PDA

View Full Version : Hisse.net ŞİİR



Pages : 1 2 3 4 5 [6] 7 8 9 10 11 12

yosun
06-05-2006, 22:28
Bir Gün Kaldı Bize


Dün kopan bir yapraktı,düşen bir kuru daldı
Bugünden güzel değil bulacağın yarında
Aç ellerini bir bak yanan avuçlarında
Dün gitmiş yarın yok bize bir bugün kaldı

Bir bugün kaldı bize birlikte yaşanacak
Bir bugün öyle güzel ve dopdolu özlemli
Dalından yeni kopmuş tomurcuk güller gibi
Bir bugün herşeyiyle taptaze ve sımsıcak

Ümit Yaşar Oğuzcan

baron11
06-05-2006, 22:37
YALANCI ŞAHİDİM

yalan yalan gözlerimdeki inan
beni senden ayırır bu yürek
ben aşkı gizlediğim gibi serden

bir an dalıp kendini unutup
gün gibi anılarla avunup
biraz daha kopuyorum senden

durup düşünmek yetmiyor artık
seni istiyor hergece bu beden
kaçıp gitsek çok uzaklara
sen ve ben

yalancı şahidimdir ay benim
her gece denize vurur yakamoz
ben aşkı senle yaşayamazsam
varsın olmasın

yalan değil sözlerimdeki inan
eli mahkum susuyor bu yürek
ben ahımı çekiyorum derinden

biran kızıp herşeye küsüyor
alıp kendini yollara vuruyor
biraz daha soğuyorum senden

durup düşünmek yetmiyor artık
seni istiyor hergece bu beden
kaçıp gitsek çok uzaklara
sen ve ben

yalancı şahidimdir ay benim
her gece denize vurur yakamoz
ben aşkı senle yaşayamazsam
varsın olmasın


Rafet El ROMAN

yosun
06-05-2006, 23:21
BEN ÖLÜRSEM AKŞAMÜSTÜ ÖLÜRÜM


Ben ölürsem akşamüstü ölürüm
Şehre simsiyah bir kar yağar
Yollar kalbimle örtülür
Parmaklarımın arasından
Gecenin geldiğini görürüm

Ben ölürsem akşamüstü ölürüm
Çocuklar sinemaya gider
Yüzümü bir çiçeğe gömüp
Ağlamak gibi isterim
Derinden bir tren geçer

Ben ölürsem akşamüstü ölürüm
Alıp başımı gitmek isterim
Bir akşam bir kente girerim
Kayısı ağaçları arasından
Gidip denize bakarım
Bir tiyatro seyrederim

Ben ölürsem akşamüstü ölürüm
Uzaktan bir bulut geçer
Karanlık bir çocukluk bulutu
Gerçeküstücü bir ressam
Dünyayı değiştirmeye başlar
Kuş sesleri, haykırışlar
Denizin ve kırların
Rengi birbirine karışır

Sana bir şiir getiririm
Sözler rüyamdan fışkırır
Dünya bölümlere ayrılır
Birinde bir pazar sabahı
Birinde bir gökyüzü
Birinde sararmış yapraklar
Birinde bir adam
Her şeye yeniden başlar


Ataol Behramoğlu

yosun
06-05-2006, 23:31
KIŞLADA BAHAR


Kara gözlüm, efkarlanma gül gayrı!
İbibikler, öter ötmez ordayım.
Mektubunda diyorsun ki: 'Gel Gayrı!'
Sütler kaymak tutar tutmaz ordayım.

Ah çekerim resmine her bakışta!
Bir mahzunluk var o boyun büküşte.
Emin ol ki, her sigara yakışta,
Sanki, duman tüter tütmez ordayım...

Mor dağlara, karargahlar kurulur;
Eteğinde bölük bölük durulur...
On dakika istirahat verilir;
Tüfekleri çatar çatmaz ordayım!..

Dağlar taşlar bu hasretlik derdinde;
Sabır, sebat etmez gönül yurdunda!
Akşam olur, tepelerin ardında,
Daha güneş batar batmaz ordayım...

Aramıza dağlar girmiş koskoca!
Meraklanma, gönlüm dağlardan yüce...
Bir gün değil, beş gün değil, her gece,
Yatağıma yatar yatmaz ordayıı...

Bahar geldi; koyun, kuzu koklaştı,
İki aşık, senelerdir bekleşti...
Kara gözlüm, düğün dernek yaklaştı;
Vatan borcu biter bitmez ordayım!..


Bekir Sıtkı Erdoğan

baron11
06-05-2006, 23:43
SOR KENDİNE BENİ


Sor sevdiğim,
Sonra kağıttan gemiler yap,
Yelkenleri olmayan,
Direkleri mavi bildiğim,
Sor beni gördüğün her buluta,
Sevdalıların hatırına,
Geceleri yıldızlarda parlayan,
Denizlerin suskunluğuna bırak beni,
Ve çek gökyüzümü üzerine,
Dalıp git hayallerin sonsuzluğuna,
Çocuklar çıkarsa karşına,
Gülümse, uzat ellerini,
Ceplerinden çıkarıp verirler sana,
Tenimde gizlenen dudak izlerini,
Şaşırma,
Sabah olacak birazdan,
Sor beni yağmurlarına,
Sor sevdiğim
Ve pencereden bak bakabildiğin kadar,
Gördüğün son noktada,
Seni seyretmekteyim...



Birkan ASKAN

yosun
06-05-2006, 23:46
MEMLEKET İSTERİM


Memleket isterim
Gök mavi, dal yeşil, tarla sarı olsun;
Kuşların çiçeklerin diyarı olsun.

Memleket isterim
Ne başta dert, ne gönülde hasret olsun;
Kardeş kavgasına bir nihayet olsun.

Memleket isterim
Ne zengin fakir, ne sen ben farkı olsun;
Kış günü herkesin evi barkı olsun.

Memleket isterim
Yaşamak, sevmek gibi gönülden olsun;
Olursa bir şikayet ölümden olsun.


Cahit Sıtkı Tarancı

yosun
06-05-2006, 23:57
Anladın Mı?


Hicran destanını kendinden oku,
Mecnun'dan duyup da rivayet etme.
Aşkın Leyla'sını gördünse söyle.
Söz temsili bulup hikayet etme.

Yüz bin Leyla doğar alemde her gün,
Senin aradığın zevk, sefa düğün.
Tutacağın işi önceden düşün;
Daha ilk adımda nedamet etme.

Sevdanın oduna pek güvenilmez,
Tutuşurşan eğer kolay sönülmez.
Bu yolun hükmüdür geri dönülmez,
Canına kıymazsan seyahat etme.

İyi bak kabına, olmasın delik,
Boşuna taşırsın ,gider gündelik.
Anında olmalı, ettiğin iyilik,
Alem duysun diye, inayet etme.

Kabe'den maksadın varmaktır yara,
Kör gibi tapınma, kara duvara,
Hızır'ı ararsan kendinde ara,
Bulamadım gibi rezalet etme.

Muhabbet herkesin aklını çelmez,
Gönül viranesi kolay düzelmez.
Alemden çekinme bir zarar gelmez,
Sen kendi kendine hıyanet etme.

Şen şatır gönlüne hicran dolmasın,
Gençliğin gülşeni gamla solmasın.
Neyzen gibi aklın yarda olmasın,
Özründen çok büyük kabahat etme.


Neyzen Tevfik

TaNGo
06-05-2006, 23:57
Akrostiş denemeleri :D

Ereğli'deki nazlı kuzu
Resmedilen tabloya aldanmam
Eski şaşalı devirlere döneceksin
Gözlerini bana doğru süzeceksin
Leylek gibi süzüleceksin

Sahil gezintisi yapar gibi salınırsın
Aşıklar gibi nazlanırsın
Hiç mi güldürmeyeceksin yüzümü?
Ortada her şey, her an yiyebilecekken üzümünü
Lastik gibi, bir oradasın, bir burada..

yosun
07-05-2006, 00:01
Akrostiş denemeleri :D

Ereğli'deki nazlı kuzu
Resmedilen tabloya aldanmam
Eski şaşalı devirlere döneceksin
Gözlerini bana doğru süzeceksin
Leylek gibi süzüleceksin

Sahil gezintisi yapar gibi salınırsın
Aşıklar gibi nazlanırsın
Hiç mi güldürmeyeceksin yüzümü?
Ortada her şey, her an yiyebilecekken üzümünü
Lastik gibi, bir oradasın, bir burada..


:confused: :confused: :confused:

Akrostiş nerde? Bağışlayın göremedim.

baron11
07-05-2006, 01:33
SANA SEVMEYİ ÖĞRETECEĞİM

Sen varsın;
Aç kaldığım sofralarda,
Öptüğüm dudaklarda.
Sen varsın günün her saatinde.
Seni sevmek var,
Unutmam gerektiği halde.

Bir de ben varım;
Deli, divane.
Ne yaptığımı anlatmaya utanırım.
Nasıl derim unutamadım seni,
Özledim çocuksu gözlerini,
/ ki.. onlar çıldırtan /
Anlamalısın beni,
Hiç böylesine,
Duygularımı gizleyecek kadar aciz,
Dönmektense,
Ölmeyi isteyecek kadar cesur,
Olmamıştım ki
Hiç böylesine,
Çaresiz kalmamıştım ki.

Aklımı karıştıran bir bilmece gibisin.
Ve
Her bilmece gibi
Çözülmeye mahkum.
Bu gün değilse bile,
Bir gün mutlaka çözeceğim.

Biliyorum, özlediğini,
Özlediğini biliyorum.
Ancak,
Vakit çok erken.
Sana, seni anlayabildiğim gün
Geleceğim.
Çaresizlik ve pişmanlık
Seni boğarken.
Çarelerle geleceğim,
Sevgimle geleceğim.
Ayrılığa bir nokta koyup,
Sana sevmeyi öğreteceğim.

BAHAR Ş. GÜLŞEN

TaNGo
07-05-2006, 11:40
:confused: :confused: :confused:

Akrostiş nerde? Bağışlayın göremedim.
Burası hisse.net forumu değil mi? Tekrar bak hocam :)

yosun
07-05-2006, 12:29
Burası hisse.net forumu değil mi? Tekrar bak hocam :)

Aradığını bilmeyen bulduğunu anlayamazmış değil mi? :gulen: :gulen:
Şimdi oldu... :roll:

yosun
07-05-2006, 13:44
BEN BU KÖYÜN DELİSİYİM

Beni bilen böyle bilsin
Ben dostluğun delisiyim
Akıl irfan sizde kalsın
Ben bu köyün delisiyim

Bu acılar bitene dek
Ağlayanlar gülene dek
Bu can bende ölene dek
Ben bu köyün delisiyim

Sesi çıkmaz kırık sazın
Tadı olmaz susuz yazın
Mezarıma öyle yazın
Ben bu köyün delisiyim

Ne köleyim ne de bir kul
Vicdan bir borç hayat okul
Alın sizin olsun akıl
Ben bu köyün delisiyim

Benim yolum aşkın yolu
Benim yolum hakkın yolu
Bir tek derdim Anadolu
Ben bu köyün delisiyim

Sizde para sizde banka
Sizde silah sizde bomba
Bende dostluk bende sevda
Ben bu köyün delisiyim

Haydi koşun savaşmaya
Bu dünyayı paylaşmaya
Ben bakarım çocuklara
Ben bu köyün delisiyin

Aşk okurum aşk yazarım
Aşktır benim tek pınarım
Size değmesin nazarım
Ben bu köyün delisiyim

Yaşayın siz aklı selim
Boşverin siz benim halim
Siz bir dahi siz bir alim
Ben bu köyün delisiyim

Benim yolum gönül yolu
Benim yolum sevda yolu
Bir tek derdim Anadolu
Ben bu köyün delisiyim
Ben bu yurdun delisiyim...

AHMET SELÇUK İLKAN

baron11
07-05-2006, 21:56
KORKARAK YAŞIYORSAN



Öyle bir hayat yaşadım ki;
Cenneti de gördüm cehennemi de

Öyle bir aşk yaşadım ki,
Tutkuyu da gördüm, pes etmeyi de.

Bazıları seyrederken hayatı en önden
Kendime bir sahne buldum oynadım.

Öyle bir rol vermişler ki;
Okudum, okudum anlamadım.

Öyle bir hayat yaşadım ki;
Son yolculukları erken tanıdım

Öyle çok değerliymiş ki zaman
Hep acele etmem bundan anladım.

Kendi kendime konuştum bazen evimde
Hem kızdım, hem güldüm halime.

Sonra dedim ki,
Söz ver kendine!

Denizleri seviyorsan,
Dalgaları da seveceksin.

Sevilmek istiyorsan,
Önce sevmeyi bileceksin.

Uçmayı seviyorsan,
düşmeyi de bileceksin

Korkarak yaşıyorsan,
Yalnızca; hayatı seyredersin...




Şebnem Ferah

baron11
08-05-2006, 00:08
İNADINA SEVİYORUM

burada beklemek yasakmış.
çiçek açan kadınların gölgesinde,
bir kervan bekliyorum.
ipekten bir sevginin berisinde,
belki inadına seviyorum.
kime ne?

"YASAK" yazılı bir tabelanın,
altında sevişiyorum.
inat ya!
tel örgülerin hemen altında,
bir günah işliyorum.
yasak ya!
töre ve geleneklerle döşenmiş
sınır köyünde,
inadına geziyorum, mayınların üzerinde.
ben yasağımı seviyorum.
kime ne?

n’olur gelse ölüm?
belki bir anlık ayrılık...
ruhumu satmaktansa,
ölürüm !
sevmek ayıpsa,
inadına seviyorum.
yasaksa sevişmek,
o yasağı deliyorum.
ve inadına seviyor,
inadına sevişiyorum.
kime ne?

kızgın gözler bana bakan,
hiddetli yüzler görüyorum.
üstüme gelen bir dünya,
beni kınayan bir güruh görüyorum.
olsun!
ben yasağımı seviyorum.
ve inadına sevişiyorum.
kime ne?

BAHAR Ş. GÜLŞEN

baron11
08-05-2006, 00:31
SENSİZLİK VE GECE

Sokak sokak dolaştım
Dün gece bütün şehri
Gözyaşlarım yağmura karıştı
Yokuşlar nefesimi daralttı
Ve sensizlik
Bende derman bırakmadı

Sokak sokak dolaştım
Dün gece bütün şehri
Adını yazdım her köşebaşına
Sensizliği her içime çekişimde
Tekrar tekrar öldüm
Aşk ölümle kol kola
Ve dayanmış enseme
Bırakmıyor yakamı

Sokak sokak dolaştım
Dün gece bütün şehri
Seni sordum hiç tanımadığım kimselere
Sensizlik ve gece
Tarifi imkansız bir hüzün düştü içime

Sen ve sensizlik
Bu ikilem arasında
Seni aradım
Sokaklarda da yoktu.

AYŞEGÜL BULUT

adnanfd
08-05-2006, 02:29
Çay bardaginda
Birakilan dudak payi
Kadar bile
Uzak kalamam
Gözlerine

Yakin olsun isterim
Ellerime ellerin
Yanindaki beton binaya
Yaslanmasi gibi
Köhne bir evin

Seni bir çivi
Gibi çaktim
Çünkü beynime
Ve toplayip
Bütün kerpetenleri
Attim denize
.
Sunay Akin

kantar
08-05-2006, 05:13
GÖZYAŞI

Tutulmuşuz yürekten, bir kara sevdaya
Göz yaşlarımız, halimizi arzdır arşı alâya

Ondan başkasına secdeye, gitmedi başımız
Gerçek kul olamamaktandır gözyaşımız

Hep çekmek istediler, içlerinde ki kavgaya
Açtık elimizi, şerlilerden sığındık Mevla’ya

Tohum saçtık, sitem ettik mahşeri vicdana
Bekledik belki bir gün gelirler diye imana

Öz yurdumuz da öksüz olduk, yetim kaldık
Hiç kurşun sıkmadık, hiç baş kaldırmadık

Şehit kardeşlerimizin kanları bayrak oldu
Kavgamız, örtü oldu, iman oldu, toprak oldu

Baykuş tünemiş mabedimin minaresine
Güldüm demokrasi diyorlar memleketin idaresine

Konuşmayıp sustuksa, korktu sanmasınlar
Suskunluğumuz edeptendir aldanmasınlar

kantar
08-05-2006, 05:14
YAŞAM İLE ÖLÜM...

Ender günlerdir
Çaresizlik vurur bir anda
Hani gitmek istersin gidemessin
Kalmak istersin kalamassın
Bişileri değiştirmek ister
Ama o gücü kendinde bulamassın
Yanlışları görürsün,doğrusunu bilirsin
Ama olduğun yerde dönüp durursun
Kendi çevrende bir daire çizer gibi
Daireyi büyütmek istersin
Yapamassın büyüttüğünü sanırsın
Büyük bir yanılgıyla aynıdır daire
Yaşam ile ölüm arasındaki o ince
Hassas çizgi gibidir bazen çaresizlik
Ölüm acılarını simgeler çoğu zaman
Yaşamsa umudunu
Yani ne umudun biter nede acıların
YAŞAM İLE ÖLÜM GİBİ...

kantar
08-05-2006, 05:15
AYNI

Dönüp bir baktım arkama
Geride ne bıraktım diye
Ama gördüğüm şey şaşırttı beni
Çünkü gördüğüm şey kendim oldum
Renkler hep aynıdır
Farklı olan tek şey
Bakış açısıdır
Bakışlar hep aynıdır
Ama farklı olan yapıdır
İnsanlar hep aynıdır
Ama farklı olan kişiliktir
Yürekler hep aynıdır
Farklı olan sığdığdıklarımızdır
Aslında aşk hep aynı aşktır
Sadece yaşananlar farklıdır
Zaman hep aynıdır
Farklı olan sadece geçen zamandır
Giden hep aynı gider
Ama gidenler farklıdır
Gülüşler hep aynıdır
Ama gülenler farklıdır
Günler hep aynıdır
Ama yaşantılar farklıdır
Aldırma yaşam hep aynı yaşamdır

yosun
08-05-2006, 08:36
Meryem Aşkı


çocuk yüreği,
çırpınan / çılgın deniz /
dalga dalga
gözlerinde bir
güneş parçası var.
daha bir aşık şimdi
kuş kanadında umutlar.
enginle öpüşen
bir gökyüzü,
bülbülün burnunda,
gülün kokusu var.
kilise çanında,
büyülü bir ses,
/ o’nu cezbeden /
ve İsa’nın sofrasında,
bir yudum şarabı var.
kadının gözünde
bir damla yaş
ve dudağında / tanrıyla sonsuz /
bir savaş var.
parmaklarında terden bir pırlanta,
sırtında ardan bir urba,
bir aşkın sırrı var.
çocukça,
yüreği taze henüz,
kirden uzakça,
kadının / temiz günahı /
bir aşkı var...

Bahar Ş. Gülşen

baron11
08-05-2006, 09:32
BAHARA DOĞRU

Günaydın gelincik, nasılsın?
Neden boynun bükük yaprakların sarı
Seni vuran yağmur mu yoksa soğuk mu?
Yoksa toprakların mı kurak
Ya da adını bilmediğin diyarlardan
Hüzün mü saldılar damarlarına?
Ağlama be gelincik
Kanatma yüreğimi
Ben, sonbaharken yeterince yağıyorum
Sen bari gökyüzüme umut ol.
Yapraklarına can gelsin
Hayatımıza neşe
Ben sonbaharken,
Sen hep o narin gelincik kal
Yapraklarında gülücük,
Mevsiminde hep bahar olsun.



Tunahan Ermihan

yosun
08-05-2006, 10:40
Umut Yaprakları


Öyle bir ilk yaz ol ki korkut yaprakları,
Öyle bir son yaz ol ki tut yaprakları,
Sararıp dökülürken güz rüzgârlarında
Ardında savrulsunlar, unut yaprakları.
Sevinçlerinde onlar vardı, hüzünlerinde onlar
Seninle yeşerdiler, seninle soldular..
Olsunlar senden sonra da umut yaprakları.


Özdemir Asaf

yosun
08-05-2006, 10:45
GÜLLER AĞLAR İÇİMDE


Ne zaman ayrılık saati gelse
En vazgeçilmez yerinde yaşamın
Duysak ayak seslerini akşamın
Ve sokaklardan el ayak çekilse
Bir ürpertiyle duyarım o zaman,
Seni çağıran sesi uzaklardan...

Ne zaman ayrılık saati gelse
Bir gariplik çöker içime birden
Kalan tek anı gibi bir devirden
Durmadan çalınır o gamlı beste
Sanki bilir dem hazin öykümüzü
Bulutlar ağlar, kararır gökyüzü

Ne zaman ayrılık saati gelse
Bir çaresizliği anlatır gibi
Birden degişir gözlerinin rengi
Mavi solar, koyulaşır yeşilse
Sarınca ruhunu eski bir hüzün
Uçar gider pembeliği yüzünün

Ne zaman ayrılık saati gelse
Uzatsan özlemle dudaklarını
Tüm ağaçlar döker yapraklarını
Ne çiçek kalır ortada, ne bahçe
Sadece uğultusu o rüzgârın
Ve bir umut kırıntısı: Belki yarın.

Ne zaman ayrılık saati gelse
Bir firtına çıkmışcasına, büyük
İçimdeki güllerin boynu bükük
Bir zaman kalakalırım öylece
Neden sonra gittiğini anlarım
İçimde güller ağlar, ben ağlarım...


Ümit Yaşar OĞUZCAN

baron11
08-05-2006, 13:12
MAVİLERİNDE OLDUM ALABORA

Enginlerinde bir güneş battı önce yüreğimin.
Fırtına öncesi sessizlik ya!
Dingindi sular, durgun,
yüreğim solgundu.
Sonra ılık bir lodos esti yelkenlere,
ve güller tomurcuğa durdu,
zemheri bahara gebe..

Bülbüller güle hasretti,
bakır rengi bir akşamın oyunu sahnede.
Rüya dengi hayatların romanı okunurdu,
türkü söyleyen gözlerde..

Sazlara rastlardım ozansız / sessiz sularda.
Agora Meyhanesine çok gittim bu aralar,
kadehlerin dibine baktım.
Ve..
Seni aradım arnavut kaldırımlarında.
Salkım söğütlere dostluk ettim.
Küstüm, sustum, umutsuzdum.
Ama bekledim / yağmurlarda / rüzgarlarda
Aradım..
Çöldeki mecnunu aratmadan / yıllarca
vaha vaha seni aradım.
Bulduğum bir damla suda,
oltama takılan her balığa seni sordum.
Umut yükledim lodosa / saldım / sulara
şişelere sevda yazdım..

Türbedar gibi bekledim eski feneri,
sahile yanaşan her kayığa seni sordum..

Bir boran esti sonra,
deli fırtınalar koptu yüreğimde,
Ve..
mavilerinde oldum alabora...

BAHAR Ş. GÜLŞEN

kantar
08-05-2006, 13:52
http://www.galeriturk.net/getimg/siirperisiguller0058pm.th.jpg
Bir Gülü Sevdim

Bu son buluşmamız
Bu son görüşmemiz
Kimbilir bir daha karşılaşmayız
Belki de bir daha görüşemeyiz
Ayrılmalıyız, ayrılmalıyız
Bir gülü sevdim
Bir seni sevdim
Bir mevsimlikmiş senle aşkımız
Gel gitme desem, kal etme desem
Hiç faydası yok ayrılmalıyız
Senin gözlerin yaşlı
Benim yüreğim yaslı
Bu aşkta bir umut kalmadı yazık
Seni bir başkası bekliyor artık
Ayrılmalıyız, ayrılmalıyız

Ahmet Selçuk İlkan

kantar
08-05-2006, 13:54
Beni Anneme Götürün

Dudaklarımda yaşayamadığım
Çocukluğumun, gençliğimin şiiri
Dört yanım hüsran
Dört yanım yalan
Dört yanım hüzün
Dört yanım isyan!

Yanık bir şarkıda dolar bakışlarım
Annemin ellerini arıyor avuçlarım

Beni anneme götürün
Ağlamak istiyorum dizlerinde
Beni anneme götürün
Anlarsa beni bir o anlar
Beni anneme götürün

Vazgeçtim bütün saltanatından,
Sevdalarından köhne dünyanın
Ne dostta vefa
Ne aşkta huzur
Her gün bir kahpelik
Kalbimden vurur!

Yıkılır kalırım bu sağır akşamlarda
Önümde dağ gibi bir yalnızlık
İçimde yıllanmış yorgunluklar
Unutulmuş eski bir adrese çıkar yollarım
Çayımın ilk yudumunda o
Sigaramın son nefesinde o
Anlarsa beni bir o anlar
Beni anneme götürün!


Ahmet Selçuk İlkan

baron11
08-05-2006, 20:50
tanıdım seni hüzün
yine mi döndün
tenha sokaklarıma
hazırım
karşı koymam tuzaklarına
savur beni yollarına
gir içeri
yürek korkmaz
deliye döner
akıl kalmaz
çiçeği gonca sevdam
sana gül açar solmaz
yine mi geldin
hüzün kapılarıma
hadi giyin kuşan
gir odalarıma
yabancı değil
tanırsın beni
her
veda
sonrasında


Şehrazat

yosun
08-05-2006, 21:06
Yüreğe Sesleniş


turkuaz bakışlardan süzülen,
ay ışığında yıkandın,
ey yüreğim yeniden.
ve soyundun çırılçıplak,
aşka karşı.
yetmişlik rakı etkisindeki
sözlere kanıp,
bir tatlı sarhoşluğa daldın.
yıllar var ki yaşadığın,
med- cezirler son buldu
/sevdaya inanıp/
yeniden yandın.
yazık ki...
sadece aldandın.

Bahar Ş. Gülşen

baron11
09-05-2006, 10:05
ÖZLEDİM
Her gece düşünüyorum seni
Düşüncemin en ıssız yerlerine bile, serpiştiriyorum hayalini
Henüz tanışmamış olsa da tenin tenimle
Kapattığımda gözlerimi karşımdasın
Rüyalarıma giriyorsun, uyanıkken bile
Hani her kışın ardından, baharı özlersin ya
İşte öyle özledim seni

Sigaramın dumanı odama resmini çiziyor, bana inat
Yatağım yorgun bedenimle buluşmayalı çok oluyor
Sabahlara kadar geziyorum
Bazen güneş doğuyor üzerime
Daha önce hiç gitmediğim, yabancı bir yerlerde
Hani her uykusuzluğun ardından, uykuyu özlersin ya
İşte öyle özledim seni

Düşüncen beni kocaman şehirlerden, küçücük odalara hapsediyor
Anahtarına ulaşamıyorum
Ben bu kadar özgürlüğüme düşkünken
Sana karşı koyamıyorum
Hani her kayboluşun ardından, tanıdık bir ses ararsın ya
İşte öyle özledim seni

Hayat olanca gerçekliğini yüklerken omuzlarıma, bir yandan
Bir yandan da uzaklaştırmaya çalışıyor beni senden.
Hayatın karmaşık oyunlarına yenilecekken, hayalin güç veriyor bana
Hani insan kendini aradığı uzun seyahatlerin ardından
Doğduğu şehirleri özler ya
İşte öyle, memleketim gibi özledim seni

ÖZLEM TAŞAĞAL

yosun
09-05-2006, 11:04
BENİ BU HAVALAR MAHVETTİ

Beni bu güzel havalar mahvetti,
Böyle havada istifa ettim
Evkaftaki memuriyetimden.
Tütüne böyle havada alıştım,
Böyle havada aşık oldum;
Eve ekmekle tuz götürmeyi
Böyle havalarda unuttum;
Şiir yazma hastalığım
Hep böyle havalarda nüksetti;
Beni bu güzel havalar mahvetti.

Orhan Veli Kanık

baron11
09-05-2006, 13:20
GİDERSEN

varlığında;
hesapsız açar hercailer baharıma
boyanır yer ve gök mavi kızıla
ıtırlanır dağlarım / nisan yağmurlarıyla /
ırmaklarım çağıldar, bereket taşır ovalarıma
toylar kurulur yaylalarıma
davullar çalar....
gidersen eğer;
figan düşer dağlarıma
doğmaz bir daha gün, zifiri karanlığıma
yedi rengim birden küser / hazan rüzgarlarıyla /
türkülerim susar, savrulur umutlar
/ ardından /
arsız sarmaşıktır hüzün, yamacımda
yedi renkte açar...

BAHAR Ş. GÜLŞEN

baron11
09-05-2006, 16:05
BİR HASRET HİKAYESİ

"sevdası yollarca bölünenlere"


Yakamozlu bir akşamın,
Serinliği var üstümde.

Taze güneşin tadı,
Ayın son selamı,
Bir yıldızın yorgun bakışı,
Çöl sabahının kızgın,
Belki biraz kırgın...
Ve biraz da bitkin,
Doğuşu var üstümde.

Dalgalara binmiş bir aşk hikayesi,
Kumsalda yarışan kum tanesinin sesi,
Vuslata demir atan,
Garip denizcinin hikayesi,
Bir de oltasına şarkı takan kemanın,
Hüzünlü sesi var üstümde.

Henüz başlayan hasretin H’si,
Mahcup fenerin göz edişi,
El sallayan çocuğun mahzun gözleri,
Bir de insafsız ayrılığın,
Tarifsiz sitemi var üstümde.


BAHAR Ş. GÜLŞEN

baron11
09-05-2006, 21:07
YALANCI BAHAR

Mutluluk sıkışmışken zamanın çıkmazlarında,
Saatim hep aynı kedere ayarlıyken,
Hüzün aşıkken bakışlarıma,
Yalancı baharlar, gözyaşı getiriyorlar kapıma,
Aldanıyorum umut maskesi takmış, hıçkırıklara.

Yıllar umursamaz ve hovardayken,
Yaşadığım her aşk bir savaş, her savaş bir yıkımken,
Yorgun bedenimin ayrılığa daha borcu bitmemişken,
Düşüncen tüm benliğime sinmişken,
Hayat, dikenli tellerini örüyor üzerimde,
Kurtulmaya çalıştıkça sensizlik kanıyorum,
Kanadıkça kurtulmaya çalışıyorum.

Kalbimi sökerken yerinden, ellerinle,
Nefessiz bırakırken, karanlık dar odalarda,
Savururken bedenimi acımasızca, rüzgarınla,
Bakışların sabır olup çıkıyor karşıma,
Kızamıyorum, azar azar yok olmama rağmen sana

ÖZLEM TAŞAĞAL

yosun
09-05-2006, 23:45
ADIN BAHARDI


Kente yalnızlık gelirdi sen uyuyunca
Yüzümde mevsim değişirdi uyandığında
Bilmezdin gizliden seni sevdiğimi
Aşkın içimde solardı adın bahardı

Eteğini koştururdun sokağımızda
Sokak sus pus olur sana bakardı
Bilmezdin gizliden izlediğimi
Gözlerim gözlerinden korkardı
Hatırlıyorum adın Bahar’dı

Sokakta bir bayramdı durakta bekleyişin
Sanki sonsuz bir ayrılıktı okula gidişin
Bilmezdin her sabah seni yolcu ettiğimi
Yüreğim yol boyu ardından ağlardı
Hatırlıyorum adın Bahar’dı.

YILMAZ ERDOĞAN

yosun
09-05-2006, 23:58
Barış Ölmesin


Yine savaş rüzgarları esiyor,
kan, barut kokusu sarmış havayı,
ölüm korkusu kaplamış dört bir yanı!!!

BARIŞ yalınayak, sırtı da çıplak,
BARIŞ aç,
BARIŞ okul yerine
sığınağa gidiyor.

Analar çaresiz, babalar perişan,
Yıl 1991
Hastaneler tıka basa,
ilaç yok,
bebeler aç, mama yok!
İnsanlar sefil, insanlık sefil,
yaşadığımız dünya,
sersefil!

Yıl 2003
Değişen bir şey yok!!
BARIŞ yine okul yerine,
sığınağa gidiyor.
Yine havada barut kokusu,
kan kokusu!
Dört bir yanda ölüm korkusu!!!
Analar, babalar unutmamış,
Çocuklar?
Hiç unutmamış!

Kurtarın artık sefil dünyanın
kokuşmuş düzeninden kendinizi.
BARIŞ ölmesin!!!
analar ağlamasın, karalar bağlamasın.
N’olur bebeler aç kalmasın!!!

Bahar Ş. Gülşen

baron11
10-05-2006, 10:55
YAĞMUR
Hava birden karardı,
Gökyüzü siyah bulutları yatağına aldı.
Bu da yetmezmiş gibi, çocuklarını sokağa saldı.
Güzelim gün ıslanacak yine.
Modada sevgilileri, kıyı köşe tinercileri,
Pazar kahvesi içen emeklileri,
Dışarıda yakaladığı herkesi
Zengin, fakir, güzel, çirkin
Fark nerede?
Herkes aynı yağmurda ıslanmadı mı bir kere?
Sen damlalara bedenini teslim etmesen de,
Zaman bizi taşımak için mecburiyete, beklemede
Zaman istinasız ıslananların, aynı gökyüzünden
Aynı sona gideceğini bilmekte.

