PDA

View Full Version : Hisse.net ŞİİR



Pages : 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 [12]

forges
29-11-2008, 13:09
Aşka Dair

Nasıl da aşktır o yakıp yanımızdan geçen,
Elimizden kayan anlamadan,
Sevgiye dair yaşanan ama anlatılamayan
'Sen bir bahar akşamıyla gelen bir rüzgardın
Deniz dalgalarının sesiyle kaynaşan'
Süregelir asırlardır bu masal,
Bu bayrak yarışı,
Anlatılır durulur halen bir peri masalı
Bir varmış,bir yokmuş ve sonrası
'Güldür yarin dudağı,ipektir saçları,
Elleri narin,gözleri şehla,
Yoktur benzeri dünyada'
Önce kalpte bir vurgun,akıl iflasta
Sonra sorular sorulur içten içe,
Ne zaman bitecek bu bekleyişler?
Saatler nasıl da tükeniyor?
Ama biz ya hep geç kalıyoruz,
Ya da erken oluyor zaman
Ve böyle devam ediyor,
Böyle geçiyor zaman............

Yasin Kandemir

kantar
29-11-2008, 22:07
Rakı Aşk Dedi

Umudun yolu
Kapattığım kapının ardına verdim kendimi
Ve zulamdaki rakıya saldım öğütleri
Ben sakin rakı sakin

Umut yoluydu azıklarımla yürüdüğüm
Ne gecesi belliydi ne de gündüzü.
Ahşaptan yaptım hayallerimi
Ve içine türkü çığırdım
Ben sakin rakı sakin

Uzundu umutların yola haykırışları
Bir ateş yaktım
Bir de kendimi aşk ararken o kentin ışıkları arasında

Bulut tütsüledim rengarenk kokular süründüm
Ve bahara karşı geldim.
Ne renkleri güne durdu ne de güneşi sabaha çıktı.
Ben bahar dedim
O gül dedi
Ben bahar dedim
O afrodizyak dedi.
Ben bahar dedim
O papatya dedi
Ben yine bahar dedim
O da en sonunda aşk dedi.
Baharın gelişine
Aşk bağırttım sabahlara kadar.
Ben sakin rakı sakin
Ben vurgun rakı sevdalı
Umutları resim çizdik karanlığa
Ben aşık rakı aşık.

Hüsamettin Edebali

kantar
29-11-2008, 22:11
Tadı Kalmadı

Bir özlem, bir sevgi, bir aşktı belki
Sana hislerimin adı kalmadı
Kapıyı çarpıp ta giderken bil ki
Yaşanan hayatın tadı kalmadı…

Açtım kucağımı bütün evrene
Doldular gönlüme, giren girene
Kurdu kuşu geldi, sen yoktun gene
Sevip okşadığım kedi kalmadı…

Bıktım bu hayattan çıktım seyrana
Yalnızlık dokundu, zor geldi bana
Bir kere taktım ya kafayı sana..
Mahkemeye verdim, kadı kalmadı…

Zamanla kayboldu renk renk desenler
Değişti boyutlar, değişti enler
Aklımı zorlarken hücremde genler
Haftanın gününde yedi kalmadı…

Bu kadar çektiğim zulümdür insaf
Unutup geçmişi çıkartalım af
Bir çocuk olalım hem masum, hem saf
Bizi avutacak dadı kalmadı..
Yaşanan günlerin tadı kalmadı…

Mehmet Cebe

rasim555
01-12-2008, 10:58
Utandım çocuk

Beni anlatan bir film yapmışsın.
Kızgınım, utanç içindeyim.
Sana değildir kızgınlığım.

Filmdeki Mustafa'dan da utanmış değilim.
Başaramamışım, bundandır utancım.

Komutam altında, bu vatan için kanını akıtan Türk askerlerinden utandım.
"Özgürlük" demiştim, benim karakterimdir...
"Bilim" demiştim, tek yol göstericidir.

Sen, "Karanlıktan korkardı" demişsin benim için.
Korkardım evet.

Bu ulusu boğmak isteyen karanlıklardan çok korktum.
Ama insaf be çocuk, korkup da kaçmadım ya.
Söküp atmadım mı o karanlığı bu ülkenin üzerinden?

Diktatör demişsin bir de. Hiç okumadın mı çocuk?
Nerde benim nesilleri emanet ettiğim öğretmenler?
Anlatmadılar mı sana?

Başkomutan olarak cepheden cepheye koşarken ve bütün kararları tek başıma alabilecekken neden bir meclis kurdum ben çocuk?

Böyle diktatör olur mu?
Ah be çocuğum.
Neden, nasıl düşman ettiler seni bana?
Baktım aşktan, sevgiden, aileden bahseden güzel şeyler yazmışsın bugüne kadar.

Belli ki, çalışkansın, zekisin.

Kara cüppeleri ile milletin ümüğüne çökmüş olan yobazları çok iyi anlarım da çocuk, seni anlayamıyorum.

Onlar zaten hiç sevmedi beni.

Yüzyıllardır süren iktidarlarını çekip almıştım ellerinden.

Sevmeyecekler beni elbette...
Peki sen çocuk, sen neden kol kola girdin bu kara kalplilerle?
Dedim ya, sana değil kızgınlığım.
Başaramamışım.

Anlatamamışım demek ki özgürlüğün kıymetini, bağımsız bir ulusun, onurlu özgür bireyi olmanın ne büyük bir nimet olduğunu.
Yazık olmuş, onca vatan evladının kanına, onca ananın göz yaşına.

Veremem ki şimdi hesabı, ne o gencecik bedenlere, ne de gözü yaşlı analara.
"Bu muydu uğruna bizi ölüme gönderdiğin vatan?" derlerse,
"Bu nesiller miydi,ölen evlatlarımızın kanıyla kurduğun ülkeyi emanet ettiğin?"

diye sorarlarsa ne derim ben onlara be çocuk?

Olmadı be çocuk...

Olmadı.

DUVAR USTASI
05-12-2008, 23:42
vazgeçtim bu dünyadan tek ölüm paklar beni,
değmez bu yangın yeri, avuç açmaya değmez.
değil mi ki çiğnenmiş inancın en seçkini,
değil mi ki yoksullar mutluluktan habersiz,
değil mi ki ayaklar altında insan onuru,
o kızoğlan kız erdem dağlara kaldırılmış,
ezilmiş, hor görülmüş el emeği, göz nuru,
ödlekler geçmiş başa, derken mertlik bozulmuş,
değil mi ki korkudan dili bağlı sanatın,
değil mi ki çılgınlık sahip çıkmış düzene,
doğruya doğru derken eğriye çıkmış adın,
değil mi ki kötüler kadı olmuş yemen' e
vazgeçtim bu dünyadan, dünyamdan geçtim ama,
seni yalnız komak var ya, o koyuyor adama

yosun
14-12-2008, 18:52
SENLE SEVMİŞTİM

Sana yakışıyor herşey
gülüşler
bakışlar
öfkeler.
Kendisiydin yaşamın
Zamanın çizelgelerinde adın
Kahvaltı saati sen olmalısın
öğle yemeği sana bakmalı gözlerim
akşamlar hüzün yükler
paylaşmalıyım senle
sinemaya gitmeliyim ellerinden tutup
oturup karşılıklı içmeliyiz birkaç kadeh.
Yolculuklar hasretlere uzanır
sen olmasan hasretin boğar beni
nereye baksam gözlerin takılmalı,
attığım her adımda olmalısın
sen olmadan
renkleri çalınır baharların.

oysa gri bulutlar sarar ülkemi
açlık,kan zulüm
senle sevmiştim yaşamı,
sana aşık olmadan sevdalanmıştım.
Seni yaşama eklemiştim
yaşama katılan yürüyen
yürüdükçe çoğalan.
Senle sevmiştim yaşamı.
Sen yaşamın içindeydin
yaşam aşka gebeydi senle.
Söğüt dallarını suya dokunduğu yerde,
ıslanan yaprakların serinliğinde bulmak seni.
sokakları adımlarken kalabalığın içinde
.şehrin en telaşlı saatinde
düşünmek seni
senle sevmiştim yaşamı.
Sen yaşamın içinde akıp duran yanı değil misin yüreğimin?

NİHAT COŞKUN

yosun
14-12-2008, 18:55
AL GÖTÜR DAĞLARINA

Esmerleşmemişti tenimiz
Başak sarısı tarlalarda.
Daha değmeden toprağa su
değmeden yanağımıza alınteri
Naftalin kokulu sandıklarımız açılmadan
Değmeden yarin yanağına
Titremeden yürek
Titrek ellerimize kına
Gözümüze yaş düşmeden
Yol almadan sevdalara
Örgülerimiz diken
Kapılarımız sürgü
Düşlerimiz kara kitaplarımız
Katli vacip eksik etekler
Su başlarında ürkek
kekik kokusu özlemler büyür.
Esen yel nakışlı mendiller yollar
Kıratlı yağız delikanlılara.
Çıkınlarında türküler yankılanır
Ateşler yakılır dağ başlarına
Yiğitlik sevdadandır.

Al götür dağlarına
Yak fermanını
Sevdanda ateş
Kavganda yoldaşın olayım

Sar kollarını sırdaşın olayım
Yüreğimdir ateşlenen
Bozkırlar yansın
Bir çift atan bedenimizde.

Nihat coşkun

yosun
14-12-2008, 19:04
ESKİ BİR ŞARKI

Kırdım zincirleri, dilimde sana ait bir şarkı. Beni tutan bir eski şarkıya sarılıp çıktım yollara. Aşkın şarkısı susmasın diye. Günü güneşe sarmalı, güneşi umuda, umudu aşka sarmalı yürekte. Bitip tükenmek bilmeyen sanrılı geceler sonrası dönüp yüzümü güneşe göz kırpıyorum sana. Günüm güneşim, boy atan yanım oluyorsun. Bir günün adını yazıyorum sana, bir ömrün adını.
Adını yaslayıp tüm şarkılara koşuyorum sana. Kırdım tüm zincirleri, rüzgara değdi yelkenlerim ,martılar gibi dalıp çıkarak,çığlıklar atarak sevinçle koşuyorum sana. Bir eski şarkının seni okşadığı koyu mavi sulara değerek parmaklarımı.

Eskidir aşkın tarihi… Oysa sen taze yanımsın…

Zaman alır götürür eskir aşklar, eskir sevdalar, eskir insan zaman gibi. Adı dolanır taze aşlara eski aşklardan kalan melodilerin. Eski bir şarkı gibi dolanır sarar ruhu , boy alır aşk yeniden eski şarkıların tınısında. Bütün aşkları sende topladım, tüm nehirleri sana çevirdim, tüm ırmaklar sana doğru çağlar oldu. Mevsimlerde çoğalttım seni. Kış ortasında kardelenler gibi yırtıp ak duvağını toprağın boy verdin düşlerime, umut verdin. Senden aldığım güçle dağ rüzgarlarına kafa tuttum. Fırtınalara karşı koydum, bin yıllık doğurgan Anadolu toprağını sarılıp büyüttüm aşkımı.

Bir eski şarkısın yarınımda söylenen….

Ey sevgili dünden kalanlarla tutuyorum ellerini, birikmiş , çoğalmış ve yağmaya hazır bir bulut gibi yoğun. Dokunsan sağanak olup sevgilerim yağacak saçlarına, aşklarım bulaşacak tenine. Süzülüp gök yüzünden saracak benliğini.Bütün sevişmelerim silindi tenimden, camlarda buğulanan ateşli gecelerin son durağında seni buldum . Bir eski şarkının sözlerine katıyorum seni. Senle çoğalıyor sesimiz ,yankılanıyor . Bir eski şarkı bir yarın düşü oluyor kollarında. Bir düşün kollarında seni buluyorum yeni baştan. Tut ellerimi dokun bana.

Eski bir şarkı bu. Aşıklar söyler şehrin sokaklarında.Eski şarkı bu hiç eskimeyen ama. Unutulmayan bir tüm zamanların söylenip durulduğu…

Sende katıl bu şarkıya…

Nihat Coşkun

yosun
16-12-2008, 00:25
HER AŞK İNTİHARDIR…


Her aşk bir yıkımdır. Bir intiharın izlerini taşır yanında.Yalnız ölümdür aşk.Çoğalırken azalmanın da var olduğu,baharlar açarken ayazlarında vurduğu. Bir dağın iki yüzü gibi. Güneşler açar bir yandan, pırıl pırıl bir ışıltı uzanır gözleri kamaştıran,bir yanında donuk bir gölge bekler sinsice.Hadi der yakındır güneşin düşmesi geceye.Aşk intihardır.Yanlızlıkları göze alamayanların çıkamadığı. Kanatırcasına hasretlere yelken açamayanların,göz yaşını dökemeyenlerin, sevmeyi bilmeyenlerin çıkamayacağı kadar büyük bir yalnızlık. Bir darağacıdır ipini ellerinle çektiğin.Aşk zehirli şarap gibi sarar bedenini .An ve an bir adım daha atmaktır.Aşk yalnızlıktır kimi zaman…


Sevmeyi bilmeyenler çıkmasın bizimle yola…


Bir düşün hikayesidir beklide. Bir öpüşün ömürlere bedel olduğu.Sevdasını ateşten bir kor gibi taşıyamayanlar düşmesin bizimle yola.Düşmesin yüreğini rüzgara vermeyenler,fırtına olmayanlar düşmesin bizimle yola. Sevemiyorsan dolu dizgin, tutamıyorsan sıkıca ellerinden yarini,dolamıyorsan gözlerini gözlerine sende düşme bizimle yola.


Her aşk intihardır…Gitmeleri bilerek başlamak gibi…


Bilirsin gidecek, geriye bir yıkımı bırakarak. Bilirsin ne kadar sarılsan da kopacak bir yerinden. Kim tutmuş güneşi geceye düşmeden, kim bırakmamış bahar çiçekleri hüzün yapraklarına. Gülücükler ayrılıklara dokunmuş mu. Hangi gidiş koparıp almamış ki seni senden. Bilerek başlamalı. Bir yanı aşksa, bir yanı intihardır aşkın yanına kazınan.Her aşk bir bitişin başlangıcını taşır.Güneşi doğuran gece uzak değil.Dalı yaprağından ayıran bu hüzün mevsimi uzak değil. Bu aşk intihara uzak değil…


Aşkları vuralım yollara. Vurulduğu yerden yeniden başlayalım aşklara.Her aşk bir intiharsa düşelim peşine aşkların, vurulsun sol yanımız.

Nihat Coşkun

NERUDA
18-12-2008, 05:03
Yavaş yavaş ölürler
seyahat etmeyenler

Yavaş yavaş ölürler okumayanlar
müzik dinlemeyenler
vicdanlarında hoşgörüyü barındırmayanlar

Yavaş yavaş ölürler
onurlarını yıkanlar
hiçbir zaman yardım istemeyenler.

Yavaş yavaş ölürler
alışkanlıklara esir olanlar
her gün aynı yolları yürüyenler
ufuklarını genişletmeyen ve değiştirmeyenler
elbiselerinin rengini değiştirme riskine bile girmeyen
veya bir yabancı ile konuşmayanlar

Yavaş yavaş ölürler
ihtiraslardan ve verdikleri heyecanlardan kaçanlar
tamir edilen kırık kalplerin gözlerindeki pırıltıyı
görmek istemekten kaçınanlar yavaş yavaş ölürler

Yavaş yavaş ölürler
aşkta veya işte bedbaht olup istikamet değiştirmeyenler
rüyalarını gerçekleştirmek için risk almayanlar
yavaş yavaş ölürler

PABLO NERUDA

kantar
21-12-2008, 22:43
BAYRAK

Ey,mavi göklerin beyaz ve kızıl süsü,
Kızkardeşimin gelinliği,şehidimin son örtüsü!
Işık ışık, dalga dalga bayrağım,
Senin destanını okudum, senin destanını yazacağım.

Sana benim gözümle bakmayanın
mezarını kazacağım.
Seni selamlamadan uçan kuşun
yuvasını bozacağım.

Dalgalandığın yerde ne korku, ne keder...
Gölgende bana da, bana da yer ver !
Sabah olmasın, günler doğmasın ne çıkar.
Yurda ay yıldızın ışığı yeter.

Savaş bizi karlı dağlara götürdüğü gün.
Kızıllığında ısındık,
Dağlardan çöllere düşürdüğü gün.
Gölgene sığındık.

Ey, şimdi süzgün, rüzgarlarda dalgalan;
Barışın güvercini, savaşın kartalı...
Yüksek yerlerde açan çiçeğim;
Senin altında doğdum,
Senin dibinde öleceğim.

Tarihim, şerefim, şiirim, her şeyim:
Yer yüzünde yer beğen !
Nereye dikilmek istersen,
Söyle, seni oraya dikeyim !

Arif Nihat ASYA

yosun
21-12-2008, 23:19
Seni Özlemenin Kitabını Yazabilirim

Seni özlemenin
Ne demek olduğunu sor bana,
Yetmiş iki dilde anlatabilirim
Kitabını yazabilirim sayfalarca.
Yalnızlığın rezilliğini
Kokuşmuşluğunu
Ve çıplaklığını da.
Ama hiç kimse
Kavuşmanın güzelliğini
Sormasın bana / anlatamam.
Ben sana hiç kavuşmadım ki!

