PDA

View Full Version : Haftanın Fıkrası...



Pages : 1 2 3 4 5 6 7 8 [9] 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41

AVCI06
29-05-2006, 21:01
Nefis bir fıkra Sayın pride .Ne zaman duysam,okusam hep çok gülmüşümdür.Teşekkürler.:)

andrea
30-05-2006, 01:02
Bebek gibi

Huzurevinin bahçesinde iki tonton yaşlı adam bi banka oturmuş
laflıyorlar,

-Aaah ah.. yaş oldu 73.. elim ayağım tutmuyor, her tarafım ağrıyor..
benle aynı yaşta değil misin ya sen kendini nasıl hissediyorsun?

-Yeni doğmuş bir bebek gibi..

- A aa? Nasıl yani?

- Kafada saç yok, ağızda diş yok, galiba az önce de altıma yaptım....

andrea
30-05-2006, 01:04
Zampara Temel

Temel çok güzel bir kadini gözüne kestirmis. Kizin pesinde ve bir taraftan da nasil kizi ayartirim diye düsünüyor.
Klasik tavlama usüllerinden biri geliyor aklina ve birden kadina dönüp :
- Hadi bize gidelum saga pul kolleksiyonumu cöstereyim.
Kadin sasirir fakat bozuntuya vermez:
- Peki ya begenmezsem
- O zaman ciyinur cidersun.

andrea
30-05-2006, 01:06
Eski karısı

Taksi ışık için durmuş, adamda kapıyı açıp içeri binmesi ile kapıyı
kapatmış, araba hareket etmiş.. "10 saniye gecikseniz hareket etme zorunda kalacaktım. Harika bir zamanlama!" demiş şoför.. "Tıpkı Bill gibi!"
"Kim?"
"Bill Smith.. O her şeyi mükemmel yapan biridir..!"
"Poh!" demiş adam, "Herkesin yapamadığı bir şeyler vardır..!"
"Bill için bu kural geçerli değildir!" demiş şoför.. "Muhteşem bir
sporcudur.. Teniste üstüne yoktur, Pavarotti gibi şarkı söyleyebilir,
Broadway starları gibi dans edebilir!"
"Bill gerçekten acayip biriymiş!" demiş adam..
"Oh! evet!" diye devam etmiş şoför,"Bill'in müthiş bir hafızası
vardır,
herkesin yaş gününü hatırlar, şarap konusunda bir numaradır, ne hangi çatalla yenir, bilir.. Her şeyi tamir edebilir.. Benim gibi beceriksiz
değildir.. Ben bir sigorta değiştirsem mahalle kararır.."
"Bu Bill'i çok iyi tanıyorsun" demiş müşteri..
"Yooo" demiş, şoför.. "Hayatımda hiç görmedim!"
"Peki, nasıl bu kadar çok şey biliyorsun hakkında?"
"Sorma!" demiş şoför, "Onun eski karısıyla evliyim!.."

andrea
30-05-2006, 01:08
Topaç İsmail

Ismail isminde bir adam olum doseginde karisina :
- "Karicigim, ben olmek uzereyim. Tanriya dua ettim, eger karim ben
oldukten sonra bir erkekle yatarsa ahirette kendi etrafimda bir kez
donecegim. Eger benim obur duyada rahat etmemi istiyorsan lutfen
benden sonra hic bir erkekle yatma olur mu?" Kadin:
-"Kocacigim o nasil soz, tabii ki sana oldukten sonra da sadik
kalacagim", der ve Ismail olur. Yillar sonra kadin da olur ve obur
dunyaya gider kocasini aramaya baslar. Kapidaki gorevliye sorar:
-"Kocami ariyorum ismi Ismail", Gorevli:
- "Hangi Ismail? hanimefendi, burda milyonlarca Ismail var." Kadin:
- "Arasira kendi etrafinda bir kez donen birisidir." Gorevli:
- "Ha, sen topac Ismail i ariyorsun, az ileride".

andrea
30-05-2006, 01:10
Birini döven bir adam hakimin karşısına çıkarılmış,
Hakim sormus :
- Nerede yasiyorsun?
- Orda burda...
- Ne is yaparsin?
- Onu bunu...
- Barda dövdügün adami önceden taniyor musun?
- Söyle böyle...
- Ne demek yani nerden taniyorsun?
- Ordan burdan...
Hakim artik dayanamamis :
- Anlasildi, götürün bu adami tikin iceri!..
2 jandarma adamin koluna girmis gotürürlerken adam hakime seslenmis:
- Heeeey bi dakika!.. Ne zaman çikicam ben burdan!..
Hakim de ona seslenmis:
- BUGÜN YARIN!...

andrea
30-05-2006, 01:16
Bekar bir hukukçunun aşkı

''Müştemilat tanem, temlik edilmeyenim (takas olabilir). Sana olan
sevgim dava dilekçem kadar uzun.
Bir bakışın kalbime, icra dosyama para yatmış kadar derin etkiler
bırakıyor. Kalem gibi kaşların kadastro davası gibi karışık saçların para kokusu gibi burnumda tütüyor. Tanık dinlemek istemeyen
hakimler gibi nazlanma. Senden mektup almak inan icra hukuk
mahkemesine hakim atamaktan daha zor. Delillerimiz farklı olsa bile biz seninle mütemmim cüz gibiyiz. İzale-i şuyu bile bizi ayıramaz. Edinilmiş mallara katılmayan, artık değerler arasındaki denkleştirme sonucu bir alacak istemeyen
sevgilim. Yargıtay'da olan dosyam kadar özledim seni. Annem
buluşmamızı, evlenme mize kadar bekletici mesele yapıyor. Oysa ben seninle birleştirilen davalar gibi olmak istiyorum.''

ekselans
30-05-2006, 19:35
TEMEL’İN YERİ
Uçakta beş kişi var; pilot, Hakan Şükür, Cem Özer, Savaş Ay ve Temel...
Oldukça yüksek bir irtifada uçarlarken, uçağın motorları birden bozulmuş ve uçak hızla düşmeye başlamış...
Pilot büyük bir telaşla yolcuların yanına gelmiş...
“-Beyler; size bir iyi, bir de kötü haberim var. Kötü haber biraz sonra yere çakılacağız... İyi haber ise, dört tane paraşütümüz var ve biri bende...” deyip paraşütle uçaktan atlamış.
Hakan Şükür ayağa fırlamış,
“-Beyler; biliyorsunuz ben Türkiye’nin en iyi futbolcusuyum ve Türkiye’nin benim gibi insanlara ihtiyacı var...”
Ve bir paraşüt kapıp uçaktan atlamış... Derken Cem Özer ayağa kalkmış;
“-Beyler; biliyorsunuz ben de Türkiye’nin en zeki adamıyım ve Türkiye’nin benim gibi zeki insanlara ihtiyacı var” ve o da bir paraşüt kapıp atlamış...
Savaş Ay ve Temel birbirlerine bakmışlar... Savaş Ay oturduğu yerden;
“-Evlat; ben oldukça verimli ve bereketli bir yaşantı geçirdim. Gerçek sıkıntıları buldum, gözler önüne serdim. Oysa senin önünde uzun ve güzel bir hayat var. Paraşütü al ve atla, kendini kurtar” demiş...
Temel gülmüş;
“-Endişelenme Savaş Abi... Türkiye’nin en zeki adamı az önce benim sırt çantamla atladı...”

petal
31-05-2006, 13:53
Çok güzel kızıl saclı bir bayan doktorun ofisine girer ve her yerinin
ağrıdığını söyler.
"Imkansız" der Doktor "Gösterin lütfen bana"
Kızıl saçlı bayan işaret parmağını uzatır sol göğsüne bastırır ve
çığlık atar, sonra dirseğine bastırır bu sefer daha fazla acıyla
bağırır.
Dizine bastırır ve çığlık atar, ayak bileğine bastırır aynı şekilde,
neresine dokunsa çığlık atmaktadır.
Doktor, "Gerçek kızıl değilsiniz değil mi" der.
"Eee, değilim" der kızıl, "Aslında sarışınım"
"Tahmin etmiştim" der Doktor, " Çünkü parmağınız kırık"

andrea
31-05-2006, 16:01
Öğretmen çocuğa sormuş,
'Oğlum elini pantalonun sağ cebine attın ve bir 10 milyon lira çıkarttın, sol cebinden de 5 milyon lira çıktı. Senin şimdi neyin var?
Öğretmen çocuğun '15 milyon liram var' cevabını vermesini beklerken Çocuk cevap vermiş
'Her halde üzerimde başka birinin pantalonu var!'

andrea
31-05-2006, 16:04
Çok soğuk bir kış günü padişah, tebdil-i kıyafet gezmeye karar vermiş.
Yanına Başvezirini alıp yola çıkmış. Bir dere kenarında çalışan yaşlı bir
adam görmüşler. Adam elindeki derileri suya sokup, döverek tabaklıyormuş.

Padişah, ihtiyarı selamlamış:
"Selamunaleykum ey pir'i fani..."
"Aleykumselam ey serdar'i cihan..."

Padişah sormuş:
"Altılarda ne yaptın?"
"Altıya altı katmayınca, otuz ikiye yetmiyor..."

Padişah gene sormuş:
"Geceleri kalkmadın mı?"
"Kalktık... Lakin, ellere yaradı..."

Padişah gülmüş:
"Bir kaz göndersem yolar mısın?"
"Hem de ciyaklatmadan..."

Padişahla Başvezir adamın yanından ayrılıp yola koyulmuşlar. Padişah
Başvezire dönmüş:
"Ne konuştuğumuzu anladın mı?"
"Hayır padişahım..."

Padişah sinirlenmiş:
"Bu akşama kadar ne konuştuğumuzu anlamazsan kelleni alırım."

Korkuya kapılan başvezir, padişahı saraya bıraktıktan sonra telaşla dere
kenarına dönmüş. Bakmış adam hala orada çalışıyor.
"Ne konuştunuz siz padişahla..."

Adam, başveziri şöyle bir süzmüş:
"Kusura bakma. Bedava söyleyemem. Ver bir yüz altın söyleyeyim."

Başvezir, yüz altın vermiş.
"Sen padişahı, serdar-ı cihan, diye selamladın. Nereden anladın padişah
olduğunu."
"Ben dericiyim. Onun sırtındaki kürkü padişahtan başkası giyemezdi."
Vezir kafasını kaşımış.

"Peki, altılara altı katmayınca, otuz ikiye yetmiyor ne demek?..."
Adam, bu soruya cevap vermek için de bir yüz altın daha almış.
"Padişah, altı aylık yaz döneminde çalışmadın mı ki, kış günü
çalışıyorsun, diye sordu. Ben de, yalnızca altı ay yaz değil, altı ay da
kış çalışmazsak, yemek bulamıyoruz dedim."

Vezir bir soru daha sormuş...
"Geceleri kalkmadın mı ne demek?"

Adam bir yüz altın daha almış.

"Çocukların yok mu diye sordu. Var, ama hepsi kız. Evlendiler, başkasına
yaradılar, dedim..."

Vezir gene kafasını sallamış.
"Bir de kaz gönderirsem dedi, o ne demek..."

Adam gülmüş.
"Onu da sen bul..."

ekselans
31-05-2006, 19:05
Zamanın en büyük mafya babası çok ağır bir suçtan yargılanmaktadır ve idamı istenmektedir. Jüri üyeleri içinde bizim Temel de var. Mafyanın adamları mahkemeden önce Temel’i bir kenara çekmişler;
“-Ne yap et babanın idam kararını müebbete çevir. Yoksa sonun olur...”
Temel’i bir korku almış. Dava başlamış ve günlerce devam etmiş... Nihayet jüri kararı okumuş;
“-Müebbet hapis...”
Bunu duyan babanın adamları Temel’e koşmuş;
-Aferin sana Temel. Bu işi nasıl becerdin?...
“-Hiç sormayın... Jüridekiler beraat beraat diye tutturdu... Müebbete çevirene kadar akla karayı seçtim...”

ekselans
31-05-2006, 19:08
Yağmur bastırınca bir araştırma için arazide bulunan fizikçi, kimyacı ve jeologdan oluşan heyet Temel’in evine sığındı.
Temel birşeyler ikram etmek için odadan ayrıldı.
Hepsinin dikkati soba üzerinde toplandı. Soba yerden bir metre kadar yukarıda, altındaki dizili taşların üzerindeydi. Sobanın niye böyle kurulmuş olabileceğine dair bir tartışma başladı; Kimyacı: “-Adam sobayı yükselterek aktivasyon enerjisini düşürmüş, böylece daha kolay yakmayı amaçlamış...”
Fizikçi: “-Adam sobayı yükselterek konveksiyon yoluyla odanın daha kısa sürede ısınmasını sağlamak istemiş...”
Jeolog: “-Burası tektonik hareketlilik bölgesi olduğundan herhangi bir deprem anında sobanın taşların üzerine yıkılmasını sağlayarak yangın olasılığını azaltmayı amaçlamış...”
Bu sırada Temel içeriye girdi ve ona sobanın yukarıda olmasının sebebini sordular;
Temel: “-Boru yetmedi...”

andrea
01-06-2006, 13:14
Bir rahip,bir doktor ve bir mühendis golf sahasinin
boþalmasini beklemektedirler.
Mühendis: "Bu adamlar ne yapiyor boyle,
5 dakikadir bitirmelerini bekliyoruz."
Doktor: "Bilmiyorum ama hic böyle bir sacmalik
görmedim."
Rahip: "Iþte görevli geliyor, onunla konuþalým."
Rahip: " Merhaba, þu anda sahada olan grup
ne zaman çýkacak, neden bu kadar yavaslar?"
Görevli: "Evet onlar kör itfaiyeciler.
Kulübumuzde gecen sene çýkan yanginda
gözlerini kaybettiler. Bu yuzden istedikleri
zaman burada ücretsiz oynamalarina izin verildi.
Rahip:"ne kadar üzücü, bu akþam onlar icin dua
edecegim."
Doktor: "Çok güzel bir fikir, ben de hastanedeki
doktor arkadaslarla konuþup onlar icin bir þeyler
yapabilir miyiz diye bakacagim."
Mühendis:"Bu adamlar neden geceleri oynamiyorlar?"

andrea
01-06-2006, 13:15
Adamýn biri bir gün yolda giderken bir kurbaga
görür ve kurbaga dile gelir:

- Ben aslinda bir insanim, eger beni bir kere
öpersen cok güzel bir prenses haline gelirim"

Adam kurbagayi eline alir ve cebine koyar.
Kurbaga tekrar dile gelir:

- Eger beni opersen cok guzel bir prenses olacagim,
ve seninle 1 hafta kalmaya raziyim.

Adam kurbagayi cebinden cikarir, soyle bir bakar ve
gülümseyerek yeniden cebine koyar.

Kurbaga yalvarmaya baþlar

- Eger beni öper ve güzel bir prenses haline
çevirirsen seninle bir hafta kalýrým ve istedigin her
þeyi
yaparým

Adam tekrar kurbagayi cýkarýr, þöyle bir bakar ve
gülümseyerek cebine koyar.
Sonunda kurbaga dayanamaz
- Senin neyin var? Sana cok güzel bir prenses
olduðumu ve beni öpersen 1 hafta seninle kalýp
istedigin
her þeyi yapacagimi söyledim. Neden beni öpmuyorsun?

Sonunda adam konusur

- Bak, ben bir mühendisim.
Kýzlarla ugrasacak vaktim yok,
fakat konusan bir kurbaga çok ilginç geliyor!!!

ekselans
01-06-2006, 17:58
Temel ve bir Kayserili Amerika’ya zengin olmak için gitmiş...
Bir sene sonra aynı yerde tekrar buluşmak üzere ayrılmışlar... Bir sene sonra Temel yine aynı şekilde beş parasız buluşma yerine gelmiş. Daha sonra yanına bir Limuzin yanaşmış ve içinden smokin giymiş bizim Kayserili çıkmış. Kısa bir selamlaşmadan sonra Temel;
“-Valla ben hiçbir baltaya sap olamadım. Ama görüyorum ki sen oldukça iyi durumdasın”...
Kayserili; “Eh işte, durum iyi” demiş, “Valla bu Amerikalılar salak. Bir fal makinası yaptım. 5 dolara elini makineye koyuyorsun ve fala bakıyor”...
Daha sonra yine bir sene sonrası için sözleşmişler. Bir sene sonra yine Kayserili Limuzini ile gelmiş ve beklemeye başlamış. 10 dakika sonra tepeden bir helikopter inmiş ve içinden bizim Temel çıkmış. Kayserili şaşırmış;
“Temel nasıl oldu da bu kadar zengin oldun?...”
“-Bu Amarikalılar hakikaten çok salak. Ben senin makineyi biraz geliştirdim. 5 dolara elini veriyorsun fala bakıyor. 10 dolar vermezsen elini geri alamıyorsun”...

BORSAHİSSE
01-06-2006, 18:06
Temel ve bir Kayserili Amerika’ya zengin olmak için gitmiş...
Bir sene sonra aynı yerde tekrar buluşmak üzere ayrılmışlar... Bir sene sonra Temel yine aynı şekilde beş parasız buluşma yerine gelmiş. Daha sonra yanına bir Limuzin yanaşmış ve içinden smokin giymiş bizim Kayserili çıkmış. Kısa bir selamlaşmadan sonra Temel;
“-Valla ben hiçbir baltaya sap olamadım. Ama görüyorum ki sen oldukça iyi durumdasın”...
Kayserili; “Eh işte, durum iyi” demiş, “Valla bu Amerikalılar salak. Bir fal makinası yaptım. 5 dolara elini makineye koyuyorsun ve fala bakıyor”...
Daha sonra yine bir sene sonrası için sözleşmişler. Bir sene sonra yine Kayserili Limuzini ile gelmiş ve beklemeye başlamış. 10 dakika sonra tepeden bir helikopter inmiş ve içinden bizim Temel çıkmış. Kayserili şaşırmış;
“Temel nasıl oldu da bu kadar zengin oldun?...”
“-Bu Amarikalılar hakikaten çok salak. Ben senin makineyi biraz geliştirdim. 5 dolara elini veriyorsun fala bakıyor. 10 dolar vermezsen elini geri alamıyorsun”...


:D :D :D :D

selçuk efendi
02-06-2006, 16:30
Temel'in canı bir gün fotoğraf çekilmek istemiş. Ama
vesikalıklarda gerçek güzelliğinin fark edilmediğini
bildiğinden, fotoğrafçıya gitmiş konuşmuş:
-"Fotoğrafimu çekeceksun daa, yalniz vesikaluk olmayacak!"
-"Tabi efenim, 24 çarpı 32'ye ne dersiniz peki?"
-"768 derim de, punin konimuzla ne alakasi var idur?"

andrea
02-06-2006, 20:55
Denizli MAÇINDAN sonra sokağa çıkmaya utanan
Tuncay'ın aklına bir fikir gelmiş ve kadın kılığına girerek dışarı
çıkmış.Bir cafeye girip oturmuş.Yanına yaşlı bir kadın gelerek

"Tuncay Naber?" demiş.Tuncay beni tanıdı diyerek apar topar kaçmış.
Ertesi gün yine kılık değiştirmiş ve cafeye gitmiş.Aynı yaşlı kadın yanına
gelip "Tuncay naber?" demiş.Tuncay yine kaçmış. Bu sefer Tuncay çok farklı
bir kılıkta gelmiş cafeye.Kadın gelmiş yine "Tuncay naber?"
demiş.Tuncay merak etmiş:
"Ya sen beni nereden tanıyorsun" demiş. Yaşlı kadın da:
"Oğlum Ben Rüştü!!!

andrea
02-06-2006, 21:05
Büyük şirketlerden birinin patronu ,bilgisayar sistemleriyle
ilgili önemli bir arızanın acilen giderilmesi için bilgisayar mühendislerinden birinin evine telefon etmesi gerekir. Adamın evine telefon eder ve karşı taraftan fısıldayan bir çocuk sesi "Alo" der. Bu kadar önemli bir konuyu bir çocukla konuşmak
istemeyen patron sorar "Baban evde mi?"

Çocuk fısıldayarak cevap verir "Evet"

Patron sorar "Onunla konuşabilirmiyim?"

Çocuk fısıldayarak cevap verir "Hayır"

Patron şaşırarak "Peki annen evde mi?"

Çocuk fısıldayarak "Evet"

Patron , "Peki onunla konuşabilirmiyim?"

Çocuk yine fısıldayarak "Hayır"

Patron çocuğun cevapları karşısında şaşırır ve en iyisinin bir
büyükle konuşmak olacağını düşünerek sorar , "Orada başka kimse var mı?"

"Evet" der çocuk fısıldayarak , "Bir polis memuru var"

Mühendislerinden birinin evinde polisin ne işi olduğuna anlam veremeyen adam sorar "Memur beyle konuşabilir miyim?"

"Hayır" der ufaklık , "Şu anda meşgul"

İyice meraklanan patron: "Neyle meşgul?"

Çocuk fısıldayarak cevaplar:" Annemle babamla ve itfaiyeci
amcalarla konuşuyor"

Meraklanan ve endişelenen patron , telefondan gittikçe artan bir gürültü duyar "Bu ses de ne? Diye sorar.

"Bir helikopter" der çocuk , hala fısıldayarak.

Panikleyen patron:"Neler oluyor orada" diye sorar

Cocuk hala fısıldayarak: "Arama kurtarma timi geldi"

Patron endişeli ve neler olduğunu bilmemenin kızgınlığı içinde: "İyide neyi arıyorlar"

Küçük çocuk hala fısıldayarak ve kıkırdayarak cevap verir "Beni"

andrea
02-06-2006, 21:05
ANNELER HERŞEYİ BİLİR

Hasan annesini aksam yemeğine davet etmiş. Yemek sırasında anne hep Hasan�ın ev arkadasının ne kadar cekici oldugunu dusunmeden edememis. Yemek boyunca ogluyla kız arasında neler oldugu konusunda meraktan çıldırıyormuş. Bunu farkeden Hasan �Anneciğim Ayse ile aramızda inan hicbir sey yok. Biz sadece ev arkadasıyız� demis.Bir hafta kadar sonra Ayse Hasan�a sormus:
� Annenin yemege geldigi geceden beri çorba kepçesini bir türlü bulamıyorum. Nerde oldugu konusunda bir fikrin var mı? Sence annen almış olabilir mi?�
Hasan cevap vermis �Aldığını sanmıyorum ama bir e-mail gönderip ona sorayım� ve annesine şöyle yazmıs:
�Annecigim, sana aldın demiyorum, almadın da demiyorum ama gercek şu ki bize yemege geldiginden beri çorba kepçesi kayıp�
Bir kac saat sonra annesinden soyle bir e-mail gelmis:
� Sevgili oğlum, sana Ayse ile yatıyorsun ya da yatmıyorsun demiyorum. Ama gercek su ki eger o kendi yatagında uyuyor olsaydı simdiye kadar corba kepcesini coktan bulmus olmalıydı..�

andrea
02-06-2006, 21:06
CUMA GÜNLERİNİ SEVECEĞİNİ SANMIYORUM

Çok günahkar bir adam ölmüş ve kendini cehennemde bulmuş... Şeytanın
karşısına geçmiş, şeytan ona sormuş;
- Niye titriyorsun, korkuyor musun?
- Tabi ki korkuyorum, cehenneme düştüm..!!!
- Aaa korkma, cehennem size anlatıldığı gibi bi yer diil, göreceksin...

Meselaaaaa... Sen içki sever misin?
- Severim hem de çok
- Harika... O zaman Pazartesileri de çok seveceksin.. Pazartesi burada
İÇKİ GÜNÜ'dur.. Bütün gün viski, tekila, bira, şarap servisi yapılır...

İstediğin kadar içeceksin ve asla sarhoş olmaycaksın..... nasıl?
- Waowwwww bayıldım...!!!
- Peki sigara içer misin?
- Evet çok fazla içerim..
- Harika.. o zaman Salıları da çok seveceksin...
Salı burada SİGARA GÜNÜ'dür... Bütün gün dünyanın en kaliteli
sigaralarını tutturebiliceksin, ciğerlerin patlamaycak, öksürük
krizleri
yok,
kanser de yok, nasılsa ölüyüz di mi... Nasıl??
- Aman tanrım insan daha ne ister ki..!!!!
- Peki kumar oynar mısın??????
- Evet !! Hayattayken deli gibi kumar oynardım...
- Harika..... O zaman Çarşambaları da çok seveceksin...
Çarşamba burada KUMAR GÜNÜ'dür...
Sabahtan akşama kadar blackjack, poker, rulet, ne ararsan...
İflas etmek yok, hep kazanmak var, kazandıkça oynamak var... Nasıl?
- İNANILMAZ... TEK KELİMEYLE İNANILMAZ...!!!
- Ya uyuşturucularla aran nasıl???
- Aaah sorma, ben iflah olmaz bir uyuşturucu bağımlısıydım...
- Sen çok şanslısın ahbap... Perşembelere de bayılacaksın demektir...
Perşembe burada UYUŞTURUCU GÜNÜ'dür... Bütün bir gün eroin, kokain,
marijuhana, hangisini istersen ne şekilde istersen alabiliceksin...
Kafayı bulmak yok, zehirlenmek yok, bütün gün uçuş halindesin...
Hoşuna gitti mi????
- BUNLARA İNANAMIYORUM CENNETTE BU KADAR MUTLU
OLAMAZDIM HERHALDE...!!!
- Peki eşcinsel misin?
- Hayır...
- Hmmmm.. O zaman Cumalardan nefret edeceksin..

andrea
02-06-2006, 21:09
Kaçakçı
Juan, motosikleti ile Meksika sınırına gelir.

Arkasındaki iki büyük çantayı gören sınır polisi şüphelenir ve içinde ne olduğunu sorar.

Juan, "Yalnızca kum" diye yanıt verince polis,



"Aç bakalım çantaları" der.

Juan çantaları açar, polis didik didik kontrol etmesine rağmen kumdan başka birşey bulamaz çantada ! Bununla yetinmeyen polis, gece yarısına kadar kumu her tür tahlilden geçirtir ancak saf kumdan başka birşey yoktur ! Polis, çantalarını Juan'a geri verir ve sınırdan geçmesine izin verir.

Ertesi gün Juan Motosikletinin arkasında iki büyük çantayla tekrar sınırda belirir. Polis Juan'ı gene durdurur, didik didik arar, birşey bulamaz ve Juan'ı serbest bırakmak zorunda kalır.

Bu olay, polis emekli olana dek yıllarca devam eder !

Bir gün emekli polis Meksika'da bir barda otururken Juan'ın içeri girdiğini görür ve derhal yakasına yapışır;



"Senin yıllardır birşeyler kaçırdığından eminim. Çıldıracağım. Geceleri uyku uyuyamıyordum senin yüzünden. Lütfen anlat bana ne kaçırdığını. Aramızda kalacağından emin olabilirsin."

Juan gülümseyerek yanıtlar, "Motosiklet"

andrea
02-06-2006, 21:12
İş iştir

Abraham Libemovitz sınıfındaki tek yahudi öğrenciydi. Ne iyi ki yaşadığı şehir nezih bir yerdi ve ırkçılık gibi sorunlar yoktu. Bir gün sınıfta öğretmen şöyle bir soru sordu:
- Evet çocuklar, dünyada gelmiş geçmiş een büyük insan kimdir? Bilene 20 dolar vereceğim. Bütün çocuklar tahmin etmeye başladı. Biri "George Washington ! Çünku ulusumuzun babasıdır!" dedi. Başka biri "Abraham Lincoln ! Çünkü köleliği kaldırdı !", bir diğeri; "Jan Dark ! Fransayı kurtardı !" Fakat öğretmen bu cevapları kabul etmemiş. Bu sırada Abraham parmak kaldırmış. Öğretmen sormuş; "Evet Abraham,sence dünyada gelmiş geçmiş en büyük insan kimdir?" - Nasıralı İsa.
- Bravo Abraham, aferim, gel al 20 dolarrını.
Dersten sonra cevaptan çok memnun kalmış olan öğretmen Abrahama neden isa cevabını verdiğini sordu.
- Öğretmenim, aslına bakarsanız bence düünyadan gelmiş geçmiş en büyük insan Musadır ama...,iş iştir...

andrea
02-06-2006, 21:12
Dünyanın Sonu
Günün birinde Bill Clinton, Fidel Castro ve Bill Gates kendilerini tanrının yanında bulmuşlar. Tanrı bunlara dönmüş " Sizi buraya çağırdım çünkü 2000 yılında kıyametin kopacağını cemaatlerinize haber vermenizi istiyorum" demiş. Daha ne olduğunu anlayamadan bi de bakmışlar ki evlerindeler...
Clinton, hemen ülkenin bütün televizyonlarına haber vermiş ve canlı yayına çıkmış. " Sayın vatandaşlarım, size bir iyi bir de kötü haberim var. İyi olanı, In god we trust harbi harbi var. Yani bunca zaman boşuna inanmadınız. Kötü olan ise 2000 yılında kıyamet kopacak...
" Kastro'da boş durmamış hemen insanlarının karşısına geçmiş. " Yoldaşlar üzgünüm ama size iki kötü haberim var. Birincisi, bunca zaman kendimizi kandırmısız, tanrı gerçekten de varmış! İkincisi ise daha kötü, daha tanrıya inanamadan hepimiz öleceğiz, çünkü 2000 yılında kıyamet kopuyor.
" Bu arada Gates'de bütün kurmaylarını toplamış havadis veriyor. "Baylar size iki iyi haberim var. Birincisi, tanrı beni dünyanın en önemli üç kişisinden biri olarak görüyor. İkincisi ise artık "year2000" problemini çözmemize gerek kalmadı..."

andrea
02-06-2006, 21:14
İmamların maçı
Trabzonlu imamlar kendi aralarında maç yaparlarmış ama ne hikmetse hep merkez imamlarının takımı maçı kaybedermiş. Bir gün merkezin hocalardan biri demiş ki: -Böyle olmayacak. En iyisi biz Trabzonspor'lu Hami'ye rica edelim gelsin takımda oynasın.Soran olursa merkez camii imamı Hami Hoca deriz demiş. Hami'den rica etmişler. Hami de kabul etmiş. Maç oynanmış ama merkezin imamları yine mağlup olmuşlar. Maç dönüşü merkez imamlarının arkadaşlarından biri sormuş:
-Hoca bu hafta kazandık değil mi?
-Malesef 2-1 yenildik
-Yapma ya nasıl olur Hami oynamadı mı? -Oynadı ve bizim golümüzü de o attı
-Peki onların gollerini kim attı?
-Roberto Carlos Hocayla, Ronaldo Hoca

andrea
02-06-2006, 21:15
Mucizeler

Bir Yahudi, bir Hristiyan ve bir Müslüman kimin daha çok dindar olduguna dair tartisiyorlarmis.
"Çölün ortasinda devemin üzerinde gidiyordum" demit Müslüman."Aniden, nereden geldigi belli olmayan çok büyük bir kum firtinasi koptu. Devemin yanina uzandim, deveyle birlikte kumlara daha çok gömüldükçe, gerçekten sonumun geldigini düsündüm. Ama, Allah 'a inancimi yitirmedim. Dua ettim, dua ettim ve aniden etrafimdaki on millik alanda firtyna durdu ve ben köyüme dönebildim.
Hristiyan , "Bir gün okyanusta küçük bir kayikta balik tutarken, dev bir firtina koptu. 2 metre boyunda dalgalar! Gerçekten sonumun geldiiini sandim. Tanri 'ya dua ettim, dua ettim ve sonra etrafimdaki on millik alanda firtina dindi, ben karaya çikabildim."
Yahudi anlatmaya baslamis. "New York sehrinin ortasindayken, yerde siyah bir çanta gördüm. Çantanin içine bakinca parayla dolu oldugunu gördüm. Cumartesi günü oldugundan ve bizim bu kutsal günümüzde paraya el sürmemiz yasak oldugu için, gerçekten sonumun geldigini düsündüm. Ama, inancimi yitirmedim. Dua ettim, dua ettim ve aniden, etrafimdaki on millik alanda "Sali" oldu.

andrea
02-06-2006, 21:16
Tedbirli olmaya çalışıyor

Papaz ölmek üzere olan adamın üzerine eğilerek;
'Ölmeden önce şeytanı ve onun kötülüklerini lanetle'...der.
Ancak adamdan ses çıkmaz.
Papaz isteğini bir kez daha tekrarlar, ama hastanın sessizliği sürer.
Sonunda Papaz kızgın bir ifadeyle; 'Neden şeytanı ve kötülüklerini lanetlemiyosun, bre gafil?' diye sorunca adam halsizce karşılık verir; 'Nereye gideceğim belli olmadan kimse hakkında kötü konuşmak istemiyorum.'

andrea
02-06-2006, 21:18
BİTSİN BU DAVA

Bektaşi'nin birine konuk gelecekmiş. Bektasi konuğu nasıl ağırlar... Elde yok, ayakta yok.. Mahçup olmak da istemiyor... Komşusu Yahudi'nin bir sürü keçisi varmış...Onlardan birini çaktırmadan alıp kesiyor... Ama çaktırmadığını sanan kendisi... Yahudi, ağacın arkasından gözlermiş durumu... Diyor ki kendi kendine, "Kadıya gitsem.. Kadı Müslüman, o Müslüman, ben Yahudi� Davayı kazanamam. Hadi kazandım, Bektaşi'nin nesi var ki, ondan alıp bana versin... Biz artık Allah'ın huzurunda hesaplaşırız... Yıllar geçiyor. Yahudi, Allah'ın huzurunda davacı oluyor, Bektaşi'den... Mahkeme kuruluyor..
Allah :
-Sen Yahudi kulumun keçisini kesmişsin, diyor Bektaşi'ye...
-Kesmedim, diyor Bektaşi...
-Ben gözlerimle gördum diyor, Yahudi.. -Allahım, diyor Bektaşi... Bir mahkemedee bir adam hem şahit, hem davacı olamaz.
-Haklısın ama, diyor, Allah Ben her şeyii görürüm. Ben de gördüm, kestiğini...
-Allahım, diyor Bektaşi...Aynı mahkemedee, hem şahit, hem hakim olunmaz...
-Gene haklısın, diyor Allah... O zaman ggetirin keçiyi ona soralım...
-Ne!... diyor Bektaşi... Keçi burada mı??...Ver onu o zaman bu Yahudi'ye...Bitsin bu dava..

andrea
02-06-2006, 21:19
BEN DE PEDERİM AMA

Bildiğiniz gibi bazı hristiyanlar papazlara 'Father-Peder-Baba' derler. Komünist rejim zamanında Rusya'dan zar zor kaçıp New York'a yeni gelen Salamon, metro'da bir papazın yanına oturmuş. O güne kadar hiç papaz görmediği için de sormuş
'Af edersiniz efendim, sizin gömleğinizin yakası neden ters?'
Papaz 'Çünkü ben bir pederim' demiş.
Salamon 'Ben de bir babayım ama gömleğimin yakası ters değil.
Neden siz yakanızı ters takıyorsunuz?' diye yine sormuş.
Papaz biraz düşünmüş ve 'Beyim ben bir çok insanın pederiyim' demiş.
Salamon 'Benim de çok çocuğum var. Tam dört kızım ve dört oğlum var. Ama yakam ters değil' diye cevap vermiş.
Papaz 'Ben yüzlerce, binlerce hatta milyonlarca insanın babasıyım' deyince Salamon gülmüş ve
'Beyim' demiş 'Ben sizin yerinizde olsam yakamı ters takacağıma pantalonumu ters giyerdim'

andrea
02-06-2006, 21:22
Çiçekçiye giren adamin kolunda siyriklar, sol gözünde bir morluk vardi.
- Bir düzine kirmizi gül istiyorum, dedi ve hemen ekledi. Karimin dogum günü için, tazesinden rica ediyorum.
Çiçekçi:
- Basüstüne, dedi. Hangi gün için?
Adam koluyla gözünü isaret etti:

- Dün için lütfen.

andrea
02-06-2006, 21:23
Mühendis

Bir papaz, bir sarhoş ve bir mühendis giyotinle ölüm cezasına çarptırılmışlardır. Sıra öncelikle papazdadır. İnfaz memuru papaza sorar : "İnfaz edilirken yukarı mi aşağı mi bakmayı tercih edersin?" Papaz cevap verir : "Yukarı bakmak isterim. En azından ölürken yüzüm tanrıya dönük olur." Papazin isteği yerine getirilir, giyotin bıçağı havaya kaldırılır ve bırakılır. Bıçağın hızı kesilir kesilir ve tam papazin boynuna santimetreler kala duruverir. Bu tanrıdan bir işaret olarak görülür ve papaz serbest bırakılır. Sıra sarhoşa gelmiştir. Bir umutla sarhoş da yukarı dönük olmak istediğini söyler. Ayni şekilde giyotin bıçağı tam sarhoşun boynuna yaklaşmışken yavaşlar ve durur. Bu da tanrının bir işareti olarak kabul edilir ve sarhoş da serbest bırakılır. En son sıra mühendistedir. Mühendis de yukarı dönük infaz edilmek istediğini belirtir. Tam bıçak havaya kalkmışken mühendis bağırır : "Durun bir dakika, bıçaktaki sorunun nerede olduğunu anladım.