ÖZLEM TAŞAĞAL

naylon vicdan
10-05-2006, 11:49
horul horul uyuyordu bir halk
ensesindeki bozaya tarçın serperek
halk, hak ile yeksan ve noksandı hukuktan
vergisi allahtan, aklı samandan bir korkuluktu zaman
zaman namzetti ertelenen simsiyah düğüne düğümlü
düğümü düğmeyle ilikleyen acemi hırsızdı trabzan
zan altında kayardı azman bir oğlan
godot out olmuş, trend anlık şöhretlerle parlarken
kafka'nın kafası karışık, milena bulaşık yıkarken
baki kalan bu kubbede habbeden tuğ yaptı borazan
sur üfledi uykusunda sürur içinde delişmen zaman
zaman akıyordu paçalarımızdan zaman zaman
azman bir uykuydu büyütülen o koca yalan!

baron11
10-05-2006, 23:34
TESADÜFEN

Hatırlar mısın bilmem, bir zamanlar seninle ben
Buluşurduk tesadüfen, hayatın tesadüfler koridorunda
Sen utangaçlık pelerinine sarılmış, bakışlarım kilitlenmişken üzerine
Kaçamak bakışlarını savururdun, gözlerimin içine

Hatırlar mısın bilmem, bir zamanlar seninle ben
Tanıştık tesadüfen, hayatın tesadüfler koridorunda
Sen, dokunsam tuzla buz olacak kadar heyecanlıydın
Benim soğukkanlılığımın, ezikliği altında

Hatırlar mısın bilmem, bir zamanlar seninle ben
Yemek yedik tesadüfen, hayatın tesadüfler koridorunda
Mutluluğunun, gözlerinde ışıl ışıl çocukların kahkahalarıydı
Benim buz gibi bakışlarım karşısında

Hatırlar mısın bilmem, bir zamanlar ben
Ayrıldım senden tesadüfen, hayatın tesadüfler koridorunda
Yaşadıklarımız adına tek kelime etmeden, sen fark etmeden

Sen hatırlamazsın, senden yıllar sonra ben
Aşık oldum, tesadüfen
Benim gözlerime kondu, kaçamak bakışların
Ben devraldım senden utangaçlık pelerinini
Şimdi gölgemde, geçmişin ağır yükü
Korkuyorum
Ya o da ben olursa…


ÖZLEM TAŞAĞAL

yosun
10-05-2006, 23:56
Cemre Düştü


Kırlaşan umutlarıma
Bahar filizleri ektim
Mimozalarla süsledim semaları
Müjganlarında çiğ tanesiydi sevdam
Bahar kokusuydu
Kuğuran kelebekte rengarenk dolaştım
Güneşten kopardığım portakal çiçeğiydi dudakları
Tenin ateşi...terinin tuzu
Gecenin siyahında kızıla boyardı rüyaları
Sahili okşayan beyaz köpükler misali saçları
Meltemlere yansıtır en güzel aşk şarkısını
Düşen son cemre den yüreğim
Kendine düşen payı aldı


Arzu Altınçiçek / Desire

naylon vicdan
11-05-2006, 08:40
İsminle başlardım geceye
Lakin ele ele verdin bir kelimeyle
İmkansız bir heceye
Hikmetinden sual olunurdu onurun
İkmale kalmışken emek
Kimse kaldırmadı yerdeki bulutu
Mazisi tozluyken ekmek
Erguvan bir akşam törpülüyor şimdi ismini
Tarihe fiske atarken haylaz bir melek

naylon vicdan
11-05-2006, 11:12
horul horul çalışıyordu bir halk
ensesindeki bozaya tarçın yetiştirerek
halk, hak ile yeksan ve noksandı hukuktan
vergisi allahtan, aklı samandan bir korkuluktu zaman
zaman azmettirdi simsiyah bir gülü ölüme
düğümü hızarla çözen acemi hırsızdı trabzan
zan altında kayardı azman bir oğlan buzdan
godot out olmuş, trend anlık şöhretlerle parlarken
kafka'nın kafası karışık, milena bulaşık yıkarken
baki kalan bu kubbede habbeden tuğ yaptı borazan
sur üfledi uykusunda sürur içinde delişmen zaman
zaman akıyordu paçalarımızdan zaman zaman
azman bir uykuydu büyütülen o koca yalan!

baron11
11-05-2006, 13:48
LİMON ÇİÇEKLERİ



Sen, benim Akdeniz’in limon bahçelerinde
büyüdüğümü bilirsin.
Limon ağaçları narindir.
Çiçekleri de öyle.
Minicik beyaz yaprakları vardır umut dolu.
Emek verirsen yeterince, meyveye dönüşeceklerdir.
Seversin onları, sularsın.
İlaçlar, gübrelersin.
Gözün gibi, kızın gibi bakarsın onlara.
Senin benim gibi konuşmazlar.
Ama onların da dilleri vardır anlayana.
Çok su verirsen çürür, suyu esirgersen kururlar.
Korumazsan böcekten, haşarattan hastalanır hatta ölürler.
Onyedisinde bir gelin gibi ürkektir onlar.
Üstelik savunmasız.
Bir o kadar da vermeye hazır.

Ama dedim ya...
Emek ister, sabır ister,
yürek ister, en önemlisi sevgi ister onlar.

Bir fidanın meyveye dönmesi yıllarını alır insanın.
Çocuğun gibidirler.
Kuruyan yaprakları yüzünden korkular kaplar yüreğini.
Her sabah bir bir kucaklarsın ağaçları adeta.
Onları görmeden geçen bir tek günün bile tadı yoktur.

Bir de Güney’in dolusu vardır. Denk geldin mi bilmem.
Verirsin emeği,sabrı,yüreği..
Çiçeklenir bahçen bir gelin kadar beyaz.
Ve bir gün bakarsın gökyüzü kararır.
Hiddetlenir, öfke bağırır gümbür, gümbür.
Gelin kız korkar. Sen korkarsın ama ne çare.
Dolu taneleri vurur da vurur küçük, beyaz çiçeklere.
Sabrın meyveleri ölür.. Sen ölürsün ardı sıra.

İŞTE SEN; BENİM VURGUNUMSUM BİRTANEM.
YAĞAN ACIMASIZ DOLU TANELERİ KADAR AĞIR,
ÖLÜM KADAR HAFİF.

Doludan sonra umut kalır
gözlerinden yüreğine giden uzun yolda.
Yeniden başlarsın yitirdiklerini unutmak için.
“Bir yıl daha” dersin.
“Bir yıl daha. Seneye kadar biraz daha sabırdan ne çıkar.”
Ağaçlar hâlâ dimdik, sımsıkı toprağa sarılmış
gelecek mevsimi bekler korkulardan arınıp.
Sen de öyle...

Daha beteri de vardır güney’in gecelerinde.
Sana umudu da çok görür, bilir misin?
Dona çeker havası.
Toprak sıkışır, sıkışır, sıkışır...
Nefes aldırmaz emeğine, sevgine.
O yıl meyveye dönecektir yüreğin belki de
yıllar sonra ilk kez.
Ah...
Ne çaresizliktir o...
Eğer bilememişsen doğanın ne söylediğini,
anlamamışsan iklimin dilinden ve
ısıtmaya koşmamışsan bahçeni,
ateşler yakıp toprağı gevşetmeyi akıl etmemişsen...
Kan çekilmeye başlar yüreğinden damla damla...
Hem onun hem senin.
Kararır kökler, dallar.
Karasından anlarsın olan biteni ve karalar bağlarsın.

İşte güney'in donu vurdu mu artık umut yoktur.
Bu gerçekten de ölmektir.

Sen benim sevgimdin emek verdiğim..
Sabrımdın.
Yüreğimdin.
Ben doğanın dilini bilemedim.
Dinlemedi beni hiç... Anlatamadım.
Konuşmadı benimle. Anlayamadım.

Don vurdu 23. yılında emeğimi
Kan çekildi sevgimden
Durdu sabrım..
Yüreğim vurgun yemişten beter..

İŞTE SEN; BENİM FELAKETİMSİN,
YOK OLUŞUM BİRTANEM.

Bu yüzden gitmeni istedim.
Şimdi bende kalan ne varsa; serpiştirili ardın sıra.
Gözyaşlarını görürsen dönüp ardına baktığında
Yüreğinde dizeler sıralanırsa kendiliğinden, sevgiye dair.
Rüzgârın sessizliğinde hüznü duyarsan
Beni hatırla ne olur.
Çünkü artık, sendeki sevgi, hüzün, gözyaşı ve sevgiyim ben.

Bir tek limon çiçeği var sende olmayan
Eğer bir gün onlarla tanışırsan
Benim için topla olur mu?

Benim sana veremediğim ne varsa
mutluluk adına, huzur adına
tümünü senin için diliyorum.
Birtanem.
Yolun açık olsun!

Gülsüm Güven

baron11
11-05-2006, 16:12
BAHAR SARHOŞLUĞU

İlk sevgilimin gülüşüne benzer
Bir Nisan havası değil mi esen?
Zincirlere, kelepçelere inat,
Kanatlarımı açmak zamanıdır;
Allahaısmarladık kaldırımlar.

Giyenler düşünsün dar elbiseyi;
Ölçülü sözü, hesaplı adımı
Ben kurtuldum kafeste kuş olmaktan;
Saltanat sürer gibi uçuyorum,
Erk ağacı gelin olduğu gün.

Hayranım bu şehrin bacalarına.
İrili ufaklı, hep bir ağızdan,
Nasıl derinden gökyüzüne doğru
Bir türkü söylüyorar öyle sessiz!
Dumanı daim olsun güzel baca!

Yuvası saçakta kalan kırlangıç,
Yuvası dallara emanet serçe.
Derken camiler üstünde güvercin,
Minareler katında geçiyorum,
Gökyüzü mahallesi istanbul'un.

Süt beyaz bir martıyım açıklarda.
Gemilere ben yol gösteriyorum,
Buğday ve ilaç yüklü gemilere.
Bir kanat vuruşta bulutlardayım;
Bir süzülüşte vatanım dalgalar!

CAHİT SITKI TARANCI

yosun
11-05-2006, 22:37
GİZLİ SEVDA


Hani bir sevgilin vardı
Yedi sekiz sene önce,
Dün yolda rastladım
Sevindi beni görünce.

Sokakta ayaküstü
Konuştuk ordan burdan,
Evlenmiş, çocukları olmuş
Bir kız, bir oğlan.

Seni sordu
Hiç değişmedi, dedim,
Bildiğin gibi...
Anlıyordu.

Mesutmuş, kocasını seviyormuş,
Kendilerininmiş evleri..
Bir suçlu gibi ezik,
Sana selâm söyledi.


BEHÇET NECATİGİL

baron11
11-05-2006, 23:00
KAHROLACAKSIN

Unutamayacaksın beni...
Etrafına baktıkça hatırlayacaksın,
yalnız uyuduğun her gecenin sabahında,
düşündükçe beni,
kahrolacaksın!..

Her geçişinde geçtiğimiz sokaklardan/
yıldızlı gecelerde/
denizin kıyıyı dövmelerini duydukça,
yokluğumu hatırlayacak,
kahrolacaksın!..

Unutamayacaksın beni.
Yalnızlığına yanacaksın / çaresizce/
isyan edeceksin...
Unutmaya çalışacaksın, olmayacak.
Kahrolacaksın!..

Hatıralar kemirdikçe beynini,
şakakların zonklayacak,
Ve.. eşlik edecek titreyen dudakların,
gözyaşlarını tutamayacak,
kahrolacaksın!..

Unutamayacaksın beni.
hatırlayacaksın yaşananları an be an.
Benden kalan son öpücüğü okşayacaksın,
Dudaklarında / yanarak yeniden/
çılgınca sevişmelerimizi düşleyecek,
kahrolacaksın!..

Unutamayacaksın beni...
Düşledikçe gözlerimi / yeniden /
ardında ki mana belirecek,
gerçeği geç de olsa anlayacaksın.
Farkedeceksin geçip gittiğini baharın,
bir kez daha kahrolacaksın!..


Bahar Ş GÜLŞEN

uzunvadeci
11-05-2006, 23:01
ŞU BİR BARDAK ŞARAPTA XVI

Etrafım tekmil harap, taş üstünde taş ancak
Bedenim bütün bitap, Rabb’le sohbette Serap
Şu bir bardak şarapta, manna’yı buldu ruhum
Sen ki ey Kenan’daki, taptığım altın put’sun

Tinim içimde henüz, Hades’in ülkesinde
Kaldım içinde tutsak,Persephone elinde
Şu bir bardak şarapta, Tamu’yu duydu ruhum
Sen ki ey kuyumdaki, kadim çölümde tomursun

Sevilen, sevildikçe ulaşırmış, ölümsüzlüğe
Seven, verirmiş ömründen, tükenircesine
Şu bir bardak şarapta, nida’yı duydu ruhum
Sen ki ey ömür çelen, omzumda kara nur’sun

baron11
11-05-2006, 23:09
BİR YÜREK EKTİM

Bir yürek ektim bahçeme,
demirden duvarı, tunçtan tavanı vardı.
Tuğlaları bembeyaz bir kandı.
Toprağı Paris’ten,
gerisi bir sevişmeden kaldı.

Tırnaklarımla kazdım toprağı,
Ve bir yürek ektim,
tohumunda ayrılık vardı.
Filizinde gözyaşı, sancı...
Meyvesi tam bir romandı.

Ektim o yüreği işte! ..
Can suyunu kanımdan kattım.
Gübresini yasak bir aşktan attım.
Bir asırlık çınarın gölgesini,
güneş avından dönen avcının sesini,
bir de yasak bir aşkın son demini,
bıraktım..

Yalnızlıkla büyüttüm yüreği,
susuzlukla...
Zaman zaman imkansızlıkla,
sabırla büyüttüm yüreği.
Bir kış, bir yaz, bir de sonbahar gördü,
bir yaprak açtı,
bir çiçek...
Çiçeğinde bir terkin tohumu vardı.
Bir ana rahminde isyanın sesi,
bakıra çalan gök yüzünde karın esamesi...
İlk bahar gelmeden,
bir bahar görmeden soldu yürek.
Ve... bir daha açmadı çiçek...


Bahar Ş GÜLŞEN

baron11
11-05-2006, 23:38
GEL ARTIK

Vakit gece yarısını çoktan geçmiş,
ayın şavkı vururken pencereme,
hatıralar yine canlandı / usumun kıyısında,
gümüşi yakamozlar oynaşmakta,
özlemin hale hale....

Önce gidişin geliyor aklıma,
sondan başlayan bir romanı okurcasına,
eğilip öpüyorsun alnımdan,
yakında.. çok yakında geleceğim diyorsun.

Tıpkı o gün gibi içim sızlıyor...
Gözlerimden süzülen bir damla,
kor alev olup,
yakıyor.....

Aradan geçen zamanı kestiremiyorum,
Bir ömür mü?
Bir gün mü? Bilemiyorum.
Seninle dört mevsimi,
bir günde yaşadığım günden beri,
zamana dair tüm kavramlar karıştı.
Artık hiçbir şeyden emin değilim,
aşkım ve sonsuz özlemim dışında...
Ne olur, gel artık.....

Bahar Ş GÜLŞEN

yosun
12-05-2006, 18:12
Anne Sevdası

Anne, bahar geliyor uyansana
Çık altın eşikte bekle beni,
En güzel tılsımları buldum sana
Koklayabilmek için nefesini.

Yeni açmış şu erik hatırlatır
Bana ağaçları çok sevdiğimi,
Sevginle mi ıslanmış şu sonsuz kır,
O kara bırakmışsın gözlerini.

Gül güzel annem benim, benim rüyam
İçimden çiçekli bir yol var sana,
Senin yerine biraz ben uyusam
Anne bahar geliyor uyansana.

Ceyhun Atuf KANSU

kantar
13-05-2006, 17:19
http://www.galeriturk.net/getimg/adsiz417.JPG

Islak Gül

Seninle paylaşmak uykularda en büyük günahları
Seninle uyanmak nice çılgın gecelerden sonra
Alır götürür beni kokun uzaklara en uzaklara
Ağzın dudaklarımda ıslak bir güldür sabahları

Tenin çekiyor beni tenin tutmuş saçlarımdan
Afrikalı kölenim senin, esirinim, mecburunum
Gözlerin değmese gözlerime kahrolurum
Ölürüm çekersen ellerini avuçlarımdan

Dönsün başım tutuşsun damarlarımda kanım
Gel otur yanıbaşıma erişilmez kadınım
Yum iri gözlerini, devir kirpiklerini
Ser önüme bir hazine gibi güzelliklerini

Sana en muhtaç olduğum şu anda gel
Yaşamak olsan da gel, ölüm olsan da gel.

Ümit Yaşar Oğuzcan

baron11
13-05-2006, 19:52
ZOR SEVGİ

Bugün başka güzelsin
Yarınsa başka güzel
Oysa ben bugün
Başıboş sokakların
Karamsar yolcusuyum
Yarınsa değişmeyecek kaderim

Mecburi istikametler yorgunuyum
Kurşun gibiyim hedef seçmekteyim
Kaybedilmiş bir gençliğin
Olmayan bir geleceğin sahibiyim
Oysa sen bu günde gençsin
Yarında gençsin
Bu halimle seni nasıl seveyim

Delikanlı sevdalarım hiç olmadı
Usulca başımı koyacağım
Derin denizlerde kaybolacağım
Bir sevdaya tutulmadım
Sıradan ve basit bir hayat
Gerisi koca bir heyhat

Benki kendi dünyasının garip şari
Okunmamış şiirlerin
Hiçbirzaman sevgiliye ulaşmamış
Yastık altı mektuplarının sahibi
O kadar boşumki
Sen ise bir o kadar dolusunki
Söyle söyle seni nasıl seveyim


Emre ERANIL

yosun
13-05-2006, 22:54
Çıkar Beni Ne Olur Anne

Günlerdir göremediğim yüzünün
Sıcağını sindiremediğim kucağının
Özlemini duyuyorum anne…

Bir boşlukta gibiyim sensiz
Akıp gidiyor zaman avuçlarımdan
Bendini dinlemez ırmaklar gibi
Durduramıyorum anne…

Düşlerimde görüyorum seni, saçların bulutlar kadar ak,
Gökyüzü kadar sonsuz sevgiler yüreğinde
Şevkatle bakıyor gözlerin, herzamanki gibi
Küçücük bir bebeğim ellerinde anne…

Bu ne sıcak bir kucak!…
Can verdiğin bedeninden bedenime
Tükenmez sevgin, sabrınla, yüreğime
Yüreğinin atışları karışıyor anne…

Şimdi uzaklardayım…
Hangi rüzgâr attı beni gurbet ellere…
Yüreğimdeki evlat sevgisi mi, ne?
Susma! …Ne olur söyle anne…

Sakınırken gözlerdeki nurdan
Bir yarım orda kaldı, bir yarım burda…
Bir soluk kadar yakınımdayken
Daha, daha sarıp da koklayamadım anne…

Yaşamın kuralı mı böyle? …
Kaybetmeden bilinmiyor kıymeti
Koşulsuz sevgi, ilgi nerde?
Bulamadım yerine koyacak birini anne…

Kaç mevsim geçti sensiz.
Boynu bükük çiçeklerin...
Gönül bahçende bensiz
Biliyorum, özlüyorsun sen de, özlüyorsun beni anne…

Zaman nasıl geçiyor, yanındayken bilemedim
Seni ne çok özledim…
Seni ne çok sevdim de söyleyemedim
Söyleyemedim anne…

Her gün bir fırtına esiyor yüreğimde
Çığlık çığlığa kopan
Kuşların kanatlarında türkülerim
Ne olur dinle, dinle anne…

Kimi gün sızı oluyorsun yüreğimde
Kimi gün içime düşen top ateş,
Sanki gökyüzünün bütün bulutları gözlerimde
Sağnak sağnak yağmur oluyorum anne…

Düşününce yaşanmadan geçen günlerimi
Yalnızlık korkutuyor beni…
Sanki ölüm tutmuş eteğimi
Yaşamak istiyorum, yaşamak anne…

Esirgemeyip sevgini, uzat o güzel ellerini
Bir yanımla cocuğum hâlâ, anla!…
Kaybolmadan yaşam labirentinden
Çıkar beni ne olur, çıkar anne…


Leyla Işık

UmutEr
14-05-2006, 22:10
CUMHURİYET

Gölköy adında bir yer varmış Gelibolu'da Televizyonda gösterdiler geçen gün.
Gelenek edinmiş köy halkı,
"ben kendimi bildim bileli bu böyledir"
Diyor muhtar:
29 Ekim'de toptan sünnet ederlermiş
çocuklarını...
Derken ekranda entarili bir çocuk belirdi
Kirvesi tutmuş kolundan
Yatırdılar bir kamp yatağına,
Ardından sünnetçi olacak zat boy gösterdi
Elinde bıçağıyla,
Çocuk kaldırdı başını, bağırdı:
"Yaşasın Cumhuriyet" diye
Bunun üzerine de ekran karardı

Korkarım bu, sade Gölköylülerin değil, tümümüzün
Sade küçüklerimizin değil, büyüklerimizin de
Düştüğü bir tarihsel yanılgı
Çünkü sünnet değil, farzdır Cumhuriyet
Can Yücel

yosun
15-05-2006, 13:21
Cumhuriyet Şiiri




Çocuk:
-Dedeciğim pekçok söz edildi ondan
Cumhuriyet denerek dün okulda
Lütfen anlatır mısın bana
Düşünüp durdum gelirken yolda.

Öğretmenim sevinçle ışıltarak yüzünü
'Cumhuriyet insanlıktır' demişti.
İnsanın duyumsaması özgürlüğünü
Ve yasaların güvencesini.

Gazi Dede:
-Pek de güzel anlatmış öğretmen sizlere
Daha büyük zaferdir cephedeki zaferden
Öyle bir yol açtı ki bizlere
Adına Çağdaş Uygarlık denen.

Unutma ki güzel yavrum Cumhuriyet
Ona bağlı aydın kuşaklar ister
Ata'mız demişti ki 'O'nu bizler kurduk
Koruyup yaşatın sonsuza değin sizler'.

Ali Hallaç

UmutEr
16-05-2006, 10:56
KIRIK KANATLI KUŞ

İpi elime dolanmış
Uzak anıların uçurtması
Hava kanım gibi ılık
Salınır durur karşımda zehir-zıkkım
Sanki oltamın ucunda
bir belalı balık

Sildikçe yayılan bir leke gibi
O en
gönülden
unutmak istediklerim
Acıların şamdanında tutuşmuş kirpiklerim
Baktıkça aydınlanır kirli gecem
Ki üflesem
yangına dönüşür

Kanayan bir kuştur yüreğim nicedir
En aydınlık sabahlarımda
simsiyah ötüşür

AYHAN KIRDAR

Kanarya
16-05-2006, 17:23
Simdi senden kalan geriye,avuclarimdaki birkac silik kelime...

Avuclarimiza yazmistik askimizi ifade eden isimlerimizi..

Askimizin zor zamanlarinda bakariz, kopya cekeriz diye..

Nitekim oyle de yapmistik..

Ne zaman yorulsa sevgimiz, ne zaman islansa gozlerimiz avuclarimiza bakmistik..

Kendi ask kopyalarimizi cekmistik, kendimizden..

Oysa ki,

Kendi avuclarimiza bakarken kaybetmisiz biz birbirimizi..

Zor zamanlarda avuclarimiz birbirine dokunmaliymis meger..

Bilemedik..

yosun
16-05-2006, 22:26
HASRETİNDEN PRANGALAR ESKİTTİM

Seni, anlatabilmek seni.
İyi çocuklara, kahramanlara.
Seni anlatabilmek seni,
Namussuza, halden bilmeze,
Kahpe yalana.

Ard- arda kaç zemheri,
Kurt uyur, kuş uyur, zindan uyurdu.
Dışarda gürül- gürül akan bir dünya...
Bir ben uyumadım,
Kaç leylim bahar,
Hasretinden prangalar eskittim.
Saçlarına kan gülleri takayım,
Bir o yana
Bir bu yana...

Seni bağırabilsem seni,
Dipsiz kuyulara,
Akan yıldıza,
Bir kibrit çöpüne varana,
Okyanusun en ıssız dalgasına
Düşmüş bir kibrit çöpüne.

Yitirmiş tılsımını ilk sevmelerin,
Yitirmiş öpücükleri,
Payı yok, apansız inen akşamlardan,
Bir kadeh, bir cıgara, dalıp gidene,
Seni anlatabilsem seni...
Yokluğun, Cehennemin öbür adıdır
Üşüyorum, kapama gözlerini...

Ahmet Arif

baron11
17-05-2006, 00:08
SANA GELDİM

geçiyordum öylesine;
rüzgarınla açılan kapına düştüm!
bir dolu bahar gülüş,
bir dolu çiçek getirdim...
yollarında tükenen derman,
yollarında yorulan ayak getirdim...

geçiyordum öylesine;
sabahınla ışıyan kapına düştüm!
bir dolu hüzünlü bakış,
bir dolu zindan getirdim...
dağlarında üşüyen beden,
dağlarında kuruyan ot getirdim...

geçiyordum öylesine;
gecenle kapanan kapına düştüm!
bir dolu ışık göz,
bir dolu şafak getirdim...
kollarında küllenen ateş,
kollarında serilen yatak getirdim...
geçiyordum öylesine;
yalnızlığınla ağlayan kapına düştüm!
bir dolu cıvıldayan kuş,
bir dolu dudak getirdim...
ellerinde büyüyen sevgi,
ellerinde örülen saç getirdim...



geçiyordum öylesine;
ateşinle yanan kapına düştüm!
bir dolu bulutlu göz,
bir dolu rahmet getirdim...
kuytularında fışkıran kaynak,
kuytularında kıvrılan ırmak getirdim...


geçiyordum öylesine,
öfkenle kırılan kapına düştüm!
bir dolu mahzun yüz,
bir dolu dingin deniz getirdim...
korkularında soyunan kin,
korkularında giyinen kın getirdim...

geçiyordum öylesine;
yazlarınla kavrulan kapına düştüm!
bir dolu pala kar,
bir dolu ayaz getirdim...
zemherinde açan kardelen,
zemherinde titreyen yaprak getirdim...

geçiyordum öylesine;
yokluğunla acıkan kapına düştüm!
bir dolu sevdalı gönül,
bir dolu ekmek getirdim...
ovalarında nazlanan başak,
ovalarında yatan toprak getirdim...

geçiyordum öylesine;
açıklaması yok!
sana geldim!...


Tayyibe ATAY

yosun
17-05-2006, 08:58
Hoşgeldin Masumiyet


Biliyorum kapıdasın, uzun yoldan geldin;biraz yorgun, biraz aç,kapıyı çalmak üzeresin.
En son gecen yüzyıl, bir Eylül sabahı görmüştüm seni; çok özlemişim, nerelerdeydin?

Sen gitmeden önce de azdı kazancımız ama daha mutluydu yuvamız. Sayısallaşmamıştı henüz sevdamız, umutlarımız. Doğum – dershane - ölüm diye üçe bölünmemişti hayatimiz.

Daha basitti sözlerimiz, küçüktü hesaplarımız;kursun kalemle çizgili sayfalara yazılırdı borçlarımız.

Eski, siyah beyaz bir Türk filmi; sıradan, kıt kanaat geçinen ama birbirine son derece düşkün aileleri, delikanlı taksi şoförleri, bomboş Boğaz sırtları, kabarık saçlı mahcup kızları, kotu ama yeri geldiğinde son derece vicdanlı adamları, çekimden sonra evlerine belki de hep ayni koltukta otobüsle donen "zengin" anaları, hep masumiyet, hep masumiyet...

Film bittiğinde ve sen karelerini, beyaz perdeni toplayıp gittiğinde, bizler derin uykudaydık. Gözlerimizi açtığımızda, filmin ikinci yarısında değil, bambaşka bir filmin tam ortasında, on sekiz yaşından küçüklerin girebildiği ancak masumiyetin alınmadığı, kara camlı bir salondaydık.

Ayrı ayrı oturtulmuştuk. Bizim mahalleden olmayanlarla, rengarenk başka senaryoları, başka hayatları, başka aşkları, başka kahkahaları izliyorduk.

Hoş geldin masumiyet; nicedir özlemişim seni.
İyi ki geldin.

İyi ki kapının önünde, biraz yorgun, biraz aç, yanında bembeyaz perden, kapıyı çalmak üzeresin; iyi ki dışarıda duyduğum tıkırtı sensin...

Yalçın Ergir/Düş Hekimi

baron11
17-05-2006, 22:35
YOKLUĞUN İÇİMDE ÇOCUK

varlığında,
\koş\ diyorum içimdeki çocuğa
durma!
topla çiçekleri,çayırlarım yok ama
yeter dağımda yaban güller.
sende kalsın istersen,
tak saçlarına.

tokluğunda,
\gül\ diyorum içimdeki çocuğa
kendini tutma!
söyle türkülerini,sesim yok ama
al oyalı yazmamı!
sende kalsın istersen,
dola boynuna...

açlığında,
\ye\ diyorum içimdeki çocuğa
acıkma!
aç avuçlarını,ekmeğim yok ama
doldur içine sevdamı!
sende kalsın istersen,
ekmek yap katığına.

yokluğunda,
\sus\ diyorum içimdeki çocuğa
ağlama!
sil gözlerini, mendilim yok ama
tut elimin tersini!
sende kalsın istersen,
sakla koynuna.

Tayyibe ATAY

yosun
17-05-2006, 23:21
Gözleri Siyah Kadın

gözleri siyah kadın o kadar güzelsin ki
çok sevdiğim başına yemin ediyorum ben,
koyu bir çiçek gibi gözlerin kapanırken
bir dakika göğsünün üstünde olsaydım
ömrümü bir yudumda ellerinden içerdim
gözleri siyah kadın o kadar güzelsin ki.

Nazım Hikmet RAN

yosun
17-05-2006, 23:25
SANA YAKIN



Bir dostun sıcaklığına

öylesine

yaslamak istiyorum ki başımı

ya omuzunu uzat sevgilim

ya da telleri kopuk

bir kemanı



Kanadının altına sığınacak

bir kuş arayan

eskimiş saçak gibiyim sensiz

ya da bütün balinaların

kıyıya vurup

intihar ettiği

bir deniz



Bir hitit çanağıyım

toprağa gömülü

ve sen

ilk kazısını yapan

bir arkeolog ürkekliğiyle

ellerinin arasına

al beni



Tek dileğimdir çünkü benim

sana yakın bir Sunay Akın


Sunay Akın

UmutEr
17-05-2006, 23:39
göz karanfil el

ellerimdi uzanan ak ak umuta
gözlerini ellerim biçimlemişti
sevinden yeşermişti ellerim
gözlerinden çiçekler toplamıştı

sonra ölümü tuttu ellerim
gözlerinden iki damla yaş aktı
seni gözlerinden astım
ellerim öldü

şimdi bir kara karanfildir çoğalan gözlerinde ellerim

ümit erışık

kantar
18-05-2006, 07:31
çocukluğum

Ve en çok seni özledim ben.
Karşı komşunun sokağa çıkacağı zamanı beklemeni.
Her teyzeyi annen gibi sevmeni.
Sanki ayıpmış gibi kimselere söylememeni.
Ve o bisikleti ilk gördüğünde koşuşunu.
Yağmurlu bir günde annenin elinden yediğin ekmeği.
Islanan sokaklara bakıp duygulanmanı.
Yaz akşamlarında oturduğun kaldırımı.Seni bir kez daha görmek isterdim...
hiç konuşmadan..
kısa pantolonlu siyah beyaz halini..

bir lokma boyunu..
diz çöküp yere sımsıkı... ama çok sıkı
sarılmak sana..
göz yaşlarımı omuzlarına bırakıp gitmek istiyorum şimdi
sana kim olduğumu söylemeden...arkama bakmadan
ağladığımı sana göstermeden
seni çok özledim
ama çok özledim
çocukluğum! !

kantar
18-05-2006, 07:32
Aşksız prenses

Daralıyor yine içim
Yokluğunda çok mutsuzum

Ardından bakıyorum,
Gözlerim yollarda,
Aklım hatıralarda,
Kalbim seninle.

Bilmiyorum ve korkuyorum
Yenilmekten,kırılmaktan...
Mutsuz ve sensiz olmaktan
İnan bana bir tanem çok korkuyorum...

Delilik dedikleri bu olmalı.
Niye bilmiyorum,
Niye ben seni seviyorum bulamıyorum.

Nerden çıktın ki karşıma
Yenik bitirilmiş bir savaşın ardından
Daha yaralarım bile yeni iyileşmişken
Kaybetmeye tahammülüm,gücüm,yüreğim yok artık.

Seni düşünmemeye çalışıyorum
Keşke bunları sende duyabilsen
Ama boşver duyma
Yapamıyorum seni düşünmeden yapamıyorum

Baksana cümlelerime hep bir yenilmişlik
Yapamıyorum,edemiyorum
Korkuyorum,bilmiyorum
Ama seni seviyorum.

