li Arabistan'da yasak olmasina ragmen bir
otelde içki içerken yakalanirlar.

Mahkemeye çikarilirlar...

Karar IDAM.


Itiraz ederler ve karar ömür boyu hapis cezasina çevrilir.

Ama o gün,bayrama denk geldigi icin Prens Hazretleri cezayi kaldirip hepsine 20
kirbaç ceza verir.

Bizimkileri sempatik buldugu için de bir kiyak dahayapip herkese cezasini hafifletmek için bir istek hakki tanir.

BJKli: "Sirtima bir yastik baglayin" der.

10 kirbaçtan sonra yastikparamparça olur ve pek fayda etmez.


Uyanik Galatasaray´li bunu görünce: "Sirtima iki yastik baglayin" der.

Amaiki yastik bile 10 kirbaca dayanmaz.


Sira Fenerbahçe'liye gelince Prens Hazretleri: "Bak Fenerbahçe'li sana
acidim. Avrupa'ya gidemediniz.Teknik direktörlerden çektiniz vs.vs...

Bu yüzden sana iki istek hakki veriyorum" der...


Peki der Fenerbahçe'li: "O zaman bana 40 kirbaç vurulsun".

Herkes saskinadöner.

Prens Hazretleri: "Peki ikinci istegiin nedir?" diye sorar...


Fenerbahçe'li pis pis siritarak: "GALATASARAY´liyi sirtima baglayin"

pardon
14-01-2005, 12:55
Mafya Babası

Mafya babası haraçlarını toplaması için yeni bir tetikci buldu. seçtiği adam sağır ve dilsizdi. çünkü baba, bu tetikci yakalanırsa
polise fazla bir şey anlatması mümkün olamaz, diye düşünüyordu.
Baba, bir gün ödemelerin geciktigini fark etti ve tetikciyi odasına aldırttı, bir de işaret dilini bilen tercüman buldular tercüman
işaretle sordu:
- "Para nerede?" Sağır dilsiz işaretle yanıt verdi:
- "Ne parası? Benim paradan maradan haberim yok. Neyden bahsettiğinizi
anlamıyorum."
Tercüman tercüme etti:
"Neden bahsettiğinizi anlamıyormuş."
Baba 38'liği koltuk altından çekip sağır dilsizin beynine dayadı:
- "Şimdi sor bakalım, para nerede." Tercüman işaretle sordu:
- "Para nerede?"
Sağır-dilsiz kan ter içinde işaretle yanıt verdi:
- "Şehir merkezindeki parkta, büyük heykelin olduğu kapıdan girince
soldan 3. agacın kovuğunda yüz bin dolar var."
- "Ne söyledi?" dedi Baba. Tercüman yanıtladı:
- "Dedi ki, hala neyden bahsettiğinizi anlamıyormuş, ayrıca o tetiği
çekmek de biraz ..t istermiş."

pardon
14-01-2005, 20:57
Temel'in Vasiyeti

Yolculuktan dönen Idris, kahvede oturanlara sordu :
- Yahu pizum Temel nasil öldi?
- Kalpten cittu, dediler.
- Vasiyetu filan var miydu?
- Var idu. "Beni denize gömün" demis idu.
- Cömdünüz mü?
- Cömdük amma, mezarinu kazarken çok kayip verduk...

pardon
15-01-2005, 13:14
Mektup

Akıl hastanesinde koğuşları gezen başhekim, bir delinin oturmuş, bir şeyler yazdığını gördü:
- Kolay gelsin ne yazıyorsun?
- Mektup yazıyorum efendim.
- Yaaa..Kime yazıyorsun?
- Kendime..
- Peki ne yazılı mektupta?
- İlâhi doktor bey, deli misiniz siz.. Mektubu daha almadım ki içinde ne yazdığını bileyim?

pardon
15-01-2005, 13:16
Bir Havuz Daha

Doktorlar, hastaneye havuz yaptırmışlar ve delilerin havuza karşı tepkilerini ölçmek istemişler. Delilerden biri, elindeki bir pipetle havuzdaki suyu içiyormuş. Bunu gören doktorlar, deliye sormuşlar:
-Şimdi sen ne yapıyorsun?
Deli:
-Çay içiyorum. Demiş.
Bu deli çay içerken, öbür deli de havuza atlayıp yüzmeye başlamış ancak, havuzun hep kenarlarından yüzüyormuş, hiç ortalarda yüzmüyormuş. Doktorlar, bu delinin akıllandığını düşünerek ona şöyle demişler:
-Aferim sana, havuzda yüzülür ve sen de yüzüyorsun. Demek ki akıllandın. Ama kafamız bir şeye takıldı: Neden havuzun ortalarında yüzmüyorsun da, hep kenarlarından yüzüyorsun?
Deli:
-Arkadaşımın çayını karıştırıyorum.

pardon
15-01-2005, 17:55
DÖRT AVCI
Dört arkadaş ava çıkarlar içlerinde en tecrübelisi Dursun olduğu için avı o idare etmektedir. Derken karşılarına ufak bir delik çıkar hemen Dursun yatın yere uşaklar bu tavşan deliğidir der, gerçektende az sonra delikten bir tavşan çıkar ve vururlar. Tekrar yollarına devam ederler bir müddet yol aldıktan sonra karşılarına öncekinden biraz daha büyük bir delik çıkar, Dursun yine yere yatın uşaklar bu tilki deliği der ve az sonra çıkan tilkiyi vururlar. Tekrar yola çıkarlar az ileride daha büyük bir deliği Dursun görünce yatın yere uşaklar bu ayı inidir der ve çıkan ayıyı da vururlar. Artık hava kararmaya başlamıştır Dursun uşaklar artık dönüyoruz der dönüş yolunda karşılarına hepsinden daha büyük bir delik çıkar Dursun hemen yatın uşaklar ne deliği olduğunu bilmiyorum, ne çıkarsa artık bahtımıza der. Sabahleyin gazetelerdeki başlık dört avcı tren altında can verdi.

özgün
20-01-2005, 23:26
GİYOTİN

İngiliz, Alman ve Temel Fransa'da mahkum olmuşlar ve bunların idam kararı çıkmış. İdam için üç yol varmış ve herkes son isteği olarak nasıl idam edileceğini seçebiliyormuş.

Almana sormuşlar;

- "Seni nasıl öldürelim? Asalım mı, yakalım mı, yoksa giyotine mi vuralım?" Alman:
- "Şimdi yaksanız çok acı çekerim, assanız da vatan haini zannederler, en iyisi giyotine vurun beni" demiş.

Almanı giyotine vurmak üzere götürmüşler tam ipi kesmişler, bıçak almanın boynuna iki santim kala durmuş.

"Bu adam ermiş, tanrılar tarafından korunuyor" demişler ve Almanı bırakmışlar. Sıra ingilize gelmiş.

İngiliz de belki giyotin bozuktur die şansını denemek istemiş ve direk "giyotin" demiş. Aynı şekilde onun da boynuna iki santim kala bıçak tak diye durmuş ve İngilizi de bırakmışlar.

Sıra temele gelmiş, sormuşlar:

- "Yakalım mı asalım mı yoksa giyotine mi vuralım?" Temel biraz düşünmüş ve:

- "Şimdi yaksanız çok acı çekerim, e giyotin de bozuk, siz iyisi mi asın beni!"


:D

pardon
21-01-2005, 12:44
3 yahudi genç annelerine doğum günü hediyesi alcakmışşş...

3 yahudi genç kör olan annelerine doğum günü hediyesi alcakmış.
Annelerine doğum günü hediyelerini wermişler.
Büyük çocuk büyük bir ev almış
Anneleri büyük olan çocuğa şöyle bir mektup atmış : Oğlum çok teşekkürler ama o ew çok büyük ben orada yaşayamam demiş.
Ortanca olan büyük bir araba almış
annesi demiş ki: Oğlum çok teşşekkürler ama ben o arabayı kullanamam demiş
Küçük kardeş ise annesi dindar olduğu için neredeyde tüm parasını wererek aylık 1000 altına tewratı ezbere bilen bir papağanı ömrü boyunca kiralamış
Annesi demişki ğlum en akıllısı sensin annenein ne istediini biliyosun GÖNDERDİĞİN TAVUK ÇOK LEZZETLİYDİ demiş ....

pardon
24-01-2005, 23:21
yatak adabı:

Bir ingiliz lordu karisini yatakta bir genc adamla basmis...onlari oyle
gorunce kadina :

"Sayın leydim bu yaptiginiz genel ahlaka sığmaz ben size guvenmistim, guvenimin sonsuza kadar surecegini tahmin ediyordum ... bana bunu yapmamaliydiniz....", diye yarim saat nutuk ceker. Ama sonunda dayanamaz ve yataktaki gence doner:

"Ve siz sevgili genc, en azindan ben konusurken durmak nezaketini gosterebilirdiniz..."

pardon
24-01-2005, 23:51
Adam bakmis, küçük oglu Hz. Isa'nin resmi önünde dua ediyor.
-Tanrimin anneme, babama, büyük babama uzun ömür ver.Güle güle anneanne...
Bir anlam verememis bu duaya...Ancak ertesi gün aci haber gelmis.Anneenne sizlere ömür...
Ertesi hafta adam bakmis çocuk yine duada :
-Tanrim anneme babama uzun ömür ver.Gülegüle büyük baba...
Ertesi gün büyük baba mort...
Bir hafta sonra adam bakmis küçük çocuk yine duada :
-Tanrim anneme uzun ömür ver.Güle güle baba...
Adam ertesi sabah bir hastaneye gitmip yatmis.Tetkikler, tahliller, kalp elektrosu, röntgen çekimleri...Sapasaglam.
Bakmis karisi iki gözü iki çesme agluyor.
-Ne oldu hanim.
-Bizim postaci, demis hanim.Ne iyi adamdi.Bugün haber aldim.Ölmüs!!!!

c.aslanbey
24-01-2005, 23:54
pardon, sana puan verecemde, daha önce verdin veremezsin diye yazı çıkıyo..eline sağlık, gülerken gözümden yaş geldi......))))

pardon
25-01-2005, 00:12
Temel dava açmış ve ilk duruşmada Hakim sormuş ;

- Nedir şikayetin ?
- Hakim bey bu Temel fıkraları var ya,benle Fadime'yi ağızlarına dolamışlar bizi rezil ediyorlar..hepsinden davacıyım..kim fıkra diye bizi anlatıyorsa onlardan tazminat talebim olacak..
- Senin adın Temel mi ?
- Evet Temel
- İyi de binlerce Temel var..o fıkralar neden senin için anlatılmış olsun..
- Hakim bey,ben çok iyi biliyorum beni kastediyorlar..
Hakim karşısında duran Temel'i iyice süzdükten sonra :"
- Bak ama o Temel fıkralarının çoğu belden aşağı..oysa sana bakıyorum çelimsiz ve yaşını almış bir Temel'sin..o fıkralar senden çok daha genç, güçlü kuvvetli ve çapkın bir Temel için anlatılıyor..seninle hiç ilgisi yok..bu dava düşer..
-Madem Hakim bey siz böyle takdir ediyorsunuz mesele yok..demek tesadüfmüş, ben değilmişim..
- Evet sen olamazsın,başka Temel'dir onlar..sana sıra gelene kadar...
- İyi hoş da Hakim bey bu dava için köyden kalktım buralara kadar geldim..boş dönmeyeyim..hiç değilse o güçlü kuvvetli Temel'den sana bir fıkra anlatayım..
- Anlat bakalım..
- Bizim bu iri kıyım pazulu Temel Hakim karılarına çok düşkünmüş..
- Dur,dur be,ne diyorsun sen..
- N'oldu Hakim bey ?
- Daha ne olacak ,benim Hakim olduğumu bile bile Temel hakim karılarına meraklıymış diyorsun..ağzından çıkanı kulağın işitmiyor galiba..
- Rica ederim Hakim bey,Temel fıkrası için karısı güzel binlerce hakim var.. seninkine sıra gelene kadar..

pardon
25-01-2005, 00:13
Okula yeni gelen öğretmen ilk dersinde öğrencilere ilginç bir çağrıda bulunmuş:
-"Kendini geri zekalı hisseden varsa ayağa kalksın..."
Sınıfta çıt yok. Nihayet biri kalkmış:
-"Siz kendinizi geri zekalı mı hissediyorsun?"
-"Hayır", demiş çocuk,
-"Ama sizin tek başına ayakta kalmanıza gönlüm razı olmadı da..."

pardon
25-01-2005, 00:17
KUYUMCU İLE KÖYLÜ
İstanbul’un taşı toprağı altındır diyerek memleketinden kalkıp gelen bir köylü, kuyumcu dükkanının vitrinini hayran hayran inceliyormuş. Kuyumcu köylünün kıyafetinden dolayı birazda aşağılayarak: "Ne bakıyorsun öyle hemşerim?" demiş. "Hiç... Sizin dükkanda ne sattığınızı merak ettim." Adam alay edercesine cevap verir: "Biz eşşek kafası satıyoruz."
Adam: "Allah versin... İşleriniz iyi gidiyora benziyor."
Kuyumcu: "Nereden bildin iyi gittiğini",
Adam: "Baksana, koskoca dükkanda seninkinden başka kalmamış da ondan!"

pardon
25-01-2005, 00:20
KEDİ NEREDEN BİLSİN
Adamın biri kendini fare zannettigi için akıl hastenesine düşmüş. Tedavisi bittikten sonra doktor sormuş. Şimdi sen bir fare misin yoksa insan mı?
- Deli : Fare olur mu doktor bey ben bir insanım.
- Doktor : O zaman artık gidebilirsin iyileştin artık demiş. Deli kapıdan çıkmış ve imdaaaaaat diye bağırarak tekrar içeri girmiş doktor ne oldu demiş...
- Deli : Bir kedi gördüm de ondan korktum demiş.
- Doktor : Sen hani artık kendini bir fare zannetmiyordun demiş.
- Deli : Ben fare olmadığımı biliyorum da kedi nerden bilsin demiş...

pardon
25-01-2005, 00:22
Kayserili'nin biri Ilahiyat okumak icin Misir'a
EL-Ezher üniversitesine gitmis. Yedi senelik okulu memleketine hasret
kaldigi icin alti sene sonra birakmak istemis. Hoca'si buna üzülmüs
ve ona demiski:

- "Oglum gel bir sene daha okuda Islam'da siyaseti ögren"Yok bizim Kayserili israr etmis, bana siyaset miyaset lazim degil demis.
Kayserili köyüne geldikten sonra Camiye gitmis ve hocanin vaazini
dinlemeye baslamis, duyduklari ögrendiklerinin tam tersiymis, hoca
kafirlerden dinsizlerden bahsediyormuski, bizim kayserili ayaga kalkmis
ve hocaya:

- "Hocam anlatdiklarinizin hepisi yanlis" demis. Bunun
üzerine hoca:

- "Aha kafirin teki'de bu" demis ve bütün cemaat
bizim kayserilinin üstüne yürümüs. Canini zor
kurtaran kayserili hemen Misir'a geri dönüp basindan gecenleri
hocasina anlatip son senesini okumus ve tekrar köyüne dönmüs.
Yine Cami'ye girmis ve ayni hoca'yi dinlemeye baslamis. Bir müddet
sonra ayaga kalkmis ve:

- "Hocam kusura bakmayin gecen sene cok büyük
bir hata yaptim, Misir'da hocam'la konustum, siz hakliymissiniz, hatta
sizden bir kil koparan Cennete gidecekmis" deyince bütün cemaat
ayaga kalkip hocanin üstüne yürümüsler

pardon
25-01-2005, 00:23
Temel ormanda agac kesiyormus, o siradada cevreciler ormanda yuruyuse cikmislar , temeli bu vaziyette
gorunce bi guzel pataklamislar..Ustu basi perisan Temel aksam koye donerken Dursun'a raslamis, Dursun 'Ula Temel ha bu ne hal ..' diye sormus, Temel de annatmis:

' Ormanda agac keseydum, birden kalabaluk pir grup Dogan'in yengesini bozmisum diye dovduler peni, halbusam ne Dogan'i taniyruuum, ne de yengesuni ...'

Sarıvadi
25-01-2005, 21:59
Bie jinekolog işinden sıkılarak araba tamircisi olmaya karar verir ve bunun için bir kursa kaydolur. Kurs bittiğinde bitirme sınavına girer. Ertesi gün sınav sonuçları açıklanır ve bizim doktor 100 üzerinden 150 almıştır.
Sınav komisyonu hemen sınavı yapan hocayı çağırır ve neden 150 verdiğini sorar, hoca açıklamaya başlar:
" Önce motoru indirdi, sonra bujileri temizledi, piston ve avans ayarlarını yaptı, karbüratörü dağıttı, bakımını yaptı ve yerine taktı ardından şanzumanı girdi ve onunda yağlamasını ve tüm bakımlarını yaptı, hava ve yağ filtrelerini taktı..."
Sınav komisyonu bunları dinledikten sonra:
-Hocam madem herşeyi layıkıyla yaptı neden 100 değilde 150 verdin?
-İyi de adam dediklerimin hepsini egzosdan yaptı...

bikmisbroker
26-01-2005, 08:59
Amerika’da sarışın bir kadın trafik polisi, hız sınırını aşan otomobili durdurdu ve direksiyondaki, kendi gibi bir sarışın kadın sürücüyle karşılaştı.

“Lütfen ehliyetinizi verir misiniz?” dedi.

Sarışın sürücü çantasını bir süre karıştırdıktan sonra sordu:

“Ehliyet dediğiniz şey nasıl bir şeydir?” dedi. “Biraz tanımlaya- bilir misiniz?”

Sarışın trafik polisi, sabrını korumaya çalışarak yanıtladı sürücüyü:

“Avuç içi, kadar bir şeydir” dedi. “Üzerinde fotografınız vardır.”

Sürücü sarışın kadın, çantasını bir süre karıştırdıktan sonra bir el aynası buldu, baktı ve aynada kendini görünce hemen polise uzattı:

“Tanımınıza uyan yalnızca bunu bulabildim çantamda” dedi. “Sanırım sizin de istediğiniz buydu.”

Sarışın trafik polisi, sürücü sarışının uzattığı aynaya baktı ve ceza defterini çantasına soktu:

“Benim de kendinin de zamanını boş yere neden harcadın şekerim?” dedi. “Trafik polisi olduğunu neden başta söylemedin?”

lutas
26-01-2005, 12:13
Boşlaaarrr

Akıl hastanesinde bir gün, bir deli hasta bakıcıyı yanına çağırır.
"Bana çabuk 5 şişe kola getir" der.
Hasta bakıcı buna kızar ve hastaya beş tokat atar ve

"Al işte kolalarını" der.


Aradan zaman geçtikten sonra yine aynı hasta, bakıcıyı yine çağırır.
Bu sefer hasta; hasta bakıcıyı tokatlar. Bakıcı, "ne oluyor?" der.

Hasta cevap verir: - "Boşları getirdim abi."

lutas
26-01-2005, 12:17
İnek Değil

Ormanlar Kralı Aslan ve Boğa bir gün gece 12'ye kadar içmişler.Saat gece
yarısı olunca bizim Aslan;
- Saat 12 oldu, ben eve gidiyim bizim hanım merak eder şimdi, demiş
Boğa;
-Olum sen ne kadar kılıbık bir adamsın.Koskoca ormanlar kralı olmuşsun,
hala karından korkuyorsun
Aslan;
- Na'palım koçum benim karım senin karın gibi inek değil

lutas
26-01-2005, 12:27
Hızlı

Temel :
-"Amma da hızlı örüyorsun!"
Fadime :
- "Hızlı davranmak zorundayım...
Yün bitmeden kazağı örmem gerekiyor."

lutas
26-01-2005, 12:30
:):):)
Yanıkları Atma

Temel ile Dursun Amerika'da itfaiye teşkilatına girerler, yangın ihbari
alınır. Çok katlı bir binada kreşte yangın çıkmıştır. İtfaiyeci merdiveni
çalışmaz.Temel yukarı çıkar. Dursun aşağıda kalır. Temel aşağıda bekleyen
Dursun'un kucağına çocukları atmaya başlar. Temel atar, Dursun tutar, kaldırıma
koyar.Bir çocuk, iki çocuk, üç çocuk, derken beşinci zenci çocuktur.. Temel
bırakır, Dursun yakalamak için kollarını açmaz. Çocuk paat yerde.
Tekrar at, tut kenara koy, tut at kenara koy. Temel yine zenci çocuk atar.
Dursun yine tutmaz. Çocuk paat gene yerde.. Dursun yukarı bağırır:

"Yaniklaru atma! yaniklaru atma!"

ERKA
26-01-2005, 12:35
Biri 95 yasinda biri 92 yasinda karikoca, bosanmak icin hakimin
karsisina cikmis. Hakim üzülmus, "yapmayin ya" demis "yetmis yillik
evlisiniz niye bosanacaksiniz?"... "yok" demis "adam biz coktan
bosanmaya karar verdikte te cocuklar etkilenmesin diye, Ölmelerini
bekledik."...

lutas
26-01-2005, 12:46
Düşüne Düşüne

Bölgelerarası folklor yarışması düzenlenmiş.
Finale, Karadeniz horon ekibiyle Ege zeybek ekipleri kalmış.
Ve yarışmayı, zeybekler kazanmış.
Karadenizliler duruma çok bozulmuş.
Temel yenilginin nedenini açıklarken 'Biz oynarken çok acele
ettik demiş:
Keşke biz de zeybekler gibi düşüne düşüne oynasaydık!..

lutas
26-01-2005, 12:49
Şansın İyi Gidiyor

Temel İstanbula yeni gelmiş ve bir kola makinasının
yanına yaklaşmış durmadan bozuk para atıp kola alıyormuş
bu durumu gören Dursun
- ULA TEMEL NE YAPAYİSUN
Temel şöyle cevap vermiş

- ULA DUR DURSİN ŞANSIM YAVER GİDEYU

lutas
26-01-2005, 12:59
Ne Fark Var?

Bakan olan görgüsüz birisi şöförüne sorar.
"Şöför söyle bakalım eşekle şöför arasında ne fark vardır? "
Şoför bir süre düşündükten sonra mahcup bir sekilde; "Bilemedim
bakanım" diyor
Bakan cevap olarak: "Eşeğe çüs diyince, şoföre ise dur diyince durur"
demiş. Bunun üzerine şöför çok sinirlenmiş ama karşıdaki bakan
olduğu için birşey söyleyememiş. Belirli bir süre sonra bu defa şöför
bakana: "Bir soru sorabilir miyim bakanım?" der. Bakan da:
"Sor bakalım" der. Şoför sorar: "Eşekle bakan arasında ne fark vardır?"
Bakan bir süresonra: "Bulamadım şöför söyle bakalım" diyor.

Bunun üzerine şöför de: "Vallahi bakanım ben de bulamadim... "

lutas
26-01-2005, 13:02
Aldattın mı?

Ünlü diş hekimi Sam ve eşi 50. evlilik yıldönümlerini kutluyorlardı.
Sam birden eşine bir soru sordu:
- "Sevgilim, bu elli yıl içinde beni hiç aldattın mı?"
- "O da nerden çıktı?" diye sinirlendi eşi, "cevabı öğrenmek
istemezsin herhalde" dedi.
"İsterim" dedi Sam. "Lütfen anlat."
- "Madem öğrenmek istiyorsun, evet, seni üç kez aldattım"
diye cevap verdi eşi.
Kimlerdi bunlar?" diye sordu Sam. "İlki" diye anlatmaya başladı eşi
"hani sen 30 yaşındaydın ve kendi kliniğni kurmak istiyordun da
hiçbir banka sana kredi açmıyordu. Sonra bir banka müdürü eve
geldi; hiçbir sey sormadan tüm kağıtları imzaladı ve sen en modern
aletlerle kliniğini açabildin..."
- "Canım benim. Benim için kendini feda ettin demek. Benim sevgili
karıciğim" dedi Sam. "Peki ikincisi?"
- "Hani 50 yaşında kalp krizi geçirmistin ya, kritik bir by-pass ameliyatı
olman gerekiyordu, hiçbir doktor o cesareti gösteremiyordu. Her an
ölebilirdin. Dr. Halery onca yoldan kalktı geldi, ameliyatinı yaptı. Sen
hayata döndün" dedi eşi.
- "Ah benim sevgili karım. Hayatımı kurtarmak için kendini bir kez daha
feda ettin, öyle mi? Peki üçüncü aldatışın?"

