View Full Version : Hisse.net ŞİİR
Pages :
1
2
3
4
5
6
7
[
8]
9
10
11
12
KORKARIM
gül misafirmiş dikene
halbuki sen sonsuzluksun bende
ayıkladım dikenlerini sevdamın ki
acıtmasın diye...
sana gülüm diyemem
korkarım!
Bahar Ş. Gülşen
Yildizsever
07-12-2006, 07:58
Anlamsız Sevgi
Seni sevdiğimi zannettim
Bir süre sonra buna mecaz-ı mürsel dedim!
Güldün,çünkü edebiyatın sıfırdı!
Sevgide yıllar boyunca mecaz-ı mürsel yaptım...
Seni her zaman sevdiğimi söyledim
Bunun aşkı hep teşekkürlerle oldu!
Öyle ki mecaz-ı mürsel gibi sevdim
Edebıyatı sıfırlar hep alkışladı! Yildizsever
tanrıya dörtlük
tanrım, neoluyor böyle bana
ha düştüm ha düşeceğim
yaptığımla yapacağım arasında
gittikçe büyüyen uçuruma...
Nufel
SENDEN YANA
-Bazen
umut doluyorum. senden yana.
bazense hiç.
öylesi bir boşluk
ve hayalin.
yapayalnızlıgın aydınlıgında
düşünüyorum.
senden yana.
sonra umut doluyor gönlüm
ya hüzün doluyor.
ve bir parçam kayıyor sonsuza.
bense sesizligin karanlıgında
acılarla başbaşa.
ama gönlüm senden yana-
sahinhashus
10-12-2006, 01:43
KONYALICA AŞIK
Seni görüvirince annat dimişsim
Sanki eyişin erik börek yemişsin
Ne sevdiğim çabuk unuttun beni
Yanık şebit gibi kuruttun beni
Al şu şalvarlığı dikin boycana
Gönderdin beni şaklanmış balcana
Bana bakıp da gözlerini hörtletme
Reçellik gayısı gibi beni pörtletme
Aşkın bende büngül büngül gaynasın
Nöörecen sıpaları gı sokakta oynasın
Ne gördüysen uzun ömrü
Yiter ittigin gayri öllüğün körü
sahinhashus
10-12-2006, 01:45
Baglanmayacaksin bir seye, öyle körü körüne
"O olmazsa yaşayamam." demeyeceksin.
Demeyeceksin işte.
Yaşarsın çünkü.
Öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki.
Çok sevmeyeceksin mesela. O daha az severse kırılırsın.
Ve zaten genellikle o daha az sever seni,
Senin o'nu sevdiğinden.
Çok sevmezsen, çok acımazsın.
Çok sahiplenmeyince, çok ait de olmazsın hem.
Çalıştığın binayı, masanı, telefonunu, kartvizitini...
Hatta elini ayağını bile çok sahiplenmeyeceksin.
Senin değillermiş gibi davranacaksın.
Hem hiçbir şeyin olmazsa, kaybetmekten de korkmazsın.
Onlarsız da yaşayabilirmişsin gibi davranacaksın.
Çok eşyan olmayacak mesela evinde.
Paldır küldür yürüyebileceksin.
İlle de bir şeyleri sahipleneceksen,
Çatıların gökyüzüyle birleştiği yerleri sahipleneceksin.
Gökyüzünü sahipleneceksin,
Güneşi, ayı, yıldızları...
Mesela kuzey yıldızı, senin yıldızın olacak.
"O benim." diyeceksin.
Mutlaka sana ait olmasını istiyorsan bir Şeylerin...
Mesela gökkuşağı senin olacak.
İlle de bir şeye ait olacaksan, renklere ait olacaksın.
Mesela turuncuya, yada pembeye.
Ya da cennete ait olacaksın.
Çok sahiplenmeden, Çok ait olmadan yaşayacaksın.
Hem her an avuçlarından kayıp gidecekmiş gibi,
Hem de hep senin kalacakmış gibi hayat.
İlişki yaşayacaksın. Ucundan tutarak...
Can Yücel
sahinhashus
10-12-2006, 01:47
SOL YANIM ACIYOR ANNE
Merhaba anne,
Yine ben geldim.
Merak etme okuldan çıktımda geldim.
Annelerde babalar gibi merak eder mi bilmiyorum ama
Ali "Okula gitmezsem annem çok kızar, merak eder"
demişti de
Onun için söylüyorum.
Geçen hafta öğretmen,
Sağ elimde sarımsak, sol elimde soğan dedirte dedirte
Öğretti sağımı solumu.
Ben biliyorum artık anne sağım neresi, solum neresi
Ağrıyan yanımın neresi olduğunu
Şimdi iyi biliyorum anne.
Hani geçen geldiğimde
Şuram acıyor işte şuram demiştim de
Bir türlü söyleyememiştim ya acıyan yanımı anne
Bak şimdi söylüyorum
Şuram işte,
Sol yanım çok acıyor anne.
Hem de her gün acıyor anne her gün.
Dün sabah annesi Ayşe'nin saçlarını örmüştü.
Elinden tutup okula getirdi.
Yakası da danteldi.
Zil çalınca öptü, hadi yavrum sınıfa dedi.
Bende ağladım,
Ağladım hiç de utanmadım.
Öğretmen ne oldu dedi.
Düştüm dizim çok acıyor dedim.
Yalan söyledim anne.
Dizim acımıyordu ama sol yanım çok acıyordu anne.
Bugün bende saçım örülsün istedim.
Babam ördü ama onunki gibi olmadı.
Dantel yaka istedim.
Babam "Ben bilmem ki kızım" dedi.
Bari okula sen götür dedim.
"kızım, iş" dedi.
Bende banane dedim, ağladım.
"kızım, ekmek" dedi babam.
Sustum ama okula giderken yine ağladım anne.
Ha bide sol yanım yine çok acıdı anne.
Herkesin çorapları bembeyaz, benimkiler gri gibi.
Zeynep "annem beyazlara renkli çamaşır katmadan
yıkıyormuş" dedi.
Babam hepsini birlikte yıkıyor.
Babam çamaşır yıkamasını bilmiyor mu anne?
Uff babam, her gün domates peynir koyuyor beslenmeme.
Üzülmesin diye söylemiyorum ama
Arkadaşlarım her gün kurabiye, börek, pasta getiriyor.
Biliyorum babam pasta yapmasını bilmez anne.
Hava kararıyor, ben gideyim anne.
Babam bilmiyor kaçıp kaçıp sana geldiğimi.
Duyarsa kızmaz ama çok üzülür biliyorum.
Kim bozuyor toprağını,
Çiçeklerini kim koparıyor.
İzin verme anne ne olur toprağına el sürdürme.
Eve gidince aklıma geliyor bide bunun için ağlıyorum anne.
Bak kavanoz yanımda, toprağından bir avuç daha alayım.
Biliyor musun anne her gelişimde aldığım topraklarını
Şu kavanozda biriktirdim.
Üzerine de resmini yapıştırıp başucuma koydum.
Her sabah onu öpüyor kokluyorum.
Kimseye söyleme ama anne
Bazen de konuşuyorum onunla.
Ne yapayım seni çok özlüyorum anne.
Ha unutmadan,
Öğretmen yarın anneyi anlatan bir yazı yazacaksınız dedi.
Ben babama yazdıracağım.
Öğretmen anlarsa çok kızar ama banane kızarsa kızsın.
Ben seni hiç görmedim ki neyi, nasıl anlatacağım anne.
Senin adın geçince sol yanım acıyor anne.
Hiç bir şey yutamıyorum.
Bazen de dayanamayıp ağlıyorum.
Kağıda da böyle yazamam ya anne.
Ben gidiyorum anne,
Toprağını öpeyim, sende rüyama gel beni öp.
Mutlaka gel anne,
Sen rüyama gelmeyince sol yanımın acısıyla uyanıyorum anne.
Sol yanım acıyor anne.
İşte tam şurası,
Sol yanım çok acıyor anne.
Seni çok özledim,
Anne çook...
Bedirhan Gökçe
tekniker
11-12-2006, 11:02
Giderken(Çukur)
Bilerek mi yanına
almadın giderken
başının yastıkta
bıraktığı çukuru
Güveniyordum
oysa ben sevgimize
vapur iskelesi
yada tren istasyonundaki
saatin doğruluğu kadar
Beni senin gibi
bir de annem terketmişti
ki göbeğimde durur
onun yokluğundan
bana kalan
çukur
Sunay Akın
Şiir tadında bir şiir...
Marya
Sustu Another Life gazinosu
Sustu şarkılar,
Paletimde renk sustu, fırçamda şekil
Ve bu gece ilk defa şimal körfezinde
Sustu Peramos\'un mazgallarından
Şehre pancur pancur dökülen arya,
Artık ne tayfalar mevcut, ne komondoslar,
Ne o kor tenli, kızıl saçlı kanarya.
Bu medar ikliminin tenha gecesinde
Sardı bambu kamışlarını pişman bir sukut
Sardı bu sizi.
Hani birdenbire bazen bütün etrafımızı
Sapsarı bir şüphe sarar ya
İşte öylesine berbat bir hal var.
Hiç bir şey düşünmek istemiyorum, hiç bir şey
Ama dördüncü tarassut kulesinde
Bir şüpheli sinyal var.
Hayır hayır yalan bütün bunlar
Artık ne kadere inanıyorum ne fala
Yalan söylüyor o falcı kadın
O hintli parya.
Ben yanlız sana inanıyorum
Yanlız sana, MARYA...
Beni kahrediyor böyle geçen her gece
Bu hoyrat yıldzlar, bu su, bu okyanus, bu yer
Ve gökyüzünde emanet duran
Şu asma fener.
İnan ki sevgili MARYA
Ne varsa hepsi yalan, hepsi keder
Ve hepsi omuzumun üstünde çaresiz bir yük
Ve hepsi angarya.
Biliyorum bu sabah güneşle beraber biliyorum
Bir vapur demirleyecek bu nankör limanda
Pol\'un ebedi matemine rağmen
Virjini olabilirdi bu vapurda
Ama sen yoksun biliyorum sen yoksun.
Baharda geleceğim diyordun hani
Haydi gel daha ne bekliyorsun
İşte mevsim bahar ya.
Fırçam neden boyle titrer bilir misin ?
Ve neden resimlerimde fon sapsarı.
Anlıyorsun değil mi yavrum
Bütün kağıtlara sinmiş anlıyorsun
Bu tropikal zehir,
Bu mizmin malarya,
Sensiz nasıl da boş iskele,
Sensiz nasıl da tenha şehir
Müfreze nöbetçilerinin gözü önünde
Koydan yıldızları çalmışlar bir bir,
Yine de birkaç çımacı, birkaç palikarya.
Ama kim düşünür yıldızları,
Yüzbaşı Arnold\'u vurmuş yerliler
Matemler içinde tekmil batarya.
Bu insanlar, bu gök, bu deniz, bu yer
Birer birer kaybolmaya mahkum, birer birer
Biz ki çoktan bu sapsarı hasret içinde susuz
Biz ki çoktan beri kaybolmuşuz.
Nasıl. Ağlıyor musun MARYA?..
Sil gözlerini, sil yavrum
Bizim yokluğumuzdan ne çıkar
Aşkımız var ya..…
Bekir Sıtkı Erdoğan
Git...
Git iş işten geçmeden, çok geç olmadan vakit,
Günahıma girmeden, katilim olmadan git!
Git de şen şakrak geçen günlerime gün ekle,
Beni kahkahaların sustuğu yerde bekle.
Git ki siyah gözlerin arkada kalmasınlar,
Git ki gamlı yüzümün hüznüyle dolmasınlar
Madem ki benli hayat sana kafes kadar dar,
Uzaklaş ellerimden uçabildiğin kadar.
Hadi git, benden sana dilediğince izin,
Öyle bir uzaklaş ki karda kalmasın izin.
Kahrımın nedenini söylesem irkilirler;
Çünkü herkes beni Kays, seni Leyla bilirler.
Sanırlar ki sen beni biricik yar saymıştın;
Oysa ki hep yedekte, hep elde var saymıştın.
Hadi git, ne bir adres, ne bir hatıra bırak,
Zannetme ki pişmanlık, mutluluk kadar ırak!
Sanma ki fasl-ı bahar geldiği gibi gitmez,
Sanma ki hüsranını görmeye ömrün yetmez.
Her darbene tehammül edecektir bedenim,
Gururum mani olur perişanıma benim.
Yari Ferhat olanın ellerle ülfeti ne?
Şirin ol katlanayım dağ gibi külfetine.
Henüz layık değilken tomurcuk kadar aşka,
Sana gül bahçesini kim açar benden başka!
Hercai arılara meyhanedir çiçekler,
Kim bilir şerefinden kaç kadeh içecekler!
Madem aşk tablosunun takdirinden acizsin,
Git de çağdaş ressamlar modern resimler çizsin.
Ne vedaya gerek var, ne de mektuba hacet,
Git de Allah aşkına bir selama muhtaç et!
Güllere de aşk olsun gene sen kokacaksan!
Fallara da aşk olsun gene sen çıkacaksan!
Kopsun nerden inceyse artık bu bağ, bu düğüm,
Her gece daha berbat, daha vahim gördüğüm.
Korkulu düşlerimi yorumdan kaçıyorum;
Sırf sana üzülüyor, sırf sana acıyorum.
Git iş işten geçmeden, çok geç olmadan vakit,
Günahıma girmeden, katilim olmadan git!
CEMAL SÜREYA
http://img134.imageshack.us/img134/7646/632818804962153790yd7.jpg
http://img99.imageshack.us/img99/2123/632818205558600677nq1.jpg
http://img134.imageshack.us/img134/9962/632818207320052019ib2.jpg
http://img134.imageshack.us/img134/1386/632818806819975695um7.jpg
http://img99.imageshack.us/img99/7412/wwwantolojicom302462211as1.jpg
http://img96.imageshack.us/img96/6894/x1pnwjjkhj3ozorezj0tquamj7.jpg
http://img442.imageshack.us/img442/6973/x1pnwjjkhj3ozorezj0tqucws4.jpg
http://img214.imageshack.us/img214/7758/x1pnwjjkhj3ozorezj0tquddh4.jpg
Vaktiyle ben bir güzele vuruldum
Namı Arnavut,adı Nihal idi..
Gece-gündüz bir resmine sarıldım
Saçı güneş,kaşları hilal idi...
Ak tenine giyinirdi akları
Bir bakışı aç ederdi tokları
Öyle tatlıydı ki o dudakları
Şeker değil,şerbet değil,bal idi...
Şimdi yokluğudur beni eriden
Döğe-döğe şu bağrımı çürüden
O masum,o Cennet kaçkını huriden
Eziyet çekmek dahi helal idi...
Hüsam der,dünyamda sana doymadım
Aşka düştüm ana,baba saymadım
Çok güzel gördüm ben senden caymadım
Gelenler,gidenler hep hayal idi....
şair hüsam
Ela gözlüm vedasız git
Bensizlikten bıkınca gel ...
Hem de sessiz,sedasız git,
Hasret beni yakınca gel ...
Ayırdı bizi kem diller
Ağladı şeyda bülbüller
Laleler,güller,sümbüller,
Burcu-burcu kokunca gel...
Sevdama sevda eklerim
Yolunu her gün beklerim
Divane gözbebeklerim
Kanlı yaşlar dökünce gel...
Eğer gönlüne uyarsan ,
Elin başına dayarsan ,
Bir gün fikrinden cayarsan ,
O gün şafak sökünce gel...
Hep ardında gittiklerin,
Davasını güttüklerin,
Beni feda ettiklerin,
Hayatını yıkınca gel...
Mevla'm sana dert vermesin
Kötüye layık görmesin
Alıp pişmanlık sürmesin,
Kaşlarına çekince gel...
Oyy benim ağılı aşım
Kurban olsun sana başım
Dikilmeden mezar taşım,
Can tenimden çıkınca gel...
Hüsam'ım,sefan sürmedim
Muradım idin,ermedim
Dünyada seni sarmadım
Mahşer Gün'ü, kalkınca gel....
şair hüsam
İlk sevdiğim değilsin
Ama, canımı canına adadığım,
Yokluğunda ağladığım ilk sevdiğimsin...
Seni gördüğüm zaman,
Yüksek uçurumlardan düşer gibi oluyorum.
Heyecenlanıyorum.
Ve gözlerin tutuyor son anda...
Elektrik tellerine takılan,
Uçurtmam gibi takılıyorsun aklıma.
Bazen günlerce kalıyorsun,
Bazen yıllarca...
Taa ki, güçlü bir fırtına kopana kadar.
Zehir gibisin sevgilim .
Ayılamıyorum,
Konuşamıyorum bir türlü.
Günlerce sürüyor sarhoşluğum. seni gördükten sonra.
Bitmesini istemediğim en güzel sarhoşluk,
Damarlarımdan ayrılmasını istemediğim en tatlı zehir ;
Seni Seviyorum
Seni Seviyorum
Seni Seviyorum...
şair hüsam
Kalbimi Yerinden Sökmeyi Dene
Sevdanın sırrına ermek istersen
Coşkun bir ırmak ol akmayı dene
Çektiğim acıyı görmek istersen
Yüzüme bir kere bakmayı dene.
Pişmanlık acını dindirmediyse
Yürek ateşini söndürmediyse
Hiçbir şey geriye döndürmediyse
Eski resimleri yakmayı dene.
Bütün suçu bana yükleme artık
Istıraba çile ekleme artık
Bir ömür içinde bekleme artık
Gönül zindanımdan çıkmayı dene.
Sevgime beş para etmez diyorsan
Kinim kolay kolay gitmez diyorsan
Yaşattıklarım az yetmez diyorsan
Dünyayı başıma yıkmayı dene.
Bir kurşun da sen sık sanki yaram az
Sen ne cimcimesin sen ne yaramaz
O sahte bakışlar işe yaramaz
Karşım da gözyaşı dökmeyi dene.
Kanlı gözyaşımı kurutmam için
Verdiğim son sözü hep tutmam için
Seni sonsuza dek unutmam için
Kalbimi yerinden sökmeyi dene.
Oktay Yıldırım
ÇIPLAK AYAKLA YÜRÜMEK
1
resmi geçidinde
sırayla geçerken yıllar
tirübünlerdeki güruh
çılgınca alkış tutar
çık da bir bak sıradan...
2
gençlik çağıldarken
yatağında düşlerin
hiçliğin darağacında
sallanır yaşam
3
karanlık bastırınca
kopup yiter yaşamlar
solar güller tek tek
bölük pörçük sevdalar
elde var hiç...
4
tutmak için kıyısından
çok sebep var artık
yaşamın heyhat
yiten gençliğim...
Bahar Ş. Gülşen
http://img142.imageshack.us/img142/4241/incesazmediumqt7.jpg
http://img148.imageshack.us/img148/3595/kadin5dlty0.jpg
http://img142.imageshack.us/img142/7668/miniresim39tjfq6.jpg
http://img120.imageshack.us/img120/5122/miniresim66rjto3.jpg
http://img142.imageshack.us/img142/740/siirimediumar7.jpg
http://img171.imageshack.us/img171/5315/unutamayacaksin5kclm6.jpg
Meryem Aşkı
Çocuk yüreği,
çırpınan / çılgın deniz /
dalga dalga.
Gözlerinde bir
güneş parçası var.
Daha bir aşığım şimdi
kuş kanadında uzaklar.
Enginle öpüşen
bir gökyüzü,
bülbülün burnunda,
gülün kokusu var.
Kilise çanında,
büyülü bir ses /
beni cezbeden
Ve İsa’nın sofrasında,
bir yudum şarabım var.
Kadın / gözünde
bir damla yaş
Ve dudağında / tanrıyla sonsuz
bir savaş var.
Parmaklarında terden bir pırlanta,
sırtında ardan bir urba,
bir aşkın sırrı var.
Çocukça,
yüreği taze henüz,
kirden uzakça,
kadının / temiz günahı /
bir aşkı var...
Bahar Ş. Gülşen
http://ozel.balca.net/resima/jpg/duygularim10088.jpg
http://img374.imageshack.us/img374/2197/duygularim10093yh1.jpg
http://img137.imageshack.us/img137/147/duygularim10113pw2.jpg
http://img374.imageshack.us/img374/9083/duygularim10114ma0.jpg
http://img176.imageshack.us/img176/4163/duygularim10120jr5.jpg
http://img58.imageshack.us/img58/5999/duygularim10122ka3.jpg
http://img374.imageshack.us/img374/3296/gzyayamuru5ubtg5.jpg
tekniker
19-12-2006, 12:45
İstediğin Gibi Yaptım;Artık Kalbim Yok
artık kalbim yok ağladığımda sana
düşündüğümde seni artık kalbim yok
seni anlatırken birilerine,atmıyor kalbim
atmıyor kalbim seni gördüğümde rüyalarımda
istediğin gibi yaptım;artık kalbim yok!
küçük bir velede verdim onu,oyuncak niyetine
fırlattım attım doyursun karnını diye bir sokak
köpeğine
suda sektirdim bir kiremit parçası gibi
ve bekledim batmasını
bekledim batmasını yanan bir gemi
nasıl ağlayarak denize dökülürse
istediğin gibi yaptım;artık kalbim yok!
artık kalbim yok baktığımda eski resimlere
özlediğimde seni
arta kalmış bir kalbim yok!
YOK!
http://img339.imageshack.us/img339/2753/d79yagmurkacagi3uz1.jpg
http://img96.imageshack.us/img96/1717/duygularim10062eh0.jpg
http://img72.imageshack.us/img72/3640/bcdf599cf3xg7.jpg
http://img340.imageshack.us/img340/5294/duygularim10067my8.jpg
http://img184.imageshack.us/img184/4305/duygularim10068op6.jpg
http://img88.imageshack.us/img88/9550/duygularim10085sl3.jpg
http://img184.imageshack.us/img184/876/duygularim10092zr9.jpg
Hasretinden Prangalar Eskittim
http://www.galeriturk.net/getimg/38005870summerpromiseel9.jpg
Seni, anlatabilmek seni.
İyi çocuklara, kahramanlara.
Seni anlatabilmek seni,
Namussuza, halden bilmeze,
Kahpe yalana.
Ard- arda kaç zemheri,
Kurt uyur, kuş uyur, zindan uyurdu.
Dışarda gürül- gürül akan bir dünya...
Bir ben uyumadım,
Kaç leylim bahar,
Hasretinden prangalar eskittim.
Saçlarına kan gülleri takayım,
Bir o yana
Bir bu yana...
Seni bağırabilsem seni,
Dipsiz kuyulara,
Akan yıldıza,
Bir kibrit çöpüne varana,
Okyanusun en ıssız dalgasına
Düşmüş bir kibrit çöpüne.
Yitirmiş tılsımını ilk sevmelerin,
Yitirmiş öpücükleri,
Payı yok, apansız inen akşamlardan,
Bir kadeh, bir cıgara, dalıp gidene,
Seni anlatabilsem seni...
Yokluğun, Cehennemin öbür adıdır
Üşüyorum, kapama gözlerini...
Ahmet ARiF
SEVMEKTEN KORKUYORUM
Her gün yanında olamamaktan korkuyorum
Sesini duyamamaktan
Seni görünce, sana alışmaktan da korkuyorum
Nedense sensizlikten de korkuyorum
Bir gün hoşça kal demenden
İstemesem de;
Bir gün, bir gül gibi
İçimde solmandan korkuyorum
Hafızamda bırakacağın hatıralardan
Hatıralardan kaçamamaktan
Adını unutamamaktan korkuyorum
Ah be güzelim;
Ben seni sevmekten korkuyorum.
Benimkisi sadece bir sevda
Göz yaşlarımla söndüremediğim
Korkularımı yenemediğim
Söyleyemediğim
Fakat, kendimi tükettiğim
Ve beni;
Yedi kat yerin dibine sokan
Utandıran, korkutan
An be an içimi yakan
Cesaretsiz bir sevdan
Bu nasıl bir sevda ?
Anlayamıyorum
Ah be güzelim;
Ben seni sevmekten korkuyorum.
Biliyor musun;
Aklımdan hiç çıkmıyorsun.
Sen benim;
İmkansızlar bahçesinden koparttığım
Edâlı gülümsün.
Hiçbir zaman koklayamayacağım
Adını söylerken burkulacağım
Sevmekten hep korkacağım
Fakat, ömrüm boyunca unutmayacağım
Edâlı gülümsün.
