View Full Version : Hisse.net ŞİİR
Pages :
1
2
3
4
5
6
7
[
8]
9
10
11
12
KORKARIM
gül misafirmiş dikene
halbuki sen sonsuzluksun bende
ayıkladım dikenlerini sevdamın ki
acıtmasın diye...
sana gülüm diyemem
korkarım!
Bahar Ş. Gülşen
Yildizsever
07-12-2006, 09:58
Anlamsız Sevgi
Seni sevdiğimi zannettim
Bir süre sonra buna mecaz-ı mürsel dedim!
Güldün,çünkü edebiyatın sıfırdı!
Sevgide yıllar boyunca mecaz-ı mürsel yaptım...
Seni her zaman sevdiğimi söyledim
Bunun aşkı hep teşekkürlerle oldu!
Öyle ki mecaz-ı mürsel gibi sevdim
Edebıyatı sıfırlar hep alkışladı! Yildizsever
tanrıya dörtlük
tanrım, neoluyor böyle bana
ha düştüm ha düşeceğim
yaptığımla yapacağım arasında
gittikçe büyüyen uçuruma...
Nufel
SENDEN YANA
-Bazen
umut doluyorum. senden yana.
bazense hiç.
öylesi bir boşluk
ve hayalin.
yapayalnızlıgın aydınlıgında
düşünüyorum.
senden yana.
sonra umut doluyor gönlüm
ya hüzün doluyor.
ve bir parçam kayıyor sonsuza.
bense sesizligin karanlıgında
acılarla başbaşa.
ama gönlüm senden yana-
sahinhashus
10-12-2006, 03:43
KONYALICA AŞIK
Seni görüvirince annat dimişsim
Sanki eyişin erik börek yemişsin
Ne sevdiğim çabuk unuttun beni
Yanık şebit gibi kuruttun beni
Al şu şalvarlığı dikin boycana
Gönderdin beni şaklanmış balcana
Bana bakıp da gözlerini hörtletme
Reçellik gayısı gibi beni pörtletme
Aşkın bende büngül büngül gaynasın
Nöörecen sıpaları gı sokakta oynasın
Ne gördüysen uzun ömrü
Yiter ittigin gayri öllüğün körü
sahinhashus
10-12-2006, 03:45
Baglanmayacaksin bir seye, öyle körü körüne
"O olmazsa yaşayamam." demeyeceksin.
Demeyeceksin işte.
Yaşarsın çünkü.
Öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki.
Çok sevmeyeceksin mesela. O daha az severse kırılırsın.
Ve zaten genellikle o daha az sever seni,
Senin o'nu sevdiğinden.
Çok sevmezsen, çok acımazsın.
Çok sahiplenmeyince, çok ait de olmazsın hem.
Çalıştığın binayı, masanı, telefonunu, kartvizitini...
Hatta elini ayağını bile çok sahiplenmeyeceksin.
Senin değillermiş gibi davranacaksın.
Hem hiçbir şeyin olmazsa, kaybetmekten de korkmazsın.
Onlarsız da yaşayabilirmişsin gibi davranacaksın.
Çok eşyan olmayacak mesela evinde.
Paldır küldür yürüyebileceksin.
İlle de bir şeyleri sahipleneceksen,
Çatıların gökyüzüyle birleştiği yerleri sahipleneceksin.
Gökyüzünü sahipleneceksin,
Güneşi, ayı, yıldızları...
Mesela kuzey yıldızı, senin yıldızın olacak.
"O benim." diyeceksin.
Mutlaka sana ait olmasını istiyorsan bir Şeylerin...
Mesela gökkuşağı senin olacak.
İlle de bir şeye ait olacaksan, renklere ait olacaksın.
Mesela turuncuya, yada pembeye.
Ya da cennete ait olacaksın.
Çok sahiplenmeden, Çok ait olmadan yaşayacaksın.
Hem her an avuçlarından kayıp gidecekmiş gibi,
Hem de hep senin kalacakmış gibi hayat.
İlişki yaşayacaksın. Ucundan tutarak...
Can Yücel
sahinhashus
10-12-2006, 03:47
SOL YANIM ACIYOR ANNE
Merhaba anne,
Yine ben geldim.
Merak etme okuldan çıktımda geldim.
Annelerde babalar gibi merak eder mi bilmiyorum ama
Ali "Okula gitmezsem annem çok kızar, merak eder"
demişti de
Onun için söylüyorum.
Geçen hafta öğretmen,
Sağ elimde sarımsak, sol elimde soğan dedirte dedirte
Öğretti sağımı solumu.
Ben biliyorum artık anne sağım neresi, solum neresi
Ağrıyan yanımın neresi olduğunu
Şimdi iyi biliyorum anne.
Hani geçen geldiğimde
Şuram acıyor işte şuram demiştim de
Bir türlü söyleyememiştim ya acıyan yanımı anne
Bak şimdi söylüyorum
Şuram işte,
Sol yanım çok acıyor anne.
Hem de her gün acıyor anne her gün.
Dün sabah annesi Ayşe'nin saçlarını örmüştü.
Elinden tutup okula getirdi.
Yakası da danteldi.
Zil çalınca öptü, hadi yavrum sınıfa dedi.
Bende ağladım,
Ağladım hiç de utanmadım.
Öğretmen ne oldu dedi.
Düştüm dizim çok acıyor dedim.
Yalan söyledim anne.
Dizim acımıyordu ama sol yanım çok acıyordu anne.
Bugün bende saçım örülsün istedim.
Babam ördü ama onunki gibi olmadı.
Dantel yaka istedim.
Babam "Ben bilmem ki kızım" dedi.
Bari okula sen götür dedim.
"kızım, iş" dedi.
Bende banane dedim, ağladım.
"kızım, ekmek" dedi babam.
Sustum ama okula giderken yine ağladım anne.
Ha bide sol yanım yine çok acıdı anne.
Herkesin çorapları bembeyaz, benimkiler gri gibi.
Zeynep "annem beyazlara renkli çamaşır katmadan
yıkıyormuş" dedi.
Babam hepsini birlikte yıkıyor.
Babam çamaşır yıkamasını bilmiyor mu anne?
Uff babam, her gün domates peynir koyuyor beslenmeme.
Üzülmesin diye söylemiyorum ama
Arkadaşlarım her gün kurabiye, börek, pasta getiriyor.
Biliyorum babam pasta yapmasını bilmez anne.
Hava kararıyor, ben gideyim anne.
Babam bilmiyor kaçıp kaçıp sana geldiğimi.
Duyarsa kızmaz ama çok üzülür biliyorum.
Kim bozuyor toprağını,
Çiçeklerini kim koparıyor.
İzin verme anne ne olur toprağına el sürdürme.
Eve gidince aklıma geliyor bide bunun için ağlıyorum anne.
Bak kavanoz yanımda, toprağından bir avuç daha alayım.
Biliyor musun anne her gelişimde aldığım topraklarını
Şu kavanozda biriktirdim.
Üzerine de resmini yapıştırıp başucuma koydum.
Her sabah onu öpüyor kokluyorum.
Kimseye söyleme ama anne
Bazen de konuşuyorum onunla.
Ne yapayım seni çok özlüyorum anne.
Ha unutmadan,
Öğretmen yarın anneyi anlatan bir yazı yazacaksınız dedi.
Ben babama yazdıracağım.
Öğretmen anlarsa çok kızar ama banane kızarsa kızsın.
Ben seni hiç görmedim ki neyi, nasıl anlatacağım anne.
Senin adın geçince sol yanım acıyor anne.
Hiç bir şey yutamıyorum.
Bazen de dayanamayıp ağlıyorum.
Kağıda da böyle yazamam ya anne.
Ben gidiyorum anne,
Toprağını öpeyim, sende rüyama gel beni öp.
Mutlaka gel anne,
Sen rüyama gelmeyince sol yanımın acısıyla uyanıyorum anne.
Sol yanım acıyor anne.
İşte tam şurası,
Sol yanım çok acıyor anne.
Seni çok özledim,
Anne çook...
Bedirhan Gökçe
tekniker
11-12-2006, 13:02
Giderken(Çukur)
Bilerek mi yanına
almadın giderken
başının yastıkta
bıraktığı çukuru
Güveniyordum
oysa ben sevgimize
vapur iskelesi
yada tren istasyonundaki
saatin doğruluğu kadar
Beni senin gibi
bir de annem terketmişti
ki göbeğimde durur
onun yokluğundan
bana kalan
çukur
Sunay Akın
Şiir tadında bir şiir...
Marya
Sustu Another Life gazinosu
Sustu şarkılar,
Paletimde renk sustu, fırçamda şekil
Ve bu gece ilk defa şimal körfezinde
Sustu Peramos\'un mazgallarından
Şehre pancur pancur dökülen arya,
Artık ne tayfalar mevcut, ne komondoslar,
Ne o kor tenli, kızıl saçlı kanarya.
Bu medar ikliminin tenha gecesinde
Sardı bambu kamışlarını pişman bir sukut
Sardı bu sizi.
Hani birdenbire bazen bütün etrafımızı
Sapsarı bir şüphe sarar ya
İşte öylesine berbat bir hal var.
Hiç bir şey düşünmek istemiyorum, hiç bir şey
Ama dördüncü tarassut kulesinde
Bir şüpheli sinyal var.
Hayır hayır yalan bütün bunlar
Artık ne kadere inanıyorum ne fala
Yalan söylüyor o falcı kadın
O hintli parya.
Ben yanlız sana inanıyorum
Yanlız sana, MARYA...
Beni kahrediyor böyle geçen her gece
Bu hoyrat yıldzlar, bu su, bu okyanus, bu yer
Ve gökyüzünde emanet duran
Şu asma fener.
İnan ki sevgili MARYA
Ne varsa hepsi yalan, hepsi keder
Ve hepsi omuzumun üstünde çaresiz bir yük
Ve hepsi angarya.
Biliyorum bu sabah güneşle beraber biliyorum
Bir vapur demirleyecek bu nankör limanda
Pol\'un ebedi matemine rağmen
Virjini olabilirdi bu vapurda
Ama sen yoksun biliyorum sen yoksun.
Baharda geleceğim diyordun hani
Haydi gel daha ne bekliyorsun
İşte mevsim bahar ya.
Fırçam neden boyle titrer bilir misin ?
Ve neden resimlerimde fon sapsarı.
Anlıyorsun değil mi yavrum
Bütün kağıtlara sinmiş anlıyorsun
Bu tropikal zehir,
Bu mizmin malarya,
Sensiz nasıl da boş iskele,
Sensiz nasıl da tenha şehir
Müfreze nöbetçilerinin gözü önünde
Koydan yıldızları çalmışlar bir bir,
Yine de birkaç çımacı, birkaç palikarya.
Ama kim düşünür yıldızları,
Yüzbaşı Arnold\'u vurmuş yerliler
Matemler içinde tekmil batarya.
Bu insanlar, bu gök, bu deniz, bu yer
Birer birer kaybolmaya mahkum, birer birer
Biz ki çoktan bu sapsarı hasret içinde susuz
Biz ki çoktan beri kaybolmuşuz.
Nasıl. Ağlıyor musun MARYA?..
Sil gözlerini, sil yavrum
Bizim yokluğumuzdan ne çıkar
Aşkımız var ya..…
Bekir Sıtkı Erdoğan
Git...
Git iş işten geçmeden, çok geç olmadan vakit,
Günahıma girmeden, katilim olmadan git!
Git de şen şakrak geçen günlerime gün ekle,
Beni kahkahaların sustuğu yerde bekle.
Git ki siyah gözlerin arkada kalmasınlar,
Git ki gamlı yüzümün hüznüyle dolmasınlar
Madem ki benli hayat sana kafes kadar dar,
Uzaklaş ellerimden uçabildiğin kadar.
Hadi git, benden sana dilediğince izin,
Öyle bir uzaklaş ki karda kalmasın izin.
Kahrımın nedenini söylesem irkilirler;
Çünkü herkes beni Kays, seni Leyla bilirler.
Sanırlar ki sen beni biricik yar saymıştın;
Oysa ki hep yedekte, hep elde var saymıştın.
Hadi git, ne bir adres, ne bir hatıra bırak,
Zannetme ki pişmanlık, mutluluk kadar ırak!
