View Full Version : Dilimizi koruyalım, ama nasıl?
Sarıvadi
19-01-2005, 22:35
Türkçe'nin giderek kimliğini kaybetmesi ve hatta bu dil çarpıklığının "Yaşayan Türkçe" söylemini bile geride bırakarak hızla ilerlediği görülüyor.
Bir ulusun yok olması için kültürüne, diline,dinine müdahale etmek yeterlidir. Biz ne kadar sağlam duruyoruz acaba?
Seçmeler;
-Fayl'ı seyv etmeyi unutmuşum...
-Sivim süperdi, ayrıca interviyuv'um da iyi geçti.
-geçerli "tag"ları kullan :)
-Daha büyük font'ları kullanmalısın.
-sidi çeyncır yeni mi?
-Vizyondaki ekşın filmin fragmanını görmüştüm.
-hom tiyatır kaça?
-faylı aplood ettim.
-tireking,coging daha faydalı, fitnıs sentır'da kapalı havadasın.
-Cem Yılmaz tolk şovcu değil, sitend ap'çıdır.
-Sitkom diziler çok uydurmasyon.
..........................................
bir de tabelalara bakın.... Eğer işyerinizin adı İngilizce, Fransızca va hatta daha komiği "anlamsızsa" ve siz iyi iş yapıyorsanız vay ülkemizin haline!..
-----------------------
Üstümüzdeki baskılı tişortlara ne dersiniz?
Üstünde "CHICHAGO" yazan bir tişortu kasılarak giyilirde. "MALATYA" yazanı giymeyiz.
"DO NOT TOUCH ME" yazan havalıdır da "BANA DOKUNMA" yazsa?
binlerce örnek verilebilir.....
DİLİMİZE SAHİP ÇIKALIM!
BİR BAŞKA DİLİ KONUŞMAK VEYA KONUŞMAYA ÇALIŞMAK BİZE BİR ŞEY KAZANDIRMAZ, KAZANDIRAMAZ, KAZANDIRMAMALI.
Sarıvadi
23-01-2005, 21:06
Bir de kendi kendimizi baltalalıyoruz:
Türkçe'nin mahvoluşunu şaka ya da espri yapar gibi hazırlıyoruz. Oysa çevremizdeki bir çok genç ya da yeni yetişmekte olan çocuklar bu lisanı gerçek zannetmeye başladılar bile:
İşte örnekler:
-Hayret bişey!
-Oha oldum!
-Çok ciks bi adam.
-Çok öptüm.
-Kal geldi.
-Alolaşırız.
..........................
..........................
süper yazmışsın dicey...............ama ben türkçeden önce kendimi ve ailemi korumaya önem veriyorum....................ekmek davası ..........
Sarıvadi
23-01-2005, 21:16
Tabii ki Sayın gemici1 önce kendimizden, sonra ailemizden sorumluyuz. Bunlarda sağlam olmazsak gerisinde nasıl başarılı oluruz.
spek_avcısı
23-01-2005, 21:41
ülke %12 okuma yazma bilmiyor
%60 ilkokul mevzunu
%4 ü üniversite
daha dünyanın yuvarlak olduğunu bilmeyenler var dünyayı düz tepsi gibi sananlarla mı koruyacaz veya öğretmeye kalkacağız..?
Sarıvadi
23-01-2005, 21:46
Sayın spek avcısı, bahsettiğiniz kişiler gelişimleri sırasında çevresinden, okuduklarından ve izlediklerinden en kolay etkilenen kitledir. Daha iyi eğitim alabilme olanağını bulanlar bu kitleye olumlu örnek olabilir diye düşünüyorum.
Bir de dilimizdeki bu tür yozlaşmaya neden/alet olan gurubun yukarıda bahsettiğiniz %72'lik kitleden çok, arada kalanlar olduğunu düşünüyorum.
ülke %12 okuma yazma bilmiyor
%60 ilkokul mevzunu
%4 ü üniversite
daha dünyanın yuvarkak olduğunu bilmeyenler dünyayı düz tepsi gibi sananlarla mı koruyacaz?
İyi de sn. Justice'in yazısındakiler ilkokul mezunu veya okuma yazma bilmeyen kesim değil. DJ ve VJ'lerin ağızlarını yayarak tuhaf bir dil konuşmaları... Onlarda mı okuma yazma bilmiyor?
Önce kendimizden ve yakın çevremizden başlayarak koruyabiliriz. Bu forumda da Türkçe yazmayan arkadaşlar var ve kimse onlara 'kardeşim Türkçe yaz' demiyor. Biz buradan başlayalım.
skinnypuppy
23-01-2005, 21:58
Türkçe'nin giderek kimliğini kaybetmesi ve hatta bu dil çarpıklığının "Yaşayan Türkçe" söylemini bile geride bırakarak hızla ilerlediği görülüyor.
Bir ulusun yok olması için kültürüne, diline,dinine müdahale etmek yeterlidir. Biz ne kadar sağlam duruyoruz acaba?
Seçmeler;
-Fayl'ı seyv etmeyi unutmuşum...
-Sivim süperdi, ayrıca interviyuv'um da iyi geçti.
-geçerli "tag"ları kullan :)
-Daha büyük font'ları kullanmalısın.
-sidi çeyncır yeni mi?
-Vizyondaki ekşın filmin fragmanını görmüştüm.
-hom tiyatır kaça?
-faylı aplood ettim.
-tireking,coging daha faydalı, fitnıs sentır'da kapalı havadasın.
-Cem Yılmaz tolk şovcu değil, sitend ap'çıdır.
-Sitkom diziler çok uydurmasyon.
..........................................
bir de tabelalara bakın.... Eğer işyerinizin adı İngilizce, Fransızca va hatta daha komiği "anlamsızsa" ve siz iyi iş yapıyorsanız vay ülkemizin haline!..
-----------------------
Üstümüzdeki baskılı tişortlara ne dersiniz?
Üstünde "CHICHAGO" yazan bir tişortu kasılarak giyilirde. "MALATYA" yazanı giymeyiz.
"DO NOT TOUCH ME" yazan havalıdır da "BANA DOKUNMA" yazsa?
binlerce örnek verilebilir.....
DİLİMİZE SAHİP ÇIKALIM!
BİR BAŞKA DİLİ KONUŞMAK VEYA KONUŞMAYA ÇALIŞMAK BİZE BİR ŞEY KAZANDIRMAZ, KAZANDIRAMAZ, KAZANDIRMAMALI.
bu tamamen kültürün dilini yaratmakla ilgili.. hiçbir kültürün dilini Türkçe yaratmazsak böyle olur işte...popüler kültür durmuyor..mütemadiyen yeni kavramlar üretiyor, üstlerine de ingilizce etiketlerini yapıştırıp sunuyor.. o etiketlerin hepsinin bir Türkçe karşılığını yaratmak ve kullanmak gerekiyor... ben bi aralar üstünde KENDİ KÜLTÜRÜNÜ YARAT yazılı bir tişört basmayı düşünmüştüm..ayrıca üstünde MALATYA ve BANA DOKUNMA yazan tişörtler de süper fikir..yapılması gereken bizzatihi budur..tişört kültürünün Türkçesini yaratmazsanız ingilizcesi gelir işgal eder..boşluklar her zaman dolar..
bilgisayar ingilizcesi bence en az sorunlu olan alan..mikrosoft bu sorunu bizim için çözdü..pratik olarak ise, bir kere hala artık yazıcı, tarayıcı yerine sikenır falan diyen dinozor varsa derhal ensesine bir şaplak atmalısınız..
ayrıca hiç kullanılmayan ama tam tercüme olan, hatta oturgaçlı götürgeç tadında dahi olan Türkçe ve hatta Osmanlıca bütün kelimeleri mümkün mertebede sıkça kullanmalısınız..mesela medya yerine mecra deme hadisesi yavaş yavaş maya tutuyor..ya da aktif yerine etkin, subjektif yerine öznel, siber yerine sanal, füçır yerine vadeli sözleşme, leptop yerine dizüstü, flaş yerine taşınabilir bellek vs vs...
bu iş biraz cesaret işi.. mesela en cüretkarlarından örnek vereyim..ben lan demiyorum yerel ağ diyorum..onlayn demiyorum çevrimiçi diyorum..siten dapçı demiyorum, meddah diyorum, ve buna son derece etkin bir özen gösteriyorum... önce bir miktar eblehçe bakış alıyorum ama ama o eblehçe bakış esnasında genelde herkes lap diye anlıyo meddah (ki siten dapçının birebir tercümesidir) ne demek.. vs..vs.. biraz bu tür yüzleşmeler yaşamaya çalıştıkça, insanları böyle şok edip, dağarcıklarına bu kelimelerin Türkçelerinin de kullanılabildiği gerçeği ile etkin olarak tanıştırdıkça, Türkçe güncelleşecektir..
Türkçe'yi korumanın tek yolu, mümkün mertebede çok yerde kavramları Türkçe telaffuz etmek, yeni kelimeler kullanmaktan kaçınmamaktır..esasen diğer dillerde bu görevi yazılı mecra görür. yeni kavramlara yeni kelimeleri basın sunar ve insanları bu kelimelere alıştırır..bizde ise iş biraz daha birebir sözel çabalara kalmış durumda.. her ağız, her diyalog bir cephedir bu davada..en kulağa abuk geleni de dahil olmak üzere, Türkçesi varken, ingilazcesini kullandığınız anda o cepheyi kaybettiniz demektir..
tabiy şu kulağa garip geliyor geyiğini de şöyle iyice bir kanırtmak lazım.. her kelime, ilk duyulduğunda garip gelir..ikinci duyulduğunda biraz daha az garip gelir, kendiniz telaffuz ettiğinizda iyice az garip gelir, bir kişiden daha duyduğunuzda ise artık garip gelmez...
şunu da söylemek lazım ki, bu halk hiç garipsemeden reyting bile diyebiliyorsa, oturgaçlı götürgeç bile diyebilir icabında..hiçbir Türkçe/Osmanlıca kelime ingilazce'den daha garip olamaz, yeter ki kullanın..on kişi kullansa, o kelime Türkçe'ye girmiş demektir..o uydurmasyon lafı da önce on kişiyle çıktı piyasaya değil mi?;)
spek_avcısı
23-01-2005, 21:58
etkişeim sadece tv vs olmaz internet gezerken bile etkileşim yaşanır...
dj veya vj bunlar görevi zaten müzik yapmak müzik dinlemk yabancısıda olabilir türküde dolaysıyla etkileşim geçirirler.. eğer yabancı müzik dinleme dersen bu hakların ihlaline girer.. sonuçta o bir bakıma kişinin mesleği veya sevdiği bir uğraş.
benim kastim okuma yazma demiyorum çok kitap okuyan bir kişinin dilindeki dilindeki kelime haznesi ile okumayanın haznesi çok farklıdır .... haznesi dar olanlar çok kolay etkileşim geçirir ve bir kelimenin yerini başkası alır bunun için
tv vs gerekmez bir interenet sitesi bir kitaptaki yazılar vs değiştirebilir sonuçta herşey gözü kapalı yapılamıyor malesef.
almanyada bir ilkokul kitabında kelime sayısı 5000 iken bizim ktaplarımızda 300 geçmiyor
benim ömrüm ingilzice kaynaklarda geçiyor ama bir kere ne kelimesine what.?? demedim..
sonuç olarak temeli zayıf olan bir binanın üst katları sağlammıdır veya hep sağlam kalırmı ??? lafına benzedik
Sarıvadi
23-01-2005, 22:16
Sorunu basit, savaşı da Don Kişot'luk gibi görmemeliyiz.
Bu tür bir dille konuşanlar çevresinde takdir ve itibar görmedikçe yaptıklarından vazgeçecektir. "Pavlov'un Köpeği" deneyi iyi bir örnek olacaktır.
İyi eğitimli veya çevresinde örnek alınabilineceğini düşünen kişiler ki bizler kendimizi de bu sınıfa sokabiliriz. Mümkün olduğunca doğru Türkçe'yi konuşursak çevremizdekilere örnek olabilir, onlarında bize özenerek çevrelerine örnek olmalarını sağlayabiliriz. Bu böyle çok kısa sürede yayılabilir.
Buna karşılık; uydurulmuş saçma sapan veya özenti bir dille konuşanları kibarca ayıplamak (kırmadan söylediklerinin komik olduğunu ima etmek) da açıkçası söylediklerine ve hatta bu tarzdaki uslubuna itibar göstermemek onu bir süre sonra vazgeçirecektir.
Hakikaten çok komik: Hayatı boyunca Chichago'yu görmemiş bir Malatyalı'nın (Malatya'lı dostlar alınmasın, sadece bir örnek) Üzerinde "Malatya'yı Seviyorum" yerine "I Love Chichago" yazılı tişortu giymesi....
Acaba bir Chichago'lu böyle bir şey yapar mıydı?
Ya da bir Alman'a garip bir Türkçe'yle (muhtemelen Alman'a özeniyor) yoghürt...diyen bir Alanya'lı ya ne denir? Yoğurt öz be öz Türk buluşudur. Bırak Alman zorlasın kendini yoğurt diyebilmek için....
Sarıvadi
23-01-2005, 22:31
Çocuklarımızın doğum gününü kutlarken; "Mutlu Yıllar Sana" diye çevrilmiş güzel şarkıyı bile;
tek kelime İngilizce bilmeyenimiz dahil "hepi börtdey tu yu" diye hep bir ağızdan okuyorsak, daha yapılabilecek çok şey vardır.
valla bizim ülke insnana şu kelimeyi deme dersen cinayet çıkar :)
ha tvler düzeltilsin dersen 10 tv yi düzelt 1 i bozuk olsun gider onu izlerler..
izleme dedinmide töre cinayetine inanan üle olarak "bir nediyon sen" ?? demezmi :)
bunlar global etkileşim dilin kayboluyor denmesi aslında ülkede kendine güvensizliğin bir ürünü çünkü temeli zayıf bir varlığın geleceğinden şüphe edlimesi
japonya tayvan bir çok ülkeye gidin happy birthday ibaresini görürsünüz..
amerikadfa birçok lise çağındaki öğrenci haritada ülkelerini bile gösteremez
Sarıvadi
24-01-2005, 21:41
Dün bu konu ile ilgili yeşil gönderen dostlardan biri, yanısıra bir soru sormuş, yanıtlayacaktım ama kim olduğunu bilemedim. Aynı soruyu yine sorarsa seve seve yanıtlarım.
konuya bir kıllanan adam karikatürü ile destek atayım.
Sarıvadi
24-01-2005, 22:05
Çok yaşayın sayın skoc :D :D :D
Farkında mısınız bilmem şu sıralar ""v" harfini "w" olarak yazmak moda oldu.
"Walla", "Wolkan" gibi... Forumda da bu tür yazılara rastlanabilir. Neden böyle yazıldığını bilen var mı?
Şöyle bir etrafımıza dikkatlice bakarsak, ne örnekler var.
kontör : kontur - kontür - kontor
yanlış : yalnış
laboratuvar : laboratuar - labaratuar
satılık : satlık
atölye : atelye
makine : makina (belki de en çok yanlış kullanılan kelime)
elektrikli süpürge : elektrik süpürgesi (bu alet elektrik süpürür :D )
Alın size bir örnek.
İkisi de sektörünün önde gelen firmalarından...
ve ambalajlarında yazan "tıraş" kelimesine dikkat!
ülke %12 okuma yazma bilmiyor
%60 ilkokul mevzunu
%4 ü üniversite
daha dünyanın yuvarlak olduğunu bilmeyenler var dünyayı düz tepsi gibi sananlarla mı koruyacaz veya öğretmeye kalkacağız..?
SN Spek avcısı sizin deyiminizle yurdumun insanına sahip çıkmalıyız.Tabiki dilimize ,kültürümüze,tarihimize de sahip çıkmalıyız.Yoksa biz biz olmaktan çıkarız.
spek_avcısı
25-01-2005, 03:57
Şöyle bir etrafımıza dikkatlice bakarsak, ne örnekler var.
kontör : kontur - kontür - kontor
yanlış : yalnış
laboratuvar : laboratuar - labaratuar
satılık : satlık
atölye : atelye
makine : makina (belki de en çok yanlış kullanılan kelime)
elektrikli süpürge : elektrik süpürgesi (bu alet elektrik süpürür :D )
Alın size bir örnek.
İkisi de sektörünün önde gelen firmalarından...
ve ambalajlarında yazan "tıraş" kelimesine dikkat!