andrea
02-06-2006, 21:25
Yastıkaltı
Salamon Temel'e dert yanıyor.
-Çok korkuyorum,onun için para cüzdanımı yastığımın altına koyup öyle uyuyorum.
Temel,
-Pen öyle yapamayrum.Yastık çok yüksekte oldumi uyuyamayrum..

andrea
02-06-2006, 21:27
İyi Para

Kilisede dugunun baslamasina cok az zaman var.. damat rahibin yanina yaklasip isildiyor.. "Bakin.. size verecegim $100 karsiliginda evlilik yeminimizde birtakim degisiklikler yapmanizi istiyorum.. hani su bana soracaginiz sonsuza dek seveceginize, koruyacaginiza, sadik kalacaginiza yemin ediyor musunuz?" kismi var ya, onu metinden cikarmanizi istiyorum... "
Rahip gulumseyerek basini salliyor ve damat rahibin avucuna $100 sıkıştırıp iceri donuyor...
Ve dugun basliyor... herkes yerini aliyor, gelin ve damat rahibin onunde bulusuyor ve yeminler okunmaya baslaniyor....
Sira damadin yeminine gelince damadin gozleri hain hain parliyor.. ve rahip damata soruyor: "....... esinizin daima bir adim gerisinden yuruyeceginize, her emrini ve dilegini yerine getireceginize,her sabah kahvaltisini hazirlayip ayagina kadar gotureceginize,ve ikiniz de yasadiginiz surece baska kadinlara yan gozle bile bakmayacaginiza yemin ediyor musunuz...?"
Tabi damat bu beklenmedik is karsisinda gozleri faltasi gibi aciliyor..saga sola bakiyor.. bi yutkunuyor.. ve kisik bir sesle:
"E..eee..evet efendim"...
Ve toren sona erdikten sonra damat hisimla rahibin karsisina dikiliyor:
"Bir anlasma yaptigimizi saniyordum!!!!"
Rahip gulumseyerek cevapliyor:
"Esiniz daha iyi para verdi.... "

andrea
02-06-2006, 21:30
Hitler

Hitler üç esir yakalamis, Ingiliz, Fransiz ve bir Yahudi.
- "Size soru soracagim, bilirseniz sizi birakacagim" demis.
Ingiliz'e sormus
- "Titanik kaç yilinda batti?"
Ingiliz hemen cevap vermis
- "1912" diye.
Hitler göndermis Ilgiliz'i. Fransiz'a sormus bu kez:
- "Titanik'te kaç kisi öldü?"
Fransiz cevap vermis
- "1050".
- "Tamam, sen de gidebilirsin" diye özgür birakmis.
Ve Yahudi'ye dönmüs;
- "Say lan isimlerini!"

andrea
02-06-2006, 21:34
Küçük Onur 4-5 yasilarina gelince annesine sormus:
- anne ben nasil dunyaya geldim? annesi
- bir aksam babam bi seker aldi ve yastigin altina koydu sabah bi baktik ki sen varsin.
Bunu duyan Onur durur mu, hemen ayni aksam gitmis bi seker almis ve yastigin altina yerlestirmis...
Sabah kalkmis ki bir de ne gorsun sekerin kokusunu alan karincalar temel yastigin altina ususmus. Bunun uzerine Onur:
- ahhh ahh hepinizi oldururdum ama baba yuregi dayanmiyor.

andrea
02-06-2006, 21:34
Öldükten sonra

Rusya'da torunu babaannesine sormuş. "Lenin nasıl biri?" Babaanne " Çok iyi biriydi bize ekmek verdi" demiş. Torun "Peki Brejnew nasıl biriydi?" Babaanne "Çok kötüydü çok insan öldürdü ve bizi ekmeksiz bıraktı" Torun "Peki Yeltsin nasıl?" Babaanne " Eee daha bilmiyoruz. Öldüğü zaman öğreniriz."

andrea
02-06-2006, 21:38
Kutup Ayısı

Yavru kutup ayisi babasinin yanina gelip sormus
-Baba ben gercekten kutup ayisi miyim?
-Elbette yavrum nereden cikardin bunu?
-Allah Allah?!.. deyip gitmis yavru ayi.
Bu sefer annesinin yanina gitmis ve sormus,
-Anne ben gercekten kutup ayisi miyim?
-Tabii evladim kutup ayisisin.
-Yani sen babami hic aldatmadin degil mi, ben gercekten babamin ogluyum.
-O ne bicim soz, baban duymasin ikimizi de oldurur.
yine Allah Allah?!.. deyip, yeniden babasinin yanina gitmis yavru ayi.
bir daha sormus yaa baba Allah askina doru sole bak beni evlatlik falan
almadiniz degil mi? yani ben sizin oz oglunuzum.
Baba dayanamamis artik oglum sen manyak misin dedim ya sana bizim
oglumuzsun diye, hem sen neden ikide birde soruyorsun ki bunu?
yavru ayi:
-Donuyorum anasini satayim donuyoruuuum yaaaa...

andrea
02-06-2006, 21:39
Serbest seçim

Karadeniz kiyisindaki temelin oteline tam pansiyon kalmaya gelen istanbullu turist iki gun sonra feryadi basmis:
- Seyahat acentasi bizi buraya yollarken "yemekte serbest secim" diye yolladi. Oysa iki gundur yemeklerde hamsiden baska birsey yok. Nerede serbest secim?
-Temel aciklamis:
-İster yersiniz ister yemezsiniz. iste size serbest seçim..

andrea
02-06-2006, 21:40
Küçük Mustafa ders çalışıyor, babası da köşesinde kahve içiyormuş.Bir aralık Mustafa sormuş :
-Baba, elektirik nedir?
-Elektirik?...Elektirik, şey!...Vallahi, ben de bilmiyorum oğlum.Ne kötü her gün görüp kullandığımız şey halbuki.
Mustafa boynunu bükmüş, tekrar çalışmaya koyulmuş.Bir zaman sonra tekrar seslenmiş :
-Baba!
-Ne var oğlum?
-Gök gürültüsü neden olur?
-Gök gürültüsü mü?Şey!Gök gürültüsü...Doğrusu ben de bilmiyorum...
Çocuk tekrar çalışmaya başlamış çaresiz.Biraz sonra tekrar seslenmiş :
-Baba!
Ardını getirmediği için babası merak etmiş :
-Ne vardı oğlum, birşey mi soracaktın?
-Hiç! deyip, boynunu bükmek zorunda kalmış çocuk.Babası devam etmiş konuşmaya :
-Söyle bakalım, ne soracaktın?.
-Yoo...Öyle pısırıklık etme, sor oğlum, sor!Ben hayatta bütün öğrendiklerimi sora sora öğrendim.

andrea
02-06-2006, 21:42
35 Yıllık

İki arkadaş golf oynayarak ve iyi vakit geçirerek halı gibi çimenlerle kaplı sahada dolaşmaktadırlar. Sahanın yanından geçen yolda büyük ve kalabalık bir cenaze konvoyu görürler. Adamlardan biri, şapkasını çıkartır, büyük bir saygıyla cenazeye doğru dönerek diz çöker, içinden bir kaç küçük dua mırıldanır ve yine aynı saygı ile ayağa kalkar.
Arkadaşı çok etkilenmiştir.
- "Hey!" der,
- "Sen gerçekten temiz yürekli iyi bir insansın!.."
- "Tabii," der adam.

- "Ne de olsa 35 yıllık karımdı."

andrea
02-06-2006, 21:43
Sabah kahvaltısında kadin eşine "Emininm sen bugünün ne olduğunu hatırlamıyorsun bile" der. "Tabi ki hatırlıyorum hayatım" diyen adam dışarı çıkar. Öğleye doğru evin kapısı çalınır. Çiçekçi çocuk, harika bir kırmızı gül bukaeti getirmiştir. Bir süre sonra kapı tekrar çalınır. Bu defa gelen, köşedeki pastanenin çırağıdır. O da kocaman bir çikolata kutusunu bırakıp gider. Öğleden sonra gelen bir kutudan da olağanüstü güzellikte bir elbise çıkar. Kadın kocasının dönmesini zor bekler ve daha kapıda boynuna sarılır ve de ekler:
-Önce çiçekler, sonra çikolata ve en son da mükemmel elbise. Bu, hayatıdaki en güzel Cumhuriyet Bayramı...

andrea
02-06-2006, 21:43
Yargıç, otomobil çalmak suçundan sanık olarak karşısına getirilen Temel'esordu:
- Otomobil çalmışsın, bunu neden yaptın söyler misin?
- Sahibi yok sanmiştum...
- Peki, sahibi olmadığı kanısına nereden vardın?
- Mezarluğun önine parketmiştu da...

andrea
02-06-2006, 21:44
Tehdit

Temel borcunu ödemeyen Cemal'e gitmiş:
-Eğer borcunu ötemezsen tiğer arkadaşlaruna borcunu odeduğuni soylerim ona göre..

andrea
02-06-2006, 21:44
Microsoft

Gençliginde "büyük" bir yazar olmak isteyen bir adam vardi.Ona "büyük" kelimesinin tanimi soruldugunda
-"Dünyanin heryerinde okunacak ve okuyan
insanlarin gerçek heyecanlar duyacaklari, çiglik atip,aglayacaklari, feryat edecekleri, aci içinde inleyecekleri,gözlerinin dönüp,
öfke duyacaklari seyler yazmak istiyorum" demisti.
Simdi Microsoft Hata Mesajlarini yaziyor..

andrea
02-06-2006, 21:45
Baba

Temel genc yasta evlenir, karisi ile bir cocugunu birakarak gurbete cikar.On-onbes sene dolastiktan sonra,
"Hele bir silaya varayim!" der.Evine geldigi zaman karisi ile birlikte uc cocuk bulur. En kucugu onundeki kaptan yogurt yiyor yabanci yabanci bakmaktadir. Temel sorar,
"Yahu karucugum. Bunlar da kim?" Karisi,
"Su buyugu ilk cocugun degil mi?Ne cabuk unuttun!"
"Ya oteki?"
"O da ana rahminde idi, sen gittikten sonra dogdu."
"Ya digeri?"

"Canim, zaten onun da sana baba dedigi yok ki, oturmus yogurdunu yiyor!"""

andrea
02-06-2006, 21:46
Kravat

Bir turist, Cezayir'de çöl arazisinde kaybolur..Yasamak icin tek sansi, hayat belirtisi olan bir yer bulmaktir ve caresizce yurumeye baslar.Zaman gectikce susuzluk, aclik derken adam bayilacak kadar yorgun duser.Artik tek adim atamayacak hale geldigi sirada bir cadir gorur.Yerlerde surunerek cadira ulasir ve
-"Su... biraz su lutfen..." diye inlerken bir adam kafasini uzatir:
-"Uzgunum efendim, hic suyumuz yok.. yine de bir kravat almak ister miydiniz?.." ve adam turistin onune rengarenk bir duzine kravat koyar....Turist bunun uzerine cilgina doner:

-"MANYAK MISIN SEN!!!!!!... OLUYORUM..HALIMI GORMUYOR MUSUN!!! BEN SU ISTIYORUM KRAVATI NE YAPAYIM!!!!!!"
Adam hic istifini bozmaz:
-"Efendim, madem su istiyorsunuz buradan 2 km. guneye yuruyun orada bulabilirsiniz..."
Ve turist adamin tarif ettigi yonde yurumeye baslar..gercekten de 2 km.sonra ikinci bir cadir gorur.Artik kalan son kuvvetiyle cadirdan iceri seslenir.Oldukca iyi giyimli bir adam kapida belirir:
-"Size nasil yardimci olabilirim efendim?"
Turist guc bela fisildar...
-"Su... lutfen...su..."
ve iceri girmek icin bir hamle yapar ama adam onu durdurur:

-"Uzgunum beyefendi, buraya kravatsiz giremezsiniz..."

andrea
02-06-2006, 21:48
Taciz

Temel arkadaşlarıyla mahkemede.Hakim:
-Bu bayanın üstünde cinsel taciz yarışması yapmışsınız.

-İsteyerek olmadi hakim pey,arkadaşların israri üzerine yarismaya katuldum.

andrea
02-06-2006, 22:09
Vasiyet

Cimri bir kişi ölümü yaklaşınca oğullarını yanına çağırır. Üç oğluna da vasiyette bulunur. Ben ölünce hepinizin mezarıma tek tek birer milyar koymanızı istiyorum der. Adam öldükten sonra sırayla 1. ve 2. oğlu mezara gider ve birer milyar parayı mezara koyarlar daha sonra babası gibi parayı seven 3. oğlu da mezara gider ve mezardaki paraları alır yerine babası adına bir 3 milyarlık çek koyar...

andrea
02-06-2006, 22:09
Bir karpuz tarlasi olan çiftçi, her aksam tarlasina çocuklarin dadandigini ve birkaç karpuzun eksildigini farketti.Epey düsündükten sonra, tarlaya bir uyari levhasi koymaya karar verdi.
" Dikkat ! Karpuzlardan birine siyanür enjekte edildi ! "
Ertesi aksam karpuz yiyemeden kaçan çocuklari keyifle izledi.Bir hafta sonra, çiftçi tarlasinda geziyordu.Karpuzlarini kontrol ederek eksik olmadigini düsünürken gözü kendi levhasinin yanina konan bir levhaya ilisti

" Simdi o karpuzlardan iki tane var ! "

andrea
02-06-2006, 22:10
Papa, çok önemli bir iş için Amerika'ya gider. Uçak rötar yapınca karşılamaya gelenlerin hepsi gitmek zorunda kalır... Papa bir taksiyi durdurur:
-Oğlum, beni tanımışsındır herhalde. Acilen bir toplantıya yetişmem gerekiyor, beni götürür müsün?
-Tabi ki, seve seve...
Papa, şoförün yavaş gitmesinden tedirgin olur ve şoförü arka koltuğa geçirip arabayı kendi kullanmaya başlar. Tabii bu arada da toplantıya yetişmek için hızlı gider. İleride bir trafik polisi arabayı durdurur:
-Neden bu kadar hızlı gidiyorsunuz?
-Çok acele, bir toplantıya yetişmemiz gerekiyor evladım.
-Siz, hiç merak etmeyin papa hazretleri, ben şimdi hallederim...
Elindeki telsizle:
-Mekez, merkez!
-Alo merkez dinlemede...
-Buraya çok acil 50 kişilik bir eskort gönderin... Tamam...
-Neden? Tamam...
-Şehrimizde çok önemli biri var... Tamam...
-Kimmiş o önemli kişi... Tamam...
-Tanımıyorum... Tamam...
-Tanımıyorsan, nereden biliyorsun önemli kişi olduğunu? Tamam...
-Şoförlüğünü papa yaptığına göre mutlaka çok önemli biridir... Tamam...

andrea
02-06-2006, 22:10
Kütüphane

Sarışının biri kütüphaneye girmiş ve direk bankoya yönelerek görevliden bir hamburger, bir kola, birde patates kızartması istemiş. Görevlinin saf saf yüzüne baktığını gören sarışın bu sefer daha yüksek sesle
-"Anlatamadım galiba beyfendi, bana bir hamburger,bir kola, birde patates kızartması" demiş.Artık iyice sinirlenen görevli
"Hanfendi burası kütüphane!" demiş.Sarışının
yüzü kıpkırmızı olmuş, özür dileyip çok çok kısık bir sesle fısıldayarak

-"Pardon pardon, bana bir hamburger, bir kola, birde patates kızartması."

andrea
02-06-2006, 22:12
Uçak

İngilizler iki motorlu bir uçak icat etmişler. Birinci motor patladığında ikinci motor devreye girmektedir. Bunu denemek için İngilizler uçağa yolcuları bindirmişler ve uçak havalanmış. Uçağın birinci motoru patlamış ve o sırada tabelada "Korkmayın, bu bir İngiliz yapımıdır" yazmış. Aradan zaman geçmiş ve ikinci motor da patlamış. Yine aynı "Korkmayın Bu İngiliz icadıdır" diye yazı geçmiş. Bunu duyan Araplar, kendi aralarında İngilizleri kıskanmışlar ve "İngilizler yapıyorsa biz de yaparız" demişler. Ve Araplar da iki motorlu bir uçak icat etmişler. Yolcuları içine yerleştirmişler. Yolculuk esnasında birinci motor patlamış. Yolcular çok korkmuşlar. O sırada "Korkmayın, bu bir Arap malıdır" diye yazı geçmiş. Aradan zaman geçmiş ve ikinci motor da patlamış. Yine bir yazı geçmiş: "Korkmayın, bu bir Arap malıdır. Şimdi bütün yolcular, dediklerimi tekrarlasın; Eşhedü Enla İlahe İllahlah ve Eşhedü Enla Muhammeden Abduhu ve Resuluh...

andrea
02-06-2006, 22:13
Son karar

Adamın biri bi gece karısına sokulur kadın basının ağrıdığını söyleyince adam sorar
-"eminmisin"
Kadın
-"eminim" der.
Adam
-"son kararın mı?"diye sorar.
Kadın
-"son kararım"deyince adam da der ki

-"O zaman ben de joker hakkımı kullanıp arkadasımı aramak istiyorum".

andrea
02-06-2006, 22:14
Babammış

Genç kız sevgilisine telefon ediyordu:
- Bu gece bize gelmesen iyi olur şekerim. Babamın öfkesinden yanına varılmiyor. Dün geceki kaçamak gezintiyi onun arabasıyla yaptığımızı haber almış!
- Ne diyorsun! Nereden haber almış acaba?

- Nerden olacak... Çarptığımız adam babammış da!...

andrea
02-06-2006, 22:16
Kuş Yemi

Kadinin biri petshop'a gidip bir muhabbet kusu almak istemis.. ordan bir tane erkek kusu gozune kestirmis..adama sormus:
"Bu simdi erkek olduguna gore kesin konusur degil mi?"
"Tabiii efendim..hem de harika bir secim yaptiniz, bu oyle cinstir ki 2 haftaya kalmaz karsilikli sohbet bile edersiniz" Kadinin cok hosuna
gitmis,kusu alip eve goturmus. 2 hafta sonra kadin yine dukkana gelmis:
"Bu kus tek kelime etmedi!!"
"Imkani yok hanimefendi salincagina cikip sallana sallana gayet guzel konusuyor olmali"
"Iyi de siz salincak vermediniz ki bana?"
Boylece adam kadina bir salincak satmis, kadin eve donmus....
2 hafta sonra kadin yine dukkanda:
"Bakin beyefendi 4 hafta gecti bu hayvandan hala ses cikmiyor!!!"
"Gercekten anlamiyorum.... merdivenine cikip oynarken konusuyor olmasi gerekirdi!!!"
"Merdiven mi? Bunun merdiveni yok ki?"
Ve adam gule oynaya kadina bir de merdiven satmis. kadin yine evine donmus...
2 hafta sonra:
"Beyefendi bir bucuk ay oldu ve bu kustan hala tek bir kelime duyamadim, olmayacak bu is galiba!!"
"Bakin hanimefendicigim ben bunlardan onlarca sattim biliyorum merdivenine cikip ordan salincagina konarlar ve aynada kendilerini seyrederken bicir bicir konusurlar"
"Ayna mi."
Ve adam o gun de bir ayna satmis olmanin mutluluguyla kadini evine gondermis....
2 hafta sonra petshop'un kapisi acilmis,kadin iceri girmis....elinde kafes, kafesin icinde merdiven, salincak, ayna ve bacaklarini havaya dikmis olu muhabbet kusu....
"BENI KAZIKLADINIZ!!! ISTE KONUSMAYAN KUSUNUZ VE YANINDA BANA KAKALADIGINIZ IVIR ZIVIRLAR!!!" Adam cok sasirmis....
"Hanimefendi bu ilk defa basima geliyor inanamiyorum tek kelime etmedimi bu hayvan??????"
"Valla olmeden once tek bir cumle soyledi"
"Ne dedi??????????"
"O DUKKANDA KUS YEMI SATMAZLAR MI?"

andrea
02-06-2006, 22:19
Karnesini yeni alan Ahmete annesi sorar:
-Oğlum karnen nerde
-Anne arkadaşıma ödünç verdim
-Niye oğlum

-Babasını korkutacakmışta

andrea
02-06-2006, 22:22
Evliymişiz gibi

Soğuk ve karlı bir gecede tipiden yolunu kaybeden bir işadamı ve sekreteri arabalarını terketmek zorunda kalırlar ve uzun bir yürüyüşten sonra üşümüş ve ıslanmış durumdayken bir kulube bulurlar.Kulubede bir yatak, bir uyku tulumu ve birsürü battaniye bulunmaktadır. Geceyi geçirmeye hazırlanırlar ve işadamı bir centilmen olarak, yatağı sekreterine verir.
- Ben yerde uyku tulumunda uyurum, der.
Sekreter yatağa yatar, adam uyku tulumunun içine girerek fermuarı çeker. Bir süre sonra tam uyumak üzereyken, sekreterinin sesini duyar:
- Efendim, ben çok üşüyorum. Adam fermuarı açar, uyku tulumundan çıkar, bir battaniye alıp kadının üzerine örter, tekrar uyku tulumuna girer, tam uyumak üzereyken yine sekreterinin sesini duyar:
- Efendim, ben hala çok üşüyorum. Adam yine fermuarı indirir, tulumdan çıkar, bir battaniye daha alıp kadının üstüne örter, uyku tulumuna girerek fermuarı çeker. Tam uykuya dalacağı sırada yine duyar:
- Ben yine çoooook üşüyorum.
Adam yattığı yerden:
- Bir fikrim var, der. Burası ıssız bir yer. Neler olduğunu kimse göremez, istersen evliymişiz gibi davranabiliriz.
Genç kadın kıkırdar:
- Tamam, bana göre hava hoş. Adam yattığı yerden avazı çıktığı kadar bağırır:

- Öyleyse kalk ve kahrolası battaniyeyi kendin al!

andrea
02-06-2006, 22:23
Korkutmak

Adam işten eve erken gelir ve içeri girdiğinde yatak odasından sesler geldiğini duyar.. hemen odaya dalar ve karısını yatakta ter içinde ve çırılçıplak bulur:
"Neler oluyor???"diye sorar..
Kadın cılız bir sesle "kocacığım kalp krizi geçiriyorum" diye mırıldanır..
Adam hemen salona koşup ambulans cağıracağı sırada 4 yaşındaki oğlu koşa koşa gelir ve "Babaaaaaa!!! Mick amcam sizin gardropta saklanıyor ve çıplaaaaaak!!!!" diye bağırır..
Adam bunu duyunca hırsla telefonu fırlattığı gibi odaya koşar, gardrobun kapısını açar ve erkek kardeşi hakkaten de çıplak vaziyette oradadır..
Bunun üzerine adam hışımla bağırır:
"SENİ KALINKAFALI!!! BENİM KARIM IÇERDE KALP KRİZİ GEÇİRİYOR, SEN ETRAFTA ÇIPLAK DOLAŞARAK KÜÇÜCÜK BİR ÇOCUĞU KORKUTMA PESİNDESİN!!"

andrea
02-06-2006, 22:25
Telefon Faturası

Adamin biri evine gelir ve posta kutusunda telefon faturasini görür.Bir bakar ki 3 milyar küsür lira fatura. Beyninden vurulmusa döner.
Hemen ayrintili fatura ister. Fatura gelir. Aranan bütün numaralar adamin arkadaslarina ve dostlarina aittir.Adam
-"Bu nasil olur? Ödeyecegiz mecburen" der.
O sirada gözü papaganina takilir. Bir an tereddüt eder.
-"Yok canim hayvancagizin günahini aliyorum" der içinden ama süphe de devam etmektedir.
-"Ya yapmissa", "Yok, yok yapmamistir...."
Gece papagani gözlemeye karar verir. Papagan kafesinden çikar ve telefonun basina gidip rehberi açar, adamin arkadaslarini tek tek arayip saatlerce konusmaya baslar.Adam sinirden çildirmis bir sekilde papagani yakalar ve kanatlarindan duvara çiviler. Papagan çarmiha gerilmis bir vaziyette duvarda asili kalmistir. Adam sinirle papagani azarlar;
- "Bir hafta burada asili kal da aklin basina gelsin. Çek bakalim cezani !"
Adam gider. Papagan bir bakar karsi duvarda çarmiha gerilmii Isa durmakta.
Hemen muhabbet koyulur;
- "Birader sen ne kadardir buradasin?"
- "2000 yildir buradayim" der Isa.
Papagan hayretler içinde kalmistir;

- "Ohaaaa!.. Nereyi aradin lan öyle?"

andrea
02-06-2006, 22:25
Çok katlı

Temel Almanya'da bir otele giderek oda fiyatlarını sormuş.

- Birinci kattakiler iki yüz mark, ikinci kattakiler yüz doksan mark,
üçüncü kattakiler yüz seksen mark, dördüncü kattakiler yüz yetmiş mark,
en üst kattakiler yüz altmış mark...

- Teşeççür eterum, penum içun yeterunce çok katlu tegül.

andrea
02-06-2006, 22:26
Kaybolmuş

Mahallenin iki afacan kardesi tüm mahalleliyi biktirmis. Sürekli ana-babalarina sikayet geliyor mahalleliden. Kirilan camlarin, kuyruguna teneke baglanan kedilerin,lastigi indirilen arabalarin sorumlusu hep afacan kardesler.
Ana-babasi usanip bu durumdan kilisenin papazina anlatirlar durumu ve yardim isterler. Papaz "gönderin çocuklari konusayim" der.
Çocuklari gönderirler. Papaz önce büyük oglani çagirir. "Söyle bakiim evladim,Tanri nerede?". Çocuk susar. Papaz tekrar sorar:"evladim söylesene Tanrimiz nerede?". Çocuk susmaya devam eder. Papaz israrla sormaya devam eder, çocuk susmaya.. Sinirlenir Papaz,"konussana be çocuk nerde Tanri?".
Çocuk aniden firlar,kiliseden kosarak kaçiyorken seslenir kardesine "kaçalim çabuk!". Eve giderler,odalarina çikip kapiyi iyice kapatirlar,küçük oglan sorar büyügüne "neden kaçiyoruz?" Büyük yanitlar:
"iste simdi hapi yuttuk, Tanri kaybolmus bizden biliyorlar!!!"

andrea
02-06-2006, 22:27
Besbelli Sarhoş

Yaşlı ve çirkin bir kadın soluk soluğa karakola gelip şikayetçi olur :
-Adamın biri beni bir saattir izliyor, kendimi buraya zor attım, galiba sarhoştu memur bey, der.
Polis çirkin kadını tepeden tırnağa süzüp cevaplar :
-Galiba değil, besbelli sarhoşmuş, der.

andrea
02-06-2006, 22:28
Sihirli Keman

Temel birgün ava gitmeye karar vermis, sihirli kemanini, tüfegi almis ve ava gitmis
Av esnasinda bir aslanla gözgöze gelmisler.
Temel tetige basmis tüfek patlamamis. temel kemani çalmis ve aslani uyutmus.Eve gelmis ve tekrar ava gitmis.Aslanla yine gözgöze gelmis
Tetige basmis, gene patlamamis, hemen kemani çikarmis, çalmis ama aslan onu parçalayip yemis.Agaçta iki maymun konusuyormus, biri demis :

-"Ben sana demedim mi, bu bizim sagir aslana denk gelirse isi biter.."

andrea
02-06-2006, 22:29
Ayı avı

Istanbul'da yasayan bizim Temel av sporuna merak salar.Av icin gerekli malzemeleri alir. Birkac gun avlanir.Birgun kahvede otururken Bizim Temel baslar maceralarini anlatmaya.
Derki:
-Birgun tufegimi aldim Belgrad Ormanina gittim.Yarim saat gezdikten sonra bir baktim beyaz bir ayi bana dogru geliyor.Tufegimi dogrultmamla ates etmem bir oldu. Tek kursunla ayiyi yere serdim.
O sirada arkadaslarindan birisi:
-Hadi ulan oradan Belgrad Ormaninda ayinin ne isi var.der.Tabi bizim Temel bu lafin altinda kalir mi.Hemen:
-Haçan ayi bu ne bilsun oranin Belgrad Ormani olduguni,der.

andrea
02-06-2006, 22:31
İyilik meleği

Adamın işi varmış, Ankara'ya gidiyormuş, tam uçağa binerken kulağında bir
ses :
-Binme, bu uçak düşecek!
Dönmüş, bakmış, kimse yok, ama içine de bir kurt düşmüş, binmemiş.
İkinci uçağı beklerken kara haber ulaşmış :
-Uçak düştü kurtulan olmadı!
Koşmuş Haydarpaşa'ya, bilet almış, tam trene binecek, aynı ses kulağında
-Binme bu trene, raydan çıkacak!
Dönmüş, bakmış yine kimse yok, trene binmemiş, gelmiş eve, sabah gazeteyi açınca tüyleri ürpermiş -Tren Eskişehir'de raydan çıktı şu kadar ölü, şu kadar yaralı...
Allahına şükretmiş, koşup otobüse bilet almış, tam binerken yine o ses :
-Bu otobüse binme, freni patlayacak!
Dönmüş yine kimse yok! Dayanamamış, bağırmış :
-Sen kimsin yahu?
-Ben senin iyilik meleğinim!
Adam iyice kızmış :
-Ulan evlenirken neredeydin

andrea
02-06-2006, 22:31
Çıkış

Iki iskocyalı kasabada bir tiyatro acmislar, fakat iskoclar malum cok cimri, kimse para vermek istemediginden her gun sifir cekiyorlarmis. Bakmislar olacak gibi degil, dusunmusler ne yapalim ne edelim diye. En sonunda birinin aklina bir fikir gelmis.Ertesi gun her tarafa ilanlar asiliyor.
"Cumartesi gunu tiyatromuza giris bedavadir."
Kasaba halki bedavayi bulmus kacirir mi. Cumartesi gununu. Tiyatro ful cekmis, bizimkiler mukemmel bir oyun sergiliyorlar. Herkes ayakta alkisliyor. Oyun bittikten sonra kasaba halki cikisa dogru yonelmis ama ne gorsunler ? Kapilar kilitli ve su yazi yaziyor :
"Cikis 10 sterlin"

andrea
02-06-2006, 22:34
Bakanlık

Bir devlet dairesinin büyük bir odasında 8-10 memur çalışırmış.Bunlardan iki tanesinin masaları karşı karşıya olmasına rağmen
senelerden beri hiç birbirleri ile konuşmamışlar, tanışmamışlar.Memurlardan biri saat tam beşte önündeki bütün dosyaların muamelesini bitirir ve çıkıp giderken diğer memur önündeki dosyaların işi bitmediği
için hep geç kalırmış.Bu böyle senelerce sürüp gitmiş. Bir gün dehşetli bir kar fırtınası
başladığı için kimse daireden çıkamamış. Bütün gece orada kalmak zorunda olduklarını anlayan memurlar dışarıdan kebap, lahmacun, rakı getirtip eğlenmeye başlamışlar.Masaları çok yakın olduğu halde birbiri ile hiç konuşmayan iki memur alel acele kurulan rakı masasında da yan yana düşmüşler.Bir tanesi kadehini kaldırıp
-'Yahu arkadaş bu kadar senedir hiç konuşmak kısmet olmadı. Haydi şerefe!' demiş.Öteki de
-'Şerefe arkadaşım' deyip mukabele etmiş.Kadehi ilk kaldıran
-'Arkadaşım senelerden beri konuşmadık. Bari bundan sonra arada bir iş bitince beraber çıkalım, köşedeki meyhanede bir iki kadeh çekelim'demiş. Öteki memur
-'Çok iyi olur ama benim işim sizinki gibi
saat 5 te bir türlü bitmiyor. Siz nasıl oluyor da işiniziz tam zamanında bitirebiliyorsunuz?' diye sormuş.Öbürü cevap vermiş
-'Kimseye söylemiyeceğine dair söz verirsen sana bir sırrımı açıklayacağım' demiş ve anlatmaya başlamış
-'Bana karışık, içinden çıkılması zor olan bir dosya getirdikleri zaman üstüne 'Ahmet bey'e havale' yazıp kaleme geri gönderirim. Senelerce önce 'Nasıl olsa bu koca bakanlıkta bir Ahmet bey vardır' diye düşündüm ve haklı çıktım. Şimdiye kadar havale ettiğim
dosyaların hiç biri bana geri gelmedi.'.Öteki adam ayağa kalkmış, elini uzatmış ve

-'Galiba artık tanışmamızın zamanı geldi,
bendeniz Ahmet' demiş..

andrea
02-06-2006, 22:36
Tünel İhalesi
Mısır hükümeti, Kızıldeniz'in altına tüp geçit yapmak için ihale açmış.
İhaleye İngiltere'den, Amerika'dan, Japonya'dan ve Türkiye'den de Temel'in
firması olmak üzere birer firma katılmış. Firmaları teker teker mülakata
çağırıp teknik bilgi istemişler.
İngiliz firması :
- Biz iki taraftan da eşzamanlı olarak tüneli kazmaya başlarız ve
denizin altında tam ortada buluşuruz. Tüneller arasında maksimum
bir metre fark olur. 30 metre enindeki tünelde de bir metreyi rahatlıkla
düzeltiriz demiş.
Amerikan firması:
- Biz de iki taraftan kazmaya başlarız ve tam ortada buluşuruz maksimum
50 cm fark olur, onu da düzeltiriz demiş.
Japon firması :
- Biz iki taraftan kazmaya başlarız ve tam ortada buluşuruz. Biz de fark olmaz, demiş.
Sıra bizim Temel'e gelmiş. Temel :
- Valla biz de iki taraftan kazmaya başlarız. Ortada buluştuk buluştuk, buluşamazsak
iki tane tüneliniz olur.

andrea
02-06-2006, 22:37
Kayıp Arama
İki adam mağazada karılarını kaybetmiş hararetle aranıyorlarmış.
Ortada koşuşturup dururken birbirlerine çarpmışlar. Ne oluyor
birader demeye kalmamış, birisi:
- Kardeş kusura bakma karımı kaybettim de onu arıyorum, demiş. Diğeri :
- Asıl sen kusura bakma, ben de karımı arıyorum, demiş.
Daha sonra madem ikimiz de karılarımızı arıyoruz, karılarımızın tipini
birbirimize tarif edelim ve ayrı ayrı yerlerde aramaya başlayalım. Eğer
rastlarsak birbirimize haber veririz demişler. Bir tanesi başlamış karısını tarif etmeye:
- Benim karım, sarışın, mavi gözlü, 21 yaşında, 1. 75 boyunda, 60 kg, topuklu
beyaz ayakkabı ve kırmızı mini etekli tek parça elbise giyiyor, demiş.
Sonra da, peki senin karın nasıl biri ? diye sormuş. Diğer adam biraz düşündükten sonra :
- Boş ver benimkini, seninkini arayalım...

andrea
02-06-2006, 22:38
Köy Yolunda
Ali ile Ayşe, tarladan köye dönüyormuş. Ali'nin bir elinde ipinden tuttugu kuzu,
öteki elinde, boş bir kova, koltuğunun altında bir tavuk, omzunda da bir dirgen varmış.
Ayşe ise, bir kucak odun taşıyormuş. Bir ara Ayşe, Ali'ye dönerek:
- Ali, bu yolda seninle yürümekten korkuyorum, bir gün sen bana saldıracaksın, demiş.
Ali de :
- Yapma yahu, elimde bunlar varken, sana nasıl saldırabilirim ki ? diye yanıtlamış.
Bunun üzerine Ayşe :
- Ne yani ? Dirgeni yere batırıp kuzuyu ona bağladıktan sonra,
tavuğu da kovanın altına kapatmayı düşünemeyecek kadar aptal mısın sen ?

andrea
02-06-2006, 22:38
Pilot Temel telsize var gücüyle bagiriyordu :
- "Ula, sag motor bozuldu. Düseyrum, düseyrum. Meydey düseyrum. Kule düseyrum."
Kule hemen cevapladi :
- "Mesaj anlasildi. Yerinizi bildirin, yerinizi bildirin."
Temel gayet ciddi :
-"Pilot kabini, öndeki sol koltuk, pilot kabini, öndeki sol koltuk."

andrea
02-06-2006, 22:39
Temel birgün ölümcül hastaliga yakalanir. Dursun da yaninda refakatçi olarak
kalmaktadir. Temel gelen herkese ben AIDS im der. Dursun art1k dayanamaz ve
sonunda sorar :
- Temel sen AIDS felan degilsin neden herkese yalan söylüyorsun?
Temelde:
-Haçen öylede ölücem böylede. En azinda kariyi saglama alalim bari...