- "Hatırlıyor musun, yıllar önce diş hekimleri odası başkanı olmak
istemiştin de 369 oy eksikti...(!!!!)

lutas
26-01-2005, 13:18
Allah Biliyor

Temel seçimlerde aday olmuş, halka hitap edecek, ağır adımlarla
kürsüye çıkmış, konuşma metnini cebinden
çıkarmak üzere hamle yapmış, konuşmayı bulamamış.
Bozuntuya vermemeye çalışarak, konuşmayı bir süre daha
aramış ancak nafile. En sonunda kürsüye yaklaşmış ve
konuşmuş:

-"Sevcili hemsehrulerim, ha puraya çikana kadar
konusacaklarimi pir pen pir de Allah piliy idi, simdi
ise sadece Allah piliy!"

pardon
26-01-2005, 22:05
Alkol Muayenesi


Miami 'de üstü açık spor arabasıyla gezen sarışın afet'i trafik polisi durdurur.
- Hanımefendi ehliyetinizi görebilirmiyim ?
- Nedir o? - Hani araç kullanırken yanınnızda taşımanız gereken belge,kredi kartı boyutlarında ve üzerinde resminiz olur.
- Sarışın bayan çantasını aracın koltuğuna boşaltır ve ehliyeti bulur ve memura uzatır.
- Hanımefendi ruhsatı görebilirmiyim ?
- Oda ne ? - Tabiri caiz ise aracınızın kimlik kartı. Genelde torpido gözünde bulunur.
- Bayan torpido gözünü bulur ruhsatı uzatır.
- Trafik polisi evrakları alıp aracına biner ve merkezle telsiz bağlantısı kurar. Merkezdeki görevli memur aracı kullanan sarışın mı diye sorar ?
- Evet
- Peki süper bir mini eteği varmı ?
- Evet
- Göğüsleri gömleğinden taşıyor mu ?
- Evet
- O zaman sen ona doğru yaklaş ve fermuarını indir.
- Polis memuru merkezdeki arkadaşına bağırarak böyle birşey yapamayacağını söyler ama ısrarlara fazla dayanamaz. Sarışın bayanın yanına yaklaşıp fermuarını indirir.
- Sarışın bayan çok şaşırır. Yine mi alkol muayenesi!!!

özgün
30-01-2005, 23:56
Üç mahkum cezaevi yolundadir. Herbirine, hapiste gecirecekleri gunler icin
yanlarinda tek bir esya getirmelerine izin verilmistir. Otobuste, biri digerine doner ve sorar:
Eeee sen ne getirdin ?
Diger mahkum bir boya kutusu cikarir ve bununla her seyi
boyayabilecegini soyler.
Ikinci mahkum bir deste iskambil kagidi cikarir Bunlarla poker oynayabilir, fal bakabilir veya herhangi bir kagit oyunu oynayabilirim.
Ucuncu mahkuma merakla sorarlar:
Sen ne getirdin ?
Adi Temel olan üçüncü mahkum bir kutu çikarir ve gülerek :
Bu orkidleri getirdim. der.
Diger iki mahkumun kafasi karisir.
Merakla sorarlar :
Bunlarla ne yapabilirsin ki ?
Temel siritir ve elindeki kutuyu göstererek,
Kutuda yazdigina göre, bunlarla Ata binebilir, Yuzmeye gidebilir, hatta paten kayabilirmisim
:D

X..
03-02-2005, 20:30
Borsalar niçin kışın yükselir!!!!!


Ayılar kış uykusuna yattığı için!!!!

X..
03-02-2005, 20:46
Avcınn biri ava çıkmış.Bir süre dolaştıktan sonra nihayet bir ayıya rastlamış
Tüfeğini doğrultmuş ayıya ataeş etmiş.Ayı hiçbirşey olmamış gibi bizim avcıyı yakalamış,güzelce de tecavüz etmiş.Avcı tabii çok sinirlenmiş.Gitmiş daha güclü bir silah almış ,ayıyı aramaya başlamış,yine bulmuş,silağını doğrultmuş ateş etmiş ancak ayı yine bizimkisini yakalamış ve bir güzel tecavüz etmiş.Avcımız iyice sinirlenmiş.Dahada güçlü bir silah alıp gelmiş .Ancak yine aynı durum.Avcı her seferinde silahın gücünü arttırmış ama değişen bir olay yok.Avcı artık son defa gittiğinde aynı durum yaşanmış.Ayı işini bitirdi
kten sonra dayanamamış'' Ya kardeşim sen avcımısın yoksa ibnemisin!!!
demiş

balaban
06-02-2005, 11:07
Trabzon'da bundan böyle Temel Festivali yapılacakmış,


Temel Atma Töreni
Uşaklar deniz kenarında horon tepiyor, arada bir de içlerinden birini yakalayıp kayalara atıyorlarmış. bunu dehşet içinde izleyen biri ne olur ne olmaz diye kaçmaya başlamış.
-Cel kaçma, sen de katil, demişler. niye çekineysun, senun adun ne?
- Arif
- Piz temel atma töreni yapayruz. senin içun tehliçe yoktu, daa.


Temel ne zaman balığa çıksa, pantalonunun paçaları ıslak dönermiş. niye diye sormuşlar.
- Paluk tutarken sıkılayrum, sigara içeyrum, pitirince sigarami tenize atıp pasıp söndüreyrum.


Temel arkadaşlarıyla kahvede kağıt oynuyormuş. yanlarına gelen Cemal, Temel'e sormuş.
- Haçan ne oynaysinuz?
- Pen kendi hesabuma pişti oynayrum, onlar ne oynayi oni pilmem.


Temel başındaki kasketi gösterip
- Pu kasket penu on yaş gençleştirdu, demiş.
- kaç yaşındasun, diye sormuş Cemal
- Kasketlu mi, kasketsuz mi?


Temel ölmüş, cehenneme gitmiş, onu zebaniler sille tokat karşılamışlar.
- Pöyle yaparsanuz cehenneme çimse celmez, demiş

balaban
06-02-2005, 11:18
Temel Reis 40 yıldır her sabah kasasını kimseye emanet etmediği anahtarıyla açar, bir kağıt parçasını çıkarır, dalgın dalgın incelermiş. Tabii tayfada merak had safhada. Bir gün Temel Reis ölmüş. Cebinden anahtarı alıp doğru kasaya koşmuşlar. Sararmış kağıt parçasını çıkarmışlar. Define haritası filan bekliyorlar. Okudukları ise şu:
-Bunu yazan Tosun
-Kari deniz cibidur
-Taka daha batmayi
-Sancak sağ, isçele sol


Amerikalı turist grubu tekneyle gezideyken içlerinden biri Boğaz'a düşmüş. "Help, help" diye bağırıyor. Civarda kürek çekmekte olan Temel hızla yaklaşmış.
- İnciluzca öğreneceğune yuzme öğrenseydun.


Adamın biri şimdi bir Temel fıkrası anlatacağım demiş. Dinleyenlerden biri Karadenizli olduğunu söylemiş.
- O zaman yavaş anlatırım demiş, adam.


Temel yemekte karısına sormuş.
- Limonun iki bacaklisi olur mi?
- Hiç olur mi, canum
- Uy, yine sıktum kanayyayi çorbaya


Temel ile Cemal bir buzdağının üstünde kaybolmuşlar. Grup, bronşit gırla... Birden bir gürültü duyulmuş. Temel " kurtulduk" demiş. "Titanik celeyi."


Temel kendini çok iyi yetiştirmiş. İngilizce ve Fransızca ana dili gibi. Yurtdışında yaşıyor
- Hatunlarla Fransızca, iş görüşmelerinde İnciluzca konuşayrum.
- Ya anadilini?
- Onu ta tıraş olurken yuzumu çesince kullanayrum.

balaban
06-02-2005, 11:21
Temel'in kurmalı saati bozulmuş. Saati alıp saatçiye götürmüş. Saatçi saatin içini açmış ve cımbızla saatin içinden ölü bir karınca çıkartmış. Temel ölü karıncayı görünce.
- Vah vah demek makinist ölmiş saatim ondan çalışmayidi.

Trafik polisi kırmızıda geçtiği için yakalayıp ehliyetini isteyince Temel,
- Verdiniz mi de, istayisun, demiş.

supersonic
06-02-2005, 11:27
Temel yemekte karısına sormuş.
- Limonun iki bacaklisi olur mi?
- Hiç olur mi, canum
- Uy, yine sıktum kanayyayi çorbaya


buraya kadar tatlı bir tebessümle okumuştum buraya gelince feci oldum. bunun neresi komik ya :( :aglayan:

skoc
08-02-2005, 04:25
Dogu illerimizin birinde ögretmen sinifa geç gelen ögrenciye:
"Neden geç kaldin oglum?" diye sorar.
- "Bizim inegi damizlik bogaya götürdüm ögretmenim."
- "O isi baban da yapamaz miydi?"
- "Belki yapabilirdi ama ögretmenim, bizim inek bogalardan daha çok
hoslaniyor."

skoc
08-02-2005, 04:27
Sultan en güvendigi adamini Arabistan'a hünkar göndermis.
Hünkar,Arabistan'da gezerken bakmis, araplar entari giyiyorlar ama altta
donlari yok. Bir rüzgar estimi, manzara felaket. Haber salmis, altina don
giymeyenler kadi huzuruna çikartilip, hapsedilecek. Aradan günler geçmis
Arabin bir tanesi don giymemis ve ilk rüzgarda olay farkedilmis. Kadi
huzuruna çikartmislar. Kadi sormus;
- "Adin?"
- "Aptülmecit."
- "Baba adin?"
- "Aptülleziz."
- "Evli misin?"
- "Dört tane karim var."
- "Kaç çocugun var?
- "Ilkinden 12, ikincisinden 13, üçüncüsünden 10, dördüncüsünden 11."
Kadi kararini vermis ve söylemis:
- "Aptülleziz oglu, Apdülmecit'in, don giymeye vakti olmadigindan
beraatine karar verilmistir!"

balaban
09-02-2005, 11:34
Bir firmanin insan kaynaklari muduru vefat eder ve goge yukselir.
Kapida melek onu karsilar ve soyle der;

- Size bir sans verecegiz. 24 saat boyunca cehenneme ve 24 saat boyunca da
cennete gideceksiniz. hangisini daha cok severseniz sonsuza kadar orada
kalma sansiniz olacak.

Insan kaynaklari muduru bu fikri gereksiz bulur;

- Aslinda ben secimimi coktan yaptim. bu yola basvurmamiza gerek yok. Ben
cennete gitmek istiyorum.
Melek bunun imkansiz oldugunu soyler;

- Buranin da bazi kurallari var. bu nedenle dedigimi yapmaniz gerekir. Sonra
secim sizin.

Mudur caresiz kabul eder. bir asansore biner ve yerin yedi kat altina iner.
kapidan iceri girdiginde bir bakar ki, yemyesil bir golf sahasinin uzerinde
ve butun sevdigi arkadaslari orada. seytan bile cok sevimli ve ona iyi
davraniyor. Butun gun golf oynarlar, beraber yemek yiyip, icki icerler.
Mudur cok eglenir ve zamanin nasil gectigini anlamaz.

24 saat dolunca asansorle yukari cikar ve cennetin kapisindan iceri girer.

Cennet de guzel ama fazla sakin bir yerdir. butun gun bulutlarin uzerinde
harp calip sarki soyler. 24 saat dolunca tekrar melegin karsisina cikar.

Melek sorar;

- Evet, karariniz nedir?

Mudur cevap verir;

- Bunu soyleyecegimi hic sanmazdim ama cehennemde daha iyi vakit gecirdim,
oraya gitmek istiyorum.

Bunun uzerine asansorle yerin yedi kat altina iner.
bir de gorur ki her yer cop dolu, pis koku sarmis etrafi. Dun cok eglendigi
arkadaslari da copleri topluyor.

Seytana sorar;

- Dun burasi bir golf sahasiydi, yemek yedik, icki ictik. Bugun ne oldu,
durum neden boyle?

Seytan cevap verir;

- Dun senle is gorusmesi yapiyorduk. Bugun seni ise aldik.

ERKA
09-02-2005, 11:36
> VİCDANININ SESİ
>
> Doktor John hastasıyla ateşli bir seks yaptıktan sonra, oturup
düşünmüş:
> "Keşke yapmasaydım, ama olsun tüm doktorlar meslek hayatında
hastasıyla
> yatmıştır..." der ve kendini avutmaya çalışır.
> O sırada vicdanından bir ses gelir:
> "Ama John sen bir veterinersin."
>
>
> MİNİ ETEK
>
> Temel Dursun'a arabasının öyküsünü anlatıyordu:
> "Bir gün otostop yapıyordum ki önümde, bu arabayla, mini etekli güzel
bir
> bayan durdu ve beni arabasına aldı. Bir süre gittikten sonra kadın
arabayı
> kuytu bir köşeye çekti. Mini eteğini iyice yukarı çekip; 'Benden ne
> istersen alabilirsin!...' dedi, ben de arabasını aldım.
> Dursun:
> "İyi etmişsin Temel, zaten mini etek sana hiç yakışmazdı."
>
>
> YÜZÜNÜ KAPAT
>
> Temel bir gün denize girmiş, ama çırılçıplak. Köyün çocukları şaka
olsun
> diye Temel'in bütün elbiselerini alıp kaçmış, zavallı Temel de
denizde
> öylece kalakalmış. Beklemiş gelen yok giden yok. Yardım edecek kimse
de
> yok. Hava biraz kararınca ne yapsın bizim Temel çıkmış denizden.
> Hemen az ilerdeki otların arasından usulca köyüne doğru gitmeye
başlamış.
> Otlak bitince evine de az kaldığı için ön tarafını eliyle kapatarak
evine
> doğru koşmaya başlamış. O sırada O'nu gören babası bağırmış:
> "Ula salak uşak oranı kapayacağına yüzünü kapasana, kim tanıycak
oranı?"

balaban
09-02-2005, 11:42
Temel'le Dursun, promosyonlu meşrubat almış, şişeyi açmışlar kapağında bir yazı:
- Tekrar deneyin.
Temel, kapağı kapatıp tekrar bakmış, yine 'tekrar deneyin' yazıyor. Temel kapağı kapatıp tekrar açmış, yine 'tekrar deneyin' yazısı var. Sinirlenip Dursun'a 'ula' demiş:
- Bunlar bizi kandırıyor. İki saattir deniyorum, hala bir şey çıkmadı!..


Temel komutandan izin istemis ve eklemis: 'Çocugum olacak da!'
Komutan: 'Ne zaman?' demis. Temel: 'izin verirseniz eve gittikten 9 ay sonra' demis.


Polis müfettisi incecik güzel sekretere sormus,
- "Patronun neden kendini pencereden asagi atti ?" diye...
- "Bilemiyorum.." demis fistik kiz,
"Bana her zaman çok iyi davranirdi...
2 ay önce bana çok pahali bir vizon kürk aldi,geçen ay da spor bir araba... Bugün 3 karatlik çok kiymetli
pirlanta bir yüzük hediye etti ve sordu, 'Sana sahip olabilmem için daha ne bedel ödememi istersin?' "
- "Peki, sen ne cevap verdin?"
- "Ben sadece 'Ofisteki diger adamlar gibi bir saatligine 50 dolar
verseniz yeter.' dedim!.."



Uçak, Yesilköy den kalkmisti. Bakirköy Akil Hastanesinin üzerinden geçerken, pilot birden gülmeye basladi. Hostes bu gülüsün sebebini sorunca su cevabi verdi :
-Bashekim kaçtigimi ögrenince kimbilir nasil sasiracak!..



Cemal ile Temel askerde beraber nöbet tutarlarken, komutanları bir bakmış Cemalin elinde bir mektup, okuyor.
- N'apıyorsunuz, demiş. Temel:
- Sevculumden mektup celdi. Okuma yazma pilmem, Cemal okuyo pağa.
- Peki Cemal'in kulaklarındaki pamuk ne? Temel:
- Mektubu tuymasin diye...



Temizlikçi bir kadın dışardan ilkokul diploması almak için sınava girer.
Tabiat bilgisi soruları ve cevapları şöyle:
Soru : Mide ne iş yapar?
Cevap : Sindirim yapar, yediklerimizi öğütür
Soru : Akciğer ne iş yapar?
Cevap : Solunum yapar. Bizi yaşatır.
Soru : Kalp ne iş yapar?
Cevap : Dolaşım yapar.
Soru : Beyin ne iş yapar?
Cevap : Bizim apartmanda kapıcılık yapar...

balaban
09-02-2005, 11:52
Tiyatroda fevkalâde gerilimli bir polisiye oynuyor. Adam da fena halde polisiye meraklısı. Ama arkada çok kötü bir yere düşmüş. Ne yapsın? Yer göstericiyi yanına çağırmış:
-Arkadaş buradan oyuncuların yüzü bile görünmüyor. Bana önlerde bir yer ayarlarsan seni sevindiririm...
Yer gösterici adamı almış, önden ikinci sıraya oturtmuş. Bizimki de bir 250 binlik çıkarıp eline sıkıştırmış. Yer gösterici bir paraya bakmış, bir bizimkine... Eğilmiş kulağına fısıldamış:
- Katil uşak!..:)))



Temel akciger kanseri olmus Doktorlar iki aydan daha fazla yasaman mucize olur demisler ve umitsiz oldugu icin tedaviye de son vermisler. Olecegini anlayan Temel , butun esiyle dostuyla helallesmeye karar vermis. Fakat bizim Temel gordugu herkese kendisinin AIDS hastaligina yakalandigini ve iki ay icinde olecegini anlatiyor ve helal etmerini istiyomus haklarini. Tabii bunu duyanlar Temel'e helallik veriyorlarmis ama bir yandan da elini bile son bir defa sikip, kucaklasmaktan kaciniyorlarmis.
Temel'in en iyi arkadasi Dursun Temel'in bu yaptigini duyunca sormus
- Yaw Temel, anladik sen Kanser oldun olecen, neden millete AIDS oldum diyon, bak herkesi bir korku sardi demis.
Temel; - Yaw Tursun, oyle de oleceeezzz boyle de olecez, bari kariyi saglama alalim dedim.



Yasli adam ameliyat olacakmis. Ameliyati cerrah olan oglunun yapmasi için israr etmis.
Çok daha uzman olan doktorlar oldugu halde, bu israrinin nedenini soranlara ise “Onun bu ameliyati çok iyi yapmasini saglayacak formülü biliyorum” diyormus. Ameliyat günü gelmis ve ameliyathaneye giderken oglunu yanina çagirmis ve söyle demis: - Oglum, zor oldugunu biliyorum. Bana bir sey olursa sakin üzülme. Zaten gelmeden annenle de konustuk. Eger bana bir sey olursa , esyalarini alip sizin yaniniza yerlesmesine karar verdik. Seninle ve geliniyle daha mutlu olur. O nedenle rahat ol..



Iki velet karar vermisler ki, bütün büyüklerin hayatlarinda sakladigi en azindan bir büyük sir var. Bir tanesi bu varsayimi denemeye kalkmis : - Anne ben her seyi biliyorum.
Annesi cevaplamis : - Tamam anladim, al su 1 milyonu babana hiçbir sey söyleme demis.
Ufaklik cok memnun, babasina gitmis : - Baba ben her seyi biliyorum!..
Babasi cevaplamis : - Sus tamam, al su 5 milyonu, annene hiçbir sey söyleme, demis.
Bizimki zevkten dört köse, bütün büyüklere isleyenbir sistemi kesfetmenin keyfine varirken kapi çalmis ve postaci gelmis. Ufaklik açmis kapiyi... - Postaci Amca ben artik her seyi biliyorum. Postaci dizleri üzerine çöküp, kollarini iki yana açmis :
- Madem öyle gel bakalim baba sanabir sarilsin...


Iki iskoc kasabada bir tiyatro acmislar, fakat iskoclar malum cok cimri, kimse para vermek istemediginden her gun tiyatro boş. Bakmislar olacak gibi degil, dusunmusler ne yapalim ne edelim diye. En sonunda birinin aklina bir fikir gelmis.Ertesi gun her tarafa ilanlar asiliyor. Cumartesi gunu tiyatromuza giris bedavadir. Kasaba halki bedavayi bulmus kacirir mi. Cumartesi gununu. Tiyatro ful, bizimkiler mukemmel bir oyun sergiliyorlar. Herkes ayakta alkisliyor. Oyun bittikten sonra kasaba halki cikisa dogru yonelmis ama ne gorsunler? Kapilar kilitli ve su yazi yaziyor:
"Cikis 10 sterlin"

balaban
09-02-2005, 22:19
Vücudu oldukça güzel genç bayan tatilinin hemen her gününü kaldığı otelin terasında güneş banyosu yaparak geçirmiştir. İlk günü mayosu ile güneşlenmiş, ama sonra ki günler bakmış ki otelin en üst katında onu kimse göremiyor, mayosuz sere serpe güneşlenmeye başlamış. Gene böyle yüzüstü güneşlenirken merdivenlerden birisinin çıktığını duyarak havlusu ile örtünmüş. Merdivenleri bir solukta çıkan otelin müdür yardımcısı nefes nefese “Pardon” der, “Otelimiz güneşlenmeniz konusunda bir şey diyemez, ama dünkü gibi mayonuzla güneşlenirseniz çok iyi olacak” “Ne fark eder” diye sorar genç kadın sakin sakin “Beni burada kimse göremez, ayrıca bu havlu ile de örtünüyorum bakın” “Tam olarak değil” der müdür yardımcısı utanarak “Tavanı cam restoranın üzerinde güneşleniyorsunuz..




İki arkadaş hem içiyor, hem de karılarından yakınıyordu.
Biri, "Ben evliliğimizin ilk senelerinde işten eve dönünce karımı kucaklar,nefesi kesilene kadar kollarımda sıkardım." dedi.
Diğeri de içini çekerek sordu: "Ya şimdi?"
- Şimdi mi? Daha fazla sıkmadığım için pişmanım!..

bikmisbroker
10-02-2005, 10:27
Adamin biri kahvalti yaparken, karisi arkasindan gelip elindeki
tava ile sertce adamin kafasina vurur.
'' Hey ne yaptim ben'' der adam
'' Daisy kim?'' diye kizar karisi.

Adam ''Daisy??''
Kadin '' Benimle oyun oynama- Ceketinin cebinde bu kagidi buldum,
uzerinde Daisy yaziyor. Kim bu kadin??''

'' Ya sekerim, biliyorsunki at yarisi oynuyorum. Geçen gun bahis
yatirdigim atin adi Daisy''
Kadin uzulerek '' Tatlim cok ozur dilerim, biliyorsun seni cok
kiskaniyorum.''

Iki hafta sonra adam oturma odasinda gazete okurken, karisi
arkasindan yaklasir ve tavayla sertce kafasina tekrar vurur.
'' Heyy yine ne yaptim'' der adam.