Bilmiyorum
Dudakların nasıldır.
Sıcak mı ateş topu kadar,
Yoksa soğuk mu
Buza kesmiş bir bardak su gibi?
Kıvrımlarına,
Kırmızı karanfiller mi tutunmuş,
Küle gizlenmiş kor mu var?
Tenime değdiğinde dudakların
Cemre mi düşer bedenime,
Mızrap değen bir saz teli gibi
Titrer mi yüreğim bilmiyorum.
Ben hiç dudaklarına dokunmadım ki!

Bir kadını sardığında kolların,
Ürkek ceylânlar
Nasıl kurtulur tuzağından?
Dolu yemiş yaprak gibi
Nasıl titrer bir yürek?
Ellerin nasıl okşar bir bedeni,
Goncalar
Nasıl güle döner sıcaklığınla / bilmiyorum.
Hiç sana sarılıp yatmadım ki!

Kısacası:
Tatmadım kavuşmayı / anlatamam.
Ama,
Seni özlemenin kitabını yazabilirim.
Anlatabilirim daldaki kuşa / topraktaki solucana.
Yokluğunda yıllardır
Özlemine dayanmayı öğrendim
Yokluğuna katlanmayı
Aşağılık avunmayı öğrendim nasılsa
Ustası oldum beklemenin
Tükenmek pahasına.

Ama hiç kimse / kavuşmayı,
İki derenin birbirine karışıp
Sarmaş dolaş aktığı yatağın yorgunluğunu
Sormasın bana ,anlatamam.
Çünkü seninle ben,
Ayrı kaynaktan doğmuş
Sularında hasretleri taşıyan
Başka denizlere koşan iki ırmağız.
Birbirimize uzak topraklarda tüketirken yılları
Aynamızda ayrı gökleri yansıtırız.
İşte onun için
İki dere nasıl karışır birbirine
Nasıl sığar iki nehir bir yatağa /bilmiyorum.
Seninle
Hiç aynı yatakta coşmadım ki!

Sen bana /yalnızca
Ve sadece
Kahpe sensizliği sor
Rezil beklemeyi , özlemeyi sor.
Tanrı şahidimdir
Kurda kuşa
Dağa taşa bile anlatabilirim.
Demem o ki uzaktaki yakınım:
Vuslatlara yabancıyım,
Ama,
Seni özlemenin kitabını yazabilirim.

Kâmuran Esen

yosun
24-12-2008, 00:56
ACILARA TUTUNMAK



acı çekmek özgürlükse
özgürdük ikimiz de
o yuvasız çalıkuşu
bense kafeste kanarya
o dolaşmış daldan dala
savurmuş yüreğini
ben bölmüşüm yüreğimi
başkaldıran dizelere

kavuşmak özgürlükse
özgürdük ikimizde
elleri çığlık çığlık
yanyana iki dünya
ikimiz iki dağdan
iki hırçın su gibi
akıp gelmiştik
buluşmuştuk bir kavşakta
unutmuştuk ayrılığı
yok saymıştık özlemeyi
şarkımıza dalmıştık
mutluluk mavi çocuk
oynardı bahçemizde

aramakmış oysa sevmek
özlemekmiş oysa sevmek
bulup bulup yitirmekmiş
düşsel bir oyuncağı
yalanmış hepsi yalan
sevmek diye birşey vardı
sevmek diye birşey yokmuş
acılardan artakalan
işte bu bakışlarmış
kuğu diye gözlerimde
gün batımı bulutlarmış
yalanmış hepsi yalan
savrulup gitmek varmış
ayrı yörüngelerde


acı çektim günlerce
acı çektim susarak
şu kısacık konuklukta
deprem kargaşasında
yaşadım birkaç bin yıl
acılara tutunarak
acı çekmek özgürlükse
özgürdük ikimizde


Hasan Hüseyin KORKMAZGİL

JoNaThAn
28-12-2008, 09:32
Ben rakı bardağındaki serseri..
Karşılaşırız bir akşamüstü yemekte.

Yanında kocan ve çocukların. Loş bir ortam, sen beni hatırlarsın, ben seni..


Çocuklardan biri benim adımla çağırılır. Bunu ikimizde biliriz..

Ben rakı bardağındaki serseri.. Her içişinde içinde ben olurum. Ne ile karıştırırsan karıştır, sarhoş olduğun ben olurum..

Çocuklardan biri bana aittir. Ona baktığımda, içinde beni görürüm.. Kimden olduğu önemli değil.. Adını duyduğumuzda ikimiz de biliriz.

Karanlıkta irkiliriz..

Gözlerim gözlerini yakalar. Ansızın hissedersin uykusuzluğumu. Yanındaki adama imrenirim.

Ben rakı bardağındaki serseri.. Ellerin kavrar kadehi.. Her içişinde bundan sonra, ister buzla, ister suyla.. Yakar içini..

İsimlerden biri bana ait.. Bitirir kadehi kalkarım masadan.

Dışarısı soğuk.. Fermuarımı çekerim, üşümek fazla şiirsel. Gerçeklerle yürürüm.

Ben rakı bardağındaki serseri. Her bir yudumu daha gerçek, daha kolay içilir. Anlarsın.. Şişede durduğu gibi durmaz bu meret.. Kır diyeceğim, kokusu yayılır.. Hem zaten içmeden sarhoşsun.

Ben rakı bardağındaki serseri.. Uykumdan kalkarım uyumadan.. Aklıma dizeler gelir, tutar penguen yollarım sana..

Hava bu kış soğuk olacakmış diyorlar.. Ben yazı nasıl üşümeden geçiririm ona bakıyorum.. Meziyet kışın üşümemek değil..

Tadını sevmesen de içersin işte..

yosun
08-01-2009, 18:33
Başın Öne Eğilmesin

Başın öne eğilmesin
Aldırma gönül, aldırma
Ağladığın duyulmasın,
Aldırma gönül, aldırma

Dışarda deli dalgalar
Gelip duvarları yalar;
Seni bu sesler oyalar,
Aldırma gönül, aldırma

Görmesen bile denizi,
Yukarıya çevir gözü:
Deniz gibidir gökyüzü;
Aldırma gönül, aldırma

Dertlerin kalkınca şaha
Bir küfür yolla Allaha
Görecek günler var daha;
Aldırma gönül, aldırma

Kurşun ata ata biter
Yollar gide gide biter;
Ceza yata yata biter;
Aldırma gönül, aldırma


Sabahattin ALİ

ÖZDOĞAN77
08-01-2009, 21:04
Ya Rab Bu Uğursuz Gecenin Yok Mu Sabahı?


'İçimizdeki beyinsizlerin işledikleri yüzünden,

bizi helâk eder misin, Allah’ım? '

(A’râf 155)



Yâ Râb, bu uğursuz gecenin yok mu sabâhı?
Mahşerde mi bîçârelerin, yoksa felâhı!

Nûr istiyoruz... Sen bize yangın veriyorsun!
'Yandık! 'diyoruz... Boğmaya kan gönderiyorsun!

Esmezse eğer bir ezelî nefha, yakında
Yâ Rab, o cehennemle bu tûfan arasında

Toprak kesilip, kum kesilip Âlem-i İslâm;
Hep fışkıracak yerlerin altındaki esnâm!

Bîzâr edecek, korkuyorum, Cedd-i Hüseyn'i
En sonra, salîb ormanı görmek Harameyn'i

Bin üç yüz otuz beş senedir, arz-ı Hicaz'ın
Âteşli muhitindeki sûzişli niyâzın

Emvâcı hurûş-âver olurken melekûta
Çan sesleri boğsun da gömülsün mü sükûta?

Sönsün de, İlâhi, şu yanan meş'al-i vahdet
Teslîs ile çöksün mü bütün âleme zulmet?

Üç yüz bu kadar milyonu canlandıran îman
Olsun mu beş on sersemin ilhâdına kurban?

Enfâs-ı habisiyle beş on rûh-u leimin
Solsun mu o parlak yüzü Kur'an-ı Hakim'in?

İslâm ayak altında sürünsün mü nihâyet?
Yâ Rab, bu ne hüsrandır, İlâhi, bu ne zillet?

Mazlûmu nedir ezmede, ezdirmede mânâ?
Zâlimleri adlin, hani öldürmedi hâlâ

Câni geziyor dipdiri... Can vermede mâsûm
Suç başkasınındır da niçin başkası mahkûm?

Lâ yüs'ele binlerce sual olsa da kurbân;
İnsan bu muammalara dehşetle nigeh-bân!



Eyvâh! Beş on kâfirin îmanına kandık;
Bir uykuya daldık ki: cehennemde uyandık

Mâdâm ki, ey adl-i İlâhi yakacaktın...
Yaksaydın a mel'unları... Tuttun bizi yaktın

Küfrün o sefil elleri âyâtını sildi:
Binlerce cevâmi' yıkılıp hâke serildi

Kalmışsa eğer bir iki mâbed, o da mürted:
Göğsündeki haç, küfrüne fetvâ-yı müeyyed!

Dul kaldı kadınlar, babasız kaldı çocuklar,
Bir giryede bin ailenin mâtemi çağlar!

En kanlı şenâatle kovulmuş vatanından
Milyonla hayâtın yüreğinden gidiyor kan!

İslâm'ı elinden tutacak, kaldıracak yok...
Nâ-hak yere feryâd ediyor: Âcize hak yok!

Yetmez mi musâb olduğumuz bunca devâhi?
Ağzım kurusun... Yok musun ey adl-i İlâhî!


28 Mart 1913

Mehmet Akif Ersoy

ÖZDOĞAN77
08-01-2009, 21:06
Bahar Gelse ve Sen Gülsen

Bu baharda açar mı çiçekler.
Yoksa boşuna mı tohumun savaşı
Ve Seni görür müyüm
..........
..........



Selçuk Coşkun

ÖZDOĞAN77
08-01-2009, 21:07
Kahrolacaksın!

Unutamayacaksın beni...
Etrafına baktıkça hatırlayacaksın,
yalnız uyuduğun her gecenin sabahında,
düşündükçe beni,
kahrolacaksın! ..

Her geçişinde geçtiğimiz sokaklardan/
yıldızlı gecelerde/
denizin kıyıyı dövmelerini duydukça,
yokluğumu hatırlayacak,
kahrolacaksın! ..

Unutamayacaksın beni.
Yalnızlığına yanacaksın / çaresizce/
isyan edeceksin...
Unutmaya çalışacaksın, olmayacak.
Kahrolacaksın! ..

Hatıralar kemirdikçe beynini,
şakakların zonklayacak,
Ve.. eşlik edecek titreyen dudakların,
gözyaşlarını tutamayacak,
kahrolacaksın! ..

Unutamayacaksın beni.
hatırlayacaksın yaşananları an be an.
Benden kalan son öpücüğü okşayacaksın,
Dudaklarında / yanarak yeniden/
çılgınca sevişmelerimizi düşleyecek,
kahrolacaksın! ..

Unutamayacaksın beni...
Düşledikçe gözlerimi / yeniden /
ardında ki mana belirecek,
gerçeği geç de olsa anlayacaksın.
Farkedeceksin geçip gittiğini baharın,
bir kez daha kahrolacaksın! ..


(sevdası bölünenler için...)

Bahar Gülşen

ÖZDOĞAN77
08-01-2009, 21:18
Mavi Kelebek

Bir mavi kelebekti,
kanat çırpmakla meşgul,
gökyüzü onundu,kırlarda onun,
her çiçeğe konarken özgür,
bir gün ölümsüzlük çiçeğine rastladı,
onun tozları bulandı kanatlarına,
ve o günden sonra,
kanat çırptı sonsuzluğa...

Ümit Özdoğan 08/01/2009

ÖZDOĞAN77
08-01-2009, 21:33
Keşke

Yaşıyormuyuz biz.
Yaşamak mı bu.
herşey hızlı,
herşey ambalajlı,
plastik ve metal yığınlara döndü hayatımız.
Hani benim gazete kağıdından uçurtmam,
ve genzimi yakan oksijen dolu tepelerden aşağı koşturmam.
Nerede o karların boyuma kadar geldiği altı yaşım,
bakkal amcadan aldığım leblebi tozum,
iki bisküvi arası sade lokum,
komşu teyzenin gönderdiği bakkala,
uçar gibi gidişim,
elinde yükü olanlara,
bayır,yokuş çıkamayanlara,
oflayıp puflayanlara,
terleyip nefessiz kalanlara,
yardım edişim.
Nerede,nerede,nerede?
otuzbeş sene sonra özleyeceğimi bilseydim,
iki kere yaşardım,tadını değil,
suyunu çıkarırdım o yılların,
hem gözlerim yaşla dolmaz,
hemde kafam karmakarışık olmaz,
hemde yüzümde hasret dolu kırışıklar kalmazdı...


Ümit Özdoğan 08/01/2009

yosun
08-01-2009, 23:45
ÇIPLAK AYAKLA YÜRÜMEK


1

resmi geçidinde
sırayla geçerken yıllar
tribünlerdeki güruh
çılgınca alkış tutar

çık da bir bak sıradan...


2

gençlik çağıldarken
yatağında düşlerin
hiçliğin darağacında
sallanır yaşam


3

karanlık bastırınca
kopup yiter yaşamlar
solar güller tek tek
bölük pörçük sevdalar

elde var hiç...


4

tutmak için kıyısından
çok sebep var artık
yaşamın heyhat
yiten gençliğim...

Bahar Ş. Gülşen

yosun
12-01-2009, 15:48
Kardeşim

akrep gibisin kardeşim,
korkak bir karanlık içindesin akrep gibi.
serçe gibisin kardeşim,
serçenin telaşı içindesin.
midye gibisin kardeşim,
midye gibi kapalı, rahat.
ve sönmüş bir yanardağ ağzı gibi korkunçsun, kardeşim.
bir değil,
beş değil,
yüz milyonlarlasın maalesef.
koyun gibisin kardeşim,
gocuklu celep kaldırınca sopasını
sürüye katılıverirsin hemen
ve âdeta mağrur, koşarsın salhaneye.
dünyanın en tuhaf mahlukusun yani,
hani şu derya içre olup
deryayı bilmiyen balıktan da tuhaf.
ve bu dünyada, bu zulüm
senin sayende.
ve açsak, yorgunsak, alkan içindeysek eğer
ve hâlâ şarabımızı vermek için üzüm gibi eziliyorsak
kabahat senin,
demeğe de dilim varmıyor ama
kabahatın çoğu senin, canım kardeşim!

Nazım Hikmet Ran

yosun
18-01-2009, 14:10
AMERİKA


Önce Kristof Kolomb buldu Amerika’yı

sonra biz.

Umutlar azaldı günden güne, mutluluklar,

ve ekmeğimiz.

Bir çocuk ağlasa dağ başında

gözyaşında Amerika akar.

Vurdularsa birini, kanı şorladıysa

bilin ki kurşunlarda Amerika var.

Kişi kişiye köle tutulduysa, asıldıysa

darağacında Amerika var.

Ama biz yine de direneceğiz

sonuncumuza kadar.

CAHİT KULEBİ

yosun
20-01-2009, 00:04
SEVİYORUM SENİ

Seviyorum seni
ekmeği tuza banıp yer gibi
Geceleyin ateşler içinde uyanarak
ağzımı dayayıp musluğa su içer gibi
Ağır posta paketini
neyin nesi belirsiz
telaşlı, sevinçli, kuşkulu açar gibi
Seviyorum seni
denizi ilk defa uçakla geçer gibi
İstanbul'da yumuşacık kararırken ortalık
içimde kımıldayan birşeyler gibi
Seviyorum seni
Yaşıyoruz çok şükür der gibi.

NAZIM HİKMET

gizemliduygular
03-02-2009, 20:49
SERSERi


Atatürk'e pis dilini uzatma,
O olmasa aç olurdun serseri.
Vatanını milletini sevmese,
islam değil haç olurdun serseri.

Her emirehazırolda giderdin,
Orucunu gizli gizli tutardın.
'Namusunu istemeden satardın,
Onurluysan felç olurdun serseri.

Şu dünyaya dört elinle tutunsan,
ilim irfan gereğini edinsen.
Ömür billah çalışıpta didinsen,
Baş yerine kıç olurdun serseri.

Derdiniz ki,şu mezalim dursa da,
Vatanımı hür irade sarsa da.
ismin ile iskeletin olsa da,
Esamece hiç olurdun serseri.

Alamazdın şu dünyanın tadını,
Koyamazdın çocuğunun adını.
Anan olur onun bunun kadını,
Halis müflis piç olurdun serseri.


Fahrullah YALDIRAK

gizemliduygular
03-02-2009, 20:55
-Yazgıma Düşenler-


Ucube bir hayatın sessizliğine/sensizliğine tutunmuşken,
Sessizlikte/sensizlikte hayat, basmamam gereken mayınlarla dolu sanki…

Düşlerim toprağın yedi kat dibinde kaldı,
Artık her gidiş, hüzün deryası kalbimi sarsar oldu.
Yürek gurbete mi benzedi?! dil kavuşmayı sayıklıyor..
Bu bir bekleyiş mi yoksa tükenişim mi?!

Sesler duyuyorum doğru mu bilinmez..
Neden inanasım geliyor o da bilinmez…
Ah! Şu deli kalbim…

Şimdi bir tanığı oldum hoyrat sabahların
Yüreğime kanlı sancılar saplanıyor…
Ve sonra yapılması gerekeni yapmak geliyor içimden..
Ah! şu deli kalbimin korkuları olmasa..
Artık kalbimi kalbine katıp sonsuzluk kıyılarına varmak istiyorum…
Aşk ile…

Katar katar gelmek istiyor yüreğim sana her dem…
Uzağı yakın kılıp gelmek isterim..

