PDA

View Full Version : Kar beklentisi olan hisseler



Pages : [1] 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14

watermalon
30-01-2010, 21:42
Borsayı,kar elde etmek isteyenlerin yeri olarak düşünüyorum,Hangi hissede ne kadar kar beklentisi var ? Bu soruya cevap arayacağız...İster trade,isterse orta veya uzun vade olsun beklentisi kar olanların katılımını bekliyoruz....

syg

watermalon
30-01-2010, 21:44
52 şirketin 2009 kâr beklentileri


Önümüzdeki günlerde İMKB’de hisse bazlı hareketlerde 12 aylık kâr söylentileri öne çıkacak. Bununla birlikte temettü beklentileri de konuşulacak. 52 şirket için topladığımız kâr beklentilerine göre 2008’e göre kârlarda yüzde 20 artış olacak. Ancak burada bankacılık sektörünün performansı, kâr rakamlarını yukarı taşıyacak. 2010 yılında ise beklenti, sanayi şirketlerinin kâr rakamlarını yükseltecek olmaları.
30 Ocak, 2010 Cumartesi

Talip Yılmaz / Ekonomist

İMKB, yurt dışındaki gelişmeleri, özellikle ABD’de gelen 12 aylık kâr rakamları yakından izleniyor. İç piyasada ise öncelikle IMF konusunda gelen açıklamalar endeks üzerinde etkili oluyor. 2009 yıl sonu bilançoları ise konsolide olmayanlar mart ayında, konsolide olanlar ise nisan ayında açıklanacak. Bu süreçte de 12 aylık kâr rakamları, hisse bazında hareketlilik yaratacak. Bilançolarla birlikte, düşük faiz ortamında temettü beklentileri de alınıp-satılmaya başlayacak.
Buradan yola çıkarak piyasadaki 2009 yılı 12 aylık kâr tahmin ve söylentilerini topladık. Bakıldığında 2009 dünya ekonomileri için oldukça zor geçti. Finans ve sanayi şirketleri ciddi zararlar yazdı. Türkiye’de ise krize güçlü giren bankaların yüksek kâr rakamlarına ulaşması bekleniyor. Sanayi şirketleri için ise 2009 kârlarının biraz düşük olması bekleniyor.
24.8 milyar kâr
Toplam 52 şirket üzerinden yaptığımız araştırmaya göre 2008/12 aylık dönemde toplam kâr rakamı 20 milyar 761 milyon TL’ydi. 2009 yıl sonu için yapılan tahmin ve söylentilere göre ise bu 52 şirket, yüzde 19.7 kâr artışı yakalayarak 24 milyar 847 milyon TL net kâra ulaşmış olacak. Yine 52 şirketin 36 tanesi, 2008 yılına göre 2009’da kârını artıracak; 16 şirket ise kârını düşürecek.
Bankacılık ve sanayi şirketleri olarak bakıldığında ise özellikle bankacılık sektörünün 2009 yılı kârlarında yüksek performans sergilemesi bekleniyor. Global krizin başlaması ile birlikte sanayi şirketleri ise ciddi şekilde frene bastılar. Kapasite kullanım oranlarında ciddi düşüşler oldu. Neticede 2007 yılına göre 2008 yılında sanayi şirketlerinin kârlarında yüzde 38 seviyelerinde bir daralma yaşandı. 2009 yılında krizin etkileri devam etmekle birlikte reel sektöre verilen teşvikler, stok maliyetlerinin azalması gibi faktörlerle sanayi şirketlerinin kârlarında bir miktar toparlanma bekleniyor.
Öne çıkacak sektörler
2010’da sanayi şirketlerinin kârlılıklarında hızlı çıkış dönemi olmasını bekleyen İş Yatırım Araştırma Müdürü Emre Sezan, izledikleri şirketler de yaptıkları analizlere göre sanayi şirketlerinde yüzde 21 kâr artışı bekliyor. Sinpaş, Tefken, Ford, Trakya Cam, Akenerji, Anadolu Hayat, THY, Bank Asya, Pektim, Anadolu Cam, Enka İnşaat ve Hürriyet’in yüksek kâr artışı bekledikleri şirketler olduğunu söyleyen Sezan, “Sektörel bazda bakıldığında ihracat bağlantısı güçlü, stok seviyesini aşağı çekmiş olanlar öne çıkacak. Bunların başında da otomotiv geliyor. Yurt dışı taahhüt şirketlerinin de 2010’da iyi bir yıl geçirmesini bekliyorum” diyor.
2009 kâr tahminlerine göre savunma sanayi, gıda içecek, metal eşya makina, orman-kağıt- basım sektörlerinin kârlılık açısından ön plana çıkacağını söyleyen Turkish Yatırım Araştırma Müdürü M. Baki Atılal, “Orman-kağıt-basım sektörü zarardan kâra geçerken, diğer üç sektör ise kârlarını hızlı bir biçimde arttırdı” diyor.
Kârlıkta genel olarak başarılı geçen ihracat ve süreli vergi indirimlerinin etkisi ile şirketlerin stok eritme çabalarının ön plana çıktığını anlatan Atılal, yine aktif satışların mali tablolara olumlu yansıdığını kaydediyor. Atılal, 2010’da yüksek kârlılık beklediği sektörlerin ise savunma, taahhüt, hava taşımacılığı, petro-kimya, GYMO ve çimento olduğunu kaydediyor.
Bankaların 2008’e göre 2009’da yüzde 49 gibi ciddi bir kâr artışı yakalamasını bekleyen Sezan, bunda faiz indirimlerini önemli rol oynadığını belirtiyor. Bankaların 2010 kârlarında ise yüzde 1 artış bekleyen Sezan, “Dünyada faiz artırımları 2010’un sonuna kalırsa, kâr artış oranı daha yüksek olur” diyor.
Son çeyrek performansı
Gedik Yatırım Araştırma Uzmanı Yunus Kaya ise İMKB 100 şirketlerine bakıldığında 2008 son çeyreğinde Lehman Brothers’in batışıyla başlayan krizde kurların yükselmesi sonucu, kur farklarından dolayı oldukça yüksek zararlar yazıldığını hatırlatıyor. 2009 son çeyreğinde ise kurlar nerdeyse hiç değişim göstermediğinden, kur farkı etkisinin minimum düzeyde kalacağını kaydeden Kaya, “Bazı şirketler, bu etki nedeniyle 2008 son çeyreğe göre 2009 son çeyrekte, çok yüksek kâr artışları yakalayacak. Türk Telekom, Akçansa, Martı Otel, Tofaş, Otokar, Vestel Beyaz Eşya, Turcas, Trakya Cam, Türk Traktör ve Aselsan İMKB-100 hisseleri arasında bu anlamda en çok dikkat çeken şirketler olacak” diyor.
Türkiye’nin 2009 yılına, 2008 yılının son çeyreğinde TL’nin yüzde 25’lik değer kaybı ve yüzde 16 seviyesinde faiz oranı ile girdiğini hatırlatan Ata Yatırım Genel Müdür Yardımcı Nergis Kasabalı da 2008 son çeyrek ve 2009 son çeyrek verilerine bakıldığında özellikle emtiaya dayalı şirketlerin kârlarında ciddi düzelmeler bekliyor. Kasabalı, yüksek döviz borcu olan şirketlerin kur farkı zararlarının ortadan kalkacağını ifade ediyor.
Temettüler
Kârların tahminlerden yukarıda gelmesinin temettü verimliliği açısından oldukça önemli olduğunu kaydeden Atılal, özellikle endeksteki yükselişin daha sınırlı olmasının beklendiği 2010’da temettü beklentileri olan hisselerin doğal olarak ön plana çıkacağını ifade ediyor.
Atılal, temettü performansı açısından ise Aygaz, Tüpraş, Eczacıbaşı Yatırım, Çelebi, Mardin Çimento, Ayen Enerji, Türk Telekom, Selçuk Ecza Deposu, Adana Çimento, Ford Otosan, Çimsa, Otokar, Turkcell ve Tofaş şirketlerini beğeniyor.


“2010’da sanayiler öne çıkacak”
Nergis Kasabalı (Ata Yatırım Genel Müdür Yardımcısı)
“2009 yıl içinde şirketler, kur farkından kaynaklanan kayıpların büyük bir kısmını telafi etti. Ancak operasyonel performanslarda aynı düzelme olmadı. Özellikle ilk çeyrekteki GSYİH’deki hızlı düşüş, şirketlerin cirolarını ciddi anlamda olumsuz etkiledi. Bu çerçevede reel sektör şirketleri 2009 yılını, yüzde 9 ciro ve yüzde 5 FAVÖK daralması ile kapatır. Ama olumlu olan nokta, şirketlerin bu dönemde maliyetlerini ciddi ölçüde kontrol altına almış olmaları sayesinde FAVÖK marjlarında iyileşmeler görülecek olması.
Maliyetleri düşük tutmak 2010 yılında, 2009 kadar kolay olmaz. Diğer taraftan düşük faiz oranları, ekonomide talepte yavaş yavaş bir toparlanmayı beraberinde getirecek. Sanayi şirketleri, 2008’e göre kârlarında operasyonel olmayan faaliyetlerinden dolayı bir miktar toparlanma yaşar. Bankacılık ise 2008’in yüzde 45 üzerinde bir kâr artışı yakalar. 2010’da bankacılık yüksek performansını sürdürmekle 2009’un bir miktar altında kalır. Sanayi şirketleri, 2009’a göre yüzde 20 kâr artışı sağlar.”

...........................

www.finansgündem.com sitesinden alıntı yapılmıştır

http://www.finansgundem.com/haber/oku/parapiyasa/17895/52_sirketin_2009_kâr_beklentileri

syg

candam
30-01-2010, 21:47
yeni başlığınız hayırlı olsun.
elimdeki son hisseleri cuma günü satmış olmama rağmen Ege Endüstri'nin zarardan kara geçip iyi bir hareket yapabileceğini değerlendiriyorum.
Saygılarımla.

vebacan
30-01-2010, 22:30
HISSE KAR TAHMİN

Aselsan ---------- --- 172 milyon
arçelik ---------------- 485 m
aygaz --------------- - 313 m
tav --------------- - 85 m
tat konserve ----------- 31
reysaş ------------- --- 18
anadolu cam ------------ 42
vestel beyaz ------------- 95
petkim ---------------- 85
bım ------------------ 212
tupras ---------------- 795
tofas ---------------- 304
vakıbank -------------- 1.245
anadolu hayat ------------- 82
Halk bank ------------1.570
garanti--------------2.698
akbank---------------2.600
selec-------------------240
işbnk------------------2.244
aefes----------------445
ykb---------------------1.470
teb-------------------228
ccl-------------------112
mardin---------------91
çimsa------------------95
bankasya---------------300
sinpas---------------23
petun-----------------36
aksgrt--------------58
turcas----------------50
ÇELEBİ--------------37 MİLYON
alarko ho------------58
sabancı-------------1.250
enka-----------------788
ısgyo---------------54
ttkom--------------1.780
tekfen--------------76
tcell----------------1.920
akçansa------------85
adnac-----------------9
adnab---------------31
adanaa ----------------46
şişe-----------------124
fort------------------315
koç-----------------1.350
thy-----------------739
ünye---------------43
anasgrt---------------68
akenerji------------38
kardemird------------ (-29)
gübref ----------------(-44)
erd3emir------------(-115)

watermalon
31-01-2010, 15:50
Yüksek temettü garantili 14 hisse


Borsada 2009 yılı bilançoları ve kar beklentileri büyük ölçüde satın alındı. Şimdi gözler temettü verimi yüksek hisselerde. Borsa uzmanları, hisse seçiminde özellikle düzenli temettü dağıtan şirketleri ön plana çıkarıyor...
29 Ocak, 2010 Cuma



PARA Dergisi / İDİL TARAKLI




HİSSE senetlerinin temettü verimliliği yabancı yatırımcılar için en önemli kriterlerden biri... Bizde ise genelde fiyat artışlarından doğan kazançlar esas alınıyor. Daha doğrusu geçmiş tecrübeler bunu gösteriyor. Ancak uzmanlara göre, artık İMKB’de de bilinçli yatırımcı hisse senetlerinin temettü verimini yakından takip ediyor. 2009 yılı bilanço beklentileri ve karların büyük ölçüde satın alındığı şu günlerde hangi şirketin ne kadar temettü vereceği borsacıların en önemli gündem maddelerinden biri haline gelmiş durumda.

Borsacılar, 2009 yılının temettü verimliliği açısından pek verimli olmayacağını düşünüyor. Ancak yılın korkulandan daha az zararla kapatılacağı konusunda da hemfikirler. Geçmiş yıllarda yüksek enflasyon ve yüksek faiz ortamında şirketlerin temettü verimliliği ikinci hatta üçüncü planda kalıyordu. Ancak enflasyonun önemli derecede gerilediği, faizlerin de düşük seviyelerini koruduğu bu ortamda şirketlerin dağıttığı temettülerin yatırımcıya reel anlamda ciddi getiriler sağladığı vurgulanıyor. Dolayısıyla yatırımcısına temettü dağıtmayı ihmal etmeyen şirketlerin öneminin önümüzdeki dönemde daha bir ön plana çıkması bekleniyor.

Borsacılar, yatırımcılara, hisse seçerken fiyat artış kazançlarının yanı sıra sermaye artışı ve temettü verebilme kapasitesine de bakmasını tavsiye ediyor. Nitekim uzmanların öneri listelerinde de özellikle düzenli temettü dağıtan şirket hisseleri ağırlıklı olarak yer alıyor...

Onur MUTLU / Gedik Yatırım Ortaklığı Genel Müdürü

AYGAZ’IN TEMETTÜ POTANSİYELİ YÜKSEK

* Aygaz: İMKB’de temettü potansiyeli yüksek şirketler arasında yer alıyor. Güçlü sermaye yapısı ve Tüpraş’taki yüzde 10’luk dolaylı payıyla dikkat çeken şirket için 2009 yılı kar tahminimiz 295 milyon TL. Aygaz’ın karının yarısını temettü olarak dağıtacağı varsayımıyla hissenin temettü verimini yüzde 8 olarak hesaplıyoruz. Hisse için hedef fiyatımız 6.50 TL.

* Aksu Enerji: 2008 yılı karı ve diğer kaynaklardan 2009 yılı içerisinde 1.29 milyon TL nakit temettü ödedi. 2009 yılını, son iki yılın üzerinde tahminen 3.1 milyon TL karla kapatmasını bekliyoruz. Şirketin yeni yatırım planı olmadığından 1.5 milyon TL civarında nakit temettü dağıtmasını öngörüyoruz. Bu da yüzde 4 temettü verimine işaret ediyor. Hisse için hedef fiyatımız 5 TL.

* Ayen Enerji: 2008 yılı karından 2009 yılı içerisinde 36.2 milyon TL nakit temettü ödedi. 2009 yılını 40 milyon TL civarında karla kapatmasını tahmin ediyoruz. Ancak şirketin yatırım projelerinin devam etmesi nedeniyle 2010’da dağıtacağı temettünün azalmasını ve 30 milyon TL’ye gerilemesini tahmin ediyoruz. Bu rakam bile sermayenin yüzde 25’ine ve piyasa fiyatının yüzde 10’una denk geliyor. Hisse için hedef fiyatımız 3.40 TL.

* Tüpraş: Temettü verimliliği açısından dikkat çeken şirketler arasında yer alıyor. 2009’da hisse başına kar ve temettü beklentilerimiz sırasıyla 3.02 ve 2.72 TL. Temettü verimliliği yüzde 8.1’e denk geliyor. Tüpraş’ın 2010’da da hem kapasite kullanımı hem de rafineri marjları açısından olumlu hedefleri bulunuyor. Hisse için hedef fiyatımız 40 TL.

* Turkcell: Sektöründe tartışmasız pazar lideri konumunda. Turkcell’in Türk kullanıcılara yeni tanıtılan 3G’deki büyüme potansiyeli ve kar marjlarının desteğiyle esas faaliyet karını 2010 yılında da tatminkar oranda artırmasını bekliyoruz. 2009 yılı için hisse başına kar ve temettü beklentilerimiz sırasıyla 0.90 ve 0.40 TL. Temettü verimini yüzde 3.4 olarak hesapladığımız hisse için hedef fiyatımız 13.50 TL.

Baki ATILAL / Turkish Yatırım Araştırma Müdürü

EKONOMİK TOPARLANMA AKÇANSA’YA YARAYACAK

* Akçansa: Şirketin tesisleri, yoğun nüfusa sahip ve sanayileşmiş Marmara’da konumlanmış durumda. Bu da ekonomideki toparlanmadan en yüksek faydayı sağlayacağı beklentisine yol açıyor. Ayrıca rekabetin daha az, fiyatların daha yüksek olduğu Karadeniz bölgesine hitap ediyor. Kilinker üretim kapasitesindeki lider konumu, artan talebe katkısını artıracak. Maliyet avantajı yaratan petrokok ve kömür tercihinde bulunabiliyor. Akçansa’nın rüzgar enerjisi projesi de artı bir değer katıyor. Hisse için hedef fiyatımız 8.76 TL. Temettü verimliliği beklentimizse yüzde 4.4.

* Çimsa: Akdeniz Bölgesi’ndeki altyapı yatırımları talebi canlı tutuyor. Rusya pazarındaki toparlanma beklentisi de sektör ve şirkete yönelik olumlu görüşlerimizi destekliyor. Çimsa, Adana ve Mersin bölgelerinde toplam 10 adet hazır beton tesisini kapsayan “hazır beton merkezi sevkiyat” projesiyle tesis ve araç optimizasyonu sağlayarak, zamanında sevkiyat gerçekleştirip yüksek seviyede müşteri memnuniyeti hedefliyor. Şirket, komşu ülkelerden birinde de çimento üretim tesisi sahibi olmak istiyor. Öte yandan, güçlü seyreden operasyonel faaliyetleriyle üretim maliyetindeki iyileşmeye paralel artan bir FAVÖK’e (finansman giderleri, amortisman giderleri, vergi öncesi kar) sahip. Hisse için hedef fiyatımız 9.94 TL. Temettü verimliliği beklentimizse yüzde 6.3.

* Çelebi Hava Servisi: Türkiye ve Macaristan pazarlarında hakim konumda. Bu pazarların yüksek büyüme potansiyeline sahip olması şirkete artı değer katıyor. 2009 Kasım’da Hindistan Delhi’de kargo faaliyetlerine başlayan Çelebi Hava Servisi’nin 2010’da bu havaalanında yer hizmetlerine de başlaması bekleniyor. Acciona’nın satın alınması için de görüşmeler devam ediyor. İspanyol yer hizmetleri şirketi Newco’yu satın almak üzere bağlayıcı olmayan teklif vermesi de önemli. Hissede hedef fiyatımız 21.30 TL. Yüzde 12 temettü verimlilik oranı öngörüyoruz.

* Ford Otomotiv: ÖTV indiriminin bitmesi ve görece düşük paya sahip olunan binek otomobil segmentinin yavaşlamasına karşılık Avrupa otomotiv pazarlarındaki stoklar giderek eriyor. Kuzey Amerika’ya sevkiyatların başlamasıyla birlikte Ford Otomotiv’in ihracat payındaki yükselişin sürmesini bekliyoruz. 2010 yılında bu bölgelerdeki canlanmadan fayda sağlamasını öngörüyoruz. 2009’da ABD’ye satışına başlanan ve beklentilerin üzerinde satış rakamlarına ulaşan Ford Transit Connect’in de önümüzdeki dönemde şirkete destek olacağını tahmin ediyoruz. Hisse için hedef fiyatımız 12.42 TL. Temettü verimliliği beklentimizse yüzde 7.4.

* Mardin Çimento: Enerji maliyetlerindeki gerilemenin yanı sıra satış gelirlerindeki artış sayesinde karı beklentilerin üzerine çıktı. Mardin Çimento, yurtiçi gelirlerini yüzde 7, yurtdışı gelirlerini ise yüzde 13 artırarak 2009 yılında iç pazarda yaşanan daralmadan en az etkilenen şirketlerden biri oldu. Operasyonel faaliyetlerdeki iyileşme marjlarda da etkisini net bir şekilde gösteriyor. Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin güçlü oyuncusu Mardin Çimento’nun özellikle Ortadoğu ülkelerini yönelik faaliyetlerinin bilanço ve hisse performansına katkı sağlamaya devam etmesini bekliyoruz. Ilısu Barajı’nın yaratacağı potansiyeli de göz önünde bulundurarak hisse için hedef fiyatımızı 8.51 TL belirledik. Temettü verimliliği beklentimizse yüzde 12.

Belgin MAVİŞ / Piramit Menkul Kıymetler Araştırma Müdürü

BRİSA’DA YÜZDE 230 TEMETTÜ BEKLİYORUZ

* Brisa: Şirkte, süreçlere odaklanarak oluşturduğu iş modeli ve bu modele bağlı olarak karar alma seviyesinin ve sorumluluklarının süreç sahiplerine verildiği yeni bir yapılanmaya gitti. Bu kapsamda işleyişin çeşitli kademelerindeki yönetici pozisyonlarında değişiklik yapıldı. Brisa’nın 2010 yılına yeni bir anlayışla girme çabasında olduğunu düşünüyorum. Yeni pazar stratejileri ve yeni ürün anlayışında da bunu geliştirirse, 2009-2012 projeksiyonunda yeni karlar ve sermaye artırımları gündeme gelecektir. Bu da hisse yatırımcısının yüzünü güldürecektir. Şirketin karının 2008 yılına göre 2009’da yaklaşık yüzde 61 azalma bekliyoruz. Ancak buna rağmen temettü beklentimiz yüzde 230 gibi yüksek bir seviyede. Hisse için hedef fiyatımız ise 80-85 TL aralığı.

* Fenerbahçe Sportif: Sahaların lider takımı borsanın da liderleri arasına girer mi? Bence evet. 2010 yılında hem sahalarda hem de borsada Fenerbahçe’yi konuşursak bu beni şaşırtmayacaktır... Daha önce bu sayfalarda dile getirdiğimiz bu görüşümüzü koruyoruz. 2009 yılı kar beklentimiz ve buna bağlı temettü hedefimiz de yüksek. Fenerbahçe Sportif, hisse başına brüt 2.3259 TL, net 1.9770 TL nakit kar payı dağıttı. Şirket, 31 Ekim 2009 tarihinde bu payı hissedarlarıyla paylaşmıştı. 2009 karının 2008 yılına göre yüzde 5 düşük olabileceğini düşünüyorum. Temettü verimliliği beklentimiz yüzde 221. Hisse için hedef fiyatımız ise 60-65 TL aralığı.

* Galatasaray Sportif: Kulüp, yeni bir yapılanmaya gidip borçlarından kurtulmaya çalışıyor. Riva’daki araziye birtakım teklifler geliyor. Ancak Galatasaray’da bu araziyi satmadan sorunları çözme gayreti devam ediyor. Şirketin, mali yapıyı güçlendirme konusunda 2010 yılında hızla yol kat edeceğini düşünüyorum. Hissede borsa performansının yanı sıra yüksek temettü beklentisi de devam ediyor. 2008 ve 2009 yılı bilanço performanslarına baktığımızda, Galatasaray’da temettü beklentimiz yüzde 737. Son yayın hakkı ihalesinden payına düşecek gelirin 2010 yılı bilanço performansına olumlu yansıması mümkün. Kulübün yüksek borçlarına karşılık Galatasaray Sportif’in 2009 yılı karında yüzde 8 artış bekliyoruz. Ancak şirketin hisseleri endeksteki yükselişe çok fazla uyum sağlayamıyor. Hedef fiyatımız 170-175 TL aralığı.

* Kartonsan: Endeksteki yükselişe yeterince ayak uyduramayan hisselerden biri de Kartonsan. Ancak istikrarlı duruşu devam ediyor. Uyuyan devlerden biri olarak gördüğüm hissenin, endeksin şu andaki seviyesi düşünüldüğünde kat edeceği yol olduğunu düşünüyorum. Endeksteki yükselişle oranladığımızda hissenin sadece yüzde 50 yükseldiğini söyleyebiliriz. Kartonsan’ın karını 2008 yılına göre 2009’da yüzde 2.7 artırmasını bekliyoruz. Temettü beklentimiz yüzde 125. Hisse için hedef fiyatımız ise 98-105 TL aralığı.

....................................

www.finansgündem.com sitesinden alıntıdır...

http://www.finansgundem.com/haber/oku/manset/17884/yuksek_temettu_garantili_14_hisse_

syg

wandet68
31-01-2010, 16:00
Erbosan'da kar açıklıcak şirketlerden bitanesi ve her yıl düzenli olarak temettü dağıtıyor, bedenlsiz potansiyelide yüksektir. Nedense yatırımcılar bunu unutuyor, unutmayın bu şekil şirketler her zaman düzenli olarak kazandırır.:cool:




YATIRIM DANIŞMANLIĞI KAPSAMINDA DEĞİLDİR....

SEZAR
31-01-2010, 19:54
Yüzeysel yazıyorum kusuruma bakmayın.son dönem kar yaklaşık 4 trilyon .sermayesinin yüzde 70 i oranında.2009-4 dönemde beklentiler yüksek kar açıklayacak yönünde.ana ortağı sahipleri dünyaca ünlü bir alman firma döhler gmbh.2010 temettü verecek hisseler arasında.
KonfrutYAT.TAV.DEĞİLDİR:wink::wink:

watermalon
02-02-2010, 23:25
KOÇ'UN 2009 KARI 4 MİLYAR LİRA
Küresel kriz yüzünden dünyanın devleri zor günler geçirirken, Türkiye'de şirketler ekonomi çevrelerini şaşkına çeviren sonuçlara imza atıyor.
Türkiye'nin önemli topluluklarından Koç Grubu, 2009'da faaliyet kârını önceki yıla göre yüzde 20'nin üzerinde artırarak 6,9 milyar liraya çıkardı. Topluluğun net kârı da yüzde 62 artarak 4 milyar lira oldu. Koç Grubu, 2010'da 77 milyar lira kombine ciro, 7,4 milyar lira kombine faaliyet kârı ve 4,7 milyar lira net kâr hedefliyor.

Koç Topluluğu yayını olan 'Bizden Haberler' dergisinde, 'Farklıyız Farkındayız' temalı 23. Koç Topluluğu Üst Düzey Yöneticiler Toplantısı ile Koç holding Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Koç ve Holdingin üst yöneticisi (CEO) Bülent Bulgurlu'nun burada yaptıkları konuşmalara yer verildi. Toplantıdaki konuşmasında, 2010 yılının beklentileri karşılamak açısından 'cömert' olmasını dileyen ve bu yılı ortak akıl üretmeye en çok ihtiyaç olunan yıl olarak değerlendiren Mustafa Koç, güçler dengesinde yaşanan değişimlerin geçtiğimiz dönemde su yüzüne çıktığını belirtti. Mustafa Koç, "Değişimlerin süreceği bu dönemde gelecek 10 yıl, tüm dünya açısından kritik önem taşıyor. Önümüzdeki 10 yıl, yerinden oynayan taşların yerleşmesi ve yeni bir ekonomik sistemin, yeni bir jeopolitiğin dünyaya egemen olması dönemi olarak tarihe geçecek." dedi. Koç, ABD, Avrupa ve Japonya'nın güçlerini kaybettiğini ve bu dönemde oluşacak yeni düzende Türkiye'nin pozisyonunun daha da farklı olacağını vurguladı. Önümüzdeki dönemde bu üçlünün güçlerine en yakın noktada, hızlı gelişmekte olan ülkeler grubundan kopan Çin'in konumlanmasının beklendiğini belirten Koç, buradaki temel problemin bu süreçte yaşanabilecek boşlukların nasıl değerlendirileceği olacağını kaydetti. Koç, böyle bir belirsizlik sürecinde Türkiye'nin alacağı yeri, göstereceği performansın belirleyeceğini, bu sebeple gelecek dönemde yıldızı parlayacak ülkelerde oluşacak fırsatları Türkiye ve iş dünyası olarak iyi değerlendirmek, proaktif olmak ve doğru ülkelere önceden nüfuz ederek yatırım ve stratejik ortaklık fırsatlarını değerlendirmenin hayati önem taşıdığını vurguladı.

Holdingin CEO'su Bülent Bulgurlu ise 2008 yılında Fortune 500'de dünyanın en büyük 172. şirketi olarak yer alan Koç Holding'in son iki yılda uyguladığı odaklanma stratejisiyle verimlilik ve kârlılığını artırmayı başardığını, son iki yılda portföyden çıkarılan şirketlerin ciro ve kâr büyümesinde bir azalmaya yol açmadığını ifade etti. Başarıda topluluk bütününde yapılan tasarrufların ve tedbirlerin büyük rol oynadığını belirten Bulgurlu, "Koç Topluluğu, 2009 yılını kombine olarak 66 milyar lira satış rakamı ile kapatırken, faaliyet kârı ise tarihi yüksek seviyeye ulaştı ve 2008 yılının yüzde 20 üzerinde 6,9 milyar lira oldu. Net kâr 2008'de yüzde 62'nin üzerinde 4 milyar lira olarak gerçekleşti." dedi. Yatırım yapılacak yeni alanlara çeşitli örnekler veren Bulgurlu, özellikle Brezilya, Rusya, Hindistan ve Çin'e dikkat çekti. Buna göre, bu ülkeler orta vadede dünyanın en büyük ekonomileri haline gelecek. Mısır, Irak, bazı Orta Asya ülkeleri ile Vietnam, Endonezya gibi bazı Uzakdoğu ülkeleri de büyüme potansiyeli açısından Koç Topluluğu açısından önemli fırsatlar barındırıyor. Ancak bu aşamada ilk olmak ve diğer yatırımcılardan önce pazara girebilmek önem kazanıyor. EKONOMİ SERVİSİ

.....................................

Haberin linki

http://www.borsagundem.com/haber/oku/hissepiyasa/14652/kocun_2009_kari_4_milyar_lira

syg

watermalon
02-02-2010, 23:40
ESAS FAALİYET KARINDA İDDİALI 20 ŞİRKET
2009 ve 2010 yılında Faiz, vergi ve amortisman öncesi karını (FVAÖK), artıracak şirketlerin listesi
Şirketlerin faiz, vergi ve amortisman öncesi karı (FVAÖK), giderek önem kazanıyor. Buradan yola çıkan Ekonomist dergisi, İMKB-100 şirketlerinin 2008 FVAÖK’lerini 2009 ve 2010 yılı tahminleriyle değerlendirip bu yıl FVAÖK’ünü artırması beklenen 20 şirketi belirledi. Tabloya göre, FVAÖK’ünü en fazla artırması beklenen 5 şirket arasında, Gübretaş, Bağfaş, Zorlu Enerji, Park Elektrik ve İzdemir yer alıyor.

İŞTE FVAÖK’ÜNÜ ARTIRMASI BEKLENEN 20 ŞİRKET

ŞİRKET 2008 2009 2010 DEĞİŞİM %

GÜBRETAŞ 499 75 291 288
BAĞFAŞ 111 11 37 236
ZORLU ENERJİ 92 115 306 166
PARK ELEKTRİK 62 19 45 137
İZDEMİR 153 13 29 123
DOĞAN YAYIN 174 109 196 80
AK ENERJİ 96 74 130 76
NET HOLDİNG -56 3 5 65
TRAKYA CAM 297 163 242 48
ALARKO -41 78 100 29
BANVİT 29 84 105 25
TÜRK TRAKTÖR 87 55 68 24
TAT KONSERVE 51 67 82 22
COCA COLA 359 383 466 22
DOĞAN GAZET -4 19 23 21
HÜRRİYET 163 163 196 20
AKÇANSA 233 179 209 17
FORD 761 533 615 15
REYSAŞ 50 60 67 12
MİGROS 383 393 434 11

.......................................

Haberin linki

http://www.borsagundem.com/haber/oku/hissepiyasa/14680/esas_faaliyet_karinda_iddiali_20_sirket

Cezve
02-02-2010, 23:43
Endeks 35.000 iken dgate 2.14 idi ve 3 şubat oldu endeks de 55 000 ama dgate hala 2.14 . :D

simyager
02-02-2010, 23:49
Herkese iyi akşamlar. Sayın Watermelon açtığınız başlıkla ilgili genel bir şeyler söylemek istiyorum, müsaadenizle...

yaklaşık 6 aydır borsa ile ilgim neredeyse sıfır noktasına ulaştığı için ara sıra göz ucuyla takip ediyorum, piyasaları. Zannedersem geçen hafta içi bir haber görmüştüm, temettü verilmesi ile ilgili olarak. Bu habere göre borsa şirketlerinden karın belirli bir yüzdesinin temettü olarak verilmesi mecburiyeti kaldırılmış. Bizim borsamızda zaten az sayıda şirket vardı, ciddi temettü verimine sahip olan, şimdi ne olur bilemiyorum.

Bir borsa şirketi istediği karı yapsın adam akıllı, belli bir akım düzeni ile bunu vermezse, karın fazla bir anlamı olamz gibime geliyor. Kendi şahsım adına, borsa ile ilgilenme nedenim, düzenli ve uzun vadeli kar/temettü verimi idi. Bana vereceği temettü, uzun vadede, enflasyonun üzerinde paramın değerinin korusun yeter diyor(d)um. Bu sebeple hisse seçimimde, çevremdeki insanlardan farklı olarak, düzenli temettüye dikkat ederdim. Yılardan beri borsada olan, ancak bırakın temettüyü, habire bedelli açıklayan şirketlere fazla ilgi duymadım ve almadım.

Şimdi benim gibi, uzun vadeli yatırım düşünen, banka-finans-mevduat-bono işinden uzak durmaya çalışan biri için, var olan temettü imkanları da azalınca, açıkçası okuduğum haberden beri, neredeyse hiçbir hisseye ilgim kalmadı. Kendime özel nedenlerden dolayı, yalnızca sanayi grubu ve ttkom gibi bazı özel hisseleri takip ederdim. şimdi onlara bile istediğim gözle bakamıyorum.

Bu ortamda yüksek kar açıklasa ne olur, açıklamasa ne olur. Bana vermedikten sonra...

serkanozden
02-02-2010, 23:52
İlk okuduğumda hızlıca Kar beklentisi olan iller diye okudum:he::he:
â

Cezve
02-02-2010, 23:53
Herkese iyi akşamlar. Sayın Watermelon açtığınız başlıkla ilgili genel bir şeyler söylemek istiyorum, müsaadenizle...

yaklaşık 6 aydır borsa ile ilgim neredeyse sofur noktasına ulaştığı için ara sıra göz ucuyla takip ediyorum, piyasaları. zannedersem geçen hafta içi bir haber görmüştüm, temettü verilmesi ile ilgili olarak. bu habere göre borsa şirketlerinden karın belirli bir yüzdesinin temettü olarak verilmesi mecburiyeti kaldırılmış. Bizim borsamızda zaten az sayıda şirket vardı, ciddi temettü verimine sahip olan, şimd ne olur bilemiyorum.

Bir borsa şirketi istediği karı yapsın adam akıllı, belli bir akım düzeni ile bunu vermzse, karın fazla bir anlamı olamz gibime geliyor. Kendi şahsım adına, borsa ile ilgilenme nedenim, düzenli ve uzun vadeli kar/temettü verimi idi. Bana vereceği temettü, uzun vadede, enflesayonun üzerinde paramın değerinin korusun yeter diyorum. bu sebeple hisse seçimimde, çevremdeki insanlardan farklı olarak, düzenli temettüye dikkat ederdim. Yılardan beri borsada olan, ancak bırakın temettüyü, habire bedelli açıklayan şirketlere fazla ilgi duymadım ve almadım.


Şimdi benim gibi, uzun yatırım düşünen, banka-finans-mevduat-bono işinden uzak durmaya çalışna biri için, var olan temettü imkanları da azalınca, açıkçası okuduğum haberden beri neredeyse hiçbir hisseye ilgim kalmadı. Kendime özel nedenlerden dolayı, yalnızca sanayi grubu ve ttkom gibi bazı özel hisseleri takip ederdim. şimdi onlara bile istediğim gözle baakmıyorum.

Bu ortamda yüksek kar açıklasa ne olur, açıklamasa ne olur. Bana vermedikten sonra...

Ya o karla büyümek için yeni yatırımlar yapacak olursa...Eğer akıllı adımlar atılırsa,illaki fiyata yansıyacaktır...:)

İyi akşamlar.

simyager
03-02-2010, 00:06
Ya o karla büyümek için yeni yatırımlar yapacak olursa...Eğer akıllı adımlar atılırsa,illaki fiyata yansıyacaktır...:)

İyi akşamlar.

Şüphesiz,haklısınız Sn. Cezve.

Ancak şöyle bir düşünün: dediğiniz şekilde kaç tane şirket sayabilirsiniz. ( yüksek sesle düşünmeye, hisse ismi belirtmeye gerek yok, bana sayısı yeter )
Maalesef çok fazla değil gibime geliyor, her ne kadar bazılarını ben de bilsem de. Sanki bu yönetmelikle bazıları için habire yatırım fırsatı doğdu. Hani bazı belediyeler/firmalar vardır ya el kadar yeri, b,t kadar işi yıllarca bitiremez. İnşallah bunlarda o işleredönmez. Benim yaşıma eşit yaşta apartman biliyorum, hala sıvası yapılacak...

Kaliteli şirketleri yeri olmadığı için zikretmiyorum + son zamanlarda takip edemediğimden dolayı. Bakarsınız onlarda yönetmelikle verilen hakka uyup kar dağıtma işinden vaz geçer.
Rivayet doğru ise, ben diyeniin yalancısıyım, bazıları zaten hemen dağıtmıyoruz diye bildirimde bulunmuş.

tex
03-02-2010, 00:15
bilancolar ne zaman aciklanmaya baslaniyor?

Halil64
04-02-2010, 12:33
bilancolar ne zaman aciklanmaya baslaniyor?

12 mart konsolide olmayan bilançolar için son tarih, 9 nisan da konsolide bilançoların son tarihi.

watermalon
13-02-2010, 13:51
GARANTİ BANKASI BİLANÇO ANALİZİ
Olumlu bilanço etkisi paralelinde GARAN hisselerinin kısa vadede %8 yükseliş potansiyeli taşıdığını düşünüyoruz. Garanti Bankası için tavsiyemiz ise "Endeks Üstü Getiri"..
Garanti Bankası (GARAN), son çeyreğe ilişkin solo sonuçları açıkladı. Buna göre banka 2009 yılı genelinde 2.962 milyonTL kar, çeyreklik bazda 880 milyonTL kar açıkladı. Meksa Araştırma olarak beklentimiz 2.650 miyonTL (çeyreklik bazda 668 milyonTL) , cnbc e beklenti anketi ortalaması ise 2.766 milyonTL'di (çeyreklik bazda 684 milyonTL). Bu paralelde bankanın açıkladığı net dönem karı beklentilerin üzerinde bir sonuca işaret etmektedir.

Son çeyrek finansalları incelendiğinde Garanti Bankası'nın kredileri bazında son çeyrekte %0.9 oranında düşüş yaşayan banka mevduat bazında son çeyrekte sektördeki %7.2'lik ortalamanın üzerinde %8'lik büyüme oranı yakalamıştır. Bankanın sermaye yeterlilik rasyosu ise %21.2 olarak gerçekleşmiştir.

Bankanın kredilerindeki daralma buna karşın artan mevduatları kredi/mevduat rasyosunu çeyreksel bazda %86.2'den %79.1'e düşürmüştür. Kredilerdeki daralmaya karşın artan takipteki krediler, bir önceki çeyrekte %4.2 olan takipteki kredilerin toplam krediler içerisindeki payını %4.4'e yükselmesine neden olmuştur. Bu yükselişe karşın sorunlu kredilerin oranı sektör ortalaması olan %5.2 seviyesinin altında kalmaya devam etmektedir.

Banka karının beklentimizin üzerinde çıkmasının beklentimizin altında kalan faiz giderleri ve önceki yıllardan elde edilen vergi alacağı olmak üzere iki kalemden kaynaklandığını görüyoruz. 2001-2005 dönemlerine ilişkin kurumlar vergisi beyannamelerinde yapılan düzeltmeler neticesinde, bankanın 2005 yılında ödediği geçici vergilerden dolayı vergi dairesinden mahsup yoluyla iade alacağı vergi rakamının ortaya çıkması, gelir tablosunda 137.2 milyon TL'lik "Diğer Faaliyet Karı" oluşturmuştur. Diğer yandan öngördüğümüzün altında gerçekleşen çeyreksel faiz gideri beklentimizin üzerinde bir net faiz geliri oluşturarak karlılığa destek olmuştur.

Açıklanan son çeyrek finansalları bazında banka adına 2010 yılı beklentimizi 2.700 milyon TL'den 2.930 milyonTL'ye revize ediyoruz. Öngörümüz paralelinde banka hisseleri 8.5 F/Kx değerlemesi ile işlem görmektedir (sektör ortalaması 9.2 F/Kx). Defter değeri çarpanı bazında ise 1.7 DDx olan sektör ortalamasının bir miktar üzerinde 1.9 DDx ile işlem görmektedir.

Olumlu bilanço etkisi paralelinde GARAN hisselerinin kısa vadede %8 yükseliş potansiyeli taşıdığını düşünüyoruz. Garanti Bankası için tavsiyemiz ise "Endeks Üstü Getiri"..
MEKSA
.................................................

Haberin linki

http://www.borsagundem.com/haber/oku/oneri/15235/garanti_bankasi_bilanco_analizi

Pin
13-02-2010, 13:53
Zararı Azalanlar
Bütün HISSELER (TL)
Hisse 2009/06 2009/09 Net Değişim Yüzde Değişim

HURGZ E -20,824,252 -59,560 20,764,692 99.71
BJKAS E -29,417,643 -259,962 29,157,681 99.12
ERSU E -562,042 -56,499 505,543 89.95
TEKTU E -2,314,678 -703,134 1,611,544 69.62
PENGD E -2,281,077 -698,763 1,582,314 69.37
BOYNR E -5,103,160 -1,988,254 3,114,906 61.04
IHLAS E -19,594,667 -7,796,228 11,798,439 60.21
METYO E -141,437 -57,127 84,310 59.61
DGZTE E -12,207,333 -5,930,831 6,276,502 51.42
KRTEK E -815,303 -410,162 405,141 49.69
DURDO E -1,735,949 -906,465 829,484 47.78
AYCES E -3,440,926 -1,815,059 1,625,867 47.25
GOODY E -8,821,869 -4,703,930 4,117,939 46.68
DOHOL E -70,736,000 -44,186,000 26,550,000 37.53
LUKSK E -587,136 -367,398 219,738 37.43
AFYON E -2,572,424 -1,673,340 899,084 34.95
COMDO E -5,018,996 -3,283,252 1,735,744 34.58
SONME E -5,842,974 -3,842,282 2,000,692 34.24
BRMEN E -4,172,096 -2,847,864 1,324,232 31.74
KAPLM E -1,484,810 -1,036,618 448,192 30.19
MTEKS E -2,123,526 -1,550,341 573,185 26.99
ECYAP E -8,157,090 -5,998,863 2,158,227 26.46
PRKAB E -8,450,930 -6,266,676 2,184,254 25.85
FVORI E -5,340,784 -4,029,209 1,311,575 24.56
TKSYO E -69,303 -52,522 16,781 24.21

Pin
13-02-2010, 13:54
Zararı Azalanlar
Bütün HISSELER (TL)
Hisse 2008/09 2009/09 Net Değişim Yüzde Değişim

METYO E -1,241,933 -57,127 1,184,806 95.40
TKSYO E -728,149 -52,522 675,627 92.79
IHLAS E -69,388,425 -7,796,228 61,592,197 88.76
ATEKS E -7,838,115 -1,304,183 6,533,932 83.36
EDIP E -7,376,924 -1,426,205 5,950,719 80.67
BRMEN E -13,500,184 -2,847,864 10,652,320 78.90
VKING E -16,939,013 -4,120,931 12,818,082 75.67
TUKAS E -34,457,181 -9,705,630 24,751,551 71.83
FVORI E -11,889,116 -4,029,209 7,859,907 66.11
CEYLN E -4,050,970 -1,378,368 2,672,602 65.97
METUR E -3,605,093 -1,263,683 2,341,410 64.95
EMNIS E -2,421,365 -868,942 1,552,423 64.11
VAKKO E -10,349,900 -3,779,729 6,570,171 63.48
SONME E -10,459,900 -3,842,282 6,617,618 63.27
KRTEK E -1,091,377 -410,162 681,215 62.42
PENGD E -1,759,838 -698,763 1,061,075 60.29
ECYAP E -13,610,896 -5,998,863 7,612,033 55.93
LUKSK E -738,708 -367,398 371,310 50.26
TUDDF E -29,586,662 -15,087,119 14,499,543 49.01
BURVA E -920,464 -485,707 434,757 47.23
IDAS E -10,864,624 -5,945,085 4,919,539 45.28
MTEKS E -2,715,365 -1,550,341 1,165,024 42.90
KIPA E -78,803,993 -47,768,631 31,035,362 39.38
OKANT E -7,575,851 -4,732,462 2,843,389 37.53
TIRE E -22,126,022 -14,632,510 7,493,512 33.87

watermalon
13-02-2010, 13:58
Hangi şirketlerin hisseleri alınır?


Koza Altın’la başlayan halka arzların yılın ikinci yarısında hızlanması bekleniyor. Kanun gereği halka arzı zorunlu olan GYO’ları ve kamu bankalarını saymazsak Çemaş Döküm, Latek Lojistik, Mango Gıda, Kuveyt Türk, Pegasus, İGDAŞ ve/veya İDO bu yıl borsaya gelebilir...
13 Şubat 2010 Cumartesi



PARA Dergisi / İDİL TARAKLI


BORSANIN son yıllık geçmişine bakıldığında, halka arzlar açısından oldukça kısır bir dönem yaşandığı dikkat çekiyor. Türkiye ekonomisinin en parlak yıllarından biri olan 2000’de tam 35 şirket halka açılmıştı. Kriz yılı 2001’de sadece 1, 2002’de 4, 2003’te 2, 2004’te 12, 2005’te 9, 2006’da da 15 şirket halka açıldı. Halka arz sayısı 2007’de 9, 2008’de 2, 2009’da ise 1’e geriledi...

Aslında bu tablo, şirket sahiplerinin halka arza bakış açılarını gayet net bir şekilde özetliyor. Patronlar, halka arz için öncelikle ekonominin iyi ve borsanın da yükselişte olduğu dönemleri tercih ediyor. Tabii bu ortamın ne zaman oluşacağı genel olarak tespit edilemediği için de halka arz kararları sürekli erteleniyor. Çünkü bugün ortam uygun diye halka açılmaya karar verseniz, başvuru ve hazırlık aşamasını bitirip o an geldiğinde kötü bir sürprizle karşılaşma olasılığınız hiç de düşük olmuyor!..

TSKB GYO VE MANGO’NUN ELİ KULAĞINDA

Malum, global krize rağmen İMKB, bir yılı aşkın bir süredir yükseliş trendinde. Arada değer kayıpları yaşansa da bu yükselen trend korunuyor. İşte bu uzun süreli yükseliş trendi, halka arz için fırsat kollayan şirketleri umutlandırmış durumda.

Yılın başlangıcını ise geçen hafta Koza Altın yaptı. Halka arzı geçen hafta cuma günü tamamlanan şirketin hisselerinin 12 Şubat’tan itibaren borsada işlem görmesi bekleniyor.

Koza Altın’dan sonra görünürdeki en yakın halka arz, TSKB iştiraklerinden TSKB Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı olacak gibi. Halen bu şirketin hisseleriyle ilgili değerleme ve halka arz çalışmaları devam ediyor. TSKB GYO, yöneticileri geçen hafta, kurul kaydına alınma ve borsa kotuna girebilme konusunda SPK ve İMKB’ye başvuru aşamasına gelindiğini açıkladı. Şirket, öncelikle 200 milyon TL kayıtlı sermaye tavanı içinde mevcut ödenmiş sermayesini 100 milyon TL’den 150 milyon TL’ye çıkaracak. Ardından da artırılan 50 milyon TL’lik sermayeyi mevcut ortakların rüçhan hakkını kısıtlayarak halka arz edecek.

Mango Gıda Sanayi ve Ticaret de geçen hafta sermayesinin yüzde 34’ünü halka arz etmek amacıyla çalışmalara başladı. Hazırlıklarına yeni başlayan veya tamamlamak üzere olan diğer şirketlerinse 2010’un ikinci yarısında, hatta 2011’de eyleme geçmesi bekleniyor.

HALKA ARZ FUARLARININ İLKİ MAYISTA

Bu arada, TOBB (Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği) öncülüğünde bir halka arz seferberliği başlatıldı. Bu doğrultuda mayıs ayında, halka açılmayı düşünen şirketlere yönelik halka arz fuarlarının ilki düzenlenecek. Bu çalışmaların da şirketlerin yüzünü halka arza döndürmede etkili olacağı düşünülüyor.

Halka arz seferberliği, Türkiye’nin ilk 1.000 şirketinin 5 yıllık bir dönemde halka açık hale gelmesi vizyonuyla başlatıldı. Halka arz fuarları sayesinde halka açılacak şirket sayısının hızla artması hedefleniyor.

ÖZELLEŞTİRMELER İLGİYİ ARTIRABİLİR

2010 yılındaki halka arzlarının diğer bir bacağını ise bu yolla yapılacak özelleştirmeler oluşturuyor. Bu kapsamda Ziraat Bankası, İGDAŞ ve Türk Telekom’un (ikincil arz) gündeme gelmesi bekleniyor. Özellikle Türk Telekom’un zamanlama açısından diğer özelleştirmelerin önüne geçmesi öngörülüyor. Borsacılar, özelleştirme amaçlı başarılı halka arzların özel sektör halka arzlarının da önünü açacağını düşünüyor.

GYO’LAR YAKIN TAKİPTE

2010’un halka arzlar açısından verimli geçecek olmasının bir nedeni de SPK’nın “gayrimenkul yatırım ortaklıkları” ile ilgili düzenlemelerde değişiklik yapması... 1 Ocak 2010 tarihinde yayınlanan yeni tebliğ, bu konuda birçok düzenleme getiriyor. GYO halka arzlarını bu aşamada hareketlendirecek en önemli düzenleme, zorunlu halka arz oranının yüzde 49’dan 25’e indirilmesi oldu.

Yeni tebliğ çerçevesinde 10 civarında GYO’nun 2010 yılı içinde halka arz için başvurması bekleniyor.

Vergi kolaylıklarının yanı sıra altyapılı ve imarlı arsa üretimine yönelik yeni düzenlemelerin bu sektörün önünü açacağı öngörülüyor. Söz konusu gelişmelerin de GYO sayısını artıracağı tahmin ediliyor. GYO sayısının artması ise doğal olarak halka arzlarının da artacağı anlamına geliyor...

Turgay TANES / GYODER (Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı Derneği) Başkanı

ARTIK GYO’LAR 3 AY İÇİNDE HALKA AÇILACAK

GYO’lar için daha önce belirlenen halka açılma süresi 5 yıldı. Şimdi kurulmalarından itibaren üç aylık süre içinde halka açılma koşulu getirildi. Daha önce sürenin uzun olması ve konjonktürün bu zaman diliminde olumsuz seyretmesi halinde şirketler halka arzı erteliyordu. Bu da GYO’ların bu vasfı kazanmasına rağmen borsada işlem görmesini engelliyordu. SPK, bu durumun birçok bağlantılı sıkıntıya yol açtığını gördü. Sonuç olarak süreyi kısaltacak bu düzenlemeyi yaptı.

GYO’ların halka arzlarının büyük bir bölümünün 2010 ve 2011’de gerçekleşmesini bekliyoruz. Bu da sektörün net aktif değerini büyük oranda artıracak. Sadece Emlak GYO’nun halka arz edilmesiyle birlikte sektörün net aktif değeri yüzde 140 büyüyebilir. Dolayısıyla diğer 5-10 GYO’nun gelmesi sektörün net aktif değerini daha da yükseltecektir. Bu da piyasayı olumlu etkileyecek önemli bir etken. Sektörün piyasa değeri de buna bağlı çok artacak. Şu anda gayrimenkul sektöründeki GYO’ların piyasa değeri 2.1 milyar dolar civarında. Halka arzlarla birlikte bu daha da yükselecek.

GYO’ların halka açılması gayrimenkul sektörünün büyük ölçüde kayıt altına alınmasını ve şeffaflaşmasını da temin edecektir. Halka arzların başarısı da önemli oranda sermaye ve nakit girişini ile büyük kapsamlı yatırımların yapılmasını sağlayacak bir güç demektir. Ayrıca İMKB’de GYO sektörünün de derinlik kazanmasını sağlayacaktır. GYO’lar yabancı yatırımcımlar için de çok önemli. Çünkü yabancılar portföyün gücüne ve düzenli kira gelirine büyük önem veriyor. Dolayısıyla güçlü portföye sahip GYO’lar İMKB’deki yabancı payını önemli ölçüde etkileyecektir.

Emre NARİN / Martı GYO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı

NİSAN AYINDA HALKA AÇILIYORUZ

İçinde bulunduğumuz konjonktürel durum halka arza son derece uygun. Nisan ayı ortalarında halka arzı gerçekleştirmek istiyoruz. Halka arzı sermaye artırıp mevcut ortakların rüçhan haklarını kısıtlayarak yapacağız. Halka arzda yaratılacak fon, şirketimize sermaye olarak girecek. Yüzde 45 civarında hissemizi halka arz etmeyi planlıyoruz. Çalışmalarımızda sürecin sonuna yaklaştık. Kısa bir zaman zarfında işbirliği yapacağımız şirketi duyuracağız. Halka arzla elde edilecek fonu projelerimizi hızlandırabilmek için kullanacağız. Bu çerçevede hem Sarıgerme’deki yaklaşık 850 yataklık yeni otel yatırımımızı, hem Orhaniye’deki marinamızda bulunan 25 odalık butik otel yatırımlarımızı, hem de Çerkezköy’de devam eden konut projemizi (mevcut birinci faz ile planlanan ikinci ve üçüncü fazlar) hayata geçireceğiz. Bu fazlarda toplam 1.500 civarında konut olacak. Marmaris’teki Ayın Koyu’nda yer alan Giova da önemsediğimiz projelerden biri. Ayrıca Antalya Tekirova’daki Myra otelimizin 550 odasının renovasyonu önümüzdeki yıl başlayacak ve 2 ya da 3 yıl içerisinde bitecek. Martı GYO olarak portföyümüzde Antalya Tekirova’da Myra, Marmaris Orhaniye’de Martı Marina, Tekirdağ Çerkezköy’de 7 bin konutluk Narinpark projesinin ilk etabını oluşturan 500 konutu inşa eden ve yine Narinpark’ın 2 ve 3’üncü fazlarını inşa edecek şirket yer alıyor. Otel ve marinamızın işletmesi de martı GYO’nun yüzde 94 sahibi ve yine halka açık bir şirket olan Martı Otel İşletmeleri’ne ait. Martı, piyasa tarafından yakından tanınan, Türkiye’nin halka açılmış en eski turizm firması konumunda.

Rıza IŞIK / Işıklar Holding Yönetim Kurulu Başkanı

MAYISTA HALKA ARZ PLANLIYORUZ

Daha önce stratejik ortaklık kurmayı ya da satışını düşündüğümüz Çemaş Döküm’ün artan kapasitesi, iş hacmi ve potansiyeli itibariyle stratejimizi değiştirdik ve halka açmaya karar verdik. Halka arzı, sermaye artışı yoluyla Mayıs 2010’da gerçekleştirmeyi planlıyoruz. Turkish Yatırım aracılığıyla şirketimizin yüzde 30’luk kısmını halka arz edeceğiz. Çemaş’ın halka açılması yoluyla sağlayacağımız kaynağı da şirketin büyümesi adına değerlendireceğiz. Orta vade de yıllık kapasiteyi 25 bin tondan 50 bin tona çıkarmayı hedefliyoruz. Hedefimiz tam anlamıyla “karlılığı artırarak büyümek”tir. Bunun için de adım adım ilerleyeceğiz.

Halen çimento ve maden sanayilerinin öğütücü eleman (çelik bilye ve silpeps), otomotiv ve beyaz eşya sanayilerinin de döküm parça ihtiyaçlarının önemli bölümünü karşılayan Çemaş, bu anlamda pazardaki tek üreticidir. Ve ulaştığı yıllık 25 bin ton üretim kapasitesiyle avantajlı konumunu daha da güçlendirmiştir. Ayrıca 2000’de Işıklar Holding bünyesine katılan Çemaş, o zamanlar yalnızca çimento sektörüne yönelik üretim yaparken, son dönemde yapılan yatırımlarla bugün madencilik, beyaz eşya ve otomotiv sektörlerine de ürün sunar hale gelmiştir. Gerçekleştirdiğimiz yatırımlarla dökümünü yaptığımız parçaları işleyerek doğrudan montaj hattında kullanılabilir nihai ürün haline de getirebiliyoruz. Çemaş’ın halen kendileri için üretim yaptığı şirketler arasında Arçelik, Dedeman Krom Madeni, Eti Bakır, Eti Gümüş, Iveco, Massey Ferguson, Mercedes, Oyak Demir Cevheri Madeni ve Vestel’i sayabiliriz...

Levent ERDOĞAN / Latek Lojistik Yönetim Kurulu Başkanı

SPK’DAN ANA SÖZLEŞME DEĞİŞİKLİĞİ İÇİN İZİN ALDIK

Sermaye Piyasası Kurulu ve İMKB tarafından bir kampanya olarak yürütülen “halka arz seferberliği” sürecinde halka açılma kararı aldık. SPK’dan halka açılmaya yönelik, ana sözleşmenin değiştirilmesi için izin aldık.

Şirketimiz halka arz edildiğinde, sektörünü borsada temsil eden üçüncü lojistik firması unvanını kazanacak. Halka arz gelirini, büyüme stratejisi kapsamında yapmayı planladığımız yatırımlar ve büyümenin finansmanı için kullanmayı hedefliyoruz. Şirketimizin halka arzına Galata Menkul Değerler ve Meksa Menkul Değerler ortak lider olarak aracılık edecek.

Latek Lojistik, 1999 yılında İstanbul’da kuruldu. Toplam 150 personelimizle yurtiçi ve yurtdışındaki acentelerimiz ve geniş ağımız sayesinde dünyanın her noktasına ulaşabiliyoruz. Ayrıca Uzakdoğu’dan Türkiye’ye çalışan en büyük konsolidasyon firması niteliğine sahibiz. Türk şirketlerinin dünyaya açılan kapılarından biri olan şirketimizin tüm dünyadaki network ağı 104 ülkeye ulaşıyor.

Bülent ÇELEBİ / AirTies CEO’su

2011’DE HALKA AÇILACAĞIZ

AirTies’ı 2004’te kurdum. AirTies, bugüne kadar, “kablosuz yaşam” vizyonu doğrultusunda çok sayıda teknoloji ve ürün geliştirdi. Kuruluşundan üç yıl sonra yüzde 60 payla modem pazarında liderliğe ulaştı. AirTies olarak, internet üzerinden telefon (VoIP) ve TV’ye (IPTV) yönelik ürünleri de piyasaya sunuyoruz. Ekibimiz, başta ABD’deki Silikon Vadisi olmak üzere bilişim teknolojilerinin güçlü merkezlerinden gelen Türk ve yabancı mühendislerden oluşuyor. Tüketici ve satış kanallarını dinleyerek, EMEA (Avrupa, Ortadoğu, Afrika) pazarının ihtiyaçlarına özel teknoloji çözümler geliştiriyoruz. AirTies olarak bölgemizde pazar liderliğini hedefliyoruz. Bu doğrultuda Yunanistan, Ukrayna, Hindistan, Hollanda, BAE ve Rusya pazarına giriş yaptık. Şirketimiz geçen yıl Deloitte EMEA Fast 500 programına dahil oldu. Grubun raporlarına göre, 2004-2008 döneminde yüzde 5 bin 951 büyüdük. Deloitte Fast 500 programında Ortadoğu Afrika ve Avrupa bölgesinde en hızlı büyüyen 21’inci teknoloji şirketi olduk.

2004 yılında 400 bin dolar sermayeyle kurulan şirketimizin 2009 yılı cirosu 37 milyon dolar. 2008’de yurtdışına açılıp ihracata başladık. AirTies olarak 2010’da IPTV pazarında büyümeyi hedefliyoruz. IPTV odaklı ihracat pazarlarına yenilerini eklemeyi planlıyoruz. Kablosuz ağ ürünlerinde de kullanıcıların hayatını kolaylaştıracak yeni teknoloji ve ürünler geliştirmeye devam ediyoruz. IPTV alanında yeni işbirlikleri için Ortadoğu ve Avrupa’da görüşmelerimiz devam ediyor.

2011’de ise halka açılmayı planlıyoruz. Çünkü 2011’de yurtdışı satışlarımız çok daha büyük değere geliyor. Bu yıl cironun yüzde 30’u ihracat olur. Ama 2011’de bu yüzde 50’nin üzerine çıkar. Bu da şirketimizin değerini artıracaktır. Bu nedenle 2011yılında halka açılmayı öngörüyoruz. 10 ortağımız, 180 de hisse sahibi çalışanımız var. Böylece sermaye artışının yanı sıra hem mevcut yatırımcılarımız hem de ortaklarımız sahip olduğu hisseleri borsada alıp satabilecek. Sermayemizin ne kadarını halka açacağımızı ise o günün koşullarında şirketimizin piyasa değeri belirleyecek.

Hayri ÖĞÜT / Koza Altın İşletmeleri Genel Müdür Yardımcısı

12 ŞUBAT’TA İŞLEM GÖRMEYE BAŞLAYACAĞIZ

Koza Altın İşletmeleri, ülkemizdeki altın madenlerini aramak ve işletmek üzere yüzde 100 Türk sermayesiyle kurulan bir Türk şirketidir. Hatırlanacağı gibi, ATP İnşaat ve Ticaret ve Koza-İpek Holding, 3 Mart 2005’te Normandy Madencilik’in bütün hisselerini Newmont Mining Corporation’dan satın almıştı. Böylece bu tarihten itibaren Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ilk kez bir Türk şirketi altın üretmeye başlamış oldu...

Şirketimiz, geçen hafta 3-4-5 Şubat tarihlerinde talep topladı. Hisse senetleri 36.80-46.00 TL fiyat aralığında satışa sunuldu. Yüzde 68’i yabancı, yüzde 32’si yerli yatırımcılara ayrıldı. Koza Altın’ın halka arz edilecek hisselerinin yüzde 30’u yurtiçi bireysel yatırımcılara, yüzde 2’si yurtiçi kurumsal yatırımcılara, yüzde 68’i ise yurtdışı kurumsal yatırımcılara ayrıldı. Halka arz edilen miktar, ek satış sonrası 20 milyon 700 bin TL nominal değerli paya ulaşacak. İş Yatırım ve Ak Yatırım liderliğindeki 33 üye Halka arz için oluşturulan konsorsiyumda yer aldı.

Halka arz ortak satışı şeklinde gerçekleştiğinden, şirkete herhangi bir kaynak girişi olmayacak. Paylarını halka arz eden ortaklar olan ATP İnşaat ve Ticaret ile Koza-İpek Holding, mutlaka elde ettikleri geliri kendi hedeflerine uygun olarak kullanacaklardır. Altın dışında kalan madencilik, enerji ve medya sektörlerindeki büyüme hedefleri doğrultusunda yatırım yapmaları beklenebilir. Bu kapsamda madencilikte bakır ve diğer değerli metal madenciliği, enerjide ise petrol ve HES yatırımları öngörülüyor. Basın sektöründe bünyemizde yer alan kuruluşlar KanalTürk TV, Bugün Gazetesi, Bugün TV ve Radyo KanalTürk yer alıyor. Bu çerçevede yeni kurulumlar ya da satın almalar olabilir.

Hisselerimizin 12 Şubat’tan itibaren borsada işlem görmeye başlamasını bekliyoruz. Şirketimiz 2009’un ilk 9 ayında 220 milyon TL satış, 111 milyon TL faaliyet karı, yaklaşık 90 milyon TL de net kar elde etti. Eylül 2009 sonu ay itibariyle şirketimiz yüzde 60’ın üzerinde operasyonel kar ve yüzde 70 seviyelerinde FAVÖK (finansman giderleri, amortisman giderleri, vergi öncesi kar) marjlarına sahip.

Şirketimizin bünyesindeki Ovacık (İzmir-Bergama) altın madeni, ülkemizdeki büyük altın potansiyelinin ekonomiye kazandırılmasında önemli bir konumda bulunuyor. Aynı zamanda Türkiye Cumhuriyeti’nin işletilen ilk altın madeni.

KUTU

Önümüzdeki dönemde halka arz planlayan şirketler

Çemaş Döküm

Latek Lojistik

Martı GYO

Koza Altın

Mango Gıda

Kuveyt Türk

Pegasus

Türk Telekom (İkincil halka arz)

Ziraat Bankası

Halkbank (İkincil halka arz)

AirTies

İGDAŞ ve/veya İDO

Reysaş GYO

Emlak GYO

Albayrak GYO

Torunlar GYO

Akfen GYO

Kiler GYO

......................

Bu yıl içinde Halkı arzı planlanan Firmalar ve karlılık beklentileri...Haberin linki

http://www.finansgundem.com/haber/oku/manset/18678/hangi_sirketlerin_hisseleri_alinir

watermalon
13-02-2010, 14:03
İŞ YATIRIM İKİ HİSSE ÖNERDİ
Piyasalarda sert düşüş devam ederken, İş Yatırım hazırladığı raporlarda iki hisse için al önerisinde bulundu. İşte o hisseler...
Is Yatirim ( www.isyatirim.com.tr ) Tarafindan Hazirlanan
Sirket Haberlerinin Degerlendirilmesi Raporu:
"TAV’in ocak ayi yolcu ve hava trafigi sayilari sirasiyla yillik %19 ve %
10 büyümeye isaret ediyor. Ocak ayinda Türkiye operasyonlarinda yolcu
sayisi etkileyici bir sekilde %24 büyüdü. Yurtdisi operasyonlarla birlikte
toplam büyüme %19 oldu. Diger yandan hava trafigi toplamda %10
büyümeye isaret ediyor. Büyümenin temel nedeni zayif baz yili etkisi.
AL 21% Potansiyel
(TL) Geçerli Hedef
Kapanis 6.10 7.40
PD, mn 2,216 2,688
HAO PD, mn 975 1,183

TÜRK TELEKOM/TURKCELL

Vodafone Türkiye geçen yilin son çeyreginde abone kaybederken
abone basina elde ettigi ortalama gelir 14,3 TL’ye geriledi. Vodafone
Türkiye 2009 yil sonu abone sayisini 15,7 milyon kisi olarak açikladi. Son
çeyrekte sirketin 18 bin abone kaybettigini görüyoruz. Bizim yil sonu abone
sayisi tahminimiz 16 milyon kisiydi. Bu nedenle tüm GSM sektörü için
abone sayisi tahminlerimizi gözden geçirmemiz gerekebilir. Diger yandan
sirketin üçüncü çeyrekte abone basina ortalama geliri 15,3 TL
düzeyindeyken son çeyrekte 14,3 TL düzeyine geriledi.
TTKOM AL 19% Potansiyel
(TL) Geçerli Hedef
Kapanis 4.94 5.90
PD, mn 17,290 20,650
HAO PD, mn 2,594 3,098
TCELL TUT 8% Potansiyel
(TL) Geçerli Hedef
Kapanis 10.70 11.60
PD, mn 23,540 25,520
HAO PD, mn 7,768 8,422

THY

THY, 10 adet B737-800, 10 adet B737-900 ve 15 adet opsiyonel olarak
benzer model uçak için siparis veriyor. Ilk 20 adet uçak 2011 – 2014
araliginda ve kalan 15 adet opsiyonel uçak 2013 – 2015 döneminde teslim
alinacak. Bu uçaklar önceden açiklanan 2011 için 25 ve 2012 için 8 uçak
alimina ilave edilecek. 2009 – 2023 dönemi filo büyümesi hedefleri
çerçevesinde sirket toplam 105 uçak almayi planliyor. Aralik ayi sonu
itibariyle sirketin toplam 132 uçagi bulunuyor.
AL 30% Potansiyel
(TL) Geçerli Hedef
Kapanis 5.45 7.09
PD, mn 4,769 6,203
HAO PD, mn 2,575 3,350

ERDEMIR

Erdemir 2008 yili kontratlarindan kalan 280 bin ton kömürü 319 $/ton
fiyattan almaya hazirlaniyor – olumsuz
Dünya Gazetesi’nde yer alan habere göre piyasada daralan arz sebebiyle
Erdemir kömür tedarikçisi Walter Energy ile 2008 yilindan kalan ve 319 $/
ton’dan fiyatlanan kömür siparisini satin almaya karar verdi. Siparis için
ödenecek toplam tutar 89 mn ABD$’na ulasmaktadir. Bu rakam spot
piyasada 220-225 $/ton’dan fiyatlanan kömürden hesaplandiginda 28 mn $
fazla bir ödemeye tekabül etmektedir. Ayni sekilde 2010-2011 dönemi
kontratlarinin 160-200 $/ton seviyelerine ulasacagi düsünüldügünde ise 45
mn $’lik bir maliyet artisi anlamina gelmektedir. Walter Energy daha önce
yaptigi açiklamada Erdemir ile 2008 yilinda kullanilmayan ve 319 $/ton
fiyat üzerinden yapmis oldugu 280 bin tonluk kömür anlasmasi konusunda
taraflar arasinda anlasmaya varildigini duyurmustu. Haber Erdemir
tarafindan dogrulanmasa da yüksek fiyatli bu kömür alimi yapildigi takdirde
sirketin 2010 VAFÖK’ü üzerinde dogrudan olumsuz bir etki yarattigini
düsünmekteyiz.
TUT 0% Potansiyel
(TL) Geçerli Hedef
Kapanis 4.54 4.52
PD, mn 7,264 7,235
HAO PD, mn 3,632 3,618"
.........................................

Haberin linki:

http://www.borsagundem.com/haber/oku/oneri/14867/is_yatirim_iki_hisse_onerdi

watermalon
13-02-2010, 14:08
BANKALAR KÂRDA HİZMETİ KATLADI
Banka sektörü hisseleri 2009 yılını yüksek kârlılıklarla kapatırken hizmet sektörünün öncü firmalarında kârların düştüğü gözlendi
Garanti Bankası 2009 yıl sonunu 2 milyar 962 milyon TL’lik net kârla kapatırken Akbank yılı 2 milyar 725 milyon TL’lik net kârla tamamladı.
Turkcell vergi dairesine açıkladığı 12 aylık bilançosunda 2 milyar 905 milyon TL net kâr açıkladı. Turkcell’in net kârı yüzde 21.94
oranında düşüş gösterdi.
Türk Telekom 2009 yılını 1 milyar 831 milyon TL’lik net kârla kapattı. Telekom’daki kâr artışı yüzde 4.5 olarak gerçekleşti.


Zeynep Aktaş / Milliyet
.......................................


Haberin linki:

http://www.borsagundem.com/haber/oku/manset/15304/bankalar_kÂrda__hizmeti_katladi

watermalon
13-02-2010, 14:15
EFSANE GERİ DÖNDÜ
1987’de kurduğu kendi bankasını (Finansbank) 2006’da 2.77 milyar dolara Yunanlı NBG’ye satıp Türkiye’de bankacılıktan çekilen işadamı Hüsnü Özyeğin Hollanda merkezli bankasıyla yeniden Türkiye’de...
Bankacılık sektörünün önemli isimlerinden, Fiba Grubu’nun patronu Hüsnü Özyeğin, Nisan 2006’da Finansank’ı Yunan NBG’ye satarak çıktığı bankacılık sektörüne, Portekizli BCP Grubu’nun Türkiye’deki bankası Millenniumbank’ı alarak geri döndü. Millennium Bank Türkiye biriminin yüzde 95’ini Özyeğin’in yurtdışındaki bankası Credit Europe Bank 62 milyon euro ödeyerek satın aldı. Satışın BDDK’da onay aşamasında olduğu öğrenildi. Millenniumbank’a İsrail merkezli Hapoalim’in elinde bulunan Bank Pozitif de talip olmuştu. Yabancıların Türk bankacılık sektöründeki payı yüzde 21.3. Yurtdışındaki yatırımcıların elindeki yüzde 18.5’lik borsa payı eklendiğinde Türk bankacılık sektöründe yabancı payı yüzde 39.8 oluyor.

Avrupa’dan yayılıyor
Credit Europe Bank adı altında Hollanda, Almanya, Belçika, İsviçre, Rusya, Romanya, Ukrayna, Dubai ve Malta’da faaliyetlerini sürdüren Fiba, alımın tamamlanmasıyla Türkiye’de bankacılık sektörüne geri döndü. Özyeğin, 2006’da Finansbank’ın çoğunluk hisselerini Yunanlı NBG’ye 2.77 milyar dolara sattı. Satış sırasında bir centilmenlik anlaşması yapmış ve üç yıl boyunca finans sektörüne girmeme sözü vermişti. Anlaşmanın süresi Ağustos 2009’da doldu.

Yüzde 5 hisse opsiyonlu
Taraflar BCP’nin elinde kalan yüzde 5 hissenin ileride Credit Europe Bank’a satışı ve bunun anlaşmada yer alan hisse başı fiyattan aşağı olmaması konusunda mutabakata vardı. BCP tarafından yapılan açıklamada satış işleminin bankanın Portekiz, Angola ve Polonya’da büyüme stratejisi kapsamında yapıldığı belirtildi.

18 şubesi var, 308 kişi çalışıyor
Portekizli BCP Group, Yunanistan’daki bankası Nova Bank aracılığıyla satın aldığı Sitebank’ı BankEuropa adıyla 2003’ün temmuz ayı başında hizmete soktu. Temmuz 2001’de Sürmeli grubundan TMSF’ye geçen Sitebank, Ocak 2002’de Fon’dan 3.2 milyon euroya satın alınmıştı.
Aralık 2006’da tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de banka Portekiz’deki ana kuruluşun ismini (Millenniumbank) aldı. Millenniumbank Türkiye’de İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa ve Antalya’da toplam 18 şubesiyle bireysel bankacılık ve KOBİ’lere ticari bankacılık hizmeti sunuyor. Aktif büyüklük sıralamasında 973 milyon lirayla Millenniumbank Türkiye’de 29’uncu sırada yer alıyor. Millenniumbank’ta 308 kişi çalışıyor.

Özyeğin bankacılığı Harvard’da öğrendi
Hüsnü Özyeğin liseyi Robert Kolej’de tamamladı. Cebinde bin dolarla eğitim için ABD’ye gitti. Oregon State University İnşaat Bölümü’nde okurken finans konularına eğildi. Harvard’da master yaptı. Amerika’da öğrenimi boyunca hamburgercide bile çalıştı.
Üç yıl çalıştıktan sonra Türkiye’ye dönen Özyeğin, kolejden arkadaşı M. Emin Karamehmet’ten iş teklifi aldı. 32 yaşındayken (1977) Pamukbank Genel Müdürü oldu. 1984’te yine Karamehmet’e ait Yapı Kredi Bankası’nın genel müdürlüğüne geçti. 1987 yılında kendi bankasını (Finansbank) kurdu. 1996’da Gima’nın çoğunluk hisselerini alarak gıda perakendeciliğine girdi. Gima ve Endi’yi 132.5 milyon dolara Sabancı-Carrefour ortaklığına sattı, leasing sektöründeki şirketi Finans Finansal Kiralama’nın yaklaşık yüzde 20’lik hissesini beş yabancı yatırım fonuna 30.1 trilyon liraya devretti. Ardından Swissotel The Bosphorus’u Nisan 2005’te yaklaşık 100 milyon dolara satın aldı. Özyeğin, Forbes’ın yayımladığı ‘dolar milyarderleri’ listesine girdi. Açıklanan son listede 2.9 milyar dolarlık servetiyle Türkiye’nin en zengin işadamı olarak yer aldı.
i

Credit Europe’un aktif büyüklüğü 10 milyar euro
Finansbank’ın eski sahibi Hüsnü Özyeğin’in 1994’te Hollanda’da kurduğu Credit Europe Bank halen 11 ülkede faaliyet gösteriyor. Toplam aktif büyüklüğü 10 milyar euro olan banka 215 şubesiyle hizmet veriyor. Banka Hollanda’nın en büyük 10 bankası arasında yer alıyor. Bankanın 2009 sonu itibariyle 5.920 çalışanı ve 3 milyon müşterisi var. Belçika, Almanya, Malta ve Dubai’de şubeleri bulunan bankanın İsviçre, Rusya, Romanya ve Ukrayna’da iştirakleri bulunuyor.


Tevfik Bilgin: Yerli sermayenin atılımları bizi mutlu ediyor
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) Başkanı Tevfik Bilgin, Fiba Grubu’nun Türkiye’de bankacılığa geri dönmesiyle ilgili olarak, “Yerli sermayenin böyle atılımları bizi mutlu ediyor. Hoş bir gelişme...” dedi. Bilgin, İstanbul Sanayi Odası (İSO) tarafından düzenlenen, İstanbul Sanayi Forumu 2010 Yılı 1. Meslek Komiteleri Ortak Toplantısı’nda gazetecilerin, Fiba Grubu’nun, merkezi Hollanda’da bulunan bankası, Credit Europe Bank N.V.’nin, Millenniumbank A.Ş.’nin çoğunluk hisselerinin alımına ilişkin sürdürdüğü görüşmelerin tamamlanmasına ilişkin sorularını yanıtladı.
Bilgin, “Mali güç ve itibarı olmak şartıyla yerli sermayenin böyle atılımları bizi mutlu ediyor. Hoş bir gelişme” dedi. İlerleyen aşamalarda kendilerine onaya gelineceğini ifade eden Bilgin, o aşamada bir çok şeyi kendilerinin kontrol ettiğini söyledi. Bilgin, yerli sermayenin bir şekilde gösterdiği atılımın önemli olduğunu vurguladı.

Milliyet

....................................

Çok tartışılan bir başarı hikayesi...Benim beklentilerim içinde,umarım sizde takip edersiniz...

Haberin linki:

http://www.borsagundem.com/haber/oku/gundem/15184/efsane_geri_dondu

watermalon
13-02-2010, 14:17
İZMİR LİMANI ÇELEBİ'Yİ BEKLİYOR
Türkiye'nin en önemli ihracat limanları arasında yer alan İzmir Alsancak Limanı'nın özelleştirilmesinde, en yüksek ikinci teklifi veren Çelebi Holding'in kararı bekleniyor.
Özelleştirme İdaresi Başkanlığı (ÖİB), ihalede Global-Hutchison-EİB Umaş Konsorsiyumu'ndan sonra ikinci yüksek teklifi veren Çelebi Holding'e 20 Ocak 2010 günü gönderdiği sözleşme teklifi, 22 Ocak'ta ulaştı. Teklifi değerlendirmek için şirkete 45 gün tanındı. Kanun, sürenin 90 gün uzatılması hakkı tanıyor. Bitiminde ise Çelebi Holding limanı işletmek istemezse, ihale iptal edilecek. Çelebi'nin almaması durumunda Arkas'ın öncülüğünde bir grup talip olmaya hazırlanıyor.

Ege Bölgesi Sanayi Odası (EBSO) Yönetim Kurulu Başkanı Ender Yorgancılar, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu ve Arkas Holding Yönetim Kurulu Başkanı Lucien Arkas'tan oluşan heyet, bu amaçla geçen günlerde ÖİB Başkanı Ahmet Aksu ile görüştü.

İzmir Limanı'nı işletme hakkını 49 yıllığına devir için 3 Mayıs 2007 tarihinde yapılan ihalede, 1 milyar 275 milyon dolarla en yüksek teklifi Global-Hutchison-EİB Limaş Konsorsiyumu vermişti. Danıştay onayının 28 ay gecikmesi ve bu süreçte küresel kriz yaşanması sonucu konsorsiyum vazgeçmişti. ÖİB'nin limanı teklif ettiği, ihalede ikinci olan Çelebi Holding ise 1 milyar 270 milyon dolar önermişti. İki teklifin arasında 5 milyon dolarlık fark bulunuyor. Çelebi Holding, ÖİB'nin teklifini değerlendirmeye alırken 2007 yılındaki ihaleye Arkas liderliğinde kurulan Alsancak Liman İşletmeleri AŞ ile giren grup, yeni bir girişim başlattı. Grup, 1 milyar 230 milyon dolar teklif ettikten sonra 13. turda çekilmişti. Şimdi ise İzmir İl Özel İdaresi ve Büyükşehir Belediyesi'ni de yanına alarak talip olmayı planlıyor.

ÖİB'deki görüşmeyi değerlendiren EBSO Başkanı Yorgancılar, Çelebi Holding'in kararını beklediklerini kaydetti. Liman için Büyükşehir Belediyesi, İl Özel İdaresi ve sivil toplum kuruluşlarının da içinde bulunduğu geniş bir konsorsiyum hedeflediklerini belirten Yorgancılar, bunun için bir formül önerdiklerini vurguladı. Yorgancılar, ÖİB'ye sundukları teklif hakkında Çelebi'nin durumu netleşmeden açıklama yapmayacaklarını ifade ederek, üzerinde çalıştıkları yapının geniş katılımlı olacağını söyledi.

İzmir Limanı uzun yıllardır özelleştirme kapsamında olduğu için gerekli yatırımların yapılmadığına dikkat çeken Yorgancılar, "Üzerine herhangi bir katma değer ilave edilmeden satılması zor. Liman için önerdiğimiz formül, 300-350 milyon dolarlık yatırımı da içeriyor. Büyük tonajlı gemilerin yanaşması için İzmir Körfezi girişinden limana kadar olan bölgenin 9 metrelik dip derinliğinin 14 metreye çıkarılması, liman sahasının da genişletilmesi gerekiyor." dedi.

Deniz Ticaret Odası İzmir Şubesi Meclis Başkanı Özden Çokdeğer de Ege ve İç Anadolu bölgeleri ürünlerinin ihracat kapısı olan İzmir Limanı'nın, her şeyden önce yatırım beklediğini vurguladı.

Özelleştirmede yargı sürecinin çok uzamasının, limanın elde kalmasında etkili olmuş olabileceğini belirten Çokdeğer, "Ülkede iyi şeyler olacakken sürekli pürüzler çıkıyor. Devletin limana el atması gerekiyor. Buraya senelerdir, özelleştirilecek gerekçesiyle yatırım yapılmıyor. Ege ve İç Anadolu'nun ihracat kapısı olan bu limanı, bir an önce tam faal duruma getirmek gerekiyor. Çandarlı'da yapılacak liman, İzmir'e rakip olamaz. İzmir Limanı rüzgâra kapalı, Çandarlı böyle değil." şeklinde konuştu. (CİHAN)

......................

Haberin linki:

http://www.borsagundem.com/haber/oku/kulis/15241/izmir_limani_celebiyi_bekliyor

watermalon
13-02-2010, 14:21
DOĞAN'IN KARI 38 MİLYON LİRA
Doğan Şirketler Grubu Holding A.Ş., 2009 yılında 38,2 milyon lira net kar açıkladı.
Doğan Şirketler Grubu'nun Kamuyu Aydınlatma Platformu'nda (KAP) yayımlanan açıklamasında, geçici vergi beyannamesi ekinde vergi dairesine sunulan tabloya yer verildi.

Tabloda, 1 Ocak-31 Aralık 2009 arasındaki net satış rakamı 5 milyon 793 bin 469,95 lira olarak yer alırken, şirketin 38 milyon 204 bin 672,82 lira net dönem karı elde ettiği belirtildi.

............................

Haberin linki:

http://www.borsagundem.com/haber/oku/hissepiyasa/15315/doganin_kari_38_milyon_lira

COCOR
13-02-2010, 14:22
Bu kadar kar normal ...
Çünkü nerdeyse her fert bankasız ve iletişimsiz iş yapmaları mümkün değil... Herkes müşteri... Ama arabam yoksa lastik almayabilirim... yakıt almayabilirim...
Bunu da bildiklerinden Telekom aylık telefonu kullanmasanda 10 lira hat parası haraç olarak tıkır tıkır alıyor...
Bankalar çaktırmadan yüksek meblağ alıyor, hesap kullanma ücreti veya kart parası olarak gerçi, itirazı değerlendirip telafi etselerde ya kart hesap dökümüne bakmayanlar için ne olacak?
Biraz ağzım yanmış gibi yazdım..

watermalon
13-02-2010, 15:00
Biz de kendimizi borçlu sanırdık!

ERKAN KIZILOCAK

Birçok ülke default riski yaşarken, Türkiye borcun GSYİH'ya oranı açısından avantajlı görünüyor. Örneğin, Yunanistan'da yüzde 118 olan bu oran Türkiye'de yüzde 42. Cari açıktaki düşüş de bu yıl Hazine'nin elini güçlendiriyor...

KÜRESEL kriz deyim yerindeyse "takkeyi düşürüp kelleri ortaya çıkardı"... Aslında güçlü sandığımız pek çok ülkenin borç dinamiklerinin ne kadar kırılgan olduğu ortaya çıktı. Kredi derecelendirme kuruluşları, yüksek borçluluk oranları nedeniyle önce Dubai'nin, ardından komşumuz Yunanistan'ın notlarını düşürdü.

Bu ülkelerin borç batağında olduğu ve default (borçlarını çevirememe) riskiyle karşı karşıya oldukları anlaşıldı. Türkiye ise kısa vadeli borç yapısına karşılık yüzde 42 borç/GSYİH oranıyla avantajlı görünüyor. Çünkü Yunanistan'ın borcunun GSYİH'ya oranı 2009 sonu itibariyle yüzde 118'i buluyor. Bu oran İtalya'da yüzde 115, Belçika'da yüzde 95, Almanya'da yüzde 68, Fransa'da yüzde 70, Portekiz'de yüzde 70, Avusturya'da yüzde 64, Hollanda'da yüzde 60, İspanya'da ise yüzde 55...

ÖDEMELERDE SIKINTI YOK
Kısacası, Türkiye'de kamu borcunun sürdürülebilirliği açısından önümüzdeki dönem bir panik havası oluşması ihtimali görülmüyor. Oysa şu sıralar Yunanistan'daki sıkıntının diğer bir AB ülkesi İspanya'da da yaşanmasından endişe ediliyor. Nitekim reyting kuruluşu S&P, İspanya'nın AA olan kredi notunun görünümünü durağandan negatife düşürdü. Türkiye'nin krizde cari açığını azaltma ve dış ticaretini kısmen de olsa dengeleme imkanı bulabildiği vurgulanıyor.

.................................

Ülke Borçları birçogumuzun canını sıkıyor...

Haberin linki:

http://www.paradergi.com.tr/hab20,265@300.html

watermalon
13-02-2010, 16:49
"Bu yıl AVM ciroları yüzde 10 artar"



AYD (Alışveriş Merkezi Yatırımcıları Derneği) Başkanı Hakan Kodal, bu yıl AVM cirolarının yüzde 10 artmasını tahmin ettiklerini söyledi. 2009 yılını değerlendiren ve 2010 beklentilerini açıklayan Kodal, 2009'da toplam AVM sayısının 238'e çıktığını, kiralanabilir alanın ise yüzde 14 artışla 5 milyon 670 bin metrekareye ulaştığını söyledi.

Hizmete açılan 25 AVM ile sektöre yaklaşık 700 bin metrekare dahil olurken açılışların yüzde 80'i Ankara ve İstanbul'da gerçekleşti. 1000 kişiye düşen kiralanabilir alan 78 metrekareye ulaştı. Türkiye'de 81 ilin 42'sinde ise AVM yok. Cirolar ise ilk 6 ayda yaşanan ciddi daralmaya rağmen özellikle 2009 Eylül ayından itibaren gerçekleşen artışlarla yükseldi.

.....................................


Haberin linki:

http://www.paradergi.com.tr/gun6,265@300.html

watermalon
13-02-2010, 16:52
Hayal fabrikalarında herkes için fırsat var

RAHİME BAŞ UÇAR /

Türk sineması yeniden atakta. TV ekranları ise adeta dizi cenneti. Sinema ve TV yapımlarının yıllık hacmi 1.5 milyar TL'yi buldu. Risk alıp bu sektörü sürükleyen yapımcılar, bazen bir hayale gözlerini kırpmadan milyon dolarlar yatırabiliyor. Batan da var, ihya olan da...

BİZ onlar için 'hayal yatırımcıları' tanımını yakıştırdık. Ne de olsa önlerine gelen senaryo bir hayalden ibaret. Bazen kendi deyimleriyle iyi koku alıp, göz kırpmadan bir hayale milyon dolarlar yatırabiliyorlar. Yapımı 6 ayda tamamlanan bir projenin meyvesi ise iki haftada toplanıyor.

Evet, yapımcı ya da prodüktör dediğimiz yatırımcılardan bahsediyoruz. Aslında Türkiye'de sayıları oldukça az. Camiaları da sanıldığından küçük. Dönüp dolaşıp film afişlerinin altında ya da dizilerin jeneriğinde aynı isimleri görüyoruz. Ekonomik kriz biraz hızlarını kesse de bu renkli dünyanın patronları en parlak dönemlerini yaşamaya devam ediyor. İsterseniz bir çırpıda saymaya çalışalım isimlerini: Kerem Çatay, Erol Avcı, Türker İnanoğlu, Faruk Turgut, Tomris Ilgaz Giritlioğlu, Sinan Çetin, Timur Savcı, Mustafa Altıoklar, Ali Gündoğdu, Raci Şaşmaz, Tarkan Karlıdağ, Serdar Akar, Ata Türkoğlu, Birol Güven, Sinan Çetin...

.................................................. ...

Haberin linki:

http://www.paradergi.com.tr/kap17,265@300.html

watermalon
13-02-2010, 17:08
» 1 Ocak2010 , Nilüfer Gözütok


Peşinden Koşulan Şirketler!


Boydak Grubu, Avrupalı ve Amerikalı şirketlerden teklif alıyor. Universal Hospitals Group’a, sahibinin değimiyle yağmur gibi teklif yağıyor. Ülker ise belki de kapısı en çok çalınan şirketlerden biri. Sadece onlar değil, onlarca Türk şirketi, teklif yağmuruna tutuluyor. Teklifler ise çeşitli. Gelecek potansiyeliyle öne çıkan, kâr marjı ve payı yüksek şirketlere, “Sizi alalım”, “Ortak olalım”, “İşbirliği yapalım” teklifleriyle gidiliyor. Güçlü finansal yapısı olan şirketlere ise büyüyemeyenler ya da krizle birlikte yaşamsal sıkıntı çekenler, “Bizi alın” teklifi götürülüyor. İşte kapılarında kuyruk oluşan, en çok teklif alan 25 şirket ve aldıkları teklifler…

Boydak, yatırımlarında ortağa ihtiyaç duyan yerli ve yabancı şirketlerin en sık teklif götürdüğü gruplardan biri. Boydak Holding Yönetim Kurulu Üyesi Bekir Boydak, kısa bir süre önce mobilya sektörüne yönelik Avrupa ve ABD’den işbirliği teklifleri aldıklarını açıkladı.

ToyotaSa’yı alarak dikkatleri üzerine çeken ALJ Group, kendilerine tekstil ve inşaat şirketlerinden bile “Bizi alın” şeklinde şaşırtıcı derecede çok sayıda teklif geldiğini açıkladı.

Türkiye ve yurtdışındaki hastane zincirleriyle hızlı bir büyüme içinde olan Universal Hospitals Group da yabancıların ortaklık ve satın alma tekliflerinin odağında. Grubun yönetim kurulu başkanı Dr. Azmi Ofluoğlu, “Yağmur gibi teklif alıyoruz. Ortaklığın yanında bir miktarını satın almak isteyenler de var” diyor.

Bu açıklamaların da ortaya koyduğu gibi son dönemde birleşme ve satın alma pazarında yeni bir kıpırdanma yaşanıyor. Krizden çıkış sinyalleri konuşulurken gerek yurtiçinden gerek yurtdışından birçok kuruluş, büyüme stratejilerine uygun şirket arayışını hızlandırdı. Bulunduğu sektörün yanı sıra gelecek potansiyeliyle öne çıkan, kârlılık marjları yüksek bazı grup ve şirketler tekliflerin uğrak kapısı haline geldi.

Pazardaki hareketliliği artıran sadece alıcıların hamleleri değil. Güçlü finansal yapılarıyla dikkat çekenler de büyüme yolunda tıkanıklık yaşayan, krizle birlikte yaşamsal sıkıntıları artan ve bu nedenle satın almalara açık hale gelen şirketlerin akınına uğruyor.

Birçok şirketin son dönemde büyük kuruluşların kapısını çalarak işbirliği olanaklarını konuşmak istediği artık daha yüksek sesle ifade ediliyor.

Kimler İlgi Çekiyor?
Ortaklık ve satın alma yönünde teklif alan şirketlerin faaliyet alanlarına bakıldığında enerji, lojistik, sağlık, perakende, gıda, madencilik ve altyapı sektörlerinin ağırlığı gözden kaçmıyor.

Uzmanlar da bu durumu doğruluyor. Ernst&Young yetkilileri, 2009’da gerçekleşen işlemlerin ağırlıklı olarak üretim, perakende, enerji ve finansal hizmetlerde yoğunlaştığını söylüyor.

PDF Kurumsal Finansman Yönetici Ortağı Levent Bosut, özellikle hızlı tüketim ürünleri üreten, son tüketiciye hitap eden ve güçlü markaya sahip Türk şirketlerinin cazip olduğunu ve pek çok ortaklık önerisi aldığını belirtiyor. Bosut, “Benzer şekilde gıda ve gıda dışı perakende de yatırımcıların ilgisini çeken sektörlerden. Perakendede güçlü yerel zincirler, sektörün büyük oyuncuları tarafından yakından takip ediliyor. Sağlık hizmetleri sektörünün, hem stratejik yatırımcıların hem fonların yakın takibinde olduğunu söyleyebiliriz” diye konuşuyor.

Ortaklık ve satın alma tekliflerinin büyük çoğunluğu yabancılardan geliyor.

Batılı şirketlerin yanı sıra son yıllarda Arap sermayesi de Türk şirketlerini yakın markaja almış durumda.

Öte yandan krizden çok fazla etkilenmeyen Türk Cumhuriyetleri, enerji ve altyapı alanında faaliyet gösteren şirketlere yaptıkları tekliflerle dikkat çekiyor.

Türk şirketleri de büyüme stratejileri doğrultusunda ilgilendikleri şirketlerin karşısına cazip olanaklarla çıkıyor. Uzmanlar, genellikle sektörlerinde lider olan bu şirketlerin, hedeflerine giren alımları yapmak için kararlı bir tutum izlediğini belirtiyor.

Best Trafo Tekliflere Açık
Büyük grupların dev yatırımlarla girdiği, küçüklerin de bir şekilde dahil olmaya çalıştığı enerji, hiç kuşkusuz son yılların en cazip sektörü. Bu nedenle tekliflerin odağında enerji şirketlerinin olması şaşırtıcı değil.

1966 yılında kurulan Best Trafo da sektöre girmek isteyenlerin yakın takibinde. Best Trafo’yu ilgi çekici yapan, özellikle 5 yılda yaşadığı hızlı büyüme. Şirket, 2004 yılından itibaren cirosunu 14 kat artırdı. Aynı süre içinde yıllık üretim kapasitesini 5 bin MVA’dan(megavolt-amper) 30 bin MVA’ya, üretebildiği en büyük transformatör seviyesini de 250 MVA’dan 800 MVA seviyesine yükseltti.

Şu anda Türkiye’deki ikinci büyük transformatör üreticisi olan Best, pazarın yüzde 40’ına hakim. Üretiminin yüzde 60’ını 47 ülkeye ihraç ediyor. 2010 yılında da yüzde 15’lik bir büyüme planlıyor.

Best Trafo Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Sırrı Yırcalı, çok sayıda teklif aldıklarını, genelde tekliflerin Türk Cumhuriyetleri’nde ve Ortadoğu’da bulunan transformatör üreticilerinden geldiğini belirtiyor. Yırcalı, “Best Avrupa ve Ortadoğu’da en hızlı büyüyen üretici. Bu şirketler, Best’in tecrübesinden ve tasarım imkanlarından faydalanmak için kendi ülkelerinde yapılacak ****t venture tarzında yatırımlara girmek istiyor” diyor.

Bu tarz tekliflere açık olduklarını da kaydeden Yırcalı, “O bölgelerde kendi tesisimizden transformatör satışına destek olacak projelere daha sıcak bakıyoruz” diye konuşuyor.

Yabancılar Sağlıkla İlgili
Türkiye’de sağlık sektörü, son birkaç yılda hiç olmadığı kadar hareketli bir dönem yaşadı. Birbiri ardına birçok özel hastane kuruldu. Bunlardan bazıları başarılı olurken bazıları finansal sıkıntı içine girdi. İşte bu ortamda başarılı olanlar, hem bu alana ilgi duyan yatırımcıların hem ayakta kalmakta zorlanan işletmelerin uğrak kapısı haline geldi.

Başarısıyla dikkat çekip işbirliği akınına uğrayanlar arasında Memorial ve Universal Hospitals Group öne çıkıyor. Türkiye’nin en büyük ve en köklü hastane zincirlerinden Universal Hospitals Group, Türkiye çapında 80’in üzerinde hastaneye sahip. Geçtiğimiz bir yılda büyüme hızıyla adından söz ettiren grup, şu anda 10 yeni hastaneyi bünyesine katmaya hazırlanıyor. Krizden en az etkilenenlerin sağlık kuruluşları olduğunu belirten Universal Hospitals Group Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Azmi Ofluoğlu, yatırımlarını sürdürürken yağmur gibi teklif aldıklarını doğruluyor. “Ortak almak ya da bir miktarını satın almak isteyenler var. Yabancı yatırımcıların ilgisi onurumuzu okşuyor” diye konuşuyor.

Tıbbi cihaz üreticileri de satın alma yapmak isteyen yatırımcıların ilgi alanında. Bu anlamda sektörde en fazla plana çıkan şirket Bıçakcılar. 1959 yılında bu yana faaliyette olan şirket, tıbbi cihaz ve tek kullanımlık tıbbi ürünleri Bıçakcılar markasıyla üretiyor. Yurtdışında 80’den fazla ülkeye ürünlerinin satışını gerçekleştiriyor. Alınan duyumlara göre şirkete gelen ortaklık ve satın alma teklifleri ağırlıklı olarak yurtdışı kaynaklı.

İncelemedeki Teklifler
Lojistik sektörüne yatırım yapmak isteyenlerin uğrak adreslerinden biri Reysaş. Körfez, Avrupa ve Amerika kökenli fonların kendilerine ortaklık teklifiyle geldiğini belirten Reysaş Yönetim Kurulu Başkanı Durmuş Döven, ilgiden memnun. Türkiye’nin lojistik merkezi olmasının özellikle yabancıların sektöre ilgisini artırdığını kaydediyor. “Pazarın büyük olması ve bunu yapan şirketlerin azlığı, talebi belli şirketlere yöneltiyor” diyor.

Döven, sadece lojistik değil farklı alanlardaki işleri için de kendisine teklif geldiğini söylüyor. Bunların neler olduğunu ve tekliflere yaklaşımını da şöyle ifade ediyor:

“Depo, demiryolu, yurtiçi dağıtım, otomotiv gibi değişik alanlarda da birlikte çalışmak isteyen, ortak olmak isteyenler var. Herhalde ‘Birlikte depo yapalım’ veya ‘Depolarınızı bize satın, bundan sonra yapılan işlerle birlikte büyüyelim’ tekliflerini Türkiye de en çok biz alıyoruz. Tekliflere çok sıcak bakmıyoruz. Ama ilerleyen yıllarda özellikle işin uzmanı veya büyük yatırım arzusu içinde olan fonlarla işbirliğine gidebiliriz.”

DRD Derindere Filo Kiralama, gerek sahip olduğu özellikler gerek içinde faaliyet gösterdiği sektörün yüksek potansiyeli ile ilgi odağı. Şirketin CEO’su Aytekinhan Yıldırıcı, kendilerine geniş bir yelpazede talep geldiğini ve gelmeye devam ettiğini söylüyor. Yıldırıcı, “Teklif getiren yatırımların bir kısmı, bizzat bu sektörde faaliyet gösteren, uluslararası operasyonel leasing şirketleri, bir kısmı yerli veya yabancı finansal leasing şirketleri, bir kısmı da süreli yatırımlar yapmayı amaçlayan fonlar. Yurtiçinden de stratejik olarak ilgi gösteren büyük gruplar var” diyor. Yıldırıcı, tekliflerden bazılarının şu anda incelemeye alındığını da sözlerine ekliyor.

Perakendede Sıcak Hareketlilik
Perakendenin hazır giyim ve gıda ayağında tekliflerin gözdesi konumunda birçok şirket bulunuyor. Örneğin Orka Group Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Orakçıoğlu, Avrupa, Körfez ve Amerika’daki bazı fonların sürekli kendileriyle bir araya gelmek istediklerini belirtiyor. “Şirketimizin büyüme performansını ve yurtdışında yapmış olduğumuz gelişimleri çok yakından izleyen birçok yatırımcı var. Ancak bu konuda bize gelen teklifleri de sektördeki diğer şirketlere yönlendirdik. Şu ana kadar bu tekliflerle ilgili ciddi bir işbirliği olmadı. Önümüzdeki kısa süreçte de düşünmüyoruz” diye konuşuyor.

Yurtiçi ve yurtdışında hızla büyüyen MOL, ABD’den İtalya’ya, Hawai Adası’ndan Kazakistan’a birçok ülkedeki fonun görüş açısında yer alıyor. Fonlar, ortaklık ve işbirliği teklifleriyle MOL’un kapısını sık sık çalıyor.

Zincir marketler arasında da Kiler ve KİM, alıcı ve satıcıların en çok ziyaret gerçekleştirdiği kuruluşlar. İnorganik büyümeye sıcak bakan Kiler, devlerden çok küçük bölgesel marketlerin ilgi odağında. Şirket ağırlıklı olarak Anadolu’daki zincirlerden “Bizi satın alın” teklifleriyle karşılaşıyor.

Toplam 47 mağazası olan İstanbul merkezli KİM marketleri de büyüme hızıyla hem alıcı hem satıcılardan ilgi görüyor. Ulusal ve yabancı zincirler KİM’e “Sizi satın alalım” derken daha küçük bölgesel zincirler de “Bizi satın alın” talebiyle görüşme isteğinde bulunuyor.

Levent Bosut/Pdf Kurumsal Yönetici Ortağı

“3 Sektör Yatırımcılar İçin Hala Cazip”

En Gözde Sektörler
Ortaklık ve satın almalarda son 2 yılda tamamlanmış işlemlere baktığımızda, tüm sektörlere belirli bir düzeyde ilgi olmakla birlikte finansal servis, inşaat-yapı malzemeleri, enerji, gıda, perakende yurtdışından en fazla ilgiyi gören alanlar olarak ön plana çıkıyor.

Kriz Resmi Değiştirdi
Bu resim, krizle birlikte belli oranda değişti. Örneğin bankacılık sektöründeki önemli oyuncuların halihazırda yabancılarla ortaklık yapmış olması ve krizin finans kurumlarındaki olumsuz etkisi, son 2 yılda sektörde nispeten daha az işlemin gerçekleşmesine neden oldu. Kriz sonrası özellikle sigorta sektöründe, birkaç satın alma ve ortaklık projesi daha duyacağımızı düşünüyorum. Ancak geçmişte yaşadığımız gibi yoğun bir satın alma trendi beklenmiyor.

Büyüyenler Cazip
Öte yandan enerji, gıda ve perakende sektörleri, yatırımcılar tarafından hala çok cazip bulunuyor. Zira bu sektörlerin büyüme dinamikleri oldukça sağlam.

Türkiye, bölgesel üretim ve lojistik üssü olma potansiyeli taşıyor. Zaten pek çok uluslararası şirket, bölgesel üretim ve satış merkezi olarak Türkiye’yi seçiyor.

İlgi Çekecek
Dolayısıyla birçok sektördeki lider ya da hatırı sayılır pazar payı olan, kârlı ve iyi yönetilen aile şirketleri, yabancı stratejik yatırımcılardan ya da özel sermaye fonlarından ortaklık ve satın alma için sürekli teklif alıyor. Önümüzdeki dönemde artan nüfus ve kişi başı gelir düşünüldüğünde özellikle hızlı tüketim ürünleri, perakende ve bunlarla beraber B2B olarak faaliyet gösteren şirketler çok ilgi çekecek.

Uğur Genç/Memorial Sağlık Grubu Genel Müdürü

“Zordaki Yerellerden Teklif Geliyor”

Fırsat Doğdu
Hızla büyüyen özel sağlık sektörü, son 2 yıldaki düzenlemelerle duraklama dönemine girdi. Hızla büyümenin getirdiği rekabet ve geleceğin belirsiz olması sebebiyle de sektörde işbirliği fırsatları doğdu. Güçlerini büyük bir sağlık kuruluşu ile birleştirmek ve ölçek ekonomisi ile bu zor günleri atlatmak isteyen yerel oyunculardan pek çok işbirliği teklifi alıyoruz. Bu tekliflerle ilgileniyor, Memorial Sağlık Grubu’na sinerji yaratacak fırsatların üzerine gidiyoruz.

Teklifler Artıyor
Diğer taraftan Türkiye’nin makroekonomik gücü, kişi başına düşen sağlık yatırımlarının azlığı, artan ve yaşlanan popülasyonumuz sebebiyle de sağlıklı büyüyen özel hastane gruplarına, yurtdışı finansal ve stratejik yatırımcılardan talepler var. Bu konuda Memorial Sağlık Grubu olarak pek çok yatırımcıdan teklif alıyoruz. Global ekonomik krizin etkisinin azalmasıyla son günlerde bu tekliflerde artışlar oldu. Teklifler genellikle Batı ve Doğu Avrupa, Kuzey Amerika ve Ortadoğu kökenli yatırımcılardan geliyor.

İlginin Nedeni
Kaliteli, etik ve hasta memnuniyeti odaklı hizmet yaklaşımımızla oluştuğumuz güvenilir markamız ve son yıllardaki büyüme hızımız, bu taleplerin arkasındaki en önemli nedenler.

Satıcı ve alıcı olduğumuz tüm satın alma ve birleşme tekliflerine, kurumumuza yaratacağı katma değer açısından bakıyoruz. Artı katma değer yaratacak tüm teklifleri ciddiyetle analiz ediyoruz. Ayrıca global ekonomideki düzelmeye bağlı olarak bu tekliflerin sayısının artacağını düşünüyoruz.

Serkan Küçük / Genpower Genel Müdürü

Yabancılar Genpower’ın Peşinde

İhracatı 80 Kat Arttı
Genpower Jeneratör olarak üretimimizi hem yurtdışında hem yurtiçinde satıyoruz. 2003 yılından bugüne ihracatımızı 80 kat artırarak satış yaptığımız birçok ülkede pazar lideri konumunu yakaladık. Bununla birlikte yurt içinde de ikinci büyük jeneratör imalatçısı ve markası haline geldik.

Ortaklık Teklifleri
Bu hızlı büyüme ve markalaşmanın doğal bir sonucu olarak son 3 yıldır Amerikalı ve Batı Avrupalı büyük entegre motor-jeneratör üreticileri ile özel sermaye fonları ortaklık görüşmeleri yapmak için kapımızı çalıyor. Şirketimizi yüzde 100 satın almak isteyenler de var azınlık hisse isteyenler de... Ancak bundan önce olduğu gibi bundan sonra da koyacağımız agresif büyüme hedefleri, ortak seçiminde çok seçici olmamıza sebep oluyor.

En Büyük Olma Hedefi
Genpower’da çok ciddi ve farklı bir büyüme hikayesi var. Satışlarımız ve operasyonel kârlılığımız, dolar bazında 2006-2008 döneminde yüzde 100’ün üzerinde arttı. Bu yıl 110 milyon dolar ciro hedefliyoruz. 2010 başında kapasitemizi, yeni yaptığımız fabrika yatırımıyla vardiya başına yıllık 8 bin üniteden 100 bin üniteye çıkarıyoruz. Dünyadaki en büyük jeneratör fabrikası olma özelliğini taşıyan bu fabrika, 2010’un ilk çeyreğinde faaliyete geçecek. Bu öyle bir tesis olacak ki artık motor hariç her şeyi kendimiz üretiyor olacağız ve bunun kârlılığa yansımasını göreceğiz.

Dışarıda Sıkı Takip
Genpower olarak bugün tüm gelişmekte olan ülkelere jeneratör satıyoruz. Ortadoğu, Asya, Afrika, Avrupa ülkelerine olan satışlarımız katlanarak artıyor. Tabii bütün bu gelişmeleri yurtdışındaki rakiplerimiz ve finansal fonlar da izliyor. Ortaklık görüşmelerine gelince, bizimle aynı frekansı yakalayan, agresif büyüme hedeflerimize ve ticari anlayışımıza uygun şirketlerle ortaklık yapabiliriz.

Nilüfer Gözütok
ngozutok@capital.com.tr

...........................................

Haberin linki:

http://www.capital.com.tr/haber.aspx?HBR_KOD=5780

watermalon
13-02-2010, 17:25
» 1 Şubat2010 , Hande Yavuz


3 Milyar TL Yeniden Aşılır mı?

2009, tam da beklentiler doğrultusunda gerçekleşti. Reklam sektörü yüzde 18 küçülerek 2,8 milyar TL’ye geriledi. Ancak korkulan olmadı. Reklamveren ve reklam ajansı sayısında değişim yaşanmadı. Yatırımların yüzde 56’sı TV’ye gitti. Uzmanlara göre 2010 yılından itibaren yeniden büyümeye geçilecek. Reklam yatırımlarının yüzde 10-12 artması bekleniyor. Tahminler gerçekleşirse reklam pastası yıl sonunda 3,1 milyar TL’lik bir hacme ulaşacak.

2009, krizin etkilerinin en yoğun hissedildiği yıl oldu. Bu etki, kendini doğrudan reklam yatırımlarında da gösterdi. 2008 yılında 3,4 milyar TL olarak gerçekleşen reklam yatırımları, geçtiğimiz yıl yüzde 18’lik küçülmeyle 2,8 milyar TL’ye geriledi.

Krizde tepkilerin ekonomik değil, psikolojik kökenli olduğunu belirten Türkiye Reklam Konseyi Başkanı Mehmet Ali Yalçındağ, “Planlama süreçleri de rasyonelden çok duygusal seyrediyor” diyor. Yalçındağ’a göre, yaşanan ciddi küresel krizin, böylesine hızlı tepki veren reklam sektörünü bir miktar etkilemesi de beklenen bir sonuçtu.

Hemen hemen tüm sektörlerin bütçelerinde kesintiye gittiği 2009 yılında, reklam yatırımlarında gıda, iletişim ve finans başı çekti. 200 milyon TL barajını geçen bu üç sektör, toplam reklam yatırımlarının önemli bir kısmını gerçekleştirdi.

Bu sektörleri otomotiv, kozmetik, inşaat ve perakende izledi. Özellikle GSM operatörleri, 3G yatırımları ile yıla damgasını vurdu. GSM operatörlerinin 3G yatırımlarının piyasaya hareket kazandırdığını belirten Minshare Türkiye CEO’su Demet İkiler, “Onlar da olmasa 2009 çok daha zor olacaktı” diyor. Emlak sektöründe ise kesinti beklentilerin altında kaldı.

Geçtiğimiz yıl ilginç gelişmeler de yaşandı. 2001 krizinden farklı olarak 2009’da bütçelerde ciddi düşüşler olmasına rağmen reklamveren sayısında çok küçük bir düşüş yaşandı. Hatta İkiler, pek çok lokal reklamverenin geçtiğimiz yıl içinde TV reklamvereni olduğunu söylüyor.

Mecraların Performansı
Reklam yatırımlarının mecralara dağılımına baktığımızda, televizyonun 2009’da da ağırlığını ortaya koyduğu görülüyor. 2007 yılında reklam yatırımlarından yüzde 53,2’lik pay alan televizyon, 2008 yılında yüzde 51,1 pay alırken geçtiğimiz yıl bu oranı yüzde 55,5’e çıkardı.

Son dönemlerde pazar kaybı yaşasa da gazete, ikinci büyük mecra olma konumunu devam ettirdi. 2007 yılında reklam pastasından yüzde 29,9 pay alan gazete, geçtiğimiz yıl pastadan sadece 26,9’luk pay aldı.

Dergi mecrasında da küçülme sürdü. 2007’de toplam reklam yatırımlarının yüzde 3,7’sini çeken dergiler, 2008’de kayıp yaşadı ve yüzde 3,5’e geriledi. Kayıplar 2009’da daha trajik bir boyuta ulaştı. Dergilerin toplam pastadan aldığı pay, yüzde 2,5’a kadar geriledi.

Son birkaç yıldır olduğu gibi geçtiğimiz yıl da en önemli gelişmeyi gösteren mecra internet oldu. 2007 yılında reklam yatırımlarından yüzde 1,6’lık pay alan internet, 2009’da bu payı yüzde 3,7’ye çıkardı. Önümüzdeki dönemlerde internetin reklam sektörünün yükselen yıldızı olarak gelişimini devam ettirmesi ve pazar payını daha da yukarı çekmesi bekleniyor.

Refleks Tepkiler Olmasaydı…
Reklam sektörü yüzde 50 oranında daralma yaşadığı 2001 krizinden sonra hızlı bir toparlanma sürecine girmiş, 2004 yılında toparlanmanın ilk sinyalleri alındığında reklam yatırımları 1,8 milyar TL’ye, reklamveren sayısı da 10 bine ulaşmıştı. 2008 yılına kadar da büyüme kesintisiz sürdü. Sektöre yapılan yatırımlar 3,4 milyar TL’ye, ajans sayısı 1.000’e, reklamveren sayısı da 23 bine ulaştı.

2009 yılında reklamveren ve ajans sayısında bir değişim olmazken yatırımların yüzde 18 oranında azalması ise Mehmet Ali Yalçındağ’ın ifadesiyle refleks kararlardan kaynaklanıyor.

Yalçındağ’a göre yaşanan küresel krizin, böylesine hızlı tepki veren reklam sektörünü bir miktar etkilemesi doğal. Ancak Yalçındağ, “Bununla birlikte refleks tepkiler gösterilmeseydi 2,8 milyar TL olduğunu tahmin ettiğimiz 2009 yılı mecra reklam yatırımları daha da olumlu seyredebilirdi” diyor.

İkiler ise 2001 kriziyle kıyasladığında sektörün verdiği tepkiyi olumlu karşılıyor. 2008’in son çeyreğinde krizin Türkiye’de hissedilmesiyle hemen önlemlerin konuşulup masaya yatırıldığını ifade eden İkiler, sektörün ortaya koyduğu tavrı da şöyle anlatıyor:

“Reklam bütçelerinde belli kesintiler gördük. Yapılan yatırımın karşılığının daha etkin biçimde alınması için çabalar arttı. Yani indirimler oldu, mecra kullanımında odaklamaya gidildi, öncelikler belirlendi. Böylelikle 2009, en az hasarla atlatıldı.”

2010 Nasıl Olacak?
Her kriz sonrasında olduğu gibi yaşadığımız krizin ardından da reklamın büyüme potansiyelini tekrar ortaya koyması bekleniyor. Bu yıla ilişkin tahminler de beklentilerle paralel. Yalçındağ, bu yıl sektördeki yatırımlarda belirgin bir artış trendi yaşanacağını söylüyor. “2010 yılında reklam yatırımlarının tekrar yükselişe geçeceğini ve yıl sonunda çift haneli büyüme oranlarını yakalayacağımızı tahmin ediyorum” diyor.

Sektörel anlamda özellikle talebin ertelendiği otomotiv, inşaat, mobilya ve elektronik eşya sektörlerinde bir atılım yaşanacağı düşünülüyor.

Reklamverenler Derneği Direktörü Revan Ergezen, 2010’da en fazla hareketlenecek sektörlerin 2009’u daha durgun geçiren inşaat, finans ve otomotiv olacağını söylüyor. “Teknoloji ve bilişim markaları da yatırımlarını koruyacak” diye konuşuyor.

Yatırımların mecralara dağılımında ise bu yıl çok fazla değişiklik olmayacak gibi görünüyor. Mindshare yetkililerinin yaptığı çalışmaya göre TV mecrası, yıl sonunda yüzde 55,5’lik payını koruyacak. Gazetede düşüş sürecek ve gazetenin yatırımlardan aldığı pay yüzde 26,9’dan 26,7’ye gerileyecek. Derginin yüzde 2,5’lik, açık havanın ise yüzde 7’lik payında ciddi bir değişiklik olmayacak. İnternet de yükseliş devam edecek ve yatırımlardan aldığı pay yüzde 3,7’den yüzde 4,3’e çıkacak.

Tüm bu gelişmelerle birlikte reklam pastasında yüzde 10-12 arasında büyüme öngörülüyor. Beklentiler, gerçekleşirse reklam pastası yıl sonunda 3,1-3,2 milyar TL’lik bir hacme ulaşacak.

Devler Liginde Büyük Değişim

Unilever Yerini Korudu
2009’da en büyük 10 reklamveren sıralamasında ciddi bir değişim yaşandı. 2008 yılında televizyon, basın ve radyo mecralarında en büyük 10 reklam veren sıralaması Unilever, Ülker, Benckiser, Vodafone, Arçelik, Coca-Cola, P&G, Avea, Eti ve Garanti Bankası şeklindeydi. 2009’da Unilever zirveyi korudu ama Ülker ikincilikten altıncı sıraya geriledi.

Vodafone İkinciliğe Yerleşti
Bir önceki yıl dördüncü sırada olan Vodafone ise geçtiğimiz yıl ikinciliğe yerleşti. Üçüncü sırada 2008’de beşinci büyük reklamveren olan Arçelik yer aldı. Turkcell ise iki basamak çıkarak dördüncü oldu. İlk 10 listesinin geri kalan şirketlerini NNR Pazarlama, Ülker, Benckiser, Coca-Cola, Akbank ve Sağlık Bakanlığı oluşturdu.

Akbank İlk 10’dan Çıktı
Listedeki sıralama aynı zamanda krize hangi sektör ve şirketlerin nasıl tepki verdiğini de net olarak gözler önüne seriyor. Hızlı tüketim markalarıyla birçok kategoride liderliği elinde tutan Unilever, krizde liderliği kaçırmamak için yatırımlarında azaltmaya gitse de en çok reklamveren olmayı başardı. Şirket ağırlıklı olarak televizyon ve radyo mecrasını kullandı.

3G Rekabetinin Etkisi
Numara taşınabilirliğinin yanında 3G’nin da rekabet arenasına girmesiyle birlikte 3 GSM şirketi kıyasıya bir mücadele verdi. Ancak bu mücadelede Vodafone daha agresif davrandı. Şirket, ağırlıklı televizyon, radyo ve açıkhava mecralarını kullanarak 3G hizmetlerini tanıtırken, rakiplerine kıyasla daha fazla yeni abone kazandı.

Mehmet Ali Yalçındağ/Türkiye Reklam Konseyi

Başkanı/Uluslararası Reklamcılık Derneği (IAA) Türkiye Bölümü Başkanı

“Sektör Gibi Davranmayı Öğrendik”

Boşluğu Rakipler Doldurur
Rreklam yatırımları, söylenti de olsa kriz kelimesi telaffuz edildiği an da yavaşlıyor. Hatırlatmakta fayda var, tüketiciyle ilişki süreklilik gerektirir. Kesintiye uğrayan iletişimde boşluğu rakip markalar doldurur. İletişime en fazla gereksinim duyulan kriz dönemlerinde, tanıtımdan vazgeçerek kadere razı olmak onarılmaz sonuçlar doğurur.

Rekabet Tablosu Değişebilir
Bundan ötürüdür ki kriz dönemlerinde rekabet tablosu hızla değişebilir. Her sektörde yeni ve daha öngörülü oyuncular öne çıkar, tabloya girer. Krizlerden herkesin önemli dersler çıkardığı kanısındayım. Bizler sektörümüzdeki dernek ve vakıflar olarak dayanışmayı, sektör gibi davranmayı öğrendik. Reklamverenler sürekli iletişimin gerekliliğini gördü, ajanslar daha etkin yönetimin değerini kavradı.

Reklam Bilinci Artacak
Büyük bir özveriyle gerçekleştirdiğimiz çalışmalar sayesinde oluşmaya başlayan reklam bilincinin, önümüzdeki dönemlerde artarak devam edeceğini beklemekteyim. Bölgesinde önemli bir ekonomik güç konumunda olan ülkemiz gelişmeye devam ettikçe teknoloji mağazaları örneğinde olduğu gibi daha fazla yabancı yatırım çekecek, 3G örneğinde olduğu gibi daha fazla yeni uygulama ile tanışacak, rekabetin artmaya devam etmesiyle de daha büyük markalara sahip olacak. Bu gibi gelişmeler, reklam sektörünü olumlu etkilemeye devam edecek.

Demet İkiler/Mındshare Türkiye Ceo’su

“3G Yatırımları Olmasa 2009 Zor Geçerdi”

Sektör Tedbirli Davrandı
Reklam pazarı olarak krize, 2008’in son çeyreğinde tutulduk. Hemen önlemler konuşulmaya ve masaya yatırılmaya başlandı. 2009 yılının ocak ve şubat ayları çok zorluydu. Krizin çok daha ağır vuracağına yönelik birtakım beklentilerle yine iletişim sektörü çok tedbirli davrandı. Reklam bütçelerinde belli kesintiler gördük.

Öncelikler Belirlendi
Yapılan yatırımın karşılığının daha etkin biçimde alınması için çabalar arttı. Yani indirimler oldu, mecra kullanımında odaklamaya gidildi, öncelikler belirlendi. Türkiye’de en rahat işlediğini bildiğimiz mecra olduğu için TV mecrasında işler biraz daha iyi gitti.



Niş Kanallarda Düşüş
Ama raporlanmayan kanallar dediğimiz daha niş ve tematik kanallara yatırımda çok ciddi bir düşüş yaşandı. Gazete, son 3-4 yıla baktığınız zaman pay olarak büyüme trendini çok yakalayamadığımız bir mecra. İnternet büyüyor. Sinema enteresan şekilde kriz yıllarını iyi geçirdi. Radyoda büyüme görmedik.

2010 Büyüme Hedefi
Açıkhava diğer mecralara göre iyi gitti. Özellikle GSM operatörlerinin 3G yatırımları piyasayı çok hareketlendirdi. Onlar da olmasa daha zor olacaktı. Böyle bakıldığında biz 2008’e oranla yüzde 19-20’lik bir daralma görüyoruz. Önümüzdeki yılda yüzde 13-15 arası büyüme hedefi var.

Reklamveren 2009’da Ne Yaptı?

P&G’nin Pazar Stratejisi
Hızlı tüketim devi P&G, dünya genelinde yaptığı gibi Türkiye’de de reklam bütçesinde kesinti gerçekleştirdi. Satış noktalarında daha güçlü işler yapmaya odaklanan şirket, alışveriş merkezleri ve semt pazarları gibi noktalarda daha aktif olmayı seçti. Bu alanlarda yaptıkları pazarlama aktiviteleriyle tüketicilere mesajlarını doğru yer ve zamanda ulaştırdıklarını belirten P&G Kurumsal Pazarlama Direktörü Zeynep Kutlay Özcan, dijital mecralara yönelişlerinin de arttığını söylüyor. 2010 yılında P&G, reklam yatırımlarına ağırlık vermeyi düşünüyor.

Garanti’den Etkili Planlama
Garanti Bankası, reklam bütçesinde az da olsa daralmaya gitti. 2009 boyunca daha erişim odaklı bir medya stratejisi uyguladıklarını belirten Garanti Kurumsal Marka Yönetimi ve Pazarlama İletişimi Birim Müdürü Elif Güvenen, “Sonuç olarak yılı geçmiş yıllarla kıyasladığımızda çok daha efektif sonuçlara ulaşarak kapattık. Birim maliyeti nispeten daha ucuz mecraları, medya karmamızda daha yoğun kullandık. Ancak 2009’da olduğu gibi elimizdeki bütçeyle en efektif planlamaları yapacağız. 2010 yılında, bütçemizi 2009 seviyelerinde tutmayı hedefliyoruz ve 2009’da olduğu gibi elimizdeki bütçeyle en efektif planlamaları yapacağız” diye konuşuyor.

Evyap’ın Odaklı Yaklaşımı
Önemli reklamverenlerden Evyap, geçtiğimiz yıl tedbirli olmayı seçti. Mecra koşullarını değerlendirerek bazı marka ve mecralara odaklanma kararı aldı. Televizyonun her zamanki gibi ana mecraları olmaya devam ettiğini belirten Evyap Pazarlama Müdürü Özlem Görgöz, “Bir önceki yıla kıyasla gazetenin medya planlarımızdaki payını artırdık. Kişisel bakım kategorisinde, 2009’un en çok reklamveren ikinci şirket olduk” diyor. Evyap’ın 2010 reklam hedefi ise bu kategoride yine ilk 2 içinde yer almak. Görgöz, bu yıl internet ve sinema mecrasını daha etkin kullanacaklarını belirtiyor.

Hande Yavuz
hyavuz@capital.com.tr

........................

Haberin linki:

http://www.capital.com.tr/haber.aspx?HBR_KOD=5827&KTG_KOD=23

watermalon
13-02-2010, 21:31
Fütürist Manas "Çin'e gidin" diyor



Manas, girişimcilere Çin'de gıda ve inşaat işine girmeleri çağrısını yapıyor.

Haber : Gözde Yeniova / 10 Ocak 2010 Pazar

Başarılı bir iş adamı olmasının yanında, bir fütürist olma özelliğiyle de gelecekte parlayacak sektör ve alanları bulan, onlara yatırım yapıp zamanı geldiğinde de kârlı bir şekilde satan Brightwell Yönetim Kurulu Başkanı Alphan Manas’ın radarında uzun zamandır enerji teknolojileri var.
Dünyada 2020’ye kadar gerekli olan 17 trilyon dolar enerji yatırımını da göz önünde bulundurarak odak noktasını enerjiye çeviren Alphan Manas, beş yıl içinde de enerji projelerini büyütüp şirket hisselerini satmayı hedefliyor.
Özellikle enerji saklama teknolojileri konusunda gelecekte çok büyük pazar olacağını düşünen Manas, bu alanda faaliyet gösteren start up (başlangıç) seviyesindeki şirketlerin satın alınması gerektiğine dikkat çekiyor. Manas, iş dünyasına şöyle sesleniyor: “Onları alıp bu teknolojileri geliştirmeliyiz, yoksa fason üretici olarak makus talihimizi sürdürürüz. Gidelim alalım bir şirket. Bizim de böyle planlarımız var, ben bunlarla yatıp kalkıyorum.”

neden Çin?
Alphan Manas’ın yakın dönem yatırımları için gösterdiği hedef ülke ise Çin. Burada özellikle gıda ve inşaat alanında yatırım yapılması gerektiğinin altını çizen Manas, Türk şirketlerinin Çin’e yatırım yapmaları ve orayı üretim merkezi olarak görmeleri gerektiğini söylüyor. Manas, sözlerine şöyle devam ediyor:
“Çin kendi markasını çıkarmaya çalışıyor ve bu anlamda patent başvuruları oldukça fazla. Türkiye’nin özellikle iç pazardaki daralmadan dolayı şirketlerin Çin’e yönelmeleri gerekiyor. Beyaz eşya, kahverengi eşya yatırım için çok cazip alanlar. Seramik ve inşaat-yan malzemesi ve gıda alanında çok rahatlıkla Çin’de şirket satın alınabilir. Satın almalar konusuna çok sıcak bakıyorum ama know how katabileceğimiz satın almalar olmalı.”

AB'de güneş enerjisi projesi
Brightwell bu ara önemli bir projeyle ilgileniyor. O de güneş enerjisiyle ilgili. Şirket, yoğunlaştırmalı güneş enerjisi konusunda güneş ışınlarını kuleye yansıtarak, tribün çevirme teknolojileri konusunda çalışmalar yapıyor. Projede Tel-Aviv Üniversitesi ile ortak çalışıyor. Bununla hedeflenen ise Desertec projesi.
Desertec, Kuzey Afrika saha ülkelerinde 15 bin 500 km alanda 400 milyar Euro harcayarak 2050 yılında Avrupa’nın tüm enerjisinin yüzde 20’sini karşılamak üzere planlanan bir güneş enerjisi projesi. Avrupa’nın enerji ihtiyacının çöle yerleştirilecek olan aynaların etkisiyle güneş enerjisinden sağlanması planlanıyor. Manas, “Bu alanda faaliyet gösteren bize benzer teknolojileri yıllardır yapan İsrailli şirket, geçen ay Siemens tarafından 400 milyon dolara satın alındı. Dolayısıyla AB ülkeleri bu proje için şirket satın alma noktasında hareket ediyorlar. Bizim de amacımız bu projede yer almak ve uzun vadede böyle bir şirket tarafından satın alınmak” diyor.