andrea
02-06-2006, 22:39
Temel Istanbul a ilk kez gelmis ve Bebek koyunda methedilen sinek bari arayip
durmus. En sonunda sinek bari bulmus ve içeri girmis. Içkisini içerken kendi
kendine düsünmüs "Ya bu sinekli barin ne özelligi var herkes methetti hiç bir
özelligi yok". Ihtiyaçtan tuvalete gittiginde bir de ne görsün pisuvar
altindanmis ve piril piril parliyormus; "Demek buranin özelligi buymus..." demis.
Geri dönüp içkisini içmis. Ertesi aksam yine gelmis. Içkisini bitirince tuvalete
gitmis ki altin pisuvar orada yokmus. Kizgin bir sekilde geri dönmüs. Barmene
çatmis : "Hani buranin altin pisuvari kardesim bir özelliginiz vardi o da yok
simdi". Barmen kenarda duran iri yari adama seslenmis : "Sadullah abi gel dün
aksam senin saksafona iseyen adami buldum".

andrea
02-06-2006, 22:42
Nasreddin hocanın iki karısı varmış biri diğerinden daha genç ve güzelmiş. Tekneyle gezintiye çıkmışlar karıları hoca demiş biz göle düşsek önce hangimizi kurtarırdın?
-Hoca yaşlı karısına dönmüş “ Hanım sen biraz yüzme biliyordun değil mi? “ demiş.

andrea
02-06-2006, 22:43
BAŞKA ÇİMSE YOK Mİ?
Temel, bir gün tarlasından eve dönmektedir. Karadeniz bölgesinin sarp arazisindeki patikada ilerlerken, birden ayağı kayar ve yüzlerce metre derinlikteki uçuruma yuvarlanır. Can havliyle, uçurumdaki bir ağacın dalına tutunur. Aşağıya bakar, metrelerce derinlikte ve dibinde de sivri kayalar. Belki duyan olur da kurtarmaya gelir diye avazı çıktığı kadar bağırır:
-Çimse yok miiii!
Bir kaç kere daha bağırır. Sonunda, ta yukarılardan, gökten bir ses duyar:
-Ey kulum Temel! Düşüp ölsen ne var ki? Seni cennetime koyarım. Eğer emirlerimi yaptıysan, yasaklarımdan kaçındıysan, kul hakkı yemediysen hiç korkma!
Temel şöyle bi düşünür, emirlerden hemen hiçbirini yapmamış, yasakların neredeyse tamamını yapmış, kul hakkı desen sadece Fadime'nin hakkını ödeyemez. Başını kaldırıp, tekrar bağırır:
-Başka çimse yok miiii!

andrea
02-06-2006, 22:44
VERGİ
Bizim Temel uluslararası ekonomi toplantısına katılır... Devletin topladığı vergi dağılımını tartışırlar... Konuşmacılardan biri Amerikalı, biri Avrupalı, biri de Temel.. Ortaya bir fikir atılır... Halktan toplanan vergiler nasıl dağılım yapılacak. Amerikan vatandaşı söz alır:
-Bizim Amerika’da önce yere bir çizgi çizeriz ve sonra topladığımız vergileri havaya atarız... Çizginin soluna düşen paraları halka hizmet olarak geri veririz, sağ tarafta kalan devlete kalır, yatırım yaparız...
Derken Avrupalı söz alır ve:
- Bizim Avrupa’da başka ama ona benzer bir uygulama yaparız... Önce yere bir daire çizeriz... Halktan toplanan vergileri havaya atarız. Dairenin dışında kalan halka hizmet olarak geri döner, dairenin içine düşenleri devlet harcamalarına kullanırız...
Sıra bizim Temel’e gelir ve başlar anlatmaya:
-Ula uşaklar ne güzel anlattunuz. Keşke bizda sizun çirkefluklerunuzi değil da habu çalışkanluğunuzi alsak... İnanun bizum öyle bir uygulamamız yok... Bizde daha kısa oluyi... Bi kere öyle yere çizgi çizmezuk... Bizde hükümet halktan toplar vergileri... Atar havaya. Yere düşenleri kendilerine harcama yaparlar... Havaya kalanlar halka hizmet olarak geri döner...

andrea
02-06-2006, 22:56
Boş bardak
Fadime ile Temel evlenirler. İlk gece fadimenin dikkatini birşey çeker: Kocası yatmadan içi su dolu bardağı yatağının ucuna koymuştur. Biraz sonra Temel ile Fadime sevişirler, temel bardağı kafaya diker uyur.
Birkaç gün sonra temel odaya bir dolu birde boş bardak getirir. Fadime durumu anlamış ve hazırlanmıştır ancak boş bardağı da merak etmiştir. Temele döner;
-Uşağım doli bardaği anladik da, boş ne oliyi.
Temel; -Haçen bugün canım sevişmek istiyo ama su içmek istemiyoo.

andrea
02-06-2006, 22:56
Tartı sefası
Temel'in eczanesine genç ve güzel bir kadın girmiş. Tartının üzerine çıkıp parayı atmış. Beğenmemiş, manto ve ceketini çıkarmış ve para atıp tekrar tartılmış. Yine sıkılmış eteğini çıkarınca, Temel atılmış ve parayı atmış,
-Devam edin bundan sonrası müesseseden

andrea
02-06-2006, 22:58
Temelin Sırrı
Taka kaptanı Temel Reis yıllardır her sabah kasasını açar ve çıkardığı bir kağıt parçasına dalgın dalgın bakarmış. Sora onu dikkatle kasaya koyar ve kimseye emanet etmediği anahtarıyla dikkatle kilitlermiş. Tayfa merak içindeymiş, define haritası falan zannediyorlarmış. Bir gün Temel Reis ölmüş. Anahtarı koynundan alıp sararmış kağıdı çıkarmışlar.
Şöyle yazıyormuş: 'Sancak sağ, iskele sol.'

andrea
02-06-2006, 23:03
Piyano
Temel Laz olduğu için kendinden nefret ediyormuş. Amerikaya gitmiş ve birçok ameliyattan sonra burnunu düzelttirmiş, iyi şekilde İngilizce öğrenmiş ve meşhur bir piyanist olmuş. Birgün büyük bir topluluğa konser verdikten sonra seyircileri selamlarken ön taraftan bir ses duymuş:
-Helal sana hemşerum, çok iyi çalayusun da!
Temel: - Benim Laz olduğumu nereden anladın yahu. Halbuki Lazlara benzememek için bir sürü ameliyat oldum.
- Nasıl anlamayayım, demiş adam. Bütün piyanistler otururken sandalyeyi kendilerine çekerler, sen ise sandalyeye oturup piyanoyu kendine çekeyusun.

andrea
02-06-2006, 23:04
Eczane
Temel eczacılık fakültesini bitirmiş. Fakat eczane açacak parası yok, Girmiş bir eczaneye:
- Beyefendi sizde soğan var mı?
Adam Temel'i başından savmış.Temel bu durur mu? Hergün yeni saçma soru larla geliyormuş. Birgün eczacı Temel'e:
-Kardeşim senin derdin ne? -Burayı bana sat.
Eczaci kurtulmak icin eczaneyi satmış,birkaç gun sonra Eczaneyi satan a dam içeri girmiş,Temel'e:
-Siz de soğan varmı? demiş...
Temel adama 'biz de soğan var ama senin reçeten var mı?'demis...

andrea
02-06-2006, 23:05
Tahlil
Temel hastaneye gitmektedir. Girişte birinin agladığını görür.
Yaklaşır ve sorar: "Hayrola hemşerim! Neden ağlıyorsun?".
Adam: "Kan tahlili yaptırmaya geldim. Parmağımı kestiler." der.
Bu sefer Temel daha şiddetli bir şekilde ağlamaya başlar. Bu sefer susan adam Temel'e sorar:
"Hayırdır hemşerim. Sen niye ağlamaya başladın?".
Temel: " Ben..." der, "İdrar tahlili yaptırmaya geldim..."

andrea
02-06-2006, 23:05
Avcı Temel
Dört kişilik avcı grubu, tecrübeli avcı Temel'in önderliğinde ormanda ilerlemektedirler. Karşılarına küçük bir delik çıkar. Temel yatın yere tavşan deliği! Bütün avcılar yere yatarlar. Gerçekten bir müddet sonra delikten tavşan çıkar. Avcılar hemen Vururlar.
Tekrara yürümeye başlarlar. Bir süre sonra büyük bir delik çıkar karşılarına. Temel: "Yatın yere, tilki deliği!" Yatarlar. Biraz sonra tilki çıkar onu da vururlar. Tekrar düşerler.
Bu defa daha büyük bir delik çıkar. Temel:" Yatın yere ayı ini", Yere yatarlar ve çıkan ayıyı vururlar. İyice keyiflenen avcılar yürümeye devam ederler. Kısa bir zaman sonra kocaman bir deliğin başında dururlar. Acemiler hep birden Temel'e bakaralar. Temel:"Uşaklar ne çıkacağunu bilmeyrum. Ama yatın ne çıkarsa bahtumuza!" Ertesi gün gazetelerde:
Dört avcı tren altında can verdi...

andrea
02-06-2006, 23:07
Sıra
Temel otobüse binmek için bilet alacakmış bilet bayisinin önüne gitmiş ve ufak 'n'şeklinde bulunan pencereden içeriye doğru eğilerek,
- Beyfendi bir otobüs bileti verirmisiniz demiş.
Gişedeki adam lütfen sıraya geçermisiniz diye seslenmiş temele. Temel şaşırmış çünkü sırada kimse yokmuş. Temel tekrar gişedeki adama; - Arkadaş bir bilet istiyorum demiş adam biraz daha sestonunu arttırarak sıraya geçin demiş. Temel şaşkın bir halde.
- Tekrar yav kardeşim bir bilet verirmisin demiş adam bu sefer yüksek sesle sıraya geç be kardeşim demiş. O arada temelin beklediği otobüs gelmiş ama temel hala bileti alamamış.Temel yine; - Etme kardeşim ver bileti daa otobüs geldi demiş. Adam yav sıraya geç dedik ya deyince artık temel zivanadan çıkmış ve 'n' şeklindeki pencereden adama sağlam bir yumruk oturtturmuş. Adam;
- Ne kim vurdu lan bana kim o lan diye başını'n'şeklindeki camdan dışarıya çıkarıp karşısında temel'i görünce
Temel; - Ben ne bileyum uşağum baksana sırada bu kadar adam var kim bilur kim vurdu saaa.

andrea
02-06-2006, 23:08
10 BİN LİRA İÇİN DEĞMEZ
İki tavuk markette alışveriş yapıyorlarmış. Bir yumurta standının önüne gelmişler. Etikette yumurta 30 bin lira yazıyormuş.
Tavuklardan biri diğerine; "Bak bu yumurtaları ben yumurtladım." demiş: böbürlenerek! Dolaşmaya devam ederken başka bir yumurta standına gelmişler. Kocaman, çift sarılı köy yumurtaları ve fiyat 40 bin lira. Bu sefer diğer tavuk atılmış; Bak bu yumurtaları da ben yumurtladım." diğeri gülümseyerek cevap vermiş;
"Bende bunlardan yumurtlayacaktım ama kocam 10 bin lira için kıçını yırtmaya değmez, dedi demiş.

andrea
02-06-2006, 23:11
Bakan olan görgüsüz birisi soförüne sorar.
"Soför söyle bakalim esekle soför arasinda ne fark vardir? "
Soför bir süre düsündükten sonra mahcup bir sekilde;

"Bilemedim bakanim" diyor
Bakan cevap olarak:
"Esege çüs diyince, soföre ise dur diyince durur" demis.
Bunun üzerine soför çok sinirlenmis ama karsidaki bakan oldugu için
bir sey söyleyememis.
Belirli bir süre sonra bu defa soför bakana:
"Bir soru sorabilir miyim bakanim" der. Bakan da:
"Sor bakalim" der. Soför sorar:
"Esekle bakan arasinda ne fark vardir?"
Bakan bir süre sonra:
"Bulamadim soför söyle bakalim" diyor. Bunun üzerine soför de:
" Vallahi bakanim ben de bulamadim... "

andrea
02-06-2006, 23:14
Ucra bir koyun ilkokuluna mufettis gelecegi haberi alinir. Bunu duyan tek
sinifli ilkokulun tek ogretmeni panikler cunku cocuklar 2. sinifta
olmalarina ragmen cok zor okumaktadirlar. Ogretmen mufettisin gelecegi gun
sinifta ufak bir konusma yapar:
"Bakin cocuklar bugun okulumuza mufettis gelecek. Muhtemelen de tahtaya
birseyler yazip okumanizi isteyecek. Mufettis tahtaya birsey yazmaya
baslarsa hemen bana bakin ben size ne yazdigini anlatirim, siz de okumus
gibi yapip soylersiniz."
Cocuklarin aklina yatmis bu tabii. Mufettis gelmis, kisa hosbesten sonra
ogretmen cocuklardan birine "Kalk bakalim" demis "Su tahtaya yazdigimi
oku" ve baslamis kocaman harflerle "kaplumbaga" yazmaya. Bunu goren
ogretmen mufettise caktirmadan cocuga bir guzel anlatmis ne oldugunu
tahtadakinin. M"Oku bakalim oglum ne yaziyor?"
Ogrenci:
"Tos-ba-ga"

andrea
02-06-2006, 23:16
Suratsız
Roger ağır şartlar altında çalışan bir işçidir. Boi
zamanlarını hep bowling ve voleybol oynayarak
geçirmektedir.Karısı bu duruma üzülür ve bir
hafta sonu onu striptiz klübüne götürmeye karar
verir. O akşam beraberce klübün kapısına gelirler.
Kapıdaki bodyguard, " Hey Roger ..seni görmek ne
güzel!" der..
Karısı: "Daha önce buraya gelmişmiydin Roger..?"
Roger: Hayır..hayır o adamı bowlingten tanıyorum...
içeri girerler ve bir masaya otururlar... Garson gelir..
Garson: iyi akşamlar Roger...
Her zamanki gibi Cin tonik di mi?..
Karısı: Roger bana bak sen buraya daha önce
geldin değil mi?
Hafif hafif öfkelenmeye başlayan karısını sakinleştirmek
zordur..
Roger: Ne alakası var..Voleyboldan tanırım onu bir iki
tek içmişliğimiz var ordan yani... Karısı pek tatmin
olmamıştır ama neyse..
Derken stiriptizci hatunlardan biri masaya gelir..
Stritipzci: Selam Roger...Yine özel masa şovundan
mı istersin..?
Karısı hışımla yerinden kalkar ve klübu terk eder..
Roger peşinden koşar.. Kadın bir taksiye biner ve
taksi kalkmadan Roger da biner...
Kadın öfkeden patlayacakmış gibidir...ve korkunc
sinirlidir..
Şöför: Bu geceki çok suratsızmış be Roger..

andrea
02-06-2006, 23:17
Not
Yaşlı Fred, hastaneye kaldırılmış. Ailesi, aile
papazını da kendilerine eşlik etmesi ve gereği
halinde görevini yapması için çağırmış.Papaz ve
aile efradı yatağın etrafında beklerken,
Fred'in durumu anıden kötüleşmiş.
Yatağından yarı doğrularak, el işaretleri ile
yazacak bir şeyler istemiş.Papaz, anlayışlı bir
şekilde,Fred'e bir kağıt ve bir kalem uzatmış.
Fred titreyen ellerle hızlı hızlı kağıda bir
şeyler yazıp kağıdı papaza uzatmış ve aniden ölmüş.
Papaz, böyle acılı bir anda kağıttakileri okumanın
doğru olmayacağını düşünerek kağıdı cebine sokmuş.
Birkaç gün sonra, Fred'in cenazesı sırasında,
Fred'in verdiği kağıdın cebinde olduğunu hatırlamış.
Cenazenin gömülmesinden hemen önce,Papaz ileri çıkarak:
"Sevgili Fred, ölmeden hemen önce benden kağıt
isteyerek birşeyler yazdı. Zamanı uygun olmadığı
için o anda bakmadım fakat şimdi, hepinizin önünde
bu notu okumak istiyorum" demiş ve cebinden kağıdı
çıkararak yüksek sesle okumuş:"Lütfen bir adım sola
çekil. Oksijen hortumuma basıyorsun!"

andrea
02-06-2006, 23:19
Heykel
"Kadın sevgilisiyle birlikteyken kocasının eve
girdiğini duyar.
- Çabuk! Köşeye geç ve bir heykel gibi davran.
Adamın her yerine bebek yağı sürer, üzerine de bebe
pudrası serper. - Sakın kımıldama ve heykelmişsin
gibi davran! - Bu nedir? hayatım, diye sorar kocası
kapıdan girer girmez.- O mu? Sadece bir heykel.
Smithler yatak odaları için bir tane almışlardı.
O kadar sevdim ki bir tane de ben ısmarladım.
Kimse o andan itibaren heykel hakkında konuşmaz
hatta yatağa girene kadar. Gece saat iki gibi
koca kalkar ve mutfağa gider,bir kaç dakika
sonra da elinde bir sandviç ve bir bira ile
geri döner.- Al bakalım, der, bir şeyler ye. Ben
3 gün boyunca Smith'lerde idiyot gibi dikilirken
kimse bana bir bardak su bile vermemişti.

andrea
02-06-2006, 23:25
İş adamı tıraş olurken bir yandan da berberiyle sohbet etmektedir. Derken, kapının önünden ağır ağır geçmekte olan paspal bir çocuk görürler. Berber, iş adamının kulağına fısıldar; "Bu çocuk var ya, dünyanın en aptal çocuklarından biridir! Bak; dikkat et şimdi..." Berber çocuğa seslenir: "Ali, buraya gel!". Bunun üzerine çocuk sakince dükkana girer ve yüzündeki aptalca sırıtmayla berberi selamlar. Berber işadamının kulağına sessizce, "bak şimdi" diye fısıldar ve bir elinde beş yüz bin, diğer elinde beş milyonluk bir banknot olduğu halde çocuğa sorar: "Hangisini istiyorsan alabilirsin?"
Çocuk dalgın dalgın bir beş yüz bine bir de beş milyona bakar ve sonunda beş yüz binlik banknotu hızlıca çekerek berberin elinden alır. Berber işadamına döner ve gülerek: "Gördün mü? Sana söylemiştim." der.Tıraş bitince işadamı sokağa çıkar ve az ileride kendi kendine oynayan Ali'yi görür. Yanına giderek, neden beş milyonluk değil de, beş yüz binlik banknotu aldığını sorar.Çocuk hiç de aptalca olmayan bir sırıtmayla yanıt verir :
- Eğer beş milyonluğu alırsam oyun biter!"

andrea
02-06-2006, 23:27
İkiz Kulelerdeki Türkler
Terörist saldırıda çöken ikiz kulelerde çalışanların büyük bir bölümü öldü. Kulelerde çalışan Türklerin büyük bölümüyse hayatta... Basına yansıyan hikâyelere göre Türklerin kurtuluş sırları şöyle :
• En kötüsünü düşündüler : Bina sarsılınca Türklerin akıllarına iki olasılık geldi : Ya uçak çarptı, ya deprem oldu. ABD'lilerse sistemlerde patlama oldu diye düşündü. Türk 'Nasıl kurtulurum'u planlarken ABD'li masasında çalışıyordu.
• Anonsları dinlemediler : Resmi emirleri ciddiye almayan Türkler, izdihamı engellemek için hoparlörden yayılan "Binayı terk etmeyin" uyarılarına aldırmayıp hemen merdivenlere yöneldi.
• Cepler hep açık : Tam bu sırada en ciddi toplantıda bile kapamadıkları, tuvalette dahi yanlarında bulundurdukları cep telefonları çaldı, dostları "çabuk kaç, binaya uçak çarptı" diye uyardı.
• Emniyet şeridini ihlal : Binadan kurtulan bir Türk'e kulak verelim: Amerikalılar merdivenin sağından tek sıra halinde iniyordu. Polise "Neden solu kullandırmıyorsun?" dedim. "Yukarı çıkanlara ayırdık" dedi. Gülüp tek başıma soldan jet gibi indim. 2 dakika sonra bina çöktü.
• İleriyi gördüler : Kurtulan bir Türk kızı anlatıyor : "Binadan çıkınca hemen uzaklaştım. Çünkü depremde binalar sallantıdan 15-20 dakika sonra çökmüştü. ABD'lilerse binanın önünde telefonla 'Kurtuldum' diye müjde veriyorlardı. Kuleler çökerken sanırım altında kaldılar."

andrea
02-06-2006, 23:29
Hava Durumu

Adamın biri bayağı günah işlemiş. Bir papaza günah çıkartmaya gitmiş. Papazla konuşmaya başlamışlar :
- Papaz efendi ben çok günah işledim. Mesela dün komşunun küçük kızı geldi. Yağmur yağdı şimşek çaktı ben bir günah işledim.
- Allah affeder oğlum...
- Önceki gün de komşunun büyük kızı geldi. Yağmur yağdı şimşek çaktı ben bir günah işledim.
- Allah affeder oğlum...
- Daha önceki gün de komşumun karısı geldi. Yağmur yağdı şimşek çaktı ben bir günah işledim.
- Tamam oğlum Allah affeder affeder de, sen hava bozulmadan defol.

andrea
02-06-2006, 23:32
Cafer komadadır. Yanında ise karısı... Cafer'in gözleri nemli, kısık sesiyle karısına doğru bakar ve konuşmaya başlar:
"İlk işten kovulduğum zaman yanımda idin. İflas ettiğim gün oradaydın. Vurulduğum zaman ilk gözümü açtığımda seni gördüm. Trafik kazası geçirdiğimde hastanede hep başucumdaydın...
Karısı takdir edilmenin mutluluğunda tabi.
"Şimdi komadayım yine başucumdasın. Sonunda anladım ama, çok geç oldu; yahu sen ne uğursuz karısın"

andrea
02-06-2006, 23:32
Temel Cemal'e telefon eder, sekreter çıkar.
- Teleseçretere not pırakacaytum, der.
- Bana da bırakabilirsiniz der, sekreter.
Temel uzun bir süre ses çıkarmayınca, sekreter kız ne olduğunu sorar.
Temel cevap verir,
- Haçan sinyal vermedunuz daa.

andrea
02-06-2006, 23:33
Temel'in askerlik yaptığı bölükte bir gün Temel'in arkadaşının babası ölür.
Komutanları der bunu alıştıra alıştıra kim söler.
Birden Temel akılarına gelmiş.Temel'i çağırmışlar. Anlatmışlar durumu.
Temel hemen arkadaşı cemali yanına çağırır.
- Ula Cemal Senin Amcan Varmudur?
Vardur.
Dayin Varmudur?
Vardur.
Teyzen Varmudur?
Vardur.
Annen Varmudur?
Vardur.
Baban Varmudur?
Vardur.
Nah Vardur!

andrea
02-06-2006, 23:35
Bir gün Cennet'in kapıları şiddetle vurulmuş: -Güm Güm Güm !!
İçeriden seslenmişler: -Kim o?

Dışarıdan gök gürültüsü gibi bir ses: -Biz İstanbul’u fetheden Fatih'in yiğitleriyiz! İçeriden hoş geldiniz diyerek kapılar ardına kadar açılmış ve yiğitleri içeriye buyur etmişler.

Her şey çok güzel gidiyormuş. Ta ki, 40 yıl geçinceye kadar. Bir gün kapılar yine şiddetle çalınmış: -Güm Güm Güm !!!

İçeriden sormuşlar: -Kim o?

Dışarıdan gök gürültüsü gibi bir ses: -Biz İstanbul’u fetheden Fatih'in yiğitleriyiz!

İçeriden hemen cevaplamışlar: -Hadi len! Onlar 40 yıl önce geldi!

Dışarıdan yine ses gelmiş: -Biz mehter takımıyız ancak geldik!!!

andrea
02-06-2006, 23:38
Bugünlük ancak bu kadar:)

kantar
03-06-2006, 05:14
Yirmilik

Adamın biri arabasıyla şehirler arası yolda seyahat ederken trafik polisi durdurur.
"İyi Günler beyefendi, ehliyet ruhsat lütfen", der.
Adam: "Buyrun" der ve uzatır.
Trafik polisi bakar: "Yangın söndürücünüz var mı?"
Adam: "Var" der, gösterir.
Polis: "İlkyardım çantası?"
Adam: "Var" der, yine gösterir.
Polis: "Zincir" diye sorar, adam gösterir.
"Takoz?"
"Var."
"Çekme halatı."
"Var."
Polis dayanamaz:
- Mezdekenin kaseti der var mı lan?" der.
Adam güler "O da var" der, kaseti gösterir.
Polis:
- Tak o zaman teybe.
Adam takar, polis oynamaya başlar. Adam gülerek: "Memur bey, napıyosunuz" der.
Polis adama döner:
- Eşşek diilsin, bi yirmilik takarsın artık!

kantar
03-06-2006, 05:17
Kimyacı

Bir çocuk kimya konusunda çok meraklıymış. Babasına bir kimya seti alması için yalvarıp duruyormuş. Babasının bir gün canına tak etmiş ve oğluna içinde yok yok olan bir kimya seti almış. Çocuk bugünden itibaren setin başından ayrılmaz olmuş. Bir gece babası uyurken kulağına çivi çakma sesleri gelmeye başlamış. Kalkmış ve bir bakmış ki oğlunun elinde bir çekiç ve çivi var."Oğlum ne çivisi gecenin bu saatinde?" demiş baba."Babacım bu çivi değil ki." demiş oğlu buna karşılık. Babası yaklaşmış ve hakikaten bunun bir çivi olmadığını anlamış. Sormuş:"Peki ne bu?" Cevabını almış:"Ben bir icat yaptım baba. Bir sıvı buldum.Bu sıvının içine bir solucanı attım ve bu solucan çivi gibi sert oldu."Babası bu buluşu çok sevmiş ve oğlundan bu sıvıdan biraz daha yapmasını istemiş. Eğer sıvı işine yararsa ona bir Toyota alacağını söylemiş. Ertesi gün eve geldiğinde çocuk ne görsün:Kapının önünde son model bir Mercedes var. Çocuk içeri girip babasını bulmuş;niye Toyota değil de Mercedes aldığını sormuş. Babası cevaplamış:"Oğlum bu benim hediyem değil,annenin hediyesi. Toyotan da garajda duruyor"...

kantar
03-06-2006, 15:18
ESKİ AMA,... KOMİK.

Sarhoşun biri üst baş dağınık bir halde karakola gelir,
araba
anahtarını göstererek komisere şoyle der
------ Komiserim şu elimde gördüğünüz anahtar var ya,
onun üstünde
az önce benim arabam vardı, şimdi yok.
Arabamı çalmışlar...

komiser sarhoşa şoyle bir bakar,
--- Sen önce kendine bir çeki düzen ver bakiyim şu
haline bak...
Devletin komiseri önünde böyle fermuarı açık şeyin
dışarıda durmaya
utanmıyor musun?
sarhoş pantolonunun önüne bakar ve
şöyle der :
----- Aha, karıyı da
çalmışlaaaaar...

andrea
03-06-2006, 18:08
ingiliz lordu Atatürk'ün daveti üzerine istanbul'a gelir.ingiliz lordu şerefine verilen yemekte servis yapan türk elindeki tepsiyi devirir.herkes büyük bi şaşkınlık içinde kalmıştır ve atatürk'ün ne tepki vereceği beklenirken, atatürk ingiliz lorduna dönerek:
"HALKIM HERŞEYİ BECERİYOR DA Bİ TEK UŞAKLIĞI BECEREMİYOR".

andrea
03-06-2006, 21:52
Adam isitme cihazi almak icin bir magazaya girmis, tezgahtara:
"Ucuz bir sey olsun!" demis.
"Fiyatlar 2 dolar ile 2000 dolar arasinda degisiyor efendim..!" demis tezgahtar.
"2 dolarlik model nasil bir sey?"
"Bu butonu kulaginiza takip su teli boynunuzun uzerine birakiyorsunuz efendim!"
"Peki, nasil calisiyor?"
"Calismiyor efendim... Kulaginizda bunu gorenler daha yuksek sesle konusmaya basliyorlar."

andrea
03-06-2006, 21:52
Iki genc kadin, vapurla seyahatlari sirasinda bir papazla tanisirlar. Iskeleye geldiklerinde gumruk kontrolunun cok siki oldugunu ogrenirler.


Papazi aramadiklarindan, ellerindeki kacak esyalari saklamasi icin papaza yalvarirlar.


Papaz: -Beni aramazlar ama ben de yalan soylemem,der. Sonunda kadinlarin yalvarmasina dayanamayarak paketi alip, pantolonunun icine saklar. Gumrukten cikarlarken memur sorar:

-Sayin peder sizde bir sey var mi?
-Var evladim.
-Nerede? -Pantolonumun icinde.
-Gorebilir miyiz o nedir? -Olmaz gosteremem, o kadinlara aittir.

Gumruk memuru kahkahayi basar:
-oyle mi? cok sakacisiniz sayin peder. Gecebilirsiniz.

andrea
03-06-2006, 21:52
Bektaþi, camide namazdan sonra dua etmiþ :
-Ey ulu Tanrým, bana bir raký parasý ver!
Yanýnda namazýný bitiren softa da, ellerini kaldýrmýþ :
-Rabbim, bana iman ver!
Ýki duayý da iþiten hoca, Bektaþiye :
-Bak, herkes ne isitiyor Tanrý'dan, sen raký parasý.
Utanmýyor musun?, demiþ.
Bektaþi usulca :
-Ne yapalým hoca efendi, herkes kendisinde olmayaný ister, demiþ.

andrea
03-06-2006, 21:53
Iki Yahudi arkadaþ, piyasayý araþtýrmýþlar ve o sene haki renkteki kumaþýn moda olacaðýný öðrenmiþlerdi. Bütün varlýklarýný paraya çevirdiler. Piyasadaki bütün haki kumaþlarý satýn aldýlar.

Depolarý bu renkteki kumaþlarla doldu ancak kimsenin bu kumaþlara talip olmadýðý görüldü. Iki kafadar artýk iflasýn eþiðine gelmiþlerdi. Moiz ve Aron dertli dertli oturuyorlardý. Artýk býçaðýn kemiðe dayandýðý bir gün kapý çalýndý ve içeriye bir albay girdi: "Siz de dedi haki renkte kumaþ var mý?"

Kulaklarýna inanamadýlar.Hemen atýldýlar: "Evet albayým var, gösterelim" dediler. Albay, dikkatle kumaþlarý inceledi. "Çok beðendim", dedi. "Bu sene askerlere iki yüz bin, subaylara elli bin adet haki renkte elbise yaptýracaðýz. Ancak tabii ki benim tek baþýma beðenmem yetmez. Generalimin de oluru lazým. Bana bir parça numune verin. Yarýn öðlen 12'ye kadar telgraf çekersem iptal ederim. Eðer telgraf gelmezse kumaþlarý kesip imalata baþlayabilirsiniz." O gece bitmek bilmedi. Kimi zaman ümitlendiler, kimi zaman "ya iptal olursa" diye düþündüler.

Ertesi gün saat 11.00, 11.30, 11.45, gözleri yolda, korku ile postacýyý beklediler. Gelmesin diye dua ederek. 12'ye beþ kala postacý sokaðýn köþesinden gözüktü. "Belki bize gelmiyordur" diye ümitlendiler. Ancak postacý gelip kapýlarýný çaldý. Moiz, büyük bir kederle koltuða çöktü. Aron da çaresiz kapýyý açtý. Postacýnýn elinde bir telgraf vardý.

Aron titreyen elleri ile telgrafi açtý, okudu ve sevinçle seslendi: "Müjde Moiz, baban ölmüþ!.."

andrea
03-06-2006, 21:53
Adamýn biri yeni BMW siyle havalý havalý dolaþýyormuþ. Kýrmýzý ýþýkta durmuþ. Bir kaç saniye sonra kamyon arkadan SHRANKKKKKK diye vurmuþ. Adam dýsarý çýkýp bakýnca kamyondan Temel inmiþ ve baþlamýþ yalvarmaya :
-Abi etme eyleme ben bu üç kuruþ maaþla bu arabanýn aynasýný alamam beni baðýþla. Sen büyüksün abi yaptýk bi eþþeklik baðýþla abi beni.
Adam acýmýþ Temel'e.Tam arabayý tamire götürürken yine bir kýrmýzý ýþýkta durmuþ. Yine arkadan kamyon geçirmiþ buna. Sinirli sinirli çýkmýþ adam tekrar. Bi bakmýþ yine Temel!
Camdan baðýrmýþ :
-Benim abi ben, devam et!

andrea
03-06-2006, 21:53
Bir mafya babasinin evli bir kadinla iliskisi varmis. Kadinin evine giderken
adamlarina demis ki :
- Ben içeriye girdikten sonra hemen büyük bir bez ayarlayin ve pencerenin
altinda açin... Kadinin kocasi gelirse pencereden atlayacagim...
Adamlari patronlarini bu istegini hemen yerine getireceklerini söylemisler. Mafya
babasi kadinin evine girmis, tam soyunmusken kapi çalmis ve bizimki kendini
camdan atmis. Kadin gidip kapiyi acmis, karsisinda patronun adamlarindan
biri... Adam patronunun dedigini yapamamanin verdigi utançla söyle diyor :
-Patrona soylermisiniz hala bez bulamadik...

kantar
04-06-2006, 11:44
Küçük Ali okula basladigindan beri her gün
ögretmeni Aysel hanima gidip,
- 'Ögretmenim beni yanlis sinifa koydunuz, benim
yerim birinci sinif degil, ablam üçüncü sinifta
ama ben en az onun kadar akilliyim, hiç olmazsa beni
üçüncü sinifa alin' diye sikayet edermis. Bundan
sikilan Aysel ögretmen bir gün Ali'yi kaptigi gibi
okul müdürüne çikmis ve olayi anlatmis. Okul
müdürü:
-'Peki' demis, 'Bu çocugu bir imtihan edelim, yeri
üçüncü sinifsa o sinifa koyalim' ve baslamis
sorgulamaya,
- iki kere iki
- Ali hemen 'Dört' demis,
-'Sekiz kere dokuz?' Ali hemen -'Yetmis iki' demis,
-'Kaç mevsim var?' Ali hemen -'Dört' demis.
Bu sirada Aysel hocada
-'Müsaade ederseniz bir kaç soruda ben sorayim'
demis ve sormus:
-'Söyle bakalim Ali, ineklerde dört tane ama bende
iki tane var, bu nedir?' Ali hemen -'Ayak' demis Aysel
hoca sormus -'Peki senin pantolonunda olupta benim
pantolonumda olmayan sey nedir?'
Ali hemen yanitlamis
-'Cep'.
Bunun üzerine Aysel hoca dönmüs müdüre,
-'Üçe koyalim hocam' diyecekken Müdür, Aysel
hocanin sözünü kesmis, -'Hocam, bu çocugu üçe
degil besinci sinifa koyalim, zira son iki suale ben
dogru cevap veremedim'

vesbar
04-06-2006, 15:47
Kadının biri arabasını servisine götürmüş, "Ne zaman arabama birini alsam bir süre sonra feci bir koku başlıyor.." demiş tamirciye.. "Ben yalnızken katiyyen olmuyor.."
"Tamam.." demiş tamirci, "Birlikte şöyle bir tur atalım, neymiş görelim bakalım.."
Kadının yanına binmesiyle araba ok gibi fırlamış ve servisin karşısındaki 'Girilmez' yola dalmış.. Daracık yolda 120 km. hıza ulaşıp yandaki çöp bidonlarına çarparak bir yayayı son anda sıyırmış, karşıdan gelen arabaların bir sağından bir solundan son anda geçerek ana caddeye fırlamış, sert bir dönüş yaparak durmuş,
"Bakın.." demiş kadın "Yine o iğrenç koku.. nereden kaynaklandığını anlayabildiniz mi?.."
"Nasıl anlamam?.." demiş tamirci bembeyaz bir yüzle titreyerek, "Şu anda kaynağın tam üzerinde oturuyorum!.."

andrea
05-06-2006, 11:44
Adam barda gördügü güzel bayanla konusmanin yollarini
ariyordu. Sonunda cesaretini toplayarak kiza yaklasti ve,
- "Biraz konusabilir miyiz, acaba?" dedi. Kiz birden
haykirdi: - "Terbiyesiz! Ben senin bildigin kizlardan degilim!"
Adam utancindan yerin dibine girmisti. Herkes ona bakiyordu.
Gitti ve masasina oturdu. Bir süre sonra kiz ona yaklasti. Gülümseyerek, -
"Az önceki olay için özür dilerim. Ben psikoloji ögrencisiyim ve
utandirici durumlarda insanlarin nasil davrandiklarini inceliyordum..."
dedi...
Adam avaz avaz bagirarak cevap verdi:
- "Nee? Gecesi 200 dolar mi? Deli misin sen?"

andrea
05-06-2006, 14:58
Temel'le Dursun para çekmek için bankada, gişe önünde beklerken bankaya birden silahlı dört kişi girmiş... Soygunculardan ikisi silahlarını gişe memurlarına, ikisi de, gişe önünde sırada bekleyen müşterilere yöneltmiş...
Soyguncuların başı, "Bu bir soygundur ve asla şaka değildir" diye sert bir sesle bağırdıktan sonra, aynı ses tonuyla gişe memurlarına ellerini havaya kaldırmalarını, gişe önünde bekleyen müşterilere de yüzükoyun yere yatmalarını ve saatleriyle ceplerindeki tüm paralarını çıkarıp, yanlarına koymalarını bildirmiş...
Temel'le Dursun da yere uzanıp, saatlerini ve ceplerindeki tüm paralarını çıkarıp yanlarına koyarken, Temel Dursun'a yüz liralık bir banknot uzatmış ve sessizce;
"Geçen ay senden borç aldığım yüz lirayı bir türlü fırsat bulup ödeyememiştim" demiş, "Hazır cüzdanımı çıkarmışken vereyim Dursun..."

