PDA

View Full Version : Hisse.net ŞİİR


Pages : 1 2 3 4 5 6 7 8 9 [10] 11 12

ipeksay
03-11-2007, 23:14
Nezaman geleceksin bilmiyorum ki
Zaman çokhızlı geçiyor burada
Çok soguk üşüyorum artık
Beklerken çok üşüdüm buralarda.....

yosun
03-11-2007, 23:37
MASAL BU YA

Masal bu ya
Sen Fırat’mışsın, ben Dicle
Kimi zaman coşkuyla
Kimi zaman sessizce,
Uzaktaki vuslattan habersizce
Akıp durmuşuz ayrı ayrı
Senelerce...

Derken bir gün, bir şekilde
Tanışmışız bir yerde
İşte o an, o yerde
Sevdalanmışız birbirimize
Bir başka akar olmuşuz
Bir başka coşmuşuz
Yaşam denilen o ülkede

Masal bu ya
Kavuşmak için birbirimize
Yaşar olmuşuz,
Coşar olmuşuz,
Koşar olmuşuz.
Derken
Yine bir gün, bir yerde,
Birleşip akar olmuşuz
Masal bu ya...

Bahar Ş. Gülşen

yosun
04-11-2007, 01:47
Ne Ararsın Tanrı İle Aramda

Ne ararsın Tanrı ile aramda?
Sen kimsin ki bana dinim sorarsın?
Hakikaten gözün yoksa haramda,
Başı açığa, neye türban sorarsın?

Rakı, şarap içiyorsam sana ne?
Yoksa sana zararım, içerim...
İkimiz de gelsek kıldan köprüye,
Ben dürüstsem, sarhoşken de geçerim...

Esir iken mümkün müdür ibadet?
Yatıp kalkıp Atatürk’e dua et...
Senin gibi dürzilerin yüzünden,
Dininden soğuyacak bu millet...

İşgaldeki hali sakın unutma..
Atatürk’e dil uzatma sebepsiz ;
Sen anandan yine doğardın amma,
Baban kimdi bilemezdin, şerefsiz...

Neyzen Tevfik

naylon vicdan
05-11-2007, 13:53
hayy uyku

eleme kiraladım seni
fizan zan altında
müntehir odamda nehir
aklım firak odunda

ÖZDOĞAN77
05-11-2007, 17:54
saatlerce bakıyorsun ekrana,yazık o gözlerine,
sırtına kramplar giriyor,parmaklarına ağrı,
sonra o kazandığın para ile bile,
alamayacaksın sağlığını...
nerede görülmüş,çakalların,sırtlanların yaşadığı yerde,
kuzuların uzun ömürlü olduğu,
bir atımlık canın varda,
neden yaparsın ki bu hovardalığı,
ders almazsan eğer söylediklerimden,
illaki tarihi tekerrür ettireceksen,
sen bilirsin dostum ,sen bilirsin,
kaderini bil ki ellerinle çizeceksin...

Ümit Özdoğan 05/11/2007

gizemliduygular
07-11-2007, 21:44
http://www.dudakpayi.com/seni_ozlemenin.htm

gizemliduygular
09-11-2007, 20:06
10 Kasım

10 kasım bir doğumdur
Her doğum başlangıçtır ölüme
Ölüm;
sığdırılmışsa içine bir yaşam
yaşam adanmışsa yaşamlara
ve öldüğünde insan
selam duruyorsa hala
topuyla,tüfeğiyle ve elinde çiçeğiyle
gözyaşlarıyla damla damla
insanlar

ve varsa hala ardından
ağlayan kadınlar
ve çocuklar
doğduklarında yokken bile sen
senin resminse yakalarındaki
cepheye giderken

ve anılıyorsan hala her 10 kasım da
senin adını taşıyorsa sokaklar,okullar
akıyorsa damlalar gözpınarlarından
yığınların
ve hala adın yazılamıyorsa
nüfus kütüklerinde
ve hala varsa öldürmek isteyenlerin
ölümün adı değildir
10 kasım
olsa olsa bir merhabadır ölüme

10 kasım 2006. Antalya

Yasin Yalçın

yosun
12-11-2007, 01:49
Alışkanlık

Gitgide alışıyorum sana....
Hiçbir alışkanlık bu kadar güzel olamaz...
Ellerin ellerimden uzaksa nasıl güçsüzüm bilemezsin...
Yanımda olduğun zamanlar;
sigara dumanı gibi ciğerlerime doluyor,
alkol gibi damarlarıma yayılıyorsun...
Durmadan başım dönüyor verdiğin hazdan...
Alışkanlıklar daima korkutur beni...
Düşün ki ben yaşamaya bile alışkın değilim...
Kendimi kendime alıştıramadım yıllardır...
Fakat şimdi sana alışıyorum...
Alıştıkça özlemim artıyor, daha yoğunlaşıyor.
Yalnız içimde garip bir korku var.
Sana alışmaktan değil seni kendime alıştırmaktan korkuyorum...
Bir gün sana şimdi verdiklerimden daha güzelini
daha değerlisini verememekten korkuyorum...
Bir gün ansızın ölmekten ve seni, bana olan alışkanlığınla
yapayalnız bırakmaktan korkuyorum...

Oysaki her zaman ve günün her saatinde
yanında olmalıyım senin... Bana alışmış olmaktan
pişmanlık duyacağın bir dakikan bile olmamalı...
Bütün zamanlarını zamanlarımla karıştırıp
emsalsiz bir zaman bileşiminde yaşatmalıyım seni...
Uykularda bile aynı rüyayı görmeliyiz.
Her şeyin ve her zevkin yarısı senin olmalı, yarısı benim...
"Bana alış" demeyeceğim... Nasıl olsa alışacaksın bir gün...
Şimdi çirkinliğimde güzellikler bulan gözlerin,
o zaman en güzeli görecek bende! Alışkanlığınla,
sevginle yepyeni bir "ben" yaratacaksın benden!

İlk defa sevilmenin ürpertileri içindeyim inan. Sevgimle
mukayese edebileceğim tek şeyi beni sevmende buldum...
Ömrümde kimse bana sevmenin gerekliliğini öğretmedi.
Kimseden sevgisini istemedim, verdiler almadım.
Bencildim bir zamanlar, sevmek benim hakkım diyordum.
Oysaki şimdi bir zamanlar hiç sevmemiş olduğumu
kendi kendime biraz da utanarak itiraf ediyorum.

Asıl büyük sevgiyi seni sevmekte buldum ve sevgim
senin sevginle değerleniyor, ayrı bir anlam kazanıyor...
Sevgin olmasaydı değersiz bir cam parçasıydım.
Sevginle bir aynayım şimdi. Bana bakanlar baştanbaşa
seni görecekler içimde...
Bir zincirin iki halkasıyız seninle anlıyor musun?
Aynı kadehte karışmış iki içkiyiz.
İki kelimeyiz seninle birbirini tamamlayan.
Her yerde iki olduğumuz için
bir bütün haline geliyoruz durmadan...

Alışkanlığım devamlı sana çekiyor beni...
Durup durup dudaklarını öpmek geliyor içimden...
Saçlarını okşamak geliyor, ellerini tutmak geliyor...
Kokunun tenime sindiğini hissediyorum geceleri...
Teninin dudaklarımda eridiğini hissediyorum...
Boynunun en güzel yerini benden başkası bilemez artık...

Seni kimse benim kadar benimle bir bütün olduğuna inandıramaz....
Gitgide bu alışkanlığın içinde kaybolduğumu hissediyorum...
Beni yaşadığım zamanın dışına çıkarıyorsun.
Bir gün tarih öncesinde yaşıyoruz , bir gün bulutların üstünde...
Uzun süren bir baygınlık sonrasının
o anlatılmaz baş dönmesi içindeyim...
Bütün merdivenler birbirine eklendiği zaman
seninle vardığım yüksekliğe erişemez...

Açılmış bütün kuyuların derinliği
içimde seni bulduğum yer kadar derin değil...
Alışkanlık kozasını ören bir ipekböceği gibi gitgide tamamlıyor bizi.
Emsalsiz bir oluşun içinde yuvarlanıyoruz.
Korkunç bir yangın başladı yüreklerimizde.
Özlem, kıskançlık, arzu ne varsa içimizde hepsi birdenbire tutuştu.
Alev almayan bir yerimiz kalmadı.
Alevlerimiz muhteşem bir kızıllığın içinde yıldızlara kadar uzanıyor.
Hiç bir su, bu ateşi söndüremez artık.
Nehirle, denizler boşalsa üstümüze hiç sönmeyeceğimizi biliyorum.
Bu yangın biz birer kor haline gelinceye kadar sürecek.
Önce bakışlarımız alıştı birbirine, sonra parmak uçlarımız...
Bu oluş tamamlandığı anda yeryüzünde
bizden güçlüsü olmayacak!
En mutlu olduğumuz yerde en güçlü de olacağız seninle...
Bu bir sonun değil bir varoluşun başlangıcıdır.
Geçmişteki tüm alışkanlıkların bana alışmanı önleyemez artık...

Ümit Yaşar OĞUZCAN

baron11
12-11-2007, 03:03
Köprü Altı Tutukladı Sensizliğimi

uçuk kaçık bir gökyüzü yarattım kendime
misinası kopuk...
uçup gitti balon ve kuşlar...sevgilim!
maviye yatan içimdeki çocuk...
kalakaldım!
bir köprü altı tutukladı sensizliğimi
ve
gece bir gardiyan
korku sardı içimi
gel desem
neredesin!?...

uyku biter elbet, bitmez seni sayıklamalar...
suskunluğunu yutarım çaresizliğin...
ağlamaya hazır gergef gibiyim...

ardına düşmek için badem çiçeklerinin!..
iki yarımımda, iki aynı zaman
bahardı söylemek istediğim...
biri nisan
biri ekim
ama aynı kokuydu, aynı renk, aynı aşk, aynı iklim...
adı sen olan,
adı ben olan sevincin...

neden yok olmuyor uzaklar!?..

yanıt bulmak için sendeki soruma
atlası serdim
enlemimiz aynıymış meğer
boylamımız faklı çıktı lakin..

bozdum kurgusunu saatlerin
gene de durmuyor zamanlar
lanet ettim...

Tayyibe Atay

yosun
12-11-2007, 03:41
Bir Nefes Düş Gibi


Bazı duygular vardır anlatılamaz, anlaşılır sadece.
Sevenin sevdiğini bilmesi kadar, sevilen de anlar sevildiğini.
Sevgi her zaman belirli kelimelerle söylenmez.
Çoğu defa bir bakış yeter de artar bile...
Yeryüzünde hiçbir kuvvet insanoğlunu
sevme hakkından alıkoyamaz.

Sevmek çoğu zaman var olmaktır.
Sonunda bizi yok olmaya götürse bile.
Ben şimdi varım ve seni sevmek hakkımı kullanıyorum.
Sen bile buna karşı koyamazsın.
Sana gelinceye kadar sonu gelmez bir arayıştı sevgilerim.
Bir zaman başkalarında aradım seni,
başka yüzlerde, başka ellerde aradım.
Aldandım, fakat birgün seni bulmak ümidini kaybetmedim.

Nasıl olsa gelecektin birgün.
Ve işte geldin de!
Bana tatmadığım hüzünleri tattırmaya,
bilmediğim kederleri öğretmeye geldin.
Acıdan yana ne kalmışsa yaşamadığım
hepsini bir bir sen yaşatacaksın bana.
Birgün yaşamanın gereksizliğini de senden öğreneceğim.

Bu selin akışını hiçbirşey duduramaz artık.
Ummadığım ve ummadığın bir anda çıktın karşıma.
Coşkun ırmaklar gibi, amansız seller gibi geldin,
mutlaka yıkarak ve benden birçok şeyleri
beraberinde sürükleyerek gideceksin.
İşte o zaman yoklukların
en dayanılmazı ile karşı karşıya kalacağım.

Ergeç gideceksin; beni anlayamadan,
beni sevemeden gideceksin.
Yalnız bir iç kırıklığı kalacak senden,
tesellisiz bir hüzün kalacak.
Yıllardır aradığım sendin
ama sen gittikten sonra başkasını aramayacağım.
Gelmeyecek bile olsan, ömrümün sonuna kadar arardım seni
Ama geldin bir kere; ister bilerek gelmiş ol, ister bilmeden...

Geldin ya!
Şimdi herşey güzel seninle.
Yürümenin, konuşmanın,
nefes almanın bir başka anlamı var artık.
Sen varsın ya, herşey bambaşka gözlerimde...