Sanma ki fasl-ı bahar geldiği gibi gitmez,
Sanma ki hüsranını görmeye ömrün yetmez.
Her darbene tehammül edecektir bedenim,
Gururum mani olur perişanıma benim.
Yari Ferhat olanın ellerle ülfeti ne?
Şirin ol katlanayım dağ gibi külfetine.
Henüz layık değilken tomurcuk kadar aşka,
Sana gül bahçesini kim açar benden başka!
Hercai arılara meyhanedir çiçekler,
Kim bilir şerefinden kaç kadeh içecekler!
Madem aşk tablosunun takdirinden acizsin,
Git de çağdaş ressamlar modern resimler çizsin.
Ne vedaya gerek var, ne de mektuba hacet,
Git de Allah aşkına bir selama muhtaç et!
Güllere de aşk olsun gene sen kokacaksan!
Fallara da aşk olsun gene sen çıkacaksan!
Kopsun nerden inceyse artık bu bağ, bu düğüm,
Her gece daha berbat, daha vahim gördüğüm.
Korkulu düşlerimi yorumdan kaçıyorum;
Sırf sana üzülüyor, sırf sana acıyorum.
Git iş işten geçmeden, çok geç olmadan vakit,
Günahıma girmeden, katilim olmadan git!
CEMAL SÜREYA
http://img134.imageshack.us/img134/7646/632818804962153790yd7.jpg
http://img99.imageshack.us/img99/2123/632818205558600677nq1.jpg
http://img134.imageshack.us/img134/9962/632818207320052019ib2.jpg
http://img134.imageshack.us/img134/1386/632818806819975695um7.jpg
http://img99.imageshack.us/img99/7412/wwwantolojicom302462211as1.jpg
http://img96.imageshack.us/img96/6894/x1pnwjjkhj3ozorezj0tquamj7.jpg
http://img442.imageshack.us/img442/6973/x1pnwjjkhj3ozorezj0tqucws4.jpg
http://img214.imageshack.us/img214/7758/x1pnwjjkhj3ozorezj0tquddh4.jpg
Vaktiyle ben bir güzele vuruldum
Namı Arnavut,adı Nihal idi..
Gece-gündüz bir resmine sarıldım
Saçı güneş,kaşları hilal idi...
Ak tenine giyinirdi akları
Bir bakışı aç ederdi tokları
Öyle tatlıydı ki o dudakları
Şeker değil,şerbet değil,bal idi...
Şimdi yokluğudur beni eriden
Döğe-döğe şu bağrımı çürüden
O masum,o Cennet kaçkını huriden
Eziyet çekmek dahi helal idi...
Hüsam der,dünyamda sana doymadım
Aşka düştüm ana,baba saymadım
Çok güzel gördüm ben senden caymadım
Gelenler,gidenler hep hayal idi....
şair hüsam
Ela gözlüm vedasız git
Bensizlikten bıkınca gel ...
Hem de sessiz,sedasız git,
Hasret beni yakınca gel ...
Ayırdı bizi kem diller
Ağladı şeyda bülbüller
Laleler,güller,sümbüller,
Burcu-burcu kokunca gel...
Sevdama sevda eklerim
Yolunu her gün beklerim
Divane gözbebeklerim
Kanlı yaşlar dökünce gel...
Eğer gönlüne uyarsan ,
Elin başına dayarsan ,
Bir gün fikrinden cayarsan ,
O gün şafak sökünce gel...
Hep ardında gittiklerin,
Davasını güttüklerin,
Beni feda ettiklerin,
Hayatını yıkınca gel...
Mevla'm sana dert vermesin
Kötüye layık görmesin
Alıp pişmanlık sürmesin,
Kaşlarına çekince gel...
Oyy benim ağılı aşım
Kurban olsun sana başım
Dikilmeden mezar taşım,
Can tenimden çıkınca gel...
Hüsam'ım,sefan sürmedim
Muradım idin,ermedim
Dünyada seni sarmadım
Mahşer Gün'ü, kalkınca gel....
şair hüsam
İlk sevdiğim değilsin
Ama, canımı canına adadığım,
Yokluğunda ağladığım ilk sevdiğimsin...
Seni gördüğüm zaman,
Yüksek uçurumlardan düşer gibi oluyorum.
Heyecenlanıyorum.
Ve gözlerin tutuyor son anda...
Elektrik tellerine takılan,
Uçurtmam gibi takılıyorsun aklıma.
Bazen günlerce kalıyorsun,
Bazen yıllarca...
Taa ki, güçlü bir fırtına kopana kadar.
Zehir gibisin sevgilim .
Ayılamıyorum,
Konuşamıyorum bir türlü.
Günlerce sürüyor sarhoşluğum. seni gördükten sonra.
Bitmesini istemediğim en güzel sarhoşluk,
Damarlarımdan ayrılmasını istemediğim en tatlı zehir ;
Seni Seviyorum
Seni Seviyorum
Seni Seviyorum...
şair hüsam
Kalbimi Yerinden Sökmeyi Dene
Sevdanın sırrına ermek istersen
Coşkun bir ırmak ol akmayı dene
Çektiğim acıyı görmek istersen
Yüzüme bir kere bakmayı dene.
Pişmanlık acını dindirmediyse
Yürek ateşini söndürmediyse
Hiçbir şey geriye döndürmediyse
Eski resimleri yakmayı dene.
Bütün suçu bana yükleme artık
Istıraba çile ekleme artık
Bir ömür içinde bekleme artık
Gönül zindanımdan çıkmayı dene.
Sevgime beş para etmez diyorsan
Kinim kolay kolay gitmez diyorsan
Yaşattıklarım az yetmez diyorsan
Dünyayı başıma yıkmayı dene.
Bir kurşun da sen sık sanki yaram az
Sen ne cimcimesin sen ne yaramaz
O sahte bakışlar işe yaramaz
Karşım da gözyaşı dökmeyi dene.
Kanlı gözyaşımı kurutmam için
Verdiğim son sözü hep tutmam için
Seni sonsuza dek unutmam için
Kalbimi yerinden sökmeyi dene.
Oktay Yıldırım
ÇIPLAK AYAKLA YÜRÜMEK
1
resmi geçidinde
sırayla geçerken yıllar
tirübünlerdeki güruh
çılgınca alkış tutar
çık da bir bak sıradan...
2
gençlik çağıldarken
yatağında düşlerin
hiçliğin darağacında
sallanır yaşam
3
karanlık bastırınca
kopup yiter yaşamlar
solar güller tek tek
bölük pörçük sevdalar
elde var hiç...
4
tutmak için kıyısından
çok sebep var artık
yaşamın heyhat
yiten gençliğim...
Bahar Ş. Gülşen
http://img142.imageshack.us/img142/4241/incesazmediumqt7.jpg
http://img148.imageshack.us/img148/3595/kadin5dlty0.jpg
http://img142.imageshack.us/img142/7668/miniresim39tjfq6.jpg
http://img120.imageshack.us/img120/5122/miniresim66rjto3.jpg
http://img142.imageshack.us/img142/740/siirimediumar7.jpg
http://img171.imageshack.us/img171/5315/unutamayacaksin5kclm6.jpg
Meryem Aşkı
Çocuk yüreği,
çırpınan / çılgın deniz /
dalga dalga.
Gözlerinde bir
güneş parçası var.
Daha bir aşığım şimdi
kuş kanadında uzaklar.
Enginle öpüşen
bir gökyüzü,
bülbülün burnunda,
gülün kokusu var.
Kilise çanında,
büyülü bir ses /
beni cezbeden
Ve İsa’nın sofrasında,
bir yudum şarabım var.
Kadın / gözünde
bir damla yaş
Ve dudağında / tanrıyla sonsuz
bir savaş var.
Parmaklarında terden bir pırlanta,
sırtında ardan bir urba,
bir aşkın sırrı var.
Çocukça,
yüreği taze henüz,
kirden uzakça,
kadının / temiz günahı /
bir aşkı var...
Bahar Ş. Gülşen
http://ozel.balca.net/resima/jpg/duygularim10088.jpg
http://img374.imageshack.us/img374/2197/duygularim10093yh1.jpg
http://img137.imageshack.us/img137/147/duygularim10113pw2.jpg
http://img374.imageshack.us/img374/9083/duygularim10114ma0.jpg
http://img176.imageshack.us/img176/4163/duygularim10120jr5.jpg
http://img58.imageshack.us/img58/5999/duygularim10122ka3.jpg
http://img374.imageshack.us/img374/3296/gzyayamuru5ubtg5.jpg
tekniker
19-12-2006, 14:45
İstediğin Gibi Yaptım;Artık Kalbim Yok
artık kalbim yok ağladığımda sana
düşündüğümde seni artık kalbim yok
seni anlatırken birilerine,atmıyor kalbim
atmıyor kalbim seni gördüğümde rüyalarımda
istediğin gibi yaptım;artık kalbim yok!
küçük bir velede verdim onu,oyuncak niyetine
fırlattım attım doyursun karnını diye bir sokak
köpeğine
suda sektirdim bir kiremit parçası gibi
ve bekledim batmasını
bekledim batmasını yanan bir gemi
nasıl ağlayarak denize dökülürse
istediğin gibi yaptım;artık kalbim yok!
artık kalbim yok baktığımda eski resimlere
özlediğimde seni
arta kalmış bir kalbim yok!
YOK!
http://img339.imageshack.us/img339/2753/d79yagmurkacagi3uz1.jpg
http://img96.imageshack.us/img96/1717/duygularim10062eh0.jpg
http://img72.imageshack.us/img72/3640/bcdf599cf3xg7.jpg
http://img340.imageshack.us/img340/5294/duygularim10067my8.jpg
http://img184.imageshack.us/img184/4305/duygularim10068op6.jpg
http://img88.imageshack.us/img88/9550/duygularim10085sl3.jpg
http://img184.imageshack.us/img184/876/duygularim10092zr9.jpg
Hasretinden Prangalar Eskittim
http://www.galeriturk.net/getimg/38005870summerpromiseel9.jpg
Seni, anlatabilmek seni.
İyi çocuklara, kahramanlara.
Seni anlatabilmek seni,
Namussuza, halden bilmeze,
Kahpe yalana.
Ard- arda kaç zemheri,
Kurt uyur, kuş uyur, zindan uyurdu.
Dışarda gürül- gürül akan bir dünya...
Bir ben uyumadım,
Kaç leylim bahar,
Hasretinden prangalar eskittim.
Saçlarına kan gülleri takayım,
Bir o yana
Bir bu yana...
Seni bağırabilsem seni,
Dipsiz kuyulara,
Akan yıldıza,
Bir kibrit çöpüne varana,
Okyanusun en ıssız dalgasına
Düşmüş bir kibrit çöpüne.
Yitirmiş tılsımını ilk sevmelerin,
Yitirmiş öpücükleri,
Payı yok, apansız inen akşamlardan,
Bir kadeh, bir cıgara, dalıp gidene,
Seni anlatabilsem seni...
Yokluğun, Cehennemin öbür adıdır
Üşüyorum, kapama gözlerini...
Ahmet ARiF
SEVMEKTEN KORKUYORUM
Her gün yanında olamamaktan korkuyorum
Sesini duyamamaktan
Seni görünce, sana alışmaktan da korkuyorum
Nedense sensizlikten de korkuyorum
Bir gün hoşça kal demenden
İstemesem de;
Bir gün, bir gül gibi
İçimde solmandan korkuyorum
Hafızamda bırakacağın hatıralardan
Hatıralardan kaçamamaktan
Adını unutamamaktan korkuyorum
Ah be güzelim;
Ben seni sevmekten korkuyorum.
Benimkisi sadece bir sevda
Göz yaşlarımla söndüremediğim
Korkularımı yenemediğim
Söyleyemediğim
Fakat, kendimi tükettiğim
Ve beni;
Yedi kat yerin dibine sokan
Utandıran, korkutan
An be an içimi yakan
Cesaretsiz bir sevdan
Bu nasıl bir sevda ?
Anlayamıyorum
Ah be güzelim;
Ben seni sevmekten korkuyorum.
Biliyor musun;
Aklımdan hiç çıkmıyorsun.
