View Full Version : Dilimizi koruyalım, ama nasıl?
Sarıvadi
19-01-2005, 21:35
Türkçe'nin giderek kimliğini kaybetmesi ve hatta bu dil çarpıklığının "Yaşayan Türkçe" söylemini bile geride bırakarak hızla ilerlediği görülüyor.
Bir ulusun yok olması için kültürüne, diline,dinine müdahale etmek yeterlidir. Biz ne kadar sağlam duruyoruz acaba?
Seçmeler;
-Fayl'ı seyv etmeyi unutmuşum...
-Sivim süperdi, ayrıca interviyuv'um da iyi geçti.
-geçerli "tag"ları kullan :)
-Daha büyük font'ları kullanmalısın.
-sidi çeyncır yeni mi?
-Vizyondaki ekşın filmin fragmanını görmüştüm.
-hom tiyatır kaça?
-faylı aplood ettim.
-tireking,coging daha faydalı, fitnıs sentır'da kapalı havadasın.
-Cem Yılmaz tolk şovcu değil, sitend ap'çıdır.
-Sitkom diziler çok uydurmasyon.
..........................................
bir de tabelalara bakın.... Eğer işyerinizin adı İngilizce, Fransızca va hatta daha komiği "anlamsızsa" ve siz iyi iş yapıyorsanız vay ülkemizin haline!..
-----------------------
Üstümüzdeki baskılı tişortlara ne dersiniz?
Üstünde "CHICHAGO" yazan bir tişortu kasılarak giyilirde. "MALATYA" yazanı giymeyiz.
"DO NOT TOUCH ME" yazan havalıdır da "BANA DOKUNMA" yazsa?
binlerce örnek verilebilir.....
DİLİMİZE SAHİP ÇIKALIM!
BİR BAŞKA DİLİ KONUŞMAK VEYA KONUŞMAYA ÇALIŞMAK BİZE BİR ŞEY KAZANDIRMAZ, KAZANDIRAMAZ, KAZANDIRMAMALI.
Sarıvadi
23-01-2005, 20:06
Bir de kendi kendimizi baltalalıyoruz:
Türkçe'nin mahvoluşunu şaka ya da espri yapar gibi hazırlıyoruz. Oysa çevremizdeki bir çok genç ya da yeni yetişmekte olan çocuklar bu lisanı gerçek zannetmeye başladılar bile:
İşte örnekler:
-Hayret bişey!
-Oha oldum!
-Çok ciks bi adam.
-Çok öptüm.
-Kal geldi.
-Alolaşırız.
..........................
..........................
süper yazmışsın dicey...............ama ben türkçeden önce kendimi ve ailemi korumaya önem veriyorum....................ekmek davası ..........
Sarıvadi
23-01-2005, 20:16
Tabii ki Sayın gemici1 önce kendimizden, sonra ailemizden sorumluyuz. Bunlarda sağlam olmazsak gerisinde nasıl başarılı oluruz.
spek_avcısı
23-01-2005, 20:41
ülke %12 okuma yazma bilmiyor
%60 ilkokul mevzunu
%4 ü üniversite
daha dünyanın yuvarlak olduğunu bilmeyenler var dünyayı düz tepsi gibi sananlarla mı koruyacaz veya öğretmeye kalkacağız..?
Sarıvadi
23-01-2005, 20:46
Sayın spek avcısı, bahsettiğiniz kişiler gelişimleri sırasında çevresinden, okuduklarından ve izlediklerinden en kolay etkilenen kitledir. Daha iyi eğitim alabilme olanağını bulanlar bu kitleye olumlu örnek olabilir diye düşünüyorum.
Bir de dilimizdeki bu tür yozlaşmaya neden/alet olan gurubun yukarıda bahsettiğiniz %72'lik kitleden çok, arada kalanlar olduğunu düşünüyorum.
ülke %12 okuma yazma bilmiyor
%60 ilkokul mevzunu
%4 ü üniversite
daha dünyanın yuvarkak olduğunu bilmeyenler dünyayı düz tepsi gibi sananlarla mı koruyacaz?
İyi de sn. Justice'in yazısındakiler ilkokul mezunu veya okuma yazma bilmeyen kesim değil. DJ ve VJ'lerin ağızlarını yayarak tuhaf bir dil konuşmaları... Onlarda mı okuma yazma bilmiyor?
Önce kendimizden ve yakın çevremizden başlayarak koruyabiliriz. Bu forumda da Türkçe yazmayan arkadaşlar var ve kimse onlara 'kardeşim Türkçe yaz' demiyor. Biz buradan başlayalım.
skinnypuppy
23-01-2005, 20:58
Türkçe'nin giderek kimliğini kaybetmesi ve hatta bu dil çarpıklığının "Yaşayan Türkçe" söylemini bile geride bırakarak hızla ilerlediği görülüyor.
Bir ulusun yok olması için kültürüne, diline,dinine müdahale etmek yeterlidir. Biz ne kadar sağlam duruyoruz acaba?
Seçmeler;
-Fayl'ı seyv etmeyi unutmuşum...
-Sivim süperdi, ayrıca interviyuv'um da iyi geçti.
-geçerli "tag"ları kullan :)
-Daha büyük font'ları kullanmalısın.
-sidi çeyncır yeni mi?
-Vizyondaki ekşın filmin fragmanını görmüştüm.
-hom tiyatır kaça?
-faylı aplood ettim.
-tireking,coging daha faydalı, fitnıs sentır'da kapalı havadasın.
-Cem Yılmaz tolk şovcu değil, sitend ap'çıdır.
-Sitkom diziler çok uydurmasyon.
..........................................
bir de tabelalara bakın.... Eğer işyerinizin adı İngilizce, Fransızca va hatta daha komiği "anlamsızsa" ve siz iyi iş yapıyorsanız vay ülkemizin haline!..
-----------------------
Üstümüzdeki baskılı tişortlara ne dersiniz?
Üstünde "CHICHAGO" yazan bir tişortu kasılarak giyilirde. "MALATYA" yazanı giymeyiz.
"DO NOT TOUCH ME" yazan havalıdır da "BANA DOKUNMA" yazsa?
binlerce örnek verilebilir.....
DİLİMİZE SAHİP ÇIKALIM!
BİR BAŞKA DİLİ KONUŞMAK VEYA KONUŞMAYA ÇALIŞMAK BİZE BİR ŞEY KAZANDIRMAZ, KAZANDIRAMAZ, KAZANDIRMAMALI.
bu tamamen kültürün dilini yaratmakla ilgili.. hiçbir kültürün dilini Türkçe yaratmazsak böyle olur işte...popüler kültür durmuyor..mütemadiyen yeni kavramlar üretiyor, üstlerine de ingilizce etiketlerini yapıştırıp sunuyor.. o etiketlerin hepsinin bir Türkçe karşılığını yaratmak ve kullanmak gerekiyor... ben bi aralar üstünde KENDİ KÜLTÜRÜNÜ YARAT yazılı bir tişört basmayı düşünmüştüm..ayrıca üstünde MALATYA ve BANA DOKUNMA yazan tişörtler de süper fikir..yapılması gereken bizzatihi budur..tişört kültürünün Türkçesini yaratmazsanız ingilizcesi gelir işgal eder..boşluklar her zaman dolar..
bilgisayar ingilizcesi bence en az sorunlu olan alan..mikrosoft bu sorunu bizim için çözdü..pratik olarak ise, bir kere hala artık yazıcı, tarayıcı yerine sikenır falan diyen dinozor varsa derhal ensesine bir şaplak atmalısınız..
ayrıca hiç kullanılmayan ama tam tercüme olan, hatta oturgaçlı götürgeç tadında dahi olan Türkçe ve hatta Osmanlıca bütün kelimeleri mümkün mertebede sıkça kullanmalısınız..mesela medya yerine mecra deme hadisesi yavaş yavaş maya tutuyor..ya da aktif yerine etkin, subjektif yerine öznel, siber yerine sanal, füçır yerine vadeli sözleşme, leptop yerine dizüstü, flaş yerine taşınabilir bellek vs vs...
bu iş biraz cesaret işi.. mesela en cüretkarlarından örnek vereyim..ben lan demiyorum yerel ağ diyorum..onlayn demiyorum çevrimiçi diyorum..siten dapçı demiyorum, meddah diyorum, ve buna son derece etkin bir özen gösteriyorum... önce bir miktar eblehçe bakış alıyorum ama ama o eblehçe bakış esnasında genelde herkes lap diye anlıyo meddah (ki siten dapçının birebir tercümesidir) ne demek.. vs..vs.. biraz bu tür yüzleşmeler yaşamaya çalıştıkça, insanları böyle şok edip, dağarcıklarına bu kelimelerin Türkçelerinin de kullanılabildiği gerçeği ile etkin olarak tanıştırdıkça, Türkçe güncelleşecektir..
Türkçe'yi korumanın tek yolu, mümkün mertebede çok yerde kavramları Türkçe telaffuz etmek, yeni kelimeler kullanmaktan kaçınmamaktır..esasen diğer dillerde bu görevi yazılı mecra görür. yeni kavramlara yeni kelimeleri basın sunar ve insanları bu kelimelere alıştırır..bizde ise iş biraz daha birebir sözel çabalara kalmış durumda.. her ağız, her diyalog bir cephedir bu davada..en kulağa abuk geleni de dahil olmak üzere, Türkçesi varken, ingilazcesini kullandığınız anda o cepheyi kaybettiniz demektir..
tabiy şu kulağa garip geliyor geyiğini de şöyle iyice bir kanırtmak lazım.. her kelime, ilk duyulduğunda garip gelir..ikinci duyulduğunda biraz daha az garip gelir, kendiniz telaffuz ettiğinizda iyice az garip gelir, bir kişiden daha duyduğunuzda ise artık garip gelmez...
şunu da söylemek lazım ki, bu halk hiç garipsemeden reyting bile diyebiliyorsa, oturgaçlı götürgeç bile diyebilir icabında..hiçbir Türkçe/Osmanlıca kelime ingilazce'den daha garip olamaz, yeter ki kullanın..on kişi kullansa, o kelime Türkçe'ye girmiş demektir..o uydurmasyon lafı da önce on kişiyle çıktı piyasaya değil mi?;)
spek_avcısı
23-01-2005, 20:58
etkişeim sadece tv vs olmaz internet gezerken bile etkileşim yaşanır...
dj veya vj bunlar görevi zaten müzik yapmak müzik dinlemk yabancısıda olabilir türküde dolaysıyla etkileşim geçirirler.. eğer yabancı müzik dinleme dersen bu hakların ihlaline girer.. sonuçta o bir bakıma kişinin mesleği veya sevdiği bir uğraş.
benim kastim okuma yazma demiyorum çok kitap okuyan bir kişinin dilindeki dilindeki kelime haznesi ile okumayanın haznesi çok farklıdır .... haznesi dar olanlar çok kolay etkileşim geçirir ve bir kelimenin yerini başkası alır bunun için
tv vs gerekmez bir interenet sitesi bir kitaptaki yazılar vs değiştirebilir sonuçta herşey gözü kapalı yapılamıyor malesef.
almanyada bir ilkokul kitabında kelime sayısı 5000 iken bizim ktaplarımızda 300 geçmiyor
benim ömrüm ingilzice kaynaklarda geçiyor ama bir kere ne kelimesine what.?? demedim..
sonuç olarak temeli zayıf olan bir binanın üst katları sağlammıdır veya hep sağlam kalırmı ??? lafına benzedik
Sarıvadi
23-01-2005, 21:16
Sorunu basit, savaşı da Don Kişot'luk gibi görmemeliyiz.
Bu tür bir dille konuşanlar çevresinde takdir ve itibar görmedikçe yaptıklarından vazgeçecektir. "Pavlov'un Köpeği" deneyi iyi bir örnek olacaktır.
İyi eğitimli veya çevresinde örnek alınabilineceğini düşünen kişiler ki bizler kendimizi de bu sınıfa sokabiliriz. Mümkün olduğunca doğru Türkçe'yi konuşursak çevremizdekilere örnek olabilir, onlarında bize özenerek çevrelerine örnek olmalarını sağlayabiliriz. Bu böyle çok kısa sürede yayılabilir.
Buna karşılık; uydurulmuş saçma sapan veya özenti bir dille konuşanları kibarca ayıplamak (kırmadan söylediklerinin komik olduğunu ima etmek) da açıkçası söylediklerine ve hatta bu tarzdaki uslubuna itibar göstermemek onu bir süre sonra vazgeçirecektir.
Hakikaten çok komik: Hayatı boyunca Chichago'yu görmemiş bir Malatyalı'nın (Malatya'lı dostlar alınmasın, sadece bir örnek) Üzerinde "Malatya'yı Seviyorum" yerine "I Love Chichago" yazılı tişortu giymesi....
Acaba bir Chichago'lu böyle bir şey yapar mıydı?
Ya da bir Alman'a garip bir Türkçe'yle (muhtemelen Alman'a özeniyor) yoghürt...diyen bir Alanya'lı ya ne denir? Yoğurt öz be öz Türk buluşudur. Bırak Alman zorlasın kendini yoğurt diyebilmek için....
Sarıvadi
23-01-2005, 21:31
Çocuklarımızın doğum gününü kutlarken; "Mutlu Yıllar Sana" diye çevrilmiş güzel şarkıyı bile;
tek kelime İngilizce bilmeyenimiz dahil "hepi börtdey tu yu" diye hep bir ağızdan okuyorsak, daha yapılabilecek çok şey vardır.
valla bizim ülke insnana şu kelimeyi deme dersen cinayet çıkar :)
ha tvler düzeltilsin dersen 10 tv yi düzelt 1 i bozuk olsun gider onu izlerler..
izleme dedinmide töre cinayetine inanan üle olarak "bir nediyon sen" ?? demezmi :)
bunlar global etkileşim dilin kayboluyor denmesi aslında ülkede kendine güvensizliğin bir ürünü çünkü temeli zayıf bir varlığın geleceğinden şüphe edlimesi
japonya tayvan bir çok ülkeye gidin happy birthday ibaresini görürsünüz..
amerikadfa birçok lise çağındaki öğrenci haritada ülkelerini bile gösteremez
Sarıvadi
24-01-2005, 20:41
Dün bu konu ile ilgili yeşil gönderen dostlardan biri, yanısıra bir soru sormuş, yanıtlayacaktım ama kim olduğunu bilemedim. Aynı soruyu yine sorarsa seve seve yanıtlarım.
konuya bir kıllanan adam karikatürü ile destek atayım.
Sarıvadi
24-01-2005, 21:05
Çok yaşayın sayın skoc :D :D :D
Farkında mısınız bilmem şu sıralar ""v" harfini "w" olarak yazmak moda oldu.
"Walla", "Wolkan" gibi... Forumda da bu tür yazılara rastlanabilir. Neden böyle yazıldığını bilen var mı?
Şöyle bir etrafımıza dikkatlice bakarsak, ne örnekler var.
kontör : kontur - kontür - kontor
yanlış : yalnış
laboratuvar : laboratuar - labaratuar
satılık : satlık
atölye : atelye
makine : makina (belki de en çok yanlış kullanılan kelime)
elektrikli süpürge : elektrik süpürgesi (bu alet elektrik süpürür :D )
Alın size bir örnek.
İkisi de sektörünün önde gelen firmalarından...
ve ambalajlarında yazan "tıraş" kelimesine dikkat!
ülke %12 okuma yazma bilmiyor
%60 ilkokul mevzunu
%4 ü üniversite
daha dünyanın yuvarlak olduğunu bilmeyenler var dünyayı düz tepsi gibi sananlarla mı koruyacaz veya öğretmeye kalkacağız..?
SN Spek avcısı sizin deyiminizle yurdumun insanına sahip çıkmalıyız.Tabiki dilimize ,kültürümüze,tarihimize de sahip çıkmalıyız.Yoksa biz biz olmaktan çıkarız.
spek_avcısı
25-01-2005, 02:57
Şöyle bir etrafımıza dikkatlice bakarsak, ne örnekler var.
kontör : kontur - kontür - kontor
yanlış : yalnış
laboratuvar : laboratuar - labaratuar
satılık : satlık
atölye : atelye
makine : makina (belki de en çok yanlış kullanılan kelime)
elektrikli süpürge : elektrik süpürgesi (bu alet elektrik süpürür :D )
Alın size bir örnek.
İkisi de sektörünün önde gelen firmalarından...
ve ambalajlarında yazan "tıraş" kelimesine dikkat!
öhöhöh :D
sektör; dal kol kesim (fransızcadan gelme)
firma; şirketTüzel kişiliği olsun olmasın bir ekonomik etkinlik birimi(italyancadan gelme)
ambalaj:sargaç (fransızcadan gelme)
4 kelimede 3 hata
neyse sadece esprisine yazdım ciddiye almayın :) ;)
ama tıraş kelimesini yurada açıkladığım gibi eğitimsizlikten kaynaklanıyor az kitap okumanın heyezanları insaın kelime davarcığı az olduğu sürece şu kelimeyi kullanma diyerek çözüm aranması pek etkili bir sonuç olmasa gerek
eğtime ağrılık vereceğimize bu yollara gidip kurtarıyoryuz demek bana garip geldi biraz sadece göreceli kendimzi tatmin ederiz ama etkin hiç bir şey değişmez :)
dilini ırkını koruyan eğtitim sistemini değiştiren hükümettir.her gelen hükümüt kendi çıkarlarına göre hareket etmiş bu eğitim kurumarına çok büyük zarar vermiştir .... daha 1985 lerden kalma kitaplar okutuluyor yeni modern çağda çocuklara bundan öğretmeye kalkarsak elbette hiç bir şey öğrenmezler
Sayın spek avcısı.
Dilimize yabancı dillerden girmiş ve hepimizin günlük hayatımızda
sıkça kullandığımız kelimelere girersek, işin içinden çıkamayız sanırım.
Ben burada günlük hayatta kullandığımız, dilimize yerleşmiş kelimeleri
bile yanlış telaffuz ettiğimizi anlatmak istemiştim.
İşin o tarafına bakarsanız ben sorarım. Etrafınızdaki insanların yüzde
kaçının ismi Türkçe?
Memleket, Ahmet, Mehmet, Hasan, Hüseyin, Mustafa, Ali'den geçilmiyor.
Bizim daha isimlerimiz Türkçe değil ki, neyi tartışıyoruz?
Ben babama her zaman teşekkür etmişimdir, bana Türkçe isim koyduğu için...
Aynı şekilde bende çocuğuma isim koyarken özellikle dikkat ettim,
Arap ismi olmasın diye...
"tıraş" kelimesine gelince...
Bu hatayı ben yaparım sıradan vatandaş olarak,
ama bu işi yapan bir firmanın ambalajında (sargaçında :) )
buna dikkat etmesi gerektiğini düşünüyorum.
Burada kimseye Türkçe dersi vermek gibi bir niyetim yok.
Zaten bunu yapabilecek kapasiteyi de kendimde görmüyorum.
Ben sadece dilimizi kullanırken biraz daha dikkatli olmaya çalışıyorum;
hepsi bu.
skinnypuppy
25-01-2005, 20:40
tespit:
1) her dil başka dillerden beslenir.. o yüzden bu Türkçe, bu arapça falan hadisesine girmek çözülmüş bir mevzuyu yeniden problem etmektir
2)her dil aynı zamanda kavramları icat edenlerden beslenir.. o yüzden ambalaj, sektör falan gibi halihazırda artık sünnetini olup inkisap edeli bayaa olup bir de çifte vatandaşlığa geçmiş, artık milli enişte kıvamında alafranga kelimelere de fazla takılmamak lazım..
kelam:
velakin, yeni piyasaya çıkan kavramların Türkçe alternatifleri varsa bunlara bir omuz atmak gerekir..Türkçe'mizi böyle koruruz işte..ağlayıp dövünerek değil..etkin (aktif) bir biçimde Türkçe kullanarak...
mesela:
leptöp: dizüstü
lan: yerel ağ
mavs: fare
cursor: imleç
e-mail:e-posta
füççüğr: vadeli sözleşme
falan filan işte..herkes dizüstü derse, leptöp haliyle Türkçe'ye girmemiş olur biz de Türkçe'mizi korumuş oluruz değil mi? peki leptöp dersek noolur? kim bu dili iğfal ediyor olur bu durumda?
spek_avcısı
25-01-2005, 20:44
yaw birazda vurgu ve kolay söyleme meselesi oluyor mesela yerela ağ uzatacağına kısaca lan demesi dizüstü bigisayar diyeceğine kısaca laptop dmesi.... ....karındaşa, kardeş denmesi vs vs.. bu birazda psikolojik aslında .......
birde vurgu meselesi
mesela pistonun türkçesi itelek :)
arabamızla tamirciğe gidip şu bzim iteleklere bakıver dediğmizde adam başka şey anlar bizde şey kelimeler çok olduğu için :)
Sarıvadi
25-01-2005, 22:07
Dostlar alında konuyu açarken amacım "Öztürkçe" konuşmak veya dilimizi Arapça, Farsça ya da İngilizce, Fransızca kelimelerden arındırmak değildi. Bunların bir çoğunu şimdilik atmak zor. Ancak gereksiz yere yenilerini bari almayalım. Bu yenilerini sokma veya dilimizi yozlaştırma faalliyetleri son dönemde ciddi arttı.
Bir grup var ki;
yarı İngilizce yarı Türkçe konuşuyor. "Fayl'ı seyv ederken leptop'un memorisi yetmedi" gibi.
Bir grup var ki;
"Oha falan oldum, tiksinç ötesi" diyerek hiç bir dilde tam olarak karşılığı bulunmayan sözcükler türetmeye çalışıyor.
Bir grup var ki; "Sachmalama" ya da "walla" gibi yeni hece/harf kulanımına geçti.
Bir grup varki; "do not touch me", "Chichago 54" tarzı "ya da "route 66" tarzı kendisi ile ilgisi olmayan basılı giysiler giyiyor.
Budur dilde ve kültürde yozlaşma... Ki bunu bazı kendini entellektüel varsayanlar da yapıyor.
Bırakın yanlışlıkla "yalnışlıkla" diyenleri "tıraş" ya da "traş" veya diyenleri onlar bilmeden diyorlar.
Ama dilimizi, kültürümüzü yozlaştıranlar veya alet olanlar doğrusunu biliyor. Budur üzücü olan...
Sarıvadi
29-01-2005, 14:42
İşte bir oyun hakkında iki çocuğun yazışmasından alıntı;
"energy ye sakın skill vermeyin yazık edersiniz
ilerde mana steel kullanacaksınız çünkü
dex e 3 vermemizin amacı damage imizin azgın olmasıdır
damgage imiz ne kadar fazla olursa olsun o kadar iyidir
sakın bu dağilimi kendi kafanıza göre değiştirmeyin"
ben pek bir şey anlamadım... Böyle bir oyun dili oluşmuş....
Vay halimize...
Sayın Dicey;
ne zaman o bilgisayar oyunlarını biz yaparsak, o zaman çocuklarımız
Türkçe terimler kullanmaya başlarlar.
Ben bu İngilizce oyun ve programlardan dilimize bulaşan terimler konusunda
insanımızı eleştiremiyorum.
Adam yapmış, sende kullanıyorsun. Yapacak birşey yok bence...
Başımdan geçen bir olayı aktarayım, bilmem konuyla alakası var mı ama...
İyi kötü Photoshop programı kullanıyorum. Bu programın sanırım 6. versiyonunun
Türkçe'si çıkmıştı. Buldum ve bilgisayarıma yükledim. İnanın, 10 dakika sonra
programı geri kaldırdım. Çünkü aradığım hiçbir şeyi bulamıyordum. Menülerin Türkçe karşılıkları çok garip gelmişti bana...
(başımın çaresine bakabilecek kadar İngilizce'de bilmeme rağmen)
Belki yeni başlayanın Türkçe ile başlaması faydalı olabilir, bundan da emin değilim.
Saygılar.
Sarıvadi
29-01-2005, 15:36
Sayın Skoc,
Evet, maalesef bu oyunların bizim yapmayışımız/yapamayışımız durumu bu hale getirmiş.
Ve çocuklarımızı bu oyunlardan mahrum bırakamayacağımıza göre, anlaşılması güç bir dille konuşmalarının da önüne geçemiyoruz.
Ancak, nasıl Windows programı Türkçe'leştirilmişse, bu oyunların da Türkçe'leştirilmiş olanları piyasaya sunulamaz mıydı? Ancak demek ki sürümü yapanlar buna ihtiyaç duymuyorlar. Acaba Türkçe'leştirilmemiş oyunları çocuklarımıza almasak, direnebilsek adamlar dogru dürüst Türkçe sürümlerini yapmak zorunda kalmazlar mı?
Photoshop'da yaşadığınız Türkçe versiyon sorununuz, maalesef bir çoğumuzun yaşadığı durum. Bu da farkına varmadan Ingilizce'nin özümsendirildiği, zorunlu bırakıldığı anlamına gelmiyor mu?
Sömürülmeye hiç kimse razı olmaz. Dolayısıyla sömürü ancak hissettirilmeden, imrendirilerek, zorunlu bırakılarak yapılır. Yani aklımıza uygun hale getirilir. Yoksa kim razı olur özünün yitirilmesine... Kim diyebilir "ben sömürülüyorum ve bundan mutluyum" diye. Kim kasılarak sömürtebilir kendini...
ya aslında korkulması gereken eğtim sistemimiz türkçe yeterli öğretilmyor.. ,eğer ingilizce kelimeleri kullanmayın diye aşırıya kaçarsak ortada dil düşmanlığı çıkar ve ingilizce öğrenenlere bile tepkiyle bakar hale gelitiriz..
yukardaki yazdığın kitle çok az aslında mesela ilkokul düzeyi veya yeterli eğitim alamamış bir kimsenin kullnadığı türkçeyi baz alarak bu hallere düştük demekte yanlış olur...... küçükken herkes karakterlere özenir ve bu özenme geçicidir 20 yaşlarda son bulur.... bu oyundaki de olabilir bir gazaetede olur veya internette gördüğü bir konuda olabilir......
Sarıvadi
29-01-2005, 16:03
Sayın Cyclone, katılıyorum. Asla bir başka dile karşı olmak değil düşüncemiz. Hatta bir çok dili biliyor ve konuşabiliyor olmak da bir meziyet. Keşke halkımızın bir çoğu Türkçe'nin yanı sıra bir çok dili biliyor ve konuşabiliyor olsa...
Sorun; Dilimizin yozlaştırılması...
*Türkiye'de işyeri isimlerinin yabancı veya anlamsız olması, ve bunların prim yapması..
*Giyen için hiç bir anlamı olamayan, garip yazılar baskılı giysilerin çok tutması...
*Garip ve anlaşılmaz bir dille konuşulması
*İngilizce/Türkçe karışık bir dilin konuşulması
*Garip bir dille yazılar yazılması
....................................
....................................
Yoksa Ingilizce'ye değil kızgınlığımız....
Not: Bence İlkoul mezunu diye tarif ettiğimiz kitle bu anlamda diğerlerinden daha başarılı. Hiç;
"I love Chicago" tişortu giyen.
"Yaw , ne tiksinç ötesi bi olay" diye konuşan
"sachmalama boy" diye yazan
birini gördünüz mü?
küçükken herkes karakterlere özenir ve bu özenme geçicidir 20 yaşlarda son bulur.... bu oyundaki de olabilir bir gazaetede olur veya internette gördüğü bir konuda olabilir......
Evet bir nesil kovboy filmleriyle büyüdük; bonanza'lar, smith ve johns'larla...
Kovboy olduk, pis kızılderilileri vurduk oyunlarımızda...
Ta ki aklımız başımıza gelip, gerçekte ezen ve ezilenin kim olduğunu anlayıncaya kadar hep kızılderilileri kötü tanımadık mı?
Zaman geçiyor, benzer filmler yapılmaya devam ediyor, ezen tarafından...
Zamanla birlikte ezilende değişiyor; kah Vietnam'lı oluyor, kah Afgan'lı, kah Irak'lı...
Ezeni kuru kuruya kınamayı da sevmiyorum.
(Zaten başka birşey gelmiyor elimizden)
Çünkü ezebilmek için güçlü olmak lazım,
güçlü olabilmek için de çalışmak lazım...
Ne zaman çalışır ve güçlü olursak, ancak o zaman ezenin karşısında dimdik ayakta durabiliriz diye düşünüyorum.
Yoksa sokaklarda, içki masalarında, dost sohbetlerinde, kuru kuruya ezeni eleştirmekle birşey geçmiyor elimize...
Saygılar.
ne zamandır bu konuda yazmak istiyordum, türkçemiz nereye gidiyor.biz devlet olarak, halk olarak ne yapıyoruz.kültürümüzü koruyabiliyormuyuz.benim değinmek istediğim ingilizce eğitim veren kolejler, universiteler; önce burdan mezun olup, kültürünü koruyan, türkiyeliliğini unutmayan, ahlak , gelenek ve göreneklerimizi kaybetmeyen eli öpülecek arkadaşlarımızın bu yazımdan alınmamasını diliyorum.
biz devlet olarak türkiyemizde ingilizceyi yaymak için elimizden geleni yapıyoruz, çocuklarımız daha 11-12 yaşarında bu kolejlere girmek için var gücü ile çalışmaya başlıyor, ingilizce eğitim veren üniversiteler daha yüksek puanla öğrenci alıyor, hepimiz buralara girmeye çalışıyoruz.ve bir yılda sırf ingilizceyi öğrenmek için eğitim görüyoruz.daha sonrada osmanlı yı yıkan savaşan anadolu yu paylaşmak isteyen ingilizlerin yazdığı kıtaplardan tarihimizi öğrenmeye çalışıyoruz. siz değerli arkadaşlarım gelmişlsiniz burda dilimizdeki yabancı sözcükleri kullanmamaya gayret etmemimizi söylüyorsunuz. arkadaşlar bir süre sonra bu gidişle biz türkçemizi unutacağız. her şeyimiz ingilizce olmak üzere.
ankarada bir okulumuzun ingilizce eğtime geçmesini sağlayan kişiye ingiliz kraliyet odülu verildiğini biliyormusunuz.ingiltereye ve ingilizceye yapmış olduğu hizmetlerden dolayı kraliyet ödülü, bu kolejlerimiz tam bir mısyoner olarak çalışmakta ve biz iyi bir eğitim alsın diye çocuklarımızı var gücümüzle buralara göndermeye çalışıyoruz, biliyormusunuz ermeni isyanını başlatan kişinin mersin deki bir kölejimizden mezun olduğunu, ya bulgarıstandaki isyan, yunan isyanı ve balkan ülkelerini bizden koparan savaş ta ki liderler nerden mezun.
yüce önderimiz Atatürk bursada bir kolejimizden bir gün içinde 3 kızımızın hristayan olmasından sonra o okulu kapattiğini kaç kişimiz biliyor.şimdi ise apartman altlarında yaygın bir şekilde kiliseler açılmakta.bizi görüyorsa kemikleri sızlıyordur. ve biz burda türkçemizi içindeki kelimeleri ayıklamaya çalışıyoruz. arkadaşlar bu gidişle biz ingilizce içinden türkçe kelimeleri ayıklamaya çalışacağız. biri bu gidişe dur diyecek ama kim. bunu yapmaya kalkanlarıda zaten gerici diye damgalayacağız. ingilizceyi öğrenelim ama bırakın da tarıhımızı, kımyayı, fiziği, tıbbı, türkçe okuyalım.türkçemizi yaymaya çalışalım. ama biz ne yapıyoruz nerdeyse tüm okullarımızı elimizden gelse ,kadromuz olsa ingilizceye çevireceğiz.
gelenekleri olmıyan, kültürü olmıyan ve dil i olmıyan ulus değildir ve üzerindeki yaşadıkları toprak onların vatanıda olmıyacaktır.turk ulusunun birlik bereberliğini, aile yapısını, vatan sevgisini yıkmadan, anadoluyu ele geçiremiyeceklerini tüm avrupa biliyor.ve yaygın bir şekilde mısyoner okullarıyla bizi içten yıkmaya çalışıyorlar. ama bu okullardan mezun olan arkadaşlarımızın büyük bir bölümü şimdilik kimliklerini koruyor. ben bu arkadaşlarımızı yürekten tekrar tebrik ediyor. benim bu yazdıklarıma kızmamalırını diliyorum.onalrında bir suçu yok zaten, herkes o okullara girmek istiyor, en iyi eğitim orada, en yi öğretmenlerimiz seçilmiş gibi bu okullarda, üniversite başarı oranı buralarda yüksek, niye acaba. kim destekliyor buraları.destekleyenlerden bir tanesi maalesef bizim devletimiz.
tevfik fikret in oğlu haluk un hristiyan olarak öldüğünü biliyormusunuz, nerden mezundu acaba. biri çıkıp bu misyöner okullarına dur diyecek ama kim. onumuzdeki eğitim yılı için bu hazırlıkların yapıldığını duyuyorum tek temennim bunun başarılması ama bu basın ve avrupa oldukça biz e bunuda yaptırmıyacaklardır.çünkü biz avrupalı olmalıyız ve biz türkçemizi unutup tamamen ingilizce konuşmalıyız.ve sonuçta tam bır avrupalı olmalıyız.
türkçeyi korumak adına, ahlak yapımız ve kültür ümüzü korumak adına hepimiz bir şeyler yapmalıyız. uyanmalıyız artık, üzerimize bir oyun oynanıyor ve farkında değiliz.ben artık çocuklarımızı türkçe eğitim veren okullara göndermek istiyorum, başarılı okullara iyi eğiitim veren okullara(iyi okullar sadece bu misyoner okulları olmamalı)
bu okullardan mezun olan arkadaşlarımızın alınmaması dileğiyle, saygılarımla
(benım bu yazımda bile kimbilir ne kadar yabancı kelime vardır.)
Sarıvadi
29-01-2005, 16:49
Sayın Şimşek,
Alkışlıyorum sizi.... İşin diğer bir tarafını gösterdiniz...Bugune kadar bu konu sadece yüzeysel olarak dildeki yozlaşmadan bahsediyordu. Tek tek dilimizi, özümüzü, geleneklerimizi, göreneklerimizi yitirmemizin sonucundan konuşacaktık. Sağolun siz, kanayan bir yaraya daha fazla dayanamayarak el attınız.
Kısaca ben de ilave etmek istiyorum:
Yabancı dille eğitim veren bir okulda örneğin İnşaat Mühendisliği'nde okuyan bir genç kendi ana dili dışında bir dille İnşaat Mühendisliğini, yani mesleğini öğreniyor...Buna özendiriliyor, teşvik ediliyor, bun okullardan mezun olanlar gururla geziyor... Bu çok acı...Ne olur bu okullarda okuyan mezun olanlar alınmasın, Acaba mesleğimizi ana dilimizle mi daha iyi öğreniriz. Yoksa bir başka dille mi?
Yabancı dil/diller bilmek hakikaten meziyettir ve gereklidir. Ama her şeyin bir usulu vardır. İnsanlar en iyi kendi dillerinde anlarlar ve anlatırlar.
spek_avcısı
29-01-2005, 17:15
olylar aslında bu kadar basit değil daha öncede açıklamıştım türkiyede bilim ve fen adına hiç bir yeterli kaynak yoktur ...mühendislikyteyim ama verilen bir araştırma görevini hiçbir kaynakta tam tamina bulamam hatta yabancı kaynaklar bile yeterli gelmez ..... ülkemizde kaynakları yabancısını çevirecek profösör bile bulunmaz bu sadece ülkemize özgü bir durum değildir hiç bir ülke tekmolojiyi %100 bilemez almanyada teknoloji üniversitesinde ingilizceniz az kıt olsun içeri almazlar sizi ....
çünkü dewamlı araştırmaya yöneliktir özel araştıma sınıfları mvardır sabah akşam çalışır internette mlyonlarca ingilzice diğer dillerde kütüphane vardır bunlar yetmemiştir yerine göre diğer üniveristelerle 2 li diyaloğa girerrler sorularnın cevabını bulmak için her türlü girişim yaparlar ......peki soruyorum adamlar dil öğrenmeyip şunu çevrisinlerde anlasak mantığındamı olmaları lazımdı o zaman neden geliştiler ???
benim ingilzcem güzledir....ama kesinlikle yeterli düzey değildir bana bir araştıma verilmişti bunu türkiyede piyasada yerli yabancı hiç bir kaynakta bulamdım mecburen üniversitenin desteği ile engnetbase birçok wilson slecet vs birçk kütüpaneden araştırma yaptım ...
iddaa ediyorum ingilizce bilmeyen kişiye mühendis denilmez çünkü araştıma yapamaz ....kaynak yok ...araştıma yapamayan ülkede gelişemezzz
ewt
sn şimşek ;
bunun sonucunda oluşacak tek tip kitap ve tek tip görüşü benimsiyen bir ülke nasıl gelişebilir açıklayın siz ingilizce öğrenmeyelim diyorsunuz yozlaşma ingilzice öğrenm ile yok olacaksa ben bu işte yokum ewt bekliyorum yorumlarınızı
spek_avcısı
29-01-2005, 17:21
sn saxofon beyde yazmıştı bende yazayım
internette bir fizikçi Friedrich Paschen (1865-1947) bulduğu Paschen kanunu nu internette arama yaprırın
bunun hem türkçesi hem ingilizcesini yazın
Paschen law çıkan sonuç ....15300
bende Paschen kanunu........ 2
demekki tek dil bilen bir kişi bilimde geri kalır...
sayın spek avcısı ingilizce öğrenilmeli,almanca fransızca öğrenilmeli, ama bu dilleri öğrenmek ayrı tüm eğitimimizi ,okullarımızı ingilizce eğitim verecek düzeye gtirmek ayrı, ben düşüncelşerimi tam anlatamadım, bu konuda haklısınız, ingilizce yi öğrenmiyelimn gibi bir sonuç çıkmış, öyle değil. öğrenelim ama 13-14 yaşlarından başlıyarak, edebiyatı, kimyayı, fiziği, tarihi(üstelik osmanlı yı yıkanların ,yazdığı kıtaplarla) eğitim görmeye karşıyım, ingiliz kültürü, fransız kültürü ile yetişen öğretmenlerin benim çocuklarımı genç yaşta, her türlü yone yonlendirelecek yaşta eğitim verilmesine, 4yıl, belki yedi yıl, bilinç altına kendi kültürleri ve ahlak yapısının yerleştirilmesine karşıyım.bende tıp fakültesi mezunuyum, ingilizce olmadan yeni gelişmeleri tabiiki takip edemiyoruz ama ingilizceyi öğrenmek ayrı, ortaokuldan başlıyarak tum eğitim dönemini ingilizce üzerine kurmak ayrı.üstelik onların öğretmenleri ile.ve onların yazdıkları kıtaplar ile.
yurt dışında eğitim almak için dışarı gönderdiğimiz öğrencılerin bu ülkeye malıyetini bir düşünsenenize, bu robert lerde, st joseph lerde okutulan kıtaplara yurt dışından getirmek için verilen dovizlere ben acıyorum. üstelik bu yurt dışına gönderdiğimiz öğrencilerimizin büyük bir kısmı türkiyeye dönmüyor ve orda kalıyor. ne dersiniz ne kadar bizim kültürle yetişiyorlar.
ingilizce öğrenmek evet, ingilizce eğitim hayır.
dreissena
29-01-2005, 17:40
Dilimizi korumanın sadece ve sadece bir tek yolu vardır. Türkçe yazmak ve Türkçe konuşmak; Türkçe karşılığı olduğu halde sırf özenti ya da bilgiçlik olsun diye yabancı kelimeler kullanmamak, farklı bir sınıfa aitmiş ya da farklı bir kişilikmiş hissi vermek için jargon oluşturmak adına farklı yazım ve söylemler kullanmamak. (Özellikle internet yoluyla yapılan yazışmalarda kullanılan slm, ii, nbr, oolum, napeem, du bakeem gibi çok sayıda örnek verilebilecek kısaltmalar kullanmamak.) Bu tür yaklaşımlar bazen hoş, bazen komik, bazen abartıyı ifade etmek için gerekli bile olsa da, dilin yozlaşmasına ivme kazandırıyor. Forumumuzda da böyle yazışmalar var, başka forumlarda da, hatta bunları yazmama rağmen benim de klavyemden böyle kelimeler çıkabiliyor. Bunları en aza indirebilirsek ne ala, indiremezsek işimiz zor.
