View Full Version : Hisse.net ŞİİR
Pages :
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
[
11]
Sevinci Savrulmuş Haldaş Gözlerin
gece eksilebilir, eksilmez tanıdık yüzüne susuzluğum
doğrul sorgusuz, korkusuz gözlerinle konuş gel
ben gözlerini tanırım senin...
bu gece oturup seni özledim
ay doğruldu
su duruldu
örttün mü perdesini penceremizin?
şimdi yüreğime su taşıyan sesini sessizlik çaldı
yüzünde gölgelenmiş o bayat hüzünle
senin
sesin,
hasretin
ve gözlerin bana emanet kaldı...
*
gözlerin...yıllanmış şarkılar kadar yalnız
terli ve suskun akşamlar gibi yorgun
gibi ürkekti senin
/şimdi parmaklıkların perdesi ışık
sevgilim
sevgilim
sevinci savrulmuş haldaş gözlerin.../
Yılmaz Odabaşı
gizemliduygular
23-01-2008, 19:14
SAYGILARIN VE SEVGİLERİN EN ÜSTÜNÜNE LAYIK OLAN BÜYÜK İNSAN ULU ÖNDERİMİZ GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK'ÜMÜZ İÇİN YAZILAN SAYISIZ ŞİİR İÇİNDE EN GÜZELLERDEN BİRİ DİYEBİLİRİM.
ATAM SEN RAHAT UYU. DEVRİMLERİNİN GERÇEK ANLAMDA YILMAZ BEKÇİLERİYİZ.
BİR ÖLÜRÜZ. BİNLERLE DOĞARIZ.
http://www.antoloji.com/siir/siir/siir_SQL.asp?sair=18351&siir=300647&order=oto
Mutluluk...
Sensin…
Adın mutluluk…
Sensin…
Elin mutluluk…
Gözlerin mutluluk…
Bakışındaki mana,
Mutluluk…
Duruşun derya…
Gülüşün,
Serap olur bana…
İşte budur mutluluk…
Elinde gülmek…
Dizinde ağlamak…
Senle iken,
Seni düşünmektir,
Mutluluk…
Konuşuyorsun,
Gözlerimle…
Hiç düşünmeden,
Anlıyorum…
“Sensiz olmaz” diyorum…
Tebessüm ediyorsun…
Yüzündeki o çiçektir,
Mutluluk…
…………….
Mutluluk…
Varlığınla,
Yok olmaktır…
Erhan Tuncer
YANKIBERKE
24-01-2008, 11:15
Yol ayrımında sınanır insan
Gizemli bir çekimle,
Farkına varamadan;
Gelinir yol ayrımına.
Zıt kutuplar çekiyor.
Bilmesen ne çıkar,
Kartondan kimlikler.
Korkma!
Uzat ellerini,
Bırak gözlerini gözlerime…
Hırçınlığın
Yüreğindeki yangınlar.
Yol ayrımında buluşur,
Yol ayrımında ayrılır;
Yol ayrımında sınanır insan.
Ahmet Bektaş
Uğur Mumcu’ya Ağıt
Bir kalem kırıldı, bir beyin göçtü
Yandı bir mum kandiline akıyor
Uğur’um Mustafa Kemal’e uçtu
Görüştüler şimşekleri çakıyor
Vurdular Mumcu’mu karanlıkçılar
Yobazlar, hainler, şoven ırkçılar
O ölmedi bilin, hey! ayrılıkçılar
Bulutlardan gülümseyip bakıyor
Kemalist kardeşim ellerimi tut
Uğur Mumcu bize bağladı umut
Hırsızlar sevinir, mollalar hoşnut
Devrimciler gözyaşları döküyor
Kalpaksız Millici, can usumuza
Nevzat’la kol kola, omuz omuza
Mumlar ışık versin ulusumuza
Bir mum bile bin karanlık yakıyor
Halk Ozanı Karamanlı Nevzat
24 Ocak 1993 günü uğradığı hain bombalı saldırı neticesinde yaşamını yitiren Uğur Mumcu'nun ölümünün 15. yılında rahmetle anıyorum.
Ruhu şad olsun...
YANKIBERKE
26-01-2008, 16:19
AKDENİZ
bütün kıyılarını dolaş akdeniz in
bütün limanlarını unut
gemileri bulutu ve kuşları
unut
deniz dibini -ki bilinç altıdır göğün-
balıkçıları hiyeroglifi
Adrian Zograffi yi bir de
unut
yalnız bir mavi getir bana
ben çoktan unuttum bademli geçidini
ot biçen kadınları yaylasını koca çamın
yabani baklasını
kara katran gölgesinde bilmem
içtim mi aykırı çay suyundan
çoktan unuttum
tek yeşil kaldı bende Toroslardan
bir gün dağın içindeki ninni
karanlık geçmişi derelerin
uykusunu koyulturken uygar taşların
sabah yeli kuytu buzluklardan aşırdı beni kıyıya
sen orada sözleştiğimiz gibi mavi
ah akdeniz bu kadar güzel miydin
Arzu ASLAN
YANKIBERKE
29-01-2008, 01:07
ARILAR
Emdiniz arılarım elma çiçeklerini,
Doldurdunuz bahçenin bütün peteklerini
Şimdi, tutun baharın, tutun eteklerini,
Gökte vızıldayarak uçun, uçun arılar.
Beyaz beyaz dallara, çiçeklere kondunuz,
Tepeler çıktınız, ovalara indiniz,
Bir çiçekten emip bir bu ota döndünüz
Haydi tepemden halka halka geçin arılar.
Böğürtlen içinde altın bir eviniz var,
Odalarınız sarı sarı balla doludur,
Beni de evinize davet edin bu bahar,
Sofranızda bana da bir yer açın arılar.
Ceyhun Atuf KANSU
YANKIBERKE
29-01-2008, 01:10
ÇOCUKLUK AŞKI
Düşün, düşün ki anne ben daha çok küçüğüm,
Ilık ellerimden tut, beraber götür beni,
Oyuncakçıda büyük mavi bir gemi gördüm,
İşlenmiş, dalgaların köpüğüyle yelkeni.
Şu renk renk toplara bak, anne, ne güzel renk renk
Dönüyor içimde bir bayram yeri dönüyor,
Yuvarlanıyor gönlüm şu uçan toplara denk,
Bir yokuştan koşarak kalbim sana iniyor.
Kan değil, zafer akar benim savaşlarımda,
Hürriyet için ölür genç kurşun askerlerim,
İnsanlığın cenneti saklı göz yaşlarımda,
Yeni bir bahar çağı getirecek zaferim!
Korkma, korkma kaçmam ben, tahta atımla dağa,
Senden daha güzel bir dağ var mı rüyalarda?
Niçin uğraşsın küçük kuş yurdundan kaçmağa,
Yaşarken annesinin yeşerttiği kırlarda?
Kırılır, bütün iyi oyuncaklar kırılır,
Çocuk kalblerinden mi yaparlar hep onları,
Niçin oyun biterken en sonra hatırlanır,
Hâtıralarımızın en tatlı oyunları?
Satılır mı zengin bir oyuncakçıda söyle,
Anne, dün okuduğun masaldaki güzel kız?
Yeter, altın bir kalbim olsun, Tanrıdan dile,
Bütün zenginliğimi verir onu alırız.
Ceyhun Atuf KANSU
YANKIBERKE
30-01-2008, 00:12
AŞK
biz seninle ikimiz şubat gibiydik
kayadan düşsek ağrımazdı bir yerimiz
küçücük bir taş görsek irkilirdik
öyle sıkılırdık ki birbirimizden içimiz kalkardı
bir şiiri tersten okumak bile anlamlıydı
karıncaları başparmağınla ezmek
sinek kanatlarını yakmak o günlerde
hiç boş kalmayan ama hep yalnız
bir otel odası gibiydik seninle
boşuna aldatılırdık, boşuna susardık
boşuna bakardık çöken bir balkondan kendimize
bir anlam veremezdik çekip gitmememize
her aşk
aynıdır zaten çoğalır kan kaybettikçe
Altay ÖKTEM
YANKIBERKE
30-01-2008, 00:23
YALNIZLIK CİNAYETTİR
kendime kuytu bir ölüm arıyorum yalnızca kendime
düşlerime sokak kedilerinin gözleri giriyor, korkuyorum
boynunu kendi bileğine dolayıp asılan bir adam
kanını sulandırılmamış alkole banan
sokak satıcıları epey bilir bunu yalnızlık cinayettir
yalnızlık cinayettir bütün notalarda, bütün dillerde
bütün hecelerde, "a" sesinde, re minörde, mors alfabesinde
yalnızlık cinayettir kendi tükürüğüyle
ıslanan bedenlerde eski bir kokudur, yalnızca budur
ıslak paspas kokusudur, gece morudur
bileği tahriş olmuş bir kadının dinmeyen korkusudur
ansızın yakalanmasıdır bir kuşun kapana
trenin gecikmesidir istasyona yalnızlık cinayettir
sevişirken kramp girmesidir, ölürken birdenbire
sıçramaktır başka bir zamana, kadeh tutarken
elinin titremesidir, sesinin duyulmasıdır susarken
karnına saplanan bıçağı sevmektir yalnızlık cinayettir
cinnettir
kendime kuytu bir ölüm arıyorum çok iyi biliyorsun bunu
düşlerime kalabalık bir cadde giriyor. korkuyorum
saçlarını sırtından sallandıran kadınlar kadar
uzayıp gitmesi kadar bir aşkın telaşla
yanlışlıkla, su katılmamış bir sevişmenin ardından
ters yakılması kadar sigaranın, benim kadar
yani ellerim kadar, bedenim kadar, düşüncelerim
sırlarım, kaçışlarım kadar saçmadır yalnızlık cinayettir
cennettir
kendime kuytu bir ölüm arıyorum çok görüyorsun bunu
bütün delillerimi yaktım, beni ötelere götürecek
yollardan zaten uzaktım
her kadına yeni, bir zevk, her kadına
yeni kurulmuş tuzaktım bütün delillerimi yaktım
sonrası yok. sonrası çok gizli bir fotoğrafın arabı
yüzümüz siyah ve anlamsız, dışımız beyaz ve derin
sanki bir diktatör anıtı, kan akıtan bir nehir
işlenmemiş suçlarımız sanki yalnızlık cinayettir
cennettir
cinnettir
cinayettir.
zaman doldu
artık gidiyorum arkama bile bakmadan
arkaya bakmak çok eski huyudur
bazı çirkin adamların
zaman doldu
artık gizlemiyorum kendimi çok kadınla seviştim çoğu buluttu
basbayağı buluttu bildiğimiz buluttu dağılıp gidiyordu ben ço-
ğalttıkça
bir akşam usulca girdim kanıma
kendim karar verdim hep kendim karar verdim
yanlış da olsa sevdim pişman değilim, neden olayım?
bir akşam; üç gün üç gece poker oynamıştım
ne güzel. üç gün üç gece yeterince
içmiştik demek ki onar şişe, belki on beş
yirmi belki de.
abdullah, ah dostum, sevdiğim, çalı yüzlüm abdullah
kaç kurşun sıktı üstüme
yeterince içmiştik. vuramadı
vurdu, ben anlamadım belki de
belki de yavaş yavaş devam ediyorum ölmeye.
Altay ÖKTEM
YANKIBERKE
30-01-2008, 11:56
Islak Saçlı Kadınlar
(I)
Geveze yürek
yalın bir düş
arar kendine
Genzi ateş sözleri su
Bir saksının türediği ilk balkon
bir küpenin salındığı ilk kulak
bir güncenin başladığı o satır
satırlarla karmaşacak şu yalın hayat
Bir başlangıç
arar kendine
(II)
Manastır gidişli toprak dolanbaç
kıyılara inişli erik yokuşlar
ıssız incir karanlık dut yaban dut
Serin yataklar
arar kendine
Genzi ateş sözleri su
Yarım deniz limon güneş
bir düşte eksileduran
basamağını arar
(III)
Islak saçlı kadınlar
bir ayazma bir yunak içinde
katıl bana diye uyurlar
Dağınık yürek yalın bir düşüş
peşindedir etekleri ıslak
Etekleri kan ıslak
karmaşık hayat
Islak saçlı kadınlar
benzi ateş gözleri su
Hulki Aktunç
YANKIBERKE
01-02-2008, 00:33
AY ÇİÇEKLERİ
Yatağımı pencereye getirdim
Ay çiçekleri güneşe dönecek
Bahçelerden geldiğin için
Saksıdaki karanfil sallansa da
Ben üşümeyeceğim
İlkokul çocuklarının söylediği şarkı
Kırlara doğru uzaklaşıyor
O zaman annem izin vermezdi
Şimdi doktor kızıyor.