Bu benim kendi hikayem
Benim hikayelerim hep kırık dökük
Bu benim kendi resmim
Benim resimlerime hep siyah hakim
Bu benim filmim başrollerde ben ve hayali sen...

turkishwarrior
19-05-2006, 20:38
Gel Beraber Ağlayalım

Gel beraber ağlayalım sabah olmadan
Damla damla bir zehir karışsın kanımıza
İnsanları affedelim, yaşamayı sevelim
Sonra insan yaratıldığımıza zavallılığımıza
Gel beraber ağlayalım

Hatırla tekrarı, bir ömre bedel dakikaları
Gerçek olmayan hayallerimizi düşün
Biz de bir yerde insanız neyleyelim
Hep böyle bıçağın kemiğe dayandığı gün
Gel beraber ağlayalım

O ayrılığın kederin hüküm sürdüğü
O zamanın ilerlemediği gecelerde
Söyle kime yalvaralım, kimi bekleyelim
Hep böyle bıçağın kemiğe dayandığı gün
Gel beraber ağlayalım

Ne aradık, ne bulduk bu yeryüzünde
İnan sevdiğim bizi aldattılar
Sonunda yapayalnız kaldık neyleyim
Gel, dünya duruncaya kadar, ölünceye kadar
Gel beraber ağlayalım

yosun
19-05-2006, 23:03
Söz /de sararır


Olur, aramam seni ve kimseyi
Anıları pas tadında bırakırım
Konuşacak ne kaldıysa kalsın
Susmaktır birşeylere saygılı kılan

Ayrılık da bir olanaktır bilirsin
İnce bir sis, bir hüzün örtüsü
Dumanlı bir ıslık yakışır şimdi
Dudaklarıma, bırakıp giderim

Söz / de sararır biterken bir aşk
Kediye iyi bak çiçekleri sula
Diyorsam da aldırma sözlerime
Alışkanlık işte başka birşey değil

Söz / de sararır biterken bir aşk


Ahmet Telli

Sarı
19-05-2006, 23:54
Çaldı mı...?
Davullar yetmemişti kalbinin sesini bastırmaya,
Sazlar yetişmemişti öykünü anlatmaya...
Ve kanunlar ağlamıştı henüz yapamadıklarına
Gürültüde kendinden geçenler
Sessizlikte korkup kaçtı mı?Bir ses verin ne olur
Ecel kapıyı çaldı mı?

Sarı
19-05-2006, 23:55
Gül, gül ki dudağın pembe bir güldür dikensiz.
Gittin, beni, güller bile güldürmedi sensiz..
Gül, gül ki dudağın bana sevgi versin.
Acaba, ismim dudaklarında kaldı mı dersin?"

Gözler ki, birer parçasıdır sende ilahın,
Gözler ki, senin en katı zulmün ve silahın.
Vur şanlı silahınla gönül mülkü düzelsin,
Sen öldürüyorkende, vururkende güzelsin.

baron11
20-05-2006, 14:03
GÖZLERİN KAL DİYOR

Bu nasıl ayrılık,bu nasıl sevda,
Gözlerin kal diyor dudakların git.
Bakışın anahtar sözlerin kilit
Ellerin aç diyor, dudakların git.

Gidersem bir daha dönmeyeceğim
Kalırsam kalbime yenileceğim,
Çözemedim seni delireceğim
Gözlerin kal, diyor dudakların git...

Ayrılık dönüşü olmayan bir nehir
Yanlızlık yıkılmış bomboş bir şehir
Kaç sevda,kaç sevda böyle kül oldu kim bilir
Göz yaşın kal,diyor dudakların git....

Duvardan insinmi resimlerimiz.
yabancı olsunmu isimlerimiz
Ya o deli dolu gecelerimiz
Anılar kal diyor ,dudakların git....

Bu romanda biter belki birazdan
Ne aşklar yıkıldı gururdan nazdan,
Ağlıyor besteler yine hicazdan
Anılar kal diyor,dudakların git...

Gidersem bir daha dönmeyeceğim,
Kalırsam kalbime yenileceğim
Çözemedim seni delireceğim
Gözlerin kal diyor dudakların git...

Ahmet Selçuk İLKAN

yosun
20-05-2006, 23:01
BAHARIN İLK SABAHLARI



Tüyden hafif olurum böyle sabahlar

Karsı damda bir güneş parçası,

İçimde kuş cıvıltıları, şarkılar;

Bağıra çağıra düşerim yollara;

Döner döner durur basım havalarda.



Sanırım ki günler hep güzel gidecek;

Her sabah böyle bahar;

Ne is güç gelir aklıma, ne yoksulluğum.

Derim ki: 'Sıkıntılar durdursun!'

Sairliğimle yetinir,

Avunurum.

Orhan Veli Kanık

UmutEr
20-05-2006, 23:36
Derim ki: "Sıkıntılar duradursun!"

Kanarya
21-05-2006, 16:02
Hayat 90 Dakika

Hayatta hep sahsi oynadim ben ve birileri bana hep "Pas at, sahsi oynama" dedi.

Ben de sahsi oynamak istemiyorum ki, hep sana pas vermek istiyorum ama sen hep ileri kacip beni defansta yalniz birakiyorsun…

Boyuna deparlar atiyorum sana dogru. Biraksalar sana yakin olmak icin karsi takimin kalecisi bile olmaya raziyim.

Sen biraz gayret etsen, soyle orta sahadan yaklassan yanima dogru, topsuz alanlarda fauller yapsak birbirimize… Devre aralarinda ayni pet siseden su icsek… Birbirimizin kramponlarini baglasak, hatta birbirine baglasak 90 dakika hep yanyana kossak…

Ben de sahsi oynamak istemiyorum hep pas vermek istiyorum sana… Ama senin derdin gol yollarinda etkili olmak hic geriye donup bakmiyorsun… Bazen cok sıkılıyorum ceza sahasinda uzun toplar cikarmaya calisiyorum sana ama ikili sikistirmalarla etkisiz kaliyorum…

Biliyormusun hayat 90 dakika, ben defanstayim sense gol yollarinda…

Peki, madem gol oldugunda birbirimizin uzerine atlamiyoruz bari yedek kulubesinde yan yana oturalim! Hafif bir yagmur yagsin stada…

Dakika 89…

Birazdan hakem acimasizca calacak dudugunu ve sen polis korumasi altinda kosarak soyunma odasina gideceksin…

Haftaya deplasmanda…

Deplasman maclarindan korkmuyorum da…

Beni yesil sahalarda yapayalniz birakip gidivermenden korkuyorum onumuzdeki transfer sezonunda.

UmutEr
21-05-2006, 16:22
LO


Gökler yıldızlarla bezenmiş salkım saçak
Yaprak yaprakken sevimlidir ağaçlar
Denizler dalgalarla duygulu
Şu evren insanlarla güzel

Yaşamak sevdayla mânalı Lo

Bir çiftçi gibi sana sevgimi serptim kucak kucak
Verimli kıl topraklarını beyazlığınca
Ki göklere dek yeşersin mutluluğumuz

Ben ormanları andıran gözlerinde doğdum
Günlerce dolaştım gözbebeklerinde Lo günlerce
Oysa ağlasan boğulacaktım

Balıklar gibiyim denizinde
-Ben sende yaşıyorum
Sen bende hüküm sürmektesin-
Sende dinecek susuzluğu avuçlarımın
Bunu yediğim ekmek gibi biliyorum

Nuhun Gemisini düşün bir kez
Çifter çifter girmiş girenler
Gün gelmiş çifter çifter doğurmuş analar
Yalnızlık Tanrınındır Lo
Çifter çifter yaşamak içindir şu dünya
Ellerim ellerinle yüce
Ellerim ellerinle güçlü
Yıllanmış bir sevgiyle yüklü yüreğim
Kırk gün kırk gece sarhoş dolaşacaksın
sıcaklığımdan
Sonra bana âşık olacaksın biliyorum.

Nasıl eskiyorsa elbiselerimiz üstümüzde
Öylesine eskiyor insan
Zaman iri bir kalburun deliklerinden akıp durmada
Bir şarkı çalar durur plâğında kaderin
Hangi makama geçecek bilinmez
Bilinmez neler yüklü yarınlar
Yankı vermedi yıllar yılı şu gök
Şu toprağın oburluğu dinmedi Lo

Ömür ağacında buruk meyveler gibi günlerimiz
Oysa bir çivi gibi çakılı kaderine kaderim
Uzat ellerini bir kez uzat ki tüm umutlar sende Lo
Al avuçlarına dünyamı
Bir elma soyar gibi soy
Dört yanımı saran karanlıklarımı

Gökler yıldızlarla bezenmiş salkım saçak
Yaprak yaprakken sevimlidir ağaçlar
Denizler dalgalarla duygulu
Şu evren insanlarla güzel

Yaşamak sevdayla mânalı Lo...

AYHAN KIRDAR

seabıscuıt
21-05-2006, 21:37
ACIYI BAL EYLEDİK
Bak şu bebelerin güzelliğine
kaşı destan
gözü destan
elleri kan içinde

kör olmasın demiyorum
kör olma da
gör beni

damda birlikte yatmışız
öküzü hoşça tutmuşuz
koyun değil şu dağlarda
san kendimizi gütmüşüz
hor baktıkmı karıncaya
kırdıkmı kanadını serçenin
vurdukmu karacanın yavrulusunu
ya nasıl kıyarız insana

sen olmazsan öldürmek ne
çürümek ne zindanlarda
özlem ne ayrılık ne
yokluk ne yoksulluk ne
işsiz güçsüz dolanmak ne
gün gün ile barışmalı
kardeş kardeş duruşmalı
koklaşmalı söyleşmeli
korka korka yaşamak ne

kahrolasın demiyorum
kahrolma da
gör beni

kanadık toprak olduk
çekildik bayrak olduk
döküldük yaprak olduk
geldik bu güne

ekmeği bol eyledik
acıyı bal eyledik
sıratı yol eyledik
geldik bu güne

ekilir ekin geliriz
ezilir un geliriz
bir gider bin geliriz
beni vurmak kurtuluş mu

kör olasın demiyorum
kör olma da
gör beni

yosun
22-05-2006, 22:44
Sevmek


Saçak altına sığınmış
göçmen kuşun
kar tanecikleri arasında
düşen beyaz tüyünü de
görebilmek

İşte
sevmek...

Sunay Akın

baron11
22-05-2006, 23:19
YENİDEN

Seni giyiyorum
Her gün yeniden
Seni içiyorum
Her yemekte yeniden
Seni özlüyorum
Her kaçışında yeniden
Seni saklıyorum
Yüreğimin içinde
Her gün yokluyorum
Yerinde misin diye
Bulunca,
Seni yeniden keşfediyorum.
Yeniden seviyor,
Yeniden özlüyorum

Tülay ÇELLEK

yosun
23-05-2006, 10:54
Güz Gelmeden


Sırtında taşıdığın kıl heybe
dağ rüzgarı ve lor peyniri
gibi doluysa kır çiçekleriyle
sesler türkülere dönecektir
üzünçse ışıklı bir sevince

Dudaklarında özlem türküleri
ve gözlerinin menevşesinde aşk
çağıldıyorsa çavlanlar gibi
usulca bir umudun menziline
hüznü gerilerde bırak

Türküler paylaşıyorsa eğer
dağ rüzgarları paylaşıyorsa
sevinç de dahildir buna
ve o zaman bütün bir yaşam
paylaşılacak kadar güzeldir artık

Heybendeki kır çiçekleri
bir yangındır güze doğru
tutuşturur yüreğinde
uzak özlemlerin külünü
hiç beklemediğin bir anda

Güz gelip de yangın başlamadan
tutmalısın doğanın yelesinden
yüreğindeki sabah olmadan
gül bahçesine sevda hevengine

Ahmet Telli

yosun
23-05-2006, 11:09
TEĞET

herkes kırılamaz
bazen ipince dal olmak gerekir
kırılmak için
Ama dünya kütüklerin...

ağlayamaz herkes
ağlayabilecek kadar büyümek gerekir
Dünya ise küçüklerin...

sevemez herkes
bir orman olmak gerekir sevmek için
Bak ki dünya çöllerin...

Ve vakur bir damla olmak
dalga için
katılmak okyanusa aşk için, isyan için!


Yılmaz Odabaşı

baron11
23-05-2006, 16:02
KÜÇÜK MUTLULUKLAR
Küçük derelerdir büyük nehirleri oluşturan
Küçük mutluluklar, küçük, küçücük derelerdir
Büyük nehri ararken üzerinden atladığın
Arkana dönüp de bakmadığın

Küçük mutluluklar;
Çıtır çıtır Kızılay simitidir, çayın yanında
Aniden radyoda karşına çıkan şarkı
Kar yağınca tatil olan okul

Başarılı bir rejimin birinci günü
Sokakta sevebildiğin kedi
Yürüyen güvercinin kafası
Tenekedeki fesleğen

Kurumuş çamaşırlar, bir kış ikindisi
Geri gelen elektrik
Hamdi'nin hikayeleri
Annenin yemeği
Tamir ettiğin alet
Yeşil t-shirtün, yatarken giydiğin
Bir dostun başarısı, neler çektiğini bildiğin

Elini sımsıkı tutan minik el
Dudağında ıslık yürüdüğün yol
Birden çıktığın yolculuk

Sana açılan kapılar
Sana kapıyı açanlar
Hoş gelenler
Hoş buldukların

Yalnız kalabilmek - dilediğinde
Kavuşabilmek - özlediğinde
*
*
*
*
(Gerisini ve milyonlarca satırı boş bırakıyorum kendi küçük
mutluluklarını yazman bundan da küçücük bir mutluluk duyman dileğiyle)



Yalçın ERGİR

yosun
23-05-2006, 16:14
Sen ve Ben


Sen;
Bir minik serçe.
Bedeni dev,
yüreği minik serçe.
Özgürsün.
Uç uçabildiğince /
Umarsızca /
Çırp kanatlarını,
uçsuz bucaksız mavilere.
Henüz ermeden mevsim kışa.

Uç serçe uç.
Yüreği minik serçe.
Korkma!
Sakın! dönüp bakma ardına,
orada boynu bükük bir
morsalkım bıraktın ya!

Ben;
Taze bahar çiçeği,
kendine has.
Başdöndüren kokulardan,
albeniden uzakça.
Her bahar yeniden açarım,
taç olurum sevdalıların başına.
Hep özgür, bir başıma.
Hani bilirsin,
koparıldıkça çoğalırım ya!


Bahar Ş. Gülşen

baron11
23-05-2006, 16:33
CADDELERDE RÜZGÂR, AKLIMDA AŞK...

Caddelerde sisli, puslu bir kış ikindisi.
Ağaçlarda salkım salkım eski zamanlardan kalma anılar...
Yapraklarda yere düşmeye hazırlanan yağmur damlaları...
Bir yaprak kıpırdıyor işte, gümüşi bir damla usulca yere düşüyor.
Sen sanki, yaprakların arasından bana müzipçe gülüyorsun.
Beni her zaman şaşırtırsın zaten. Beni her zaman güldürmeyi bilirsin.
Farkına bile varmadan bir şarkı dökülüyor dudaklarımdan
"Caddelerde rüzgâr, aklımda aşk var."

Rüzgâr keskin ıslığı ile şarkıma eşlik ediyor.
İstasyon Caddesi'nin tenhalığı nedense ilk defa içime dokunuyor.
Arabaya binsem ve birlikte gezdiğimiz yerlere gitsem,
evimde şiirler okuyarak telefonunu beklesem,
telefonunun gelmediği zaman seni başka yerlerde arasam.
Sonra sen gelsen yanıma, yine "seviyorum" desen,
ben yine senin gözlerinde sorsuzluğa mahkum edilen aşkımı görsem.
Ayrıca şarkılar gerçek oldu bu kez.
Caddelerde rüzgâr, aklımda aşk var.

Yalnızım, üşüyorum, özlediğimse çok uzaklarda.
Bahçeme melekler yağıyor, hepsi de tanıdık.
Senden doğan, gözlerinde hayat bulan, bizi koruyan,
kollayan ve en önemlisi ikimizi bir araya getiren melekler...
Son kez yine seninle gezmiştik oraları.
Sen kimbilir belki de, uzak bir kıtanın, uzak bir şehrindesin şimdi.

Benimse herşeyim aynı.
Geceleri bodrum katlarına yağmur daha çok yağıyormuş,
bugünlerde bir tek bunu ögrendim.
Bir de geceleri daha uzun sanki, bitmek bilmiyor.
Bana anlatmak için neler biriktirdin içinde?
Benim sana anlatacağım yeni birşeyler yok.
Dedim ya, her şey aynı.
Ama sanki biraz mahsunluk çöktü üzerime,
bir de gülüşlerim sanki biraz azaldı.
Sen olsaydın hemen anlardın. Sen benim herşeyimdin.
Arkadaşım, dostum, öğretmenim, talebem, sevdiğim.

Koşulsuz bir sevgiyle sevdim seni, bağlandım.
Sen kimbilir belki de, uzak bir kıtanın,
Uzak bir şehrindesin şimdi.
Benimse içimde kocaman bir boşluk var. Hayır,
Üzülmüyorum, içimdeki boşlukta birtek özlemin yankılanıyor.
Hayır, sana anlatmak için yeni şeyler biriktirmiyorum içimde,
çok istesen hikayeler uydururum.
Ama hikayelerimden önce itiraflarım olacak.
Kendimden bile gizlediğim duygularımın itirafları.
Sana aşık olmaktan delice korktuğumu,
sana bakarken içimin titrediğini.
Daha pek çok, sırrımı anlatacağım sana.

Gerçi anlatmama gerek yok,
sen zaten hepsinin çoktan farkındasın... Sen kimbilir,
belki de uzak bir kıtanın, uzak bir şehrindesin şimdi.
Bense odamda senden uzak.
Hayır beni merak etme, üzülmüyorum.
Biliyorum, ikimizde yoktuk bu aşk başladığında
ve çok iyi biliyorum,
sonsuzluğa mahkum edildi bizim aşkımız.
Dedim ya, beni merak etme. Üzülmüyorum.
Yalnızca biraz, biraz üşüyorum...


Y. Bilinmiyor

yosun
23-05-2006, 23:46
Aşk Yağmuru


Sen geçiyordun yollarımdan,
Yollarıma hep aşk yağıyordu.
Güller açıyordu bahçelerde,
Güllerin gölgesinde gözlerin gülüyordu.
Gök yüzü ağlıyordu seherlerde,
Gül yapraklarına çiy düşüyordu.
Yüreğime hep sen düşüyordun.
Günler geçiyor, ömrüm bitiyordu,
Aşk bahçemde hep sen bitiyordun.
Aşkı ben senle biliyordum.
Seni anlatıyor, seni dinliyordum.
Hangi yola girsem sana çıkıyordum.
Kaç pınar başında nefeslensem,
Kana kana seni içiyordum.
Yüreğimde sen yollarda ben,
Aşk yağmurunda ıslanıp sana yürüyordum.
Baktığım güllerde seni görüyordum.
Sen bana geliyordun, ben sana koşuyordum.
Yollarımıza hep aşk yağıyordu.


İbrahim Kilik

baron11
24-05-2006, 00:09
GELEMİYORUM YANINA

Gelemiyorum yanına !
O kadar çok engel var ki arada
Bir uçurtmanın kuyruğuna takılıp
gelmek istedim;
Çekmedi yorgun bedenimi.
Bulutlara takılmayı denedim;
Bir yıldırımla attı üzerinden.
Dalgalara bıraktım kendimi
kıyılarına vurmak için
Kağıttan bir gemi kesti yolumu
Koparılan takvim yapraklarıyla
gitgide tüketiyor zaman beni
Gün geceye gömdü gözlerimi
Gece güne savurdu yüreğimi
Küle dönen kor tenimde
İzi kaldı dokunuşlarının.
Üşüyorum...
Sıcaklığını bulmak için
vurdum kendimi sahranın göbeğine.
Güneşin ortasına attım
ip merdivenimin ucunu.
İp tutuştu...
Ben yanamadım.
O kadar nasırlaştı ki sensiz can
Öylesine mahsun kaldı ki duygular
Sevda nerdedir,
Özlem ne tarafa düşer?
Ne yönüm kaldı, ne mevsimim
Sana çıkan yolu bulamadım...
Tuttuğum nefeste kaldı,
Bir boğum daha ukte sevdam.



Arzu Altınçiçek

yosun
24-05-2006, 00:32
Aşkta Yarın Yoktur Sevgili


Aşk Bu Dünyanın Ölçüleriyle Açıklanamaz Sevgili
O İlkel Bir Acıdır, Yaban Bir Ağrıdır.
Gelir ve İçimizdeki O Çok Eski Bir Şeye Dokunur.
Sonra Bir Perde Açılır ve Yolculuk Başlar
Bu Yolculukta Artık Para, Tarifeler
Beklentiler, Randevular, Taksitler, İş,
Anneler ve Korkular Yoktur
Aşkın Kendi Gerçekliği Vardır Sevgili.
İnsan Başka Bir Işığa Teslim Olur,
Daha Derinden Anlamaya Başlar, Bilgeleşir
Hiç Bilmediği Sezgileriyle Buluşur
Yükü Çok Ağırdır, Kendiyle Buluşmuştur
Hem Dışındadır Dünyanın, Hem de Tam Ortasında.
Hindistan'da Ganj Nehri'nin Yakılan
Yoksun Adamın Hissettikleri de Onunladır,
Yitirdikleri de...
New York'ta, Bir Sokakta,
Kartondan Kulübesinde Yaşayan Kadının
Çıplak Yalnızlığı da
Her Şey Onunladır, Ona Emanettir Sanki,
Ama O, Çıldırtıcı Bir Yalnızlık İçindedir Yine de...
Aşkın Kültürlü Olmakla, Bilgili Olmakla da İlgisi Yoktur Sevgili,
Kanımıza Karışan İlkel Acı, O Yaban Ağrıyla
Hiçbir Kitabın Yazamadığı Hakikatlere Daha Yakınızdır,
İnan...
Kim Demiştir Hatırlamıyorum,
Aşk Varlığın Değil, Yokluğun Acısıdır Diye.
Belki de Bu Yüzden İlk Gençliğimde,
O Yoğun Aşık Olduğum Yıllarda,
Gözüme Uyku Girmez, Dudağımda Bir Islıkla
Bütün Gece Şehri, O Karanlık, O Hüzünlü Sokakları Dolaşır,
İnsanları Uykularından Uyandırmak İsterdim.
Uyanıp, İçimde Derin Bir Sızıyla Uyanan
O Derin Sancının Acısına Ortak Olsunlar Diye...
Aşk Çok Eski Bir Şeydir Sevgili
Onun İçinden O Çileli Çocukluğumuz Geçer
Sevdiğimiz İnsanların Çocuklukları da...
Oradan Üvey Anneler, Eksik Babalar, Parasız Yatılılar Geçer
Ve Sonra Aşk Bütün Bunları Alır, Daha da Eskilere Gider,
Hep O İlkel Acıya, O Yaban Ağrıya...
İnsan Bazen Nedensiz Yere Umutsuzluğa Kapılır
Kimselere Veremez Sevgisini,
Kimselere Derdini Anlatamaz, Evlere Kapanır...
Bazen Denizler Kıyılar Çeker İnsanı.
İnsan Bu Kapılmayı Anlayamaz,
Oysa
Çok Eski Bir Yerde Yaşanmasından Korkulup
Vazgeçilmez Aşkların Sızısıdır Bu.
Bu Sızı, Bu Yenilgi Mevsimlerle Yıllarla Devrilir
Başka İnsanlara...
Bir İnsanın Yaptığı Bir Hatanın
Tüm İnsanlara Yayılması Gibi...
İşte Şimdi Biz de Sevgili,
Ya Olmadık Zamanlarda Umutsuzluğa Kapılıp,
Soluğu Evlerde Alacağız,
Ya da Denizler, Kıyılar Çekecek Bizi.
Nasıl Biz Başkalarının Korkularını Taşıyorsak,
Başkaları da Bizim Korkularımızı Taşıyacak,
Yenilgimizi, Umutsuzluğumuzu...
Birazdan Sabah Olacak...
Para, Tarifeler, Beklentiler, Randevular, Taksitler,
İş, Anneler ve Korkular Başlayacak...
Bunlar Varsa Bizim İçin Geçerliyse
Aşk Yoktur ve Hiç Olmamıştır Sevgili.
Birbirimizi Kandırmayalım...
Hadi Güne Hazırlan,
Yaşadıklarımızı Unutmaya Çalış
Aşk Bize Güvenip Verdiği Büyüsünü,
Sırlarını, Cesaretini, Bilgeliğini ve O İlkel,
O Yaban Ağrısını Geri Alacak
Bunlar Olurken İçimiz Bir an Üşüyecek,
Sonra Geçecek...
Hadi, Oyalanma Birazdan Yarın Olacak...
Aşkta yarın yoktur sevgili
Aşkta Yarın Yoktur Sevgili


Cezmi Ersöz

baron11
24-05-2006, 01:25
BU GECE UYUYAMAZSIN SEN


Bu gece uyuyamazsın sen!
Çetin bir sızı sarar odanı,
sen şimdi ağlarsın da...
Umutsuzca akıtırsın göz yaşlarını.

Radyonu açmış şiirler dinliyorsun,
elinde kalem... Kadere sitem ederek
yalnızlığına dizeler arıyorsun
şarkımızı söyleyerek...

Bu gece üşüyeceksin biraz
anılar gelip seni vuracak, üzüleceksin.
Isınmak için güneşi bekle
bazı geceler soğuk eserim ben, bilirsin.

Gece sana emanet...
Bu şehri bir kez daha terk ediyorum,
gelemediğin bir yer vardı hani
İşte oraya. Yine gurbete düştü yolum...

Ve bu gece seni uyku tutmaz
Biliyorum....

Okan Savcı

baron11
24-05-2006, 15:04
BİR GÜN

Bir gün seni anlatacağım.
Gidişi gelişinden çabuk oldu,
Bitişi, başlamasından kolaydı
“Bir sevda rüzgârıydı
Esti, geçti.” diyeceğim.

Bir gün seni unutacağım.
Ellerini, gözlerini,
Dokunuşunu, öpüşünü
Ve sana ait herşeyi...
“Biri vardı bir zamanlar
Yıktı, geçti.” diyeceğim.

Bir gün seni
tekrar yaşayacağım.
Gözlerim kapanırken
Son kez hatırlayacağım...
“Birini sevmiştim bir zamanlar
Hâlâ seviyorum.” diyeceğim...



Eser Aslanlı

Sarı
24-05-2006, 16:16
Hayat HerŞeyİ ÖĞrettİ
Acisiz ,bÜyÜnmedİĞİnİ,
Sevgİsİz, YeŞermeyİ
Saygisiz, ArkadaŞlari
Vefasiz, Dostlari
Parasiz, Bİrazda Olsa MutluĞu
Yalan Bakan GÖzlere İnanmayi
AĞizdan Çikan Her SÖze Kanmayi ÖĞrettİ
ÖĞrettİ Ama
İnsanlari OlduĞundan Daha Fazla DeĞer Vermemeyİ ÖĞretemedİ

Hayatta HerŞeyİ ÖĞrendİm
GÜneŞİn, Batmadan DoĞmaadiĞini
ŞİmŞeklerİn, Çakamdan, YaĞmurun YaĞmadiĞi
Bahar Gelmeden, ÇİÇeklerİn AÇmadiĞi
Sonbahar Gelmeden,yapraklarin DÖkÜlmedİĞİ
En KÖtÜsÜde Yaz Aylarindayken, KiŞ YaŞamayi ÖĞdrendİm


Hayat HerŞeyİ ÖĞrettİ
DÜnyadakİ HerŞeyİ Hep Sevmeyİ,
İlkbaharda AÇan ÇİÇeĞİ,
KiŞin YaĞan Kari, ÜŞÜtsede
YaĞmur, Sirilsiklam Etsede,
YaĞmurdan Sonra, GÖkkuŞaĞimdakİ TÜm Renklerİ,
GÖkyÜzÜndekİ KuŞleri GÖrÜnce,ÖzgÜrlÜĞÜ Seyretmeyİ,
Hayatta Sevdİm, HerŞeyİ Sevdİm, Ama Bİr AyriliĞi Sevemedİm.

Evet Hayatta HerŞeyİ Sevdİm.
Merhaba Dİyerek BİrleŞen Ellerİ,
HerŞeye Ve Herkese Sevgİyle Bakan GÖzlerİmİ,
YaŞama BaĞlayan Kalbİmİ,
Sevgİye Hasret KaldiĞimda, Yalniz Birakmayan YÜreĞİmİ.
HerŞeye RaĞmen, Kendİnİ Koruyan BenlİĞİmİ,
Hayatta HerŞeyİ Sevdİm, Sevdİm,
Merhaba Dİyerek BİrleŞen Ellerİn Elvada Dİyerek Ayrilmadini
HİÇ Sevmedİm


Hayat HerŞeyİ ÖĞrettİ
YaŞitlarim, GenÇlİklerİnİ YaŞarken
Çİleler İÇİnde YaŞamayi
GenÇler, Sevda Yolunda Ayak Eskİtİrken
Ben GÖzyaŞlarimla, YaŞam Pinarimi Doldurmayi ÖĞrendİm.


YaŞim GenÇ Olsada,
GÖrÜntÜm Ve GÖnlÜn YaŞlandi,
Hayat İŞte YaŞam SavaŞi,
Sonsuz Sevgİme
Sevende, Sevmeyende KarŞilik Vermedİ
Bende KarŞiliksiz AŞklarda BÖyleyİm
Sevdalar, Sevgİler Uzak Olsada,
Sevgİ Ve Sevgİsİzlİk Bu Hale Getİrdİ
Hayatta HerŞeyİ ÖĞrendİm
Sevİpde Sevİlmemek Dahİl.

UmutEr
24-05-2006, 16:49
ŞAİR AYRILIĞI


İsmet Yazgan’a
Sevgi ile:

Yorgun, şikâyetsiz acımalarda
Hiç bir hüzün bu kadar güzel ağlıyamazdı,
Sallandı mendil uçlarında duygularımız
Gözlerimizde gün ışıkları anlamsızlaştı..
Ilık, günbatısı ikindilerde
Kapandı dostluklara avuçlarımız
Korkular içinde sarıldı ürkek
Anılara yanan parmaklarımız
Bir damla titreşim gibi sulara düştü
Umutlar yaprak yaprak döküldü boşluğa
Ve durdu, zaman içinde mutluluklar
Soluksuz iç çekmelerde gonk vurdu..
Kadife gözlerinde ince yaşlarla
Ağlayan kadınların en güzeliydi
Akmamış gözyaşlarında gülümseyen erkek
Zamanlara hükmedecek şairdi..
Boş yere sallandı ellerimiz uzaklardan
Ne ağırdan aldı ufukta günbatımı
Ne pembe umutlar güldürdü “Hayâl Kadın’ı”
Gök kubbede bildiğimiz masaldı söylenen
Dağlarda, kıyılarda, sularda dinlenen
Mutluluk çözüldü ayrılık türkülerinde
Kimbilir uzaklaşan geminin hangi yerinde
Şaşkın ve kararsız mı elleriniz hâlâ?
Hâlâ, o ılık sevgiye mısra mısra
Acaba yaş mı döker gözleriniz?.
Bilinmez hangi uzak sabahlarda
Özlem tüten akşamlarda bir daha dönersiniz
Unutulur bir gün elbet gittiğiniz
Bu gün alışılmış vedalara
Benzer ayrılıklar gibiyse de bu ayrılık
Bize bilinmemiş, görülmemiş,
Yaşanmamış hüzünleri uzatıp gittiniz...

MÜBECCEL İZMİRLİ

baron11
24-05-2006, 22:41
GERÇEKTEN SEVMEK

O durmadan kaçıyor;
Sen ardından gitmiyorsan;

O günün her saatinde saklanıyor,
Sen yollara düşüp deli divane aramıyorsan;

O sana acıların en büyüğünü tattırıyor,
Sen bundan en yüce hazzı duymuyorsan;

Boşuna aldatma kendini,
Onu sevmiyorsun demektir.

Elindeki içki kadehinde,
Dudağındaki sigarada ,
Okuduğun kitapta,
Mırıldandığın şarkıda,
Söylediğin şiirde,
Gördüğün rüyada
Ve yaşaman icin
Ciğerlerine doldurduğun havada
O yoksa;
Onun vazgeçilmezliğini anlamamışsan;
Onu sevmiyorsun demektir.

Renkler onunla değerlenmiyorsa,
Örneğin; onsuz kırmızı kırmızılığının,
Mavi maviliğinin farkında değilse,
Beyaz yalnız o giydiği zaman
Güzelliğini haykırmıyorsa,
Sabahları onu görünceye kadar
Güneş doğmuyorsa
Ve onsuz gökyüzü geceleri
Aya, yıldızlara hasret değilse
Onu sevmiyorsun demektir.