öhöhöh :D
sektör; dal kol kesim (fransızcadan gelme)
firma; şirketTüzel kişiliği olsun olmasın bir ekonomik etkinlik birimi(italyancadan gelme)
ambalaj:sargaç (fransızcadan gelme)
4 kelimede 3 hata
neyse sadece esprisine yazdım ciddiye almayın :) ;)
ama tıraş kelimesini yurada açıkladığım gibi eğitimsizlikten kaynaklanıyor az kitap okumanın heyezanları insaın kelime davarcığı az olduğu sürece şu kelimeyi kullanma diyerek çözüm aranması pek etkili bir sonuç olmasa gerek
eğtime ağrılık vereceğimize bu yollara gidip kurtarıyoryuz demek bana garip geldi biraz sadece göreceli kendimzi tatmin ederiz ama etkin hiç bir şey değişmez :)
dilini ırkını koruyan eğtitim sistemini değiştiren hükümettir.her gelen hükümüt kendi çıkarlarına göre hareket etmiş bu eğitim kurumarına çok büyük zarar vermiştir .... daha 1985 lerden kalma kitaplar okutuluyor yeni modern çağda çocuklara bundan öğretmeye kalkarsak elbette hiç bir şey öğrenmezler
Sayın spek avcısı.
Dilimize yabancı dillerden girmiş ve hepimizin günlük hayatımızda
sıkça kullandığımız kelimelere girersek, işin içinden çıkamayız sanırım.
Ben burada günlük hayatta kullandığımız, dilimize yerleşmiş kelimeleri
bile yanlış telaffuz ettiğimizi anlatmak istemiştim.
İşin o tarafına bakarsanız ben sorarım. Etrafınızdaki insanların yüzde
kaçının ismi Türkçe?
Memleket, Ahmet, Mehmet, Hasan, Hüseyin, Mustafa, Ali'den geçilmiyor.
Bizim daha isimlerimiz Türkçe değil ki, neyi tartışıyoruz?
Ben babama her zaman teşekkür etmişimdir, bana Türkçe isim koyduğu için...
Aynı şekilde bende çocuğuma isim koyarken özellikle dikkat ettim,
Arap ismi olmasın diye...
"tıraş" kelimesine gelince...
Bu hatayı ben yaparım sıradan vatandaş olarak,
ama bu işi yapan bir firmanın ambalajında (sargaçında :) )
buna dikkat etmesi gerektiğini düşünüyorum.
Burada kimseye Türkçe dersi vermek gibi bir niyetim yok.
Zaten bunu yapabilecek kapasiteyi de kendimde görmüyorum.
Ben sadece dilimizi kullanırken biraz daha dikkatli olmaya çalışıyorum;
hepsi bu.
skinnypuppy
25-01-2005, 21:40
tespit:
1) her dil başka dillerden beslenir.. o yüzden bu Türkçe, bu arapça falan hadisesine girmek çözülmüş bir mevzuyu yeniden problem etmektir
2)her dil aynı zamanda kavramları icat edenlerden beslenir.. o yüzden ambalaj, sektör falan gibi halihazırda artık sünnetini olup inkisap edeli bayaa olup bir de çifte vatandaşlığa geçmiş, artık milli enişte kıvamında alafranga kelimelere de fazla takılmamak lazım..
kelam:
velakin, yeni piyasaya çıkan kavramların Türkçe alternatifleri varsa bunlara bir omuz atmak gerekir..Türkçe'mizi böyle koruruz işte..ağlayıp dövünerek değil..etkin (aktif) bir biçimde Türkçe kullanarak...
mesela:
leptöp: dizüstü
lan: yerel ağ
mavs: fare
cursor: imleç
e-mail:e-posta
füççüğr: vadeli sözleşme
falan filan işte..herkes dizüstü derse, leptöp haliyle Türkçe'ye girmemiş olur biz de Türkçe'mizi korumuş oluruz değil mi? peki leptöp dersek noolur? kim bu dili iğfal ediyor olur bu durumda?
spek_avcısı
25-01-2005, 21:44
yaw birazda vurgu ve kolay söyleme meselesi oluyor mesela yerela ağ uzatacağına kısaca lan demesi dizüstü bigisayar diyeceğine kısaca laptop dmesi.... ....karındaşa, kardeş denmesi vs vs.. bu birazda psikolojik aslında .......
birde vurgu meselesi
mesela pistonun türkçesi itelek :)
arabamızla tamirciğe gidip şu bzim iteleklere bakıver dediğmizde adam başka şey anlar bizde şey kelimeler çok olduğu için :)
Sarıvadi
25-01-2005, 23:07
Dostlar alında konuyu açarken amacım "Öztürkçe" konuşmak veya dilimizi Arapça, Farsça ya da İngilizce, Fransızca kelimelerden arındırmak değildi. Bunların bir çoğunu şimdilik atmak zor. Ancak gereksiz yere yenilerini bari almayalım. Bu yenilerini sokma veya dilimizi yozlaştırma faalliyetleri son dönemde ciddi arttı.
Bir grup var ki;
yarı İngilizce yarı Türkçe konuşuyor. "Fayl'ı seyv ederken leptop'un memorisi yetmedi" gibi.
Bir grup var ki;
"Oha falan oldum, tiksinç ötesi" diyerek hiç bir dilde tam olarak karşılığı bulunmayan sözcükler türetmeye çalışıyor.
Bir grup var ki; "Sachmalama" ya da "walla" gibi yeni hece/harf kulanımına geçti.
Bir grup varki; "do not touch me", "Chichago 54" tarzı "ya da "route 66" tarzı kendisi ile ilgisi olmayan basılı giysiler giyiyor.
Budur dilde ve kültürde yozlaşma... Ki bunu bazı kendini entellektüel varsayanlar da yapıyor.
Bırakın yanlışlıkla "yalnışlıkla" diyenleri "tıraş" ya da "traş" veya diyenleri onlar bilmeden diyorlar.
Ama dilimizi, kültürümüzü yozlaştıranlar veya alet olanlar doğrusunu biliyor. Budur üzücü olan...
Sarıvadi
29-01-2005, 15:42
İşte bir oyun hakkında iki çocuğun yazışmasından alıntı;
"energy ye sakın skill vermeyin yazık edersiniz
ilerde mana steel kullanacaksınız çünkü
dex e 3 vermemizin amacı damage imizin azgın olmasıdır
damgage imiz ne kadar fazla olursa olsun o kadar iyidir
sakın bu dağilimi kendi kafanıza göre değiştirmeyin"
ben pek bir şey anlamadım... Böyle bir oyun dili oluşmuş....
Vay halimize...
Sayın Dicey;
ne zaman o bilgisayar oyunlarını biz yaparsak, o zaman çocuklarımız
Türkçe terimler kullanmaya başlarlar.
Ben bu İngilizce oyun ve programlardan dilimize bulaşan terimler konusunda
insanımızı eleştiremiyorum.
Adam yapmış, sende kullanıyorsun. Yapacak birşey yok bence...
Başımdan geçen bir olayı aktarayım, bilmem konuyla alakası var mı ama...
İyi kötü Photoshop programı kullanıyorum. Bu programın sanırım 6. versiyonunun
Türkçe'si çıkmıştı. Buldum ve bilgisayarıma yükledim. İnanın, 10 dakika sonra
programı geri kaldırdım. Çünkü aradığım hiçbir şeyi bulamıyordum. Menülerin Türkçe karşılıkları çok garip gelmişti bana...
(başımın çaresine bakabilecek kadar İngilizce'de bilmeme rağmen)
Belki yeni başlayanın Türkçe ile başlaması faydalı olabilir, bundan da emin değilim.
Saygılar.
Sarıvadi
29-01-2005, 16:36
Sayın Skoc,
Evet, maalesef bu oyunların bizim yapmayışımız/yapamayışımız durumu bu hale getirmiş.
Ve çocuklarımızı bu oyunlardan mahrum bırakamayacağımıza göre, anlaşılması güç bir dille konuşmalarının da önüne geçemiyoruz.
Ancak, nasıl Windows programı Türkçe'leştirilmişse, bu oyunların da Türkçe'leştirilmiş olanları piyasaya sunulamaz mıydı? Ancak demek ki sürümü yapanlar buna ihtiyaç duymuyorlar. Acaba Türkçe'leştirilmemiş oyunları çocuklarımıza almasak, direnebilsek adamlar dogru dürüst Türkçe sürümlerini yapmak zorunda kalmazlar mı?
Photoshop'da yaşadığınız Türkçe versiyon sorununuz, maalesef bir çoğumuzun yaşadığı durum. Bu da farkına varmadan Ingilizce'nin özümsendirildiği, zorunlu bırakıldığı anlamına gelmiyor mu?
Sömürülmeye hiç kimse razı olmaz. Dolayısıyla sömürü ancak hissettirilmeden, imrendirilerek, zorunlu bırakılarak yapılır. Yani aklımıza uygun hale getirilir. Yoksa kim razı olur özünün yitirilmesine... Kim diyebilir "ben sömürülüyorum ve bundan mutluyum" diye. Kim kasılarak sömürtebilir kendini...
ya aslında korkulması gereken eğtim sistemimiz türkçe yeterli öğretilmyor.. ,eğer ingilizce kelimeleri kullanmayın diye aşırıya kaçarsak ortada dil düşmanlığı çıkar ve ingilizce öğrenenlere bile tepkiyle bakar hale gelitiriz..
yukardaki yazdığın kitle çok az aslında mesela ilkokul düzeyi veya yeterli eğitim alamamış bir kimsenin kullnadığı türkçeyi baz alarak bu hallere düştük demekte yanlış olur...... küçükken herkes karakterlere özenir ve bu özenme geçicidir 20 yaşlarda son bulur.... bu oyundaki de olabilir bir gazaetede olur veya internette gördüğü bir konuda olabilir......
Sarıvadi
29-01-2005, 17:03
Sayın Cyclone, katılıyorum. Asla bir başka dile karşı olmak değil düşüncemiz. Hatta bir çok dili biliyor ve konuşabiliyor olmak da bir meziyet. Keşke halkımızın bir çoğu Türkçe'nin yanı sıra bir çok dili biliyor ve konuşabiliyor olsa...
Sorun; Dilimizin yozlaştırılması...
*Türkiye'de işyeri isimlerinin yabancı veya anlamsız olması, ve bunların prim yapması..
*Giyen için hiç bir anlamı olamayan, garip yazılar baskılı giysilerin çok tutması...
*Garip ve anlaşılmaz bir dille konuşulması
*İngilizce/Türkçe karışık bir dilin konuşulması
*Garip bir dille yazılar yazılması
....................................
....................................
Yoksa Ingilizce'ye değil kızgınlığımız....
Not: Bence İlkoul mezunu diye tarif ettiğimiz kitle bu anlamda diğerlerinden daha başarılı. Hiç;
"I love Chicago" tişortu giyen.
"Yaw , ne tiksinç ötesi bi olay" diye konuşan
"sachmalama boy" diye yazan
birini gördünüz mü?
küçükken herkes karakterlere özenir ve bu özenme geçicidir 20 yaşlarda son bulur.... bu oyundaki de olabilir bir gazaetede olur veya internette gördüğü bir konuda olabilir......
Evet bir nesil kovboy filmleriyle büyüdük; bonanza'lar, smith ve johns'larla...
Kovboy olduk, pis kızılderilileri vurduk oyunlarımızda...
Ta ki aklımız başımıza gelip, gerçekte ezen ve ezilenin kim olduğunu anlayıncaya kadar hep kızılderilileri kötü tanımadık mı?
Zaman geçiyor, benzer filmler yapılmaya devam ediyor, ezen tarafından...
Zamanla birlikte ezilende değişiyor; kah Vietnam'lı oluyor, kah Afgan'lı, kah Irak'lı...
Ezeni kuru kuruya kınamayı da sevmiyorum.
(Zaten başka birşey gelmiyor elimizden)
Çünkü ezebilmek için güçlü olmak lazım,
güçlü olabilmek için de çalışmak lazım...
Ne zaman çalışır ve güçlü olursak, ancak o zaman ezenin karşısında dimdik ayakta durabiliriz diye düşünüyorum.
Yoksa sokaklarda, içki masalarında, dost sohbetlerinde, kuru kuruya ezeni eleştirmekle birşey geçmiyor elimize...
Saygılar.
ne zamandır bu konuda yazmak istiyordum, türkçemiz nereye gidiyor.biz devlet olarak, halk olarak ne yapıyoruz.kültürümüzü koruyabiliyormuyuz.benim değinmek istediğim ingilizce eğitim veren kolejler, universiteler; önce burdan mezun olup, kültürünü koruyan, türkiyeliliğini unutmayan, ahlak , gelenek ve göreneklerimizi kaybetmeyen eli öpülecek arkadaşlarımızın bu yazımdan alınmamasını diliyorum.
biz devlet olarak türkiyemizde ingilizceyi yaymak için elimizden geleni yapıyoruz, çocuklarımız daha 11-12 yaşarında bu kolejlere girmek için var gücü ile çalışmaya başlıyor, ingilizce eğitim veren üniversiteler daha yüksek puanla öğrenci alıyor, hepimiz buralara girmeye çalışıyoruz.ve bir yılda sırf ingilizceyi öğrenmek için eğitim görüyoruz.daha sonrada osmanlı yı yıkan savaşan anadolu yu paylaşmak isteyen ingilizlerin yazdığı kıtaplardan tarihimizi öğrenmeye çalışıyoruz. siz değerli arkadaşlarım gelmişlsiniz burda dilimizdeki yabancı sözcükleri kullanmamaya gayret etmemimizi söylüyorsunuz. arkadaşlar bir süre sonra bu gidişle biz türkçemizi unutacağız. her şeyimiz ingilizce olmak üzere.
ankarada bir okulumuzun ingilizce eğtime geçmesini sağlayan kişiye ingiliz kraliyet odülu verildiğini biliyormusunuz.ingiltereye ve ingilizceye yapmış olduğu hizmetlerden dolayı kraliyet ödülü, bu kolejlerimiz tam bir mısyoner olarak çalışmakta ve biz iyi bir eğitim alsın diye çocuklarımızı var gücümüzle buralara göndermeye çalışıyoruz, biliyormusunuz ermeni isyanını başlatan kişinin mersin deki bir kölejimizden mezun olduğunu, ya bulgarıstandaki isyan, yunan isyanı ve balkan ülkelerini bizden koparan savaş ta ki liderler nerden mezun.
yüce önderimiz Atatürk bursada bir kolejimizden bir gün içinde 3 kızımızın hristayan olmasından sonra o okulu kapattiğini kaç kişimiz biliyor.şimdi ise apartman altlarında yaygın bir şekilde kiliseler açılmakta.bizi görüyorsa kemikleri sızlıyordur. ve biz burda türkçemizi içindeki kelimeleri ayıklamaya çalışıyoruz. arkadaşlar bu gidişle biz ingilizce içinden türkçe kelimeleri ayıklamaya çalışacağız. biri bu gidişe dur diyecek ama kim. bunu yapmaya kalkanlarıda zaten gerici diye damgalayacağız. ingilizceyi öğrenelim ama bırakın da tarıhımızı, kımyayı, fiziği, tıbbı, türkçe okuyalım.türkçemizi yaymaya çalışalım. ama biz ne yapıyoruz nerdeyse tüm okullarımızı elimizden gelse ,kadromuz olsa ingilizceye çevireceğiz.
gelenekleri olmıyan, kültürü olmıyan ve dil i olmıyan ulus değildir ve üzerindeki yaşadıkları toprak onların vatanıda olmıyacaktır.turk ulusunun birlik bereberliğini, aile yapısını, vatan sevgisini yıkmadan, anadoluyu ele geçiremiyeceklerini tüm avrupa biliyor.ve yaygın bir şekilde mısyoner okullarıyla bizi içten yıkmaya çalışıyorlar. ama bu okullardan mezun olan arkadaşlarımızın büyük bir bölümü şimdilik kimliklerini koruyor. ben bu arkadaşlarımızı yürekten tekrar tebrik ediyor. benim bu yazdıklarıma kızmamalırını diliyorum.onalrında bir suçu yok zaten, herkes o okullara girmek istiyor, en iyi eğitim orada, en yi öğretmenlerimiz seçilmiş gibi bu okullarda, üniversite başarı oranı buralarda yüksek, niye acaba. kim destekliyor buraları.destekleyenlerden bir tanesi maalesef bizim devletimiz.
tevfik fikret in oğlu haluk un hristiyan olarak öldüğünü biliyormusunuz, nerden mezundu acaba. biri çıkıp bu misyöner okullarına dur diyecek ama kim. onumuzdeki eğitim yılı için bu hazırlıkların yapıldığını duyuyorum tek temennim bunun başarılması ama bu basın ve avrupa oldukça biz e bunuda yaptırmıyacaklardır.çünkü biz avrupalı olmalıyız ve biz türkçemizi unutup tamamen ingilizce konuşmalıyız.ve sonuçta tam bır avrupalı olmalıyız.
türkçeyi korumak adına, ahlak yapımız ve kültür ümüzü korumak adına hepimiz bir şeyler yapmalıyız. uyanmalıyız artık, üzerimize bir oyun oynanıyor ve farkında değiliz.ben artık çocuklarımızı türkçe eğitim veren okullara göndermek istiyorum, başarılı okullara iyi eğiitim veren okullara(iyi okullar sadece bu misyoner okulları olmamalı)
bu okullardan mezun olan arkadaşlarımızın alınmaması dileğiyle, saygılarımla
(benım bu yazımda bile kimbilir ne kadar yabancı kelime vardır.)