Kadin sinirli bir sekilde adama bakip '' Atin aradi'' ....

bikmisbroker
10-02-2005, 12:16
Üç kadın arkadaş bir kazasonucu aynı anda hayatlarını kaybedip cennete giderler. Cennetin kapısında onları karşılayan melek;
"Bizim burada uymanız gereken tek kural var.. O da ördeklere dikkat edin sakın üstlerine basmayın" der.
Sonra kapı açılır üç kadın cennete girerler.
Gerçekten de etrafta ördek doludur. Üstlerine basmamak adeta imkansızdır.
Dikkat etmesine rağmen kadınlardan biri kazayla bir ördeğin üstüne basar.
Hemen Cebrail belirir.Yanında son derece çirkin bir adam vardır.Kadını kolundan adama kelepçeler ve "Ördeğin üstüne basmanın cezası olarak sonsuza kadar bu çirkin adama kelepçeli olarak yaşayacaksın" der.
İkinci gün kadınlardan biriyine kazayla bir ördeğin üstüne basar ve Cebrail anında yanında çok çirkin bir adamla gelip onları kadına ceza Olarak birbirlerine kelepçeler. Üçüncü kadının gözü bu olaylardan çok korkar. Diğerlerinin akıbetine uğramamak ve sonsuza kadar çirkin bir adama kelepçelenip yaşamamak için her attığı adıma acayip dikkat etmeye başlar. Aradan aylar geçer ve hiçbir ördeğin üstüne basmaz. Derken bir gün Cebrail belirir.
Bu kez yanında boylu poslu inanılmaz derecede yakışıklı bir adam vardır.
Cebrail hiçbir şey söylemeden yakışıklı adamla kadını kelepçeler yine birşey söylemeden çeker gider. Kadın artık mutluluktan uçmaktadır O güne kadar gördüğü en yakışıklı adamla kelepçelenmiştir. Adama döner ve "Ben acaba ne yaptım da sonsuza kadar senin gibi güzel bir adamla birlikte olmayı hak ettim" der. Adam suratı asık bir şekilde cevap verir.
"Vallahi seni bilmem ama ben az önce bir ördeğin üstüne bastım"

Baydisiplin
10-02-2005, 12:55
Servet

Ülkenin yasini basini almis ve en zengin isadamlarindan biriyle yapilan
röportajdir:
Genç gazeteci çocuk soruyor :
- Efendim, bugünlere nasil geldiginizi, bu inanilmaz servetin öyküsünü bizimle
paylasmak ister misiniz?
- 1928 yiliydi. 1. Dünya Savasi nin acilari yeni yeni sariliyordu. Elimdeki birkaç
sentten baska hiçbir seyim yoktu. Elimdeki 5 sent ancak 1 elma almama
yetiyordu ve ben 1 tek elma aldim. Sabahtan aksama kadar elmayi sildim, piril
piril oldu. O elmayigün sonunda tam 10 sente sattim. Sabahi zor etmistim.
Ertesi sabah, elimdeki 10 sentimle 2 elma aldim. Sabahtan aksama kadar o 2
elmanin her tarafini sildim, bir güzel parlattim ve gün sonunda ikisini, toplam 20
sente sattim. Bu sistemle aysonuna kadar devam ettim. 1 ay içerisinde tam
1.37 dolar kazanmistim. Ertesi ayin ilk haftasi karimin amcasi öldü ve bize 5
milyon dolar miras birakti...

Baydisiplin
11-02-2005, 20:01
Okula geç kalan Kamil öğretmenine özrünü anlatıyordu:
- Özür dilerim öğretmenim... Rüyamda bir futbol maçı gördüm.
Öğretmen kızdı:
- Bu geç kalman için geçerli bir sebep değil!..
Kamil kendini savundu:
- Ama kupa maçıydı öğretmenim ve 2 defa uzatmaya gidildi...

balaban
11-02-2005, 21:25
Adamın biri evine gelir ve posta kutusunda telefon faturasını görür. Bir
bakar ki 3 milyar küsur lira fatura. Beyninden vurulmuşa döner. Hemen
ayrıntılı fatura ister. Fatura gelir. Aranan bütün numaralar adamın arkadaşlarına ve dostlarına aittir. Adam "Bu nasıl olur? Ödeyeceğiz mecburen" der..O sırada gözü papağanına takılır. Bir an tereddüt eder. Gece papağanı gözlemeye karar verir. Papağan kafesinden çıkar ve telefonun basına gidip rehberi açar, adamın arkadaşlarını tek tek arayıp saatlerce konuşmaya baslar. Adam sinirden çıldırmış bir şekilde papağanı yakalar, duvara bağlar.Papağan çarmıha gerilmiş gibi duvarda asılı kalmıştır. Adam sinirle papağanı azarlar; "Bir hafta burada asili kal da aklin başına gelsin. Çek bakalım cezanı."Adam gider. Papağan bir bakar karşı duvarda çarmıha gerilmiş İsa durmakta. Hemen muhabbete koyulur;
"Birader sen ne kadardır buradasın?"
"2000 yıldır buradayım" der İsa.
Papağan hayretler içinde kalır; "Ohaaaa! Nereyi aradın lan öyle?

varyemez
13-02-2005, 22:48
:cheers: :cheers: :cheers:

guneysu
13-02-2005, 23:46
:cheers: :cheers: :cheers:
sanırım bu gibi fıkraların yeri burası değil

varyemez
14-02-2005, 01:15
AĞA FARKI

Irgat kosa kosa agasının yanına gelir;

- "Agam aksam rüyamda seni gördüm"
- "Hayırdır len nasıl gördün?"
- "Ikimizde aynı uçakta seyahat ediyorduk."
- "Eeee"
- "Sonra uçak arıza yaptı ve düstü."
- "Hayırdır insallah,ne oldu sonra?"
- "Ben bok çukuruna, sen de bal çukuruna düstün."
- "Olacak di mi o kadar fark. Agalıgım rüyada bile belli olmus."

- "Sonra birbirimizi yalaya yalaya temizledik.

:gulen:

pardon
14-02-2005, 10:35
vaaz

>>Adamla karısı her zamanki gibi kilisede vaaz
>> > >dinlemeye gidiyorlarmiş. Ancak adam her seferinde vaazin
>> > >ortalarına
>>doğru
>> > >uyuklamaya başlarmış,o yüzden yerlerine oturmadan önce karısı
>>çantasından
>> > >bir çengelli iğne çıkartmış, "Bana bak adam.." demiş.. "Bugün de
>>yanımda
>> > >uyuklarsan şu iğneyi artık nerene rastgelirse batırıcam" Derken
>>kilise
>> > >toplanmış, vaaz başlamış. Biraz sonra kadın yana doğru başını bir
>> > >çevirmiş, kocası uyukluyor.. Kadın; "Benden günah gitti" diye
>> > >iğneyi çıkarırken, Papaz; "BU EVRENİ YARATAN KİMDİR?" diye
>> > >sormuş. Tam o
>>anda
>> > >kadın iğneyi
>> > >batırıverince adam; "TANRIMMM" diye bağırmış.. Papaz gülümsemiş,
>>"Adamı
>> > >uyandırdım" diye kadın da gülümsemiş..Vaaz devam etmiş.. 5-10
>>dakika
>> > >sonra kadın yine başını çevirmiş, adam yine uyukluyor... Bu arada
>>vaaz
>> > >devam ediyor..
>> > >>Papaz; "Allah'in sizi duyması için ona şöyle seslenmeniz yeter"
>> > >derken, kadın yine adama igneyi batırınca, adam; "EY YÜCE TANRIM!!"
>>diye
>> > >bağırmış.. Papaz yine onlara bakıp gülümsemiş, vaaz devam
>>etmiş...5-10
>> > >dakika sonra kadın kocasına bakmış,adamın yine uyukladığını
>>görünce;"Pes
>> > >yani pes" diye iğnesini çıkartmış.. Papaz da bu sırada ; ". Peki
>>Havva
>> > >ikinci kez hamile kaldığı zaman Adem'e ne demiştir? "diye
>> > >sorarken
>>kadın
>> > >bütün gücüyle iğneyi adama batırmış ve adam can havliyle bağırmış:
>>"BANA
>> > >BAK YETTI ARTIK.. O ELiNDEKiNi BANA BIR KEZ DAHA SOKARSAN YEMIN
>>EDİYORUM
>> > >TUTTUĞUM GİBİ KOPARACAGIM "

varyemez
17-02-2005, 18:14
Adam, Kayserili arkadasinin latex-kauçuk ürünler yapan fabrikasini geziyordu...
Bir ara bir otomatik makinanin basina geldi ve makinadan su seslerin geldigini
duydu:

- Pisssst ....PAT !.....pissst ..PAT !.....pissst....PAT !..........
Merak edip sordu bu makinanin ne yaptigini ve neden bu seslerin geldigini.. Arkadasi
cevapladi :

- Bu makina biberon emzigi yapiyor...pisst sesi kaliba gelen latexin sisirilip emzik formu aldigini , pat sesi de ucuna açilan deligin sesini belirtir...


Geziye devam edip baska bir makinanin basina geldiler. Bu makinadan da benzeri
sesler geliyordu ama siralamalari farkliydi:

- Pisssst...Pisssst...Pissssst....Pisssst ..PAT !..... Adam gene meraklanip sordu ;
- Peki bu ne makinasi ?
- Bu prezervatif makinasi...
- Ama neden 4 Pisst tan sonra 1 PAT sesi geliyor... Arkadasi yanitladi:
- Her 4 prezervatiften sonra 1 tanesinin ucunu deliyoruz da ondan.. Adam
saskinlikla ve biraz da kizarak sordu..
- Ama neden..? Bu yaptiginiz hiç hos degil..

Kayserili cevap verdi:
- Öyle mi...emzikleri kime saticaz peki...?

:cheers: :cheers:

varyemez
17-02-2005, 18:27
Kitap:

Temel bir gun bi kitap yazmaya karar verir ve hemen Orhan Pamuka kosar

Sevgili ustad, ben bi kitap yazmaya karar verdim ama cok satsin
istiyorum ne yapmaliyim der. Pamuk, bak Temel Turkiyede tutan uc sey vardir.
Birincisi sex, ikincisi asalet, sonuncusu da gizem. Sen kitaba
bunlari iceren bir baslik koyarsan kitabin en az onbin satar.

Temel hemen baslamis kitabi yazmaya, 3 ay sonra geri gelmis. Orhan
Pamuk kitabin adini sormus, temel de,

Kontesi kim becerdi? demis.

Orhan Afferim, cok guzel olmus, kontes ile asaleti, becermekle seksi
vurgulamissin, kim de gizemle ilgili.

Ama sana soylemeyi unuttugum bir sey daha var. Bu basliga bir de din
katabilirsen en cok satanlar listesine tepeden girersin. Temel yine
cikmis ve kitabi degistirmeye baslamis. 1 ay sonra tekrar geri gelmis.

Orhan Pamuk kitabin adini sorunca Temel:

Allah allah, kontesi kim becerdi?

PHOENİX
18-02-2005, 18:40
adam işten eve döner,birde ne görsün evin önünde bir kalabalık
yaklaşır evi yanıyor.
can havliyle alevlerin içine dalıyor,bir zaman sonra çocugu kucagında çıkıyor.
çocugunu bıraktıktan sonra alevlere bir dalış daha karısını çıkarıyor.
bir dalış daha evin köpegini de kurtarıyor.
biraz soluklandıktan sonra yanan eve bir kez daha giriyor,fakat bu sefer boş çıkıyor.
on dakika sonra tekrar eve giriyor, yine boş çıkıyor.
kalabalıktakilerden biri dayanamayıp soruyor
--napıyorsunuz siz böyle yanan eve girip girip boş çıkıyorsunuz.
--içeride kaynanam var, ara sıra girip onu çeviriyorum..

pardon
20-02-2005, 18:23
IMF Çoban

Çoban´ın biri dere kenarında koyunlarını otlatıyormuş. Tam o anda, yanına bir Cherokee Jeep yanaşmış. Brioni gömlek, Cerruti ayakkabılar giyen, Ray-Ban gözlüklü ve YSL kravatlı bir sürücü aşağıya inmiş ve çobana sormuş. Eğer kaç tane koyunun olduğunu bilirsem bana onlardan bir tanesini verir misin? Çoban bir adama birde koyunlarına bakmış, "Tamam" diye cevap vermiş. Genç adam arabasını park etmiş, telefonunu bilgisayarına bağlamış bir NASA sitesine girmiş, GPS´ini kullanarak yeri taramış, bir database ve logaritma ile doldurulmuş 60 excel tablosunu açmış ve 150 sayfalık bir rapor basmış. Çobana dönmüş, * "Tam olarak 1586 adet koyunun var" demiş. Çoban "Doğru" diye cevap vermiş, "Koyununu alabilirsin." Genç adam koyunu almış ve jeep´inin arkasına koymuş. Bu sefer çoban genç adama dönmüş, "Eğer senin ne iş yaptığını bilirsem koyunumu geri verirmisin?" diye sormuş. Adam, "Evet neden olmasın" diye yanıtlamış. "Sen Dunya Bankasi´nda Danışmansın" demiş çoban. Adam sormuş, "Nasıl oldu da bildin?". Çoban "Çok basit" diye cevap vermiş. " Buraya çağrılmadan geldin, bu bir.. İkincisi benim bildiğim bir şeyi bana söylemek için benden bir koyunumu istedin. Üçüncüsü yaptığın hiçbir şeyden anlamıyorsun çünkü köpeğimi aldın!"

pardon
20-02-2005, 18:31
Deli'den Tanrıya Telgraf
Delinin biri Tanrıya telgraf çekmiş...

Eskiden Türkiye’de paranın değerli
olduğu dönemde ilçenin birinde bir “deli"! yaşarmış.
Çoğu zaman parasız, pulsuz dolaşıp diğer insanlardan para istermiş. Sık sık para istenmesinden bıkan biri
“Git kardeşim işine, Tanrı versin, ben vermiyorum.”
diye gırgır geçmiş.

Ama deli ya bu, inanmış ve sormuş:
“Tanrı’dan nasıl isteyeceğim?”
Diğeri: “Postaneye git, tel çek!”
demiş başından savmak için.

Bizimki doğru postaneye gitmiş ve şöyle bir telgraf yazmış:

“Yüce Tanrı makamına:
Yüce Tanrı’m, benim param yok,
bana acele 100 lira gönder!”

Telgrafı gören memur “Olmaz kardeşim” demiş “Bu dediğini yapamam!” Ama bizimki diretince postanede kavga çıkmış.

Olay ilçe kaymakamına iletilmiş. Kaymakam durumu anlamış.
Deliyi makamına çağırtarak, ilçe memurlarının maaş bordrosundan
kestirerek topladığı 50 lirayı deliye vermiş.

“Bak demiş, sen tel çektin ve Tanrı da sana 50 lira gönderdi.”

Bizim deli sevinmiş, parayı almış. Bu para ona bir ay
yetmiş. Para bitince tekrar soluğu postanede almış
ve şöyle bir telgraf yazmış:

“Yüce Tanrı makamına:
Yüce Tanrı'm, benim param yok, bana acele 100 lira gönder
ama kaymakamı aracı koyma çünkü yarısını kesiyor!”

pardon
20-02-2005, 18:32
İddaa

Barda uzun süre tek başına içki içen adam bir süre sonra barmene "Biliyor musun, ben sol gözümü ısırabilirim" demiş Doğal olarak barmen buna inanmamış. 1,000,000 Lirasına iddiaya girmişler. Adam, takma olan sol gözünü çıkarmış; ısırmış ve barmenin hayret dolu bakışları arasında parayı cebine atmış. Bir kaç kadeh daha içtikten sonra adam gene barmene dönmüş ve "Biliyor musun" demiş; "ben sağ gözümü de ısırırım!" Adamın tavırlarından kör olmadığını; dolayısıyla öbür gözünün de takma olamayacağını düşünen barmen, parasını kurtarabilmek umuduyla hemen 1,000,000 sına iddiaya girmiş. Adam sakin sakin takma dişlerini çıkarıp sağlam olan sağ gözünü de ısırmış. Aradan bir kaç saat geçince, müşteri barmene "İki milyonunu kurtarmak için sana bir fırsat vermek istiyorum" demiş. "İki milyonuna iddiaya girerim ki bu oturduğum yerden taaa öbür köşeye yerleştireceğin bir bira şişesinin içine, bir damla bile etrafa sıçratmadan işeyebilirim." Barmen uzun uzun bu işin altında nasıl bir üç kağıt olabileceğini düşünmüş; bulamamış ve iddiayı kabul etmiş. Salonun en uzak köşesine bir şişe yerleştirmişler ve adam işemeye başlamış. Değil etrafa bir damla damlatmamak; ortalığı tam anlamıyla berbat etmiş. Barmen paralını kurtarmanın sevinciyle olduğu yerde zıplamaya başlamış. Biraz sakinleşince adama dönüp "Kesinlikle kaybedeceğini bile bile neden böyle bir iddiaya girdin?" diye sormuş. "Kaybettiğimi de nerden çıkardınız?" demiş adam; "Şu karşı masada oturan iki asık suratlı adamı görüyor musunuz? İşte onlarla ""barın orta yerine işerim, barmen de sevinçten zıplar"" diye 5'er milyon lirasına iddiaya girdim".

pardon
20-02-2005, 18:34
Osmanli donanmasiyla Venedik donanmasii arasinda savas çikmis. Venedik donanmasinin komutani Andrea Doria imis. Gözcü Osmanli donanmasinin yaklastigin fark edince hemen Andrea Doria'ya haber vermis : -Osmanli yaklasiyor. Andrea Doria sormus : -Kaç gemi var? Gözcü: -10-20 kadar. Komutan hemen emir erini çagirmis : -Oglum bana hemen kirmizi gömlegimi getir. Emir eri sasirmis : -Niçin komutanim? Andrea Doria : -Savasirken yaralanacagiz. Kan izi belli olmasin ve de askerlerin cesareti kirilmasin diye. Bu arada gözcüden yine ses gelmis : -Efendim 50 kadar oldular. Andrea Doria heyecanlanmis ve emir erine tekrar seslenmis : -Gömlegi bosver. Sen bana kahverengi pantolonumu getir.(fora)

pardon
20-02-2005, 18:35
Bir gün bir kadının misafirleri gelmiş ve oğluna demişki
-oğlum çişin geldimi ayıp olmasın diye ıslık çalasım geldi de demiş.
Misafirlerden sonra akşam çocuk dedesinin yanında yatıyormuş ve kalkmış dedesine demişki:
-Dede benim ıslık çalasım geldi
Dedesi:
-oğlum gecenin yarısı ıslıık çalınırmı?
çocuk:
-dede çok geldi.lütfen.demiş
Dedesi de:
-peki.hafifçe kulağıma çal o zaman.

pardon
20-02-2005, 18:37
Maskeli Balo

Evli bir çift cadilar partisine davetliydi. Disariya çikmak için hazirlanirlarken kadinin migreni tuttu, evde kalmak zorundaydi. Kocasina partiye yalniz gitmesini, onun eglencesini bozmak istemedigini söyledi. Biraz tartistiktan sonra adam kostümünü giydi ve partiye gitti, kadin da birkaç aspirin alip yatti. Biraz uyuduktan sonra kendini
daha iyi hissederek uyandi ve partiye giderek kocasina sürpriz yapmaya karar verdi.
Tam hazirlanirken "acaba ben yaninda degilken kocam neler yapiyor" diye düsündü ve kocasinin kendisini tanimamasi için degisik bir kostüm giyerek partiye gitti. Oraya vardiginda bir kenarda onu izlemeye basladi. Kocasi arka arkaya degisik kizlarla ve onlarla çok yakinlasarak dansediyordu, nereye kadar gidebilecegini görmeye karar verdi. Onunla çok samimi bir sekilde dansetmeye basladi, kulagina disariya çikabileceklerini fisildadi. Arabalardan birine girerek sevistiler ve geceyarısından
önce maskeler çikarilmadan kadın eve gitti, kocasinin dönüsünü beklemeye basladi. Adam sabaha karsi 01.00 sularinda eve döndü ve dogru yataga gitti. Kadın "parti nasildi kocacığım" diye sordu, adam da "sen siz hiç eğlenemedim tatlım" diye yanitladi. "inanmıyorum" diye cevapladi kadin "bahse girerim çok eglenmissindir. "gerçekten hayatim. Partiye gittigimde bazi arkadaslarla sıkıldik alt kata inip bütün gece poker
oynadik. Fakat kostümümü ödünç verdigim o Allah'in cezasi herif harika vakit geçirdi".

pardon
20-02-2005, 18:40
Serçenin bir tanesi bahar günü dalgın dalgın uçuyormuş.
Bir anda farketmiş ki, bir yolun üstünde uçuyo ve karşıdan da
motorsikletli bir adam geliyo.
Her ikisi de çarpışmayı engellemek için ellerinden geleni yapmışlar amA
nafile...
Serçe "çotaaank" diye kaska çarpıp düşmüş.
Şimdi, motorcu arkadaşımız, Allahı var sıkı bi hayvansever.
Doğal olarak hemen atlamış motordan ; koşmuş serçenin yanına.
Serçe baygın yatıyo.. Kıyamamış, bırakamamış yolda; almış getirmiş eve.
Eskiden kalma bi de kafesi var evde.. Baygın serçeyi kafesin içine
güzelce yerleştirmiş..
Yanına da az biraz su, az biraz ekmek koymuş, vurmuş kafayı yatmış....
Bizim serçe bi müddet sonra ayılmaya başlamış..
Daha tam seçemiyo ortalığı.. Hafif bulanıklık var yani...
Bi bakmış parmaklık, ekmek, su falan var bulunduğu yerde...
Birden dank etmiş vaziyet:
- Motorcuyu öldürmüşüz beaaa ...!!!!!!

pardon
20-02-2005, 18:40
Adamin biri motosiklet almis. Satici adama bir kutu vazelin hediye
ederek yagmurlu havalarda bunu metallere sur pas yapmaz demis ve adam
motorunu gostermek uzere kiz arkadasina gitmis. Neyse aksama dogru kiz gel
seni bize goturup ailemle tanistirayim hemde aksam yemegi yeriz.. demis ve
bir hatirlatmada bulunmus:"Yalniz dikkat et bizim evde yemek yerken kimse
konusmaz. Konusan bulasiklari yikar..."Adam 4 kisinin bulasigindan ne
olacak diye dusunurken eve girdiklerinde bir de ne gorsun dag tas her yer
bulasik...Uulan bir konusursak yandik demis... Yemek yerken aklina "Ulan
ben simdi bu kizin elini tutsam kimse bir sey diyemez" fikri gelmis. Kizin
elini tutmus kimseden cit yok. Bir de opeyim demis, Opmus gene cit
yok...Ulan ben bununla bu isi burada pisireyim demis, herkesin gozu onunde
o is olmus ama gene cit yok...Adam iyice piskinlige vurup yahu bunun anasi
da guzelmis deyip onunla da yatmis... Gene cit yok...Tam bu sirada disarda
gok gurleyip yagmur yagmaya baslamis. Bizimki motoru paslanmasin diye
aldigi vazelini cebinden cikardigi anda kizin babasi bagirarak ayaga
firlamis..."Tamam tamam koy onu yerine bulasiklari ben yikarim";

pardon
20-02-2005, 18:50
Bir gün aslan ile boga bara gitmisler bir iki tek attiktan sonra aslan
müsade istemis. Boga bununla dalga geçmis:
- Koskoca aslansin. Ormanlar kralisin. Saat daha sekiz. Hiç yakisir mi sana
kilibiklik...
Aslan kükremis :
- Eee beni evde bir aslan bekliyor, seninki gibi bir inek degil...

pardon
20-02-2005, 19:09
80'lik ihtiyar 20 yaşındaki kıza aşık olur ve evlenirler.
Küçük kasabada büyük olay yaratan evlilik memnun mesut devam ederken,
bir yıl sonra ihtiyar karısını doğum yapmak üzere hastaneye getirir.
Herkes şaşkınlık içindedir.
Derken hemşire gelip adamı tebrik eder;
"Bu mükemmel bir şey! Bu yaşta bunu nasıl başardınız?
"Eee" der ihtiyar...
"Motoru sıcak tutacaksın kızım!"
Ertesi yıl ihtiyarın 20'lik karısı tekrar hamile kalır.
Ve aynı hastaneye gelirler.
Hemşire yine büyük bir şaşkınlık içinde...
"Tebrik ederim, bu olağanüstü bir şey!"
Deyince ihtiyar kıs, kıs güler,
"Sana söyledim.Motoru sıcak tutacaksın !..
Bir sonraki yıl ihtiyarin karisi yine hamiledir.
Ve karısı doğumhanede iken gelen hemşire ihtiyara;
"Vay be ne erkekmişsin!" der.
İhtiyar, "Motoru sıcak tutacaksın" diye cevap verince;
Hemşire dayanamaz ve atılır:
"Eh artık yağı değiştirsen iyi olacak. Bu defa ki zenci!"

pardon
20-02-2005, 19:10
Genç kız akşam davete gitmek için evde hazırlanmaktadır
Makyajını yapar,kıyafetini giyer,takılarını takar.
Uğurlu saydığı birde kolyesi vardır,ucunda uçak resmi olan kolye
Onuda takar ve otobüse biner.
Otobüste karşısında oturan genç dikkatle onu süzmektedir
Dayanamaz gence sorar ;kolyem dikkatinizi çekti herhalde
Uçağamı bakıyorsunuz?
GENÇ-hayır alanı seyrediyordum.

pardon
20-02-2005, 19:12
Bir hekim vicdanıyla hesaplaşıyormuş.
Vicdanı diyor ki:
- Hüdai sen hekimsin, hastanla ilişkiye girmemeliydin?
- İyi ama başka hekimler giriyor...
Vicdanı ses veriyor:
- İyi ama sen veteriner hekimsin Hüdai...

pardon
20-02-2005, 19:13
Polis müfettişi incecik güzel sekretere sormuş,
"Patronun neden kendini pencereden aşağı attı" diye..