Sen benim;
İmkansızlar bahçesinden koparttığım
Edâlı gülümsün.
Hiçbir zaman koklayamayacağım
Adını söylerken burkulacağım
Sevmekten hep korkacağım
Fakat, ömrüm boyunca unutmayacağım
Edâlı gülümsün.
Ah be güzelim;
Aslında sen benim,
Kendi ömrümsün
Uykuların kaçar geceleri
Bir türlü sabah olmayı bilmez
Dikilir gözlerin tavanda bir noktaya
Deli eden bir uğultudur başlar kulaklarında
Ne çarşaf halden anlar, ne yastık
Girmez pencerelerden beklediğin aydınlık
Kapanır yatağına çaresizliğine ağlarsın
Onun unutamadığın hayali
Sigaradan derin bir nefes çekmişcesine dolar içine
Sevmek neymiş birgün anlarsın
Birgün anlarsın aslında herşeyin boş olduğunu
Şerefin, faziletin, iyiliğin, güzelliğin
Gün gelirde sesini bir kerecik duymak için
Vurursun başını soğuk taş duvarlara
Büyür gitgide incinmişliğin, kırılmışlığın
Duyarsın
Ta derinden acısını çaresiz kalmışlığın
Sevmek neymiş birgün anlarsın
Birgün anlarsın ne işe yaradığını ellerinin
Niçin yaratıldığını
Bu igrenç dünyaya neden geldiğini
Uzun uzun seyredersinde aynalarda güzelliğini
Boşuna geçip giden yıllarına yanarsın
Dolar gözlerin için burkulur
Sevmek neymiş birgün anlarsın
Birgün anlarsın sevilen dudakların
Sevilen gözlerin erişilmezliğini
O hiç beklenmeyen saat geldi mi
Düşer saçların önüne ama bembeyaz
Uzanır gökyüzüne ellerin
Ama çaresiz, ama yorgun, ama bitkin
Bir zaman geçmiş günlerin uykusuna dalarsın
Sonra dizilir birbiri ardınca gerçekler acı
Sevmek neymiş birgün anlarsın
Birgün anlarsın hayal kurmayı
Beklemeyi
Ümit etmeyi
Bir kirli gömlek gibi çıkarıp atasın gelir
Bütün vücudunu saran o korkunç geceyi
Lanet edersin yaşadığına
Maziden ne kalmışsa yırtar atarsın
O zaman bir çiçek büyür kabrimde kendiliğinden
SENI SEVDIĞIMI BIRGÜN ANLARSIN
tekniker
20-12-2006, 12:44
Ömür Törpüsü
Yaşamak istiyorum
Yaşamak istiyorsun
Yaşamak istiyor
Böyle şiir olmaz diyeceksin,biliyorum
Ama böyle dünya olur mu?
Böyle barış olur mu?
Böyle hürriyet olur mu?
Böyle kardeşlik olur mu?
Biliyorum ki,katlanıver diyeceksin
Ama böyle yaşamak olur mu!
Metin Eloğlu
http://img289.imageshack.us/img289/1043/94355qqq7dy123419lobq2.jpg
http://img120.imageshack.us/img120/2750/94359delice0is123538loas2.jpg
http://img329.imageshack.us/img329/9687/94363dilenci1zr123440loyf6.jpg
http://img185.imageshack.us/img185/944/94368gece8bp123582loak5.jpg
http://img185.imageshack.us/img185/6990/94370tak8ua123545loxs6.jpg
ekselans
21-12-2006, 13:28
Hiç bir şey kalmadı senden geriye
O kitabın içine yazdığın Not tan başka....
“Hayatı Güzelleştirecek olan kendinsin”
Onu da Buldum Yıllar sonra
Seni Deliler gibi Ararken Hayallerimde
Ne Kadar Mutlu Olmuştum.
Olmuş muydum acaba
Dalıp gittiğimde uzaklara
Göz bebeklerimin yaktığı yerde bile bulamıyorken seni......
08.03.2002
Ekselans
Krizantem Mevsim
durmaksızın yırtıp sislerimi
bir şiire yattım son dizesinde...
(krizantem giyindim)
sesinle çiziktirdim ilk harfini
elini resimledim ilk hecesine
(kokuna fesleğen iliştirdim...)
durup dururken
ilk sözcük ihanet etti imgelerime
(sen sevişmeye gittin...)
nehrin tam ortasına düştü kirpiğim
ölü gözlü balıklar yapıştırdı göz kapaklarına
aynasını sürmeledi suların,
içmedin! ..
oysa aşktı,
temmuzdu biraz yaşamak istediğim
şimdi ise,
ağustosa kaldı seninle beraber
kırmızı erikleri toplama hevesim...
denizi kumlar çaldı,
ilk sözcüğü gece;
(seni sevmiştim! ..)
hüzün ve keder mimledim
son sözcüğüne şiirin...
yani
ölümden baktım krizantem zamana
görmedin!
iplere asılan çamaşırlar gibi
takılıp kaldım son harfine son şiirin...
kurudu sıcaklığım
(değmedin! ..)
rüzgar emdi nemimi, kattı denizlere
martılar yükledi acımı
uzaklara giden gemilere...
(bekledim, gelmedin! ..)
derdim,
derdin değilmiş meğer! ..
bu yüzden tamamlanmadı
seninle başladığım şiir...
küsüp gitti
aşk arakladığım imgelerim...
duydum ki göçü başlamış balıkların
sakın dalma sulara!
bir daha gelmez artık
sevda açan
krizantem mevsim...
Tayyibe Atay
http://img166.imageshack.us/img166/2993/94340berrak5xi123360loon3.jpg
http://img220.imageshack.us/img220/3618/94344kursun0nn123540looe1.jpg
http://img227.imageshack.us/img227/769/94345bilebile4zy123536ltl4.jpg
http://img225.imageshack.us/img225/4048/94349boguluyorum1fb1234ar9.jpg
http://img186.imageshack.us/img186/3765/94350payima2zq123410loza8.jpg
http://img225.imageshack.us/img225/4964/94354cuma1yw123587loqe5.jpg
http://img241.imageshack.us/img241/6072/94324ah0pn123600lowq8.jpg
http://img296.imageshack.us/img296/1286/94329astimmmm7kj123559lqj6.jpg
http://img134.imageshack.us/img134/7664/94329ikimiz8gx123562loow7.jpg
http://img296.imageshack.us/img296/4596/94334imkansiz0lw7va1235tj0.jpg
http://img296.imageshack.us/img296/7263/94335batiyorum5ng123405nc8.jpg
http://img134.imageshack.us/img134/3641/94339ku9yw123493loru1.jpg
http://img259.imageshack.us/img259/4620/94291yalanci5ef123311loft0.jpg
http://img90.imageshack.us/img90/9781/94295yalanda7oe123319loln3.jpg
http://img291.imageshack.us/img291/583/94300yazik9kj123495loph6.jpg
http://img348.imageshack.us/img348/16/94305yazn0oz123434losg3.jpg
http://img348.imageshack.us/img348/4083/94314yok3gw123434loyk1.jpg
http://img90.imageshack.us/img90/5355/94374ukur5pi123573lofc8.jpg
http://www.galeriturk.net/getimg/r14.jpg
Yağmur taneleri
Damla düştü toprağa cemre misali…
En büyüleyici pırıltısıyla dün akşam,
Mis gibi kokusuyla büyüleyen etrafı
Eksikliğini hissettiğimiz ama söyleyemediğimiz,
Tek tek ama beraberce kardeşcesine
Göl gibi derler ya işte öyle durgun ve sessiz
Üzüntülülerini paylaşırlar sevinçleri paylaştıkları gibi ,
Lisanlarıyla sevgiden bahsederler hep
Esintisinde bir samyelinin bir ömür boyu,
Rahatlatıyor tüm sevgiye muhtaçları şu yağmur taneleri…
Muhasebe
Ben artık ne şairim, ne fıkra muharriri!
Sadece, beyni zonk zonk sızlayanlardan biri!
Bakmayın tozduğuma meşhur Bâbıâlide!
Bulmuşum rahatımı ben de bir tesellide.
Fikrin ne fahişesi oldum, ne zamparası!
Bir vicdanın, bilemem, kaçtır hava parası?
Evet, kafam çatlıyor, gûya ulvî hastalık;
Bendedir, duymadığı dertlerle kalabalık.
Büyük meydana düştüm, uçtu fildişi kulem;
Milyonlarca ayağın altında kaldı kellem.
Üstün çile, dev gibi gelip çattı birden! Tos! ! !
Sen, cüce sanatkârlık, sana büsbütün paydos!
Cemiyet, ah cemiyet, yok edilen ruhiyle;
Ve cemiyet, cemiyet, yok eden güruhiyle...
Çok var ki, bu hınç bende fikirdir, fikirse hınç!
Genç adam, al silâhı; iman tılsımlı kılınç!
İşte bütün meselem, her meselenin başı,
Ben bir genç arıyorum, gençlikle köprübaşı!
Tırnağı, en yırtıcı hayvanın pençesinden,
Daha keskin eliyle, başını ensesinden,
Ayırıp o genç adam, uzansa yatağına;
Yerleştirse başını, iki diz kapağına;
Soruverse: Ben neyim ve bu hal neyin nesi?
Yetiş, yetiş, hey sonsuz varlık muhasebesi?
Dışımda bir dünya var, zıpzıp gibi küçülen,
İçimde homurtular, inanma diye gülen...
İnanmıyorum, bana öğretilen tarihe!
Sebep ne, mezardansa bu hayatı tercihe?
Üç katlı ahşap evin her katı ayrı âlem!
Üst kat: Elinde tesbih, ağlıyor babaannem,
Orta kat: (Mavs) oynayan annem ve âşıkları,
Alt kat: Kızkardeşimin (Tamtam) da çığlıkları.
Bir kurtlu peynir gibi, ortasından kestiğim;
Buyrun ve maktaından seyredin, işte evim!
Bu ne hazin ağaçtır, bütün ufkumu tutmuş!
Kökü iffet, dalları taklit, meyvesi fuhuş...
Rahminde cemiyetin, ben doğum sancısıyım!
Mukaddes emanetin dönmez dâvacısıyım!
Zamanı kokutanlar mürteci diyor bana;
Yükseldik sanıyorlar, alçaldıkça tabana.
(1947)
Necip Fazıl Kısakürek
http://www.galeriturk.net/getimg/landscape1.jpg
Sitare
Nerden Çıktın Karşıma Böyle Sitare
Efsaneler Dökülüyor Gülüşlerinden
Kirpiklerin Yüreğime Batıyor
Telaşlı Bir Kalabalığın Ortasında
Ayaküstü Konuşuyoruz
Nedim’in Nigehban Nergisleri Gibi
Üstümüzde Bütün Nazarlar
Çok Utanıyorum Sitare!