Sarıvadi
29-01-2005, 17:49
Sayın Şimşek,
Alkışlıyorum sizi.... İşin diğer bir tarafını gösterdiniz...Bugune kadar bu konu sadece yüzeysel olarak dildeki yozlaşmadan bahsediyordu. Tek tek dilimizi, özümüzü, geleneklerimizi, göreneklerimizi yitirmemizin sonucundan konuşacaktık. Sağolun siz, kanayan bir yaraya daha fazla dayanamayarak el attınız.
Kısaca ben de ilave etmek istiyorum:
Yabancı dille eğitim veren bir okulda örneğin İnşaat Mühendisliği'nde okuyan bir genç kendi ana dili dışında bir dille İnşaat Mühendisliğini, yani mesleğini öğreniyor...Buna özendiriliyor, teşvik ediliyor, bun okullardan mezun olanlar gururla geziyor... Bu çok acı...Ne olur bu okullarda okuyan mezun olanlar alınmasın, Acaba mesleğimizi ana dilimizle mi daha iyi öğreniriz. Yoksa bir başka dille mi?
Yabancı dil/diller bilmek hakikaten meziyettir ve gereklidir. Ama her şeyin bir usulu vardır. İnsanlar en iyi kendi dillerinde anlarlar ve anlatırlar.
spek_avcısı
29-01-2005, 18:15
olylar aslında bu kadar basit değil daha öncede açıklamıştım türkiyede bilim ve fen adına hiç bir yeterli kaynak yoktur ...mühendislikyteyim ama verilen bir araştırma görevini hiçbir kaynakta tam tamina bulamam hatta yabancı kaynaklar bile yeterli gelmez ..... ülkemizde kaynakları yabancısını çevirecek profösör bile bulunmaz bu sadece ülkemize özgü bir durum değildir hiç bir ülke tekmolojiyi %100 bilemez almanyada teknoloji üniversitesinde ingilizceniz az kıt olsun içeri almazlar sizi ....
çünkü dewamlı araştırmaya yöneliktir özel araştıma sınıfları mvardır sabah akşam çalışır internette mlyonlarca ingilzice diğer dillerde kütüphane vardır bunlar yetmemiştir yerine göre diğer üniveristelerle 2 li diyaloğa girerrler sorularnın cevabını bulmak için her türlü girişim yaparlar ......peki soruyorum adamlar dil öğrenmeyip şunu çevrisinlerde anlasak mantığındamı olmaları lazımdı o zaman neden geliştiler ???
benim ingilzcem güzledir....ama kesinlikle yeterli düzey değildir bana bir araştıma verilmişti bunu türkiyede piyasada yerli yabancı hiç bir kaynakta bulamdım mecburen üniversitenin desteği ile engnetbase birçok wilson slecet vs birçk kütüpaneden araştırma yaptım ...
iddaa ediyorum ingilizce bilmeyen kişiye mühendis denilmez çünkü araştıma yapamaz ....kaynak yok ...araştıma yapamayan ülkede gelişemezzz
ewt
sn şimşek ;
bunun sonucunda oluşacak tek tip kitap ve tek tip görüşü benimsiyen bir ülke nasıl gelişebilir açıklayın siz ingilizce öğrenmeyelim diyorsunuz yozlaşma ingilzice öğrenm ile yok olacaksa ben bu işte yokum ewt bekliyorum yorumlarınızı
spek_avcısı
29-01-2005, 18:21
sn saxofon beyde yazmıştı bende yazayım
internette bir fizikçi Friedrich Paschen (1865-1947) bulduğu Paschen kanunu nu internette arama yaprırın
bunun hem türkçesi hem ingilizcesini yazın
Paschen law çıkan sonuç ....15300
bende Paschen kanunu........ 2
demekki tek dil bilen bir kişi bilimde geri kalır...
sayın spek avcısı ingilizce öğrenilmeli,almanca fransızca öğrenilmeli, ama bu dilleri öğrenmek ayrı tüm eğitimimizi ,okullarımızı ingilizce eğitim verecek düzeye gtirmek ayrı, ben düşüncelşerimi tam anlatamadım, bu konuda haklısınız, ingilizce yi öğrenmiyelimn gibi bir sonuç çıkmış, öyle değil. öğrenelim ama 13-14 yaşlarından başlıyarak, edebiyatı, kimyayı, fiziği, tarihi(üstelik osmanlı yı yıkanların ,yazdığı kıtaplarla) eğitim görmeye karşıyım, ingiliz kültürü, fransız kültürü ile yetişen öğretmenlerin benim çocuklarımı genç yaşta, her türlü yone yonlendirelecek yaşta eğitim verilmesine, 4yıl, belki yedi yıl, bilinç altına kendi kültürleri ve ahlak yapısının yerleştirilmesine karşıyım.bende tıp fakültesi mezunuyum, ingilizce olmadan yeni gelişmeleri tabiiki takip edemiyoruz ama ingilizceyi öğrenmek ayrı, ortaokuldan başlıyarak tum eğitim dönemini ingilizce üzerine kurmak ayrı.üstelik onların öğretmenleri ile.ve onların yazdıkları kıtaplar ile.
yurt dışında eğitim almak için dışarı gönderdiğimiz öğrencılerin bu ülkeye malıyetini bir düşünsenenize, bu robert lerde, st joseph lerde okutulan kıtaplara yurt dışından getirmek için verilen dovizlere ben acıyorum. üstelik bu yurt dışına gönderdiğimiz öğrencilerimizin büyük bir kısmı türkiyeye dönmüyor ve orda kalıyor. ne dersiniz ne kadar bizim kültürle yetişiyorlar.
ingilizce öğrenmek evet, ingilizce eğitim hayır.
dreissena
29-01-2005, 18:40
Dilimizi korumanın sadece ve sadece bir tek yolu vardır. Türkçe yazmak ve Türkçe konuşmak; Türkçe karşılığı olduğu halde sırf özenti ya da bilgiçlik olsun diye yabancı kelimeler kullanmamak, farklı bir sınıfa aitmiş ya da farklı bir kişilikmiş hissi vermek için jargon oluşturmak adına farklı yazım ve söylemler kullanmamak. (Özellikle internet yoluyla yapılan yazışmalarda kullanılan slm, ii, nbr, oolum, napeem, du bakeem gibi çok sayıda örnek verilebilecek kısaltmalar kullanmamak.) Bu tür yaklaşımlar bazen hoş, bazen komik, bazen abartıyı ifade etmek için gerekli bile olsa da, dilin yozlaşmasına ivme kazandırıyor. Forumumuzda da böyle yazışmalar var, başka forumlarda da, hatta bunları yazmama rağmen benim de klavyemden böyle kelimeler çıkabiliyor. Bunları en aza indirebilirsek ne ala, indiremezsek işimiz zor.
Turkcemizi koruyalim, yasatalim, gelistirelim, cocuklarimiza dogru ogretelim, gencleri dogru kullanmalari yolunda uyaralim, heveslendirelim.
Diger dillerin ogretimini de yabana atmayalim, bugun Turkiyenin menfaatleri hakkinda yazilan ingilizce bir kitap ya da yapilan bir konusmanin onlarca kat daha etkili oldugunu ya da internette rahatlikla farkedildigi gibi ingilizce kaynaklarin yuzlerce kat daha fazla ve etkili oldugunu unutmayalim ve ilk iki satirda yazilanlari yaparken gencleri yanlis yonlendirmeyelim.
Sozlerim forumda yazilanlara degil, yanlis anlasilmasin ama son zamanlarda Turkcenin ne kadar yeterli ve guclu bir dil oldugu, genis kitlelere ulasilabildigi gibi abartili ve biraz da fanatikce yazilar oldukca cogaldi ve bu yazilar da genclerin ya da yabanci dil egitimi gorenlerinlerin sevkini kirabilir gibi geliyor bana... :düsün:
Sarıvadi
29-01-2005, 20:02
Ispanya'ya gitme fırsatım olmuştu.Turizmde dünyada önemli ülkelerden biri, her yıl farklı dilleri konuşan milyonlarca kişi tarafından ziyaret ediliyor.
Müzeleri , tarihi yerleri ya da önemli gödüğünüz mekanları gezerken girişlerinde orayı tanıtan yazılar vardır ya , işte bu yazılar Ispanya 'da sadece İSPANYOLCA... Eğer Barcelona'da iseniz, İSPANYOLCA'ya bir de yerel dil olan KATALANCA eklenmiş. Yazılanlar ya Ispanyolca ya da Katalanca.
Picasso'nun müzesini merakla gezerken bu türden yüzlerce panonun hiç birinde Ingilizce ya da başka bir dilden açıklama ile karşılaştım. Sadece Ispanyolca ve Katalanca yazıyor müzeyi gezenlerin %90'ından fazlasının Ispanyol ya da Katalan olmadığını belirtmeye gerek yok.
Birine bir şey sorsanız size Ispanyolca cevap verecektir.
Bu çok güzel bir mesaj "burası benim ülkem Ispanya ve Ispanyolca veya yine bizden olanların dili Katalanca yazlılır ve konuşulur. Hiç bir kompleksimiz yoktur. Güzel ülkemizi gezmek istiyorsanız bizim dillerimizi biraz da olsa öğrenmeye çalışın."
Konuyu doğru ifade etmeliyiz. Bilim veya herhangi bir menfaat için yabancı dilleri bilmek çok gereklidir. Bu Türkçe'mizin günlük hayatımızda kullanırken dejenere edilmesi anlamında olamaz.
Ana dili Türkçe olan kişilere eğitim ana dillerinde verilmelidir. Yabancı dil öğrenmek ve bilmek ayrı, bilimsel eğitimini İngilizce ya da başka bir dilde yarım yamalak almak ayrı. Yabancı dilde eğitim almak teşvik edici olması yerine yabancı dile de hakim ancak kendi dilinde iyi eğitim almış olmak özendirici olmalıdır.
spek_avcısı
29-01-2005, 22:11
sn dikey duyarlılığınız anlıyorum türkçe yeterli öğretilmemesi konusunda haklısınız sizi katıldığımı daha öncede belirtmiştim zaten ama;
ülkemizi insanına bir olay yapın dediğimizde vurun öldürün anlıyor ve bir doğru yaparken diğer doğrular gidiyor benim çevrmde anladığım veya bazı yazılardan çıkardığım ingilizce öğrenmeyelim dil kurtulsun oluyor daha doğrusu halk böyle anlıyor ve burada bir kargaşa başlamakta. sonra yoldaki bir tabelaya bile ingilizce diye takar hale geliyoruz
eğitim sistemi;
ewt bazı dersler orta okulda ingizilice verilir denilsede bu az bir kesimdir %70 anadolu liselerinde öğretmen yetersizliği yüzünden dersler türkçedir... ewt haklsınız o denemde dersler türkçe verilmeli veya alternatif ders koyarak hem ing hem tr öğrtilmeliki insanlar internet vs ortamda tarama yaparken olaylara yabancı kalmasın tek ingilice vermek hata gerçekte....
ama benim üstünde durmak istediğim konu,
ezbercilik olan bir eğitim sisiteminde kendi diliniz dahil hangi dilde yaparsanız yapın öğretim terimi olmayacaktır..bu ülkenin bir sorunudur .. uygulama ile görmeden eğitim yapma girişiminde birey dersten anladığı %5 bile geçemez..
almanya fransa vs eğitim sisteminde %20 teorik %80 uygulamadır ülkemizde ise bu oran %95 teorik ve %5 uygulamadır malesef tüm mühendislik fakültelerinde böyledir
eletrik eletronikte bir arkadaşım vardı dersleri türkçeydi ve 4. sınıfta iken transistörlerin yerini gösteremiyorum diye bana yakınırdı..
aslında sorunumuz ezberci öğretim oluyor ve bu öğretim ingilizce ile verilmesiyle iş çığrından çıkıyor ve suç sadece ingilizceymiş gibi gösteriliyor aslında suç sistemde
engindeniz
29-01-2005, 22:26
sn dikey duyarlılığınız anlıyorum türkçe yeterli öğretilmemesi konusunda haklısınız sizi katıldığımı daha öncede belirtmiştim zaten ama;
ülkemizi insanına bir olay yapın dediğimizde vurun öldürün anlıyor ve bir doğru yaparken diğer doğrular gidiyor benim çevrmde anladığım veya bazı yazılardan çıkardığım ingilizce öğrenmeyelim dil kurtulsun oluyor daha doğrusu halk böyle anlıyor ve burada bir kargaşa başlamakta. sonra yoldaki bir tabelaya bile ingilizce diye takar hale geliyoruz
eğitim sistemi;
ewt bazı dersler orta okulda ingizilice verilir denilsede bu az bir kesimdir %70 anadolu liselerinde öğretmen yetersizliği yüzünden dersler türkçedir... ewt haklsınız o denemde dersler türkçe verilmeli veya alternatif ders koyarak hem ing hem tr öğrtilmeliki insanlar internet vs ortamda tarama yaparken olaylara yabancı kalmasın tek ingilice vermek hata gerçekte....
ama benim üstünde durmak istediğim konu,
ezbercilik olan bir eğitim sisiteminde kendi diliniz dahil hangi dilde yaparsanız yapın öğretim terimi olmayacaktır..bu ülkenin bir sorunudur .. uygulama ile görmeden eğitim yapma girişiminde birey dersten anladığı %5 bile geçemez..
almanya fransa vs eğitim sisteminde %20 teorik %80 uygulamadır ülkemizde ise bu oran %95 teorik ve %5 uygulamadır malesef tüm mühendislik fakültelerinde böyledir
eletrik eletronikte bir arkadaşım vardı dersleri türkçeydi ve 4. sınıfta iken transistörlerin yerini gösteremiyorum diye bana yakınırdı..
aslında sorunumuz ezberci öğretim oluyor ve bu öğretim ingilizce ile verilmesiyle iş çığrından çıkıyor ve suç sadece ingilizceymiş gibi gösteriliyor aslında suç sistemde
---
Sn. spek_avcısı ,
Siz bu durumlardan iyi anlyorsunuz...Sizi Milli Eğitim Bakanlığı ' na önerelim...Belki fikirleriniz değerlendirilir... :)
---
Ahmet Ercan adlı deprem uzmanı özellikle televizyonda yabancı kelimler yerine Türkçe kelimeler kullanıyor, hatta anlaşılmayacağını düşündüğün açıklıyor. Süpürgen dalga diyor yani Japonlar da anlasın diye Tsunami de diyeyim diyor. Çabaları takdire değer hiç değilse uğraşıyor.
skinnypuppy
30-01-2005, 19:40
sapla saman ayrımı:
yabancı dil eğitimi: çok iyi birşey
yabancı dille eğitim: sadece sömürgelerde olan birşey
konuyu yanlış anlamaya müsait arkadaşlar için not: ben lise ve üni. eğitimimi ful yabancı dilde aldım.
spek_avcısı
31-01-2005, 00:34
küçük yazıyı bana itafen yazdıysanız ben eğitim ing ce olmasına karşı olduğumu söylemiştim ......benim çekincem farklı ama malesef anlatamıyorum......
hayalimdei sistem asıl türkçe ve yanında basit destekli ing ders verilmesi ki gençler arama tarama yaparken olaya yabancı kalmasın....
arkadaslar peki benim bile okumakta cok gucluk cektigim su takma isimler varya (nick name)ler ise burdan baslasak cok daha iyi olur boyle yabanci yazan arkadaslar isimlerinizi neden guzelim turkcemizden secmezsiniz !!!!!!!!??????
anlamis degilim belkide cahilligimden!!!!!
arkadaşlar yeri değil ama birşey soracağım cuma günü 250 milyonluk yanlışlıkla fazladan hisse almışım hesapta yeterli para yokken şu anda da nakitim yok ne yapmalıyım teşekkürler
sapla saman ayrımı:
yabancı dil eğitimi: çok iyi birşey
yabancı dille eğitim: sadece sömürgelerde olan birşey
yukarıdaki yazıya imza atarım .
Sömürge kelimesi tam uygun bir kelime bence de
kazancli
31-01-2005, 02:00
arkadaşlar yeri değil ama birşey soracağım cuma günü 250 milyonluk yanlışlıkla fazladan hisse almışım hesapta yeterli para yokken şu anda da nakitim yok ne yapmalıyım teşekkürler
salı günü 250 yatırman gerekli yada aracı kurumun kolaylık gösterirse yarın satarsın temerrüt faiziyle çarşamba alırlar hesabından
bir de iş ilanlarını ingilizce vermezlermi........... :mad:
kazancli
31-01-2005, 02:07
sapla saman ayrımı:
yabancı dil eğitimi: çok iyi birşey
yabancı dille eğitim: sadece sömürgelerde olan birşey
konuyu yanlış anlamaya müsait arkadaşlar için not: ben lise ve üni. eğitimimi ful yabancı dilde aldım.
