PDA

View Full Version : Zaman Uçup Gidiyor...



skoc
10-06-2005, 18:38
Evet başlık, Bill Cosby’nin 20’li yaşlarımda okuduğum bir kitabına ait…
Bu kitabı o zaman okuduğumda komik bir kitap olarak algılamıştım.
Ama zaman ilerledikçe ve ben o kitapta yazılanları bir bir yaşamaya başladıkça,
komedi yerini drama bırakmaya başladı.

Hakikaten zaman uçup gidiyor ve bizim onu durdurabilmek gibi bir şansımız yok.
Bugün 30’lu yaşlarımdayım ve şimdiden bile birçok şeyin değişmeye başladığı gerçeğiyle yüz yüzeyim.

Kitapta yanlış hatırlamıyorsam şöyle bir ifade vardı.

Yedi yaşındaki bir çocuk için on yaşındaki çocuk yaşlıdır,
on yaşındaki çocuk için yirmi beş yaş orta yaştır ve
elli yaşındaki bir insan, onun için arkeolojik bir eserdir.

Maalesef gerçekten de böyle…

Çocukken insan yaşlılığı kendisine hiç yakıştıramaz ve hatta hiç yaşlanmayacağını sanıp,
üstüne üstlük yaşlılara da acıyan gözlerle bakar. Sanki yaratanın onlara bir cezası gibi…

Ergenlik dönemi bir yarış gibidir, çocukluk döneminde…
Vücudun şekli değişmeye, bazı bölgeler kıllanmaya ve ses tonumuz değişmeye başlar.
Ve siz kendinizi yaşıtlarınızla kıyaslarsınız.

Erkekler için konuşuyorum.
Sakallarınızın çıkmasını, koltuk altı ve kasık kıllarının çıkmasını büyük bir merakla beklersiniz. Çünkü o zamanın gereğidir bu ve bundan geri kalmak o dönemde bazılarını psikolojik sorunlara bile iter...

Ama işin daha da kötü tarafı, belli bir yaştan sonra,
o merakla çıkmasını beklediğiniz suratınızdaki ilk siyah kıldan sonra,
bir sabah kalktığınızda görmekten hiç hoşlanmayacağınız ilk beyaz kılı görürsünüz.

Artık hayatın başka bir evresine girmişsinizdir ve bu durumdan pek memnun değilsinizdir.
İlk beyaz kıldan sonra, diğerleri onu takip ederler ve aynaya her baktığınızda moraliniz biraz daha bozulur.

İlk kılın çıktığı zaman yanınızda olmayan eşiniz ise size moral vermek maksadıyla,
bu beyazların aslında size yakıştığını, daha olgun ve yakışıklı olmaya başladığınızı söyler.

Zaten bu türden lafları duyduğumda aklıma hep şu gelir.
Giderek daha yakışıklı olduğuma göre, öldüğümde yakışıklılığın zirvesinde olacağım herhalde… :)

Her yönden bir değişim geçirmektesinizdir aslında…

20’li yaşlarda fiziksel olarak rahatlıkla yapabildiğiniz şeyleri,
yaparken artık daha çok zorlandığınızı görürsünüz.
Geçenlerde evde bir mobilyanın yerinin değişmesi gerekiyordu.
Eğildim ve kaldırmaya çalışırken sırtımdan belime doğru ılık bir şeyin aktığını hissettim.
İlk başta fazla önemsemedim. Çünkü yirmili yaşlarımda böyle bir şey başıma geldiğinde,
en fazla 1-2 saat içerisinde iyileşebiliyordum.
Ama bu ağrı tam olarak beş gün içerisinde dindi ve bana şu gerçeği hatırlattı.
Artık bazı şeyleri yaparken daha dikkatli olmam gerektiğini…

Aklınızda artık eskisi gibi değildir.
Eskiden bazı şeyleri çok rahat anlayabilmenize rağmen,
yaş ilerledikçe anlamak bile güçleşiyor.

Bunun daha da ileri derecesi bunamak gibi…
Gerçi bunun için henüz çok erken ama bunamaktan korkmuyorum.
Çünkü bunadığım zaman bunun farkında bile olmayacağım nasıl olsa… :D

Burada benden daha genç arkadaşlarım olduğu gibi,
daha yaşlılarda var.

Sizlerinde konu hakkındaki görüşlerinizi merakla bekliyorum.