Ümit Yaşar Oğuzcan

baron11
12-11-2007, 04:00
BELKİ YİNE GELİRİM

Dudaklarımı kanatırcasına ısırıyorum günlerdir
her sözcük dilimin ucunda küfre dönüyor çünkü
Bir gök gürlese bari diyorum bir sağnak patlasa
bitse bu sessizlik, bu kirli yapışkanlık bitse
ama bir tufan az mı gelir yoksa yine de
yırtılan ve parçalanan birşeyler olmalı mutlaka
hiç durmadan yırtılan ve parçalanan bir şeyler

Oysa ne kadar sakin bu sokaklar ve bu kent
ne kadar dingin görünüyor bana şimdi gökyüzü

Gidenler nerde kaldılar, özledim gülüşlerini
bir kenti güzelleştiren yalnız onlardı sanki
onlardı çocuklara ve aşka ölesiye bağlanan
kadınları güzelleştiren herhalde onlardı
"Tükürsem cinayet sayılır" diyordu birisi
tükürsek cinayet sayılıyor artık
ama nerde kaldılar, özledim gülüşlerini onların

Uzun uzun bakıyorum kıvrılan sokaklara
tek yaprak bile kımıldamıyor nedense
ve tek tek söndürüyor ışıklarını varoşlar
alnımı kırık bir cama yaslıyorum, kanıyor
kanımın pıhtılarında güllerin serinliği
ve fakat bir cellat gibi yetişiyor pusudaki
Dilimin ucunda küfre dönüyor her sözcük

Yaşamak neleri öğretiyor, düşünüyorum
okuduğum bütün kitaplar paramparça
çıkıp dolaşıyorum akşamüstleri bir başıma
bir uçtan bir uca yalnızlıklar oluyor kent
bulvar kahvelerinin önünden geçiyorum
sırnaşık aydınlar, arabesk hüzünler
bir gazete sayfasında sereserpe bir yosma

Sesler gittikçe azalıyor, kuşlar azalıyor
ve ne zaman yolum düşse vurulduğun yere
kızgın bir halka oluyor boynumda o sokak
Hüznü yalnız atlarımız duyuyor artık
biz çoktan unutmuşuz böyle şeyleri
ama içimde bir sırtlanın dalgın duruşu
ve dilimin ucunda küfre dönüyor her sözcük

İçimde zaptedilmez bir kırma isteği
dizginlerini koparan bir at sanki bu
soluksoluğa kalıyorum her sonbahar
ve sevgilim ne zaman hoşgörülü olsa
bir yolculuk düşüyor aklıma, gidiyorum
bütün gençliğim böylece geçip gitti işte
ama hala bir şeyler var vazgeçemediğim

Hangi duvar yıkılmaz sorular doğruysa
birgün gelirsek hangi kent güzelleşmez
şiirlerim bir dostun vurulduğu yerde yakıldı
geri almıyorum külleri yangınlar çıksın diye
Devriyeler çıkart şimdi, bütün ışıklarını söndür
sorduğum hiçbir soruyu geri almıyorum ey sokak
ve dilimin ucunda küfre dönüyor her sözcük

Dudaklarımı kanatırcasına ısırıyorum günlerdir
bir gök gürlese bari diyorum bir sağnak patlasa
bitse bu kirli ve yapışkan sessizlik, hiç gitmesem
oysa ne kadar sakin sokaklar, kent ve bütün yeryüzü
ipince bir su gibi sızıyorum gecenin tenha göğüne
sessizce çekip gidiyorum şimdi, sessiz ve kimliksiz
Belki yine gelirim, sesime ses veren olursa bir gün

Ahmet Telli

kantar
12-11-2007, 09:16
KARA TOPRAK

Dost dost diye nicesine sarıldım
Benim sâdık yârim kara topraktır
Beyhude dolandım boşa yoruldum
Benim sâdık yârim kara topraktır

Nice güzellere bağlandım kaldım
Ne bir vefa gördüm ne fayda buldum
Her türlü isteğim topraktan aldım
Benim sâdık yârim kara topraktır

Koyun verdi kuzu verdi süt verdi
Yemek verdi ekmek verdi et verdi
Kazma ile döğmeyince kıt verdi
Benim sâdık yârim kara topraktır

Âdem'den bu deme neslim getirdi
Bana türlü türlü meyva yedirdi
Her gün beni tepesinde götürdü
Benim sâdık yârim kara topraktır

Karnın yardım kazmayınan belinen
Yüzün yırttım tırnağınan elinen
Yine beni karşıladı gülünen
Benim sâdık yârim kara topraktır

İşkence yaptıkça bana gülerdi
Bunda yalan yoktur herkes de gördü
Bir çekirdek verdim dört bostan verdi
Benim sadık yârim kara topraktır

Havaya bakarsam hava alırım
Toprağa bakarsam dua alırım
Topraktan ayrılsam nerde kalırım
Benim sâdık yârim kara topraktır

Dileğin varsa iste Allah'tan
Almak için uzak gitme topraktan
Cömertlik toprağa verilmiş Hak'tan
Benim sâdık yârim kara topraktır

Hakikat ararsan açık bir nokta
Allah kula yakın kul da Allah'a
Hakkın gizli hazinesi toprakta
Benim sâdık yârim kara topraktır

Bütün kusurumuzu toprak gizliyor
Merhem çalıp yaralarımı düzlüyor
Kolun açmış yollarımı gözlüyor
Benim sâdık yârim kara topraktır

Her kim ki olursa bu sırra mazhar
Dünyaya bırakır ölmez bir eser
Gün gelir Veysel'i bağrına basar
Benim sâdık yârim kara topraktır

Aşık Veysel ŞATIROĞLU

ipeksay
12-11-2007, 09:56
Duymasanda sessizliğim anlatır seni
Görmesemde vardır nedenleri sebepleri
Hep var olacağım sen olmasanda
Ben burdayım.

naylon vicdan
12-11-2007, 14:31
1- "duymasanda" değil, "duymasan da".
2- "görmesemde" değil, "görmesem de".
3- "olmasanda" değil, "olmasan da".

"neden" ile "sebep"in aynı satırda (af buyurun, dize diyemeyeceğim)
kullanılması da feci bir durum.

hata şu: sebep arapçadır (sabab) ve "neden"le aynı manadadır.
şimdi de buna buyrunuz: bab-ı âli yüksek kapısından duhul edip geçerken,
yek bir atlı süvariye tesadüfen rast geldim.

şiir yazma hevesine eyvallah, eyvallah olmasına da; önce muteber bir imla kılavuzunu
yanımızdan ayırmamayı ilke edinelim, sonra şiir yazmaya çalışalım.

gizemliduygular
12-11-2007, 14:35
1- "duymasanda" değil, "duymasan da".
2- "görmesemde" değil, "görmesem de".
3- "olmasanda" değil, "olmasan da".

"neden" ile "sebep"in aynı satırda (af buyurun, dize diyemeyeceğim)
kullanılması da feci bir durum.

hata şu: sebep arapçadır (sabab) ve "neden"le aynı manadadır.
şimdi de buna buyrunuz: bab-ı âli yüksek kapısından duhul edip geçerken,
yek bir atlı süvariye tesadüfen rast geldim.

şiir yazma hevesine eyvallah, eyvallah olmasına da; önce muteber bir imla kılavuzunu
yanımızdan ayırmamayı ilke edinelim, sonra şiir yazmaya çalışalım.

Sizin gibi değerli arkadaşların uyarılarına başta bendeniz olmak üzere ihtiyacımız var.
Müteşekkirim.

yosun
12-11-2007, 18:57
ANLARSIN

Bir gece habersiz bize gel
Merdivenler gıcırdamasın
Öyle yorgunum ki hiç sorma
Sen halimden anlarsın...
Sabahlara kadar oturup konuşalım
Kimse duymasın
Mavi bir gökyüzümüz olsun
Kanatlarımız dokunarak uçalım
İnsanlardan buz gibi soğudum
İşte yalnız sen varsın!
Öyle halsizim ki hiç sorma
Anlarsın...

Cahit Külebi

yosun
12-11-2007, 19:11
UYUSUNDA BÜYÜSÜN


Tüketme nefesini maviş kızım
Bildiğin Türkçe kıt gelir masallarıma
Sözden sazdan anlamazsın
Kuştan yapraktan haberin yok

Biz yaşlılar neler de bilmeyiz
Hele sen belle dilimizi
Biliriz de güzel laf etmesini
Çekiniriz konuşmaktan
Yazmasını bilir yazamayız

Üzme beni yum gözlerini
Uyutacak ninnilerim yok
Türküler mi istersin benden
Yanık memleket türküleri
Ne arasın bende o ses
Islıkla söyleni marşlar mı istersin
Bunlar size gelmez
Uykusunu kaçırır çocukların

Sana hazır ninniler söylesem
Bahçeye kurdum desem salıncak
İnanır mısın
Ne bahçe var ne beşik
Bir arabacık da istemezdi şu asfalt
Yorganın yatağın iğreti
Doğdun doğalı ne oyun gördün
Ne oyuncak

Uyu benim maviş kızım
Dem geçecek devran geçecek
Keloğlan muradına erecek
Sökülecek hasbahçenin çitleri
Ağlayan nar gülecek.

Bir arabacık da istemezdi şu asfalt
Yorganın yatağın iğreti
Doğdun doğalı ne oyun gördün
Ne oyuncak

Uyu benim maviş kızım
Dem geçecek devran geçecek
Keloğlan muradına erecek
Sökülecek hasbahçenin çitleri
Ağlayan nar gülecek.

Cahit Külebi

ÖZDOĞAN77
12-11-2007, 19:19
Hey sen ATATÜRK'üme dil uzatan piç,
önündeki suyu Ata'na şükrederek iç,
yoksa duyamazdın o ezan sesini,
olurdu ananın kocası yunan,adında aleksi.
Ümit Özdoğan

preatoria
12-11-2007, 21:47
DİYALOG

Efendiler buyurdu, biz yalnızca dinledik
Sükût altındır diye sustuk tasdik eyledik

Ağızlarında sakız, “diyalog”, “yumuşama”
“Ilımlı” ön adı da pek yakıştı İslâm’a (!)

Onlar da değişme yok biz olduk yumuşayan
Ölen kurtuldu gitti, her gün öldü yaşayan.

Şimdilik ihtiyaten mumları yanmasa da
Yedi kollu şamdanın gölgesi var masada.

Fırsat buldukları gün yakarlar kâinatı
Hedef, “Nil’den Fırat’a” Süleyman saltanatı.

Sokak sebillerinde İsa’nın eti kanı
Katliamlara perde demokrasi yalanı.

Beyaz eşekli papaz elinde asasıyla
Kıtalar dolaşıyor intikam sevdasıyla

Bunları dost edinmek yasakken ayet ile
Şeyhinde müridinde bu gayret acep niye?

Tutalım diye bize nasihat edilen yer,
Peygamber makamıdır camide kürsü, minber.

Elindeki kitabı okusana doğruca,
Allah indindeki din İslam değil mi hoca?

Bir devre yüz karası fetvası kepazenin
Halefleri sahnede yine Dürrizade’nin.

Muhterem Efendi’nin gözyaşı hürmetine,
İsa’yı beklettiler Muhammet ümmetine.

Dinlere bahçe oldu şüheda gövdeleri,
Kimlerle komşu şimdi evliya türbeleri

Yıldızlı ufuklarda ikbâle yol bulanlar,
Vatikan’a sadakat mektupları sunanlar…

Bunlar neye işaret, uyansana ey millet!
Bağrımızın başına bağdaş kurmuş ihanet.

Diyalog tezgâhında pazarlanan memleket,
Dedemden yadigârdı, torunumdan emanet.

Fazıl Ahmet BAHADIR

yosun
13-11-2007, 00:30
YENİDEN KUVA-YI MİLLİYE

Dedemin
Cephede bıraktığı kol,
Her gece rüyama,
Gündüz aklıma
Kan renkli,
Bir avuç toprakla gelir.
Hesap soran sesi
Kocatepe’den,
Yankısı İnönü’den,
Dumlupınar’dan gelir.

Harim i ismetimden
Tırnağımla,dişimle
Kovduğum çizmelerin
Vatanımda işi ne?
Ziller takıp gelirken,
Sevr’in efendileri.
Kim hortlattı yeniden
Bu Damat Feritleri?

Dersaadete benzeyip,
Duracaksa Ankara
Samsun, Amasya, Erzurum
Kalksın Sivas yürüsün.
Anaların anası,
Anadolu toprağı
Erkek doğurmuyorsa,
Çıksın er meydanına
Yine Kara Fatmalar,
Nene Hatunlar yürüsün.

Ölülerden hissizse,
Diri zannedilenler
Çanakkale toprağı
Yiğitleri geri ver !
Sakarya’da yatanlar
Doğrulsun birer birer.
Önde Gâzi’nin ruhu,
Ardından onlar yürüsün.

Yaşamak istiyorsak,
Bu toprakta
Alnı ak.
Sonsuza dek
Bu toprakta
Çalacaksa sazımız.
Sonsuza dek,
Türküler
Türk’ü söyleyecekse,
Eğilmeden başımız.
İstiyorsak hür doğsun,
Borçsuz olsun,
Yarınlarda bebekler.
Bu sinsi istilaya
Hayır desin yürekler.
Bir kutlu başkaldırış
Sarsın Anadolu’yu.
Hiç sönmesin diyorsak
Bu “ tüten en son ocak”
Başlasın seferberlik
Ruhlarda beyinlerde.
İlelebet payidar kalacaksa Türkiye
Yeniden Millî Misak !
Yeniden Kuva-yı Milliye !

Fazıl Ahmet BAHADIR

yosun
13-11-2007, 03:45
Beni Unutma


Bir gün gelir de unuturmuş insan
En sevdiği hatıraları bile
Bari sen her gece yorgun sesiyle
Saat on ikiyi vurduğu zaman
Beni unutma
Çünkü ben her gece o saatlerde
Seni yaşar ve seni düşünürüm
Hayal içinde perişan yürürüm
Sen de karanlığın sustuğu yerde
Beni unutma
O saatlerde serpilir gülüşün
Bir avuç su gibi içime, ey yar
Senin de başında o çılgın rüzgar
Deli deli esiverirse bir gün
Beni unutma
Ben ayağımda çarık, elimde asa
Senin için şu yollara düşmüşüm
Senelerce sonra sana dönüşüm
Bir mahşer gününe de rastlasa
Beni unutma
Hala duruyorsa yeşil elbisen
Onu bir gün benim için giy
Saksıdaki pembe karanfilde çiğ
Ve bahçende yorgun bir kuş görürsen
Beni unutma
Büyük acılara tutuştuğum gün
Çok uzaklarda da olsan yine gel
Bu ölürcesine sevdiğine gel
Ne olur Tanrıya kavuştuğum gün
Beni unutma..

Ümit Yaşar Oğuzcan

baron11
13-11-2007, 10:23
BEKLEYENLER İÇİN

Bir ayak sesi duymayayım
Kapıya koşuyorum
Gelen sen misin diye
Bir sarı saç görmeyeyim
Yüreğim burkuluyor
Ağlamaklı oluyorum
Her şey bana seni hatırlatıyor
Gökyüzüne baksam
Gözlerinin binlercesini görürüm
Bir rüzgar değse yüzüme
Ellerini düşünmeden edemem
Yaktığım bütün sigaraların dumanları sana benzer
Tadı senden gelir
Yediğim yemişlerin
İçtiğim içkilerin
Ve içimdeki bu dayanılmaz sıkıntı
Bu emsalsiz hüzün
Seni beklediğim içindir

Resmine bakamaz oldum
Uykulardan korkuyorum artık
Utanıyorum odamdaki bütün eşyalardan
Şu sedir hala gelip oturmanı bekliyor
Şu ayna karşısında güzelliğini seyretmeni
Şu kadeh dudaklarına değebilmek için duruyor masada

Ve şu saat geldiğin anda
Durabilir sevincinden
Zaman çıldırabilir
Çünkü benim dünyamda
Ölümsüzlük, seni sevmek demektir.