Ah be güzelim;
Aslında sen benim,
Kendi ömrümsün
Uykuların kaçar geceleri
Bir türlü sabah olmayı bilmez
Dikilir gözlerin tavanda bir noktaya
Deli eden bir uğultudur başlar kulaklarında
Ne çarşaf halden anlar, ne yastık
Girmez pencerelerden beklediğin aydınlık
Kapanır yatağına çaresizliğine ağlarsın
Onun unutamadığın hayali
Sigaradan derin bir nefes çekmişcesine dolar içine
Sevmek neymiş birgün anlarsın
Birgün anlarsın aslında herşeyin boş olduğunu
Şerefin, faziletin, iyiliğin, güzelliğin
Gün gelirde sesini bir kerecik duymak için
Vurursun başını soğuk taş duvarlara
Büyür gitgide incinmişliğin, kırılmışlığın
Duyarsın
Ta derinden acısını çaresiz kalmışlığın
Sevmek neymiş birgün anlarsın
Birgün anlarsın ne işe yaradığını ellerinin
Niçin yaratıldığını
Bu igrenç dünyaya neden geldiğini
Uzun uzun seyredersinde aynalarda güzelliğini
Boşuna geçip giden yıllarına yanarsın
Dolar gözlerin için burkulur
Sevmek neymiş birgün anlarsın
Birgün anlarsın sevilen dudakların
Sevilen gözlerin erişilmezliğini
O hiç beklenmeyen saat geldi mi
Düşer saçların önüne ama bembeyaz
Uzanır gökyüzüne ellerin
Ama çaresiz, ama yorgun, ama bitkin
Bir zaman geçmiş günlerin uykusuna dalarsın
Sonra dizilir birbiri ardınca gerçekler acı
Sevmek neymiş birgün anlarsın
Birgün anlarsın hayal kurmayı
Beklemeyi
Ümit etmeyi
Bir kirli gömlek gibi çıkarıp atasın gelir
Bütün vücudunu saran o korkunç geceyi
Lanet edersin yaşadığına
Maziden ne kalmışsa yırtar atarsın
O zaman bir çiçek büyür kabrimde kendiliğinden
SENI SEVDIĞIMI BIRGÜN ANLARSIN
tekniker
20-12-2006, 10:44
Ömür Törpüsü
Yaşamak istiyorum
Yaşamak istiyorsun
Yaşamak istiyor
Böyle şiir olmaz diyeceksin,biliyorum
Ama böyle dünya olur mu?
Böyle barış olur mu?
Böyle hürriyet olur mu?
Böyle kardeşlik olur mu?
Biliyorum ki,katlanıver diyeceksin
Ama böyle yaşamak olur mu!
Metin Eloğlu
http://img289.imageshack.us/img289/1043/94355qqq7dy123419lobq2.jpg
http://img120.imageshack.us/img120/2750/94359delice0is123538loas2.jpg
http://img329.imageshack.us/img329/9687/94363dilenci1zr123440loyf6.jpg
http://img185.imageshack.us/img185/944/94368gece8bp123582loak5.jpg
http://img185.imageshack.us/img185/6990/94370tak8ua123545loxs6.jpg
ekselans
21-12-2006, 11:28
Hiç bir şey kalmadı senden geriye
O kitabın içine yazdığın Not tan başka....
“Hayatı Güzelleştirecek olan kendinsin”
Onu da Buldum Yıllar sonra
Seni Deliler gibi Ararken Hayallerimde
Ne Kadar Mutlu Olmuştum.
Olmuş muydum acaba
Dalıp gittiğimde uzaklara
Göz bebeklerimin yaktığı yerde bile bulamıyorken seni......
08.03.2002
Ekselans
Krizantem Mevsim
durmaksızın yırtıp sislerimi
bir şiire yattım son dizesinde...
(krizantem giyindim)
sesinle çiziktirdim ilk harfini
elini resimledim ilk hecesine
(kokuna fesleğen iliştirdim...)
durup dururken
ilk sözcük ihanet etti imgelerime
(sen sevişmeye gittin...)
nehrin tam ortasına düştü kirpiğim
ölü gözlü balıklar yapıştırdı göz kapaklarına
aynasını sürmeledi suların,
içmedin! ..
oysa aşktı,
temmuzdu biraz yaşamak istediğim
şimdi ise,
ağustosa kaldı seninle beraber
kırmızı erikleri toplama hevesim...
denizi kumlar çaldı,
ilk sözcüğü gece;
(seni sevmiştim! ..)
hüzün ve keder mimledim
son sözcüğüne şiirin...
yani
ölümden baktım krizantem zamana
görmedin!
iplere asılan çamaşırlar gibi
takılıp kaldım son harfine son şiirin...
kurudu sıcaklığım
(değmedin! ..)
rüzgar emdi nemimi, kattı denizlere
martılar yükledi acımı
uzaklara giden gemilere...
(bekledim, gelmedin! ..)
derdim,
derdin değilmiş meğer! ..
bu yüzden tamamlanmadı
seninle başladığım şiir...
küsüp gitti
aşk arakladığım imgelerim...
duydum ki göçü başlamış balıkların
sakın dalma sulara!
bir daha gelmez artık
sevda açan
krizantem mevsim...
Tayyibe Atay
http://img166.imageshack.us/img166/2993/94340berrak5xi123360loon3.jpg
http://img220.imageshack.us/img220/3618/94344kursun0nn123540looe1.jpg
http://img227.imageshack.us/img227/769/94345bilebile4zy123536ltl4.jpg
http://img225.imageshack.us/img225/4048/94349boguluyorum1fb1234ar9.jpg
http://img186.imageshack.us/img186/3765/94350payima2zq123410loza8.jpg
http://img225.imageshack.us/img225/4964/94354cuma1yw123587loqe5.jpg
http://img241.imageshack.us/img241/6072/94324ah0pn123600lowq8.jpg
http://img296.imageshack.us/img296/1286/94329astimmmm7kj123559lqj6.jpg
http://img134.imageshack.us/img134/7664/94329ikimiz8gx123562loow7.jpg
http://img296.imageshack.us/img296/4596/94334imkansiz0lw7va1235tj0.jpg
http://img296.imageshack.us/img296/7263/94335batiyorum5ng123405nc8.jpg
http://img134.imageshack.us/img134/3641/94339ku9yw123493loru1.jpg
http://img259.imageshack.us/img259/4620/94291yalanci5ef123311loft0.jpg
http://img90.imageshack.us/img90/9781/94295yalanda7oe123319loln3.jpg
http://img291.imageshack.us/img291/583/94300yazik9kj123495loph6.jpg
http://img348.imageshack.us/img348/16/94305yazn0oz123434losg3.jpg
http://img348.imageshack.us/img348/4083/94314yok3gw123434loyk1.jpg
http://img90.imageshack.us/img90/5355/94374ukur5pi123573lofc8.jpg
http://www.galeriturk.net/getimg/r14.jpg
Yağmur taneleri
Damla düştü toprağa cemre misali…
En büyüleyici pırıltısıyla dün akşam,
Mis gibi kokusuyla büyüleyen etrafı
Eksikliğini hissettiğimiz ama söyleyemediğimiz,
Tek tek ama beraberce kardeşcesine
Göl gibi derler ya işte öyle durgun ve sessiz
Üzüntülülerini paylaşırlar sevinçleri paylaştıkları gibi ,
Lisanlarıyla sevgiden bahsederler hep
Esintisinde bir samyelinin bir ömür boyu,
Rahatlatıyor tüm sevgiye muhtaçları şu yağmur taneleri…
Muhasebe
Ben artık ne şairim, ne fıkra muharriri!
Sadece, beyni zonk zonk sızlayanlardan biri!
Bakmayın tozduğuma meşhur Bâbıâlide!
Bulmuşum rahatımı ben de bir tesellide.
Fikrin ne fahişesi oldum, ne zamparası!
Bir vicdanın, bilemem, kaçtır hava parası?
Evet, kafam çatlıyor, gûya ulvî hastalık;
Bendedir, duymadığı dertlerle kalabalık.
Büyük meydana düştüm, uçtu fildişi kulem;
Milyonlarca ayağın altında kaldı kellem.
Üstün çile, dev gibi gelip çattı birden! Tos! ! !
Sen, cüce sanatkârlık, sana büsbütün paydos!
Cemiyet, ah cemiyet, yok edilen ruhiyle;
Ve cemiyet, cemiyet, yok eden güruhiyle...
Çok var ki, bu hınç bende fikirdir, fikirse hınç!
Genç adam, al silâhı; iman tılsımlı kılınç!
İşte bütün meselem, her meselenin başı,
Ben bir genç arıyorum, gençlikle köprübaşı!
Tırnağı, en yırtıcı hayvanın pençesinden,
Daha keskin eliyle, başını ensesinden,
Ayırıp o genç adam, uzansa yatağına;
Yerleştirse başını, iki diz kapağına;
Soruverse: Ben neyim ve bu hal neyin nesi?
Yetiş, yetiş, hey sonsuz varlık muhasebesi?
Dışımda bir dünya var, zıpzıp gibi küçülen,
İçimde homurtular, inanma diye gülen...
İnanmıyorum, bana öğretilen tarihe!
Sebep ne, mezardansa bu hayatı tercihe?
Üç katlı ahşap evin her katı ayrı âlem!
Üst kat: Elinde tesbih, ağlıyor babaannem,
Orta kat: (Mavs) oynayan annem ve âşıkları,
Alt kat: Kızkardeşimin (Tamtam) da çığlıkları.
Bir kurtlu peynir gibi, ortasından kestiğim;
Buyrun ve maktaından seyredin, işte evim!
Bu ne hazin ağaçtır, bütün ufkumu tutmuş!
Kökü iffet, dalları taklit, meyvesi fuhuş...
Rahminde cemiyetin, ben doğum sancısıyım!
Mukaddes emanetin dönmez dâvacısıyım!
Zamanı kokutanlar mürteci diyor bana;
Yükseldik sanıyorlar, alçaldıkça tabana.
(1947)
Necip Fazıl Kısakürek
http://www.galeriturk.net/getimg/landscape1.jpg
Sitare
Nerden Çıktın Karşıma Böyle Sitare
Efsaneler Dökülüyor Gülüşlerinden
Kirpiklerin Yüreğime Batıyor
Telaşlı Bir Kalabalığın Ortasında
Ayaküstü Konuşuyoruz
Nedim’in Nigehban Nergisleri Gibi
Üstümüzde Bütün Nazarlar
Çok Utanıyorum Sitare!
Dün Oturup Hesab Ettim
Sen Doğduğun Zaman
Ben Bir Askeri Mektepte Talebeymişim
Sen Bilmezsin Sitare
Burada Gündüzler Çekip Durduğumuz Bir Mercan Tesbih
Geceler Içinde Uyuduğumuz Birer Siyah Buluttu
Her Akşam Dokuzda Yat Borusu Çalardı
Yat Borusu Baştan Aşağı Hüzün Çalardı
Bir Derin Uykuya Atardım Kendimi
Siyah Benli Bir Kız Düşlerime Kaçardı
Bende Onu Alır Anamın Düşlerine Kaçardım
Bu Azgın Kalabalıkta Seni Tam Duyamıyorum
Gözlerin Mi Daha Sıcak Gülüyor
Yoksa Dudakların Mı Anlayamıyorum
Seninle Konuşurken Sitare
Aklıma Yıldızlar Dökülüyor
Bir Çaresiz Zühre Oluyorsun Babil Caddelerinde
Ateş Gözlü Kahinler Koşuyorlar Arkandan
Binlerce Meşalenin Işığı Kımıldıyor Saçlarında
Gökyüzü Salkım Salkım
Ziggurutlar Tıklım Tıklım
Dönüp Dolaşıp Dudaklarına Takılıyor Aklım
Ah Benim Bu Akıldan Sıyrılmış Aklım
Kimi Gün Boşlukta Konacak Yer Bulamayan
Kimi Gün Inatçı Yosunlar Gibi
Kepez Diplerine Yapışan Aklım
Gözlerine Baktığım Zaman Sitare
Bütün Çöllere Ay Doğuyor
Yoldaş Ediyorum Kendime
Imr’ül Kays’ı Antere’yi A’şa’yı
En Kuytu Vahaları Dolaşıyorum
Hangi Vahaya Gitsem Çadırlar Sökülmüş Sitare
Çadırla Su Arasında Bir Cılga Var
O Cılgada Narin Ayak Izlerin Var
Durgun Suya Düşüp Kalmış Gözlerin Var
Bu Azgın Kalabalıkta Seni Tam Duyamıyorum
Gözlerin Mi Daha Sıcak Gülüyor
Yoksa Dudakların Mı Anlayamıyorum
Bazen Sapsarı Bir Benizle Geliyorsun
Yorgun Çizgileri Alnında Uykusuzluğun
Biliyorum Içinde Bir Sızı Var
Bıçak Ağzı Gibi Ince Bir Sızı Var
Bu Sızıdır Işte Seni Verimsiz Kılan
Züheyr’in Suad’ı Gibi Keremsiz Kılan
Kuzeyden Güneye
Güneyden Kuzeye
Hey! Gidip Geliyorum Bu Çöllerde
Kureyş’in Heybetli Ve Inatçı Develeri
Hiç Aldırmadan Benim Esmer Sevdama
Geviş Getiriyorlar Ufuklara Bakarak
Ben Kaçıp Yesrib’e Sığınıyorum
Yesrib Bahane Bir Kitaba Sığınıyorum
Dağda, Ovada, Badiyede Okuduğum Hep ‘Elif’
Elif Diyorum Sitare Sineme Elif Çekiyorum
‘Ah Minel Aşkı Ve Halatihi…’
Çok Eski Bir Gerçektir Bu Biliyorum
Bu Azgın Kalabalıkta Seni Tam Duyamıyorum
Gözlerin Mi Daha Sıcak Gülüyor
Yoksa Dudakların Mı Anlayamıyorum
Sinsi Bir Yağmur Altında Beraber Yürüyoruz
Ve Ikimizde Islanıyoruz
Ben Ne Yağmurlar Gördüm Sitare
Ben Kaç Kere Iliklerime Kadar Islandım
Bilmiyorum Sen Kaç Yaşındaydın
Ben, Göğü Hep Kurşun Bir Kubbe Gibi Ağır
O şehirde Sırılsıklam Gezerdim
Bölük Bölük Insanlar Boşanırdı Tapınaklardan
Tapınaklar Insanları Safra Gibi Atardı
Sonra Hepsi Bir Yere Toplanıp Bana Bakarlardı
Birgün Bu şehrin Kirli Yağmurları Alıp Götürdü Beni
Gidip Bir Uygur Çadırında Göğü Dinledim
Kara Bulutlar Kükrerken Bir Kaşgar Sabahında
Oturup Aprunçur Tigin Ile Seni Konuştuk
Bakışlarımı Sunuyorum Tereddütsüz Alıyorsun
Gizli Bir Tebessümle Çağırıyorum Geliyorsun
Kaşı Karam, Gözü Karam, Saçı Karam
Umay Gibi Yumuşak Huylum
Nerden Çıktın Karşıma Böyle
Sesin Ilık Bir Bahar Güneşi Gibi
Iğıl Iğıl Akıyor Içime
Asyanın Bozkırlarında Ordular Düşüyor Peşime
Yığılıp Kalmışım Bu Anadolu Toprağına Sitare
Adamakıllı Yorulmuşum
Ellerin Böyle Olmamalıydı
Ellerine Acıyorum
Ve Kimbilir Kaç Zamandan Beridir Kalbimi Öğütlüyorum,
Durup Durup Issız Yerlerde
Güçlü Ol Ey Kalbim Güçlü Ol
Daha Çok Işimiz Var Diyorum
Bu Azgın Kalabalıkta Seni Tam Duyamıyorum
Gözlerin Mi Daha Sıcak Gülüyor
Yoksa Dudakların Mı Anlayamıyorum
(alıntı)
Siz İnsanlar!…(Bir göz yaşından dökülen insanlık dersi)
Değer bilmez insanlar,
Kıymet bilmez!
Can derdine düşüpte,
Aç karnına helal lokma sokmak isteyenleri
Bilmez insanlar!
Düşüp sevda yoluna can verenlerin,
Can verenlerin kıymetini bilmez insanlar!
Vefa, sevgi, dost, yaren ve yaşam nedir?
Ekmek nedir, emek nedir?
Bilmez insanlar!
Tebessümle bakan saf yüzlüleri,
Açlıktan ölen bebekleri görürde
Yardım etmez!
İsrafa devam eder,
Güler geçer,
Dünyanın emanet;
Yaşamın, canın emanet olduğu bilmez,
Bilmez insanlar!
Zengini över, fakiri yerer
Gökyüzünü bilir de
Toprağın rengini bilmez,
Saltanatı, şöhreti bilirde
Hak ve adaleti bilmez,
Umudu ateşe, gülü toprağa verirde
Seveni sevdiğine vermez
İnsanlar!
Makam için şerefini,
Para için namusunu verirde
Emaneti vereceğini bilmez
İnsanlar!
Ve Siz, insanlar
Ne zaman el ele verirseniz sevgiyle
Doğruluğu, dürüstlüğü anlatırsanız herkese
Uzatırsanız merhamet elini
Yaşarsanız kardeşçe
İşte o zaman, işte o zaman…
Bileceksiniz gözümden akan bir damla yaşın kıymetini…
http://www.galeriturk.net/getimg/632848205080862325.jpg
Kardelen
Talan ediyordu hayatımı kış,
Ansızın karşıma çıktı kardelen.
Gözlerinde bir çift hüzünlü bakış,
Gizlice gönlüme aktı kardelen.
Yine öyle ince, hassas, duygulu,
Gidecekti bir gün, ayrıydı yolu.
Eğilip önüne, ürkek, korkulu;
Dünyamı başıma yıktı kardelen.
Onun ümitleri altın tasında,
Benimse yüreğim kendi yasında.
Lapa lapa yağan kar arasında,
Sedeften tacını taktı kardelen.
zamanlama
23-12-2006, 20:01
Sokak aralarında kayboldu gençliğim
Alanlar aldıklarını yerine koymadı
Sensiz geçen iki gecem
Sensizliğim kadar koymadı
Kimleri yedi bu yürek
Kimleri yedi de
Bir sana doymadı...
Ceyhun Yılmaz
:tamam:
zamanlama
23-12-2006, 20:02
Aşk
bir tek senin görebileceğin bir yerden
sana gülümsüyorum...
onların duydukları kahkahalarım değil
aşkı tarif gerekirse sana
anlatayım
aşk ne biliyor musun
benim sana yaşadığım,
senin durmadan üstüne bastığın...
Ceyhun Yılmaz
zamanlama
23-12-2006, 20:03
Aşkın Kaç Beden
Uzun zamandır yoksun
Yoksun lu sabahlara uyanıyorum
Aynı
Bildiğin gibi
Yeni bi şey yok
Eski bi şey de yok
Sen gibi..........
Bir ben kaldım
O da...
Ben miyim değilmiyim belli değil artık
Arta kalan ne ki?
Daha ne kadar özleyebilirim seni
Şimdi yalvarsam geçmişime
Bir gün daha yaşamak istesem misket oynadığım sokakta
İlkokuldaki yerli malı haftasına katılsam?
Bana 3 beden küçük gelir çocukluğum
Sende öyle sevgilim
Boşluğunu dolduramaz kimse demiştim giderken
Gelme.........
Sana bol gelicek artık bu aşk!
:cool:
Ceyhun Yılmaz
Baba
Evimizin direği
Altın gibi yüreği
Eşek gibi çalışır .
Sanki sağmal ineği .
Ona biz baba deriz.
O getirir biz yeriz.
Bulamayız dünya da.
Babam gibi bir keriz .
Hasta oldum diyemez.
Biz doymadan yiyemez.
ne mankafa uşaktır .
Yeni bir şey giyemez.
Varlık yokluk bilmeyiz.
Sıramızı vermeyiz.
Siparişler gelmezse
O kerizi sevmeyiz.
Etrafını sararız.
Köpek gibi dalarız.
Dediklerimiz olmazsa
Anamızı salarız
Ekrem Kemal Kırmacı
zamanlama
23-12-2006, 20:07
Ayrılık
Islak bir sokakta bulursun kendini
Yüreğin taş, dudakların yok
Yaşadığını zannedip yürümek istersin
Ellerin titer, gözlerin dolar
Yüreğinde ne varsa yaş olup akar gözlerinden
Üşüdüğünü zannedersin; ölmektesindir
Sıkı dur bebeğim buna AYRILIK derler.....
Ceyhun Yılmaz
Adam gerçekten güzel şiirler yazıyor.:tamam:
Zehirli Yılan
Bir yılan beni sardı,
Gözlerini,gözlerime ağdı,
Kavrayıp boynundan şöyle,
Sordum, benle işin ne?
Dedi, bir büyücü gönderdi beni sana,
O, kişiyi sıkıca bir sarmalasana,
Ama ben sarmayı da sarmalamayı da pek bilmem,
Bu yüzden, seni tam ısıracakken!
Yeter! yılan soyu,bırak söylenmeyi,
Kim bu büyücü, sen onu söyle,
Sen gibi bacaksızın biri mi?
Yoksa, kolları var, bacakları da iri mi?
Vallahi ne yalan söyleyeyim, karanlıktı,
Sadece sesini duydum,kıs kıs gülmekteydi,
Hemi de tozu dumana katıp, gelmekteydi,
Korktum, kabul etmesem, gitmeyecekti.
Pekala, zehirli yılan, şimdi benden kork,
Boynunu mu koparayım, yoksa kafan mı ezeyim,
Yoksa seni affedip,yavrularına mı bağışlayayım,
Nedeyim,neyleyeyim de hayırlı bir iş yapayım, söyle.
Ey insan, insaf eyle bana,
Bunu ben yapamam, ama sen yaparsın,
Acımak ve korumak!çünkü sen bunlarda varsın,
Canımı bağışla,kırma dişimi,vurma kafama.
Bak ki, yılan aşka geldi, söyler,
Kötü, iyiye nasıl öğüt eyler,
Lakin öğüt kar eyler, var git yoluna,
Bundan sonra dokunma, insan soyuna.
Kemal DURUHAN
Biz İnsanlar
Ne ben ilk mahkumum
Nede son mahkumsum
Hapishanelerin göreceği
Biz insanlar
Biz insanlar dünyanın efendileri olarak
Önce zalim olmayı
Sonra zulüm etmeyi öğrendik
Hapishaneler inşa ettik
Özgürlüğümüz için !...
Ab-ı Nafi
önceden ben tektim öncesinde bir melektim
hep önümde bir şua ve nurdu var olan bebektim
her tarafta tarlalar var hep çiçekli ben de ektim
artık suları beklemek gerekti benim için
düşman edinip düşman olmamak gerekti bunun için
ben köstebektim yoktum ortalarda yurdum yerdi
ve saklanırdım en derinde katlanırdım herbi derde
ve herbi çileye, yeryüzündeyim güneş de benle
kamaştı gözlerim bu bedenim hep savaştı
gölgemin arkasında görkemim kaldı
ben bi kuştum artık, güneşle arama perde
geceyle aramız iyiydi bence
kanatlarımdı rüzgar bu gönlümdeyse aşk var
akılsa donmuş
bir yunustum buz tutan denizlerin dibinde suskun
oltalar ve ağlar birer mayın gibi
bir çığlık duydum sanki yapmayın demiş gibi deniz de ağlar
ben bir okyanustum şimdi yağmur oldum orman oldum
bir kuş oldum akrep oldum oğlak oldum yaprak oldum insan oldum
ben de yandım, ben de ağladım bi boşluktaydım
ve ben de toprak oldum
Ceza
Bu Alemi Gören sensin
Bu alemi gören sensin
Yok gözünde perde senin
Haksıza yol veren sensin
Yok mu suçun burda senin
Kainatı sen yarattın
Herşeyi yoktan var ettin
Beni çıplak dışar'attın
Cömertliğin nerde senin
Evli misin ergen misin
Eşin yoktur bir sen misin
Çarkı sema nur sen misin
Bu balkıyan nur da senin
Kilisede despot keşiş
İsa Allah'ın oğlu demiş
Meryem Ana neyin imiş
Bu işin var bir de senin.
Kimden korktun da gizlendin
Çok aradın, çok izlendin.
Göster yüzünü çok nazlandın
Yüzün mahrem ferde senin
Binbir ismin bir cismin var
Oğlun, kızın ne hısmın var
Her bir irenkte resmin var
Nerde baksam orda senin
Türlü türlü dillerin var
Ne acaip hallerin var
Ne karanlık yolların var
Sırat köprün nerde senin
Ademi sürdün bakmadın
Cennette de bırakmadın
Şeytanı niçin yakmadın
Cehennemin var da senin
Veysel neden aklın ermez
Uzun kısa dilin durmaz
Eller tutmaz gözler görmez
Bu acaip sır da senin
Aşık Veysel Şatıroğlu
BİR YAZ GECESİ RÜYASINDAN
Ah,zarif ölümlü,ne olur ,durma oku!
Kulaklarım tatlı sesine vuruldu.
Gözlerim biçimine kul köle oldu;
Yüzüne vuran erdemlerinle öyle büyüledin ki beni,
İlk bakışta tutuldum sana,inan SEVİYORUM SENİ
hamlet...