Dün Oturup Hesab Ettim
Sen Doğduğun Zaman
Ben Bir Askeri Mektepte Talebeymişim
Sen Bilmezsin Sitare
Burada Gündüzler Çekip Durduğumuz Bir Mercan Tesbih
Geceler Içinde Uyuduğumuz Birer Siyah Buluttu
Her Akşam Dokuzda Yat Borusu Çalardı
Yat Borusu Baştan Aşağı Hüzün Çalardı
Bir Derin Uykuya Atardım Kendimi
Siyah Benli Bir Kız Düşlerime Kaçardı
Bende Onu Alır Anamın Düşlerine Kaçardım
Bu Azgın Kalabalıkta Seni Tam Duyamıyorum
Gözlerin Mi Daha Sıcak Gülüyor
Yoksa Dudakların Mı Anlayamıyorum
Seninle Konuşurken Sitare
Aklıma Yıldızlar Dökülüyor
Bir Çaresiz Zühre Oluyorsun Babil Caddelerinde
Ateş Gözlü Kahinler Koşuyorlar Arkandan
Binlerce Meşalenin Işığı Kımıldıyor Saçlarında
Gökyüzü Salkım Salkım
Ziggurutlar Tıklım Tıklım
Dönüp Dolaşıp Dudaklarına Takılıyor Aklım
Ah Benim Bu Akıldan Sıyrılmış Aklım
Kimi Gün Boşlukta Konacak Yer Bulamayan
Kimi Gün Inatçı Yosunlar Gibi
Kepez Diplerine Yapışan Aklım
Gözlerine Baktığım Zaman Sitare
Bütün Çöllere Ay Doğuyor
Yoldaş Ediyorum Kendime
Imr’ül Kays’ı Antere’yi A’şa’yı
En Kuytu Vahaları Dolaşıyorum
Hangi Vahaya Gitsem Çadırlar Sökülmüş Sitare
Çadırla Su Arasında Bir Cılga Var
O Cılgada Narin Ayak Izlerin Var
Durgun Suya Düşüp Kalmış Gözlerin Var
Bu Azgın Kalabalıkta Seni Tam Duyamıyorum
Gözlerin Mi Daha Sıcak Gülüyor
Yoksa Dudakların Mı Anlayamıyorum
Bazen Sapsarı Bir Benizle Geliyorsun
Yorgun Çizgileri Alnında Uykusuzluğun
Biliyorum Içinde Bir Sızı Var
Bıçak Ağzı Gibi Ince Bir Sızı Var
Bu Sızıdır Işte Seni Verimsiz Kılan
Züheyr’in Suad’ı Gibi Keremsiz Kılan
Kuzeyden Güneye
Güneyden Kuzeye
Hey! Gidip Geliyorum Bu Çöllerde
Kureyş’in Heybetli Ve Inatçı Develeri
Hiç Aldırmadan Benim Esmer Sevdama
Geviş Getiriyorlar Ufuklara Bakarak
Ben Kaçıp Yesrib’e Sığınıyorum
Yesrib Bahane Bir Kitaba Sığınıyorum
Dağda, Ovada, Badiyede Okuduğum Hep ‘Elif’
Elif Diyorum Sitare Sineme Elif Çekiyorum
‘Ah Minel Aşkı Ve Halatihi…’
Çok Eski Bir Gerçektir Bu Biliyorum
Bu Azgın Kalabalıkta Seni Tam Duyamıyorum
Gözlerin Mi Daha Sıcak Gülüyor
Yoksa Dudakların Mı Anlayamıyorum
Sinsi Bir Yağmur Altında Beraber Yürüyoruz
Ve Ikimizde Islanıyoruz
Ben Ne Yağmurlar Gördüm Sitare
Ben Kaç Kere Iliklerime Kadar Islandım
Bilmiyorum Sen Kaç Yaşındaydın
Ben, Göğü Hep Kurşun Bir Kubbe Gibi Ağır
O şehirde Sırılsıklam Gezerdim
Bölük Bölük Insanlar Boşanırdı Tapınaklardan
Tapınaklar Insanları Safra Gibi Atardı
Sonra Hepsi Bir Yere Toplanıp Bana Bakarlardı
Birgün Bu şehrin Kirli Yağmurları Alıp Götürdü Beni
Gidip Bir Uygur Çadırında Göğü Dinledim
Kara Bulutlar Kükrerken Bir Kaşgar Sabahında
Oturup Aprunçur Tigin Ile Seni Konuştuk
Bakışlarımı Sunuyorum Tereddütsüz Alıyorsun
Gizli Bir Tebessümle Çağırıyorum Geliyorsun
Kaşı Karam, Gözü Karam, Saçı Karam
Umay Gibi Yumuşak Huylum
Nerden Çıktın Karşıma Böyle
Sesin Ilık Bir Bahar Güneşi Gibi
Iğıl Iğıl Akıyor Içime
Asyanın Bozkırlarında Ordular Düşüyor Peşime
Yığılıp Kalmışım Bu Anadolu Toprağına Sitare
Adamakıllı Yorulmuşum
Ellerin Böyle Olmamalıydı
Ellerine Acıyorum
Ve Kimbilir Kaç Zamandan Beridir Kalbimi Öğütlüyorum,
Durup Durup Issız Yerlerde
Güçlü Ol Ey Kalbim Güçlü Ol
Daha Çok Işimiz Var Diyorum
Bu Azgın Kalabalıkta Seni Tam Duyamıyorum
Gözlerin Mi Daha Sıcak Gülüyor
Yoksa Dudakların Mı Anlayamıyorum
(alıntı)
Siz İnsanlar!…(Bir göz yaşından dökülen insanlık dersi)
Değer bilmez insanlar,
Kıymet bilmez!
Can derdine düşüpte,
Aç karnına helal lokma sokmak isteyenleri
Bilmez insanlar!
Düşüp sevda yoluna can verenlerin,
Can verenlerin kıymetini bilmez insanlar!
Vefa, sevgi, dost, yaren ve yaşam nedir?
Ekmek nedir, emek nedir?
Bilmez insanlar!
Tebessümle bakan saf yüzlüleri,
Açlıktan ölen bebekleri görürde
Yardım etmez!
İsrafa devam eder,
Güler geçer,
Dünyanın emanet;
Yaşamın, canın emanet olduğu bilmez,
Bilmez insanlar!
Zengini över, fakiri yerer
Gökyüzünü bilir de
Toprağın rengini bilmez,
Saltanatı, şöhreti bilirde
Hak ve adaleti bilmez,
Umudu ateşe, gülü toprağa verirde
Seveni sevdiğine vermez
İnsanlar!
Makam için şerefini,
Para için namusunu verirde
Emaneti vereceğini bilmez
İnsanlar!
Ve Siz, insanlar
Ne zaman el ele verirseniz sevgiyle
Doğruluğu, dürüstlüğü anlatırsanız herkese
Uzatırsanız merhamet elini
Yaşarsanız kardeşçe
İşte o zaman, işte o zaman…
Bileceksiniz gözümden akan bir damla yaşın kıymetini…
http://www.galeriturk.net/getimg/632848205080862325.jpg
Kardelen
Talan ediyordu hayatımı kış,
Ansızın karşıma çıktı kardelen.
Gözlerinde bir çift hüzünlü bakış,
Gizlice gönlüme aktı kardelen.
Yine öyle ince, hassas, duygulu,
Gidecekti bir gün, ayrıydı yolu.
Eğilip önüne, ürkek, korkulu;
Dünyamı başıma yıktı kardelen.
Onun ümitleri altın tasında,
Benimse yüreğim kendi yasında.
Lapa lapa yağan kar arasında,
Sedeften tacını taktı kardelen.
zamanlama
23-12-2006, 22:01
Sokak aralarında kayboldu gençliğim
Alanlar aldıklarını yerine koymadı
Sensiz geçen iki gecem
Sensizliğim kadar koymadı
Kimleri yedi bu yürek
Kimleri yedi de
Bir sana doymadı...
Ceyhun Yılmaz
:tamam:
zamanlama
23-12-2006, 22:02
Aşk
bir tek senin görebileceğin bir yerden
sana gülümsüyorum...
onların duydukları kahkahalarım değil
aşkı tarif gerekirse sana
anlatayım
aşk ne biliyor musun
benim sana yaşadığım,
senin durmadan üstüne bastığın...
Ceyhun Yılmaz
zamanlama
23-12-2006, 22:03
Aşkın Kaç Beden
Uzun zamandır yoksun
Yoksun lu sabahlara uyanıyorum
Aynı
Bildiğin gibi
Yeni bi şey yok
Eski bi şey de yok
Sen gibi..........
Bir ben kaldım
O da...
Ben miyim değilmiyim belli değil artık
Arta kalan ne ki?
Daha ne kadar özleyebilirim seni
Şimdi yalvarsam geçmişime
Bir gün daha yaşamak istesem misket oynadığım sokakta
İlkokuldaki yerli malı haftasına katılsam?
Bana 3 beden küçük gelir çocukluğum
Sende öyle sevgilim
Boşluğunu dolduramaz kimse demiştim giderken
Gelme.........
Sana bol gelicek artık bu aşk!
:cool:
Ceyhun Yılmaz
Baba
Evimizin direği
Altın gibi yüreği
Eşek gibi çalışır .
Sanki sağmal ineği .
Ona biz baba deriz.
O getirir biz yeriz.
Bulamayız dünya da.
Babam gibi bir keriz .
Hasta oldum diyemez.
Biz doymadan yiyemez.
ne mankafa uşaktır .
Yeni bir şey giyemez.
Varlık yokluk bilmeyiz.
Sıramızı vermeyiz.
Siparişler gelmezse
O kerizi sevmeyiz.
Etrafını sararız.
Köpek gibi dalarız.
Dediklerimiz olmazsa
Anamızı salarız
Ekrem Kemal Kırmacı
zamanlama
23-12-2006, 22:07
Ayrılık
Islak bir sokakta bulursun kendini
Yüreğin taş, dudakların yok
Yaşadığını zannedip yürümek istersin
Ellerin titer, gözlerin dolar
Yüreğinde ne varsa yaş olup akar gözlerinden
Üşüdüğünü zannedersin; ölmektesindir
Sıkı dur bebeğim buna AYRILIK derler.....
Ceyhun Yılmaz
Adam gerçekten güzel şiirler yazıyor.:tamam:
Zehirli Yılan
Bir yılan beni sardı,
Gözlerini,gözlerime ağdı,
Kavrayıp boynundan şöyle,
Sordum, benle işin ne?
Dedi, bir büyücü gönderdi beni sana,
O, kişiyi sıkıca bir sarmalasana,
Ama ben sarmayı da sarmalamayı da pek bilmem,
Bu yüzden, seni tam ısıracakken!
Yeter! yılan soyu,bırak söylenmeyi,
Kim bu büyücü, sen onu söyle,
Sen gibi bacaksızın biri mi?
Yoksa, kolları var, bacakları da iri mi?
Vallahi ne yalan söyleyeyim, karanlıktı,
Sadece sesini duydum,kıs kıs gülmekteydi,
Hemi de tozu dumana katıp, gelmekteydi,
Korktum, kabul etmesem, gitmeyecekti.
Pekala, zehirli yılan, şimdi benden kork,
Boynunu mu koparayım, yoksa kafan mı ezeyim,
Yoksa seni affedip,yavrularına mı bağışlayayım,
Nedeyim,neyleyeyim de hayırlı bir iş yapayım, söyle.
Ey insan, insaf eyle bana,
Bunu ben yapamam, ama sen yaparsın,
Acımak ve korumak!çünkü sen bunlarda varsın,
Canımı bağışla,kırma dişimi,vurma kafama.
Bak ki, yılan aşka geldi, söyler,
Kötü, iyiye nasıl öğüt eyler,
Lakin öğüt kar eyler, var git yoluna,
Bundan sonra dokunma, insan soyuna.
Kemal DURUHAN
Biz İnsanlar
Ne ben ilk mahkumum
Nede son mahkumsum
Hapishanelerin göreceği
Biz insanlar
Biz insanlar dünyanın efendileri olarak
Önce zalim olmayı
Sonra zulüm etmeyi öğrendik
Hapishaneler inşa ettik
Özgürlüğümüz için !...
Ab-ı Nafi
önceden ben tektim öncesinde bir melektim
hep önümde bir şua ve nurdu var olan bebektim
her tarafta tarlalar var hep çiçekli ben de ektim
artık suları beklemek gerekti benim için
düşman edinip düşman olmamak gerekti bunun için
ben köstebektim yoktum ortalarda yurdum yerdi
ve saklanırdım en derinde katlanırdım herbi derde
ve herbi çileye, yeryüzündeyim güneş de benle
kamaştı gözlerim bu bedenim hep savaştı
gölgemin arkasında görkemim kaldı
ben bi kuştum artık, güneşle arama perde
geceyle aramız iyiydi bence
kanatlarımdı rüzgar bu gönlümdeyse aşk var
akılsa donmuş
bir yunustum buz tutan denizlerin dibinde suskun
oltalar ve ağlar birer mayın gibi
bir çığlık duydum sanki yapmayın demiş gibi deniz de ağlar
ben bir okyanustum şimdi yağmur oldum orman oldum
bir kuş oldum akrep oldum oğlak oldum yaprak oldum insan oldum
ben de yandım, ben de ağladım bi boşluktaydım
ve ben de toprak oldum
Ceza
Bu Alemi Gören sensin
Bu alemi gören sensin
Yok gözünde perde senin
Haksıza yol veren sensin
Yok mu suçun burda senin
Kainatı sen yarattın
Herşeyi yoktan var ettin
Beni çıplak dışar'attın
Cömertliğin nerde senin
Evli misin ergen misin
Eşin yoktur bir sen misin
Çarkı sema nur sen misin
Bu balkıyan nur da senin
Kilisede despot keşiş
İsa Allah'ın oğlu demiş
Meryem Ana neyin imiş
Bu işin var bir de senin.