Unutma beni denir her dem.. Ben unut beni diyorum…
Unut ki onulmaz firakımdan kanlı yaşlar süzülsün yine…

Sen destanlar yazarken, ben eski acılarımı damıtayım yine seherlerde…
Bu ne elem bir döngü.. Bu ne karanlık ufuk…

Bu melal nasıl anlatılır bana bir yol göster…
Bu elem kokan yüreğin aşkı nasıl anlatılır bir yol göster…
Suskunluğun ağlamaları haram etmişken bana,
Bir yol göster nasıl anlatayım…

Bir ömürlük âh!
Bir damla kan..
Bir sıkımlık can kaldı geriye…

Oysa aşkım on dörtlük dolunay gibiydi..
Onu incitmedim/incitemedim..

Sana yağmalanmış denizlerden gelmiş,
Kabuğundan yeni çıkmış inciler getirdim.
Dinle aşk!!!
Bir yürek nasıl darağacına çekilir
Bir sen nasıl defterlere not edilebilir..
Ve nasıl a-ş-k olunur dinle, gör.. ve öl!!!

Kalbimin sana yazdığı şiirleri,
Şarkıları bu gün bir daha söylememek üzere unutuyorum.
Ben çoktan alışmışım sensizliği yaşamaya..

Sen yüreğime cemresi düşmüş bir ilk bahardın..
Gittin ve son oldu baharım…
Düşmedi bir daha yüreğime ilkbahar cemresi…

Varsın tüm bitmeler bitsin..
Varsın aşk’ı sahte yaşayanlar yürekleri kadar konuşsun karşımda...
Varsın bu sefer benim payıma da hasret düşsün…
ne çıkar?!
Beni bilir kalbimin yegâne sahibi…




FİKRİYE TURAN

pazer
08-02-2009, 12:51
ÇOCUKSUN SEN / I

Dünyanın dışına atılmış bir adımdın sen
Ömrümüzse karşılıksız sorulardı hepsi bu
Şu samanyolu hani avuçlarından dökülen
Kum taneleri var ya onlardan birindeyim
Yeni bir yolculuğa çıkıyorum kar yağıyor
Bir aşk tipiye tutuluyor daha ilk dönemeçte

Çocuksun sen sesindeki tipiye tutulduğum
Dönüşen ve suya dönüşen sorular soruyorsun
Sesin bir çağlayan olup dolduruyor uçurumlarımı
Kötü bir anlatıcıyım oysa ben ve ne zaman
Birisi adres sorsa önce silaha davranıyorum
Kekemeyim en az kasabalı aşklar kadar mahçup
Ve üzgün kentler arıyorum ayrılıklar için
Bir yanlışlığım bu dünyada en az senin kadar
Ve sen kendi küllerini savuruyorsun dağa taşa
Bir daha doğmamak için doğmak diyorsun
Ölümlülerin işi bir de mutlu olanların
Onların hep bir öyküsü olur ve yaşarlar
Bırakıp gidemezler alıştıkları ne varsa

Çocuksun sen her ayrılıkta imlası bozulan
Susan bir çocuktan daha büyük bir tehdit
Ne olabilir, sorumun karşılığını bilmiyor kimse
Kötü bir anlatıcıyım oysa ben ve ne zaman
Bir kaza olsa adı aşk oluyor artık
Aşksa dünyanın çoktan unuttuğu bir tansık
Seni bekliyorum orda, o kirlenen ütopyada
Kirpiklerime düşüyorsun bir çiy damlası olarak
Yumuyorum gözlerimi gözkapaklarımın içindesin
Sonsuz bir uykuya dalıyorum sonra ve sen

Hiç büyümüyorsun artık iyi ki büyümüyorsun
Adınla başlıyorum her şiire ve her mısrada
Esirgeyensin bağışlayansın, biad ediyorum.
Çocuksun sen ve bu dünya sana göre değil

ÇOCUKSUN SEN / II

Çocuksun sen sesinin çağlayanına düştüm
Bir çiçeğe tutundum düşerken, ordayım hâlâ
Sallanıp durmaktayım bir saatin sarkacı
Nasıl gidip geliyor gidip geliyorsa öyle
Zaman benim işte, nesneleşiyor tüm anlar
Dursam ölürüm paramparça olur dünya

Çocuksun sen sesinin çağlayanına düştüğüm
Uçurum diyordun bir aşk uçurum özlemidir
Bırakıyorum öyleyse kendimi sesinin boşluğuna
Tutunabileceğim tüm umutları görmiyeyim için
Gözlerimi bağlıyorum geceyi mendil yaparak
(Gözlerim bir yerlerde daha bağlanmıştı, bunu
Unutmuyorum unutmuyorum unutmuyorum hiç)
Bir rüzgâr esse ellerin fesleğen kokuyor
Kırlangıçlar konuyor alnına akşamüstleri
Bu yüzden bir kanat sesiyim yamaçlarda
Üzgün bir erguvan ağacıyla konuşuyorum
Ayrılığın zorlaştığı yerdeyim ve dalgınlığım
Bir mülteci hüznüne dönüyor artık bu kentte

Çocuksun sen alnına kırlangıçlar konan
Bir bulutun peşine takılıp gittiğimiz yer
Okyanus diyelim istersen ya da sen söyle
Batık bir gemiyim orda, seni bekliyorum
Upuzun bir sessizliğim fırtınalar patlarken
Gövdem köle tacirlerinin barut yanıkları içinde
Ve gittikçe acıtıyor yaralarımı tuzlu su

Çocuksun sen, büyümek yakışmazdı hiç
Gülüşünün kokusuyla yeşerdi bu elma ağacı
(Soluğunun elma kokması bundandı belki)
Bir elma kokusuna tutundum düşerken
Sallanıp durmaktayım bir saatin sarkacı
Nasıl gidip geliyor gidip geliyorsa öyle

Çocuksun sen, çocuğumsun

AHMET TELLİ

:)
:super:

sen@senibil
10-02-2009, 10:54
Kaptan Köşkü
Yürek yanıyor
Hasret yangınlarında.
Şiir ağlıyor
Bayram türküsünde.
Bir de sesin kaptan.
Sesindeki kıvılcım,
Tutuşturuyor özlemi
Yakıyor yüreği yakıyor beyazı...

Sen ne okyanusları
Ne dalgaları aştın..
Yeşil derinlik taa oralardan
Bakıyor gözünün içine..
Okyanus büyük
Dalgalar hırçın
Derinliğin sandalı küçük..

Sen hüzün denizinin
Hırçın köpüklerine
Şaha kalkan dalgaların
Tam menziline
Yüreğini koyar
Coşkunu inancını siper ederdin....

Hadi yine konuştur yüreğini
Dümene sarıl sıkı sıkı..

Ben gemide değilim.
Ama yüreğimle
Ama hatıralarımla
Geminin en lüks kaptan köşkündeyim...
Baba yüreğinin en güzel köşesindeyim.....

vallaha bunu bulabildim.

nacho grande
10-02-2009, 12:27
madem iyisin
anladık iyisin,
ama neye yarıyor iyiliğin.

seni kimse satın alamaz,
eve düşen yıldırım da
satın alınmaz
anladık dediğin dedik,
ama dediğin ne?
doğrusun, söylersin düşündüğünü,
ama düşündüğün ne?
yüreklisin,
kime karşı?
akıllısın,
yararı kime?
gözetmezsin kendi çıkarını,
peki gözettiğin kimin ki?
dostluğuna diyecek yok ya,
dostların kimler?

şimdi bizi iyi dinle:
düşmanımızsın sen bizim
dikeceğiz seni bir duvarın dibine
ama madem bir sürü iyi yönün var
dikeceğiz seni iyi bir duvarın dibine
iyi tüfeklerden çıkan
iyi kurşunlarla vuracağız seni
sonra da gömeceğiz
iyi bir kürekle
iyi bir toprağa.

Bertolt Brecht

C.ÜNLÜ
14-02-2009, 10:25
MACERA

Küçüktüm, küçücüktüm,
Oltayı attım denize;
Bir üşüşüverdi balıklar,
Denizi gördüm.
Bir uçurtma yaptım, telli duvaklı;
Kuyruğu ebemkuşağı renginde;
Bir salıverdim gökyüzüne;
Gökyüzünü gördüm.
Büyüdüm, işsiz kaldım, aç kaldım;
Para kazanmak gerekti;
Girdim insanların içine,
İnsanları gördüm.
Ne yârdan geçerim, ne serden;
Ne denizlerden, ne gökyüzünden ama...
Bırakmıyor son gördüğüm,
Bırakmıyor geçim derdi.
Oymuş, diyorum, zavallı şairin
Görüp göreceği.

Orhan VELİ

SLX
14-02-2009, 22:52
Umuş / Edip Cansever

BÜTÜN İYİ KİTAPLARIN SONUNDA
BÜTÜN GÜNDÜZLERİN, BÜTÜN GECELERİN SONUNDA
MELTEMİ SENDEN ESEN
SOLUĞU SENDE OLAN
YENİ BİR BAŞLANGIÇ VARDIR

PARMAĞINI SÜRSEN DÜNYAYA, RENGİNİ ANLARSIN
GÖZÜNLE GÖRSEN ELMAYI, SESİNİ DUYARSIN
ONU İŞİTSEN, YUVARLAĞI SENDE KALIR
HER BAŞLANGIÇTA YENİ BİR ANLAM VARDIR.

NEDENSİZ BİR ÇOCUK AĞLAMASI BİLE
ÇOK SONRAKİ BİR GÜLÜŞÜN BAŞLANGICIDIR.

sen@senibil
18-02-2009, 15:18
YAŞADIKLARIMDAN ÖĞRENDİĞİM BİR ŞEY VAR

yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:
Yaşadın mı, yoğunluğuna yaşayacaksın bir şeyi
Sevgilin bitkin kalmalı öpülmekten
Sen bitkin düşmelisin koklamaktan bir çiçeği

İnsan saatlerce bakabilir gökyüzüne
Denize saatlerce bakabilir, bir kuşa, bir çocuğa
Yaşamak yeryüzünde, onunla karışmaktır
Kopmaz kökler salmaktır oraya

Kucakladın mı sımsıkı kucaklayacaksın arkadaşını
Kavgaya tüm kaslarınla, gövdenle, tutkunla gireceksin
Ve uzandın mı bir kez sımsıcak kumlara
Bir kum tanesi gibi, bir yaprak gibi, bir taş gibi dinleneceksin

İnsan bütün güzel müzikleri dinlemeli alabildiğine
Hem de tüm benliği seslerle, ezgilerle dolarcasına
İnsan balıklama dalmalı içine hayatın
Bir kayadan zümrüt bir denize dalarcasına

Uzak ülkeler çekmeli seni, tanımadığın insanlar
Bütün kitapları okumak, bütün hayatları tanımak arzusuyla yanmalısın
Değişmemelisin hiçbir şeyle bir bardak su içmenin mutluluğunu
Fakat ne kadar sevinç varsa yaşamak özlemiyle dolmalısın

Ve kederi de yaşamalısın, namusluca, bütün benliğinle
Çünkü acılar da, sevinçler gibi olgunlaştırır insanı
Kanın karışmalı hayatın büyük dolaşımına
Dolaşmalı damarlarında hayatın sonsuz taze kanı

Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:
Yaşadın mı büyük yaşayacaksın, ırmaklara, göğe, bütün evrene karışırcasına
Çünkü ömür dediğimiz şey, hayata sunulmuş bir armağandır
Ve hayat, sunulmuş bir armağandır insana.

ATAOL BEHRAMOĞLU

horus_sirius
18-02-2009, 18:53
Kimdi giden kimdi kalan
Aslında giden değil
Kalandır terk eden
Gidende bu yüzden gitmiştir zaten.. :)

bridgea
22-02-2009, 00:34
Nasihat Etme

İlk okuduğum kitapta
''Ali yat yat uyu''yu
Öğrettin
Uyur gezer dolanır olduk.
Nasihat etme artık
Dinlemem

''Türk'üm,doğruyum,çalışkanım''diye
Güne başlattın
Çalışan değil,çalanlar çoğaldı.
Nasihat etme artık
Dinlemem

''Türk'ün Türkten başka dostu yok''
Bellettin
Tapusuyla toprak sunuyoruz
Yabancılara.
Nasihat etme artık
Dinlemem
6/3/2007

Yılmaz Turpcu

bridgea
22-02-2009, 01:58
Kazanma

Yürek vardır içi sevgi,barış,dostluk duygusuyla dolu
Yürek vardır içi nefret,kin,kazanma hırsıyla dolu
Birinci yüreklerin çoğalması için
İkinci yüreklilerle mücadele ederken
Düşünüyorum da bazen
Onlar gibi mi oluyorum NE?

Yılmaz Turpcu

gizemliduygular
10-03-2009, 01:44
Seni gözlerinden tanırım ben


Asil bakışlarından
Bilirim bu sessizliğin
Sarı saçlarından
Dökülür dudağındaki hüznün

Gülü duruşundan
Çiğdemi yeşilinden
Tanırım ben
Seni gözlerinden

Bakışındaki isyanın
Dışa vuruşudur insanın
Zalimlere öfkendir gözlerin
Bakışındadır tüm gizemin

Gülü duruşundan
Çiğdemi yeşilinden
Tanırım ben
Seni gözlerinden

Çakıl taşlı sahildir gözlerin
Acı doludur tüm bedenin
İnsanları sevmendir tek nedenin
Acıyla büyü sende sen bir tanesin

Gülü duruşundan
Çiğdemi yeşilinden
Tanırım ben
Seni gözlerinden



Sedat ALICI

baron11
14-03-2009, 13:24
Gecedir

Gecedir;
Çalarsın kapıları
açan olmaz.

Gecedir;
Hem de yıldızsız
göz gözü görmez,
Bir ses duyar irkilirsin,
Sarar korkusu yalnızlığın.
Rüzgâr eser savrulursun,
Düşersin kucağına karanlığın.

Gecedir;
Ararsın yolların bulunmaz,
Gecedir;
Kalbinin gürültüsünden durulmaz,
Üşürsün...
Sevdiğini düşünür, ısınırsın.
Gözleri gelir aklına...
Bir çift yıldız gibi
Asılır kalır karanlık göğe.


Gecedir;
An olur yenersin korkuyu,
An olur canın çeker
Oturursun bir köşeye
Dinlersin geceyi,
hissedersin...
Gözlerini yumup susarsın,
An olur,
gece olursun.

Ahmet Ünal Çam

drcz
31-03-2009, 22:19
Gündem Son Dakika - 18:16

Yazıcıoğlu'nun annesine yazdığı mektup duygulandırıyor


Kahramanmaraş'ın Göksun ilçesinde helikopterinin düşmesi sonucu vefat eden Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu'nun Mamak Cezaevi'nde iken annesine yazdığı şiir, okuyanları duygulandırıyor. Anneler Günü'nde yazılan şiirdeki "A Blok Görüldü" mührü dikkat çekiyor.



Muhsin Yazıcıoğlu, "Gülün Şavkı" isimli şiir kitabında annesi Fidan Yazıcıoğlu'na ayrı bir bölüm ayırıyor. Mamak Cezaevi'nde iken 1983 yılında yazılan şiir, okuyanları duygulandırıyor. Şiire vurulan "A Blok Görüldü" mührü ise dikkatlerden kaçmıyor.








Yazıcıoğlu'nun "Anama Mektup" başlıklı şiiri şöyle;

Bugün sekiz mayıs 'Anneler Günü'
Hatırlanıp kucaklanıyormuş anne ve sevgi
Kalplerde şefkatle tam koca bir gün
Hatırlanıp kucaklanıyormuş anne ve sevgi.

Ben seni bugün hatırlamadım anne
Sana karşı sevgim aynıydı yine
Benim sevgim sığmaz ki öyle bir gün'e
Bir ömür de olsa doyamam sevgine.

Her an ruhumu ısıtır sıcaklığın
Seni düşünmek bile doyumsuz zevk
Acısı derin senden uzaklığın
Sensin benim dünyama ışık ve renk...

Özledim ışıl ışıl sevgi dolu gözlerini
Ne güzeldi göğsüne yaslanıp öyle ağlamak
Ellerimle yırtardım o gül yüzlerini
Zevk verirdi nasırlı ellerinde hırpalanmak.

Yine arıyorum dostluk dolu o yüzün
Hep ben muhtaçtım sana yine muhtacım
Aşkımı, sevgimi gösteremedim bir gün
Saçlarım ağarsa da hep sana muhtacım.

Yollarım açılsa bağrıma bassam
Sımsıcak göğsünde öyle ağlasam
Doyumsuz sevgini tekrar yaşasam
Hıçkırıp, naz yapın "Ana" diyerek

Anamsın, bu bir gerçek
Sen olmasan ben olmazdım
Sensin gönlümdeki en güzel çiçek
İncinip, koparılsan yaşamazdım.

Hasretin unutturdu beni bana
Sevgine karşılık veremiyorum.
Adet olsun diye olsa da sana
Layık bir hediye bulamıyorum.

Maddi değerleri tek tek arasam
Hazırlasam güzel bir buket sana
Zümrütten, yakuttan saraylar alsam
Değeri ölçülmez yanında Anam...

Çiçek aradım dün beklersin diye
Bulamadım taş ve demirden başka
Sevgimin ifadesi bir tek hediye
Yollayamadım ki inan dua'dan başka

Cennetle müjdelenmiş analar
Sen de gezin cennet bahçelerinde
Ayakların altından aksın ırmaklar
Makamın melekler gibi yükseklerde

Şefaatına mazhar ol Muhammed Mustafa (s.a.v)'nın
Rahmetiyle kuşatsın seni Allah'ım
Yoldaşı ol hurilerle anamız Fatma'nın
Babamla firdevs bahçelerinde gezin cananım.