andrea
05-06-2006, 14:59
Küçük Temel, evlerinin bahçesinde kazdığı çukuru kürekle kapatırken yan komşusu bahçe duvarlarının üzerinden bakarak, "Ne yapıyorsun orada Temel" diye sormuş...
"Japon balığım öldü onu gömüyorum" diye cevap vermiş Temel...
"Bir Japon balığı için çok büyük bir çukur değil mi o?..."
Temel çukurun üzerine son toprağı atıp küreğinin tersiyle vura vura sıkıştırarak "Hayır" demiş,
"-Çünkü minik balığım sizin açgözlü kedinizin midesinde..."

andrea
05-06-2006, 15:00
Hoca fen bilgisi dersinde karıncaları anlatıyormuş;
"Çalışırlarken kendi ağırlıklarından beş misli fazla yiyecek taşırlar" demiş, "Bundan nasıl bir ders çıkartıyorsunuz?..."
"Bence", demiş öğrencilerden biri;
"-Anlaşılan bunlarda sendika mendika falan yok..."

andrea
05-06-2006, 15:01
Profesör ve Seyis Konferans vermek üzere salona girmiş.Salon, ön
sırada oturan seyis dışında boşmuş. Konuşup konuşmama konusunda tereddüde
düşen Profesör sonunda seyise sormuş:Buradaki tek kişi sensin. Sana göre
konuşmalı mı, yoksa konuşmamalı mıyım?Seyis cevap vermiş: "Hocam ben basit
bir insanım, bu konulardan anlamam. Fakat ahıra gelseydim ve bütün atların
kaçıp bir tanesinin kaldığını görseydim, yine de onu beslerdim."Bu sözlere
hak veren Profesör konferansa başlamış. İki saatin üzerinde konuşmuş
durmuş, konferanstan sonra kendini mutlu hissetmiş, dinleyicisinin de
konferansın çok iyi olduğunu onaylanmasını isteyerek sormuş:-"Konuşmayı
nasıl buldun?"Seyis cevap vermiş: "Hocam sana daha önce basit bir adam
olduğumu ve bu konulardan pek anlamadığımı söylemiştim.Gene de eğer ahıra
gelir biri dışında tüm atların kaçtığını görseydim, onu beslerdim, ama
elimdeki tüm yemi ona verip hayvanı çatlatmazdım."

andrea
05-06-2006, 15:02
Kari koca bir barda oturuyorlar onlerindeki ickileri
yudumlarken bardan
iceri hos bir hatun girer.
Bizimkilerin yanina yaklasip adama sarilarak
yanagindan
oper. Yanyndaki karisina aldirmadan:
- Nasilsin hayatim, epey oldu gorusemedik... Diyerek
ileride bir masaya gidip oturur. Adamin karisi
saskindir,
dayanamayarak kocasina sorar.
- Kim bu kadin?
Adam sakin bir sesle yanitlar:
- Metresim!
Kadin yaniti duyunca cildirir:
- Ne! Derhal bosaniyoruz! Sen ne ******** adammissin.
Bir de utanmadan metresim diyorsun.
Her sey bitti hemen bosaniyoruz!
Adam gayet sakin siralamaya baslar:
Ne yani sevgilim Etiler'deki dubleksi, Akmerkez'deki
daireyi, Bodrum'daki tripleksi, 24 metre yati,
altindaki son model
jeeple spor arabayi, butun bunlari birakip benden
ayrilmak mi istiyorsun?
Kadin sakinlesir ve cevresine bakmaya baslar. Biraz
ileride bir cift dikkatini ceker, kocasina sorar:
- Surada oturan bizim Suat degil mi?
Kocasi yanitlar:
- Evet
- Peki yanindaki kim?
Kocasi gayet sogukkanli:
- Metresi...
Kadin bir duralar hemen arkasindan yapistirir:
- Aaaa! Bizimkisi daha guzel valla!

andrea
05-06-2006, 15:08
Nasreddin Hoca'ya yapılan sataşmalar tükenip bitmez. Akşehirliler bir gün Hoca'ya takılır ve sorarlar: - "Hocam senin evliyalar katında ulu bir kişi olduğun söylenir aslı var mıdır?" Hoca'nın böyle bir iddiası elbette yoktur ama bir kere soruldu ya cevaplar: - "Her halde öyle olmalı." - "Böyle kişiler zaman zaman mucizeler göstererek bu özelliklerini herkese kanıtlar. Hoca madem kabullendin göster bir mucize de görelim!" Hoca: - "Pekala şimdi size bir numara yapalım" der.. Karşısında durmakta olan çınar ağacına; - "Ey ulu çınar çabuk yanıma gel!" der. Tabii ne gelen ağaç var ne giden. Hoca yürümeye başlar ağacın yanına varır. Akşehirliler: - "Ne oldu Hoca ağacı getiremedin, kendin oraya gittin!" diye gülünce Hoca: - "Bizde kibir yoktur, dağ yürümezse abdal yürür", der.

andrea
05-06-2006, 15:09
Hastanenin çocuk hastalıkları servisine yeni tayin olan genç hemşireye servis şefi olan doktor sordu: - "Çocuk sever misiniz?" Hemşire yavaş sesle: - "Severim doktor bey. Ama biz yine de önlem alsak daha iyi olur..."

andrea
05-06-2006, 15:13
İki sarhoş kıyasıya kavga etmiş, birbirlerinin kafasını gözünü yarmışlardı. Polis kavgacı sarhoşları hastahaneye getirdi. Doktor, yaralarını pansuman yapmak için hemşireye seslendi:

— Hemşire hanım, alkol getirin çabuk!..

Sarhoş:

— Alkol istemem artık... Hesap getirin!., diye bağırdı.

andrea
05-06-2006, 15:15
Bir komünist Sovyet cezaevinde, 3 mahkûm aralarında konuşuyorlardı: Birinci mahkûm üzüntülü bir sesle:

— Ben işime geç geldiğim için hapsedildim, dedi.
İkinci mahkûm hapis gerekçesine şöyle açıkladı:

— Ben ise, işime erken geldiğim için hapsedildim.
Bir kapitalist casusu ancak işine erken gelir, dediler.



Üçüncü mahkum da şöyle konuştu.

— Ben de işime tam vaktinde geldiğim için hapsedildim.

Beni de, bir kapitalist saati taşımakla suçladılar.

andrea
05-06-2006, 15:18
Adam, hızlı hızlı merdivenleri tırmanıp doktorun yanma geldi.

— Teşekkür ederim doktor
bey, tedavinizden çok memnun
kaldım, dedi.

— Ama siz benim hastam değilsiniz ki.

Adam güldü:

— Haklısınız doktor bey. Amcam sizin hastanızdı.
Ve şimdi tüm serveti bana kaldı...

selçuk efendi
05-06-2006, 16:08
Kırık Parmak:)))

Çok güzel kızıl saclı bir bayan doktorun ofisine girer
ve her yerinin
ağrıdığını söyler.
"Imkansız" der Doktor "Gösterin lütfen bana"
Kızıl saçlı bayan işaret parmağını uzatır sol göğsüne
bastırır ve
çığlık atar, sonra dirseğine bastırır bu sefer daha
fazla acıyla
bağırır.
Dizine bastırır ve çığlık atar, ayak bileğine bastırır
aynı şekilde,
neresine dokunsa çığlık atmaktadır.
Doktor, "Gerçek kızıl değilsiniz değil mi" der.
"Eee, değilim" der kızıl, "Aslında sarışınım"
"Tahmin etmiştim" der Doktor, " Çünkü parmağınız
kırık"

andrea
06-06-2006, 19:18
Avukat, müvekkiline telgraf çekti: "Başınız sağolsun.
Karınızın gömülmesini mi, mumyalanmasını mı, yoksa yakılmasınımı
sağlayalım?"
Ertesi gün cevap geldi:
Emin olmak için üçü de yapılsın.



Heey dostum iyi haberlerini aldım, evlenmişsin!!
evet bu 4. oldu
önceki üçüne ne oldu peki?
üçü de öldü..
yapma ya.. çok üzüldüm..
nasıl oldu peki?
ilk karım yediği mantarlardan zehirlenerek öldü
bu korkunc bisey.. peki ya ikincisi?
o da mantar zehirlenmesinden öldü.
tanrım ne kaderin varmış senin...
ya ücüncüsü?
yoksa o da mı...
hayır hayır.. o boynu kırılarak öldü
anlıyorum.. kazaydı yani..
hayır... mantarları yemedi....



Yamyam baba-oğul balta girmemiş ormanda dolaşırken nehirde
yıkanan genç ve çok güzel bir kadin görürler.
oğul sorar:
ne dersin baba, yiyelim mi onu? baba bir an düşündükten sonra:
hayır,
bunu eve götürür,
onun yerine anneni yeriz!



Las-Vegas'ta harika otellerden birinin gece kulübünde sihirbaz
nefis bir gösteri yapmış.. arka sırada oturan bir bey bağırarak
sihirbaza o numarayı nasıl yaptığını sormus..
"söyleyemem!" demiş sihirbaz,"
öğrenirseniz sizi öldürmek zorunda kalırım!..
kısa bir duraklamadan sonra
"tamam.." demiş adam,
"o zaman karıma söyleyin!"



Bir adam sabah yürürken ilginç bir cenaze kafilesi farkeder;
önde giden köpekli bir adam, arkasında bir tabut ve 10 metre
arkadan gelen bir başka tabut ve tek sıra olmuş yaklaşık 200adam.
tuhafına gider.
kafilenin başında ki adam kuskusuz cenazenin sahibidir,
yanına yaklaşır ve sorar;
"beyefendi, bu üzüntülü gününüz de hatırlatmak istemem ama
ölenler neyiniz oluyor?" adam yanıtlar
"öndeki karım arkadaki de kayınvalidem."
"vah vah başınız sağolsun. nasıl oldu?"
"köpeğim karıma saldırıp öldürmüş. kayınvalidem de karıma
yardıma gelmiş onu da öldürmüş." adam biraz düşündükten sonra sorar;
"beyefendi köpeğinizi ödünç alabilir miyim?"
"sıraya geç"

andrea
07-06-2006, 15:02
Çinli'nin biri of'da bir kahvehaneye girer yüksek bir sesle
- İçinizde bana yan bakan delikanlı varmı diye sorar,
Tabi bizim sazan Temel,
- Ben varım diye atlar,
İkisi beraber dışarıya çıkar, aradan beş dakika geçer ve Temel gözü morarmış bir halde kahveden içeri girer, hemen ardından giren Çinli'de kasıla kasıla Temel'i göstererek
- Ona yokohamanın tekmesi tekniğiyle vurdum der,
Ertesi gün çinli yine kahveye gelir, herkese meydan okur, Temel tekrar kalkar, dışarıya çıktıktan beş dakika sonra Temel burnu kırılmış diğer gözü morarmış bir vaziyette içeri girer, arkasından içeri giren Çinli yine Temel'i göstererek
- Bu kez ona ejderin yumruğu tekniğiyle vurdum der
Üçüncü gün Çinli'nin restini yine Temel görür, ikisi beraber dışarı çıkarlar, herkes Temel'i beklerken, Çinli ağzı burnu kırılmış, üstü başı kan revan içinde içeri girer, hemen arkasından kasıla kasıla kahveye giren Temel, eliyle Çinliyi işaret ederek
- Ona Toyota'nın kirikosuyla vurdum

andrea
07-06-2006, 20:10
KIRMIZI IŞIK


Adamin birini kirmizi isikta gectigi icin polis durdurmus, adamdan
ehliyet ruhsat istemis. Adam da "Yanimda yok, arkadasin evinde
iciyorduk, sanirim fazla kacirdim, biraz sarhosum orada unutmus olmam
lazım" demis.. Polis dumur olmus tabii..Kirmizi isik, alkol, ehliyet ruhsat yok...Gitmis komiserine durumu anlatmis...
Komiser gelmis adama ehliyet ruhsat sormus, adam cikartip uzatmis hemen.Komiser sasirmis tabiii...
Alkolmetreyi cikarip ufletmis, adamda zerre alkol yok...
Sasirmis tabi..
"Yaw memur bana sizin alkollu oldugunuzu ve ehliyetinizin yaninizda
olmadigini soyledi" demis.
Bizim uyanik donmus komisere..
"Siz ona aldirmayin, pek iyi degil galiba.. Birazdan size kirmizi isikta
gectigimi filan da soyleyebilir"

andrea
07-06-2006, 20:12
Diktatör bir akşam meyhaneden içeri girer.Tezgahtara yaklaşır.Hafif içkili bir sarhoşun yanına çöker.Oradan buradan konuşurlarken sorar :
-Böyle hergün içmek için ne kadar kazanıyorsun?
Sarhoş :
-Günde 2 bin lira.
-Peki kemerleri biraz sıkalım diye ücretleri azaltıp, koşulları ağırlaştırsak, ne kadar kazanırsın?
Sarhoş :
- 4 bın lira.
-Peki biraz daha sıkarsak kemerleri?
-O zaman 5 bin liraya para demem.
Diktatör kızar :
-Bu ne biçim iş.Köküne kadar sıkarsak?
-O zaman muhakkak 10 bin lira kazanırım.
Diktatör şaşırmıştır.Adamın ne iş yaptığını çok merak etmiştir.Sorar :
-Şeytan mısın, nesin.Ne iş yapıyorsun?
-Mezarcıyım!

andrea
07-06-2006, 20:12
Adam ve kadın barda karşılaşırlar. Aradaki sıcak
etkileşim sonucu soluğu kadının evinde alırlar. Ateşli
bir aşktan sonra adam yatağın yanında duran fotoğrafı görür.
Bu arada adamın kulağı ile meşgul olan kadına; "Hey baksana
bu adam senin kocan mı?" diye sorar. Kadın "I - ıh " diye
cevap verir kısaca ve adam ile uğraşmaya devam eder. Ama
adamın kafasına takılmıştır bir kere."Peki erkek arkadaşın
mı?" diye sorar. Kadın yine kısaca;
"yo" diye cevap verir. Adamın merakı iyice artmıştır.
"O zaman baban yada erkek kardeşin olmalı" der. Kadın gülümseyerek;
"Hayır hayır değil" der. Adam dayanamaz ve; "Allah aşkına
söyle o zaman kim bu adam" der. Kadın kafasını adama çevirir,
gözlerinin içine bakar ve gülümser; "2 yıl önceki fotoğrafım" der.

andrea
07-06-2006, 20:14
Of'lu hoca Cuma namazinda içki içenleri fena azarliyordu:
-"Paranizi sokaga atiyorsunuz! Icki aliyorsunuz, para oduyorsunuz...Kazanan kim? Meyhaneci... En büyük dükkan kimin? Meyhanecinin... En güzel ev kimin? Meyhanecinin... Ya en güzel araba? Meyhanecinin. Bu paralari veren kim? Ha sizin gibi kafasizlar..." Aradan 2 hafta geçer, bir adam kosarak hocanin yanina gelir ve ellerine sarilip öperek:
-"Allah razi olsun hocam, senin verdigin içki vaazi sayesinde hayatim kurtuldu.." Hoca memnun:
-"Aferin, içkiyi birakmanin mükafatlarini ahirette de göreceksin oglum." der. Adam düzeltir:
-"Hocam ben içkiyi birakmadim ama sokagin solunda, koseye bir meyhane actim!"

andrea
07-06-2006, 20:16
Akşamdan kalma adam, büyük bir başağrısı ile sabah uyanmış.
Zorlukla gözlerini açıp, yerinden doğrularak, şöyle bir etrafına bakınmış:
Komodinin üstünde bir bardak su ve iki aspirin duruyor. Yatağın
ayak ucundaki sandalyede elbiseleri temiz ve ütülenmiş.
Aspirinleri içerken, komodindeki not dikkatini çekmiş;

"Sevgilim, günaydın. Kahvaltın mutfakta. Ben alışverişe çıkıyorum, erken dönerim. Seni seviyorum".
Kalkıp, giyinmiş ve kahvaltı için mutfağa gitmiş. Bakmış oğlu oturmuş, kahvaltı ediyor. Masada da kendi servisi ve gazeteleri duruyor. Oturmuş, kahvaltısına başlamış ve oğluna sormuş;

- Evlat, dün gece ne oldu, biliyor musun?
- Evet, dün gece saat 3'ü geçiyordu, sarhoş olarak eve geldiğinde. Önce koridordaki sandalyeyi devirdin, ardından kustun, daha sonra da odanın
kapısına kafanı çarptın, bir gözün morardı.

Adam, şaşırmış vaziyette:
- Anlayamadım. O zaman niye herşey temiz, kahvaltı hazır ve gazetem
alınmış?
- Onu mu soruyorsun. Annem seni sürükleyerek yatak odasına götürüp, pantalonunu çıkarmaya çalıştığında, "Bayan, beni yalnız bırakın, ben evli bir adamım" dedin.

andrea
07-06-2006, 20:18
İki Alman Karl ve Hans,Türk'lerin neden bu kadar rakıya düşkün olduklarını ve içerken ne hissettiklerini merak etmektedirler.
Konuyu araştırmak için İstanbul'a gelirler.Bir meyhane seçerek içeri girerler.Acemice etrafa bakındıktan sonra bir masaya oturarak yan masadakilerin söylediklerinin aynısını sipariş edip başlarlar mezeler eşliğinde içmeye.İlk kadehler bittikten sonra Hans Karl'a sorar;
-Ne hissediyorsun?...
-Daha birşey anlamadım. Devam edelim.
İkinci kadehten sonra Karl Hans'a;
-Nasıl gidiyor. Değişiklik var mı?
-Hiç bir şey yok. Devam edelim.
Mezeler eşliğinde bir iki kadeh daha içildikten sonra Hans tekrar sorar;
-Ne hissediyorsun?
Karl ağırlaşan göz kapaklarını ağır ağır açarak;
-Boş ver şimdi ne hissettiğimi Hans ne olacak bu Almanya'nın hali....

kantar
08-06-2006, 06:44
Mit
Bilim adamları, birgün mağarada yaşı 1.582.903 olan bir insan fosili bulur, bu fosili istihbarat teşkilatlarını sınamak amacıyla kullanma kararı alırlar. Önce Japon istihbaratı mağaraya girer ve 15 dk sonra dışarı çıkıp derler ki;
- Bu fosilin yaşı 1.400.000 ila 1.600.000 arasında...
Daha sonra CIA girer ve 12 saat sonra baya bi havalı şekilde çıkarlar:
- Bufosilin yaşı 1.500.000 ila 1.600.000 arasında, derler...
Hemen ardından KGB girer ve sırf Amerikalılara inat içerde 2 gün kalırlar. 49. saatte çıkar derler ki;
- Bu fosilin yaşı yaklaşık olarak 1.550.000 ila 1.600.000 arasında...
En son olarak bizim MİT girer. Aradan bir hafta geçer mağaradan ses yok, 1 ay olur ses yok, 1.5 ay olur ses yok. Mağaranın dışında bekleşen gazeteciler daha fazla beklemeyip içeri girerken bizimkilerden biri çıkar dışarıya... Yaka paça dağılmış gömleğin yarısı dışarıda... Sigarası için bir ateş ister, sigarasını yakar, o sırada gazeteciler heyecanla;
- İçeride çalışmalar nasıl efendim? Fosilin yaşını bulabildiniz mi?
Bizimki sigaradan bir fırt çeker ve;
- Fosilin yaşı tam olarak 1.582.903, der.
Bunu duyan gazeteciler şaşkınlıkla sorarlar:
- Nasıl başardınız bunu, fosilin yaşını tam olarak nasıl tahmin ettiniz?
Bizimki sigaradan derin bir nefes çeker ve derki;
- Zor oldu ama "Konuşturduk p***vengi"

kantar
08-06-2006, 06:47
Aşkın havlusu
Orta yaşın üstünde bir italyan,genç ve güzel bir hanıma aşık olmuş. Kadın da bu aşka aşkla karşılık vermiş. Birbirlerini çok sevmişler ve evlenmişler.
Kocası eşini hep mutlu etmek endişesi taşıyormuş. ancak yatakta mutlu edemediğini görüp karısına problemini açmış. "ne yapalım?papaza soralım..." kararını almışlar. olayı papaza açmışlar. papaz derhal bir tavsiyede bulunmuş: "genç bir kişi sizin üzerinizden bir havlu ile, havluyu sağa sola sallayarak esinti yapsın! "havluyu sallayacak genci bulmuşlar genç adam onlar sevişirken havluyu sallamış, sallamış. ancak sevgililer yine mutlu olamamışlar.
Tekrar papaza gitmişler: "ne yapalım" demişler. papaz bir süre düşünmüş kocaya: "birde havluyu sen salla öyle deneyin" demiş. iki sevgili evlerine dönmüşler ve papazın tavsiyesine uymuşlar, havluyu koca sallamış, kocanın yerine genç adam geçmiş...
tabii sonuç müthiş olmuş ,yer gök inlemiş ve koca, karısını memnuniyetini ve mutluluğunu görerek,genç adama dönmüş... birazda küçümseyici bir tavirla
"gördün mü koçum...havlu böyle sallanır..."

andrea
08-06-2006, 13:28
Adamın biri, yolda giderken bir dilenciye rastlar. Dilenciye
biraz para verir ve
-"Al, bununla kendine sigara alırsın", der. Dilenci:
-"Beyim ben hiç sigara içmem" diye cevap verir. Adam bunun
üzerine:
-"O zaman biraz şarap içersin", der. Dilenci:
-"Ben ağzıma içki de sürmem", der. Adam:
-"E o zaman bir altılı oynarsın" diye patlar. Dilenci:
-"Beyim ben kumar da oynamam" deyince adam:
-"O zaman al bu parayı ve bizim eve gel", der. Dilenci
nedenini sorduğunda adam cevap verir:
-"Karım seni bir görsün de; içki ve sigara içmeyen, kumar
oynamayan bir adamın hali ne oluyor anlasın."

andrea
08-06-2006, 13:28
Sabah kahvaltısında kadın eşine:
-"Eminim sen bugünün ne olduğunu hatırlamıyorsun bile" der.
-"Tabii ki hatırlıyorum hayatım" diyen adam dışarı çıkar.
Öğlene doğru evin kapısı çalınır. Çiçekçi çocuk, harika bir
kırmızı gül buketi getirmiştir. Bir süre sonra kapı tekrar
çalınır. Bu defa gelen köşedeki pastanenin çırağıdır. O da
kocaman bir çikolata kutusunu bırakıp gider. Öğleden sonra
gelen bir kutudan da, olağanüstü güzellikte bir elbise
çıkar. Kadın kocasının dönmesini bekler ve daha kapıda
boynuna sarılır:
-"Önce çiçekler, sonra çikolata ve en son da o mükemmel
elbise... Bu, hayatımdaki en güzel Cumhuriyet Bayramı..."

andrea
08-06-2006, 13:30
Temel bir araştırma çerçevesinde Mars'a gönderilir. Dönüşü
büyük bir olay olur, tüm Dünya medyası, o büyük soruya
Temel'in cevap vereceği cevabı beklemektedir,
"Mars'ta hayat var mı?"'dır. Temel uzay kapsülünden iner,
basın açıklamasını yapmaya gelir. Soru sorulur, Temel cevap
verir:
-"Mars'ta hayat yoktur..."
Büyük bir sessizlik ve hüzün içerisinde kalabalık dağılır,
Temel oğluyla başbaşa kalır, oğlu sorar:
-"Papaçium, Mars'ta gerçekten hayat yok midur?"
-"Haçan saat 9 puçuk dedin mi her yer kapani daa, sen buna
hayat mi diyeysun?"

selçuk efendi
09-06-2006, 08:25
Temel sabah uçagi ile Parise gidiyor. Islerini
tamamlayip aksam uçagi ile
Istanbul'a dönmek istemekte...aksilik bu ya, uçagi kaçirir.
Saat 23.30'de lüks bir
otelin yolunu tutar. Odasina çikip uyur. Sabah yedide
resepsiyona gidip
hesabini sorar. Eline bir fatura uzatirlar Temel
sasirir:
- Lan bir basimizi koyduk ve kalktik 400 Euro...olur
mu? der.
- Ama efendim hizmetlerimiz var.
Temel faturaya bakar T.K.P 100 Euro
- T.K.P ne?
- Tenis kortlarini kullanma parasi
- Ben kullanmadim ki? der Temel
- Kullansaydiniz efendim 6 tane kortumuz var. der
Resepsiyon memuru yine bakar
- H.K.P 150 Euro
- Bu ne?
- Havuzu kullanma parasi
- Kullanmadim ki? der Temel.
Resepsiyon memuru gayet sakin bir sekilde
- Kullansaydiniz 3 tane havuzumuz var 2 tanesi
olimpik.
Temel çok sinirlenir ve hemen bir kalem ister.
Faturanin altina aynen sunu yazar:
T.?.P 500 Euro ve resepsiyon memuruna uzatir.

-Ver bakalim 100 Euro sizin de bana 500 Euro borcunuz
vardir, der Temel.
Resepsiyon memuru sasirir
- T.?.P ne oluyor?
- Temel'i ...me parasi.
- Aman efendim olurmu öyle sey estagfirullah. der
resepsiyon memuru
- Kardesim, Temel burdaydi ...seydiniz bütün gece müsaittim!

selçuk efendi
09-06-2006, 08:30
askerin intikamı

Zamanın birinde iki sevgili varmış.. çok severlermiş
birbirlerini.. gel zaman git zaman çocuk askere
gitmiş.hikaye bu ya..çocuk askerdeyken kız başka
birine aşık oluvermiþ.. bunu mektupla anlatmak
zorundaymış ve yazmış;

Sen askerdeyken ben başka birine aşık oldum.. nolur
kusuruma bakma.. sende olan resmimi de biz zahmet bana
gönder..

Bizim asker okumuş mektubu .. sonra taburda bölükteki askerlerden ne kadar kız resmi varsa toplamış.. resimleri koymuş mektuba ve yazmış..

Ya kusura bakma çıkaramadım.. sen bunların içinden
hangisiydin.. sen kendi resmini al diğerlerini bana
gönder…

andrea
09-06-2006, 11:55
Öğretmen çocuğa sormuş,
'Oğlum elini pantalonun sağ cebine attın ve bir 10 milyon lira çıkarttın, sol cebinden de 5 milyon lira çıktı. Senin şimdi neyin var?
Öğretmen çocuğun '15 milyon liram var' cevabını vermesini beklerken Çocuk cevap vermiş
'Her halde üzerimde başka birinin pantalonu var!'

andrea
09-06-2006, 12:18
Polis müfettisi incecik güzel sekretere sormus,
- "Patronun neden kendini pencereden asagi atti ?" diye...
- "Bilemiyorum.." demis fistik kiz,
"Bana her zaman çok iyi davranirdi...
2 ay önce bana çok pahali bir vizon kürk aldi,geçen ay da spor bir araba... Bugün 3 karatlik çok kiymetli
pirlanta bir yüzük hediye etti ve sordu, 'Sana sahip olabilmem için daha ne bedel ödememi istersin?' "
- "Peki, sen ne cevap verdin?"
- "Ben sadece 'Ofisteki diger adamlar gibi bir saatligine 50 dolar
verseniz yeter.' dedim!.."

andrea
09-06-2006, 12:20
Temel seçimlerde aday olmuþ, halka hitap edecek, aðýr adýmlarla
kürsüye çýkmýþ, konuþma metnini cebinden
çýkarmak üzere hamle yapmýþ, konuþmayý bulamamýþ.
Bozuntuya vermemeye çalýþarak, konuþmayý bir süre daha
aramýþ ancak nafile. En sonunda kürsüye yaklaþmýþ ve
konuþmuþ:
-"Sevcili hemsehrulerim, ha puraya çikana kadar
konusacaklarimi pir pen pir de Allah piliy idi, simdi
ise sadece Allah piliy!"

andrea
09-06-2006, 12:24
Kız erkek arkadaþını arayıp akþam yemeðe davet etmiþ. Hem ailesiyle tanıþtıracak, hem de ailesi dıþarı çıktıktan sonra erkek arkadaþıyla birlikte olacakmıþ. Çocuk kız arkadaþının evine gitmeden önce bir eczaneye uðrar. Eczacıya: - "Bana prezervatif verir misiniz?", der; eczacı da ne yapacaðını sorar. Çocuk da kız arkadaþının evine gideceðini, kızın ailesi gittikten sonra birlikte olacaklarını söyler. Akþam yemek yemek için masaya otururlar. Yemekten önce dua edilir herkes yemeðe baþlar ama çocuk hala dua ediyordur. Kız çocuða, "ben senin bu kadar dindar olduðunu bilmiyordum", der. Çocuk da kıza: - "Ben de senin babanın eczacı olduðunu bilmiyordum!"

andrea
09-06-2006, 12:39
Bir iktisat seminerinde kahve ve ihtiyaç molası verilmiþ.
Konferans sırasında arkadaþ olan üç uzman birlikte tuvalete girerek ihtiyaç gidermiþler.
Iþini ilk bitiren ellerini yıkadıktan sonra makineden peþpeþe kurulama kaðıtları alıp ellerini kurulamıþ.
Tam 16 tane kaðıt havlu harcamıþ. Ve arkadaþlarına dönmüþ:
- Ben BILKENT mezunuyum, demiþ, bizim okulda önce temizlik öðretilir..
Iþini ikinci bitiren tek bir kaðýt havlu çekmiþ. Ellerini o tek havluya dikkatle kurulamıþ. Diðer iki kiþiye dönmüþ:
- Ben ITU mezunuyum, demiþ, bize okulda çevreciliði öðrettiler. Çok kaðıt harcamak çevreye zararlıdır...
Üçüncü kiþi ne ellerini yýkamýþ, ne kaðıt almıþ. Kendisine þaþkın þaþkın bakan arkadaþlarına dönmüþ:
- Ben BOGAZICI mezunuyum, demiþ, bize okulda elimize iþemeden çiþ yapmayı öðrettiler...

kantar
10-06-2006, 13:52
Hayali bile guzel

Aşağıdaki yazı her ne kadar bir fıkra da olsa hayatın gerçeklerinden :) İnsan oğlu çok doyumsuz, elindekine şükretmeyi bilmeyen varlıklar maalesef...


Toplu sözleşme pazarlığından yeni çıkmış sendika başkanı, salonda toplanmış işçilere ateşli bir söylev çekmektedir:

- Arkadaşlar! Yönetimle yeni bir sözleşme yaptık... Bundan böyle haftanın dört günü daha çalışmayacağız! Kalabalık:
- Yaşasııınnnn!" diye bağırır.
- Çalışma saatimiz beşte değil dörtte bitecektiiir!...
- Yaaşşaaaaaaaa!........
- Çalısmaya dokuzda değil onbirde başlıyacaaağııızzzz!...
- Helaaaalllll!......
- Maaşlarımız %150 artacaaaktıııırrr!.....
- Waaaaaoooaaaaaaaaawwwww!.......
- Yalnızca çarşambaları çalışacağğıızzzz!

Bu sözün ardından derin bir sessizlik olur.... Derken arkalardan bir ses duyulur:

- Her çarşamba mı?

kantar
10-06-2006, 14:02
NASIL ZENGİN OLUNUR?????

Bir gazeteci, ülkenin en zenginlerinden, 65 yaşlarında bir
işadamıyla röportaj yapmaktadır. Sorar:
-"Efendim, bize bugünlere nasıl geldiğinizi, bu serveti
nasıl oluşturduğunuzu anlatır mısınız?"
-"Zevkle... 1920'lerin sonuydu. 1. Dünya Savaşı'nın etkileri
yeni yeni siliniyordu, benimse cebimde birkaç sentten başka
bir şey yoktu. Cebimdeki 5 sentimle, bir elma aldım. Akşama
kadar onu parlatıp, 10 sente sattım. O gece sabahı zor
ettim. Ertesi sabah, 10 sentimle 2 elma aldım ve onları da
sattım. Böyle çalışarak, bir ay sonunda, 10 dolardan fazla
para kazanmış oldum. Ertesin ayın başında, karımın halası
öldü ve bize 20 milyon dolar miras bıraktı..."

andrea
10-06-2006, 14:58
Markette alışveriş yapan adam kendisine çok çekici ama tanımadığı bir
kadının gülümseyerek selam vermesiyle şaşırır ve sorar:
-Tanışıyormuyuz?
Kadın:
-Kusura bakmayın sizi çocuklarımdan birisinin babasıyla karıştırmış olmalıyım...der ve uzaklaşır.
Dünyanın ne hallere geldiğini bu görünüşte bir kadının çocuğununbabasını hatırlamayacak olmasının garipliğini düşünürken birden
aklına üniversite yıllarında katıldığı vahşi gurup partileri gelir.
Belki de o partilerden birinde?! Kendisi ve o kadın?! Belki de kendisinden çocuğu olmuþtur!!
Olamaz mı?! diye düşünür ve peşinden koşar ve sorar:
-Kusura bakmayın, acaba geçmiş yıllarda katıldığımız vahşi partilerden birinde, eee,,
şey, hani yani çok sarhoþ olmuştuk ta sonra da delice sex yapmıştık, o kız siz olabilir misiniz?
-Hayır! der kadın ve gözlerinin içine bakarak:
-Ben sadece ilkokul ikinci sınıftaki çocuğunuzun öðretmeniyim...

andrea
10-06-2006, 15:03
Karı koca 100 km hızla gidiyorlarmış. Arabayı adam kullanıyormuş ve karısı birden "Hayatım" demiş... "Seninle 15 yıl boyunca güzel bir beraberlik
yaşadık. Ama ben artık boşanmak istiyorum." Adam sesini çıkarmamış ama hızı 110 'a çıkarmış. Karısı " Neden diye soracağını biliyorum.. Bunu nasıl söyleyeceğimi bilemiyorum ama arkadaşın Joe ile birlikte birkaç aydır beraber oluyoruz... Ve üzgünüm ama yatakta o senden daha iyi.." Adam yine ses çıkarmadan hızı 120' ye çıkarmış. Kadın devam etmiş.." Evi ben istiyorum " Artık 130'la gidiyorlarmış... Kadın "Ayrıca..." demiş.. " Bütün çeklerini , kredi kartlarını, arabayı da istiyorum.." Ve adam hızı 140'a çıkarmış.. Hala sesini çıkarmadan.. Kadın sormuş: Hiçbirþey söylemeyecek misin? Sen hiçbir sey istemiyor musun? Adam 160' a çıkmış ve
cevaplamış: " Hayır ..Ben ihtiyacım olan herşeye sahibim.. " Karısı
şaşırmış.." Öyle mi? Nedir o??" Ve araba karşıdaki duvara saatte 160 kilometre hızla çarpmadan once adam cevap vermiş: " Airbag bende! ..."

kantar
10-06-2006, 16:22
Düşünen Hindi
Küçük bir papağanın onbeş altına satıldığını gören Nasreddin Hoca, bir koşuda evine gidip kümesteki hindisini tutmuş. Apar topar pazara götürüp başlamış bağırmaya :
- Satılık hindii.... Satılık hindii.... Yirmi altına satılık hindi !
Şaşırmış pazardakiler.
- Yahu hocam demişler. Bir hindinin yirmi altın ettiği nerde görülmüş.
- Ne olmuş diye çıkışmış Hoca. Demin bir kuşu onbeş altına sattılar.
- Ama o papağandı demişler. Tıpkı insan gibi konuşuyor o.
- Olsun demiş Nasreddin Hoca. O konuşuyorsa bu da düşünür !

kantar
10-06-2006, 16:27
Aşırı Hız ve Uyanık Şoför
Adam trafikte 'alçaktan uçarak' giderken polise yakalanır... kenara çeker arabadan iner:
- Buyrun Memur Bey!
- Beyefendi aşırı hız yaptığınız için sizi durdurmak zorundayım, ehliyetiniz lütfen?
- Ehliyetim yok, son yaptığım kazada ehliyetime el koydular Memur Bey.
- Peki aracınızın ruhsatını görebilir miyim?
- Araba benim diil Memur Bey çaldım ben bu arabayı.
- Anlamadım nasıl yani, siz bu arabayı çaldınız, öyle mi???
- Evet Memur Bey, aa durun bi dakka torpido gözünde ruhsat olucaktı, silahımı oraya koyarken ruhsat gibi bişi gördüm galiba....
Polis iyice şaşırır:
- Torpido gözünde silah mı var?!?!?!!?!?!?
- Evet Memur Bey, bu arabanın sahibi kadını vurduktan sonra cesedi bagaja koydum silahı da torpido gözüne koydum...
- Bİ DE BAGAJDA CESET Mİ VAR?!?!?!!?!?!?!?!?!?!
- Evet Memur Bey...
Trafik polisi bunu duyar duymaz amirini arar, arabanın etrafı bir anda polislerle dolar ve adamı sorguya alırlar.... Ekipler amiri adamın ehliyetini ister, adam ehliyetini çıkarır ki ehliyet geçerli temiz hiçbir anormallik yok.. Bunun üzerine adamın ruhsatını ister, adam çıkartır ruhsatı da verir, ekipler amiri yine bakar ki araba adama ait.. Derken adamdan torpido gözünü açmasını ister, adam açınca ortaya çıkar ki orada da silah falan yok... Ekipler amiri bir de bagaja bakmak ister adam bagajı açar orada da ne ceset ne bişi yok.. Bunun üzerine ekipler amiri 'Çok garip' der....
'Sizi durduran memurun anlattığına göre bu arabanın bi kadına ait olduğunu söylemişsiniz, kadını öldürüp cesedi bagaja, silahı da torpido gözüne koymuşsunuz...'
Adam güler:
'İnanamıyorum... O şimdi benim için 'aşırı hızlı gidiyordu' da demiştir....'

andrea
10-06-2006, 19:15
Amerika'da bir fuar açılmıþtı. Fuarda zencileri beyaza dönüþtüren bir makine tanıtılıyordu. Denemek 10 dolardı. iki zenci fuarı gezerken bu makineyi gördüler ve denemeye karar verdiler. Birinin 11 doları diðerinin ise 9 doları vardý. 9 doları olan arkadaþına dönüp
-Sen 1 dolarını bana ver. Gidip birlikte beyaz olalım. dedi. Arkadaþı ise :
-Dur! Önce ben gireyim, deneyeyim. Eðer memnun kalırsam sana 1 dolarımı veririm. Sen de beyaz olursun. dedi.
Anlaþtılar. Zenci gidip makineye girdi ve bir süre sonra beyaz olarak çıktı. Dıþarıda kalan zenci duruma çok sevinmiþ olarak arkadaþının yanına gidip :
-Hadi dedi. 1 doları ver ben de beyaz olayım.
-Hadi oradan pis zenci!

andrea
10-06-2006, 19:15
Boşanma davasında kadın, hakime talebini gerekçesi ile açıklamış:
- "Sayın hakim, çocuğun bende kalmasını istiyorum. Onu dokuz ay karnımda taşıdım."
Hakim kocaya sormuş:
- "Karınızı duydunuz. Bir diyeceğiniz var mı?"
Adam "Var tabii" demiş ve anlatmış:
- "Sayın hakim. Farzedelim ki canınız bir kutu soğuk kola istedi. Makineye parayı attınız ve kola geldi. Şimdi bu kola makinenin midir, yoksa parayı deliğe atanın mı?"
Hakim sekreterine dönmüş:
- "Yaz kızım. Çocuk babada kalacaktır..."

andrea
10-06-2006, 19:19
TIR şoförü orta yaşlı bir adam, kamyoncuların durup yemek yedikleri benzin istasyonunda kahvaltısını ederken içeriye, deri ceketli, dev gibi üç tane serseri girmiş... Birincisi adamcağızın tabağındaki çorbada sigarasını söndürüp barın önündeki sandalyeye oturmuþ... Ikincisi adamın içtiği suyun içerisine tükürüp bardaki yerini almıþ.. Üçüncüsü de adamın tabağını ters çevirip arkadaşlarının yanına geçip oturmuş... Adamcağız en ufak bir itirazda bulunmadan, barı sessizce terk etmiş.