%100 kaatılıyorum kendimizi ifade edip geliştirmemiz gereken dil Türkçedir
konuyu yanlış anlamaya müsait arkadaşlar için not: ben lise ve üni. eğitimimi ful yabancı dilde aldım
buna artı olarak ne gibi + - lerinin olduğunu en iyi gözlemleyeceği yerlerde bulundu
kazancli
31-01-2005, 02:08
bir de iş ilanlarını ingilizce vermezlermi........... :mad:
akıllarınca sınayacaklar insanları
Sarıvadi
31-01-2005, 22:35
Yabancı dille verilen ilanlarda da sapla samanı ayırmak gerekir:
Hakikaten pozisyon yabancı dil bilmeyi gerektiriyorsa ( örnegin yabancılarla iş yapan firmalar) ilanın yabancı dille verilmesi "bu dili bilenlerin başvurması gerekiyor" mesajı vermek için kabul edilebilir.
Bir de sömürüye alet olanlar firmalar var, hiçbir şekilde yabancılarla işi yoktur ama İngilizce ilan verir. Bırakın sömürüyü, düpedüz aptallık etmiş olur. Dedik ya ana dilinde eğitim alan kişinin yabancı dille mesleğini öğrenene göre net bir avantajı ve bilgi farklılığı vardır(istisnalar alınmasın)
Bu tür ilanların Türkçesi şu: Biz kompleksli bir firmayız. Bilgisiz ve eğitimsiziz dolayısıyla sömürüye alet olduğumuz farkında değiliz. Bu nedenle işe alacağımız kişinin de iş bilgi seviyesi çok önemli değil ,mesleğini anadili ile değil, yabancı dille öğrenmiş olmasını tercih ederiz. "Pazarlama ve İşletme Uzmanlığı" olması çok önemli değil EMBİEY yapması daha önemlidir.
menu yerine mönü dielim wallahi düzelir yaw :)
Cinnamon
03-02-2005, 14:07
Concorde uçakları Fransa ile İngiliz ortak yapımı bir projedir.
Projenin en çok zaman alan kısmı, bu supersonic uçağa isim konulmasıdır.
Proje bir E harfi yüzünden uzun süre askıya alınmıştır.
Concord-E-
İngilizler İngilizce Concord, Fransızlar Fransızca ConcordE adını istedikleri için.
"Türkçe'yi korumak" tek başına bir eylem olamaz. Bunun öncesinde;
. Türk olmakla övünmek,
. Türkiye'yi sevmek
. Türk ürünlerini kullanmaktan utanmamak
. Türklerin en iyiyi yapabileceklerine inanmak
.
.
gibi ön şartları gerektirir.
Bir Türk kot markası Avusturalya'da 220 dolardan başlayan fiyatlarla kot pantolan satan en ünlü marka iken, Türkiye'de yabancı markaları almamayı gerektirir. Artı Türkiye en büyük kot kumaşı üreticilerindendir.
Türkiye'de kullanılan "Made in Turkey" yerine, Avusturalya'da " Proudly Australian" (Gururla Avusturalyalı) yazılır. Coğrafi yakınlığı nedeniyle ucuz UzakDoğu mallarının istilasında olan Avusturalya'da, bu ürünlerden almak gerçekten bir prestijdir.
Kimler Türk ürünlerini alıp, gururla kullanıyor? Gençlerin tercihlerine bakın, prestij nerelerde aranıyor görürsünüz.
OKTAY SINANOĞLU yazarımızın * BYE-BYE* TÜRKÇE adlı kıtabı herkesin okumasını tavsiye ederim. kıtabı okumaya yeni başladım. şimdiye kadar okumadığım için de kendime kızıyorum. 11. baskı. fırsatım oldukça bu kıtaptan bazı alıntıları burda yazmaya çalışacağım.
atatürk ün son sözü
atatürk ölüm döşeğindeydi, üç gün komada kaldıktan sonra kendine geldi, son nefesinde *arkadaşlara selam, dil çalışmalarını sakın aksatmayın* atatürk son nefesinde ne söylemek istiyordu.
kurtuluş savaşından sonra, ikinci kurtuluş savaşını dil konusunda başlatmıştır. 1000 yıldır türkçemiz içine yerleşmiş olan arapça ve farsça sözcükleri temizlemeye çalışmış ve osmanlıca denen bu karışık dili karacaoğlan ın , köroğlunun öztürkçe sine çavirmiştir. 1000 yıllık hatadan dönemye çalışmıştır. ama biz osmanlıcayı bırakıp kendi türkçemize donmemize rağmen şimdide batı dilleri ile türkçemizi karıştırıp yeni bir dil yaratmaya çalışıyoruz.o 1000 yıllık hataya tekrar düşüyoruz.(kıtapta bu dile anglomanlıca denmektedir, belkide şu anda kullandığımız dil.)
atatürk, yabancı dil öğrenmenin önemini bilen biriydi, yabancı dil öğrenmeliydik, bir çok meslek de ilerliyebilmek için dunya ile ilişki içinde olmalıydık. ve kendisi türk eğitim derneğini kurar. ve daha sonra TED adını verdiğimiz okullar kurulur. bura haftada 11 saat ingilizce eğitim verilmekte ama türk öğretmenler tarafından, türkçe ile harmanlanarak dil öğretilmektedir. ama herkes matematiği, fiziği, tarıh i , edebiyatı türkçe okumaktadır. atatürk ölür. ondan sonra başlar okulların ingilizce eğitim için yetersiz olduğu söylenmeye. bu metodlarla öğrenilemiyeceği belirtilir. değerli basın- yayın (media) organlarımız bunu işlemeye başlar. 1953 yılında bu amaçla kurulan bu okullar a ingiliz amerikan çengeli atılıp dersler ingilizceye çevrildi. okula ankara köleji dendi.geleceğimizin teminatı türkçemizde bu gediği açmayı başaran oxford lu Mr brownıng e 20 yıl sonra bu başarısı için ingiltere kraliçesi madalya verdi.ufak bir okulda ingilizce dersi veren bir öğretmene madalya niye verilir dersiniz.ondan sonra peşpeşe anadolu liseleri gelmeye başladı, ingilizce eğitim(ingilizce öğrenmek değil) çığ gibi büyümeye başladı. buralarda okumak ayrıcalıklı olma haline geldi. en iyi çğretmenler buralara verilerek devlet tarafından teşvik edilmeye başladı.artık tarihimizi bile ingilizlerin yazdığı kıtaplardan öğreniyorduk.
artık merkez=center, media=basın-yayın,meclis=parlemonto,mesele=problem, demeye ve bir çoğumuz ben dahil bu kelimelerin yabancı bir dilden geldiğini farketmemeye başladık. artık osmanlıca dan kurtulmuş ama hızla yeni bir dil yaratıyorduk. ve bu yabancı kelimeleri konuşanları gıpta ile izleyorduk. ne güzel kendini geliştirmiş, diyorduk.
dil bu kadar önemlimiydi, niye atamız bile son nefesinde bunu söylemişti.işte tarihten ve yakın zamandan örnekler,
romalılar, keltlerle uğraşmakta fakat bir türlü onlara tam olarak söz geçirememektedir.toplanırlar 3 şık vardır; 1-katliam yapacaklardır, ama o kadar kişiyi öldürmek çok zordur,2-ülkelerini istila edeckler, baskı altında tutacaklarıdır, ama ne okadar asker ne de okadar paraları vardır.3- bunları latinleştirelim, yani kültürlerini, törelerini, bunun içinde dillerini unuttturalım
ve öyle yapmışlar roma imparatorluğu büyümüş, yayılmış alman sınırına kadar yaklaşmış ama almanca latinleşmeden cermen dili olarak kaldığı için ordan ileri gidememişler. ama keltler tarihten silinmişler. çünkü dillerrini kaybetmişler
bir başka örnek gaelik ,ingilizcedende eski ırlanda dilidir.ingilizler 15. yuzyıldan beri defalarca irlandaya girmişlerdir, nice savaş olmuş ama savaşlar bitmemiştir. 1890 yılına gelindiğinde ingilizler oturup şu kararı almışlardır.ilk, orta,lise,evrenkent(üniversite) de eğitim ingilizce olacaktır.bir nesil sonra gaelik dilini konuşan sayısı %90 dan %30 düşmüştür.bunlarda dağgaki çobanlar, kentteki hamallardır.her şey iyi gidiyordu, ama aydılar toplanıp, gece gündüz, apartmanlarda, merkezlerde halka tekrar gaelik dilini öğrettiler ve ırlanda cumhiriyeti tekrar kuruldu. çünkü dil birliktelikleri vardı.ingilizlerin oyunu tutmamış, ırlanda aydınları bunu bozmuştu.
yazım biraz uzun oldu, fakat üşenmeden okuduklarımı özet bir şekilde yazmaya çalışacağım,birileri çıkıp ingilizce eğitim veren bu mısyoner okullarına dur demeli, birileri arapça ve farsçadan kurtardığımız bu dili ingiliz hakimiyeti almasını engellemeli, bir şeyler yapmalıyız. hısse net forumu en kaliteli en seviyeli ekonomı forumlarından biri haline geldi. bizede artık çok önemli görevler düşüyor. bizde bir şeyler yapalım. hiç bir ülkede olmıyan 1 yıl yabancı dille eğitimi kaldırtalım, tüm derslerin yabancı dille okutulduğu okullara dur diyelim.artık bunları seyretmiyelim.
vaktim oldukça kıtaptan alıntılarla , fikirlerimi yazmaya ve bu konuyu gündemede tutmaya çalışacağım. herkese önerim oktay sınanoğlunun bu kitabını okuyun.
Sarıvadi
03-02-2005, 23:12
Sayın Şimşek teşekkürler katkılarınıza, ben de aşağıda da Cumhuriyet Gazetesinden bir alıntıyı paylaşmak istedim.
".........................Şehrimizdeki yeni akım ise durmadan uyduruk sözcükler üretiyor. Beyoğlu'nda, özellikle de karşıda Bağdat Caddesi'nde, Türkçe mağaza adı kalmadı gibi bir şey. Bir eğlence kulübünün adı, olmuş sana "Efendy" .
İçeri girenler, içkiyi fazla kaçırmasınlar, burunları ile değil, ağızları ile içsinler, adam gibi girip, adam gibi de çıksınlar dileği ve özlemi ile mi bu ad konulmuş, bilemiyorum. Ama efendilik, çok daha başka ve uzun sürecek birikimlerin sonucu olacak bir niteliktir. Aile kökeninden başlar, öğrenim aşamalarından geçer. Kazanç kaynakları ile de, sıkı ilgilidir. Öyle kolay bir şey değil. Beşiktaş'ta, bulvar üstünde bir dükkân levhası göze çarpıyor: Dönerchi! Geçen gün yolda önüm sıra giden bir kamyonetin arkasındaki yazının ne olduğunu çözmeye çalıştım: Artwinlee. Önce bunu yeni bir yabancı firma sandım. Sonra kafama dank etti ki, taşıtın -ve bu çok özgün- buluşun sahibi, Artvinli bir vatandaşımızdır.
Fakat tüy diken dükkân adlarından birine, Bostancı'da rastladım. Ada vapurundan çıktıktan sonra, Bağdat Caddesi'ne girebilmek için birtakım yerlerden geçilir. Koca-koca birtakım sevimsiz yapılar. Bunlardan birinin altında, bir dükkânın levhası şöyleydi: "Dog-shop". Biraz İngilizcem olduğu için, dışarıdan alma ithal malı köpekler satılan bir yer olduğunu anlayabildim. Ama insaf edilsin, bu alaturka semtimizde kaç kişi, dog'un ne olduğunu bilir? Bir tarihte, devlet televizyonu, bir ekibini Bağdat Caddesi'ne gönderdiydi. Çocuklar, ellerindeki mikrofonu dükkân sahiplerine uzatarak sordular: Bu yabancı ad dalgasının nedeni nedir? Hemen her dükkâncı, aynı gerekçeyi gösterdi: "Türkçe adlar koyarsak, halk rağbet etmiyor. Satış yapamıyoruz."
Böyle tecimsel (ticari) bir kaygı olabilir. Özellikle toplumlarda ipin ucu kaçtı mı, devreye bu da girer. Geçen yüzyılın düşünürü Gabriel Tarde'ın öğrettiği gibi, zaten toplumlarda en belirgin bir özellik, "taklit" eğilimi ve olgusudur. Biri bir şey başlatmaya görsün...
Bunun yanında, kimi kuşkucu dostlarım da ( Suha Arın gibi), dış etkiler ve belirli politikalar görmek eğilimindeler. Sanırım Prof. Dr. Oktay Sinanoğlu da, uzun yıllardır aynı tezde: Bir ülkeyi, asker, tank, bando, mızıkadan önce, dil yoluyla işgal edersin.
Ben, hiçbiri normal olmayan bu yeni yabancı sözcük salgınının ve modalarının, toplumsal, yani kendimize ilişkin kökenlerini de hesaba katmak gerektiğini düşünüyorum: Tarih boyunca, enerjisi, yönetim ve örgütleme becerileri, dövüşken üstünlükleri ile, birçok toplumu yönetmiş olan, ama zamanla, onların dil ve kültür etkilerinin de altında kalıp, ulusal kimliğini ve özelliklerini, yer-yer ve zaman-zaman çok yitirdiği de bir gerçek olan Türk kavminin, acaba genlerinde, kökenlerinde, kanında ve kemiğinde, bu taklit ve etkilenme olgusu, zaten yüzyıllardır yaşamadı mı?
Selçuk sultanlarının Acemce ve tantanalı adları ile başlıyor, bu olay. Irak ve Suriye diyarlarında, gücü ve yönetimi ele geçiren komutanlarından, bilimde ve sanatta parlayan Türklerin adlarına kadar, bu zincir uzayıp gidiyor.
Mevlânâ Celâleddin'e bağlanan ünlü "aslım türkest, eğerçi hindû-gûyem" dizesi, çok şey anlatmıyor mu? Ey mübarek bilgin, düşünür ve şair, eğer aslın Türkest (Türktür) ise, niçin Acemce şakıdın?
Hele şu Dersaadet! "Âbad" ile biten bütün tantanalı adları, bu şehrin en güzel yerlerinin boynuna, yüzyıllar boyu asmadı mı?
Bir dönem Arapça ve Farsça, Batılılaşma çağları gelince, önce, Fransızca. Sonra, Wilhelm bıyıklarına kadar her şeyi ile, "Germen". Ülkeye tren gelmiş, bir katar dolusu Fransızca sözcükle birlikte! Bir düşünün, trene ilişkin hiçbir şey, ama hiçbir şey, Türkçe değil! Almanca'da böyle bir durum var mı? Almış başını giden bu koca katarı ulusal topraklara çekmeyi, bir tek adam istedi ve kendi döneminde başardı da.
Bana denecek ki: "Be adam! Bölgemiz ne halde? Ülkemiz nereye gidiyor? Sen tutmuş, nelerle uğraşıyorsun?.."
Yazdıklarım, boşuna değil, a dostlar. Cumhuriyet tarihinin ilk kez karşılaştığı bir uçurumla, ilgisiz de değil.
Dog-shop'lar, nedensiz değil, etkisiz değil ve de sonuçsuz değil...""
Cumhuriyet / 05.01.2003
Sarıvadi
03-02-2005, 23:15
Yine bir alıntı Ömer Özen-Dilyarası/CUMHURİYET
...............Kendi harfini benim okuduğum gibi söyle. Entivi de mesela. Diğer türlü söylemeyi dene, bak, sen de gördün, ne kadar da bayağı, köylü, doğulu bir "sound" değil mi?
Hem sen değil misin modern olmak isteyen? Kendini ve kültürünü, dilini, geleneklerini, geçmişini aşağıda hissetmezsen (açıkça değil tabii, içinde, sadece içinde) bu metamorfozu gerçekleştiremezsin dostum.
Paşa'ya Pasha, Leyla'ya da Laila diyeceksin ve yazacaksın. Biraz oryantalist ama, daha "Batılı gözüyle bir Doğulu şıklık!"
Sen bakma köşk sözcüğüne, biz artık ona kiosk diyoruz, sen de öyle söyle. Hah şöyle! Ne diyoruz, concept yaratmalıyız. Yaratıcı ol, kendine creative de. Fabrikayı Ümraniye'de kur, markanı İtalyancadan al. Yoksa malını satamazsın.
Türk olduğu anlaşılırsa ya da Türk gibi gözükürse kimse evine sokmaz.
Sen ona, Türk olmayan bir isim bul en iyisi. Kimse de sana kızamaz.
