PDA

View Full Version : Uçak gemisi batıran Türk Topçusu’nun öyküsü!



ATAK
08-05-2005, 03:49
Uçak gemisi batıran Türk Topçusu’nun öyküsü!


Tarihi ile bu kadar övünüp de ondan bu kadar habersiz başka bir toplum var mıdır acaba? 30 Ağustos Zafer Bayramı’nı kutladığımız bugün size bir kahramanlık öyküsü anlatmak istiyorum... Dünya denizcilik ve savaş tarihinin ilk uçak gemisini batıran kahraman Türk topçusunun komutanı Yüzbaşı Mustafa Ertuğrul’un öyküsü...


KADiR KAYMAKÇI 1. DÜNYA SAVAŞI’NDAN BİR KAHRAMANLIK DESTANI YAZIYOR


Yıl 1917... Birinci Dünya Savaşı tüm hızıyla sürüyor... Akdeniz’de Kaş’ın bir kaç kilometre açığındaki Meis adasına İngilizler’in 114 metrelik ‘Ben My Cheer’ adlı uçak gemisi ve iki torpido muhribi ile Fransızlar’ın ‘Paris II’ adlı kuruvazörü demirler... Tam da o günlerde Akdeniz’in güvenliği için önemli olduğunu ve alınması gerektiğini düşündükleri Meis adası için harekete geçmeye hazırlanan Türk-Alman komutanlar durumdan rahatsız olurlar... Kaş’da karagah kuran birliğin komutanları Ben My Cheer’den havalanacak uçakların mevzilerini bombalamasından ve bir bozgundan endişe ederler... Her savaşta ortaya çıkan o adsız kahramanlardan Yüzbaşı Mustafa Ertuğrul Alman topçu kumandanına düşman gemilerine ani bir baskın için şu teklifi yapar:

‘Düşmanla aramızdaki mesafe azami 4.5 kilometredir. Yani gemiler her iki bataryamızın ateş tesiri altında demektir. Büyük kuruvazör tamamen gözüküyor. Dikkat ederseniz pazar olması münasebetiyle bacaları kapatmışlar. Bütün bahriyeliler karaya çıkmış, yollarda bahçelerde geziyorlar. Binaenaleyh bu güzel fırsattan istifade edelim. Yapacağımız baskın ateşle büyük kuruvazörü batırırız... Sonrası kolaydır...’

Alman kumandan Mustafa Ertuğurul’un fikrini beğenir. Ve hemen uygulamaya geçilmesini emreder:

BİRAZDAN KIYAMET KOPACAK

‘Baskın zamanı yaklaştıkça etrafta da hareket artıyordu. Askerler bataryanın etrafından bir karınca kümesi gibi kaynaşıp duruyorlardı. Türk askeri cenge hazırlanıyordu. Bunun şevkini ancak görenler ve içinde bulunanlar bilir. Aylardan beri binbir imtihanla yetiştirdiğim bu aslanların gösterdiği yüksek şevke ben de kapılmıştım. Birazdan kopacak kıyametin heyecanıyla benim de yüreğim çarparken gözüm batarya dürbününün adesesinde düşmanı seyrediyordum. Meis, güzel bir pazar gününün neşeli havası içinde... Sağ sola yalpa vuran sarhoşlar birazdan tepelerine inecek Türk yumruğunun dehşetinden bi haber eğleniyorlar... Bizim tarafta herkes yerli yerinde, heyecanla inip kalkan göğüslerden çıkan nefesler bile durmuş gibi herkesin kulağı ağızdan çıkacak keskin bir kumandayı bekliyor... Nihayet saat 13.25, aylardan beri karşısındaki yabancı çığlıklara dişini sıkıp susan dört ağız birden gürledi...’

TEREDDÜTE LÜZUM YOK

Az önce neşe ile dolaşan Meis halkı, bir anda üzerine yağmaya başlayan top mermileriyle cehenneme dönen limandan dağlara doğru kaçışmaya başlar... Düşman topçusu bütün paniğine rağmen hemen karşılık verir:

‘Düşmanın ani cevabını topçuluk adına takdir etmemek mümkün değildi. Dördüncü Fransız mermisi cephaneliğimize isabet etti. Ardında kuruvazörün 21’lik iki topu bizim tarafa dönmeye başladı. 1-2 dakikaya sığan bu feci hadise sırasında Binbaşı bataryamın büyük kruvazöre ateş açmasını rica etti. Bataryamın küçücük topları koca gemi ile nasıl cenkleşecekti? Kara toplarına nasıl cevap verecekti? Bu aklın alacağı bir iş değildi. Fakat çaresizlik ve mesuliyetin büyüklüğü karşısında tereddüte lüzum yoktu. Hemen ateşe başladık!’