Kısa bir süre sonra serserilerden biri garson kıza dönüp; 'Ne biçim herif bu? Erkekliği beş para etmezmiş!..' demiş.

'Evet!' demiþ kýz, 'Şoförlüğü de beş para etmezmiş... Benzinlikten çıkarken dev gibi tırı ile üç Harley Davidson'un üzerinden geçti!

andrea
10-06-2006, 19:20
Ögretmen ögrencilere sirasiyla babalarinin ne is yaptigini sormus.Avukat,
doktor, hakim, memur derken sira sessiz ve sikilgan bir çocuk olan küçük
David'e gelmis. Ögretmen ona da babasinin ne is yaptigini sormus. David
anlatmaya baslamis:
- Babam bir gay barda striptizci olarak çalisiyor. Herkesin önünde çirilçiplak
soyunuyor. Eger çok iyi bahsis veren birileri olursa onlarla birlikte geceleri
evlerine gidiyor.
Ögretmenin rengi atmis. Diger çocuklara oyalanmalari için bir görev verip
David'i bir kenara çekmis:
- David, baban gerçekten bu isi mi yapiyor?
- Hayir ögretmenim, babam aslinda Bush için çalisiyor ama bütün sinifin önünde
söylemeye utandim.

selçuk efendi
12-06-2006, 09:44
Supermarkete bir eleman aranmaktadır. Elemanın süper tezgahtarlık bilgisine sahip olması on koşuldan biridir. Bunun için her gelen adaya bir de uygulama yaptırılarak performansına bakılmaktadır. Bir gün içeri bir aday daha girer ve işe talip olduğunu söyler. Bunun üzerine oradaki deneyimli tezgahtarlardan biri gelerek sınamak için,

- "Evlat şimdi beni iyi izle" der. İlk gelen müsteri "Bir paket çim tohumu istiyorum" der. Bunun üzerine tezgahtar yeşil, sarı, uzun, kısa, çabukbüyüyen, kalın, ince bir sürü çesit çim tohumunu ballandıra ballandır anlatır ve adam sonunda "Bana yeşil ve ince olanından bir paket lütfen" der ve tam parayı ödeyip çikacak bizim kurt tezgahtar,

- "Beyefendi bir dakika. Size bir de çim biçme makinesi verelim" diyerek söze girer ve onlarca çesit çim biçme makinesini avantajlarını, ödeme kolaylıklarını, bir daha böyle bir fırsat bulamayacağını adama gene ballandıra ballandıra anlatır ve sonunda adam çim biçme makinesini de alarak mağazadan ayrılır. Bizim kurt "Hadi evlat bi de seni görelim" der ve evlat tezgaha geçer.

Yeni gelen bay müşteri bizim adaydan orkid ister. Bunun uzerine eleman bayağı ateşli bir şekilde orkid çesitlerini, renklerini, kalınlıklarını vs. vs. bizim kurt tezgahtardan hiçte aşağı kalmayacak biçimde anlatır. Müşteri en sonunda bilmemne renkte orkidden bir düzine kadar alır. Parayı ödeyip çikacakken bizim aday,

- "Beyefendi size bir de çim biçme makinesi satalım" der. Adam,

- "Hoppalaaa, niye ki?" diye sorunca bizimki,

- "Beyefendi hafta sonu bi iş yapamiyacaksiniz, bari çimleri biçin !"

selçuk efendi
12-06-2006, 09:48
Bir Karadenizli, bir Kayserili ve bir Diyarbakırlı aynı trafik
kazasında ölmüş.
Cenazeleri dualarla, göz yaşlarıyla kaldırılmış.
İki üç gün geçmiş, bir de bakmışlar ki
Karadenizli, çıkmış
mezardan, üstünü silkeleyerek
geliyor. Önce büyük bir panik yaşanmış haliyle,
sonra bakmış zombi
mombi değil, bayağı
kanlı canlı, cesaret edip yanına yanaşmış ve
merakla sormuşlar:
- Yahu sen öteki dünyadan nasıl geri döndün?
Anlatmış:
- Öte tarafta da işler buradaki gibi yürüyormuş
meğer, rüşvet, haksızlık, yolsuzluk...
Geri göndermek için 5 bin dolar istediler,
bastım parayı geri geldim.
- Eee, diğer iki arkadaş niye gelmedi?
- Vallahi ben gelirken, Kayserili hâlâ 3.500
dolara olmaz mı, yap bir indirim de ayağımız
alışsın!' diye pazarlık ediyordu.
- Ya Diyarbakırlı?
- O da 'Ben vermem, Devlet versin!' diye inat
ediyordu...

selçuk efendi
15-06-2006, 07:33
Iki rahibe varmis biri matematikçi biri mantikli.
Bunlar bir aksam karanlikta kiliseye dönerlerken matematikçi rahibe mantikliya dönerek ;

-"Yaklasik 20 dakikadir bir adam bizi takip ediyor ve gittikçe yaklasiyor su anda aradaki mesafe 50 metre" der.
Bunun üzerine mantikli rahibe bunun tek mantikli açiklamasi olabilecegini ve adamin kendilerine tecavüz edecegini ve daha hizli yürümeleri gerektigini belirtir.Rahibeler daha hizli yürümeye baslarlar. 2 dakika sonra matematikçi rahibe:

-"Adam da hizlandi ve aradaki mesafeyi kapatiyor, su anda 30 metre arkamizda... O zaman mantik olarak kosmamiz gerekir."
Rahibeler kosmaya baslar ve 3 dakika sonra matematikçi rahibe ;
-"O da kosuyor ve arayi kapatiyor su anda mesafe 10 metre.O zaman mantik olarak bizi yakalayacak birimiz saga digerimiz sola saparak kiliseye ulasmaya çalisalim en az birimiz kurtulur.".

Ve matematikçi saga dogru kosmaya mantikli sola dogru kosmaya baslar. Matematikçi 20 dakika sonra kiliseye ulasir ve telas içinde beklemeye baslar. Aradan 40 dakika geçtikten sonra mantikli rahibe gelir.
Matematikçi sorar ;
-"Ne oldu ne yaptin ?"
-"Adam beni takip etti artik mesafe üç-bes adima kadar azalmisti, mantik olarak daha fazla kosmanin anlami yoktu...
-"Eeee..."
"Mantik olarak ben durdum adamda durdu."
-"Sonra..."
-"Mantik olarak ben etegimi kaldirdim oda pantolonunu indirdi."
-"Peki daha sonra...."

-"Daha sonra ne olacak etegini kaldirmis bir rahibe pantolonunu indirmis bir adamdan DAHA HIZLI KOSAR..."

ekselans
16-06-2006, 17:30
Zengin Temel, limuziniyle giderken yol kenarında çimenleri yiyen bir adam gördü. Merakını gidermek için şoförüne durmasını söyledi;
"-Niye o çimenleri yiyorsunuz?..."
-Çünkü yemek yiyecek kadar paramız yok...
"-O zaman gel benimle..."
-Ama efendim benim bir karım ve iki çocuğum var...
"-Onları da getir..."
Adam ailesini de yanına alarak limuzine bindi;
-Efendim, çok naziksiniz. Hepimizi birden götürdüğünüz için size nasıl teşekkür etsek azdır..."
"-Yo yo, hiç problem değil... Evimdeki çimenler bir boy daha uzun..."

krokodil
16-06-2006, 21:31
Genc koca eve gelmiş,
karısı boynuna sarılarak karşılamış onu..
"Hayatım harika bir haberim var..
Bir ay geciktim.. Herhalde bir bebeğimiz olacak, Doktor bu sabah test yaptı..
Sonucunu alana kadar lütfen kimseye söylemeyelim!" demiş heyecanla..
Ertesi sabah elektrik idaresinden bir görevli son faturayı ödemedikleriİçin kapıyı çalmış,
"Siz bayan Smith misiniz? Biliyor musunuz bir aylık gecikmeniz var..!"
"Bir aylık gecikmem olduğunu siz nereden biliyorsunuz?" demiş kadın hayretle..
"Bayan, dosyalarımızda açıkca görülüyor..!"
"Nee?, Dosyalarınızda mı?"
"Kesinlikle!"
"Şeyy, lütfen bu gece eşimle görüşmeliyim!" demiş kadın ve korkuyla olanıbiteni eşine anlatmış.. Kocası ertesi sabah kızgın bir boğa gibi elektrik idaresine dalmış..
"Ne oluyor burada?. Karım bir dosyadan bahsetti.. Aylık gecikmesi ile ilgili!" diye bağırmış adam..
"Sakin olun.. Ciddi birşey değil!" demiş memur.. "Bu gecikme için bize borçlusunuz!"
"Size mi borçluyum? Ya ödemezsem??"
"O zaman sizinkini kesmek zorunda kalacağız!"
"Ama o zaman karım ne yapacak?"
"Bilmiyorum!" demiş, memur.. "Hanımefendi artık mumla falan idare eder!"

kantar
17-06-2006, 12:52
Kim Sağır

Adam doktora gider:
-Doktor bey, galiba karımda işitme kaybı başladı. Ne yapabiliriz?
-Eve gittiğiniz zaman, karınızın arkasında, biraz uzakta durun. Normal bir sesle ona soru sorun. Eğer sizi duymazsa biraz daha yaklaşın ve sorunuzu tekrarlayın. Hangi mesafede duyduğunu tespit edelim, ona göre tedavi uygularız.
Adam eve döner. Mutfağın kapısında durur ve normal bir sesle:
-Hanım, akşam ne yiyoruz?
Kadın cevap vermez. Adam yaklaşır tekrar tekrar sorar:
-Hanım, akşam ne yiyoruz?
Kadın yine cevap vermez. Adam iyice yaklaşıp tekrarlar:
-Hanım, akşam ne yiyoruz?
Karısı cevap verir:
- 3 seferdir köfte diyorum ya!...

kantar
17-06-2006, 12:54
Vergi

Bizim Temel uluslararası ekonomi toplantısına katılır... Devletin topladığı vergi dağılımını tartışırlar... Konuşmacılardan biri Amerikalı, biri Avrupalı, biri de Temel.. Ortaya bir fikir atılır... Halktan toplanan vergiler nasıl dağılım yapılacak. Amerikan vatandaşı söz alır: -Bizim Amerika’da önce yere bir çizgi çizeriz ve sonra topladığımız vergileri havaya atarız... Çizginin soluna düşen paraları halka hizmet olarak geri veririz, sağ tarafta kalan devlete kalır, yatırım yaparız... Derken Avrupalı söz alır ve: - Bizim Avrupa’da başka ama ona benzer bir uygulama yaparız... Önce yere bir daire çizeriz... Halktan toplanan vergileri havaya atarız. Dairenin dışında kalan halka hizmet olarak geri döner, dairenin içine düşenleri devlet harcamalarına kullanırız... Sıra bizim Temel’e gelir ve başlar anlatmaya: -Ula uşaklar ne güzel anlattunuz. Keşke bizda sizun çirkefluklerunuzi değil da habu çalışkanluğunuzi alsak... İnanun bizum öyle bir uygulamamız yok... Bizde daha kısa oluyi... Bi kere öyle yere çizgi çizmezuk... Bizde hükümet halktan toplar vergileri... Atar havaya. Yere düşenleri kendilerine harcama yaparlar... Havaya kalanlar halka hizmet olarak geri döner...

baron11
17-06-2006, 20:58
Papaz, iki metre ilerisinde duran zangoça sormuş:
"Gizli gizli sen mi içiyorsun kutsal şarabı?"

Zangoç'ta derin bir sessizlik...

lyice köpürmüş Papaz:
"Sana soruyorum be adam! Duymuyor musun?"

"Hayır, buradan hiçbir şey duyulmuyor efendim!"

Olacak şey mi! İki adım öteden beni duymuyorsun..."

Zangoç bıyık atından gülmüş; "İsterseniz yer değiştirelim, anlarsınız..."
Yer değiştirmişler.

Bu kez Zangoç seslenmiş:
"Kilise için toplanan yardımları kim iç ediyor?"

Papaz kendi kendine söylenmiş:
"Hakikaten yahu! Buradan hiçbir şey duyulmuyor."

baron11
17-06-2006, 21:00
Bekri, içkiyi bırakmaya karar vermiş. O gün akşama kadar dayanmış. Akşam olunca sokağa çıkmış. Yolu üzerinde meyhane gözüne ilişmiş. Kendi kendine: "Kendimi tutup bu berbat yere girmeyeceğim artık!" demiş. Yoluna devam etmiş. Çok geçmeden bir meyhane daha gözüne ilişmiş. Biraz duraladıktan sonra oradan da uzaklaşmış. Ancak, bir kaç adım sonra üçüncü meyhanenin önünde zınk diye durmuş. Kendi kendine:
"Dayan Bekri, girme şu pis yere!" demiş.

Büyük bir dirençle yoluna devam etmiş. Ancak köşeyi döner dönmez yeni açılmış, pırıl pırıl bir meyhane önüne çıkmış. Sanki tezgahtaki şişeler, mezeler ona el sallayarak "Gel gel!" diyorlarmış...
Kendi kendine söylenmiş: "Hayır, hayır girmeyeceğim!"

Biraz yürüdükten sonra kendi kendine:
Bravo Bekri, mücadeleyi kazandın. Bu başarının şerefine bir kadeh içmeyi hakettin." der.

Ve yolunun üstündeki ilk meyhaneye dalar.

BORSAHİSSE
17-06-2006, 21:02
Genc koca eve gelmiş,
karısı boynuna sarılarak karşılamış onu..
"Hayatım harika bir haberim var..
Bir ay geciktim.. Herhalde bir bebeğimiz olacak, Doktor bu sabah test yaptı..
Sonucunu alana kadar lütfen kimseye söylemeyelim!" demiş heyecanla..
Ertesi sabah elektrik idaresinden bir görevli son faturayı ödemedikleriİçin kapıyı çalmış,
"Siz bayan Smith misiniz? Biliyor musunuz bir aylık gecikmeniz var..!"
"Bir aylık gecikmem olduğunu siz nereden biliyorsunuz?" demiş kadın hayretle..
"Bayan, dosyalarımızda açıkca görülüyor..!"
"Nee?, Dosyalarınızda mı?"
"Kesinlikle!"
"Şeyy, lütfen bu gece eşimle görüşmeliyim!" demiş kadın ve korkuyla olanıbiteni eşine anlatmış.. Kocası ertesi sabah kızgın bir boğa gibi elektrik idaresine dalmış..
"Ne oluyor burada?. Karım bir dosyadan bahsetti.. Aylık gecikmesi ile ilgili!" diye bağırmış adam..
"Sakin olun.. Ciddi birşey değil!" demiş memur.. "Bu gecikme için bize borçlusunuz!"
"Size mi borçluyum? Ya ödemezsem??"
"O zaman sizinkini kesmek zorunda kalacağız!"
"Ama o zaman karım ne yapacak?"
"Bilmiyorum!" demiş, memur.. "Hanımefendi artık mumla falan idare eder!"


:D :D :D :tamam:



hemşerim eline sağlık süper...

BORSAHİSSE
17-06-2006, 21:10
Temel sabah uçagi ile Parise gidiyor. Islerini
tamamlayip aksam uçagi ile
Istanbul'a dönmek istemekte...aksilik bu ya, uçagi kaçirir.
Saat 23.30'de lüks bir
otelin yolunu tutar. Odasina çikip uyur. Sabah yedide
resepsiyona gidip
hesabini sorar. Eline bir fatura uzatirlar Temel
sasirir:
- Lan bir basimizi koyduk ve kalktik 400 Euro...olur
mu? der.
- Ama efendim hizmetlerimiz var.
Temel faturaya bakar T.K.P 100 Euro
- T.K.P ne?
- Tenis kortlarini kullanma parasi
- Ben kullanmadim ki? der Temel
- Kullansaydiniz efendim 6 tane kortumuz var. der
Resepsiyon memuru yine bakar
- H.K.P 150 Euro
- Bu ne?
- Havuzu kullanma parasi
- Kullanmadim ki? der Temel.
Resepsiyon memuru gayet sakin bir sekilde
- Kullansaydiniz 3 tane havuzumuz var 2 tanesi
olimpik.
Temel çok sinirlenir ve hemen bir kalem ister.
Faturanin altina aynen sunu yazar:
T.?.P 500 Euro ve resepsiyon memuruna uzatir.

-Ver bakalim 100 Euro sizin de bana 500 Euro borcunuz
vardir, der Temel.
Resepsiyon memuru sasirir
- T.?.P ne oluyor?
- Temel'i ...me parasi.
- Aman efendim olurmu öyle sey estagfirullah. der
resepsiyon memuru
- Kardesim, Temel burdaydi ...seydiniz bütün gece müsaittim!

:D :D :D

vesbar
17-06-2006, 22:29
Başçavuş Albayı tutuklayacakmış; Albay, binbaşıya:
-Yarın güneş tutulacak. Bu her zaman görülen bir şey değildir. Erleri talim elbiseleri ile talim meydanına getirin de olayı görsünler. Ben de orada bulunup kendilerine gerekli bilgiyi vereceğim. Şayet yağmur yağarsa, tabii bir şey göremeyiz. O zaman erleri, üstü kapalı talimgaha **ürürsün. Binbaşı, yüzbaşıya: Albayın emri ile yarın sabah saat dokuzda güneş tutulacak. Bu her zaman görülen bir olay değildir. Şayet hava kapalı olursa bir şey görülemeyecektir. Bu durumda tutulma, kapalı talimgahta gerekli talim elbisesiyle yapılacaktır. Yüzbaşı, teğmene:
-Albayın emri ile yarın sabah dokuzda talim elbisesi ile güneş tutulmasının açılış merasimi yapılacaktır. Şayet yağmur yağarsa ki bu durum pek görülen bir olay değildir, Albay kapalı talimgahta gerekli bilgiyi verecektir. Teğmen, başçavuşa: -Yarın sabah dokuzda hava güzel olursa, talim kıyafeti ile albay tutulacak. Kapalı talimgahta yağmur yağarsa, alayın meydanında manevra yapılacak. Çünkü bu her zaman görülen bir olay değildir. Basçavuş, askere: -Yarın sabah saat dokuzda kapalı talimgahta Albayı tutacağız. Sabah hepiniz talim teçhizat ile hazır olun. Askerler kendi aralarında: -Yarın sabah bizim başçavus Albayı tutuklayacakmış.

vesbar
17-06-2006, 22:30
Güney Amerikalı bir subayla bir er konuşuyorlar: - Savaşta bir düşmana rastlarsan ne yaparsın? - Vururum. - Doğru, peki bir düşman bölüğüne rastlarsan ne yaparsın? - Vururum - Olmadı. Koşup karargaha haber verirsin. Peki savaş meydanında bir inek görürsen ne yaparsın? - Vururum. - Olmadı. - Koşup karargaha haber veririm. - Yine olmadı.Boynuzlarından tutup karargaha sürüklersin. Şimdi beni görürsen ne yapacağını söyle.. - Vururum. - Olur mu canım. Ben senin komutanınım. - Döner karargaha haber veririm. - Yahu ben düşman bölüğü değilim ki. - Hah tamam. Boynuzlarından tutup karargaha sürüklerim...

vesbar
17-06-2006, 22:31
Askerde kamuflaj yarışması vardır. Herkes çuvallara girecek, komutan gelip tekme atacak; onlar da hayvan sesleri çıkaracaklardır; komutan da beğenirse onaylayacaktır. Komutan birinci çuvala vurur. Hav hav hav, komutan aferin der, köpek çuvalı. İkinci çuvala vurur, miyav miyav. Komutan gene beğenir. Böyle on onbeş çuval gezer... Hepsi çok iyi taklit yapıyorlardır. En son çuvala vurur ses yok. Daha sert vurur gene ses yok, tekme, tokat, tahta, tüfek, ses yok. Askerlere emir verir iyicene tekmeleyin diye. Çuvaldan kan sızmaya başlıyor. Beş dakika sonra da ince, bitkin bir ses:
- Patateeeeeees..

vesbar
17-06-2006, 22:35
Soğuk ve karlı bir günde bir işadamıyla sarışın sekreteri yollarını kaybetmişler ve bir ormanda kaybolmuşlar.
Bir süre sonrada arabaları bozulmuş ve arabayı terketmek zorunda kalmışlar.
Zor ve uzun bir yürüyüşten sonra ormanın içinde bir kulübe bulmuşlar ve kendilerini hemen bu kulübenin içine atmışlar.
Kulübede bir yatak, bir uyku tulumu ve bir sürüde battaniye olduğunu görürmüşler.
Adam bir centilmen olarak sekretere onun yatakta yatabileceğini söylemiş ve kendide uyku tulumu alıp yere yatmış.
Adam yattıktan birkaç dakika sonra sarışından bir ses gelmiş;
- ''Efendim, ben çok üşüyorum''.
Adam tulumun fermuarını açmış ve kalkıp sarışına bir battaniye vermiş ve sonra yine yatmış.
Tam uyumak üzereyken sarışın yine;
- ''Efendim, ben hala çok üşüyorum'' demiş.
Adam yine fermuarını açmış, kalkmış ve sarışına bir battaniye daha vermiş.
Sonra aynı sakinlikle uyku tulumunun içine girip, fermuarı çekmiş.
Tam uykuya dalacağı sırada sarışın yine,
- ''Efendim, ama ben çooooook üşüyorum''. demiş.
Adam sarışına dönüp;
- ''Burası ıssız bir yer Ne olduğunu kimse görmez. İstiyorsan bir geceliğine karı-koca gibi davranabiliriz'' demiş.
Sarışın cilvelenerek;
- ''Tabii efendim siz nasıl isterseniz'' demiş.
Bunun üzerine adam avazı çıktığı kadar bağırmış,
- ''Öyleyse kalk ve kahrolası battaniyeyi kendin al''...

kantar
18-06-2006, 07:55
Aldattın mı?

Ünlü diş hekimi Sam ve eşi 50. evlilik yıldönümlerini kutluyorlardı.
Sam birden eşine bir soru sordu:
- "Sevgilim, bu elli yıl içinde beni hiç aldattın mı?"
- "O da nerden çıktı?" diye sinirlendi eşi, "cevabı öğrenmek
istemezsin herhalde" dedi.
"İsterim" dedi Sam. "Lütfen anlat."
- "Madem öğrenmek istiyorsun, evet, seni üç kez aldattım"
diye cevap verdi eşi.
Kimlerdi bunlar?" diye sordu Sam. "İlki" diye anlatmaya başladı eşi
"hani sen 30 yaşındaydın ve kendi kliniğni kurmak istiyordun da
hiçbir banka sana kredi açmıyordu. Sonra bir banka müdürü eve
geldi; hiçbir sey sormadan tüm kağıtları imzaladı ve sen en modern
aletlerle kliniğini açabildin..."
- "Canım benim. Benim için kendini feda ettin demek. Benim sevgili
karıciğim" dedi Sam. "Peki ikincisi?"
- "Hani 50 yaşında kalp krizi geçirmistin ya, kritik bir by-pass ameliyatı
olman gerekiyordu, hiçbir doktor o cesareti gösteremiyordu. Her an
ölebilirdin. Dr. Halery onca yoldan kalktı geldi, ameliyatinı yaptı. Sen
hayata döndün" dedi eşi.
- "Ah benim sevgili karım. Hayatımı kurtarmak için kendini bir kez daha
feda ettin, öyle mi? Peki üçüncü aldatışın?"
- "Hatırlıyor musun, yıllar önce diş hekimleri odası başkanı olmak
istemiştin de 369 oy eksikti...(!)

selçuk efendi
19-06-2006, 08:30
Çiftçi Temel'in bir koyunu varmis.
> >>>Butun gayrete ragmen koyun gebe kalamiyormus. Temel dusunmus
> >>>tasinmis ve
> >>>nam salan kocun sahibi Idris ile konusmaya karar
>vermis.
> >>>Idris: -Tamam koyunun kocum ile
> >>>ciftlesebilir ama 5 YTL alirim... der.
> >>>Bunu seve seve kabul eder Temel ve
> >>>ertesi sabah koyununu el arabasina oturtur Idris`in
yolunu tutar. Koyun
> >>>ile Koc ciftlesir. Ama Temel tedirgindir ya hamile
kalmazsa diye sorar:
> >>>-Koyunumun hamile oldugunu nereden
> >>>anlayacagim?
> >>>Idris: -Sabah kalktiginda eger
> >>>ayakta ise hamile degil... eger yatiyorsa hamiledir... der.
> >>>Sabah olur Temel kosarak gider
> >>>ahira ama koyun ayaktadir. Oflayip yine el arabasina
koyunu koyup Idris in
> >>>ahirina gider. Bu sefer 3 YTL alir. Ayni seyi söyler
Idris, ayakta ise
> >>>degil, yatiyorsa hamile... Sabah olur ancak yine koyun
ayaktadir. Yine
> >>>gider Idris in ahirina ve bu sefer ona aciyan Idris 1 YTL
alir ve hayvanlar yine ciftlesir. Takip eden gün Temel in cani hic ahira
gitmek
> >>>istemez ve karisi Fadime ye seslenir:
> >>>-Su ahira bi baksana koyun ne
> >>>alemde ayakta mi, yatiyor mu? Fadime gider bir zaman sonra
> >>>gelir.
> >>>Temel sorar: -Ee koyun ne durumda,
> >>>ayakta mi yatiyor mu? Kadin gülerek cevap verir:
> >>>-Ne ayakta ne de yatiyor, el arabasina binmis seni bekliyor.

selçuk efendi
19-06-2006, 08:50
Yakışıklı bir Amerikalı çiftci kasabaya inmiş. Bir kova, bir çekiç, iki tavuk ve bir de horoz satın almış. Çiftcinin bütün bunları taşımakta zorlandığını gören dükkan sahibi ona akıl vermiş :

- Çekici kovanın içine koy, kovayı bir elinde taşı. Tavukları koltuk altlarına sok ve horozu da öbür elinde taşı..!

Çiftci, adamın dediğini yapmış ve kamyonetine doğru yürümeye başlamış. Yakışıklı çiftcinin yolunu bir kadın kesip :

" Affedersiniz, acaba Çılgın Boğa Çiftliği'ne nasıl gidebilirim ? ".

Çiftci :

- Şansınız var, benim çiftliğim Çılgın Boğa'ya çok yakın. Atlayın kamyonete sizi götüreyim...!

Kadın :

" Peki ama, sizin beni şimdi bir duvara yaslayıp, öpmeyeceğinizi nereden bileyim ? ".

Çiftci :

- Hanımefendi insaf, bir elimde içinde çekiç olan kova, koltuklarımın altında birer tavuk, öteki elimde bir horoz varken, ben sizi nasıl duvara yaslayıp öpebilirim ? ...

Kadın :

" Çok basit..! Horozu yere koy, üstüne kovayı geçir, çekici de kovanın üstüne koy ki horoz kaçamasın...! Ben de tavukları tutarım..."

selçuk efendi
19-06-2006, 08:55
Mehmet ile Handan öğrenci olup,
ayni evi paylaşmaktadırlar. Bir gün
Handan ve Mehmet, Mehmet'in
annesini yemeğe davet ederler, Mehmet'in annesi
aksam yemeği süresince Handanı uzun uzun süzer
ve aslında Handanın çok alimli ve güzel bir kız
olduğunu , acaba aralarında ev arkadaşlığından daha ileri
bir boyutta bir ilişkinin mevcut olup, olmadığını merak eder.
Aklini okumuşçasına Mehmet annesine der ki:
--Ne düşündüğünü biliyorum ama emin ol ki
sadece ev arkadaşıyız, ötesi yok.
Aksam yemeğinden sonra Mehmet'in annesi evine döner.
Aradan bir iki gün sonra Handan derki:
--Mehmet, annen bize yemeğe geldiğinden beri gümüş çorba
kasesini bulamıyorum.
Mehmet yanıtlar:
--Annemin almış olabileceğini tahmin etmiyorum ama ben
yine de kendisine bir mektup yazayım.
Oturur ve yazar:
Anneciğim, Gümüş çorba.kasesini sen aldın
demiyorum, ama almadın da demiyorum. Fakat
konu su ki: sen bize yemeğe geldiğinden beri
gümüş çorba kasesi kayıp.
Sevgiler oğlun Mehmet.
Bir hafta sonra Mehmet'in annesinden mektup gelir:
Sevgili oğlum: Handanla yatıyorsun
demiyorum, ama yatmıyorsun da demiyorum.
Fakat konu şu ki: Handan kendi
yatağında yatıyor olsaydı, gümüş çorba
kasesini çoktan bulmuş olurdu.
Sevgiler annen.

cumali
20-06-2006, 00:48
Temel sabah uçagi ile Parise gidiyor. Islerini
tamamlayip aksam uçagi ile
Istanbul'a dönmek istemekte...aksilik bu ya, uçagi kaçirir.
Saat 23.30'de lüks bir
otelin yolunu tutar. Odasina çikip uyur. Sabah yedide
resepsiyona gidip
hesabini sorar. Eline bir fatura uzatirlar Temel
sasirir:
- Lan bir basimizi koyduk ve kalktik 400 Euro...olur
mu? der.
- Ama efendim hizmetlerimiz var.
Temel faturaya bakar T.K.P 100 Euro
- T.K.P ne?
- Tenis kortlarini kullanma parasi
- Ben kullanmadim ki? der Temel
- Kullansaydiniz efendim 6 tane kortumuz var. der
Resepsiyon memuru yine bakar
- H.K.P 150 Euro
- Bu ne?
- Havuzu kullanma parasi
- Kullanmadim ki? der Temel.
Resepsiyon memuru gayet sakin bir sekilde
- Kullansaydiniz 3 tane havuzumuz var 2 tanesi
olimpik.
Temel çok sinirlenir ve hemen bir kalem ister.
Faturanin altina aynen sunu yazar:
T.?.P 500 Euro ve resepsiyon memuruna uzatir.

-Ver bakalim 100 Euro sizin de bana 500 Euro borcunuz
vardir, der Temel.
Resepsiyon memuru sasirir
- T.?.P ne oluyor?
- Temel'i ...me parasi.
- Aman efendim olurmu öyle sey estagfirullah. der
resepsiyon memuru
- Kardesim, Temel burdaydi ...seydiniz bütün gece müsaittim!

:D :D :D :p :p ula temel nediysun da

kantar
20-06-2006, 14:06
Tünel

Mısır hükümeti Kızıldeniz'in altına tüp geçit yapmak için ihale açar. İhaleye İngiltere'den, Amerika'dan, Japonya'dan ve Türkiye'den de Temel'in firması olmak üzere birer firma katılır. Firmaları teker teker mülakata çağırırlar ve teknik bilgi isterler. İngiliz firması:

- Biz iki taraftan da eşzamanlı olarak tüneli kazmaya başlarız ve denizin altında tam ortada buluşuruz. Tüneller arasında maksimum 1 metre fark olur. 30 metrelik enindeki tünelde de 1 metreyi rahatlıkla düzeltiriz derler.

Amerikan firması:

- Biz de iki taraftan kazmaya başlarız ve tam ortada buluşuruz maksimum 50 cm fark olur, der.

Japon firması ise:

- Biz iki taraftan kazmaya başlarız ve tam ortada buluşuruz. Maksimum fark 20 cm olocak, diye belirtir.

Sıra bizim Temel'e gelir. Temel:

- Valla biz de iki taraftan kazmaya başlarız. Ortada buluştuk buluştuk, buluşamadık iki tüneliniz olur der.

BOSNA
20-06-2006, 20:04
Karakolun kapisindan iceri bir kucuk oglan girmiş...

-"Polis amca, lutfen yardim edin babam sokakta 3 kişiyle kavga ediyo..."Ve birlikte sokaga inmişler gercekten de cocugun babasi 3 tane adamla tekme tokat dövüşüyor, polis sormuş:

"Peki hangisi senin baban????"

Cocuk cevap vermiş:

-"Bilmiyorum.. zaten bu yuzden kavga ediyolar...."

BOSNA
20-06-2006, 20:12
Hava taşımacılığının ilk yıllarında insanlar uçağa binmekten korktuğu için bir türlü istenen yolcu sayısına ulaşılamıyormuş. Bir şirketin promosyon sorumlusu uçaklarında seyahat eden iş adamlarına birer mektup göndererek, eğer o hafta rezervasyon yaptırırlarsa bundan sonraki ilk beş seyahatlerinde eşlerinden para alınmayacağını bildirmiş.

Bunun üzerine epeyce başvuru olmuş doğal olarak. Şirket kampanya sona erdikten sonra bu kez işadamlarının eşlerine birer mektup göndererek, seyahatlerinden memnun olup olmadıklarını sormuş.

Ancak mektup gönderilen kadınların yüzde doksanından şu yanıt gelmiş:

-"Ne seyahati?"

BOSNA
20-06-2006, 20:26
KARPUZ TARLASI
Bir karpuz tarlasi olan çiftçi, her aksam tarlasina çocuklarin dadandigini ve birkaç karpuzun eksildigini farketti.Epey düsündükten sonra, tarlaya bir uyari levhasi koymaya karar verdi.