Sözü bilen kişinin, yüzünü ak ede bir söz
Sözü pişirip diyenin işini sağ ede bir söz
Söz ola kese savaşı, söz ola bitire başı
Söz ola agülü aşı, yağ ile bal ede bir söz
Kişi bile söz demini, Demeye sözün kemini
Bu cihan cehennemini, Sekiz cennet ede bir söz
Yunus şimdi söz yatından, söyle sözü gayetinden
Pek sakın o sah katından, Seni ırak ede bir söz
Yunus Emre
Geldi geçti ömrüm benim, şol yel esip geçmiş gibi
Hele bana şöyle geldi, şol göz yumup açmış gibi
İşbu söze hak tanıktır, Bu can gövdeye konuktur
Bir gün ola çıka gide, kafesten kuş uçmuş gibi
Bir hastaya vardın ise, bir içim su verdin ise
Yarın anda karşı gele, Hak şarabın içmiş gibi
Bir miskini gördün ise, bir eskice verdin ise,
Yarın anda karşı gele, Hak libasın biçmiş gibi
Yunus Emre bu dünyada iki kişi kalır derler
Meğer HIZIR, İLYAS ola, Ab-ı hayat içmiş gibi
Toprak güler çiçek, ağaç, meyve olur,
doğa güler, bahar olur,
gülmek insana yakışır,
baba, ana evlat güler ev düğün olur,
ter güler helal olur,
göz nuru güler, icat olur,
düşman güler ders olur,
dost güler, omuz olur,
yurttaşlar güler, memleket olur,
gülmek her insanın en doğal hakkıdır,
başkalarının gülmesi ve mutluluğu için çalışanlar sevgi insanıdırlar,
yalnızlık güler arkadaş olur,
göz göze güler, sevgi aşk olur,
doktor güler şifa olur,
öğretmen güler adam olur,
terazi güler güven olur,
herkes güler adalet olur,
bebek güler, uykusuzluk şeker olur,
eş güler, sarmaş dolaş olur,
yürek güler şiir, öykü olur,
dil güler, her dağ aşılır,
yol güler, yakın olur,
hasret güler, kavuşma olur.
Lütfen insanların gülücüklerini çalmayın,
acıların ve mutsuzlukların yoğun yaşandığı ülkemizde nasıl gülebiliyorsunuz , durun ve sorun kendinize.
İnsanlığın ve insanın en büyük ideali insanlar için yaşamak ve onların mutluluğu için savaşmaktır.
Melek olun demiyorum, ama, kendinize istediğiniz kadar acaba diğer insanlar için de istiyor musunuz.
Bazen öfkelerinizin ve hırçınlıklarınızın nedeninin bencilliğinizden kaynaklandığını hiç düşündünüz mü.
Ne ise........
Bir bebeğin gülmesine neden oluyorsanız biliniz ki doğru yoldasınız, biliniz ki yanınızdan gülerek ayrılıyorsa insanlar, yüreklerinde sizi de götürüyorlardır.
Gülün kİ herkes mutlu olsun. Gülen bir insanı somurtabiliyorsanız, helal size. Nasıl başardınız bunu, bunun eğitimini nereden aldınız. Ama gülmek o kadar zordur ki. Haram bulaşmış, başkasının yaşamından çalınmış, başkasını ezmiş, zulüm etmiş insanlar aslında gülmezler, gülemezler. Gülen insanın yüreği de, beyni de, gözü de, geçmişi de, niyeti de tertemiz olacak. Yüreği kara olanlar gülemezler. Onlar sadece sahte kahkahalar atarlar.
Belki güleceksiniz, ama herkesin güldüğü ve mutlu olduğu bir evren asıl kavuşmak istediğim.
Allah bembeyaz gülücükleri esirgemesin yaşamınızdan.
Sevgiyle ve saygıyla.
Dr.İlhami Şenol
Ağır Gelir
Aldırmayın taşlı yaslı yollara
Teraziye vursan, gül ağır gelir
Semaya açılan, mahzun ellere
Kelam ile sorsan, hal ağır gelir
Gidip de dönülmez, yaban ellere
Hasretin türküsü, düşer dillere
Yanıp da tutuşan, kor gönüllere
Ateşi sorarsan, kül ağır gelir
Yazıp duruyoruz, kime bilmece
Karanlığı öldürür mü gülmece
Gayesiz yaşantı ise bulmaca
Meyveyi tartarsan, dal ağır gelir
Her can olmuş sanki, kapalı kutu
Yalınayak gezip, düşlüyor yatı
Kavgaya tutuşup, devirdik atı
Aktör yorgun ise, rol ağır gelir
Yollar daralınca, dereden geçtik
Sorulunca denge, cihana taçtık
Alınganlıklarda, yeni çağ açtık
'Lütfen' bile desen, dil ağır gelir
Uyanmak vaktidir, derin uykudan
Malkoç Ali yorgun, bildik öyküden
Sağ gezenle bağım, derin duygudan
Can uçunca tenden, sal ağır gelir
Ali Rıza Malkoç
Bursa 09/11/2006
Ben ne Yapayım?
Biz taşlamamızda, isim yazmayız
Sana dokunduysa, ben ne yapayım?
Biliriz edebi, üslup bozmayız
Yanlış okunduysa, ben ne yapayım?
Söylerken sözümüz, geçer mastardan
Paltoya tapınca, oldu astardan
Öğüt açılınca, hayadan ardan
Bön bön bakındıysa, ben ne yapayım?
Pervasız söyleyen, kem söz işitir
Tükürsen ıslanmaz, gündem ısıtır
Yenilir üzülür, yine azıtır
Hep dert yakındıysa, ben ne yapayım?
Sen söyle susayım, reva mıdır ki?
Sunduğunuz her şey, deva mıdır ki?
Kutlu yolda koşmak, heva mıdır ki?
Farzdan sakındıysa, ben ne yapayım?
Söz sultanlarımız, söyledi gitti
Her zorluğa siper, eyledi gitti
İdraksiz meçhule boyladı gitti
Kefen dikindiyse, ben ne yapayım?
Gülden su yapılır, ve kurutulur
Suda mikrop var ise arıtılır
Nefsi talep buz misal eritilir
Tavır takındıysa, ben ne yapayım?
Ali Rıza Malkoç
Bursa, 20/11/2006
Cebine Gelsin
İnsaf zedelendi, söz uçtu gibi
“vicdan” yaz boş bırak, cebine gelsin
Düştü alım gücü, görüldü dibi
“cüzdan” yaz boş bırak, cebine gelsin... Ali Rıza Malkoç
Hic meyve görmedim kavak dalinda
Iki yani keskin kilinc elinde
Akıl var demesin gadap halinde
Kızan yaz bos birak cebine gelsin.......... Ozan Sentezi
İffet kazanında yosma pişirir,
“Metres” yaz boş bırak, cebine gelsin.
Baykuş edasında şivan düşürür,
“Adres” yaz boş bırak, cebine gelsin.... Ömer Ekinci Micingirt
Duydum bakarlarmış cebinden fala
Mesaj var! gerekmez mektuba pula
Uyanıklar varken kazı kim yola
'Sazan' yaz boş bırak cebine gelsin...... Hilmi Yazgı
İlim kederlendi, al uçtu gibi
Düzen yaz boş bırak,cebine gelsin.
Bahçe hederlendi,gül açtı gibi,
Hazan yaz boş bırak,cebine gelsin....... Çağlar Karataş
Emeğe hiç saygı kalmadı bak gör
Hortum yaz boş bırak cebine gelsin
Pembesini sil de yeniden tak gör
Gözlük yaz boş bırak cebine gelsin.... Mustafa Kaya 2
Bayram yaz tam hazır mesajları al
Yolla dost eline hem de mutlu kal
İster aşıkar ol,ister gizli kal
'Nazan' yaz boş bırak cebine gelsin......Gülnare Leman
Yüreğinden kopan en tatlı sözü;
Özden yaz, boş bırak, cebine gelsin
Dostun gurbet elde yanmasın özü
Bizden yaz, boş bırak, cebine gelsin..... Mehmet Postallı
Menfaat ehli hep çıkar peşinde.
Keramet arama mezar taşında.
Karga Sultan ise eğer başında,
“Sazan” yaz boş bırak, cebine gelsin….Hüseyin Sığırtmaç
Sazlıkta bir kamış, ney olur inler
Âlemde merkez ben, seni kim dinler
Melekler sinmiş de, fink atar cinler
Saflık yaz boş bırak, cebine gelsin........Saniye Sarsılmaz
Adam gibi adam, bitti kalmadı
Ecdat yaz boş bırak cebine gelsin
Batı geldi bize mertlik tükendi
Anadol'um yaz boş bırak cebine gelsin...Ethem Turan
tekniker
28-12-2006, 09:49
Kar tanecikleri arasında
saçak altına sığınmış
göçmen kuşun
düşen beyaz tüyünü de
görebilmek
İşte sevmek
Mehmet'in Şiiri
Sana çiçek getirdim dikkatini çekmek için,
her sabah karşıladım;
bir gülücük görmek için, selam durdum en önde;
bir günaydın bekledim:
Okan'a gülümsedin; sanki beni görmedin...
Seni sevdim öğretmenim yine de seni sevdim,
bisikletim olsaydı inan sana verirdim...
Sabah kırağıda geldim,
buzda karda hep geldim;
çok üşüdüm öğretmenim üşümüssün demedin...
Didem hastalanmış Didem dedin Şebnem dedin,
Züleyhayı Tolga'yı her fırsatta seversin...
Hasta oldum bilerek,
bunu hiç fark etmedin...
Sevgini kazanmayı bir tek ben beceremedim...
Kapılarda bekledim, tahtayı hep ben sildim;
bazen ayağa kalktım, kimi zaman eğildim,
gözümden yaş aktı bazen,
kendi kendime sildim,
sana yakın olmayı birtek ben beceremedim...
Yedi binlere kadar yazın dedin,
parmaklarım tutuldu yazmaktan vazgeçmedim...
Defterine baktın Aytuğ ile Figen'in,
dokuz yaprak doldurdum ödevimi görmedin...
Şiir verdin Nalan'a, Zühal'in resmini övdün,
Süreyya'ya güven verdin, beni hiç mi sevmedin?
Gücensem de öğretmenim,hiç kızmadım,
renk vermedim:
Arka sıradaki Mehmet; seni seven Mehmet'in...
Öğretmenim
Öğretmenim kurdele takma bana.
Günaydın de, elimden tut.
Taşınsın sıcaklığın,
Okuduğum ilk kelimelere.
Boyamasan da olur elmamı.
Olsun, kızarmasın elmam;
Üzülür belki arkadaşlarım.
Öğretmenim kurdele takma bana.
Yanımda kal,
Yaptığım resme bak.
“Bunu da öğretmenim, bunu da ben yaptım!”
Diyeyim sana.
Gülüşünü çizeyim, resim defterime.
Koymasan da olur resmimi,
Güzel resim köşesine.
Hem, hepimizin resmi sığmaz ki!
Bir Ayrılış Hikayesi...
Erkek kadına dedi ki:
-Seni seviyorum,
ama nasıl,
avuçlarımda camdan bir şey gibi kalbimi sıkıp
parmaklarımı kanatarak
kırasıya
çıldırasıya...
Erkek kadına dedi ki:
-Seni seviyorum,
ama nasıl,
kilometrelerle derin, kilometrelerle dümdüz,
yüzde yüz, yüzde bin beş yüz,
yüzde hudutsuz kere yüz...
Kadın erkeğe dedi ki:
-Baktım
..........
..........
Nazım Hikmet Ran
SENİ YAŞAMAK
Seni her özlediğimde sevgilim,
Gökyüzüne bakıyorum;
Göğün mavisinde gözlerini görüyorum çünkü.
Seni her özlediğimde bir tanem,
Denizlere bakıyorum.
Ufuğa bakınca mucizeni görüyorum çünkü.
Seni her özlediğimde bir tanem,
Kuşlara bakıyorum.
O kanatlardaki özgürlüğünü görüyorum çünkü.
Ve aşkım, seni her özlediğimde,
Adında isyan ediyorum.
Seni özlemek istemiyorum ben,
Ben seni yaşamak istiyorum,
Seni her özlediğimde sana bakmak istiyorum
Ve seni sende görmek sadece
BEHÇET NECATİGİL
GİZLİ SEVDA
Hani bir sevgilin vardı
Yedi sekiz sene önce,
Dün yolda rastladım
Sevindi beni görünce.
Sokakta ayaküstü
Konuştuk ordan burdan,
Evlenmiş, çocukları olmuş
Bir kız, bir oğlan.
Seni sordu
Hiç değişmedi, dedim,
Bildiğin gibi...
Anlıyordu.
Mesutmuş, kocasını seviyormuş,
Kendilerininmiş evleri..
Bir suçlu gibi ezik,
Sana selâm söyledi.
BEHÇET NECATİGİL
ANLATAMAM DERDİMİ DERTSİZ İNSANA
Anlatamam derdimi dertsiz insana
Derd çekmeyen dert kıymetin bilemez
Derdim bana derman imiş bilmedim
Hiçbir zaman gül dikensiz olamaz
Gülü yetiştirir dikenli çalı
Arı her çiçekten yapıyor balı
Kişi sabır ile bulur kemali
Sabretmeyen maksudunu bulamaz
Ah çeker aşıklar ağlar zarınan
Yüce dağlar şöhret bulmuş karınan
Çağlar deli gönül ırmaklarınan
Ağlar ağlar göz yaşların silemez
Veysel günler geçti yaş altmış oldu
Döküldü yaprağım güllerim soldu
Gemi yükün aldı gam ilen doldu
Harekete kimse mani olamaz
AŞIK VEYSEL
SON ŞİİRİ
Selam saygı hepinize
Gelmez yola gidiyorum
Ne şehire ne de köye
Gelmez yola gidiyorum
Gemi bekliyor limanda
Gideceğim bir ummanda
Gözüm kalmadı cihanda
Gelmez yola gidiyorum
Eşim dostum yavrularım
İşte benim sonbaharım
Veysel karanlık yollarım
Gelmez yola gidiyorum
AŞIK VEYSEL
SEVGİLİM, BİR GÜNÜN..
Sevgilim, bir günün ortası şimdi
Taşıtlar hızla gelip geçiyor, her yer kalabalık,
Ben seni düşünüyorum bir bodrum kahvesinde
Uzat bana uzat ellerini
İzinli askerler görüyorum, kırıtarak yürüyen işçi kızlar
İstanbul her günkü yaşantısı içinde, uğultulu,
Güvercinler güneşten bir sessizliği biriktiriyor
Ben seni düşünüyorum seni
Hani tıpkı o ilk günlerdeki gibi
Kalbim diyorum kalbim
Daha dün tezgâhtan çıkmış bir su sayacı gibi
Aşkı anılar besliyor düşler kadar
Bu yüzden diyorum ki aşk eskidikçe aşktır
Sevgi eskidikçe sevgi.
Günümüz ekmeğimiz, türkümüz
Çoluğumuz çocuğumuz
Binalar yan yana yükselip gidiyor
Vapurların ağzı köpük içinde
Uzaklarda ne kapılar açılıyor
Tirenin biri bir istasyona varıyor
Ordan çıkıyor biri.
Her şey biliyor her şey
Sen biliyor musun bakalım
Seni nice sevdiğimi?
Üstüne titrrediğimi?
Geldiğimi?
Gittiğimi
Hadi!
CEMAL SÜREYA
TABİAT ODAM
Severim kırlarda ben yaşamayı,
On iki ayı.
Severim kırların yeşil göğsünü,
Bütün süsünü.
İstemem başımın üzerinde dam,
Tabiat odam.
İstemem topraktan başka bir yatak,
Kehkeşanlar tak.
Kuşlardan savrulan bir incecik tüy,
Üstümde örtü.
Ve aydan kırpılan bütün yıldızlar,
Rüyamda kızlar.
Her sabah neşeyle uyanan bir eş,
Koynumda güneş.
Dallarda ötüşen kuşlar kabilem,
Bilmezler elem.
Ağlarsak bizimle beraber olur,
Hemşirem yağmur.
Sızlarsak bizimle beraber sızlar,
Kardeşim rüzgâr.
İsteyen toplasın binlerce arşın,
Karlardan kışın.
Mutlaka öptürür bağlarda temmuz,
Çıplak bir omuz.
Severim kırlarda ben yaşamayı,
On iki ayı.
Severim kırların yeşil göğsünü,
Bütün süsünü.
Ölürsem istemem ne yas, ne kefen,
Ne başka bir fen.
Üstümden kalkmasın çimen, çiy, yosun,
Ruhum uyusun.
AHMET KUTSİ TECER
SENİ SEVİYORUM DEMEK İSTERDİM
seni seviyorum demek isterdim
ölesiye bir duyguyla,
taparcasına dil dökmek
ve saçlarım ağarmadan söylemek isterdim
seni sarmak isterdim sonsuzlukla
delicesine sevmek
bir sarhoş gibi adını sayıklamak
ve bağırarak kollarında ölmek isterdim
gülüm...
AHMET KUTSİ TECER
GÜLÜMSE
Durmadan kurulup dağılan bu yerde
Hiç bir dost arama.
Güvenilir bir sığınak, hiç! ..
Bırak acı yüreğinde konaklasın
Olmaza çare arama...
Kimse sana gülmeden sen acıya gülümse,
Yaşamana bak!
ÖMER HAYYAM
tekniker
28-12-2006, 18:01
Ölünceye kadar seni bekleyecekmiş,
Sersem.
Ben seni beklerken ölmem ki...
Beklersem.
Özdemir Asaf
DOSTUM
Dostum;
Eğer bir gün ağlamaklı olursan,
Beni ara...
Seni güldüreceğime söz veremem,
Fakat seninle birlikte ağlayabilirim...
Eğer bir gün uzaklara kaçmak istersen,
Beni aramaktan korkma...
Seni durduramayacağıma söz veremem,
Fakat seninle birlikte kaçabilirim...
Eğer birgün kimseyle konuşmak istemezsen,
Beni ara...
Sessiz olacığıma söz veririm,
Fakat bir gün ararsan ve cevap bulamazsan
Hemen beni görmeye gel,
Belki sana ihtiyacım vardır...
TUT ELLERİMİ
Haydi tut ellerimi, gidiyoruz hayal ötesine.
Sevdalıların kavuştuğu, acıların bittiği yere.
Vadiler dolusu çiçek, kevser akıyor dere.
Mevsim hep bahar, bak şu taze meyvelere.
Orası güzellerin yurdu, kapalı çirkinliklere.
Dilediğimizi yaparız, hesap vermeyiz kimselere.
Müzik bile ayarlanmış, tam isteğimize göre.
Kavga, kin, kıskançlık, haset; hapis başka yerde.
Hangi yoldan gidilir biliyorum, haydi gel benimle.
İnsanların en şereflisinin bulunduğu yere.
Haydi tut ellerimi, inanmazsan bak gözlerime
Victor Hugo (1802-1885)
Oceano Nox*
Ah nice denizci, ah nice kaptan
Sevinçle uzağa sefere çıkan
Bu kasvet dolu ufukta kayboldu
Kurbanı oldu kötü bir kaderin
Aysız gecede, dipsiz bir denizin
Karanlıklarına gömülü kaldı
Kasırga, reisleri, tayfaları
Bir kitabın dağılan sayfaları
Gibi savurdu dalgalar üstüne
Hiç kimse bilmez sonları ne oldu
Bu yağmadan her dalga bir şey çaldı
Kimi bir denizci kimi bir tekne
Yazık bu bahtsız, kayıp insanlara
Sürükleniyorlar karanlıklarda
Kayalara çarpa çarpa başları
Analar babalar her gün sahilde
Tek düşleri vardı, gözler denizde
Öldüler gerçekleşmeden düşleri
Oturup paslı çapalar üstüne
Sizi anar neşeli gençler gece
Karışır karanlık isimleriniz
Öykülere, şarkılara, gülüşlere
Sevgiliden çalınan öpüşlere
Yeşil yosunlar içinde uyurken siz
“Bir adanın kralı mı oldunuz?
Daha güzel bir vatan mı buldunuz?”
Sonra susulur, hatıranız yiter
Beden suda yiter, adlar bellekte
Zamanla daha da kararır gölge
Karanlık sularda karanlık unutuş
Silinir gözlerden şekliniz bile
Kayığınız kimde sabanınız kimde
Beklemekten bıkmış ak saçlı dullar
Ocağın ve kalplerinin külünü
Eşelerken, fırtınanın hükmünü
Sürdürdüğü geceler sizi anar
Bir gün ölüm o gözleri örtünce
Anmaz adınızı, anmaz hiç kimse
O küçük yankılanan mezarlara
Ne yeşil yaprağı düşer söğüdün
Ne köprü başında bir dilencinin
Şarkısı duyulur, basit, tekdüze
Nerde suyun yuttuğu denizciler
Deniz! Sende ne acı öyküler var
Uğunan analardan korkan dalga!
Bunları anlatır gelgitleriyle
Bu yüzden akşam yaklaşırken bize
Haykırır, umutsuz, çığlık çığlığa
(Çev.:Tozan Alkan)
Şiirin ismi Vergilius’un “Aeneis” adlı uzun destanından alınma.
Latince “Denizde Gece” anlamına geliyor.
Mektup
Yarım kalmış acılar deniz pencereme kanardı ge-
ceyle savrulurdum. Gözyaşı kokusuyla dolu bir
kuğu, zamanın sonuna kalkan, sürgünümdü; göz
mavisi duman, sessizliğim. Aktım ölü denizkızıyla
gökkuşağı saklı mektubun içine, pulumuz rüzgar
oldu, postacımız güvercin. Cıva gibi eridik kabı-
mızda. Kırmızıya gittik. Hemen kokladım yüzümü
yağmurun yuva yaptığı ellerimle. İyice şaşırmıştı
alıcısı vapur ıslığımızın. Saklandı gözlerimin ışığı
yeni güne.
Mermer bir kayıkla geri döndük
diğer yarısına acının,
usulca çekildi deniz,
son bulduk, yenildik.
Artık yataksız bir liman yüreğim, soğuk ve loş.
Kırık düşlerim. Serçelerde gözlerimin buğusu.
Buruk içim.
Böylesi bir yenilgiyi beklemediğim için
sabahın en serin ucunda bağıran ben
intihar edecekmiş gibi sıkıyorum
düşük boynuma asılı sonbaharı.
Çekildi yaşanan hıçkırıklara, yaşanmayan düş kı-
rıntılarımızla boğulduğumuz odaya. Düştü saat
duvardan, telefon diye çevirdim yelkovanı: İmdat.
Akrep soktu kendini. Çan sesleri, ezan sesi, martı
sesi, çatılarda kaldı gecenin gizi. Unuttum mektu-
bun içinde boğulduğumu. Elveda.
Kaan İnce
Ağladım
Dün gece uzun uzun
Seni andım ağladım.
Sonu yok yolumuzun
Ona yandım ağladım
Kim bilir acımızı
Bu yasak aşkımızı
O eski şarkımızı
Çaldım-çaldım ağladım! ..
Dolaştım sokaklarda
Ağaran şafaklarda
Seni senden uzakta
Sardım sardım ağladım
İmrendim sevenlere
Sarılıp gidenlere
Elele gezenlere
Baktım baktım ağladım
Benimsin bende değil
Ellerim sende değil
Yanmamak elde değil
Yandım yandım ağladım.
Tuza bastım yaramı
Aşkla açtım aramı
Sensiz son sigaramı
Yaktım yaktım ağladım.
***SEN YOKSUN***
Bekliyorum odamın sessizliginde
Geleceksin diye umitle
Belki görürüm seni diye
Ama, sen yoksun
Sordum herkese nerdedir diye
Yok gitti dediler bile bile
Geri döndüm gözyaşımı sile sile
Ne yazikki, sen yoksun
Sen yanımda yoksun ben ne yapayım
Kalbimdeki sevdamı nasıl atayım
Sensiz günüme bir gün daha katayım
Çaresizim, sen yoksun
Sen yokken ben deliye dönmüşüm
Adını kalbime gömmüşüm
Zaten ben yaşarken ölmüşüm
Çünki, sen yoksun
Sen yoksun sen...
Şimdi sen yoksun ki,
Sırlarımı kiminle paylaşayım,
Dert ortağım canım benim,
Güneş gibi aydınlığım,
Sen yoksun kime sığınayım.
Denizin dalgaları vurur ya sahile,
Büyükler nasihat eder ya hani,
Güzelliğinle yorumlarını dinlerdim,
Geceyi aydınlatan ay ışığı gibi,
Sen yoksun şimdi yanımda.
Yıldızlar kayar ya o karanlıkta,
O ilk aşk vardır,kavuşamazsın ona,
Gemi limandan ayrılır kaybolur ya,
Tek dostum sen yoksun şimdi.
Dostluk,kardeşlik zor kurulur,
Hele paylaşamadıklarını,paylaşırsın,
Bir sıcaklık,duygu vardır içinde,
Çok güvenir açılırsın,konuşursun,
Sen yoksun kime dert yanayım...
Sami Arlan
tekniker
28-12-2006, 23:02
Sevdiğim
Söylüyor
Bensiz olamayacağını
Bu yüzden
Kendime dikkat ediyorum
Yolda yürürken önüme bakıyorum
Ve korkuyorum her yağmur damlasından
Sanki beni ezecekmiş gibi.
Bertolt Brecht
tekniker
28-12-2006, 23:13
SORULAR
Ne giydiğini yaz bana!Sıcak tutuyor mu?
Uyuduğun yeri yaz bana!Yumuşak mı?