MUSTAFA KEMAL’İN EMRİ

Atılan ilk mermilerden birisi gemiye isabet eder... Sonradan benzin deposuna düştüğü anlaşılan bir diğer mermi İngiliz uçak gemisi Ben My Cheer’in sonu olur:

‘İngiliz mürettebatın bir çoğunun denize atladığı görülüyordu. Koca gemi karşımızda homurdanarak yanıyor, yavaş yavaş yaralı başını denize sokuyordu. 36 dakika süren fasılalı ateşimiz karşısında Ben My Cheer baş tarafıyla denize gömüldü. Bu muhteşem lehvanın verdiği sevinç ve heyecanın zevkini insan tarif değil ancak görür ve hisseder...’

Topçu Yüzbaşı Mustafa Ertuğrul ve emrindeki bir avuç kahraman o gün Kaş açıklarında savaş tarihin ilk uçak gemisini denizin dibine yolladılar... Birinci Dünya Savaşı bittikten, Kurtuluş Savaşı kazanıldıktan sonra bir gün Mustafa Kemal, kahraman yüzbaşıyı Antalya’da ziyaret etmiş ve ‘bunları yaz, yoksa unutulur gider’ demiş. Mustafa Ertuğurul da bu sözleri emir sayıp oturmuş 11 Ocak 1917 günü Kaş-Meis arasında yaşanan bu büyük kahramanlığı yazımış...


BEN BİR TÜRK ZABİTİYİM


Yukarıdaki destanı öğrenmemizin yegane nedeni araştırmacı bir balıkadam Mustafa Aydemir... 1995 yılında Kemer açıklarında daldığı Paris II batığından sonra -ki bu savaş gemisi de Yüzbaşı Mustafa Ertuğrul tarafından batırılmıştı- araştırmaya başlayan Aydemir, İngliz ve Fransız arşivlerinde yıllarca süren çalışmalar sonucunda topladığı bilgileri ‘Ben Bir Türk Zabitiyim’ adıyla kitaplaştırdı. ‘Ben sadece bir makale yazmak istiyordum’ diyen Aydemir, araştırdıkça öğrendiğini, öğrendikçe de daha fazla araştırdığını belirtiyor... Aydemir kitabının, batıktan çıkan mehçul kahramanın, onun barut kokulu, insanlık dolu inanılmaz destanı olduğunu söylüyor...

Tarihimizle sadece gurur duymamak, okuyup onu daha fazla öğrenmek için ‘Ben Bir Türk Zabitiyim’i kitapçılarda alalım ilgi alaka gösterelim...

krokodil
02-06-2005, 20:41
Uçak gemisi batıran Türk Topçusu’nun öyküsü!


Tarihi ile bu kadar övünüp de ondan bu kadar habersiz başka bir toplum var mıdır acaba? 30 Ağustos Zafer Bayramı’nı kutladığımız bugün size bir kahramanlık öyküsü anlatmak istiyorum... Dünya denizcilik ve savaş tarihinin ilk uçak gemisini batıran kahraman Türk topçusunun komutanı Yüzbaşı Mustafa Ertuğrul’un öyküsü...


KADiR KAYMAKÇI 1. DÜNYA SAVAŞI’NDAN BİR KAHRAMANLIK DESTANI YAZIYOR


Yıl 1917... Birinci Dünya Savaşı tüm hızıyla sürüyor... Akdeniz’de Kaş’ın bir kaç kilometre açığındaki Meis adasına İngilizler’in 114 metrelik ‘Ben My Cheer’ adlı uçak gemisi ve iki torpido muhribi ile Fransızlar’ın ‘Paris II’ adlı kuruvazörü demirler... Tam da o günlerde Akdeniz’in güvenliği için önemli olduğunu ve alınması gerektiğini düşündükleri Meis adası için harekete geçmeye hazırlanan Türk-Alman komutanlar durumdan rahatsız olurlar... Kaş’da karagah kuran birliğin komutanları Ben My Cheer’den havalanacak uçakların mevzilerini bombalamasından ve bir bozgundan endişe ederler... Her savaşta ortaya çıkan o adsız kahramanlardan Yüzbaşı Mustafa Ertuğrul Alman topçu kumandanına düşman gemilerine ani bir baskın için şu teklifi yapar:

‘Düşmanla aramızdaki mesafe azami 4.5 kilometredir. Yani gemiler her iki bataryamızın ateş tesiri altında demektir. Büyük kuruvazör tamamen gözüküyor. Dikkat ederseniz pazar olması münasebetiyle bacaları kapatmışlar. Bütün bahriyeliler karaya çıkmış, yollarda bahçelerde geziyorlar. Binaenaleyh bu güzel fırsattan istifade edelim. Yapacağımız baskın ateşle büyük kuruvazörü batırırız... Sonrası kolaydır...’

Alman kumandan Mustafa Ertuğurul’un fikrini beğenir. Ve hemen uygulamaya geçilmesini emreder:

BİRAZDAN KIYAMET KOPACAK

‘Baskın zamanı yaklaştıkça etrafta da hareket artıyordu. Askerler bataryanın etrafından bir karınca kümesi gibi kaynaşıp duruyorlardı. Türk askeri cenge hazırlanıyordu. Bunun şevkini ancak görenler ve içinde bulunanlar bilir. Aylardan beri binbir imtihanla yetiştirdiğim bu aslanların gösterdiği yüksek şevke ben de kapılmıştım. Birazdan kopacak kıyametin heyecanıyla benim de yüreğim çarparken gözüm batarya dürbününün adesesinde düşmanı seyrediyordum. Meis, güzel bir pazar gününün neşeli havası içinde... Sağ sola yalpa vuran sarhoşlar birazdan tepelerine inecek Türk yumruğunun dehşetinden bi haber eğleniyorlar... Bizim tarafta herkes yerli yerinde, heyecanla inip kalkan göğüslerden çıkan nefesler bile durmuş gibi herkesin kulağı ağızdan çıkacak keskin bir kumandayı bekliyor... Nihayet saat 13.25, aylardan beri karşısındaki yabancı çığlıklara dişini sıkıp susan dört ağız birden gürledi...’

TEREDDÜTE LÜZUM YOK

Az önce neşe ile dolaşan Meis halkı, bir anda üzerine yağmaya başlayan top mermileriyle cehenneme dönen limandan dağlara doğru kaçışmaya başlar... Düşman topçusu bütün paniğine rağmen hemen karşılık verir:

‘Düşmanın ani cevabını topçuluk adına takdir etmemek mümkün değildi. Dördüncü Fransız mermisi cephaneliğimize isabet etti. Ardında kuruvazörün 21’lik iki topu bizim tarafa dönmeye başladı. 1-2 dakikaya sığan bu feci hadise sırasında Binbaşı bataryamın büyük kruvazöre ateş açmasını rica etti. Bataryamın küçücük topları koca gemi ile nasıl cenkleşecekti? Kara toplarına nasıl cevap verecekti? Bu aklın alacağı bir iş değildi. Fakat çaresizlik ve mesuliyetin büyüklüğü karşısında tereddüte lüzum yoktu. Hemen ateşe başladık!’

MUSTAFA KEMAL’İN EMRİ

Atılan ilk mermilerden birisi gemiye isabet eder... Sonradan benzin deposuna düştüğü anlaşılan bir diğer mermi İngiliz uçak gemisi Ben My Cheer’in sonu olur:

‘İngiliz mürettebatın bir çoğunun denize atladığı görülüyordu. Koca gemi karşımızda homurdanarak yanıyor, yavaş yavaş yaralı başını denize sokuyordu. 36 dakika süren fasılalı ateşimiz karşısında Ben My Cheer baş tarafıyla denize gömüldü. Bu muhteşem lehvanın verdiği sevinç ve heyecanın zevkini insan tarif değil ancak görür ve hisseder...’