"Bilemiyorum.." demiş fıstık kız.
"Bana her zaman çok iyi davranırdı.. 2 ay önce bana çok pahalı bir vizon
kürk aldı, geçen ay da spor bir araba.. Bugün 3 karatlık çok kıymetli
pırlanta bir yüzük hediye etti ve sordu: 'Sana sahip olabilmem için daha
ne bedel ödememi istersin?'"

"Peki, sen ne cevap verdin?"

"Ben sadece 'Ofisteki diğer adamlar gibi bir saatliğine 50 dolar
verseniz yeter' dedim!.."

pardon
20-02-2005, 19:14
Adamin biri karisinin test sonuclarini almak uzere doktora gitmis. Recepsiyondaki hemsire:

- Kusura bakmayin beyefendi, ama ufak bir problemimiz var.

Karinizin testlerini lab'a gonderdigimizde ayni isimli bir baska bayan da Teste gitmis ve hangisi karinizin hangisi diger bayanin emin olamiyoruz malesef,demis.

Acik olmak gerekirse sonuclardan biri kotu digeri ise dahada kotu!

Adam: - "Ne demek istiyorsunuz yani?"

Hemsire: - "Testlerden biri AIDS digeri ise Alzheimer cikti ve hangisi karinizinki birsey soyleyemiyoruz."

Adam: - "Korkunc birsey, peki simdi ne yapmaliyim?"

Hemsire: - "Bence, karinizi sehrin gobeginde en kalabalik noktaya birakin ve eger evin yolunu bulabilirse de birdaha da onunla yatmayin..."

pardon
20-02-2005, 19:15
İlkokul 3. 4. 5 sınıf öğrencileri iki bayan öğretmenleri eşliğinde
derslerinde yer alan "Atların ve yarışların kasabaların ekonomisine
katkılarını yerinde gözlemlemek konusuyla" at yarışına gitmişler.. Bir
müddet sonra da çocukların tuvalet ihtiyaçlarını karşılamak için toplu
olarak tuvaleti ziyaret etmişler.. Bir öğretmen kızların, diğer
öğretmen erkeklerin kapısında beklerken erkek öğrencilerin küçük boylarından
dolayı "Pisuvara yetişememe" sorunu nedeniyle onlara mecburen yardım etme
durumu ortaya çıkmış.. Çocuklar fermuarlarını açıyor, öğretmenleri onları
kucağına alıyor, üstlerini ıslatmamaları için pipilerini tutup çişlerini
yaptırıyormuş.. Teker teker yaptırdıktan sonra aralarından bir tanesi
hayli ağır ve pipisi kocaman olması sebebiyle bayan öğretmenin dikkatini
çekmiş.. "Sen 5. sınıf olmalısın" demiş öğretmen çişini bitiren çocuğun pipisini
sallarken.. "Hayır efendim" diye cevap gelmiş. "Ben Altıncı yarıştaki "Gümüş Ok'un Jokeyi'yim. Teşekkürler!..

pardon
20-02-2005, 19:58
İki komşu kadın hafta sonu
>> > >kocaları olmadan yemeğe çıkmışlar.
>> > >Yemekten sonra bara-mar derken sabaha doğru iyice sarhoş eve
>> > >yürümeye başlamışlar. İyice sıkıştıklarını farketmişler ama
>> > >etrafta tuvalet bulamamışlar, mezarlığın yanından geçerken biri "hadi
>>şurda
>>yapalım kimse görmeden" demiş, başka çare de yok, korka korka girip bir
>>kenarda
>> > >işlerini bitirmişler. Temizlenmek için birşey bulamadıklarından
>>biri kilotunu çıkarıp kullanmış, diğeri eve böyle dönemem diye oradaki
>>çelenklerden
>> > >düşmüş bir bandı alıp kullanmış. Sabah kocalardan biri
>> > >uyanıp karısını donsuz olarak sızmış görünce telefona sarılıp
>>öbürünü aramış;
>> > >-yau biz fena boynuzlandık galiba. karım eve sabaha
>> > >karşı ve donsuz
>> > >olarak dönmüş...
>> > >- sen gene iyisin , bizimkinin kıçına "seni asla unutmayacağız"
>>diye bir de kart yapıştırmışlar..

pardon
20-02-2005, 19:59
80 yaşındaki Ahmet Bey doktora gider. Doktor sorar:
- Neyiniz var Ahmet Bey?
- Hiç bir şeyim yok, turp gibiyim ve 18 yaşındaki karımdan bir çocuk sahibi olacağım. Doktor bunun üzerine Ahmet Bey'e bir hikaye anlatmaya başlar:
- Avcının biri her gün tüfeğini alarak geyik avına çıkarmış. Bir gün tüfeği yerine dalgınlıkla şemsiyesini almış. Ormanda ilerlerken karşısına kocaman bir geyik çıkmış. Avcı şemsiyesini geyiğe doğrultmuş ve PAAT. Geyik yere yığılmış.
Ahmet Bey hemen atılır:
- Öyle şey mi olur? Başkası vurmuştur. Doktor cevap verir:
- Kesinlikle!

pardon
20-02-2005, 20:00
Bir adamla karısı Mısır'da eski bir çarşıda geziyorlarmış. Ayakkabı satılan bir dükkanın önünden geçerlerken satıcı içerden seslenmiş, buyur etmiş. Girmişler, satıcı "çok özel büyülü sandaletlerim var beyefendi, sizi sekste çok vahşi ve kuvvetli yapacak sandaletler" demiş.

Adam tabii ki erkekliğe leke sürdürmemek için pek önemsememiş ama eski günleri özleyen karısının ısrarlarına dayanamayıp sandaletleri denemeye karar vermiş. Adam sandaletleri giyer giymez gözleri parlamış, kalbi hızlı hızlı atmış, fiziksel degişimler başlamış, nefesi serileşmiş gözleri büyümüş ve etrafına seri bir şekilde bakınmaya başlamış. Karısı bir adım geri kaçmış "aman Allahım dur dur..." derken adam koşmuş, satıcıyı yakaladığı gibi tezgaha yatırmış, pantolonunu parçalayarak çıkarmaya başlamış, bu arada satıcı bir yandan kurtulmaya çalışırken bağırıyormuş, "sandaletleri ters giydin lan!"

pardon
20-02-2005, 20:03
ÇOCUK dedesine sormuş:
Dede ninem ile kaç yıldır evlisin?
40 yıldır evlat
Peki ama dede, ben sizi hiç kavga ederken görmedim bunun sırrı nedir?
Otur evlat anlatayım... Nikahımız kıyıldı. Benim at arabasına ninenin üç-beş eşyasını attık ve bizim köyün yolunu tuttuk. Yolda atın ayağı tökezlendi. 'Bu bir' dedim. Yola devam ederken bir daha tökezlendi, ben yine 'Bu iki' dedim. Köye de epey yolumuz vardı. Bizim atın ayağı bir daha tökezleyince 'Bu üç' dedim ve çektim piştovu, atı orada vurdum. Ben atı vurunca başladı bana söylenmeye:
Biz nasıl gideceğiz. Niye durup dururken atı vurdun. Sende hiç akıl yok mu? Bu eşyaları nasıl götüreceğiz?
Ben de döndüm ninene:
"Bu biiirrr" dedim.
O gündür bu gündür, gül gibi geçinip gidiyoruz....

pardon
20-02-2005, 20:08
Ilkokul 5. sinifta resim dersinde ogretmen "cocuklar konu serbest,
hayvan
> resimleri çizin bakayim"dedi. 10 dakika sonra küçük Ahmet el
> kaldirdi.Ogretmen yanina geldi.Resim kagidinin üzerinde bir sinek
> duruyordu.Çocugun bu sinekten sikayetci oldugunu zanneden ögretmen
eliyle
> sinegi kovaladi ama hayvan hiç hareket etmedi. Biraz daha dikkatli
bakinca
> da sinegin gerçek olmadigini farketti. bu bir sinek resmiydi.Ögretmen
> saskinlikla sordu: -Senmi yaptin oglum bu resmi? -Evet ögretmenim.
-Peki
> bir de at resmi yap bakayim. Küçük Ahmet öyle bir at resmi çizdi ki,
at,
> sanki kagittan firlayip çikacak.O kadar canli. Sasiran ögretmen:
-Yavrum
> beni hemen babana götür.Sen müthis bir yeteneksin. Burada harcanmaman
> gerekir.Derhal güzel sanatlara transfer olman lazim. Babanla
konusmaliyim,
> dedi. Son dersten sonra Ahmetle beraber yola koyuldular. Dar bir
patikadan
> bir gecekonduya geldiler.Içerde, yatakta, dizlerini karnina
> çekmis,üzerinde yorgani bir adam yatiyordu. ögretmen konusmaya
basladi:
> -Geçmis olsun efendim. -Tesekkürler. -Ben oglunuzun... -Allah
kahretsin
> oglumu. -Aman böyle söylemeyin,yaptigi resimler... -Onun yaptigi
resimler
> yerin dibine batsin. -Ama beyefendi böyle yetenekli bir ocugun...
> -Yetenegine baslatmayin simdi. -Peki ne oldu,niçin böyle kizginsiniz
> oglunuza? -Neden olacak, dün gece eve biraz çakirkeyif geldim.Bu
essoglu

> sobanin üzerine çiplak kadin resmi çiziktirmis.

pardon
20-02-2005, 20:09
Bir hanimefendi yillik kontrol icin doktora gitmis. "Doktor" demis, "Ben son derese saglikli bir kadinim. Bir tek kusurum var: Gaz kaciriyorum. Evde, isyerinde, otobuste, asansorde, markette durmadan kaciriyorum. Ama hic sikayetim yok. Kendime sorun yapmiyorum cunku benim kacirdigim gazin ne kokusu var ne de sesi"
Bunun uzerine doktor bir hap yazmis receteye," Bu haptan gunde uc sefer tok karnina alin, iki hafta sonra da kontrole gelin" demis. Kadin bir hafta sonra hisimla doktorun odasina girmis
"Doktor ne yaptin? Verdigin haplari kullanmaya basladiktan sonra kacirdigim gazlar les gibi kokmaya basladi."
Doktor: " Guzel, demek ki burnunuzdaki sorunu hallettik. Simdi sira kulaklarinizda."

pardon
20-02-2005, 20:12
Iki arkadas her pazar golf oynarlar. Bir Pazar gene golf oynamaya
hazirlanirken bir adam gelir ve onlara
katilmak istedigini soyler.
Elemanlar bir birine baktiktan sonra adamin teklifini kabul
ederler.Oyun ilerler ve elemanlar adama ne is yaptigini sorarlar.
Adam: "Ogrenmek istemezsiniz. Ben tetikciyim. Tufek golf
cantasinda. Nereye gitsem onu yanimda tasirim.
Istersen bir goz at"
Biraz beklemedensonra biri cesaretini toplayip cantaya bakar.
Gercektende orada buyuk bir durbunu
olan tufek vardir. Eleman heyecanlanir ve:
"Vaay! Suna bak. Eminim ki bu durbunle buradan bizim evi
gorebilirim." der Bir iki saniye baktiktan sonra : "Evvet!
Gorebiliyorum ! Hatta pencereden yatak odasini bile gorebiliyorum.
Iste karim ... Dur bir dakika, ciplak! Yaninda da kapi komsum var, o da
ciplak! "
Bu adami bir anda yikar ve dusunmeden tetikciye donup:
" Bir atis icin kac para istiyorsun ?" der.
Tetikci: "Her tetigi cekisim icin 500 milyon."
Eleman: "500 milyon !!??
Cok para ama tamam. Senden iki atis istiyorum.
Birincisi karimin agzina, cok dirdirlaniyor ve dayanamiyorum buna.
Ikincisi ise komsumun penisine, guzel bir ders alsin!"
Tetikci kabul eder, tufegi kaldirip evi nisanlar ve beklemeye
baslar. 5 dakikalik bir beklemeden sonra
eleman dayanamayip neden ates etmedigini sorar.
Tetikci: "Biraz daha bekle.. Isi tek kursunda halletmek uzereyim."

skoc
20-02-2005, 20:26
Üç adam cennetin kapısında sorgu meleğinin karşısında duruyormuş
(doğal olarak yeni ölmüş adamlar bunlar).

İlk adama nasıl öldüğünü sormuş melek. Adam
anlatmış: "Uzun süredir karımın beni aldattığından şüpheleniyordum.
İş seyahatine gitme bahanesiyle evden çıktım ve 2 saat
sonra haber vermeden döndüm.

Karım çıplaktı ve banyodan yeni çıktığını söyledi ama ben ona inanmadım çünkü saçları
kuruydu. Hırsla evi aramaya başladım, kimse yoktu, fakat yatak odasının penceresinde iki el
gördüm. Yarı çıplak ter içinde bir adamdı bu..

Ellerine vurarak onu aşağı düşürdüm ama çok şanslıymış, çiçek tarhının üzerine düştü
ve ölmedi.Ben de buzdolabını üzerine attım.Adam öldü ama bende kalp
krizi geçirdim." Sıra ikinci adamdaymış: Şortumu giymiş evimde günlük
sporumu yapıyordum. Koşu bandını fazla hızlandırmış olmalıyım,
birden şerit koptu ve beni üzerinden fırlattı,pencereden
dışarı uçtum. Neyse ki alt katın penceresine
tutunabildim.Ama manyağın biri beni ellerime vurarak aşağı düşürdü.

Neyse ki çiçeklerin üzerine düşüp kurtuldum ama sapık herif
bu sefer de üzerime buzdolabını attı ve burdayım işte..."
sıra üçüncü adamdaymış: "Ben buzdolabının içinde çıplak bir şekilde
bekliyordum, kendimi burada buldum ...

pardon
20-02-2005, 20:26
Ingiltere ye gezmeye giden Temel taninmamak icin gördügü Türklere selam vermiyip selam da almiyormus...
Fakat Türk´ün üstelik de hemsehrisinin biri Temel deki burnu görünce
"Bu kesun lazdur" Demis ve pesine takilmis.
Yanasip sormus Temel´e;
"Kardasum sen laz musun?"
Temel den cit yok...
Adam yine sormus;
Kardasum Laz musun?"
Temel yine bakmamis adama.
Adam israrla takip edip devamli"Kardasum laz musun" Diye sorunca Temel adama dönüp söyle demis;
"Inciluzum Inciluz..."

skoc
20-02-2005, 20:37
atesli bir köy çocugu sehrin en büyük marketinde ise basvurur.
dünyanin bu en büyük çarsi-marketinde hersey ama hersey satilmaktadir.
patron sorar: daha önce hiç saticilik yaptin mi?
evet köyümde bu işi yaptim.
patronun gözü çocugu tutar: iyi,yarin basliyorsun,
aksam ilk günü degerlendirirler.
ertesi gün aksam olur ve patron çocugu karsisina alir:
- evet, bugün kaç satis yaptin?
- bir.. ne??
- bir mi?
- digerleri 20-30 satis yaptilar,
- nasil bir? kaç dolar tuttu peki?
- 320.334$
patron sasirir: nasil becerdin bunu?
- adama basta küçük boy bir olta, sonra orta boy ve sonra da büyük boy bir olta sattim.
adama nerede balik tutucagini sordum.kiyida deyince bir tekneye ihtiyaci oldugunu söyledim.tekne bölümüne indik ve çift motorlu yelkenli lüks bir yat sattim. vos vosuyla bunu çekemiyecegini söyleyince son model 4*4 bir jip sattim.
patron kendinden geçer:
- ne diyorsun !! bütün bunlari bir küçük olta almaya gelen adama mi sattin ?
genç çocuk cevap verir :

yoo.. aslinda karisi için bir tane orkid istemisti.ben de ona söyle dedim :
haftasonun mahvolmus, sen en iyisi baliga git !!!

pardon
20-02-2005, 20:55
Temel kamyonuyla yokuş aşağı inerken freni patlar ve kamyonu son sürat gitmeye başlar, ve kamyon bir kavşağa gelir temel bir bakar sağ tarafta pazar kurulmuş yüzlerce insan ,soluna bakar bir tane çocuk. Pazara girip yüzlerce insanı öldüreceğine çocuğa çarpmayı tercih eder. Ertesi gün gazeteler şöyle yazar TEMEL KAMYONUYLA PAZAR YERİNE GİRDİ 20 ÖLÜ 50 YARALI. Temele sorarlar niye pazara daldın? Diğer yöne gitmedin? -Temel cevap verir -BENİM NİYETİM ASLINDA ÇOCUĞU EZMEKTİ. ÇOCUK PAZAR YERİNE KAÇINCA...

pardon
20-02-2005, 21:01
Öğretmen öğrencilere soru soruyor: - "Ağaçta 7 kuş var. Avcı ateş ediyor, 3 tanesini vuruyor. Ağaçta kaç kuş kaldı?" Biri cevap veriyor: - "4 kuş kalır." Başka bir çocuk da hemen atılır: - "Hayır öğretmenim ateş edince bütün kuşlar uçar, ağaçta hiç kuş kalmaz..." Öğretmen bunun üzerine: - "Cevap yanlış ama stilini sevdim", der. Çocuk buna karşılık verir: - "Öğretmenim, ben de bir soru sormak istiyorum... Karşıdan 3 bayan geliyor, ellerinde dondurma var. Biri yalayarak yiyor, biri emerek, biri de ısırarak... Bu bayanlardan hangisi evlidir?" Öğretmen düşünüyor, düşünüyor... - "Emerek yiyen evlidir", diyor... Çocuk cevap veriyor: - "Hayır öğretmenim, parmağında alyansı olan... Ama ben de sizin stilinizi sevdim.."

simyacı
20-02-2005, 23:04
sn pardon ellerine sağlık.

chuckydoll
22-02-2005, 20:17
Padişah ile Vezir
Padişah ile Vezir tartışmaya başlamış. Padişah, vezire, "En büyük ve en güçlü benim. Sen benim emrimdesin" demiş.

Vezir, "Hayır ben büyüğüm. Ordunun başında ben savaşıyorum, sen sadece mühür basıyorsun" diye itiraz etmiş.

Tartışma uzayınca Padişah'la vezir, bir çobanın yanına gitmiş ve konuya direkt girmemek için çobana sormuşlar;

-Senin koyunun mu büyük ineğin mi ?

Çoban "İnek" demiş,

-Keçin mi büyük, öküzün mü ?

Çoban "Öküzüm tabii ki" deyince, kilit soruyu yöneltmişler çobana;

-Söyle bakalım "Padişah mı büyük, vezir mi?"..

Çoban hiç düşünmeden yanıtlamış.

-Vallahi ben bu hayvanları tanımıyorum...

chuckydoll
22-02-2005, 20:20
Materyalist
Çok havalı ve zengin bir avukat, yeni aldığı lüks spor arabasını ofisinin önüne park eder. Ofisteki arkadaşlarına nasıl gösteriş yapacağını düşünerek arabasından inerken, yoldan hızla geçen bir kamyon sürücü tarafındaki kapıyı kopartır atar.

Avukat derhal cep telefonunu kapar ve polisi arar. Bir dakika içinde polis olay yerine gelir fakat daha tek bir soru sormasına fırsat bırakmadan avukat isterik bir şekilde haykırmaya başlar.. Daha geçen gün aldığı arabası mahvolmuştur ve kaportacı ne kadar ince iş görse gene de eskisi gibi olmayacaktır. O kamyonun sürücüsü derhal bulunmalı ve yaptığı hasar ona mutlaka ödettirilmelidir. Avukat kızgın ve öfkeli şikayetini nihayet bitirdiğinde, polis bıkkın ve inanamaz bir şekilde başını sallar “Siz avukatların bu kadar materyalist olmalarını bir türlü anlayamıyorum..” der “..sahip olduğunuz şeylere öyle bağlanıyorsunuz ki, başka birşeyi gözünüz görmüyor...”

“Nasıl söylersin böyle birşeyi?” diye hayretle sorar avukat.

Polis adama acıyarak ve küçümseyerek bakar “Sol kolun dirseğinin altından kopmuş görmüyor musun? Kamyon sana çarptığı sırada olmuş olmalı ve sen bana kaportacıdan bahsediyorsun....”

“Aman Tanrım!” diye bağırır avukat.

“Rolex’im de gitmiş”

chuckydoll
22-02-2005, 20:29
Ekonomist ?

Bir fizikçi bir kimyacı ve bir ekonomist... Issız bir adaya düşmüş. Yiyecek bir şey yok. Lakin bir bakmışlar, sahile vuran bir konserve kutusu... Dolma!

Fizikçi demiş ki...

“Bir taşla vurup açalım, yeriz.”

Kimyacı demiş ki...

“Ateşe atalım hem pişer hem de kutu açılır.”

Ekonomist...

“Farzedelim ki elimizde bir konserve açacağı var...”

(Paul Samuelson)

***

Ekonominin ilk kuralı:

Yeryüzündeki her bir ekonomist için onun söylediğinin tam tersini savunan bir diğer ekonomist bulunur.

Ekonominin ikinci kuralı:

Her ikisi de hatalıdır.

***

Dün öngördüklerinin bugün neden gerçekleşmediğini yarın açıklayabilen insana ekonomist diyoruz.

(Laurence J. Peter)

***

Ekonomik raporların temelinde, satın almak istediğinizi almak için en iyi zamanın aslında geçen yıl olduğu gerçeği yatar.

(Marty Allen)

***

Bir odaya iki ekonomist girerse iki farklı fikir duyarsınız. Gerçi bu ekonomistlerden biri Lord Keynes ise üç farklı fikir duyarsınız.

Winston Churchillf

***

Birisinin ekonomi uzmanı olmasından şüphe ediyorsunuz... Gerçekten ekonomist olup olmadığını nasıl anlarsınız? Şu soruyu soracaksınız...

“Bilgisizlikle umursamazlık arasında ne fark vardır? ”

Eğer cevap...

“Bilmiyorum ve umrumda da değil” şeklinde gelirse...

Hiç şüpheniz olmasın bir ekonomistle karşı karşıyasınız.

***

Ankara’da millet neden ekonomi diplomasını arabasının ön camına yapıştırıyor?