Turkcemizi koruyalim, yasatalim, gelistirelim, cocuklarimiza dogru ogretelim, gencleri dogru kullanmalari yolunda uyaralim, heveslendirelim.
Diger dillerin ogretimini de yabana atmayalim, bugun Turkiyenin menfaatleri hakkinda yazilan ingilizce bir kitap ya da yapilan bir konusmanin onlarca kat daha etkili oldugunu ya da internette rahatlikla farkedildigi gibi ingilizce kaynaklarin yuzlerce kat daha fazla ve etkili oldugunu unutmayalim ve ilk iki satirda yazilanlari yaparken gencleri yanlis yonlendirmeyelim.
Sozlerim forumda yazilanlara degil, yanlis anlasilmasin ama son zamanlarda Turkcenin ne kadar yeterli ve guclu bir dil oldugu, genis kitlelere ulasilabildigi gibi abartili ve biraz da fanatikce yazilar oldukca cogaldi ve bu yazilar da genclerin ya da yabanci dil egitimi gorenlerinlerin sevkini kirabilir gibi geliyor bana... :düsün:
Sarıvadi
29-01-2005, 19:02
Ispanya'ya gitme fırsatım olmuştu.Turizmde dünyada önemli ülkelerden biri, her yıl farklı dilleri konuşan milyonlarca kişi tarafından ziyaret ediliyor.
Müzeleri , tarihi yerleri ya da önemli gödüğünüz mekanları gezerken girişlerinde orayı tanıtan yazılar vardır ya , işte bu yazılar Ispanya 'da sadece İSPANYOLCA... Eğer Barcelona'da iseniz, İSPANYOLCA'ya bir de yerel dil olan KATALANCA eklenmiş. Yazılanlar ya Ispanyolca ya da Katalanca.
Picasso'nun müzesini merakla gezerken bu türden yüzlerce panonun hiç birinde Ingilizce ya da başka bir dilden açıklama ile karşılaştım. Sadece Ispanyolca ve Katalanca yazıyor müzeyi gezenlerin %90'ından fazlasının Ispanyol ya da Katalan olmadığını belirtmeye gerek yok.
Birine bir şey sorsanız size Ispanyolca cevap verecektir.
Bu çok güzel bir mesaj "burası benim ülkem Ispanya ve Ispanyolca veya yine bizden olanların dili Katalanca yazlılır ve konuşulur. Hiç bir kompleksimiz yoktur. Güzel ülkemizi gezmek istiyorsanız bizim dillerimizi biraz da olsa öğrenmeye çalışın."
Konuyu doğru ifade etmeliyiz. Bilim veya herhangi bir menfaat için yabancı dilleri bilmek çok gereklidir. Bu Türkçe'mizin günlük hayatımızda kullanırken dejenere edilmesi anlamında olamaz.
Ana dili Türkçe olan kişilere eğitim ana dillerinde verilmelidir. Yabancı dil öğrenmek ve bilmek ayrı, bilimsel eğitimini İngilizce ya da başka bir dilde yarım yamalak almak ayrı. Yabancı dilde eğitim almak teşvik edici olması yerine yabancı dile de hakim ancak kendi dilinde iyi eğitim almış olmak özendirici olmalıdır.
spek_avcısı
29-01-2005, 21:11
sn dikey duyarlılığınız anlıyorum türkçe yeterli öğretilmemesi konusunda haklısınız sizi katıldığımı daha öncede belirtmiştim zaten ama;
ülkemizi insanına bir olay yapın dediğimizde vurun öldürün anlıyor ve bir doğru yaparken diğer doğrular gidiyor benim çevrmde anladığım veya bazı yazılardan çıkardığım ingilizce öğrenmeyelim dil kurtulsun oluyor daha doğrusu halk böyle anlıyor ve burada bir kargaşa başlamakta. sonra yoldaki bir tabelaya bile ingilizce diye takar hale geliyoruz
eğitim sistemi;
ewt bazı dersler orta okulda ingizilice verilir denilsede bu az bir kesimdir %70 anadolu liselerinde öğretmen yetersizliği yüzünden dersler türkçedir... ewt haklsınız o denemde dersler türkçe verilmeli veya alternatif ders koyarak hem ing hem tr öğrtilmeliki insanlar internet vs ortamda tarama yaparken olaylara yabancı kalmasın tek ingilice vermek hata gerçekte....
ama benim üstünde durmak istediğim konu,
ezbercilik olan bir eğitim sisiteminde kendi diliniz dahil hangi dilde yaparsanız yapın öğretim terimi olmayacaktır..bu ülkenin bir sorunudur .. uygulama ile görmeden eğitim yapma girişiminde birey dersten anladığı %5 bile geçemez..
almanya fransa vs eğitim sisteminde %20 teorik %80 uygulamadır ülkemizde ise bu oran %95 teorik ve %5 uygulamadır malesef tüm mühendislik fakültelerinde böyledir
eletrik eletronikte bir arkadaşım vardı dersleri türkçeydi ve 4. sınıfta iken transistörlerin yerini gösteremiyorum diye bana yakınırdı..
aslında sorunumuz ezberci öğretim oluyor ve bu öğretim ingilizce ile verilmesiyle iş çığrından çıkıyor ve suç sadece ingilizceymiş gibi gösteriliyor aslında suç sistemde
engindeniz
29-01-2005, 21:26
sn dikey duyarlılığınız anlıyorum türkçe yeterli öğretilmemesi konusunda haklısınız sizi katıldığımı daha öncede belirtmiştim zaten ama;
ülkemizi insanına bir olay yapın dediğimizde vurun öldürün anlıyor ve bir doğru yaparken diğer doğrular gidiyor benim çevrmde anladığım veya bazı yazılardan çıkardığım ingilizce öğrenmeyelim dil kurtulsun oluyor daha doğrusu halk böyle anlıyor ve burada bir kargaşa başlamakta. sonra yoldaki bir tabelaya bile ingilizce diye takar hale geliyoruz
eğitim sistemi;
ewt bazı dersler orta okulda ingizilice verilir denilsede bu az bir kesimdir %70 anadolu liselerinde öğretmen yetersizliği yüzünden dersler türkçedir... ewt haklsınız o denemde dersler türkçe verilmeli veya alternatif ders koyarak hem ing hem tr öğrtilmeliki insanlar internet vs ortamda tarama yaparken olaylara yabancı kalmasın tek ingilice vermek hata gerçekte....
ama benim üstünde durmak istediğim konu,
ezbercilik olan bir eğitim sisiteminde kendi diliniz dahil hangi dilde yaparsanız yapın öğretim terimi olmayacaktır..bu ülkenin bir sorunudur .. uygulama ile görmeden eğitim yapma girişiminde birey dersten anladığı %5 bile geçemez..
almanya fransa vs eğitim sisteminde %20 teorik %80 uygulamadır ülkemizde ise bu oran %95 teorik ve %5 uygulamadır malesef tüm mühendislik fakültelerinde böyledir
eletrik eletronikte bir arkadaşım vardı dersleri türkçeydi ve 4. sınıfta iken transistörlerin yerini gösteremiyorum diye bana yakınırdı..
aslında sorunumuz ezberci öğretim oluyor ve bu öğretim ingilizce ile verilmesiyle iş çığrından çıkıyor ve suç sadece ingilizceymiş gibi gösteriliyor aslında suç sistemde
---
Sn. spek_avcısı ,
Siz bu durumlardan iyi anlyorsunuz...Sizi Milli Eğitim Bakanlığı ' na önerelim...Belki fikirleriniz değerlendirilir... :)
---
Ahmet Ercan adlı deprem uzmanı özellikle televizyonda yabancı kelimler yerine Türkçe kelimeler kullanıyor, hatta anlaşılmayacağını düşündüğün açıklıyor. Süpürgen dalga diyor yani Japonlar da anlasın diye Tsunami de diyeyim diyor. Çabaları takdire değer hiç değilse uğraşıyor.
skinnypuppy
30-01-2005, 18:40
sapla saman ayrımı:
yabancı dil eğitimi: çok iyi birşey
yabancı dille eğitim: sadece sömürgelerde olan birşey
konuyu yanlış anlamaya müsait arkadaşlar için not: ben lise ve üni. eğitimimi ful yabancı dilde aldım.
spek_avcısı
30-01-2005, 23:34
küçük yazıyı bana itafen yazdıysanız ben eğitim ing ce olmasına karşı olduğumu söylemiştim ......benim çekincem farklı ama malesef anlatamıyorum......
hayalimdei sistem asıl türkçe ve yanında basit destekli ing ders verilmesi ki gençler arama tarama yaparken olaya yabancı kalmasın....
arkadaslar peki benim bile okumakta cok gucluk cektigim su takma isimler varya (nick name)ler ise burdan baslasak cok daha iyi olur boyle yabanci yazan arkadaslar isimlerinizi neden guzelim turkcemizden secmezsiniz !!!!!!!!??????
anlamis degilim belkide cahilligimden!!!!!
arkadaşlar yeri değil ama birşey soracağım cuma günü 250 milyonluk yanlışlıkla fazladan hisse almışım hesapta yeterli para yokken şu anda da nakitim yok ne yapmalıyım teşekkürler
sapla saman ayrımı:
yabancı dil eğitimi: çok iyi birşey
yabancı dille eğitim: sadece sömürgelerde olan birşey
yukarıdaki yazıya imza atarım .
Sömürge kelimesi tam uygun bir kelime bence de
kazancli
31-01-2005, 01:00
arkadaşlar yeri değil ama birşey soracağım cuma günü 250 milyonluk yanlışlıkla fazladan hisse almışım hesapta yeterli para yokken şu anda da nakitim yok ne yapmalıyım teşekkürler
salı günü 250 yatırman gerekli yada aracı kurumun kolaylık gösterirse yarın satarsın temerrüt faiziyle çarşamba alırlar hesabından
bir de iş ilanlarını ingilizce vermezlermi........... :mad:
kazancli
31-01-2005, 01:07
sapla saman ayrımı:
yabancı dil eğitimi: çok iyi birşey
yabancı dille eğitim: sadece sömürgelerde olan birşey
konuyu yanlış anlamaya müsait arkadaşlar için not: ben lise ve üni. eğitimimi ful yabancı dilde aldım.
%100 kaatılıyorum kendimizi ifade edip geliştirmemiz gereken dil Türkçedir
konuyu yanlış anlamaya müsait arkadaşlar için not: ben lise ve üni. eğitimimi ful yabancı dilde aldım
buna artı olarak ne gibi + - lerinin olduğunu en iyi gözlemleyeceği yerlerde bulundu
kazancli
31-01-2005, 01:08
bir de iş ilanlarını ingilizce vermezlermi........... :mad:
akıllarınca sınayacaklar insanları
Sarıvadi
31-01-2005, 21:35
Yabancı dille verilen ilanlarda da sapla samanı ayırmak gerekir:
Hakikaten pozisyon yabancı dil bilmeyi gerektiriyorsa ( örnegin yabancılarla iş yapan firmalar) ilanın yabancı dille verilmesi "bu dili bilenlerin başvurması gerekiyor" mesajı vermek için kabul edilebilir.
Bir de sömürüye alet olanlar firmalar var, hiçbir şekilde yabancılarla işi yoktur ama İngilizce ilan verir. Bırakın sömürüyü, düpedüz aptallık etmiş olur. Dedik ya ana dilinde eğitim alan kişinin yabancı dille mesleğini öğrenene göre net bir avantajı ve bilgi farklılığı vardır(istisnalar alınmasın)
Bu tür ilanların Türkçesi şu: Biz kompleksli bir firmayız. Bilgisiz ve eğitimsiziz dolayısıyla sömürüye alet olduğumuz farkında değiliz. Bu nedenle işe alacağımız kişinin de iş bilgi seviyesi çok önemli değil ,mesleğini anadili ile değil, yabancı dille öğrenmiş olmasını tercih ederiz. "Pazarlama ve İşletme Uzmanlığı" olması çok önemli değil EMBİEY yapması daha önemlidir.
menu yerine mönü dielim wallahi düzelir yaw :)
Cinnamon
03-02-2005, 13:07
Concorde uçakları Fransa ile İngiliz ortak yapımı bir projedir.
Projenin en çok zaman alan kısmı, bu supersonic uçağa isim konulmasıdır.
Proje bir E harfi yüzünden uzun süre askıya alınmıştır.
Concord-E-
İngilizler İngilizce Concord, Fransızlar Fransızca ConcordE adını istedikleri için.
"Türkçe'yi korumak" tek başına bir eylem olamaz. Bunun öncesinde;
. Türk olmakla övünmek,
. Türkiye'yi sevmek
. Türk ürünlerini kullanmaktan utanmamak
. Türklerin en iyiyi yapabileceklerine inanmak
.
.
gibi ön şartları gerektirir.
Bir Türk kot markası Avusturalya'da 220 dolardan başlayan fiyatlarla kot pantolan satan en ünlü marka iken, Türkiye'de yabancı markaları almamayı gerektirir. Artı Türkiye en büyük kot kumaşı üreticilerindendir.
Türkiye'de kullanılan "Made in Turkey" yerine, Avusturalya'da " Proudly Australian" (Gururla Avusturalyalı) yazılır. Coğrafi yakınlığı nedeniyle ucuz UzakDoğu mallarının istilasında olan Avusturalya'da, bu ürünlerden almak gerçekten bir prestijdir.
Kimler Türk ürünlerini alıp, gururla kullanıyor? Gençlerin tercihlerine bakın, prestij nerelerde aranıyor görürsünüz.
OKTAY SINANOĞLU yazarımızın * BYE-BYE* TÜRKÇE adlı kıtabı herkesin okumasını tavsiye ederim. kıtabı okumaya yeni başladım. şimdiye kadar okumadığım için de kendime kızıyorum. 11. baskı. fırsatım oldukça bu kıtaptan bazı alıntıları burda yazmaya çalışacağım.
atatürk ün son sözü
atatürk ölüm döşeğindeydi, üç gün komada kaldıktan sonra kendine geldi, son nefesinde *arkadaşlara selam, dil çalışmalarını sakın aksatmayın* atatürk son nefesinde ne söylemek istiyordu.
kurtuluş savaşından sonra, ikinci kurtuluş savaşını dil konusunda başlatmıştır. 1000 yıldır türkçemiz içine yerleşmiş olan arapça ve farsça sözcükleri temizlemeye çalışmış ve osmanlıca denen bu karışık dili karacaoğlan ın , köroğlunun öztürkçe sine çavirmiştir. 1000 yıllık hatadan dönemye çalışmıştır. ama biz osmanlıcayı bırakıp kendi türkçemize donmemize rağmen şimdide batı dilleri ile türkçemizi karıştırıp yeni bir dil yaratmaya çalışıyoruz.o 1000 yıllık hataya tekrar düşüyoruz.(kıtapta bu dile anglomanlıca denmektedir, belkide şu anda kullandığımız dil.)
atatürk, yabancı dil öğrenmenin önemini bilen biriydi, yabancı dil öğrenmeliydik, bir çok meslek de ilerliyebilmek için dunya ile ilişki içinde olmalıydık. ve kendisi türk eğitim derneğini kurar. ve daha sonra TED adını verdiğimiz okullar kurulur. bura haftada 11 saat ingilizce eğitim verilmekte ama türk öğretmenler tarafından, türkçe ile harmanlanarak dil öğretilmektedir. ama herkes matematiği, fiziği, tarıh i , edebiyatı türkçe okumaktadır. atatürk ölür. ondan sonra başlar okulların ingilizce eğitim için yetersiz olduğu söylenmeye. bu metodlarla öğrenilemiyeceği belirtilir. değerli basın- yayın (media) organlarımız bunu işlemeye başlar. 1953 yılında bu amaçla kurulan bu okullar a ingiliz amerikan çengeli atılıp dersler ingilizceye çevrildi. okula ankara köleji dendi.geleceğimizin teminatı türkçemizde bu gediği açmayı başaran oxford lu Mr brownıng e 20 yıl sonra bu başarısı için ingiltere kraliçesi madalya verdi.ufak bir okulda ingilizce dersi veren bir öğretmene madalya niye verilir dersiniz.ondan sonra peşpeşe anadolu liseleri gelmeye başladı, ingilizce eğitim(ingilizce öğrenmek değil) çığ gibi büyümeye başladı. buralarda okumak ayrıcalıklı olma haline geldi. en iyi çğretmenler buralara verilerek devlet tarafından teşvik edilmeye başladı.artık tarihimizi bile ingilizlerin yazdığı kıtaplardan öğreniyorduk.
artık merkez=center, media=basın-yayın,meclis=parlemonto,mesele=problem, demeye ve bir çoğumuz ben dahil bu kelimelerin yabancı bir dilden geldiğini farketmemeye başladık. artık osmanlıca dan kurtulmuş ama hızla yeni bir dil yaratıyorduk. ve bu yabancı kelimeleri konuşanları gıpta ile izleyorduk. ne güzel kendini geliştirmiş, diyorduk.
dil bu kadar önemlimiydi, niye atamız bile son nefesinde bunu söylemişti.işte tarihten ve yakın zamandan örnekler,
romalılar, keltlerle uğraşmakta fakat bir türlü onlara tam olarak söz geçirememektedir.toplanırlar 3 şık vardır; 1-katliam yapacaklardır, ama o kadar kişiyi öldürmek çok zordur,2-ülkelerini istila edeckler, baskı altında tutacaklarıdır, ama ne okadar asker ne de okadar paraları vardır.3- bunları latinleştirelim, yani kültürlerini, törelerini, bunun içinde dillerini unuttturalım
ve öyle yapmışlar roma imparatorluğu büyümüş, yayılmış alman sınırına kadar yaklaşmış ama almanca latinleşmeden cermen dili olarak kaldığı için ordan ileri gidememişler. ama keltler tarihten silinmişler. çünkü dillerrini kaybetmişler
bir başka örnek gaelik ,ingilizcedende eski ırlanda dilidir.ingilizler 15. yuzyıldan beri defalarca irlandaya girmişlerdir, nice savaş olmuş ama savaşlar bitmemiştir. 1890 yılına gelindiğinde ingilizler oturup şu kararı almışlardır.ilk, orta,lise,evrenkent(üniversite) de eğitim ingilizce olacaktır.bir nesil sonra gaelik dilini konuşan sayısı %90 dan %30 düşmüştür.bunlarda dağgaki çobanlar, kentteki hamallardır.her şey iyi gidiyordu, ama aydılar toplanıp, gece gündüz, apartmanlarda, merkezlerde halka tekrar gaelik dilini öğrettiler ve ırlanda cumhiriyeti tekrar kuruldu. çünkü dil birliktelikleri vardı.ingilizlerin oyunu tutmamış, ırlanda aydınları bunu bozmuştu.
yazım biraz uzun oldu, fakat üşenmeden okuduklarımı özet bir şekilde yazmaya çalışacağım,birileri çıkıp ingilizce eğitim veren bu mısyoner okullarına dur demeli, birileri arapça ve farsçadan kurtardığımız bu dili ingiliz hakimiyeti almasını engellemeli, bir şeyler yapmalıyız. hısse net forumu en kaliteli en seviyeli ekonomı forumlarından biri haline geldi. bizede artık çok önemli görevler düşüyor. bizde bir şeyler yapalım. hiç bir ülkede olmıyan 1 yıl yabancı dille eğitimi kaldırtalım, tüm derslerin yabancı dille okutulduğu okullara dur diyelim.artık bunları seyretmiyelim.
vaktim oldukça kıtaptan alıntılarla , fikirlerimi yazmaya ve bu konuyu gündemede tutmaya çalışacağım. herkese önerim oktay sınanoğlunun bu kitabını okuyun.
Sarıvadi
03-02-2005, 22:12
Sayın Şimşek teşekkürler katkılarınıza, ben de aşağıda da Cumhuriyet Gazetesinden bir alıntıyı paylaşmak istedim.
".........................Şehrimizdeki yeni akım ise durmadan uyduruk sözcükler üretiyor. Beyoğlu'nda, özellikle de karşıda Bağdat Caddesi'nde, Türkçe mağaza adı kalmadı gibi bir şey. Bir eğlence kulübünün adı, olmuş sana "Efendy" .
İçeri girenler, içkiyi fazla kaçırmasınlar, burunları ile değil, ağızları ile içsinler, adam gibi girip, adam gibi de çıksınlar dileği ve özlemi ile mi bu ad konulmuş, bilemiyorum. Ama efendilik, çok daha başka ve uzun sürecek birikimlerin sonucu olacak bir niteliktir. Aile kökeninden başlar, öğrenim aşamalarından geçer. Kazanç kaynakları ile de, sıkı ilgilidir. Öyle kolay bir şey değil. Beşiktaş'ta, bulvar üstünde bir dükkân levhası göze çarpıyor: Dönerchi! Geçen gün yolda önüm sıra giden bir kamyonetin arkasındaki yazının ne olduğunu çözmeye çalıştım: Artwinlee. Önce bunu yeni bir yabancı firma sandım. Sonra kafama dank etti ki, taşıtın -ve bu çok özgün- buluşun sahibi, Artvinli bir vatandaşımızdır.
Fakat tüy diken dükkân adlarından birine, Bostancı'da rastladım. Ada vapurundan çıktıktan sonra, Bağdat Caddesi'ne girebilmek için birtakım yerlerden geçilir. Koca-koca birtakım sevimsiz yapılar. Bunlardan birinin altında, bir dükkânın levhası şöyleydi: "Dog-shop". Biraz İngilizcem olduğu için, dışarıdan alma ithal malı köpekler satılan bir yer olduğunu anlayabildim. Ama insaf edilsin, bu alaturka semtimizde kaç kişi, dog'un ne olduğunu bilir? Bir tarihte, devlet televizyonu, bir ekibini Bağdat Caddesi'ne gönderdiydi. Çocuklar, ellerindeki mikrofonu dükkân sahiplerine uzatarak sordular: Bu yabancı ad dalgasının nedeni nedir? Hemen her dükkâncı, aynı gerekçeyi gösterdi: "Türkçe adlar koyarsak, halk rağbet etmiyor. Satış yapamıyoruz."
Böyle tecimsel (ticari) bir kaygı olabilir. Özellikle toplumlarda ipin ucu kaçtı mı, devreye bu da girer. Geçen yüzyılın düşünürü Gabriel Tarde'ın öğrettiği gibi, zaten toplumlarda en belirgin bir özellik, "taklit" eğilimi ve olgusudur. Biri bir şey başlatmaya görsün...
Bunun yanında, kimi kuşkucu dostlarım da ( Suha Arın gibi), dış etkiler ve belirli politikalar görmek eğilimindeler. Sanırım Prof. Dr. Oktay Sinanoğlu da, uzun yıllardır aynı tezde: Bir ülkeyi, asker, tank, bando, mızıkadan önce, dil yoluyla işgal edersin.
Ben, hiçbiri normal olmayan bu yeni yabancı sözcük salgınının ve modalarının, toplumsal, yani kendimize ilişkin kökenlerini de hesaba katmak gerektiğini düşünüyorum: Tarih boyunca, enerjisi, yönetim ve örgütleme becerileri, dövüşken üstünlükleri ile, birçok toplumu yönetmiş olan, ama zamanla, onların dil ve kültür etkilerinin de altında kalıp, ulusal kimliğini ve özelliklerini, yer-yer ve zaman-zaman çok yitirdiği de bir gerçek olan Türk kavminin, acaba genlerinde, kökenlerinde, kanında ve kemiğinde, bu taklit ve etkilenme olgusu, zaten yüzyıllardır yaşamadı mı?
Selçuk sultanlarının Acemce ve tantanalı adları ile başlıyor, bu olay. Irak ve Suriye diyarlarında, gücü ve yönetimi ele geçiren komutanlarından, bilimde ve sanatta parlayan Türklerin adlarına kadar, bu zincir uzayıp gidiyor.
Mevlânâ Celâleddin'e bağlanan ünlü "aslım türkest, eğerçi hindû-gûyem" dizesi, çok şey anlatmıyor mu? Ey mübarek bilgin, düşünür ve şair, eğer aslın Türkest (Türktür) ise, niçin Acemce şakıdın?
Hele şu Dersaadet! "Âbad" ile biten bütün tantanalı adları, bu şehrin en güzel yerlerinin boynuna, yüzyıllar boyu asmadı mı?
Bir dönem Arapça ve Farsça, Batılılaşma çağları gelince, önce, Fransızca. Sonra, Wilhelm bıyıklarına kadar her şeyi ile, "Germen". Ülkeye tren gelmiş, bir katar dolusu Fransızca sözcükle birlikte! Bir düşünün, trene ilişkin hiçbir şey, ama hiçbir şey, Türkçe değil! Almanca'da böyle bir durum var mı? Almış başını giden bu koca katarı ulusal topraklara çekmeyi, bir tek adam istedi ve kendi döneminde başardı da.
Bana denecek ki: "Be adam! Bölgemiz ne halde? Ülkemiz nereye gidiyor? Sen tutmuş, nelerle uğraşıyorsun?.."
Yazdıklarım, boşuna değil, a dostlar. Cumhuriyet tarihinin ilk kez karşılaştığı bir uçurumla, ilgisiz de değil.
Dog-shop'lar, nedensiz değil, etkisiz değil ve de sonuçsuz değil...""
Cumhuriyet / 05.01.2003
Sarıvadi
03-02-2005, 22:15
Yine bir alıntı Ömer Özen-Dilyarası/CUMHURİYET
...............Kendi harfini benim okuduğum gibi söyle. Entivi de mesela. Diğer türlü söylemeyi dene, bak, sen de gördün, ne kadar da bayağı, köylü, doğulu bir "sound" değil mi?
Hem sen değil misin modern olmak isteyen? Kendini ve kültürünü, dilini, geleneklerini, geçmişini aşağıda hissetmezsen (açıkça değil tabii, içinde, sadece içinde) bu metamorfozu gerçekleştiremezsin dostum.
Paşa'ya Pasha, Leyla'ya da Laila diyeceksin ve yazacaksın. Biraz oryantalist ama, daha "Batılı gözüyle bir Doğulu şıklık!"
Sen bakma köşk sözcüğüne, biz artık ona kiosk diyoruz, sen de öyle söyle. Hah şöyle! Ne diyoruz, concept yaratmalıyız. Yaratıcı ol, kendine creative de. Fabrikayı Ümraniye'de kur, markanı İtalyancadan al. Yoksa malını satamazsın.
Türk olduğu anlaşılırsa ya da Türk gibi gözükürse kimse evine sokmaz.
Sen ona, Türk olmayan bir isim bul en iyisi. Kimse de sana kızamaz.
"Trend" böyle. Tavuk bile satamazsın. Neden Mudurnu Chicken oldu sanıyorsun?
İnsanlar tavuk değil "chicken" yemek istiyor.
Ne zamandır, radyolar "Goooooood morning Türkiye!" diye sesleniyor.
Bizi uyandırmak için olsa gerek."
sayın dicey, bu forumu açtığınız için tekrar teşekkür ediyorum, burda yazacağımız daha çok şey ver. ama önemli olan biz hissenet forum üyeleri olarak burda ne yapabiliriz. güzel yazılarınızla forumdaki arkadaşlara bazı şeyleri göstermeye çalışıyorsunuz, bende elimden geleni yapacağım. ama daha başka neler yapabiliriz, bunları prof. oktay sınanoğlu maddeler halinde sıralamış. bunları ayrıntılı olarak yazmaya çalışacağım, ekliyeceğimiz şeyler de olacaktır. hisse net üyelerinden de aynı duyarlılığı göreceğimizi zannediyorum.
katılımın ve yapacağımız şeylerin artması umuduyla.
Sarıvadi
04-02-2005, 22:53
Reklamlarda gördüm, Ülker yeni bir çikolata çıkarmış adı da : HARBY (Harbi-doğru dürüst)...
Maalesef durum bu....
Ve yayıldıkça yayılıyor, ve üstelik bu terimler televizyonda reklama çıkıyor. Yakında çocuklar birbirlerine "harby adamsın" yazarlarsa şaşılmamalı. Buna katkıda bulunan ÜLKER ve bunu marka veya reklam olarak kabul edendir.
Duyarlı forumdaşları bu tarz markalı ürünleri almamaya çağırıyorum . Böylece Çok satılmasına, başka ürünlerde de dil katliamı yapmalarına katkıda bulunmayalım.
Sarıvadi
04-02-2005, 23:21
"Türk demek dil demektir. Milliyetin çok bariz vasıflarından birisi dildir. Türk milletindenim diyen insanlar her şeyden evvel ve mutlaka Türkçe konuşmalıdır. Türkçe konuşmayan bir insan Türk harsına, camiasına mensubiyetini iddia ederse buna inanmak doğru olmaz."
M. K. ATATÜRK (17 şubat 1931, Adana)
Türkçe Meselesine Sahip Çıkın!
(M. Kemal’in komaya girmeden önceki son sözü)
abcdozer
05-02-2005, 06:29
Reklamlarda gördüm, Ülker yeni bir çikolata çıkarmış adı da : HARBY (Harbi-doğru dürüst)...
Maalesef durum bu....
Ve yayıldıkça yayılıyor, ve üstelik bu terimler televizyonda reklama çıkıyor. Yakında çocuklar birbirlerine "harby adamsın" yazarlarsa şaşılmamalı. Buna katkıda bulunan ÜLKER ve bunu marka veya reklam olarak kabul edendir.
Duyarlı forumdaşları bu tarz markalı ürünleri almamaya çağırıyorum . Böylece Çok satılmasına, başka ürünlerde de dil katliamı yapmalarına katkıda bulunmayalım.
ben şaşırmam, harbi olmak , sanki doğru olmakla , yalın olmakla aynı manada. onu bile bilmiyoruz. belkide çoğu şeyi yanlış değerlendiriyoruz. çoğu kişi belki yazdıklarıma inanmıyacak. olsun. nasıl olsa google dan araştırır. HARBİ=gayri müslim "HARBÎ:
İslâm devleti ile harb halinde bulunan gayr-i müslimlere âit ülke halkından olan kimse.
Bir harbî emân (izin, pasaport) ile İslâm ülkesine girerse malına, canına dokunulmaz. (İbn-i Âbidîn)
Âşir (gümrük vergisini ve zekâtı toplayan me'mur) kendisine uğrayan harbîden, mensûb olduğu devlet, müslüman tüccardan ne kadar vergi alırsa, o kadar alır. Ne kadar aldıkları bilinmiyorsa, onda bir alır. (İmâm-ı Serahsî) "........tdk daki tarif isim olarak"1 . Savaşla ilgili.
2 . isim Osmanlı Devletiyle henüz barış durumunda bulunmayan, bir antlaşma yapmamış devletler ve bu devletlerin uyrukları.
3 . isim Osmanlı ülkelerinde ticaretle uğraşan yabancı uyruklu kimse.
abcdozer
05-02-2005, 06:56
evet,,,, çok önemli bir durum. harbi kelimesi çok şey anlatıyor...kelimeyi isim ve sıfat olarak incelersek acı ile karşılaşırız....harbi isim olarak yabancı uyruklu tüccarı kastediyor. yani devrinde, harbi dendiği zaman, akla yabancı uyruklu tüccar geliyor.bu yabancı uyruklu tüccar , o kadar namusluki, o kadar dürüst ki, o kadar yalınki, zaman içinde yabancı uyruklu tüccar yani "harbi" bu özellikleri bu sıfatları üzerinde toplıyarak. namuslu , dürüst, efendi, yalın, iyiniyetli kelimelerinin tamamını kendi ismi etrafında toparlayıveriyor.zamanla bu kelimelerin yerine kestirmeden harbi deniveriyor.tdk, harbiye , haklı olarak, sıfat olarak 'doğru dürüst' tanımını koymuş. galiba ülker de bunu hatırlatarak, zamanımız tüccarlarına ikaz damı bulunuyor nedir. bence bu da anlamlı.... :)
Sarıvadi
05-02-2005, 15:05
Sayın abcdozer, belki konuyu başından beri takip etmediniz. Konu harbi(inceltme işaretli) yada harbi arasındaki fark ya da kökeninden ziyade, ÜLKER adlı yerli bir firma, yeni çıkardığı bir ürüne harbi=doğru-dürüst, hilesiz, mert anlamını çağrıştıran fakat hiç bir dilde karşılığı bulunmayan, maalesef günümüzde moda haline getirilmeye çalışılan özenti bir sözcük uydurmuş:HARBY.... Bu ürün daha çok gençler tarafından tüketilecek olduğundan sadece ticari kaygılarla böyle bir yol izlemelerini kınamalıyız. Gerek ÜLKER'i gerekse bu reklama izin verenleri.
Konuyu yazarken ki kasıt bu idi.
anlamsız ve farklı bir boyuta taşımaya gerek yok bu konuyu,sayın dicey güzel bir konu açmışsınız ama ........ firmasının çıkardığı bir ürünü hedef göstermeniz konuyu istemeyerek de olsa farklı yerlere çekmiştir. bu şekilde bir çok ürün türkiye pıyasasında bulunmaktadır. bizim amacımız türkçemiz, yabancı dille eğitim e karşı çıkmakdır. konu budur ve bunu başka alanlara çekmeye gerek yoktur.
arkadaşlardan rıcam ....... firması ile ilgili konuyu kapamak ve asıl ilgilendiğimiz alana dönmeleridir. prof oktay sınanoğlu nun kıtabında aslında yabancı dille ürün çıkaran firmalara boykot vardır. sadece ürünlere değil, televizyonlara, mağazalara da bu boykot çağrısı bir ölçüde vardır. ama sayın dicey in şansızlığı......... firması toplumuzda belli bir siyası görüşe yakınlığı ile tanındığı için tek başına onu hedef göstermesi bence istemeden de olsa olayın farklı boyutlara çekilmesine yol açmıştır. bu konuyu fazla uzatmanın , asıl konumuza zarar vereceği kesindir.sayın dicey in de amacının bu olmadığına cani gönülden ınanıyorum.
ülkemizde gençliğin bir çoğu üniversiteye giremiyor ve açıkta kalıyor . ama biz büyük bir savurganlıkla hazırlık yılı altında üniversitelerimizi 5 yıla çıkartıyoruz. ve bir yil yabancı dil öğretiyoruz. halbuki bu eğitim, yaz kurslarında ve sene içi verilecek dersler ile kapatılabilir. fakat biz, hiç bir ülkede , (sömürge ler hariç) olmadığı gibi tüm dersleri ,tarihi, fiziği, edebiyatı, kımya yı, matematiği ingilizce vermeye çalışıyor ve ezberci bir gençlik yaratıyoruz. biz türkçe düşünerek yorum yapmakta, konuyu anlamakta zorlanirken, ingilizce eğitim ile öğretmenlerin fikirleri drek bilinç altımıza yerleşmektedir. çünkü yabancı bir dilde düşünmek ve yorum yapmak zordur.işte mısyoner okullarında ki asıl amaç budur.
mesleki alanda başarılı olmak için yabancı dil bilmeliyiz. ama bunu öğrenmek için eğitimin ingilizce olması gerekmemektedir. hiç bir ülkede bu şekilde eğitim yoktur. fakat toplumuz yabancı dil öğrenmek için en iyi yolun ingilizce eğitim olduğuna ınandırılmıştır. amerikada bile artık hızlandırılmış eğitim ile ve görsel yöntemlerle 2 ay gibi kısa sürede yabancı dil öğretilir duruma gelmiştir.(bye bye türkçe adlı kıtaptan). biz niye üniversitelerimizde 1 yıl bu eğitimi vermekteyiz. halbuki bu % 20 daha üniversitelere fazla öğrenci almak anlamına gelmektedir. bu gereksiz savurganlık durdurulmalı, yaz kursları ve sene içi eğitim ile yabancı dil eğitimi yapılmalıdır.
ODTÜ nin kuruluş amacı dışardan öğrenci getirmek, türkiyeye sempatı besleyen ınsanlar yetiştirmek ve bunların ülkelerine donduğunde türk dostu ınsanlar olmalarını sağlamak idi. bu diğer ülkelerde de böyledir. ama bir farkla hiç bir ülke kendi dili haricinde bu eğitimi vermemektedir.ama biz ingilizce eğitim vererek bu öğrencilere türk kültürü ve türk dilini mi öğretiyoruz. hayır. öyleyse dişardan bu okula öğrenci alınması nın mantığı nedir. benim öğrencilerim yer olmadığı için üniversitelere giremezken, bunu ingilizce eğitim vererek yabancılara tanımanın hiç bir mantığı yoktur. bu okul türkçe eğitim verecekse bir mıktar yabancı öğrenci alınması faydalıdır, bu bir şekilde mısyonerlik çalışmasıdır. diğer ülkeler bunu yapmaktadır.
oktay sınanoğlu nun kıtabında dilimizi korumak için alınacak önlemler maddeler halınde sıralanmıştır, yukarda tartıştığımız konuda bu maddeler içindedir. başka bir gün bu konuyu yazmaya çalışacağım, bu maddeler içinde yabancı ismli ürünlerden, amerikan bayraklı, anlamını dahi bilmediğimiz yazıların yazdığı t-shırt lere kadar her şey vardır. saygılarımla.
Sarıvadi
05-02-2005, 22:01
Sayın Şimşek, Konu Oktay Sinanoğlu'nun fikirlerinin paylaşılması konusu değildir. Şüphesiz Sayın Sinanoğlu'nun çok değerli fikirleri vardır ancak bu konu başka bir sitede forumlarda tartışılıyor.
Burada amaç; şekli ne olursa olsun, dili yozlaştırmaya çalışan tüm uygulamaların kanımca yanlış olduğunu ifade etmektir.