Topçu Yüzbaşı Mustafa Ertuğrul ve emrindeki bir avuç kahraman o gün Kaş açıklarında savaş tarihin ilk uçak gemisini denizin dibine yolladılar... Birinci Dünya Savaşı bittikten, Kurtuluş Savaşı kazanıldıktan sonra bir gün Mustafa Kemal, kahraman yüzbaşıyı Antalya’da ziyaret etmiş ve ‘bunları yaz, yoksa unutulur gider’ demiş. Mustafa Ertuğurul da bu sözleri emir sayıp oturmuş 11 Ocak 1917 günü Kaş-Meis arasında yaşanan bu büyük kahramanlığı yazımış...


BEN BİR TÜRK ZABİTİYİM


Yukarıdaki destanı öğrenmemizin yegane nedeni araştırmacı bir balıkadam Mustafa Aydemir... 1995 yılında Kemer açıklarında daldığı Paris II batığından sonra -ki bu savaş gemisi de Yüzbaşı Mustafa Ertuğrul tarafından batırılmıştı- araştırmaya başlayan Aydemir, İngliz ve Fransız arşivlerinde yıllarca süren çalışmalar sonucunda topladığı bilgileri ‘Ben Bir Türk Zabitiyim’ adıyla kitaplaştırdı. ‘Ben sadece bir makale yazmak istiyordum’ diyen Aydemir, araştırdıkça öğrendiğini, öğrendikçe de daha fazla araştırdığını belirtiyor... Aydemir kitabının, batıktan çıkan mehçul kahramanın, onun barut kokulu, insanlık dolu inanılmaz destanı olduğunu söylüyor...

Tarihimizle sadece gurur duymamak, okuyup onu daha fazla öğrenmek için ‘Ben Bir Türk Zabitiyim’i kitapçılarda alalım ilgi alaka gösterelim...

çok teşekkürler....

gemici
02-06-2005, 21:21
çok güzel gurur verici.................inşallah bir günde uçak gemisi yapan TÜRK diye bir yazı çıkar......................

krokodil
02-06-2005, 21:40
çok güzel gurur verici.................inşallah bir günde uçak gemisi yapan TÜRK diye bir yazı çıkar......................

oda çoktan olacaktı ama söyletme beni gemici abim..inşallah çocuklarımız görür artık...

coksakin
02-06-2005, 23:34
bir de metal firtina da var uçak gemisi batiran demek gelenek bu

td21
03-06-2005, 01:15
Uçak gemisi batıran Türk Topçusu’nun öyküsü!


Tarihi ile bu kadar övünüp de ondan bu kadar habersiz başka bir toplum var mıdır acaba? 30 Ağustos Zafer Bayramı’nı kutladığımız bugün size bir kahramanlık öyküsü anlatmak istiyorum... Dünya denizcilik ve savaş tarihinin ilk uçak gemisini batıran kahraman Türk topçusunun komutanı Yüzbaşı Mustafa Ertuğrul’un öyküsü...


KADiR KAYMAKÇI 1. DÜNYA SAVAŞI’NDAN BİR KAHRAMANLIK DESTANI YAZIYOR


Yıl 1917... Birinci Dünya Savaşı tüm hızıyla sürüyor... Akdeniz’de Kaş’ın bir kaç kilometre açığındaki Meis adasına İngilizler’in 114 metrelik ‘Ben My Cheer’ adlı uçak gemisi ve iki torpido muhribi ile Fransızlar’ın ‘Paris II’ adlı kuruvazörü demirler... Tam da o günlerde Akdeniz’in güvenliği için önemli olduğunu ve alınması gerektiğini düşündükleri Meis adası için harekete geçmeye hazırlanan Türk-Alman komutanlar durumdan rahatsız olurlar... Kaş’da karagah kuran birliğin komutanları Ben My Cheer’den havalanacak uçakların mevzilerini bombalamasından ve bir bozgundan endişe ederler... Her savaşta ortaya çıkan o adsız kahramanlardan Yüzbaşı Mustafa Ertuğrul Alman topçu kumandanına düşman gemilerine ani bir baskın için şu teklifi yapar:

‘Düşmanla aramızdaki mesafe azami 4.5 kilometredir. Yani gemiler her iki bataryamızın ateş tesiri altında demektir. Büyük kuruvazör tamamen gözüküyor. Dikkat ederseniz pazar olması münasebetiyle bacaları kapatmışlar. Bütün bahriyeliler karaya çıkmış, yollarda bahçelerde geziyorlar. Binaenaleyh bu güzel fırsattan istifade edelim. Yapacağımız baskın ateşle büyük kuruvazörü batırırız... Sonrası kolaydır...’