Nasıl göründüğünü yaz bana!Yüzün aynı mı?
Neyi özlediğini yaz bana!Kolumu mu?
Nasıl olduğunu yaz bana!Rahat mı?
Sana neler yaptıklarını yaz bana!Cesaretin yetti mi?
Ne yaptığını yaz bana!İyi şeyler mi?
Neler düşündüğünü yaz bana!Beni mi?
Soruladır sana bütün verebildiğim
Ve gelen yanıtları kabullenmeliyim
Yorgunsan,uzatamam sana elimi.
Ya da açsan seni besleyemem
Sanki bu dünyada hiç yokmuşum
Unutmuşum gibi seni.
Bertolt Brecht
Konuşanlar – Kokuşanlar
Fikirler tartışır, hakikat çıkar
Fikrini yazandan, ne zarar gelir?
Niyet gizlenirse, anarşi çıkar
Heceler dizenden, ne zarar gelir?
‘Fol’ da mı yaşarız, horozlanırsın
Farklı bir görüşe, marazlanırsın
Fert iradesiyle, çerezlenirsin
Ezberi bozandan, ne zarar gelir?
Akıl baliğ halka, ayıptır vasi
Göndermiş vekilin, meclistir sesi
Demokrasi hukuk, vitrinin süsü (!)
Haykırıp kızandan, ne zarar gelir
Bu sistem içinde, millet nerede
Kaynak sağlam su kalmadı derede
Size göre halk yok, şu yer kürede
Halk ile gezenden, ne zarar gelir?
Ne giyeceğini, seçen halk ise
Vekilini seçmiş, batan ne size
Hep kışta yaşarız, çıkılmaz güze
Baskıdan bezenden, ne zarar gelir?
Beğenmez isek de, meclis milletin
Mühür elindedir, devir zilletin
Köhne fikrinizi, ipte sallatın
Seçimle çözenden, ne zarar gelir
Ticaret yapmasın, siyaset yapma
Dinin se dogmadır, sakın ha tapma(!)
Ağaç gibi yaşa, kökünden kopma (!)
Kaderin çizenden, ne zarar gelir
Ali Rıza Malkoç
Bursa 22/10/2006
Ortak Şuur
Bekâra boşamak, ne de kolaymış
Üç haneli köye, muhtar oldun mu?
Aleyhte konuşmak, basit olaymış
Beş tane davara, saman böldün mü?
Kendi düşse ağlar, sen düşsen güler
İnsanlık o dur ki, hep hayır diler
Aynı yöne bakan, ayrılık böler
Kendi ailende, birlik oldun mu?
İyi niyet ile, yola çıkarsın
Şom ağızlılara, kulak tıkarsın
Küçük bir çaban yok, gönül yıkarsın
Beyinden önyargı, silebildin mi?
Bir şeyler yapılır, tüzel anlamda
Karanlığa bir mum, güzel anlamda
İnsanlığa hizmet, özel anlamda
Sen de bir kervanda, yerin aldın mı?
Kaplumbağa gibi, tek göz odada
Yaşıyor insanlar, özel adada
Dar bakış açısı, ısrar hatada
Dostunun derdini, derdin bildin mi?
Erişilmez üzüm, koruk olur mu?
Sarmaş dolaş kalpler, kırık olur mu?
Malkoç Ali, gamsız doruk olur mu?
Paslı kapıları, çalabildin mi?
Ali Rıza Malkoç
Bursa, 12/11/2006
EGO
Son kadeh içilmiş,
Son söz edilmişti.
bir düşünce sardı hepsini..
Bir hatıra,
Bir hırs,
Bir kıskançlık,
Bir yanıltı,
Bir kardeşlik,
Bir yanlışlık,
Bir kin,
Bir ümid,
Bir şey..
İnsana ait.
Özdemir Asaf
Yeni Yılda Yeni Ümit
Yeni yıla girdik şimdi,
Yeni ümit dedik şimdi,
Ölene dek sevdik şimdi,
Yeni yılda yeni ümit.
Seni sevdim ağlarım,
Viran oldu bağlarım,
Şiir yazar ağlarım,
Yeni yılda yeni ümit.
Seni sevdim seveceğim,
Hep bekleyip göreceğim,
Belki bir gün öleceğim,
Yeni yılda yeni ümit.
Bütün dağlar çiçek olsun,
Ümitlerim gerçek olsun,
Sözden dönen alçak olsun,
Yeni yılda yeni ümit.....
Yusuf Önder Bahçeci
Bir Ümit Diyerek Koştum
Yollar uzun git,git bitmiyor
Otobüs duruyor sanki gitmiyor
Aldığım nefesim bana yetmiyor
Bir ümit diyerek, koştum yanına.
Hasta haberin bana ulaştı
İçime kor gibi bir ateş düştü
Sarsıldım bir anda dilimse sürçtü
Bir ümit diyerek, koştum yanına.
Vardım nihayet eve ulaştım
Doğruca anamın yanına koştum
Anladım durumu ben benden geçtim
Bir ümit diyerek, koştum yanına.
Bırakıp gitmişsin beni görmeden
Rahata ermişken hiç gün görmeden
Doğacak torununu bir kez sarmadan
Bir ümit diyerek, koştum yanına.
Osman Mertoğlu
Okul
okul hırs ortamı
sakin olan mı kazanır yoksa
hırsına kurban olan mı
gözlerdeki sevgi yalanlı bakış mı doğru yoksa
içlerdeki kazanma isteğimi
sadece saf duygularla işe girişen olursan
ne olur
ya da ateşine körük atıp, ruhunu hırsına satarsan mı
güçlü olunur
okul,
kaybedenin yanında kimsenin olmadığı
gerçek arkadaşların parmakla sayıldığı
ve yenmenin insanı insandan çıkardığı,
bir dört duvar ama
herkese bir yer var…..
Öğretmen
Sevgi yuvasına bende alıştım
Bilgi öğrenmeye yöndür öğretmen
Öğretmenle ilk okulda tanıştım
Okul öğrenciye öndür öğretmen
Okul öğrencinin temel yuvası
Öğretmen çocuğun ana babası
Öğrenciye katar ilim mayası
Ana baba gibi candır öğretmen
Öğretmenim tutar benim elimi
Bülbül gibi konuşturur dilimi
Fidan yetiştirir sever gülünü
Aydınlık ziyası nurdur öğretmen
Öğretmenler cehaletle savaşır
Gece gündüz durmaz candan çalışır
Dertlerime ortak olur paylaşır
Damarda dolaşan kandır öğretmen
Öğretmendir insanlığı öğreten
Birlik beraberlik fikir üreten
Bilim makamını sensin yöneten
Cehalete karşı surdur öğretmen
Ben okumasam cahil kalırdım
Kalem tutmasaydım mahcup olurdum
Öğretmensiz kitap nasıl okurdum
Sevgi saygım size vardır öğretmen
tekniker
30-12-2006, 16:26
Çok Güzel Şey
Yaşamak güzel şey doğrusu
Üstelik hava da güzelse
Hele gücün kuvvetin yerindeyse
Elin ekmek tutmuşsa bir de
Hele tertemizse gönlün
Hele kar gibiyse alnın
Yani kendinden korkmuyorsan
Kimseden korkmuyorsan dünyada
Dostuna güveniyorsan
İyi günler bekliyorsan hele
İyi günlere inanıyorsan
Üstelik hava da güzelse
Yaşamak güzel şey
Çok güzel şey doğrusu
Melih Cevdet Anday
tekniker
30-12-2006, 16:32
Gel Seninle Resim Yapalım
Gel seninle resim yapalım,
Bir yüz çizelim ince,
Küçük nezleli burun
Ve gözler zeytin iriliğinde.
Sonra bir gelincik,ince bir boyun,
Soyulmuş bademden daha ak bir ten,
Öyle bir yüz ki seher vakti
Mutluluk estirsin güneş doğarken.
Ve saçlar çizelim,bulutlar,
Türküler,masallar gibi,
Hepsinin üstüne sonra
Kocaman bir insan yüreği.
Öyle bir yürek ki sevgiyle
Arkadaşlıkla,mutlulukla dolsun,
İstersen ondan sonra
Bütün şairler ölsün.
Cahit Külebi
tekniker
30-12-2006, 17:39
O olmazsa yaşayamam
O olmazsa yaşayamam demeyeceksin
Demeyeceksin işte
Yaşarsın çünkü
Öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki.
Çok sevmeyeceksin mesela
O daha az severse kırılırsın.
Ve zaten genellikle O daha az sever seni
Senin O'nu sevdiğinden.
Çok sevmezsen,çok acımazsın
Çok sahiplenmeyince,çok ait de olmazsın hem.
Çalıştığın binayı,masanı,telefonunu,kartvizitini...
Hatta elini ayağını bile çok sahiplenmeyeceksin.
Senin değillermiş gibi davranacaksın.
Hem hiçbir şeyin olmazsa,kaybetmekten de korkmazsın.
Onlarsız da yaşayabilirmişsin gibi davranacaksın.
Çok eşyan olmayacak mesela evinde.
Paldır küldür yürüyebileceksin.
İlle de bir şeyleri sahipleneceksen,
Çatıların gökyüzüyle birleştiği yerleri sahipleneceksin.
Gökyüzünü sahipleneceksin
Güneşi,ayı,yıldızları...
Mesela kuzey yıldızı, senin yıldızın olacak
"O benim"diyeceksin.
Mutlaka sana ait olmasını istiyorsan bir şeylerin...
Mesela gökkuşağı senin olacak.
İlle de bir şeye ait olacaksan,renklere ait olacaksın.
Mesela turuncaya ya da pembeye
Ya da cennete ait olacaksın.
Çok sahiplenmeden,
Çok ait olmadan yaşayacaksın.
Hem her an avuçlarından kayıp gidecekmiş gibi
Hem de hep senin kalacakmış gibi hayat.
İlişik yaşayacaksın
Ucundan tutarak...
Can Yücel
AYAZ VURDU
bir damla şiir gölgesinde eskittim ruhumu,
sen yokken.
meze ettim sevdamı rakı masalarına,
özlem türküleriyle yıkandım,
/ kimsesiz /
sıska düşlerle sırçaladım yüreğimi
ve
bedenim sürgün ellerde ...
/ sensiz /
vakitsiz açan sevda çiçeği yüreğim.
yangın yerine dönen karlı sokaklarda,
don yemiş kardelen gibiyim.
/ çaresiz /
tomurcuğa durmuştu,
laf anlamaz asi dallarım.
/ zamansız /
çiçeklendi dört bir yanım.
ayaz vurdu ...
/ tan bile ağarmamıştı henüz /
beklediğim bahardı oysa ...
Bahar Ş. Gülşen
Her Şey Sende Gizli...
Yerin seni çektiği kadar ağırsın
Kanatların çırpındığı kadar hafif..
Kalbinin attığı kadar canlısın
Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç...
Sevdiklerin kadar iyisin
Nefret ettiklerin kadar kötü..
Ne renk olursa olsun kaşın gözün
Karşındakinin gördüğüdür rengin..
Yaşadıklarını kar sayma:
Yaşadığın kadar yakınsın sonuna;
Ne kadar yaşarsan yaşa,
Sevdiğin kadardır ömrün..
Gülebildiğin kadar mutlusun
Üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin
Sakın bitti sanma her şeyi,
Sevdiğin kadar sevileceksin.
Güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değer
Ve karşındakine değer verdiğin kadar insansın
Bir gün yalan söyleyeceksen eğer
Bırak karşındaki sana güvendiği kadar inansın.
Ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret
Ve sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın
Unutma yagmurun yağdığı kadar ıslaksın
Güneşin seni ısıttığı kadar sıcak.
Kendini yalnız hissetiğin kadar yalnızsın
Ve güçlü hissettiğin kadar güçlü.
Kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin..
İşte budur hayat!
işte budur yaşamak
Bunu hatırladığın kadar yaşarsın
Bunu unuttuğunda aldığın her nefes kadar üşürsün
Ve karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutulursun
Çiçek sulandığı kadar güzeldir
Kuşlar ötebildiği kadar sevimli
Bebek ağladığı kadar bebektir
Ve herşeyi öğrendiğin kadar bilirsin bunu da öğren,
Sevdiğin
Kadar
Sevilirsin..
Seni Severken Terkettim Kendimi
Şimdi göçlere susuz bir şehir gibi,
Sensiz günleri ekiyorum,kurumuş göz çukurlarıma.
Bensiz bir hüzün gönderiyorum;
Ve tüm terk edilmişliğimle sana !
Yalnızlığıma inat gözyaşı bırakıyorum,
En derinimde yaşlanıyor,tüm kilit vurulmuş sözler...
Yanlış bir yerinde canlanıyor ,
Hayatın en acınmaz gizleri.
İçimin kuytularına birikiyor hüzünler
Ve senden geliyor en sahipsiz düşler.
Dokunsam ateş oluyor gözlerin,
Buz kesiyor yaşlar uzağına kaçsam...
Şimdi sürgünüm kendime,
Alev buğulu rüzgarlarda üşüyorum.
Ne zaman arasam kendimi içimde, sende kayboluyorum.
Bilmiyorsun ki; sen bende ne kadar çok!
Öyle acıtıyor ki beni,
İçimin yollarındaki ayak izlerin.
Kaç adım daha uzar hayat söyle,
Geceler beni sana sürükledikçe...
Ay düşünce kirpiğimin katresine, sen gecem oluyorsun.
Ben boğulurken gecemde,
Sen gözlerimden firari süzülüyorsun.
Şimdi tüm küsüşler çağırıyor beni
Güncemde yetim yağmur taneleri...
Bir gidiş olmalı diyorum, bir gidiş !..
Sensiz her yerde, senli her şeye....
Sahipsiz yalnızlığıma dokunuyor ellerin,
Bense çocuksu bir ruhla üşüyorum.
Sahipsiz bakışlarından; gözlerinde ölmemeyi öğreniyorum.
Şimdi tüm kelimeler can çekişiyor aramızda
Ağzımızdan kanıyor ayrılık;
Kilitli dudaklarımız öfkeli yarına,
Yasaklı kentler yuva kuruyor kuytularımıza.
Yaralarım medet umuyor zamandan,
Oysa unutmak ne zor hatırlamaktan.
İçi oyulmuş acılar hafifliyor omuzlarımda
Ama bana en ağır yine sen !
Şimdi ayrılığın bile gelmeden zamanı
Gitmem gerek senden.
Gözyaşlarımla yüreğine yazıyorum,
Müsveddesi yaşanmış bir hayatın özetini..
Sen sayfa sayfa okurken her geçen yıl kendini
Ben yolcusunu kaybetmiş bir yola başlıyorum.
Şimdi tek bir söz kaldı kulağımda yankılanan
Ve seni acıtacak olan;
Ben seni severken terk ettim kendimi,
Ve tüm terkedilmişliğimle daha çok sevdim seni !
SENI ELE SEVIREM KI (azeri şiiri)
Seni ele sevirem ki...
Diyir senki niye ?
Ne bilim iste ele.
Seni görende bir hos olir, ölir, ölir,ölirem .
Ahsam olir; nahir davar mal gelir.
Komlar,aharlar dalir.
Sayiram, sayiram biri esgik
Bi bahiram, temam. Ama sen yohsan , üzülirem,
Diyecahsan niye? Ben nam isde ele.
Yassi olir, sekide eymek yiyecegam
Civili lavasi dürüm edir, tam kitliram,
Sen ahlima gelirsen. Yiyemirem bogazumda dügümlenir.
Diyecahsan niye? Sanki bilmirsen, isde ele.
Anam örtüleri sarir, gendi gendimi yiyirem.
O da gidir, külli biçare galiram
Gözlerim süzülür, uyiyacagam
Gafam garisir,yüregim sigisir, yatamiram
Gine diyirsenki niye? Isde ele.
Gusluga dogri daliram.
Hayal, hülya görirem. Sanki yanimdasan.
Sevinir, sevinir bir hos oliram.
Bir de ayiliram ki, yasdiga sarilmisam.
Gendimi yiyir, gehroliram.
Diyecehsen niye? Aman...isde ele.
Sabah olir, horozlar ötir. Gün dogir.
Tayahlara, curuhlara yem verirem.
Hele evluhlari dutir dutir öpirem.
Onlari bile sene benzedirem.
Saggin deme niye? Bennam isde ele.
Gün gibi gelir, ay gibi gidirsen
Beni yiye yiye bitirirsen.
Hep ömrimden götürirsen
Seni sevdigimide çoh eyi bilirsen.
Diyecahsan niye? Bilirsen isde ele.
Babam beni gapiya goymir diyirsen ,
Ey helt yiyirsen
Gomsulara,ezen gile, emin bibin gile gidirsen,
Madem ele çih cama, tirhica gel,
Üzün görim. Bene bu da yeter.
Saggin deme niye? Seni çoh sevirem,
Isde ele.
(alıntı)
zamanlama
05-01-2007, 17:06
sokakta giderken,kendi kendime
gülümsediğimin farkına vardığım anlarda
insanların beni deli zannedeceğini düşünüp
gülümsüyorum...
ORHAN VELİ KANIK
zamanlama
05-01-2007, 17:11
SERESERPE
Uzanıp yatıvermiş, sereserpe;
Entarisi sıyrılmış hafiften;
Kolunu kaldırmış, koltuğu görünüyor;
Bir eliyle de göğsünü tutmuş.
İçinde kötülüğü yok, biliyorum;
Yok, benim de yok ama...
Olmaz ki!
Böyle de yatılmaz ki!
ORHAN VELİ KANIK
http://www.galeriturk.net/getimg/pains7wh1.jpg
AYRILIK...
Ne kadar yakınlaşırsan bir insana,
Onu sevmeye alışırken;
Farklılıklar belirginleşir yakın gözlemde,
Dolanırsın çözmeye çalışırken...
Gerçek dostluğu bulduğunu sanıp,
Bütünlüğe uzanırken,
Düşler sona erer en tatlı yerinde,
Bir yabancıyla uyanırken...
Son duraktan önce inmek istersin,
Birliğe yol alırken..
Elveda demek zamanı gelir,
Geriye anılar kalırken...
Tek sonuç, sonuçsuzluk olduğunda,
Nedenleri tartışırken,
Bir anda dönersin başladığın noktaya,
Kendinle yeniden tanışırken...
NE...?
Soru ki, soranı sorguluyor
Her yanıt, yenisini kurguluyor.
Varoluş bilmecesi çözümsüz,
Karanlık ışığını, gölge aslını arıyor.
Ben var isem, bu yokluk ne?
Sen yar isen, bu boşluk ne?
O dedik, bizden öte
Biz BİR isek, bu çokluk ne?
NEREYE GİDER?
Bir esinti başlar ılık yaz akşamında,
Dinlenmeden devinir ve birdenbire diner.
İzi kalır, tozu kalır arkada..
Peki ya rüzgar? Rüzgar nereye gider?
Dalarsın denizin ritmik değişimine,
Dalgalar bir yarışta biteviye, iz ize...
Sonra, bir bakarsın her yer süt liman...
İyi ama dalgalar, onlar nereye gider?
Bir dostluk yaşanırken olanca doyumuyla,
Ayrı düşer gönüller, ayrı düşer bedenler...
Dostlar yer bulur bellekte, tüm canlılığıyla..
Ama anlamadığım şey, dostluk nereye gider?
Derler hani, ilk aşk asla unutulamaz...
İkinci, onuncu da olsa, yine akıldan çıkmaz.
Duyulanın anısı kalır; inat, geçen yıllara...
Ya yaşanan duygular, onlar nereye gider?
Doğruyu gerçek bilir, inanır, direnirler...
Ya kanıtlar şaşırıp, kanılar değişince?
Bir bakarlar, geride 'yanlış' kalmış sadece...
Tüm o doğrular peki, onlar nereye gider?
BİRLİĞE...
Sorgulardan iç görüye,
Yargılardan hoşgörüye...
Kargaşadan dinginliğe,
Karmaşadan enginliğe...
Dirençlerden sevinçlere,
İnançlardan bilinçlere...
"Hayır"lardan "evet"e,
Hayırlardan, hizmete...
Kesinlikten "bence"liğe,
Keskinlikten, inceliğe...
Niçinlerden nasıllara,
Biçimlerden asıllara...
Özellikten özselliğe,
Özgünlükten özgürlüğe...
Bir yolculuk, birliğe,
Hep beraber, birdenbire...
tekniker
09-01-2007, 12:31
BUGÜN VE BUGÜN
Öyle çabuk geçiyor ki günler.
Hele sen de bir bak hayatına.
Daha dün doğmuşuz sanki.
Yeni okula başlamışız.
Yeni sevmişiz.
Öyle çabuk geçiyor ki günler.
Hele sen de bir bak hayatına.
Yarın bitecek sanki her şey.
Yarın ölecek gibiyiz.
Daha doymamışız yaşamasına.
Günlerimiz dün bir,bugün iki.
Sakın birşey bırakma yarına.
Yarın yok ki.
Özdemir Asaf
tekniker
10-01-2007, 12:17
BAHÇEM
Yorgun başımı kaldırsam boşluğa,
Karışsam bulutlara penceremden.
Yıldızlara doğru soluk soluğa
Geçsem bu akşam da geniş bahçemden.
Kalırsa yollarım enginde yarın,
Kendimi çeksem şöyle bir kenara
İçimden sıyrılıp,akasyalara
Halka halka kanatlansa,kuşlarım.
Yağsa huzur,damla damla yukardan,
Alçalsa kökleşen rüyama kadar
Ve avuçlarıma mavi dallardan
Düşse,tane tane olgun yıldızlar!
RIFAT ILGAZ
DUVAR USTASI
10-01-2007, 12:18
duvar Ustasi
Bİlİyorum Sana Gİden En Kisa Yolu
Bİr Duvar Arkasinda Bu Yol
Ve Duvar Devasa!
ÖdÜm Kopuyor
Acidan ÖrÜlmÜŞ Her Yani
TaŞlarinda Senİn Yansiman
Yani Sira GÜlÜmsemen Aci Aci
Kumu Sensİzlİk Dİyarindan
Yani Sira Hüsran Harci Katilmiş
Suyu Kanli Göz Yaşindan
Ustasi Ben...
mystified
10-01-2007, 20:00
19 asrın Baudlaire,Rimbaud gibi maraz zekalı melankolik şairi Edgar Allen Poe'nun çok sevdiğim Annabel Lee şiirinin orjinali ve Türkçesi :
ANNABEL LEE
by Edgar Allan Poe
(1849)
It was many and many a year ago,
In a kingdom by the sea,
That a maiden there lived whom you may know
By the name of ANNABEL LEE;--
And this maiden she lived with no other thought
Than to love and be loved by me.
She was a child and I was a child,
In this kingdom by the sea,
But we loved with a love that was more than love--
I and my Annabel Lee--
With a love that the winged seraphs of heaven
Coveted her and me.
And this was the reason that, long ago,
In this kingdom by the sea,
A wind blew out of a cloud by night
Chilling my Annabel Lee;
So that her high-born kinsman came
And bore her away from me,
To shut her up in a sepulchre
In this kingdom by the sea.
The angels, not half so happy in Heaven,
Went envying her and me:--
Yes! that was the reason (as all men know,
In this kingdom by the sea)
That the wind came out of a cloud, chilling
And killing my Annabel Lee.
But our love it was stronger by far than the love
Of those who were older than we--
Of many far wiser than we-
And neither the angels in Heaven above,
Nor the demons down under the sea,
Can ever dissever my soul from the soul
Of the beautiful Annabel Lee:--
For the moon never beams without bringing me dreams
Of the beautiful Annabel Lee;
And the stars never rise but I see the bright eyes
Of the beautiful Annabel Lee;
And so, all the night-tide, I lie down by the side
Of my darling, my darling, my life and my bride,
In her sepulchre there by the sea--
In her tomb by the side of the sea.
Türkçesi
ANNABEL LEE
Senelerce senelerce evveldi
Bir deniz ülkesinde
Yaşayan bir kız vardı bileceksiniz
İsmi; Annabel Lee
Hiçbir şey düşünmezdi sevilmekten
Sevmekten başka beni
O çocuk ben çocuk, memleketimiz
O deniz ülkesiydi
Sevdalı değil karasevdalıydık
Ben ve Annabel Lee
Göklerde uçan melekler
Kıskanırlardı bizi
Bir gün işte bu yüzden göze geldi
O deniz ülkesinde
Üşüdü bir rüzgarından bulutun
Güzelim Annabel Lee
Götürdüler el üstünde
Koyup gittiler beni
Mezarı oradadır şimdi
O deniz ülkesinde
Biz daha bahtiyardık meleklerden
Onlar kıskanırdı bizi
Evet! Bu yüzden "Şahidimdir herkes ve deniz ülkesi"
Bir gece rüzgarından bulutun
Üşüdü gitti Annabel Lee
Sevdadan yana kim olursa olsun
Yaşca başca ileri
Geçemezlerdi bizi
Ne yedi kat göklerdeki melekler
Ne deniz dibi cinleri
Hiç biri ayıramaz beni senden
Güzelim Annabel Lee
Ay gelir ışır, hayalin erişir
Güzelim Annabel Lee
Orda gecelerim uzanır beklerim
Sevgilim sevgilim hayatım gelinim
O azgın sahildeki
Yattığın yerde seni...