En tehlikelilerden biri de, yerli firmaların yerli müşterilere hitap etmesine karşın yabancı markalı ürünler çıkarması, hele hele yozlaştırılmış bir Türkçe ile gençlere yönelik bir ürün çıkartılması en ayıp olanıdır diye düşünüyorum. Bunu Ülker'de yapabilir, Eti'de veya başka bir firma da... Konuyu başka mecralara çekmek gibi bir düşüncem olmadı ve olamaz da. Konu Türkçe'nin yozlaştırılmasıdır. "Duruma göre" yozlaşmayı kabullenmek, tepkisiz kalmak ise benim yapıma ve bu göreve uygun değildir. Şüphesiz yozlaşma konusunda bilinçli bir kişi fırsat verenler her kim olurlarsa olsunlar tepki vermelidirler.
Evet, Türkçe markalı ürünleri kullanmaya özen göstermeliyiz. Türkçe isimli mekanlarda yemeli-içmeli, alışveriş yapmalıyız. Aksi takdirde ödüllendirmiş oluruz. "bu isim tuttu" dedirtiriz ve yayılmasına yardımcı oluruz.
Sarıvadi
06-02-2005, 22:53
Dostlar,
Türkçe sözcükleri kullanmaya biraz gayret etmeye ne dersiniz? Pek öyle kendimizi zorlamamıza bile gerek yok. Hadi isterseniz güncelden başlayalım:
TOPIC=KONU diyelim bundan böyle... Daha kolay ve anlamlı...
Sizlerden de güzel öneriler geleceğine eminim. Hadi bu konuda biraz daha duyarlı olmaya çalışalım. Katkılarınızdan dolayı duyduğum memnuniyeti şimdiden bildirmek isterim.
Sarıvadi
06-02-2005, 23:11
WALLA, YERİNE VALLAHİ
YAW YERİNE YAHU NE GÜNE DURUYOR?
skinnypuppy
07-02-2005, 11:38
Ülkeye tren gelmiş, bir katar dolusu Fransızca sözcükle birlikte! Bir düşünün, trene ilişkin hiçbir şey, ama hiçbir şey, Türkçe değil! Almanca'da böyle bir durum var mı?
efendy, harby falan bunlar mevzu değil... mevzu kavramlardır.. efendy gider, shalgham da gider.. ama denklem kavramı gitmez... equation yerine denklem diyemeyen insanlar da bizim gibi işte iletişimde mağara devrinin ötesine geçemezler...
kavramlara sahip çıkın.. leptöp demeyin.. dizüstü deyin.. onlayn demeyin, çevrimiçi deyin.. e-mail demeyin, e-posta deyin, siken ır demeyin, tarayıcı deyin.. fyüğüıçüğıür demeyin, vadeli sözleşme deyin.. vs. vs
efendy, harby falan bunlar mevzu değil... mevzu kavramlardır.. efendy gider, shalgham da gider.. ama denklem kavramı gitmez... equation yerine denklem diyemeyen insanlar da bizim gibi işte iletişimde mağara devrinin ötesine geçemezler...
kavramlara sahip çıkın.. leptöp demeyin.. dizüstü deyin.. onlayn demeyin, çevrimiçi deyin.. e-mail demeyin, e-posta deyin, siken ır demeyin, tarayıcı deyin.. fyüğüıçüğıür demeyin, vadeli sözleşme deyin.. vs. vs
öyle diyelim de cahil sansınlar bizi olurmu hiç..........................
Sarıvadi
07-02-2005, 18:33
efendy, harby falan bunlar mevzu değil... mevzu kavramlardır.. efendy gider, shalgham da gider.. ama denklem kavramı gitmez... equation yerine denklem diyemeyen insanlar da bizim gibi işte iletişimde mağara devrinin ötesine geçemezler...
kavramlara sahip çıkın.. leptöp demeyin.. dizüstü deyin.. onlayn demeyin, çevrimiçi deyin.. e-mail demeyin, e-posta deyin, siken ır demeyin, tarayıcı deyin.. fyüğüıçüğıür demeyin, vadeli sözleşme deyin.. vs. vs
Haydi o zaman bunlardan başlayalım. Doğru sözcükleri kullanmaya çalışalım, kullananları takdir edelim, kullanmayanlara doğrusunu hatırlatalım.
bencede türkçe karşılığı çok ilginç olmadıkça, kendi dilimize uygun kelimeleri kullanmak daha uygun. dilimizde oluşan kirlenmenin önüne geçmiş oluruz. bunları o şekilde kullanmak bizim cahil oldugumuzu degil dilimize sahip çıktığımızı, aslında daha kültürlü olduğumuzu gösterir...
Sarıvadi
07-02-2005, 19:03
Türkçe'de zaten alışkın olduğumuz bir kullanımı olsa bile, yeni türetilen/türetilmeye çalışılan bir çok sözcüğün,zorla kullanılarak dilimizin yozlaştırlması akıl alır gibi değil.
İşte basit bir örnek:"bu konunun....." yerine zorlayarak "bu topiğin....." yazılıyor/söyleniyor.
Daha nasıl yazıldığını bilmeden kulaktan dolma Ingilizce kelimeleri kullanma azizliği yapılıyor. Çok daha ilginci ve komiği ise İngilizce konuşmaya /yazmaya çaılışarak Türkçe'yi zorlayanların İngilizce'ye, gerçekten "İngilizce bilen" kadar hakim olmadıklarıdır. İyi İngilizce bilen birinin böyle bir saçmalık yapacağına pek ihtimal vermiyorum.
Niye zorlar insan kendini, komik olmak içinse gereksiz-zararlı bir komiklik bu.
Kültürlü, eğitimli insanlar, başta dilini doğru ve en iyi şekilde konuşmaya çalışanlardır.
Sarıvadi
08-02-2005, 20:38
İşte bir kaç son bir kaç yılda farkettirlmeden dilimize sokulmaya çalışılan yozlaştırma örneği daha;
ex aşkım
sound'u çok iyi
herıld yani
donerchi,
eskidji,
oha falan oldum,
grossmarket
şoping mol
demo
Sarıvadi
08-02-2005, 20:41
Yusuf Yanç,Türk Dil Kurumu tarafından ödüllendirilmiş bu anlamlı şiirinde,güzel Türkçemiz'in günümüzde düşmüş olduğu kahredici durumu anlatıyor.
TÜRKÇE ÜZERİNE
Karamanoğlu Mehmet Bey'i arıyorum.Göreniniz, bileniniz, Duyanınız var mı?
Karamanoğlu Mehmet Bey'i arıyorum.
Göreniniz, bileniniz, Duyanınız var mı?
Bir ferman yayınlamıştı:
"Bu günden sonra, divanda, dergâhta,Bârgâhta, mecliste, meydanda
Türkçe'den başka dil konuşulmaya" diye
Hatırlayanınız var mı?
Dolanın yurdun dört bir yanını,
Çarşıyı, pazarı, köyü, şehri, Fermana uyanınız var mı?
Nutkum tutuldu, şasırdım merak ettim,
Dolandığımız yerlerdeki Türkçe olmayan isimlere,
Gördüklerine, duyduklarına üzüleniniz var mı?
Tanıtımın "demo", sunucunun "spiker",
Gösteri adamının "showmen", Radyo sunucusunun "diskjokey",
Hanım ağanın, "firstlady" olduğuna
Şaşıranınız var mı?
Dükkânın "store", bakkalın "market", torbanın "poşet",
Mağazanın "süper", "hiper", "gross market",
Ucuzluğun, "damping" olduğuna
Kananınız var mı?
İlan tahtasının "billboard", sayı tablosunun "skorboard",
Bilgi alışının "brifing", bildirgenin "deklarasyon",
Merakın, uğrasın "hobby" olduğuna
Güleniniz var mı?
Bırakın eli, özün bile seyrek uğradığı,
Beldelerin girişinde"welcome" çıkışında "goodbye"
Okuyanınız var mı?
Korumanın, muhafızın, "body guard",
Sanat ve meslek pirlerinin "duayen",
İtibarın, saygınlığın,"prestij" olduğunu
Bileniniz var mı?
Sekinin, alanın "platform", merkezin "center",
Büyüğün "mega", küçüğün "mikro", sonun "final",
Özlemin hasretin, "nostalji" olduğunu
Öğreneniniz var mı?
İş hanımızın "plaza", bedestenimizin "galeria",
Sergi yerlerimizi, "center room", "show room",
Büyük şehirlerimizi, "mega kent" diye
Gezeniniz var mı?
Yol üstü lokantamızın "fast food",
Yemek çeşitlerimizin "menü",
Hesabını, "adisyon" diye
Ödeyeniniz var mı?
İki katlı evinizi "dubleks",
Üç katlı komşu evini "tripleks",
Köşklerimizi "villa", eşiğimizi "antre",
Bahçe çiçeklerini "flora" diye
Koklayanınız var mı?
Sevimlinin "sempatik", sevimsizin "antipatik",
Vurguncunun "spekülatör", eşkıyanın "mafya",
Desteğe, bilemediniz koltuk çıkmağa, "sponsorluk"
Diyeniniz var mı?
Mesireyi, kır gezisini "picnic",
Bilgisayarı "computer", hava yastığını "air bag",
Eh pek olasıcalar, oluru, pekalayı, "okey" diye
Konuşanınız var mı?
Çarpıcı önemli haberler, "flash haber",
Yaşa, varol sevinçleri, "oley oley",
Yıldızları, "star" diye
Seyredeniniz var mı?
Virvirik dağının tepesindeki köyde,
"Cafe show" levhasının altında,
Acının da acısı
Kahve içeniniz var mı?
Toprağımızı, bayrağımızı,
İnancımızı çaldırmayalım derken,
Dilimizin çalındığına, talan edildiğine,
Özün el diline özendiğine,
İçi yananınız var mı?
Masallarımızı, tekerlemelerimizi,
Ata sözlerimizi unuttuk,
Şarkılarımızı, türkülerimizi,
Ninnilerimizi kaybettik,
Türkçe'miz elden gidiyor,
Dizini döveniniz var mı?
Karamanoğlu Mehmet Bey'i arıyorum,
Göreniniz, bileniniz,
Duyanınız var mı?
Bir ferman yayınlamıştı ...
Hayal meyal hatırlayıp da,
Sahip çıkanınız var mı?
bir arkadaşım uyardı beni, bunun ne olduğunu sordu. ve çök güldüğünü söyledi. forum yöneticelerimizden bunun düzeltilmesini istiyorum. aslında çok güzel bir örnek. 50-100 yıl sonra bizim dilimizde böyle olacak, arada bir tane türkçe kelime. şaşırtıcı ama aynı zamandada düşündürücü.
ama yine iyi içinde epeyce türkçe var. :hmm:
foruma giriş yapmadan bağlandığınızda, sol alt tarafta bu yazı çıkıyor.
Gönderi Kuralları
You may değil post new threads
You may değil post replies
You may değil post attachments
You may değil edit your posts
--------------------------------------------------------------------------------
vB code is On
Smilies are On
[IMG] code is On
HTML code is Off
Sarıvadi
12-02-2005, 19:46
Avrupa'daki en önemli hastanelerinden bir olacak "ANADOLU SAĞLIK MERKEZİ" açılmış. Tebrikler ve teşekkürler Anadolu Grubu....
Bir taraftan da Çamlıca Ömür Hastanesi'nin adı "MEDICANA HOSPITAL" olarak değişmiş. Bir de gazetelere boy boy ilan da vermişler. Herhalde Ümraniye'deki yabancı uyruklulara hizmet verecekler bundan sonra.
spek_avcısı
13-02-2005, 03:19
şu eskidji lafına deli yoluyorum nerden çıkardılarsa :)
hele "oha falan oluyorum" duydukça tüylerim diken diken oluyo umarım karşımda kimse söylemez :)
Sarıvadi
13-02-2005, 17:17
"Şule ile Gün Arası" programına katılan "anti-aging" uzmanı neler söylemiş:
"Vücudumuzu optimize edit customize ettikten sonra ona göre dizayn edip, vitamin abzorbesiyle fit on nütrişın'larla besliyor, güneşin pik olduğu zamanda san expoşur'dan kaçınıyoruz.Cim yerine dans öneriyorum..."
Yazıklar Olsun.....
Sarıvadi
13-02-2005, 23:03
Arçelik'in "Telve" adlı Türk Kahvesi makinasına karşılık, Arzum'da "Kahwe" markalı bir ürün yapmış.
Buyrun geldimiz noktaya.... Bahsettiğim yozlaşma buydu...
türk dil kurumundan ödül almış bir şiiri dinledim bügün, çok hoşuma gitti.
yazmadan edemedim,önce güldüm, sonra güldüğüme kızdım,ağlasamıydım acaba. ne dersiniz.
Arıyorum
Yusuf YANÇ
Karamanoğlu Mehmet Beyi arıyorum.
Göreniniz, bileniniz, duyanınız var mı?
Bir ferman yayımlamıştı;
Bu günden sonra divanda, dergâhta, bargâhta, mecliste, meydanda
Türkçeden başka dil konuşulmaya diye,
Hatırlayanınız var mı?
Dolanın yurdun dört bir yanını,
Çarşıyı, pazarı köyü, şehri
Fermana uyanınız var mı?
Nutkum tutuldu, şaşırdım merak ettim,
Dolandığınız yerlerdeki Türkçe olmayan isimlere,
Gördüklerine, duyduklarına üzüleniniz var mı?
Tanıtımın demo, sunucunun spiker,
Gösteri adamının showman, radyo sunucusunun discjokey,
Hanımağanın first lady olduğuna şaşıranınız var mı?
Dükkânın store, bakkalın market, torbasının poşet,
Mağazanın süper, hiper, gros market,
Ucuzluğun damping olduğuna kananınız var mı?
İlân tahtasının billboard, sayı tabelâsının skorboard,
Bilgi alışının birifing, bildirgenin deklârasyon,
Merakın uğraşın hobby olduğuna güleniniz var mı?
Bırakın eli, özün bile seyrek uğradığı,
Beldelerin girişinde wellcome,
Çıkışında, good-bye okuyanınız var mı?
Korumanın, muhafızın body-guard,
Sanat ve meslek pirlerinin, duayen,
İtibarın, saygınlığın prestij olduğunu bileniniz var mı?
Seki’nin, alanın platform, merkezin center,
Büyüğün mega, küçüğün mikro, sonun final,
Özlemin, hasretin nostalji olduğunu öğreneniniz var mı?
İş hanımızı plâza, bedestenimizi galleria,
Sergi yerlerimizi center room, show room,
Büyük şehirlerimizi, mega kent diye gezeniniz var mı?
Yol üstü lokantamızın fast-food,
Yemek çeşitlerimizin mönü olduğu yerlerde,
Hesabını, adisyon diye ödeyeniniz var mı?
İki katlı evinizi dubleks, üç katlı komşu evini tripleks,
Köşklerimizi villa, eşiğimizi antre,
Bahçe çiçeklerini flora diye koklayanınız var mı?
Sevimlinin sempatik, sevimsizin antipatik,
Vurguncunun spekülatör, eşkiyanın mafya,
Desteğe, bilemediniz koltuk çıkmağa sponsorluk diyeniniz var mı?
Mesireyi, kır gezintisini picnic,
Bilgisayarı computer, hava yastığını air-bag,
Pekâlayı, oluru okey diye söyleyeniniz var mı?
Çarpıcı, önemli haberler flash haber,
Yaşa, varol sevinçleri, oley oley,
Yıldızları star diye seyredeniniz var mı?
Vırvırık dağının tepesindeki köyde,
Cafe-show levhasının altında,
Acının da acısı, nes-kaaave içeniniz var mı?
Toprağımızı, bayrağımızı, inancımızı çaldırmayalım derken,
Dilimizin çalındığını, talan edildiğini,
Özün, el diline özendiğine içi yananınız var mı?
Masallarımızı, tekerlemelerimizi, atasözlerimizi unuttuk,
Şarkılarımızı, türkülerimizi, ninnilerimizi kaybettik.
Türkçemiz elden gidiyor, dizini döveniniz var mı?
Karamanoğlu Mehmet Bey'i arıyorum,
Göreniniz, bileniniz, duyanınız var mı?
Bir ferman yayınlamıştı....
Hayal meyal hatırlayıp da sahip çıkanınız var mı?
Dilimizi koruyalım, ama nasıl? korumasak ne olur ki?....................mesela dedik....
alvardar
26-02-2005, 19:54
Arçelik'in "Telve" adlı Türk Kahvesi makinasına karşılık, Arzum'da "Kahwe" markalı bir ürün yapmış.
Buyrun geldimiz noktaya.... Bahsettiğim yozlaşma buydu...
Bu durumda Kahwe adlı ürünü almıyoruz.
bu fotoğrafın yeri galiba burası...
Sarıvadi
01-03-2005, 22:14
bu fotoğrafın yeri galiba burası...
İşte durum artık budur sayın skoc :D
alvardar
02-03-2005, 18:44
Ülker'e yazdığım yazı:
20.02.2005 00:48
Mesaj:Merhaba.Son zamanlarda Türkçe üzerine oynanan oyunlara alet
olduğunuzu düşünüyorum.Özellikle çıkardığınız yeni ürünlerin son
harflerinin X ile bitmesi, yabancı kelime olması, Türkçe'de bulunan
kelimelerin okunuşunun İngilizce yazılmasını yanlış buluyorum.Örnek olarak
Harby, Dankek Choco, Dankek Kremix verillebilir.
Ürünlerinize verdiğiniz bu adların Türk kültürünün ve Türkçe'nin
yozlaşmasına katkıda bulunduğunu düşündüğüm için sizi kınıyor ve
ürünlerinizi kullanmayı bırakıyorum.Ayrıca bu olanlardan arkadaşlarımı da
haberdar edip aynı tepkiyi göstermelerini isteyeceğim.İnternette tartışma
forumlarını da incelerseniz tepkinin büyüklüğünü anlayabilirsiniz.
Bu tip yanlış pazarlama politikalarını bırakmanız dileğiyle.Saygılar.
Gelen cevap:
----- Forwarded by Ulker GIDA AS/Ulker on 22.02.2005 10:32 -----
Değerli Ülker Dostu;
Nazik mesajınızı aldık. İlginiz için teşekkür ediyoruz.
Ülker grubu 110'u aşkın ülkeye mamûl satışında bulunmaktadır. Yurtiçi pazarda büyük ilgi gören mamûllerimiz yurtdışı pazarlarda da yoğun şekilde ilgi görmektedir. Bu nedenle ürün isimlerimizi bu pazarlara da uyacak şekilde seçme gayreti içindeyiz.
Her Türk vatandaşı gibi şirketimizde Türkçeye sahip çıkma konusunda hassasiyet sahibidir. Bu hassasiyetimizi Yahya Kemal Kitabı; Avrasyabir Vakfı Yayınları, Türk Dünyası Kültür Atlası; Türk Kültürüne Hizmet Vakfı, İskender Pala'nın Türkçeleştirdiği Avnî Divanı - Fatih'in Şiirleri gibi kitapların yayınlanmalarına katkıda bulunarak göstermeye çalışmaktayız.
Sağlıklı ve mutlu günler dileğiyle.
Saygılarımızla,
Ülker Tüketici Danışma Hattı
Yorumu sizlere bırakıyorum.Artık pes yani.
Sarıvadi
02-03-2005, 22:37
Ülker'e yazdığım yazı:
20.02.2005 00:48
Mesaj:Merhaba.Son zamanlarda Türkçe üzerine oynanan oyunlara alet
olduğunuzu düşünüyorum.Özellikle çıkardığınız yeni ürünlerin son
harflerinin X ile bitmesi, yabancı kelime olması, Türkçe'de bulunan
kelimelerin okunuşunun İngilizce yazılmasını yanlış buluyorum.Örnek olarak
Harby, Dankek Choco, Dankek Kremix verillebilir.
Ürünlerinize verdiğiniz bu adların Türk kültürünün ve Türkçe'nin
yozlaşmasına katkıda bulunduğunu düşündüğüm için sizi kınıyor ve
ürünlerinizi kullanmayı bırakıyorum.Ayrıca bu olanlardan arkadaşlarımı da
haberdar edip aynı tepkiyi göstermelerini isteyeceğim.İnternette tartışma
forumlarını da incelerseniz tepkinin büyüklüğünü anlayabilirsiniz.
Bu tip yanlış pazarlama politikalarını bırakmanız dileğiyle.Saygılar.
Gelen cevap:
----- Forwarded by Ulker GIDA AS/Ulker on 22.02.2005 10:32 -----
Değerli Ülker Dostu;
Nazik mesajınızı aldık. İlginiz için teşekkür ediyoruz.
Ülker grubu 110'u aşkın ülkeye mamûl satışında bulunmaktadır. Yurtiçi pazarda büyük ilgi gören mamûllerimiz yurtdışı pazarlarda da yoğun şekilde ilgi görmektedir. Bu nedenle ürün isimlerimizi bu pazarlara da uyacak şekilde seçme gayreti içindeyiz.
Her Türk vatandaşı gibi şirketimizde Türkçeye sahip çıkma konusunda hassasiyet sahibidir. Bu hassasiyetimizi Yahya Kemal Kitabı; Avrasyabir Vakfı Yayınları, Türk Dünyası Kültür Atlası; Türk Kültürüne Hizmet Vakfı, İskender Pala'nın Türkçeleştirdiği Avnî Divanı - Fatih'in Şiirleri gibi kitapların yayınlanmalarına katkıda bulunarak göstermeye çalışmaktayız.
Sağlıklı ve mutlu günler dileğiyle.
Saygılarımızla,
Ülker Tüketici Danışma Hattı
Yorumu sizlere bırakıyorum.Artık pes yani.
Sayın Alvardar, öncelikle duyarlılığınız için tebrikler. Ülker'in yazdığı mesaj ise açık:"Biz de dil konusunda kendi kendimize bir şeyler yapıyoruz .İhracat yaptığımız için bu tür isimler kullanıyoruz kılıfımızın inandırıcı olmadığının da farkındayız. Ticaretimizi yaparken ulusumuzun içinde bulunduğu zaafı sömürmeyi de ihmal etmiyoruz. "
Sarıvadi
15-03-2005, 23:05
Sayın balaban teşekkürler,
Oysa bir çoğunun Türkçe'de karşılığı varken zorla dilimize sokuldu, alıştırıldı. Hani hazırda bir karşılığı olmasa dilimizin eksikliği diye düşünülebilir. Maalesef bu bizim ezikliğimiz.
Saygılar
Sarıvadi
23-03-2005, 19:36
Bayrağımıza nankörce yapılan saldırı ile yine milli duygularımız kabardı.
Yeniden hatırlatmakta fayda var....
Lütfen Türkçe yazınız, Türkçe kullanınız.... Sistemli bir şekilde yapılan Türkçe'yi yozlaştırma kampanyalarına alet olmayalım.
İçinde "w" harfi geçen kelimelere dikkat. Bir çoğumuz bilinçsizce kullanıyoruz:Yaw,walla gibi....Türkçe'de "w" harfi yoktur.Bu sistemli alıştırma çalışmanın neden olduğunu biliyor olmalısınız.
Lütfen bu tarz kelimeler kullananları uyaralım, bilinçlendirelim.
Saygı ve sevgilerimle,
AngelHeart
24-03-2005, 19:25
bu ''dil'' sorunu, görünenin ötesinde çok farklı yerlerde aranmalı diye düşünüyorum...
kendi kimliğinden nefret etme, yıllarca aşılanan aşağılık duygusu....
herşey 'batı' yı yanlış tarif etmekle başladı bence...görmüyor musunuz 'batı' tabu haline getirildi, tanrılaştırıldı...bilerek ya da bilmeyerek...
buna referans olarakta Atatürk ü göstermek ne acı.....
yıllarca 'muassır medeniyetler seviyesine çıkmak' hedefi gösterildi bilinçli olarak...oysa Atatürk şöyle demişti 'muassır medeniyetler seviyesinin ÜSTÜNE çıkmak'....farkı anlayabiliyor musunuz? dilin gücünü görebiliyor musunuz?
ilkinden yola çıkarak insanlar, ne olursa olsun batılı olmak, daha da acısı batıya yamanmak olarak bir algılama geliştirdiler...
ikicisi, yani doğrusu, batıya öykünerek değil..aynı metodları kullanarak onunla rekabet etmek ve nihayetinde geçmek...söylenmek istenen de buydu...ama çarpıtıldı, bilinçli olarak...
alın size bir örnek....'alaturka' bir aşağılama amacı taşırken, 'alafranga' el üstünde tutuluyor... alaturka ne demek...'Türk tarzı' demek, çok mu utandırıcı birşey bu...
ıyyyyy! çooook alaturka!.... 'zoruna' mı gitti!
bunlar psikolojik savaş yöntemleri, bunlar gizli servis tezgahlarında hazırlanan laboratuar ürünleri...
bu işin bir yönü....
bir de tarihsel bir gerçek var...üreten hakim olur kardeşim! bilgisayarı sen icat etseydinde adına 'mahmut' deseydin, dünya böyle kabullenirdi...cem yılmaz ın dediği gibi, adam elektriği bulmuş bari sen de ampulu bulsaydın!
bu noktada kızılması gereken 'batı' değil elbette...bizim 'mantalite' miz hayatı algılama biçimimiz, şeytana sattığımız ruhumuz...
AngelHeart
24-03-2005, 19:26
nikim tezat gibi gelebilir...değil...açıklarım bir ara:)
Sarıvadi
24-03-2005, 19:37
bir de tarihsel bir gerçek var...üreten hakim olur kardeşim! bilgisayarı sen icat etseydinde adına 'mahmut' deseydin,.............
Sevgili Angelheadt onlar icat etmiş "bilgisayar" demişiz.Ne güzel !Hala computer diyor olabilirdik....Ama "topic" i onlar icat etmemesine rağmen kullanıyoruz....
"Alafranga, alaturka...." ne güzel saptama yapmışsınız.
Atatürk'ün "Ne mutlu Türküm Diyene" sözünü pek severiz, ama bunu sözden öte hayatımıza işleyememişiz.
AngelHeart
24-03-2005, 19:45
teşşekkürler sevgili dicey...
herşey gibi Atatürk te bizim için 'sosyal bilgiler dersi' gibi birşeydi aslında...ne onu anlayabildik, ne dilimizi, ne dinimizi...
canım dilimizi maymuna çevirdik, canım dinimizi ilkelliğe teslim ettik...canım Atatürk ümüzü çıkarlarımız uğrunda kullandık...
dicey aslına bakarsan, diyorum ki 'müstehaktır' bütün bunlar bize...tarih affetmez, böyle intikam alır işte....
Sarıvadi
24-03-2005, 20:03
canım dilimizi maymuna çevirdik, canım dinimizi ilkelliğe teslim ettik...canım Atatürk ümüzü çıkarlarımız uğrunda kullandık...
Tek kelime ile muhteşem yazmışsınız...
Sağolun....
Cinnamon
25-03-2005, 15:43
..
..
..
Bir de Türkçe bilişim terimlerini çok büyük bir inançla savundum. 1969 yılında RCD vardı: Bölgesel İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı. Üyeleri Türkiye, Irak, İran, Pakistan, İngiltere ve ABD. Orada İngiliz ve Amerikalıların karşısında biz Türk delegasyonu olarak yeni teknikbilimin, gerçekten kalkınmayla sonuçlanacak bir başlangıç yaratabilmesi için bilişim terimlerinin ulusal dillerin sözcüklerinden türetilmesi gerektiğini savunduk.
Teknik terimlerin ve dilin önemini vurgulayan bir konuşma yaptım. Arkadaşlarım da beni desteklediler. İran delegesi “biz yalnızca petrol endüstrisinde bilgisayar kullanıyoruz, o*nu da Amerikalılar kullanıyor, dolayısıyla biz Farsça terimlere gerek duymuyoruz” dedi. Pakistanlı “bizim resmi dilimiz zaten İngilizce, dolayısıyla ulusal terimlere filan bizim de gereksinmemiz yoktur” dedi. Amerikalı ve İngilizler ise “dünyadan koparsınız, aman Türkçe konuşmayın, bilgisayarı ancak İngilizce konuşarak kullanabilirsiniz; sizin tuttuğunuz yol çok sakıncalıdır, siyasal olarak da böyle bir ilkeyi sakın ola benimsemeyin” diye yorum yaptılar. Ben de o*nlara, “peki, dünyadan koparsınız diyorsunuz, ama kendi halkımızdan kopmaya ne dersiniz? Bu sefer de kendi halkımızdan kopmaz mıyız? Kendi halkımızdan kopuk, neyi kime anlatacağız; halkın kalkınmasını nasıl sağlayacağız” sorusunu sordum.
--Halen de kavgası sürüyor bu “Yabancı Dille Öğretim” işinin, değil mi?
Evet, Türkçe terimlerin ve daha sonra 80’lerde ortaya çıkan “yabancı dille öğretim yanılgısı”nın kavgası bugün de sürüyor. Oysa 1970’lerde biz Türkçe bilişim terimlerini halkın günlük konuşma diline yerleştirmiştik bile.
Kişisel olarak, “bilgisayar, yazılım, donanım, işletmen, imleç” gibi 2.500 dolayında yeni sözcük türettim. Bunların hepsi Türkçenin yaşam çevrimine girdi.
1969’daki uluslararası toplantıda tartışmalar uzadı; ara verildiğinde benim bir mühendis olarak bütün bu toplumsal-ekinsel (kültürel) olaylarla nasıl olup da bir toplumsal insanbilimci (sosyal antropolog) gibi, bunca yakından ilgilendiğimi sordu bir İngiliz profesörü. Yaşlı profesör, çok ünlü Prof. Buckingham İngiltere’yi temsil ediyordu. Bilgisayar dilleri üzerinde kitapları vardır... “Sosyal konulara meraklıyım. Kültür de bir sistemdir; biz de sistem çözümleme yapan mühendisler olarak kültürün hizmetindeyiz, toplumun hizmetindeyiz. Bunu bilmeden nasıl başarı kazanabiliriz ki” gibi bir şeyler söyledim. “Haklısınız, ama...” dedi.
Sonunda oylama zamanı geldiğinde herkes İngilizce konuşmak iyidir diye oy verdi, sıra Türkiye’ye geldiğinde arkalarda oturan biri çıktı, “bu arkadaşlar Türkiye’yi temsil etmiyorlar, Türk delegasyonunun yetkilisi benim” dedi. Biz arkaya döndük, hiç tanımadığımız bir yüz. Genç DPT uzmanı “biz de Amerikalı, İngiliz dostlarımız gibi düşünüyoruz, İngilizce ile yürür bu işler, Türkçe konuşmak diye bu meslekte bir iddiamız yoktur, böyle bir şeyi Türkiye sahiplenmemektedir” dedi, “arkadaşlar boşuna konuştular...”
Devamı: http://dergi.emo.org.tr/altindex.php?sayi=424&yazi=336
skinnypuppy
25-03-2005, 18:02
n START ALMAK ► BAŞLAMAK
n CENTER ► MERKEZ
n RELAX OLMAK ► RAHATLAMAK
n E-MAIL ► E-POSTA
n KOMÜNİKASYON ► İLETİŞİM
n CV ► ÖZGEÇMİŞ
n OKEY ► TAMAM
n TREND ► EĞİLİM
n SPONTANE ► KENDİLİĞİNDEN
n LİNK ► BAĞLANTI
n EXIT ► ÇIKIŞ
n CHECK ETMEK ► KONTROL ETMEK
n FEEDBACK ► GERİBİLDİRİM
n FULL-TIME ► TAM GÜN
n KOORDİNASYON ► EŞGÜDÜM
n ABSÜRT ► SAÇMA
n ADAPTE OLMAK ► UYUM SAĞLAMAK
n LAPTOP ► DİZÜSTÜ BİLGİSAYAR
n PROVOKE ETMEK ► KIŞKIRTMAK
n JENERASYON ► NESİL, KUŞAK
n OBJEKTİF ► NESNEL, TARAFSIZ
n DEKLARE ETMEK ► BİLDİRMEK
n STAR ► YILDIZ
n PERSPEKTİF ► BAKIŞ AÇISI
n ENTEGRE OLMAK ► BÜTÜNLEŞMEK
n NICK NAME ► TAKMA AD
n PARTNER ► EŞ
n OKEYLEMEK ► ONAYLAMAK
n ANTİPATİK ► SEVİMSİZ, İTİCİ
n MANTALİTE ► ANLAYIŞ, ZİHNİYET
n İLLEGAL ► YASADIŞI
n TIMING (Tayming) ► ZAMANLAMA
n CATERING ► YEMEK HİZMETİ
n DEPARTMAN ► BÖLÜM
n REVİZE ETMEK ► YENİLEMEK
n GLOBAL ► KÜRESEL
n SEMPATİK ► SEVİMLİ, CANAYAKIN
n SECURITY ► GÜVENLİK
n PRINTER ► YAZICI
n ELİMİNE ETMEK ► ELEMEK
§ İZOLASYON ► YALITIM
§ DATA ► VERİ
§ PREZANTASYON ► SUNUM
§ FINISH ► BİTİŞ, VARIŞ
§ DOWNLOAD ETMEK ► İNDİRMEK
§ MONOTON ► TEKDÜZE
§ KONSENSUS ► UZLAŞMA
§ FULL ► TAM, DOLU
§ EMERGENCY ► ACİL
§ AMBİYANS ► HAVA, ORTAM
• VERSİYON ► SÜRÜM, UYARLAMA
• EKSTRA ► FAZLADAN
• İMİTASYON ► TAKLİT
• OPTİMİST ► İYİMSER
• SAVE ETMEK ► KAYDETMEK
• ADİSYON ► HESAP FİŞİ
• PRINT OUT ► ÇIKTI
• ANONS ETMEK ► DUYURMAK
• BODYGUARD ► KORUMA
• DOKÜMAN ► BELGE
u DİZAYN ► TASARIM
u ANALİZ ► ÇÖZÜMLEME
u ONLINE ► ÇEVRİMİÇİ
u KRİTER ► ÖLÇÜT
u PART-TİME ► YARI ZAMANLI
u PESİMİST ► KARAMSAR
u SLAYT ► YANSI
u EMPOZE ETMEK ► DAYATMAK
u DRIVER ► SÜRÜCÜ
u BYE BYE ► HOŞÇA KAL
HAZIRLAYAN:
EKONOMİK VARLIKLARIMIZI KORUMA
VE DEĞERLENDİRME DERNEĞİ
ANTALYA – EKİM 2004
www.evkd.org (http://www.evkd.org/)
info@evkd.org (info@evkd.org)
Cinnamon
26-03-2005, 16:39
'Türkçeyi çiğniyorlar'
Dil Derneği Başkanı, TDK'nin İngilizce sözcükleri Türkçeye katma girişimini nevruzdaki bayrak çiğneme olayına benzetti
Aslı Onat
Güncel Türkçe Sözlük'e eklenmesi planlanan sözcükler arasında, okundukları gibi yazılan pek çok İngilizce sözcüğün yer almasına Dil Derneği'nden tepki geldi. Dernek Başkanı Sevgi Özel, Türk Dil Kurumu'nun (TDK) tutumunu "ses bayrağımız Türkçeye saldırı" olarak yorumladı.
Nevruz kutlamaları sırasında yaşanan bayrak çiğneme olayıyla TDK'nin Güncel Türkçe Sözlük'e alacağı yeni kelimeler arasında nasıl bir paralellik kuruyorsunuz?
Bayrağa yönelik saygısızlıkla, yıllardır Türkçeye yapılan saygısızlık arasında koşutluk kuruyoruz, çünkü ikisi arasında büyük fark görmüyoruz. Bayrağımız gibi dilimizi de ulusal kimliğimizin simgesi sayıyoruz. Dil Devrimi, Harf Devrimi çiğneniyor. Savcıları göreve çağırıyoruz ama çağrıyla yetinmeyeceğiz.
TDK yabancı kelimelere karşılık buluyordu. Bu kelimelerin karşılık bulunmadan Türkçeye uygun hale getirilmesi doğru mu?
Bakın, TDK şimdiye dek yabancı sözcüklere karşılık buluyor gibi yapıyordu. Böyle yaparken de, 1983'ten önceki Atatürk'ün, TDK'nin birikimini kullanıyordu. Bir süre önce TDK popçulara sert çıkmıştı. Ama onların verdiği zarar popçularınkinden daha çok bence.
'Eskiler hortluyor'
Sözlüğe alınması düşünülen kelimelerin bazılarının (badigart - koruma, brokır - borsacı vb.) zaten Türkçede karşılığı var. TDK'nin bu çabasını neye bağlıyorsunuz?
Dil Devrimi'ne inançsızlığa bağlıyorum. Tarih, Atatürk'ün kurduğu TDK'ye emek verenleri doğrulamış, 20 yıldır sürüp giden bir maskeli baloyu bitirmiştir. Bu kelimelerin kiminin Türkçe karşılığı var, kiminin yok. Aslında amaç, bu sözcüklerin arkasından Arapça, Farsça olanları yeniden dile kakalamak, kullanımdan düşmüş sözcükleri hortlatmak. Yazımda da bunu yapıyorlar, eski yazıyı anımsatacak uygulamalar sürüyor. TDK'nin yanlışları, Milli Eğitim Bakanlığı eliyle, devlet eliyle okullara giriyor. Demek ki, dil devlet eliyle bozuluyor.
İşte o kelimeler
Animatör, ankorman, avanproje, avantüriye, bilbort, brokır, dedveyt, developırdiaspora, faktorink, faynıl for, grosmarket, guvernör, heliport, insert, kontuar, leptap, okeylemek, oper, rambursman, raiting, reeksport, singıl, sivilize, virman...
Not: Dilimizi öncelikle TDK'dan korumamız gerekiyor!
Sarıvadi
26-03-2005, 17:15
Bir zamanlar TDK'nın abartılı, komik karşılıklar önermesi nedeniyle "uydurukça" diye haklı bir tepki terimi çıktı. Ancak kabul etmek gerekir ki yabancı sözcüklerin bir çoğunun Türkçe karşılıkları bulunurken dil yapımıza uygun sözcükleri uydurmaktan başka bir yolla bulunmamaktadır.(eğer özümüzde karşılığı yok ise)
TDK karşılığını uydurur, halkımız benimserse yaşar benimsemezse ölür.Süreç budur.
Bilgisayar, donanım, açık oturum vb. hep uydurularak türetilmiştir.
Son olarak oyro (euro), yuro teriminin karşılığını da uydurdular, "Avro" dendi. Tutarsa kalır tutmazsa gider.
Bence dilimizi TDK'dan önce korumamız gerekenler var:
1)Sistemli bir şekilde dilimize bilgisayar terimleri sokanlar (ki savunmaları eh, "teknolojiyi biz üretseydik bu olmazdı" gibi gülünçtür)
Hardware'i biz üretmiyoruz ama "donanım" çok güzel karşılık.
Software'de usta değiliz ama "yazılım" çok daha güzel.
Biz yüzyıllardır yazıları "edit" etmeyiz, "edit" etmek kimsenin buluşu değil.