Sokakta gördüğün her yüzde
Ondan birşeyler aramıyorsan,
Güzel bir manzara,
Hüzünlü bir musiki onu hatırlatmıyorsa,
Uykudan uyandığın zaman
Yaşamakta olduğundan önce
Onu hatırlamıyorsan,
Omuzlarına dökülmüş saçları,
Bir sis perdesinin ardında
Her zaman gülen,
Işık sacan gözleri
Aklına gelmiyorsa,
Durup durup avuçlarının
Sıcaklığını özlemiyorsan;
Onu sevmiyorsun demektir.

Dünyada yaşıyan öteki insanların
Senin için hâlâ bir değeri varsa ,
Ona karşı tutumunu
Toplumun köhne ve manasız
Kurallarına göre ayarlıyorsan
Ve açık açık
Sanki var olduğunu haykırırcasına
Sevgini söylemiyorsan;
Onu sevmiyorsun demektir.

Yok o senin icin
Herşeyden değerliyse,
Gözünü yumduğun anda
Onu görebiliyorsan,
O bütün şarkılarda,
Bütün şiirlerde,
Bütün resimlerde ise,
Ona muhtaç olduğunu
Söylemekten utanmıyorsan,
Senin içten ve büyük sevgine
Karşılık vermiyeceğinden
Korkmuyorsan,
Bütün bencil duygularından
Sıyrılabilmişsen
Onun için herşeyi,
Ama herşeyi yapacak gücü
Kendinde buluyorsan,
Her hali sana
Ayrı ayrı güzel geliyorsa,
Karşıisında kendini
Bir çocuk gibi hissediyorsan,
İstediği anda onun için
Ölebileceksen,
Onun için yaşıyorsan
Ve yine onun için
Bildiğin bilmediğin
Bütün düşmanlıklara
Karşı koyabileceksen,
O her geçen dakika
Sende biraz daha büyüyorsa
Ve kendi kendine bile
Çok sevdiğini bütün
Samimiyetinle,
İnanmışlığınla
İtiraf edebiliyorsan,
Bir gün o seni hiç,
Ama hic sevmediğini söylese bile ,
Senin sevginde azalma olmayacaksa
Ve ölünceye kadar onu aşkların
En olumsuzu ile sevebileceksen;
İşte o zaman
Onu seviyorsun demektir.

O sana sevmeyi,
Gercek aşkı öğretti.
Sen onu hep sevecek
Ve sevilmenin mutluluğunu tattıracaksın.

O , hiç sen olmasan bile,
Seni bir parça sevmese bile....




Ümit Yaşar OĞUZCAN

yosun
25-05-2006, 10:32
Sevdam ve ben

Ey SEVDAM! Nerede kucaklaştık seninle,
Ne zaman dolduk, ne zaman taştık seninle?
Beklediğimiz sabahları görmeden
Bak.. Bak işte mezara yaklaştık seninle.

Abdurrahim Karakoç

baron11
25-05-2006, 11:43
VAROLUŞA SON DOKUNUŞ

Kenarında hayatın zorlukla yürüyorum,
Birazcık sendelesem, cennete uçacağım
Artık bu hayatı da, pek öyle sevmiyorum,
Gitsem ne değişecek, kalsam ne yapacağım...
En kara bulutlardan umarsız yağıyorum,
Bütün güzellikleri her an ıslatacağım,
Damlayıp da göl olmak, durmak istemiyorum
Ben tüm gücümle gelip, okyanus olacağım...

Her sabah ışığımı göklere saçıyorum
Canlı cansız herşeyi, her an ısıtacağım
Baktığınız her yere gelmeyi istiyorum,
Gün aydın olsun diye, kendimi yakacağım...

Bütün bunlar benimle başlayıp son bulacak,
Gülüp geçecek herkes, ya da hep ağlayacak,
Gün gelip benim adım, son bir kez anılacak
İşte bu; varoluşa son dokunuş olacak...

Özgür Öztürk,

yosun
25-05-2006, 17:54
Sevgilimsin


Sevgilimsin, kim olduğunu düşünmeye vaktin yok, yapacak
işleri düşünmekten
Kalabalığın içinde kalabalıktan biri
Gecenin içinde bir yıldız, yitip gitmiş çocukluk gibi
Sevgilimsin, ak dişlerini öpüyorum, aralarında bir mısra gizli
Dün geceki tamamlanmamış sevişmeden

Sevgilimsin, boğuk aşkım, kanayan gençliğim
Uçuruyorum seni çocukluğuna doğru
Kanatların yorulur, ter içinde kalıyorsun
Gece yanıbaşımda bağırarak uyanıyorsun
Her sabah el sallıyorum metalle karışmana

Sevgilimsin, arasıra bir kağıt koyup erteliyoruz aşkı
Otobüslerde ve trende kaçamak yaşanan
Ve bedenlerimiz kana kana kanayamadan yan yana

Ataol Behramoğlu

baron11
25-05-2006, 19:11
SENİ SEVİYORUM

Ne güzel şey; SENİ SEVİYORUM demek
Sevdiğini söyleyebilmek ne güzel...
Her baharda, gece-gündüz
Her saniye
SENİ SEVİYORUM!
SENİ SEVİYORUM!
SEVİYORUM SENİ!
Diyebilmek ne güzel...

Çünküsü yok, nedeni yok sevmenin
Zamanı hiç yok,
Dakikalar zaman üstü...
Utangaç bir gecenin kucağında
Yağmurlar vuruyor pencereme,
Aşkın vuruyor kalbimin kıyılarına
Gecenin bu çıldırtan yalnızlığında
Aşkın ayak seslerini duyuyorum yüreğimde
Ve hasretini içimde,
SENİ SEVİYORUM!

Sesini duymak istiyorum uyumadan önce
Sabahlara kadar konuşmak,
Hiç kapatmamak telefonu...
Aynı düşlere uyumak sonra
Ve uyanmak aynı güneşe
SENİ SEVİYORUM!

Daha bir güzelleştim son günlerde,
Gözlerimin içi parlıyor,
Kabına sığdıramıyorum aşkı.
Gülmek geliyor içimden,
Sokaklarda koşar adım yürümek,
Tanıdık, tanımadık herkese selam vermek,
Merhaba ülkemin güzel insanları,
Hepinize, hepinize merhaba
SİZİ de SEVİYORUM!

Yağmuru, denizi, kokusunu toprağımın
Gök mavisinde güvercinleri, martıları.
Dağ eteklerinde gelincikleri seviyorum ateş kırmızısı
Bindallılarıyla köy kızlarını
Ve elleri hamur kokan anaları
Hepsini sende seviyorum
SENİ SEVİYORUM!

Senin sevdiğin gibi topluyorum saçlarımı,
Siyah kazağımı daha çok yakıştırıyorum kendime
Ve daha çok seviyorum limonlu çayı...
Senin sevdiğin her şeyi seviyorum
Türkülerini memleketin,
feneri, kara kartalı senin için,
Davamızı ve şiiri sende seviyorum.
SENİ SEVİYORUM!

İyi ki doğdun iyi ki varsın.
Doğum günün kutlu olsun!
SENİ ÇOK SEVİYORUM!
SENİ ÇOK SEVİYORUM!
Yaşamaksa seni sevmek,
Ben hiç ölmedim...
SENİ SEVİYORUM!

Şebnem Kısaparmak

yosun
26-05-2006, 08:29
Çöl Daha İyi!


Çöle kıyısı olan kentlerin
limanları sıkıcı olur
kuş uçar gemi geçmez,
kervan zaman içinde.
böyle kentlerde insan
fırtına gibi sever,
sevdiği için ağlamayı.

hangi türküde sevmekten bahsedilse
ben hicaz olurum
elimi ıslatır elinin teri
ziyan olurum

seni sevmekle ıslanır akşam sefalarım
hangi türküde sevmekten bahsedilse
bu çölde ben
'şair burada yaşadığı kenti çöle benzetiyor'da
bahsedilen şair olurum

Yılmaz Erdoğan

yosun
26-05-2006, 21:00
Bir Aşk Şarkısı

Bir aşk şarkısı yazmak isterdim senin için
Unutulmasın ebediyete kadar
Sensiz geçen anılarım gibi hazin
Ve aşkımızla yüklü olsun mısralar.

Bir aşk şarkısı yazmak isterdim senin için
Sığdırsın içine bütün güzellikleri
Semanın maviliğini ve sonsuzluğunu sevgimizin
Ve bitsin "Seni Seviyorum"la cümleleri.

Bir aşk şarkısı yazmak isterdim senin için
Yalnız söleyebilelim sen ve ben
O şarkıdır ki ılık bakışlarında gözlerini
Gölgeler halinde dile gelir.

Bir aşk şarkısı yazmak isterdim senin için

Arif Damar

yosun
27-05-2006, 11:38
AĞLAYALIM ATATÜRK'E

Ağlayalım Atatürk'e
Bütün dünya kan ağladı
Süleyman olmuştu mülke
Geldi ecel, can ağladı

Doğu batı cenup şimal
Aman tanrı bu nasıl hal
Atatürk'e erdi zeval
Memur mebusan ağladı

Atatürk'ün eserleri
Söyleyecek bundan geri
Bütün dünyanın her yeri
Ah çekti, vatan ağladı

Fabrikalar icat etti
Atalığın ispat etti
Varlığın Türke terketti
Döndü çarh devran ağladı

Bu ne kuvvet, bu ne kudret
Var idi bunda bir hikmet
Bütün Türkler İnön'İsmet
Gözlerimiz kan ağladı

Tren hattı tayyareler
Tükler giydi hep kareler
Semerkantla Buharalar
İşitti her yan ağladı

Siz sağ olun Türk gençleri
Çalışanlar kalmaz geri
Mareşalin askerleri
Ordular tümen ağladı

Zannetme ağlayan gülmez
Aslan yatağı boş kalmaz
Yalnız gidenler gelmez
Her gelen insan ağladı

Uzatma Veysel bu sözü
Dayanmaz herkesin özü
Koruyalım yurdumuzu
Dost değil, düşman ağladı

Aşık Veysel

yosun
27-05-2006, 11:40
MUSTAFA KEMALLER TÜKENMEZ

Tükenir elbet
Gökte yıldızlar denizde kum tükenir
Bu vatan bu topraklar cömert
Kutsal bir ateşim ki ben sönmez
İnanın Mustafa Kemaller tükenmez

Ben de etten kemiktendim elbet
Ben de bir gün göçecektim elbet
İki Mustafa Kemal var iyi bilin
Ben işte o ikincisi sonsuzlukta
Ruh gibi bir şey görünmez
İnanın Mustafa Kemaller tükenmez

Hep kardeşliğe bolluğa giden yolda
Bilimin yapıcılığın aydınlığında
Güzel düşünceler soyut fikirlerde ben
Evrensel yepyeni buluşlarda
Geriliği kovmuşum ben dönmez
İnanın Mustafa Kemaller tükenmez

Başın mı dertte beni hatırla
Duy beni en sıkıldığın an
Baştan sona her şeyiyle bu vatan
Sakın ağlamasın kasımlarda
Fatihler, Kanuniler ölmez
İnanın Mustafa Kemaller tükenmez

Halim Yağcıoğlu

yosun
27-05-2006, 11:46
NÖBETÇİ MİLLET

Yaradan hey Yaradan!
Dört yıl değil bin yıl geçse aradan
Sensin ateş diye kanımızdaki
Sesin ışık diye önümüzdeki!
Ey yanımızdaki
Beş on mermere, bir avuç toprağa sığan
Sınırsız mavi umman hey!
Yeni kıyılar bulur, yeni yarlar kazardın
Sen her köpürüp taşmanda;
Her konuşmanda
Milletin alın yazısını yeniden yazardın.
Bakışların inanmayanı ezerdi
Sağ kolun bir tırpana benzerdi:
Başlardı yurt tarlasında düşüncenin hasadı.
Cümlelerin ya örsten kalkardı
Ya çıkardı kından.
Başak saçların sarkardı harman alnından:
Halk, biçilmiş ekin gibi, düşerdi dizlerine.
Milyonlar katılırdı sözlerine
Mıknatısa koşan zerreler gibi.
Köhne kanaatler, köhne küreler gibi
Sözünde çarpışıp düşerdi.
Tam sustuğun gün kıyamet oldu
Tam konuştuğun anlarsa mahşerdi:
Rab, gökte "dinleyin" derdi meleklerine;
Yıldızlar girerdi yeni mahreklerine;
Nehirler kavuşurdu yeni denizlerine:
Halk biçilmiş ekin gibi düşerdi dizlerine.
Şimdi nöbetçi olmak için Anıtkabrine
Tamamlayabilmek için tavafını
Sarmış yalın kılıçlar gibi etrafını
Tutuyor nöbet.
Bu millet:
Bu, vaktiyle ayaklarını ummanlar yalayan
Bu, üç kıtayı atının nallarıyla damgalayan
Bu, Timur'u, Atilla'yı, Oğuz'u
Bu, Yıldırım'ı, Fatih'i, Yavuz'u
Bu, seni yetiştiren ulu millet.
Vakar ve haysiyetle dimdik
Uyanık, tetik
Anıtkabrinde tutuyor nöbet.
Dünya dönüp dolaşıp
Boğazlaşıp dalaşıp
Ergeç ve ancak
Milli misaklarda karar kılacak.
Ey en büyük usta!
Düşünen olmadı bu hususta
Senden evvel ve senden ileri.
İlk müjdeyi, ilk haberi
Senden almıştı cihan
Ta o zamandan
Anlayamadığına yansın.
Sen, dünyanın dönüp dolaşıp geleceği
Uğrunda milyonların seve seve öleceği
En büyük maksat için
Dünyaya ilk karşı koyansın.
Nasıl içimizdeysen bütün varınla
İşte öylece dünya davalarındasın!
O ışık saçların, o alev sözlerinle
O gök gözlerinle sen.
Ey ıssız geceler içinden
Bize eşsiz sabahı getiren!
Ey asırlardır dul bayrağın eşi
Ey geceyarılarımızın güneşi
Ey ışık saçlar
Ey yele kaşlar
Ey çekilmiş hançer bakışlar
Ey fikri döven şakaklar
Ey kalem parmaklar
Ey ay-yıldızlı el
Ey en güzel
Ey en büyük
Ey Atatürk!
Getir dudaklarını bir bir alnımıza koy
Dağlansın ateşinle bu soy.
Oy Atatürk oy...
İrkilmez Ata çocuğu irkilmez:
Zaptedilmez, Atam, zaptedilmez
Biz varken senin hisarının burçları:
Bakışlarımız kılıç uçları
Bekliyoruz devrimini biz.
Çökmeyeceğiz diz
İsterse hayat zehrolsun
İsterse refah kahrolsun
İsterse kurşun düşsün yanımıza belimize
İsterse geçinmek için bir dilim
Kuru ekmek geçmesin elimize.
Halel gelmez bizim ateşimize;
Dünya düşse peşimize
Yer sarsılsa yerinden
Ne senden geçeriz, ne senin eserinden.

Behçet Kemal Çağlar

yosun
28-05-2006, 20:18
SEN

özlediğim, beklediğim,
umudumsun sen.
buz tutan yüreğimde açan,
nadide çiçeğimsin,
/ kardelen /
ahh! Sen var ya sen..
yaşadığım en deli aşksın
sen!

Bahar Ş. Gülşen

yosun
28-05-2006, 20:19
SEN II ( Sevdalım )

Sen,
Çalamadığım türkümsün sazımda,
Okuyamadığım şiir,
Sahip çıkamadığım davam,
Yasaklımsın sen.
Vazgeçip de unutamadığım,
Zamansız yiten yoldaşım,
Kazanıp da kaybettiğim,
Bitmeyen kavgamsın sen.

Sen,
Hücre evimin duvarında,
Pankart pankart slogansın.
Kolumda kelepçem,
Zindan duvarıma çentik çentik kazdığım,
Özlemim,
Bir türlü sökmek bilmeyen,
Şafağımsın sen.

Sen,
Yalnızlık bağımda çiçek,
Sigaramdan çektiğim nefes,
Kadehimde yudumsun.
Son baharım, son demim,
Boynumdaki ilmekte,
Son arzumsun sen.

Bahar Ş. Gülşen

UmutEr
28-05-2006, 22:37
Çocuk ve Hüzün

I
Nezaman bir çocuk ölse
gözü evlerinde
annesinin kavurduğu
helvada
kalır

II
Yoksul bir çocuk görsem
yağmur altında üşüyen
köprü olmak geçer
hiç değilse
içimden

III
Her akşamüstü oyuncakçı
camekanından
çocuk ellerinin
izlerini
siler

Sunay Akın

UmutEr
28-05-2006, 23:09
AŞI

1

tarla hazırdı
koyu esmer eti anadan doğma çırılçıplak
tarla hazırdı
şişkin ıslak dudaklarını açmıştı yarı yarıya
uzun sürmedi bekleyiş
sabah aydınlığında canlı küçük kurtlar gibi yukardan saçılıp aktı tohum
hazla ürperdi toprak
içine çekti akanı
açılıp kapanarak
açılıp kapanarak
sonra da mahmur
bir kat daha güzel
terli kabarık
gerindi
Ben ölümden kuvvetliyim diyebilirdi
gebeydi artık


2
arılar fırladı güneşe doğru
en önde kızoğlankız yeni beyarı
nazlı bir vızıltıdır zar gibi ince şeffaf kanatları
beli koptu kopacak
altın tüylü süzme karnında da üç kızıl kuşak
yetişip önledi onu erkeklerin en güçlüsü
sonra yukarda boşlukta güneşin orda
dikenli incecik bacaklar karıştı birbirine
bir saniye sürdü aşı
silkinip kurtuldu dişi
düştü erkek
içinden kopan etleriyle toprağa

3

odalarının penceresi ormana açık
ağır yaz bulutlarının altında orman
bir yumurtalık gibi de nemli ılık
erkeğin yüzünde aşağıdan
kadının gözlerinden vuran ışık
ormanın üstüne yağmur boşandı ansızın
yeşil elâ gözlerini yumdu kadın
yarı açık ağzında ıslak dişleri berrak duru
içinde taa yüreğinin kökünde sıcak sıcak duydu yağmuru

4

atan bir damar gibi akıyor nehir
acı yemişleri dikenli dallarıyla duruyor ağaç
duruyor kıraç yabani
güneşte bir şarkı gibi parladı balta
kesildi ağacın gövdesi orta yerinden
ihtiyardı esmerdi ıslaktı makta
kanayacaktı da adeta
aşı bıçağıyla açıldı yarık
sokuldu ucu kalemin
bu kesik
bu yabani gövdede müjdesi vardı artık
dikensiz dalları
ince kabuklu tatlı yemişleri
geniş yapraklarıyla gelecek olan
yepyeni bir âlemin.

NAZIM HİKMET

taita-x
02-06-2006, 01:31
BÜTÜN YAZ

Ne güzel geçti bütün yaz,
Geceler küçük bahçede...
Sen zambaklar kadar beyaz
Ve ürkek bir düşüncede,
Sanki mehtaplı gecede,
Hülyan. eşiği aşılmaz
Bir saray olmuştu bize;
Hapsolmuş gibiydim bense,
Bir çözülmez bilmecede.
Ne güzel geçti bütün yaz,
Geceler küçük bahçede

Ahmet Hamdi Tampınar
(1901-24 Ocak 1962)

kantar
03-06-2006, 10:39
Son Nefes

çal gitarcı inlesin
senmi dertli benmi dertli
herkes dinlesin
akan sularmı hızlı göz yaşlarımmı
herkes seyretsin
günahımız varsa akan sular temizlesin
çal hızlı çal bir ahtım vardı sende
yarım kalan sevgim alevlensin
içimdeki dert saklı kalsın
bir avuç toprak muradım olsun
suçum varsa bu yolda
kollarıma zincirler vurulsun
sana giydirilen beyaz gelinlik
benim kefenim olsun
sana harcadığım her nefesim
son nefsim olsun

baron11
06-06-2006, 00:15
YALNIZLIK MACERASI



Öyle yalnız kaldım ki hayatımda

Kimi gün öldüm kimi gün ilah oldum

Çok zaman annemin dizlerine hasret

Koydum başımı kendi dizlerime

Doya doya ağladım

Paylaşırsa dost paylaşırmış

İnsanın derdini sevincini

Dost ümidiyle ortalığa düşmeye gör

Hangi kapıyı çalsan kimseler yok

Hangi omuza dokunsam yabancı çıkar

Aşık mı olmadım taparcasına

Bir Mecnun geçti o çöllerden bir de ben

Diz mi çektirmedim alemde Kerem gibi

Ferhat gibi gürz mü sallamadım dağlara

Ne Leyla yar oldu bana ne Aslı ne Şirin

O gün bugün sırtımı kendim sıvazlıyorum

Sabahları sokağa çıkmadan evvel

Cesaret şairim, cesaret

Kendi saçlarımı okşuyorum geceleri

Sevgilimin saçları niyetine.


CAHİT SITKI TARANCI

baron11
08-06-2006, 20:19
MAVİ MAVİ SEVDİM SENİ


Bir tek şeyi unutma!
Seni sevdim ben.
Kalbim şimdi bir sokak çocuğu
Kelebekleri göç etti gönlümün
Issızlaştı hayat sanki
Sanki, sabahı eksik şiirlerimin.
Sanki, gecesi hep kanayan bir yara
Ve sanki, artık hep kanayacak...
Ağlanacak bir aşkın kıyısına vurduysa gözlerim
Çare yok, ağlayacak.
Bir tek şeyi unutma!
Seni sevdim ben.
Kapıları kendime ben açamadım
Ya da yanlış saatlerde bekledim gelmeni
Düşünüyorum da sen gideli ne çok yalnızım..
Sarmaşık aşkın sarısında kaldım, sarılamadım.
Savunamadım seni kimselere
Anlatamadım seni kimselere
Kimsesiz kaldım,
En çok da sensiz...
Bir tek şeyi unutma!
Seni sevdim ben..
Sana uyumak,
Sana uyanmaktı hayat.
Sıratını geçtim yaşarken korkmadan
Korkumu geçtim cesaretle, ihanetle
Berduş bir yalan masumiyeti öptüm bile bile
Tek sen gitme diye
Sonbahar oldum yaprak yaprak
Ağaç oldum köklerimi unutarak
Tesellisiz bir geceye fırlatıldım
Kalbimi dar kafese kapatarak
İçimdeki bir kanarya
Hiç susmadan ağlayacak
Bir tek şeyi unutma!
Seni sevdim ben.
Yakamozlarında yıkadım sevdamı çırılçıplak
Seni sevdiğimi bağırdım mehtabına
Beyazında akladım bulutunun
Mavi mavi sevdim seni içim kan ağlayarak
Bir tek şeyi unutma!
Seni sevdim ben.
Anlattıkça kış vuruyor satırlarıma
Anlattıkça üşüyor, anlattıkça ısınıyor yüreğim.
Bugün sardunyalarım da açmadı
Belki de küskün renklere
Ellerimde günah gibi yaşayamadıklarım
Sensiz soluyorum anlayacağın
Mavi mavi ölüyorum
Duyuyor musun, orada mısın,
Var mısın, yok musun?
Bir tek şeyi unutma!
Seni sevdim ben.
Yanarak, yıkılarak
Aklıma her geldiğinde ağlayarak....


NAŞİDE GÖKTÜRK

baron11
10-06-2006, 09:08
DÖNMEDİN...
Soğuk bir sonbahar akşamıydı gidişin.
Hava kararmış, yağmur yağmaya başlamıştı.
Düşlerimize yağmur yağıyordu, rüzgar üşütüyordu ellerimizi.
Gözlerin donuk, bedenin halsizdi. Gizli bir el,
kalkışa hazırlanan otobüse binmen için seni sürükler gibiydi.
Sanki, kalmak istiyordun
"Baharda dönerim." demiştin, hatırlıyor musun?
"Sakın beni unutma, bekle."
Ben seni unutmadım sevgili. Ben seni unutmadım.
Bütün kış, baharda döneceğin günün hayali ile ısındım.
Minik öpücüklerle uyandırıp,
güneşin doğuşunu gösterecektim sana.
Çiçeklerin, denizin, kumsalın, güneşin
tadına birlikte varacak, gün batımlarında
denizle birleşen ufuk çizgisini birlikte seyredecek,
ay ışığında mutluluk şarkımızı söyleyecektik.

Yalan değil, kaçamak sevdalara takıldım yokluğunda bir süre.
Sana benzeyen her şeyi sevdim ben.
Sevdiğim her şeyde senden izler vardı.
Aradığımı buldum sandım ama yanıldım, bulduğum sen değildin.
Olmadık zamanlarda aklıma düştün, zamansız yaralandım.
Her sabah, seni bulmak için
yollara düşmek geldi içimden ama gidemedim.
Yalnızlığın acısıyla gurur satın alır oldum her gece.
"Gelir" dedim kendi kendime.
Söz verdi, gelmesi gerek. Bekledim.
Kendimi paramparça hissettim ama yine de sana kızamadım.
Unuttum kötü sözlerini. Unuttum kapında bekletildiğimi.
Unuttum telefonlarıma cevap vermediğini.
Kavgalarımızı unuttum.
Bir tek seni unutmadım sevgili.
Bir tek seni unutamadım.
Hep dönmeni bekledim.

Zamanla alıştım acılara,
ölüm ilanlarında kendiliğinden silinen adreslere.
Alıştım sevdiklerimin yokluğuna.
Ama yalnızlığa alışamadım. Hasrete alışamadım.
Sensizliğe alışamadım. Hep dönmeni bekledim.

Olmadı gülüm. Bir araya gelemedik.
Oysa daha yolun başındaydık,
tomurcuktuk daha çatlamaya hazır, bahar gelmeden ayrıldık.
Şimdi artan yalnızlığım, senin büyüyen yokluğun var.
Duvarlarda gözlerinin izi, kapı kollarında parmak izlerin saklı.
Sen neredesin sevgili? Varlığın nerede?
Bir mevsim döndü sen dönmedin.

Düşlerim böyle dağınık değildi eskiden.
Kara bulutlar gibi kümelenip bir yere,
acılarım yüreğimde çöreklenmezdi gece yarılarında.
Özlemlerim hiç bu kadar uzak olmamıştı gün ışığına.
Hasret bu kadar büyümemişti.
Şimdi göçebe olmuş yüreğimle
her sabah yeni yolculuklara çıkıyorum.
Gün ışığına çoğalmış hasretimle
hızla kaçıyorum kara ağızlı tünellerin içinden.
Umudun türküsünü söylüyorum öksüz bakışlarımla.



Mustafa ÇİFCİ

kantar
10-06-2006, 09:38
nolursun

Hangi çeşme dindirir susuzluğumu
Sadece geceler bilir huzursuzluğumu
istemiyorsan canım
mutsuzluğumu
Gel bana nolur artak dayanamıyorum
Annen kesip biçecekmiş seni seversem
Baban öldürecekmiş devam edersem
Sonum bir avuç toprak dahi olsa
Gel bana nolur artık dayanamıyorum

taita-x
13-06-2006, 00:31
BEŞİNCİ MEKTUP
Ayrılık diye bir şey yok.
Bu bizim yalanımız.
Sevmek var aslında, özlemek var, beklemek var.
Şimdi neredesin? Ne yapıyorsun?
Güneş çoktan doğdu.
Uyanmış olmalısın.
Saçlarını tararken beni hatırladın, değil mi?
Öyleyse ayrılmadık.
Sadece özlemliyiz ve bekliyoruz.
Zamanı hatırlatan her şeyden nefret ediyorum.
Önce beklemekten.
Ömür boyunca ya bekliyor ya bekletiyor insan.
İkisi de kötü, ikisi de hazin tarafı yaşantımızın.
Bir çocuğun önce doğmasını bekliyorlar,
Sonra yürümesini, konuşmasını, büyümesini...
Zaman ilerliyor, bu defa para kazanmasını,
Kanunlara saygı göstermesini,
İnsanları sevmesini, aldanmasını, aldatmasını bekliyorlar.
Ve sonra ölümü bekleniyor insanoğlunun.
Ya o? Ya o?
İnsanlardan dostluk bekliyor, sevgilisinden sadakat,
Çocuklarından saygı ve bir parça huzur bekliyor,
Saadet bekliyor yaşamaktan.
Zaman ilerliyor, bir gün o da ölümü bekliyor artık.
Aradıklarının çoğunu bulamamış,
Beklediklerinin çoğu gelmemiş bir insan olarak
Göçüp gidiyor bu dünyadan.
İşte yaşamak maceramız bu.
Yaşarken beklemek, beklerken yaşamak
Ve yaşayıp beklerken ölmek!
Özleme bir diyeceğim yok.
O kömür kırıntıları arasında parlayan bir cam parçası.
O nefes alışı sevgimizin, kavuşmalarımızın anlamı.
O tek güzel yönü bekleyişlerimizin
İnsanlığımız özleyişlerimizle alımlı,
Yaşantımız özlemlerle güzel.
Özlemin buruk bir tadı var, hele seni özlemenin.
Bir kokusu var bütün çiçeklere değişmem.
Bir ışığı var, bir rengi var seni özlemenin, anlatılmaz.
Verdiğin bütün acılara dayanıyorsam;
Seni özlediğim içindir.
Beklemenin korkunç zehri öldürmüyorsa beni;
Seni özlediğim içindir.
Yaşıyorsam; içimde umut varsa,
Yine seni özlediğim içindir.
Seni bunca özlemesem; bunca sevemezdim ki!

Ümit Yaşar OĞUZCAN

taita-x
13-06-2006, 00:36
Bir teneffüssün sen sevgilim
Yurt bilgisiyle Kimya arasında

taita-x
13-06-2006, 00:41
GENÇ ADAM


Genç adam! Düşün bir yığın dert ki asırlık:
Sarmış cemiyeti onulmaz pek çok hastalık.

Milletin her yanı ayrı bir illetle ma’lûl
Beyinler sarsık, kalpler baygın, devası meçhul...

Meydanlar inliyor; gayesiz kalabalıklar...
Ve insanlar tıpkı “akvaryumdaki balıklar.”

Şaşkınlıkla gidip kâh sağa toz, kâh sola toz...
Böyle bir topluluk içinde idrâka paydos;

Bunca rezâyîle cemiyet yaşar mı? Heyhât!
Göz görmez, kulak sağır; “kapkaranlık hissiyât...”

Şehirler çirkef oldu, sokaklar zift kanalı;
Gençler serâzat, her şey hürriyet payandalı...

Haya yırtılıp gitmiş iffet ayak altında,
Yalan som altın, aldatma sultanlık tahtında...

Kurt gövdenin içinde yapraklar bir bir solmuş,
Milli ruh derbeder ve millet dâğidâr olmuş...

Genç adam bu badirenin bahadırı sensin!
Yıllardır, hayallerde, düşlerde beklenensin...

Doğrul! Kendine gel! Bak tan yeri ağarıyor
Ve ışıklar karanlık ordusunu boğuyor.

Hiç durma koş tulumban elinde dört bir yana!
Göğüsle alevleri bu bir vazife sana!

Yırtılsın bütün zulmetler, belli olsun akyol...
Gel, İslâm emanetinin dönmez davacısı ol!

Sensin asırlardan beri beklenen kahraman,
Gel ki, artık dizlerimizde kalmadı derman...!


M. Fethullah Gülen

baron11
14-06-2006, 12:09
KIRGINIM İŞTE

Senin açmadığın bahçeye yağmur düşermiş
Bülbül konarmış gül dalına bana ne,
Sensiz hüzün yüklü baharlar
Gecenin rengini taşır sabahlar
Dört bir yanımda ahlar, siyahlar
Düğün varmış köyde
Bayram gelirmiş şehre

Bana ne!

Hep mayısları bekledim,
gül bahçelerinin gül yüzünde
gül yüzünü aradım.
Bülbül oldum dağlara düştüm aşkından.
Feryatlarım tutuştu gül rengini aldı
ama gül açmadı sığ bahçemde.
Gayri sevdalara tutuldum,
bir zaman avundum öylesine.
Sönmedi içimdeki yangınlar
her baktığımda o yare
sana olan vefasızlığımı hatırladım.

Dön artık yeniden rüyalarıma
terk etme ne olur düşlerimi
biçareyim boynu büküğüm.
Yok başımı okşayanım, elimden tutanım,
renklerinin kuşağına saranım
beni de yanına alanım, bu da benden diyenim.

Öksüzüm, yetimim işte.

Diken kaldım gönül bahçemde
göz yaşı dökemedim yüreğimin çölüne.
Hani söz vermiştim asi kalbime
senden başkasını sevmeyecektim.
Bakmayacaktım bir başka sevdaya.
Kaç defa kapına geldim ama dokunamadım
utandım çünkü vefasızdım, duyarsızdım.
Bilmem kaç defa ihanet ettim aşkıma...

Vefasızım gör işte...