"Trend" böyle. Tavuk bile satamazsın. Neden Mudurnu Chicken oldu sanıyorsun?
İnsanlar tavuk değil "chicken" yemek istiyor.
Ne zamandır, radyolar "Goooooood morning Türkiye!" diye sesleniyor.
Bizi uyandırmak için olsa gerek."
sayın dicey, bu forumu açtığınız için tekrar teşekkür ediyorum, burda yazacağımız daha çok şey ver. ama önemli olan biz hissenet forum üyeleri olarak burda ne yapabiliriz. güzel yazılarınızla forumdaki arkadaşlara bazı şeyleri göstermeye çalışıyorsunuz, bende elimden geleni yapacağım. ama daha başka neler yapabiliriz, bunları prof. oktay sınanoğlu maddeler halinde sıralamış. bunları ayrıntılı olarak yazmaya çalışacağım, ekliyeceğimiz şeyler de olacaktır. hisse net üyelerinden de aynı duyarlılığı göreceğimizi zannediyorum.
katılımın ve yapacağımız şeylerin artması umuduyla.
Sarıvadi
04-02-2005, 23:53
Reklamlarda gördüm, Ülker yeni bir çikolata çıkarmış adı da : HARBY (Harbi-doğru dürüst)...
Maalesef durum bu....
Ve yayıldıkça yayılıyor, ve üstelik bu terimler televizyonda reklama çıkıyor. Yakında çocuklar birbirlerine "harby adamsın" yazarlarsa şaşılmamalı. Buna katkıda bulunan ÜLKER ve bunu marka veya reklam olarak kabul edendir.
Duyarlı forumdaşları bu tarz markalı ürünleri almamaya çağırıyorum . Böylece Çok satılmasına, başka ürünlerde de dil katliamı yapmalarına katkıda bulunmayalım.
Sarıvadi
05-02-2005, 00:21
"Türk demek dil demektir. Milliyetin çok bariz vasıflarından birisi dildir. Türk milletindenim diyen insanlar her şeyden evvel ve mutlaka Türkçe konuşmalıdır. Türkçe konuşmayan bir insan Türk harsına, camiasına mensubiyetini iddia ederse buna inanmak doğru olmaz."
M. K. ATATÜRK (17 şubat 1931, Adana)
Türkçe Meselesine Sahip Çıkın!
(M. Kemal’in komaya girmeden önceki son sözü)
abcdozer
05-02-2005, 07:29
Reklamlarda gördüm, Ülker yeni bir çikolata çıkarmış adı da : HARBY (Harbi-doğru dürüst)...
Maalesef durum bu....
Ve yayıldıkça yayılıyor, ve üstelik bu terimler televizyonda reklama çıkıyor. Yakında çocuklar birbirlerine "harby adamsın" yazarlarsa şaşılmamalı. Buna katkıda bulunan ÜLKER ve bunu marka veya reklam olarak kabul edendir.
Duyarlı forumdaşları bu tarz markalı ürünleri almamaya çağırıyorum . Böylece Çok satılmasına, başka ürünlerde de dil katliamı yapmalarına katkıda bulunmayalım.
ben şaşırmam, harbi olmak , sanki doğru olmakla , yalın olmakla aynı manada. onu bile bilmiyoruz. belkide çoğu şeyi yanlış değerlendiriyoruz. çoğu kişi belki yazdıklarıma inanmıyacak. olsun. nasıl olsa google dan araştırır. HARBİ=gayri müslim "HARBÎ:
İslâm devleti ile harb halinde bulunan gayr-i müslimlere âit ülke halkından olan kimse.
Bir harbî emân (izin, pasaport) ile İslâm ülkesine girerse malına, canına dokunulmaz. (İbn-i Âbidîn)
Âşir (gümrük vergisini ve zekâtı toplayan me'mur) kendisine uğrayan harbîden, mensûb olduğu devlet, müslüman tüccardan ne kadar vergi alırsa, o kadar alır. Ne kadar aldıkları bilinmiyorsa, onda bir alır. (İmâm-ı Serahsî) "........tdk daki tarif isim olarak"1 . Savaşla ilgili.
2 . isim Osmanlı Devletiyle henüz barış durumunda bulunmayan, bir antlaşma yapmamış devletler ve bu devletlerin uyrukları.
3 . isim Osmanlı ülkelerinde ticaretle uğraşan yabancı uyruklu kimse.
abcdozer
05-02-2005, 07:56
evet,,,, çok önemli bir durum. harbi kelimesi çok şey anlatıyor...kelimeyi isim ve sıfat olarak incelersek acı ile karşılaşırız....harbi isim olarak yabancı uyruklu tüccarı kastediyor. yani devrinde, harbi dendiği zaman, akla yabancı uyruklu tüccar geliyor.bu yabancı uyruklu tüccar , o kadar namusluki, o kadar dürüst ki, o kadar yalınki, zaman içinde yabancı uyruklu tüccar yani "harbi" bu özellikleri bu sıfatları üzerinde toplıyarak. namuslu , dürüst, efendi, yalın, iyiniyetli kelimelerinin tamamını kendi ismi etrafında toparlayıveriyor.zamanla bu kelimelerin yerine kestirmeden harbi deniveriyor.tdk, harbiye , haklı olarak, sıfat olarak 'doğru dürüst' tanımını koymuş. galiba ülker de bunu hatırlatarak, zamanımız tüccarlarına ikaz damı bulunuyor nedir. bence bu da anlamlı.... :)
Sarıvadi
05-02-2005, 16:05
Sayın abcdozer, belki konuyu başından beri takip etmediniz. Konu harbi(inceltme işaretli) yada harbi arasındaki fark ya da kökeninden ziyade, ÜLKER adlı yerli bir firma, yeni çıkardığı bir ürüne harbi=doğru-dürüst, hilesiz, mert anlamını çağrıştıran fakat hiç bir dilde karşılığı bulunmayan, maalesef günümüzde moda haline getirilmeye çalışılan özenti bir sözcük uydurmuş:HARBY.... Bu ürün daha çok gençler tarafından tüketilecek olduğundan sadece ticari kaygılarla böyle bir yol izlemelerini kınamalıyız. Gerek ÜLKER'i gerekse bu reklama izin verenleri.
Konuyu yazarken ki kasıt bu idi.
anlamsız ve farklı bir boyuta taşımaya gerek yok bu konuyu,sayın dicey güzel bir konu açmışsınız ama ........ firmasının çıkardığı bir ürünü hedef göstermeniz konuyu istemeyerek de olsa farklı yerlere çekmiştir. bu şekilde bir çok ürün türkiye pıyasasında bulunmaktadır. bizim amacımız türkçemiz, yabancı dille eğitim e karşı çıkmakdır. konu budur ve bunu başka alanlara çekmeye gerek yoktur.
arkadaşlardan rıcam ....... firması ile ilgili konuyu kapamak ve asıl ilgilendiğimiz alana dönmeleridir. prof oktay sınanoğlu nun kıtabında aslında yabancı dille ürün çıkaran firmalara boykot vardır. sadece ürünlere değil, televizyonlara, mağazalara da bu boykot çağrısı bir ölçüde vardır. ama sayın dicey in şansızlığı......... firması toplumuzda belli bir siyası görüşe yakınlığı ile tanındığı için tek başına onu hedef göstermesi bence istemeden de olsa olayın farklı boyutlara çekilmesine yol açmıştır. bu konuyu fazla uzatmanın , asıl konumuza zarar vereceği kesindir.sayın dicey in de amacının bu olmadığına cani gönülden ınanıyorum.
ülkemizde gençliğin bir çoğu üniversiteye giremiyor ve açıkta kalıyor . ama biz büyük bir savurganlıkla hazırlık yılı altında üniversitelerimizi 5 yıla çıkartıyoruz. ve bir yil yabancı dil öğretiyoruz. halbuki bu eğitim, yaz kurslarında ve sene içi verilecek dersler ile kapatılabilir. fakat biz, hiç bir ülkede , (sömürge ler hariç) olmadığı gibi tüm dersleri ,tarihi, fiziği, edebiyatı, kımya yı, matematiği ingilizce vermeye çalışıyor ve ezberci bir gençlik yaratıyoruz. biz türkçe düşünerek yorum yapmakta, konuyu anlamakta zorlanirken, ingilizce eğitim ile öğretmenlerin fikirleri drek bilinç altımıza yerleşmektedir. çünkü yabancı bir dilde düşünmek ve yorum yapmak zordur.işte mısyoner okullarında ki asıl amaç budur.
mesleki alanda başarılı olmak için yabancı dil bilmeliyiz. ama bunu öğrenmek için eğitimin ingilizce olması gerekmemektedir. hiç bir ülkede bu şekilde eğitim yoktur. fakat toplumuz yabancı dil öğrenmek için en iyi yolun ingilizce eğitim olduğuna ınandırılmıştır. amerikada bile artık hızlandırılmış eğitim ile ve görsel yöntemlerle 2 ay gibi kısa sürede yabancı dil öğretilir duruma gelmiştir.(bye bye türkçe adlı kıtaptan). biz niye üniversitelerimizde 1 yıl bu eğitimi vermekteyiz. halbuki bu % 20 daha üniversitelere fazla öğrenci almak anlamına gelmektedir. bu gereksiz savurganlık durdurulmalı, yaz kursları ve sene içi eğitim ile yabancı dil eğitimi yapılmalıdır.
ODTÜ nin kuruluş amacı dışardan öğrenci getirmek, türkiyeye sempatı besleyen ınsanlar yetiştirmek ve bunların ülkelerine donduğunde türk dostu ınsanlar olmalarını sağlamak idi. bu diğer ülkelerde de böyledir. ama bir farkla hiç bir ülke kendi dili haricinde bu eğitimi vermemektedir.ama biz ingilizce eğitim vererek bu öğrencilere türk kültürü ve türk dilini mi öğretiyoruz. hayır. öyleyse dişardan bu okula öğrenci alınması nın mantığı nedir. benim öğrencilerim yer olmadığı için üniversitelere giremezken, bunu ingilizce eğitim vererek yabancılara tanımanın hiç bir mantığı yoktur. bu okul türkçe eğitim verecekse bir mıktar yabancı öğrenci alınması faydalıdır, bu bir şekilde mısyonerlik çalışmasıdır. diğer ülkeler bunu yapmaktadır.
oktay sınanoğlu nun kıtabında dilimizi korumak için alınacak önlemler maddeler halınde sıralanmıştır, yukarda tartıştığımız konuda bu maddeler içindedir. başka bir gün bu konuyu yazmaya çalışacağım, bu maddeler içinde yabancı ismli ürünlerden, amerikan bayraklı, anlamını dahi bilmediğimiz yazıların yazdığı t-shırt lere kadar her şey vardır. saygılarımla.
Sarıvadi
05-02-2005, 23:01
Sayın Şimşek, Konu Oktay Sinanoğlu'nun fikirlerinin paylaşılması konusu değildir. Şüphesiz Sayın Sinanoğlu'nun çok değerli fikirleri vardır ancak bu konu başka bir sitede forumlarda tartışılıyor.
Burada amaç; şekli ne olursa olsun, dili yozlaştırmaya çalışan tüm uygulamaların kanımca yanlış olduğunu ifade etmektir.
En tehlikelilerden biri de, yerli firmaların yerli müşterilere hitap etmesine karşın yabancı markalı ürünler çıkarması, hele hele yozlaştırılmış bir Türkçe ile gençlere yönelik bir ürün çıkartılması en ayıp olanıdır diye düşünüyorum. Bunu Ülker'de yapabilir, Eti'de veya başka bir firma da... Konuyu başka mecralara çekmek gibi bir düşüncem olmadı ve olamaz da. Konu Türkçe'nin yozlaştırılmasıdır. "Duruma göre" yozlaşmayı kabullenmek, tepkisiz kalmak ise benim yapıma ve bu göreve uygun değildir. Şüphesiz yozlaşma konusunda bilinçli bir kişi fırsat verenler her kim olurlarsa olsunlar tepki vermelidirler.
Evet, Türkçe markalı ürünleri kullanmaya özen göstermeliyiz. Türkçe isimli mekanlarda yemeli-içmeli, alışveriş yapmalıyız. Aksi takdirde ödüllendirmiş oluruz. "bu isim tuttu" dedirtiriz ve yayılmasına yardımcı oluruz.
Sarıvadi
06-02-2005, 23:53
Dostlar,
Türkçe sözcükleri kullanmaya biraz gayret etmeye ne dersiniz? Pek öyle kendimizi zorlamamıza bile gerek yok. Hadi isterseniz güncelden başlayalım:
TOPIC=KONU diyelim bundan böyle... Daha kolay ve anlamlı...
Sizlerden de güzel öneriler geleceğine eminim. Hadi bu konuda biraz daha duyarlı olmaya çalışalım. Katkılarınızdan dolayı duyduğum memnuniyeti şimdiden bildirmek isterim.
Sarıvadi
07-02-2005, 00:11
WALLA, YERİNE VALLAHİ
YAW YERİNE YAHU NE GÜNE DURUYOR?
skinnypuppy
07-02-2005, 12:38
Ülkeye tren gelmiş, bir katar dolusu Fransızca sözcükle birlikte! Bir düşünün, trene ilişkin hiçbir şey, ama hiçbir şey, Türkçe değil! Almanca'da böyle bir durum var mı?
efendy, harby falan bunlar mevzu değil... mevzu kavramlardır.. efendy gider, shalgham da gider.. ama denklem kavramı gitmez... equation yerine denklem diyemeyen insanlar da bizim gibi işte iletişimde mağara devrinin ötesine geçemezler...
kavramlara sahip çıkın.. leptöp demeyin.. dizüstü deyin.. onlayn demeyin, çevrimiçi deyin.. e-mail demeyin, e-posta deyin, siken ır demeyin, tarayıcı deyin.. fyüğüıçüğıür demeyin, vadeli sözleşme deyin.. vs. vs
efendy, harby falan bunlar mevzu değil... mevzu kavramlardır.. efendy gider, shalgham da gider.. ama denklem kavramı gitmez... equation yerine denklem diyemeyen insanlar da bizim gibi işte iletişimde mağara devrinin ötesine geçemezler...
kavramlara sahip çıkın.. leptöp demeyin.. dizüstü deyin.. onlayn demeyin, çevrimiçi deyin.. e-mail demeyin, e-posta deyin, siken ır demeyin, tarayıcı deyin.. fyüğüıçüğıür demeyin, vadeli sözleşme deyin.. vs. vs
öyle diyelim de cahil sansınlar bizi olurmu hiç..........................
Sarıvadi
07-02-2005, 19:33
efendy, harby falan bunlar mevzu değil... mevzu kavramlardır.. efendy gider, shalgham da gider.. ama denklem kavramı gitmez... equation yerine denklem diyemeyen insanlar da bizim gibi işte iletişimde mağara devrinin ötesine geçemezler...
kavramlara sahip çıkın.. leptöp demeyin.. dizüstü deyin.. onlayn demeyin, çevrimiçi deyin.. e-mail demeyin, e-posta deyin, siken ır demeyin, tarayıcı deyin.. fyüğüıçüğıür demeyin, vadeli sözleşme deyin.. vs. vs
Haydi o zaman bunlardan başlayalım. Doğru sözcükleri kullanmaya çalışalım, kullananları takdir edelim, kullanmayanlara doğrusunu hatırlatalım.
bencede türkçe karşılığı çok ilginç olmadıkça, kendi dilimize uygun kelimeleri kullanmak daha uygun. dilimizde oluşan kirlenmenin önüne geçmiş oluruz. bunları o şekilde kullanmak bizim cahil oldugumuzu degil dilimize sahip çıktığımızı, aslında daha kültürlü olduğumuzu gösterir...
Sarıvadi
07-02-2005, 20:03
Türkçe'de zaten alışkın olduğumuz bir kullanımı olsa bile, yeni türetilen/türetilmeye çalışılan bir çok sözcüğün,zorla kullanılarak dilimizin yozlaştırlması akıl alır gibi değil.
İşte basit bir örnek:"bu konunun....." yerine zorlayarak "bu topiğin....." yazılıyor/söyleniyor.
Daha nasıl yazıldığını bilmeden kulaktan dolma Ingilizce kelimeleri kullanma azizliği yapılıyor. Çok daha ilginci ve komiği ise İngilizce konuşmaya /yazmaya çaılışarak Türkçe'yi zorlayanların İngilizce'ye, gerçekten "İngilizce bilen" kadar hakim olmadıklarıdır. İyi İngilizce bilen birinin böyle bir saçmalık yapacağına pek ihtimal vermiyorum.
Niye zorlar insan kendini, komik olmak içinse gereksiz-zararlı bir komiklik bu.
Kültürlü, eğitimli insanlar, başta dilini doğru ve en iyi şekilde konuşmaya çalışanlardır.