Delik delik ciğerim
Bu sabah ilk defadır
Kayısı ağaçlarına minnettar
Kayısı kokusunu bilecek
Ben sevineceğim
Ay çiçekleri sevinecek.
Berin TAŞAN
YANKIBERKE
01-02-2008, 01:11
YAŞAMA SEBEBİ
sıkmışım dişlerimi gözlerim kanayana kadar
çeyizimizde hüzün motifleri
göçebe bir ağıt göğsümün derinliklerinde
bu aşkın dönüşü yoksa
duman kırığı gözlerinde gecenin hıçkırıkları
kırık keman sesi ve adağım var
moraran hercai düşlerim ateşi delip ıslatır mendilimi
kalbime dolar -sonsuz uykuma- korkuya susamış yasadışı bir rüzgâr
bu aşkın dönüşü yoksa
suya düşer kokusu menekşelerin
deniz her zamankinden daha köpüklü
serçeler bi garip ötüşlüdür
martıları mavnalarla başka türlü danseder hamuruna sevgi katılmış bu dünyanın
küflü yüzler yok hiçlik de
hani ne derler gözlerinden öperim çocuk,gamlı sevda, şiir
ne'm kalır geriye gülüm seni alırlarsa benden
tiksintiler toplamı umutsuzluk sapağında ölüm
Kaan İNCE
YANKIBERKE
02-02-2008, 16:13
DÜNYANIN GÖRMEDİĞİM KADINLARI İÇİN
Dünyanın görmediğim kadınları için
Bir sigara daha yaktım, bir dal incittim
Görmediğim kentleri için
Eskiye dair hatırlayacaklarımı yazdım
Bütün güzel kadınların siyah saçları vardı,
Yaşlı adamın intihar ettiği yerden başladım
Esrik bir Nisan sabahı hiç beklenmeyen yerden.
Ve sizleri hatırladım
Şaşırmış mıydınız, sizleri hatırladım.
Üstünüzü örttüm
Üşümüştünüz.
Ürkekti bakışlarınız, emin değildiniz
Korkuyordunuz belli ki
Anlayamıyordunuz
Kesinlikle anlayamıyordunuz
Kötü davranmışlardı size
Kötü davranacaklardı size
Anneniz yanağınızdan bir kere öpmüştü
Sizleri hatırladım.
Sizi ben de ne diye sevecektim ki
Daha vardı
Zamanınız gelecekti
Eni konu bir keşkeydi hayatınız
İşe yaramaz bir Nisan yağmurunda
İntihar eden yaşlı adam kadar keşke.
Çirkindiniz, arkadaşlarınız da.
Bir kara parçasıdır yaşlı adamın bu ölümü;
Hiçten parça parça..
Üstümde yine aynı ceket vardı
Yine aynı sararmış fotoğraf cebimde
Yine aynı dişlerim, parmaklarım
Aynı gözlerim vardı
- Sizi ilk kez gören bu gözlerim -
Yine uyuyordum
Hiçten parça parça, en çok da gölgesi...
Benzi solmuş aynalara
Hayatını anlattı yaşlı adam
- Aynalar mıydı tek onunla yaşlanan -
Donuk yeşil paltosu - ona benzeyen -
Bin dokuz yüz otuz dokuz yılında
Savaş çıkacaktı belki de - yine bir ayna söylemişti -
Paltosu ve kimbilir nerede bir ayna,
Hiç evlenmedi yaşlı adam.
Bir sigara daha yaktım
Yaşlı adamın
Dünyanın görmediği kadınları için
- Dünyanın görmediğim kadınları için başka başkadır herkese, durağan -
Yakmasa mıydım?
Öyle ya belki de yakmasa mıydım;
Ama ne farkımız kalırdı o zaman
İlkel dağ tanrılarından
Ağaca yeşil ol, rüzgara es diyen.
Ölmek çok uzaktaydı o zaman.
Yağmurda ıslanan bir köpekten korkmuştu yaşlı adam
Kimbilir nerede şimdi bir ayna
Anneniz ve siz
Ağlıyordunuz
Hüngür hüngür ağlıyordunuz
Kendinizden geçmiştiniz; çığlık çığlığa
Hakim olamıyordunuz kendinize
Duramıyor daha da ağlıyordunuz
Gözyaşlarına boğulmuştunuz
Devamlı ağlıyordunuz
Her aynanın ayrı bir hikayesi vardı
Her Eski bir mektubun
Ağlıyordunuz.
Genç, diri ve de çok güzel
Hem de şiirler yazan o kızın
Bin dokuz yüz otuz dokuz yazında
İntiharından ödünç aldığı
Nefesini üfledi aynaya,
Taşlar dokunulmayı beklerdi bir sonbaharın ardında
Bütün güzel kadınların siyah saçları gibi.
Hiç evlenmedi o yaşlı o adam.
O zamanlar çoğu insan küçüktü; hatırlamazlar,
Tarsus semalarında
Gece gündüze son mavinin eşiğinde
Herkesin bir annesi ağlardı.
Hele ki gün ışısın
Anneleri ağlar, onlar şiir yazardı
Tarsus semalarında
Bir gün daha biterdi böylece bir gün daha
Ve sizleri hatırladım ben yine.
Annelerinin bile hatırlamadığı sizleri
Bir papatya tutan elleri belki de sizleri
Çaresiz miydiniz
Kırbaç kırbaç bakışları sizleri...
Zamanlar oldu, çeşitli, çok, uzun
Büyütüldük, aksine uzun sürdü çocukluğumuz.
Greta Garbo'yu öpmüş müydü yaşlı adam
Belki de sadece kendi halinde bir müfettiş
Hala tam bilemedik tanrıyı, büyümüştük.
- siz değil ama, sizler çirkin -
- sizler annesinin bile özlemediği çocuklar -
Geniş zamanla geçmiş zaman arasına sıkıştık.
Korkak olduk, yorgun olduk
İlkel değildik, tanrı hiç, büyüyememiştik
Yalnız bir camiinin hüznü yeşerdi içimizde.
Yerleşti, anlayamıyorduk,
Aradık, bulamadık.
Aradık, bulamadık.
Aradık, bulamadık.
Bulamadık.
Ali Erdem URAL
YANKIBERKE
03-02-2008, 00:41
ACININ BİR UCUNDAN
Süzgün bir ceylan bakışın
Tedirgin ormanında hüznün
Avcılar acımasız
Avcılar kıyıcısı ömrümüzün.
Kaç kez tuz bastım yaraya
Kaç kez dağladım acıyı
İhanetin çatal dillisini gördüm
İnancın su katılmamışını.
İnce bir sızı büyür
Sesim boğulur ormanda
Rüzgâr yabanıl eser
Kalakalırım yollarda.
Kafeste kuş gibiyim
Yaralı, bungun ve tutsak
Sakıncalı bir iştir şimdi
Sevgi sözcükleriyle konuşmak.
Yaşamı paylaşıyorum seninle
İster zindanda ister sürgünde
Sevdadır emziren direncimi
Adın güneşli bir türkü dilimde.
Sorabilsem aklımdan geçenleri
Irmaklar nereye kuşlar nereye
Tut bir ucundan acının
Ekle yüreğini yüreğime.
Attila AŞUT
gizemliduygular
03-02-2008, 04:16
Bırak eş ruhun
Seni zifiri karanlıkların içine
Acımadan bir kere çeksin
Bırak dedikoducu insanlar
Konuşsunlar arkandan,
Dilediklerince, senin için
"Şu" veya "bu" desinler...
Ve sen hiç düşünmeden;
Bir gün ayakkabını çıkar,
Caddenin tam ortasında,
Yalınayak saatlerce yürü.
Kim ne derse desin, aldırma!
Yüreğinin söylediğince,
İçinden geldiğince,
Çılgınca bağıra bağıra konuş.
Yoksa kendini nasıl özgür kılabilirsin.?
Sen nasıl Kendin olabilirsin...?
Sen nasıl güneşin sıcaklığında
Çimenlerin üstündeki yağmurun
Kokusunu hissedebilirsin..?
Yoksa sen nasıl denizi, martıları,
Yoksa sen nasıl "seni seviyorum" diyen
Sesimi duyabilirsin..?
Seni seviyorum
Seni seviyorum
Seni seviyorum
Seni seviyorum
Seni seviyorum
Sen de beni seviyormusun?
Mr Can Akın
http://www.youtube.com/watch?v=dllJlF0suKY&NR=1
gizemliduygular
03-02-2008, 04:30
Sen Deli Okyanus
Bu hayatı nasıl yaşadım biliyor musun
ben hiç kıyamam gözyaşına
avucuma dökerim / alırım yüreğime
seni / sana ağlatamam
damla damla ruhuma akar / ciğerimi sökerim
bütün kırmızı ışıkları üstüme yakarım
ötelerde ağlayan mı var
hissediyorum zamanı çok dar
sar duygularım sar…
okyanus nedir biliyor musun
uçsuz bucaksız tuzlu, buz gibi bir su
azgın dalgaları cabası
kavuşamayan hiddetiyle alabildiğine başıboş
isyankar sarhoş…
vururlar kayalara korkusuzca
canları acır aldanırlar / umarsızca
sen korkusuz kadın !
sen deli okyanus !
sen küçük sularda kalamayan
boyundan büyük denizlerde koşan / hırçın !
gözün aydın !
ızdıraplarına sarılmış midyeler saklıymış dibinde
hayatın kendisi bu / her şey varmış içinde
hala almadın mı dersini
hala ezberlemedin mi kafiyeleri
ve
hala ağlamamak için direniyor musun
gürül gürül akan yaşlar ne / içine içine
haylaz yağmurlar mı güllere yağıyor
yoksa
ay mı düştü denize
ya da
kahramanlara mı anlatacaksın kendini
mahşere mi saklayacaksın sitemini
apansız kapanan gecelere bir bağırabilsem seni
kör bir zindana koydun kendini...
yarın bu saatlerde yorgun sesini duyacağım
içini kemiren kurşun kadar ağır avazını
dipsiz kuyulara boşaltacaksın yasakladığın sancını
yeter ki böl zamana kendini...
bir çocuğun masum çığlıkları gibi bağıracaksın
kapının eşiğindeki gölgeleri kovacaksın ve
haykıracaksın
bir ahenk seçeceksin bir endamla
bir köşede ağlayacaksın
sen deli okyanus !
sen boyundan büyük denizlere koşan hırçın kadın !
gözün aydın !...