.................................

Çin deyince aklımıza ÇİN SEDDİ geliyor nedense,ürküyoruz...Oysa her malın bir CHINA PRICE ( çin fiyatı )var..Kar etmek isteyen bunları bilir...

Haberin linki:

http://www.ekonomist.com.tr/futurist-manas-cine-gidin-diyor-haberler/955.aspx

watermalon
14-02-2010, 19:14
Şahenk, Garanti Bank’ın Romanya’da 100 şube işini anlattı, Başbakan sevindi 14 Şubat 2010

Başbakan Tayyip Erdoğan’ın Türkiye’deki gelişmeleri anlatırken, ‘Avrupa’da bir ülkede 100 şube açacak’ dediği banka patronu Ferit Şahenk çıktı. Garanti Bankası ile 1998 yılından bu yana Romanya’da faaliyet gösteren Şahenk, bu ülkedeki hedeflerinin yaygınlaşmak olduğunu söyleyince Başbakan Erdoğan, bundan duyduğu memnuniyeti katıldığı TV programında dile getirdi.
BAŞBAKAN Tayyip Erdoğan, önceki gece Show TV’de katıldığı Siyaset Meydanı programında, Türkiye’de yapılan olumlu işlere örnek olarak gösterdiği işadamının Ferit Şahenk olduğu öğrenildi. Şahenk, Garanti Bank olarak halen 50 şubeyle faaliyet gösterdikleri bu ülkede 100 şubeye çıkma planları bulunduklarını anlatınca, Başbakan Erdoğan da bu konudaki memnuniyetini, katıldığı programda dile getirdi. Başbakan, bankasının büyüme planlarını kendisiyle paylaşan bu işadamının ismini vermemeye de özen gösterdi.

Kriz değil güç alameti

Siyaset Meydanı’nda ekonomik duruma ilişkin soruları yanıtlarken, Erdoğan, bu konuyu şöyle dile getirdi: “2009 yılı artık geride kaldı. Kriz bir küresel finans krizi olarak başladı ve sonra bir ekonomik krize dönüştü. Türkiye’de ise finans sektörü en kârlı sektör konumunda, çok çok iyi bir konuma geldi. Bu sektör batıya açıldı ve alımlar yapmaya başladı. Bugün finans sektöründe önemli bir patronla konuştum ve şu anda Avrupa’da bir ülkede 100 şube açacaklarını dile getirdi. Türk bankasının Avrupa’da böyle bir adımı atması bir kriz alameti değil, tam aksine bir güç alameti.”

Hedef 2 yılda 100 şube

Başbakan’ın ismini vermediği bu banka patronunun Ferit Şahenk, bankanın da Garanti Bankası olduğunu öğrendikten sonra bilgisine başvurduğumuz Garanti Bankası Genel Müdürü Ergun Özen, Garanti Bank Romania adıyla faaliyet gösterdikleri bu ülkede büyüme planları olduğunu doğruladı. Özen, bu ülkede halen 50 şubeleri bulunduğunu ve hedeflerinin 2 yıl içinde 100 şubeye ulaşmak olduğunu söyledi. Romanya’da 20 şehirde hizmet veren bu bankanın aktif büyüklüğünün 880 milyon Euro civarında olduğunu belirten Özen, Garanti Bank Romania’nın Hollanda ve Rusya’daki bankalarından daha farklı bir yapıda olduğuna da dikkat çekti.

Kart payı yüzde 5

Yaygın bankacılık hizmetleri verdikleri bu 3 ülkeden sadece Romanya’da bireysel bankacılık yaptıklarını belirten Özen, “Romanya’da toplam bankacılık sektöründeki payımız şimdilik, yüzde 1.5. Yani gidecek çok yerimiz var. Buna karşın kredi kartı pazarında ise yüzde 5’lik bir payımız var. Özellikle bu alanda çok iddialıyız” diye konuştu.

2009’da verilen 175 bin kartın 65 bini Bonus oldu

BUNDAN 12 yıl öncesine kadar bankacılığın devlet tekelinde olduğu 21 milyon nüfuslu Romanya’da bugün bankacılık sisteminin yüzde 90’ı yabancı hakimiyetinde. Bireysel bankacılık pazarının henüz yeni yeni geliştiği pazarda, 1 milyon 400 bin kredi kartı, 11 milyon debit kart ve 72 bin civarında da POS bulunuyor. Garanti Bank Romania’nın Genel Müdürü Murat Atay, bu konudaki hedeflerini şöyle anlatıyor: “2008 sonunda Romanya’da debit ve kredi kartı sayımız 42 bin civarındayken, 2009’un sonunda 130 bine ulaştık. 2010 ‘da 150 bin kredi kartı, 80 bin debit kart olmak uzere 230 bin karta ulaşmayı hedefliyoruz. Bu sene Romanya’da yeni verilen 175 bin kredi kartının 65 binini Garanti verdi.”

Romenler’i de taksitli kartla tanıştırdı

GARANTİ Bankası’nın Romanya’daki bir özelliği de, kredi kartı ile taksit uygulamasını bu ülkede yapan ilk banka olması. Halen Garanti Bank Romania Bonus Kart ile, Türkiye’de olduğu gibi Romen tüketicilere de 6, 12, 18 aylık taksitlerle alışveriş imkanı sunuyor. Türkiye’deki benzer kampanyaları da bu ülkeye taşılan Garanti, aynı zamanda Romanya’nın ilk çipli kartını, ilk temassız kartını çıkaran banka özelliğini de taşıyor.

Ödüllü şubeydi GE ortaklığından sonra büyüdü

GARANTİ Bankası, 1998 yılından bu yana Romanya’da faaliyet gösteriyor. Garanti Bankası’nın yüzde 100 iştiraki olan GarantiBank International N.V. Hollanda’nın Bükreş şubesi olarak başlayan faaliyetler, başlangıçta uluslararası ticaretin finansmanına yönelikti. Bu ülkede açıldığı günden bu yana etkin olmaya çalışan bu şube, 2000 yılında Bucharest Business Week tarafından Romanya’da “Excellency in Banking” kategorisinde “Best Trade Finance Bank” seçildi. Daha sonra Amerikalı General Electric’in (GE) ile 2005 sonunda, yüzde 25 pay ile Garanti Bankası ile ortak olmasından sonra, iki grup güçlerini birleştirerek bu ülkede büyüme planları yaptı. İki grup buradaki şirketlerini birleştirerek banka lisanlı aldı ve 2007 yılından sonra buradaki faaliyetler Garanti Bank Romania ile devam ettirildi. Garanti, son iki yıldır da Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeler (KOBİ) ile bireysel bankacılık hizmeti veriyor.
........................................

Haberin linki:

http://www.hurriyet.com.tr/ekonomi/13783560.asp?gid=229

watermalon
14-02-2010, 19:22
İşte Haftanın En İddialı Öngörüsü: AB Parçalanabilir

Societe Generale stratejisti Albert Edwards'a göre, Güney Avrupa ülkeleri aşırı değerli bir kura hapsolmuş durumda ve düşük rekabet sebebiyle can çekişiyor ki bu da Euro Bölgesi'nin ayrılmasına sebep olabilir...

Edwards, Portekiz, İspanya ve Yunanistan gibi ülkelerinin probleminin uzun yıllar süren ve uygun olmayan düşük faiz oranlarının aşırı ısınmaya ve hızlı enflasyona sebep olmuş olması olduğunu düşünüyor..

Hükümetler mali açıklarını azaltsa bile Euro Bölgesi'nde rekabetçiliğin olmayışının yıllar sürecek olan görece deflasyon ihtiyacı doğurduğunu belirten Edwards, Yunanistan'a verilecek yardımların Euro Bölgesi'nin dağılmasını sadece erteleyeceği görüşünde...

Hülya Kayıkçı, paratrend@googlegroups.com

.................................................. ....

Haberin linki:

http://www.bilgeyatirimci.com/

watermalon
14-02-2010, 19:26
Başrolü Türk Connect'e verdiler

Şah Tanyeri 14.02.2010
Ford Otosan'ın Türk mühendisleri tarafından geliştirilen Transit Connect'in elektrikli ile Taxi modeli Chicago Fuarı'nda ilk kez vitrine çıkarıldı. Şimdilik ABD pazarı için tasarlanan çevreci araçlardan LPG'li Taxi yılın son çeyreğinde Kocaeli Fabrikası'ndan yola çıkacak
"Belki de Anadol macerası olmasaydı, bugün ABD'ye ilk araç ihraç eden olmayacaktık."Bu sözler Ford Otosan'ın çiçeği burnunda genel müdürü Nuri Otay'ın sözler. Otay'ın bu saptamasını daha iyi anlamak için biraz geri gidiyorum. 8 Şubat'ta Chicago için havalanan THY uçağındaki 13 kişi Kuzey Amerika'nın en büyük otomotiv fuarı yolcuları. Bunların 9'u -ben de dahil- gazeteci. 10.5 saatte gökdelenlerin doğum yerine ulaşacağız. Üç kitap yanımda. Bol da film alternatifi var. Biri dikkatimi çekiyor; Devrim Arabaları... Filmin, ABD'de fuarda ilk kez sergilenecek Türk mühendislerinin eseri Transit Connect'in ticari kullanım için tasarlanan elektrikli modeli ile şehir içi kullanımı için projelendirilen Taxi modelinin vitrine çıkışını izleme yolculuğuna rastlaması sürpriz oldu benim için. Devrim Arabaları, 'Türkler otomobil yapamaz' fikrini yıkan olayları anlatan bir film. 4'üncü Cumhurbaşkanı Cemal Aga'nın (Gürsel) talimatıyla Türk mühendis ve ustaları 130 günde sıfırdan otomobili yapar. Hikayenin sonu hazin. Cemal Aga'nın heyecanla bindiği otomobil bir süre gider ve durur. Nedeni basittir, benzini bitmiştir.

ÖZEL SEKTÖR BAŞARILI OLDU
Cemal Gürsel şöyle diyecektir; Garp kafasıyla otomobili yaptık ama şark kafasıyla benzin koymayı unuttuk. Ardından 'Devrim' rafa kalkar. Özel sektörün otomotivde montajla başladığı yolculuğu ise başarılı oldu. Bu şirketlerden biri de yüzde 41'er hisseyle Koç ve Ford ortaklığı olan Ford Otosan. Türkiye'nin ilk seri üretilen otomobil markası Anadol'u 1966'da imal eden şirket, Ford'un anavatanı ABD'ye geçen yıldan itibaren Transit Connect ihracına başladı. Chicago Fuarı'nda ise bu aracın sadece ABD pazarı için geliştirilen elektrikli modeli ile bu pazar için yenilik olacak LPG'li Taxi modeli ilk kez Amerikalılarla tanıştı. Aynı günlerde şirketin Ford genel müdürlüğüne (mart itibariyle) terfi eden Nuri Otay, Transit Connect'in geliştirme sürecinin en başından itibaren Ford Otosan mühendislerinin bu projenin içinde olmasının, o ürünün önce Avrupa pazarı için geliştirilmesinin, Avrupa'da 'yılın aracı' seçilmesinin ve en son gelinen noktada ABD'ye ihracatının yapılmasının kendileri için özel anlamı olduğunu vurguladı.

FİLMİ BEN DE GÖRDÜM
"Devrim Arabaları filmini ben de izledim" diyen Otay, filmdeki mühendisin hırsını, arzusunu çok iyi anladığını belirterek şunları söyledi: "Sonunda talimatla yapılan araç olması, sivil dönem olmaması gibi işi daha da zorlaştırıcı faktörler var diyelim ama olayın sivil veya asker siyasal kısmın bir tarafa bırakırsanız güzel örnek. Olmaz diye bir şey yok. Her işi oldurmak için arzu ve hırs gerekiyor." Otay'ın, filmin Ford Otosan'ın gelişimine uyarlanması konusundaki düşünceleri de şöyle: "Ben o filmde sadece prototip için yaşananların benzerini Ford Otosan'ı 50 yıl önce kuran büyüklerimizin bir Anadol macerasına atılırken yaşadığını düşünüyorum. Özel sektör olması ve sadece prototip değil de ticarileşme yolunda adımlarının atılıyor olması bugün Türkiye'yi otomotivde bu konuma getirdi. Eğer prototip olarak o gün Devrim Arabaları'nda gördüğümüz projeyi biri istememiş olsaydı, 50 yıl önce bir Anadol üretimimi olmamış olsaydı, belki de bugün Türkiye'de 5 yıl içinde 2 milyona çıkması beklenen bir otomobil üretimi olmayacaktı. Dolayısıyla ben filmi son derece geçekçi görüyorum. o gün yaşananlar olmasaydı, onun üstüne bir Anadol macerasına girip bir ilki yaratmasaydı bügün de Amerika'ya ilk ihraç eden olamayacaktık. Öyle düşünüyorum."

....................................

Haberin linki:

http://www.sabah.com.tr/Ekonomi/2010/02/14/basrolu_turk_connecte_verdiler

zıpkıncı
14-02-2010, 19:30
İşte Haftanın En İddialı Öngörüsü: AB Parçalanabilir

Societe Generale stratejisti Albert Edwards'a göre, Güney Avrupa ülkeleri aşırı değerli bir kura hapsolmuş durumda ve düşük rekabet sebebiyle can çekişiyor ki bu da Euro Bölgesi'nin ayrılmasına sebep olabilir...

Edwards, Portekiz, İspanya ve Yunanistan gibi ülkelerinin probleminin uzun yıllar süren ve uygun olmayan düşük faiz oranlarının aşırı ısınmaya ve hızlı enflasyona sebep olmuş olması olduğunu düşünüyor..

Hükümetler mali açıklarını azaltsa bile Euro Bölgesi'nde rekabetçiliğin olmayışının yıllar sürecek olan görece deflasyon ihtiyacı doğurduğunu belirten Edwards, Yunanistan'a verilecek yardımların Euro Bölgesi'nin dağılmasını sadece erteleyeceği görüşünde...

Hülya Kayıkçı, paratrend@googlegroups.com

.................................................. ....

Haberin linki:

http://www.bilgeyatirimci.com/

Beter olsunlar!!!!

watermalon
14-02-2010, 19:56
Yatırım fonları ve bankalar Çolakoğlu için sıraya girdi

Ufuk Şanlı/EKONOMİ 14.02.2010
TEB Fortis birleşmesi için geri sayım sürerken yabancı fon ve banka yöneticileri TEB'in patronu Çolakoğlu ile görüşmek için yarışıyor
Fransız BNP Paribas'nın Fortis NV'yi devralmasının ardından tüm dikkatler Türkiye'ye çevrildi. Benzer bir sürecin Türkiye'de de yaşanacağı ve BNP'nin Türk ortağı TEB ile Fortis Türkiye'yi devralacağına ilişkin beklentiler ise gözlerin TEB'in ana ortağı Hasan Çolakoğlu'na çevrilmesine neden oldu.

PARA KOYMASI GEREKİYOR
BNP ile Çolakoğlu Grubu arasındaki görüşmeler son derece sessiz bir şekilde yürütülüyor. Bu da birçok senaryoyu gündeme getiriyor. Birinci senaryoya göre, Fransızlar ile Çolakoğlu Grubu mevcut ortaklık yapısına uygun bir şekilde Fortis'i satın alacaklar. Bu durumda piyasa değeri yaklaşık 1.5 milyar dolar olan Fortis Türkiye'nin satın alınması için ihtiyaç duyulan parayı ortaklar payları nispetinde temin edecek. Yani satış işlemi piyasa değeri üzerinden gerçekleşirse Çolakoğlu Grubu'nun kasasından 750 milyon dolar çıkacak. İkinci senaryoya göre ise Çolakoğlı Grubu bu satınalma sürecine daha küçük payla katılacak. Fransız Le Figaro tarafından dillendirilen bu senaryo gerçekleşirse satınalma sürecinde Çolakoğlu Grubu'nun payı yüzde 25'ler seviyesine inecek ve bu durumda yaklaşık 350 milyon dolarlık bir katkı sağlayacak. Finans çevreleri her iki durumda da Çolakoğlu Grubu'nun kasasından 350 ila 750 milyon dolar arasında bir paranın çıkacağına dikkat çekiyor. Bu gerçeğin farkında olan uluslararası yatırım bankaları ve dev fonlar da "İhtiyaç duyduğunuz kaynağı biz temin edelim" önerisiyle Hasan Çolakoğlu'nun kapısını çalıyor. Şu ana kadar birkaç yabancı yatırımcı ile görüştüğü öğrenilen Çolakoğlu'nun nasıl bir strateji izleyeceği ise herkesin merak konusu.

............................................

Haberin linki:

http://www.sabah.com.tr/Ekonomi/2010/02/14/yatirim_fonlari_ve_bankalar_colakoglu_icin_siraya_ girdi

watermalon
14-02-2010, 20:05
Et fiyatları neden yükseliyor?
Et fiyatları hızla yükseliyor. Ankara Ticaret Borsası verilerine göre 2009 yılında zam şampiyonu kuru soğan oldu. Ardından et fiyatlarındaki artışlar geldi.

Kuru soğan fiyatları 2009’da yüzde 107,4 oranında arttı. Soğanın ardından kuzu eti fiyatı yüzde 45,9, piliç eti fiyatı yüzde 33,9 ve dana eti fiyatı yüzde 26,4 oranında yükseldi.

Et fiyatlarındaki yükselme hakkında muhtelif söylentiler var. Bazı et tacirleri, hayvan sayısındaki azalmanın kırmızı et fiyatlarını yükselttiğini ileri sürüyorlar. TÜİK’in verilerinin yanlış olduğunu, Türkiye’de 24 milyon değil sadece 10 milyon koyun bulunduğunu iddia edenler var. Başka bir kaynak, bu görüşün doğru olmadığını belirtiyor. Kırmızı et piyasasını ele geçirmeye çalışan, bazı büyük firmaların, fiyatları yapay olarak yükselterek “canlı hayvan ve et ithalatı yasağını” kaldırmak amacıyla gerçekdışı açıklamalar yaptığını ileri sürüyorlar. Eğer, canlı hayvan ve et ithaline izin verilirse, besicilerin zor durumda kalacağı ve hayvan yetiştirmenin kârlı olmaktan çıkacağını belirtiyorlar.

Peki, et fiyatları niye yükseliyor? Devlet şirketi olan Et ve Balık Kurumu’nun et fiyatlarını, dört ay öncesiyle karşılaştırdığımızda, dana eti fiyatlarında yüzde 15 oranında artış var. Ama kuzu eti ve tavuk eti fiyatları aynı seviyede devam ediyor. Bu nedenle kırmızı ve beyaz et piyasasında yapay fiyat oluşturma iddiaları doğrulanıyor.

Et fiyatlarındaki bu yapay fiyat oluşturma çabası, enflasyon rakamlarını da etkiliyor. Dün TÜİK tarafından açıklanan, 2010 yılı ocak ayı tüketici fiyatları, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 8,19 oranında yükseldi. Aynı dönemde, gıda ve alkolsüz içecek fiyatları, ortalamanın üzerinde yükselerek, yüzde 9,38 oranında arttı. Gıda ürünlerindeki fiyat artışları ortalama enflasyonu yaklaşık iki puan yükseltiyor.

Kırmızı et fiyatlarını hızla yükseltenler, iddia edildiği gibi büyük firma sahipleriyse, bu firmalara karşı rekabet kurallarının işletilmesi gerekiyor. Aksi takdirde, Türkiye’yi et ithalatına zorlayarak, köylüyü, zor duruma düşürebilirler. Diğer ülkelerde et ucuz. Bunun nedeni, diğer ülkelerin, hayvancılığa aşırı devlet yardımı yapmalarından kaynaklanıyor. Dolayısıyla, büyük firmalara karşı “küçük üreticiyi” korumak gerekiyor. Aksi takdirde diğer ülkeler tarım ve hayvancılıktan para kazanırken Türkiye kaybetmeye devam edecek.


Kırmızı ve beyaz et fiyatları (Kg / TL)

Ürün Devlet Piyasa
Dana bonfile 33,90 48,00
Dana biftek 25,95 31,49
Dana kuşbaşı 21,60 29,00
Kuzu pirzola 25,00 37,90
Kuzu eti 20,00 30,00
Tavuk but 6,10 11,94
Tavuk göğüs 4,95 15,93
Dana sucuk 27,80 36,95
Dana pastırma 39,80 53,65

SÜLEYMAN YAŞAR-TARAF

04.02.2010 13:17:34

..........................................

Haberin linki:

http://www.samanyoluhaber.com/h_391238_et-fiyatlari-neden-yukseliyor.html

watermalon
14-02-2010, 20:53
Türk Telekom'un kârı 1.8 milyar lira
Ekonomik krize rağmen Türk Telekom 2009'da net kârını yüzde 5 artırarak 1.8 milyar liraya çıkardı
Yazı Boyutu 10 12 14 16





Konsolide yatırımlarını yüzde 40 artırarak 2,5 milyar liraya çıkaran Türk Telekom'un net karı yüzde 5 artışla 1,8 milyar lirayı aştı.

Türk Telekom açıklamasına göre, şirketin 2009 yıl sonu konsolide gelirinin, bir önceki yıla oranla yüzde 4 artarak 10,5 milyar lirayı aştığı belirtilen açıklamada, ADSL gelirlerinin son çeyrekte abone sayısındaki artışla beraber hızlı bir şekilde yüzde 28 artmaya devam ettiği bildirildi.

Mobil gelirlerinin ise, 2009 yılında yüzde 19 artarak 2,5 milyar liraya ulaştığı ifade edildi.

Türk Telekom'un 2009 yılsonu sonuçları ile ilgili bir değerlendirme yapan Türk Telekom Genel Müdürü Dr. Paul Doany şunları kaydetti:

''2009 yılında Türk Telekom Grubu'nun öncelikli hedefi temel iletişim altyapısını güçlendirmek ve böylece Türkiye genelinde 8Mb standart hızda internet hizmeti verebilmekti. Çoğu Avrupa ülkesinde halen 2Mb veya daha düşük standart hızda internet hizmeti verildiği göz önüne alındığında, Türkiye'de 8Mb hızında internet hizmetinin verilebilmesi gurur verici bir başarıdır. İnternet hizmetinin yüksek hızda verilmesi, 2010 yılında müşterilerimize sunacağımız yakınsama teknolojileri için temel oluşturacaktır. 2009 yılında sabit internet (ADSL) müşterilerimize, ek bir hizmet olarak mobil internet hizmeti verebilmemizi sağlayan 3. Nesil şebekemizi faaliyete geçirdik.

Teknoloji ihracatı, 2009 yılının en önemli gelişmelerinden biri oldu. Online eğitim yazılımımız Vitamin (Adaptive Curriculum) global bir ürün haline geliyor. Mobil telefon üzerinden sabit hat hizmeti sunulmasına imkan veren Wirofon hizmetini sunmak için diğer ülkelerdeki operatörlerle çalışmalara başladık. 2009 yılında Türkiye'nin her yerinden 2 bin kişiyi Türk Telekom ailesine katarak insan kaynaklarına yaptığımız yatırımlara devam ettik. Böylece Türk Telekom son 5 yılda 6 bini aşkın kişiye istihdam sağlamış oldu. Sosyal sorumluluk projeleriyle topluma değer katmaya 2009 yılında da devam ettik. Ülke çapında, Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı 48 okulun inşaatını finanse ettik ve tamamladık. E-Fatura Ormanları projesi kapsamında 100 bin ağaç dikme hedefimize ulaştık. Bu ve benzeri projelerle, Türk Telekom, Altın Pusula, Amerikan İletişim Profesyonelleri Ligi (LACP), SABRE Ödülleri, Uluslararası Halkla İlişkiler Derneği (IPRA) gibi ulusal ve uluslararası birçok platformda çeşitli ödüllere layık görüldü.''

Doany, 2010 yılında İnternet TV gibi yenilikçi ürün ve hizmetler sunmaya devam edeceklerini belirterek, bu ürün ve hizmetlerinin yurt dışına ihraç edilmesine daha da fazla odaklanacaklarını bildirdi.

ŞİRKETİN DİĞER VERİLERİ

Şirketin, faaliyet giderlerinin geçen seneye kıyasla yüzde 8 artarak 2009 yılında 6,3 milyar liraya ulaştığı ifade edilen açıklamada, giderlerdeki artışın 344 milyon liralık bölümünün mobil piyasanın her yöne tarifelere yönelmesiyle oluşan ara bağlantı maliyetlerinin artmasından kaynaklandığı vurgulandı.

Giderlerdeki artışın diğer sebebinin ise mobil gelir artışı ile doğrudan bağlantılı olarak 198 milyon liralık artan vergi ve hazine payı olduğu belirtildi.

Mobil sektörde yaşanan fiyat savaşı nedeniyle, 2009 yılında, Türk Telekom'un faiz amortisman vergi öncesi karının (FAVÖK) küçük bir azalmayla 4 milyar 249 milyon lira, konsolide FAVÖK marjının da yüzde 40 olarak gerçekleştiği duyuruldu.

Açıklamada, şunlar kaydedildi:

''2009 yılında, 1 milyar 557 milyon lira tutarındaki toplam amortisman ve itfa tahakkuku, 1 milyar 632 milyon lira olarak kaydedilen 2008 yıl sonu rakamından düşük bir seviyede gerçekleşti. Amortisman giderleri, 1994'te sabit faaliyetler için satın alınan duran varlıklar 15 yıl içerisinde tamamen itfa olduğu için düşüş göstermiştir. Türk Telekom'un faaliyet karı, yüzde 25'lik faaliyet karı marjı ile 2 milyar 692 milyon lira olarak gerçekleşti. Şirketin, 2009 yılında, 2008 yılına göre 207 milyon lira düşük olarak gerçekleşen 367 milyon liralık net finansal giderinin ana nedeni düşük net türev ve kur zararıdır. Kurumlar vergisi tahakkuku 673 milyon lira olarak gerçekleşti, yüzde 20 seviyesindeki kurumlar vergisi oranında bir değişiklik olmadı. 2009 yılı sonunda net kar 1 milyar 832 milyon lira veya hisse başına 0,5234 kuruş olarak gerçekleşmiştir. 2008 yılında net kar 1 milyar 732 milyon lira veya hisse başına 0,5006 olarak gerçekleşmişti. Türk Telekom Yönetim Kurulu, birinci ve ikinci tertip yasal yedek akçeler ayrıldıktan sonra kalanın yüzde 100'ü olan 1.589.712.27 liranın nakit temettü olarak dağıtılması teklifini Genel Kurul'a sunmaya karar vermiştir. Geçen yıl ile kıyaslandığında, dağıtılacak temmettü yüzde 7 oranında artış göstererek hisse başına brüt 0,4542035 nakit temettüye eşit olmaktadır. Şirketin 31 Aralık 2009 tarihi itibariyle, 3,2 milyar lira net borç olmak üzere 3,9 milyar lira toplam borcu ve 0,7 milyar lira nakit ve nakit benzerleri kıymeti bulunmaktadır. Türk Telekom Grubu'nda 31 Aralık 2009 tarihi itibariyle çalışan toplam personel sayısı 34 bin 86'dır.''

Açıklamada, gelecek döneme ilişkin ise Türkiye'nin makroekonomik durumu daha iyiye giderken, Gayri Safi Yurtiçi Hasılanın belirli düzeyde artmasının beklendiği ifade edildi.

En önemli belirsizliğin ise mobil ses segmentinde görüldüğü vurgulanan açıklamada, bu segmentte, segment performansı, pazardaki oyuncuların attıkları adımlara ek olarak, kısmen, mobil arabağlantı ücretleri ve maksimum şebekedışı fiyatların belirlenmesi konusunda Düzenleyici Kurum'un atacağı adımlara da bağlı olduğu belirtildi.

Mobil pazarda devam eden ''fiyat savaşı''nın mobil pazardaki gelir ve kar büyümesi potansiyelinin tam olarak gerçekleştirilememesine sebep olmaya devam edeceği bildirildi.
AA


13.02.2010 07:41:39

..............................................

Haberin linki:

http://www.samanyoluhaber.com/h_393560_turk-telekomun-kâri-18-milyar-lira.html

watermalon
14-02-2010, 21:05
2010*DAN UMUTLUYUZ
Güncelleme:12.02.10 : 12:58:47

Küresel kriz nedeniyle sekteye uğrayan inşaat sektörünün, 2009 yılının ikinci yarısında ivme kazanmaya başladığını belirten İnşaat Mühendisleri Odası Başkan Yardımcısı Murat Bilgili, yaşanan bu olumlu gelişme üzerine, 2010 yılından umutlu olduklarını söyledi.
İnşaat sektöründeki son durumunu değerlendiren İnşaat Mühendisleri Odası Başkan Yardımcısı Murat Bilgili, küresel kriz nedeniyle bir dönem sekteye uğrayan inşaat sektörünün son dönemde yeniden yükselişe geçmeye başladığını kaydetti. Özellikle son dört aydır inşaat sektöründe ciddi bir hareketlilik yaşandığını ifade eden Başkan Yardımcısı Murat Bilgili, “İlimizdeki inşaat malzemeleri satışındaki yükselme ve odamıza gelen proje sayısındaki artış, yükselerek devam ediyor. Sektördeki bu düzelme, küresel krizden dolayı ülkemizde var olan durgunluğun bittiği yönünde işaret gösteriyor. Ama tabi ki geldiğimiz bu nokta, inşaat sektörünün beş yıl önceki durumunun çok gerisinde.” dedi.
“İNŞAAT SEKTÖRÜ DEVLETLEŞTİRİLİYOR”
İnşaat sektörünün beş yıl önceki parlak günlerine dönememesindeki en önemli etkenin Toplu Konuk İdaresi olduğunu dile getiren Murat Bilgili, inşaat sektörünün devletleştirildiğini, bunun neticesinde çok büyük gelir kaynaklarının, geniş kesimlere yayılması yerine, daha dar alanda paylaşıldığını vurguladı. TOKİ’nin inşa ettiği konutlarda, arazi bulma avantajına sahip olduğunu ve birçok belgenin alınmasında muaf kılındığını belirten Başkan Bilgili, bu nedenlerle özel sektörün TOKİ ile mücadele etmesinin olanaksız hale geldiğini savundu.
“ÖZEL SEKTÖRÜN ÖNÜ AÇILMALIDIR”
Sosyal devlet sorumluluğu ile TOKİ’nin yapmakla mükellef olduğu konutların dar gelirli vatandaşlara hitap ettiğini ifade eden Bilgili, TOKİ’nin alanı dışındaki konut üretiminin ve özellikle kamu yapılarının imalatının, özel sektör marifeti ile yapılması gerektiğini, hatta bu konuda özel sektörün önünün açılması gerektiğini kaydetti. 2010 yılından umutlu olduklarını belirten Bilgili, “TOKİ’yi bir kenara bırakırsak, 2009 yılının ikinci yarısında inşaat sektörünün iyiye doğru gittiğini söylemek mümkün. İnşallah bu iyileşme, 2010 yılında sektör çalışanlarının yüzünü güldürecektir” diye konuştu.

.........................................

Haberin linki:

http://www.afyonhaber.com/?haber_id=10569

madencix
14-02-2010, 21:09
kerevitaş-konfurt-arena-datagate-indes
12 aylıkta güzel bilanco açıklarlar...(not:hiçbirinde pozisyonum yok)

watermalon
14-02-2010, 21:15
kerevitaş-konfurt-arena-datagate-indes
12 aylıkta güzel bilanco açıklarlar...(not:hiçbirinde pozisyonum yok)

Arena'dan geçen sene iyi ekmek yedim,bu sene korkularım var

syg

watermalon
14-02-2010, 21:20
HALKA AÇILMA KESİN
Ağaoğlu, planlarını açıkladı.1.2 milyar euro’yla enerjiye yatırım yapan şirket, ilk enerjisini bu yıl açığa çıkaracak. Halka açılmayı da planlayan Ağaoğlu’nun ciro hedefi ise 1.4 milyar TL
Ağaoğlu Şirketler Grubu, bu yılki ciro hedefini belirlerken, yeni yatırım planlarını da netleştirdi. 1.4 milyar TL ciro hedefleyen grup, bu yıl enerjide üretime geçmeyi kesinleştirirken, borsaya açılmayı da planları arasına aldı. Şirketin gayrimenkul deki yeni projeleri arasıda Doğu Ataşehir, iddiasıyla ön plana çıkıyor.
Ağaoğlu Şirketler Grubu Genel Müdürü Hasan Rahvalı, 2009’daki 1 milyar 100 milyon TL’lik ciro sonrasında 2010’da 1 milyar 400 milyon TL ciro gerçekleştireceklerini açıklayarak, “Böylece sektördeki liderlik pozisyonumuzu sürdüreceğiz” dedi.

7 bin 783 konut ile satışta
1 milyar 400 milyon TL’lik ciroya nasıl ulaşacakları hakkında konuşan Rahvalı, “Şu anda satışına devam ettiğimiz ve satışa çıkaracağımız konutların toplamı 7 bin 783. Bunların 3 bin 917’si bu yıl içinde satmayı planladığımız projelerden oluşuyor. 13 projede birden satışa devam ediyoruz. Bu projelerin satışlarınndan elde edilecek hasılatın 1 milyar 700 milyon TL civarında olmasını planlıyoruzBu hedefe yüzde 80 oranında erişmemiz halinde bu yıl 1 milyar 400 milyon TL’lik ciroya ulaşacağız” dedi.

Doğu Ataşehir’de yeni planlar
Doğu Ataşehir’deki yeni projelerine dikkat çeken Rahvalı, “Burada 150 bin metrekare arsa üzerinde 2 bin konut yapacağız. Bu konutların yüzde 1.72’sini arsa sahibi olan Sukent?Kooperatif’in üyelerine vereceğiz. Brüt 107 metrekare alanlı konutların sahiplerine iki alternatif sunacağız. Metrekaresi eşit olacak. İsteyene 2 oda 1 salon, isteyene ise 3 oda 1 salon seçme hakkı tanıyacağız” dedi.



‘YETİŞİRSE BU YIL DA HALKA AÇILABİLİRİZ’
Borsaya açılmak yakın zamana kadar Ağaoğlu’nun planlamaları arasında yer almıyordu. Ancak, Hasan Rahvalı’nın açıklamaları, yetiştirebilirse bu yıl, yetiştiremezlerse gelecek yıl borsaya gireceklerini ortaya koyuyor: “Düşüncemizi değiştirdik. GYO kurup halka açılmayı planlıyoruz. İşlemlerin yetişmesine bağlı. İşlemler yetişirse bu yıl, yetişmezse gelecek yıl halka açılacağız. Hedefimiz piyasa ve portföy değeri açısından ilk üçte yer almak.”

İLK ENERJİSİNİ BU YIL AÇIĞA ÇIKARACAK
2009 yılında enerjiye 1.2 milyar euro’luk yatırımla giren Ağaoğlu Şirketler Grubu, bu yıl ilk üretimi hedefleri arasına aldı. Hasan Rahvalı, şöyle konuştu: “Toplamda 8 enerji şirketimizin 11 rüzgar enerjisi projesi var. Mersin Mut’ta 36 milyon euro harcadığımız 33 megawatt’lık rüzgar enerji santralinde 15 Şubat’ta üretime başlayacağız. Bandırma’daki 105 milyon euro yatırım bedeli olan RES’in makina ve teçhizat siparişini verdik. 2011 yılı Mart ayında üretime başlamayı planlıyoruz. Bingöl’de 60 megawatt’lık 2 hidroelektrik santral projesine de bu yıl başlayacağız. Bu alanda yaklaşık 100 milyon dolarlık yatırımı 2011 sonunda bitirmeyi planlıyoruz” dedi.
TEBERNÜŞ KİREÇCİ-MİLLİYET

.....................................

Diger bir efsane geliyor...Henüz İMKB 'de değil ama...Geldiğinde bu yazıyı yine okuyun....

Haberin linki:

http://www.borsagundem.com/haber/oku/manset/15350/halka_acilma_kesin

watermalon
14-02-2010, 21:26
ABD'NİN EN İYİ TREND ANALİZCİSİNDEN TÜRKİYE TAHMİNİ
ABD'de tahmin ve analizlerine çok itibar edilen Trend Araştırma Enstitüsü'nün kurucusu Gerald Celente ülkemizin geleceğiyle ilgili de tahminlerde bulundu.
Ona göre, Türkiye'nin geleceği çok parlak. Büyük bir kültürel birikime yaslanması da Türkiye'nin en önemli şansı.

Amerika'nın en önemli trend tahmincilerinden biri olan Gerald Celente, kahve zincirleri henüz kurulmamışken "gurme kahve" trendini öngörmüş ve sosyal ağların yapacağı patlamaya daha 1993 yılında işaret etmişti. 1987 Borsa krizi öncesinde, 1991'de SSCB yıkılmadan önce, 1997'de Asya krizi ve 2007'de tut-sat krizi patlamadan önce de herkesi uyaran o olmuştu. ABD'de tahminlerine ve analizlerine en çok itibar edilen trend tahmincilerinden biri olan ve Trend Araştırma Enstitüsü'nün kurucusu Gerald Celente, yeni milenyumda değişecek trendler ve Türkiye'nin gelecekteki konumuna ilişkin sorularımızı cevapladı.

Geçtiğimiz yıllarda henüz kahve zincirleri fikri bile ortada yokken, siz Starbucks gibi kahve zincirlerinin başarılarını öngörmüştünüz. Ekolojik ve organik ürünler için de benzer bir tahmininiz vardı ve bu ürünler de şu an pazarda önemli bir yere sahip. Peki ya önümüzdeki on yıllarda, 2000'li yılların yıldızı parlayan ürünleri veya alanları ne olacak sizce?

Hiç şüphesiz alternatif enerji olacak. Ama rüzgar, güneş, jeotermal ya da biyolojik yakıt değil. Bence çok daha devrim niteliğinde bir şey olacak, mesela sıfır nokta enerjisi ya da soğuk füzyon. Ben çok büyük bir enerji atılımı bekliyorum. Bence 21. yüzyılın gerçek 'oyun değiştiricisi' bu atılım olacak. Hatta ancak bu şekilde Ortadoğu'da bir durulma ihtimalinden söz edebileceğiz. Çünkü bu atılım gerçekleşirse insanların petrol için savaşmalarına gerek kalmayacak. Petrol artık eski önemini yitirdiğinde, işte en büyük değişiklik o zaman yaşanacak. Yeni bir Büyük Buhran'ı engellemenin tek yolu da bana kalırsa böyle bir değişimin gerçekleşebilmesi.

Geçen hafta Amerikan siyasi analiz şirketi Stratfor bir rapor açıkladı. Buna göre Ortadoğu'daki istikrarsızlık ve Afganistan'daki çatışmaların on yıl içinde hafiflemesi ve İran'ın da kontrol altına alınması öngörülüyor. Ama siz Ortadoğu ve Afganistan konusundaki öngörülerinizde en azından kısa vadede onlar kadar iyimser değilsiniz galiba.

Şu an Ortadoğu'da geçmişe oranla pek çok açıdan daha sert bir şiddet hüküm sürüyor. Afganistan'daki savaş da gittikçe alevleniyor ve Pakistan'ı da etkiliyor. Bu şartlar altında, devam eden bir savaş ve artan bir şiddetin içinden ileriye dönük olumlu öngörüler nasıl yapabiliriz? Bana kalırsa önümüzdeki yıl Ortadoğu ve Pakistan için durum gittikçe kötüleşecek.

Peki ya İran konusunda gelişmeler nasıl olabilir? Geçtiğimiz günlerde İran uranyum zenginleştirme programını başlattı biliyorsunuz.

İran, kimse için bir tehdit değildir. İran en son ne zaman bağımsız bir ülkeyi işgal etti söyler misiniz? Uranyum zenginleştirme programlarına gelince, neden başlatmasınlar ki? Diğer ülkelerin de uranyum zenginleştirme programları var.

Trend Dergisi'nin yeni sayısında dünya ekonomisinin geleceğine ilişkin pek de iyimser olmayan tahminlerde bulunuyorsunuz. 2010 yılında ekonomik iyileşmeden söz etmek mümkün olmayacak mı?

2010 yılında büyük bir ekonomik çöküş bekliyorum. Şu an örneğin ABD'de yüzde 10,6'lık bir bütçe açığı var. Alınan önlemler geçici çözümler, gerçek sorunu çözmüyor. Ekonomik iyileşme söylemleri sokakların gerçeğinden çok uzakta.

Peki, Türkiye, bu gelişmelerden nasıl etkilenir?

Herkes eşit oranda etkilenecek bana kalırsa. Ama şu var: Türkler ve Avrupalılar bireyler olarak zor zamanları nasıl atlatacakları konusunda deneyimliler. Ellerindekiyle geçinmeyi bilirler, geçmişteki tecrübelerinden dolayı. Amerikalıların ise bu konuda inanın bana hiçbir fikirleri yok. ABD'de kişi başına düşen borç miktarı çok yüksek. Bu borçları ödemenin de pek yolu yok gibi görünüyor.

AB ülkeleri için durum nedir peki, son dönemde Yunanistan'da yaşananları da düşünürsek?

AB üyesi ülkelerinin Euro'yu bırakıp kendi ulusal dövizlerine geri döndüğünü görebiliriz yakın gelecekte. Şimdi bu yavaş yavaş konuşulmaya da başlanıyor zaten. Biz Euro'ya geçiş süreci başladığından beri bunu söylüyoruz.

Ama "tek para birimi" AB entegrasyonunun en önemli öğelerinden biri. Bu durumda birliğin geleceği sizce tehlikede mi?

AB kim, biraz da ona bakmak gerekiyor. Bence AB öncelikle Fransa ve Almanya demek. Ama genişledikçe sorunları da artıyor. Euro dışında da sorunları var AB'nin. Jeopolitik sorunları örneğin ve bu çerçevede en önemli sorunlardan biri de sınırların kaldırılmasının etkileri. Afrikalı göçmenler konusunda geçen aylarda İtalya'da yaşananları gördük. Bana kalırsa sadece AB'de değil, gelişmiş ülkelerin tümünde büyük bir göç karşıtı hareket yaşanacak gelecek yıllarda.
Türkiye'nin AB üyesi olma ihtimalini nasıl görüyorsunuz peki?

Bunu yıllardır konuşuyoruz. Bu savaş özellikle Fransızlara karşı veriliyor yıllardır. Ama hâlâ gerçekleşmedi. Türkiye çok önemli bir güç. Bu, AB'yi korkutuyor elbette.

Türkiye'yi önümüzdeki on yıllarda küresel arenada nasıl konumlandırıyorsunuz?

Türkiye'nin geleceğini çok parlak görüyorum. Bunun en önemli nedeni de bence eski bir kültürü olması. Türkiye'nin ülke olarak hayata ilişkin, paradan daha önemli olan bazı şeyleri kavradığını düşünüyorum. Oysa Batı kültürüne bakalım örneğin, her şey sadece paranın etrafında dönüyor. Bu noktada medeniyet devreye giriyor. Asıl mesele medeniyet, sanat ve maneviyat olmalı. Türkiye, bu neden le hâlâ zengin. Unutmayalım ki dünyanın en büyük imparatorluklarından birinin mirasçısı. Bu miras bir yere gitmedi. Hâlâ bu ülkenin sistemini zenginleştirmeye devam ediyor. Türkiye'nin devraldığı mirası önemsiyorum. Ve elbette aile değerleri, cemaat geleneği, bunlar da unutulmamalı. Geçmişi geleceğe taşımak, ondan kopmamak çok önemli bir vasıf. Bir toplumun asıl geleceği işte bunlarda yatıyor. Türkiye'nin kültürel çeşitliliği ve bu özelliğine sahip çıkması da gelecekte yıldızının parlaması açısından bence kayda değer bir etken.

Yani Türkiye'nin geçmişini geleceğe taşıyarak bu büyük ölçüde olumsuz olarak çizdiğiniz tablonun içinde parlayabileceğini düşünüyorsunuz...

Bir tür Rönesans'la diyelim. Yeniden doğma yani, geçmişin azametini alıp onu geleceğe taşımak. Ama maalesef dünyada zihniyetler o kadar para odaklı oldu ki artık, yaşamın temelleri, esasları unutuluyor. Bu nedenle kültür mirasını korumak bence gelecek için en büyük zenginlik olacak. Maddiyat üzerine oluşturulan kültürler çok daha kolay çökecekler bence.

Türkiye'nin uluslararası siyasi bir aktör olarak rolü hakkında ne söylersiniz?

Türkiye, Ortadoğu barışı konusunda önemli arabuluculuklar yaptı. Elbette bir arabulucu rolü oynayabilir. Türkiye'nin Ortadoğu gibi uluslararası sorunların çözümü açısından çok önemli bir rol oynayabileceğini düşünüyorum ve buna çok da ihtiyaç var. Zaten Ortadoğu sorunu gibi konularda Batı pek de dürüst bir aracı sayılmaz bana göre.

***


Gelecekte bizi neler bekliyor?
21. yüzyılın yıldızı alternatif enerji olacak.

Petrol gelecekte önemini kaybedecek, petrol için yapılan savaşlar bitecek.

Önümüzdeki yıl Ortadoğu ve Afganistan'da durum daha da kötüleşebilir.

2010 yılında ekonomik çöküş bekliyorum.

İran, kimse için bir tehdit değildir. En son ne zaman bağımsız bir ülkeyi işgal etti?

Önümüzdeki yıllarda gelişmiş ülkelerin çoğunda büyük bir göç karşıtı hareket yaşanacak.

AB üyesi ülkeler Euro'yu bırakıp kendi ulusal dövizlerine geri dönebilirler.

Türkiye'nin geleceğini çok parlak görüyorum.

Türkiye'nin uluslararası sorunların çözümü açısından çok önemli bir rol oynayabileceğini düşünüyorum ve buna çok ihtiyaç var. ZAMAN

.............................

Haberin linki:

http://www.borsagundem.com/haber/oku/ekonomi/15344/abdnin_en_iyi_trend_analizcisinden_turkiye_tahmini

watermalon
15-02-2010, 11:43
Atilla Yeşilada Euro’nun Geleceği Belirleniyor

Bu hafta alınacak kararlar ve sonuçlarının piyasalar üstündeki etkisi, Euro’nun kaderini belirleyecek derken abartmıyorum. Bu yüzden bir süredir aksattığım bizim ekonomideki gelişmeleri yorumlamayı yarına saklayıp, yine Yunanistan ve daha genelde PIGS sorununa el atıyorum. En olası senaryom iyimser, ama riskler yalnız PIGS için değil, tüm yatırım derecesi altında kredi notu olan ülkeler için gözle görülür derecede.

Bu sabah Asya’da Euro hafif satış yedi, ama mühim olan bu değil, Yunanistan krizinin hala bir fiyatlama unsuru olarak konuşulması. Yatırımcılar’ın çok tedirgin olmadığı ve AB’nin bugün yapılacak Maliye Bakanları toplantısında bir “çözüm” bulacağı yönünde beklentilerin yüksek olduğunu Avrupa’lı şirketlerin ihraç ettiği çok düşük kredi notlu (junk) tahvillerinin satış yememesinden ve Batı Avrupa borsalarının artıda açılmasından da izliyoruz.

Ama, “çözüm” kelimesini muhakkak tanımlamak lazım. Yatırmcılar AB’den mümkünse yalnız Yunanistan için değil genelleştirilmiş bir kurtarma mekanizamısı, bunun nasıl fonlanacağını, kimler tarafında karşılacağını ve mekanizmanın hangi şartlarda devreye gireceği konusunda somut açıklamalar bekliyor. Bundan azı zaten satın alındı. AB’nin bu beklentileri tamamen ya da kısmen tatmin etmesi, aksi halde oluşacak saldırıların tamamen önünü alır, ya da başka ülkelere ve ileri bir zamana erteler.

Finans uzmanı olmayanlar için “saldırının” ne anlama geldiğini de tanımlamakta fayda var. Eğer yatırımcılar AB’nin tahhütlerini yeterli bulmazsa, Yunanistan ve diğer PIGS ülkelerinden paralarını çekmey başlar. Hatta, bu işlerde uzmanlaşmış ve çok büyük kaynak birikimi olan bazı fonlar (akbaba fonları, açığa satanlar), verilen garantiye güvenmeyip, ülkenin menkul kıymetlerini açığa satarak ilerde oluşacak krizden para kazanmaya oynar. Eğer yukarda bahsettiğim saldırı bir değil, bir kaç ülkeye, hele bir de AB’nni Yeni Üyeleri veya Ukrayna, Türkiye, Rusya vs, gibi çevre ülkelere yayılırsa, küresel bulaşma (panik atağı) başlar.

İşte Yunanistan’ı kurtarmamanın sorumluluğu bu denli ağır olacağı için, bu akşam Brüksel saati ile 17:00 başlayacak Maliye Bakanları toplantısında cesur kararlar alınması ihtimali yüksek. Eğer bu senaryo gerçekleşirse, yatırımcılar yüzlerini hızla büyüyen Asya ve bu hafta iyimser makro-veri yayınlaması beklenen ABD’ye döner. Türkiye de tüm bu çalkantıda sağlam duyduğu için ralliden payını alır.

Kötü senaryoda ise Yunanistan veya diğer PIGS üyelerinin Euro’yu terketmesinden, zaten merkez bankalarının desteğini azalttığı özel sektör tahvillerinde kredi darboğazı oluşmasına kadar bir sürü Korku Masalı var. Türkiye bu hafta yapılacak 4 ihalede yükse faiz/düşük teklif olarak bedel ödemeye başlar. Daha da kötüsü, spot veya vadeli TL değer kaybetmeye başlar. İki noktayı hatırlatarak son vereyim: Bir, PIGS kurtulsa bile Euro/dolar’ın artması güç. İki, Türkiye çok iyi gözüküyor, ama mali pazarları o kadar AZ Kİ, iyimserlikten pay almak teknik olarak zor olabilir. Karlar, hergün gözlediğimiz spot piyasalarda değil, yurtdışında trade edilene türevlerde gözlenebilir.

Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, sadece yorum ve tavsiyelerde bulunan kişinin görüşlerine dayanmakta ve Eczacıbaşı Menkul Değerler A.Ş.'nin görüşlerini yansıtmamaktadır.

...........................................

Haberin linki:

http://www.emdas.com.tr/wps/portal

watermalon
15-02-2010, 12:19
Haftalık Şirket Haberleri

ADANA Adana Çimento (A) AL
Kapanış TRY: 5.15 YTL Hedef Fiyat TL/Yükselme Potansiyeli % : 6.50 TL 26.18% Piyasa Değeri .mn(TL): 454
Analist: Burak Berki Telefon.: +90 212 350 25 80 E-Mail: bberki@isyatirim.com.tr
Tarih: 15/02/2010

Finansal gelirlerdeki azalma net kârı olumsuz etkiledi

Adana Çimento son çeyrekte 9.8 milyon lira net kar açıkladı ve 12 aylık toplam kârını 78.7 milyon liraya taşıdı. Bu sonuçla 2009
kârında 2008 yılına gore %27’lik bir daralma meydana geldi.
Gelirler kısmında yurtiçi gelirler %5 azalarak 198 milyon lira oldu. Yurtdışı gelirler ise %14 azaldı ve 63 milyon liraya geriledi.
Adana’nın ortalama ton başına çimento satış fiyatlarında 2009 yılında %6’lık bir artış olmasına rağmen ton bazında bir azalma
oldu.
Akdeniz Bölgesin’de yapılması beklenen alt yapı yatırımları bölgenin önemli bir oyuncusu konumunda bulunan Adana’nın 2010
satışlarını arttıracağını düşünüyoruz. 2010 yılında Türkiye’nin toplam yurtiçi çimento satışlarında %5 artış bekliyoruz.

AKBNK Akbank SAT

Kapanış TRY: 8.25 YTL Hedef Fiyat TL/Yükselme Potansiyeli % : 9.10 TL 10.30% Piyasa Değeri .mn(TL): 24,750
Analist: Bülent Şengönül Telefon.: +90 212 350 25 66 E-Mail: bsengonul@isyatirim.com.tr
Tarih: 11/02/2010

Son çeyrekte karlılık devam etti. Akbank 2009 yılının son çeyreğinde 2,73 milyar TL solo net kar ile hem bizim hem de piyasa
beklentisinin üzerinde sonuç açıkladı. Net faiz geliri beklentimizle tamamen örtüşüyor ancak faiz dışı gelir ve giderlerdeki
farklılıklar nedeniyle açıklanan sonuçlar beklediğimizden iyi geldi. Faaliyet giderleri ve karşılık giderlerindeki gerileme nedeniyle
bankanın net karı beklentimizin %2 üzerinde gerçekleşti. Akbank muhafazakar yapısını devam ettirmiş görünüyor. Banka son
çeyrekte atıl nakdi ve kredi geri ödemelerinden kaynaklanan nakit girişini devlet tahvillerine kaydırarak menkul kıymet portföyünün
varlıklar içindeki ağırlığını %42’den %48’e yükseltti. 2008 yılı sonunda bu oran %32 düzeyindeydi. Banka kredi pazarında düşük
bir performans sergileyerek toplam kredilerinde %1 büyüme elde etti. Yıllık olarak ise kredilerin %10 daraldığını görüyoruz. Yılın
son çeyreğinde bankanın bir miktar karı normalize ettiğini görüyoruz zira banka 110 milyon TL serbest karşılık ayırmış.
Akbank için SAT önerimizi koruyoruz. Açıklanan sonuçların ardından 2010 beklentilerimizde küçük boyutta revizyon muhtemel.
2010 yılı için karşılık giderleri beklentimizi aşağı yönde revize edebiliriz. Akbank hisseleri 2010 beklentilerimize göre 9,5x F/K ve
1,5x PD/DD çarpanlarıyla işlem görüyor. Banka için SAT önerimizi koruyoruz.

AKENR Ak Enerji AL

Kapanış TRY: 17.20 YTL Hedef Fiyat TL/Yükselme Potansiyeli % : 21.63 TL 25.76% Piyasa Değeri .mn(TL): 1,124
Analist: Aslı Özata Kumbaracı Telefon.: +90 212 350 25 26 E-Mail: akumbaraci@isyatirim.com.tr
Tarih: 12/02/2010

AkCEZ SEDAŞ ile ilgili ilk taksitinin faiz ödemesini yaptı
Akenerji, toplam hissesinin %45’ine sahip olduğu ve SEDAŞ’ın 100% hissesini toplam 600 milyon dolar bedelle devralan
AkCEZ’in bu toplam bedelin 300 milyon dolarlık kısmını 2009 yılının Şubat ayında ve kalan 300 milyon doların ilk anapara taksiti
olan 150 milyon dolarını da 26 Ocak’ta ödediğini bildirmişti. Söz konusu işlemle ilgili 9.78 milyon dolar tutarındaki faiz ödemesini
de dün Özelleştirme İdaresine ödediğini bildirdi. Haberin hisse üzerinde etkisi olmayacağını düşünüyoruz.

BOLUC Bolu Çimento TUT

Kapanış TRY: 1.88 YTL Hedef Fiyat TL/Yükselme Potansiyeli % : 2.12 TL 12.52% Piyasa Değeri .mn(TL): 269
Analist: Burak Berki Telefon.: +90 212 350 25 80 E-Mail: bberki@isyatirim.com.tr
Tarih: 10/02/2010

Bolu Çimento 4Ç09’da 2,5 milyon lira net kâr açıkladı. Bu rakam yıllık bazda %58 çeyreklik ise %63’lük bir daralmayı işaret
ediyor. Son çeyrek sonuçları doğrultusunda şirket 2008 yılında 39 milyon lira olan net kârını 2009 yılında 17,4 milyon liraya
taşıyabildi. Bolu Çimento, özellikle Marmara Bölgesin’de bulunan konut stoğu fazlası ve şirketin ihracat pazarlarına
ulaşamaması sonucu 2009 yılında yurtiçi çimento talebinde yaşanan daralmayı finansallarına en çok yansıtan şirketlerden biri
oldu. Yurtiçi gelirlerinde yıllık %19’luk bir daralma yaşayan Bolu yurtdışına sadece 3 milyon lira satış gerçekleştirdi.
Bolu Çimento için 12 aylık hedef fiyatımızı hisse başına 2.12 lira olarak belirleyip hisse için TUT tavsiyemizi koruyoruz.

CIMSA Çimsa AL

Kapanış TRY: 7.75 YTL Hedef Fiyat TL/Yükselme Potansiyeli % : 10.25 TL 32.20% Piyasa Değeri .mn(TL): 1,047
Analist: Burak Berki Telefon.: +90 212 350 25 80 E-Mail: bberki@isyatirim.com.tr
Tarih: 10/02/2010

Çimsa Italyan Medcon'un %60 hissesini aldı (Olumlu)
Çimsa Italya’nın Trieste limanında 400 bin ton beyaz ve gri çimento terminali bulunan Medcon şirketinin %60 hissesini yaklaşık
3,5 milyon euroya satın aldı. Bu terminal sayesinde şirket Avrupa pazarına daha çok çimento satışı gerçekleştirmeyi planlıyor.

EREGL Ereğli Demir Çelik TUT

Kapanış TRY: 4.24 YTL Hedef Fiyat TL/Yükselme Potansiyeli % : 4.52 TL 6.65% Piyasa Değeri .mn(TL): 6,784
Analist: Başak Dinçkoç Telefon.: +90 212 350 25 92 E-Mail: bdinckoc@isyatirim.com.tr
Tarih: 08/02/2010

Tosyalı Holding Osmaniye’de kurduğu elektrik ark ocaklı yassı çelik tesisinin resmi açılışını yaptı
Tosyalı Holding 1 milyar dolarlık bir yatırımın ardından Osmaniye’de kurduğu tesisin resmi açılışını yaptı. Tesis bir kaç ay önce
test üretimine başlamıştı. Üretilecek yıllık 1.5-2 mn ton sıcak haddelenmiş yassı çelik çoğunlukla tesisin kendi boru ve profil
üretimi için kullanılacak. Tosyalı Holding bu yatırımdan yıllık 1.2 milyar ABD$ ciro hedefliyor. Türkiye’nin artan sıcak haddelenmiş
ürün arzı nedeniyle Erdemir için olumsuz bir haber olarak görünse de Tosyalı Holding’in daha önce yassı çelik ihtiyacının çoğunu
ithalatla karşılıyor olması ve kurulan tesisin elektrik ark ocaklı bir tesis olması nedeniyle farklı bir maliyet yapısının bulunmasının
Erdemir üzerindeki olumsuz etkinin sınırlı kalmasına neden olacağına inanıyoruz.
Tosyalı Holding Osmaniye’de kurduğu elektrik ark ocaklı yassı çelik tesisinin resmi açılışını yaptı
Tosyalı Holding 1 milyar dolarlık bir yatırımın ardından Osmaniye’de kurduğu tesisin resmi açılışını yaptı. Tesis bir kaç ay önce
test üretimine başlamıştı. Üretilecek yıllık 1.5-2 mn ton sıcak haddelenmiş yassı çelik çoğunlukla tesisin kendi boru ve profil
üretimi için kullanılacak. Tosyalı Holding bu yatırımdan yıllık 1.2 milyar ABD$ ciro hedefliyor. Türkiye’nin artan sıcak haddelenmiş
ürün arzı nedeniyle Erdemir için olumsuz bir haber olarak görünse de Tosyalı Holding’in daha önce yassı çelik ihtiyacının çoğunu
ithalatla karşılıyor olması ve kurulan tesisin elektrik ark ocaklı bir tesis olması nedeniyle farklı bir maliyet yapısının bulunmasının
Erdemir üzerindeki olumsuz etkinin sınırlı kalmasına neden olacağına inanıyoruz.

GARAN Garanti Bankası AL

Kapanış TRY: 5.95 YTL Hedef Fiyat TL/Yükselme Potansiyeli % : 8.00 TL 34.45% Piyasa Değeri .mn(TL): 24,990
Analist: Bülent Şengönül Telefon.: +90 212 350 25 66 E-Mail: bsengonul@isyatirim.com.tr
Tarih: 12/02/2010

Güçlü performans devam ediyor. Garanti Bankası 2009 yılında solo bazda TL2,962 mn. kar açıklayarak hem tahminimiz olan
TL2.834mn‘ un üzerinde hem de konsensus beklentisi olan TL2,766 mn un üzerinde bir kar açıkladı. Banka son çeyrekte
özellikle menkul kıymet gelirlerinin etkisiyle beklentilerin üzerinde artış gösteren net faiz gelirleri ile özellikle geçmiş yıllara ait
gelir dönmeyen kredi tahsilatlarının sıçramasıyla yazılan gelirlerin etkisiyle güçlü bir performans göstermiş durumda. Son
çeyrekte kredi büyümesi yine sektör ortalamalarının altında kalırken banka menkul kıymet portföyünü yaklaşık TL4 milyar arttırdı,
bu arada aynı dönemde toplanan yaklaşık TL4.7 milyarlık mevduat bankanın bu alanda pazar payının son çeyrekte de artmasına
neden oldu. Genel olarak ana faaliyet gelirlerinin inceleyecek olursak, bankanın elinde bulundurduğu bono portföyünün önemli
bir kısmı enflasyona endeksli ve değişken faizli kağıtlardan oluşması hem önümüzdeki dönemdeki olası bir faiz artışında karlılığı
destekleyecekken, hem de son çeyrekte enflasyonun yükselişiyle ana gelirlere olumlu katkı yaptı. Aynı dönemde mevduat
maliyetlerinin de yaklaşık %10 gerilemesi net faiz gelirinin güçlü kalmasına ve marjların çeyreksel bazda yaklaşık 50bps
artmasına neden olmuş gözüküyor. Takipteki kredi oranı %4.1’den %4.3’ e çıkarken, yeni problemli kredi girişinde azalma trendi
devam etti. Bu arada tahsilat oranlarının da anlamlı olarak arttığını gözlemliyoruz. Komisyon gelirleri hem mevsimsellik hem de
farklı sınıflandırma nedeniyle bir miktar gerilerken alım satım ve diğer faiz dışı gelirler güçlü seyrederek komisyon gelirlerindeki
bu geçici zayıflığı telafi etti. Faaliyet giderlerinde mevsimsellik gereği son çeyrekte bir miktar artış gözlemlendi. Garanti
Bankası’nın son çeyrek performansını oldukça başarılı buluyoruz. Bankaya %34 getiri potansiyeli ile AL demeye devam ediyoruz.

ISCTR İş Bankası (C) ÖNERİMİZ YOK

Kapanış TRY: 6.10 YTL Hedef Fiyat TL/Yükselme Potansiyeli % : Piyasa Değeri .mn(TL): 18,786
Analist: Bülent Şengönül Telefon.: +90 212 350 25 66 E-Mail: bsengonul@isyatirim.com.tr
Tarih: 10/02/2010

Habertürk’te yer alan bir habere göre İş Bankası üç yıl vadeli TL-cinsi Eurobond ihraç edecek. Bu ihraç türünün ilk örneği olacak
zira daha önce hiçbir Türk bankası uluslararası borçlanma piyasalarına TL-cinsi Eurobond ihracı için çıkmamıştı. Eğer
borçlanma gerçekleşirse sağlanan fonlar mortgage ve benzeri uzun vadeli krediler için kullanılacak. İş Bankası’nın başarıya
ulaşması diğer Türk bankalarının da borçlanmada bu yönteme yönelmesini sağlayabilir. Sektör için olumlu bir gelişme.

ISFIN İş Finansal Kiralama GÖZDEN GEÇİRİLİYOR

Kapanış TRY: 1.27 YTL Hedef Fiyat TL/Yükselme Potansiyeli % : Piyasa Değeri .mn(TL): 318
Analist: Bülent Şengönül Telefon.: +90 212 350 25 66 E-Mail: bsengonul@isyatirim.com.tr
Tarih: 15/02/2010

İş Leasing 2009 konsolide net karını TL105mn olarak açıkladı. Açıklanan kar BDDK’ya verilen solo rakama yakın olarak
gerçekleşti. Şirket 4Ç09’da elinde bulunduruduğu yatırım indirimleri üzerinden TL49mn luk vergi geliri yazarak karını önemli
ölçüde arttırmış gözüküyor. Bu etkiyi arındırıdığımızda şirketin vergi öncesi karı TL58mn olarak gerçekleşti. Geçen sene bu rakam
TL61mn olarak gerçekleşmişti. (Olumlu)

ISGYO İş GYO TUT

Kapanış TRY: 1.57 YTL Hedef Fiyat TL/Yükselme Potansiyeli % : 1.71 TL 8.78% Piyasa Değeri .mn(TL): 707
Analist: Burak Berki Telefon.: +90 212 350 25 80 E-Mail: bberki@isyatirim.com.tr
Tarih: 15/02/2010

ISGYO 2009 yılının 4. Çeyreğinde 19.2 milyon lira net kar açıkladı. Bu sonuçla yıllık %26 çeyreklik bazda ise %22 artışla 12 aylık
toplam kârını 60.3 milyon liraya taşıdı.
Gelirler tarafında şirketin kira gelirleri %17’lik artışla 73 milyon lira olurken aidat ve hizmet gelirleri %35 daralarak 11.8 milyon lira
oldu. Şirketin gelirleri arasında ayrıca ECE/GGP’den elde edilen 3.7 milyon lira üst hakkı geliri var.

MARTI Martı Otel İşletmeleri GÖZDEN GEÇİRİLİYOR

Kapanış TRY: 1.18 YTL Hedef Fiyat TL/Yükselme Potansiyeli % : Piyasa Değeri .mn(TL): 103
Analist: Burak Berki Telefon.: +90 212 350 25 80 E-Mail: bberki@isyatirim.com.tr
Tarih: 15/02/2010

Martı Otel ilk dokuz aylık dönemi 2009 yılının Aralık ayında biten mali yıl sonuçlarında 5.9 milyon net kar açıkladı. Şirket geçen
sene aynı dönemde açıklanan 6.5 milyon TL net kara göre %8’lik bir düşüş kaydetti. Martı’nın faaliyet tarafında düşük faaliyet
giderleri sayesinde önemli bir ilerleme olmasına rağmen finansal giderlerin artması şirketin net karının azalmasına neden oldu.
Satışlar Mart-Aralık 2009 döneminde odaların restorasyonundan sonra daha yüksek oda fiyatlarından dolayı %10 artarak 43.7
milyon TL’ye ulaştı. Geçen sene bu rakam ise 39.6 milyon TL idi. Brüt kar marjı şirketin maliyet düşürücü çalışmaları sayesinde
%42 seviyesinden %46 seviyelerine ulaştı.
FAVÖK ise ilk dokuz aylık dönemde geçen sene aynı döneminde açıklanan 9.7 milyon TL’ye karşılık %59 artışla 15.4 milyon
TL’ye ulaştı. Fakat, finansal gelirlerin finansal giderlere dönüşmesi, faaliyet dışı giderlerin artması ve vergi oranın ertelenmiş
vergi giderinden dolayı %13’den %31’e çıkması şirketin faaliyet tarafında olumlu gelişmesinin net karına yansıtmamasının
nedenleri olarak gösterebiliriz.
Hisse için tahminlerimizi güncelliyoruz ve yakında yeni tahminlerimi açıklayacağız.

MRDIN Mardin Çimento AL

Kapanış TRY: 7.70 YTL Hedef Fiyat TL/Yükselme Potansiyeli % : 10.26 TL 33.28% Piyasa Değeri .mn(TL): 843
Analist: Burak Berki Telefon.: +90 212 350 25 80 E-Mail: bberki@isyatirim.com.tr
Tarih: 11/02/2010

En kârlı çimento şirketi
Mardin Çimento 2009’un son çeyreğinde 14.3 milyon lira net kâr açıkladı. Bu rakam, son çeyrek tahminimiz olan 16.7 milyon
liranın bir miktar altında olmasına rağmen yıllık bazda bakıldığında %5’lik bir artışa işaret ediyor. Şirketin 12 aylık toplam kârı 89
milyon liraya ulaşarak 2008 yılında kaydedilen 68 milyon lira kârını %30 arttırmış oldu. Türkiye’de 2009 yılının ilk 11 ayında yurtiçi
çimento satışlarında yaşanan %7’lik daralmadan Mardin bulunduğu bölge itibari ile en az etkilenen çimento şirketlerinden biri
oldu.
Şirketin 2009 yılı genelinde yurtiçi satışlarında %3’lük yurtdışı satışlarında ise %26’lık artış yaşandı. Mardin Çimento 2009 yılında
ortalama çimento satış fiyatını %10 arttırmayı başararak ton başına 121 liraya yükseltti. Aynı şekilde ton bazında bakacak olursak
2008’de 1.8 milyon ton satan şirket 2009’da bunu 1.9 milyon tona çıkardı.
Orta Doğu pazarına olan yakınlığı en önemli avantajı olan Mardin yurtiçindeki daralmayı daha çok yurtdışı pazarlara yönelttiği
çimento satışlarıyla bertaraf etti. Şirket kârının yaklaşık %80’nin temettü olarak dağıtarak IMKB’nin en iyi temettü veren
şirketlerinden biri konumunda. Mardin Çimento için hedef fiyatımızı hisse başına 10.26 lira olarak belirleyip AL tavsiyemizi
koruyoruz
Tarih: 12/02/2010
Dün yapılan Mardin Çimento Yönetim Kurulunda 2009 yılı net kârından 80.9 milyon lira nakit temettü dağıtılmasına karar verildi. 1
lira nominal hisse başına 0,74 lira kâr payı Genel Kurul’da belirlenecek tarih itibari ile dağıtılacak.

OTKAR Otokar TUT

Kapanış TRY: 17.00 YTL Hedef Fiyat TL/Yükselme Potansiyeli % : 18.50 TL 8.82% Piyasa Değeri .mn(TL): 408
Analist: Esra Şirinel Suner Telefon.: +90 212 350 25 72 E-Mail: esuner@isyatirim.com.tr
Tarih: 15/02/2010

Cirodaki artış ve kambiyo zararlarındaki düşüş 4Ç09’de karlılığı arttırdı
Otokar 4Ç09’de beklentimize paralel 14 milyon TL net kar açıklayarak, 2009 yıl sonu karını 34 milyon TL’ye taşıdı. 4Ç08’deki
zarara kıyasla 4Ç09’de cirodaki artışın yanısıra kambiyo zararlarının da azalması şirketin karlılığını arttırmasının ana nedenleridir.
Otokar 4Ç09’de beklentimize paralel, 4Ç08 ve 3Ç09’in üzerinde 20 milyon TL FVAÖK elde etti. 4Ç09 FVAÖK marjı ise %10.9 ile
4Ç08’deki %11’in biraz altında, ancak 3Ç09’deki %10.1 seviyesinin üzerinde gerçekleşti.
Genel olarak bakıldığında Otokar’ın son çeyrek finansal rakamları beklentilerimize paralel gerçekleşti. Yurtiçinden ya da
yurtdışından gelebilecek askeri araç siparişleri hisseyi olumlu etkileyebilir. Aslına bakılırsa, Otokar’ın 2008 yılında katıldığı
önümüzdeki aylarda neticelenmesi beklenen yurtiçinden 1411 adetlik askeri araç ihalesi bulunmakta. Ancak, bu ihale
sonuçlansa bile gerekli olan 6 aylık üretim zamanı nedeniyle az bir kısmı 2010 mali tablolaraına yansıyacaktır. Diğer taraftan
İETT’nin geçen ay açtığı 1500 adetlik toplu taşımaya yönelik otobüs ihalesinde Otokar’ın yeni otobüsü KENT ile şansının
olacağını düşünüyoruz. Bu ihalenin de Şubat ayı sonunda neticelenmesi bekleniyor. İETT’in ihaleyi bir kaç firmaya dağıtacağını
düşünüyoruz. Eğer Otokar bu ihalede yer alırsa, 2010 mali tablolarına yansıyacaktır. Hisse için 18.5 TL hedef fiyatımız ile TUT
tavsiyemizi yineliyoruz. Hisse halihazırda 2010 8.6 x Firma Değeri/FVAÖK ve 13.3 x Fiyat/Kazanç çarpanlarıyla işlem görüyor.

SAHOL Sabancı Holding AL

Kapanış TRY: 5.85 YTL Hedef Fiyat TL/Yükselme Potansiyeli % : 7.19 TL 22.83% Piyasa Değeri .mn(TL): 11,936
Analist: Başak Dinçkoç Telefon.: +90 212 350 25 92 E-Mail: bdinckoc@isyatirim.com.tr
Tarih: 09/02/2010

Sabancı Holding’in 13% iştiraki Exsa Istanbul, Adana, Izmir, Kırklareli ve Sakarya’da toplam 740 bin metrekare arazi satacağını
belirtti.
Sabancı Grup şirketlerinden, %13’ü Sabancı Holding ve %32 hissesi Çimsa’ya ait olan Exsa çeşitli illerde 740 bin metrekare
arazi satmaya karar verdi. Arazi değerleri ve satış bedelleri ile ilgili detaylı bir bilgi verilmedi.

TEBNK TEB SAT

Kapanış TRY: 2.36 YTL Hedef Fiyat TL/Yükselme Potansiyeli % : 2.58 TL 9.13% Piyasa Değeri .mn(TL): 2,596
Analist: Bülent Şengönül Telefon.: +90 212 350 25 66 E-Mail: bsengonul@isyatirim.com.tr
Tarih: 09/02/2010

TEB 2009 yılı solo mali tablolarında hem bizim hem de piyasanın beklentilerinin altında 210 milyon TL net kar açıkladı. Son
çeyrekte elde edilen 23 milyon TL net kar çeyrek bazında %51 düşüş gösterdi. Faiz dışı gelirlerde artış olsa da net faiz gelirindeki
düşüş ve son çeyrekte ikramiye ödemeleriyle yükselen faaliyet giderleri net karın beklentimizden düşük kalmasına neden oldu.
Bu nedenle bankanın net faiz marjı önceki çeyreğe göre 140 baz puan daraldı. Varlık kalitesine bakıldığında bankanın takipteki
kredilerinin toplam kredilere oranında 20 baz puan gerileme görülüyor. Yeni takipteki kredi portföyü büyüse de toplam
kredilerdeki büyüme sayesinde bu oran gerileme kaydederek %4,7 oldu. 2010 yılında bankanın karlılık marjlarında daralmanın
devam edeceğini öngörüyoruz. Banka dün yaşanan teknik aksaklıklar nedeniyle telekonferansı bugüne erteledi. Daha detaylı
bilgi henüz erişilebilir değil. TEB hisseleri 2010 beklentilerimize göre 10,8x F/K ve 1,3x PD/DD çarpanlarıyla işlem görmekte. TEB
için SAT önerimizi koruyoruz.

THYAO Türk Hava Yolları AL

Kapanış TRY: 5.15 YTL Hedef Fiyat TL/Yükselme Potansiyeli % : 7.09 TL 37.65% Piyasa Değeri .mn(TL): 4,506
Analist: İlke Homriş Telefon.: +90 212 350 25 16 E-Mail: ihomris@isyatirim.com.tr
Tarih: 12/02/2010

THY- 2010 Ocak ayı trafik sonuçları
Toplam yolcu sayısı Ocak ayında geçen yılın aynı dönemine göre %26 artışla 2mn’a ulaştı. Taşınan cargo’daki büyüme ise
düşük baz etkisi ile %60’a ulaştı. Konma sayısı %18 oranında artarken, doluluk oranındaki %3.4 ‘lük artış dikkat çekiyor. Artış
oranı oldukça iyi olmakla birlikte düşük baz etkisi nedeniyle tüm yıl geneli için gösterge olmayabilir.

TOASO Tofaş Fabrika AL

Kapanış TRY: 5.40 YTL Hedef Fiyat TL/Yükselme Potansiyeli % : 6.70 TL 24.07% Piyasa Değeri .mn(TL): 2,700
Analist: Esra Şirinel Suner Telefon.: +90 212 350 25 72 E-Mail: esuner@isyatirim.com.tr
Tarih: 08/02/2010

Gemlik Limanı’ndaki kapasite yeterisizliği yıllık 6,6 milyon TL maliyet artışına neden olabilir Tofaş’ın CEO’su tarafından yapılan
açıklamaya göre Gemlik Limanı’nda yaşanan kapasite sıkışıklığı nedeniyle ihracatın bir kısmı İzmir Limanı’na kaydırılabilir. Bu
durum şirkete yıllık 6,6 milyon TL maliyet artışı getirecek. CEO Pandir ayrıca yeni Doblo modelinin Tofaş’ın Ar&Ge departmanında
geliştirilmesi ile yaklaşık 60 milyon euro tasarruf sağlandığını söyledi. İhracatın İzmir Limanı’na kaydırılması ile oluşacak ek
maliyet şirket için önemli değil.
Gemlik Limanı’ndaki kapasite yeterisizliği yıllık 6,6 milyon TL maliyet artışına neden olabilir Tofaş’ın CEO’su tarafından yapılan
açıklamaya göre Gemlik Limanı’nda yaşanan kapasite sıkışıklığı nedeniyle ihracatın bir kısmı İzmir Limanı’na kaydırılabilir. Bu
durum şirkete yıllık 6,6 milyon TL maliyet artışı getirecek. CEO Pandir ayrıca yeni Doblo modelinin Tofaş’ın Ar&Ge departmanında
geliştirilmesi ile yaklaşık 60 milyon euro tasarruf sağlandığını söyledi. İhracatın İzmir Limanı’na kaydırılması ile oluşacak ek
maliyet şirket için önemli değil.
Tarih: 09/02/2010
Tofas'ın yeni Doblo modeli 19 Şubat'ta piyasaya çıkacak
Tofas’ın yeni Doblo modeli 19 Şubat’ta piyasaya çıkıyor. 450 milyon Avro yatırımla üretimine başlanacak olan yeni Doblo’nun
şirkete önümüzdeki sekiz yılda 6.3 milyar dolar ihracat geliri sağlaması bekleniyor. Yıllık 120 bin adet üretilecek yeni Doblo’nun
%30’u yurtiçinde satılırken geri kalanı ihraç edilecek.

TSKB TSKB AL

Kapanış TRY: 2.13 YTL Hedef Fiyat TL/Yükselme Potansiyeli % : 2.26 TL 6.26% Piyasa Değeri .mn(TL): 1,278
Analist: Bülent Şengönül Telefon.: +90 212 350 25 66 E-Mail: bsengonul@isyatirim.com.tr
Tarih: 11/02/2010

Net kar beklentilerin üzerinde gerçekleşti. TSKB yılın son çeyreğinde 42 milyon TL solo net kar açıkladı. Hem bizim hem de
piyasanın beklentisi 36 milyon TL solo kar şeklindeydi. Faiz gelirleri beklentilerimizden yüksek gerçekleşirken faiz giderleri
beklediğimiz gibi gerçekleşti. Sonuçta banka %4 net faiz geliri marjı elde etti. Çeyrek bazda net kar %16 geriledi. Bunun temel
sebebi menkul kıymet portföyü üzerindeki getirinin gerilemesiydi. Son çeyrekte borçlanma maliyetlerindeki olumlu gelişmeler faiz
giderlerindeki artışı sınırlı tutarak net karı destekledi. Artan tahsilat performansı ve düşen yeni takipteki kredi girişi nedeniyle
takipteki kredi oranı 6 baz puan iyileşme ile %0.56’ya geriledi. Son olarak, sermayenin altında satılmaya hazır menkul
kıymetlerden kaynaklanan 82mn TL değerinde önümüzdeki dönemlerde tampon olarak kullanılabilecek gerçekleşmemiş kar
bulunuyor.
AL önerimizi koruyoruz. Sonuçta TSKB’nin önümüzdeki dönem artmasını beklediğimiz enerji ve altyapı projelerini fonlayacak
bankaların başında olacağını ve kredilerini dolar bazında %10 arttıracağını bekliyoruz. TSKB için “AL” tavsiyemizi koruyoruz.
Açıklanan sonuçların ardından tahminlerimizde yukarı yönde revizyona gitmemiz muhtemel. 2010 beklentilerimize göre 0,9x
PD/DD ve 5,8x F/K çarpanları ile banka hisseleri arasında da ucuz görünüyor.
Tarih: 12/02/2010
TSKB 2009 sonuçlarını değerlendirdiği ve 2010 hedeflerini paylaştığı bir toplantı düzenledi. Buna göre banka 2010 yılında %15
kredi büyümesi öngörürken, 3 yeni halka arzı ve 7 yeni tematik fonu devreye sokacak. Banka bu yıl %17 özkaynak karlılığını
hedeflerken, kendi GYO’sunu da 2010’un ilk yarısında halka arz edecek. Banka yönetimi ayrıca yeni ticaret kanunu yasalaşırsa
kendi hisselerini piyasadan da alabileceğini belirtti. TSKB için AL tavsiyemizi koruyoruz.

TTKOM Türk Telekom AL

Kapanış TRY: 4.98 YTL Hedef Fiyat TL/Yükselme Potansiyeli % : 5.90 TL 18.47% Piyasa Değeri .mn(TL): 17,430
Analist: İlke Homriş Telefon.: +90 212 350 25 16 E-Mail: ihomris@isyatirim.com.tr
Tarih: 12/02/2010

Türk Telekom (TT) 2009 yılı sonuçlarını açıkladı. Sonuçlar bizim ve piyasanın beklentisine parallel geldi. Şirketin toplam cirosu
10.6milyar TL olurken, net kar %6 artarak 1.83milyar TL’ye ulaştı. Konsolide FVAÖK marjı %40,2 oldu. TT yönetim kurulu, 2010
yılında 2009 yılı karında 1,59milyar TL temettü dağıtılmasını teklif etti. Bu bir önceki senenin temettü tutarının %7 üzerinde.
Beklenenden erken gelen bu açıklama ve temettü veriminin %9,3 gibi cazip bir oranda olması sebebiyle, şirketin hisse
senedinde olumlu bir hava yaratılabileceğini düşünüyoruz.
Sabit hat gelirleri senelik bazda %1 artarak 8,4milyar TL’ye ulaştı. Sabit hat ses gelirlerinin %12 azaldığı ortamda, sabit hat
gelirlerindeki artışa sebep %28 artan ADSL gelirleri oldu. Sabit hat abone sayısı azalmaya devam ederek 16.5milyon oldu. ADSL
abone sayısı, 1Ç09’dan beri ilk defa artarak 6,2milyona ulaştı. Bu artışta şirketin artan pazarlama faaliyetlerinin ve daha iyi bir
ekonomik ortamın etkili olduğunu düşünüyoruz. Senelik mobil FVAÖK marjı %2,2 olmakla birlikte, KDV ve ÖİV için ayrılan
karşılıkların da etkisiyle mobil FVAÖK 4Ç09’da eksi 13milyon TL olarak gerçekleşti. Karşılıklar oranında düzeltme yapıldığında
4Ç09 mobil marjı %1’e yükselecektir. Avea’nın abone sayısı çeyrek bazında %2 azalarak 11,8 milyon oldu. Turkcell için
35.55milyon abone tahminimizin doğru olduğunu varsayarsak, Avea’nın sene sonu pazar payının %18,7 olduğunu söyleyebiliriz.
Avea’nın 4Ç09 cirosu 654milyon TL olarak gerçekleşti ve Vodafone’un %5 altında kaldı.
TT’nin sene sonundaki net borcu 3,2milyar TL oldu.
TT’nin kar açıklamasından saatler sonra BTK, arabağlantı ücretlerini %52 oranında düşürdüğünü açıkladı. 2010 yılı Türk
telekomunikasyon sektörü için dinamiklerin tekrar değiştiği bir sene olacak gibi gözüküyor. TT’nin sabit hat tarifeleri ve tüm
operatörlerin mobil tarifelerinin ne yönde değişeceğine bağlı olarak sektörde karlılık ve Pazar paylarında değişiklik olacaktır. Şu
an için kısa vadede Avea’nın olumlu, Turkcell’in olumsuz etkileneceğini söyleyebiliriz.

UNYEC Ünye Çimento TUT

Kapanış TRY: 4.10 YTL Hedef Fiyat TL/Yükselme Potansiyeli % : 4.84 TL 18.02% Piyasa Değeri .mn(TL): 507
Analist: Burak Berki Telefon.: +90 212 350 25 80 E-Mail: bberki@isyatirim.com.tr
Tarih: 10/02/2010

Ünye Çimento 2009 yılının son çeyreğinde 12,9 milyon lira net kâr açıkladı. Bu sonuçla şirket 2009 yılı kârını 49,6 milyon liraya
taşıyarak sene sonu tahminimiz olan 43 milyon liranın %15 üzerinde kâr elde etti. Gelirler kısmında şirketin yurtiçi gelirlerinde
geçen seneye göre bir değişiklik olmamasına rağmen özellikle Rusya ihracatlarının durma noktasına gelmiş olmasından dolayı
yurtdışı gelirlerinin yıllık bazda %39 azaldığı görüldü. Karadeniz Bölgesi çimento talebinde yaşanan daralmadan en az etkilenen
bölgelerden biri olmasından dolayı Ünye Çimento yurtiçi satışlarını 2008 yılı ile aynı seviye korudu fakat yurtdışında aynı başarıyı
gösteremedi.
Ünye Çimento için 12 aylık hedef fiyatımızı hisse başına 4.84 lira olarak belirleyip tavsiyemizi TUT olarak koruyoruz.

YKBNK Yapı ve Kredi Bankası AL

Kapanış TRY: 3.26 YTL Hedef Fiyat TL/Yükselme Potansiyeli % : 4.26 TL 30.82% Piyasa Değeri .mn(TL): 14,171
Analist: Bülent Şengönül Telefon.: +90 212 350 25 66 E-Mail: bsengonul@isyatirim.com.tr
Tarih: 09/02/2010

YKB, Doğan Holding'in konut finansmanı sağlayan şirketi DD Mortgage'ın portföyünün bir bölümünü devraldı. Konuya ilişkin
yapılan ortak açıklamada, sözleşmenin 36 milyon liralık portföyü kapsadığı ifade edildi. Buna göre devir kapsamındaki kredi
müşterileri, bundan böyle mevcut kredi şartlarında bir değişiklik olmaksızın Yapı Kredi'den hizmet alacak. Gelişmenin banka mali
tabloları üzerinde belirgin bir etkisi olacağını düşünmüyoruz.

Burada yer alan bilgiler İş Yatırım Menkul Değerler A.Ş. tarafından bilgilendirme amacı ile hazırlanmıştır. Yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım
danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti; aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile
müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede
bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Herhangi bir yatırım aracının alım-satım önerisi ya da getiri vaadi olarak yorumlanmamalıdır. Bu
görüşler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanarak yatırım kararı
verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.

Burada yer alan fiyatlar, veriler ve bilgilerin tam ve doğru olduğu garanti edilemez; içerik, haber verilmeksizin değiştirilebilir. Tüm veriler, İş Yatırım
Menkul Değerler A.Ş. tarafından güvenilir olduğuna inanılan kaynaklardan alınmıştır. Bu kaynakların kullanılması nedeni ile ortaya çıkabilecek
hatalardan İş Yatırım Menkul Değerler A.Ş. sorumlu değildir.

..........................

Haberin linki:

http://www.isyatirim.com.tr/WebMailer/files_att/2_20100215094945900_1.pdf

watermalon
15-02-2010, 12:45
AKARYAKIT ŞİRKETLERİNE REKOR CEZA
Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK), akaryakıt bayilerine idari ceza yağdırdı. 18 şirkete toplam 2 milyar 455.6 milyon TL idari para cezası kesen EPDK 7 şirketten de 15 gün içinde yazılı savunma yapmasını istedi.
EPDK'nın ilanı Resmi Gazete'de yayımlandı. EPDK, 18 şirkete toplam 2 milyar 455 milyon 600 bin TL'lik idari para cezası kesti. 7 şirketten ise 15 gün içinde yazılı savunma yapmasını istedi. İlana göre idari para cezası 60 gün içinde ödenecek. Şirketler, Karar'ın yazılı bildirimi tarihinden itibaren 60 gün içerisinde Kurul Kararı aleyhine Danıştay'a dava açabilecek. İdari para cezasının, ilgili yazının tebellüğ edildiği tarihi izleyen 30 gün içerisinde Kurum hesabına yatırılması halinde ise yüzde 25'lik indirimden yararlanılacak veya taksitlendirme talebinde bulunulabilecek.

.................................................. ..................

Haberin linki:

http://www.borsagundem.com/haber/oku/gundem/15323/akaryakit_sirketlerine_rekor_ceza

watermalon
15-02-2010, 12:47
Rüzgar enerjisi 9 kat arttı
Rüzgar enerjisi kurulu gücü son 10 yılda 9'a katlandı, geçen yıl 37.5 bin megavatlık rüzgar gücü devreye girdi

ANKARA - Artan tüketime paralel olarak gözünü alternatif enerji kaynaklarına çeviren dünya, rüzgar enerjisinde oldukça hızlı yol alıyor. Dünyada rüzgar enerjisi kurulu gücü son 10 yılda 9'a katlandı.

Dünya Rüzgar Enerjisi Konseyi verilerine göre 2000 yılında 17 bin 400 megavat (mw) olan dünya rüzgar kapasitesi, 2008 yılında 120 bin 550 megavata, 2009 yılında da 157 bin 899 megavata ulaştı. Böylece, dünya genelinde rüzgar enerjisinde Türkiye'nin elektrik üretiminde toplam kurulu gücüne yakın bir miktar olan 37 bin 466 megavatlık yeni kapasite devreye girdi.

ABD ilk sırada

Verilere göre, Rüzgar enerjisi kurulu güç kapasitesinde ilk sırada yüzde 22,3'lük pay ve 35 bin 159 megavatlık güç ile Amerika, ikinci sırada yüzde 16,3'lük pay ve 25 bin 777 megavat ile Almanya bulunuyor.

Bunu yüzde 15,9'luk pay 25 bin 104 megavatlık güç ile Çin, 19 bin 149 megavat güç ile de İspanya izliyor.

Rüzgar enerjisi kapasitesi Hindistan'da 10 bin 926 megavat düzeyinde. Söz konusu ülkeleri rüzgar enerjisi anlamında zengin Avrupa ülkeleri izliyor. Rüzgar enerjisi kurulu gücü İtalya'da 4 bin 850 megavat, Fransa'da 4 bin 492 megavat, İngiltere'de 4 bin 51 megavat, Portekiz'de 3 bin 535, Danimarka'da 3 bin 465 megavat düzeyinde bulunuyor. Söz konusu 10 ülke, dünyadaki toplam rüzgar enerjisi kurulu gücünün yüzde 86,5'ini oluşturuyor.

Çin, geçen yıl 13 bin megavatlık yatırım yaptı

Geçen yıl dünya genelinde toplam 37 bin 466 megavatlık rüzgar gücü devreye girdi.

2009'da dünya genelinde rüzgar enerjisine en çok yatırımı Çin yaptı. Buna göre Çin, 2009'da 13 bin megavatlık rüzgar enerjisi gücü yatırımı yaptı. Bunu 9 bin 922 megavatlık yatırım ile Amerika izledi. Avrupa ülkelerinden İspanya 2 bin 459 megavat ile üçüncü sırada, Almanya 1.917 megavatlık yatırımla dördüncü sırada yer aldı.


2007 yılı sonunda rüzgarda kurulu gücü sadece 147 megavat olan Türkiye, 2 yılda ulaştığı bu rakamla da Belçika, Norveç ve Polonya'yı geride bırakarak Avrupa'da 13'üncü sırada yer aldı.

20 bin megavat hedefleniyor

Öte yandan 1 Kasım 2007 tarihinde de Türkiye'nin ve dünyanın önemli şirketleri lisans almak için 70 bin megavatın üzerinde rekor bir başvuruda bulundu.

Yeni yatırımlarla rüzgar enerjisi kurulu gücünün 2 yıl sonunda 2 bin 200 megavata ulaşacağı tahmin ediliyor.

Söz konusu lisans başvurularına ilişkin süreçte de artık son aşamaya gelinirken, Enerji Piyasası Düzenleme Kurulunun (EPDK) yakın bir zamanda konuyu Kurul gündemine alarak sonuçlandırması bekleniyor. EPDK tarafından verilecek kararın ardından aynı bölge için başvuran birden fazla şirket arasında TEİAŞ tarafından "yarışma" yapılacak ve kazanan şirketler EPDK'dan lisans alarak yatırımlarına başlayacak. Bu süreçte teknik olarak bağlantısı uygun görülmeyen çok sayıda proje için de lisans başvuruları reddedilecek.

Tüm bu sürecin sonunda da yeni yatırımlarla rüzgar enerjisi kurulu gücünün 2020 yılında da en az 20 bin megavat olması hedefleniyor.

.................................................. ......

Haberin linki:

http://www.borsagundem.com/haber/oku/gundem/15356/ruzgar_enerjisi_9_kat_artti

watermalon
15-02-2010, 12:52
500 MİLYON DOLARLIK ANLAŞMA
Başbakan Tayyip Erdoğan’ın Katar ziyaretinde Katarlı Hasathut firması, Türkiye’den Bahçıvan Gıda arasında 500 milyon dolarlık gıda, tarım ve hayvancılık anlaşması imzalandı.



Anlaşma ile Türkiye’de kurulacak dev entegre tesislerde üretilecek tarım ve hayvancılık ürünleri Orta Doğu pazarına ihraç edilecek. Başbakan Tayyip Erdoğan ile Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Şeyh Hamad bin Jassem bin Jaber Al Thani’nin huzurunda Bahçıvan Gıda’nın patronu Erdal Bahçıvan ile Katar’ın Hasathut firması temsilcisi tarafından imzalanan anlaşma ile başta GAP olmak üzere Türkiye’nin değişik bölgelerinde tarım ve hayvancılık tesisleri kurulacak. Sanayiye entegre edilecek bu tesislerde üretilecek ürünler, Orta Doğu ülkelerine ihraç edilecek. İki ülke firmaları ortak entegre tesisler kuracak. Proje ile istihdam yaratılırken, Türkiye’deki gıda üretimi dünya standartlarına taşınacak. Devlet Bakanı Zafer Çağlayan, Hasathut ile Bahçıvan Gıda’nın sanayiye dönük ciddi bir yatırım yapacaklarını belirterek, “Böyle bir yatırımın Türkiye’de yapılacak olması bu alandaki en büyüklerden biri olacak. Bu, Türkiye’yi çekim merkezi haline getirecek. Tahmin ediyorum ki Avrupa ülkelerinden bu konuda Türkiye’ye akın olacak. Proje, hem istihdam getirecek hem de Türkiye’ye ihracat avantajı sağlayacak” diye konuştu. HÜRRİYET

.............................................

Haberin linki:

http://www.borsagundem.com/haber/oku/ekonomi/15387/500_milyon_dolarlik_anlasma

watermalon
15-02-2010, 12:54
DÜNYANIN EN HIZIL ELEKTRİKLİ OTOMOBİLİ GELİYOR
Dünyanın en zengin işadamlarından Warren Buffett’in ortak olduğu Çinli BYD ile Türkiye’de elektrik otomobil üretmek için anlaşma imzalayan Boyner Sanayi, dünyanın en hızlı elektrikli otomobilini üreten Amerikan Fisker’in de Türkiye, Yunanistan, Kıbrıs, Romanya ve Bulgaristan distribütörlüğünü aldı. Fisker’le anlaşmayı imzalayan Boyner, Karma’yı yıl sonunda Türkiye’de satışa sunacak.
Emre ÖZPEYNİRCİ -HÜRRİYET
AMERİKALI milyarder Waren Buffett’ın da ortak olduğu Çinli BYD’nin Türkiye’de hem satışı hem de üretimi için anlaşma imzalayan Boyner Sanayi, otomotivde hızlı adımlar atmaya devam ediyor. Boyner Sanayi, şimdi de dünyanın en çevreci spor otomobil üreticisi Amerikan Fisker’in Türkiye, Yunanistan, Kıbrıs, Romanya ve Bulgaristan distribütörü oldu. Boyner Sanayi Genel Müdürü Osman F. Boyner, Çinli BYD’nin küçük ve orta segmente hitap eden modellere sahip olduğunu belirterek, “Biz tüm segmentlerde elektrikli otomobil satmak istiyoruz. Amerikan Fisker’de dünyada bu alanda tek. Elektrikli spor otomobiller üretiyorlar” dedi.
Fisker dünyada tek
Otomotiv sektöründe dikkatleri üzerine çeken Osman F. Boyner, 2009 sonbaharında Amerikan Fisker’in Türkiye, Yunanistan, Kıbrıs, Romanya ve Bulgaristan temsilciliği için anlaşma imzaladığını söyledi. Boyner, şunları söyledi: “Biz tüm dünyada elektrikli otomobil konusunda ortaklar arıyorduk. Çinli BYD bizi hem otomotiv sektörüne sokacak hem de hayalimizdeki elektrikli otomobil üretimini gerçekleştirmemezi sağlayacaktı. Ancak Çinli firmanın ürün gamında lüks ve spor otomobil modelleri yoktu. Bizde bu konuda dünyada tek olan Amerikan Fisker’le temasa geçtik. Geçtiğimiz yıl dünyanın ilk lüks elektrikli aracı Karma’yı üreten firma bu alanda çok başarılı çalışmalar yapıyor.”
BYD’nin Türkiye’de satışı için Sanayi Bakanlığına başvurduklarını Fisker için ise şu an çalışmalarına devam ettiklerini söyleyen Boyner, “Biz bu yılın sonuna doğru Türkiye’de modelleri teşhir edeceğiz. Karma için sipariş almaya başladık. 2010 sonu, 2011 ilk çeyreğinde siparişler teslim edilmeye başlanacak” diye konuştu. Boyner, 2012 yılında ise Fisker’in yeni modeli Nina’yı Türkiye’de satışa sunacaklarını belirtti.
ABD hükümeti destekliyor
2007 yılında kurulan ve kısa sürede dünyanın en dikkat çeken markalarından biri haline gelen Fisker Automotive’yi Amerikan hükümeti de destekliyor. Geçen yıl 529 milyon dolarlık hükümet desteğini alan Fisker, dünyanın ilk elektrikli lüks otomobili olan Karma’nı üretimine başladı. Yaz aylarında ilk olarak Amerika’da satışa sunulacak Karma, yıl sonunda da Avrupa’da satışa sunulacak. Avrupa’da 78 bin 70 Euro fiyatla satılması beklenen araç için 40 distribütör belirlenirken, Türkiye’de Boyner Sanayi anlaşma imzalayan son distribütör oldu.Fisker, lüks sedan spor bir otomobil olan Karma’nın hemen ardından 2011 yılında da cabriolet modeli olan Karma S’i satışa sunacak. Amerikan firma 2012 yılında orta sınıfta yer alacak yeni modeli Nina’yı satışa sunacak.

201 kilometre hız yapıyor

DAHA piyasaya çıkmadan 1500 adedin üzerinde sipariş alan dört kapılı ve dört kişilik Fisker Karma, tecrübeli otomobil tasarımcısı ve Fisker Automotive’in CEO’su Henrik Fisker’in tasarımını Quantum Technologies’in temiz Q-DRIVE ile (takılabilir hibrid güç aktarım mekanizması) bir araya getirmiş. Dünyanın ilk lüks plug-in hibrid otomobili unvanına sahip araç, hibrid sistem gücünü lityum-iyon teknolojili gelişkin bir pil paketinden alan, her biri 201 beygirlik iki elektrikli motordan alıyor. 260 beygirlik ve 2.0 litrelik bir turbo motor doğrudan enjeksiyonlu benzinli motoruna bağlı bir jeneratör ile genişletilmiş menzil kabiliyeti sağlıyor. Fisker Karma 201 kilometrelik maksimum hızı ve 5.8 saniyede 0-100 kilometre hıza ulaşırken, elektrikli motorla 80 kilometre yol yapıyor. Araçtaki benzinli motor 80 kilometrenin üstünde pilleri şarj etmek için kullanılıyor.

......................................

Haberin linki:

http://www.borsagundem.com/haber/oku/ekonomi/15400/dunyanin_en_hizil_elektrikli_otomobili_geliyor

watermalon
15-02-2010, 13:08
TEB-FORTİS BİRLEŞMESİNDE SÜRPRİZ GELİŞME
TEB yönetimi bu hafta Paris'e neden gidiyor. Birleşme konusunda finans kulislerinde neler konuşuluyor? İşte haftaya damgasını vuracak gelişme...

..........................

Haberin linki:

http://www.borsagundem.com/haber/oku/kulis/15332/tebfortis_birlesmesinde_surpriz_gelisme

watermalon
15-02-2010, 13:15
Garanti Bankası, yurt dışındaki şube sayısını 2 yıl içinde 100'e çıkaracak


14 Şubat 2010 Pazar 15:30




İSTANBUL - - Başbakan Tayyip Erdoğan'ın, önceki akşam katıldığı televizyon programında ekonomi konusundaki soruları cevaplarken söylediği, “Bir Türk banka patronu Avrupa'da 100 şube açmayı düşünüyor” sözleri, bankacılık çevrelerini heyecanlandırdı. Hürriyet Gazetesi Ekonomi Yazarı Vahap Munyar'ın, “Kim bu patron?” sorusuna, “Şu anda isim vermem doğru olmaz” cevabı veren Erdoğan, programa katılan Mehmet Barlas'ın, “Hüsnü Özyeğin mi?” sorusuna karşılık da, şöyle konuştu: ”Hüsnü Bey değil, o eski bankasını Yunanlılara sattı, bankacılıktan çıktı, ancak şimdi bildiğiniz gibi yeni bir banka (Millenium Bank) satın alarak, tekrardan sektöre dönüyor. Krizde Türk bankacılık sektörünün geçen yıl ne kadar kârlı olduğunu gördü. Bu yıl da bankaların aynı kârlılığı sürdüreceğini tahmin ediyorum.”

DOĞUŞ, ŞAHENK'İN ADINI AÇIKLADI

Erdoğan'ın gizli tuttuğu ismin, Garanti Bankası'nın patronu Ferit Şahenk olduğu anlaşıldı. Doğuş Grubu'nun adını vermek istemeyen önemli bir yetkilisi, “Başbakan'ın söylediği o işadamı, bizim patronumuz Ferit Şahenk'tir dedi ve şu bilgileri verdi: “Garanti Bankası, yurtdışında Garanti Bank International adıyla çalışıyor. Bankanın şu anda Romanya'da faaliyette bulunan 50 şubesi bulunuyor. İki sene içinde bu sayıyı 100'e çıkaracağız. Şubeler, Türkiye'de olduğu gibi, bireysel bankacılık, KOBİ bankacılığı ve mevduat bankacılık yapacak.”
Bugün gazetesinin haberine göre; bu yetkili, AB üyesi olan Romanya'dan tüm Avrupa'ya hitap edileceğini de belirtirken, “Avrupa'da şube açacak sizden başka Türk bankası var mı?” sorusuna ise “Olabilir, sanırım Hüsnü Özyeğin de Avrupa'yı hedefliyor” dedi. Bu arada, Ferit Şahenk'in Başbakan Erdoğan'la televizyon programı öncesi özel bir görüşme yaptığı da aldığımız kulisler arasında. Doğuş Grubu'nun halen Hollanda ve Rusya'da da bankası bulunuyor. 1990'da Hollanda'da kurulan Garanti Bank International, ertesi yıl faaliyete başladı. Garanti'nin Romanya ve Hollanda dışında Almanya, İsviçre, Ukrayna, Kazakistan, Malta ve Çin'de de şube ve temsilcilikleri bulunuyor.

ÖZYEĞİN'İN BANKA ADI AVRUPA

Özyeğin'e ait Fiba Grubu'nun halen yurtdışında “Credit Europe Bank” adıyla 5 bankası bulunuyor. Özyeğin'in satın aldığı Millenium Bank'ın adını da “Credit Europe Bank” olarak değiştireceği tahmin ediliyor. Ziraat Bankası'nın 8 şubesinden sonra Özyeğin'in banka şube sayısı ikinciliği izliyor. Hollanda, İsviçre, Romanya, Ukrayna, Makedonya, Azerbaycan, Kazakistan, Bosna Hersek, Türkmenistan, Özbekistan, Kosova ve Arnavutluk'ta banka şubeleri olan Özyeğin'in bankasının adına uygun olarak Avrupa'da çok sayıda şube açmasına olağan bakılıyor. Özyeğin, yurtdışında kurduğu bankalarla toplam 14 milyar dolarlık aktif varlığa ulaştı.

ÇALIK GRUBU DA AVRUPA YOLUNDA

Son dönemde bankacılık alanında büyümeyi hedefleyen Çalık Grubu'nun patronu Ahmet Çalık, Arnavutluk'ta aldığı bankası BKT ile öncelikle Balkanlar'a açılmayı planlıyor. Grup, bunun yanında Afrika kıtasında da banka açmayı düşünüyor. Çalık'ın yurtdışı bankacılık için 4 lisans başvurusu bulunuyor.

SABANCI, HOLLANDA'YI SEÇTİ

Sabancı Grubu'nun Akbank'ı ise Citibank'la ortaklığı dışında Avrupa'da da büyümeyi planlıyor. Geçen yıl İngiltere'deki bankasını satan Sabancı Grubu, Akbank'ın Hollanda'daki iştirakı Akbank N.V ve bu bankanın Almanya'daki iştirakı Akbank AG'nin yanı sıra Malta'daki şubesiyle varlığını sürdürüyor.

..............................

Haberin linki:

http://www.netgazete.com/News/673284/garanti_bankasi_yurt_disindaki_sube_sayisini_2_yil _icinde_100e_cikaracak.aspx

watermalon
15-02-2010, 13:19
Teknosa Romanya'yı bölge üssü yaptı
Teknosa, AB'nin yeni üyesi Romanya'yı bölgesel üs ilan etti. Bükreş'te 2 mağaza açan Teknosa, sayıyı 10'un üzerine çıkaracak Sabancı Holding Başkanı Güler Sabancı, "Teknosa, bölgesel liderliğe ulaşsın istiyorum. Romanya bunun ilk adÄ

Foto Galeri
Romanya'da perakende şirketi Primex'in yüzde 51'ini alarak Romen pazarına giren Teknosa, bölgesel lider olma yolundaki ilk adımını bu ülkede ikinci mağazasını açarak yaptı. Başkent Bükreş'te yeni mağazasını açan Sabancı Grubu şirketi Teknosa, yıl sonuna kadar ülkede 10 yeni mağaza daha planlıyor. Bükreş'te, Pantelimon'daki 800 metrekarelik Teknosa'nın açılışını yapan Sabancı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Güler Sabancı, Romanya'da yeni satın almalara açık olduklarının sinyalini vererek, "Organik ve inorganik satın almalar da dahil olmak üzere mevcut sistemi geliştirmek ve yeni mağazalar açmak üzere Teknosa markamızla Romanya pazarında gerçekleştirdiğimiz toplam yatırımların değerinin 100 milyon Euro olacağını öngörüyoruz" dedi. Sabancı, Türkiye'de Teknosa'nın 200 mağazaya ulaşacağını belirterek, "Türkiye'de açık farkla lider olan Teknosa, bölgesel liderliğe ulaşsın istiyorum. Romanya bunun ilk adımı oldu" diye konuştu. 49 mağazası olan Primex'le ortak olarak pazara girdiklerini dile getiren Sabancı, perakendeciliği ana iş kolu olarak benimsediklerini ve Teknosa'yı yüzde yüz desteklediklerini vurguladı.



ROMANYA İKİNCİ EVİMİZ

Sabancı Holding Perakende Grup Başkanı Haluk Dinçer de, iki yıl önce Güler Sabancı'yla Romanya'ya ilk ziyaretlerini yaptıklarını anlatarak, yatırım girişimlerinin Başbakan Tariceanu, bakanlar ve bürokratlar tarafından çok sıcak karşılandığını aktardı. "Gördüklerimizden o kadar etkilenmiştik ki, daha yolda evimize dönerken Romanya'ya yatırım yapacağımızı biliyorduk" diyen Dinçer, Romanya'nın artık ikinci evleri olduğunu vurguladı.

............................................

Haberin linki:

http://www.turksoylaipekyolu.com/Detaylar.aspx?item=5196

watermalon
15-02-2010, 13:24
Millennium çok şubeli banka olacak
Soru:Özyeğin satın aldığı Millennium Bank'ı nasıl büyütmeyi düşünüyor?


Cevap:18 şubeli Millennium Bank'ı satın alarak bankacılığa geri dönen Hüsnü Özyeğin'in, birleşme sürecinde olan TEB ve Fortis'ten 50'ye yakın şube satın almak istediği konuşuluyor.

Konuyla ilgili Para Dergisi'nde yer alan haber aşağıdadır:

Millennium çok şubeli banka olacak!

18 şubeli Millennium Bank'ı satın alarak bankacılığa geri dönen Hüsnü
Özyeğin'in, şimdi de birleşme sürecinde olan TEB ve Fortis'ten 50'ye yakın
şubeyi Satın almak istediği konuşuluyor...
Finans piyasaları, geçen hafta Başbakan Yardımcısı Ali Babacan'ın bankaların
mevduatlarına sınırlama getirileceğine ilişkin açıklamalarını tartışıyordu. Tam
da bu tartışmalar sürerken. Hüsnü Özyeğin'in bankacılık sektörüne geri dönüşüyle
ilgili haber piyasalara bomba gibi düştü.
Aslında daha önce birçok kez Özyeğin'in bir banka alacağı konuşuluyordu. Ancak
her seferinde bu konuda çıkan haberler yalanlanmıştı.
Nihayet Özyeğin. geçen halta "sahaya indi" ve bankacılık sektöründeki herkes bu
yeni yapılanmayı konuşmaya başladı. Bankacılar, Özyeğin'in sektörde kısa sürede
büyüyeceği konusunda hemfikir. Atlayanlar olabilir diye gelişmeleri kısaca
hatırlatalım: Hüsnü özyeğin, yurtdışındaki bankası Credit Europe Bank
aracılığıyla Millennium Bank'ın yüzde 95 hissesini Portekizli BCP'den satın
aldı. Özyeğin, bu satın alma için 61.8 milyon euro ödeyecek...

BOŞ MU ALACAK, DOLU MU?
Peki Hüsnü özyeğin, 5 şehirde 18 şube ve 300 çalışanıyla faaliyet gösteren
Millennium Bank'ı nasıl büyütecek? Piyasada konuşulanlara bakılırsa, yine çok
akıllı bir alım yapacak. Kendi deyimiyle "Finansbank'ı pahalıya satıp Millennium
Bank'ı ucuz alan" Hüsnü Özyeğin'in şimdi de şube satın alacağı konuşuluyor. Yani
konjonktür yine Özyeğin'den yana...
Evet, Özyeğin'in birleşme sürecinde olan TEB ve Fortis Bank'ın kapatmayı
düşündüğü bazı şubeleri satın alacağı, hatta bu konuda görüşmelerin başladığı
söyleniyor. Halen Türk Ekonomi Bankası'nın (TEB) 334, Fortis Bank'ın ise 297
şubesi bulunuyor. Birleşme sürecinde, aynı yerlerde hizmet veren en az 100
şubenin kapatılacağı ve bunların 40-50'sinin Hüsnü özyeğin tarafından satın
alınacağı konuşuluyor.
Peki şube satışı nasıl yapılacak? Daha önceki örneklerine bakıldığında, şubeler
portföyleri ve çalışanlarıyla birlikte bir bütün olarak devredilebiliyor.
Örneğin Denizbank, Tarişbank'ın şubelerini bu yöntemle bünyesine katmıştı...

70 ŞUBELİ BANKA
Yine piyasalarda konuşulanlara göre, TEB-Fortis birleşmesinde böyle bir satış
olmayabilir. Çünkü TEB-Fortis birleşmesinde kapatılması düşünülen şubelerin
portföylerinin, yakın bölgede yer alan ve birleşme sonrası yola devam edecek
şubeye devredileceği konuşuluyor. Yani Özyeğin, söz konusu şubeleri bütün
portföyü ve personeliyle alamayabilir. Ancak genel kanı portföyler birleştirilse
de çalışanların bir kısmı devredilecek banka şubesinde kalabiliyor. Yani şube
canlı tutulabiliyor. Yani Özyeğin, ya ayıklanmış şubeleri alacak ya da boş
olarak kira kontralarıyla devralacak.
Hüsnü Özyeğin, bu şube operasyonunu da başarıyla gerçekleştirebilirse, bir anda
70 şubeli orta ölçekli bir bankaya sahip olacak. Sonuçta da krizi fırsata
çevirip bir başarı hikayesi daha yazacak.

190 şubesi, 6 bin 920 çalışanı var
Fiba Grubu bünyesindeki Credit Europe Bank; Hollanda, Almanya, Belçika, İsviçre,
Rusya, Romanya, Ukrayna, Dubai ve Malta'da faaliyet gösteriyor. Bankanın yüzde
99.17 hissesi Fiba'ya ait. Aktif büyüklüğü 10 milyar dolar. 190 şubesi ve 5 bin
920 çalışanı bulunuyor. Müşteri sayısı ise 3 milyon civarında. Millennium Bank
satın almasıyla birlikte, Credit Europe Bank'ın faaliyet gösterdiği 12'nci ülke
Türkiye olacak. Satışın BDDK tarafından onaylanmasıyla birlikte Fiba Grubu,
Türkiye'de de İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa ve Antalya'daki 18 şubesiyle
bireysel bankacılık ve KOBİ'lere yönelik ticari bankacılık hizmetleri sunmaya
başlayacak. Bu arada Credit Europe Bank, satış sonrasında Banco Comercial
Portugues'in Millennium Bank'ta kalan yüzde 5 hissesi için de hisse alım-satım
opsiyonuna sahip. Fiba Grubu ve Credit Europe Bank'ın yönetim kurulunda, eskiden
Finansbank'ta görev yapan Onur Ümu Yağmur Satana, Bülent Özer ve Fevzi Bozer
gibi isimler bulunuyor.

.........................

Haberin linki:

http://www.borsadiyalog.com/etiket.php?id=millennium+bank

watermalon
15-02-2010, 16:52
KELEPİR HİSSELER (12 şubat '10)


Kapanış

CBSBO E ---0.37
PRTAS E ---0.36
TUMTK E ---0.37
SELGD E ---0.41
EGYO E ---0.37
ADNAC E--- 0.59
KRDMD E ---0.59
PEGYO E ---0.60
EGCYO E ---0.60
ERSU E ---0.61
NTHOL E ---0.61
MNDRS E ---0.69
IHLAS E ---0.65
MTEKS E ---0.70
BROVA E ---0.69
YYGYO E ---0.71
MEMSA E ---0.75
TKSYO E ---0.70
INFYO E ---0.70
ALYAG E ---0.74
IBTYO E ---0.72
ESEMS E ---0.78
OYAYO E---0.73
DESA E ---0.76
KRDMA E--- 0.77
BRKO E ---0.77
HDFYO E--- 0.78
KRDMB E ---0.77
VAKKO E ---0.77
BRMEN E ---0.76
BUMYO E ---0.79
EMBYO E ---0.77
GLYHO E ---0.76
OKANT E ---0.80
SASA E ---0.84
SEKFK E ---0.81
GRNYO E---0.83
TUKAS E ---0.82
ATSYO E ---0.82
KLBMO E ---0.83
SILVR E ---0.85
EPLAS E ---0.86
ETYAT E ---0.85
GSDHO E---0.87
HEKTS E ---0.89
TSKYO E ---0.90
CEMTS E ---0.88
ATAYO E ---0.91
ATLAS E ---0.90
MZHLD E ---0.98
ARFYO E ---0.96
DARDL E ---0.85
SAGYO E ---0.98

....................................

Haberin orjinal hali,linki:

http://www.borsadiyalog.com/dosyalar/KEL44(92).htm

watermalon
15-02-2010, 20:16
Fortis Bank – Küresel Piyasalar
Ekonomik Araştırmalar ve Strateji

Yatırım Kaşifi De Türkiye’yi Beğeniyor



15 Şubat 2010 Pazartesi Saat: 13:10

Son haftalarda, yabancı yatırımcılar arasında Türkiye’nin Avrupa’yı sarsan krizden az yara alması ve 2 yıldır süren ekonomik-mali krize karşın IMF desteği almadan yola devam etmesi hayranlık uyandırıyor. Türkiye’nin bir yıl içinde GSYIH’nın %6’sinden %2.5’uğuna düşen cari açığı da sitayişle karşılanıyor

Hülya Kayıkçı: Krizle birlikte gelişmiş-gelişmekte olan ülke piyasaları arasında fark kalmadığını belirten "Yatırım Kâşifi" Dimitrijeviç, "Türkiye'nin IMF'siz yola devam etmesi büyük başarı" dedi ..

Dimitrijeviç, gelişmekte olan ülkelere ilk yatırımını 19 yaşında yaptı... 1990'da kurduğu Everest Capital adlı hedge fonla 2 milyar doları yönetiyor... Gelişmekte olan piyasalara yaptığı sık ziyaretler nedeniyle 'Yatırım Kaşifi' lakabı ile anılan Marko Dimitrijeviç, 'Borç Krizi' dizimizin son konuklarından. Dimitrijeviç'e göre son kriz, artık gelişmiş-gelişmekte olan ülkeler arasındaki farkı azalttı. Hatta fark o denli az ki artık 'Gelişmekte Olan Piyasalar' kavramının pratikte hiçbir anlamı kalmadı...

"Gelişmekte olan ülkeler artık dünya ekonomisinin yarısını oluşturuyor. Çin, büyüklükte Japonya'yı geride bıraktı" diyen Dimitrijeviç, "Gelişmekte olan ülkelerin borsa büyüklükleri dünyanın yüzde 30'unu oluşturuyor. Krizin sorumlusu G-7 ülkeleri, yerini G-20'ye bıraktı. Kısacası, artık gelişmiş- gelişmekte olan farklılığı kalmadı" görüşünde...

Dimitrijeviç'e göre Türkiye de gelişmiş ülke piyasaları ile arasındaki farkı önemli ölçüde kapattı...

Dimitrijeviç, "Türkiye, daha önce hiç olmadığı gibi, finansal krize karşı çok önemli bir dayanıklılık gösterdi. Giderek kötüleşen piyasa koşullarına gösterdiği esneklik sayesinde IMF desteğini arkasına almasına gerek kalmadı. Bu büyük bir başarı" dedi.

Türkiye'nin de diğer gelişmekte olan ülkeler gibi gelişmiş ülkelerle arasındaki farkı kapattığına dikkat çeken Dimitrijeviç, Türkiye'nin yatırımcı haklarının korunması alanında da önemli adımlar attığını ifade etti..

BANKALAR SÜRPRİZ YAPABİLİR

Türkiye'de uzun süredir banka hisselerine yatırım yaptığı bilinen Dimitrijeviç'e göre banka gelirleri 2010'da beklentilerin üzerinde artarak sürpriz yapabilir.

Dimitrijeviç, "Global gelişmeleri takip ediyoruz. Ardından bu gelişmelerin yerel pazarları nasıl etkileyeceğini tahmin ediyoruz. Türkiye rekabetçi değerlemelere sahip bir piyasa. Bankacılık sektörünün 2010'da genel beklentinin çok ötesinde gelir artışı yakalayarak sürpriz yapmasını bekliyoruz" diye konuştu.

.................................

Haberin linki:

http://www.bilgeyatirimci.com/

watermalon
15-02-2010, 20:29
Avrupa krizi ABD’ye de sıçrar mı?
Bugün küresel krizin “resmi açılışını” yapan Lehman Brothers’ın resmi iflâs başvurusunu yapmasının 2. yıl dönümü. 15 Şubat 2008 Cuma günü Lehman’ın “battığının” resmiyet kazanması ve takip eden iki günde (hafta sonu) 85 milyar dolarla AIG’i kurtarılması küresel krizdeki en kritik anlar, kararlardı! Yanlışlıkla ya da “bilerek” Lehman’ı batıran Paulson-Bernanke ikilisi krizin maliyetini kimin ödeyeceğine de karar vermiş oldular.

Amerika’nın AIG’in batmasına izin vermeyerek kurtarması, krizin maliyetinin “aç gözlü” sermaye ya da onun “profesyonelleri” yerine kamuya yüklenmesi anlamına geliyordu. Binlerin yarattığı hasarı milyonlar ödeyecekti.

Sadece ABD’de de mi? Tüm gelişmiş ve sorunlu gelişmekte olan ülkelerde bu böyle oldu. Nihayetinde şirket ve bireylerin küresel mali krizi şekil değiştirerek ülkelerin küresel borç krizine dönüştü, dönüşüyor. Ülkelerin sorununu kim çözecek? Galaksi Federasyonu mu? Eğer öyleyse federasyon bir an evvel meseleye el koymalı! Zira sorun bulaşıcı ve korkarım yayılacak!

Bugünlerde herkes Yunanistan’ı konuşuyor. Bir yıl önceki Kazakistan ve hepi topu iki ay önceki Dubai çoktan unutuldu. Bu ikisine dönmeden önce Cumartesi günkü Hürriyet Gazetesi’nden bir alıntı: “Papandreu, ’Geçtiğimiz aylarda AB yetkililerinin çelişkili açıklamaları, Yunanistan’a karşı suçlamaları, olur olmaz kehanetlerde bulunmaları ve koordinasyon eksikliği sonucu Yunanistan uluslararası alanda kobay haline geldi’ sözlerini kullandı.” ... AB’nin önceki günkü zirvede siyasi destek vermekle birlikte piyasaların psikolojisi karşında cesaretsiz kaldığını öne sürdü. Papandreu, “Biz Euro Bölgesi üyesiyiz. AB ne istediğine karar vermeliydi” diye konuştu. Yunanistan Başbakanı Papandreu, “Bugün sadece Yunanistan’ın değil bütün AB’nin inandırıcılığı sınavdan geçiyor” derken, “Yunanistan, tek başına mücadele edebilecek siyasi ve ekonomik bir süper güç değildir” dedi. Papandreu, bugün yaşadıklarının bir hayat dersi olduğunu, bu dersin bir daha aynı duruma düşmemeleri için örnek teşkil etmesi gerektiğini belirtti.

Yunanistan’ı bu noktaya getiren nedenler ve AB’nin denetimi konusunda aklıma çok sayıda soru geliyor.

Ama asıl soru başka: AB Yunanistan’ı kurtarırken aslında ABD’yi mi kurtaracak?

Bu da nereden çıktı şimdi demeyin. AB, Komşu’yu kurtarmadı diyelim. Sıra diğerlerine; hele hele ABD için “madendeki kanarya” durumunda yani ABD’nin “laboratuvarı” konumundaki İngiltere’ye gelecek olur ise sizce neler olur? Ardından sorun İngiltere ile de sınırlı kalmayıp okyanus ötesine, ABD’ye sıçrarsa?

Olmaz, olmaz demeyin. Böyle bir ihtimal, krizde dibin görüldüğü 2009 Mart’ından bile daha yüksek artık! Ülkesel borç krizinin yönetilmesi artık çok daha önemli bir hale geldi.

Ben boşuna mı Galaksi Federasyonu’nu göreve çağırmıyorum!

Dubai krizinde yeni sayfa!

Hafta sonu Dubai’den borçların yüzde 40’ının silineceğine dair dedikodular geldi! Dubai Borsası dünü yüzde 3.50 düşüşle kapatırken bonoların da faizleri yükseldi. İki alternatiften söz ediliyor! Borçların yüzde 60’ı 7 yıla yayılacak ve faiz ödenmeyecek! Bir diğeri de tamamının ödenmesi ancak vadenin daha da uzatılması ve yüzde 40’lık kısmın Dubai World’ün altındaki sorunlu şirketlerden Nakheel’in varlıklarıyla ödenmesi. Sizce borç verenle kabul ederler mi? Dubai sorunu bitmedi, devam edecek!

Benzer bir durum Kazakistan devletine geçen Alliance Bank ve Temir Capital için de söz konusu oldu. Kazak Hükümeti de yüzde 50-80 arasında borç silme önerisiyle geldi.

Benzer bir durumun 6 ay sonra; AB kurtarsa dahi; Yunanistan’da olması beni şaşırtmayacak.




***



Piyasalarda sükunet haftası

ABD, Almanya ve bugünlerin “esas çocuğu” Yunanistan bugün tatil. Çin ise yeni yıl kutlamaları nedeniyle 1 hafta boyunca tatil. Haftanın ilk günü yurtdışı piyasalar, buna bağlı olarak da yerel piyasalarda sükunet hakim olacaktır.

Geçen haftanın euro/dolar paritesinde geçen hafta içinde 1.3532 ile daha önceleri sözünü ettiğim 1.3495 seviyesine çok yaklaşıldı. Bu hafta içinde bu seviyenin test edilmesi büyük olasılık. Ancak tüm yukarıdaki karmaşaya rağmen ilk denemede bu seviyenin aşağı geçilmesi zor olacaktır. Bu seviyenin “dip” olarak korunması durumunda 1.3725 ve 1.3815 seviyelerine kadar bir düzeltme görülebilir. Yok eğer 1.35 seviyesi kapanış bazında aşağı yönde kırılacak olur ise euronun 1.3085’e kadar bile devam edebilecek bir düşüş yaşaması mümkün!

İMKB’de 50 bin, Dow Jones’ta da 10 bin teknik değil, psikolojik destek seviyeleri!

Her ne kadar hafta kısa olsa da, Çin tatil olsa da küresel borç krizinin tırmanması durumunda borsalardaki “psikolojik” destek seviyeleri aşağı yönde kırılacaktır. İMKB’de kapanış bazında 50 binin altına inilmesi durumunda ilk hedef 48.050 seviyesi. Ha keza Dow Jones’ta da 10 binin altına inilmesi durumunda ilk hedef 9.725.

.................................................

Yazar: ALİ AGAOGLU

Haberin linki:

http://haber.gazetevatan.com/haberdetay.asp?tarih=11.11.2007&Newsid=287431&Categoryid=4&wid=104

watermalon
15-02-2010, 21:57
Karadeniz'de umut var Brezilya gibi olabilirsiniz

Evrim ERGİN 15.02.2010
Karadeniz'de TPAO ve Petrobras'a ortak petrol orayan ExxonMobil'in Türkiye Genel Müdürü Goodbread, verilerin umut verdiğini söyledi ve ekledi: "Umarım Brezilya gibi siz de başarırsınız"
Dünyanın en büyük petrol şirketi ABD'li ExxonMobil'in Türkiye Genel Müdürü Drew Goodbread ilk kez SABAH'a konuştu. Daha önce Azerbaycan, Türkmenistan, Kazakistan ve Papua Yeni Gine'de görev yapan Goorbread, Karadeniz'deki sismik ve EMAR benzeri bir teknoloji olan CSCM verilerinin son derece cesaret verici olduğunu belirterek "Bu proje Exxon- Mobil içinde dikkat çeken en önemli projelerden biri" diye konuştu. Bu teknolojinin de ilk kez ExxonMobil tarafından Türkiye'ye getirildiğini ifade eden Goodbread sözlerine şöyle devam etti: "Sismik verilerle kayanın şeklini anlayabiliyoruz. Ancak magnetik rezonans ölçümleri ile kayaların içinde petrol mü, gaz mı yoksa başka şeyleri mi olduğu konusunda yaklaşık bir fikir edinebiliyoruz." Türkiye'nin petrol ihtiyacının sadece yüzde 10'unu kendi öz kaynaklarından karşıladığını ve bu projenin Türkiye açısından ne kadar önemli olduğunun farkında olduğunu ifade eden Goodbread, "Umarım Karadeniz'de petrolü buluruz ve Brezilya'nın başardığını siz de başarırsınız" dedi. Petrobras'ın 1.8 milyar doyarlık sondaj çalışmasının ardından 5-6 milyar varillik petrol bulması, Brezilya'nın dünyanın sayılı petrol üreticisi ülkeler arasına girmesinin yolunu açmıştı.

'EN İYİ ŞANSI VERİRİZ'
"Toplamda ne kadar harcama yapmayı düşünüyorsunuz?" sorusuna Goodbread, "Net bir rakam yok, ancak buradaki şansları sonuna kadar değerlendirmek istiyoruz. Bunun için de yapabileceğimiz maksimum harcamayı yapmak ve burası için verebileceğimiz en iyi şansı vermek istiyoruz" yanıtını verdi. Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO) ve Brezilya'nın milli petrol şirketi Petrobras ile Sinop açıklarında yaptıkları ortaklığı da değerlendiren Goodbread şunları kaydetti: "Petrobras ile başka yerlerde de ortaklık yapıyoruz ve derin deniz konusunda tecrübemiz var. Onların Sinop açıklarındaki sahası bizim iki sahamızın da ortasında kalıyor. Dolayısıyla buraya ortak olarak kendi bölgemize dair veri elde etmek de mümkün olacak."