Kimden korktun da gizlendin
Çok aradın, çok izlendin.
Göster yüzünü çok nazlandın
Yüzün mahrem ferde senin
Binbir ismin bir cismin var
Oğlun, kızın ne hısmın var
Her bir irenkte resmin var
Nerde baksam orda senin
Türlü türlü dillerin var
Ne acaip hallerin var
Ne karanlık yolların var
Sırat köprün nerde senin
Ademi sürdün bakmadın
Cennette de bırakmadın
Şeytanı niçin yakmadın
Cehennemin var da senin
Veysel neden aklın ermez
Uzun kısa dilin durmaz
Eller tutmaz gözler görmez
Bu acaip sır da senin
Aşık Veysel Şatıroğlu
BİR YAZ GECESİ RÜYASINDAN
Ah,zarif ölümlü,ne olur ,durma oku!
Kulaklarım tatlı sesine vuruldu.
Gözlerim biçimine kul köle oldu;
Yüzüne vuran erdemlerinle öyle büyüledin ki beni,
İlk bakışta tutuldum sana,inan SEVİYORUM SENİ
hamlet...
Sözü bilen kişinin, yüzünü ak ede bir söz
Sözü pişirip diyenin işini sağ ede bir söz
Söz ola kese savaşı, söz ola bitire başı
Söz ola agülü aşı, yağ ile bal ede bir söz
Kişi bile söz demini, Demeye sözün kemini
Bu cihan cehennemini, Sekiz cennet ede bir söz
Yunus şimdi söz yatından, söyle sözü gayetinden
Pek sakın o sah katından, Seni ırak ede bir söz
Yunus Emre
Geldi geçti ömrüm benim, şol yel esip geçmiş gibi
Hele bana şöyle geldi, şol göz yumup açmış gibi
İşbu söze hak tanıktır, Bu can gövdeye konuktur
Bir gün ola çıka gide, kafesten kuş uçmuş gibi
Bir hastaya vardın ise, bir içim su verdin ise
Yarın anda karşı gele, Hak şarabın içmiş gibi
Bir miskini gördün ise, bir eskice verdin ise,
Yarın anda karşı gele, Hak libasın biçmiş gibi
Yunus Emre bu dünyada iki kişi kalır derler
Meğer HIZIR, İLYAS ola, Ab-ı hayat içmiş gibi
Toprak güler çiçek, ağaç, meyve olur,
doğa güler, bahar olur,
gülmek insana yakışır,
baba, ana evlat güler ev düğün olur,
ter güler helal olur,
göz nuru güler, icat olur,
düşman güler ders olur,
dost güler, omuz olur,
yurttaşlar güler, memleket olur,
gülmek her insanın en doğal hakkıdır,
başkalarının gülmesi ve mutluluğu için çalışanlar sevgi insanıdırlar,
yalnızlık güler arkadaş olur,
göz göze güler, sevgi aşk olur,
doktor güler şifa olur,
öğretmen güler adam olur,
terazi güler güven olur,
herkes güler adalet olur,
bebek güler, uykusuzluk şeker olur,
eş güler, sarmaş dolaş olur,
yürek güler şiir, öykü olur,
dil güler, her dağ aşılır,
yol güler, yakın olur,
hasret güler, kavuşma olur.
Lütfen insanların gülücüklerini çalmayın,
acıların ve mutsuzlukların yoğun yaşandığı ülkemizde nasıl gülebiliyorsunuz , durun ve sorun kendinize.
İnsanlığın ve insanın en büyük ideali insanlar için yaşamak ve onların mutluluğu için savaşmaktır.
Melek olun demiyorum, ama, kendinize istediğiniz kadar acaba diğer insanlar için de istiyor musunuz.
Bazen öfkelerinizin ve hırçınlıklarınızın nedeninin bencilliğinizden kaynaklandığını hiç düşündünüz mü.
Ne ise........
Bir bebeğin gülmesine neden oluyorsanız biliniz ki doğru yoldasınız, biliniz ki yanınızdan gülerek ayrılıyorsa insanlar, yüreklerinde sizi de götürüyorlardır.
Gülün kİ herkes mutlu olsun. Gülen bir insanı somurtabiliyorsanız, helal size. Nasıl başardınız bunu, bunun eğitimini nereden aldınız. Ama gülmek o kadar zordur ki. Haram bulaşmış, başkasının yaşamından çalınmış, başkasını ezmiş, zulüm etmiş insanlar aslında gülmezler, gülemezler. Gülen insanın yüreği de, beyni de, gözü de, geçmişi de, niyeti de tertemiz olacak. Yüreği kara olanlar gülemezler. Onlar sadece sahte kahkahalar atarlar.
Belki güleceksiniz, ama herkesin güldüğü ve mutlu olduğu bir evren asıl kavuşmak istediğim.
Allah bembeyaz gülücükleri esirgemesin yaşamınızdan.
Sevgiyle ve saygıyla.
Dr.İlhami Şenol
Ağır Gelir
Aldırmayın taşlı yaslı yollara
Teraziye vursan, gül ağır gelir
Semaya açılan, mahzun ellere
Kelam ile sorsan, hal ağır gelir
Gidip de dönülmez, yaban ellere
Hasretin türküsü, düşer dillere
Yanıp da tutuşan, kor gönüllere
Ateşi sorarsan, kül ağır gelir
Yazıp duruyoruz, kime bilmece
Karanlığı öldürür mü gülmece
Gayesiz yaşantı ise bulmaca
Meyveyi tartarsan, dal ağır gelir
Her can olmuş sanki, kapalı kutu
Yalınayak gezip, düşlüyor yatı
Kavgaya tutuşup, devirdik atı
Aktör yorgun ise, rol ağır gelir
Yollar daralınca, dereden geçtik
Sorulunca denge, cihana taçtık
Alınganlıklarda, yeni çağ açtık
'Lütfen' bile desen, dil ağır gelir
Uyanmak vaktidir, derin uykudan
Malkoç Ali yorgun, bildik öyküden
Sağ gezenle bağım, derin duygudan
Can uçunca tenden, sal ağır gelir
Ali Rıza Malkoç
Bursa 09/11/2006
Ben ne Yapayım?
Biz taşlamamızda, isim yazmayız
Sana dokunduysa, ben ne yapayım?
Biliriz edebi, üslup bozmayız
Yanlış okunduysa, ben ne yapayım?
Söylerken sözümüz, geçer mastardan
Paltoya tapınca, oldu astardan
Öğüt açılınca, hayadan ardan
Bön bön bakındıysa, ben ne yapayım?
Pervasız söyleyen, kem söz işitir
Tükürsen ıslanmaz, gündem ısıtır
Yenilir üzülür, yine azıtır
Hep dert yakındıysa, ben ne yapayım?
Sen söyle susayım, reva mıdır ki?
Sunduğunuz her şey, deva mıdır ki?
Kutlu yolda koşmak, heva mıdır ki?
Farzdan sakındıysa, ben ne yapayım?
Söz sultanlarımız, söyledi gitti
Her zorluğa siper, eyledi gitti
İdraksiz meçhule boyladı gitti
Kefen dikindiyse, ben ne yapayım?
Gülden su yapılır, ve kurutulur
Suda mikrop var ise arıtılır
Nefsi talep buz misal eritilir
Tavır takındıysa, ben ne yapayım?
Ali Rıza Malkoç
Bursa, 20/11/2006
Cebine Gelsin
İnsaf zedelendi, söz uçtu gibi
“vicdan” yaz boş bırak, cebine gelsin
Düştü alım gücü, görüldü dibi
“cüzdan” yaz boş bırak, cebine gelsin... Ali Rıza Malkoç
Hic meyve görmedim kavak dalinda
Iki yani keskin kilinc elinde
Akıl var demesin gadap halinde
Kızan yaz bos birak cebine gelsin.......... Ozan Sentezi
İffet kazanında yosma pişirir,
“Metres” yaz boş bırak, cebine gelsin.
Baykuş edasında şivan düşürür,
“Adres” yaz boş bırak, cebine gelsin.... Ömer Ekinci Micingirt
Duydum bakarlarmış cebinden fala
Mesaj var! gerekmez mektuba pula
Uyanıklar varken kazı kim yola
'Sazan' yaz boş bırak cebine gelsin...... Hilmi Yazgı
İlim kederlendi, al uçtu gibi
Düzen yaz boş bırak,cebine gelsin.
Bahçe hederlendi,gül açtı gibi,
Hazan yaz boş bırak,cebine gelsin....... Çağlar Karataş
Emeğe hiç saygı kalmadı bak gör
Hortum yaz boş bırak cebine gelsin
Pembesini sil de yeniden tak gör
Gözlük yaz boş bırak cebine gelsin.... Mustafa Kaya 2
Bayram yaz tam hazır mesajları al
Yolla dost eline hem de mutlu kal
İster aşıkar ol,ister gizli kal
'Nazan' yaz boş bırak cebine gelsin......Gülnare Leman
Yüreğinden kopan en tatlı sözü;
Özden yaz, boş bırak, cebine gelsin
Dostun gurbet elde yanmasın özü
Bizden yaz, boş bırak, cebine gelsin..... Mehmet Postallı
Menfaat ehli hep çıkar peşinde.
Keramet arama mezar taşında.
Karga Sultan ise eğer başında,
“Sazan” yaz boş bırak, cebine gelsin….Hüseyin Sığırtmaç
Sazlıkta bir kamış, ney olur inler
Âlemde merkez ben, seni kim dinler
Melekler sinmiş de, fink atar cinler
Saflık yaz boş bırak, cebine gelsin........Saniye Sarsılmaz
Adam gibi adam, bitti kalmadı
Ecdat yaz boş bırak cebine gelsin
Batı geldi bize mertlik tükendi
Anadol'um yaz boş bırak cebine gelsin...Ethem Turan
tekniker
28-12-2006, 11:49
Kar tanecikleri arasında
saçak altına sığınmış
göçmen kuşun
düşen beyaz tüyünü de
görebilmek
İşte sevmek
Mehmet'in Şiiri
Sana çiçek getirdim dikkatini çekmek için,
her sabah karşıladım;
bir gülücük görmek için, selam durdum en önde;
bir günaydın bekledim:
Okan'a gülümsedin; sanki beni görmedin...
Seni sevdim öğretmenim yine de seni sevdim,
bisikletim olsaydı inan sana verirdim...
Sabah kırağıda geldim,
buzda karda hep geldim;
çok üşüdüm öğretmenim üşümüssün demedin...
Didem hastalanmış Didem dedin Şebnem dedin,
Züleyhayı Tolga'yı her fırsatta seversin...
Hasta oldum bilerek,
bunu hiç fark etmedin...
Sevgini kazanmayı bir tek ben beceremedim...
Kapılarda bekledim, tahtayı hep ben sildim;
bazen ayağa kalktım, kimi zaman eğildim,
gözümden yaş aktı bazen,
kendi kendime sildim,
sana yakın olmayı birtek ben beceremedim...
Yedi binlere kadar yazın dedin,
parmaklarım tutuldu yazmaktan vazgeçmedim...
Defterine baktın Aytuğ ile Figen'in,
dokuz yaprak doldurdum ödevimi görmedin...
Şiir verdin Nalan'a, Zühal'in resmini övdün,
Süreyya'ya güven verdin, beni hiç mi sevmedin?
Gücensem de öğretmenim,hiç kızmadım,
renk vermedim:
Arka sıradaki Mehmet; seni seven Mehmet'in...
Öğretmenim
Öğretmenim kurdele takma bana.
Günaydın de, elimden tut.
Taşınsın sıcaklığın,
Okuduğum ilk kelimelere.
Boyamasan da olur elmamı.
Olsun, kızarmasın elmam;
Üzülür belki arkadaşlarım.
Öğretmenim kurdele takma bana.
Yanımda kal,
Yaptığım resme bak.
“Bunu da öğretmenim, bunu da ben yaptım!”
Diyeyim sana.