Sensiz baharlar,
hüzün yüklü bulutlar gibi döner başımda
Sensiz baharlar, hazan taşır bağrında.
Sensizlik yüreğimde derin çukurlar açtı.
Bekletme beni çöl zambağım,
tüm vefasızlığımla yinede kapındayım.
Sırtıma sardığım çantamda azığım tükendi
çeşmelerin suları ne kadar soğuk aksa
yüreğimin yangını o kadar artıyor.

Irmakların peşinden koşturdum bir yudum diye,
boş denizin koynuna sığındılar.
Denizlere el açtım bir merhamet dilendim,
yağmurlara karıştılar.
Yağmur bekledim baharları gönül ateşime
bir damla düşmediler.

Yangınım işte

Türkülerim sazıma inmiyor,
şiirlerim sözüme uymuyor
gecenin perdesi arkasında
yıkıldığımı kimseler duymuyor.
Göz yaşı ısmarladım nev baharlara
hani doyası ağlamak için.
Hani o gül kokunu hissedebilmek için
kaç gül kopardım dalından.
Sevdanın tadına doya bilmek için
tadında bal aradım bulamadım.

Yoruldum işte

Al beni de kurtar buralardan,
buraların karı fazla, boranı fazla
tozu fazla, nazı fazla çekilmiyor.
Hani baharı da olsa, çiçeği de açsa,
bulutsuz gökyüzü, beyaz denizi de olsa
sensiz bir anlam ifade etmiyor.

Kelimelerim yorgun düştü
eğik başlı cümlelerin arasına
mısralarım, ritim tutturamadı,
katılamadı şiir kervanına.
Çöl gecelerinde yıldızlara Leyla’yı soran
Mecnun gibi şaşkınım.

Sensiz bahar gelmiş, gül açmış bahçelerde,
bülbül konmuş dalına,bana ne.
Sen yoksun, kokun yok, rengin yok, tadın yok.
Seni getirmedikleri için dargınım baharlara

Dargınım işte

Seni açmadığı için bahçeler
kırgınım,.

Kırgınım işte!

Yinede kapındayım...

baron11
16-06-2006, 22:51
BEYAZ GÜVERCİN

Süzülüp mavi göklerden yere doğru
Omuzuma bir beyaz güvercin kondu
Aldım elime,usul usul okşadım
Sevdim,gençliğimi yeniden yaşadım
Bembeyazdı tüyleri,öyle parlaktı
Açsam ellerimi birden uçacaktı
Eğildim kulağına;dur,gitme dedim
Hareli gözlerinden öpmek istedim
Duydum;avuçlarında sıcaklığını
Duydum;benden yıllarca uzaklığını
Çırpınan kalbini dinledim bir süre
Ve uçmak istedim onunla göklere
Ak güvercinin iri gözleri vardı
Güzelliğinden fışkıran bir pınardı
Soğuk sularından içtim,serinledim
Çağlayan bir nehrin sesini dinledim
Belki buydu sevmek hayat belki buydu
Işıl ışıldım,gözlerim dopdoluydu
Bir nağme yükseldi sevinçten ve hazdan
Bir nağme yükseldi,güzelden beyazdan
Uzattı sevgiyle pembe gagasını
Birden öğrendim hayatın manasını
Kaderde sevgiyi sende bulmak varmış
Seninle bir çift güvercin olmak varmış

Ümit Yaşar Oğuzcan

kantar
17-06-2006, 10:44
Dost musun?


Öyleyse canın canımdır...
Aynan olmalıyım...
Yüzüne söyleyebilmeliyim her şeyi...
Hem sakınmadan, mertçe...
Hani bilirsin, esirgemem lâfımı,
Ne şekil gelirse, öylece...
Hazırım tüm içtenliğimle konuşmaya, ama,
Seni de dupduru isterim karşımda...
Dostsan,
Gözlerimin içine baka baka yaka silk benden!
Arkamdan şikayetlenme!
Yiğit ol! Gerekirse yiğitçe azarla, çekinme!
Lâf değil, icraat beklerim senden!
Öyle bak ki, hislerini görebileyim...
Öyle hisset ki, güvenle bakabileyim...
Sevmem, ölenin ardından ağıt yakmayı!
Dil dönerken söylenmeli her şey...
Kulak duyarken anlatılmalı...
Göz bakarken bakmalıyım sana...
Can sağ iken sarılmalı...
Keşkelere meydan vermemeli hayatım,
Pişmanlıklarla yoğrulmamalı....
Hayır!
Dirime selâm vermeyen,
Ölüme de fazla yaklaşmasın!
Dostsan, ölmemi bekleme!
Haklıysam, yaşarken savun beni!
Yaşarken yanımda ol!
İnanmışsan bana, kimse çevirmesin seni yolundan!
Ve inanmamışsan, sakın rol yapma!
Her söylediğimi onaylaman şart değil...
Her yaptığımı beğenmen de gerekmez...
Dostsan, rahatça eleştir, fikrini rahatça söyle, sıkılma!
Yadırgayabilirsin beni,
Ve ben de seni tuhaf bulursam şaşırma...
Kandırmanı aslâ kabul edemem!
Her dediğini, her yaptığını hoş görürüm, ama,
Beni, bana sormadan yargılama!
Her yediğimiz aynı olmaz belki,
Her dakikamız birlikte geçmez...
Her güldüğünde gülmeyi garanti edemesem de,
Ağladığında seninle birlikte oturup ağlarım...
Belki her çağırdığında gelemem fakat,
Derdine ortak ararsan, koşarım...
Ben de herkes gibi insanım elbet,
Ne göklere çıkar beni, ne de yerin dibine sok!
Senin işin bu değil!
Benim zaten bir yerim var herkes gibi yer ile gök arasında...
Dostsan,
Küçümsemeden, küfretmeden,
Sevgiyle, saygıyla ve huzurla gel sokağıma...
Dinlenmek istediğinde, hiç düşünme, sana özel bir limanım,
ama...
Yorulduğum zamanlarda,
Dilediğimce sığınabilmeliyim koylarına...
Seni bir çocuk kadar saf sevebilirim
Ve bir deli kadar art niyetsiz...
Uğruna seve seve hesabı şaşırırım...
Görmezden gelebilirim yanlışlarını...
Başkaları enayilik sayabilir,
Başkaları akılsızlığıma yorabilir,
Bunları dert bile etmem, ama,
Sen, aslında aptal olmadığımı,
Her an, tekrar tekrar hatırla!
Ve sakın beni aptal yerine koymaya kalkışma!
Seviyorsan, cimrilik etme, söyle!
Muhabbeti varken, yokmuş gibi yapanla,
Hiç sevmediği halde, yılışıp durana sinir olurum!
Neyse, o olmalı insan...
Kendisi olmaktan korkmamalı!
Kendisi olmaktan kaçmamalı!
Bil ki, sensin diye seni bırakmam, ama,
Ben olduğum için bırakırsan beni,
Yas da tutmam arkandan!
Bedel mi?
Ödemeyeceksen çıkma yola!
İçten pazarlık edersen, ancak kendine edersin...
Kendince küser barışır, kendi kendini yersin!
Dostsan, mevsimince yağ...
Kışsan kar ol, güzsen yağmur...
Soğuğuna, sıcağına, esip savurmana itiraz etmem,
Senden, ille de bahar olmanı beklemem, ama,
Dayanmalısın en şiddetli fırtınalarıma...
Belki de çok geldi bunca talep...
Bana karşı hiçbir mecburiyetin yok, korkma...
Sana fazla geldiğim ilk anda,
Arkana hiç bakmadan, dönüp gidebilirsin...
Geçip gidebilirsin,borçluluk hissetmeden...
Mutlaka bir açıklama da beklemem senden, ama,
Gitmeye davranırsam bir gün,
Sen de karşımda set olma!
Dost musun?
Öyleyse, canın canımdır,
Yoluna baş koymaya hazırım ya,
Başını da yollarımda isterim, unutma!
-Alıntıdır
( Bana emaıl olarak geldi. Çok güzel, ben de sizlerle paylaşmak istedim.)

fenerce
18-06-2006, 00:30
Sokakta Giderken



Sokakta giderken, kendi kendime
Gülümsediğimin farkına vardığım zaman
Beni deli zannedeceklerini düşünüp
Gülümsüyorum.

Orhan Veli Kanık

kantar
20-06-2006, 13:37
CEMRE

gözüme ilişti gözün

içimde infilak saati!

yasak baktın nikotin sıcaklığıma,

bir sigara daha yaklaşıyor bahar...

ellerin yanında değil,

gemiler kalkıyor avuçlarından

bütün limanlara bir telaş,

yaklaşıyor bahar...

deniz altında bir zindan düşü,

ayıp sarılmalar, lanetli öpücükler

bilinmez bir nemrut esrarı

arkadaş dağlar gibi korkusuz korkular...

kekikler yeşeriyor

yaklaşıyor bahar

bir deliliğin eşiğinde

amansız mekansız

sofrasız

yani aç, ilaçsız

ve

hiçbir şiirin eskitemediği

gözlerin,

gözlerimin önünde

el pençe divan...

bahar damarı çatladı toprağın

bir nefes daha yaklaşıyor bahar.!

baron11
20-06-2006, 19:47
ZAMAN YOK


Biliyorum kızgınsın. Kırgınsın.
Söylemek istemediğin sözler dilinin ucunda.
Hani biraz tutmayıp bıraksan kendini, hepsini yüzüme vuracaksın.
Zor duruyorsun. Kibarlığından. Ya da doğru kelimeleri arıyorsun hâlâ...
Yok... Boşuna arama.
Sevginin arkasında bıraktığın her hece kaybolmuş sayılır...
Derin bir kuyuda onlar şimdi; ulaşılmaz, karanlık, dipsiz...
Bırak orda kalsınlar. Onlar çirkin. Dokunsan elini, dilini yakarlar.
Canını acıtırlar. Benim de...
Yüzünden, gözlerinden, dudaklarının titremesinden, bilmediğin bir
melodiyi ıslığa dökme çabandan anlıyorum işte, kızgınsın...
Senin olmayanları bırak, bana kendi kelimelerinle ulaş...
Haydi söyle!
Bağır, çağır, yüzüme haykır ama kızgınlığını yüreğinde saklama ne olur...
Gözlerini kaçırma benden. Büyütme... Her şeyi hemen şimdi söyle.
Affedeceksen şimdi affet beni...
Zaman yok.

Doğru değil bu kadar uzak olman. Kendini uzaklara vurman...
Zaman yetmezmiş gibi, bir de araya mesafeler koyman...
Yollar, duraklar doğru değil... Bilesin. Boşuna bu kaçışın...
Alıp kendini başka yerlere götürmen yeterli değil. Ben buradayım.
Tam burada. Hiç değişmedi yerim. Bildiğin yerdeyim. Bildiğin gibi...
Doğru değil bizi parçalaman. Kabul et bunu.
İçin böyle istemiyor, farket, anla...
Dokunacaksan şimdi dokun bana...
Zaman yok.

Ben de bekleyebilirim kır çiçeklerinin,
ıslak çimenler arasından boy atmasını...
Ben de bekleyebilirim ılık lodosların coşturduğu bulanık denizin,
küçük sandalları sahilde bir o yana, bir bu yana yatırmasını, ben de...
Evet, ben de önce şiirler söyleyebilirim sana,
sonra küçük çekingen notlar gönderebilirim.
Doğru kelimelerin peşinde,
ben de küçük adımlarla dolaşabilirim, ben de...
Evet ben de bulduğum ilk aydınlık günde yanına gelip,
ilk serin geceyi bekleyebilirim sevdiğimi anlatmak için...
Ben de yüreğimi nadasa bırakıp bir süre,
bir başıma labirentlerinde dolaşabilirim hayatın, ben de...
Ama bunu yapmıyorum görüyorsun.
Önce sevdiğimi bilmen gerekiyor diye düşünüyorum.
Yaşam bunun ardından geliyor. Adımlarım böyle daha sağlam.
Buna inanıyorum, bunu yaşıyorum...
Hadi sen de yap bunu.
Seveceksen şimdi sev beni...
Zaman yok!



Fügen Ünal Şen

kantar
21-06-2006, 06:19
Ne Sandın?

Kıyısı olmayan, mavi denizdim,
Sazlarla örtülü göl sandın beni.
Sen taçsız bir sultan, ben bendenizdim
Parayla aldığın, kul sandın beni.
.
Çiçekli cennettim, büyülü serin,
Altına üstüne sığmazdım yerin.
Bakmayı bilmedi kahve gözlerin,
Kumlarla örtülü çöl sandın beni.
.
Sevda tepesinden kaynarken pınar,
Derdine dermandı, dökülen sular.
Gözüne sığmadı, asırlık çınar,
Yaprağı dökülmüş dal sandın beni.
.
Bendeki büyüyü sezmişken kendin,
Bozma bu büyüyü, diyen de sendin.
Deneme tahtası yapmakmış fendin,
Eşkıya pusulu yol sandın beni.
.
Zavallı gönlümden sevgiler taşar,
Hiç gerdek görmedi, bakire yaşar.
Her kaş göz edenin peşine düşer,
On kere boşanmış dul sandın beni.
.
Güzelliği ile ruhumu çalan,
Tatlı bir hayalsin, aklımda kalan.
Garanti belgesi üstünde olan,
Sevda kolisinde mal sandın beni.
.
Mehmet Nacar

baron11
21-06-2006, 23:25
ONUR DA AĞLAR

Gözlerinin pınarında
Bir bulut,
Boşandı boşanacak
Nerdeyse.
Aklımdan geçenleri
Okuyorsun su gibi.
Dünya gördü
Bizi boğazladılar...

Tutma gözyaşlarını
Onur da ağlar...
Bırak yıkansın gökyüzü,
Lacivert, yeşil, altın
Işıkları günbatının.
İşte şafaktayız gene
Çırılçıplak
Ve mavi.
İşte sanki dağ yeli
Ve işte sanki meltem...

Kimse toz konduramaz
Kesip attığımız tırnağa bile
Sen en güzel kızısın
Bütün galaksilerin
Bense tozuyum artık
Akkor tozuyum
Prometheus'u yakan
Kara sevdanın...

Ne alnımızda bir ayıp
Ne koltuk altında
Saklı haçımız
Biz bu halkı sevdik
Ve bu ülkeyi.
İşte bağışlanmaz
Korkunç suçumuz...

Ahmed ARİF

kantar
24-06-2006, 11:03
Sen olamazsın

Maziye uzanıp,yakıp resmimi,
Gözüme tüttüren sen olamazsın!
Meçhule ermeden,kalpten ismimi,
Bir çırpıda silen,sen olamazsın!
*
Hayal kalsın bırak, hayatın demi,
Umut kapısına ilişiğimi, döndürme geri,
Hatırda yaşayan,binbir yemini,
Bozup bozup harcayan, sen olamazsın!
*
Sonbaharda döker, tutar dalını
Yaş iner gözümden, ansa adını,
Zamanın elinde,ömrün tırpanı,
Bin parçaya kesen,sen olamazsın
*
Niçin bakayım ardıma,terkim ne varsa!
Gözümde kalmaz kıymetim, oysa!
Ömür son durakta, raydan çıkarsa,
Dualar edecek,sen olamazsın.

Mehmet GÖDEN

taita-x
26-06-2006, 22:00
Bedri Rahmi Eyüboğlu
(1913-21 Eylül 1975)

KARADUT

Karadutum, çatal karam, çingenem
Nar tanem, nur tanem, bir tanem
Ağaç isem dalımsın salkım saçak
Petek isem balımsın ağulum
Günahımsın, vebalimsin.

Dili mercan, dizi mercan, dişi mercan
Yoluna bir can koyduğum
Gökte ararken yerde bulduğum
Karadutum, çatal karam, çingenem
Daha nem olacaktın bir tanem
Gülen ayvam, ağlayan narımsın
Kadınım, kısrağım, karımsın.

Sigara paketlerine resmini çizdiğim
Körpe fidanlara adını yazdığım
Karam, karam
Kaşı karam, gözü karam, bahtı karam
Sıla kokar, arzu tüter
llgıt ılgıt buram buram

Netmiş, neylemiş, nolmuşum
Cömert ırmaklar gibi gürül gürül
Bahtın karışmış bahtıma çok şükür.
Yunmuş, yıkanmış adam olmuşum.

Karam, karam
Kaşı karam, gözü karam, bahtı karam
Sensiz bana canım dünya haram olsun

taita-x
26-06-2006, 22:05
Behçet Necatigil
(1916 - 13 Aralık 1979)

GİZLİ SEVDA

Hani bir sevgilin vardı
Yedi sekiz sene önce,
Dün yolda rasladım
Sevindi beni görünce.

Sokakta ayaküstü
Konuştuk ordan burdan,
Evlenmiş, çocukları olmuş
Bir kız, bir oğlan.

Seni sordu
Hiç değişmedi, dedim,
Bildiğin gibi...
Anlıyordu.

Mesutmuş, kocasını seviyormuş,
Kendilerininmiş evleri..
Bir suçlu gibi ezik,
Sana selâm söyledi.

baron11
27-06-2006, 22:07
SARHOŞ GEMİ


Ölü sularından iniyordum nehirlerin
Baktım yedekçilerim iplerimi bırakmış;
Cırlak Kızılderililer, nişan almak için
Hepsini soyup alaca direklere çakmış.

Bana ne tayfalardan; umurumda değildi
Pamuklar, buğdaylar, Felemenk ve İngiltere;
Bordamda gürültüler patırtılar kesildi;
Sular aldı gitti beni can attığım yere.


Med zamanları, çılgın çalkantılar üstünde,
Koştum, bir çocuk beyni gibi sağır, geçen kış
Adaların karalardan çözüldüğü günde
Yeryüzü böylesine allak bullak olmamış.

Denize bir kasırgayla açıldı gözlerim;
Ölüm kervanı dalgaları kattım önüme;
Bir mantardan hafif, tam on gece hora teptim;
Bakmadım fenerlerin budala gözlerine.

Çocukların bayıldığı mayhoş elmalardan
Tatlıydı çam tekneme işleyen sular;
Ne şarap lekesi kaldı,ne kusmuk, yıkanan
Güvertemde; demir, dümen ne varsa tarumar.

O zaman gömüldüm artık denizin Şi’rine,
İçim dışım sütbeyaz köpükten, yıldızlardan,
Yardığım yeşil maviliğin derinlerine
Bazen bir ölü süzülürdü, dalgın ve hayran.

Sonra birden mavilikleri kaplar meneviş
Işık çağıltısında, çılgın ve perde perde,
İçkilerden sert, bütün musikilerden geniş
Arzu, buruk ve kızıl, kabarır denizlerde.

Gördüm şimşekle çatlayıp yarılan gökleri,
Girdapları, hortumu; benden sorun akşamı,
Bir güvercin sürüsü gibi savrulan fecri,
İnsana sır olanı, gördüğüm demler oldu.

Güneşi gördüm, alçakta, kanlı bir ayinde;
Sermiş parıltısını uzun, mor pıhtılara.
Eski bir dram oynuyor gibiydi, enginde,
Ürperir uzaklaşan dalgalar sıra sıra.



Yeşil geceyi gördüm, ışıl ışıl karları;
Beyaz öpüşler çıkar denizin gözlerine;
Uyanır çın çın öter fosforlar, mavi, sarı;
Görülmedik usareler geçer döne döne.

Azgın boğalar gibi kayalara saldıran
Dalgalar aylarca sürükledi durdu beni
Beklemedim Meryem’in nurlu topuklarından
Kudurmuş denizlerin imana gelmesini.

Ülkeler gördüm görülmedik, çiçeklerine
Gözler karışmış, insan yüzlü panter gözleri
Büyük ebem kuşakları gerilmiş engine,
Morarmış sürüleri çeken dizginler gibi.

Bataklıklar gördüm, geniş, fıkır fıkır kaynar;
Sazlar içinde koskoca bir ejderha,
Durgun havada birdenbire yarılır sular,
Enginler şarıl şarıl dökülür girdaplara.

Gümüş güneşler, sedef dalgalar, mercan gökler;
İğrenç leş yığınları boz bulanık koylarda;
Böceklerin kemirdiği dev yılanlar düşer.
Eğrilmiş ağaçlardan simsiyah kokularla.

Çıldırırdı çocuklar görseler mavi suda
O altın, o gümüş, cıvıl cıvıl balıkları.
Yürüdüm, beyaz köpükler üstünde, uykuda;
Zaman zaman kanadımda bir cennet rüzgarı.

Bazen doyardım artık kutbuna, kıtasına;
Deniz şıpır şıpır kuşatır sallardı beni;
Garip sarı çiçekler sererdi dört yanıma;
Duraklar kalırdım, diz çökmüş bir kadın gibi.

Sallanan bir ada, üstünde vahşi kuşların
Bal rengi gözleri, çığlıkları, pislikleri;
Akşamları, çürük iplerimden akın akın
Ölüler inerdi uykuya gerisin geri.

İşte ben o yosunlu koylarda yatan gemi
Bir kasırgayla atıldım kuş uçmaz engine;
Sızmışken kıyıda, sularla sarhoş; gövdemi
Hanze kadırgaları takamazken peşine.

Büründüm mor dumanlara, başıboş, derbeder,
Delip geçtim karşımdaki kızıl semaları;
Güvertemde cins cins şaire mahsus yiyecekler;
Güneş yosunları, mavilik medusaları.

Koştum, benek benek ışıkla sarılı teknem,
Çılgın teknem, ardımda yağız deniz atları;
Temmuz güneşinde sapır sapır dökülürken
Kızgın hunilere koyu mavi gök katları.

Titrerdim uzaklardan geldikçe iniltisi
Azgın Behemotların, korkunç Maelstromların.
Ama ben, o mavi dünyaların serserisi
Özledim eski hisarlarını Avrupa’nın.

Yıldız yıldız adalar , kıtalar gördüm; coşkun
Göklerinde gez gezebildiğin kadar, serbest
O sonsuz gecelerde mi saklanmış uyursun
Milyonlarca altın kuş, sen ey gelecek kudret.

Yeter, yeter ağladıklarım; artık doymuşum
Fecre, aya, güneşe; hepsi acı, boş, dipsiz,
Aşkın acılığı dolmuş içime, sarhoşum;
Yarılsın artık bu tekne, alsın beni deniz.

Gönlüm Avrupa’nın bir suyunda, siyah, soğuk,
Bir çukurda birikmiş, kokulu akşam vakti;
Başında çömelmiş yüzdürür mahsun bir çocuk
Mayıs kelebeği gibi kağıttan gemisini.

Ben sizinle sarmaş dolaş olmuşum dalgalar,
Pamuk yüzlü gemilerin ardında gezemem;
Doyurmaz artık beni bayraklar, bandıralar;
Mahkum gemilerin sularında yüzemem

Arthur RİMBAUD

baron11
04-07-2006, 22:48
SERENAD

Yeşil pencerenden bir gül at bana
Işıklarla dolsun kalbimin içi.
Geldim işte mevsim gibi kapına,
Gözlerimde bulut, saçlarımda çiğ.
Açılan bir gülsün sen yaprak yaprak
Ben aşkımla bahar getirdim sana.
Tozlu yollardan geçtiğim
Uzak iklimden şarkılar getirdim sana.
Şeffaf damlalarla titreyen ağır
Goncanın altında bükülmüş her sak;
Senin için dallardan süzülen ıtır,
Senin için yasemin, karanfil, zambak...
Bir kuş sesi gelir dudaklarından
Gözlerin gönlümde açar nergisler,
Düşen bin öpüştür yanaklarından
Mor akasyalarla ürperen seher.
Pencerenden bir gül attığın zaman
Işıklarla dolacak kalbimin içi..
Geçiyorum mevsim gibi kapından,
Gözlerimde bulut, saçlarımda çiğ.



Ahmet Muhip Diranas

baron11
05-07-2006, 14:27
ZAMAN YOK


Biliyorum kızgınsın. Kırgınsın.
Söylemek istemediğin sözler dilinin ucunda.
Hani biraz tutmayıp bıraksan kendini, hepsini yüzüme vuracaksın.
Zor duruyorsun. Kibarlığından. Ya da doğru kelimeleri arıyorsun hâlâ...
Yok... Boşuna arama.
Sevginin arkasında bıraktığın her hece kaybolmuş sayılır...
Derin bir kuyuda onlar şimdi; ulaşılmaz, karanlık, dipsiz...
Bırak orda kalsınlar. Onlar çirkin. Dokunsan elini, dilini yakarlar.
Canını acıtırlar. Benim de...
Yüzünden, gözlerinden, dudaklarının titremesinden, bilmediğin bir
melodiyi ıslığa dökme çabandan anlıyorum işte, kızgınsın...
Senin olmayanları bırak, bana kendi kelimelerinle ulaş...
Haydi söyle!
Bağır, çağır, yüzüme haykır ama kızgınlığını yüreğinde saklama ne olur...
Gözlerini kaçırma benden. Büyütme... Her şeyi hemen şimdi söyle.
Affedeceksen şimdi affet beni...
Zaman yok.

Doğru değil bu kadar uzak olman. Kendini uzaklara vurman...
Zaman yetmezmiş gibi, bir de araya mesafeler koyman...
Yollar, duraklar doğru değil... Bilesin. Boşuna bu kaçışın...
Alıp kendini başka yerlere götürmen yeterli değil. Ben buradayım.
Tam burada. Hiç değişmedi yerim. Bildiğin yerdeyim. Bildiğin gibi...
Doğru değil bizi parçalaman. Kabul et bunu.
İçin böyle istemiyor, farket, anla...
Dokunacaksan şimdi dokun bana...
Zaman yok.

Ben de bekleyebilirim kır çiçeklerinin,
ıslak çimenler arasından boy atmasını...
Ben de bekleyebilirim ılık lodosların coşturduğu bulanık denizin,
küçük sandalları sahilde bir o yana, bir bu yana yatırmasını, ben de...
Evet, ben de önce şiirler söyleyebilirim sana,
sonra küçük çekingen notlar gönderebilirim.
Doğru kelimelerin peşinde,
ben de küçük adımlarla dolaşabilirim, ben de...
Evet ben de bulduğum ilk aydınlık günde yanına gelip,
ilk serin geceyi bekleyebilirim sevdiğimi anlatmak için...
Ben de yüreğimi nadasa bırakıp bir süre,
bir başıma labirentlerinde dolaşabilirim hayatın, ben de...
Ama bunu yapmıyorum görüyorsun.
Önce sevdiğimi bilmen gerekiyor diye düşünüyorum.
Yaşam bunun ardından geliyor. Adımlarım böyle daha sağlam.
Buna inanıyorum, bunu yaşıyorum...
Hadi sen de yap bunu.
Seveceksen şimdi sev beni...
Zaman yok!



Fügen Ünal Şen

baron11
06-07-2006, 22:24
Geçer gözüm..


İçimizden bir aşk geçer..

Ve keder..

Ve heder olmuş bir hayat,

Nasıl geçerse zehir damarlarımızdan,

Öyle yavaş.. öyle deşer de geçer...

Koyarlar cesaretimizi bir sokağın tabelasına.

Binlerce çocuğa adımızı verirler.

Bize ölüm, bize kurşun, bize hançer neyler.

Neyler ömrünü cebine koymuş adama yağlı mavzer..


Geçer gözüm..

Buradan bir destan gibi öfke..

Bir alev gibi vuruştuğumuz günler geçer..

Ben boynumu ipe verdiğim o gece..

Memleket kadar bir nara düşer yıkılmış sokakların pusularına..

Akşam sofralarına aç karnına yüreğim düşer..



Beni adamdan sayma..

İlk gözyaşı, ilk yere düşen damla..

İlk kancık tuzaklara düştüğümüz hayınlığın hatrına

Hani cebimizde iki satır mektubu yarım bıraktığımız sevdanın

Hani son bir umutta tutunduğumuz arkadaşlarımız..

Ve kaygan ve ıslak ve kaypak sabahı Ankara'nın..



Ve bilsen..Tek başına büyür intikam.. aşk.. ve sen..

Tek başına büyür elif misali, mezarıma bıraktığın menekşen..



Geçer gözüm..

İçimizden bir aşk geçer..

Ve keder..

Ve heder olmuş bir hayat,

Nasıl geçerse zehir damarlarımızdan

Öyle yavaş.. öyle deşer de geçer...


Beni son kez kavgada gör..

Son kez arkadan vurmacasına ihanetlerin,

Sonra şöyle saçlarımı savurup ecel saatine..

Sonra son kez alnından vurulmacasına aşkın..

Bir eşkıyalık yapıp..

Basınca bütün evlerini bu şaşkın İstanbul'un..

Bir de kendimi denize dökünce Üsküdar'dan..

Nasıl da patlar içimde çığlığın..

Bana bu şehri yakmış desinler..



Beni son kez kavgada gör..

Bana kendini satmış desinler..

Beni son kez kavgada gör..


Ya bir de sen düşersen ellerimden..

Ya bir de kimsesizsem..

Ya ölüm kadar sevdiğim cesaretim yan çizmişse..

Nihayetsiz uğraşlarda yorgunsam..

Son mermim avucumda..

Bir sabah, basar giderim kalbine namımın..

Sıkar giderim..

Avucumda mermim, menekşem... ve arkadaşlarım... arkadaşlarım.. arkadaşlarım..



İbrahim Sadri.

cavit
12-07-2006, 21:00
Güneşimsin

güneş olup ısıtsan,
yağmur olup yıkasan kalbimi sevginle,
rüzgar olup okşasan yüreğimi,
nehir olup aksan kalbimden yıllarca sevginle,
su olsan kana kana içsem sevginden,
sonsuza dek bir tek beni sevsen,
daha ne isterim bu dünyadan?
yeter bana bir tek gülümsemen
alıp gider aklımı benden
küçücük bir busen..

cavit
13-07-2006, 17:51
Zaman KuŞlari

EĞİlen YeŞİl Daldir
Dİze Geldİm Der Mİ HİÇ
Dİze Gelİr
ÖpÜcÜk Lekesİ Birakir Gerİde
AŞk, Denİze TaŞ Atan Bİr Çocuktur

baron11
15-07-2006, 23:11
Karartma Gecelerinde Aşk..

sözcüklerin aşk kokan harflerinden
artıyoruz yaşamın bilmecesine ey çocuk
yorgun gözlerimizde süzgün hayaller
yasadışı anlara gebe iz bırakan sabrımız
acıyla kutsadığım gönül mâbedim
kırk odalı han değil ki kırk kişiye açayım
şefkâtli bir azize gibi elimde kandil
ağartayım gün ışığından mahrum
sefillerin cirit attığı koridorları

aşkın râğmına zamânın ağartan tortusu çekilmez
sahilinden bi-hâber bir denizin şaşkınlığı kadar
sıkı kapattım kapılarını küf kokulu geçmişin
limanını tanımazken rotasını şaşırmış yelkenli
öylesi fırtınaya tutulmuş ömrümüm bordası
usturlabı kırık / yağma edilmiş sintinesi
artık ne seyir defterinde kaptanın güncesi
ne de kumsala vurmuş / şişedeki imdat çağrısı

hadi şimdi dersini ver bana aşkın çocuk
ağzımda / dibek taşında öğütülmüş gibi
ahvâlim inler / ayrılır kabuğundan
aynalara mıhlanıp kalmış ağlayan suretim
ellere ipotekli hayâl kurmayalı çok oldu
başkasınınsa bu rüzgâr yüzer mi yelkenlim
ya hayınsa dalgalar / yutmaz mı bir lokmada

hazân vurmuş bahçelerimden derilmekte
hâlâ bir alıp / yedi veren tomurcuklarım
içimin balkonlarına tutunmuş / bin çeşit intihâr
oysa dışarıda hummâlı bir temmuz akşamında
bir kibritin kavında biriktirdik ışığı
kurt kapanı aşklardan geriye
kilitli odalarda karartma geceleri var



Neşe Yeşilova

baron11
15-07-2006, 23:17
Elde Var Hüzün

söyleşir
evvelce biz bu tenhalarda
ziyade gülüşürdük
pır pır yaldızlanırdı kanatları kahkaha kuşlarının
ne meseller söylerdi mercan köz nargileler
zamanlar değişti
ayrılık girdi araya
hicrana düştük bugün
ah nerde gençliğimiz
sahilde savruluşları başıboş dalgaların
yeri göğü çınlatan tumturaklı gazeller
elde var hüzün
o şehrâyin fakat çıkar mı akıldan
çarkıfeleklerin renk renk geceye dağılması
sırılsıklam âşık incesaz
kadehlerin mehtaba kaldırılması
adeta düğün
hayat zamanda iz bırakmaz
bir boşluğa düşersin bir boşluktan
birikip yeniden sıçramak için
elde var hüzün

Attila İLHAN

baron11
16-07-2006, 09:36
NÂZIM'A BİR GÜZ ÇELENGİ

Neden öldün Nâzım? Senin türkülerinden yoksun ne yapacağız
şimdi
Senin bizi karşılarkenki gülümseyişin gibi bir pınar bulabilecek
miyiz bir daha?
Senin gururundan, sert sevecenliğinden yoksun ne yapacağız?
Bakışın gibi bir bakışı nereden bulmalı, ateşle suyun birleştiği
Gerçeğe çağıran, acıyla ve gözüpek bir sevinçle dolu?
Kardeşim benim, nice yeni duygular, düşünceler kazandırdın
bana
Denizden esen acı rüzgâr katsaydı önüne onları
Bulutlar gibi yaprak gibi uçarlar
Düşerlerdi orada, uzakta,
Yaşarken kendine seçtiğin
Ve ölüm sonrasında seni kucaklayan toprağa

Sana Şili'nin kış krizantemlerinden bir demet sunuyorum
Ve soğuk ay ışığını güney denizleri üstünde parıldayan
Halkların kavgasını ve kavgamı benim
Ve boğuk uğultusunu acılı davulların, kendi yurdundan...