PETROLE TALEP % 35 ARTAR
ExxonMobil'in olarak dünyanın enerji talebi ile ilgili öngörülerin yer aldığı bir rapor hazırladıklarını belirten Goodbread, "Dünyada petrol talebi giderek artıyor. Sahalar yaşlansa da 2005 - 2030 arasında petrole olan talep yüzde 35 oranında artacak" dedi. Goodbread, raporun, 100 ülke, 15 talep sektörü ve 20 yakıt türü üzerinde gerçekleştirilen detaylı bir analize dayandığını ifade etti.

ŞARTLAR UYGUN OLURSA TEKRAR AKARYAKIT DAĞITIMINA GİREBİLİRİZ
ExxonMobil'in son olarak ABD'de satın aldığı XTO isimli enerji şirketinin metan gazı ve konvansiyonel olmayan gazlar konusunda uzman bir şirket olduğunu da belirten Goodbread, "Bu şirketin satın alımı ile ilgili sürecin tamamlanmasının ardından Avrupa'da bir ofis açması planlanıyor. Türkiye ile de orası üzerinden ilgilenecektir. Bu tür enerjiler oldukça büyük fırsatlar vaat ediyor. Ancak halen bu teknolojiler yeterince ucuzlamış değil. Benim görevlerimden birisi de Türkiye'de ek iş fırsatlarına bakmak. Bu konuları da değerlendiriyoruz" dedi. "Exxon- Mobil Türkiye'de tekrar akaryakıt dağıtım işini girer mi?"sorusunu da yanıtlayan Goodbread, "Bu konuda eğer fizibilite görürsek neden olmasın. Ancak şu anda öyle bir şey gündemde yok" diye konuştu.

SERAMİK KOLEKSİYONU YAPIYOR
İş dışında eşi ile Türkiye'yi gezmekten çok hoşlandığını da ifade eden Goodbread son olarak Kapadokya'ya gitmiş. Koleksiyon yapmayı da sevdiğini belirten Goodbread, "Şu anda seramik koleksiyonu yapıyorum. Bunun için eşimle İznik'e de gittik" dedi.

........................................

Haberin linki:

http://www.sabah.com.tr/Ekonomi/2010/02/15/karadenizde_umut_var_brezilya_gibi_olabilirsiniz

guven55
15-02-2010, 22:03
Hisse bölümünde ittifak holding i görmek isteriz ittifak güçlü bir holding çok değerli şirketlerivar
adese . Selva ...selet.. Gibi 19 tane büyük şirketivar için da 1 e 37 bedelsiz potansiyeli var şu an çok çok ucuz bir holding

damirk
15-02-2010, 22:32
Hisse bölümünde ittifak holding i görmek isteriz ittifak güçlü bir holding çok değerli şirketlerivar
adese . Selva ...selet.. Gibi 19 tane büyük şirketivar için da 1 e 37 bedelsiz potansiyeli var şu an çok çok ucuz bir holding

sn guven55 ittifak holding'e ait topic bölgesel pazar başlığı altında zaten mevcut:

http://www.hisse.net/forum/showthread.php?t=40711

ayyıldız
15-02-2010, 22:42
KELEPİR HİSSELER (12 şubat '10)


Kapanış

CBSBO E ---0.37
PRTAS E ---0.36
TUMTK E ---0.37
SELGD E ---0.41
..................
..................
ETYAT E ---0.85
GSDHO E---0.87
HEKTS E ---0.89
TSKYO E ---0.90
CEMTS E ---0.88
ATAYO E ---0.91
ATLAS E ---0.90
MZHLD E ---0.98
ARFYO E ---0.96
DARDL E ---0.85
SAGYO E ---0.98

....................................

Haberin orjinal hali,linki:

http://www.borsadiyalog.com/dosyalar/KEL44(92).htm

Lütfen sapla samanı karıştırıp insanları yanlış yönlendirmeyin
bu hissler kelepir değil arkadaşlar sadece bu fiyatlardan işlem görüyor.

sermayesi 12 milyon Goodyearın Geçmiş yıl karları 164 milyon
Goodyear 11 den işlem gördüğünde pahalı mı oluyordu.
ya hisse başına 13.60 kadar bilonçoda geçmiş yıl kar değeri var diye
farklı sayfalarda kaç defa yazdım. 11.00-13.60= -2.60
yani senin kelepir dedğin kağıttan daha ucuzdu

watermalon
15-02-2010, 22:49
'Dr. Kıyamet'ten yatırım önerileri
'Kara pazartesi'yi bilmesi nedeniyle Dr. Kıyamet olarak anılan Marc Faber CNBC-e yayınında yatırım önerilerini ve öngörülerini sıraladı. Altın mı, döviz mi? Hangi ülkede daha büyük çöküş bekleniyor? İşte yanıtlar...

Güncelleme: 14:46 TSİ 15 Şubat. 2010 Pazartesi
İSTANBUL - 1987 yılında yaşanan 'kara pazartesi'yi öngörmesi nedeniyle 'Dr. Kıyamet' olarak anılan yatırım gurusu Marc Faber CNBC-e canlı yayınında soruları yanıtladı.

Faber'in açıklamaları şöyle: "Çin bu yıl ciddi ölçüde yavaşlayacak. Herhangi bir çöküş olup olmayacağını bilmiyoruz ama kayda değer bir yavaşlama olacak. Geçen yıl bankaların toplam borcu GSYH'nin yüzde 25'i idi, bu yıl Ocak'ta ise 200 milyar dolar oranında artış oldu. Bu yıllık 2 trilyon dolara denk geliyor, GSYH'nin yarısı anlamına geliyor.

Ekonomiler genel olarak çok iyi durumda değil. Asya'da ve gelişmekte olan ülkelerde Türkiye de buna dahil çok yüksek tüketici fiyatları söz konusu değil. Gelişmekte olan pazarlarda fonlanmamış bir takım miktarlar yok. Başka bir deyişle gelişmekte olan ülkeler çok daha iyi durumda. Brezilye ABD'den daha fazla Çin'e ihracat yapıyor.

ABD'DE DAHA BÜYÜK ÇÖKÜŞ OLACAK
ABD'de hükümet tahvilleri piyasasası ciddi bir ralli gösterdi. 1981'den Aralık 2009'a kadarki süreçte. Yüzde 16.4'ten, yüzde 2.08'e kadar düşüş oldu. Bu çok ciddi bütçe açığı ve para basma nedeniyle ABD'deki çöküşün daha büyük olacağını düşünüyorum.

20 YIL SONRA DENGE GELİŞENLERİN LEHİNE DÖNECEK
Zamansal olarak çok ilginç bir noktada olduğumuzu düşünüyorum. Gelişmekte olan ülkelerdeki çok hızlı büyüme eğilimi devam edecek. ABD ve Japonya çok borç içerisinde. 20 yıl sonra ekonomik denge gelişmekte olan ülkelerin lehinde olacak.

KAĞIT PARA TUVALET KAĞIDI GİBİ, ALTIN ALIN
Kasım 2009'dan bu yana Euro 1.50'ye çıktı. Bu aslında sahte bir yükselişti. Bu gibi hareketlerden sonra genelde aksi bir trend oluyor. 1,36 seviyesindeyiz ve Euro daha da düşecek. Euro Bölgesi Yunanistan'ı kurtaracak ama bu iyi bir şey değil. Bunu yapınca bir ralli yaşanacak Euro'da. Kağıt paralar tuvalet kağıdı gibi o yüzden altın almayı öneriyorum. Altının 1000 dolara kadar düşeceğini düşünüyorum. O yüzden her ay altın biriktirmek gerekiyor. Evet yapman gereken her ay sana yeni altın alacak arkadaşlar bulman. Hala altın alımı önermeye devam ediyorum.

HİSSE SENETLERİ KAYDA DEĞER ARTMAZ
2009 yılı inanılmaz bir yıldı. Çok para kazanmak için olağanüstü bir yıldı. Bakır, altın, hisse senetleri olsun yılın ilk üç ayında çok para kazanabilirdin. 2010 ise para kazanmak için çok zor bir yıl olacak. Şu gün çok büyük bir satın alma fırsatı görmüyorum. Piyasalar belirli ülkelerde yüzde 10'luk-yüzde 20'lik düzelme oldu. Bence bu hafta, Şubat sonu başlamak üzere bir ralli olacak ama bu yeni yüksekler yaratmayacak. Sonra yine aşağı bir eğim olacak. ABD'deki seçimlere kadar devam edecek ve sonrasına bakıp görmemiz gerekiyor. Bu yıl hisse senetlerinin çok kayda değer artacağını düşünmüyorum.

19. yüzyılda 19 resesyon yaşandı. Tüm bunlara rağmen ekonomi büyümeye devam etti. Uzun vadede çok olumlu bir ortam olduğunu düşünüyorum."

..............................

haberin linki:

http://www.ntvmsnbc.com/id/25057871/

watermalon
15-02-2010, 23:00
Lütfen sapla samanı karıştırıp insanları yanlış yönlendirmeyin
bu hissler kelepir değil arkadaşlar sadece bu fiyatlardan işlem görüyor.

sermayesi 12 milyon Goodyearın Geçmiş yıl karları 164 milyon
Goodyear 11 den işlem gördüğünde pahalı mı oluyordu.
ya hisse başına 13.60 kadar bilonçoda geçmiş yıl kar değeri var diye
farklı sayfalarda kaç defa yazdım. 11.00-13.60= -2.60
yani senin kelepir dedğin kağıttan daha ucuzdu

........................................

Sayın AYYILDIZ,

Bu yazının bir linkle alındığını sanıyorum görüyorsunuz,Topiği oluşturma amacım,Kar beklentileridir ve profosyonel katılımlar peşindeyim,Arasıra Borsa bütününü de profesyonel gözlerden edinmeye çalışıyorum...Kendimi yorum yapma konusunda iddalı görmüyorum...

syg

ayyıldız
15-02-2010, 23:02
Altın yenmez içilmez 1500 $ olsa zaten alan olmaz. Onusunun maliyeti 320$ 1500-2000 dolar olsa herkes dağıtaşı oyar
rantabıl olmayan madenler işlenmeye başlar altının çıkarma maliyeti 1000$ olsa yine çıkarılır sonrası
sonrası hüsran 2000$ altın alırsın sonra düşer 600-700$ dolara adam 2000 sattığını 600-700 geri alır.

Ama pınar süt içiilir pınar yoğurt yenir. elimde 1 lot bile ne altın nede pınar var.

Yatırım tavsiyesi değildir.

watermalon
16-02-2010, 10:41
16 Şubat 2010

Bu sabah itibariyle, genel olarak borsalar ve emtia piyasaları daha olumlu bir görünüm sergiliyor. İki haftalık düşüşün ardından dip çalışması yapan endeksler, şu sıralar yukarı yönlü çaba içinde bulunuyor.

Bugün Ab maliye bakanları toplantılarına devam edecekler. Fakat Yunanistan üzerinde daha sert önlemler alması yönünde baskılar artıyor. Dün papandreu çok ilginç bir açıklama yaparak para istemediklerini ve siyasi destek istediklerini belirtti. Demek ki kapalı kapılar ardında gururunu incitecek çok söz söylenmiş. AB'nin bu tutumu aslında çok tehlikeli. IMF'nin çağrılmaması ise ayrı bir fiyasko. Bu Yunanaistan olayı ileride olacakların öenmli bir öncü sinyalidir. Yani ileride daha birçok ülke için benzer tartışmalar görülecektir.

Fakat kısa vadeye bakarsak, düşüşlerin ardından oluşan diplerden sonra borsaların yukarı yönlü harekete başlaması beklenebilir. Bu nedenle de kısa vadede borsada yukarı yönlü hareketler bekliyorum ve daha önce belirttiğim şekilde 52.750-53.250 aralığına kadar bir yükseliş olası görünüyor. Bu nedenle kısa vadeli alım düşünülebilir. Fakat özellikle 52.700 civarı aşılırsa o seviyelerde kar realize etmekte fayda olacaktır. Şimdilik, şu ana kadarki gelişmeleri 53.250'nin üzerinde bir kapanış beklemiyorum. teknik olarak endeksin bugün 52 bini aşarak bu seviyede destek oluşturmaya başlayacağını söyleyebiliriz.

Az önce borsa endeksi açıldı ve işlemler başladı. İlk dakikalarda 52 bin seviyesi görüldükten sonra hafif bir geri çekilme yaşanıyor ve TEknik olarak bugün 51.500 seviyesinin aşağı geçilmesi olasılığı zayıf görünüyor. Bu aşamada kısa vadeli alım denenerek, bir iki haftalık bir vadede 52.750 veya 53.000 civarında satış hedeflenebilir.

Bugün para politikası kurulu toplanıyor. Faizin deşimesini kimse beklemiyor. fakat PPK'nın yapacağı açıklamada faiz artırımlarının ne zaman başlayacağına dair sinyal olup olmadığına bakılacaktır. Ama haziran öncesinde yeni bir faiz artırımı beklenmiyor.

Dolar güne 1.51 seviyelerinden başladı. 1.52'deki direncinden aşağı döndü ve 1.49 sevieylerine kadar bir düzeltme görebiliriz. Kısa vadede geri çekilme ve sonrasında güç toplayarak yeniden yukarı yönelme bekliyorum.

Altın ise yeniden 1112 doların üzerine geldi ama bu sefer aşağı üçgen formasyonunu yukarı kırdı. İlk güçlü direnç 1.122 dolar seviyesinde bulunuyor.

.............................................

Sayın YAŞAR ERDİNÇ 'in bugünkü piyasa yorumu..Birkac gün bari kar edelim...

Haberin linki:

http://www.bilgeyatirimci.com/yasar_erdinc

watermalon
16-02-2010, 10:44
İMKB Orta ve Uzun Vadeli Dengelerin Ortasında…



16 Şubat 2010 Salı Saat: 01:20

Avrupa’da yaşanan gelişmelerin İMKB’ye teknik yansıması, kısa ve orta vadeli temelin bozulması şeklinde oldu. İMKB uzun vadeli denge noktalarına kadar geriledikten sonra ise yataya geçti. İMKB 50.500 üzerinde kaldığı sürece bu uzun vadeli denge noktalarında güçlenme eğilimi süreceğini ve Şubat ayı içerisinde başlayan düşüşün kısa ve orta vadeli bir realizasyon olduğunu söyleyebiliriz. 50.500’ün kırılması uzun vadeli dengelerin bozulduğu, kısa ve orta vadeli düşüş baskısının daha uzun vadelere yayılacağını gösterecektir. İMKB genel olarak yurtdışında yaşanan olumsuz gelişmeleri, uzun vadeye sirayet etme ölçüsünde izlemektedir.İMKB gelişmeleri kısa ve orta vadeli dinamiklerine yansıtmıştır ve teknik olarak yurtdışı gelişmelerin uzun vadeli dinamikleri etkilemeyeceği fiyatlandırılmaktadır. Orta vadeli denge noktası 52.500, uzun vadeli denge noktası 50.500 olarak bu iki denge noktasında sıkışma devam edecektir. Bu iki denge noktası hangi yöne bozulursa,fiyatlar o yönde hareket edeceklerdir.

Gökhan USKUAY

.......................

Haberin linki:

http://www.bilgeyatirimci.com/

watermalon
16-02-2010, 10:54
ÖNE ÇIKAN ŞİRKET HABERLERİ
Basın'da ve KAP'ta yer alan şirket haberleri ile ekonomi haberlerinden bazı önemli özetler haberin detayında
- AFM, vergi dairesine gönderdiği gelir tablosunda -3,7 milyon TL zarar açıkladı.
- Logo, vergi dairesine gönderdiği gelir tablosunda -2,9 milyon TL zarar açıkladı.
- Finansbank, vergi dairesine gönderdiği gelir tablosunda 631,1 milyon TL kar açıkladı.
- Aviva Sigorta, vergi dairesine gönderdiği gelir tablosunda -1,329 milyon TL zarar açıkladı.
- Anadolu İsuzu, vergi dairesine gönderdiği gelir tablosunda -22,4 milyon TL zarar açıkladı.
- Anel Telekomünikasyon, vergi dairesine gönderdiği gelir tablosunda -2,4 milyon TL zarar
açıkladı.
- Söktaş , vergi dairesine gönderdiği gelir tablosunda 6,46 milyon TL kar açıkladı.
- Tekart Turizm, vergi dairesine gönderdiği gelir tablosunda 111.348,45 TL kar açıkladı.
- Uşak Seramik, vergi dairesine gönderdiği gelir tablosunda 427.608,94 TL kar açıkladı.
- Çimsa, vergi dairesine gönderdiği gelir tablosunda 110.8 milyon TL kar açıkladı.
- Milpa, Hürriyet Ticari ve Sınai Ürünler Paz.San.ve Tic. A.Ş. ile birleşme için başvurada
bulunacağını bildirdi.
- Milpa, vergi dairesine gönderdiği gelir tablosunda -12,3 milyon TL zarar açıkladı.
- İndeks Bilgisayar, vergi dairesine gönderdiği gelir tablosunda 11,04 milyon TL kar açıkladı.
- Akal Tekstil, vergi dairesine gönderdiği gelir tablosunda 5,6 milyon TL kar açıkladı.
- Kelebek Mobilya, vergi dairesine gönderdiği gelir tablosunda 2,8 milyon TL kar açıkladı.
- Creditwest Factoring, vergi dairesine gönderdiği gelir tablosunda 15.952 TL kar açıkladı.
- İntema, vergi dairesine gönderdiği gelir tablosunda -3,1 milyon TL zarar açıkladı.
- Tukaş, vergi dairesine gönderdiği gelir tablosunda -16,4 milyon TL zarar açıkladı.
- Yapıkredi Koray G.Y.O, vergi dairesine gönderdiği gelir tablosunda -17,02 milyon TL zarar
açıkladı.
- Arena, vergi dairesine gönderdiği gelir tablosunda 19,3 milyon TL kar açıkladı.
- Ayen Enerji, vergi dairesine gönderdiği gelir tablosunda 16,4 milyon TL kar açıkladı.
- Kerevitaş, vergi dairesine gönderdiği gelir tablosunda 17,2 milyon TL kar açıkladı.
- Şekerpiliç, vergi dairesine gönderdiği gelir tablosunda 19,7 milyon TL kar açıkladı.
- Derimod, vergi dairesine gönderdiği gelir tablosunda 804.084,97 TL kar açıkladı.
- Güneş Sigorta, vergi dairesine gönderdiği gelir tablosunda -16,81 milyon TL zarar açıkladı.
- Carrefoursa, vergi dairesine gönderdiği gelir tablosunda 24,3 milyon TL kar açıkladı.
- Marmaris Altınyunus, vergi dairesine gönderdiği gelir tablosunda -316.335,58 TL zarar
açıkladı.
- Kaplamin, vergi dairesine gönderdiği gelir tablosunda -679.276,49 TL zarar açıkladı.
- Doğan Burda, vergi dairesine gönderdiği gelir tablosunda 1,7 milyon TL kar açıkladı.
- Borusan, vergi dairesine gönderdiği gelir tablosunda 1,09 milyon TL kar açıkladı.

ŞİRKET HABERLERİ

- Toyota KKTC'deki araçlarını da çağırıyor - Toyota Kuzey Kıbrıs Distribütörü Tansu Ercantan,
KKTC'de geçmiş yıllarda satılan ve kapsam dahilinde bulunan 140 adet araç için geri çağırma
kampanyasının başlatıldığını açıkladı (Dünya Gazetesi)
- Mitsubishi 'nin elektrikli modeli Türkiye'ye geldi-Temsa Global, yeni vizyonu ve stratejileri
çerçevesinde distribütörlüğünü yaptığı Mitsubishi 'nin elektrikli modeli i Miev'i Türkiye'ye getirdi.
Japonya'da 30 bin euroya satılan i Miev, 200 adetlik sipariş gelmesi durumunda Türkiye 'de satışa
sunulacak. (Referans Gazetesi)
- İş Bankası'nın karı 2.7 milyar TL-İş Bankası'ndan yapılan yazılı açıklamada, 2009 yılında
2008'e kıyasla yüzde 51'lik artışla 2 milyar 752 milyon lira konsolide net kar elde eden bankanın
konsolide aktif büyüklüğünün bir önceki yıla göre yüzde 16'lık artışla 128 milyar 916 milyon liraya
ulaştığı bildirildi. (Dünya Gazetesi)
- TEB-Fortis'in şubelerine Ziraat ve Millennium talip-Fransız BNP Paribas, Belçika- Hollanda
ortaklığındaki Fortis'i devraldı. Birleşme kapsamında Türkiye'deki Fortis Bank'ı da devralmaya
hazırlanan BNP yönetimi, Türk ortağı TEB ile de önemli oranda anlaştı. TEB-Fortis birleşmesi için
geri sayım sürerken, kapatılması planlanan şubelere iki sürpriz alıcı çıktı. Kulislerde Ziraat ve
Özyeğin'in Millennium Bank'ının adı geçiyor (Sabah Gazetesi)

EKONOMİ VE SEKTÖR HABERLERİ

- ”İş gücü piyasalarına esneklik sağlanmalı”- TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ümit Boyner,
2010-2011 faaliyet programına ilişkin basın toplantısı düzenledi. Basın toplantısında yaptığı
konuşmada Boyner, küresel krize değinerek, krizin 2009 son çeyreğinde dip olarak
tanımlanabilecek bölümünün artık aşıldığının düşünüldüğünü söyledi. Ümit Boyner, sadece Türkiye
değil, tüm dünyada yaygınlaşan istihdamsız büyüme sürecinin yeniden tekrarlanma ihtimaline
karşı iş gücü piyasalarına esneklik sağlamanın tek çare gibi gözüktüğünü bildirdi. (Dünya
Gazetesi)
- Bilgin: 2010 için ihtiyatlı iyimseriz-Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK)
Başkanı Tevfik Bilgin, Ankara'da, "Türk bankacılık sistemi 2009 yıl sonu genel değerlendirmesi"
konulu basın toplantısı düzenledi. BDDK Başkanı, sektörünün 2009 yılını 20 milyar 75 milyon TL
kârla kapattığını, bu yıl sektörde büyüme öngörüsünün yüzde 15'ler düzeyinde olduğunu söyledi.
(Dünya Gazetesi)
- İşsizlik kasımda yüzde 13.1-Türkiye'de işsizlik, kasım döneminde yüzde 13.1 oldu. Tarım dışı
işsizlik ise yüzde 16.2 olarak açıklandı. İşsiz sayısı 233 bin kişi artarak 3 milyon 270 bin kişiye
yükseldi. (Dünya Gazetesi)
- Yunanistan’ın, borçlarını maskelemek için yıllardır ABD’li Goldman Sachs’tan destek aldığı ortaya
çıktı. Goldman’ın, son kriz öncesinde de borçlarını gizlemek için Yunanistan’a yardım teklif ettiği
belirlendi. (Milliyet Gazetesi)

.............................................

Haberin linki:

http://www.borsagundem.com/haber/oku/manset/15483/one_cikan_sirket_haberleri

watermalon
16-02-2010, 10:58
ÖNE ÇIKAN ŞİRKET HABERLERİ
İş Bankası,Milpa, Türk Traktör, TEB, Fortis, TAV, Şekerbank, Ülker, Doğan Yayın Holding başta olmak üzere basına yansıyan önemli şirket haberleri ve İMKB’ye yapılan bildirimler…
IMKB Haberleri
· İş Bankası'nın karı beklentilerin üzerinde… İş Bankası, 2009 yılında konsolide net kârını yüzde 51 oranında artırarak 2,75 milyar liraya, solo net karını ise % 57 artırarak 2,37 milyar liraya yükseltti. İş Bankası'nın aktif büyüklüğü 129.9, özkanağı 15.3 milyar liraya ulaştı.

· Milpa, Hürriyet Ticari ve Sınai’yi devralma ile birleşme kararı aldı… Şirket, yönetim kurulunda alınan karar doğrultusunda birleşme işlemleri için ilgili mercilerden gerekli izinlerin alınması amacıyla başvuruların yapılmasına karar verip, müteakip birleşmenin Genel Kurul onayına sunulmasına karar verdi.

· Türk Traktör dönem karı, vergi ve diğer yasal yükümlülük karşılıkları rakamını 12 TL artırdığını açıkladı…

Basında Şirket ve Sektör Haberleri

· Bankacılıkta diğer ülkelere hava atma zamanı... Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) Başkanı Tevfik Bilgin, Türk bankacılık sektörünün 20.1 milyar lira kârlılığa ve yüzde 20,5 sermaye yeterliliğine ulaştığını açıkladı.

· TEB ile Fortis birleşiyor mu? Milliyet Gazetesi'nde yer alan habere göre, Fransız BNP Paribas'nın, Fortis'in kontrol hisselerine sahip olmasının ardından Türkiye'de her iki bankaya ait ayrı ayrı faaliyet gösteren TEB ve Fortis'in birleşme beklentilerini artırdı. Uzmanlar, ''İki bankanın birleşmesi için Fransız BNP'nin TEB'in Türk ortağı Çolakoğlu grubuyla görüşmeler yaptığı söyleniyor. Birleşme söylentileri hisselere prim yaptırıyor'' yorumunda bulundu.

· TEB-Fortis'in şubelerine Ziraat ve Millennium talip... Gelişmeler BDDK tarafından da yakından izleniyor ve BNP ve TEB yönetimine "Birleşmenin faturasını çalışanlara çıkarmayın" çağrısında bulunuldu. Banka yöneticileri de bazı şubelerin içindeki personel ile birlikte yeni şube açmak isteyen bankalara satılması önerisinde bulundu. Muhtemel alıcıların İstanbul'da büyüme kararı alan Ziraat ile Hüsnü Özyeğin'in yeni bankası Millennium Bank olduğu konuşuluyor. Ziraat'in 10-15 şube alabileceği dile getirilirken, Millennium Bank'ın 30-35 civarında şube alacağı ifade ediliyor. Yeni Para Dergisi'nin bu hafta yayımlanan sayısında yer alan bir haber de bu iddiaları güçlendiriyor. Derginin haberine göre Özyeğin halen 18 şubesi bulunan Millennium'u yaygın şubeli bir banka haline dönüştürmek için açığa çıkacak bazı şubeleri satın almayı planlıyor.

· TOKİ, 11 projelik listesini açıkladı... Toplu Konut İdaresi’ne (TOKİ) ait arsalar üzerinde İstanbul, Ankara ve Eskişehir’de hasılat paylaşımı modeliyle gerçekleştirilen projelerde Ocak 2010 satışları açıklandı. 3 şehirdeki 11 projede 82 konut satışı yapılırken, elde edilen satış hasılatı ise 24 milyon 257 bin TL oldu.

· Brillant 2010’da hedef büyüttü... Brillant markasıyla ev tekstili sektöründe faaliyet gösteren Baydemirler’in Yönetim Kurulu Başkanı Erdoğan Baydemir, grup olarak 2010 yılında hedef büyüttüklerini vurgulayarak, “Krize meydan okuduk. Bu yıl bütçemizi de yüzde 25 artırmayı hedefliyoruz” dedi.

· Vodafone, 15 $'lık 'cep'i Türkiye'de de satacak... Vodafone düşük maliyetli telefon hizmeti için düğmeye bastı. Özellikle yüzde 60 telefon penetrasyonu olan ülkelerde uygulamaya konacak ucuz telefon ve iletişim hizmeti için 15 dolar ve 20 dolarlık paketler hazırlandı. Paketlere mobil ödeme de dahil ediliyor. Vodafone 150 ve Vodafone 250 adı verilen paketler hem ses hem de kısa mesaj (SMS) servislerini içeriyor.

· TAV'ın 36 milyon avroluk Atatürk Havalimanı gelişim projesi ay sonunda tamamlanıyor... TAV'ın Atatürk Havalimanı İç ve Dış Hatlar Terminali'nin genişletilmesini içeren projesi kapsamında, 1250 araçlık açık otopark ve üç yolcu köprüsü açıldı. Yiyecek-içecek, duty free ve ofislerin yer aldığı ek terminal alanının yanı sıra Airport Otel'in oda sayısı artıyor.

· 200 müşteri çıkarsa elektrikli aracı getiririz... Mitsubishi'nin Japonya'da 7 ayda bin 400 adetlik satış rakamı yakalayan çevreci aracı i-Miev, Türkiye'de tanıtılan ilk elektrikli otomobil oldu.

· 250 liraya 10 bin km giden elektrikli otomobil Türkiye’de... TEMSA Global‚ elektrikle çalışan Mitsubishi i MiEV’i getirdi. Evdeki prizde şarj edilen aracın 10 bin km’deki maliyeti 250 lira. Şirket 200 adetlik satış hedefliyor.

Vergi Dairesine Sunulan Mali Tablolar
· Şekerbank'ın karı 152 bin TL... Şekerbank'ın vergi dairesine sunduğu mali tablolara göre 2009 karı 152 bin TL oldu.

· Ülker'in net karı 136.6 milyon TL... Ülker'in vergi dairesine sunduğu mali tablolara göre 2009 karı 136.6 milyon TL oldu.

· Doğan Yayın Holding'den 24,8 milyon lira net kar… Doğan Yayın Holding A.Ş'nin, Geçici Vergi Beyannamesi ekinde vergi dairesine sunulan 1 Ocak 2009-31 Aralık 2009 dönemine ait gelir tablosuna göre, şirket 2009 yılında 24 milyon 861 bin 563,41 lira net kar elde etti.

· Anadolu Isuzu'dan 22,4 milyon lira zarar… Anadolu Isuzu Otomotiv Sanayii ve Ticaret A.Ş'nin, Geçici Vergi Beyannamesi ekinde vergi dairesine sunulan 1 Ocak 2009-31 Aralık 2009 dönemine ait gelir tablosuna göre, 2009 yılında 22 milyon 450 bin 666,60 lira zarar ettiğini bildirdi.

· Çimsa Çimento'dan 110,8 milyon lira net kar... Çimsa Çimento Sanayi ve Ticaret A.Ş'nin, Geçici Vergi Beyannamesi ekinde vergi dairesine sunulan 1 Ocak 2009-31 Aralık 2009 dönemine ait gelir tablosuna göre, 2009 yılında 110,8 milyon lira net kar açıkladı.

· Halk Bankası'ndan 1,6 milyar lira net kar… Türkiye Halk Bankası A.Ş'nin, Geçici Vergi Beyannamesi ekinde vergi dairesine sunulan 1 Ocak 2009-31 Aralık 2009 dönemine ait konsolide olmayan gelir tablosuna göre, 2009 yılında 1 milyar 631 milyon 91 bin lira net kar elde etti.

· Petkim, 56,7 milyon lira net kar açıkladı... Petkim'in Geçici Vergi Beyannamesi ekinde vergi dairesine sunulan 1 Ocak 2009-31 Aralık 2009 dönemine ait gelir tablosuna göre, 2009'da 56 milyon 767 bin 540,02 lira net dönem karı elde etti.

· Vakıfbank'tan 1,2 milyar lira net kar… 1 Ocak 2009-31 Aralık 2009 cari dönemi kapsayan ve geçici vergi beyannamesi ekinde vergi dairesine sunulan konsolide olmayan gelir tablosuna göre, bu dönemde 1 milyar 251 milyon 206 bin lira net dönem karı elde etti.

· Akenerji 21 milyon lira net kar açıkladı... Akenerji'nin Geçici Vergi Beyannamesi ekinde vergi dairesine sunulan 1 Ocak 2009-31 Aralık 2009 dönemine ait gelir tablosuna göre, şirket 2009'da 21 milyon 30 bin 985,30 lira net dönem karı elde etti.

· BİM'den 270,8 milyon lira net kar… BİM Birleşik Mağazalar A.Ş'nin, Geçici Vergi Beyannamesi ekinde vergi dairesine sunulan 1 Ocak 2009-31 Aralık 2009 dönemine ait gelir tablosuna göre, Şirket, 2009 yılında 270 milyon 889 bin 454,25 lira net kar elde etti.

· Çelebi Hava Servisi'nden 42,1 milyon lira net kar… Çelebi Hava Servisi A.Ş'nin, Geçici Vergi Beyannamesi ekinde vergi dairesine sunulan 1 Ocak 2009-31 Aralık 2009 dönemine ait gelir tablosuna göre, şirket, 2009 yılında 42 milyon 130 bin 59,30 lira net kar elde etti.

· Hürriyet Gazetecilik 62 milyon lira net kar açıkladı... Hürriyet Gazetecilik'in Geçici Vergi Beyannamesi ekinde vergi dairesine sunulan 1 Ocak 2009-31 Aralık 2009 dönemine ait gelir tablosuna göre, Şirket, 2009'da 62 milyon 9 bin 423,28 lira net kar elde etti.

· Ford'dan 375,6 milyon lira net kar… Ford Otomotiv Sanayii A.Ş'nin, Geçici Vergi Beyannamesi ekinde vergi dairesine sunulan 1 Ocak 2009-31 Aralık 2009 dönemine ait gelir tablosuna göre, Şirket, 2009 yılında 375 milyon 656 bin 339 lira net kar elde etti.

· Petrol Ofisi'nden 364 milyon lira net kar… Petrol Ofisi A.Ş''nin, Geçici Vergi Beyannamesi ekinde vergi dairesine sunulan 1 Ocak 2009-31 Aralık 2009 dönemine ait gelir tablosuna göre, Şirket, 2009 yılında 363 milyon 865 bin 528,80 lira net kar elde etti.

· Doğan Gazetecilik'ten 6,7 milyon lira net kar… Doğan Gazetecilik A.Ş'nin, Geçici Vergi Beyannamesi ekinde vergi dairesine sunulan 1 Ocak 2009-31 Aralık 2009 dönemine ait gelir tablosuna göre, Şirket, 2009 yılında 6 milyon 789 bin 567,49 lira net kar elde etti.

...................................

Haberin linki:

http://www.borsagundem.com/haber/oku/manset/15478/one_cikan_sirket_haberleri

watermalon
16-02-2010, 11:01
VESTEL'DEN 167 MİLYON TL KÂR
Vestel Elektronik kriz yılını kârla kapattı. Şirketten Kamuyu Aydınlatma Platformu'na yapılan duyuruda, vergi dairesine sunulan geçici vergi beyannamesine göre 2009 yılında 166,9 milyon lira net kâr elde ettiği açıklandı.

Vestel Elektronik, 2008 yılında 48,85 milyon lira zarar etmişti. Vestel Elektronik hisseleri gün sonunda yüzde 3,69 yükselişle 2,53 liradan kapandı. EKONOMİ SERVİSİ ZAMAN

............................

Haberin linki:

http://www.borsagundem.com/haber/oku/hissepiyasa/15464/vestelden_167_milyon_tl_kÂr

watermalon
16-02-2010, 11:03
BORSADA YABANCI PAYI AZALDI
Yabancı yatırımcıların İstanbul Menkul Kıymetler Borsasındaki (İMKB) payı, önceki haftaya göre azalarak yüzde 65,83'e geriledi.
Merkezi Kayıt Kuruluşu verilerine göre, 12 Şubat 2010 tarihinde yabancıların hisse adedi bakımından borsadaki payı yüzde 53,22 olurken, piyasa değeri açısından payı ise yüzde 65,83 olarak gerçekleşti.
Yabancılar, bu tarih itibariyle 14 milyar 549 milyon 276 bin 645 adet hisse ile toplam 80 milyar 935 milyon 138 bin 449 lira tutarında piyasa değerini ellerinde bulundurdu.
Yabancıların 5 Şubat 2010 tarihinde İMKB'deki payı yüzde 66,26 seviyesindeydi.
.................................................. ..

Haberin linki:

http://www.borsagundem.com/haber/oku/hissepiyasa/15423/borsada_yabanci_payi_azaldi

watermalon
16-02-2010, 11:23
CHERY SAKARYA DA FABRİKA KURUYOR
CHERY'NIN TURKIYE'DE KURMAYI PLANLADIGI OTOMOBIL FABRIKASI -VALI ATAK BASKANLIGINDAKI HEYET, FABRIKANIN KARASU'YA YAPILMASINA DESTEK SAGLAMAK AMACIYLA CHERY TURKIYE DISTRIBUTORU MERMERLER GRUBU YONETIM KURULU BASKANI YUKSEL MERMER'I ZIYARET ETTI
-



SAKARYA (A.A) - 11.02.2010 - SAKARYA VALISI HUSEYIN ATAK BASKANLIGINDAKI
HEYET, CHERY'NIN TURKIYE'YE YAPMAYI PLANLADIGI OTOMOBIL FABRIKASININ KARASU
ILCESINE KURULMASINA DESTEK SAGLAMAK AMACIYLA CHERY TURKIYE DISTRIBUTORU
MERMERLER GRUBU YONETIM KURULU BASKANI YUKSEL MERMER'I ZIYARET ETTI.
SIRKETIN GAYRETTEPE'DEKI MERKEZINE GIDEN HEYET, MERMER ILE BASINA KAPALI
OLARAK GORUSTU.
AA MUHABIRININ EDINDIGI BILGIYE GORE, TOPLANTIDA AGIRLIKLI OLARAK
FABRIKANIN KURULACAGI 2 BIN DONUMLUK ARAZI ICINDE YER ALAN 350 DONUMLUK MERA
ALANI ILE ILGILI SORUN GORUSULDU. IHSANIYE KOYU SINIRLARI ICINDEKI MERANIN KARASU
BELEDIYESI MUCAVIR ALANINA ALINARAK, SORUNUN ORTADAN KALDIRILMASININ PLANLANDIGI
OGRENILDI.
GORUSMEDE ATAK'IN BUROKRATIK ENGELLERI ASMAK ICIN CALISACAKLARINI
SOYLEDIGI OGRENILDI.
MERMER'IN ISE YATIRIMI YUZDE 90 ORANINDA KARASU ILCESINE YAPMAYI
DUSUNDUKLERINI VE 2012 MAYIS AYINDA ILK OTOMOBILI URETMEYI PLANLADIKLARINI
SOYLEDIGI KAYDEDILDI.

.............................

Haberin linki:

http://www.borsagundem.com/haber/oku/gundem/15226/chery_sakarya_da_fabrika_kuruyor

watermalon
16-02-2010, 11:25
GAYRİMENKUL VE ENERJİDE 10 MİLYAR $ CİRO YAPACAK
Zorlu Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Zorlu, krize rağmen yatırıma devam ettiklerini belirtirken, “2009 yılını 2008 ile başa baş kapattık. Enerji ve gayrimenkul yatırımlarımız da devreye girince gelecek 3 yılda ciromuzu üçe katlayacağız” dedi. Bu 2012’de Zorlu’nun 10 milyar dolar civarında bir ciroya ulaşacağı anlamına geliyor.


TÜRKİYE’nin en büyük gruplarından Zorlu Holding’in Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Zorlu, dinamik bir grup olarak global krizin geldiğini 2007 yılı ortalarında gördüklerini söylüyor. 2009’un ilk üç ayı için “Gerçek bir kabustu, bir tufandı, virüs gibi her yere yayıldı kriz” ifadesini kullanan Zorlu, 2009’un ikinci yarısında hızlı koşarak açığı kapattıklarını, yılı küçülmeden kapattıklarını anlatıyor. “Ama büyüme hedeflerini tutturamadık. Mevcutu korumak bize yetmez, ülkemize yetmez” diyor. Dertlendiği memleket mevzularnı anlatırken hüzünlenen, 27 ay davası süren Karayolları arazisi üzerindeki projesini anlatırken bir çocuk gibi sevinç gösteren Ahmet Zorlu ile, şirketlerinin bugününü ve gelecek planlarını konuştuk.
Kriz geçirmez sektör yok
* Sıkıntılı bir yıl geride kaldı. Size yansımaları nasıldı?
- 2009 kolay bir yıl olmadı. Biz grup olarak büyümedik de küçülmedik de. Vestel’de aynı seviyede kaldık. Enerjide nispeten büyüdük. Yeni yatırımlar devam etti. Tekstil tarafında ciroda yüzde 15 küçülme oldu ama üretimimiz değişmedi.
* En çok hangi alanda kriz hissedildi?
- Krizden sıkıntı çekmeyen sektör yok. İnsanlar şaşkınlığa düştü, satın almayı bıraktı. Elindekilere yöneldi. Firmalar ise stoklarındaki malı çıkartmaya çalıştı. İnşaat, otomotiv, elektronik, tekstil, hepsi bozuldu. Kriz geçirmez sektör yoktur. Vatandaş da alımı erteledi. Fakat ÖTV indirimi bir patlama yarattı ve bu genele yayıldı.
Bu ay işçi alıyoruz
* Pek çok insan işini kaybetti. Sizin tarafınızda neler oldu?
- Herkes bir düzen kurmaya çalışıyordu. Yüzde 20 gibi bir tensikata gitti. İşsizlik de bunu gösteriyor. Bunu yaşamak zorundaydı. O anda insanlar bir şeyler yapmak istedi. Dolar düştü. İşsizlik yüzde 16’lara çıktı. Sonra yüzde 13.5’e düştü. Bu rakam da iyi değil. Bizde çok çıkış olmadı.
* Sizin çalışan sayınız değişti mi?
- Bizde birkaç ay bir düzenleme yapıldı fakat sonra tekrar insanlar işe alındı. Biz 12 bin kişiydik. Şimdi de 12 bin kişiyiz. 6’ncı aydan sonra tekrar toparladık. Bizim mevsimsel durumlarımız var. Mesela bu ay işçi alıyoruz. Çünkü beyaz eşya önümüzdeki yaz için üretimi arttırmalıyız.
* Cirolarınız?
- Cirolarımız değişmedi ama biz 2009’da hedeflediğimiz büyümeyi gerçekleştiremedik. Bu herkes için geçerli. Bütün kalkınmış şirketler yüzde 4-5 küçüldü. İhracatımız aynı kaldı. 2008 yılında grubun toplam cirosu 4.9 milyar dolardı. Bunun 3.6 milyar doları Vestel’dendi. 2009 da benzer kapandı. Bakın daha 2010’un ilk ayında yüzde 12 büyüdük Vestel’de. Bu yavaş yavaş yerine geliyor. Vestel ihracatta Türkiye ikincisi oldu. 2.2 milyar dolarla 5’incilikten 2’nciligğ çıktı. Geçen sene de bu rakamları yapmıştı. Ama krizde fiyatlar geriledi. Sonra tekrar yukarı çıktı. Toparlanma evresine girdi.
Üç yılda ikiye katlanacak
* Bu performansı neye borçlusunuz?
- Biz bu krizi 2007’nin ortasıda gördük. İhracat yaptığımız ülkelere 25 tane daha ekleyerek 130’a çıkardık. Bu Vestel’in gücünü gösteriyor. Bütün herkes küçülürken biz küçülmedik ama daha da büyüyemedik. Biz yatırımlarımızı durdurmadık, krize rağmen devam ettik. Enerji ve gayrimenkuldeki yatırımlarımız devam ediyor. Bunlar tamamlandığında yani 2012’de Zorlu Holding yüzde 100 büyümüş olacak. Üç yılda ciromuzu 2’ye katlayacağız.

Oğlum da olsa tepeden inmez her kademede çalışıp hak eder

* Oğlunuz da bir süredir grupta.
- Oğlum üniversiteyi bitirdi, master yaptı. Mühendislik kökenli. 26 yaşında ama değişik kademelerde
çalıştı. Çocuklarıma yol gösteririm. Oğlum da olsa tepeden inmez. Basamakları adım adım çıkar. Hak ederek gelir. Bizim sanayi geçmişimiz var. Çocuklarım da bunu kapmış.
* Şirketlerinizde çalışmak istemeseydi zorlar mıydınız? Ya ressam olmak isteseydi?..
- Kendisi de istiyor. Ressam olmak istese benim düşüncem... Bu kadar imkan varken resim yapılmaz ancak resme bakılır.

Madencilikte çalışmalara başladık

* En son gayrimenkul ve enerjiye girdiniz. Yeni alanlar var mı?
- Biz finans sektöründen çıktık yeni yatırımlara kaydık. Gayrimenkul, enerjiye yoğunlaştık. Madencilik alanında araştırmalarımız var. Şu anda Manisa’da nikel madenlerindeki en büyük maden yataklarını tespit çalışmaları yapıyoruz. İnşallah bunlar 2012 yılında da faaliyete geçecek.

Taç ve Linens yurtdışında başarılı birer markadır

* Taç ve Linens de yurtdışında ataktaydı.
Şu anda ne durumdalar?
- Linens ve Taç büyümeye devam ediyor. Çin’de mağaza açtı. Bugün Rusya’da,
eski Doğu Bloğunda Taç ve Linens birer marka. Marka olmak kolay değil.
Geri kalmış ülkelere değil Amerika, Avrupa gibi kalkınmış ülkelere satıyoruz.

Avrupa’da televizyonda payımız yüzde 18 ama bu bize yetmez

* Avrupa’da birkaç sene önce iki televizyondan biri Türk malıydı Şimdi nasıl?
- Türkiye 20 milyon televizyon üretti. En büyük üretici Vestel. Biz geçen sene 7.5 milyon ürettik. 11 milyona çıktığımız zaman olmuştu. Zamanla LCD’ye geçti. Biz bunun ne olcağını biliyorduk. Televizyon üretiminin bir kısmı bugün Balkan ülkelerinde. Destekle onlar üretim üssü haline geldiler. Macaristan, Çek, Slovakya, Polonya nakit destek vererek Japonu, Koreliyi çekti.
Biz bunları yapsaydık o televizyon fabrikaları burada kurulacaktı.
40-50 milyon televizyon üretecektik. İşte istihdam yaratmış olacaktık. Elektronikte de gelişmiş olurduk. Yine de biz ayakta kaldık. Biz Avrupa’da iyi bir pazara sahibiz. Vestel camı getiriyor; artık modül yatırımına girdik. İnşallah güçlü hale geleceğız. 2011-2012 yıllarında da eski üretimlerimizi yakalayacağız. Avrupa’da pazar payımız yüzde 18. Ama bu yeterli değil. 2012’de tekrar yüzde 30’a çıkma hedefimiz var. Beyaz eşyada 10 milyon kapasitemiz var. Şohpen işine girdik. Kapasitemizi dolduracağız. ÖTV ile iç pazarda bir hareketlenme oldu. Elektronikte yüzde 95, beyaz eşyada yüzde 80 ihracat yapıyoruz. Tekstilde de
yüzde 30-35.

Tekstile ‘tu kaka’ demek haksızlık hasta diye diye hasta edersiniz

* Tekstil sektörü oldukça sıkıntılı. Pek çok büyük grup bu alandan çıktı. Sizin böyle bir düşünceniz var mı?
- Tekstil sıkıntılı bir sektör değil. Biz geçen yıl 200 milyon dolar ihracat yaptık. Otomotiv sektörü sıkıntılı, yüzde 40 geriledi. Tekstil yüzde 18 küçüldü. Türkiye’nin toplam ihracat gerilemesinin de altında bir düşüş bu. Türkiye’nin tekstil ihracatı 20 milyar dolar. Tekstilde biz en büyüklerden biriyiz. Bu kadar istihdam ve ihracat yapan bir sektöre “tu kaka” demek haksızlık. Tekstil sıkıntıda denmesini anlayamıyorum. Tekstil ölmüş diyenler kasıtlı söylüyor. Birine hasta diye diye moralini bozarsınız, hasta edersiniz.
Ülkede kot bulamıyorduk
* Fakat Denizli’de intiharlar, kapısına kilit vurulan tesisler oldu.
- Denizli 2 milyar dolar ihracat yaptı. Yüzde 80’i tekstildir. Türkiye tekstilde öyle bir yere geldi ki… Bugün moda haftaları yapıyoruz; Avrupa’da büyük ilgi görüyor. Nerden nereye geldik. Bundan 20 sene önce kot pantolon bulamazdık. Kotu herkes giyemezdi. Şimdi milyarlarca adet kot pantolon ve kot kumaşı ihraç ediyoruz. Bana 20 sene önce 200 milyon dolar tekstil ihracatı yapacaksın deseler inanmazdım. Yurtdışında markalarımız mağazalar açıyor. Bunu 20 yıl önce kot pantolon bulunmayan bir ülke yapıyor. O zaman bunları hayal bile edemezdik. Tekstil öldü diyorlar. Sonra finans kuruluşları bunlara ters bakıyor.
Tekstilin yerine ne koyalım
* Sektördekiler aslında devletten destek görememekten, rekabet gücünü kaybetmekten şikayetçi. Devletin alması gereken tedbirler yok mu?
- Devletin de alması gereken tedbirler var. Neden tekstilde çok çalkantı oldu? 6 sene süren yüksek faiz düşük kur politikası nedeniyle. Yabancı 1 koyup faizle 2 aldı. Tekstilde kalkınmakta olan bir ülkeyiz. Uzakdoğu’da işçilik maliyeti 200-250 dolar, bizde 1000 dolar. İşsizlik ortamında iş bulamıyorlar. Ankara’da 60 gündür işçiler grev yapıyor. İş yoksa eline hiç para geçmiyor. İş olsa 500 liraya da çalışır. Madem işsizimiz var, bunu çözmeliyiz. Kur politikası çalışan maliyetini 2008’de 2001’e kıyasla 3 katına çıkardı. Fakat sattığımız ürüne böyle bir zam yapamadık. Tekstilde zor duruma geldik. Müşterinin istediği fiyatı tutturamıyoruz. Tekstilden çıkalım desek, bunun yerine ne koyacağız. Bu kadar işsiz olan bir ülkede… Türkiye kalkınacaksa sanayi ile üretim ile kalkınacak.
HÜRRİYET
.......................................

Haberin linki:

http://www.borsagundem.com/haber/oku/gundem/15384/gayrimenkul_ve_enerjide_10_milyar_$_ciro_yapacak

watermalon
16-02-2010, 11:29
TOFAŞ GELECEK 10 YLINI GARANTİYE ALDI
Koç Holding Şeref Başkanı Rahmi Koç, Tofaş’ın yaptığı anlaşmalar ile gelecek 10 yılını garantiye aldığını söyledi.

Yeni Doblo’nun bayi tanıtım toplantısında konuşan Koç, Tofaş’ın üç markaya birden üretim yapan Türkiye’deki ilk şirket olduğunun altını çizdi. ‘Take or pay-Al veya öde’ anlaşmasının da otomotivde ilk kez Tofaş tarafından yapıldığını söyleyen Koç, “Tofaş, gelecek 10 yılını garanti altına aldı. 2009’da tüm otomotiv ihracatının yüzde 27’sini gerçekleştirerek, kendi rekorunu da kırdı. En mühimi de her iki yılda bir yeni model sunabilecek güce gelmiş olmasıdır” dedi.
Marchionne’yi övdü
Ortağı İtalyan Fiat’a ve Fiat CEO’su Sergio Marchionne’yi de öven Koç, iflasın eşiğine gelmiş Fiat’ın yaşadığı krizi geride bırakıp, ABD otomotiv devi Chrysler’in kontrolünü ele almasının bir başarı öyküsü olduğunu söyledi. Koç, şunları söyledi: “Birkaç yıl önce, iflasın eşiğine gelmişti. Hangi grubun Fiat’ı satın alacağı konuşuluyordu. Oysa kuvvetli ve cesur bir idarecinin aldığı tedbirlerle sıkıntılarını geride bırakıp, kara geçtiği gibi krize rağmen en çok piyasa hissesi kazanan şirket ünvanını aldı. Birbirinden yeni modeller çıkararak, değişime ayak uydurdu ve durumunu pekiştirdi. Bu başarıda Fiat CEO’su Sergio Marchionne ve ekibinin büyük payı vardır. Geniş vizyonu sayesinde otomotiv tarihinin belki de en cesur adımını atarak Chrysler’e bir kuruş ödemeden sadece teknoloji ve yönetim katkısı karşılığı şirketin kontrolünü ele alarak krizi fırsata çevirdi.”

Yeni Doblo 22 bin 900 TL’ye satışta

TOFAŞ’ın 450 milyon Euro yatırımla ürettiği yeni Doblo, hem Combi hem Cargo ve binek otomobil ruhsatlı Panoroma karoser seçenekleriyle Türkiye’de de satışa sunuldu. Yeni Fiat Doblo’nun Cargo versiyonları 22 bin 900 TL’den, Combi versiyonları ise 26 bin 400 TL’den başlayan peşin indirimli anahtar teslim satış fiyatıyla bayilerdeki yerini aldı. Özel perakende müşterilerine yönelik yapılan ön satışta şimdiden 500 adetten fazla yeni Fiat Doblo sattıklarını dile getiren Fiat Marka Direktörü Okan Baş, “2010 yılının konforlu Doblo’nun olacağına inanıyoruz, sene sonuna kadar 25 bin adetten fazla yeni Fiat Doblo’yu müşterilerimizle buluşturmayı hedefliyoruz” dedi. Yeni Doblo, 1.4 litre 95 HP benzinli ve 1.3 litre 90 HP, 1.6 litre 105 HP ve 2.0 litre 135 HP’lik Multijet turbo dizel motor seçeneklerine sahip.
HÜRRİYET
..................................

http://www.borsagundem.com/haber/oku/gundem/15388/tofas_gelecek_10_ylini_garantiye_aldi

watermalon
16-02-2010, 11:35
TARIMIN FİNANSÖRLERİ TARIMI KONUŞTU
Ziraat Bankası Genel Müdürü Can Akın Çağlar, geçen yıl sonu itibariyle bankanın toplam kredi hacminin 36 milyar liraya ulaştığını, bu yıl için de yüzde 15 artış öngördüklerini bildirdi.
Ziraat Bankası Genel Müdürü Can Akın Çağlar, geçen yıl sonu itibariyle bankanın toplam kredi hacminin 36 milyar liraya ulaştığını, bu yıl için de yüzde 15 artış öngördüklerini bildirdi.

Active Akademi tarafından düzenlenen "Tarım Zirvesi"nin, öğleden sonra gerçekleştirilen "Tarımın Finanşörleri" başlıklı oturumunda konuşan Çağlar, tarım kredilerinde de geçen yıl sonu itibariyle 7,7 milyar liraya ulaştıklarını, bu yıl 9 milyar liraya çıkmayı hedeflediklerini açıkladı.

Tarım sektörüne yönelik 146 yıldır kredi kullandırdıklarını, 2003 yılında, kredi portföyünün "yüzde 25'inin tarım, yüzde 50'sinin bireysel, yüzde 25'inin de ticari" olması yönünde bir strateji belirlediklerini hatırlatan Çağlar, halen bu stratejiyi sürdürdüklerini kaydetti. Diğer bankaların da tarımın finansmanına girmesini, rekabet yaratması açısından "körükleyici ve sevindirici" bulduklarını ifade eden Çağlar, diğer bankaların tarım desteklerine ve sübvansiyonlu kredilere de aracılık etmesinden memnuniyet duyacaklarını, ancak bu konuda siyasi iradenin karar vermesi gerektiğini söyledi.

İşletmelerin "ölçek ekonomisi" boyutunda olmaması, çok küçük olmasının, tarımsal kredilerin kullandırımında önemli sorun oluşturduğuna işaret eden Çağlar, halen, Ziraat Bankası'nın tarımsal kredi kullandırdığı işletmelerin yüzde 89'unun 100 bin liranın altında kredi kullandığına dikkati çekerek, işletmelerin büyütülmesi, kooperatifleşmenin özendirilmesi için "Her Köy Bir Çiftçilik" ve "Küçük İşletme Kalmasın" projeleri uyguladıklarını, ayrıca, küçük ve orta boy tarımsal işletmeler ile kurumsal işletmelere yönelik "TOBİ" şubeleri devreye soktuklarını anlattı.

Önceden sadece tarımsal girdilerin finansmanı için kredi kullandırılırken, artık tohumun atılmasından ürünün pazarlanmasına kadar her aşama için kredi kullandırıldığını anlatan Çağlar, 2002'de toplam tarımsal kredilerin yüzde 5'i yatırım yüzde 30'u işletme kredisi iken, artık, yüzde 70 yatırım, yüzde 30 işletme kredisi hedeflediklerini açıkladı.

Geçen yıl sonu itibariyle 7,7 milyar liralık tarımsal kredi kullandırdıklarını, haftada 155 milyon lira kredi verdiklerini belirten Çağlar, şunları:

"2002'de tarımda kullandırılan kredilerin yüzde 62'si geri dönmezken; şimdi bu oran yüzde 2,4'e düştü. Sektör ortalaması olan yüzde 5,4'ün de altında. Bu, dikkatli kredi kullandırmanın sonucu. 30 yıl sonra ilk kez tarım sektörüne tek haneli faizle kredi kullandırıyoruz. Kredilerde vade 2 yılı ödemesiz 7 yıla çıktı. Bu yıl sonu itibariyle tarımsal kredi hacminde 9 milyar lirayı hedefliyoruz. Geçen yıl tarım kredilerinin sübvansiyonu için 445 milyon lira bütçe ödeneği konulurken, bu yıl bir miktar 530 milyon liraya çıktı."

"Finansal enstrümanların hepsi kötü değil"

Çiftçilerin "Kredi Garanti Fonu" ve tarımsal sigorta konusunda bilinçlendirilmesinin önemine işaret eden Çağlar, AB'den gelecek 3 yılda tarım için sağlanacak 1,3 milyar dolarlık kaynağın kullanımı açısından finans sektörüne, özellikle çiftçinin eğitimi konusunda önemli rol düştüğünü söyledi.

Tarım sektöründe de yeni finansman yöntemleri ve yeni finansman kuruluşları da gerektiğini belirten Ziraat Bankası Genel Müdürü Çağlar, şöyle konuştu:

"Ekonomik kriz nedeniyle sorun olarak görülen pek çok finansman aracının aslında birçok iyi yönü var. Almanya'da 1,2 trilyon kaynağa karşın finansman boyutu 7,5 trilyon avro düzeyinde. Aradaki fark, bu tür finansman araçları sayesinde karşılandı. Bütün finansman enstrümanları kötü değil. Finansman enstrümanlarının iyi yönleri değerlendirilerek, lisanslı depoculuk, ürünlerin menkul kıymetleştirilmesi gibi, tarım sektörü yeni finansman enstrümanları ile tanıştırılmalı. Sigorta bilinci geliştirilmeli."

Denizbank / Hakan Ateş

DenizBank Finansal Hizmetler Grubu Başkanı Hakan Ateş, toplantıda yaptığı konuşmada, geçen yıl sonu itibariyle tarımsal kredilerde 1,5 milyar liraya ulaştıklarını, toplam tarımsal kredilerde bankanın payının yüzde 10 olduğunu, 260 bin çiftçiyle de "çiftçi kartı" yoluyla hizmet götürdüklerini söyledi.

Türkiye'de halen 3 milyon çiftçinin 1 milyonunun banka ile tanışıklığının bulunmadığına, toplam krediler içinde tarımsal kredilerin payının yüzde 3,6 olduğuna işaret eden Ateş, işletmelerin küçüklüğünün, çiftçilerin kredi kullanmasını da önlediğini kaydetti. ABD'de tarım sektörüne 30 yıl vadeli kredi kredi kullandırılırken, Türkiye'de daha konut kredilerinde bile bu vadeye çıkılamadığını hatırlatan Ateş, banka olarak tarıma özel önem verdiklerini, 450 şubenin 215'inde tarım sektörüne hizmet sunulduğunu ve 200 ziraat mühendisi çalıştırdıklarını anlattı.

Bu yılki hedefleri hakkında da bilgi veren Ateş, halen çiftçilerin 8'de 1'ine ulaştıklarını, bu yıl bu oranı 4'te 1'e çıkarmayı, 500 bin çiftçiye ulaşmayı hedeflediklerini açıklarken, halen kredi portföyünün yüzde 9'unu tarıma ayırdıklarını, diğer kredilerde yüzde 20-25 büyüme öngörürken, tarım kredilerinde daha fazla büyüme öngördüklerini ve 2 milyar liraya ulaşmayı planladıklarını bildirdi.

Eximbank'ın ihracat kredilerini özel bankalar aracılığıyla kullandırdığını hatırlatan Ateş, ayrıca tarım desteklerine ve sübvansiyonlu kredilere de özel bankaların aracılık etmesinin sağlanmasını, tarım sektörünün yapısı nedeniyle, BDDK'nın, bu sektöre yönelik kredilerde ve kredi takibinde belli esneklikler sağlanmasını istediklerini söyledi.

Ateş, BDDK tarafından yeni düzenleme yapılması istenilen "çiftçi kartları" ile çok sayıda çiftçiyi bankacılık sektörü ile tanıştırdıklarını kaydetti.

"Tarım kredilerinde risk paylaşılmalı"

Şekerbank Genel Müdürü Meriç Uluşahin de çiftçilerin, ABD"de yüzde 18'inin, Almanya'da yüzde 20'sinin, Hollanda'da yüzde 22'sinin dış finansman kullandığını, ancak Türkiye'de bu oranın yüzde 6'da kaldığını belirtirken, "Çiftçilerin dış finansmana çok ihtiyacı var. Bunun için ortak strateji gerekli" dedi.

Hollanda'da tarımsal kredilere yönelik Tarım Garanti Fonu" bulunduğunu, sektöre yönelik kredilerdeki riskin devlet ve bankalar arasında paylaştırıldığını anlatan Uluşahin, Türkiye'de de bu uygulamaların teşvik edilmesini önerdi.

Banka olarak "Anadolu"ya ağırlık verdiklerini, tarım kredilerinde, İstanbul hariç, Anadolu'da en fazla kredi kullandıran banka olduklarını ifade eden Meriç Uluşahin, "Kaynaklarımızın yüzde 7'sini tarıma ayırdık. Son 2 yılda, yurt dışından sağladığımız 100 milyon avro kaynağın tarım sektöründe kullanılmasına sağladık. Tarıma yönelik uzun vadeli kredilerin verilmesi açısından yurt dışı kaynaklar çok önemli. Bundan sonra da bu konuda aktif olacağız. Ayrıca, teminatlandırmada, yörelere ve ürünlere yönelik farklılaştırma yapacağız. Mobil üniteler ve çiftçi kulüpleri ile daha fazla çiftçiye ulaşmayı öngörüyoruz" dedi.

Doğru ödeme planı yapılırsa tarımsal kredilerde geri dönmeme oranının daha düşük olduğuna işaret eden Uluşahin, sektörün şartları nedeniyle, krediler konusunda sektöre yönelik özel düzenleme yapılabileceğini kaydetti, ayrıca, sektöre yönelik teşvikler ve sübvansiyonlu kredilere özel bankaların da aracılık edebileceğini söyledi.

3 milyar lira kredi hedefi

Tarım Kredi Kooperatifleri Merkez Birliği Genel Müdürü Bedrettin Yıldırım, ABD'de 90 milyar dolar, AB'de 60 milyar avro olan tarım sektörüne yönelik destek bütçesinin Türkiye'de yetersiz olduğunu, ABD'de 15 bin dolar, AB'de 2500 dolar olan çiftçi başına desteğin ise Türkiye'de 189 dolarda kaldığını kaydetti. Tarım kredi kooperatiflerinin 1850 noktada 1,5 milyon çiftçiye ulaştığını, 2003-2009 döneminde 9,3 milyar lira tutarında kredi kullandırdığını, bunun yüzde 80'inin özkaynak olduğunu anlatan Yıldırım, artık ortakların ürünlerinin değerlendirilmesine de önem verdiklerini, bu amaçla büyük perakende mağazalar zincirleri ile de görüştüklerini açıkladı.

Yıldırım, 2009 yılı itibarıyla 2,5 milyar lira olan kredi hacmini, 2010 yılında 3 milyar liraya çıkarmayı öngördüklerini ve çiftçilerin her türlü girdi ihtiyacını karşılamayı hedeflediklerini bildirdi.
...................................

Haberin linki:

http://www.borsagundem.com/haber/oku/ekonomi/15231/tarimin_finansorleri_tarimi_konustu

watermalon
16-02-2010, 11:41
TEB İLE FORTİS BİRLEŞİYOR MU?
Fransız BNP’nin Türkiye’de hem Fortis’in hem de TEB’in ortağı olması iki bankanın birleşeceği beklentilerini son günlerde artırdı, hisseler prim yaptı.
Fransız BNP Paribas’nın, Fortis’in kontrol hisselerine sahip olmasının ardından Türkiye’de her iki bankaya ait ayrı ayrı faaliyet gösteren TEB ve Fortis’in birleşme beklentilerini artırdı.
Fortis hisseleri dün yüzde 9.04, TEB hisseleri de yüzde 9.75 yükseldi. TEB hisselerinin 3 işlem gününde yüzde 22.7, Fortis’in ise yüzde 14.5 prim yapması dikkat çekti.

Gizlilik anlaşması yapılmıştı
Uzmanlar, “İki bankanın birleşmesi için Fransız BNP’nin TEB’in Türk ortağı Çolakoğlu grubuyla görüşmeler yaptığı söyleniyor. Birleşme söylentileri hisselere prim yaptırıyor” yorumunda bulundu.
TEB ile Fortis, geçen yıl haziran ayında İMKB’ye, kurumsal yapılanma seçeneklerinin değerlendirilmesi amacıyla gizlilik anlaşması imzalandığını açıklamıştı. Bu haber, birleşme çalışmalarının başladığı yönünde yorumlanmıştı.
Belçika hükümeti, global kriz nedeniyle kurtarmaya konu olan Fortis Bank Belçika hisselerinin yüzde 75’ini 2009 Nisan ayında BNP Paribas’ya devretmişti. Fortis Bank Belçika yüzde 94.11 hisse ile Fortis Bank Türkiye’nin ana sermayedarı. Dolayısıyla, Türkiye’deki Fortis’te de BNP Paribas ana hissedar. BNP Paribas TEB’de de Çolakoğlu grubuyla 2005 yılından bu yana ortak.

Şubelerin konumu ele alındı
Yaklaşık 9 aydır sürdürülen değerlendirme çalışmalarında iki bankanın şubelerinin konumu, müşteri dökümleri gibi konuların ele alındığı belirtiliyor. Bankalar Birliği’nin verilerine göre, TEB’in 334 şubesi, Fortis’in de 297 şubesi bulunuyor. İki bankanın bazı yerlerde şubelerinin yan yana veya karşı karşıya olması birleşmenin nasıl yapılacağı konusundaki merakı artırıyor. Bu arada, dün Finansbank hisselerindeki yüzde 18.97’lik yükseliş de dikkat çekti.

AYFER YILDIZ / Milliyet
....................................

Haberin linki:

http://www.borsagundem.com/haber/oku/kulis/15452/teb_ile_fortis_birlesiyor_mu_

watermalon
16-02-2010, 11:41
TEB-FORTİS'İN ŞUBELERİNİ İKİ BANKA TALİP
TEB-Fortis birleşmesi için geri sayım sürerken, kapatılması planlanan şubelere iki sürpriz alıcı çıktı. Kulislerde Ziraat ve Özyeğin'in Millennium Bank'ının adı geçiyor
UFUK ŞANLI-SABAH
Fransız BNP Paribas, Belçika- Hollanda ortaklığındaki Fortis'i devraldı. Birleşme kapsamında Türkiye'deki Fortis Bank'ı da devralmaya hazırlanan BNP yönetimi, Türk ortağı TEB ile de önemli oranda anlaştı. Birleşme sürecini yönetmek için yurtdışından bir BNP yöneticisi tayin edilirken, gelişmeler her iki banka personeli tarafından da endişeyle takip ediliyor. Operasyon için geri sayım sürerken, her iki bankada da fırtına öncesi sessizlik hakim. Sessizliğin nedeni ise birleşmeyle iki bankanın toplam çalışan sayısı 11 bine, şube sayısı da 632'ye ulaşacak olması. Banka koridorlarında birleşme sonrasında bin 500 ila 2 bin civarında personelin işini kaybedebileceği konuşulurken, bir danışmanlık şirketi yöneticisinin "Yeni bankanın personel sayı Halkbank kadar olurken, aktif büyüklüğü Finansbank kadar olacak. Dolayısıyla bu orantısızlığı çözmenin yolu personel çıkarmaktan geçiyor" yorumu endişelerin çok da yersiz olmadığını gözler önüne seriyor.

BDDK YAKINDAN İZLİYOR
Gelişmeler BDDK tarafından da yakından izleniyor. Edinilen bilgilere göre üst kurul yönetimi BNP ve TEB yönetimine "Birleşmenin faturasını çalışanlara çıkarmayın" çağrısında bulundu. Ankara kulislerinde konuşulanlara göre üst kurulun ikazını dikkate alan banka yöneticileri de karşı bir hamle yaptı ve "O zaman müsaade edin bazı şubelerimizi içindeki personel ile birlikte yeni şube açmak isteyen bankalara satalım" önerisinde bulundu. Muhtemel alıcıların İstanbul'da büyüme kararı alan Ziraat ile Hüsnü Özyeğin'in yeni bankası Millennium Bank olduğu konuşuluyor. Ziraat'in 10-15 şube alabileceği dile getirilirken, Millennium Bank'ın 30-35 civarında şube alacağı ifade ediliyor. Yeni Para Dergisi'nin bu hafta yayımlanan sayısında yer alan bir haber de bu iddiaları güçlendiriyor. Derginin haberine göre Özyeğin halen 18 şubesi bulunan Millennium'u yaygın şubeli bir banka haline dönüştürmek için açığa çıkacak bazı şubeleri satın almayı planlıyor.

12 ildeki bankacılar rahat

Birleşme birçok bankacının uykularını kaçırırken, bu süreci çok da endişe etmeden izleyen bankacılar da var. BDDK verilerine göre iki bankanın 12 ilde sadece birer şubesi bulunuyor. Bu durum o illerde görev yapan bankacıları ciddi anlamda rahatlatıyor. İki bankanın şubelerinin kesişmediği iller ise şunlar: Burdur, Mardin, Niğde, Van, Karabük, Kastamonu, Erzincan, Artvin, Aksaray, Amasya, Osmaniye, Kütahya.

.................................

Haberin linki:

http://www.borsagundem.com/haber/oku/kulis/15451/tebfortisin_subelerini_iki_banka_talip

watermalon
16-02-2010, 11:57
GARANTİ YATIRIM'IN ÖNERDİĞİ 5 HİSSE
Şirket haberleri ve bilançolardan sonra öne çığkan şirketleri analiz eden uzmanlar, 5 hisse için al önerisinde bulundu
Şirket Haberleri
- Anadolu Efes (TUT): Anadolu Efes Almanya’ya ihraç ettiği 'Efes Pilsener' markasının performansını artırmak için iş modelini yeniden tanımladı. Yapılan düzenlemeler çerçevesinde satış ve dağıtım kanalında yapılan değişikliklerin yanısıra 'Efes Pilsener' markasını Einbecker Brauhaus AG adlı firma tarafından fason üretimi konusunda anlaşmaya varılmıştır.
Yorum: Şirket’in satışları içinde çok düşük paya sahip olan Almanya’da satılan Efes Pilsener’in yeni iş modelinin hisse üzerinde bir etki yaratmasını beklemiyoruz.

- Fortis (AL): Fortis vergi amaçlı hazırlanan finansallarında 2009 yılı karını yıllık bazda %23 daralmayla 111.2mn TL olarak açıkladı. Vergi amaçlı hazırlanan finansalların konsolide olmayan BDDK sonuçlarına oldukça yakın açıklanmasını bekliyoruz. Açıklanan net kar Fortis için 2009 sonu beklentimiz olan 106mn TL’nin biraz üzerindedir. Fortis’in net karı için piyasa beklentisi bulunmamaktadır. Banka 4Ç09’da karını çeyreksel bazda arttırarak 15mn TL net kar açıklamıştır (3Ç09 net karı: 0mn TL).
Bankanın net faiz gelirleri çeyreksel bazda %5 oranında artmış, ücret ve komisyon gelirleri ise %7 oranında daralmıştır. Karşılık giderleri ise 4Ç09’da çeyreksel bazda %83 daralarak 14mn TL olmuştur (Banka 3Ç09’da yakın izlemedeki kredileri için ihtiyati karşılık ayırmıştı). Faaliyet giderleri ise 3Ç09 seviyesine göre %5 oranında artmıştır. Banka 4Ç09’da 28mn TL net ticari zarar kaydetmiştir. BDDK finansalları açıklandığında finansalların detaylı analizini göndereceğiz.

- Halkbank (AL): Halkbank vergi amaçlı hazırlanan finansallarında 2009 yılı karını yıllık bazda %60 artışla 1,631mn TL olarak açıkladı. Vergi amaçlı hazırlanan finansalların konsolide olmayan BDDK sonuçlarına oldukça yakın açıklanmasını bekliyoruz. Bankanın 4Ç09 net karı 3Ç09 seviyesine paralel daralarak 424mn TL olmuştur. Açıklanan 4Ç09 net karı bizim net kar beklentimiz ve piyasanın beklentisi 400mn TL’nin hafif üzerindedir. Halkbank’ın, BDDK finansallarını Şubat’ın 3. yada 4. haftası açıklamasını bekliyoruz.
Bankanın net faiz gelirleri çeyreksel bazda %12 oranında artmış, ücret ve komisyon gelirleri ise %21 oranında artmıştır. Karşılık giderleri ise 4Ç09’da çeyreksel bazda %29 artarak 199mn TL olmuştur. Bunda bankanın takipteki kredileri için karşılık ayırma oranını arttırmasının etkili olduğunu düşünüyoruz. Faaliyet giderleri ise 3Ç09 seviyesine göre %4 oranında artmıştır. Banka 4Ç09’da 16mn TL ticari zarar kaydetmiştir. Diğer faaliyet gelirleri ise çeyreksel bazda %10 artarak 51mn TL olmuştur. BDDK finansalları açıklandığında finansalların detaylı analizini göndereceğiz.

- TAV (AL): Basında yer alan haberlere göre TAV Havalimanları’nın işlettiği İstanbul Atatürk Havalimanı'nda genişletme projesi kapsamında, 1250 araçlık açık otopark ve iç hatlarda üç yolcu köprüsü faaliyete başladı. Dış Hatlar’da da üç yeni yolcu köprüsü ve yiyecek-içecek ve duty free alanları ile yeni ofislerin yer aldığı ek terminal alanının ise şubat ayı sonuna kadar faaliyete geçmesi planlanıyor. Proje çerçevesinde, yiyecek içecek, duty free ve ofislerin yer aldığı 18 bin 770 metrekarelik ek terminal alanının yanı sıra Airport Otel’de ise 85 olan oda sayısı 130’a çıkarılmış olacak. Söz konusu proje ile İstanbul Atatürk Havalimanı’nda apron trafiğinin de rahatlatması beklenmekte.
Yorum: Şirket 36 milyon avroya mal olması beklenen projenin finansmanını daha önceden sağlamıştı. TAV Havalimanları oluşturulan yeni alanlardan elde edeceği gelirleri DHMİ ile paylaşacak. İstanbul Atatürk Havalimanı genişletme projesini Şirket değerlememizde dahil etmiştik. Haberlerin hisse üzerindeki etkisinin nötr olduğunu düşünüyoruz.

- Türk Telekom (TUT): Türk Telekom akşam 7 sabah 7 arasında 2 hafta sürecek bedava görüşme kampanyası başlattı. Türk Telekom daha önce de aynı kampanyayı abonelerine sunmuştu. Şirketin verdiği bilgiye göre kampanya bitiminde ses trafiğinde %24 artış görülmüş.
Yorum: Bu kampanya ile ses trafiğinin mobil hatlardan sabit hatlara kayacağını düşünüyoruz.

- Vakıfbank (AL): Vakıfbank vergi amaçlı hazırlanan finansallarında 2009 yılı karını yıllık bazda %66 artışla 1,251mn TL olarak açıkladı. Vergi amaçlı hazırlanan finansalların konsolide olmayan BDDK sonuçlarına oldukça yakın açıklanmasını bekliyoruz. Bankanın 4Ç09’da karı çeyreksel bazda %10 daralarak 310mn TL olmuştur. Açıklanan 4Ç09 net karı bizim net kar beklentimiz 310mn TL ile uyumlu, piyasanın beklentisi 296mn TL’nin ise hafif üzerindedir. Vakıfbank, BDDK finansallarını 18 Şubat’ta açıklayacaktır.
Bankanın net faiz gelirleri çeyreksel bazda %2 oranında daralmış, ücret ve komisyon gelirleri ise %5 oranında daralmıştır. Karşılık giderleri ise 4Ç09’da çeyreksel bazda %16 daralarak 245mn TL olmuştur. Faaliyet giderleri ise 3Ç09 seviyesine göre %9 oranında artmıştır. Banka 4Ç09’da 29mn TL net ticari kar kaydetmiştir. Diğer faaliyet gelirleri ise çeyreksel bazda %62 artarak 139mn TL olmuştur. BDDK finansalları açıklandığında finansalların detaylı analizini göndereceğiz.

- YKB (TUT): YKB vergi amaçlı hazırlanan finansallarında 2009 yılı karını yıllık bazda %30 artışla 1,355mn TL olarak açıkladı. Vergi amaçlı hazırlanan finansalların konsolide olmayan BDDK sonuçlarına oldukça yakın açıklanmasını bekliyoruz. Bankanın 4Ç09’da net karı çeyreksel bazda %44 daralarak 155mn TL olmuştur. Açıklanan 4Ç09 net karı bizim net kar beklentimiz ve piyasanın beklentisi 260mn TL’nin oldukça altındadır. YKB’nin, BDDK finansallarını Mart’ın ilk haftasında açıklamasını bekliyoruz.
Bankanın net faiz gelirleri çeyreksel bazda %6 oranında daralmış, ücret ve komisyon gelirleri ise %13 oranında artmıştır. Karşılık giderleri ise 4Ç09’da çeyreksel bazda %4 artarak 437mn TL olmuştur. Bunda bankanın takipteki kredileri için karşılık ayırma oranını arttırmasının etkili olduğunu düşünüyoruz. Faaliyet giderleri ise 3Ç09 seviyesine göre %16 oranında artmıştır. Banka 4Ç09’da 3mn TL ticari zarar kaydetmiştir. Diğer faaliyet gelirleri ise çeyreksel bazda %72 daralarak 9mn TL olmuştur. BDDK finansalları açıklandığında finansalların detaylı analizini göndereceğiz.

4Ç09 Kar Açıklamaları
- İş Bankası (AL)


Saygılarımızla,
Garanti Yatırım Araştırma
.......................................

Haberin linki:

http://www.borsagundem.com/haber/oku/oneri/15480/garanti_yatirimin_onerdigi_5_hisse

watermalon
16-02-2010, 12:45
İşadamları arsa topluyor Paylaş 16 Şubat 2010

İstanbul’da Basın Ekspres Yolu ile Mahmutbey Köprüsü arasında kalan bölüm, Merkezi İş Alanı (MİA) bölgesi ilan edildikten sonra adeta uçuşa geçti.


Ekonomist Dergisi'nden Okhan Şentürk'ün haberine göre, ticari gayrimenkul açısından çok gelişen bölge için ‘Yeni bir Maslak doğuyor ’ tanımlaması yapılıyor. MİA bölgesinde Türkiye’nin önde gelen büyük grupları dışında birçok tanınmış işadamının da zamanın da arsa topladığı anlaşılıyor.

Çok değil daha 15 yıl önce çimenlik olan bir yerden söz ediyoruz. Daha yeni hizmete giren TEM’in hemen yanı başındaydı. Şehrin plancıları, 1995'te bölgenin turizm ve medya açısından değerlendirilmesini öngördü. Böylece altyapısı buna göre inşa edildi. Bölge geniş, parseller büyüktü. Fabrika inşa etmeye de alışveriş merkezine de uygundu.

Zamanla boş arsalar, ofis ve fabrika binaları ile dolmaya başladı ve burada hızla binalar yükseldi. Neticede, bugün bölgede artık üzerine bina kurmak için neredeyse satın alınabilecek bir arsa kalmadı. Boş olan yerlerin hepsi için, mülk sahiplerinin projeleri var; kimse arsasını satmayı düşünmüyor.

Belki tahmin ettiniz; İstanbul'un en önemli iş merkezlerinden biri haline gelen Atatürk Havalimanı’nı TEM’e bağlayan Basın Ekspres Yolu, özellikle de Mahmutbey köyüve çevresinden söz ediyoruz…

Son yıllarda çehresini yenilemeye de başlayan ve ticari gayrimenkul açısından çok gelişen bölge için ‘Yeni bir Maslak doğuyor’ tanımlaması yapılıyor. Basın Ekspres Yolu ve çevresinin en büyük avantajı, hiç kuşkusuz havaalanına yakınlığı ve ana yolların arasında yer alması.
2004 yılı öncesindeki imar planlarında imalat ve satış mağazalarının kurulması öngörülen yolun her iki tarafında şimdilerde otel, alışveriş merkezi (AVM) ve rezidans projeleri yükseliyor. Basın Ekspres Yolu ile Mahmutbey Köprüsü arasında kalan bölüm ise Merkezi İş Alanı (MİA) bölgesi ilan edildi. Bu bölgede de şimdilerde çok katlı modern plazalar yükseliyor.

Satılık arsa kalmadı

MİA bölgesi, bugün arsa metrekare fiyatlarında en yüksek değeri olan ana arteri konumuna geldi. Bölgedeki gayrimenkul piyasası son dönemde oldukça hareketli. MİA bölgesinde birkaç yıl öncesine kadar metrekaresi bin dolardan satılan arsalara bugün bin 200 ila 2 bin dolar arasında bir fiyat isteniyor. Bölge, birçok büyük şirket tarafından büyüteç altına alınmış durumda. Birçok şirketin bölgedeki plazalarda yer aradığı belirtiliyor.

MİA bölgesi, yaklaşık 600 bin metrekarelik bir alan üzerinde yer alıyor. Bölgede bin ila 6 bin metrekare arasında yaklaşık 120 arsa yer alıyor. Bu arsaların 20-30’unda imar problemi olduğuna işaret eden, Re/Max Arasta Gayrimenkul Danışmanlık AŞ Genel Müdürü Fuat Menteşeli, bölgede satışta beş-altı parselin olduğunu, bunların dışında arsa olmadığını vurguluyor.

Kimlerin arsası var?

MİA bölgesinde Türkiye’nin önde gelen büyük grupları dışında birçok tanınmış işadamının arsası da yer alıyor. Bu isimlerin başında da Haznedar Refrakter’in sahibi olan Yalım ve Zekai Erez kardeşler geliyor.

Erezler’in bölgede 3 bin 200 metrekare büyüklüğünde bir arsası bulunuyor. Erez Ailesi’nin dışında genel merkezini 2008 yılında bölgeye taşıyan Altınbaş Holding’in de yaklaşık 17 bin metre büyüklüğünde arsası buluyor. Bölgede arsa yatırımı yapan bir diğer ünlü isim ise Kütahya ve Güral Porselen’in sahibi Güral Ailesi.

Gürallar’ın bölgede 2 bin 500 metrekare büyüklüğünde bir arsası bulunuyor. Yine bölgeye ilgi duyan Polat İnşaat’ın ise burada 6 bin metrekare büyüklüğünde bir arsası var. Polat İnşaat önümüzdeki dönemde bu arsa üzerinde bir otel yatırımı planlıyor.

Arsa toplayan isimler

İkitelli’ye Ziggurat Kulesi geliyor
MİA bölgesinde otel yatırımı planlayan gruplardan birisi ide Bodrum'da Gardens of Babylon projesine imza atan Çakırlar Şirketler Grubu. Çakırlar Şirketler Grubu, bölgede Babil'in Asma Bahçeleri'ndeki Ziggurat Kulesi’nden esinlenerek, bir otel ve rezidans projesi planlıyor. 20 dönümlük arazi üzerinde yaklaşık 60 milyon dolara mal olması beklenen projeye bu yılın sonunda başlanması planlanıyor.

Projeyi gerçekleştirecekleri arsanın ortakları Selim Tekdirlik’e ait olduğunu belirten Çakırlar Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Recai Çakır, proje hakkında şu bilgileri verdi:
“Projeyi gerçekleştireceğimiz arazi, Basın Ekspres Yolu’nun parelinde 212 İstanbul AVM’nin sırasında yer alıyor. Bu arazi üzerinde 70 bin metrekare inşaat yapabilme izni yer alıyor. Bununla birlikte Bağcılar Belediyesi bu hatta 17 kat izni verirken, Ağaoğlu’nun rezidans projesine ise 36 kat imar izni veriyor. İşte bu prosedürleri çözersek, inşaata sanırım bu yılın sonunda başlarız.”

Bölgedeki emlakçılar, satılık arsaların neredeyse bir elin parmağını geçmediği MİA bölgesinde, son birkaç yıldır arsa toplayanların da olduğunu ifade ediyor. Bu isimlerin başında Anavatan Partisi (ANAP) eski genel başkanlarından Erkan Mumcu’nun kardeşi Mustafa Mumcu’nun geldiği öne sürülüyor. Mustafa Mumcu’nun ortağı ile birlikte bölgede 5 bin 599 metrekare arsa satın aldığı öne sürülüyor.

Yine bölgede arsa toplayan bir diğer isimin ise Fenerbahçe Spor Kulübü eski yöneticilerinden olan Dinamik Yapı Yönetim Kurulu Başkanı Vefa Küçük olduğu söyleniyor. Bölgedeki emlakçıların iddiasına göre Küçük, son dönemde buradan yaklaşık 3 bin metrekare büyüklüğünde arazi toplamış.

Bölge otel yatırımcısını da cezbediyor

Havaalanına ve fuar merkezlerine yakınlığı nedeniyle alışveriş merkezlerinin ve ünlü mağazaların rağbet ettiği MİA bölgesinde otel yatırımı için de birçok şirket harekete geçmiş durumda.

Bölgenin ilk otel yatırımı, Denk Turizm'in hayata geçirdiği Holiday Inn Airport North oldu. Basın Ekspres Yolu’nun TEM’ile birleştiği noktada yer alan bu otel, 2008 yılında hizmete açıldı. 20 milyon Euro’ya mal olan Holliday Inn Airport-Nort, 327 yatak kapasitesine sahip. Bölgede şu anda beş yıldızlı iki otelin yapımı devam ediyor. Bunlardan birisi Scooter ayakkabı markasının sahibi Macro Ayakkabı’nın gerçekleştirdiği 'Quantum International' isimli otel. 5 bin metrekare alan üzerine inşa edilmekte olan otel, 5 yıldızlı olacak. 280 odalı ve 560 yatak kapasitesine sahip otelin, 25-30 milyon dolara mal olacağı ve 2012 yılında faaliyete geçeceği belirtiliyor.

Yine MİA bölgesinde bir diğer beş yıldızlı otel projesini ise İstanbul Toptancılar Çarşısı (İSTOÇ) yönetimi gerçekleştiriyor. TEM otoyolunun kenarında İSTOÇ Çarşısı’nın yanında gerçekleştirilen projenin adı İSTOÇ Saray. 38 kattan oluşacak 80 milyon dolara mal olması planlanan İSTOÇ Saray projesinin içerisinde beş yıldızlı bir otel yer alacak.

Merkezi İş Alanı(MİA) Bölgesinde kimin ne kadar arsası var?

İsim Arsa miktarı(m2)
Erez Ailesi 3200
Ortaş Madencilik(Temel Apdik) 26800
Aytim Tekstil 3830
Altınbaş Holding 17000
Hira Tekstil 2500
Ramazan Zengin 35000
Güral Ailesi (Kütahya Porselen) 2500
Polat İnşaat 6000
Tanrıverdi Holding 9600
Bayram Ali Aslan(İÇDAŞ) 7500
Tekiner Kırtasiye 4800
Mas Büro Malzemeleri 2000
Selim Tekdirlik 20000

...........................................

Haberin linki:

http://www.hurriyet.com.tr/ekonomi/13805909.asp?gid=229

watermalon
16-02-2010, 22:02
Gross: Büyüme neredeyse oraya gidin
16.02.2010 10:10:57 Son Güncelleme:16.02.2010 10:10:57 finanstrend.com

Pimco CEO'su Bill Gross, Ocak'ta elindeki dolar bazlı olmayan gelişmiş ülke tahvillerini bir kez daha artırdı.

Tahvillerin miktarı yüzde 16'dan yüzde 18'e çıkarıldı. Bu, 2004'dne bu yana kaydedilen en yüksek oran. Fon nakit varlıklarını yüzde 8'den yüzde 9'e çıkararak üçüncü defa yükseltmiş oldu. Devlet tahvilleri yüzde 31'den yüzde31'e indi.

Gross, yatırımcıların Çin, Hindistan ve brezilya gibi daha az kaldıraçlı fırsatlar aramasını önerdi

"Büyüme neredeyse oraya gidin." diyen Gross tahvil yatırımcılarının ülke borcu seviyelerinin düşük olduğu yerlere yönelmelerini tavsiye etti.

.............................................

Haberin linki:

http://www.finanstrend.com/haber/48541/Gross:-Büyüme-neredeyse-oraya-gidin

watermalon
16-02-2010, 22:05
Obama yönetimi nükleer enerjiye teşvik sağlayacak
16.02.2010 08:58:57 Son Güncelleme:16.02.2010 08:58:57 finanstrend.com

ABD'de nükleer enerji kullanımını artırarak gaz emisyonlarını azaltmayı hedefleyen Obama yönetimi nükleer enerji sektörüne teşvikler sağlayacak.

Ajanslara bilgi veren bir Obama yönetimi yetkilisi, bugün Southern Co'ya 2 nükleer reaktör inşası için 8.3 milyar dolar kredi sağlanacağını belirti.

Nükleer reaktörlerin 2016-2017'de hizmet vermesi hedefleniyor.
.................................................. ....

Haberin linki:

http://www.finanstrend.com/haber/48528/Obama-yönetimi-nükleer-enerjiye-teşvik-sağlayacak

watermalon
16-02-2010, 22:09
İran'dan sonra Türkiye de nükleer silah yapar
16.02.2010 21:09:15 Son Güncelleme:16.02.2010 21:16:36 finanstrend.com

İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu, İran nükleer silahlara sahip olursa, Mısır, İran ve Suudi Arabistan'ın da onu izleyeceğini söyledi.

Moskova'da temaslarda bulunan İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu, İran nükleer silaha sahip olursa Türkiye'nin de nükleer güce sahip olacağını ileri sürdü.

Jerusalem Post gazetesinin haberine göre, İran'a yeni yaptırımları ele almak üzere Moskova'ya resmi bir ziyaret gerçekleştirilen İsrail Başbakanı Netanyahu, eşiyle birlikte gittiği bir restoranda Yunanistan Başbakanı Yorgo Papandreu'ya rastladı.

Netanyahu, yemek sırasında İran'la yaşanan nükleer krizi gündeme getirdi ve İran'ın nükleer silahlara sahip olması durumunda bunu Türkiye, Mısır ve Suudi Arabistan'ın da takip edeceğini ileri sürdü.
Jerusalem Post, Netanyahu'nun bu sözlerle Papandreu'yu İran konusunda harekete geçirmeyi amaçladığını yazdı.
.......................................

Haberin linki:

http://www.finanstrend.com/haber/48599/İran'dan-sonra-Türkiye-de-nükleer-silah-yapar

watermalon
16-02-2010, 22:11
İş Bankası için tavsiyeler
16.02.2010 09:43:24 Son Güncelleme:16.02.2010 16:43:21 finanstrend.com

İş Bankası için tavsiyeler:

OYAK YATIRIM (ENDEKSİN ÜZERİNDE GETİRİ; HEDEF FİYAT: 7.8 TL)

İş Bankası güçlü bir çeyrek geçirdi... Kredilerdeki büyümeye rağmen dördüncü çeyrekte net kar gelirleri baskı altında kaldı. Ancak takipteki alacakların tahsilatındaki artış ve karşılıklardaki azalma, bankanın 478mnTL'lik tahminlerin üzerinde, 569mnTL çeyreksel net kar yazmasını sağladı.

Bir çeyrekte daha sağlam marjlar... İş Bankası bu çeyrekte konut kredilerini çeyreksel olarak %10 arttırarak, tüketici kredilerinde istediğinde ciddi sıçrama yapabileceğini gösterdi. Banka konut kredilerindeki pazar payını 30baz puan arttırarak %9.6'ya ulaştı. Ancak aynı başarıyı ihtiyaç kredileri ve kredi kartlarında gösteremedi.

İş Bankası, benzer bankalar arasında en düşük krediler/mevduatlar rasyosuna sahip... İş Bankası mevduatlarda, Ziraat Bankası'ndan sonra, %14.4 ile en yüksek pazar payına sahip. Banka yerli para cinsinden %75 krediler/mevduatlar oranına sahip. Vadesiz mevduat oranı ise %16.4 ile piyasadaki en yüksek oran. Yabancı para cinsinden krediler/mevduatlar oranı ise %58.5 ile sektörün en düşük oranı olurken; birçoğunun yerli bankalar tarafından finanse edilecek proje finansmanları için bankaya büyük bir avantaj sağlıyor.

Menkul kıymetler son çeyrekte %17 büyüdü... Bono portföyündeki çeyreksel %21.8'lik artış dikkat çekici.

Net kar marjı son çeyrekte güçlü kalmaya devam etti...

Konut kredilerindeki başarılı artış, komisyon gelirlerini destekledi... İş Bankası son çeyrekte komisyon gelirlerini %9 arttırmayı başardı. Kontrollü personel ve personel dışı giderler, maliyetler/gelirler rasyosunun %34'e kadar gerilemesini sağladı. Buna rağmen komisyonların operasyonel giderleri karşılama oranı hala %46.5 gibi geliştireilmesi gereken bir seviyede seyrediyor.

Düşük karşılıklar ve takipteki alacakların tahsilatlarındaki artış sayesinde banka muhtemel riskler için bu çeyrekte de 112mnTL'lik karşılık ayırabildi... Banka yıl içerisinde takibe düşen alacakların %50'sini tahsil etmeyi başardı.

Özsermaye getirisi 20%... Banka için ENDEKSİN ÜZERİNDE GETİRİ tavisyemizi ve 7.80 TL hedef fiyatımız tutuyoruz. Banka 201 çarpanlarınla 6.5x F/K ve 1.3x F/DD ile işlem görüyor.

CITI (TUT; HEDEF FİYAT: 6.95 TL)

Hayal kırıklığı yaatan 3Ç sonuçlarından - kar hanesinide gelir gücünü yansıtmada başarısız olmuştu- sonra 4Ç09 sonuçları İş Bankası için daha umut verici. TUT/Orta Risk (2M) tavsiyemizi sürdürüyoruz.

DEUTSCHE BANK (TUT; HEDEF FİYAT: 6.60 TL)

TUT tavsiyemizi sürdürüyoruz 6.6 olan hedef fiyatımız %8 artş potansiyeline işaret ediyor. Banka 2010T düzenlenmiş F/DD 1.3x ve F/K 7.9x çarpanlarında işlem görüyor, EMEA (AVRUPA, ORTADOĞU VE AFRİKA) ortalamaları ise 1.6x ve 10.6x.

HSBC (ENDEKSİN ÜZERİNDE GETİRİ; HEDEF FİYAT: 8.40 TL)

İş Bankası beklentilerin üzerinde 4Ç sonuçları açıkladı. Buna göre bankanın net karı geçen yıla göre 4Ç'de yaklaşık iki kat artış göstererek 569 milyon TL oldu ve piyasa beklentisi olan 478 milyon TL ve HSBC beklentisi olan 521 milyon TL'nin üzerinde gerçekleşti. Net Faiz Geliri geçen yıla göre %35 artış göstererek 1,282m TL oldu ve HSBC beklentisinin %7 üzerinde gerçekleşti. Net ücret ve komisyon gelirleri %8 büyürken faaliyet giderleri %4 düşüş gösterdi. Piyasa beklentilerden daha iyi gelen sonuçlara olumlu yanıt verebilir.

EFG İSTANBUL (UZUN DÖNEM İÇİN AL; KISA DÖNEM İÇİN ENDEKSE PARALEL GETİRİ; HEDEF FİYAT: 7.97 TL)

Ekonomik toparlanmanın kilit tetikleyecisi olan KOBİ bankacılığında rekabetçi tavrı ve cazip değerlemesine bağlı olarak İş Bankası için AL tavsiyemizi koruyoruz.

MERRILL LYNCH (AL; HEDEF FİYAT: 8.75)

Güçlü sonuçlara bağlı olarak 2010 net gelir tahminimizi %9 ve 2011 %3 artırıyoruz. Hedef fiyatımızı da 8.5 TL'den 8.75 TL'ye çıkartıyoruz. %48 artış potansiyeli öngörüyoruz.

GOLDMAN SACHS (ENDEKSE PARALEL GETİRİ)

Hacim büyümesi hızlanmış olsa da banka, net faiz marjı beklentimizin 10 baz puan altında kaldığından güçlü yeniden fiyatlandırma baskısı altında kaldı.

Varlık kalitesi karmaşık trendler çizdi.

Takipteki alacaklar rasyosu yüzde 6.05'den yüzde 5.42'ye geriledi. Endekse Paralel Getiri tavsiye ediyoruz.

GLOBAL MENKUL (TUT; HEDEF FİYAT: 7.30 TL)

İş Bankası, 4. çeyrek finansal sonuçlarında, piyasa beklentisi olan TL478mn bir hayli üzerinde ve TL569mn kar açıkladı. Açıklanan kar rakamı bizim beklentimiz olan TL539mn ise hafif üzerinde kalıyor. Bankanın net ücret ve kambiyo gelirleri özellikle de kredilerde sağlanan büyüme ile beklentinin üzerinde artış gerçekleştirdi. Ek olarak kambiyo karlarında bir önceki çeyreğe göre güçlü artış yaşandı ve karlılık olumlu etkilendi. Menkul kıymetler ve mevduat çeyreksel bazda 18% ve 4% büyürken kredilerde 2009 başından beri ilk defa ve 5% büyüme yaşandı. 2010 yılı için mevduat ve kredilerde 15% ve 16% artış öngörüyoruz.

Bankanın takipteki krediler için ayrılan karşılıkları büyük oranda azalarak karlılığı olumlu yönde etkiledi. Bankanın 3. çeyrek itibarıyla 6.1% olan takipteki krediler rasyosu 4. çeyrekte 70 puan azalarak 5.4%'e düştü. Bankanın takipteki kredilerden yaptığı güçlü tahsilatlar ve satış işlemi bu düşüşte büyük rol oynadı.

Türk banka hisselerinde yaşanmakta olan fiyat hareketleri incelendiğinde, İş Bankası'nın 2009 yılsonundan itibaren getirisinin IMKB'nin 1% üzerinde olduğu gözlemlenmektedir. Banka için 1 yıllık hedef fiyatımız TL7.30 olup, 16% artış potansiyeli bulunmaktadır. Banka için Tut tavsiyemizi sürdürüyoruz.

İş Bankası için hisse değerleme ve tahminlerimizi, finansal piyasaların mevcut durumu ve makro ekonomik beklentilerimize paralel olarak güncellediğimizde, bankanın, 2010 tahmini F/K oranı 7.2, F/DD oranı 1.23, 2011 tahmini F/K oranı 5.6, F/DD oranı ise 1.00 olmaktadır.
...........................................

Haberin linki:

http://www.finanstrend.com/haber/48536/İş-Bankası-için-tavsiyeler

watermalon
16-02-2010, 22:13
Tüpraş için tavsiyeler
16.02.2010 09:50:51 Son Güncelleme:16.02.2010 10:33:57 finanstrend.com

Tüpraş için tavsiyeler:

HSBC (ENDEKSİN ÜZERİNDE GETİRİ; HEDEF FİYAT 36.00 TL)

Tüpraş, vergi amaçlı mali tablolarında beklentilerin üzerinde sonuçlar açıkladı. Şirketin 4Ç net karı 3Ç'ye göre %4 artışla 144 milyon TL'ye, esas faaliyet karı ise %14 artışla 259 milyon TL'ye yükseldi. Şirketin mevsimsel olarak düşen talebe rağmen rafineri operasyonlarından kaynaklanan faaliyet karını artırmasını olumlu bir gelişme olarak görüyoruz. Şirket net rafineri marjı 3Ç'de varil başına 1.87 dolardan 4Ç'de 3.05 dolara yükseldi. Beklentilerin üzerinde 4Ç sonuçlarının ve yüksek temettü beklentisinin hisse üzerinde kısa ve orta vadede olumlu etki yaratmasını bekliyoruz.

FİNANS YATIRIM (ENDEKSİN ÜZERİNDE GETİRİ; HEDEF FİYAT: 40 TL)

Geçen yıl Tüpraş 1 Nisan 2009'da hisse başına 2.3 TL temettü dağıttı, bunun 0.8 TL'si rezervlerden ve 1.5 TL'si dağıtılabilir gelirden oluştu. Bu da 2008 vergi bazlı net gelirde yaklaşık %92 temettü ödemesi anlamına geliyor. Eğer Tüpraş bu yıl da aynı politikayı uygularsa 2010'da hisse başına yaklaşık 2.3 TL temettü dağıtacaktır, bu da 2.9 TL olan tahminimizin aşağısında ve %8 temettü kazancına işaret ediyor.
.................................................. .......

Haberin linki:

http://www.finanstrend.com/haber/48537/Tüpraş-için-tavsiyeler

watermalon
16-02-2010, 22:15
HSBC Yatırım: Şirket haberleri
16.02.2010 09:53:09 Son Güncelleme:16.02.2010 10:32:47 finanstrend.com

HSBC Yatırım yayınladığı raporunda şirket haberlerine yer verdi. Ayrıntılar şöyle:

PPK toplantısında politika değişikliği beklenmiyor

Hazine dün düzenlediği iki ihalede piyasalardan 7 milyar TL borçlandı

İşsizlik oranı Kasım'da %13.1 ile beklentilerin altında kaldı

Akçansa 95 milyon TL vergi amaçlı vergi öncesi kar açıkladı. Bu rakam geçen yılki 96 milyon TL'nin ve HSBC'nin yılsonu VÖK tahmini olan 100 milyon TL'nin altında kaldı. [AKCNS.IS; Mevcut Fiyat: 7.20 TL, Hedef Fiyat: 7.50 TL, Endekse Paralel Getiri]

Çimsa 110 milyon TL vergi amaçlı vergi öncesi kar açıkladı. Bu rakam geçen yılki 79 milyon TL'nin oldukça üzerinde gerçekleşirken HSBC'nin yılsonu VÖK tahmini olan 95 milyon TL'nin de üzerinde geldi. [CIMSA.IS; Mevcut Fiyat: 7.70 TL, Hedef Fiyat: 8.00 TL, Endekse Paralel Getiri]

Erdemir vergi amaçlı hazırlanan 4Ç tablolarında toparlanma görülüyor. Şirketin net satışları 3Ç'ye göre %16 artışla 1.1 milyar TL olarak gerçekleşirken, esas faaliyet karı 3Ç'de 66 milyon TL zarardan 4Ç'de 44 milyon TL kara dönüştü. Şirketin vergi öncesi karı ise 141 milyon TL ile 3Ç'deki 104 milyon zararın ardından olumlu bir gelişmeye olarak gözüküyor. Her ne kadar bu sonuçların 9 Nisan tarihine kadar açıklanması beklenen UFRS sonuçları ile farklı olabileceği göz önüne alınsa da, açıklamanın şirket açısından bir toparlanmaya işaret ettiğini düşünüyoruz. [EREGL.IS; Mevcut Fiyat: 4.26 TL, Hedef Fiyat: 5.50 TL, Endeksin Üzerinde Getiri]
...........................................

Haberin linki:

http://www.finanstrend.com/haber/48538/HSBC-Yatırım:-Şirket-haberleri

Gata
16-02-2010, 22:16
GARANTİ YATIRIM'IN ÖNERDİĞİ 5 HİSSE
Şirket haberleri ve bilançolardan sonra öne çığkan şirketleri analiz eden uzmanlar, 5 hisse için al önerisinde bulundu
Şirket Haberleri
- Anadolu Efes (TUT): Anadolu Efes Almanya’ya ihraç ettiği 'Efes Pilsener' markasının performansını artırmak için iş modelini yeniden tanımladı. Yapılan düzenlemeler çerçevesinde satış ve dağıtım kanalında yapılan değişikliklerin yanısıra 'Efes Pilsener' markasını Einbecker Brauhaus AG adlı firma tarafından fason üretimi konusunda anlaşmaya varılmıştır.
Yorum: Şirket’in satışları içinde çok düşük paya sahip olan Almanya’da satılan Efes Pilsener’in yeni iş modelinin hisse üzerinde bir etki yaratmasını beklemiyoruz.

- Fortis (AL): Fortis vergi amaçlı hazırlanan finansallarında 2009 yılı karını yıllık bazda %23 daralmayla 111.2mn TL olarak açıkladı. Vergi amaçlı hazırlanan finansalların konsolide olmayan BDDK sonuçlarına oldukça yakın açıklanmasını bekliyoruz. Açıklanan net kar Fortis için 2009 sonu beklentimiz olan 106mn TL’nin biraz üzerindedir. Fortis’in net karı için piyasa beklentisi bulunmamaktadır. Banka 4Ç09’da karını çeyreksel bazda arttırarak 15mn TL net kar açıklamıştır (3Ç09 net karı: 0mn TL).
Bankanın net faiz gelirleri çeyreksel bazda %5 oranında artmış, ücret ve komisyon gelirleri ise %7 oranında daralmıştır. Karşılık giderleri ise 4Ç09’da çeyreksel bazda %83 daralarak 14mn TL olmuştur (Banka 3Ç09’da yakın izlemedeki kredileri için ihtiyati karşılık ayırmıştı). Faaliyet giderleri ise 3Ç09 seviyesine göre %5 oranında artmıştır. Banka 4Ç09’da 28mn TL net ticari zarar kaydetmiştir. BDDK finansalları açıklandığında finansalların detaylı analizini göndereceğiz.

- Halkbank (AL): Halkbank vergi amaçlı hazırlanan finansallarında 2009 yılı karını yıllık bazda %60 artışla 1,631mn TL olarak açıkladı. Vergi amaçlı hazırlanan finansalların konsolide olmayan BDDK sonuçlarına oldukça yakın açıklanmasını bekliyoruz. Bankanın 4Ç09 net karı 3Ç09 seviyesine paralel daralarak 424mn TL olmuştur. Açıklanan 4Ç09 net karı bizim net kar beklentimiz ve piyasanın beklentisi 400mn TL’nin hafif üzerindedir. Halkbank’ın, BDDK finansallarını Şubat’ın 3. yada 4. haftası açıklamasını bekliyoruz.
Bankanın net faiz gelirleri çeyreksel bazda %12 oranında artmış, ücret ve komisyon gelirleri ise %21 oranında artmıştır. Karşılık giderleri ise 4Ç09’da çeyreksel bazda %29 artarak 199mn TL olmuştur. Bunda bankanın takipteki kredileri için karşılık ayırma oranını arttırmasının etkili olduğunu düşünüyoruz. Faaliyet giderleri ise 3Ç09 seviyesine göre %4 oranında artmıştır. Banka 4Ç09’da 16mn TL ticari zarar kaydetmiştir. Diğer faaliyet gelirleri ise çeyreksel bazda %10 artarak 51mn TL olmuştur. BDDK finansalları açıklandığında finansalların detaylı analizini göndereceğiz.

- TAV (AL): Basında yer alan haberlere göre TAV Havalimanları’nın işlettiği İstanbul Atatürk Havalimanı'nda genişletme projesi kapsamında, 1250 araçlık açık otopark ve iç hatlarda üç yolcu köprüsü faaliyete başladı. Dış Hatlar’da da üç yeni yolcu köprüsü ve yiyecek-içecek ve duty free alanları ile yeni ofislerin yer aldığı ek terminal alanının ise şubat ayı sonuna kadar faaliyete geçmesi planlanıyor. Proje çerçevesinde, yiyecek içecek, duty free ve ofislerin yer aldığı 18 bin 770 metrekarelik ek terminal alanının yanı sıra Airport Otel’de ise 85 olan oda sayısı 130’a çıkarılmış olacak. Söz konusu proje ile İstanbul Atatürk Havalimanı’nda apron trafiğinin de rahatlatması beklenmekte.
Yorum: Şirket 36 milyon avroya mal olması beklenen projenin finansmanını daha önceden sağlamıştı. TAV Havalimanları oluşturulan yeni alanlardan elde edeceği gelirleri DHMİ ile paylaşacak. İstanbul Atatürk Havalimanı genişletme projesini Şirket değerlememizde dahil etmiştik. Haberlerin hisse üzerindeki etkisinin nötr olduğunu düşünüyoruz.

- Türk Telekom (TUT): Türk Telekom akşam 7 sabah 7 arasında 2 hafta sürecek bedava görüşme kampanyası başlattı. Türk Telekom daha önce de aynı kampanyayı abonelerine sunmuştu. Şirketin verdiği bilgiye göre kampanya bitiminde ses trafiğinde %24 artış görülmüş.
Yorum: Bu kampanya ile ses trafiğinin mobil hatlardan sabit hatlara kayacağını düşünüyoruz.

- Vakıfbank (AL): Vakıfbank vergi amaçlı hazırlanan finansallarında 2009 yılı karını yıllık bazda %66 artışla 1,251mn TL olarak açıkladı. Vergi amaçlı hazırlanan finansalların konsolide olmayan BDDK sonuçlarına oldukça yakın açıklanmasını bekliyoruz. Bankanın 4Ç09’da karı çeyreksel bazda %10 daralarak 310mn TL olmuştur. Açıklanan 4Ç09 net karı bizim net kar beklentimiz 310mn TL ile uyumlu, piyasanın beklentisi 296mn TL’nin ise hafif üzerindedir. Vakıfbank, BDDK finansallarını 18 Şubat’ta açıklayacaktır.
Bankanın net faiz gelirleri çeyreksel bazda %2 oranında daralmış, ücret ve komisyon gelirleri ise %5 oranında daralmıştır. Karşılık giderleri ise 4Ç09’da çeyreksel bazda %16 daralarak 245mn TL olmuştur. Faaliyet giderleri ise 3Ç09 seviyesine göre %9 oranında artmıştır. Banka 4Ç09’da 29mn TL net ticari kar kaydetmiştir. Diğer faaliyet gelirleri ise çeyreksel bazda %62 artarak 139mn TL olmuştur. BDDK finansalları açıklandığında finansalların detaylı analizini göndereceğiz.

- YKB (TUT): YKB vergi amaçlı hazırlanan finansallarında 2009 yılı karını yıllık bazda %30 artışla 1,355mn TL olarak açıkladı. Vergi amaçlı hazırlanan finansalların konsolide olmayan BDDK sonuçlarına oldukça yakın açıklanmasını bekliyoruz. Bankanın 4Ç09’da net karı çeyreksel bazda %44 daralarak 155mn TL olmuştur. Açıklanan 4Ç09 net karı bizim net kar beklentimiz ve piyasanın beklentisi 260mn TL’nin oldukça altındadır. YKB’nin, BDDK finansallarını Mart’ın ilk haftasında açıklamasını bekliyoruz.
Bankanın net faiz gelirleri çeyreksel bazda %6 oranında daralmış, ücret ve komisyon gelirleri ise %13 oranında artmıştır. Karşılık giderleri ise 4Ç09’da çeyreksel bazda %4 artarak 437mn TL olmuştur. Bunda bankanın takipteki kredileri için karşılık ayırma oranını arttırmasının etkili olduğunu düşünüyoruz. Faaliyet giderleri ise 3Ç09 seviyesine göre %16 oranında artmıştır. Banka 4Ç09’da 3mn TL ticari zarar kaydetmiştir. Diğer faaliyet gelirleri ise çeyreksel bazda %72 daralarak 9mn TL olmuştur. BDDK finansalları açıklandığında finansalların detaylı analizini göndereceğiz.

4Ç09 Kar Açıklamaları
- İş Bankası (AL)


Saygılarımızla,
Garanti Yatırım Araştırma
.......................................

Haberin linki:

http://www.borsagundem.com/haber/oku/oneri/15480/garanti_yatirimin_onerdigi_5_hisse

Arkadaşlar YKBNK 12 aylık bilanço açıklandı mı ??

watermalon
16-02-2010, 22:20
Efes, büyük oyunculardan gelen satınalma tekliflerini reddetti
16.02.2010 12:10:44 Son Güncelleme:16.02.2010 13:30:46 finanstrend.com

Türkiye'nin baskın bira şirketi Anadolu Efes Biracılık, şirketin
satın alma hedefi haline gelebileceği spekülasyonları kapsamında,
bazı büyük oyunculardan gelen satın alma tekliflerini reddetiğini
bildirdi.

Efes Biracılık Grubu Başkanı Alejandro Jimenez, Bloomberg'e
yaptığı açıklamada, "Tüm birıcılık faaliyetlerimize ve Rusya birimine
ayrı teklifler aldık. Büyük oyuncuların bize bakmalarını tahmin
edebilirsiniz ancak açıkçası henüz bunun için hazır değiliz, onlara
söylediğimiz bu" dedi.

Ortadaki durumun bunu yapmak zorunda olup olmadıkları değil bunu
isteyip istemedikleri olduğunu anlatan yönetici, "Biz bağımsız kalmak
istiyoruz" şeklinde konuştu.
.................................................. ....

Haberin linki:

http://www.finanstrend.com/haber/48555/Efes,-büyük-oyunculardan-gelen-satınalma-tekliflerini-reddetti

watermalon
16-02-2010, 22:23
52.800´e doğru harekette satış öneriyoruz
16.02.2010 09:45:36 - ARZU ODABAŞI finanstrend.com

2009 yılı ilk çeyreğinden itibaren daralma hızı azalan AB bölgesinin, 4. çeyrekte daralma sürecinin durması bir diğer ifade ile sıfır civarında bir büyüme açıklaması bekleniyordu, gerçeklesen veri çeyreksel bazda %0,1 olurken 2008 yılının 4. çeyreğine göre %-2,1 olmuştur. AB bölgesinin içinde bulunduğu ekonomik süreci bir kez daha gözler önüne çıkarmıştır. Alınan ve alınmaya devam eden önlemlerin artik 2010 yılı ilk çeyreğinde cevap verme olasılığının yüksek olduğunu ve 2010 yılı 2. çeyreğiyle birlikte AB bölgesinin sıfırın hemen üzerinde bir büyüme sürecine girebileceğini düşünmekteyiz. Bu durumda paritenin azalan trend içinde seyretme ve yılın son çeyreği civarında gelişmekte olan ülkelerin ekonomik aktivitelerinin de rayına oturma olasılığının yüksek olduğunu tahmin ediyoruz.

Endeks trendinde ise olası 52.800'e (22 günlük ort.) hareketlerde satışa yönelinmesini tavsiye ediyoruz.
..........................................

Haberin linki:

http://www.finanstrend.com/yazar/1397/52.800'e-doğru-harekette-satış-öneriyoruz

watermalon
16-02-2010, 22:27
Yapı Kredi Bankası için değerlendirmeler
16.02.2010 10:08:09 Son Güncelleme:16.02.2010 10:35:08 finanstrend.com

Yapı Kredi Bankası için değerlendirmeler:

İŞ YATIRIM (AL; HEDEF FİYAT: 4.26 TL)

Yapı ve Kredi Bank vergi dairesine verdiği finansallarında TL1,355mn net kar açıkladı. Genellikle vergi ve BDDK'ya göre hazırlanmış bilançolardaki kar rakamları arasında fark bulunmuyor. Açıklanan kar rakamı bizim beklentimiz olan TL1,453 ve piyasa beklentisi olan TL1,463'ün bir miktar altında gerçekleşmiş gözüküyor. Kar-zarar tablosunu incelediğimizde sapmanın daha çok alım-satım (trading) karları, geçmiş yıl takiplerden provizyon iptallerini içerien diğer gelir kalemi ve beklentilerin altında kalan temettü gelirlerinden kaynaklandığı görülüyor. Bunun dışında net fazi geliri, komisyon gelirleri gibi kalemlerdeki güçlü görünüm son çeyrektede korunmuş. Banka sonuçlarını açıklayınca daha detaylı bir analizimizi yayınlayacağız.

OYAK YATIRIM (ENDEKSİN ALTINDA GETİRİ; HEDEF FİYAT: 3.46 TL)

Yapı Kredi Bank vergi dairesine sunulan finansallarda 2009 yılı karını 1,355mnTL olarak açıkladı... Bu rakam 4. çeyrek net karın 155mnTL olduğuna işaret ediyor. Bankaların vergi dairesine bildirdikleri bilanço rakamları ile UFRS sonuçları oldukça indikatif sonuçlar vermekte olduğu için bu rakamların piyasa beklentisi olan 263mnTL ve bizim beklentimiz olan 235mnTL'nin altında kaldığını söyleyebiliriz. Beklentilerin altında kalan net karın ana nedeninin beklentilerimizin üzerinde ayrılan provizyonlar olduğunu görüyoruz.
..........................................

Haberin linki:

http://www.finanstrend.com/haber/48540/Yapı-Kredi-Bankası-için-değerlendirmeler

Gata
16-02-2010, 22:30
Teşekkür ederim WaterMelon

watermalon
16-02-2010, 23:21
İttifak'tan sonra Kombassan da Borsa'ya girmeye hazırlanıyor

Konya merkezli İttifak Holding'den sonra Anadolu sermayesiyle kurulan Kombassan da halka arza hazırlanıyor.

76 bin ortaklı Kombassan'da yeni yönetim hedef büyüttü. Ortaklar tarafından 2007 yılı Eylül'ünde yapılan seçimli genel kurulda eski yönetimin tasfiyesi ile getirilen yeni yönetim, kısa bir süre içerisinde Borsa'ya açılmayı hedefliyor. Konjonktürel sebeplerin ve baskıların etkisiyle yönetim zafiyetine giren, bu nedenlerle önemli ölçüde güç kaybeden Kombassan, özellikle bankalara olan borçlarının büyük bir kısmını ödedi. Kısa bir süre daha ortaklarından sabır isteyen yönetim kurulu, 'amacımız birkaç yıl içinde hem Borsa'ya açılmak hem de kâr payı dağıtmak' açıklamasında bulunuyor.

Anadolu sermayesinin öncü gruplarından biri olarak 1989 yılında Konya da kurulan ve halen 30 ayrı şirketi ile birçok sektörde faaliyetlerini sürdüren Kombassan'da önemli gelişmeler yaşanıyor. İki yıl önce yapılan genel kurulun ardından göreve gelen yeni yönetim önce zarar eden şirketleri elden çıkardı. Bazı şirketleri yeniden revize ederek banka borçlarının büyük kısmını da ödedi. Dünyada yaşanan ekonomik krize rağmen iyi bir çizgi yakalayan holding, Sermaye Piyasası Kurulu (SPK)'ya müracaat ederek Borsa'ya açılmak istediğini duyurdu. Kombassan en geç 2 yıl içinde Borsa'da işlem görecek şirketler arasına katılacak. Kombassan Holding Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ahmet Şan, kötü günlerin geride kaldığını söyledi. Uzun süredir sessizliklerini koruduklarını, sadece işleri yoluna koymak için samimi bir şekilde uğraş verdiklerini anlatan Ahmet Şan, ortakların içini rahatlatacak açıklamalarda bulundu. Başta bazı holding ve şirketlerin sermayelerinin renklere ayrılmasının kendilerine büyük zarar verdiğine dikkat çekti. Ahmet Şan, 13 yıldan bugüne yaşadıklarını şöyle ifade etti: "Türkiye, sermayenin farklı renklere ayrılma süreciyle birlikte zor dönemler geçirdi. Özellikle bizim gibi Anadolu insanının iyi niyetlerle kurduğu şirketler ve holdingler üzerindeki baskı ve karalamalar, birçoğunun batmasına neden oldu. Tabii bizim yöneticilerimizin de çok büyük hataları oldu. Bu dönemde birçok şirket mağdur edildi. Bu mağduriyetten biz de nasibimizi aldık." dedi. ZAMAN

.................................................. ..........

Haberin linki:

http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=950389&title=ittifaktan-sonra-kombassan-da-borsaya-girmeye-hazirlaniyor

candam
16-02-2010, 23:37
3 aylık için güzel bilanço BAGFS'tan gelir.

watermalon
17-02-2010, 10:47
16.02.2010


BASIN BÜLTENİ

GEDİK YATIRIM – PTT İŞBİRLİĞİ,
BORSAYI ANADOLU’YA TAŞIYOR.

16 Şubat 2010 tarihinde, PTT Müzesi’nde gerçekleştirilen basın toplantısı ile duyurulan, ülkemizin en yaygın hizmet ağına sahip, köklü kuruluşlarından “PTT” ve Türkiye’nin en büyük aracı kurumlarından “Gedik Yatırım”ın işbirliği ile, Anadolu’da yaşayan tasarruf sahipleri de, büyük şehirlerde yaşayanlar kadar kolay borsaya girebilecek ve tüm yatırım seçenekleri ile kapsamlı hizmet alabilecekler.

Tasarruf sahipleri, borsada işlem yapabilmeleri için gereken evrakları tüm PTT Merkezlerinden edinebilecek, doldurdukları bu evrakları PTT aracılığı ile ücretsiz olarak Gedik Yatırım’a ulaştırabilecek, para yatırma ve çekme işlemlerini PTT üzerinden masrafsız olarak gerçekleştirebilecekler.

Bu işbirliği kapsamında, Anadolu’daki yatırımcılara hizmet vermek üzere Gedik Yatırım bünyesinde Ankara’da kurulan Özel İşlem Merkezi’ne 0 800 314 0 435 numaralı ücretsiz hattan ulaşabilecek olan yatırımcılar, hem ihtiyaç duydukları konularda bilgi sahibi olabilecek hem de telefonla görüşme bedeli ödemeden tüm yatırım işlemlerini yapabilecekler.

PTT Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Sn. Osman TURAL açıklamasında, “PTT olarak, ülkemizin saygın ve önde gelen aracı kurumlarından Gedik Yatırım ile işbirliğine gidiyoruz. İlk kez bir aracı kurum ile gerçekleştirdiğimiz bu işbirliği, Türk Sermaye Piyasası’nın gelişmesine ve iki kuruma olduğu kadar, müşterilerimize de faydalı olacaktır. PTT olarak ülkemizin dört bir yanında bulunan, otomasyon sistemine açık 4000’e yakın işyerinin olduğu bir ağa sahibiz. Hiçbir bankanın olmadığı 1200’e yakın yerleşim biriminde faaliyet gösteriyoruz. Nüfusumuzun %17’si her ay PTT’ye uğruyor, işlemlerini PTT aracılığı ile gerçekleştiriyor. Bu işbirliği, Gedik Yatırım ile çalışmak isteyen müşterilere, PTT’nin sahip olduğu yaygın işyeri ağı sayesinde, aracı kurumlarına artık daha kolay ulaşabilme imkanını da sağlayacak. Dolayısıyla PTT, Gedik Yatırım ile müşterileri arasında adeta bir köprü görevini üstlenmiş olacaktır. PTT olarak bu işbirliği ile yeni müşterilere, yeni hizmetler sunmak ve hizmetlerimize bir yenisini ilave ediyor olmaktan büyük bir onur duyuyoruz.” dedi.

GEDİK Yatırım Menkul Değerler A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Sn. Erhan TOPAÇ açıklamasında, “Aracı kurumların, banka acenteleri dışında Türkiye genelinde sadece 194 şube ve irtibat bürosu bulunuyor. Bunun büyük bir çoğunluğu da 10 büyük kent merkezinde yer alıyor. Türkiye’nin yaklaşık 40 şehir merkezi ve 850 ilçesinde aracı kurum bulunmuyor. Bu nedenle tasarruf sahiplerinin % 65’inin sermaye piyasası araçlarına ulaşma ve nitelikli finansal hizmet alma imkanı maalesef bulunmamakta. PTT - Gedik Yatırım işbirliği ile artık Türkiye’nin her noktasındaki tasarruf sahipleri, borsaya yatırım yapabilecek, Gedik Yatırım’ın sunduğu tüm finansal ürünlerden yararlanabilecek.


Sermaye piyasalarımızda yatırımcı tabanını genişletmek ve Borsalarımızı Türkiye’nin her noktasına taşıyabilmek amacıyla, ülkemizin en yaygın hizmet ağına sahip köklü kurumlarından PTT ve GEDİK Yatırım olarak, büyük heyecan duyduğumuz bir işbirliğine başlıyoruz. Bu işbirliğinin, üstlendiği misyon ile sermaye piyasalarımıza önemli katkı sağlayacağına inanıyoruz.” dedi.

169 yıllık tecrübesi, tamamı birbine on-line olarak bağlı 4 bin hizmet noktası, 37.000 çalışanı ile Türkiye’nin en köklü ve en geniş hizmet ağına sahip kuruluşu olan PTT, 137 kurum ile imzaladığı 164 protokolde yer alan tüm hizmetleri halkın ayağına götürmektedir. Aylık ortalama işlem sayısı 20 milyondan fazla olan PTT, bankaların bulunmadığı 33 ilçe, 1002 belde ve 144 köy olmak üzere 1179 yerleşim yerine de hizmet götürme ayrıcalığına sahiptir.

Gedik Holding’in bir kuruluşu olarak 20 yıldır Sermaye Piyasalarında faaliyet gösteren Gedik Yatırım; 30.000’i bulan aktif yatırımcı sayısı, 23 şubesi ve tümü acentesi olan Millennium Bank şubeleri ile banka kökenli olmayan aracı kurumlar arasında; yaygın çalışma konusunda ve 2009 yılı konsolide verilere göre hisse senedi ile vadeli işlemler hacminde ilk sırada yer almaktadır. Türkiye’de, ISO 9001 Kalite Güvence Belgesi’ni alan ilk aracı kurum olan Gedik Yatırım, çalışmalarını Toplam Kalite anlayışı ile sürdürmektedir.





İletişim;
Deniz DÜZGÜN ÖZER
GEDİK Yatırım, Kurumsal İletişim Müdürü
0216. 453 00 00 / 1221
deniz@gedik.com

.......................................

Haberin linki:

http://www.gedik.com/icerik-dosyalari/file/BASIN%20BULTENI.doc

watermalon
17-02-2010, 10:51
TURKCELL BÖYLE YAŞAYAMAZ
KONGREYE katılan Turkcell yöneticileri son dönemdeki gelişmeleri Türk gazetecilere değerlendirdi. Turkcell Genel Müdürü Süreyya Ciliv, geçen hafta yüzde 52 indirilen arabağlantı (operatörlerin birbirlerine verdiği hizmetten aldığı ücret) kararlarıyla ilgili olarak, kararın sektör oyuncularına danışılmamasından ve çok kısa sürede sürpriz şekilde alınmasından yakındı.
Ciliv, sabit hatta arabağlantı ücretlerinde 2 yıldır hiç değişiklik yapılmamasının kafalarda soru işareti yarattığını belirten Ciliv "Fiyatların zorla düşürülmesi iş dünyasında çok kabul edilebilir bir durum değil. Arabağlantı ücretlerinde indirim sektörün kârlılığını etkileyecek. Çünkü maliyetlerinizin altında kalırsanız çok fazla yaşayamazsınız. Biz bir marka yarattık, 8 ülkede varız. Şimdi sıfıra yakın veya altında satışa zorlanmamız endişe verici. Bu şartlarda bu şirket çok fazla yaşayamaz" dedi. İndirim kararını gazetelerden öğrendiklerinin, bu tip kararların sektörle birlikte alınması gerektiğinin altını çizen Ciliv şöyle devam etti: "Yabancı ülkelerde regülasyon böyle önemli kararlardan önce sektörle konuşuyor. Biz ise fiyatları yayımlandıktan sonra öğrendik ve bizim için sürpriz oldu. Bizi dinleyip karar verseler daha iyi olurdu. Ama yine de güzel bir gelişme var; önceden geriye dönük bu kararlar alınırdı. Şimdi hiç olmazsa 2 ay önceden haber veriyorlar. Hükümetin doğru şekilde anlatılırsa doğru kararlar aldığını biliyoruz. Kararın yanlış olduğunu anlatacağız."

YÖNETİM ENDİŞELİ
Ciliv, indirimin bu yılki yatırım planlarını gözden geçirmelerine neden olacağını belirterek, "Geçen yıl lisans bedeli hariç 2 milyar doların üzerinde yatırım yaptık. Gelir elde ettiğimiz ara bağlantı ücretlerinin aniden düşmesi iş yapmayı kolaylaştırmıyor. İndirim yönetim kurulumuzda endişeye neden oldu. Bu yıl da geçen yıl seviyesinde yatırım planlarımız vardı ancak yeni fiyatlardan sonra tüm yatırım planlarımızı gözden geçireceğiz. Gelirlerin ciddi şekilde düşmesi yüzünden bütün yatırımlarız yeniden değerlendireceğiz" diye konuştu.
......................................