Gülüşünü çizeyim, resim defterime.
Koymasan da olur resmimi,
Güzel resim köşesine.
Hem, hepimizin resmi sığmaz ki!
Bir Ayrılış Hikayesi...
Erkek kadına dedi ki:
-Seni seviyorum,
ama nasıl,
avuçlarımda camdan bir şey gibi kalbimi sıkıp
parmaklarımı kanatarak
kırasıya
çıldırasıya...
Erkek kadına dedi ki:
-Seni seviyorum,
ama nasıl,
kilometrelerle derin, kilometrelerle dümdüz,
yüzde yüz, yüzde bin beş yüz,
yüzde hudutsuz kere yüz...
Kadın erkeğe dedi ki:
-Baktım
..........
..........
Nazım Hikmet Ran
SENİ YAŞAMAK
Seni her özlediğimde sevgilim,
Gökyüzüne bakıyorum;
Göğün mavisinde gözlerini görüyorum çünkü.
Seni her özlediğimde bir tanem,
Denizlere bakıyorum.
Ufuğa bakınca mucizeni görüyorum çünkü.
Seni her özlediğimde bir tanem,
Kuşlara bakıyorum.
O kanatlardaki özgürlüğünü görüyorum çünkü.
Ve aşkım, seni her özlediğimde,
Adında isyan ediyorum.
Seni özlemek istemiyorum ben,
Ben seni yaşamak istiyorum,
Seni her özlediğimde sana bakmak istiyorum
Ve seni sende görmek sadece
BEHÇET NECATİGİL
GİZLİ SEVDA
Hani bir sevgilin vardı
Yedi sekiz sene önce,
Dün yolda rastladım
Sevindi beni görünce.
Sokakta ayaküstü
Konuştuk ordan burdan,
Evlenmiş, çocukları olmuş
Bir kız, bir oğlan.
Seni sordu
Hiç değişmedi, dedim,
Bildiğin gibi...
Anlıyordu.
Mesutmuş, kocasını seviyormuş,
Kendilerininmiş evleri..
Bir suçlu gibi ezik,
Sana selâm söyledi.
BEHÇET NECATİGİL
ANLATAMAM DERDİMİ DERTSİZ İNSANA
Anlatamam derdimi dertsiz insana
Derd çekmeyen dert kıymetin bilemez
Derdim bana derman imiş bilmedim
Hiçbir zaman gül dikensiz olamaz
Gülü yetiştirir dikenli çalı
Arı her çiçekten yapıyor balı
Kişi sabır ile bulur kemali
Sabretmeyen maksudunu bulamaz
Ah çeker aşıklar ağlar zarınan
Yüce dağlar şöhret bulmuş karınan
Çağlar deli gönül ırmaklarınan
Ağlar ağlar göz yaşların silemez
Veysel günler geçti yaş altmış oldu
Döküldü yaprağım güllerim soldu
Gemi yükün aldı gam ilen doldu
Harekete kimse mani olamaz
AŞIK VEYSEL
SON ŞİİRİ
Selam saygı hepinize
Gelmez yola gidiyorum
Ne şehire ne de köye
Gelmez yola gidiyorum
Gemi bekliyor limanda
Gideceğim bir ummanda
Gözüm kalmadı cihanda
Gelmez yola gidiyorum
Eşim dostum yavrularım
İşte benim sonbaharım
Veysel karanlık yollarım
Gelmez yola gidiyorum
AŞIK VEYSEL
SEVGİLİM, BİR GÜNÜN..
Sevgilim, bir günün ortası şimdi
Taşıtlar hızla gelip geçiyor, her yer kalabalık,
Ben seni düşünüyorum bir bodrum kahvesinde
Uzat bana uzat ellerini
İzinli askerler görüyorum, kırıtarak yürüyen işçi kızlar
İstanbul her günkü yaşantısı içinde, uğultulu,
Güvercinler güneşten bir sessizliği biriktiriyor
Ben seni düşünüyorum seni
Hani tıpkı o ilk günlerdeki gibi
Kalbim diyorum kalbim
Daha dün tezgâhtan çıkmış bir su sayacı gibi
Aşkı anılar besliyor düşler kadar
Bu yüzden diyorum ki aşk eskidikçe aşktır
Sevgi eskidikçe sevgi.
Günümüz ekmeğimiz, türkümüz
Çoluğumuz çocuğumuz
Binalar yan yana yükselip gidiyor
Vapurların ağzı köpük içinde
Uzaklarda ne kapılar açılıyor
Tirenin biri bir istasyona varıyor
Ordan çıkıyor biri.
Her şey biliyor her şey
Sen biliyor musun bakalım
Seni nice sevdiğimi?
Üstüne titrrediğimi?
Geldiğimi?
Gittiğimi
Hadi!
CEMAL SÜREYA
TABİAT ODAM
Severim kırlarda ben yaşamayı,
On iki ayı.
Severim kırların yeşil göğsünü,
Bütün süsünü.
İstemem başımın üzerinde dam,
Tabiat odam.
İstemem topraktan başka bir yatak,
Kehkeşanlar tak.
Kuşlardan savrulan bir incecik tüy,
Üstümde örtü.
Ve aydan kırpılan bütün yıldızlar,
Rüyamda kızlar.
Her sabah neşeyle uyanan bir eş,
Koynumda güneş.
Dallarda ötüşen kuşlar kabilem,
Bilmezler elem.
Ağlarsak bizimle beraber olur,
Hemşirem yağmur.
Sızlarsak bizimle beraber sızlar,
Kardeşim rüzgâr.
İsteyen toplasın binlerce arşın,
Karlardan kışın.
Mutlaka öptürür bağlarda temmuz,
Çıplak bir omuz.
Severim kırlarda ben yaşamayı,
On iki ayı.
Severim kırların yeşil göğsünü,
Bütün süsünü.
Ölürsem istemem ne yas, ne kefen,
Ne başka bir fen.
Üstümden kalkmasın çimen, çiy, yosun,
Ruhum uyusun.
AHMET KUTSİ TECER
SENİ SEVİYORUM DEMEK İSTERDİM
seni seviyorum demek isterdim
ölesiye bir duyguyla,
taparcasına dil dökmek
ve saçlarım ağarmadan söylemek isterdim
seni sarmak isterdim sonsuzlukla
delicesine sevmek
bir sarhoş gibi adını sayıklamak
ve bağırarak kollarında ölmek isterdim
gülüm...
AHMET KUTSİ TECER
GÜLÜMSE
Durmadan kurulup dağılan bu yerde
Hiç bir dost arama.
Güvenilir bir sığınak, hiç! ..
Bırak acı yüreğinde konaklasın
Olmaza çare arama...
Kimse sana gülmeden sen acıya gülümse,
Yaşamana bak!
ÖMER HAYYAM
tekniker
28-12-2006, 20:01
Ölünceye kadar seni bekleyecekmiş,
Sersem.
Ben seni beklerken ölmem ki...
Beklersem.
Özdemir Asaf
DOSTUM
Dostum;
Eğer bir gün ağlamaklı olursan,
Beni ara...
Seni güldüreceğime söz veremem,
Fakat seninle birlikte ağlayabilirim...
Eğer bir gün uzaklara kaçmak istersen,
Beni aramaktan korkma...
Seni durduramayacağıma söz veremem,
Fakat seninle birlikte kaçabilirim...
Eğer birgün kimseyle konuşmak istemezsen,
Beni ara...
Sessiz olacığıma söz veririm,
Fakat bir gün ararsan ve cevap bulamazsan
Hemen beni görmeye gel,
Belki sana ihtiyacım vardır...
TUT ELLERİMİ
Haydi tut ellerimi, gidiyoruz hayal ötesine.
Sevdalıların kavuştuğu, acıların bittiği yere.
Vadiler dolusu çiçek, kevser akıyor dere.
Mevsim hep bahar, bak şu taze meyvelere.
Orası güzellerin yurdu, kapalı çirkinliklere.
Dilediğimizi yaparız, hesap vermeyiz kimselere.
Müzik bile ayarlanmış, tam isteğimize göre.
Kavga, kin, kıskançlık, haset; hapis başka yerde.
Hangi yoldan gidilir biliyorum, haydi gel benimle.
İnsanların en şereflisinin bulunduğu yere.
Haydi tut ellerimi, inanmazsan bak gözlerime
Victor Hugo (1802-1885)
Oceano Nox*
Ah nice denizci, ah nice kaptan
Sevinçle uzağa sefere çıkan
Bu kasvet dolu ufukta kayboldu
Kurbanı oldu kötü bir kaderin
Aysız gecede, dipsiz bir denizin
Karanlıklarına gömülü kaldı
Kasırga, reisleri, tayfaları
Bir kitabın dağılan sayfaları
Gibi savurdu dalgalar üstüne
Hiç kimse bilmez sonları ne oldu
Bu yağmadan her dalga bir şey çaldı
Kimi bir denizci kimi bir tekne
Yazık bu bahtsız, kayıp insanlara
Sürükleniyorlar karanlıklarda
Kayalara çarpa çarpa başları
Analar babalar her gün sahilde
Tek düşleri vardı, gözler denizde
Öldüler gerçekleşmeden düşleri
Oturup paslı çapalar üstüne
Sizi anar neşeli gençler gece
Karışır karanlık isimleriniz
Öykülere, şarkılara, gülüşlere
Sevgiliden çalınan öpüşlere
Yeşil yosunlar içinde uyurken siz
“Bir adanın kralı mı oldunuz?
Daha güzel bir vatan mı buldunuz?”
Sonra susulur, hatıranız yiter
Beden suda yiter, adlar bellekte
Zamanla daha da kararır gölge
Karanlık sularda karanlık unutuş
Silinir gözlerden şekliniz bile
Kayığınız kimde sabanınız kimde
Beklemekten bıkmış ak saçlı dullar
Ocağın ve kalplerinin külünü
Eşelerken, fırtınanın hükmünü
Sürdürdüğü geceler sizi anar
Bir gün ölüm o gözleri örtünce
Anmaz adınızı, anmaz hiç kimse
O küçük yankılanan mezarlara
Ne yeşil yaprağı düşer söğüdün
Ne köprü başında bir dilencinin
Şarkısı duyulur, basit, tekdüze
Nerde suyun yuttuğu denizciler
Deniz! Sende ne acı öyküler var
Uğunan analardan korkan dalga!
Bunları anlatır gelgitleriyle
Bu yüzden akşam yaklaşırken bize
Haykırır, umutsuz, çığlık çığlığa
(Çev.:Tozan Alkan)
Şiirin ismi Vergilius’un “Aeneis” adlı uzun destanından alınma.
Latince “Denizde Gece” anlamına geliyor.
Mektup
Yarım kalmış acılar deniz pencereme kanardı ge-
ceyle savrulurdum. Gözyaşı kokusuyla dolu bir
kuğu, zamanın sonuna kalkan, sürgünümdü; göz
mavisi duman, sessizliğim. Aktım ölü denizkızıyla
gökkuşağı saklı mektubun içine, pulumuz rüzgar
oldu, postacımız güvercin. Cıva gibi eridik kabı-
mızda. Kırmızıya gittik. Hemen kokladım yüzümü
yağmurun yuva yaptığı ellerimle. İyice şaşırmıştı
alıcısı vapur ıslığımızın. Saklandı gözlerimin ışığı
yeni güne.
Mermer bir kayıkla geri döndük
diğer yarısına acının,
usulca çekildi deniz,
son bulduk, yenildik.
Artık yataksız bir liman yüreğim, soğuk ve loş.
Kırık düşlerim. Serçelerde gözlerimin buğusu.
Buruk içim.
Böylesi bir yenilgiyi beklemediğim için
sabahın en serin ucunda bağıran ben
intihar edecekmiş gibi sıkıyorum
düşük boynuma asılı sonbaharı.
Çekildi yaşanan hıçkırıklara, yaşanmayan düş kı-
rıntılarımızla boğulduğumuz odaya. Düştü saat
duvardan, telefon diye çevirdim yelkovanı: İmdat.
Akrep soktu kendini. Çan sesleri, ezan sesi, martı
sesi, çatılarda kaldı gecenin gizi. Unuttum mektu-
bun içinde boğulduğumu. Elveda.