Nihal Mirdoğan
gizemliduygular
03-02-2008, 04:33
GÖZLERİN ÇAĞIRIYOR BENİ
Eflatun sular süzülüyor aynalardan
Damlacıklarında hicranlı yüzün
Ben kapıları aldatıyorum gün be gün
Sen pencereleri
Ben denizlere bakarak martılara yalanlar söylüyorum
Sen gemilere
Sonra liman bilmez korsanlara terk edip
Issız adalara sürüyorsun dizelerimi
Gitmek istiyorum çakıp da kaybolan şimşekler gibi
Gel gör ki, önümde hatıralar mahzeni
Parmak uçlarımda paslı çiviler
Bütün zindanları yıkarak birer birer
Gözlerin çağırıyor beni
Gözlerin en soylu atların koştuğu bir bahar gezegeni
Çeşmelerin bakınca gülümsediği
Irgatların göklere yöneldiği
Latince bilenlerin nergis akşamlarında
Göllere meydan okuyup
Kıyısında şarkılar dinlediği
Tutkular değirmeni
İnciterek aşk kitaplığındaki bütün harfleri
Kirpiklerinde efsane şairlerin mağrur kalemleri
Gözlerin çağırıyor beni
Kaşlarının cilveli bir ahu gibi
Ömrümüze düştüğü günden beri
Köleleri ağlattın ey sevda semenderi
Adı konulmamış yıldızlardan koparak
Vadilerde biriken yalnızlığım
Kalbimi avuçlarına almış
Tutuyor sana doğru
Çölde bir kuyuya mı bırakayım ellerimi
Geceye otağ mı kurayım buzullar ortasında
Ne yapayım bilmiyorum ey acılar bedesteni
Biraz ateş ve hüzün
Biraz köpük ve leylak
Gözlerin çağırıyor beni
Gittim son ışığından bakışlarının
Kırdım kanatlarını bin bir gece masallarında
Zümrüdüanka kuşlarının
Şimdi nasıl da yürüyorum dağlara karşı farkında mısın
Umursamıyorum boğazımda düğümlenen yolları
Bulutları susturuyorsun söylemesinler diye
Turnaların toprağa dökülen eşsiz definelerini
Damıt kalbini kuşkulu yokuşlardan
Kurtul karanlığından fotoğrafların
Her köşede ısırgan edalı kan evleri
Her menzilde leylayı küçümseyen kaktüsler
Ne seni görüyorum hayatın boşluğunda
Ne de son anlarında resmini büyütüyor
Yokluğunla savaşan intihar temrinleri
Gizlenme ardına fesleğenlerin
Bahaneden bıkmıştır bezirganlar, mevsimler
Yüzeyde ve sancılı haykırışlar uğruna
Derinden ve telaşsız bir uyanıştır şiir
Bu yüzden zehre batmış urganlar gül kokulu
Bu yüzden gözlerine ayarlıdır saatler
O öpüp okşadığın yaprak akkorsa şimdi
Kim bilir hangi zaman gönlüme uğramıştır
Kollarına aldığın mutluluk servileri
Bana dokunduğunda sessizce ağlamıştır
Simyası bozulduysa dilimin, kelimeler
Bir volkandan geriye kalan ırmaklar gibi
Bilinmez ki nereden akmıştır yüreğime
Geçerek en azılı köprülerden, duraksız
Varmak için sevdanın tükendiği ülkeye
Duygularına ölüm yüklüyorum ömrümün
Yaklaştığım her sahil tutuyor ellerimi
mor bir yangın, hercai dalgalar, kum taneleri
Çakallar iniyor dağlardan apansız
Ardımsıra gölgeler, gökkuşağı
Rengarenk uçurtmalar gibi kaplıyor göklerimi
Gözlerin çağırıyor beni
Oysa ben hiç görmedim dünyada gözlerini
Takılmadım engellerine nilüfer bakışlarının
Bir ses beklediysem yankılansın diye evrenimde
Kalbinden benim adıma
Sevdalı bir vuruşun özlemiydi süsleyen
Sokaklarımı, şehirlerimi
Gözlerin çağırsa da beni
Çağırmadan kalbin çatlayan gözlerimi
Görmeden ellerinde hangi toprakların yayılıp
Hangi tohumların yeşerdiğini
Tutunmayacağım zamana dilenci gibi
Hala uzaklardan işaret parmağıyla
Gözlerin çağırsa da beni
Gidiyorum; adımlarım yaz kurdu, güz kefeni
Nurullah Genç
gizemliduygular
03-02-2008, 04:38
AY KARANLIK
Maviye
Maviye calar gözlerin
Yangin mavisine
Rüzgarda asi
Körsem
Senden gayrisina yoksam
Bozuksam
Can benim,düs benim
Ellere nesi
Hadi gel
Ay karanlik
Itten ac,yilandan ciplak
Vurgun ve bela
Gelip durmussam kapina
Varmi"ki doymazligim
Illede illede
Sevmelerim
Sevmelerim gibisi
Oturmus yazicilar
Fermanim yazar
N`olur gel
Ay karanlik
Dört yanim pust zulasi
Dost yüzlü
Dost gülücüklü
Cigaramdan yanar
Alnim öperler
Suskun ,hayin,ciyansi
Dört yanim pust zulasi
Dönerim dönerim cikmaz
En leylim gecede ölesim tutmus
Etme gel
Ay karanlik..
Ahmed Arif
gizemliduygular
03-02-2008, 04:41
http://misra.blogcu.com/7435061/
gizemliduygular
03-02-2008, 04:51
SEN UYURKEN
Sen uyurken
Ben Sensizliğin savaşında,
Yalnızlığımdan bıkkın.
Hasret ve Özleminin yükü
Omuzlarımda.
Bedenim
hergünkünden çok daha yorgun.
Gözlerimde günlerdir tanışılmamış
Uykuların sevdası.
İçim sana kavuşmak ümidiyle yanarken.
Sana seni çok sevdiğimi fısıldıyorum.
SEN UYURKEN
Yzn:Fuat COŞKUN
İnanırdım duyduğum her söze
Bir zamanlar saflık vardı
Şimdi yerim yok aldanmaya
Bir hayat sıradanı kalbim
Bana bitmeyen bir tek şey söyle
Söyle sonsuza inanayım
Bana nasıl seveceğimi anlat
Aşk karlı yokuş yorulmayalım
Söz ver durma öyle bana söz ver
Bakışına kanmam artık söz ver
Çok zor soru değil bu hadi çöz ver
BİRLİKTE ÖLECEKMİYİZ
Hadi beni biraz heyecanlandır
Yüzüm gülmüyor çoktandır
Ben kaybetmekten çok korkarım
Tüm alışkanlıklar çocukluktandır
Geleceksin belki çok seveceksin
Zamanı gelince gideceksin
Bir keşkeye daha yer yok kalbimde
Birlikte ölecekmiyiz
Söz ver durma öyle bana söz ver
Bakışına kanmam artık söz ver
Çok zor soru değil bu hadi çöz ver
BİRLİKTE ÖLECEKMİYİZ
YANKIBERKE
04-02-2008, 10:03
FORSA
gurbeti hançer
yapıp gezinir
kendi zincirine
vurgun forsa.
devrilen turuncu
bir ayın şavkında
aras gözyaşı akar
hemşeri göçmen kuşa.
horasan´dan yeni
kalkan bir tren
nasıl saplanmışsa
kara ve acıya.
sensin, yüküyle
batmış mavna
kurt ağızlı
gecenin ortasına.
Behçet Aysan
YANKIBERKE
06-02-2008, 00:43
Şiir, boğazın orta yerindeki bu ülser.
Şiir, kafatasını temizleyen bu akbaba.
Şiir, aklını yitirdiğin bu poker.
Şiir, gerçeklikten bu kaçma ödevi.
Şiir, sözcüklerin birbirini öldürdükleri sessizliğin.
Şiir, bu çığırtkan ve etobur çiçek.
Şiir, derinin altında yatan bu kızkardeş.
Şiir, en tatlı şeylere edilen bu küfür.
Şiir, sevecenliğin dibindeki bu isyan.
Şiir, görünür krallığı reddedişin.
Şiir, sana kuşku şırıngalayan bu zehir.
Şiir, ağaçları deli bu bahçe.
Şiir, artık hiçbir şey öğrenmemek için aldığın ders.
Şiir, doğduğun okyanusa dönüşün.
Şiir, senden başkası olma mutluluğun.
ALAIN BOSQUET
YANKIBERKE
06-02-2008, 01:22
PENÇE
Kambur yürüyen gökyüzü soluk soluğa kalıyor çabucak;
Arabulucu, duyulmadı;
Onu mavi üstüne mavi, siyah üstüne altın rengi boyuyorum.
Bu gök bir ilkokullu çantası,
Dutların lekelediği.
René CHAR
Çeviri: Aytekin KARAÇOBAN
gizemliduygular
09-02-2008, 23:55
Baharı Bekleyen Kumrular Gibi
Baharı bekleyen kumrular gibi
Sende beni bekle sakın unutma
Ellerin havada gözlerin yolda
Bir tanrıyı bir de beni sakın unutma
Çınladın durdun kulaklarımda
Süzülen yaştın yanaklarımda
Bir şarkı oldun dudaklarımda
Senin ismini söyledim durdum
Bende unutamam geçsede yıllar
Seviyorum seni dünyalar kadar
Dudaklarımda ismin gözümde yaşlar
Bir tanrıyı bir de beni sakın unutma
Söz:Tuncay Tuncel
Beste:Coşkun Sabah
Makam:Kürdi
TOPLAN GİDİYORUZ EY KALBİM
haydi toplan akşam oldu
vakit doldu
toplan gidiyoruz ey kalbim
kırkikindi yağmurlarına kalamam
kaldıramam bunca ağrıyı, ihaneti
biliyorum kirlenmiş hiç bir bakışta yer yok bana
bu yüzdendir ceylanlara küsmüşlüğüm
sevdalara küsmüşlüğüm bu yüzden
bir gül yaprağı bulup sarmak için yaramı
alıp götür beni buralardan
içimdeki cesetleri çiğneyerek
kalbimdeki mahşere
bak akşam
vakit tamam
dürüp ömrümün defterini
toplan gidiyoruz ey kalbim
yorgunum
bir sonbahar ezgisi gibi bekleyemem son yaprakta
sevgisi iğdiş edilmiş tarihlere koma beni ey kalbim
bak güz yağmurları iniyor acılar ve ihanetler üstüne
çırılçıplak ve sevgisiz kalmış bir şiirim
kimsesiz bir kış sokağında
ne gülen gözleri menekşelerin avutuyor beni
ne de munzur bakışlı cerenler
al götür beni buralardan ey kalbim
geçtiğim tüm kıyılara kırık göz yaşlarımı
ince duygularımı bırakarak
ve kırarak aynalarını hüzünlü bakışlarımın
artık hiç bir sevince yakışmıyor yüzüm
sevinçlere geç kalmış yorgun ve yaralı bir yolcuyum
heybemde türküleri unutulmuş bir şafağın yalnızlığı
geçtiğim bütün kıyılara gözyaşı yağdırıyorum
bütün dinlerden kovsunlar beni
bütün ülkelerden
bütün yüreklerden kovsunlar
hangi tanrıya sığınsam yaramın merhemi yok
biliyorum kirlenmiş hiç bir bakışta, yer yok bana
bu yüzdendir ceylanlara küsmüşlüğüm
sevdalara küsmüşlüğüm bu yüzden
yeni bir gül yaprağı bulup sarmak için yaramı
sevdalı bir kuş yükleyip acılarımı kanatlarına
alıp götürsün beni buralardan
içimdeki ölüleri çiğneyerek
kalbimdeki mahşere
hamuru çürümüş dostluğun, vefanın, aşkın
vefasız mevsimlere bırakma beni ey kalbim
ağlatma beni sevda kapılarında
kahpe kapılarında eğme boynumu
kurşunlar sıkılsa da canevime
çiğnetme yoksulluğumu ayaklar altında
bırak başım dik, içim ezik kalsın
onurlulara mahsus bir makamda ağırla beni
satılmışlığın, alçaklığın, ihanetin ortasında koma
biliyorum bu düş sığmaz kirlenmiş sokaklara
bu sevda sığmaz
bakmayın gözlerime
nasıl saklarım yüreğimdeki incinmişlikleri
kınalı bir kelebek konunca saçlarıma
ah! benimde hayallerim vardı
baharlarım vardı yazlarım vardı
kuşlar uçup gitti yüreğimden
gökyüzü yaralı kaldı
bir isyan giydirip gözlerime
dipsiz bir uçuruma yuvarladım umutlarımı
aşk diyordum talan oldu, yalan oldu ömrüm
tınısı kırık bir keman sızısıyım artık
yok gideceğim bir başka kapı
haydi toplan vakit tamam
toplan gidiyoruz ey kalbim
boşalsın ince duygularımın sırtındaki yük
paranın sevgiye ihanetini gördüm
insanın önünde diz çöküp ibadetini
dünler harabe yarınlar umut değil
hüznün neresinden dönsem, kırgınım
öpmeye uzandığım bütün dudaklar frengili...
Nuri Can
Değerli Hocam'a saygı ve sevgilerimi gönderiyorum. Yüreği dert görmesin.
gizemliduygular
10-02-2008, 00:11
Acıyla Erir Yüzüne Aşık Çocuk
Ne zaman yüzüne baksam
yalnızlığın o mutlu gerilimi
O öksüz göl hızla derinleşir
biliyorum,acılarım hiç bitmeyecek,bu öyle bir
yeşil
Ne zaman gözlerinin içine baksam,biliyorum
ikimizi de aşar,o kapının ardındaki masal
bense yüreğimin bu hallerinden korkar,kalırım
bir hız trenine bindirilmiş küçük bir çocuk gibi
geçip giden yüzlerine bakar kalırım
Ömrün kısalığı çarpar camlara
ateş hızla yayılır içerilere
Akşam olur,evler dolar boşalır
acıyla erir,yüzüne aşık çocuk
Ne zaman gözlerinin içine baksam,bliyorum
İkimizi de aşar,o kapının ardındaki masal
Cezmi Ersöz
gizemliduygular
10-02-2008, 00:21
Usta şairimiz Cezmi Ersöz'ün yarın çıkacak olan şiir kitabından bir şiir.