Saygılarımla…

skoc
10-06-2005, 18:39
Moralinizi bozmak gibi olmasın ama galiba Yaşlandık Biz.
Bugün üniversite öğrencilerinin çoğunluğunu 1983 doğumlular ve daha küçükler oluşturuyor. "gençlik" onlara deniyor.

Onlar için tek bir Almanya var ve SSCB, Çekoslovakya, Yugoslavya gibi ülkeleri tanımıyorlar.

Soğuk Savaşı bir bilgisayar oyunu sanıyorlar.

AIDS doğduklarından beri var.

CD doğduklarından beri var.

Michael Jackson onlar doğduğunda beyazdı.

Bülent Ersoy onlar doğduğunda kadındı.

Eski filmlerde Ajda Pekkan'ı görseler tanımazlar. Küçük Emrah'ı, Emrah'ın gayrimeşru oğlu sanıyorlar.

Rıdvan Dilmen onlar için sadece bir TV spor yorumcusu ve ona neden "şeytan" dendiğini bilmiyorlar. Kenan Evren onlar için tonton bir ressam.

Onlar için "Çarli'nin Melekleri" ve "Görevimiz Tehlike" sadece geçen senenin yeni vizyon filmleri.

Siyah beyaz bir bilgisayar ekranı olabileceğini düşünemezler. Pac-Man'i bilmezler. Amiga ve Commodore 64'leri olmadı hiç.

Siyah beyaz bir televizyon olabileceğine inanmazlar ve uzaktan kumanda olmadan nasıl kanal değistirileceğini bilmezler.

Balkonda hiç anten ayarı yapmadılar.

Sadece tek bir kanalın günde belirli saatlerde yayın yaptığı dönemlerde dinozorların da yasadığını düşünürler.

Dallas'ı sadece NBA maçlarından bilirler.

Flamingo Yolu ise sadece bir bar adı olabilir onlar için.

John Travolta'yı hep balık etli ve yuvarlak hatlı olarak gördüler ve onun nasıl olup da bir dans ilahi olabildiğini hayal bile edemezler.

Ve bizler de üniversitedeyken cep telefonsuz nasıl yasayabildiğimize akıl erdiremezler.

Şimdi bakalım yaşlanıyor muyuz bir görelim.....

1. Yukarıda yazılanları anlıyor ve gülümsüyorsun.

2. Artık dışarıda geçirilen bir gecenin ardından öğleden sonraya kadar uyumaya ihtiyacın var.

3. Arkadaşların evleniyor.

4. Küçücük çocukların bilgisayarla nasıl çok rahat oynayabildiklerine her zaman hayret ediyorsun.

5. Liseli gençlerin ellerinde cep telefonlarını görünce kafanı sallıyorsun.

6. İsine her geçen gün daha çok bağlanıyorsun. Artık o senin hayatın.

7. Arkadaşlarınla hergün telefonda daha az vakit geçiriyorsun.

8. Zaman zaman arkadaşlarınla buluşup, beraber yasadığınız komik olayları tekrar tekrar anlatıp, eski güzel günleri yadediyorsun.

9. Bu yazıyı okuduktan sonra bunu bazı arkadaşlarına tavsiye etmeyi düşünüyorsun. Onların da bunu beğeneceklerini düşünüyorsun..;)))))

Evet kabul etsek de etmesek de hepimiz yavaş yavaş yaşlanıyoruz. Kimimiz Peter Pan kompleksi ile bir süre daha çocuk kalmak için türlü maskaralıklar yapıyor gençler gibi giyinip konuşmaya çalışıyor, kimimiz ise Kaptan Hook kompleksi ile büyüdüğünün farkında fakat yaşlanmamak için zamanın aktığını inkar ediyor. Her bir tik-tak onları iliklerine kadar titretiyor ve nerde çalışan bir saat görseler parçalamak istiyorlar. Onlara yaşlılıklarını hatırlatan Peter Pan'lara da düşmanlar.

Evet şimdi içindeki son Peter Pan'i uyandır ve bu yazıyı tanıdığın tüm Kaptan Hook'lara forward ederek günlerini rezil et. Mümkünse yazıyla beraber çekilmiş küçüklük resmi yolla. Yoksa seninkiler hep siyah beyaz mı?

Augustlobster
20-06-2005, 02:22
alkol endustrısı sırf bu konunun üstüne kurulmuştur..

varyemez
20-06-2005, 02:36
yolun yarısına gelmişim.... :( :(

kazancli
20-06-2005, 02:43
Moralinizi bozmak gibi olmasın ama galiba Yaşlandık Biz.
Bugün üniversite öğrencilerinin çoğunluğunu 1983 doğumlular ve daha küçükler oluşturuyor. "gençlik" onlara deniyor.