Oyuncu Şahnaz Çakıralp'e ait olup, Akademi Kitabevi tarafından basılan ve 05.01.2007 tarihinden itibaren satışa sunulan Çıplak Ayakla Yürümek adlı kitabın önsözünde yer alan Bahar Ş. Gülşen'e ait şiir...
ÇIPLAK AYAKLA YÜRÜMEK
1
resmi geçidinde
sırayla geçerken yıllar
tirübünlerdeki güruh
çılgınca alkış tutar
çık da bir bak sıradan...
2
gençlik çağıldarken
yatağında düşlerin
hiçliğin darağacında
sallanır yaşam
3
karanlık bastırınca
kopup yiter yaşamlar
solar güller tek tek
bölük pörçük sevdalar
elde var hiç...
4
tutmak için kıyısından
çok sebep var artık
yaşamın heyhat
yiten gençliğim...
Bahar Ş.Gülşen
Ruyalarım Olmasa
Yıldızlara baktırdım fallara çıkmıyorsun
Seni görmem imkansız rüyalarım olmasa
Pencereden bakmıyor yollara çıkmıyorsun
Seni görmem imkansız rüyalarım olmasa
Zor mu geldi kalbinde bana sevgi saklamak
Yakıp gittiğin yeri dönüp bir kez yoklamak
Değil sabaha kadar seni öpüp koklamak
Seni sarmam imkansız rüyalarım olmasa
Sevmesem özlermiyim seni can pahasına
Ne olur bir fırsat ver, beni bir daha sına
Adını söyleyemem senden bir başkasına
Seni sormam imkansız rüyalarım olmasa
Düşlerimde incitsem günlerce uyuyamam
Sana değil, saçının bir teline kıyamam
Yıllar sonra dönsende' nerde kaldın' diyemem
Seni kırmam imkansız rüyalarım olmasa
Yalvarırım mektup yaz beş dakkanı ayırda
Su serp yanan sineme sağlığını duyur da
Yaban gülü gibisin dağda,kırda,bayırda
Seni dermem imkansız rüyalarım olmasa...
Cemal Safi
Ya Evde Yoksan
Aşkınla ne garip hallere düştüm.
Her şeyim tamam da bir sendin noksan,
Yağmur taş demeden yollara düştüm.
İçim ürperiyor ,ya evde yoksan .
Elbisem gündelik,pabucum delik,
Haberin olsa da sobayı yaksan.
Yağmur iliğime geçti üstelik,
İçim ürperiyor ,ya evde yoksan .
Sarhoşsan kapıyı çaldığım anda,
Fahişeler gibi açık saçıksan,
Bir de ufak rakı varsa masan da,
İçim ürperiyor ,ya evde yoksan .
Bakkala gitmeme lüzum kalmasa,
Durumu anlardın,takvime baksan,
Allah vere misafirin olmasa,
İçim ürperiyor ,ya evde yoksan .
Kıvırcık marulun vardır inşallah,
Bir salata yapsan,bol limon sıksan,
Senin de iştahın iyi maşallah,
İçim ürperiyor ,ya evde yoksan .
Sabahlara kadar içsek,sevişsek,
Ne ben işe gitsem,ne sen ayıksan,
Derin bir uykunu içine düşsek,
İçim ürperiyor ,ya evde yoksan .
Ne kadar üşüdüm,nasıl acıktım,
İlk önce sıcacık banyoya soksan,
Sanırsın şu anda denizden çıktım,
İçim ürperiyor ,ya evde yoksan .
Yanlış mı aklım da kaldı acaba?
Muhabbet sokağı numara doksan,
Boşa mı gidecek ,bu kadar çaba,
İçim ürperiyor ,ya evde yoksan .
Ya yolu kaybettim,ya ben kayboldum,
Ne olur bir yerden karşıma çıksan,
Tepeden tırnağa sırılsıklamım,
İçim ürperiyor ,ya evde yoksan .
Cemal Safi
gözlerinde hüzün
saçlarında ak
bir arzu olur ölüm
çekilmez yaşamak
Kış Gelmez Oldu
Kimi gerçek kınar kimi şakadan,
Sanırlar elimden iş gelmez oldu.
Destek alsam Çin’den Amerika’dan,
Zalim kaderimle baş gelmez oldu.
Gayem ne safahat, ne saltanattı.
Felsefem hep şükür, hep kanaatti.
Kahve açtım garsonlarım çay sattı.
Çatlaksız kırıksız boş gelmez oldu.
Kenardan köşeden borç yiye yiye,
Servetim yük olmaz oldu kediye,
Soba bayi oldum güz geldi diye,
İlkbahar yaklaştı, kış gelmez oldu.
Yaslanamam betonarme yapıya,
Çökeceği tutar şanssızlı bu ya,
Kaç yıl gele attım bir tek kapıya,
Ecelim geldi de şans gelmez oldu.
Neyi esirgesem gelir nazara,
Bahçevan oldum da bir gülizara,
N’olur bülbül ötsün bir gün kazara,
Saksağandan başka kuş gelmez oldu.
Bu nasıl adalet, bu nasıl dava?
Tatlı lokma yiyemedim bedava,
Hangi toyda kaşık atsam pilava,
Benden başkasına taş gelmez oldu.
Gün günü arattı duygularıma,
Geceler güç kattı kaygılarıma,
Kabuslar kastetti uykularıma,
Hayra yorulacak düş gelmez oldu.
Tehlike çalsa da bütün hatlarım,
Dosta vız geliyor tüm imdatlarım,
Nice şiirlerim iltifatlarım,
Yarin kulağına hoş gelmez oldu.
Kör olası gözüm, pınardı hani?
Her dostu ağıtla anardı hani?
Dağ gibi babamı aldı da fani,
O gündür bu gündür, yaş gelmez oldu.
Cemal Safi
Gıza Bak Hele
Böyledir kısrağın deli çağları
Çalmadan oynuyo kıza bak hele
Ben yarattım diyo alçak dağları
Kafirin verdiği poza bak hele
Bilmem neyin nesi kimin sıpası
Çözüldü göynümün katmerli pası
Göğüs göğüs değil füze rampası
Şafak mı söküyo yüze bak hele
Ten değil mübarek akrın sıcağı
Koynuna girenin söndü ocağı
Bir kalçayı seyret bir de bacağı
Tornada çekilmiş dize bak hele
Üst yanı Asyalı alt yanı Frenk
Her adım atış bir başka ahenk
Ela mı bela mı bilmem ki ne renk
Şu cellat bakışlı göze bak hele
Dedi ki 'Nasibim senmişsin meğer
On bin kez maşallah demeden eğer;
Koklarsan solarım, nazarın değer'
Ağzından yel alsın söze bak hele
Dedim ki; 'Ne olur tenhaya gidek,
Gidek de feleği perişan edek'
'Say' dedi 'o halde saçımı tek tek'
Haspanın ettiği naza bak hele
Görenler altını ıslatmış derler
Yatağı göl etti döktüğüm terler
Yetişin; yanıyo bastığı yerler
Giderken koyduğu ize bak hele
Cemal Safi
Vurgun
Gözlerim uykuyla barıştı sanma
Sen gittin gideli dargın sayılır
Ben de bir zamanlar sevildim ama
Seninki düpedüz vurgun sayılır
Ne kadar zulmetsen ah etmem sana
Her iki cihanda gül kana kana
Seninle cehennem ödüldür bana
Sensiz cennet bile sürgün sayılır
Yalan mı söyledin göz göre göre
Ne zaman dolacak verdiğin süre
Gönülden gördüğüm takvime göre
Aldığım her nefes bir gün sayılır
Cemal Safi
Sensiz Olmadı
Kaybolan neşemi şarkıda, sazda,
Bulmayı denedim, sensiz olmadı,
Felekten bir gece çalıp biraz da,
Gülmeyi denedim, sensiz olmadı...
Hasreti herkesten çok tanıyorum,
Bu zehrin üstüne yok sanıyorum,
Yaşlı gözlerimden utanıyorum,
Silmeyi denedim, sensiz olmadı...
Doğmanı bekledim battığın yerden,
Dönmeyı bilmedin gittiğin yerden,
Beni sarhoş diye sattığın yerden,
Gelmeyi denedim, sensiz olmadı...
Evlenmiş dediler, çıldıracaktım,
Resim, mektup, şiir, ne varsa yaktım,
İlmeği kaç defa boynuma taktım,
Ölmeyi denedim, sensiz olmadı...
Cemal Safi
tekniker
11-01-2007, 10:23
ESKİDEN
Ne güzel insanlar vardı eskiden.
Çocukluğumuzu kaplamışlardı.
Bize masal anlatırlardı.
Cinlerden,perilerden.
Büyükanneler,büyükbabalar vardı.
O zaman hepsi uzaktı ölümden.
Hem sevdirir hem korkuturlardı.
Acı hikayeleri bile tatlı başlardı.
Demek bunun için gittiler hikayelerden.
Ne güzel insanlar vardı eskiden.
Ne güzel şarkılar vardı eskiden.
Gençliğimizi donatırlardı.
Hep iyi şeyleri hatırlatırlardı.
Geçip gitmiş devirlerden.
Sevgi ve ümid yaratırlardı.
O zaman her şey uzaktı ölümden.
Yanık şarkılar bile neşeli başlardı.
Gamsız günlerimizden.
Ne güzel zamanlar vardı eskiden.
Ne güzel şarkılar vardı eskiden.
Hayal içinde yaşatırlardı.
Güldürür ağlatırlardı.
Duymadan biz,düşünmeden.
Her an bir asır kadardı.
O zaman herkes uzaktı ölümden.
Candan sevdiklerimiz vardı.
Hepsi başka güzeldi,bizi tanımazlardı.
Bütün yollarımız geçerdi gül bahçelerinden.
Ne güzel zamanlar vardı eskiden.
ÖZDEMİR ASAF
tekniker
11-01-2007, 11:06
ÇOK ANLAMLI OLABİLİRDİ
Çok anlamlı olabilirdi:tükenmekteyiz.
Sorulmadan geliriz ve gitmek zorundayız.
Ama konuşmak ve anlaşamamak.
Ve bir an bile kavuşmaması ellerimizin.
Yıkmakta bunca şeyi:kalıcı değiliz.
Daha ilk adımlarımızı tehdit eder yabancı işaretler.
Ve derince bakışma isteğini,bir çarpı işareti parçalar.
Bizi yanlızlık içinde silmek için.
Ingeborg Bachmann
tekniker
12-01-2007, 10:17
SEVGİLERDE
Sevgileri yarınlara bıraktınız
Çekingen,tutuk,saygılı.
Bütün yakınlarınız
Sizi yanlış tanıdı
Bitmeyen işler yüzünden
(Siz böyle olsun istemezdiniz)
Bir bakış bile yeterken anlatmaya herşeyi
Kalbinizi dolduran duygular
Kalbinizde kaldı.
Siz geniş zamanlar umuyordunuz
Çirkindi dar vakitlerde bir sevgiyi söylemek.
Yılların telaşlarda bu kadar çabuk
Geçeceği aklınıza gelmezdi.
Gizli bahçenizde
Açan çiçekler vardı
Gecelerde ve yalnız
Vermeye az buldunuz
Yahut vakit olmadı.
BEHÇET NECATİGİL
"Ne Hasta Beklerdi Sabahı
Ne Taze Ölüyü Mezar
Ne de Şeytan Bir Günahı
Seni Beklediğim Kadar!.."
"Geçti İstemem Gelmeni
Yokluğunda Buldum Seni.
Bırak Vehmimde Gölgeni
Gelme Artık Neye Yarar!.."
"Çölde Su,
Mahpusta Gün,
Oruçta Ekmek Gibi,
Bekledim Seni......"
(alıntı)
Sizin Hiç Babanız(Ananız) Öldü mü? / Cemal Süreya
Sizin hiç ananız öldü mü?
Benim bir kere öldü, kör oldum.
Yıkadılar, aldılar, götürdüler.
Anamdan ummazdım bunu kör oldum.
Siz hiç hamama gittiniz mi?
Ben gittim lambanın biri söndü
Gözümün biri söndü kör oldum.
Tepede bir gökyüzü vardı yuvarlak
Söylelemesine maviydi kör oldum
Taslara gelince hamam taslarına
Taslar pırıl pırıldı ayna gibiydi
Taslarda yüzümün yarısını gördüm
Bir şey gibiydi bir şey gibi kötü
Yüzümden ummazdım bunu kör oldum
Siz hiç sabunluyken ağladınız mı?
Edit : EDİT :edit
tekniker
12-01-2007, 20:19
BİR DAHA SÖYLE
Biricik sevdiğin dünyada ben miyim şimdi?
Gerçekten ben miyim artık aşkının muhatabı?
Bütün o istek dolu yüreğinin derin duyguları
O ezeli düşkünlük,o sonsuz ilgiler
Benim mi şahsıma mahsus?...Bir daha söyle.
O hüzünlü akla gelişlerin,o üzüntülerinin belli olmamasının
Gerçekten esinleyeni hep ben miyim,bugün söyle
Duygulanmalarını,düşüncelerini bütünüyle söyle.
Getir şu kalbime dök varsa sevdiğim üzüntün
Seni inciten nedir?...Bir daha söyle...
ŞAİR NİGAR HANIM
mystified
12-01-2007, 20:33
Aman efendim aman
Galiba Ahir zaman
Manzarası yurdumun
Tufan gününden yaman
Analar çocuk doğurur
Köpek soyundan azman
NFK
dagınık yatağım
kim geri verebilir bana
harcadığım gençliğimi
dağınık yatağım
mutsuz yatağım
onardın mı yüreğimi
gün gelir hesap sorar
yaşanmamış duygular
yüzünüze örtülür böyle
geç kaldığınız kapılar
sevginin gücünü
görmeyen gözler
gecikmiş yaşlarını döker
öyle bir an gelir ki
sevişmek ölmeye benzer
dağınık yatağım
mutsuz yatağım seni artık
yalnızlık bekler.
murathan mungan
"...sana büyük caddelerin birinde rastlasam
elimi uzatsam tutsam götürsem
gözlerine baksam gözlerine konuşmasak
anlasan
elimi uzatsam tutamasam
olanca sevgimi yalnızlığımı
düşünsem hayır düşünmesem
senin hiç haberin olmasa
senin hiç haberin olmaz ki
başlar biter kendi kendine o türkü
yağmur yağar akasyalar ıslanır
bulutlar uçuşur gecelerin
ben yağmura deli buluta deli
bir büyük oyun yaşamak dediğin
beni ya sevmeli ya öldürmeli
yitirmeli büyük yolların birinde ne varsa
başlamalı yeniden
bu allahsız bu yağmur işlemez karanlıkta
yan garipliğine yürek yan
gitti giden.."
gülten akın
tekniker
17-01-2007, 11:59
BİLMEYECEKLER
Geride kalanlara ne bırakacağım,
Çocuklarıma
Onların da çocuklarına?
Olsa olsa,
Karadeniz'den payıma düşeni...
Beş on evlek yer gökyüzünden.
Ne vermek istedimse sağlığımda,
Ne veremedimse,
Gizlenip kaçışlardan.
Biliyorum bu yüzden
Yokluğumu çekmeyecekler,
Hep yaşıyormuşum gibi gelecek onlara
Biraz ötelerde,uzaklarda.
Babamız diyecekler,dedemiz,
Dur durak bilmezdi,
Dert nedir,tasa nedir bilmezdi...
Neyi bildiğimi bilmeyecekler.
RIFAT ILGAZ
tekniker
17-01-2007, 19:00
DİLEK
Bir küçük,bir küçücük evim olsa;
İçinde bir küçük,bir küçücük halım olsa
Bütün bunlar benim öz malım olsa.
Masam,mürekkebim,etajerim
Penceresinde benim perdelerim
Etajerinde kitaplarım olsa.
Bir ufacık,bir minicik evim olsa
İçinde bir kadın,beni parasız pulsuz seven bir kadın
Bu kadın benim karım olsa!
Nerde,hangi şehirde olursa olsun,
Bir küçücük,bir küçücük evim bulunsun
Bir ufacık halım olsun yeter.
Yeter de artar bile!
Nerde,hangi şehirde olursa olsun,
Etajerim,kitaplarım olsun,
Beni parasız pulsuz seven karım olsun yeter
Yeter de artar bile!
CEVDET KUDRET
tekniker
17-01-2007, 20:58
BAŞBAŞA
İşte bir vazoda açmış iki gül,
İşte bir saksıda eşsiz kuşkonmaz.
Gülleri gördükçe gönlüm bir bülbül,
Saksıya baktıkça içimde bir haz.
Dışarda fırtına,uğultu,tipi;
Odada sessizlik tutulur gibi;
İşte o da geldi,evin sahibi,
Oturduk,eskiden konuştuk biraz.
Dışarda fırtına,tipi...Yerler kar;
İçerde başbaşa iki bahtiyar.
Onları ısıtan eski bir bahar,
Dışarıda yepyeni bir kış,bir ayaz.
AHMET KUTSİ TECER
tekniker
18-01-2007, 16:44
AŞK İLE
Baktım ki gökyüzü baştan başa bulut
Unut diyor o güzel günleri unut
Baktım ki deniz her dalgasıyla düşman
Kuşlar av peşinde balıklar pusuda
Çok gerilerde kalmış çıktığım liman
Yok görünürde sığınacak bir ada
Baktım ki musibet gün gelip çatmış
Yolcusunda tayfasında şafak atmış
Ne yelken kar eder ne kürek ne istim
Dayandım aşk ile yürüttüm gemiyi
Aşk ile koskoca dağları düz ettim
Avladım sonunda o civan kekliği
CAHİT SITKI TARANCI
Ha denince unutulmuyor yaşananlar.
Ha deyince söküp atamıyorsun
Bende böyle yaşamayı seviyor değilim
Ama olmuyor işte
Bitmiyor
Ben sessizim
Sen sessizsin
Bizi tanıyanlar sessiz.Galibe sen hariç herkes korkuyor bu
sessizlikten.
Şimdi hiç tanımadığım
Hiç ihtiyacım olmayan acılar yaşıyorum tarifsiz.
Beynimde sorular harmanı
Ruhumda hak etmediğim acılar.
Her gün bir soru soruyorum kendime NEDEN..
Bitti sandığım anda dikiliyor karşıma tanıdık sorular yeniden
Sorularım sorularla boğuluyor ben gibi nefessiz
Anlıycan hiç iyi değilim.
Unutursun diyenlere büyüyor içimde hasretin
Değmez diyenlere inat canım acıyor.
Ne haldesin hiç bilmiyorsun gülüm
Sana dönde diyemiyorum
Sözlerin bana ağır
Gözlerimde buğu bakışlarımda ötelerin solukları
Hayal kırıklığı,sessizlik.
Bitti dediğin gün benim bitişimdi oysa
Sormaya cesaret edemediğim bir sürü nedenler
Ölüm gibi feveran ediyor sevdan
Ölüm gibi ıssız
Yüreğin nasıl diyenlere tebessüm ediyorum
Oysa içimde poyrazlar
Acı kış haykırışları
Boynu bükük sonbaharlar
Kirpiklerimde sıcak çiğ taneleri
Anlıycan yıkılıyor üstüme kış gibi sevdan
Kırağı vurmuş toprak gibi hasretin
Bugün ne haldeyim inan bilemezsin.
Sensizliği dinliyorum..
bir rüzgar savruldu sol yanımdan, başımı çevirdim; garib bir hüzün
Sarıldı boynuma.
Ellerime baktım;bana değil gözlerine sor dedi..
bir ah düştü ansızın dudaklarımdan ve bir kör ses gözlerimden;
"gözlerine sevdalıyım".
Sallanan sandalyemin yanı başında, nöbette anılar.gecenin kör
Bağı, sokaklar ve kaldırımlar; o soğuk nefesiyle ensemde.
Yıllar yaprak misali düşerken ömrümden, hayatı ucundan yakalamak
İçin hep koştum.
Artık hayatın kıyısında durmak istiyorum.ve nefesimi tutmak
İçin nefesini diliyorum..
yeniden;elimde bitirdiğim sandığım cümlelerime başlıyorum.
Ben sevmeyi hiç bilemedim. Renklerden tuttuğum hayallerimi her güne
Çektimve okudum.
Pembe bulutlu maviye çalınmış beyaz bir kağıt misali..
Yüreğimin kırık penceresi kapalı artık. Boynum bükük, yaralı ceylan
misali kırgınım kendime.
Çokmu erken davrandım bu hayata ya da çok mu geç
Kaldım sevdana?
Nedendir çaresiz çareler uzaklarda saklıdır. Haber saldım
Yüreğine, umarsız bir haber yüreğime.
Bilsen de,su misali serpsen..
Yağmur yağıyor kaldırımlara düşen gölgemin gözyaşlarına ses
misali. Boğazıma düğümlenen seni anlatamıyorum. Gözlerime yazdığım yüreğimi sevdana yazdım habersiz.
Üşüyormuşsun gecenin kör ayazında. Sesimi duyarmısın ki
Yüreğinin hemen sol yanında.
bir şiir yazdım sana;ama sen..
Gecenin dibine vurdum bu gece,
ellerim bomboş.
Nerelerdesin be yar nerelerde,
gözyaşlarımı astım gündüzlere,
sabahlarıma damlayan yarınlarını istiyorum..
çiğ damlam, ellerime düşen ayazım,
üşüyorum.
Yüreğim konuşuyor ben susuyorum. Alıp başımızı gidelim dağlar ardına
göçmisali diyor susuyorum.
Sevmek kadar gitmek sevildiğini bile bile demeye
niyetleniyorum, boğazıma düğümleniyor mutluluk nefesi, susuyorum.
Bir bilsen beni yüreğim bir dinlesen diyorum sessizce, illede
gidelim diyor.
Mavi bir hayalim vardı, suya düştü.
Kalıyorum.
Yine gece oldu sevgili...
yine karanlık...
ve yine sabah olacak
yine sensiz bir sabah...
ne kadar zor bir bilsen
herkez yeni güne büyük umutlarla göz açarken
ben sensizlikle boğuşuyorum...
kimilerine göre boş ve hafifken
bana göre yükü ağır gelen sensizlikle...
gitmeseydin...
yada
dur deseydim ne değişirdi sevgili...
hiçbirşey dediğini duyar gibiyim...
biliyorum değişmezdi
bendeki değişmeyen yerin gibi...
sana gitmeyi hiç yakıştıramadım
bana da ağlayıp yas tutmayı
elde değil ki sevgili...
ne desem faydasız artık
ne sen dönersin
nede benim gözyaşlarım diner...
ama şunu bil
ben biterim...
sen bitersin
ama bu aşk bitmez sevgili...
Yer yok,
Mekan önemsiz,
Zaman sıfır...
Bana şah damarımdan daha yakın olana sığınarak!..
Hala acının acemisiyim ve hala sensizliğe bakamaz gözlerim.
Kaybolmuyorsun,
Bitmiyorsun,
Çoğalmıyorsun,
Eksilmiyorsun.
Çıkmaz bir vuslata sürüklenen yüreğimde sen yanıyorsun!
Bu gün kelimelerin tutsaklığına yer yok yüreğimde;
ister anla, ister es geç ve vur sensizliği yalnızlığıma. Çiğne kalabalığımı, tıkansın yürüyüşlerimi ve duyma ayak seslerimi gidişinin ardından.
Gittin, durdum.
Duydum, sustum.
Konuştun, kırıldım.
geldin, yıkıldım.
Susturduğum sabır taşı bu gün dillendi.
Ah, zaman!...
Nereden sürgülendiğini bir bilsem.
Derdim ne seninle, ne de sensizliğe...
Sürülsem kendimden ve benliğim el seluleti gibi yansısa aynalardan.
Ve hırçın bir fırtına sonunda durulsa içim.
Seni düşünmedim,
Yalan!
Seni beklemedim,
Yalan!
Seni hiç önemsemedim,
Koca bir yalan!...
Böyle düşünmemiştim hiç.
Ne seni, ne kendimi ve ne de bu vakitsizliği...
Akrep sancılanmayacaktı zamanda ve akrep umursamaz dönecekti kolumda.
Denizine açtım gözlerimi.
Varlığın ne zaman süzüldü içime?
Zamansızlığındaki çokluğun ve yalnızlığımdaki azlığın...
Neden bu kadar zorsun?
Uzaklarda dolanışım varlığına duyumsadığım ihtiyaçtan ve senden bana arta kalan, durgun anlarımın yalnızlığına...
Söylemediğim
Ve
Söyleyemeyeceğim
Sadece iki kelimeyle...
O`na tek duamsın...
Sen göklerden gelen çağrısın bana ,
Yıllar süren susuzluğumu gideren ,
Gökten inmiş rahmet pınarısın sen...
Çöllenmiş kalbime atılmış aşk tohumusun .
Kulağıma okunan ilk ezansın .