Sarıvadi
08-02-2005, 21:38
İşte bir kaç son bir kaç yılda farkettirlmeden dilimize sokulmaya çalışılan yozlaştırma örneği daha;
ex aşkım
sound'u çok iyi
herıld yani
donerchi,
eskidji,
oha falan oldum,
grossmarket
şoping mol
demo
Sarıvadi
08-02-2005, 21:41
Yusuf Yanç,Türk Dil Kurumu tarafından ödüllendirilmiş bu anlamlı şiirinde,güzel Türkçemiz'in günümüzde düşmüş olduğu kahredici durumu anlatıyor.
TÜRKÇE ÜZERİNE
Karamanoğlu Mehmet Bey'i arıyorum.Göreniniz, bileniniz, Duyanınız var mı?
Karamanoğlu Mehmet Bey'i arıyorum.
Göreniniz, bileniniz, Duyanınız var mı?
Bir ferman yayınlamıştı:
"Bu günden sonra, divanda, dergâhta,Bârgâhta, mecliste, meydanda
Türkçe'den başka dil konuşulmaya" diye
Hatırlayanınız var mı?
Dolanın yurdun dört bir yanını,
Çarşıyı, pazarı, köyü, şehri, Fermana uyanınız var mı?
Nutkum tutuldu, şasırdım merak ettim,
Dolandığımız yerlerdeki Türkçe olmayan isimlere,
Gördüklerine, duyduklarına üzüleniniz var mı?
Tanıtımın "demo", sunucunun "spiker",
Gösteri adamının "showmen", Radyo sunucusunun "diskjokey",
Hanım ağanın, "firstlady" olduğuna
Şaşıranınız var mı?
Dükkânın "store", bakkalın "market", torbanın "poşet",
Mağazanın "süper", "hiper", "gross market",
Ucuzluğun, "damping" olduğuna
Kananınız var mı?
İlan tahtasının "billboard", sayı tablosunun "skorboard",
Bilgi alışının "brifing", bildirgenin "deklarasyon",
Merakın, uğrasın "hobby" olduğuna
Güleniniz var mı?
Bırakın eli, özün bile seyrek uğradığı,
Beldelerin girişinde"welcome" çıkışında "goodbye"
Okuyanınız var mı?
Korumanın, muhafızın, "body guard",
Sanat ve meslek pirlerinin "duayen",
İtibarın, saygınlığın,"prestij" olduğunu
Bileniniz var mı?
Sekinin, alanın "platform", merkezin "center",
Büyüğün "mega", küçüğün "mikro", sonun "final",
Özlemin hasretin, "nostalji" olduğunu
Öğreneniniz var mı?
İş hanımızın "plaza", bedestenimizin "galeria",
Sergi yerlerimizi, "center room", "show room",
Büyük şehirlerimizi, "mega kent" diye
Gezeniniz var mı?
Yol üstü lokantamızın "fast food",
Yemek çeşitlerimizin "menü",
Hesabını, "adisyon" diye
Ödeyeniniz var mı?
İki katlı evinizi "dubleks",
Üç katlı komşu evini "tripleks",
Köşklerimizi "villa", eşiğimizi "antre",
Bahçe çiçeklerini "flora" diye
Koklayanınız var mı?
Sevimlinin "sempatik", sevimsizin "antipatik",
Vurguncunun "spekülatör", eşkıyanın "mafya",
Desteğe, bilemediniz koltuk çıkmağa, "sponsorluk"
Diyeniniz var mı?
Mesireyi, kır gezisini "picnic",
Bilgisayarı "computer", hava yastığını "air bag",
Eh pek olasıcalar, oluru, pekalayı, "okey" diye
Konuşanınız var mı?
Çarpıcı önemli haberler, "flash haber",
Yaşa, varol sevinçleri, "oley oley",
Yıldızları, "star" diye
Seyredeniniz var mı?
Virvirik dağının tepesindeki köyde,
"Cafe show" levhasının altında,
Acının da acısı
Kahve içeniniz var mı?
Toprağımızı, bayrağımızı,
İnancımızı çaldırmayalım derken,
Dilimizin çalındığına, talan edildiğine,
Özün el diline özendiğine,
İçi yananınız var mı?
Masallarımızı, tekerlemelerimizi,
Ata sözlerimizi unuttuk,
Şarkılarımızı, türkülerimizi,
Ninnilerimizi kaybettik,
Türkçe'miz elden gidiyor,
Dizini döveniniz var mı?
Karamanoğlu Mehmet Bey'i arıyorum,
Göreniniz, bileniniz,
Duyanınız var mı?
Bir ferman yayınlamıştı ...
Hayal meyal hatırlayıp da,
Sahip çıkanınız var mı?
bir arkadaşım uyardı beni, bunun ne olduğunu sordu. ve çök güldüğünü söyledi. forum yöneticelerimizden bunun düzeltilmesini istiyorum. aslında çok güzel bir örnek. 50-100 yıl sonra bizim dilimizde böyle olacak, arada bir tane türkçe kelime. şaşırtıcı ama aynı zamandada düşündürücü.
ama yine iyi içinde epeyce türkçe var. :hmm:
foruma giriş yapmadan bağlandığınızda, sol alt tarafta bu yazı çıkıyor.
Gönderi Kuralları
You may değil post new threads
You may değil post replies
You may değil post attachments
You may değil edit your posts
--------------------------------------------------------------------------------
vB code is On
Smilies are On
[IMG] code is On
HTML code is Off
Sarıvadi
12-02-2005, 20:46
Avrupa'daki en önemli hastanelerinden bir olacak "ANADOLU SAĞLIK MERKEZİ" açılmış. Tebrikler ve teşekkürler Anadolu Grubu....
Bir taraftan da Çamlıca Ömür Hastanesi'nin adı "MEDICANA HOSPITAL" olarak değişmiş. Bir de gazetelere boy boy ilan da vermişler. Herhalde Ümraniye'deki yabancı uyruklulara hizmet verecekler bundan sonra.
spek_avcısı
13-02-2005, 04:19
şu eskidji lafına deli yoluyorum nerden çıkardılarsa :)
hele "oha falan oluyorum" duydukça tüylerim diken diken oluyo umarım karşımda kimse söylemez :)
Sarıvadi
13-02-2005, 18:17
"Şule ile Gün Arası" programına katılan "anti-aging" uzmanı neler söylemiş:
"Vücudumuzu optimize edit customize ettikten sonra ona göre dizayn edip, vitamin abzorbesiyle fit on nütrişın'larla besliyor, güneşin pik olduğu zamanda san expoşur'dan kaçınıyoruz.Cim yerine dans öneriyorum..."
Yazıklar Olsun.....
Sarıvadi
14-02-2005, 00:03
Arçelik'in "Telve" adlı Türk Kahvesi makinasına karşılık, Arzum'da "Kahwe" markalı bir ürün yapmış.
Buyrun geldimiz noktaya.... Bahsettiğim yozlaşma buydu...
türk dil kurumundan ödül almış bir şiiri dinledim bügün, çok hoşuma gitti.
yazmadan edemedim,önce güldüm, sonra güldüğüme kızdım,ağlasamıydım acaba. ne dersiniz.
Arıyorum
Yusuf YANÇ
Karamanoğlu Mehmet Beyi arıyorum.
Göreniniz, bileniniz, duyanınız var mı?
Bir ferman yayımlamıştı;
Bu günden sonra divanda, dergâhta, bargâhta, mecliste, meydanda
Türkçeden başka dil konuşulmaya diye,
Hatırlayanınız var mı?
Dolanın yurdun dört bir yanını,
Çarşıyı, pazarı köyü, şehri
Fermana uyanınız var mı?
Nutkum tutuldu, şaşırdım merak ettim,
Dolandığınız yerlerdeki Türkçe olmayan isimlere,
Gördüklerine, duyduklarına üzüleniniz var mı?
Tanıtımın demo, sunucunun spiker,
Gösteri adamının showman, radyo sunucusunun discjokey,
Hanımağanın first lady olduğuna şaşıranınız var mı?
Dükkânın store, bakkalın market, torbasının poşet,
Mağazanın süper, hiper, gros market,
Ucuzluğun damping olduğuna kananınız var mı?
İlân tahtasının billboard, sayı tabelâsının skorboard,
Bilgi alışının birifing, bildirgenin deklârasyon,
Merakın uğraşın hobby olduğuna güleniniz var mı?
Bırakın eli, özün bile seyrek uğradığı,
Beldelerin girişinde wellcome,
Çıkışında, good-bye okuyanınız var mı?
Korumanın, muhafızın body-guard,
Sanat ve meslek pirlerinin, duayen,
İtibarın, saygınlığın prestij olduğunu bileniniz var mı?
Seki’nin, alanın platform, merkezin center,
Büyüğün mega, küçüğün mikro, sonun final,
Özlemin, hasretin nostalji olduğunu öğreneniniz var mı?
İş hanımızı plâza, bedestenimizi galleria,
Sergi yerlerimizi center room, show room,
Büyük şehirlerimizi, mega kent diye gezeniniz var mı?
Yol üstü lokantamızın fast-food,
Yemek çeşitlerimizin mönü olduğu yerlerde,
Hesabını, adisyon diye ödeyeniniz var mı?
İki katlı evinizi dubleks, üç katlı komşu evini tripleks,
Köşklerimizi villa, eşiğimizi antre,
Bahçe çiçeklerini flora diye koklayanınız var mı?
Sevimlinin sempatik, sevimsizin antipatik,
Vurguncunun spekülatör, eşkiyanın mafya,
Desteğe, bilemediniz koltuk çıkmağa sponsorluk diyeniniz var mı?
Mesireyi, kır gezintisini picnic,
Bilgisayarı computer, hava yastığını air-bag,
Pekâlayı, oluru okey diye söyleyeniniz var mı?
Çarpıcı, önemli haberler flash haber,
Yaşa, varol sevinçleri, oley oley,
Yıldızları star diye seyredeniniz var mı?
Vırvırık dağının tepesindeki köyde,
Cafe-show levhasının altında,
Acının da acısı, nes-kaaave içeniniz var mı?
Toprağımızı, bayrağımızı, inancımızı çaldırmayalım derken,
Dilimizin çalındığını, talan edildiğini,
Özün, el diline özendiğine içi yananınız var mı?
Masallarımızı, tekerlemelerimizi, atasözlerimizi unuttuk,
Şarkılarımızı, türkülerimizi, ninnilerimizi kaybettik.
Türkçemiz elden gidiyor, dizini döveniniz var mı?
Karamanoğlu Mehmet Bey'i arıyorum,
Göreniniz, bileniniz, duyanınız var mı?
Bir ferman yayınlamıştı....
Hayal meyal hatırlayıp da sahip çıkanınız var mı?
Dilimizi koruyalım, ama nasıl? korumasak ne olur ki?....................mesela dedik....
alvardar
26-02-2005, 20:54
Arçelik'in "Telve" adlı Türk Kahvesi makinasına karşılık, Arzum'da "Kahwe" markalı bir ürün yapmış.
Buyrun geldimiz noktaya.... Bahsettiğim yozlaşma buydu...
Bu durumda Kahwe adlı ürünü almıyoruz.
bu fotoğrafın yeri galiba burası...
Sarıvadi
01-03-2005, 23:14
bu fotoğrafın yeri galiba burası...
İşte durum artık budur sayın skoc :D
alvardar
02-03-2005, 19:44
Ülker'e yazdığım yazı:
20.02.2005 00:48
Mesaj:Merhaba.Son zamanlarda Türkçe üzerine oynanan oyunlara alet
olduğunuzu düşünüyorum.Özellikle çıkardığınız yeni ürünlerin son
harflerinin X ile bitmesi, yabancı kelime olması, Türkçe'de bulunan
kelimelerin okunuşunun İngilizce yazılmasını yanlış buluyorum.Örnek olarak
Harby, Dankek Choco, Dankek Kremix verillebilir.
Ürünlerinize verdiğiniz bu adların Türk kültürünün ve Türkçe'nin
yozlaşmasına katkıda bulunduğunu düşündüğüm için sizi kınıyor ve
ürünlerinizi kullanmayı bırakıyorum.Ayrıca bu olanlardan arkadaşlarımı da
haberdar edip aynı tepkiyi göstermelerini isteyeceğim.İnternette tartışma
forumlarını da incelerseniz tepkinin büyüklüğünü anlayabilirsiniz.
Bu tip yanlış pazarlama politikalarını bırakmanız dileğiyle.Saygılar.
Gelen cevap:
----- Forwarded by Ulker GIDA AS/Ulker on 22.02.2005 10:32 -----
Değerli Ülker Dostu;
Nazik mesajınızı aldık. İlginiz için teşekkür ediyoruz.
Ülker grubu 110'u aşkın ülkeye mamûl satışında bulunmaktadır. Yurtiçi pazarda büyük ilgi gören mamûllerimiz yurtdışı pazarlarda da yoğun şekilde ilgi görmektedir. Bu nedenle ürün isimlerimizi bu pazarlara da uyacak şekilde seçme gayreti içindeyiz.
Her Türk vatandaşı gibi şirketimizde Türkçeye sahip çıkma konusunda hassasiyet sahibidir. Bu hassasiyetimizi Yahya Kemal Kitabı; Avrasyabir Vakfı Yayınları, Türk Dünyası Kültür Atlası; Türk Kültürüne Hizmet Vakfı, İskender Pala'nın Türkçeleştirdiği Avnî Divanı - Fatih'in Şiirleri gibi kitapların yayınlanmalarına katkıda bulunarak göstermeye çalışmaktayız.
Sağlıklı ve mutlu günler dileğiyle.
Saygılarımızla,
Ülker Tüketici Danışma Hattı
Yorumu sizlere bırakıyorum.Artık pes yani.
Sarıvadi
02-03-2005, 23:37
Ülker'e yazdığım yazı:
20.02.2005 00:48
Mesaj:Merhaba.Son zamanlarda Türkçe üzerine oynanan oyunlara alet
olduğunuzu düşünüyorum.Özellikle çıkardığınız yeni ürünlerin son
harflerinin X ile bitmesi, yabancı kelime olması, Türkçe'de bulunan
kelimelerin okunuşunun İngilizce yazılmasını yanlış buluyorum.Örnek olarak
Harby, Dankek Choco, Dankek Kremix verillebilir.
Ürünlerinize verdiğiniz bu adların Türk kültürünün ve Türkçe'nin
yozlaşmasına katkıda bulunduğunu düşündüğüm için sizi kınıyor ve
ürünlerinizi kullanmayı bırakıyorum.Ayrıca bu olanlardan arkadaşlarımı da
haberdar edip aynı tepkiyi göstermelerini isteyeceğim.İnternette tartışma
forumlarını da incelerseniz tepkinin büyüklüğünü anlayabilirsiniz.
Bu tip yanlış pazarlama politikalarını bırakmanız dileğiyle.Saygılar.
Gelen cevap:
----- Forwarded by Ulker GIDA AS/Ulker on 22.02.2005 10:32 -----
Değerli Ülker Dostu;
Nazik mesajınızı aldık. İlginiz için teşekkür ediyoruz.
Ülker grubu 110'u aşkın ülkeye mamûl satışında bulunmaktadır. Yurtiçi pazarda büyük ilgi gören mamûllerimiz yurtdışı pazarlarda da yoğun şekilde ilgi görmektedir. Bu nedenle ürün isimlerimizi bu pazarlara da uyacak şekilde seçme gayreti içindeyiz.
Her Türk vatandaşı gibi şirketimizde Türkçeye sahip çıkma konusunda hassasiyet sahibidir. Bu hassasiyetimizi Yahya Kemal Kitabı; Avrasyabir Vakfı Yayınları, Türk Dünyası Kültür Atlası; Türk Kültürüne Hizmet Vakfı, İskender Pala'nın Türkçeleştirdiği Avnî Divanı - Fatih'in Şiirleri gibi kitapların yayınlanmalarına katkıda bulunarak göstermeye çalışmaktayız.
Sağlıklı ve mutlu günler dileğiyle.
Saygılarımızla,
Ülker Tüketici Danışma Hattı
Yorumu sizlere bırakıyorum.Artık pes yani.
Sayın Alvardar, öncelikle duyarlılığınız için tebrikler. Ülker'in yazdığı mesaj ise açık:"Biz de dil konusunda kendi kendimize bir şeyler yapıyoruz .İhracat yaptığımız için bu tür isimler kullanıyoruz kılıfımızın inandırıcı olmadığının da farkındayız. Ticaretimizi yaparken ulusumuzun içinde bulunduğu zaafı sömürmeyi de ihmal etmiyoruz. "
Sarıvadi
16-03-2005, 00:05
Sayın balaban teşekkürler,
Oysa bir çoğunun Türkçe'de karşılığı varken zorla dilimize sokuldu, alıştırıldı. Hani hazırda bir karşılığı olmasa dilimizin eksikliği diye düşünülebilir. Maalesef bu bizim ezikliğimiz.