Onlar için tek bir Almanya var ve SSCB, Çekoslovakya, Yugoslavya gibi ülkeleri tanımıyorlar.

Soğuk Savaşı bir bilgisayar oyunu sanıyorlar.

AIDS doğduklarından beri var.

CD doğduklarından beri var.

Michael Jackson onlar doğduğunda beyazdı.

Bülent Ersoy onlar doğduğunda kadındı.

Eski filmlerde Ajda Pekkan'ı görseler tanımazlar. Küçük Emrah'ı, Emrah'ın gayrimeşru oğlu sanıyorlar.

Rıdvan Dilmen onlar için sadece bir TV spor yorumcusu ve ona neden "şeytan" dendiğini bilmiyorlar. Kenan Evren onlar için tonton bir ressam.

Onlar için "Çarli'nin Melekleri" ve "Görevimiz Tehlike" sadece geçen senenin yeni vizyon filmleri.

Siyah beyaz bir bilgisayar ekranı olabileceğini düşünemezler. Pac-Man'i bilmezler. Amiga ve Commodore 64'leri olmadı hiç.

Siyah beyaz bir televizyon olabileceğine inanmazlar ve uzaktan kumanda olmadan nasıl kanal değistirileceğini bilmezler.

Balkonda hiç anten ayarı yapmadılar.

Sadece tek bir kanalın günde belirli saatlerde yayın yaptığı dönemlerde dinozorların da yasadığını düşünürler.

Dallas'ı sadece NBA maçlarından bilirler.

Flamingo Yolu ise sadece bir bar adı olabilir onlar için.

John Travolta'yı hep balık etli ve yuvarlak hatlı olarak gördüler ve onun nasıl olup da bir dans ilahi olabildiğini hayal bile edemezler.

Ve bizler de üniversitedeyken cep telefonsuz nasıl yasayabildiğimize akıl erdiremezler.

Şimdi bakalım yaşlanıyor muyuz bir görelim.....

1. Yukarıda yazılanları anlıyor ve gülümsüyorsun.

2. Artık dışarıda geçirilen bir gecenin ardından öğleden sonraya kadar uyumaya ihtiyacın var.

3. Arkadaşların evleniyor.

4. Küçücük çocukların bilgisayarla nasıl çok rahat oynayabildiklerine her zaman hayret ediyorsun.

5. Liseli gençlerin ellerinde cep telefonlarını görünce kafanı sallıyorsun.

6. İsine her geçen gün daha çok bağlanıyorsun. Artık o senin hayatın.

7. Arkadaşlarınla hergün telefonda daha az vakit geçiriyorsun.

8. Zaman zaman arkadaşlarınla buluşup, beraber yasadığınız komik olayları tekrar tekrar anlatıp, eski güzel günleri yadediyorsun.

9. Bu yazıyı okuduktan sonra bunu bazı arkadaşlarına tavsiye etmeyi düşünüyorsun. Onların da bunu beğeneceklerini düşünüyorsun..;)))))

Evet kabul etsek de etmesek de hepimiz yavaş yavaş yaşlanıyoruz. Kimimiz Peter Pan kompleksi ile bir süre daha çocuk kalmak için türlü maskaralıklar yapıyor gençler gibi giyinip konuşmaya çalışıyor, kimimiz ise Kaptan Hook kompleksi ile büyüdüğünün farkında fakat yaşlanmamak için zamanın aktığını inkar ediyor. Her bir tik-tak onları iliklerine kadar titretiyor ve nerde çalışan bir saat görseler parçalamak istiyorlar. Onlara yaşlılıklarını hatırlatan Peter Pan'lara da düşmanlar.

Evet şimdi içindeki son Peter Pan'i uyandır ve bu yazıyı tanıdığın tüm Kaptan Hook'lara forward ederek günlerini rezil et. Mümkünse yazıyla beraber çekilmiş küçüklük resmi yolla. Yoksa seninkiler hep siyah beyaz mı?