Beni içinde bulunduğum nefsin karanlıklarından,
Aydınlığa çıkaransın,
Sen öyle bir nursun ki bir tanem ;
Dünyanın tüm hüzünleri yüreğime çökse senin bir bakışın ,
Bir tebessümün , o hüzünleri çekip alır inan ,
Sen , sevginin merhametle ,
Şefkatin sadakatle buluştuğu yersin,
Sevgi senin kalbinde dinlenir ,
Sen aşkın yaralarını saran şifalı elsin,
Gözyaşların tüm alemleri hüzne dönüştürür;
Tebessümün kışları bahara döndürür...
Kalemimin ucundaki mürekkepsin sen ,
Yazdıran da sensin , yazılan da...
Mecnun`un ilhamı senden , çiçeğin açması senden.
Seni bozan bir çocuğun gülümsemesinde ,
Bir gülün boyun büküşünde görürüm ,
Sen beni Allah`a götüren nursun,
Yolumu senin bakışında bulurum,
Sen O`ndan bana armağan ,
Benden O`na tek duamsın...
Farkında değilsin
bozkırın ortasında
şehrin sembolü gibisin
abide gibi yükselirsin yüreğimde
sen bunun farkında değilsin
meryem ana manastırı
hacı baba türbesi
aşk çeşmesi gibisin
sen bunun farkında değilsin
içtiğim su kadar temiz ve saf
ekmeğime katık yaptığım tuz
bir nefeste çektiğim sigaram gibisin
sen bunun farkında değilsin
evreni aydınlatan güneş
geceleri izlediğim gökyüzü
toprakla buluşan yağmur kokusu gibisin
sen bunun farkında değilsin
gündüz hayalsin, gece düş
yanımdasın, gölgemsin
canımsın, cananımsın, kanımsın
sevdamsın, gerçeğimsin,
ve sen bunun da farkında değilsin.
(hepsi alıntıdır)
tekniker
18-01-2007, 21:14
Senin sokağında geceler yıldızsızdı,
Senin sokağında gece yağmur yağıyordu,
Ben zayıftım,çabuk ıslanıyordum,
Bana sevilmek yaramıyordu...
EDGAR ALLEN POE
ağıt
oglum,
sana bu mektubu bizim cehenemden yaziyorum. bir yaşıma daha giricem nerdeyse. tabi bundan haberin yok senin.kronomometreye erken bastığın için beni hep yakışıklı hatırlıcaksın. bizi bırakıp gittiğin yerde eski güzel günleri düşünüp hayıflanıcaksın.
ama dur
sen hatırlıyor musun beni ?
peki sen herhangi bişeyi hatırlıyor musun ?
ben 20 ydim tanıştığımızda, sen beni en son 35 imde gördün istanbul'da. sonra sen kaş'ta öldün o aksam ayni anda geldik antalya'ya. sen beni görmedin ben sana bakıyorken.ben sana öyle dikkatli baktım ki oğlum ayrılırken sen iyi ki görmedin beni. yoksa gözgöze gelir gülerdik eskisi gibi. olmadık biyerde gülerdik ya hani. öyle olurdu yine. gözlerimizi kaçırırdık ciddiyeti bozmamak icin. hani sahnede olduğu gibi. sen ağlarken bakamazdım ya sana. sinirimi bozardın gülerdim . çünkü sen her boktan şikayet ederdin oğlum. öyle çok şikayet ederdin ki . sonunda sıkılır gülerdim. sonra sende sıkılırdın kendinden, baskasi gibi olmak isterdin. mutlu olan bir başkasi gibi... dert etmeyen biri.. hani benim gibi biri. bir şey diyim mi sana oğlum şimdi dönsen buralara ... ne gidilecek bir yol... ne uğruna ölünecek bi kadın... her neyse... ama kadınları çok dert ederdin sen... ama onlar seni severdi oğlum..ama sen cok ağlardın onlar icin... sevemezdin kendini bir türlü onlar seni çok sevse de . senin gibi olmak istemezdim o zaman... daha cok sevin beni... daha çok gülün bana, beni daha cok isteyin...daha çok . ama seni en cok ben...!
bişey diyim mi sana oğlum ? şimdi dönsen buralara ne gidilecek bir yol... ne uğruna ölünecek bir kadın... ne de sabahlara kadar konuşarak sana vaadettiklerim... kandırdım seni oğlum. parayı dert etme diye. yok öyle bi sey başarısızlık diye, illa da bir başkası olmaya çalışma salak gibi, bir kadın için ölme diye kandırdım.!!
artik umurunda değil mi bunlar? artık bozulmuyorsun bu işlere ? aşkının da bi önemi kalmadi mi yoksa? o kadın için ölmez misin bir daha? ne var bir kere daha ölsen... değmez mi o kadın buna? hani hani değerdi ? çıplak ayaklarıyla yürürken mezarının üstünden keyiflenmiycekmisin toprağın beş kat altında? öyle de oldu zaten... vasiyet ettigin gibi çıplak ayaklı kıza.
bıraktın degil mi oglum ? bıraktın... gittin... peki...
ama ben burdayım hala ben devam ediyorum. peki sen bakıyor musun bana ordan, gülüyor musun bana, sanıyor musun ben aynı şarkıyı söylüyorum? beni daha cok sevin beni... daha cok gülün bana beni daha çok isteyin...beni daha çok özleyin . ama seni en çok ben.... ben... hayır ben cok değistim oğlum bir başkası degilim artık. vazgeçtim maymunlarin dünyasindan . bıraktım alkışları. istemiyorum kahkahaları, istemiyorum bir aptal gibi yaşlanmak . işte belki de bu yüzden seni en çok ben , en çok ben özlüyorum benim ölü arkadaşım....
okan bayülgen
Galata Köprüsü'nün Şarkısı
Değmeyin bana
Göğsümde bin yara var
Yeditepeli kent gibiyim
Kafamda sarhoşluklar
Açıktan geç be sandalcı
Çek öte yana küreğini
Kulaklarına sahip ol bayan
Çizmesin şarkım yüreğini
Bazen
Şişeden içerim
Omzumda ceket
Her dokuz çekiliş
Cebimde bilet
Sabah martılara ekmek atarım
Akşam göğsüme jilet
Balıklarımz körpedir
Derya kuzularıdır
Her aşk biraz eksik
Her tamam biraz yarıdır
Her yıl biraz daha kısa
Her ölüm erkendir
Günler çoğaldıkça azalır
Al gümüş tabakanı
Kafana tokanı tak
Şöyle kolkola girip
Beyoğluna bir çıksak
Lastikleri aynalı
Keyifler gıcır
Kardeşimin düşündüğü şeye bak
Kunduralar aynalı
Keyifler gıcır
Kardeşimin düşündüğü şeye bak
nadir göktürk (EG)
yerin seni çektiği kadar ağırsın,
kanatların çırpındığın kadar hafif ..
kalbinin attığı kadar canlısın,
gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç...
Sevdiklerin kadar iyisin
nefret ettiklerin kadar kötü,
ne renk olursa olsun
kaşın, gözün
karşındakinin gördüğüdür rengin ..
yasadıklarını kar sayma:
yasadığın kadar yakınsın sonuna;
ne kadar yasarsan yaşa,
sevdiğin kadardır ömrün ..
gülebildiğin kadar mutlusun,
üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin
sakın bitti sanma her şeyi,sevdiğin kadar sevileceksin.
güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değer
ve karsindakine değer verdiğin kadar insansın
bir gün yalan söyleyeceksen eğer
bırak karşındaki sana güvendiği kadar inansın.
ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret
ve sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın
unutma yağmurun yağdığı kadar ıslaksın
güneşin seni ısıttığı kadar sıcak.
kendini yalnız hissetiğin kadar yalnızsın
ve güçlü hissettiğin kadar güçlü.
kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin ..
işte budur hayat!
işte budur yaşamak bunu hatırladığın kadar yaşarsın
bunu unuttuğunda aldığın her nefes kadar üşürsün
ve karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutulursun
çiçek sulandığı kadar güzeldir.
kuşlar ötebildiği kadar sevimli
bebek ağladığı kadar bebektir
ve her şeyi öğrendiğin kadar bilirsin bunu da öğren,
SEVDİĞİN KADAR SEVİLİRSİN...
Mert dayanır namert kaçar
Mert dayanır namert kaçar,
Meydan gümbür gümbürlenir.
Şahlar sahi divan açar,
Divan gümbür gümbürlenir.
Yiğit kendini övende
Toplar menzili döğende
Kılıç kalkana değende
Kalkan gümbür gümbülenir.
Ok atılır kal'asından
Hak saklasın belasından
Köroğlu'nun narasından
Dağlar gümbür gümbürlenir.
Köroğlu
Hemen Mevla İle Sana Dayandım
Hemen mevla ile sana dayandım
Arkam sensin kal'am sensin dağlar hey
Yoktur senden gayri kolum kanadım
Arkam sensin kal'am sensin dağlar hey
Sana derim sana hey ulu yaylam
Meğer başım alam ilimden gidem
Okum senden yayım sendendir cıdam
Arkam sensin kal'am sensin dağlar hey
Yüce yüce tepesinden yol aşan
Gitmez oldu gönlümüzden endişen
Mürüvvetsiz beyden yeğdir dört köşen
Arkam sensin kal'am sensin dağlar hey
Köroğlu der tepelerden bakarım
Gözlerimden kanlı yaşlar dökerim
Bunca yıldır hasretini çekerim
Arkam sensin kal'am sensin dağlar hey
Köroğlu
Yeşil başlı gövel ördek
Yeşil başlı gövel ördek
Uçar gider göle karşı
Egricesin tel tel etmiş
Döker gider yare karşı
Telli turnam sökün gelir
Inci mercan yükün gelir
Elvan elvan kokun gelir
Yar oturmuş yele karşı
Şahinim var bazlarım var
Tel alışkın sazlarım var
Yare gizli sözlerim var
Diyemiyom ele karşı
Hani Karac'oglan hani
Veren alır tatlı canı
Yakışmazsa öldür beni
Yeşil bagla ala karşı
Karacaoğlan
tekniker
24-01-2007, 11:09
Yüreğim
Yüreğim
Islaktır benim
Kuytularda ağlamaktan
Ve hafif uçuktur rengi
Kurusun
Diye kaç kez
Güneşe asılmaktan
Sunay Akın
mystified
24-01-2007, 15:19
TABUT
Tahtadan yapılmış bir uzun kutu;
Baş tarafı geniş, ayak ucu dar.
Çakanlar bilir ki, bu boş tabutu,
Yarın kendileri dolduracaklar.
Her yandan küçülen bir oda gibi,
Duvarlar yanaşmış, tavan alçalmış.
Sanki bir taş bebek kutuda gibi,
Hayalim, içinde uzanmış kalmış.
Cılız vücuduma tam görünse de,
İçim, bu dar yere sığılmaz diyor.
Geride kalanlar hep dövünse de,
İnsan birer birer yine giriyor.
Ölenler yeniden doğarmış; gerçek!
Tabut değildir bu, bir tahta kundak.
Bu ağır hediye kime gidecek,
Çakılır çakılmaz üstüne kapak?
GECE
Kapı yok
yol yok
Gece yok
ay yok
Ne gün var
ne güneş.
Biz
zamanın dışında
durmuşuz
kendi sırtımızda
acı hançerle.
Kimse
konuşmuyor
kimseyle.
Oysa suskunluk
bin dil ile
konuşmada.
Kendi ölülerimize
dikiyoruz gözlerimizi
gülünç bir eda ile
ve bekliyoruz sıramızı
hiç
gülmeden!
YABANCI MUHAFIZLAR
Yabancı ülkenin güçlü görkemli gençleri dikilmiş
Yüksek otelin özenle yapılmış kapısının önüne,
Ve benim çaresiz vatanımın sokaklarında
Başıboş dolaşıyor aç insan kalabalıkları;
Zayıflık ve güçsüzlüğün derin izleri çehrelerinde
Yüzlerce yıllık kölelik dondurmuş kanlarını,
İlmin nurundan…Yoksun
Hint göğünün bu yılgın…Yıldızları!
Dokunamaz hayal kanatları dahi onların
Bu yüksek dağın eşiğine,
Bu yabancı ülkeden gelen güçlü görkemli gençlerin
Gururla dikildiği bu otel kapılarına,
Ağzında sigara, elinde brendi bardağı
Cebinde gümüş sikkelerin şıngırtısı
Aç köylülerin alın teri,
Geceleyin satılır bunun karşılığında
Bir fakir kızın saffeti… yani
Çaresiz bir genç kızın iffeti!
Eğlence meclisinin çınlayan salonlarında
Yüksek otelin yatak odalarında
Kahkaha atarak gülüşüp duruyorlar
Yabancı ülkenin güçlü görkemli gençleri.
Ama o otelin hemen yakınında
Aç, çaresiz köleler güruhu
Elleri kolları bağlı bakıyorlar yukarı
Bekliyorlar o eşsiz ânı
Atsın botunun ucuyla bir yabancı tâ ki
Yabancı ülkenin umarsız evlâtları
Bir para, sigara, bir parça kek
Ya da artmış bir ekmek parçası,
Zevkle izlemek için attıkları artıkların kapışılmasını
Alaya almak için bu ehlî köpeklerin duygularını,
Aç, çaresiz köleler güruhu
Elleri kolları bağlı dikilmiş beklemekteler
Roma’nın zulmünün bu canlı tasviri
Bu hissiz, değersiz, korkak insanlar keşke,
Çevrelerini değiştirmeyi becerebilseler
Yüz elli yıllık kürek mahkûmu bu köpekler
Ağalarından alabilseler güç haracını,
Keşke kendi mücadelelerini kendileri verseler,
Keşke dindirebilseler acılarını,
Kalplerinde hâlâ kalmış olsaydı
Millî gayretin varlığı,
Onların ağır siyah sineleri üstünde
Duygu mumu sönmemiş olsaydı,
Doğudan yüksele tehlike için
Bu kiralık muhafızlara hiç gerek kalır mıydı?
(alıntı)
YENİ BİR YILIN SABAHI
Doğudan yükseldi birden güneşin ışınları
Şu an, geçmiş bir öykü hâline geldi
Çınladı geleceğin şarkısı,
Göndermiş dostlarım hediye amma
Öylesine duruyorlar masanın kenarında
Geline dönmüş tüm yollar da ya,
Gelin de kutlayın şu yeni yılı!
Çıktı bir köşkün kapısından
Fakir bir köylünün kızı
Yılmış, sararmış solmuş
Ovuyor ağrıyan eklemlerini,
Örtüsünün ucuyla kapatıp sinesini,
Avucundaki banknotu sıkıyor,
Gelin de kutlayın şu yeni yılı!
Aç, solgun dilenci çocukları
İş peşinde koşuşuyorlar
Vaktinden önce uyanmışlar
İltihaplı gözlerini ovuşturuyor
Başlarındaki yaraları kaşıyorlar
Bakın, daha başkaları da ortaya çıktı
Gelin de kutlayın şu yeni yılı!
(alıntı)
Eskidendi, Çok Eskiden
Hani erken inerdi karanlık,
Hani yagmur yagardı inceden,
Hani okuldan, işten dönerken,
Işıklar yanardı evlerde,
Eskidendi, çok eskiden.
Hani ay herkese gülümserken,
Mevsimler kimseyi dinlemezken,
Hani çocuklar gibi zaman nedir bilmezken,
Eskidendi, çok eskiden.
Hani hepimiz arkadaşken,
Hani oyunlar tükenmemişken,
Henüz kimse bize ihanet etmemiş,
Biz kimseyi aldatmamışken,
Eskidendi, çok eskiden.
Hani şarkılar bizi bu kadar incitmezken,
Hani körkütük sarhoşken gençligimizden,
Daha biz kimseye küsmemiş,
Daha kimse ölmemişken,
Eskidendi, çok eskiden.
Şimdi ay usul, yıldızlar eski
Hatıralar gökyüzü gibi gitmiyor üstümüzden
Geçen geçti,
Geçen geçti,
Geceyi söndür kalbim
Geceler de gençlik gibi eskidendi
Şimdi uykusuzluk vakti.
Murathan Mungan
Kuzeydeki Pencere
kokladığın gülün kokusu kalmış sende
bıraktığın denizin tuzu
geçtiğin iklimlerin masalı sinmiş üstüne
kuzeydeki pencere açık
göçebe bin bir gece
sözcükler sökülmüş bir anıyı
ne kadar tamamlayabilirse
bir andır eski defterlerin
güneşinden vurur yüzüne
yazsam olmaz dersin
kimi zaman sırf bunun için
yazmaya değerse de
kuzeydeki pencereyi açarken
yere düşen defterden görünür:
eksik kule, yırtık nehir
sımsıkı kapatmış olsak da
bizi ürperten anıları hayatımızın
eski defter ya da kuzeydeki pencere
Murathan Mungan
Yaz Bitti
yazın bittiği her yerde söylenir
söylenmeyen şeyler kalır geriye
ve sonra hiç bir şey olmamış gibi
ağır, usul bir hazırlık başlar
uykuya benzer yeni bir mevsime
orda, burda, ev içlerinde, kır kahvelerinde, deniz
kenarlarında
incelen yazın akşam esintilerinde
zaman usulca sıyrılır aramızdan
ta içimizde duyarız gelecek günlerin geçmişini
başka ne gelir elimizden
büyük bir uzaklığa gülümseyerek
geçiştiririz
ıskaladığımız şeyleri
yatıştırıcı rüzgarlar
dışavurur içimizdeki lodosu, poyrazı, günbatımlarını
saklar bizi
gözlerimizdeki hüzne dinginlik adını verir
"seni iyi gördüm" diyenler
biz de iyi hissederiz kendimizi
elimizden başka ne gelir ki..
köşe başları, akşamüstleri, kokular,
tozar gider zamanın boşluğunda
karışır anıların kuytu belleğine
belki sonraları bir gün
hatırlanır aynı kederle
yazın bittiği her yerde söylenir
söyleyenler inanır bir şeylerin sahiden bittiğine
yaz biter
eskir geceler, serin, hüzünlü
yeni mevsime hazırlık: ömrün teyel yerleri
bir yanı telaş, bir yanı ürperten yaz sonu ikindileri
çıkarır sizi dalgın derinliğinizden
yaşadığınızı duyarsınız teninizde
bir zamanlar okumuş olduğunuz kitapları özlersiniz
sıcak odaları, beyaz temiz yastıkları
ahşap panjurları
yaz bitti
bitmeyen şeyler kaldı geride
yaz bitti
yaz bitti
yüksek sesle söylüyorum bunu kendime
her yerde söylendiği gibi
yaz bitti
yaz bitti
hiç bir şey hiç bir şey
hiç bir şey
yalnızca üşüyorum şimdi..
Murathan Mungan
Gün Gelecek
Sevgi'ye
Gün gelecek
Anlayacaksın beni…
Gündüzler nasıl yalan olurmuş.
Geceleri seni yaşarken…
Nasıl unutmuş ümitler beni
Allah tan sadece seni dilerken…
Neden korkmuşum geçmişimden
Gelecekte sensizken…
Kimler gülmüş arkamdan
Ben sana ağlarken…
Anlayacaksın bir gün
Hayallerim nasıl kararmış
Arkandan bakarken…
Yaz günü neden üşümüşüm
Yatağımda yalnızken…
Gün gelecek
Anlayacaksın beni
Nasıl ölürmüş bir insan…
son nefesimde
sensiz…sevgisiz..
yaşarken…
NE BİR HEVESTİ ÜÇ GÜNLÜK
NE DE YALANDI SÖZLERİM
BİR ÖMÜRDÜ SANA VAAD ETTİĞİM
ANLAYABİLSEYDİN BENİ SEVDİĞİM…
Sertaç Çatak
zamanlama
27-01-2007, 09:53
Eski bir sevdadan kurtulmuşum;
Artık bütün kadınlar güzel;
Gömleğim yeni,
Yıkanmışım,
Traş olmuşum;
Sulh olmuş.
Bahar gelmiş.
Güneş açmış.
Sokağa çıkmışım, insanlar rahat;
Ben de rahatım.
orhan veli
tekniker
28-01-2007, 11:05
Unutamamak
Sen bilemezsin,paslı hançerdir yalnızlık
Gelir,en can alacak yerimden vurur
Sen bilemezsin,gecenin en uzak bir saatinde
Bir böcek nasıl girer beynime,kımıldar durur?
Sen bilemezsin,çaresizlik nasıl boğar insanı?
Yaşamak bir yerde nasıl çekilmez olur?
Tutunacak bir dal aramaktan,koşmaktan,özlemekten
El yorulur,ayak yorulur,yürek yorulur.
Sen bilemezsin bu türlüsünü ölümün
Bilemezsin,bir tek kibritin cılız aleviyle
Benzine bulanmış bir insan nasıl tutuşur?
Bu belki sevmektir bir yerde,belki unutamamak
Bu,kişinin kendi içinde eriyip,yok olmasıdır
Bilmesen de anlamaya çalış biraz,ne olur
Ümit Yaşar Oğuzcan
tekniker
30-01-2007, 11:10
Bulut Mu Olsam
Denizin üstünde ala bulut
yeryüzünde gümüş gemi
içinde sarı balık
dibinde mavi yosun
kıyıda bir çıplak adam
durmuş düşünür
Bulut mu olsam,
gemi mi yoksa?
Balık mı olsam,
yosun mu yoksa?...
Ne o,ne o,ne o.
Deniz olunmalı oğlum,
bulutuyla,gemisiyle,balığıyla,yosunuyla.
Nazım Hikmet
tekniker
08-02-2007, 17:46
Ezgili Yürek
Hangi taşı kaldırsam
Anamla babam
Hangi dala uzansam
Hısım akrabam
Ne güzel bir dünya bu
İyi ki geldim
Süt dolu bir torbayla
Şöylece çıkageldim
Kime elimi verdimse
Döndürüp yüzümü baktımsa
Kısmet kapıyı çaldı
Kör pınara su geldi
Ben şakıyıp durdukça öyle
Gülün kokusu geldi
Bebesi olmayana
Bunalıp da kalmışa
Acılarla yüklü
Dalgın yüreklere
Yetiştim geldim
İyi ki geldim.
Ruhi Su
karanlık
şu karanlık gecenin bir sonu olmalı
şu yağmurun şu kışın
şu karanlık gecenin bir sonu
olmalı
hiç dönüşü yok bu kaçışın
ah ben seversem
ağlar gökyüzünde yıldızlar
aşk penceremden
gülen bir çocuk sana bakar
Hayat
Kör bir mahpusluktur benimkisi
Duvarsız zindanlarda
Ellerim önümde yürürüm
Hangi duvara çarpacağımı bilmeden
Ayaklarım bir sevdaya takılır
Kapaklanırım yüz üstü toza toprağa
Sürünerek geçerim el yordamıyla
Acı bataklıklarından yalan çoraklarına
Düşmüş olmasa da bir damlası
Minnet etmem yağmura
Göremediğim bir serabın peşine düşer
Susuzluğu içerim yudum yudum
Çatlamış ellerimle gölgelesemde
Zor gelir bazen avutmak
Alır koynuma giderim
Kora dönmüş yüreğimi
Kimi zaman çukurlar çıkar yoluma
Düştükten sonra farkettiğim
Zalim olur çoğu çıkmama izin vermez
Umursamazdır kimiside kalsan da bir gitsen de
Hep açmak istesemde gözlerimi
Korkarım çığlıklarını duyduğum yabancılardan
Korkarım benimde çığlıklarım duyulacak
İster istemez gözlerimi açtığımda
DÜN--BUGÜN--YARIN
Zaman birgün yıllar önceydi
Saçlarıma beyazlar düşmeden önceydi
Ayrılıklara gülüp geçtiğim zaman
O günden yıllar önceydi
Bir kız ölüyor içimde sessizce
Ölümü sessizde, sebebi nedensizce
Saçlara ak, gözlere yaş düşmüşken
Ne fayda artık geri dönsede
Yep yeni bir ben olacak artık
Yüreği taştan olur, kaşları çatık
Bir zamanlar, bir ben vardı derim
Gözleri gülen, yüreği seven
AMA YOK, YOK ARTIK
arsenlupen
09-02-2007, 21:49
sevmek kimi zaman rezilce korkuludur
insan bir akşamüstü ansızın yorulur
tutsak ustura ağzında yaşamaktan
kimi zaman ellerini kırar tutkusu
(ben sana mecburumdan) Attila İlhan
arsenlupen
09-02-2007, 21:58
gözlerin gözlerime değince
felaketim olurdu ağlardım
beni sevmiyordun bilirdim
bir sevdiğin vardı duyardım
kupkuru bir oğlan ipince
hayırsızın biriydi fikrimce
ne zaman karşımda görsem
öldüreceğimden korkardım
felaketim olurdu ağlardım
(üçüncü şahsın şiirinden) Attila İlhan
selçuk efendi
12-02-2007, 11:32
Bulunur Elbet
Sele yatak olma, damlaya kap ol,
Gülüşte mest olma, gamda bîtap ol,
Cehle mektep olma, ilme kitap ol,
Seni saklayacak bir raf bulunur elbet.