Saadetle ol dünya ve ahirette
Sana sağlık ve sıhhatler diliyorum
Selam ve sevgiler yollayıp nihayette
Ta yürekten ANA, ANA diyorum.

selçuk efendi
02-04-2009, 17:51
ETME

Duydum ki Bizi Bırakmaya Azmediyorsun Etme
Duydum ki bizi bırakmaya azmediyorsun etme
Başka bir yar başka bir dosta meylediyorsun etme

Sen yadeller dünyasında ne arıyorsun yabancı
Hangi hasta gönüllüyü kasdediyorsun etme

Çalma bizi bizden bizi gitme o ellere doğru
Çalınmış başkalarına nazar ediyorsun etme

Ey ay felek harab olmuş alt üst olmuş senin için
Bizi öyle harab öyle alt üst ediyorsun etme

Ey makamı var ve yokun üzerinde olan kişi
Sen varlık sahasını öyle terk ediyorsun etme

Sen yüz çevirecek olsan ay kapkara olur gamdan
Ayın da evini yıkmayı kastediyorsun etme

Bizim dudağımız kurur sen kuruyacak olsan
Gözlerimizi öyle yaş dolu ediyorsun etme

Aşıklarla başa çıkacak gücün yoksa eğer
Aşka öyleyse ne diye hayret ediyorsun etme

Ey cennetin cehennemin elinde olduğu kişi
Bize cenneti öyle cehennem ediyorsun etme

Şekerliğinin içinde zehir zarar vermez bize
O zehiri o şekerle sen bir ediyorsun etme

Bizi sevindiriyorsun huzurumuz kaçar öyle
Huzurumu bozuyorsun sen mavediyorsun etme

Harama bulaşan gözüm güzelliğinin hırsızı
Ey hırsızlığa da değen hırsızlık ediyorsun etme

İsyan et ey arkadaşım söz söyleyecek an değil
aşkın baygınlığıyla ne meşk ediyorsun etme


Mevlana Celaleddin Rumi

Bu şiiri ben yazmalıydım, ama çok geç kalmışım hem yazmada, hem fark etmede...

yosun
08-04-2009, 23:24
Samanyolunda Uzar Hasretim

bir dağa yaslayıp başımı
seyrine dalsam ovanın...
hangi çiçek açar su boyunda ?
hangi turna uçar güneye doğru ?
hangi başakta örülür saçlarım /
hangi rüzgarda çözülür sonra ?
dola parmaklarını / savur harmanlara...

bir dağa yaslayıp başımı
seyrine dalsam suların...
hangi ceylan su içer sabah vakti?
hangi balık selam verir güneşe?
hangi mavide gözlerin var /
düşer aklıma / gölerini özledim ...
haydi gel yanıma!!!

bir dağa yaslayıp başımı
seyrine dalsam göklerin...
hangi yıldız sana benzer?
hangi ay büyür alnında?
hangi samanyolunda uzar hasretim...
hangi güneş ısıtır beni / sen kadar?
kimseye söylemedim / duy ama inanma!...

Tayyibe Atay

yosun
08-04-2009, 23:56
Seni Düşündükçe

seni düşündükçe/yüreğim daralıyor...
hadi!
geniş ufuklar yarat uykusuz gecelerinden
mahmur/buğulu...
turnalar uçur çizgisinde/bana doğru...
gözleri sen ol/ılık bakışlım!...
kanatları hasret çırpsın içimde!...

seni düşündükçe/ufalıyorum...
makaslara yatıyorum/trenlerde
kesişen yollara düşüyorum...
ipler sarıyorum/makaralar dolusu
ucunu bulamıyorum...
bir garip işliyor zaman/saatlerde
gündüzü geceyi ayıramıyorum...
uykularım delik deşik benim de!...

seni düşündükçe/deliriyor kanım
tutamıyorum...
bentler çeksem de önüne/nafile
sana akıyorum...

hani sular yürür ya ağaçlara/baharlarda...
hani çiçeklenir ya dallar/ansızın...
hani bağırmak gelir içinden/dağlara...
durup dururken el sallarsın/yaşama sevincine...
işte öyle bir şey!
tarifi zorlaşır dilimde!..

seni düşündükçe/nevruz günlerime gidiyorum
ateşlerin yanıyor gönlümde...
açsam da bağrımı/ısınmak için
üşüyorum gene de/gelsene!...

Tayyibe Atay

baron11
09-04-2009, 08:51
Aç Mektubumu

Aç mektubumu!
İçinde renkleri var güllerin...;
Sarı,
Siyah,
Pembe,
Kırmızı,
Beyaz...
Yaban ellerin.

Beyazına yazdım
Adını, adresini,
Almadın mı?

‘Üşüyorum’ demiştin ya!
Kırmızıda yanar ateşlerim...
Oturup yanı başına
Isınmadın mı? .

Sarısında tütsülenir hüznüm
Üstüme yığılan gecenin sabahı;
Yüzümde yağmurlar,
Yüzümde ıslanan kuş kanadı,
Dokunmadın mı?

Dün bir şarkı tuttum şarkılardan:
Şansıma ‘makber’ çıktı.
Bunun için koydum
İçine siyahı
Ağlamadın mı?

Pembesi gençlikti biraz
Bir çift dudağın tadamadığı,
Sana olan özlemimdi yani
Anlamadın mı?

Yabanında açar yalnızlığım
Gerçektir, masal sanma sakın!
Gece ayazlarında yılana sarılışım...
Güzelliğimde yankılanır,
Kuşkonmaz zamanların çığlığı...
Koklarken korkmadın mı?

Sarmaşık aşk demekmiş
Yeni öğrendim;
Onunla sardım zarfımı,
Hala açmadın mı?

Tayyibe Atay

yosun
09-04-2009, 09:10
Sana Geldim

geçiyordum öylesine;
rüzgarınla açılan kapına düştüm!
bir dolu bahar gülüş,
bir dolu çiçek getirdim...
yollarımda tükenen derman,
yollarımda yorulan ayak getirdim...

geçiyordum öylesine;
sabahınla ışıyan kapına düştüm!
bir dolu hüzünlü bakış,
bir dolu zindan getirdim...
dağlarımda üşüyen beden,
dağlarımda kuruyan ot getirdim...

geçiyordum öylesine;
gecenle kapanan kapına düştüm!
bir dolu ışık göz,
bir dolu şafak getirdim...
kollarımda küllenen ateş,
kollarımda serilen yatak getirdim...

geçiyordum öylesine;
yalnızlığınla ağlayan kapına düştüm!
bir dolu cıvıldayan kuş,
bir dolu dudak getirdim...
ellerimde büyüyen sevgi,
ellerimde örülen saç getirdim...

geçiyordum öylesine;
ateşinle yanan kapına düştüm!
bir dolu bulutlu göz,
bir dolu rahmet getirdim...
kuytularımda fışkıran kaynak,
kuytularımda kıvrılan ırmak getirdim...

geçiyordum öylesine,
öfkenle kırılan kapına düştüm!
bir dolu mahzun yüz,
bir dolu dingin deniz getirdim...
korkularımda soyunan kin,
korkularımda giyinen kın getirdim...

geçiyordum öylesine;
yazlarınla kavrulan kapına düştüm!
bir dolu pala kar,
bir dolu ayaz getirdim...
zemherimde açan kardelen,
zemherimde titreyen yaprak getirdim...

geçiyordum öylesine;
yokluğunla acıkan kapına düştüm!
bir dolu sevdalı gönül,
bir dolu ekmek getirdim...
ovalarımda nazlanan başak,
ovalarımda yatan toprak getirdim...

geçiyordum öylesine;
açıklaması yok!
sana geldim!...

Tayyibe Atay

yosun
09-04-2009, 09:18
Sende Kaldım

nazlı bir sarmaşıktım;
ne ağaç bulabildim ince,uzun
ne de taş duvar...
serildim / yerde kaldım!..

yılanlar dolandı çirpiklerime,
yapraklarımı yedi kurtlar;
ayaklar bastı üstüme...
ezildim / derde kaldım!..

kokusunu özledim açacak çiçeğin,
konacak arının,kuşun;
beni kucaklayacak baharın...
bekledim / yolda kaldım!..

kış oldu,karlar yağdı üstüme
üşüdüm / yelde kaldım!..
yaz oldu gölge vurmadı başıma
yandım / çölde kaldım!..

gözün bakmadı gözüme,
elin değmedi elime,
selin akmadı dibime...
gene de / sende kaldım...

Tayyibe Atay

Sesil
09-04-2009, 09:57
Sevgili Tayyibe Atay'ı buralarda görmek sabah vakti
yumuşak ellerini avuçlarımda hisettirdi.
Yüzündeki gülen çizgilerin haritası şiirlerinde yol bulmamızı tarifler.
Yazdıkları bakışlarında okunan değerli bir kalem sahibi.

İyi ki, paylaştınız. Sizlerle anlamın boşlukta heba olmadığını gözlemlemek, sevindirici.

Esenlikle...

yosun
09-04-2009, 13:37
Sevgili Tayyibe Atay'ı buralarda görmek sabah vakti
yumuşak ellerini avuçlarımda hisettirdi.
Yüzündeki gülen çizgilerin haritası şiirlerinde yol bulmamızı tarifler.
Yazdıkları bakışlarında okunan değerli bir kalem sahibi.

İyi ki, paylaştınız. Sizlerle anlamın boşlukta heba olmadığını gözlemlemek, sevindirici.

Esenlikle...

Tayyibe Atay benim de çok sevdiğim ve değer verdiğim bir kalem, ince bir yürektir.
Şiirleri her zaman için yolumu aydınlatmıştır.
Vesile ile buradan sevgilerimi yolluyorum.

yosun
10-04-2009, 18:00
YIKANSAM SENİNLE


kelebekleri bilirsin sen..
incecik kanatları benekli..
pervane olurlar ışık başlarında,
çiçek yapraklarında...

ben
en mavisini severim ama,
beyazına da tutkunum; sana benzediği için..
kara benekleri kara gözlerin gibidir;
aşk taşır uzaklara...
benden alır sana getirir,
senden alır bana getirir,
zamanı sorma!
zaman bahar değilse değil.

oysa ben,
hep hazana takılan aklımın
şaşkınlığını yaşarım bahara dokunuşlarımda..
sana dokunuşlarımda sevgili! ..

‘neden şimdi? ’ desem, yanıt bulamam ki! ..
bulsam da fark etmez nasılsa,
çünkü sana öyle alıştım ki,
çünkü sana öyle vurgunum ki! ....
ne baharı hesaplayacak zaman,
ne de,
hazanı solduracak güneş gelir aklıma; unuturum! ..
bir seni unutmam!

yüreğime usulca girişindeki süzülüşü,
dudağıma astığın gülüşü,
umuda açtırdığın çiçeği unutmam...

arkası yarınları eskiden de severdim ben,
şimdi daha iyi anladım, hala seviyormuşum...
çünkü umut taşıyan bir yanı vardı bunun.
benim sana kavuşmam umudu gibi!
'yarın 'deyip gülsem de şimdi,
ağzıma küfrünü iliştirdim sensizliğin:
vaz geçemediğim sevgili!

yalandı bu işte!
ben hiç sensiz değildim ki..
hep benimle oldun sen! ..
hep bendeydin, kimseye benzemeden..
hep ‘hiç kimseydin’ bende ki! :
korkularımda yüreğim,
acılarımda afyonum,
hüzünlerimde gözyaşım,
sevinçlerimde müjdem,
yıkılışlarımda direğim,
uzaklarımda yolum,
özlemlerimde elim,
sevdalarımda koynum oldun ısındığım..
teşekkür ederim sevgili! ...

şimdi gece!
ve ben karanlığı bile sever oldum seninle..
çünkü;
korkularımı unutuyorum,
çünkü;
bitiyor yalnızlığım,
çünkü;
yıldızları topluyorum,
çünkü;
seni severken çoğalıyorum...
sokakta yürüyoruz işte: el ele...
sofrada yan yanayız,
yatakta göz göze....
ister bir çöle serilmiş olsun yatağımız,
ister bir denize...fark etmez ki! ..

her seferinde,
tutamadığım bir pırıltı sıyırıp gider bedenimi..
serap olur,
yakamoz olur uzak denizlerde...
ah! ..bir binebilsem gemilere...
FORA! ...diye bağırsam,
susuverse martılar...
balıklar değse ellerime;
senden kalkıp bana yalpalanan yüzüşlerinde...
kayıp gitseler diplere doğru...

birde,
utanmasam cümle alemden!
yıkansam, yıkansam, yıkansam...
seninle! ...

Tayyibe Atay

yosun
12-04-2009, 23:55
BENİ BU HAVALAR MAHVETTİ


Beni bu güzel havalar mahvetti,
Böyle havada istifa ettim
Evkaftaki memuriyetimden.
Tütüne böyle havada alıştım,
Böyle havada aşık oldum;
Eve ekmekle tuz götürmeyi
Böyle havalarda unuttum;
Şiir yazma hastalığım
Hep böyle havalarda nüksetti;
Beni bu güzel havalar mahvetti.

ORHAN VELİ KANIK

baron11
01-05-2009, 22:40
Fırçanda Monalisa'yım

seni seviyorum gülüm!
nedenim yok
bana dokunmadın bile...
utangaç bir bakış fırlatıp gittin
beni kendimle bırakarak...
ama
ben seninle gittim, gittiğin yere
uçurumlarındayım işte!
denizlerin falezlerinde...
bir nehir kıyısında su çiçeğiyim mavice...
aslında
yüreğinin bir köşesindeyim: minik bir serçe
seni sevdiğimi ciklemedeyim zamana ve göklere...
bu gök, bu bulutlar
sen olup çöker üstüme...
beyaz bir örtü, mavi bir tül gibi...
tavuskuşu bir gece açılır pencereme
gökülür yıldızlar...
gözlerin dökülür dolu dizgin gözlerime...

artık
karanlık değil bu tavan
bu tavan bahar bir ağaç altı...
sıcacık çimen bir yatak serilmiş dibine...
adı aşk olan hatmiler topluyorum
bahar kokuyorsun, ıhlamur kokuyorsun
karışıyorsun tenimin kokusuna
bana değince...
bak!
simdi karanfil oluyoruz seninle
kırmızı açıyoruz şafaklara inat!
bir dalda kapanıp ikileniyoruz geceyle
birbirimiz üstüne...

bu dudağı sen yarattın. ”haşa” deme!
gu elleri de sen!..
senin için uzuyor saçlarım
rüzgara karışıyor parmakların aklıma gelince...
aslında
sen ne zaman aklıma düşsen
bütün yapraklar yer değiştiriyor dallarda...
bütün rüzgarlar meltem
deniz kokuyor hava...
ve
bütün kuşlar martı; kocaman kanatlı, çığlık çığlık...
dinle ve duy!
'seni seviyorum' diyorlar bana katılıp
doluyor gökler ve boşluk...gizlice....

sen her gece
uykusuzluğumsun, uyanıklığım!
güneşten alıyorum seni
geceye yıldız yapıyorum...
ay yapıyorum: hilalim benim, tatlım! ...
burçların adısın işte;
kovamda balık, terazimde ağırlık...
samanyolunda gülüşün var
bulutlarda salınışın...
pencerede seyrine dalarım
bazen yağarsın yağmur olup saksımdaki menekşeme
bazen gölge olursun güneşe...
bazen de kayan yıldızsın...
ama en çok
gökkuşaklarında çoğalır renklerin
bulaşır resimlerin tümüne...
fırçanda MONALİSA'yim! ...

seni seviyorum gülüm!
seni nasıl seveceğimi bilemeden seviyorum
nasıl şeyse!

ne kadar yarım biriyim ben!
gecem olsa gündüzüm yok
gündüzüm olsa gecem!...
o halde
gece sevişmelerinle sev beni, gündüzümü düşünme!
ya da
gün ortası serp sularını üstüme; seherlerimi düşleme!
hele hiç aklına gelmesin sabahlarım!
olduğum gibi kabul et beni
yani yarım!..

sende kalan yarımımla
gel ufukta buluşalım!
gel ki
kızıl çizgisi çekilsin ömrümüze sevdanın
biraz yeryüzü, biraz gökyüzü...
toprak ve hava yani!
söyle! ..
sen hangisi olacaksın?

seni seviyorum gülüm!
seni nasıl seveceğimi bilemeden seviyorum..
mesela;
soyunacak mıyım ellerin bana değince!
ya da
ağlayacak mıyım dudağımdaki menekşeyi kopardığın an?
yoksa yenisi mi açacak yerinde:
biraz gül, biraz lale...
solacak mıyım kırağılar yağarsa gidişinle?
beni unutacak mısın?

sen
bir avuç mutluluksun desem
bir avucu olur mu mutluluğun?
bunu ancak bana
sen anlatacaksın...

Tayyibe Atay

yosun
10-05-2009, 01:43
Yarın geliyorum diyorsun...
peki ben bunca yalnızlığı nasıl sığdırırım bir geceye



Peki ya ben,

Aysız bir gecede
Yıldızlar kıpır kıpır yüreğimde
Dört yol ağzında
Çıkmaza yollarım
Kabuslu saatler başlar
bir avuç güneşi çarptıkça yüzüme....
Elim kolum bağlı
...çaresizliğimi bilsen..