Biz dosyalarımızı saklamayı teknolojiyi bulanlardan öğrenmedik ki "faylı seyv" edelim.
..................
2) Kimlik arayışı içindeki özenen gençlik (bilinçli bir şekilde yönlendiriliyor)
-Hey! hayret bişey!
-Yaw walla çok salack biri...
-Baay!
................
3) Basın / yayın
-"Oha oldum yani" diyen diziler
-konsensus sağlamak
-ermeni diasporası
......................
Bence bu ve benzerlerinden korunmak daha önemli
Birileri birşeyler yapmazsa Türkçe var hızla yozlaştırılıyor. Bu görev de TDK'ya ait olmalı. Eğer bu konuda başarılı değilse onu yönetenlerde sorun aranmalı.
Saygılar,
Cinnamon
26-03-2005, 18:15
Türkçe sözlükte; Türkçe sözcüklerin anlam karşılıkları, Türkçe sözcüklerle açıklanır.
Dilimize diğer dillerden gelmiş sözcükleri Türkçeymiş gibi görerek sözlüğünüze alırsanız; Türkçe'yi koruyamazsınız.
"Uydurma" yapmak zorunda kaldığımız kelimelerin hemen hemen hepsi teknik terimlerdir. Bu sözcüklerin karşılıkları Teknik Terimler Sözlüklerinden bakılmalıdır.
Türkçe'yi korumak için bu şarttır.
Leptop'u kullanmak zorunda kalan kişi ne olduğunu bilmiyorsa (ki bal gibi biliyordur. Ya alışkanlık ya dalgınlık ya da ukalalıktır yaptığı) açıp İngilizce-Türkçe sözlüğe bakmalıdır. Türkçe-Türkçe sözlüğe değil.
Çünkü leptop, diaspora, konsensus, insert, developır, dizaynır, singıl, bırokır Türkçe değildir. Karşılıkları da çok güzel üretilmiştir. Türkçe sözlükte bu karşılıklar olmalıdır.
Turkce konusundaki hassasiyetlere katilmakla beraber bu konunun cok hassas bir konu oldugunu ve dilde fazla oynama yapildiginda olayin kontrolden cikabilecegini dusunuyorum.
Diger dillerden alinan kelimelere gelince bu dunyanin butun dilleri icin gecerli bir konu ama asla bir problem degildir. Oyleki bugun dunyada kullanilan iki dilden biri digerinin %60 oraninda kelimelerini kullanmakta ama alfabesi farkli, grameri farkli ve telafuzu (dogal olarak) farkli olabilmektedir. (Ornek; Cince - Korece)
Ilave olarak yabanci sozcuklerin dil icerisinde dile ne kadar mal oldugunun, kullanilma kapasitesi ile dogrudan iliskisi vardir. Daha acikcasi dile giren bir kelime toplumun buyuk bir kesimi tarafindan yaygin olarak kullaniliyor ve anlasiliyorsa problem yoktur.
Ornek olarak ''Merhaba'' Turkce degildir (Arapca) ya da ''Su'' Cinceden gelme bir kelimedir. Ozturkce olan "Ayca" derseniz kimse anlamaz ama ''Hilal''i herkes bilir.
Sarıvadi
26-03-2005, 20:24
Sayın Uzaklar,
Temel sorun sözcüklerin tümünü "öztürkçe"leştirmek değil. Öncelikle mevcut kullandığımız Türkçe'mizin yozlaştırılmaması. Geçmişte yerleşmiş ve şu anda yediden yetmişe herkesin anladığı, kullandığı "merhaba"yı "ayca" olarak değiştirmek tabii ki amaçlanmıyor.
Sorun dillerin birbirlerinden etkileşimi de değil;son yıllarda yaşanan hızlı yozlaşma. Yani bırakın dede/torun arasındaki iletişimi, baba/oğul arasında hatta aynı kuşaktan farklı kültürlerde yaşayan insanlar arasında bile iletişim sorunu baş göstermiştir.
Unutulmamalıdır ki, bir topluluğun uzun süreli, sağlıklı birlikteliğini sağlayan en önemli unsurlar; dil,din,kültür, üçlüsüdür.
-Din konusunda yozlaşma muhtelif şekillerde yapılmaya kitleler birbirine düşürülmeye çalışılıyor.
-Kültür farkılaşması, değerlerimizden, geleneklerimizden uzaklaşmaya başladığımız ise bilinen gerçektir.
-Dilimiz ise son dönemde ciddi anlamda yaralanmış bir haldedir ve giderek onarılması zorlaşmaya başlamaktadır.
Alet olduğumuz, büyük bir yozlaştırma kampanyası yapılmaktadır. Bizler buna engel olabilmeli ve çevremizdekilere örnek olmalıyız.Çünkü bu forumun üyelerinin Türkiye'nin aydın, bilgili ve daha iyi eğitimli bir kesimi temsil ettiğini düşünüyorum.
Gönlümden geçen, bu forumdaki herkesin, Türkçe takma isimler kullanması, asla "fayl seyv" etmemesi "topic"lere değil "konulara - başlıklara" yazması, "yaw", "walla" dememesi...
Hisse.net Türkiye'deki en düzeyli forumu, katılanlar da öyle, okuyanlarda öyle olmalı. Belki de bir şeylere "dur" diyebilme fırsatını iyi şekilde kullanmış oluruz.
Saygılarımla,
Ali Baba
26-03-2005, 21:05
Çocuklarımızın doğum gününü kutlarken; "Mutlu Yıllar Sana" diye çevrilmiş güzel şarkıyı bile;
tek kelime İngilizce bilmeyenimiz dahil "hepi börtdey tu yu" diye hep bir ağızdan okuyorsak, daha yapılabilecek çok şey vardır.
Sayın Sarıvadi,
Güzel bir konu güzel bir başlık :)
Bu konuda daha önceleride çok topik açıldı güzel tartışmalar oldu..
Benim değinmek istediğim nokta DİLİMİZE SAHİP ÇIKALIM, ÇIKMALIYIZ
Ama nasıl sahip çıkmalıyız neler yapıldı bugüne kadar ve neler yapılabilir.
İsviçrede bu konu üzerine bazı çalışmalar yapıldı ve yapılmaya devam ediyor, burdaki Türk tolumunu bilinçlendirmek açısından, eğer yabancı bir toplumda yaşıyorsanız yaşadığınız ülkeye uyum sağlayabilmenin ilk şartı o ülkenin diline hakim olabilmektir.
Kendi ana dilini iyi derecede bilenlerin ikinci bir dili çok daha kolay öğrenebildikleri yapılan araştırmalarda ortaya çıkmıştır.
Çevremde o kadar çok insan varki ne doğru düzgün Türkçeyi konuşabiliyor nede Almancayı..Ama onlara sorsan süper Almancaları var :gulen:
Adam türkçe konuşurken bir başlıyor türkçe kelimelerle araya almanca katıyor Türkçe bitiriyor..
Sarıvadi
27-03-2005, 20:34
Aşağıdaki yazı Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni Ramazan Avcı'dan alıntıdır:
Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla birlikte Türk devletlerinin birer yıldız gibi ortaya çıkmaları üzerine dünyada ve Türkiye’de şu yorumlar yapılmıştı: “Uyuyan dev uyandı.” “XXI.yüzyıl Türk asrı olacak.” Bu ifadeler kendisini Türk hisseden her ferdi gururlandırdı, heyecanlandırdı. Ancak, bu asrın Türk asrı olması için Türk topluluklarının kültürel alanda bir an önce dayanışmaya girmesi, kenetlenmesi ve Türkiye’nin lokomotif olduğu güçlü bir Türk birliği oluşturması gerekiyor. Bu Türk treninin vagonlarını birbirine bağlayacak tek unsur “dil”dir. Çünkü dil, bir milletin omurgasıdır. O halde dili değişik şivelerle konuşan, yazan Türk toplulukları, birbirini daha iyi anlamak, daha sıcak bir dayanışmayı sağlamak için ortak bir şiveyi yazı dili olarak kabul etmelidir. Türkiye Türkçesindeki ağız farklılığını ortadan kaldırmak için yazı dili olarak İstanbul ağzının kullanılması bu konuda bir model olabilir. Aynı yol takip edilerek -öncelikle alfabe birliği sağlanmak suretiyle- Türk dünyası içinde ortak bir sözlük ve ortak bir dil (şive) oluşturulmalıdır. Bu görev de yine “ağabey” konumundaki Türkiye’ye düşmektedir.
Acaba, belki de Türk dünyasının yazı dili olacak olan Türkiye Türkçesi ne durumdadır ve bu göreve hazır mıdır? Ne yazık ki soruya bugün için olumlu cevap vermek biraz zor. Çünkü tarihinin en zor dönemlerinden birisini yaşayan dilimiz, bir dil için en kötü hastalık kabul edilen dil yozlaşmasıyla karşı karşıyadır.
Sarıvadi
27-03-2005, 20:35
1- Yabancı Kelimelere Karşı Duyulan Özenti:
Osmanlı döneminde aydınlar Arapça ve Farsçayı çok iyi bildikleri için Türkçeye bu dillerden pek çok kelime ve tamlama sokmuşlardı. Böylece ortaya yalnızca aydın kesimin anlayabileceği bir yazı dili çıkmıştı.
Tanzimat döneminde Farsça ve Arapça yerine Fransızca hayranlığı başladı. O dönemin okur yazarlarından Fransızcayı iyi derecede bilmeyen yok gibidir. Türkçemiz bu dönemde de Fransızcadan nasibini alır ve dilimize pek çok Fransızca kelime girer. Dönemin romancılarından Hüseyin Rahmi Gürpınar ve Recaizade Mahmut Ekrem, Fransız ve Fransızca hayranlığını romanlarında da konu edinmişlerdir.
Millî edebiyat döneminde millî bir edebiyat oluşturma çalışması, Türkçede karşılığı bulunan yabancı kelimelerin dilden tasfiyesi düşüncesini ortaya çıkardı ve bu uygulama bazen budama, bazen de katletme şeklinde 1980’li yıllara kadar sürdü.
Son yirmi yılda aydınlarımızın başını çektiği ve toplumun değişik kesimlerinin de rağbet etmesiyle ayyuka çıkan yabancı dil özentisi dilimizin yozlaşmasına ve dil şuurumuzun körelmesine sebep olmuştur.
Dil, düşünce ve eğitim konusunda halkı etkileyen, yönlendiren en önemli kurum, yazılı ve görsel basındır. Yediden yetmişe toplumun her kesimi akşamları TV (Bu kısaltmanın Türkçe okunuşu te-ve; İngilizce okunuşu ti-vi’dir. Hangisini kullandığınızı tespit ediniz.) ekranına (Ekran Türkçe bir kelime değildir.) tutsak oluyor. İnter Star, Aktif TV, Flaş, HBB, Show gibi ismi yabancı, ama kendileri ulusal kanallarımız var.
Peki en çok hangi programlar seyrediliyor dersiniz? Seçenekler o kadar çok ki...İşte akla ilk gelenler: Turkish Pop, Paparazzi, Klas, Top Secret, Best Of Huysuz Show, Mega Show, Mega Turnike, Show Başlıyor, Arena, Realitiy Show, İbo Show, Show Time, Talk Show, Süper Turnike, Futbolig, Tele Markaj, Santra Frikik, Sinevizyon, Tele On..Bu programların içeriklerine değil, isimlerine dikkat çekmek istiyorum.
“Eskiden TV mi vardı?” diyeceksiniz. Haklısınız. TV yokken Radyo vardı. Üstelik yalnızca TRT radyoları vardı. Şimdi ise radyolarımızın ayar ibresinin her milimetresinde bir özel kanal var. İşte bazılarının isimleri: Radio Blue, Radio Mega, Mega FM, Power FM, Class FM, Best FM, City FM, Show Radio... Acaba İngiltere’deki veya Amerika’daki radyoların isimleri nasıldır?
Futbol maçları şifreli kanallarda yayınlandığı için radiolar yeniden değer kazandı. Spiker maçı anlatıyor: “Final maçının hakem triosu sahadaki yerini alıyor. Maça deplasman takımı başlıyor. Ofansif oynayan ev sahibi takımın forvet oyuncusu stoperin presinden kurtuluyor, müthiş bir depar atıyor, driplinklerle sağ kulvardan dalıyor, şutunu atıyor; kontrplayede kalan kaleci süper bir refleksle topu planjonlayarak kornere çeliyor. Maçın temposu hayli yüksek. Korner atışından sonuç alınamıyor ve top auta çıkıyor.” Bu arada biz, cümlelerde geçen yabancı kelimeleri hiç yadırgamıyoruz.
Yazılı basınımızda da durum farklı değil. İşte bazı dergi adları: Number One, Vizyon, Aksiyon, Sky-life, Tempo, Cosmo Girl, Trend, Petlife, Max, Voyager, Borsamatik, Play Station...
Yabancı kelimelere gösterilen bu rağbetin sebebi şuursuzluğa mı yoksa cahilliğe mi bağlanmalıdır? Sorunun cevabı verilirken basının aydınların işi olduğu da göz ardı edilmemelidir.
Sarıvadi
27-03-2005, 20:37
2- Halkın Dil Konusundaki Şuursuzluğu:
Basında görülen yabancı dil hayranlığı, dil konusunda yeterli şuura sahip olmayan halka da yansımaktadır.
VJ ve DJ’nin rehberliğinde müzik dünyamızda best-seller, TV kanallarında reyting yapan programlar konuşuluyor. Mağazalardaki dampinglerden yararlanıyor, walkmanimizdeki slaw bir melodi eşliğinde ayak üstü fast-food yiyor, her gün full-time çalışıyor, mega projelere imza atıyor, cafelerde self-servis yapıyor, maçın skorunu skorboarddan öğreniyor, Stand-upçı bir showmen getirmek için sponsor arıyoruz.
Artık bakkallarımız yok; mini, süper, hatta hiper marketlerimiz var.Blue-jeanslarımızı ve sweet-shirtlerimizi giyip yola çıkıyoruz. Change Office’e uğrayıp 100 yuro bozduruyor, show-roomlara baka baka dolaşıyoruz. Lüx Restaurantta yemek yer, cafede çayımızı içer, Cinemax’te film seyreder, giderken kredi kartı (credit-card) kullanarak Dallas Şarküteri’den etimizi , Chicken House’den pilicimizi alır, gişeden bilet alıp tramvaya biner, ineceğimiz zaman butona basar, evimize döneriz. Akşam haberlerinde Shopping Centerlerin açılışını izler, TV guide’dan prime-time’da hangi mega starların olduğunu öğreniriz.
Küçücük bir köyde bile iş yeri için açılan dükkânın adı İngilizce bir isimden oluşmaktadır. Turistik yerlerde, ülkemize gelen turistlere kolaylık olsun diye böyle bir yönteme başvurulduğu iddia edilebilir. Ama burasının Türkiye olduğunu ve bu ülkenin de bir dilinin varlığını hatırlatmak için levhaların üstüne Türkçe, altına da yabancı dille iş yerinin adı yazılamaz mı? Bu durum Türkçemizi aşağılamaktan başka nedir?
Sarıvadi
27-03-2005, 20:38
3- Teknoloji Ürünlerinin ve Tüketim Maddelerinin Dilimizdeki Karşılıkları:
Okula yeni aldığımız fotokopi makinesinin toneri bitti. Tonerin nasıl konulacağını öğrenmek için kullanım kılavuzuna bakıyoruz. Kılavuz yedi dilde hazırlanmış. Bu dillerin arasında Yunanca bile varken dünyanın en çok konuşulan beşinci büyük dili olan Türkçe yer almıyor. Türkiye’de buna benzer yüzlerce ürünün Türkçe kullanım kılavuzu yok. Niçin olsun ki? Bu konuda firmalara herhangi bir uyarımız oldu mu? Oysa 4077 sayılı Tüketici Koruma Kanunu’na göre firmalar kullanım kılavuzlarında Türkçe açıklama bulundurmak zorundadırlar. Denetimi ve uygulaması olmayan bir kanun neye yarar? Sağlığımızı birinci derecede ilgilendiren ilaçların reçetelerinden o ilacın neye yaradığını anlamak için iyi derecede Latince ve İngilizce mi bilmek gerekiyor?
Sarıvadi
27-03-2005, 20:41
4- Teknolojik Gelişmelere Karşılık Bulamamak:
Türkçemiz, varlıklara, kavramlara karşılık bulmaya son derece uygun bir dildir. Özellikle kelime türetme ve kelime grubu kurarak yeni isim oluşturma yoluyla karşılığını bulamayacağımız varlık ve kavram yoktur. “uçak” ve compütöre karşılık kullandığımız “bilgisayar” kelimeleri bunun en güzel örneğidir.
Örnek olarak gösterdiğimiz bilgisayar, 20. yüzyılın en büyük buluşudur. Süratle gelişiyor, gelişmeyle paralel olarak ortaya yeni kavramlar çıkıyor; bu kavramlar henüz kavranmadan İngilizce olarak dilimizdeki yerini alıyor: İnter-net, chat, intranet, mönü, word, mause, a mail aklımıza ilk gelenler. Daha yüzlerce kelimenin bu şekilde dilimize gireceği aşikârdır. Bu konuda dilbilimcilerimiz. bir an önce dil gümrüğünde önlem almak zorundadırlar. Aksi halde, dil coğrafyamıza elini kolunu sallayarak giren bu yabancı kelimeleri iki-üç yıl sonra topla, tüfekle bile çıkaramayız.
Ruslar dil konusunda son derece milliyetçi bir tutum içerisindedirler.
Rusya'da bir rusa ingilizce birşey sorsanız, ingilizce biliyor olsa bile yüzünüze aptal aptal bakar ve rusca cevap vermeye kalkar. Ancak sizin rusca bilmediğinizden iyice emin olduktan sonra, biraz yontulmuş bir tipse ve ingilizce biliyorsa belki yardımcı olur.
Genel olarak da rusyada yabancılarla iş yapan firmalarda da ingilizce bilen eleman sayısı çok azdır bazılarında hiç yoktur. Adamların mantalitesi eğer benimle iş yapmak istiyorsa rusca konuşsun şeklindedir.
Rusların bu tavrını aşırı bulmakla beraber,bu gözlemimin kendi dilimize sahip çıkma konusunda daha almamız gereken ne kadar yol olduğunu yeterince açık bir şekilde anlattığını düşünmekteyim.
AngelHeart
28-03-2005, 08:32
Ruslar dil konusunda son derece milliyetçi bir tutum içerisindedirler.
Rusya'da bir rusa ingilizce birşey sorsanız, ingilizce biliyor olsa bile yüzünüze aptal aptal bakar ve rusca cevap vermeye kalkar. Ancak sizin rusca bilmediğinizden iyice emin olduktan sonra, biraz yontulmuş bir tipse ve ingilizce biliyorsa belki yardımcı olur.
Genel olarak da rusyada yabancılarla iş yapan firmalarda da ingilizce bilen eleman sayısı çok azdır bazılarında hiç yoktur. Adamların mantalitesi eğer benimle iş yapmak istiyorsa rusca konuşsun şeklindedir.
Rusların bu tavrını aşırı bulmakla beraber,bu gözlemimin kendi dilimize sahip çıkma konusunda daha almamız gereken ne kadar yol olduğunu yeterince açık bir şekilde anlattığını düşünmekteyim.
sadece ruslar değil aslında...bakarsanız, -maalesef- dili konusunda bizim kadar vurdumduymaz bir millet (böyle de bir vasfımız kalmışsa tabii) yoktur...
çok bariz bir örnek geliyor aklıma....
bir zamanlar Beşiktaş futbol takımının teknik direktörlüğünü yapan Gordon Milne, 5 seneden fazla kaldığı ülkemizde, arasıra espri babında söylediği 'iğyi agşamlar' haricinde tek kelime Türkçe kullanmamıştı...geri zekalı olup öğrenemediğinden mi? hayır! kendini, kendi dilinin misyoneri olarak kabul ettiğinden...
yakın zamana bakın bir, Fatih Terim İtalya ya gideceği bile belli değilken, 3 ayda şakır şakır İtalyanca konuşmaya başladı, büyük takdirler toplayarak...sonraları Türk gazetecilerle yaptığı basın toplantılarında bile İtalyanca konuşmaya kalktığında bile benden başka kimse kahkahasını koyvermedi sanırım...yok galatasaraylıyım, Terim i de severim, ayrı.
ayarını da iyi tutturmak gerek tabii, aslında burada bu konu hakkında düşünen insanların bunu ayırdında olduğunu sanıyorum, söylemek bile fazla ama...
dili korumak, 'dil ırkçılığına' dönüşmemeli doğal olarak..bizim de söylediğimiz bu değil, yanlış anlaşılmaya....
ama var ya..bayrağı olduğu gibi dilimi de seviyorum ben, yaşasın TÜRKÇE!
Televizyonlardaki advertorial maskarılığı nedir anlamak mümkün değil..! Altına da "Bu bir reklamdır" diye yazarlar ya... Yazmazlar ise "subliminal advertising" (bilinçaltı reklamı) sayılabilirmiş... Kompleksli milletiz vesselam, ne kadar çok ingilizce kelime o kadar çok itibar, karizma... :mad:
4- Teknolojik Gelişmelere Karşılık Bulamamak:
Türkçemiz, varlıklara, kavramlara karşılık bulmaya son derece uygun bir dildir. Özellikle kelime türetme ve kelime grubu kurarak yeni isim oluşturma yoluyla karşılığını bulamayacağımız varlık ve kavram yoktur. “uçak” ve compütöre karşılık kullandığımız “bilgisayar” kelimeleri bunun en güzel örneğidir.
Örnek olarak gösterdiğimiz bilgisayar, 20. yüzyılın en büyük buluşudur. Süratle gelişiyor, gelişmeyle paralel olarak ortaya yeni kavramlar çıkıyor; bu kavramlar henüz kavranmadan İngilizce olarak dilimizdeki yerini alıyor: İnter-net, chat, intranet, mönü, word, mause, a mail aklımıza ilk gelenler. Daha yüzlerce kelimenin bu şekilde dilimize gireceği aşikârdır. Bu konuda dilbilimcilerimiz. bir an önce dil gümrüğünde önlem almak zorundadırlar. Aksi halde, dil coğrafyamıza elini kolunu sallayarak giren bu yabancı kelimeleri iki-üç yıl sonra topla, tüfekle bile çıkaramayız.
Türk dil kurumu bu konuda neden daha etkin bir çalışma yapamıyor ?
Yabancı kelimelere uygun Türkçe karşılık bulabiliyorlar ama bunların yazılı ve görsel basında kullanılması için etkili olamıyorlar .
Türk Dil Kurumu bize kimden miras kaldı?
Neden bu mirasada sahip çıkmıyor bazı mirasyediler !!
Balık baştan kokarmış.Böylemi koruyacağız.:vurkafa: :vurkafa: :vurkafa:
not:resim varyemezden alıntıdır.(yurdum insanı ;) )
Cinnamon
12-04-2005, 10:08
Türkçem, dilim dilim...’
Doğan Hızlan
ANKARA’DA Ataum Salonu’nda 7-8 Nisan günlerinde, Ankara Üniversitesi, Dil Derneği, Gazi Üniversitesi’nin ortak çabalarıyla Türkçe Kurultayı düzenlendi.
İletişim Araçlarında Türkçe konulu olanına ben de katıldım.
Salon doluydu. Ankaralıların, dile olan ilgilerini 1980 öncesi yapılan Türk Dil Kurumu kurultaylarından bilirim.
Kurultay’ın ana konu başlıkları şöyleydi: Türkçe’nin Gücü, Hukuk Dilinde Türkçe, İletişim Araçlarında Türkçe, Hekimlik Dilinde Türkçe, Yazın Dilinde Türkçe, Türkçe’nin Öğretimi.
Türk dili üzerine düzenlenen panellerin hem bilgi alışverişi hem de sorunların tartışılması açısından yararına inanıyorum.
Hiç kuşkusuz tanılar konuluyor ama tedavi gerçekleşemiyor.
Ben tezimde ısrar ediyorum.
Türk dilini güzel konuşmak, doğru yazmak için yalnızca, özellikle iletişim araçlarını görevlendirmek, onların bu işlevi üstlenmesini beklemek yanlıştır.
Türkçe’nin, Türkçe’yi iyi kullanan yazarlar aracılığıyla öğrenileceği kanısındayım. Bu yazarlar gazete dünyasından da olabilirler. Ama Türkçe’yi iyi edebiyatçıların eserlerinden öğrenebiliriz. En doğrudan kaynak odur.
* * *
KURULTAY sonunda Türkçe Kurultayı Sonuç Bildirgesi yayınlandı, bildirgenin altında Sevgi Özel (Başkan) ile Zekeriya Kaya’nın (Genel Yazman) imzaları var.
Bildirge’den bazı bölümleri yazıma aldım:
‘Dil kirliliği, düşünce kirliliğine, düşünce kirliliği de kimlik kirliliğine yol açar. Son yıllarda ulusal bağlamda yaşadıklarımızın dilimizin örselenmesiyle yakın ilişkisi vardır, buna karşı yurttaşlık bilinciyle toplumsal tepki verilmesi sağlanmalıdır.
Kitle iletişim araçları, bu ülkenin insanlarının iletişimi için varolduklarını unutmamalı, Türkçemizin doğru ve güzel kullanımında duyarlı ve bilinçli olmalıdır.
Türkçe ve yazın dersleri, öğrencinin okuma beğenisi ve alışkanlığı kazanması için bütünleştirilmiş öğretim anlayışıyla işlenmeli; Türkçe öğretiminin temel amacı, eleştirel düşünebilen, duyarlığı yetkinleşmiş ‘okur’ yetiştirmek olmalıdır.’
Bildirge’nin en önemli bölümü, öğrencilerle ilgili olanıdır.
Çünkü yukardaki maddede belirtilen anlayışta yetiştirilen öğrenci dile saygı duyacak, özen gösterecektir.
Bilim kuruluşlarına da iş düşmektedir: Bildirgede TÜBA’nın başlattığı Türkçe Bilim Terimleri Sözlüğü’ne de destek istenmektedir.
* * *
DİL DERNEĞİ’nin yararlı çalışmalarını sürdürmesini dileyelim.
http://www.hurriyetim.com.tr/yazarlar/yazar/0,,authorid~4@sid~9@nvid~562021,00.asp
Cinnamon
08-05-2005, 16:55
Dili koruma üzerine yurtdışında neler yapılıyor? Artı nasıl dünya markası olunuyor?
...
...
...
Ulusal değerlere ve kendisini yetiştiren topraklara bağlılığı yaşam felsefesi yapan Ingvar Kamprad, sadece Ikea'ya İsveç bayrağının renklerini seçmekle kalmadı: Banyo ürünlerine Norveç göllerinin adlarını verdi, mutfaklara İsveç erkek isimlerini, odalara İsveç kız isimlerini. Yataklar ise İsveç kentlerinin adlarını taşıyor. Grupta yeni mobilyalara isim bulmak ve o ismin diğer ülkelerin dillerinde sakıncalı olup olmadığını araştırmakla görevli bir ekip çalışıyor.)
...
...
...
http://www.sabah.com.tr/cp/gnc101-20050508-102.html
Not: Geçtiğimiz hafta sonu CNR'deki mobilya fuarında bir tasarıma "Mardin" adı verildiğini gördüm. Mardin'deki ev mimarisinden esinlenerek yapılmıştı. :bravo:
Sarıvadi
08-05-2005, 17:08
Ne kadar güzel bir şey...
Ben de kızıma nasıl bir bisiklet alsam diye bir Türk firmasının internet sitesini inceliyordum;
Onlarda bisikletlerine şu isimleri vermişler;
("sorulsa ihracat yapıyoruz da ondan" derler galiba)
Shiny
Lily
Buffalo
Speedy
Sweetie
Bomber
Grizzly
Jasmin
Tigger
Princess
Mickey Mouse
Winnie the Pooh
AngelHeart
09-05-2005, 09:30
Ne kadar güzel bir şey...
Ben de kızıma nasıl bir bisiklet alsam diye bir Türk firmasının internet sitesini inceliyordum;
Onlarda bisikletlerine şu isimleri vermişler;
("sorulsa ihracat yapıyoruz da ondan" derler galiba)
Shiny
Lily
Buffalo
Speedy
Sweetie
Bomber
Grizzly
Jasmin
Tigger
Princess
Mickey Mouse
Winnie the Pooh
bu ihracat yapıyorus abi' muhabbeti bile ne kadar sığ ve kendi dilinden utanan bir millet haline getirildiğimizi gösteriyor...oysa ki ticaret mantığına bile ters bu...çünkü yabancı ülkeye ihracat yapıyorsan onun anlamadığı bir dil ona daha cazip gelir..egzotik olur:) mistik:) olur..batılı da buna pek bi meraklıdır..
tv de izlemiştim...bir kilim ihracatcısı ABD de ihracat kararı alır ve tanıtımlarını da ' karpets' biçiminde yapar mal satamaz...orada yaşayan uyanık Türklerden birinin tavsiyesine uyarak ürünleri türkçe 'Kilim' olarak pazarlamaya başlar ve satışlarda patlama olur:)
konuyla alakası yok geçen cumartesi şişhane deydim bir sosisli yiyim dedim..yan masada genç bir kızla arkadaşı oturuyordu...genç kızın bir cep muhabbetine 'maruz' kaldım ki sosisi bir bütün olarak yutup uzaklaştım oradan..
'oki...(birebir amerikan aksanıyla)...oki....tamam(!)...oki....tammam...oki i...görüşürüz...bye(!)
valla yaradana sığınıp bodoslama dalmak geldi içimden hatuna ne yalan söyliim:)
İşyerlerimize türkçe isim vererek
Gazetelerde ve dergilerde türkçe kelimeler kullanarak
Toplumun etkili kesiminin türkçe kelimeler kullanması ile
Siyasilerin açıklamalarını türkçe kelimelerle renklendirmesi ile
TDK'nın ciddi çalışmaları ve desteklenmesi ile
Günlük yaşamda türkçe kelimelerin kullanılması ile
Arapça,farsça,fransızca,ingilizce kelimelerin türkçeleştirilmesi çabaları ile
Üniversitelerin ciddi katkıları ile
En önemlisi de Dil Devrimine inanarak ve uygulayarak,anadolu insanının yaratıcı zekasına inanarak.
Milli Eğitim Bakanlığının bunu bir politika olarak benimsemesi ve ders kitaplarında uygulaması ile
Adalet Bakanlığı,İçişleri Bakanlığı ve tüm bakanlıkların katkıları ile
Ciddi bir dil politikası ile
Ve de en önemlisi halkın benimsemesi ile
dilimizi en azindan turkce nick 'isim ' alarak koruya biliriz forum icin soyluyorum en azindan
AngelHeart
09-05-2005, 13:10
dilimizi en azindan turkce nick 'isim ' alarak koruya biliriz forum icin soyluyorum en azindan
doğru aslında. çelişki gibi durabilir ama bilmemkaçbininci kez izleyip hayatımda yer eden bir filmin adı benim ki...tamamen 'sanatsal' yani:)
Cinnamon
19-05-2005, 20:12
TÜRKÇE EZANIN ÖYKÜSÜ
Gençler bilmez, bir zamanlar Türkiye'de minarelerden "Tanrı Uludur" diye Türkçe ezan okunurdu.
Üstelik bu uygulama öyle kısa da sürmedi.
1932 yılından 1950 yılına kadar tam onsekiz sene, Türkiye'de insanlar Türkçe ezanla namaz vaktini öğrendi.
Daha sonra, İkinci Dünya Savaş'ının bitimiyle başlayan "Soğuk Savaş" döneminde bütün Batı Dünyası'nı kapsayan "Anti-komünizm" mücadelesinde ön plana çıkarılan dinci yaklaşımlar, içerde de çok partili siyasetin iktidara getirdiği Demokrat Parti'nin Atatürk Devrimlerini sorgulayan tutumuyla bütünleşti ve ezan yeniden Arapça okunmaya başlandı.
Altan Öymen Değişim Yılları adıyla ikinci cildini çıkardığı anılarında, pek çok ilginç olayla birlikte bu deneyimin öyküsünü de ayrıntılı olarak anlatıyor: (ss.483-496)
Türkçe ezan okunması konusu Meşrutiyet dönemindeki bazı aydınlar tarafından da dile getirilmişti.
Bu özlemi Ziya Gökalp şöyle şiirleştirmiş:
"Bir ülke ki, camiinde Türkçe ezan okunur.
Köylü anlar manasını namazdaki duanın
Bir ülke ki, mektebinde Türkçe Kuran okunur
Küçük büyük herkes bilir buyruğunu Hüda'nın
Ey Türk oğlu, işte senin orasıdır vatanın."
Atatürk 1932'de, önce Türkçe ezan okunmasının dinen caiz olup olmadığını tartıştırıyor ve caiz olduğu belirleniyor.
Bunun üzerine içlerinde Hafız Burhan, Sadettin Kaynak, Hafız Nuri gibi dönemin önemli hafızlarının bulunduğu bir komisyon kurularak ezanın Türkçe çevirileri yapılıyor ve hangisinin ahenginin daha uygun olduğu tartışılıyor.
Kabul edilen metin şöyle:
"Tanrı uludur;
Şüphesiz bilirim, bildiririm:
Tanrı'dan başka yoktur tapacak,
Şüphesiz bilirim, bildiririm
Tanrı'nın elçisidir Muhammed
Haydin namaza, haydin felaha
Namaz uykudan hayırlıdır."
Diyanet İşleri Başkanlığı 18 Temmuz 1932 tarihli bir genelge ile bu metni bütün camilere bildiriyor ve ezan Türkçe okunmaya başlıyor.
Öymen, öykünün bundan sonrasını ve yaşanan ilginç olayları da son derece tatlı bir dille anlatıyor.
Pek çok ilginç olay yaşandıktan sonra, Demokrat Parti 1950 yılında iktidara geliyor ve ilk iş olarak ezanın yeniden Arapça okunmasını sağlıyor.
Bu arada Menderes ve arkadaşları bir sıkıntı yaşamışlardır:
Atatürk'e bağlılığıyla bilinen ve çok partili rejime geçilirken İsmet İnönü'ye Atatürk Devrimleri konusunda dikkatli olma sözü vermiş olan Celal Bayar buna ne diyecektir?
Öymen, bunu da o dönemin Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanı olan Nihat Reşat Belger'in ağzından aktaran Nadir Nadi'ye dayanarak şöyle anlatıyor:
Cumhurbaşkanı Bayar'ın başkanlığında toplanan hükümet Arapça ezan yasağının kaldırılmasını tartışmaktadır:
Bayar bir ara soruyor:
"Arkadaşlar, kararımızla Atatürk'ün ruhu muazzep olmaz mı?"
Buna Belger yanıt veriyor:
"Büyük zaferimiz üzerine Atatürk'ün ruhu o kadarcık kusuru bize bağışlar efendim!"
Bunun üzerine Bayar yatışıyor ve toplantı neşeli bir havada sürüyor.
Bugünlerde yaşanan bilgi ve tarih kirlenmesi, daha doğrusu "kirletilmesi" ortamında Öymen'in kitabı, gerçekleri öğrenmek isteyenler için bulunmaz bir fırsat.
topiği yeni gördüm yazim bişeyler istedim.Bundan bikaç sene önce lisedeyken dilimize girmiş yabancı kelimelerin türkçe karşılıklarını görüyoduk.
LOKANTA OTLANGAÇ
OTOBÜS ÇOK OTURGAÇLI GÖTÜRGEÇ
Vardı bikaç tane daha ama aklıma gelmiyo.Biz bu kelimelerle mi kurtarcaz dilimizi acaba.Abi çok oturgaçlı götürgeçe bi bilet lütfen yada gel bi otlangaca gidelimde otlanalım mı dicez.Bu kelimeleri zamanında bulan Dil kurumundaki insanları çok merak ediyom yaww.
Sarıvadi
23-05-2005, 22:31
Hafta sonu Kapodokya'da idik. Beni mutlu eden bir olayı sizlerle de paylaşmak istedim.
Türkiye'deki bir çok turistik bölge ile kıyaslandığında burada farklı olan bir şey var. İlginç, görkemli peri bacaları, yeraltı şehirlerinden başka;
Kendinizi Türkiye'de hissediyorsunuz!!! Garip, anlaşılmaz dillerde tabelalar veya adına/tadına alışık olmadığımız yemek isimlerine pek rastlanmıyor. Çok şey bize özgü, Türkiye'li, Türkçe, bize özgü....
Bundan yabancıların bir rahatsızlık duyduğunu da gözlemlemedim. Gelen turist gözleme, testi kebabı-cacık, pide yiyor, yanında ayran içiyor. Her biri şaşırtacak düzeyde iyi aksan ile Türkçe derdini anlatabiliyor. Önceleri bu Türkçe konuşan turistleri haftalardır burada olduğunu sanmıştım.Meğerse en kıdemlisi 3 gündür Türkiye'de imiş. Neden mi?
Sevgili Kapadokya halkı gerekmedikçe onların dilini konuşmuyor.Önce Türkçe'sini söylüyorlar, Türkçe bir iki çift laf öğretmeden göndermiyorlarmış.
Bir kere hepsi "iyi akşamlar, teşekkür, merhaba" vb gibi temel sözcükleri biliyor. Bu onların da hoşuna gidiyor. Hepsi mutlaka türlü Türk yemeklerini isimleri ile biliyor.
Tebrikler size Kapodokya'yalılar... Bir çoğunuz İngilizce'ye oldukça iyi hakim olmanıza rağmen, dilimiz-kültürümüzü korumaya gayret gösterdiğiniz gibi onlara da iyi öğretiyor ve tanıtıyorsunuz.
Bir an gözüme, Alanya, Side, Bodrum, Fethiye sahilleri geldi....Rus bile öyle alışmış ki Alanya'da garsonu Rusça çağırıyor, Rusça sipariş veriyor.
Bu çok önemli dostlar, "tabii turizm, hizmet, aman canım senin ki de gereksiz milliyetçilik ...." demeyin. İspanya'da İspanyol'ca bilmezseniz ne müzeleri gezersiniz ne de yolunuzu kolay bulursunuz.Yemeğinizi işaret diliyle sipariş verirsiniz. O ülkeye gidecekseniz biraz İspanyol'ca öğrenmelisiniz...
Buraya gelen turist de gelmeden biraz Türkçe öğrenmeli, gelince pekiştirmeli... Bu çok önemli dostlar...Dilini bildiğiniz, konuşabildiğiniz millete yakın hissedersiniz, az ya da çok duygusal bağınız oluşur.
Memleketimizde zamanında Fransızca'yı, şimdi de İngilizce'yi vazgeçilmez kılanlar.
Bu çok önemli dostlar....
AngelHeart
24-05-2005, 09:26
Hafta sonu Kapodokya'da idik. Beni mutlu eden bir olayı sizlerle de paylaşmak istedim.