Bir çocuk doğmayı bekler
Bir ağır hasta ölmeyi
Bitkiler yağmur ve güneşi bekler
Yalnız bir kadın sevilmeyi
Ve düşün ki bir adam
İçinde bütün bekleyenlerin korkusu ve ümidi
Seni bekler
Asılmayı bekleyen bir idam mahkumu gibi

Sen gelinceye kadar
Pencerem kapalı duracak
Rüzgar gelmesin diye
Artık perdeleri açmayacağım
Gün ışığı girmesin diye
Sonra kahrolacağım
Bu karanlıkta, bu derin yalnızlıkta
Ve günlerce gecelerce haykıracağım
Nerdesin diye, nerdesin diye

Bir gün bu kapıdan sen gireceksin
Biliyorum
Ergeç bu bekleyişin bir sonu gelecek
Yıllarca sonra
Öldüğüm gün bile gelsen
Bütün bu bekleyişlerimi ve öldüğümü unutup
Çocuklar gibi sevineceğim
Kalkıp sarılacağım ellerine
Uzun uzun ağlayacağım

Ümit Yaşar Oğuzcan

yosun
14-11-2007, 01:09
HASRETİNDEN PRANGALAR ESKİTTİM


Seni anlatabilmek seni.
İyi çocuklara, kahramanlara.
Seni anlatabilmek seni,
Namussuza, halden bilmeze,
Kahpe yalana.
Ard- arda kaç zemheri,
Kurt uyur, kuş uyur, zindan uyurdu
Dışarda gürül- gürül akan bir dünya...
Bir ben uyumadım,
Kaç leylim bahar,
Hasretinden prangalar eskittim.
Saçlarına kan gülleri takayım,
Bir o yana
Bir bu yana...
Seni bağırabilsem seni,
Dipsiz kuyulara.
Akan yıldıza.
Bir kibrit çöpüne varana.
Okyanusun en ıssız dalgasına
Düşmüş bir kibrit çöpüne.
Yitirmiş tılsımını ilk sevmelerin,
Yitirmiş öpücükleri,
Payı yok, apansız inen akşamdan,
Bir kadeh, bir cigara, dalıp gidene,
Seni anlatabilsem seni...
Yokluğun, Cehennemin öbür adıdır
Üşüyorum, kapama gözlerini...

Ahmed Arif

yosun
14-11-2007, 01:23
Yalnızlık Şiiri

Karanlığın insanı delirten bir ihtişamı vardır
Yıldızlar aydınlık fikirler gibi havada salkım salkım
Bu gece dağ başları kadar yalnızım

Çiçekler damlıyor gecenin parmaklarından
Dudaklarımda eski bir mektep türküsü
Karanlıkta sana doğru uzanmış ellerim
Gözlerim gözlerini arıyor durmadan
Nerdesin?

Attila İlhan

gizemliduygular
14-11-2007, 02:28
ŞİNANAY

Ada vapuru yandan çarklı
Bayraklar donanmış caf caflı
Simitçi kahveci gazozcu
Şinanay da yavrum şinanay
Estirir de ada yeli estirir
Seni sevindirir beni kusturur
Lüküs kamarada kimler oturur
Şinanay da yavrum şina şinanay
şinanay da şinanay hopa şinanay
Müslümanı yahudisi urumu
İsporcusu ihtiyarı veremi
Kiminin saçı uçar kiminin eteği
Şinanay da yavrum şina şinanay
Şinanay da şinanay hopa şinanay

Melih Cevdet Anday

gizemliduygular
14-11-2007, 03:00
Ölüm yıldönümünde bir Orhan Veli şiiri....


HÜRRİYETE DOĞRU

Gün doğmadan,
Deniz daha bembeyazken çıkacaksın yola.
Kürekleri tutmanın şehveti avuçlarında,
İçinde bir iş görmenin saadeti,
Gideceksin
Gideceksin ırıpların çalkantısında.
Balıklar çıkacak yoluna, karşıcı;
Sevineceksin.
Ağları silkeledikce
Deniz gelecek eline pul pul;
Ruhları sustuğu vakit martıların,
Kayalıklardaki mezarlarında,
Birden
Bir kıyamettir kopacak ufuklarda.
Denizkızları mı dersin, kuşlar mı dersin;
Bayramlar seyranlar mı dersin,
Şenlikler cümbüşler mi?
Gelin alayları, teller, duvaklar,
Donanmalar mı?
Heeey
Ne duruyorsun be, at kendini denize:
Geride bekliyenin varmış, aldırma;
Görmüyor musun, Her yanda hürriyet;
Yelken ol, kürek ol, dümen ol, balık ol, su ol;
Git gidebildiğin yere...

ORHAN VELİ KANIK

gizemliduygular
14-11-2007, 03:24
Sevgili eşime ithafen...


Kadınımın

yürek koyduğum tek şey
cümlelere sığdıramadığm,
dünyada asla ikincisine rastlamadığım
içerimde yanan
inanılmaz bir sevinçsin sen

doğduğum gündür bana büyük şans
sen olmasanda
kudret dolmuş avuçlarım
sen doğmamış olsanda

bıraktım artık dünyaya güverçinimi
sen varsın istemem
başka dost sesi
asla doyamadım ve kanamadım
çatlak dudakların hasreti

kurduğum tek düşte gerçek
sensin
kadınım
herşeyim

Behzat Özdemir

ipeksay
14-11-2007, 12:07
Gözümü kapadıgımda gözümün önünde
O son havaalanı görüntüsü
Ben içeri gidiyordum elimde çantamla
Sen ise kapıdan çekip gittin
Arkama son bidefa baktığımda yoktun
İşte o an benim bittiğim andı.

yosun
16-11-2007, 02:09
GEL VUR


Bak şu güneş nasıl geliyor.
Sen de öyle gel be!!!!

Bak şu ışık nasıl vuruyor
Sen de öyle vur be!!!!


Bedri Rahmi Eyüboğlu

yosun
16-11-2007, 02:43
SEVGİ ÜSTÜNE

Bütün kitapları yakmalı
Sevda üstüne ne söylemişlerse yalandır
Kitaplara göre insan
Karanlıkta yüzüne bin mumluk lâmba tutulmuş
Gözleri, yüreği kamaşmış insandır
Aptaldır, hastadır, kahramandır
Bütün kitapları yakmalı
Sevda üstüne ne söylemişlerse yalandır.
İçinde bir tek suret yaşayan yüreğe yürek mi derler
Bir tek yaprak veren dalın boynun burarlar
Bir tek meyve veren dalı keserler
İnsan dediğin bir buğday tarlası gibi olmalı
Esti mi rüzgâr bir değil milyonlar için esmeli
Bir tek meyve veren dalı kesmeli
İnsan dediğin derya misali
Üstünde milyonlarca dalga
İçinde kıyametler kopmalı
İnsan dediğin derya misali
Uçsuz bucaksız olmalı.

Gel çıkalım sevgilim gel
Gel kurtaralım birler hanesinden
Çekelim gidelim bir uçtan uca
Açalım yüreğimizin kapılarını sonuna kadar
Sevelim sevelim sevelim
Sevebileceğimiz kadar

Bedri Rahmi Eyüboğlu

kantar
17-11-2007, 00:40
Kargaymış Meğer

Allanmış, pullanmış şişe içinde,
Şarap sandığımız, sirkeymiş meğer.
Şiir bulutuna binip, uçan da,
Şahin sandığımız, kargaymış meğer.

Şiiri başında nöbet tutarken,
Desteksiz, kösteksiz bol bol atarken,
Bülbüle özenip, caka satarken,
Çınar sandığımız, kargıymış meğer.

Boyundan yukarda boştur mahali,
Duymadı ikazı, bilmedi hali,
Geveze kaleme güldü ahali,
Gerçek sandığımız, kurguymuş meğer.

Hastaneye gitse, hekimler şaşar,
Her branştan biri peşinden koşar.
Hayal hareminde dengesiz yaşar,
Övgü sandığımız, yergiymiş meğer.

Çok geç kalmış akıl, dağıtılırken,
Nerede saklanmış, herkes alırken?
Kendi kafesinde saygı bulurken,
Şahin sandığımız, kargaymış meğer,
Yediği samanla, arpaymış meğer...
N. Göçmen

kantar
17-11-2007, 00:50
BEKLEYEN KADININ GÜNÜ

Kadınım saçlarını tarar aynada,
Benim parmaklarım değmişçesine.
Bahçeye çıkıp şarkı söyler içinden
Sesinden sesim geçmişçesine.
Güneşin kızarttığı kayısılar gibi
Aklından ben geçerim güneşlenirken,
Kızarır al al olur ben öpmüşçesine.

Eğilmiş dikiş diker, gömleğimin düğmesi
Hayal eder beni, birden ürperir
İnce bir sızı duyar iğne batmışçasına.
Çocuğunu göğsüne bastırdığında
Erkekliğim geçer ta iliğinden
Benimle uzanıp yatmışçasına.

Bir sabah ayrıldım bir akşam kavuştum
-Ah, olgun dutlar gibi ballanmış gözlerinde-
saatlerin biriktirdiği o tatlı özlem
sanki uzak denizlerden dönüyorum,
karşılar, beni yıllarca beklemişçesine.
Ceyhun Atıf KANSU

kantar
17-11-2007, 00:59
ALDANMA

Aldanma cahilin kuru lafına
Kültürsüz insanın külü yalandır..
Hükmetse dünyanın her tarafına
Arzusu hedefi yolu yalandır..

Kar suyundan süzen çeşme göl olmaz
Gül dikende biter diken gül olmaz
Vız vız eden her sineğin bal'olmaz
Peteksiz arının balı yalandır..

İnsan bir deryadır ilimle mahir
İlimsiz insanın şöhreti zahir
Cahilden iyilik beklenmez ahir
İşlediği amel hali yalandır..

Cahil okur amma alim olamaz
Kamillik ilmini herkes bilemez
Veysel bu sözlerin halka yaramaz
Sonra sana derler deli yalandır.
AŞIK VEYSEL

yosun
17-11-2007, 02:00
KIŞLADA BAHAR

Kara gözlüm, efkarlanma gül gayri
İbibikler, öter ötmez ordayım
Mektubunda diyorsun ki: 'Gel Gayri'
Sütler kaymak tutar tutmaz ordayım

Ah çekerim resmine her bakışta
Bir mahzunluk var o boyun büküşte
Emin ol ki, her sigara yakışta
Sanki, duman tüter tütmez ordayım

Mor dağlara karargahlar kurulur
Eteğinde bölük bölük durulur
On dakika istirahat verilir
Tüfekleri çatar çatmaz ordayım

Dağlar taşlar bu hasretlik derdinde
Sabır sebat etmez gönül yurdunda
Akşam olur tepelerin ardında
Daha güneş batar batmaz ordayım

Aramıza dağlar girmiş koskoca
Meraklanma gönlüm dağlardan yüce
Bir gün değil, beş gün değil, her gece
Yatağıma yatar yatmaz ordayım

Bahar geldi koyun kuzu koklaştı
İki aşık senelerdir bekleşti
Kara gözlüm, düğün dernek yaklaştı
Vatan borcu biter bitmez ordayım

Bekir Sıtkı Erdoğan

yosun
17-11-2007, 02:04
KALAN

Bir şey kaldı gecelerden birinde
Senden.
Öncesinde bilinmemiş birşey,
Silinmez bir ses gibi giden..
Kelimelerden büyük, kelimelerin içinde,
Bir şey kaldı senden
Yaşamalar'ın arasında kaçamaklı.

Veriliş rengi başka, alınış rengi başka..
Söylemeye vakit kalmadan
Dudakların altına bırakılmış bir şey.
Karanlıkların tam ortasında bir kırmızı nokta..
Gözlerce pırıl pırıl, ellerce saklı.

Bir şey kaldı, bir denizin kıyısında senden,
Bakışlarla yüklü, söylemelerle sessiz..
Seninle dolu, seninle sensiz bir şey..
Arandıkça bulunmamış yıllar yılı,
Bulundukça aramaklı.

Özdemir Asaf

Yildizsever
17-11-2007, 08:08
kıyamet günü (b i r ş e y s ö y l e)


Bir şey söyle
Denizler tutuşturulduğunda
Dağlar yürütüldüğünde bir şey söyle
Yıldızlar semadan bir bir döküldüğünde üstümüze
Bir şey söyle
Ben seni unuturum
Söyle
Yer başka gök başka olduğunda
Sallanıp çalkalandığında uçsuz bucaksız sema
Hani biz
Ateşin etrafını sarmış pervaneler gibi olduğumuzda
Bir şey söyle
Unuturum ben seni söyle

Kalplerde gizlenenler ortaya döküldüğü zaman
Gök yarıldığı zaman
Ne oluyor bu yere böyle dediği zaman insan
Ve kalakaldığında yüzkarası şiirlerim
Ve sensiz bir zaman
Ve ayaklarımızın altından toprak kayıp
Dümdüz edildiği zaman
Bir şey söyle

Yoksa unuturum ben seni
Bir şey söyle
Emzikli anne kucağındaki yavrusunu unuttuğu zaman

Güneş katlanıp dürüldüğünde
Unuturum ben seni
Yıldızlar kararıp döküldüğünde
Unuturum
Dağlar yürütüldüğünde
Gebe develer salıverildiğinde
Vahşi hayvanlar toplanıp biraraya getirildiğinde
Bir şey söyle
Denizler bir kez daha tutuştuğunda
Ruhlar birleştirildiğinde
Diri diri toprağa gömülen kız için sorulduğunda
Bunun ölümü hangi suçu sebebiyle
Haydi söyle
Bir şey söyle

Defterler açıldığında
Gökyüzü sıyrılıp alındığında
Cehennem tutuşturulduğunda
Cennet yaklaştırıldığında
Unuturum ben seni
Her şeyin unutulduğu o anda
Bir şey söyle

Gök sallanıp çalkalandığı
Dağlar yürütüldüğü
Yalanlayanın vay haline olduğu zaman
Unuturum
Bir şey söyle
Bir şey söyle

O ses geldiği zaman
Yıldızların ışığı söndürüldüğü
Gökkubbe yarıldığı
Dağlar ufalanıp savrulduğu zaman
Cehennem pusuda beklerken
Ver herkesin kendine yetecek bir derdi olduğu zaman
Unuturum ben seni
Bir şey söyle

Yıldızların ışığı söndürüldüğü
Gökkubbe yarıldığı
Dağlar ufalanıp savrulduğu zaman
Göz kamaştığı
Ay tutulduğu
Güneşla ay biraraya getirildiği zamam
Hani insan "kaçacak yer neresi" dediği zaman
Ben seni unuturum
Bir şey söyle

Unuturum ben seni
Denizler tutuşturulduğunda
Dağlar yürütüldüğünde
Yıldızlar semadan bir bir döküldüğünde üstümüze
Ben seni unuturum
Söyle

Yer başka gök başka olduğunda
Sallanıp çalkalandığında uçsuz bucaksız sema
Hani biz
Ateşin etrafını sarmış pervaneler gibi olduğumuzda
Unuturum ben seni
Yıldızlar dökülsün yere
Güneş sönsün
Bir şey söyle

İBRAHİM SADRİ

Yildizsever
17-11-2007, 08:45
adın batsın


Yüreğime bir gül çizdim kanlı yaş ile
Yaktın beni küle döndüm dumana döndüm
Nasıl edem nere gidem dertli baş ile
Bilemedim teli kırık kemana döndüm
Canım aldın can evimden vurdun ya sende
Küstüm sana faydası yok geri dönsen de
Sen de vefasız çıktın, sen de hayırsız çıktın
Sen de vicdansız çıktın
Adın batsın...