82li bir üniversiteliyim ve yukarida siklarin hepsini biliyorum abi:) onlari üniversite gencligi degil daha liseliler bilmiyor:) ben her zaman sunu iddia ederim türkiyrnin ve dünyanin en sansli cocuklari 80-85 gecligidir her seyi dozunda yasamisizdir sokakta top oynamis cizgi film izlemis bilgiayari orta okulda tanimisizdir, bizden sonrakiler malesef yavas yavas sosyal olmaktan bilgisayara kaymistir

Augustlobster
20-06-2005, 03:04
yolun yarısına gelmişim.... :( :(



ölüm burkucu birşey..

gemici
20-06-2005, 07:04
yol bitmiş ne edeceğiz......................

varyemez
20-06-2005, 11:32
yol bitmiş ne edeceğiz......................
ihale aç duble yol yaptır,dönüş yolunu kullan....

Detay
20-06-2005, 11:38
ahhh ahhh yas 24 ....

skoc dostum guzel baslık SEVGİLERİMLEEEEEEE

Detay
20-06-2005, 11:38
yol bitmiş ne edeceğiz......................

sende de yol bitmısse biz hiç yola cıkmayalım abı
:D :D :D :D

ERKA
20-06-2005, 11:56
yol bitmiş ne edeceğiz......................

yol bitmez üstadım
yollar yaşamda yeni yerler görmek
yeni maceralara atılmak içindir ;)

skoc
20-06-2005, 12:04
yolun yarısına gelmişim.... :( :(
Nereden biliyorsun yolun yarısı olduğunu? :confused:
Senet mi imzaladın... :D :D :D

balaban
20-06-2005, 12:07
Skoc günümüzü mahvettin.

soros74
20-06-2005, 12:08
Yıllar geçtikçe zaman daha hızlı akmaya başlıyor ne dersiniz....

Üniversiteyi bitirdiğim 97 yılından bu yana geçen zamana bakıyorum, o günleri dün gibi hatırlıyorum. Sanki 8 yıl değil 1 yıl geçmiş o zamandan bu yana....

Lisedeyken ah şu okulu bir bitirsem, bir iş hayatına atılsam diye can atan insanoğlu, üniversiteyi bitirdikten sonra lise ve üniversite günlerinin değerini çok daha iyi anlıyor...

Aslında hayat, özellikle de borsacıların hayatı, hep ileriye yönelik beklentilerle geçiyor. İleriyi düşünüp, enerjimizi tamamen ileriye yönelik harcamaktansa, biraz da bugünden zevk almaya bakmak gerekiyor sanırım...

Geçmişde kafamızı yorduğumuz, sıkıntı yarttığımız, stres yaşadığımız olaylara bir bakıyorum da, aslında hayatı fazla ciddiye de almamak gerekiyor. Yaşadığımız günü doyasıya yaşamak ve değerlendirmek en iyisi. Ne geçmişde takılıp kalmak, ne de tamamen geleceğe odaklanmak doğru değil.

Bugünü en iyi şekilde değerlendirmeye bakıp, geçmiş ve gelecek yorumları ile beynimizi mümkün olduğunca az meşgul etmek sanırım en optimum çözüm olacaktır mutluluğu yakalamak açısından...

Ne demiş Candan:
Yalan, başkası yalan, dünyada ölümden başkası yalan!!!

Detay
20-06-2005, 12:09
Skoc günümüzü mahvettin.

:D :D :D

skoc sanalda boyle sevgili balaban....
siz bir de canlı gorun ...
:D :D :D

balaban
20-06-2005, 12:13
Bunun daha da ileri derecesi bunamak gibi…

Sizlerinde konu hakkındaki görüşlerinizi merakla bekliyorum.

Saygılarımla…


Yabancı dil öğrenmek, bulmaca çözmek, insanlarla iletişim kurmak, sohbetlere katılmak, isim-telefon numaraları ezberlemek bunamayı geciktiriyormuş.

Yaş 35 yolun yarısı eder demiş şairimiz ama kaç yaşında ölmüş. Kesinlikle ona katılmıyorum. Her yaşın ayrı güzelliği var. Öyle düşünmesek de gençleşemeyeceğimize göre olduğumuz yaşı en iyi şekilde yaşamak bize düşen. Önemli olan kaç yıl yaşayacaksak onu sağlıklı, insanlara ve kendimize faydalı olarak geçirebilmek.

Ben yaşamayı seviyorum yaşım da umurumda değil. Bu kadar.

skoc
20-06-2005, 12:14
:düsün:

balaban
20-06-2005, 12:16
:D :D :D

skoc sanalda boyle sevgili balaban....
siz bir de canlı gorun ...
:D :D :D


Ben skoc'un çok eğlenceli olduğunu düşünüyorum. Gönderdiği mesajları okumak çok keyifli.

lutas
20-06-2005, 12:17
Ben yaşamayı seviyorum yaşım da umurumda değil. Bu kadar.