Alman kumandan Mustafa Ertuğurul’un fikrini beğenir. Ve hemen uygulamaya geçilmesini emreder:

BİRAZDAN KIYAMET KOPACAK

‘Baskın zamanı yaklaştıkça etrafta da hareket artıyordu. Askerler bataryanın etrafından bir karınca kümesi gibi kaynaşıp duruyorlardı. Türk askeri cenge hazırlanıyordu. Bunun şevkini ancak görenler ve içinde bulunanlar bilir. Aylardan beri binbir imtihanla yetiştirdiğim bu aslanların gösterdiği yüksek şevke ben de kapılmıştım. Birazdan kopacak kıyametin heyecanıyla benim de yüreğim çarparken gözüm batarya dürbününün adesesinde düşmanı seyrediyordum. Meis, güzel bir pazar gününün neşeli havası içinde... Sağ sola yalpa vuran sarhoşlar birazdan tepelerine inecek Türk yumruğunun dehşetinden bi haber eğleniyorlar... Bizim tarafta herkes yerli yerinde, heyecanla inip kalkan göğüslerden çıkan nefesler bile durmuş gibi herkesin kulağı ağızdan çıkacak keskin bir kumandayı bekliyor... Nihayet saat 13.25, aylardan beri karşısındaki yabancı çığlıklara dişini sıkıp susan dört ağız birden gürledi...’

TEREDDÜTE LÜZUM YOK

Az önce neşe ile dolaşan Meis halkı, bir anda üzerine yağmaya başlayan top mermileriyle cehenneme dönen limandan dağlara doğru kaçışmaya başlar... Düşman topçusu bütün paniğine rağmen hemen karşılık verir:

‘Düşmanın ani cevabını topçuluk adına takdir etmemek mümkün değildi. Dördüncü Fransız mermisi cephaneliğimize isabet etti. Ardında kuruvazörün 21’lik iki topu bizim tarafa dönmeye başladı. 1-2 dakikaya sığan bu feci hadise sırasında Binbaşı bataryamın büyük kruvazöre ateş açmasını rica etti. Bataryamın küçücük topları koca gemi ile nasıl cenkleşecekti? Kara toplarına nasıl cevap verecekti? Bu aklın alacağı bir iş değildi. Fakat çaresizlik ve mesuliyetin büyüklüğü karşısında tereddüte lüzum yoktu. Hemen ateşe başladık!’

MUSTAFA KEMAL’İN EMRİ

Atılan ilk mermilerden birisi gemiye isabet eder... Sonradan benzin deposuna düştüğü anlaşılan bir diğer mermi İngiliz uçak gemisi Ben My Cheer’in sonu olur:

‘İngiliz mürettebatın bir çoğunun denize atladığı görülüyordu. Koca gemi karşımızda homurdanarak yanıyor, yavaş yavaş yaralı başını denize sokuyordu. 36 dakika süren fasılalı ateşimiz karşısında Ben My Cheer baş tarafıyla denize gömüldü. Bu muhteşem lehvanın verdiği sevinç ve heyecanın zevkini insan tarif değil ancak görür ve hisseder...’

Topçu Yüzbaşı Mustafa Ertuğrul ve emrindeki bir avuç kahraman o gün Kaş açıklarında savaş tarihin ilk uçak gemisini denizin dibine yolladılar... Birinci Dünya Savaşı bittikten, Kurtuluş Savaşı kazanıldıktan sonra bir gün Mustafa Kemal, kahraman yüzbaşıyı Antalya’da ziyaret etmiş ve ‘bunları yaz, yoksa unutulur gider’ demiş. Mustafa Ertuğurul da bu sözleri emir sayıp oturmuş 11 Ocak 1917 günü Kaş-Meis arasında yaşanan bu büyük kahramanlığı yazımış...