1. Başbakanlık binasında bedava parking

2. Polisli kavşakta öncelikli geçiş

3. Merkez Bankası Lokali’nde ehven fiyata yakalanan yüksek kalite

4. Yukarıdakilerden hepsi

skoc
25-02-2005, 04:01
Elektrikli süpürge satıcısı, bir apartman dairesinin kapısını çalmış kapıyı açan bayana,
- Hanımefendi, bu elimde görmüş olduğunuz kovanın içinde at pisliği var, demiş ve bu bir kova pisliği evin içine doğru savurarak döküvermiş. Sonra da
- Hanımefendi, elimdeki elektrikli süpürge ile 10 dakika içinde bunu temizleyemezsem, bu moku yiyeceğim! Demiş. Kadın satıcıya şöyle bir bakmış ve şöyle demiş :
- Beyefendi, üstüne domates sosu da ister misiniz? Elektrikler kesik de!

skoc
25-02-2005, 04:10
51. piyade alayinda yuzbasi jack diye bir subay varmis.
bu alayda butun herkes bu yzb'dan illallah demis.
cunku her girdigi iddiayi kazaniyormus.
alay komutani sonunda dayanamayip yzb. jackin tayini ni cikarmayi basarmis. ve bizim yzb. 61. piyade alayina tayini cikmis.
51. piyade alay komutani, 61. piyade alay komutanina telefon ederek yuzbasi icin
'aman bu adama dikkat edin sakin kimseyle iddiaya girmesin. aka kara der iddiayi yinede kazanir' diye uyarida bulunmus.
61. piyade alay komutani olurmu canim oyle sey diyip telefonu kapatmis. neyse bizim yzb. 61. piyade alayina gelmis ve alay komutanin karsina gecerek komutanim ben geldim' demis.
alay komutani: - senmisin şu meşhur yzb. jack derken,
yzb. alay komutanina - a a komutanim beni hatirladiniz mi, demis
- hayir hatirlamadim
- olurmu komutanim vietnam savasinda beraber mevzide idik siz o zaman yarbaydiniz bende daha tegmendim.
- yok canim ben o savasa katilmadim
- aa komutanim ben adim gibi hatirliyorum sizin poponuza şarapnel parcasi gelmisti. kesin onun yara izide kalmistir.
- olurmu canim sen manyakmisin ben ne o savasa katildim nede popomda şarapnel yarasi var.
- komutanim 100$ iddiasina girerim ki sizin poponuza şarapnel yarasi var.demis ve 100$ iddiasina girilmis.
alay komutani indirmis pantalonu ve yaranin olmadigini gostermis.
yzb: - ah komutanim cok ozur dilerim. yanilmisim buyurun 100$ inizi demis ve 100$ i vermis.
61. piyade alay komutani sevine sevine 51. piyade alay komutanini telefonla arayarak
- he he bumuydu her iddiayi kazanan adam.
- ne oldu ki
- iddiaya girdim ve kazandim
- sakin ona popomu gosterdim deme!
- nereden anladin popomu gosterdigimi
- ulan senin allah belani versin allah seni kahretsin o adam senin poponu gormek icin butun alayla iddiaya girmisti.

skoc
25-02-2005, 04:13
Dört samimi arkadaş aynı arabada yolculuk ederken trafik kazasında ölürler. Azrail "Türk cehennemine mi yoksa avrupa cehennemine mi gitmek istersiniz?" diye sorar.
Azrail’e "Fark nedir?" diye sorarlar.
Azrail "Avrupa cehenneminde her gün bir kepçe Türk cehenneminde ise her gün bir kova tezek yersiniz" der.
Üç tanesi "biz Türk doğduk, Türk ölürüz" der.
Bir tanesi ise uyanıklık edip Avrupa cehennemini seçer.
Ve aradan epey zaman geçer Avrupa cehennemindeki adam artık kepçe kepçe tezek yemekten bıkmıştır, arkadaşlarının durumunu merak eder, hallerini görmek için ziyarete gider.
Arkadaşları şen şakrak gülerek karşılarlar onu.
Dayanamaz sorar: "Ben bir kepçesini hazmedemezken siz her gün bir kova tezek yiyip nasıl bu kadar neşeli olursunuz?".
Arkadaşları bu soruya cevap verirler :
- Oğlum burası Türk cehennemi, bir gün tezek olur kova olmaz bir gün kova olur tezek olmaz. Anlayacağın 3 aydır bir b.. yediğimiz yok!

skoc
25-02-2005, 04:55
Adamın biri California'da bir kumsalda yüzerken ayağı eski bir lambaya takılmış, adam lambayı kumların içinden çıkarmış. "Belki cin çıkar" deyip ovalamış lambayı, cin çıkmış. Cin demiş ki; "Bu, bu ay içinde dördüncü çıkarılışım ve bu isten sıkılmaya başladım,bu yüzden 3 dileği unut. Sadece 1 dilek hakkin var!"

Adam oturmuş ve bir sure düşünmüş ve "Her zaman Hawaii'ye gitmek istedim ama uçaktan korkarım ve deniz beni çok tutar.Benim için Hawaii'ye bir köprü; yap böylece arabayla oraya gidebileyim" demiş.

Cin gülmüş ve "Bu imkansız. Bu isin lojistigini düşün! Köprünün ayakları nasıl Pasifik'in dibine ulaşabilir? Ne kadar beton gerektiğini, ne kadar çelik gerektiğini düşün. Hayır, başka bir dilek düşün" demiş. Adam tamam demiş ve gerçekten güzel bir dilek düşünmeye başlamış.

En sonunda, "Dört kere evlendim ve boşandım. Bütün karılarım her zaman duyarsız olduğumu ve onunla ilgilenmediğimi söylerdi. Bu yüzden, kadınları anlayabilmeyi diliyorum. Nasıl hissettiklerini ve neden ağladıklarını, bir şey söylemedikleri zaman gerçekten ne istediklerini... Onları nasıl gerçekten mutlu edebileceğimi bilmek istiyorum..."

Cin cevap vermiş:

"Köprü; iki şeritli mi olsun, dört şeritli mi?"

skoc
25-02-2005, 04:58
Adam tek maaşlı memur, tek odada kirada. İki çocuk da var, biri kız diğeri erkek. Karısıyla birlikte olmak hayal. Ortadan böldüğü odanın diğer tarafında mutfak. Karısıyla anlaşır. Bulaşık yıkamaya girdiğinde, bir tabak kırmasını, ardından kendisinin öfkeyle içeri gireceğini, ancak haftada bir bu şekilde birlikte olabileceklerini planlarlar.
Birkaç kez zorda olsa uygulama fırsatı doğar. Günün birinde kız yıkamaktadır bulaşıkları. Tesadüfen bir tabak kırınca oğlu panikle girer mutfağa:
"Abla çaktırmadan sakla, babam tabak kıranı asla affetmiyor;............

alphan
25-02-2005, 13:02
2.Dünya savaşında naziler Yugoslavya'yı işgal etmişler.Naziler köyün birinde evlerden birini üs olarak kullanmaya başlamışlar.Nazilerin komutanının tuvalete gitmesi gerekmiş,köylüye tuvaleti sormuş.Köylü evin bahçesinin sonundaki tuvaleti göstermiş.Nazi işini hallettikten sonra köylüye dönmüş;bu nasıl organizasyon hiç evin dışında tuvalet mi olurmuş demiş.Köylü biz organizasyonu bilseydik şimdi sen bizim ülkemizi işgal etmiş olmaz,biz senin tuvaletine sıçar olurduk diye yanıtlamış.

skoc
26-02-2005, 16:38
Adamin biri motosiklet almis. Satici adama bir kutu vazelin hediye ederek yagmurlu havalarda bunu metallere sur pas yapmaz demis ve adam motorunu gostermek uzere kiz arkadasina gitmis. Neyse aksama dogru kiz gel seni bize goturup ailemle tanistirayim hemde aksam yemegi yeriz.. demis ve bir hatirlatmada bulunmus:

"Yalniz dikkat et bizim evde yemek yerken kimse konusmaz. Konusan bulasiklari yikar..."

Adam 4 kisinin bulasigindan ne olacak diye dusunurken eve girdiklerinde bir de ne gorsun dag tas her yer bulasik...

Uulan bir konusursak yandik demis... Yemek yerken aklina

"Ulan ben simdi bu kizin elini tutsam kimse bir sey diyemez" fikri gelmis. Kizin elini tutmus kimseden cit yok. Bir de opeyim demis, Opmus gene cit yok...

Ulan ben bununla bu isi burada pisireyim demis, herkesin gozu onunde o is olmus ama gene cit yok...

Adam iyice piskinlige vurup yahu bunun anasi da guzelmis deyip onunla da yatmis... Gene cit yok...

Tam bu sirada disarda gok gurleyip yagmur yagmaya baslamis. Bizimki motoru paslanmasin diye aldigi vazelini cebinden cikardigi anda kizin babasi bagirarak ayaga firlamis...

"Tamam tamam koy onu yerine bulasiklari ben yikarim"

bey
26-02-2005, 17:08
Pollyana yı 10-15 kişilik bir grup zorla ormana götürmüşler.Hepsi sıra ile pollyanayı bir güzel becermişler,sonrada orada bırakıp gitmişler.
Pollyana yerden dogrulup üstünü başını ,saçını düzeltirken mırıldanmış
Allaha şükür g. ü kurtardık.

portakal
26-02-2005, 17:11
Fıkralar konusunda daha seçici olunmasını talep ediyorum, bir bayan olarak rahatsız oldum. Saygılar...

bey
26-02-2005, 17:19
Fıkralar konusunda daha seçici olunmasını talep ediyorum, bir bayan olarak rahatsız oldum. Saygılar...
Yukarıdaki fıkra pollyana fıkrası sabah gazetesinden "HINCALIN KÖŞESİ"n den alınmıştır.
sizde bakıp gecebilirsiniz.kimliginizi belirtmenize gerek yok.yinede şahsım adına özür dilerim,

gemici
26-02-2005, 17:55
polyannanın gözüne ne olmuş anlayamadım.....................................

balaban
28-02-2005, 22:14
BİR BİLİM ADAMI OLAN TEMEL'İN
FARELER ÜZERİNDE YAPTIĞI DENEY



(Temel'in kayıt cihazından alıntılar)

1. Gün : Fare uzun süre labirentin içinde dolandı ama peyniri

bulamadı...İç güdüleri zayıf.



3. Gün : Negatif. Sadece labirenti değil, odanın hemen her

yerini aradı; tüm dolapları, çekmeceleri, kavanozları karıştırdı. Hatta bir tablonun arkasına ve ceplerime bile baktı... Bu fare tam bir salak.



7. Gün : En ufak bir ilerleme yok. Artık arama isteğini bile kaybetti, telefonla köşedeki büfeden iki karışık tost, bir ayran istemiş...

Zekadan böylesine yoksun oluşu deneylerimde yol almamı önlüyor.



18. Gün : Zamanla becerilerini geliştirmesi lazımdı, ama sıfır!

Bursa'dan aradı, "kaygılanmamamı, peyniri bulacağını" söyledi.

Ona gittikçe peynirden uzaklaştığını anlatmaya çalıştım, ama dinlemedi...Ciddi zeka problemi!



74. Gün : Umutsuzluğa kapılıyorum; fare, henüz bir zeka belirtisi gösteremedi. En son

Tibet'ten aradı, hayatın anlamı gibisinden bir şey

bulduğunu söyledi.Ama peyniri bulamamış ve artık umurunda da değilmiş...

Aptal hayvan! Hayallerimden ve kariyerimden geriye küflü peynirler kaldı.



93. Gün : LABİRENTİN İÇİNE KOYMAYI UNUTTUĞUM İÇİN FARENİN PEYNİRİ BULAMADIĞINI FARK ETTİM!.

supersonic
01-03-2005, 21:58
Adamin biri motosiklet almis. Satici adama bir kutu vazelin hediye ederek yagmurlu havalarda bunu metallere sur pas yapmaz demis ve adam motorunu gostermek uzere kiz arkadasina gitmis. Neyse aksama dogru kiz gel seni bize goturup ailemle tanistirayim hemde aksam yemegi yeriz.. demis ve bir hatirlatmada bulunmus:

"Yalniz dikkat et bizim evde yemek yerken kimse konusmaz. Konusan bulasiklari yikar..."

Adam 4 kisinin bulasigindan ne olacak diye dusunurken eve girdiklerinde bir de ne gorsun dag tas her yer bulasik...

Uulan bir konusursak yandik demis... Yemek yerken aklina

"Ulan ben simdi bu kizin elini tutsam kimse bir sey diyemez" fikri gelmis. Kizin elini tutmus kimseden cit yok. Bir de opeyim demis, Opmus gene cit yok...

Ulan ben bununla bu isi burada pisireyim demis, herkesin gozu onunde o is olmus ama gene cit yok...

Adam iyice piskinlige vurup yahu bunun anasi da guzelmis deyip onunla da yatmis... Gene cit yok...

Tam bu sirada disarda gok gurleyip yagmur yagmaya baslamis. Bizimki motoru paslanmasin diye aldigi vazelini cebinden cikardigi anda kizin babasi bagirarak ayaga firlamis...

"Tamam tamam koy onu yerine bulasiklari ben yikarim"

müthiş :D

skoc
01-03-2005, 23:31
Joe, yatak kariyeri başarılarla dolu bir insandır. Ancak yaşlandıkça bu meziyeti inanılmaz bir baş ağrısı yüzünden durmuştur. Sağlığı ve aşk hayatı, çekilmez bir hal aldığında tıbbı bir yardıma ihtiyacı olduğunu fark eder.
Kapı kapı, doktor doktor gezdikten sonra problemini çözebilecek bir uzman hekim bulur kendine;
"- Size bir iyi, bir de kötü bir haberim var." der doktor.
" - Doktor, önce iyi haberi duymak istiyorum."
" - Sizi baş ağrınızdan kurtarabilirim."
" - Peki kötü haber nedir doktor bey?"
" - Çok nadir görülen bir durum. Söylemesi zor ama hadım edilmeniz gerekiyor. Cinsel organınız, omurganızın alt kısmına baskı yapıyor ve bu baskı sizde dayanılmaz bir baş ağrısı yaratıyor. Bu baskıdan kurtulmanın tek yolu erkeklik organınızı almak."
Joe bu haber karşısında şok olur ve morali çok bozulur. Kendi kendine sorar;
" - Ne yapsam acaba. Erkeklik organım alınırsa ben nasıl yaşarım. Kimin için yaşarım. El içine nasıl çıkarım!"
Cevap vermek için fazla düşünmez ve başka bir şansı olmadığı için bıçak altına yatmaya karar verir.
Hastaneden taburcu olduğunda;
" - Oh be! Dünya varmış. Kurtuldum şu lanet ağrıdan" diye derin bir nefes alır, ancak üstünde önemli bir parçasının eksik olduğunu hisseder. Caddede yürürken farklı bir kişi olduğunu sezinler. Yeni bir başlangıç yapmaya ve yeni bir hayata başlamaya karar verir. Bir erkek giyim mağazasının önünden geçerken vitrinde duran bir takım elbiseye takılır gözleri.
" - İşte tam aradığım takım elbise!" der ve dükkana girer.
Tezgahtara;
" - Yeni bir takım elbise istiyorum" der.
Tezgahtar Joe'yu söyle tepeden tırnağa bir süzer ve;
" - Bir bakalım. 44 beden!" der.
Joe gülerek;
" - Kesinlikle doğru, nerden anladınız?"
" - Bu benim işim."
Joe takım elbiseyi dener. Üstüne cuk diye oturur. Joe aynada kendisine hayran hayran bakarken, tezgahtar sorar;
" - Yeni bir gömlek de ister misiniz?"
Joe bir kaç saniye düşündükten sonra;
" - Elbette" der.
Tezgahtar Joe'ya şöyle bir bakar;
" - Kol numarası 34 ve 16 numara yarım yaka."
Joe şaşırır;
" - Kesinlikle doğru nerden anladınız?"
" - Bu benim işim!"
Joe gömleği giydi. Evet gömlek süper olmuştur. Yakasını aynada düzeltirken tezgahtar sorar;
" - Yeni ayakkabıya ne dersiniz?"
" - Evet lütfen. Bir de ayakkabılarınıza bakayım"
Tezgahtar Joe'nun ayaklarına bakarak;
" - Evet...9-1/2... E."
Joe iyiden iyiye afallar;
" - İnanamıyorum bir bakışta kaç numara ayakkabı giydiğimi nasıl anladınız? Vallahi bravo!"
Tezgahtar;
" - Efendim. Bu benim işim."
Joe ayakkabıları da giyer. Gerçekten de ayakkabılar cillop gibi oturur ayaklarına. Şöyle dükkan içerisinde bir tur atarken tezgahtar sorar;
" - Beyefendi vallahi jilet gibi oldunuz! Size bir tane de şapka veriyim ben!"
Joe aynaya bakarak;
" - Heyt ulan be façayı o biçim düzdüm." diye içinden geçirir ve " - Evet bir de şapka bakayım kendime!" der tezgahtara.
Tezgahtar Joe'nun kafasına bakarak;
" - Eveeeeet...7-5/8."
Joe dumur üstüne dumur yaşamış bir şekilde tezgahtara;
" - Evet..doğru..nerden bildiniz?" diye sorar.
Tezgahtar iyiden iyiye havaya girmiş bir şekilde;
" - Bu benim işim efendim" der.
Şapka da süper oturmuştur kafasına.
" - Vayyy beee, ulan ben neymişim beee. Ulan ben var ya ben..." diye düşünürken tezgahtar yine sorar;
" - Size bir tane de don verelim efendim."
Joe bir kaç saniye düşünür ve;
" - Tamam! Hemen bana en fiyakalı donlarınızdan getirin!" der.
Tezgahtar geri adim atarak "Eveeeeet..36 beden!" der.
Joe gülerek;
" - İlk defa yanıldınız. Ben 18 yaşımdan beri 34 beden giyiyorum!" der.
Tezgahtar kafasını sallayarak;
" - Hayır..size 34 olmaz. Erkeklik organınızı sıkıştırır ve omurganıza basınç yapar, bu da dayanılması güç bir baş ağrısı çekmenize sebep olur!..." :eek:

skoc
02-03-2005, 19:30
Diyarbakır’da Şeyhmus okula gelir,
tabii bizim Şeyhmus ilkokul talebesi,
ama her tarafı yara bere içinde,
hoca sorar
- - Şeyhmus olum ne oldu sana-,
Şeyhmus der
- -Babam dövmiştir-.
Hoca sorar
- -Niye oğlum-,
- -Valla bilmiyom hocam akşam evde yatiyik,
biraz sonra babamin sesini duyuyom,
Ali uyudun mi Ali’den ses çıkmiy,
Veli uyudun mi e Veli’den de ses çıkmiy,
Memed uyudin mi Memed’den de ses çıkmiy,
Şeyhmus uyudin mi diy,
ben de yok buba uyumadim diyrem, oda geliy beni döviy-
Bunun üzerine hoca,
- -bak Şeyhmus bu gibi durumlarda uyumasan da ses etmemek lazımdır der.
Şeyhmus kafa sallar eve gider,
ertesi gün okulda Şeyhmus daha fena dövülmüş olarak gelir.
Bunu gören hoca merakla gider yanına ;
- -Şeyhmus ne oldi kim yapti- der. Şeyhmus der ki
- -Bubam yapmiştir.-
- -Niye Şeyhmus ne oldi-, Şeyhmus anlatır.
- -Hocam aksam evde yatiyik biraz sonra yine babam in sesini duyuyom,
Ali uyudun mi Ali’den ses cikmiy,
Veli uyudunmi e Veli’den de ses çıkmiy,
Memed uyudin mi Memed’den de ses çıkmiy,
Şeyhmus uyudin mi diy, ben de uyumadim ama hiç ses itmedim

Bunun üzerine anam ile bubam bir gıpraşmaya basladiler anlamadim,
ne oliy biraz sonra anam dedi ki, la İhsan ben geliyom,
bubam da Haticem ben de geliyom dedi.
Ben de ula nereye gidiyonuz ben de geliyom dedim...

Hadramut
02-03-2005, 19:52
İkisi de harika fıkralar sn. skoc. Teşekkürler.

balaban
02-03-2005, 21:49
Kadının biri Maldivlerde bir kumsalda yürürken ayağı eski bir lambaya takılmış, kadın lambayı kumların içinden çıkarmış, ovalamış lambayı.

Lambadan cin çıkmış. Kadın hemen "Üç hakkım var değil mi?" diye sormuş.

- Tamam, tamam. Beni lambadan kurtardın vs vs vs. .. ama yüksek enflasyon,
iç piyasadaki daralma , üçüncü dünya ülkelerindeki düşük maaş oranları ve
Güney Asya'dakiTsunami felaketi yüzünden sadece sana bir dilek hakkı
verebilirim, demiş.

- Evet söyle! nedir dileğin ?

Kadın hiç tereddüt etmeden, cebinden bir harita çıkararak

- Orta Doğu'da barış istiyorum. Bu haritadaki ülkeleri görüyormusun?
Bu ülkelerin birbiriyle savaşmayı bırakmasını barışın tesis edilmesini diliyorum.

Cin haritaya bakmış ve dehşetle :

- Tanrı aşkına Kadın! Bu ülkeler binlerce yıldır savaşıyorlar. Tamam İşimde iyiyim ama o kadar da değil! Bunun yapılabileceğini sanmıyorum. Başka bir dilekte bulun.

Kadın birkaç dakika düşünmüş ve
- Hayatım boyunca doğru erkeği bulamadım, bilirsin Hem düşünceli hem eğlenceli biri, mutfağı sevecek, ev işlerinde yardım edecek, işinde kaplan, annemin yanında kuzu olacak, sürekli futbol izlemeyecek ve Sadık olacak bir erkek diliyorum, demiş.

Cin derin bir iç çekmiş:

- Uzat şu kahrolası haritayı.

skoc
02-03-2005, 22:02
Kadının biri Maldivlerde bir kumsalda yürürken ayağı eski bir lambaya takılmış, kadın lambayı kumların içinden çıkarmış, ovalamış lambayı.

Lambadan cin çıkmış. Kadın hemen "Üç hakkım var değil mi?" diye sormuş.

- Tamam, tamam. Beni lambadan kurtardın vs vs vs. .. ama yüksek enflasyon,
iç piyasadaki daralma , üçüncü dünya ülkelerindeki düşük maaş oranları ve
Güney Asya'dakiTsunami felaketi yüzünden sadece sana bir dilek hakkı
verebilirim, demiş.

- Evet söyle! nedir dileğin ?

Kadın hiç tereddüt etmeden, cebinden bir harita çıkararak

- Orta Doğu'da barış istiyorum. Bu haritadaki ülkeleri görüyormusun?
Bu ülkelerin birbiriyle savaşmayı bırakmasını barışın tesis edilmesini diliyorum.

Cin haritaya bakmış ve dehşetle :

- Tanrı aşkına Kadın! Bu ülkeler binlerce yıldır savaşıyorlar. Tamam İşimde iyiyim ama o kadar da değil! Bunun yapılabileceğini sanmıyorum. Başka bir dilekte bulun.

Kadın birkaç dakika düşünmüş ve
- Hayatım boyunca doğru erkeği bulamadım, bilirsin Hem düşünceli hem eğlenceli biri, mutfağı sevecek, ev işlerinde yardım edecek, işinde kaplan, annemin yanında kuzu olacak, sürekli futbol izlemeyecek ve Sadık olacak bir erkek diliyorum, demiş.

Cin derin bir iç çekmiş:

- Uzat şu kahrolası haritayı.

Bu fıkra diyorum, hiç yabancı gelmiyor. Meğer bir önceki sayfada gönderdiğim fıkranın bayan versiyonu imiş. :)


Adamın biri California'da bir kumsalda yüzerken ayağı eski bir lambaya takılmış, adam lambayı kumların içinden çıkarmış. "Belki cin çıkar" deyip ovalamış lambayı, cin çıkmış. Cin demiş ki; "Bu, bu ay içinde dördüncü çıkarılışım ve bu isten sıkılmaya başladım,bu yüzden 3 dileği unut. Sadece 1 dilek hakkin var!"

Adam oturmuş ve bir sure düşünmüş ve "Her zaman Hawaii'ye gitmek istedim ama uçaktan korkarım ve deniz beni çok tutar.Benim için Hawaii'ye bir köprü; yap böylece arabayla oraya gidebileyim" demiş.

Cin gülmüş ve "Bu imkansız. Bu isin lojistigini düşün! Köprünün ayakları nasıl Pasifik'in dibine ulaşabilir? Ne kadar beton gerektiğini, ne kadar çelik gerektiğini düşün. Hayır, başka bir dilek düşün" demiş. Adam tamam demiş ve gerçekten güzel bir dilek düşünmeye başlamış.

En sonunda, "Dört kere evlendim ve boşandım. Bütün karılarım her zaman duyarsız olduğumu ve onunla ilgilenmediğimi söylerdi. Bu yüzden, kadınları anlayabilmeyi diliyorum. Nasıl hissettiklerini ve neden ağladıklarını, bir şey söylemedikleri zaman gerçekten ne istediklerini... Onları nasıl gerçekten mutlu edebileceğimi bilmek istiyorum..."

Cin cevap vermiş:

"Köprü; iki şeritli mi olsun, dört şeritli mi?"

balaban
02-03-2005, 22:26
Son 3 fıkranı okumuştum ama bunu okumamıştım. Aynısı. Biri kadın-biri erkek gözüyle.

supersonic
03-03-2005, 09:41
Haçan bi de Temel gözüyle yazun daa

skoc
04-03-2005, 00:13
Adamın biri yeni BMW'siyle havalı havalı dolaşıyormuş.
Kırmızı ışıkta durmuş.
Bir kaç saniye sonra bir kamyon arkadan SHRANKKKKKK diye vurmuş. :(
Adam dısarı çıkıp bakınca kamyondan Temel inmiş ve başlamış yalvarmaya :
-Abi etme eyleme ben bu üç kuruş maaşla bu arabanın aynasını alamam beni bağışla. Sen büyüksün abi yaptık bi eşşeklik bağışla abi beni.
Adam acımış Temel'e.
Tam arabayı tamire götürürken yine bir kırmızı ışıkta durmuş.
Yine arkadan kamyon geçirmiş buna.
Sinirli sinirli çıkmış adam tekrar.
Bi bakmış yine Temel!
Camdan bağırmış :
-Benim abi ben, devam et! :D

skoc
04-03-2005, 00:44
Bu fıkra epey eski bir fıkra. Anlatmaya çalışacağım.