Kardeşim benim, adanmış asker, dünyada nasıl da yalnızım
sensiz
Senin çiçek açmış bir kiraz ağacına benzeyen yüzünden
yoksun
Dostluğumuzdan, bana ekmek olan,
Rahmet gibi susuzluğumu gideren ve kanıma güç katan.

Zindanlardan kopup geldiğinde karşılaşmıştık seninle
Kuyu gibi kapkara zindanlardan
Canavarlıkların, zorbalıkların, acıların kuyuları
Ellerinde izi vardı eziyetlerin
Hınç oklarını aradım gözlerinde
Oysa sen parıldayan bir yürekle geldin
Yaralar ve ışıklar içinde

Şimdi ben ne yapayım? Nasıl tanımlar
Senin her yerden derlediğin çiçekler olmaksızın bu dünya.
Nasıl dövüşülür senden örnek almaksızın,
Senin halksal bilgeliğinden ve yüce şair onurundan yoksun?
Teşekkürler, böyle olduğun için! Teşekkürler o ateş için
Türkülerinle tutuşturduğun, sonsuzca.



Pablo NERUDA

Çeviren : Ataol BEHRAMOĞLU

kantar
16-07-2006, 13:38
ACILAR DENIZI

Ben acılar denizinde boğulmuşum
İşitmem vapur düdüklerini, martı çığlıklarını
Dalgalar her gün bir başka kıyıya atar beni
Duyarım yosunların benim için ağladıklarını

Ölüyüm çoktan, bir baksana gözlerime
Gör, içindeki o kanlı cam kırıklarını
Bu ne karanlık, bu ne zindan gece böyle
Bütün gemiler söndürmüş ışıklarını

Ben acılar denizi olmuşum, yaklaşma
Sularım tuzlu, sularım zehir zemberek
Baksana; herkes içime dökmüş artıklarını

Bu karanlık bitse artık, bir ay doğsa
Bir deli rüzgar çıksa; alıp götürse
Yılların içimde bıraktıklarını...

Ümit Yaşar Oğuzcan

kantar
16-07-2006, 13:41
BİR DAHA GELİRSEM EĞER

Eğer yeniden başlayabilseydim yaşama,
İkincisinde daha çok hata yapardım!
Kusursuz olmaya çalışmazdım, sırtüstü yatardım...
Neşeli olurdum, ilkinde olmadığım kadar;
Çok az şeyi ciddiyetle yapardım!
O kadar temiz olmazdım, daha çok risk alır, daha çok seyahat eder,
Daha fazla güneşin doğuşunu seyreder, daha çok dağa tırmanır,
Daha çok nehir aşardım...
Görmediğim yerlere gider, daha çok dondurma, daha az bezelye yerdim!
Problemlerin daha gerçekçi olurdu hayali problemlerim ise daha az.
Hayatın her anını gerçekçi ve üretken yaşayan insanlardandım.
Elbette mutlu anlarım oldu ama yalnız mutlu anlarım olmasına çalışırdım.
Farkında mısınız bilmem; yaşam budur zaten...
Anlar, sadece anlar.
Siz de @anı@ yaşayın @şimdi@yi yakalayın.
Termometresi, bir şişe suyu, şemsiyesi ve paraşütünü almadan
Dışarıya çıkmayan insanlardandım.
Eğer yeniden başlayabilseydim, daha hafif seyahat ederdim.
Eğer yeniden başlayabilseydim, ilkbaharda ayakkabılarımı fırlatır atardım.
Ve sonbahar bitene kadar yürürdüm çıplak ayaklarla.
Bilinmeyen yollar keşfeder, güneşin tadına varır, çocuklarla oynardım.
Bir şansım daha olsaydı eğer.
Ama şimdi seksenbeşimdeyim ve biliyorum ki...

Jorges Luis Borges

kantar
16-07-2006, 13:44
BALKON

Hatıralar annesi, sevgililer sultanı,
Ey beni şadeden yar, ey tapındığım kadın.
Ocak başında seviştiğimiz o zamanı,
O canım akşamları elbette hatırlarsın.
Hatıralar annesi, sevgililer sultanı.
O akşamlar kömür aleviyle aydınlanan!
Ya pembe buğulu akşamlar, balkonda geçen
Başım göğsünde, ne severdin beni o zaman!
Ne söyledikse çoğu ölmeyecek şeylerden!
O akşamlar, kömür aleviyle aydınlanan!

Ne güzeldir güneşler sıcak yaz akşamları!
Kainat ne derindir, kalp ne kudretle çarpar!
Üstüne eğilirken ey aşkımın pınarı,
Sanırdım ciğerimde kanının kokusu var.
Ne güzeldir güneşler sıcak yaz akşamları!

Kalınlaşan bir duvardı aramızda gece.
Seçerdim o karanlıkta göz bebeklerini
Mestolur, mahfolurdum nefesini içtikçe.
Bulmuştu ayakların ellerimde yerini.
Kalınlaşan bir duvardı aramızda gece.

Bana vergi o tatlı demleri hatırlamak;
Yeniden yaşadığım, dizlerinin dibinde
O "mestinaz" güzelliğini boştur aramak,
Sevgili vücudundan, kalbinden başka yerde,
Bana vergi o tatlı demleri hatırlamak;

O yeminler, kokular sonu gelmez öpüşler,
Dipsiz bir uçurumdan tekrar doğacak mıdır?
Nasıl yükselirse göğe taptaze güneşler.
Güneşler ki en derin denizlerde yıkanır.
O yeminler, kokular, sonu gelmez öpüşler!

Charles Baudelaire

cavit
17-07-2006, 06:20
A R A Y I N

Arayın üstünüzü başınızı,

gözlerinizi kulaklarınızı,

dudaklarınızı,

dilinizi, dişlerinizi,

yüreğinizi arayın…

Saçlarınızın rüzgarlarında yoksa,

bir kez de ellerinize ayaklarınıza bakın.



Kaybettiğiniz şey sakın sevgi olmasın

cavit
17-07-2006, 06:22
N O K T A L A M A S I Z

Ne parantez içine almalı,

ne de tırnak içine yürekten geçenleri.

İnsan bir çağlayan gibi olmalı, çağlayan…

Noktasız virgülsüz sevmeli.

kayakaynar
17-07-2006, 17:36
ANNE

Kanmaz asla sevmeye; o, sevgiye susuzdur;
Şâire “su” dedirten hisle “evlât” der inler.
Herkes derin uykularda iken o uykusuzdur,
El açar Yaratan’a balalarını diler...

cavit
17-07-2006, 18:08
N E D E N

Sonsuz evreni, yıldızları, dağları, taşları,

kurtları, kuşları,

dağ gibi denizleri, sonsuz nehirleri,

topraktan insanı yaratmışsın.

Süslemişsin gecesini, gündüzünü…

Tanrım, sonra nedense vazgeçmişsin bu güzel uğraştan

…Ve en güzel, en ölümsüz, en zor şeyi,

sevgiyi yaratmayı insana bırakmışsın.

cavit
17-07-2006, 18:10
Y A Ğ M U R

Yağmur, denize düştüğü zaman deniz,

Yeşile düştüğü zaman yeşil,

Toprağa düştüğü zaman

toprak kokar.



Yağmur,

Saçına düştüğü zaman sevgi,

Eline düştüğü zaman özlem,

Göğsüne düştüğü zaman

aşk kokar.



Yağmuru hiç

göğsüne düşürdün mü?

yosun
18-07-2006, 00:34
gençlik çağıldarken
yatağında düşlerin
hiçliğin darağacında
sallandı yaşam...

Bahar Ş. Gülşen

cavit
18-07-2006, 11:43
I R A K U S

Gözüm ebemkuşaklarında,

sarı sıcak yıldızlarda.

Uçuyorum dostlarım,

balmumu kanatlarımla…



Güneşe varmasam da,

ölürüm ya yolunda

cavit
18-07-2006, 11:45
"Yağmur damlaları

Biriktirdim

Sokak lambalarının altında

Ceplerimde taşıdım

Karıştırmadan

Sana getirdim"

cavit
18-07-2006, 11:47
S A Y G I

Saygıyla

sevgiyle bakın,

çünkü adam dünyanın en güzel şeyini yapıyor,

gülüyor.

cavit
18-07-2006, 18:20
K A N T A R

Tanrı, günahımı sorduğunda,

şiir yazdığımı söyleyeceğim usulca.

Gülümseyerek dokunacağına inanıyorum,

kantarın topuzuna…

cavit
18-07-2006, 18:22
G E R Ç E K

Vurdun,

Acısı daha geçmedi

Biliyorum geçecek

Ama öyle ağır konuştun ki ardından

O,

Gittikçe gerçek

cavit
18-07-2006, 18:25
MÜJDE



Yağmurlar, ılık rüzgarlar

baharın müjdesidir

Fırtınalar dalgalar

denizin güzelleşmesidir.

Ve ağlamak acıların bitişi

gülüşün habercisidir.

cavit
18-07-2006, 21:28
GÜLLER



Dikenlerine aldırmamalısın

Uzanıp gülleri tutmalı,

koklamalısın.

yosun
19-07-2006, 01:42
vadisinde zakkum
büyür aşkın gül diye
yeşerirken umutlar
ömür geçer nafile

Bahar Ş. Gülşen

kantar
19-07-2006, 10:20
İBRAHİM SADRİ - YALAN

Hadi gidiyorsun
Yürekten kan gidiyor,sen gidiyorsun
Herşey gidiyor
Gökte bulut,dağda kar,düzde kervan gidiyor
Solgun bir gül oluyor insan
Bir demet kar çiçeği ölüyor,sen gidiyorsun
Ne ucuz yaşıyorsun,ne kolay
Bir kristal gibi ellerimden düşüyorsun
Bakma öyle
Ben kanıyorum sen üşüyorsun

Kolay değil bir yalan bu
Yaralayan koca bir yalan
Yalan işte
Sevdiğim yalan
Şarkılardan arta kalan ve sabah buğusu
Ve tarla faresi ve ekmek derdindeki işçi kalbi gibi
Yumuşacık sıcak bir yalan

Islak gözlerimle geçiyorum
Yaralı bir ceylanın kalbinden
Ceplerimde kül var
Bir yangından arta kalan

Sorduğum adreslerde kimse oturmuyor
Ve kimse olmuyor ben sorduğum zaman
Herşey bir yalan gibi yandığı zaman
Yalnız olduğunu anlıyor insan
Anladım ve geçtim
Yaralı bir ceylanın kalbinden

Aynamı kırdım,fotoğraflarımı yaktım
Nasıl da acımasızdım tatralarıma karşı
Nasıl da umarsız

Su gördüm düşümde
Karanlıktı ve gürültüyle çağlıyordu
Ceplerimde kül vardı ve yanıyordu
Sonra sabah oluyor
Ve bir ceylan kalbinde alem ağlıyordu

Hayır,diyordu bir dağ köylüsü
Hiç bir şey için geç değil
Ve geç değil
Birşey için hiçbirşey
Birşey vardı öyleyse,birşey
Beni çeken
Güneşin dağdasından uzağa
Kocaman çayırlara çeken birşey
Gümrah ırmaklara
Sonra sıcağa sonra acıya
Sonra yaralarıma merhem olmaya kapıma dayanan
birşey

Tutsana beni bırakmasana
Olsun,yaralasana
Olsun,ağrısada
Yalan da olsa kalsana

Dağ köylüsü aşkın olduğu yerde ben varım
SEN OLMASAN DA ben varım
Yağmur yağar,saçlarım filizlenir
Bir yıldız düşer omuzlarıma
Islık çalar,ıslanır,şarkılarımı söyler geçerim kapımdan
Camların buğusundan ve yağmurun kokusundan

Tanırlar beni
En iyi YALANLARINI alırım onların
Adresler sorarım kimseler oturmaz orada
Ve kimseler olamz ben sordukça

Dağköylüsü
Şimdi gidersen
Şimdi git
Kalırsan şimdi

kantar
19-07-2006, 10:21
İBRAHİM SADRİ - SEVDA SOKAĞI

ben sevdanın oturduğu sokakta oturuyorum
geceler hiç bitmiyor ben hiç uyumuyorum
gecenin efkarı iniyor perde perde
sevdanın hayali vuruyor arada bir içime

ben sevdanın oturduğu sokakta oturuyorum
hani su perdelerinde mavi kus resimleri olan
ali bakkalın hemen yanında 17 numara
o kırgın hayatin tam ortasında
hani duvarlarında hala yazılar olan o sokakta
biri gurbetin ,biri ihanetin,
biride seni böyle sevmenin hikayesi
sevdanın cami bana bakıyor ben cama
ve bak sen su seren cama
pencere önünde menekşeler ,hatmiler
bide gece sefası ,bide haytalığı adamın
abi bide sevdanın hayali vuruyor arada içime
iyi oluyor diyorum bu sana iyi oluyor
arada bir arkadaşlar geliyor laflıyoruz ordan burdan
anlarsın ya güzel abim
iç cebimde bir umut doğuyor
bide nerden bulduysam resmi sevdanın
resimde sevda inadına gülüyor
sevdam gayri resmi bilmekteyim
gel ki benim abim
birazda üstümüzde macera güzel duruyor
yani yakışıyor adama yakışıklı bir sevda
hayat haybeye vurmuyor yüzümüze belasını
hayat sokağımızda bir kehribar tespih gibi
dokuyor tanelerini takır takır yüzümüze

ben sevdanın oturduğu sokakta oturuyorum
geceler hiç bitmiyor ben hiç uyumuyorum
ağzımda fiyakalı bir islik
zulamda ağır yarası sevdanın
ali bakkalın çırağı metin anlıyor halinden insanin
metin nedir senin niyetin
kap bakalım abine bir taze ekmek biraz zeytin
bu aksam yine odamda efkar var
anlarsın ya metin adamın halinden adam anlar

kantar
19-07-2006, 10:24
Ağustos Çıkmazı

Beni koyup koyup gitme, n'olursun
Durduğun yerde dur
Kendini martılarla bir tutma
Senin kanatların yok
Düşersin yorulursun
Beni koyup koyup gitme, n'olursun

Bir deniz kıyısında otur
Gemiler sensiz gitsin bırak
Herkes gibi yaşasana sen
İşine gücüne baksana
Evlenirsin, çocuğun olur
Beni koyup koyup gitme, n'olursun

Elimi tutuyorlar ayağımı
yetişemiyorum ardından
hevesim olsa param olmuyor
param olsa hevesim
yaptıklarını affettim
seninle gelemeyeceğim Attilâ İlhan
beni koyup koyup gitme, n'olursun.


Attilâ İlhan

cavit
20-07-2006, 06:14
D A M L A

Denize bakınca yürekleniyorum

Bir dalga, bir dalga daha…

En uçta ak bir çiçek oluyorum,

acımasızca yok olsam da,

mavilikleri öpüyorum.



Denizlerde bir damla sevmiyorum

Damlalarda deryalaşıyorum.

cavit
20-07-2006, 06:15
İ Z

Hadi gel de geç bakalım,

kirlet o beyazlığı

ardında iz bırakmadan

cavit
20-07-2006, 06:16
K A R A S I…

Söyleyemedim ama,

duvarlara yazdım ya,

seni sevdiğimi

kömür karasıyla…

cavit
20-07-2006, 06:17
BENİM BULUTLARI SARIDIR…

Benim bulutlarım sarıdır kimse karışamaz

Gökyüzüm pembe

Ve ağaçlarım mavidir

Ve toprağım beyaz

Onlar benimdir kimse karışamaz

Benim nehirlerim yeşildir

Okyanuslarım kırmızı

Kendi dünyamda renkleri ben boyarım

Gün olur geceleri beyaz

Gün olur gündüzleri siyah yaparım

Gözlerimi kapadığımda gördüklerim

Açıkken baktıklarımdan daha gerçektir hem de

Ben güneşimi batıdan doğarken görürüm bazen

Ve bazen de gün ortasında ay doğar

Benim gözlerim kapalıdır gördüğümde

Ve açmayan çiçek yoktur düşlerimde

cavit
20-07-2006, 18:53
gitti

şimdi bir mevsim değil

koskoca bir hayat girdi aramıza

biliyorum

artık ne sen geri

dönebilirsin bana

Ne de ben kapıları

açabilirim sana

cavit
20-07-2006, 18:56
BEKLEMEYİN



Bazen bir bulut girerse güneşle aranıza

ve gün gece gibi olursa

beklemeyin sakın

rüzgara çağrı çıkarın

cavit
20-07-2006, 18:58
İSTERİZ



Birgün gözlerimizi kapadığımızda

dudaklarda bir türkü kalsın isteriz,

dalından hemen koparılmış bir gül canlılığında

…Ve ölümsüz sevdamız…

Mısralarımız.

Olsa da olur,

olmasa da olur mezarımız

cavit
20-07-2006, 21:29
OLMAZ



Size de olur mu bilmem

bazen içim içime sığmaz

Doluya korum olmaz

boşa korum olmaz

Bana olanlar olur

kimse farkına varmaz.

cavit
20-07-2006, 21:30
GÜLÜMSE

Güneşi gördün mü

gülümse,

sonra kar yağacağını bilsen bile

yosun
20-07-2006, 22:45
gençlik çağıldarken
yatağında düşlerin
hiçliğin darağacında
sallandı yaşam...

Bahar Ş. Gülşen

yosun
21-07-2006, 23:19
karanlık bastı
darağacında yaşamlar
soldu güller tek tek
bölük pörçük sevdalar

elde var hiç...

Bahar Ş. Gülşen

baron11
22-07-2006, 10:13
YIKANSAM SENİNLE

kelebekleri bilirsin sen..
incecik kanatları benekli..
pervane olurlar ışık başlarında,
çiçek yapraklarında...

ben
en mavisini severim ama,
beyazına da tutkunum; sana benzediği için..
kara benekleri kara gözlerin gibidir;
aşk taşır uzaklara...
benden alır sana getirir,
senden alır bana getirir,
zamanı sorma!
zaman bahar değilse değil.

oysa ben,
hep hazana takılan aklımın
şaşkınlığını yaşarım bahara dokunuşlarımda..
sana dokunuşlarımda sevgili! ..

‘neden şimdi? ’ desem, yanıt bulamam ki! ..
bulsam da fark etmez nasılsa,
çünkü sana öyle alıştım ki,
çünkü sana öyle vurgunum ki! ....
ne baharı hesaplayacak zaman,
ne de,
hazanı solduracak güneş gelir aklıma; unuturum! ..
bir seni unutmam!

yüreğime usulca girişindeki süzülüşü,
dudağıma astığın gülüşü,
umuda açtırdığın çiçeği unutmam...

arkası yarınları eskiden de severdim ben,
şimdi daha iyi anladım, hala seviyormuşum...
çünkü umut taşıyan bir yanı vardı bunun.
benim sana kavuşmam umudu gibi!
'yarın 'deyip gülsem de şimdi,
ağzıma küfrünü iliştirdim sensizliğin:
vaz geçemediğim sevgili!

yalandı bu işte!
ben hiç sensiz değildim ki..
hep benimle oldun sen! ..
hep bendeydin, kimseye benzemeden..
hep ‘hiç kimseydin’ bende ki! :
korkularımda yüreğim,
acılarımda afyonum,
hüzünlerimde gözyaşım,
sevinçlerimde müjdem,
yıkılışlarımda direğim,
uzaklarımda yolum,
özlemlerimde elim,
sevdalarımda koynum oldun ısındığım..
teşekkür ederim sevgili! ...

şimdi gece!
ve ben karanlığı bile sever oldum seninle..
çünkü;
korkularımı unutuyorum,
çünkü;
bitiyor yalnızlığım,
çünkü;
yıldızları topluyorum,
çünkü;
seni severken çoğalıyorum...
sokakta yürüyoruz işte: el ele...
sofrada yan yanayız,
yatakta göz göze....
ister bir çöle serilmiş olsun yatağımız,
ister bir denize...fark etmez ki! ..

her seferinde,
tutamadığım bir pırıltı sıyırıp gider bedenimi..
serap olur,
yakamoz olur uzak denizlerde...
ah! ..bir binebilsem gemilere...
FORA! ...diye bağırsam,
susuverse martılar...
balıklar değse ellerime;
senden kalkıp bana yalpalanan yüzüşlerinde...
kayıp gitseler diplere doğru...

birde,
utanmasam cümle alemden!
yıkansam, yıkansam, yıkansam...
seninle! ...

Tayyibe Atay

yosun
22-07-2006, 11:35
sensizliğin sersemliğinde
sendelerken yaşam
ufukta açan gülü
düşlemek bile güzel.

Bahar Ş. Gülşen

baron11
22-07-2006, 20:22
Anlatamam Ki

bir an,
bir ağaç devriliyor içimde
binlerce kuş havalanıyor...
kapatıp gözlerimi, seni düşünüyorum!
yüreğimi verdim onlara,
sana getirecekler.
bir an,
sular düşüyor uçurumlarıma
aşklar parçalanıyor...
susamış çiçekler geliyor aklıma
bozkır uzuyor...
beni bekliyorsun orada,biliyorum
içim bir hoş,bir hoş oluyor! ..
bir an,
bir orman yanıyor rüzgarda
bir ağaç diriliyor...
gene konmuş kuşlar dallarına
bana gülüyor.
yeniden yıkılmayı bekliyor ağaç,
baltası sevgim olsun istiyor...

Tayyibe Atay

ırmak
23-07-2006, 20:56
Bir Gün Anlarsın
Uykuların kaçar geceleri
Bir türlü sabah olmayı bilmez
Dikilir gözlerin tavanda bir noktaya
Deli eden bir uğultudur başlar kulaklarında
Ne çarşaf halden anlar, ne yastık
Girmez pencerelerden beklediğin aydınlık
Kapanır yatağına çaresizliğine ağlarsın
Onun unutamadığın hayali
Sigaradan derin bir nefes çekmişcesine dolar içine
Sevmek ne imiş bir gün anlarsın
Bir gün anlarsın aslında her şeyin boş olduğunu
Şerefin, faziletin, iyiliğin, güzelliğin
Gün gelir de sesini bir kerecik duymak için
Vurursun başını soğuk taş duvarlara
Büyür gitgide incinmişliğin, kırılmışlığın
Duyarsın

Ümit Yaşar Oğuzca

baron11
23-07-2006, 23:25
Toplan Gidiyoruz Ey Kalbim

Haydi toplan akşam oldu
vakit doldu
toplan gidiyoruz ey kalbim
kırkikindi yağmurlarına kalamam
kaldıramam bunca ağrıyı, ihaneti
biliyorum kirlenmiş hiç bir bakışta, yer yok bana
bu yüzdendir ceylanlara küsmüşlüğüm
sevdalara küsmüşlüğüm bu yüzden
bir gül yaprağı bulup sarmak için yaramı
alıp götür beni buralardan
içimdeki cesetleri çiğneyerek
kalbimdeki mahşere

bak akşam
vakit tamam
dürüp ömrümün defterini
Toplan gidiyoruz ey kalbim

yorgunum
bir sonbahar ezgisi gibi bekleyemem son yaprakta
sevgisi iğdiş edilmiş tarihlere koma beni ey kalbim
bak güz yağmurları iniyor acılar ve ihanetler üstüne
çırılçıplak ve sevgisiz kalmış bir şiirim
kimsesiz bir kış sokağında

ne gülen gözleri menekşelerin avutuyor beni
ne de munzur bakışlı cerenler
al götür beni buralardan ey kalbim
geçtiğim tüm kıyılara kırık gözyaşlarımı
ince duygularımı bırakarak
ve kırarak aynalarını hüzünlü bakışlarımın
artık hiç bir sevince yakışmıyor yüzüm

baharlara geç kalmış, yorgun ve yaralı bir yolcuyum
heybemde türküleri unutulmuş bir şafağın yalnızlığı
geçtiğim bütün kıyılara gözyaşı yağdırıyorum

bütün dinlerden kovsunlar beni
bütün ülkelerden
bütün yüreklerden kovsunlar
hangi tanrıya sığınsam yaramın merhemi yok

biliyorum kirlenmiş hiç bir bakışta, yer yok bana
bu yüzdendir ceylanlara küsmüşlüğüm
sevdalara küsmüşlüğüm bu yüzden
yeni bir gül yaprağı bulup sarmak için yaramı
sevdalı bir kuş yükleyip acılarımı kanatlarıa
alıp götürsün beni buralardan
içimdeki ölüleri çiğneyerek
kalbimdeki mahşere

hamuru çürümüş dostluğun, vefanın, aşkın
vefasız mevsimlere bırakma beni ey kalbim
ağlatma beni sevda kapılarında
kahpe kapılarında eğme boynumu
kurşunlar sıkılsada canevime
çiğnetme yoksulluğumu ayaklar altında
bırak başım dik, içim ezik kalsın
onurlulara mahsus bir makamda ağırla beni
satılmışlığın, alçaklığın, ihanetin ortasında koma

biliyorum bu düş sığmaz kirlenmiş sokaklara
bu sevda sığmaz
bakmayın gözlerime
nasıl saklarım yüreğimdeki incinmişlikleri
kınalı bir kelebek konunca saçlarıma

ah! benimde hayallerim vardı
baharlarım vardı yazlarım vardı
kuşlar uçup gitti yüreğimden
gökyüzüm yaralı kaldı
bir isyan giydirip gözlerime
dipsiz uçurumlara yuvarladım umutlarımı

aşk diyordum talan oldu, yalan oldu ömrüm
tınısı kırık bir keman sızısıyım artık
yok gideceğim başka bir kapı
haydi toplan vakit tamam
toplan gidiyoruz ey kalbim
boşalsın ince duygularımın sırtındaki yük

paranın sevgiye ihanetini gördüm
insanın önünde diz çöküp ibadetini
dünler harabe, yarınlar umut değil
hüznün neresinden dönsem, kırgınım
öpmeye uzandığım bütün dudaklar frengili

Nuri CAN

yosun
23-07-2006, 23:33
Vakit çok geç deme sakın
Goncalar açmazmış
Üstelik
Güz yağmurları bastırırmış
Umurumda mı...

Bahar Ş. Gülşen

Çetin Sürel
23-07-2006, 23:34
seni unutmak çok zor
yapraklar sallandığındasaçlarını
güneş parladığında gözlerini
kar yağdığında yanaklarını
yeşiller üstünde ellerinin yumuşaklığını
aynaya baktığımda çaresizliğimi görüyorum
1992 çetin sürel...

baron11
24-07-2006, 15:01
Ayrılığın Hediyesi

Şimdi saat sensizliğin ertesi
Yıldız dolmuş gökyüzü ay aydın
Avutulmuş çocuklar çoktan sustu
Bir ben kaldım tenhasında gecenin
Hiç uyumamış bir-ben

Şimdi gözlerime ağlamayı öğrettin
Ki bu yaşlar
Utangaç boynun kolyesi olsun
Bu da benim sana
Ayrılırken hediyem olsun

Soytarılık etmeden güldürebilmek seni
Ekmek çalmadan doyurabilmek
Ve haksızlık etmeden doğan güneşe
Bütün aydınlıkları içine süzebilmek gibi
Mülteci isteklerim oldu biliyorsun
Şimdi iyi niyetlerimi bir bir yargılayıp
asıyorum
Bu son olsun, Bu son olsun....
Şimdi saat yokluğunun belası
Sensiz gelen sabaha günaydın
İşi gücü olanlar çoktan gittiler
Bir ben kaldım voltasında gecenin
Hiç uyumamış bir-ben
Kafamı duvara vurmadan tanıyabilmek seni
Beyninin içindekilerini anlıyabilmek
Ve yitirmeden yüzündeki anlık tebessümü
Bütün saatleri öylece dondurabilmek için
Çıldırasıya paraladım kendimi
Lanet olsun
Artık sigarayı günde üç pakete çıkardım
Olsun gözüm olsun
Ne olacaksa olsun !


Yusuf Hayaloğlu

yosun
24-07-2006, 17:11
susadım erken kokuna
güle güle derken daha
başka türlü sarsılırım
kurşuni akşamlarda...

Bahar Ş. Gülşen

baron11
25-07-2006, 09:40
Yaşadıklarımdan Öğrendiğim Bir Şey Var


Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:
Yaşadın mı, yoğunluğuna yaşayacaksın bir şeyi
Sevgilin bitkin kalmalı öpülmekten
Sen bitkin düşmelisin koklamaktan bir çiçeği

İnsan saatlerce bakabilir gökyüzüne
Denize saatlerce bakabilir, bir kuşa, bir çocuğa
Yaşamak yeryüzünde, onunla karışmaktır
Kopmaz kökler salmaktır oraya

Kucakladın mı sımsıkı kucaklayacaksın arkadaşını
Kavgaya tüm kaslarınla, gövdenle, tutkunla gireceksin
Ve uzandın mı bir kez sımsıcak kumlara
Bir kum tanesi gibi, bir yaprak gibi, bir taş gibi dinleneceksin

İnsan bütün güzel müzikleri dinlemeli alabildiğine
Hem de tüm benliği seslerle, ezgilerle dolarcasına
İnsan balıklama dalmalı içine hayatın
Bir kayadan zümrüt bir denize dalarcasına

Uzak ülkeler çekmeli seni, tanımadığın insanlar
Bütün kitapları okumak, bütün hayatları tanımak arzusuyla yanmalısın
Değişmemelisin hiçbir seyle bir bardak su içmenin mutluluğunu
Fakat ne kadar sevinç varsa yaşamak özlemiyle dolmalısın

Ve kederi de yaşamalısın, namusluca, bütün benliğinle
Çünkü acılar da, sevinçler gibi olgunlaştırır insanı
Kanın karışmalı hayatın büyük dolaşımına
Dolaşmalı damarlarında hayatın sonsuz taze kanı

Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:
Yaşadın mı büyük yaşayacaksın, ırmaklara, göğe, bütün evrene karışırcasına
Çünkü ömür dediğimiz şey, hayata sunulmuş bir armağandır
Ve hayat, sunulmuş bir armağandır insana.

Ataol Behramoğlu

yosun
25-07-2006, 21:59
kırkikindi yağmurlarında
yıkarım yüzümü her dem
kan düşer güle
gittiğin vakitlerde

beklerim...

Bahar Ş. Gülşen

baron11
25-07-2006, 22:18
Hayat Gül Kokulu Bir Sağanak yine

gözlerimin önünde ıslak dağların kabaran yalnızlığı
ne varsa uçurumlar eşiğinde
hüzünlerle yalpalayan ne varsa
gözlerimin önünde

ve hayat gül kokulu bir sağanak yine
bir şeyler anlatmak istiyor hayat
ve alıp götürmek bir şeyleri kurt sofralarına
gün batıyor
gün batıyor bukağısı paslı bir sevinç oluyor yalnızlığım

unutuyorum sevgilim suretini
durgunluğun “niçin”di unutuyorum

gün batıyor ürkek yıldızlar dolanıyor yalnızlığıma
umurumda değil ne yağmur ne ayaz
ne de kerpiç kokusu havada
unutuyorum/sabaha/kadar/ gün batıyor
sonra bir akasyayı okşuyor gözlerim
geciken sabahlara koşuyor kuşlar
gözlerimin önünde
ve hayat gül kokulu bir sağanak yine

Yılmaz Odabaşı

http://img378.imageshack.us/img378/8915/x1pnprgmi5o53rosolwz6rhlwth5bsmtdx2obgruv8a0anftot ldlsj8.gif

ırmak
26-07-2006, 22:10
Mutluluğu çoğumuz uzaklarda ararız…
Oysa mutluluk yanı başımızda keşfedilmeyi bekliyor…
Zira onu kanıksamışız.Kanıksadığımız için de ıskalamışız.
Mutluluk ,kazandıklarımızda ,yahut kaybettiklerimiz de değil ,içimizdedir...
Mesela, mutluluk, sıcak bir ’’merhaba’’ sesidir.
Mutluluk, bebeğimizin kokusu, ya da çocuklarınızın
Tebessümüdür…
Mutluluk, gülümseyerek eve giren eşe ’’hoş geldin sevgilim’’ demek, ya da getirdiği gonca gülü öpüp sunmasını gözlemektir…
Mutluluk, hayatı pozitif açılardan da görmeyi başarmaktır…
Mutluluk, alınan her nefesin bir ‘’ikram-ı ilahi’’olduğunu bilmektir…
Mutluluk, tüm mevsimleri sundukları güzelliklerle birlikte algılayıp Yaşamaktır…
Mutluluk,pencere kenarına serpiştirilen ekmek kırıntılarını yiyen Güvercinleri seyretmektir…
Mutluluk, hayatın tümünü koklar gibi koklanan bir çiçektir…
Mutluluk, her gülde Muhammed\'le buluşma becerisidir.
Mutluluk,eldekini-avuçtakini başkalarıyla paylaşmaktır…
Mutluluk,sadece engelli biriyle karşılaşıldığı zaman değil, kendi vücudundaki büyüleyiciliği her zaman fark etmektir…
Mutluluk, menfaatsiz ve hesapsız sevmektir…
Mutluluk, ’’bana Allah yeter’’ diyerek Allah a teslim olabilmektir, her şartta şükredebilmektir…
Mutluluk, güneşin ve yağmurun aynı derecede önemli olduğunu kavrayıp güneşe de, yağmura da sevinebilmektir…
Mutluluk, hayat karşısında her an taze heyecanlar duymaktır…
Unutmayınız ki, sizin mışıl mışıl uyuduğunuz saatler de binlerce kişi can çekişiyor ve ölüyordu.Böyle bir gecenin sabahında sağ olduğunuz için mutlu olun ve gülümseyin ve şükredin…
Unutmayınız ki, sizin mışıl mışıl uyuduğunuz saatler de binlerce kişi ağrılar için de hastanelere kaldırılıyordu.
Onlardan biri olmadığınız için mutlu olun ve gülümseyin ve şükredin…
Unutmayınız ki, sizin mışıl mışıl uyuduğunuz saatler de dünyanın muhtelif yerlerin de sel,deprem,fırtına vardı.
Binlerce yere yıldırım düşüyordu. Bu felâketlerden
korunduğunuz için şükredin, mutlu olun ve gülümseyin…
Ve şükredin…
Her şeyden evvel, insan olarak yaratıldığınıza ve
yaşatıldığınıza şükredin, mutlu olun ve gülümseyin…

yosun
26-07-2006, 23:05
tutmak için kıyısından
çok sebep var artık
yaşamın heyhat
yiten gençliğim...