BEN BİR TÜRK ZABİTİYİM


Yukarıdaki destanı öğrenmemizin yegane nedeni araştırmacı bir balıkadam Mustafa Aydemir... 1995 yılında Kemer açıklarında daldığı Paris II batığından sonra -ki bu savaş gemisi de Yüzbaşı Mustafa Ertuğrul tarafından batırılmıştı- araştırmaya başlayan Aydemir, İngliz ve Fransız arşivlerinde yıllarca süren çalışmalar sonucunda topladığı bilgileri ‘Ben Bir Türk Zabitiyim’ adıyla kitaplaştırdı. ‘Ben sadece bir makale yazmak istiyordum’ diyen Aydemir, araştırdıkça öğrendiğini, öğrendikçe de daha fazla araştırdığını belirtiyor... Aydemir kitabının, batıktan çıkan mehçul kahramanın, onun barut kokulu, insanlık dolu inanılmaz destanı olduğunu söylüyor...

Tarihimizle sadece gurur duymamak, okuyup onu daha fazla öğrenmek için ‘Ben Bir Türk Zabitiyim’i kitapçılarda alalım ilgi alaka gösterelim...

TEŞEKKÜRLER DOSTUM ALLAH RAZI OLSUN .***SEVGİLER***

ATAK
03-06-2005, 22:30
Çok teşekkürler arkadaşlar
başka anektodlarda var bununla ilgili

Komutan Çanakkale savaşında da çarpışmış ve gemilere geçit vermemiş birisi..


Bu gemiler battıktan sonra olanlar daha da ilginç

batan gemilerden kıyıya çıkanlar ve kurtarılan yaralılara yapılanları da anlatıyor

gemiler batırılmış ve büyük başarı kazanılmış
kıyılara vuran onlarca yabancı asker yaralı var. Komutan şöyle yazıyor. Bizim erler sanki daha önceden öğretilmişçesine hep birden yaralılara doğru koşuyorlar soğuktan donmak üzere olanlara ve yaralılara hiç düşünmeden üzerlerindeki üniforma atlet ne varsa veriyorlar yaralarını sarıyorlar ve sırtlarına alıp karargaha ısıtmak ve tedavi etmek için götürüyorlar
bu yaralılar götürülürken yol kenarlarında bulunan halk ağza alınmayacak küfürler ve hakaretler de bulunarak taşkınlık yapıyorlar. Bunu gören yabancı askerler korkuyor tabii. Neden böyle davrandıkları soruluyor. Bizimkilerde onların türk olmadığını rum ve italyan azınlıkları olduğunu söylüyor. Bizimkiler değil ama aramızda oraların kendilerine ait olduğunu söyleyen azınlıklar....

Askerler karargaha götürülüyor sıcak bir yere alınıyorlar karınları doyuruluyor.
Komutan şöyle yazıyor..
"Bu muhteşem galibiyetimizin sevincini içerimize gömdük mağlup düşmanın hüznü ve yaralıları nedeniyle kutlama yapılmadı ve o gece onların burukluğunu birlikte yaşadık..."
Gemi komutanıda ele geçiriliyor .. Mustafa Ertuğrul gemi sancağını bilerek hedef almadıklarını söylüyor. Sancağın vurularak yere düşmesinden dolayı gemi komutanından özür diliyor..

son_azrail
04-06-2005, 08:07
şimdi uçak gemilerini soykırdık diede ortaya çıkar bu anti türkiyeciler...

baron11
26-12-2006, 15:02
Topçu Yüzbaşı Mustafa Ertuğrul

http://img403.imageshack.us/img403/5411/mustafaertugrulkitap1wfdm0.jpg

Sitede dolaşırken bu bölümü tesadüfen gördüm,bende resmini buraya taşıyorum...:)

Daha önce bu resmi Vatan sağolsun bölümüne koymuştum.

ÖZDOĞAN77
01-01-2007, 09:22
Bize bu günleri yaşatan ecdadımızı,bu bayram gününde rahmetle anıyor,onlara layık evlatlar olmayı ve evlatlar yetiştirmeyi görev ve borç biliyorum.
Nur içinde yatın...

nhakanay
01-01-2007, 09:50
Ruhlarınız şad olsun.