" Dikkat ! Karpuzlardan birine siyanür enjekte edildi ! "

Ertesi aksam karpuz yiyemeden kaçan çocuklari keyifle izledi.Bir hafta sonra, çiftçi tarlasinda geziyordu.Karpuzlarini kontrol ederek eksik olmadigini düsünürken gözü kendi levhasinin yanina konan bir levhaya ilisti

" Simdi o karpuzlardan iki tane var ! "

kantar
21-06-2006, 07:02
AMİN

Üç Amerikan askeri ıraklı bir amcanın bakkal dükkanına girerler.alış veriş yaparken 'kahrolsun amerika'diye bir ses duyarlar.Etrafa bakınırlar ve sesin bir papağandan geldiğini görürler.Bunun Üzerine ıraklı bakkal amcaya 'bu papağanı buradan yok et yarın geldiğimizde görürsek seni mahvederiz'derler.
Askerler gittikten sonra bakkal amca kara kara düşünmeye başlar çünkü papağan kuşunu çok sevmektedir.Derken aklına cami imamlarının papağanı gelir.Hemen imamın yanına koşar başından geçenleri anlatır ve'Hocam eğer sakıncası yoksa papağanları değiştirelim'der.Hoca kobul eder ve değişim gerçekleşir.
Ertesi gün işgalci amerikan askerleri gelir, papağanı görürler ve kızarak
-biz sana bunu yok edeceksin demedikmi?deyince
Bakkal amca bu papağan o değil desede inandıramaz.Sivri zekalı askerin biri ben şimdi anlarım bunun dünkü papağan olup olmadığını der ve papağanın tekrarlamasını umarak bağırır:kahrosun amerika!!
ses çıkmyınca bakkal amca dahil hep birlikte bağırmalarını söyler:
-Kahrolsun amerika!
(ses yok)
-Kahrolsun amerika!
(ses yok)
-Kahrolsun amerika!
papağan dile gelir
-Amin evlatlarım

kantar
21-06-2006, 16:26
Bir Fransız, bir İtalyan ve bir Türk Avrupa'da trene binip yolculuk etmeye karar vermişler. Bos bir kompartıman ararlarken, kompartımanın birinde tas gibi bir hatunla bir Japon'un yan yana oturduklarını görmüşler. Hemen o kompartımana oturmaya karar verip içeri dalmışlar. Bizim üçlü tam Japon'la kadının karşısına oturmuşlar ve başlamışlar Japon'u çekiştirmeye.
İtalyan,
- "Maymun gibi Japon taş gibi hatunu götürüyor. Ben şimdi bunu ayarlarım". demiş.
Bunun üzerine Fransız, İtalyan'ı uyarmış:
- "Önce Japon'u halletmek lazım."
İtalyan Japon'u dışarı davet etmiş. Bir iki dakika sonra dışarıda bir gümbürtü kopmuş. "Bam, güm" sesler geliyormuş. Kompartımanın kapısını ilk açan İtalyan olmuş. Yüzü gözü kan içerisinde, bir gözü şişmiş bir şekilde içeri girmiş. Bizimkiler sormuş:
- "Ne oldu?"
İtalyan ağlamaklı:
- "Tam herife girecektim, ne olduğunu anlamadan bu hale geldim."
Sonra da Japon içeri girmiş ve selam verip yerine oturmuş.
İtalyan dışarıda olanın sokuyla Japon'a sormuş:
- "Kardeşim, sen ne yaptın dışarıda öyle yahu? Ne olduğumu anlayamadım bile."
- "Bizim oralarda çok kullanılan bir yöntem var. Onu uyguladım."
- "Ne biçim yöntem bu ?"
- "Oshido'nun Koshido'su."
Fransız bu olaya çok içerlemiş. Benim arkadaşıma bu yapılırmı, ulen? diyerek o da Japon'u dışarı çağırmış. Yine bir iki dakika sonra dışarıda bir gümbürtü kopmuş. "Bam, güm" sesler geliyormuş. Kompartımana ilk önce Fransız ağzı yüzü dağılmış, dişleri dökülmüş bir durumda girmiş. Arkadaşları büyük bir şaşkınlıkla sormuş:
- "Seni de mi? Nedir? Ne oldu?"
Fransız İtalya'nın yaşadığı şokun iki kati ile:
- "Tam herife girecektim, ne olduğunu anlamadan dünyam karardı."
Sonra da tabii ki Japon içeri girmiş ve selam verip yerine oturmuş. Fransız da ne olduğunu anlamak için Japon'a sormuş:
- "Kardeşim, ne biçim yöntem bu böyle? Dünyam yıkıldı."
- "Bizim orada çok unlu başka bir yöntem daha var. Onu uyguladım."
- "Onun adi nedir peki?"
- "Moshido'nun Koshido'su."
Bizim Türk de diğerlerinin sokunu yasarken kendi kendine "Ulaaan, iki tane dev gibi adam dayak yedi. Ama ben kendime korkak Türk dedirtmem. Dayak yersek yeriz" diye düşünmüş. Sonra o da Japon'u dışarı davet etmiş. Japon bizimkinin ardından dışarı çıkar çıkmaz "Küüüüt" diye bir ses duyulmuş. İçeridekiler büyük bir şaşkınlıkla bekliyorlarmış. İçeri ilk Japon girmiş. Kafası yarılmış, ağzı gözü kan içindeymiş. Türk içeri girer girmez de Japon atlamış:
- "Ne oldu yahu? Neydi bu? Ne olduğunu bile anlayamadım?
Nedir bu?"
- "Bu aslında bizim oralarda çok kullanılan bir yöntem."
- "Hiç bilmiyorum. Nedir bunun adi?"
- "Mazda'nın Krikosu."

kantar
22-06-2006, 12:28
Rüya Gibi Koca

Kadının biri "armudun sapı üzümün çekirdeği" deyip
yıllarca evlenmemiş, bu konudaki tüm teklifleri geriye çevirmiş.
Neden sonra birine razı olmuş ve evlenmeyi kabul etmiş.
Güzel bir düğün yapılmış ve yeni evlerine taşınmışlar.
Tabii henüz kocasını tam olarak tanıma fırsatı bile bulamamışken ilk
sabah kocası erkenden kalkmış ve karısına mükemmel bir kahvaltı hazırlamış.
Yumurta rafadan, tam istediği gibi. Ekmekler kızarmış, taze portakal suyu
vs...
Bir kuş sütü eksikmiş. Kahvaltıyı yatağa kadar getirmiş ve nazikçe
hanımını uyandırmış.
Tabii kadın bunu görünce çok sevinmiş ve
- "Yahu durduk durduk ama
turnayı gözünden vurduk"
diye içinden geçirmiş. Kadın bunları düşünürken kocası sormuş:
- "Nasıl karıcığım, beğendin mi?" Kadın cevap vermiş:
- "Evet evet çok teşekkür ederim, harikasın kocacığım. Bunun üzerine
kocası ilave etmiş:
- "Bundan sonra hep böyle isterim."

selçuk efendi
22-06-2006, 12:34
meraba ben serkan nasıl yardımcı olabilirim?
- benim telefonda bi problem var bankomatta işlem yapamadım
- peki ilk önce telefonunuzun ''menü" tuşuna sonra da ''5'' tuşuna basın...
- evet... tamam...
- ekranda ne var şimdi?
- show tv... - ???

-İyi günler kredi kartı başvurunuz için aramıştım sizi...
- tabi buyrun..
- mesleğiniz nedir acaba?
- hayat kadını...
- ... Özel sektör yazıyorum ben...
- o da olur!...

kadın : merhaba ben kredi kartınızla köpek almıştım...
yetkili: evet efendim?...
kadın : bu köpeğin kulakları duymuyor. acaba sigorta kapsamına giriyor mü?
yetkili: ben bi üstüme danışayım !!!?!!...

İyi günler, nasıl yardımcı olabilirim?
- para çekemiyorum ben...
- Şifrenizi yanlış giriyormuşsunuz ahmet bey!...
- Şifre mi? benim şifrem hep aynıdır, İstanbul'un kurtuluşu...
- lütfen, bana şifreyi söylemeyin efendim.
- hah, tamam hatırladım, 1956!!!
- efendim o İstanbul'un kurtuluşu değil ama...
- yaaaa!... kaçtı İstanbul'un kurtuluşu?
- efendim ben malesef söyleyemem bunu size.
- niye sen de mi bilmiyosun?...
- biliyorum, ama güvenlik açısından benim şifreyi bilmemem gerekiyor.
- ben sana şifreyi sormuyorum ki!... İstanbul'un kurtuluşunu soruyorum.
- evet, ama... ???!!!

- alo ben konya, ya benim bu printer çalışmıyor!...
-windows'ta mı çalışıyor?
- evet
- bilgisayar printerı görüyor mu konya?
- evet, karşı karşıyalar!...

- Şu an bankanızın atm'sinden maaşımı çekemiyorum.
- Üzgünüz efendim geçici bir hatadan ötürü şu an tüm sistemlerimiz off'tadır.
(bir saat kadar sonra yine arar)
- ben şu an of'dayım ve hala paramı çekemiyorum...

-güvenliğiniz için bir kaç soru sormam gerekiyor.
-doğum yeriniz?
- erzurum...
- doğum tarihiniz?
- 23 ocak 1957
- annenizin evlenmeden önceki soyadı?
- anamı karıştırma bu işe

ekselans
22-06-2006, 18:49
Paraşütçü Temel gazetede THK’nın paraşüt kursu ile ilgili ilanını görmüş ve hemen başvurmuş.
Sıra ilk atlayışa gelmiş ve hoca;
“-Arkadaşlar, ilk atlayışımızı 2000 metreden yapacağız. Atlar atlamaz 3’e kadar sayıp ana paraşüt ipini çekeceksiniz; o açılmazsa yedek paraşütün ipini çekersiniz o kesinlikle açılır. Aşağıda sizi bir jeep bekliyor olacak...”
Herkes uçağa doluşmuş. Uçak atlama yüksekliğine gelince başlamışlar atlamaya. Temel atladıktan sonra ana paraşüt ipini çekmiş ama paraşüt açılmamış. Yedek paraşüt ipini çekmiş ama o da açılmayınca, büyük bir hayal kırıklığı ile kızmış;
“-Allah bilir, aşağıda jeep falan da beklemiyordur...”

Cenaze Arabası var :D

kantar
24-06-2006, 10:44
Türkmen Fıkrası

Bir gun ,Turkmenin biri hanımı ile aksam yemegine oturmus. Bakmiş her gun rutin yemekler,
-Avrat ,yahu yarın ben bir tavuk alayım da ,sen de pisir ,adam gibi bir tavuk yiyelim, biktim bu yemeklerden.demiş.
Karisi:
-Adam ne bicim konusuyorsun, insan nasipse yiyelim der. demis.
Adam:
-Yahu avrat nasibi mi var bunun, ben parayi verecem ,sen de pisirecen o kadar. Kadin sesini cikarmamis, ertesi gun kararlastirdiklari gibi adam tavuk satin almis, karisi da pisirmis. Aksam kadin sofraya tavugu koymus. Kadin mutfakta salatayi hazirlarken, adam yemek icin paldir kuldur tavugu parcalamis. Ilk lokmayi tam eliyle ağzına götürdüğü anda kapi calınmış.
Kapiya akşam akşam erkeğin bakması lazım, ağzında yemekle de kapıyı açmak olmaz, mecburen lokmayi geri birakmiş kapiya gitmiş.
Bakmış kapida polisler:
-Hakkında ihbar var, kanunsuz işler yapıyormuşsun, yürü karakola. demişler.
Adam caresiz ac bir sekilde karakola gitmis. Bunu iceri bir almışlar, üç gün üç gece konuşturmak için bazı sorgulamalardan geçirmişler,iyice bir dövmüşler.
Sonunda ihbarın yalan olduğu anlaşılmış , adamı salivermişler. Adam bitkin bir şekilde evin yolunu tutmuş.
Eve gelmiş kapıyı calmış. Içeriden karısı korku ile sormuş
-kim O ?
Adam cevap vermiş :
-Nasipse kocan.

Turkuaz
25-06-2006, 22:01
YARDIMSEVER
Sehrin hayirsever vakiflarindan birindeki çalisanlar sehrin en
basarili avukatindan henüz herhangi bir bagis almamis olduklarini fark
ettiler.
Bagis toplama görevindeki kisi avukati bagista bulunmasi için
ikna etmeye çalisiyordu:
"-Arastirmalarimiza göre yillik geliriniz en az 500.000 dolar,
ancak bugüne kadar hiç bir hayir isine bir kurus bagista
bulunmamissiniz. O paranin bir kismini bir sekilde topluma iade etmek
istemez miydiniz?"
Avukat bir süre düsündü, sonra:
"-Önce, arastimalariniz annemin uzun bir hastaliktan sonra ölmek
üzere oldugunu ve hastane masraflarinin onun yillik gelirinin bir kaç
kat üstünde oldugunu da gösterdi mi?"
Görevli utandi:
"-Sey, hayir."
"-Sonra, kardesimin malul bir gazi, kör ve tekerlekli iskemleye
mahkum oldugunu?"
Görevli utancindan kipkirmizi kesilmis bir halde özür dilemeye
çalisirken avukat onun sözünü kesti:
"-Ya da kizkardesimin kocasinin bir trafik kazasinda öldügünü ve
onu üç çocuguyla bes parasiz biraktigini?"
Görevli yerin dibine geçmisti, sadece,
"-Hayir, hiç bir bilgim yoktu ..." diye mirildanabildi.
Avukat bir kez daha onun sözünü keserek devam etti:
"-Pekala, ben onlara zerre miktar para vermezken size niçin vereyim?"

vesbar
26-06-2006, 19:55
Bahse Girerim...
51. piyade alayinda yuzbasi jack diye bir subay varmis. bu alayda butun herkes bu yzb'dan illallah demis. cunku her girdigi iddiayi kazaniyormus. alay komutani sonunda dayanamayip yzb. jackin tayini ni cikarmayi basarmis. ve bizim yzb. 61. piyade alayina tayini cikmis. 51. piyade alay komutani, 61. piyade alay komutanina telefon ederek yuzbasi icin 'aman bu adama dikkat edin sakin kimseyle iddiaya girmesin. aka kara der iddiayi yinede kazanir' diye uyarida bulunmus. 61. piyade alay komutani olurmu canim oyle sey diyip telefonu kapatmis. neyse bizim yzb. 61. piyade alayina gelmis ve alay komutanin karsina gecerek komutanim ben geldim' demis. alay komutani: - senmisin şu meşhur yzb. jack derken, yzb. alay komutanina - a a komutanim beni hatirladiniz mi, demis - hayir hatirlamadim - olurmu komutanim vietnam savasinda beraber mevzide idik siz ozaman yarbaydiniz bende daha tegmendim. - yok canim ben o savasa katilmadim - aa komutanim ben adim gibi hatirliyorum sizin poponuza şaraplen parcasi gelmisti. kesin onun yara izide kalmistir. - olurmu canim sen manyakmisin ben ne o savasa katildim nede popomda şaraplen yarasi var. - komutanim 100$ iddiasina girerim ki sizin poponuza şaraplen yarasi var.demis ve 100$ iddiasina girilmis. alay komutani indirmis pantalonu ve yaranin olmadigini gostermis. yzb: - ah komutanim cok ozur dilerim. yanilmisim buyurun 100$ inizi demis ve 100$ i vermis. 61. piyade alay komutani sevine sevine 51. piyade alay komutanini telefonla arayarak - he he bumuydu her iddiayi kazanan adam. - ne oldu ki - iddiaya girdim ve kazandim - sakin ona popomu gosterdim deme! - nereden anladin popomu gosterdigimi - ulan senin allah belani versin allah seni kahretsin o adam senin poponu gormek icin butun alayla iddiaya girmisti.

selçuk efendi
27-06-2006, 08:16
Çinli Filozof Chang Ying Yue'dan;

" Her kim gün boyunca arı kadar aktif, bir boğa kadar
güçlü, bir at kadar çalışkan olduğu halde, akşam
olunca bir köpek kadar bitkin eve dönüyorsa bir
veterinere görünmelidir. Çünkü eşek olması kuvvetle
muhtemeldir.

selçuk efendi
27-06-2006, 12:51
Disi aslan bir agacin altinda uyurken, tilki
gizlice gelip disi aslani halletmis.
Disi aslan uyaninca erkek aslanin yanina gitmis ve
ona sormus; "sen ben uyurken birsey yaptin mi?" demis.
Erkek aslan "ben bir sey yapmadim" demis, ama olaya
çok sinirlenmis...
"Bütün hayvanlari toplayin suçluyu mahvedecegim"
demis. Bütün hayvanlar toplanmis;
Aslan "kim yaptiysa bunu elini kaldirip öne çiksin"
diye kükremiş ama hiçbirinden ses çikmamis.
O sirada toplantiya geç kalan ve kosarak gelen
çakal,tilkiye "Burada neler oluyor?" demis.
Tilki de; "Aslan ormana bir müdür ariyor, talip
olan elini kaldirip öne çiksin" diyor demis.
Çakal elini kaldirip öne çikmis.
Aslan "pekala herkes gitsin" demis... tabiiki
çakali sabaha kadar etraflica becermis.
Çakal ertesi sabah perisan halde yürürken
tilkiye rast gelmis.
Tilki siritarak demis ki:
"Len Çakal, bir müdür oldun yürüyüsün bile degisti!!"

selçuk efendi
28-06-2006, 08:01
Amerika'da ölen bir kadın için kilisede cenaze töreni düzenlenmişti.
Tören sonunda cenaze görevlileri tabutu taşırken, tabutun ön bölümünü
yanlışlıkla kilisedeki sütunlardan birine çarptılar.
Bu olaydan sonra tabuttan bır inilti sesi duyuldu. Tabut açıldı ve
öldüğü sanılan kadının yaşadığı anlaşıldı. Bir süre hastanede tedavi
edilen kadın
iyileşti ve bir 10 yıl daha yaşadı.

10 yıl sonra öldüğünde ise cenaze töreni yine aynı kilisede yapıldı.
Tören sonrası görevliler tabutu taşırken kilisedeki aynı sütunun önüne
geldiklerinde, ölen kadının kocası bağırdı :
-Lütfen sütunlara dikkat edelim!"

selçuk efendi
28-06-2006, 09:10
KORKUTUCU BIR YOLCULUK


Bu olay Bu olay Kayseri'nin Bünyan ilçesi'nde yasandi.
Olay Alfred Hitchcock'un meshur korku filmlerini bile çok gerilerde birakacak kadar tüyler ürpertici. Gece bindiginiz otomobilde direksiyonda Kimse yoksa ne yapardiniz?

Kendisi Bünyanli olmayan, politikayla ugrasmis ve halen Kayseri'de yasayan isadami, 22 subat 2005 tarihinde Bünyan sinirinda, Kayseri Malatya kara yolu üzerinde, bir benzin istasyonuna girer.

Lokantaya Oturur ve orada kalabalik toplulukla birlikte bir ufak raki içer. Yürüyüs mesafesindeki Bünyan'a gitmek için, lokantadan çikar.
Ancak disarisi hem zifiri karanlik hem de korkunç bir kar-tipi firtinasi baslamistir. Benzin istasyonuna yaklasik 300 metre mesafedeki, Bünyan'a dönüs yolu kenarina varir.





Oradan geçen bir arabaya binip, Bünyan'a ulasma derdindedir. Firtina daha da siddetlenir. Adam bir-kaç adim ötesini bile görememektedir. Gelip-geçen bir araba da yoktur. Nihayet karanliklar içerisinde, hayalet gibi
yavas yavas yaklasan bir arabanin iki farini farkeder. Arabanin,tam önünde yavaslamasiyla birlikte hemen arka kapiyi açar ve arabaya biner. Kapiyi kapatir, araba yeniden hareket eder.

Içeridekilere merhaba demek ister. Ama o da ne? Arabada kimse olmadigi gibi, direksiyonda da kimse yok. Birden panige kapilir. Korkuyla, hemen arabadan atlayip, oradan kosarak uzaklasmak ister ama hem araba hizlanmis, hem de korku ile dizleri baglanmis, hareket edemez hale gelmistir.

Araba keskin bir viraja dogru yaklasir. Adam dua etmeye baslar. Tüm günahlari için tövbe eder. Arabayi durdurmasi için Allaha yalvarir. Tam bu esnada, pencereden bir el uzanir ve direksiyonu kivirarak sert virajdan arabanin dogru yola dönmesini saglar. Her tehlikeli dönemece
yaklastikça, Allah'a yalvaris ve yakarisi artar ve her seferinde de bir el disaridan uzanip, direksiyonu çevirir.

Adam Sonunda kendisini biraz toparlar, ayaklarini kimildatir.
"Ya Allah koru beni..." deyip, kapiyi açmasiyla birlikte, kendisini arabadan disari firlatir. Bir kaç takla attiktan sonra, sarampolde kendisine gelir.

Defalarca üç Kulfu-bir Elham okuyarak, Bünyan'a yürüyerek ulasir ve bir kahvehaneye girer. Üstübasi islak ve sok haldedir. Kendisini taniyanlar hemence sobanin basina alirlar.
Eline bir çay verirler. Bir müddet sonra kendisine gelir, sesi
titreyerek, basina gelen doga üstü ve korkunç olayi anlatir. Olayi dinleyenler inanmak istemeseler de, anlatan kisinin akli basinda ve toplumsal sorumluluk tasiyan bir pozisyonda oldugunu bildiklerinden,herkeste derin bir sessizlik olusur.

Yaklasik yarim saat sonra, ayni kahvehaneye Koyunabdal Köyü'nden iki kisi girer. Bir masaya oturur ve iki bardak çay söylerler. Bu arada, gelenlerden birisi, digerine sunlari söyler :

-Ahmet baksana, su sobanin basinda oturan geri zekali, biz arabayi iterken arabaya binip-inen öküz degil mi ?

baron11
29-06-2006, 10:02
Trafik Polisi

Adamın birini gece vakti çevirir trafik polisi ceza yazacak ya sorar ;
- Beyefendi ruhsat lütfen !
- Buyrun Memur Bey .
- Alkol ?!
- Yok Memur Bey .
- Kemer takılımıydı ?!
- Evet Memur Bey .
- İlk yardım çantanız ?!
- Tastamam yerinde Memur Bey .
Bakmış olacağı yok memur ;
- Mezdeke kasetin varmı ?!
- Var Memur Bey .
- Koy kaseti !
- Tamam Memur Bey .
- 3. Parçayı çal !!
- Tamamdır memur bey ??...
- Şimdi ben oynuyorum sen Para Yapıştırıyorsun !!!

baron11
29-06-2006, 10:04
Diplomasi

Adamin birisi Afrika'da safariye çikarken yanina minik köpegini de almis. Minik köpek bir gün ormanda dolasip, kelebekleri kovalar,çiçekleri koklarken kayboldugunu fark etmis. Ne yapacagini düsünürken bir de bakmis ki karsidan bir leopar geliyor ve belli ki günlük yiyecegini ariyor. "Simdi basim dertte" diye düsünmüs minik köpek. Etrafina bakmis yerde kemik çalarini görmüs. Hemen arkasini leoparin geldigi yere dönerek kemikleri kemirmeye baslamis,bu arada da arkadaki hareketi kestirmeye calisiyormus. Leopar tam saldiracakken minik köpek kendi kendine konusmus;

"Ne kadar lezzetli bir leoparmis. Acaba etrafta bundan bir tane daha var mi?"

Bunu duyan leopar bir anda donmus kalmis ve en yakindaki agaca tirmanmis.

"Tam zamaninda kurtardim yoksa bu köpege yem olacaktim" diye düsünmüs. Bütün bunlar olup biterken bir baska agacin üstündeki bir maymun olanlari izliyormus. Bildiklerini kullanarak bundan sonra leopardan kurtulabilecegini düsünmüs. Leoparin yanina giderek neler oldugunu anlatmis..
Leopar çok sinirlenmis ve maymuna "Atla sirtima, gidip sunu yakalayalim" demis.
Ancak minik köpek neler oldugunu ve leoparin sirtinda maymunla birlikte süratle kendisine yaklastigini fark etmis. "Simdi ne yapacagim" diye düsünürken, kaçmaya tesebbüs etmemis. Bunun yerine arkasini leoparin geldigi yöne dönerek, kemikleri kemirmeye devam etmis.Tam leopar saldiracakken yine kendi kendine konusmus;

"Bu aptal maymun nerede kaldi? Yarim saat önce bir leopar daha getirsin diye gönderdim hala haber yok!"

baron11
29-06-2006, 10:11
Hakkari ve Adalet

Bir acelesi olduğunu, onu görür görmez anlamıştım. Sağanak hâlinde yağan
yağmura aldırış bile etmiyor ve bükülmüş beline rağmen sağa sola
koşuşuyordu.
Yanına sokularak:? Hayrola teyzeciğim, dedim. Bir derdiniz mi var? Sıcak
bir tebessümle:
- Buraların yabancısıyım evlâdım, dedi. Hastahane tarafına gidecek bir
araba arıyorum.
-Biraz beklerseniz aynı dolmuşa binebiliriz, dedim. Oraya geldiğimizde
size haber veririm. Teşekkür ederek yanıma yaklaştı ve küçük bir çocuk
gibi şemsiyemin altına girdi. Nurlu yüzü yağmur damlacıklarıyla ıslanmış
ve yanacıkları pembe pembe olmuştu.
-Torunlarımdan biri menenjit geçirdi, diye devam etti. Ziyaret saati
bitmeden dolaşmak istemiştim. Saatime baktıktan sonra:
-20 dakikanız var, dedim. Hastahane yakın ama, bu havada pek araba
bulunmuyor.
Durağa herkesten önce geldiğimiz için dolmuşa da rahatça bineceğimizi
zannediyordum. Ancak araba yanaştığında, arkamızda duran 4-5 kişinin bir
anda hücum ettiğini gördüm. İçeriye doluşan ve arkadaş oldukları anlaşılan
adamlara:
- İlk önce biz gelmiştik, dedim. Sırayı bozmaya hakkınız var mı? Ön
koltukta oturanı:
-Hak istiyorsan Hakkâri’ye gideceksin arkadaşım, dedi. Hem oradaki
haklardan K.D.V. de alınmıyormuş. Bu lâf üzerine attıkları kahkahalarla
bindikleri araba sarsılmış ve sinirlerim allak bullak olmuştu.
Sakinleşmeye çalışarak:
- Ben biraz daha bekleyebilirim, dedim. Ama şu ihtiyar teyzenin
hastahaneye yetişmesi gerekiyor. Bu defa şoför lâfa karışıp:
- Teyzenin arabaya falan ihtiyacı yok be kardeşim, dedi. Okuyup üfledi mi
hastahaneye uçuverir. Tekrar kopan kahkahalarla birlikte araba uzaklaşıp
gitti. Yaşlı kadına baktım, tevekkülle susuyordu. 5-10 dakika sonra gelen
bir başka dolmuşa onunla beraber bindim ve şoföre, teyzeyi hastahanede
indirmesini söyledim. Yaşlı kadın, yapacağı ziyaretten ümitsiz görünmesine
rağmen şikâyet etmiyordu. Üstelik trafik de yarı yolda tıkanıp kalmıştı.
Şoför:
-Yolun bu durumu hayra alâmet değil, dedi. Sebebini anlasam iyi olacak.
Arabayı çalışır vaziyette bırakıp ileriye doğru yürüdü ve biraz sonra
döndüğünde:
- Kısmete bak yahu, dedi. Bizden önce kalkan dolmuşa kamyon çarpmış.
Heyecanla:
- Bir şey olmuş mu, diye atıldım. Yâni yaralı falan var mı?
- Herhalde, diye cevap verdi. Dolmuşta bulunanları, teyzenin gideceği
hastahaneye kaldırmışlar.
Göz ucuyla yaşlı kadına baktım. Solgun dudaklarıyla bir şeyler
mırıldanıyor ve sanki onlar için dua ediyordu. Şoför, koltuğuna yavaşça
otururken:
-Kısmet işte, diye tekrarlayıp duruyordu. Sen kalk koca bir kamyonla
çarpış. Hem de Türkiye’nin öbür ucundan gelen Hakkâri plâkalı bir
kamyonla.
Adalet er veya geç yerini bulur. Ama mutlaka bulur.

selçuk efendi
30-06-2006, 08:26
Tanrı demiş ki: "Bill senin durumun hakikaten karmaşık. Seni
cennete mi cehenneme mi yollamalı bilemiyorum.
Her eve bilgisayar girmesine yardımcı olarak
insanlığa katkıda bulundun ama bir yandan da Windows gibi bir
rezaleti de yarattın.Ben de senin özel durumuna göre bir şey
yapacağım, cenneti de cehennemi de ziyaret et, hangisine
gideceğine karar ver." "Tamam" >demiş Bill Gates,"Önce
cehenneme bir bakayım."ve inmiş cehenneme. Bir de bakmış berrak
sulu bir kumsalda bir sürü güzel kız top oynuyor eğleniyor,
güneş parlıyor hava süper. "Allaah" demiş Bill Gates, "Cehennem
böyleyse Cenneti hakkaten görmek isterim." Ve cennete çıkmış.
bir bakmış, bulutların üzerinde bir yer, etrafta melekler
uçuşuyor, insanlar lir çalıyor, güzelce bir yer ama Cehennem kadar
değil."Tamam" demiş tanrıya Bill Gates, "Ben cehenneme gitmeye
karar verdim."İki hafta sonra tanrı cehennemi ziyaret edip Bill
Gatesin nasıl olduğuna bakmaya karar vermiş. Gitmiş Bill'in
yanına, Bill bir duvara zincirlenmiş,alevler içinde karanlık
bir mağarada ve zebaniler işkence ediyor. - Nasılsın Bill? -
Korkunç! Burası iki hafta önce geldiğim cehennem değil!
kızların oynaştığı o güneşli kumsala ne oldu? > Tanrı cevap
vermiş: O ekran koruyucusuydu...

kantar
30-06-2006, 14:16
Ford'u Bilir misin?

Adamin birisi şehirler arası yolcu taşımacılığında kullanmak üzere Ford minibus satın alır. İlk sefere çıkacağı gün çok heyecanlıdır. Yolcuları tepeleme doldurur ve yola çıkar. Fakat minibusu öyle hızlı kullanmaktadır ki minibusun en arka koltuğunda oturan 60 yaşlarında bir ihtiyar amca şöföre:
- Yavrum biraz yavas gitsene kaza yapacaksın, deyince söför heyecanla,
- Beybaba sen Ford minibusu bilir misin?, der.
Ihtiyar adam:
- Hayır bilmiyorum, deyince şöför:
- O zaman otur yerine bir daha işime karışma, der.
Neyse seyahat bu sekilde devam eder. Ileride keskin bir virajdan 120 Km hizla donunce ucuruma yuvarlanmaktan son anda kurtulurlar. Bu arada minibusteki yolculardan orta siralarda oturmakta olan orta yasli bir kadin:
- Sofor bey rica ederim yavas git, evde coluk cocugumuz bekliyor, deyince sofor kadina
- Abla sen Ford minibusu bilir misin?, deyince kadin:
- Hayir nereden bileyim, der. Sofor bunun uzerine:
- O zaman sus, bana mudahale etme, der.
Yola devam ederler. Artik minibus oyle suratli gitmektedir ki herkesin yuregi agzinda soforun insafa gelmesini bekler. Soforun saginda oturan adam dayanamayip:
- Sofor Bey, yavas gitsene canina mi susadin, deyince sofor:
- Abi sen Ford minibusu bilir misin?, deyince adam:
- Evet ulan biliyorum ne olacak!, der.
Bunun uzerine sofor heyecan icerisinde
- Iyi o zaman cabuk soyle bunun freni nerede ???

KUTERO
01-07-2006, 10:07
-Cem'in sana selami var...
-Hangi Cem'in?
-Sivilcemin.

-Bagirsak kurtlari bagirsakta yasar bagirmasakta.

-Bu Ericsson baska erik yok.


-Yikanan tona ne denir?
-Washington


-Adamin biri Hindistan'da yuruyomus. Kafasına Buddha heykeli dusmus. Ne
demis?
-Basima bu da mi gelecekti?



- John Wayne'nin ebesinin adi nedir?
-Ebeveyn



A: Boynum tutuldu.
B: Eee?...
A: Ben de kulaklarimi kiraya verdim.


-Hizbullahin kiz kardesinin adi nedir?
-Herbullah.



-Adamin biri bilgisayarin basinda sabahlamis, sabah hasta olmus. Neden?
-Cunku Windows acikmis.



-Sen hic maydonozun arkasina saklanmis adam gordun mu?
-Hayir!
-Demek ki iyi saklanmis.



Soru: 4. Murat neden intihar etmis?

Cevap: Ilk 3'e giremedigi icin.

kantar
02-07-2006, 16:03
Şapka satarak geçinen bir adamın yolu bir gün bir ormana
>düşmüş. Adam biraz
> >> >yürüdükten sonra sıcaktan ve yorgunluktan bunalmış, bir
ağacın altına
>oturmuş. Şapkalarla dolu sepetini de yere koymuş ve uykuya dalmış. >
> >> >Birkaç saat sonra adam tuhaf sesler duyarak uyanmış. Bir
de bakmış ki yanındaki sepet bomboş. Şapkalar gitmiş. Kafasını kaldırıp
ağaca
>bakmış ki,ağacın dallarında bir sürü maymun, her birinin kafasında
adamın şapkaları...
>
> >> >Adam düşünmeğe başlamış :
> >> >"Ben şimdi ne yapıcam, şapkaları bu maymunlardan nasıl
geri alacam ?" Düşünceli bir şekilde kafasını kaşırken bakmış ki,
maymunlar da adamın taklidini yapıyorlar, kafalarını kaşıyorlar. Adam
ellilerini havaya
>kaldırmış, maymunlarda...
> >> >derken adam ne yapacağını bulmuş, kendi kafasındaki
şapkayı çıkarıp
>yere atmış,maymunlar da...
> >> >Adam böylece bütün şapkaları geri almış, sepetine koyup
yoluna devam
>etmiş.
> >> >Aradan 50 yıl geçmiş...
> >> >Artık adamın bir torunu varmış, o da dedesi gibi şapka
satıcısı olmuş. Günlerden bir gün onun da yolu aynı ormana düşmüş. Hava
yine çok
>sıcakmış ve genç adam bir ağacın altına oturmuş, şapkalarla dolu
sepetini yanına
>
> >> >koymuş ve uykuya dalmış...
> >> >Bir saat sonra uyanmış, bir de bakmış ki sepetin içinde
şapkalar
>yok... Derken tuhaf sesler duymuş,bir de kafasını kaldırmış ki ağacın
üstünde bir
>
> >> >sürü maymun, hepsinin kafasında birer şapka.
> >> >Düşünmüş...
> >> >" Dedem yıllar once bana bir hikaye anlatmıştı...ne
yapacağımı çok iyi
>biliyorum..."
> >> >Adam kafasını kaşımaya başlamış, maymunlar da aynısını
>yapmışlar...adam ellerini havaya kaldırmış, maymunlar da..
> >> >ve adam gülümseyerek kendi başındaki şapkayı çıkarmış
yere atmış... o anda ağaçtaki maymunlardan biri yere inmiş, adamın yere
attığı
>şapkayı kapmış, adama da bir tokat atmış ve şöyle demiş:
>
> >> >"Sadece senin mi deden var şerefsiz !!!"

kantar
02-07-2006, 16:04
PEDER
Oldukça seçkin görünüşlü bir bayan uçakla İsviçreden dönmekteydi.
Yanında oturmakta olan rahibe "Özür dilerim peder, sizden bir iyilik
isteyebilir miyim?" diye sordu. Rahip "Elbette kızım, senin için ne
yapabilirim?" diye cevapladı.
Kadın açıkladı: "İşte problemim; kendime yeni bir epilasyon aleti
aldım ve buna oldukça yüklü bir para saydım. Sanırım limitlerin
oldukça üzerine çıktı ve gümrükte elimden alırlar diye korkuyorum.
Acaba gümrükten geçişte bunu cübbenizin altına saklayabilir misiniz?"
Rahip "Tabi ki yapabilirim evladım ama biliyorsunuz ki ben yalan
söyleyemem." diye yanıtladı
Kadın "Çok temiz ve dürüst bir yüz ifadeniz var peder, eminim ki
size soru filan sormazlar" dedi ve pahalı epilasyon aletini pedere verdi.
Uçak havaalanına vardı. Peder gümrükten geçeceği sırada görevli
"Peder, bildireceğiniz herhangi bir yükünüz var mı?" diye sordu.
Bunun üzerine Peder
"Başımdan kuşağıma kadarki bölümde açıklayacağım herhangi birşey
yok, evladım" dedi
Bu yanıtı garip bulan görevli "Peki kuşağınızın altında kalan
bölümde neyiniz var?" diye sordu.
Peder yanıtladı:
"Kadınların kullanımı için dizayn edilmiş mükemmel, küçük bir alet
var, ancak şimdiye kadar hiç kullanılmadı!!"
Görevli kahkahadan kırılarak:
"Tamam peder geçebilirsin, sıradaki!.."

kantar
06-07-2006, 22:35
Kaza

Polis yolda bir trafik kazasiyla karsi karsiya..arabadaki kadin ve
adami agir yarali olarak hastaneye götürüyorlar.. polis etrafi
incelerken birden araba enkazinin içinden disari çikmaya çalisan bir
maymun görüyor.. hayvani
kurtariyor ve ona keske bu nasil oldu anlatabilsen diyor..
aaa maymun birden
-ben konusabiliyorum!! demesin mi
Polis sasiriyor ve soruyor
-Sen bu kazayi gördün mu
-Evet ben de arabadaydim,ben onlarin maymunuydum
-Nasil oldu anlat öyleyse
-Son sürat gidiyorduk.. Bu arada ikisi de içiyorlardi
-Eeee..?
-Sonra birlikte marihuana çektiler
-Aman Allahim... sonra...???
-Öpüsmeye basladilar...
-Bi dakka bi dakka... yani simdi senin sahiplerin arabada son sürat
giderken hem içiyor hem esrar çekiyor hem de öpüsüyorlardi öyle
mi???????
-Aynen
-Peki bütün bunlar olurken sen ne yapiyordun??
-Arabayi kullaniyordum.

kantar
07-07-2006, 14:40
Yunus ve Temel yorda karşılaşmışlar. Yunus'un kolunun altında kalınca bir kitap varmış. Temel dayanamayarak sormuş ; "Yunus, o kolunun altındaki kitap da neyin nesi?" Bundan sonraki diyalog:

Yunus : "Ha o mu, o Düz Mantık. Ben bu kitabı satıyorum."
Temel : "Düz Mantıkta ne olaki?"
Yunus : "Bak şimdi... senin akvaryumun var mı?"
Temel : "He vaaar"
Yunus : "O zaman sen balıkları seviyorsun. Balıkları sevdiğine göre hayvanları seviyorsun. Hayvanları sevdiğine göre insanları seviyorsun. İnsanları sevdiğine göre kadınları seviyorsun. Dolayısıyla sen tam bir erkeksin."