Temel, geçimini balıkçılıkla sağlıyormuş.
Her sabah olduğu gibi o sabahta sandalına binmiş, açılmış denize…
Ağı atıyor, boş çekiyor. Atıyor, boş çekiyor.
Akşama kadar bu böyle sürmüş.
Tek bir balık bile takılmamış ağına… :(
En sonunda ellerini kaldırmış havaya ve
“Allah’um! İlk yakalayacağum paluğu bi fakire sadaka olarak vereceğum” demiş.
Aradan beş dakika bile geçmeden bir şey takılmış ağa…
Bir balık ki öyle böyle değil.
Ağı çekene kadar elleri parçalanmış.
En sonunda güç bela balığı çekmiş sandala.
Kocaman bir balık.
Temel, bir balığa bakmış, bir de havaya…
“Allah’um şimdi bu paluk sadaka olarak verulurmi” demiş.
Lafını bitirir bitirmez, balık çırpınmış ve hooop tekrar denize… :confused:
Temel, bir balığın arkasından bakmış, birde havaya…
“Allah’um şakadan da anlamiysun daa”

skoc
04-03-2005, 00:54
Yasli Fred, hastaneye kaldirilmis.
Ailesi, aile papazini da kendilerine eslik etmesi ve
geregi halinde gorevini yapmasi icin cagirmis.
Papaz ve aile efradi yatagin etrafinda beklerken,
Fred'in durumu aniden kotulesmis.
Yatagindan yari dogrularak, el isaretleri ile yazacak bir seyler istemis.
Papaz, anlayisli bir sekilde, Fred'e bir kagit ve bir kalem uzatmis.
Fred titreyen ellerle hizli hizli kagida bir seyler yazip,
kagidi papaza uzatmis ve aniden olmus.
Papaz, boyle acili bir anda kagittakileri okumanin dogru
olmayacagini dusunerek kagidi cebine sokmus.
Birkac gun sonra, Fred'in cenazesi sirasinda,
Fred'in verdigi kagidin cebinde oldugunu hatirlamis.
Cenazenin gomulmesinden hemen once,
Papaz ileri cikarak:
"Sevgili Fred, olmeden hemen once benden kagit isteyerek birseyler yazdi. Zamani uygun olmadigi icin o anda bakmadim fakat simdi,
hepinizin onunde bu notu okumak istiyorum!" demis ve
cebinden kagidi cikararak yuksek sesle okumus:
"Lutfen bir adim sola cekil. Oksijen hortumuma basiyorsun!?!!"

bey
05-03-2005, 12:24
Adam sabah kahvaltısını begenmemiş karısına,
ne biçim kahvaltı bu,sen hiç bir şeyi dogru dürüs yapamazmısın,sen yataktada böylesin!demiş ve sinirle işine gitmiş.İş yerinde ,sabah fazla sinirli ve sert davrandıgını karısını gereksiz olarak çok kırdıgını düşünerek onun gönlünü almak için evi aramış,telofon uzun ,uzun çaldıktan sonra açılmış.
adam yine hışımla;
niye geç açtın,nerdeydin demiş,
kadın;yataktaydım onun için,
bu saate kadar uyunur mu ne işin var yatakta demiş,
kadın; sabah bana söyledigin hakkında ikinci bir görüş alıyordum. :D

varyemez
06-03-2005, 02:04
Avcının biri palavra sıkıyormuş..
-"Geçen yaz Afrika'da 99 aslan vurdum.." Arkadaşı dayanamamış,
-"100 de şuna bari" demiş. Avcı da

-"Bir aslan için yalan mı söyliycem sana" demiş.

varyemez
06-03-2005, 02:06
Avcılar aralarına yeni katılan acemi avcıyı sınamak isterler ve ellerinde bulunan; av kuşları ile ilgili kitabı çıkartıp bir sayfa açarlar.Bu sayfada bulunan kuşun gövdesini kapatıp bacaklarını acemi avcıya gösterirler, cevap alamayınca diğer resme geçerler...Ondan da cevap alamazlar ve birkaç resimden sonra alaylı biçimde
-"Senin iyi bir avcı olman için daha çok çalışman lazım" deyince,acemi olan avcı mahçup ve üzgün olarak aralarından ayrılırken, diğer arkadaşlardan biri

-"Arkadaşım senin adın neydi?" deyince acemi avcı paçalarını sıvayıp bacaklarını gösterir..

varyemez
06-03-2005, 02:17
Osmanlı donanmasıyla Venedik donanması arasında savaş çıkmış. Venedik donanmasının komutanı Andrea Doria imiş. Gözcü Osmanlı donanmasının yaklaştığını fark edince hemen Andrea Doria'ya haber vermiş:-Osmanlı yaklaşıyoor.
Andrea Doria sormuş: -Kaç gemi var?
Gözcü: -10-20 kadar.
Komutan hemen emir erini çağırmış: Oğlum bana hemen kırmızı gömleğimi getir.
Emir eri şaşırmış: - Niçin komutanım?
Andrea Doria:
- Savaşırken yaralanacağız. Kan izi belli olmasın ve de askerlerin cesareti kırılmasın diye...
Bu arada gözcüden yine ses gelmiş: -Efendim 50 kadar oldular.
Andrea Doria heyecanlanmış ve emir erine tekrar seslenmiş:
-Gömleği boş ver. Sen bana kahverengi pantolonumu getir..

varyemez
06-03-2005, 02:29
De Gaulle Cumhurbaşkanıyken Italya'yı resman ziyaret etmiş. Gezi programında Fiat otomobil fabrikaları da varmış. Fabrikada dolaşırken
De Gaulle birden :
- "Oooo Carlo! Sen burada mısın?" diye bağırmış ve makinenin başında
çalışan bir işçiye doğru yürümüş. İşçide :
- "Vay Charles!" diye De Gaulle'e dönmüş, kucaklaşmışlar. Herkes
şaşırmış. Koca De Gaulle ve işçi Carlo! De Gaulle yanındakilere :
- "Carlo benim eski arkadaşımdır" demiş. "Çocukluğumuz beraber geçti.
Çok iyi insandır", demiş.
Fabrikanın yöneticileri hemen atılmışlar.
- "Bizim de en iyi işçimizdir. Çok severiz kendisini!"
Bir süre sonra İtalya'yı Nixon ziyaret etmiş. Onu da aynı fabrikaya
götürmüşler. O da aynı böüme gelince :
- "O Carlo!" diye haykırmış:
- "Sen buradasın ha!"
- "Vay Nik! Bu ne tesadüf? Bunca yıl sonra seni görmek..."
Sarılıp kucaklaşmışlar ve tekrar görüşmek ümidiyle vedalaşmışlar. Bu arada Nixon Carlo'yu Beyaz Saray'a çağırmış. Herkes şaşkın. Nixon gidince Carlo'yu İtalyan Dışişleri Bakanlığın'dan çağırmışlar:
- "Hadi De Gaulle çocukluk arkadaşında. Ya Nixon'u nereden tanıyorsun?"
Carlo gülmüş:
- "Gençliğimde Amerika'ya gitmiştim. Bir gangsterlik olayına adım karışmıştı. Nixon da çiçeği burnunda bir avukattı. Beni savundu ve
beraat ettim. O zamandan beri dostuz."
Sonra bir gün İtalya'yı Sovyet Başbakanı Kosigin ziyaret etmiş. Ona da aynı fabrikayı dolaştırmışlar. Ve aynı hikaye devam etmiş:
- "O Carlo yoldaş! Nasılsın? Seni bunca yıl sonra burada görmek beni çok sevindirdi."
- "Vay Kosigin! Ne günlerdi onlar. Şimdi oturup iki tek votka atsak ne güzel olurdu."
Herkes şaşkınlıktan küçük dilini yutacak.
Kosigin, yoldaş Carlo'yu Moskova'ya davet etmiş, o da :
- "Fırsatını bulursam gelirim.", demiş
- "Ama bu patronlar insana hiç fırsat verir mi?"
Kosigin gider gitmez, fabrikanın müdürü Carlo'yı çağırmış:
- "Yahu hepsini anladık ama Kosigin'i nereden tanıyorsun?"
- "Ben eski komünistim. Biz birbirimizi tanırız."
Müdürün tepesi atmış:
- "Sen böyle herkesi tanırmısın?"
- "Tanırım ya!"
- "Şimdi bana Papa'yı da tanıdığını söyleyeceksin herhalde!"
Carlo müstehzi olmuş.
- "O ne biçim laf? Elbette Paul benim en iyi arkadaşımdır."
Müdür hırsından kıpkırmızı kesilmiş.
- "Palavra atma yahu! Sen Papa'yı nereden tanıyacaksın?. Hem de arkadaşınmış... Lafa bak."
İşçi Carlo gayet soğukkanlılıkla cevap vermiş:
- "Ben iddiaya girmem, girenleride sevmem. Ama size dediklerimin doğruluğunu ispat edebilirim. Bu pazar Vatikan'a gidelim. Orada benim Papa'nın arkadaşı olup olmadığımı görürsünüz."
Müdür pazar gününü iple çekmiş. Sabah erkenden Carlo'nun evine arbasını göndermiş ve buluşup Vatikan'a gitmişler. Vatikan meydanı ana baba
günüymüş. Biraz sonra Papa balkona çıkıp halkı takdis edecekmiş.Bu arada Papa'yı merak eden herdinden ve milletten insan meydanı doldurmuş.
İşçi Carlo müdürü bir elektrik direğinin dibine bırakıp, kalabalığı yarmış ve Vatikan Sarayı'nın kapısından içeri girmiş. Müdür şaşırmış ama, "Dur bakalım!" diye kendi kendini teselli etmiş..Biraz sonra balkonun kapısı açılmış ve Papa ile Carlo kolkola
yürümüşler. Hem de gülerek. Papa hıristiyanları takdise başlarken Carlo da sağa sola bakarak müdürü aramış. Bir de ne görsün koca müdür
birseksen uzanmış, yerde yatıyor ve etrafındakiler kendisini ayıltmaya
çalışıyorlar. Caorlo hemen Papa'ya dönüp
- "Bana müsaade, bizim müdür bayılmış" diyerek ayrılmış.
Koşup müdürün yanına gelmiş. Birini elinde kolanya müdürü ayıltmaya
çalışıyor. Carlo dayanamayıp sormuş:
- "Ne oldu bu adama?"
- "Bilmiyoruz! Siz Papa'yla balkonda görününce arkasında duran iki japon
-Allah Allah! Şu adam bizim Carlo! Ama yanında duran adam kim? dediler ve bu da düşüp bayıldı."

balaban
07-03-2005, 20:47
BAŞBAKAN ECEVİT

Başbakan Ecevit, dış destek aramak için İngiltere'yi ziyarete gitmiş. Ziyareti sırasında Kraliçe tarafından çay içmeye davet edilen Ecevit, kraliçeye kendi liderlik felsefesinin ne olduğunu sormuş. Kraliçe de, "çevremi akıllı insanlarla doldurmak" cevabını vermiş. Ecevit bunun üzerine kraliçeye çevresindeki insanların akıllı olup olmadıklarını nasıl ayırt ettiğini sormuş. Kraliçe, "onlara doğru soruları sorarak ayırt ediyorum" diye yanıtlamış ve "izin verin göstereyim" demiş. Kraliçe hemen Tony Blair'i aramış ve "Sayın Başbakan, lütfen bu soruya cevap verin: Annenizin bir çocuğu var, babanızın bir çocuğu var ve bu çocuk sizin ne kız ne de erkek kardeşiniz. Kimdir bu?" diye sormuş. Tony Blair: "Bu benim majesteleri" diye yanıtlamış. Kraliçe: "Doğru. Teşekkürler, İyi çalışmalar sir Blair" demiş ve Ecevit'e dönerek: "Gördünüz mü Sayın Ecevit?" Ecevit "Evet majesteleri, çok teşekkür ederim, bu metodunuzu kesinlikle kullanacağım" diyerek oradan ayrılmış. Yurda dönüşünde hemen Hüsamettin Özkan'ı yanına çağıran Ecevit, "Hüsamettin, sana soracağım bir soruyu cevaplamanı istiyorum" demiş. Özkan "Tabii efendim, nedir?" Ecevit: "Annenin bir çocuğu var, babanın bir çocuğu var ve bu çocuk senin ne kız, ne de erkek kardeşin. Kimdir bu? "Hüsamettin Özkan sağa bakmış, sola bakmış, düşünmüş, taşınmış ve en sonunda: "Efendim bunu biraz düşünüp sonra size cevap versem?" demiş. Ecevit kabul etmiş ve Özkan oradan ayrılmış. Hüsamettin Özkan vakit kaybetmeden Bakanlar Kurulu'nu toplantıya çağırmış, saatlerce bu soru üzerinde düşünmüşler, ama kimse bir cevap bulamamış. En sonunda Hüsamettin Özkan işlerinin yoğunluğu nedeniyle toplantıya katılamayan Kemal Derviş'i aramış ve durumu açıkladıktan sonra: "Annenizin bir çocuğu var, babanızın bir çocuğu var, ve bu çocuk sizin ne kız ne de erkek kardeşiniz. Kimdir bu? "Derviş:" Bunda bilemeyecek ne var, tabii ki benim!" diye yanıtlamış. Cevabı alan Özkan hemen Ecevit'i arayarak: "Cevabı buldum efendim, kim olduğunu biliyorum, Sayın Kemal Derviş!" demiş. Ecevit büyük bir hayal kırıklığıyla cevap vermiş: "Yanlış cevap aptal! Doğru cevap Tony Blair idi!"...

varyemez
10-03-2005, 23:25
>Yeni evli çift balayı zamanında golf oynamaya karar verirler. Otellerindeki
>golf sahasına inip golf oynamaya başlarlar. Adam topa bir vurur top direk
>çalılıkların arasında kaybolup beraberinde bir şeylerin kırıldığına dair
>ses getirir.. Sesi takip eden çift topun harabe bir kulübenin camını
>kırdığını anlarlar. İçeri girdiklerinde iri kıyım bir adam koltukta
>oturmaktadır. Çift üzgün bir vaziyette, -Kusura bakmayın beyefendi bilerek
>olmadı çok özür dileriz zararınızı ödemeye de razıyız, diyerek af dilerler.
>Bunu gören adam:
>-Hayır hayır, asıl ben size çok teşekkür ederim. Ben bir cinim ve 300
>yıldır bu lambadaydım.. Topunuz lambayı kırarak benim serbest kalmama
>neden oldu.. Bu yüzden ne isterseniz yapacağım, ikinizin de birer hakkı
>var, der.
>Kadın:
>-Benim içinde hizmetçileri olan kapısında son model arabalar duran bir
>villam olsun, der.
>Cin:
>-İsteginiz yerine getirildi bayan, der.
>Adam ise düşünür.. "Ev var, araba var, ben de 1 milyon dolar istiyeyim"
>diyerek hemen söze girişir:
>-Cin, ben de hesabımda 1 milyon dolar istiyorum.
>-Beyefendi sizin de isteğiniz yerine getirildi. Fakat benim de bir isteğim
>var, biliyorsunuz 300 senedir bir lambada kapalıyım ve canım acaip kadın
>çekiyor. Bu isteklerinizin karşılığında ben de hanımınızla beraber olmak
>istiyorum, der.
>Adam bu istek karşısında sinirlense de cinin yaptıklarından dolayı biraz
>yumuşar ve cin olduğunu düşünüp bir daha karşılarına çıkmayacağını
>düşününce karısına bakar. Karısı da yakışıklı cinle bir beraberliğin
>zararlı olmayacağını düşünüp kabul eder.
>
>
>
>Kadınla cin arka odada işlerini bitirmişler kadın giyinmektedir. Cin
>yatakta uzanırken kadına:
>- Hamfendi kocanız kaç yaşında?
>- 35, n'oldu ki?
>- Hiiç, bu yaşa gelmiş hala cinlere inanıyor da...

balaban
11-03-2005, 21:58
Mahallenin iki afacan kardesi tüm mahalleliyi biktirmis. Sürekli ana-babalarina sikayet geliyor mahalleliden. Kirilan camlarin, kuyruguna teneke baglanan kedilerin,lastigi indirilen arabalarin sorumlusu hep afacan kardesler. Ana-babasi usanip bu durumdan kilisenin papazina anlatirlar durumu ve yardim isterler. Papaz "gönderin çocuklari konusayim" der.
Çocuklari gönderirler. Papaz önce büyük oglani çagirir. "Söyle bakiim evladim,Tanri nerede?".
Çocuk susar. Papaz tekrar sorar:"evladim söylesene Tanrimiz nerede?". Çocuk susmaya devam eder. Papaz israrla sormaya devam eder, çocuk susmaya.. Sinirlenir papaz,"konussana be çocuk nerde Tanri?".
Çocuk aniden firlar,kiliseden kosarak kaçiyorken seslenir kardesine "kaçalim çabuk!". Eve
giderler,odalarina çikip kapiyi iyice kapatirlar,küçük oglan sorar büyügüne "neden kaçiyoruz?" Büyük yanitlar:
"iste simdi hapi yuttuk, Tanri kaybolmus bizden biliyorlar!!!"

balaban
11-03-2005, 22:00
Kilisede ayinin başlamasına beş dakika kala papazı bekleyen halkın korkulu bakışları önünde şeytan alevler saçarak içeri girmiş.Dehşete düşen insanlar birbirlerini çiğneyerek
kaçmaya başlamışlar.Şeytan zevkten dört köşe korkunç kahkahalar atarken,sadece arka sıralarda oturan oldukça yaşlı birinin onu hiç umursamadan,kılını kıpırdatmadan
oturduğunu fark etmiş.Çok şaşıran şeytan hışımla adama saldırıp, "sen benim gücümün farkında değil misin,neden korkmuyorsun" diye sormuş.İhtiyar gayet rahat, "korkmam
için bir sebep göster" diye cevap vermiş. Şeytan daha da köpürmüş..."Yahu ben şeytanım,seni bir anda kül edebilirim,tek sözümle yerin dibine sokabilirim,senin için
bundan büyük sebep olur mu? " demiş."Elinden geleni ardına koyma" diye
gülmüş ihtiyar..Şeytan deliye dönmüş ama, öte yandan da merakını yenemiyormuş."İlk defa benden korkmayan biriyle karşılaşıyorum, söylesene niye korkmuyorsun benden?" diye sormuş, yeniden.."Neden korkayım ki" demiş ihtiyar. "Kırksekiz yıldır senin kardeşinle
evliyim."

balaban
11-03-2005, 22:08
Aksamdan kalma adam, buyuk bir basagrisi ile sabah uyanmis. Zorlukla
gozlerini acip, yerinden dogrularak, soyle bir etrafina bakinmis.

Komodinin ustunde bir bardak su ve iki aspirin duruyor.

Yatagin ayakucundaki sandalyede elbiseleri temiz ve utulenmis.
Aspirileri icerken, komodindeki not dikkatini cekmis;

"Sevgilim, gunaydin. Kahvaltin mutfakta. Ben alisverise cikiyorum, erken donerim. Seni seviyorum".

Kalkip, giyinmis ve kahvalti icin mutfaga gitmis. Bakmis oglu oturmus, kahvalti ediyor. Masada da kendi servisi ve gazeteleri duruyor. oturmus, kahvaltisina baslamis ve ogluna sormus;

- Evlat, dun gece ne oldu, biliyor musun?

- Evet, dun gece saat 3'u geciyordu, sarhos olarak eve geldiginde, once koridordaki sandalyeyi devirdin, ardindan kustun, daha sonra da odanin kapisina kafani carptin, bir gozun morardi.

Adam, sasirmis vaziyette:

- Anlayamadim. o zaman niye hersey temiz, kahvalti hazir ve gazetem alinmis?


- onu mu soruyorsun. Annem seni surukleyerek yatak odasina goturup, pantalonunu cikarmaya calistiginda, "Bayan, beni yalniz birakin, ben EVLİ bir adamim" dedin

scarabeo
12-03-2005, 09:51
RTE tsunami felaketi sonrasında Tayland ı gezmektedir Bir ara heyetteki Temelle taylandlı bir bakan konuşmaya dalarlar:

Bakan "bizi tsunami mahvetti, herşeyimizi aldı.Sizde de tsunami olurmu" diye bizim Temel e sorar, Temel de " bizde tsunami yokta, bizi rusunami mahvediyor" der. :gulen: :gulen:

bikmisbroker
13-03-2005, 01:32
Bilişimci imamın cuma hutbesi



Bu kainatın öyle bir donanımcısı vardır ki, bütün mevcudatı ve
onların içinde yeryüzünü create etmiş, güneşi bir power source, ay'ı bir
sistem clock yapmış. O power source'dur ki kesintiye uğramaz. Ve o system clock'tur
ki şaşırmaz. O donanımcının ilminin ve sanatının nihayetsizliğini gösterir.


Aynı zamanda öyle yüce bir programcıdır ki, şu muazzam dünya üzerinde
çalışacak şekilde koca hayat proğramını yazmış, yüzbinlerce yıldan
fazladır,error verilmeden crash ettirmeden çalıştırıyor.



Eğer onun ne kadar iyi bir oyuncu olduğunu anlamak istersen, önce kendine
bak. Gözünle göremediğin küçücük bir hücrene bütün kodunu save etmiş ve yine
o küçücük hücreden execute ettiriyor.



Madem ki DNA'nın bir program olduğu apaçıktır ve bir program
programcısız olamaz demek ki senin programcılığın o büyük zatın programcılığına
ancak bir ayna hükmündedir.



Yine seni hücrelerden oluşturduğu network'ün içinde sınırsız
protokollerle hücrelerini birbiriyle konuşturduğu gibi,
senin de diğer insanlarla türlü dillerde ve protokollerde konuşabilmen için
gerekli donanımı yanına vermiştir, öylece de gördürüyor, konuşturuyor ve dinletiyor.



Ve sen, etrafındaki bütün cisimlerden haber alasın diye ışık, ses gibi türlü
media hazırlamış kullandırıyor ve sen bunları keşfeder kullanır fakat bir
yenisini ekleyemezsin. O halde öyle büyük bir network uzmanı vardır ki senin
her türlü ihtiyacını bilir, ona göre teçhizatını verir.



Senin network'çülüğün O'nun sonsuz ilminden sana verdiği bir küçük parça ve
bir büyük nimettir.



Arkadaş aldanma! Şu güzel dünya hayatı programı bir, sınırlı süreli bir
Trial versiyondur, görüyorsun ki elde ettiğin malı mülkü hiç bir
surette save edemiyorsun.



Öyle ise, bu kainat yazılımını yazanı tanı. Hem hiç mümkün müdür ki bir
programcı bu kadar güzel bir program yapsın ve yaptığı programda about
bölümü koyup kendini tanıtmasın.