Serenler
01-06-2008, 09:16
En zorda, en darda kaldığımız günlerde bile yaratılan böylesi bir kahramanlık unutulmamalı.
Demek ki kahraman olmak her zaman bizim genlerimizde var olan ve hiç yok olmayacak bir özellik...
Olaya ait güzel bir metin de benim elime geçti. Burada olay detaylarıyla anlatılıyor. Hele bizim "Çılgın Türk'ler" 7.7 inçlik cılız bir sahra topuyla uçak gemisi batırılır da sandalla batırılmaz mı diye işi abartıp bir de savaş gemisi batırmamış mı? :cool:
Gerçekten akıl almaz bir dehayla savaşmışız;

Şimdi okuyacağınız öykü, dört sahra topu ile dünyada bir uçak gemisini batıran ilk askerin, Topçu Mülazım (Teğmen) Mustafa Ertuğrul'un öyküsüdür… 27 Aralık 1916. Saat: 13.00

"Türk askeri cenge hazırlanıyordu. Biraz sonra kopacak kıyametin heyecanı ile benim de yüreğim çarparken; gözüm batarya dürbününün adesesinde, düşmanı seyrediyordum. Meis, güzel bir Pazar gününün neşeli havası içinde tatilin zevkini sürüyordu… Bizim taraftaki harekât ve gürültü gittikçe sükûn buldu. Herkesin kulağı, bir ağızdan çıkacak keskin bir kumandayı bekliyor. Ateeeş… Nihayet saat 13.25'te aylardan beri karşısındaki yabancı çığlıklara dişini sıkıp susan dört ağız birden alev kusmaya başladı…

Dünya savaş tarihinde bir ilk olan, 7.7 inçlik dağ bataryasının bir uçak gemisini 36 dakikada sulara gömen komutu verişini böyle anlatıyor Topçu Mülazım Mustafa Ertuğrul. Batırdığı uçak gemisi ise, 120 metre boyunda, saatte 24,5 mil hız yapan ve altı uçak taşıyan İngiliz bandıralı Ben My Chree'dir!

Birinci Dünya Savaşı'nı anlatan tarih kitaplarında, Ben My Chree, tek cümle ile yer alır: "Batırılan ilk uçak gemisi"

Mustafa Ertuğrul ve komutasındaki topçu bataryası, o gün Meis Limanı'na demirli uçak gemisi Ben My Chree'nin dışında, 200'e yakın yelkenli gemi ve sandalı batırır.

İngilizlerin hayaline bile gelmeyecek bir iş yapar Mustafa Ertuğrul. Meis Adası limanının tam karşısındaki buruna dört sahra topundan oluşan bataryasını, tam iki ay boyunca dağları aşırarak, gülleleri sırtlarında taşıyarak getirirler! Burunda, Ben My Chree'nin limana girmesini sessizce bekleyen 30 kadar Türk askeri, dünya savaş tarihine bir savaş gemisini batıran ilk birlik olarak geçerler. Hem de 7,7 inçlik, dört cılız "sahra topuyla!

İngiliz ve Fransız donanması raporları, Türk kıyılarındaki "çılgın bir Türk bataryası"ndan bahsetmektedir artık…

13 Aralık 1917. Ağva Koyu

Müttefik deniz kuvvetleri, Akdeniz'deki en önemli silahlarından birinden olduğu için öfkelidir. Türk kıyıları sürekli denetim altında tutulur; motorlar, kayıklar batırılır, yerleşim birimleri zaman zaman bombardıman edilir. Sabrı taşan Topçu Mülazım Mustafa Ertuğrul, yaptığı yeni bir planı 135. Alay komutanı Alman yarbayına kabul ettirmeye çalışır;

"Müsaade ederseniz, bataryamla, bir gece ansızın Antalya'yı terk ederek meçhul bir istikamete gidiyormuş gibi yapıp, Ağva Koyu'na gideyim. Limana hâkim buruna bataryamı yerleştireyim. Emrime verilecek bir yelkenli ile bu gemiyi limana sokup avlamaya çalışayım.

Plan basittir. Bölgenin zorlu coğrafyası ve yol yokluğundan ötürü, Türklerin askerlere kumanyalarını yelkenli teknelerle dağıtmak zorunda olduğunu Fransızlar bilmektedirler. Fransız savaş gemileri, bu yelkenlileri sık sık yakalamakta ve kumanyaya el koyup Türk askerlerinin aç kalmalarına neden olmaktadır.

Fransızlara kovalamaktan zevk duyacakları bir yelkenli gönderir Mustafa Ertuğrul. Faaliyet raporuna yeni bir "başarı" olarak geçecek bu basit avı, Fransız kruvazörü Paris II, Ağva Koyu'nun içine dek izler. Girmesiyle de, bir hafta önce koya egemen bir noktaya yerleşmiş olan Mustafa Ertuğrul'un bataryası "ateş" komutuyla saldırıya geçer!