Kaan İnce
Ağladım
Dün gece uzun uzun
Seni andım ağladım.
Sonu yok yolumuzun
Ona yandım ağladım
Kim bilir acımızı
Bu yasak aşkımızı
O eski şarkımızı
Çaldım-çaldım ağladım! ..
Dolaştım sokaklarda
Ağaran şafaklarda
Seni senden uzakta
Sardım sardım ağladım
İmrendim sevenlere
Sarılıp gidenlere
Elele gezenlere
Baktım baktım ağladım
Benimsin bende değil
Ellerim sende değil
Yanmamak elde değil
Yandım yandım ağladım.
Tuza bastım yaramı
Aşkla açtım aramı
Sensiz son sigaramı
Yaktım yaktım ağladım.
***SEN YOKSUN***
Bekliyorum odamın sessizliginde
Geleceksin diye umitle
Belki görürüm seni diye
Ama, sen yoksun
Sordum herkese nerdedir diye
Yok gitti dediler bile bile
Geri döndüm gözyaşımı sile sile
Ne yazikki, sen yoksun
Sen yanımda yoksun ben ne yapayım
Kalbimdeki sevdamı nasıl atayım
Sensiz günüme bir gün daha katayım
Çaresizim, sen yoksun
Sen yokken ben deliye dönmüşüm
Adını kalbime gömmüşüm
Zaten ben yaşarken ölmüşüm
Çünki, sen yoksun
Sen yoksun sen...
Şimdi sen yoksun ki,
Sırlarımı kiminle paylaşayım,
Dert ortağım canım benim,
Güneş gibi aydınlığım,
Sen yoksun kime sığınayım.
Denizin dalgaları vurur ya sahile,
Büyükler nasihat eder ya hani,
Güzelliğinle yorumlarını dinlerdim,
Geceyi aydınlatan ay ışığı gibi,
Sen yoksun şimdi yanımda.
Yıldızlar kayar ya o karanlıkta,
O ilk aşk vardır,kavuşamazsın ona,
Gemi limandan ayrılır kaybolur ya,
Tek dostum sen yoksun şimdi.
Dostluk,kardeşlik zor kurulur,
Hele paylaşamadıklarını,paylaşırsın,
Bir sıcaklık,duygu vardır içinde,
Çok güvenir açılırsın,konuşursun,
Sen yoksun kime dert yanayım...
Sami Arlan
tekniker
29-12-2006, 01:02
Sevdiğim
Söylüyor
Bensiz olamayacağını
Bu yüzden
Kendime dikkat ediyorum
Yolda yürürken önüme bakıyorum
Ve korkuyorum her yağmur damlasından
Sanki beni ezecekmiş gibi.
Bertolt Brecht
tekniker
29-12-2006, 01:13
SORULAR
Ne giydiğini yaz bana!Sıcak tutuyor mu?
Uyuduğun yeri yaz bana!Yumuşak mı?
Nasıl göründüğünü yaz bana!Yüzün aynı mı?
Neyi özlediğini yaz bana!Kolumu mu?
Nasıl olduğunu yaz bana!Rahat mı?
Sana neler yaptıklarını yaz bana!Cesaretin yetti mi?
Ne yaptığını yaz bana!İyi şeyler mi?
Neler düşündüğünü yaz bana!Beni mi?
Soruladır sana bütün verebildiğim
Ve gelen yanıtları kabullenmeliyim
Yorgunsan,uzatamam sana elimi.
Ya da açsan seni besleyemem
Sanki bu dünyada hiç yokmuşum
Unutmuşum gibi seni.
Bertolt Brecht
Konuşanlar – Kokuşanlar
Fikirler tartışır, hakikat çıkar
Fikrini yazandan, ne zarar gelir?
Niyet gizlenirse, anarşi çıkar
Heceler dizenden, ne zarar gelir?
‘Fol’ da mı yaşarız, horozlanırsın
Farklı bir görüşe, marazlanırsın
Fert iradesiyle, çerezlenirsin
Ezberi bozandan, ne zarar gelir?
Akıl baliğ halka, ayıptır vasi
Göndermiş vekilin, meclistir sesi
Demokrasi hukuk, vitrinin süsü (!)
Haykırıp kızandan, ne zarar gelir
Bu sistem içinde, millet nerede
Kaynak sağlam su kalmadı derede
Size göre halk yok, şu yer kürede
Halk ile gezenden, ne zarar gelir?
Ne giyeceğini, seçen halk ise
Vekilini seçmiş, batan ne size
Hep kışta yaşarız, çıkılmaz güze
Baskıdan bezenden, ne zarar gelir?
Beğenmez isek de, meclis milletin
Mühür elindedir, devir zilletin
Köhne fikrinizi, ipte sallatın
Seçimle çözenden, ne zarar gelir
Ticaret yapmasın, siyaset yapma
Dinin se dogmadır, sakın ha tapma(!)
Ağaç gibi yaşa, kökünden kopma (!)
Kaderin çizenden, ne zarar gelir
Ali Rıza Malkoç
Bursa 22/10/2006
Ortak Şuur
Bekâra boşamak, ne de kolaymış
Üç haneli köye, muhtar oldun mu?
Aleyhte konuşmak, basit olaymış
Beş tane davara, saman böldün mü?
Kendi düşse ağlar, sen düşsen güler
İnsanlık o dur ki, hep hayır diler
Aynı yöne bakan, ayrılık böler
Kendi ailende, birlik oldun mu?
İyi niyet ile, yola çıkarsın
Şom ağızlılara, kulak tıkarsın
Küçük bir çaban yok, gönül yıkarsın
Beyinden önyargı, silebildin mi?
Bir şeyler yapılır, tüzel anlamda
Karanlığa bir mum, güzel anlamda
İnsanlığa hizmet, özel anlamda
Sen de bir kervanda, yerin aldın mı?
Kaplumbağa gibi, tek göz odada
Yaşıyor insanlar, özel adada
Dar bakış açısı, ısrar hatada
Dostunun derdini, derdin bildin mi?
Erişilmez üzüm, koruk olur mu?
Sarmaş dolaş kalpler, kırık olur mu?
Malkoç Ali, gamsız doruk olur mu?
Paslı kapıları, çalabildin mi?
Ali Rıza Malkoç
Bursa, 12/11/2006
EGO
Son kadeh içilmiş,
Son söz edilmişti.
bir düşünce sardı hepsini..
Bir hatıra,
Bir hırs,
Bir kıskançlık,
Bir yanıltı,
Bir kardeşlik,
Bir yanlışlık,
Bir kin,
Bir ümid,
Bir şey..
İnsana ait.
Özdemir Asaf
Yeni Yılda Yeni Ümit
Yeni yıla girdik şimdi,
Yeni ümit dedik şimdi,
Ölene dek sevdik şimdi,
Yeni yılda yeni ümit.
Seni sevdim ağlarım,
Viran oldu bağlarım,
Şiir yazar ağlarım,
Yeni yılda yeni ümit.
Seni sevdim seveceğim,
Hep bekleyip göreceğim,
Belki bir gün öleceğim,
Yeni yılda yeni ümit.
Bütün dağlar çiçek olsun,
Ümitlerim gerçek olsun,
Sözden dönen alçak olsun,
Yeni yılda yeni ümit.....
Yusuf Önder Bahçeci
Bir Ümit Diyerek Koştum
Yollar uzun git,git bitmiyor
Otobüs duruyor sanki gitmiyor
Aldığım nefesim bana yetmiyor
Bir ümit diyerek, koştum yanına.
Hasta haberin bana ulaştı
İçime kor gibi bir ateş düştü
Sarsıldım bir anda dilimse sürçtü
Bir ümit diyerek, koştum yanına.
Vardım nihayet eve ulaştım
Doğruca anamın yanına koştum
Anladım durumu ben benden geçtim
Bir ümit diyerek, koştum yanına.
Bırakıp gitmişsin beni görmeden
Rahata ermişken hiç gün görmeden
Doğacak torununu bir kez sarmadan
Bir ümit diyerek, koştum yanına.
Osman Mertoğlu
Okul
okul hırs ortamı
sakin olan mı kazanır yoksa
hırsına kurban olan mı
gözlerdeki sevgi yalanlı bakış mı doğru yoksa
içlerdeki kazanma isteğimi
sadece saf duygularla işe girişen olursan
ne olur
ya da ateşine körük atıp, ruhunu hırsına satarsan mı
güçlü olunur
okul,
kaybedenin yanında kimsenin olmadığı
gerçek arkadaşların parmakla sayıldığı
ve yenmenin insanı insandan çıkardığı,
bir dört duvar ama
herkese bir yer var…..
Öğretmen
Sevgi yuvasına bende alıştım
Bilgi öğrenmeye yöndür öğretmen
Öğretmenle ilk okulda tanıştım
Okul öğrenciye öndür öğretmen
Okul öğrencinin temel yuvası
Öğretmen çocuğun ana babası
Öğrenciye katar ilim mayası
Ana baba gibi candır öğretmen
Öğretmenim tutar benim elimi
Bülbül gibi konuşturur dilimi
Fidan yetiştirir sever gülünü
Aydınlık ziyası nurdur öğretmen
Öğretmenler cehaletle savaşır
Gece gündüz durmaz candan çalışır
Dertlerime ortak olur paylaşır
Damarda dolaşan kandır öğretmen
Öğretmendir insanlığı öğreten
Birlik beraberlik fikir üreten
Bilim makamını sensin yöneten
Cehalete karşı surdur öğretmen
Ben okumasam cahil kalırdım
Kalem tutmasaydım mahcup olurdum
Öğretmensiz kitap nasıl okurdum
Sevgi saygım size vardır öğretmen
tekniker
30-12-2006, 18:26
Çok Güzel Şey
Yaşamak güzel şey doğrusu
Üstelik hava da güzelse
Hele gücün kuvvetin yerindeyse
Elin ekmek tutmuşsa bir de
Hele tertemizse gönlün
Hele kar gibiyse alnın
Yani kendinden korkmuyorsan
Kimseden korkmuyorsan dünyada
Dostuna güveniyorsan
İyi günler bekliyorsan hele
İyi günlere inanıyorsan
Üstelik hava da güzelse
Yaşamak güzel şey
Çok güzel şey doğrusu
Melih Cevdet Anday
tekniker
30-12-2006, 18:32
Gel Seninle Resim Yapalım
Gel seninle resim yapalım,
Bir yüz çizelim ince,
Küçük nezleli burun
Ve gözler zeytin iriliğinde.
Sonra bir gelincik,ince bir boyun,
Soyulmuş bademden daha ak bir ten,
Öyle bir yüz ki seher vakti
Mutluluk estirsin güneş doğarken.
Ve saçlar çizelim,bulutlar,
Türküler,masallar gibi,
Hepsinin üstüne sonra
Kocaman bir insan yüreği.
Öyle bir yürek ki sevgiyle
Arkadaşlıkla,mutlulukla dolsun,
İstersen ondan sonra
Bütün şairler ölsün.
Cahit Külebi
tekniker
30-12-2006, 19:39
O olmazsa yaşayamam
O olmazsa yaşayamam demeyeceksin
Demeyeceksin işte
Yaşarsın çünkü
Öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki.
Çok sevmeyeceksin mesela
O daha az severse kırılırsın.
Ve zaten genellikle O daha az sever seni
Senin O'nu sevdiğinden.
Çok sevmezsen,çok acımazsın
Çok sahiplenmeyince,çok ait de olmazsın hem.
Çalıştığın binayı,masanı,telefonunu,kartvizitini...
Hatta elini ayağını bile çok sahiplenmeyeceksin.
Senin değillermiş gibi davranacaksın.
Hem hiçbir şeyin olmazsa,kaybetmekten de korkmazsın.
Onlarsız da yaşayabilirmişsin gibi davranacaksın.
Çok eşyan olmayacak mesela evinde.
Paldır küldür yürüyebileceksin.
İlle de bir şeyleri sahipleneceksen,
Çatıların gökyüzüyle birleştiği yerleri sahipleneceksin.
Gökyüzünü sahipleneceksin
Güneşi,ayı,yıldızları...
Mesela kuzey yıldızı, senin yıldızın olacak
"O benim"diyeceksin.