Haberin linki:

http://www.borsagundem.com/haber/oku/manset/15551/turkcell_boyle_yasayamaz

watermalon
17-02-2010, 10:53
RAN LOJİSTİK YABANCI ORTAKLA GÖRÜŞÜYOR
Ran Lojistik Yönetim Kurulu Başkanı Ramiz Benli, deniz ve havayolu taşımacılığında faaliyet gösteren ABD'li bir şirketle ortaklık görüşmelerinin son aşamaya geldiğini açıkladı
Ran Lojistik Yönetim Kurulu Başkanı Ramiz Benli, deniz ve havayolu taşımacılığında faaliyet gösteren ABD'li bir şirketle ortaklık görüşmelerinin son aşamaya geldiğini, rüzgar türbinlerinin taşınması ve montajı alanında bir şirketle de yüzde 50 ortaklık yapmayı planladıklarını açıkladı.
Ran Lojistik, 2009 yılının Ekim ayında hisselerini halka arz ederek, İMKB'de yılın tek halka arzını gerçekleştirmişti.
Reuters ile söyleşisinde Benli, "Ran Lojistik'in altında, deniz ve havayolu taşımacılığında yeni bir oluşum yapıyoruz. İsmi Ran Air & Sea olacak. ABD'li 7,000 çalışanı olan bir şirket ile ortaklık yapma durumumuz söz konusu. Ortaklık oranında değişiklik olabilir. Kararlarını Mart sonunda verecekler. Ortaklık yaptığımız anda 80 ülkede faaliyet gösterme durumu var" dedi.
Benli, yeni şirketin cirosunun Ran Lojistik'in üzerine çıkabileceğini belirtti.
Ran Lojistik CFO'su Bülent Görer de, deniz ve hava taşımacılığının Ran Lojistik cirosunun yüzde 1.5'ini oluşturduğunu belirtti ve ekledi: "Yüzde 5'in altındaki ciro katkısı bulunan taşıma yollarımızı başka bir şirket altında büyütmeyi hedefliyoruz."
Benli ayrıca, rüzgar tribünlerinin taşınması, vinç hizmetleri ve montajı alanında bir şirketle yüzde 50 ortaklık düşünüldüğünü söylerken, "Dünyada ilk üçte yer alan bir firma. Teklif onlardan geldi. Rüzgar türbinlerinde A'dan Z'ye hizmet veriyor. Yeni bir şirket kuracağız" dedi.

GYO ŞİRKETİYLE HALKA ARZ PLANI
Gayrimenkul yatırımlarını, bağlı ortaklıkları DTC Taşımacılık altında yapacaklarını söyleyen Benli, "Ofis, depo, antrepo yatırımları bu şirketin altında olacak. Şirketin ismini değiştirerek 3-4 sene içerisinde halka açmayı planlıyoruz" diye konuştu.
.......................................

Haberin linki:

http://www.borsagundem.com/haber/oku/kulis/15220/ran_lojistik_yabanci_ortakla_gorusuyor_

watermalon
17-02-2010, 10:54
ŞİŞECAM RUSYA'DA FABRİKA KURUYOR
Şişecam Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Kırman, Kazan'da kurulacak fabrika için anlaşma noktasına geldiklerini, yönetimin kendilerinde olacağını söyledi
ŞİŞECAM Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Kırman, Fransız Saint Gobain ile Rusya Kazan'da otocam fabrikası kurmak için süren görüşmelerin de tamamlanma aşamasına geldiğini söyledi. "Rusya Kazan'da Alabuga Serbest Ticaret Bölgesi'nde Saint Gobain ile otocam fabrikası kurulması ile ilgili anlaşma yapma noktasına gelindi" diyen Kırman, "Saint Gobain ile Mısır'daki ortaklıkta yönetim onlardaydı, Rusya'daki fabrikada ise bizde olacak" diye konuştu. Şişecam Yönetim Kurulu Başkanı Kırman, Saint-Gobain ile Mısır'da ortak düzcam üretimine ise mayıs veya haziran ayında başlamayı planladıklarını söyledi. Kırman, Irak'taki mevcut bir cam fabrikasının alınması yönündeki fizibilite çalışmalarıyla ilgili olarak ise, Irak pazarının Şişecam'ın Ortadoğu'ya olan ilgisiyle bağlantılı olarak değerlendirilecek pazarlar arasında yer aldığını, ancak şu aşamada güvenlik, yatırım ortamı ve hukuki altyapı ile ilgili eksikler nedeniyle Irak'ı izlemeye aldıklarını ifade etti. Şişecam'ın iştiraki Trakya Cam, nisan ayında da Saint Gobain ile Mısır'da düzcam faaliyetlerini ortaklaşa geliştirme kararı alarak, niyet anlaşması imzalamış, aralık ayında da Saint Gobain ile yerel yatırımcı Mansour Maghraby Investment&Development'ın ortaklığında bulunan Saint Gobain Glass Egypt şirketine yüzde 14.87 oranında iştirak etme kararı almıştı. Kırman, soda sanayisine yönelik yatırım planlarının da sonuçlanma aşamasında olduğunu belirterek, "Soda sanayisine yönelik çalışmalarımız sürüyor. Mısır'da 500 -600 bin ton soda üretim tesisi gündemde" dedi.

Kırman: 2010 yılı üretim hedefimiz 3.5 milyon ton

KIRMAN, küresel kriz nedeniyle 2009'da ciddi bir talep daralması yaşandığına dikkat çekerek, "2009 hedefimiz üretimde 3.3 milyon tona ulaşmaktı. Ancak yılı 2.7 milyon ton üretimle sonlandırdık. Bu da bir önceki yıla göre yüzde 20'ler civarında gerilemeye işaret ediyor. Bunun ciroda etki yaratması söz konusu olacaktır" dedi ve ekledi: "2010 için ise 3.5 milyon ton üretim planlıyoruz."
SABAH
...................................

Haberin linki:

http://www.borsagundem.com/haber/oku/kulis/15541/sisecam_rusyada_fabrika_kuruyor

watermalon
17-02-2010, 10:56
İNGİLİZ SPK'SINDAN KARAMEHMET'İN CEO'SUNA REKOR CEZA
İngiltere finans sektörü denetleme kuruluşu FSA, aralarında Çukurova Grubu'na bağlı Genel Enerji'nin CEO'su Mehmet Sepil'in de bulunduğu üç Türk yöneticiye piyasayı kötüye kullandıkları gerekçesiyle 1.16 milyon sterlin ceza verdiğini açıkladı.
FSA tarafından yapılan açıklamada, Sepil'in Heritage Oil hisselerinde yaptığı işlemler sebebiyle 967,005 sterlin cezaya çarptırıldığı ve bunun kuruluş tarihinde özel kişilere verilen en büyük ceza olduğu belirtildi.

Genel Enerji ile Heritage Oil, geçen Haziran'da birleşmek için bağlayıcı olmayan bir anlaşma yapmış, ancak Kasım'da birleşmeden vazgeçilmişti.

Genel Enerji'nin Kuzey Irak'ta ikisi petrol üretilen saha olmak üzere toplam 7 adet ruhsatı bulunuyor.

SEPİL: HUKUKİ KISITLAMADAN HABERDAR DEĞİLDİK
Mehmet Sepil yaptığı yazılı açıklamada şunları kaydetti: "Geçtiğimiz yıl Genel Enerji yöneticilerinden Levent Akça , Murat Özgül ve şahsım tarafından Londra borsasında işlem gören Heritage Oil Plc. (Heritage) hisseleri ile ilgili alım satım işlemleri yapılmıştır.

FSA tarafından yapılan basın açıklamasında, ne şahsım ne Murat Özgül ne de Levent Akça tarafından piyasa istismarına yönelik bir niyet içinde bulunulmadığı açıkça ifade edilmektedir. Söz konusu hisse alım satımları, ilgili ülkedeki hukuki kısıtlamalardan haberdar olunmadan yapılmıştır. Buna rağmen bahsedilen işlemleri yapmış olmaktan dolayı üzüntü duymaktayız.

Genel Enerji hukuk danışmanlarının uyarısı üzerine, hisse alım satımıyla ilgili olarak tarafımızca FSA’e gönüllü olarak başvuruda bulunulmuştur. Ayrıca araştırmanın her safhasında FSA ile işbirliğinde bulunulmuş ve ilk fırsatta elde edilen kârın geri verilmesi teklif edilmiştir."

CEZA GETİREN ALIM SATIM SÜRECİ
FSA'nın internet sitesinde yer alan açıklamada ise hisse alım satım süreci hakkında bilgi verildi. Açıklamada, Genel Enerji ve Heritage Oil'in Kuzey Irak'ta bulunan Miran sahasında petrol arama çalışmaları için 31 Mart 2009'da ortaklık kurdukları ve 17 Nisan ile 3 Mayıs tarihleri arasında sahadaki arama çalışmaları hakkında kamuya açık olmayan bilgilerin günlük olarak Genel Enerji ile paylaşıldığı kaydedildi.

Açıklamaya göre Sepil, Özgül ve Akça 4 Mayıs'ta katıldıkları ve olumlu arama sonuçları hakkında bilgi aldıkları bir dizi toplantının ardından ertesi gün aracı kurumlar vasıtasıyla Heritage Oil hissesi aldı.

Üç yönetici, Heritage tarafından Miran sahasında büyük miktarda petrol bulunduğuna yönelik 6 Mayıs'ta yapılan açıklamanın ardından yüzde 25 civarında değer kazanan hisseleri satarak kâr etti.

FSA, söz konusu işlemin gerçekleşmesinin üç ay ardından Sepil, Özgül ve Akça'nın kuruluş ile kendi istekleriyle irtibat kurdukları ve konu hakkındaki pişmanlıklarını dile getirdikleri açıkladı. Kuruluşun cezayı belirlerken yöneticilerin işbirliğinde bulunmasını ve elde ettikleri kârı iade etme tekliflerini göz önüne aldı.
.................................................. ........

Haberin linki:

http://www.borsagundem.com/haber/oku/kulis/15503/ingiliz_spksindan_karamehmetin_ceosuna_rekor_ceza

watermalon
17-02-2010, 10:59
BAŞKENT HİSSELERİNDE KİM İŞLEM YAPIYOR?
Bir günde gelen alımlarla tek bir isim şirketin yüzde 41'ini ele geçirdi. Dün elindeki hisselerin bir kısmını sattı... Peki kim bu oyuncu?
Başkant Yatırım Ortaklığı son dönemde yapılan işlemlerle dikkatleri üzerine topluyor. Erdem Yücel isimli bir oyuncu önceki gün şirketin yüzde 41'ini borsadan topladı. Dün bir miktar sattıysa da payı yüzde 33 seviyelerinde... Peki kim bu oyuncu... Kulislerde Erdem Yücel ismi Galip Öztürk ile ilişkilendiriliyor...

..................................................

Haberin linki:

http://www.borsagundem.com/haber/oku/kulis/15249/baskent_hisselerinde_kim_islem_yapiyor

watermalon
17-02-2010, 11:04
POLONEZ BANVİT'E RAKİP OLUYOR
Banvit'in kırmızı et sektörüne girmesinden sonra Polonez de piliç sektörüne yöneldi. Polonez, dana-piliç ve dana-hindi karışımlı ürünlerle işlenmiş beyaz et alanına girecek. Yeni bir marka yaratacak olan Polonez, sucuk, salam, jambon ve füme ette düşük kalorili ürün üretimine de ağırlık verecek.
POLONEZ, yeni bir markayla işlenmiş beyaz et alanına da girmeye hazırlanıyor. Bu ürünlerin dana-piliç ve dana-hindi karışımı şeklinde olacağını söyleyen Polonez Pazarlama Direktörü Andaç Gürsoy, “Polonez’in kırmızı etteki kalitesini beyaz et ürünlerinde de aynen koruyacağız. Bu karışımlarda dana eti yüzde 60-70 oranlarının altında kalmayacak” dedi. 2010’un et ürünleri piyasası için soru işaretleriyle dolu bir yıl olacağına dikkat çeken Günsoy, “Agresif bir büyüme yaklaşımı içinde değiliz. Kırmızı et ürünlerinde mevcudu korurken, beyaz ette yeni bir marka ile tüketicinin karşısına çıkacağız ve zincir mağazalara yönelik özel markalı ürünlerde de (private label) daha fazla yoğunlaşacağız. Bir anlamda 2010’da üçlü bir strateji ile gideceğiz” diye konuştu.

Türkiye’de et fiyatlarının çok yüksek olduğunu ve bu fiyatlarla yurtdışında rekabet etmenin mümkün olmadığını da aktaran Andaç Gürsoy, “Bir anlamda yurtiçi pazara mecburuz. Ancak ihracat pazarının kapalı olmasını fazla dert etmiyoruz. Çünkü iç pazarda hâlâ büyük potansiyel var. Biz de kapsamda henüz devreye almadığımız yeni ürünleri üreterek pazara sunacağız ve bu yolla büyümemizi sürdüreceğiz” açıklamasını yaptı.

Polonez’in bu konuda bir diğer açılımının da düşük kalorili ürünlerin üretimi olacağını belirten Günsoy şunları söyledi: “Gıda kodeksine göre yağ oranı yüzde 40’a kadar çıkabilirken biz Polonez olarak yüzde 28’i tüketicilerimiz için optimum bir değer olarak sabitlemiş durumdayız. Ayrıca bu yağ oranı pişme sırasında da eriyip gittiği için yüzde 10-12 gibi çok düşük oranlara iniyor.

Biz bir adım daha ileri giderek düşük kalorili ürünleri de tüketiciye sunmaya hazırlanıyoruz. Bu ürünler sucuk, salam, jambon, füme et kategorilerinde olacak.”

Et fiyatındaki artışın tüketiciye yansıması gündemde

ANDAÇ Günsoy et fiyatlarına ilişkin olarak, “Özellikle Mart ve Nisan 2009’dan itibaren et fiyatlarında ciddi bir artış süreci başladı. Et fiyatlarında yüzde 40’a varan artışlar olurken et fiyatları nerdeyse tarihinin en yüksek seviyelerine geldi. Biz uzun süre bu fiyatları tolere ettik ve tüketiciye yansıtmamaya çalıştık. 2010 için bir dizi soru işaretleri var. Ancak mevcut koşularda birden bire bir değişme olmayacağına göre et fiyatlarının bugünkü seviyelerini koruyacağını ve hatta artışın kısmen de olsa devam edeceğini söyleyebiliriz” dedi. Günsoy, et fiyatlarında Ocak ve Şubat ayının şimdiye kadarki bölümünde çok fazla bir hareket olmadığını, ancak artışların tüketiciye yansımalarının yavaş yavaş gündeme geldiğine dikkat çekti.

DİP NOT

POLONEZ markalı et ürünlerini üreten Trakya Et ve Süt Ürünleri A.Ş et fiyatlarındaki yüksek artışın piyasada yaptığı olumsuz etkilere rağmen 2009 yılını yaklaşık yüzde 25’lik bir ciro artışı sağladı. Polonez yüzde 50’ye yakın bölümü sucuk olmak üzere 2009’da 6 bin tonluk bir üretim gerçekleştirirken, toplam kapasitesi kullanımı da yüzde 90’lar düzeyinde gerçekleşti.
..................................................

Haberin linki:

http://www.borsagundem.com/haber/oku/ekonomi/15328/polonez_banvite_rakip_oluyor

watermalon
17-02-2010, 11:08
SİGORTADA 15 YILDIR DÜZENLİ KAR EDEN YOK
TÜRKİYE Sigorta ve Reasürans Şirketleri Birliği Başkanı Hulusi Taşkıran, ekonomik kriz yüzünden şirketlerin yarısının zarar edeceğini belirterek, “Bildiğim 7-8 şirketten sermaye artırımı istendi. Bir o kadar daha şirket, sermaye artırımı için sırada bekliyor” dedi.


TÜRKİYE Sigorta ve Reasürans Şirketleri Birliği (TSRŞB) Başkanı Hulusi Taşkıran, “30 yıldır bu sektörün içindeyim, 2009 yılı bana göre gördüğüm en kötü yıl” dedi. 2009 yılının ekonomik açıdan iyi bir yıl olmadığını, ancak sektörün de bunu malzeme olarak kullanıp, daha da kötü olması için elinden geleni yaptığını belirten Taşkıran, ekonomideki gelişmeye paralel sektörün iş yapma alışkanlığının bozulduğunu kaydetti.
Krizde talep düşmedi
Hulusi Taşkıran, krizde sigorta alıcısının sigortaya olan ilgisinin azalmadığını kaydederek, “Krizlerde talep düşmüyor, bunu gördük. Dolayısıyla geçen yıl tüm olumsuz gelişmelere rağmen sektörde talep azalması hissedilmedi. Elbette yeni iş azalması oldu, fakat sektörün yaptığı en büyük hata, fiyatları aşırı derecede aşağı çekerek, ‘rakip ne veriyor’ mantığı ile yaklaşması oldu. Özellikle otomobil sigortasında bu yanlışı çok fazla yaptık. O nedenle de kasko sigortasında zarar oluştu” dedi. Hulusi Taşkıran, rekabetin yanlış bir durum olmadığını vurgulayarak, “Dünyanın her yerinde aynı rekabet sözkonusu. Ama rakip şirketin fiyat politikasını izlerseniz bu sigortacılığın kökünü reddetmek anlamına gelir. Ben rekabetin doğru şekilde yapılması gerektiğini savunuyorum. Piyasaya bakarak fiyat politikası geliştirmek yerine, şirketlerin kendi fiyat politikalarını izlemesi gerektiğini düşünüyorum” şeklinde konuştu.
Rantiyecilik bitti
Hulusi Taşkıran, rekabetin 90’lı yıllardan beri devam ettiğini ancak o yıllarda sonuçların bu kadar olumsuz olmadığını da belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü: “Eskiden sektör iş gelirlerinin kötülüğünü faiz gelirlerinin fazlasıyla kapatıyordu. Rantiyecilikten kazanılan paraların bir kısmını devlete vergi olarak ödüyor, diğer kısmını ise şirket giderlerini karşılamada kullanıyordu. Sektör, olması gereken noktaya 2009 yılında gelebildi. Kriz olmasına karşın sigorta sektörü bunun yararlarını da gördü. Yatırımlar azaldı, paranın değeri büyüdü. Devlet ucuza para toplayabildi. Sigorta sektörünün ise para toplayacak bir durumu yok. O yüzden de şirketler, gerçek işini yapma noktasına geldi. Buna adaptasyonun ne kadar süreceğini gelecek yıllarda göreceğiz.”
Sürekli kâr eden yok
Hulusi Taşkıran, yıllardır süren rekabet nedeniyle 15 yıldır birkaç istisna hariç, her sene kar eden şirket bulunmadığına da dikkat çekti. Kimi zaman zarar, kimi zaman da kar edildiğini belirten Taşkıran, şöyle devam etti: “Ama, 2009 yılı çok farklı. Şirketlerin yarısı zarar gösterecek. Benim bildiğim 7-8 şirketten sermaye artırımı istendi. Bir o kadar daha şirket, sermaye artırımı için sırada bekliyor. Bu ne demek? Önceki yıl yeterli olan bünye, ekonomik krizle birlikte kaybettiği paradan dolayı artık yetmiyor. “

Teğet lafı espriye alındı ama gerçek oldu

TSRŞB Başkanı Hulusi Taşkıran, 2010 yılıyla ilgli şunları söyledi: “Türkiye’nin önünde ikinci bir kriz daha olacağını zannetmiyorum. Teğet geçti sözü, espri gibi görüldü ama gerçek oldu. Dünyada krizi, en az sıkıntıyla atlatan 10-15 ülkeden biri olduk. Bana göre krizde başarılı bir imtihan verildi. Asıl 2010’da krizin ikinci dalgasını yaşayacak ülkeler olarak Avrupa’yı görüyorum. Sigortacılık açısından bakarsak... 2009’un Haziran ayından itibaren yazılan poliçelerin en az yarısı bu yıla sarktı. Dolayısıyla sektör olarak kötü primler yazmışsak, bunun göstergesini, bu yılın ilk yarısında göreceğiz. Ben 2010’un kötü geçeceğini zannetmiyorum.”

2009’da sigorta pazarı küçüldü

TÜRKİYE Sigorta ve Reasürans Şirketleri Birliği, sigorta sektörünün 2009 yılı verilerini yayınladı. Buna göre, geçen yıl sigorta şirketleri toplam 12 milyar 435 milyon TL prim üreterek, bir önceki seneye oranla yüzde 5.57 büyüme gerçekleştirdiler. Ancak, 2009 yılında TÜFE’deki yüzde 6.53’lük yıllık enflasyon ile mukayese edildiğinde; sektör, reel bazda yüzde 0.96 küçüldü. 2009 yılında; yangın, kaza, nakliyat, sağlık, tarım gibi hayat dışı sigorta branşlarının ekonomik krizden daha fazla etkilendiği görüldü. Hayat dışı branşlarda sigorta şirketleri toplam 10 milyar 614 milyon TL prim üreterek, 2008 yılına oranla yüzde 4.02 büyüme gerçekleştirdiler. Fakat TÜFE’deki yıllık yüzde 6.53’lük enflasyon ile mukayese edildiğinde hayat dışı sigortalar, reel olarak 2.51 küçüldü. Hayat sigortaları ise adeta krize meydan okudu. Hayat sigortası satan şirketler 2009 yılında toplam 1 milyar 821 milyon TL prim üreterek, bir önceki seneye oranla prim üretimini yüzde 15.57 artırdılar. Enflasyona oranlandığında ise, hayat sigortaları yüzde 9.04 reel büyümüş oldu.

Tarım sigortasına sel teminatı da eklendi

TARIM Sigortaları Havuzu Genel Müdürü Bülent Bora, 2010 yılının başından itibaren üreticilerin sele karşı tüm bitkisel ürünlerini sigortalatabileceklerini açıkladı. Devlet destekli tarım sigortasına sel teminatı da eklendi. Bakanlar Kurulu kararı çerçevesinde 2010 yılının Ocak ayından itibaren bitkisel ürünler için dolu, fırtına, hortum, yangın, heyelan, deprem teminatlarına ek olarak sel ve su baskını teminatları da eklendi. Teminatlar açık alandaki meyveler için de geçerli olacak. İlave olarak don riski de sigorta kapsamına girecek. Aynı karar çerçevesinde, seralar da artık sel baskınına karşı sigortalanabilecek. TARSİM Genel Müdürü Bülent Bora, küresel ısınmanın etkisiyle sel ve su baskınlarının şiddetinin her geçen yıl daha da arttığını belirterek, Bakanlar Kurulu kararının ardından 2010 yılında üreticilerin sele karşı tüm bitkisel ürünlerini sigortalatabileceklerini söyledi. Bora, afetlerde oluşan zararın tamamını ödemenin mümkün olmadığına da dikkat çekerek “Sel hasarında yüzde 20 muafiyet uygulanacak. Yani, bir tazminat ödemesinin yapılabilmesi için sigortalı bitkisel ürünlerin yüzde 20’den fazlasının sel nedeniyle zarara uğraması gerekiyor. Bu uygulamanın nedeni, hem sigorta primini ödenebilir hale getirmek, hem de sistemin sürdürülebilirliğini sağlamak” dedi.

Anadolu Hayat Emeklilik pazar payını artırdı

ANADOLU Hayat Emeklilik, 2009 yılında da en fazla hayat primi üreten şirket oldu ve pazar payını yüzde 21.9’dan, yüzde 27.4’e çıkardı. Şirket, 2008 yılına oranla yüzde 44.8’lik toplam prim artışı ile sektörde 500 milyon liralık prim üretimine ulaşan ilk hayat ve emeklilik şirketi oldu. Anadolu Hayat Emeklilik Genel Müdürü Mete Uğurlu, 2009 yılında 500 milyon TL’yi aşan toplam prim üretiminin, yüzde 44.8’lik artışa denk geldiğini belirterek, “Hayat branşındaki pazar payımızı yüzde 21.9’dan yüzde 27.4’e çıkardık. Sektör, hayat branşında toplam 245 milyon TLprim üretimi ile yüzde 15.57 artış elde etti” dedi.

SİGORTA DANIŞMA KÖŞESİ

SORU: Bireysel emeklilikte 5 yılım bitti. Birikimlerimi almak istiyorum ama diğer yandan da aylık birikim yapmaya devam etmek istiyorum. Bu mümkün müdür?
Hülya Bayramoğlu

CEVAP: Sistemden istediğiniz zaman birikimlerinizi alıp, ayrılabilirsiniz. 10 yıl boyunca katkı payı ödemeden sistemden ayrılan katılımcının birikimleri üzerinden yüzde 15 stopaj kesintisi yapılıyor. İstediğiniz zaman yeniden katkı payı ödeyerek, sisteme girebilirsiniz.

Hürrriyet
.....................................

Haberin linki:

http://www.borsagundem.com/haber/oku/ekonomi/15385/sigortada_15_yildir_duzenli_kar_eden_yok

watermalon
17-02-2010, 11:10
TUKAŞ'A İHRACAT ÖDÜLÜ
Tukaş'ın, Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği üyesi firmalar arasında 2009 yılında en fazla ihracat gerçekleştiren şirket olduğu bildirildi.

Firmadan yapılan yazılı açıklamada, Ege İhracatçı Birlikleri (EİB) tarafından düzenlenen ödül töreninde, EİB üyeleri arasında en fazla ihracatı gerçekleştiren imalatçı-ihracatçı firma, dış ticaret sermaye şirketi ve birlikler bazında en fazla ihracatı yapan ilk 3 firmaya ödüllerinin verildiği belirtildi.
Buna göre, Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği üyesi firmalar arasında ''2009 yılında en fazla ihracat gerçekleştiren şirket''in Tukaş olduğu, firmanın ödülünün Dış Ticaretten Sorumlu Devlet Bakanı Zafer Çağlayan tarafından Tukaş Genel Müdür Vekili Semih Karadeniz'e takdim edildiği ifade edildi.
Açıklamada, Tukaş'ın dış pazar satışlarında en büyük payı Avrupa Birliği ülkeleri, ABD ve Orta Doğu ülkelerinin aldığı ve toplam 22 ülkeye ihracat yapıldığı bildirildi.
Küresel kriz nedeniyle bu ülkelerde zorlaşan koşullar karşısında 2009 yılında da, geçmiş yıllarda yapılan ihracat seviyesinin korunmasına öncelik verildiği belirtildi.
2009 yılındaki küresel ekonomide yaşanan darboğaza rağmen Tukaş'ın bu ödülü almasının önemine dikkatin çekildiği açıklamada, 2010 yılı itibariyle ihracatta yeni pazarlarda büyümeye odaklanıldığı ve yıl sonunda başta salça ve turşu olmak üzere temel ürün kategorilerinde ihracat değerlerinde artışın öngörüldüğü vurgulandı.
Salça, konserve, turşu, reçel, sos ve dondurulmuş gıda ürünleri üreten Tukaş'ın, dış pazarda AB ülkeleri, ABD, Avustralya, Japonya, KKTC, Afrika ülkeleri ve Orta Doğu ülkeleri ağırlıklı olmak üzere dünyanın birçok ülkesine ihracat yaptığı, toplam satışının yüzde 25-30'unu dış pazar satışlarının oluşturduğu ifade edildi
............................................

Haberin linki:

http://www.borsagundem.com/haber/oku/ekonomi/15492/tukasa_ihracat_odulu

watermalon
17-02-2010, 11:14
PORTEKİZLİLER TÜRKİYE'DEN NEDEN ÇIKTI?
BCP yaptığı açıklamada satış işleminin bankanın Portekiz, Angola ve Polonya’da büyümeyi öngören stratejisi kapsamında yapıldığı belirtildi. Satıştan elde edilen vergi öncesi 5.4 milyon Euro’luk gelirin BCP’nin sermaye oranını olumlu etkileyeceği açıklandı.

Finansbank’ı satmasıyla birlikte Türkiye’de banka patronluğunu bırakan Hüsnü Özyeğin, Millennium Bank’la geri döndü. Yurtdışındaki bankası Credit Europe Bank aracılığıyla Millenium Bank’ın yüzde 95’ini Portekizli BCP’den alan Özyeğin, bunun için 61.8 milyon Euro ödeyecek.

TÜRK bankacılık sektörünün önde gelen isimlerinden biri olan, ancak 2006 yılında Finansbank’ı satarak banka sahipliğini bırakan Hüsnü Özyeğin, Millennium Bank’la geri döndü. Özyeğin, sahibi olduğu Hollanda merkezli Credit Europe Bank’la, Portekizli Banco Comercial Portugues’in (BCP) elinde bulunan Millennium Bank’ın yüzde 95’ini satın aldı. Fiba Grubu olarak Hüsnü Özyeğin 61 milyon 800 bin liraya Millennium Bank’ın yeni sahibi olurken, Portekiz’in en büyük bankacılık grubu olarak bilinen BCP de 7 yıldan sonra Türkiye’den çıkmış oluyor.

Yüzde 5 için opsiyon

Fiba Grup’tan yapılan açıklamada, “Halen Credit Europe Bank adı altında Hollanda, Almanya, Belçika, İsviçre, Rusya, Romanya, Ukrayna, Dubai ve Malta’da faaliyetlerini sürdüren Fiba Grubu, alımın tamamlanmasıyla birlikte Türkiye’de bankacılık sektörüne geri dönmüş olacaktır” denildi. Ayrıca, satış sonrasında Banco Comercial Portugues’in Millenium Bank A.Ş’de kalan yüzde 5 hissesi için tarafların karşılıklı olarak hisse alım-satım opsiyonları bulunduğu da açıklandı.

12’nci ülke Türkiye

Millenium Bank’ı satın alan Hollanda merkezli Credit Europe Bank’ın yüzde 99.17’si Fiba Grubu’na ait. Banka 11 ülkede faaliyet gösteriyor. Toplam aktif büyüklüğü 10 milyar dolar olan bankanın 190 şubesi var. 5 bin 920 çalışanı olan bankanın 3 milyon müşterisi bulunuyor. Bu satın almayla birlikte Türkiye Credit Europe Bank’ın faaliyet gösterdiği 12’nci ülke olacak. Satışın Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’dan (BDDK) onaylanmasıyla birlikte, Fiba Grubu Türkiye’de de İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa ve Antalya’da 18 şubesiyle bireysel bankacılık ve KOBİ’lere ticari bankacılık hizmeti sunan bir bankanın sahibi olacak.

Portekizliler 7 yıl kaldı/_np/9575/9829575.jpg

Portekiz’in en büyük bankalarından biri olan Banco Comerical Portugues (BCP), 2003 yılında Türkiye’ye Sitebank’ı alarak girdi. Banka önce BankEuropa adıyla faaliyete başlamıştı. Aralık 2006 itibariyle dünyada olduğu gibi Türkiye’de de, Portekiz’deki ana kuruluşunun ismini aldı ve Millennium Bank oldu. BCP’nin Türkiye’deki bankasını satmaya niyetli olduğu biliniyordu. Hatta Millennium Bank’a ilk talip olarak, çoğunluk hisseleri İsrailli Hapoalim’in elinde bulunan Bank Pozitif’in adı geçmiş, ancak Credit Europe Bank isminin ortaya çıkması ile birlikte görüşmelerin sona erdiği söylenmişti.

Angola’da büyümek için

BCP yaptığı açıklamada satış işleminin bankanın Portekiz, Angola ve Polonya’da büyümeyi öngören stratejisi kapsamında yapıldığı belirtildi. Satıştan elde edilen vergi öncesi 5.4 milyon Euro’luk gelirin BCP’nin sermaye oranını olumlu etkileyeceği açıklandı. Gelinen bu aşamada, BDDK’nın onayından sonra Türkiye operasyonuna son verecek. 1985 yılında kurulan Millennium Bcp Grup, 1.800 civarındaki şube ve yaklaşık 25’lik pazar payıyla Portekiz’in özel sektördeki en büyük bankacılık ve finansal hizmetler kuruluşu olarak anılıyor.

Centilmenlik anlaşması biter bitmez ‘çocuğuna’ rakip oldu

HÜSNÜ Özyeğin, 2006 yılında Finansbank’ın çoğunluk hissesini 2006 yılında Yunanlı National Bank of Greece’a (NBG) 2.3 milyar Euro’ya satmıştı. Satış sırasında bir centilmenlik anlaşması yapmış ve üç yıl boyunca finans sektöründe faaliyet göstermeme sözü vermişti. Anlaşmanın süresi 19 Ağustos tarihinde doldu. Özyeğin, bir yıl önce verdiği demeçte Finansbank’la rekabet etmemek için Türkiye’de bankacılık sektörüne girmek istemediğini söylemişti. Daha önce “Finansbank benim çocuğum onunla rekabet istemiyorum” demişti.

BDDK yerli sermayenin atılımından mutlu oluyor

BANKACILIK Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) Başkanı Tevfik Bilgin, Fiba Grubu’nun Türkiye’de bankacılığa geri dönmesiyle ilgili olarak, “Yerli sermayenin böyle atılımları bizi mutlu ediyor. Hoş bir gelişme” dedi. Bilgin, İstanbul Sanayi Odası (İSO) tarafından düzenlenen, İstanbul Sanayi Forumu’nda gazetecilerin soruları üzerine, bunun ilk açıklama olduğunu, gelişmenin ilerleyen aşamalarında kendilerine onaya geleceğini kaydetti. Bilgin, o aşamada birçok şeyi kendilerinin kontrol ettiğini belirterek, “Yerli sermayenin bir şekilde gösterdiği atılım önemli. Bana göre güzel bir haber” diye konuştu.

Credit Europe Bank 11 ülkede faaliyette
11 ülde 190 şubeyle faaliyet gösteriyor.
Toplam aktif büyüklüğü 10 milyar dolar.
5920 çalışanı ve 3 milyon müşterisi var.

Millennium Bank’ın 5 şehirde şubesi var
5 şehirde 18 şubeyle faaliyet gösteriyor.
Aktif büyüklüğü 2008 itibariyme 1.2 milyar TL.
300 civarında çalışanı bulunuyor.
.................................................. .....

Haberin linki:

http://www.borsagundem.com/haber/oku/kulis/15164/portekizliler_turkiyeden_neden_cikti

watermalon
17-02-2010, 11:17
TOASO TEKNİK ANALİZİ (ZİRAAT YATIRIM)
...... Bu nedenle hissede 5.90 seviyesine ulaşılması durumunda çift tepe görüntüsü yaşanma ihtimali olduğunu öngörüyoruz.....
Hissede 5.90 seviyesinden etkili olan tepki satışlarıyla 4.95 destek seviyesinin test edildiğini görüyoruz. 4.95 destek seviyesinin korunmasıyla tekrar 5.90 seviyesi hedefli yükseliş hareketi içerisinde gördüğümüz hissede fiyatın yükselmesine rağmen göstergelerin ters yönde hareket etmeye devam ettiğini takip ediyoruz. Bu nedenle hissede 5.90 seviyesine ulaşılması durumunda çift tepe görüntüsü yaşanma ihtimali olduğunu öngörüyoruz. Bu durumda 5.90 seviyesinden tekrar 4.95 destek seviyesine doğru gerileme yaşanacağını düşünüyoruz.
................................

Haberin linki:

http://www.borsagundem.com/haber/oku/oneri/15546/toaso_teknik_analizi_ziraat_yatirim

watermalon
17-02-2010, 11:19
ENKA INSAAT TEKNIK ANALIZI
Yatirim Finansman Menkul Degerler ( www.yfas.com.tr ) Tarafindan Hazirlanan Teknik Analiz Bülteni:



"Hisse bir kaç gündür 6.40 seviyesinde taban olusumu yapiyor. Dün
boga formasyonunu teyit etti ve alicilarin agirligi hissede giderek
artiyor. 6.60 seviyesindeki yatay direnci kirmasi durumunda hissede
yükselis hizlanabilir. Sonraki hedef seviyesi 6.72 seviyesindeki
22-günlük ortalama ve 6.88 seviyesindeki 50-günlük ortalama dirençleri
olabilir. Asagida 6.40 seviyesi güçlü bir destek noktasi. Hisse 6.60
direncini kirmasi halinde alim yapilmasini öneririz.
6.40 seviyesinin stop loss olarak alinmasini öneririz."
............................................

Haberin linki:

http://www.borsagundem.com/haber/oku/oneri/15490/enka_insaat_teknik_analizi

watermalon
17-02-2010, 11:24
Temel soru: Doları, euroyu sat.. Yerine ne alacağız?
17.02.2010 09:02:09 - NURİ SEVGEN finanstrend.com

Borsalarda Dün Kapanışlar ve Bu Sabahki Gelişmeler:

Pazartesi günü kapalı olan ABD borsa endeksleri dün son üç ayın en güçlü yükselişini göstererek geri döndü. %1.6'yı geçen yükselişleri ilk tetikleyen haber, beklentilerden iyi gelen Empire States imalat endeksi olurken; diğer önemli sebep, doların uluslararası piyasalarda yaşadığı değer kaybı nedeniyle emtiaya gelen yükseliş emtia ve madencilik şirketlerinin hisselerine alımlar getirmesi oldu. Diğer yandan geçen sene battı, batacak diye spekülasyonlara konu olan Barclays Bank'ın açıkladığı 4. çeyrek bilançosunda karını %92 arttırması da finans sektörü hisselerine alım getiren sebepti. Ayrıca; ABD Senatosunda demokratların güç kaybının süreceği beklentileri nedeniyle; bankacılık reformunun çıkamayacağına ya da çıksa da Obama'nın istediği kadar katı tedbirler içermeyeceğine dair spekülasyonlar da bankacılık ve finans sektörüne gelen alış dalgasını olumlu yönde etkiledi.

Ancak bu olumlu haberlere rağmen ABD'den gelen kısa ama bence çok önemli habere de dikkat çekmek isterim. Habere göre; yabancıların ABD tahvillerine olan ilgisi azalıyor. ABD hazinesi, yabancıların ellerinde bulunan ABD Hazine Tahvillerinin aralıkta 53 milyar dolar (rekor miktarda) azaldığını kaydetti. Söz konusu dönemde Çin'in elindeki tahvil miktarında 34,2 milyar dolar, Japonya'nın ise 11,5 milyar dolar azaltması dikkat çekici. Çünkü; ABD tahvillerinin en iyi fonlayıcısı olan bu iki ülke paralarını başka ülke paralarında değerlendirme yönünde ilgileri artarsa; Amerikan Dolarının sonu geliyor demektir ki asıl global finansal çöküş o zaman başlayacaktır. Şimdilik belki uzak bir ihtimal ama dikkatle izlenmesi gerek bir data olan ABD tahvillerine olan yabancı ilgisi, global ekonominin altındaki büyük bir bombanın fitili olabileceğinden çok önemlidir. Zira dün dolara değer kaybettirerek dolarla değerlenen her şeyin fiyatını arttıran gelişme de budur.

İçeride ise TCMB para kurulu toplantısında 3. kez faizlerde değişim olmadığı kararı açıklandı. Ancak ilginç mesajlar verildi. Ekonomideki iyileşme için daha iyimser olan TCMB; enflasyon konusunda ilk yarı için artış bekliyor. Özellikle şubat ayında belirgin bir yükselişin altını çizen TCMB yıllık bazda enflasyonun hedefin altında kalacağını belirtti.

Bugün İzlenecek Datalar:

11:30-İngiltere ocak ayı işsizlik başvuruları değişimleri
12:00-Euro Bölgesi aralık ayı inşaat üretimi
12:00-Euro Bölgesi aralık ayı dış ticaret dengesi
14:00-ABD MBA haftalık mortgage kredisi başvuruları
15:30-ABD ocak ayı konut başlangıçları
15:30-ABD ocak ayı imar izinleri
15:30-ABD ocak ayı ithalat fiyat endeksi
16:15-ABD ocak ayı sanayi üretimi
16:15-ABD ocak ayı kapasite kullanımı
21:00-ABD FED 27 ocak tarihli FOMC toplantısı tutanakları

ABD'de Piyasalar kapandıktan sonra HP'nin 4. çeyrek bilançosu açıklanacak.

İMKB Bugün İçin Beklenti:

İMKB30 spot endeks, geçen hafta yaptığı ve analiz olarak bültenlerimde belirttiğim öngörü ile; %10'a yakın düşerek hedef ve önemli destek olan 62000 seviyesinin altına gelmeyerek yukarı yönde tepki vermek için güç toplamaya çalışıyor. 63000-63500 bölgesinde taban yapma çabasında olan İMKB30 spot endeks 65000 seviyesine yaklaştıkça da satış baskısıyla karşılaşıyor.
İMKB30 spot endeksin 62000-62500 aralığında önemli bir trend ve fibo desteği de bulunuyor.

Bu trend desteğinin çok önemli olduğu yukarıdaki grafikte de görülüyor. Bu seviyeden gelen tepki sonrası İMKB30 spot endeksin ciddi ilk direnç bölgesi 65000-65500 seviyesinin geçilmesi 67500'e kadar sürebilecek bir tepki hareketini başlatabilecektir. Zira son günlerde yukarı yönde tepkisel bir eğilim olasılığı grafiklerde belirgin şekilde görülse de 65000 seviyesinin üzerinde kalamayan İMKB30 spot endeksin 62500'i test etme potansiyeli mevcut.

İMKB30 spot endekste 65500 bölgesi geçilemez ve 63000'in altına gelinir ise; yükseliş yönündeki taban oluşumu terse dönerek; 62500 seviyesindeki yükselen trend kanal alt desteğini tekrar test edecektir. Yükselen trend alt desteği olan 62500'ün altına gelinmesi düşüşün sertleşmesine neden olabileceğinden, dikkatle izlenmelidir.

Şu ana kadarki verilere bakılarak bugün VOB'ta, açılışta; Şubat vadeli İMKB30 sözleşmelerinin güne; 100-300 puan yükselişle başlangıç yapabileceğini bekliyorum.

Pariteler:

Euro/dolar paritesi ise; Yunanistan'a dair belirsizliğin sürmesi nedeniyle 1,35-1,38 bandındaki taban oluşturma çabası sürüyor. Şu saatlerde 1,3770 seviyelerinde.

İçeride ise dolar/TL kotasyonları şu saatlerde Asya Piyasasındaki işlemlerde 1,5070 seviyelerinde güne başladı.

Grafiklerde de görüldüğü gibi; dolar/TL 1,5050 seviyesindeki 200 günlük ortalamasının üzerine tutunmaya devam ediyor. 200 günlük ortalama; teknik analizde orta ve uzun vadeli değişimleri tetiklediğinden çok önem verilen bir göstergedir. Bu seviyenin üzerinde tutunmayı başaran doların önündeki önemli direnç, daha önce de geçmekte zorlandığı 1,53 seviyeleri idi ve 1,53'ü geçemeyerek geri dönerek 200 günlük hareketli ortalamasına değdikten sonra, 200 günlük ortalamasının üzerinde, 1,51 bölgesinde bir taban oluşumu çabasında.

Dolar, 200 günlük ortalamanın üzerinde tutunamaz ve tekrar 1,50'nin altına geri çekilirse 1,48 desteğine kadar sert bir geri çekilme beklenmelidir.

Kısaca önerim: 1,53 -1,50 bandında hareket eden doların, bu bandın dışına çıktığı yönde pozisyonlar artırılmalıdır. Zira kırılma yönünde hareket sertleşecektir.

Bugüne İlişkin Beklentiler:

Dolar/YTL Şubat 2010 vadeli dolar sözleşmesinin, 1,5070 spot fiyatlara göre teorik fiyat gereği VOB'ta güne 1,5080-1,5130 aralığından başlamasını bekliyorum.

NURİ SEVGEN
A Yatırım Vadeli İşlemler Müdürü

.................................................. ......

Haberin linki:

http://www.finanstrend.com/yazar/1406/Temel-soru:-Doları,-euroyu-sat..-Yerine-ne-alacağız?

watermalon
17-02-2010, 11:37
Wall Street yükselişe ivme verdi
17.02.2010 08:01:43 Son Güncelleme:17.02.2010 08:02:23 finanstrend.com

ABD borsaları ekonomi ve şirketlerden gelen olumlu haberlerle yükseldi ve piyasalarda hafta başından bu yana süren yükselişi ivmelendirdi. Dolar değer kaybederken, emtia fiyatları yükseldi. Asya'da borsalar % 1'in üzerinde değişen oranlarda artıda.

Ekonomik görünüme dair güven veren bölgesel imalat verisi ve ilaç üreticisi Merck'ten gelen güçlü sonuçların etkisinde ABD borsaları değer kazandı. Endeksler, üç aydaki en büyük günlük yükselişlerini elde etti.

Zayıf doların petrol ve diğer emtialarda alımları tetiklemesinin ardından emtia ilişkili hisseler en çok kazandıran hisseler arasında yer aldı. CRB emtialar endeksi üç aydaki en büyük günlük yükselişini gösterirken enerji şirketi Chevron % 2.8'lik yükselişiyle Dow Jones'un en büyük destekçisi oldu.

Analist beklentilerinin üzerinde çeyrek dönem gelirleri açıklayan Merck'ün hisseleri ise % 2 değer kazandı.

İngiliz bankası Barclays'ın 2009 yılında karını yaklaşık iki kat artırdığını açıklamasının ardından mali hisseler yükselişe geçti. Bank of America hisseleri % 5'e yakın yükselirken KBW banka endeksi % 2.5 değer kazandı.

Ekonomi tarafında, New York Empire State endeksinin Şubat ayında 24.91 seviyesine yükseldiği bildirildi. Ocak ayında 15.92 seviyesinde olan endeksin bu ay 17 ila 18 seviyelerine yükselmesi bekleniyordu.

Dow Jones Sanayi % 1.68 değer kazanarak 10.268 seviyesinde, S&P 500 Endeksi % 1.80 değer kazanarak 1.094 seviyesinde ve Nasdaq Bileşik Endeksi % 1.40 değer kazanarak 2.214 seviyesinde günü tamamladı.

Asya'da borsalarda yükseliş sürdü. Endeksler genelde % 1-2 arasında değişen oranlarda artıda. Tokyo'da yükseliş % 2.6 düzeyinde.

2 günlük tatilin ardından Şanghay ve Hong Kong % 1-2 arasında yükselişle açıldı.

Borsaların yükselmesini ekonomiyle ilgili olumlu beklentilerin yanı sıra emtia fiyatlarındaki artış destekliyor.

Altın 1120 dolara çıkarken petrol 77 doların üzerinde işlem görüyor. Dün petrol ve bakır % 4 artış gösterdi.

..........................................

Haberin linki:

http://www.finanstrend.com/haber/48613/Wall-Street-yükselişe-ivme-verdi

watermalon
17-02-2010, 11:41
Efes Türkye: 4 yılda 17 bin satış noktası kapandı
17.02.2010 10:58:26 Son Güncelleme:17.02.2010 11:24:39 finanstrend.com

Efes Türkiye Genel Müdürü Tuğrul Ağırbaş, son 4 yılda 17 bin satış noktasının ya kapandığını ya da bira satışından vazgeçtiğini söyledi.

Ağırbaş, Efes Pilsen Turizm Eğitimleri projesinin Şanlıurfa'da
gerçekleştirilen bölümünün sertifika töreninden önce gazetecilere yaptığı
açıklamada, Doğu Anadolu'da yapılan bu tarz projelerin çok uzun süreli yatırımlar
olduğunu düşündüklerini ifade ederek, ''Efes Pilsen olarak bu ülkede
kazandığımızı bu ülkeye yatırma prensibini sürdürüyoruz'' dedi.

Ağırbaş, Türkiye'deki hedeflerinin pazarı büyütmek olduğunu belirterek,
son 4 yılda 17 bin satış noktasının kapandığını ya da bira satışından
vazgeçtiğini ve 100 binden 83 bin seviyelerine geldiğini bildirdi.
Türkiye'de satış noktası açmakta zorlandıklarını belirten Ağırbaş, şöyle
konuştu:

''Türkiye'de kişi başına bira tüketimi 12-13 litre. Herhalde Avrupa'da en
sonuncuyuz kişi başına tüketimde. Avrupa ortalaması 100 litre, Ukrayna 90 litre,
Çekoslovakya 160 litre, Rusya 85 litre. Bu işi körükleyen açık noktalar,
restoranlar, cafeler, publar... Türkiye'de her bir tüketicinin aldığı her şişede
ödediği ÖTV oranı Almanya'nın 9 katı. Satış noktaları ruhsat almakta zorlanıyor,
yenilemekte zorlanıyor. Yeni nokta açarken zorlanıyorsunuz. Bira bakkallar ve
büfeler için çok önemli bir gelir kaynağı. Sadece rakı, bira ve sigara bir
bakkalın cirosunun yüzde 70'ini oluşturuyor. Rakı ve birayı çıkarttığınızda o
bakkal zorlanıyor. Satış noktası açmaya niyetli olanlar kiralık yer bulamıyorlar.
Satış noktası açmaya istekli olan insanlar da 'mahalle baskısıyla' satış noktası
açmakta zorlanıyorlar. Zincir mağazalar da bakkalları yok ediyor.''

2010 yılının zor bir yıl olacağını dile getiren Ağırbaş, 2009 yılında
birada yaklaşık yüzde 45'lik bir ÖTV artışı olduğunu hatırlattı.
Ağırbaş, ÖTV atışı dolayısıyla fiyatları tüketicilere minimum düzeyde
yansıtmak istediklerini, ancak son yapılan zamlarla satış fiyatlarının yüzde
52'sinin ÖTV ve KDV'den oluşur duruma geldiğini anlattı.

Bunun da hem üretimi hem de tüketimi etkilediğinin altını çizen Ağırbaş,
şunları kaydetti:

''Dolayısıyla 2010-2011 yılında kapasite artışı gibi çok büyük yatırımlar
düşünmüyoruz. Son 5 yılda Türkiye'de 340 milyon dolar civarında yatırım yapmışız.
Bunlar ağırlıklı pazar yatırımlarıdır. Taleplerin arttığı Türkiye dışındaki
ülkelerde bu yatırımlarımız devam edecek. Satın alma veya yatırımlarla da
büyüyebiliriz. Yurt dışında da alacak çok fazla bir şey kalmadı. Aslında
baktığınızda Rusya'da dokuz sene önce ben gittiğimde 40-50 tane şirket varken şu
anda 7-8 şirkete kadar düştü. Toplam 450 milyon dolarlık satın alma
gerçekleştirdik Rusya'da. Ama satın alma fırsatları da olabilir. Büyük satın
almalardan sonra büyük şirketlerin bazı bölgelere konsantre olup daha küçük pazar
payı olan yerlerden çıkabileceklerini düşünüyoruz. Öyle fırsatlar çıkabilir.
Onları değerlendirmek niyetindeyiz.

''AVRUPA'DA 5. DÜNYADA 13. SIRAYA YÜKSELDİK''

Dünyada özellikle de bira sektöründe son dönemlerde çok fazla satın alma
gerçekleşti ve aramızda espri yapıyoruz, 'Daha da devam ederse Avrupa'da birinci
dünyada ikinci olacağız' diye. O kadar fazla birleşmeler var ki dünyada 4-5 tane
büyük oyuncu kaldı. Olduğumuz ülkelerde kendimizi daha da geliştirmeye
çalışıyoruz. 2009 yılı itibariyle Avrupa'da Efes bira grubu olarak 5. sıraya
dünyada da 13. sıraya yükseldik. Çin'e ihracatımız yok. Çin ve Hindistan da
radarımızda var. Hacmimizin büyük bir kısmı Rusya'dan geliyor. Özellikle Rusya'da
gelinen nokta yaklaşık Türkiye bira pazarının 1,5 katına ulaştı. Gürcistan ve
Moldova'da yaklaşık yüzde 70 pazar payı. Kazakistan'da yüzde 40'lara varan bir
pazar payı ve Rusya'da yüzde 10'luk pazar payımız var. Türkiye'de de pazar payı
olarak istediğimiz yerlerdeyiz. Yüzde 85'lik bir pazar payımız var. Bugün
itibariyle 66 ülkeye ihracat yapıyoruz. Yaklaşık Türkiye'de ürettiğimiz hacmin
yüzde 10'unu yurt dışına satıyoruz. Irak, İran ilk 10'da yer alan ülkeler. Son
dönemde geliştirdiğimiz bir model de sadece ihracat yapmak değil. Oralarda satış
teşkilatları kuruyoruz. En son Belarus ve Azerbaycan'da satış teşkilatları
kurduk.''

Almanya'da 2-3 ay içerisinde lisanslı üretim yaptırmayı düşündüklerini de
vurgulayan Ağırbaş, Almanya'nın Einbeck kentinde Einbecker şirketine 3,5 milyon
litre lisanslı bira ürettirip Avrupa Birliği'ne satmayı planladıklarını
söyledi.

''TEKEL (BİRA) BİZİM AÇIMIZDAN ÇOK ÜZÜCÜ BİR KONU''

Tuğrul Ağırbaş, gazetecilerin Tekel Birası için son gelinen noktayı
sorması üzerine de şunları kaydetti:

''Tekel bizim açımızdan çok üzücü bir konu. 2007'de üretimine son verilen
bir marka. 1,5 sene sonra markayı almak için Mey ile görüşüyoruz. Başka bir
alıcısı olmadığı için anlaşıyoruz. Rekabet Kurulu'nda yaklaşık 1 senedir devam
ediyor görüşmeler. En son geldiğimiz nokta da Ağustos sonu 2009, Rekabet
Kurulu'nun onayı çıktıktan sonra biz yasal sürenin dolmasını bekliyoruz. Bu arada
bir başvuru oluyor iptali için ve 4 Şubat'ta da Danıştay 3. Dairesi işlemi
durduruyor. Biz de yürütmeyi durdurmayı durdurma açtık. Müdahil olarak Rekabet
Kurulu ile beraber, çünkü biz davacı değiliz, Rekabet Kurulu burada kaybeden
taraf. Müdahil olarak Danıştay'a karşı Tekel'in bize geçmesi için devam
edeceğiz.

Tekel ile yapmak istediğimiz şey çok net. Türkiye'nin ilk bira markasını
yaşatmak. Çok selektif bir dağıtım. Eski Tekel bahçeleri ve eski Tekel
birahaneleriyle bunu yaşatmak üzerine bir konsept kurmuştuk. Kötü kalitesi, kötü
imajı olan bir Tekel'i canlandırmaya çalışacağız. Bunu bizden başkası yaparsa,
seve seve... İlla biz yapacağız diye bir şeyimiz yok. Sadece Tekel Birası'nın
yaşamasını istiyoruz.''

Ağırbaş, yaza doğru yeni markalarının da çıkacağını belirterek, niş
pazarlara ulaşmak istediklerini bildirdi.
................................................

Haberin linki:

http://www.finanstrend.com/haber/48649/Efes-Türkye:-4-yılda-17-bin-satış-noktası-kapandı

watermalon
17-02-2010, 11:44
Şahinbaş: Hüsnü Bey Finansbank'a rakip olmaz
17.02.2010 07:56:04 Son Güncelleme:17.02.2010 07:56:04 finanstrend.com

Finansbank Genel Müdürü Sinan Şahinbaş, Finansbank'ı Yunan NBG'ye sattıktan sonra Millenium Bank'ı satın alarak bankacılık sektörüne dönen Hüsnü Özyeğin'in kendilerine rakip olmayacağını söyledi. "Millenium Bank'ın çok büyüyeceğini zannetmiyorum" diyen Şahinbaş, "Özyeğin'in, Finansbank hisseleri satıldıktan sonra Türkiye'de bu zinciri tamamlayacak bir bankaya ihtiyacı vardı. Hüsnü Bey'in şu anda aldığı banka ve yapmak istediğini tahmin ettiğim bankacılıkla, Finansbank'a rakip olacağını zannetmiyorum" dedi.

Referans Gazetesi'nde yer alan habere göre, Finansbank'ın işletme sahiplerine çek ve senet kullanmadan vadeli harcama yapma imkanı tanıyan VadeKart'ın dünkü tanıtım toplantısında konuşan Şahinbaş, "Millenium Bank, yurtdışı bankalarının servis ağını tamamlayacak bir merkez olarak kullanılacak diye tahminimiz var. Kurumsal, ticari bankacılık ve bireysel bankacılıkta mevduat tarafında olacaklarını zannediyorum" dedi. Şahinbaş, "Centilmenlik anlaşması bitmiş olmasına rağmen, Finansbank'tan Millenium'a geçiş olacağını zannetmiyorum" dedi. NBG sayesinde hedeflerinin agresifleştiğini de belirten Şahinbaş, "2010 için agresif hedeflerimiz var. 2009'dan 2-3 kat fazla büyümeye ulaşmayı istiyoruz" dedi.

KOBİ'lere özel 'vade kart'

Finansbank Plastik Kartlar ve ADK Pazarlamadan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Elçin Yanık ise VadeKart ile çek kullanımını kaldırmayı amaçladıklarını söyledi. VadeKart kullanıcıları, tedarikçiden bağımsız olarak sabit vade farkı oranından yararlanabilecek. VadeKart ile işletmelere taksit imkanı sunmayan veya peşin fiyatı taksitli fiyatına göre daha uygun olan tedarikçilerden yapılan alımları taksitlendirebilecek olan kart sahipleri, borçlarının bir kısmına veya tamamına yönelik ekstre öteleme ve çalışanlara işlem yetkileri sınırlandırılmış ek kartlar verebilecek.
..................................

Haberin linki:

http://www.finanstrend.com/haber/48610/Şahinbaş:-Hüsnü-Bey-Finansbank'a-rakip-olmaz

watermalon
17-02-2010, 11:49
IMF neden olmaz?
08.10.2009 10:42:01 - FULYA KOCABALKAN finanstrend.com

Bugünlerde IMF başlığı tekrar önem kazandı.

Nedeni belli.

Finansman ihtiyacı olmayan Türkiye'ye 45 milyar dolar kaynak gelebilir deniyor da ondan.

Bu kaynak tüm varlık fiyatlarını daha da yukarı çeker de ondan.

Döviz düşer, bonolar değer kazanır, gayrimenkul fiyatları yükselir.

Peki, reel ekonomi canlanır mı?

İşte tartışmalı ilk konu bu.

TCMB başta olmak üzere bazı sanayiciler ve bankacılar IMF'den para gelirse Türkiye 2010'da %3 yerine %5 büyür diyorlar.

Ama GS ekonomisti Ahmet Akarlı ve MS ekonomisti Tevfik Aksoy gibi bazı ekonomistlerse farklı görüşte.

Bu grup ayrıca dünyada çok fazla likidite olduğunu, Türkiye'nin ucuz olduğu söylenen IMF kaynağı kadar ucuz ve çok krediyi bulabileceğini söylüyorlar

NEDEN OLMAZ-1

Ekonomiyi bilenler ve yön verenler dahi bu konuda faklı düşünüyorken, yani Türkiye'nin IMF'den para alırsa daha fazla büyüyeceği kesin değilken, IMF ile anlaşmak doğru mu?

Hele de krizin etkilerini daha fazla hissetmeyi göze alarak 2008'de anlaşmamışken.

NEDEN OLMAZ-2

IMF-WB toplantılarına gelen yabancılar Türkiye'den çok etkilendi.

Hatta bazı Fransız bankacılar banka almak için kolları sıvadılar.

Dünyada hala likidite çok yüksek.

Ve en kötünün geride kaldığı kesin gibi.

Dolayısıyla bu noktada IMF kaynağına ihtiyaç yok

NEDEN OLMAZ-3

Düşünün ki tarihe geçme fırsatını yakalamış bir siyasetçisiniz.

Nasıl mı?

Dünyada küresel finansal kriz yaşanmış,

Ve siz IMF'ye bu ortamda hayır diyebilmişsiniz.

Bu fırsatı kaçırır mısınız?

NEDEN OLMAZ-4

Türkiye'de AB ve IMF çıpaları çok zayıfladı.

Bu çıpaların yerini ise ''one minute” çıpası aldı.

Bu yeni çıpa bölgesel gücü yüksek,

Dış güçlere eşit mesafede,

Uluslararası kurumlarda temsil gücü yüksek,

Ve en önemlisi enerji koridoru bir ülke.

Ülkeyi böyle bir güç olarak konumlayacaksanız 45 milyar dolar borç almanız size yakışmaz.

Alırsanız da muhalefetin ekmeğine yağ sürersiniz

OLURSA NEDEN OLUR?

IMF gerçekten kredi vermek isteğinde,

Hem de ciddi boyutta bir borç.

Böylece hem bir başarı hikayesini sahiplenerek piar yapacak,

Hem de Türkiye üzerinde kontrolü elinde tutmak isteyen AB ve ABD'nin istediği olacak.

Dolayısıyla sonuç, başbakanın geleceği ne kadar net ve AKP'yi ne kadar güçlü gördüğü ile alakalı.

PEKİ PİYASA?

Fonlara hala inanılmaz para giriyor.

Ama rakamlar artık yeni bir balonun habercisi.

Altın yükselirken petrolün yükselmemesi geleceğe dair korkuların işareti.

Roubini ciddi bir düzeltme için 2010'un başını işaret ediyor.

Demek ki yeni dibe 3 ay daha var.

Ama 3 ay kaç gün demektir?

Ben bilmiyorum...
.......................................

Haberin linki:

http://www.finanstrend.com/yazar/1136/IMF-neden-olmaz?

watermalon
17-02-2010, 11:58
'Çin zorunlu karşılık oranını daha da artırabilir'
17.02.2010 08:53:18 Son Güncelleme:17.02.2010 08:53:18 finanstrend.com

Credit Suisse Group, Çin'in 2010 yılı sonuna kadar zorunlu karşılık oranını daha da artırabileceğini ve faizleri yükseltebileceğini ifade etti.

Credit Suisse ekonomisti Rong Tao yayınladığı notta, Çin'in 12 Şubat'ta yaptığı 50 baz puanlık zorunlu karşılık oranı artırımının sembolik açıdan önemli olduğunu ancak bu artırımın reel ekonomi üzerinde sınırlı etkisinin olacağını ifade etti. Dong Tao, zorunlu karşılık oranının ekonomi üzerinde etkisi olabilmesi için 100 baz puanlık bir artırım daha yapılabileceğini belirtirken, 2010 sonuna kadar borç verme ve mevduat faizlerinde ise 81 baz puanlık artış olabileceğini öngördüğünü vurguladı.

.......................................

Haberin linki:

http://www.finanstrend.com/haber/48628/'Çin-zorunlu-karşılık-oranını-daha-da-artırabilir'

watermalon
17-02-2010, 12:01
Hiddink ile anlaşma sağlandı
17.02.2010 09:07:08 Son Güncelleme:17.02.2010 09:07:08 finanstrend.com

Futbol Federasyonu, A Milli takım teknik direktörlüğü için son olarak Rusya'yı çalıştıran Guus Hiddink ile anlaştı.

A Milli Takımın yeni teknik patronu belli oldu. Futbol Federasyonu son olarak Rusya'yı çalıştıran Guus Hiddink ile anlaştı. Federasyonun bugün resmi açıklamayı yapması bekleniyor.

2016 Avrupa Futbol Şampiyonası adaylık dosyasını UEFA'ya teslim ettikten sonra Futbol Federasyonu Başkanı Mahmut Özgener ve Başkanvekili Lutfi Arıboğan, İstanbul'a dönmeyerek Amsterdam'a gitti ve Guus Hiddink ile buluştu.

Hollandalı teknik adam ile Amsterdam'da randevulaşan Özgener ve Arıboğan burada son detayları konuştular. Görüşmelerin olumlu geçtiği ve tecrübeli teknik adam ile 2 yılı opsiyonlu 4 yıllığına anlaşıldığı öğrenildi. Federasyonun Guus Hiddink ismini bugün resmen açıklaması bekleniyor.

Bu arada milli takımın Honduras ile 3 Mart'ta İstanbul'da oynayacağı karşılaşmaya takımı Oğuz Çetin çıkaracak. Oğuz Çetin'in yanı sıra Hiddink'in diğer yardımcısının Hollandalı olacağı belirtildi. Ay-yıldızlıların kaleci antrenörlüğünü ise Engin İpekoğlu yapacak.

Hiddink, milli takım teknik direktörlük kariyerine 1994 yılında başlamıştı. 4 yıl Hollanda milli takımının başından yer alan Hiddink, ardından 2000-2002 arası Güney Kore, 2005-2006'da Avustralya ve son olarak da 2006 yılından bu yana Rusya milli takımı'nı çalıştırıyordu.
............................................

Haberin linki:

http://www.finanstrend.com/haber/48632/Hiddink-ile-anlaşma-sağlandı

watermalon
17-02-2010, 12:14
Oyak Yatırım: Şirket haberleri
17.02.2010 09:36:25 Son Güncelleme:17.02.2010 09:36:25 finanstrend.com

Oyak Yatırım yayınladığı raporunda şirket haberlerine yer verdi. Ayrıntılar şöyle:

FORD OTOSAN (ENDEKSE PARALEL GETİRİ; HEDEF FİYAT: 11.20 TL)

Ford Otosan'ın 4. çeyrek sonuçlarını 18 Şubat Perşembe açıklaması bekleniyor… Şirketin dün vergi dairesine sunulan finansalları her ne kadar Perşembe günü açıklanacak sonuçlar için gösterge olmasa da, Ford Otosan'ın beklentimiz olan 98mn TL'den daha yüksek bir net kar açıklayabileceğini düşünüyoruz. 4. Çeyrek için piyasa beklentisi ise 100mn TL seviyesinde bulunuyor.

ŞİŞECAM (ENDEKSE PARALEL GETİRİ; HEDEF FİYAT: 2.1 TL)

Şişe Cam Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Kırman Reuters'a değerlendirmelerde bulundu… Ahmet Kırman Reuters'a verdiği röportajda, Rusya'da Fransız Saint Gobain ile oto cam üretimi için ortaklık çalışmalarının tamamlanmak üzere olduğunu belirtti. Kırman ayrıca grubun 2010 yılı beklentilerine de değindi. Buna göre, şirket 2010 yılında üretimini 2.7 milyon ton'dan 3.5 milyon ton'a çıkartarak, satış gelirlerinde de %20 oranında büyüme kaydetmeyi hedefliyor. Bu hedefler bizim tahminlerimizin yaklaşık %10 yukarısında bulunuyor. Şişe Cam 2010'da ayrıca Paşabahçe arazisi de dahil atıl gayrimenkullerin satışını planlarken, satın almalar dahil toplam 500 milyon dolar tutarında yatırım yapmayı planlıyor. Yönetim Kurulu Başkanı Kırman'ın yorumlarını pozitif beklentileri yansıtması nedeniyle olumlu buluyoruz.

TURKCELL (ENDEKSİN ÜZERİNDE GETİRİ; HEDEF FİYAT: 13.00 TL)

Turkcell'in CEO'su Ciliv, Telekomünikasyon Kurumu'nun sürpriz arabağlantı ücreti indiriminden sonra yatırım planlarını gözden geçirmek zorunda kalabileceklerini söyledi… Ciliv ayrıca sabit tarafta arabağlantı ücretleri aynı seviyelerde kalırken, mobil arabağlantı ücretlerinde geçen seneki %30'luk indirimden sonra bu yıl %52'lik indirim gelmesi konusundaki kaygısını yineledi. Ciliv arabağlantı ücretlerindeki düşüşün abonelerin yararına olmayacağını belirtti.
......................................

Haberin linki:

http://www.finanstrend.com/haber/48639/Oyak-Yatırım:-Şirket-haberleri

watermalon
17-02-2010, 12:17
HSBC Yatırım: Şirket ve sektör haberleri
17.02.2010 09:28:57 Son Güncelleme:17.02.2010 09:28:57 finanstrend.com

HSBC Yatırım yayınladığı raporunda şirket ve sektör haberlerine yer verdi. Ayrıntılar şöyle:

TCMB borçlanma faizini %6.5'te bırakırken politika duruşunda da herhangi
bir değişikliğe gidilmedi

Hazine iki ayrı borçlanma ihalesinde toplam 5.0 milyar TL borçlandı

HSBC, Türk Telekom için hedef fiyatını 5.85TL'ye yükseltirken, "Endekse
Paralel Getiri" tavsiyesini korudu

ŞİRKET VE SEKTÖR HABERLERİ

HSBC, Türk Telekom için hedef fiyatını 5.85TL'ye yükseltirken, "Endekse
Paralel Getiri" tavsiyesini korudu. Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu
ara bağlantı ücretlerinde %52'ye varan düşüş gerçekleştirdi. Bu düşüşün
Türk Telekom'un mobil operasyonlarındaki düşük marjlara olumlu yansımasını;
diğer taraftan Turkcell'i olumsuz etkilemesini bekliyoruz. Hisse başına
0.45TL gibi yüksek miktarda temettü dağıtması beklenen Türk Telekom için
hedef fiyatımızı 5.70TL'den 5.85TL'ye yükseltiyoruz. Hisse ile ilgili
"Endekse Paralel Getiri" tavsiyemizi ise koruyoruz.

Arçelik bugün seans kapanışından sonra 4Ç sonuçlarını açıklayacak. HSBC'nin
Arçelik için 4Ç net kar tahmini 117 milyon TL (piyasa beklentisi: 90 milyon
TL), FAVÖK tahmini 200 milyon TL (piyasa beklentisi: 180 milyon TL) ve net
satış tahmini ise 1,665 milyon TL (piyasa beklentisi: 1,721 milyon TL). İki
gün önce açıklanan vergi beyannamesinde Arçelik'in solo 2009 net karı 389
milyon TL (beyaz eşya ve televizyon dahil) olarak gerçekleşirken 2008'de bu
rakam 117 milyon TL (sadece beyaz eşya) idi. Şirketin UFRS bilançosunda
açıkladığı 2008 net karı ise 40 milyon TL olarak gerçekleşmişti. [ARCLK.IS;
Mevcut Fiyat: 5.50 TL, Hedef Fiyat: 6.00 TL, Endekse Paralel Getiri]

Şişecam yatırım planlarını açıkladı. Buna göre şirket, 2010'un ikinci
yarısında Mısır'daki kapasitede üretime başlamayı planlıyor. Hatırlanacağı
gibi bu fabrika Trakya Cam ve Saint Gobain'in ortak kontrolünde olacak.
2010 yılı yatırım bütçesi olarak 500 milyon dolar açıklaması yapılırken,
bölge çapında başta Yunanistan olmak üzere fabrika ve şirket satın alma
opsiyonlarının da değerlendirildiği belirtildi. Şirket ayrıca Saint
Gobain'le Kazan'daki kapasite kurulumu üzerine anlaşmanın tamamlanmak üzeri
olduğunu belirtirken, 930 milyon TL'lik kısa dönem borcun döndürülmesi için
ise sendikasyon kredisi alınmaya çalışıldığını belirtti. Yatırım
açıklamalarının ardından piyasadan gelen olumlu tepkilerle Şişecam ve
Trakya Cam hisseleri dünü %4 yukarıda kapattı. [SISE.IS; Mevcut Fiyat:
1.89 TL, Hedef Fiyat: 1.95 TL, Endeksin Altında Getiri], [TRKCM.IS; Mevcut
Fiyat: 1.95 TL, Hedef Fiyat: 2.45 TL, Endeksin Üzerinde Getiri]

Turkcell Genel Müdürü Süreyya Ciliv, Turkcell'in 2010'daki %10 gelir artış
hedefinin ara bağlantı kararı sonrası gözden geçirileceğini söyledi. Ciliv,
Turkcell'in 2010'da gelirlerindeki artış beklentisinin %10 olduğunu ancak
BTK'nın ara bağlantı kararı sonrası bunu yeniden gözden geçireceklerini
söyledi. Ciliv, gelirler kadar giderlere de indirimin yansıyacağını
dolayısıyla toplam etkinin sınırlı olacağını sözlerine ekledi. Bilgi
Teknolojileri ve İletişim Kurumu'nun 1 Nisan 2010 tarihinden itibaren
geçerli olmak üzere ara bağlantı ücretlerinde yaklaşık %52 oranında yaptığı
indirim ve sonrada tarife tavanlarında gerçekleştirilen düşüşlerin şirketin
marjları açısından olumsuz olduğunu düşünüyoruz. [TCELL.IS; Mevcut Fiyat:
10.00 TL, Hedef Fiyat: 12.10 TL, Endekse Paralel Getiri]
.................................................. ................

Haberin linki:

http://www.finanstrend.com/haber/48638/HSBC-Yatırım:-Şirket-ve-sektör-haberleri

watermalon
17-02-2010, 12:31
'Nabucco hattı yapılacak, başarıyla işleyecek'
17.02.2010 08:18:11 Son Güncelleme:17.02.2010 08:18:11 finanstrend.com

Hazar bölgesi ve Ortadoğu'nun doğalgaz kaynaklarını Avrupa'ya
ulaştırması hedeflenen NABUCCO Doğalgaz Boru Hattı Projesi için
diplomatik ve teknik çalışmalar sürerken, Avusturyalı enerji devi
OVM'nin petrol ve gaz bölümü başkanı Werner Auli'nin ''Eğer yeterli
talep gelmezse, Nabucco inşa edilmeyecek'' açıklamaları tartışma
yarattı.

Hürryet gazetesinde yer alan habere göre, Werner Auli'ye yanıt
veren NABUCCO CEO'su Reinhard Mitschek ihtiyaç ve ilginin çok yüksek
olduğunu bildirdi ve ''Görüşmelerimiz sürüyor. NABUCCO'ya çok ilgi var.
2009'da birçok ilerleme kaydettik. Türkiye, Macaristan, Avusturya,
Romanya ve Bulgaristan hükümetleri arasında 'çok çok büyük' anlaşmalar
imzalandı'' ifadelerini kullandı.

Orta ve Batı Avrupa ile Kafkasya-Hazar bölgesini birbirine
bağlayacak olan, hatta Irak ve Katar gibi ülkelerin de dahil olması
düşünülen NABUCCO Boru Hattı Türkiye üzerinden Bulgaristan, Romanya,
Macaristan ve Avusturya güzergahını izleyecek. Wall Street Journal
gazetesinde yayınlanan analizde, 2010'un projenin kaderini
belirleyecek bir yıl olduğuna dikkat çekilmişti. Avusturyalı OMV'nin
Petrol ve Gaz Bölümü Başkanı Werner Auli, 2010'da doğalgazı
NABUCCO'dan geçirmek isteyen şirketlerden taleplerin toplanmaya
başlanacağını belirtirken, ''Eğer yeterli talep gelmezse, inşa
edilmeyecek, bu kadar basit. Eğer talep yoksa boru hattı da yok''
demişti.

Reinhard Mitschek ise Türkiye, Macaristan, Avustralya, Romanya ve
Bulgaristan hükümetleri arasında imzalanan anlaşmaların kesinlikle
projenin en temel unsuru olduğuna inandığını ifade ederek, şunları
anlattı: ''Proje bu anlaşmalara dayanıyor. Buna ek olarak mühendislik
çalışmalarına başladık. Pazardaki katılımcılara kapasite taleplerini
sorduk, aldığımız talep çok yüksek. Doğalgazı NABUCCO'dan geçirmek
isteyen şirketlerle temas kurduk. Hissedarlar Orta Asya, Azerbaycan,
Türkmenistan ve Irak'taki pazar liderleri ve üreticilerle görüşme
halinde ve umut verici sonuçlar alınıyor. İnanıyorum ki bu yıl
başarılı şekilde taşıma kapasitesine ilişkin anlaşmaları tamamlayıp
yılsonuna kadar finansman anlaşmalarını finalize edeceğiz.''

Mitschek, Avrupa Yatırım Bankası, IBRD ve İhracat Kredi Ajansı
gibi önemli finansal kuruluşların projenin finansmanı için hevesli
olduğunu da söyledi, ''Finansal, politik ve teknik olarak çok yapıcı ve
pozitif ilerleme kaydetme konusunda oldukça iyimserim. Yaptığımız
planlama doğrultusunda yakında projenin çevresel ve sosyal etki
değerlendirmesine başlayacağız. Nihai yatırım kararı 2010 sonunda
verilecek. İnşaat 2011'de başlayacak, ilk gaz 2014'te taşınacak'' diye
konuştu.

NABUCCO CEO'su Reinhard Mitschek, taşıma kapasitesi ve finansal
konular dışında projeyle ilgili herhangi bir sorun olup olmadığı
yönündeki soruya ise şu yanıtı verdi: ''Sorun değil, ancak her büyük
projede olduğu gibi aşılması gereken durumlar olduğunu söyleyebiliriz.
Esasen Azerbaycan, Türkmenistan gibi ülkelerdeki üreticiler, yeni bir
satış kanalı yaratması nedeniyle NABUCCO projesinin gerçekleşmesini
bekliyor. NABUCCO için yatırım kararı alındıktan sonra örneğin
Türkiye, Azerbaycan ve Romanya gibi ülkelerde bunu takip eden
yatırımların olmasını bekliyoruz.''

NABUCCO'nun Orta Asya'dan Türkiye'ye ve Avrupa'ya tamamen yeni bir
yol yaratacağını vurgulayan Reinhard Mitschek, projenin üretim ve
depolama tesisleriyle diğer altyapı projeleri için ek yatırımları
beraberinde getireceğini söyledi. ''Eminim ki pek çok şirket Türkiye'de
ve Türkiye dışında yüksek miktarlarda yatırımlar gerçekleştirecek''
diyen Mitschek, bu yatırımların önemli istihdam olanağı yaratacağına
dikkat çekti. Hazırlanan verilere göre, inşaat çalışmaları tüm
güzergah üzerinde 7 bin kişiye istihdam sağlayacak. Boru hattının
yüzde 60'ı Türkiye'de inşaa edilecek. Bu doğrultuda istihdamın
yaklaşık 4 bini Türkiye'de sağlanacak. Tüm yatırım maliyeti 7.9 milyar
Euro olan projede 4.8 milyar Euro'luk yatırım Türkiye'de yapılacak.

Reinhard Mitschek, ''Rus hükümetinin Avrupa'ya iki yeni hat
planlamasını nasıl buluyorsunuz?'' sorusunu ''Avrupa'da pazar hâlâ
büyüyor ve bu, tüketimin 10-15 yıl içinde adım adım artacağı anlamına
geliyor'' diye yanıtladı.

REINHARD Mitschek, NABUCCO'daki önemli hissedarlarından birinin de
BOTAŞ olduğunu belirtirken, ''Eminim ki diğer Türk şirketleri de taşıma
kapasitesi anlaşması konusuyla ilgilenecek. Boru hattının en uzun
bölümü Türkiye'den geçiyor. Bu proje gelecek için çok önemli. Bu proje
sadece NABUCCO'daki gaz transferi için değil, hem doğalgaz hem de tüm
enerji pazarını için çok önemli'' dedi.
.................................................. ...

Haberin linki:

http://www.finanstrend.com/haber/48621/'Nabucco-hattı-yapılacak,-başarıyla-işleyecek'

watermalon
17-02-2010, 12:47
VOB Şubat kontratlarında genel yorum.(17 Şubat 2010)

Son günlerde konuştuğumuz ve 64.400 seviyelerin kırılması sonucunda alışlar hızlandı.

Bugün 64.800'ler den açılan kontratlarda 65.300'lere kadar alışlar geldi.

Bu aşamadan itibaren tekrar yurt dışına bağımlı bir yön çiziyoruz. Yurt dışı piyasaların olumlu hava çizmeleri ile alışların devam etmesi muhtemel olacaktır. Ancak yurt dışından gelecek satışların bizi de etkilemesi muhtemel. Yatırımcılar özellikle euro/dolar paritesini yakından takip etmelerinde fayda olacaktır.

Yatırımcıların inandıkları yönde destek ve dirençlerine göre pozisyon almalarını tavsiye ediyorum.

Destekler 65.000 - 64.800 - 64.400
Dirençler 65.300 - 65.600 - 65.800


kce (kemal cenk Erdem)
www.borsa.us
................................

Haberin linki:

http://groups.google.com/group/borsaus/web/vob-ubat-kontratlarnda-genel-yorum-17-ubat-2010?hl=tr

watermalon
17-02-2010, 12:59
Birada efsane geri döndü


Geçenlerde Tekel Birası, Anadolu Grubu’nun Efes Bira Grubu tarafından yeniden lanse edildi.


1940’tan beri üretilen bu bira, Tekel’in özelleştirmesi ile 2005’te Tekel’den Mey İçki Sanayi’ne geçmiş, ancak sanırım üretici tarafından gerekli ilgiyi ve alakayı göremediğinden piyasada devamlı olarak arz edilmeyip, unutulmak üzere rafa kaldırılmıştı. Geçen sene Anadolu Grubu da bu milli markayı satın alıp, tekrar orijinal formülü ve Ankara Ziraat Fakültesi’nden temin edilen orijinal mayası ile tüketicinin beğenisine sundu. Biranın reçetesi de ilk defa bu satış devri sırasında yazılı hale getirilmiş oldu. Anadolu Grubu markayı satın almasa reçete de unutulup gidecekti.

Aralık sonunda ilk dolum için fabrikaya davet edildim. Üretim hattından çıkan ilk şişelerden birini açıp tattım. Ürün şahane olmuş. Yumuşak, kolay içimli, lezzetli bir bira olmuş, tıpkı eskisi gibi. %100 malttan üretilmiş, yani içinde maltlanmış arpa dışında başka nişasta yok. 1516’da Almanlar biranın saflığı kanununu çıkarmışlar. Kanunun adı Reinheitsgebot. Bu kanun der ki” bira sadece maltlanmış arpa, maya ve şerbetçiotundan üretilir”. İşte Tekel Birası bu kanuna sonuna kadar uyan, %100 saf kan, %70 aromatik, %30 acı olan bir bira olmuş. Referans olarak söylüyorum, Efes Pilsen %70 acı, %30 aromatik bir biradır. Birayı o acı, buruk tadı ile sevenler için Efes Pilsen’i, yumuşak, hafif acı sevenler için ise Tekel Birası’nı öneririm. Tekel birası yumuşak tadı ile yeni müdavimler yaratacak bir bira olmuş. Tadı eskisi ile aynı. Ancak daha iyi dağıtılacağı için, her zaman taze taze içebileceğiz.

Tekel birasının müdavimleri vardı zamanında. Cumhuriyet’le beraber, büyümüş, serpilmiş bir biraydı. Seveni arar bulurdu Tekel Birası’nı. Vazgeçilmezi oldu birçok damağın. Yeni kuşaktan bazılarının gözünde ucuz bir imajı oldu. Ama kendi hiç ucuz olmadı, plastik şişeye girmedi. Satın almak için zahmete girdiğimiz bir bira oldu hep.

Cumhuriyet öncesi bizim pek bira kültürümüz yokmuş. İlk bira fabrikamız 1890’da Bomonti bira fabrikası olmuş. Cumhuriyet sonrası Tekel döneminde ilk markamız Tekel Birası olmuş. 1940’tan 2003’e kadar önce İstanbul Bomonti ve Aydın bira fabrikalarında üretilmiş, daha sonra 1972’de Yozgat fabrikası da devreye girmiş. Bugün ise Tekel Birası sadece Efes Bira Grubu’nun Merter Bira fabrikasında üretilecekmiş.

Hepimiz için geçmişten gelen bir miras, bir hatıra, bir tat, bir efsane bu bira. Teşekkürler ve elinize sağlık Anadolu Grubu. Bu miraslara sahip çıktığınız için Koç müzesi birçok yakın tarih objesini derledi, topladı, sundu bizlere; geçmişimize yani diğer anlamda bizi biz yapan olgulara sahip çıktı. Anadolu Grubu da bu markayı koruyarak, yaşatarak bir anlamda yakın tarihimize sahip çıkıyor. Gelecek nesillerin “dedemin içtiği bira” diyebileceği geçmişle bir bağ yaratacak bir markayı yaşatmaya çalışıyor.

Geçenlerde okudum. Danıştay, devir kararının yürütmesini durdurmuş. Gerekçe satışın piyasada Efes Bira Grubu’nun hâkim durumunu güçlendiriyor olması. Ben bu gerekçeyi gerçekçi ve anlamlı bulmuyorum. Tekel Birası’nın Efes’in hâkim durumunu güçlendireceği görüşüne katılmak mümkün değil. Çünkü Efes, hâkim durumunu güçlendirmek için Tekel’den çok daha iyi alternatiflere sahip. Ancak Tekel Birası gibi bir ürünü ancak Efes gibi büyük bir marka tekrar ayağa kaldırıp, yaşatabilir. Çünkü piyasada kendi ürününü, mevcut markasını tutundurmaya çalışan diğer üreticilerin böylesi maliyetli bir çabaya girişmeleri beklenemez. Umarım Danıştay, Efes Bira Grubu’nun, yok olmaya mahkûm bir değeri ayağa kaldırarak milyonlarca tüketicinin beklentilerine cevap veren bu fedakâr girişimini engelleyerek bizi böylesi nostaljik, bence kıymetli bir markadan yoksun bırakmaz.
..........................................

Haberin linki:

http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/13817904.asp?yazarid=355&gid=61&hid=13818280

watermalon
17-02-2010, 13:06
Gelecek rüzgar enerjisinde

Enerji fiyatlarındaki artış, arz güvenliği sıkıntısı ve talepteki yükselişle beraber dünya, yönünü ucuz ve yenilenebilir enerji kaynağı olan rüzgara çevirdi.

Eklenme tarihi: 2/15/2010 3:23:43 AM
Zeynep AKYIL / ANKARA (A.A)

Enerji fiyatlarındaki artış, arz güvenliği sıkıntısı ve talepteki yükselişle beraber dünya, yönünü ucuz ve yenilenebilir enerji kaynağı olan rüzgara çevirdi.

AA muhabirinin Dünya Rüzgar Enerjisi Konseyi verilerinden derlediği bilgilere göre, dünyadaki rüzgar enerjisi kurulu gücü son 10 yılda 9'a katladı. Buna göre 2000 yılında 17 bin 400 megavat (mw) olan dünya rüzgar kapasitesi, 2008 yılında 120 bin 550 megavata, 2009 yılında da 157 bin 899 megavata ulaştı. Böylece, dünya genelinde rüzgar enerjisinde Türkiye'nin elektrik üretiminde toplam kurulu gücüne yakın bir miktar olan 37 bin 466 megavatlık yeni kapasite devreye girdi.

Verilere göre, Rüzgar enerjisi kurulu güç kapasitesinde ilk sırada yüzde 22,3'lük pay ve 35 bin 159 megavatlık güç ile Amerika, ikinci sırada yüzde 16,3'lük pay ve 25 bin 777 megavat ile Almanya bulunuyor.

Bunu yüzde 15,9'luk pay 25 bin 104 megavatlık güç ile Çin, 19 bin 149 megavat güç ile de İspanya izliyor.

Rüzgar enerjisi kapasitesi Hindistan'da 10 bin 926 megavat düzeyinde. Söz konusu ülkeleri rüzgar enerjisi anlamında zengin Avrupa ülkeleri izliyor. Rüzgar enerjisi kurulu gücü İtalya'da 4 bin 850 megavat, Fransa'da 4 bin 492 megavat, İngiltere'de 4 bin 51 megavat, Portekiz'de 3 bin 535, Danimarka'da 3 bin 465 megavat düzeyinde bulunuyor.

Söz konusu 10 ülke, dünyadaki toplam rüzgar enerjisi kurulu gücünün yüzde 86,5'ini oluşturuyor.


2009'DA EN ÇOK YATIRIMI ÇİN YAPTI


Geçen yıl dünya genelinde toplam 37 bin 466 megavatlık rüzgar gücü devreye girdi.

2009'da dünya genelinde rüzgar enerjisine en çok yatırımı Çin yaptı. Buna göre Çin, 2009'da 13 bin megavatlık rüzgar enerjisi gücü yatırımı yaptı. Bunu 9 bin 922 megavatlık yatırım ile Amerika izledi. Avrupa ülkelerinden İspanya 2 bin 459 megavat ile üçüncü sırada, Almanya 1.917 megavatlık yatırımla dördüncü sırada yer aldı.

2009'da Hindistan 1271 megavat, İtalya 1114 megavat, Fransa 1088 megavat, İngiltere 1077 megavat, Kanada 950 megavat, Danimarka 334 megavat gücünde rüzgar santralini devreye aldı.


TÜRKİYE'DE SEKTÖR LİSANSLANDIRMAYI BEKLİYOR


Dünyaya paralel olarak Türkiye'de yerli ve yenilenebilir enerji kaynaklarına verilen önem hızla artıyor.

Yerli ve yabancı olmak üzere özel sektörün rüzgar enerjisi yatırımına oluşan ilgisiyle 2002'de yok sayılacak düzeyde olan rüzgar enerjisi kurulu gücü, 2009 yılı sonu itibariyle 801 megavata ulaştı.

2007 yılı sonunda rüzgarda kurulu gücü sadece 147 megavat olan Türkiye, 2 yılda ulaştığı bu rakamla da Belçika, Norveç ve Polonya'yı geride bırakarak Avrupa'da 13'üncü sırada yer aldı.

Öte yandan 1 Kasım 2007 tarihinde de Türkiye'nin ve dünyanın önemli şirketleri lisans almak için 70 bin megavatın üzerinde rekor bir başvuruda bulundu.

Yeni yatırımlarla rüzgar enerjisi kurulu gücünün 2 yıl sonunda 2 bin 200 megavata ulaşacağı tahmin ediliyor.

Söz konusu lisans başvurularına ilişkin süreçte de artık son aşamaya gelinirken, Enerji Piyasası Düzenleme Kurulunun (EPDK) yakın bir zamanda konuyu Kurul gündemine alarak sonuçlandırması bekleniyor. EPDK tarafından verilecek kararın ardından aynı bölge için başvuran birden fazla şirket arasında TEİAŞ tarafından “yarışma” yapılacak ve kazanan şirketler EPDK'dan lisans alarak yatırımlarına başlayacak. Bu süreçte teknik olarak bağlantısı uygun görülmeyen çok sayıda proje için de lisans başvuruları reddedilecek.

Tüm bu sürecin sonunda da yeni yatırımlarla rüzgar enerjisi kurulu gücünün 2020 yılında da en az 20 bin megavat olması hedefleniyor.
.................................................. ........

Haberin linki:

http://www.hurriyetusa.com/haber_detay.asp?id=23838

watermalon
17-02-2010, 14:48
Yabancılar borsada daha çok kazanıyor
SPK Başkanı Vedat Akgiray, yabancı yatırımcının nasıl daha çok kazandığını açıkladı

Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) Başkanı Vedat Akgiray, IMF ile anlaşma yönündeki söylemlerin piyasalara etkisi hakkındaki soruyu yanıtlarken, “Son 5 aydır, merakla ve yakından izliyoruz borsadaki iniş-çıkışları, IMF sözleriyle bağlantısını biz kuramadık” dedi.
Akgiray, Ekonomi Muhabirleri Derneğinin (EMD) düzenlediği sohbet toplantısında, muhabirlerin sorularını yanıtladı.
SPK Başkanı Akgiray, küresel krizin etkisiyle finans sektöründe düzenleme ve denetleme dünyasının yeniden şekillendiğini ifade ederek, IMF, G-20 gibi bütün uluslararası kurumların görevlerinin ve konumlarının yeniden tanımlanmak üzere olduğunu kaydetti. Böyle bir ortamda Türkiye’nin krizi çok iyi izleyerek, yaşadığını belirten Akgiray, ülkenin uluslararası kuruluşlarda görev almasının öneminin burada kendini gösterdiğini söyledi. Akgiray, şunları dile getirdi:
“Etki olmadan, arka planda konuşulurken bütün her şeyi duyuyorsunuz, çünkü işin içindeyiz. Dolayısıyla bütün bu kurumların, piyasaların, düzenleyici otoritelerin duruşları tekrar tanımlanırken, IMF ile yapılan bazı görüşmelerin çift taraflı olarak bu kadar uzuyor olması... Bunda hiç sürpriz yok. Bu bir taktik gereği olması gerekmiyor, başka bir kast olması gerekmiyor, olumsuz bir şey olması hiç gerekmiyor, ki ben böyle bir ihtimal hiç vermiyorum.”
Dünyada bugün IMF’nin konumunun sorgulandığını ifade eden Akgiray, AB’ye tam üye Yunanistan’a IMF yardımının gündemde olduğuna dikkati çekti v e “Avrupa’nın en büyük ekonomisine, Almanya’ya şu kadar borcu olan bir ülke, IMF geliyor oraya, burada bir tuhaflık yok mu? Bir şeyler değişiyor demek ki” şeklinde konuştu.
Akgiray, bu yorumlarını SPK başkanı kimliğiyle değil, kişisel olarak yaptığını kastederek, “Vedat’tı bunu söyleyen, SPK başkanı değil” dedi.

“TAHMİN MODELLERİ ÇALIŞMAZ”

IMF ile ilgili açıklamaların piyasaya etkisine yönelik soruyu yanıtlarken de Akgiray, “Son 3-4 aydır, veyahut 5 aydır merakla ve yakından izliyoruz borsadaki iniş-çıkışları, IMF sözleriyle bağlantısını biz kuramadık” dedi.
Bu konudaki başka bir soru üzerine “Biz o ilişkiyi kuramadık teknik olarak, samimi söylüyorum” diyen Akgiray, akademik hayatının önemli bir bölümünde “finansta matematiksel modeller” üzerine çalışma yaptığını vurguladı. Tahmin modellerinin çalışmadığını çeşitli örneklerle aktaran Akgiray, “Çalışmadığının ispatı çok, son 3 yıllık hikayaye bakın bunu göreceksiniz. Bugün bu laf çok daha doğru bir tespit. Bugünün dünyasında, fiyat tahminini, piyasanın gidişatının tahminini yaptığını söyleyen kişiye, lütfen kimse inanmasın, mümkün değil çünkü” diye konuştu.
Akgiray, piyasanın gidişinin tahmin edilmesinin mümkün olmadığını ifade ederek, zaman zaman piyasa içinde düşük ve yüksek fiyatlamalar olabileceğini, bunları önce yakalayanın daha çok para kazanacağını, ancak bir kişinin her zaman, her ortamda bunu yapamayacağını kaydetti.
Vedat Akgiray, “Borsadaki hareketliliği bir şeye yormak, benim şahsen hiç itibar etmediğim bir yorum” dedi.

“(IMF İLE İLGİLİ SÖYLEMLER) BENCE HİÇ ETKİLEMİYOR ARTIK”

Akgiray, başka bir soruyu yanıtlarken de siyasilerin söylemleri ile finans piyasası arasındaki ilişki konusunda bir şey söylemenin çok zor olduğunu belirterek, “Tabii ki üst düzey yöneticilerin sözleri piyasayı etkiler, en otoriter sözdür o, ama nasıl etkileyeceğini, tek etkinin o olduğunu söylemek, o etkiye dayalı bir beklentide olmak yanlış, onu diyorum ben” şeklinde konuştu.
Vedat Akgiray, sözün ne olduğundan öte, piyasanın o sözü nasıl algıladığının önem taşıdığını belirterek, “Tahminde bulunmak diye bir yetenek yok, fakat insanların beklentileri nasıl değişir onu tahmin edebiliyorsanız, süper beraber çalışalım, ben de istifade edeyim, o da mümkün değil” dedi.
Bir muhabirin, IMF’nin beklentileri etkileyen bir konu olduğunu ve bu konudaki söylemlerin de beklentiler üzerinde etki yarattığı yönündeki yorumu üzerine, “Hala etkiliyor mu emin misin? Bence hiç etkilemiyor artık” dedi.

İŞTE O FORMÜL!

Konuşması sırasında yerli yatırımcı ile yabancı yatırımcının İMKB’deki karlılığı konusunda bir araştırma yapıldığını anlatan Akgiray, araştırma sonucunda yabancıların borsada daha çok kazandıklarının ortaya çıktığını söyledi.
Bunun nedenini açıklayan SPK Başkanı, yerli yatırımcıların bir hisseyi ortalama olarak 20-25 gün ellerinde tuttuğunu, yabancıların hisse tutma oranının 250 iş günü olduğunu kaydetti.
“Uzun vadeli yatıran daha çok kazanmış, çok kişinin acayip eleştirdiği bizim küçük borsamızda. Bunun da böyle olması lazım” diyen Akgiray, zaten bu işin doğasının da bu olduğunu bildirdi.

TÜRKİYE’NİN BÜYÜMESİ İHRACATA DAYALI DEĞİL
Geçen sene Türkiye’nin yüzde 5-6 oranlarında daraldığını, bunun en önemli nedeninin ise özel sektör yatırımlarının yüzde 30 daralması olduğunu söyleyen Akgiray, şöyle konuştu:
“Yani bizim 2009’da küçülmemizin ölçülen sebebi özel sektör direkt yatırımlarının yüzde 30 daralmasıdır. Fakat Türkiye’nin büyümesi de yaygın söyleme karşın ihracata, exportlara dayalı değildir. Türkiye’nin iç dinamikleri ihracata duyarlı bir ülke değildir. Bunun tek cümle ile bir ispatı var. 2009 senesinde Türkiye’nin net ihracatı artmıştır. Fakat milli gelir yüzde 5-6 daralmıştır.”
Türkiye’de çok doğurgan ve potansiyeli çok büyük bir iç talep olduğuna da dikkat çeken Vedat Akgiray, buna göre iyi bir tüccarın, akıllı, basiretli bir iş adamının Türkiye’ye yatırım yapacağını söyledi.
Akgiray, “Özel sektör (öldük, bittik) diye ağlıyor ve yatırım yapmıyor. O zaman başkası yapar. Yani bu hem bizim iş adamlarımıza bir mesajdır, hem dünyaya bir mesajdır” diye konuştu.

..........................................

Haberin linki:

http://www.milliyet.com.tr/default.aspx?aType=SonDakika&ArticleID=1200282

watermalon
17-02-2010, 19:44
İŞ BANKASI İÇİN "AL" ÖNERİSİ
ISCTR - AL tavisyemizi koruyoruz / Değerleme açısından cazip; iştirak portföyü fiyatlanmıyor!
İş Bankası (ISCTR) 2009 yılında konsolide olmayan net karını beklentileri aşaral 2,372mn TL olarak açıkladı (4ç09 net karı: 569mn TL). Krediler son çeyrekte bir önceki çeyreğe göre %5 büyüme gösterdi; faiz kazanan aktifler ise menkul değerler portföyündeki %18 büyüme neticesinde daha da fazla artarak %6 büyüdü. Son çeyrekte beklentilerden iyi gelen bilanço performansının nedenleri şu şekilde sıralanabilir: toplam gelirler bir önceki döneme göre neredeyse aynı kaldı (ticari karın yüksek gelmesi, %9 ç/ç komisyon gelirlerindeki artış ve diğer gelirlerin de yüksek olması sebebiyle) ; ancak toplam giderler %8 ç/ç geriledi (faiz giderlerindeki düşüş ve operasyon giderlerindeki düşüş sebebiyle). Böylece maliyet/gelir rasyosu dördüncü çeyrekte %32’ye gerilemiş oldu…

2010 yılı beklentilerimize gore ISCTR 7.3x F/K’10e ve 1.2x F/DD (%18 Özsermaye karlılığı) çarpanlarından işlem görmektedir. Fiyat hedefimizi hisse başına 7.6 TL/hisseye yükseltiyoruz ve tavsiyemizi AL olarak tutmaya devam ediyoruz. Bankanın iştirak portföyünün değeri yaklaşık 5.5 milyar TL. Bu sebeple yatırımcıların iştirak portföyünü fiyatlamadıkları kanaatindeyiz.
TERA MENKUL
.......................................

Haberin linki:

http://www.borsagundem.com/haber/oku/oneri/15560/is_yatirim_icin_?utm_source=MailingList&utm_medium=email&utm_content=borsagundem+bilgi+servisi

watermalon
17-02-2010, 22:19
Bundan iyisi, bütçe fazlası...


Ocak ayı bütçe rakamları ile 2010 yılına iyi bir başlangıç gerçekleşti.2009 yılı ocak ayında 2.96 milyar TL olan bütçe açığı, 2010 yılında 3.12 milyar TL’ye yükseldi.

Bütçe açığı geçen seneye göre artış göstermesinin nedeni, geçen seneye göre ocak ayında daha fazla borç stoku olması ve buna bağlı olarak 2,3 milyar TL faiz giderleri olmasına bağlı. Faiz giderlerini değişmeseydi bütçe sadece 820 milyon TL bir açık verecekti. Bu bütçe açığından daha iyisi, bütçe fazlası diyebiliriz. Bütçe gelirlerinde yaşanan artış, ocak ayında büyümenin hızlandığını gösteriyor.

İthalattan alınan vergiler yüzde 81,9, KDV geliri yüzde 49,8, ÖTV geliri yüzde 28,7 arttı. Damga ve harçlarda devletin yaptığı zamlar neticesinde yüzde 16,7 ve yüzde 18,7 artış sağlandı. Büyüme süreci ve devletin yaptığı vergi ayarlamalarına olumlu etkisi, ocak ayı bütçe gerçekleşmelerine yansıdı. Yani ekonomi büyüyor, devletin kasası doluyor. 2010 yılı içerisinde tüm dünya ülkelerinin görmek istediği tablo ocak ayı itibariyle var. Ocak ayından yılsonu öngörülemez. Fakat OVP çerçevesinde verilen hedeflerin oldukça kötümser ve bir o kadar ulaşılabilir olması nedeniyle, mevcut bütçe hedefleri rahatlıkla tutturulabilir.

Türkiye için belki yurtiçinde takip edilecek en önemli veri bütçe rakamları olacaktır. Dünya’da ülkeler 2010 yılında ikiye ayrılıyor. Batacak ülkeler ve ayakta kalacak ülkeler. Batacak ülkelerden para, ayakta kalacak ülkelere geçiş yapıyor. O yüzden bütçeyi denk tutmak, parayı çekmek için en büyük etkenlerden biri.


Gökhan USKUAY
Turkish Yatırım Finansal Strateji Müdürü

.....................................

Haberin linki:

http://bigpara.ekolay.net/M3/bigyazar_detay.asp?id=695504&bprtme=1565087917

nokta-atışı
17-02-2010, 23:17
aselsanın 12 aylık karı çok iyi 18 li fiyatlara gelmesi süpriz değil

watermalon
18-02-2010, 10:55
17 bin satış noktası ‘mahalle baskısı’yla ‘içki’yi bıraktı

Mehtap ÖZCAN 18 Şubat 2010

Efes Türkiye Genel Müdürü Tuğrul Ağırbaş, alkollü içki satışında “mahalle baskısı”nı rakamlarla ortaya koydu. Ağırbaş, “Son 4 yılda 17 bin içki satış noktası ya kapandı, ya içkiden vazgeçti. Girişimciler ‘mahalle baskısı’ nedeniyle içki satış noktası açmakta zorlanıyor” dedi.


EFES Türkiye Genel Müdürü Tuğrul Ağırbaş, son 4 yılda 17 bin içki satış noktasının ya kapandığını ya da içki satmaktan vazgeçtiğini açıkladı. Ağırbaş, “Türkiye’de içki satış noktası sayısı 100 binden 83 bine kadar düştü. Satış noktası açmaya istekli olan girişimciler de ‘mahalle baskısı’ nedeniyle satış noktası açmakta zorlanıyorlar” dedi.

Mülk sahibi istemiyor

Mülk sahiplerinin içki satan işyerlerini kiracı olarak istemediğini belirten Tuğrul Ağırbaş, “Bakkal ve büfelerin çevresinde yaşayan sakinlerin yüzde 85’i içki satışı yapılmasına karşı çıkıyor. Belediyeler de içki satışı izni konusunda ellerinden gelen tüm zorlukları çıkarıyor” dedi. İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatlarına İlişkin Yönetmelik’ten bahseden Ağırbaş şöyle devam etti: “Yönetmeliğe göre, 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunun kapsamına giren gayrimenkullerin kütükte mesken olarak gösterilen bağımsız bölümlerinde birhane, gazino, pavyon, bar ve kulüp gibi yerler konusunda kat maliklerinin oy çokluğu ile aldığı kararın bulunması gerekiyor. 2005’te yürürlüğe giren bu yönetmelik açılan davalar sonrasında 2009 Temmuz ayından itibaren uygulanmaya başlandı. Önümüze çıkarılan tüm bu zorluklar Türkiye’de içki bulunabilirlik oranının yüzde 30’da hatta, bazı bölgelerde yüzde 4’de kalmasına neden oluyor.”

Satış noktalarının kapanmasında, özellikle alkollü içecek satışı yapmayan BİM gibi ‘discount’ (ucuz satış) mağazalarının da etkisinin olduğunu kaydeden Ağırbaş, “Bu zincirlerin sokak aralarında dahi şube açmaları bakkal ve büfelere ticari anlamda şans tanımıyor. Zincir mağazalar bakkal ve büfeleri yok edince o bölgenin içki satış noktası da kapanmış oluyor” dedi.

Yatırım planı yok

Ağırbaş, 2009 yılında birada yaklaşık yüzde 45’lik bir ÖTV artışı olduğunu hatırlatarak, şöyle konuştu: “ÖTV artışını tüketicilere minimum düzeyde yansıtmak istedik, ancak son zamlarla satış fiyatlarının yüzde 52’si ÖTV ve KDV’den oluşur duruma geldi. Türkiye’de her bir tüketicinin aldığı her şişede ödediği ÖTV oranı Almanya’nın 9 katı. Dolayısıyla Türkiye’de 2010-2011 yılında kapasite artışı gibi çok büyük yatırımlar düşünmüyoruz. Son 5 yılda Türkiye’de 340 milyon dolar civarında yatırım yapmışız.”

Fırsat arayışı

Tuğrul Ağırbaş, yurtdışı yatırım fırsatlarına odaklandıklarını dile getirerek, “Büyük satın almalardan sonra büyük şirketlerin bazı bölgelere konsantre olup daha küçük pazar payı olan yerlerden çıkabileceklerini düşünüyoruz. Öyle fırsatlar çıkabilir. Onları değerlendirmek niyetindeyiz” dedi. Ağırbaş şöyle devam etti: “Dünyada bira sektöründe son dönemlerde çok fazla satın alma gerçekleşti ve aramızda espri yapıyoruz ‘Daha da devam ederse Avrupa’da birinci, dünyada ikinci olacağız’ diye. 4-5 tane büyük oyuncu kaldı.”

Bira tüketiminde Avrupa sonuncusuyuz

TÜRKİYE’de yıllık kişi başı bira tüketiminin 12 litre olduğunu söyleyen Tuğrul Ağırbaş, “Avrupa ortalaması 100 litre. Bu, Çekoslovakya’da 160 litreyi buluyor. Herhalde Avrupa’da sonuncuyuz. Bu işi körükleyen açık noktalar, restoranlar, cafeler ve publar” dedi.

3.5 milyon litre bira Almanya’da üretilecek

AVRUPA’da Efes bira grubu olarak 5’inci sıraya dünyada da 13’üncü sıraya yükseldiklerini belirten Tuğrul Ağırbaş, şöyle konuştu: “Almanya’da Einbecker şirketine 2-3 ay içerisinde lisanslı üretim yaptıracağız. 3.5 milyon litre lisanslı bira ürettirip Avrupa Birliği’ne satmayı planlıyoruz. Türkiye’de yüzde 85 pazar payı ile olmak istediğimiz yerdeyiz. Türkiye’de ürettiğimiz hacmin yüzde 10’unu yurtdışına satıyoruz. 66 ülkeye ihracat yapıyoruz. Son dönemde sadece ihracat yapmakla kalmıyor oralarda satış teşkilatları kuruyoruz. En son Belarus ve Azerbaycan’da satış teşkilatları kurduk.”

Şanlıurfa’yla ‘turizm elçileri’ sayısı 2 bine yaklaştı

SPOR, kültür ve sanata verdiği destekle adından söz ettiren Efes Pilsen, Boğaziçi Üniversitesi Yaşamboyu Eğitim Merkezi (BÜYEM) işbirliği ile düzenlediği ‘Efes Pilsen Turizm Eğitimleri’ kapsamında turizme de katkılarını sürdürüyor. Bugüne kadar 17 ilde eğitimler düzenlendi ve son olarak Şanlıurfa’da 278 kişi sertifika aldı. 2007 yılında başlayan ve bugüne kadar bin 918 kişinin sertifika aldığı proje hakkında konuşan Efes Türkiye Genel Müdürü Tuğrul Ağırbaş, “Gelişmekte olan ülkelerde turizm sektörünün diğer sektörlere oranla daha yüksek katma değer sağlıyor. Turizm yatırımcıları ve uzmanlara göre 2009 sonu itibarıyla 21 milyar doları aşan turizm geliri elde eden Türkiye’nin gerçek potansiyeli 100 milyar dolar seviyesinde. Türkiye dünya turizm pazarından daha fazla pay almayı hak ediyor” dedi.

Rakamlarla ‘Efes Turizm Eğitimleri’

Eğitimler 5 hafta sürüyor.
Sertifika alanların sayısı 2 bine yaklaştı.
Bu güne kadar 17 şehirde eğitimler düzenlendi.
Projesi kapsamında 5 adet dernek faaliyet gösteriyor.
Toplam 5 bin kişinin sertifika sahibi olması hedefleniyor.
2010 yılının ilk eğitimi Konya’da başlayacak.

Şanlıurfa ‘inanç turizmi’ merkezi olacak

ŞANLIURFA Belediye Başkanı Ahmet Eşref Fakıbaba da Şanlıurfa’nın bir inanç turizm merkezi olacağına inandığını belirterek, “Bizler el ele vereceğiz. Gelen insan temiz yemek yiyecek. Temiz yatakta yatacak, tuvaletleri temiz olacak. Turizm Şanlıurfalılar için bir yaşam şekli olmalı. Eğer Efes Pilsen’in sponsor olacağı başka bir şey olursa bizi 17. sıraya koymayın, bizi ilk sıraya koyun” dedi.
...............................................

Haberin linki:

http://www.hurriyet.com.tr/ekonomi/13825663.asp?gid=229

watermalon
18-02-2010, 11:03
Migros 24 mağazayı satın aldı

18 Şubat 2010

Migros Ticaret A.Ş, değişik illerde franchise (bayi) olarak faaliyette bulunan toplam 24 adet mağazanın şirketin bünyesine katılmasıyla ilgili kararlar alındığını bildirdi.

Migros'tan, finansal duran varlık edinilmesine ilişkin Kamuyu Aydınlatma Platformuna (KAP) yapılan üç açıklama ile alınan kararlara ilişkin bilgiler verildi.

Yapılan ilk açıklamada, Eskişehir, Sakarya, Bilecik ve Yalova illerinde Migros ve Şok formatında 7 franchise mağaza ile faaliyet gösteren Amaç Gıda Ticaret ve Sanayi A.Ş'ye ait beheri 1 TL'lik 900.000 TL nominal değerde 900.000 adet hissenin yüzde 99,9996'sına isabet eden 899.996 TL nominal değerde 899.996 adet hissesinin, fiyat ayarlamasına tabi olarak 3 milyon 399 bin 984,89 TL bedelle Çetin Adalet, Orhan Mersinoğlu, Adnan Mersinoğlu, Ayşe Melike Adalet ve Türkan Mersinoğlu'ndan, belirtilen koşullarla Migros tarafından satın alınmasına karar verildiği belirtildi.

Şirketten yapılan ikinci açıklamada, Balıkesir, Eskişehir, Sakarya, Düzce, Afyon ve Bilecik illerinde Migros ve Şok formatında 14 franchise mağaza ile faaliyet gösteren Ades Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş'ye ait beheri 1 TL'lik 100.000 TL nominal değerde 100.000 adet hissenin yüzde 99,996'sına isabet eden 99.996 TL nominal değerde 99.996 adet hissesinin, fiyat ayarlamasına tabi olarak 12 milyon 199 bin 512,00 TL bedelle Çetin Adalet, Orhan Mersinoğlu, Adnan Mersinoğlu, Ayşe Melike Adalet ve Türkan Mersinoğlu'ndan belirtilen koşullarla Migros tarafından satın alınmasına karar verildiği duyuruldu.

Migros'tan yapılan son açıklamada, Denizli ilinde Migros ve Şok formatında 3 franchise mağaza ile faaliyet gösteren Egeden Gıda Tüketim Malları Ticaret ve Sanayi A.Ş'ye ait beheri 1 TL'lik 176.000 TL nominal değerde 176.000 adet hissenin yüzde 99,998'ine isabet eden 175.996 TL nominal değerde 175.996 adet hissesinin, fiyat ayarlamasına tabi olarak 4 milyon 99 bin 906,82 TL bedelle Çetin Adalet, Orhan Mersinoğlu, Adnan Mersinoğlu, Birlik Ecza Deposu Ticaret ve Sanayi A.Ş. ve Ayşe Melike Adalet'ten belirtilen koşullarla Migros tarafından satın alınmasına karar verildiği bildirildi.

Açıklamalarda, hisse devir bedellerinin kapanış tarihi itibariyle fiyat ayarlamasına tabi tutulacağı, devir işlemlerinin, Rekabet Kurumu izninden ve diğer ön şartların gerçekleşmesinden sonra geçerli olacağı kaydedildi.
.................................................

Haberin linki:

http://www.hurriyet.com.tr/ekonomi/13826458.asp

watermalon
18-02-2010, 11:06
Mevduata yüzde 10 sınırına ‘İş’ten ‘ulusal çıkar’ resti

18 Şubat 2010

TBB Başkanı ve İş Bankası Genel Müdürü Ersin Özince, Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın, ABD’den örnek vererek gündeme getirdiği, “Banka başına mevduatın ülke toplamının yüzde 10’unu geçmemesi” sınırı tartışmasına, “ulusal çıkar” uyarısıyla girdi. Özince, “Gelişmiş ülke bilmem ne yapacakmış. Yok canım. Madem ulusal politikada hassassınız, ulusal menfaati güdeceksiniz” dedi.


TÜRKİYE İş Bankası Genel Müdürü ve Türkiye Bankalar Birliği (TBB) Başkanı Ersin Özince, Türkiye’deki toplam mevduatın yüzde 10’undan fazlasının bir bankada bulunması konusunda gündeme gelen “sınır” tartışmalarına sert yanıt verdi. Özince, “Mevduatta, kredide yüzde 10’u geçmişsin, gerile kardeşim! Gerileriz... Fakat herşeyi derinliğine düşünmeli. ‘Gelişmiş ülkeler bankacılıkta bilmem ne yapacakmış, biz de yapalım mı? Yok canım! Hiç böyle mecburiyetimiz yok. Madem ulusal politikalarda hassassınız, ulusal menfaatlerinizi güdeceksiniz” dedi.

Taşlar yerinde kalmayacak

İş Bankası’nın “Yeni Dönem, Yeni Konumlama” konulu İş’le Buluşmalar toplantısında konuşan Ersin Özince, bankacılık sektörüne, hükümete, reel sektöre önemli mesajlar verdi. Dünyada kriz ortamının ortadan kalkmasından sonra birçok taşın bilinen yerinde olmadığının görüleceğini söyleyen Ersin Özince, “Bazı ekonomiler diğerlerine nazaran tamamen tersine hareketler yapıyor. Dünyada rekabet gücü artan ülkelerde şu dönemde en fazla o yönde kazancı sağlıyorlar kendilerine” diye konuştu.

2 milyar lira ıskartada

İş Bankası’nın 2009’u iyi bir sonuçla kapattığını, özvarlık büyüklüğünün 15 milyar lirayı geçtiğini hatırlatan Ersin Özince, ‘Bankacılık sektörü müthiş kâr etti, fakat reel sektörü yeterince desteklemiyor’ eleştirilerine de şu yanıtı verdi: “Biz İş Bankası olarak verebildiğimiz kadar veriyoruz. 2009 yılının çok iyi neticeleri içinde, 2 milyar liralık sorunlu kredi intikal etmiş. Bu, yaklaşık, benim nakit sermayemin dörtte biri kadar. İşletme sermayemin dörtte biri kadarı ıskartaya çıkıyor, buna karşılık ayırmak zorundayım. Elimden geldiğince idare etmeye çalışıyorum.”

G-20’ye planlı gidelim

Ersin Özince, ‘her alanda ulusal politikalarınız olmalı’ dedikten sonra da ABD örneğini verdi: “ABD, bugün dünyanın dört bir yanından yedi düveli topluyor, Amerikalı yapıyor, orada-burada dövüştürüyor. İspanyol’u da var, Arap’ı da. Biz göğsümüzü gere gere G-20’ye gidiyoruz. G-20’ye giderken, pilav değil plan yapmak lazım. Türkiye gibi ülkelerin, o meclislerde ulusal politikalarına uyan politikalar savunması lazım.”

‘IMF’ye hayır’ diyorsan...

Fransızların bankacılık politikasını ‘muazzam’ olarak niteleyen Ersin Özince, “Öyle ulusal bankacılık politikaları var ki... Ulusal bankacılık politikası olması, uluslararası sermayeye karşı olmak değil” ifadelerini kullandı. 10 yıl önce yönetmeye başladıkları banka ile bugün arasında çok ciddi fark olduğuna işaret eden Özince, şöyle devam etti: “Rekabet çok zorlaştı. Pekala dünya eşit mi? ‘Gelişmiş ülkeler bankacılık sistemlerini bilmem ne yapacakmış; biz de yapalım mı!’ Yok canım... Hiç böyle bir mecburiyetimiz yok. Madem ulusal politikalarda hassassınız, ‘IMF’ye de hayır’ diyorsunuz, o zaman siz ulusal menfaatlerinizi güdeceksiniz. Ulusal menfaat gütmek; vergi toplamak, istihdam ve üretim maliyetini desteklemektir.”

‘Çek’te her yaprak için 1000 lira garanti olur mu

İŞ Bankası Genel Müdürü Ersin Özince, ‘hamiline çek’ olayı için yapılan görüşmeye TOBB ile birlikte gittiklerini, ancak önerilerinin dikkate alınmadığını söyledi. Özince, şöyle konuştu: “Varsa yoksa, ‘bankalara nasıl bir şey yükleyebiliriz’, bir de ‘içeridekileri nasıl çıkarırız.’ Kıyamet kopuyordu: ‘Çek yaprağı başına garanti 1000 TL olsun’. Yahu, o garantiyi koyarsan, banka çek vermeyecek. 20 yaprak 20 bin lira garanti... Bir 20’lik bastırdığın zaman bir de 50’lik çek defteri bastırıyorsun. 50 yaprağı almaya kalkan, 50 bin lira verdiği zaman ne yapacak? ‘Banka karşılasın!’ Banka bunu niye karşılasın? TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu gayet güzel dedi: ‘Biz istemiyoruz garanti. Bu bankalardan da bir şey istemeyin. Açığa çek keseni, senet protesto sistemi gibi duyuralım. Ne hapse atın, ne bir şey olsun.’ Aslında mutabık kalmıştık TOBB platformunda.”

Hastaydın iyileştin ama yarışta performansın ne

TÜRKİYE ekonomisinin son 10 yılda yaşadığı gelişimin önemli olduğunun altını çizen Ersin Özince, şu uyarıyı yaptı: “Ülkemizin AB’nin Maastrich kriterlerine yaklaşması önemli. Eskinin kötüleriyle karşılaştırırsan süper. Adam, ‘Hastaydım iyileştim’ diyor. Peki, iyileştin de performansın ne? Yarışta neredesin? Çin olgusu var. Çin, 10 yıl önce ucuz ile rekabet ederken bugün akılla rekabet ediyor. Biz hâlâ Devrim arabası tartışması yaparken, Çin arabası takır takır geldi, kendi markasıyla. Bir tane marka çıkartabildik mi? Çin çıkarttı, Hindistan çıkarttı. Bazı sıhhat göstergelerinin iyi olması, uluslararası rekabette başarılı yönetim yaptığımızı asla göstermez.”

Amerika’da parasını batıran gelip bizi speküle ediyor

İŞ Bankası Genel Müdürü Ersin Özince, soruları yanıtlarken, şu tespitleri yaptı: “Ben döviz kurundan anlamam. İş Bankası hisselerinin seyrinden anlarım. Ben Genel Müdür olduğumdan beri, hisselerimizin piyasa değeri 2.5 milyar dolar ile 20 milyar dolar arasında gezdi. İkisinde de abartı var diyelim. Ama daima, yüzde 70 kadarını tutan yabancı yatırımcı hisse fiyatını belirledi. Kimdir bu yabancı yatırımcı? 50 tane yabancı yatırım fonu. Banka olarak benim 200 bin hissedarım benim hissem üzerinde söz sahibi olamaz. Lafı bağlamak istediğim şu: Bugün TL’nin değeri konusunda ulusal politika mümkün değil. ABD’de batan yatırımcı, kimi de spekülatif yatırımcı, böyle sığ pazarlara gelip buraların pazarlarını, hissesini, faizini speküle edip para kazanıyor. İş bu kadar basit. ”

En fazla faiz indiren ülkeyiz, kırıp dökmeyelim

İŞ’le Buluşmalar’da, Prof. Dr. Taner Berksoy faizleri yeniden etkili enstrüman haline getirmek gerektiğine vurgu yaptı. Berksoy, “Her kriz işsizlik oranını bir çıta daha yukarıya yükseltti. 2010’da iki sorun önemli olacak. Birincisi kamu açıklarını nasıl daraltacaksınız? Burada sabıka kaydı kötü olanlar yeni dünya konumlandırmasında geriden gelecek. Bir diğeri en büyük dozlu faiz indiren ülkelerdeniz. Onu yeniden kırıp dökmeden bunu döndürebilmeliyiz” dedi. Havada asılı duran bir IMF anlaşması olasılığının da, ‘sabıka kaydı’na iyi geçmediğini söyleyen Berksoy, enflasyon beklentisinin bozulduğunu, bunun enflasyonun önümüzdeki dönem problem olacağını gösterdiğini ifade etti.

Uğur: Zor dönem 2-3 yıl daha devam eder

BORUSAN Holding CEO’su Agah Uğur, “Yeni Dönem, Yeni Konumlama” konulu İş’le Buluşmalar toplantısında, ‘ufuk turu’ yaparak, “Maalesef Türkiye’nin ne siyasi boyutta ne de iş dünyasında kabul görmüş bir planı yok ve ekonomik odağı da yok” dedi. Uğur, şöyle devam etti: “10 yıldır gittiğim Davos’ta, 4 mega konu tespit ettim. Bunlardan ilki, eksen kayması. Batının ekonomik ve politik gücü Doğu’ya ve gelişmekte olan ülkelere kaydı. Batılıların bu kadar sessiz ve biraz boyunlarının bükük olduğunu, Doğuluların da sesinin bu kadar net ve fazla çıktığını ilk defa gördüm. İkinci mega trend, global ticaretin serbest yapılabilmesi. Büyük bir korumacılığın dünyayı beklemediğini düşünüyorum. Üçüncü trend Türkiye’nin jeopolitik konumu. Türkiye Batıdan uzaklaşmadan kendisi güç odağı olmaya çalışacak, birçok ülkeyle de bugünkünden çok daha fazla haşır neşir olacak. Dördüncü olarak ise 2002-2008 arasında Türkiye’de her şey mükemmel gider gibi durum vardı. Fakat problem bizim kapımızı da çaldı. İşadamları açısından çok keyifli bulmuyorum. Kısa vadede 2010 yılı için ekonomik olarak finansal krizin olmayacağını ümit ediyorum. Ancak arzu edilen kârlılık seviyeleri tekrar yükselmeye başlamayacak. Maalesef mucize yok. Zor bir dönem 2-3 yıl daha devam edecek. Özellikle ihracat yapan firmalar için hayat daha zor olacak. İşsizlik ciddi bir problem olmaya devam edecek.”
...........................................

Haberin linki:

http://www.hurriyet.com.tr/ekonomi/13825667.asp

watermalon
18-02-2010, 11:12
Avea, arabağlantı indirimine sevindi yatırımda önü açıldı

Hanife BAŞ 18 Şubat 2010

Arabağlantı ücretlerindeki yüzde 50’lik indirimin sektörde hakim operatör (Turkcell) dışındakiler için daha rahat yatırım yapmanın yolunu açtığını söyleyen Avea CEO’su Erkan Akdemir, “Yatırımlarımızı artıracağız. İndirim sayesinde de aboneler şebeke dışını daha fazla arayacak ve daha düşük fatura ödeyecek” dedi.

GSM sektöründe farklı operatör aboneleri arasında yapılan görüşmelerde uygulanan arabağlantı ücretlerindeki yüzde 50 indirimin tartışması sürüyor. Avea CEO’su Erkan Akdemir, arabağlantı ücretlerindeki yüzde 50’lik indirimle GSM sektöründe hakim operatör (Turkcell) dışındaki operatörler için daha rahat yatırım yapmanın yolunun açıldığını söyledi. İspanya’nın Barcelona şehrinde düzenlenen Mobil Dünya Kongresi’nde soruları yanıtlayan Akdemir, arabağlantı ücretlerinin düşmesi nedeniyle planlarında bir değişiklik yapmayı düşünmediklerini dile getirerek, “Hatta bu düşüş sonrası Avea olarak yatırımlarımızı artırmayı gözden geçireceğiz. Gelirlerimizde azalma beklemiyoruz. Arabağlantıdan elde edilen, sanal bir gelir. Bundan sonra eskisi gibi arabağlantı ücretleri üzerinden oluşturulan iş modeli olmayacak. Bu sanal gelire göre plan yapan şirketler de uzun vadede ayakta kalamayacak” dedi.

Tüketici kazançlı çıkacak

Arabağlantı ücretlerindeki düşüşün tüketiciye yarayacağını vurgulayan Akdemir, şu değerlendirmeyi yaptı: “Düşüş sayesinde sektörde rekabet sağlam temellere oturacak. Bu işten kesinlikle tüketici kazançlı çıkacak. Abonelerin daha fazla konuşma, diğer operatörü daha fazla arama ya da daha düşük fatura şansı olacak. Arabağlantı indiriminden korkmamak lazım, operatörlerin de bunu şaşkınlıkla karşılamaması gerekiyor. Biz şaşırmadık. Arabağlantıdaki düşüş diğer operatörleri aramayı teşvik edecek. Bunun en iyi sonucu da halkta suni olarak oluşturulan ‘diğer operatörleri ararsam daha fazla öderim’ korkusunu sona erdirmesi. Aboneler daha rahat ve korkmakdan konuşacak. Ücretlerin düşmesiyle artacak konuşmaları karşılayacak altyapıya sahibiz herhangi bir sorun yaşamayız.”

Şebeke içi konuşma düştü

Erkan Akdemir, geçen yıl başlattıkları her yöne tarifesi ve onu izleyen rakip operatörlerin tarifelerinin arabağlantı ücretlerini hızla düşürdüğünü iddia ederek, şöyle konuştu: “2009 başında şebeke içi konuşma oranı tüm operatörlerde yüzde 92’ydi. Şu anda bu oran yüzde 80’e geriledi. Tek bir tarifeyle bir yılda bu noktaya gelindi. Avrupa Birliği’nde bu oran yüzde 50. Bizdeki asimetri inanılmaz yüksek ve rekabetin önündeki en önemli engel. Artık mobil telefon şirketlerinin korunarak değil kendi ayakları üzerinde durması lazım. Avrupa’da arabağlantı ücretlerinin sıfıra doğru gittiği bir trend var.”

Tavan fiyatta düşüş

Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’nun (BTK) arabağlantı ücretleriyle birlikte şebeke içi ve dışı tarifelerde tavan fiyatta da indirim yaptığına dikkat çeken Erkan Akdemir, “Bu kararla şebeke içi veya şebeke dışı tarifelerde tavan fiyat 64 kuruştan 40 kuruşa düşürüldü. Operatörler arabağlantı ücretlerindeki düşüşten çok bu düzenleme nedeniyle gelir kaybı yaşayabilir. Ama biz bu düşüşlere karşın ses gelirinde azalma beklemiyoruz” dedi.

1 günde 10 bin ziyaretçi

İSPANYA’nın Barcelona şehrinde düzenlenen ve bugün sona erecek olan Mobil Dünya Kongresi’ne (Mobile World Congress-MWC) 180 ülkeden, 50 bin kişi katıldı. Sekiz holde düzenlenen kongre ve fuarı günde 10 binin üzerinde ziyaretçi gezdi. Fuar ve kongreye 800’ü GSM operatörü, 200’ü cihaz üreticisi olmak üzere 1300 firma katıldı. Şehrin merkezine çok yakın olan fuar alanı tarihi bir atmosferde yapılırken, aniden yağan yağmur da katılımcılara sürpriz yaptı.
..............................................