Türkiye'deki bir çok turistik bölge ile kıyaslandığında burada farklı olan bir şey var. İlginç, görkemli peri bacaları, yeraltı şehirlerinden başka;
Kendinizi Türkiye'de hissediyorsunuz!!! Garip, anlaşılmaz dillerde tabelalar veya adına/tadına alışık olmadığımız yemek isimlerine pek rastlanmıyor. Çok şey bize özgü, Türkiye'li, Türkçe, bize özgü....
Bundan yabancıların bir rahatsızlık duyduğunu da gözlemlemedim. Gelen turist gözleme, testi kebabı-cacık, pide yiyor, yanında ayran içiyor. Her biri şaşırtacak düzeyde iyi aksan ile Türkçe derdini anlatabiliyor. Önceleri bu Türkçe konuşan turistleri haftalardır burada olduğunu sanmıştım.Meğerse en kıdemlisi 3 gündür Türkiye'de imiş. Neden mi?
Sevgili Kapadokya halkı gerekmedikçe onların dilini konuşmuyor.Önce Türkçe'sini söylüyorlar, Türkçe bir iki çift laf öğretmeden göndermiyorlarmış.
Bir kere hepsi "iyi akşamlar, teşekkür, merhaba" vb gibi temel sözcükleri biliyor. Bu onların da hoşuna gidiyor. Hepsi mutlaka türlü Türk yemeklerini isimleri ile biliyor.
Tebrikler size Kapodokya'yalılar... Bir çoğunuz İngilizce'ye oldukça iyi hakim olmanıza rağmen, dilimiz-kültürümüzü korumaya gayret gösterdiğiniz gibi onlara da iyi öğretiyor ve tanıtıyorsunuz.
Bir an gözüme, Alanya, Side, Bodrum, Fethiye sahilleri geldi....Rus bile öyle alışmış ki Alanya'da garsonu Rusça çağırıyor, Rusça sipariş veriyor.
Bu çok önemli dostlar, "tabii turizm, hizmet, aman canım senin ki de gereksiz milliyetçilik ...." demeyin. İspanya'da İspanyol'ca bilmezseniz ne müzeleri gezersiniz ne de yolunuzu kolay bulursunuz.Yemeğinizi işaret diliyle sipariş verirsiniz. O ülkeye gidecekseniz biraz İspanyol'ca öğrenmelisiniz...
Buraya gelen turist de gelmeden biraz Türkçe öğrenmeli, gelince pekiştirmeli... Bu çok önemli dostlar...Dilini bildiğiniz, konuşabildiğiniz millete yakın hissedersiniz, az ya da çok duygusal bağınız oluşur.
Memleketimizde zamanında Fransızca'yı, şimdi de İngilizce'yi vazgeçilmez kılanlar.
Bu çok önemli dostlar....
herşey düzelecek dostum...yıllardır kafamıza vura vura kendi kültürümüzün ne 'aşağılık' bir kültür olduğunu ispat çabasına girenler bile engel olamayacak buna...bak halkın sağduyusu nasıl da parlıyor hiç ummadığımız anlarda...bugün kapadokya yarın belki tüm ülkemiz...sevgiler
Sarıvadi
30-05-2005, 21:10
Hafta sonu duyarlı bir arkadaşla sohbet ederken, işyerlerinde yaşanılan bir gerçek de su yüzüne çıktı.
Türk veya çok uluslu farketmez bir çok firmada İngilizce bilenler karşısında bilmeyenlerin ezildiği, görüş bildirmediği, fikirlerinin dikkate pek alınmadığı durumlar yaygınlaşmaya başlamış.
Çok iyi İngilizce biliyor diye mesleki bilgi ve deneyimine,çalışkanlığına, iş bitiriciliğine bakılmaksızın kişiler terfi ettiriliyormuş.
Vay memleketimine haline!
Getirin İngiltere'den İngiliz'i çalışşın :D ana dili gibi İngilizce konuşuyordur valla :D Tam size göre....
Hadi çok uluslu şirketleri anlarım da, bu bizimkilere ne oluyor?
-Efendim yabancılarla iş yapıyoruz, dil bilmek gerek....
Paşam sen yabancılarla iş yaparken, onlar da senle yapmıyor mu? Neden dil bilmesi gereken sen oluyorsun?
Yok efendim,paşam aslolan işi bilmek....
Sarıvadi
04-06-2005, 20:22
Yâhûd gâhî tefakkud-ı ahvâl-i fukarâ içün teğayür-i tavr-ı pâdişâhî itmekle geşt ü güzâr-ı şehr ü bâzâr iderken, bârî râst geleydim. Ve müteğâfilâne hıtâb idüp, ahvâl-i âlem perîşân oldı, ve eşkıyâ teaddîsi kemâlin buldı, diyeydim. gibi örneklerden arınan Türkçemiz şimdi de;
Dialer türündeki softwarelar web kullanıcıları on-line oldukları zaman download ettikleri freewarelar veya e-mail yoluyla gelen spamlerin açılması sebebiyle aktive olmakta ve kullanıcıyı kendi serverlarıyla connecting durumuna geçirmektedir. gibi bir tehlikenin kucağına düşmek üzeridir.
İnternet ve bilgisayar ie ilgili güzel bulduğu Türkçe karşılıkları sizlerlerle paylaşmak istedim:
İnternet :Genel ağ
Klavye :Yazacak
interaktif : etkileşimli
on-line : çevrimiçi
off-line : çevrimdışı
shareware : süreli
freeware : süresiz / ücretsiz
server : sunucu
download : yükleme
forward : aktarma / aktarı / iletme (fwd : akt / ilt)
link : bağlantı / köprü
@ (et):güzel a
server :sunucu
M.Işılak
04-06-2005, 20:32
...
İnternet ve bilgisayar ie ilgili güzel bulduğu Türkçe karşılıkları sizlerlerle paylaşmak istedim:
İnternet :Genel ağ
Klavye :Yazacak
shareware : süreli
freeware : süresiz / ücretsiz
@ (et):güzel a
Bunları beğenmedim... Özellikle klavyenin karşılığını... Shareware ve freeware'e karşılık olarak süreli/süresizi de tam karşılamadığını düşündüğüm için beğenmedim... "Güzel a" ise çok uzun. (Tam 3 hece)...
Sarıvadi
04-06-2005, 20:44
Bunları beğenmedim... Özellikle klavyenin karşılığını... Shareware ve freeware'e karşılık olarak süreli/süresizi de tam karşılamadığını düşündüğüm için beğenmedim... "Güzel a" ise çok uzun. (Tam 3 hece)...
Yazacak; açacak,içecek, yakacak, giyecek gibi Türkçe'ye de çok güzel kullanılan sözcüklerden cesaret alınarak türetilmiş. Daha iyi bir seçenek şimdilik yok.
Shareware için kısıtlı yazılım, freeware için ücretsiz yazılım diğer türetilen sözcükler. Bunlara ne dersiniz?
@ (et):güzel a--- başlangıçta uzun gibi geliyor ama Ğ (yumuşak g)'ya bakınca pek güzel olmuş diye düşündüm. "et" çok çirkin bir söyleniş tarzı, o şekli tanımlamıyor. Yani bilgisayara yabancı birine "@" nasıl okunur diye sorsak herhalde büyük çoğunluk "et" yerine "güzel a" seçeneğini işaretler diye düşünüyorum.
M.Işılak
04-06-2005, 20:53
Yazacak; açacak,içecek, yakacak, giyecek gibi Türkçe'ye de çok güzel kullanılan sözcüklerden cesaret alınarak türetilmiş. Daha iyi bir seçenek şimdilik yok..
Yanlış manasına dememiştim... Sadece hoşuma gitmedi... Belki klavyenin çok uzun zamandır kullanılmasından Türkçeleşmiş olduğunu düşündüğüm için böyle gelmiştir. Bir de İngilizceden değil Fransızcadan geldiği için bana bas bas bağırmıyor klavyenin yabancılığı... (Tabii bana bas bas bağırmaması beni bağlıyor sadece :) )
Shareware için kısıtlı yazılım, freeware için ücretsiz yazılım diğer türetilen sözcükler. Bunlara ne dersiniz?
Daha iyi... Ama sharewaredeki paylaşımcılığı da içermesi gerek bence ifadenin... "Ücretsiz yazılım" için benim için uygundur diyebilirim.
@ (et):güzel a--- başlangıçta uzun gibi geliyor ama Ğ (yumuşak g)'ya bakınca pek güzel olmuş diye düşündüm. "et" çok çirkin bir söyleniş tarzı, o şekli tanımlamıyor. Yani bilgisayara yabancı birine "@" nasıl okunur diye sorsak herhalde büyük çoğunluk "et" yerine "güzel a" seçeneğini işaretler diye düşünüyorum.
Uzun olmasının mahsuru şurada. E-posta adresinizi verirken çok uzatmış oluyorsunuz. "Yumuşak g" ifadesini hangi sıklıkla kullandığımızı göz önüne alırsak, demek istediğim daha iyi gözlemlenebilir...
Sarıvadi
10-06-2005, 23:39
"Türkçe, bizim Türkçemiz, anadilimiz, bütün anılarımızın kaydedilmesinde kullanılan dildir. Bir dili sevmeye neden olan şey nedir? İşte bu ikinci cümlede dediğimiz şeydir. Bütün anılarımız, deneyimlerimiz, öğrendiklerimiz hangi dilde olmuşsa beynimize yapılan kayıtta hangi dil asıl ise bizi biz yapan da işte o dildir.
Türkçe güzeldir. Türkçe anadilim olduğu için güzeldir, benim bütün zihnimin tuğlası olduğu için tanıdıktır, onunla kırk yılı aşkın zamandır yoğrulduğum için Türkçe aşkımdır da. Her dil, o dili zihnine nakşetmiş olan için güzeldir. İngilizce, İngiliz’e Amerikalıya güzeldir. Japonca Japon’a güzeldir.
Bence Türkçe, evrensel ölçekte de bir güzellik yarışmasını kazanabilir. Çünkü Türkçe’deki ses uyumu ona bu güzelliği verir. Büyük ünlüye büyük ünlü ve küçük ünlüye küçük ünlü ne kadar güzel bir diziliştir. Bir sesli harf ve bir sessiz harf dizilişine dayalı büyük ve zengin bir dil.
Türkçe’yi asıl güzel yapan ise insanlarımızın ona kendi mayalarını katmış olmasıdır. Türkçe aşkı anlatırken, sevgiliye kavuşmanın derin arzusunu, sevginin büyüklüğünü yansıtır ama aynı zamanda da mahçupluğu, utangaçlığı da yansıtır. Onun için “kirpiklerin ok ok olup cana batması” aşkı söyler, ozan, “muhabbetim can evimde gizlerim” der. Onun için sevgiyi ve aşkı anlatmanın onbin çeşit sözü vardır.
İnsanlarımız muhabbeti toplum hayatının temeline koymak için adeta her fırsattan yararlanmışlardır. Tıraş olana “sıhhatler olsun” , yemek yiyene “afiyet olsun” deriz. Yemek yiyen de “birlikte olsun” der. Ekmeği yemeği paylaşmanın bin yolu vardır, bin nedeni vardır. Kürdüyle, Çerkeziyle, Lazıyla ve Alevisiyle, Sünnisiyle Türk Milletini oluşturan milyonlar için bu böyledir. Bütün bunlar Büyük Türk Milletininin geleceğe güvenle bakmasına hala yeter. Biz bu güce dayanarak başarabiliriz, başarmalıyız. Anadolumuzu dünyanın en yeşil, en bakımlı ülke yapacak, devletimizi en güçlü kılacak güç, Anadolumuzun bütün insanlarında vardır.
Türkiye’yi dünyanın en ileri en ülkeleri arasında hak ettiği yere getirmek için dile, bizim dilimize, Türkçe’mize daha çok sarılalım. Daha çok değer verelim. Daha çok geliştirelim. Türkçemizi yaşatacak olan Türk Sanat Müziğimize de sahip çıkalım. Sazın, bağlamanın kaybolup gitmesine asla izin vermeyelim.
Türkçe’yi, daha duru, daha doğru duyacağımız günlere selam olsun."
Nejat SOLDA
Türk Dil Kurumu (TDK), yabancı dillerde 10 binin üzerinde Türkçe
sözcük olduğunu, Türkçe`den en fazla sözcüğün ise Ermeniler ile
Sırpların aldığını belirledi.
TDK Başkanı Şükrü Haluk Akalın, kurul üyesi Prof. Dr. Günay
Karaağaç`ın yürüttüğü çalışmada, bir kültür ve uygarlık dili olarak
Türkçe`nin pek çok dile sözcük verdiğinin örnekleriyle ve kanıtlarıyla
ortaya konulduğunu belirtti.
Akalın, yabancı dillerde 10 binin üzerinde Türkçe sözcük olduğunu,
Türkçe`den en fazla sözcüğün ise Ermeniler ile Sırpların aldığını
belirlediklerini vurguladı. Türkçe`den Ermenice`ye verilen bu
sözcüklerin yanı sıra, Türkoloji`de Ermeni Kıpçakça`sı diye
adlandırılan ve 13. yüzyıldan 17. yüzyıla kadar Karadeniz`in kuzeyinde
kullanılan bu dilin tamamen Türkçe`ye dayandığını ifade eden Akalın,
şunları kaydetti:
``Bugün Ermenice`de, gerek Türkiye Türkçesi`nden gerek Azerbaycan
Türkçesi`nden alınma Türk dili kökenli yaklaşık 5 bin sözcük
kullanılıyor. Elbette diller arasındaki bu etkileşim karşılıklıdır.
Türkiye Türkçesi yazı dilinde de Ermenice kökenli bazı sözler var. Ama
bunların sayısı yalnızca 16`dır.``
HANGİ DİLDE NE KADAR TÜRKÇE SÖZCÜK VAR
Akalın, yazı dilimizdeki yaklaşık 400 alıntıya karşılık Yunanca`ya
yaklaşık 3 bin Türkçe kökenli söz verildiğini vurgulayarak,
``Macarca`dan aldığımız 18 söze karşılık bu dilde yaklaşık 2 bin
Türkçe alıntı var. Türkiye Türkçesi`nde Rusça alıntı 38 iken,
Rusça`daki Türkçe alıntılar yaklaşık 2500`dür. Bütün bunlar Türkçe`nin
komşu ulusları ve kültürleri büyük ölçüde etkilediğini gösteriyor``
diye konuştu.
Akalın, Çince`de 307, Farsça`da yaklaşık 3 bin, Urduca`da 227,
Arapça`da yaklaşık 2 bin, Ukraynaca`da 747, Ermenice`de 4 bin 262,
Fince`de 118, Rumence`de yaklaşık 3 bin, Bulgarca`da yaklaşık 3 bin
500, Sırpça`da 8 bin 742, Çekçe`de 248, İtalyanca`da 146, Arnavutça`da
yaklaşık 3 bin, İngilizce`de 470, Almanca`da 166 Türkçe kökenli sözcük
olduğu ortaya konulduğunu anlattı.
Akanın, ``Listeden anlaşılacağı gibi, bir sözcüğümüzün birkaç dile
geçtiğini göz önüne aldığımızda dünya dillerindeki Türkçe kökenli
sözcüklerin sayısının 35-40 bin civarında olduğu görülür`` dedi.
TÜRKÇE`NİN ÇEKİM GÜCÜ
Dillerin başka dillere sözcükler vermesi ve başka dilleri etkileri
altına almasının ancak bir çekim gücü haline gelmesiyle mümkün
olduğunu ifade eden Akalın, ``Bunun için de bilimde, teknolojide
kaydedeceğimiz gelişme ve ilerlemenin yanı sıra kültür değerlerimizi,
sanatımızı, edebiyatımızı dünyaya tanıttığımız ölçüde Türkçe`nin çekim
gücü olma özelliğini sürdürmesi sağlanacaktır`` dedi.
Akalın, Türkçe`nin çeşitli dillere verdiği 10 binin üzerindeki
sözcüğün hangi dillerde nasıl ve hangi anlamlarda kullanıldığının
``Türkçe Verintiler Sözlüğü`` adlı eserde yayımlanacağını kaydetti.
ÖRNEKLER
Akalın, Türkçe`nin ad türünden kelimelerin yanı sıra diğer dillere
fiil türünden kelimeler de verdiğini vurgulayarak, şunları söyledi:
``Türkçe, başka dillerden sözcükler aldı, ama alıntılarımız içerisinde
kök fiiller son derece azdır. Oysa, (çakmak, çatmak, kapamak) gibi pek
çok kök fiil Türkçe`den diğer dillere geçmiştir. Fiillerin yanı sıra
ünlemlerin hatta deyimlerin ve atasözlerinin de Türkçe`den diğer
dillere geçen söz varlıkları arasında olduğunu biliyoruz.`` Akalın,
``Açık, ada, bacanak, bağlama, çakal, çanak, damga, dolma, düğme,
gemi, kapak, kayık, kazan, ocak, sağrı, sayı, sarma, toka`` gibi
kelimelerin Türkçe`nin bu dillere verdiği binlerce kelimeden yalnızca
birkaçı olduğuna dikkati çekti.
Akalın, Türkçe`deki ``açık`` sözünün Farsça`da ``açig`` (ağaçsız ve
açık yer, alan), Ermenice`de ``açik, açiklik`` (kır, ova, açıklık yer)
Macarca`da ``açsik`` (üzeri açık deniz taşıtı, sandal), Rumence`de
``acic`` ve ``ustuacic`` (açık, üstü örtülü olmayan), Bulgarca`da
``açik`` (açık) olarak kullanıldığını bildirdi.
Akalın, ``Bacanak`` kelimesinin Türkçe`deki (karıları kardeş olan
erkeklerden her biri) anlamıyla Yunanca`da ``bacanakis``, Sırpça`da
``bazanak``, Arnavutça`da ``baxhanak`` biçimlerinde kullanıldığını
belirtti.
Akalın, Türkçe`deki ``Bilene bir, bilmeyene bin`` deyiminin,
Ermenice`de ``Bilana bir, bilmiyana bin``, ``Düşmanın gözü kör olsun``
deyiminin ise ``Dyuşmanı gyozi gyor olsun`` şeklinde geçtiğini ve
bunun gibi çok sayıda örnek bulunduğunu belirtti.
Kaynak:
Dilek AKIN / AA
Sarıvadi
12-06-2005, 18:50
Bugünkü Hürriyet gazatesinde Reklam Yaratıcıları Derneği'nin yarım sayfalık çok güzel bir ilanını gördüm. Keşke kopyalayabilseydim.
"DİLİNİZDEN UTANMAYIN"
"Türkçe dünyanın en köklü, en zengin ve en güzel dillerinden biri. Onu yabancı sözcüklerle kirletmeyin.Türkçe Kullanın!"
Kocaman bir resimde Ahmet Gülhan gülümseyerek "dilini" tutuyor.
"Ahmet Gülhan dilinden utanmıyor."
"Bu kampanya, dilimizde yaşanan kirlenmeye dikkat çekmek amacıyla RYD tarafından hazırlanmıştır"
yazıyor.
Çok güzel, tebrikler size RYD.
AngelHeart
13-06-2005, 10:42
Bugünkü Hürriyet gazatesinde Reklam Yaratıcıları Derneği'nin yarım sayfalık çok güzel bir ilanını gördüm. Keşke kopyalayabilseydim.
"DİLİNİZDEN UTANMAYIN"
"Türkçe dünyanın en köklü, en zengin ve en güzel dillerinden biri. Onu yabancı sözcüklerle kirletmeyin.Türkçe Kullanın!"
Kocaman bir resimde Ahmet Gülhan gülümseyerek "dilini" tutuyor.
"Ahmet Gülhan dilinden utanmıyor."
"Bu kampanya, dilimizde yaşanan kirlenmeye dikkat çekmek amacıyla RYD tarafından hazırlanmıştır"
yazıyor.
Çok güzel, tebrikler size RYD.
güzel günler göreceğiz çocuklar, güneşli güzel günler:)
Ankara Ticaret Odası (ATO) Başkanı Sinan Aygün, işyerlerine ve ürünlere yabancı isim koyma merakının, ulusu ayakta tutan temel unsurlardan biri olan Türkçe'yi, kullanılmaz hale getirdiğini belirterek, ''Nasıl çocuğumuza Hans, Jack, Tom adını koymuyorsak, iş yerlerimize de ürünlerimize de yabancı isimler koymamalıyız'' dedi.
Aygün, yaptığı yazılı açıklamada, yasalara göre şirketlerin
ticaret unvanlarının Türkçe olarak belirlendiğini bildirerek, ancak bu
maddeye bir istisna olarak şirketin faaliyet konusuna giren mal ve
hizmetin yabancı dilde olması ya da şirket ortakları arasında bir
yabancının olması halinde şirket isminde yabancı kelime
bulundurulmasına izin verildiğini anımsattı. Aygün, ''Caddeye
çıktığımızda görüyoruz ki, istisna bir genel kural haline gelmiş.
Etrafta Türkçe konuşan olmasa kendimizi yabancı bir ülkede
hissetmememiz mümkün değil'' dedi.
Şirketlerin Türkçe isimle kurulmasına karşılık bu şirketlerce
açılan mağaza ve büroların yabancı isimle adlandırılmasının talihsiz
bir alışkanlık olduğunu belirten Aygün, ''Çocuklarımıza isim koyarken,
nasıl kılı kırk yarıyorsak, anlamlarını araştırıyor, Türkçe olmasına
özen gösteriyorsak, aynı özeni iş yerlerimize isim koyarken de
göstermeliyiz. Nasıl çocuğumuza Hans, Jack, Tom adını koymuyorsak, iş
yerlerimize de, ürettiğimiz ürünlere de yabancı isimler koymamalıyız''
dedi.
Aygün, şunları kaydetti:
''Kaliteli mal izlenimi vermek için ürünlere İtalyan, Fransız
etiketi koymakla kendi sanayimizin kuyusunu kazıyoruz. Mehmet'in
hakkını Coni'ye veriyoruz. Tekstil ürünlerimiz Avrupa'da bir
numarayken, ceketin içine, gömleğin yakasına yabancı yafta
yapıştırmakla, o ülkelere, o ülkelerin dillerine, sanayisine paye
verirken, kendi dilimizi küçümsüyoruz. Kendimize mi güvenmiyoruz,
ülkemize mi, dilimize mi?. Türkiye artık her alanda her teknoloji ile
rekabet edebilecek güçte. Türk markalarını giysilerimizde,
tabelalarımızda neden gururla taşımayalım? Bu alışkanlığı artık
sorgulamamızın zamanı gelmedi mi? Türkiye global ekonomide yerini,
yabancı ülkelerin dili markaları ile değil, kendi kimliği, ana dili,
güçlü yerli markalarıyla alması gerekir. Türkiye taklit markalarla
değil, kalitesiyle dünya markaları yaratarak ayakta durabilir.''
-''TÜRKÇE EĞİLİP BÜKÜLÜYOR''-
Türkçe işyeri ve ürün isimlerine harfler, takılar ekleyerek
yabancı izlenimi vermenin de yaygın bir uygulama olduğuna dikkat çeken
Aygün, ''Simiti simmit, balonu baloon, salonu saloon, pazarı baazar
şeklinde yazarak Türkçe'yi eğip büküyoruz. Bu eğip bükmekle ne biz
İngiliz, ne ürünümüz İngiliz malı oluyor. Balık yerine fish, ev yerine
house, demekle kimliğimiz değişmiyor ama, olan Türkçe'ye oluyor. Gelin
bu toplumsal talebi bir kampanyaya dönüştürelim. İş yerlerimizi,
markalarımızı yabancı isimlerden arındıralım'' dedi.
güzel günler göreceğiz çocuklar, güneşli güzel günler:)
maviliklere süreceğiz yelkenlerimizi..... :tamam: :tamam:
:evil:©
Sarıvadi
13-06-2005, 13:01
Ankara Ticaret Odası (ATO) Başkanı Sinan Aygün, işyerlerine ve ürünlere yabancı isim koyma merakının, ulusu ayakta tutan temel unsurlardan biri olan Türkçe'yi, kullanılmaz hale getirdiğini belirterek, ''Nasıl çocuğumuza Hans, Jack, Tom adını koymuyorsak, iş yerlerimize de ürünlerimize de yabancı isimler koymamalıyız'' dedi.
Aygün, yaptığı yazılı açıklamada, yasalara göre şirketlerin
ticaret unvanlarının Türkçe olarak belirlendiğini bildirerek, ancak bu
maddeye bir istisna olarak şirketin faaliyet konusuna giren mal ve
hizmetin yabancı dilde olması ya da şirket ortakları arasında bir
yabancının olması halinde şirket isminde yabancı kelime
bulundurulmasına izin verildiğini anımsattı. Aygün, ''Caddeye
çıktığımızda görüyoruz ki, istisna bir genel kural haline gelmiş.
Etrafta Türkçe konuşan olmasa kendimizi yabancı bir ülkede
hissetmememiz mümkün değil'' dedi.
Şirketlerin Türkçe isimle kurulmasına karşılık bu şirketlerce
açılan mağaza ve büroların yabancı isimle adlandırılmasının talihsiz
bir alışkanlık olduğunu belirten Aygün, ''Çocuklarımıza isim koyarken,
nasıl kılı kırk yarıyorsak, anlamlarını araştırıyor, Türkçe olmasına
özen gösteriyorsak, aynı özeni iş yerlerimize isim koyarken de
göstermeliyiz. Nasıl çocuğumuza Hans, Jack, Tom adını koymuyorsak, iş
yerlerimize de, ürettiğimiz ürünlere de yabancı isimler koymamalıyız''
dedi.
Aygün, şunları kaydetti:
''Kaliteli mal izlenimi vermek için ürünlere İtalyan, Fransız
etiketi koymakla kendi sanayimizin kuyusunu kazıyoruz. Mehmet'in
hakkını Coni'ye veriyoruz. Tekstil ürünlerimiz Avrupa'da bir
numarayken, ceketin içine, gömleğin yakasına yabancı yafta
yapıştırmakla, o ülkelere, o ülkelerin dillerine, sanayisine paye
verirken, kendi dilimizi küçümsüyoruz. Kendimize mi güvenmiyoruz,
ülkemize mi, dilimize mi?. Türkiye artık her alanda her teknoloji ile
rekabet edebilecek güçte. Türk markalarını giysilerimizde,
tabelalarımızda neden gururla taşımayalım? Bu alışkanlığı artık
sorgulamamızın zamanı gelmedi mi? Türkiye global ekonomide yerini,
yabancı ülkelerin dili markaları ile değil, kendi kimliği, ana dili,
güçlü yerli markalarıyla alması gerekir. Türkiye taklit markalarla
değil, kalitesiyle dünya markaları yaratarak ayakta durabilir.''
-''TÜRKÇE EĞİLİP BÜKÜLÜYOR''-
Türkçe işyeri ve ürün isimlerine harfler, takılar ekleyerek
yabancı izlenimi vermenin de yaygın bir uygulama olduğuna dikkat çeken
Aygün, ''Simiti simmit, balonu baloon, salonu saloon, pazarı baazar
şeklinde yazarak Türkçe'yi eğip büküyoruz. Bu eğip bükmekle ne biz
İngiliz, ne ürünümüz İngiliz malı oluyor. Balık yerine fish, ev yerine
house, demekle kimliğimiz değişmiyor ama, olan Türkçe'ye oluyor. Gelin
bu toplumsal talebi bir kampanyaya dönüştürelim. İş yerlerimizi,
markalarımızı yabancı isimlerden arındıralım'' dedi.
Ne güzel söylemiş Sinan Aygün....
Sarıvadi
13-06-2005, 20:51
IKEA'ya gittiniz mi? Gitmeseniz bile gazete reklamlarını görmüşsünüzdür...
Logoları İsveç Bayrağının renklerinde. Satılan ürünler İsveç'çe
MALM karyola
PAX NEXUS gardrop
ANEBODA gardrop
BRUNKISSLA Nevresim
BRANAS sepet...................
Yani
Papatya Gardrop
Zümrüt Gardrop
Güvercin Karyola
Manavgat Şifonyer
Bodrum Lamba...... gibi
TV Reklamlarını izleyin veya gazetelere bakın , bizimkilerden kimler nasıl isim veriyor ürünlerine....
PAX NEXUS gardrop lar da süper yani.........................
Sarıvadi
15-06-2005, 20:11
PLAZA diye bir lafı yerleştiriverdiler dilimize.
"İş Merkezi" yeterli olmadı mı anlatmaya?
Hazır olun çaktırmadan residence (rezidans) yerleştiriliyor dilimize....
Yazıklar olsun konutlarına , iş merkezlerine bu isimleri verenlere...
Haram olsun bu vatandan kazandığınız ekmek size....
Bir ulusun bağımsızlığını tehlikeye sokan unsurların en önemli etkenlerdir dil ve kültür yozlaşması.
Bu vatanın bağımsızlığı için savaşmış şehitlerimize bari saygınız olsun.
Bir ulusun bağımsızlığını tehlikeye sokan unsurların en önemli etkenlerdir dil ve kültür yozlaşması.
Bu vatanın bağımsızlığı için savaşmış şehitlerimize bari saygınız olsun.
Bir ülke sadece silah ve askerle işgal edilmez.
Sarıvadi
16-06-2005, 23:03
Bir firmanın bir dergiye verdiği tam sayfa reklamın başlığı aynen şöyle;
............ COMPUTER BOSTANCI SUPERSTORU"
Gülünç!!!
Cinnamon
16-06-2005, 23:31
NTV'de bir "küratör"'dür gidiyor. Yenir mi, içilir mi, bilmiyorum.
Yok mu bunu Türkçe'ye çevirecek tanıdık bir Türkçe'ci? :hmm: :hayır:
Sarıvadi
16-06-2005, 23:41
"Genelde sergilerin oluşturulmasından açılışına kadar geçen her aşamayı ayarlayan insanlar. kimin/kimlerin katılacağı, yerleşme planı, hatta katılanların işlerini nasıl yerleştirecekleri, mekan, medya, sponsor işleri ile uğraşırlar..."
"Sergi Danışmanı"
saygılar
Cinnamon
16-06-2005, 23:48
Bir de yeni bir halı reklamı var. Hani Japonlara hava atıyor. "En güzel halı bu. Öz be öz Türk" diyerek. Japonların hatasını da düzeltiyor, "halİ" değil "halı" diyerek.
En sonunda da halının adını görüyoruz ekranda "TuftyTrendy" ?????
Reklamveren : Perhiz
Reklamevi : Lahana Turşusu
:p
Cinnamon
16-06-2005, 23:55
"Sergi Danışmanı" güzel olmuş, hemde Türkçe. NTV'yi arayıp, anlatmak lazım herhalde.
Kelimenin İngilizce creator'dan geldiğini varsayıyorum. İngilizce türkçe sözlüğe bakabilirler ya, neyse...
Sevgi ve saygılarımla
"Genelde sergilerin oluşturulmasından açılışına kadar geçen her aşamayı ayarlayan insanlar. kimin/kimlerin katılacağı, yerleşme planı, hatta katılanların işlerini nasıl yerleştirecekleri, mekan, medya, sponsor işleri ile uğraşırlar..."
"Sergi Danışmanı"
saygılar
İstanbul'da yapılacak Formula 1 yarışları için hazırlanan pistin ‘Speedpark' olarak belirlenen ismi, Türk Dil Kurumu'nun (TDK) önerisi ile “İstanbul Yarış Alanı” olarak değiştirildi.
(17 Haziran 2005 Cuma)
TDK Başkanı Şükrü Haluk Akalın, Formula 1 yarışları için hazırlanan pistin adının Motor Sporları ve Organizasyon AŞ tarafından “Speedpark” olarak adlandırılmasına tepki göstermiş ve yarış alanının adının Türkçe olması gerektiğini belirtmişti. Akalın, bu tepkisini belirten bir yazıyı da yarış organizatörlerine göndermişti. Motor Sporları ve Organizasyon AŞ Yönetim Kurulu üyelerinden İlhan Parseker, TDK Başkanı'nı arayarak, ‘Speedpark’ için Türkçe isim kullanmaya karar verdiklerini açıkladı. Parseker, TDK'nın önerisi ile alanın adını ‘İstanbul Yarış Alanı’ veya ‘İstanbul Yarış Parkı’ olarak değiştirme kararı aldıklarını TDK'ya bildirdi. ‘Speedpark’ın başından beri doğru bir isim olmayacağını savunan Başkan Akalın, bu değişikliğin kendilerini sevindirdiğini söyledi.
www.nethaber.com
:bravo: :bravo:
çok zevkli bir kelime oyunu,
ayrıca dilimizi de geliştiriyor..
dikkat edin bagimlilik yapiyor...
http://games.lg.web.tr/kelimator/
Sarıvadi
21-06-2005, 22:25
...
Sarıvadi
22-06-2005, 23:07
...
Sarıvadi
10-07-2005, 22:14
Bugünkü Hürriyet İK ekinin en arka sayfasında yine güzel bir reklam vardı.
Reklam Yaratıcıları Derneği'nin dilimizde yaşanan kirlenmeye dikkat çekmek amacıyla başlattığı kampanya için verdiği yarım sayfalık reklamlardan biri;
"DİLİNİZDEN UTANMAYIN!
Türkçe dünyanın en köklü,en zengin ve en güzel dillerinden biri.
Onu yabancı sözcüklerle kirletmeyin.
Türkçe kullanın."
Morientes
17-07-2005, 21:40
şu mortgage için bir Türkçe kelime bulundu mu?
omer guclu
17-07-2005, 22:01
En basit foruma, en basit icerikte bir yaziyi gondeririken bile, dahi anlamindaki -de ekine, noktaya virgule, ismin -de hâline, tumcelerdeki ogelerin yerli yerinde olup olmadigina, anlam butunlugune, ozne - yuklem uyumuna, olanak oldugu surece oz Turkce ve cagdas sozcukler kullanmaya dikkat ettigimiz surece....
hexedemical
22-07-2005, 13:41
hürriyetten dilimze destek kampanyası
http://www.sinanoglu.net/anasayfa/ryd.jpg
DİLİNİZDEN UTANMAYIN!
Türkçe'de son yıllarda yaşanan kirlenme ve yanlış kullanım ciddi boyutlara ulaştı. Bu durum, hem Türkçe'de karşılığı olduğu halde yabancı sözcüklerin kullanımı hem de Türkçe ifadede anlam yanlışlığı ve sözcüklerin yanlış kullanımı ile karşımıza çıkıyor.
Bir toplumun en önemli kültürel mirası olan dilin bu kadar kirlenmesi de doğal olarak o
kültüre zarar veriyor.
Türkiye'de dil kirliliği üzerine yapılan araştırmalar, sanılanın aksine en doğru Türkçe'nin reklamlarda kullanıldığını da ortaya koyuyor. Bu nedenle Reklam Yaratıcıları Derneği, kendi alanındaki sosyal sorumluluğunun gereği olarak, dilimizde yaşanan kirliliğe dikkat çekmek ve doğru Türkçe/sadece "Türkçe" kullanımını teşvik etmek amacıyla "Dilinizden Utanmayın!" kampanyasına başladı.
Kampanyanın destekçisi ve ortağı Hürriyet İK.
Ayrıca Marketing Türkiye, Mediacat, Radyo Foreks, Radyo D, Sigorta Dünyası, Trendsetter gibi
yayın organları, Akademi Hayat ve pek çok reklam ajansı/halkla ilişkler kuruluşu da kampanyaya destek verdi.
Kampanyayı Reklam Yaratıcıları Derneği adına Bülent Fidan (Safari Reklam ve İletişim), Emre Kaplan (Kuartet Reklamcılık) ve Baki Kara (FCD) hazırladılar. Kampanyaya destek veren ünlülerin fotoğraflarını, fotoğraf sanatçısı Aykut Karadere çekti.
Kampanya, her hafta Hürriyet İK'da bir ünlünün dilinden utanmayarak "dil çıkarması" ile 52 hafta boyunca sürecek. Aynı zamanda radyo, TV, internet ve açıkhava mecralarında yer alacak olan "Dilinizden Utanmayın!" kampanyasına destek vermek isteyenler, 0212 243 18 45'ten RYD İletişim Koordinatörü Nilay Güngör ile görüşebilirler.
Kampanya sonrasında tüm dil çıkaran ünlülerin fotoğrafları bir albümde toplanacak ve
sergilenecek. Yakında açılacak olan internet sitesinde de dil üzerine etkinlikler gerçekleştirilecek.
"Dilinizden Utanmayın!" kampanyasına destek veren kurum ve kişilerin giderek artacağını, kampanyanın hedefine ulaşacağını, çok yakında herkesin dilinden utanmadan doğru Türkçe
ve sadece Türkçe kullanacağını umut ediyoruz.
turkce@ryd.org.tr
Reklam Yaratıcıları Derneği
Sarıvadi
27-07-2005, 21:14
şu mortgage için bir Türkçe kelime bulundu mu?
TDK "tutulu satış" ı önermiş. Tutar, tutmaz bilmiyorum :) ama ilk başta tuhaf gelse bile mortgage kadar tuhaf değil.
Morientes
30-07-2005, 00:44
tutulu satış mııııı?
tutacağını hiç sanmıyorum.....
en iyisi forumdakiler öneri yapsın mortgage karşılığı için.....en iyisi seçilsin....
excalibur
30-07-2005, 16:45
Şu anda forumda yaklaşık 30 üye var yok..Ben de dahil olmak üzere %90'ı yabancı nickname kullanıyor..Hal böyleyken ona buna Türkçe karşılıklar bulmak yerine önce bi kendimize soralım bakalım bu özenti niye..
Morientes
30-07-2005, 17:03
valla herkes kendi 'NİCKNAME' inden sorumlu.şahsen kullanıcı isimlerimiz (nikneym) toplumsal bir mevzuu değil.
ama mortgage öyle mi?herkesler kullanıyor.
morgıç.mortgıç.morgeyç.mortgaç.morgeyg.mortgaç.mor gag falan....
teleffuzu bile ayrı dert....
o yüzden şimdi acil konu bu mortgage olayına özbeöz bi karşılık bulmak.şöyle kökeni taaaa orta asyalara falan dayanan :)
Şu anda forumda yaklaşık 30 üye var yok..Ben de dahil olmak üzere %90'ı yabancı nickname kullanıyor..Hal böyleyken ona buna Türkçe karşılıklar bulmak yerine önce bi kendimize soralım bakalım bu özenti niye..
ben size soruyorum:
niye bu özentilik?
Morientes
30-07-2005, 17:53
bunu özentilik diye tanımlamak ne derece doğru olur bilemiyorum.şahsen kimse beni yolda morientes diye çağırmıyor.
bu bence herkesin hürseçimi.insanları da fazla baskı altına almamak lazım.
morientes yerine rüştürençber yada hamimandıracı NİCKNAME ini alsaydım çok mu faydalı bir iş yapardım doğrusu bilemiyorum.ama morientes kebabçısı diye bi yer açsaydım o zaman tamam garip olurdu.
excalibur
31-07-2005, 01:43
ben size soruyorum:
niye bu özentilik?