KENDİNİ SAKLAMA ÇİÇEKLERİ
Biz aşk bahçemizi küçük tuttuk
seninle
içinde güvensizlik ağaçları,
küstüm otları
kendini saklama çiçekleri
Özlem kirlibir kan gibi yüreklerimizi boğmasın
yalnızlık karanllık bir orman gibi
çökmesin içimize diye
biz aşk bahçemizi küçük tuttuk seninle
Önümüzde dokunuşlardan uzak,
İnsafsız ve çok uzun bir kış var diye
koca bir yaz kendini saklama çiçeklerini
suladık durduk yalnızca
Biz aşk bahçemizi küçük
çok küçük tuttuk seninle...
Cezmi ERSÖZ
gizemliduygular
10-02-2008, 00:29
Çatlamaya Koşan At
Aşk için kötü olmayı seçtim
kavuşmaların önünden koştum hep
acısını senden çıkarttım
içine çekmeye unuttuğun kalbinden
Son gece anladım
bu sessizlikten bir yangın kuşu doğacak
çatlamaya koşan bir at, hırpalanmış
unutmuş yarışı
Aşk için kötü olmayı seçtim
sahipsiz yüzlerimin tuzağına düşürdüm seni
özlemini büyük tuttum tenimizin uyumundan
Sevdikçe öldüren aşk için
kötü olmayı seçtim...
Cezmi Ersöz
Bilirsiniz
Siz ölümlü olduğunuzu bilirsiniz
Bir gün ota ağaca böceğe
Suya toprağa karışacaksınız bilirsiniz
Bir gün gelecek
Adınızı bilen de bulunmayacak
Bilirsiniz
Sebahattin Kudret
YANKIBERKE
10-02-2008, 22:04
Sadece Eğer Diyebiliyorum
Eğer...eğer...eğer...
tehtitleri sevmiyorum, yaralanmayı mı onu hiç ama hiç!
Gelecek dedim öykünün en yaşlı yerinde gelecek
sevginin en kuvvetsiz yerin de
yalan bu gelecekti.
Biz bakıştık mı ? dinledik mi hiç birbirimizi ?
Bilmem!
belkide hayır ne dersin
evet evet
Hayır!
Ve şimdi biz bir yoklama kağıdının yarı çıplak yoklukları...
ikiside ne dedi birbirinden habersiz birbirine bilmek istermisin?
Eğer bir daha fırsatım olsaydı
eğer bir daha işkence altında yüreğine yatırılsaydım
eğer...arasında kalp geçen yollara sürülseydim
eğer işte, sadece eğer
sevseydi beni eğer
eğer
sıramı, fırsatımı kullanıp ona ölmekten yana kullanmaz mıydım?
Kim durdururdu bizi, söyle ha kim?
Ah bu dudağını baştan bükmüş sevdam
eğer arkamdan lanet bir müzik başlasaydı
ve ben o müsibetin yanına varan olsaydım
ne farkederdi?
Eğer bir daha işkence altında yüreğine yatırılsaydım
eğer...arasında iki kalp geçen yollara sürülseydim
eğer işte, sadece eğer
sevseydi beni eğer demezdim bu kez
ne farkederdi ki yürek yurdum?
Seni sevdim.
Demet Ihkan
Gülleri sana bırakıp dikenlere gidiyorum
Gidiyorum
bütün acılarımı vurup sırtıma
umutları bırakıp başucuna
ıtırları, menekşeleri, kırgüllerini bırakıp
şiirlerimi sarıp bohçama
yüreğimin yangınına gidiyorum
hoşca kal usulboylum, güzel gözlüm hoşca kal
Gidiyorum
gözyaşlarımı papatya diye saçlarına takıp
yüreğimdeki yağmurlarla bir ırmağa akmaya gidiyorum
içimde yeşerttiğim tüm çimenler sana kalsın
sana kalsın baharçiğdemleri, kırgelincikleri, kırkkanatlılar
gülleri sana bırakıp dikenlere gidiyorum
Gidiyorum
başımda gam, gözlerimde nem
toplayıp önüme düşen gölgeleri
savurup acılı rüzgarlara gözyaşlarımı
gidiyorum
bütün hatıraları bırakıp geride
ve usulca çekip kapıyı ardımdan
alıp başımı gidiyorum buralardan
şafak sökmeden kimseler görmeden
yağmurun yağmadığı çöllere gidiyorum
sevgi dolu yüreğimi bir ıssızda yakmak için
Hoşça kal suyundan çimdiğim dere
kana kana içtiğim pınar
say ki, hiç yaşamadım bu yerlerde
nazlı çiçeklerini okşamadım baharın
bozguna uğramış bir bostanın hüznüyle
bir yaprağın ürpertisine yazıp ömrümü
çekip gidiyorum buralardan
Çekip gidiyorum bir bilinmeze doğru
hem yol, hem yolcu olmaya
acılarımla başbaşa kalmaya
bütün yıldızları takıp kanatlarıma
rüzgarların uğultusunda kaybolmaya gidiyorum
Yüreğimin sızılarında damıttığım her şiiri bin kez öperek
ve sökerek sevgiden yana ne varsa göğsümde
gecelerin zifiri saçlarında çıkıp yola
dağlı bir ırmak gibi çarpa çarpa kıyılara
içimdeki yaraları kanatmaya
bir ceylanın gözlerinde ağlamaya gidiyorum
Bütün borçlarımı ödedim alacaklarımı erteledim
artık ne diyecek bir sözüm kaldı sevdiklerime
ne okuyacak bir şiirim
gözlerimin içinde iki damla gözyaşı gibi
bakmadan ardımdaki uçurumlara
alıp götürüyorum yüreğimdekileride
hoşca kal usulboylum, güzel gözlüm hoşca kal
Nuri CAN
Seni Seven Yüreğime Sor Beni
Her gece kan-ter içinde uyanıyorsam eğer
hasretin ateş olup giriyorsa koynuma
seni düşünüp özlüyorsam, uyuyamıyorsam
ıslanıyorsa kirpiklerim seni her andığımda
yağmur olup yüreğime yağıyorsan her gece
her düşündüğümde hızla çarpıyorsa kalbim
sensiz bir kez olsun gülmüyorsam bu şehirde
savruluyorsam sokak sokak
ürperiyorsam yaprak yaprak
esip geçen rüzgarlara sor beni
Hasret ateşleri yağıyorsa üzerime her gece
kül ateş, ateş alev, alev kor olup yakıyorsa
kahroluyorsa kalbim seni andığımda
ve hiç bir kural tanımıyorsa artık
titreyen yüreğime söz geçiremiyorsam
kaçmak istedikçe sana dönüyorsam yine
ölüyorsam aşkından her gün dirhem dirhem
ateş - alev sevdalara sor beni
Seninle gözgöze her geldiğimde
ben lal olmuş bülbül, sen gül oluyorsan
düğümleniyorsa boğazım
çıkmıyorsa sesim, daralıyorsa nefesim
konuşamıyorsam tek bir kelime
depremsi bir titreme başlıyorsa bedenimde
ve çözülüveriyorsa dizlerimin bağı
şu deli - divane gönlüme sor beni
Sensiz böyle boynu bükük duruyorsam eğer
kirpiklerimden süzülen damlalar,
ıslatıyorsa yüreğimi her gece.
hep bulutlarda saklıyorsam gözlerini
içime düşüyorsan tane tane her yağmur yağıdığında
kirpiklerimin kıyısında martı olup uçuyorsan
sesinden başka ses duymuyorsa kulaklarım
susuyorsa denizler seni düşündüğümde
gelip seriliyorsan kıyılarıma sular gibi
gelip sokuluyorsan uykularıma
gelip sokuluyorsan rüyalarıma
sensiz geçen gecelere sor beni
Damarlarımda aşk olup dolaşıyorsan
şiir şiir duruveriyorsan içime her düşündüğümde seni
her şarkıda nağme nağme doluveriyorsan kulaklarıma
mavi bir coşku oluyorsan bedenimde aşkça
çıkıp ırmaklarla dertleşiyorsam her gece
ay gibi akıyorsan yüreğime beyaz tüller içinde
yalnız yıldızlarla paylaşıyorsam seni sevdiğimi
sana anlatamıyorsam
bir kır çiçeği hüzün saçıyorsa gözlerime
su olup akıyorsam, ateş olup yakıyorsam
beceremiyorsam sana aşkımı anlatmayı
beceremiyorsam sensiz yaşamayı ve ölmeyi
şu seni ölümüne seven yüreğime sor beni
Nuri CAN
Buğulu Camlarda Kaldı Adın
Sendin hayatımın kaynağı
saçlarıma dolanan aydınlık
papatyanın akı, karanfilin alı
algülüm, gülgüzelim, gözgülüm
umudum, özlemim, vazgeçilmezim
seninle uçardım
güvercin kanatlarında her sabah
bir ipekböceği sabrı
bir güvercin aklığı
bir anne sıcaklığı
ve bir kumru saflığıyla severdim seni
bilmezdin
dudağımda bir ıslıkla
bir sevda masalında beklerdim seni
gelmezdin
her gece sevgimi
göğe yıldız diye serperdim
görmezdin
gülüşün bahar buğusu olurdu
gülüşün bir avuç su
gülüşün gül
gülüşün karanfil kokusu
seni görmediğim gün
iki damla özlem
iki damla hasret çiçeği olur
düşerdin yüreğime tane tane
kirpiklerimin kıyısında martı olur uçardın
susardı bütün denizler seni özlediğimde
gelmezdin
bir sevda masalında arardım seni
bir gülün alında, bir çınarın dalında
saçlarını koklardım tel tel
dudağına en güzel şarkılar yakıştırırdım
ayışığı dökerdim bakışlarına her gece
bilmezdin
güz biter
kış gelir giderdi
yaz biter
bahar gelir geçerdi
gelmezdin
buğulu camlara yazardım adını
yüzünü gözlerimde
sesini ruhumda saklardım
bilmezdin
İsterdim ki,
baharda toprak olayım
rüzgarda yaprak olayım
kırmızı balonlara yükleyip yüreğimi
her gece sana yollayayım
isterdim ki,
en güzel aşk öyküsü olsun aşkımız
yüreklere yazılsın şiir şiir
dünyada bütün sevenler, sevmeyenler
gelenler, geçenler hep seni okusun
isterdim ki,
İçtiğim her suda seni bulayım
sana dökülsün yüreğim damla damla
umudum, ekmeğim, cançiçeğim
züllü yarim olasın.
serin bir meltem gibi saçlarıma
soğuk pınar gibi. umutlarıma dolasın
isterdim ki,
kokladığım her çiçekte seni koklayayım
saflığın aksın içime damla damla
hayatın kaynağı
sevginin bağı olasın
gökyüzü kadar mavi
bulutlar kadar beyaz,
en güzel aşk hikayesi olsun aşkımız
Nuri CAN
Sustum
Sustum!
.............
yüzünle konuşuyorum şimdi!
bir beyaz hayal seriliyor çimenlerime;
papatyalara benziyor...(dönüyor sonra sarışın bir kuş sürüsüne..)
gözlerinde dokunuyorum güzelliğine..
seni özlüyorum anlamıyorsun
tutup öldürüyorum birini (sevgim kanıyor..)
gömüyorum sineme...
sustum!..
............
ellerini tutuyorum şimdi!
başak dolu bir ova nazlanıyor gözümde..
göçüyor harman yerlerine..(rüzgara direnen yaba gibi)
bir inip bir çıkıyorsun gene de,
sen duymuyorsun
samanların arınıyor tenimde
tanelerinde acıkıyorum...
parmaklarını yiyorum kimse görmüyor
benimdir onlar, vermem geriye...
sustum!..