Haberin linki:

http://www.hurriyet.com.tr/ekonomi/13825670.asp?gid=254

watermalon
18-02-2010, 11:19
Türkiye revaçta

12 Şubat 2010 / FRANKFURT

Alman Gelecek Araştırmaları Vakfı'nın (BAT) 2010 Turizm Analiz raporuna göre, Almanlar'ın yüzde yüzde 11’i, 2010’da bir kezden fazla tatail yapacak.

Yüzde 32’si tatil konusunda henüz kararsız. 14 yaşından büyük 4 bin Alman arasında yapılan araştırmada, 2009'da sekiz Alman’dan biri (yüzde 13,2) ispanya’ya gitmiş. Ardından İtalya yüzde 6,9, Türkiye yüzde 6,6, Avusturya yüzde 4,1, Yunanistan yüzde 3,3, İskandinav ülkeleri yüzde 2,1 ve Fransa yüzde 1,8 ile geliyor. Rapora göre, Almanların yüzde 4,8’i şimdiden Türkiye’de tatil yapmaya karar verdi. BAT raporuna göre, Türkiye’ye tatile gelen Almanların yüzde 9,9’u genç yetişkinler, yüzde 8,5 çocuksuz çiftler, yüzde 8,1 çocuklu aileler ve yüzde 10 yetişkin olmayan gençlerden oluştu.



Kaynak: hurriyet.de
..................................

Haberin linki:

http://www.hurriyet.de/haberler/ekonomi/503433/turkiye-revacta

watermalon
18-02-2010, 11:23
SGK ve eczaneler anlaştı, ilaçta eskiye dönüldü»

18.02.2010

Sosyal Güvenlik Kurumu ile eczacılar arasında anlaşma sağlandı. Buna göre, mevcut sözleşme geçerli olacak ve imzalar kısa sürede atılacak.
Serbest eczaneler, Türk Eczacıları Birliği (TEB) ile Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) arasında serbest eczanelerden ilaç alımında geçerli olan ve daha önce imzalanan protokol çerçevesinde bu ay itibarıyla sözleşme yenileyecek.

Bu çerçevede, eczaneler, her yıl olduğu gibi TEB tarafından bastırılan sözleşmeyi imzalayacak.

TEB yetkililerinden alınan bilgiye göre, SGK ile yürütülen görüşmeler çerçevesinde TEB ile kurum arasında daha önce imzalanan protokol geçerliliğini koruyacak.

SGK'nın dün TEB'e gönderdiği yazıda, 19 Ocak 2009 tarihinde imzalanan protokole göre, kurumun serbest eczanelerle sözleşme yapması gerektiği hatırlatıldı.
Buna göre, eczanelerin TEB tarafından bastırılmış bu protokole uygun “tip sözleşmeleri” kullanacağı belirtilen yazıda, bu sözleşmenin basım ve dağıtımının da yine Birlik tarafından yapılacağı bildirildi.

Sözleşmelerin her yıl şubat ayında yenilenmesi gerektiği kaydedilen yazıda, sözleşme yenilenmesine ilişkin işlemlerin SGK il müdürlüklerince yürütüleceği belirtildi.

TEB'İN DUYURUSU

TEB'in internet sitesinde de eczanelerle sözleşmelerin yenilenmesine ilişkin bir duyuru yayımlandı. TEB Genel Sekreteri Özgür Özel imzalı duyuruda, bu yıl Kurum ile sözleşme yenileyecek eczaneler tarafından uygulanacak iskonto oranının protokolde yer aldığı belirtilerek, buna göre, indirim oranlarının protokol tarihinden itibaren bir önceki yılın satış hasılatı üzeriden uygulanacağı bildirildi.

Açıklamaya göre, indirim oranları şöyle olacak:

350 bin TL'ye kadar satış hasılatı olan eczaneler tarafından yüzde 0,
350 bin - 600 bin TL arasında satış hasılatı olan eczaneler tarafından yüzde 1,
600 bin - 900 bin TL arasında satış hasılatı olanlar tarafından yüzde 1.5,
900 bin TL üzerindeki satış hasılatı olanlar tarafından yüzde 2,5.

Eczane indirimleri, imalatçı ve ithalatçı indirimi yapılarak depocuya satış fiyatı üzerinden depocu ve eczacı kar oranları uygulandıktan sonra ulaşılan fiyattan yapılacak. Duyuruda, sözleşmelerin 1 marta kadar yenilenmesi gerektiği de belirtildi.
.................................................. ..

Haberin linki:

http://www.euractiv.com.tr/politika-000110/article/sgk-ve-eczaneler-anlasti-ilacta-eskiye-donuldu-008988

watermalon
18-02-2010, 11:39
Ekonomik küçülmenin sebebi bankalar

18 Şubat 2010

Ekonomiden sorumlu AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Bülent Gedikli, Türk ekonomisinin küçülmesinin asli sorumlusunun özel bankalar olduğunu söyledi.

Bülent Gedikli, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunun (BDDK) geçtiğimiz günlerde açıkladığı “Türk Bankacılık Sektörü Temel Göstergeleri” raporuyla ilgili soruları yanıtladı.

BDDK Başkanı Tevfik Bilgin'in “Bizim bankalar artık yabancı bankalara hava atabilir” dediğini belirten Gedikli, şunları kaydetti:

“Buna bir şey demiyoruz tabii. Elde ettikleri karlarla yabancılara hava atsınlar. Ama bu karlarla KOBİ'lere caka satmasınlar, üreticilere caka satmasınlar.

Özel bankaların kriz sürecinde ortaya koydukları yaklaşım ortada. BDDK Başkanı Bilgin de bunu ifade etti. 'Oyun bozan bankalar' dedi mesela. Kredileri geri çağıran, teminatları arttırmak isteyen bankalar oldu. Bilgin'in ağzından da bu ifade ediliyor. Demek ki bazı bankaların kriz sürecindeki tutumları masaya yatırılmalı. Bunun sadece not edilmesi yeterli değil. Bu masaya da yatırılmalı. Hatta bu bankalar deşifre edilmeli. Yani hangi bankalardır bunlar, niçin böyle yaptılar? Bu bankaların bu konuyla ilgili açıklama yapmaları da lazım. Bu da bence sosyal sorumluluğun gereğidir.

Çok büyük bir kriz yaşandı. Kriz sürecinde ortaya konulan yaklaşım mercek altına alınmalıdır. Çünkü o yaklaşımlar ülkenin kaderini belirliyor. Burada gelişigüzel davranamazsınız. Herkes belirli bir anlayış içerisinde hareket etmek zorunda. ABD öyle yaptı, Avrupa öyle yaptı. Ülkeler nasıl tedbirler aldı hep beraber gördük. Devletler gerektiği durumlarda devreye girdi. Farklı mekanizmalar devreye sokuldu, piyasa ekonomisi uygulamalarından sapan durumlar bile ortaya çıktı. Bu bir sosyal sorumluluktur. Bu özel bankaların takındığı olumsuz durumun bir daha yaşanmaması için bu konular masaya yatırılmalıdır.”

“ÖZEL BANKALAR SINIFTA KALDI”

Gedikli, BDDK'nın açıkladığı rapora göre, “kamu bankaları ve katılım bankalarının sınıfı geçtiğini, özel bankaların ise sınıfta kaldığını” ifade ederek, özel bankaların yüzde 0,4 oranında verdikleri kredileri azalttığını, ancak kamu bankalarının verdikleri kredileri yüzde 19 oranında arttırdığını kaydetti. Yabancı bankaların da verdikleri kredileri yüzde 2 oranında arttırdıklarına işaret eden Bülent Gedikli, enflasyon farkı dikkate alındığında özel sektörün verdiği kredilerin reel olarak yüzde 6 oranında azaldığını dile getirdi.

Almanya'daki bankaların Türkiye'deki özel bankalar kadar kar yapmadığını belirten Gedikli, bu bankaların Deutsche Bank'ın öncülüğünde 500 milyon Avroluk ortak fon oluşturduklarını anlatarak, şunları kaydetti:

“Daha az kar yapmalarına rağmen Almanya'daki özel bankalar ellerini taşın altına koydular. Ancak bizim bankalarımız bu karlarına rağmen ellerini taşın altına koymadılar. Açıklanan karneler bunu gösteriyor.

Özel bankaların kredi garanti fonuna yaptıkları katkı 5 milyon lira civarında. Bunlar çok küçük katkılar. Ama Hükümet, Hazine aracılığıyla 1 milyar Liralık bir fon taahhüt etti. Türkiye'deki bankaların kredi garanti fonundaki davranışları da maalesef karnedeki en kötü nottur. Bazı sivil toplum örgütlerinin başkanları da bu konuyla ilgili açıklama yaptılar biliyorsunuz. Bankalar, kredi garanti fonuna sorunlu kredilerini aktarmaya çalıştılar maalesef. Böyle bir tutum sergilediler. Sorunlu kredilerini kredi garanti fonu üzerinden teminat altına almaya çalıştılar. Böyle bir yaklaşım olabilir mi? Böyle bir bankacılık anlayışı dünyanın neresinde var? Sıfır riskle çalışan, en küçük riski bile almayan, bütün riski devlete veya reel sektöre bırakan bir bankacılık anlayışı maalesef bu kriz sürecinde ortaya çıktı.

Türkiye'deki reel sektör veya üretici kesim en azından bundan sonrası için bankalara güvenemez. Bu krizin ortaya çıkardığı durumlardan bir tanesi budur.”

“ARTIK KALKINMA BANKACILIĞINA, PROJE BANKACILIĞINA GEÇMEMİZ LAZIM”

Ak Parti Genel Başkan Yardımcısı Bülent Gedikli, özel bankaların reel sektöre kriz döneminde takındığı tavır nedeniyle yeni bir finansman anlayışının ve alternatif finans kaynaklarının devreye girmesi gerektiğini vurgulayarak, “Artık kalkınma bankacılığına, proje bankacılığına geçmemiz lazım” dedi.

Türkiye'deki bankacılık anlayışının yeni bir vizyona kavuşturulması gerektiğini kaydeden Gedikli, “Proje bankacılığına BDDK'nın öncülük etmesi gerekiyor. BDDK'nın kriz sonrasında krizden çıkış stratejilerinden biri olarak bankacılık-reel sektör ilişkilerini yeni baştan kurgulaması ihtiyacı doğuyor. Bu da tabii esas itibariyle üretici kredilerini kredilendirme anlamında. Bu bir nevi kalkınma bankacılığı anlayışıdır” diye konuştu.

“BORÇLARINI ÖDEME KONUSUNDA EN SAMİMİ KESİM KOBİ'LERDİR

Özel bankaların, KOBİ'lere verdikleri kredileri azalttıklarını belirten Gedikli, Eylül 2008-Eylül 2009 tarihleri arasındaki KOBİ kredilerinin yüzde 6,8 oranında azaldığını ifade etti.

Gedikli, özel bankaların, KOBİ'lere verdikleri kredinin azalmasına gerekçe olarak KOBİ'lerin yeterli düzeyde şeffaf olmamalarını ve yeterli talep gelmemesini gösterdiklerini anlatarak, “KOBİ'ler belki yeterli derecede şeffaf olamayabilirler. Ancak borçlarını ödeme konusunda en samimi kesim KOBİ'lerdir. Ne yapar, ne eder borcunu öder. Bu da bilinir, Türkiye'de bir gelenek halindedir. KOBİ'ler borçlarına çok sadıktır. Buna rağmen KOBİ'lere verilen kredilerin azıltılması doğru bir yaklaşım değil” dedi.

Türk ekonomisinin 2009'da tahminen yüzde 5,5 civarında küçüleceğini belirten Bülent Gedikli, “Türk ekonomisinin küçülmesinin asli sorumlusu özel bankalardır. Kredileri arttırmayarak, kredileri geri çağırarak, KOBİ'lere, üreticilere sürekli olarak sorun çıkartarak, teminatlarını arttırmalarını isteyerek aslında bu küçülmenin bir anlamda sorumlusu oldu bankalar. Eğer bu süreçte bankalar farklı bir yaklaşım sergileseydi, ekonomik küçülmemiz bu ölçüde olmazdı. Bunun da sorgulanması lazım. Bankacılık sektörünün neden gözden geçirilmesi gerektiğini bu durumdan da anlayabiliriz” diye konuştu.

Bülent Gedikli, kriz sürecinde Merkez Bankası'nın kriz sürecinde faizleri süratle indirerek ve likidite desteği vererek bankalara çok büyük destek verdiğini dile getirerek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Merkez Bankasının bankalara verdiği desteği bankalar reel sektöre yansıtmadılar, vermediler. Merkez Bankası faizleri hızla düşürdüğü halde bankalar kredi faizlerini yüksek tutmaya devam ettiler. Bu faiz düşmesi kredilere yansımadı. Merkez Bankası bu olumlu tutumu izlerken, bu yaklaşımı sergilerken siz bankacılık sektörü olarak bunu en ufak şekilde kaale almıyorsunuz. Yani siz aynı kolaylığı sağlamıyorsunuz.... Merkez Bankası'nın attığı adımlar da bundan dolayı tam anlamıyla sonuca ulaşmadı. O zaman Merkez Bankası bu adımları niye attı, bu kolaylığı size niye sağladı? Bankalar bu kolaylığı sadece kara çevirmeyi amaç edindi. Halbuki bunu KOBİ'lere, üreticilere destek amacıyla ortaya koysaydılar, ekonomik küçülmemiz de bu ölçüde olmayacaktı. Bu bankacılık anlayışıyla Türkiye kalkınmasını ve büyümesini sağlıklı bir şekilde gerçekleştiremez. Bu kriz sürecinde ortaya çıkan sonuçlardan bir tanesi de bu.
Üreticiliği desteklemeyen bir bankacılık anlayışı tefeciliğe eşdeğerdir. Siz üreticileri, KOBİ'leri desteklemeyeceksiniz yaptığınız bankacılığın ne anlamı var o zaman? Sadece Hazine'ye, devlete borç vermekten ibaret midir bankacılık?

BDDK'nın bankacılık vizyonunu kriz sonrasına göre yeniden dizayn etmesi, yeni bir vizyon geliştirmesi gerekiyor. Kalkınma bankacılığı vizyonu, üreticiyi destekleyen vizyon, proje bankacılığı konularında yeni bir konsept geliştirme ihtiyacı var.”
.......................................

Haberin linki:

http://www.hurriyet.com.tr/ekonomi/13829583.asp?gid=229

watermalon
18-02-2010, 11:42
Hatay'da dev demir çelik yatırımı

18 Şubat 2010

Atakaş Şirketler Grubu ile Rus MMK ortaklığı ile Hatay'ın Dörtyol İlçesi'ne yapımı devam eden demir çelik fabrikası tam 1.7 milyar dolara mal olacak. Bu yıl içinde yapımı bitirilecek fabrika 4 bin kişiye istihdam sağlayacak.

Özince 1.7 milyar dolarlık fabrikayı gezdi

Fabrika için kredi sağlayan Türkiye İş Bankası Genel Müdürü Ersin Özince, Hatay'a gelerek tesisi gezdi. Genel Müdür Yardımcıları Adnan Bali ve Suat İnce'nin eşlik ettiği Özince, Atakaş Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Recep Atakaş ile Genel Müdür Yardımcısı Tuncer Çakıcı'dan bilgi aldı.

Özince, yüzde 90'lık bölümü tamamlanan tesislerin Türkiye'de iftihar edilecek tesisler olduğunu vurgulayarak, “Metalürji sektörünün özellikle katma değeri yüksek ürün üretimine girmesi ‘kriz’ diye bildiğimiz dönemde bu kadar büyük üretim ve istihdam sağlayacak yatırımların yapılması çok memnuniyet verici. Atakaş Grubunu takdir ve şükranla anmamız lazım. Bizim de küçük bir desteğimiz olabildiyse oda bizi mutlu eder. Bu tesis modern teknoloji açıdan bir numara olacak. Bu da bizi çok mutlu etti” dedi.

DÜNYANIN EN MODERN TEKNOLOJİSİ

Yönetim Kurulu Başkanı Recep Atakaş ise yıl içinde tamamlanacak olan fabrikanın dünyanın en modern teknolojisine sahip olacağını belirterek, “Fabrikamızın makinelerini temin ettiğimiz firma, tüm dünyada birçok fabrika kurmuş, fakat hiç birinde böylesine modern teknoloji bizim dışımıza kullanmamış. Bu manada fabrikamız dünyada en modern teknoloji kullanılarak yapılan tek demir çelik fabrikası olacak” diye konuştu.

4 BİN KİŞİYE İŞ

MMK ve Atakaş Şirketler Grubu'nun yüzde 50-50 ortaklıkla 1,7 milyar dolarlık yatırımla kurduğu demir-çelik fabrikası, doğrudan 2 bin 500 kişiye, dolaylı yoldan 4 bin kişiye iş imkanı sağlayacak. Bu, Türkiye'nin özel sektör tarafından demir-çelik alanında sıfırdan ve tek kalemde yapılan en büyük yatırımı özeliği taşıyor. İlk etabı kasım 2009'da hizmete giren ve 500 dönümlük arazi üzerinde kurulması devam eden tesisin, bu yıl tamamlanması hedefleniyor.

Tesis üretime geçtiğinde Türkiye'ye yılda 1-1,5 milyar dolar döviz girdisi sağlayacak.
..................................................

Haberin linki:

http://www.hurriyet.com.tr/ekonomi/13829810.asp

watermalon
18-02-2010, 11:48
"Almanya'yı Efes'in Avrupa üretim merkezi yapacağız"

Barış ERGİN/ EKONOMİ 18.02.2010

Efes Türkiye Genel Müdürü Tuğrul Ağırbaş, satın almaların gündemde olduğunu ve Almanya'da üretim yaptırmayı düşündüklerini söyledi

OCAK ayından itibaren Efes Türkiye Genel Müdürü olarak görev yapan Tuğrul Ağırbaş, yeni satın almaların gündemlerinde olduğunu açıkladı. Efes Pilsen Turizm Eğitimleri projesinin Şanlıurfa'da gerçekleştirilen sertifika töreninde konuşan Ağırbaş, Türkiye dışındaki ülkelerde yatırımlarıma devam etmeyi planladıklarını bildirdi

ÇİN VE HİNDİSTAN RADARIMIZDA
Rusya'da 450 milyon dolarlık satın alma gerçekleştirdiklerini belirten Ağırbaş, Almanya'da 2-3 ay içerisinde lisanslı üretim yaptırmayı düşündüklerini de duyurdu. "Almanya'yı Avrupa'nın Efes Pilsen merkezi yapmayı istiyoruz" diyen Ağırbaş, Einbeck kentinde Einbecker şirketine 3.5 milyon litre lisanslı bira ürettirip Avrupa Birliği' ülkelerine satacaklarını söyledi. "Büyük satın almalardan sonra büyük şirketlerin bazı bölgelere konsantre olup daha küçük pazar payı olan yerlerden çıkabileceklerini düşünüyoruz" diyen Ağırbaş bu nedenle bu pazarlarda satınalma fırsatları kolladıklarını vurguladı. 2009'da Avrupa'da Efes bira grubu olarak 5'inci sıraya dünyada da 13'üncü sıraya yükseldiklerini aktaran Tuğrul Ağırbaş, ihracatları bulunmayan Çin'in hedef pazarlardan biri olduğunu belirtti. Ağırbaş, şöyle devam etti: "Çin ve Hindistan da radarımızda var. Hacmimizin büyük bir kısmı Rusya'dan geliyor. Özellikle Rusya'da gelinen nokta yaklaşık Türkiye bira pazarının 1.5 katına ulaştı. Gürcistan ve Moldova'da yüzde 70. Kazakistan'da yüzde 40'lara varan ve Rusya'da yüzde 10'luk pazar payımız var. Irak ve İran ihracatımızda ilk 10'da yer alan ülkeler."
........................................

Haberin linki:

http://www.sabah.com.tr/Ekonomi/2010/02/18/almanyayi_efesin_avrupa_uretim_merkezi_yapacagiz

watermalon
18-02-2010, 11:52
Avrupa'da geleceğe sadece Türk şirketleri umutla bakıyor

18.02.2010
HSBC'nin 20 ülkede gerçekleştirdiği 'KOBİ Güven' araştırması Türk şirketlerinin ekonominin geleceği konusunda Avrupalı şirketlerden daha iyimser olduğunu ortaya koydu. Şirketler yurtdışına açılma konusunda da çok arzulu
HSBC'nin 4'ü gelişmiş, 16'sı gelişmekte olan toplam 20 ülkede gerçekleştirdiği ve 6 bin 301 Küçük ve Orta Boy İşletmeyi (KOBİ) kapsayan güven araştırması 2010 yılına dair önemli ipuçları verdi. Her ülkeden 300 KOBİ'nin katıldığı araştırmada Avrupa'da geleceğe en umutla bakan şirketlerin Türk KOBİ'leri olduğu ortaya çıktı. Araştırmanın sonuçlarını bir grup gazetecinin katıldığı toplantıda açıklayan HSBC Kurumsal Bankacılık Genel Müdür Yardımcısı Hüseyin Özkaya, "20 ülke içinde ekonomisine ilişkin en iyimser KOBİ'ler Hindistan'da. Bu ülke 125 endeks değeri ile Ortadoğu, 121 ile Çin, 118 ile Latin Amerika, 117 ile Türkiye izledi.

KOBİ'LER İSTİHDAMDA İYİMSER
Avrupa'nın en iyimser KOBİ'leri Türkiye'den çıktı" dedi. Özkaya sıralamanın en altında 94 puan ile Fransa'nın, 101 puan ile de İngiltere'nin yer aldığını belirterek, "Bu veriler bile krizden en az etkilenenlerin ve krizin etkilerini en çabuk atlatacak olanların gelişmekte olan ülkeler olduğunu bir kez daha ortaya koydu" dedi. Özkaya, " Hindistan ve Çin yerel ekonomilerin yükseleceğine en fazla inanan piyasalar. Ortadoğu ve Türkiye ise en fazla istihdam sağlamayı planlayan pazarları oluşturuyor" diye konuştu.

'Bankalar kredileri kesmedi, talep azaldı'
HSBCİşletme Bankacılığından Sorumlu Grup Başkanı Erol Sakallıoğlu da bankaların krizde kredileri kesmediğini savundu. Sakaıllıoğlu kredilerin kesilmediğini müşteri davranışları nedeniyle krediye olan talebin azaldığını savunarak, "2008 Kasım'ında bankalar küresel piyasalarda ortaya çıkan havanın da etkisiyle kaygı yaşamış olabilir ama sonrasında kredi vermeye devam ettiler" dedi. 2009'da KOBİ'lere 2.7 milyar lira aktardıklarını söyleyen Sakallıoğlu, 2010 yılında da bu alanda büyümek istediklerini belirtti.

Yurtdışına açılımda da en cesur Türkler
ARAŞTIRMAYA göre Türkiye'deki KOBİ'lerin yüzde 41'i ekonomik büyümenin artacağına, yüzde 38'i aynı seviyeyi koruyacağına inanıyor. Türk Kobileri 2010'un ilk yarısında sermaye yatırımlarını artırma konusunda da kararlılar. Araştırmaya göre Türk KOBİ'lerinin uluslararası faaliyet planları diğer ülkelere nazaran çok daha iddialı. Bu kapsamda uluslararası pazarlara ulaşmak için bu alandaki çabalarını artırma arzusu içindeler. Türk şirketlerinin hedefindeki yerler ise; Ortadoğu, Almanya, Rusya ve Fransa.
................................

Haberin linki:

http://www.sabah.com.tr/Ekonomi/2010/02/18/avrupada_gelecege_sadece_turk_sirketleri_umutla_ba kiyor

watermalon
18-02-2010, 11:55
Zorlu: AB'ye TV ihracında payımız yüzde 18, ama yetmez»

16.02.2010

Zorlu Holding Başkanı Ahmet Zorlu, Avrupa'ya TV ihracatını arttırmak istediklerini söyledi.
Zorlu Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Zorlu, Hürriyet gazetesinde şirkete ilişkin sorularına yanıtladı.

Zorlu Avrupa'ya televizyon ihracı konusunda şunları söyledi:


Avrupa’da televizyonda payımız yüzde 18 ama bu bize yetmez

-Avrupa’da birkaç sene önce iki televizyondan biri Türk malıydı Şimdi nasıl?
Zorlu- Türkiye 20 milyon televizyon üretti. En büyük üretici Vestel. Biz geçen sene 7.5 milyon ürettik. 11 milyona çıktığımız zaman olmuştu. Zamanla LCD’ye geçti. Biz bunun ne olcağını biliyorduk. Televizyon üretiminin bir kısmı bugün Balkan ülkelerinde. Destekle onlar üretim üssü haline geldiler. Macaristan, Çek, Slovakya, Polonya nakit destek vererek Japonu, Koreliyi çekti.
Biz bunları yapsaydık o televizyon fabrikaları burada kurulacaktı.
40-50 milyon televizyon üretecektik. İşte istihdam yaratmış olacaktık. Elektronikte de gelişmiş olurduk. Yine de biz ayakta kaldık. Biz Avrupa’da iyi bir pazara sahibiz. Vestel camı getiriyor; artık modül yatırımına girdik. İnşallah güçlü hale geleceğız. 2011-2012 yıllarında da eski üretimlerimizi yakalayacağız. Avrupa’da pazar payımız yüzde 18. Ama bu yeterli değil. 2012’de tekrar yüzde 30’a çıkma hedefimiz var. Beyaz eşyada 10 milyon kapasitemiz var. Şohpen işine girdik. Kapasitemizi dolduracağız. ÖTV ile iç pazarda bir hareketlenme oldu. Elektronikte yüzde 95, beyaz eşyada yüzde 80 ihracat yapıyoruz. Tekstilde de
..........................................

Haberin linki:

http://www.euractiv.com.tr/ticaret-ve-sanayi/article/zorlu-abye-tv-ihracinda-payimiz-yuzde-18-ama-yetmez-008939

watermalon
18-02-2010, 11:59
PO'nun başına Hanzade Doğan Boyner geliyor»

12.02.2010

Aydın Doğan, Petrol Ofisi’nin (PO) Yönetim Kurulu Başkanlığı ve Yönetim Kurulu Üyeliği görevinden ayrıldı. Aydın Doğan’ın yerine Hanzade Doğan Boyner PO Yönetim Kurulu Başkanı oldu

Petrol Ofisi A.Ş’nin konuyla ilgili olarak Kamuyu Aydınlatma Platformu’nda (KAP) yayımlanan açıklamasında, şunlar kaydedildi:
“Şirketimiz Yönetim Kurulu Başkanı Sayın Aydın Doğan, kendi isteği ile Yönetim Kurulu Başkanlığı ve Yönetim Kurulu Üyeliği görevlerinden ayrılmıştır. Yönetim Kurulu Üyesi Sayın Hanzade Doğan Boyner Yönetim Kurulu Başkanı olarak seçilmiştir. Sayın Aydın Doğan’ın ayrılmasıyla boşalan Yönetim Kurulu Üyeliğine Sayın Yahya Üzdiyen atanmıştır.”

‘BABA BENİ OKULA GÖNDER’İN KURUCUSU
Hanzade Doğan Boyner, London School of Economics’te lisans eğitimini tamamladıktan sonra Columbia Üniversitesi’nden MBA derecesi aldı. Kariyerine Londra’da Goldman Sachs’ın İletişim, Medya ve Teknoloji Grubu’nda finansal analist olarak başladı. Doğan Holding Yönetim Kurulu Üyesi olmanın yanı sıra birçok grup şirketinin de yönetim kurulunda olan Hanzade Doğan Boyner, Türkiye’nin önde gelen internet şirketi Doğan Online’ın kurucusu ve İcra Kurulu Başkanı. Aynı zamanda Türkiye’de toplam gazete tirajının dörtte birine sahip beş gazete yayımlayan Doğan Gazetecilik’te de Yönetim Kurulu Başkan Vekili olarak görev yapan Hanzade Doğan Boyner, sosyal sorumluluk projesi “Baba Beni Okula Gönder” kampanyasının da kurucusu. Dünya Gazeteciler Birliği’nin Yönetim Kurulu’nda görev alan Hanzade Doğan Boyner, Fortune dergisi tarafından Türkiye’nin dünya çapında başarılı iki kadınından biri seçildi. (Milliyet)
.................................................. ..

Haberin linki:

http://www.euractiv.com.tr/ticaret-ve-sanayi/article/ponun-basina-hanzade-dogan-boyner-geliyor-008915

watermalon
18-02-2010, 12:05
Vakko, Erbil'de ilk mağazasını açtı

Türkiye'nin önde gelen moda markalarından olan Vakko, Irak'ın kuzeyinde bulunan Erbil kentinde mağaza açtı.

Erbil' in Majidi Mall isimli alışveriş merkezinde Vakko firması, Butik Vakko mağazasını törenle açtı. Açılışa, Erbil Kaymakamı Nihat Latif Koca, Vakko Holding Yönetim Kurulu Üyesi Jeff Hakko, Erbil Ticaret Odası Başkanı Dara Hayat, Erbil Vakko Butik Direktörü Nihat Mintaş ile davetliler katıldı.

Hayırlı olsun dilekleri ile açılan Vakko mağazasında, hem kadın hem de erkek ürünleri yer alıyor.

Erbil Vakko Butik Direktörü Nihat Mintaş, ''Burayı tercih sebebimiz insanlar burada lüks arabalara biniyor, güzel ve lüks evlerde oturuyor. Düşündük onların güzel giyinmeye de hakları var. Bizde onlar için geldik. Bu tür güzel şeyleri Avrupa ve Türkiye'den gidip alabiliyorlardı. Ancak biz bunu onları ayaklarına getirdik. Mağazalarımızın Erbil' e hayırlı olmasını diliyorum' diye konuştu.

Vakko Holding Yönetim Kurulu Üyesi Jeff Hakko, dünya çapında genişleyen bir ülke olarak kendilerinin de dünya çapında bir marka olduğuna dikkat çekti.
....................................

Haberin linki:

http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=952991&title=vakko-erbilde-ilk-magazasini-acti

watermalon
18-02-2010, 12:09
Diyarbakır'a 6'ncı CarrefourSA

Türkiye'deki 17'nci yılını kutlayan CarrefourSA, yatırımlarına hızla devam ediyor.

Diyarbakır Merkez'de 6'ncı mağazasını açan CarrefourSA, Türkiye genelinde 191 mağazaya ulaştı. Diyarbakır CarrefourSA Expres mağazası 677 metrekarelik satış alanında, 6 kasa ile haftada 7 gün müşterilerine hizmet verecek. ZAMAN
..........................................

Haberin linki:

http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=952787&title=diyarbakira-6nci-carrefoursa

watermalon
18-02-2010, 12:11
G. Avrupa'nın en iyi distribütörü

Arena Bilgisayar, 8-11 Şubat tarihlerinde Monaco'da düzenlenen Distree XXL etkinliği sırasında 'Güneydoğu Avrupa'nın En İyi Distribütörü' ödülünü aldı.

65 ülkeden 325 distribütörün katıldığı etkinlikte Arena Bilgisayar'ın geliştirdiği bayilerinin satın alım ve satışlarını kolaylaştıran 'PayNet Ödeme Sistemi' ödüle değer bulundu. ZAMAN
........................................

Haberin linki:

http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=952867&title=g-avrupanin-en-iyi-distributoru

watermalon
18-02-2010, 12:12
Antrepo ve lojistik zincirini kurdu

Perakende kuruluşlarından Tesco Kipa, sektöründe bir ilke imza atarak kendi antreposunu ve entegre lojistik zincirini hizmete soktu.

Lojistik lideri Omsan ile işbirliği yaparak antreposunu İzmir Torbalı'da törenle hizmete açan Tesco Kipa, tedarik ağındaki bu yeni yatırımıyla yıllık 12.000 çeşit ürünü dağıtım gücüne kavuşuyor. ZAMAN
...............................

Haberin linki:

http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=952789&title=antrepo-ve-lojistik-zincirini-kurdu

watermalon
18-02-2010, 12:14
Traktör satışı arttı, krizde çıkarılan işine geri döndü

Koç Grubu şirketlerinden Türk Traktör, çalışan sayısı ve üretim hacmiyle kriz öncesi günlere döndü. Şirketin açıklamasına göre 2009 yılı Haziran ayı sonunda 1.004'e kadar gerileyen çalışan sayısı geçici işçi alımları da dahil 1.400'e ulaştı.

Türk Traktör, artan satış ve imalat performansına paralel olarak kriz nedeniyle 2008 yılının son döneminde işine son vermek zorunda kaldığı personeli yeniden işe aldı. Geçen ay yapılan yeni üretim planlaması çerçevesinde eski Türk Traktör çalışanlarının işbaşı yapmasının yanı sıra ihtiyaç nedeniyle fabrika geçici işçi de alındı.

Türk Traktör'den yapılan açıklamaya göre krizin etkisiyle Ağustos 2008'de 677'ye kadar gerileyen aylık üretim adedi, Ocak 2010 itibarıyla 1.727'ye çıktı. Üretimin artmasında 2008-2009'da üretilen yeni New Holland ve Case IH modellerinin iç ve dış pazarlardaki satış grafiğinin yükselmesi etkili oldu. Küresel krizin hakim olduğu 2009 yılında tarım makineleri sektöründe, uluslararası pazara göre yurtiçindeki daralma daha çok oldu. Türkiye genelinde traktör satışları 10 ayda yüzde 60'a varan oranda düşmüştü.

Türk Traktör, sektördeki en büyük rakibinin geri çekildiği 2009 yılında traktör pazarındaki satışların yaklaşık yarısını gerçekleştirdiğini kaydetti. 2009'da krizin olumsuz etkilerini en aza indirmek için ihracat pazarlarına odaklanan şirket, geçen yıl ABD başta olmak üzere 60'tan fazla ülkeye ihracat yaptı. ZAMAN
................................................

Haberin linki:

http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=952768&title=traktor-satisi-artti-krizde-cikarilan-isine-geri-dondu

watermalon
18-02-2010, 12:26
Arçelik'ten 800 milyon lira yatırım hedefi

Arçelik Genel Müdürü Levent Çakıroğlu, 2009 yılını 503 milyon lira konsolide net kar ile kapatırken, konsolide net cirolarının 6,6 milyar lira seviyesinde gerçekleştiğini bildirdi.

Çakıroğlu, düzenlediği basın toplantısında 2009 yılı faaliyetleri, bilanço gerçekleşmeleri ve önümüzdeki dönem hedeflerine ilişkin bilgiler verdi.

Çakıroğlu, 2009 yılındaki genel talepteki düşüşe rağmen Arçelik'in gösterdiği performansla sektöründe en fazla öne çıkan şirket olduğunu vurgulayarak, 2009 yılında konsolide cironun yüzde 52'lik kısmının uluslararası satışlardan kaynaklandığını, uluslararası satış cirosunun yüzde 80'lik kısmının markalı ürün satışlarından elde edildiğini söyledi.

Yıl içinde markalarının pazarlardaki konumlarını güçlendirdiklerini, zor ekonomik koşullara rağmen pazarlama harcamalarında kısıntıya gitmediklerini, Ar-Ge yatırımlarına devam ettiklerini ifade eden Çakıroğlu, karlılık artışındaki en önemli etkenlerden birinin başta üretim olmak üzere tüm süreçlerdeki verimlilik artışı olduğunu kaydetti.

Çakıroğlu, net finansal borçluluklarının yüzde 60'tan fazla azaldığına dikkat çekerek, şöyle devam etti:

''2009 yılında hızla gerileyen ham madde fiyatlarından, düşen finansman maliyetlerinden maksimum fayda sağladık. 2009 yılını 503 milyon lira konsolide net kar ile kapatırken, konsolide net ciromuz 6,6 milyar lira seviyesinde gerçekleşti. Net karımızın ana ortaklık payına düşen kısmı ise 485 milyon lira seviyesindedir.''

Levent Çakıroğlu, gelecek dört yıl içinde 800 milyon lira yatırım yapmayı hedeflediklerini ve 2010'da bunun 200 milyon liralık bölümünü yatırıma dönüştüreceklerini belirtti.
.................................................

Haberin linki:

http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=952992&title=arcelikten-800-milyon-lira-yatirim-hedefi

watermalon
18-02-2010, 13:07
Aksu Enerji, Kovada I-II santralleri için teminat mektubu aldı

17.02.2010 - 16:02
Son güncelleme : 16:05

Aksu Enerji, ihale için gerekli 3 milyon dolar geçici teminat mektubu aldı

İSTANBUL - Aksu Enerji ve Ticaret A.Ş, Elektrik Üretim A.Ş'ye ait Kovada I-II santralleri ihalesi için gerekli 3 milyon dolar geçici teminat mektubunun alındığını ve teklif dosyasının süresi içinde teslim edileceğini bildirdi.

Aksu Enerji'nin Kamuyu Aydınlatma Platformunda (KAP) yayımlanan özel durum açıklamasında, Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından yapılacak, Elektrik Üretim A.Ş'ye ait santrallerden 4. grupta bulunan Kovada I-II santralleri ihalesi için gerekli 3 milyon dolar geçici teminat mektubunun, Denizbank Isparta Şube Müdürlüğünden alındığı belirtilerek, ihale teklif dosyasının, son teslim günü olan 19 Şubat 2010 tarihine kadar Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığına teslim edileceği duyuruldu.
..................................................

Haberin linki:

http://www.dunyagazetesi.com.tr/aksu-enerji-kovada-i-ii-santralleri-icin-teminat-mektubu-aldi_78599_haber.html

watermalon
18-02-2010, 13:12
DenizBank 'Deniz Emekliliğin' satışı için sinyal bekliyor

17.02.2010 - 13:42
Son güncelleme : 13:52
Banka, Deniz Emeklilik satışı konusunda Dexia Grubu'ndan sinyal bekliyor
İSTANBUL - DenizBank Finansal Hizmetler Grubu Başkanı Hakan Ateş, Deniz Emeklilik satışı konusunda "Dexia Grubu'ndan da biz bir sinyal bekliyoruz. Bu çerçevede proses yürütülecektir. Çok talibi olacağını düşünüyorum" dedi.
DenizBank'ın "Tarım " paketinin tanıtıldığı toplantı sonrasında gazetecilerin sorularını yanıtlayan Ateş, Deniz Emeklilik'in satış sürecine ilişkin sorular üzerine, "Deniz Emeklilik'te şu an için hiçbir tasarrufumuz yok. Ama ne olursa olsun kontrol hissenin devri de söz konusu olsa, gelecek olan ortak, yabancı ortak, çok büyük olasılıkla bizim dağıtım ağımızı kullanacak. Bu sigortayı DenizBank şubeleri satıyor. Banka sigortacılığı dediğimiz yönde biz, 3 senede teknik karlılıkta Garanti'nin arkasından hemen ikinci olduk" şeklinde konuştu.

Hakan Ateş, "Sektöre yeni bir oyuncu mu gelecek?" sorusuna ise "Onu bilemiyorum. Proses henüz açık değil. Dexia Grubu'ndan da biz bir sinyal bekliyoruz. Bu çerçevede proses yürütülecektir. Çok talibi olacağını düşünüyorum" yanıtını verdi.

Tarımda sorunlu kredilere ilişkin de Ateş, şu anda tarımda yüzde 8-10'ları bulan problemli ve takibe uğramış kredi oranı bulunduğuna dikkati çekerek, şöyle konuştu:

"Tarım hiçbir zaman Türkiye'nin genelinden ayrı değil. Tarımdaki probleminizi bir vadeye yaydığınızda, toprağın 3-5 nesildir sahibi olan çiftçi bunu size ödüyor. Ödeme karakter riski olmayan bir kesim. O kendi toprağı, orada... Üretim iyi gitmemiş olabilir, siz oturup konuşursunuz çözmeye çalışırsınız. Öyle bölgeler var ki hiç problem yok, iyi ürün alıyor, ödüyor. Yüzde 95'in üzerinde ödüyor. Geri kalan kesimlerde eğer olağanüstü durumlar varsa çığ, don gibi, sigortadan karşılanamayan bölümler için biz de oturup yeniden yapılandırmayı konuşuyoruz."
.................................................. ..........

Haberin linki:

http://www.dunyagazetesi.com.tr/denizbank-deniz-emekliligin-satisi-icin-sinyal-bekliyor_78583_haber.html

watermalon
18-02-2010, 13:16
DenizBank, takipteki kredi portföyünü sattı

12.02.2010 - 11:41
Son güncelleme : 11:43
50,2 milyon TL tutarındaki portföy Standart Varlık Yönetimi'ne 4,9 milyon TL bedelle satıldı.
İSTANBUL - DenizBank, takipteki kredi portföyünü Standart Varlık Yönetim'e sattığını duyurdu. Bankadan KAP'a yapılan açıklamada, en az iki yıldır kanuni takip hesaplarında yer alan ve tamamına karşılık ayrılmış olan 50,200,002 TL tutarındaki kredi kartı ve bireysel kredi portföylerinin Standart Varlık Yönetim AŞ'ye 4,900,000 TL bedel ile satışına karar verildiği bildirildi.
..............................................

Haberin linki:

http://www.dunyagazetesi.com.tr/denizbank-takipteki-kredi-portfoyunu-satti_78084_haber.html?

watermalon
18-02-2010, 19:44
BES'DE KATILIMCI SAYISI 2 MİLYON KİŞİYİ AŞTI
Bireysel emeklilik sistemi (BES) verilerine göre, katılımcıların toplam katılımcı sayısı 2 milyon 8 bin 89 kişiye ulaştı.
12 Şubat 2010 tarihli bireysel emeklilik sistemi verilerine göre, katılımcıların toplam fon tutarı 9 milyar 335 milyon 675 bin 264 TL.’ye, katılımcı sayısı ise 2 milyon 8 bin 89 kişiye ulaştı. Emekli olan katılımcı sayısı ise 2 bin 59 oldu. Emeklilik Gözetim Merkezi Başkanı ve Anadolu Hayat Emeklilik Genel Müdürü Mete Uğurlu, 12 Şubat 2010 tarihli verilere göre bireysel emekliliğin fon tutarında 9 milyar 335 milyon 675 bin 264 TL.’ye, katılımcı sayısında 2 milyon 8 bin 89 kişiye, katkı payı tutarında 7 milyar 330 milyon 758 bin 746 TL.’ye, yatırıma yönlenen toplam tutarda ise 7 milyar 92 milyon 838 bin 979 TL.’ye ulaştığını belirtti. 18 Şubat 2010 tarihinde Çırağan Sarayı’nda Bireysel Emeklilik Sistemi (BES)'nin 2 milyonuncu katılımcısına verilen plaket törenine konuşan Mete Uğurlu, şu anda 13 emeklilik şirketi, 128 yatırım fonu, 16 bine yakın bireysel emeklilik aracısının bulunduğu kaydederek, BES'te 2020'de 385 bin kişinin sistemden emekli olmayı hak edeceğini aktardı. 25 yaşında başlayarak 100 lira aylık katkı payıyla sisteme giren bir kişinin 56 yaşına geldiğinde bugünkü değer ile 200 milyonun üzerinde birikime ulaşabildiğini söyleyen Uğurlu, 2020'ye gelindiğinde katılımcı sayısında 5 milyon 500 bin kişiye, toplam fon büyüklüğünde ise 115 milyar TL.’ye ulaşılmasını beklediklerini belirtti.

Emeklilik Şirketi-------------- Katılımcı Sayısı------------ Katılımcıların Toplam Fon Tutarı (TL) [1]


Aegon Emeklilik ve Hayat------57.049--------------------- 87.151.546
Allianz Hayat ve Emeklilik ---- 54.328------------------- 440.923.366
Anadolu Hayat Emeklilik -----444.009----------------- 2.006.119.609
Avivasa Emeklilik ve Hayat --308.821----------------- 2.039.119.548
Deniz Emeklilik ve Hayat --------3.797--------------------- 15.613.769
Ergoİsviçre Emeklilik ve Hayat 11.487-------------------- 17.563.238
Finans Emeklilik ve Hayat ------23.272-------------------- 19.777.961
Fortis Emeklilik ve Hayat -------75.898------------------- 325.883.743
Garanti Emeklilik ve Hayat ----400.627---------------- 1.362.126.308
Groupama Emeklilik --------------81.808------------------ 537.097.389
Ing Emeklilik ---------------------156.579----------------- 522.657.967
Vakıf Emeklilik -------------------122.636----------------- 549.703.991
Yapı Kredi Emeklilik -------------267.778--------------- 1.411.936.828
Genel Toplam -----------------2.008.089--------------- 9.335.675.264
.................................................. ......

Haberin linki:

http://www.borsagundem.com/haber/oku/gundem/15673/besde_katilimci_sayisi_2_milyon_kisiyi_asti

watermalon
18-02-2010, 20:20
ELEKRTİKTE 4 DAĞITIM İHALESİ TAMAMLANDI
Van Gölü ve Fırat'a en yüksek teklif Aksa'dan geldi; Çamlıbel'i Kolin İnşaat, Uludağ'ı ise Limak kazandı


ANKARA - Türkiye Elektrik Dağıtım'a (TEDAŞ) bağlı 4 elektrik dağıtım şirketinin özelleştirme ihaleleri bugün yapıldı. Van Gölü Elektrik ve Fırat Elektrik'e en yüksek teklif Aksa Elektrik'ten gerilirken, Çamlıbel Elektrik özelleştirmesini Kolin İnşaat, Uludağ'ı ise Limak İnşaat kazandı.

Van Gölü Elektrik’e 100.1 milyon dolar
Van Gölü Elektrik özelleştirilmesinde en yüksek teklifi 100 milyon 100 bin dolar ile Aksa Elektrik verdi. Elemesiz turda elde edilen en yüksek tutar 45 milyon dolar oldu. Elemeli turda İlci İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş. elenirken, bu turda elde edilen en yüksek tutar ise 65 milyon 110 bin dolar oldu. İkinci elemeli turda tekliflerde eşit rakamlar bulunduğundan dolayı eleme gerçekleşmedi. Bu turda verilen en yüksek teklif 71 milyon dolar oldu. Üçüncü elemeli turda ise KCETAŞ-AYEN ortak girişim grubu elendi.

İhalede daha sonra açık artırmaya geçildi. 74 milyon dolar başlangıç tutarı ve 100 bin dolar artırım aralığı ile başlayan açık artırmanın ilk turunda Çalık Enerji Sanayi ve Ticaret A.Ş. çekildi ve bu turda en yüksek tutar 74 milyon 600 bin dolar oldu.

Açık artırmanın 28. turunda Cengiz Elektrik Toptan Satış A.Ş. ihale dışı kalırken bu turdaki en yüksek tutar ise 84 milyon 200 bin dolar oldu.

Nihai pazarlık görüşmesinin 46. turunda KOLİN İnşaat Turizm Sanayi ve Ticaret A.Ş. ihaleden çekildi ve AKSA Elektrik Perakende Satış A.Ş. verdiği 100 milyon 100 bin dolarlık teklifle en yüksek teklifi vermiş oldu.

Fırat Elektrik’e 230 milyon 250 bin dolar

Fırat Elektrik A.Ş.'nin yüzde 100 oranındaki hisselerinin özelleştirilmesine ilişkin nihai pazarlık görüşmelerinde en yüksek teklifi 230 milyon 250 bin dolar ile Aksa Elektrik Perakende Satış A.Ş. verdi. İhalede, bir elemesiz tur ve ardından 2 elemeli tur yapıldı. Elemesiz turda en yüksek teklif 110 milyon dolar olurken, iki elemeli turun ardından en yüksek teklif 165 milyon 110 bin dolar oldu. Elemeli turlarda sırasıyla Kolin İnşaat Turizm Sanayi ve Ticaret A.Ş. ile Cengiz Elektrik Toptan Satış A.Ş. en düşük teklifleri vererek elendi.

Yazılı elemeli turların ardından komisyon tarafından 250 bin dolar artırım aralığı ve 195 milyon dolar başlangıç tutarı ile açık artırmaya geçildi. Açık artırmanın 45'inci turunda KCETAŞ-AYEN Ortak Girişim Grubu ile Çalık Enerji Sanayi ve Ticaret A.Ş. temsilcileri açık artırmadan çekildiklerini açıkladı. 45'inci turda Aksa Elektrik Perakende Satış A.Ş. 230 milyon 250 bin dolarla en yüksek teklifi verdi.

Çamlıbel Elektrik’e 258 milyon 500 bin dolar

Çamlıbel Elektrik Dağıtım AŞ'nin yüzde 100 oranındaki hisselerinin özelleştirilmesine ilişkin nihai pazarlık görüşmelerinde, en yüksek teklifi 258 milyon 500 bin dolarla Kolin İnşaat Turizm Sanayi ve Ticaret AŞ verdi.

Elemesiz turda en yüksek tutar 167 milyon dolar oldu. Ardından elemeli turlara geçildi. 4 tur yapılan yazılı elemeli turda, en yüksek teklif 227 milyon 100 bin dolar oldu. Bu turlarda sırasıyla, BEG Birleşik Enerji Grubu, AEİ Enerji AŞ, AYDEM Elektrik Dağıtım AŞ ve KCETAŞ-AYEN Ortak Girişim Grubu, en düşük teklifleri verdikleri için elendi. Yazılı elemeli turların ardından, komisyon tarafından belirlenen 500 bin dolar artırım aralığı ve 240 milyon dolar başlangıç fiyatı ile açık artırmaya geçildi. Açık artırmanın 4. turunda, Çalık Enerji Sanayi ve Ticaret AŞ, 13. turunda Cengiz Elektrik Toptan Satış AŞ ile Anadolu Doğalgaz Dağıtım AŞ açık artırmadan çekildi. Kolin İnşaat Turizm Sanayi ve Ticaret AŞ, 258 milyon 500 bin dolar ile nihai pazarlık görüşmelerinde en yüksek teklifi veren şirket oldu.

Uludağ Elektrik’e 940 milyon dolar

TEDAŞ'a bağlı Uludağ Elektrik A.Ş'nin yüzde 100 oranındaki hisselerinin özelleştirilmesine ilişkin nihai pazarlık görüşmelerinde en yüksek teklifi 940 milyon dolar ile Limak İnşaat, Sanayi ve Ticaret A.Ş verdi.

Türkiye Elektrik Dağıtım A.Ş'ye (TEDAŞ) bağlı Uludağ Elektrik Dağıtım A.Ş'nin özelleştirme ihalesinin nihai pazarlık görüşmesinde en yüksek teklifi 940 milyon dolar ile Limak İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş. verdi.

Özelleştirme İdaresi Başkan Vekili Ahmet Aksu'nun komisyon başkanlığında yapılan nihai pazarlık görüşmesinde ilk olarak kapalı elemesiz teklifler alındı. Elemelerde en yüksek teklif 451 milyon dolar oldu. Daha sonra elemeli yazılı turlara geçildi.

5 tur olarak gerçekleştirilen elemeli yazılı turların ilk turunda iki eşit teklif gelmesi nedeniyle eleme gerçekleşmedi. Bu turda en yüksek teklif 552 milyon dolar oldu. Birinci eleme turunda AKSA Elektrik Perakende Satış A.Ş. çekildi ve en yüksek teklif 616 milyon dolar oldu.

İkinci elemeli turunda AYDEM Elektrik Dağıtım A.Ş. çekilip bu turda elendi ve en yüksek tutar 671 milyon 500 bin dolar oldu.

Üçüncü elemeli turda ise KCETAŞ-AYEN Ortak Girişim Grubu elendi, en yüksek tutar ise 722 milyon dolar oldu. Dördüncü eleme turunda da ETİ Gümüş A.Ş-SÖĞÜTSEN Seramik Sanayi İnşaat Madencilik İnş. Mad. İth. İhr. A.Ş. OGG elenirken en yüksek tutar da 781 milyon 500 bin dolar olarak gerçekleşti.

Beşinci elemeli turda ise Park Holding A.Ş. elendi, daha sonra açık attırmaya geçildi. Açık attırmada başlangıç tutarı 845 milyon dolar, arttırım aralığı ise 1 milyon dolar olarak belirlendi.

Açık attırmanın sekizinci turunda Cengiz Elektrik Toptan Satış A.Ş. çekilirken, bu turda en yüksek teklif 876 milyon dolar oldu. 15. turda Kolin İnşaat Turizm Sanayi ve Ticaret A.Ş. çekilirken bu turdaki en yüksek teklif 896 milyon dolar olarak gerçekleşti.

İhalenin 38. turunda Çalık Enerji Sanayi ve Ticaret A.Ş. çekildi ve özelleştirme ihalesinin nihai pazarlık görüşmesinde en yüksek teklifi 940 milyon dolar Limak İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş. verdi.

Öte yandan bugün gerçekleştirilen Uludağ, Çamlıbel, Van Gölü ve Fırat Elektrik Dağıtım ihaleleri ile toplam 1 milyar 529,1 milyon dolarlık gelir elde edildi.

................................................

Haberin linki:

http://www.borsagundem.com/haber/oku/ekonomi/15675/elekrtikte_4_dagitim_ihalesi_tamamlandi

watermalon
18-02-2010, 20:25
PİYASALARI KARIŞTIRACAK ŞOK İDDİA
'Dava açılırsa, seçime gideriz' Bu çarpıcı sözler ismi açıklanmayan etkili bir AK Parti yöneticisine ait.. Yargıda yaşanan deprem erken seçim ihtimalini güçlendiriyor. Üstelik Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Yalçınkaya'nın yeni bir kapatma iddianamesi hazırladığı söylentisi de ayyuka çıkınca ortalık bir anda karıştı.

Radikal gazetesi Ankara Temsilcisi Murat Yetkin, yargıdaki Erzincan deprem sonrası üst düzey Ak Partili bir yöneticinin görüşlerini köşesine taşıdı..

(...)İnanmak size kalmış. Çünkü Ankara’da birkaç haftadır AK Partililer tarafından sıcak tutulan bir konu, yani yeni bir kapatma davası açılması konusu birkaç gündür iyice konuşulur oldu ve son gelişmeler de hep bu yöne doğru yorulmaya başlandı.

Nitekim dün daha HSYK kararı açıklanmadan önce Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan (YCB) yapılan yazılı bir açıklama, konuyu Ankara siyasi gündeminde ön sıralara taşıdı.

Açıklamada özetle hükümetin yargı üzerinde etkide bulunup bulunmadığının Habur anlaşması iddiaları ile Erzincan-Erzurum gelişmeleri çerçevesinde inceleme başlatıldığı duyuruluyordu.

Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç’ın Temmuz 2008’de AK Parti’yi laikliğe karşı odak mahkûm etmesi ama kapatması kararını açıklarken kullandığı ‘Ciddi bir ihtar’ deyimi akıllarda. Kılıç’ın, Mahkeme adına güçlü tavsiyesine karşın, tarihten bu yana parti kapatmalar konusunda Anayasal değişikliklere gidilemediği de ortada.

Bu durumda bir YC Başsavcılığı AK Parti aleyhinde bir kapatma davası daha açarsa ne olur? Dün bu soruya AK Parti yönetiminden, etkili bir ismin-isminin açıklanmaması kaydıyla- verdiği yanıt aynen şöyle oldu: * “Böyle bir durumda kimse bizden boynumuzu Anayasa Mahkemesi’nin giyotinine uzatmamızı bekleyemez. Öncelikle halka anlatırız, ama biz de halkın mahkemesine gideriz. Bir kapatma davası açılması durumunda hemen seçime gideriz.

* Başbakanımız 2010’da bir erken seçime gitmeyeceğimizi açıkladığı doğru; ama böyle bir gelişme durumu değiştirir. Çünkü çıkacak karar da, kapatma durumunda kimlerin siyasetten yasaklanacağı da az çok kestirilebilir. Bunu kabullenemeyiz.

* Üstelik daha önce görüldü: 28 Şubat süreci bize yaradı, 2002’de iktidar olduk. 27 Nisan muhtırası, Anayasa Mahkemesi’nin 367 darbesi bize yaradı, oyumuzu artırdık. Halk böyle tertiplere sesini çıkarmıyor, ama eline güç geçince en iyi şekilde kullanıyor. Böyle bir dava, AK Parti’yi kimilerinin umduğu gibi bölmez, tersine konsolide eder (pekiştirir), güçlendirir.

Yargı içindeki siyasi kutuplaşma suçlamaları, siyaseti derinden etkileyecek şekil almaya başlıyor.
...............................................

Haberin linki:

http://www.borsagundem.com/haber/oku/kulis/15640/piyasalari_karistiracak_sok_iddia

watermalon
18-02-2010, 20:27
KÜTAHYA PORSELEN İKİ ŞİRKET ALACAK
Frankfurt’ta düzenlenen zücaciye ve hediyelik eşya fuarı Ambiente’ye katılan Türk firmaları, yeni iş bağlantılarıyla ihracat ağını geliştirirken, bir taraftan da satın alacak yeni firmalar arıyor. Kütahya Porselen, fuarda iki Alman porselen şirketini almak için görüşmeler yapıyor.
ALMANYA’nın dünya çapındaki porselen markası Rosenthal’ı İtalyan Sambonet’e kaptıran Kütahya Porselen’in sahibi Nafi Güral, yeni marka arayışlarına girdi. Frankfurt’ta düzenlenen zücaciye ve hediyelik eşya fuarı Ambiente’de iki Alman porselen firmasıyla görüşmelerinin olduğunu belirten Kütahya Porselen Genel Direktörü Rüştü Düver, “Rosenthal’ı alamadık ama şu anda başkalarıyla ilgileniyoruz. Satın almanın kısa sürede tamamlanacağını düşünüyoruz. Bu fuarda da anlaşmaya varabiliriz” dedi.
Müşteriler hazır
Türkiye’nin marka yaratamadığı için marka olmuş firmaları satın almasının daha mantıklı olduğunu söyleyen Düver şöyle konuştu: “Satın alacağımız bu markaların ürünleri otellere daha yoğun olarak satılıyor. Oteller müşterilerine sundukları formu korumak istediği için markaların müşterileri hazır diyoruz. İki markayı Nafi Güral’ın diğer şirketi Kütahya Seramik Porselen Turizm A.Ş. adına alacağız. Görüşmeler tamamlanmadan isimlerini açıklamıyoruz.”
Rosenthal düşü bitmedi
Nafi Güral’ın 2001 yılında İspanya’nın Santa Clara ve 2005 yılında Almanya’nın Mitterteich markasını satın aldığını hatırlatan Düver, şunları söyledi: “Rosenthal’ı da almak istedik ama olmadı. Bu konuda devletten talep ettiğimiz halde destek göremedik. Bu satın alma gerçekleşseydi 300 yılda oluşan bir markaya Türkiye 3 saatte sahip olacaktı. Rosenthal şu an İtalyan Sambonet’in elinde. Ancak Rosenthal, ilerleyen dönemde inşallah bize gelecek. Rosenthal düşümüz bitmedi.”
20 milyon Euro ihracat
Kütahya Porselen’in ürettiğinin yüzde 60’ını Avrupa’ya sattığını dile getiren Rüştü Düver, “2009’da 20 milyon Euro ihracat yaptık. Biz krizi başarıyla geçirdik. 2009’da karımızı 35 kat artırdık. Yılda 60 milyon adet kapasitemiz var. Hızımız ve kalitemizle Avrupa artık bizi tercih ediyor. Uzak Doğu’dan uzaklaşıyorlar” dedi.

Alman markasıyla 30 milyon Euro ciro yaptı

NAFİ Güral’ın 2005 yılında satın aldığı Almanya’nın otel grubunda bilinen porselen markası Mitterteich’in Fabrika Müdürü Hasan Yüksek, şu bilgileri verdi: “Tanınan bir Alman markası olduğu için Kütahya Porselen’in giremediği her yere biz giriyoruz. Yıllık 20 milyon adet üretimimiz var. Ürünleri büyük kısmı ihraç ediliyor. Geçen yıl 30 milyon Euro ciro yaptık. Ürünlerin bir kısmı Türkiye’de bir kısmı ise Almanya’da üretiliyor.” 2001 yılından bu yana İspanyol Santa Clara’nın marka hakkını elinde bulundurduklarını hatırlatan Yüksek, “Santa Clara sadece İspanyol iç pazarına verdiğimiz bir marka” dedi.

Çift renk porselen için 1.5 milyon Euro yatırdı

RÜŞTÜ Düver, Avrupa’da çift renkli porselen ve renkli camın çok yoğun tercih edildiğini belirterek, “Türkiye daha renkliye çok alışkın değil. Dünyadaki yeni trend çift renk. Bununla ilgili yeni makineler gerekiyor. İki yıldır çift renkli porselen üretiyoruz. Bunun için 1.5 milyon Euro’luk yatırım yaptık” diye konuştu.

Rakibine makine satacak

Porselen sektöründe Türkiye’nin en büyük rakibinin Çin olduğunu ifade eden Rüştü Düver, Kütahya Porselen’in rakibi Çin’e porselen makinesi satmaya hazırlandığını açıkladı. Porselen makineleri üretecek ve anahtar teslimi fabrika yapacak konumda olduklarını kaydeden Düver, “Avrupa’da porselen sektörünün sona ermesinden sonra porselen makinesi üreten fabrikalar da sıkıntıya düştü. Biz bu eksikliği gidermeye çalışıyoruz. Özellikle ürettiğimiz presler, taşlama ve sırlama makineleri ile ilgili görüşüyoruz. 20-25 milyon Euro’luk bağlantı yaptık. Nisan ayında Türkiye’de olacaklar” diye konuştu.
HÜRRİYET

..................................................

Haberin linki:

http://www.borsagundem.com/haber/oku/kulis/15586/kutahya_porselen_iki_sirket_alacak

watermalon
18-02-2010, 20:30
EURUSD VE ONS ALTIN TEKNIK ANALIZI
EURUSD DIP BOLGEDEN TEKRAR TEPKI VERECEKTIR. PARITEDE DIP CALISMASI DEVAM DIYOR.
(


DOLAR DAHA ONCEDE ISARETETMEYE CALISTIGIMIZ GIBI SON DONEMDE SADECE EURO
YA KARSI GUCLU.
ANCAK SON DURUMDA DIP CALISMASI OLARAK IZLEDIGIMIZ 1.3530-1.3850
BOLGESININ DIP VE TABAN SURECINDEKI SEYIR
NORMALDEN BIRAZ DAHA EURO ALEYHINE GELISSEDE BU BOLGE ONUMUZDEKI SAATLERDE
EURO LEHINE BIR TEPKI GELEBILECEGINI GOSTERMEKTEDIR.
ILK ADIMDA PARITEDE HEDEF TEKRAR 1.3650 OLARAK IZLENEBILIR.
BU SEVIYENIN GECILMESI ILE TEKRAR IKINCI ADIMDA 1.3800 DENEMESI ONMUZDEKI
1-2 IS GUNU ISCINDE GERCEKLELECEKTIR.

ONS ALTIN YENI HEDEF 1.125 GECILMESI ILE BERABER 1.150

ONS ALTINDA ISE ILK BUYUK ADIM HEDEFIMIZ OLAN 1.125 TESTEDILDI. ( DUN EN
YUKSEK 1.128) GORULDU VE BU SEVIYEDEN GELEN KAR REALIZASYONU TEKRAR ESKI
DESTEK BOLGESI OARAK ISARETETIGIMIZ 1.1000 OLGESINI DENEDI VE TEKRAR
TEPKLILER HIZLANMAYA BASLADI
ONUMUZDEKI GUNLERE YONELIK IKINCI ADIM ALTIN FIYATLARINDA YUKSELISIN
BASLAMASINI BEKLERKEN IKINCI YUKSELIS ICIN YARIN TEKRAR 1.1250 VE UZERI
DENEME OLUMLU OLACAKTIR.
EUR/USD PARITESINDE YASANANCAK HIZLI BIR TEPKI SURECI ALTIN FIYATLARININ
1.125 SEVIYESINI GECMESI VE IKINNVCI BUYUK ADIMDA HEDEFI 1.150 YAPACAKTIR.


HALIL RECBER-F.EMRE RECBER
WWW.TEKNIKANALIZIM.COM

...............................................

Haberin linki:

http://www.borsagundem.com/haber/oku/oneri/15665/eurusd_ve_ons_altin_teknik_analizi

watermalon
18-02-2010, 20:32
ŞEKERBANK'TAN BEDELSİZ SERMAYE ARTIRIMI
Kayıtlı sermaye tavanını 750 milyon liraya çıkaran Şekerbank, yüzde 50 oranında bedelsiz sermaye artırım kararı aldı
İŞTE BANKADAN KAP'A YAPILAN AÇIKLAMA:
Yönetim Kurulumuzun 16.02.2010 tarih ve 41 sayılı kararı ile Bankamızın kayıtlı sermaye tavanının 750.000.000.-TL'ye yükseltilmesi, kayıtlı sermaye tavanının artırılması işlemlerinin tamamlanması ve Resmi Kurumlardan izinlerin alınmasının ardından Bankamızın çıkarılmış sermayesinin, 174.209.821,82 TL'si olağanüstü yedeklerden, 59.300.028,24 TL'si diğer sermaye yedeklerinden, 11.220.334,12 TL'si iştirak satış karından, 5.269.815,82 TL'si hisse senedi ihraç primlerinden karşılanmak üzere toplam 250.000.000 TL artırılarak 500.000.000 TL'den 750.000.000 TL'ye çıkarılması için her türlü yasal işlem ve formalitelerin ifa, takip ve bitirilmesi için Genel Müdürlük yetkili kılınmıştır.

.........................................

Haberin linki:

http://www.borsagundem.com/haber/oku/hissepiyasa/15605/sekerbanktan_bedelsiz_sermaye_artirimi

watermalon
18-02-2010, 20:35
Bu paritenin şakası yok
18.02.2010 14:26:11 - KEMAL CENK ERDEM finanstrend.com

Dünya piyasaları her gün farklı bir haberle kendine yön bulmaya çalışıyor. Önemli emtia ürünlerinin yükselişi sebebiyle piyasalarda alışlar izlenirken, Avrupa bölgesinde yaşanan huzursuzluk yakından takip ediliyor.

En son İngiltere'den gelen bütçe açığı karşımızda, Yunanistan sorunu ise daha netlik kazanmış değil. ABD piyasaları dün de kapanışlarını yukarda yapmasını bildi ancak önemli direnç seviyelerinde işlem görmekte.

Son yazımda altın ve benzeri emtia ürünlerin öncü yapıda olacağından bahsetmiştim. Altın kontratları önemli bir direnç noktasında geri dönerek 1103-1098 aralığına gerilediler. Bu bölgeler ise önemli destek noktaları olarak değerlendirilebilir.

Gelelim en önemli indikatör olan euro/dolar paritesine. Bu kur modeli şu an bütün dünya tarafından yakından izlenen ve yarattığı yön ile bütün dünya piyasalarına yön verme gücüne sahip olan bir değer. Dün ABD piyasalarından gelen ekonomik verilerin olumlu olması ve Avrupa'daki gelişmelerin kısıtlı olması sonucunda euro/dolar paritesinde ciddi düşüşler gözlendi. Ayrıca ABD Fed başkanından gelen faiz artırımı korkusu da paritede önemle izlenmekte. Yatırımcı kurumların hedeflediği ve kısa vadede ulaşmak istediği euro/dolar parite hedefi ise 1.31-1.33 aralığı. Bütün bu beklentilerin dolar lehine olduğunu düşünürsek piyasa beklentisini de analiz edebiliriz.

Teknik olarak paritede 1.3585 seviyeleri çok önemli direnç noktaları olarak değerlendirilmekte. Dün 1.3780 seviyelerinde hızlı bir şekilde gerileyen ve gün içerisinde 1.3690 seviyelerini test eden paritede Asya işlemleri ile 1.3555 seviyeleri test edildi. Türkiye saati ile sabah işlemlerinde ise parite 1.3540'lara kadar geriledi ve tepki alışları ile önemli direnç seviyesi olarak oluşan 1.3580'ler tekrar test ediliyor.

1.3585 altında olası kapanışlar sonucunda euro/dolar paritesinde aşağı satışların hızlanacağından bahsedebiliriz. Bu satışlar hedef olarak ilk aşamada 1.3410 seviyeleri ve satışların devam etmesi ile 1.33 seviyeleri test edilebilir. Eğer 1.3585 üstü kapanışlar gerçekleşirse tepki alışları tekrar bizi 1.3760-1.3830 aralığına taşıyacaktır.

Yatırımcıların özellikle kısa dönem içerisinde euro/dolar paritesinin yönünü izlemesi alacakları yönde etkili olacaktır. Bugün ABD piyasaların açılması ile oluşacak yön önemli bir indikatör olacaktır.

Son olarak şu unutulmamalıdır ki euro/dolar paritesinde dolar lehine oluşacak değerlenmelerde, altın fiyatında düşmeler yaşanacak ve hisse piyasasından para çıkışı gerçekleşecektir. Bunun sonucunda önemli direnç seviyelerinde olan S&P 500 endeksi ve altın kontratlarında tepki satışları izlenebilir. Bu satışların önemli destek noktalarında karşılanması önemli bir yön belirleyici olacaktır.

S&P 500 Mart kontratlarında 1090 seviyelerin kırılamaması durumunda 1092-1088 aralığını destek olarak test edilmesi muhtemel olacaktır.

Altın dolar/ons Nisan kontratlarında ise 1100-1090 aralığı önemli destek olarak algılanmalıdır. Direnç olarak dün ulaşılan 1126 seviyesinin kırılması sonucunda da alışların hızlanması muhtemel olacaktır.

Kısaca VOB 30 Şubat kontratlarından bahsetmek isterim...

Son günlerde yaşanan alışların önemli direnç noktamız olan 66.000-67.000 seviyelerini hedeflemesi önemli. Ancak bugün sabah saatlerinde gelen satışlarla önemli destek noktalarının test edilmesi de muhtemel. 65.000-64.800 aralığının tutunması sonucunda alışların devam etmesi mümkün duruyor. Ancak Avrupa ve ABD borsalarının bozulması bizim için ana destek olan 64.400 noktasının test edilmesine sebep olabilir.

65.800-66.200 seviyeleri yukarı doğru kırılmadıkça ve bu seviyelerin üstünde kapanışlar olmadıkça satış baskısının devam etmesi muhtemel duruyor.

KEMAL CENK ERDEM

............................................

Haberin linki:

http://www.finanstrend.com/yazar/1410/Bu-paritenin-şakası-yok

watermalon
18-02-2010, 20:42
EFG İstanbul: Tekstilbank için TUT
18.02.2010 16:18:16 Son Güncelleme:18.02.2010 16:19:01 finanstrend.com

EFG İstanbul Tekstilbank için TUT tavsiye etti. Detaylar:

Küresel piyasalardaki iyileşme ve Türk bankacılık sisteminin görece sağlıklı yapısı ile Tekstilbank'ın stratejik bir alıcı bulmasını bekliyoruz, alıcı yerel ya da uluslar arası olabilir. Bu düşünce hisse için SAT tavsiyesi vermemizi engelliyor.

Uzun vade için TUT, kısa vade için Endeksin Altında Getiri tavsiye ediyoruz.

................................................

Yaaaa...Bu bankanın kaçınçı SATIŞ 'ıdır...İMF hikayesini geçti.....:he::halayci:

Haberin linki:

http://www.finanstrend.com/haber/48770/EFG-İstanbul:-Tekstilbank-için-TUT

watermalon
18-02-2010, 20:45
Vakıfbank'ın mevduat müşterisi sayısı 10 milyonu aştı
18.02.2010 19:42:06 Son Güncelleme:18.02.2010 19:42:50 finanstrend.com

Vakıfbank Genel Müdürü Bilal Karaman, 2009 yılında kazandıkları 1,1 milyon yeni müşteri ile bankanın toplam mevduat müşterisi sayısının 10 milyonu aştığını, yıl sonu itibarıyla tüketici kredisi
portföyünün 1 milyon kişiye yaklaştığını bildirdi.

Karaman, 2009 yıl sonu konsolide olmayan sonuçlara ilişkin yaptığı yazılı
açıklamada, Vakıfbank'ın aktif büyüklüğünün 2009 yılında yüzde 24,2 büyüyerek
64,8 milyar liraya, toplam nakdi kredilerin yüzde 13,2 artışla 34,4 milyar
liraya, toplam mevduatın da yüzde 20,3 artışla 44,7 milyar liraya yükseldiğini
belirtti.

Türkiye'de ve tüm dünyada zorlu bir yıl olan 2009'u çok iyi
geçirdiklerini vurgulayan Karaman, şunları kaydetti:

''Pazar payımızı arttırdık ve yakaladığımız istikrarlı büyüme trendini
devam ettirdik. Ülke ekonomisine 43,5 milyar lira nakdi ve gayri nakdi kaynak
sağladık. Net karımız yüzde 66 artışla 1 milyar 251 milyon liraya ulaşırken,
nakdi kredilerimizi sektörün neredeyse iki kat üzerinde yüzde 13,2 oranında
büyüttük. Net faiz gelirlerimizde de yüzde 56'lık bir büyüme sağladık. Temel
bankacılık faaliyetlerine odaklanarak izlediğimiz strateji ile bilançomuzun yüzde
53'ünü oluşturan kredilerdeki güçlü büyümeyi, sektörün ortalama mevduat büyümesi
olan yüzde 13'ün çok üzerindeki yüzde 20,3'lük yüksek mevduat büyümesi ile
fonladık.''

Ekonomik ortamın gereği olarak kredilerde çok dengeli ve sağlıklı bir
büyüme politikası izlediklerinin altını çizen Karaman, ticari kredilerde yüzde
14,2 ile büyürken, yüzde 17,5 gibi yüksek bir büyüme ile bireysel kredilerde
yoğunlaşarak riskin tabana yayılmasını sağladıklarını ifade etti.

Konut kredilerindeki ''kuvvetli büyümeyi'' devam ettirdiklerine işaret
eden Karaman, 2009 yılının tamamında sektörde konut kredileri büyüme oranı yüzde
15,4 olurken, Ziraat Bankası'nın yüzde 27,4 büyüme sağladığını ve 2009 yılının
ikinci yarısında ''Türkiye'nin en çok konut kredisi veren'' bankası olduklarını
bildirdi.

Taksitli ihtiyaç kredilerinde (TİK) de halka açık bankalar arasındaki
ikinciliği koruduklarını belirten Karaman, kredi talebinin canlanmadığı, risk
algılamasının değişmediği ortamda menkul kıymetler portföyünün ağırlığını bir
miktar arttırarak toplam aktifler içindeki payını yüzde 29'a çıkardıklarını
kaydetti.

Bilal Karaman, açıklamada şunları dile getirdi:

''Müşteri odaklı sağlam iş modelimiz 2009 yılında başarısını kanıtladı.
Müşteri odaklı bankacılık anlayışımızın meyvelerini toplamaya başladık ve mevcut
portföyün çapraz satış oranlarını arttırmanın yanı sıra, yeni müşterilere
erişerek portföyümüzü büyütmeye devam ettik. 2009 yılında kazandığımız 1,1 milyon
yeni müşteri ile toplam mevduat müşterisi sayımız 10 milyonu aşarken, yıl sonu
itibarıyla tüketici kredisi portföyümüz 1 milyon kişiye yaklaştı. Memnuniyet
verici diğer bir husus ise güçlü büyümeye etkin risk yönetimi uygulamalarının
eşlik etmesiyle herhangi bir aktiften silme veya varlık satışı yapılmaksızın,
takipteki kredilerin yüzde 45 artışla sektör ortalaması olan yüzde 55'in
gerisinde kalmasıdır. 2010 yılı, 2009'daki güçlü performansın devam edeceği bir
yıl olacak. Vakıfbank olarak istikrarlı büyümemizi sürdürerek ülke ekonomisine
değer yaratmaya devam edeceğiz.''

..............................

Haberin linki:

http://www.finanstrend.com/haber/48785/Vakıfbank'ın-mevduat-müşterisi-sayısı-10-milyonu-aştı

watermalon
18-02-2010, 20:51
Bank Asya'da halka açıklık ikiye katlandı
18.02.2010 08:00:44 Son Güncelleme:18.02.2010 08:00:44 finanstrend.com

2006'da sermayesinin yüzde 23'ünü halka açan Bank Asya'da görüş ayrılıklarının artması, ortak satışlarını hızlandırdı. Referans Gazetesi'nde yer alan habere göre, satışlar, bankanın halka açıklığını yüzde 49'a kadar çıkardı
.................................................. ..

Haberin linki:

http://www.finanstrend.com/haber/48711/Bank-Asya'da-halka-açıklık-ikiye-katlandı

watermalon
18-02-2010, 20:57
Bosch'un hedefi kayıpları geri almak
18.02.2010 10:29:25 Son Güncelleme:18.02.2010 10:29:25 finanstrend.com

Bosch Sanayi ve Ticaret A.Ş Genel Müdürü Hermann Butz, 2010 yılındaki hedeflerinin 2009 yılındaki kayıpları geri almak olduğunu belirterek, ''2010 yılını 2008 yılındaki gibi kapatmaya çalışacağız'' dedi.Butz, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 2009 yılının yaşanan küresel ekonomik kriz nedeniyle tüm dünya için zor bir yıl olduğunu söyledi.Ekonomik krizden en ağır şekilde etkilenen sektörlerin başında otomotiv ve sanayi teknolojilerinin geldiğini belirten Butz, bu nedenle Bosch Grubu olarak bu yıl kendilerinin de sıkıntılı dönemler geçirdiklerini vurguladı.Butz, geçen yıl global olarak Bosch'un cirosunda yüzde 16 oranında bir azalmanın söz konusu olduğuna değinerek, Bosch Türkiye olarak aynı seviyelerde kendilerinde de azalma yaşandığını ve 2009 yılını 2008'in gerisinde tamamladıklarını ifade etti.Buna rağmen istihdamı korumaya yönelik hedeflerine ulaştıklarının altını çizen Butz, ''Ben sadece ciroya bakmıyorum. İstihdamımıza da bakıyorum. Yaşanan kriz bizim ciromuz kadar istihdamımızı etkilemedi. Dolayısıyla istihdamımızı belirli bir seviyede koruduk. Benim için en önemlisi bu oldu'' dedi.

-BOSCH'UN 2010 YILI HEDEFİ-

Butz, 2010 yılının 2009'un aksine daha iyi bir yıl olacağına inandığını belirterek, şöyle devam etti:''2010 yılındaki hedefimiz, 2009 yılındaki kayıpları geri almak. 2010 yılını 2008 yılındaki gibi kapatmaya çalışacağız. Krize karşı işçilerimizle ortak olarak esneklik gösterdik. Herkes üzerine düşeni yaptı ve istihdamımızı koruduk. Kriz öncesi 8 bin 300 çalışanımız vardı. 300 kişi gönüllü olarak ayrıldı. Biz bu süreçte kimseyi işten atmadık. Gönüllü ayrılmak isteyenlerle el sıkışarak ayrıldık. 2009 zor bir yıl olmasına rağmen yeni yatırımlarımızı yaptık, yeni teknolojileri getirdik, yeni ürünlere de başladık. 2010'un ilk aylarına bakarsak 2009'a göre ciddi bir artış görüyoruz. Bir de belirsizlik açısından daha az riskimiz var. Biz önümüzdeki aylar için daha umutluyuz. Yaza kadar gayet olumlu gelişmeler bekliyoruz.''Hermann Butz, ''2010 yılında istihdamda artış sağlanabilir mi?'' yönündeki soruya, ''Öncelikle geçen yıl koruduğumuz istihdamı kullanmak, onu kullandıktan sonra da yeni elemanlar almak istiyoruz'' yanıtını verdi.Geçen yılın başından itibaren paketleme teknolojileri iş kolunun bir parçası olan, ''Montaj Sistemleri ve Özel Makineler (ATMO)'' adı altında montaj sistemleri, özel makine tasarımı ve imalatına başladıklarını ve o bölümün çok iyi durumda olduğunu anlatan Butz, bu bölümün sadece Türkiye için değil yurt dışındaki fabrikalara da büyük iş yapacağını anlattı.

-AR-GE YATIRIMLARI-

Butz, geçen yıllarda Ar-Ge aktivitelerini ciddi şekilde artırdıklarını, özellikle son 5 yılda yaklaşık 54 milyon avroluk bir harcamada bulunduklarını dile getirerek, bu rakamın her geçen sene arttığını vurguladı.Ar-Ge yatırımları için sadece geçen yıl 15 milyon avro harcadıklarına işaret eden Butz, ''Dolayısıyla Bursa ve Türkiye, Bosch için her geçen gün daha fazla önem kazanıyor'' dedi.

-BOSCH MERKEZİNİN TÜRKİYE'YE BAKIŞI-

Butz, ''Bosch merkezinin Türkiye'ye bakışı nasıl?'' yönündeki soruya ise şu yanıtı verdi:''Biz, Türkiye'ye devamlı olumlu bakıyoruz. 100 yıldır buradayız. Türkiye'ye son 10 yılda sadece 900 milyon avro yatırım söz konusu. Bakarsanız Bosch olarak en büyük dizel enjektör fabrikası Bursa'da. En yüksek kalite üreten fabrikalarından birisi Bursa'da. Bütün Bosch ev aletlerinin en büyük fabrikası Türkiye'de, Çerkezköy'de. 100 yıldır burada faaliyet
gösteren bir firma olarak Türkiye bizim için çok önemli. Türkiye Cumhuriyeti'nin tüm tarihini biz de burada gördük.'' -

''TÜRKİYE'DE HİÇ KİMS 'HAYIR' OLMAZ' DEMİYOR''-

''Bir üst düzey yönetici olarak sizin Türkiye'ye bakış açınız nasıl?'' sorusu üzerine ise, şöyle konuştu:''Türkiye her zaman enteresan bir ülke. Hiçbir zaman kolay bir ülke değil. Ama bu söylediklerim olumsuz yönde değil. Bir yönetici olarak bir şey yapmak istiyorsanız Türkiye'de güzel imkanlar tanınıyor. Mutlaka zorluklar da çıkar ama buradaki insan gücü, buradaki elemanlar bir çözüm buluyor. Hiç kimse 'hayır' demiyor. Hiç kimse 'olmaz' demiyor. 'Olur, bakalım, belki şöyle, belki böyle' diyorlar. Yani hemen bir plan çıkmıyor ama Türkiye'de bir yönetici olarak mutlaka yapmak istediğin bir şey varsa yapabiliyorsunuz.''Hermann Butz, uzun yıllardır Türkiye'de yaşadığını ve burada bulunmaktan büyük mutluluk duyduğunu vurguladı.Yoğun iş temposundan arta kalan zamanlarını eşi ile 5 ve 9 yaşlarındaki iki çocuğuyla birlikte geçirmekten keyif aldığını ifade eden Butz, Türk futbolunun da yakından takip ettiğini söyledi.Butz, Türkiye'de Fenerbahçe, Almanya'da ise Shalke 04 taraftarı olduğunu dile getirerek sarı-lacivertli takımın iki kez maçını stada giderek izlediğini kaydetti.
...........................................

Haberin linki:

http://www.finanstrend.com/haber/48741/Bosch'un-hedefi-kayıpları-geri-almak

watermalon
18-02-2010, 21:03
Airbus'a göre Türkiye 2028'e kadar 277 yeni uçak alacak
04.12.2009 07:47:23 Son Güncelleme:04.12.2009 08:37:57 finanstrend.com

Uçak üreticisi Airbus'a göre Türkiye 2028'e kadar 28.3 milyar
dolarlık 277 yeni uçak alacak. Firma 2020'ye kadar Türkiye'deki
havacılık şirketlerine de 2.4 milyar dolar değerinde parça imalatı
yaptıracak.

Hürriyet Gazetesinin haberine göre, Avrupalı uçak üreticisi
Airbus, Küresel Pazar Tahmin Raporu'nda 2028'e kadar Türkiye'nin 28.3
milyar dolar değerinde 277 yeni uçak alacağını açıkladı. Rapora göre
Türkiye'nin yolcu uçağı sayısı da ikinci el kiralıklarla birlikte üç
kata yakın artacak. Airbus, 2020'ye kadar Türkiye'deki havacılık
şirketlerine 2.4 milyar değerinde de parça imalatı yaptıracak.
Ekonomik krizin sektörü etkilediğini, yolcu sayısının düştüğünü
belirten Airbus'ın Avrupa, Asya ve Pasifik Bölgeleri'nden sorumlu
Başkan Yardımcısı Christopher Buckley, ''Havacılıkta dip, geçtiğimiz
Mayıs ve Haziran aylarında yaşandı. Yolcu sayıları ve hava kargoda
değerler yeniden artıya döndü, çıkış başladı. 2010 sektör için
toparlanma yılı olacak. 2011'den itibaren yeniden büyümeyi
öngörüyoruz'' dedi.

Türkiye'nin ekonomik kriz ve Domuz gribi gibi etkenlerden daha az
etkilendiğine dikkat çeken Buckley, ''Burası, Airbus'ın çok önem
verdiği, büyümenin yüzde 4.7 ile dünya ortalamasının üzerinde
yaşandığı bir ülke. Türkiye'nin geliri artıkça, kişi başına seyahat
oranları da yükselecek. Büyüme de dünya ortalaması üzerinde devam
edecek'' dedi. Türk pazarına 1980'lerin ikinci yarısında girdiklerini
söyleyen Buckley, bugün 150'den fazla Airbus uçağının 12 Türk havayolu
şirketi tarafından kullanıldığını, pazardaki paylarının da yüzde 56
olduğunu ifade etti.

Türk havacılık sanayi şirketlerinden yılda 50 milyon Euro
değerinde parça satın alan Airbus, yeni yolcu uçağı A350XWB ve askeri
nakliye uçağı A400M'de de ortak tasarım yapıyor. 2 bin kişiye iş
sağlayan Airbus, 2020'ye kadar parça imalatını 2.4 milyar dolara
çıkartmayı hedefliyor. Ankara merkezli Türk Havacılık ve Uzay Sanayii
TAI'nın Airbus'ın ana destekçileri arasında yer aldığını söyleyen
Buckley ''THY için de önerdiğimiz 2013'te hizmete girecek A350XWB uzun
menzilli yolcu uçağının havada dönmesini sağlayan 'eleron' sistemleri
Türk mühendisler tarafından tasarlandı. İmalatı da bir burada
yapılacak. İstanbul'dan Kale Aero, İzmir'den PFW Turkey, LISI ve
Fokker Elmo şirketleri bizlere parça üretiyor. Daha fazla şirkete iş
vermek istiyoruz'' dedi.

Raporun Türkiye ile ilgili bölümü hakkında bilgi veren Airbus
Pazar Analizleri Direktörü Andrew Gordon ''Türkiye'nin jeolojik konumu
doğu ile batı arasında seyahat eden yolcular için ideal bir yerde
bulunuyor. Bu, bölgede yolcu artışını sağlayan en önemli nedenlerinden
biri. Buna ek olarak ulusal büyümenin yanısıra artan turizm de
önümüzdeki yıllarda yeni uçaklara ihtiyaç yaratacak. Ekonomik, verimli
ve modern uçak ailelerimizle Airbus olarak bu ihtiyacı karşılayacak
pozisyondayız'' dedi.

Türkiye'de 2000'den 2009'a kadar hava yolu yolcusu sayısı iki kat
arttı. Dünya ortalaması 15 yılda bir yolcu sayısının ikiye katlanması.
Trafik artışı son 9 yılda iç hatlar yüzde 88, uluslararası uçuşlar
da yüzde 119 oldu.

Transit yolcunun genel ortalamadaki payı 2005'te yüzde 3'ten bu
yıl yüzde 9'a yükseldi. 2005'te 500 bin olan transit yolcu sayısı 1.6
milyona çıktı.

Türkiye'de nüfusa göre seyahat oranı yüzde 0.5 ve 5 yılda yüzde 1
olması bekleniyor. Dünya ortalaması yüzde 0.4. En yüksek oran yüzde 2
ile İrlanda, İsviçre ve Danimarka'da.

Türk hava yolu şirketler toplam yolcunun yüzde 70'ini taşıyor. Bu
oran da dünya ortalamasının çok üzerinde.

Uçak kapasiteleri, artan yolcu oranı ile yılda yüzde 1.2 artıyor.
Artık havayolları daha büyük kapasiteli uçaklar kullanıyor.

Airbus'ın araştırmasına göre, dünyada 2028'e kadar 24 bin 951 yeni
yolcu uçağı imal edilecek. Bunların 16 bin 977'si tek koridorlu, 4 bin
237'si bölgesel, 2008'i çift koridorlu uzun menzilli ve 1729'u da
büyük kategoride uçak olacak.

Yolcu taşımacılığı istikrarlı olarak yüzde 4.4 büyüyecek. En fazla
artış yüzde 6 ile Asya pazarında olacak.

Petrol fiyatları 2010'da 60, 2012'de 80, 2016'da 100 dolar olacak.
Önümüzdeki 20 yılda hava taşımacılığı doğrudan 8.5 milyon kişiye
istihdam sağlayacak. Dünya gayri safi milli hasılasına da 1 trilyon
dolarlık katkıda bulunacak.
.................................................. .....

Haberin linki:

http://www.finanstrend.com/haber/42738/Airbus'a-göre-Türkiye-2028'e-kadar-277-yeni-uçak-alacak

watermalon
18-02-2010, 22:49
Hintli şirketten telekomda dev teklif

Güney Asya'nın en büyük mobil telefon şirketi Bharti, Kuveytli mobil telefon operatörü Zain'in Afrika'daki varlıklarını satın almak için 10.7 milyar dolar önerdi. İki şirketin üst düzey yetkililerinin bu konuda 25 Mart'a kadar görüşme yapacakları belirtildi. Bu operasyon Zain'in Fas ve Sudan'daki operasyonlarını kapsamıyor. Ayrıca anlaşmanın sağlanması halinde düzenleyici kuruluşların da onayı gerekiyor. Bharti bu girişimiyle Nijerya'dan Uganda'ya 15 Afrika ülkesindeki 42 milyon cep telefonu kullanıcısına ulaşmak istiyor. Bharti'nin bu hamlesi istenen sonuca ulaşırsa Hindistanlı bir şirketin yurtdışında gerçekleştirdiği ikinci büyük satın alma olarak kayıtlara geçecek. İngiliz Corus'u 2007'de 12.9 milyar dolara satın alan Tata bu alanda ilk sırada yer alıyor.

Afrika'ya girmekte kararlı
Bharti Başkanı Sunil Mittal'in Afrika pazarına girmek için yaptığı bu üçüncü girişim yurtdışında büyüme konusunda ne kadar istekli olduğunu gösteriyor. Hindistan'daki yoğun rekabet bu ülkedeki cep telefonu operatörlerini fiyat düşürmeye zorluyor. Şu anda bir dakikalık görüşmenin fiyatı 1 peninin altına inmiş durumda. Bu da bu ülkedeki cep telefonu operatörleri için yurtdışını daha cazip hale getiriyor. Prabhudas Lilladher kuruluşunun analistlerinden Nishna Biyani, Bloomberg'e yaptığı açıklamada, "İç pazarda büyüme yavaşlıyor ve Bharti, Afrika'da genişlemeye odaklanıyor. Fiyatın pahalı olduğu söylenebilir ancak bu Bharti'nin ne kadar kredi alabileceğine bağlı" dedi. Kimi uzmanlar Bharti'nin pahalı bir teklif yaptığını, Zain'in Afrika'daki varlıklarının fazla kâr etmediğini belirtiyor. Şirketin 4.6 milyar dolar borcunun bulunduğu, bu durumun Afrika'da kâr etmenin zorluğunu gösterdiği uzmanlarca dile getiriliyor. iki şirket yaptıkları yazılı açıklamada anlaşmanın tamamlanacağı konusunda bir garantinin olmadığını belirttiler.
Öte yandan Bharti'nin bu girişimi kendi pazarlarında kârları düşen cep telefonu operatörlerinin gelişen piyasalarda büyüme arayışlarının bir yansıması olarak görülüyor. Fransız mobil telefon operatörü SFR'nin sahibi olan Vivendi, geçen yıl 13 Kasım'da yaptığı açıklamada Brezilyalı GVT'nin kontrolünü 4 milyar 180 milyon dolara aldığını belirtmişti. İspanyol Telefonica da aynı şirkete 4 milyar dolarlık teklif yapmıştı. İngiliz Vodafone Avrupa pazarlarında talebin düşmesi sonrasında Türkiye'de Telsim'i, Hindistan ve Katar da da başka şirketleri satın almış, 2008'de ise Güney Afrika'daki Vodacom'un kontrol hisselerini ele geçirmişti.
.................................................. ......

Haberin linki:

http://www.referansgazetesi.com/haber.aspx?HBR_KOD=136842&KTG_KOD=469

watermalon
18-02-2010, 22:56
Otomatlar DVD satışını ikiye katlar
18.02.2010 | Referans-İstanbul | Haber

Deloitte, 2010 yılının medya trendlerini açıkladı. Deloitte'un "2010 Medya Öngörüleri Raporu"na göre, 2010 yılında satış otomatlarının devreye girmesiyle birlikte DVD satışlarının ikiye katlanması bekleniyor.
Rapora göre, 2009 yılında 600 milyar dolar olan dünya reklam pastasında yaklaşık yüzde 10 paya sahip online reklamcılığın, 2010 ve sonrasında büyüme trendini sürdürmesi bekleniyor.
2010 yılında televizyon reklam pazarının 180 milyar dolarlık bir büyüklüğe erişmesi beklenirken, küresel online reklamcılığın yaklaşık 63 milyar dolarlık bir ciroya sahip olduğu tahmin ediliyor.

DVD otomatı devri
Deloitte raporuna göre, 2010 yılında "ısmarlama video" işinde büyük gelir artışı beklenirken, satış otomatları üzerinden DVD satışlarının başlamasıyla birlikte bu pazarın ikiye katlanacağı öngörülüyor. Geceliği 1 dolar gibi düşük fiyatlara sunulabilmesi ve kullanım kolaylığı nedeniyle tüketici tarafından çabuk benimseneceği düşünülen DVD satış otomatları, dışarıdan satın alma ve kiralama gibi süreçlerin bireysel maliyetlerini de ortadan kaldırmasıyla dikkati çekiyor.
Televizyon satışlarının yüksek seyrettiği ülkelerde, televizyon ve radyo gibi klasik medya içeriği egemenliğini korurken, geçmişte ücretli olmayan online içeriğin zamanla ücretli hale gelmesi TV yayınlarına ilgiyi artıracak.
......................................

Haberin linki:

http://www.referansgazetesi.com/haber.aspx?HBR_KOD=136937&KTG_KOD=157

watermalon
18-02-2010, 23:04
Zarar eden Erdemir'de hedef iç pazar
18.02.2010 | Referans-İstanbul | Haber

2009 için 293 milyon TL zarar açıklayan Erdemir mart ayı için ihracata pay ayırmadı. Uzmanlara göre yerel piyasada talep şubat sonunda artış gösterecek.
Türkiye'nin en büyük çelik üreticisi Erdemir, mart ayı yassı mamul üretiminden ihracatlara pay ayırmayarak hedefini yerel pazar olarak belirledi. Erdemir önceki gün yaptığı açıklamada 2009 için 293 milyon TL net zarar açıklamıştı.
Steel Business Briefing'in (SBB) görüştüğü Türk tüccarlar, şirketin mart ayı için kapasitesinin üzerinde sipariş aldığını savundular. Erdemir'in sıcak sac için yerel baz fiyatı 570 dolar/ton seviyesinde bulunuyor. Bu fiyat, Rusya'dan gelen 620-650 dolar/ton cfr'lik tekliflerle rekabetçi bir seviyede bulunuyor. Ancak pazar kaynakları, bu rakamın Avrupa için yüksek olduğunu belirtiyor. Bu nedenle Erdemir, ana ihracat pazarı olan Avrupa'ya satış yapmak yerine, malzemelerini Türkiye'de satmayı tercih ediyor.
Türkiye'deki pazar kaynakları, Ukraynalı ihracatçıların yeni fiyatlarını bu hafta sunmalarını bekliyor. Önceki sıcak sac fiyatları 550-570 dolar/ton cfr seviyesindeydi. Bu fiyatın 30-40 dolar/ton artması bekleniyor. Ayrıca, BDT limanlarının bazıları donduğundan, navlun maliyetleri de artıyor.
Yine SBB'nin görüştüğü kaynaklar, Türkiye'deki yassı çelik talebinin hâlâ durgun seyrettiğini ancak bazı tüketici sektörlerde bir canlanma gözlendiğini, bu nedenle talebin şubat sonuna doğru artabileceğini belirttiler. Türk tüccarlar, Erdemir'in nisan ayına kadar ihracatlara malzeme ayırmayacağını ve sonrasının da pazar koşullarına bağlı olacağını düşünüyor. Ayrıca şirketin fiyatlarını nisan teslimatları için 20-30 dolar/ton artırması bekleniyor. Ancak bazı tüccarlar, fiyat artışının ufak olacağını, çünkü şirketin ithalat vergilerinde olası bir indirimi engellemeye çalıştığını düşünüyor. Öte yandan Erdemir önceki gün 2009 için 293 milyon TL (192.7 milyon $) net zarar açıkladı. İstanbul Menkul Kıymetler Borsası'ndan edinilen bilgiye göre şirket, 2009'da 4.084 milyon TL'lik net satış kaydetti. Erdemir, 2009'un ilk dokuz ayı için 290 milyon TL'lik zarar açıklamıştı. Şirketin 2008 net kârı ise 175 milyon $ olarak kaydedilmişti. Rakamlar geçici vergi beyannamesi için açıklanırken ayrıntılı yıllık rakamlar henüz yayımlanmadı. Türkiye'deki pazar kaynakları, yüksek çelik talebi nedeniyle Erdemir'in 2009'un son çeyreğinde kâra geçmesini bekliyorlardı. Türkiye'deki yassı mamul talebi şu an o kadar yüksek değil; fakat Erdemir'in, ithalatlara kıyasla rekabetçi fiyatları sayesinde mart üretimi için sipariş defterini doldurduğu belirtiliyor.

TÜRK ÇELİK ÜRETİCİLERİ İÇİN ULUSLARARASI KONFERANS
Uluslararası demir çelik piyasasının bilgi-haber ağı Steel Business Briefing "Steel Focus Türkiye 2010" başlıklı konferans düzenleyecek. 24 Şubat 2009 tarihinde Çırağan Oteli'nde düzenlenecek olan konferansta sektör temsilcileri hem yerel pazardaki durumu hem de global piyasaların geleceğini konuşacaklar. "Krizi geride bırakmak: Türkiye için yeni bir pazar görünümü" başlığını taşıyan konferansta şirketler için "Acaba sizin dahil olduğunuz yerel pazarlar ne kadar güçlenecek? Dünyanın diğer bölgelerine ne derece bağımlısınız? Ticari faaliyetlerinizi dünya haritasında hangi noktaya odaklamalısınız?" soruları yanıtlanacak.

MISIR PAZARINDA ANTİ-DAMPİNG SESLERİ
Türk üreticiler, Mısır çelik pazarında daha önce de gündeme gelen anti-damping uygulamaları başlatılacağı yönündeki endişelerini sürdürüyor. Türkiye'den gelen ithalatların Mısır pazarını olumsuz etkilediği öne sürülüyor; bu nedenle Türkiye'ye karşı anti-damping davası söylentileri yeniden dillendirilmeye başladı. Türk yetkililer, iki ülke arasında karşılıklı serbest ticaret anlaşmasının önemini vurguluyor ve anti-damping davasının ticaret anlaşmasını ihlal edeceğini vurguluyor.
...............................................

Haberin linki:

http://www.referansgazetesi.com/haber.aspx?HBR_KOD=136963&KOS_KOD=12

watermalon
18-02-2010, 23:38
Süt fiyatları üreticinin yüzünü güldürdü
26.01.2010 | Anadolu Ajansı | Haber

Aksaray Tarım İl Müdürü Recep Öztorun, süt fiyatlarının yükselmesiyle üreticinin yüzünün güldüğünü bildirdi.
Öztorun, yaptığı açıklamada, Aksaray'da tarım ve hayvancılığın gelişerek kazançlı bir sektör haline gelmesi için alt yapı çalışmalarının devam ettiğini ve son yıllarda bu alanda büyük aşama kaydettiklerini söyledi.
Aksaray'ın hayvancılık sektöründe hızla geliştiğini ve bir marka haline geldiğini belirten Öztorun, "Aksaray'da 97 bin 500 büyükbaş hayvan varlığımızın 48 bin 500'ü sağmaldır" dedi. Süt fiyatlarının son aylarda yükselerek tavan yaptığını vurgulayan Öztorun, fiyatlardaki artışın arz talep dengesinden kaynaklandığını söyledi.

95 kuruşa satılıyor
Öztorun, sütün litresinin kooperatifler aracılığıyla 95 kuruşa kadar satıldığını anlatarak, "Süt fiyatları üreticinin yüzünü güldürüyor. Geçen yıllarda sütün üretici fiyatı 40-50 kuruşa kadar düşmüştü. Bu fiyatlarda süt üreticiliği yapılması imkânsızdı. Süt fiyatlarının yükselmesiyle üreticinin eline litrede net olarak 90 kuruş geçiyor" diye konuştu.
Aksaray Hayvancılık Kooperatifleri Birliği Başkanı Yaşar Gün de süt fiyatlarının çok iyi olduğunu ve üreticinin memnun olduğunu anlattı. Birlik olarak 3 bin 500 civarında üreticilerinin olduğunu ve günde ortalama 90 ton süt ürettiklerini kaydeden Gün, süt fiyatlarının yükselmesinin çiftçileri süt inekçiliğine yönlendireceğini sözlerine ekledi.
................................

Haberin linki:

http://www.referansgazetesi.com/haber.aspx?HBR_KOD=135983&KOS_KOD=12

watermalon
18-02-2010, 23:48
Metro Turizm, komşunun taşımacılığına da göz dikti
04.02.2010 | Sibel Atik | Haber

Komşu ülkelerle vizelerin kalkmasını fırsat bilen Metro Turizm, taşımacılık hizmetini Suriye ve Irak'a taşımayı planlıyor. Şirket, komşu ülkelerin otogar işletmeciliğine de talip.
"Komşu açılımı", kara taşımacılığını da hareketlendirdi. Taşımacılık hizmetini komşu ülkelere taşımaya hazırlanan Metro Turizm, bu ülkelerde tesis işletmeciliğine de göz dikti.
Kısa sürede holdingleşip daha şeffaf bir yapıya kavuşmayı hedefleyen ve kurumsallaşma yönünde ilk adımı Ömer Bilgiseven'i CEO olarak transfer ederek atan Metro Turizm, bazı komşu ülkelerle vizelerin kalkmasını fırsata dönüştürmek için kolları sıvadı. Bu hedefle taşımacılık hizmetini komşuya taşımayı planladıklarını kaydeden Ömer Bilgiseven, "Suriye ve Irak'ta artan yolcu trafiğine taşımacılık ağımızı genişleterek cevap vereceğiz" dedi. Suriye ile imzalanan otogar projesinin bunun en önemli adımı olduğunu kaydeden Ömer Bilgiseven, komşu açılımının otobüs işletmecilerine yeni kapılar araladığını belirtti. Bilgiseven, Suriye'nin ardından iki komşu ülkenin daha otogar işletmeciliğine talip olduklarını ve görüşmeler yaptıklarını söyleyen Bilgiseven, komşu ülke ile yeni otogar yatırımları için görüşme halinde olduklarını da kaydetti.
Komşu açılımının sektörün araç parkuruna kısa sürede 300 otobüs ekleyeceğini ve 1000 kişiye ek istihdam yaratacağını dile getiren Bilgiseven, "60 milyon dolar yatırımla Suriye'de hayata geçirilecek otogar projesi hariç, sadece yeni araç parkuru ve altyapı çalışmaları 80 milyon dolarlık bir yatırım anlamına geliyor. Biz de bu yeni oluşumda yerimizi alacağız ve belki kısa bir süre sonra Mezopotamya bölgesini otobüsle gezme imkanı doğacak. Hatta önümüzdeki yıllarda belki Hacca bile otobüsle gidilecek" dedi. Bu hedefin işlerlik kazanması için otobüs yolculuğunu daha keyifli hale getirmek gerektiğine dikkat çeken Bilgiseven, bunun için de çalışmalara başladıklarını kaydetti.
Enerji, maden, gıda ve otel işletmeciliği alanında da çalışmaları olan Metro Grubu'nun gelirlerinin yüzde 50'sini otobüs işletmeciliğinden elde ettiğini belirten Bilgiseven, otobüs işletmeciliği alanında "dominant ve inovatif" olacaklarını da açıkladı.

Hedef ilk 10'da olmak
Ömer Bilgiseven'in orta vadeli hedefi ise şirketi Türkiye'nin "Top 10" listesine taşımak. Metro olarak geçen yıl 13 milyon kişiyi taşıdıklarını, bu rakamı 5 yıl içinde 30 milyon kişiye çıkarmayı hedeflediklerini anlatan Bilgiseven, "Kurumsallaşacağız ve çıkan manipülasyon iddiaları artık yaşanmayacak. Benim gruptaki ilk hedefim, holdingleşmek ve ardından 5 yılda Türkiye'nin en büyük şirketleri içinde ilk 10 içinde yer almak" dedi. Bugün 1 milyar dolarlık bir konsolide ciroya sahip olduklarını kaydeden Bilgiseven, grubun 8 bin kişiye istihdam sağladığını belirtti. Her yıl ortalama yüzde 25 büyüme hedefleri olduğunu söyleyen Bilgiseven, gelecek yıllarda grubun amiral gemisi otobüs işletmeciliğindeki yeniliklerle büyüyeceğini, enerji ve maden sektörlerinde de iddialı bir büyüme planladıklarını kaydetti.

İddialar marka algısını etkiledi
Suç örgütü kurma ve borsada manipülasyon iddialarının kuruma etikisini de değerlendiren Ömer Bilgiseven, "Genelde reklamın iyisi kötüsü olmaz anlayışı vardır, ben buna inanmıyorum. Bu spekülasyonlar en nihayetinde marka algısını ve ticareti olumsuz etkiliyor. Fakat böyle bir algıyı hak etmiyor bu kurum. Göreve geldikten sonra bu paradoksu yakından gördüm. Belli bir noktaya ve büyüklüğe gelmiş bir firma Metro, bu büyüklükteki firmanın dizaynını, işleyişini de doğru yapmak gerekir. Ticari ilişkileri, iletişimi ve sosyal sorumlulukları kurumsallaşarak oturtmak gerekir. Biz de bu konuda çalışıyoruz ve kurumsallaşmaya doğru gidiyoruz. Bunun bir gereği olarak da kısa sürede bütün kurumları halka açacağız" dedi.
........................................

Haberin linki:

http://www.referansgazetesi.com/haber.aspx?HBR_KOD=136376&KOS_KOD=58

watermalon
18-02-2010, 23:51
Koç şirketi Düzey, grup dışına daha çok hizmet verecek
08.02.2010 | ANKA | Haber

Koç Grubu iştiraki Düzey Pazarlama, grup dışındaki müşterilere artık daha fazla hizmet verecek. Düzey Pazarlama Genel Müdürü, 'Kendin üret, kendin dağıt ve kendin sat dönemi bitiyor' dedi.

Koç Grubu'nun gıda ve hızlı tüketim ürünleri alanındaki satış, dağıtım ve pazarlama şirketi Düzey Pazarlama, diğer üreticilere daha yoğun hizmet verecek.
Düzey Pazarlama Genel Müdürü Metin Yılmaz, satış, pazarlama ve dağıtımın uzman kuruluşlara devredilmesinden yana olduğunu belirterek "Böyle bir işbirliğine giden firmalar bu rekabetçi ortamda diğerlerinin bir adım önüne geçecektir. Zincirin bir halkasında yapılacak bir liralık tasarruf bile artık çok önemli. Bu; ticari bir çağrı değil, piyasanın içinde yıllardır bulunan bir profesyonel yöneticinin bizzat piyasa içinden yaptığı samimi ve objektif bir çağrıdır. Bu alanda güç birliği yapmak için en ideal zamanın içindeyiz" dedi.
5 yıl önce bu tarz işbirliği arayışlarının çok az olduğunu kaydeden Yılmaz, buna karşın bugün şirketlerin bu tür işbirliklerine daha sıcak baktığını vurguladı. Yılmaz, "Kendin üret, kendin sat, kendin dağıt devri bitiyor. Üretici sadece üretmeli ve ürünü kapısında bırakıp oradan dağıtım ve satış işini iyi bilen bir ekibe işi devretmeli" diye konuştu.
Kuruluşlarının 35. yılında yeni açılımlar içinde olduklarını belirten Yılmaz, "Koç Grubu dışındaki şirketlere de kapımız her zaman açıktır. Birlikte çalışma olanaklarını yaratmak için bir araya geldiğimiz ve görüştüğümüz önemli tedarikçiler var" dedi.

120 bin müşteri kayıtlı
Düzey'in 1975'te Beko Ticaret'ten ayrılarak sadece gıda ve hızlı tüketim mallarının dağıtımını yapmak üzere kurulduğunu kaydeden Yılmaz, "Ağırlıklı portföyümüzde Koç Grubu ürünleri olmakla beraber, yurtiçinde üretilen ürünlerin yanı sıra yurtdışından gelen ürünlerin de satış ve dağıtımını yapıyoruz. Koç Grubu'ndan TAT, SEK, Maret ve Pasta Villa'nın tüm ürünlerini dağıtıyoruz. Yurtdışından da dünyanın en büyük baharat üreticilerinden biri olan Kotany'nin ürünlerini, Sony pillerini ve General Electric ampullerini dağıtıyoruz" dedi.
Yaklaşık 1000 ürünün satış ve dağıtımını yaptıklarını ve bu portföyün 10 bin çeşit ürüne ulaştığını kaydeden Yılmaz "Veritabanımızda 120 bin müşteri kayıtlı. Türkiye'de en güçlü veritabanına sahibiz. Şu anda 35 bin müşteriyle aktif çalışıyoruz. Bazı üretici ve tedarikçilerin Koç'un ölçeğinin büyük olması nedeniyle çekinceleri olabilir. Ama 'Koç'ta ölçek çok büyük, bize uymaz' gibi bir önyargıyla yaklaşmamalı. Bizim koşullarımız son derece uygundur ve ürün gamımız içinde her ölçekte şirket var" diye konuştu.
Bakkallara satışlarının düştüğünü de kaydeden Yılmaz, bu kesime ara toptancılarla ulaşmayı tercih ettiklerini söyledi.

DÜZEY'İN TEMEL İLKELERİ
* Raf ömrünün üçte birini geçen ürün rafa konulmaz.
* Raf ömrünü tamamlayan mallar koşulsuz raftan alınır.
* Satış kanalına göre fiyatlandırma yapılır.
* Edirne'den Kars'a kadar fiyat değişmez.
* Marketten bakala herkese hizmet verilir.
* Herkese aynı dağıtım ve ödeme şartları uygulanır.
* Eşit ve adil bir sistem esastır.
.................................................

Haberin linki:

http://www.referansgazetesi.com/haber.aspx?HBR_KOD=136545&KOS_KOD=58

watermalon
18-02-2010, 23:55
Vatan Bilgisayar'dan Arena'ya üçüncü ödül
29.12.2009 | Haber Merkezi | Haber

Vatan Bilgisayar'ın "En İyi Teknik Servis Hizmeti Veren Tedarikçi" ödülünü Arena Bilgisayar aldı. Vatan Bilgisayar'ın 27. yılında düzenlediği gecede verilen ödül, Arena'nın dağıtımını gerçekleştirdiği ürünlerde yaşanan teknik problemlere hızlı ve nitelikli bir şekilde çözüm üretmesi dolayısıyla verildi
.........................................

Haberin linki:

http://www.referansgazetesi.com/haber.aspx?HBR_KOD=134723&KTG_KOD=431

watermalon
19-02-2010, 11:21
Bedava antivirüs artık Türkçe
hurriyet.com.tr 19 Şubat 2010
Microsoft'un bedava antivirüsü Security Essentials güncellendi ve artık Türkçe...

Microsoft'un anti-virüs/anti-spyware çözümü Microsoft Security Essentials güncellendi ve artık resmi olarak Türkçe desteği veriyor.

Program, Windows 7'nin piyasaya sürülüşünden bu tüm orijinal Windows kullanıcılarına ücretsiz olarak sunuluyordu; lakin Türkçe desteği verilmediği için normal şartlar altında MSE'nin web sitesine Türkiye'den ulaşılamıyordu. Elbette istendiğinde farklı platformlardan İngilizce olarak indirmek mümkündü.

Microsoft artık Security Essentials güvenlik çözümünü Türkçe dilinde, kendi resmi sitesi üzerinden sunuyor. Programa has Türkiye sitesi de faaliyete geçmiş durumda. Ama bir güzel haberimiz daha var: MSE sürüm güncellemesine de tâbi tutuldu. Şimdiye kadar piyasada dolaşan en son sürümü 1.0.1611 idi. Aşağıda bağlantısını verdiğimiz Türkçe sürümlerin derleme numarası ise 1.0.1959. İki sürüm arasında görsel bir fark bulunmuyor; muhtemelen kaput altında performans ve istikrar iyileştirmeleri yapıldı. Henüz resmi bir sürüm notu olmadığı için kesin bir şey söylemek mümkün değil.

Bu ücretsiz antivirüs programını indirmek için tıklayın.

.................................................. ............................

Haberin linki:

http://www.hurriyet.com.tr/teknoloji/13840564.asp?gid=229

watermalon
19-02-2010, 11:25
Türk malına Moskova’da ‘yeşil hat’ açtılar

Nerdun HACIOĞLU-MOSKOVA 19 Şubat 2010
Türkiye ve Rusya arasında “basitleştirilmiş gümrük” uygulaması resmen başladı. Sabiha Gökçen ve Moskova’daki Vnukova Havaalanı arasındaki kurulan “basitleştirilmiş gümrük hattı” tanıtıldı.

Rusya Başbakan Yardımcısı İgor Seçin, “Moskova uluslararası havalimanında özel bir geçiş koridoru, yeşil koridor açıldı, bu özellikle Türkiye’ye bağlı bir koridor ve oradan geçen mallar için kolaylıklar sağlayacak bir proje” dedi. Gümrük hattının açılışı sırasında Seçin, Türkiye’nin Moskova Büyükelcisi Halil Akıncı ile bir süre görüştükten sonra Türkiye’ye hareket etti.
Kolay giriş istiyoruz
Federal Gümrük İdaresi Başkanı Andrey Belyaninov, bu projeyle Türk ürünlerinin Rusya piyasasına kolay ve hızlı girişini amaçladıklarını belirterek, “Gümrükleme prosedürünün anlayışlı ve zaman açısından az masraflı olmasını istedik. Şimdilik Vnukovo Havaalanı’nı seçtik. Çünkü hava taşımacılığı ticarete zarar vermeden kolay kanalize edilebiliyor ve ulaştırılan malzemelerin kontrolü burada tam
anlamıyla yapılabiliyor. Ve en önemlisi zaman açısından daha az masraflı hal kazanıyor” dedi.
Kara ve denizde ne zaman
Belyaninov, kara ve deniz ulaştırmasıyla ilgili uygulamanın ne zaman başlayacağı yolundaki bir soruya, “Hem Türk ticaretinin işini kolaylaştıran hem Rusya Federasyonu kanunları doğrultusunda çalışan bu tür gümrüklemeyi tüm vasıtalar için uygulamayı düşünüyoruz. Mayıs ayında bu projemizin neticelerini değerlendireceğiz ve şartlara göre değişiklikleri oluşturacağız” yanıtını verdi. “Türkiye ile bir birimizi anlamayı öğrendik” diyen Belyaninov, “Türkiye’deki meslektaşlarımızla aramızda enformasyon akışı mevcut. Rusya ticaretinin Türkiye ticareti ile nasıl çalıştığını çok iyi biliyoruz” ifadesini kullandı.

400 tonluk uçak düşse bile dayanacak nükleer santral yaparız

RUSYA Başbakan Yardımcısı İgor Seçin, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın daveti üzerine Türkiye’ye geldi. Seçin, “Önümüzdeki dönem Medvedev’in Türkiye’ye ziyareti gündemde. Bu ziyaretin hazırlık çalışmaları çerçevesinde Türkiye’ye geldim. Enerji, ulaştırma altyapısı konuları da gündemimizde yer alıyor. Bizim için tartışılmayacak bir konu yok. Gaz tedariki konusu da bunlara dahil. Gazprom, Türkiye ile ilişkisini daha da geliştirmek istiyor” dedi. Seçin, Türkiye’de kurulacak nükleer santral konusunda her iki ülkeyi de memnun edecek sonuca varabileceklerini söyledi. Seçin, dile getirdi: “Nükleer enerji çok yüksek teknoloji gerektiren bir alandır. Rusya Federasyonu olarak her safhada gerekli teknoloji ve bilgi birikimimiz var. Bizim güvenliğimiz o kadar gelişkindir ki, 400 tonluk uçak nükleer santral üzerine düşse dahi hiçbir şey olmayacağı konseptinden yola çıkmaktayız. Böyle bir varsayıma dayanacak güvenlik teknolojimiz var.”
.................................................. ..............

Haberin linki:

http://www.hurriyet.com.tr/ekonomi/13837608.asp?gid=254

watermalon
19-02-2010, 11:31
Borsada 2 saatlik Aksa şaşkınlığı

19.02.2010 | Finans Servisi | Haber
İstanbul Menkul Kıymetler Borsası'nda dün Aksa'lar karıştı. Dün saat 11:00'da başlayan Van Gölü Elektrik Dağıtım AŞ'nin özelleştirme ihalesine katılan Aksa Jeneratör isimli şirket, 46 tur süren ihalenin ardından özelleştirme ihalesine en yüksek teklifi veren firma oldu.
........................................

Haberin linki:

http://www.referansgazetesi.com/haber.aspx?HBR_KOD=137001

watermalon
19-02-2010, 11:41
Kriz Yorgo'nun umurunda değil

19.02.2010 | Selim Türsen | Yorum

Yunanlıların en sevdiği özlü sözlerden biri "Sadece, saatler ve salaklar çalışır" özdeyişiymiş. Bu önemli bilgiyi, Hürriyet Gazetesi Temsilcisi Yorgo Kırbaki'den, Atina yakınlarında bir öğle vakti balık, ahtapot ve uzo eşliğinde bir-iki saatliğine de olsa Yunanlılar gibi yaşamaya çalışırken aldım.
Bu hafta salı sabahı erken saatlerde Atina'ya indiğimde, teorik olarak Yunanistan'ın tarihinin en sıkıntılı günlerinden birini yaşaması gerekiyordu. Avrupa Birliği bir türlü istenen desteği vermemiş, Goldman Sachs işbirliğiyle makyajlanan bütçelerle Brüksel'in yıllardır nasıl kandırıldığı o gün ortaya çıkmıştı. Almanya Başbakanı Merkel'in, Yunan Başbakanı Papandreu'ya "Sizin Yunanlılar, ‘Nasıl osa Avrupa'nın hamalı Almanlar biraz daha çalışıp, daha çok vergi ödeyerek Yunanistan'ı kurtarır' diye dalga geçiyormuş" dediği ve çok kızdığı dillerden düşmüyordu.
Nitekim yine o gün Alman Bild gazetesinin yaptırdığı bir anket yayımlanmıştı. Ankette Almanların saat gibi çalışsalar bile hiç de salak olmadıkları ortaya çıkmıştı. Almanların büyük çoğunluğu borç batağındaki Yunanistan'a milyarlarca euro destek verilmesine karşıydı.

Halkın değil, devletin krizi
İşte böyle bir havada, Türkiye'de çok kriz görmüş, geçirmiş bir gazeteci olarak Yunanistan'da insanların düşüncelerini gerçekten merak ediyordum. Öncelikle şunu söyleyeyim: Ege'yi barış ve dostluk denizi yaparak iki ülke arasında ticareti artırmayı amaçlayan bir düşünce ile yapılan bir ekonomi zirvesi için geldiğimiz Atina'da, Yunanlı işadamları, Türk işadamlarına "Şimdi hapı yuttuk. Bunlar bize silah satabilmek için sizinle aramızda savaş çıkaracak" diye şakalaşmaya başlamışlardı bile. Ama şaka bir yana Türk dostu olarak bilinen Midilli Valisi Pavlos Vogiatzis bile "Darboğazda olan Yunanistan'a silah aldırmak için bizi birbirimizle kavga etmeye zorlayabilirler" diyordu.
Sokaktaki Yunanlıya gelince Atina'da yaşam hep bildiğimiz gibi siga siga (yavaş yavaş) akıp gidiyordu. Gündüz saatlerinde kafeler ağzına kadar dolu, akşamları tavernalarda vur patlasın, çal oynasın hayat devam ediyor.
Benim gözlemlediğim, Atina'da sokaktaki insan, yaşananları devletin krizi olarak görüyor. "Borç devletin borcu. Ödesin" diyor. Ücretlerin dondurulması, yeni memur alınmaması gibi konular ise genelde halkı fazla ilgilendirmiyor. Zaten 10 milyon nüfusu olan halkın yüzde 75-80'i mal mülk sahibi. Kiminin evi, kiminin zeytinliği, kiminin adası, pansiyonu, tesisleri var. Kişi başına gelirin 32 bin 100 dolar olduğu Yunanistan'ın milli geliri 338.3 milyar dolar. Milli gelirin neredeyse tamamı (yüzde 76'ya yakını) turizm gibi hizmetler sektöründen geliyor. Sanayinin payı sadece yüzde 20.8. Onlar da küçük işletmeler. Yunanistan'da tek bir fabrika bile görmek mümkün değil. Tarım ise iyice gerilerde, milli gelirdeki payı sadece yüzde 4. Yıllık ithalatı 61.7 milyar dolar, ihracatı 18.6 milyar dolar, denizcilik çok gelişmiş olduğu için taşımacılık geliri 19.2 milyar euro olan Yunanistan, Avrupa Birliği'nden bugüne kadar ciddi karşılıksız yardımlar alarak yaşam standardını yükseltmiş durumda. AB'nin yaramaz çocuğu, "birlik"ten 1994 ile 1999 arasında II. Yapısal Fon ile 32 milyar euro, 2000 yılından itibaren ise III. Yapısal Fon programı ile 48 milyar euro geri ödemesiz destek almış. Ama tabii ki esas bomba 552.8 milyar dolarlık dış borcunda.

Zamanında işe gidene ek ücret
Bütün bu ekonomik tabloya baktığımız zaman dış borcun nasıl bu kadar şiştiği daha iyi anlaşılabilir. Yunanistan'ın nüfusu 10 milyon 800 bin. Kamuda çalışan memur sayısı ise 1 milyon. Kısacası aileleriyle birlikte yaklaşık 4 milyon kişi bir başka deyişle nüfusun yarısı devletten geçiniyor. Çıplak maaşın dışında yan ödemelerle memurların gelirleri hayli tatminkâr boyutlara ulaşıyormuş. İnanamadım ama Yunanlılar işlerine zamanında gittiklerinde bunun için bile ek ücret alıyorlarmış. Zamanında işe giden memur başarılı performansı nedeniyle ödüllendiriliyormuş.
Daha önce değindiğim gibi, hemen herkes mal mülk sahibi ve nüfus artış hızı düşük olduğundan miras giderek daha az sayıdaki genç nüfusa aktarılıyor. Bu da ailelerin ve bireylerin zenginliklerini daha da artıyor. O nedenle sokaktaki Yunanlı, devlet batsa da kendi geleceğinden kaygı duymuyor. Örneğin iki bin euronun üzerindeki maaşları dondurulması kararı Yunanlıyı hiç etkilemiyor. "Zaten karı-koca ikişer bin eurodan dört bin euro alıyoruz. Üç-beş yüz euro kaybetsek ne oluyor" diyorlar.
Asgari ücretin 1300 euro olduğu Yunanistan'da, hükümet ne kadar kemerleri sıkacağız dese de şu görünür haliyle halkın pek umursadığı anlaşılmıyor. İşte bu nedenle Yunanistan'da hükümetin hazırladığı iddialı ekonomik paketlere pek güven duyulmuyor. Halkın desteği olmadan ve fedakârlığa katlanmadan Yunanistan'ın bu badireyi nasıl atlatacağına bir türlü akıl sır ermiyor.
Halk Avrupa'nın Yunanistan'ı kurtarmak zorunda olduğuna kendini o kadar inandırmış ki "Hans biraz daha çalışır. Daha çok vergi öder, bizi kurtarır" diyerek alay etmeye devam ediyor. Yunanistan'ın Euro bölgesinden atılmasının pek ihtimal dahilinde olmadığını düşünecek olursa Yorgo, hâlâ Hans'a güvenmekte çok haklı. O zaman geriye bir tek çözüm kalıyor: Hans da enayi olmadığından, hiçbir zaman geriye alamayacağını bildiği vereceği kredilere karşılık artık adaları mı ipotek eder ya da Akropol'ü mü bilemem ama mutlaka gelecekte Yunanistan'ın bir şeylerine sahip olacaktır.
Fantezi ama bu gidişle ileride Ege adalarında Almanlarla komşu olursak hiç şaşırmayacağım. Kim bilir kapalı kapılar ardında yapılan konuşmalardan sonra Yunan Başbakanı Papandreu "Bağımsızlığımız elimizden gidiyor" derken belki de bunları kastediyordu. Yani sahnede tam bir Yunan trajedisi oynanıyor. Biz seyirciler de merakla oyunun sonunu bekliyoruz.
..............................

Haberin linki:

http://www.referansgazetesi.com/haber.aspx?HBR_KOD=136990&YZR_KOD=177

watermalon
19-02-2010, 11:47
Anadolu Grubu'ndan enerjiye 2 milyar euroluk yatırım

19.02.2010 | Anadolu Ajansı | Haber

Anadolu Endüstri Holding Yönetim Kurulu Başkanı Tuncay Özilhan, Grubun içecekten sonra en büyük ikinci faaliyet alanı olmasını hedefledikleri enerjiye mevcut ve potansiyel projelerle birlikte 2 milyar euroluk yatırım yapmayı planladıklarını bildirdi. Özilhan, Anadolu Grubu'nun enerji yatırımlarına ilişkin düzenlediği basın toplantısında yaptığı konuşmada, enerjiye yatırım yapmanın ülkedeki tüm yatırımcıların görevi olduğuna inandığını vurguladı. Dolayısıyla Anadolu Grubu olarak küreselleşme sürecinde dışa açılma ve çok uluslu şirketlerle işbirliği yapma yolundaki stratejilerini başarıyla sürdürürken, büyüme alanları arasında enerji sektörünü de hedeflediklerini belirten Özilhan, grubun enerji sektöründe yer alma nedenlerini; arz güvenliğindeki sıkıntılar, mevcut ülke kapasitesinin verimli olmaması, sektörün yeni yeni liberalleşmesi ve yatırım zamanının uygun olması olarak özetledi. Rekabetçi ve dengeli bir portföy oluşturarak enerji sektörünün dinamik ve güvenilir grupları arasında ön sıralarda yer almak istediklerini dile getiren Özilhan, şunları kaydetti:
"Bunun için öncelikle yüksek verimli projeleri tercih ederek gelişeceğiz ve orta vadede en az 2 bin megavat kurulu güce ulaşacağız. Enerji konusunda güçlü stratejik ortaklıklar kurma yolunda adımlar atacağız. Toptan satış şirketimiz aracılığıyla elektrik ticaretinde ulusal ve uluslararası alandaki fırsatları yakın takibe alacak ve zaman içinde değerlendireceğiz. Grubumuzun içecekten sonra en büyük ikinci faaliyet alanı olmasını hedeflediğimiz enerjiye mevcut ve potansiyel projelerle birlikte 2 milyar euroluk yatırım yapmayı planlıyoruz. Finansmanın yüzde 30'unu kendi özkaynaklarımızdan karşılayacağız. Diğer kısmını ise uzun vadeli kredi olarak kullanacağız."
..............................................

Haberin linki:

http://www.referansgazetesi.com/haber.aspx?HBR_KOD=137022&KOS_KOD=43

watermalon
19-02-2010, 11:50
Ali Babacan'ın, bir türlü dili varmadı, 'ikinci emeklilik' demeye
19.02.2010 | Noyan Doğan | Yorum

Dün, Emeklilik Gözetim Merkezi'nin, bireysel emeklilik sisteminin 2 milyon katılımcı sayısına ulaşması nedeniyle düzenlediği toplantıya, Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanı Ali Babacan da katıldı. Babacan, önce bir konuşma yaptı ardından da 2 milyonuncu katılımcıya plaket verdi.
Toplantıda, Ali Babacan'ı dinledim. Çok iyi hatırlıyorum, 2003 yılında bireysel emeklilik sistemi başladığında; Ali Babacan, o dönemde de Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanı'ydı. Ve emeklilik şirketlerinin kuruluş izinlerini kendisi imzaladı. Bir anlamda, bireysel emeklilik sisteminin bugün geldiği, dünya ülkelerinin de gıpta ile baktığı konumun başka aktörüdür, Ali Babacan.
Duyduğuma göre, o dönem, Hazine Müsteşar Yardımcısı Burhanettin Aktaş, emeklilik şirketlerinin kuruluş için yaptığı başvuruları Ali Babacan'a imzalatırken; Babacan, Burhanettin Aktaş'a, "Dikkat edin, gelecek için çok önemli bir konuda imza atıyoruz" demiş.
Açıkçası, kimse, 6 yıl gibi bir sürede bireysel emeklilik sisteminin, 2 milyon katılımcıya ve 9 milyar fon büyüklüğüne ulaşabileceğini aklından bile geçirmemiştir. Eminim, Ali Babacan bile, bu kadar sürede bu rakamlara ulaşılacağını, o yıl imzaları atarken düşünmemiştir.