Atlas seccade ol, sakın çul olma,
Yaratandan gayrısına kul olma
Geçer akçe diye varıp pul olma,
Altından anlayan sarraf bulunur elbet.
Çokluk cezbetmesin gönlünü sakın,
Okunu bağrına gönder afakın
Önce yalnız başlar bu yolda akın,
Sonradan arkanda bin saf bulunur elbet.
Acı çek, hor görül, yan cayır cayır,
İçinde ne kadar zincir varsa kır,
Bir sabah güneşle doğacak huzur,
Kulda kusur, Mevlâ'da af bulunur elbet...
Nazım Tektaş
YUMDUM GÖZLERİMİ
Yumdum gözlerimi
Karanlıkta sen varsın
Karanlıkta sırtüstü yatıyorsun
Karanlıkta bir altın üçgendir alnın ve bileklerin
Yumulu göz kapaklarımın içindesin sevdiceğim
Yumulu göz kapaklarımın içinde şarkılar
Şimdi orda herşey seninle başlıyor
Şimdi orda hiçbir şey yok senden önceme ait
Ve sana ait olmayan
NAZIM HİKMET
SEVGİLİM YALAN SÖYLERSEM
Sevgilim yalan söylersem sana
Kopsun ve mahrum kalsın dilim
Seni seviyorum demek bahtiyarlığından
Sevgilim yalan yazarsam sana
Kurusun ve mahrum kalsın elim
Okşayabilmek saadetinden seni
Sevgilim yalan söylerse sana gözlerim
İki nadim gözyaşı gibi avuçlarıma aksınlar
Ve göremesinler seni bir daha
NAZIM HİKMET
ŞAŞIP KALMAK
Sevebilirim,
hem de nasıl,
dile benden ne dilersen,
canımı, gözlerimi
Kızabilirim,
ağzım köpürmez,
ama devenin öfkesi haltetmiş benimkinin yanında,
devenin öfkesi, kinciliği değil.
Anlayabilirim
çoğu kere burnumla,
yani en karanlığın, en uzaktakinin bile kokusunu alarak
ve döğüşebilirim,
doğru bulduğum, haklı bulduğum, güzel bulduğum herşey için, herkes için,
yaşım başım buna engel değil,
ama gel gör ki çoktan unuttum şaşıp kalmayı.
Şaşkınlık, alabildiğine yuvarlak açık ve alabildiğine genç gözleriyle bırakıp gitti beni.
Yazık.
NAZIM HİKMET
MASALLARIN MASALI
Su basında durmuşuz,
çınarla ben.
Suda suretimiz çıkıyor,
çınarla benim.
Suyun şavkı vuruyor bize,
çınarla bana.
Su basında durmuşuz,
çınarla ben, bir de kedi.
Suda suretimiz çıkıyor,
çınarla benim, bir de kedinin.
Suyun şavkı vuruyor bize,
çınarla bana, bir de kediye.
Su basında durmuşuz,
çınar, ben, kedi, bir de güneş.
Suda suretimiz çıkıyor,
çınarın, benim, kedinin, bir de günesin.
Suyun şavkı vuruyor bize,
çınara, bana, kediye, bir de güneşe.
Su basında durmuşuz,
çınar, ben, kedi, güneş, bir de ömrümüz.
Suda suretimiz çıkıyor,
çınarın, benim, kedinin, günesin, bir de ömrümüzün.
Suyun şavkı vuruyor bize,
çınara, bana, kediye, güneşe, bir de ömrümüze.
Su basında durmuşuz.
Önce kedi gidecek,
kaybolacak suda sureti.
Sonra ben gideceğim,
kaybolacak suda suretim.
Sonra çınar gidecek,
kaybolacak suda sureti.
Sonra su gidecek
güneş kalacak;
sonra o da gidecek...
Su basında durmuşuz.
Su serin,
Çınar ulu,
Ben şiir yazıyorum.
Kedi uyukluyor
Güneş sıcak.
Çok şükür yaşıyoruz.
Suyun şavkı vuruyor bize
Çınara bana, kediye, güneşe, bir de ömrümüze....
NAZIM HİKMET
HENÜZ VAKİT VARKEN GÜLÜM
Henüz vakit varken, gülüm
Paris yanıp yıkılmadan,
henüz vakit varken, gülüm,
yüreğim dalındayken henüz,
ben bir gece, şu Mayıs gecelerinden biri
Volter rıhtımında dayayıp seni duvara
öpmeliyim ağzından
sonra dönüp yüzümüzü Notrdam'a
çiçeğini seyretmeliyiz onun,
birden bana sarılmalısın, gülüm,
korkudan, hayretten, sevinçten
ve de sessiz sessiz ağlamalısın,
yıldızlar da çiselemeli,
incecikten bir yağmurla karışarak.
Henüz vakit varken, gülüm,
Paris yanıp yıkılmadan,
henüz vakit varken, gülüm,
yüreğim dalındayken henüz,
şu Mayıs gecesi rıhtımdan geçmeliyiz
söğütlerin altından, gülüm,
ıslak salkım söğütlerin.
Paris'in en güzel bir çift sözünü söylemeliyim sana,
en güzel, en yalansız,
sonra da ıslıkla bir şey çalarak
gebermeliyim bahtiyarlıktan
ve insanlara inanmalıyız.
Yukarda taştan evler,
girintisiz, çıkıntısız,
birbirine bitişik
ve duvarları ayışığından
ve dimdik pencereleri ayakta uyukluyor
ve karşı yakada Luvur
aydınlanmış ışıklarla
aydınlanmış bizim için
billur sarayımız...
Henüz vakit varken, gülüm,
Paris yanıp yıkılmadan,
henüz vakit varken, gülüm,
yüreğim dalındayken henüz,
şu Mayıs gecesi rıhtımda, depolarda
kırmızı varillere oturmalıyız.
Karşıda karanlığa giren kanal.
Bir şat geçiyor,
selamlıyalım gülüm,
geçen sarı kamaralı şatı selamlıyalım.
Belçika'ya mı yolu, Hollanda'ya mı?
Kamaranın kapısında ak önlüklü bir kadın
tatlı tatlı gülümsüyor.
Henüz vakit varken, gülüm,
Paris yanıp yıkılmadan,
henüz vakit varken, gülüm...
Parisliler, Parisliler,
Paris yanıp yıkılmasın...
NAZIM HİKMET
DAVET
Dörtnala gelip Uzak Asya'dan
Akdenize bir kısrak başı gibi uzanan
Bu memleket bizim!
Bilekler kan içinde, dişler kenetli
ayaklar çıplak
Ve ipek bir halıya benzeyen toprak
Bu cehennem, bu cennet bizim!
Kapansın el kapıları bir daha açılmasın
yok edin insanın insana kulluğunu
Bu davet bizim!
Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür
Ve bir orman gibi kardeşçesine
Bu hasret bizim!
NAZIM HİKMET
(Nazım'ın son şiiri....)
Gelsene dedi bana
Kalsana dedi bana
Gülsene dedi bana
Ölsene dedi bana
Geldim
Kaldım
Güldüm
Öldüm
NAZIM HİKMET
Şu olan biten varya
Boş ver ona
Taş yağsın isterse
Çok sürmez
Dakka şaşma dakka
Yaşamaya bak
Ne geçmişi düşün
Ne de gelecekten kork ............. ÖMER HAYYAM
(yunus nickli arkadaşın imzasından arakladım.):yes:
hitit-60
04-03-2007, 11:29
çok diyari gurbet gezdim
giyemedim başıma bir taç
ne zengini tok gördüm nede fakiri aç
degil namerde, merde bile eyleme muhtac
şu çeşmelerin haline bak su içecek bir tası yok
kırma yın kimsenin kalbini
bu dünyada yapacak ustası yok .
kim yazmışsa ellerine sağlık derim bud a benden gelsin dedim
yerin seni çektiği kadar ağırsın,
kanatların çırpındığın kadar hafif ..
kalbinin attığı kadar canlısın,
gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç...
Sevdiklerin kadar iyisin
nefret ettiklerin kadar kötü,
ne renk olursa olsun
kaşın, gözün
karşındakinin gördüğüdür rengin ..
yasadıklarını kar sayma:
yasadığın kadar yakınsın sonuna;
ne kadar yasarsan yaşa,
sevdiğin kadardır ömrün ..
gülebildiğin kadar mutlusun,
üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin
sakın bitti sanma her şeyi,sevdiğin kadar sevileceksin.
güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değer
ve karsindakine değer verdiğin kadar insansın
bir gün yalan söyleyeceksen eğer
bırak karşındaki sana güvendiği kadar inansın.
ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret
ve sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın
unutma yağmurun yağdığı kadar ıslaksın
güneşin seni ısıttığı kadar sıcak.
kendini yalnız hissetiğin kadar yalnızsın
ve güçlü hissettiğin kadar güçlü.
kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin ..
işte budur hayat!
işte budur yaşamak bunu hatırladığın kadar yaşarsın
bunu unuttuğunda aldığın her nefes kadar üşürsün
ve karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutulursun
çiçek sulandığı kadar güzeldir.
kuşlar ötebildiği kadar sevimli
bebek ağladığı kadar bebektir
ve her şeyi öğrendiğin kadar bilirsin bunu da öğren,
SEVDİĞİN KADAR SEVİLİRSİN...
KADINLAR
Şafakta düştüler tozlu yollara
Çiğ düşerken oyalı yazmalara
Serpildiler yürekler dolu dolu
Gelincik düşmüş gibi tarlalara.
Akşama dek büküldüler saz gibi
Genç yaşlı on beşinde kız gibi
Elde çapa, dilde türkü ahenkli
Bir akşamdır oldu geçen yaz gibi.
Döndüler bölük pörçük karanlıkta
Bekleyenler var beşikte, sokakta
Toplandılar sarılıp öpüşerek
Suyla ekmek yediler bir çanakta.
Tek odada örtüsüz yer yataklar
Perişan kadın, kız, donsuz çocuklar
Şafak yakındır yeşersin umutlar
Uyan, uyan gerçek olsun rüyalar...
Değirmen taşıdır zaman aşınır
Bilmezsen dünyada nasıl yaşanır
Beyler her dem, sen ise öldüğünde
Ancak tabutun omuzda taşınır.
Tayfun
ANACIĞIM
—Anneme ve bütün annelere—
Nasıl hatırlamam anacığım nasıl?
Kaç geceler bana ninni söylerdi,
Hasta olunca oydu başucumda bekleyen,
Biraz yorulmayayım, üzülmeyeyim, hemen
Alır kucağına okşardı, saçlarımı öperdi.
Nasıl hatırlamam anacığım nasıl?
Uzun kış geceleri masal masaldı.
Güzel çoban kızları, iyi kalpli sultanlar,
Bir suyun akışı gibi geçip gitti zamanlar
Şimdi ne o dünkü çocuk, ne de o masal kaldı.
Nasıl hatırlamam anacığım nasıl?
Yıkayan oydu mürekkep lekeli parmaklarımı.
Akşam biraz geciksem yollara düşerdi .
Sokağa çıkarken «Yavrucuğum üşütme» derdi.
Hemen bir kazak örerdi biraz boş kaldı mı.
Nasıl hatırlamam anacığım nasıl?
Bilirim yine kalbinde yerim anacığım.
Selam sana Kadınlar Günü İstanbul’dan.
Yeni dönmüşçesine bir akşam okuldan,
Vefalı ellerinden öperim anacığım.
Ümit Yaşar OĞUZCAN
SOL YANIM ACIYOR ANNE
Merhaba anne,
Yine ben geldim.
Merak etme okuldan çıktımda geldim.
Annelerde babalar gibi merak eder mi bilmiyorum ama
Ali "Okula gitmezsem annem çok kızar, merak eder"
demişti de Onun için söylüyorum.
Geçen hafta öğretmen,
Sağ elimde sarımsak, sol elimde soğan dedirte dedirte
Öğretti sağımı solumu.
Ben biliyorum artık anne sağım neresi, solum neresi
Ağrıyan yanımın neresi olduğunu
Şimdi iyi biliyorum anne.
Hani geçen geldiğimde
Şuram acıyor işte şuram demiştim de
Bir türlü söyleyememiştim ya acıyan yanımı anne
Bak şimdi söylüyorum
Şuram işte,
Sol yanım çok acıyor anne.
Hem de her gün acıyor anne her gün.
Dün sabah annesi Ayşe'nin saçlarını örmüştü.
Elinden tutup okula getirdi.
Yakası da danteldi.
Zil çalınca öptü, hadi yavrum sınıfa dedi.
Bende ağladım,
Ağladım hiç de utanmadım.
Öğretmen ne oldu dedi.
Düştüm dizim çok acıyor dedim.
Yalan söyledim anne.
Dizim acımıyordu ama sol yanım çok acıyordu anne.
Bugün bende saçım örülsün istedim.
Babam ördü ama onunki gibi olmadı.
Dantel yaka istedim.
Babam "Ben bilmem ki kızım" dedi.
Bari okula sen götür dedim.
Kızım, iş" dedi.
Bende banane dedim, ağladım.
Kızım, ekmek" dedi babam.
Sustum ama okula giderken yine ağladım anne.
Ha bide sol yanım yine çok acıdı anne.
Herkesin çorapları bembeyaz, benimkiler gri gibi.
Zeynep "annem beyazlara renkli çamaşır katmadan
yıkıyormuş" dedi.
Babam hepsini birlikte yıkıyor.
Babam çamaşır yıkamasını bilmiyor mu anne?
Uff babam, her gün domates peynir koyuyor beslenmeme.
Üzülmesin diye söylemiyorum ama
Arkadaşlarım her gün kurabiye, börek, pasta getiriyor.
Biliyorum babam pasta yapmasını bilmez anne.
Hava kararıyor, ben gideyim anne.
Babam bilmiyor kaçıp kaçıp sana geldiğimi.
Duyarsa kızmaz ama çok üzülür biliyorum.
Kim bozuyor toprağını,
Çiçeklerini kim koparıyor.
İzin verme anne ne olur toprağına el sürdürme.
Eve gidince aklıma geliyor bide bunun için ağlıyorum anne.
Bak
kavanoz yanımda, toprağından bir avuç daha alayım.
Biliyor musun anne her gelişimde aldığım topraklarını
Şu kavanozda biriktirdim.
Üzerine de resmini yapıştırıp başucuma koydum.
Her sabah onu öpüyor kokluyorum.
Kimseye söyleme ama anne
Bazen de konuşuyorum onunla.
Ne yapayım seni çok özlüyorum anne.
Ha unutmadan,
Öğretmen yarın anneyi anlatan bir yazı yazacaksınız dedi.
Ben babama yazdıracağım.
Öğretmen anlarsa çok kızar ama banane kızarsa kızsın.
Ben seni hiç görmedim ki neyi, nasıl anlatacağım anne.
Senin adın geçince sol yanım acıyor anne.
Hiç bir şey yutamıyorum.
Bazen de dayanamayıp ağlıyorum.
Kâğıda da böyle yazamam ya anne.
Ben gidiyorum anne,
Toprağını öpeyim, sende rüyama gel beni öp.
Mutlaka gel anne,
Sen rüyama gelmeyince sol yanımın acısıyla uyanıyorum anne.
Sol
yanım acıyor anne.
İşte tam şurası,
Sol yanım çok acıyor anne.
Seni çok özledim,
Anne çook...
-------delikanli-----------
Ben cok begendim umarım sizlerde begenirsiniz.
cocochanel
08-03-2007, 20:41
KADIN
Kimi der ki kadın
uzun kış gecelerinde yatmak içindir.
Kimi der ki kadın yeşil bir harman yerinde dokuz zilli köçek gibi oynatmak içindir.
Kimi der ki ayalimdir. Boynumda taşıdığım vebalimdir.
Kimi der ki hamur yoğuran.
Ne o, ne bu, ne döşek, ne köçek, ne ayal, ne vebal.
O benim kollarım, bacaklarım.
Yavrum, annem, karım, kız kardeşim hayat arkadaşımdır.
Nazım HİKMET
AÇIK
Biz hep açık konuştuk.
Gökyüzünden maviydi sözlerimiz.
Sığ bataklarda değildik, kuşlar gibiydik,
Uçarıydık. Gözlerimizde
Şavkıyan parıltılar gibiydik.
Biz iyiye iyi, güzele güzel dedik.
Masallardan çekerdik mısraları, tülbent gibi.
Yalnız, şiirlerde yalan söylemezdik,
Umutlarımızda, hayallerimizde de yalancı değildik.
Biz buğday tarlalarında buğday,
Ağu yeşili bahçelerde ot,
Trenlerde düdük sesiydik.
Yıldızlara çobandık, değirmenlere su,
Bozkırlara bulut gölgesiydik.
Seller aktı gitti. Biz kaldık.
Bulutlar uçtu gökyüzünden.
Rüzgarlar darmadağın etti.
Ne bahçesinden hayır var, ne güzünden.
Akıl da bulutlar gibi çekip gitti.
Nerden bilirdik, çalışmaktan
Kocayacağını sevgililerin,
Yaşamanın güzelliği kadar
Hoyratlığını, bezginliğini...
Biz kaldık, koyup gitti bahar,
Her şeyi nerden bilirdik.
Cahit Külebi
MAVİLERİNDE OLDUM ALABORA
Enginlerinde bir güneş battı önce yüreğimin.
Fırtına öncesi sessizlik ya!
Dingindi sular, durgun,
yüreğim solgundu.
Sonra ılık bir lodos esti yelkenlere,
ve güller tomurcuğa durdu,
zemheri bahara gebe..
Bülbüller güle hasretti,
bakır rengi bir akşamın oyunu sahnede.
Rüya dengi hayatların romanı okunurdu,
türkü söyleyen gözlerde..
Sazlara rastlardım ozansız / sessiz sularda.
Agora Meyhanesine çok gittim bu aralar,
kadehlerin dibine baktım.
Ve..
Seni aradım arnavut kaldırımlarında.
Salkım söğütlere dostluk ettim.
Küstüm, sustum, umutsuzdum.
Ama bekledim / yağmurlarda / rüzgarlarda
Aradım..
Çöldeki mecnunu aratmadan / yıllarca
vaha vaha seni aradım.
Bulduğum bir damla suda,
oltama takılan her balığa seni sordum.
Umut yükledim lodosa / saldım / sulara
şişelere sevda yazdım..
Türbedar gibi bekledim eski feneri,
sahile yanaşan her kayığa seni sordum..
Bir boran esti sonra,
deli fırtınalar koptu yüreğimde,
Ve..
mavilerinde oldum alabora...
BAHAR Ş. GÜLŞEN
http://www.galeriturk.net/getimg/stop_7_lge.jpg
Dur Yolcu !
Dur yolcu! Bilmeden gelip bastığın,
Bu toprak, bir devrin battığı yerdir.
Eğil de kulak ver bu sessiz yığın
Bir vatan kalbinin attığı yerdir.
Bu ıssız, gölgesiz yolun sonunda,
Gördüğün bu tümsek, Anadolu’nda
İstiklal uğruna, namus yolunda,
Can veren Mehmet’in yattığı yerdir.
Bu tümsek, koparken büyük zelzele
Son vatan parçası geçerken ele
Mehmet’in düşmanı boğduğu sele
Mübarek kanını kattığı yerdir.
Düşün ki haşrolan kan, kemik, etin
Yaptığı bu tümsek amansız çetin
Bir harbin sonunda bütün milletin
Hürriyet zevkini tattığı yerdir
N.H.Onan
Aylar geçip yıllar olsa da
Yıllar geçip zaman dolsa da
Aşkın arzuları beni boğsa da
Bir gün seversin diye bekleyeceğim
Bugün nişanlansan, yarın evlensen
Benden başka binbir kişi sevsen
Hepsiyle ayrı ayrı izdivaç görsen
Bir gün dönersin diye bekleyeceğim
Seni beklemekle geçse de ömrüm
Şu fani dünyada kalmasa günüm
Senden uzakta ölürsem bir gün
Ahirette seni bekleyeceğim...
AHMET HAMDİ TANPINAR
Vakit sensiz geçen günün ertesi,
Sustu tüm kuşların şen şakrak sesi,
Zevk sefa mevsimi, yas neyin nesi?
Nedendir matem durup dururken? ...
Titriyor şebnemler, gül üşür gibi,
Bülbüller derdimi bölüşür gibi.
Hayalin halime gülüşür gibi,
Kollarım boşluğu sarıp dururken...
Bendim mutluluktan ucan güvercin,
Düşler ülkesinden gelen habercin,
Avcılardan uzak bir yuva için,
Toz pembe hayaller kurup dururken...
Gel gör ki kaderin kara yelleri,
Yıktı gönlümdeki tüm emelleri,
Kapımın ecelin soğuk elleri,
Vakitli vakitsiz vurup dururken...
Aşk ne imiş görsen de dönsen de geri!
Ah! Bir gizli girsen de içeri!
Hasretin elinden kanlı hançeri,
Üstüme üstüme varıp dururken! ....
Her aksam kaybolup gün batışında,
Beni arıyorum senin dışında,
Hasta kalbim hala her atışında,
Her nefeste seni sorup dururken! ...
İçtim derdalan�ın ilk bardağını,
Sıklamen süslerken Elmadağı 'nı.
Görüyor gibiyim kor dudağını,
Başkentin ufkunda durup dururken...
CEMAL SAFİ
Sen geçtin yine ben sınıfta kaldım;
Bir türlü yanına ulaşamadım.
Sevda sınavından teşekkür aldım;
İhanet dersine çalışamadım...
Gözlerim kapansa uykusuzluktan,
Korkarım hocama saygısızlıktan,
Bir örnek istedi duygusuzluktan;
Seni diyecektim konuşamadım...
Vefasız olmayı bilmedim diye,
Adını kalbimden silmedim diye,
Okuldan atıldım gülmedim diye;
Tebessüm etmeye alışamadım...
CEMAL SAFİ
GELıRKEN BıRAZ ERZURUM GETıR
Gelirken biraz Erzurum getir
Sarı şiltesine bürünsün soğuk
Kerpiç birbinanın penceresinden
Biraz hasret biraz soluk
Mavi beyaz öyküler aksın
Gelirken biraz Erzurum getir
Dabakhaneden oluk oluk
Gelirken biraz erzurum getir
Biraz espiri kat naim hocadan
Kara fatmadan hatun bacıdan
Kuşluktan ikindiden geceden
Horasandan ispirden ılıcadan
Başı dik anlı açık kıvransa da acıdan
Gelirken biraz Erzurum getir
Göç göç olsun göçler yola dizilsin
Huma kuşu yükseklerden seslensin
Mor tarlalar kar suyundan beslensin
Palandöken dolunaya yaslansın
Palandöken sevdasıyla ıslansın
Gelirken biraz Erzurum getir
göğermiş civil peynir hüzünden
kayak mevsiminden kar denizinden
şöyle adam gibi özünden
Ağıtı yaralı kuşlar konar alnıma
Beni bir sağucu mu sanırlar
Tünedikleri ömrün kâhinidir onlar
Dökerler kanatlarını rehin bir nehrin avlusuna
Gelir bana konuk olurlar
Ağıtı yaralı kuşlar konar alnıma
Sesini sebil etmiş çeşmeler durulanır
Güvercin uykulardan bir menekşe uyanır
Zamanın aynasında salınır salkım söğüt
Göğün kırlangıcını şu ağaç tanrı sanır
Ağıtı yaralı kuşlar konar alnıma
Baharı firar etmiş bahçelerin imlası dökülür
Bir serçenin düşünü hayra yorar bir bilge
Dalında yaprak çürür
Evren küçülür
Ağıtı yaralı kuşlar konar alnıma
Tanrının üvey çocuğu mudur onlar
Bu yüzden mi şairlere dokunurlar
Göğün yorgun yüzünde düşsüz uyurlar
Ağıtı yaralı kuşlar konar alnıma
Hüznüme usul usul yağar kar...
Hayat nedir ki dostum,
Biraz kül, biraz duman
Ne dumanı ak, ne külü pak,
Ne kül memnun hayattan, ne duman
Sevgi,
Sevgi insandır dostum,
Gerekçesi mi, mantığı mı, ölçüsü mü var.
Zaman olur garibanlaşır da,
Zaman olur dağları yıkar.
İnsan,
İnsan fanidir dostum,
Et, kemik, biraz da ruh
Ruh güzellikler, ruh hata dolu
Hayat gerçeğinin belki de böyledir yolu.
Değer,
Değer yaz yağmuru dostum,
Zirveyle zemin arasında bir hile,
Yükselmek çok zordur da,
Düştüğünü fark etmezsin bile.
İnsana hayat vermeli sevgi,
Hayat değer bulmalı değerden.
Sen değer ver, sen hoş gör,
Sen gülümse dostum,
Bırak kopsun kopacağı yerden..
Ağlamak Üzereyim Ama...
bir yudum mavi gecesin yatağımda
ve bir papatya yıldız;
sakın sönme!
sakın gitme uzaklara...