Ben zaten özeleştiri yapmışım..Üstelik diikat çekmek istediğim konu şu ki; 'Dilimizi Koruyalım' tamamda yabancı nickname'yle mesaj atmakla olmuyor..Demek ki ben dahil çoğu kişi bu özenti içinde..Biz bi yoğurdu dünya literatürüne sokabilmişiz..Adamlar bizim alfabemize neredeyse x,y,w harflerini utanmasalar oturtacaklar..Her 3 dükkandan 2 si yabancı isim kullanıyor...Ama herkes Türk Dil Kurumu ne bulsa burun kıvırıyor..Bi düşünün bakalım konuştuğunuz her cümleden kaçı yabancı kökenli..Demek ki üreten,bilinçli ve güçlü ekonomilere sahip olan ülkeler burada da ortaya çıkıyor ve dilini bile empoze ediyor..Ben de özenti diyerek zaten bunu kastediyorum..Belki biz de bişeyleri kendimiz icad edip, üretebilsek ona ister 'anadol' deriz ister 'babadol' deriz,elin Amerikalı'sıda aynını söyler, şimdi bizim Volvom var derken artizlendiğimiz gibi..
Cinnamon
13-08-2005, 14:58
Fenerbahçe biiç klabımız olacak ! Gözümüz aydın !! :aglayan:
2 bin iktisat terimi Türkçeleşti
Türk Dil Kurumu’nun (TDK), son yıllarda Türkçe’ye giren yabancı kökenli ekonomi terimlerine karşılık bulma çalışmasını sürdürüyor.
TDK Başkanı Prof. Dr. Şükrü Haluk Akalın, İktisat Terimleri Çalışma Grubu’nun, bugüne kadar 2 bine yakın yabancı kökenli ekonomi terimine Türkçe karşılık bulunduğunu belirterek, şunları kaydetti: ‘Terimlere karşılıkları ilgili bilim dalından bilimadamları öneriyor. İktisat Terimleri Çalışma Grubu, yabancı kökenli ‘parite’ için ’değerdeşlik’, ‘factoring’ için ‘alacaklandırma’, ‘duopoly’ için ‘çiftel’, ‘gap’ için ‘gedik’, ‘arbitrage’ için ‘ara kazanç’, ‘short selling’ için ‘yoktan satış’ gibi terimler öneriliyor. Ayrıca, daha önce önerilen ‘oligopol’ için ‘azel’, ’monopson’ için ‘alıcı tekeli’ gibi Türkçe karşılıklardan çalışma grubunca benimsenenlerin de yaygınlaştırılması amaçlanıyor.
www.hurriyetim.com.tr
şunları dilimize iyice yerleşmeden bulup yayınlayabilseler :düsün:
Sarıvadi
13-09-2005, 21:23
Evet dilimiz koruyalım, dilimizin yozlaşmasına izin vermeyelim.
Unutmalayalım,hatırlayalım bir ülkenin bölünmesi için en önemli gerekliliklerden bir tanesi de aralarındaki iletişimi kesmek, birbirlerini anlayamaz hala getirmektir.
Sadece canımızı sıktıklarında, değil hep sahip çıkalım.
l'ange gardien
15-09-2005, 12:45
bir dilin özününe dönmesini sağlamak yada onun yapısını değiştirmek uzun bir süreç isteyen bir uğraştır.bu konu çok derin uzun yazıp kafa bulandırmıycam.türkçemizi korumak için en büyük adım sadece medyadan gelir.Tv dilimizi dejenere bir duruma sokmasa,gazeteler popüler değişleri yada türk dil kurumu tarafından türkçesi belirtilmiş kelimeler yerine onların yabancı kökenli olanlarını kullanmasa,birçok sorun ortadan kalkar.bir de şu var ki türkçede karşılığı olmayan kavramların kelimelerini yabancı dilden almak,dilimizi zenginleştirir sadece onu özgünleştirmek gerekir.mesela "DJ"..ne diyelim adama bir önerisi olan varmı? kimseyi o adama dj demekten vazgeçiremezsin ki..
Bulunduğu şirkette yada kurumda yönetim kademesinde bulunan kişiler
arasında yapılan bir araştırmada aşağıdaki sonuçlar ortaya çıkmıştır.
Katılan kişilerin %95'inin anadili Türkçe'dir.
Bu kişilerden %80'i orta yada iyi derecede yabancı dil bilmektedirler.
Yabancı dil bilenler arasında, iyi derecede bilenlerin oranı %30'dur.
Türkçe konuşurken araya yabancı dildeki kelimeleri katanların hepsi, az
yada orta derecede yabancı dil bilenlerden oluşmaktadır.
Yabancı dili tam olarak konuşabilenler, her iki dilin kendine özgü
kurallarına riayet ederek ve birbirine karıştırmadan
kullanabilmektedirler.
Anadili yabancı bir dil olup, sonradan Türkçe'yi
öğrenenlerin, ana dillerine Türkçeden alıntı yapmadıkları görülmüştür.
Bu sonuçlardan çıkaracağımız fikre göre, yabancı dili iyi bilmeyenlerin
farklı iki dili birbirine daha çok karıştırdığını görmekteyiz.
Özellikle Türkiye'de yabancı dil bilme ve kullanma kültürünün çağdaşlıkla
orantılı olduğu düşünülmesine karşın, AB üyesi ülkelerde bu durum böyle
algılanmamaktadır.Daha çok dil bilen kişilerin, toplumda daha saygınlıkla
karşılanmasına karşın, öğrendiği dilleri birbirine, özellikle de
anadiline karıştırarak kullanan kişilerin beceriksiz yada cahil
oldukları düşüncesi yaygındır.
Çevrenizde ve iş yaşamınızda size ''senden feedback'ler istiyorum, ok?''
diyen bir yöneticiniz varsa, ona bu araştırmayı göndermenizi tavsiye
ederiz.
www.sinanoglu.net , Araştırma, Geliştirme Öbeği,
greenleaf
15-09-2005, 12:53
bence de doğru. bu forumdaki adlarımız Türkçe olmalı.(greenleaf olarak söylüyorum bunu)
bu arada Mcremzi diye bir mağaza gördüm... o nedir bilen var mı :D
l'ange gardien
15-09-2005, 13:38
Bulunduğu şirkette yada kurumda yönetim kademesinde bulunan kişiler
arasında yapılan bir araştırmada aşağıdaki sonuçlar ortaya çıkmıştır.
Katılan kişilerin %95'inin anadili Türkçe'dir.
Bu kişilerden %80'i orta yada iyi derecede yabancı dil bilmektedirler.
Yabancı dil bilenler arasında, iyi derecede bilenlerin oranı %30'dur.
Türkçe konuşurken araya yabancı dildeki kelimeleri katanların hepsi, az
yada orta derecede yabancı dil bilenlerden oluşmaktadır.
Yabancı dili tam olarak konuşabilenler, her iki dilin kendine özgü
kurallarına riayet ederek ve birbirine karıştırmadan
kullanabilmektedirler.
Anadili yabancı bir dil olup, sonradan Türkçe'yi
öğrenenlerin, ana dillerine Türkçeden alıntı yapmadıkları görülmüştür.
Bu sonuçlardan çıkaracağımız fikre göre, yabancı dili iyi bilmeyenlerin
farklı iki dili birbirine daha çok karıştırdığını görmekteyiz.
Özellikle Türkiye'de yabancı dil bilme ve kullanma kültürünün çağdaşlıkla
orantılı olduğu düşünülmesine karşın, AB üyesi ülkelerde bu durum böyle
algılanmamaktadır.Daha çok dil bilen kişilerin, toplumda daha saygınlıkla
karşılanmasına karşın, öğrendiği dilleri birbirine, özellikle de
anadiline karıştırarak kullanan kişilerin beceriksiz yada cahil
oldukları düşüncesi yaygındır.
Çevrenizde ve iş yaşamınızda size ''senden feedback'ler istiyorum, ok?''
diyen bir yöneticiniz varsa, ona bu araştırmayı göndermenizi tavsiye
ederiz.
www.sinanoglu.net , Araştırma, Geliştirme Öbeği,
kutluyorum...güzel ve yerinde bir gönderi...bende fransızca eğitimi aldım 2 senedir fakülteye yeni başlıycam ve açıkça farkediliyor aslında normal yaşamdada..arada sırada yoğun yüklenmeden dolayı günlük dilimize fransızca kelimeler girince..GÜLÜYORUZ :gulen: ..ciddi ciddi kullanmıyoruz yani..çünkü unutmamalıyız ki anadilini kullanamayan adam hayatta kendini ifade edemez...
son_azrail
15-09-2005, 13:51
bende bı sıra arapca ıng turkce hep karısıo hatta bazen turk arkadaslara derdımı ıng anlatıyorum sonra napıom dıye guluyorum.....
l'ange gardien
15-09-2005, 16:06
roma imparatorluğu ele geçirdiği topraklarda ilk iş kendi kullandığı dili yayarmış...mesela fransada bu çok tartışılıyor.kamerunun bile anadili fransızca.Ama onlar çeşitliliğe ve farklı kökenlere saygılıyız politikasıyla dahada yumuşatmış durumdalar bunu.
Sarıvadi
16-09-2005, 19:19
baskuda.com adını Türkçe'ye çevirerek "bidolu.com" olarak değiştirmiş.
Bu önemli ve güzel bir değişiklik.
www.bidolu.com
Tebrikler bidolu.com....Hayırlı , uğurlu olsun
Darısı diğerlerinin başına...
Morientes
16-09-2005, 22:39
hi!..tüm topici bu yağan cats and dogs yağmurun sesini dinleyerek okudum.entertainmenti az olsa da bir takım userların backgrounları hoşuma gitti.funny yanii.bundan mütevellit foruma arzı endam eden bazı userları ise esefle kınadım.yazılanları namütenai şahsıma münhasır gibi hissettim.tüm bu duyguların verdiği feedback in saadetiyle bloody mary mi yudumladım.beynim flashback yaptı.oh my god tavada cordon bluelar yanıyordu.ok dedim kendime.artık nickname mimi kentucky fried chicken yapayım bari dedim.bizim office boy kazım bile bu kadar stupid olamaz dedim.oha falan oldum.dumura uğradım.tüm bu hiddetli hislerin hülasasında whats up noluyoruz demeden elektrikler off oldu.pc mdeki powerpoint presentasyonlarım defteri kebir olmuşmudur ki dedim.neyseki notebookuma backup yapmıştım.haleti ruhiyem elektrikler on olunca düzeldi.tv deki dj in terrible sesine tahammül edemeyip show tv yi kapatıp cnbc-e yi açtım.mortgage ile ilgili bir talk show vardı.konuklar ismail türüt,nadide sultan,ümit besen,nigar talibova ve bill gates ti.nadide sultan mortgage e karşı olduğunu çünkü aklına morgları getirdigini söyledi.ismail türüt de rizede rodoşose bir dublex almak istiyormuş.nigar talibova ise sadece 'ben bilmiyor Türkçe,kaç para buuu' dedi.ümit besen ise güftesi kendine ait 'aylavyu aylavyuuu duyulavmi yes ayduuu' eserini icra etti.bill gates ise hiç konuşmadı sanırım fake bir karakterdi.ondan da sıkılıp zapladım.cnn deki formula grandprix ile milano fashion week haberleri ve magazin forever a takıldım bir müddet.night club ta security dayağı yiyen barmaid in hikayesi ve rockncoke festivaldeki ticket rezevasyon cancel leri de beni enterese etmedi pek.yağmura bakıp ahh şimdi caliente beach te jet skii yapıyor olsaydım dedim ya da scuba diving....dalmış uyumuşum.... :)
Sarıvadi
16-09-2005, 23:06
Sayın Moriantes şaka yapmış ama yakında böyle konuşan insanlara rastlanırsa şaşmamak gerekir.
Cinnamon
25-09-2005, 00:00
Gazetelerden yapı projeleri adları:
Incity
AlmondHill
Doğuş Power
Pelican Hill
Yeshill
Ağaoğlu MyWorld-MyTown_MyCountry-MyCity
Kempinski Residences Astoria
Mashattan
Flora Residence
Marenegro
Central Life
Istanblue
Burj El Turco
Elysium Garden
Ne kadar yaratıcı ad bulma ekipleri var bu şirketlerin!
kadayıf-baklava satan bir tatlıcının adı: TATDOY'S!!!
kardeşim de bana sormuştu ne demek diye nerden duyduğunu bilmediğimden epey birzaman sözlük karıştırıp çeviri sitelerinde dolaştım. en sonunda bana nerde gordüğünü anlattı da durum açığa kavuştu:)
Forum yönetimine bir önerim var.
Türkçe'yi hırpalamayı alışkanlık haline getirmiş üyelerin itibar puanlarının düşürülmesi...
İtibar ifadesi olarak
"Aydınlığın şanlı simgesi olmaya aday" veya
"Yazar olarak geleceği parlak" payelerine sahip üyelerin bile Türkçe'yi katletmeyi alışkanlık haline getirdikleri gün gibi ortada.
Neden borsayı iyi bildikleri için itibar sahibi olan üyeler anadillerini hor kullandıkları için bu itibarı yitirmesinler?
Yarın borsada ana trend tersine döndüğünde bu üyelerin büyük bölümü mesaj yazmayacak veya hiç siteye uğramayacaklar.
Ama anadili her zaman kullanacaklar değil mi? :tamam:
Forum yönetimine bir önerim var.
Türkçe'yi hırpalamayı alışkanlık haline getirmiş üyelerin itibar puanlarının düşürülmesi...
İtibar ifadesi olarak
"Aydınlığın şanlı simgesi olmaya aday" veya
"Yazar olarak geleceği parlak" payelerine sahip üyelerin bile Türkçe'yi katletmeyi alışkanlık haline getirdikleri gün gibi ortada.
Neden borsayı iyi bildikleri için itibar sahibi olan üyeler anadillerini hor kullandıkları için bu itibarı yitirmesinler?
Yarın borsada ana trend tersine döndüğünde bu üyelerin büyük bölümü mesaj yazmayacak veya hiç siteye uğramayacaklar.
Ama anadili her zaman kullanacaklar değil mi? :tamam:
Sayın niko'ya tamamiyle katılıyorum ama kendileri insaflı davranmışlar. İtibar puanlarının tamamiyle silinmesini teklif ediyorum.
Saygılarımla
TDK "tutulu satış" ı önermiş. Tutar, tutmaz bilmiyorum :) ama ilk başta tuhaf gelse bile mortgage kadar tuhaf değil.
Tutulu satış hiç güzel değil. Bence tutmaz halkımız daha güzelini kendi bulacaktır.
Sarıvadi
25-09-2005, 20:26
Gazetelerden yapı projeleri adları:
Incity-??
AlmondHil-Badem Tepesi
Doğuş Power - Doğuş Gücü
Pelican Hill-Pelikan Tepesi
Yeshill- Kompleksli aşağılık yaratıcının uydurması
Ağaoğlu MyWorld-MyTown_MyCountry-MyCity-"Ağaoğlu" karizmayı bozuyor onuda değiştirsinler... ??
Kempinski Residences Astoria- bak bak bak!
Mashattan-kompleksli bir isim daha
Flora Residence-Nerede oturuyosun diye soaralarsa
Marenegro-Karadeniz demeyi hakaret sandılar herhalde
Central Life- Türkçe hiç bir şey demek
Istanblue-Al bir özenti daha
Burj El Turco - Yaratıcılık! ve özenti birleşmiş
Elysium Garden -??????????
Ne kadar yaratıcı ad bulma ekipleri var bu şirketlerin!
Sayın Cinnamon utanç verici bir durumu bu. Üstelik o kadar tehlikeli ki eskiyip yıkılına kadar belki 50 yıl aynı isimle anılacaklar. Bu kadar basit ve düşüncesizce olmamalı yazıklar olsun..............
Bu suç olmalı nasıl caddelere bu tarz isimler öyle cart diye verilemiyorsa en az 50 yıl kullanılacak ve örnek olabilecek yerleşimlere bu tür isimler verilememeli.
Buna izin verilmemeli...
MehmetEmin
05-11-2005, 23:29
Sayın Sarıvadi,
Takma ad konusunu yeni gördüğüm gibi bu konuyu da yeni gördüm. Bu konuyla ilgili tüm gönderileri ki, tam 176 gönderi vardı, üşenmedim okudum.
(Takma ad konusunda olduğu gibi Sayın Gemici yine beni şaşırttı. Sayın Gemici’nin bu sitede belli bir saygınlığı olduğunu okuduğum yazılardan görüyorum. Sanki kasten yapıyormuş izlenimi uyandırdı bende.)
Bu konuda da (Takma ad konusunda olduğu gibi) çok yararlı bir iş yaptığını düşünüyorum.
19 Ocak’tan buyana nerdeyse 11 ay gündemde kalmış, daha da kalacak gibi gözüküyor.
Türkçemizi bozmadan kullanmak gönül işi olduğu kadar bilinç işidir.
Bana öyle geliyor ki anadilini konuşan ulus en başta kültürünü, kendi dışındaki dünya ve toplumlarla kurduğu ilişkileri ve geçmişinden taşıdığı izleri bir aynada yansıtır, anlatır.
Birçok katılımcının dediği gibi bilerek veya bilmeyerek, isteyerek veya istemeyerek bir kuşatmanın içindeyiz. Bu kuşatmanın sadece dilde değil ekonomi, siyasi alanda da olduğu ortadadır. Hepsi iç içe girmiş, didişmiş durumdadır.
Daha güzele erişmek için, bu tür yozlaşmayı yapanları kınayarak incitmek yerine, hoşnutsuzluğumuzu belirtmeye devam etmemiz gerektiğini düşünüyorum.
Bu siteye üye olanların hepsi aklı başında kişilerdir, bu konuda ellerinden geleni yapacaklardır. Size ve diğer gönderi sahiplerine teşekkür ederim.
Sarıvadi
08-11-2005, 18:54
Sayın Sarıvadi,
Takma ad konusunu yeni gördüğüm gibi bu konuyu da yeni gördüm. Bu konuyla ilgili tüm gönderileri ki, tam 176 gönderi vardı, üşenmedim okudum.
(Takma ad konusunda olduğu gibi Sayın Gemici yine beni şaşırttı. Sayın Gemici’nin bu sitede belli bir saygınlığı olduğunu okuduğum yazılardan görüyorum. Sanki kasten yapıyormuş izlenimi uyandırdı bende.)
Bu konuda da (Takma ad konusunda olduğu gibi) çok yararlı bir iş yaptığını düşünüyorum.
19 Ocak’tan buyana nerdeyse 11 ay gündemde kalmış, daha da kalacak gibi gözüküyor.
Türkçemizi bozmadan kullanmak gönül işi olduğu kadar bilinç işidir.
Bana öyle geliyor ki anadilini konuşan ulus en başta kültürünü, kendi dışındaki dünya ve toplumlarla kurduğu ilişkileri ve geçmişinden taşıdığı izleri bir aynada yansıtır, anlatır.
Birçok katılımcının dediği gibi bilerek veya bilmeyerek, isteyerek veya istemeyerek bir kuşatmanın içindeyiz. Bu kuşatmanın sadece dilde değil ekonomi, siyasi alanda da olduğu ortadadır. Hepsi iç içe girmiş, didişmiş durumdadır.
Daha güzele erişmek için, bu tür yozlaşmayı yapanları kınayarak incitmek yerine, hoşnutsuzluğumuzu belirtmeye devam etmemiz gerektiğini düşünüyorum.
Bu siteye üye olanların hepsi aklı başında kişilerdir, bu konuda ellerinden geleni yapacaklardır. Size ve diğer gönderi sahiplerine teşekkür ederim.
Sayın MehmetEmin ilginiz ve takdirleriniz için teşekkür ederim.
Sarıvadi
08-11-2005, 19:04
TELEPHONE / PHONE sözcüğü dilimize "TELEFON" olarak geçmiş.
Yani kimilerinin de savunduğu gibi bizim keşfetmediğimiz bir ürün de dilimize olduğu gibi katılmak zorunda kalmış.Tıpkı "TELEVİZYON", "RADYO" gibi....
Ancak ne kadar güzel ki yaratıcı Türk halkı " CEP TELEFONU " demiştir.:tamam:
"MOBILE PHONE" yerine. Ve bu ürünü düyada benzeri olmayan en uygun yakıştırma ile dilimize katmıştır.
Yani "biz keşfetmedik ki" gibi edilgen gerekçelerin ardına sığınmak doğru bir yol değildir.
UÇAK demişiz, PLANE değil
DOLMUŞ demişiz, MINUBUS diye zorlayanlara rağmen.
TAŞIT demişiz VEHICLE yerine.
BİLGİSAYAR demişiz COMPUTER yerine ("bilgisayar terimlerini nasıl çevirelim" diyerek hala gülünç bilgisayar dili kullananlara , gönderme :roll: )
Cinnamon
08-11-2005, 19:43
Bir de "Bunun Türkçesi olmamış. Halk daha iyi bir karşılık bulur." diyenler var. Elini suya sabuna değdirmek istemeyen.
Yabancı terimlere karşılık bulmak "okumuş çocukların" işidir.
Bakkal Mehmet efendi ile hamal İsmail efendinin değil.
Okuyanlar, bilgilerini halkla paylaşmalı. Hergün ekranda parite derken "halk gerekirse paritenin karşılığını çok güzel yaratır" diye armut piş ağzıma düş diye beklemek doğru değil.
Her sektörün, bilgisayar sektörü gibi Aydın Hoca'ları olsa keşke...
Sarıvadi
14-11-2005, 20:54
Incity
AlmondHill
Doğuş Power
Pelican Hill
Yeshill
Ağaoğlu MyWorld-MyTown_MyCountry-MyCity
Kempinski Residences Astoria
Mashattan
Flora Residence
Marenegro
Central Life
Istanblue
Burj El Turco
Elysium Garden
Sayın Cinnamon'un İstanbul'daki yazdığı konut/site isimlerini bir daha gözönüne getirmek istedim. İstanbul'da son dönemde yapılan konutların isimlerine bir bakınız....
NE OLUYORUZ EY TÜRK HALKI?
Atatürk bizi, milliyetimize ve Türk ulusal bilincine sahip kılarken bir taraftan da "Türk Ulusal Dili" üzerinde çalışıyor ve dil devrimini gerçekleştiriyordu.
Bu yapılanlar neyi ifade ediyor? Ne yapılmaya çalışılıyor?
Yazıklar olsun size! yaptıkları konutlara bu isimleri verenler, yazıklar olsun! sizlere bu isimleri vermeniz için izin verenlere.....
Cinnamon
16-11-2005, 23:33
"Bir ülke ki, camiinde Türkçe ezan okunur.
Köylü anlar manasını namazdaki duanın
Bir ülke ki, mektebinde Türkçe Kuran okunur
Küçük büyük herkes bilir buyruğunu Hüda'nın
Ey Türk oğlu, işte senin orasıdır vatanın."
Ziya Gökalp
*Ülkesini,yüksek bagimsizligini korumasini bilen Türk ulusu,dilini de yabanci diller boyundurlugundan kurtarmalidir.* (M.Kemal Atatürk)
*Hiç bir dil gökten inmemistir.Dili insanlar yaparlar.Zengin dedigimiz dillerin sözcüklerini,o dili konusanlar gereksinim duydukça yapmislar;böylelikle dillerini zenginlestirmislerdir.Yabanci dillerden sözcük almaz zorundayiz düsüncesi,bizi tembellige sürükler ve sözcükler yaratmaya çok elverisli olan dilimizin gelismesini köstekler.* (Ö.Asim Aksoy)
*Türk ulusunu sevmek,Türk dilini sevmekle baslar* (Oktay Akbal)
*Diller sütün toplumun ortaklasa benimsedigi ölçüde ulus dili olur* (Burhan Arpad)
Etrüsk Pusulasi...
*Kazim Mirsan?a göre,bu Etrüsk Pusulasi,dünyadaki bütün alfabelerin
Türk alfabesinden türedigini ispatliyor.
*Etrüsk alfabesinin Latin alfabesinintemeli oldugu Batili bilim adamlari tarafindan da istenmese de kabul ediliyor.
*Italyan Üniversiteleri,Etrüsklerin Türk oldugunu bildiriyor.
*Bu durumda,Türkler,Atatürk ile birlikte Latin
alfabesini kabul ederken, kendi alfabelerini geri almis oluyor...
Sarıvadi
19-11-2005, 14:48
Özendiğimiz, taklit etmeye çalıştığımız sürece "özenti" ve "taklit" olmaktan öte gidemeyeceğiz.
Açık ve Türkçe :Özenenler = Özenti, Taklit edenler =Taklit dir .
Böyle olduğumuz sürece, kendine özgü, bir bütün "biz" olamayacağımız için hep zayıf kalacağız. Sadece hırplandığımızda, üzerimize oyun oynandığını hissettiğimizde birarada olmaya çalışıp:" rooooaarhhhh" gibi pek anlamlı olamayan bir ses çıkaracağız. Bu sesi en çok milli maçlarda, toplu protesto ve boykot eylemlerinde duyarız ;)
Sarıvadi
27-11-2005, 22:08
MORTGAGE olarak anılan sistem için önerilen "tutulu satış" önerisinin kabul görülmeyeceği düşüncesiyle, Türkçe'ye BİLGİSAYAR sözcüğünü kazandıran bilim adamı Aydın Köksal'dan talepte bulunulduğu ve hocanın da 15 gün süre istediği bildirildi
VATAN, 27 Kasım 2005
trakyalı
28-11-2005, 13:24
Arıyorum
Karamanoğlu Mehmet Beyi arıyorum.
Göreniniz, bileniniz, duyanınız var mı?
Bir ferman yayımlamıştı;
Bu günden sonra divanda, dergâhta, bargâhta, mecliste, meydanda
Türkçeden başka dil konuşulmaya diye,
Hatırlayanınız var mı?
Dolanın yurdun dört bir yanını,
Çarşıyı, pazarı köyü, şehri
Fermana uyanınız var mı?
Nutkum tutuldu, şaşırdım merak ettim,
Dolandığınız yerlerdeki Türkçe olmayan isimlere,
Gördüklerine, duyduklarına üzüleniniz var mı?
Tanıtımın demo, sunucunun spiker,
Gösteri adamının showman, radyo sunucusunun discjokey,
Hanımağanın first lady olduğuna şaşıranınız var mı?
Dükkânın store, bakkalın market, torbasının poşet,
Mağazanın süper, hiper, gros market,
Ucuzluğun damping olduğuna kananınız var mı?
İlân tahtasının billboard, sayı tabelâsının skorboard,
Bilgi alışının birifing, bildirgenin deklârasyon,
Merakın uğraşın hobby olduğuna güleniniz var mı?
Bırakın eli, özün bile seyrek uğradığı,
Beldelerin girişinde wellcome,
Çıkışında, good-bye okuyanınız var mı?
Korumanın, muhafızın body-guard,
Sanat ve meslek pirlerinin, duayen,
İtibarın, saygınlığın prestij olduğunu bileniniz var mı?
Seki’nin, alanın platform, merkezin center,
Büyüğün mega, küçüğün mikro, sonun final,
Özlemin, hasretin nostalji olduğunu öğreneniniz var mı?
İş hanımızı plâza, bedestenimizi galleria,
Sergi yerlerimizi center room, show room,
Büyük şehirlerimizi, mega kent diye gezeniniz var mı?
Yol üstü lokantamızın fast-food,
Yemek çeşitlerimizin mönü olduğu yerlerde,
Hesabını, adisyon diye ödeyeniniz var mı?
İki katlı evinizi dubleks, üç katlı komşu evini tripleks,
Köşklerimizi villa, eşiğimizi antre,
Bahçe çiçeklerini flora diye koklayanınız var mı?
Sevimlinin sempatik, sevimsizin antipatik,
Vurguncunun spekülatör, eşkiyanın mafya,
Desteğe, bilemediniz koltuk çıkmağa sponsorluk diyeniniz var mı?
Mesireyi, kır gezintisini picnic,
Bilgisayarı computer, hava yastığını air-bag,
Pekâlayı, oluru okey diye söyleyeniniz var mı?
Çarpıcı, önemli haberler flash haber,
Yaşa, varol sevinçleri, oley oley,
Yıldızları star diye seyredeniniz var mı?
Vırvırık dağının tepesindeki köyde,
Cafe-show levhasının altında,
Acının da acısı, nes-kaaave içeniniz var mı?
Toprağımızı, bayrağımızı, inancımızı çaldırmayalım derken,
Dilimizin çalındığını, talan edildiğini,
Özün, el diline özendiğine içi yananınız var mı?
Masallarımızı, tekerlemelerimizi, atasözlerimizi unuttuk,
Şarkılarımızı, türkülerimizi, ninnilerimizi kaybettik.
Türkçemiz elden gidiyor, dizini döveniniz var mı?
Karamanoğlu Mehmet Bey i arıyorum,
Göreniniz, bileniniz, duyanınız var mı?
Bir ferman yayınlamıştı....
Hayal meyal hatırlayıp da sahip çıkanınız var mı?
Yusuf YANÇ
Çok güzel yazmış şairimiz.
Türkçemiz elden gidiyor ne yapmalı etmeli türkçe kelimeler kullanmalı özellikle yeni nesile bunları öğretmeli.
trakyalı
28-11-2005, 13:28
Milletlerin, sonsuza tek varlıklarını sürdürebilmelerinin can damarı olan dilleri tahrip edilince, nesiller arasında milletin devamı için vazgeçilmez olan değerlerin nakli imkansız hale gelir. Bir kuşak sonra, kültürel iletişim kesilir. Milli kimlik yeni kuşaklara ulaştırılamaz. Sonra, o milletin bütünlüğü ve kültürünün tüm sembolleri tarihten silinip gider. Çünkü, bir milletin varlığının temel unsuru; onun kültürü ve sesi olan dilidir.
trakyalı
28-11-2005, 13:29
Dil, bir kültürün canlı organizmalarını oluşturan varlığının, tek tek fertlerle ifadesidir. İnsan dilini terkedince, temsil ettiği kültür ve milli kimlik de tarih sahnesini terk eder.
İhanete uğrayan milletler ilk önce dilini, kimliğini, sonra da bütünlüğünü kaybeder. Hititler ve Keltler gibi.
trakyalı
28-11-2005, 13:30
Tarih boyunca Türk diline yönelik değiştirme ve yok etme faaliyetleri ne yazık ki, zaman zaman başarıya ulaşmış, inançlarını ve milli kimliğini koruyamayan Türk boyları ve onların kurdukları devletler, silinip yok olmuşlardır.
Anadolu, XI. Yüzyıldan başlayarak, önce batının; haçlı seferlerinin, sonra XIII. Yüzyılın başlarında doğunun; Moğolların saldırılarına uğradı. 1071 Malazgirt zaferiyle birlikte, Anadolu'yu ebedi Türk yurdu yapan, Oğuz ve Selçuk Türkleri zor durumdaydı. Türkler, Anadolu'yu ebedi yurt edinmişlerdi, ama, Moğolların siyasi ve ekonomik baskıları karşısında acziyet içerisinde kıvranıyorlardı. Düştükleri bu durumun nedeni çok açıktı; Milli kimliğe ve onu oluşturan başta dil olmak üzere, töre, inanç ve geleneklere sahip çıkmamaktı.
Anadolu Selçuklu Devleti II.Gıyasettin Keyhusrev dönemi sonu itibariyla, Moğolların baskısıyla Türk kimliğini, devletin resmi ve kültürel politikalarının dışına itmiş, Moğollara teslim olmuş, Farsça ve Arapça'yı bütün devlet kademelerinde yazı ve edebiyat dili olarak kabul etmişti.
İşte Karamanoğullarını, Türk tarihi içerisinde bu çok önemli konuma oturtan ve Türk milletinin tarih sahnesinden indirilmesini engelleyen yüce görevi; Terkedilmeye yüz tutmuş bir kimliğin, temel ileticisi olan kendi dillerini, yeniden tarih sahnesine yerleştirmeleriydi.
Moğol istilasıyla büyük bir kargaşanın yaşandığı Anadolu'yu, çevresine toplanan Candar, Saruhan, Eşrefoğlu ve Hatıroğlu gibi birçok Türkmen beyiyle ayağa kaldırmayı başaran Karamanoğlu Mehmet Bey, milletinin bekasında en önemli unsur olan Türkçeyi resmi devlet dili ilân etmişti.
Öncü lider Mehmet Bey'in yaktığı bu ateş, dünyanın en uzun ömürlü imparatorluğunu kuran Osmanlı'da, güzel dil Türkçenin devlet dili olmasına zemin hazırlamıştır.
Böylece Fuzûli'nin, "Ey Arap, Acem ve Türk milletlerine feyiz veren Rabbim! . . Sen Arap kavmini dünyanın en fasih konuşan kavmi yaptın, Acem hatiplerinin sözlerini İsa'nın nefesi gibi cana can katan bir güzelliğe ulaştırdın! Ben, Türküm ve Türkçe söylemek istiyorum, benden iltifatını esirgeme Tanrım." Diye ettiği duayı Yüce Allah kabul etmişti.
trakyalı
28-11-2005, 13:33
"Dil bağı öyle bir bağdır ki; vatanın hudutları koptuğu zaman bile kopmaz. Hudutlar aşırı olsa da, dil yine bizi birbirimize bağlı tutar.
Türkçe'nin çekilmediği yerler vatandır. Ancak çekildiği yerler, vatanlıktan çıkar. Vatanının kendi gövde ve ruhu Türkçedir. Bu bağ uzak coğrafyalardaki milyonlarca Türk'ü birbirine bağlar" diyen, imparatorluk dili Türkçemizin vatan şairi Yahya Kemal, ne güzel dile getirmiş gerçekleri "1984" adlı kitabın yazarı Gorge Orwell, 1930'lu yıllarda, Dil konusunda bakın neler söylemiş: "Milletler dil yoluyla çökertilir. Ve bir takım sürüler haline getirilir. Böylece birbirleriyle anlaşmaları yada, belirli sloganlardan başka bir şey anlamaları imkansız hal gelir bu kalabalıkların. Kitleselleşmiş bu kalabalıkları bir değnekle istenilen yola götürmek mümkündür." Bu tehlike bugün de kapımızda durmaktadır. Çocuklarımızın adlarına, giydiğimiz elbiselerdeki motif ve isimlere, dinlediğimiz müziklere, ticaret yaptığımız yerlerin adlarına şöyle bir dönüp bakmalıyız. "Tarih, tekerrürden ibarettir" gerçeğini yaşamadan tedbirlerini almalıyız. Anadolu'daki birliğin bozulmasına rağmen, beylikler dönemi Türk kültürünün ve dilinin tekrar tarihteki yerini aldığı dönemdir. Ne mutlu bu dönemin mimarlarına.
trakyalı
28-11-2005, 16:23
Bu bölümü görmemiştim buradan devam ediyorum...
ne de güzel yazmışsın trakyalı abi :tamam:
dilimizi bozarsak, yok oluruz tarihten:td:
Özellikle gençler arasinda kullanilan argonun, radyo, televizyon ve reklamlar araciligiyla, yasamin her asamasina geçmesi de Türkçenin yapisina uymayan ifadelerin yayginlasmasina sebep oluyor.
****************************************
Ayıpsın! *Ayıp ediyorsun!
Takıl bana! *Benimle gel!
5 gibi gelirim.* Saat beş civarında (sularında) gelirim.
Koptum! __________
Kopardın! __________
Uçurmuş! *Sıyırmış! __________
Kendine iyi bak. *Kendine dikkat et.
Kendine iyi bak, oldu? *Kendine dikkat et, olur mu?
Bay bay! Ba baaay! *Hoşçakal!
Baaaay! *Hoşçakal!
Öptüm. *Öperim.
Yok böyle bir şey! ___________
Var mı böyle bir şey? ___________
Dont panik! (Don't panic!) *Telaş etme! / Paniğe kapılma!
Panik yapma! *Telaş etme! / Paniğe kapılma!
Panik oldum!* Paniğe kapıldım.
Sakin ol ahbap! *Sakin ol!
Hayret bir şey!(Hayret bi şiy!) ___________
Acayip güzel! Korkunç güzel! *Çok güzel! / Muhteşem! /
Canısı! *Canım!
Dünya güzelleri! *Dünya güzeli.
Burası Türkiye, yok ööle! ____________
Fulle! Ful yap! *Doldur! / Tamamla!
Bugün fulüm! *Bugün hiç vaktim yok.
Hastayım artı canım sıkkın. *Hastayım, üstelik canım da sıkkın.
Kahretsin! ______________
(Yarın görüşecek miyiz?) Umarım. *Görüşürüz./ Tabii. / İnşallah
Fifti fifti(fifty fifty) kırışırız. *Yarı yarıya paylaşırız.
Artı parantez(Antre-parantez) belirteyim...* Ayrıca belirteyim ki...
Noluyoruz oldum. ____________
Ay inanmıyorum! ____________
...-ı şiddetle tavsiye ederim. ...-ı hararetle tavsiye ederim.
Üzgünüm (Hemen her durumda ve her yerde, özür ifadesi olarak)* Afedersiniz.
Herıld yani. *Herhalde
Yok ööle! *Öyle olmaz.
Büyüksün! ______________
No koment (No comment) *Yorum yok
No problem Önemli değil. *Sorun değil.
Kayıpsın. Kayıplardasın. *Uzun zamandır seni göremedim.
Harbi ol! _______________
Bay geldi. Daral geldi. Bık geldi Sıkıldım. *Bunaldım.
Streslendim. Stres yaptım. Streslerdeyim Sıkıldım. *Bunaldım.
Benden kaçmaz. Kaçar mı? ________________
Triplere girdi. ________________
Bunalım takılıyor. ________________
İnaf gari. Yeter artık.
Fri (free) takılıyorum. _______________
Arkadaşlarla takılıcaz. *Arkadaşlarımla birlikte olacağım (gezeceğim).
Ne iş? _______________
Alolaşırız. Telefonlaşırız. Cepleşiriz. Fakslaşırız. ________________
Morcivert oldu. _______________
Kuul(cool) adam. *Soğukkanlı, ağırbaşlı adam.
Size nasıl yardımcı olabilirim? *Yardım edebilir miyim?
Bi drink aliim(alayım). *Bir şey içeyim.
Mersi. Çok mersi. Mersi canım. *Teşekkür ederim.
Teşekkür. Çok teşekkür. *Teşekkür ederim. Çok teşekkür ederim.
Çok kafa çocuk! *Çok iyi anlaşabileceğim biri.
Hasta bi şey! _______________
Hasta ettin beni yaa! _______________
Bu iş ya olacak ya olacak! *Bu iş mutlaka olacak.
Vaaav! Voov! (Wow!) _______________
Yihuuu! - Heey! *Yaşasın!
Sen & Ben *Sen ve ben
(alinti)
***************************************
Sarıvadi
03-12-2005, 16:35
Sayın Palet, çok güldüm okurken :D
Aslında güleriz ağlanacak halimize
ne yazık ki farklı olmak adına hiç bir şey ifade etmeyen bir tarz benimsemek insanı ne kadar gülünç duruma düşürüyor.