............
saçlarını kokluyorum şimdi
tel tel güller doluyor bahçelerime..
kar mevsimini düşünmüyorum hiç!..(leylekler ağaç tepelerinde)
kim demiş!
doruklar beyaz değil!..beyaz değil işte....
sen görmüyorsun
yazdan kalma güneşle eğiliyorum
kırmızıların solmasın diye.
sustum!...
...........
uzaklığını ölçüyorum şimdi..
mesafeler artıyor içimde..
yollar büklüm büklüm..yollar dikine...(noktam derinleşiyor gitgide)
sen bilmiyorsun
kilometre taşlarını kaç kez saydım dersin...
bir tanesi bile yoktu
kapının önünde...
bir kürek kor ateş bulup
üfledim yüreğime...
Tayyibe Atay
BORA YAŞAR
11-02-2008, 20:10
Cemre Umudu
Zifiri karanlıklar ardında kaldı sesimiz.
Renk vermez sislerle geldi esaret..
Umut dediğin şu dağın ardında
Kar, tipi, boran.
Yol iz kurda emanet.
Az kaldı cemre düşer bilirim
Havaya, suya, toprağa
Isınır doğa, güneşli ışıklarda,
Filiz filiz yeşerir umutlar.
Karanlıklar aydınlığa.
Sevdamız büyük sayımızdan
Korkuyu siler gölgemiz.
İnancımız çığlıktır bağrımızdan
Ses olur yıkar geçeriz.
Bora Yaşar
12.02.2008 İzmir
YANKIBERKE
12-02-2008, 13:03
Gitmek
gün gelir insan anlayıverir
tek başına yaşlanan bir ağaç olduğunu
o yüzden kederi yazmak isteyebilir
rüzgarın gövdesinde açtığı yaralara
sonbaharda şaşarak öğrenirsin
yaprakların rengine inanmamayı
ve zamanın o müthiş yalanını
o müthiş yalanını tutkunun, ihtirasın
anların, anıların,
çılgın bir nehir gibi kör koşularda
yaşadıklarının ve yaşayamadıklarının
dağlarda, odalarda, avunmalarda
çoğaldın sandığın azalmalarda
ışığını yitirmiş o ölü yıldızlarda
düşen bir yaprağın son gülüşünde açan
yankısız çığlıklarda
şaşarak öğrenirsin
zamanın ve hayatın büyük sırrını
gök sadece yağmura anlatır sonsuzluğu
oysa unutur damla toprağa değer değmez
yağmurun da kederli bir ülke olduğunu
unutmaktan başka güz yokmuş gibi
ve hayattan daha gerçek bir yalan
toprağa ne söyler yağmurun sesi
bir şarkı mı, bir şiir mi, bir güz hikayesi mi
yaşlı bir ağaç olsan, çırılçıplak bir ağaç
ne söylerdin, kalbinde esip duran rüzgara?
"beni terk et
içimde sonbahardan başka bahar kalmadı"
belki de gitmektir aşk, sadece gitmek
avare bir kederi sarıp yaralarına
rüzgarın devirdiği bir ağaç gibi
köklerini sessizce bırakarak toprağa
Ayten Mutlu
YANKIBERKE
12-02-2008, 13:04
Gidelim
I
uzaklara gidelim, yağmurun çanlarına
ışığına gölgeler kralının, suyun
çıplaklığına
yürüsün yol, uysal ve inatçı bir yoldaş
yanımız sıra, biz gidelim, çoğalan
arzusuna
patikaların, kanın çığlıklarına
dursun zaman, biz gidelim
seke seke gidelim
göğün suretini çizen denize,
kımıldayan taşların şarkılarına
yeraltı madenine kardeş dağların
çağrılı bir konuk gibi gidelim
ırmakların soluksuz yankılarına
altın bir muştu gibi soluk soluğa
morötesi sözcüklerle gidelim, yalanların
ürkünç gece kuşlarının uğramadığı orman
yalınlığına, art arda örülmüş duvarların
ötesine geçelim, okşayan yalımına
otların, karanlık sokakların kıvılcımına
içimize gidelim ateşin ve külün barıştığı
toprağa
II
çocuk yüzlü sabaha
direncine delikanlı çağların
kurumuş dalların içindeki yaprağa
bekleyen rüzgarına çöl yıllarının
kızıl bir nar olup çatlasın güneş, biz
gidelim
üzüm bağlarına
yıldız kavşağına haritaların
ufkun yatağını sersin gökyüzü, çıngırak
seslerine
bilge hayatın, dans ederek kanın
mağarasında
dönsün mavi bir buğu gibi dünya
biz oraya gidelim, elma kokularına
yitirilmiş ne varsa çağırsın aşk
adımızı güzelliğe sora sora gidelim
saf mücevher günlere
mor sümbül gecelere, ömrün köpüklerinde
açan o kızıl güle
çamurun kalbindeki acıyla yakıp meşaleleri
unutulmuş saflığın izlerini süre süre
gidelim
biz nereye gidelim?
o yakut ülkesine yüreğimizin
hadi gidelim
Ayten Mutlu
YANKIBERKE
12-02-2008, 13:05
Dilek
hiçbir şey avutmuyor beni artık
büyüyen çocukları izliyorum
uçuşarak çiçek ölüleriyle
bu sessiz acılar bizim tohumlarımız
çığlıklı günlerin bağbozumunda
güz dökümü yemişler tadacaklar
o bildik rüzgarla yarışacaklar
ışık ve ses olacak gölgeleri
otlarla bulutlar arasında
taşlar çağıracak onları mavi
yamaçlara gizli patikalara
derinleri kazacak uçurum adımları
köpükten bir yankıyla buluşacaklar
uçuşarak çiçek ölüleriyle
yağmurun adını yeniden koyacaklar
ses ve ışık olacak yürekleri
karanlık, tenha yollar boyunca
sessizlik diliyorum kendim için sessizlik
acının ve tükenişin meyvesi olsun
eski yazlardan kalan bir avuç toprak
gibi koksun yağmurun köklerinde
hiçbir şey avutmuyor beni artık
büyüyen çocukları izliyorum yalın düşlerle
acılarla büyüyen çocukları sessizce
Ayten Mutlu
YANKIBERKE
12-02-2008, 13:05
Çocuk ve Akşam
işte akşam, tül, bakır ve yas
havada kuş tüyleri, ıssızlık
ay şimdi sularda gizli bir veda
kumdan kalelerine ağlarken çocuk
ruhta köpüklenen o kızıl yara
doğunun akşam faslı bu eprimiş gün
isli lamba, misk kokusu, hüzün
ve siyanür tanrıya diz çöken vaha
çocuk rüyalarında denize benzer kuşlar
kanatsız düşler gibi halkbilgisi hep kırık
çocuk-kuşlar yansıtan buğulu aynalarda
dans bu, fonda garip bir arya
sözcükleri yitiren sesin boğuk tınısı
tül, ıssızlık ve daracık odalarda
anka uçuran ruhun gizemli dansı
akşam işte, araftaki âmâ kuş
halkbilgisi hep zayıf çocuk düşleri
gibi masum ve suçlu darağacında
ah akşam, lirik bir bağbozumu şimdi
yakutun alacada rengini yitirdiği
Ayten Mutlu
YANKIBERKE
12-02-2008, 19:08
YÜREĞİNİN VURUŞUYLA
ikiniz'e; artık "tören bitti"
mermi susuşunu aldım, başarısız suikastler hazırladım kendime
kar içinde geçtim ovalardan, gölgemi dağ kapladı
fırtınaya karıştırdı soluğumu sevgilim, savurdu tipiye
yüreğinin vuruşuyla sayardım aramızdan geçen göçmenkuşları
unutturdu yüreğini de, fırlatıp attı boynundan uçarı kokumu
ayaz vurdu, buğulandım kara saplanmış tren camlarında
artık güneş saati kullanacak mevsimlerden çok uzaktayım
tetik sesindeyim, düşüyorum küçük ihanetlerle yaralı aşklara
Akif KURTULUŞ
YANKIBERKE
14-02-2008, 12:16
İnsan
yerle gök arasında küçücük evler
mırıldanan odalar, aralık pencereler
kap kacak, sandalyeler, yorgun bir masa
küçük alışkanlıklar, yıpranmış tatlar
bir avuç toz, bir ikindi gölgesi
köşe minderine kurulmuş zaman
birbirine aşina duvarlar arasında
ne çok eşya, ne çok kaygı, ne az sevgi
denizden koparılmış birazcık tuz, güneşten
sereserpe bir duygu, bir öpücük, bir kahkaha
fısıltılar, vazodaki çiçeklerin buğusu
ve anların telaşına
sinmiş ölüm kokusu
yerle gök arasında bir öbek can
bir tas öfke, denizler dolusu gam
çığlıklar, yakarışlar ve derin susku
ve küçücük evlerin damarlarına
çarpa çarpa akıp duran
akıp duran
bu yaşama arzusu
Ayten Mutlu
TERKETMEDİ SEVDAN BENİ
Terketmedi sevdan beni,
Aç kaldım, susuz kaldım,
Hayın, karanlıktı gece,
Can garip, can suskun,
Can paramparça...
Ve ellerim, kelepçede,
Tütünsüz uykusuz kaldım,
Terketmedi sevdan beni...
Ahmed Arif
gizemliduygular
14-02-2008, 18:45
Cemre Umudu
Zifiri karanlıklar ardında kaldı sesimiz.
Renk vermez sislerle geldi esaret..
Umut dediğin şu dağın ardında
Kar, tipi, boran.
Yol iz kurda emanet.
Az kaldı cemre düşer bilirim
Havaya, suya, toprağa
Isınır doğa, güneşli ışıklarda,
Filiz filiz yeşerir umutlar.
Karanlıklar aydınlığa.
Sevdamız büyük sayımızdan
Korkuyu siler gölgemiz.
İnancımız çığlıktır bağrımızdan
Ses olur yıkar geçeriz.
Bora Yaşar
12.02.2008 İzmir
Saygıdeğer forumdaşım BORA YAŞAR
Bu şiir yazma konusunda yardımlarını isteme durumunda kalacağım, kapısını aşındıracağım bir kişi de sizsiniz. Sözcükler ve cümleler özenle seçilmiş ve en uygun yerlerine oturtulmuş. Artık benim gibi bir acemilerden de acemi olan bir şiir meraklısından çekeceğiniz var HOCAM.
gizemliduygular
14-02-2008, 19:30
EY ÖZGÜRLÜK
Okul defterlerime
Sırama ağaçlara
Kumlar kar üstüne
Yazarım adını
Okunmuş yapraklara
Bembeyaz sayfalara
Taş, kan, kağıt veya kül
Yazarım adını
Yaldızlı tasvirlere
Toplara tüfeklere
Kralların tacına
Yazarım adını
Ormanlara ve çöle
Yuvalara çiğdeme
Çın çın çocuk sesime
Yazarım adını
En güzel gecelere
Günlerin ak ekmeğine
Nişanlı mevsimlere
Yazarım adını
Gök kırpıntılarıma
Güneş küfü havuza
Ay dirisi göllere
Yazarım adını
Tarlalara ve ufka
Kuşların kanadına
Gölge değirmenine
Yazarım adını
Fecrin her soluğuna
Denize vapurlara
Azgın dağın üstüne
Yazarım adını
Bulutun yosununa
Kasırganın terine
Tatsız kaba yağmura
Yazarım adını
Parlayan şekillere
Renklerin çanlarına
Fizik gerçek üstüne
Yazarım adını
Uyanmış patikaya
Serilip giden yola
Hınca hınç meydanlara
Yazarım adını
Yanan lamba üstüne
Sönen lamba üstüne
Birleşmiş evlerime
Yazarım adını
İki parça meyveye
Odama ve aynaya
Boş kabuk yatağıma
Yazarım adını
Obur köpekçiğime
Dimdik kulaklarına
Acemi pençesine
Yazarım adını
Kapımın eşiğine
Kabıma, kacağıma
İçimdeki aleve
Yazarım adını
Camların oyununa
Uyanık dudaklara
Sükutun ötesine
Yazarım adını
Yıkılmış evlerime
Sönmüş fenerlerime
Derdimin duvarına
Yazarım adını
Arzu duymaz yokluğa
Çırçıplak yalnızlığa
Ölüm basamağına
Yazarım adını
Geri gelen sağlığa
Kaybolan tehlikeye
Hatırasız ümide
Yazarım adını
Bir tek sözün şevkiyle
Dönüyorum hayata
Senin için doğmuşum
Seni haykırmaya
[:Paul Eluard]
Çeviren: [:Melih Cevdet Anday]-[:Orhan Veli Kanık]
Zülfü Livaneli besteledi ve yorumladı.
gizemliduygular
14-02-2008, 19:31
HİKÂYE
Senin dudakların pembe
Ellerin beyaz,
Al tut ellerimi bebek
Tut biraz!