Öyle ise bu kainatın en büyük donanımcısı, programcısı, networkçüsü ve
system administrator'ı olan zatın heryere işlediği about bölümlerini gör,
öğren, full versiyonu kazanmak için çalış.

bikmisbroker
13-03-2005, 01:36
> > >>>>Mevlana, müridlerinden biriyle giderken, birkaç köpegin sarmas dolas
> > >>>>uyuduklarini görür. Müridi: Güzel bir kardeslik
> > >>>>örnegi der. Keske insanlar da bunlardan ibret alsa. Mevlana,
> > >>>>tebessüm ederek karsilik verir: Aralarina bir kemik ativer de gör
> > >>>>kardesliklerini....
> > >>>>
> > >>>>Kadiköy camiinde vaaz vermekte olan O. Demirci hocaya
> > >>>>* Hocam diye sormuslar. At nalini evimizin kapisina asarsak ugur
> > >>>>getirir mi?
> > >>>>
> > >>>>Demirci hoca :
> > >>>>* Zannetmiyorum, diye cevap vermis. O nallardan her atta dört tane
> > >>>>var amma, bütün gün kamçi yiyip duruyorlar...
> > >>>>
> > >>>>Amerikali is adami, Çinliyle alay ederek sormus:
> > >>>>* Mezarlarina koydugunuz pirinçleri ölüleriniz ne zaman yiyecek?
> > >>>>Çinli basini kaldirmadan cevap vermis:
> > >>>>* Sizin ölüleriniz koydugunuz çiçekleri kokladigi zaman...
> > >>>>
> > >>>>Ingiliz garson Türk müsteriye:
> > >>>>* Çanakkale de çok askerimizi öldürdügünüz için sizleri pek
> > >>>>sevmeyiz, deyince. Bizimkinden gayet soguk kanli su
> > >>>>cevabi almis:
> > >>>>* Orada ne isiniz vardi?
> > >>>>
> > >>>>Lafi uzatanlara ne yapmak lazim diye Farabi'ye sormuslar, söyle
> > >>>>demis:
> > >>>>* Uzun konusani kisa dinlemeli.
> > >>>>
> > >>>>Materyalist ögretmen ögrencisine:
> > >>>>* Söyle bakalim Allah nerede? Eger bilirsen bir portakal verecegim.
> > >>>>Ögrenci:
> > >>>>* Siz bana O'nun olmadigi yeri gösterin, ben size bir bahçe dolusu
> > >>>>portakal vereyim.
> > >>>>
> > >>>>Daha güzel olmak için burnumu degistirmek istedim.
> > >>>>Burnum dile gelip dedi ki:
> > >>>>* Beni degil, kafani degistir.
> > >>>>
> > >>>>

bikmisbroker
13-03-2005, 01:48
> 1 Nisan'da yürürlüğe girecek yeni Türk Ceza yasası ile basın hırsıza
> hırsız, hortumcuya hortumcu diyemeyecek. Peki bu muhteremleri okura nasıl
> anlatacağız? Akif Kökçe o konuda kafa yormuş, şu yararlı önerileri
> yapıyor:
>
>
>
> HIRSIZ: kaynak arayışı içinde olan girişimci vatandaş.
>
> HORTUMCU: hortumun emiş özelliğini parasal alana uygulayan buluş adamı.
>
> RÜŞVETÇİ. Benim memurum işini bilir felsefesinin masum müridi.
>
> SAHTEKAR: bir şeyin aynısını yapma derdindeki yaratıcı insan.
>
> KALPAZAN: merkez bankası fahri çalışanı
>
> TECAVÜZCÜ: güzellikler karşısında çaresiz kalan yiğit.
>
> HOLİGAN: döner bıçakla gezen spor düşkünü.
>
> KAÇAKÇI: var oluşunu sınırlar ötesinde arayan macera tutkunu gezgin.
>
> KAPKAÇÇI: kadınların çantasında ne olduğunu çok merak eden macera tutkunu
> kişilik.
>
> UYUŞTURUCU SATICISI: mutluluk peşindeki insanları hatır için madde
> bağımlısı yapan dost.
>
> KADIN SATICISI: dostlarını biriyle tanıştırıp yüzdesini alan güzel huylu
> insan.
>
> KİRALIK KATİL: para ile kişiliğini satmayan mütevazı yaratık.
>
> YANKESİCİ: cebimizdekilere ilgi ve tutkuyla yanda yaklaşan muzip.
>
> DOLANDIRICI: saf vatandaşlara şaka yapan komik ruhlu masum.
>
> MAFYA: yasaların olmadığı bir toplumda işlerin daha kolay yürüdüğünü
> ispata yönelik özel kuruluş.
>
> SÖMÜRÜCÜ: işçiye iş verip para vermeyen güzel müteşebbis.

bikmisbroker
13-03-2005, 01:56
> > >dava
> > >(petroçellinin kaybettiği tek davaymış bu gerçek)
> > >Ünlü bir futbolcu karisini öldürmekle suçlaniyordu..
> > >Futbolcu yakalanmisti... Ama karisinin cesedi ortada yoktu..
> > >Durusma Amerikan filmlerindeki gibiydi..
> > >Futbolcu sanik sandalyesinde oturuyordu..
> > >Kucak dolusu parayla tuttugu avukati jüriyi ikna etmeye
> > >ugrasiyordu:
> > >"Sayin jüri, müvekkilimin suçsuz olduguna yürekten inaniyorum..
> > >Buna az sonra sizler de inanacaksiniz.. Neden mi?
> > >Bakin, simdi 1'den 10'a kadar sayacagim ve müvekkilimin
> > >öldürdügü iddia edilen karisi bu kapidan içeri girecek..
> > >" 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10..."
> > >Bütün jüri kapiya döndü... Kimse girmedi içeri..
> > >Avukat bir savunma dehasiydi; öldürücü hamlesini yapti..
> > >"Bakin, siz de kadinin öldügüne inanmiyorsunuz.Çünkü hepiniz içeri
> > >girecek
> > >diye kapiya baktiniz..Iste karari buna göre vermenizi talep ediyorum.."
> > >Jüri, ünlü futbolcuyu suçlu buldugunu bildirdi ve dava bu
> > >sekilde sonuçlandi..
> > >Mahkeme çikisinda avukat, bayan jüri baskanina yaklasti:
> > >"10'a kadar saydigimda siz de diger üyeler gibi kapiya
> > >bakmistiniz..Neden böyle bir karara imza attiniz?"
> > >"Dogru" dedi jüri baskani; "Ben de kapıya baktim, ama müvekkiliniz
> > >kapıya bakmıyordu!.."
> > >

bikmisbroker
13-03-2005, 02:17
Kürşat Başar'dan...


> > Ne zaman soykırım iddiaları ortaya atılsa aynı şeyi söylerim.. Biz
> > soykırım yapamayız. Yapmış da olamayız. Neden mi? Çünkü soykırım
> > sistemli bir olay. Bizim bünyemize aykırı. Anlatayım, görün.
> >
> > Örneğin Naziler... 6 milyon Yahudiyi, Çingeneyi, solcuyu, eşcinseli,
> > aykırı insanı yoketmek için inanılmaz bir düzenek kurulmuş. Bu insanlar
> > önce tek tek fişlenmiş. Bulundukları yerler işaretlenmiş. Secereleri
> > çıkartılmış. Adresleri belirlenmiş. Evlerinden alınmışlar.. Biraraya
> > getirilip bir başka yere sonra başkasına nakledilmişler. Bunlar için
> > özel kamplar yapılmış. Trenler tahsis edilmiş. Buralara gönderilmişler,
> > değerli eşyaları ayrılmış, altın dişleri sökülmüş, saçları kesilmiş,
üniforma
> > giydirilmiş, kamplara konulmuşlar.
> >
> > Sonra bu insanlar kamplarda çalıştırılmışlar. Gaz odaları, fırınlar
> > yapılmış. Mühendisler, bilimadamları çalışmış. En kolay, en ucuz şekilde
> > bunları yoketmenin yollarını bulmuşlar. Binlerce insan, binlerce subay,
> > asker, polis, görevli, gönüllü hep beraber yıllarca bunun için inanılmaz
> > bir sistem ve hiyerarşi içinde çalışmış. En küçük bir aksama olmaması
> > için SS teşkilatı deliler gibi çaba harcamış. Kimse, 'biz ne yapıyoruz,'
diye
> > sormamış.
> >
> > Böyle bir sistemi biz, bırakın bir azınlığı yoketmeyi, kendimizi
> > kurtarmak için bile kuramayız.
> >
> > Bir kere bizde bu boyutta bir organizasyon yapılamaz. Yapılsa yıllar
> > boyu devam edemez.
> >
> > Biz merhametli milletiz. Öyle yukarıdan emir geldi diye çoluğu çocuğu
> > gaz odalarına yollayacak birkaç manyak çıksa da binlerce manyak birarada
> > bunu yapamaz.
> >
> > Zaten torpil olayı devreye girer hemen. 'Yahu şu geçen aile bizim komşu,
> > bunları idare ediverelim,' demeye başladık mı fırına girecek kimse
> > kalmaz.
> >
> > Hadi diyelim getirdin insanları fırının önüne. Başındaki görevli, 'iki
> > kişi için fırını yakamam, bekleyin hepsini getirin, öyle...' demeyecek
mi?
> >
> > Ayrıca bizde böyle delinin biri milleti yoketmeye karar verdi diye her
> > dediğini yapacak bu kadar adam bulunmaz. Mutlaka itiraz ederiz biz.
> >
> > İmparatorluk zamanında bile böyle bir sistem kurulamadı memlekette. Bize
> > öyle tiranmış, diktatörmüş, sökmez bunlar. Askeri darbe yapan Kenan
> > Evren bile bütün gücüne rağmen kapı kapı gezip 'vallahi ben aslında
diktatör
> > değilim, durum çok fenaydı, mecburen darbe yaptık, biraz işleri yoluna
> > koyalım meraklısı değiliz, gidip salatalık ekeceğiz,' şeklinde
> > konuşmalar yapıyordu. Yine de milletin gözüne giremedi, ayrı.
> >
> > Memleketin en ciddi, en sıkı, en sistemli yeri neresi diye sorsak herkes
> > askeriye diye cevap verir. Gittik askerlik yaptık, gördük. Orada bile
> > hemşerisini bulan işini yürütüyor, araziye uyuyordu.
> >
> > Bizim yapabildiğimiz en büyük katliam, belediyelerin, arada bir, üç tane
> > zavallı titreyen köpeği itlaf etme konusundaki acınası çabasından
> > ibarettir. Onu da yakalayalım derken zabıta kendi telef olur.

varyemez
13-03-2005, 18:08
Makine, elektrik ve bilgisayar mühendisi üç arkadas arabayla giderken,
araba
bozulur. ilk olarak makinaci der ki :
- Bu makine mühendisinin isi bana birakin...
Motor aksami, devir, sudur, budur derken basarisiz olur ve isi birakir.
Elektrik
mühendisi çikar ortaya :
- Herhalde elektrik sisteminde sorun var ben simdi hallederim...
Akü, sigorta, mars, hepsini kurcalar ama ise yaramaz. Diger ikisinin
kendisine
baktigini ve siranin geldigini anlayan bilgisayar mühendisi :
- Arkadaslar, arabadan çikip tekrar girsek bence olucaktir:-)

trakyalı
13-03-2005, 19:19
Buda benden.
Adam ölmüş.
Cehennemlik.
Kapıda zebaniler karşılamış.
-Hangi cehenneme gitmek istersin.
Diye sormuşlar.
Adam da
-Kaç cehennem var.
-2 cehennem var.Türk cehennemi Avrupa cehennemi.
-Peki özellikleri ne
diye sormuş adam.
-Türk cehenneminde hergün 1 kürek mok yiyeceksin; Avrupa cehenneminde her gün 1 kaşık.
Bunun üzerine adam tabi ki Avrupa cehennemini seçmiş.
Zebaniler cehenneme girdikten sonra yer değiştirmenin mümkün olamayacağını kararını iyi düşünmesini söylemelerine rağmen,
adam kararından vazgeçmemiş ve Avrupa cehennemine girmiş.
Ertesi gün saat tam 16.00 da görevliler gelmiş, adama 1 kaşık moku yedirmişler.
Aradan aylar geçmiş.Hergün sistem gayet güzel işliyor ve adama hergün 1 kaşık mok saatide dakikası dakikasına yediriliyormuş.
Adamın aklına Türk cehennemi gelmiş.
-Yahu ben burada bir kaşığı zor yiyorum Türk tarafında her gün 1 kürek moku acaba nasıl yiyorlar.
Görevlilere rica etmiş Türk tarafına gitmek oradakilerin durumunu görmek istediğini bildirmiş.
-Ama yalnız 15 dakika kalıp geri geleceksin.demişler
Adam Türk cehennemine geçmiş.
Daha kapıdan girer girmez müzik seslerini duymuş.
Çalgılar çalıyor, dansözler oynuyor, içkiler gırla.
Gözlerine inanamamış.
Birine yaklaşıp somuş.
-Kardeşim bu nedir.Ben avrupa cehenneminde hergün 1 kaşık moku zor yiyorum,siz bir kürek mok yiyor bir de eğleniyorsunuz.
-ne moku be kardeşim.
demiş adam
-Ben iki senedir Türk cehennemindeyim bana hala mok yediremediler.
-Neden diye sormuş adam.
-neden olacak burası Türk cehennemi; BAZEN MOK BULAMIYORLAR, BAZEN KÜREK BAZEN KOVA !

yafe
19-03-2005, 11:00
TEMEL ILE YUNAN ASKERI

Temel askerligini yunan sinirinda yapiyormus.
Temel'in cani cok sikiliyormus.
Yunan'a bir islik calmis elleriyle "Havaci misin?" isareti yapmis, Yunan aldirmamis.
Bir islik calmis elleriyle "Karaci misin?" isareti yapmis, Yunan aldirmamis.
Bir islik daha calmis "Denizci misin?" anlaminda yuzme isareti yapmis, yunan aldirmamis.
Bir islik daha calmis. El haraketi yaparak "Topcu musun?" demis, yunan aldirmamis.
Bir islik daha calmis "Gozcu musun?" anlaminda durbun isareti yapmis, yunan aldirmamis.

Nöbetler degismis sira yine Temel'le Yunan'a gelmis.
Yunan'a hadi sinira git demisler yunan da:

-"Ben oraya gitmem. Orada bir deli turk askeri var, bana hava kararinca yuzerek gelip sana bir koyacam gozlerin firlayacak diyor.."

angel
19-03-2005, 21:09
24 Saat

Doktor hastasina o güne degin yapilan tahlillerin sonuçlarini açiklamaktadir;
-Size bir kötü, bir de daha kötü haberim var... Önce kötü haberi vereyim. Test
sonuçlarina göre 24 saatlik ömrünüz kalmis.
Adam yikilir ve doktora dönüp :
"Hayir olamaz. Buna inanamiyorum. Fakat, fakat bundan daha kötü bir haber
olamaz ki?
Doktorun yaniti kisa olur :
-Dünden beri size ulasmaya çalisiyorum...

angel
19-03-2005, 21:11
Bir mafya babasinin evli bir kadinla iliskisi varmis. Kadinin evine giderken
adamlarina demis ki :
- Ben içeriye girdikten sonra hemen büyük bir bez ayarlayin ve pencerenin
altinda açin... Kadinin kocasi gelirse pencereden atlayacagim...
Adamlari patronlarini bu istegini hemen yerine getireceklerini söylemisler. Mafya
babasi kadinin evine girmis, tam soyunmusken kapi çalmis ve bizimki kendini
camdan atmis. Kadin gidip kapiyi acmis, karsisinda patronun adamlarindan
biri... Adam patronunun dedigini yapamamanin verdigi utançla söyle diyor :
-Patrona soylermisiniz hala bez bulamadik...

angel
21-03-2005, 22:16
Kız erkek arkadaşını arayıp akşam yemeğe davet etmiş. Hem ailesiyle tanıştıracak, hem de ailesi dışarı çıktıktan sonra erkek arkadaşıyla birlikte olacakmış. Çocuk kız arkadaşının evine gitmeden önce bir eczaneye uğrar. Eczacıya: - "Bana prezervatif verir misiniz?", der; eczacı da ne yapacağını sorar. Çocuk da kız arkadaşının evine gideceğini, kızın ailesi gittikten sonra birlikte olacaklarını söyler. Akşam yemek yemek için masaya otururlar. Yemekten önce dua edilir herkes yemeğe başlar ama çocuk hala dua ediyordur. Kız çocuğa, "ben senin bu kadar dindar olduğunu bilmiyordum", der. Çocuk da kıza: - "Ben de senin babanın eczacı olduğunu bilmiyordum!!!"

angel
21-03-2005, 22:18
Albay, binbaşıya: -Yarın güneş tutulacak. Bu her zaman görülen bir şey değildir. Erleri talim elbiseleri ile talim meydanına getirin de olayı görsünler. Ben de orada bulunup kendilerine gerekli bilgiyi vereceğim. Şayet yağmur yağarsa, tabii bir şey göremeyiz. O zaman erleri, üstü kapalı talimgaha götürürsün. Binbaşı, yüzbaşıya: -Albayın emri ile yarın sabah saat dokuzda güneş tutulacak. Bu her zaman görülen bir olay değildir. Şayet hava kapalı olursa bir şey görülemeyecektir. Bu durumda tutulma, kapalı talimgahta gerekli talim elbisesiyle yapılacaktır. Yüzbaşı, teğmene: -Albayın emri ile yarın sabah dokuzda talim elbisesi ile güneş tutulmasının açılış merasimi yapılacaktır. Şayet yağmur yağarsa ki bu durum pek görülen bir olay değildir, Albay kapalı talimgahta gerekli bilgiyi verecektir. Teğmen, başçavuşa: -Yarın sabah dokuzda hava güzel olursa, talim kıyafeti ile albay tutulacak. Kapalı talimgahta yağmur yağarsa, alayın meydanında manevra yapılacak. Çünkü bu her zaman görülen bir olay değildir. Basçavuş, askere: -Yarın sabah saat dokuzda kapalı talimgahta Albayı tutacağız. Sabah hepiniz talim teçhizat ile hazır olun. Askerler kendi aralarında: -Yarın sabah bizim başçavus Albayı tutuklayacakmış.

angel
21-03-2005, 22:20
Üç adam ölür ve cennete giderler. Sorgu meleği birincisine sorar, "Seni cennete yollamadan önce sana bir sorum var: Karına karşı sadık oldun mu?" Adam yanıtlar; "Evet, asla bir başka kadına bakmadım." Sorgu meleği, "Şuradaki Rolls-Royce'u görüyor musun? O senindir. Cennetteyken kullanabilirsin.." Sorgu meleği ikinci adama da aynı soruyu sorar ve şu cevabı alır; "Bir kez karımı aldattım ama bunu ona itiraf ettim. Beni bağışladı ve mutlu yuvamızı kurtardık." Bunun üzerine sorgu meleği, "Şuradaki Mercedes'i görüyor musun? Cennetteyken onu kullanacaksın.." der ve üçüncü adama da sorar, "Karını hiç aldattın mı?" Adam yutkunur ve şöyle der; "itiraf edeyim ki; bulduğum her kıza asıldım ve her fırsatta onlarla yattım, birçoğu ile beraber oldum. Üzgünüm." Sorgu meleği; "Ehh" der, "Ama temelde iyi bir adamsın. Şuradaki eski vosvos'u görüyor musun? Cennette onu kullanacaksın." Bunun üzerine üç adam vedalaşır, arabalarına atlar ve kendi yollarına giderler. Birkaç hafta sonra ikinci ve üçüncü adam birlikte gezerlerken barın önünde birinci adamın Rolls-Royce'unu görürler. Bara girdiklerinde adamın perişan bir halde, etrafındaki boş şişelerin arasında salya sümük oturduğunu görürler ve şaşırırlar. "Heyy! ne oldu sana?" der ikinci adam, "Cennettesin, altında bir Rolls-Royce var, hersey mükemmel ama sen niye bu haldesin?" "Bugün karımı gördüm!" der birinci adam. Diğerleri; "Aaaa! ne kadar güzel, peki derdin nedir?" diye sorarlar. Adam içini çekerek konuşur, "Kaykay'la dolaşıyordu..."

Elixir
22-03-2005, 00:42
Sn. Ferdinand Porsche, rahmetli oluyor ve karsilaniyor. Karsilayan
melek kendisinin büyük icadindan dolayi bir dilek hak ettigini söyler,Porsche :
- Tanri ile 1 saat konusmak isterdim." der.
Melek derhal istegini yerine getirmek üzere Sn.Porsche'yi bir salona götürür. Porsche Tanriya sorar:
-" Kadini yaratirken düsüncelerin nerdeydi?"
Tanri:
-" Ne demek istiyorsun?"
Porsche:
-" Çok hatali yaratmissin."
1.Ön tarafi pek aerodinamik degil.
2.Çok ses yapiyor.
3.Bakim masraflari yüksek.
4.Ayda 5 ile 6 gün tamamen arizali ve kullanilmaz durumda.
5.Arka taraf çok sarkik duruyor.
6.Sürekli boyanmasi ve yenilenmesi gerekir.
7.Egsoz, emisyona çok yakin.
8.Far genellikle küçük.
9.Yakiti da extrem yüksek.

Tanri kisaca düsündükten sonra cevap verir:
- Ferdinand, Ferdinand, bunlarin hepsi dogru olabilir ama istatistiklere göre bir çok erkek benim icadima senin icadindan daha fazla biniyor."

Elixir
22-03-2005, 00:45
Küçük bir köyde imamlık yapan Ahmet ezanın okunmasıyla namazı kıldırmak üzere caminin yolunu tutar.Yine her zamanki gibi dualarını,ayetlerini okumaya başlar.Ortalık sessiz,herkes Allah aşkıyla duasını ederken Ahmet kendini tutamaz ve osurur.Herkes kahkalarla gülmeye başlar.Atılan kahkalar bütün köye yayılmıştır.Ahmet ne yapacağını bilemez.Utancından yerin dibinde yer olsa oraya da girecek.İnsan içine çıkamıyor.En sonunda tayin istemekten başka bir çözüm yolu bulamaz.Aradan uzun seneler geçer.Ahmet içindeki köy özlemini yenemeyerek kendi kendine :
-"Olayı ben bile hatırlamıyorum köydekiler de unutmuştur" der ve kendini köyün yolunda buluverir.
Köye vardığında bir çocukla karşılaşır onunla koyu bir muhabbete dalarlar.
İmam:-Sen kaç yaşındasın evladım?
Çocuk:-İmam osurduğunda 3 yaşımdaymışım...

Elixir
22-03-2005, 00:51
Birbirlerini uzun zamandir gormeyen dort arkadas bir gun bir cafe de bulusurlar,bunlarin hepsininde birer oglu vardir.
kahveler soylenir,hal hatir sorulduktan sonra konu ogullara gelir.
Birinci ;benim oglanin isleri cok iyi porche arabalari alip satan bir buyuk yeri var der.
Ikinci; benim oglan emlak isinde emlak alip satar cok guzel para kazanir der.
Ucuncusu;benim oglan iyi, borsaci hisse senedi alir satar,borsa da bir numara,elin de bir cok hisse senedi,tahvil,bonolar var der.
Sira dorduncuye gelmistir.Ona seninkisi nasil diye sorduklarinda,
O da benim oglan homoseksuel der fakat onunda cok iyi uc tane erkek ardadasi var,gecen gun biri ona porche bir araba olmis digeri,guzel bir villa hediye etmis,oburu de bir cok hisse senedi almis der.