Güzel bakan güzel görür...

skoc
20-06-2005, 12:25
Yabancı dil öğrenmek, bulmaca çözmek, insanlarla iletişim kurmak, sohbetlere katılmak, isim-telefon numaraları ezberlemek bunamayı geciktiriyormuş.
Eskiden herkes, ortalama 50-60 ve daha fazla telefon numarasını ezbere biliyordu.
Bugün bir araştırma yapılsa, eminim bu sayılar çok aşağı seviyelerdedir.
Cep telefonları bu konuda insanları tembelliğe itti.
İnanın eşimin telefon numarasını bile bilmiyorum.
Ama sorsanız 8-9 sene öncesinden bildiğim birinin ev telefonunu hala hatırlarım.

Geçenlerde bundan yaklaşık 12-13 yıl öncesine ait
bir telefon defterim elime geçti; bir yerleri karıştırırken...

Defterde telefon numarası olanların çoğu gökyüzünün geniş bölge koduna geçmiş durumdalar. :aglayan:

Bir kısmının da kim olduğunu hatırlayamadım bile... :vurkafa:

Hoş, bir gün gelecek,
kimliğimize bakmadan adımızı bile hatırlayamayacağız ya... :D

balaban
20-06-2005, 12:31
Eskiden herkes, ortalama 50-60 ve daha fazla telefon numarasını ezbere biliyordu.
Bugün bir araştırma yapılsa, eminim bu sayılar çok aşağı seviyelerdedir.
Cep telefonları bu konuda insanları tembelliğe itti.
İnanın eşimin telefon numarasını bile bilmiyorum.
Ama sorsanız 8-9 sene öncesinden bildiğim birinin ev telefonunu hala hatırlarım.

Geçenlerde bundan yaklaşık 12-13 yıl öncesine ait bir telefon defterim elime geçti; bir yerleri karıştırırken...
Defterde telefon numarası olanların çoğu gökyüzünün geniş bölge koduna geçmiş durumdalar. :aglayan:
Bir kısmının da kim olduğunu hatırlayamadım bile... :vurkafa:
Hoş, bir gün gelecek, kimliğimize bakmadan adımızı bile hatırlayamayacağız ya... :D


Teknolojinin yararı kadar zararı da var. Biz tembelliğe yada rahatlığa kolay alışırız. Ben de kendi telefon numaramı bilmiyorum. :D

Son yazdıkların üzücü tabii bütün bunların ilk sahibini düşününce insan üzülüyor. Hele son sahibi olmadığını bilmek......

yusuf
08-09-2006, 08:58
Yabancı dil öğrenmek, bulmaca çözmek, insanlarla iletişim kurmak, sohbetlere katılmak, isim-telefon numaraları ezberlemek bunamayı geciktiriyormuş.

Yaş 35 yolun yarısı eder demiş şairimiz ama kaç yaşında ölmüş. Kesinlikle ona katılmıyorum. Her yaşın ayrı güzelliği var. Öyle düşünmesek de gençleşemeyeceğimize göre olduğumuz yaşı en iyi şekilde yaşamak bize düşen. Önemli olan kaç yıl yaşayacaksak onu sağlıklı, insanlara ve kendimize faydalı olarak geçirebilmek.

Ben yaşamayı seviyorum yaşım da umurumda değil. Bu kadar.

Bu kadar pozitif düşünmek mükemmel bir şey Çevrenizede pozitif enerji yüklemiş oluyorsunuz bu durumda Çevrenizde pozitif düşünmüş oluyor.
işte o zaman kalite oradan anlaşılmış olur.

ceng
08-09-2006, 10:04
http://zonezero.com/magazine/essays/diegotime/time.html

Sarı
13-09-2006, 00:49
DR.Cenk Kiper Mutluluk Yasaları®
Mutlu Olmak




Mutlu olmak zor mu ?

Nefes almak bir mutluluk değil mi?

Hemen bence gerekli mutluluk şartlarını verelim;

1- Asla demeyiniz [ asla asla demeyiniz ::))] !

2- ''ama'' ve ''fakat'' demeyiniz!

3- ''farketmez'' derseniz yalan söylemiş olursunuz,her şey fark eder.