Zaman ola devran döne sen de çekesin
Yitiresin umudunu heder olasın
Aşka düşe kahrolasın candan bıkasın
Ömrün boyu bir kez olsun gülmeyesin
Sen ki beni rezil ettin yedi cihanda
Yalan oldum talan oldum senin sayende
Sen de vefasız çıktın, sen de hayırsız çıktın
Sen de vicdansız çıktın
Adın batsın...

Beni özleyince bir nehir yatağını bulsun
Kor düşsün yağlarına ceylanlar suya insin
Sesime bakıp da ağlıyorum sanma
Seni özleyince böyle olsun birazda
Canım aldın can evimden vurdun ya sende
Küstüm sana faydası yok geri dönsen de
Sen de vefasız çıktın, sen de hayırsız çıktın
Sen de vicdansız çıktın
Adın batsın...

Ayrılıversin yaprak dalından
İnsan sevdiğinden ayrılıversin
Kan damarından, can pazarından
Adam baharından ayrılıversin
Dağda dört mevsim erimeyen kar varya
Yokluğun öyle erimesin
Sen de vefasız çıktın, sen de hayırsız çıktın
Sen de vicdansız çıktın
Adın batsın...

İ b r a h i m S a d r i

http://www.youtube.com/watch?v=OOXZamxb9Aw

gizemliduygular
17-11-2007, 22:18
Bir Kadın Bilirim...

Ben bir kadın bilirim
Yüzünde meleksi masumiyeti
Gözlerinde çocuksu hüznü
Yüreğinde dünya dolusu sevgisi

Ben bir kadın bilirim
Ağlamaktansa; sıradağlar gibi
Gözpınarlarında sıralayan kederini
Avuçlarında büyütmüş acının filizlerini
Büyütür taçyapraksız çiçeklerini

Ben bir kadın bilirim;
Başından ileri sayan sevdiklerini
Yürürken üzerinde dikenli tellerin
Görmezden gelen ardındaki kan göllerini

Ben bir kadın bilirim
Uçuşurken özgürce, mutlu semalarda
Mahkum etmişler olmadık bir anda
Vurgun yemiş şiirlerde yaşamaya

Ben bir kadın bilirim;
Türlü kalleşliklerine rağmen
Sımsıkı sarılmış yaşamın eteğinden
Yaz, güz, bahar demeden
İnadına rüzgârlara direnen

Ben bir kadın bilirim
Kasırgaların pençesinde bile
Hoyratça sürüklendiği heryerde
Yaşanabilecek kuytular bulabilen

Ben bir kadın bilirim
Aynalara her bakışında
Kendini değil silüetini gören...

İbrahim Özcan

yosun
17-11-2007, 23:51
BEYAZPERDE

Artıyor kara çarşaflılar
yurdumun her köşesinde
neden olacak
siyaha boyanıp
kadınlara giydiriliyor
yıkılan sinemalardan
geriye kalan
onca beyaz
perde...

Sunay Akın

yosun
18-11-2007, 00:04
BU VATANA NASIL KIYDILAR

İnsan olan vatanını satar mı?
Suyun içip ekmeğini yediniz.
Dünyada vatandan aziz şey var mı?
Beyler bu vatana nasıl kıydınız?

Onu didik didik didiklediler,
Saçlarından tutup sürüklediler.
Götürüp kâfire : "Buyur..." dediler.
Beyler bu vatana nasıl kıydınız?

Eli kolu zincirlere vurulmuş,
Vatan çırılçıplak yere serilmiş.
Oturmuş göğsüne Teksaslı çavuş.
Beyler bu vatana nasıl kıydınız?

Günü gelir çark düzüne çevrilir,
Günü gelir hesabınız görülür.
Günü gelir sualiniz sorulur :
Beyler bu vatana nasıl kıydınız?

Nazım Hikmet Ran

gizemliduygular
18-11-2007, 00:07
Saygılara değer forumdaşım yosun... Harika bir şiir asmışsınız gündemimize de tam uygun. Emeğinize, yüreğinize sağlık.

Saygılarımın kabulüyle.




:bravo::bravo::bravo::bravo::bravo:

yosun
18-11-2007, 00:13
Estağfurullah, saygımız ve sevgimiz büyük şaire...

gizemliduygular
18-11-2007, 00:23
Estağfurullah, saygımız ve sevgimiz büyük şaire...

Saygılarımız ve sevgilerimiz sanata ve sanatçılarımıza.
Yüce İnsan Ulu Önder Atatürk'ümüzün dediği gibi...
''Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir.''

yosun
18-11-2007, 21:49
DUDAK PAYI

Çay bardağında
Bırakılan dudak payı
Kadar bile
Uzak kalamam
Gözlerine

Yakın olsun isterim
Ellerime ellerin
Yanındaki beton binaya
Yaslanması gibi
Köhne bir evin

Seni bir çivi
Gibi çaktım
Çünkü beynime
Ve toplayıp
Bütün kerpetenleri
Attım denize

SUNAY AKIN

kantar
18-11-2007, 23:42
Dosttan Mektup

Yüce Rahman adıyla sana verdim selam
Gel dostum oturalım edelim iki kelam
Paylaşalım acımızı dinleyelim meram
Can dostluk kolayına kazanılırmı

Sızlayan yüreği dost gibi saran olmaz
Her aradığında dost gibi can bulunmaz
Yaralıyım yanmışım sesimi duyan olmaz
Can dostluk kolayına kazanılırmı

Derdim çok dostum beni dinlermisin
Bir acı kahveni benden esirgermisin
Dost kapını çalsam misafir edermisin
Can dostluk kolayına kazanılırmı

Yaren ile muhabbet hazzı bambaşkadır
Sözleri bal gibi dili bülbül aşktadır
Dostluk ne hısımlıkta nede yaştadır
Can dostluk kolayına kazanılırmı

Dostluk candan öte insana yoldaştır
Yeri gelincede ciğer paren kardeştir
Bazende can ahbap bazende bir eştir
Can dostluk kolayına kazanılırmı

Dost demek sevgilerin sevda çağıdır
Dost demek gönüllerin yaren bağıdır
Dost demek yüreklerin yüce dağıdır
Can dostluk kolayına kazanılırmı

Zeki Çimen

yosun
19-11-2007, 00:55
Öp beni!

uzanırsın yanıma
başak dolu ovalarca...
bir nehir geçer ortandan,
ben suyuna tutsak...
atlarım içine balıklar misali...
yuvarlanıp gideriz taşlar gibi
birbirimize çarparak...

ufalanmadan öp beni!...

Tayyibe Atay

Yildizsever
19-11-2007, 18:58
Canımız çocuklar, ne kadar da içtendirler...
Birgün bir markette, küçük bir çocuğun birçok çikolatalara
Sevimli gözlerle daldığını gördüm...
Gözleri nasıl da ışıldıyordu,en güzelini beğendi...
-Baba,baba şunu alalım mı?
Babası nasıl alabilsin,alamadı, bunu düşündünüz mü?
-Oğlum,şu aldıklarım yeter oğlum...
Bunu söyleyen baba, nasıl da yapmacık gülümsüyordu...
Çünkü,çünkü olanları bizim izlediğimizi biliyordu...
Hemen gittim,hemen alıverdim,hemen veriverdim o küçüklüğe...
Bunu yapmasaydım, ben uyuyamazdım o gece dostlar...


Kırmızı Araba

Süleyman karabıyıklı bir işçidir
Ve bu karabıyıklı Süleyman'ın hikayesidir
İş bulduğu günlerde evine dik dönmekte
Ve götürdüğü ekmeği yemektedir
Karısı neriman ve oğlu Cevahir'le birlikte

Ne kadar zalim esse de rüzgarı
Ne kadar belini bükse de ekmek parası
Aslan gibi bir adamdır işçi Süleyman

Çünkü onun cevahir'i vardır
Çünkü cevahir altı yaşındadır
Çünkü gözleri çakmak çakmaktır
Çünkü süleyman'a bir başka bakmaktadır

Bir pazar sabahı
Tutar babası Süleyman, Cevahir'in elinden
Ve yanında kader yoldaşı karısı Neriman
Çıkarlar gezmeye İstanbul'u inadına
Bir yol düşünür Süleyman
Ulan bu bahtı kapalı kentte yürümek de parayla değildir elbette
Üstelik Neriman'a hanidir istediği o naylon terlikle
Canından özü Cevahir'ine bir gazozla
Bir simidi alabilecek kadar para da vardır cepte

Yürürler İstanbul şehrinin kalbine
Önce neriman'ın naylon terliği alınır bir seyyardan
Sonrada beğenirler simidi en hasosunu umutları Cevahire

Anlatır işçi baba süleyman
İş ararken adım adım arşınladığı sokakları
Bak cevahir işte şu yenicami
Hem cami hem güvercinlerinin bakması nasılsa bedavadır

Bak cevahir şu dumanı tütenler vapur
Şu çığlık çığlığa ağıt yakanlar martılarıdır
Hem vapurun dumanı hem vapurun düdüğü de bedavadır
Bak cevahir şu uzakta görünen de köprüdür
Geçmesi değilse de onun da bakması bedavadır

O pazar günü
Karabıyıklı işçi Süleyman
Karısı can yoldaşı Neriman
Ve gözleri çakmak çakmak olan oğulları Cevahir
Gezerler İstanbul şehrini bedavadan

Ve birden mumun alevi söner
İstanbul'un yalanı biter
Nasıl olur bilinmez takılır Cevahir'in gözü
Bir oyuncakçı vitrininde pırıl pırıl yanan
Kırmızı bir oyuncak arabaya
Döner karabıyıklı dağ gibi babası Süleymana
Bana şu kırmızı arabayı alsana baba
Alsana be Süleyman canına can parçana
Bir oyuncak araba alamayacaksan eğer
Yuh olsun sana
Nasıl olsa babası onu çok sevmektedir
İşin belası küçük Cevahir bunu bal gibi bilmektedir

Bir vitrindeki kırmızı arabaya bakar Süleyman
Bir karısı Nerimana
Sonra takılır gözleri Cevahir'in gözlerindeki umuda inadına
Ulan alt tarafı bir oyuncak araba
Dünya yansa yorganın yok içinde Süleyman
Alem çökse üstüne hayıfın çok Süleyman
Bakarsın cepteki son gazoz parasına
Cevahirin o kocaman umuduna
Yakışır şu kırmızı araba

Bırakır karısı neriman'la Cevahiri dışarda
Girer iflah etmez umutla dükkana
Sorar kara bıyıklı dağ gibi Süleyman
Usta şu vitrindeki nazlı gelin
Şu zalimin ışıltısı
Şu bahtımın karayıldızı
Şu İstanbul ağrısı
Şu Cevahir'in çakmak çakmak gözleri
Şu kırmızı araba
Kaç para
Bir Süleymana bakar adam bir arabaya
Çok para der hemşerim yani çok para
Süleyman cebinde bir gazoz parası
Yıkılmış bir dağ artığı bir tutam sonrası perişanlığı
Döner kapıya çıkmak için dışarı
Oğlu cevahir kırmızı arabayı getirecek babasını beklemektedir
Nasıl olsa babası ordan o kırmızı arabayla çıkacaktır
Nasıl olsa karabıyıklı dağ gibi işçi süleyman babasıdır
Yani cevahirin gözünde o
Dünyanın en güçlü dünyanın en zengin
Dünyanın en büyük adamıdır süleyman

Ama Süleyman eli boş çıkar dükkandan
Hani kırmızı araba sorar hesap bulutlar dağa
Nasıl desin süleyman nasıl desin adam yüreği
Ben onu sana alamadım
Nasıl desin adam yüreği
Benim ona param yetmedi diye
Başlar ağlamaya Cevahir
Başlar bulutlar ağlamaya
Yanar yerin yedi arzı ve güvercinler kalbi başlar kanamaya
Ulan İstanbul yanar içinde Süleyman'ın
Sorar Cevahir hani baba hani kırmızı araba
Martıları gösterir Süleyman
Bak ne güzel uçuyor Cevahir martılar havada
Boşver kırmızı arabayı baksana
Bakmaz martılara Cevahir
Bakar yangın gibi arabaya
Ama bak der Süleyman ne güzel uçuyorlar martılar havada
Cevahir bir çocuktur küçük yüreğinde yer çoktur
Takılır gözü martılara
Gözünden sel olup akan kan rengi yaşlarını siler
Evet der ne güzel uçuyor martılar havada
Ve unutur gider Cevahir kırmızı arabayı
Unutur gider dalar gözleri martılara
Cevahir unutur unutmasına ya
Karabıyıklı dağ gibi işçi baba Süleyman
Ömrü boyunca unutmaz o kırmızı arabayı
Her gece döşeğine yattığında
Uyumak için gözlerini kapadığında
Demir lokma gibi bir kırmızı araba takılır durur kursağına
Bütün ömrü boyunca