Bahar Ş. Gülşen

baron11
27-07-2006, 12:27
Ağlamak için gözden yaş mı akmalı?

Ağlamak İçin Gözden Yaş mı Akmalı?
Dudaklar gülerken, insan ağlayamaz mı?
Sevmek için güzele mi bakmalı?
Çirkin bir tende güzel bir ruh, kalbi bağlayamaz mı?
Hasret; özlenenden uzak mı kalmaktır?
Özlenen yakındayken hicran duyulamaz mı?
Hırsızlık; para, malmı çalmaktır?
Saadet çalmak, hırsızlık olamaz mı?
Solması için gülü dalından mı koparmalı?
Pembe bir gonca iken gül dalında solmaz mı?
Öldürmek için silah, hançer mı olmalı?
Saçlar bağ, gözler silah, gülüş, kurşun olamaz mı?

Victor Hugo

yosun
29-07-2006, 01:33
canımdan can kopardın yine savaş
sen ki sadece ölümle arkadaş
bir gün daha battı
geriye bir dul, iki de yetim kaldı...

(Şehit Jan.Bnb. Adil Karagöz'ün anısına)

Bahar Ş. Gülşen

yosun
29-07-2006, 01:37
barış diye diye
savaşmak niye?
yeter artık sevdiklerimi
alma benden savaş...

Bahar Ş. Gülşen

baron11
29-07-2006, 07:13
TERÖRiSTLER ORTASINDA, SON KUŞ SESLERİ

Otobüsümüz durdurulup
indirildik yollarda
Ellerinde keleş
ve gözlerinde öfke
Yürüdük, onlar arkada
biz se önde
Yanıbaşımızdaydı işte
uzaklardaki endişe.

'Bizi öldürecekler' dedi
Saklarken kimliğini
genç bir anne, kucağında bebeği
Anladım ki eşi polis.

Yarın kitabım çıkacaktı,
Oysa bu gün içimde ölümcül his.

Karla kaplı dağlarda
çiçek aradım boşuna
takmak için
keleş namlusuna
Korkuyordum ölmekten,
dualar istedim
kuştan, böcekten.

İncitmediğim karıncalar,
girerken koluma
Bir daha tarttım kendimi
hazır gibiydim
son yolculuğuma.

Vagon vagon geçiyordu
hatıralarım,
güzel günlerim,
pişmanlıklarım.

Ayırmak için bizi,
cellatların önüne
Kimliğimi ararken
içlerinden biri
bulunca şiirlerimi
hatırladı beni.
Diğerlerine gösterdi;
'Hiç aleyhimizde yazmazdı' dedi,
'Hatta sever bizleri'

Oysa ben severdim herşeyi
ve yaratılmış herkesi.
Sevmediklerim ise ya egoist
ya teröristti.

Ve bir terörist,
şefkat gösterip bana,
ayırdı cellatların uzağına.

Şimdi, bu ümide sarılırken, utançla
Yaşama, merhaba demek için, yeniden
kaldırıp gözlerimi yerden
bakmak istedim uzağa,
çok uzağa
O anda, bir çocuk sesiyle hissettim
içimde hâlâ atan yüreği..
Ve gözgöze geldik;
Kucağında çocuğuyla bakan,
...... o polis eşiydi.
Son kez bakıp kuşlara, ağaçlara
Veda edip ümit dolu şarkılara
yürüdüm...yürüdüm yanlarına
Şaşkın bakışları altında bir celladın,
Ve..Parmaklar uzanırken tetiğe
Vardım hak ettiğim o güzel yere.
Aldım, çocuğu kucağıma
son anında gülsün diye
Masallar anlattım...masallar...
hatırlayıp yavrumu,
'Yavrum ' diye.

Dağ başında, bir kuşların sesi,
bir de benim.

Bekledik dakikalarca,
Bölsün diye kurşun sesi
bekledik bekledik
gelmedi
...sesim bitti, masal bitti..
Dönüp baktım
teröristler insan olup gitti...


Ahmet Ünal ÇAM

baron11
29-07-2006, 10:50
ÜŞÜDÜĞÜMDEN DEĞİL



uzuyor zaman

bir ben biliyorum

gecelerin ne bitmez olduğunu

bir de yatalak hastalar

yorgun bir gam türküsü bana artakalan

üzerinde uyanıp durduğum sarı yapraklardan

o uzayan gecelerde

fırtınalar dallarını kırıyor ağaçların

bir at can çekişiyor önümde

sanki kıyamet kopuyor

çocuklar annelerine,

anneler çocuklarına koşuyor.

uzuyor geceler

üşütüyor geceler

ürkütüyor geceler

kar kefenlerken bedenimi

hayır,

üşüdüğümden değil titremem

kar yağdı diye değil!

gece gündüze dönerken

kanatmayıp yakıveren hançerden



ve sonra sabah oluyor.

bir minibüse biniyor,

herhangi bir durakta iniyorum.

yollara düşüyorum

sakınmıyorum ayaklarımı su birikintilerinden

sakınmıyorum kalbimi su birkintilerinden

parklarda, bahçelerde duruyor

boyacı çocuklara

efsunlu hikayeler anlatıyorum.

bir deli nem yürüyor hikayelerden,

sokağının kaldırımlarından,

nar ağaçlarından.

siliyorum parmak izlerini gözlerimden,

vapurlardan, iskelelerden, sandalyelerden

bembeyaz karlar gibi

düşüyorum gökyüzünden

hayır!

üşüdüğümden değil titremem

kar yağdı diye değil!


Nebi KAYA

Sinek Vale
29-07-2006, 11:22
Karıma Mektup 33-11-11 Bursa Hapisane

Bir tanem!
Son Mektubunda:
"Başım sızlıyor yüreğim sersem!" diyorsun.
"Seni asarlarsa, seni kaybedersem," diyorsun,
"yaşayamam!"

Yaşarsın, karıcığım,
kara bir duman gibi dağılır hatıram rüzgarda;
yaşarsın, kalbimin kızıl saçlı bacısı,
en fazla bir yıl sürer
yirminci asırlılarda ölüm acısı.

Ölüm
bir ipte sallanan bir ölü.
Bu ölüme bir türlü razı olmuyor gönlüm.
Fakat
emin ol ki, sevgili,
zavallı bir çingenenin
kıllı, siyah bir örümceğe benzeyen eli
geçirecekse eğer ipi boğazıma,
mavi gözlerimde korkuyu görmek için
boşuna bakacaklar Nazım'a!

Ben,
alacakaranlığında son sabahımın
dostlarımı ve seni göreceğim,
ve yalnız
yarı kalmış bir şarkının acısını toprağa götüreceğim...

Karım benim!
İyi yürekli,
altın renkli,
gözleri baldan tatlı arım benim;
ne diye yazdım sana istendiğini idamımın,
daha dava ilk adımında
ve bir şalgam gibi koparmıyorlar kellesini adamın.

Haydi bunlara boşver.
Bunlar uzak bir ihtimal.
Paran varsa eğer
bana fanila bir don al,
tuttu bacağımın siyatik ağrısı.
Ve unutma ki
daima iyi şeyler düşünmeli bir mahpusun karısı.

Nazım Hikmet Ran

Sinek Vale
29-07-2006, 11:32
Cenaze Merasimim

Bizim avludan mı kalkacak cenazem?
Nasıl indireceksiniz beni üçüncü kattan?
Asansöre sığmaz tabut,
merdivenlerse daracık.

Belki avluda dizboyu güneş ve güvercinler olacak,
belki kar yağacak çocuk çığlıklarıyla dolu,
belki ıslak asfaltıyla yağmur.
Ve avluda çöp bidonları duracak her zamanki gibi.

Kamyona, yerli gelenekle,yüzüm açık yükleneceksem,
bir şey damlayabilir alnıma bir güvercinden; uğurdur.
Bando gelse de, gelmese de çocuklar gelecek yanıma,
meraklıdır ölülere çocuklar.

Bakacak arkamdan mutfak penceremiz.
Balkonumuz geçirecek beni çamaşırlarıyla.
Ben bu avluda bahtiyar yaşadım bilemediğiniz kadar.
Avludaşlarım, uzun ömürler dilerim hepinize...

Nisan 1963

Nazım Hikmet Ran

Sinek Vale
29-07-2006, 11:48
Bir Acayip Duygu

Mürdüm eriği
çiçek açmıştır.
— ilkönce zerdali çiçek açar
mürdüm en sonra —
Sevgilim,
çimenin üzerine
diz üstü oturalım
karşı-be-karşı.
Hava lezzetli ve aydınlık
— fakat iyice ısınmadı daha —
çağlanın kabuğu
yemyeşil tüylüdür
henüz yumuşacık...
Bahtiyarız
yaşayabildiğimiz için.
Herhalde çoktan öldürülmüştük
sen Londra'da olsaydın
ben Tobruk'ta olsaydım, bir İngiliz şilebinde yahut...
Sevgilim,
ellerini koy dizlerine
— bileklerin kalın ve beyaz —
sol avucunu çevir :
gün ışığı avucunun içindedir
kayısı gibi...
Dünkü hava akınında ölenlerin
yüz kadarı beş yaşından aşağı,
yirmi dördü emzikte...
Sevgilim,
nar tanesinin rengine bayılırım
— nar tanesi, nur tanesi —
kavunda ıtrı severim
mayhoşluğu erikte ..........»

........ yağmurlu bir gün
yemişlerden ve senden uzak
— daha bir tek ağaç bahar açmadı
kar yağması ihtimali bile var —
Bursa cezaevinde
acayip bir duyguya kapılarak
ve kahredici bir öfke içinde
inadıma yazıyorum bunları,
kendime ve sevgili insanlarıma inat.

Nazım Hikmet Ran

baron11
29-07-2006, 19:17
Gülüm

/ sen / yastığından kokum silinmeden daha,
yaban güllerinde aradın sevgiyi gülüm,
mevsimimi sırtından vurup da giderken,
hazana döndü baharım gülüm..

/ ben / mevsimsiz sevişmelerin hüzün tadında,
silemedim saçlarımdan kokunu gülüm,
sahte mevsimlere gel-git ler sürerken,
her parçam başka yerde dağıldım gülüm..

hasretindir tenimi yakıp kavuran,
avutamadım yokluğunu çaresizim gülüm,
insafsız gecelerin zalim yalnızlığında,
sensiz, mevsimsiz ölüyorum gülüm..

Bahar Ş. Gülşen

minnosh
29-07-2006, 20:34
Allah Diyene

Her şey, her şey şu tek müjdede;
Yoktur ölüm, Allah diyene
Canım kurban, başı secdede,
İki büklüm, Allah diyene

Akıl, kırık kanadı hiçin;
Derdi gücü 'nasıl' ve 'niçin'...
Bağlı, perçin üstüne perçin,
Benim gönlüm Allah diyene...
Şair : Necip Fazıl Kısakürek

yosun
29-07-2006, 23:15
resmigeçidinde
sırayla geçerken yıllar
türübünlerdeki güruh
sadece alkış tutar

çık da bir bak sıradan...

Bahar Ş. Gülşen

yosun
29-07-2006, 23:16
sandaldaki gençlik
dalgalanır durur
dolunaylı gecelerde
ruhum başka sarhoş.

Bahar Ş. Gülşen

yosun
29-07-2006, 23:17
soldu kokusu gülün
bırakıp gittiği gün
kim bilir ne vakit gelecek
bir dahaki mutluluk...

Bahar Ş. Gülşen

yosun
29-07-2006, 23:19
dikende tomurcuk gül
yağmur zamanıydı
döküldü yapraklar
güle güle derken

Bahar Ş. Gülşen

yosun
29-07-2006, 23:21
susadım erken kokuna
güle güle derken daha
başka türlü sarsılırım
kurşuni akşamlarda

Bahar Ş. Gülşen

yosun
29-07-2006, 23:22
aşk bulaştı güle
binbir sancıyla
patladı tomurcuk sevgiye

her gidişi bülbülün
akıllara ziyan ölüm nafile...

"doğum günüm bana geldiğin gündür"...

Bahar Ş. Gülşen

pride
29-07-2006, 23:28
ahh kafam iyi
içim ise kötü ,
hayatsa hem iyi hem kötü,
oglum yürüyor yahşi yahşi

pride

bourbon
30-07-2006, 01:02
ahh kafam iyi
içim ise kötü ,
hayatsa hem iyi hem kötü,
oglum yürüyor yahşi yahşi

pride


len prıde saır olacan sonunda...
bıraz daha calıs...
sen basarana kadar bızım aslan kosmaya baslar...:gulen: :D

bourbon
30-07-2006, 01:10
Bir nehir yatağını bulsun
Kar düşsün dağlarına
Ceylanlar suya insin
Sesime bakıp da ağlıyorum sanma
Beni özleyince böyle olsun biraz da
Bir tren kalksın gardan
Bir vapur limandan
Martılar sırf haytalığına konsun dumanına
Sarışın çocuk taze simit satsın
O kırgın sesinden damlayan
Bir gül değsin avuçlarına...

İbrahim Sadri

bourbon
30-07-2006, 01:18
buradan gunes kadar cok sevdıgım bır agabeyıme....


yelkenler bıcılecek
yelkenler dıkılecek
daglardan cekıldıler
kalyonlar cekılecek

elde sensın
dılde sen
gonuldesın basdasın
Fatıhın Istanbulu fetettıgı yasdasın...

delıkanlım ısaret
aldıgın gun Atamdan
yuruyeceksın mıllet
yuruyecek arkandan
sana selam getırdım
Ulubatlı Hasan dan...

yelkenler bıcılecek
yelkenler dıkılecek
daglardan cekıldıler
kalyonlar cekılecek

Sinek Vale
30-07-2006, 11:11
Bir Cezaevinde Tecritteki Adamın Mektupları 'ndan

III

Bugün pazar.
Bugün beni ilk defa güneşe çıkardılar.
Ve ben ömrümde ilk defa gökyüzünün bu kadar benden uzak
bu kadar mavi
bu kadar geniş olduğuna şaşarak
kımıldanmadan durdum.
Sonra saygıyla toprağa oturdum,
dayadım sırtımı duvara.
Bu anda ne düşmek dalgalara,
bu anda ne kavga, ne hürriyet, ne karım.
Toprak, güneş ve ben...
Bahtiyarım...

Nazım Hikmet Ran

Sinek Vale
30-07-2006, 11:18
Şeytan

Anadolu'da bir köy
Köyün içinde bir ev
Evin içinde bir adam
Adamın içinde bir şeytan
Kezban... Kezban

Nevzat Üstün

Sinek Vale
30-07-2006, 11:20
Kezban

Baktım ki Kezban gidiyor elden
Baktım ki işin sonu kötü
Deh dedim aklımın eşeğine
Usulünce yürü

Nevzat Üstün

Sinek Vale
30-07-2006, 11:28
Sunu

İlle görmek için mi beklenir güzel günler
Beklemek de güzel

Arif Damar

Sinek Vale
30-07-2006, 11:37
Boynumun Borcu

Leman Hanım
Size bir şiir borcum vardı ya
İşte onu ödüyorum

Metin Eloğlu

Sinek Vale
30-07-2006, 11:44
Fotoğraf

Durakta üç kişi
Adam kadın ve çocuk

Adamın elleri ceplerinde
Kadın çocuğun elini tutmuş

Adam hüzünlü
Hüzünlü şarkılar gibi hüzünlü

Kadın güzel
Güzel anılar gibi güzel

Çocuk
Güzel anılar gibi hüzünlü
Hüzünlü şarkılar gibi güzel

Cemal Süreya

kantar
30-07-2006, 11:50
Üç Hayat ve Bir Kadın


Seni şiirle kısaltmak zor
Sen yaşam gibisin
Engin uçsuz bucaksız...

Kırk yıllık ömre üç ayrı hayat sığdırmışsın
Kavgalar meydanlarda korkusuzca
Gözü kara atılmışsın ön saflara
Babasının nazlı kızı
Kendini adamış bu yollara.

Sevdalar yaşamış
Büyük kavgası gibi
Bir zamanlar sevmiş bir adamı
Adam sanki masallardan çıkmış beyaz atlı prens

Mutluluk sanmış yaşadıklarını
Her şey önüne serilmiş mal, mülk, para

Rüyadan uyanmış sonra
Demiş bu bir kâbus
Bu ben değilim!

Aramaya koyulmuş kendini
Yine meydanlarda yine ön saflarda
Bu fırtınanın ortasında bulmuş onu

Gerçek aşk

Kavgası gibi büyük
Kavgası gibi yüce
Aşk engel tanımazmış
Engelleri devirmiş bir bir
Güneşe gerek yok!

Gözlerindeki ışık aydınlatır ısıtır
Olmuş dünyayı
Belki de kıskanmış doğa bu mutluluğu
Ay ve güneş sönük kalmış çünkü.

İşte bu nedendendir belki de
Baharda çiçekler açacakken
Kara kış gelmiş inadına
Kâbus gibi günler
Gözyaşları sel olmuş denizlere karışmış

Ve farkına varmış ki
Onun da bir Deniz'i varmış...

Deniz ışık ışık
Deniz dalga dalga sarmış onu
Ve Deniz'e öyle bağlanmış ki
Deniz onun büyük kavgaları
Deniz onun büyük aşkları olmuş.

Bir tarafında karanlık
Bir tarafında uçsuz bucaksız Deniz
Karanlığa bir perde çekmiş...

Ve bir gün bu perde yeniden aralanmış
Yine kâbuslar...

Bir gün aniden
Bir ışık belirmiş nur gibi
Ne olduğunu bilmeden uzanmış ona doğru
Yüreği yeniden çırpınmaya başlamış
Yaşam vermiş ona.

O bir yaşam, o bir can
O bir muratmış
Dilek ağacına bağlanan...


"Filiz'e..."

kantar
30-07-2006, 11:52
Dağın Ardındaki Yıldız

Şu dağın ardında bir yıldız saklı dediler
Koskoca yükü üstüme yüklediler
Yıldızın adı aşkmış meğer
Yüzüme gülerken bunu söylediler.

Her adımda yolumdan bir taş kaydı
Zirve gözümde pek bir uzak kaldı
Ne zor bir yolculukmuş bu sana
Tadamadım suyundan kana kana.

Taze açmış çiçekler buldum yolunda
Saklı dediler kokun onda
Koparmaya kıyamadım dalından
Eğilip kokladım yeni açmış salkımından.

Boğazımı yakan bu kokuda nedir
Kokladıkça koklayasım gelir
Bu çiçek uğruna değil bir gün
Koca bir ömür verilir.

Adı neymiş bu çiçeğin dersin
Aşık olmayan adın bilmez
Derde düşen beri gelsin
Sor şu biçareye de sana cevap versin.

Hani yar gülerde herkese bir sana gülmez
Derdi var dersin, derdin söylemez
Tek bir söz ,tek bir hece beklersin
Sanki derman, aman nedir bilmez.

Bildin mi şimdi ey halden anlamaz
Koklamayı bilirsen boğazın yakmaz
Hani dedim ya tek bir hece tek bir söz
O güzel çiçeğin adı; Naz.

Adım adım çıkıyorum yolunda
Nefesimi senden alıyorum her soluğumda
Koca bir çam ağacı kesti yolumu şimdi
Gövdesinde bir ses beni çağırır içeri.

Başımı döndüre bu reyha nedir? takılı kaldım
Elimi usulca göğsüne uzattım
Çekemiyorum kendimi aman Allahım
Bir ağaç gölgesinde asılı kaldım.

Söyle ey peri nedir bu bağlandığım
Ne yatar altında bu altından kisvenin
Yoksa O, O mu yıllardır saklandığım
Kölesimi oldum şimdi kaçtığım işvenin.

Ey Aşk! ne zorlu yolların varmış
Sana ulaşamayanlar benim gibi
Yarı yolunda binbir engele takılmış
Bekleşirler köşebaşında ölüm gibi

Gözüm zirvede kaldı şimdi sana bakıp
Diğerleri gibi sana ulaşamayıp
Kaderim burada bir acı ağıt yakıp
Sevmekmiş bir başkasını sen sayıp.

kantar
30-07-2006, 11:57
Babam


Dünya ya gözlerimi, açınca yanımdaydı
Rızkım olan ilk sütü, içince yanımdaydı

Ağlarken yanımdaydı, gülünce yanımdaydı
Hasta olup rahatsız, olunca yanımdaydı

Annem beni koynuna, alınca yanımdaydı
Bazen gurbete gidip, gelince yanımdaydı

Annem hediyeleri, bölünce yanımdaydı
İlkokula ilk kayıt, olunca yanımdaydı

Derslerime çalışıp, bilince yanımdaydı
Kaytarıp oyunlara, dalınca yanımdaydı

En ufak bir hatamı, bulunca yanımdaydı
Öğretecek bir şeyi, olunca yanımdaydı

Sorduklarıma cevap, bulunca yanımdaydı
Hele onu çok iyi, bilince yanımdaydı

Ruhunca yanımdaydı, gönlünce yanımdaydı
Camide yanımdaydı, kılınca yanımdaydı

Gücünce yanımdaydı, malınca yanımdaydı
Okuyup diplomamı, alınca yanımdaydı

Yaşım gelip askere, salınca yanımdaydı
Teskere alıp günüm, dolunca yanımdaydı

Babam her an aklıma, gelince yanımdaydı
Asla geri kalmazdı, halince yanımdaydı

Yoklukta yanımdaydı, olunca yanımdaydı
Başımda ki saçların, telince yanımdaydı

Babamın kıymetini, baba olunca bildim
Babam ne kadar haklı, o zaman diyebildim

Mikdat Bal

kantar
30-07-2006, 12:01
İNSANLARA NASİHAT

Başarılarınla övünme, yapma sen gurur
Hiçbir zaman bulma, kimsede kusur
İnsan beşerdir, şaşar hata olur
Sen gönlünü aç, sevgiler içinde
Kal sevgilerle, maabet içinde

Doğruluktan ders al, eğri söyleme
Kendini yalan ile, cunup eyleme
Doğruysa yolun, mevla seninle
Olmasın yalan, doğuru içinde
Bir eğri kelam, cunuptur doğru içinde

Kimsenin hakkı, kimsede kalmaz
Hak yiyenin hayatı, kendine lezet vermez
Çıkar aheste, aheste, bir teki kalmaz
Verir hesabı, zorluklar içinde
Geçirir mahşeri, hesap kitap içinde

Zalimin zulmünden sakın, gidersin güme
Cehalet şerrinden korun, olma hercüme
Sevsin herkes seni, sen ol herkese tercübe
Koru kendini, doğrular ile akıl içinde
Var ise sende doğru, ol ferah içinde

Kendini beğenip, yüksekten uçma sakın
Alçak dur, gönüllerde olmaktır hakkın
Etme kimseye haset, sen ol hakka yakın
Kırma gönülleri, kal güzel gönül içinde
Kal hizmetinle sen, ebedi alem içinde

Dostunun düşmanı ile, sakın dost olma
Dostunu da kaybedersin, sakın yakınma
Hatayı kendinde ara, kimsede bulma
Hatalar üzer seni, dostlar içinde
Kalırsın dostsuz, tek baş içinde

Yeşili koru, kirletme dünyayı sakın
Sağlıklı günler bulursun, pek yakın
Temiz tut çevreni, kalmasın merakın
Rahat ol sen, temiz dünya içinde
Kalmışasın kurak dünyada, pislik içinde

Kul hakkı yeme, olsadan baldan
Vebala girme, olursun haktan
Gir üstüne bir çul, bin bir yamadan
Kimsenin hakkı olmasın, yama içinde
Kalmasın kimsenin hakı, o çul içinde
Anne baba kimetini, bilmeyenler
Hizmet ile ihtiyaçlarını görmeyenler
Onları saymayıp, onlara yüç çevirenler
Ömrünce yüzleri gülmez, kalır darlık içinde
Çekerler yokluğu, ömür bilah içinde

İnsanın en kutsalı, Anne Babadır
Yaptıkları sanılmasın, hepsi hebadır
Onlara hizmet, görevi edadır
Kabuldur duaları, her an içinde
Bedualarını alan, incinir ömür içinde

Cahil ile olma, zarardır sana
Kamil ile ol, görevin edadır Sana
Sen sende seni bil, kafidir Sana
Zarar görmezsin, yaşam içinde
Günün ferah geçer, huzur ile icap içinde

Yanlışı gör, akkılı ol, olma serseri
Bilir ol, yanlış eyleme, fazla gitme ileri
Yanlış dille söyletme, incitme kimseyi
Sızlamasın vicdanın yanlış içinde
Gönüllerde kur saray, otur rahat içinde

Kim almış felekten meramını, bakma kem
Bırakırsın mal ile mülkü, kalır sana bir tek kefen
Yarın ölecekmiş gibi, düşün her dem
Boş giti dedirtme, laflar içinde
Yolculasınlar seni, namaz ile niyaz içinde

Gidenlerden al, birazcık ibret
Mürşidin kamil olsun, haberdar ol sen senden
Bir cümle sohbete, lafın geçerken
Olmayasan, haset yalan içinde
Mezarında rahat yatasınki, huzur içinde

Et muhtaca yardım, elinle gizle
Kimse görmesin verdiğini, sende söyleme
Sakın ha bekleme, verdiklerin geri gelir diye
Yüzler gönüller gülsün, sevgiler içinde
Cenabıhak bilir, kaybolmaz hesab içinde

Tok olmazsın, komşun olursa aç
Yetiş komyuna, ol rahmet ışıklar saç
Yardım et komşuna, olmasın başkasına muhtaç
Sana etsin dualar, o an içinde
Göresin mahşerde, mükafatı hesap içinde

İyi ahlak doğrudur, her şeyden üstün
İnsan olmak marifet ister, olursa bütün
Olmayınca icraat, boşlaftır özün
Boş laf yürümez, bilgi içinde
Bilgisizlik zordur, cehalet içinde

Verdiğin sözü, her zaman yerine getir
Aldığın her şeyi, yerinde yetir
Almışsan borç, öde hesabı bitir
Almaya yüzün olsun, sevgiler içinde
Düşme gönülden gözden, kal muhabbet içinde

Boş ver diyerek, boşa yaşama
Yarın geç olur, düşüp ağlama
Çalış bugünden, zamana kanma
Olmayasın sefil, dostlar içinde
Kalırsın perişan, yaşam isinde

Göz açıp kapanıncaya kadar, biter yaşamın
Kıymetini bil, gidişe yetmez zamanın
Zikirlerini eda eyle, bugünden kıl namazın
Değsin yaptıkların, güzelikler içinde
Eyvah eyleme, dar zaman içinde

Ahmaktlar çekerler, cef ile cefa
Dünyalan onun olsa, kendinde yoktur kafa
Almaz nasihatları, duyduklarını da kaldırır rafa
Hazineler onun olsa, Kalmaz içinde
Ne yapsan anlamaz, kafası boşluk içinde

Sen sen ol, kötülükten sakın, günah işleme
Helalı helal bil, mundarda bilme
İnsanları hoş eyla, itibarını yetirme
Yetirirsen itibarı, kalırsın zorluklar içinde
Düşersin gönülden, kalırsın vebal içinde

Tanlı vermiştir sana, iki el iki ayak
Sağlam isen ayıptır, başkasına el açmak
Kutsaldır çalışmak, boş kalma ahmak
Alırsın isteklerini, çalışma içinde
Varırsın hedefine, sabır içinde

Yaşa bir eş ile, nikahsız değil
Birlik olsun sevgiler, ikilik değil
Her şeyi güzel eyle, çarpık sa değil
Güzeldir yaşam, doğrular içinde
Sakınmak lazım, kalmayasın günah içinde

Sağlıktan başka, dünyada varmı tatlı
Benzemez bala, evlattan da tatlı
Kimetini bilmek lazım, sağlam hayatı
Çok bakmak lazım, sağlığa, zaman içinde
Yok sağlıktan başka, güzel alem içinde

Şebap der nevsine kul olma, verme o nefse aman
Kullan aklını, sendedir doğru, sendedir iman
Sabır eyle, vasil ol Cana, can ile canan
İnsan kendi bir cenet, cehenemdir yaşam içinde
Yeterdir anlayana bu öğütler, ömür içinde
(alıntıdır)

yosun
31-07-2006, 01:19
sözler bitti
vakit de tastamam
yine yol görünmüş gurbete
yüreğim sen var oyalan

ümidin olsun yeter...

Bahar Ş. Gülşen

baron11
31-07-2006, 13:47
BANA GÖZYAŞI BORCUN VAR !


Adam genç kadına seslendi:
- Bana gözyaşı borcun var!

Genç kadın sordu:
- Nasıl öderim?

Adam gözlerini kırptı;
- Haydi gülümse!

Gülümsedi genç kadın. Adam, cebinden mendilini çıkarıp, borcunu sildi.
Ve mendilini özenle katlayıp, yine kalbinin üzerindeki iç cebine koydu.

Bir demet mor sümbül vardı kadının elinde.
İkisi de bahar kokuyordu...
Biri ilkbahar, diğeri güz.

Adam, seslendi yine;
- Bana mutluluk borcun var!

Genç kadın, biraz mahcup, biraz şaşkın sordu:
-Nasıl ödeyebilirim?

Heyecanlandı adam
- Haydi yat dizlerime!

Genç kadın bir kedi uysallığında, yattı dizlerine usulca.
Adam, şefkatle saçlarını taramaya başladı kadının.
Saçları, güneşe ve yağmurlara hasret hiç yaşanmamış baharlara benziyordu.
Çaresizliğini ördü sırasıra.
Sonra saçının her teline, mutluluğun çığlıklarını bağladı adam.
Yetmedi, gizli düğüm attı... Ağladı.
Hava kararmak üzereydi. Dışarıda yağmur yağıyordu delice.
Adam, sürekli borç defterlerini kurcalıyordu.

Genç kadının gözlerinin içine baktı;
- Bana yürek borcun var!

Borcunun farkındaydı sanki genç kadın, şaşırmadı.
- Bu borcumu nasıl ödeyebilirim?

Adam kollarını uzattı
- Haydi tut ellerimi!

Sümbül kokusu sinmiş ellerini uzattı genç kadın.
Elleri öyle sıcaktı ki, eriyiverdi bütün borcu avuçlarının içinde.
Genç kadın gitmek üzereydi.

Adam son kez seslendi;
- Bana can borcun var!

Kadın irkildi;
- Can mı?

Sigarasından derin bir nefes çekti adam;
- Evet... Can borcun var. Sensizlik öldürüyor beni!

Hoşuna gitti sözler kadının
- Peki bu borcumu nasıl tahsil etmeyi düşünüyorsun?

Adam, biraz daha yaklaştı;
- Yum gözlerini!

Hiç tereddüt etmeden yumdu gözlerini.
Adam da yumdu gözlerini, masumca bir öpücük kondurdu
kadının titreyen dudaklarına.

- Bu ne şimdi yaptığın? diyerek çattı kaslarını kadın...

Adam, pişmanlıkla, memnunluk arasında gidip geldi. Kekeledi;
- Hayat öpücüğüydü!