4- Hiç bir cümlenizin fiili '' mış,miş ''veya ''lar,ler ''veya
''mişler,mışlar''veya ''larmış,lermiş'' le bitmesin,
bunlar sizin bilmediğiniz ve görmediğiniz ,başkasının anlattığı
eylemledir
ve bunlara göre hareket hem size hem karşınızdakine zarar verir.

5- Başkasının yerine düşünmeyin !!

6- Başkasının yerine karar vermeyin !!

7- Bencilce yaşayın,zaten insan bencildir ve kendisi için yaşar,aksini
söyleyip veya düşünüp kendinizi kandırmayın,böylece kim olduğunuzu ve
nerede
olduğunuzu bilirsiniz. Başkalarına daha az zarar vermiş olursunuz.

8- Pozitif düşünce ile yaklaşın konulara (yapacağım,başaracağım gibi),
ama
bu Pollyanna'cılık olmasın

9- Asla vazgeçmeyin

10- Geçmişi yargılamayın, bir şey kazanamazsınız sadece tecrübe olarak
faydalanın ve mutsuzsanız tekrar etmeyin !

11- Mutlu olmak ve ilerlemek için yaşanan şeyleri tekrar
yaşamayın,yaşanmışlardan faydalanın (ateşin el yaktığını öğrenmek için
elinizi ateşe sokmaya gerek yok,etrafınıza bakmak ve okumak yeterlidir)

12- Kendinize ve etrafınızdakilere - insanlara güvenin onları sevin!

13- Genelleme yapmayınız! (bütün erkeler veya kadınlar gibi)

14- Siz hissetiğinizi yaşayın ,varsın dünya beğenmesin siz
beğeniyorsanız
yeterlidir.

15- Bir anı yaşamak için yıllar harcamak başarısızlıktır, başarı bir
anda
yılları yaşayabilmektir.

16- Ben hep veriyorum, almıyorum demeyin,sadece verirseniz,vermeyi
bilmediğinizden o hiç bir yere gitmez.
Almasını bilmeyen veremez, vermesini bilmeyen alamaz, ağlamasını
bilmeyen
gerçekten gülemez, üzülmesini bilmeyen sevinemez.Her şeyin dengesi
vardır.

17- Ve karar verin,şu an sizinde yeni bir hayata başlama anınız olsun
!!

Çok mu zor bunları uygulamak,bakın bunları yazın ve uygulayın
hayatınızın
hemen değiştiğini göreceksiniz.

Hayat çok güzel,yaşamasını biliniz

balaban
13-09-2006, 00:53
Unutulmuş topiklerden biri.

buzzy
13-09-2006, 00:56
Unutulmuş topiklerden biri.

Zaman Uçup Gidiyor... topiğin ismi korkutuyor insanı yada hüzünlendiriyor..ben daha gencim derken bile hüzün basıyor..
:o

Elixir
13-09-2006, 00:57
Skoc günümüzü mahvettin.


Unutulmuş topiklerden biri.

yıne gunlerının mahvedılmesı duygularınmı deprestıde hatırladın ablacım :)

baron11
13-09-2006, 01:01
Zaman Uçup Gidiyor... topiğin ismi korkutuyor insanı yada hüzünlendiriyor..ben daha gencim derken bile hüzün basıyor..
:o

Hüzün falan basmasın,topik de korkutmasın.Her yaşın kendine göre güzelliği var sevgili buzzy mühim olan sıhhat ve afiyet başka birşey değil inan:) tabi sevdiklerinle beraber.

balaban
13-09-2006, 01:08
yıne gunlerının mahvedılmesı duygularınmı deprestıde hatırladın ablacım :)

hayır:) günü mahveden skoc'un yazdıklarıydı:D

Sarı
13-09-2006, 01:14
24.yılı tamamladığım bugün, öncekilerde rastlanmayan bi sıkıntı başladı.
her yılın bir öncekinden daha hızlı bittiğini düşünerek geçti 25. dilimin ilk yarım saati.

Elixir
13-09-2006, 01:17
hayır:) günü mahveden skoc'un yazdıklarıydı:D


hımm sn skoc u bulursak eksıklıklerı gıdermıs olacaz o zamn ıslem tamamm sartlar olusmusmu oluyorı;)

balaban
13-09-2006, 01:22
hımm sn skoc u bulursak eksıklıklerı gıdermıs olacaz o zamn ıslem tamamm sartlar olusmusmu oluyorı;)

Evet :D

Kulakları çınlasın, Skoc epeydir yok dönmesinden memnuniyet duyarız:)

balaban
13-09-2006, 01:25
24.yılı tamamladığım bugün, öncekilerde rastlanmayan bi sıkıntı başladı.
her yılın bir öncekinden daha hızlı bittiğini düşünerek geçti 25. dilimin ilk yarım saati.