İşte bu
Karabıyıklı Süleyman'ın hikayesidir
Ve herkesin bir yerine bir gün bir Süleyman acısı değmiştir

İbrahim SADRİ

http://www.youtube.com/watch?v=8V7DhyQI8XE

ÇAKAL
19-11-2007, 19:09
Canımız çocuklar, ne kadar da içtendirler...
Birgün bir markette, küçük bir çocuğun birçok çikolatalara
Sevimli gözlerle daldığını gördüm...
Gözleri nasıl da ışıldıyordu,en güzelini beğendi...
-Baba,baba şunu alalım mı?
Babası nasıl alabilsin,alamadı, bunu düşündünüz mü?
-Oğlum,şu aldıklarım yeter oğlum...
Bunu söyleyen baba, nasıl da yapmacık gülümsüyordu...
Çünkü,çünkü olanları bizim izlediğimizi biliyordu...
Hemen gittim,hemen alıverdim,hemen veriverdim o küçüklüğe...
Bunu yapmasaydım, ben uyuyamazdım o gece dostlar...

http://www.youtube.com/watch?v=8V7DhyQI8XE
Dışarıda hayat o kadar zor ki,çekmeyene bunlar masal gibi geliyor.Aynı sınıfta beslenme saatinde bir çocuk kuru ekmeği aşağı yuvarlamak için debelenirken diğeri muzu beğenip yemiyor.Zekat,sadaka ve komşuluk.İslâmın sosyal yaşantıya ne kadar önem verdiğini göstermektedir.Evlatlarımıza bu duyguyu vermemiz lâzım.:yes:

yosun
19-11-2007, 20:18
Sayın cakhall, ilgili topiği şaşırdınız sanırım. :D:D

yosun
19-11-2007, 20:23
KAN UYKUSU

Yatanları ölü sanma sakın
bir çagrıyla akın akın
toplanacakları an çok yakın
bu uyku gaflet degil KAN UYKUSUDUR

Şehit kanı her santiminde olan burası
daha iyileşmemişken çanakkalenin sakaryanın yarası
elbet gelecek şehadete bizlerinde sırası
bu uyku gaflet degil KAN UYKUSUDUR

amerikası hülasa tüm batısı
yaptıkları zulümün en katısı
yalancılar zalimler yakındır akşamla yatsı
bu gaflet degil KAN UYKUSU

Uysal denildiyse sanmayın bu milleti koyun
kesilse acımazda çekmeye gelmez bizim boyun
oynadınız asırlardır oyun üstüne oyun
bizim bu halimiz gaflket degil KAN UYKUSU

Hiç belli olmaz ha işimiz bizim
akmaya görsün kanımız, kırılmasın dişimiz bizim
uykudada olsak zaferdir düşümüz bizizm
gaflet degil KAN UYKUSUDUR bu


Mustafayı garibim içinizden garip biri
Gömmek istiyorlar bizi tarihe diri diri
GAFİL OLANLAR DÖNÜP BİR ADIM BAKSIN GERİ
Kimlerin evladı torunuyuz biz
Gaflette olsa şimdilik KAN UYKUSUNDAYIZ BİZ

MUSTAFA ÖZGÜL

gizemliduygular
19-11-2007, 22:01
YÜRÜR MİLYONLAR

Devir geçse de, destanın söylenir.
Yürür on binler, meydanlar gümbürder.
Bayrak diyende, bebeler dillenir,
Yürür yüz binler, meydanlar gümbürder.

Niyet kötüyse, durup gülümsenmez.
Gelir durursa, zulüm küçümsenmez.
Vatan yastaysa, ölüm önemsenmez.
Yürür yüz binler, meydanlar gümbürder.

Dostun var mıdır, zamanı sormanın,
Genci yaşlısı, savrulur harmanın,
Bir gün sorulur, hesabı devranın,
Yürür yüz binler, meydanlar gümbürder.

Çabuk bilenir, vatanın sevgisi,
Yanık söylenir, türkümün ezgisi,
Tarih güllenir, yeniden dizgisi,
Yürür yüz binler, meydanlar gümbürder.

Örnek isteme, yazıyor kitaplar,
Düşme mateme, azıtır alçaklar,
İki siteme, bilenir kılıçlar,
Yürür yüz binler, meydanlar gümbürder.

Akıl üstündür, karanlık duramaz,
Kalem keskindir, kullanan farımaz,
Bilim sanındır, başka san aranmaz,
Yürür yüz binler, meydanlar gümbürder.
Yürür milyonlar, meydanlar gümbürder.

Musa Eryiğit

Mart 2005- Eğirdir

ÇAKAL
20-11-2007, 00:51
Sayın cakhall, ilgili topiği şaşırdınız sanırım. :D:DSormayın araba bazen yoldan çıkıyor.:wink:Rot-balansa girmem lazım.:D:D:D

gizemliduygular
21-11-2007, 22:01
KURTULUŞ SAVAŞI


Ayın altında kağnılar gidiyordu .
Kağnılar gidiyordu Akşehir üstünden Afyon'a doğru .
Toprak öyle bitip tükenmez .
Dağlar öyle uzakta ,
Sanki gidenler hiçbir zaman
Hiçbir menzile erişmeyecekti .
Kağnılar yürüyordu yekpare meşeden tekerlekleriyle .
Ve onlar ayın altında dönen ilk tekerlekti .
Ayın altında öküzler
Başka ve çok küçük bir dünyadan gelmişler gibi Ufacık, kısacıktılar Ve
pırıltılar vardı hasta , kırık boynuzlarında Ve ayakları altında akan
toprak , Toprak Ve topraktı ..

Gece aydınlık ve sıcak
Ve kağnılarda tahta yataklarında
Koyu mavi humbaralar çırılçıplaktı .
Ve kadınlar
Birbirlerinden gizleyerek
Bakıyorlardı ayın altında
Geçmiş kafilelerden kalan öküz ve tekerlek ölülerine .
Ve kadınlar
Bizim kadınlarımız :
Korkunç ve mübarek elleri ,
İnce , küçük çeneleri , kocaman gözleriyle Anamız , avradımız , yarimiz
Ve sanki hiç yaşamamış gibi ölen Ve soframızdaki yeri öküzümüzden sonra
gelen Ve dağlara kaçırıp uğrunda hapis yattığımız Ve ekinde , tütünde ,
odunda ve pazardaki Ve karasabana koşulan Ve ağıllarda Işıltısında yere
saplı bıçakların Oynak , ağır kalçaları ve zilleriyle bizim olan
Kadınlar Bizim kadınlarımız Şimdi ayın altında Kağnıların ve
hartuçların peşinde Harman yerine kehribar başaklı sap çeker gibi Aynı
yürek ferahlığı , Aynı yorgun alışkanlık içindeydiler .
Ve on beşlik şarapnelin çeliğinde

İnce boyunlu çocuklar oynuyordu .
Ve ayın altında kağnılar
Yürüyordu Akşehir üstünden Afyon'a doğru ...

«6 Agustos emri» verilmistir.
Birinci ve Ikinci ordular, kit'alari, kagnilari, süvari alaylariyla
yer degistiriyordu, yer degistirecek.
98956 tüfek,
325 top,
5 tayyare,
2800 küsur mitralyöz,
2500 küsur kiliç
ve 186326 tane piril piril insan yüregi
ve bunun iki misli kulak, kol, ayak ve göz
kimildaniyordu gecenin içinde.
Gecenin içinde toprak.
Gecenin içinde rüzgâr.
Hatiralara bagli, hatiralarin disinda,
gecenin içinde :
insanlar, aletler ve hayvanlar,
demirleri, tahtalari ve etleriyle birbirine sokulup,
korkunç
ve sessiz emniyetlerini
birbirlerine sokulmakta bulup,
kocaman, yorgun ayaklari,
toprakli elleriyle yürüyorlardi.
Ve onlarin arasinda
Birinci Ordu Ikinci Nakliye Taburu'ndan
Istanbullu soför Ahmet
ve onun kamyoneti vardi.
Bir acayip mahlûktu üç numrolu kamyonet :
Ihtiyar,
cesur,
inatçi ve sirret.
Kirilip daglarda kalan sol arka makasi yerine
sasinin altina, dingilin üzerine
budakli bir gürgen kütügü sarmis olmasina ragmen
ve kalb agrilariyla
ve on kilometrede bir
karanliga yaslanip durdugu halde
ve vantilatöründe dört kanattan ikisi noksan iken
sahsinin vekarli kudretini resmen biliyordu :
«6 Agustos emri»nde ondan ve arkadaslarindan
«... ihzar ve teskil edilmis bulunan
ve cem'an 300 ton kabiliyetinde kabul olunan
100 kadar seri otomobil...» diye bahsediliyordu.
Ihzar ve teskil olunanlar,
bu meyanda Ahmet'in kamyoneti,
insanlarin, âletlerin ve kagnilarin yanindan geçip
Afyon - Ahirdaglari ve imtidadina dogru iniyorlardi.”

NAZIM HİKMET RAN

gizemliduygular
21-11-2007, 23:24
Aldırma Gönül Aldırma

Başın öne eğilmesin
Aldırma gönül aldırma
Ağladığın duyulmasın
Aldırma gönül aldırma

Dışarda deli dalgalar
Gelir duvarları yalar
Seni bu sesler oyalar
Aldırma gönül aldırma

Görmek istersen denizi
Yukarıya çevir yüzü
Deniz gibidir gökyüzü
Aldırma gönül aldırma

Kurşun ata ata biter
Yollar gide gide biter
Mahpus yata yata biter
Aldırma gönül aldırma

Dertlerin kalkınca şaha
Bir sitem yolla Allah'a
Görecek günler var daha
Aldırma gönül aldırma


Sabahattin Ali

gizemliduygular
21-11-2007, 23:42
Bu Mezarda Bir Garip Var

Hızlı hızlı giden yolcu
Bu mezarda bir garip var
Bak taşına acı acı
Bu mezarda bir garip var

Kurumuş yeşil otları
Toprak olmuş umutları
Gökte mavi bulutları
Bu mezarda bir garip var

İzi bile yok dünyada
Onu aramak beyhuda
Ne gezersin bu ovada
Bu mezarda bir garip var

Gökler yüksek toprak derin
Rüzgar eser serin serin
Senin olsun çiçeklerin
Bu mezarda bir garip var

Etrafı agaç dizili
Vücudu toprak sızılı
Taşı Mahzuni yazılı
Bu mezarda bir garip var


Aşık Mahzuni Şerif

Yildizsever
22-11-2007, 21:15
Cem Karaca'nın duygusal parçası ve İbrahim Sadri'nin Buyur Usta şiiri...
Cem Karaca'yı çok araştırmasam da,sesinin parçadaki yankıyışları
herkesi onu dinlemeye itmiş gibidir.
İbrahim Sadri, Buyur Usta adlı şiirinde Cem Karaca nın
Tamirci Çırağı parçasını kullanmış.



BUYUR USTA

"Tamirhane kapısı
karaağaç karademir
Ben ustama emanetim
ustamın dilleri zehir"
Oğlum, onüç-ondört anahtarı ver

Al usta

Oğlum, yat motorun altına
Nesi var bir bakıver

Olur usta

Oğlum, iyi sık civatayı
Sonra sahibi ne der?

Sıkıyorum usta
Bileğim yettiğince
Yüreğim yettiğince
Sıkıyorum işte

Oğlum, terlemişsin
Akmasın terin motora
Motor pas yapar sonra

Olur mu be usta
Ter pas yapar mı
Gözyaşı pas yapar mı?

"Tamirhanenin direği
Yok mu ustanın yüreği"

Oğlum ne diyorsun bak işine

Bakıyorum usta
Yalnız ellerim
Ellerim çatlamış be usta
Ellerim acı içinde
Yüreğim var ellerimde
Yüreğim yanıyor usta
Kan ter içinde.

Hem usta
Sen hiç misket oynadın mı sokakta?
Kırmızı kaplı defterlerin var mıydı
Sen hiç okula gittin mi
Okul nasıl bir şey yav usta
Öğretmen nasıl biri?

Usta sahi
Orda da motor baktırırlar mı ki?
Orda da söverler mi çocuklara
Be usta
Orda da döverler mi?

"Vurma usta anam ağlar
Gir koluma sıra dağlari"

Oğlum bak işine !
kızdırma beni.

Olur usta

Ha usta,
Senin anan da saçlarını okşar mıydı?
Sana ağlar mıydı gecenin al yalazında?
Sahi usta
Sen hiç ağladın mı
Bir sabah
Cansız düşende anan
Yavaşca gözlerinin önünde?!