Saygılar
Sarıvadi
23-03-2005, 20:36
Bayrağımıza nankörce yapılan saldırı ile yine milli duygularımız kabardı.
Yeniden hatırlatmakta fayda var....
Lütfen Türkçe yazınız, Türkçe kullanınız.... Sistemli bir şekilde yapılan Türkçe'yi yozlaştırma kampanyalarına alet olmayalım.
İçinde "w" harfi geçen kelimelere dikkat. Bir çoğumuz bilinçsizce kullanıyoruz:Yaw,walla gibi....Türkçe'de "w" harfi yoktur.Bu sistemli alıştırma çalışmanın neden olduğunu biliyor olmalısınız.
Lütfen bu tarz kelimeler kullananları uyaralım, bilinçlendirelim.
Saygı ve sevgilerimle,
AngelHeart
24-03-2005, 20:25
bu ''dil'' sorunu, görünenin ötesinde çok farklı yerlerde aranmalı diye düşünüyorum...
kendi kimliğinden nefret etme, yıllarca aşılanan aşağılık duygusu....
herşey 'batı' yı yanlış tarif etmekle başladı bence...görmüyor musunuz 'batı' tabu haline getirildi, tanrılaştırıldı...bilerek ya da bilmeyerek...
buna referans olarakta Atatürk ü göstermek ne acı.....
yıllarca 'muassır medeniyetler seviyesine çıkmak' hedefi gösterildi bilinçli olarak...oysa Atatürk şöyle demişti 'muassır medeniyetler seviyesinin ÜSTÜNE çıkmak'....farkı anlayabiliyor musunuz? dilin gücünü görebiliyor musunuz?
ilkinden yola çıkarak insanlar, ne olursa olsun batılı olmak, daha da acısı batıya yamanmak olarak bir algılama geliştirdiler...
ikicisi, yani doğrusu, batıya öykünerek değil..aynı metodları kullanarak onunla rekabet etmek ve nihayetinde geçmek...söylenmek istenen de buydu...ama çarpıtıldı, bilinçli olarak...
alın size bir örnek....'alaturka' bir aşağılama amacı taşırken, 'alafranga' el üstünde tutuluyor... alaturka ne demek...'Türk tarzı' demek, çok mu utandırıcı birşey bu...
ıyyyyy! çooook alaturka!.... 'zoruna' mı gitti!
bunlar psikolojik savaş yöntemleri, bunlar gizli servis tezgahlarında hazırlanan laboratuar ürünleri...
bu işin bir yönü....
bir de tarihsel bir gerçek var...üreten hakim olur kardeşim! bilgisayarı sen icat etseydinde adına 'mahmut' deseydin, dünya böyle kabullenirdi...cem yılmaz ın dediği gibi, adam elektriği bulmuş bari sen de ampulu bulsaydın!
bu noktada kızılması gereken 'batı' değil elbette...bizim 'mantalite' miz hayatı algılama biçimimiz, şeytana sattığımız ruhumuz...
AngelHeart
24-03-2005, 20:26
nikim tezat gibi gelebilir...değil...açıklarım bir ara:)
Sarıvadi
24-03-2005, 20:37
bir de tarihsel bir gerçek var...üreten hakim olur kardeşim! bilgisayarı sen icat etseydinde adına 'mahmut' deseydin,.............
Sevgili Angelheadt onlar icat etmiş "bilgisayar" demişiz.Ne güzel !Hala computer diyor olabilirdik....Ama "topic" i onlar icat etmemesine rağmen kullanıyoruz....
"Alafranga, alaturka...." ne güzel saptama yapmışsınız.
Atatürk'ün "Ne mutlu Türküm Diyene" sözünü pek severiz, ama bunu sözden öte hayatımıza işleyememişiz.
AngelHeart
24-03-2005, 20:45
teşşekkürler sevgili dicey...
herşey gibi Atatürk te bizim için 'sosyal bilgiler dersi' gibi birşeydi aslında...ne onu anlayabildik, ne dilimizi, ne dinimizi...
canım dilimizi maymuna çevirdik, canım dinimizi ilkelliğe teslim ettik...canım Atatürk ümüzü çıkarlarımız uğrunda kullandık...
dicey aslına bakarsan, diyorum ki 'müstehaktır' bütün bunlar bize...tarih affetmez, böyle intikam alır işte....
Sarıvadi
24-03-2005, 21:03
canım dilimizi maymuna çevirdik, canım dinimizi ilkelliğe teslim ettik...canım Atatürk ümüzü çıkarlarımız uğrunda kullandık...
Tek kelime ile muhteşem yazmışsınız...
Sağolun....
Cinnamon
25-03-2005, 16:43
..
..
..
Bir de Türkçe bilişim terimlerini çok büyük bir inançla savundum. 1969 yılında RCD vardı: Bölgesel İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı. Üyeleri Türkiye, Irak, İran, Pakistan, İngiltere ve ABD. Orada İngiliz ve Amerikalıların karşısında biz Türk delegasyonu olarak yeni teknikbilimin, gerçekten kalkınmayla sonuçlanacak bir başlangıç yaratabilmesi için bilişim terimlerinin ulusal dillerin sözcüklerinden türetilmesi gerektiğini savunduk.
Teknik terimlerin ve dilin önemini vurgulayan bir konuşma yaptım. Arkadaşlarım da beni desteklediler. İran delegesi “biz yalnızca petrol endüstrisinde bilgisayar kullanıyoruz, o*nu da Amerikalılar kullanıyor, dolayısıyla biz Farsça terimlere gerek duymuyoruz” dedi. Pakistanlı “bizim resmi dilimiz zaten İngilizce, dolayısıyla ulusal terimlere filan bizim de gereksinmemiz yoktur” dedi. Amerikalı ve İngilizler ise “dünyadan koparsınız, aman Türkçe konuşmayın, bilgisayarı ancak İngilizce konuşarak kullanabilirsiniz; sizin tuttuğunuz yol çok sakıncalıdır, siyasal olarak da böyle bir ilkeyi sakın ola benimsemeyin” diye yorum yaptılar. Ben de o*nlara, “peki, dünyadan koparsınız diyorsunuz, ama kendi halkımızdan kopmaya ne dersiniz? Bu sefer de kendi halkımızdan kopmaz mıyız? Kendi halkımızdan kopuk, neyi kime anlatacağız; halkın kalkınmasını nasıl sağlayacağız” sorusunu sordum.
--Halen de kavgası sürüyor bu “Yabancı Dille Öğretim” işinin, değil mi?
Evet, Türkçe terimlerin ve daha sonra 80’lerde ortaya çıkan “yabancı dille öğretim yanılgısı”nın kavgası bugün de sürüyor. Oysa 1970’lerde biz Türkçe bilişim terimlerini halkın günlük konuşma diline yerleştirmiştik bile.
Kişisel olarak, “bilgisayar, yazılım, donanım, işletmen, imleç” gibi 2.500 dolayında yeni sözcük türettim. Bunların hepsi Türkçenin yaşam çevrimine girdi.
1969’daki uluslararası toplantıda tartışmalar uzadı; ara verildiğinde benim bir mühendis olarak bütün bu toplumsal-ekinsel (kültürel) olaylarla nasıl olup da bir toplumsal insanbilimci (sosyal antropolog) gibi, bunca yakından ilgilendiğimi sordu bir İngiliz profesörü. Yaşlı profesör, çok ünlü Prof. Buckingham İngiltere’yi temsil ediyordu. Bilgisayar dilleri üzerinde kitapları vardır... “Sosyal konulara meraklıyım. Kültür de bir sistemdir; biz de sistem çözümleme yapan mühendisler olarak kültürün hizmetindeyiz, toplumun hizmetindeyiz. Bunu bilmeden nasıl başarı kazanabiliriz ki” gibi bir şeyler söyledim. “Haklısınız, ama...” dedi.
Sonunda oylama zamanı geldiğinde herkes İngilizce konuşmak iyidir diye oy verdi, sıra Türkiye’ye geldiğinde arkalarda oturan biri çıktı, “bu arkadaşlar Türkiye’yi temsil etmiyorlar, Türk delegasyonunun yetkilisi benim” dedi. Biz arkaya döndük, hiç tanımadığımız bir yüz. Genç DPT uzmanı “biz de Amerikalı, İngiliz dostlarımız gibi düşünüyoruz, İngilizce ile yürür bu işler, Türkçe konuşmak diye bu meslekte bir iddiamız yoktur, böyle bir şeyi Türkiye sahiplenmemektedir” dedi, “arkadaşlar boşuna konuştular...”
Devamı: http://dergi.emo.org.tr/altindex.php?sayi=424&yazi=336
skinnypuppy
25-03-2005, 19:02
n START ALMAK ► BAŞLAMAK
n CENTER ► MERKEZ
n RELAX OLMAK ► RAHATLAMAK
n E-MAIL ► E-POSTA
n KOMÜNİKASYON ► İLETİŞİM
n CV ► ÖZGEÇMİŞ
n OKEY ► TAMAM
n TREND ► EĞİLİM
n SPONTANE ► KENDİLİĞİNDEN
n LİNK ► BAĞLANTI
n EXIT ► ÇIKIŞ
n CHECK ETMEK ► KONTROL ETMEK
n FEEDBACK ► GERİBİLDİRİM
n FULL-TIME ► TAM GÜN
n KOORDİNASYON ► EŞGÜDÜM
n ABSÜRT ► SAÇMA
n ADAPTE OLMAK ► UYUM SAĞLAMAK
n LAPTOP ► DİZÜSTÜ BİLGİSAYAR
n PROVOKE ETMEK ► KIŞKIRTMAK
n JENERASYON ► NESİL, KUŞAK
n OBJEKTİF ► NESNEL, TARAFSIZ
n DEKLARE ETMEK ► BİLDİRMEK
n STAR ► YILDIZ
n PERSPEKTİF ► BAKIŞ AÇISI
n ENTEGRE OLMAK ► BÜTÜNLEŞMEK
n NICK NAME ► TAKMA AD
n PARTNER ► EŞ
n OKEYLEMEK ► ONAYLAMAK
n ANTİPATİK ► SEVİMSİZ, İTİCİ
n MANTALİTE ► ANLAYIŞ, ZİHNİYET
n İLLEGAL ► YASADIŞI
n TIMING (Tayming) ► ZAMANLAMA
n CATERING ► YEMEK HİZMETİ
n DEPARTMAN ► BÖLÜM
n REVİZE ETMEK ► YENİLEMEK
n GLOBAL ► KÜRESEL
n SEMPATİK ► SEVİMLİ, CANAYAKIN
n SECURITY ► GÜVENLİK
n PRINTER ► YAZICI
n ELİMİNE ETMEK ► ELEMEK
§ İZOLASYON ► YALITIM
§ DATA ► VERİ
§ PREZANTASYON ► SUNUM
§ FINISH ► BİTİŞ, VARIŞ
§ DOWNLOAD ETMEK ► İNDİRMEK
§ MONOTON ► TEKDÜZE
§ KONSENSUS ► UZLAŞMA
§ FULL ► TAM, DOLU
§ EMERGENCY ► ACİL
§ AMBİYANS ► HAVA, ORTAM
• VERSİYON ► SÜRÜM, UYARLAMA
• EKSTRA ► FAZLADAN
• İMİTASYON ► TAKLİT
• OPTİMİST ► İYİMSER
• SAVE ETMEK ► KAYDETMEK
• ADİSYON ► HESAP FİŞİ
• PRINT OUT ► ÇIKTI
• ANONS ETMEK ► DUYURMAK
• BODYGUARD ► KORUMA
• DOKÜMAN ► BELGE
u DİZAYN ► TASARIM
u ANALİZ ► ÇÖZÜMLEME
u ONLINE ► ÇEVRİMİÇİ
u KRİTER ► ÖLÇÜT
u PART-TİME ► YARI ZAMANLI
u PESİMİST ► KARAMSAR
u SLAYT ► YANSI
u EMPOZE ETMEK ► DAYATMAK
u DRIVER ► SÜRÜCÜ
u BYE BYE ► HOŞÇA KAL
HAZIRLAYAN:
EKONOMİK VARLIKLARIMIZI KORUMA
VE DEĞERLENDİRME DERNEĞİ
ANTALYA – EKİM 2004
www.evkd.org (http://www.evkd.org/)
info@evkd.org (info@evkd.org)
Cinnamon
26-03-2005, 17:39
'Türkçeyi çiğniyorlar'
Dil Derneği Başkanı, TDK'nin İngilizce sözcükleri Türkçeye katma girişimini nevruzdaki bayrak çiğneme olayına benzetti
Aslı Onat
Güncel Türkçe Sözlük'e eklenmesi planlanan sözcükler arasında, okundukları gibi yazılan pek çok İngilizce sözcüğün yer almasına Dil Derneği'nden tepki geldi. Dernek Başkanı Sevgi Özel, Türk Dil Kurumu'nun (TDK) tutumunu "ses bayrağımız Türkçeye saldırı" olarak yorumladı.
Nevruz kutlamaları sırasında yaşanan bayrak çiğneme olayıyla TDK'nin Güncel Türkçe Sözlük'e alacağı yeni kelimeler arasında nasıl bir paralellik kuruyorsunuz?
Bayrağa yönelik saygısızlıkla, yıllardır Türkçeye yapılan saygısızlık arasında koşutluk kuruyoruz, çünkü ikisi arasında büyük fark görmüyoruz. Bayrağımız gibi dilimizi de ulusal kimliğimizin simgesi sayıyoruz. Dil Devrimi, Harf Devrimi çiğneniyor. Savcıları göreve çağırıyoruz ama çağrıyla yetinmeyeceğiz.
TDK yabancı kelimelere karşılık buluyordu. Bu kelimelerin karşılık bulunmadan Türkçeye uygun hale getirilmesi doğru mu?
Bakın, TDK şimdiye dek yabancı sözcüklere karşılık buluyor gibi yapıyordu. Böyle yaparken de, 1983'ten önceki Atatürk'ün, TDK'nin birikimini kullanıyordu. Bir süre önce TDK popçulara sert çıkmıştı. Ama onların verdiği zarar popçularınkinden daha çok bence.
'Eskiler hortluyor'
Sözlüğe alınması düşünülen kelimelerin bazılarının (badigart - koruma, brokır - borsacı vb.) zaten Türkçede karşılığı var. TDK'nin bu çabasını neye bağlıyorsunuz?
Dil Devrimi'ne inançsızlığa bağlıyorum. Tarih, Atatürk'ün kurduğu TDK'ye emek verenleri doğrulamış, 20 yıldır sürüp giden bir maskeli baloyu bitirmiştir. Bu kelimelerin kiminin Türkçe karşılığı var, kiminin yok. Aslında amaç, bu sözcüklerin arkasından Arapça, Farsça olanları yeniden dile kakalamak, kullanımdan düşmüş sözcükleri hortlatmak. Yazımda da bunu yapıyorlar, eski yazıyı anımsatacak uygulamalar sürüyor. TDK'nin yanlışları, Milli Eğitim Bakanlığı eliyle, devlet eliyle okullara giriyor. Demek ki, dil devlet eliyle bozuluyor.
İşte o kelimeler
Animatör, ankorman, avanproje, avantüriye, bilbort, brokır, dedveyt, developırdiaspora, faktorink, faynıl for, grosmarket, guvernör, heliport, insert, kontuar, leptap, okeylemek, oper, rambursman, raiting, reeksport, singıl, sivilize, virman...
Not: Dilimizi öncelikle TDK'dan korumamız gerekiyor!
Sarıvadi
26-03-2005, 18:15
Bir zamanlar TDK'nın abartılı, komik karşılıklar önermesi nedeniyle "uydurukça" diye haklı bir tepki terimi çıktı. Ancak kabul etmek gerekir ki yabancı sözcüklerin bir çoğunun Türkçe karşılıkları bulunurken dil yapımıza uygun sözcükleri uydurmaktan başka bir yolla bulunmamaktadır.(eğer özümüzde karşılığı yok ise)
TDK karşılığını uydurur, halkımız benimserse yaşar benimsemezse ölür.Süreç budur.
Bilgisayar, donanım, açık oturum vb. hep uydurularak türetilmiştir.
Son olarak oyro (euro), yuro teriminin karşılığını da uydurdular, "Avro" dendi. Tutarsa kalır tutmazsa gider.
Bence dilimizi TDK'dan önce korumamız gerekenler var:
1)Sistemli bir şekilde dilimize bilgisayar terimleri sokanlar (ki savunmaları eh, "teknolojiyi biz üretseydik bu olmazdı" gibi gülünçtür)
Hardware'i biz üretmiyoruz ama "donanım" çok güzel karşılık.
Software'de usta değiliz ama "yazılım" çok daha güzel.
Biz yüzyıllardır yazıları "edit" etmeyiz, "edit" etmek kimsenin buluşu değil.