Kısa bir sessizliğin ardından bu kez kadın öptü adamı şehvetle...

Adam, şaşırdı;
- Ya senin bu yaptığın neydi?

Genç kadın kapıya yöneldi;
- Veda öpücüğü!

Kalan borçlarına karşılık, yürek dolusu çaresizlik
ve bir de mor sümbüllerini masanın üzerine rehin bırakıp gitti genç kadın.


Adam koştu peşinden sümbülleri geri verdi kadına.
- Ne olur iyi bak umut çiçeklerime, solmasınlar...

Genç kadın sümbülleri aldı:
- Merak etme, gün aşırı sularım çiçeklerini!

Adam sevindi:
- Güneşe, suya gerek yok. Gülümse yeter!

Kadın gözden kaybolurken haykırdı adam,
- Umutlarımı kefil yaptım. Unutma, bana aşk borçlusun!

Haykırışı yağmura karıştı.
Kadın, yağmuru hissetmeyen kalabalığa...

naylon vicdan
31-07-2006, 17:49
denizler göğe aktı
füzeler dağıttığında el kadar suratı
hayatın curcunası bebeğimde babacığım
kana kana içemedim hayatı

barutlardan yanan boğazımda
arapça bir masal büyüyor
bebeğime iyi bak babacığım
yeni dünya çok çabuk küçülüyor

kana bir utanç yarası
yaraları saramıyor patiska ruhlar babacığım
şekillendirirken yeni dünya
şekilsiz insanlığı

baron11
01-08-2006, 20:18
Seviyorum Seni

Seviyorum seni
Ekmeği tuza batırıp yer gibi

Geceleyin ateşler içinde uyanarak
Ağzımı dayayıp musluğa su içer gibi

Ağır posta paketini
Neyin nesi belirsiz
Telaşlı,sevinçli,kuşkulu açar gibi

Seviyorum seni
Denizi ilk defa uçakla geçer gibi

İstanbul'da yumuşacık kararırken ortalık
İçimde kımıldayan birşeyler gibi

Seviyorum seni
Yaşıyoruz çok şükür der gibi...

Nazım Hikmet Ran

baron11
02-08-2006, 13:21
BİR AYRILIK GÜNÜNDE


Ne gariptir şu ayrılık günleri

Bir dosttan da, düşmandan da ayrılsan

Nedense bir tuhaf oluyor insan.

Derin bir sızı giriyor içeri

Son bir defa bakarken caddelere.

Dükkânlara, evlere, kahvelere

Hatıra yüklü kervanlar geçiyor,

Dolu dolu gözlerinin önünden.

Bu son yadigâr mı bir ayrılık gününden?

Ne unutulmaz zamanlar geçiyor

Ağır ağır biz farkında değilken.

Gökler masmavi, yaprak yemyeşilken

Sen istediğin kadar unutulmaz de

Bu son dakika, bu vakitsiz yağmur.

Unutulur azizim, unutulur...

Başka ne yapılır böyle bir günde?

Kapanan bavul, çivilenen sandık

Ve sonra kuru bir "Allaha ısmarladık !"



Ümit Yaşar Oğuzcan

kantar
03-08-2006, 11:57
Seni Seviyorum

Seni seviyorum diye
Gelişine kadar rötar yapmış hayatımı
Seninle yaşamaya hazırlanırken
Sana uzanan yollarımı kapaman niye?
Biliyorum haykırışlarım boşuna
Şahin pençesinde asılı serçe gibi
Nafile tüm çırpınışlarım
Boşuna sesleniyorum duymayacağını bile, bile
Seni beklemem nafile Gözlerinde zifir siyah bir perde
Alkış tutuyorsun alabildiğine
Şamdandaki mum gibi eriyip bitişime
Sen kulaklarını değil
Yüreğini tıkamışsın sana seslenişime Oysa ben
Tüm yokluğuna inat varlığını yaşatırken içimde
Gül pembesi çizgilerle resmini işliyorum
Karanfil moru gecelere
Şiirleri seninle yüklüyorum kanatırcasına
Dizeleri ağlatıyorum.
Seni işliyorum hecelere Tüm yaşayamadıklarıma inat
Seni yaşamak istememdi ütopyalarım
Tek sana adanmışlığımdı ölümüne
Tek senin doldurduğundu rüyalarım
Şimdi
Bir tutam gücüm kaldı en sona sakladığım
Bilmiyorum
Ansızın çıkıp gelecekmisin aniden
Bir avuç toprak olmadan sonunda
Sen diye kucakladığım. Bir gün
Anlayabilme ihtimalin var ya sevdiğimi
Düşüp gelme umudun var ya yüreğinin peşine
Yüreğin bende emanet biliyorsun
Ve ben
Yüreğin yüreğimde
Yüreğin ellerimde
Çok yakında
Çekip gideceğim yok oluşun koynuna
Beni düşürdün ya bu hale
Günahı boynuna.

Mustafa Şekerci

kantar
03-08-2006, 11:59
Seni görüyorum düşlerimde...

Seni görüyorum düşlerimde
Yanımdasın;
Ellerini tutuyorum sımsıkı
Gözlerine bakıyorum sıcacık
İçim ısınıyor senin yanında
Sanki kuşlar bizim için şarkı söylüyor
Dansediyorlar etrafımızda
Başımı omuzuna dayıyorum;
Sarhoş olmuş gibiyim
Başım dönüyor
Bulutların üzerinden izliyorum dünyayı
Seninle dünya o kadar güzel görünüyor ki gözüme
İnanamıyorum...
Hiç uyanmak istemiyorum
Bu büyünün bozulmasından korkuyorum belki
Masmavi bir deniz uzanıyor önümüzde
Yanımda sen varsın düşlerimde
Soğuk, boş ve karanlık bir odada uyanıyorum sonra
Bakıyorum ama yoksun
Kalbim kanıyor
Canım çok yanıyor
Hasretin altın saplı hançer olmuş
Saplanmış yüreğime
ölüyorum....
Başım dönüyor aşkım
Gözlerim kararıyor
Zaten sensiz karanlık değil miydi?
Nefes alamıyorum aşkım
Sensiz hiç nefes almadım ki
Hasretin öldürüyor beni
Çok canım yanıyor bir tanem
Kalbimi söküp atmak istiyorum
Bu acı dinsin diye
Onda da sen varsın yapamıyorum
Ruhumda, bedenimde,yürüdüğüm yolda,
Gördüğüm her şeyde
Duyduğum her sözde sen varsın
Düşüyorum birtanem
Artık sensizliğe dayanamıyorum
Avutmuyor hayalin
Sıcaklığın olmayınca
Üşüyorum,ölüyorum...

Yeşim Erdoğdu

kantar
03-08-2006, 12:01
Kırmızı Gül


Geçen yıl sonbaharda,
Kırmızı bir gül,
Bırakmıştım kapına,
Onu alıp kokladın mı,
Kurutup koynunda sakladın mı,
Baktıkça beni hatırladın mı?
Kırmızı gül aşkı anlatırmış,
Aşkımı anlatabildim mi?
Bu sonbaharda da,
Kırmızı güllerle geldim kapına,
Binlerce kırmızı gülle,
Evini gül bahçesine,
Yüreğimi aşk cennetine
Çevirecektim...
Kapın kapalıydı,
Sen yoktun,
Gitmiştin,
Kırmızı güller kaldı elimde,
Bir acı var yüreğimde,
Kırmızı güller kurudu,
Sahipsiz öksüz kaldı,
Bense bi çare,
Kapında nöbetteyim hala...

Umut Gül

kantar
03-08-2006, 12:03
Bu Gece Ağlayacağım...

Birazdan akşam olacak bitanem
Yalnızlık aç kurtlar misali
Üstüme çullanacak.
Ben çaresizlik içinde
Sana teslim olacağım
Kör sağır gecelere tutsak
Sana mahkum yaşayacağım
Özlemin devleşecek içimde
Yüreğim titreyecek
Ellerim soğuyacak sensizlikten
Dudaklarımdan, şarkımız dökülecek
Yarım yamalak, bir kez daha
Seni sensiz yaşayacağım...
Bu gece ağlayacağım sevgilim
Hangi saatte bilinmez
Kendimi bir kenara çekip sorgulayacağım.
Ne yapmak istiyorsun, böyle nereye gidiyorsun deyip,
Biraz da çatacağım.
Hatırladıkça seni
Sevdan kokacak evimin her yanı.
Sensizliğin çaresizliği çökecek
Kan gibi yüreğime
Kahredecek yokluğun beni milyon kere...
Bu gece ağlayacağım sevgilim
Sen de benimle ağlayacaksın
Uzaklarda bir yerlerde
Biliyorum, biliyorum ki
Yüreğin yüreğime değecek.
Aynaya baktığımda
Hep ben yerine sen olacaksın.
Adını bile bilmediğim bu duygular için
Sen de, sen de benimle ağlayacaksın...

Nuri CAN

baron11
06-08-2006, 22:12
AYRILIK DA BİTMELİ

Sevgilim,
Sana sevgilim diyorum.
"Ayrılık da sevdaya dahil çünkü;
ayrılanlar hâlâ sevgili" dediği gibi İlhan'ın.

Sevgilim, sana sevgilim diyorum,
bir daha hiç demeyeceğim içindir belki.

"Ayrılmamız neyi değiştirecek
ayrılık, yüreğimden silip atabilir mi seni?" derdin.
Kimbilir...

Bu sana son yazışım.
Sözcüklere yüklemeye çalıştığım duygularım,
beyaz kağıtların keskin kenarlarıyla
nasıl da parçalanıyor böyle.

İlk kez, yazmak böyle zor, anlatmak, bu kadar olanaksız.
İçimde çağıldayan herşeyin,
sana doğru aktığını duyup da bunu anlatamamak.
Ne acı...

Oysa, seni her düşündüğümde,
sesim, zamanın ve mekânın olmadığı
görünmeyen ince ipeksi bir yolda ilerleyip
kulaklarına akmadı mı?

Her düşündüğümde seni, yapmam gereken sadece izlemekti.
Ruhumun sana akışı, hızlı ama bir o kadar yavaş,
delice ama bir o kadar sakin,
coşkuyla ama nasıl huzurlu bir çağlamaydı onların hepsi.

Hemen duyardın, büyük kalabalıklarda,
iki kişilik yalnızlıklarda,
ya da gözlerin maviliklere kilitlenmiş. Duyardın...

Hâlâ duyuyorsun.
Şimdi, şuan seninle konuşurken,
ruhunda geziniyorum yine.
Baktığın yerden uzaklaşan bakışlarını,
o kimselere hissettirmediğin bir anlık dalgınlığı,
sadece anın yakaladığı o ince sızıyı...
Kapa gözlerini!

Sen hep duyacak mısın beni,
ben hep anlatacak mıyım bilmiyorum...

Ama madem ayrılanlar hâlâ sevgili,
ayrılanlar hâlâ sevdalı.
Bu ayrılıkta bitmeli...

Ayrılık...
Ne çok korkardık bu sözcüğe yüklenen anlamdan.
Oysa şimdi anlıyorum ki, ayrılığın kendisi değil,
ayrılmakmış asıl zor olan.
Ayrılmayı başarana kadar yaşanılanlar,
o kanatan acıtan korkulu bekleyişler...

O kopuşu yaşamak, artık başka biri değil,
sen olan o varlığı olduğu yerden çıkarmaya çalışmak,
Ağlayarak git artık içimden diyebilmek
ama daha derken pişman olup
hayır kal ne olur diye yalvarmak...

Ne kadar zordu...
Öyle içimdeydin ki, seni ordan çıkarmak
kendimi paramparça etmek demekti.

Ayrılık...
O kanlı zafer... Şimdi paylaştığımız işte bu.
İçimizde o boşluğun büyük acısı
yüzümüzde birbirimizin kanı var hâlâ...

Sevgilim,
Sevgilim diyorum son kez sana.
Bir daha demiyeceğimdendir bu ve bir daha
yazmayacağımdan. Ayrılık da bitmeli..



Aylin Cansu

wowow
06-08-2006, 22:46
Adına ilham dedikleri melek,
Bende yok olmuş.
Gelsin artık bir kelebek,
İçim aşkla dolmuş...

baron11
07-08-2006, 16:26
ISLAK GÜL

Seninle paylaşmak uykularda en büyük günahları
Seninle uyanmak nice çılgın gecelerden sonra.
Alır, götürür beni kokun uzaklara, en uzaklara
Ağzın; dudaklarımda ıslak bir güldür sabahları

Tenin çekiyor beni, tenin tutmuş saçlarımdan
Afrikalı kölenim senin, esirinim, mecburunum
Gözlerin değmese gözlerime kahrolurum
Ölürüm, çekersen ellerini avuçlarımdan

Dönsün başım, tutuşsun damarlarımda kanım
Gel, otur yanı başıma, erişilmez kadınım
Yum iri gözlerini, devir kirpiklerini
Ser önüme, bir hazine gibi güzelliklerini

Sana en muhtaç olduğum şu anda gel.
Yaşamak olsan da gel, ölüm olsan da gel...

Ümit Yaşar OĞUZCAN

naylon vicdan
07-08-2006, 17:06
horul horul uyuyordu bir halk
ensesindeki bozayla hemhal
halk, hak ile yeksan ve noksandı hukuktan
ve aklı samandan bir korkuluktu zaman
zaman namzetti ertelenmiş düğüne dünden
düğmeyi fermuara geçiren acemi hırsızdı trabzan
zan altında kayardı azman bir oğlan
godot out, trend anlık şöhretlerle parlarken
kafka'nın kafası karışık milena bulaşık yıkarken
baki kalan bu kubbede habbeden tuğla yaptı
kana kana hayatımızı emen zaman
sur üfledi uykusunda sürur içinde kancık zaman
zaman akıyordu paçalarımızdan
tülden bir masalla büyütülen koca bir yalandı zaman!

baron11
07-08-2006, 21:51
AKŞAMÜSTÜ BİR KAHVEDE

Akşamüstü bir kahvede
Bira içtim birkaç bardak
Gazeteden yoruldukça
Gelip geçene bakarak

Kahvenin müşterileri
İçerdeydi daha fazla
Camlı terasta idim ben
Çıkıntı yapan sokağa

Sevimsiz bir kocakarı
Torununu azarladı
Bir köpek geldi içerden
Camdan dışarıya baktı

Salınarak geçip gitti
Genç bir anne çocuğuyla
Kasketli iki müşteri
Bir şey konuştu patronla

Biraz sonra geldi köpek
Baktı yine aynı yere
Tıraş edilmiş yüzünde
Kederle ve ciddiyetle

Kocakarı torununu
Azarladı bir kez daha
Karıştı iki kasketli
Akşamın ıssızlığına

Köpek yine gelip baktı
Camdan ve hep aynı yere
Yüzünde aynı ciddiyet
Ve gözlerinde kederle

Kocakarı içkisini
Bitirmiş olmalıydı ki
Çıkıp gitti torunuyla
Biri bir kahve söyledi

Az önceki anne çocuk
Döndüler elde ekmekle
Köpek yine gelip baktı
Camdan ve hep aynı yere

Bakıyor birkaç saniye
İçeriye dönüyor ve
Geliyordu çok geçmeden
Bakmak için aynı yere

Koyulaşırken gitgide
Usul ve yumuşak akşam
Eğildim ben de yavaşça
Baktım köpeğin ardından

Uzuyordu bombuş sokak
Gelip giden azalmıştı
Parketmiş birkaç araba
Ve akşamın ıssızlığı

Eğilip bir daha baktım
Belirgin hiçbir şey yoktu
Köpek ise arada bir
Gelip bakıp dönüyordu

Ben de bu notları aldım
Bir şiir yazarım diye
Yaşamın anlamsızlığı
Ve ciddiyeti üstüne


Ataol BEHRAMOĞLU

kantar
13-08-2006, 08:12
BENİ KÖR KUYULARDA

Beni kör kuyularda merdivensiz bıraktın..

Denizler ortasında bak yelkensiz bıraktın..

Öylesine yıktın ki bütün inançlarımı;

Beni bensiz bıraktın..

Beni sensiz bıraktın.


ü.Yaşar Oğuzcan

kantar
13-08-2006, 08:13
Aklım Çıkıyor

İçmeden resmine bakamıyorum
Kırılırsın diye aklım çıkıyor
İçince karşına çıkamıyorum
Darılırsın diye aklım çıkıyor...

Korkarım derdimi sana dökerken
Utanır gözümden yaşlar akarken
Uzunca yazamam belki okurken
Yorulursun diye aklım çıkıyor....

Yakasız gömleği giysem eğnime
Biricik resmini koysam koynuma
Nezaman geçirsem ipi boynuma
Sarılırsın diye aklım çıkıyor.....

Her beden bir candan sorumlu sanma
Hey ! Ruhu kalbimi saran muamma...!
Benim bir kurşunluk işim var amma!
Vurulursun diye aklım çıkıyor....

Cemal Safi

kantar
13-08-2006, 08:18
Hayal Bana Yakın Yar Bana Uzak
Hayal bana yakın yar bana uzak
Sevdası başıma dolanır gitmez
Aşkına düşeli yar bana uzak
Yüz bin öğüt versen biri kar etmez
Senin aşkın beni kıldı urusvay
Düşmüşüm peşinde koşarım hay hay
Kabul et kapında beni de kul say
Dost yoluna ölür aşık ar etmez
Ey beni bu derde giriftar eden
Eski muhabbeti kaldırdın neden
Gönül ister kavuşmayı ölmeden
Gül olmasa bülbül ah u zar etmez
Beni yakan yansın aşkın narına
Gönül düştü bir zalimin toruna
Bakmaz mısın bu VEYSEL'in zarına
Ah çeker ağlarım yar elim yetmez.

Aşık Veysel

kantar
13-08-2006, 08:18
Dar Dünya

Yüreğim gövdeme sığmıyor
Gövdem odama
Odam evime sığmıyor
Evim dünyaya
Dünyam evrene sığmıyor
Patlayacağım

Acımın acısından susmuşum
Ki suskunluğum göklere sığmıyor
Böyle bir acıyı kimlere nasıl
anlatacağım
Gönül dar geliyor sevgime
kafam beynime
Ah şakaklarım
çatlayacağım

Anladım artık anladım
Kimselere anlatamayacağım

Aziz NESİN

kantar
13-08-2006, 08:19
ARKADAŞ DÖKÜMÜ

Evvela dişlerimiz döküldü
Sonra saçlarımız
Arkasından birer birer arkadaşlarımız
Şu canım dünyanın orta yerinde
Yalnız başına yapayalnız
Kırılmış kolumuz, kanadımız
Tatlı canımızdan usanmışız

Bir şüphedir sarmış yüreğimizi
Ya kendini aldatıyor demişiz ya bizi
Bir şüphedir demir atmış ciğerimize
Pamuk ipliği ile bağlamışlar bizi
Düğüm üstüne düğüm şöyle dursun
Bir çalım bir kurum hepimizde
Nereden inceyse oradan kopsun

Bu canım dünyanın orta yerinde
Hayvanlar kadar bağlanamamışız birbirimize
Yalan mı? Gözünü sevdiğim karıncalar
İşte: Hamsiler sürü sürü
Arılar bölük bölük geçer
Leylekler tabur tabur

Ya bizler? Eşref-i mahlukat! ..
Boğazımıza kadar kendi murdar karanlığımıza gömülmüşüz

Bizler bölük bölük, bizler tabur tabur
Bizler sürü sepet
Yalnız birbirimizi öldürmüşüz



Bedri Rahmi Eyüboğlu

kantar
13-08-2006, 08:22
Ümitsiz Aşklar İçin

Ben ümitsiz aşklar için yaratılmışım
Ayrılıklar için, sonsuz kederler için
Ne zaman ta derinden sevsem birini
Ezilmeli yeni açmış gülleri kalbimin
En güçlü zehir olmalı aşk dediğin
Alkol gibi damarlarıma yürümeli
Sarmalı her yanımı gece olunca
İçimde bir çıbansa büyümeli
İnsan sevince her gün bir kez ölmeli
Her gün bir başka yerine saplanmalı o kurşun
Yollara düşmeli, perişan deli divane
Erimeli potasında o garip var oluşun
Artık uzak bir anıdır huzur ve sukun
O büyük yangın başlamışsa yürekte
Bir gün gelir de bu çaresizliğin
Aranır bütün tesellisi ölmekte
Oyerde sevilmek de yalan sevmekte
Nereye baksan dizboyu karanlık
Boşuna bir ışık arama göklerde
Her şeyinle aşkın içindesin artık
Böyle gitgide derinlere çeker o bataklık
Orada ölümsüz olur nice kara sevdalı
Sevmek, hiç sevilmeden; korkunç güzel
Aşk dediğin karşılıksız olmalı...


Ümit Yaşar Oğuzcan

yosun
15-08-2006, 01:25
GİDERSEN

varlığında;
hesapsız açar hercailer baharıma
boyanır yer ve gök mavi kızıla
ıtırlanır dağlarım / nisan yağmurlarıyla /
ırmaklarım çağıldar, bereket taşır ovalarıma
toylar kurulur yaylalarıma
davullar çalar....
gidersen eğer;
figan düşer dağlarıma
doğmaz bir daha gün, zifiri karanlığıma
yedi rengim birden küser / hazan rüzgarlarıyla /
türkülerim susar, savrulur umutlar
/ ardından /
arsız sarmaşıktır hüzün, yamacımda
yedi renkte açar...

Bahar Ş. Gülşen

naylon vicdan
15-08-2006, 11:01
W.Shakespeare - 66. Sone


Vazgeçtim bu dünyadan, tek ölüm paklar beni;
Değmez bu yangın yeri, avuç açmağa değmez,
Değil mi ki çiğnenmiş inancın en seçkini,
Değil mi ki yoksullar mutluluktan habersiz,
Değil mi ki ayaklar altında insan onuru,
O kız-oğlan-kız erdem dağlara kaldırılmış,

Ezilmiş, hor görülmüş el emeği, göz nuru,
Ödlekler geçmiş başa, derken mertlik bozulmuş,
Değil mi ki korkudan dili bağlı sanatın,
Değil mi ki çılgınlık sahip çıkmış düzene,
Doğruya doğru derken eğriye çıkmış adın,
Değil mi ki kötüler kadı olmuş Yemene:

Vazgeçtim bu dünyadan, dünyamdan geçtim ama,
Seni yalnız komak var, o koyuyor adama...

baron11
15-08-2006, 12:45
GECEDİR

Gecedir;
Çalarsın kapıları
açan olmaz.

Gecedir;
Hem de yıldızsız
göz gözü görmez,
Bir ses duyar irkilirsin,
Sarar korkusu yalnızlığın.
Rüzgâr eser savrulursun,
Düşersin kucağına karanlığın.

Gecedir;
Ararsın yolların bulunmaz,
Gecedir;
Kalbinin gürültüsünden durulmaz,
Üşürsün...
Sevdiğini düşünür, ısınırsın.
Gözleri gelir aklına...
Bir çift yıldız gibi
Asılır kalır karanlık göğe.


Gecedir;
An olur yenersin korkuyu,
An olur canın çeker
Oturursun bir köşeye
Dinlersin geceyi,
hissedersin...
Gözlerini yumup susarsın,
An olur,
gece olursun.




Ahmet Ünal Çam

baron11
20-08-2006, 09:49
Sessiz Gemi

Artık demir almak günü gelmişse zamandan,
Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan.

Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol;
Sallanmaz o kalkışta ne mendil ne de bir kol.

Rıhtımda kalanlar bu seyahatten elemli,
Günlerce siyah ufka bakar gözleri nemli.

Biçare gönüller. Ne giden son gemidir bu.
Hicranlı hayatın ne de son matemidir bu.

Dünyada sevilmiş ve seven nafile bekler;
Bilmez ki, giden sevgililer dönmeyecekler.

Bir çok gidenin her biri memnun ki yerinden.
Bir çok seneler geçti; dönen yok seferinden

Yahya Kemal Beyatlı

çilek
20-08-2006, 10:51
Gel Seninle Resim Yapalım

Gel seninle resim yapalım.
Bir yüz çizelim ince,
Küçük nezleli bir burun
Ve gözler zeytin iriliğinde.

Sonra bir gelincik, ince bir boyun,
Soyulmuş bademden daha ak bir ten,
Öyle bir yüz ki seher vakti
Mutluluk estirsin güneş doğarken

Ve saçlar çizelim, bulutlar,
Türküler, masallar gibi,
Hepsinin üstüne sonra
Kocaman bir insan yüreği.

Öyle bir yürek ki sevgiyle
Arkadaşlıkla, mutlulukla dolsun,
İsterse ondan sonra
Bütün şairler ölsün.

Cahit Külebi

yosun
22-08-2006, 11:59
Bir gonca gülün yaprağı günden solmuş
Aslı ile Kerem der ki, hüzünden solmuş
Gönlündeki ateşli tevehhümlerle
Bülbül sanır kendi yüzünden solmuş.

Bahar Ş. Gülşen

cavit
22-08-2006, 13:17
Gitme ruhum...
Sen yokken hicran düser bu sehre
Gitme sevgim..
Sen yokken tutsak düserim bir isyan gecesine
Ölürüm..
Sen yokken..


Ket vurur sehir isIklari söz vermis bir aska..
Bilmem,bilemem..
Ferin aydinlatir mi içimi bir daha..
Kaybolursun puslu rüyalarin ardinda
Gurura yokus sevdalarda..

cavit
22-08-2006, 13:19
Biliyorum agliyorsun bir yerlerde
Ben de agliyorum
Kadere inat hala sana
Derinlerimden can alan canimi aliyor
Nasil unutabilirim ki seni
Unutamam...
Unutamam yas tutmus yüregimi..


Gölgen düser sarp aksamlarima
Bir kadin agliyor içimde
Bende ki bana çok uzaklarda
Kapinda günlerim her gece
Tutumamam..
Sende ki sana...

cavit
22-08-2006, 13:21
geceye inat yokluğunda
bir bedel ki sürgünlerde sensizliğim
sonu yok....dönüşü yok...
bedeli bensizlik olsun ihanetinin

cavit
22-08-2006, 13:25
geceler uzuyordu ya saçlarında

unutamadım

onu yazdım son mektuba

vedasız sonlar vardı ya

unutmadım

sebepsin kuruttuğum gözyaşına

cavit
22-08-2006, 13:29
ya beni vur...

ya bırak geceye

sen gittin ya…

gelgit sevdalar koydum yerine

sen koydum yüreğime…gitsen de…

sevdan canımdan toprağa benle

senle bitsin bu ömür…

aşkın gönlüme son demse

yosun
22-08-2006, 22:19
gül rengi solmuş günden
kor olmuş yanmış külden
leyla beklerken geceden
mecnun çıkagelmiş günden

Bahar Ş. Gülşen

dealer(sezgin)
22-08-2006, 22:28
başkalarının gecesi

Görünmeyeni görmenin azabı
İçimizde durmadan ödediğimiz
ne ruhumun ayışığı
ne yırtıcı hayvanlarla güreşen
yorgun bedenim
ihtiyar atlar gibi kapandım içime
yasını tutuyorum sonsuz bir kehanetin

Görünmeyeni görmenin azabı
Çılgınlıklar otu ağzımda
Kırların yırtığına takılmış karaca
Sıvası dökülmüş duvarlardaki
Donmuş halı zamanı

Çılgınlıklar otu ağzımda
Değişik kalibreli intiharlar denedim
Dipteki arayış boş kovan
Başkalarının gecesi bitmedi daha.

murathan mungan

yosun
22-08-2006, 23:06
kırkikindi yağmurlarında
yıkarım yüzümü her dem
kan düşer güle
gittiğin vakitlerde

beklerim...

Bahar Ş. Gülşen

yosun
22-08-2006, 23:07
aşk boyandı güle
gonca olsa nafile
kırmızı değil ki bu sevda
ak umutlar değsin
yüreklere...

Bahar Ş. Gülşen

yosun
22-08-2006, 23:11
gül rengi solmuş günden
kor olmuş yanmış külden
leyla beklerken geceden
mecnun çıkagelmiş günden.

Bahar Ş. Gülşen

turist
22-08-2006, 23:43
BİR ÖPÜYORSUN AĞZIN ŞARAPLAŞIYOR

Aç kapını aç - sabahın eri girsin
Bu ıtır kokusunu kaldır yüreğimi dağlıyor
Aç kapını aç - bırak yakamı gideyim
Yeter bunca öptüğün
Bunca sarıldığın yeter
Bir öpüyorsun ağzın şaraplaşıyor
Eriyip kendimi yitiriyorum

Aç kapını aç - bırak yakamı gideyim
Geri ver beni - herşey senin olsun
Senin olsun - özgür kıl yüreğimi

Rabindranath Tagore

naylon vicdan
23-08-2006, 12:44
Kaldırımlar, çilekeş yalnızların annesi;
Kaldırımlar, içimde yaşamış bir insandır.
Kaldırımlar, duyulur, ses kesilince sesi;
Kaldırımlar, içimde kıvrılan bir lisandır.

Bana düşmez can vermek, yumuşak bir kucakta;
Ben bu kaldırımların emzirdiği çocuğum!
Aman, sabah olmasın, bu karanlık sokakta;
Bu karanlık sokakta bitmesin yolculuğum!

n. f. kısakürek

taita-x
24-08-2006, 22:40
Yaz Bitti

yazın bittiği her yerde söylenir
söylenmeyen şeyler kalır geriye

ve sonra hiç bir şey olmamış gibi
ağır, usul bir hazırlık başlar
uykuya benzer yeni bir mevsime

orda, burda, ev içlerinde, kır kahvelerinde, deniz
kenarlarında
incelen yazın akşam esintilerinde
zaman usulca sıyrılır aramızdan
ta içimizde duyarız gelecek günlerin geçmişini
başka ne gelir elimizden
büyük bir uzaklığa gülümseyerek
geçiştiririz
ıskaladığımız şeyleri

yatıştırıcı rüzgarlar
dışavurur içimizdeki lodosu, poyrazı, günbatımlarını
saklar bizi
gözlerimizdeki hüzne dinginlik adını verir
"seni iyi gördüm" diyenler
biz de iyi hissederiz kendimizi
elimizden başka ne gelir ki..

köşe başları, akşamüstleri, kokular,
tozar gider zamanın boşluğunda
karışır anıların kuytu belleğine
belki sonraları bir gün
hatırlanır aynı kederle
yazın bittiği her yerde söylenir
söyleyenler inanır bir şeylerin sahiden bittiğine
yaz biter
eskir geceler, serin, hüzünlü
yeni mevsime hazırlık: ömrün teyel yerleri
bir yanı telaş, bir yanı ürperten yaz sonu ikindileri
çıkarır sizi dalgın derinliğinizden
yaşadığınızı duyarsınız teninizde
bir zamanlar okumuş olduğunuz kitapları özlersiniz
sıcak odaları, beyaz temiz yastıkları
ahşap panjurları
yaz bitti
bitmeyen şeyler kaldı geride
yaz bitti
yaz bitti
yüksek sesle söylüyorum bunu kendime
her yerde söylendiği gibi
yaz bitti
yaz bitti
hiç bir şey hiç bir şey
hiç bir şey
yalnızca üşüyorum şimdi..

taita-x
24-08-2006, 22:41
Hayyam, yalnızdın gene sevgilinin yanında
Şimdi gitti, artık ona sığınabilirsin....



...

taita-x
24-08-2006, 22:43
Ey mâyesi nurla yoğrulmuş millet!
Hele dişini sık az daha sabret!
Aman, sönmesin sînendeki himmet!
Son durağın "Devlet-i ebed müddet..."

Hiç durma yürü ki, yollarda gözler!
Durmuş şehid baban yolunu gözler
Geril, koş! Seni bekliyor pürüzler
Gel artık sevinsin kederli yüzler...!

Belli, da’vâ büyük yollar da uzun;
Ne gam! Yolcusu olmuşsun Sonsuz’un.
Kutlu Rehber bu yolda kılavuzun...
Lafı mı olur artık, karın-buzun...!

Nasıl olsa bir gün güneş doğacak;
Çevreye yeniden nurlar yağacak;
Dağ-dere, ova-oba bucak bucak,
Işık gelip karanlığı boğacak...


M. Fethullah Gülen

taita-x
24-08-2006, 22:46
İstediğin Gibi Yaptım; Artık Kalbim Yok!

artık kalbim yok ağladığımda sana
düşündüğümde seni artık kalbim yok
seni anlatırken birilerine, atmıyor kalbim
atmıyor kalbim seni gördüğümde rüyalarımda
istediğin gibi yaptım; artık kalbim yok !
küçük bir velede verdim onu, oyuncak niyetine
fırlattım attım doyursun karnını diye bir sokak
köpeğine
suda sektirdim bir kiremit parçası gibi
ve bekledim batmasını
bekledim batmasını yanan bir gemi
nasıl ağlayarak denize dökülürse

istediğin gibi yaptım; artık kalbim yok!
artık kalbim yok baktığımda eski resimlere
özlediğimde seni
arta kalmış bir kalbim yok!
YOK!
...


Küçük İskender