Oğlum bak işine !
Attırma tepemi
Gir motorun altına

Usta dur kızma!
Bak giriyorum motorun altına
Dünyanın altına
Giriyorum usta giriyorum

Desteğe gerek yok usta
Desteğe gerek yok
Ben oraya yüreğimi koyuyorum
İnan, inan taşır be usta

İbrahim SADRİ

http://www.youtube.com/watch?v=RvV87Brk56Y

ÖZDOĞAN77
24-11-2007, 11:37
Vakko

Hani derler ya insan ne yerse ona benzer,
Vakko aldım bende oldum Yahudi Enver,
Bir yıl sabrettim sonuç zarar,
Başka kağıtta olsam dağ gibi olurdu kar,
Yanlış zaman yanlış kağıt,
Aylardır yakıyordum durmadan ağıt,
Satalı onbeş gün oldu şükür,
Bir yılda kalmadı saymadığım küfür,
Dostum bilesin borsada olmaz hep kazanç,
Kağıdına daima olmalı inanç,
Bu sözler beni bağlar elbette,
Bilemeyiz neler vardır kısmette,
Doğru yolda olduğuna inanıyorsan eğer,
Elbette bekleyin gerçekten buna değer…

Ümit Özdoğan

baron11
25-11-2007, 03:25
KARDA İZLER

Karda izler bırakıyorum avcılar peşime düşsün
Bir uçurum kıyısında vursunlar beni ki dünya
Uğuldayıp duran bir uçurum değil miydi zaten

Karda izler bırakıyorum avcılar peşime düşsün

Adımı yazıyorum kar üstüne ve ıslığını çığlık
Gibi incelterek yetişiyor ardımdaki tipi bana
Siliyor adımı bir dal kırarak çam ormanından

Geçmişim kar sessizliğiyle özetleniyor artık
Anılarım buz tutmuştur aşklarım kar yangını
Ömrüm parmak uçlarımda eriyen bir kar tanesi

Karda izler bırakıyorum avcılar peşime düşsün

Kar yağıyorken milyon bekerel hüzün yağıyordur
Derim ki kar ve hüzün bir aşkın seyir defteridir
Yolculuklar ve ayrılıklarla anlatılabilir ancak

Karda izler bırakıyorum avcılar peşime düşsün
Bir uçurum kıyısında vursunlar beni,vursunlar
Bir kahkahayla çekip giderim karlı ovalardan

Şairler vurulmalıdır,hayat yakışmıyor onlara

Ahmet Telli

Vanessa
25-11-2007, 20:01
Merdüm-i dîdeme bilmem ne füsûn etti felek
Eşkimi kıldı füzûn giryemi hûn etti felek
Şîrler pençe-i kahrımda olurken lerzân
Beni bir gözleri âhûya zebûn etti felek

Yavuz Sultan Selim

gizemliduygular
30-11-2007, 10:00
Merdüm-i dîdeme bilmem ne füsûn etti felek
Eşkimi kıldı füzûn giryemi hûn etti felek
Şîrler pençe-i kahrımda olurken lerzân
Beni bir gözleri âhûya zebûn etti felek

Yavuz Sultan Selim

Bu şiirin anlamı şudur.

Gönül dideme bilmem ne büyü yaptı felek
Göz yaşımı çok etti aşkım rezil etti felek
Aslanlar pençemin kahrından paramparça olurken
Beni bir gözleri ahuya esir etti felek


Yavuz bu şiiri Enderun-u Hümayun'dan yetişen Sırp kökenli olan Sadrazamı Koca Mustafa Paşa için yazmıştır. Bu paşa Yavuz'un babası 2.bayezid'in erkek odalıklarından biridir maalesef.

Yildizsever
30-11-2007, 18:47
Bu şiirin anlamı şudur.

Gönül dideme bilmem ne büyü yaptı felek
Göz yaşımı çok etti aşkım rezil etti felek
Aslanlar pençemin kahrından paramparça olurken
Beni bir gözleri ahuya esir etti felek


Yavuz bu şiiri Enderun-u Hümayun'dan yetişen Sırp kökenli olan Sadrazamı Koca Mustafa Paşa için yazmıştır. Bu paşa Yavuz'un babası 2.bayezid'in erkek odalıklarından biridir maalesef.

Evet, belki sağdan soldan duyulanlarla herkes bir şeyler uydurabilir.
Bunu ''maalesef''le bize duyurduğuna göre, arkadaş belki padişahtan hoşlanmıyor olabilir.

Tarihi zaferlerle dolu olan bir padişah,kısacası:
***'' Çaldıran Zaferi'nden sonra, Erzincan, Bayburt kesin olarak Osmanlı hakimiyetine geçti. Kemah kalesi alındı. Ayrıca ipek yolu da Osmanlı denetimine girdi.''
***'' Kazanılan Mercidabık zaferi sonunda Suriye'nin kapıları Osmanlılara açılmış oldu.''
***'' 22 Ocak 1517'de Ridaniye Zaferi kazanıldı. Bu zaferle birlikte Memluk Devleti yıkıldı, toprakları Osmanlı egemenliğine girdi.''

Zaferlerle Osmanlı İmp. büyüdüğüne göre, -bana göre- arkadaşın verdiği
safsata duyumlarına inanmak aklımın ucundan geçmiyor.
İşin ilginç yanı, bu zaferlere mühür vuran padişahımız Allah(cc)ın nazarında
bir İslamiyet Sultanıdır.
Safsatayı ortaya atanların İslamiyet kuralları konusunda çok cahil kaldığı da
apaçıktır.

Yavuz Sultan Selim nasıl yan gelip yatarak sapık olabilir?
Topiğimizi bir şiirle bitirelim ki, durumlar daha da güzelleşebilir: :)


Vallahi Yan Gelip Yatmadım Anne...

Künyem gelsin benden sana hediye
Şehidin ardından oku methiye
Kuruşunda yetim hakkı var diye;
Boş yere tek kurşun atmadım anne
Vallahi yan gelip yatmadım anne...

Yatıyor diyenler yalan söylüyor
Yatmadığımızı o da biliyor
Öyle konuştukça; düşman gülüyor,

Yattı diyenleri bekledim anne
Vallahi yan gelip yatmadım anne...

Dedeniz maraş\'da şehit olmuştu
Babanı antep\'de kurşun bulmuştu
Dün gece düşlerim nurla dolmuştu;

Şeref bildim vatan satmadım anne
Vallahi yan gelip yatmadım anne...

Bayrak sevgisiyle dolu bedenim
Yüreğimde; nefret, kin yoktur benim
Mermi yedim anne; üşüyor tenim,

Kimseye düşmanca bakmadım anne
Vallahi yan gelip yatmadım anne...

Düşman namert olmuş yiğitlik yoktur
İtlere et veren; satılmış çoktur
Hainler yol almış; karnı pek toktur.

Vuruldum, vuruldum bitmedim anne
Vallahi yan gelip yatmadım anne...

Hubbül vatan minel iman diyorum
Öndekine dua gönderiyorum
Aklaşsın kazanlar; ben geliyorum.

Ecdadımı inkâr etmedim anne
Vallahi yan gelip yatmadım anne...

Öğretmen kabrime gelemiyormuş
Gelenlerin sonu kötü olurmuş
Efendiler öyle emir buyurmuş,

Gelmeyeni ayrı tutmadım anne
Vallahi yan gelip yatmadım anne...

Şehide fatiha okunmasın mı?
Dua; oya oya dokunmasın mı
Öğretmenim bana bakınmasın mı?

Doğruya yalanı katmadım anne
Vallahi yan gelip yatmadım anne...

Emirle gelecek gelmesin bana
Gözlerime bak sen; yeterim sana
Timsah gözyaşlılar gitsin yoluna,

Kimseyi aldatıp; ütmedim anne
Vallahi yan gelip yatmadım anne...

Ben musalladayım; gelen olursa
Silmeyin bu taştan; kanım kurursa
Birileri burda, nutuk okursa;

Beyhuda lafları, yutmadım anne
Vallahi yan gelip yatmadım anne...

Yalanlarla tüysüz kazlar yolmadım
Filan yere genel müdür olmadım
Yirmibeş yaşında gemi almadım,

Başımı eğip diz, çökmedim anne
Vallahi yan gelip yatmadım anne...

Aslım, neslim belli; künyem kitabe
Deyin talkın veren; imam hatibe
Kıblem seyyar değil; kâbe\'dir, kâbe

Patriğin elini öpmedim anne
Vallahi yan gelip yatmadım anne...

Kimselere kızıp bağırmadım ben
İtleri yemeğe çağırmadım ben
Haramla helâli yoğurmadım ben.

Haram lokmaları tatmadım anne
Vallahi yan gelip yatmadım anne...

Mevsimlik müslüman olmadım anam
Papazla kıbleyi bulmadım anam
Soysuz asillerle kalmadım anam,

Kurumlu bacada tütmedim anne
Vallahi yan gelip yatmadım anne...

Dinime; ılımlı, karlı dediler
Gayri müslümlerle iftar yediler
Mehmetler düştükçe; gülümsediler...

Mazlumu korudum; itmedim anne
Vallahi yan gelip yatmadım anne...

Emir kullarına dokunmayınız
Kimseden korkup; sakınmayınız
Evlat verdik diye yakınmayınız,

Şehit oldum şehit; yitmedim anne
Vallahi yan gelip yatmadım anne...

N.ACAR

gizemliduygular
30-11-2007, 19:26
Evet, belki sağdan soldan duyulanlarla herkes bir şeyler uydurabilir.
Bunu ''maalesef''le bize duyurduğuna göre, arkadaş belki padişahtan hoşlanmıyor olabilir.

Tarihi zaferlerle dolu olan bir padişah,kısacası:
***'' Çaldıran Zaferi'nden sonra, Erzincan, Bayburt kesin olarak Osmanlı hakimiyetine geçti. Kemah kalesi alındı. Ayrıca ipek yolu da Osmanlı denetimine girdi.''
***'' Kazanılan Mercidabık zaferi sonunda Suriye'nin kapıları Osmanlılara açılmış oldu.''
***'' 22 Ocak 1517'de Ridaniye Zaferi kazanıldı. Bu zaferle birlikte Memluk Devleti yıkıldı, toprakları Osmanlı egemenliğine girdi.''

Zaferlerle Osmanlı İmp. büyüdüğüne göre, -bana göre- arkadaşın verdiği
safsata duyumlarına inanmak aklımın ucundan geçmiyor.
İşin ilginç yanı, bu zaferlere mühür vuran padişahımız Allah(cc)ın nazarında
bir İslamiyet Sultanıdır.
Safsatayı ortaya atanların İslamiyet kuralları konusunda çok cahil kaldığı da
apaçıktır.

Yavuz Sultan Selim nasıl yan gelip yatarak sapık olabilir?
Topiğimizi bir şiirle bitirelim ki, durumlar daha da güzelleşebilir: :)


Vallahi Yan Gelip Yatmadım Anne...

Künyem gelsin benden sana hediye
Şehidin ardından oku methiye
Kuruşunda yetim hakkı var diye;
Boş yere tek kurşun atmadım anne
Vallahi yan gelip yatmadım anne...

Yatıyor diyenler yalan söylüyor
Yatmadığımızı o da biliyor
Öyle konuştukça; düşman gülüyor,

Yattı diyenleri bekledim anne
Vallahi yan gelip yatmadım anne...

Dedeniz maraş\'da şehit olmuştu
Babanı antep\'de kurşun bulmuştu
Dün gece düşlerim nurla dolmuştu;

Şeref bildim vatan satmadım anne
Vallahi yan gelip yatmadım anne...

Bayrak sevgisiyle dolu bedenim
Yüreğimde; nefret, kin yoktur benim
Mermi yedim anne; üşüyor tenim,

Kimseye düşmanca bakmadım anne
Vallahi yan gelip yatmadım anne...

Düşman namert olmuş yiğitlik yoktur
İtlere et veren; satılmış çoktur
Hainler yol almış; karnı pek toktur.

Vuruldum, vuruldum bitmedim anne
Vallahi yan gelip yatmadım anne...

Hubbül vatan minel iman diyorum
Öndekine dua gönderiyorum
Aklaşsın kazanlar; ben geliyorum.

Ecdadımı inkâr etmedim anne
Vallahi yan gelip yatmadım anne...

Öğretmen kabrime gelemiyormuş
Gelenlerin sonu kötü olurmuş
Efendiler öyle emir buyurmuş,

Gelmeyeni ayrı tutmadım anne
Vallahi yan gelip yatmadım anne...

Şehide fatiha okunmasın mı?
Dua; oya oya dokunmasın mı
Öğretmenim bana bakınmasın mı?

Doğruya yalanı katmadım anne
Vallahi yan gelip yatmadım anne...

Emirle gelecek gelmesin bana
Gözlerime bak sen; yeterim sana
Timsah gözyaşlılar gitsin yoluna,

Kimseyi aldatıp; ütmedim anne
Vallahi yan gelip yatmadım anne...

Ben musalladayım; gelen olursa
Silmeyin bu taştan; kanım kurursa
Birileri burda, nutuk okursa;

Beyhuda lafları, yutmadım anne
Vallahi yan gelip yatmadım anne...

Yalanlarla tüysüz kazlar yolmadım
Filan yere genel müdür olmadım
Yirmibeş yaşında gemi almadım,

Başımı eğip diz, çökmedim anne
Vallahi yan gelip yatmadım anne...

Aslım, neslim belli; künyem kitabe
Deyin talkın veren; imam hatibe
Kıblem seyyar değil; kâbe\'dir, kâbe

Patriğin elini öpmedim anne
Vallahi yan gelip yatmadım anne...

Kimselere kızıp bağırmadım ben
İtleri yemeğe çağırmadım ben
Haramla helâli yoğurmadım ben.

Haram lokmaları tatmadım anne
Vallahi yan gelip yatmadım anne...

Mevsimlik müslüman olmadım anam
Papazla kıbleyi bulmadım anam
Soysuz asillerle kalmadım anam,

Kurumlu bacada tütmedim anne
Vallahi yan gelip yatmadım anne...

Dinime; ılımlı, karlı dediler
Gayri müslümlerle iftar yediler
Mehmetler düştükçe; gülümsediler...

Mazlumu korudum; itmedim anne
Vallahi yan gelip yatmadım anne...

Emir kullarına dokunmayınız
Kimseden korkup; sakınmayınız
Evlat verdik diye yakınmayınız,

Şehit oldum şehit; yitmedim anne
Vallahi yan gelip yatmadım anne...

N.ACAR

Saygılara değer Yildizsever...

Öncelikle şiir için teşekkürlerimi sunuyorum.
Osmanlı kelimenin tam anlamıyla iyiydi ya da kötüydü diyemeyiz. Herkesin olduğu gibi Osmanlı Devletinin de artıları ve eksileri vardı. Özellikle son 10 yıldır açılan arşivlerde çok ilginçliklere rastlıyoruz.
Dediğiniz gibi İslamiyet Sultanı olan padişahların özel yaşamları, Türk ve Müslüman olmayan kadınlarla evlenmeleri hanedanın saf Türk Kanından giderek uzaklaşmasına ve halkın dertlerine kulak tıkamasına sebep olmuştur.
Topkapı Sarayı'nda halka açılan ve henüz açılmayan bölümlerinde ve arşivlerinde, sarayın hangi yerinde, odasında, dairesinde ne gibi ağza alınmayacak lafların dendiğini, hayal bile edilemeyecek olayların yaşandığını, nice nice valide sultanların, haseki sultanların, başmabeyincilerin, ikballerin, cariyelerin, gözdelerin, hekimbaşıların kellerinin saray entrikalarıyla koparıldıklarını resmi tarihi kaynaklardan okuyoruz.