Ak akçe kara gün için
O nedenle, dünkü toplantıda Ali Babacan'ı dikkatle dinledim. Öncelikle şunu belirteyim. Konuşmasında, sürekli olarak sistemin ve sistemi bugünlere getiren tüm tarafların başarısından bahsetti ve daha da önemlisi, hükümet olarak bireysel emeklilik sisteminin arkasında duracaklarının da garantisini verdisi.
Nitekim, daha konuşmasının başında Ali Babacan'ın, "Dünya çapında başarı öyküsü yazdık" diyerek, sistemi methetmesi... Ardından da, "2003 yılında start verdik, elimizde doğup, büyüyen sektör oldu" demesi... Sistemi sahiplendiklerini gösteriyor.
Ancak Babacan'ın, konuşmasında bir nokta dikkatimi çekti. Ali Babacan, bireysel emeklilik sistemin uzun vadeli tasarruf sistemi olması nedeniyle ekonominin yapısı için önemli olduğunu söyledi ve sözlerini şöyle sürdürdü:
"Devletten 8 milyon kişi emekli oluyor. Böyle bir ortamda 2 milyon kişinin bireysel emeklilik sistemine girmesi önemli. Vatandaş için çok güzel bir tasarruf modeli. ‘Ak akçe kara gün içindir' sözünü tam karşılıyor. İkincisi, kişiler hali vakti yerindeyken, aktif oldukları dönemde ilerisi için bir kenara para ayırıyorlar. Bu sisteme yatırım gözüyle bakabilirsiniz. Bugünden; gelirleri iyiyken, gelecek yaşlarda kullanmak üzere yatırım yapılan, güzel bir sistem."

Güzel bir yatırım sistemi
Ali Babacan, bireysel emeklilik sistemini aynen böyle tanımlıyor. Gelecek için, yatırım yapılan bir sistem... Bir yatırım sistemi. Doğrudur ama önemli bir noktayı atlıyor, Babacan.
O da, ikinci emeklilik imkanı. Bireysel emeklilik sistemi uygulanmaya başladığından beri, vatandaşa nasıl tanıtılıyordu: "Bireylerin çalışma yaşamları boyunca yaptıkları düzenli tasarrufların yatırıma yönlendirilmesini sağlayarak, oluşacak birikimlerle, tasarruf yaptıkları dönemde sahip oldukları refah seviyesinin emeklilik döneminde de devam etmesini sağlamak."
Burada altı çizilmesi gereken nokta... Kişilerin, bireysel emeklilik sistemi sayesinde ikinci bir emekliliğe hak kazanmaları. Devletin sunduğu emeklilik hakkı ve özel emeklilik hakkı.
İşte, Ali Babacan'ın, maalesef konuşması sırasında bir türlü dili varmadı, emeklilik lafını kullanmaya. Daha çok sistemi tasarruf sistemi olarak gösterdi.
Zaten nasıl diyebilirdi ki, ‘ikinci emekliliktir' diye. Bu sefer halk diyecek ki, birinci emeklilikten bir şey alamıyoruz, yarın öbür gün alıp alamayacağımız da meçhul... İkincisi ile, birincisini açığını kapatmaya çalışıyoruz.


İlk katılımcı AvivaSa'dan, 2 milyonuncu kişi Deniz Emeklilik'ten
Dün düzenlenen toplantının asıl amacı bireysel emeklilik sisteminin, 2 milyon katılımcı sayısına ulaşması. Emeklilik Gözetim Merkezi de (EGM) toplantıya espri katmak için; sisteme giren 2 milyonuncu kişiyi çağırmış ve Ali Babacan'dan da bu kişiye plaket vermesini istemiş. Yeri gelmişken söyleyeyim. 2 milyonuncu kişi Adanalı ve emeklilik sözleşmesini de Adana'dan yaptırmış. Dünkü toplantıya da Adana'dan gelmiş.
Toplantı öncesi, Hazine Müsteşarı İbrahim Çanakçı, AvisaSa Genel Müdürü Meral Egemen ve Anadolu Hayat Emeklilik Genel Müdürü aynı zamanda da EGM Başkanı Mete Uğurlu ile ayaküstü sohbet ediyoruz.

İbrahim Çanakçı merak etti
Sohbet sırasında Mete Uğurlu'ya sisteme katılan 1 milyonuncu kişiyi niye tanıtıp, plaket ile ödüllendirmediklerini sordum. Uğurlu, çalışma yoğunluğu içinde unuttukları söyledi.
İbrahim Çanakçı ise, sisteme giren ilk kişiyi sordu... Mete Uğurlu, şirket yöneticilerinden biri olabileceğini söylerken; Meral Egemen, sisteme ilk giren kişinin kendilerinde olduğunu vurguladı. Hatta bu kişinin, Meltem Cumbul olduğunu da belirtti ve ardından da şu ilginç tespiti yaptı:
"Bugün, katılımcı ve fon büyüklüğü olarak emeklilik pazarının yarısına yakınını Mete Bey ve biz alıyoruz. İlk sözleşmeyi de biz yaptık. Ama 2 milyonuncu kişinin sözleşmesini, bireysel emekliliğe gireli daha birkaç ay olan Deniz Emeklilik kesti."
..................................

Haberin linki:

http://www.referansgazetesi.com/haber.aspx?HBR_KOD=136984&KOS_KOD=99

watermalon
19-02-2010, 11:55
Kaskoda şirketler ayaklarına kurşun sıkmayı da geçti

16.02.2010 | Noyan Doğan | Yorum

2009 yılı rakamlarını Türkiye Sigorta ve Reasürans Şirketleri Birliği (TSRŞB) açıkladı. Açıkçası, merakla bekliyordum. Gerçi, sektörün ne kadar küçüleceği senenin son çeyreğinde artık belli olmuştu. Asıl merak ettiğim ise kasko sigortalarına yönelik rakamlardı. Nitekim, TSRŞB, bu rakamları da açıkladı.
Önce, niye merak ettiğimi söyleyeyim. Kriz etkisini hissettirmeye başladığından beri yani, geçen yılın ortalarından itibaren, sektörün hemen hemen tüm temsilcilerinin şikâyet ettiği konu, otomobil sigortalarıydı. Özellikle de kasko.
Malumunuz, otomobil satışları kriz ile birlikte ciddi anlamda düştü. Otomobil satışları düşünce, haliyle yeni poliçe de satılamadı. Dolayısıyla şirketler de pazardaki paylarını kaybetmeme adına, mevcut poliçeler üzerinden rekabete başladılar. Hoş, zaten kasko sigortasındaki rekabet, yıllardır şirketlerin yaşadıkları bir durumdu. Ama geçen yıl rekabetin dozu daha da arttı. Birçok şirket temsilcisi rekabeti, "rakibe göre fiyat belirleme" olarak nitelendirmeye başladı.
Gerçekten de durum böyle miydi? Poliçe sayısı düşmüş müydü? İşte, birliğin rakamlarını bu yüzden merakla bekliyordum.

Poliçe sayısı arttı
Rakamlar geçen hafta açıklandı. Gerçekten ilginç. 2008 yılında sigorta şirketleri 3 milyon 454 bin 285 adet kasko poliçesi satmışlar. 2009 yılında ise sattıkları kasko poliçe sayısı, 3 milyon 544 bin 682 adet olmuş. Görünen o ki, söylendiği gibi poliçe sayısı azalmamış. Aksine, yüzde 2.62 artmış.
İlginçlik bu kadarla da bitmiyor. 2008 yılında sigorta şirketleri sattıkları poliçeler karşısında 2 milyar 842 milyon 32 bin TL prim üretmişler. 2009 yılında ise prim üretimleri 2 milyar 663 bin 381 TL olmuş. Yani, şirketler geçen yıl önceki yıla göre daha az prim üretmişler. Üretim azalışı, yüzde 6,70 olmuş.
Anlayacağınız, sigorta şirketleri geçen sene poliçe sayısında yüzde 2,62 artış sağlarken sattıkları poliçeler karşısında aldıkları primde ise yüzde 6,71 düşüş yaşamışlar.
Peki, bu durumu nasıl yorumlamalı? Tek bir yorumu var: Fiyatları kırmışlar, önceki seneden çok daha ucuza poliçe satmışlar. Bu kadar basit. "Nasıl olur, tüm iktisadi kurallara aykırı" demeyin. Bal gibi olmuş, işte. Daha açık bir anlatımla; kriz bahane, rekabet şahane.

Hasar rakamı yükseldi
Siz sanıyor musunuz ki, ilginçlikler bitti. Biter mi? Devam ediyoruz... Hani, 2008 yılında şirketler, 2 milyar 842 milyon 32 bin TL prim üretmişlerdi ya, aynı yıl, bu üretim karşılığında toplam 2 milyar 276 milyon 561 bin TL de hasar ödemişler. Aslında bu rakam, sigorta şirketlerinin "Kâr ettik" dedikleri rakam. Kâr da 565.4 milyon TL. Dikkatinizi çekerim, bu rakam brüt rakam. Yani, genel giderler giydirilmemiş kâr. İşin detayına girmeyeceğim. Varın artık bundan, ne kadar sektöre kâr kalır siz düşünün.
Gelelim 2009 yılının hasar rakamına.. Sıkı durun. Geçen yıl şirketler topladıkları 2 milyar 663 bin 381 TL prim karşılığında, 2 milyar 604 milyon 354 bin TL hasar ödemişler. Bu, ödenen hasar. Bunun üzerine bir de muallak hasar denilen; meydana gelmiş ve ileride ödenmesi muhtemel hasarları da koyarsak -ki, geçen yıl muallak hasar rakamı 538 milyon 218 bin TL olmuş- toplam hasar rakamı 3 milyar 142 milyon 571 bin TL oluyor.


Kârdan, zarara döndüler
Daha açık anlatımla; şirketler, 2.6 milyar TL prim almışlar, karşılığında da ödeyecekleri hasar rakamı 3.1 milyar TL olmuş. Yani sektör, kasko sigortasından 479 milyon 190 bin TL zarar etmiş.
2008 yılında 565.4 milyar kârdan, bir sene sonra sigorta sektörü kasko sigortasında 479.1 milyon TL zarara dönmüş.
Neden? Ekonomik şartlar mı? Çok az etkisi olmuştur. Ama asıl etken, şirketlerin kendi aralarında sürdürdükleri fiyat rekabetini artık iyice uç noktaya götürmüş olmaları.
"Bu durumu nasıl okumalı" diye sorarsanız... Hani, bir laf vardır, kendi ayağına kurşun sıkma diye... Bence bu duruma bu laf az kalır. Şirketler kendi ayaklarını uçuruyorlar.
Gelelim, kritik soruya: Peki, bu durumun kim farkında? Ya da şöyle soralım: Bu durumu kim umursuyor? Bana göre, artık birilerinin umursaması gerekiyor.


KASKO BRANŞINDA HASAR ARTIYOR
....................................2008.......... .... 2009.................. Artış (%)
Poliçe adedi ..............3.454.285........ 3.544.682............... 2,62
Prim üretimi (TL).... 2.842.031.068... 2.663.380.965......... -6,71
Hasar rakamı (TL) ...2.276.560.723... 3.142.570.467*.... - 38,05

........................................

Haberin linki:

http://www.referansgazetesi.com/haber.aspx?HBR_KOD=136860&KOS_KOD=99

watermalon
19-02-2010, 12:04
Karabük'ün göğsünde fabrika sırtında sendika var

17.02.2010 | Kenan Başaran | Haber

Bank Asya 1. Lig'de lider olan işçi takımı Kardemir Karabükspor, göğsünde fabrika, sırtında ise sendikanın reklamıyla sahaya çıkıyor. Çelik İş Sendikası Başkanı Tankut, sendikaları topa girmeye çağırıyor.

Bir işçi takımı olan Kardemir Karabükspor, göğsünde fabrikasının, sırtında ise sendikasının reklamıyla Süper Lig'e koşuyor.
Türkiye'nin ilk ağır sanayi hamlesinin başlatıldığı yer olan Karabük'te işçiler ve halk, 1995'te zarar ettiği gerekçesiyle kapatılmak istenen Kardemir Demir Çelik Fabrikası'nı alarak Türkiye'de bir ilke imza attı. Aynı Karabük, bugün de futbol sahalarında örnek bir modele imza atıyor. Bank Asya 1. Lig'de 50 puanla lider olan Kardemir Karabükspor, işçinin aidatı, sendikanın ve fabrikanın reklamıyla başarıyı yakaladı.
3 Nisan 1937'de Karabük'te kurulan Kardemir Demir Çelik Fabrikaları, aynı zamanda Erdemir ve İsdemir'in de kurulmasına öncülük eden tarihi bir kuruluş. "İlkler"in şehri Karabük, bu özelliğini 1995'te bir kez daha ortaya koydu. İşçilerin kurduğu Kardemir AŞ, kapatılmak istenen fabrikayı devralarak bugünlere kadar taşıdı. Ağır sanayide bir ilki gerçekleştiren Kardemir işçilerinin futbol takımı Kardemir Karabükspor da bir kazaya uğramazsa önümüzdeki sezon 4. kez Süper Lig'e çıkacak. 1969'da kurulan kulüp, 1993-1994, 1997-98 ve 1998-1999 sezonlarında olmak üzere toplam 3 yıl Süper Lig havası teneffüs etti. Süper Lig'de ilk kez mücadele ettiği 1993-94 sezonunun sonunda dramatik bir şekilde küme düştü. Oynadığı futbolla herkesin sempatisini kazanan Kardemir Karabük, ligin son haftasında kendi evinde Zeytinburnuspor'a yenilerek küme düştü. İstanbul ekibi ise bu galibiyetle ligde kaldı.
Çeliği eriten ateşe bir gönderme olarak, lakabı "Mavi Ateş" olan Kardemir Karabükspor, sahaya göğsünde işçilerin fabrikası Kardemir'in, sırtında ise işçilerin sendikası Çelik-İş Sendikası'nın reklamıyla çıkıyor. Kulübün başkanı da zaten Hak-İş Konfederasyonu'na bağlı olan Çelik-İş Sendikası Başkanı Hikmet Ferudun Tankut.

İşçiler aidat ödüyor
Türkiye'de futbol takımının formasına reklam veren ilk sendikanın Çelik-İş olduğunu belirten Tankut, "Bank Asya'dan teklif vardı ama işçilerin de ısrarıyla sendika reklamında karar kıldık. Bu reklam nedeniyle takıma bir ödeme yapıyoruz. Zaten onun dışında da çok desteğimiz var. Çok olumlu tepkiler aldık. Çalışanlar sendikalarının ismini takım formasında görmekten çok mutlu oluyor" diye konuşuyor.
Kardemir Karabükspor'un kurulmasına da zamanında sendikalarının önayak olduğunu söyleyen Tankut, "Kulüp 1969'dan beri fabrikanın ve sendikanın uhdesinde gelişti. Bu bir işçi takımıdır" diyor.
Kulübün üç ayak üzerine kurulduğunu söyleyen Tankut, "Bunlar Kardemir, sendika ve şehir. 3700 Kardemir işçisi, her ay 20'şer lira aidat öder. Kardemir'de üretilen demirin satışından da binde 3 pay aktarılır. Kardemir ve Çelik-İş Sendikası da sponsor olarak destek verir" diyor. Kardemir'in yıllık sponsorluk desteğinin 3.5 milyon lira olduğunu belirten Tankut, "Şampiyonluk mücadelesi veren takımımızın bu yılki bütçesi toplam 7.5 milyon lira. Yayın gelirimiz 500 bin TL. Yeni ihale sonrası gelecek sene Bank Asya takımları için bu rakam 1.2 milyon lira olacak. Şu anda Türkiye'de borcu olmayan, bütçesi denk tek kulübüz. Futbolcular dahil hiç kimseye tek kuruş borcumuz yok" diye konuşuyor.

Stadımızı büyüteceğiz
Süper Lig'e çıkmaları halinde kalıcı olmak istediklerini vurgulayan Tankut, öncelikle Avrupai bir altyapı kurmak için çalıştıklarını söylüyor: "3.7 milyon liraya iki tesis yaptık. 185 dönüm arazi aldık. Orada da yeni tesisler yapacağız. 6500 kişilik stadımız yetersiz. Nisandan itibaren tribünleri sırayla yıkıp yenileyeceğiz. 14 bin kişilik kapalı bir stada dönüştüreceğiz."
Maddi gücü iyi olan sendikaların mutlaka spor faaliyetinin içinde olması gerektiğini savunan Tankut, "Ama maalesef uzak duruyorlar. Oysa sendikalar sportif, eğitim ve sosyal olayların içinde olmalı. Biz ayrıca İskenderun Demirçelik Spor Kulubü'nü destekliyoruz. İkinci takımımız" diyor.
Bir futbolcu sendikası kurulursa destek olacaklarını söyleyen Tankut, "Takımımız da örgütlenirse sendika olarak bundan mutluluk duyarız" diyor.
Kardemir Karabükspor'un ürünlerini "Karium" ismini verdikleri mağazada sattıklarını belirten Tankut, ikinci mağazanın da yolda olduğunu söylüyor.


Tekel işçilerine destek pası
Tekel işçilerini destekliyor ve kutluyoruz. Ancak işin özünde yaşananlar, günübirlik özelleştirme politikalarının bir sonucudur. Sendikaların ve konfederasyonların hataları da vardır. 1983'ten beri Türkiye'de özelleştirmeler bitirilemedi. Oysa Bulgaristan, kurumları "özelleştirilecekler" ve "özelleştirilmeyecekler" diye ikiyi ayırıp 5 yılda bu işi bitirdi hem de tabana yayarak. Sendikalar, birçok özelleştirmede bizim Kardemir'de geliştirdiğimiz gibi kendi modelini ortaya koyabilirdi ama yapmadılar. Yapsalardı bugün bu eylemlere gerek kalmazdı. Tekel işçileri bugün kazansa da uzun vadede özelleştirmeler bu modellerle mağdur etmeye devam eder. Biz bugüne kadar Tekel işçilerine pankartlı bir destek vermeyi düşünmedik. Bunun için Türkiye Futbol Federasyonu'ndan izin almak lazım. Böyle bir başvuru yapılabilir ama Tekel'den ziyade özelleştirme mağduriyetini vurgulayan genel bir pankartla sahaya çıkabiliriz.

Kardemir krizi ucuz atlattı
Kardemir, krizden en az etkilenen işyerlerinden biri oldu. Biz de birçok reel kuruluş gibi geçen yılı zararla kapattık ama bu yılın ocak ayında yeniden kâra geçtik. 51 bin ortağı ile Türkiye'de farklı bir özelleştirme modelini oluşturan Kardemir'in 2001'de 226 milyon dolar olan borcu yapılandırılarak sağlıklı bir yapı oluşturuldu. Bugün kendi atıksuyumuzu değerlendirerek bir enerji yatırımı yapacağız. Türkiye Kalkınma Bankası, 45 milyon dolar kredi sağladı. Oysa aynı banka 2002'deki kredi talebimize şirketin hantal olduğunu savunup olumsuz rapor vermişti. Yeni yatırımla kendi enerji ihtiyacımızı karşılamanın yanı sıra dışarıya da satmayı planlıyoruz.
.........................................

Haberin linki:

http://www.referansgazetesi.com/haber.aspx?HBR_KOD=136903&KOS_KOD=17

watermalon
19-02-2010, 12:35
SAYIN FORUM ÜYELERİ,

-SİZLERDE,YATIRIMCISI OLDUĞUNUZ SENETLERLE İLGİLİ HABERLERİ,BİZLERLE PAYLAŞABİLİRSİNİZ..



NOT:Haberle ilgili linki mutlaka belirtin,yoksa SPK ile başımız derde girer...

syg

watermalon
19-02-2010, 12:43
Mehmet Emin Karamehmet ve Geden Lines

19.02.2010 | Osman Öndeş | Yorum

Bir denizcilik şirketinin adının arkasında "Line" kelimesi varsa; bu, o şirketin tarifeli seferler yaptığını gösterir. Türkçeye "düzenli hat şirketi" olarak aktarılabilir.
Düzenli hat denilince ille de cetvel gibi bir düz çizgi üzerinde gidiyor demek değildir. Line kelimesinin özündeki gemi tipi "liner"dır. Birkaç anlamı varsa da "Belirli limanlar arasında düzenli sefer yapan gemi" demektir. Bir liner daha başlangıçlarda posta gemisi, turistik yolcu gemisi, tarifeli olarak karışık yük taşıyan kırkambar tip bir gemi olabilir. Örnek olarak eskiden Sıtkı Koçman'ın Koçtuğ Line'ı vardı. Şimdilerde Ömer Araz'ın Normed buna bir örnektir. Tüm bunların üstünde line sadece konteyner gemilerinin temsil ettiği armatörlük şirketleri için kullanılır. Örneğin Turkon Line, MSC, CMA CGM, Hapag-Lloyd, Hamburg-Süd, CSAV, Maersk ve daha niceleri "line"dır. Bunlar tarifeli seferler yaparlar. Gemileri bir program dahilinde sadece ilan edilen limanlara, tarifedeki günlere göre ulaşır ve yollarına devam ederler.
Çukurova Holding'e bağlı Geden Line tarifeli sefer yapan denizcilik şirketi değildir. Fakat başlangıç yıllarındaki yapısından ileri gelen adını korumaktadır.
Geden-Genel Denizcilik Nakliyatı AŞ 1975 yılında armatörlük, gemi kiralama ve acente servisi vermek amacıyla kuruldu. Genel Koordinatörü Bülent Ergin Bey'di. Şirket Salıpazarı'nda Meclisi Mebusan Caddesi No. 91 Şark Sigorta Hanı'nın yine aklımda kaldığına göre ikinci ve üçüncü katlarındaydı.
Geden'in kuruluşunu teşvik eden temel gerekçe, başlangıç yıllarında Koçtuğ gibi tarifeli kırkambar yük taşımacılığıydı ve Geden Line olarak tanındı. O yıllarda Geden Line'da zaman zaman Bülent Ergin Bey'le sohbetlerim de olmuştur.
Kocaman bir toplantı masasının bir tarafında kendisi, diğer tarafında ben denizciliğin değişimi, geleceği üzerine varsayımları dizerdik. Sanırım daha ziyade ben anlatıcı olurdum.
İlk gemileri bir anlamda koster tipi kuru dökme yük gemisiydi. Geden Line, 1980'lerde Türkiye ile Kontinant limanları arasında düzenli seferler yapardı.
Aynı binadaki Baytur Trading SA bir gemi yakıt ikmal şirketi idi. Bu nedenle de Baytur'la çok röportajlarım olmuştur. Baytur zamanla Şişli'deki yerine taşındı. Ahmet Piker'i ve Celal Akata'yı o yıllardan hatırlarım.
1990'da ise Çukurova Grubu olarak bir strateji değişikliğine gidildi ve liner alandan çekilerek daha kârlı gördükleri kuru dökme yük piyasasına ağırlık verildi. Birinci neden Çukurova Demir Çelik Fabrikası'nın ihtiyacı olan hurda ithalatı ve işlenmiş demir çelik ürünlerinin kuru dökme yük gemileriyle ihraç edilmesiydi. Filodaki küçük tonajlı gemileri satmaya ve yerine, modern ve yüksek tonajlı kuru dökme yük gemileri almaya ve inşa ettirmeye başladılar.
O yılın sonlarında Uzak-doğu'daki ekonomik krizi iyi izlediler. Fiyatlar düşmeye başladığından, Güney Kore, Japonya ve Çin'deki yeni gemi inşa fiyatları son derece cazip hale gelmişti. Derken Malta bayraklı Erika kimyasal tankeri İspanya açıklarında bölünüp batınca, müthiş bir deniz kirliliği meydana geldi ve çevreciler, İspanya, herkes ayağa kalktı. Kimyasal tankerlere çok ağır teknik yaptırımlar getirildi.
Çukurova Grubu Nasdaq ve bir diğer çok başarılı yatırımı olan Turcell ile İstanbul Borsası'na kayıtlıydı. Böylece Geden Line'ın kapital artışı çok daha akılcı şekilde destek buldu.
Artık hayranlık dolu profesyonellikle Uzakdoğu tersanelerine düzinelerle gemiler sipariş ediyor ve acil ihtiyacı olan dünya armatörlük firmaları Geden'e müracaat ederek daha kâğıt üzerindeki sözleşmelerin çok üzerinde bir bedel ödeyerek sipariş edilen gemileri satın alıyorlardı. Geden diğer taraftan kendi filosunu tamamıyla en modern yeni inşa gemilerle büyütmeye devam etmekteydi.
O kadar çok yazdım ki, nazar değmesinden korkarım. Geden Line'da benim için dikkatimi çeken ve hayranlık duyduğum ilk isim Tuğrul Tokgöz ve empresario Mehmet Emin Karamehmet'tir.
Onları hiç ortalıkta caka satarken, böbürlenirken, hatta fotoğraflarında "dünyaları ben yarattım" gibi bir tavırla bakarken hiç gördünüz mü. Dünya finans çevrelerinin en saygınları listesinde Mehmet Emin Karamehmet vardır.

Geden Line'nın tanker ve kuru dökme yük filosu
Filodaki tankerler; Profit, Blue, Aqua, Action, Target, Bull, Buddy, Box, Citron, Citrus, Acor, Carry, Rova, Cotton, Cargo, Rock, Rocket, Spike. Kuru dökme yük gemileri filosu ise Proud, Flash, Scope, Namrun, Cake, Tarsus, Spot, Clear, Borak, Sinova, Spice, Inta, Baytur.
Böyle filosu olan bir başka Türk armatörlük şirketi var mı?

Uzakdoğu tersanelerinde iş yapan Türk armatörler
Geden Line'nın halen Uzakdoğu tersanelerindeki sipariş ettiği 25 kuru dökme yük gemisi var. Geden Lines geçen yıl 11 gemi teslim aldı ve bu yıl sonuna kadar 12 gemi daha teslim alacak.
Yalçın Sabancı'nın Ya-Sa Denizcilik ikinci sırada, 5 hampetrol tankeri siparişi var. Bu yıl ikisi tanker, üç yeni siparişini filoya katmaya hazırlanıyor.
Kaptanoğlu Denizcilik, iki adet 114.000 dwt'lik aframax'ın ilki olan Leyla K'yı ocakta teslim aldı. Leyla K'nın eşi, iki adet 81.000 ve bir adet 58.000 dwt'lik kuru yük gemilerini bu yıl teslim alacak.
Suay Umut'un Dünya Denizcilik'i ise inşası devam eden sekiz tankerin 7'sini bu yıl filoya katacak. Filoya girecek gemilerden üçünün tonajı 113.000, ikisinin tonajı 52.000 dwt.
Kaptan Galip Kendigelen'in Genel Müdürü olarak yönetimini üstlendiği İçdaş'a bağlı Mardaş 55 bin dwt'lik 2 kuru yük gemisini bu yıl teslim alacak.
Turgut Kıran başkanlığındaki Kıran Denizcilik şirketinin iki adet 176.000, bir adet 79.600 ve bir adet 57.000 dwt'lik kuru dökme yük siparişi devam ediyor ve bu gemileri bu yıl teslim alacak. Yine armatörlerin ortaklığına sahip Deniz Nakliyat'ın 4 adet 59.000 dwt'lik kuru dökme yük gemisi, Alabanda Denizcilik'in bir panamax'ı ve Burhan Deval'in başkanlığındaki Deval'in bir adet 30.700 dwt'lik kuru dökme yük gemisi teslim alınacak.
İhsan Kalkavan başkanlığındaki Beşiktaş Denizcilik dört capesize tankerden 3 tankeri bu yıl, dördüncüsünü 2011'de teslim alacak.
Aktif Denizcilik'in 115.000 dwt'lik Aframax siparişi var. Erdemir/Özel Sektör konsorsiyumu olan Ereğli Denizcilik'in bir capesize siparişi var.
Necdet Aksoy başkanlığındaki Akmar'ın 59.000 dwt'lik 2 kuru yük, Eşref Cerrahoğlu başkanlığındaki Cerrahgil ve Bedri İnce başkanlığındaki İnce Denizcilik'in ikişer panama tip kuru dökme yük gemisi bu yıl teslim alınacak.
Geden dışında kalan bu saydığım ve hemen Türk deniz ticaret filosunun şirket adları bazında yüzde 90'ını meydana getiren diğer Türk armatörlük firmalarının sipariş ettikleri gemilerin sayısal olarak toplamı 40. Geden'in tek başına sipariş ettiği gemilerin toplamı 25. Eğer bu sayıyı her şirket için ortalama aynı saysak toplamın 40 değil, 275 gemi olması gerekirdi!
Bunları neden sıralıyorum; Mehmet Emin Karamehmet Bey'le, uğradığım yıllarda Geden'de veya Baytur'da hiç karşılaşmadım. Sadece medyadan izlerim.
Bir gemiyi teslim alırken çekilen fotoğraflardaki bakışı dikkatimi çeker. Kendi kendime, "Bu kadar da tevazu olmaz" derim.
Referans'ın Genel Yayın Yönetmeni Eyüp Can Sağlık son haberler üzerine bir makale yayımlamıştı. Makalesi her zaman olduğu üzere 12 Şubat Cuma günkü Hürriyet'te ve Referans'ta yayımlandı. Müsaadesiyle aynen nakletmek isterim.
Şöyle diyordu:
"Karamehmet'e yapılan büyük haksızlık.
İki bankasını birden kaybetti.
2001 krizinden sonra Pamuk-bank'a TMSF el koydu. Çukurova Grubu bunu üzerine Yapı Kredi'yi elinden çıkarmak zorunda kaldı.
Elbette yanlışları oldu.
Bedelini hem maddi hem manevi ağır ödedi.
TMSF'ye yaptığı toplam ödeme 4.2 milyar dolar.
Fakat buna rağmen Pamuk-bank'tan kullandırılan bazı kredilere ilişkin yargılandığı davada Çukurova Holding Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Emin Karamehmet, 11 yıl 8 ay hapis, 471 milyon TL para cezası ve yurtdışına çıkış yasağı aldı.
Oysa İstanbul 8. Ağrı Ceza Mahkemesi'ne giderken elinde TMSF'den aldığı "Tüm borçlarını ödemiştir" yazısı vardı.
Her şey bir kenara, Karamehmet bankasına el konulanlar arasında borcunu tam olarak ödeyen ender işadamlarından, fakat şimdi yurtdışına çıkması bile yasak.
Neyse ki dava Yargıtay'a gidiyor."
Eksik kalan bir yanı tamamlamak istedim. Hayranlığımdan zerrece değişen bir şey olmamıştır.
..............................................

http://www.referansgazetesi.com/haber.aspx?HBR_KOD=136987&KOS_KOD=39

watermalon
19-02-2010, 12:51
HSBC TÜRKİYE'DE BANKA ALACAK

HSBC Türkiye Genel Müdürü Piraye Antika, bankanın bundan sonra Türkiye’de organik büyüme yerine inorganik büyümeye odaklanacağını ve yeni satın almalar için ortaya çıkacak her gelişmeyi yakından takip edeceğini söyledi
HSBC Türkiye Genel Müdürü Piraye Antika, bankanın Türkiye’de bundan sonra organik büyüme yerine yeni satın almalarla büyümeye odaklanacağını söyledi. Türkiye’de ve dünyada bankacılık sektöründe ve diğer tüm sektörlerde konsolidasyon ve birleşmelerin olacağını söyleyen Antika, şöyle konuştu:
“150 şubeden 334 şubeye ulaştık. 2006 ve 2008 yılları arasında organik büyüdük. Bundan sonra inorganik büyüme olanaklarına bakacağız. Portföy alabiliriz, şube alabiliriz, banka alabiliriz. Bir iş portföyü alınabilir. Bu tabii sermayedarın vereceği bir karar ama öyle görünüyor ki bundan sonra büyümek için daha çok inorganik yollara konsantre olmak gerekecek. Türkiye HSBC Grubu içinde stratejik önemi en yüksek olan gelişmekte olan pazarlardan biri.
Her bakımdan, Türkiye’nin demografik özellikleri açısından, jeopolitik konumu açısından ve HSBC Türkiye’nin HSBC Grubu içindeki konumundan ötürü inorganik büyümeye odaklanacağız. Çünkü Türkiye HSBC için bir başarı öyküsü. Türkiye oldukça geç gerilmiş bir pazar ama örneğin bir Hindistan ile Körfez ülkeleriyle kıyaslandığında oldukça geç girilmiş ama başarılı olunmuş, son derece iyi bir değer yaratmış bir ülke. Dolayısıyla iyi bir pazar ve bu pazarı büyütme yoluna gidecektir. Önemi en yüksek ülkeler arasındayız. Özellikle Avrupa’da birinci durumdayız.”

‘Türkiye’de hareket başladı’
20 yıldır HSBC Grubu’nda üst düzey yönetici olan ve 17 yıldır da Türkiye operasyonlarını yöneten Antika, Türkiye’de küresel krizin hemen öncesinde bankacılığa çok yoğun bir giriş olduğunu hatırlatarak, Türkiye bankacılık sektöründeki önümüzdeki dönemde konsolidasyon olacağını şu sözlerle dile getirdi:
“Türkiye’de fiyatların çok şiştiği çok açıktı. Fiyatlamaların patladığı bir dönemden geçtik, bu dönemde de Türkiye’ye çok büyük bir akım oldu. Çok doğaldır ki bu yatırımcıların bir kısmı bu kararlarını yeniden gözden geçirecekler, belki vazgeçecekler. Mevcut oyuncular da daralan, daralmaya başlamış bir ekonomide daha verimli bir üretmek isteyecekler. Dolayısıyla birleşmeler kaçınılmaz diye düşünüyorum.
Örneğin Türkiye’de TEB ile Fortis birleşiyor. Türkiye’de global olarak böyle bir karar aldılar. En son BCP çıktı. Bir hareketlilik olduğu çok açık.”
Antika sorularımızı şöyle yanıtladı:
Türkiye’de bankacılıkta konsolidasyon olacağını söylüyorsunuz, bunu neye dayandırıyorsunuz?
Tüm sektörlerde konsolidasyon olacak. Bankacılık sektöründe de olacak. Neden? Çünkü küresel dalgalanmadan ötürü dünyada sermaye daraldı. Birinci neden bu. İkinci neden tüketim talebi çok ciddi şekilde azaldı. Sadece ABD’de 1 trilyon doları aşan bir daralma oldu. Bu demektir ki dünyada mal ve hizmetlere olan talep ciddi şekilde düştü. Rekabet arttı. Siz mal ve hizmet üreten bir kurumsanız rekabetci fiyat ve maliyetle üretebilmelisiniz. Bunu yapabilmenin yolu da modern ekonomi biliminde ölçek ekonomisinden geçiyor. Ölçek ekonomisi içinde birleşmek gerekiyor. Önümüzdeki dönemde yoğun biçimde her sektörde satın alma ve birleşmelerin artacağını düşünüyorum.
Türkiye’de bankacılıkta neler olacak?
Türkiye’de küresel krizin hemen öncesinde çok yoğun bir giriş vardı. Fiyatların çok şiştiği çok belliydi. Fiyatlamaların patladığı bir dönemden geçtik, bu dönemde de Türkiye’ye çok büyük bir akım oldu. Çok doğaldır ki bu yatırımcıların bir kısmı bu kararlarını yeniden gözden geçirecekler, belki vazgeçecekler. Mevcut oyuncular da daralan, daralmaya başlamış bir ekonomide daha verimli bir üretmek isteyecekler. Dolayısıyla birleşmeler kaçınılmaz diye düşünüyorum.
İnorganik büyümede bir temasınız var mı?
Şu anda bir temasımız yok. Dedikodularla ilgilenmiyoruz ama Türkiye’de satılacağı kamuoyuna açıklanan her aktife bakacağız.
2010’da neler yapacaksınız, pazar paylarınızı büyütmeyi planlıyor musunuz?
Biz şu ana itibarıyla pazar veya piyasa payı büyümesine odaklanmamaya çalışıyoruz. Sürdürülebilir büyümeye odaklanmaya çalışıyoruz. Özellikle bireysel iş kolunda müşteri segmantasyonuna çok önem veriyoruz. Doğru müşteriye doğru kanaldan doğru hizmeti vermeye odaklandık.
Servet yönetiminde HSBC’yi daha çok göreceksiniz. Servet yönetimi derken mevduat, fonlar, diğer sermaye piyasası ürünlerinde bizi daha aktif olarak duyacaksınız. Çok yakında altın fonu çıkardık. Şimdi Çin Borsası endeksine Türk yatırımcısını bağlayacak yüzde 100 anapara korumalı bir fon çıkartıyoruz. Dünyadaki gelişmelerden Türk yatırımcısını faydalandırmak istiyoruz. Dünyada eksen Batı’dan Doğu’ya kayıyor. Çin çok göz dolduran bir pazar.



‘Mevduata sınır getirilmesi yanlış olur’
Türkiye’de bankaların mevduat toplamasının sınırlandırılması doğru olur mu?
Bankaların mevduat toplamanının sınırlanması gerektiğine kesinlikle inanmıyorum. Böyle bir tedbirin Türkiye için gerekli olmadığını düşündüğüm gibi yanlış olacağını düşünüyorum. Tam tersi Türkiye için kârlı gözüken bir sektörün karının nereden geldiğinin çok iyi analiz edilmesi lazım. Bankacılık sektörünün bilançosunun yüzde 30 - 35 zaten iç borçlanma senetlerinden oluşuyor. Sermayenin nasıl birikeceğiyle ilgili önlem almamız lazım. Sektörün resminin doğru okunması lazım. Mevduata toplamaya sınırlandırma getirilse kuvvvetli bankalar yerine daha zayıf çok bankalar olur.
...........................................

- Tekstilbank,a müşteri bakıyom,onun için bu linki aldım..syg

Haberin linki:

http://www.borsagundem.com/haber/oku/manset/15725/hsbc_turkiyede_banka_alacak

watermalon
19-02-2010, 12:54
FORTIS'TEN 0 FAIZLI KREDI

"Gerçek Kredi" 60 aya kadar vade seçeneği ile sunuluyor

İSTANBUL - Fortis Bank Türkiye, "Gerçek Kredi" ismiyle yeni bir kredi kampanyası başlattı. Sıfır faizle sunulan "Gerçek Kredi"de 60 aya kadar vade seçeneği uygulanıyor.

Fortis Bank Türkiye'den yapılan açıklamada, sıfır faizle sunulan yeni nakit kredi ürünü "Gerçek Kredi" ile bireysel ve KOBİ müşterileri ile esnafın nakit ihtiyaçları karşılanacak.

Hem bireysel ve KOBİ müşterilere hem de esnafa sunulan "Gerçek Kredi"nin, 60 aya kadar vade seçeneği bulunduğu, TaksitSTOP uygulaması fırsatıyla da, kredi taksitlerinin yılda iki aya kadar atlatılabildiği bildirildi.

Banka, "Gerçek Kredi" kullanan müşterilere ayrıca Ferdi Kaza Sigortası da hediye edileceğini duyurdu.
................................................

Haberin linki:

http://www.borsagundem.com/haber/oku/ekonomi/15568/fortisten__0_faizli_kredi

watermalon
19-02-2010, 12:58
GYO hisselerinde ‘çıkış’ beklentisi


İnşaat sektöründeki proielerin hareketlenmesiyle birlikte gayrimenkul yatırım ortaklığı (GYO) şirketlerinin olumlu etkilenmesi bekleniyor. İşte Ekonomist Dergisi'nin borsadaki GYO hisseleriyle ilgili beklentileri içeren haberi...
19 Şubat 2010 Cuma

GYO hisselerinde ‘çıkış’ beklentisi
2008 yılında canlı olan inşaat sektörü, krizin etkisiyle 2009 yılında hızını kesmişti. Şimdi ise projelerin tekrar devam etmesi ve hızlanması bekleniyor. Buna bağlı olarak da gayrimenkul yatırım ortaklığı (GYO) şirketlerinin olumlu etkileneceği söyleniyor. GYO şirketlerinin ellerinde bulundurdukları nakitlerini, projelerini, arsalarını ve binalarını analiz ederek hangi hisselerin alınabileceğini araştırdık.

Gözde Yeniova/ Ekonomist
Piyasalarda yaşanan büyük yükselişten sonra Avrupa’dan gelen kötü havanın satın alınması, endekste düşüşe neden oluyor. Bununla birlikte hisse seçimi tekrar önem kazandı. Şu anda piyasaların havasının olumsuz yönde olmasından dolayı yatırımcılara bu seviyelerden alım önerilmiyor ve daha temkinli yaklaşılması tavsiye ediliyor. Ancak 2010 yılının genelinde portföylerde bulundurulacak bazı sektör hisselerine de dikkat çekiliyor. Bunlardan biri de gayrimenkul yatırım ortaklıkları (GYO) şirketleri.
2008 yılında canlı olan inşaat sektörü, krizin etkisiyle 2009 yılında hızını kesmişti. Şimdi ise tekrardan projelerin devam etmesi, hızlanması ve düşük mortgage faiz oranlarının etkisiyle konut sektöründe canlanma olması bekleniyor. Analistler de bu canlanmanın iyi konumlanmış şirketlerin hisselerini borsada ön plana çıkarmasını bekliyor. Biz de GYO şirketlerini bu anlamda inceleyerek, ellerinde bulundurdukları nakitlerini, projelerini, arsalarını ve binalarını analiz ettik. Gedik Yatırım’dan Araştırma Uzmanı Yunus Kaya’nın hazırladığı bu tabloda şirketlerin portföy dağılımlarını görebilirsiniz.
Portföy zengini şirketler
Bu tabloya göre Sinpaş GYO, 1 milyar 337 milyon TL toplam portföy değeriyle birinci sırada görünüyor. Ardından ise 1 milyar 337 milyon TL ile İş GYO geliyor.
Portföy değerlerinin yanı sıra şirketlerin nakdi yüksek olup bunu değerlendirmek için fırsat bekleyenler de var. Buna göre portföyünde yüzde 45 nakit oranıyla en yüksek olan Alarko GYO bulunuyor. Onu yüzde 41 ile Atakule GYO ve yüzde 40 ile Vakıf GYO takip ediyor. Bir diğer kıstas ise arsa portföyü yüksek olmak. Burada da en üst sırada YK Koray GYO yer alıyor. Burada Riva arazilerini iştirakine devrettiğinden iştirakindeki payı dikkate alındı. Onu yüzde 40.6 ile Sinpaş GYO ve yüzde 26 ile Pera GYO izliyor.
Kira geliri almak için portföyde binası yüksek olan GYO’lar arasında ise Akmerkez GYO yüzde 98.2 ile ilk sırada. Akmerkez GYO’nun 2009’da ekspertiz değerinin yüzde 10 azaldığını ama diğer AVM’lerin değerinin arttığını belirtelim. Onu yüzde 84 ile İş GYO ve yüzde 73.9 ile Sağlam GYO takip ediyor.
Ayrıca proje üretip satışlarla daha fazla kazanma peşinde olan GYO’lar da var. Bunlar portföylerinde gayrimenkul projeleri yüksek olanlar. EGS GYO yüzde 98.2 ile en yüksek portföye sahip. Onu yüzde 94 ile Y&Y GYO ve yüzde 87 ile Doğuş-GE GYO izliyor.
Alınacak hisseler
Analistler bu açıdan bakıldığında GYO şirketlerinin portföylerde bulundurabileceğini söyleyerek bazı hisselere dikkat çekiyor. Gedik Yatırım Araştırma Uzmanı Yunus Kaya, ‘al’ önerisi verdiği hisseleri İş GYO, Alarko GYO ve Doğuş-GE GYO olarak sıralıyor. Projeler bakımından Sinpaş GYO’nun ise en güçlü gözüktüğünü söyleyen Kaya, “Ama buna rağmen Sinpaş GYO’yu önermiyoruz; çünkü net aktif değerine göre iskontosu az. Diğerlerini ise o yüzden öneriyoruz. Bunlar iskontolu ve nakdi ya da projesi olan şirketler” diyor.
Öte yandan GYO sektöründe yeni tebliğle halka arzlar kolaylaştı. Sektörde 14 olan oyuncu sayısının, iki yılda 20’yi geçmesi bekleniyor. En büyük olan Emlak GYO da borsaya geliyor. Kaya, kayıt içine giren inşaat sektörü için bunların olumlu adımlar olduğunu söylüyor.
Gayrimenkul sektöründe 2010 yılında hareketlenme beklendiğini doğrulayan Halk Yatırım Kurumsal Finansman Araştırma Müdürü Aslıhan Balaban, bir yandan alışveriş merkezi ve benzeri ticari gayrimenkul projelerinde canlanma, diğer taraftan da kamu altyapı yatırımlarının devamı halinde, sektörün toparlanma ivmesinin daha da artmasını bekliyor.
Halka arzlar da etkili
Balaban, “Bu bağlamda sektörde 2010 yılında beklediğimiz, toparlanma sinyallerinin alınması durumunda İMKB şirketlerine de yansıması olumlu olacak. İMKB şirketlerine olumlu yansımasını beklediğimiz bir diğer unsur ise bu yıl halka açılması planlanan yeni GYO şirketleri. Yeni şirketlerinin halka arzı da ilgili sektör hisselerinde hareketlilik yaratabilir” diyor.
Balaban, bu noktada iskontolu GYO şirketlerinin dikkat çekebileceğini ancak önerilerinin, hisse seçiminde gayrimenkul portföyünün ve gayrimenkul projelerinin iyi analiz edilmesi yönünde olduğunu ifade ediyor. Balaban’ın alım tavsiyesi verdiği şirketler ise İŞ GYO, Sinpaş GYO ve Alarko GYO.
Turkish Yatırım Araştırma Müdürü Mehmet Baki Atılal’ın ise proje ve finansal tablolarını beğendiği iki şirket bulunuyor ve bunlar da Sinpaş GYO ve İş GYO.
Mekmet Baki Atılal, “Sinpaş GYO için 2010 yıl sonu hedef hisse fiyatımız 3.00 TL ve yüzde 24 artış potansiyeli içeriyor. İş GYO için 2010 yıl sonu hedef hisse fiyatımız olan 1.97 TL, yüzde 26 artış potansiyeli içeriyor” diyor.



“Ortalama iskonto yüzde 24”
Mehmet Baki Atılal/Turkish Yatırım Araştırma Müdürü
“2010 yılında düşük mortgage faiz oranlarının etkisiyle konut sektöründe canlanmanın devam etmesinin beklenmesi iyi konumlanmış şirketleri ön plana çıkarmasını bekliyoruz. Burada konut sektöründe isim yapmış şirketlerin ön plana çıkması, şirketlerin kira gelirlerinin artması ve İMKB’de işlem gören GYO’ların birim pay değerlerine göre ortalama yüzde 24 iskonto içermesi, Türkiye’de konut kredisinin GSYH’ya oranı diğer gelişmekte olan ülkelere göre düşük olup gelişme potansiyelinin yüksek olması sektöre yönelik olumlu beklentileri oluşturuyor. Dolayısıyla gayrimenkul sektöründeki hareketlilikten GYO’ların yararlanmaması düşünülemez.”



14 GYO’nun 12’si iskontolu

Şirket Paybaşı net aktif değeri (TL) Hisse Fiyatı (TL) Prim/İskonto oranı (%)
İş GYO 2/78 1.56 -43.9
Pera GYO 1.05 0.60 -42.9
Akmerkez GYO 66.43 38.75 -41.7
Nurol GYO 5.71 3.34 -41.5
Atakule GYO 2.26 1.41 -37.6
Doğuş-GE GYO 1.79 1.17 -34.5
Alarko GYO 23.94 17.00 -29.0
Sağlam GYO 1.28 0.98 -23.3
Yapı Kredi Koray GYO 2.44 1.90 -22.3
Sinpaş GYO 2.71 2.41 -11.2
EGS GYO 0.41 0.37 -9.9
Vakıf GYO 4.84 4.78 -1.3
Y ve Y GYO 0.66 0.71 7.2
Özderici GYO 2.24 2.46 9,8
Kaynak: Gedik yatırım
Not:Hisse fiyatları 11 şubat Perşembe günü kapanışlarına göredir.
........................................

Haberin linki:

http://www.finansgundem.com/haber/oku/parapiyasa/19094/gyo_hisselerinde_‘cikis_beklentisi_

watermalon
19-02-2010, 13:01
Fed piyasanın kimyasını bozdu
19.02.2010 07:47:17 Son Güncelleme:19.02.2010 09:55:19 finanstrend.com


İMKB 100
ABD borsalarının ekonomi ve şirket karlarıyla ilgili olumlu beklentilerle yükselerek kapanmasının ardından Fed sürpriz bir kararla iskonto faizini artırdı. Kararın ardından doların yükselişi yeni bir ivme kazandı, borsa endeksleri geriledi.

Fed bankalara doğrudan para verdiğinde uyguladığı iskonto faiz oranını sürpriz bir kararla çeyrek puan artırdı ve 0.75 puana çıkardı.

Fed kararının ardından euro-dolar paritesi 1.35'in altına indi. Dolar-TL 1.52'nin üzerinde. ABD vadeli endeks kontratlarında % 1'e yaklaşan düşüş var.

Karar, parasal genişlemeye son verilmesi yönünde önemli bir adım olarak değerlendiriliyor. Bununla birlikte Fed bu adımın borç verme uygulamalarını normalleştirmeye yönelik olduğunu duyurdu.

Fed bu kararla, mali kuruluşların kısa vadeli para gereksinimleri için para piyasalarına yöneltmeyi amaçlıyor. Kriz nedeniyle iskonto faiziyle mali kuruluşlara 3 ay vadeli likidite sağlanıyordu. Bu süre geçen ay bir aya çekilmişti. Bugünden itibaren vade 1 gün olarak belirlendi.

Açıklamada "Bu değişiklik Fed'in borç verme uygulamalarını daha normalleştirmeye yöneliktir. Değişikliğin, tüketiciler ve şirketler için daha sıkı mali koşullara yol açması beklenmemektedir ve bu karar, ekonomi için beklentiler ya da para politikasında bir değişikliği işaret etmemektedir." denildi.

Fed gösterge faiz oranının "uzatılmış bir süre istisnai biçimde düşük kalmaya" devam edeceğini tekrarladı.

Bu iskonto oranında üç yıl aradan sonra yapılan ilk artırım. Gösterge faiz oranıyla iskonto faiz oranı arasındaki fark böylece yarım puana çıktı.

ABD BORSALARI DÜN YÜKSELDİ

Ekonomik toparlanmaya dair güven veren verilerin Wal Mart Stores'dan gelen olumsuz satış rakamlarını gölgelemesiyle birlikte ABD'de borsalar değer kazandı. Endeksler, Kasım ayından bu yana görülen en büyük üç günlük yükselişini kaydetti.

Newmont Mining Corp. ve Freeport-McMoRan Copper & Gold hisseleri, % 2 ve üzerinde değer kazanarak S&P 500'ün en çok kazanan sektörleri arasında yer alan ham madde üreticileri hisseleri arasında öne çıktılar.

Şirketin büyümeye döndüğünün açıklanmasının ardından Procter & Gamble'ın hisse senetleri de hızla değer kazandı.

İndirimlerin mağaza satışlarında tahmin edilenden çok daha büyük düşüşe yol açmasıyla birlikte dünyanın en büyük perakende şirketi Wal Mart'ın hisseleri % 1.1 değer kaybetti.

Satış beklentisini yükselten ve iş faaliyeti harcamalarında bir canlanma yaşanması öngörüsünde bulunan Hewlett-Packard'ın hisseleri de hızla yükselen hisseler arasında yer aldı.

Dow Jones Sanayi % 0.81 değer kazanarak 10.392 seviyesinde, S&P 500 Endeksi % 0.66 değer kazanarak 1106 seviyesinde ve Nasdaq Bileşik Endeksi % 0.69 değer kazanarak 2.241 seviyesinde günü tamamladı.

Ancak kapanışın ardından Fed'in bankalara doğrudan para verdiğinde uyguladığı iskonto faiz oranını sürpriz şekilde çeyrek puan artırarak % 0.75 seviyesine çıkardığını açıklaması vadeli endeks konratlarının % 1'e yaklaşan düşüş yaşamasına yol açtı.

ABD hazine tahvil faizlerinde de artış yaşandı. 10 yıl vadeli hazine tahvilinin faizi % 3.78 seviyesinde.

ASYA BORSALARI GERİLEDİ

Asya'da dolar yükselişine devam ederken borsalar geriledi. ABD'nin parasal genişlemeden çıkış yönünde adım atmasıyla endeksler genelde % 1'in üzerinde değişen oranlarda düştü.

Hong Kong'da düşüş % 2'yi aşarken, Tokyo ve Seul'de % 2'ye yaklaştı. Sidney hafif gerilerken Şanghay % 1 yükseldi.

Emtia fiyatları da geriledi. Dün 79 doların üzerine çıkan dolar 78 dolara indi. 1120 doları aşan altın yeniden 1105 dolara düştü.

Metal fiyatlarında da düşüş var
.................................................. ........

Haberin linki:

http://www.finanstrend.com/haber/48802/Fed-piyasanın-kimyasını-bozdu

watermalon
19-02-2010, 13:03
Banka Asya'nın vergi sonrası net karı 301 milyon TL
19.02.2010 07:51:10 Son Güncelleme:19.02.2010 07:51:10 finanstrend.com

Bank Asya, 2008 yılsonunda 247 milyon TL olan vergi sonrası net
kârını, 2009 yılında 301 milyon TL'ye yükseltti. Bank Asya'nın vergi
öncesi kârı da 378 milyon TL olarak gerçekleşti.

Bank Asya Genel Müdürü Cemil ÖZDEMİR tarafından yapılan yazılı
açıklamada, Banka'nın 2009 yılında da kârlı bir şekilde büyümeye devam
ettiği ifade edilerek Bank Asya'nın 2009 yılsonu büyüklük rakamlarına
yer verildi: Bank Asya'nın 2008 yılsonunda 247 milyon TL olan net
kârı, 2009 yılsonunda %22 artışla 301 milyon TL'ye yükseldi. 2009
yılsonu itibariyle Bank Asya'nın özkaynakları %22 artışla 1.708 milyon
TL'ye, aktif toplamı %43 artışla 11.609 milyon TL'ye, cari ve katılma
hesapları yoluyla topladığı fonlar da %56 artışla 9.137 milyon TL'ye
yükseldi. Öte yandan Bank Asya'nın nakdi krediler toplamı 8.063 milyon
TL'ye, gayrinakdi krediler toplamı ise 8.886 milyon TL'ye ulaştı.

Kontrollü ve ihtiyatlı bir büyüme stratejisi doğrultusunda Bank Asya
2009 yılında şube sayısını bir önceki yıla göre %6 artırarak 158'e
personel sayısını %7 artırarak 4.074'e yükseltti. Bir taraftan da,
kendi iç sistemlerini de yeniden gözden geçiren Bank Asya, alt yapı
çalışmalarına ve süreçlerin iyileştirilmesine yönelik faaliyetlerine
2009 yılında hız verdi.

Bank Asya Genel Müdürü Cemil ÖZDEMİR tarafından yapılan yazılı
açıklamanın devamında 2009 yılının genel değerlendirmesine yer
verilerek, finans sektöründe 13. yılını geride bırakan Bank Asya'nın
dünyada yaşanan ekonomik krize rağmen başarılarına yenilerini eklediği
ve yatırımlarına hız kesmeden devam ettiği ifade edildi. Bankacılık
Sektörünün toplam nakdi kredileri 2009 yılında % 6,9 artarken aynı
dönemde Bank Asya'nın toplam nakdi kredilerinin ise %34 oranında
arttığına dikkat çeken Cemil Özdemir, anılan dönemde Bank Asya'nın
güven telkin eden yapısıyla, 2009 yılında da birçok alanda reel
sektörü finanse etmeyi sürdürdüğünü kaydetti.

Dünyada yaşanan ekonomik krizin iyileşme yönünde sinyallerinin
alındığını belirten Cemil Özdemir, bu süreç içerisinde Bank Asya'nın
krizi bahane etmeyerek her zaman müşterilerinin yanında olduğunu ve
desteklerinin önümüzdeki dönemde de artarak devam edeceğini ifade etti.
.............................................

Haberin linki:

http://www.finanstrend.com/haber/48804/Banka-Asya'nın-vergi-sonrası-net-karı-301-milyon-TL

watermalon
19-02-2010, 13:05
Ford Otosan için tavsiyeler
19.02.2010 09:47:53 Son Güncelleme:19.02.2010 10:58:46 finanstrend.com

Ford Otosan için tavsiyeler:

OYAK YATIRIM (ENDEKSE PARALEL GETİRİ; HEDEF FİYAT: 11.30 TL)

Faaliyet Performansında sürpriz yok, Net kar beklentilerin üstünde... Ford Otosan 4. çeyrekte beklentimiz olan 98mnTL ve piyasa beklentisi olan 100mnTL'nin üstünde 125mnTL net kar açıkladı.FVAOK marjı beklentimizle aynı seviyede gelirken düşük finansal giderler ve vergi gideri güçlü gelen net karın altındaki en önemli sebepler olarak gösterilebilir.

Gelirler ve Satış hacmi sırasıyla 4. çeyrekte geçen yılın aynı çeyreğine göre %16 ve %17 artış gösterdi... 4. çeyrekteki güçlü ihracat ve Aralık ayı satışlarının iç piyasada yüksek gelmesi, Ford Otosan'ın gelirlerini %16 artışla 1.78milyar TL'ye taşıdı. Eylül sonunda teşvikler sona erdikten sonra otomotiv şirketlerinin agresif fiyat indirimleri devam etti. Düşük faiz ortamının da yardımıyla Aralık'ta satışlar öne çekilen talep nedeniyle beklentiler kadar küçülme göstermedi ve daralma %9 seviyesinde kaldı. Diğer taraftan ihracat 4. çeyrekte Avrupa ve ABD'de sektörde görülen iyileşme ile çeyreksel bazda %35 artarak 47bin adet seviyesine ulaştı.

Ford Otosan için aşağı yönlü riskler yukarı yönlü risklerden daha fazla... 2009'da öne çekilen talep nedeniyle Ford Otosan'ın satışlarının 2010'da %13 daralmayla 75bin adet seviyesinde gerçekleşmesini ve pazar payının %14.8 seviyesinde kalmasını bekliyoruz. 2010'da ihracatla birlikte toplam satışların %7 daralmasını öngörüyoruz. Hem yurtiçinde hem de ihracat piyasalarında teşviklerin yenilenmeyecek olması 2010 için daha kötümser olmamıza neden oldu. Ayrıca 2010 için FVAOK marjı beklentimiz olan %9.7 de fiyat rekabetinin yoğun olması ve kapasite kullanımının beklentilerin altında gerçekleşmesi durumunda daha aşağı seviyelerde gerçekleşebilir. %1 yukarı revize ettiğimiz hedef fiyatımız 11.3TL olup %15 yükseliş potansiyeliyle tavsiyemizi ''ENDEKSE PARALEL GETİRİ'' olarak koruyoruz.

Önümüzdeki zorlu 3-6 aylık dönemi göz önünde bulundurduğumuzda Ford Otosan için olumlu beklentilerin çoğunun fiyatlara yansıdığını düşünüyoruz. 2009'da iç piyasanın teşvikler nedeniyle güçlü olması, Ford Otosan'ın güçlü bir yere sahip olduğu ağır ticari araçlar pazarındaki daralmayı gölgelemişti. Şu anda ise 2010 ve 2011 için ağır ticari araçlar pazarına yönelik olumsuz görüşümüz devam etmektedir. Ford Otosan %14 yükseliş potansiyeliyle işlem görüyor. Ford Otosan ve diğer otomotiv şirketlerinin şu anki fiyatlarıyla çok ucuz olmadığını düşünüyoruz.

İŞ YATIRIM (ENDEKSE PARALEL GETİRİ; HEDEF FİYAT: 11.8 TL)

Ford Otosan için temettü getirisini de içeren %24 toplam getiri potansiyeline işaret eden 11.8 TL hedef fiyatımızla birlikte Endekse Paralel Getiri tavsiyemizi koruyoruz. Şirket şu an 2010t FD/FVAÖK 5.8X çarpanında işlem görürken yerel benzer grup ortalaması 7.6x.

FİNANS YATIRIM (ENDEKSE PARALEL GETİRİ; HEDEF FİYAT: 10.70 TL)

Ford Otosan için 2010 ve 2011 hisse başına getiri tahminlerimizi sırasıyla %2.3 ve %2.9 yukarı revize ediyoruz bunda 2009 4Ç sonuçları etkili. Endekse Paralel Getiri tavsiyemizi ve 10.70 TL olan hedef fiyatımızı koruyoruz.

HSBC YATIRIM (ENDEKSE PARALEL GETİRİ; HEDEF FİYAT: 10.50 TL)

Ford Otosan beklentilerin üzerinde 4Ç net karı açıkladı. Şirketin 4Ç net karı 125 milyon TL ile piyasa ve HSBC beklentileri olan 99 ve 92 milyon TL'nin üzerinde gerçekleşti. FVAÖK ise beklentilerin altında kalarak 144 milyon TL (HSBC:175m TL, piyasa:168 milyon TL) oldu. Net kar daha düşük vergi oranı (4Ç:%13, 1-2-3Ç: %21) ile desteklenirken net finansal gelirler (4Ç:11 milyon TL, ilk dokuz ay: 9 milyon TL) de net karı destekledi. FVAÖK marjı ise 4Ç'de %8.1 olurken, 3Ç'deki %11 seviyesinin ve geçen yıl 4Ç'deki %9.2 seviyesinin altında kaldı.

EFG İSTANBUL (UZUN VADEDE TUT; KISA VADEDE ENDEKSE PARALEL GETİRİ; HEDEF FİYAT: 11 TL)

Ford Otosan hisse değeri son iki ayda neredeyse üçe katlandı ve İMKB 100'ün %36 üzerinde performans gösterdi, 11 TL hedef fiyatımıza yaklaştı.

Hedef fiyatımıza göre limitli artış potansiyeli (%10) sebebiyle tavsiyemizi AL'dan TUT'a çekiyoruz.
...............................................

Haberin linki:

http://www.finanstrend.com/haber/48832/Ford-Otosan-için-tavsiyeler

watermalon
19-02-2010, 13:08
52,500´de tutunma gücü önemli
19.02.2010 09:37:53 - ARZU ODABAŞI finanstrend.com

Beklentimiz olan 53,300 seviyesinin denenmesinin ardından, endeksin 22 günlük ort. seviyesi olan 52,500 seviyesinde tutunma gücü önem kazanıyor olacaktır. ABD piyasalarında kapanış sonrası alınan ilgili kararın devamında endeksin 51,400-800 seviyesini denemesini ve 2cil trendin 51,700 – 52,500 aralığında oluşacağını tahmin ediyoruz.

İçinde bulunduğumuz dönemde temettü verimliliği yüksek olan ve 2010 yılına ait güçlü beklentileri bulunan hisse senetleri ile portföylerin revize edilmesini tavsiye ederiz.

.............................................

Haberin linki:

http://www.finanstrend.com/yazar/1413/52,500'de-tutunma-gücü-önemli

watermalon
19-02-2010, 13:10
Fed'den 'acil durum bitiyor' mesajı
19.02.2010 08:34:30 Son Güncelleme:19.02.2010 10:47:13 finanstrend.com

Fed'in dün yaptığı sürpriz açıklama ile bankalara doğrudan para verdiğinde uyguladığı iskonto oranını çeyrek puan arttırarak 0.75 puana çıkartması, piyasalarda, mali kriz sırasında uyguladığı gevşek para politikasının sonuna doğru gelindiği ve alınan önlemlerin geri çekilmeye başlanacağının sinyali olarak görülüyor.

Fed, dün akşam aldığı kararla, mali kriz sırasında bankalar arasında kredi alışverişinin durduğu dönemde büyük önem taşıyan, Fed'den bankaların doğrudan kredi aldıklarında uyguladığı iskonto oranını arttırırken, bankalar arasında gecelik gösterge faiz oranının yüzde 0 ile 0.25 arasında kalmaya devam edeceğini duyurdu.

Fed ayrıca, bankalara doğrudan verdiği kredilerde Mart 2008'de 90 güne çıkarttığı vade süresini, Ocak ortasında indirdiği 28 günden, bugün itibarıyle gecelik olarak uygulayacağını da açıkladı.

Fed açıklamasında alınan kararın, "bu ay kapatılan bazı olağanüstü kredi programları gibi, bu değişiklikler, Fed'in olağanüstü borç verme sürecinin normalleşmesine yöneliktir," denildi. Fed, kararların, iş çevreleri ve tüketiciler için kredilerin daralması anlamına gelmeyeceğini ve ekonomi ve para politikasının görünümünün değiştiği yolunda bir sinyal olmadığını da açıklamada kaydetti.

Ancak, piyasalar, Fed'in piyasa likiditesi ile para politikası arasındaki farkı vurgulamasına karşın, alınan kararı, gelecekteki politika değişikliğinin ön adımı olarak algıladı.

Vadeli faiz piyasasında Fed'in gösterge faizleri arttıracağı yolundaki kontratlar, karardan sonra Eylül ayındaki yüzde 54 oranından yüzde 70'e çıkarken, ABD hazine tahvillerinin fiyatları düştü ve Wall Street'te vadeli endeks kontratları geriledi. Dolar da euro karşında yükselerek 1.3469 seviyesine çıktı.

Fed Başkanı Ben Bernanke'nin 10 Şubat'ta Kongre'de yaptığı konuşmada, iskonto oranının "çok geçmeden" arttırılacağını söylemesine karşın, kararın iki hafta sonra alınması piyasaları şaşırttı.

RBS Securities'den Alan Ruskin, "en büyük sürpriz kararın zamanlaması oldu," derken, Graham & Dodd Fund LLC den David Montero-Rosen, "Böyle bir kararı, belirsizlik döneminde alıp, piyasalarda bir şekilde tepki oluşmamasını sağlayamazsınız," dedi.

Ancak St Louis Fed Başkanı James Bullard, gösterge faiz oranlarının da bu yıl içerisinde arttırılacağı yolundaki beklentilerin fazla abartılı olduğunu, şu andaki gösterge faiz oranlarının belki de 2011 yılında da uygulanabileceğini söyledi.

Fed eski direktörlerinden Larry Meyer de Fed'in iskonto faiz arttırma kararının bankalararası gösterge faiz oranı konusunda bir fikir vermediğini ve bu oranların 2011 ortasına kadar değişmeyeceğine inandığını söyledi
........................................

Haberin linki:

http://www.finanstrend.com/haber/48817/Fed'den-'acil-durum-bitiyor'-mesajı

watermalon
19-02-2010, 13:45
Vakıfbank için tavsiyeler
19.02.2010 09:54:31 Son Güncelleme:19.02.2010 11:00:21 finanstrend.com

Vakıfbank için tavsiyeler:

İŞ YATIRIM (TUT; HEDEF FİYAT: 4.36 TL)

Vakıfbank 2009 yılının tamamında 1.251 milyon TL solo net kar elde etti. Açıklanan net kar hem bizim hem de ortalama piyasa beklentisinin bir miktar üzerinde gerçekleşti. Yılın son çeyreğinde toplam gelirler %2,5 geriledi. İlgili dönemde karşılık giderlerindeki düşüş ve takipteki kredi dönüşlerindeki artış komisyon ve alım-satım gelirlerinde çeyrek bazında yaşanan gerilemeye rağmen gelir tabanının büyümesini sağladı.

Krediler çeyrek bazında %4,2 büyüdü. Aynı dönemde sektördeki büyüme %6 oldu. Yeni kredilerin çoğunluğu kurumsal ve ticari kredilerde gerçekleşti. Bankanın KOBİ'lere yeniden kredi sağlamaya başladığını görüyoruz. Vakıfbank'ın güçlü olduğu diğer bir alan da konut kredileri ve kredi kartları. Mevduat tarafında ise son çeyrekte %5 büyüme görülüyor. Ancak bankanın kamu mevduatına bağımlılığı konusunda temkinli olmaya devam ediyoruz. Son çeyrekte mevduat maliyetlerindeki düşüşe rağmen bankanın net faiz marjı 40 baz puan düşüşle %5.2 oldu. Bankanın takipteki kredileri önceki çeyrekle neredeyse aynı oranda gerçekleşirken dönüşlerin hızlı bir şekilde arttığını görüyoruz. Sonuçta 2009 yılı sorunlu kredilerin oranı %5.75 oldu. Banka 2010 yılında %22 kredi büyümesi varsayımıyla % 5.75 sorunlu krediler oranı bekliyor.

Vakıfbank için SAT olan önerimizi TUT olarak revize ediyoruz. Bankanın hisseleri SAT önerisi verdiğimiz tarihten bu yana İMKB-100 endeksinin %13 gerisinde kaldı. Vakıfbank için 2010 yılı kar tahminimizi 1.19 milyar TL'den 1.29 milyar TL'ye yükseltiyoruz. Vakıfbank hisseleri 2010 beklentilerimize göre 7.2x F/K ve 1.1x PD/DD çarpanlarıyla işlem görüyor. 2010 yılı sermaye verimliliği beklentimiz %17 düzeyinde.

OYAK YATIRIM (ENDEKSE PARALEL GETİRİ; HEDEF FİYAT: 4.4 TL)

Vakıfbank 2009 yılı karını beklentiler dahilinde açıklad... Vakıfbank yılın son çeyreğinde net karını, beklentiler dahilinde 311mn TL olarak açıkladı. Düşük marjlar ve devam eden temerrütler, son çeyrekte takipteki alacakların tahsilatları ile kompanse edildi.

Tüm segmentlerde kredi büyümesi... Vakıfbank TL ticari kredilerini son çeyrekte %4.3 arttırarak, 2009 kredi büyümesini %22.2'ye ulaştırdı. Konut kredilerindeki %8.7'lik artış ise 3. çeyrekteki %10.2'lik büyüme sonrasında bankanın yılın ikinci yarısında bu segmentte lider olmasını sağladı. Bankanın konut kredisindeki Pazar payı 12baz puan artarak %8.8'e ulaştı. Konut kredileri uzun dönem karlılık için oluşan tereddütlerimizden birini devre dışı bırakıyor.

Menkul kıymetler portföyü %12.9 arttı... Vakıfbank son çeyrekte menkul kıymetler portföyünü 2.2 milyar TL daha arttırdı. Satılmaya hazır menkul kıymetlerden özsermayeye eklenen 458mnTL'lik tutar, 2010 yılında bankanın menkul kıymet karını destekleyecektir.

Tarihsel düşük orandaki mevduat maliyetlerine rağmen net kar marjı daraldı... Net kar marjındaki daralma düşen menkul kıymet getirilerinin yanısıra, düşen kredi getirilerinden kaynaklanıyor. %8 seviyelerinde olan mevduat maliyetleri son çeyrekte %6.4'e kadar düştü. Faiz kazandıran varlıkların getirilerindeki 110baz puanlık düşüş, faiz gideri oluşturan yükümlülüklerdeki 88baz puanlık düşüşten daha fazlaydı. Yönetim 2010 yılı sonunda net kar marjını 100baz puan daralmasını bekliyor.

Komisyon gelirleri hafif geriledi... Güçlü konut kredilerine rağmen; ihtiyaç ve KOBİ kredilerindeki daralmanın yanısıra, son çeyrekte anlaşması biten bir müşterinin de ayrılmasının etkisi ile bankanın komisyon gelirleri azaldı.

Son çeyrekte temerrütlerde yavaşlama görülmedi... Yılın ilk dokuz ayında temerrüde düşen kredilerin %31'lik kısmı tahsil edilebilmişken, banka son çeyrekteki başarılı tahsilatlar ile 2009 yılını %41 ile kapatmayı başardı. Ayrıca diğer faaliyet gelirlerindeki 95mnTL'lik geçen yılın karşılıklarından gelen tutar net kar rakamını destekledi.

Özsermaye getirisi %19.2... Banka için 4.40TL hedef hisse fiyatımız ile %19'luk yükseliş potansiyeli öngörüyor ve ''ENDEKSE PARALEL GETİRİ'' tavsiyemizi koruyoruz.

HSBC YATIRIM (ENDEKSE PARALEL GETİRİ; HEDEF FİYAT: 4.70 TL)

Vakıfbank beklentilerin hafif üzerinde 4Ç karı açıkladı. Bankanın 4Ç net karı 310 milyon TL ile geçen yılın %68 üzerinde gerçekleşti. HSBC'nin kar beklentisi 301 milyon TL iken piyasa 296 milyon TL net kar bekliyordu. Net faiz geliri geçen yıla göre %44 büyüme göstererek 7665 milyon TL oldu ve HSBC beklentisi olan 728 milyon TL'nin üzerinde gerçekleşti. Net faiz marjı da 2008 4Ç'deki %4.4 seviyesinden %5.3'e yükseldi. Bankanın faaliyet giderleri de geçen yıla göre %12 büyüme göstererek 408 milyon TL oldu.

EFG İSTANBUL (UZUN VADEDE TUT; KISA VADEDE ENDEKSE PARALEL GETİRİ; HEDEF FİYAT: 4.76 TL)

Cazip çarpanlar ve yönetimin gösterişli beklentilerine rağmen temkinli tahminlerimizi koruyoruz. İşletim tarafındaki donuk performansı da göz önüne alarak TUT tavsiyemizi koruyoruz.
....................................

Haberin linki:

http://www.finanstrend.com/haber/48834/Vakıfbank-için-tavsiyeler

watermalon
19-02-2010, 13:47
Sizin oraların nesi meşhur
19.02.2010 07:46:41 Son Güncelleme:19.02.2010 07:46:41 finanstrend.com

Ezine peynirinden Kayseri pastırmasına, Hereke halısından Erzurum oltu taşına kadar Türkiye'nin yöresel ürünleri, dünya pazarlarıyla buluşuyor. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) öncülüğünde 28 Nisan–1 Mayıs tarihlerinde Antalya'da düzenlenecek "1. Yöresel Ürünler Fuarı"nda (YÖREX) Türkiye'nin 81 ili ve 162 ilçesinin öne çıkan gıda ve el işi ürünleri sergilenecek. "Sizin Oraların Nesi Meşhur?" sloganı ile düzenlenecek fuarda ayrıca, yerelden çıkıp dünyaca meşhur olmuş Toscana zeytinyağı, Porto şarabı ve Rokfor peynirinin başarı hikâyeleri üreticilere anlatılacak.

Referans Gazetesi'nde yer alan habere göre, YÖREX'in dün gerçekleştirilen tanıtım toplantısında konuşan TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, Türkiye'de yerel pazarlarda sıkışıp kalmış çok sayıda değerli gıda, el sanatı ve sanayi ürünü bulunduğunu belirterek "Ama bunlar bilinmiyor. Bilinmediği için de ülkemiz ekonomisine katkısı çok sınırlı kalıyor. Bu fuar Türkiye'nin 81 ilinin üretim zenginliğini ortaya koyarken yeni yatırım imkânlarına da kapı aralayacak" dedi.

Türkiye'de şu ana kadar 126 yöre ürününün ülke içinde coğrafi tescil aldığını hatırlatan Hisarcıklıoğlu, şöyle konuştu: "Ama bu yetmez, küresel ölçekte de bunu yaymamız gerekiyor. AB içinde Yunanistan'ın 30 civarında tescilli yöresel ürünü bulunuyor. Bizimse sadece antepfıstığımız var. Mesela İtalyanlar Napoliten Pizza'yı AB'de tescil ettirdi, şimdi herkes Napoli'yi bu sayede tanıyor. Peki bizim Mersin cezeryesinin, Erzincan tulum peynirinin, Kayseri mantısının, Antakya künefesinin eksiği ne?"
Türkiye'nin dünyanın sekizinci büyük tarım ekonomisi olduğuna ve 2009'da 10.5 milyar dolarlık tarımsal ürün ihracatı gerçekleştirdiğine işaret eden Hisarcıklıoğlu, "Dün ne yazık ki verimsiz diye terk ettiğimiz tarım sektörü, küresel ekonomik krizden en az etkilenen sektör oldu. Dolayısıyla hızla bu alana yönelmek gerekiyor. Sadece geniş iç pazarımız için değil, zira hemen yanı başımızdaki Ortadoğu ülkelerinin gıda ithalatı 30 milyar doları buldu" dedi.

Antalya Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Çetin Budak da fuarın yüzlerce yıllık kültürlerin buluşmasına ev sahipliği yapacağını dile getirerek "Antalya, 2009 yılında 8.5 milyon turiste ev sahipliği yaptı. Fuarımızda sergilenecek ürünleri, 240'ı 5 yıldızlı olan 800'e yakın otelimizde konaklayan kişilere tanıtacağız" diye konuştu. Antalya Ticaret Borsası Başkanı Ali Çandır ise fuar kapsamında yurtdışındaki süpermarket alıcılarını Antalya'ya çağıracaklarını ve Türkiyeli üreticilerle buluşturacaklarını kaydetti. Çandır, "Fransa yöresel ürün ihracatından yılda 6 milyar euro kazanıyor. Biz neden yapmayalım?" dedi.
.................................................. ......

Haberin linki:

http://www.finanstrend.com/haber/48801/Sizin-oraların-nesi-meşhur

watermalon
19-02-2010, 13:51
Kırmızı et fiyatları tavan yaptı, oteller hindiye yöneldi

Kırmızı et fiyatlarının tavan yapmasıyla birlikte et lokantaları ve oteller maliyetleri indirmenin derdine düştü.

Usta ellerde piştiğinde dana etiyle farkı kalmayan hindi eti yemeklerde kullanılıyor. Kırmızı ete has kavurma, kuzu kül bastı, tas kebabı gibi diğerlerine göre maliyetli yemekler hindi etiyle yapılabiliyor. Antalya ve çevresindeki otellerde 21 yıldır aşçılık yapan Efendi Okcu, pişirmesini bildikten sonra hindi etini dana eti diye yedirirsiniz diyor.

Geçen yıl Kurban Bayramı'ndan önce kırmızı et fiyatların tavan yapmasıyla birlikte turizm otellerinde yemek maliyetleri arttı. Otelciler maliyetleri düşürmeye mutfaktan başladı. Kırmızı etin yarı fiyatına ancak yerini aratmayan hindi etine talep arttı. Antalya ve Fethiye'deki turizm otellerinde 21 yıldır aşçılık yapan Efendi Okcu, dana eti yerine kullanılan hindi etinin ayırt edilemediğini söylüyor. Et yemekleri denilince akla ilk gelen kuzu tandır, kavurma, sebzeli kebap, tas kebabı, sebzeli güveç, kuzu kül bastı, et sote hindi etiyle yapıldığında ayırt edilemiyor. Hindi eti hangi yemekte kullanılacaksa ona göre terbiye edilmesi gerektiğini belirten Efendi usta, hindi etinin kuzu tandırda kullanılış şeklini şöyle özetliyor: "Kuzunun kuyruk yağı kıyma makinesinden geçirildikten sonra eritilir. Hindi budu ince ince kesilir. Kuzu kemiği hindi etiyle birlikte biber salçası katılarak pişirilir. Bu şekilde yapılan kuzu tandır yemeğinde hindi eti kullanıldığını gurme olmayan bilemez."

Dana ve hindi etinin yemeklerde nasıl ayırt edilebileceği konusunda ince ayrıntılar veren Efendi usta, "Hindi budu dana eti yerine kullanılıyor. Ancak dana eti piştiğinde hangi yemekte kullanılırsa fark etmez ağza alınınca tel tel olur. Hindi eti yumuşacıktır. Papaz yahni ve Macar kulaş et yemeklerinde hindi eti kullanılamaz. Et sade piştiği için anlaşılır." diye konuştu.

6 LİRALIK HİNDİ 16 TL'YE ÇIKTI

Kırmızı et fiyatları tavan yapmadan önce 6 liraya satılan hindi budunun kilosu şimdi 16 liraya satılıyor. Hindi yetiştiriciliğinde maliyetlerin düştüğünü belirten Alanya Et Entegre Tesisleri(Al-Et) Satış ve Pazarlama Müdürü Kemal Sakarya, "Kırmızı ete alternatif olarak düşünülen hindi etinin fiyatı da arttı. Hindi yetiştiriciliğinde maliyetlerde aksine artış değil düşüş var." diye konuştu.

Pembe renkli hindi etinin piştiğinde görüntü olarak kırmızı etle hemen hemen aynı olduğunu ancak tat bakımından ayrıldığını ifade eden Sakarya, "Kırmızı etin yerine kullanılmaz ama turistik işletmeler hindi etini tercih ediyor." dedi.

HİNDİ SATIŞLARI YÜZDE 40 ARTTI

Bolu merkezli Bolca Hindi Antalya Bölge Pazarlama ve Satış Sorumlusu Hikmet Arıkan, kırmızı et fiyatlarının tavan yapmasıyla birlikte hindi eti satışlarının yüzde 40 arttığını söyledi. Antalya bölgesindeki otellerin hindi eti siparişlerinde dikkat çeken bir artış gözlendiğini belirten Arıkan, "Oteller kurnazlık yapıp hindi budunu kırmızı et yerine kullanıyor. Bu da satışlarımızı artırdı." diye konuştu.

Antalya bölgesinde hindi eti pazarının yüzde 60'ına sahip olduklarını belirten Arıkan, turizm sezonu açıldığında satışların daha da artacağına dikkat çekti. (CİHAN)
................................

Haberin linki:

http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=953367&title=kirmizi-et-fiyatlari-tavan-yapti-oteller-hindiye-yoneldi

watermalon
19-02-2010, 13:55
İşçilik maliyetini azaltmak için üretimi Bangladeş'e kaydırdı

Dünyadaki ekonomik krizin etkisiyle zorlanan Türkiye'deki birçok tekstil işletmesi, maliyetlerin artması üzerine üretimini Asya ülkelerine kaydırdı.

Kriz döneminde oturup ağlamak yerine çözüm yolları aradığını belirten Arslan Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı tekstilci Ahmet Arslan da, işlerini devam ettirebilmek için çareyi üretimi Bangladeş'e taşımakta bulduklarını ifade etti. Bu yolla Türkiye ile Bangladeş arasında bir ticaret köprüsü olduklarını da belirten işadamı, bu ülkede yapılan ürünleri yine Türkiye üzerinden dünyaya pazarladıklarını anlattı. Şirket, Bangladeş'te tekstil dışında inşaat, altyapı ve enerji alanında 100 milyon dolarlık yatırım projeleri üzerinde çalışıyor.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, işadamlarına yeni pazarlar göstermek için üst düzey girişimlerde bulunuyor. Bu programlar neticesinde müteşebbislerin diğer ülkelerle işbirliklerine zemin hazırlanıyor. Geçtiğimiz hafta Cumhurbaşkanı Gül'ün Bangladeş gezisi sırasında ilginç bir tablo ortaya çıktı. Bangladeş yöneticileri, Türk işadamı Ahmet Arslan'dan Cumhurbaşkanı Gül'e övgüyle söz ederek, Türkiye'den yeni yatırımcıların ülkelerine gelmesi için talepte bulundu. Gül, iltifatların odağındaki Arslan Grup Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Arslan'ı başarısından dolayı tebrik etti. Cumhurbaşkanı'nın bu taltifinin kendisini onore ettiğini belirten işadamı Arslan, yurtdışındaki yeni yatırım planlarını Zaman'a anlattı. 2002'den sonra yurtdışına açıldıklarını belirten Arslan, ilk dış ticaret şirketini Dubai'ye kurduğunu söyledi. Arslan, bu şirket vasıtasıyla Körfez ülkelerine ürün tedariki yaptı. Dünyada yaşanan küresel krizin tekstil başta olmak üzere birçok sektöre zor günler yaşattığını hatırlatan işadamı, maliyetlerin artmasından dolayı Türk müteşebbislerin üretimi ucuz ülkelere kaydırdığını ifade etti. Kendisinin de bu sebeplerden dolayı Bangladeş'e yöneldiğini ifade eden işadamı Arslan, "Türkiye'de bir tekstil işçisinin bir aylık maliyeti 1.000 dolar iken Bangladeş'te 50 dolar. Bu şartlar altında üretimin buralarda yapılması şirketlerin sermayesi açıcısından daha cazip." diye konuştu.

Şirketin patronu Arslan, Türk yatırımcılarını kaçırmamak için yeni teşvik yasasının yeniden ele alınması gerektiğini kaydetti. Asya ülkelerinde şartların yatırımcı için uygun olduğunu dile getiren Ahmet Arslan, Türk müteşebbislerine "bu imkanı değerlendirin" çağrısında bulundu. İşadamı, Bangladeş'te üretilen malların Türkiye üzerinden pazarlanmasıyla birlikte iki ülke arasında ciddi bir ticaret hacmine ulaşılacağını dile getirdi. Arslan, bu doğrultuda kurulacak Türk Tekstil Serbest Bölgesi'nin ticari işbirliğini canlandıracağını kaydetti. Arslan, Türkiye'de işçilik maliyetlerinin düşmemesi halinde üretimin yurtdışında kalmasının ticarî açıdan ayakta kalmak için kaçınılmaz olduğunu ifade etti. ZAMAN
.........................................

Haberin linki:

-Dostlar,Ekmeğimizi kesip,Paramızı istemek..Bu adil mi ?


http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=953182&title=iscilik-maliyetini-azaltmak-icin-uretimi-bangladese-kaydirdi

watermalon
19-02-2010, 17:52
ÖNE ÇIKAN ŞİRKET HABERLERİ
Mensa, Alarko, Karsan, Bank Asya, HSBC, Arçelik, Turkcell başta olmak üzere bugün basına yansıyan önemli şirket haberleri ve KAP’a yapılan bildirimler…
IMKB Haberleri
· Mensa Mensucat, işlerine son verdiği 547 personele ait ücret, kıdem ve ihbar alacaklarını ödedi… Ödenen miktar 6,69 mn TL tutarındadır.
· Alarko Gayrimenkul, 2010 yılı değerleme şirketi olarak Lotus Gayrimenkul ve Vizyon Taşınmaz’ı seçti… Şirket, 2010 yılı içerisinde portföye alınabilecek ve değerleme gerektirecek varlıklar için "Lotus Gayrimenkul Değerleme ve Danışmanlık A.Ş." ile "Vizyon Taşınmaz Değerleme ve Danışmanlık A.Ş."den değerleme hizmeti alınmasına karar verdi.
· SPK, Karsan Otomotiv’in Kare Dış Ticaret’i devralma yoluyla birleşmesine onay verdi... Şirket, SPK’nın kararının taraf ortakların genel kurulundan önce gerçekleştirdiğini belirtip, onay verilmesinin birleşmenin kurul veya kamuca resmi teminatı anlamına gelmediğini belirtti.
· SPK, Pınar Su’nun, Birmaş Tüketim ile devralmak suretiyle birleşme sonucu sermaye artırım işlemlerinin tamamlanmasına dair tescile mesnet belgesini tescil etti… Şirket, 12,7 mn TL olan çıkarılmış sermayesini Birmaş Tüketim Malları Ticaret A.Ş..'ni devir almak suretiyle birleşmesi nedeniyle 56,6 bin TL sermaye ilave edilmek suretiyle 12.7 mn TL’ye çıkarılması ile ilgili olarak SPK’dan tescile mesnet belgesini aldı.
· Asya Katılım Bankası, uluslararası piyasalardan 1 yıl vadeli 75 milyon $ tutarında murabaha sendikasyonu kredisi için, Standard Chartered Bank, ABC Islamic Bank ve Noor Islamic Bank' a yetki verdi…

Basında Şirket ve Sektör Haberleri;
· Banka Asya'nın vergi sonrası net karı 301 milyon TL... Bank Asya, 2008 yılsonunda 247 milyon TL olan vergi sonrası net kârını, 2009 yılında 301 milyon TL'ye yükseltti. Bank Asya'nın vergi öncesi kârı da 378 milyon TL olarak gerçekleşti.
· HSBC: Satın almalarla büyümeye odaklanacağız... HSBC Türkiye Genel Müdürü Piraye Antika, bankanın Türkiye'de bundan sonra organik büyüme yerine yeni satın almalarla büyümeye odaklanacağını söyledi.
· Elektrik dağıtım ihalesinde 1.5 milyar dolar geldi... Özelleştirme İdaresi dört elektrik dağıtım bölgesinin özelleştirmesinde toplam 1.5 milyar dolar para elde etti. Şirketler bu özelleştirme sonucu dağıtım şirketlerinin 20 yıllık işletme hakkına sahip oldular. 5 saat süren 4 şirketin ihalesinde Çalık, Aksa, Cengiz ve Kolin tüm ihalelere katıldı.
· Fenerbahçe Başkan Vekili olan Nihat Özdemir'in şirketi Limak, sadece Uludağ Dağıtım'ın ihalesine katıldı ve 940 milyon dolar teklif vererek dün en yüksek bedeli veren firma oldu. Limak yetkilisi, 40 milyon dolar yatırım yapacaklarını açıkladı.
· Aksa, 330 milyon 350 bin dolar bedelle, Van Gölü ve Fırat Elektrik ihalesini kazandı.
· Kolin, Çamlıbel Elektrik'i 258.5 milyon dolara aldı.
· Aksa, Kolin ve Limak'ın verdikleri yüksek bedelleri çıkarabilmek için elektrik zammı yapmak zorunda olduğunu kaydeden uzmanlar, ''Özellikle kayıp kaçak oranı yüksek olan bölgeler büyük yatırımlara ihtiyaç duyacak.
· Ciliv: 3G ağlarına büyük yatırım yapacağız... Uluslararası ajanslara dün açıklama yapan Turkcell CEO'su Süreyya Ciliv, şirketin 3G ağlarına yüksek yatırım yapmayı planladığını söyledi.
· SPK'nın halka arz taslağına tam destek... Sermaye Piyasası Kurulu, halka arz taslağını piyasa aktörleriyle tartıştı. Referans Gazetesi'nde yer alan habere göre, taslak genel anlamda destek alsa da, birçok eksiğinin olduğu ortaya çıktı. En büyük itiraz, içeriden öğrenenlerin halka arzda aldığı hisselerin liste halinde ilan edilmesine geldi.
· Türkiye Visa'da İngiltere'yi geçer... Visa Europe Üye İlişkileri, Satış ve İş Geliştirmeden Sorumlu Başkan Yardımcısı Dr. Steve Perry, Visa Europe için en hızlı büyüyen pazarın Türkiye olduğunu ancak İngiltere'yi geçmenin zor olduğunu söyledi. Visa'nın Türkiye'de 25. yılına girdiğini belirten Perry, Visa liginde Türkiye-İngiltere kıyaslamasını futbol maçına benzer bir şekilde yorumladı.
Türkiye ve Suriye'den bankacılık yatırımı... Suriye-Türk İş Konseyi Başkanı Abdülkader Sabra, 2 milyar dolara yaklaşan ticaret hacminin ortak bir banka kurulmasını zorunlu kıldığını belirterek, "Ziraat Bankası da, işadamlarımız da bu proje için hazır durumda. 6 aya kadar kurulmasını bekliyoruz" dedi.
· Arçelik, dört yılda 800 milyon liraya kendini yenileyip kapasite artıracak... Arçelik, önümüzdeki dört yıl içinde 800 milyon liralık yatırım yapmaya hazırlanıyor. Şirket yatırımın 200 milyon dolarlık kısmını bu yıl geçekleştirecek. Avrupa'da pazar payını krize rağmen artıran Arçelik kapasite artırımı, yenileme ve yeni ürün geliştirme üzerine yoğunlaşacak.
............................

Haberin linki:

http://www.borsagundem.com/haber/oku/hissepiyasa/15714/one_cikan_sirket_haberleri

watermalon
19-02-2010, 17:55
Borsada 'ne alırsan al' dönemi bitti!


ABD ve AB ülkelerindeki olumsuz veri akışı ve gelişmeleri, dün 14 ay sonra ilk defa 25 baz puan artırarak Fed'in iskonto faizini 0.75 puana yükseltmesi ile bir yeni şekil almaya başladı.Ancak bu gelişme her ne kadar Fed'in gösterge faizini yakın zamanda arttıracağı anlamına gelmese de yine de eylül'den önce bir arttırıma da işaret ediyor olabilir.
19 Şubat 2010 Cuma

Bizde ise gösterge faizleri diğer ülkelerden çok yüksek olduğundan, TCMB'nın en azından yılın 3.çeyreğine dek elinin rahat olduğunu da söyleyebilirim.Bütçe açıkları,toplam devlet borçları, batı ülkelerinin hala en büyük sorunu.Örneğin Abd'de toplam borç/gsyh oranı %370,bütçe açığı/gsyh oranı ise%10.9, bu oran ingiltere'de12.7,yunanistan'da12.5 ,irlanda'da 10,ispanya'da ise 9.Sonuçta çok sayıda ülke bütçe açıklarını 2010 ve ilerisinde normal seviyelere indirici politikalar izleyecek.Çin'in faiz yükseltme ve kredileri kısma atakları da bu anlamda önemli bence.

Bizde ise henüz olağanüstü bütçe ve borç şartları oluşmuyor gözükse de ,hükümetin dikkatli olması bir seçim öncesinde fazla açılmaması da gereklidir.Bu günlerde yargı,muhalefet ve diğer kesimlerle kavgalı olan yönetimin bir an önce akıllı ve ülkeyi doğru yönetebilir pozisyona gelip ,özellikle işsizliği önleyici,emekli ,işçi ve memurların yaşam koşullarını iyileştirici bir çok tedbiri alması herhalde zorunludur.

Borsaya gelince;Malumdur artık 22.500-56.000 hareketi çoktan bitti gibi,ancak abd ve diğer ülkelerden gelen ve gelecek çok sayıda veri ,borsamızı olumlu ya da olumsuz etkilemeye başlıyor.Sonuçta bilanço döneminin de bitiyor olması ve aşırı primlerin törpülenmesi ile birlikte artık ne alırsan kar edersin dönemi de bitti bence.Peki borsada ne satın alınacak öyleyse dersek;bence artık çok özel beklentisi olan,geleceğe dönük bilinen veya bilinmeyen hikayeleri olabilecek hisselerin uzun vadeli taşınmak üzere endeksin düşülerinde portföylere alınma zamanı geliyor.Bu beklentiler ne olabilir dersek ;yine bana göre bu yıl ve gelecek yıl özellikle geçmiş dönemlerde zor dönem hikayesi olan,zarardan artık karlı döneme girebilecek,çok borçlu iken borçlarını ödemiş veya ödeyebilecek duruma gelen,arsa,bina ve iştirakleri değerlenmiş veya değerlenecek olan,büyük projeleri bulunan ve bu projeleri gelecekte karını arttıracak olan,kısa ve orta vadede mali bünyesine NET olarak nakit girişi sağlayabilecek şirketlerin H isseleri doğru seçilebilirse ,borsa düşse dahi iyi prim kazancı sağlanabilir gelecekte muhtemelen.

19şubat 2010 itibarıyla, önümüzdeki hafta endeks aralığı (benim görüşüm) 50.700 destek-53.500 direnç olacaktır.Abd 10 yıllık (3.72)tahvil faizi %5 üzerine çıkmadıkça da hızlı önemli bir dış olumsuz dalga gelmeyecek gibi görülmekte,bizde ise 3.11.2011 vadeli gösterge bono faizinin %10 üzerine çıkmadıkça borsadaki düzeltmelerin sınırlı olabileceği de tahmin edilebilir.

Borsa ve diğer piyasalarda keskin görüşler ve bol kazançlar dileklerimle.

NEHİR ER

MALİ ANALİST,BROKER
...........................................

Haberin linki:

http://www.finansgundem.com/haber/oku/manset/19137/borsada_ne_alirsan_al_donemi_bitti

watermalon
19-02-2010, 17:57
RAN HAVA VE DENİZE ABD'Lİ ORTAKLA GİRİYOR
RAN DENİZ VE HAVA TAŞIMACILIK HİZMETLERİ ANONİM ŞİRKETİ ismiyle yeni bir şirket kuran Ran, ABD orijinli Emo Trans Inc ile iş ortaklığına gidiyor
İŞTE ŞİRKETİN KAP'A GÖNDERDİĞİ AÇIKLAMA:

Daha önce yaptığımız özel durum açıklamasında belirttiğimiz üzere; Şirketimiz, hava ve deniz taşımacılığı alanında faaliyet göstermek üzere yeni bir iştirak kurup, hava ve deniz taşımacılık alanındaki etkinliğini arttırmayı hedeflemektedir.


Bu çerçevede partnership iş ortaklığı amacıyla ABD orijinli Emo Trans Inc. ile yapılan görüşlerde ilerleme sağlandığı ve Emo Trans Inc. yönetim kurulunun Mart sonunda alacağı kararı takiben partnership- iş ortaklığının hayata geçmesinin beklendiği aynı özel durum açıklamamızda belirtilmişti.

Şirketimiz Yönetim Kurulu, 18.02.2010 tarihinde yapmış olduğu toplantıda, yeni kurulacak olan 100,000.-TL (YüzbinTürklirası) sermayeli "RAN DENİZ VE HAVA TAŞIMACILIK HİZMETLERİ ANONİM ŞİRKETİ" unvanlı şirkete 510 hisse karşılığı 51.000.-TL ile Kurucu ortak olarak iştirak etmeye ve söz konusu işlemlerin takibi ve şirketimizi temsilen Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Bülent GÖRER'in görevlendirilmesine ve temsilci sıfatıyla atanmasına karar vermiştir.
...........................................

Haberin linki:

http://www.borsagundem.com/haber/oku/hissepiyasa/15737/ran_hava_ve_denize_abdli_ortakla_giriyor

watermalon
19-02-2010, 17:58
S&P, TÜRKİYE'NİN NOTUNU ARTIRDI
Kredi derecelendirme şirketi notumuzu BB'ye yükseltti. Görünüm pozitif. Karar sonrası borsa artıya geçti
Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Standard&Poor's, Türkiye'nin uzun vadeli döviz ve TL cinsinden kredi notlarını yükseltti, görünümünü ise 'pozitif' olarak belirledi.

S&P'den yapılan açıklamada Türkiye'nin geçen 10 yıl içinde borç yükünü istikrarla azalttığı, böylece ekonomi politikaları açısından esneklik kazandığı ifade edilirken, dış etkilere rağmen finans sektörünün sağlam kalmayı başardığı kaydedildi. Türkiye'nin uzun vadeli döviz ve TL cinsinden kredi notlarını sırasıyla 'BB' ve 'BB+' olarak yükselttiğini, kısa vadede 'B' olan notun da teyit edildiğini duyuran kuruluş, görünümü 'pozitif' olarak belirleyerek önümüzdeki 12-24 aylık dönemde yeni not artışları gelebileceğine işaret etti.

Bu arada 'transfer ve konvertibilite notu' 'BB+'dan 'BBB-'ye yükseltilirken, 'TRAA+/TRA-1' olan ulusal kredi ölçü notları da teyit edildi.

Bunun yanında Türkiye ile ilgili yorumlarda bulunan kuruluşun açıklamasında şu ifadelere yer verildi:

- Not artışı, mali otoritelerin finans sektöründe aldığı tedbirlerin doğruluğunu yansıtıyor. Kuruluş olarak Türk bankacılık sisteminin Doğu Avrupa'nın en güçlü ve krizden en az zarar gören sistemi olduğuna inanıyoruz

- Yerel sermaye piyasalarındaki gelişim, hükümetin 10 yıla kadar vadeli borçlanmasına imkan vermeye başladı

- Türkiye'nin dış borç ihtiyacının büyüklüğü en büyük risk. Yatırımcı eğilimlerinde bir değişim, büyüme ve kamu maliyesi üzerinde baskı oluşturabilir. Cari açık üzerindeki dış borç ihtiyacının 2010-2012 arasında yüzde 130'a yakın seyretmesini bekliyoruz

- Dış risklerin artması, istikrar kazanma eğiliminin durgunluğa dönmesi , orta vadeli programın mali sistemde gevşemeye yol açması veya iç politik ortamda bozulma durumunda not indirimi ihtimali gündeme gelebilir
............................................

Haberin linki:

http://www.borsagundem.com/haber/oku/gundem/15733/samp;p_turkiyenin_notunu_artirdi_

watermalon
19-02-2010, 18:02
AB’ye ders verme sırası Türkiye’de


AB’nin zayıf halkaları olarak görülen ülkelerin yanı sıra büyük resimde tüm Avrupa’yı zorlu bir seçim ve sınav dönemi bekliyor.
19 Şubat 2010 Cuma

Bu ülkelerin planlanan kemer sıkma politikalarını hızla hayata geçirmeleri istenirken, bunun sonucunda resesyon sonrası başlayan ağır aksak toparlamanın güme gitmesi mümkün. Ekonomistler, global krizde daha iyi durumda yakalanan Türkiye’nin ise avantajlarını kullanmaya devam edeceğine inanıyorlar.


Mine Zeybekoğulları/ Ekonomist

‘Global kriz bitti mi, bitiyor mu?’ soruları sorulmaya ve resesyondan çıkışla birlikte yavaş da olsa toparlanmanın başladığı yorumları yapılmaya başladığı bir dönemde, herkesin sinir uçlarına yeni uyarılar gönderen yepyeni bir soru ve sorun ortaya çıktı: Avrupa kaynaklı yeni bir kriz mi doğuyor?
Bu soruya elbette Euro’nun geleceğinin ne olacağı da eşlik ediyor, diğer ülkelerin nasıl etkileneceği de…
Türkiye açısından Avrupa ekonomilerindeki sarsıntının başta ihracat olmak üzere birçok riski ve sıkıntıyı beraberinde getirebileceği biliniyor. Son haftalarda yaşanan Euro’daki değer kaybı ve dolardaki yükseliş de zaten hem ihracat hem ithalat tarafında kaygıların yüksek sesle dile getirilmeye başlamasına neden oldu. Ancak mevcut durumda Türkiye’nin avantajlarının daha çok öne çıkarıldığı söylenebilir.
Yardım belirsiz
Geçen hafta beklenen AB liderleri buluşması gerçekleşti ve Yunanistan’a yardım kararı çıktı. Ancak belirsizlik ortadan kalkmış değil, çünkü bu yardımın nasıl yapılacağı konusunda somut bir sonuç henüz ortaya konulamadı.
Yunanistan’ın borçlarını ödeyememesine ilişkin kaygılarla başlayıp gelinen noktada, piyasalar tarafında sarsıntının temelinde de ‘bulaşıcılık etkisi’ yatıyor. Yunanistan’ın ardından Euro bölgesinin diğer borçluluk oranı yüksek ve bütçe açıkları Avrupa Birliği sınırlarını kat kat aşan Portekiz, İspanya, İrlanda gibi ülkeleri üzerinden bir çeşit bahis oynanmaya başladı ve bu ülkeler 16 üyeli Euro bölgesinin ‘zayıf halkaları’ olarak herkes tarafından teyit edildi.
Gerek ekonomiler, gerek dünya piyasaları, yeni bir ateş çemberinden geçerken; Ekonomist olarak yabancı ekonomistlere Türkiye’yi de dahil ederek, Avrupa’daki mevcut gelişmeleri ve olası sonuçlarını sorduk.
Belirgin ayrışma var
“Kamu maliyesi ile ilgili sorunlar odak noktası haline geliyor ancak bu olanlar ne tamamen beklenmedik ne de sadece Euro bölgesi ülkesi ile sınırlı” diyen Citigroup Gelişmekte Olan Piyasalar Araştırma Birimi Dünya Başkanı David Lubin, Euro bölgesi bütünü ile tek tek üyelere bakıldığında belirgin bir ayrışma olduğuna dikkat çekiyor. Lubin’e göre, tüm öncü ekonomilerin borç/GSYİH seviyelerindeki kötüleşmeye karşın, Euro bölgesi toplamında durum, ABD, İngiltere ve Japonya’dakinden daha az sorunlu gözüküyor.
Yunanistan, Portekiz, İspanya ve İrlanda’da ülke risklerinin özellikle yüksek olduğunu düşündüklerini belirten Lubin, şöyle devam ediyor: “Bu ülkelerin ‘en zayıf halkalar’ grubunu temsil ettiğine inanıyoruz ve bu ülkeler piyasaların artan baskısıyla karşı karşıya kalmaya devam edeceğe benziyor. Çünkü mevcut ortamda kendilerini diğer ülkelerden daha kırılgan hale getiren ortak sorunları var.”
Başarılı Türkiye deneyimi
Piyasaların da yoğun baskısı altında olan bu ülkelerin planlanan mali sıkılaştırma politikalarını hızla uygulamaya geçirmekten başka fazla hareket alanları kalmadığını belirten Lubin, ancak bunun da muhtemelen ekonomik büyümeyi daha da aşağı çekeceğini söylüyor. Lubin, bununla birlikte, Yunanistan ve belki diğer küçük ülkeler için “dış desteğin eninde sonunda gerekebileceğini” dile getirirken, böyle bir yardıma da pratikte diğer Euro bölgesi ülkelerinin önderlik edeceğini belirtiyor.
Unicredit Group Başekonomisti Marco Annunziata da bu ülkelerin açıklarını azaltırken aynı zamanda büyümeyi sağlayamayacaklarına dair endişeler bulunduğuna dikkat çekiyor. Annunziata, hemen ardından “Başarılı Türkiye deneyiminde gördüğümüz gibi, bir ülkede borç/GSYİH oranını azaltmak için hem ihtiyatlı bir mali politika hem de yüksek bir büyüme oranına ihtiyaç var” örneğini veriyor.
Avrupa’da bir ‘borç krizi’ yaşanmayacağını düşünen Annunziata, bunun gerçekleşmesi durumunda “küresel finansal istikrara yönelik çok ciddi bir risk” doğuracağı uyarısını yapıyor. Annunziata’ya göre, “yüksek borçluluk oranlarının azaltılmasının ekonomiyi yeniden resesyona sokmadan imkansız hale gelmesi” şu an Avrupa ekonomileri için en büyük risk.
Kredibilite derdi
Avrupa’da ülke borç ve bütçe açıklarının yarattığı korkular, ortak para birimi Euro’nun geleceğine ilişkin tartışmaları da beraberinde getiriyor. Bu kaygılar, haftalardır ortak para birimi Euro’nun üzerinde baskı oluştururken, Aralık 2009’da dolar karşısında 1.51 seviyesinde olan Euro, 1.35 seviyelerine kadar geriledi.
Bu noktada açılan bir parantezi de atlamamak lazım; hatırlanacağı gibi Euro’nun dolar karşısında yükseldiği zamanlarda Avrupalı yetkililer bu durumdan memnuniyetsizliklerini açıkça dile getiriyorlardı.
Şimdi gelinen noktada ise, Euro’nun değerinde hızlı bir erimenin kredibilite kaybına yol açacağı ortada ve istenilecek bir sonuç da değil. Yükseliş döneminde değerli Euro’dan dert yanan Avrupa, şimdilerde kredibilite derdine düşmüş durumda.
Tepki aşırı mıydı?
Deutsche Bank Araştırma biriminden Euro Bölgesi Ekonomisti Dr. Nicolaus Heinen, öne çıkan ülkeler üzerindeki piyasa baskısının kaynağında, bu ülkelerin son 10 yılda diğer Euro bölgesi ülkelerine karşı rekabet güçlerini nispeten kaybetmiş olmaları olduğunu söylüyor. Heinen, “Buna karşın, bence piyasalar Yunanistan’daki duruma aşırı tepki verdiler, aynı şekilde Portekiz ve İspanya için de. Bu ülkelerin borçlarını ödeyememesi imkansız” diyor. Aynı şekilde, yeni bir kriz tehlikesi de bulunmadığına inandığını dile getiren Heinen, “Komisyon’un son olarak Yunanistan bütçesinin kontrol altına alınmasına yönelik tasarısıyla birlikte, Brüksel’in dersini aldığı ve gelecekte açık veren ülkelere karşı sıfır tolerans göstereceğini ortaya koyduğuna inanıyorum” diyor.
Zincirleme etki
Avrupa ekonomilerdeki sıkıntıların finans sektörüne ve bankalara yansıma ihtimali de gelişmeleri izleyen tarafları diken üstünde tutuyor. Global finans krizi nedeniyle bankacılık sistemlerinin hala zayıf olduğu ve hükümetlerin destekleriyle yeni toparlanmaya başladığı düşünüldüğünde bu durum şaşırtıcı değil. Yatırımcıların da, uygulanacak tasarruf tedbirleri sonucunda ekonomik toparlanmanın sekteye uğrayacağı ve ülke banka ve şirketlerinin de zarar göreceği yönünde endişeleri su yüzüne çıkmış durumda.
Bankaların aynı zamanda Avrupa devlet tahvil ve bonolarında büyük alıcı olması da meselenin ortasında kritik bir unsur olarak duruyor. Yaşanan endişelerin bankaları da ‘yeniden’ içine alacak hale gelmesi durumunda, bankalardan kredi alan şirketlerin de tehlike altına gireceğine dikkat çekiliyor.
Türkiye nasıl etkilenir?
Bütün bunlar olup biterken, Türkiye’nin nasıl etkileneceğine dair sorular da ortada duruyor. Sıkıntıda olan ülkelerle Türkiye’nin ticari bağlarının çok güçlü olmamasının yanı sıra hane halkı borçluluk oranının düşük seviyelerde olması gibi unsurlar, mevcut durumda bir avantaj olarak öne çıkıyor.
Yapı Kredi Yatırım ekonomisti Murat Berk, Türkiye’nin bankacılık sisteminin de güçlü olması gibi etkenlerle krizi nispeten az hasarla atlattığını ve kamu maliyesinin de daha iyi durumda olmasının Türk ekonomisinin ve piyasalarının olumlu anlamda ayrışmasını sağladığını ifade ediyor. “Türk piyasalarının olumlu ayrışması devam edebilir diye düşünüyoruz” diyen Berk, Türkiye’nin bu yıl yüzde 4.5 ile bu bölgedeki en yüksek büyüme oranını yakalayacağının öngörüldüğüne ve Türkiye’nin küresel krize rağmen yüzde 50 civarında olan borç/GSYH oranının, Yunanistan dâhil endişe ile izlenen ülkelerdeki oranın yarısından az olduğuna dikkat çekiyor. Buna karşın Berk, “Hiçbir ülkenin yaşanan ayrışmaya körü körüne bel bağlamaması gerekiyor” uyarısı yapmayı da ihmal etmiyor.



ANALİZ

Uzun vadede Euro üstünlüğü SÜRECEK
Uzun vadede Euro’nun dolar karşısında yükselen trendi devam ediyor. Son iki ayda oluşan gerilemede dolar, Euro karşısında yüzde 10 değer kazandı. Bu süreç çerçevesinde bir düzeltme beklemek yerinde olacağı gibi, hedef seviye paritede 1.4000 olarak izlenebilir.
2010 yılı içinde olası gerilemelerde ise 1.3300-1.3000 bölgesi aşağı yönde kırılmadığı sürece, paritede uzun vadede Euro üstünlüğü devam eder. 2010’da 1.3300 1.4800 gibi bir bantta giderek daralan bir seyir görebiliriz.
* Anadolu Yatırım teknik stratejisti Halil Reçber tarafından hazırlanmıştır.


////////////////////////////////////////

“Sorunlar şiddetlense bile Türkiye esnekliğini gösterir”
Marco Annunziata / Unicredit Group Başekonomisti
“Türkiye elbette Avrupa’daki finansal istikrasızlık ve düşük büyümeden etkilendi ancak buradaki gerilimlerden Türkiye’nin gelişmekte olan diğer Avrupa ülkelerinden daha iyi izole olduğunu vurgulamak gerekiyor. Türkiye’nin ihracat dağılımı daha iyi; örneğin Polonya ve Macaristan kadar Batı Avrupa’ya dayalı bir yapı yok. Dahası Türkiye, uluslararası finans piyasalarındaki gerilimleri savuşturabilecek güçlü ve sağlıklı bir finans sektörüne sahip. Türkiye’de özel sektörün çok dinamik olmasının da önümüzdeki yıllarda ülkedeki güçlü büyümeyi garanti edeceğine inanıyorum. Türkiye hakkında iyimserliğim sürüyor ve geçmiş yıllardaki güçlü politikalardan faydalanmaya devam edeceğine ve Euro bölgesinde sorunlar şiddetlense bile esnekliğini kanıtlayacağına inanıyorum.”

“Merkez ülkelere yayılırsa, faizler yukarı gider”
İlker Domaç / Citi Bölge Ekonomileri Direktörü
“Türkiye’nin Yunanistan, İspanya ve Portekiz’le olan ticari ve finansal bağlantılarının sınırlı olması, şu ana kadar doğrudan etkileri de sınırladı. Daha da önemlisi, Türkiye düşük kamu borç stoğu ve kriz sırasında mali bozulmanın nispeten sınırlı kalmasından yararlanıyor. Ayrıca, borçların sürdürülebilirliğine ilişkin endişelerin arttığı bir dönemde, büyümedeki konjonktürel toparlanma yatırımcılara güvence veriyor.
Bununla birlikte, eğer ülke riskleriyle ilgili endişeler gelişmiş merkez ülkelere yayılırsa, bu Türkiye’de faiz oranlarına yukarı yönlü baskı yapacak ve TL’yi zayıflatacaktır.”

“Euro’nun geleceği ne ABD’ye ne Avrupa’ya ama Çin’e bağlı”
Dr. Nicolaus Heinen - Deutsche Bank Euro böl. Ekon.
“Euro’daki en son yaşanan değer kaybı, 11 yılı aşkındır süren bir başarılı hikayesinin içinde sadece tek bir enstantane. Euro, rezerv para olarak sürekli önem kazandı; 1999’da dünya döviz rezervlerinin yüzde 18’ini oluştururken, bugün bu oran yüzde 28’e ulaştı. Doların dünyanın bir numaralı rezerv parası olarak kalmaya devam edecek olmasına rağmen, Euro daha fazla önem kazanacak.
Uzun vadede ise, Euro’nun önemi ne ABD’ye ne Avrupa’ya ama Çin’in kendi sermaye piyasalarını liberalleştirme isteğine bağlı olacak. Sermayenin serbest dolaşımı ve döviz kurlarının serbest dalgalanmaya bırakılmasıyla Yuan, rezerv para olarak Euro ve dolara karşı ciddi bir alternatif olabilir.”
...........................................

Haberin linki:

http://www.finansgundem.com/haber/oku/gundem/19093/abye_ders_verme_sirasi_turkiyede_

watermalon
19-02-2010, 18:12
Rusya'ya beyaz et ihracatı başlıyor

Rusya Başbakan Yardımcısı İgor Seçin, Türkiye'den Rusya'ya gerçekleştirilecek tavuk ihracatı konusunda Türkiye'de denetimden geçen 11 üreticiden 6'sında uygun şartların tespit edildiğini ve en yakın zamanda Rusya'ya ihracatlarının başlayacağını söyledi.

Seçin, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız'la yaptıkları ortak basın toplantısında, heyetler arası görüşmelerde, çeşitli alanlarda işbirliği konuları ve gerekli altyapının oluşturulmasına ilişkin görüş alışverişinde bulunduklarını belirtti.

Türk tarafının talebi üzerine kurulacak lojistik merkezinin Rostov bölgesinden başka bir yere kaydırılması konusunu değerlendirdiklerini ifade eden Seçin, gerekli incelemelerin ardından her iki tarafı memnun edecek çözümün bulunacağı kanaatini taşıdığını kaydetti.

Türkiye'den tavuk etinin Rusya'ya ihracatını da ele aldıklarını anlatan Seçin, "Türkiye'den 11 üreticinin denetimi yapıldı. 6'sında uygun şartlar tespit edildi. En yakın zamanda Rusya'ya ihracatlarının başlayacağını düşünüyorum" dedi.

Seçin, hafif ve ağır sanayi alanındaki işbirliklerine de değinerek, bu yılın sonunda Rus yatırımcıların da katılımıyla şu anda inşa halinde olan demir çelik fabrikasının devreye sokulmasını beklediğini bildirdi.

Konuşmasının ardından soruları yanıtlayan Seçin, doğalgaz kontratının uzatılmasında bir ertelemenin söz konusu olup olmayacağına ilişkin bir soruyu şöyle yanıtladı:

"2009 yılında Türkiye tarafından 'al ya da öde' sistemiyle ilgili bir talep geldi. Gazprom bu talebi değerlendirdi ve bazı kolaylıklar öngördü. Şu anda yürürlükte olan sözleşmeler ise devam etmektedir. Gazprom Türkiye'de kendi partnerleriyle görüşmelerini sürdürmektedir.

Gaz piyasasının liberalleştirilmesi çerçevesinde bu görüşmeler devam etmektedir. Türk tarafından gelen talep üzerine Gazprom gaz sevkıyatı konusunda adresleri özel şirketlere doğru kaydırma prensibini de şu an değerlendirmektedir ve konuya olumlu yaklaşmaktadır."

Türkiye'de son tüketicilerin doğalgazı hangi fiyattan alacağı konusuna ilişkin değerlendirmelerde bulunan Seçin, Türkiye'ye sadece Gazprom'un gaz tedariki yapmadığını, son fiyatların oluşumunda diğer faktörlerin de etkili olduğunu söyledi.

Seçin, "Türkiye gaz piyasasında yaşanan değişiklikleri de göz önünde bulundurmak durumundayız. Türkiye gaz piyasasına ilgi duyuyoruz. Bundan sonra da yapıcı şekilde çalışmaya devam edeceğiz" dedi.

"Tavuk ihracatıyla ilgili kontratlar hazırlandı"

Tavuk ihracatıyla ilgili bir soru üzerine de, konuya ilişkin kontratların hazırlandığını ve onların imzalanması gerektiğini kaydeden Seçin, şöyle devam etti:

"Her iki tarafın bu konuya duyduğu ilgiye göre bunun fazla süreceğini sanmıyorum. Rusya tarafı, kısa süre içinde gerçekleşmesinden yanadır. Türk üreticileri için bir kota oluşturduk ve bu kota miktarı için, diğer ülkelerden ithal ettiğimiz beyaz et kotalarında bir azaltma yapmış bulunmaktayız. Fiyatların artmasını önlemek adına, Türk tarafından da kısa zaman içinde gerekli adımları atmasını bekliyoruz."

Seçin, Türkiye'ye 500 bin tonluk bir kota ayrıldığını anımsatarak, gereken kalite sağlandığı takdirde daha fazla ithalat gerçekleştirmeye hazır olduklarını aktardı.

"Türkiye piyasasındaki gerçekleri kabul etmeye hazırız"

İgor Seçin, Türkiye'deki doğalgaz fiyatlandırma mekanizmasına ilişkin bir soru üzerine, Rusya ve Gazprom şirketi olarak Türkiye piyasasında varolan ve varolabilecek gerçekleri kabul etmeye hazır olduklarını kaydetti.

İran'ın nükleer çalışmalarında Türkiye için öngörülen role yönelik bir soruya verdiği yanıtta, bu konuda kararın Türk halkına ve hükümetine ait olduğuna işaret etti.

Seçin, nükleer işbirliği konusunda Türkiye ile yapacakları ikili işbirliğinin üçüncü ülkelerin katılımıyla ve başka projelerde de sürdürülebileceğini, üçüncü ülkelerde de işbirliği için uygun fırsatlar bulunduğunu kaydetti.

Nükleer çalışmalara ilişkin olarak 9 Mart 2010'da Moskova'da yeni toplantılar yapılacağını belirten Seçin, "Türk tarafından nükleer enerji konusundaki işbirliğine ilişkin hükümetler arası işbirliği anlaşması taslağını önümüzdeki hafta sonuna doğru alacağımızı ümit ediyoruz. Konunun diğer yönleri, ki arasında fiyatlandırma, oradaki sahanın hazırlanması gibi konular yer almaktadır, biz nihai karar alma safhasına çok yaklaşmış bulunmaktayız" şeklinde konuştu.

Türkiye'den yaş sebze-meyve ihracatının kolaylaştırılması konusunda yapılan çalışmalara ilişkin de bilgi veren Seçin, iki ülkenin başbakanlarının 5 yılda ticari ve ekonomik ilişkilerin hacminin 100 milyar dolara ulaştırılması talimatını verdiklerini anımsattı.
....................................

Haberin linki:

http://www.cnnturk.com/2010/ekonomi/genel/02/19/rusyaya.beyaz.et.ihracati.basliyor/564535.0/

watermalon
19-02-2010, 20:40
Bakan Çağlayan'dan tavuk üreticilerine uyarı: Rusya'ya ihracatı fırsat bilip beyaz et fiyatlarını artırmayın

Dış Ticaretten sorumlu Devlet Bakanı Zafer Çağlayan, Rusya'ya 500 bin ton beyaz et ihracatının fırsat bilinerek Türkiye'de tavuk ürünlerine zam yapılmasına izin vermeyeceklerini söyledi. Türkiye'nin yıllık beyaz et üretimi 1 milyon 230 bin ton civarında seyrediyor.

Ankara 1. Organize Sanayi Bölgesi'nde düzenlenen verimlilik programına katılan Çağlayan, program öncesinde basın mensuplarının sorularını cevapladı. Kuş gribinin ardından Türkiye'nin 2 yıldır Rusya'ya beyaz et gönderemediğini kaydeden Çağlayan, Rusya'ya Başbakan Erdoğan ile yaptıkları ziyarette 789 bin ton beyaz et kotasının 500 bin tonunun Türkiye'ye verildiğini söyledi.
Ancak bu arada ihracat yaparken, fiyatların yükselmesi anlamında Türk tüketicisini korumak zorunda olduklarını ifade eden Çağlayan, "İhracat talebinin artmasıyla beraber iç piyasadaki hiç kimsenin fırsatçılık yapmasına bu ürünlerin fiyatlarını yükseltmesine asla izin vermeyiz. Bunu çok net ifade ediyorum. Devletin bütün birimleri görev başındadır. Bundan hiç kimse de fırsatçılık elde etmeye çalışmasın." dedi.

Rusya pazarının daralmasıyla Türk ihracatçısının Irak pazarına yöneldiğine işaret eden Bakan, 500 bin tonu tamamlamak için 11 firmanın da ihracat yapmasının önünün açılması için Tarım Bakanı ile koordineli çalıştıklarını aktardı. 11 firmanın da ambargoyu aşmasıyla beraber ihracatı Rusya'da en büyük ihracatçılarından biri haline geleceklerini söyleyen Çağlayan, "Türkiye'de 1 milyon 230 bin ton kapasite var. Geçen yıl 114 bin ton ihracat yapıldı. Geriye kalan 1 milyon 100 bin ton iç piyasada tüketiliyor." dedi.

İhracat sebebiyle Türkiye'de beyaz et fiyatlarının artmasına müsaade etmeyeceklerini kaydeden Zafer Çağlayan, "İç piyasa dengelerini korumak zorundayız. İhracat talebinin olmasıyla beraber iç piyasadaki hiç kimsenin fırsatçılık yapmasına bu ürünlerin fiyatlarını yükseltmesine asla izin vermeyiz. Bunu çok net ifade ediyorum. Devletin bütün birimleri görev başındadır. Bundan hiç kimse de fırsatçılık elde etmeye çalışmasın." şeklinde konuştu.
............................................

Haberin linki:

http://www.haberrus.com/ekonomi/2006-Bakan-Caglayandan-tavuk-ureticilerine-uyari-Rusyaya-ihracati--firsat-bilip-beyaz-et-fiyatlarini-artirmayin.html

watermalon
19-02-2010, 21:17
Uzun zamandır Dolar/Yen paritesi hakkında yazılar yazmıyorum. Tabi ki yakından takip etmekteyim.


ABD FED'den gelen faiz artırımı doalr/yen paritesinde yükselişlere sebep olacaktır. Unutmayalım yakın tarihimizde bu parite 110-120 aralığında işlem görürü ve bütün dünya bu kurlar üzerinde carry trade yaparlardı. O zamanlar iyi piyasa koşulları konuşulur ve herşey yolunda sinyalleri alınırdı.


Bu döneme gelmek için henüz erken ancak önemli sıkıntı olan yenin değer kaybetmesi Asya borsaları tarafından olumlu algılanacaktır. Özellikle Nikkei endeksinde olumlu sinyaller görebiliriz. Japon ekonomisinde ve ihracatında artışlar ve eski hedefler gündeme gelebilir.


Bu açıdan bakıldığın da faiz artırımı ve dengelerin ve toparlamanın kriz ötesi başlamasıda bir iyimserlik işareti olabilir.


Kısa bir hatırlatma, dolar/yen kısa vadede 92-95 arası hedeflere ulaşması olumlu algılanması gereken bir işaret olacaktır.


kce (kemal c. ERDEM)
www.borsa.us

...................................

Haberin linki:

http://groups.google.com/group/borsaus/web/dolar-yen-carry-trade-balyor-19-ubat-2010?hl=tr

watermalon
19-02-2010, 22:14
Atilla Yeşilada İki Ateş Altında

Piyasalarımızın durumunu bunda daha iyi özetleyecek bir cümle bulamadım. Bir yandan dün Fed’in iskonto faizini 25 puan artırması, öte yandan ise içerde sonu sandık kokan yeni politik gerilimler var. Önce küresel cephede Fed’in kararının, ardından içerdeki gerginliğin olası sonuçlarının piyasalara yasımasına bakacağım...Son bir kaç gündür uzun zamandır şişen baloncukları söndürecek haberler gelmeye başladı, önümüzdeki hafta risk iştahının çok acımasız bir sınavdan geçmesi olası.

Fed iskonto faizini 25 puan artırarak, halka ve ekonomiye değil, ama bankalara sinyal verdi. Artık sonsuz borçlanma günleri bitti. Ama, daha ipoteklerden tüketici kredilerine kadar paranın geniş anlamda maliyetini belirleyecek faiz artırımlarına sıra gelmedi. Asya, dün Wall Street kapanışından sonra gelen bu açıklmaları panik halinde sattı, ama tepki bence biraz abartılıydı. Dün ABD çekirdek TEFE’sinde gözlenen sert sıçramaya karşın, yorumlar çekirdek TÜFE’ nin bu seneyi de %1.5-2 bandında geçirmesini bekliyor. Eğer diğer endikatörlerden enflasyonun arttığına dair sinyal gelmezse, Fed’in dün akşam verdiği faizleri uzun süre düşük tutma sözü geçerli kalır.

Bu durumda aslında doların büyük para birimlerine karşı değer kaznması söz konusu olmamalı, nedense sadece dolara ters korelasyonu ile fiyatlanan emtialarda da dev bir artış beklenmemesi lazım. Özetle, Fed’in hareketi daha yeni bir başlangıcı sinyallemediği için küresel pazarlarda kalıcı bir bozulmaya neden olmayacağını düşünüyorum.

Ama, içerde politik gerginliğin tırmanması rahatsız edici. Dün de www.bilgeyatirimci.com da yazdığım gibi, olayların seyrinin sonucunda ya Yargı Reformu içeren bir anayasa değişikliği teklif, ardından refenrdum, ya da erken seçim gündeme gelebilir. Bence referandum Ankara’nın bir süre felç olması demek. Çifte sandık, büyük bir belirsizlik, ama erken seçim AKP’nin 4 yıl daha iktidarda kalması anlamına gelir. Bu son senaryoyu hem ekonomi hem de piyasaların satın alacağını düşünüyorum.

Ancak, şunu unutmayalım. Bir, Yunan krizi geçmedi...Ülkenin uzun vadeli tahvilleri eş vade Bund’ların 400 baz puan üstünde getiri ile işlem görüyor. Bu Yunnistan için yıkım demek. İki, Asya dışında, ABD ve AB’den umduğum kalite ve güçte makro veri göremediğim için hafif endişelyim. Piyasaların şu andaki çarpanları zayıf veri kaldırmaz. Üç, ve en önemlisi, eğer içerde artık mutad halen gelen kısa vadeli politik şokları değil, seçime gidecek bir sürecin ilk sahnelerini görüyorsak, Türkiye diğer GOP’lardan ayrışabilir. Bu senaryoda, gelecek hafta dönüm noktası olabilir. Çok dikkatli olmalıyız. Küresel iyimserlik devam etse de, Yunanistan krizi bulaşıcı olmasa dahi, ekonomimizin yapısı yeni bir politik çalkantıyı kaldıracak kadar güçlü değil.

Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, sadece yorum ve tavsiyelerde bulunan kişinin görüşlerine dayanmakta ve Eczacıbaşı Menkul Değerler A.Ş.'nin görüşlerini yansıtmamaktadır.

...............................................

http://www.emdas.com.tr/wps/PA_1_0_D4/jsp/html/kosePopup.jsp?url=html/k-makale-19022010-1266569817.html&type=c_makale&first=true&author=Atilla+Ye%C5%9Filada

watermalon
20-02-2010, 14:24
S&P Keşke Hep Beklenti Şeklinde Kalsaydı…


19 Şubat 2010 Cuma Saat: 18:45

Türkiye’nin iki temel beklentisi vardı. Bir tanesi IMF ile anlaşması, ikinci ise S&P’den gelecek bir not artırımıydı. Moody’s tek kademe, Fitch iki kademe not artırımı gerçekleştirmişti. Fakat doğrusu hangisiydi? Burada yetkili merci S&P’idi ve kararı burada önemliydi. S&P tek kademe not artırımı gerçekleştirdi. Fitch’in iki kademelik not artırımını gölgeledi. S&P’nin bu kadar beklemesinde neden, IMF ile bir anlaşma olasılığı olabilirdi. IMF olursa S&P’den iki kademe, umut kalmazsa tek kademe not artırımı bekleniyordu. S&P’den tek kademe not artırımı geldi.Diğer not artırımı için ise 12-24 ay vade vermesi, S&P’nin IMF konusunda ümidi olmadığını ve seçim sonuçlarına kadar beklemede kalabileceğini göstermekte. S&P keşke not artırmak yerine daha beklemeyi tercih etseydi.Türkiye yurtiçinde işler iyi gittiği sürece,yurtdışına bakmayacak. Yurtiçinde de işler kötüleşirse, kötülerle paralel dalgalanacak. Pazartesi Türkiye’de kapasite kullanım oranları Şubat ayı ekonomik gidiş hattına yönelik ilk veri olacak. Yurtdışında Pazartesi günü FED’in iskonto faiz oranını artırmasından sonra Bernanke’nin açıklamaları, Salı günü Almanya İFO güven endeksi, Çarşamba günü Bernanke’den açıklamalar, Perşembe ABD Dayanıklı tüketim malları satışları ve Cuma ABD 4. Çeyrek GDP Revize verisi haftanın en önemli gelişmeleri olacak.

Gökhan USKUAY

.................................

http://www.bilgeyatirimci.com

watermalon
20-02-2010, 14:25
Gerzekler Balosun’da Son Dans: S&P Türkiye’nin Notunu Yükseltti


19 Şubat 2010 Cuma Saat: 16:05

Milyarlarca dolar geliri ve küresel itibarı olan bir kurumun, Türkiye’nin şu anda içinde bulunduğu durumda not artırımına gitmesi, gerzekliğin dik alası. Bugün kurumuza gelen tüm araştırmalarda politik risk algılaması yükselirken, Yunanistana’dan kaynaklanacak bir küresel bulaşmada hala gündemde. Böyle bir ortamda, geçmiş yılların eblehliğini geride bırakmak için not artırımı yapan insanların hakkaten başka gezegende yaşaması lazım. Kanımıza göre, dünyada gelişmelere en son uyanan kurumlar olamn S&P ve Moodys’in son artırımları artık Türkiye’de krizin kaçınılmaz olduğunu haber veriyor

Atilla YEŞİLADA

.....................................

http://www.bilgeyatirimci.com/

watermalon
20-02-2010, 14:43
Büyük Fon Yöneticilerin’dne Son Yorumlar


19 Şubat 2010 Cuma Saat: 16:02

Faber, Dow Jones Sanayi ve S&P 500 endekslerinin, kısa vadede Ocak ayındaki zirvelerine göre % 20 aşağı gelmelerini beklediğini de vurguladı...

The Gloom Boom & Doom Report'un editörü Marc Faber, Çin'in ekonomisindeki hızlı büyümeyi yavaşlatmak için seçtiği yolun kendisini endişelendirdiğini söyledi..

Çin'in ekonomide hızlı büyümeyi yavaşlatmak için kredilerde keskin bir indirim yolunu şeçtiğini belirten Faber, bu durumun Çin'in son dönemdeki hızlı büyümesinden etkilenerek hızlı yükselişler gösteren tüm şirketleri etkileyeceğini vurguladı.

"Buradan Çin hisse senetleri almam" diye konuşan Faber, "Çin'in 2009 yılındaki büyümesinden büyük oranda yararlanan herhangi bir varlık konusunda dikkatli olacağım, çünkü karları sürdürülebilir değil"
dedi..

Bu varlıklar arasında ABD şirketlerinin de yer aldığını belirten Faber, Çin ekonomisinde büyümenin yavaşlaması ile çok fazla aşırı kapasitenin ortaya çıkacağını ve piyasaların arz fazlası ile karşı karşıya kalacağını ifade ederek, "Endüstriyel emtialar oldukça kırılgan hale gelecek" dedi..

Mark Mobius, bir boğa piyasası yaşandığı görüşünde... Fakat yatırımcıların şirket bilançoları hakkındaki belirsizlikleri sebebiyle yükselişin fazla olduğuna ve bir düzeltme yaşanacağına inanıyor..

Mobius, "Gelişen piyasa çarpanları fazla yüksek.. Son 10 yılın ortalamasının üzerinde." dedi.

Mobius, mevcut düzeltmenin arından Latin Amerika piyasalarında yukarı yönlü hareket yaşanacağını düşünüyor çünkü bu piyasaların önceki zirvelerinin yakınlarında gelinmedi..

"Özellikle Brezilya'da işler iyimser ve bu, diğer Latin Amerika ülkelerini de etkileyecek." diyen Mobius'a göre bölgedeki borsalarda rekor seviyeler görülebilir..

Mobius, Brezilya, Meksika, Peru ve Kolombiya'da hisse aldığını, Şili borsasında alım yapmak için de doğru fiyatı beklediğini belirtti...

Hülya Kayıkçı

...............................

http://www.bilgeyatirimci.com/

watermalon
20-02-2010, 14:46
Denize düşen yılana sarılır


BU yazı, çarşamba günkü “AKP’nin İktisadi Dünya Görüşü” başlıklı yazının devamıdır. Çarşambanın yazısını okumadıysanız dert etmeyin. Çünkü bu yazı da tek başına bir makaledir.


O yazının son sözü “İç Borçtan Korkan Dış Borca Girer” idi. Bugünkü başlık, işte o son sözün anlamını tamamlıyor. Kısaca, dış borç, iç borçtan daha tehlikelidir.
* * *
Benim ısrarla vurguladığım bir husus var. Eğer bir ülkede döviz fiyatları yanlış yerde teşekkül etmişse, o ülkede “fiyat istikrarı” dâhil, hiçbir iktisadi denge sürdürülemez. Döviz fiyatının doğru yerde olup olmadığının göstergesi ise “cari işlem” hesabının denkliğidir. Sermaye hareketlerinin serbest olduğu bir ortamda, “dış borç-iç borç” ayırımı yapmak zordur. Özel sektör borçlanmalarının veya Hazine bonolarının TL’li veya dövizli olması da iç borç, dış borç ayırımını göstermez. Son tahlilde “dış borç, cari işlem açığı” demektir. Cari işlem açığının doğrudan yatırımlarla veya sıcak parayla finanse edilmesi o kadar önemli değildir. Cari açık varsa, dış borç artıyor demektir. Eğer cari işlemler hesabı, önemli bir oranda, mesela milli gelirin yüzde 2’si dolayında sürekli açık veriyorsa, o ülke krize gebedir. Sürekli cari işlem fazlası vermek de çarpıklıktır. Bunun da istemeyen sonuçları vardır. Ama fazla, açık vermek kadar tehlikeli değildir. Şurası bilinmelidir ki; açık veya fazla, kader değil, tercihtir.
* * *
Osmanlı, uzun süre zapt ettiği ülkelerden aldığı vergilerle bütçesini dengeledi. Savaş kaybetmeye başlayınca bu gelir kaynağı kurudu. Dara düşen Osmanlı’ya emperyalist devletler yüksek faizle borç verdiler. Osmanlı, bütçe ve cari işlem açıklarını dış borçla kapadı. Ayrıca demiryolları, elektrik, havagazı üretimi kent içi tramvay gibi altyapı yatırımlarını da “imtiyaz” yani “yap işlet” modeliyle yabancılara inşa ettirdi. Ancak günün sonunda “borçkolik” olup, dış borç almadan yaşayamaz hale düştü. Vergisini bile toplayamadı. Yabancı elçiler sadrazamları azarladılar. Ülkede isyanlar çıkarıldı. Adı “Avrupa’nın Hasta Adamı”na çıktı.
* * *
Boğazı Köprüsü, İstanbul’a Üçüncü Köprü, İzmit Körfez Geçişi, nükleer santral ve daha birçok dev yatırım için AKP’nin tasarladığı finansman modeli, Osmanlı’nın uyguladığı “imtiyaz” ve “iltizam” yöntemleridir. Rahmetli Özal da bu yöntemlere bayılırdı. Bu sayede halkın cebinden bir kuruş çıkmadan kalkınmanın olacağına inanırdı. “Köprüyü Satarım” yani köprü geçiş bedellerini peşin paraya kırdırırım diye kükremesi bu sebepledir. Demirel büyüğümüz de buna “borç yiğidin kamçısıdır” derdi. Sonunda millet dayak arsızı oldu. Kamçı yemeden rahat edemez hale geldi. Bundan sonraki yazılarda “akıllı dış borçlanma nedir” ile “faiz ve AKP” konularını ele alacağım.
Son Söz: Yılana sarılanı, yılan sokar.EGE CANSEN
............................................

Haberin linki:

http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/13848790.asp?yazarid=260&gid=61

watermalon
20-02-2010, 15:13
2154'te dünya nasıl olur? Bölüm 1: Bir Madagaskar hikâyesi 20.02.2010 | Güven Sak

Daha Oscar ödül töreni yapılmadı. James Cameron'un "Avatar" filmi bu yıl Oscar'ı silip süpürmeye aday filmlerden biri. Tören günü ne olacağını bilmem ama filmin bugün itibariyle ne kadar para kazandığı, kitlelere ne kadar uzanabildiği ortada. Sinema bir endüstriyse, oylamayı bu endüstrinin çalışanları yapacaksa, Avatar elbette Oscar'lık olur. Film, bütün gişe başarısı hikâyelerini altüst etti. Avatar, şubat ayı itibariyle sinema gişelerinden yaklaşık 2.5 milyar Amerikan Doları topladı. Ama bugünün konusu Avatar'ın gişe performansı filan değil, hatta Avatar filmi de değil. Siz hiç düşündünüz mü? 2154 yılında dünya acaba nasıl olur? Hani Avatar'daki gibi "Pandora"yı hayal etmeyelim. Gelin dünya nasıl olur diye bir düşünelim. Merak edenleri, düşünmek isteyenleri aşağıya bekleriz efendim.
Elbette yarın neler olacağının bir dizi ipucunun bugünlerden belli olması gerekir. Yarınımız bugünlerde olup bitenlerde gizlidir. Bugünün hangi eğilimleri acaba yarının nasıl şekillenmekte olduğu konusunda bize daha fazla malumat aktarmaktadır? Hemen aklınıza Erzurum, Erzincan, Şemdinli, Habur falan gelmesin. Ben bu isimlerin akla getirdiği son derece güncel gelişmelerin 2154 yılının şekillenmesinde hiç de önemli olmayacağını düşünüyorum. Hal, dünya için de böyle, Türkiye için de böyle. Ama bakın Madagaskar'da olup bitenler, hayatımızın seyri konusunda, dikkate alınması gereken önemli bir eğilime işaret ediyor. O nedenle isterseniz düşünme sürecine Madagaskar'dan başlayalım.
Madagaskar'da geçenlerde olup bitenler, bu yüzyılın öbür yüzyıla bağlandığı noktada, öyle Pandora'da filan değil, yer kürede hayat nasıl olabilir konusunda doğrusu ya insanın zihnini açıyor. Yarının mücadele platformunun ne olacağına dair bizi bilgilendiriyor. Hiç Madagaskar Adası'nda olup bitenlerle ilgilendiniz mi? Buyurun beraber bir bakalım.
Madagaskar'ı New York Hayvanat Bahçesi'nden kaçan Aslan Alex, Zürafa Melman, Zebra Marty ve Suaygırı Gloria vasıtasıyla duymuş olanlar için öncelikle vurgulayalım: Madagaskar, dünyanın dördüncü büyük adasıdır. Bir çizgi film adası olmayıp, hakikaten vardır. Afrika'nın Hint Okyanusu tarafında, Güney Afrika'ya yakındır. Türkiye'nin yaklaşık üçte ikisi büyüklüğündedir ve üzerinde yaklaşık yirmi milyon insan yaşamaktadır. Bu insanların yüzde 70'i yoksulluk sınırının altında yaşamaktadır. Yaklaşık bir milyon kişi ise halen uluslararası gıda yardımı ile hayatını idame ettirmektedir. Halbuki ada, dünyamızdaki bitki ve hayvan çeşitlerinin yüzde 5'ini üzerinde barındırmaktadır. Üstelik bunların yüzde 80'i köken olarak Madagaskar'a aittir. Arazi mümbit ve de hayat çeşitlidir. Hikâyemiz tam da bu konu ile alakalıdır.
Hikâyemiz, Güney Koreli Daewoo Lojistik firmasının bir açıklamasına dayalıdır: Buna göre, Daewoo, 2008'in Kasım ayında Madagaskar'ın tarıma elverişli topraklarının yarısını 99 yıllığına kiralamak üzere bir girişimde bulunmuş ve bir ön anlaşma yapmıştır. Hesaba göre burada mısır ve palmiye yağı üretimine ağırlık verilecektir. Daewoo firması böylece Belçika'nın yaklaşık yarısı büyüklüğünde bir tarım arazisinin kontrolünü eline geçirmiş olacaktır. Mısır, Korelilerin günlük yemek listesinde önemli bir yer tutmaktadır. Time dergisinin 23 Kasım 2008 tarihli nüshasındaki habere göre firma yetkilileri yaptıkları yatırımın "gıda güvenliği" (food security) açısından önemini vurgulamaktadırlar. Daha sonra hazırlanmakta olan işlemin niteliği daha da belirginleşmeye başlar, buna göre, Daewoo 99 yıllığına kiraladığı tarım toprağı için kira da ödemeyecektir. Madagaskar'a istihdam yaratmak karşılığında toprak Korelilere kiralanmaktadır.
İşte Afrikalıları, Afrika'ya yabancı yatırımlar konusunda çıldırtan tam da budur.
Afrika'ya aynı eski kolonyalizm döneminde olduğu gibi doğal kaynakları alıp götürmek için gelinmesinden Afrikalılar rahatsızdır. Bunu Afrika Zirvesi sırasındaki iş dünyası görüşmelerinde İstanbul'da çok yakından izleme olanağına sahip olmuştum. Madagaskar tartışması da bu çerçevede son derece anlamlıydı. Sonra adada askeri darbe oldu, anlaşma da rafa kaldırıldı.
Ancak bu anlaşma girişimi ve Afrika ile ilgili olarak gündeme getirilen benzeri iş girişimleri aklımıza 2154 meselesini getirmelidir. Eğer kendi haline bırakılırsa, beslenme desenimiz hızla değişmektedir. Dün bizi besleyen dünyamız, su kaynaklarının ve verimli tarım arazilerinin coğrafi dağılımı nedeniyle bizleri eskisi gibi besleyemeyecektir. Suudi Arabistan, Güney Kore gibi tarım arazisi ve su kaynakları kıt ülkeleri saran bu gıda güvenliği tartışmasına bu çerçevede yaklaşmak gerekmektedir. Ortada bir kolektif eylem problemi vardır: Eğer bizler küresel ısınma, su kaynaklarının yönetimi, gıda güvenliği meselelerinin çözümünü piyasalara bırakırsak, 2154 yılında Afrika'yı neo kolonyal bir yönetimin beklemesi gerekmektedir.
Bakın dünyamızın kalan bölgelerine, her yerde "dünya düzleşmektedir". Küreselleşme ile birlikte dünyamız her yerde birbirine benzer bir biçimde yaşayan insanların olduğu bir büyük ağ ile birbirine bağlanmaktadır. Bu ağın her bir hücresi bir diğerine benzemektedir. Yaşama biçimi ile, çalışma biçimi ile, eğlence biçimi ile, beslenme biçimi ile dünya aynılaşmaktadır. Afrika bugünlerde bu aynılaşma, refahı paylaşma sürecinin dışında kalıyor gibi görünmektedir. İçeridekiler/dışarıdakiler tartışmasının en uç noktasında, dışarıdakilerin toplandığı kıta Afrika olacak gibi durmaktadır.
Yeni kolonyal dönemin temel özelliği de eskisi gibi olacaktır. Hatırlayalım Kraliçe Viktorya dönemini. Nasıldı? Amaç, İngiltere'ye hammadde getirmekti. Hammaddenin yeri saptanırdı. Gemiler oraya bir grup İngiliz'i götürürdü. Karaya çıktıkları yere, ilk karargâhlarını kurarlardı. Burası sonra liman kenti olurdu. Hammaddenin olduğu yere kadar bir tren hattı kurulurdu. Hammaddenin olduğu yer oranın ilk kenti olurdu. Yerliler madende ya da tarlada çalışırdı. Fazlası öldürülürdü. Amaç, çıkan, yetişen hammaddeyi memlekete taşımaktı. Kalanı teferruattı.
Bu çerçevede bakıldığında, Madagaskar hikâyesinin bize anlattığı tam da bir neo kolonyal düzenlemedir. "2154 yılında ne olur?" denildiğinde ilk aklımıza gelen tam da budur. Kendi haline bırakıldığında, çözümü piyasadan beklendiğinde yeni Madagaskar hikâyeleri olur.
İyi olmaz.
...................................

Haberin linki:

http://www.referansgazetesi.com/haber.aspx?YZR_KOD=6&HBR_KOD=137046

watermalon
20-02-2010, 15:15
Deniz Gökçe deniz.gokce@aksam.com.tr
Bütçe kısmen toparlanıyor!

Komşu Yunanistan bütçe açığı ve borç nedeni ile nedeniyle bizim 2001 krizi öncesinde yaşadığımız problemleri yaşıyor. Bizde 2001 krizi öncesinde GSYH'nın yüzde 23'ü civarına yükselen bütçe açığı problemi, IMF anlaşması ile desteklenen sıkı bir programla disiplin altına alınmıştı, şimdi benzer bir disiplini Yunanistan'ın da göstermesi bekleniyor.
Kötümserler ülkemizde de Yunanistan'a benzer bir felaket yaşanacağını düşünüyordu, ama Türkiye Almanya'ya benzer bir problem yaşadı. İhracat hızla düştü, ihracatın çoğunluğu sanayi ürünü olduğu için sanayi yere çakıldı, bu da bir yandan işsizlik yarattı öbür yandan da vergi düşüşü sonucu ve seçimlerdeki maliyetler sonucu (Beldiyeler ve TOKİ kanalı ile transferler sonucu ) bütçe açığı ve borç artışı getirdi. Ama Türkiye'nin bütçe açığı ve borç stoğu düzeyi Yunanistan'ın yarısından az olacak.
Dünyada ve Türkiye'de enflasyon hafifçe başını kaldırıyor, ülkemizde faizler hafifçe yükseldi, ama Merkez Bankası talep zafiyetini göz önüne alarak faizleri değiştirmediği için henüz piyasadaki faizler dalgalanıyor ama yükselmiyor, inip çıkıyor.
Bu hafta ülke içinde ocak ayı bütçe gerçekleşmelerine ilişkin veriler yayınlandı. Hatırlanırsa 2009 yılında bütçe açığına ilişkin tahmin 62.8 milyar TL'ye yükseltilmiş, ancak aralık ayı sonunda 52.2 milyar TL seviyesinde gerçekleşmişti. Bu da tahmini GSYH verilerine göre yüzde 5.5 civarında açık anlamına geliyor. Krizin etkisi ile bu oranın 2009'da yüzde 6'yı aşacağı tahmin edilmişti. 2010 için ise GSYH'nın yüzde 4.9'u oranında bütçe açığı öngörülüyor.
2010 Ocak ayı bütçe verilerine baktığımızda geçen yılın aynı ayına göre küçük bir artış görüyoruz. Ancak bu artış faiz ödemelerinde görülen 2.5 milyar TL'lik artıştan kaynaklanıyor. Yani daha önce yapılan taahhütlerin bir sonucu.
Faiz dışı fazla da geçen yılın ocak ayında 0.8 milyar TL olurken, bu yıl 3.1 milyar TL'ye yükselmiş.
Bütçe verilerinin detaylarında en dikkat çekici gelişme vergi gelirlerinin geçen yılın aynı ayına göre nominal olarak yüzde 25 oranında artması olmuş. Enflasyona göre düzelttiğimizde vergi gelirleri yüzde 15.7 oranında artmış. Bu artış da hem ekonomideki toparlanma sonucunda hem de yeni yılda artırılan vergi oranları sayesinde gerçekleşmiş. Aşağıdaki grafik vergi gelirlerinde kaydedilen reel ve nominal artış oranlarını gösteriyor. Son iki ayda görülen artış oranları hem ekonomideki canlanmaya işaret etmesi açısından hem de bütçe açığının azaltılması hedefi açısından umut veriyor.
Merkezi Yönetim Bütçesi'nin harcamalar tarafında ise toplamda yüzde 20.5 nominal ve yüzde 11.4 reel artış gerçekleşmiş. Ancak yukarıda da değindiğimiz gibi bu artış, faiz ödemelerinin Ocak 2009'daki 3.8 milyar TL'den bu yılın ocak ayında 6.1 milyar TL'ye yükselmesi sonucunda gerçekleşmiş. Faiz dışı harcamalar nominal bazda yüzde 10.3, reel bazda ise sadece yüzde 1.9 oranında artmış.
Detaylara baktığımızda mal ve hizmet alımlarında geçen yılın aynı ayına göre nominal bazda yüzde 33 oranında azalma görüyoruz. Sosyal güvenlik primleri dahil toplam personel giderleri en büyük harcama kalemi olarak nominal yüzde 16 ve reel yüzde 7 oranında artmış. Diğer büyük kalem cari transferler ise nominal yüzde 11 ve reel yüzde 2.5 oranında yükselmiş. Bu artışta sosyal güvenlik kurumlarına yapılan transferlerde devam eden artış trendi rol oynamış. Ocak ayı itibarıyla sosyal güvenlik kurumlarına transferler tahmini olarak GSYH'nın yüzde 5.7'sine ulaşmış bulunuyor. Başka bir açıdan bakarsak, sosyal güvenlik sistemi açık vermemiş olsaydı, krize rağmen şu anda bütçe denk olacaktı. Ancak kısa vadede sosyal güvenlik sistemindeki açık probleminin çözülmesinin pek mümkün olmadığını düşünüyoruz.
Önümüzdeki dönemde vergi gelirlerindeki artışın devam etmesi, harcamaların da disiplin altına alınması sonucu bütçedeki kısmi toparlanmanın devam etmesi Türkiye'nin hanesine pozitif puanlar kazandıracaktır. 2011 yılının seçim yılı olduğunu düşündüğümüzde bu yıl bütçede resmi tahminden daha güçlü bir toparlanma beklememiz gerekiyor.


Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.
.................................

Haberin linki:

http://www.aksam.com.tr/2010/02/20/yazar/16374/deniz_gokce/butce_kismen_toparlaniyor_.html

watermalon
20-02-2010, 16:24
Tavuk üreticisi: Bizimle görüşme olmadı

Pınar ÇELİK/EKONOMİ 20.02.2010
Rusya Başbakan Yardımcısı İgor Seçin'in, Türkiye'de denetimden geçen 11 üreticiden 6'sında uygun şartların tespit edildiğini ve en yakın zamanda Rusya'ya ihracatlarının başlayacağını bildirmesi üreticileri şaşırttı. Beypiliç, Erpiliç, Şeker Piliç, Keskinoğlu, Şenpiliç ve Banvit'ten oluşan 6 firmayla herhangi bir görüşme yapılmadığını belirten Beyaz Et Sanayicileri ve Damızlıkçıları Birliği (BESD-Bir) Başkanı Zuhal Daştan, "Ortada ne fol var ne yumurta. Zaten kabul edilen firmalar Avrupa Birliği ülkelerine ihracat ön izni almış olan firmalar. Rusya da bu firmalardan alalım dedi sanırım" dedi. Banvit Başkanı Ömer Görener ise, kuş gribi döneminde kara listeye alınan Türk firmalarının listeden çıkarıldığını tek gelişmenin bu olduğunu söyledi. Görener, birçok konunun belirsizliğini koruduğunu söyledi.
.............................................

Haberin linki:

http://www.sabah.com.tr/Ekonomi/2010/02/20/tavuk_ureticisi_bizimle_gorusme_olmadi

watermalon
20-02-2010, 21:17
DOĞAN'IN AXEL'E SATIŞ HİKAYESİ BİTTİ
Doğan Yayın, Axel Springer'e yapılacak 2016 vadeli hisse satış görüşmelerinin sona erdiğini açıkladı
Doğan'ın Axel'e satış hikâyesi bitti!


Doğan Yayın Holding, 23 Ekim 2009'da holding hisselerinin bir bölümünü satışa çıkarabileceğini açıklamıştı. Bu açıklamanın ardından 19 Kasım 2009'da Doğan TV'deki ortağı Axel Springer ile 2016 yılına kadar uzanan ilginç bir hisse satış planı açıklamıştı. Bu iki tarih arasında geçen sürede holdingin hisseleri yüzde 33 prim yapmıştı. Aradan geçen 6 günden sonra Doğan bir

açıklama daha yapıp hisse satış anlaşmasının ön koşulunu açıklamıştı. O

koşulun biri de Doğan TV'de süren 3.8 milyar liralık vergi borcu ile ilgili yasal süreçti. Diğeri ise RTÜK mevzuatı gereği yüzde 25'lik yabancı sınırı ile ilgili gelişmelerdi. Dün holdingden yapılan son açıklamada ise Axel Springer ile

ortaklık planının yattığı duyruldu. Anlaşmaya göre Doğan Yayın Holding'in yüzde 29'u 2016'da Axel Springer'in olacaktı ve satış geliri de bu tarihte Doğan'a ödenecekti. Nitekim bu esrarengiz açıklamaya yatırımcı bir anlam verememiş ve hisse senetleri o gün ağır kan kaybetmişti. Hatta Doğan Yayın anlaşmanın detayları ile ilgili önemli bilgileri Türkiye kamuoyundan gizlemiş ve tepki görmüş ancak Axel Springer yatırımcılarına aynı tarihte açıklamıştı.

NEDEN VERGİ DAVASI

23 Ekim 2009'dan bu yana ise hisse senetleri yüzde 70 değer kazandı. Dün gruptan şu açıklama yapıldı: "Mevcut durum itibarıyla, Doğan Yayın Holding A.Ş. ve bu şirketin bağlı ortaklıklarındaki vergi ile ilgili hukuki süreç halen devam ettiğinden, bahse konu Doğan Yayın Holding A.Ş. hisse senetlerinin devri gerçekleştirilmemiş ve bahse konu mutabakat kapsamında süreç sona erdirilmiştir." Diğer yandan grup Doğan TV'de 2020 yılına kadar vade konan halka arz sürecinin ve 385 milyon Euro'luk sermaye artırımının da devam ettiğini ifade etti.

Haberin linki:

http://www.borsagundem.com/haber/oku/manset/15788/doganin_axele_satis_hikayesi_bitti

watermalon
20-02-2010, 21:19
HALKA ARZ SEFERBERLİĞİ İSTANBUL'DAN BAŞLIYOR
İMKB Başkanı Hüseyin Erkan, Bloomberg HT Ekonomi Direktörü Prof. Kerem Alkin'in sorularını yanıtladı
İMKB Başkanı Hüseyin Erkan, 2001 yılından bu yana İMKB’de halka arz sayısında önemli oranda düşüş yaşandığını belirterek, “90’lı yallarda her yıl ortalama 20-25 şirket halka açılırdı. Bu rakam 90’lı yıllardan sonra 5-6’ya kadar indi” dedi. Halka arzın İMKB’nin de bir problemi olmadığını ve Türkiye’nin bu konuya ilgili göstermesi gerektiğini belirten Erkan, bu konuda büyük bir seferberlik başlatacaklarını açıkladı. Bloomberg HT’de yayınlanan Günün Yorumu Programı’nda Bloomberg HT Ekonomi Direktörü Prof. Kerem Alkin’in konuğu olan Erkan, 1.5 yıldır halka arz seferberliği için çalışmalar yaptıklarını belirtti. Erkan Şöyle konuştu: “Türkiye’deki tüm şirketlere ulaşmaya çalışıyoruz sanayi ve ticaret odalarına kayıtlı 100’lerce şirket var. Biz bu şirketlere ulaşmak için sanayi ve ticaret odalarından destek alıyoruz. Eğitim toplantılarına başladık, onların elemanlarını eğitiyoruz. Aracı kurumlarla yatırım bankalarıyla düzenleyici otoriteyle onları buluşturacağız. Halka arz çalışmalarını hızlandırdık.”

İlk toplantının yakında İstanbul’da yapılacağını söyleyen Erkan, “İstanbul en fazla şirketin bulunduğu bölge… İlk binde yer alan sanayi kurumlarının önemli bir kısmı İstanbul bölgesinde. Sadece İstanbul değil Marmara Bölgesi ve Trakya’da 2 bine yakın şirkete davetiye gönderdik. 300’e yakın şirketten olumlu yanıt geldi. 100’ün üzerinde kurumsal yatırıcıyı çağırdık. 35-40 yatırımcı katılacağını bildirdi. Önümüzdeki haftadan itibaren organizatör firmayla birlikte bunun duyurusun yapacağız” şeklinde konuştu.

TÜRKİYE YÜZDE 5 BÜYÜYECEK

Piyasalardaki gelişmeler ve global piyasaların İMKB üzerindeki etkisini değerlendiren Erkan açıklamalarına şöyle devam etti: “Global bir dünyada yaşıyoruz bütün piyasalar birbirinden etkileniyor. Eskiden bağımsız hareket eden piyasalar vardı. Şimdi bunların sayısı oldukça azaldı. Tüm menkul kıymet yatırımcıları bütün dünyayı izliyor. Dünya düşerken bizim kayıtsız kalmaması söz konusu olamazdı. Avrupa’da çok büyük borsalar bizden daha fazla değer kaybetti. Ancak bazı dönemlerde yanlış fiyatlama olduğuna inanıyorum. Kriz döneminde herkesi aynı sepete koydukları için sert düşüşler yaşandı. Şirketlerin kâr rakamları açıklanınca, bankaların bu kârlılığı ön plana çıkınca özellikle bankacılık sektöründeki alımlar endeksi buralara taşıdı. Reel sektörümüz krizden etkilendi ama hızlı bir toparlanma sürecine girdi. Son çeyrekte artı büyümeyle geçireceğiz, ama bu yıl artı yüzde 5-5.5 oranında büyüyeceğimize inanıyorum.”

VERGİ GELİRSE, YATIRIMCI KAÇAR

Son günlerin tartışma konusu olan işlem vergisi ve getiriler üzerinden yapılacak stopaj kesintilerine değinen Başkan Erkan, işlem vergisinin kesinlikle yanlış olduğunu vurguladı. Gelecek vergiler nedeniyle işlemlerin borsa dışına kayacağı uyarısında bulunan Erkan, “Şu anda İMKB’nin işlemlerden daha fazlası Londra’da borsa dışında gerçekleşmekte. Aslında şu anda borsa dışında oluşmuş ciddi bir piyasamız var. Biz önümüzdeki dönemde kurumsal şirketlerin büyük miktarlarda işlem yapacağı bir yapı oluşturmak istiyoruz. İşlem vergisi gelirse, gerek yerli gerek yabancı yatırımcılar yurtdışındaki karanlık havuzlara kaçar. Madem Anayasa Mahkemesi eşit olmayan vergiyi iptal etti. Dolayısıyla sıfır stopajla devam eden bir yapı oluştu. Tahvil, repo ve mevduatta belli oranda stopaj var. Buralarda kalabilir ama hisse senedini bunlardan ayrı tutmak lazım. Tahvil ve repo işlemleri daha çok kurumsal şirketler arasında olmakta. Hisse senetleri bir ortaklığı temsil eden menkul kıymet şirket zaten vergi ödüyor. Temettüde vergi var zaten. Hisselere bir de vergi gelmesi bu piyasaları etkiler. Yabancı Türkiye’deki muhasebesini takip etmek üzere bir temsilci tahsis etmesi gerekiyor. Dönem bitmeden kesinti yapıldığı için fon idarecisi ‘ben bunu yatırımcıma nasıl yansıtacağım’ diyor” diye konuştu
.............................................

Haberin linki:

http://www.borsagundem.com/haber/oku/manset/15787/halka_arz_seferberligi_istanbuldan_basliyor

watermalon
20-02-2010, 21:22
PETKİM'DEN 4.5 MİLYAR DOLARLIK RAFİNERİ YATIRIMI
Petkim’de 40 milyon dolar kâr açıklayacaklarını belirten Aksoy, rafineriyi 2014’te devreye alacaklarını söyledi
Türkiye’nin en büyük petrokimya tesisi Petkim’in yüzde 53’lük hissesinin sahibi olan Socar&Turcas Enerji, verimli geçirdiği 2009’da sonra yeni yatırım planlarını devreye almaya hazırlanıyor.
Turcas Petrol Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Aksoy, Petkim’in 2008’deki 151.3 milyon liralık zararından sonra 2009 için 40 milyon doların üzerinde kâr açıklamaya hazırlandıklarını bildirdi.
Bu yıl tesisi yüzde 100 kapasiteyle çalıştırarak, 1.5 milyon ton üretim yapmayı planladıklarını bildiren Aksoy, yatırım planları hakkında da konuştu.
Aliağa tesisinin yanına 10 milyon ton işleme kapasitesine sahip 4-4.5 milyar dolarlık bir rafineri kurmayı planladıklarını açıklayan Aksoy, en geç 2014’te devreye alacakları rafinerinin İran, Ural, Azeri ve Irak Kerkük petrollerinin tamamını işleyebileceğini kaydetti.


Şah Deniz’den doğalgaz alacak
Erdal Aksoy, 2010’da Şah Deniz boru hattından Türkiye’ye sevk edilen gazın 1.2 milyar metreküpünü Azeri ortakları Socar ile birlikte almak istediklerini bildirdi.
Gazı Petkim’de ve Denizli’de inşa ettikleri santralde kullanacaklarını belirten Aksoy, iç pazara da satış yapmayı düşündüklerini söyledi. Aksoy, 5-10 yılda Şah Deniz’den alacakları gazın en az 3-4 milyar metreküp olacağını kaydetti.

5 milyon tonluk jet yakıtı üretimi
Shell ile ortak oldukları akaryakıt ağının dizel yakıt ve jet yakıtı ihtiyacını karşılamayı hedeflediklerini de vurgulayan Aksoy, yıllık üretim planlarının ise 5 milyon ton civarında olacağını belirtti. Bu arada Aliağa’daki limanı Türkiye’nin en büyük açık deniz limanına dönüştürmek için proje hazırladıklarına dikkat çeken Aksoy, projeye dünya çapında yatırımcı bulmak için Garanti Yatırım’ı yetkilendirdiklerini söyledi. Aksoy, limanın yatırım maliyetini ise 300 milyon dolar olarak bildirdi.

PETKİM’DEN RAKAMLAR
2008 kârı 151.3 milyon dolar zarar
2009 kârı (tahmini) 40 milyon dolar
2010 üretim planı 1.5 milyon ton
Dizel ve jet yakıt üretim planı 5 milyon ton
Yeni rafineriye yatırım 4.5 milyar dolar
Aliağa Limanı’na yatırım 300 milyon dolar

..................................

Haberin linki:

http://www.borsagundem.com/haber/oku/manset/15785/petkimden_45_milyar_dolarlik_rafineri_yatirimi

watermalon
20-02-2010, 21:25
2010'da piyasalara damga vuracak gelişmeler


2010 yılının ilk yarısında piyasalarda çalkantılı bir seyir bekliyoruz. İkinci yarıda ise piyasalarda belirgin bir yükseliş trendinin başlamasını ve 2010 kapanışlarının 2009 kapanışlarına kıyasla daha iyi olmasını öngörüyoruz...
20 Şubat 2010 Cumartesi


2008 ve 2009’da neler oldu?


2008, bankacılık sisteminin tıkandığı, finansal sistemin çökme noktasına geldiği bir yıldı.

2009 finansal piyasalarda yaşanan krizin ve kredi piyasalarındaki kilitlenmenin reel sektörü uçurumdan yuvarladığı bir yıldı. 2009’a krizin etkilerini hafifletmek amacıyla merkez bankaları ve hükümetlerin devreye soktuğu ultra gevşek parasal ve mali önlemler damgasını vurdu.

Olağanüstü kriz karşısında devreye sokulan olağanüstü önlemlerin reel sektör üzerindeki olumlu etkileri 2009’un ikinci yarısından sonra hissedilmeye başladı. Ekonomik toparlanma özellikle geçen yılın son çeyreğinde kuvvetlenmeye başladı. Dünya ekonomisi 2010 yılını zayıf da olsa büyüyerek geçirecek.

2010’A DAMGA VURABİLECEK KONULAR

1. Dünya ekonomisinin yüzde 4 civarında büyümesini bekliyoruz. Ancak gelişmiş ve gelişmekte olan ekonomilerin ciddi şekilde ayrışacağını düşünüyoruz. Gelişmiş ekonomilerdeki büyümenin yüzde 2 ile sınırlı kalmasını, gelişmekte olan ekonomilerin ise yüzde 6.4 civarında büyümesini bekliyoruz.

2. Benzer ayrışmanın gelişmiş ekonomiler içerisinde de yaşanacağını tahmin ediyoruz. Bu bağlamda ABD ekonomisinin 2010 yılında yüzde 2.8 civarında büyümesini; İngiltere, Avrupa ve Japonya’daki ekonomik büyümeninse sırasıyla yüzde 1.2, 1.1 ve 1.5’le sınırlı kalmasını öngörüyoruz. Gelişmiş ekonomiler arasında yaşanmasını beklediğimiz büyüme ayrışmasının para politikaları üzerinden döviz piyasaları üzerinde ciddi şekilde etkili olacağını tahmin ediyoruz.

3. 2010 yılı boyunca ağırlığı hissettireceğini düşündüğümüz bir diğer konu da kamu borçlarındaki artış. Hatırlanacak olursa, 2008 ve 2009 yılında özel sektör şirketlerinin batık haberleri piyasalarda ciddi çalkantılara neden oluyordu. Yatırım bankaları, bankalar, sigorta şirketleri, otomotivciler devlet destekleriyle yaşamlarını sürdürebildi. 2008 ve 2009 yılında özel sektörü ayakta tutmak için devreye sokulan dev kurtarma paketleri 2010 yılında kamu sektöründe ciddi problemler yaşanmasına neden oluyor. Bir yanda ekonomik daralmayla azalan vergi gelirleri diğer yanda teşvik paketleriyle patlayan harcamalar dünya genelinde kamunun borçlanma ihtiyacını ciddi şekilde artırarak önce akım problemine dönüştü. Akım probleminden kastımız hızla artan bütçe açıkları. Bugünün akım problemi de önümüzdeki yıllarda borç stoklarının sert bir şekilde yükselmesine yol açarak stok problemine dönüşecek gibi görünüyor. Stok probleminden kastımız ise kamu borçlarının milli gelire oranı. Stok probleminden kastımız ise kamu borçlarının milli gelire oranındaki hızlı artış. Dubai, Yunanistan, İspanya, İtalya, Portekiz’den son gelen haberler bu beklentilerimizi haklı çıkarıyor.

4. Yıla damgasını vurmasını beklediğimiz bir diğer konu da döviz piyasaları. Bu yıl özellikle euro/dolar ve dolar/yen paritesindeki sert hareketlerin emtialardan hisselere kadar tüm piyasalar üzerinde etkili olmasını bekliyoruz.

2010 İÇİN PİYASA BEKLENTİLERİMİZ

* Gerek ekonomik büyüme gerekse kredi piyasalarındaki toparlanmanın etkisiyle 2010 sonu kapanışlarının 2009 yılına kıyasla çok daha iyi olmasını bekliyoruz. Ancak ara dönemin 2009’a pek benzemesini beklemiyoruz. Hatırlanacak olursa, piyasalardaki ralli 2009’un mart başında başlamış ve birkaç mola yılın bütününde devam etmişti. 2010, bu bağlamda 2009’a kıyasla çok daha zor geçecek. Gerek kamu borcu problemleri, gerek yılın sonlarına doğru yaşanmasını beklediğimiz ekonomik aktivitedeki gevşeme, gerekse merkez bankalarının parasal sıkılaştırma yönünde vermelerini beklediğimiz sinyaller 2010 yılı boyunca piyasalarda zaman zaman sert çalkantılara yol açacaktır.

* Bu nedenle de piyasalarda yılın ikinci yarısına kadar belirgin bir yukarı trend oluşmasını beklemiyoruz. Hatta 10 bin 100 seviyelerinde bulunan Dow Jones endeksinde yılın ilk yarısı içinde 9 bin 300’lü seviyelere kadar geri çekilme bekliyoruz.

* Özetle 2010 yılının ilk yarısında piyasalarda çalkantılı bir seyir bekliyoruz. Ana yönünse aşağı yönde olacağını öngörüyoruz. Bu süreçte Dow Jones’un 9 bin 300’lere kadar düşüş yaşaması olasılığının bir hayli yüksek olduğunu düşünüyoruz. Gene yılın ilk yarısı içinde dolardaki kuvvetlenme eğiliminin devam edeceğini tahmin ediyoruz. Hem risk iştahındaki bozulma hem de ABD ekonomisinin Avrupa ekonomilerine kıyasla daha hızlı toparlanacak olmasına paralel olarak paritenin dolar lehine 1.25’lere kadar gerilemesini bekliyoruz.

* Benzer şekilde yılın ilk yarısında petrol fiyatlarının 65 dolara kadar düşeceğini tahmin ediyoruz.

* Yılın ikinci yarısında ise piyasalarda belirgin bir yükseliş trendinin başlamasını ve 2010 kapanışlarının 2009 kapanışlarına kıyasla daha iyi olmasını bekliyoruz. Yıl sonunda petrol fiyatlarını 90 dolar, Dow Jones’u 11 bin 500 düzeylerinde, euro/dolar paritesini ise 1.48-1.52 aralığında öngörüyoruz. İMKB-100’un ise yılı 60 bin düzeylerine rahatlıkla ulaşacağını tahmin ediyoruz.


ERKİN ŞAHİNÖZ / PARA DERGİSİ
.................................................. .....

Haberin linki:

http://www.finansgundem.com/haber/oku/manset/19163/2009da_piyasalara_damga_vuracak_gelismeler

watermalon
20-02-2010, 21:30
Temettü bonkörü 27 şirket


Son altı yılda temettüde hayal kırıklığı yaratmayan şirketler… Bu yıl bu şirketler için uzmanların önerileri ne?
20 Şubat 2010 Cumartesi

Borsanın temettü bonkörü 27 şirketi

İMKB’yi yönlendiren mevsimsel hareketlerden biri de temettüler. Şu anda borsada hisse bazlı hareketleri yönlendiren de bu yöndeki beklentiler. Portföylerindeki hisseleri temettü beklentilerine göre değiştirmek isteyen yatırımcılar için son altı yılı kapsayan bir araştırma yaptık. Düzenli olarak her yıl temettü veren 27 şirket belirledik. Bunları da en yüksek temettü verenlere göre sıraladık. Yatırım uzmanları, İMKB ortalaması olan yüzde 2.4’ün çok çok üzerinde ve her yıl temettü veren şirketlere dikkat çekiyor. Ford Otosan, Türk Traktör, Oyak ve Sabancı çimento şirketleri, Tüpraş, Türk Telekom ve spor şirketleri öne çıkıyor.

Talip Yılmaz / Ekonomist

Yeni yıla not artırımları ve özellikle IMF beklentileriyle olumlu bir havada giren İMKB, global piyasalara göre bir ayrışma yaşayarak yükselişini sürdürdü. Seans içinde en yüksek 55.911 seviyesini gören ve 1 Şubat’ta 55.526 seviyesinden kapanış yapan İMKB’de, bu tarihten sonra ise hava tersine dönmeye başladı.
İMKB’deki geri çekilmede IMF ile ilgili beklentilerin ötelenmesi ve özellikle Yunanistan, Portekiz ve İspanya ile ilgili kaygılar önemli rol oynadı. Böylece endeks, en son 11 Aralık 2009’da gördüğü 50.000 seviyesinin altını gördü. Ancak sonrasında Yunanistan’ın kurtarılacağı yönündeki haberlerle toparlanan endeks, 50.000 seviyesini şu aşamada destek yapmış görünüyor. Olası yukarı hareketlerde ise analistler 54.000- 55.000 seviyelerinin söz konusu olabileceğini düşünüyor.
Endeks bazında sıkıntılı süreç devam ederken, hisse bazında ise İMKB hareketliliğini sürdürüyor. Önümüzdeki günlerde piyasanın odaklanacağı konuların başında ise 2009 yıl sonu kârları ve bu kârlara bağlı olarak açıklanacak temettü rakamları geliyor.
Endeks ve temettü
İşte bu hafta kapak haberimizde endeksle ilgili beklentilere yer verirken, faizlerin düşmesiyle önemi daha da artan temettü konusunu inceleyeceğiz. Genel olarak değerlendirmelere bakıldığında endekste ciddi bir düşüş olmayacağı beklentisinin ön plana çıktığını söyleyebiliriz. Hatta aşağı hareketlerde iskontolu, beklentisi olan hisselerde alım önerildiği de görülüyor. Çünkü İMKB’nin hisse bazında önemli potansiyelleri barındırdığı ifade ediliyor.
Temettü konusuna bakıldığında ise SPK, 2006’da yürürlüğe koyduğu minimum yüzde 20 temettü dağıtma zorunluluğunu önceki hafta aldığı kararla ortadan kaldırdı. Piyasada bu durum tepki çekmekle birlikte, SPK kararı olsun olmasın düzenli temettü dağıtan ve yüksek temettü verimliliğine sahip şirketlere olan ilginin artması bekleniyor.
Yaptığımız bu çalışmada, son altı yıla yani 2009-2008-2007-2006-2005 ve 2004 yıllarına bakarak, her yıl nakit kâr payı dağıtan 27 şirketi tespit ettik. Bunun yanı sıra söz konusu yıllarda temettü verimliliği en yüksek olan şirketleri de belirledik.
Piyasa beklentileri
Ancak temettü konusuna geçmeden önce piyasanın beklentilerine bakmakta da yarar var.
2009’un en çok kazandıran fonunun yöneticisi Strateji Menkul Değerler Fon Yönecisi Bülent Topbaş, genel olarak piyasaya ilişkin olumlu görüşünü korumakla birlikte AB bölgesinde para birliği ile ilgili sıkıntıların kısa vadede sıkıntı yarattığını söylüyor. Endekste 50.000 altı seviyeleri şu an için öngörmeyen Topbaş, İMKB’nin değerleme olarak iskontolu olduğunu düşünüyor.
Düzeltme hareketinin bir süre daha devam etmesini bekleyen BGC Partners Genel Müdürü Ali Rıza İncekara, ancak kısa vadede 48.000 seviyesinin altında bir endeks beklemediklerini de ifade ediyor.
Hisse bazında bakıldığında şu ana kadar çıkan banka kârlarının beklentilerin biraz üzerinde olduğunu söyleyen İncekara, sektörde 2010’da hedeflenen rakamların da bankacılık sektörüne güveni desteklediği kanısında. Endekste yorgunluk belirtilerinin olduğunu belirten İncekara, “Şubat, daha bir konsolidasyon ayı olarak geçirilecekse de, mart ortası ve nisan ayı içinde daha yukarı yönlü bir piyasa görebileceğimiz düşüncesindeyiz” diyor.
AB’den Yunanistan’a destek kararının ardından endekste 50.000-49.000 seviyelerinin güçlü destek konumuna geldiğini belirten Acar Yatırım Araştırma Müdürü Zeynel Balcı, bundan sonra endekste sert çıkışlar veya sert düşüşler beklemiyor, ağırlıklı olarak hisse bazında hareketlerin görüleceğini ifade ediyor.
Strateji ne olmalı?
Yine hisse bazında hareketlilikte bilanço ve temettü beklentilerine dikkat çeken Balcı, özellikle borsanın lokomotifi bankaların bilanço performansını beğeniyor. Olumsuz tarafta ise AB bölgesine ihracat ağırlıklı çalışan şirketlere dikkat çekiyor. Doların değer kazanmasına ve buna karşın Euro’daki değer kaybına dikkat çeken Balcı, “Maliyetleri artan bu tarz şirketler için sıkıntılı bir süreç yaşanabilir” diyor.
Dünyada toparlanmanın ‘LUV’ yani AB bölgesinde ‘L’, ABD’de ‘U’ ve gelişmekte olan piyasalarda ‘V’ şeklinde olacağını söyleyen Bülent Topbaş, bu beklentiler ışığında özellikle AB bölgesine ihracat yapan Türk şirketlerinin sıkıntı yaşayabileceğini kaydediyor. Önümüzdeki günlerde bilançoların ve temettü getirilerinin izlenmesini tavsiye eden Topbaş, “Akbank ve Garanti’nin kârı geldi. Gelen kâr rakamlarına göre şirketlerin F/K çarpanları daha fazla iskontoyu işaret eder hale geldi. Bu da İMKB’nin cazibesini artırıyor” diyor.
Hisse getirisi önde
Piyasa beklentileri böyle iken, temettü ile ilgili beklentiler bu süreçte daha da önemli hale geliyor. Gelişmiş ülkelerde alternatif yatırım araçlarında çok yüksek getiriler söz konusu olmadığı için, hisse senedi özellikle verdiği temettü nedeniyle cazip bir yatırım aracıdır. Gelişmekte olan piyasalarda ise yakın zamana kadar alternatif yatırım araçlarından yüksek getiriler elde edilebildiği için, hisse senedi geri plandaydı.
Hisse senedi seçiminde ise Türkiye’de yerli yatırımcı, nakit temettü konusuna yüksek reel faizlerin daha cazip olmasının ve uğradığı mağduriyetlerin de etkisiyle çok fazla önem vermiyordu. Yerli yatırımcının daha kısa vadeli, hisse hareketleri yüksek hisselerde spekülatif yatırım yapmayı tercih ettiğini de söylemek mümkün.
Ancak bugün gelinen noktada durum yavaş yavaş değişiyor. Türkiye’de faizlerin yüzde 8.5-9 seviyesinde olduğu dikkate alındığında yatırımcıların hisse senedine ve temettülere verdiği önem artıyor.
Düşük faizde temüttü
Düşen faiz ortamında temettü verimliliği yüksek şirketlerin bundan böyle daha çok ilgi görebileceğini söyleyen Ata Yatırım Genel Müdür Yardımcısı Nergis Kasabalı, ancak bunun yatırımcının beklentileri ve şirketin de gelecek planları ile ilgili olduğunu kaydediyor. Temettü vermeyen her şirketin, olumsuz olarak değerlendirilemeyeceğini belirten Kasabalı, sözlerine şöyle devam ediyor:
“Eğer şirket, kaynaklarını büyüme yönünde kullanıyor ve değer yaratabiliyorsa, o zaman bu sonunda yine yatırımcının elindeki hissenin değerine yansır. Ancak büyüme sürecini tamamlamış şirketler, elinde yüksek nakit değerler tutup, temettü dağıtma konusunda cimri davranıyorsa, o zaman bunun sorgulanması gerekir.”
Gösterge faiz ile yüksek temettü veren şirketlerin ortalama temettü verimi arasındaki farkın, son beş yıldaki en düşük seviyeye gerilediğini anlatan İncekara ise yavaş da olsa bu konuya dikkat edileceğini söylüyor. Örnek vermek gerekirse Tüpraş için yüzde 7-8 seviyelerindeki temettü veriminin mevduat faizlerine çok yakın olduğunu kaydeden İncekara, ayrıca Tüpraş’taki büyümenin de satın alınmış olacağını söylüyor.
İyi temettü veren şirketlerin defansif özelliğinin yüksek olduğunu da ifade eden İncekara, ancak bunun temettü verimi yüksek şirketlerin temettü vermeyenlere göre daha iyi performans göstereceği anlamına da gelmediğini anlatıyor. İncekara, “Çünkü büyümesi yüksek olan ve kârlılığını yeni yatırımlarla arttırabilecek şirketin temettü vermemesi, daha yerinde bir karar olur” diyor.
Temettü zorunluluğu kalktı
Yüzde 20 bedelli ve/veya bedelsiz temettü dağıtma zorunluluğunun kaldırılması konusunda İMKB Başkanı Hüseyin Erkan, basına yaptığı açıklamalarda, temettü kararlarının hisse performanslarını bundan sonra doğrudan etkileyeceğini belirtti. Erkan, şirketlerin de kararlarını bunu dikkate alarak vermeleri gerektiğini de ifade etti. Şirketlerin bu değerlendirmeleri dikkate alıp almayacağını ise zaman gösterecek. Ancak bu konuya değerlendiren analistler, SPK’nın kararının ciddi bir etkisinin olmayacağı görüşünde hemfikir. Burada önemli olanın nakit temettü olduğunu belirten Ali Rıza İncekara, SPK’nın da o yönde bir yaptırımının zaten olmadığını, o nedenle de önemli bir etkisinin olmayacağını düşünüyor.
Bu kararın bazı şirketlere etkisinin olacağını söyleyen Nergis Kasabalı ise ancak bankaların SPK'nın temettü kuralına tabi olmadığını belirtiyor. Ayrıca temettünün bedelsiz olarak da dağıtılabildiğini hatırlatan Kasabalı, “Temettü konusunda SPK'nın zorunluluk getirmesi yerine şirketlerin temettü politikalarını şeffaf ve net bir şekilde belirleyip, bunu yatırımcılarla paylaşması daha önemli. İMKB'de örnekleri var ama sınırlı” diyor.
Temettü veriminin yatırımcıların önem verdiği bir kriter olduğunu anlatan İş Yatırım Araştıma Müdürü Emre Sezan, faizlerin düşük olduğu ortamda sürekli ve yüksek temettü dağıtan şirketlerin yatırımcılar için önemli bir alternatif oluşturduğunu söylüyor. SPK’nın temettü zorunluluğunu kaldırmasıyla ise rakamların düşmesini beklemeyen Sezan, “SPK şirketlere bedelsiz hisse olarak da temettü dağıtma imkanı verdiğinden önceden de nakit dağıtmak istemeyen şirketler bedelsiz hisse senedi olarak temettü veriyordu” diyor.
Düzenli dağıtıyorlar
Biz bu tartışmaların da ışığında SPK’nın kararı olsa da olmasa da, son altı yılda düzenli nakit temettü dağıtan şirketleri araştırdık. Buna göre son altı yılın tamamında düzenli nakit temettü dağıtan 27 şirket mevcut. Bu şirketlere bakıldığında Sabancı Grubu’nun beş şirketle listede ilk sırayı aldığı görülüyor. Yine Koç Grubu’ndan Tüpraş, Ford Otosan ve Türk Traktör şirketleri bu listede yer alan şirketlerden.
Bunun yanında büyük grup şirketleri Anadolu Efes, Enka İnşaat, Borusan Yat. Paz. Ülker Gıda, İş Bankası, Pınar Süt gibi şirketler düzenli temettü dağıtan şirketlerden. Fenerbahçe, GS Sportif gibi geliri yüksek, gideri düşük spor şirketleri listede dikkat çekiyor.
Sektörel olarak bakıldığında ise çimento açık ara önde. Sabancı Grubu’nun Çimsa ve Akçansa’sının yanında Bursa Çimento, Göltaş, Konya Çimento ve Nuh Çimento listede yer alıyor. Listede yer almasa bile Oyak Çimento şirketlerinin de düzenli temettü dağıtma politikası bulunuyor. Yine son yıllardaki yüksek performanslarıyla finans şirketleri de listede dikkat çekiyor.
Temettü verimliliği
Bir şirketin düzenli temettü vermesinin yanı sıra İMKB yatırımcıları açısından dikkat edilen bir konu da, yüksek temettü verimlilik oranı olarak ortaya çıkıyor. Bunun için ise İMKB ortalaması önemli. Son verilere göre İMKB ortalaması yüzde 2.4 seviyesinde. Öte yandan bu oranın hayli üzerinde temettü verimliliğine sahip şirketler de mevcut.
Haberimizin tablosunda son altı yılda (2004-2009) temettü verimi en yüksek şirketleri görebilirsiniz. Genel olarak tabloda ilk üçteki şirket isimleri farklılık gösterse bile bazı şirketlerin temettü verimi en yüksek 20 şirket arasında sıklıkla yer aldığını görebiliyoruz.
Bu şirketlerin başında altı yılda da yer alan Ford Otosan geliyor.
Türk Traktör son altı yılın 5’inde en yüksek temettü veren şirketler listesinde yer alıyor. Bu iki şirketi Bolu Çimento, Adana Çimento B, Mardin Çimento, Ünye Çimento, Akmerkez GYO, Adan Çimento A-C, İzocam, Tüpraş Usaş, GS Sportif ve Alkim Kimya izliyor.
Rakamsal olarak bakıldığında ise İş Bankası, Akbank gibi yüksek kâr açıklayan bankalar ile Türk Telekom, Turkcell, Tüpraş, Ford Otosan, Migros gibi şirketlerin yüksek nakit temettü rakamları dikkat çekiyor. Yüksek temettü rakamlarının ağırlıklı olarak İMKB-30 şirketleri arasında olduğu görülüyor.
Beğenilen şirketler
Tüpraş, Türk Telekom, Oyak Grubu Çimento (Özellikle Mardin, Adana) şirketlerinin istikrarlı bir şekilde kârlarının önemli bir kısmını temettü olarak dağıttığını ifade eden Nergis Kasabalı, bu şirketlerin temettü verimliliğinin gelecek yıllarda da yatırımcıları memnun edecek düzeyde olmasını bekliyor.
Emre Sezan, İş Yatırım’ın tanminlerine göre bu yıl da önceki yıllara benzer bir şekilde, Mardin (yüzde 9.5), Türk Telekom (yüzde 9.23), Ünye Çimento (yüzde9), Tüpraş (yüzde 9), Ford Otosan (yüzde 8.3) , Tofaş (yüzde 6.2) , Bolu Çimento (yüzde 5.39), Arçelik (yüzde 6.28) ve Anadolu Hayat (yüzde 5.12) şirketlerinin öne çıkacağını söylüyor.
İMKB’nin tahmini ortalama temettü verim oranının yüzde 2.4 olduğunu anlatan Emre Sezan, gelişmekte olan ülkeler ortalamasının yüzde 2.9 olduğunu kaydediyor. Sezan, en yüksek temettü verimine sahip ülkelerin Polonya (yüzde 4.17), Çek Cumhuriyeti (yüzde 4.88), Macaristan (yüzde 3.67) ve Brezilya (yüzde 2.84) olduğunu sözlerine ekliyor.
Ali Rıza İncekara, temettü performansı konusunda bu yıl özellikle Türk Telekom, Tüpraş ve Vestel Beyaz Eşya’nın öne çıkmasını bekliyor. İMKB’deki şirketlerin ortalama temettü veriminin yüzde 2’ler seviyesinde olduğunu kaydeden İncekara, gelişmekte olan ülkelerde de oranın bu seviyelerde olduğunu söylüyor. Yüksek büyüme olan Türkiye için bunun doğru olduğunu da belirten İncekara, “Yani büyümeye yatırım yapanların daha az temettü vermesi normal karşılanmalı” diyor.


“Alkim, düzenli olarak temettü dağıtır”
Nihat Erkan/Alkim Kimya Genel Müdürü
“Alkim Kimya, geçmiş yıllardan bu yana her yıl kâr etmiş olup kârını ortakları ile paylaşmış olan nadir şirketlerden biri. Kâr dağıtımı, SPK ve TTK hükümleri doğrultusunda, yasal süreler içerisinde gerçekleştiriliyor. Her pay sahibi, dağıtılan kâr payı oranında kâr hakkına haiz. Dağıtılacak kâr, bilindiği üzere şirketin likidite durumu ve yapacağı yatırımlar göz önünde bulundurulmak suretiyle, her yıl yapılan genel kurul toplantısında belirleniyor. Biz de 2009 yılı kârı ile ilgili kararı genel kurulda belirleyeceğiz.”

“Yüzde 50 temettü dağıtma politikamız var”
Nihat Narin/Turkell Yatırımcı ve Uluslararası Medya İlişkileri Bölüm Başkanı
“Kasım 2004’te Kurumsal Yönetim Komitesi tarafından hazırlanan genel kâr dağıtım politikamıza göre yüzde 50 nakit kâr payı dağıtıyoruz. Bu oran şirketin nakit akışı gereklilikleri, yönetim kurulu ve genel hissedarlar kurulunun onayları ve Türkiye’de uygulanan mevzuat paralelinde değişiklikler gösterebiliyor.
Bu yıl da temettü kararı yönetim kurulu önerisi ve genel kurul kararı ile alınacak. Düzenli temettü ödeyen şirketlere duyulan ilgi halihazırda yüksek. Alternatif yatırım kanallarının cazibesi azaldıkça temettüye ilginin artacağını düşünüyoruz.”

Temettü, bononun alternatifi olacak”
Nergis Kasabalı / Ata Yatırım Genel Müdür Yardımcısı
“İMKB’nin ortalama temettü verimliliği yüzde 3 civarında. Gelişmiş ülkelerle kıyaslarken o ülkelerin faiz oranlarına da bakmak lazım. Faiz oranlarının yüzde 3'ler seviyesinde seyrettiği bir ülkede yüzde 3-4 temettü verimliliği iyi bir seviye olabilir ama bizim gibi faiz oranlarının hala yüzde 8-9 olduğu bir yerde yüzde 3 henüz tatmin edici bir seviye değil.
Ancak faizlerdeki düşüş trendiyle birlikte temettüye olan ilginin artması, kaçınılmaz olacak. Şu anda bazı şirketlerin yıllık temettü getirileri, mevduat veya bono faizi ile rekabet edecek düzeyde hatta daha iyi. Dolayısıyla bu hisseler, bono yatırımcıları için artık önemli bir alternatif.”


BORSANIN TEMEL PERFORMANSI
İMKB’nin temettü performansı, borsanın ilk yıllarında yüksekti. 1988 yılında yüzde 10.5’lik ortalama temettü getirisiyle İMKB rekoru kırıldı. Bu da hisse senedini iyi bir yatırım aracı haline getirdi. 1990'lı yıllarda kamu açıklarının büyümesi sonucunda, iç borçlanma ihtiyacının yükselmesiyle reel olarak faizlerde de yükseliş yaşandı. Risksiz yüksek getiri, hisse senedini geri plana itti. Yüksek enflasyonist ortam, şirketlerin sermayesini eritince, şirketler yüksek oranda özellikle bedelli sermaye artırımına gitmek zorunda kaldı. Bu da verilen temettülerin geri alınmasına neden oldu. 1994 krizinin de etkisiyle temettü performansının iyice gerilediği gözlendi.
Ardından 1998 Rusya krizi, 2001 Şubat krizi derken, ekonomiye paralel olarak şirketler de büyük zararlar açıkladı. Hatta bazı şirketler iflasını açıkladı. Bu dönemde temettü performansı yüzde 1’in de altına geriledi.
Son yıllarda ise global sermaye akışının hızlanması ve global ekonomilerdeki büyüme, SPK’nin yüzde 20 temettü dağıtma zorunluluğu gibi uygulamaları ve reel faizlerde gerileme, şirketlerin performanslarına olumlu yansımaya ve temettü verimi yükselmeye başladı. Temettü verimi oranı yüzde 1’in altından 2008 sonunda piyasa değerlerinin de düşmesiyle yüzde 5’e yükseldi. Bugün gelinen noktada ise piyasa değerlerindeki yükseliş ile birlikte oran yüzde 2.4 oldu. Düşük faz temettü verimi yüksek şirketler açısından önemli bir avantaj. Ancak SPK’nın en az yüzde 20 temettü zorunluluğunu ortadan kaldıran düzenlemesinin temettü rakamına ve verimine etkisini yaşayarak göreceğiz.



Son 6 yılın tamamında düzenli temettü dağıtan 29 hisse var (Bin TL)
2009 2008 2007
Şirket Nakit Net Temettü Temettü verimi (%) Nakit Net Temettü Temettü verimi (%) Nakit Net Temettü Temettü verimi (%)
Akbank 306.000 1,1 612.000 4,3 561.000 2,1
Akçansa 59.502 4,7 106.230 23,3 109.125 8,0
Aksigorta 44.217 2,8 85.190 9,7 55.386 2,6
Alkim Kimya 7.360 4,5 9.585 10,1 10.114 5,7
Anadolu Efes 98.685 1,3 96.773 2,1 82.656 1,3
Borusan Yat. Paz. 935 0,5 2.635 3,1 1.250 1,1
BSH Ev Aletleri 30.371 0,9 34.059 4,2 42.840 3,8
Bursa Çimento 13.492 2,7 35.272 7,3 20.987 2,7
Çimsa 49.304 4,8 127.452 30,8 89.705 7,7
Ege Gübre 854 0,6 3.013 6,0 1.024 0,9
Enka İnşaat 91.800 0,7 45.900 0,7 38.250 0,2
Fenerbahçe Sportif 49.425 4,1 44.537 4,1 38.930 4,7
Ford Otosan 396.528 12,5 438.638 28,7 401.792 9,5
Gs Sportif 15.014 5,1 11.970 4,9 11.935 6,0
Göltaş 6.120 2,1 6.120 3,4 13.464 3,1
İş Bankası A 0 0,0 0 0,0 0 0,0
İş Bankası B 1 0,0 6 0,0 4 0,0
İş Bankası C 140.584 0,7 500.627 4,4 340.159 1,7
İzocam 33.150 5,8 48.450 22,6 38.246 9,4
Kartonsan 2.894 1,4 11.886 7,6 77.889 41,3
Konya Çimento 6.062 1,7 10.356 5,8 13.670 5,4
Nuh Çimento 44.689 2,7 76.609 5,5 51.073 2,6
Pınar Süt 5.704 1,7 26.364 21,6 16.812 4,6
Sabancı Holding 114.750 1,1 153.000 2,4 153.000 1,3
Turkcell 1.098.193 4,7 648.714 3,4 567.040 2,0
Tüpraş 493.726 6,6 890.804 22,0 560.770 6,5
Türk Traktör 14.516 3,0 70.364 32,0 90.950 12,7
Ülker Bisküvi 2.560 0,3 20.682 4,4 20.528 1,6
Yazıcı Holding 28.900 1,9 27.552 3,5 18.744 1,2



Son 6 yılın temettü şapmiyonu şirketleri (Bin TL)
2009
Şirket Nakit Net Temettü Temettü verimi (%)
Deniz Yat. Ort. 14.985 64,5
Migros Ticaret** 2.118.557 60,4
Taç Yat. Ort. 1.080 15,9
Ford Otosan* 396.528 12,5
Bolu Çimento** 27.756 12,1
Ünye Çimento 45.695 10,9
Adana Çimento B** 24.407 9,9
Ayen Enerji 30.788 9,7
Ege Endüstri 2.678 9,3
Bagfaş** 25.680 9,2
Akmerkez GYO** 40.826 9,0
Doğan Holding 208.250 8,3
Adana Çimento A** 36.610 8,1
Türk Telekom 1.266.634 7,9
Adana Çimento C** 6.780 7,9
F-M İzmit Piston** 11.435 7,9
Çelebi Hava Servisi 32.416 7,8
Anadolu Sigorta 42.500 7,4
Çemtaş 5.919 6,9
Mardin Çimento** 48.186 6,7
Ak Yat. Ort. 5.400 42,9
Taç Yat. Ort. 1.388 38,5
Türk Traktör* 70.364 32,0
Çimsa* 127.452 30,8
Adana Çimento B** 36.871 30,1
Ünye Çimento 70.299 30,0
Atlantis Yat. Ort. 600 29,4
Bumerang Yat. Ort. 651 29,3
Deniz Yat. Ort. 4.041 28,7
Ford Otosan* 438.638 28,7
Doğan Burda 6.375 28,6
Adana Çimento A** 55.305 25,5
Mardin Çimento** 72.573 25,2
Bolu Çimento** 34.393 25,0
Akçansa* 106.230 23,3
İzocam* 48.450 22,6
Adana Çimento C** 10.242 22,4
Tüpraş* 890.804 22,0
Eczacıbaşı Yat. Ort. 1.400 21,7
Pınar Süt* 26.364 21,6
Usaş** 71.967 89,9
Kartonsan* 77.889 41,3
Ak Yat. Ort. 7.500 25,4
Bolu Çimento** 49.819 17,0
Aygaz 192.879 14,7
Mardin Çimento** 69.163 14,0
Türk Traktör* 90.950 12,7
Ünye Çimento 77.473 12,2
T. Kalkınma Bankası 103.998 12,1
TS Sportif 22.773 12,0
Batısöke Çimento** 19.688 11,9
Akmerkez GYO** 63.121 11,9
Adana Çimento B** 30.756 11,0
Adana Çimento A** 46.133 10,0
Ford Otosan* 401.792 9,5
Yünsa 4.587 9,4
İzocam* 38.246 9,4
Adana Çimento C** 8.543 9,2
Akçansa* 109.125 8,0
Borusan Mann.** 22.652 7,8
Pera GYO 6.489 25,67
Egeli Yat. Ort. 2.083 19,29
TS Sportif 18.294 17,26
Akmerkez GYO** 71.610 13,94
Hedef Yat. Ort. 465 13,67
Usaş** 21.040 13,32
Türk Traktör* 85.478 13,28
İnfotrend Yat. Ort. 500 12,20
GS Sportif* 17.574 12,08
Ford Otosan* 450.903 11,27
EVG Yat. Ort. 250 10,75
Mardin Çimento** 48.108 9,01
Oysa Çimento 27.614 9,00
Factotürk Factoring 5.396 8,92
Pınar Et-Un** 9.750 8,33
Yünsa 5.249 8,33
Bolu Çimento** 28.995 8,00
Adana Çimento B** 20.447 7,78
Eczacıbaşı Yat. Ort. 1.046 7,55
Alkim Kimya* 8.652 7,51
Bossa** 19.987 14,24
Ford Otosan* 437.585 10,57
GS Sportif* 24.864 10,44
Söktaş** 4.800 9,95
Türk Traktör* 42.300 9,28
Erdemir** 385.419 8,83
FB Sportif* 40.815 7,85
Tüpraş* 478.827 7,71
Borusan Mann.** 22.964 7,11
Çemtaş 8.614 6,67
Döktaş 9.504 6,64
Usaş** 15.424 6,35
Alkim Kimya* 9.277 6,20
Otokar** 13.091 6,20
Demisaş 2.800 6,17
Pınar Et-Un** 5.850 5,87
Arçelik 219.007 5,83
Anadolu Isuzu 18.378 5,80
Trakya Cam 67.351 5,64
Egeli Yat. Ort. 626 5,56
GS Sportif* 41.544 29,16
Taç Yat. Ort. 1.995 25,64
Türk Traktör* 47.969 14,90
Söktaş** 4.800 11,63
Doğuş Otomotiv** 53.000 11,15
Tüpraş* 320.537 9,34
Atlantis Yat. Ort. 300 7,43
Akın Tekstil 5.040 6,94
Alkim Kimya* 7.205 6,94
İzocam* 4.200 6,17
Trakya Cam 50.595 6,04
Çimentaş 11.676 5,22
Fortis 41.555 4,50
Göltaş* 5.400 4,46
Karsu Tekstil 1.755 4,42
Çimsa* 22.927 4,04
FB Sportif* 10.086 3,88
Batıçim** 6.720 3,70
Banvit 4.991 3,61
Ford Otosan* 111.319 3,56

* Bu şirketler son altı yılın tamamında nakit temettü dağıttı.
** Bu şirketlerin son altı yılın beşinde nakit temettü dağıttı.

............................

Haberin linki:

http://www.finansgundem.com/haber/oku/parapiyasa/19184/temettu_bonkoru_27_sirket

watermalon
20-02-2010, 21:35
Beklentisiz borsada bedelsiz heyecanı


Yurtdışı piyasalara bağlı olarak gerileyen İMKB’de, hisse bazlı iç dinamikler etkili oluyor. Yatırımcıların gündeminde bedelsiz hisse verme potansiyeli var. Uzmanlar, bedelsiz potansiyeli en yüksek hisselerden kendi favorilerini seçti...
20 Şubat 2010 Cumartesi


BEKLENTİ, borsaya ilginin artması için en önemli unsurlardan biridir. Öyle ki, başta makro ekonomik göstergeler olmak üzere borsanın bağlı olduğu ülkeyle ilgili hemen her gelişme borsanın seyri üzerinde etkili olabiliyor. Peki ya hisse bazında hangi beklentiler daha etkili oluyor dersiniz?

Şirketlerin yatırımları, üretimleri, satışları, karları elbette çok önemli göstergeler. Tabii karın ortaklar arasında nasıl dağıtıldığı da önemli. Temettü şeklinde mi yoksa bedelsiz hisse dağıtımı şeklinde mi?..

Bugünlerde borsacıların gündeminde daha çok bedelsiz hisse dağıtımına yönelik beklentiler ağırlık taşıyor. Genelde 12 aylık bilançoların açıklanmasından 1 ay önce başlayan bu beklenti, eğer fiyatlarda çok hızlı bir yükseliş yaşanmadıysa mayıs ayının sonlarına kadar devam edebiliyor.

BEDELSİZİN FAYDALARI

Bedelsiz sermaye artışı, anonim ortaklıkların iç kaynaklardan yaptıkları sermaye artışı karşılığı çıkardıkları hisse senetlerini, herhangi bir bedel almaksızın ortaklarına dağıtması olarak tanımlanabilir. Bedelsiz verme potansiyeli ise şirketin bu şekilde sermayesini kaç kat artırabileceğini gösteriyor.

İç kaynaklı bu sermaye artırımları, öncelikle şirketin kredibiletisinin artmasını sağlıyor. İşletme sermayesi ihtiyacının karşılanması, finansal yapının optimizasyonuna imkan verecek şekilde kar dağıtımında istikrarın hedeflenmesi gibi faydaları da göz ardı edilmemeli. Bedelli ya da bedelsiz sermaye artışı, bazen şirketin ticari faaliyetlerinin idame ettirilebilmesi için bir zorunluluk olarak da ortaya çıkabiliyor.

TEK BAŞINA GÖSTERGE OLAMAZ

Uzmanlara göre, bir şirketin hisselerine yatırım yaparken bedelsiz verme potansiyelini tek başına baz almamak, diğer temel analiz göstergelerini de göz önünde bulundurmak gerekiyor. Bu nedenle sadece yüksek bedelsiz potansiyeli olduğu için bir şirkete yatırım yapılması doğru bir hareket değil.

Eti Yatırım Araştırma Müdürü Adem Özen, Finnet verilerini kullanarak, PARA okurları için borsa şirketlerinin bedelsiz verebilme potansiyelini hesapladı. Önde gelen diğer borsa uzmanları da bedelsiz verme potansiyeli paralelinde söz konusu hisselerden 10’unu yorumladı...

Adem ÖZEN / Eti Yatırım Araştırma Müdürü

YAZICILAR’DA YÜKSELME POTANSİYELİ YÜZDE 119

* Yazıcılar Holding: Yazıcılar Holding’in iştirak portföyünde Anadolu Efes, Anadolu Isuzu, Anadolu Endüstri Holding gibi değerli şirketler dikkat çekiyor. Holdingin hisseleri net aktif değerine göre yüzde 100’ün üzerinde yükseliş potansiyeli barındırıyor. Bu şirketlerdeki hisse oranı karşılığında yönetimde tek karar verici konumda olmaması ise bu cazibeyi biraz törpülüyor. Hedef fiyatımız 19.06 TL. Buna göre hisse yüzde 119 yükselme potansiyeli taşıyor.

* BİM: Türkiye’ye yüksek oranlı ve sürekli indirim modelini getiren BİM, 1995 yılında 21 olan mağaza sayısını yürüttüğü hızlı büyüme stratejisi sayesinde 2 bin 100’ün üzerine taşıdı. Böylece Türkiye’nin en büyük perakendecileri sıralamasında ilk 3’e girdi. BİM, Türkiye dışında bakir bir bölge olan Kuzey Afrika’da da yatırım yapıyor. Bu çerçevede Fas’ta da mağaza açtı. Global ekonomilerdeki daralma ve alım gücünün azaldığı dönemlerde, şirketin yüksek indirim mağazacılığı konsepti ucuz ürüne yönelişe bağlı olarak ciro kaybını önleme ve pazar hâkimiyetini koruma anlamında oldukça olumlu görünüyor. Hisse için “tut” tavsiyesinde bulunuyoruz. Yüzde 7 yükselme potansiyeliyle hedef fiyatımız 69.90 TL.

* Tüpraş: Yurtiçi talebin yüzde70-75’ini karşılayarak tekel konumda bulunuyor. Ancak yeni rafineri kurulumu uzun vadeli ve yüklü yatırım gerektiriyor. Şirket, her yıl yüzde 100’ün üzerinde temettü ödemesi, iç talepteki düşüşe sınırlı tepki vermesi ve bu kapsamda yıllar itibariyle yüksek karlılığını koruyabilmesi gibi avantajlarla ön plana çıkıyor. 2010 yılında artan talebe paralel olarak yükselmesi beklenen rafineri marjlarını Tüpraş açısından avantaj olarak görüyoruz. Bu kapsamda hisse için tavsiyemiz “al” şeklinde. Yüzde 24 yükselme potansiyeliyle hedef fiyatımız 34.50 TL.

Ersagun ŞİMŞEK / Tera Menkul Değerler Araştırma Müdürü

BANK ASYA, 60-80 MİLYON TL TEMETTÜ VEREBİLİR

Bank Asya (Asya Katılım Bankası): Piyasalara satış dalgası gelince Bank Asya hisseleri 4.20 seviyelerinden döndü ve şubat ayının ikinci haftası itibariyle 3.58 seviyelerine kadar geriledi. Ancak her sert düşüşte sert tepkiler gösterebiliyor. Takastaki yabancı oranı yüzde 65 seviyelerinde etkinliğini devam ettiriyor. Bank Asya uzun süredir kar payı dağıtmadığı için bu yıl 60-80 milyon TL arasında temettü vermesi muhtemel. 2009 yılı karı beklentilerin altında geleceğini tahmin etmemize rağmen hissenin kısa sürede 5 liraya yükselebileceğini öngörüyoruz.

* Migros: Kısa bir süre önce 20.50 seviyelerini gören hisse, ardından 18.10’a kadar geriledi. Migros’un bu seviyelerden alım için çok uygun olduğunu düşünüyoruz. Eğer 20.20-20.50 aralığını güçlü bir şekilde kırarsa 25 liraya kadar yükselebilir. Aşağıda ise 17.50’de desteği var. Bu seviyenin altının mümkün gözükmediğini düşünüyoruz. Dibe çok yakın olması, yukarı yönlü potansiyelini artırıyor. Bedelsiz verme ihtimalinin de bulunması hisseyi cazip kılacaktır. Piyasada beklenmedik sert bir düşüş olmadığı takdirde hissenin değer kaybetmesini beklemiyoruz.

* Sabancı Holding: İMKB’nin en ucuz kağıtlarından biri olduğunu düşünüyoruz. 6.60 seviyelerine kadar yükselen hisse, ardından satışlarla birlikte 5.75’e kadar geriledi. Piyasanın gerisinde kalması, Enerjisa’da çok ciddi gelişmelerin olması ve temettü verimliliği kağıdı yukarı taşıyacak sebeplerin başında geliyor. Enerjisa’dan olumlu haberler gelir ve piyasa da toparlanma başlarsa 8 liraya kadar hareket olabilir. Bu kağıtta 5 liranın altının olmadığını düşünüyoruz. Piyasalarda beklentilerin ötesinde kötü bir gelişme olmazsa, yatırımcıların öncelikle izlemesi gereken kağıtlardan biri olduğuna inanıyoruz. Ve yukarı yönlü yüzde 70-80 potansiyel öngörüyoruz.

Baki ATILAL / Turkish Yatırım Araştırma Müdürü

YATIRIMCILARIN EN GÖZDE HİSSESİ NETAŞ

* Netaş: 2009 yılı ocak ayında 7.44 TL seviyesinden başlattığı yükseliş hareketini halen devam ettiriyor. Güçlü bir satış ağı bulunan şirket, 2009 yılının dokuz aylık döneminde net 22.7 milyon TL net kar elde etti. Bilindiği gibi, Netaş’ın ana ortağı, Kuzey Amerika’nın en büyük telekomünikasyon şirketlerinden Nortel Networks. Bu şirketin iflasıyla birlikte dünyadaki varlıklarının satışı devam ediyor. Netaş’ta da Nortel’e ait yüzde 53 çoğunluk payının satışı söz konusu. Bu paya Ülker Grubu’na bağlı Datateknik ve Türk Silahlı Kuvvetleri Güçlendirme Vakfı’na bağlı Havelsan’ın talip olduğu yönündeki haberlere yüksek bedelsiz potansiyeli de eklenince, Netaş yatırımcıların en gözde hisselerinden biri haline geldi. Yüzde15 iskonto oranı doğrultusunda hisse için teknik bazlı hedef fiyatımız 64.50 TL.

* Konya Çimento: 2009 yılı dokuz aylık bilançosunda açıkladığı 15.6 milyon TL’lik karın yüzde 52’sini yılın üçüncü çeyreğinde (temmuz, ağustos, eylül) elde etti. Ancak söz konusu dönemde cironun 2008 yılının eş dönemine göre yüzde 4.5 azaldığı dikkat çekiyor. Ayrıca, satışların maliyetindeki yüzde 6.44’lük artış da brüt karın yüzde 24 azalmasına neden oldu. Ancak pazarlama ve genel yönetim giderindeki kısılma sayesinde, 2009 yılı dokuz aylık döneminde elde edilen 8.1 milyon TL’lik faaliyet karının da yüzde 79’u yine temmuz, ağustos, eylül döneminde elde edildi. Hissede 93 TL seviyesi stop-loss olmak üzere mevcut pozisyonların korunmasını öneriyoruz. Yüzde 9 iskonto oranıyla teknik bazlı hedef fiyatımız 110.50 TL.

* Aselsan: Orta Vadeli Plan’da, savunma sanayii bütçesi 2010 yılı için 15.1 milyar TL olarak açıklanmıştı. Bu rakam bütçenin yüzde 5.63’ünü teşkil ediyor. 2011 ve 2012 yıllarında ise sırasıyla 16 ve 16.8 milyar TL olarak belirlenen savunma sanayii bütçesinin her yıl ortalama yüzde 5.5 artacağı öngörülüyor. Türkiye, GSYİH’sından askeri harcamalar ve modernizasyon için diğer NATO ülkelerine kıyasla daha fazla pay ayırıyor. Yapılan ve yapılacak projelerde yerli katılım payını yüzde 20’den beş yıllık süreçte yüzde 50’ye yükseltmeyi planlıyor. Aselsan bu noktada en büyük faydayı sağlayacak şirket olarak dikkat çekiyor. Yüzde 31 iskonto oranıyla hisse için teknik bazlı 17.60 TL fiyat öngörüyoruz.

* Çelebi Hava Servisi: Türkiye ve Macaristan pazarlarında hakim bir kompozisyonu var. Bu pazarlar yüksek büyüme potansiyeline sahip. 2009’un kasım ayında Hindistan Yeni Delhi’de kargo faaliyetlerine de başladı. Bu yıl söz konusu havalimanında yer hizmetleri de vermeye başlayacak. Acciona’nın satın alınması için görüşmeler devam ediyor. İspanyol yer hizmetleri şirketi Newco’yu satın almak üzere bağlayıcı olmayan teklif vermesi de ana tercih kriterlerimizi oluşturuyor. Yüzde 24 iskonto oranı doğrultusunda hissede hedef fiyatımız 21.30 TL.

İDİL TARAKLI Para Dergisi
.................................................. .........

http://www.finansgundem.com/haber/oku/manset/19161/beklentisiz_borsada_bedelsiz_heyecani

watermalon
20-02-2010, 21:38
SPK 4 KURULUŞUN MENKUL İHRACINI KAYDA ALDI
SPK, 4 kuruluşun toplam 220,5 milyon lira tutarındaki menkul kıymet ihraç talebinin kayda alınmasına karar verdi.


ANKARA - Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) 4 kuruluşun toplam 220,5 milyon lira tutarındaki menkul kıymet ihraç talebinin kayda alınmasına karar verdi.

SPK'nın haftalık bültenine göre, Kurul tarafından kayda alınan ihraç taleplerinden ikisi hisse senedi, ikisi de yatırım fonuna katılma payından oluşuyor.

Arsan Tekstil Ticaret ve Sanayi A.Ş. 9 milyon 450 bin lirası bedelli olmak üzere hisse senedi ihracı, Mert Gıda Giyim Sanayi ve Ticaret A.Ş. de 3 milyon 591 bin 56 lirası bedelli olmak üzere hisse senedi ihracı için SPK'ya başvuruda bulundu.

SPK, TEB Yatırım Menkul Değerler A.Ş A Tipi Hisse Senedi Fonunun 22,5 milyon lira arttırılan tutar ve 2 milyar 250 milyon adet katılma belgesiyle Yatırım Fonu Katılma Payı ihracına ilişkin talebi ile Türk Ekonomi Bankası A.Ş B Tipi Altın Fonu'nun 185 milyon lira arttırılan tutar ve 18,5 milyar katılma belgesiyle Yatırım Fonu Katılma Payı ihraç talebini de kayda almayı kararlaştırdı.

Finansbank A.Ş kayıtlı sermaye tavanını 3 milyon liradan, 6 milyon lira çıkarmak için kurul kaydına başvuruda bulunurken, Akfen Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı A.Ş'nin 27 milyon 853 bin lirası bedelli hisse senedi ihracı talebi ise kurul kaydına alındı. SPK, Akfen Holding A.Ş'nin 100 milyon lira tutarında 2 yıl vadeli ve değişken faizli ve halka arz yöntemiyle satılacak tahvil ihracını da kayda aldı.
........................................

Haberin linki:

http://www.borsagundem.com/haber/oku/manset/15748/spk_4_kurulusun_menkul_ihracini_kayda_aldi

watermalon
20-02-2010, 21:40
Fortis-TEB birleşmesinde son nokta


Fortis ve Türk Ekonomi Bankası'nın (TEB) birleşme süreciyle ilgili iki önemli karar alındı.
19 Şubat 2010 Cuma

Birleşme süreciyle ilgili olarak alanan iki önemli kararın biri Fortis diğeri ise TEB tarafında alındı. Fortis üst yönetimi bugün tüm şube müdürlerini beş yıldızlı bir otelde toplantıya çağırdı. Toplantıda şube müdürlerine birleşmeyle ilgili bilgi verilmesi bekleniyor.
Fortis tarafında böyle bir gelişme olurken, TEB tarafından ise birleştirme komiteleri oluşturulmaya başlandı. Yani her iki bankanın aynı alanlardaki bankacılık faaliyetlerini birleştirecek komiteler şekillenmeye başladı...
Ayrıntılar Finans Gündem'de olacak.
................................

Haberin linki:

http://www.finansgundem.com/haber/oku/manset/19098/fortisteb_birlesmesinde_son_nokta

watermalon
20-02-2010, 21:45
EURO'YA GEÇMEK İSTEMİYORLAR
MACAR halkının ülke parası forintten bir süre daha ayrılmasının mümkün olmadığı açıklandı.

2004 yılında AB üyeliğine geçen Macaristan’ın yıllar önce 2010 yılında Euro bölgesine dahil olacağı açıklanmış, ancak ülkede yaşanan ekonomik verilerin kötü gidişi ülkenin Euro bölgesine dahil olmasını engellemişti. Macaristan’ın önemli ekonomistleri yaptıkları açıklamalarda, ülkenin Euro bölgesine geçişin her şeyin iyi gitmesi durumunda 2016 yılında olabileceğini belirttiler. Macaristan Merkez Bankası’nın başkanı ve yöneticileri de zaman zaman yaptıkları açıklamalarda, Euro bölgesine dahil olmak için aceleci davranmadıklarını, Maastricht kriterlerinin yakalanmasının ardından bölgeye dahil olmanın ülke açısından daha yararlı olacağını belirtti. Macar halkının çok büyük çoğunluğu ise, konuyla ilgili yapılan araştırmalar ve anketlerde, Euro bölgesine geçmeyi istemedikleri ortaya çıktı. Macarlar, avroya geçen ülkelerin hallerinin belli olduğunu, Macaristan’da zaten pahalı olan hayatın avroya geçişle daha da pahalı olacağı görüşünde birleşiyor.

.................................................

Haberin linki:

http://www.borsagundem.com/haber/oku/ekonomi/15762/euroya_gecmek_istemiyorlar

watermalon
20-02-2010, 21:47
AVRUPA'DA ZENGİN YOLCU PEŞİNE DÜŞTÜ
TÜRK Hava Yolları (THY) Genel Müdürü Temel Kotil, THY’nin Avrupa’nın en büyük 4’ncü büyük havayolu şirketi konumuna geldiğini belirterek, “Bizim başarımız Avrupa’da etkin olmamız ve oradaki hava yollarından pay almamızdan geliyor. THY, Türk pazarının peşinde değil. THY, Türkiye’ye gelen ve giden yolcunun peşinde de değil. Nasıl olsa onları alıyoruz. THY, zengin Avrupalının peşinde. Transit olarak gidenleri almak üzere konumlanmış durumda” dedi.


Avrupa’da iş yapabilmek için kaliteye, ucuz olmaya ve global marka olmaya ihtiyacın olduğunu belirten Kotil, Barcelona ve Manchester United gibi dünyaca ünlü kulüpler ile yapılan sponsorluk anlaşmalarının hepsinin, global bir marka olmak için atılan adımlar olduğunu vurguladı. Barcelona sponsorluğunun parasal olarak çok önemli bir olay olmadığını ifade eden Kotil, şunları söyledi: “Bunun o kadar etki yapacağını bilmiyorduk, öğrendik. Kevin Costner çok işe yaradı. Çok da fazla para harcamadık. Kevin Costner reklamı, Amsterdam uçak kazasının ardından kısa süreliğine yayından kaldırıldı. Yenisini hazırlıyoruz. Barcelona Kulübü Başkanı imza töreni sırasında ‘THY’yi kalitesinden ve daha global bir takım olabilmek için seçtik’ dedi. Bu, dünyada çok sayıda habere konu oldu. Demek ki bu metot çalışıyor. Bunun arkası gelecek.”

Rötarları azaltmak için pist uzatılıyor

TEMEL Kotil, uçaklardaki rötarların önemli nedenlerinden birinin dış koşullar olduğunu belirterek, şöyle konuştu: “Atatürk Havalimanı’ndaki en büyük problemlerden biri rüzgarın lodostan estiği durumlarda pistlerin yapısı nedeniyle kapasitenin düşmesi. Gecikmelerin THY’den kaynaklanan kısmını ortadan kaldırmak için bir günde 25 saat çalışıyoruz. DHMİ ve TAV da bunu önlemek için büyük gayret gösteriyor. Hava şartları probleminden kaynaklanan durumu ortadan kaldırmak için kısa pist uzatılıyor. O pist uzadığı zaman rüzgar durumuna rağmen pist kullanılabilecek. ”
.........................................

Haberin linki:

http://www.borsagundem.com/haber/oku/ekonomi/15763/avrupada_zengin_yolcu_pesine_dustu

watermalon
20-02-2010, 22:12
'Bir tık'la erzak memleketten gelsin
13.02.2010 | Mine Tuduk | Haber

Bidon bidon salçalar, torbalar dolusu bakliyat, makarna, bulgur, tarhana, kavanoz kavanoz ballar ve reçeller. Kiminin damak tadı, kiminin de tasarruf nedeniyle memleketten taşıdığı erzaklar, sanal dünyada yeni bir iş kapısını araladı. Sanal alemin girişimcileri her yörenin meşhur ve en iyi ürünlerini bularak kurdukları internet sitelerinde bir tıkla ‘memleket hasreti' çekenlere ulaştırıyor.
.........................................

Haberin linki:

http://www.referansgazetesi.com/haber.aspx?HBR_KOD=136785&KOS_KOD=62

watermalon
20-02-2010, 22:16
Ekonomi yüzde 4 büyürse, inşaat sektörü yüzde 6 büyümeyi rahat yakalar
03.02.2010 | Noyan Doğan | Yorum

Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı Derneği Başkanı Turgay Tanes, eldeki stok sayesinde, 2010'da konut fiyatlarında keskin çıkışlar olmayacağını belirterek, yılın ilk altı aylık döneminde gayrimenkul sektörünün yüzde 6'lık büyümeyi yakalayacağını söylüyor.


Ekonomik krizden en çok etkilenen piyasaların başında inşaatın geldiğini söylersek, sanırım yanılmış olmayız. Özetleyecek olursak... 2008 yılında ekonomi yüzde 1 büyürken, inşaat sektörü yüzde 8 oranında küçüldü. Bu durum istihdama da yansıdı. İnşaat sektörü, tek başına istihdamda yüzde 7'leri temsil ederken, bu oran bir anda yüzde 5'lere geriledi. 2007 yılında 523 bin konut için yapı izni alınmışken, bu rakam önce 400 binlere ve 2008'in sonlarına doğru da 323 bine kadar düştü. 2009'un başında yeni inşaat izni alacak bir durum kalmadı.
2009'un ikinci çeyreğinde gelen vergi ve harç teşvikleri, piyasanın biraz toparlanmasını sağladı. Bu sayede yapı ruhsat izni 400 binlere yeniden çıktı. Şu bir gerçek ki inşaat sektörü açısından 2008 ve 2009 yılları kelimenin tam anlamıyla kayıp yıl oldu.
Şimdilerde ise yatırımcısından sokaktaki vatandaşına kadar hemen herkesin merak ettiği konu, 2010 yılında inşaat sektöründe nelerin yaşanacağı. Kayıp yıl olmaya devam mı edecek? Yoksa ekonomideki kıpırdanmaya paralel gelişme mi yaşanacak?

Stok var, fiyat artmaz
Geçenlerde, Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı Derneği (GYODER) Başkanı Turgay Tanes ile sohbet ediyoruz... Herkesin merak ettiği konuyu kendisine sordum. Turgay Tanes, yılın ilk altı aylık döneminde yüzde 4'lük büyümenin gerçekleşmesi halinde, gayrimenkul sektörünün de yüzde 6'lık büyümeyi yakalayacağını söylüyor. Ardından da 2010'un gayrimenkul sektörü açısından toparlanma ve büyüme yılı olacağına değiniyor.
Peki, büyümeden kasıt ne? Eldeki stokların eritilmesi mi? Yoksa yeni inşaat yatırımlarının yapılması mı? Ya da yeni inşaat yatırımı olursa, fiyatlar artacak mı?
Turgay Tanes'in bu konulardaki yaklaşımı ilginç. 2004 yılından 2007'ye kadar inşaat piyasasında hızlı bir büyüme dönemi yaşandığını hatırlatıyor Tanes ve bu büyümenin süratle talep getirdiğini; ancak arz tarafının o kadar hazırlıklı olmadığını ifade ediyor. Turgay Tanes'e göre, talebe yetişmek için ihalelere girildi, yeni projeler geliştirildi ve sonuçta, emlak fiyatlarında dramatik artışlar yaşandı. Bunun da beraberinde ciddi bir stok oluşturduğuna dikkat çeken Tanes şunları söylüyor: "Kimileri yüz binlerce konut stokundan bahsediyor. Gerçi bu konuda veri eksikliği var ama yine de bu oranda bir stok yok. Doğrudur, bir stok oluştu. Yapılmış, henüz bazıları satılmamış konutlar var... Yürümekteyken krize girmiş projeler de var. Bizim düşüncemiz, eldeki bu stok sayesinde, 2010 yılında başlayacak toparlanma ile fiyatlarda keskin çıkışlar olmayacak. Bu stok, fiyatları bir ölçüde baskılayacak. Açıkçası, hem sektördeki büyüme hem fiyatlardaki kontrollü artış sonucunda inşaat sektöründe dengeli bir gidiş bekliyoruz."

Konut kredi faizleri düşer mi
Sohbetimiz sırasında Turgay Tanes'e, 2010 yılında inşaat pazarında beklenen gelişmeye paralel, bankaların konut kredilerinde nasıl bir tutum izleyeceklerini de soruyorum. Tanes, bankaların faiz oranlarında bugüne kadar yaptıkları düşüşlerin önemli düşüşler olduğuna değiniyor. Türkiye'deki mevduat yapısı, vade dağılımı ve kaynak ihtiyacı göz önüne alındığında; bankaların, konut kredilerinde faiz oranlarını daha da aşağı çekmeyeceklerini düşünüyor.
"Ufak çaplı düşüşler olabilir ama genel olarak bu oranların korunacağını ve konut kredisi hacminin de kontrollü bir şekilde büyüyeceğini öngörüyoruz" diyor Turgay Tanes ve konut kredisi hacminin 41 milyara çıktığına değinerek, "41 milyar, GSMH'nin yüzde 4'üne tekabül ediyor. Buralara bindelerden geldik. Bankalar, belirli ölçüde kredi paketini gerçekten iyi reytingi olan müşterilere sunuyor. Biz bu seyrin 2010'da da devam edeceğini düşünüyoruz" şeklinde konuşuyor.

Ödenmeyen kredilerin durumu
Geri dönmeyen krediler konusunda sorun yaşanıyor muydu? Turgay Tanes, hiç problem olmadığını belirtiyor ve geri ödenmeyen konut kredilerinin bindeler seviyesinde olduğunu vurguluyor. Tanes, bu konuda veri bilgisi de veriyor:
"Ortalama konut kredisi miktarı 50 bin liralar seviyesinde. Vade de 7 yıl mertebesinde. Demek ki kredi kullananlar kira yerine, taksitini ödeyebileceği şekilde ayarlamışlar."
Turgay Tanes ile inşaat pazarına yönelik sohbetimiz böyleydi. Görünen o ki 2008 ve 2009'u kayıp yıl olarak geçiren inşaatçılar, 2010'dan umutlu. Daha doğrusu, umutlu olmak durumundalar.
Son olarak şunu de ekleyeyim. Eğer ekonomide olağanüstü bir gelişme olmazsa, emlak fiyatları 2010 yılında, bugünkü mertebelerini koruyacak. Daha açık bir anlatımla... Bu yıl konut alımı için uygun bir yıl. Hem elde belirli bir stok var ve fiyatlar artmayacak görünüyor hem de ekonomideki yavaş kıpırdanma piyasada ekstrem sapmalar yaratmayacak.
.................................................. .....

Haberin linki:

http://www.referansgazetesi.com/haber.aspx?HBR_KOD=136313&KTG_KOD=134

watermalon
20-02-2010, 22:22
Krizde evde tüketim ambalajcıya yaradı
16.02.2010 | Özgül Öztürk | Haber

Sigara yasağı ve ekonomik kriz nedeniyle artan evde tüketim alışkanlığı ambalaj sektörünü büyüttü. Birçok sektörün küçüldüğü 2009 yılında, gıda ve diğer sektörlere ambalaj sağlayan fleksibıl ambalaj üreticileri yüzde 3,5 büyüme kaydetti. Geçen yılı 1.5 milyar euro ile kapatan sektör temsilcileri, 2010 yılında yüzde 7 büyüme hedefi koydu. "Ambalaj hayatımızın her yerinde var. Hiçbir şey ambalajsız bir noktadan diğer noktaya taşınamaz" diyen Fleksibıl Ambalaj Sanayicileri Derneği (FASD) Başkanı Vedat Baylan, gıda güvenliği kavramına verilen önem arttıkça ambalajın öneminin de arttığını söyledi.

Gıdanın yüzde 40'ı ambalajsız satılıyor
Ambalajın gıda güvenliği zinciri içinde en önemli parametre olduğuna dikkat çeken Baylan, bu nedenle son yıllarda ambalaj kullanımının sürekli artış gösterdiğine dikkat çekti. Bu yükselişin kriz döneminde bile sürdüğünü belirten Baylan, "15-20 milyar dolarlık gıda ticareti bizsiz yapılamaz" dedi. AB'deki kişi başına düşen ambalaj tüketiminin Türkiye'dekinin 3-4 katı olduğunu ifade eden Baylan, "Şu anda gıda maddelerinin yüzde 35-40'ı ambalajsız olarak satılıyor. Bunların önüne geçilebilirse sektör daha da büyüyecek. Biz tüm bu gelişmeleri dikkate alarak 2010'da en az yüzde 7-8 büyüme hedefliyoruz" diye konuştu.
Baylan, gıda sektöründeki her gelişmenin sektörlerine artı olarak yansıdığını ifade etti. Türkiye'de Milka, Tang, Cipso gibi markalarla yer alan Amerikan Kraft Foods'un, İngiliz Cadbury'yi almasının da Türkiye ambalaj pazarını büyüteceğini belirten Baylan, Türkiye'deki bu markaların ambalaj ihtiyacının yüzde 75'ini FASD üyelerinin karşıladığına dikkat çekti.

Gümrük sorunu çözüldü ihracat hedefi arttı
Kapasitesinin yüzde 35'ini ihraç eden ambalaj sanayicilerinin 70'e yakın ülkenin ambalaj ihtiyacını temin ettiklerini kaydeden Vedat Baylan, önümüzdeki yıllarda ihracat pazarlarını artırmayı planladıklarını söyledi. 2009 yılında yapılan değişiklikle yüzde 3'ten yüzde 6,5'e çıkarılan plastik hammaddelerin gümrük vergilerinin, geçen 2 yıl süresince ambalaj sektörünü olumsuz etkilediğine dikkat çeken Baylan, bu süreçte yurtdışındaki rakiplerin yüzde 3,5 daha ucuz hammadde ithal etmeleriyle ihracatta rekabet gücü ciddi darbe alan sektörün 120 milyon euro zarar ettiğini söyledi. Ancak 2010 yılı başında bu sorunun çözüldüğünü ifade eden Vedat Baylan, "Hükümet yaptığı yanlışı fark etti. Yapılan bu vergi indirimi ile 70 ülkeye ihracat yapan ambalaj sektörünün rekabet gücü yeniden arttı. Bu durum aynı zamanda ülke ekonomisine de katkı sağlayacak" dedi.
......................................

Haberin linki:

http://www.referansgazetesi.com/haber.aspx?HBR_KOD=136863&KTG_KOD=392

watermalon
20-02-2010, 22:41
Sabancı'nın perakendede ciro hedefi 5 milyar TL
27.01.2010 | Haber Merkezi | Haber

Sabancı Grubu ekonomik krize rağmen Carrefoursa, Diasa ve Teknosa zincirleri ile bulunduğu perakende sektöründe cirosunu yüzde 15 arttırarak 4.2 milyar TL'ye çıkardı. Sabancı Perakende Grubu Başkanı Haluk Dinçer, üç şirkete toplam 180 milyon TL yatırım yaptıklarını belirterek "2010 yılına umutla bakmak ve yatırım yapmaya devam etmek istiyoruz. Bunun için ülkemizdeki toplumsal gerginliklerin, siyasi uzlaşmazlıkların, yaşanan acıların ve kutuplaşmaların artık bitmesini bekliyoruz. Türkiye'nin bu zor ekonomik dönemde her zamankinden daha fazla toplumsal ve siyasi huzura ihtiyacı olduğunu görüyoruz" dedi. Teknosa Genel Müdürü Mehmet Nane ise, 2009 yılında ekonomik krize rağmen Teknosa'nın yüzde 13 daralan elektronik perakende pazarında yüzde 15 büyüdüğünü açıkladı.
Sabancı Perakende Grubu Başkanı Haluk Dinçer ve Teknosa Genel Müdürü Mehmet Nane, perakende grubu ve Teknosa'nın 2009 yılı performansı ve 2010 yılı hedeflerini dün düzenlenen bir basın toplantısı ile açıkladı. Sabancı Holding Perakende Grup Başkanı Haluk Dinçer, Sabancı olarak perakendenin ana iş kollarından biri olduğunu kaydederek, krize rağmen bu sektörde yatırıma devam ettiklerine dikkat çekti. Dinçer, "Perakende grubu olarak 180 milyon TL yatırım yaptık. 200'ü aşkın yeni satış noktasını devreye alarak yılsonunda 1100 noktada hizmet eder, 14 bin kişiyi istihdam eder hale geldik. Ekonomideki daralmaya rağmen Sabancı perakende kombine ciromuzu 4.2 milyar TL'ye yükselttik. Teknosa olarak bu krizi fırsata dönüştürmeyi bildik. Pazarda açık ara liderliğimiz sürdürdük. Ve yılı hedeflerimizin üzerinde karlılıkla kapadık" dedi.

Pazar payı hedefi yüzde 18
2009 yılında krizin fırsat tarafını Teknosa'da kullandıklarını belirten Mehmet Nane ise "Büyük dalgalar, büyük kaptanlar oluşturur. Teknosa 2009 yılını sektörden ve ülke ekonomisinden çok farklı geçirdi. Dışarıda kar vardı ama bizim evimizde güneş vardı. 2008 yılında yüzde 12 olan pazar payımızı, 2009'da yüzde 16 seviyesine çıkardık. Hedefimiz net, KDV dahil milyar dolarlık şirket olmak. Geçen sene milyar liralık şirket olmuştuk. KDV dahil milyar doları bu sene vurmayı hedefliyoruz" diye konuştu. 2010'da pazar payını yüzde 18'e çıkarmayı hedeflediklerini kaydeden Nane, 2009 yılında teknoloji perakendeciliğinde yapılan toplam satışların yüzde 50'sinin Teknosa'da gerçekleştiğine dikkat çekti. Nane, yurtdışı yatırımlarına ilişkin olarak, Romanya'da bir girişimleri bulunduğunu, şirket satın almaya ise her zaman açık olduklarını söyledi.

Yeniden ısıtılan yasa talihsizlik
2009'un perakende sektörü açısından parlak geçmediğine dikkat çeken Dinçer, "Bugün perakende sektörünün büyüklüğü 300 milyar TL'yi aştı. Ancak bunun üçte biri modern perakende. Ekonomik daralma yüzde 6'ları aşarken, özel tüketim yüzde 4'lere kadar geriledi. Ancak bu durum modern perakendecilerin Türkiye'nin geleceğine olan inancını azaltmadı. 2009 yılında modern perakendeciler satışlarındaki, kar oranlarındaki büyük baskıya rağmen satış alanlarını tam yüzde 16 arttırdılar. Türkiye krize modern perakende ile direndi ve direnmeye devam ediyor. Bu dirence ancak şapka çıkarılır" dedi.
Haluk Dinçer, toplantıda hükümetin zincir mağazalara yönelik hazırladığı yasa tasarısıyla ilgili bir soruya bunun yeni bir tasarı olmadığını hatırlatarak, şu cevabı verdi: "Anlıyorum ki biz modern perakendeciliğin Türkiye'ye olan katkılarını iyi anlatamamışız. Hükümetin birkaç hafta önce gündemine bu yasayı tekrardan almasını bir talihsizlik olarak değerlendiriyorum. Ama hata bizde. Konuyu daha iyi anlatmalıyız."


SABANCI PERAKENDEDE YÜZDE 19 BÜYÜYECEK
* 2009'da 4.2 milyar lira ciro elde etti.
* 2010 için Carrefoursa, Diasa ve Teknosa olarak yüzde 19 artışla 5 milyar lira hedefleniyor.
* 380 yeni mağaza açılacak. Toplam yatırım hedefi 164 milyon lira.
* 2009'un ilk dokuz aylık döneminde holding satış gelirlerinin yüzde 11,7'si oranında, yani 1.7 milyar lira katkı sağladık.
.........................................

Haberin linki:

http://www.referansgazetesi.com/haber.aspx?HBR_KOD=136038&KTG_KOD=208

watermalon
20-02-2010, 22:49
Kiğılı: Küsen Fenerliye forma satamazsın
12.02.2010 | Ayten Güvenkaya | Haber

Fenerbahçe Kulübü'nün, Fenerbahçe Spor Ürünleri AŞ'den (Fenerium) Sorumlu Asbaşkanı Abdullah Kiğılı, günlük giyim ve ev tekstiline de yer vermeleri sayesinde, ürün satışlarının aylık bazda yüzde 25-30 arttığını söyledi.
Geçen yılın temmuz ayından bu yana Fenerium'u yöneten Kiğılı markasının sahibi Abdullah Kiğılı, sonbahardan bu yana Fenerium mağazalarında gömlek ve triko gibi günlük giyimin yanında, ev tekstili ürünlerine de yer vermeye başladıklarını ve bu değişimin satış artışına katkı sağladığını kaydetti. Kiğılı, dünyanın neresinden olursa olsun İspanya'ya giden herkesin Barcelona forması aldığını ama Türkiye'ye gelince Fenerbahçe forması almadığını kaydeden Kiğılı, bu nedenle daha fazla iş yapmak için hedef kitlelerine de daha fazla seçenek sunmak zorunda olduklarını söyledi.
2000 yılında kurulan ve kulübe mali kaynak sağlamayı amaçlayan Fenerium mağazalarında göreve geldikleri Temmuz 2009'dan bu yana yaşanan değişimi ve sonuçlarını anlatan Kiğılı, ürün çeşitlendirmesi sayesinde satışlarda aylık bazda yüzde 25-30 artış yaşandığını vurguladı. Kiğılı, Türkiye genelindeki 65 Fenerium mağazasında geçen yıl 45 milyon dolar ciro yaptıklarını, bu yılki büyüme hedeflerinin ise yüzde 25 olduğunu dile getirdi.

Hedef, küsen taraftar
Göreve gelmeden önce Fenerium mağazalarında sadece maç kıyafeti bulunduğunu hatırlatan Kiğılı, "Biz Fenerbahçe taraftarının günlük iş kıyafetine de yer vermeye başladık. Triko kazak, gömlek, blazer ceket, gri pantolon gibi ürünler yaptık. Bunlara polar battaniye ve patik gibi ev tekstili ürünleri de ekledik. Taraftar bu ürünleri satın alıyorsa; ki alıyor, doğru yoldasınız demektir. Bu, satışlardan da okunuyor" dedi. Fenerium için bu değişimin gerektiğinin altını çizen Kiğılı, "Bu bir ihtiyaçtı. Çünkü takım iyi olmayınca taraftar küsüp ürün almıyor. Bazı şeyler sahadaki neticeye bağlı. Ama bunun dışında, dünya kulübü değiliz biz. 180 ülkeden İspanya'ya gidenler Barcelona formasını alabiliyor, fakat Türkiye'ye gelince Fenerbahçe formasını almıyor. Dolayısıyla daha fazla iş yapmak için hedef kitlemize yönelik forma dışındaki ürün çeşidini çoğaltmamız şarttı" dedi.
Bu yıl kulübün ikisi kaleci, diğerleri ise kuruluş, çubuklu ve armalı olmak üzere 5 ayrı forma çıkardığını hatırlatan Kiğılı, gelecek sezon için de yeni bir forma hazırlığı içinde olduklarını belirterek, "Yeni formamız mayıs ayı içinde şekillenir" dedi.

En çok armalı satıyor
Fenerium satışları hakkında bilgiler veren Genel Koordinatör Aydın Kirman ise en çok satılan ürünün armalı antrasit forma olduğunu söyledi. Armalı formanın toplam satışlardaki payının yüzde 45 olduğunu hatırlatan Kirman, "Armalı formadan 55 bin adet sipariş verdik ve yüzde 88'ini sattık" dedi. Bununla birlikte Fenerium'u tribüne bağlı marka olmaktan çıkarmaya çalıştıklarını ifade eden Kirman, günlük giyim ve ev tekstili ürünlerinin mağazalardaki raf payının yakında yüzde 15'ten yüzde 25'e çıkacağını söyledi. Kirman, "Taraftara tribün dışında da hitap etmek, gelirler açısından önemli. Taraftarın ilgisi de bizi daha çok motive ediyor" dedi.
.........................................

Haberin linki:

http://www.referansgazetesi.com/haber.aspx?HBR_KOD=136752&KTG_KOD=194

watermalon
21-02-2010, 10:45
Kitap, film ve müzik 650 milyon lirayı gördü, 40 bin metrekare planı hazırladı
Ceyhun KUBURLU 21 Şubat 2010

Son dönemlerde hızla büyüyen kitap, müzik ve film pazarı 2009’da 650 milyon liralık büyüklüğe ulaştı. Sektörün önde gelen zincirlerinden D&R, 2010 yılında 250 milyon liralık ciro hedefledi. Bu yıl 20 yeni mağaza açacaklarını söyleyen D&R Genel Müdürü Kürşat Demircioğlu, “2010’da 20 mağaza açıp 40 bin metrekarelik satış alanına ulaşacağız” dedi.


KİTAP, müzik ve film pazarı 2009 yılında 650 milyon TL’lik ciro yaptı. Sektörün önde gelen mağazalarından D&R 20 yeni mağaza ve 40 bin metrekarelik satış alanı hedefledi. 2010 yılında 250 milyon TL’lik ciroya ulaşacaklarını söyleyen D&R Genel Müdürü Kürşat Demircioğlu, “2009 kriz yılı olmasına rağmen 7 mağaza ile büyümeye devam ettik. D&R Forum İstanbul 2 bin 200 metrekare ile İstanbul’daki en büyük mağazamız oldu. 2010 yılına 3 mağaza ile başladık. Bu yıl 17 mağaza daha açarak toplam 20 mağaza ile 2010 yılı sonunda 40 bin metrekareye ulaşmayı hedefliyoruz. Toplam 1000 kişiye istihdam sağlıyoruz. 2010’da 250 milyon TL’lik ciro ile yüzde 20 büyüme hedefliyoruz” dedi.

Pazarın yüzde 25’ine sahip

Kültür grubu ürünlerinin satış verilerinde her geçen yıl önemli büyüme kaydedildiğini dile getiren Kürşat Demircioğlu, şu değerlendirmeyi yaptı: “D&R’ın satışını yaptığı kültür grubu ürünlerinin yaklaşık pazar büyüklüğü 400-450 milyon TL’yi buldu. Bu rakamlar içinde eğitim ve ders kitapları bulunmuyor. D&R kitap pazarında yüzde 25’lik pazar payına sahip. Toplam kitap satışımızın yüzde 5’ini ithal ürünler oluşturuyor. Bu kitaplar da son dönemlerde büyük ilgi görüyor. Yabancı kitap pazarında da ünlü filmlerin kitaplarına talep artıyor. Bu da ciro rakamlarına önemli bir katkı sağlıyor.”

DVD, VCD satışı arttı

2008 yılında 12 milyon adet satılan VCD, DVD ve Blu-Ray pazarının geçen yıl 15 milyon adeti yakaladığını belirten Kürşat Demircioğlu, şu bilgileri verdi: “2009’da adetsel olarak bir büyüme söz konusu. Cirosal bazda ise önemli bir düşüş var. Bunun en önemli nedeni kampanyalar. Bir diğer nedeni ise bu ürün gruplarında fiyatların daha da aşağıya çekilmesi. Yapımcılar korsanla mücadele ederken fiyatları da önemli ölçüde düşürdü. 2009’da evde sinema keyfi için 100 milyon TL harcandı. Film pazarında D&R’ın payı yüzde 30’u buldu. DVD’nin payı her geçen yıl artıyor. 2009 yılında DVD ürünlerinden yaklaşık 8.5 milyon adet satıldı. Gelişen Blu-Ray film pazarında satışların neredeyse tamamı D&R tarafından gerçekleştirildi.”

Müziğe 100 milyon TL harcadık

Türkiye yasal müzik pazarının 2009’da yaklaşık 100 milyon TL büyüklüğe ulaştığını vurgulayan Kürşat Demircioğlu, şöyle konuştu: “Bu hesap satış üzerinden yapıldı. Üretim verileri bu rakamların yerli müzikte yüzde 40, yabancı müzikte de yaklaşık yüzde 20 daha yukarısında. D&R olarak bu pazarda yerli müzikte yüzde 20, yabancı müzikte yüzde 50’lik paya sahibiz. Bu sektörde dijital pazar büyüklüğü hızlı yükseliş gösteriyor. 2009’un ilk 6 aylık dönemde MÜYAP resmi verilerine göre dijital ortamda 62 milyon adet eser indirildi.”

Oyun pazarı 60 milyon TL’ye ulaştı

D&R olarak konsol oyun pazarında iddialı olduklarını söyleyen Kürşat Demircioğlu, “Playstation, Nintendo ve PC oyunları pazarı 60 milyon TL büyüklüğe ulaştı. Pazarda Playstation ve Nintendo oyunları başı çekerken, D&R’ın konsol oyunlarındaki pazar payı yüzde 22’yi yakaladı” dedi.

Hobi ürünleri satışların yüzde 8’ini oluşturuyor

D&R’ın hobi kategorisinde geliştirilen ve özel günlerde alınabilecek ürünlerin satışında önemli yer tuttuğunu belirten D&R Genel Müdürü Kürşat Demircioğlu, “Hobi grubunda aile oyunları, kırtasiye, oyun ve oyuncak satışları, genel satışların yüzde 8’ini oluşturuyor. Kendimizi perakende mağazacılığının ötesinde bir kültür zinciri olarak tanımlıyoruz” dedi.

Sanal mağazada satışlar artıyor

İNTERNET satışlarında da artış kaydedildiğini anlatan D&R Genel Müdürü Kürşat Demircioğlu, bu alandaki satışları şöyle değerlendirdi: “İnternet sitemiz dr.com.tr 2009 yılında satışlarını önemli ölçüde arttırdı. Müşterilerimizin beklentilerini her yönüyle karşılamayı amaçlıyoruz. Bu nedenle mağazalarımızın yanı sıra sanal mağazacılığa da önem veriyoruz.”
.........................................

Haberin linki:

http://www.hurriyet.com.tr/ekonomi/13857965.asp?gid=254

watermalon
21-02-2010, 10:52
Türkiye'de fırsatlar o kadar çok ki yazı tura bile atsan kazanıyorsun

Şah Tanyeri 21.02.2010
Dünyanın en iyi ekonomistleri arasında yer alan Prof. Tarhan Türkiye'nin fırsatları yüksek ülke olduğunu söyledi
ABD'DE iyi tanınan Türk profesörler var. Bunlardan biri de Vefa Tarhan. İyi bir finansçı olarak bilinen Tarhan, Chicago'da Loyola Üniversitesi'nin yanı sıra, Başbakan Yardımcısı Ali Babacan'ın pazarlama mastırı yaptığı Nortwestern Üniversitesi'nde ziyaretçi öğretim üyeliği yapıyor. AB ekonomik kurumunun, dünyada bilinen bin ekonomist içinde 107'nci sırada gösterdiği Tarhan'ı, Chicago'ya gelmişken, kentin banliyösündeki evinde ziyaret ettim. Prof. Vefa Tarhan, Türkiye'yi yakından izliyor ve konferanslar vermek üzere yılda 4-5 kez ziyaret ediyor. Tarhan'a dışarıdan bakıldığında Türkiye'nin nasıl göründüğünü sordum. Türkiye'nin fırsatları, potansiyeli yüksek, bakir bir ülke olduğunu vurgulayan Tarhan, şu görüşü dile getirdi: "Gelişmiş ülkelerde, ABD'de çok iyi yatırım bulmak zor. Yapılmış zaten en iyi yatırımlar. Türkiye henüz o safhada değil. Daha o kadar fırsatları var ki, o kadar yatırım imkânları zengin ve bakir ülke ki, yazı tura atsanız bile para kazanıyorsunuz."

IMF İLE ANLAŞILACAK
Geçen dönemde Türkiye ekonomisinde birtakım başarıların yakalandığına işaret eden Tarhan, şöyle devam etti: "Enflasyon bunlardan biri. Büyüme hızı yüksek ülkeydi. Doğrudan yatırımlar arttı ama bu başarılar makro seviyeden mikroya inmedi. Avrupa'nın en yüksek hızlı büyüyen ülkesisin ama bu işsizliğe derman olmadı. Büyük büyüme hızı var ama ihracat bazlı olmadı." Prof. Vefa Tarhan, IMF ile de eninde sonunda bir anlaşma yapılacağına inanıyor.

Daire yerine kâğıda yatırım yapılmalı
Ekonomi kadrosu zayıf. Kadronun güçlendirilmesi gerekiyor.
Sermaye piyasaları yeni ürünler ve insanları teşvikle geliştirilmeli. Apartman dairesi almak yerine kâğıda yatırım yapılmalı.
Vergi ve eğitim reformu ihtiyacı var.
Avantajlı konuları belirleyip ihracat politikası oluşturulmalı.
Ekonomi yasalarının değişmesi lazım.
.................................................. ......

:):):)

Haberin linki:

http://www.sabah.com.tr/Ekonomi/2010/02/21/turkiyede_firsatlar_o_kadar_cok_ki_yazi_tura_bile_ atsan_kazaniyorsun

watermalon
21-02-2010, 10:57
Faiz umudu bitti, Türkler riske koştu

ŞELALE KADAK 21.02.2010
Türk yatırımcı profili değişiyor. Garanti Masters Özel Bankacılık Müdürü Demet Şermet, risk nedir bilmeyen ama zaten faizle de istediği getiriyi elde eden müşterilerinin, 2009'dan bu yana hedge fon gibi riskli ürünlere yatırıma yöneldiğini ve riskten korkmadığını söylüyor
Bu söyleşiyi Londra'da yaptım. Garanti Masters Özel Bankacılık Birim Müdürü Demet Apak Şermet'le sabahın erken saatinde Atatürk Havalimanı'nda buluşup Londra'ya uçtuk. Özel bankacılık alanında Euromoney'nin 'en iyi yerel banka' ödülüne bu yıl Garanti Bankası layık görülmüştü. O nedenle Demet Apak Şermet çok heyecanlıydı. Sanırım takdirin yurtdışından geliyor olması bankacılarımızı daha bir mutlu ediyor. Türk bankalarına lafım yok ama dünyanın birçok ünlü bankası 2009'da kriz yüzünden iflas bayrağını çekerken özel bankacılık yapan bankacıların yüzünün nasıl güldüğünü Londra'da gördüm. Demet Apak Şermet de bunlardan biri. tam 2 bin 500 müşterisi var. Hepsi de en az 1 milyon doları olan zenginler. Hepsinin ayrı bir hikâyesi var ve Şermet hemen hemen hepsini yakından tanıyor. Özel bankacılık Türkiye'de öyle çok da eski bir geçmişe sahip değil. O nedenle kısa zamanda birkaç milyar dolarlık yatırımları yönetir hale gelen özel bankacılık birimleri bankaların da göz bebeği. Demet Apak Şermet ile dolardan vazgeçmeyen, olsa olsa en fazla mevduata giden ve orada kalmayı yeğleyen, risklere uzak duran Türk yatırımcısındaki değişimi ve yeni Türk yatırımcısı profilini konuştuk. Paranız var, bankada duruyor ve faiz sizi mutlu etmiyor mu? Risk almaktan korkuyor musunuz? Ya da ne yapmanız gerektiği konusunda fikriniz mi yok? Öyleyse bu yazıyı okuyun. Hem Türk yatırımcısındaki ilginç değişimin ipuçlarını alın, hem de bilinçli bir yatırımcı olarak yatırımlarınıza nasıl yön verebileceğiniz konusunda fikir sahibi olun…

Zenginlerin parasını yönetiyorsunuz. Ama hangi zenginlerin? Ne kadar parası olan size gelebilir? Bir profil çıkartıyoruz ve bakıyoruz o müşterinin 1 milyon doların üzerinde bir varlığı varsa, biz ona 250 bin dolarlık hesap açıyoruz, biliyoruz ki müşteri sonra diğer parasını da getirmeye başlayacak.

Peki size faizlerin yüksek olduğu dönemde müşteri eğilimlerini sorsaydım. Belki sadece mevduat diyecektiniz. Faizler o kadar yüksekti ki müşteriye başka bir ürün teklif etmenize gerek bile yoktu. Oysa şimdi faizden para kazanmak mümkün değil. Bankaya yatırdığı parayla geçinen insanların yeni talepleri ne?

GETİRİSİ VE RİSKİ YÜKSEK
Çok yüksek yatırım ortamında mevduat yapar ve dediğiniz gibi faizin ne olacağını görürlerdi. Daha fazla risk almasına gerek yoktu. Yüzde 2'nin üzerinde aylık getiri varken, müşteri için başka bir yere gitmeye gerek yoktu. Bir de tabii korkuyordu. O nedenle de yatırım fonu denince bile sadece likit fon akla geldi hep. Yani aslında para gecelik repoda duruyordu. Oysa şimdi müşterimiz de baktı ki getiri çok az, risk almak istiyor şimdi.

Yani? Müşteri getiri arayışına girdi. Niye? Çünkü eskiden alıştığı bir getiri var, onu yakalamaya çalışıyor. Farklı arayışlara girdi. Düşünün hisse senetleri yüzde 100 prim yaptı 2009'da. O nedenle biz de yeni ürünler çıkartmaya başladık. Mesela Türkiye'de ilk defa Meksika Pesosu, Rus Rublesi, TL sepetine endeksli dolar bazında mevduat çıkarttık. Müşteriye dedik ki dolar bu sepete karşı değer kaybederse çok iyi getiri var. Ana para korumalı olduğu için eğer sepet isteğimiz getiriyi yapmazsa sadece dolarda yüzde 2 faizden vazgeçmiş oluyorsunuz.

HEDGE FONLARA İLGİ ÇOK
En riskli diyebileceğiniz hangi ürünü çıkardınız ve mevduat yerine parasını bu ürüne yatıran çok oldu mu? Belki biraz ironik bulacaksınız ama geçen yıl yani krizin tam ortasında biz İstanbul Hedge Fonu'nu (serbest fon) çıkarttık ve büyük ilgi gördü müşteriden.

Dünya hedge fonlar yüzünden krize girmişti. O günlerde Türk bankacılar bizde o ürünler hiç olmadı diyordu. İlginç değil mi tam kriz sırasında iyi bir alternatif olarak hedge fonları düşünüyor olmanız? Türk bankacılığı bu krize çok güçlü girdi. Bizim öyle sorunlarımız olmadı ve kriz sırasında da örneğin biz özel bankacılık yapanlar müşteriye riskle beraber daha fazla getiri için ne yapabilirize daha çok kafa yorabildik. Müşteri daha fazla risk istiyor. Ama tabii bizde denetleme çok daha iyi olduğundan bu ürünlerde bir sorun yaşanmadı. Yani kaldıraç sınırlı. Dışarıda sınırlı değildi. Her ne kadar serbest olsa da belli kurallara tabii.

ÖZEL BANKACILIK EKİBİ SANAT EĞİTİMİ DAHİ ALIYOR
Demet Apak Şermet'in 200 kişilik bir ekibi bulunuyor. Özel bankacılığın uzman isimleri haline gelen kadroya Şermet modern sanat eğitimi dahi aldırıyor. 'Müşteriyle yakın temas halindeler. Vizyonları açık olsun istiyoruz. Sanat danışmanlığı da veriyoruz' diyen Şermet, 2009'da çok iyi bir yıl geçirince üç şube birden açmış.
.................................................. ...

Haberin linki:

http://www.sabah.com.tr/Ekonomi/2010/02/21/faiz_umudu_bitti_turkler_riske_kostu

watermalon
21-02-2010, 11:03
Faktoring ve leasing şirketleri Anadolu'ya yayılarak büyüyecek

Hazal ATEŞ / ANKARA 21.02.2010
BDDK, toplam büyüklüğü 28 milyar liraya ulaşan finansal kiralama şirketlerine yönelik radikal düzenlemelere hazırlanıyor. Düzenleme ile faktoring şirketlerinin Anadolu'ya açılması sağlanacak
Türkiye'de leasing (63) ve faktoring (76) şirketlerinin sayısı 139'a ulaşırken, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) toplam büyüklüğü 28 milyar liraya ulaşan sektöre ince ayara hazırlanıyor. BDDK Başkanı Tevfik Bilgin, bankacılık sektörünün yanında aracı kurumlar, leasing, faktoring aracı kurumlar, emeklilik fonları gibi enstrümanların çeşitlendirileceğini söyledi. Bilgin, 59 şirketin lisansının iptal edildiğini belirterek, "Riskin sadece bir alanda toplanmaması gerekiyor. Bankacılık iyiyse bütün finansal sistem iyidir mantığı yanlış" dedi. Bilgin, Meclis gündemindeki tasarı ile sektörün legal altyapısının oluşturulacağını belirtti.