O yaşlarda çok hızlı gitmiyordu sanki, bir de 35den sonrasına bak.:)

Elixir
13-09-2006, 01:26
Evet :D

Kulakları çınlasın, Skoc epeydir yok dönmesinden memnuniyet duyarız:)

ablacım benı skoc un yerıne koymak ıstersen ıtına ıle gununu veya gunlerını mahvedebırlım :roll:

balaban
13-09-2006, 01:29
hımm sn skoc u bulursak eksıklıklerı gıdermıs olacaz o zamn ıslem tamamm sartlar olusmusmu oluyorı;)

Bu mesaja: ne o günümü mahvetmek için hiç bir zorluktan kaçınmıyorsun, yazıyordum ama hadi kırılmasın dedim.


ablacım benı skoc un yerıne koymak ıstersen ıtına ıle gununu veya gunlerını mahvedebırlım :roll:

Aynı şeyi söylemişsin:hmm:

13-09-2006, 01:45
eskiden 18 yaşında gençleri alıp viyana kapılarına yada sibiryaya hadi savaşacagız diye toplayıp götürürlermiş.,benim büyük dedem öyle gitmiş,rus harbine son bir telgraf gelmiş.,esir düştük biz diye..sonrası yok.
sürekli savaşlar kıtlık hastalık..özellikle de bizimkiler..ya onlar nasıl yaşardıki?.savaştan galip dönünce köyünde krallar gibi karşılanan gencin hissettigi duygular.,yavuklusuna yıllarca hasret sonrası ilk sarılışında duydugu kokusu bile..bir ömre bedel degil mı?..ömür ne ki?..tanrı tarafından random dagıtılmış rakamlar..insana 60/80 düşmüş..ama 300 yıl verilmiş olsaydı da ne degişecekti., bir gün sonu sonu olacagını bildikten sonra kaplumbaga mutlu mu acaba 150 yıllık payından yada kelebek mutsuz mu bir iki günlük ömründen?..
ben zamana inanmıyorum..öyle bir şey yok.100 sene sonra yeryüzünde şimdiki hiç kimse kalmayacakca ve milyarca yıllar sonrada hiçbir şey de kalmayacakca nedir bu saçmalık o zaman.??:aglayan: :aglayan:

trakyalı
13-09-2006, 08:41
Her yaşın tadı başka.
Yeterki sağlıklı yaşlanalım.
Hastanelere Allah kimseyi düşürmesin.
Dünya geçici...

ON4 dk
13-09-2006, 09:29
Güzel başlık. yalnız kalmış unutulmuş. Bende yeni sanmıştım. Oysa topic in her bir yerini okuduğumu sanıyordum, utandım kendimden.

alıntı
"... marketteki sirada, hemen arkamda yasli bir teyze vardi. alisveris bandinda ilerleyen, uzeri kocaman cilek resimli kutuya bakti. bana dondu.
- dondurma mi bu?
- evet.
- eve goturene kadar erimiyor mu?
- cok yakinda oturuyorum ben, yoksa erir buyuk ihtimalle.
- hmm yani hedehodo'ye kadar goturemem?
- hayir, ama torununuz varsa alip bisikletiyle hemen getirir.
- torunum yok... kimsem yok benim.

banka kuyrugunda emekli maasini beklemeyen, bayram kampanyalarinda somuru araci olarak kullanilmayan; hakkinda otobuste yer vermeyince cirkeflesen yaslilar, agzini sapirdatan yaslilar, vs. diye zibidi basliklar acilmayan, baska bir dunyaya ait bir teyze bu oysa. ama yasli.
hep ayni aslinda, hepsi yalniz. yaslilik; elden ayaktan dusmek, bunama baslangici, dislerin dokulmesi falan degil.

yaslilik, hayatin en yalniz evresi. yasli, yalnizin esanlamlisi. parildayan gozlerimizi, kirmizi yanaklarimizi, klavyeye vurus hizimizi, otobusun pesinden kosma kabiliyetimizi kaybettigimizde icine dusecegimiz tek basinalik...

teyzeyi elinden tutup en kral dondurmaciya goturmek istedim. yapmadim. alisverisimi ödeyip gittim. yasli teyzeyi, yalnizligiyla basbasa biraktim.

eve gelene kadar dondurma eridi."