Yildizsever
30-11-2007, 20:11
Sayın gizemliduygular,
dediklerinizi araştırmasam da, ''Bunlar da safsata'' diyemem herhalde...
Sadece, Yavuz Sultan Selim hakkında dediklerinize katılmamıştım.

Şöyle bir şiir var, kısa ama öpöz bir şiir,
şairi çok tanınmış: Mehmetçikler...
Hepinize sevgiler...

Asker de Ağlar

Kim demiş asker ağlamaz?
Askerde ağlar komutanda…
Hem de;
Gurbete ağlar, sılaya ağlar…
Gözyaşı sel olur,
Rüzgârla vatana akar.
Vatan millet sağ olsun der; ağlar
Kim demiş asker ağlamaz?
Ağlar, ağladığını sezdirmez,
Çünkü o gönülden ağlar,
Göz yaşını göremezsin,
Onda sırlar gizlidir…

Ama yine asker askerdir,
Şendir, kuvvetlidir, ümitlidir…
Bir vatan ona bakar,
Yüreği turp gibidir.
Mehmetçik boş değil ki…
Yüreği dağlar gibidir.
Bar değil, yârdır asker,
Sizleri hıfzeden Mevlâ’dır asker.

Askerlik vatana mevlâ dır,
Asker asker ocağına mevlâ dır,
Candır ciğerdir asker,
Size sahip çıkan Mevlâ dır asker.

M e h m e t ç i k

http://www.youtube.com/watch?v=Jv6ju1mBMGk

tdogan
01-12-2007, 16:53
TEKBASİNALİK
Ben tek basina ne yapabilirim
Diye dusundu biri
Ve hicbirsey yapmamaya karar verdi

Ben tek basina ne yapabilirim
Diye dusundu bir oteki
Ve yalnizliginin kuytuluguna cekildi

Ben tek basina ne yapabilirim
Diye dusundu bir ucuncu
Ve tek basina dusunmeyi sürdürdü

Ben tek basina ne yapabilirim
Diye dusundu yuzbinler
Ve tek basınaliklarını surdurduler.

Ben tek basina ne yapabilirim
Diye dusundu milyonlar
Milyonlarcaydılar

Ve tek basinaydilar
Bu arada birileri
Onlar adına
Karar vermekteydi

Tek basina olduklarını sananlar
Topluca ortadan kaldirildilar....

ATAOL BEHRAMOGLU.

yosun
01-12-2007, 22:46
Diken

hayatın
yer çekimine isyanıdır
dikenin
eti kanatan dik başı
her sabah güneşe battı...

döküldü renkler
açtı nar çiçekleri
yüzün yerleşti herbirine
uzanıp öptüm
dudağın,dudağıma aktı...

susadım
ve
ayaklarımı kurtardım daldığım çamurdan
içimde
kırlangıçlar havalandı...

yağmurlar yağdı sonra
ıslandı kanatlarım
üşüdüm derken
tam da seni özlerken yani
bir baktım
ateşler yandı...

yeniden tutuştu
kopyalı bir hayatın parşömen kağıdı
kıvrımında
adın vardı...

Tayyibe Atay

baron11
02-12-2007, 02:18
Hüzünlerdi Dökülen

Yorgun kanatlarınla bir akşam üstü
Özlem bulutlarından süzülüver içime.
Sen gideli menekşeler bahara küstü,
Ne gün doğdu, ne yıldız gülümsedi geceme.

Dalında kurudu ümidin goncaları
Sevdaya alkış tutan elleri kader kırdı.
Bir türlü bulamadım o dörtlü yoncaları
Aşkın mutlulukları; çözülmeyen bir sırdı.

Şarkılar, hep tek yanlı aşklar için ağladı.
Hüzünlerdi dökülen tamburların telinden
Gönül mangalında ateşler kül bağladı
Sağlam bentler yıkıldı ihanetin selinden.

Çalmadın bir daha gönül kapısını,
Gülmedin sabahıma pembe şafaklar gibi.
Bir kenara fırlattın aşkımın tapusunu
Yüreğime saplandın keskin bıçaklar gibi...

İlhan Geçer

yosun
02-12-2007, 02:24
Sen Olmasan Ben Olmazdım

Sen bir aşksın ben bir mecnun
Sen olmasan ben olmazdım
Sen bir gülsün ben bir bülbül
Sen olmasan ben olmazdım

Kalbimde yaşarsın her an
Varım yoğum sensin inan
Kalbimdeki aziz mihman
Sen olmasan ben olmazdım

Ansızın kalbime girdin
Türlü türlü dertler verdin
Beraberce çeker derdin
Sen olmasan ben olmazdım

Sensin benim cümle varım
Yoktur başka kisb ü kârım
Hem yazımsın hem baharım
Sen olmasan ben olmazdım

Bağrımdaki açan çiçek
Türlü koku türlü irenk
Bu bendeki olan gerçek
Sen olmasan ben olmazdım

Dokun Veysel tele dokun
Coştu gönül etti akın
Sensin bana benden yakın
Sen olmasan ben olmazdım


Aşık Veysel Şatıroğlu

baron11
02-12-2007, 04:17
GÖNÜL BİR GÜZELİ SEVMİŞ

Gönül bir güzeli sevmiş ayrılmaz
Dolanır peşinde çoban misâli
Hiç kimse bu derdin dermânın bilmez
Azmış yaraları perişan hali

Lokman çâre bulmaz yoktur Eflâtun
Yârdan ayrılması ölümden çetin
Elde endaz ettim bu aşkın atın
Terkettim sılayı vatanı ili

Ferhat Şirin için kestiği taşlar
Benim senin için döktüğüm yaşlar
Seni yaksın beni yakan ateşler
Yaktı bu sinemi savruldu külü

Arılar bal için bekler petekler
Alır her çiçekten verir emekler
Mecnun Leylâ için pınarı bekler
Ben de bir yâr için olmuşum deli

Evvelden var idi bu sevda bende
İlikte damarda cesette canda
Ölünce hû çeksin kemiğim sinde
Dünyâda durunca Veysel'in dili

Aşık Veysel Şatıroğlu

yosun
03-12-2007, 02:34
SENİ DÜŞÜNDÜĞÜM TÜRKÜ



Benim bir canla sevip bin özlemle andığım,
Bari gölgeni bırak bana
Su çiçeklerinin en güzel yanları budur,
Giderken gölgelerini verirler suya.
Güz akşamları dal kıpırdamazken,
Suda halkalanan gözleridir
Sen de gölgeni bırak bana.
Gönlümün bin güzelliğiyle inanıp sevdiğim,
Güzelliğini burada ince ince aratma.
Bir kıyıya, bir gün inen fırtına gibi
Birdenbire bir şeyler bırak.
Birşeyleri soğut, birşeyleri yak,
Dağıt birşeyleri, birşeyleri kur.
Kendini hiç yokmuşsun gibi bırakma
Kafamın her yanıyla bir şeyler öğrendiğim ,
Sonsuza uzanan sevinç, güzele vurgun tasa
En azından bin yılda arayıp bulduğum,
Bana aşk şiirleri yazdırma artık
Beni burada gölgen gibi bırakma


Afşar TİMUÇİN

Vanessa
03-12-2007, 03:52
Merdüm-i dîdeme bilmem ne füsûn etti felek
Eşkimi kıldı füzûn giryemi hûn etti felek
Şîrler pençe-i kahrımda olurken lerzân
Beni bir gözleri âhûya zebûn etti felek

Yavuz Sultan Selim

Osmanlı Sultanı bu şiiri bir paşa için değil bir Türkmen kızı için söylemiştir.

Bilmem ki gözlerime nasıl bir büyü yaptı felek
Gözlerimi kan içinde bıraktı aşkımı büyüttü felek
Aslanlar bile pençemin kahrından korkup titrerken
Beni bir gözleri ahuya esir etti felek

PARK
04-12-2007, 01:48
GÖRÜŞ GÜNÜ

Bugün görüş günümüz
Dost kardeş bir arada
Telden tele
Mendil salla el salla
Merhaba !

İzin olsun hapisane içinde
Seni
Senden sormalara doyamam
Yarım döner cıgaranın ateşi
Gitme dayanamam

Enver Gökçe

ÖZDOĞAN77
05-12-2007, 10:58
YÂ RÂB BU UĞURSUZ GECENİN YOK MU SABÂHI?



"İçimizdeki beyinsizlerin işledikleri yüzünden,

bizi helâk eder misin, Allah’ım?"

(A’râf 155)



Yâ Râb, bu uğursuz gecenin yok mu sabâhı?

Mahşerde mi bîçârelerin, yoksa felâhı!



Nûr istiyoruz... Sen bize yangın veriyorsun!

"Yandık!"diyoruz... Boğmaya kan gönderiyorsun!



Esmezse eğer bir ezelî nefha, yakında,

Yâ Rab, o cehennemle bu tûfan arasında,



Toprak kesilip, kum kesilip Âlem-i İslâm;

Hep fışkıracak yerlerin altındaki esnâm!



Bîzâr edecek, korkuyorum, Cedd-i Hüseyn'i,

En sonra, salîb ormanı görmek Harameyn'i!...



Bin üç yüz otuz beş senedir, arz-ı Hicaz'ın

Âteşli muhitindeki sûzişli niyâzın



Emvâcı hurûş-âver olurken melekûta?

Çan sesleri boğsun da gömülsün mü sükûta?



Sönsün de, İlâhi, şu yanan meş'al-i vahdet,

Teslîs ile çöksün mü bütün âleme zulmet?



Üç yüz bu kadar milyonu canlandıran îman

Olsun mu beş on sersemin ilhâdına kurban?



Enfâs-ı habisiyle beş on rûh-u leimin,

Solsun mu o parlak yüzü Kur'an-ı Hakim'in?



İslâm ayak altında sürünsün mü nihâyet?

Yâ Rab, bu ne hüsrandır, İlâhi, bu ne zillet?



Mazlûmu nedir ezmede, ezdirmede mânâ?

Zâlimleri adlin, hani öldürmedi hâlâ!



Câni geziyor dipdiri... Can vermede mâsûm!

Suç başkasınındır da niçin başkası mahkûm?



Lâ yüs'ele binlerce sual olsa da kurbân;

İnsan bu muammalara dehşetle nigeh-bân!







Eyvâh! Beş on kâfirin îmanına kandık;

Bir uykuya daldık ki: cehennemde uyandık!



Mâdâm ki, ey adl-i İlâhi yakacaktın...

Yaksaydın a mel'unları... Tuttun bizi yaktın!



Küfrün o sefil elleri âyâtını sildi:

Binlerce cevâmi' yıkılıp hâke serildi!



Kalmışsa eğer bir iki mâbed, o da mürted:

Göğsündeki haç, küfrüne fetvâ-yı müeyyed!



Dul kaldı kadınlar, babasız kaldı çocuklar,

Bir giryede bin ailenin mâtemi çağlar!



En kanlı şenâatle kovulmuş vatanından,

Milyonla hayâtın yüreğinden gidiyor kan!



İslâm'ı elinden tutacak, kaldıracak yok...

Nâ-hak yere feryâd ediyor: Âcize hak yok!



Yetmez mi musâb olduğumuz bunca devâhi?

Ağzım kurusun... Yok musun ey adl-i İlâhî!


Mehmet Akif Ersoy
4 Cemaziyelevvel 1331 - 28 Mart 1329 (1913)

ÖZDOĞAN77
05-12-2007, 10:59
ÇANAKKALE ŞEHİDLERİNE



Şu Boğaz Harbi nedir? Var mı ki dünyada eşi?

En kesîf orduların yükleniyor dördü beşi,



- Tepeden yol bularak geçmek için Marmara'ya -

Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya,



Ne hayâsızca tahaşşüd ki ufuklar kapalı!

Nerde - gösterdiği vahşetle "Bu: bir Avrupalı"



Dedirir - yırtıcı, his yoksulu, sırtlan kümesi,

Varsa gelmiş, açılıp mahbesi, yahut kafesi!



Eski Dünya, Yeni Dünya, bütün akvâm-ı beşer,

Kaynıyor kum gibi, tûfan gibi, mahşer mahşer.



Yedi iklîmi cihânın duruyor karşında;

Ostralya'yla beraber bakıyorsun: Kanada!



Çehreler başka, lisanlar, deriler, rengârenk.

Sâde bir hâdise var ortada: Vahşetler denk.



Kimi Hindû, kimi Yamyam, kimi bilmem ne belâ...

Hani tâûna da züldür bu rezil istîlâ!



Ah o yirminci asır yok mu, o mahlûk-u asil,

Ne kadar gözdesi mevcûd ise hakkıyla sefil,



Kustu Mehmed'ciğin aylarca durup karşısına;

Döktü karnındaki esrârı hayâsızcasına.



Maske yırtılmasa hâlâ bize âfetti o yüz...

Medeniyet denilen kahpe, hakîkat, yüzsüz.



Sonra mel'undaki tahrîbe müvekkel esbâb,

Öyle müthiş ki: eder her bir mülkü harâb.





Öteden sâikalar parçalıyor âfâkı;

Beriden zelzeleler kaldırıyor a'mâkı:



Bomba şimşekleri beyninden inip her siperin;

Sönüyor göğsünün üstünde o arslan neferin.



Yerin altında cehennem gibi binlerce lâğam;

Atılan her lâğımın yaktığı: yüzlerce adam.



Ölüm indirmede. gökler, ölü püskürmede yer;

O ne müthiş tipidir: Savrulur enkaaz-ı beşer...



Kafa, göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el, ayak,

Boşanır sırtlara, vâdîlere sağnak sağnak.



Saçıyor zırha bürünmüş de o nâmerd eller,

Yıldırım yaylımı tûfanlar, alevden seller.



Veriyor yangını, durmuş da açık sînelere,

Sürü hâlinde gezerken sayısız tayyâre.