Paris II, sadece 18 dakikada denize gömülür. Düşman donanması içinde artık efsaneleşmeye başlayan Mustafa Ertuğrul bataryası, 145 atımdan 110'unu gemiye isabet ettirecek kadar ustadır.

Kamikaze botu ile batırılan Alexandra!

Paris II'yi kaybeden Fransızlar, Türk kıyılarında intikam fırtınası estirirler. Kıyıdaki yerleşim birimleri durmadan bombardıman edilir.

Uçak gemisi Ben My Chree'nin ardından koskoca Paris II kruvazörünün de bir "dağ bataryası ile batırılması, Müttefiklerin artık açıktan seyretmeye başlamasına neden olmuştur. Gemilerin topçu menzilinin dışından dolaşması Mustafa Ertuğrul'u durduracak değil ya! Dağ bataryası ile uçak gemisi batırılırsa, küçük bir balıkçı teknesiyle bir savaş gemisi haydi haydi batırılır!

Topçu Mülazım Mustafa Ertuğrul, Paris II'yi batırdığı bombardıman sırasında elinden kaçırdığı Alexandra adlı savaş gemisi için dahiyane bir tuzak kurar:

"Herhangi bir yelkenlinin kaburgasını kaplayan iç tahtaları sökülerek, mümkün mertebe fazla miktarda dinamit kaburga aralarına döşenecek, tam merkezine de bir top fünyesi yerleştirilecek. Fünye halkası bir telle portakal sandıklarından birisinin altına bağlanıp, kaburgalar tekrar çakılarak düzen hazırlanacaktı. Birbirine bağlı sandıklar mutlaka bir vinç yardımıyla kaldırılacaktı ki, fünye dinamiti ateşleyip geminin batırılmasını sağlayacaktık."

Bir "kamikaze botu" haline getirilen yelkenli, kıyıdan açılır. Açık denizde Fransız savaş gemisini gören "önceden tembihli" askerler, suya atlayıp kıyıya doğru yüzmeye başlarlar. Fransızlar portakal sandıkları ile dolu bir tekneyi ele geçirdikleri için mutludurlar, ama ya bu da o "Çılgın Türk"ün bir tuzağıysa?

Sandalın üzerine önce bir Fransız bahriye eri çıkartılır. Görünürde bir tuzak yoktur. Ama ya Türkler portakalları zehirlemişse? Sandalın uzağında duran savaş gemisi Alexandra'nın güvertesindeki gemi doktoruna birkaç portakal götürürülür. Portakallar zehirsizdir! Derin bir oh çekilir… Sandal savaş gemisine yanaştırılır ve birbirine bağlı portakal sandıklarını gemi güvertesine çıkartmak için vinç çalıştırılır. Buuumm!..

Kurulan tuzağa düşen Alexandra, gövdesinde açılan birkaç metrelik delik yüzünden göz açıp kapayıncaya kadar denizin dibini boylar. Savaş tarihine, belki de "Akdeniz'de Türklerle Müttefikler arasındaki deniz savaşları" adıyla geçmesi gereken, ama aslında sadece 23 yaşındaki bir Türk subayının akıl almaz başarısının özeti böyle…

Kamaları sökülmeyen tek batarya

Dünya Savaşı bittiğinde, Mondros Mütarekesi gereğince, işgal edilen Anadolu topraklarında, tüm silah ve cephaneye el konuldu. Topların kamaları söküldü. O tarihlerde Aydın bölgesindeki birlikleri denetlemekle görevlendirilen Ben My Chree'nin eski komutanı Charles R. Samson; "Gösterdiği kahramanlıktan dolayı bu batarya toplarının kamalarını sökmek askeri şerefe aykırıdır" diyerek, Mustafa Ertuğrul'un bataryasına dokunmaz!

Birinci Dünya Savaşı sonrasında kamaları sökülmeyen bu dört sahra topundan oluşan batarya, Kurtuluş Savaşı'na katılan ilk topçu birliğidir…

ogeday
01-06-2008, 09:48
Pazar sabahı moralimizi yükselttiniz,çok teşekkürler...