"ANADOLU'YA AÇILACAĞIZ"
Faktoring Derneği Başkanı Zafer Ataman da, faktoring şirketlerinin dünyadaki cirosunun 1.9 trilyon dolara ulaştığını anımsatarak, "BDDK ile birlikte çalışma platformu oluşturduk. Yasa ile birlikte sektörün imajı değişecek. Fatura merkezi, alacağın tanımı konusunda uluslararası çizgiyi kaçırmamak gerekiyor. Yasa ile sektör imtiyazlı büyüyecek. 2015 yılında sektörün büyüklüğü 100 milyar doları bulacak" dedi. Ataman, sektörün 28 milyar liralık işlem hacminin yüzde 80'inin yurtiçinde ve garantisiz faktoring olduğunu ifade ederek, şöyle konuştu: "Borçlu açısından garanti vermemiz önemli. AB'de olduğu gibi kredi sigortasının genişletilmesi gerekiyor. Biz sadece ihracat faktoringi kullanıyoruz, ithalata da ihtiyacımız var. Kredi sigortası yaygınlaşırsa garantili faktoring başlayacak. Anadolu'da daha rahat çalışacağız."

Sorunlu alacaklara karşılık ayrılacak
FİNANSAL kiralama şirketlerine ilişkin atılacak adımlar şöyle:
Finansal kiralama, faktoring şirketleri birliği kurulacak.
Finansal kiralama şirketlerinin sahip olmaları gereken asgari ölçüde ödenmiş sermaye tutarları günün şartlarına uygun hale getirilecek.
Şirketlerin işlemlerinden kaynaklanan alacaklarından doğmuş ve doğması beklenen zararlarını karşılamak amacıyla karşılık ayırma zorunluluğu getirilecek.
Şirketlerin etkin gözetim ve denetimi sağlanacak.
Finansal kiralama işlemi tanımı uluslararası standartlara uyumlu hale getirilecek. BDDK sektörü 2006 başında devraldı. İnceledi, sertifikaladı. Bilançolar, müşteri yapılanması incelenecek.
Sektörün işleyişi daha etkin ve sağlıklı hale gelecek.

..........................................

http://www.sabah.com.tr/Ekonomi/2010/02/21/faktoring_ve_leasing_sirketleri_anadoluya_yayilara k_buyuyecek

watermalon
21-02-2010, 11:10
1.3 milyon Amerikalı hastaya hava köprüsü

Şah Tanyeri 21.02.2010
Amerikalı hastaların Türkiye'de daha ucuza tedavisi için proje geliştirildi. 1.3 milyon ABD'linin tedavi edilmesi ve yılda 10 milyar dolarlık gelir hedeflenen proje ile büyük sağlık yatırımları öngörülüyor
Tedavi ücretleri ABD'nin 10'da biri seviyesinde bulunan Türkiye, havayolu köprüsü ile Amerikalı hastaları sağlığına kavuşturabilir mi? Buna inanan bir grup gönüllünün geliştirdiği proje, Başbakan Yardımcısı Ali Babacan'a iletildi, devletin ilgisini bekliyor. Obama ile yapılacak görüşmenin ajandasına bu konuda bir madde sıkıştırılır ve anlaşma sağlanırsa, yılda 10 milyar dolar gelir getirebilecek 1.3 milyon Amerikalının Türkiye'de tedavisinin de kapısı açılacak. Proje gerçekleşirse, ABD ekonomisi de, fiyat avantajı ile 75-90 milyar dolar tasarruf edecek.

OBAMA İLE FARK EDİLDİ
Orta Batı Amerika Türk Amerikan Ticaret ve Sanayi Odası (TACCI-Midwest), 12- 13 Mart 2010'da Chicago'da ikinci sağlık turizmini düzenliyor. Konferansa, THY, Akredite Hastaneler Derneği ve sağlık şirketinin merkezini Dubai'den Türkiye'ye taşıyan GE Healtcare firması sponsor oldu. ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton ile bazı Türk bakanların da davet edildiği konferansta, Türkiye ve hastaneler tanıtılacak, sağlık yatırımlarının avantajları ele alınacak. THY Chicago Müdürü Rengin Akıllıoğlu ile projeyi konuştuk. Akıllıoğlu, önce rakamların altını çiziyor. Dünyada 60 milyar dolarlık sağlık turizmi pazarı var. Türkiye'nin bu pazardan aldığı pay sadece yüzde 1.87. Hedef, 100 milyar dolara çıkması önörülen dünya sağlık turizmi pazarında, Türkiye'nin payını yüzde 10'un üzerine çıkarmak. Bu, yılda 10 milyar dolar ve 1.3 milyon hasta transferi anlamına geliyor. Akıllıoğlu soruyor, "Hindistan Amerika'ya, Türkiye'ye göre uçakla 5.5 saat daha ileride. JCI'ye akredite hastane sayısında Türkiye 32 hastane ile dünya birincisi. Neden pazar payımızı yüzde 10'un üzerine çıkaramayalım ki?" Akıllıoğlu, Obama'nın sağlık reformu paketiyle krizin boyutunu fark ettiklerini ifade ediyor.

THY'den hastalara ve yakınlarına indirimli bilet
THY haftada 3 günle başladığı Chicago uçuşlarını, haftanın 7 gününe yaydı. Bu pazarda yılda 250 bin yolcu taşıyor. Şimdi hedef, günde 2 sefer gerçekleştirmek. 1.3 milyon yolcu, THY'nin ABD'de 4-5 kat büyümesi anlamına geliyor. THY, ABD çıkışlı hastalar için sistem ücretleri üzerinden hasta ve iki yakınına yüzde 25 indirim uyguluyor. Tarih değişikliği halinde ceza alınmayacak.

Herkes kazanacak
Türkiye, 1.3 milyon ABD'li hastaya bakarak, yılda 10 milyar dolar kazanacak.
Ülkenin sağlık altyapısı güçlenecek. Milyarlarca dolarlık hastane yatırımı yapılacak, binlerce yeni doktora kavuşulacak, sağlık hizmetinin kalitesi daha da artacak.
THY yolcu trafiği 4'e 5'e katlanacak.
Proje, Türkiye'deki sağlık kuruluşlarının yanı sıra sigorta şirketlerini de harekete geçirecek.
ABD, daha ucuza tedavi ettirerek 75- 90 milyar dolar tasarruf edecek.

Pilot uygulama belediye hastaneleri ile başlıyor
AKILLIOĞLU'NUN verdiği bilgiye göre, proje bir pilot uygulamayla da başlatılma aşamasına geldi. Şimdilik adı verilmeyen yerel bir yönetim ile anlaşıldı. Bu yönetimin 4 hastanesinde yılda 11 bin ameliyat, 1 milyon hasta ziyareti söz konusu. Yöneticiler Türkiye'ye giderek hastaneleri ziyaret edecek. Sonraki aşamada ise, eyaletler bazında çalışma başlatılacak
............................................

Haberin linki:

http://www.sabah.com.tr/Ekonomi/2010/02/21/13_milyon_amerikali_hastaya_hava_koprusu

watermalon
21-02-2010, 11:24
Vakıf Girişim'den 7 milyon dolarlık yatırım


18.02.2010 - 14:19
Son güncelleme : 14:21
Vakıf Girişim katı atık projesinin tasarımcısı ve üstlenicisi Envitec'e yatırım kararı aldı
İSTANBUL - Vakıf Girişim Sermayesi Yatırım Ortaklığı A.Ş, katı atık projesinin tasarımcısı ve üstlenicisi Envitec'e 7 milyon dolar yatırım yapma kararı aldığını açıkladı.

Vakıf Girişim, İskenderun, Dörtyol, Payas ve Belen ilçelerini de bulunduran ve 27 belediyeden oluşan Körfez Belediyeler Birliğinin 2008 yılı sonunda düzenlediği ihale sonucu, 25 yıl süreli Yap-İşlet-Devret yöntemi ile yaklaşık 500 bin nüfuslu İskenderun Körfezi bölgesinin katı atık toplama ve bertaraf projesini üstlenen Envitec'e proje süresince toplam 7 milyon dolar sermaye katkısında bulunacak.

Vakıf Yönetim Kurulu Başkanı Onur Takmak, konuyla ilgili açıklamasında şunları kaydetti:

"Ortakları arasında Almanya merkezli Enviro Metall GmbH, Kanyol İnşaat ve Alman atık teknoloji firması Biodegma GmbH bulunan Envitec ile beraber çalışmak hem bilgi birikimi ve tecrübe açısından, hem de Türkiye'ye hizmet edecek bir çevre dostu lider bir marka yaratmak açısından çok önemli bir adım. Çevre ve enerji altyapısı yatırımları gibi yakından takip ettiğimiz ve yüksek bilgi birikimine sahip olduğumuz bir alanda Envitec sadece İskenderun;da değil Türkiye'deki diğer 200 bölgede de beraber çalışmayı istediğimiz projeler var."
.................................................. ...............

Haberin linki:

http://www.dunyagazetesi.com.tr/vakif-girisimden-7-milyon-dolarlik-yatirim_78730_haber.html?

watermalon
21-02-2010, 11:27
Volkswagen teslimat adetlerini artırdı

Volkswagen, 2010 yılı Ocak ayındaki teslimat adetlerini geçen yıla oranla artırdı.

Volkswagen'den yapılan yazılı açıklamaya göre, Ocak ayında tüm dünyada 359 bin 300 adet otomobil satışı yapan firma, geçen yılın aynı ayına oranla yüzde 46,2 oranında artış gösterdi.

Doğuş Otomotiv, Volkswagen Binek Araç Genel Müdürü Vedat Uygun, dünya çapında yüzde 55,8'lik artışla, 45 bin 600 adet satışa ulaşan Golf'ün en popüler model olduğunu, Golf'ü yüzde 82,8'lik artışla ve 40 bin 200 adetlik satışla Polo'nun izlediğini bildirdi.

Uygun, Türkiye pazarında ocak ayında 1.724 adetlik satışla ithal otomobillerde birinci, toplam binek otomobillerde ikinci sırada yer aldıklarını kaydetti.

.............................................

Haberin linki:

http://bigpara.ekolay.net/M3/haber_detay.asp?id=695791

watermalon
21-02-2010, 13:49
Yatırımcı, Türkiye'yi güvenli liman olarak görüyor, ayağımıza pranga vurmayalım,by SELIM ISIKLAR


Geçen haftanın son iki günü yargıda yaşananlar Borsa'da korku tüneli etkisi yaptı.
Dünya piyasalarının kritik bir dönemeçten geçtiği günlerde birçok Avrupa ülkesinin kredi notunun düşürüldüğü bir ortamda yatırımcılar için güvenli bir liman olma özelliğine kavuşan Türkiye, yargı gerginliği ile adeta prangalandı. Yerli ve yabancı yatırımcılar bir yandan kredi not artırımı ve beklenenden iyi gelen bilanço etkisiyle alım yaparken bir yandan da yargı-siyaset geriliminin giderek büyüyeceği endişesi ile satışlar yaptılar. Hafta sonu riski taşımak istemeyenler kredi not artışı haberlerine rağmen yeni haftayı görmek istediler. Piyasalar üzerinde 2008 yılında çok olumsuz bir etki yapan ve 4 ay yaprak kıpırdamamasına yol açan kapatma davasını hatırlayan yatırımcılar haklı olarak endişelendiler.

Türkiye bir yandan ekonomik politikaları kredi derecelendirme kuruluşları tarafından takdir edilecek bir ilerleme kaydederken bir yandan da paranoyalarla uğraşmaya devam ediyor.

Uluslararası piyasalarda 2010 yılında kritik dönemeçler var. Reel piyasalardaki toparlanmaların devamı için önemli çabalar sergileniyor. Birçok gelişmiş ülke bütçe açıklarındaki büyük gedikleri biliyor ve bu nazik ortamda dikkatli adımlar atmaya çalışıyor. Türkiye IMF'siz geldiği bu noktada halen iyi bir konumda. Ancak bizim ülkemizin bir şanssızlığı ne kadar ekonomik önlemler alırsanız alın ne kadar fedakârlık yaparsanız yapın aklınızın bir ucunda kurumsallaşmış paranoyaların varlığı. Yatırımcılar hep bu endişelerle 'yarın ne olacak?' sorusuyla kafasını yastığa koymak zorunda kalıyor.

Bunun temel sebebi demokrasiyi içine sindiremeyen Türkiye'yi kendi dar vizyonunda görmeye çalışan bir grupla Türkiye'nin hızlı ilerlemesini frenleyen dışarıdan kurulan mekanizmanın işbirliği. AB hedefi işte bu yüzden Türkiye için çok önemli. AB şemsiyesi altına girecek Türkiye artık bu paranoyalarla uğraşmayacak, AB de Türkiye gibi büyüyen bir devi ortak alarak kırılganlığına son verecek bir lokomotife sahip olacak.

Bir yandan gelişmişliği ve modern dünya modelini tercih ediyorum diyeceksiniz bir yandan da AB'ye girmeyi bölünme olarak algılayacaksınız. Dar görüşlü ve dışarıdan kurgulu mekanizma aslında gelişmiş ve daha modern bir Türkiye'yi değil kendi komutasında zayıf bir ülke istiyor.

Geçen hafta iyice gerilen ve yön belirlemeye çalışan piyasalar önümüzdeki haftaya kredi not artışının moraliyle girecek. Zira yatırım yapılabilir ülke kategorisine bir adım yaklaşan Türkiye piyasaları yeni haftaya bu beklentilerle girecektir. Ancak yükselişin endeks bazında devam etmesi yine dış borsalardaki olumlu havanın devam etmesine bağlı kalacaktır. Endeksin 53 bin puanı aşması bankalardaki yükselişle gerçekleşti. Banka hisselerine gelecek kâr satışları 53 bin puanda kalmasını zorlaştırabilir. Endeksteki olası yatay harekette hisse bazı yükselişler haftaya damgasını vurabilir.

2010 yılı olağan genel kurullarının yaklaşmasıyla düşük sermayeli ve büyük fiyatlı hisselere muazzam bir ilgi var, özellikle çimento şirketlerinin 2000 yılındakine benzer bir yükseliş yaşayabileceğinden bahsetmiştik. Gerçekten de inanılmaz bir yükseliş dalgası yaşandı geçen hafta. Önümüzdeki haftada bu hisselere dönük çılgın hareketler ilgi çekici olabilir. Sermaye artırımlarına bu denli ilgi olması ve hızla yükselen bu çeşit hisselerin domino etkisi yaşatması, yatırımcılar tarafından ilgiyle izleniyor. Fiyatı büyük, sermayesi düşük hisselerin genel kurul kararları sonrası tersine hareket yapacağı unutulmamalıdır. Yüksek sermaye artışı kararı verecek şirketler önümüzdeki günlerde bilançoların açıklanmasının ardından şirketlerin yönetim kurulları tarafından bu yönde alınacak karar sonrası ortaya çıkacaktır.

Ancak hemen hatırlatalım; bazı şirketler 10-12 yıldır aynı sermaye ile devam ediyorlar. Sermaye artırımında bir zorunluluk yok. Kredibilitesini artırmak isteyen şirketler sermaye artışına gidiyorlar. Önümüzdeki hafta endeksi değil, hisselerdeki hareketleri takip edin.

Euro/dolar paritesi 9 ay öncesine döndü

Gerek ABD'nin sıkılaştırma politikalarının başlayacağına yönelik endişeler gerekse AB ülkelerindeki finansal sıkıntılar hafta içinde Euro/dolar paritesini 1,3444 seviyesine kadar geriletti. Parite en son 15 Mayıs 2009 tarihinde 1,34 seviyesini test etmiş daha sonra sırasıyla 1,43 ve en son Kasım 2009'da 1,51 seviyelerine kadar yükselmişti. 25 Kasım 2009'dan bu yana küresel likidite şartlarının sıkılaştırılmaya başlanacağı endişeleri, Yunanistan, İrlanda, Portekiz hatta İtalya gibi ülkelerin sanıldığından da büyük borçlulukla karşı karşıya olmaları sebebiyle yeni kredi not indirimlerinin gündemde olması Euro'nun zayıflamasında temel etken olarak gözükmekte. Geçen hafta salı günü bir araya gelen AB Maliye Bakanları'nın toplantısından detaylı bir yardım planı çıkmadı. Yunanistan'a 16 Mart'a kadar yeni önlemleri açıklaması için süre verildi. Bu karar sonrası parite 1,38'e kadar çıkmıştı ki bu defa FED'in iskonto faizlerini 0,50 puandan 0,75 puana kadar yükselttiği haberi geldi. Bu kararın ardından Yunanistan'ın kredi notu düşürüldü ve parite bir kez daha 1,34 seviyesine indi. Sonuç olarak orta vadede dolar güçlenmeye devam edecek gibi görünüyor. Ancak kısa vadede 1,34 aşağı kırılmadığı sürece 1,38-1,42 seviyelerine doğru tepki yükselişi yapması ihtimali gözüküyor. Önümüzdeki hafta gerek ABD gerekse Euro bölgesinden gelecek büyüme ve enflasyon verileri parite üzerinde etki yapacaktır.

21 Şubat 2010, Pazar
.................................................. .

Haberin linki:

http://www.zaman.com.tr/yazar.do?yazino=953921&title=yatirimci-turkiyeyi-guvenli-liman-olarak-goruyor-ayagimiza-pranga-vurmayalim

alperen72
21-02-2010, 15:28
Yatırımcı, Türkiye'yi güvenli liman olarak görüyor, ayağımıza pranga vurmayalım,by SELIM ISIKLAR


Geçen haftanın son iki günü yargıda yaşananlar Borsa'da korku tüneli etkisi yaptı.
Dünya piyasalarının kritik bir dönemeçten geçtiği günlerde birçok Avrupa ülkesinin kredi notunun düşürüldüğü bir ortamda yatırımcılar için güvenli bir liman olma özelliğine kavuşan Türkiye, yargı gerginliği ile adeta prangalandı. Yerli ve yabancı yatırımcılar bir yandan kredi not artırımı ve beklenenden iyi gelen bilanço etkisiyle alım yaparken bir yandan da yargı-siyaset geriliminin giderek büyüyeceği endişesi ile satışlar yaptılar. Hafta sonu riski taşımak istemeyenler kredi not artışı haberlerine rağmen yeni haftayı görmek istediler. Piyasalar üzerinde 2008 yılında çok olumsuz bir etki yapan ve 4 ay yaprak kıpırdamamasına yol açan kapatma davasını hatırlayan yatırımcılar haklı olarak endişelendiler.

Türkiye bir yandan ekonomik politikaları kredi derecelendirme kuruluşları tarafından takdir edilecek bir ilerleme kaydederken bir yandan da paranoyalarla uğraşmaya devam ediyor.

Uluslararası piyasalarda 2010 yılında kritik dönemeçler var. Reel piyasalardaki toparlanmaların devamı için önemli çabalar sergileniyor. Birçok gelişmiş ülke bütçe açıklarındaki büyük gedikleri biliyor ve bu nazik ortamda dikkatli adımlar atmaya çalışıyor. Türkiye IMF'siz geldiği bu noktada halen iyi bir konumda. Ancak bizim ülkemizin bir şanssızlığı ne kadar ekonomik önlemler alırsanız alın ne kadar fedakârlık yaparsanız yapın aklınızın bir ucunda kurumsallaşmış paranoyaların varlığı. Yatırımcılar hep bu endişelerle 'yarın ne olacak?' sorusuyla kafasını yastığa koymak zorunda kalıyor.

Bunun temel sebebi demokrasiyi içine sindiremeyen Türkiye'yi kendi dar vizyonunda görmeye çalışan bir grupla Türkiye'nin hızlı ilerlemesini frenleyen dışarıdan kurulan mekanizmanın işbirliği. AB hedefi işte bu yüzden Türkiye için çok önemli. AB şemsiyesi altına girecek Türkiye artık bu paranoyalarla uğraşmayacak, AB de Türkiye gibi büyüyen bir devi ortak alarak kırılganlığına son verecek bir lokomotife sahip olacak.

Bir yandan gelişmişliği ve modern dünya modelini tercih ediyorum diyeceksiniz bir yandan da AB'ye girmeyi bölünme olarak algılayacaksınız. Dar görüşlü ve dışarıdan kurgulu mekanizma aslında gelişmiş ve daha modern bir Türkiye'yi değil kendi komutasında zayıf bir ülke istiyor.

Geçen hafta iyice gerilen ve yön belirlemeye çalışan piyasalar önümüzdeki haftaya kredi not artışının moraliyle girecek. Zira yatırım yapılabilir ülke kategorisine bir adım yaklaşan Türkiye piyasaları yeni haftaya bu beklentilerle girecektir. Ancak yükselişin endeks bazında devam etmesi yine dış borsalardaki olumlu havanın devam etmesine bağlı kalacaktır. Endeksin 53 bin puanı aşması bankalardaki yükselişle gerçekleşti. Banka hisselerine gelecek kâr satışları 53 bin puanda kalmasını zorlaştırabilir. Endeksteki olası yatay harekette hisse bazı yükselişler haftaya damgasını vurabilir.

2010 yılı olağan genel kurullarının yaklaşmasıyla düşük sermayeli ve büyük fiyatlı hisselere muazzam bir ilgi var, özellikle çimento şirketlerinin 2000 yılındakine benzer bir yükseliş yaşayabileceğinden bahsetmiştik. Gerçekten de inanılmaz bir yükseliş dalgası yaşandı geçen hafta. Önümüzdeki haftada bu hisselere dönük çılgın hareketler ilgi çekici olabilir. Sermaye artırımlarına bu denli ilgi olması ve hızla yükselen bu çeşit hisselerin domino etkisi yaşatması, yatırımcılar tarafından ilgiyle izleniyor. Fiyatı büyük, sermayesi düşük hisselerin genel kurul kararları sonrası tersine hareket yapacağı unutulmamalıdır. Yüksek sermaye artışı kararı verecek şirketler önümüzdeki günlerde bilançoların açıklanmasının ardından şirketlerin yönetim kurulları tarafından bu yönde alınacak karar sonrası ortaya çıkacaktır.

Ancak hemen hatırlatalım; bazı şirketler 10-12 yıldır aynı sermaye ile devam ediyorlar. Sermaye artırımında bir zorunluluk yok. Kredibilitesini artırmak isteyen şirketler sermaye artışına gidiyorlar. Önümüzdeki hafta endeksi değil, hisselerdeki hareketleri takip edin.

Euro/dolar paritesi 9 ay öncesine döndü

Gerek ABD'nin sıkılaştırma politikalarının başlayacağına yönelik endişeler gerekse AB ülkelerindeki finansal sıkıntılar hafta içinde Euro/dolar paritesini 1,3444 seviyesine kadar geriletti. Parite en son 15 Mayıs 2009 tarihinde 1,34 seviyesini test etmiş daha sonra sırasıyla 1,43 ve en son Kasım 2009'da 1,51 seviyelerine kadar yükselmişti. 25 Kasım 2009'dan bu yana küresel likidite şartlarının sıkılaştırılmaya başlanacağı endişeleri, Yunanistan, İrlanda, Portekiz hatta İtalya gibi ülkelerin sanıldığından da büyük borçlulukla karşı karşıya olmaları sebebiyle yeni kredi not indirimlerinin gündemde olması Euro'nun zayıflamasında temel etken olarak gözükmekte. Geçen hafta salı günü bir araya gelen AB Maliye Bakanları'nın toplantısından detaylı bir yardım planı çıkmadı. Yunanistan'a 16 Mart'a kadar yeni önlemleri açıklaması için süre verildi. Bu karar sonrası parite 1,38'e kadar çıkmıştı ki bu defa FED'in iskonto faizlerini 0,50 puandan 0,75 puana kadar yükselttiği haberi geldi. Bu kararın ardından Yunanistan'ın kredi notu düşürüldü ve parite bir kez daha 1,34 seviyesine indi. Sonuç olarak orta vadede dolar güçlenmeye devam edecek gibi görünüyor. Ancak kısa vadede 1,34 aşağı kırılmadığı sürece 1,38-1,42 seviyelerine doğru tepki yükselişi yapması ihtimali gözüküyor. Önümüzdeki hafta gerek ABD gerekse Euro bölgesinden gelecek büyüme ve enflasyon verileri parite üzerinde etki yapacaktır.

21 Şubat 2010, Pazar
.................................................. .

Haberin linki:

http://www.zaman.com.tr/yazar.do?yazino=953921&title=yatirimci-turkiyeyi-guvenli-liman-olarak-goruyor-ayagimiza-pranga-vurmayalim

anlamakta güçlük çekiyorum üretmeyn ve dibe vurmuş bir ekonomi nasıl güvenilir bir liman!!!

mtnyvz
21-02-2010, 15:47
anlamakta güçlük çekiyorum üretmeyn ve dibe vurmuş bir ekonomi nasıl güvenilir bir liman!!!

Sömürülmeye en yatkın halk (ses çıkartmayan) ve sömürtmeye en yatkın hükümet (yabancı sermaye çekicez deyip duran) bizde olduğundan olmasın? Biz sömürge olduk zaten. Özel sektör yabancıların elinde, imkb yabancıların elinde...
Yerli ne mi yapıyor? Ya birbirini yiyor, ya yabancılara hizmet ediyor (franchise denen olayla), ya da kendi halkını kazıklamaya çalışıyor. (istisnalar hariç)

watermalon
21-02-2010, 15:50
Anadolu Hayat Emeklilik'in engeli yok

Anadolu Hayat Emeklilik, yüzde 287.5 ile 2009'da yatırımcısına en yüksek getiri sağlayan 20 hisse arasına girdi.

GLOBAL ekonomik krize rağmen bireysel emeklilik sistemindeki varlıklar yüzde 43 büyüme kaydederek 9.3 milyar TL düzeyine ulaştı. Katılımcı sayısı da son bir yılda yüzde 14 büyüyerek 2 milyon kişiye ulaştı. Anadolu Hayat Emeklilik ise aynı dönemde pazar payını 0.7 puanlık artışla yüzde 21.6'ya yükseltti. Anadolu Hayat Emeklilik, toplam fon büyüklüğünde 2 milyar TL hedefini aştı.

Emeklilik Gözetim Merkezi'nin (EGM) 29 Ocak 2010 tarihli verilerine göre şirketin fon büyüklüğü 2 milyar 11.4 milyon TL'ye, katılımcı sayısı ise 442 bin 107'ye ulaştı. Anadolu Hayat Emeklilik, katılımcı sayısı itibariyle sektörde ilk sırada yer alıyor. Hisseleri halka açık olan Anadolu Hayat Emeklilik'in piyasa değeri de 1.2 milyar TL'nin üzerinde. Anadolu Hayat Emeklilik Genel Müdürü Mete Uğurlu, bunun şirketin halka açıldığı 2000 yılından bu yana ulaştığı en yüksek piyasa değeri olduğunu vurguluyor.

Uğurlu, "Bu yıl sektör ortalamasının üzerinde büyüyerek 500 bin katılımcı sayısına ulaşan ilk şirket olmayı hedefliyoruz" diyor. İş Yatırım Araştırma Analisti Kutluğ Doğanay, Anadolu Hayat Emeklilik'in bireysel emeklilik sistemine paralel büyümeye devam edeceğini düşünüyor. 2013'e kadar yönetilen varlıkların yıllık ortalama yüzde 32.5 artacağını tahmin ediyor.

Doğanay, önemli yatırımlarını tamamlayan ve ölçek ekonomisinden yararlanmaya uygun bir büyüklüğe ulaşan Anadolu Hayat'ın bireysel emeklilik karlılığının önümüzdeki dönemde geometrik olarak büyüyeceğini öngörüyor. Bu doğrultuda da şirketin hedef değerini yüzde 22.9 sermaye verimliliği ve yüzde 60 temettü ödemesi varsayımlarıyla revize ediyor. Anadolu Hayat Emeklilik hisseleri için "al" önerisinde bulunan Doğanay, hedef değeri 6.20 TL, artış potansiyelini ise yüzde 36 olarak öngörüyor.
...........................................

Haberin linki:

http://www.paradergi.com.tr/bor24,267@300.html

watermalon
21-02-2010, 15:58
Anadolu Grubu'nun Gerze hamlesi!

Gerze, Sinop'un 10 bin nüfuslu bir sahil ilçesi. Yeşille mavinin kucaklaştığı bu ilçede kışlar sakin geçer.


Hatta bazen sokaklarında tek bir kişi bile göremezsiniz. Ancak bu kış Gerze hayli hareketli görünüyor. Ne zaman iki üç kişi bir araya gelse konu dönüp dolaşıp "termik santral" olayına getiriliyor. Sözü daha fazla uzatmadan anlatalım. Anadolu Grubu, Gerze'ye bağlı Yakakent beldesinde, iki üniteden oluşan ve toplam 1.200 megavat kurulu güce sahip termik santral kurmak için harekete geçti.

Ancak 1.7 milyar dolarlık bu yatırım, doğal olarak çevrecileri hemen harekete geçirdi. Termik santralin çevreyi kirleteceğini ve Gerze'nin doğal güzelliklerine zarar vereceğini düşünen çevreciler, öncelikle Gerze Çarşısı'ndaki esnafın desteğini arkasına aldı. Termik santrale karşı olanlar bir imza kampanyası da başlattı. Peki bu durum karşısında yatırım yapma niyetindeki Anadolu Grubu ne yapıyor dersiniz?..
..........................

Haberin linki:

http://www.paradergi.com.tr/gun6,267@300.html

watermalon
21-02-2010, 17:32
'Sahibinden az kullanılmış M-60 tank' ilanı


Polisin ağır silahlanma yetkisinin tartışıldığı günlerde, dünyanın en çok kullandığı sanal alış-veriş sitesinde M-60 Patton tankı satışa çıkarıldı.



Halen Türk Silahlı Kuvvetleri'nin yoğunlukla kullandığı tanklardan olan M-60 Patton tank, ebay üzerinden satışa çıkarıldı. Blackhorizon991 adlı Ankaralı satıcının 200 bin dolara satışa çıkardığı tankın Almanya'da bulunduğu vurgulanıyor. İnternetteki en ilginç satış ilanlarından olan sayfada, daha önce bir tankın ABD'ye satıldığı belirtiliyor. İlanda tankın, silahları sökülmüş şekilde satışa çıkarıldığına da dikkat çekeliyor.

Aralarında Türk ve Sovyet ordusuna ait zırhlı personel taşıyıcı, üniforma, kask, miğfer, çelik yelek gibi askeri ürünlerinde bulunduğu 195 parça ürünün satıcısı görünen Blackhorizon991, hemen al fiyatı 200 bin dolar olan tankın satışına son teklif 6 Mart 2010 olarak belirlendi.

Zırhlı Personel Taşıyıcı, askeri üniformalar, miğfer, Tank için Türkiye içine nakliye hizmeti de veren satıcı, yurtdışı için "alıcı nakliyeden sorumludur" seçeneğini işaretledi.

Halen Türkiye'de 900 civarında bulunan ABD yapımı M-60 Patton tankların en büyük kullanıcısı, bin 700 tane ile Mısır Silahlı Kuvvetleri. Amerika Birleşik Devletleri Kara Kuvvetleri'nin ana savaş tankları arasında yer alan M-60'ların en önemli müşterisinin NATO ülkeleri olması, dikkat çeken bir diğer ayrıntı.(ANKA)
.........................................

Ticaretin böylesi.....

Haberin linki:

http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=953997&title=sahibinden-az-kullanilmis-m60-tank-ilani

ALPEREN1071
21-02-2010, 18:21
Yatırımcı, Türkiye'yi güvenli liman olarak görüyor, ayağımıza pranga vurmayalım,by SELIM ISIKLAR


Geçen haftanın son iki günü yargıda yaşananlar Borsa'da korku tüneli etkisi yaptı.
Dünya piyasalarının kritik bir dönemeçten geçtiği günlerde birçok Avrupa ülkesinin kredi notunun düşürüldüğü bir ortamda yatırımcılar için güvenli bir liman olma özelliğine kavuşan Türkiye, yargı gerginliği ile adeta prangalandı. Yerli ve yabancı yatırımcılar bir yandan kredi not artırımı ve beklenenden iyi gelen bilanço etkisiyle alım yaparken bir yandan da yargı-siyaset geriliminin giderek büyüyeceği endişesi ile satışlar yaptılar. Hafta sonu riski taşımak istemeyenler kredi not artışı haberlerine rağmen yeni haftayı görmek istediler. Piyasalar üzerinde 2008 yılında çok olumsuz bir etki yapan ve 4 ay yaprak kıpırdamamasına yol açan kapatma davasını hatırlayan yatırımcılar haklı olarak endişelendiler.

Türkiye bir yandan ekonomik politikaları kredi derecelendirme kuruluşları tarafından takdir edilecek bir ilerleme kaydederken bir yandan da paranoyalarla uğraşmaya devam ediyor.

Uluslararası piyasalarda 2010 yılında kritik dönemeçler var. Reel piyasalardaki toparlanmaların devamı için önemli çabalar sergileniyor. Birçok gelişmiş ülke bütçe açıklarındaki büyük gedikleri biliyor ve bu nazik ortamda dikkatli adımlar atmaya çalışıyor. Türkiye IMF'siz geldiği bu noktada halen iyi bir konumda. Ancak bizim ülkemizin bir şanssızlığı ne kadar ekonomik önlemler alırsanız alın ne kadar fedakârlık yaparsanız yapın aklınızın bir ucunda kurumsallaşmış paranoyaların varlığı. Yatırımcılar hep bu endişelerle 'yarın ne olacak?' sorusuyla kafasını yastığa koymak zorunda kalıyor.

Bunun temel sebebi demokrasiyi içine sindiremeyen Türkiye'yi kendi dar vizyonunda görmeye çalışan bir grupla Türkiye'nin hızlı ilerlemesini frenleyen dışarıdan kurulan mekanizmanın işbirliği. AB hedefi işte bu yüzden Türkiye için çok önemli. AB şemsiyesi altına girecek Türkiye artık bu paranoyalarla uğraşmayacak, AB de Türkiye gibi büyüyen bir devi ortak alarak kırılganlığına son verecek bir lokomotife sahip olacak.

Bir yandan gelişmişliği ve modern dünya modelini tercih ediyorum diyeceksiniz bir yandan da AB'ye girmeyi bölünme olarak algılayacaksınız. Dar görüşlü ve dışarıdan kurgulu mekanizma aslında gelişmiş ve daha modern bir Türkiye'yi değil kendi komutasında zayıf bir ülke istiyor.

Geçen hafta iyice gerilen ve yön belirlemeye çalışan piyasalar önümüzdeki haftaya kredi not artışının moraliyle girecek. Zira yatırım yapılabilir ülke kategorisine bir adım yaklaşan Türkiye piyasaları yeni haftaya bu beklentilerle girecektir. Ancak yükselişin endeks bazında devam etmesi yine dış borsalardaki olumlu havanın devam etmesine bağlı kalacaktır. Endeksin 53 bin puanı aşması bankalardaki yükselişle gerçekleşti. Banka hisselerine gelecek kâr satışları 53 bin puanda kalmasını zorlaştırabilir. Endeksteki olası yatay harekette hisse bazı yükselişler haftaya damgasını vurabilir.

2010 yılı olağan genel kurullarının yaklaşmasıyla düşük sermayeli ve büyük fiyatlı hisselere muazzam bir ilgi var, özellikle çimento şirketlerinin 2000 yılındakine benzer bir yükseliş yaşayabileceğinden bahsetmiştik. Gerçekten de inanılmaz bir yükseliş dalgası yaşandı geçen hafta. Önümüzdeki haftada bu hisselere dönük çılgın hareketler ilgi çekici olabilir. Sermaye artırımlarına bu denli ilgi olması ve hızla yükselen bu çeşit hisselerin domino etkisi yaşatması, yatırımcılar tarafından ilgiyle izleniyor. Fiyatı büyük, sermayesi düşük hisselerin genel kurul kararları sonrası tersine hareket yapacağı unutulmamalıdır. Yüksek sermaye artışı kararı verecek şirketler önümüzdeki günlerde bilançoların açıklanmasının ardından şirketlerin yönetim kurulları tarafından bu yönde alınacak karar sonrası ortaya çıkacaktır.

Ancak hemen hatırlatalım; bazı şirketler 10-12 yıldır aynı sermaye ile devam ediyorlar. Sermaye artırımında bir zorunluluk yok. Kredibilitesini artırmak isteyen şirketler sermaye artışına gidiyorlar. Önümüzdeki hafta endeksi değil, hisselerdeki hareketleri takip edin.

Euro/dolar paritesi 9 ay öncesine döndü

Gerek ABD'nin sıkılaştırma politikalarının başlayacağına yönelik endişeler gerekse AB ülkelerindeki finansal sıkıntılar hafta içinde Euro/dolar paritesini 1,3444 seviyesine kadar geriletti. Parite en son 15 Mayıs 2009 tarihinde 1,34 seviyesini test etmiş daha sonra sırasıyla 1,43 ve en son Kasım 2009'da 1,51 seviyelerine kadar yükselmişti. 25 Kasım 2009'dan bu yana küresel likidite şartlarının sıkılaştırılmaya başlanacağı endişeleri, Yunanistan, İrlanda, Portekiz hatta İtalya gibi ülkelerin sanıldığından da büyük borçlulukla karşı karşıya olmaları sebebiyle yeni kredi not indirimlerinin gündemde olması Euro'nun zayıflamasında temel etken olarak gözükmekte. Geçen hafta salı günü bir araya gelen AB Maliye Bakanları'nın toplantısından detaylı bir yardım planı çıkmadı. Yunanistan'a 16 Mart'a kadar yeni önlemleri açıklaması için süre verildi. Bu karar sonrası parite 1,38'e kadar çıkmıştı ki bu defa FED'in iskonto faizlerini 0,50 puandan 0,75 puana kadar yükselttiği haberi geldi. Bu kararın ardından Yunanistan'ın kredi notu düşürüldü ve parite bir kez daha 1,34 seviyesine indi. Sonuç olarak orta vadede dolar güçlenmeye devam edecek gibi görünüyor. Ancak kısa vadede 1,34 aşağı kırılmadığı sürece 1,38-1,42 seviyelerine doğru tepki yükselişi yapması ihtimali gözüküyor. Önümüzdeki hafta gerek ABD gerekse Euro bölgesinden gelecek büyüme ve enflasyon verileri parite üzerinde etki yapacaktır.

21 Şubat 2010, Pazar
.................................................. .

Haberin linki:

http://www.zaman.com.tr/yazar.do?yazino=953921&title=yatirimci-turkiyeyi-guvenli-liman-olarak-goruyor-ayagimiza-pranga-vurmayalim

BU HABER bizim Türkiye'den mi bahsediyor güvenilir liman diye yoksa sanal bi Türkiye yaptılar ondanmı.işçisi grevde diye küfür,azar,ve dayak yiyor hemde başbakan ve onun güvenlik ekibi Ftipi polislerden,memur perişan,emekli sürndürülmeye mahkum,çiftçi kotalı olmuş,islam diye kendi uydurdukları bir kitapla kafalarına göre peygamberlik şeyhlik yapıyolar,bi savcı rüşvete yolsuzluğa bulaşmış cemaat liderlerinin foyasını ortaya çıkartıyor diye malum suç ergenekondan içeri alınıyor,başbakan dünyanın en zengin başbabakanı olmuş.daha saymkla bitmez vekiller,bakanlar,müdürler,oğullar,damatlar holdingler,uyuşturucu,din tüccarlığı,kaybolan 2000 tane çocuk son 3 yılda,hastanelerdeki toplu çoçuk ölümleri.Şimdi tam istedikleri afganistan,ırak gibi olduk durmak yok yola devam bak avrupada masada yerin yok ama hiçbi avrupa lkesinin alamadığı kredi notun yükselmiş ey millet.

watermalon
22-02-2010, 11:26
Bernanke ile başlıyoruz
Monday, 22 February 2010
22 Şubat 2010 Yaşar Erdinç

Haftaya Bernanke'nin saat 18:00'de yapacağı konuşmanın en önemli beklenti olduğunu vurgulayarak başlıyoruz. Kısa bir özet yapacak olursak;

* ABD'de likiditeyi geri çekme süreci artık resmiri olarak da başlamış oluyor. FED'in açıklamasında bu her ne kadar "normalleştirme" olarak adlandırılsa da, bunun adı sıkılşatırmaya geçiştir. Piyasalar da bunu net bir şekilde algılayacak ve bundan sonraki süreçte "parasal sıkılaştırma süreci başladı ama ne kadar hızlı olacak?" sorusunun cevabını arayacaklardır. Bu soruya en önemli cevaplardan biri de bugün Bernanke'nin yapacağı konuşmada yer alacaktır. Konuşmanın konusu "istihdama yönelik gelecek beklentileri- Yeni bir uyarıcı pakete ihtiyaç var mı?" şeklinde. Bir bakıma Bernanke siyasiler önünde ifade verecek. Ama sadece bugün yapacağı konuşmayla da bitmiyor. Çarşamba ve perşembe günleri de bu konuşmalar 6 aylık olağan toplantılarda devam edecek. Bernanke'nin vereceği mesajlar önemli olsa da, piyasalar zaten aşağı yukarı ne diyeceğini biliyor ama satır aralarında, politika faizlerinin ilk artırımının ne zaman olacağı konusunda zaman kestirmeye çalışacaklar.

Şu ana kadar ABD'den gelen veriler, ekonomik toparlanmanın rayında olduğunu ve kısa bir süre sonra da bu toparlanmanın işsizlik verilerine de yansıyacağını gösteriyor. ABD'deki en kötü sektör bu aşamada konut sektörü olarak karşımıza çıkıyor. Mortgage oranları yüzde 5.5 düzeyinde bullunurken, konut başlangıçları kriz öncesi dönemde 1 milyonu geçmişken son 8-9 ayda aylık bazda 400-450 bin aralığında bulunuyor.

Bernanke büyük olasılıkla piyasaları rahatlatıcı cümleler kullanacak ve hemen bir faiz artırımı olmayacağına ilişkin imalarda bulunacaktır. Böyle söylemesi için, şu ana kadar gerçekleşen enflasyon oranları elini güçlendiriyor. En son çekirdek TÜFE'nin aylık bazda eksi 0.1 gelmesi piyasalarda olumluya dönüşün en önemli mihenk taşıydı.

Bu sabah itibariyle piyasalar Asya borsalarındaki olumlu hava ve Avrupa Birliğin'den Yunanistan'a 25 milyar euro'luk yardım beklentileri nedeniyle, genel olarak olumlu bir açılış yapacaktır. hafta içinde Dow jones'un 10.500 seviyelerine kadar yükselmesi sözkonusu olabilir, fakat bu seviyenin üzerinde kapanış yapacağını zannetmiyorum. İMKB için ise 53.500 civarından bir açılış sözkonusu olabilir. 54.250 seviyesi güçlü direnç konumunda bulunuyor ve bu hafta bu seviyenin yukarısında bir kapanış beklemiyorum. Dolayısıyla da kısa vadeli pozisyon alırken bu direnç noktalarına dikkat edilmeli. Cuma günü S&P'den gelen not artırımı endeksi önemli oranda yukarı taşısa da hacim güçlü değildi, hatta daha önceki günlerle karşılşatırıldığında, bu çapta bir yükselişe göre çok cılızdı. Ayrıca faiz ve dövizde pek farkedilmeyen ama için için yukarı doğru hareketlerin olduğunu görüyoruz. S&P not artırımı beklentisi vardı ve bu beklenti de sona erdi. Bu aşamadan sonra yeni bir hikaye gerekiyor ki, piyasalar güçlü yükselişler yapabilsinler. Bu aşamada, en son beklenti ve cazibeli hikaye IMF olabilir. Şimdilik bu kozu kullanmak için sebep yok ama iler bozulursa IMf yemeği yeniden ısıtılırak önümüze gelecektir.

Sonuç olarak borsalarada yukarı gitme, ama fazla da güçlü olmayan ve kanal oluşturmaya çalışan bir hareket görebiliriz. Yeni kanal 52.000 ile 53.850 aralığında oluşabilir. Bu yazının yazıldığı dakikalar itibariyle VOB'da işlemler başladı ve geçen haftayı 66.125 seviyesinden kapatmış olan Şubat vadeli İMKB30 kontratları 66.400 civarından işlem görüyor. Yani yaklaşık 275-300 puanlık bir yukarı yönlü hareket ile başladık. Tahminen 66.750-67.000 aralığında bir direnç oluşabilir.

DOlar güne düşüle başladı ve 1.5120 seviyelerinden işlem görüyor. 1.49-1.51 aralığı ise önemli bir destek konumunda bulunuyor. Son zamanlarda dolardaki yukarı hareketler, gelen olumlu haberlere pek aldırış etmedi. Bunun önemli sebebi, enflasyonist beklentiler olabilir. Şu an TL cazibesini tamamıyla yitirmiş durumda. Reel faizler sıfıra geldi ve hatta bazı durumlarda negatif olduğunu bile söyleyebiliriz. Şubat ayı enflasyonu da son beş yılın en yüksek oranlarından biri olmaya adaydır. Aylık bazda 1.20'lik bir enflasyon, yıllık TÜFE'yi 9.40'ın üzerine çeker ki, bu da doların 1.5250'deki direncini yukarı kurarak 1.56-1.58 aralığına oturmasını sağlayabilir.

Sonuç olarak, olumlu bir haftaya başlıyoruz, fakat coşkunun sert bir şekilde arttığı anlarda, alım yapmaktan kaçınmak gerekir. Çünkü orta vadeli olarak trendlerin değiştiğine dair sinyaller var. Önümüzdeki birkaç aylık süre içinde genel olarak hafif aşağı eğimli kanalların oluşmasını bekliyorum. Şu anda da zaten bu tür bir kanalın içinde bulunuyoruz.

Kalın sağlıcakla...
..............................

Haberin linki:

http://www.bilgeyatirimci.com/yasar_erdinc

watermalon
22-02-2010, 11:29
54,500 seviyesi denenebilir
22.02.2010 09:47:49 - ARZU ODABAŞI finanstrend.com

S&P'nin kredi not artışının ardından, 53,300 seviyesi tekrar denendi. Endeksin 22 günlük ort. seviyesi olan 52,500 seviyesinde tutunma gücü önem kazanıyor olacaktır.

Söz konusu seviyenin güçlenmesi halinde, endeksin 54,500 denenmek üzere hareketine devam edeceğini tahmin ediyoruz.

İçinde bulunduğumuz dönemde temettü verimliliği yüksek olan ve 2010 yılına ait güçlü beklentileri bulunan hisse senetleri ile portföylerin revize edilmesini tavsiye ederiz.

.................................................. ....

Haberin linki:

http://www.finanstrend.com/yazar/1419/54,500-seviyesi-denenebilir

watermalon
22-02-2010, 11:31
Erdemir için tavsiyeler
22.02.2010 09:30:50 Son Güncelleme:22.02.2010 11:29:47 finanstrend.com

Erdemir için tavsiyeler:

İŞ YATIRIM (TUT; HEDEF FİYAT: 4.5 TL)

2009'un en iyi çeyreği ancak beklentilerimizin biraz altında Erdemir 2009 yılında 169 mn TL net zarar açıkladı, açıklanan sonuç bizim beklentimiz olan 113 mn TL net zararın ve piyasa beklentisi olan 147 mn TL zararın altında geldi. Şirket geçen yılın aynı döneminde 211 mn TL net kar açıklamıştı. Tahminler ve gerçekleşen zarar arasındaki en önemli fark satış gelirlerinin beklentimizin ve brut kar marjının beklentilerimizin biraz altında gelmesiydi.

Erdemir 4Ç09'da 1.8 mn ton uzun ve yassı ürün sattı. Bu rakam önceki çeyreğin %15 üzerinde bir performansa işaret ediyor. 4Ç09'daki satış gelirleri de hem tonaj hem de fiyat artışı etkisiyle önceki çeyreğe gore %25 artış gösterdi. Erdemir'in 4Ç09 ortalama satış fiyatları 3Ç09 ortalamasına gore sıcak haddelenmiş ürünler için 77 dolar/ton soğuk hadde ürünler içinise 100 dolar/ton artış gösterdi. Aynı dönemde uzun çelik fiyatları ise 11 dolar/ton arttı. Kümülatif olarak bakıldığında ise satış hacmi yıllık bazda sıcak haddelenmiş ürünlerdeki artışın etkisi ile %19 artarken 2009 satış gelirleri yine de özellikle yılın ilk yarısındaki düşük fiyatların etkisiyle 2008 yılının %23 altında gerçekleşti.

Erdemir 4Ç09'da %18 VAFÖK marjı gerçekleştirdi. Artan çelik fiyatları,düşen hammadde maliyetleri ve maliyet düşürücü diğer önlemler sonucu yaşanan bu iyileşme yıllık VAFÖK marjını %6.6 seviyesine taşıdı. Şirket 2009'da yarattığı VAFÖK'ün %83'ünü 4Ç09'da gerçekleştirdi.

Net borç pozisyonu ise 3Ç09'daki 3.5 milyar TL'den 4Ç09'da 3.2 milyar TL'ye geriledi. Erdemir Mayıs 2009'da 1.1 milyar ABD$ tutarındaki kısa vadeli borcunu ağırlıklı olarak 2010 ve 2011'e ötelemişti.

Özetlemek gerekirse çeyrek bazda ciddi bir düzelme gösterse de Erdemir'in 2009 yılı sonuçları bizim beklentimizin biraz altında gerçekleşti.

Bugün gerçekleşecek telekonferansın ardından şirket için 2010 tahminlerimizin üzerinden geçeceğiz. Ancak 2010 yılında gelirlerin ve marjların 2009 yılının üzerinde olmasını bekliyoruz. Şirket için 4.5 TL hedef fiyatla TUT önerimizi koruyoruz.

HSBC YATIRIM (ENDEKSİN ÜZERİNDE GETİRİ; HEDEF FİYAT: 5.50 TL)

Erdemir 4Ç mali tablolarında 119 milyon TL tutarında net kar açıkladı. Şirketin
sonuçları geçen çeyreklerle kıyaslandığında önemli bir toparlanmaya işaret
etmesine karşın, beklentilerin altında kaldı (154 milyon TL CNBCe piyasa
beklentisi). Beklentimize göre gerek operasyonel karlılığın bir miktar düşük
kalması gerekse finansal giderlerin yüksek gerçekleşmesi, net karı olumsuz
yönde etkiledi. Önümüzdeki dönemde şirketin operasyonel kar marjlarının
iyileşmesi ile karlılığında artış öngörüyoruz.


MEKSA (ENDEKSE PARALEL GETİRİ)

Ereğli Demir Çelik'in (EREGL) 2009 son çeyreğe ilişkin konsolide finansalını açıkladı. Şirket buna göre 2009 yılında toplam 168 milyonTL zarar ederken, çeyreklik bazda 119 milyonTL kar açıkladı. Meksa Araştırma olarak beklentimiz yıllık bazda 185 milyonTL zarar (çeyreklik olarak 103 milyonTL kar), cnbce beklenti anketi ortalaması yıllık bazda 147milyonTL zarar (çeyreklik olarak 141 milyonTL kar) oluşması yönündeydi.

Şirketin 3.çeyrekte %0.02'lik brüt kar marjının ardından son çeyrekte yakaladığı %4'lük brüt kar marjı toparlanma adına önemli bir sinyal. İlerleyen çeyreklerde toparlanmanın boyutu takip edilecektir. Beklentimiz 2010 yılında 350 milyonTL'lik net dönem karına ulaşılması..

Çeyreklik bazdaki kar rakamı her ne kadar beklentilerin altında kalmış olsa da, şirketin son üç çeyrekte açıkladığı zararın ardından son çeyrekte elde edilmiş olan kar beklenti bazındaki negatif etkiyi dengelemekte. Ereğli Demir Çelik'in 2010 bazında özellikle karlılığa odaklanacağını öngörüyor olmamız nedeniyle beklentilerinde bu yönde şekillenmesini bekliyoruz. Şirket bazında tavsiyemiz "Endekse Paralel Getiri"..

EFG İSTANBUL (TUT; HEDEF FİYAT: 5.1 TL)

Beklentilerimize yakın olan sonuçlarla birlikte yakın bir dönemde tahminlerimiz ya da değerlememizde bir değişiklik yapmayı düşünmüyoruz. %14 artış potansiyeli ile 12 aylık hedef fiyatımız 5.1 TL. Hisse için TUT tavsiyemizi sürdürüyoruz.

Erdemir'in karlılığının 2010'da 2009'a kıyasla oldukça önemli bir şekilde iyileşeceğini düşünüyoruz. 2010'da ortalama çelik satış fiyatının yıllık bazda %20'den fazla artmasını bekliyoruz.

OYAK YATIRIM (ENDEKSE PARALEL GETİRİ; HEDEF FİYAT: 5.2 TL)

2010'da daha iyi bir görünüm var… Fakat, olumlu beklentiler çoğunlukla hisse fiyatına yansımış durumda…

Net kar rakamı, daha yüksek gelen finansal giderler neticesinde beklenenden bir miktar düşük geldi…

Erdemir 2009 4. Çeyreğinde 119mn net kar elde etti. Net kar rakamı, beklentimiz olan 143mn TL ve piyasa beklentisi olan 141mn TL kar rakamından bir miktar düşük geldi. Net kar rakamının beklentimizden düşük gelmesinin sebebi olarak finansal giderlerin beklentiden yüksek gelmesi gösterilebilir. Öte yandan, faaliyet performansı tahminlerimize büyük ölçüde paralel geldi.

Satış gelirlerinde sürpriz yok… Her anlamda daha güçlü bir yıl geliyorErdemir'in yurtiçi satış hacmi 4Ç09'da bir önceki çeyreğe göre %3 artarak 1.3mn ton'a yükselirken, ihracat hacmi de aynı dönemde bir önceki çeyreğe göre %52 artarak 0.50mn ton'a yükseldi. Sonuç olarak, toplam satış hacmi 4Ç09'da bir önceki çeyreğe göre %13 artarak 1.8mn ton'a yükseldi. 4. Çeyrekte gerçekleşen güçlü satış hacmi büyümesinin etkisiyle, 2009 toplam satış hacmi bir önceki yıla göre %18 artarak 7milyon ton'a yükselmiştir. 4Ç09'da fiyatlardaki yükseliş trendinin etkisiyle, yurtiçi ve ihracat ortalama çelik fiyatları 4Ç'de bir önceki çeyreğe göre sırasıyla %14 ve %15 yükselmiştir. Yurtiçi piyasada yassı çelik fiyatları bir önceki çeyreğe göre %17 yükselirken, uzun çelik fiyatları sadece %5 yükselebildi.

%18.2 gelen 4Ç09 EBITDA marjı beklentimiz olan %17.9'a paralel geldi 2009 4. Çeyreğinde satış hacminin %13, fiyatların ise %14 artmasıyla, VAFÖK marjı 3. Çeyrekte %0.2 iken 4. Çeyrekte önemli ölçüde artarak %18.2'ye yükselmiştir. 4Ç09'daki güçlü faaliyet performansının etkisiyle, 2009 VAFÖK marjı %7.2 geldi. 2009 marjı, %13.1 olan önceki yıl marjının hala altında kalmaktadır. 2010 yılında fiyatların YoY %20, hammadde maliyetlerinin de %25 artmasını bekliyoruz. Sonuç olarak, 2010 satış gelirlerinin %30 YoY artarak 6.8milyar TL'ye yükselmesini, VAFÖK marjının ise 2010 tüm yılı için %14.2 olarak gerçekleşmesini bekliyoruz. Tahminlerimize yönelik en temel risklerin demir cevheri fiyatlarının beklenen %30-%50 yükselişten daha fazla
artmasıdır.

ENDEKSE PARALEL GETİRİ tavsiyemizi koruyoruz… Hedef hisse fiyatımızı %2 artırarak 5.2 TL'ye yükseltiyoruz. %17 yükseliş potansiyeli… 2010 yılı 2009 yılından daha iyi bir görünüm sunsa da, olumlu beklentilerin çoğunlukla Erdemir hisse fiyatlarına yansıdığını düşünüyoruz. 10.7x 2010T FD/VAFÖK çarpanı ile işlem gören Erdemir hisseleri, 7.5x ortalama çarpan ile işlem gören rakiplerine göre önemli ölçüde primli işlem görmektedir. Ek olarak, Erdemir önemli ölçüde demir cevheri ve kok'a bağımlı olduğu için hammadde fiyatlarındaki artışlar 2010 faaliyet marjları üzerinde baskı yaratabilecektir.

FİNANS YATIRIM (ENDEKSE PARALEL GETİRİ; HEDEF FİYAT: 5.00 TL)

Erdemir 2010 tahminlerinde 9.0x FD/FVAÖK ve 13.4x F/K çarpanlarından işlem görüyor, gelişen piyasalardaki benzerleri ise bu çarpanlar sırasıyla 7.8x ve 14.2x.

2010 hisse başına kar beklentimiz ortalama 562dolar/ton satış fiyatına ve 108 dolar/ton FVAÖK'ye dayanıyor.

5.00 TL hedef fiyat ile Endeks Paralel Getiri tavsiyemizi koruyoruz.

...................................

Haberin linki:

http://www.finanstrend.com/haber/48935/Erdemir-için-tavsiyeler

watermalon
22-02-2010, 18:54
Parite yükseliş niyetinde
22.02.2010 14:10:56 - ERDAL KOÇ finanstrend.com

Parite haftaya tepki alımları ile başladı. Düşmeme konusunda ısrarı sürerken, yükselişlerde de güç kazanamadığı için dirençleri geçmekte zorlanıyor.

Euro-dolar paritesi belli ki bir süre bant hareketi yapmaya devam edecek. Bandın alt kısmı 1.3430'dan geçerken yukarda izlenecek direnç ise 1.3875. Gün içinde 1.3430 seviyesine sarkmalar olsa da dikkat edilmesi gerekecek durum günlük kapanışın 1.3580 üzerinde olması. Parite 12 iş günüdür kapanışını bu destek seviyesi üzerinde yapmayı başarıyor.

Aşağıdaki grafiğe dikkat ederseniz 1.45'lerden başlayan ikinci düşüş dalgası 1.3580 olan kırmızı destek seviyesi üzerinde tutunma çabasında. Teknik göstergelerin de dip seviyelerde güç toplamaya başlaması paritenin bu destekte tutunma olasılığını arttırıyor. Bu durumda bandın üst direnç bölgesi olan 1.3875 seviyesinin önümüzdeki günlerde test edilmesi söz konusu.
Bu tür bir yükseliş aynı zamanda finansal piyasaların genelinde yeniden rahatlamayı beraberinde getirebilir.

Şunu kabul etmek gerekir ki, şu an piyasadan gelen haberlere bakarsak, iyimser bir tablo çizmek zor. Zaten bir kaç yazıyı okuyunca bunu hemen anlıyorsunuz. İçerde siyaset, dışarıda Avrupa, bir yandan Çin'in faiz artırımları ve ABD'nin sıkı para politikasına geçişinin başlangıcının yapılması, vs.

Peki bütün bu haberlerden parite bihaber mi? Parite tabii ki bu haberlerden hepimizden daha önce haberdar oluyor ve bu kötü haberleri daha önceden fiyatlıyor. Parite 1.45'lerden başlayan ikinci düşüş dalgasını bu tabloyu o zaman gördüğü için yaşadı. Şimdi ise 1.3580 üzerinde tutunabiliyor ise bu, kötü haberlere rağmen beklediği iyimser bir kaç haber var demektir. Belli ki son düşüşlere ara verip en azından bandın üst direnci olan 1.3875 seviyesine doğru bir yükseliş yapma niyetinde.

--------------------------------------------------------------------------------
ERDAL KOÇ
Tiryaki Agro Gıda - Hazine Uzmanı
....................................

Haberin linki:

http://www.finanstrend.com/yazar/1420/Parite-yükseliş-niyetinde

watermalon
22-02-2010, 19:40
Soros: Euronun geleceği belirsiz
22.02.2010 11:48:43 Son Güncelleme:22.02.2010 12:11:41 finanstrend.com

George Soros, Yunanistan'ı kurtarmak için geçici yardımın yeterli olacağı fakat Avrupa'nın karşısındaki daha büyük problemlerin euronun geleceğiyle ilgili soru işaretleri bıraktığı görüşünde.

Financial Times'daki yazısında Soros, Avrupa Birliği'nin şartlı yardım için daha zorlu gözleme ve yapısal düzenlemelere ihtiyacı olduğunu yazdı. Soros, iyi organize olmuş bir eurobond piyasasının istendiğini söyledi.

Soros, "Yunanistan için geçici yardım yeterli fakat bu, İspanya, İtalya, Portekiz ve İrlanda'yı dışarıda bırakıyor. Birlikte bu ülkeler bu şekilde bir yardım için çok büyük bir Euro Bölgesi toprağını oluşturuyor. Yunanistan'ın ayakta kalması euronun geleceğiyle ilgili soru işareti yaratıyor.'' dedi.

Haberin linki:

http://www.finanstrend.com/haber/48954/Soros:-Euronun-geleceği-belirsiz

watermalon
22-02-2010, 19:41
Oyak Y., Türk Traktör tavsiyesini yükseltti
22.02.2010 10:42:04 Son Güncelleme:22.02.2010 11:46:38 finanstrend.com

Oyak Yatırım, Türk Traktör tavsiyesini "Endeksin Üzerinde Getiri"ye çıkardı.

Oyak Yatırım, (www.oyakyatirim.com.tr) konu ile ilgili raporunda, Türk Traktör tavsiyesini "Endeksin Üzerinde Getiri"ye çıkarırken, hedef fiyatını yüzde 21 arttırarak 12.75TL'ye yükselttiklerini belirtti. Raporda şu değerlendirme yapıldı:

"Traktör talebi toparlanmaya başladı...

Beklentimizin üzerinde gerçekleşen net dönem karı... TTRAK yılın son çeyreğinde 16mn TL net dönem kar rakamı yazdı. Bu rakam hem bizim beklentimiz olan 10 mn TL'in hem de piyasa beklentisi olan 9mn TL'in bir miktar üzerindedir. Bu farkın oluşmasında beklentimizin üzerindeki yurtiçi performansının ve beklentimizin altında gerçekleşen şüpheli alacak karşılık giderinin, operasyonel giderin ve vergi giderlerinin olduğunu söyleyebiliriz. Böylelikle, 4Ç09 VAFÖK marjı beklentimiz olan %10.6'yı aşarak %11.6 seviyesinde gerçekleşti.

Yurtiçi traktör satışları yükselişe geçti...

4Ç09'da bir önceki yıla göre yurtiçi traktör satış adetlerinde %31 oranında bir artış görüldü. Genel olarak bu artış 4Ç09 rakamlarının oldukça düşük olmasına bağlanabilir. Fakat 4Ç09 itibariyle iç pazarın toparlanmaya başladığını düşünüyoruz. Önümüzdeki yıl ekonomideki büyüme beklentilerimizi göz önüne alarak, yurt içi satışların 2009'a oranla %30 yükseliş göstereceğini düşünüyoruz.

İhracat satışlarında da artış bekliyoruz...

Son çeyrekte bir önceki yılın aynı dönemine göre ihracat satış hacminde %8 artış yaşandı. Böylelikle tam yıl için ihracat hacmindeki düşüşün %9 seviyesinde kaldığını gördük. Şirketin önümüzdeki yıl için beklentisinin %10 hacim artışı olmasını da göz önüne alarak beklentimizi %3'ten %8 artış seviyesine çıkartıyoruz.

Etkili işletme sermayesi yönetimi...

Şirketin 2009 boyunca(özellikle 4Ç09'da) işletme sermayesi yapısında önemli gelişmeler sağladığını görüyoruz. Azalan stok seviyesi ve önceki dönemlere göre daha sağlıklı ticari alacak yapısı şirket için uzun dönem beklentilerimize olumlu yansıdı. Öte yandan, net borç seviyesi azalmaya devam ediyor. 2009 itibariyle 242mn TL seviyesinde olan net borç rakamı 2008 rakamlarının %41 altındadır.

Hedef hisse fiyatımızı %21 arttırarak 12.75TL seviyesine çıkartıyor ve tavsiyemizi "ENDEKSİN ÜZERİNDE GETİRİ" seviyesine yükseltiyoruz...

Hem yurt içi hem de yurt dışı pazarlarında daha olumlu görünümü göz önüne alarak 2010 VAFÖK marjı ve net kar tahminlerimizi sırasıyla 0.2 puan ve %32 oranında artırıyoruz. Stokların erimeye devam etmesi ve daha sağlıklı ticari alacak yapısının önümüzdeki dönemde şirketin nakit akımına olumlu yansıyacağını düşünüyoruz. Borç rakamındaki geri çekilmeyle beraber şirketin önümüzdeki dönemlerdeki dalgalanmalara karşı çok daha dirençli olacağını söyleyebiliriz. Sonuç olarak TTRAK hisseleri için 12.75TL hedef fiyatla tavsiyemizi "ENDEKSİN ÜZERİNDE GETİRİ" seviyesine yükseltiyoruz."

Haberin linki:

http://www.finanstrend.com/haber/48947/Oyak-Y.,-Türk-Traktör-tavsiyesini-yükseltti

watermalon
22-02-2010, 19:44
Akçansa için tavsiyeler
22.02.2010 09:50:37 Son Güncelleme:22.02.2010 11:51:31 finanstrend.com

Akçansa için tavsiyeler:

İŞ YATIRIM (AL; HEDEF FİYAT: 8.94 TL)

Akcansa 2009'un son çeyreğinde 7 milyon lira net kâr açıklayarak sene sonu kârını 75 milyon liraya taşıdı. Bizim sene sonu tahminimiz olan 79 milyon lira idi. Düşen çimento fiyatları ile azalan operasyonel kârlılık finansal giderlerin de azalması ile dengelendi ve net kâr tarafında yüksek bir sapma yaşanmadı.

Akcansa'nın yurtiçi satışları yıllız bazda %25 azalırken yurtdışı satışları % 69'luk artışla yurtiçinde yaşanan daralmayı bertaraf etti. Şirketin 2008 sonu 220 milyon lira olan borçluluk pozisyonu ise 2009 sonunda 148 milyon liraya indi.

2010 yılında şirketin çimento fiyatlarındaki yukarı yönlü düzelme ile birlikte daha iyi bir performans göstericeğini bekliyoruz. Akcansa için 12 aylık hedef fiyatımızı hisse başına 8.94 lira olarak belirleyip tavsiyemizi AL yönünde koruyoruz.

OYAK YATIRIM (ENDEKSE PARALEL GETİRİ)

Akçansa 2009 yılı karını 75 milyon TL olarak açıkladı... Şirketin 2009 yılı 12 aylık karı 75.0 milyon TL ile piyasa beklentisi olan 88 milyon TL'nin altında kalsa da, sonuçlar geçtiğimiz hafta açıklanan vergi finansalları ile paralellik gösteriyor. Şirketin son çeyrekte gelirleri artan çimento satış fiyatı ve güçlü seyreden hazır beton satışlarının da etkisiyle beklentilerin üstüne çıkarak 183 milyon TL olarak gerçekleşti.

Satışların dağılımına baktığımızda ise ihracat gelirlerinin son çeyrekte yılın ilk 9 ayındaki %27'lik orandan %22'ye gerilediğini gözlemliyoruz. Yurtiçi satışlar son çeyrekte bir önceki yıla göre yatay seyretmiş olsa da, yılın ilk yarısındaki %30'luk daralmadan kurtulmuş olması şirketin tekrar iç piyasaya odaklanmaya başladığını gösteriyor olabilir. Şirketin satış gelirleri güçlü olsa da, son çeyrekte artan üretim maliyetleri diğer çimento şirketleri gibi Akçansa'nın da karlılığını olumsuz etkileyerek VAFÖK marjının geçtiğimiz seneye gore 7 puanlık düşüşle %17'ye gerilemesine yol açtığı gözleniyor.

Faaliyet giderlerinin ciroya oranının ise dönemsel zayıflığa rağmen %4.2'de tutturulması son çeyrekte karlılığı destekeleyen bir factor olarak öne çıktı.

Akçansa için tavsiyemizi Endekse Paralel Getiri olarak koruyoruz. Şirketin hisseleri 8.5x FD/VAFÖK çarpanı ile yurtiçi benzerlerinin ortalaması olan 7.6x çarpanının üzerinde işlem görüyor.

HSBC YATIRIM (ENDEKSE PARALEL GETİRİ; HEDEF FİYAT: 7.50 TL)

Akçansa beklentilerin altında 4Ç sonuçları açıkladı. 4Ç net karı 7 milyon TL
ile piyasa beklentisi olan 18 milyon TL'nin altında kaldı. 4Ç FVAÖK'ü de geçen
yıla göre %28 düşüş göstererek 31 milyon TL oldu ve piyasa beklentisi olan 40
milyon TL'nin altında gerçekleşti. Beklentilerin altında açıklanan sonuçlara
piyasa olumsuz tepki verebilir.

EFG İSTANBUL (UZUN VADEDE TUT, KISA VADEDE ENDEKSE PARALEL GETİRİ; HEDEF FİYAT: 7.60 TL)

Akçansa için tavsiyemizi TUT'a düşürüyoruz. Şirketin net gelirinin %70'ini temettü olarak dağıtmasını bekliyoruz bu da %4 temettü getirisine işaret ediyor

Haberin linki:

http://www.finanstrend.com/haber/48938/Akçansa-için-tavsiyeler

watermalon
22-02-2010, 20:07
Tat Konserve için tavsiyeler
22.02.2010 09:38:44 Son Güncelleme:22.02.2010 11:31:50 finanstrend.com

Tat Konserve için tavsiyeler:

HSBC YATIRIM ( ENDEKSE PARALEL GETİRİ; HEDEF FİYAT: 1.96 TL)

Tat Konserve 4Ç 'de 9 milyon TL net kar açıkladı. Piyasa beklentisi (CNBC-e)
5 milyon TL 'ydi. Şirketin 4Ç FVAÖK 'ı ise piyasa beklentilerine paralel 17
milyon TL geldi. 4Ç FVAÖK marjı önceki çeyreğe göre 60 baz puan iyileşme
gösterip %9.5 'e yükselirken geçen senenin 100 baz puan altında kaldı. Şirket
4Ç 'de satışlarını senelik olarak %20 artırmasına rağmen brüt kar marjındaki
yaklaşık 2 puanlık daralma sebebiyle FVAÖK 'teki artış %8 'le sınırlı kaldı.
Sonuçlara piyasadan önemli bir tepki gelmesini beklemiyoruz.

FİNANS YATIRIM (ENDEKSİN ÜZERİNDE GETİRİ; HEDEF FİYAT: 4.26 TL)

4.26 TL olan 12 aylık hedef fiyatımız %30 artış potansiyeline işaret ediyor ve Endeksin Üzerinde Getiri (önceki Endekse Paralel Getiri) tavsiyemizi destekliyor. Şirketin vaad edici değer- büyüme profilinin henüz tamamıyla fiyatlanmadığını düşünüyoruz.

İŞ YATIRIM (AL; HEDEF FİYAT: 4.75 TL)

Tat Konserve beklentilerin üzerinde, geçen senenin aynı dönemindeki 12 milyon TL net zararına kıyasla 4Ç09'de 9 milyon TL net kar elde etti. Net kardaki artış düşen faiz giderleri ve kambiyo zararının neden olduğu finansman giderlerindeki azalıştan kaynaklanmaktadır. 4Ç09 net kar rakamı şirketin 2009 yıl sonu net kar rakamını 34 milyon TL'ye taşıdı. Şirketin operasyonel performansındaki çeyrek bazdaki iyileşmeye rağmen, 4Ç09 net kar rakamı çeyrek bazda %6 düşüşe işaret etmektedir. Bunun temel nedeni şirketin 3Ç09'de bir defaya mahsus Entek hisse satışından elde ettiği gelirdir. Tat Konserve 4Ç09'de yıllık bazda %22 artışla 17 milyon TL FAVÖK elde etti. 4Ç09 FAVÖK marjı yıllık bazda 0.2 yüzde puan, çeyrek bazda 0.6 baz puan artışla %9.5 olarak gerçekleşti. TATKS 4Ç09 mali sonuçları beklentilerimize paralel gerçekleşti. Hisse için AL tavsiyemizi koruyoruz. Hisse 2010T 7.95x Firma Değeri/FAVÖK çarpanıyla işlem görüyor.

Haberin linki:

http://www.finanstrend.com/haber/48936/Tat-Konserve-için-tavsiyeler

watermalon
22-02-2010, 20:09
İş Bankası'ndan bedelsiz sermaye artırımı
22.02.2010 17:07:34 Son Güncelleme:22.02.2010 17:10:34 finanstrend.com

Türkiye İş Bankası A.Ş'nin ödenmiş sermayesinin 1 milyar 420 milyon 361 bin 329 lira bedelsiz artırılarak 4 milyar 500 milyon liraya yükseltilmesinde artırılan sermayeyi temsil eden ''C'' grubu hisse senetlerinin, 24 Şubat 2010 tarihinden itibaren ''Yeni'' olarak ayrı bir sırada işlem göreceği bildirildi.

İstanbul Menkul Kıymetler Borsası'nın Kamuyu Aydınlatma Platformu'nda (KAP) yaptığı duyuruda, Türkiye İş Bankası A.Ş.'nin ödenmiş sermayesinin 1 milyar 420 milyon 361 bin 329 lira bedelsiz artırılarak 3 milyar 79 milyon 638 bin 671 liradan 4 milyar 500 milyon liraya yükseltilmesinde artırılan sermayeyi temsil eden ''C'' grubu hisse senetlerinin, 2009 yılı faaliyetlerinden kar payı alma hakları bulunmadığından 24 Şubat 2010 tarihinden itibaren ''Yeni'' olarak ayrı bir sırada işlem göreceği belirtildi.
............................................

Haberin linki:

http://www.finanstrend.com/haber/48987/İş-Bankası'ndan-bedelsiz-sermaye-artırımı

watermalon
22-02-2010, 20:11
Halk Bankası'ndan 1,6 milyar lira kar
22.02.2010 18:22:33 Son Güncelleme:22.02.2010 19:32:05 finanstrend.com

Halk Bankası, 2009 yılına ilişkin 1,6 milyar lira net kar açıkladı.

Halk Bankasının Kamuyu Aydınlatma Platformunda yer alan açıklamasında, 2008 yılında 1 milyar 18 milyon 315 bin lira olan net karın 2009 yılı sonu itibarıyla konsolide olmayan sonuçlara göre, 1 milyar 631 milyon 91 liraya yükseldiği duyuruldu.
.............................................

Haberin linki:

http://www.finanstrend.com/haber/48995/Halk-Bankası'ndan-1,6-milyar-lira-kar

watermalon
22-02-2010, 20:15
Çimento sektörü için 2010 toparlanma yılı
22.02.2010 13:04:40 Son Güncelleme:22.02.2010 16:43:20 finanstrend.com

Türkiye Çimento Müstahsilleri Birliği'nin (TÇMB) 20 Şubat 2010
Cumartesi günü yapılan seçimli genel kurul toplantısı sonrasında
yapılan Yönetim Kurulu'nda başkanlık görevine yeniden seçilen Adnan
İğnebekçili, Türk ekonomisi ve çimento sektörü için iyimser mesajlar
verdi.

TÇMB üyelerine "Bizler, bu ülkenin taşını, toprağını işleyerek,
ülke ekonomimiz ile birlikte büyüyor, geleceğin Türkiye'sini sağlam
temeller üzerinde kuruyoruz" diye seslenen İğnebekçili, 2009 yılında
çimento ihracatında sağlanan 'olağanüstü' başarı neticesinde sektörün
ülke genelinde üretim kaybına uğramadığını söyledi.

İğnebekçili, "Özellikle Afrika pazarındaki ihracatın artması ve
geleneksel pazarlar olan Irak ve Suriye'deki talebin büyümesi, çimento
ihracat rakamını rekor seviyede artırarak 16,5 milyon ton seviyesine
çıkardı" dedi.

Türk inşaat sektöründe 2004 yılından itibaren yaşanan yüksek
büyüme ortamının 2007 yılı itibariyle hız kestiğini 2008 ve 2009
yıllarında ise başta çimento olmak üzere birçok inşaat malzemesine
olan talebin giderek küçülmeye başladığını belirten TÇMB Başkanı Adnan
İğnebekçili, geçtiğimiz yıl Türkiye ekonomisinin ilk 9 aylık dönemde
%8,4 küçüldüğünü, yılsonu itibariyle de küçülmenin %6 seviyesinde
kalmasının beklendiğini söyledi.
İğnebekçili, "2009 yılında büyüme hızında gerileme görülen
sektörlerin başında %19,5 ile inşaat sektörü geliyor. Yılın ilk
çeyreğinde yaklaşık %2 oranında büyüyen çimento sektörü, global krizin
etkilerinin yoğun olarak hissedildiği ikinci çeyrekten itibaren
yavaşlama dönemine girdi. Yılsonu itibariyle çimento iç tüketiminin
geçen seneki 42,5 milyon ton seviyesine yaklaşması beklenmektedir.
Ancak bu durum, coğrafi bölgeler itibariyle değişiklik gösteriyor.
Marmara ve Ege bölgelerinde %15'in üzerinde bir pazar daralması
yaşanırken, Doğu ve Güneydoğu Doğu Anadolu bölgelerinde ise tam
tersine benzer oranlarda büyümenin yaşandığını görüyoruz" diye
konuştu.

Artan kapasitelere bağlı yoğun rekabet ortamının yurt içi ve
kısmen de yurt dışı çimento fiyatlarının düşmesine neden olduğunu
kaydeden İğnebekçili, yıllık bazda %20 oranında düşüş yaşandığına
dikkat çekti.

İhraç pazarlarındaki 'olağanüstü' başarı yılı kurtardı

2009 yılında çimento ihracatında sağlanan 'olağanüstü' başarı
neticesinde sektörün ülke genelinde üretim kaybına uğramadığını
vurgulayan TÇMB Başkanı Adnan İğnebekçili şöyle konuştu: "TÜİK
verilerine göre, çimento ihracatındaki artış tüm çeyreklerde devam
etmiş ve 2008 yılına oranla ihracatta %48 oranında büyüme
sağlanmıştır. Özellikle Afrika pazarındaki ihracatın artması ve
geleneksel pazarlar olan Irak ve Suriye'deki talebin büyümesi, çimento
ihracat rakamını rekor seviyede artırarak 16,5 milyon ton seviyesine
çıkarmıştır."

Sektörün ana maliyet kalemini oluşturan yakıt ve elektrik enerji
fiyatlarındaki dengesizliklerin kendilerini en fazla endişelendiren
konuların başında yer aldığını belirten İğnebekçili, "Yakıt
maliyetlerinin düşürülmesi yönünde yerli kömürler için TKİ ve ithal
yakıtlar için Çevre ve Orman Bakanlığı nezdindeki girişimlerimiz ilk
meyvelerini verdi ve kullanılan yakıtların fiyat, kükürt oranları ve
ebatlarında önemli sayılacak iyileştirmeler sağlandı" dedi.

Hükümet tarafından oluşturulan yeni teşvik sisteminin ve Merkez
Bankası politikasına paralel olarak konut kredi faizlerinin
indirilmeye başlanmasının umut verici gelişmeler olduğunu vurgulayan
İğnebekçili, çimento sektörü olarak 2010 yılında krizin etkilerinin
yavaş da olsa atlatılacağına inandıklarını kaydetti. İğnebekçili,
"Sektörümüzde 2010 yılını toparlanma, 2011 yılını ise yeniden büyüme
dönemi olarak görmekteyiz. 2010 yılı için tahminimiz yurtiçi çimento
talebinin % 2-4 arasında büyüyeceği yönündedir. Önümüzdeki yıllarda,
gelişen konut sektörüne paralel altyapı yatırımlarına da önem
verilmesi, ayrıca deprem riskinin yüksek olduğu metropollerden
başlayarak, tüm büyük şehirlerimizde kentsel dönüşüm projelerine
yoğunlaşılması halinde, hem inşaat hem de çimento sektörünün büyümesi
daha sağlam temellere oturacaktır" şeklinde konuştu.

Fazla kapasite sorunu iç piyasaları etkilemeye devam edecek

Son 5 yıl içinde yapılan yatırımlarla yurt içi klinker üretim
kapasitesinin %56'lık bir artışla 40.3 milyon tondan 63 milyon ton
seviyesine çıktığına dikkat çeken İğnebekçili sözlerine şöyle devam
etti: "Bu artış miktarının hiçbir rasyonel iç talep büyümesi ve
ihracat beklentisi ile izahı mümkün değildir. Ülkemiz genç nüfusu ve
yüksek altyapı ve konut ihtiyacına rağmen böylesine hızlı bir büyümeyi
sağlayacak yeterli finansman imkanına sahip bulunmamaktadır. Bu
durumda, iç piyasalardaki durgunluğun kısa sürede ortadan
kalmayacağını da dikkate alarak, sektörümüzün daha uzun yıllar fazla
kapasite sorununu yaşayacağını kabul etmemiz gerekir. Bu nedenle de,
sektör oyuncularının mümkün mertebede dış piyasalara ağırlık vererek
üretim planlaması yapması ya da düşük kapasite ile çalışma realitesini
kabul etmesi şarttır. Bu bakımdan 2009 yılında başlatılan ihracat
hamlesinin 2010 yılında da sürdürülerek, toplam ihracatın (çimento ve
klinker) mutlaka 20 milyon ton düzeyinde devam ettirilmesi gerekir."

...........................................

Haberin linki:

http://www.finanstrend.com/haber/48965/Çimento-sektörü-için-2010-toparlanma-yılı

watermalon
22-02-2010, 20:22
Altınyunus'ta baş döndüren hisse hareketi
22.02.2010 | Finans Servisi | Haber

Sermayesinin yüzde 36,81'i Koç Holding'e, yüzde 29,55'i Koç Holding'in ana hissedarı Temel Ticaret'e ait olan Marmaris Altınyunus hisselerinde, Abdülkadir Anıl isimli yatırımcının 18 Şubat 2010'da gerçekleştirdiği işlemler dikkat çekti.

.................................................

Haberin linki:

http://www.referansgazetesi.com/haber.aspx?HBR_KOD=137068

watermalon
22-02-2010, 20:27
Erdemir 1.5 milyar lira zarar ettiği 'ölüm sarmalı'ndan çıkıyor
22.02.2010 | Oktay Özdabakoğlu | Yorum

Geçen yılın son çeyreğinden itibaren Türkiye ile birlikte tüm dünyayı yerle bir eden küresel krizden en fazla etkilenen şirketlerin başında yer alan OYAK Grubu bünyesindeki Ereğli Demir ve Çelik Fabrikaları (Erdemir) dört çeyrek sonunda kâra geçti. 2008 yılında 211.4 milyon lira net kar elde eden Erdemir, 2009'u 168.7 milyon lira zararla tamamladı. Erdemir, geçen yılın 9 aylık döneminde 288 milyon lira zarar etmişti. Şirket yılın son çeyreğinde 120 milyon lira net kâr elde etti. Erdemir krizin etkisini en ağır şekilde hissettiği 2008 yılının son çeyreğinde 1 milyar 188 milyon lira zarar açıklamıştı. Şirketin 2008'deki kârı bir önceki yıla göre yüzde 70 azalarak 211 milyon liraya indi. Erdemir 2009'da ilk çeyrekte 137, ikinci çeyrekte 197, üçüncü çeyrekte ise 288 milyon lira zarar açıkladı. Erdemir'in Eylül 2008 ile Eylül 2009 arasındaki toplam zararı 1 milyar 476 milyon lira olarak gerçekleşti.

Kriz beş cepheden vurdu
Küresel kriz Türkiye'nin demir-çelik devi Erdemir'i özellikle 2008 yılının son çeyreğinde sarstı. Yurtiçi ve yurtdışı siparişlerin kesilmesi, ürün fiyatlarında yaşanan yüzde 70'lik düşüş, yüksek fiyattan temin edinen hammaddeler, fiyat düşüşünden doğan stok değer düşüş karşılıkları ve döviz açık pozisyonundan kaynaklanan kur farkı giderleri Erdemir'in tek çeyrekte 1 milyar 188 milyon lira zarar etmesine neden oldu. Erdemir Genel Müdürü Oğuz Özgen, geçen yılın mart ayında düzenlediği basın toplantısında, "İlave sipariş alamazsak 1 ay sonra fabrikada hatlar duracak" açıklamasında bulunmuştu. Krizi, "ölüm sarmalı" olarak tanımladıkları periyotlarla gördüklerinin altını çizen Özgen, "Nedir bu ölüm sarmalı? Mayıs 1995'de 475 dolar olan sıcak rulo fiyatları, Şubat 1996'da 256 dolara düşmüş. Sonra Nisan 1997'de tekrar 345 dolara yükselmiş ve sonra ölüm sarmalına yakalanmış fiyatlar. Buna ölüm vadisi de deniyor. Aralık 1998'de 185 dolara düşen fiyatlar devam etmiş ve 2003'e gelinmiş. Temmuz 2008'de sıcak rulo fiyatları bin 100 dolarda zirve yapmış. Şu anda fiyatlar 400 dolar bandını da kırdı" açıklamısında bulunmuştu.

İşçi ücretleri düşürüldü
Erdemir'de geçen yıl Metal İş Sendikası 7 binin üzerinde işçinin brüt ücretlerinde 16 ay boyunca yüzde 35 indirimi kabul etti. Sendika ile Erdemir grubu arasında yapılan görüşmelerde çok sayıda işçinin işten çıkartılmasının alternatifi olması sebebiyle ücretlerin yüzde 35 oranında indirilmesi konusunda anlaşılmıştı. Erdemir'de işçi ücretlerinde yapılan yüzde 35'lik indirimin maliyetlerde 218-260 milyon TL arasında tasarruf sağlaması bekleniyordu. Sendika ile yapılan anlaşma 1400 işçinin işini korumasını sağladı.

Cironun üçte biri son çeyrekte
Erdemir'in 2008 yılında 6.8 milyar lira olan satış geliri, geçen yıl yüzde 23 oranında azalarak 5 milyar 235 milyon liraya düştü. Şirket 2009'daki cirosunun yaklaşık yüzde 31'ini son çeyrekte elde etti. Erdemir'de yurtiçi satışlar yüzde 28'lik düşüşle 3.9 milyar liraya inerken, yurtdışı satışlar binde 8'lik artışla 1 milyar 207 milyon liraya çıktı. Erdemir'de 9 aylık bilançoda 2.5 milyar lira olan yurtiçi satışlar, son çeyrekte yüzde 54 artarken, yurtdışı satışlardaki artış ise yüzde 20 oldu.
Erdemir'de satışlardaki yüzde 23'lük düşüşe karşılık, satış maliyetlerindeki düşüş yüzde 16'da kaldı. Brüt kârı yüzde 70'lik düşüşle 244.7 milyon liraya inen Erdemir'in, genel yönetim giderleri 125 milyon liradan 108 milyon liraya, diğer faaliyet giderleri ise 177 milyon liradan 111 milyon liraya düştü. Şirketin faaliyet kârı yüzde 90 azalarak 51.7 milyon liraya indi. Erdemir'de dokuz aylık bilançoda 153 milyon liralık faaliyet zararı oluşmuştu. Erdemir'de dokuz aylık bilançoya göre son çeyrekte satışlar yüzde 45 artarken, satış maliyetleri yüzde 38 arttı. Erdemir'in finansal geliri 142.9, finansal giderleri ise 417 milyon lira olarak gerçekleşti. Finansal giderlerin 217 milyon lirasını banka kredi faizleri, yaklaşık 100 milyon lirasını ise türev işlemlerden zarar oluşturdu.


KRİZ ERDEMİR'İ NİÇİN VURDU
* Yurtiçi ve yurtdışı siparişlerin kesilmesi.
* Ürün fiyatlarındaki yüzde 70'lik düşüş.
* Yüksek fiyattan temin edinen hammadeler.
* Fiyat düşüşünden doğan stok değer düşüş karşılığı.
* Döviz açık pozisyonundan kaynaklanan kur farkı giderleri.

KRİZDEN ÇIKIŞIN SİNYALLERİ
* Ürün fiyatlarındaki kısmi toparlanma.
* Dövizdeki düşüşle kur farkı giderinin azalması.
* Yurtiçi ve yurtdışı talepte canlanma.
* Otomotiv sektöründeki canlılık.
* Son çeyrekte iç satışların yüzde 54 artması.
* Fiyat artışıyla birlikte stok değer düşüş karşılığı azaldı.



ERDEMİR'İN KARNESİ (Milyon TL)
2009/9 2009/12 Değ.(%)
Satış 3.607 5.235 45,1
-Yurtiçi 2.533 3.911 54,4
-Yurtdışı 1.002 1.207 20,4
Maliyet 3.598 4.990 38,6
Brüt kâr 8 244 2950
Faaliyet kârı(Z) (153) 51 -
finansal gelir 139 142 2,1
Finansal gider 341 417 22,2
Net kâr(Z) (288) (168) -41,6
................................................

Haberin linki:

http://www.referansgazetesi.com/haber.aspx?YZR_KOD=92&HBR_KOD=137067

watermalon
22-02-2010, 20:29
Küresel krizde üçüncü dalgaya girdik
22.02.2010 | Hasan Ersel | Yorum

İçinde olduğumuz krizin Türkiye'yi üç dalga biçiminde etkileyeceğini düşünmek gerektiğini daha önce de birkaç kere yazmıştım. ABD ve Avrupa gibi ülkelerde yaşanan olayın etkisi ilk dalgayı oluşturuyor. İkinci dalga bizim gibi çevre ülkelerin etkilenmesinden kaynaklanan ve bizi etkileyen bir hareket. Tipik örnek Dubai krizi. Üçüncü dalga ise ülkelerin alacakları önlemler nedeniyle küresel ortamda meydana gelecek değişikliklerin Türkiye üzerindeki olası etkileri.
Yunanistan olayına bu çerçeve içinde bakmak gerektiğini düşünüyorum. Böyle bakıldığında üzerinde düşünmemiz gereken asıl konu AB'nin bu olay karşısında alacağı önlemlerin Türkiye'yi nasıl etkileyeceği olması gerekmiyor mu? AB'nin Yunanistan'ı kaderiyle baş başa bırakmayacağına, "elinden gelen bir şeyleri" yapacağına ilişkin açıklaması, "açıklama" olmaktan çok uzaktı. Daha çok "Ne yapmanın uygun olacağını bilemiyoruz" anlamına geliyordu. Bu ise AB'de de bir sorun olduğu anlamına geliyor. Çünkü, böyle bir sorun Türkiye gibi bir ülkenin başına gelseydi, herkes "Git IMF'ye derdini anlat, dediklerini yap. Şansın varsa kurtulursun" derdi. Biz de daha önce öyle yapmıştık. Şansımız da yaver gitti; kullanabildiğimiz kadarıyla! Peki böyle bir olay ABD'de California, Brezilya'da Minas Gerais eyaletlerinin ya da Arjantin'de Provincia Invencible de Santa Fe'nin başına gelseydi ne olurdu? Onlara "Federal hükümetle oturun bir çözüm bulun" denirdi. Geçmişte de öyle oldu. Peki, AB'de ne oluyor? Yunanistan, AB'nin içinde ama eyalet değil! Ne "IMF'ye git" denilebiliyor ne de Brüksel bu işin çözüm yeri olarak gösterilebiliyor. Böyle olunca bizi de etkileyen bir belirsizlik ortamı oluşuyor. Bu, şimdilik mali piyasalarda dalgalanmaya yol açıyor. Piyasalardaki dalgalanmayı küçümsememek gerek. Bir kere, sadece Alman ve Fransız bankalarının Yunanistan'a açtıkları kredilerin toplamı 119 milyar dolar! Üstelik AB'nin ne yapacağını belirleyememesi bu bankaları sadece Yunanistan nedeniyle de korkutmuyor. Bu bankaların Yunanistan ile aynı olmasa bile benzer sıkıntılar içinde olan Portekiz, İspanya ve İrlanda'ya açılmış olan kredileri de düşünüldüğünde, alacaklarının toplamı 900 milyar dolara ulaşıyor. Bu rakam Alman ve Fransız bankalarının boyutuna göre bile büyük. Üstelik, bu ülkelerin bankaları arasında eşit dağılmış da değil. Bazı bankaların bu ülkelere olan riski epeyce fazla. Onlara bir şey olursa, bu ülkelerin bankacılık sistemlerinin de bundan olumsuz etkilenmesini beklemek gerek. Son iki yılda olup bitenlere baktığımızda bu etkilenmenin boyutunu tahmin etmenin hiç de o kadar kolay olmadığı ortada. Bu ise korkuyu daha da artırıyor.
Bu durumda AB mali sisteminin Türkiye'ye "Sütten ağzı yanan yoğurdu üfleyerek yer" biçiminde yaklaşmasını beklemek gerekmez mi? Bu, Türkiye'nin finansman olanaklarını daraltıcı bir ek etki yaratabilir mi? Öte yandan AB, Yunanistan'ın sorunlarının çözümünü IMF'ye havale etmesinin kendi saygınlığını zedeleyeceğini düşünüyor olmalı. Ama sonuçta, öyle ya da böyle, işin varacağı yer orası. Zaten IMF'nin "teknik desteğinin alınmasına" karar verilmedi mi? IMF heyeti geçen ay Atina'ya gitti bile. Üstelik G-20 kararlarında IMF'ye yeni verilen görevler ve olanaklar çerçevesinde böyle olması da gerekmez mi? Bu arada bizim de yılan hikâyesine dönen bir IMF ile anlaşma yapma maceramız var. Bu gelişmeler ışığında Türkiye'nin IMF ile anlaşma yapması ya da yapmaması ne anlama gelecektir? Acaba hazır derecelendirme şirketleri Türkiye'ye ilişkin olarak olumlu mesajlar veriyorlarken IMF ile anlaşma yapılması, piyasalarda "Türkiye'nin ileri görüşlü davrandığı" biçiminde bir algılamanın oluşmasına katkı sağlayabilir mi? Bir de uzun dönemli soru: Bu olaylar Türkiye'nin AB üyeliği sürecini nasıl etkileyecek? Bu soruların bizim gündemimizde olmadığının farkındayım. Yanlışlık sorularda değil, gündemde
................................

Haberin linki:

http://www.referansgazetesi.com/haber.aspx?HBR_KOD=137080

watermalon
22-02-2010, 20:45
Bankaları beğenmiyorsanız çalışmayın!
22.02.2010 | Şevket Sürek | Yorum

15 Şubat günü BDDK Başkanı Tevfik Bilgin'i dinledik. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) Başkanı yaptığı basın toplantısında bankacılık sisteminin yıl sonu kârının yüzde 49.6 artışla 20 milyar 75 milyon lira olduğunu ve bu kârlılıktan 5 milyar lira vergi ödeyeceklerini söylerken "Şimdi hava atmak hakkımızdır ve hava atmanın zamanıdır" şeklinde bir süsleme de getirdi.
Kendisini kutlarım. "Hava atmak hakkıdır, Allah gani gani kârlar eylesin" demekten de kendimi alamam. Öyle ya bankalar birer ticari kurumdurlar ve amaçları her ticari kurum gibi kâr etmektir.
Ammaaaa! Bir cümlesi var ki, üzerinde konuşmak isterim. Ne dedi Sayın Bilgin? "Fazla komisyon aldığından ve diğer hizmet bedellerinden memnun olmadığınız bankalarla çalışmayın."
Bu cümle iki anlamda yorumlanabilir. "Sizi rahatsız eden bankayla çalışmayarak onları cezalandırın" veya "Bankaların şartları bunlar, işinize gelirse çalışırsınız, gelmezse çalışmazsınız." Hangi şekilde yorumlarsanız yorumlayın varacağınız nokta alternatifsizlik ise sonuç değişmeyecektir.
Değişmeyecektir, zira gelişen teknolojik sistemler, gelişen vergi sistemleri ve dahi Maliye baskısı gerek vatandaşı ve gerekse işadamını hayatının ve iş yaşamının her safhasında bankalara yönlendiriyorsa bankaları beğenseler de beğenmeseler de "öpe öpe" onlarla çalışmak zorundadırlar.
Böylesi bir mecburiyet yaratılmışsa ve dahi her banka hizmetlerini "körün tuttuğunu öpmesi" misali ücretlendiriyorsa kısaca atış serbest ise yüzde 49.6'lık kâr artışına şaşırmamak gerekir.
Gelin şimdi, aynı işlem için farklı bankalarda, farklı isimlerde, farklı oranlar ve meblağlarda karşımıza çıkan ve şeffaf bir ortamda asla açıklanmayan tarifelere başlıklar halinde bakalım.
Bakalım da yüzde 49.6 oranında kârlılık için nasıl öpüldüğümüzü daha iyi anlayalım:
"Vadesiz hesap açılmasında 5 TL hesap işletim ücreti içinde bireysel müşteriden vadesizde 44-66 TL, ticari müşteri vadesizde 66-96 TL, döviz tevdiat hesabında 24-66 TL, havale işlemlerinde hesaptan hesaba en az 12.5 TL veya meblağın binde 4'ü, hesaptan isme en az 20 TL veya meblağdan binde 4, kasadan hesaba en az 20 TL veya meblağdan binde 4, kasadan isme en az 30 TL veya meblağdan binde 4, ATM havale 3.5 TL, başkasının hesabına para yatırma 30-300 TL, başka şubedeki hesaptan para çekme 15-500 TL, EFT işlemlerinde giden EFT'den en az 30 TL veya meblağdan binde 4, isimden giden EFT'den en az 25 TL veya meblağdan binde 4, isme gelen EFT'nin nakit ödenmesi en az 5 TL veya meblağdan binde 4, çeklerden çek istihbaratı 30-500 TL, çek tahsilatı en az 20 TL veya meblağdan binde 20, karşılıksız çek yazdırma 15-30 TL, senetlerden, senet tahsili en az 20 TL veya meblağdan binde 4 artı 20 TL daha, protestolu senetlerden en az 30 TL meblağdan binde 4 senet iadesi, 20-25 kiralık kasalar 125-400 TL kart ücretleri, bankomat kartından 5 TL, kredi kartı ilk veriliş 35-500 TL, ortak noktadan kart ile nakit çekim ücreti 1-4.5 TL, kredi kartı nakit çekiminden meblağdan binde 3, kredi kartı yıllık ücreti 55 TL, kart limit aşım ücreti en az 3 TL veya meblağdan binde 3 ve bu ücretler internet sitelerinde ilan edilmiyorlar.
Dahası var, kredilerdeki komisyonlar için konut, taşıt, ihtiyaç kredisi, erken kapatma, hizmet ücreti adı altında 200 ila 600 TL arasında değişen ve adı "dosya masrafı" olan sabit masraflar veya meblağ üzerinden yüzde 1,5 ile yüzde 4.5 arasında değişen oranlarda bedeller ödemeniz söz konusu.
Dahanın da dahası var başka şubeden her işlem için defter yazımı ücreti için 10 dolar alan da var 15 TL de. Başka şubeden ekstre basma ücreti adı altında 6-10 TL, dekont basma ücreti için 3-5 TL daha ödeyeceksiniz. Bunlar bankaların asıl işleri ama ödemek sizin işiniz.
Bitmedi, tabii tüm bu ödemelerin bir de vergileri var ve tabii onları da paşa paşa sizler ödeyeceksiniz.
Yüzde 49.6 oranındaki kârlılığa katkısı olan banka ücretleri bu şekilde tarifelendirilmiş ve tek mönü olarak önünüze konulmuşsa, o mönüyü yemekten başka çareniz yoktur!
Hal böyleyse ve bankalara giden yol tabelası "mecburi istikamet" gösteriyorsa "Fazla ücret alan bankalarla çalışmayın" uyarısı ne manadır o zaman?
Sayın BDDK Başkanı tüketiciyi hafife alan bir cümle kuracağına, temsil ettiği kurum ile oturup bankaların hizmet bedellerini makul oran ve ücrette belli bir tarifeye bağlasaydı, velinimetleri konumundaki, yüzde 49.6'lık kârlarında büyük katkıları olan ve geçim derdindeki vatandaşlarını da kârlılıkları eksilerde gezinen reel sektör mensuplarını da memnun etmez miydi?
Hatta bu kararı, tüketiciyi koruma ve tüketiciye saygı anlamlarında da şık ve adil olmaz mıydı?
Haaa, "Benim işim bankaları korumak ve kollamaktır, reel sektörü değil" diyorsa..
O zaman, hava atmaya devam Sayın Başkan

............................................

Haberin linki:

http://www.referansgazetesi.com/haber.aspx?YZR_KOD=169&HBR_KOD=137079

watermalon
22-02-2010, 20:50
Ali Babacan'a göre meğer bizim işsizlik diye bir sorunumuz yokmuş
22.02.2010 | Noyan Doğan | Yorum

Aynı gün, iki ayrı toplantı.. Sabahkinde Devlet Bakanı Ali Babacan, işsizliğin abartılacak boyutlarda olmadığını hatta oranların beklenenden de iyi çıktığını söylüyor. Öğleden sonra ise Başbakan, işsizliğin büyük bir sosyal sorun haline geldiğine değinip, iş dünyasına sorunu birlikte çözmeyi öneriyor. Ali Babacan da hemen yanında oturuyor.

Geçen perşembe, Emeklilik Gözetim Merkezi'nin, bireysel emeklilik sistemi ile ilgili düzenlediği toplantıya katılan Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanı Ali Babacan'ı dinledim. Açıkçası da şaşırdım.
Elbette, politikacıların, özellikle de iktidarda olanların, "Durum kötü" demelerini beklemiyorum. Ama görünenden farklı, hele de pembe tablo çizmelerine şaşırıyorum. Sabah başka söyleyip, akşam başka söylemelerini ise ağzım açık dinliyorum.
Ali Babacan, toplantıda, ekonominin canlanmaya başladığını söylüyor, ardından da gerek reel sektörden gerekse de finans sektöründen toparlanma yönünde sinyaller aldıklarını ifade ediyor. Babacan'a göre ticari kredilerde, oto satışlarında artış var. Takipteki kredilerin oranı ise iniş eğiliminde. Çeklerdeki dönüş oranı da azalmış. Babacan'ın, dikkat çektiği bir konu daha var: "Kurulan ve kapanan şirket sayısına baktığımızda buradaki rakamlar da sevindirici. Krizde bile açılan şirket sayısı, kapanandan fazla. Bu da gösteriyor ki şirket sayısı artıyor."
Buraya kadar Ali Babacan'ın söylediklerine bir ölçüde katılabilirim. Her ne kadar Babacan'ı dinlerken ekonomik krizden eser kalmamış gibi bir izlenim edinsem de...

Babacan: Beklediğimizden iyi
Ama asıl bundan sonra Ali Babacan'ın söyledikleri daha da şaşırtıcı. Babacan, işsizliğin öyle abartıldığı boyutlarda olmadığına inanıyor ve aynen şunları söylüyor:
"Kış aylarında nasıl ‘havalar soğudu' haberi yapmak abes ise aynı şekilde kış aylarında işsizliğin arttığına yönelik haber yapmak da o kadar abes. Ekim, kasım, aralık ayında işsizliğin arttığı yönünde haber yapmak gereksiz ve yanıltıcı. İşsizliğin üzerinde mevsimsel etkiler hep olmuştur. Ama bize göre işsizlik oranlarında düşüş var. Ekim, kasım aylarında işsizlik artar. Diğer aylarda da yine işsizlik oranları artarak gider. Yaz aylarında ise düşer. Mevsimin etkisine bakmak lazım. Biz orta vadeli programı açıkladığımızda, işsizlikle ilgili açıkladığımız oran vardı. Oysa ekim, kasım, aralık, ocak aylarında bakarsak bu orandan bile daha düşük bir rakam olacak. Yani, işsizlik oranları beklediğimizden daha iyi seyrediyor. Gelişmeler umut verici."
İşte size Ali Babacan'ın, işsizlikle ilgili tespitleri. İlginç değil mi? Meğer bizim işsizlik diye bir sorunumuz yokmuş. Bu işsizlik de normalmiş. Hatta bir adım daha ileri gideyim... Görünen o ki, Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanı'na göre şirketlerin kapanmasına neden olan, birçok sektörde üretimi durduran, reel sektöre kan ağlatan krizin, meğer işsizlik üzerinde hiç etkisi olmamış.

Başbakan: Büyük bir sosyal sorun
İşin daha ilginci ne biliyor musunuz? Ali Babacan, bu açıklamaları yaptığı gün, Başbakan Erdoğan, Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği'nin (TÜSİAD) yeni üyelerini ağırladı. Aynı toplantıda Ali Babacan da vardı. Babacan, İstanbul'daki bireysel emeklilik toplantısından çıkıp, Ankara'ya uçtu ve TÜSİAD'ı, ağırlama komitesine katıldı.
Peki, o toplantıda Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ne konuştu biliyor musunuz? Hemen söyleyeyim: İşsizlik. Başbakan Erdoğan, TÜSİAD yönetimine, küresel krizin de etkisiyle büyük bir sosyal soruna dönüşen işsizlik için birlikte çözüm üretmeyi önerdi.
Ve Başbakan, bu sözleri söylerken Ali Babacan da hemen yanında oturuyordu. Komediye bakın siz. Aynı gün... İki ayrı toplantı. Sabahkinde hükümetin Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanı, işsizliğin abartılacak boyutta olmadığını söyleyip, beklenenden daha iyi durumda olunduğunu açıklıyor. Öğleden sonra ise Başbakan, işsizliğin büyük bir sosyal sorun haline geldiğini söyleyip, iş dünyasına birlikte sorunu çözmeyi öneriyor. Sabahki açıklamayı yapan bakan da hemen yanında oturup, bu söylemi adeta onaylıyor.
Valla benim kafam karıştı. Şimdi bizim, işsizlik sorunumuz var mı, yok mu?
..............................................

Haberin linki:

http://www.referansgazetesi.com/haber.aspx?HBR_KOD=137092&KTG_KOD=133

watermalon
22-02-2010, 20:57
Anadolu'dan üç yılda 30 bin yatırımcı gelir
18.02.2010 | Alp Süer | Haber

"PTT nerede, borsa orada" sloganıyla hayata geçirilen Gedik Yatırım-PTT işbirliğiyle borsa, Anadolu'nun en ücra köşesindeki yatırımcının ayağına giderken, önümüzdeki dönemde sermaye piyasasına katılan bireysel yatırımcı sayısında da artış bekleniyor

..............................................

Haberin linki:

http://www.referansgazetesi.com/haber.aspx?HBR_KOD=136942&KTG_KOD=228

watermalon
22-02-2010, 20:59
Akbank'a varlık barışından 500 milyon TL geldi
22.02.2010 | Jale Özgentürk | Haber

Varlık Barışı ile 24 milyar lira beyan edildiğini belirten Akbank Özel Bankacılıktan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Fikret Önder, kendi müşterilerinin beyan ettiği paranın ise 500 milyon lira olduğunu söyledi. Önder, yeni bir barış uygulamasından önce vergi mevzuatının kolaylaştırılması gerektiğini belirtti.

Akbank Özel Bankacılıktan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Fikret Önder, yılbaşında sona eren ve 24 milyar liranın beyan edildiği Varlık Barışı çerçevesinde 60 müşterilerinin 500 milyon lira getirdiğini söyledi. Paraların büyük çoğunluğunun İsviçre'den geldiğini belirten Önder, üçüncü Varlık Barışı'nın gelebileceğini kaydetti. Önder, sadece Varlık Barışı ile bu paranın getirilemeyeceğini belirterek "Vergi mevzuatını kolaylaştırarak daha fazla parayı çekmek mümkün" dedi.
Dünyaca ünlü finans dergisi Euromoney, Akbank'ı üçüncü kez tüm kategorilerde "Türkiye'nin en iyi özel bankası" seçti. Yönetilen varlık, kârlılık, şube sayısı, müşterisinin yatırımları için sunduğu geniş ürün yelpazesi ve hizmet nedeniyle verilen ödülü Londra'da yapılan törende alan Akbank'ın Özel Bankacılıktan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Fikret Önder, daha sonra bir araya geldiği gazetecilere faaliyetleri ve ekonomi gündemindeki konular hakkında bilgi verdi.
İki yıl önce "Türklerin yurtdışında 60-100 milyar dolar arasında parası var. Bu paraları çekmek için bir çeşit Varlık Barışı yapılması ne iyi olur demiştik" tespitinde bulunduğunu hatırlatan Önder, 2009 içinde Türk yatırımcıların paralarını Türkiye'ye getirmeye başladığını söyledi. Bunun bir nedeninin Varlık Barışı diğerinin ise yabancı bankalara güven kaybı olduğunu söyleyen Önder, sadece Türkiye değil, krizle birlikte tüm dünyada maliyelerin ülke dışında ve özellikle off-shore merkezlerde bulunan paraların peşine düştüğünü de kaydetti.

Yeni bir barış öncesi mevzuat değişmeli
Fikret Önder, yeni bir Varlık Barışı'na talep olabileceğini ancak bunun öncesinde finansal sistem açısından mevzuatın değişmesi gerektiğini kaydetti. Önder, şunları söyledi: "Türkiye'ye Varlık Barışı çerçevesinde gelen paraların büyük bölümü 2001'de Türk bankacılık sistemindeki kriz nedeniyle ülke dışına çıkan paralardan oluşuyor. Şimdi Türk bankaları yurtdışındakilere göre daha güvenilir olarak algılanıyor. Türkiye gerekli finansal düzenlemeleri yaparsa sadece kendi vatandaşlarının parasını değil tüm dünyadan para çekebilir. Ancak bizde İstanbul'u finans merkezi haline getirmek isterken bile bu düzenlemeler değil, hangi binaların İstanbul'a taşınacağı tartışılıyor."
Önder, özel bankacılıkta "para saklamak" olarak özetlenebilecek geleneksel yapının değişmeye başladığını belirterek "Önümüzdeki 10-15 yıl içinde dünyada özel bankacılığın tanımı değişecek. Özel bankacılık para saklamaktan çok, hizmet bankacılığı haline dönüşecek. Trend, para saklamanın zorlaştığı bir dünyaya gidiyor" diye konuştu.

Türkiye'de yaklaşık 34 bin zengin var
Türkiye'deki özel bankacılık faaliyetlerine de değinen Fikret Önder, 2001'de faaliyete geçen Akbank Özel Bankacılık Bölümü olarak müşterileri için belirledikleri alt yatırım limitinin 500 bin lira olduğunu belirtti. Halen 9 şube ve 4 bin müşterileri olduğunu ve bu kişilere ait 10 milyar dolarlık varlığı yönettiklerini belirten Önder, "Bu müşterilerimizin 50'sinin varlığı 5 milyon liranın üzerinde. Onlara servet danışmanlığı ekibi hizmet veriyor" dedi.
Tüm dünyada evi hariç, 1 milyon doların üzerinde varlığı bulunan tasarruf sahiplerinin özel bankacılığın ilgi alanına girdiğini kaydeden Önder, "Türkiye'de bu kapsamda kaç kişi var" sorusuna da şu yanıtı verdi: "Farklı veriler var. BDDK bu yatırımcıların sayısını 27 bin olarak hesaplıyor. Merrill Lynch'in ‘Cap Gemini Varlık Raporu'na göre 33 bin 700. Ben parasını yurtdışında ve yastık altında tutanlar da eklendiğinde bu kapsama alınabilecek kişi sayısının 50 bin olduğunu tahmin ediyorum" dedi.


FAİZ GELİRİ SAYESİNDE ERKEN EMEKLİLİK BİTİYOR
Akbank Özel Bankacılıktan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Fikret Önder, mevduat ve bono faizlerinin tüm dünyada tarihsel olarak taban seviyelerde bulunduğunu dile getirerek bunun sosyal hayatta da etkisinin olduğunu söyledi. Önder, mevcut faizlere göre bir yatırımcının parasını ikiye katlamak için İsviçre'de 360 yıl, İngiltere'de 180 yıl, Türkiye'de ise 10 yıl beklemesi gerektiğini belirterek Türk yatırımcısının ilk kez farklı yatırım araçlarına ilgi duymaya başladığını söyledi. Önder, "2008 yılı sonunda bile paranızı 3.8 yılda ikiye katlıyordunuz. Geçmişte bankada 400-500 bin lirası olan bir yatırımcı faiz gelirine güvenerek 47-48 yaşında emekliliğe çekiliyordu. Ancak şimdi faiz oranlarının geldiği seviye bu kadar bir parayla erkenden emekli olmaya imkân vermiyor" dedi.

ÖZEL BANKACILIĞA OLAN İLGİ ARTTI
Akbank Genel Müdür Yardımcısı Fikret Önder, dünyada ve Türkiye'de klasik yatırım araçlarında düşen getiriler yüzünden özel bankacılığa ilginin arttığını söyledi. Varlıklı müşterilerin yeni arayışlar peşinde olduğunu kaydeden ve bu ilginin rakamlara da yansıdığını vurgulayan Önder, "Akbank'ta özel bankacılığın toplam kâr içinden aldığı pay yüzde 150 arttı" dedi. Akbank özel bankacılık olarak "oyun alanımız tüm dünya" sloganıyla çalıştıklarını kaydeden Önder, müşterilerine dünya çapında her türlü yatırım aracına ulaşma imkânı sağladıklarını vurguladı. Önder, bu yıl anapara garantili yatırım fonlarında büyümeyi planladıklarını ifade ederek "2010'da her ay bir ya da iki tane anapara korumalı yatırım fonu çıkartmayı planlıyoruz" dedi.

2. kriz dalgası olmaz
Yatırımcıların 2010 yılına moralli ve iyimser girdiğini söyleyen Önder, Türk ve dünya piyasalarına ilişkin tahminlerini açıklarken ise "Ben krizde ikinci dalgaya inanmıyorum" dedi. ABD'de bu yıl büyüme hızının yüzde 3'le Avrupa'nın iki katı düzeyinde olacağını vurgulayan Önder, şöyle devam etti: "Dolar güçlenmeye devam edecek gözüküyor. Beni en çok endişelendiren konu ise 2003'ten bu yana doların değer kaybetmesiyle dünya piyasalarında hisse senetlerinden emtialara kadar fiyatlar arttı. Şimdi doların düşüşünün sonuna gelinmiş gözüküyor. Bu da piyasalar açısından önemli bir risk. Euro-dolar paritesi için farklı tahminler var. Örneğin Merrill Lynch yıl sonu için euro-dolar paritesinin 1.28 olduğunu açıkladı. Credit Suisse'nin tahmini ise 1.70 düzeyinde. Şimdi kim haklı çıkacak? Dünya piyasalarının gidişatı açısından paritedeki değişim ve doların seyri hayati önem taşıyor. Ancak ben karamsar değilim."
Küçük yatırımcıya öneriler
Önder, "500 bin lirası olup size gelen, daha az parası olan yatırımcıya göre yüksek getiri sağlayabiliyor mu" sorusuna "Evet" yanıtı vererek 2010 için yatırım öngörülerini şöyle özetledi: "Türkiye ekonomisinin bu yıl yüzde 4,5 civarında büyümesini bekliyoruz. Enflasyon yüzde 6-7 civarında olur. Merkez Bankası gecelik faizleri artırmadan bono ve mevduatta yüzde 10'un üzerini göreceğimizi sanmıyorum. Türk Lirası'nın sepet bazında (1 euro artı 1 dolar) değer kaybının yıl boyunca yüzde 5'in üstünde olmasını beklemiyorum. Euro/dolar paritesinde 1.30 seviyesini yıl sonundan önce görürüz. Altın son 10 yılın en iyi yatırım aracı. Zaman zaman dalgalanmalar yaşansa da kâğıt paraya olan güven tüm dünyada azaldığı için altının getiri açısından cazibesini koruyacağını düşünüyorum."

Akbank ödülünü Londra'da aldı
İngiltere'nin uluslararası saygın finans dergisi Euromoney'in her yıl düzenlediği özel bankacılık araştırmasında üçüncü kez tüm kategorilerde "Türkiye'nin En İyi Özel Bankası" seçilen Akbank Private Banking ödülünü 18 Şubat'ta Londra'da düzenlenen törenle aldı. Akbank Private Banking'in ödüle, yönetilen varlık, kârlılık, şube sayısı, müşterisinin yatırımları için sunduğu geniş ürün yelpazesi ve hizmet kalitesi nedeniyle layık görüldüğü açıklandı.
.................................................. ....

Haberin linki:

http://www.referansgazetesi.com/haber.aspx?HBR_KOD=137085&KTG_KOD=432

watermalon
22-02-2010, 21:06
Filo araçları pazarı büyük yarışa sahne olacak
22.02.2010 | Mehmet Ali Kantarcı | Haber

Kriz nedeniyle geçen yıl alımları askıya alan şirketler bu yıl filolalarını yenileyecek. Filo pazarının güçlü isimleri Ford, Renault, Fiat ve Hyundai'ye Peugeuot, Opel ve Toyota da rakip olacak, pazarda rekabet artacak.
........................................

Haberin linki:

http://www.referansgazetesi.com/haber.aspx?HBR_KOD=137081&KTG_KOD=201

watermalon
22-02-2010, 21:15
ŞİMDİ DE KÖMÜR FİYATLARI YÜKSELİYOR

Dünya genelinde kömür fiyatları geçtiğimiz yıl ile kıyaslandığında hızla artıyor. Artışın en önemli nedenlerinden biri, dünyanın bir numaralı kömür kullanıcısı Çin'in kömür talebini her geçen yıl arttırması.
Çin, geçtiğimiz Aralık ayında bir yıllık talebini altı misli artırarak 16,4 milyon ton kömür ithal etti. Çin'in kendi ürettiğinden kat kat fazlasını talep etmesi, kömür üreticilerinin de fiyatlarını yükseltmesine neden oluyor.

Çin Ulusal Enerji İdaresi, yaptığı bir açıklamayla kömür sıkıntısının Mart'a kadar devam edeceğini duyurdu. Çin'in bu açıklaması ABD'nin ve dünyanın sayılı kömür üreticilerinden Patriot Coal Corp, Consol Enerji A.Ş. ve Alpha Natural Resources şirketinin fiyat artırma politikalarını doğrudan etkileyecek gibi gözüküyor.

Kömür, New York ticaret borsasında 19 Şubat itibariyle 50,75 dolardan işlem görüyor. Kömürün 2010 sonu itibariyle yıllık ortalama fiyatının ise, ton başına yüzde 17 artarak 59 dolar olması bekleniyor.

Kömür fiyatları geçtiğimiz yılın Temmuz ayından 2009 sonuna kadar geçen dönemde yüzde 66 değer kaybetmiş, ton başına 143 dolardan 66 dolar seviyesine inmişti. Bu durumu son sekiz yılın en kötü sonucu olarak yorumlayan analistler, bu yılın 2007'den bu yana en kazançlı yıl olacağını belirtiyor.

Ancak ABD için 2010 yılı çok zorlu şartlarda başladı. Ülkenin son dokuz yılda en sert kışını geçiriyor olması şirketlerin üretim ve stoklarını da doğrudan etkiledi.

Fiyatlar mevsime göre inişli çıkışlı olsa da uzmanlar, 2010 yılını "kömür piyasası için çıkış trendinde olacak bir yıl" şeklinde tanımlıyor.

Türkiye Taşkömürü Kurumu'nun (TTK) parça döküm kömür fiyatı ise Türkiye'de ton başına 330 TL ile 360 TL arasında değişiyor.
...............................................

Haberin linki:

http://www.borsagundem.com/haber/oku/manset/15880/simdi_de_komur_fiyatlari_yukseliyor

watermalon
22-02-2010, 21:18
NET TURIZM TEKNIK ANALIZI(ANADOLU YATIRIM)
Anadolu Yatirim ( www.anadoluyatirim.com.tr ) Tarafindan Hazirlanan Teknik Analiz Raporu: "TEPKI GELEBILIR. ZIRVEDEN ITIBAREN YUZDE – 27 GERILEDI.

NTTUR ALIS RISKINE GIRILEBILECEK SEVIYEDE
1 HAFTA ICINDE ILK ADIMDA 1.22 VE ARDINDAN 1.31 DENEMEK
ISTEYECEKTIR.
ZARARKES 1.09
ZAMAN STOP ARALIGI 1-4 SEANS
NOT Tepki yükselisi trendin tersine olusan reaksiyonlar olmasi
sebebi ile risk seven yatirimcilar için veya çok kisa süreçte trade
etmek isyteyen yatirimci profiline hitapetmektedir.Tabiki ayni zamanda
tepki sonrasi süreç biraz daha az risk seven yatirimcilarin tepki
sonrasi süreçte piyasalara girmeleri hakknda daha net resmi
görmelerini saglayacagi için tepki sonrasi fiyatlamalar bu yatirimci
profili için daha güvenli olacaktir"

.......................................

Haberin linki:

http://www.borsagundem.com/haber/oku/oneri/15867/net_turizm_teknik_analizianadolu_yatirim

watermalon
22-02-2010, 21:20
HALKA ARZ FİYATININ YÜZDE 20 FAZLASINI VERİRİZ

Türk Telekom'un yüzde 55'ine sahip olan Oger Telecom, Hazine'ye ait yüzde 30 hisseye de talip. Ulaştırma Bakanı Yıldırım, Oger'in halka arz için belirlenecek hisse değerinin % 20 fazlasını teklif ettiğini açıkladı
Türk Telekom'un yüzde 30'luk kamu hissesinin halka arzında Arap sermayesinden sürpriz teklif geldi. Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, Oger Telecom ve ortaklarının halka arz için edilecek hisse değerinin yüzde 20 fazlasına kamu hisselerini almak istediklerini açıkladı. Bir grup gazetecinin Türk Telekom'un kamunun elindeki hisselerinin satışıyla ilgili sorularını cevaplayan Yıldırım, yüzde 55 hisse ile Türk Telekom'un yönetimini elinde bulunduran Oger Telecom'un kamu hisselerini almak için teklif getirdiğini açıkladı. Türk Telekom'un Hazine'ye ait yüzde 30 hissesinin özelleştirmesiyle ilgili çalışmaların sürdüğüne işaret eden Yıldırım, hisse satışının zamanlamasını konjonktür ve piyasanın durumunun belirleyeceğini vurguladı. Daha önce yapılan halka arz ile Telekom'un yüzde 15 hissenin satışının gerçekleştiğini hatırlatan Yıldırım, kamunun kontrolündeki yüzde 30 hissenin tamamının satılamayacağını kaydetti. Yıldırım, "Kamunun elindeki altın hissenin kullanımı nedeniyle hisselerin bir bölümü yine kamunun elinde olacak. Bu 1'de olabilir 5'de olabilir. Öte yandan çalışanlara verilecek yüzde 5'lik bir bölüm var" ifadesini kullandı. Satılacak Türk Telekom hisse oranının yüzde 15-20 arasında olabileceğini belirten Yıldırım, halka arz için taleplerin toplanacağını ve buna göre hisse değerinin oluşacağını söyledi. Yıldırım, "Ortakların bir teklifi var. Halka arz için belirlenecek fiyatın yüzde 20 daha fazlasına hisseleri alabileceklerini bildirdiler" dedi.

Saudi Telecom dolaylı ortaklar arasında
TÜRK Telekom'un yüzde 55'ine sahip olan Oger Telekomünikasyon A.Ş'nin yüzde 99'u Oger Telecom Limited'e ait. Bu şirketin ortakları ise başta Lübnanlı Hariri ailesi ve diğer Arap sermayedarlar. Yani Türk Telekom'un hisselerini "yüzde 20 daha fazla fiyatla alırız" teklifinde bulunan Türk Telekom'un doğrudan ve dolaylı ortakları arasında, Saudi Oger Limited, Saudi Telecom, AH Holding, Sara Holding bulunuyor.

Temmuz 2005'te özelleştirilmişti

22.02.2010
1 Temmuz 2005 Türk Telekom 'un (TT) yüzde 55 hissesinin blok satış ihalesini 6 milyar 550 milyon dolarla Oger Telecom kazandı.

22 Temmuz 2005 Rekabet Kurulu, Türk Telekom 'un (TT) yüzde 55 hissesinin blok satışına ön koşulsuz onay verdi.

25 Temmuz 2005 Bakanlar Kurulu Türk Telekom satışını onayladı.

14 Kasım 2005 Oger tutarın yüzde 20'si olarak 1.31 milyar doları peşin ödedi.

5 Kasım 2005 Türk Telekom 30 imzayla Oger'e devredildi

14 Kasım 2006 Oger Telecom, ilk taksit için faiz dahil 1 milyar 440 milyon doları Hazine hesaplarına yatırdı.

28 Mart 2007 Oger Telecom, Türk Telekom'un kalan 4.31 milyar dolarlık borcunu 4 yıl erken ödedi. 4 milyar 300 milyon dolarlık çeki Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım ve Maliye Bakanı Unakıtan aldı.

27 Aralık 2007 Türk Telekom'un Hazine mülkiyetindeki hisselerin yüzde 15'inin halka arz yoluyla satışına ilişkin Bakanlar Kurulu kararı Resmi Gazete'de yayımlandı.

28 Nisan 2008 Türk Telekom'un halka arz süreci başladı.

12 Mayıs 2008 Özelleştirme İdaresi Başkanı Metin Kilci, Türk Telekom'un yüzde 15 hissesinin halka azından 1.9 milyar dolar (2.4 milyar YTL) gelir elde edildiğini bildirdi.
HAMDİ ATEŞ-SABAH
.............................................

http://www.borsagundem.com/haber/oku/kulis/15829/halka_arz_fiyatinin_yuzde_20_fazlasini_veririz

watermalon
22-02-2010, 21:23
VAKIF RİSK'TE NELER OLUYOR?

Borsagünde okurları son iki aydır hissede yaşana önemli gelişmelere akıl erdiremezken, okurlardan Kenan İnci soruyor:
SON İKİ AYDA VAKIFRİSK DE OLANLARI ANLAMAK MÜMKÜN DEGİL:

1- ARALIK SONUNDA SERMAYE TAVANINI 10 MİLYON TL YÜKSELTME KARARI ALINIR SPK YA BAŞVURULUR

ŞUBAT AYINDA 10 MİLYON TL 18 MİLYON YÜKSELTMEK İÇİN TEKRAR BAŞVURU YAPILIR MEVCUT SERMAYESİ

900 BİN TL OLAN ŞİRKET HER HALDE %1500 CİVARINDA BEDELLİ SERMAYE ARTIŞI GELECEKTİR...

2- BAŞKA BİR KONU İSE ŞİRKET SAHİBİ ONUR TAKMAK 24 ARALIK 2009 DA ELİNDE BULUNAN 55350 ADET

HİSSEYİ BORSADA 1 YIL İÇİNDE SATMAK İÇİN BORSA KAYDINA ALDIRMIŞ OLMASIDIR.

3- 15-16 ŞUBAT TARİHLERİNDE BORSADAN 15300-18800 FİYAT ARALIGINDAN 24650 ADET HİSSE ALIMI

YAPMIŞ ELİNDEKİ ORANI % 31.15 DEN %33.89 YÜKSELTMİŞTİR,

4-AYRICA ONUR TAKMAK SPK YAPTIGI ÇAGRI BAŞVURUSUNDA 5150 ALDIGI B GRUBU HİSSELER İÇİN

ÇAGRI MUAFİYETİ NEDEN İSTEMİŞTİR VE ŞARTLI MUAFİYET ALMIŞTIR.


BENİM SORULARIM SIRASIYLA ŞÖLE :

1- NEDEN ÇAGRI YAPMAYIP 5150 DEN HİSSE ALMAYIP 16000 CİVARINDA HİSSE ALMIŞTIR?

2-55350 ADET HİSSE SATMAK İSTEYEN BİRİ NEDEN ALIM YAPMIŞTIR BORSADA?

3 -ACABA BU İŞİN SONU YÜKSEK BEDELLİ YAPIP KÜÇÜK YATIRIMCIDAN PARA TOPLAMAK MI?
KENAN İNCİ-BORSAGÜNDEM OKURU

................................

Haberin linki:

http://www.borsagundem.com/haber/oku/kulis/15807/vakif_riskte_neler_oluyor