Çok şey anlatıyor değil mi?

Yaşlanmak ne demektir, yaşınız kaç olursa olsun eminim bilmiyorsunuzdur. Zira bu topicte yaşlı diye sınıflandırılanların olmadığını düşünüyorum. Çünkü Dünya sağlık örgütüne göre 60, birleşmiş milletlere göre 65... diye gidiyor yaşlılık sınırı.

Bence olduğunuz yaşı kabul etmiyosanız ve eskiye özlemle bakıyorsanız minik bir test yapın. Biliyorum yapmayacak yada yapamayacaksınız. Çünkü vaktiniz çok değerli ya.

Önce akşamleyin yapabiliyorsanız küveti suyla doldurup içinde yarım saat kalın. Yok yapamıyorsanız içebildiğiniz kadar için, iyice kafayı bulun. Ama harbiden küfelik olun. Her ikisini birden yapabiliyorsanız daha iyi olur. Sonra vurun kafayı yatın.

Sabahleyin saat yedi gibi uyandırılacak şekilde ayarlayın ortamınızı. Ama mutlaka yedide kalkın. Büyük bir ihtimalle yatağa yapışmış olacaksınız ama mutlaka kalkın. Üzerinize giyebildiğiniz kadar elbise giyin, hemde kat kat. Hatta mümkünse ceplerinize ağırlık filan koyun. O eziyetle bakkala siz gidin, siz alın ekmeğinizi kahvaltı için. Maksat kendinize eziyet çektirmek. Buna alışın çünkü ileride ekmeğinizi alacak kimse olmayacak yanınızda.

Kahvaltıda tam ağzıma layık diyebileceğiniz hiç bir şeyi yemeyin. Hep sevmediğiniz şeyleri yemek için gayret edin. Zira buda ileride doktorunuzun yasaklayacakları şeyler için yapılıyor.

Ardından tekrar o kalın şeyleri giyin, yürüyemeyecek kadar çok şey giyin ama. Eziyete devam. Mümkünse bildiğiniz en kötü hastaneye gidin. Görün insanların halini. Otobüse binin o yorgun halinizle boşsa bile koltuğa oturmayın. Zira size yer vermemek için uyuyor ayakları ile yatan gençler olacaktır ileride.

Bitmedi. Şimdide bir mezarlığa gidin. Belki zor olacak ama gidin. Özellikle mezar başlarındakileri seyredin. En az iki saat geçirin. Biliyorum zor ama yapın.

Derken gözünüze bir park kestirin bir yerlerde. Yorgunluğunuzu atmaya ve düşünmeye çalışın.

Tüm bunları yaparken aman ha, sakın yanınızda birileri olmasın. Zira zamanı gelince bu yolculukları tek başınıza ve hergün yapmanız gerekecek.

Zaten akşamdan kalan manyak yorgunluğunuzun üzerine birde sabahın köründe kalkıp bunca şey yaptıktan sonra ve akşam eve gelip üzerinizdekileri atmadan tatsız tutsuz şeyler yiyip yatın. Yatarken yarın genç olsam diye düşünün.

Sabah kalkınca normal hayatınıza geri dönün. İşte size sadece bir güncük yaşlılık hayatı. Ve hala size birşey kazandıramamışsa, yazıklar olsun yaşadığınız hayata.

Dostlar sadece size bir gün yaşlı, yalnız, ağrılı sızılı ve birşeyler verebileceğini düşündüğüm eziyetli bir gün geçirtmek istedim. Hastahanede onca sorunlu, mezarda onca insanı gözlemlemenizi istedim.

38 yaşına girdim, mutluyum ve diyorumki. Keşke daha önce evlenebilme imkanım olmuş olsaydıda, bu gün 3 yaşındaki kızım belki bi 14-15 yaşında olur, bende ortalarda kızımla gezerdim. Bugün saçlarım nerdeyse belimde, ama yarın kel kafa ile yaşlanınca yanında pinpon gibi değil.

Kalın sağlıcla.

ON4 dk
13-09-2006, 22:49
Güzel bir konuya el attığına inandığım ve bir kez daha her neredeyse sn. skoc'a (15 aydır yokmuş ortalıklarda) teşekkür ederek, topici okumayanlar adına hatırlatmak için.

egedenizi
26-09-2006, 20:42
mitolojide zaman tanrısı varmı idi ?

LUCKY INVESTOR
02-03-2015, 20:16
Ya zaman aslında hiç olmadıysa ?