Bu son cümle Temel'in hoşuna gitmiştir ve hemen kitabı alır. Kolunun altına sıkıştırır ve yoluna devam eder. Biraz ilerde İdris ile karşılaşır ve bu seferki diyalog:

İdris : "Ula Temel.. O kolunun altındaki de ne ?"
Temel : " Ha o mu, o düz mantık.."
İdris : " Ula düz mantık da neyin nesi?"
Temel : " Bak şimdi... Senin akvaryumun var mı?"
İdris : "Hayır yoook"
Temel : (Baş ve işaret parmaklarını birleştirip yuvarlak yaparak) "O zaman sen böylesin..."

kantar
07-07-2006, 14:41
IMF ve Çoban

Çoban´ın biri dere kenarında koyunlarını otlatıyormuş. Tam o anda, yanına bir Cherokee Jeep yanaşmış. Brioni gömlek, Cerruti ayakkabılar
giyen, Ray-Ban gözlüklü ve YSL kravatlı bir sürücü aşağıya inmiş
ve çobana sormuş.
- Eğer kaç tane koyunun olduğunu bilirsem bana onlardan bir
tanesini verir misin?
Çoban bir adama birde koyunlarına bakmış,
- Tamam diye cevap vermiş. Genç adam arabasını park etmiş, telefonunu bilgisayarına bağlamış bir NASA sitesine girmiş, GPS´ini kullanarak yeri taramış, bir database ve logaritma ile doldurulmuş 60 excel tablosunu açmış ve 150 sayfalık bir rapor basmış. Çobana dönmüş,
- Tam olarak 1586 adet koyunun var demiş. Çoban
- Doğru diye cevap vermiş,
- Koyununu alabilirsin.
Genç adam koyunu almış ve jeep´inin arkasına koymuş. Bu sefer çoban genç adama dönmüş,
- Eğer senin ne iş yaptığını bilirsem koyunumu geri verirmisin? diye sormuş. Adam,
- Evet neden olmasın diye yanıtlamış.
- Sen Dunya Bankasi´nda Danışmansın demiş çoban. Adam sormuş,
- Nasıl oldu da bildin?.
Çoban
- Çok basit diye cevap vermiş.
- Buraya çağrılmadan geldin, bu bir.. İkincisi benim bildiğim bir şeyi bana söylemek için benden bir koyunumu istedin. Üçüncüsü yaptığın hiçbir şeyden anlamıyorsun çünkü köpeğimi aldın!

BOSNA
07-07-2006, 22:45
Matematik profesörü eşine bir faks göndermiş;Sevgili karıcığım;54
yaşına geldin, bildiğin gibi bazı ihtiyaçlarımı artık
karşılayamıyorsun.Eşim olarak seninle mutluyum ve sana hiç yalan
söylemedim.Bunu da sana anlatınca anlayışla karşılayacağındandan
eminim.Bu gece 18 yaşındaki asistanımla Büyük Otelde kalacağım.
Gece yarısından evvel gelirim
KOCAN

Adam otele gelince odasynda bir faks bulmuş...Sevgili kocacigim;Sen
de 54 yaşındasınn . Bu faksı aldığında ben de Deniz Otelde 18
yaşında bir delikanlıyla birlikte olacagim.Sen ki matematikçisin
bölmeyi çok iyi bilmen lazım.18, 54 ün içinde üç defa bulunur ama
54,18 in içinde bulunamaz.Onun için bu gece beni bekleme yarın görüsürüz.

KARIN

BOSNA
07-07-2006, 23:06
Bizim Rıfkı; Bebek'te bir elinde olta, bir elinde taş balık tutuyormuş.Yoldan gecen güzel bir bayan, Rıfkı'ya sormuş:

-"Oltayı anladım da elinde ki taş ne?"

Rıfkı:

-"Bana bir kere verirsen söylerim!." der.

Bunun üzerine bayan "terbiyesiz" deyip cekip gider. Ama merak eden bayan yarım saat sonra dönüp teklifi kabul eder. Arabaya gidip islerini bitirdikten sonra...

Bayan Rıfkı'ya sorar:

-"Hadi söyle..."

Rıfkı: -"Bak bayan şu elimdeki oltayla sabahtan beri 1 tane balık yakalayamadım ama şu taşla gelen 4. ncü bayan sensin ..."

trakyalı
07-07-2006, 23:19
Adamın bir cehenneme düşmüş,
Zebaniler kapıda karşılamış demişler ki
>senin günahın çok cehenneme geldin ama iki cehennem var Türk cehennemi ve Avrupa cehennemi hangisine girmek istersin tercihini iyi yap sonra değiştiremezsin.
Adam,
>peki ne özellikleri var bunların
>Türk cehenneminde hergün bir kürek mok,Avrupa cehenneminde hergün bir kaşık mok yiyeceksin.
>o zaman Avrupa cehennemine gideyim demiş ve gitmiş.
Aradan aylar geçmiş adam artık mok yemekten bunalmış hergün aksatılmadan saat 16.00 da görevliler malzemeyi getirip herkese yediriyor.
Bir gün görevliye
>Arkadaş ben burada hergün bir kaşık moku zor yiyorum merak ettim Türk cehenneminde her gün bir kürek moku nasıl yiyorlar.Sadece görmek için Türk cehennemine gidebilirmiyim.demiş.
Görevli tekrar geri geleceğini orada kalamayacağını hatırlatıp adamı Türk cehennemine göndermiş.
Adam Türk cehennemine girince hayret etmiş.Her yerde çümbüş içki gırla gidiyor bir muhabbet bir muhabbet.
Adam oradakilerden birine yaklaşmış:
>Arkadaş bu ne mutluluk bu ne huzur bu ne eğlence siz her gün bir kürek mok yiyorsunuz bir de burada eğleniyorsunuz nasıl iş bu.
>Yav kardeşim ne küreği ne moku ben 5 yıldır buradayım daha bir kürek mok yediremediler bana
>Neden
> Neden olacak burası Türk cehennemi bir gün mok bulamazlar,birgün kürek, bir gün kova bulunmaz, bir gün de görevli olmaz....

BORSAHİSSE
07-07-2006, 23:20
Şapka satarak geçinen bir adamın yolu bir gün bir ormana
>düşmüş. Adam biraz
> >> >yürüdükten sonra sıcaktan ve yorgunluktan bunalmış, bir
ağacın altına
>oturmuş. Şapkalarla dolu sepetini de yere koymuş ve uykuya dalmış. >
> >> >Birkaç saat sonra adam tuhaf sesler duyarak uyanmış. Bir
de bakmış ki yanındaki sepet bomboş. Şapkalar gitmiş. Kafasını kaldırıp
ağaca
>bakmış ki,ağacın dallarında bir sürü maymun, her birinin kafasında
adamın şapkaları...
>
> >> >Adam düşünmeğe başlamış :
> >> >"Ben şimdi ne yapıcam, şapkaları bu maymunlardan nasıl
geri alacam ?" Düşünceli bir şekilde kafasını kaşırken bakmış ki,
maymunlar da adamın taklidini yapıyorlar, kafalarını kaşıyorlar. Adam
ellilerini havaya
>kaldırmış, maymunlarda...
> >> >derken adam ne yapacağını bulmuş, kendi kafasındaki
şapkayı çıkarıp
>yere atmış,maymunlar da...
> >> >Adam böylece bütün şapkaları geri almış, sepetine koyup
yoluna devam
>etmiş.
> >> >Aradan 50 yıl geçmiş...
> >> >Artık adamın bir torunu varmış, o da dedesi gibi şapka
satıcısı olmuş. Günlerden bir gün onun da yolu aynı ormana düşmüş. Hava
yine çok
>sıcakmış ve genç adam bir ağacın altına oturmuş, şapkalarla dolu
sepetini yanına
>
> >> >koymuş ve uykuya dalmış...
> >> >Bir saat sonra uyanmış, bir de bakmış ki sepetin içinde
şapkalar
>yok... Derken tuhaf sesler duymuş,bir de kafasını kaldırmış ki ağacın
üstünde bir
>
> >> >sürü maymun, hepsinin kafasında birer şapka.
> >> >Düşünmüş...
> >> >" Dedem yıllar once bana bir hikaye anlatmıştı...ne
yapacağımı çok iyi
>biliyorum..."
> >> >Adam kafasını kaşımaya başlamış, maymunlar da aynısını
>yapmışlar...adam ellerini havaya kaldırmış, maymunlar da..
> >> >ve adam gülümseyerek kendi başındaki şapkayı çıkarmış
yere atmış... o anda ağaçtaki maymunlardan biri yere inmiş, adamın yere
attığı
>şapkayı kapmış, adama da bir tokat atmış ve şöyle demiş:
>
> >> >"Sadece senin mi deden var ******** !!!"

:) :) :D :tamam:

BORSAHİSSE
07-07-2006, 23:22
Adamın bir cehenneme düşmüş,
Zebaniler kapıda karşılamış demişler ki
>senin günahın çok cehenneme geldin ama iki cehennem var Türk cehennemi ve Avrupa cehennemi hangisine girmek istersin tercihini iyi yap sonra değiştiremezsin.
Adam,
>peki ne özellikleri var bunların
>Türk cehenneminde hergün bir kürek mok,Avrupa cehenneminde hergün bir kaşık mok yiyeceksin.
>o zaman Avrupa cehennemine gideyim demiş ve gitmiş.
Aradan aylar geçmiş adam artık mok yemekten bunalmış hergün aksatılmadan saat 16.00 da görevliler malzemeyi getirip herkese yediriyor.
Bir gün görevliye
>Arkadaş ben burada hergün bir kaşık moku zor yiyorum merak ettim Türk cehenneminde her gün bir kürek moku nasıl yiyorlar.Sadece görmek için Türk cehennemine gidebilirmiyim.demiş.
Görevli tekrar geri geleceğini orada kalamayacağını hatırlatıp adamı Türk cehennemine göndermiş.
Adam Türk cehennemine girince hayret etmiş.Her yerde çümbüş içki gırla gidiyor bir muhabbet bir muhabbet.
Adam oradakilerden birine yaklaşmış:
>Arkadaş bu ne mutluluk bu ne huzur bu ne eğlence siz her gün bir kürek mok yiyorsunuz bir de burada eğleniyorsunuz nasıl iş bu.
>Yav kardeşim ne küreği ne moku ben 5 yıldır buradayım daha bir kürek mok yediremediler bana
>Neden
> Neden olacak burası Türk cehennemi bir gün mok bulamazlar,birgün kürek, bir gün kova bulunmaz, bir gün de görevli olmaz....

:düsün: :düsün: :D :D

krokodil
07-07-2006, 23:43
> >>>>> >> > > >
>>>YEMEK DUASI... >
>>>>> > > > > >>>Genç kız,
aşığına telefon açmış: Tankut, demiş, seni çok
> >>>>> >arzuluyorum,
> >>>>> > > > >
>>>geceleri uyku uyuyamıyorum. Ne olur bu hafta sonu bize
> >>>>>yemeğe
> >>>>> >gel.
> >>>>> > > >Seni
> >>>>> > > > >
>>>annem babamla tanıştırayım. Sonra benim odamda ders
> >>>>>çalışıyor
> >>>>> >gibi
> >>>>> > > >yapar
> >>>>> > > > >
>>>doya doya sevişiriz...
> >>>>> > > > >
>>>Tankut ömründe hiçbir kızla sevişmemiş, toy bir








>delikanlı.









>
> >>>>>Bir
> >>>>> > >
>eczaneye > >>>>> >
> > > >>>gitmiş.Babacan eczacıya :
> >>>>> > > > >
>>>-Bu hafta sonu önce bir aile yemeği, peşinden ateşli
bir > >>>>>aşk
> >>>>> > >
>yaşayacağım, > >>>>> >
> > > >>>demiş, o yüzden iyisinden bir kutu
prezervatif









>istiyorum...
> >>>>> > > > >
>>>Babacan eczacı kutuları vermiş, oğlanın sırtını








>sıvazlayıp









>
> >>>>>yolcu
> >>>>> > > >etmiş.
> >>>>> > > > >
>>>Tankut hafta sonunda bir büyük buket çiçekle kızın
evinin > >>>>> >kapısına
> >>>>> > > > >
>>>gelmiş. Genç kız kapıyı açmış. Tankut'u doğrudan yemeğe
> >>>>>almış.
> >>>>> > >
>Delikanlı > >>>>> >
> > > >>>çok mahcup biçimde masaya oturmuş. Kızın
ana babasının
> >>>>>yüzüne
> >>>>> >söyle
> >>>>> > > >bir
> >>>>> > > > >
>>>baktıktan sonra basını önüne eğmiş. Başlamış dua
etmeye. > >>>>>Ancak
> >>>>> >dua
> >>>>> > > >bir
> >>>>> > > > >
>>>turlu bitmiyor. Kız sonunda dayanamamış, fısıltıyla:
-Ben senin bu kadar dindar olduğunu hiç bilmiyordum









>Tankut,
> >>>>> >demiş... > >>>>> > > > >
>>>Tankut adeta inlemiş :
> >>>>> > > > >
>>> > >>>>> >
> > > >>>-Ben de babanın eczacı olduğunu .. > >>>>>

kantar
08-07-2006, 06:54
Mehmet İle Handan

Mehmet ile Handan öğrenci olup, aynı evi paylaşmaktadırlar.
Bir gün Handan ve Mehmet, Mehmet'in annesini yemeğe davet ederler. Mehmet'in annesi akşam yemeği süresince Handan'ı uzun uzun süzer ve aslında Handan'ın çok alımlı ve güzel bir kız olduğunu, acaba aralarında ev arkadaşlığından daha ileri bir boyutta bir ilişkinin mevcut olup, olmadığını merak eder. Aklını okumuşcasına Mehmet annesine der ki:
Ne düşündüğünü biliyorum ama emin ol ki sadece ev arkadaşıyız, ötesi yok.
Akşam yemeğinden sonra Mehmetin annesi evine döner.
Aradan bir iki gün sonra Handan der ki:
Mehmet, annen bize yemeğe geldiğinden beri gümüş çorba kasesini bulamıyorum.
Mehmet yanıtlar:
Annemin almış olabileceğini tahmin etmiyorum ama ben yine de kendisine bir mektup yazayım. Oturur ve yazar:
Anneciğim, gümüş çorba kasesini sen aldın demiyorum, ama almadın da demiyorum.
Fakat konu şu ki: Sen bize yemeğe geldiğinden beri gümüş çorba kasesi kayıp.
Sevgiler oğlun Mehmet.
Bir hafta sonra Mehmet'in annesinden mektup gelir:
Sevgili oğlum:
Handanla yatıyorsun demiyorum, ama yatmıyorsun da demiyorum.
Fakat konu şu ki:
Handan kendi yatağında yatıyor olsaydı, gümüş çorba kasesini çoktan bulmuş olurdu.
Sevgilerle annen...

kantar
08-07-2006, 06:56
Harem Ağası

Ahmet sarayın hizmetkarlarından biri.. Yıllardır Kraliçeyi görür ve onun gögüslerine hayran olurmuş.. Artık bir saplantı halini almış Kraliçenin gögüslerine dokunmak, öpmek.. Tüm cesaretini toplayıp harem ağasına açılmış..
- ''Bana sultanın memelerini koklat.. Ömür boyu biriktirdiğim bin altın senin'' demiş..
Harem ağasının aklı yatmış bu karlı işe.. Kenar mahallelerde tanıdığı bir simyacı, büyücü karışımı bir kadın varmış.. Ona gidip bir losyon hazırlatmış ve bu losyonu, sultanın o gün banyodan sonra giyecegi korsaya iyice sürmüş.. Sultan çıplak tenine korsayı takınca, losyon etkisini hemen göstermiş. Memeleri yanğın yeri gibi yanmaya başlamış..
Saray doktorları merhemlerle, ilaçlarla çare bulamamışlar.. Sultan acıdan, kaşıntıdan, yanmadan ölecek.. Harem ağası ortaya çıkmış ve padişaha;
- ''Saray hizmetkarlarından Ahmet, derdinize derman olabilir. Onun salyası, herşeye iyi geliyor. Tek çare, Ahmed'in dili Kraliçemizi ancak o kurtarır, eğer izin verirseniz'' demiş..
Padişah çaresiz çağırmış Ahmed'i hareme.. Ahmed bir saate yakın sultanla yalnız kalıp muradına ermiş... Ne var ki söz verdigi halde 1000 altını harem ağasına vermeye yanaşmamış..
- ''Bu olayı açıklarsan ikimizin de kellesi gider bunu göze alamazsın, Hadi bakalım, çek arabanı''.. demiş.
harem ağasına.. Çok kızmış harem ağası.. Öyle kızmış ki.. Ertesi gün aynı yakıcı losyonu padişahın, banyodan sonra giyeceği donuna iki kat sürmüş.....

ekselans
08-07-2006, 09:33
Yüzbaşı, eğitimde dalga geçen asker Temel’i yanına çağırıp sormuş;
-Sen patron olsan, dalga geçen işçine ne yaparsın?...
“-Hemen işine son veririm komutanım...”:D

kantar
09-07-2006, 14:48
Kadının biri, 46 yaşındayken kalp krizi geçiriyor ve hastaneye kaldırılıyor.
Ameliyat masasındayken, ölüme yakın, birden bir hayal görüyor. Azrail'i
görüyor ve soruyor: "Benim saatim geldi mi?" Azrail cevap veriyor: "Hayır,
senin daha 43 sene, 2 ay vede 8 günün var". Narkozdan uyandığında, estetik
yaptırmaya karar veriyor. Yüzünü gerdirttiriyor, dudaklarını doldurtturuyor
ve de Göğüslerini düzelttiriyor. Kısacası: "Yeniden doğmuş gibi" Daha uzun
bir süre yaşayacağını bildiği için şimdi, o kadar ameliyatın değdiğini
düşünüyor. Son ameliyattan sonra, hastaneden tamamen yeni bir insan gibi
çıkıyor. Tam karşıdan karşıya geçiyor ki, ambülâns çarpıyor. Ölüyor.
Cennette Azrail'e soruyor: "40 seneden daha fazla yaşayacağımı sanıyordum!
Neden o zaman bana o ambülânsın çarpmasını sağlayıp, beni öldürttün?" Azrail
cevap veriyor; Kız, ben seni tanıyamadım

selçuk efendi
10-07-2006, 08:31
Amerika'da yasayan bir cocugun 100 dolara ihtiyaci olur.
Bu 100 dolara sahip olabilmek icin günlerce, gecelerce dua eder.
Sonunda ulasamayinca Tanri'ya mektup yazmaya karar verir.
Amerikan Posta Idaresi, üstünde yazili adres olarak sadece
"Tanri, ABD" olan mektubu Bay Baskan'a vermeye karar verir.
Baskan mektubu alinca cok hoslanir, cok duygulanir fakat 100
dolar yerine 5 dolar koyar. 5 dolarin kücük bir cocuk icin yeterli
olacagini düsünür.
Cocuk gercekten de 5 dolara sahip olmakla tatmin olur ve
Tanri'ya tesekkür mektubu yazmaya koyulur:

-"Sevgili Tanrim, parayi yolladigin için tesekkürler. Ama
mektubu
Beyaz Saray üzerinden yollamissin ve tabii her zamanki gibi
oradaki
i*ne de 95 dolarini kesip silah almis olmali. Bana 5 dolar
ulasti.
Yine de tesekkürler."

selçuk efendi
10-07-2006, 09:53
alo, naber?
- iyiyim bitanem, sen nasılsın ?
- naapıyodun ?
- hiiiç, bi film izliyodum öylesine.
- adı ne ?
- bilmiyorum ki yabancı bi isim. kadın temalı avrupa filmlerinden biri işte.
- sanat filmi yani.
- tabii tabii alman ..... vurum öhhööö öhöö alman dışa vurumculuğunun izlerini taşıyor işte. böyle gölge oyunları karakterlerin ruh dünyasını ifade ediş biçimi falan... ilginç.
- konusu ne ?
- ya işte erkek egemen bi dünya. kadınları sürekli eziyolar. konuşturmuyolar. ne zaman bi laf söyleyecek olsalar hemen ağızlarına tıkıyolar. işte böyle dayatmacı bi toplum, zorlanan kadınlar vs.
- düzen eleştirisi yani ?
- tabii canım bi görsen, düzen düzene...
- ........................
- .........................
- allah belanı versin Necmi yine alman pornosu seyrediyodun di mi ?

kantar
10-07-2006, 13:51
Papaz ölmek üzere olan adamın üzerine eğilerek:
"Ölmeden önce şeytanı ve onun kötülüklerini lanetle" der.

Ancak adamdan ses çıkmaz. Papaz gene: "Ölmeden önce şeytanı ve
onun
kötülüklerini lanetle" der demesine ama adamdan gene ses çıkmaz.

Papaz iyice sinirlenir ve:
- Neden şeytanı ve kötülüklerini lanetlemiyorsun be adam?
Deyince, adam sakin sakin cevapverir,
- Nereye gideceğimi bilmeden kimse hakkinda yorum yapmak İSTEMIYORUM

kantar
10-07-2006, 13:52
iki genç uyuşturucu içerken yakalanmış.hakımın karşısına çıkarılmışlar.

Hakım:

Daha çok gençsınız.sıze şans,hafta sonuna kadar başka ınsanları uyuşturucudan vazgeçirirmeye çalışın.Pazartesı görüşelim

Hafta sonu geçmiş.

Gençler hakımın karşısına çıkmış

Bırı demişki:

Ben 17 kişiye bıraktırdım

Hakım:

Çok iyi nasıl yaptın?

‘2 daire çizdim.(Oo) şeklınde…bvirincisi uyuşturucudan öncekı beynınız…ikincisi uyuştuırucudan sonraki beyniniz deyınce ınandılar.uyuşturucuyu bıraktılar…’

Hakım:

Güzel,ınandırıcı,serbestsın… ya sen..

2.genç hakime şöyle bir bakmış:

Ben 156 kişiye uyuşturucuyu bıraktırdım

Hakımın gözlerı açılmış.

!inanılmaz..nasıl yaptın böyle birşeyi’

‘bende 2 daire çizdim.(o O) şeklinde..bırıncı dairedeki uyuşturucudan önceki poponuz.ikinci dairedeki ise hapisten çıktıktan sonraki poponuz..’

kantar
10-07-2006, 14:03
hidayet

Hidayet ölünce cennetin kapisinda kuyruga girer.
Hemen önünde bekleyen adam pederdir. Kapida bir melek beklemektedir. Melek pedere sorar: )))
Hiç günahin var mi peder ?
Aziz melek ben rahiptim. Tüm hayatim boyunca hep tanrima dua ettim. Karima ve çocuklarima sadik kaldim. Insanlara ve hayvanlara hep yardim ettim

.. Melek : Çok iyi, bunlari biliyorduk zaten. Al sana cennetin gümüs
anahtari der. Ve sonar Hidayet'e döner.

))) Senin hiç günahin var mi?
Hidayet:
Ben de her zaman hayvanlara ve insanlara iyilik yapardim.
Tanriya dua etmedim açikçasi, inancim da zayifti ve bir günahim vardi.. Çok sert ve hizli otobüs kullanirdim
Melek Hidayet'e döner ve bunu da biliyoruz..
)))Çok iyi al sana cennetin altin anahtari..
Peder bu olaya çok sinirlenir:
Ben hayatimi tanriya adadim siz de gidip
Bu adami cennette benden üstün tutuyorsunuz, haksizlik degil mi ?!!
Melek gülerek:
))) Oglum sen vaaz verirken herkes uyuyordu ama Hidayet otobüs
kullanirken herkes dua ediyordu. Skor farkli yani!

vesbar
11-07-2006, 16:26
BAYAN - 3 ERKEK

Uc bayan ve uc erkek is icabi trenle bir seyahate cikmalari gerekir.
Tren garina giderler. Uc bayan 3 bilet aldigi halde erkekler tek
Bilet alir. Bayanlar bunun sebebini sorduklarinda erkekler "bekleyin
Ve gorun" derler.

Trene binerler ve tren hareket ettikten bir sure sonra uc erkek
Kalkip hep beraber trenin tuvaletine girerler. Biraz sonra konduktor
Gelir ve uc bayandan uc bileti alir. Tuvaletin onunden gecerken
Kapiyi tiklatip,"bilet lutfen," der. Kapi acilir ve bir el bileti
Uzatir. Bayanlar bunu gorurler. Taktigi kapmislardir. Donus
Yolculugu icin yine gara giderler.

Bayanlar bu sefer tek bilet
Almislardir. Erkekler ise hic bilet almaz. Bayanlar yine sasirip
Sebebini sorduklarinda Erkekler yine bekleyip gormelerini soylerler.
Bir sure sonra yolculuk baslar. Once bayanlar kalkip tuvalete girer.
Ardindan DA erkekler karsisindaki tuvalete.
Konduktorun gelmesine yakin bir erkek cikip karsi kapiyi tiklar ve

"bilet lutfen," der. Acilan kapidan bir el bileti uzatir. Bileti
Alan erkek diger tuvalete geri girer!..

vesbar
11-07-2006, 16:30
PADİŞAH İLE KAYSERİLİ...

Vaktiyle padişahın biri,
- Bana yalan söyleyebilene bir küp dolusu altın vereceğim! demiş. Yalancılar, hemen saraya koşuşturup başlamışlar yalana;

- Bir kuş, aslanı kapıp yuvasına götürdü.
- Bunun neresi yalan?.. Kuş kartaldır, arslan da kuzu kadar minik bir yavru. Kaptımı götürür tabii!.."
- Komşu ülkede bir eşeği kral yaptılar!..
- Ülkenin kralı, pencereden bakınırken tacını duşurmuş. Taç da pencerenin altındaki eşeğin başına geçmiş. Taç kimin kafasındaysa, kral odur tabii!..
- Padişahım, ben gökyuzune bir ok attım. Altı ay sonra geri dondu!
- Senin ok bir ağacın üstüne düşmüştür. Ağaç, sonbaharda yapraklarını dökünce, takılacak yer bulamayıp yere inmiştir.Böylece padişah, her yalana gerçek bir bahane bulmuş ve kimse padişaha bu yalandır dedirtememiş.Bir gün bir Kayserili çıkagelmiş;
- Padişahım, sen benim babamdan borç olarak bir küp dolusu altın almıştın. Şimdi geri almaya geldim. Yalandır dersen ödülümü ver. Yalan değil dersen borcunu öde!..

kantar
11-07-2006, 22:42
AKILLI DELI & SALAK

Adamin lastigi tam timarhanenin önünde patlamis,kaldirima ancak yanasabilmis.
Sonraki islem malum... Kriko, stepne, bijon anahtari derken,birde bunlarin
yanina talihsizlik eklenince, söktügü 4 adet bijon yuvarlanip yagmur mazgalina düser.
Mazgal açilir gibi degil, bijonlar görünür gibi degil.
Talihsiz sürücü bir sagina bakar, bir soluna bakar,
Çaresiz duygular içinde kaderiyle basbasa, kaldirima çöker.
Olayi en basindan beri timarhanenin demir parmaklikli Penceresinden İzleyen bir deli,çaresiz adamin halini bir süre daha aciyarak izledikten sonra seslenir;
- Ulan salaaak! Sen ne yapiyorsun orda öyle?
- Sorma birader, lastik patladi ve degistirirken bijonlari mazgala düsürdüm
- Düsündügün seye bak! Sök öbür lastiklerden birer tane.. tak lastiğe, hepsi 3 bijonlu olsun.
Adam bir lastiklere bakar birde deliye ve hemen ise girisir.
Herseyi tamamlayip bagaj kapagini kapatan sürücünün akli deliye takilir. Arabasina binmeden evvel döner dikkatli dikkatli adama bakar. Akil hastanesindeki adama seslenir:
-Senin ne isin var timarhanede? diye sorar
- Biz burada ' delilik'ten yatiyoruz kardesim, salaklik 'tan degil.

kantar
11-07-2006, 22:43
SİCİLİ TEMİZ OLSUN

Yaşlı bir amca eşeğinin üzerinde karayolunda seyretmektedir. Bunu gören trafik polisleri amcaya takılmak isterler ve durdururlar.
Polis: Be amca, necin dakman golani (Golan:Emniyet kemeri)
Amca: Dakmam be işte!
Polis: E bak gördün mü, şimdi ceza keseceyik.
Amca: Kes bakalım ne keseceysan da gidecem, acele işim var.
Polis: Peki amca, cezayı sana mı yazalım yogsam eşeğe mi?..
Amca: ???
Polis: Yani cezayı sana yazarsak 5 milyon ödeycen, eşeğe 3 milyon ödeycen.
Amca: Bana kes o zaman.
Polis: Neden sana keseyoz amca?
Amca: Onun sicili temiz ossun polis yapcez onu!

kantar
11-07-2006, 22:49
Zengin bir Arap kalp ameliyati geçirecekmis. Doktorlar, ameliyat
öncesi bir tedbir olarak bir miktar kan depolamak istemisler. Ama bu Arap'in kani çok nadir bir kan imis. Bütün dünyayi arayip taramislar ve sonunda Kudüs'te yasayan bir yahudide bu kanin oldugu anlasilmis. Yahudi kan vermeye razi olmus ve ameliyat da yapilmis.
Ameliyattan sonra zengin Arap, kendisine kan veren Yahudiye tesekkürleri ile beraber müthis bir otomobil ve bir milyon dolar para yollamis.
Bir kaç ay sonra Arap'in bir kere daha ameliyat olmasi icap etmis. Doktorlar yine Yahudi'yi aramislar ve Yahudi'de tekrar kan verecegini söylemis.
Arap yine ameliyat edilmis. Ancak bu defa kendisine kan veren Yahudiye bir tesekkür notu ile bir kutu Sam baklavasi yollamis.
Çok daha kiymetli hediyeler ve para bekleyen Yahudi bu ise çok bozulmus. Kan verdigi Arap zenginine bir telefon açip neden bu kadar cimri davrandigini sormus.
Arap kahkahalar atarak su cevabi vermis 'Ya habibi, gözümün nuru. Artik damarlarimda Yahudi kani dolasiyor!':gulen:

vesbar
12-07-2006, 18:18
Büyük şirketlerden birinin patronu, bilgisayar sistemleriyle ilgili
önemli bir arızanın acilen giderilmesi için bilgisayar mühendislerinden
birinin evine telefon etmesi gerekir. Adamın evine telefon eder ve karşı
taraftan fısıldayan bir çocuk telefonu açar:
- Alo...
Bu kadar önemli bir konuyu bir çocukla konuşmak istemeyen patron sorar:
- Baban evde mi?
Çocuk fısıldayarak yanıt verir:
- Evet...
Patron sorar:
- Onunla konuşabilir miyim?
Çocuk fısıldayarak yanıt verir:
- Hayır...
Patron şaşırarak:
- Peki annen evde mi?
Çocuk fısıldayarak:
- Evet...
Patron sabırla devam eder:
- Peki onunla konuşabilir miyim?
Çocuk yine fısıldayarak:
- Hayır...
Patron çocuğun yanıtları karşısında şaşırır ve en iyisinin bir büyükle
konuşmak olacağını düşünerek sorar:
- Orada başka kimse var mı?
Çocuk fısıldayarak:
- Evet... Bir polis memuru var...
Mühendislerinden birinin evinde polisin ne işi olduğuna anlam veremeyen
adam sorar:
- Memur beyle konuşabilir miyim?
- Hayır... Şu anda meşgul...
İyice meraklanan patron:
- Neyle meşgul?
Çocuk fısıldayarak yanıtlar:
- Annem, babam ve itfaiyeci amcalarla konuşuyor...
Meraklanan ve endişelenen patron, telefondan gittikçe artan bir gürültü
duyar ve sorar:
- Peki bu ses de ne?
- Bir helikopter...
Panikleyen patron:
- Neler oluyor orada?
Çocuk hala fısıldayarak:
- Arama kurtarma timi geldi...
Patron endişeli ve neler olduğunu bilmemenin kızgınlığı içinde:
- İyi de neyi arıyorlar?
Küçük çocuk hala fısıldayarak ve kıkırdayarak yanıt verir:
- Beni :-)

vesbar
12-07-2006, 18:20
Einstein bir çok yerde konferanslar vermişti. Bu konferanslara özel şoförün kullandığı bir otoyla gidiyordu. O konferans verirken şoför de dinleyiciler arasında oturarak onu dinlerdi. Bir gün yine bir yere konferansa gidiyorlardı. Bir aralık şoför,
'-Dr Einstein,' dedi, sizi o kadar uzun zamandır defalarca dinledim ki artık yapacağınız konuşmayı kelimesi kelimesine biliyorum.' Yaşlı adam pası almıştı.
'-Pekala,' dedi, 'şimdi gitmekte olduğumuz yerde beni tanımazlar. Palto ve şapkalarımızı değişelim ve sen konuş.'
Şoför konuştu. Gerçekten de dersini iyi çalışmıştı. Biri çıkıp da daha önceki konferanslarda sorulmamış bir soru soruncaya kadar sorular kısmını bile başarıyla götürüyordu. Yine de bozuntuya vermedi:
'-Böyle basit bir şeyi sormanız gerçekten çok garip,' dedi, 'şimdi arka sırada oturan şoförümü çağıracağım ve size cevap vermesini söyleyeceğim

vesbar
12-07-2006, 18:22
Bir iki üç iç..
Hitler'in gözü İngiltere'de ama oraya gitmesine imkan yok. Çünkü bir sürü tankı var ama savaş gemisi yok..
Bir gün yardımcıları ile Manş denizinin kıyısına geldiğinde "Denizi kurutup tankları karşıya geçirmek" gibi müthiş bir fikir geliyor aklına..
Ve hemen emir veriyor. Tüm Alman ordusu denize girecek ve denizin suyunu içip bitirecek...
Hitler emir verdimi akan sular durur.. Eline kaşık, kepçe, maşrapa alan tüm asker denize giriyor ve komutan emri veriyor.
"Bir iki üç iç..
Bir iki üç iç..
Bir iki üç iç.."
Bu komutla askerler bütün gün deniz suyunu içiyorlar ve gece olunca istirahate çekiliyorlar. Bir hafta sonra müthiş planının ne halde olduğunu görmek üzere Hitler deniz kenarına geliyor. Görüyor ki denizde bir litre bile eksilme yok.. Tam dönüp komutanlarına bağıracağı sırada karşı sahillerden bir ses duyuyor...
"Bir iki üç çişşşşş..
Bir iki üç çişşşşşş..
Bir iki üç çişşşşşş.."

vesbar
12-07-2006, 18:24
MİT

Bilim adamları, birgün mağarada yaşı
1.582.903 olan bir İnsan fosili bulur, bu fosili istihbarat teşkilatlarını
sınamak
amacıyla kullanma
kararı alırlar.
Önce Japon istihbaratı mağaraya girer ve 15 dk sonra dışarı
çıkıp
derler
ki;

Bu fosilin yaşı 1.400.000 ila 1.600.000
arasında...
Daha
sonra CIA girer ve 12 saat sonra baya bi havali
şekilde
çıkarlar.
Bu fosilin yaşı 1.500.000 ila 1.600.000
arasında
derler...
Hemen ardından KGB girer ve sırf Amerikalılara inat içerde 2
gün
kalırlar.
49. saatte çıkar derler ki;
Bu fosilin yaşı yaklaşık olarak 1.550.000 ila
1.600.000
arasında...