Mutlaka sana ait olmasını istiyorsan bir şeylerin...
Mesela gökkuşağı senin olacak.
İlle de bir şeye ait olacaksan,renklere ait olacaksın.
Mesela turuncaya ya da pembeye
Ya da cennete ait olacaksın.
Çok sahiplenmeden,
Çok ait olmadan yaşayacaksın.
Hem her an avuçlarından kayıp gidecekmiş gibi
Hem de hep senin kalacakmış gibi hayat.
İlişik yaşayacaksın
Ucundan tutarak...
Can Yücel
AYAZ VURDU
bir damla şiir gölgesinde eskittim ruhumu,
sen yokken.
meze ettim sevdamı rakı masalarına,
özlem türküleriyle yıkandım,
/ kimsesiz /
sıska düşlerle sırçaladım yüreğimi
ve
bedenim sürgün ellerde ...
/ sensiz /
vakitsiz açan sevda çiçeği yüreğim.
yangın yerine dönen karlı sokaklarda,
don yemiş kardelen gibiyim.
/ çaresiz /
tomurcuğa durmuştu,
laf anlamaz asi dallarım.
/ zamansız /
çiçeklendi dört bir yanım.
ayaz vurdu ...
/ tan bile ağarmamıştı henüz /
beklediğim bahardı oysa ...
Bahar Ş. Gülşen
Her Şey Sende Gizli...
Yerin seni çektiği kadar ağırsın
Kanatların çırpındığı kadar hafif..
Kalbinin attığı kadar canlısın
Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç...
Sevdiklerin kadar iyisin
Nefret ettiklerin kadar kötü..
Ne renk olursa olsun kaşın gözün
Karşındakinin gördüğüdür rengin..
Yaşadıklarını kar sayma:
Yaşadığın kadar yakınsın sonuna;
Ne kadar yaşarsan yaşa,
Sevdiğin kadardır ömrün..
Gülebildiğin kadar mutlusun
Üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin
Sakın bitti sanma her şeyi,
Sevdiğin kadar sevileceksin.
Güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değer
Ve karşındakine değer verdiğin kadar insansın
Bir gün yalan söyleyeceksen eğer
Bırak karşındaki sana güvendiği kadar inansın.
Ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret
Ve sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın
Unutma yagmurun yağdığı kadar ıslaksın
Güneşin seni ısıttığı kadar sıcak.
Kendini yalnız hissetiğin kadar yalnızsın
Ve güçlü hissettiğin kadar güçlü.
Kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin..
İşte budur hayat!
işte budur yaşamak
Bunu hatırladığın kadar yaşarsın
Bunu unuttuğunda aldığın her nefes kadar üşürsün
Ve karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutulursun
Çiçek sulandığı kadar güzeldir
Kuşlar ötebildiği kadar sevimli
Bebek ağladığı kadar bebektir
Ve herşeyi öğrendiğin kadar bilirsin bunu da öğren,
Sevdiğin
Kadar
Sevilirsin..
Seni Severken Terkettim Kendimi
Şimdi göçlere susuz bir şehir gibi,
Sensiz günleri ekiyorum,kurumuş göz çukurlarıma.
Bensiz bir hüzün gönderiyorum;
Ve tüm terk edilmişliğimle sana !
Yalnızlığıma inat gözyaşı bırakıyorum,
En derinimde yaşlanıyor,tüm kilit vurulmuş sözler...
Yanlış bir yerinde canlanıyor ,
Hayatın en acınmaz gizleri.
İçimin kuytularına birikiyor hüzünler
Ve senden geliyor en sahipsiz düşler.
Dokunsam ateş oluyor gözlerin,
Buz kesiyor yaşlar uzağına kaçsam...
Şimdi sürgünüm kendime,
Alev buğulu rüzgarlarda üşüyorum.
Ne zaman arasam kendimi içimde, sende kayboluyorum.
Bilmiyorsun ki; sen bende ne kadar çok!
Öyle acıtıyor ki beni,
İçimin yollarındaki ayak izlerin.
Kaç adım daha uzar hayat söyle,
Geceler beni sana sürükledikçe...
Ay düşünce kirpiğimin katresine, sen gecem oluyorsun.
Ben boğulurken gecemde,
Sen gözlerimden firari süzülüyorsun.
Şimdi tüm küsüşler çağırıyor beni
Güncemde yetim yağmur taneleri...
Bir gidiş olmalı diyorum, bir gidiş !..
Sensiz her yerde, senli her şeye....
Sahipsiz yalnızlığıma dokunuyor ellerin,
Bense çocuksu bir ruhla üşüyorum.
Sahipsiz bakışlarından; gözlerinde ölmemeyi öğreniyorum.
Şimdi tüm kelimeler can çekişiyor aramızda
Ağzımızdan kanıyor ayrılık;
Kilitli dudaklarımız öfkeli yarına,
Yasaklı kentler yuva kuruyor kuytularımıza.
Yaralarım medet umuyor zamandan,
Oysa unutmak ne zor hatırlamaktan.
İçi oyulmuş acılar hafifliyor omuzlarımda
Ama bana en ağır yine sen !
Şimdi ayrılığın bile gelmeden zamanı
Gitmem gerek senden.
Gözyaşlarımla yüreğine yazıyorum,
Müsveddesi yaşanmış bir hayatın özetini..
Sen sayfa sayfa okurken her geçen yıl kendini
Ben yolcusunu kaybetmiş bir yola başlıyorum.
Şimdi tek bir söz kaldı kulağımda yankılanan
Ve seni acıtacak olan;
Ben seni severken terk ettim kendimi,
Ve tüm terkedilmişliğimle daha çok sevdim seni !
SENI ELE SEVIREM KI (azeri şiiri)
Seni ele sevirem ki...
Diyir senki niye ?
Ne bilim iste ele.
Seni görende bir hos olir, ölir, ölir,ölirem .
Ahsam olir; nahir davar mal gelir.
Komlar,aharlar dalir.
Sayiram, sayiram biri esgik
Bi bahiram, temam. Ama sen yohsan , üzülirem,
Diyecahsan niye? Ben nam isde ele.
Yassi olir, sekide eymek yiyecegam
Civili lavasi dürüm edir, tam kitliram,
Sen ahlima gelirsen. Yiyemirem bogazumda dügümlenir.
Diyecahsan niye? Sanki bilmirsen, isde ele.
Anam örtüleri sarir, gendi gendimi yiyirem.
O da gidir, külli biçare galiram
Gözlerim süzülür, uyiyacagam
Gafam garisir,yüregim sigisir, yatamiram
Gine diyirsenki niye? Isde ele.
Gusluga dogri daliram.
Hayal, hülya görirem. Sanki yanimdasan.
Sevinir, sevinir bir hos oliram.
Bir de ayiliram ki, yasdiga sarilmisam.
Gendimi yiyir, gehroliram.
Diyecehsen niye? Aman...isde ele.
Sabah olir, horozlar ötir. Gün dogir.
Tayahlara, curuhlara yem verirem.
Hele evluhlari dutir dutir öpirem.
Onlari bile sene benzedirem.
Saggin deme niye? Bennam isde ele.
Gün gibi gelir, ay gibi gidirsen
Beni yiye yiye bitirirsen.
Hep ömrimden götürirsen
Seni sevdigimide çoh eyi bilirsen.
Diyecahsan niye? Bilirsen isde ele.
Babam beni gapiya goymir diyirsen ,
Ey helt yiyirsen
Gomsulara,ezen gile, emin bibin gile gidirsen,
Madem ele çih cama, tirhica gel,
Üzün görim. Bene bu da yeter.
Saggin deme niye? Seni çoh sevirem,
Isde ele.
(alıntı)
zamanlama
05-01-2007, 19:06
sokakta giderken,kendi kendime
gülümsediğimin farkına vardığım anlarda
insanların beni deli zannedeceğini düşünüp
gülümsüyorum...
ORHAN VELİ KANIK
zamanlama
05-01-2007, 19:11
SERESERPE
Uzanıp yatıvermiş, sereserpe;
Entarisi sıyrılmış hafiften;
Kolunu kaldırmış, koltuğu görünüyor;
Bir eliyle de göğsünü tutmuş.
İçinde kötülüğü yok, biliyorum;
Yok, benim de yok ama...
Olmaz ki!
Böyle de yatılmaz ki!
ORHAN VELİ KANIK
http://www.galeriturk.net/getimg/pains7wh1.jpg
AYRILIK...
Ne kadar yakınlaşırsan bir insana,
Onu sevmeye alışırken;
Farklılıklar belirginleşir yakın gözlemde,
Dolanırsın çözmeye çalışırken...
Gerçek dostluğu bulduğunu sanıp,
Bütünlüğe uzanırken,
Düşler sona erer en tatlı yerinde,
Bir yabancıyla uyanırken...
Son duraktan önce inmek istersin,
Birliğe yol alırken..
Elveda demek zamanı gelir,
Geriye anılar kalırken...
Tek sonuç, sonuçsuzluk olduğunda,
Nedenleri tartışırken,
Bir anda dönersin başladığın noktaya,
Kendinle yeniden tanışırken...
NE...?
Soru ki, soranı sorguluyor
Her yanıt, yenisini kurguluyor.
Varoluş bilmecesi çözümsüz,
Karanlık ışığını, gölge aslını arıyor.
Ben var isem, bu yokluk ne?
Sen yar isen, bu boşluk ne?
O dedik, bizden öte
Biz BİR isek, bu çokluk ne?
NEREYE GİDER?
Bir esinti başlar ılık yaz akşamında,
Dinlenmeden devinir ve birdenbire diner.
İzi kalır, tozu kalır arkada..
Peki ya rüzgar? Rüzgar nereye gider?
Dalarsın denizin ritmik değişimine,
Dalgalar bir yarışta biteviye, iz ize...
Sonra, bir bakarsın her yer süt liman...
İyi ama dalgalar, onlar nereye gider?
Bir dostluk yaşanırken olanca doyumuyla,
Ayrı düşer gönüller, ayrı düşer bedenler...
Dostlar yer bulur bellekte, tüm canlılığıyla..
Ama anlamadığım şey, dostluk nereye gider?
Derler hani, ilk aşk asla unutulamaz...
İkinci, onuncu da olsa, yine akıldan çıkmaz.
Duyulanın anısı kalır; inat, geçen yıllara...
Ya yaşanan duygular, onlar nereye gider?
Doğruyu gerçek bilir, inanır, direnirler...
Ya kanıtlar şaşırıp, kanılar değişince?
Bir bakarlar, geride 'yanlış' kalmış sadece...
Tüm o doğrular peki, onlar nereye gider?
BİRLİĞE...
Sorgulardan iç görüye,
Yargılardan hoşgörüye...
Kargaşadan dinginliğe,
Karmaşadan enginliğe...
Dirençlerden sevinçlere,
İnançlardan bilinçlere...
"Hayır"lardan "evet"e,
Hayırlardan, hizmete...
Kesinlikten "bence"liğe,
Keskinlikten, inceliğe...
Niçinlerden nasıllara,
Biçimlerden asıllara...
Özellikten özselliğe,
Özgünlükten özgürlüğe...
Bir yolculuk, birliğe,
Hep beraber, birdenbire...
tekniker
09-01-2007, 14:31
BUGÜN VE BUGÜN
Öyle çabuk geçiyor ki günler.
Hele sen de bir bak hayatına.
Daha dün doğmuşuz sanki.
Yeni okula başlamışız.
Yeni sevmişiz.
Öyle çabuk geçiyor ki günler.
Hele sen de bir bak hayatına.
Yarın bitecek sanki her şey.
Yarın ölecek gibiyiz.
Daha doymamışız yaşamasına.
Günlerimiz dün bir,bugün iki.
Sakın birşey bırakma yarına.
Yarın yok ki.
Özdemir Asaf
tekniker
10-01-2007, 14:17
BAHÇEM
Yorgun başımı kaldırsam boşluğa,
Karışsam bulutlara penceremden.
Yıldızlara doğru soluk soluğa
Geçsem bu akşam da geniş bahçemden.
Kalırsa yollarım enginde yarın,
Kendimi çeksem şöyle bir kenara
İçimden sıyrılıp,akasyalara
Halka halka kanatlansa,kuşlarım.
Yağsa h