Sayın Palet, çok güldüm okurken :D
Aslında güleriz ağlanacak halimize
ne yazık ki farklı olmak adına hiç bir şey ifade etmeyen bir tarz benimsemek insanı ne kadar gülünç duruma düşürüyor.
bu tarzı benimsemenin asıl sebebi farklı olmaya çalışmak değil, farklı olmaktan korkmaktır...
arkadaşlarından farklı konuşunca dışlanacağından korkan gençler; arkadaşlarından duyduğu abuk sabuk kelimeleri papağan gibi tekrarlamaya başlıyor ve zincir halinde devam ediyor bu yozlaşma...
gençler çok fazla korkuyor ve bunun nedeni; yetişkinlerin onları farklı olmaktan caydırması, bundan korkmaları gerektiğini beyinlerine kazımalarıdır.
Sarıvadi
04-12-2005, 16:16
bu tarzı benimsemenin asıl sebebi farklı olmaya çalışmak değil, farklı olmaktan korkmaktır...
arkadaşlarından farklı konuşunca dışlanacağından korkan gençler; arkadaşlarından duyduğu abuk sabuk kelimeleri papağan gibi tekrarlamaya başlıyor ve zincir halinde devam ediyor bu yozlaşma...
gençler çok fazla korkuyor ve bunun nedeni; yetişkinlerin onları farklı olmaktan caydırması, bundan korkmaları gerektiğini beyinlerine kazımalarıdır.
Farklı bir bakış açısı getirmişsiniz sayın Tatar, teşekkürler.
Özgüvenin eksik olmasından kaynaklanıyor.
Oysa böbürlenmesi gereken doğruyu yapabilendir.
Ben de TV'lerdeki bu Advertorial denen saçmalığa takmış durumdayım.Yakında bu ülkede İngilizcenin arasına birkaç Türkçe kelime serpiştirilerek konuşulacak herhalde... Hele ki, üniversiteki bazı öğretim üyelerinin, kurdukları her cümlede bir yabancı kelime kullandıklarını görmek hiç hoş değil, üzücü bir durum... Bu aşağılık kompleksinden ne zaman kurtulabileceğiz acaba..? Özellikle turistik beldelerde, tarzan ingilizcesi ile konuşabilmek için bi taraflarını yırtıp, her türlü maymunluğu yapan insanlar, kendi yurttaşını gördüğünde daha bir soğuk, mesafeli bir tavır sergilerler.Bir de yabancı turistlerin arkasından Türkçe sövmeleri yok mu!!!Haa tabii ki yurtdışında yaşayan gurbetçilerimiz de ayrı bir konu... Kendileri orada 2. sınıf muamelesi gördüklerini söyleyip, buraya tatillerini geçirmeye geldiklerinde, neden hala O 2. sınıf görüldükleri ülkenin dilini konuşmakta ısrar ederler, neden bir yabancı gibi görünmeye çalışırlar..? Fransa'da, İngilizce bilse de seni belli başlı kelimeleri öğrenmeye zorlayan insanlar kadar neden olamıyoruz..? Ya bu tabela rezilliğine ne demeli.!! Belediyeler ne iş yapar, sadece yol mu..? Offff şiştim bak...:mad: :mad:
Sarıvadi
06-12-2005, 10:44
Ben de TV'lerdeki bu Advertorial denen saçmalığa takmış durumdayım.Yakında bu ülkede İngilizcenin arasına birkaç Türkçe kelime serpiştirilerek konuşulacak herhalde... Hele ki, üniversiteki bazı öğretim üyelerinin, kurdukları her cümlede bir yabancı kelime kullandıklarını görmek hiç hoş değil, üzücü bir durum... Bu aşağılık kompleksinden ne zaman kurtulabileceğiz acaba..? Özellikle turistik beldelerde, tarzan ingilizcesi ile konuşabilmek için bi taraflarını yırtıp, her türlü maymunluğu yapan insanlar, kendi yurttaşını gördüğünde daha bir soğuk, mesafeli bir tavır sergilerler.Bir de yabancı turistlerin arkasından Türkçe sövmeleri yok mu!!!Haa tabii ki yurtdışında yaşayan gurbetçilerimiz de ayrı bir konu... Kendileri orada 2. sınıf muamelesi gördüklerini söyleyip, buraya tatillerini geçirmeye geldiklerinde, neden hala O 2. sınıf görüldükleri ülkenin dilini konuşmakta ısrar ederler, neden bir yabancı gibi görünmeye çalışırlar..? Fransa'da, İngilizce bilse de seni belli başlı kelimeleri öğrenmeye zorlayan insanlar kadar neden olamıyoruz..? Ya bu tabela rezilliğine ne demeli.!! Belediyeler ne iş yapar, sadece yol mu..? Offff şiştim bak...:mad: :mad:
Sayın Azrail, durumu özetlemişsiniz. ne sıkıntı verici ve üzücü değil mi?
Aslında sorun kabaca 2 başlık;
*Özenti içerisinde olmak
*Farklı görünme isteği
Aslında her ikisi de bir tek temel sorundan kaynaklanıyor:
Özgüven eksikliği
Kendine, konuştuklarına ve yaptıklarına güvenen bir kişi/ler böyle bir gereksinim duymaz.
Esas sizin de saptadığınız gibi henüz o dili doğru dürüst bilmeden konuşmalarının (veya yazma)larının arasına yabancı sözcükler eklemek gülünç olmakla birlikte üzücüdür.. Hani "buyur konuşalım" desen muhtemelen kem küm edecektir.
Evet özgüven eksiklği... En büyük handikaplarımızdan ne yazık ki... Bireysel gelişimimiz avrupalılar ile kıyaslandığında büyük bir farklılık göstermekte kanımca.Bizler birşey yapmaya kalktığımızda hep birileriyle, arkadaş eş dostla, sürü psikolojiyle hareket etme isteği duymaktayız.Ekmek almaya giderken dahi yanımızda biri olsun isteriz...Fakat avrupalılara baktığımızda, tek başlarına bir işi yapmakta daha kararlı daha başarılı oluyorlar.Bu yetişme tarzı ile de ilgili bir durum...Basit bir örnek vermek gerekirse, yabancı bir anne-baba sokakta yürüyor ve arkalarında da 4-5 yaşlarındaki çocukları... Sonra, çocuk düşüyor ve hafiften suratı buruşmaya başlıyor, ebeveyn dönüp bakıyor, önemli birşey olmadığını gördükten sonra, çocuğuna yerden kalkmasını, birşey olmadığını söylüyor ve çocuk kalkıp ebeveynin arkasından tek başına yürümeye devam ediyor... Bu senaryonun bize uyarlanmış halini sanırım anlatmaya gerek yok...:) Anne koşarak çocuğunu kucaklamış, önüne baksana, birşey oldumu, canım yavrum geçti geçti...al dövdüm ben o kaldırımı...:confused: :confused: Yabancıların bu çocuk yetiştirme şekline imreniyorum doğrusu.. bebeklikten itibaren çocuğuna özgüven pompalıyorlar resmen.Sonra da, 17-18 gelince evden uçup giderek hayata atılıyorlar, arada sırada da onlarla görüşüyorlar. Bizim gibi aile bağları sıkı sıkıya bağlı bir toplum için oldukça ters bir durum.Fakat bunun ortasını neden bulamayalım..? Bence, bu kadar abartılı canım-cicimli, el bebek gül bebek bireyler yetiştirmemeliyiz.
Ben de TV'lerdeki bu Advertorial denen saçmalığa takmış durumdayım.Yakında bu ülkede İngilizcenin arasına birkaç Türkçe kelime serpiştirilerek konuşulacak herhalde... Hele ki, üniversiteki bazı öğretim üyelerinin, kurdukları her cümlede bir yabancı kelime kullandıklarını görmek hiç hoş değil, üzücü bir durum... Bu aşağılık kompleksinden ne zaman kurtulabileceğiz acaba..? Özellikle turistik beldelerde, tarzan ingilizcesi ile konuşabilmek için bi taraflarını yırtıp, her türlü maymunluğu yapan insanlar, kendi yurttaşını gördüğünde daha bir soğuk, mesafeli bir tavır sergilerler.Bir de yabancı turistlerin arkasından Türkçe sövmeleri yok mu!!!Haa tabii ki yurtdışında yaşayan gurbetçilerimiz de ayrı bir konu... Kendileri orada 2. sınıf muamelesi gördüklerini söyleyip, buraya tatillerini geçirmeye geldiklerinde, neden hala O 2. sınıf görüldükleri ülkenin dilini konuşmakta ısrar ederler, neden bir yabancı gibi görünmeye çalışırlar..? Fransa'da, İngilizce bilse de seni belli başlı kelimeleri öğrenmeye zorlayan insanlar kadar neden olamıyoruz..? Ya bu tabela rezilliğine ne demeli.!! Belediyeler ne iş yapar, sadece yol mu..? Offff şiştim bak...:mad: :mad:
*Advertorial* kelimesi bu ara benimde dikkatimi çekiyor.Çok küçük bir istasyondan yayin yapan yerel kanallar bile kullaniyor:) sanki dünyaya yayin yapiyorlar.Türkçe yazipta altina ingilizcesini yazsalar belki affedilir ama sadece ingilizce yazmak nasil bir zihniyettir anlamis degilim.Geçenlerde bir kanala kus gribi hakkinda bilgi vermesi için veterinerlik fakültesinden bir doç.dr.davet edilmis,
beyefendi dogma büyüme Türkiyeli,ama ingilizce bilmeyen birinin kus gribine dair en ufak birsey anladigini sanmam.Beyefendinin kurdugu cümlelerin ,öznesi türkçe,yüklemi ingilizce..(?)
Öyle bir hal aldiki bu durum,utanmasalar cümle aralarina yabanci kelime sıkistirmadan öz türkçe konusanlari geri kalmislikla suçlayacaklar..
Bu kadar güzel,zengin bir dile sahipken;kendi dilinden utanan bir zihniyetle,bize ait topraklarda yabanci ülkelerin sömürgesindeymisiz gibi bir izlenim veriyoruz.
MaviKalp
06-12-2005, 13:25
.
Valla ben anlamını bilmiyorum bile.. Gördüm gibi, güldüm geçtim..
Bende bu konuda çok hassas hatta hasta gözüyle bakılanlardanım hala cenenetürk cenebecee(bunun okunması tam komedi sienbisi-e yarısı gavurca yarısı türkçe taş olcaz hepimiz yaa :) bakmayın güldüğüme sinirden) netevemesenebece.kom ben böyle söylüyorum yazıyorum bazısı ingilizce bilmediğimi sanıyor diyenlerin çoğuda benden iyi bilse! Hem bilmesem ne olacak ki..! Geçen arkadaş dedem de öyle okuyor şöyle diyor dedi bir arkadaşa 'cenene" bilmiyorum dedemizin mi kültürü daha saf, daha pak, tertemiz kalmış yoksa bizimki mi???
Saygılarımla...
.
Sarıvadi
06-12-2005, 13:59
eğitici-öğretici tanıtım = advertorial
Daha önemli olan nasıl yavaş yavaş kullanıma sokuyorlar değil mi?
İşte bir sözcük dilimize böyle sokulmaya çalışılıyor.
Her dil zamanla degisim gösterir, ama degerini yitirmesine,baskalasmasina izin verilmemelidir.Bazi konular vardir birey olarak yapabilecegimiz seyler kisitli kalir,ama bu konu öyle degil.Her birey önce kendini sonra ailesi ve çevresini bu konuda duyarli olmaya tesvik ederse birseyler degisebilir.Düsünün,sizi kullandiginiz her "bye bye" kelimesi için uyaran biri olsa ona "hosçakal" demeye gayret göstermez misiniz? Belki bu çok basit bir örnek ama bir yerlerden baslamak gerek.Sahip oldugumuz hersey sanki bir kullanimlik mis,sadece bize aitmis gibi davraniyoruz.Böyle devam ederse gelecege miras birakacagimiz Türkçeyi hayal edemiyorum ve gelecek nesillerinde Türkçeyi ögrenmeye haklari oldugunu düsünüyorum.
Sarıvadi
06-12-2005, 16:08
Her dil zamanla degisim gösterir, ama degerini yitirmesine,baskalasmasina izin verilmemelidir.Bazi konular vardir birey olarak yapabilecegimiz seyler kisitli kalir,ama bu konu öyle degil.Her birey önce kendini sonra ailesi ve çevresini bu konuda duyarli olmaya tesvik ederse birseyler degisebilir.Düsünün,sizi kullandiginiz her "bye bye" kelimesi için uyaran biri olsa ona "hosçakal" demeye gayret göstermez misiniz? Belki bu çok basit bir örnek ama bir yerlerden baslamak gerek.Sahip oldugumuz hersey sanki bir kullanimlik mis,sadece bize aitmis gibi davraniyoruz.Böyle devam ederse gelecege miras birakacagimiz Türkçeyi hayal edemiyorum ve gelecek nesillerinde Türkçeyi ögrenmeye haklari oldugunu düsünüyorum.
Kesinlikle katılıyorum Sayın Palet.
Üzerimize düşen, yapabileceğimiz pek fazla şey var.
Çok güzel paylaşımların olduğu hisse.net'de yazılarımızda TÜRKÇE kullanmak için azami çabayı göstermek bile bize bir yol katettirecektir.
Türkçe takma ad seçme konusunda açtığım bir başlık da vardı ancak teknik sorunlarımızdan dolayı mevcut üyelerin takma adlarını Türkçe'ye çevrilmesi zor oldu. Hiç olmazsa yeni üyelerin Türkçe isimler seçmesi sevindirici olacaktır.
Kesinlikle katılıyorum Sayın Palet.
Üzerimize düşen, yapabileceğimiz pek fazla şey var.
Çok güzel paylaşımların olduğu hisse.net'de yazılarımızda TÜRKÇE kullanmak için azami çabayı göstermek bile bize bir yol katettirecektir.
Türkçe takma ad seçme konusunda açtığım bir başlık da vardı ancak teknik sorunlarımızdan dolayı mevcut üyelerin takma adlarını Türkçe'ye çevrilmesi zor oldu. Hiç olmazsa yeni üyelerin Türkçe isimler seçmesi sevindirici olacaktır.
Bence de Türkçe takma isimler bir baslangic olabilir.Ayrica,itibar puani mesajlarinda dikkatimi çeken,
*güzel konsept (kavram),
*mersi (tesekkür ederim),
*wonderfull (harika)" gibi yabanci ifadeleri kullanmamak da yerinde bir davranis olur...
ilke_ibrahim
06-12-2005, 17:20
işe önce dilimizi öğrenerek başlasak daha isabetli olmaz mı?
işe önce dilimizi öğrenerek başlasak daha isabetli olmaz mı?
Sorun dilimizi bilmemek degil bence.Sonuçta herkes dogusundan itibaren iyi yada kötü dilimizi ögreniyor.Benim kabullenemedigim konu,bilinçli olarak özenti ve dikkat çekme adina Türkçenin katledilmesi...Keske tüm bunlar sadece dili bilmeyenler tarafindan yapilsaydi.O zaman çözümü daha kolay olurdu.Malesef bazen televizyon kanallarimiz,egitimcilerimiz hatta devlet büyüklerimizin de içinde yer aldigi aydin kesim dilimizi çok iyi bildigi halde modaya uymak için Türkçenin bozulmasini umursamiyorlar.
Sarıvadi
07-12-2005, 13:22
TREND sözcüğü özellikle borsa yatırımcıları tarafından sıkça kullanılıyor.
TDK'nın sözlüğünde Türkçe karşılığının "EĞİLİM" olduğunu gördüm.
Cümle içinde;
Borsa yükseliş eğiliminde, 3. yükseliş eğilimi başladı, düşüş eğiliminin sonlanması ile yeni bir çıkış başlayabilir.
Bilindik bir sözcük, söylenişi hoş ve anlam bütünlüğüne olumsuz bir etkisi yok.
Ne dersiniz?
chuckydoll
07-12-2005, 13:27
merak ettim simdi "palet" Turkce mi?
bı de bilen varsa " avatar"ın Turkcesını sorcam???
game_theorist
07-12-2005, 14:41
avatar köken olarak sanki türkçe gibi, Altarın oğlu avatar,
ingilizler nereden uydurdu bunu acep
merak ettim simdi "palet" Turkce mi?
bı de bilen varsa " avatar"ın Turkcesını sorcam???
Palet,Türkçe bir kelimedir.
Büyük sesli uyumu kuralina uymuyor olmasi sizi yaniltmasin.Palet,gazete,lira,limonata ve makine gibi yabanci kökenli Türkçe kelimeler genellikle büyük ünlü uyumu kuralina uymazlar.
MehmetEmin
09-12-2005, 23:56
Bu yazı, Sayın Tent tarafından;
türkçe ile ilgili başlık var mıydı, bakmadan yolluyorum. kusura bakmayın.:)
denilerek "Hayatın İçinden" konu başlığına koyulmuştur. Hoşgörüsüne sığınarak ve de yansı halinde hazırlanan bu çalışmayı metin haline getirerek buraya taşıyorum.
OKURYAZAR MISINIZ?
Ne kadar anlamsız bir soru! Şu anda "okumaktasınız" zaten.
Öyle mi?
Bence değil. Böyle bir soruyu hiç düşünmeden yanıtlamanız söz konusu bile edilemez artık. Nasıl Osmanlıca okuyup yazmak için Arapça - Farsça bilmek gerekiyordu, bugün de okuryazar olmak için biraz Fransızca, az Almanca, bir gıdım İtalyanca, çok İngilizce bilmek zorundasınız. Siz Türkiye'de okuryazar olmayı kolay mı sanıyorsunuz?
Sözgelimi, her an, her yerde duyduğunuz sözcüklerin nasıl yazılacağını biliyor musunuz? "Fiks kart" sözcüklerini nasıl yazarsınız? "Fiks kart" diye mi, "fix kart" diye mi, "fiks cart" diye mi, "fix card" diye mi?
"Şlovskjjs"i, hiçbir yere bakmadan yazabilir misiniz? Hatta size "o" harfi dışında 9 sessizden oluştuğu kopyasını versem bile.
AAdam, "Turkcell - Telsim" sözcüklerinin üstüne, dükkânının adını yazmış: "Güncell İletişim"... İlk sözcüğü nasıl okursunuz?
Şu kartın adını, "hattı muhabbet" diye yazıp "hatt-ı muhabbet" gibi söylüyorlar. Bu söyleyişle, Farsça kurallara göre yapilmiş bir ad tamlaması kurduklarını ve "hatt-ı müdafaa"nın "savunma çizgisi" anlamına gelmesi gibi, "hatt-ı muhabbet"in de "sevgi çizgisi" anlamına geleceğini biliyorlar mı?
Siz biliyor musunuz?
Şimdi daha zor bir soru: "Türk" nasıl yazılır? "TURKCELL"deki ya da "DIGITURK"teki gibi mi, "CNN TÜRK”deki gibi mi? Yoksa "Turc" ya da "Törk” diye mi?
Köylü genç kızın elindeki "poşet" (Yoksa "pochet" mi?) dedikleri naylon torbanın üstünde "Nursace" yazıyor; mağazanın adı! Bu sözcük hangi dilden?
Annesinin elindeki torbanın üstünde de "Magic Staff" yazıyor. Torbanın içinde ne var?
"Fine line"yi "fayn layn" diye okudunuz diyelim, "LineAK"ı nasıl okursunuz?
Peki, "Canderel Spoonful"da, ikinci sözcüğü sormuyorum; ama ilk sözcük nasıl okunacak? "Canderel" diye mi, "kendrıl" diye mi?
Annesinin elindeki torbanın üstünde de "Magic Staff" yazıyor. Torbanın içinde ne var?
"Fine line"yi "fayn layn" diye okudunuz diyelim, "LineAK"ı nasıl okursunuz?
Peki, "Canderel Spoonful"da, ikinci sözcüğü sormuyorum; ama ilk sözcük nasıl okunacak? "Canderel" diye mi, "kendrıl" diye mi?
"UPS'leyin"i nasıl okudunuz? "CNR", "CNN", "MSNBC"... Nasıl okuyorsunuz bunları? "D&R", sözgelimi, nasıl okudunuz? Neden öyle okudunuz? Mutfak & banyo, Baklava & börek, ana & oğul arasına giren o "&" nedir? "MN & DM" nasıl okunacak peki?
"Telsim'de vardır." dedikleri "EFR", "Enhanced, Full ve Rate" sözcüklerinin kısaltmasıymış. Telsim şaşırmadıysa bunu nasıl oluyor da "e - fe - re" diye okutuyor? Böylesine basitleşmeyi "içinize sindiremeyip" bunu da "i - ef - ar" diye okumayacak mısınız?
TV kısaltmasını "ti - vi" diye okumayı nereden öğrendiniz? IMF'yi "ay - em - ef", GSM'yi "ci - es - em" diye okuduğunuza güvenip "F tipi cezaevi"ni de "ef tipi" diye okutmaya çalışıyorlar size. Buna da uyacak mısınız? Böyle okursanız "F tipi" cezaevleri sevimli mi görünecek?
Tavşanlı otobüsünün üstünde yazan AQUASUN nasıl okunur? "Sakarya VİP"teki "VİP", "çok önemli insan" (Ne demekse? Kim, kimden, niçin daha önemli oluyor?) sözcüklerinin İngilizcesinin (Very Important People) kısaltmasıymış ve size bunu "vi - ay - pi" diye okuttular, okudunuz. "Mersin VİF"teki "VİF” neyin kısaltması ve bunu nasıl okuyacaksınız?
Bir özel dersanenin ilanından, verdikleri kursları okuyorsunuz: "İngilizce / Muhasebe / Bilgisayar / Autocad". Son sözcüğü "otoket" diye mi okudunuz?
Nasıl bu kadar çabuk geçebildiniz Türkçeden İngilizceye?
Aynı beceriyi "special dürüm" için de göstermeniz gerek, "ekmek shop" ve "light köfte" için de... Belki de siz bu kadar becerikli olduğunuz için takıldı " "dürüm"ümüzün, "ekmek"imizin başına, sonuna o sözcükler. Keşke bu kadar becerikli, bu kadar yetenekli olmasaydınız. Belki o zaman "big bilgi", "big para" demeye kadar vardırmayacaklardı işi. Aynı sözcüğün bir yarısını Türkçe, öbür yarısını İngilizce yaptıklarında da sizin bu uyum sağlama, olağan karşılama yeteneğinize güveniyorlar. Başka neye güvenecekler? "Anagold" hangi dilden bir sözcüktür? "Emlakbox" nece?
"YeMc" diye bir tabela gördüğünüzde bunu nasıl oluyor da "yemek" diye okuyabiliyorsunuz? Adam, vitrinine "İn dream" diye yazdırmış. Nasıl anladınız bunun "indirim" demek olduğunu? Tabelasına "her & shey" diye yazdıran kişiye gidip dükkânın adının hangi dilden bir sözcük olduğunu ve ne anlama geldiğini sordunuz mu? Pastanesine "Whisne" adını veren adam "vişne"ye çok mu düşkünmüş?
Dans etmeyi sever misiniz?
İthal ürün kullanmayı bırakalı çok oldu. Protesto ediyorum çünklü benim için farkediyor. Son zamanlarda yabancı isimli yerlerden de almamaya başladım. Siz de protesto edin, hatta vitrine yazdıkları 'in dream' kelimesini neden Türkçe yazmadıklarını sorun.
Biz Türkçe konuşmaya önce bu forumda başlayalım olur mu? ii, saol, alyo, satyo, soledim, bakcez size bu forumdan örnekler. Lütfen gördüklerinizi uyarın.
AngelHeart
10-12-2005, 10:53
İthal ürün kullanmayı bırakalı çok oldu. Protesto ediyorum çünklü benim için farkediyor. Son zamanlarda yabancı isimli yerlerden de almamaya başladım. Siz de protesto edin, hatta vitrine yazdıkları 'in dream' kelimesini neden Türkçe yazmadıklarını sorun.
Biz Türkçe konuşmaya önce bu forumda başlayalım olur mu? ii, saol, alyo, satyo, soledim, bakcez size bu forumdan örnekler. Lütfen gördüklerinizi uyarın.
katılıyorum...
birçok insan türkçe yi bozarak konuşmayı bir farklılık, sıradışı birşey yaptığını zannederek kullanıyor...bazen tek tük sözcükte hepimiz gibi ben de yapıyorum ama bu iş artık çığırından çıktı.
birçok insanı 'hoşçakal' ın 'bye bye' dan daha özgün durduğu konusunda ikna ettim...keza...ok yerine tamam...
ilk başlarda bir meczup muamelesi görsem de artık türkçe konusunda özen göstermenin bir 'trend:D ' olmaya başladığını sevinerek görüyorum...
daha da ötesi dilimizi korumak bu 'yeni dünya düzenine' karşı bir isyandır başkaldırıdır, meydan okumaktır!
gerçeğin ayrıntı da gizli olması gibi, belki de asıl vatanseverlik bu tür ayrıntılarda gizlidir...
...
Karamanoglu Mehmet Bey'i ariyorum
Göreniniz, bileniniz, duyaniniz var mi?
Bir ferman yayinlamisti;
"Bu günden sonra divanda, dergahta, bargahta, mecliste, meydanda
Türkçe'den baska bir dil konusulmaya" diye
Hatirlayaniniz var mi?
Dolanin yurdun dört bir yanini
Çarsiyi, pazari, köyü,sehri.
Fermana uyaniniz var mi?
Nutkum tutuldu, sasirdim merak ettim.
Dolandiginiz yerlerdeki Türkçe olmayan isimlere;
Gördüklerine, duyduklarina inananiniz var mi?
Tanitimin demo, sunucunun spiker,
Gösteri adaminin showman, radyo sunucusunun disjokey,
Hanim aganin, first lady olduguna sasiraniniz var mi?
Dükkanin store, bakkalin market, torbanin poşet,
Magazanin süper, hiper, gross market,
Ucuzlugun damping olduguna kananiniz var mi?
Ilan tahtasinin bilboard, sayi tabelasinin skorboard,
Bilgi afisinin brifing, bildirgenin deklarasyon,
Merakin, ugrasin hobby olduguna güleniniz var mi?
Birakin eli, özün bile seyrak ugradigi
Beldelerin girisinde welcome
Çikisinda good bye okuyaniniz var mi?
Korumanin, muhafizin body guard,
Sanat ve meslek pirlerinin duayen,
Itibarin, sayginligin prestij oldugunu bileniniz var mi?
Sekinin, alanin platform, merkezin center,
Büyügün mega, küçügün mikro, sonun final,
Özlemin, hasretin nostalji oldugunu ögreneniniz var mi?
Ishanimizi plaza, bedestenimizi galeria,
Sergi yerlerimizi center room, show room,
Büyük sehirlerimizi mega kent diye gezeniniz var mi?
Yol üstü lokantamizin fast food,
Yemek çesitlerimizin mönü
Hesabini adisyon diye isteyeniniz var mi?
Iki katli evinizi dubleks, üç katli komsu evini tripleks
Kösklerimizi villa, eşigimizi antre,
Bahçe çiçeklerini flora diye koklayaniniz var mi?
Sevimlinin sempatik, sevimsizin antipatik,
Vurguncunun spekülatör, eskiyanin mafya,
Destege, bilemedigimiz koltuk çikmaya, sponsorluk diyeniniz var mi?
Mesireyi, kir gezisini piknik,
Bilgisayari computer, hava yastigini air bag,
Eh peh olasicilar, oluru, pekalayi, okey diye konuşaniniz var mi?
Çarpici, önemli haberler, flash haber,
Yasa, varol sevinçleri, oley oley,
Yildizlari star diye seyredeniniz var mi?
Virvirik daginin tepesindeki köyde,
Cafe show levhasinin altinda,
Acinin da acisi kahve içeniniz var mi?
Topragimizi, bayragimizi, inancimizi çaldirmayalim derken,
Dilimizin çalindigini, talan edildigini,
Özün el diline özendigine içi yananiniz var mi?
Masallarimizi tekerlemelerimizi, ata sözlerimizi unuttuk;
Sarkilarimizi, türkülerimizi, ninnilerimizi kaybettik;
Türkçe'miz elden gidiyor, dizini döveniniz var mı?
Karamanoglu Mehmet Bey'i ariyorum
Göreniniz, bileniniz, duyaniniz var mi?
Bir ferman yayinlamisti;
Hayal meyal hatirlayip da,
Sahip çikaniniz var mi?
Alindigi yer: http://www.gencnet.org
********************************
:düsün: :confused: :(
Sarıvadi
10-12-2005, 21:49
İthal ürün kullanmayı bırakalı çok oldu. Protesto ediyorum çünklü benim için farkediyor. Son zamanlarda yabancı isimli yerlerden de almamaya başladım. Siz de protesto edin, hatta vitrine yazdıkları 'in dream' kelimesini neden Türkçe yazmadıklarını sorun.
Biz Türkçe konuşmaya önce bu forumda başlayalım olur mu? ii, saol, alyo, satyo, soledim, bakcez size bu forumdan örnekler. Lütfen gördüklerinizi uyarın.
Kısa metin içindeki bir çok anlamlı mesaj için teşekkürler.
Sarıvadi
13-12-2005, 21:07
Kültürleri birleştiren / ayıran en önemli unsur hangisidir?
a)Din
b)Bayrak
c)Coğrafya
Dilimiz,geleneklerimiz,mimarimiz,müzigimiz,edebiya timiz,yemeklerimiz ve benimsenidigimiz,
sahiplendigimiz tüm adetlerimiz, bize ait kültürü olusturan unsurlardir.Ülkemizde,ayni dine sahip olup,
ayni bayragin altinda yasayan, Karadeniz ve Ege gibi iki ayri bölgeyi düsündügümde yukarida saydigim,
kültürü olusturan unsurlarin tümünde farkliliklar gözleniyor olusu cografi özelliklerin farkliligindandir.
Tabi ki din ve bayrak unsurlarini gözardi etmek mümkün degil.Ayni dine sahip insanlar dünyanin
neresinde yasarlarsa yasasinlar mutlaka kültürlerinde ortak noktalara rastlanir.Fakat bence cografi özellikler,
kültür olusumunda ötekilerine nazaran daha etkili bir rol oynuyor.
Suan için benim düsüncelerim bunlar,fakat göreceli bir konu sayilir,farkli açilardan ele alindiginda farkli
sonuçlar ortaya çikabilir.Bu nedenle degisik görüsleride keyifle takip edecegim.
Sarıvadi
14-12-2005, 20:27
Bir hile yapıp doğru seçeneği yazmadım :)
d şıkkı DİL
Evet kültürleri birleştiren / ayrıştıran en önemli unsur dil birliği /farklılığıymış.
Gerçekten de coğrafya benim de ilk yaklaşımım olmuştu. Ancak örneklerle konu daha iyi anlaşılıyor.
Suriye veya Yunanistan ile aynı coğrafyadayız:gulen:
Araplar ya da Endonezya ile aynı dine sahibiz:gulen:
Kültürümüze en çok benzeyen dilimizin en çok benzedikleri, örneğin Kuzey Kıbrıs.
Uzun yıllar Sovyet kültürünün etkisinde kalmasına rağmen Azerbaycan
Dünyadan örnekler;
ABD-İngiltere
İspanya-Meksika
Almanya-Avusturya
Dilleri aynı olan uluslar-topluluklar hep dayanışma içerisinde olmuşlar. Bu dayanışmayı bu kadar iyi ne din birlikteliği, ne de coğrafya birlikteliği sağlayabilmiş.
İşte dilimizde birlik olmamızın en önemli nedeni.
Bana da birseyler eksik gibi gelmisti ama,bu küçük hileyi :) hesap edemedigim için, elimdeki seçenekleri degerlendirdim.
Su durumda dilimize sahip çikmakla,olusumu asirlar sürmüs kültürümüze de sahip çikmis olacagiz.
Sarıvadi
15-12-2005, 09:17
Bana da birseyler eksik gibi gelmisti ama,bu küçük hileyi :) hesap edemedigim için, elimdeki seçenekleri degerlendirdim.
Su durumda dilimize sahip çikmakla,olusumu asirlar sürmüs kültürümüze de sahip çikmis olacagiz.
Aslında seçeneklerin hepsinin mutlaka önemli katkısı var. Ancak dil en önde geleniymiş.Yani olmazsa olmazı...
Zaten kişiler veya topluluklar arası iletişimin güçlü olabilmesi için aynı dili konuşuyor olmaları gerekmiyor mu? Bu nedenle de bir ulusu veya basitçe birlik beraberliği yıkmak için önce dilinin yozlaştırılması yapılan stratejik oyunların en bilinen ve önde gelenidir.
Kültürün, gelenek ve göreneklerin korunmasının gericilik veya tutuculuktan ayırt edilmesi gerekir. Çünkü bizi birbirimize bağlayan ve güçlü olmamızı sağlayan önemli yapıtaşlarındandır.
Batıya ayak uydurmak, örnek almakdan kasıt; kültür, gelenek ve görenek, dil vb taklidi değildir. Bu oyuna gelinmemesi gerekir. Şüphesiz daha iyi olanı örnek alacağız. Ancak bu konular bellidir. Maalesef şu sıralar örnek aldığımız, taklit etmeye çalıştığımız konular bizim özünde çok daha iyi olduğumuz, aslında onların da bize imrendiği konulardır. Yani, kültürümüz.
AngelHeart
15-12-2005, 09:20
ilginç....ve doğru...
coğrafya değişebilir...ki değişmiştir...
bayrak değişebilir.... ki değişmiştir...
türk dili hep varolmuştur....bizi millet yapan unsur da budur...
yine de din unsuru da önemsiyorum ben....örneğin birçok türk kavmi farklı dinlerde olduğundan türk kimliğini kaybetmişlerdir...örneğin bulgarlar, ilk aklıma gelen...gagavuz türkleri bu konuda ayrı bir yerde duruyor ama...hristiyan olmalarına rağmen, türktürler...belki de bizden daha çok:)
binaenaleyh:)
altı üstü yok bunun
dinimi dilimi bayrağımı coğrafyamı seviyorum....
Sarıvadi
15-12-2005, 09:34
Evet, hepsi birbirinden ayrılmaz özellikler.
Dinde birliğin de ne kadar önemli olduğu tarihte bir çok kez kanıtlanmıştır.
Haçlı Ordusu, Gelibolu dayanışması vb.
Buna karşılık İran - İrak savaşları veya Bizim Araplarla ilişkilerimiz dinde birliğin çok önemli olmakla beraber dil birliği kadar bağlayıcı olamayabildiğini gösteriyor.
Sarıvadi
15-12-2005, 11:59
"Bir Türkce kelime 17 İngiliz kelimesine bedeldir."
Türkçesi :
Afyonkarahisarlilastirmadiklarimizdanmisiniz ?
İngilizcesi :
Aren't you one of those people whom we tried -unsuccessfully - to make resemble the citizens of Afyonkarahisar?
Sarıvadi
18-12-2005, 21:55
Bir başka dile özenti, ya da yozlaşmış Türkçe kullanımı önüne geçmek için ne yapılabilir?
Bu forum ne yapabilir?
-Başlığın Türkçe olması zorunluluğu getirilebilir. Biliyorum bu çok gülünç ama bugün, bu forumda İngilizce başlık açılacak kadar ileri gidildiğini gördüm.
-"dio, walla, bişi deil, deer mi hiç" tarzındaki sözcükleri kullanmayı alışkanlık haline getirenlerin moderasyona alınmasını öneriyorum.
Bu tarzda olan kişiler bilinçli ya da bilinçsiz dilimize, dolayısıyla birlik beraberliğimize zarar verebilmektedirler.Şu an geçerli olan forum kurallarına göre sakıncalı kabul edilen davranışlardan daha da sakıncalı sonuçlar doğurabilecektir.
Böylelikle hem Türkçe kullanımına sahip çıkılmış olunacak, mümkün oldukça doğru Türkçe kullanımına teşvik edilecektir. En önemlisi sıkça eleştirdiğimiz Türkçe'nin yozlaştırılmasına, alet olunmayacaktır.
Umarım forum yönetimi dikkate alır ve değerlendirir.
Sarıvadi
19-12-2005, 09:56
Bugüne kadar izlemekten ve naçizane fikirlerimi yazmaktan mutluluk duyduğum foruma, bugünden itibaren yazmayı bıraktığımı üzülerek bildirmek istiyorum.
Forum için değerli yazılarımın olduğunu veya forumu yazılarımdan mahrum bıraktığımı da düşünmüyorum.
Türkçe'mize gerektiği ve hakettiği duyarlılığın elden geldiğince gösterilebilmesi çabalarıma sonuç alamayışım ve yozlaşmanın giderek arttığı konusundaki kişisel fikirlerim bu kararı almama neden olmuştur.
Kuşkusuz bu bir ekonomi forumudur. Ancak ben her ne paylaşılıyorsa bunun özenle kullanılan bir dille yapılması kanısındayım. Bu kadar populer bir forumda kullanılan dilin de bir çok kişiye örnek olabileceğini, katkıda bulunabileceğini düşünüyordum.
Bugune kadar verdiği fırsatlardan ötürü sevgili hisse.net'e, değerli yazarlara, içten duygularını paylaşmaktan çekinmeyen tüm dostlara teşekkürlerimi sunarım. Son yazımı aşağıdaki alıntı ile bitirmek istiyorum.
"sürç-ü lisan ettiysem affola"
Saygılarımla,
DİLİNİZDEN UTANMAYIN!
Türkçe’de son yıllarda yaşanan kirlenme ve yanlış kullanım ciddi boyutlara ulaştı. Bu durum, hem Türkçe’de karşılığı olduğu halde yabancı sözcüklerin kullanımı hem de Türkçe ifadede anlam yanlışlığını ve sözcüklerin yanlış kullanımı ile karşımıza çıkıyor.
Bir toplumun en önemli kültürel mirası olan dilin bu kadar kirlenmesi de doğal olarak o kültüre zarar veriyor.
"Dilinizden Utanmayın!" kampanyasına destek veren kurum ve kişilerin giderek artacağını, kampanyanın hedefine ulaşacağını, çok yakında herkesin dilinden utanmadan doğru Türkçe ve sadece Türkçe kullanacağını umut ediyoruz.
Bence hata yapıyorsunuz...Dilinizi çıkartmaya devam edin lütfen...:)
AngelHeart
19-12-2005, 12:29
sarıvadi, dostum...
ne yapıyorsun yahu?
AngelHeart
19-12-2005, 12:39
sarıvadi, dinle... bir hikaye anlatacağım sana.
hz İbrahim kabedeki putları baltayla parçalayıp, Allah tan başka ilah yoktur deyince...zamanın kafirleri onu yakarak katletmek için çok büyük bir ateş yakarlar...
aynı anda orada biryerlerde çalılıkların arasında bir karınca canını dişine takmış, bir damla suyu taşımaktadır hz ibrahimi yakacakları yere doğru...
arkadaşları alayla sorarlar karıncaya 'dostum, o bir damla suyla hz İbrahim i kurtaracağını mı sanıyorsun?'