Top tüfekten daha sık, gülle yağan mermiler...

Kahraman orduyu seyret ki bu tehdîde güler!..



Ne çelik tabyalar ister, ne siner hasmından;

Alınır kal'a mı göğsündeki kat kat imân?



Hangi kuvvet onu, hâşâ, edecek kahrından râm?

Çünkü te'sis-i ilâhî o metîn istihkâm.





Sarılır, indirilir mevki-i müstahkemler,

Beşerir azmini tevkîf edemez sun'-ı beşer;



Bu göğüslerse Hüdâ'nın ebedî serhaddi;

"O benim sun'-ı bedîim, onu çiğnetme!" dedi.



Âsım'ın nesli... Diyordum ya... Nesilmiş gerçek:

İşte çiğnetmedi nâmûsunu, çiğnetmeyecek.





Şühedâ gövdesi, baksana, dağlar, taşlar...

O, rükû olmasa dünyâda eğilmez başlar,



Vurulup tertemiz alnından uzanmış yatıyor;

Bir hilal uğruna, yâ Rab, ne Güneşler batıyor!



Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş, asker!..

Gökten ecdâd inerek öpse o pâk alnı değer.



Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor Tevhîd'i...

Bedr'in arslanları ancak, bu kadar şanlı idi...



Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın?

"Gömelim gel seni târîhe!" desem, sığmazsın.



Herc ü merc ettiğin edvâra da yetmez o kitâb.

Seni ancak ebediyyetler eder istiâb.



"Bu, taşındır" diyerek Kâbe'yi diksem başına;

Rûhumun vahyini duysam da geçirsem taşına;



Sonra gök kubbeyi alsam da, ridâ nâmiyle,

Kanayan lâhdine çeksem bütün ecrâmiyle,



Ebr-i nîsânı açık türbene çatsam da tavan,

Yedi kandilli Süreyyâ'yı uzatsam oradan;



Sen bu âvizenin altında, bürünmüş kanına,

Uzanırken, gece mehtâbı getirsem yanına,



Türbedârın gibi tâ haşre kadar bekletsem;

Gündüzün fecr ile âvizeni lebrîz etsem;



Tüllenen mağribi, akşamları, sarsam yarana...

Yine birşey yapabildim diyemem hâtırana.





Sen ki, son ehl-i salîbin kırarak savletini;

Şarkın en sevgili sultânı Selâhâddîn'i,



Kılıç Arslan gibi iclâline ettin hayrân...

Sen ki, İslâmı kuşatmış, boğuyorken husran;



O demir çemberi göğsünde kırıp parçaladın;

Sen ki rûhunla berâber gezer ecrâmı adın;



Sen ki a'sâra gömülsen taşacaksın... Heyhât!

Sana gelmez bu ufuklar, seni almaz bu cihât...



Ey şehîd oğlu, şehîd isteme benden makber,

Sana âğûşunu açmış duruyor Peygamber.

Mehmet Akif Ersoy

Yildizsever
05-12-2007, 12:21
Sn.ÖZDOGAN77, şiirler için teşekkürler.
Birgün çanakkale türküsünü sazda çalarken, yüzü nûr dolu bir kızın bu şiiri
(Çanakkale Şehitlerine) duâlar gibi içten
okuduğunu görmüştüm... İnsanın gözleri yaşarmaz mı?

Yildizsever
08-12-2007, 14:57
Şu mısralar, ne güzel sıralanmış...
Gelin bunu bağlamamızda besteleyelim.
Şiirin sonunda videoya çekilmiş güzel bir ''Oğul''
şiiri daha veriyoruz...


Oğlum Mustafa'ya


Çıplak ağaçlarda
Kuşlar dondular
Islık çalıyor rüzgar
Dışarda tipi kar
Kar... oğul kar

Vurulup ta düşsem toprağa
Beni öldüremezler
Bir canım yok benim
Binlerce canım var
Var... oğul var

Binlerce yıl
Özgür yaşamışım
Sevmişim bu toprakları
Uğruna can vermişim
Kan vermişim
Tutsak yaşamak bana ar
Ar... oğul ar

Beni sürmek isterler
Bu sevdiğim topraklardan
Başka el'de yaşayamam ben
Bu topraklar bana yar
Yar...oğul yar

Öyle sevmişim ki
Bu toprakları
Bir gün ölürsem eğer
Üstüme kefen istemem
Çıplak bedenimle beni
Toprağa öyle sar
Sar... oğul sar

Nihat Yücel

http://www.youtube.com/watch?v=zrXyAcxRGRU

Yildizsever
09-12-2007, 20:51
Platonik aşk, insanı sevgi konusunda düşüncelere itebilir...
Şimdi, Uğur Oğuz Şahin'den platonik aşk üzerine mısralar...


Platonik Aşk

Ulaşamadığın aşk
Senin değildir
Acı verir sancı çektirir
Zordur
Durmadan
Yürekte duran bir kordur
Onunla uykuya dalmak zordur

Ne yemek ne bir şey ister
Dizlerde takat'ı keser
Ne zordur bu
Platonik aşk
Sevginin
En sonsuz zahmeti onda
Alkol sınırı aşar gibi kanda
Çile çekersin isyan edersin
Derdini kimseye söyleyemezsin
Derbedersin
Yıldızlar kadar asilsin
Çünkü sen gerçeksin
Sahte değilsin
Platonikte olsa
Adam gibi sevensin
Sen hayat yolunda
Ağır gönül işçisi
En zora mahkûm edilensin
Hiç hile bilmez
Hüküm sürmez
Sevilmeden sevensin...


Bu aşkı yaşamadan hayatta sevginin
güzelliklerine inebilir miyiz acaba? Divan Edebiyatı şairleri, aşkı
dünya için düşündüklerinde platonik aşk düşünceleri söylerlerdi.
Belki de Osmanlı Devri, platonik aşkların devriydi...

Şİmdi size, platonik aşk yaşayan bir köylünün
mısralarını videoda veriyorum. Adam ne yapsın, yaşadığı aşkın duygularını
bizlere vermeye çalışıyor! Düşünmek nerde, hep komik mısraları bekliyoruz... :)

http://www.youtube.com/watch?v=WlKfLHVlJJc

okyt
09-12-2007, 21:18
Kardeşim

Kardeşim sen düşünceden ibaretsin,
Geriye kalan et ve kemiksin,
Gül düşünür gülüstan olursun,
Diken düşünür dikenlik olursun,

Mevlana Celaleddin Rumi

okyt
09-12-2007, 21:27
Ne Olursan Ol

Paranı ver, gönlünü ver, canını ver
Ama SIRRINI VERME! ...
Günlerini say, kazancını say, büyüklerini say
Ama YERİNDE SAYMA! ...
İşini beğen, aşını beğen, eşini beğen
Ama KENDİNİ BEĞENME! ...
Emek ver, kulak ver, bilgi ver
Ama SAKIN BOŞ VERME! ...
Fidan büyüt, çocuk eğit, yoksul besle
Ama KİN BESLEME! ...
Davet et, hayret et, ülfet et, affet
Ama İHANET ETME! ...
Kitap oku, meslek oku, dünyayı oku
Ama LANET OKUMA! ...
Sınıfını geç, hayatını seç, rakibini geç
Ama GÜLÜP GEÇME! ...
Gönül al, dost al, yoldaş al
Ama BEDDUA ALMA! ...
Yaklaş, tanış, konuş, uzaklaş
Ama UŞAKLAŞMA! ...
Doğrul, sayrıl, evril, devril
Ama EĞRİLME! ...
Hislen, tasalan, seslen, uslan
Ama PASLANMA! ...
İtil, ütül, atıl, katıl
Ama SATILMA! ...

Mevlana Celaleddin Rumi

okyt
09-12-2007, 21:31
Olduğun Gibi Görün ya da Göründüğün Gibi Ol

Güneş gibi ol şefkatte,merhamette.
Gece gibi ol ayıpları örtmekte.
Akarsu gibi ol keremde,cömertlikte.
Ölü gibi ol öfkede ,asabiyette.
Toprak gibi ol tevazuda,mahviyette.
Ya olduğun gibi görün,ya göründüğün gibi ol.

Mevlana Celaleddin Rumi

gizemliduygular
10-12-2007, 00:53
Sabret

Son defa
Sevmek istedim

Kahretsin ki

İlk defa öğrendim
Aşık olmayı

şimdi
ne sevgi istiyorum
ne de başka aşk

dilim susmayı
sen de
beklemeyi öğren yüreğim
a

..k
...ı
....m

.......s
.........a
...........b
.............r
..............e
................t

Arzu Altınçiçek

gizemliduygular
10-12-2007, 00:55
Gereklilik Kipinde Aşk...

İstemem,
Böyle olmamalı aşk.
Bir alev olup yakmalısın içimi
Bulmamalıyım seni her aradığımda
Kolaya gelmemeli öpüş...
Yolların yokuş olmalı,
Terlemeliyim biraz...
Hayata çabucak geçip de
Anlamını yitirmemeli en güzel düş...

Zor olmalı zor...
Yorulmalı insan.
Ama yormamalı aşkı!
Aceleye kaçmamalı yarin koynunda
Çabucak yaşayıp da tüketmemeli.
Aramalıyım günlerce, gecelerce seni
Gizlenmelisin sır perdesinin ardında
İbadetim olmalı yüreğine inen yol
Ve adım adım yaklaşmalıyım sana...

Yeni doğmuş bebek gibi
İlk önce emeklemeli aşk...
Sonra konuşmalı...
Yürümeli...
Koşmalı...
Derken coşmalı,
Katmalı tozu dumana...
Serkeş olmalı hayatı karşı,
Öyle yaşamalı...

Ben buyum sevdiğim,
Ve budur aşktan anladığım...
Böyle sevdim...
Böyle sevildim...
Aşk vurdu, öldüm! gıkım çıkmadı.
Can verdikçe yaşadım,dirildim...
Bundan gayrisine aşk demem,
Demedim...

Sonunda ölüm olsa da
böyle yaşanmalı aşk,
Sen o sır perdesinin ardında gizlenen kadın olmalısın,
Ben aramaktan usanmayan serseri...
Ve seni;
Her adımda daha çok hissetmeli,
Daha çok sevmeliyim...

Öleceksem eğer bir gün;
Asla yokluğunda değil,
Kollarında...
O da olmadı, yollarında ölmeliyim...

Okan Savcı

gizemliduygular
10-12-2007, 01:02
Şiir okumayan, şiiri yaşayan şair Akif Oktay'dan şahane bir performans.

http://www.youtube.com/watch?v=A7nWVojcTak

yosun
10-12-2007, 01:14
BAHAR

Bir bahar akşamı rastladım size
Diyor bir şarkı..
bir başka Şarkı ben her bahar aşık olurum, rüzgar olurum
Yağmur olurum diye devam ediyor...
Şair bahar havalarında
Beni bu güzel havalar mahvetti böyle bir havada
Aşık oldum diyor...
Bahar... bahar... bahar...
Üzerine nice şiirler...
Nice şarkılar söylenmiştir...
Söylenecektir...
İnsan ömründe bahar
Bir başka güzel...
Sanki kaç bahar yaşadım ki!

Mahmut Tekin

gizemliduygular
10-12-2007, 01:15
Açmazların bağlandığı patiskalarda
Yoksunlukları/ acıları/ kederleri
Ne varsa hepsini sırtlanıyorum
Giderken seni de götürüyorum

Sonun olmadığı sonralara
Sonsuzluğun/ sonsuzun hırpalanmadığı
Sence karanlık/ bence aydınlık
Yeni hayata gidiyorum Sevgili

gizemliduygular
10-12-2007, 01:24
Sonsuz son susuşunu yapacak
Sonsuz son susayışında susuz
Yanarken yüreği aşk ateşiyle
Vücudu buz gibi olacak

Yarın son liman olmayacak
Ben de son yolcu değilim
Zemheride üstüme gazeteler örtecekler
Ertesi gün de üçüncü sayfada
Küçük bir puntoda haberim çıkar

yosun
10-12-2007, 01:50
Belalım

Uçurum uçurum gözlerine baktığım sensin
Prangalarca boynuma taktığım sensin
Dağ gölleri gibi, gibi hasret çektiğim
Her gece uyku diye yattığım sensin
Yanarım, yanarım tutuşur
Yanarım kavurur ateşim
Seni de beni de belalım
Yanarım, yanarım tutuşur
Yanarım kavurur ateşim
Seni de beni de belalım, ah belalım
Damga damga göğsüme vurduğum sensin
Öfke dolu şehirlerde bulduğum sensin
Yer nerede, gök nerede, ben neredeyim
Diye diye sınırlara geldiğim sensin.
Yanarım, yanarım tutuşur
Yanarım kavurur ateşim
Seni de beni de belalım, ah belalım.

Sezen Aksu

gizemliduygular
10-12-2007, 01:51
Gece yarısı oldu şimdi canım
Bilirsin insan bir defa sever
Bir defa yaşar, bir defa......
Bir birdir, saat de birdir/hayat gibi....

YANKIBERKE
10-12-2007, 02:18
Bir Memet Daha

Topraktan mı çıktı yarı toprak bir yaratık,
Gökten mi indi yarı gök bir kartal.
Bir Memet daha var oldu o sıra,
Tepenin doruğunda kalpağı al.

Bir Memet olduğu besbelli,
Saçları başakta, gözleri çiçekte.
Elleri ayakları öylesin kocaman,
Yüzü altı Memet'in yüzüne öylesin benzemekte.

Vardı üç adımda masalcana,
Ağzı duman tüten makineliye, dev.
Kabzayı kavrar kavramaz bastı tetiğe
Fışkırdı namludan sonsuz bir alev.

Allah Allah, şaştı bütün dağlar, bütün gök,
Şaştı dost düşman.
Bu kimdir, bu kaçıncı Memet'tir,
Ölülerde dirilerde dondu kan.

Görsen efsane, görmesen efsane,
Duysan efsane.
Uzak mıdır bayraktan düşen,
Yakın mıdır ne?

Bir parıltı bir parıltı tarihten,
Tanrıca dik.
Yurdun ulusun kutsal gücü,
Bu yedinci Memet, Memetçik.


Fazıl Hüsnü Dağlarca

y