Yokluğunu yaşarken varlarımda
İsyanlar batar düşlerime
Bir yumruk sıkımında
Kaçıncı kör düğümdür uykusuzluğum
Başı boş saatlerde kaçıncı kayıp gölgemdir
Islığı peşine takan
İn cin sessizliğinde

Peki ya ben,
Bunca sensizliği nasıl sığdırırım kalemime
Bir şarkıya yükleyip keşkeleri
Tütsülediğim hayalin
Nasıl da duman duman boğar nefesimi
...sensizliğimi bilsen

Depremler olur göğsümde sesinle
Dudaklarımda korkaklık
Gözlerim yıkar duvarları
Kavuşamaz gözlerine

Peki ya ben,
Bunca sensizliği nasıl sığdırırım ömrüme.

ARZU ALTINCICEK

Sesil
11-05-2009, 01:48
Sevgili "ARZU ALTINÇİÇEK" "ŞİİR" yazar. Buralar da bırakmaz peşini arkadaş!

"Canım benim," güzel bir şiiriyle karşılaşmak sevindirdi.

"Hisse Net" harikasınız!

baron11
12-05-2009, 03:34
MAVİLERİNDE OLDUM ALABORA

Enginlerinde bir güneş battı önce yüreğimin.
Fırtına öncesi sessizlik ya!
Dingindi sular, durgun,
yüreğim solgundu.
Sonra ılık bir lodos esti yelkenlere,
ve güller tomurcuğa durdu,
zemheri bahara gebe..

Bülbüller güle hasretti,
bakır rengi bir akşamın oyunu sahnede.
Rüya dengi hayatların romanı okunurdu,
türkü söyleyen gözlerde..

Sazlara rastlardım ozansız / sessiz sularda.
Agora Meyhanesine çok gittim bu aralar,
kadehlerin dibine baktım.
Ve..
Seni aradım arnavut kaldırımlarında.
Salkım söğütlere dostluk ettim.
Küstüm, sustum, umutsuzdum.
Ama bekledim / yağmurlarda / rüzgarlarda
Aradım..
Çöldeki mecnunu aratmadan / yıllarca
vaha vaha seni aradım.
Bulduğum bir damla suda,
oltama takılan her balığa seni sordum.
Umut yükledim lodosa / saldım / sulara
şişelere sevda yazdım..

Türbedar gibi bekledim eski feneri,
sahile yanaşan her kayığa seni sordum..

Bir boran esti sonra,
deli fırtınalar koptu yüreğimde,
Ve..
mavilerinde oldum alabora...


Bahar Ş. GÜLŞEN

JAKO
13-05-2009, 00:21
........
Ölüm
bir ipte sallanan bir ölü.
Bu ölüme bir türlü
razı olmuyor gönlüm.
Fakat
emin ol ki, sevgili,
zavallı bir çingenenin
kıllı, siyah bir örümceğe benzeyen eli
geçirecekse eğer
ipi boğazıma,
mavi gözlerimde korkuyu görmek için
boşuna bakacaklar
Nazım'a!
.........
N.H.Ran

yosun
17-05-2009, 23:46
Herşey Sende Gizli


Yerin seni çektiği kadar ağırsın
Kanatların çırpındığı kadar hafif..
Kalbinin attığı kadar canlısın
Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç...
Sevdiklerin kadar iyisin
Nefret ettiklerin kadar kötü..
Ne renk olursa olsun kaşın gözün
Karşındakinin gördüğüdür rengin..
Yaşadıklarını kar sayma:
Yaşadığın kadar yakınsın sonuna;

Ne kadar yaşarsan yaşa,
Sevdiğin kadardır ömrün..
Gülebildiğin kadar mutlusun
Üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin
Sakın bitti sanma her şeyi,

Sevdiğin kadar sevileceksin.
Güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değer
Ve karşındakine değer verdiğin kadar insansın
Bir gün yalan söyleyeceksen eğer
Bırak karşındaki sana güvendiği kadar inansın.
Ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret
Ve sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın
Unutma yagmurun yağdığı kadar ıslaksın
Güneşin seni ısıttığı kadar sıcak.
Kendini yalnız hissetiğin kadar yalnızsın
Ve güçlü hissettiğin kadar güçlü.
Kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin..

İşte budur hayat!
İşte budur yaşamak bunu hatırladığın kadar yaşarsın
Bunu unuttuğunda aldığın her nefes kadar üşürsün
Ve karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutulursun
Çiçek sulandığı kadar güzeldir
Kuşlar ötebildiği kadar sevimli
Bebek ağladığı kadar bebektir
Ve herşeyi öğrendiğin kadar bilirsin bunu da öğren,
Sevdiğin kadar sevilirsin...

Can Yücel

yosun
17-05-2009, 23:52
Yakın Tarih


Gün gelir bu işe bu millet de şaşar
Tam kurşun işlemez deminde karanlığın
Bir ateş böceğidir başlar...

Can Yücel

yosun
18-05-2009, 01:19
Gel

Gel
Yüreğim daha fazla çekemez yokluğunu
Özlemlerin doğurganlığına şahit geceler
Tohumunu serptim yalnızlıklara
Ölüm sessizliğinde ki uyanışlarımda
Yanık türkülerin dumanını soludum
Doğan güneşin kavurduğu sabahlarda


Gel
Çöl yüreğimde alev alev
Serap teninde, ellerinde
Kasıp kavurur nefesin saçlarımı
Rüzgarına takıldım
Umutlarımı savurdu esmelerin
Sahranın kucağında kurudu dudaklarım


Gel
Hayallerim düştü denizlere
Dalgalar vurur bilmediğim sahillere adını
Küçük bir limanda bulurum kendimi
Bir balıkçının ağına takılmış bakışlarım
Tüm renkler aynı....
Mavi deniz
Mavi gökyüzü
Toprak mavi düş tarlası..
Bense sadece bir kum tanesi
Sana yangın...sana aç...sana susuz
Sana sevdalı...
Gel !!!!

Arzu ALTINÇİÇEK

JoNaThAn
18-05-2009, 01:22
Yaşım 14.5 milyar benim.. Uyanmak meselesi diyorum kendime.. Hissetmek..

Sonra kalkmak ansızın yataktan.. Ve bazen sabah uyanmak ve bu başlangıcın sonunu düşünmek..

Asıl konu hiçlik değildi.. Asıl konu olmakla yok olmak arasındaki mesafeydi..

14.5 milyar yıl, tam olarak bilmem kaç yılında başladı; ve 60 yıl sonra bitti diyordum kendime.. 14.5 milyar yılı topu topu 60 yılda yemiş olacağım..

O kadar hızlı geçiyor zaman işte.. Üstelik olmadığını bile bile.


Ve çocuklarımıza plak bırakamayacağız artık hatıra diye.. Eğer olursa.

Onlara daha çok winamp ve media player kalacak..

Hayallerde..

Eskimiş resimleri gösteremeyeceğiz onlara. Kenarı yırtılmış; hafif sarı..

Noktalı virgülü koyarken.. 10 yıl sonra hayatımdan yitip gidecek insanlar gelir aklıma..

Devamı sonra:) E ilham diye bir şey var kardeşim.. Gitti ilham.. Hadi gel topla..

utkuran
09-07-2009, 23:13
Lades

lades tutuşalım seninle diye
dün gece yalvardım şen sevgiliye
imalı bir eda verip sesine
sevgili dedi ki: söyle nesine?
dedim: aldatırsam eğer ben seni,
bir kere öpeyim beyaz enseni
aldanırsam 3 gün yüzüme bakma
saçını önümde çözüp bırakma!
görelim yenecek diye kim kimi
güldü, kabul etti teklifimi
artık her sözümden bir hile seçti
dakikalar geçti..saatler geçti..
na onu aldattım ne da aldandım
bu böyle seneler sürecek sandım..
onun dalgınlığı benden de derin,
eski bir şark işi ipek minderin
bir ucunda kendi bir ucunda ben,
gözlerimiz yerde düşünüyorken
ne hile bulalım diye yarın,
birden o saçını omuzlarına tel tel dağıtarak karşımda durdu
sonra dizlerime düşüp oturdu
dediki: yakınlaş! yakınlaş! eğil!
artık ben ladesi cezayı değil
bütün varlığımı unuttum bir an
bu beklenilmeyen iltifatından
binlerce ihtimal gelirken akla
dedi şu fildişi ince tarakla
saçımı tara bir tel incitmeden.
daha tarağa elim gitmeden
güldü lades diye yerden kalkarak
düştü parçalandı yerlerde tarak...

nazım

mitli
25-07-2009, 18:44
mı?

Ağlamak için gözden yaş mı akmalı?
Dudaklar gülerken insan ağlayamaz mı?

Sevmek için güzele mi bakmalı?
Çirkin bir tende güzel bir ruh kalbi bağlayamaz mı?

Hasret; özlenenden uzak mı kalmaktır?
Özlenen yakındayken hicran duyulmaz mı?

Hırsızlık; para, mal mı çalmaktır?
Saadet çalmak, hırsızlık olamaz mı?

Solması için gülü dalından mı koparmalı?
Pembe bir gonca iken gül dalında solmaz mı?

Öldürmek için silah, hançer mi olmalı?
Saçlar bağ, gözler silah, gülüş kurşun olamaz mı?

Victor Hugo

ceozbay
11-08-2009, 00:26
Ne Güzel cahildik...

Dışarıda kar...
Ama kuzine içten içe öyle yanıyor ki.
Kuzinenin üzerinde demir maşa...Maşanın üzerinde de ekmek dilimleri.
Aydınlık bir kış sabahı ve kızarmış ekmek kokusu...
Sucuk lükstü.
Yumurta lezzetli.
Ekmek her zaman ekmek gibi...
Bir kez olsun kümesten yumurta almamış, bir kez olsun o kızarmış ekmeğin kokusunu duymamış ve fakat alışveriş merkezlerinin restoran katlarında, boğucu bir gürültü ve havasızlık içinde hamburger keyfine fit olmuş çocuklar ve gençler için ben ne kadar yaşlıyım...

Dışarıda kar...
İçeride kanaat...
İçeride huzur...

Televizyon yoktu.
Gazete de her zaman olmazdı.
Öyle güzel cahildik ki, keyfimiz bozulmazdı hiç!
Portakal kabuklarını sobanın üzerine dizer, kokusuna râm olurduk.
Kestane közlemek bütün bir gecenin mutluluğuydu.
Sonra illa ki, büyüklerin anlattığı hikâyeler, hatıralar...
Birçoğu arızalı ve tedaviye muhtaç beyinlerden çıkma dizilerin ve filmlerin açtığı hasarlar yerine, geniş ve besleyici bir masal dünyası...

Lezzet bir tarafa, kokuya da hasret kalacağımız kimin aklına gelirdi?
Ekmeklerimiz el değerek üretilirdi, sağlıklıydı, lezzetliydi ve mis gibi kokardı.
Çay da kokardı...
Domates de...
Bütün bu nefasete, küçücük bir bakkal dükkânının zenginliği yetiyordu.

Dışarıda kar...
İçeride huzur...
Zam endişesi, doğal gazın kesilme korkusu, yolda kalma telaşı, rejim tehlikesi... Kimin umurunda...
Ne güzel cahildik.
Mutluluğun resmini çiziyorduk...

Yazarı bilinmiyor.

alıntı

gizemliduygular
15-08-2009, 09:34
Konu: * HAMD OLSUN *... (Babalar gibi bir şiir )

HAMDOLSUN...

Sus dediler, höt dediler
Yumağa dolaştı kediler
Ananı da al-git dediler
Alıp gittiler hamdolsun!

Okunmuyor kitap, diziler revaç
Çarklar dönmeyince, çalışanlar aç
Simdi ekranlarda desti-izdivaç
Özelimiz genel oldu hamdolsun!

Amerika'da kriz çıktı
Avrupa'da dalga yaptı
Dünya'da tsunami yarattı
Ülkemizi teğet geçti hamdolsun!

Amerikan krizi ekonomiktir
Avrupa'nın derdi sosyolojiktir
Türkiye'nin krizi psikolojiktir
Hastalığımız komik çıktı hamdolsun!

Egemenlik bağımsızlık geride kaldı
Emperyalist işgal silahsız geldi
Ayarlı aydınlar özür diledi
Efendice teslim olduk hamdolsun!

Yeşil alanları imara açtık
Toprağı Batıya-yahudiye-Arap'a sattık
Fabrikayı- işletmeyi kapattık
Alış-veriş merkezleri açtık hamdolsun!

Kredi kartıyla meşgul vatandaş
Halkımız uyurken büyüdü yandaş
Birbirine düştü kardeş, arkadaş
Borcumuz beş yüzü aştı hamdolsun!

Tas tas çorba verdik Ramazanlarda
Torba torba kömür verdik soğukta karda
İşler tıkırında oylar sandıkta
Gene işimizi gördük hamdolsun!

Bir şeyimiz yoktu gemicik aldık
Garip gurebanin umudu olduk
İnançlı insanları kaz gibi yolduk
Uçmadılar, kaçmadılar hamdolsun!

Dişli-Dengir-Gökçek rahmetlik oldu
Milleti uyardı Kılıçdaroğlu
Amerika'dan simsiyah bir güneş doğdu
Yıkılmadık ayaktayız hamdolsun!

Söyledik millete üç çocuk yaptı
Partilim yandaşım ihale kaptı
Altı milyon seçmen bir yılda arttı
Ölüler de seçmen oldu hamdolsun!

Yola devam dedik yoldan çıkıldı
En pahalı benzin bizde satıldı
Oy veren yurttaşa kazık atıldı
Daha uyanmadı millet hamdolsun!

IMF'eyse Standbaylar yapıldı
Çaktırmadan ümüğümüz sıkıldı
Türkiye'ye Washington'dan bakıldı
Oğul-damat zengin oldu hamdolsun!

Ordu-yargı tartışıldı yıprandı
Her alanda bölünmeler hızlandı
Haşim Başkan istifaya zorlandı
Yargıçlar da ayrı düştü hamdolsun!

Büyük Ortadoğu Projesine Eş-başkan olduk
Filistin'de Irak'ta istikrar bulduk
Amerika-İsrail el ele verdik
Orantısız güç kullandık hamdolsun!

İhaleler birer birer kapıldı
Gazeteler yandaşlara satıldı
Bush'un üzerine pabuç atıldı
Kafasını teğet geçti hamdolsun!

Çok konuştuk laf olsun torba dolsun
Nabza göre şerbet verdik seçmenin gönlü olsun
Oylar bizim, para bizim, iktidar bizim olsun
Millet bize duacıdır hamdolsun!

İspanya'da Tayip-Zapo öpüştü
Filistin'de uygarlıklar çatıştı!!!
Katil Amerika insanlıkla savaştı
Dünya bu gerçeği gördü hamdolsun!

Atma Recep seni kardeş belledik
Sana uyup Çankaya'yı Gülledik
Mustafa'yız böyle gördük, belledik
Özümüz sağlamdır, haberin olsun!!!

(Alıntı)

madruk
26-08-2009, 13:42
kedidir o kedi

Her akşam heyecanla çıkarım yola
Kar kış, yaz, ayaz demeden
Bekleyenlerim var her bir köşede
Beni görünce önceliklerini unutup koşuverirler dibime
Önce selam verirler sonra sevgiye boğarlar
Şımarırım doğrusu hatta havaya girerim
Hoşuma gider bu yoğun ilgi
Tamam derler sıra sende
Benimde onlardan aşağı kalır yanım olmaz
Mıncıklarım her yanlarını, kulaklarını ısırırım
O kadar ki birazcık kızarlar ama onlarda havaya girer
Sayıları hergeçen gün artar bazen
Eskilerin yerini yenileri alır denge sağlarlar yaşamda
Kıskanırım özgürlüklerini
Bu özgürlük bize yakışmasada
Zorluklarını bilirim
Yeri gelir üşürler,kimi kez dövülürler
Bazen biryerlerde istenmezler
Hastalanırlar, ölürler yada öldürülürler
Ölümlerinde bile asalet vardır
Göstermezler yaşamın acı yüzünü sevdiklerine
Bazen de son nefeslerini kollarının arasında verirler
Sımsıkı tutarım ellerini, ilk defa görsemde kendilerini
Bir ilişkiyi ölümle başlatırlar,ölümle bitirirler
Virgül koyarak aranızda yaşananlara
Herşeye karşın yaşama tutunma istekleri okadar büyük ki
Anlamaz gibi görünselerde anlarlar olanı biteni
Hayat der geçerler üzerinden
Dün yoktur, yarında yoktur algılarında çünkü zaman yaşanandır
Ya severler ya da sevmezler o kadar eminler kendinden
Hoşlarına gitmeyen bir şey varsa rol yapmazlar insan gibi
İstemem der çeker gider
Kandırmakta kolaydır işini bilene
Gene bir hinlik, gene bir insan işi kandırmak!
Olsun bu kandırmaca cici bir oyundur
Ödülün habercisi poşet sesiyle kulaklar dikilir
Gözler fır döner, diller bülbüle dönüşür
Sıra sıra dizilirler küçük bir tabur gibi
Benim en mutlu anım o andır
Yerler bir güzel nevalelerini
Varlığımın ağırlığı hafifler
Her akşamın sonu ayrılırken söz verdiririm
Yarın aynı yerde aynı saatte diye
Ben sizin esirinizim küçük bir miyavlama
Asker eder beni kedidir o kedi...

http://akanzamandannotlar.blogspot.com/

madruk
30-08-2009, 01:41
Kapı aralık olmamalı
Tedirginliği sevmem
Mümkünse aynalar boyansın
Yansımamı istemem