Elixir
22-03-2005, 00:55
Temel, Fransiz ve ingiliz'in bindikleri gemi
batmis.Günlerce aç susuz
> kaldiktan sonra bir adaya çikmislar.Tam kurtulduk
diye sevinirlerken bir
dolu yamyamyn bas uçlarinda belirdigini
görmüsler.Yamyamlarin niyetinin
kötü oldugunu gören kazazedeler :
- Ne olur bizi yemeyin, diye yalvarmislar. Kral yamyam :

- Sizleri bir teste tabi tutacagizz, en basarili
çikani affedecegiz. Her
birinizi birer kulübeye hapsedip birer maymun
verecegiz. Bir yil sonunda
en cok yavru maymun dogurtaniniz kurtulacak, demis
Kulubeler hazirlanmis,
maymunlar konulmus, kapilar sikica kapatilmis Hergün
kapi altindan
yemekler gönderilmis.
Birinci yilin sonunda kapilarin açilma zamani
gelmis.
Ilk olarak Fransizin kapisi açilmis. Üç tane yavru
maymun oradan oraya
zipliyor. Fransiz pestili çikmis bir durumda.
Ikinci olarak ingilizin kapisi açilmis. O da harap
durumda ama bes tane
yavru dogurtmus.
Son olarak Temel'in kulubesine giderken yamyam
hokomoko :
- Bu Türkler uçkurlarina çok düskün millettir. simdi
kapiyi açacagiz en
azindan on yavru üzerimize atlayacak demis.
Kapi açilmis ama ne görsünler Temel bir kösede kös
kös oturuyor., Temel'e
verilen maymun harap durumda, ortada da sadece bir
yavru var ama onun da
bir gozu var bir gozu yok, kafasi gövdesinden büyük,
kisacasi tam bir
hilkat garibesi!
- Ne lan bu!, demis hokomoko...
Bir yilda dogurta dogurta sadece bunu mu dogurttun?
- Ulan serefsizler, demis Temel.
Vermissiniz yanlislikla erkek maymunu, bunu
buldudugunuza sükredin!

bilinmezki
22-03-2005, 01:16
Bir köpek, yolda yürürken gözüne bir iş ilanı takılır.
Adresi alır ve koşarak başvurmaya gider.
Ofisten içeri girer, sekretere bakar, iş başvurusu
için geldiğini anlatmaya çalışır. Sekreter gülerek yöneticiyi arar ve durumu anlatır.
Yönetici köpeği odasına alır, şaşkınlıkla bakar. Köpek kendinden
emin,sandalyeye zıplar ve oturur.
Yönetici "Seni işe alamam. Bana daktilo yazabilecek
biri gerekiyor" der.
Köpek sandalyeden aşağı atlar, daktilonun başına geçer
ve hatasız bir yazı yazar. Sayfayı alır ve yöneticiye uzatır.
Yöneticinin ağzı açık kalır ;
"Ama bu yetmez, ben iyi bir bilgisayar kullanıcısı arıyorum ."
Köpek bu kez bilgisayarın başına oturur. Beş dakikalık
mükemmel gösteriden sonra ilk oturduğu sandalyeye döner.
Yönetici aklını kaçırmak üzeredir.Köpeği tepeden
tırnağa inceler
;"Anlıyorum birçok özelliğin var ve gerçekten çok
akıllı bir köpeksin. Ama sorun şu ki; ben sana bu işi veremem."
Köpek fırlar ve patisini ilanın üzerine koyar. İlanda
"Her başvuranın eşit şansı vardır" yazılıdır.
Yönetici;"Evet ama ilanda başvuranın yabancı dil
bilmesi gerektiği de yazılı." der.
Köpek sakince yöneticiye bakar ve cevap verir ;
·"Miyaav!"."

bilinmezki
22-03-2005, 01:30
Temel akciger kanseri olmus, doktorlar, " Iki aydan daha fazla yasaman mucize olur!" demisler ve umitsiz
oldugu icin tedaviye de son vermisler. Olecegini anlayan Temel, butun dostlariyla helallesmeye karar
vermis.Fakat bizim Temel gordugu herkese kendisinin AIDS hastaligina yakalandigini ve iki ay icinde
olecegini anlatiyor ve helal etmelerini istiyomus haklarini... Bunu duyanlar Temel'e helallik
veriyorlarmis ama bir yandan da elini bile son bir defa sıkıp, kucaklasmaktan kaciniyorlarmis. Temel'in
en iyi arkadasi Dursun Temel'in bu yaptigini duyunca sormus; "Ya Temel, anladik sen Kanser oldun olecen,
neden millete AIDS oldum diyon, bak herkesi bir korku sardi" demis. Temel;
"Ya Tursun, oyle de oleceeezzz boyle de olecez, bari kariyi saglama alalim" dedim...

angel
22-03-2005, 10:10
Sultan en güvendiği adamını Arabistan'a hünkar göndermiş. Hünkar, Arabistan'da gezerken bakmış, araplar entari giyorlar ama altlarına don giymiyorlar. Bir rüzgar estimi, manzara felaket! Haber salmış, altına don giymeyenler kadı huzuruna çıkartılıp, hapsedilecek. Aradan günler geçmiş Arabın bir tanesi don giymemiş ve ilk rüzgarda olay farkedilmiş. Kadı huzuruna çıkartmışlar. Kadı sormuş; -"Adın?" -"Aptülmecit" -"Baba adın?" -"Aptülleziz" -"Evli misin? -"5 tane karım var!" -"Kaç çocuğun var? -"Ilkinden 15, ikincisinden 17, üçüncüsünden 16, dördüncüsünden 13, beşincisinden 18 tane." Kadı kararını vermiş ve söylemiş: -"Aptulleziz oğlu, Apdülmecit'in, don giymeye vakti olmadığından beraatine karar verilmiştir!"

angel
22-03-2005, 10:14
Peder John'un Cumartesi gecesi banyo zamanı gelmiş, genç rahibe Magdalene Edwards, yaşlı rahibenin kendisine verdiği talimata uygun olarak banyo suyunu ve havluları hazırlamıştı. Magdelene ayrıca, eğer kendine hakim olabilirse Peder John'un çıplak bedenine bakmaması fakat Peder'in kendisine söylediği herşeyi yapması ve dua etmesi talimatını da almıştı. Ertesi sabah, yaşlı rahibe Magdelene'ye Cumartesi gecesi banyosunun nasıl gittiğini sordu. "Ahh hemşire," dedi genç rahibe rüyadaymışcasına. "Kurtarıldım". "Kurtarıldın mı? Bu harika şey nasıl oldu ?" diye sordu yaşlı rahibe. "Şey, Peder John su dolu küvette yatıyordu. Kendisini yıkamamı istedi.. O'nu yıkarken, tanrının cennetin anahtarını sakladığını söylediği bacaklarının arasına doğru elimi itti. "Öyle mi yaptı?" dedi yaşlı rahibe dümdüz bir sesle. "Ve Peder John, eğer cennetin anahtarı benim kilidime uyarsa, cennetin kapılarının bana açılacağını ve kurtuluşumun ve ebedi huzura kavuşmamın temin edileceğini söyledi ve sonra Peder John cennetin anahtarını kilidimin içine soktu. "Gerçekten mi ?" dedi yaşlı rahibe daha da düz bir sesle. Önce korkunç bir acı verdi, fakat Peder John kurtuluşa giden yolun çoğunlukla ızdırapla dolu olduğunu, Ama daha sonra tanrının güzelliğinin, içimi müthiş bir coşku ve zevkle dolduracağını söyledi. Ve öyle oldu, kurtarılmak çok güzel bir duygu." "O günahkâr şeytan!" dedi yaşlı rahibe. "Bana onun, Cebrail'in borazanı olduğunu söyledi ve ben kırk yıldır o borazanı üflüyorum! "

trakyalı
22-03-2005, 10:25
Yeni evli çift balayını lüks bir otelde geçiriyorlarmış.
Ama ne geçirme.
Akıllarına gelen her türlü fantaziyi denemişler.
Bir gece adam karısına demiş ki
-Sen pencere tarafına git,ben kapı tarafına,karşılıklı koşalım ve ortada birleşelim.
Kadın pencere,adam kapı tarafından koşmuşlar.
Tam ortada birleşegekleri an ışıklar snmüş ve adam camdan aşağı çiçeklerin içine düşmüş.
Çıplak olduğundan saklanmış.
15-20 dakika sonra koşuşturmalar başlamış.
Adam yanından geçen garsona
-Hemşerim burada çıplak kaldım git bana giyecek bişeyler getir.
-Beyfendi siz çekinmeyin kimse size bakmaz herkes üst katta cinsel organına kapı tokmağı giren kadınla ilgileniyor.

bilinmezki
22-03-2005, 10:37
İnşaat amelesi viziteye çıkıp haftalardır tuvalete çıkamadığını
söylemiş..
Doktor muayene edip, amelenin soyunup yüzükoyun masaya
yatmasını istemiş, adam denileni yapınca Doktor içeriden getirdiği
beyzbol sopasını 3-4 kere sertçe indirmiş amelenin poposunun tam
ortasına,
"Tamam" demiş sonra, "Şimdi tuvalete gidin.."
Birkaç dakika sonra tuvaletten rahatlamış şekilde çıkan amele
"Sağol Doktor bey.." demiş, "Hep böyle olabilmek için ne
yapmalıyım?.."
"Bir şey yapmana gerek yok.." demiş doktor,
"Tuvaletini yaptıktan sonra poponu çimento torbasıyla silme yeter..!"

Sarıvadi
22-03-2005, 11:57
Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası Harran'a konsere gider..
Konser çıkışı spiker halktan birine sorar..
-"Konseri nasıl buldunuz efendim?"
-"Valla bacım Herran herran olalı bele işkence görmedi.."
-"Ama olur mu efendim, ne güzel yorumladılar!."
-"Ne güzel yorumi bacı. Moderato parçayı gittiler allegro yorumladılar
büle yorum mi olur? De sektirsinler looooo.."

skoc
22-03-2005, 23:51
Çok ateşli bir gay uçağa binmiş. Uzun bir uçuş yapılıyormuş.
Yemek sonrası uçağın içi karartılıp uyku moduna girilince,
gay yanındaki adama asılmaya başlamış.
Adamın da canı istiyormuş ama yakalanırlar diye çekiniyormuş.
Gay yanındakine "Hadi her taraf karanlık, herkes uyuyor bir şey olmaz" demiş.
Bunu ispatlamak için ayağa kalkmış,
"HOSTES, BANA BİR ÇAY" diye bağırmış.
Hiç kimseden ses seda yok.
Gay demiş ki "Bak herkes uyuyor" ve adamı ikna etmiş.
Bunlar işlerini görmüşler ve kahvaltı zamanı gelmiş, hostesler servise başlamışlar.
Arkalarda oturan yaşlı bir adama sıra gelince,
hostes adamın çok sıkıntılı olduğunu görmüş.
"Ne oldu beyefendi?" demiş.
Yaşlı adam "Hostes hanım, başım çatlıyor, sabaha kadar gözüme uyku girmedi" demiş.
Hostes "Ama beyefendi neden daha önce söylemediniz, size hemen bir ağrı kesici verirdik" demiş.
Yaşlı adam "Tabii ya, başka bir adam bir çay istedi, herifi sabaha kadar ………..ler,
ben ağrı kesici istesem kim bilir ne olurdu?"

bilinmezki
23-03-2005, 00:56
adamın biri bir gece evin önüne çıkmış ve kara kara düşünüyormuş. bu sırada onun bu üzüntülü halini gören karısı adamın yanına gelip teselli etmeye çalışmış.
kadın: niye üzülüyorsun bir derdinmi var bana söyleyemediğin.
adam: hani hatırlıyormusun senin baban ikimizi samanlıkta yakalamıştı da kızımla evlenmezsen seni 40 yıl hapis yatırırım demişti.bu gün 40. yıl doldu onu düşünüyorum üzüntüm ondan.

Rakun
23-03-2005, 22:36
Temel dünya turuna çıkar ve yolu Canada'ya da düşer. Kırk yılda bir Karadeniz'de hamsi avlamaktan daha değişik bir fırsat çıktığını düşünerek buz tutmuş bir gölde, buzu kırıp balık tutmaya özenir ve işe koyulur. Tam buzu kıracakken, insanın içini titreten bir ses duyulur:
- Oğlum burada balık yok!
Temel az öteye gidip tekrar buzu kıracakken ses yine gürler,
- Burada balık yok dedim sana...
Temel'in eli ayağı titreyerek seslenir:
- Tanrım, sen misun yoksa?
Ses yeniden duyulur,
- Hayır oğlum, ben buz hokeyi stadının spikeriyim...

Rakun
23-03-2005, 22:39
Lazlar havuzlardan konuşurlarken bir tanesi:
- Ben geçen gün bir lüks otelin havuzuna gittim ama kovuldum.
- Niye ?
- Çünkü havuza işedim.
- Amaan, herkes işiyor...
- Ama ben tramplenden işedim...

Rakun
23-03-2005, 22:43
Sarhosun biri üst bas daginik bir halde karakola gelir, araba anahtarini göstererek komisere söyle der:

-"Komiserim su elimde gördügünüz anahtar var ya, onun üstünde az önce benim arabam vardi, simdi yok. Arabami çalmislar..."

Komiser sarhosa söyle bir bakar,

-"Sen önce kendine bir çeki düzen ver bakiyim su haline bak. Devletin komiseri önünde böyle fermuari açik durmaya utanmiyor musun?"

Sarhos pantolonunun önünde açik fermuara bakar, bakar ve söyle der:

-"Aha, kariyi da çalmislar..."

Rakun
23-03-2005, 22:47
Körkütük bardan çıkan sarışın tenha ev yolunda sızar kalır. Sabaha doğru işe giden azgının biri bunu öyle yatar görünce niyetini bozar ve bu niyeti bozma ile de kalmaz. İşini bir güzel bitirdikten sonra da vicdan azabı duyup sarışının cebine bir yirmilik koyar.

Nihayet öğleye doğru kendine gelen sarhoş kadın şöyle sağını solunu yoklar ve cebinde ki parayı bulur. Doğru koşar
tekelciye,
"Bana yirmi milyona bira ver der."
"Hangisinden olsun!"
"Önemli değil ya... Tuborg olsun."

Bir torba birasını alan kadın tekrar eski yerine döner. İçer, içer ve olduğu yerde tekrar sızar kalır. Saatler sonra tekrar evine dönen o azgın adam bunu yerinde hala uyur görür ve niyetini tekrar bozar. İşini bitirdikten sonra da yine vicdan azabına düşen adam sarhoşun kadının cebine yine bir yirmilik koyar.

Sabaha kadar deliksiz uyuyan sarhoş kadın, sabah geç vakit kalktığında cebinde yine para bulur. Koşar doğru Tekelciye. "Ver bana yirmi milyona bira, der.

Kadını tanıyan Tekelci, "Tuborg mu olsun yine", diye sorar.
"Yok yauu... der, kadın. Tuborg içmekten bi tarafım ağrıyor. Efes ver bana, Efes."

Rakun
23-03-2005, 22:50
Sarışının birisi erkek arkadaşıyla seks yaparken sorar: - "Sende AIDS yok değil mi?" Adam "hayır" der ve devam ederler. Biraz sonra tekrar sorar: - "Gerçekten sende AIDS yoktu değil mi?" - "Hayır dedim ya. Hem niçin durmadan soruyorsun?" Sarışın cevaplar: - "İkinci kez yakalanmak istemiyorum da..."

BOZOK
23-03-2005, 23:03
Kardeşlik
Bir zamanlar, birbirine bitisik iki çiftlikte yasayan iki erkek kardes vardi.Günlerden birgün bu iki kardes arasinda bir anlasmazlik basgösterdi. Iki kardes arasinda o zamana degin ilk kez görülen anlasmazlik, giderek büyüdü ve kardesler arasinda ayriliga neden oldu.Iki kardes, birbirlerine yalnizca küsmekle kalmadilar, yillardir ortaklasa kullandiklari tarim makinelerine degin sahip olduklari tüm araç gereçlerini ve mal varliklarini da ayirdilar. Küçük bir yanlis anlama sonucu baslayan anlasmazligi izleyen ayrilik,giderek büyüyen bir uçuruma dönüstü ve en sonunda yerini, karsilikli kullanilan hos olmayan sözlere birakti.Bunun arkasindan da beklenenler oldu ve kardesler arasinda önce siddetli bir kavga, sonra da ürkütücü bir sessizlik yasanmaya basladi.Bir sabah, bu iki kardesten büyügünün kapisina bir usta geldi.Elinde büyük bir marangoz çantasi vardi.
Ev sahibinden geçici bir is istedi:
-Yapilacak ufak tefek bir isiniz varsa, size yardimci olmak isterim,dedi.
-Elimden hemen her is gelir. Birkaç gün çalisirim, isi bitiririm.Büyük kardesin aklina o an bir "is" geldi.
-Evet, sana göre bir isim var` dedi ve küçük
kardesinin çiftligini isaret etti.
-Su derenin karsisindaki çiftlik, komsumundur. Daha dogrusu,benim küçük kardesime aittir o çiftlik. Geçen haftaya dek benim çiftligimle onun çiftligi arasinda bir otlak vardi.Sonra
o, buldozeriyle oraya irmak bendi
yapti ve simdi aramizda, otlak yerine, çiftliklerimizi birbirinden ayiran bir dere var.Is isteyen adam, büyük kardesin söylediklerini dikkatle dinledikten sonra sordu:
-Benden ne yapmami istiyorsunuz? dedi.Büyük kardes önce kuskusunu, sonra da kararini
açikladi:-Kardesim bunu, bana aci vermek için yapmis olabilir,dedi.-Fakat simdi ben, onun yaptigindan daha büyük bir sey yapacagim.Bunlari söyledikten sonra adami aldi, ahirlarin oldugu yere götürdü ve duvarin dibinde yigili duran kütükleri gösterdi: -Senden, bu kütükleri kullanarak, iki çiftlik arasinda üç metre yükseklikte
bir çit yapmani istiyorum , dedi.
-Kaç gün çalisirsan çalis, nasil yaparsan yap ama bana öyle bir çit yap ki,
gözlerim kardesimin çiftligini artik görmek zorunda kalmasin.Is arayan usta, basini salladi:-Sanirim durumu anladim, efendim, dedi.
-Simdi bana çivilerin, kazma küregin yerini gösterin ki hemen isime baslayayim.Büyük kardes ustaya kazma, küregin ve çivilerin oldugu yeri gösterdikten
sonra, alisveris yapmak için kasabaya gitti. Usta ise, tüm gün boyunca ölçerek, keserek,çivileyerek sikı bir biçimde çalismaya koyuldu.Aksam günes batarken o isini bitirmis, çiftlik sahibi büyük kardes ise alisverisini tamamlamis, kasabadan dönüyordu. Çiftlige gelir gelmez ustanin yaptiklarina bakti ve saskinliktan gözleri, yuvalarindan firlayacakmis gibi açildi. Karsisinda, yapilmasini istedigi çit yoktu ama,derenin bir yakasindan öteki yakasina uzanan görkemli bir köprü vardi. Biri kendi çiftliginin topragina,
öteki küçük kardesinin çiftliginin topragina oturtulmus saglam iki ayak üzerinde,yanlarindaki
korkuluklarina varincaya dek tüm
ayrintilariyla yapilmis ve tam anlamiyla "ustaisi" denilecek kusursuzlukta bir köprü uzaniyordu.Büyük kardes, hâlâ geçmeyen saskinligiyla bu köprüyü seyrederken,karsidan
birinin geldigini gördü. Dikkatle baktiginda gelen kisinin, komsusu, yani küçük kardesi oldugunu anladi.Kardesi, kollarini iki yana açmis olarak köprünün karsi ucundan kendisine dogru yürüyordu.-Benim sana karsi yaptigim bunca haksizliga ve söyledigim bunca kötü sözlere karsin sen, bu köprüyü yaptirarak ne denli iyi ve ne denli büyük bir insan oldugunu gösterdin,dedi agabeyine.-Simdi bir büyüklük daha yap ve sen de kollarini açarak bana gel...Köprünün iki ucundan ortaya dogru yürüyen kardesler,köprünün ortasinda bir
araya geldiler ve özlemle kucaklastilar. Büyük kardes bir ara arkasina baktiginda,çantasini toplayip, oradan ayrilmakta olan ustayi gördü.
-Gitme, dur, bekle, diye seslendi ona.
-Sana yaptiracagim birkaç is daha var, çiftligimde...
Usta gülümsedi;-Ben buradaki isimi tamamladim, gitmem gerek, dedi ve ekledi:-Yapmam gereken daha çok köprü var. Köprüleri kurabilecek gücünüz hiç eksik olmasin,Köprüleri kurduktan sonra da, yikilmamasi için sık sık bakimini yapin, yani sevdiklerinize zaman ayirin, o köprü yoluyla sık sık gönüllerini ziyaret edin."

Rakun
23-03-2005, 23:03
Sarışın yıldız adayı, üstü açık kırmızı arabasını gecenin bir vakti iyice tenhalaşmış ve loşlaşmış Hollywood Bulvarı'nda hızla sürerken trafik polisi çevirdi.. - "Hanımefendi, ehliyetiniz lütfen.." - "Ehliyet nedir, afedersiniz?." - "Kredi kartı büyüklüğünde bir karttır, hanımefendi. Üzerinde resminiz vardır." Sarışın yıldız adayı cüzdanını çıkardı, içinden bir yığın kart döküldü. Üzerinde resmi olanı buldu, uzattı. Polis "Teşekkür ederim" dedi, "Şimdi de ruhsatınız lütfen.." Sarışın mahçup mahçup sordu gene.. "Ruhsat nedir?.." "O da deyim yerinde ise arabanızın kimlik kartıdır. Genelde torpido gözünde durur" diye sabırla yanıtladı polis.. Sarışın torpido gözüne uzandı. Orada gerçekten öyle bir kart vardı. Onu da polise uzattı. Polis ehliyet ve ruhsatı inceledi. İkisi de mükemmeldi. Görünürde her şey normaldi ama ortada da bir gariplik vardı. "Bir dakika lütfen" dedi sarışına ve motosikletinin yanına gitti, telsizle merkezdeki nöbetçi arkadaşını aradı. Olanlari anlattı. Merkezdeki sordu: "Kadin sarışın mı?.." "Evet!.." "Mavi gözlü mü?.." "Evet!.." "Süper mini mi giyiyor?.." "Evet.." "Göğüsleri kazağından fırlıyor mu?." "Evet.." "O zaman hemen arabanın yanına git ve fermuarını indir." "Ne çıldırdın mı sen?.. Ben bunu nasıl yaparım!" diye bağırdı trafik polisi. "Sen git dediğimi yap" dedi, merkezdeki.. Trafik polisi sarışının yanına geldi, fermuarını indirdi.. "Neee" diye bağırdı, sarışın.. "Gene mi alkol muayenesi.."

Rakun
23-03-2005, 23:07
Temel savasta büyük çatismanin hemen ardindan gecenin sessizliginde bir sigara yakar.

Arkadasi bagirir,

-Ne yapiyorsun bu çok tehlikeli!..

Temel sakin,

-Merak etme içime çekmeyrum.

Rakun
23-03-2005, 23:10
askerde komutan emir erine seslenmiş:

çabuk bana bir lazer yazici getirin

er gitmiş ve bir askerle geri dönmüş

komutan : bu ne lan

asker: lazer yazıcı komutanım

komutan: nasil oluyor ??

asker: temel, hem laz hem de er ve de yazıcılık yapar.

komutan: ulan iyi ki scanner istemedik...

Rakun
23-03-2005, 23:13
Temel savasta yaninda 10 arkadaslariyla esir düsmüs. Ilk gün iskence sonunda ekipten 5'i bülbül gibi sakimislar.Ikinci gün 3 kisi daha dayanamamis itiraf etmiş.Üçüncü gün sonunda bir tek Temel kalmis.Dördüncü gün iskencenin dozu artmis Temel'den çit yok.Besinci gün iyice iskence agirlasmis Temel yine ayni.

Iki hafta sonra Temel'i kaldigi hücrede izlemeye karar vermisler.

Bizim Temel hem kafayi duvara vurmakta hem de söylenmekteymis:

-Hatirla...hatirla...hatirla..

Rakun
23-03-2005, 23:23
Çekici bir genç kadın, çok zayıf bir bebeği doktora kontrole götürür. Bebeğe bakan doktor: - "Bu çocuk iyi gıda almıyor", der ve kadına dönerek: - "Lütfen soyununuz", diye rica eder. Soyunan kadının göğüslerini iyice kontrol eden doktor: - "Düşündüğüm gibiymiş hanımefendi" der, "sizin hiç sütünüz yok." Kadın: - "Tabi olmaz doktor bey", der. "Ben çocuğun teyzesiyim..."

Rakun
23-03-2005, 23:28
Bir doktor, hemşiresi ile buluşmalara başlar. Bu buluşmalardan kısa bir süre sonra, hemşire gelir ve hamile olduğunu söyler. Fakat doktor, bu olayı karısının duymasını istemediğinden, hemşireye bir miktar para verir; İtalya'ya gitmesini ve çocuk doğana kadar orada kalmasını ister. Hemşire, "Bebeğin doğdugunu sana nasıl haber vereceğim?" diye sorar. Doktor da; "Bana hemen bir kart gönder ve arkasına "spagetti" diye yaz. Ben durumu anlarım. Başka bir açıklama yapmana gerek yok" der. Hemşire parayı alır ve uçağa binip İtalya'ya gider... Altı ay kadar sonra, bir gün doktorun karısı evden arar ve doktora: - "Sevgilim, bugun postadan senin adına İtalya'dan postalanmış ilginç bir kart geldi. Fakat ne anlama geldiğini anlayamadım..." der. - "Peki karıcığım, ben akşama eve gelince sana gerekli açıklamayı yapacağım" der doktor ve telefonu kapatır. O akşam doktor eve geldiğinde; kartı alır okur ve kalp krizinden olduğu yere düşer. Acil yardım ve tibbi mudahelelerin sonunda doktor kendine gelir ve biraz rahatladıktan sonra acildeki doktorlar adamın elinde hala sıkı sıkıya tuttuğu kartı alır ve okurlar... "Spagetti, spagetti, spagetti, spagetti... İkisi sosisli; ikisi sade!"

Rakun
23-03-2005, 23:43
Temel'le Fadime ormanda gezerlerken birkaç adam bunlara saldırır. Temel'i ağaca bağlayıp Fadime'yi başlarlar soymaya...
Fadime bağırır:
- "Temeeel bunlar galiba, gali-ba beni ...." Temel:
- "Başım ağrıyo de, başım ağrıyo dee!!!"