Benim doğduğum köylerde
Ceviz ağaçları yoktu,
Ben bu yüzden serinliğe hasretim
Okşa biraz!
Benim doğduğum köylerde
Buğday tarlaları yoktu,
Dağıt saçlarını bebek
Savur biraz!
Benim doğduğum köyleri
Akşamları eşkıyalar basardı.
Ben bu yüzden yalnızlığı hiç sevmem
Konuş biraz!
Benim doğduğum köylerde
Kuzey rüzgârları eserdi,
Ve bu yüzden dudaklarım çatlaktır
Öp biraz!
Sen Türkiye gibi aydınlık ve güzelsin!
Benim doğduğum köyler de güzeldi,
Sen de anlat doğduğun yerleri,
Anlat biraz!
Cahit KÜLEBİ
YANKIBERKE
15-02-2008, 10:18
Bebek
Seni bir orman ışığı gibi hatırlıyorum
Gölgeli serin kucağına düşüyor yapraklarım
Seni dalların karanlığından süzüyorum
Irmağın sarmalına direnen kırık bebek
Beni savruk bıyığımla hatırla
Atıp atıp bağrına bas yalnızlığımı
Tenha bir eylül yakamozu gözlerin
Yorgunum çalınmışım kırgınım
Yine de sevinci savunuyorum
Terk ettim silahımı yitirilmiş coşkular gibi
Şimdi penceresinde kırmızı sardunyalar açan
Beyaz badanalı bir köy evidir sevdam
Aydın Hatipoğlu
YANKIBERKE
15-02-2008, 10:19
Bilir Zaman
Kara sarı yüzünü
Gömer durur anasının memesine / kurumuş
Hayat soluk alıp verir / belli belirsiz
Çatlak dudaklarında soluk resimler / gibi
Durur toprak
-Doyumsuzluk değil beyler-
Açlık çoğalır durur
Çürüyen yalnızlık
Ve burgacında çırpındığımız korku
Ve umutsuzluk / ve durmadan yaşanan
Karabasan
Özsuyunda taşır yaralı yarınları
Uyur tohum
Kanım -mı- kaynar
Bir yerlerde gün vurur kıl çadırlar üstüne
Topukları toprağı döven bir bebek
Yeşerir çığlıkları sevincin
Boyanır gökyüzü umut rengine
Vurur yürek
Yorgun bir kuğunun kanadından
Salınarak düşen tüy
Düş cemreler gibi ufuklarıma
Kim hapis kim ölmüş kim öldürülmüş
Kim kaçmış kim susmuş kim susturulmuş
Bilir zaman
Aydın Hatipoğlu
YANKIBERKE
15-02-2008, 10:22
Bu Şiir Hiç Yazılmadı
Sevdalar yoğurduk ellerimizle
Kavgalara uyandık
Daha çocuktuk
Bencil ve acımasızdı dünya
Ak lalelerin ışığı soldu
Yıkıldı çalındı kirlendi
Acı ve gözyaşıyla sulandı
Saksıdaki küskün çiçek
Önce balıklarımız öldü
Coşkular sevinçler inançlar
/Direniyordu hâlâ suların ışıltısı/
Sonra arkadaşlarımız
Ama umudumuz ölmedi
Ey ırmakları ağu akıtan dünya
Seni yapraksız ağaçlar adına
Dehlizlerde yanan
Düşlerini çığlar bölen
Depremlere çöplüklere gömülenler adına
Ve gökyüzü ve çocuklar ve toprak
Kadın çığlıkları ve masum denizler
Ve ölü kuşlar adına lanetliyorum
Aydın Hatipoğlu
YANKIBERKE
15-02-2008, 10:34
Dünü Gün
Sesimde yalnızlığın tınısı
Gözlerim yanıyor uykusuzluktan
Suda yağı bitmiş kandil ışığı
Uzakta ağlayan çocuk sesleri
Dağları deniyorum
İsyanın ve hüznün sığınağı
Kasvet kesilmiş gökyüzü
Dudaklarım çatlamış
Usun peşinde yüreğim
Elimde kederli eğreltiler
Yılkı gölgeleri ufukta
Yüzüm solmuş düş bahçesi
Yaşamı dölleyen ürperti
Kara bulutların izini sürer
Bırakıp kuytulara gizini
Kırlangıçlar gider
Dalından korkular sarkan ağaç
Nice acı nice umut nice inanç
Bedreddin pir sultan hallaç
Mütevekkil asya ve diyarı rum
Havada yanık yaprak kokusu
Dünya seni tanıyorum
Aydın Hatipoğlu
Hasretinden Prangalar Eskittim
Seni anlatabilmek seni.
İyi çocuklara, kahramanlara.
Seni anlatabilmek seni,
Namussuza, halden bilmeze,
Kahpe yalana.
Ard- arda kaç zemheri,
Kurt uyur, kuş uyur, zindan uyurdu
Dışarda gürül- gürül akan bir dünya...
Bir ben uyumadım,
Kaç leylim bahar,
Hasretinden prangalar eskittim.
Saçlarına kan gülleri takayım,
Bir o yana
Bir bu yana...
Seni bağırabilsem seni,
Dipsiz kuyulara.
Akan yıldıza.
Bir kibrit çöpüne varana.
Okyanusun en ıssız dalgasına
Düşmüş bir kibrit çöpüne.
Yitirmiş tılsımını ilk sevmelerin,
Yitirmiş öpücükleri,
Payı yok, apansız inen akşamdan,
Bir kadeh, bir cigara, dalıp gidene,
Seni anlatabilsem seni...
Yokluğun, cehennemin öbür adıdır
Üşüyorum, kapama gözlerini...
Ahmed Arif
YANKIBERKE
16-02-2008, 21:25
şair olsam. hasret gültekin
şair olsam gelsem sana
şiirler türküler söylesem
zenci dişi aydınlığı alnında
ve kestane gözlerinde bakışım
akşam olsam gelsem sana
uyusan bende uyusam
usulcana öpsem seni
aşıkcana kucaklasam
o seni gülüm o seni
kirpiklerin gözleri
kucaklaması gibi
kucaklarım seni
YANKIBERKE
16-02-2008, 21:35
AĞIT
Yayınevinde on altı sayfaların çınlayan sessizliği
ve ölümsüzlüğü kitabın.
Bir kitap ölümsüz baskına uğramış
sevgili ağır ölümüz acıdan kundağında
yarım kalmış.
Bırakın
ölüyü kaldırsın emekleyen bebeği
kendi türküleri.
Ah, sisli günün çiğli çimleri.
Deyin
örtmesinler güldeki kanı
sevgili ağır kanı acıdan kundağında.
Bırakın kan
kurusun al ipek bir mendil gibi.
Yükseğe ölünün gür alnı
yurdun ağır toprağında.
Öldürümün uluyan elleri
yok ediyor dizilmiş yazının kurşun gününü
ve düşen kağıt geceyi
Sızlıyor terli çeliklerin türküleri.
Ve yüreğimizin çağlayan kanı
çatıyor dağılan her dizeyi
haykırışında yaralı kalemlerin
ağrılı gürültüsünde basımevlerinin.
Şimdi demir duvarlara işliyorsa kan eğer
oyuyorsa demiri
al ipek bir belgi gibi
deyin
kanı silmesinler.
Silmesinler kanı
sulasın kan yine göğsel türkülerle
türküleri.
Yükseğe ölünün gür alnı.
Kaldırın.
Yayınevinde on altı sayfaların çınlayan sessizliği
yenilmezliği kitabın.
Azer YARAN
YANKIBERKE
16-02-2008, 21:46
HOŞÇAKAL
Hoşçakal, dostum benim, hoşçakal artık,
Can dostum, seninle dolu göğsüm -
Çok önceden belirlenen bu ayrılık
Buluşmayı vaadediyor ilerde bir gün
Hoşçakal, dostum, el sıkışmadan, konuşmadan,
Hüzünlenme ve eğme kaşlarını, mutsuz;
Yeni bir şey değil ölüp gitmek bu yaşamdan,
Ama yaşamak da daha yeni değil kuşkusuz.
Sergey YESENİN
Çeviri: Azer YARAN
YANKIBERKE
16-02-2008, 21:46
SEVGİLİNİN ELLERİ BİR ÇİFT KUĞU
* * *
Sevgilinin elleri bir çift kuğu,
Saçlarımın altınında yüzüyor.
Bu dünyada her insanoğlu
Kendi aşk şarkısını söylüyor.
Bir zamanlar uzaklarda ben de söylerdim
Ve aynı şarkı şimdi dilimde,
Bu yüzden soluklanıyor derin,
Yumuşacık söz, ince esrikliğiyle.
Bütün sevgiyi akıtırsa ruhun pınarı
Yürek olur bir külçe altın,
Ancak şimdi ısıtmıyor şarkıları
Ayışığı, sıcaklığıyla Tahran'ın.
Bilmem, nasıl geçeyim yaşam yolunu,
Kül mü olayım okşayışlarında Şahanenin,
Yoksa yaşlılığın eşiğinde bir gün ruhumu
Gereyim mi anısıyla şarkılı yiğitliğin.
Herkesin bir kendi yürüyüşü var
Kimi göze, kimi kulağa iyidir.
Bir İranlı besteliyorsa kötü şarkılar,
Demek asla Şirazlı değildir.
Bu şarkılar içinse benden söz açınca,
Şöyle deyin, duysun her insanoğlu:
Daha ince ve güzel şarkı söylerdi ama,
Kıydı ona bir çift kuğu.
Sergey YESENİN
Çeviri: Azer YARAN
YANKIBERKE
17-02-2008, 14:56
İKİLEM
kararsız bir yaz ikindisi sanıyordum seni
apansız bastıran ani yağmurların getirdiği
toprak kokulu
bir yanı uzak tatil akşamları
bir yanı pazartesi telaşları
çıplak tenin
dayanılmaz bir fesleğen çiçeği
değmeye gör
bir yanın ısırgan otu
bir yanın esrik tanrılar içeceği
ya ellerin
işlenmemiş bir cinayetin
kim bilir kaçıncı faili meçhulleri
çıkılmamış bir okyanus serüveni
sanıyordum düşlerini
farkına varıp anlamadığım
bir yanın boğulma korkusu
bir yanın dünden belli
yaşama yazı tura atar gibi
liman başkanının bir türlü gelmek bilmeyen
selamet dilekleri
ya o gelmelerin
bir yanım şenlik, bir yanım gavur ateşi
tarifeli iki sefer arasında rast gelmişliğin
ince hesap işi
kırılma yerlerin
iç çekip
dudak bükmelerin
horlanıp gitmelerin
bilinçsiz terör eylemleri
yanılmışım demek istemem
daha kaç eylül geçmelidir üstüne
gelmeye gör
çocukluğumu geri çağırırım
ortaya çıkarır
kaç bayram arifesidir
yastığımın altına gizlediğim
siyah giysileri
beyaz gömlekle iyi duruyor
kanayan bir yürek ve kan
üstüne çekerim
bir gören olursa
kızılcık şerbetidir derim.
Bülent KUMRAL
YANKIBERKE
17-02-2008, 17:03
İnsan ki Hasreti Kadar
Aşksa:
Sağır da olsa dile döner seslenir...
Düşse:
Eni sonu suya düşer ıslanır...
Aşktan öte başka hangi tohum yeşerir
Hangi dal sügün verir ezildiği yerinden?
(...Dolunaydı...Dağlaın bulutlandığı,
toprağın yoncalandığı aydı...Öpsem,
yaralanır sandığım
çiçekler kadar körpeydi bahar...
Bir yanım sazınca külhan,
yağız,civan,atmaca;
bir yanım nazınca uslu,
suskun,ıssız,utangaç,
savrulup savrulup sokaklara
söylediğim şarkılar
süsüydü ömrümüzün,
yitince bulunmaz zenginliğimiz...
Ne güzel günlerdi ah
ne güzeldin gençliğim;
gönlümü tarih düşüp
ömrümce yol gözledim,
yazık ki sen beklemedin...)