Keder gençlikte gelsin
Üstesinden gelebileyim
Herşey üst üste gelmesin
Teker teker gelsin

Aşk varsa uğrasın arada
Arayamam orda burda
İçimdeki iyilik çoğalsın
Kötülüğe meydan kalmasın

Acı haber gece gelmesin
Kaldıramam tek başıma
en acısı anne sızısı
arttıran olmasın bu sancıyı

Kavgalar çıksın sebepsiz
Kan aksın bedenimden
Mevsimler geçsin üzerimden
Özlemlerim uzasın yarına

Ölümüm tanıksız olmalı
Taşıtmak istemem kendimi
Hep böyle kısa cümleler kurmalı
Hiçbirşey kitaplara sığmaz bilinmeli...

madruk
31-08-2009, 15:56
Yazın son demleri, gelir sonbahar esintisi
Kısık sesli ağustos böcekleri, kaybetti hazirandaki neşesini
Şehir kalabalığa hazırlandı, yollar ayak seslerine
Sıcaktan boynu bükülen ağaçlar, çağırdı serçeleri
Hafif kamburlu yaşlı bir çift gülerek geçti bir patikadan
Üstelik ikisi de ölüme bu kadar yakınken;
Sürüyerek ayaklarını çaylarını içmeye gitti.
Kirpileri bir telaş aldı,karıncalar mesai bitimine hazırlandı
Sokak lambalarına aşk şarkıları söyleyen bir deli,
Kimbilir kaçıncı vurgununu yedi.
Ayrılık sesleri geldi sahilden
Çakıl taşları ile yazılan sevgi sözcükleri
Sözümona kaç yaz aşkına şeklini verdi.
Kumlardan yapılan pembe pancurlu evleri yosunlar kapladı,
Sildi bütün hayalleri.
Lunaparklar kapandı teker teker, çocuklar azaldı sokaklardan
Çöpler dolmaya başladı ,apartmanlarda ışıklar arttı
Yaşam, akmak için bir başka mevsime yol aldı.

madruk
02-09-2009, 05:02
Her geçen gün yalnızlaşıyorum
Sessizliğime alışıyorum
Geceyi dost yapmışım
Karanlığa saklanıyorum
Karşımda duran duvara
Sırlarımı fısıldıyorum
Dışardan bakınca maviye
İçerdense katıksız bir zifte dönüşüyorum
Ağlayınca gülüyor gözüküyorum
Karnıma yumruğu yerken alay ediyorum
Üstüme binene hoşgeldin diyorum
Altımda kalana nefes veriyorum
Kaç cana mal olmuşum bilmiyorum
Ya da kaç cana naçar
Ezan sesini duyunca ürküyorum
Allahım, bedenime kattığın ruhu
Senin emrine veriyorum...

madruk
03-09-2009, 02:59
Çeşmeden akan sahipsiz bir suyum
Gelenin geçenin bir damla huzuruyum
Saçarım kendimi gönlümce, sırrım umut
Avunurum ellerin altında, tutunurum parmaklarında
Çok yara görürüm saklanmış avuçlarında
Bir çocuk gelir oynar akışımla
Ağzını dayar içer kana kana
Annesi çağırınca kaçar dört bir nala
Bakarım ardından giden yaramaza
Daha çok akarım hüznümden
Tutamadığım ne çok şey varmış
Kısmetim doğarken kapanmış
Hüznümü bir kadın alır alımıyla
Kendinden emin bakışlarıyla
Aşka çevirir sarı saçlarıyla
Daha bir düzgün akarım
Onu kandırmaya çalışırım berraklığımla
Karıştırır aklımı şeytanlığıyla
Verir perçemini gider hatırasıyla
Salına salına akarak, aşk acısını
Oynatırım en güzelinden
Biri durur önümde
Bakmaz bile serinliğime
Aklı, kaçanın haşmetinde
Ses veririm, ben sana yeterim
Duymaz, ruhu başkasının şerbetinde
Ama yine de kalır bir süreliğine
Yeter bana yarınsız sevdalar
Aslını yaşayamam durana kadar
Akışkanlığımı satarım bir dilenciye
El açmayı öğrenirim tanrının hikmetine
Kabul etmez beni seferine
Kabir azabı verir hinliğime
Ters akarım kızgınlığımdan
Şeytan gelir azgınlığından
Aklımı çeler kıskançlığından
Korkarım sonrasından
Akmam bir daha yalancıktan...

madruk
04-09-2009, 00:45
Seni görmüşler birinin kollarında
Goncalar açmışsın elin cüzdanında
Yüreğin giyinmiş kötülüğün sıfatını
Kahkaların çınlatmış, ucuz içki sofralarını
Tez elden vermişsin ebediyetini
Sebebi herkesin bildiği
Açlığın aşka değilmiş anladım
Yanındaki zavallıya acıdım

SEABISCUIT
04-09-2009, 02:00
Aşk oduna atıp yaktın gönlümü.
Şimdi sana zülmeylemem doğru mu?
İnanmadın sözlerime hiç demek?
Acısını çıkar bunun ey Felek!

Mezarıma bir karataş kazınız.
''Burda yatar bir sevdalı ''yazınız.
Aşkı tatmış bir kişi görür belki de
Fatiha'yla anar,geçer beni de.

SEABISCUIT
04-09-2009, 02:06
Aklımın aynasına çizdi güzel resmini,
Yanık dudaklarıma yazdı tatlı ismini.
Halime dostlar değil ,düşmanlar bile ağlar;
Bir gözü ahu vurdu,ah esir etti beni!

SEABISCUIT
04-09-2009, 02:08
Yüreğim kül oldu aşkın odundan.
Vefasız sevgilim habersiz bundan.
Eygözümden ırak,kalpte gizli yar!
Mahşerde seninle çok hesabım var!

SEABISCUIT
04-09-2009, 02:13
Daha nekadar zaman yakacak bu aşk beni?
Felek!Kandırmadı mı döktüğüm yaşlar seni?
Revamı ey sevgilim,kara toprağa düşmek
Almadan bir kerecik can verici buseni?

SEABISCUIT
04-09-2009, 02:18
Yeter felek,beni kayır!
Acılardan,dertlerden ayır!
Ne talihim güler bana,
Ne işimden gelir hayır.

Çıktım kısmet aramaya
Bahtsızlık girdi araya.
Cahil rahat ,bilgin yoksul.
Kaldık garip bir dünyaya!

SEABISCUIT
04-09-2009, 02:25
Sevdiğimden istedim
Bir busecik vermedi.


Gönül, aşk bahçesinde
Muradına ermedi.

Yarama merhem olsan,
Gelsen,içime dolsan!

Ne olur benim olsan?
Dedim de ''Olmam ''dedi.

Reddedecek ne vardı?
Nazın kesilsin ardı,

Ateş bacayı sardı!
Dedim de söndürmedi.

SEABISCUIT
04-09-2009, 02:29
Yüreğim parçalandı.Artık yeter işve,naz.
Gel,benden yüz çevirme .Sevenler böyle yapmaz!

Cefakar olma yarim;benim tahammülüm az
Gel,benden yüz çevirme .Sevenler böyle yapmaz!

SEABISCUIT
04-09-2009, 02:38
''Söyleyin Allah için
Sevgi niçin,aşk niçin?
Seven bir genç ne yapsın
Yanarsa için için?

''Boşa yanmasın nare
Aşkı etsin idare .
Biraz sabırlı olsun,
Bundan başka yok çare''

SEABISCUIT
04-09-2009, 02:50
Aşkın tatlı ve acı şarabından içmeyen
Yardan ayrı düşmeyi,kavuşmayı ne bilir?
Gölü sevgiyle dolupkendisinden geçmeyen
Yanmayı,yakılmayı,tutuşmayı ne bilir?

Bende güler geçerdim aşıkların haline.
Fakat gönül verince bende bir güzele vuruldum.
Anladım ki aşk denen yaramazın eline
Düşen iflah olmuyor.Bede öyle vuruldum.

Ah ne tatlı geçmişti o vuzlat geceleri!
Kevser şarabı içtim yarimin dudağından.
Çözmeden sabah oldu tatlı bilmeceleri;
Çıkamadım içine düştüğüm aşk ağından.

Felek bizi ayırdı.Kim bilir şimdi nerede?
Zaten kime dost olmuş o vefasız nazlı yar?
Gönül düşmeye görsün''sevgi''denilen derde
Yanar ta haşre kadar.Yanar ta haşre kadar!

SEABISCUIT
04-09-2009, 02:55
İşte kalbim dile geldi;
Gönül verdim size,diyor.
Gözyaşlarım dile geldi;
Gönül derdim dize diyor.

İçinde dopdolu ateş .
Ateş değil,sanki güneş.
İster söndür istersen eş,
Gönül erdim size diyor.

SEABISCUIT
04-09-2009, 03:07
Kalbinin ıstırabıdönsün artık sevince,
Bu akşam ortalıktan el ayak çesilince,

Kimseye görünmeden,konağıma ,bana gel
Kalbin sürür içinde ,gönlün yana yana gel.

Sana isteklerini cömertçe vereceğim,
Her neyi diler isen,önüne serceğim.

Kalbinin saflığına,vefasına inandım.
Seni yakan o aşktan bir parça da ben yandım.

Kimseye başvurmadan ,muradına ermeye gel
Aşkın meyvelerini koparıp dermeye gel.

madruk
07-09-2009, 03:00
Nasıl ayırtedebilirsin bir canlıyı kendinden
Hele ki gözünün içine düşerken
Beni ne kadar daha oyalayabilirsin
Isınmak için seçtiğin aslında üşüdüğün
Beklerken numaramı sonlara atmışsın sıramı
Yoğun gecelerde ağlama duvarı
Adını koymaktan çekindiğin sevgi işi
Kaç kere kalktın oturduğun yerden
Kaç defa düşündün gün içinde beni
Düştüğünde uykunda sonu gelmez boşluklara
Bağıra çağıra uyandığında, kim vardı yanında
Niye aklına gelmem,güneş yansırken odana
Otel odalarına gece yarısı gelişleri
Sevişmeye kapalı uyku gezginleri
Birden ona kadar sayacağım kulağıma bir şey fısılda
Bir,iki,üç,........,on! seni seviyorum...
Yetmese de tensizliği, ben de seni..

madruk
08-09-2009, 04:49
Uzaklara gidene kadar
Kal benimle
Havada duran bir uçurtmayım seninle
Aşağılardan yukarılara taşıdın saçlarının ipiyle
Hiç bu kadar tepeden bakmadım hayatın kendine
Sadece seni görüyorum, diğerleri kaybolmuş kendi deliklerinde
Bir kuş geçer yanımdan tebessümle
Yadırgamaz beni kendi yerinde
Çağırır iklim değişikliğine
Özgürlüğüm senin ellerinde
Rüzgar iter biraz daha yükseklere
Savrulmam yalnızlığın dehşetinde
Yağmur sana yağmadan bana yağar
Güneş beni yaktıktan sonra sana daha bir ılık akar
Süzülürüm denizin üzerinde
Vapurlardan el sallarlar yaz günlerinde
Çocuklar hayran hayran bakar neşeme
Akşamları salınırım kendi ritmimde
Gece çok karanlık olmaz
Herkesden çok daha yakınım yıldızların gözüne
Karnım acıkmaz
Bakarım dünyanın en güzel yerinden toprağın nimetlerine
Bazen tepelerin ardında kaybolurum
Sen kendinle meşgulken
Bir dağın tepesine tam düşecekken
Aklına gelirim çekersin ipimi hemen
Kalırım ben hep böyle, sen beni tuttuğun sürece

madruk
09-09-2009, 00:39
Köhnemiş bir yokuş
Zamanın ellerinde taşları yoğrulmuş
Üzerine evler zar zor oturtulmuş
Ağırlığını insanlardan almış
Anısını arttırmış
Ben kaçıncı geçenim üzerinden
Kimin ayak izini yokettim birden
Aklım yaşam kesitlerindeyken
Yokuşun tam ortasında
Biraz düzleştiği bir noktasında
Bir evin giriş katı
Üç beş devlet görevlisi
Doluşmuş kendini bilmezi
Kalabalıkların merakı
İçerdekinin varlığı
Dayanılmaz koku çağırır
Yalnızlığı sonlandırmayı
Günlerce bedeninin başında
Nöbet tutan ruhu
Görevini devreder itfaiye erine
Kapı kırılır baltayla
Herkes kaçar bir yana
Burunlar kapanır korkuyla
Yine de çekilir ciğerlere
Vucüdun başka bir yeriyle
Uzaklaşan uzaklaşana
Ağlayan yok ama
Kimse bilmez
Gelen kokunun kimliğini
Ne yiyip ne içtiğini
Nerden gelip nereye gittiğini
Mecburi hizmetliler
Mecbur içeriye girerler
Alıp götürürler çürümüş bedeni
Yoksunların son kaputu
Kapaksız bir tabutla
Sahibi hiç olmamış
Ne tabutun ne de içindeki merhumun
Götürülür kimsesizler kabrine
Gömerler tanımadığı birinin üstüne
Mezar taşında yeralmaz adı
Zaten taş dediğin
“Fani” yazılı bir tahta başı
Duası okunur alelacele
Kapatılır defteri sevgisizce

http://akanzamandannotlar.blogspot.com/

madruk
09-09-2009, 06:24
Koskoca siyah bir pencerenin önünde
Minik bir mavi serçe
Gökyüzünden yeni inmiş
Elinde bir adres,yuvasını sorarmış
Yolu bir matem evine rastlamış
Renklerin manasından uzakmış
Herhalde gecedeyim sanmış
Siyahın yanında küçük bir nokta gibi kalmış
Mabedine giderken,farkında olmadan
Birine güzel bir kapı aralamış

madruk
11-09-2009, 04:06
Bir yüz ne kadar saklar cama vuran utangaçlığını
İçinden atamadığı genç yaşını
Hepimiz aynı yerdeyiz,aynı zamanda
Yolların kavşağından dönerken
Düzlüğü bölen çember
Yönsüz bırakır,bakışları boşluklarda
Bir kaç saniye daha isteriz
Kalsın orda,
Bitmeyen yalnızlığa,ara verme hakkımızı kullanırız
Gecenin kısa yoculuklarında
Eve gidene kadar,bir başkasının yansımasına yazılırız
Kırmızı düğmeye basmadan önce elleri
Sinyal verir sahipli gözleri
İmkansızın çekiciliği
Kaldıramaz anlık sevgileri
Kapı açılır,adımları hızlanır
Kaybolan bir sevgiliye benzer yokoluşları
Kitlenir duygular
Unutulur az önce ki dilsiz konuşmalar
İzdüşümünüz kalır duraklarda

madruk
12-09-2009, 14:29
Sadece evlat kokusu mu?
Bir ananın yok mudur dokusu
İki can bir can etmez
Ama ettirmişler
Adına ana evlat demişler
Farklı söyleyeni
Sen ana bilmezsin ki
Nerden bilirsin demişler
İlla doğurmalıymış
Kan hesabı yolu açarmış
Ya başka kandan bir can
Ana bellemek isterse dışardan
Alırmısın koynuna,doğurduğun gibi
Canına katarmısın pahasına
Varsın;
Bir gece düşmesin rahmine
Zevkten dört köşe
Aylarca dolaşmasın seninle
Karnını acıktırmasın
Yoklamasın canını
Doğarken acıtmasın kasıklarını
Sıçan gibi halini hatırlamayasın
Gecelerce ciyaklamasını
Benzemesin ne sana
Ne de babalığına
Elleri,ayakları, yüzü
Başkasına ait olsun
Huyunu almasın senden
Bu mudur anayı evladına hapseden
Eti tırnağı bir olanları da görürsün
Kıyar mı kıyar anasına babasına
Kimse sövmez yaptıklarına
Aynı şeyi evlatlık yaptığında
Döşerler kansızlığına;
Kimbilir kimden almış canavarlığına
Bütün çocuklar sizin ey analar
Hele ortada kalmış olanlar...
Bir çocuk terkedilmişse yazgısına
Sıraya girmeli analığa
Bağrına basıp ninni söylemeli
Ayırmamalı diğerinden
Üzerine titremeli
Canı yandığında canın yanmalı
Hastalandığında kahrolunmalı
Büyüdüğünü izlemeli gururla
Emeğinin karşılığını beklemeli tanrı’dan
Hep bir boşluk duygusu vardır ya
Nasıl tamamlayacağını bilmediğin;
Bir cana yoldaş olmak,kapatır boşlukları
Senden olmadan da, ana baba olmak
Asıl maharet yaşamı toparlamak..

madruk
14-09-2009, 01:15
Hadi gidelim
Senin en sevdiğin yere
Tanıştığımız ilk geceye
Anlaştığımız fikir birlikteliklerine
Tren garındaki vedasız ilk ayrılışımıza
Yarım kaldığımız ilk anlara
Bütünleşip buharlaştığımız dakikalara
Vapurlarda gizlice öpüştüğümüz bölmelere
Kanadı kırılmış martımıza baktığımız ilk eve
Sonra o’nu denize bıraktığımız kayalıklı sahillere
Evsiz barksız dolaştığımız
Aylar süren mekan değişimlerine
Kavgaların ardından elimizle koymuş gibi
Birbirimizi bulduğumuz suare lere
Bayırlardan yuvarlanarak doğaya bulandığımız
Günlerce yeşil kaldığımız güneşli mevsimlere
Bağıra çağıra şarkılara eşlik ettiğimiz konserlere
Ayrılmaya karar verdiğimizde
Ağlamayı öğrendiğimiz ilk hezimetimize
Gözyaşlarımızı silerek
Devam etmek istediğimizi söylediğimiz acımaklı dönemlere
Hadi gidelim şimdi olmayan eskiye...