En son olarak bizim MİT girer. Aradan bir hafta
geçer
mağaradan
ses
yok, 1 ay
olur ses yok, 1.5 ay olur ses yok. Mağaranın
dışında
bekleşen gazeteciler
daha fazla beklemeyip içeri girerken
bizimkilerden
biri
çıkar dışarıya... Yaka paça
dağılmış gömleğin yarısı dışarıda...
Sigarası için
bir ateş ister, sigarasını yakar, o sırada
gazeteciler
heyecanla;

İçeride çalışmalar nasıl efendim? Fosilin
yaşını
bulabildiniz mi?
Bizimki sigaradan bir fırt çeker
ve;
Fosilin
yaşı tam olarak 1.582.903 der.
Bunu duyan gazeteciler şaşkınlıkla
sorarlar
Nasıl
başardınız bunu, fosilin yaşını tam olarak nasıl
tahmin
ettiniz?
Bizimki sigaradan derin bir nefes çeker ve
derki;
Zor oldu ama "Konuşturduk
pezoyu"

kantar
14-07-2006, 13:42
Yeni Boğa

Çiftliğin üç boğası çiftçinin yeni bir boğa satın alacağı dedikodusu yayılınca bu durumu tartışmaya karar verirler.Çiftliğin en eski boğası söz alır: "Çocuklar. Hepiniz biliyorsunuz ben 5 yıldır buradayım. Su an sahip olduğum 100 tane ineği de boynuzumun hakkıyla kazandım. O gelecek olan çapulcuya bir tanesini bile koklatmam!" İkinci boğa söze girer: "Tam da benim söyleyeceklerimi ifade ettin. Ben de 3 yıldır buradayım ve sizlerin de onayıyla 50 tane ineğim var. Yeni Gelenle sonuna kadar savaşırım ama bir tane ineğimi dahi ona vermem!"En gençleri olan üçüncü boğa atılır: "Ben geleli henüz bir yıl oldu. Sizler kadar iri ve güçlü olmasam da 10 ineğin sorumluluğu bende ve hepsini Bende tutmaya devam edeceğim!" Konuşmalarını sürdürürlerken birdenbire 18 tekerlekli devasa bir Tır’ın çiftliğin kapısından girdiğini görürler. Tır'ın kasası şiddetle sarsılırken bir düzine adam içinde bulunan canavarı dışarı çıkartmaya uğraşırlar. Derken tonlarca ağırlığında, bastığı yeri titreten korkunç bir boğa Ortaya çıkar! Birinci boğa: "Ahhhh...düşündüm de belki bu gelen yeni arkadaşa üzülmesin diye bir kaç tane ineğimi ayırabilirim!" İkinci boğa: "Daha önce de söylediğim gibi 50 tane inek bana çok geliyor. 20
-30 tanesini ona verebilirim belki!" Üçüncü boğaya baktıklarında şaşkınlığa düşerler: Hayvan, alev gibi Kırmızı ve sert bakan gözlerle, boynuzlarını öne çıkartmış bir ayağı ile hızlı hızlı toprağı eselerken, solukları yerden toz kaldırmaktadır! Birinci boğa atılır: "Evlat sakin yapma! Eğer ona saldırırsan kesinlikle ölürsün! bırak birkaç ineğini alıversin." Genç boğa cevap verir: "İsterse TÜM ineklerimi alsın! Ben sadece benim bir boğa olduğumdan EMİN olmasını istiyorum.

kantar
15-07-2006, 15:06
Adam doktora gitmiş, "Doktor Bey, kalbim çok hızlı atıyor."
Doktor; "Atmaması lazım" demiş.
Bunun üzerine adam koşa koşa eczaneye gidip "Sizde Atmaması var mi?" diye sormuş.
Eczacı: "Atmaması bizde olmaz, karşıdaki veterinere soracaksınız."
Bunun üzerine adam veterinerden 5 kutu Atmaması alıp beş ay kullanmış.
Sonuç süper. beş ay sonra şikayeti yeniden başlamış. Veterinere gidip Atmaması istemiş. Veteriner: "Maalesef bizde de kalmadı" demiş.

Bunun üzerine adam panik halinde doktora giderek "Doktor Bey, at maması bitmiş" diye yakınmış.
Doktor cevap vermiş: "Bitmemesi lazım"..

kantar
15-07-2006, 15:08
ÜST DÜZEY YÖNETICILIK

Adamın biri sabah saat 10'a doğru bir elinde, içinde inek pisliği olan bir
tenekeyle kafeye gelmiş, "Bana bir çay.." diye seslenmiş, "Simdi geliyor
efendim.." demiş garson ve çayı getirmiş..
Çayı bir yudumda içmiş adam, almış eline pislik dolu tenekeyi başlamış
kafenin her tarafına serpmeye ve çekmiş gitmiş.
Ertesi sabah yaklaşık yine ayni saatlerde tekrar elinde pislik dolu
tenekeyle gelip yine "Bana bir çay..!" demesiyle,
"Hop..! Bir dakika bakalım.." demiş onu görür görmez tanıyan garson, "Dünden
beri senin pisliğini temizlemeye çalışıyoruz. Neden öyle yaptın ki?.."
"Merak edilecek bir şey yok.." demiş adam, "Üst düzey yöneticilik için
hazırlanıyorum.. Sistem ayni.. Gel, çayını iç, etrafa bok at, millet senin
yaptığını temizlemeye çalışırken bütün gün ortadan kaybol..!"

andrea
15-07-2006, 23:03
Doktor muayene saatinin sonuna doğru kapıyı
açıp salonda sohbet eden bir hanımla bir bey
gördü. Buyurun ikiniz de dedi. İkisi de muayene
odasına girdiler, doktor:
- Soyunun, dedi.
Adam soyunmaya başladı, biraz tereddütten sonra
kadın da kızara bozara ve sinirlenerek soyundu.
Soyunmaları bittikten sonra doktor adama:
- Bayan hep böyle sinirli midir?
- Vallahi bilmem... Ben de ilk defa görüyorum
kendisini..

andrea
15-07-2006, 23:05
Kiralık Katil
Cinayet davasının sanığı olan kiralık katil,
hakim karşısında suçunu kabul etmiş.
Hakim sormuş:
- Neden işledin bu cinayeti?
- Para için öldürdüm hakim bey!
Hakim yine sormuş:
- Peki kaç lira aldın?
- 5 milyar hakim bey!
- Yahu sen ne biçim adamsın! 5 milyar için adam
öldürülür mü?
Kiralık katil, boynunu bükmüş:
- Ne yaparsınız hakim bey! Üç ordan beş
burdan geçinip gidiyoruz..

krokodil
16-07-2006, 21:12
>>>İNANIYOR MUSUN?

Adamın biri her zaman yaptığı gibi saç ve sakal tıraşı





olmak

için berbere gitti. Onunla ilgilenen berberle güzel bir





sohbete

başladılar. Değişik konular üzerinde konuştular. Birden





Allah ile ilgili
konu açıldı...


Berber: " Bak





adamım, ben senin söylediğin gibi Allah'ın
varlığına








inanmıyorum."
Adam: " Peki neden böyle





diyorsun?"
Berber: " Bunu açıklamak çok kolay. Bunu görmek için





dışarıya
çıkmalısın. Lütfen bana söyler misin, eğer Allah var





olsaydı, bu
kadar çok sorunlu,





sıkıntılı, hasta insan olur muydu, terk edilmiş

çocuklar olur muydu? Allah olsaydı, kimse acı çektirmez, birbirini






üzmezdi. Allah olsaydı, bunların olmasına izin vereceğini





sanmıyorum..."
Adam bir an durdu ve düşündü, ama gereksiz








bir
tartışmaya girmek
istemediği için cevap vermedi. Berber işini bitirdikten sonra adam dışarıya çıktı.





Tam o anda

caddede uzun saçlı ve sakallı bir adam gördü. Adam





bu kadar dağınık
göründüğüne göre belli ki tıraş olmayalı uzun süre





geçmişti.
Adam berberin dükkanına geri döndü.

Adam: " Biliyor musun ne var, bence berber diye bir





şey yok"
Berber: " Bu nasıl olabilir ki? Ben buradayım





ve



bir
berberim."
Adam: " Hayır, yok. çünkü olsaydı, caddede yürüyen





uzun saçlı ve
sakallı adamlar olmazdı." Berber: " Himmm... Berber diye bir şey var ama o insanlar





bana
gelmiyorsa, ben ne yapabilirim





ki?"
Adam: " Kesinlikle doğru! Püf noktası bu! Allah var,





ve insanlar

ona gitmiyorsa, bu gitmeyenlerin tercihi. İşte dünyada bu kadar çok acı ve keder





olmasının nedeni!"

krokodil
16-07-2006, 21:14
Minik köpek bir gün ormanda dolaşıp, kelebekleri kovalar, çiçekleri koklarken kaybolduğunu fark etmiş. Ne yapacağını düşünürken bir de bakmış ki karsıdan bir leopar geliyor ve belli ki günlük yiyeceğini arıyor.
"Şimdi başım dertte" diye düşünmüş minik köpek. Etrafına bakmış yerde kemik parçaları görmüş. Hemen arkasını leoparın geldiği yere dönerek kemikleri kemirmeye başlamış, bu arada da arkadaki hareketi kestirmeye çalışıyormuş.
Leopar tam saldıracakken minik köpek kendi kendine konuşmuş;
-"Ne kadar lezzetli bir leoparmış. Acaba etrafta bundan bir tane daha var mı?"
Bunu duyan leopar bir anda donmuş kalmış ve en yakındaki ağaca tırmanarak dalların arasına saklanmış.
-"Tam zamanında kurtardım yoksa bu köpeğe yem olacaktım" diye düşünmüş.
Bütün bunlar olup biterken bir başka ağacın üstündeki bir maymun olanları izliyormuş. Bildiklerini anlatarak bundan sonra kendini leopardan kurtulabileceğini düşünmüş. Leoparın yanına giderek neler olduğunu açıklamış...
Gercekleri öğrenen Leopar köpeğin yaptıklarına çok sinirlenmiş ve maymuna:
-"Atla sırtıma,gidip şunu yakalayalım" demiş.
Ancak minik köpek leoparın sırtında maymunla süratle kendisine yaklaştığını fark edince neler olduğunu anlamış.
"Şimdi ne yapacağım" diye düşünürken kaçmaya teşebbüs etmemiş. Bunun yerine yine arkasını leoparın geldiği yöne dönerek, kemikleri kemirmeye devam etmiş.
Tam leopar saldıracakken yine kendi kendine konuşmuş;
-"Bu aptal maymun da nerede kaldı? Yarım saat önce bir leopar daha getirsin diye gönderdim, hala haber yok!"
..................
Diplomaside de kurallar böyledir... (yapabiliyorsan; hızlı düşün, sakin ol, güçlü görün, düşmanını kendi silahı ile yen.)

krokodil
16-07-2006, 22:49
>>
>>Karı koca birlikte tatile çıkarlar. Gittikleri yerde
>>kamp
>>kurarlar.
>>Tatillerinin ikinci gününün akşamı güzel bir yemek yiyip
>>uykuya
>>dalarlar.
>>Birkaç saat sonra kadın uyanır ve kocasını da
>>uyandırır.
>> >Adam
>>uyku sersemidir; güzel bir rüyadan uyandırıldığı için de biraz
>>
>>kızgındır.'Ne oldu, ne
>>istiyorsun?' diye sorar.
>> >'Yukarıya bak ve bana ne gördüğünü
>>söyle'
>> >Adam
>>gökyüzüne bakar ve cevap verir.
>> >Bunun için mi uyandırdın beni?Baktım işte birsürü
>>yıldız
>>görüyorum.Işıl ışıl parlayan milyonlarca
>>yıldız.
>> >Karısı
>>tekrar sorar;'Peki bu sana neyi
>>gösteriyor'
>> >Artık
>>uykusu iyice kaçan adam biraz düşünür ve cevap
>>verir.
>> >Teolojik olarak Tanrının kudretini ve kendi acizliğimizi
>>görüyorum.
>>Felsefi
>>olarak evrenin sonsuzluğunu ve onun karşısındaki önemsizliğimizi
>>
>>görüyorum.
>> >Astronomik olarak galaksilerin,yıldızların,gezegenlerin
>>varlığını
>>görüyorum.
>> >Yıldızların konumuna bakarak saatin 3 olduğunu
>>görüyorum.
>> >Meteorolojik olarak ta bugün havanın çok güzel olacağını
>>görüyorum.
>>Niye sordun
>>bunu bana? Sana neyi gösteriyor?
>> >Necati çadırımızı
>>çalmışlar!

kantar
17-07-2006, 06:31
Kuran çarpsın

Abartıcı bir kişi olarak tanınan hattat İzzet Efendi bir dostuna:
- Dün gece sabaha kadar oturdum, bir Kur’an yazıp bitirdim, demiş.
Az sonra dostu söze girmiş :
- Geçen Ramazan’da Kandilli’ye, bir iftar yemeğine gidiyordum. Boğaziçi’nde öyle bir fırtına çıktı ki... Dalgalar bindiğim kayığı sahildeki minarelerin şerefelerine kadar çıkardı. Kayık dalgalar arasında sallanırken iftar oldu, toplar atıldı. Ben de sigaramı kandillerden yakıp orucumu bozdum.
Mustafa İzzet Efendi bağırmış:
-Yalan !..
-Yalansa, senin dün gece yazdığın Kur’an-ı Kerim çarpsın

vesbar
17-07-2006, 18:59
Trabzonlularla Kayseri'liler savaş yapıyorlarmış.Kayserililer Trabzonlularda Temelle Dursun çoktur deyip bağiriyorlarmış kalkanı vuruyorlarmış.Bizim Temelle Dursunun da bu aralar kulakları pek duymazmış.Bu yüzden Trabzon ordusunda tek Temelle Dursun onlar kalmış.Dursun demişki bizde Ahmet diyelim kalkanı vuralım, Mehmet deyip kalkanı vuralım demişler.Bağırmaya başlamışlar ama kimse kalkmamış.Bu arada Temel yerde 500.000tl bulmuş ve cömert davranarak, ha bu 500.000.kimindur daa diye bağırmış ve herkes ayağa kalkınca tüm kayserililerin hepsini vurmuşlar. (Savaşı galibi bizim trabzonlulardır daa)

andrea
17-07-2006, 23:00
Adam evine telefon açar, telefonu yabancı bir bayan açar. Adam karşıdaki sesi duyunca şaşırır
- "Sen kimsin?" Kız cevaplar:
- "Evin hizmetçisiyim."
- "Iyi de bizim hizmetçimiz yok ki!"
- "Evin hanımı beni bu sabah işe aldı."
- "Ya. Öyle mi? Ben de evin beyiyim. Hanımı cağırır mısın?"
- "Hanımınız şu an yatak odasında kocası sandığım bir adamla beraber." Adam şaşırır, sinirlenerek,
- "Elli bin dolar kazanmak istermisin?" Kız,
- "Tabii ki isterim.Kim istemez..."
- "O zaman çekmecedeki silahı al, yukarı çıkıp o cadı ile o sümsük herifi vur!" Once ayak sesleri duyulur, sonra iki el silah sesi. Hizmetçi telefona geri gelir:
- "Öldürdüm efendim, cesetleri ne yapayım?" Adam,
- "Cesetleri havuza at." Kadın duraklar:
- "Ama burada havuz yok ki?" Adam bir süre düşünür ve cevap verir:
- "Orasi 112 43 44 değil mi?
- "Hayır!!!!!
- "Pardon! Yanlış numarayı aramışım!!!!!"

andrea
17-07-2006, 23:03
Diyarbakır'da Şehmus okula gelir, tabii bizim Şehmus ilkokul talebesi, ama her tarafı yara bere içinde, hoca sorar, "Şehmus oğlum ne oldu sana", Şehmus der, "Babam dövmiştir". Hoca sorar, "Niye oğlum", "Valla bilmiyom hocam akşam evde yatıyık biraz sonra babamın sesini duyuyom, Ali uyudun mi ali den ses çıkmiy Veli uyudunmi e veliden de ses çıkmiy Mehmed uyudin mi Mehmedden de ses çıkmiy Şehmus uyudin mi diy, ben de yok buba uyumadım diyrem oda geliy beni doviy." Bunun üzerine hoca, bak Şehmus bu gibi durumlarda uyumasan da ses etmemek lazımdır der. Şehmus kafa sallar eve gider, ertesi gün okulda Şehmus daha fena dövülmüş olarak gelir. Bunu gören hoca merakla gider yanına ; "Şehmus ne oldi kim yapti" der. Şehmus der ki "Bubam yapmıştır." "Niye Şehmus ne oldi", Şehmus anlatır. "Hocam akşam evde yatıyık biraz sonra yine babam in sesini duyuyom, Ali uyudun mi ali den ses çıkmiy Veli uyudunmi e Veliden de ses çıkmiy Mehmed uyudin mi Mehmedden de ses çıkmiy Şehmus uyudin mi diy, ben de uyumadım ama hiç ses etmedim. Bunun üzerine anam ile bubam bir gıpraşmaya başladiler anlamadım ne oliy biraz sonra anam dedi ki, la ihsan ben geliyom, bubam da haticem ben de geliyom dedi ben de ula nereye gidiyonuz ben de Geliyom dedim... hoca derki; oğlum bunlar anne baba, gider gider gelirler. Sen hiç bozuntuya verme. Uyuyo gibi yap. peki demiş Şehmus. Ertesi gün bir bacak kırık. " Bu sefer ne oldu? " der hoca. Hocam, dediğin gibi yapmişem. Hiç ses çıkarmamişem. En son bubam anamın arkasına geçti, "ben çocuk isterem, ben çocuk isterem!" diye bağırmaya başlayınca; ben de fırsat bu fırsat demişem. Geçtim bubamın arkasına, " Ben de bisiklet isterem !!!! ""

andrea
17-07-2006, 23:04
Kız hayatında ilk defa bir partiye gidecekmiş,annesi o aksam kızına öğüt veriyormuş.
-Kızım bak sen bu partileri bilmezsin burada çapkın erkekler olur seninle yatmak için her şeyi yaparlar eğer böyle bir şey olursa ona çocuğumuzun adı ne olsun diye sor hemen telaşlanır ve senden uzaklaşır. Neyse kız partiye gitmiş biraz sonra bir genç kızı dansa kaldırmış, dans ederlerken genç kızı okşamaya sarkıntılık yapmaya başlamış. Kız hemen "çocuğumuzun adı ne olsun" demiş, genç tırsmış ve gitmiş. Bir sure sonra başka bir genç gelmiş yine aynı sarkıntılıklar başlamış kız yine "Çocuğumuzun adı ne olsun" demiş ve genç yine panik bir şekilde kaçmış, biraz sonra bir genç daha gelmiş, dansetmeler falan derken yine aynı sarkıntılıklar başlamış, kız yine "çocuğumuzun adı ne olsun demiş ama değişen bir şey yok daha sonra dışarı çıkıp ıssız bir yer bulmuşlar kız yine "Çocuğumuzun adı ne olsun" demiş gençte yine bir şey yok biraz sonra genç kızın elbiselerini çıkarmış kız yine "Çocuğumuzun adı ne olsun" gençte yine bir şey yok genç kızla sevişmeye başlamış kız "Çocuğumuzun adı ne olsun" demiş genç yine sessiz bir süre sonra genç işini bitirmiş kız yine "Çocuğumuzun adı ne olsun" demiş. Genç kalkmış prezervatifi çıkarıp bir düğüm atmış "Buradan çıkabilirse David Cooperfield olsun"

andrea
17-07-2006, 23:06
Bıçkın delikanlının biri...Berber dükkanından içeriye kafasını uzatmış, o sırada müşterisinin saçını kesmekte olan berbere;
- Usta, demiş, tıraş olacağım, sırada bekleyen var mi acaba? Usta, başını kaldırmış,eliyle 2 işaretini yapmış:
- İki kişi var. İki saat sonra gelirsen yaparım tıraşını.Delikanlı,
- Tamam, oldu ustam, demiş ama gidiş o gidiş... İki gün ortalıkta yok. İki gün sonra ayni berberin kapısında görünmüş:
- Usta, taş olacağım, sırada bekleyen var mı? Bu kez, 3 işareti yapmış usta...
- Üç kişi var. Üç saat sonra gel.
- Tamam, oldu ustacığım, demiş delikanlı ama gidiş yine o gidiş. Üç gün sonra yine kapıda...Delikanlının, iki
- üç günde bir kapısına gelip ayni soruyu sorduğunu ama hiçbir zaman sac kestirmeye gelmediğini gören usta,sonunda fena halde meraklanmaya başlamış:
- Bu delikanlı deli mi divane mi? Neden böyle yapıyor? Ve tamam usta, dedikten sonra nereye gidiyor? Yine bir gün, ayni diyalogun ardından, yanındaki çırağa seslenmiş:
- Oğlum, demiş, çaktırmadan takip et su herifi bakalım. Buradan ayrılınca nereye gidiyor? Çırak yarim saat sonra kapıdan girerken, usta merakla sormuş:
- Adamı takip ettin mi?
- Ettim usta.
- Nereye gitti peki?
- Sizin eve usta!

vesbar
18-07-2006, 16:18
Bir cumartesi sabahı.. İki genç kadın golf oynuyorlar. Sarışın olanı topu dikmiş sopayı öyle bir savurmuş'ki top havada kurşun gibi uçmuş, öbür delikte golf oynayan bir erkeğe o hızla çarpmış.. Kadınlar dehşet içinde, erkeğin iki elini bacaklarının arasında kelepçeleyip iki büklüm kaldığını görmüşler. Sarışın hızla oraya koşmuş ve özür dilemeye başlamış..
- ''Lütfen izin verin size yardım edeyim ben bir fizik tedavi uzmanıyım ve eğer izin verirseniz çektiğiniz acıyı azaltabileceğimi biliyorum''.
- ''Yooo.. Yooo.. Gerek yok'' diye inler gibi konuşmuş adam, elleri hala bacaklarının arasında kelepçeli..
- ''Önemli değil birkaç dakika içinde düzelirim merak etmeyin''. Sarışın ısrar etmiş öyle ısrar etmiş'ki adamİ;
- ''Peki'' demiş sonunda.. Kadın çok yumuşak hareketlerle adamın ellerini birbirinden ayırıp iki yana sarkıtmış önce.
Sonra adamı çimlere uzatmış. Pantolonun kemerini gevşetmiş.. Elini içeri sokmuş ve masaj yapmaya başlamış biraz sonra sormuş;
- ''Şimdi nasıl hissediyorsunuz kendinizi''.
- ''Harika'' demiş adam.
- ''Harika hissediyorum ama baş parmağım hala fena halde zonkluyor''

selçuk efendi
19-07-2006, 08:00
Adam trafikte 'alçaktan uçarak' giderken polise
yakalanır... kenara çeker arabadan iner:
- Buyrun Memur Bey!
- Beyefendi aşırı hız yaptığınız için sizi durdurmak
zorundayım, ehliyetiniz lütfen?
- Ehliyetim yok, son yaptığım kazada ehliyetime el
koydular Memur Bey.
- Peki aracınızın ruhsatını görebilir miyim?
- Araba benim diil Memur Bey çaldım ben bu arabayı.
- Anlamadım nasıl yani, siz bu arabayı çaldınız, öyle
mi???
- Evet Memur Bey, aa durun bi dakka torpido gözünde
ruhsat olucaktı, silahımı oraya koyarken ruhsat gibi
bişi gördüm galiba....
Polis iyice şaşırır:
- Torpido gözünde silah mı var?!?!?!!?!?!?
- Evet Memur Bey, bu arabanın sahibi kadını vurduktan
sonra cesedi bagaja koydum silahı da torpido gözüne
koydum...
- Bİ DE BAGAJDA CESET Mİ VAR?!?!?!!?!?!?!?!?!?!
- Evet Memur Bey...
Trafik polisi bunu duyar duymaz amirini arar, arabanın
etrafı bir anda polislerle dolar ve adamı sorguya
alırlar.... Ekipler amiri adamın ehliyetini ister,
adam ehliyetini çıkarır ki ehliyet geçerli temiz
hiçbir anormallik yok.. Bunun üzerine adamın ruhsatını
ister, adam çıkartır ruhsatı da verir, ekipler amiri
yine bakar ki araba adama ait.. Derken adamdan torpido
gözünü açmasını ister, adam açınca ortaya çıkar ki
orada da silah falan yok... Ekipler amiri bir de
bagaja bakmak ister adam bagajı açar orada da ne ceset
ne bişi yok.. Bunun üzerine ekipler amiri 'Çok garip'
der....
'Sizi durduran memurun anlattığına göre bu arabanın bi
kadına ait olduğunu söylemişsiniz, kadını öldürüp
cesedi bagaja, silahı da torpido gözüne
koymuşsunuz...'
Adam güler:
'İnanamıyorum... O şimdi benim için 'aşırı hızlı
gidiyordu' da demiştir....'

andrea
19-07-2006, 08:40
Temel, Amerika'da otobüs şoförüdür. Bir gün otobüste siyah-beyaz tartışması baş gösterir ve bizim Temel’in sinirleri tepesine vurur. İki el havaya ateş eden Temel;
- Bundan sonra siyah beyaz yok, hepiniz yeşilsiniz, diye bağırınca otobüs eski sûkunetine geri döner. Daha sonra dikizden yolcuları izleyen Temel ani bir frenle durdurur otobüsü ve ekler;
- Şimdi koyu yeşiller arkaya, açık yeşiller öne otursun.

andrea
19-07-2006, 08:40
O Zaman
Yine bir şişe ve yine Temel'in tekme atıp içinden
çıkardığı cin…
- Beni kurtardın, dile benden ne dilersen.
- Kaç istekte bulunabilirim?
- Bu sefer beş tane.
- 18 yaşında. Sarışın. Yeşil gözlü. Uzun boylu.
Kibar bir kızla evlenmek istiyorum.
- Kolay da, böyle bir kız seni beğenir mi?
- O zaman kibar yerine kör olsun!..

kantar
19-07-2006, 12:31
Olmayacak dilek

Fenerbahçeli bir şoför, kaza yapmış.
Arabasının kırılan farından bir cin çıkmış.
"Dile benden ne dilersen?" diye sormuş.
Şaşkınlığı hemen üzerinden atan şoför,
"İstanbul'un bütün caddelerini dört şeritli yap" isteğinde bulunmuş.
Cin, başını kaşımış, "Bu çok zor, daha kolay birşey iste" demiş.
Şoför, sevinçle atılmış: "Fenerbahce'yi şampiyon yap o zaman."
Cin, şöyle bir düşünmüş, yeniden sormuş:
-Pardon, İstanbul'un caddelerini kaç şeritli istemiştin?

kantar
19-07-2006, 12:34
Maliyeciler

Ormana maliyecilerin geldiğini duyan kaplumbağa hızlı adımlarla kaçmaya
çalışırken ayıyı görmüş, ayı niye kaçtığını sorunca kaplumbağa :
- Nasıl kaçmam, bende bir ev, hanımda bir ev, çocukta bir ev... Kesin bir
açığımızı bulurlar, demiş...
Bunu duyan ayı da kaçmaya başlamış... Ayıyı gören maymun niye kaçtığını
sorduğunda ayi :
- Nasil kaçmam, bende bir kürk, hanımda bir kürk, çocukta bir kürk... Bu
maliyeciler kesin bi açık bulurlar, demiş...
Bunu duyan maymun da kaçmaya baslamış... Bir süre gitmiş ve durup
düsündükten sonra :
- Ben niye kaçıyorum, benim kıçım açıkta, hanımın kıçı açıkta, çocugun kıçı
açıkta!..

kantar
19-07-2006, 12:37
Dede

Ünlü bir haber kanalı, ülkenin en yaşlı adamını bulmuş canlı yayında konuk ediyorlarmış.Spiker bir kaç sorudan sonra muhabbeti ısıtmak için
-"Eeee dede şöyle gençliğinden güzel bir anı anlatırmısın"demiş.

Dede:
-"Anlatayım , daha gençtik günlerden birgün muhtarın kızı koyunları otlatırken yolunu bulamamış ve kaybolmuştu. bütün köyün erkekleri ayrı ayrı yerlere dağıldık muhtarın kızını aramaya başladık. derken kızı ben buldum ve kız o sevinçle boynuma atladı, birbirimize sarıldık derken kaynaştık ve...

Spiker canlı yayın olduğu için biraz bozulmuşve dede demiş
- "başka güzel bir anı daha anlatırmısın?" .

Dede:
- "anlatayım"demiş. "yine bir gün bakkalın kızı koyunları otlatırkenyolunu bulamamış ve kaybolmuştu.bütün köyün erkekleri ayrı ayrı yerlere dağıldık bakkalın kızını aramaya başladık. derken kızı ben buldum ve kız o sevinçle boynuma atladı, birbirimize sarıldık derken kaynaştık ve birbirimizin olduk"demiş.

Spiker bunun üzerine:
"Eee dede bunlar güzel anılar bir de kötü bir anını anlatırmısın?".

Dede başını öne eğmiş ve kısık bir sesle:
"Bir gün de ben kayboldum..."

krokodil
20-07-2006, 06:09
>Amerikan Hava Kuvvetleri'nin Nevada'daki 'Ultra Gizli' 51. Bölge adı
>verilen son derece yüksek güvenlikle korunan hava üssüne bir sabah
>küçük
>bir pervaneli uçak inmiş.. Hemen soruşturma odasına almışlar, adam
>Vegas'tan kalkıp kaybolduğunu, benzininin bitmesi nedeniyle mecburi
>iniş
>yaptığını söylemiş..
>
>Hava Kuvvetleri FBI'ı devreye sokmus, Washington'dan gelen bütün
>gece
>sabaha kadar çapraz sorgulaması sonucu adamın söylediklerinin doğru
>olduğu
>ortaya çıkmış, kendisine geri kalan hayatını hapiste geçirirsin
>tehdidi
>ile ' gör-dük-ler-ini-U-nu-ta-cak-sın'
brifingi
>verilmiş ve adam geri gönderilmiş..
>
>Ertesi gün aynı hava üssüne yine aynı uçak iniş yapmış, koruma timi
>hemen
>uçağın etrafını sarmış, ama bu sefer uçakta iki kişi..
>
>Aynı adam aşağı inmiş, " Bana istediğinizi
>yapabilirsiniz!.." demiş ağlamaklı bir yüzle, " Karım
>uçakta.. Allahaşkına dün gece nerede
>olduğumu ona anlatın!.."

krokodil
20-07-2006, 06:12
> >>>SENİ ASLA UNUTMAYACAĞIZ
>>
>> >>>
>>
>> >>>İki komşu kadın hafta sonu kocaları olmadan yemeğe çıkmışlar.
>>
>>
>> >>>
>>
>> >>>Yemekten sonra bara falan derken sabaha doğru iyice
>>
>> >>>
>>
>> >>>sarhoş eve yürümeye başlamışlar. İyice sıkıştıklarını
>>farketmişler ama
>>
>> >>>etrafta tuvalet falan
>>
>> >>>
>>
>> >>>bulamamışlar, mezarlığın yanından geçerken biri "Hadi şurda
>>yapalım kimse
>>
>> >>>görmeden" demiş.
>>
>> >>>
>>
>> >>>Başka çare de yok, korka korka girip bir kenarda işlerini
>>bitirmişler.
>>
>> >>>Temizlenmek için birşey
>>
>> >>>
>>
>> >>>bulamadıklarından biri kilotunu çıkarıp kullanmış, diğeri eve
>>böyle
>>
>> >>>dönemem diye oradaki
>>
>> >>>
>>
>> >>>çelenklerden düşmüş bir bandı alıp kullanmış. Sabah kocalardan
>>biri
>>
>> >>>uyanıp
>>
>> >>>
>>
>> >>>karısını donsuz olarak sızmış görünce telefona sarılıp öbürünü
>>aramış -
>>
>> >>>Yav biz fena boynuzlandık galiba.
>>
>> >>>
>>
>> >>>Karım eve sabaha karşı ve donsuz olarak dönmüş...
>>
>> >>>
>>
>> >>>- Sen gene iyisin , bizimkinin kıçına "SENİ ASLA
>>UNUTMAYACAĞIZ" diye bir
>>
>> >>>de kart yapıştırmışlar..
>>

selçuk efendi
20-07-2006, 07:59
Birkaç yüzyıl önce... Papa bütün Yahudilerin Roma'yı terk etmeleri gerektiğine karar verir. Doğal olarak Yahudi toplumundan büyük bir tepki gelir. Bunun üzerine, Papa ile Yahudi toplumundan önde gelen birisiyle karşılıklı dini bir müzakere yapmalarını önerir. Yahudiler kazanırsa kalacaklar, Papa kazanırsa gidecekler. Yahudiler çaresiz kabul eder temsilci olarak Moiz'i seçerler. Ancak Moiz'in Papa ile ayni dili konuşamaması nedeniyle müzakere de konuşmak yerine sadece işaret dilinin kullanılmasını teklif ederler. Papa kabul eder. Müzakere günü geldiğinde iki taraf karşılıklı yerlerini alırlar ve karşılıklı olarak bir sure bakıştıktan sonra Papa elini kaldırarak 3 parmağını gösterir. Buna karşılık Moiz tek parmağını kaldırır. Papa parmaklarını sallayarak basının etrafında
çevirir. Moiz ise parmağıyla yeri işaret ederek oturduğu yeri gösterir. Papa yanındaki çantadan bir parça ekmek ve şarap çıkartınca Moiz'de bir elma çıkartır. Bunun üzerine Papa ayağa kalkarak "Ben pes ediyorum, Yahudiler kalabilirler" der. Müzakere sonrasında Papa'nın etrafına toplanan kardinaller Papa'ya ne olduğunu sorduklarında Papa; Ben önce 3 parmağımı gösterip Kutsal Ucluyu işaret ettim. Buna karşılık o bana tek parmağını Gösterip her iki dinin de tek tanrıyı tanıdığını söyledi. Ben parmaklarımı sallayıp basımın etrafında çevirerek tanrının bizim etrafımızda olduğunu gösterdiğimde o da oturduğu yeri işaret ederek tanrının onların durduğu yerde de olduğunu işaret etti. Ben kutsal ekmek ve şarap çıkartıp tanrının bizim günahlarımızı bağışladığını göstermek istediğim zamanda hemen bir elma çıkartıp bana ilk günahı hatırlattı. Herifin her şeye bir cevabi var. Ne yapabilirdim ki?" Ayni
sırada Yahudi cemaati de Moiz’in etrafını sarmış ona nasıl başardığını soruyorlardı Moiz; "Önce bana 3 parmağını gösterip 3 gün içinde burayı terk etmemizi istedi. Ben de ona bir tekimizin bile ayrılmayacağımızı söyledim. Sonra bütün şehrin Yahudilerden temizleneceğini söyledi. Ben de, hiç bir yere gitmeyip olduğumuz yerde kalacağımızı söyledim"

"Sonra ne oldu?" diye kalabalık heyecanla sormuş. "Valla, sonrasını ben de pek anlamadım. Adam biraz hiddetlendi ve öğle yemeğini çıkarttı. Bunun üzerine ben de benimkini çıkarttım. Hepsi bu!"

bikmisbroker
20-07-2006, 21:03
Kucuk Abraham yedi yasindadir ve Yahudi Imam Hatip Okul muadili ilk okula
gitmeye baslamis. Birinci haftanin sonunda cuma gunu saat onikide okul hafta
sonu tatiline girince eve doner.

Annesi :

- Abraham anlat bakalim bu hafta okulda ne ogrendiniz?

- Dinle anne, bu hafta Musa Peygamberi ogrendik, demis kucuk Abraham.

- Peki anlatabilir misin?

- Musa Peygamber bir Mossad ajaniydi. Gordugu egitim sayesinde Misir
firavununun sarayina kimseye caktirmadan girdi. Esir alinmis Yahudileri
Kizil denizin kenarina kadar kacirmayi basardi.

Denizi gecmek icin butun yahudilere emir vererek yuzen kopruler kurdurdu ve
Yahudiler Kizil denizin dogusuna gecmeye basladilar. Tam gecerlerken General
Firavun bunlari ordulari ve zirhli birlikleri ile takip etmeye basladi.

Musa Peygamber cep telefonunu kullanip Mossada haber verdi. Mossad Israil
hava kuvvetlerine bildirince hemen F-16 ucaklari kopruye varan Misir ordusunu ve tanklari bombalamaya basladilar, Koprunun yarisina kadar gelmis Misir ordusu ve general Firavun denize duserek boguldular ve Yahudiler selametle karsi sahile gectiler.

Annesi dehsetler icinde sorar.

- Abraham, haham hocan cidden boyle mi anlatti?

- Anne tam olarak boyle anlatmadi, ama herifin tam olarak anlattigi sekilde
sana anlatsam hic inanmiyacaksin.

kantar
21-07-2006, 11:47
ARAK

Adamın biri vapura biner ve bulmaca çözen bir bayanın karşısına oturur. Kadın bir yerde takılmıştır ve adama sorar: "Eee pardon beyefendi. Bulmacama yardım edebilir misiniz?" Adam: "Tabi buyurun sorun" Kadın: "Kadınların çok hoşlandığı ve kullandığı bir şey, 5 harfli son 4 harfi ARAK" Adamın aklına kötü şeyler gelir tabi ama kurnazlık yaparak: "TARAK" der. Kadın ise: "Aaa evet doğru, silginiz var mıydı?"