İki derde yenik düştüm ne çare:
biri aşk
biri düşten düşe sızım sızım yüreğim...
Taşa çaldım derdimi,
taş çatladı kıvrım kıvrım kök verdim;
güle sardım kendimi,
gül kurudu derdim azdı yürüdü...
İnsan ki hasreti kadar:
belki bin sevda bin ayrılık
fakat
bir aşk bir intihar
bir ömre ancak sığar.
Nihat Behram
YANKIBERKE
17-02-2008, 17:06
Yangın Günleri(destan şiir)
1
dönersen bir gün
yalnızlar denizine
sana anlatır
o tual
elinde fırçasıyla rüzgar
ah..! ıssızlar denizi
ılık yelli kartpostal
seni adım gibi sevdim
nasıl bırakıp gittin
ayrılığın resmiydi
hüznüme bıraktığın
2
ay içiyordu
bakır kanatlarıyla iki güvercin
sonsuzluktu kadehlerinde akan
sanki uçmak hiç bitmeyecekti
sarılıp öyle kalınacaktı
zaman duracaktı
nasıl bırakıp gittin
ah...! olympos
ateşin şehri
işgalci kartpostal
bir daha öyle sevişir mi sanırsın
çakıl taşlarıyla yıkanan rüzgar
3
kendimi arıyordum
yung dağların da
ne işim var
yung dağlarında
burası Olympos mudur nedir
yağmalanmış bu kent
yüreğime benzetiyor kendini
nasıl bırakıp gittin
yangın yeriyiz zaten
seni hüznüm gibi sevdim
hüznün resmiymiş meğer
o işgalci kartpostal
4
bakırdan tunçtun sen
gözlerin ışıl leylak
bir saçların vardı
kimsenin saçı
endamın kuş cıvıltısı
sözlerin aylak
kolların vardı
bütün çiçek adları
dokunuşların bütün bir yaprak
sararsan ormanları sarardın
seversen yeşil berrak
5
tıka basa ay doluydu gece
tıka basa lacivert
olympos yangın seli
olympos benden berbat
birden tutuştu deniz
bakır bakraç devrildi
başladı büyük talan
kartpostala ilişti
korsanlardan bir gemi
lapinalar balıklar
yakamozları yedi
olympos onurlu kent
yağmalara alışık
teslim olmadan önce
kendini yakan
6
sokağa benziyordun
ülkeye
çıkmaz sokakların
talana hazır
kalabalıklar da yalnızlıktın
hücreler yapıp kendini tutukladın
sevmelerin vardı
gitmeye hazır
7
koşardık dururdu resim
ah..! riva yar
dokunurken karışmayı öğreten
bir soluğun vardı
solukların belası
soluğunki
ılık yele yelliğini kavratan
gittin
şiire girdin
8
Ala geyiktin sen
bulurken kaybedilen
tam kaybetmişken birden
uzaklardan beliren
aşktın sen
zehir zıkkım
zemheriydin
karakış yokken
hep uzak gitmelerdin
talancıydın
9
ülkende mülteciydim
sürgünlere alışık
kentlerin de gezgin
aşkına militan
yaralıydım
kaçıp gitmektim
son kez kanıp
limanına sığınan
dönersen bir gün
yangınlar kentine
'sağ ol geldiğin için'
10
iner kelkit
çıkar kelkit
yung dağına kan verir
yung dağları dayanamaz
kelkitine can verir
kar verir
yeşil yeşil
boğaz verir indirir
taşova ya
yeşil ırmak iner yoldan aşağı
yağız ata biner yağız bir gelin
yaban gülü yaylalara erişir
aşksa aşk
değilse değil
aşktın sen zehir zıkkım
püsküllerin belası
derttin sen
salkım saçak
beter bir gün batımı
yarım kalan şarkıların
yarım kalan tarafı
çığlıkların sessizi
zehir zıkkım
11
usulca ayrıldı gardan
tıklım tıklım ayrılık
yarısı peronda kaldı
yarısı vagonlarda
trende
musluğu açtı adam
peronda suyu öptü kadın
öpüştüler
rayların ışıltısında
adamın gözleri
ışıltıların içinde kadın
istasyonda durdu tren
seviştiler
ah..! sevgili bilesin
giderken
ardına bakmaz trenler
12
kayıyor kompartıman
iki çelik ip üstünde
nereye gider bilinmez
kaçarım senden
ve yalnızlığından
açarım pencereleri
boşalsın diye odam
karlı bahar havasıyla
dolarsın içeri
kayıyor kompartıman
iki çelik ip üstünde
nereye varır bilinmez
13
Hangi kente sığınsam
İstasyondan başlıyor yangın
tutunduğum yerlerden başlıyor
hangi kadını sevsem
bir ucu sen
aşksın sen
yangın gülü
kaybederken çoğalmayı öğreten
14
kalabalıkları kadar
öpüşebilir sokaklar
öpüşebildiği kadar
kalabalıktır insan
hadi gel sarmaşalım
eksilmesin hayat
buluşalım taksimde
nedense orada çoğalıyor insan
15
birden gördüm karşımdan geliyordun
elinde bir adam
bana güldüğün gibi gülüyordun
saçların kısamıydı
uzun değil miydi
takılı kaldım imam adnan sokak tabelasına
ayaklarım betona çivili
gidiyordun beni görmedin
zaten hiç kimseyi görmedin
bütün sokaklar ardından gidiyordu
işportacılar gül çocukları
mefistodan bir ses çıktı ardından gidiyordu
sinemalar çığırtkanlar
bir film karesi ardından gidiyordu
ben bu sahneyi hiç görmedim
takılı kaldım imam adnan sokak tabelasına
ayaklarım betona çivili
kimseler yoktu yalnızdım
sokak çocuklarından yalnızdım
bana güldüğün gibi gülüyordun
bir kurşun sekti birden vuruldum
gül çocukları döndü önce
Mefisto da ki ses dönüp girdi içeri
film döndü karesine
o kızın hıçkıran sesine
çıka geldi tramvay
kimseler yoktu
kayıyordu sessizce tünele doğru
ne sürücüsü vardı
nede yolcusu
yorgundum yürüyordum
gözlerim yoktu
zaten dilimi tükürmüştüm
imam adnan sokakta
ışıklar sızıyordu meyhanelerden
alkol rengiydi akşam
içimde bütün saatlerin bütün zilleri
kompartıman kayıyordu
sürücüsü yoktu
nerde kaldı bu adam
üşüyordum
üşüye kaldım istiklal caddesinde
içimde titreyen zaman
sen
narin bir çiçek gibi aktın taksime doğru
elinde bir adam
sesime bağırdım
kimse duymadı
dilimi tükürmüştüm
imam adnan sokakta anımsadım
belki polisler örseledi
belki sarhoşlar
Mefisto seni ilk gördüğüm yerdi
eskilerden bir ses birden irkildi
'alt kattayım
eteğim mavi üstüm kırmızı'
şimdiki gibi gülüyordun
saçların uzundu anımsadım
yanıma oturdun titreyen sesin
'hayatıma hoş geldin'
şimdi önümden gidiyordun
uzansam dokunurdum
zamanki aramızdaki adam
sesin kucağımdaydı
sen azıcık ötede
uzansam dokunurdum
ellerim yoktu
sözcük yontuyorlardır belki
evde unuttum
aktın kalabalıklarla geceye doğru
eteğin mavi üstün kırmızı
kaybolup gittin kimseler yoktu
dokunuşumu sende unuttum
elindeydi gördüm imam adnan sokakta
adamla elinin arasında
serum gibi akmıştın hayatıma
damladıkça küheylan
ah bahar damlası çıldırtan çiçek
durmadan kokan aşktı
penceremde fesleğen
ilk heceyken aşk
tutup koynuma girdin
tümcelere karıştık sabaha kadar
en derin sözcükleri bulup çıkardın
büyük edebiyatçıydın gülüm
dokunurken karışmayı öğreten
tam yakalamışken birden
nerden çıktı o adam
araya dağları koydun ırmakları
büyük okyanusları
araya doğmamış aşkı koydun
en yakın baktın en uzak durdun
gözlerine korkmadan baktığım kadın
tutup araya adamı koydun
iki kırlangıç uçtu birde su kuşu
güvercinler dönüp durdu hava da
içlerinden birincisi kırmızı
beni en iyi onlar anladı
yanağında olympos incisi
Gülcemal Durdu
YANKIBERKE
18-02-2008, 09:36
Belki Yine Gelirim
Dudaklarımı kanatırcasına ısırıyorum günlerdir
her sözcük dilimin ucunda küfre dönüyor çünkü
Bir gök gürlese bari diyorum bir sağnak patlasa
bitse bu sessizlik, bu kirli yapışkanlık bitse
ama bir tufan az mı gelir yoksa yine de
yırtılan ve parçalanan birşeyler olmalı mutlaka
hiç durmadan yırtılan ve parçalanan bir şeyler
Oysa ne kadar sakin bu sokaklar ve bu kent
ne kadar dingin görünüyor bana şimdi gökyüzü
Gidenler nerde kaldılar, özledim gülüşlerini
bir kenti güzelleştiren yalnız onlardı sanki
onlardı çocuklara ve aşka ölesiye bağlanan
kadınları güzelleştiren herhalde onlardı
' Tükürsem cinayet sayılır' diyordu birisi
tükürsek cinayet sayılıyor artık
ama nerde kaldılar, özledim gülüşlerini onların
..........
..........
Ahmet Telli
YANKIBERKE
19-02-2008, 00:06
Yıllar Sonra
seni kimler kaçırdı o güzel yazlarımdan - güzelim
nere gitti tohuma deresinde - o ishaklı yalnızlığım
saçlarının uzun uzun o güneşli sarısı
yüzünün papatya sabahlığı - haziranlarımda
gülüşünün baharlığı susuşunun sonsuzluğu
nere gitti sende benim olan o sonsuz özlem
seni kimler kaçırdı o güzel yazlarımdan - guzelim
sen gittin - kaba kilimlerde kaldı ayak izlerim
pırıl pırıl selvilerde görkemli cevizlerde
asma altı su sesi - alacalı güneş sofralarında
sen gittin - inanılmaz öksüzlükler yaşadım
düştüm çetin yollara - türkülere ağıtlara belendim
saçlarımda bulut oldun - alnımda demirparmaklık
seni kimler kaçırdı o güzel yazlarımdan - güzelim
ben çok çektim güzelim - karlı dağlar oldu başım
sen belki de mutluyudun - güzel günler geçirdin
çünkü kaf dağında prensestin - soylu bir güzelliktin
yaklaşılmaz bir varlıktın - masallık bir acıydın
gözgöze geldik birgün - bir dağbaşı durağında
bindik aynı trene - kavuştuk yıllar sonra
seni kimler kaçırdı o güzel yazlarımdan - güzelim
haziranım sarıgülüm yazgüneşim özlemim
nice nice sular geçti - bildin mi köprülerden
kaç bahar kaç sonbahar kaç çocuk kaç intihar
nerdesin sen nerdeyim ben ne söylüyor bu çizgiler
bu aynalar neden böyle yakından bakıyorlar
neler anlatıyor bu şarkılar - uzak geçmişimizden
seni kimler kaçırdı o güzel yazlarımdan - güzelim
ağlamak bir dağgülü - bir yanık orman belki
bir kurumuş çeşme belki - bir kimsesiz tutuklu
uçaklar otobüsler vapurlar telefonlar
haziranım sarıgülüm yazgüneşim papatyam
kime giydin o akları - kim kaldırdı duvağını
kim kokladı kim baktı - bağrına kim - yıllar önce
seni kimler kaçırdı o güzel yazlarımdan - güzelim
Kaynak: Tohumlar Tuz İçinde
Hasan Hüseyin Korkmazgil
gizemliduygular
19-02-2008, 20:35
AYRILIK SEVDAYA DAHİL
görinen yıldız değil yir yir delinmişdür felek
gün yüzünün hasretiyle tir-i ahımdan benüm
necati
1.
açılmış sarmaşık gülleri
kokularıyla baygın
en görkemli saatinde yıldız alacasının
gizli bir yılan gibi yuvalanmış
içimde keder
uzak bir telefonda ağlayan
yağmurlu genç kadın..