madruk
14-09-2009, 04:21
Mahsunlaştın farkındamısın
Gözlerin çok fazla dalmaya başladı
Gitmek ister bir durgunluktasın
Zamanı doldurmak çabasını
İsteksiz sürdürüyorsun
Başını sağ tarafına yaslayıp
Bir köşeden bana bakıyorsun
Çok sevdiğini anlıyorum...
Bazen seni unutuyorum
Yormasa şu insanlar gün içinde beni
İnan haketttiğime inanırım sevgini
Konuşacağız bir gün herşeyi
Enine boyuna...
O güne kadar gözlerimizle anlaşmalıyız
Karınca kararınca...
Sen bana bakarak,ben sana bakarak
Hem değiştik,hem de devşirdik
Bu ev bizim dünyamız
Zor olanı dışarda bıraktık
İç çekerek sevmeyi başardık
Ben seninle gitmek istiyorum bilinmeyene
Alıştırıyorum bu aralar kendimi yoketmeye
Sevdiğim yanımdayken
Gideyim yerin yedi kat dibine
Dayanamazlar böylesine
Kovalarlar gökyüzünün tepesine
Ya da her gidilen yerde
Tekrar öldürüp ayırmaya çalışırlar
Ama yine de başaramazlar
Öyle bir sevgi ki bu
Sadece tanrı anlar durumumuzu
Bizi böyle yapan o olduğuna göre
Herhalde alır cennetine...

madruk
17-09-2009, 04:37
Beyaz saçlarıma alışana kadar yaşlandım
İlk çıktıklarında aynaya bakmaktan kaçtım
Bıraktım değişeni kendi haline
Küçük bir su birikintisi yansıtmasaydı
Yolunda gidecekti ahmaklığım
Ne güzel her gördüğümü kendim sanırdım
Bir çocukta, bir kadında,bir adamda
Bir gençlik telaşının hızlı adımlarında
Arasıra doğanın yarattıklarında
Herşeydim ben,çoğalmıştım yansımalarda
Ne kadar hainsin yağmur
Ayna olursun,taşırsın küçük gölcüklerine
Çizgili,büzgülü zaman aşımını
Halbu ki bir bilsen
Elimde kalan tek şeyi aldığını
Yağmak istemezsin geçtiğim yere

ARTEMİS
04-10-2009, 12:50
ÜÇ DİL


En azından üç dil bileceksin
En azından üç dilde
Ana avrat dümdüz gideceksin
En azından üç dil bileceksin
En azından üç dilde düşünüp rüya göreceksin
En azından üç dil
Birisi ana dilin
Elin ayağın kadar senin
Ana sütü gibi tatlı
Ana sütü gibi bedava
Nenniler, masallar, küfürler de caba
Ötekiler yedi kat yabancı
Her kelime arslan ağzında
Her kelimeyi bir bir dişinle tırnağınla
Kök sökercesine söküp çıkartacaksın
Her kelimede bir tuğla boyu yükselecek
Her kelime bir kat daha artacaksın

En azından üç dil bileceksin
En azından üç dilde
Canımın içi demesini
Canım ağzıma geldi demesini
Kırmızı gülün alı var demesini
Nerden ince ise ordan kopsun demesini
Atın ölümü arpadan olsun demesini
Keçiyi yardan uçuran bir tutam ottur demesini
İnsanın insanı sömürmesi
Rezilliğin dik alası demesini
Ne demesi be
Gümbür gümbür gümbürdemesini becereceksin

En azından üç dil bileceksin
En azından üç dilde
Ana avrat dümdüz gideceksin
En azından üç dil
Çünkü sen ne tarih ne coğrafya
Ne şu ne busun
Oğlum Mernuş
Sen otobüsü kaçırmış bir milletin çocuğusun.

kantar
17-10-2009, 13:11
Bir kez sevmeli insan


Hayatta bir kez sevmeli insan
Bir kez aşık olmalı, yari bulursa
Ona sımsıkı bağlanmalı
Kavuşmazsa eğer masal gözlü sevgiliye
Onurluca yaşamayı bilmeli insan
Acaba mı? diye denemeden

Gitmeler olmamalı hayatında
Öyle şiirler yazmamalı
En çok seni sevdim dememeli mesela
Sadece seni sevdim demeli insan sadece seni
Diyebilmeli

Aşk kapısını bir kere çalmalı insan
Sevdaya bir kere dalmalı
Ve kavuştuğunda sevgiliye
Çıkarıp yüreğini ortaya koymalı

Bir gün tükendiğinde hayat yolu
Sevdiğine huzurla bakabilmeli insan
Onu mutlu ettiğini onun gözlerinde görebilmeli
Gülerek veda edip hayata
Huzurla son nefesi verebilmeli insan
Huzurla son nefesi verebilmeli

Mehmed Beşir

CUTTER71
28-10-2009, 15:13
ÖZÜR DİLERİM ÇOCUKLAR

çocuk da güler politikacı da
çocuk samimidir

çocuk da akıllıdır politikacı da
çocuk üretir

çocuk da yanılır politikacı da
çocuk öğrenir

çocuk da yalan söyler politikacı da
çocuk cezalandırılır

CUTTER71
28-10-2009, 15:14
Her Şey Sende Gizli

Yerin seni çektiği kadar ağırsın,
Kanatların çırpındığı kadar hafif..
Kalbinin attığı kadar canlısın,
Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç...
Sevdiklerin kadar iyisin,
Nefret ettiklerin kadar kötü..
Ne renk olursa olsun kaşın gözün,
Karşındakinin gördüğüdür rengin..
Yaşadıklarını kâr sayma:
Yaşadığın kadar yakınsın sonuna; ne kadar yaşarsan yaşa,
Sevdiğin kadardır ömrün..
..........
..........



Can Yücel

CUTTER71
28-10-2009, 15:15
Eğer

O kadar da önemli değildir bırakıp gitmeler,
arkalarında doldurulması
mümkün olmayan boşluklar bırakılmasaydı eğer.

Dayanılması o kadar da zor değildir, büyük ayrılıklar bile,
en güzel yerde başlatılsaydı eğer.

Utanılacak bir şey değildir ağlamak,
yürekten süzülüp geliyorsa gözyaşı eğer

Yüz kızartıcı bir suç değildir hırsızlık,
çalınan birinin kalbiyse eğer.

Korkulacak bir yanı yoktur aşkların,
insan bütün derilerden soyunabilseydi eğer.

O kadar da yürek burkmazdı alışılmış bir ses,
hiçbir zaman duyulmasaydı eğer.

Daha çabuk unuturdu belki su sızdırmayan sarılmalar,
kara sevdayla sarıp sarmalanmasalardı eğer.

Belirsizliğe yelken açardı iri ela gözler zamanla,
öylesine delice bakmasalardı eğer.

Çabuk unutulurdu ıslak bir öpücüğün yakıcı tadı belki de
..........
..........



Can Yücel

CUTTER71
28-10-2009, 15:16
Ansızın

Ben sensiz olanlara seni aratıyorum,
Ben sensiz kalanlara seni yaratıyorum,
Seni saklayacağım, seni yazıp-andıkça
Kendimi çoğaltıyor, seni kuşatıyorum.

Unutturmayacağım, seni yaşatacağım,
Kendimi çoğalttıkça, seni kuşatacağım,
Her zamanda, her yerde sen bende yaşadıkça...
Sen evreninde sana seni aratacağım.

Özdemir Asaf

ranger
02-11-2009, 20:36
http://www.ww64.com/uploads/images/2008-11-14/LD2WKkyINQ.jpg


Sen de mi unuttun beni bey?

Son günlerde bir surat bir surat ki gelinde

Çayımı bile yarım dolduruyor bey.

Allah'tan kulaklarım ağır işitiyor da

Duymuyorum ne söylediğini

Ama yine de hissediyorum bey;

Beni bu evde galiba istemiyor artik

Hey gidi günler heeey.


Oğlunu bilirsin vur kafasına al lokmayı

iki ara bir derede ne yapsın ana bu... atsa atılmaz satsa satılmaz.


Bana artık gizli gizli sarılıyor bey...

Dün akşam uyurken öptü beni biliyor musun?

Nasıl ağırıma gitti nasıl


Artık akide şekeri de getirmiyor.

Hani dişlerim yok ya güya yerken garip sesler

Çıkarıyormuşum da çocuklar iğreniyormuş benden.


Yok vallahi yalan bey hiç yapar mıyım ben öyle şey?

Gelin çocuklara masal anlatmamı da yasakladı

Üstelik seninle konuşuyormuşum diye

duvardaki resmini biryere sakladı

Olsun

koynumdaki resminden haberi bile yok!

Yine de beddua edemem bey

Oğlumun karısı torunlarımın anası o.

Geçenlerde üst komşular geldi

Ne konuştuklarını duymayayım diye kapıyı üstüme kilitledi.

Duymadım duymadım lakin hissettim.

Düşkünler evine yatıracaklarmış önümüzdeki ay beni

Ne yalan soyleyeyim epey ağırıma gitti epey

Ha sen ne diyorsun bey?

Hani bir görünsen oğluna ne de olsa babasısın


Seni dinler.

Bu odada oturur vallahi hiç dışarı çıkmam.

Akide şekeri de istemem.

Masal da anlatmam artık cocuklara

Ne olur ayırmasınlar beni bu evden

Yaşayamam nefes bile alamam

Sana ait anılardan uzak ne yapaıim ben ne yaparım?

Su camın pervazında hayalin durur

Çekmecelerde el izin.

Bastonun hala duvarda asılı.

İstemiyorlar beni artık istemiyorlar hasıli.


Hey gidi günler hey

Hani diyorum bir çağırsan

Yoksa yoksa sendemi unuttun beni bey

Sendemi unuttun beni bey?

dörtyollu
13-12-2009, 04:08
Kaytarma Rıza!İç çamaşırların iyice ıslanıncaya
Nasırlı ellerin, kuru kolların zorlanıncaya
Aşınmış dizlerinde derman kalmayıncaya
Bulanık gören gözünün onu kararıncaya...
Kadar çalış sen, vatandaş Rıza!

Yüzlerce katlı, renkli cam ve aynalı binalarda
Havalandırmalı, barlı, büyük odalarda
Çalışan takımlı, kravatlı, fazlaca yağlı baylara
Çok para lazım, Rıza!

Ağaların, paşaların hobilerine, zevki sefalarına
Uygulamaya çalıştıkları enteresan planlarına
Mesela huzur, barış ve medeniyet ihracı operasyonlara
Çok para lazım, sen hep çalış Rıza!

Benim üç beş kuruşumla ne olur sanma
Damlaya damlaya para gölü olur sonunda
Baylara param nasıl ulaşır diye meraklanma
Enflasyon, devalüasyon veya yanlış faturalarla
Hasır altındaki kirli çıkın bile boşaltılır Rıza,
Sen çok çalış Rıza, sakın kaytarma ha!!

vebacan
24-12-2009, 20:54
ELSAYA ŞİİRLER

Sana büyük bir sır söyleyeceğim. Zaman sensin
Zaman kadındır. İster ki
Hep okşansın diz çökülsün hep
Dökülmesi gereken bir giysi gibi ayaklarına
Bir taranmış
Bir upuzun saç gibi zaman
Soluğun buğulandırıp sildiği ayna gibi
Zaman sensin uyuyan sen şafakta ben uykusuz seni beklerken
Sensin gırtlağıma dalan bir bıçak gibi
Ah bu söyleyemediğim işkencesi hiç geçmeyen zamanın
Bu durdurulmuş zamanın işkencesi mavi çanaklarda kan gibi
Bu göz susuzluğundan sen yürürken odada
Bense bilirim büyüyü bozmamak gerektiğini
Daha beter seni kaçak
Seni yabancı bilmekten
Aklın ayrı bir yerde gönlün ayrı bir yüzyılda kalmaktan
Tanrım ne ağırdır sözcükler. Asıl demek istediğim bu
Hazzın ötesinde sevgim hiçbir zararın erişemeyeceği yerde bugün sevgim
Sen ki benim saat-şakağımda vurursun
Boğulurum soluk alıp vermesen
Tenimde bir duraksar ve yerleşir adımın
Sana büyük bir sır söyleyeceğim. Her söz
Dudağımda bir dilenen zavallı
Acınacak birşey ellerin için kararan birşey bakışının altında
İşte bu yüzdendir sık sık seni seviyorum deyişim
Boynuna takabileceğin bir tümcenin o parlakca kalp kristali
Kaba konuşmamdan gücenme benim. Bu konuşma
Ateşte şu tatsız cızırtıyı çıkaran sudur o kadar
Sana büyük bir sır söyleyeceğim. Bilmem ben
Sana benzeyen zamandan söz açmayı
Bilmem senden söz açmayı bilir görünürüm
Tıpkı uzun bir süre garda
El sallayanlar gibi gittikten sonra trenler
Bilekleri sönerken yeni ağırlığından gözyaşlarının
Sana büyük bir sır söyleyeceğim. Korkuyorum senden
Korkuyorum yanın sıra gidenden. Pencerelere doğru akşam üzeri
El kol oynatışından söylenmeyen sözlerden
Korkuyorum hızlı ve yavaş zamandan korkuyorum senden
Sana büyük bir sır söyleyeceğim. Kapat kapıları
Ölmek daha kolaydır sevmekten
Bundandır işte benim yaşamaya katlanmam
Sevgilim.

ARAGON

vebacan
24-12-2009, 20:55
BIRAKIP GİTTİN BENİ

bırakıp gittin beni bütün kapılarda
bütün çöllerde tek başıma kodun
şafakta arayıp öğle vakti yitirdiğim
vardığım hiç bir yerde değildin
sensiz bir odanın sahrasını nasıl anlatsam
hiçbir şeyin seni andırmadığı bir pazar kalabalığını
denizde dalgakırandan da boşluğunu bir günün
seslenip de senden cevap alamadığım sessizliği

bırakıp gittin beni kalarak olduğun yerde hareketsiz
her yerde bırakıp gittin beni gözlerinle
düşlerin yüreğiyle bırakıp gittin beni
yarım kalmış bir cümle gibi bırakıp gittin
düşen hep ben oldum en küçük kımıldanışında senden

başını çevirdiğin için ağladığımı görmedin hiç
bana bakıp görmediğin için
ben yokken içini çektiğin için

ayağına düşen gölgene acıdın mı hiç sen

ARAGON

vebacan
24-12-2009, 20:57
BÜYÜK SIR

Sana büyük bir sır söyleyeceğim
Zaman sensin
Zaman kadındır ister ki hep okşansın
Diz çökülsün hep
Dökülmesi gereken bir giysi gibi ayaklarına.
Bir taranmış
Bir upuzun saç gibi zaman
Soluğun buğulandırıp sildiğin ayna gibi.
Zaman sensin, uyuyan sen
Şafakta ben uykusuz seni beklerken
Sensin gırtlağıma dalan, bir bıçak gibi...
Ah bu söyleyemediğim işkencesi hiç geçmeyen zamanın
Bu mavi çanaklarda kan gibi
Durdurulmuş zamanın işkencesi
Ah bu daha beter işkence hiç mi hiç giderilmemiş istekten
Bu göz susuzluğundan sen yürürken odada
Bense bilirim büyüyü bozmamak gerektiğini
Daha beter seni kaçak
Seni yabancı bilmekten
Aklın ayrı bir yerde gönlün ayrı bir yüzyılda kalmaktan
Tanrım ne ağırdır sözcükler
Asıl demek istediğim bu.

Hazzın ötesinde sevgim
Hiç bir zararın erişemeyeceği yerde bugün
Sevgim
Sen ki benim saat-şakağımda vurursun
Boğulurum soluk alıp vermesen
Tenimde bir duraksar ve yerleşir adımın.
......

Sana büyük bir sır söyleyeceğim
Korkuyorum senden
Korkuyorum yanın sıra gidenden pencerelere doğru akşam üzeri
El kol oynatışından söylenmeyen sözlerden
Korkuyorum hızlı ve yavaş zamandan
Korkuyorum senden.

Sana büyük bir sır söyleyeceğim
Kapat kapıları
Ölmek daha kolaydır sevmekten
Bundandır işte benim yaşamaya katlanmam
Sevgilim.

ARAGON

vebacan
24-12-2009, 21:01
MUTLU AŞK YOKTUR

İnsan her şeyi elinde tutamaz hiç bir zaman
Ne gücünü ne güçsüzlüğünü ne de yüreğini
Ve açtım derken kollarını bir haç olur gölgesi
Ve sarıldım derken mutluluğuna parçalar o şeyi
Hayatı garip ve acı dolu bir ayrılıktır her an
Mutlu aşk yoktur

Hayatı bu, silahsız askerlere benzer
Bir başka kader için giyinip kuşanan
Ne yarar var onlara sabah erken kalkmaktan
Onlar ki akşamları aylak kararsız insan
Söyle bunları hayatım ve bunca gözyaşı yeter
Mutlu aşk yoktur

Güzel aşkım tatlı aşkım kanayan yaram benim
İçimde taşırım seni yaralı bir kuş gibi
Ve onlar bilmeden izler geçiyorken bizleri
Ardımdan tekrarlayıp ördüğüm sözcükleri
Ve hemen can verdiler iri gözlerin için
Mutlu aşk yoktur

Vakit çok geç artık hayatı öğrenmeye
Yüreklerimiz birlikte ağlasın sabaha dek
En küçük şarkı için nice mutsuzluk gerek
Bir ürperişi nice pişmanlıkla ödemek
Nice hıçkırık gerek bir gitar ezgisine
Mutlu aşk yoktur

Bir tek aşk yoktur acıya garketmesin
Bir tek aşk yoktur kalpte açmasın yara
Bir tek aşk yoktur iz bırakmasın insanda
Ve senden daha fazla değil vatan aşkı da
Bir tek aşk yok yaşayan gözyaşı dökmeksizin
Mutlu aşk yoktur ama
Böyledir ikimizin aşkı da

ARAGON

CUTTER71
25-12-2009, 09:32
Her Şey Sende Gizli

Yerin seni çektiği kadar ağırsın,
Kanatların çırpındığı kadar hafif..
Kalbinin attığı kadar canlısın,
Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç...
Sevdiklerin kadar iyisin,
Nefret ettiklerin kadar kötü..
Ne renk olursa olsun kaşın gözün,
Karşındakinin gördüğüdür rengin..
Yaşadıklarını kâr sayma:
Yaşadığın kadar yakınsın sonuna; ne kadar yaşarsan yaşa,
Sevdiğin kadardır ömrün..
..........
..........