'ne farkeder?' der karınca...'en azından tarafımı belli etmiş olurum!'
sarıvadi, dostum...güzel değil mi karıncanın tarzı...
gel sende o karınca gibi o bir damla suyu taşımaya devam et, belki bir damla da başkaları taşır, söner koca ateş...
sevgiler
minik yatirimci
19-12-2005, 12:57
Sayin Forumdaslarim,
Ben her zaman icin hangi dili konusursam konusayim, hepsini duzgun konusmaya gayret etmisimdir. Fakat bazi durumlarda Turkcemiz yetersiz kalmaktadir, Cunku gelisen global dunyaya yetisemedigimizden, kendi buluslarimiz olmadigindan dolayi surekli disaridan kelime almisiz. Bunu engellemesi icin bir kurum bulunmakta ama bu kurum artik gercekten hic bir ise yaramayan bir devlet kurumudur.
Neden diyecek olursaniz; mesela internet kelimesini ornek alalim, internet 1970 yilinda ortaya cikmis ve 1994-1995 yillarinda ulkemizde yaygin olarak kullanilmaya baslamistir. Fakat TDK internet kelimesinin Turkcesini 2001 yilinda, yani internet bir cok kisinin hayatina ve diline 'internet' olarak girdikten sonra, orutbag kullanilacak diye aciklanmistir. Simdi kac kisi bu kelimeyi kullaniyor? Dogal olarak bir kereligine internet kelimesi yerlestiginden, bu kelimeyi hicbirimiz kullanmiyoruz belki bazilarimiz bu kelimeyi bilmiyordur bile... Neyse gelelim Matematik derslerine, Konu isimleri Polinomlar, Fonksiyonlar, Integral, Trigonometri, Turev... Simdi Turev disinda hangisi Turkce bu kelimelerden? Ya da neden Turev Turkce, Madem digerleri yabanci kelimeler, Neden Turev Turkce. Iste bu bize bu kurumun gercekten isini ciddiye almadigini ve su an hic bir ise yaramadigini gosterir. Oturgacli goturgec te ayni sekilde, otobus ilk Turkiyede ortaya ciktigi zaman TDK bu oturgacli goturgec dese su an hepimiz bu kelimeyi kullanacaz. Ama TDK kalkiyor bilmem kac yil sonra herkes bu kelimeyi kullanmaya basladiktan sonra, ki yeterli olmayan bir isim obeginin otobusun Turkcesi'dir diyor. Birincisi bulduklari kelimeler yetersiz, yani oturgacli goturgec olamaz buna karsilik tek bir kelime bulunmali, o zaman hic birimiz otobus demeyelim, 'motoru olan insanlari bir noktadan baska bir noktaya kisa surede tasiyan arac' diyelim, bu tarz karsiliklarin tek bir kelime olmasi gerekir.
Turkce'nin yabancilasma problemi Tanzimat Donemi'nden o donem Istanbulda insanlar birbirlerine gosteris yapmak icin Fransizca kelimeler kullanirmis, simdi de Ingilizce, Ataturk'un TDK'yi kurma nedeni de budur aslinda... Bu sorun Osmanli'nin son zamanlarindan beri mevcut. Peki Neden Osmanli'nin son zamanlarindan beri var da Kanuni doneminde, Duraklama doneminde yok?
Sizce neden ulkemizde bir kendi kulturunu red edip Batiya ozenme mevcut? Nedeni, diger ulkelerde ki degisime ayak uyduramayip geri kalmis olmamiz ve insanlarimizin o ulkelerde ki yasam standartlarini gordukce onlara ozenmis olmasi olamaz mi? Orta Cag doneminde de insanlar Dogu'ya ozenmisler... Hemen hemen butun Avrupa dilleri Farsca kokenlidir. Mesela Birader (Farsca) Brother (ingilizce) Brudher (Almanca) Brat (Rusca), yada Nev - New- Neu - Nov. Bu dillerin ana koku Dogudan gelmesine ragmen bugun Dogudaki ulkeler ne yazik ki bu ulkelerin dillerine ve kulturlerine ozenmekteler, Nedeni de dedigim gibi biri geride kalmis yasam standartlari dusuk, Digeri ileride yasam standartlari yuksek. Bizim ulkemizde de yasam standartlari yukseldikce ve TDK denilen kurum ise yarar bir hale gelmeye basladikca bizde de Batiya ozenen onlar gibi yasamayi hayal eden onlarin kulturlerine hayranlik duyan insanlarin sayisi azalacak, Baska turlu bu sorunun kokten cozulebilecegini sanmiyorum,
(Turkce klavyem olmadigi icin Turkce karakterleri kullanamadim kusura bakmayin)
Sn.Sarivadi,
Öncelikle sunu belirtmek isterim ki,ingilizce baslikli konu daha önce de açildi ve uyari alarak kapatildi.Dün açilan konu hangisi bilmiyorum ama büyük ihtimalle gözden kaçmistir.
Her ne sebeple olursa olsun bu konuda yazmayi birakmamalisiniz.Bence zamanla çabanizin bosa gitmedigini göreceksiniz.
Dilimizin yanlis kullanilmasi,yabancilastirilmaya çalisilmasi her zaman beni rahatsiz etmistir.Fakat açmis oldugunuz bu konu sayesinde benim gibi düsünen birilerinin var oldugunu ögrendim ve ögrenmekle kalmayip sizlerle fikir alisverisi yapma imkani da buldum.
Insanlarin konu hakkinda birseyler yazmiyor olmalari ilgilenmedikleri anlamina gelmez, bence okumalari bile yeterli.Hergün üyelerin disinda pekçok kisi hisseneti ziyaret ediyor.
Ben,yazilanlari okuyup da duyarsiz kalan kisi sayisinin çok az olduguna inaniyorum.Lütfen siz de inanin ve ümitsizlige düsmeyin.
Geçtigimiz günlerde yerel yayin yapan bir televizyon kanalinin bilmem kaçinci kurulus yili kutlandi.Ben de,tebrikleri kabul ettikleri bir programa,telefon ederek katildim ve su ünlü "advertorial" kelimesinin anlamini sordum.Canli yayin olmasi nedeniyle bana Türkçe karsiligini lütfedip söylediler.Ben de ingilizcem oldugunu ve anlamini zaten bildigimi söyledim ve ekledim: "Sizlerin bu kelimeyi ve buna benzer öteki yabanci kelimeleri kullaniyor olusunuzun iki sebebi olabilir; ya ingilizce bilmeyen bir izleyici kitlesi istemiyorsunuz (yabanci dil bilmeyenlere kastiniz var) ya da Türkçemize kastiniz var." Ben konuyu fazla uzatmadan bir iki cümle daha söyleyip kapattim,ardimdan birkaç telefon daha edildi.Sunucunun yaptigi aciklama,dünya ya açilmak istedikleriyle ilgiliydi...
Sonuç olarak, bundan sonra kelimenin Türçesinin de yazilacagi izlenimini biraktilar.(en azindan kafalarinda bir soru isareti olusmasina sebep oldugumu düsünüyorum).
Paylasmak istedigim bir konu daha var.Ben,çalismakta oldugum firmanin yöneticiligini de yapiyorum ve daha önce bu yetkimi kullanmis olmaktan hiç bu kadar keyif almamistim. Geçtigimiz cuma günü, sizin yolladiginiz yazilardan da faydalanarak tüm personelle ve komsumuz olan bir isletmenin personeliyle "Dilimize Sahip Çikalim" baslikli bir sohbet gerçeklestirdim.Faydali olduguna inaniyorum, okudugum makalelerin bir kopyasini evine götürmek isteyenler bile oldu.Tabi sohbetin önemini algilayamayanlar da oldu fakat diger arkadaslari ve yöneticilerinden farkli bir dil kullanma riskini göze alamadilar ;)
Ayrica,okudugu bölümde ögrenci temsilcisi olan kardesime de ilk toplantilarinda bu konuyu gündeme getirmesini salik verdim.
Uzun lafin kisasi, bence insanlari bilinçlendirmek adina yapilabilecek seyler sandigimiz kadar az ve ümitsiz degiller.Saygilar...
Sarıvadi
19-12-2005, 18:53
Sayın Palet,
Yazdıklarınızı beni duygulandırmakla birlikte çok sevindirdi.
Size özel mesajdan cevap veremedim, çünkü henüz özel mesaj alamıyorsunuz.
Dilimizin korunması ile ilgili bir yılgınlık ya da umutsuzluğa kapılmış değilim.
Bu sevda o kadar kolay vazgeçilecek türden değil :)
Bu nedenle forumda neden yazmayı bıraktığımla ilgili daha net bir açıklama yapmam gerektiğini düşündüm.
Yukarıdaki mesajımdaki talebimi, öneriler kısmında forum yöneticisine belirttim. Ancak verilen kısa yanıttan tatmin olmadım ve o başlıkta tartışma izlenimi verebileceğini düşündüğümden önerimi özel mesaj yolu ile de forum yöneticisine ilettim. Aldığım yanıt yine çok kısa idi, açıkçası kısalığından çok içeriği ve uslubu beni rahatsız etti.
Ve bu forumda artık yazmamam gerektiğini anladım.
Hepsi bu....
Saygılarımla,
Yeni farkettiğim bu başlığın neredeyse ''ömrünü tamamlama'' aşamasına gelmiş olduğunu görmek son derece üzücü..
Benim de çok duyarlı olduğum bir konuda yine benim gibi düşünen insanların olduğunu görmekten ziyadesiyle memnun oldum. Ben de elimden geldiğince çevremdeki insanları uyarıyorum, yanlış olduğunu düşündüğüm uygulamalara tepki gösteriyorum. Bu başlık altında yazılanlar çok iyi bir kaynak oldu benim için. Başta Sn. Sarıvadi olmak üzere katkıda bulunan tüm arkadaşlara teşekkür ediyorum. Dileğim bu katkıların devam etmesi
Sn.Sari Vadi,
Bir önceki mesajinizi aceleyle okudugumdan,
sadece "Dilimizi Koruyalim..." konusunu kastettiginizi sanmis ve size mani olmak için cevap yazmistim.Malesef,siz foruma yazmamaktan söz ediyormussunuz.
2 yillik üyeliginize ragmen bu karari aldiysaniz,sizi vazgeçirme çabalarimin ise yarayacagini sanmiyorum.Dogru olduguna inandiginiz seyi yaptiginiz için karariniza saygi duyuyorum.
Internet basli basina bizim müdehale sinirlarimizi asan bir sistem.Forumun da bu sistemde oturmus bir düzeni var.Daha önce belirttigim gibi hiç olmassa yeni üyelerin takma adlarinin ve konu basliklarinin Türkçe olmasina özen göstermek zor degil.Fakat forum düzeninde degisikligi gerektiren konularda israrci olamayiz. Zaten "Dilimizi koruyalim..." konusu (topic'i),okuyanlari yönlendirecek,yeterince bilgi içeriyor.Ayrica bu konu yavas yavas,televizyon,gazete ve diger sitelerde de gündeme gelmeye basladi.Insanlar bilinçlendikçe sorunlarin azalacagina inaniyorum.Gönül isterdi ki,sizin açtiginiz ve takip ettiginiz bu konu,yine sizin bugün bu karari almanizin sebebi olmasaydi.
Ben de dilimize sahip çikma konusunda ki görüslerimi yeterince belirttim.Yeni gelismelerden haberdar olursam paylasirim yoksa tevcid pilavi gibi kaldir kondur ayni seyleri yazmak istemiyorum.
Sn.Sarivadi, dilimizin dolayisiyla kültürümüzün ugradigi tahribati tamir etmek için birey olarak yapabilecegim seyler konusunda bana ilham verdiginiz için size tesekkür eder saygilar sunarim.
Yazimi konunun anlam ve önemine uygun,güncel bir sözümüzle bitiriyorum(!);
" evri ting vil bi ol rayt "
AngelHeart
27-12-2005, 08:31
artık inancım o ki, Türk dili kişisel çabalarla kurtulamaz...
çünkü nesilleri ebeveynleri değil, yazılı ve görsel medya aracılığıyla kültür emperyalistleri yetiştiriyor...
Türk dili, tek başına değil, Türkiye devletinin, coğrafyasının, kültürünün yeniden bağımsızlık savaşıyla dirilecektir...
ve bu olacaktır...
Dün aksam birsey farkettim,bilmem kaç asirlik Bursa Kebabi "keb'up" olmus.Tipki 700- 800yillik Cumalikizik köyünün, Emrah'in dizisinden sonra "Kinali Kar" olmasi gibi. Ben artik söyleyecek sey bulamiyorum.Ne dilimize ne de kültürümüze saygi kalmamis.Yazik çok yazik...:(
AngelHeart
27-12-2005, 13:44
Dün aksam birsey farkettim,bilmem kaç asirlik Bursa Kebabi "keb'up" olmus.Tipki 700- 800yillik Cumalikizik köyünün, Emrah'in dizisinden sonra "Kinali Kar" olmasi gibi. Ben artik söyleyecek sey bulamiyorum.Ne dilimize ne de kültürümüze saygi kalmamis.Yazik çok yazik...:(
kendi değerlerinden bu kadar nefret eden bir millet silinmeye mahkumdur...üzücü olan bu....
Cinnamon
27-12-2005, 21:40
Sultanahmet Köftecisi Rusya'da
Sultanahmet Köftecisi yurtdışına ilk adımını Rusya ile attı. Moskova'daki Ramstore'da ilk şubesini açan şirketin planı ülkede 50 mağazaya ulaşmak.
Sultanahmet Köftecisi, yurtdışına da açılmaya başladı. Moskova Ramstore Alışveriş Merkezi'ne ilk mağazasını Rusça'da çok güzel harika anlamına gelen 'Bot-Tak' ismiyle açtı. Rusya'da açılacak alışveriş merkezleriyle anlaşmalar yaptıklarını belirten Sultanahmet Köftecisi'nin sahibi Önder Tor, Rusya'da 50 mağaza açmayı planladıklarını, önümüzdeki günlerde Polonya'da bir mağaza açacaklarını söyledi. Tor, Rusya'da mağaza açma önerisinin Koç Holding Perakende ve Turizm Grubu Başkanı Ömer Bozer'den geldiğini belirtti. Tor, Ruslar'ın yoğun olarak tatil yaptığı Antalya'da 'Sultanahmet Köftecisi gecesi' yaptıklarını ve gösterilen ilgi üzerine ilk mağazayı açtıklarını ifade etti. "Aslında yurtdışına 2007'de açılmayı planlıyorduk" diyen Tor, daha önce Migros ile çalıştıklarını, Ömer Bozer'in ricasıyla bu planı öne çektiklerini kaydetti. Rusya'da maliyetlerin düşük olduğunu belirten Tor, "Türkiye'de maliyetin içinde et fiyatı yüzde 50 etkili iken, Rusya'da bu oran yüzde 35" diye konuştu. Rusya'da en büyük sıkıntılarının eleman olduğunu kaydeden Tor, "Rusya'da 2 gün çalışan 2 gün çalışmıyor. Personele önem veriyoruz. Burada üniversite öğrencilerini eğiteceğiz."
Not: Mavi dilinden utanmıyor, Osman dilinden utanmıyor, A.. dilinden utanmıyor, Sultanahmet Köftecisi utanıyor!
:p :p :p :p :p :p :p :p :p
http://www.goldenhorn-rotary.com/ercu/ERCU_FLASH_tur.html
burayada koyalım;)
Sultanahmet Köftecisi Rusya'da
Sultanahmet Köftecisi yurtdışına ilk adımını Rusya ile attı. Moskova'daki Ramstore'da ilk şubesini açan şirketin planı ülkede 50 mağazaya ulaşmak.
Sultanahmet Köftecisi, yurtdışına da açılmaya başladı. Moskova Ramstore Alışveriş Merkezi'ne ilk mağazasını Rusça'da çok güzel harika anlamına gelen 'Bot-Tak' ismiyle açtı. Rusya'da açılacak alışveriş merkezleriyle anlaşmalar yaptıklarını belirten Sultanahmet Köftecisi'nin sahibi Önder Tor, Rusya'da 50 mağaza açmayı planladıklarını, önümüzdeki günlerde Polonya'da bir mağaza açacaklarını söyledi. Tor, Rusya'da mağaza açma önerisinin Koç Holding Perakende ve Turizm Grubu Başkanı Ömer Bozer'den geldiğini belirtti. Tor, Ruslar'ın yoğun olarak tatil yaptığı Antalya'da 'Sultanahmet Köftecisi gecesi' yaptıklarını ve gösterilen ilgi üzerine ilk mağazayı açtıklarını ifade etti. "Aslında yurtdışına 2007'de açılmayı planlıyorduk" diyen Tor, daha önce Migros ile çalıştıklarını, Ömer Bozer'in ricasıyla bu planı öne çektiklerini kaydetti. Rusya'da maliyetlerin düşük olduğunu belirten Tor, "Türkiye'de maliyetin içinde et fiyatı yüzde 50 etkili iken, Rusya'da bu oran yüzde 35" diye konuştu. Rusya'da en büyük sıkıntılarının eleman olduğunu kaydeden Tor, "Rusya'da 2 gün çalışan 2 gün çalışmıyor. Personele önem veriyoruz. Burada üniversite öğrencilerini eğiteceğiz."
Not: Mavi dilinden utanmıyor, Osman dilinden utanmıyor, A.. dilinden utanmıyor, Sultanahmet Köftecisi utanıyor!
:p :p :p :p :p :p :p :p :p
Ilginç dogrusu,Antalya'da köfteyi begenen turistler Bot-Tak ismiyle Sultanahmet köftesi yediklerini nasil anlayacaklar acaba?......
Beni "Keb'up"konusunda rahatsiz eden sey,yurtdisinda herhangi bir yerde degilde Bursa ile özlesmis Bursa Kebabi'nin (bir firma tarafindan tescili alinmadan önce iskender olarak bilinen kebabin) yine Bursa'nin merkezinde Keb'up ismini alarak evrim geçirmis olmasidir.Birde çok önemli bir sey yapmis gibi her yere reklam vermisler.Bu isimle bu ürün tutarsa,benim de adim palet degil:)yazik olacak emeklerine...
Osman"ın bir günü:
Osman Bey, sabah saat 7.00'de Casıo masa saatinin alarmıyla gözlerini açtı.
Puffy yorganını kaldırdı.
Hugo Boss pijamalarını çıkarıp Adidas terliklerini giydi.
WC 'ye uğradıktan sonra banyoya geçti.
Clear sampuan ve Protex sabunuyla duşunu aldı.
Colgate ile dişlerini fırçaladı.
Rowenta ile saçlarını kuruttu.
Bill's gömleğini ve Pierre Cardin takımını giydi.
Lipton çayını içti.
Sony televizyonda medya özetlerini ve flash haberleri izledi.
Citizen kol saatine baktı.
Aile fertlerine'çav' deyip Hyundai otomobiline bindi.
Blaupunkt radyosunu açarak, rock müzigi buldu.
Ağzina bir Polo şeker attı.
Şehrin göbegindeki Mega Center'daki ofisine varınca, Fujitsu-Siemens
bilgisayarını çalıştırdı.
Microsoft Excel'e girdi.
Ofisboy'dan Nescafe'sini istedi.
Saat 10.00 'a doğru açlığını yatıştırmak için Grissini yedi.
Öğen Wimpy's Fast Food kafeteryaya gitti.
Ayaküstü, Coca Cola ve hamburgeri mideye indirdi.
Camel sigarasini yakıp Star gazetesini karıştırdı.
Akşam-üzeri iş çıkısı Image Bar'a uğrayıp JB'sini yudumladı.
Sonra köşedeki Shopping Center'a uğradı ...
Eşinin sipariş ettiği Persil Supra deterjan, Ace çamaşır suyu,
Palmolive şampuan,
Gala tuvalet kağıdı , Sprite gazoz ve Johnson kolonyayı alarak kasaya yanaştı.
Bonus kartıyla faturayı ödedi.
Hafta sonu eşi Münevver'le Galleria'ya giden Osman Bey, Showroom'lar
dolasıp Kinetix ayakkabı,Lee Cooper blue jean satin aldi.
Akşam evde bir gazetenin verdigi TV Guide'a göz atan Osman
Bey,kanallar arasında zapping yaparak, First Class, Top Secret, Paparazzi
gibi programlar izledi.
Aynı anda Outdoor dergisini karıştırdı.
Saat 22.00'ye doğru Show'da Türk
dili üzerine panel başadı. Uykusu gelen Osman Bey, televizyonu kapatıp
yatak odasına geçerken, kendini mutlu hissetti.
"Ne mutlu Türk'üm diyene!" diye gerindi ve uyudu.
Halâ da uyuyor. Ne zaman uyanacaği belli değil
Cinnamon
29-12-2005, 23:08
Açıklama gereği hissettim.
Buradaki Mavi, Mavi kot .
Osman, Osman markasıyla aksesuar tasarlayan firma.
A.. bizim 50 yıllık aile şirketimiz. (Reklam olmasın diye adını yazmadım.) Öz be öz Türkçe adıyla mobilya ihracatı yapıyor. Almanya ve Avrupa'da yaşayanlarınızı, 16-22 Ocak'ta IMM Köln mobilya fuarındaki standımıza bekleriz.
Sultanahmet Köftecisi Rusya'da
Sultanahmet Köftecisi yurtdışına ilk adımını Rusya ile attı. Moskova'daki Ramstore'da ilk şubesini açan şirketin planı ülkede 50 mağazaya ulaşmak.
Sultanahmet Köftecisi, yurtdışına da açılmaya başladı. Moskova Ramstore Alışveriş Merkezi'ne ilk mağazasını Rusça'da çok güzel harika anlamına gelen 'Bot-Tak' ismiyle açtı. Rusya'da açılacak alışveriş merkezleriyle anlaşmalar yaptıklarını belirten Sultanahmet Köftecisi'nin sahibi Önder Tor, Rusya'da 50 mağaza açmayı planladıklarını, önümüzdeki günlerde Polonya'da bir mağaza açacaklarını söyledi. Tor, Rusya'da mağaza açma önerisinin Koç Holding Perakende ve Turizm Grubu Başkanı Ömer Bozer'den geldiğini belirtti. Tor, Ruslar'ın yoğun olarak tatil yaptığı Antalya'da 'Sultanahmet Köftecisi gecesi' yaptıklarını ve gösterilen ilgi üzerine ilk mağazayı açtıklarını ifade etti. "Aslında yurtdışına 2007'de açılmayı planlıyorduk" diyen Tor, daha önce Migros ile çalıştıklarını, Ömer Bozer'in ricasıyla bu planı öne çektiklerini kaydetti. Rusya'da maliyetlerin düşük olduğunu belirten Tor, "Türkiye'de maliyetin içinde et fiyatı yüzde 50 etkili iken, Rusya'da bu oran yüzde 35" diye konuştu. Rusya'da en büyük sıkıntılarının eleman olduğunu kaydeden Tor, "Rusya'da 2 gün çalışan 2 gün çalışmıyor. Personele önem veriyoruz. Burada üniversite öğrencilerini eğiteceğiz."
Not: Mavi dilinden utanmıyor, Osman dilinden utanmıyor, A.. dilinden utanmıyor, Sultanahmet Köftecisi utanıyor!
:p :p :p :p :p :p :p :p :p
Morientes
29-12-2005, 23:30
Afyonkarahisarlilastirmadiklarimizdanmisiniz ? yanlış yazılıyor,
"Afyonkarahisarlilastirmadiklarimizdan misiniz?" şeklinde "misiniz?" ayrı
yazılmalı. Böylece kelime aslında "Afyonkarahisarlilastirmadiklarimizdan"
şeklinde olur 37 harftir ve sözlüklerde yer almaz.
Halbuki İngilizce'de en uzun sözcük
PNEUMONOULTRAMICROSCOPICSILICOVOLCANOCONIOSI S, bir akciğer
hastalığının adı.45 harf. Öyle tıp kitabından filan değil, The Oxford English
Dictionary,Webster's, Random House ve Chambers sözlüklerinde yer alıyor.
Zoraki değil yani.
Şimdi yanlış anlamayın İngilizleri sevdiğimden değil, pek sevmem kendilerini
ama haksızlık ta olmasın yani.
TÜRKÇEM, DİLİM DİLİM...
7-8 Nisan 2005 tarihlerinde, Ankara Üniversitesi, Dil Derneği, Gazi Üniversitesi işbirliği ile gerçekleştirilen “Türkçe Kurultayı”nda varılan sonuçlar, Doç. Dr. Nazife Güngör, Doç. Dr. Kubilay Aysevener ve Zekeriya Kaya’nın, kurultay bildirilerini değerlendirmesiyle kamuoyuna şöyle duyurulmuştur:
1. Kitle iletişim araçları, bu ülkenin insanlarının iletişimi için var olduklarını unutmamalı, Türkçemizin doğru ve güzel kullanımında duyarlı ve bilinçli olmalıdır.
2. Hekimlik ve öteki bilimsel çalışma alanlarında TÜBA’nın başlattığı Türkçe BilimTerimleri Sözlüğü hazırlama çalışmaları bütün bilimciler ve sanatçılar tarafından desteklenmelidir.
3. Türkçe öğretimindeki verimsizliğin giderilebilmesi için, öğrencilerin düşüncelerini özgürce açıklayabilecekleri çok uyaranlı öğretim ortamları oluşturulmalıdır.
4. Türkçe dersi yalnız ders kitabına bağlı olarak işlenmemeli, öğrencilerin düzeylerine uygun, sanatçı duyarlılığıyla hazırlanmış nitelikli metinler bu öğretimin evrenini oluşturmalıdır.
5. Türkçe ve yazın dersleri, öğrencilerin okuma beğenisi ve alışkanlığı kazanmaları için bütünleştirilmiş öğretim anlayışıyla işlenmelidir. Türkçe öğretiminin temel amacı, eleştirel düşünebilen, duyarlığı yetkinleşmiş “okur” yetiştirmek olmalıdır.
6. 2004-2005 öğretim yılında seçilmiş okullarda uygulamaya konulan “Türkçe Dersi ÖğretimProgramı” hem eğitim bilimlerinin temel ilkeleriyle hem de Türkçe öğretiminin genel özellikleriyle çelişmesinin yanı sıra; eğitsel kurgusu ve niteliği açısından 1981 yılında hazırlanan “Türkçe Öğretim Programı”nın gerisindedir.
7. Dil kirliliği, düşünce kirliliğine, düşünce kirliliği de kimlik kirliliğine yol açar. Son yıllarda ulusal bağlamda yaşadıklarımızın dilimizin örselenmesiyle yakın ilişkisi vardır.
8. Ulusal kimliğimizi yaşatabilmek için; yazından tıbba, hukuktan mühendisliğe değin yaşamın her alanında Türkçe kullanılmalı. Bilim Türkçe yapılmalı, akademik yükseltmelerde Türkçe yayınlar yabancı dille yapılan yayınlardan daha az değerli sayılmamalıdır. Üniversiteler, Türkçenin bilim ve sanat dili olarak gelişmesinde ana sorumluluğun kendilerine düştüğünün bilincinde olmalıdır.
9. Türkçenin, dolayısıyla ulusumuzun sonsuza dek yaşayabilmesi için temel koşul, ilköğretimden üniversiteye, eğitimin Türkçe yapılmasıdır. Yabancı dil öğrenmekle yabancı dille öğrenimi birbirine karıştırılmamalıdır. Yabancı dille öğretimin insanımızın kendi kültüründen uzaklaşmasına, kendi değerlerini küçümsemesine yol açtığı bilinmektedir. Kimi aydınlarda, bilim insanlarında ve devlet adamlarında görülen yabancı sözcük kullanma düşkünlüğünün tabanında bu duyguya dayalı kimlik bozulmasının yattığı gerçeği görülmelidir.
10. Dilimizi yitirdiğimizde bütün varlığımızı yitireceğimiz bilinmeli. Ses bayrağımız örselenmemeli, çiğnenmemeli; ses bayrağımızı yitirdiğimizde ulusal bayrağımızı da koruyamayacağımız bilinmelidir.
11. Mustafa Kemal Atatürk’ün kalıtını yok saymanın insan hakkı sorunu oluşturduğunu, bu nedenle hak gaspının ortadan kaldırılması için TDK’nin eski kimliğine kavuşturulması gerektiğini bir kez daha yineliyor, bu konuda bütün sorumluları göreve çağırıyoruz.
************************************************** *******
Alıntı: Dil Derneği, Ağustos 2005, Türkçe Kurultayı 2
Pakistan bize ders oldu...
TSK'da görev yapan köpeklere artık Türkçeden başka isim konulmayacak
Bu karara neden olan gelişme ise Pakistan'da yaşandı. Pakistan'da 8 Ekim 2005'te meydana gelen depremde, TSK'nın DAK Arama Kurtarma Timi de görev yaptı. VE BAKIN NE OLDU:
(20 Ocak 2006 Cuma)
Ekibin Labrador cinsi köpeği Ledi, 42 yaşındaki bir kadını 52 saat sonra enkazdan çıkardı, ancak bazı basın organlarında bu köpeğin İngiliz ekibine ait olduğu yönünde haberler yer aldı.
Bunun üzerine TSK'ya arama-kurtarma, mayın bulma ve devriye görevi için köpek yetiştiren Gemlik Askeri Veteriner Okulu ve Eğitim Merkez Komutanlığı'nda doğan tüm köpeklere 'Efe, Doğu, Gencebay, Galip' gibi Türkçe isimler verilmesi kararlaştırıldı. Köpek Üretim ve Eğitim Tabur Komutanı Veteriner Hekim Yarbay Fikret Kil, "Türkçenin doğru ve etkin kullanılmasını amaçlıyoruz" dedi.
12 cinsten yaklaşık 500 köpeğin bulunduğu Gemlik'teki modern merkezde doğan köpeklerin kimlik bilgileri ve eğitimlerine dair veriler, mikroçip aracılığıyla köpeklerin deri altına bırakılıyor ve barkot cihazıyla okunabiliyor.
www.nethaber.com
AngelHeart
23-01-2006, 08:52
Pakistan bize ders oldu...
TSK'da görev yapan köpeklere artık Türkçeden başka isim konulmayacak
Bu karara neden olan gelişme ise Pakistan'da yaşandı. Pakistan'da 8 Ekim 2005'te meydana gelen depremde, TSK'nın DAK Arama Kurtarma Timi de görev yaptı. VE BAKIN NE OLDU:
(20 Ocak 2006 Cuma)
Ekibin Labrador cinsi köpeği Ledi, 42 yaşındaki bir kadını 52 saat sonra enkazdan çıkardı, ancak bazı basın organlarında bu köpeğin İngiliz ekibine ait olduğu yönünde haberler yer aldı.
Bunun üzerine TSK'ya arama-kurtarma, mayın bulma ve devriye görevi için köpek yetiştiren Gemlik Askeri Veteriner Okulu ve Eğitim Merkez Komutanlığı'nda doğan tüm köpeklere 'Efe, Doğu, Gencebay, Galip' gibi Türkçe isimler verilmesi kararlaştırıldı. Köpek Üretim ve Eğitim Tabur Komutanı Veteriner Hekim Yarbay Fikret Kil, "Türkçenin doğru ve etkin kullanılmasını amaçlıyoruz" dedi.
12 cinsten yaklaşık 500 köpeğin bulunduğu Gemlik'teki modern merkezde doğan köpeklerin kimlik bilgileri ve eğitimlerine dair veriler, mikroçip aracılığıyla köpeklerin deri altına bırakılıyor ve barkot cihazıyla okunabiliyor.
www.nethaber.com
köpekler bile duyarlılık gösteriyor artık türkçemize, sıra bizde:)...
o değil de...çocuğum olursa adını 'gencebay' koyacaktım...bu kötü oldu:)
M.Işılak
30-01-2006, 04:02
Okur-writer misiniz?
Ekteki dosya pps düzenindedir... Mecburen sıkıştırıp gönderdim...
AngelHeart
30-01-2006, 17:28
Okur-writer misiniz?
Ekteki dosya pps düzenindedir... Mecburen sıkıştırıp gönderdim...
ingilizcem kıttır..ama çok keyifli bir yazıydı...teşekkürler...
Cinnamon
09-02-2006, 22:34
-- Cemal Kutay anısına --
Türkçe Fatiha ile
En "bilge Atatürkçü" üstat Cemal Kutay'ı yitirdik. Onu, bence en güzel yapıtı "Türkçe İbadet"teki İHLAS suresi ile analım...
"Söyle ki gündüze gece
Tanrı tek, Tanrı yüce
O doğmaz ve doğurmaz
Kimse O'na denk olamaz."
........................
Türkçe kutsal kitap dizelerini, Cemal Kutay'ın yapıtları içinde en sevdiğim "Atatürk ve Türkçe İbadet"ten sürdürelim...
ALAK suresi:
"Candan seslen, Rabbin yanında hazır
Temiz tut gönlünü, koy secdeye baş." En zor anlarımızda "Allahım sen yardım et" çağrımıza inanç kapıları ancak bu kadar güzel açılabilir.
.........................
FATİHA suresi:
"Hamd, evrenler sahibi yüce Allah içindir.
Allah ki acıyandır, koruyandır, sevendir;
Günü gelince ancak O'dur hesap soracak.
Tek sana tapar, senden medet umarız biz."
..........................
Kutay, kitabında Atatürk'ün yaptırttığı -ne yazık ki- tamamlanamamış Türkçe ibadet çalışmalarını anlatır. Bugünlere kadar uzanan yanlışı Atatürk daha o zamanlar hissetmiş.
Atatürk'ün dinde aydınlanma düşüncesinin ilk aşaması "Kuran'ın Türkçe tefsiri" olmuş. Çünkü inananların anlamını bilerek dua etmeleri ve İslamı yaşamaları gereğini görmüş. Ancak Kuran'ın tefsiri beyni aydınlatmış ama yürekleri ısıtamamış.
Arapça duadaki ilahi musiki lezzeti yok.
Bunun üzerine Londra'ya edebiyat eğitimi alması için gönderdiği şair Behçet Kemal Çağlar'dan bu tefsirleri ruha bal damlaları gibi akacak "nazım" diliyle yazmasını istemiş.
Yukarıda yansıttığım sureler işte Behçet Kemal'in bu çalışmaları... Cemal Kutay'ın kitabında o proje, onun harikulade ve ağızda akide şekeri gibi eriyen üslubuyla çok güzel anlatılır.
...........................
Cemal Kutay'ın kitabından birkaç Behçet Kemal Çağlar çalışması daha...
MAUN suresi:
"Yazık gösteriş için namaz kılana
Yoksula yardımdan uzak kalana
Öksüzü hor görüp azarlayana
Ödünç vermeyi de ayıp sayana
Onun nasibi yok imandan yana"
...........................
Ve LEYL suresi:
"Bir kul ki yardım sever,
Bir kul ki Hakk'ı tanır,
Yüreği bu sayede arınır, aydınlanır Karşılık beklemeden
İyilik yapar her sabah
İşte böyle kulundan razıdır elbet Allah."
...........................
Yüce Atatürk bu çalışmaları ilerletmekle kalmamış, döneminin önemli seslerinden Refik-Fahire Ferzan'a okutturarak taş plaklar bastırtmıştır. Çoğalttırarak topluma mal etme projesini hayata geçirmek üzere çalışmaların tamamlanmasını bekliyormuş. Ancak 10 Kasım 1938'de hepsi durdu. Bu arada bir yakın dostunun mezarı başında bu Türkçe duaları okutmuş. Balıkesir Camii'nde hutbe verdiği de biliniyor... Ama böyle bir "aydın" yaklaşımıyla.
...........................
Bu çalışmalar tamamlansaydı karanlıklarda, loş köşelerde körpecik beyinlere yanlış bilgiler doldurulmazdı.
Elbette isteyen Arapça ibadetini yapar ama böylesine güzel sözcüklerle, yüreklere bal damlaları gibi akan duaları kim istemez...
Zaten Arapça ibadetin amacı Mekke ve Medine yöresi halkının anlaması içindi.
Ama İslamı yaşayan her toplumun kendi dilinde ibadet edebilmesi de mümkündür.
Acaba... Türkiye'yi yönetenlerden hangisi Atatürk gibi İslamın doğru anlaşılması için beyinleri aydınlatan ve olanca dil zenginliğiyle kalplerimizi ısıtan bir projenin sahibi olabildi?
...........................
Üstat Kutay, gerçek bir bilgeydi.
Onun katıldığı açık oturumlarda, tartışmalarda birkaç Arapça sure söyleyerek "nasıl olsa anlamazlar" zihniyetiyle polemik yapılamazdı. Kutay'dan cevabı anında gelirdi.
Kutay'ın kaybı ile Atatürk ve laisizmin bir yıldızı kaydı. Geride bıraktığı kitaplarla aydınlık sürecek. Onu Türkçe Fatiha ile de uğurluyoruz. Kutay'a Allah'tan rahmet, yakınlarına, ulusumuza ve insanlığa başsağlığı diliyorum.
http://www.milliyet.com.tr/2006/02/09/yazar/civaoglu.html
Cinnamon
01-05-2006, 12:04
KIBRISLI RUMLARIN KURNAZLIĞI
"AVRUPA Birliği’nde, Türkçe’nin de resmi diller arasına girmesini çok istedik ama Avrupalı yetkililer, müzakere sürecinde, ’Bu zor bir konu bunu şimdi gündeme getirmeyin’ dediler" Avrupa Parlamentosu Hıristiyan Demokrat grubun Kıbrıslı Rum üyesi Ioannis Kassulides AB Haber’e yaptığı açıklamada böyle diyor.
Gerçek bu değil. Çünkü, Rum Yönetimi AB’ye girerken resmi dilinin İngilizce olduğunu beyan etti. Neden acaba Rumca demedi? O zaman ikinci resmi dil Türkçe de AB dili olacaktı. Ama şu ince hesaba bakın. Avrupa Birliği kurumlarında çalışmak için girilecek çevirmenlik sınavlarında Kıbrıslılara özel bir koşul var. Resmi dil olarak ancak İngilizce sınavına girebiliyorlar. Fakat, burası çok önemli, Avrupa’nın diğer resmi dillerinden birini de seçebiliyorsunuz. Bu da Kıbrıslı Rumlara, dil sınavlarına AB’nin bir diğer resmi dili olan Yunanca’dan girme olanağı tanıyor. Yani Kıbrıslı Türkler İngilizce imtihanına girerken, Rumlar ana dillerinde sınav veriyor. Türkçe Avrupa’nın resmi dili olsaydı, bugün Kıbrıslı Rum kadar Türk de Brüksel’de iş bulma olanağına sahip olacaktı. Türkçe’nin resmi diller arasına girmesini çok istemişler! Kocaman adamların yalan söylemelerinden artık ben utanıyorum.
http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/4342390.asp?yazarid=19
Powered by vBulletin™ Version 4.0.2 Copyright © 2010 vBulletin Solutions, Inc. All rights reserved.