2.
rüzgâr
uzak karanlıklara sürmüş yıldızları
mor kıvılcımlar geçiyor
dağınık yalnızlığımdan
onu çok arıyorum onu çok arıyorum
heryerinde vücudumun
ağır yanık sızıları
bir yerlere yıldırım düşüyorum
ayrılığımızı hissettiğim an
demirler eriyor hırsımdan..
3.
ay ışığına batmış
karabiber ağaçları
gümüş tozu
gecenin ırmağında yüzüyor zambaklar
yaseminler unutulmuş
tedirgin gülümser
çünkü ayrılmanın da vahşi bir tadı var
çünkü ayrılık da sevdâya dahil
çünkü ayrılanlar hâlâ sevgili
hiç bir anı tek başına yaşayamazlar
her an ötekisiyle birlikte
herşey onunla ilgili
telaşlı karanlıkta yumuşak yarasalar
gittikçe genişleyen
yakılmış ot kokusu
yıldızlar inanılmayacak bir irilikte
yansımalar tutmuş bütün sâhili
çünkü ayrılmanın da vahşi bir tadı var
öyle vahşi bir tad ki dayanılır gibi değil
çünkü ayrılık da sevdâya dahil
çünkü ayrılanlar hâlâ sevgili..
4.
yalnızlık
hızla alçalan bulutlar
karanlık bir ağırlık
hava ağır toprak ağır yaprak ağır
su tozları yağıyor üstümüze
özgürlüğümüz yoksa yalnızlığımız mıdır
eflatuna çalar puslu lacivert
bir sis kuşattı ormanı
karanlık çöktü denize
yalnızlık
çakmak taşı gibi sert
elmas gibi keskin
ne yanına dönsen bir yerin kesilir
fena kan kaybedersin
kapını bir çalan olmadı mı hele
elini bir tutan
bilekleri bembeyaz kuğu boynu
parmakları uzun ve ince
sımsıcak bakışları suç ortağı
kaçamak gülüşleri gizlice
yalnızların en büyük sorunu
tek başına özgürlük ne işe yarayacak
bir türlü çözemedikleri bu
ölü bir gezegenin
soğuk tenhalığına
benzemesin diye
özgürlük mutlaka paylaşılacak
suç ortağı bir sevgiliyle
5.
sanmıştık ki ikimiz
yeryüzünde ancak
birbirimiz için varız
ikimiz sanmıştık ki
tek kişilik bir yalnızlığa bile
rahatça sığarız
hiç yanılmamışız
her an düşüp düşüp
kristal bir bardak gibi
tuz parça kırılsak da
hâlâ içimizde o yanardağ ağzı
hâlâ kıpkızıl gülümseyen
-sanki ateşten bir tebessüm-
zehir zemberek aşkımız..
ATTİLA İLHAN
gizemliduygular
19-02-2008, 20:46
HOŞÇAKAL
Zaman durdu
Bir gurbet olmuşken Ankara yüreğimde
Ellerim tutuldu sanki dudaklarım kendime kilitlendi
Hoşçakal sevgilim
Yüreğim durdu
Ne de heyecanla çarpardı
Sana dokunurken ellerim
Tenin beni örterken sevgiyle
Hoşçakal sevgilim
Yaşam durdu kapanıyor gözlerime dünya
Nerede mavi mutluluklar
Nerede sevdamız ve yarın umutlarımız
Hoşçakal sevgilim
Zamanım doldu
Hep birşeyler vermeye çalıştım sana
Bir ömrümü yalnızca sevgi vererek geçirebilirdim
Ama sizin vermeye pek değil, hiç vaktiniz olmadı
Hoşçakal sevgilim Hoşçakal sevgilim
DÜŞ SOKAĞI SAKİNLERİ
YANKIBERKE
20-02-2008, 12:45
Geçmiş Zaman Olur ki
Eski zamanları özlerdi anam ,
Babam methederdi .
"Eskiler şimdiden iyiydi " derdi .
Evlerimiz :
Küçük de olsa,harap da olsa
Herkesin bir evi vardı.
Bir camı mutlaka
Bahçeye bakardı .
Tel dolapları , tavanda mısır koçanları ,
Avluda ambarlar vardı..
Kadınlar süt sağar ,
Erkekler satardı.
Parasıyla ; hanıma şalvarlık ,
Kıza entari , oğlana pabuç alınırdı
Naylon, yandan şıkşıklı .
Bakkal Süleyman ; birinci , Gelincik , Bafra ,
Kulüp cıgarası.
Teneke peynir ,kırık leblebi , kuru üzüm
Satardı.
Her ayın başında hesap açar ,
Sonunda kapardı.
Yani , kimsenin
Kimsede alacağı kalmazdı..
Balıklı köprüsünde dilenci Kör Memet ,
Kapılarda dilenci Kör Zülâ ,
Sokaklarda Cevdet..
Cumaları fakirler doyurulur ,
Kimsesizlerin hali vakti sorulurdu.
Gönüllere nur , evlere bereket yağardı.
O zamanlar insanlık vardı.
Komşuluk :
Yağmur yağdığında dam`lar akardı
Her odaya tencere,sahan koyardık.
Bazen de borulardan kurum damlardı ,
Teneke kutu bağlardık.
Her şeyin kolayı vardı.
Kimse kimseyi kıskanmazdı ,
Komşuda ne varsa , komşuda vardı.
Hesna Hanım börek yollar ,
Karşılığında yaprak sarması giderdi.
Tencere dolusu, "Tadımlık canım (!)"
Kim hastalansa , Hayriyanım koşardı
Adı gibi hayırlı.
Şifalı otlardan merhem ,
Nane-limon,ayvadenesi ,
Her derde deva çörekotu .
Hayriyanım` ın marifeti çoktu.
Kim ölse "Efkarlı " koşardı
Yürekten , sevecen , telaşlı .
Ramazanlar ve kış geceleri :
.
Susamlı ramazan pideleri ,
Hem de "Dört Direkli" den .
İftarlıklar ,baklavalar , su börekleri..
Sokak aralarında, sahura kadar
Hasır sobetleri ,nargile sefaları.
Çocuklarda iftar topu neşesi :
"Topçu topunu atameyo,
Helvacı kızını satameyo."
Kış geceleri sıcacık, sevimli.
Konu komşu birlikte yılbaşılar.
Patlamış mısır, portakal,üzüm .
Pişmaniye çekmeler ,tombala oynamalar ;
l.Çinko , 2.çinko , tombalaaaa.
Sobanın dibinde sarman ,ana dizinde
Osman uyumuş.
Aaaa! Saat de geç olmuş.
Aman canım, daha erken;Oturuyorduk.
Derken ;
Borçsuz yaşardık derdi babam.
Her şey yoktu, kuyruk çoktu.
Ama insanlar umutlu ve daha
Mutluydu.
İskarpin giyemezsek, "Cızlavet " giyerdik.
Ama , biz o günleri çook,çok severdik.
Esat Anık
YANKIBERKE
20-02-2008, 12:50
Hüznü Büken Örs Neresinde Hayatın
Şimdiden geçip gitmektedir gelecek
O müthiş yalnızlıkta
Sıyrıklar eksilmez bedenden.
Hüznü büken örs neresinde hayatın
Sisli bizli kapıların ardına gizlediğimiz
Hangi yanıdır yüreğimizin
Ki dil ile ne girdi ki us arasına
Tutuldu aşk
Tutuldu ay
Dilin sunaklarından kalbimize yapıştı.
Durmadan eskiyen yanlarımızı soyunuruz
Tutunmak için bir yüreğin incelmiş kıyısına.
Sensizliğin resmidir / nereye bakılsa
Bu derin sessizlik aynadır elbet
İp kopar
Ayna kırılır
Dağılır bütün görülenler ve görünmeyenler.
Güneşi tutacağım gözlerine ey gece
Ne fark var ki körle zindan arasında
Uyanıklığa değil düşe uyanmışım.
Sır kendimizi görebilmektir
Her şeyin bir özeti var
H a y a t ı n d a.
Nail Yavuz
YANKIBERKE
20-02-2008, 12:55
Benim Korkum Ölüm Değil
Geçen gün senin yanında aklıma ölümüm geldi
Sensizlik bir mızrak gibi saplandı kalbime
O son anı hatırladım, o seni koyup gidişimi
İlk defa bu kadar üzüldüm dünyaya geldiğime
Ölüm! kaçınılmaz sonuç o soğuk kelime
Bir gün ucuz bir fahişe gibi koynuma girecek
Yüzümde gezinecek pis ve iğrenç elleri
Korkudan büyümüş gözlerimde hayaller can verecek
Biliyorum üzüleceksin, ama bir gerçek
Bir yerde sevişmek gibi, bir yerde yaşamak kadar
Ne hazin sıcaklığımızın bizi terketmesi
Ve yüzümüze birbiri ardınca kapanan kapılar
Ergeç uzanır bir el son kampanyayı çalar
Anlarız kaçınılmaz anın geldiğini
Şehre bir bomba düşmüş gibi aynalar, camlar kırılır
İnsan arar da bir türlü bulamaz güzelliğini.
Kimse benim kadar bilemez ölümün rezilliğini
Seni koyup gitmenin hüznünü ben anlarım
Çünkü ben sende buldum kendimi, sende sevdim
Senin yanında seninle değerlendi zamanlarım
Ne acı gün kadehlerin boş kalması, şarkıların yarım
Mevsimlerin birbiri ardınca bir anda bitivermesi
Ansızın toprakla dolması gözlerimizin
Karnımıza o çirkin böceklerin girmesi
Kim bilir ölüm belki de bir çilenin sona ermesi
Belki güzeldir, şu sefil dünyaya boş gözle bakmak
Ne çare ki sen varsın, o dünyada sen varsın
Benim korkum ölüm değil, seni yalnız bırakmak
Ümit Yaşar Oğuzcan
YANKIBERKE
20-02-2008, 23:29
BEN O ZAMANLAR GENÇ BİR ŞAİRDİM
Ben o zamanlar genç bir şairdim
Bir kıza sevdalanmıştım
Gökyüzü kadar güzel
Gökyüzü kadar serin
Denizler kadar derin bir kıza
Aklımı alan gözleriydi...
Ben o zamanlar genç bir şairdim
O'na mektuplar yazardım
O okumazdı mektuplarımı
Ben okurdum kendime
O'nu arardı gözlerim
Aklımı alan gözleriydi...
Ben o zamanlar genç bir şairdim
O'nu severdim eksilen yanlarımla
O sevmezdi beni inadına
Çığlıklar atıp gülerdim buna
Kimsecikler duymazdı çığlıklarımı
Yosun kokulu bir çift gözden başka
Aklımı alan gözleriydi...
Ben o zamanlar genç bir şairdim
Bir gün O'nu beni öldürürken görmüştüm
Ölmüştüm o vakit, çoğalarak ölmüştüm
Vakit akşam üzeriydi
Hiç kimse görmemişti öldüğümü
Bir ben görmüştüm
Aklımı alan gözleriydi...
Ben o zamanlar genç bir şairdim
Dinsiz kitapsız bir şair
Tanrı dedikleri bende seviydi
Bir ona inanırdım
Bir de O'nun eşsiz güzelliğine
Aklımı alan gözleriydi...
Ben o zamanlar genç bir şairdim
Gökyüzü dolardı gözlerime
Uykularımı bölerdi bir bulut
Hiç uyumazdım, uyuyamazdım
Uyusam bir, hiç uyanmazdım
Aklımı alan gözleriydi...
Ben o zamanlar genç bir şairdim
Sokak lambalarının altında geceleyen
Yapraklar bulurdum ellerimde buruş buruş
Yüreğim sevinin hüzünden eviydi
Bulsam bir yolunu bu kentten gidecektim
Gidecektim ihtimal intihar edecektim
Aklımı alan gözleriydi...
Ben o zamanlar genç bir şairdim
Uzun şiirler yazardım aşka dair
Bir yaşamak tuttururdum ölümsüz
O ömrümce beklediğim dizeydi
Aklıma gelirdi gözleri ansızın
Tutar kendimi vururdum
Aklımı alan gözleriydi...
Ben o zamanlar genç bir şairdim
Bir kıza sevdalanmıştım adını unuttum
Saçları dudakları nasıldı bilmem
Bir beyaz yelkene benzer miydi elleri
Aklımı alan gözleriydi...
Bülent ÖZCAN