Can Yücel

CUTTER71
25-12-2009, 09:33
:bad:FAHRİYE ABLA

Hava keskin bir kömür kokusuyla dolar,
Kapanırdı daha gün batmadan kapılar.
Bu, afyon ruhu gibi baygın mahalleden,
Hayalimde tek çizgi bir sen kalmışsın, sen!
Hülyasındaki geniş aydınlığa gülen
Gözlerin, dişlerin ve ak pak gerdanınla
Ne güzel komşumuzdun sen, Fahriye abla!


Eviniz kutu gibi bir küçücük evdi,
Sarmaşıklarla balkonu örtük bir evdi;
Güneşin batmasına yakın saatlerde
Yıkanırdı gölgesi kuytu bir derede.
Yaz, kış yeşil bir saksı ıtır pencerede;
Bahçende akasyalar açardı baharla.
Ne şirin komşumuzdun sen, Fahriye abla!

Önce upuzun, sonra kesik saçın vardı;
Tenin buğdaysı, boyun bir başak kadardı.
İçini gıcıklardı bütün erkeklerin
Altın bileziklerle dolu bileklerin.
Açılırdı rüzgârda kısa eteklerin;
Açık saçık şarkılar söylerdin en fazla.
Ne çapkın komşumuzdun sen, Fahriye abla!

Gönül verdin derlerdi o delikanlıya,
En sonunda varmışsın bir Erzincanlıya.
Bilmem şimdi hâlâ bu ilk kocanda mısın,
Hâlâ dağları karlı Erzincan'da mısın?
Bırak, geçmiş günleri gönlüm hatırlasın;
Hâtırada kalan şey değişmez zamanla.
Ne vefalı komşumdun sen, Fahriye abla!


Ahmet Muhip DRANAS

CUTTER71
25-12-2009, 09:39
DELİ KIZIN TÜRKÜSÜ


III

Sana büyük caddelerin birinde rastlasam
Elimi uzatsam tutsam götürsem
Gözlerine baksam gözlerine konuşmasak
Anlasan

Elimi uzatsam tutamasam
Olanca sevgimi yalnızlığımı
Düşünsem hayır düşünmesem
Senin hiç haberin olmasa
Senin hiç haberin olmaz ki
Başlar biter kendi kendine o türkü

Yağmur yağar akasyalar ıslanır
Bulutlar uçuşur geceleyin
Ben yağmura deli buluta deli
Bir büyük oyun yaşamak dediğin
Beni ya sevmeli ya öldürmeli

Yitirmeli büyük yolların birinde ne varsa
Böcekler gibi başlamalı yeniden
Bu Allahsız bu yağmur işlemez karanlıkta
Yan garipliğine yürek yan
Gitti giden


Gülten AKIN

CUTTER71
25-12-2009, 09:41
İMKANSIZ AŞK

Falcı kadın yalan söylüyor yalan
Bizi birbirimiz için yaratmış Tanrımız
Nasıl mümkün değilse
Yıldızları toplamak gökyüzünden
Öylesine imkansız bir şey aşkımız

Kurudu gölgesinde oturduğumuz ağaçlar
Bahçelerde sevdiğin çiçekler kalmadı
Sadece hatıralarda ebedi olan
Vazgeçemediğimiz, unutamadığımız
Onlar bile bize yar olmadı

Unut benden kalan ne varsa
Unutmak tesellidir yalnızlığın
Güneşi bir kadeh şarap gibi içip
Delicesine sarhoş olmak
En güzel tarafı imkansızlığın

Ümitlerimiz fırtınalı denizler ortasında
Bir hurda teknedir şimdi
Dalgalar dünden daha zalim
Rüzgar daha hoyrat
Ne bulut var ufuklarda ne gemi

Mevsimler toz pembe değil
Gündüzler gecedir, geceler zindan
Güneşin doğmasını beklemek boşuna
Boşuna artık medet ummak
Taş kalpli zamandan

İnan ki! Kırılmış bir ayna gibi
Paramparça, kırık dökük aşkımız
Çaresizliğin, ümitsizliğin türküsü
Türkülerin en içlisi, en hüzünlüsü
Büyük aşkımız


Ümit Yaşar OĞUZCAN

CUTTER71
25-12-2009, 09:41
ÇARESİZ

Seni görmediğim günler bir çakır diken büyüyor göz
bebeklerimde
Bir çocuk ağlaması başlıyor, kulaklarımda uzun uzun
Ellerim bir yerlere yapışıyor, kurtaramıyorum
Ya ayaklarım, o benim zavallı ayaklarım
Öyle şaşkın, öyle kararsız, öyle çaresiz ki
Seni görmediğim günler
Karanlıktayım, katran gecelerdeyim
Cehennem misali bir yerdeyim
Bir demir nasıl paslanır, bir elma nasıl çürürse
İşte öyleyim...


Ümit Yaşar OĞUZCAN

CUTTER71
25-12-2009, 09:43
ÇIRILÇIPLAK

Küstahlığımı nezaketim götürdü
Sadece kendime bakakaldım.
Kararsızlık bir an sürdü.
Gizlenen insanların ortasında ben kaldım,
Çırılçıplak.

Selamımı tanıdıklar götürdü.
Saygı bekleyince alçaldım.
Kararsızlık bir an sürdü.
Kendinibeğenmişlerin ortasında ben kaldım,
Çırılçıplak.

Ağlamayı ölenler götürdü.
Kendimi ölmez sanınca ufaldım,
Kararsızlık bir an sürdü.
Ölülerle dirilerin ortasında ben kaldım,
Çırılçıplak.

Sonsuzluğu ufuklar götürdü.
Yarattığım dünyaların içinde daraldım.
Kararsızlık bir an sürdü.
Başlangıçla bitiş ortasında ben kaldım,
Çırılçıplak.

Aydınlığı bulutlar götürdü.
Yıldızlara doğru yol aldım.
Kararsızlık bir an sürdü.
Varanlarla duranların ortasında ben kaldım,
Çırılçıplak.

Özdemir ASAF

CUTTER71
25-12-2009, 09:46
ANLATAMIYORUM

Ağlasam sesimi duyar mısınız,
Mısralarımda;
Dokunabilir misiniz,
Gözyaşlarıma, ellerinizle?
Bilmezdim şarkıların bu kadar güzel,
Kelimelerinse kifayetsiz olduğunu
Bu derde düşmeden önce.
Bir yer var, biliyorum;
Her şeyi söylemek mümkün;
Epeyce yaklaşmışım, duyuyorum;
Anlatamıyorum.

CUTTER71
25-12-2009, 09:46
DALGACI MAHMUT

İşim gücüm budur benim,
Gökyüzünü boyarım her sabah,
Hepiniz uykudayken.
Uyanır bakarsınız ki mavi.

Deniz yırtılır kimi zaman,
Bilmezsiniz kim diker;
Ben dikerim.

Dalga geçerim kimi zaman da,
O da benim vazifem;
Bir baş düşünürüm başımda,
Bir mide düşünürüm midemde,
Bir ayak düşünürüm ayağımda,
Ne haltedeceğimi bilemem.


Orhan VELİ

CUTTER71
25-12-2009, 09:47
PAZAR AKŞAMLARI

Şimdi kılıksızım, fakat
borçlarımı ödedikten sonra
ihtimal bir kat da yeni esvabım olacak
ve ihtimal sen
yine beni sevmeyeceksin.
bununla beraber pazar akşamları
sizin mahalleden geçerken,
süslenmiş olarak,
zannediyor musun ki ben de sana
şimdiki kadar kıymet vereceğim ?


Orhan VELİ

martımartı
28-12-2009, 13:44
Tohum saç, bitmezse toprak utansın!
Hedefe varmayan mızrak utansın!

Hey gidi küheylan, koşmana bak sen!
Çatlarsan, doğuran kısrak utansın!

Eski çınar şimdi noel ağacı;
Dallarda iğreti yaprak utansın!

Ustada kalırsa bu öksüz yapı,
Onu sürdürmeyen çırak utansın!

Ölümden ilerde varış dediğin,
Geride ne varsa bırak utansın!

Ey binbir tanede solmayan tek renk;
Bayraklaşamıyorsan bayrak utansın!
n.f.k

Cezve
12-01-2010, 23:27
Acep bu benim canım, azat ola mı ya Rab
Yoksa yedi Tamu'da yana kala mı ya Rab

Acep bu benim halim, yer altında ahvalim
Varıp yatacak yerim, akrep dola mı ya Rab

Can hulkuma geldikte, Azrail'i gördükte
Ya canımı aldıkta, asan ola mı ya Rab

Dar oldu bana düzler, gice ile gündüzler
Dünyaya bakan gözler, didar göre mi ya Rab

Allah olucak Kadı, bizden ola mı razı
Görüp Habib'in bizi, şef'i ola mı ya Rab

Yunus kabre vardıkta, Münker Nekir geldikte
Bize sual ettikte, dilim döne mi ya Rab

gizemliduygular
12-01-2010, 23:56
BENİM ADIM AŞK

Var mı beni içinizde tanıyan
Yaşanmadan çözülmeyen sır benim
Kalmasa da şöhretimi duymayan
Kimliğimi tarif etmek zor benim

Bülbül benim lisanımla ötüştü
Bir gül için canevinden tutuştu
Yüreğime Toroslardan çığ düştü
Yangınımı söndürmedi kar benim

Niceler sultandı kraldı şahtı
Benimle değişti talihi bahtı
Yerle bir eyledim taç ile tahtı
Akıl almaz hünerlerim var benim

Kamil iken cahil ettim alimi
Vahşi iken yahşi ettim zalimi
Yavuz iken zebun ettim Selim’i
Her oyunu bozan gizli zor benim

Yeryüzünde ben ürettim veremi
Lokman Hekim bulamadı çaremi
Aslı için kül eyledim Kerem’i
İbrahim’in atıldığı kor benim

Sebep bazı Leyla bazı Şirin’di
Hatrım için yüce dağlar delindi
Bilek gücüm Ferhat ile bilindi
Kuvvet benim kudret benim fer benim

İlahimle Mevlana’yı döndürdüm
Yunusumla öfkeleri dindirdim
Günahımla çok ocaklar söndürdüm
Mevladanım hayır benim şer benim

Benim için yaratıldı Muhammet
Benim için yağdırıldı o rahmet
Evliyanın sözündeki muhabbet
Enbiyanın yüzündeki nur benim

Kimsesizim hısmım da yok hasmım da
Görünmezim cismim de yok resmim de
Dil üzmezim tek hece var ismimde
Barınağım gönül denen yer benim

CEMAL SAFİ

gaysarorak
30-01-2010, 22:37
Kitlelerin Dehası

Ortalama insanda
Herhangi bir günde herhangi bir orduya
yetecek kadar ihanet,
nefret, şiddet
ve saçmalık vardır.
VE Cinayet konusunda En Becerikliler
Cinayet Karşıtı vaaz verenlerdir
VE Nefreti En İyi Becerenler
Sevmeyi Vaaz Edenlerdir
VE-SON OLARAK-
SAVAŞI EN İYİ BECERENLER
BARIŞ VAAZI
VERENLERDİR

Tanrıyı Vaaz Edenlerin
Tanrıya İhtiyacı Var
Barış Vaaz Edenlerin
Huzuru Yok
SEVGİYİ VAAZ EDENLER
SEVGİSİZDİR
VAAZ VERENLERDEN SAKININ
Bilmişlerden Sakıının.

DURMADAN
KİTAP
OKUYANLARDAN
Sakının
Yoksulluktan Nefret Edenlerden
Ya da Gurur Duyanlardan Sakının
Övgü Göstermekte Hızlı Davrananlardan SAKININ
Karşılığında ÖVGÜ Beklerler

Sansürlemekte Hızlı Davrananlardan SAKININ
Bilmedikleri Şeylerden
Korkarlar

Sürekli Kalabalıkları Arayanlardan Sakının;
Tek Başlarına
Bir Hiçtirler

Ortalama Erkekten
Ortalama Kadından
Sakının
Sevgilerinden SAKININ

Sevgileri Vasattır, Vasatı
Aranır Dururlar
Ama Nefretleri Dahiyanedir
Nefretleri Seni Beni
Herkesi Öldürebilecek Kadar
Dahiyanedir.

Yalnızlığı İstemezler
Yalnızlığı Anlamazlar
Kendilerinden Farklı
Herşeyi
Yoketmeye
Çalışırlar

Sanat
Yaratamadıklarından
Sanatıı
Anlayamazlar
Yaratma Başarısızlıklarını
Dünyanın Beceriksizliğine
Yorarlar

Kendileri Tam Sevemedikleri İçin
Senin Sevginin
Eksik Olduğuna İNANIR
VE SENDEN
NEFRET EDERLER

Ve Nefretleri
Parlak Bİr Elmas
Bir Bıçak
Bir Dağ
Bir KAPLAN
Bir Baldıranotu Gibi
Mükemmeldir

En Usta Oldukları
SANATTIR
NEFRET!

bukovski

gaysarorak
30-01-2010, 23:18
CAN YÜCELİN MAL BEYANI

1-Avsa Adası’nda üç daire, dört üçgen, beş dikdörtgen
2-Gökyüzünde bir bulut
3-Bitlis’te beş minare
4-Biri yazlık, biri kışlık iki platonik sevgili
5-Büro mobilyası ve çelik kapı üreten bir fabrikanın öğle üzeri yaslanıp sigara içilen beyaz duvarı
6-Islıkla da çalınabilen dört anonim türkü
7-Palandökende bir palan, iki döken
8-Kastamonu’da üç kasto
9-Üç fay hattı
10-Bir çarşamba, iki perşembe, üç cuma
11-Dünyada mekan
12-Ahirette iman
13-Denizde kum
14-Uzayda yerçekimsizlik
15-Bi çuval gazoz kapağı
16-Bi kibrit kutusu sigara izmariti
17-On sekiz saç biti
18-Biri İngilizce 6 adet küfür
19-Yirmi tane boş naylon poşet
20-Sevenlerin kalbinde kurulmuş bir taht
21-Bi sürü saç sakal, kil, tüy, yün
22-Üç ayrı parkta üç ayrı belediyeye ait üç ayrı banka reklamlı bank
23-Bi ayakkabı çekeceği
24-İki büyük taş kütlesi
25-Bir adet ağaç gölgesi
26-Üç kuş kanadı sesi
27-Bi sürü kedi köpek
28-Bi Marmara Denizi
29-Camına yaslanıp seyredilen iki piliç çevirmeci
30-Her akşam karıştırılan dört çöp bidonu
31-Çalıp çalıp kaçılan beş melodili apartman zili
32-Nakit 15 kuruş
33-Anne babadan kalma yarısı yasanmış bi ömür

ATTİLA HAN
05-02-2010, 22:27
Söylediklerinize dikkat edin;
Düşüncelerinize dönüşür...

Düşüncelerinize dikkat edin;
Duygularınıza dönüşür...

Duygularınıza dikkat edin;
Davranışlarınıza dönüşür...

Davranışlarınıza dikkat edin;
Alışkanlıklarınıza dönüşür...

Alışkanlıklarınıza dikkat edin;
Değerlerinize dönüşür...

Değerlerinize dikkat edin;
Karakterinize dönüşür...

Karakterinize dikkat edin;
Kaderinize dönüşür...

Mahatma Gandi..
.
.

yosun
13-02-2010, 23:36
Terketmedi Sevdan Beni...

Terketmedi sevdan beni,
Aç kaldım, susuz kaldım,
Hayın, karanlıktı gece,
Can garip, can suskun,
Can paramparça...
Ve ellerim, kelepçede,
Tütünsüz, uykusuz kaldım,
Terketmedi sevdan beni...

Ahmet Arif

halil64
16-02-2010, 08:37
Terketmedi Sevdan Beni...

Terketmedi sevdan beni,
Aç kaldım, susuz kaldım,
Hayın, karanlıktı gece,
Can garip, can suskun,
Can paramparça...
Ve ellerim, kelepçede,
Tütünsüz, uykusuz kaldım,
Terketmedi sevdan beni...

Ahmet Arif

Çok güzel bir şiir yosun üstadım, her zamanın şiiri, emeğinize sağlık.

yağmur
21-02-2010, 15:55
sokakta giderken,kendi kendime
gülümsediğimin farkına vardığım anlarda
insanların beni deli zannedeceğini düşünüp
gülümsüyorum...
O.VELİ KANIK