Biz dosyalarımızı saklamayı teknolojiyi bulanlardan öğrenmedik ki "faylı seyv" edelim.
..................
2) Kimlik arayışı içindeki özenen gençlik (bilinçli bir şekilde yönlendiriliyor)
-Hey! hayret bişey!
-Yaw walla çok salack biri...
-Baay!
................
3) Basın / yayın
-"Oha oldum yani" diyen diziler
-konsensus sağlamak
-ermeni diasporası
......................
Bence bu ve benzerlerinden korunmak daha önemli
Birileri birşeyler yapmazsa Türkçe var hızla yozlaştırılıyor. Bu görev de TDK'ya ait olmalı. Eğer bu konuda başarılı değilse onu yönetenlerde sorun aranmalı.
Saygılar,
Cinnamon
26-03-2005, 19:15
Türkçe sözlükte; Türkçe sözcüklerin anlam karşılıkları, Türkçe sözcüklerle açıklanır.
Dilimize diğer dillerden gelmiş sözcükleri Türkçeymiş gibi görerek sözlüğünüze alırsanız; Türkçe'yi koruyamazsınız.
"Uydurma" yapmak zorunda kaldığımız kelimelerin hemen hemen hepsi teknik terimlerdir. Bu sözcüklerin karşılıkları Teknik Terimler Sözlüklerinden bakılmalıdır.
Türkçe'yi korumak için bu şarttır.
Leptop'u kullanmak zorunda kalan kişi ne olduğunu bilmiyorsa (ki bal gibi biliyordur. Ya alışkanlık ya dalgınlık ya da ukalalıktır yaptığı) açıp İngilizce-Türkçe sözlüğe bakmalıdır. Türkçe-Türkçe sözlüğe değil.
Çünkü leptop, diaspora, konsensus, insert, developır, dizaynır, singıl, bırokır Türkçe değildir. Karşılıkları da çok güzel üretilmiştir. Türkçe sözlükte bu karşılıklar olmalıdır.
Turkce konusundaki hassasiyetlere katilmakla beraber bu konunun cok hassas bir konu oldugunu ve dilde fazla oynama yapildiginda olayin kontrolden cikabilecegini dusunuyorum.
Diger dillerden alinan kelimelere gelince bu dunyanin butun dilleri icin gecerli bir konu ama asla bir problem degildir. Oyleki bugun dunyada kullanilan iki dilden biri digerinin %60 oraninda kelimelerini kullanmakta ama alfabesi farkli, grameri farkli ve telafuzu (dogal olarak) farkli olabilmektedir. (Ornek; Cince - Korece)
Ilave olarak yabanci sozcuklerin dil icerisinde dile ne kadar mal oldugunun, kullanilma kapasitesi ile dogrudan iliskisi vardir. Daha acikcasi dile giren bir kelime toplumun buyuk bir kesimi tarafindan yaygin olarak kullaniliyor ve anlasiliyorsa problem yoktur.
Ornek olarak ''Merhaba'' Turkce degildir (Arapca) ya da ''Su'' Cinceden gelme bir kelimedir. Ozturkce olan "Ayca" derseniz kimse anlamaz ama ''Hilal''i herkes bilir.
Sarıvadi
26-03-2005, 21:24
Sayın Uzaklar,
Temel sorun sözcüklerin tümünü "öztürkçe"leştirmek değil. Öncelikle mevcut kullandığımız Türkçe'mizin yozlaştırılmaması. Geçmişte yerleşmiş ve şu anda yediden yetmişe herkesin anladığı, kullandığı "merhaba"yı "ayca" olarak değiştirmek tabii ki amaçlanmıyor.
Sorun dillerin birbirlerinden etkileşimi de değil;son yıllarda yaşanan hızlı yozlaşma. Yani bırakın dede/torun arasındaki iletişimi, baba/oğul arasında hatta aynı kuşaktan farklı kültürlerde yaşayan insanlar arasında bile iletişim sorunu baş göstermiştir.
Unutulmamalıdır ki, bir topluluğun uzun süreli, sağlıklı birlikteliğini sağlayan en önemli unsurlar; dil,din,kültür, üçlüsüdür.
-Din konusunda yozlaşma muhtelif şekillerde yapılmaya kitleler birbirine düşürülmeye çalışılıyor.
-Kültür farkılaşması, değerlerimizden, geleneklerimizden uzaklaşmaya başladığımız ise bilinen gerçektir.
-Dilimiz ise son dönemde ciddi anlamda yaralanmış bir haldedir ve giderek onarılması zorlaşmaya başlamaktadır.
Alet olduğumuz, büyük bir yozlaştırma kampanyası yapılmaktadır. Bizler buna engel olabilmeli ve çevremizdekilere örnek olmalıyız.Çünkü bu forumun üyelerinin Türkiye'nin aydın, bilgili ve daha iyi eğitimli bir kesimi temsil ettiğini düşünüyorum.
Gönlümden geçen, bu forumdaki herkesin, Türkçe takma isimler kullanması, asla "fayl seyv" etmemesi "topic"lere değil "konulara - başlıklara" yazması, "yaw", "walla" dememesi...
Hisse.net Türkiye'deki en düzeyli forumu, katılanlar da öyle, okuyanlarda öyle olmalı. Belki de bir şeylere "dur" diyebilme fırsatını iyi şekilde kullanmış oluruz.
Saygılarımla,
Ali Baba
26-03-2005, 22:05
Çocuklarımızın doğum gününü kutlarken; "Mutlu Yıllar Sana" diye çevrilmiş güzel şarkıyı bile;
tek kelime İngilizce bilmeyenimiz dahil "hepi börtdey tu yu" diye hep bir ağızdan okuyorsak, daha yapılabilecek çok şey vardır.
Sayın Sarıvadi,
Güzel bir konu güzel bir başlık :)
Bu konuda daha önceleride çok topik açıldı güzel tartışmalar oldu..
Benim değinmek istediğim nokta DİLİMİZE SAHİP ÇIKALIM, ÇIKMALIYIZ
Ama nasıl sahip çıkmalıyız neler yapıldı bugüne kadar ve neler yapılabilir.
İsviçrede bu konu üzerine bazı çalışmalar yapıldı ve yapılmaya devam ediyor, burdaki Türk tolumunu bilinçlendirmek açısından, eğer yabancı bir toplumda yaşıyorsanız yaşadığınız ülkeye uyum sağlayabilmenin ilk şartı o ülkenin diline hakim olabilmektir.
Kendi ana dilini iyi derecede bilenlerin ikinci bir dili çok daha kolay öğrenebildikleri yapılan araştırmalarda ortaya çıkmıştır.
Çevremde o kadar çok insan varki ne doğru düzgün Türkçeyi konuşabiliyor nede Almancayı..Ama onlara sorsan süper Almancaları var :gulen:
Adam türkçe konuşurken bir başlıyor türkçe kelimelerle araya almanca katıyor Türkçe bitiriyor..
Sarıvadi
27-03-2005, 21:34
Aşağıdaki yazı Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni Ramazan Avcı'dan alıntıdır:
Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla birlikte Türk devletlerinin birer yıldız gibi ortaya çıkmaları üzerine dünyada ve Türkiye’de şu yorumlar yapılmıştı: “Uyuyan dev uyandı.” “XXI.yüzyıl Türk asrı olacak.” Bu ifadeler kendisini Türk hisseden her ferdi gururlandırdı, heyecanlandırdı. Ancak, bu asrın Türk asrı olması için Türk topluluklarının kültürel alanda bir an önce dayanışmaya girmesi, kenetlenmesi ve Türkiye’nin lokomotif olduğu güçlü bir Türk birliği oluşturması gerekiyor. Bu Türk treninin vagonlarını birbirine bağlayacak tek unsur “dil”dir. Çünkü dil, bir milletin omurgasıdır. O halde dili değişik şivelerle konuşan, yazan Türk toplulukları, birbirini daha iyi anlamak, daha sıcak bir dayanışmayı sağlamak için ortak bir şiveyi yazı dili olarak kabul etmelidir. Türkiye Türkçesindeki ağız farklılığını ortadan kaldırmak için yazı dili olarak İstanbul ağzının kullanılması bu konuda bir model olabilir. Aynı yol takip edilerek -öncelikle alfabe birliği sağlanmak suretiyle- Türk dünyası içinde ortak bir sözlük ve ortak bir dil (şive) oluşturulmalıdır. Bu görev de yine “ağabey” konumundaki Türkiye’ye düşmektedir.
Acaba, belki de Türk dünyasının yazı dili olacak olan Türkiye Türkçesi ne durumdadır ve bu göreve hazır mıdır? Ne yazık ki soruya bugün için olumlu cevap vermek biraz zor. Çünkü tarihinin en zor dönemlerinden birisini yaşayan dilimiz, bir dil için en kötü hastalık kabul edilen dil yozlaşmasıyla karşı karşıyadır.
Sarıvadi
27-03-2005, 21:35
1- Yabancı Kelimelere Karşı Duyulan Özenti:
Osmanlı döneminde aydınlar Arapça ve Farsçayı çok iyi bildikleri için Türkçeye bu dillerden pek çok kelime ve tamlama sokmuşlardı. Böylece ortaya yalnızca aydın kesimin anlayabileceği bir yazı dili çıkmıştı.
Tanzimat döneminde Farsça ve Arapça yerine Fransızca hayranlığı başladı. O dönemin okur yazarlarından Fransızcayı iyi derecede bilmeyen yok gibidir. Türkçemiz bu dönemde de Fransızcadan nasibini alır ve dilimize pek çok Fransızca kelime girer. Dönemin romancılarından Hüseyin Rahmi Gürpınar ve Recaizade Mahmut Ekrem, Fransız ve Fransızca hayranlığını romanlarında da konu edinmişlerdir.
Millî edebiyat döneminde millî bir edebiyat oluşturma çalışması, Türkçede karşılığı bulunan yabancı kelimelerin dilden tasfiyesi düşüncesini ortaya çıkardı ve bu uygulama bazen budama, bazen de katletme şeklinde 1980’li yıllara kadar sürdü.
Son yirmi yılda aydınlarımızın başını çektiği ve toplumun değişik kesimlerinin de rağbet etmesiyle ayyuka çıkan yabancı dil özentisi dilimizin yozlaşmasına ve dil şuurumuzun körelmesine sebep olmuştur.
Dil, düşünce ve eğitim konusunda halkı etkileyen, yönlendiren en önemli kurum, yazılı ve görsel basındır. Yediden yetmişe toplumun her kesimi akşamları TV (Bu kısaltmanın Türkçe okunuşu te-ve; İngilizce okunuşu ti-vi’dir. Hangisini kullandığınızı tespit ediniz.) ekranına (Ekran Türkçe bir kelime değildir.) tutsak oluyor. İnter Star, Aktif TV, Flaş, HBB, Show gibi ismi yabancı, ama kendileri ulusal kanallarımız var.
Peki en çok hangi programlar seyrediliyor dersiniz? Seçenekler o kadar çok ki...İşte akla ilk gelenler: Turkish Pop, Paparazzi, Klas, Top Secret, Best Of Huysuz Show, Mega Show, Mega Turnike, Show Başlıyor, Arena, Realitiy Show, İbo Show, Show Time, Talk Show, Süper Turnike, Futbolig, Tele Markaj, Santra Frikik, Sinevizyon, Tele On..Bu programların içeriklerine değil, isimlerine dikkat çekmek istiyorum.
“Eskiden TV mi vardı?” diyeceksiniz. Haklısınız. TV yokken Radyo vardı. Üstelik yalnızca TRT radyoları vardı. Şimdi ise radyolarımızın ayar ibresinin her milimetresinde bir özel kanal var. İşte bazılarının isimleri: Radio Blue, Radio Mega, Mega FM, Power FM, Class FM, Best FM, City FM, Show Radio... Acaba İngiltere’deki veya Amerika’daki radyoların isimleri nasıldır?
Futbol maçları şifreli kanallarda yayınlandığı için radiolar yeniden değer kazandı. Spiker maçı anlatıyor: “Final maçının hakem triosu sahadaki yerini alıyor. Maça deplasman takımı başlıyor. Ofansif oynayan ev sahibi takımın forvet oyuncusu stoperin presinden kurtuluyor, müthiş bir depar atıyor, driplinklerle sağ kulvardan dalıyor, şutunu atıyor; kontrplayede kalan kaleci süper bir refleksle topu planjonlayarak kornere çeliyor. Maçın temposu hayli yüksek. Korner atışından sonuç alınamıyor ve top auta çıkıyor.” Bu arada biz, cümlelerde geçen yabancı kelimeleri hiç yadırgamıyoruz.
Yazılı basınımızda da durum farklı değil. İşte bazı dergi adları: Number One, Vizyon, Aksiyon, Sky-life, Tempo, Cosmo Girl, Trend, Petlife, Max, Voyager, Borsamatik, Play Station...
Yabancı kelimelere gösterilen bu rağbetin sebebi şuursuzluğa mı yoksa cahilliğe mi bağlanmalıdır? Sorunun cevabı verilirken basının aydınların işi olduğu da göz ardı edilmemelidir.
Sarıvadi
27-03-2005, 21:37
2- Halkın Dil Konusundaki Şuursuzluğu:
Basında görülen yabancı dil hayranlığı, dil konusunda yeterli şuura sahip olmayan halka da yansımaktadır.
VJ ve DJ’nin rehberliğinde müzik dünyamızda best-seller, TV kanallarında reyting yapan programlar konuşuluyor. Mağazalardaki dampinglerden yararlanıyor, walkmanimizdeki slaw bir melodi eşliğinde ayak üstü fast-food yiyor, her gün full-time çalışıyor, mega projelere imza atıyor, cafelerde self-servis yapıyor, maçın skorunu skorboarddan öğreniyor, Stand-upçı bir showmen getirmek için sponsor arıyoruz.
Artık bakkallarımız yok; mini, süper, hatta hiper marketlerimiz var.Blue-jeanslarımızı ve sweet-shirtlerimizi giyip yola çıkıyoruz. Change Office’e uğrayıp 100 yuro bozduruyor, show-roomlara baka baka dolaşıyoruz. Lüx Restaurantta yemek yer, cafede çayımızı içer, Cinemax’te film seyreder, giderken kredi kartı (credit-card) kullanarak Dallas Şarküteri’den etimizi , Chicken House’den pilicimizi alır, gişeden bilet alıp tramvaya biner, ineceğimiz zaman butona basar, evimize döneriz. Akşam haberlerinde Shopping Centerlerin açılışını izler, TV guide’dan prime-time’da hangi mega starların olduğunu öğreniriz.
Küçücük bir köyde bile iş yeri için açılan dükkânın adı İngilizce bir isimden oluşmaktadır. Turistik yerlerde, ülkemize gelen turistlere kolaylık olsun diye böyle bir yönteme başvurulduğu iddia edilebilir. Ama burasının Türkiye olduğunu ve bu ülkenin de bir dilinin varlığını hatırlatmak için levhaların üstüne Türkçe, altına da yabancı dille iş yerinin adı yazılamaz mı? Bu durum Türkçemizi aşağılamaktan başka nedir?
Sarıvadi
27-03-2005, 21:38
3- Teknoloji Ürünlerinin ve Tüketim Maddelerinin Dilimizdeki Karşılıkları:
Okula yeni aldığımız fotokopi makinesinin toneri bitti. Tonerin nasıl konulacağını öğrenmek için kullanım kılavuzuna bakıyoruz. Kılavuz yedi dilde hazırlanmış. Bu dillerin arasında Yunanca bile varken dünyanın en çok konuşulan beşinci büyük dili olan Türkçe yer almıyor. Türkiye’de buna benzer yüzlerce ürünün Türkçe kullanım kılavuzu yok. Niçin olsun ki? Bu konuda firmalara herhangi bir uyarımız oldu mu? Oysa 4077 sayılı Tüketici Koruma Kanunu’na göre firmalar kullanım kılavuzlarında Türkçe açıklama bulundurmak zorundadırlar. Denetimi ve uygulaması olmayan bir kanun neye yarar? Sağlığımızı birinci derecede ilgilendiren ilaçların reçetelerinden o ilacın neye yaradığını anlamak için iyi derecede Latince ve İngilizce mi bilmek gerekiyor?
Sarıvadi
27-03-2005, 21:41
4- Teknolojik Gelişmelere Karşılık Bulamamak:
Türkçemiz, varlıklara, kavramlara karşılık bulmaya son derece uygun bir dildir. Özellikle kelime türetme ve kelime grubu kurarak yeni isim oluşturma yoluyla karşılığını bulamayacağımız varlık ve kavram yoktur. “uçak” ve compütöre karşılık kullandığımız “bilgisayar” kelimeleri bunun en güzel örneğidir.
Örnek olarak gösterdiğimiz bilgisayar, 20. yüzyılın en büyük buluşudur. Süratle gelişiyor, gelişmeyle paralel olarak