ışıksızlığım,
üşümüşlüğüm tuttu bir kez;
bir kez de yalnızlığım...
seni sardım çiçekli çarşaflara...
haydi konuş!
haydi dokun bana!...
ağlamak üzereyim ama...
bir yudum mavi gecesin yatağımda
ve bir hercai ay;
sakın çıkma!
sakın bakma dışarıya...
kıskançlığım,
seni sevmişliğim tuttu bir kez;
bir kez de hırçınlığım...
açılan kapılara inat,
seni kapattım odalara...
haydi konuş!
haydi dokun bana!...
ağlamak üzereyim ama...
Tayyibe Atay
Dön-Sen
Beyaza
Dem düştü
Umuda yas…
Gözlerin
Mavi düşümdü
Uçuktu rengi
Uçtun
Kollarım düştü yana
Dudağımdan kaydı saçların
Ve döküldü arzum
Git-
me-
sen
Sarıya
Kar düştü
Güne ayaz
Ellerin
Ellerimde
Gücümdü
Çekildin
Gözlerim düştü toprağa
Can kaydı bedenimden
döküldü yaşım
sev-
dim
Beyaza
Dem düştü
Tenime yas
ve ömrüm olurdun
dön-
sen
Arzu Altınçiçek
BABA
Sendin
Doğduğum gün
Bana ezan okuyan
Boyun kocaman
Kolların güçlü
Bir hamlede kaldırıyorsun
Üçümüzü
Her sabah gidersin
Ekmeğimiz için
Her akşam
Yorgun
Ama yüzün güleç
Dönüşün bir düğün
Biraz büyüsem
Şöyle diyeceğim
Yoo baba
Bu sabah bende sıra
Sen otur evde
Annemle
Dinlen
Ben
Koşacağım sokakları
Rızkımız için
Akşam
Elimde kocaman
Bir somun
Sevineceksin
Kimbilir nasıl
Yoo
Teşekkür etme
Dedim ya
Sıra bende
Cahit ZARİFOĞLU
Sana Geldim
geçiyordum öylesine;
rüzgarınla açılan kapına düştüm!
bir dolu bahar gülüş,
bir dolu çiçek getirdim...
yollarında tükenen derman,
yollarımda yorulan ayak getirdim...
geçiyordum öylesine;
sabahınla ışıyan kapına düştüm!
bir dolu hüzünlü bakış,
bir dolu zindan getirdim...
dağlarında üşüyen beden,
dağlarında kuruyan ot getirdim...
geçiyordum öylesine;
gecenle kapanan kapına düştüm!
bir dolu ışık göz,
bir dolu şafak getirdim...
kollarında küllenen ateş,
kollarında serilen yatak getirdim...
geçiyordum öylesine;
yalnızlığınla ağlayan kapına düştüm!
bir dolu cıvıldayan kuş,
bir dolu dudak getirdim...
ellerinde büyüyen sevgi,
ellerinde örülen saç getirdim...
geçiyordum öylesine;
ateşinle yanan kapına düştüm!
bir dolu bulutlu göz,
bir dolu rahmet getirdim...
kuytularında fışkıran kaynak,
kuytularında kıvrılan ırmak getirdim...
geçiyordum öylesine,
öfkenle kırılan kapına düştüm!
bir dolu mahzun yüz,
bir dolu dingin deniz getirdim...
korkularında soyunan kin,
korkularında giyinen kın getirdim...
geçiyordum öylesine;
yazlarınla kavrulan kapına düştüm!
bir dolu pala kar,
bir dolu ayaz getirdim...
zemherinde açan kardelen,
zemherinde titreyen yaprak getirdim...
geçiyordum öylesine;
yokluğunla acıkan kapına düştüm!
bir dolu sevdalı gönül,
bir dolu ekmek getirdim...
ovalarında nazlanan başak,
ovalarında yatan toprak getirdim...
geçiyordum öylesine;
açıklaması yok!
sana geldim!...
Tayyibe Atay
akşam olur perdelerim kapanır
aklım kaçar sabırlarım tükenir
seni bekler yüreciğim sızlanır
ne güzeldir gelişin gidişin olmasa
yar uğruna binbir kere ölünür
kara sevdam gözlerimden görünür
huzur bulmam uykularım bölünür
ne güzeldir gelişin gidişin olmasa
akşamdan sabaha duramıyorum
sabahtan akşama doyamıyorum
yalnızken yolumu bulamıyorum
sevmezsen sonumu bilemiyorum
teselli bulunmuyor yalnızlıklara
ne çare dayanmalı bahtsızlıklara
ben nasıl alışayım sensizliklere
ne güzeldir gelişin gidişin olmasa!
Aşkımız Solmasın
Bir sevdalım var!
Yüzü,
ağustos sıcağında
yağmur damlası
Alnı,
onurun ay yıldızda
ak yumruğu
Sesi,
ayağa kalkmış
aslan kükremesi
Gözleri,
beynimdeki duvarı delen
havan mermisi
Sen sevdamsın!
Gel,
aşkımız eskimesin
geride kalan gün gibi
Gel,
aşkımız savrulmasın
fırtınada kum gibi
Gel,
aşkımız tutsak olmasın
kafeste kuş gibi
Gel,
aşkımız kaybolmasın
körelen gençlik gibi
Gel,
aşkımız yaralanmasın
çelişkiler çıkmazında
Gel,
aşkımız yitmesin
hırçın bir akıntıda
Gel sevdalım!
Hasreti gül renginde tut
dağ gibi yüreğinle
omuz ver
aşkımız solmasın...
Bahar Ş. Gülşen
Davet
Bir ilkbahar sabahında,
Seninle ilk buluşmamızda
Aşkımızın ilk tanığı,
O havuzun başında,
Suskunken dillerimiz,
Çarpıyorken yüreğimiz,
Tek bir aşk'la,
Sadece gözlerimizle,
Bakışlarımızla konuştuğumuzda
Bizim olmasada,kirada olsa,
İki odalı bir yuva
Yetecekti aşk'ımıza.
Sen,ben,çocuklarımız
Beraber yürüyecektik
Hayat yolunda...
Bitmeyecekti sevdamız,
Ömür boyunca.
Beraber çıktık hayat yoluna
Umutlarımız gerçekleşti zamanla.
Beklentiler,beklentileri doğurdu
Gücümüz kalmadı sonunda.
Mutlu aile yuvamız
Hazan rüzgarlarıyla sarsıldı
En mutlu olacağımız çağda.
Bunca emek bunca mücadele,
Bırakılırmı yarı yolda
Ömrümüzün son zamanlarında
Daha çok muhtacız,
Aşkımıza,sevdamıza.
Kıralım kin'i gururu,
Bitsin bu sessiz savaş
Bırakalım sen,ben kavgasını
Kalsın yüreğimizde aşk.
Dön bir arkana bak,
O ilkbahar sabahına
Yaptıklarımız teminattır,
Yapacaklarımıza
O Azimle,
O sevdayla,
O Aşk'la......
NURTEN ÖĞRETMENİM
Nur gibi doğdun
Ufkumu aydınlattın
Ruhuma huzur kattın
Tatlı tatlı gülümseyip
Endişelerimin hepsini dağıttın
Nurten öğretmenim
Çağdaş eğitimi öğretip
Aydınlattın geleceğimi
Yarınlarım oldun Nurten öğretmenim
OĞLUMUN ÖĞRETMENİNE
Küçücük bir çocukken birinci sınıfta
Çizgi çizemez, harf bile yazamazken
Beni gönlünden sevip, elimden tutup
Okumayı, yazmayı öğrettin öğretmenim.
Her zaman, küçücük yüreğimde sen,
Hayalimde sen, dilimde sen, sınıfta sen
Şefkat dolu ellerinle sarı saçlarımı okşayan
Annem gibiydin, biricik öğretmenim.
Biliyordum; bizler için adamıştın kendini
Yoruyordun hep sevgi dolu yüreğini
Acaba öğretebiliyor muyum diye çocuklarıma,
Sosyali, feni ve en önemlisi sevmeyi.
Öğretmenim hayat bu, akıyor zaman su gibi
Getirdin bizleri beşinci sınıfa görgülü bilgili
Şimdi bizi ayrılıyor sananlar yanılıyor
Bu tören, size minnettarlığımızla ilgili
Öğretmenim, her güzel şey gibi bitiyor sözlerim.
Şu anda, başka zaman ve başka mekânda,
Sizi her gördüğümde hatta rüyamda
Şefkatli ellerinizden öpecek Samet KARANFİL’İM.
alıntı
Benim canım öğretmenim
Bir çok şeyler öğrettin,
Yaramazlıklarıma sabrettin,
Hatalarımı düzelttin,
Benim Canım Öğretmenim.
Sen bir gül gibisin,
Bize hep gülümsersin,
Bilirim bizi seversin,
Benim Canım Öğretmenim.
Atatürk’ü översin,
Onu örnek alın dersin,
En iyi olmamızı istersin,
Benim Canım Öğretmenim.
Birbirinizi sevin dersin,
Hepimizi seversin,
Barışın güzel olduğunu söylersin,
Benim Canım Öğretmenim
Birer ordudur hepsi
Ne kadar övünsen azdır anam
Oğlunu bu vatana asker eyledin,
Eğer bu vatan ayaktaysa her zaman
Süngüsü güvencedir mehmetciğin.
Belki sen hala çocuk görüyorsun onu
Ama istersen birde yedi düvele sor,
Daha dün Çanakkale'de gördü sonunu
Sen her zaman rahat ol,düşünü hayra yor.
Göz kırpmaz verir canını esirgemeden
Bu vatan toprağının her zerresine,
Hain düşman vazgeçmezse denemeden
Alır dersin büyüğünü ikinci kerresine.
Varlığı teminattır yan gözle bakanlara
Tevessüle tahammülü yoktur onların,
Fitneyle birliği bozmaya çalışanlara
Haddini bildirmektir bu kanı taşıyanların.
Bayrağın kan,şehitliktir ölümün mertebesi
Parayla pulla satın alınmaz bu duygu,
Analar aslan doğurmuş birer ORDU'dur hepsi
İlelebet yaşayacak bu vatan! öyle kuruldu.
ADAK
Sana şiirler okuyacağım, gitme
Güneşler doğacak yalnızlığımdan
Sana bir ışık getireceğim
Büyük aydınlığımdan
Sana bir dolu umut getireceğim
Küçük ellerine sığmayacak
Sana Afrika gecelerini getireceğim
Sımsıcak
Sana çiçekler getireceğim
Bozulmuş güz bahçelerinden
Sana bir serinlik getireceğim
Yağmur tanelerinden
Sana avuç avuç yıldız getireceğim
Güneşimden başka
Sana engin denizlerin maviliğini getireceğim
Köpük köpük dalga dalga
Sana bir rüzgar getireceğim
Dağlardan, tepelerden
Gitme, sana zamanı getireceğim
Zamanın bittiği yerden
Ü. Yaşar Oğuzcan
BENİ UNUTMA
Bir gün gelir de unuturmuş insan
En sevdiği hatıraları bile
Bari sen her gece yorgun sesiyle
Saat on ikiyi vurduğu zaman
Beni unutma
Çünkü ben her gece o saatlerde
Seni yaşar ve seni düşünürüm
Hayal içinde perişan yürürüm
Sen de karanlığın sustuğu yerde
Beni unutma
O saatlerde serpilir gülüşün
Ümit Yaşar Oğuzcan
Babam Bir Göçmen İşçi
Hani bir gün ansızın
çıkıp gitmiştin ya baba.
Hani çocuktum ya ben.
Hani amansız bir kış vardı ya
Dağların oymaklarında ayaz çatlardı
sanki bir fısıltıya yıldırım çakar gibi.
Sanki bir çığ düşer gibi gözyaşına
göz kapakların hapsederdi düşecek damlaları.
Düşüncelerin sultada
tetikte bekliyordu
sessiz baba.
Dam evlerde mertekler
kerpiç duvarlar üstüne oturmuş uçları.
Buz sarkıtları bir kılıç gibi.
Beyaz karlarla örtülü dağların kıvrımından
bir oymağı geçince ilk yaz dilleniyordu.
O ilk yazda çiçek açtı yeni diktiğin fide.
Issızlıklar gömülmüştü vadiye
biz hala seni bekliyoruz baba.
Emeğini yüreğine yüklemiş babam !..
Koskoca şehirde yalnızdı çaresizdi.
Çocuklarının düşü uyandırırdı
çalar saatten önce işe.
Sabah sessiz ve soğuk kaldırımlara düşerdi
uykusuz gecelerinin mahmurluğu.
Ve buz keserdi parmak uçları
su alan ayakkabıları içinde.
Ya plastik eldiven içindeki
sızlayan elleri
nefesine tutardın ısınsın diye.
Sonra kaldırımlarda ateş yakardınız değil mi baba.
Dudaklarınız titrerdi çaresiz kelimelere.
“Şimdi bir çay olsa
içilir” derdiniz demli.
Bir göçmen işçiydin bu koskoca şehirde
Bir göçmen işçiyi aydınlatırdı
Gecenin odalara sinen karanlığını kovarken
yaktığın lamba.
Uyanır mıydın şimdi bir tatlı nefese
Unuttum diyordun kadınımın yüzünü
unuttum çocuklarımın gülüşünü.
ve çomarın havlamasını olur olmaz sese
Bu koskoca şehrin sokaktan damarları
Dolup dolup boşalıyordu insanlarla ve dertle
Asfalta siydiren delik su borusunun
tamiratı için ordaydılar
Sen hıncını kazdığın toprakta
sabah ayazını içiyordun mutluluğu için çocuklarının
Kiminin içine yel girmiş gibi
gurbet çeken sevişmenin düşünde
sarı saman tınazında mevsimin
aşklarını düşündün çocukluğunun.
“Aşkımız kuşluk vaktinde güzeldir” dedin.
Ya mahmur dudaklarda öpüşmenin tadı
bir hayal görür gibi.
kaldırıldığın hasta hanenin yatağında
başın dönüyordu hala
düşüp bayılışından bu yana.
Bir gelini bezer gibi papatya.
Güneşe selam durur gibi ay çiçekleri
gerdan kırarlar boyunlarını büküp.
Çiğ taneleri yaprak uçlarında
damlalarını döküp
birazdan buhar olacaklar
yazdan kalma güneşin tortusundan.
Ve sonra üşüyecek sıcaklar içinde
bir zemheri ayazında.
Dokunacak doğanın elleri gizli
belki de bir pastırma yazında.
Kendine geleceksin babam.
Yalnızca hasret nöbet tutacak
yanı başında.
BABA
Evimizin direği
Altın gibi yüreği
Eşek gibi çalışır,
Sanki sağmal ineği.
Ona biz baba deriz,
O getirir,biz yeriz,
Bulamayız dünyada
Onun gibi bir keriz.
Varlık yokluk bilmeyiz,
Sıramızı vermeyiz,
Siparişler gelmezse,
Babamızı sevmeyiz.
Hasta oldum diyemez
Biz doymadan yiyemez
Ne mankafa uşaktır,
Yeni bir şey giyemez.
Etrafını sararız,
Köpek gibi dalarız,
Dediklerimiz olmazsa,
Anamızı salarız…
Esir iken mümkün müdür ibadet
Yatıp kalkıp Atatürk'e dua et
Senin gibi dürzülerin yüzünden
Dininden de soğuyacak bu millet
İşgaldeki hali sakın unutma
Atatürk'e dil uzatma sebepsiz
Sen anandan yine çıkardın amma
Baban kimdi bilemezdin şerefsiz
Atatürk'le ilgili fıkra anlatan(uyduran)belediye başkanına İTHAF dır
Çanakkale Şehitlerine
Onsekiz Mart günü tarihe geçti,
Bir destan yazıldı Çanakkale'de!
Onbinlerce düşman Ceddime hiçti,
Bir destan yazıldı Çanakkale'de!
İngiliz yurduma göz dikmiş meğer,
Fransız halkıma hiç vermez değer,
Türk Milleti buna boyun mu eğer?
Bir destan yazıldı Çanakkale'de!
Hileyle anzak'ı sürerler öne,
Dualar ediyor Fatmayla Döne!
Kurşunlar yağıyor hemen her yöne,
Bir destan yazıldı Çanakkale'de!
Soluyormuş düşman öfke burnunda,
Bırakmaz Bayrağı süngü karnında!
Mehmetçik And içmiş Arıburnu'nda,
Bir destan yazıldı Çanakkale'de!
Bir gülle yolladı Mehmet Onbaşı,
Düşman gemisini sardı telaşı,
Sorraım size; bu neyin savaşı?
Bir destan yazıldı Çanakkale'de!
Bitse de rengarenk ot çayırında,
Şehitler yatıyor bak bayırında!
Anafartalar'da, Conkbayırı'nda,
Bir destan yazıldı Çanakkale'de!
Geçmez vatanından, geçer aşından,
Vurulmuş yatıyor Ya Rab başından!
'Şehittir' yazıyor mezar taşından!
Bir destan yazıldı Çanakkale'de!
Abbas Yurt
Çanakkale Destan Çanakkale İnsan
I
Hangi çılgın bu savaşın kurduysa kurgusunu;
Düşünmeliydi yok oluşun kaçınılmaz sonucunu.
Kolay değil inip gemilerden çıkmak tepeleri
Kim gelirse bir daha; çok ağır öder bedelini…
Bir şafaktan kalma sarı saçlı çocuklar;
Şimdi yatıyor Anzak Koyu’nun mavi sularında,
Tarih nasıl yazılırmış öğrendiler;
Çanakkale topraklarında…
Yenilmiş; başları önde dönerken ülkelerine;
Ulus olma bilincini verdik;
Katık etsinler diye geleceklerine…
Denizin üstünden düşman geldiler;
Öldüler, toprağın altından dost gittiler…
Çanakkale Destan! Çanakkale İnsan!
II
Savaşta düşman, barışta dost olduk,
Anıtlar diktik, bayrak çektik; selama durduk…
Haber saldık: Söz verdik ölenlerin analarına,
“Ağlamayın! Silin göz yaşlarınızı,
Onlar sonsuza dek bizimle kalacaklar,
Mehmetçik ile yan yana yatacaklar,
Çocuklarınız-çocuklarımız;
Çanakkale topraklarında uyuyacaklar…”
O günden, bu güne kalan sarı saçlı çocuklar!
Bir daha gelirseniz denizlerimize:
Dost gelin! Getirin sevginizi gemilerinizle,
Biz yine orada olacağız kır çiçekleri ellerimizde…
Denizin üstünden düşman geldiler;
Öldüler, toprağın altından dost gittiler…
Çanakkale Destan! Çanakkale İnsan!
Toprak: Vatan! Altında yatan; Ölümsüz Atam!
Tevfik Yalçın
Yıkansam Seninle
kelebekleri bilirsin sen..
incecik kanatları benekli..
pervane olurlar ışık başlarında,
çiçek yapraklarında...
ben
en mavisini severim ama,
beyazına da tutkunum; sana benzediği için..
kara benekleri kara gözlerin gibidir;
aşk taşır uzaklara...
benden alır sana getirir,
senden alır bana getirir,
zamanı sorma!
zaman bahar değilse değil.
oysa ben,
hep hazana takılan aklımın
şaşkınlığını yaşarım bahara dokunuşlarımda..
sana dokunuşlarımda sevgili!..
‘neden şimdi?’ desem, yanıt bulamam ki!..
bulsam da fark etmez nasılsa,
çünkü sana öyle alıştım ki,
çünkü sana öyle vurgunum ki!....
ne baharı hesaplayacak zaman,
ne de,
hazanı solduracak güneş gelir aklıma; unuturum!..
bir seni unutmam!
yüreğime usulca girişindeki süzülüşü,
dudağıma astığın gülüşü,
umuda açtırdığın çiçeği unutmam...
arkası yarınları eskiden de severdim ben,
şimdi daha iyi anladım, hala seviyormuşum...
çünkü umut taşıyan bir yanı vardı bunun.
benim sana kavuşmam umudu gibi!
'yarın 'deyip gülsem de şimdi,
ağzıma küfrünü iliştirdim sensizliğin:
vaz geçemediğim sevgili!
yalandı bu işte!
ben hiç sensiz değildim ki..
hep benimle oldun sen!..
hep bendeydin, kimseye benzemeden..
hep ‘hiç kimseydin’ bende ki!:
korkularımda yüreğim,
acılarımda afyonum,
hüzünlerimde gözyaşım,
sevinçlerimde müjdem,
yıkılışlarımda direğim,
uzaklarımda yolum,
özlemlerimde elim,
sevdalarımda koynum oldun ısındığım ..
teşekkür ederim sevgili!...
şimdi gece!
ve ben karanlığı bile sever oldum seninle..
çünkü;
korkularımı unutuyorum,
çünkü;
bitiyor yalnızlığım,
çünkü;
yıldızları topluyorum,
çünkü;
seni severken çoğalıyorum...
sokakta yürüyoruz işte: el ele...
sofrada yan yanayız,
yatakta göz göze....
ister bir çöle serilmiş olsun yatağımız,
ister bir denize...fark etmez ki!..
her seferinde,
tutamadığım bir pırıltı sıyırıp gider bedenimi..
serap olur,
yakamoz olur uzak denizlerde...
ah!..bir binebilsem gemilere...
FORA!...diye bağırsam,
susuverse martılar...
balıklar değse ellerime;
senden kalkıp bana yalpalanan yüzüşlerinde...
kayıp gitseler diplere doğru...
birde,
utanmasam cümle alemden!
yıkansam, yıkansam, yıkansam...
seninle!...
Tayyibe Atay
Aç Mektubumu
aç mektubumu!
içinde renkleri var güllerin...
sarı
siyah
pembe
kırmızı
beyaz...
yaban ellerin.
beyazına yazdım
adını, adresini
almadın mı?
‘üşüyorum’ demiştin ya!
kırmızıda yanar ateşlerim...
oturup yanı başına
ısınmadın mı?
sarısında tütsülenir hüznüm
üstüme yığılan gecenin sabahı
yüzümde yağmurlar
yüzümde ıslanan kuş kanadı
dokunmadın mı?
dün bir şarkı tuttum şarkılardan
şansıma ‘makber’ çıktı
bunun için koydum
içine siyahı
ağlamadın mı?
pembesi gençlikti biraz
bir çift dudağın tadamadığı
sana olan özlemimdi yani
anlamadın mı?
yabanında açar yalnızlığım
gerçektir, masal sanma sakın!
gece ayazlarında yılana sarılışım...
güzelliğimde yankılanır
kuşkonmaz zamanların çığlığı...
koklarken korkmadın mı?
sarmaşık aşk demekmiş
yeni öğrendim;
onunla sardım zarfımı
hala açmadın mı?
Tayyibe Atay
Çökertme (Anonim)
Çökertme'den çıktım da Halil'im aman başım selamet,
Bitez de yalısına varmadan Halil'im, aman koptu kıyamet
Arkadaşım İbram Çavuş, Allah’ıma emanet
Burası da Aspat ( yöresel ifadeyle Asbat) değil Halil'im aman Bitez yalısı,
Ciğerime ateş saldı aman kurşun yarası.
Gidelim, gidelim Halil'im, Çökertme'ye varalım.
Kolcular gelirse Halil'im nerelere kaçalım.
Teslim olmayalım Halil'im, aman kurşun saçalım.
Burası da Asbat değil Halil'im aman Bitez yalısı,
Ciğerime ateş saldı aman kurşun yarası.
Güvertede gezer iken aman kunduram kaydı.
Çakır da gözlü Gülsüm’ümü( yerel ağızla Güssün diye okunuyor), Çerkez kaymakam aldı,
Kaymakam baskısı canım, aman aldı yürüdü.
Burası da Asbat değil Halil'im aman Bitez yalısı,
Ciğerime ateş saldı aman kurşun yarası.
NOT: Çökertme’ye çökeltme, Bitez’e vites; Asbat’a asfalt diyen kulaktan öğrendikleriyle sahne alıp da kendilerini rezil eden ve gençliğe kötü örnek olan; kendini sanatçı zanneden şarkıcıları burada kınıyorum.
Çökertme, Gökova Körfezi’nde Ören Beldesine bağlı şirin bir köydür.
Bitez, Bodrum Yarımadası’nın en geniş kumsallarından birine sahip bir köydür.
Aspat Bodrum’da Bağla koyunun biraz ilerisinde yer alır. Aspat yalısının ismi kurak, sulanmaz anlamına gelen Aspartos'tan gelir.
-mutlu-
(Şiiri yanlış başlık altına koymuş olabilirim. kusura bakmayın.)
ÇOCUK VE AĞAÇ
Çocuk, çok sevdi ağacı...
Verirdi ona, her kış
Çiçekleri olaydı!
Ağaç, çok sevdi çocuğu...
Öperdi altın saçlarından
Dudakları olaydı!
Ve ona öptürmek için,
Eğilirdi yerlere kadar;
Yanakları olaydı!
Dökerdi önüne hepsini
Gümüşten, altından, sedeften
Oyuncakları olaydı!
Ve çocuk gittikten sonra,
Böyle kalır mıydı ağaç?
Ne olurdu onun da
Bacakları olaydı,
Ayakları olaydı!
ARİF NİHAT ASYA
Bir Işık Olmalı
Ot gibi yaşamak insan işimi
Sanki çekmiş biri yaşam fişini
Ne saçın düşünmüş ne de dişini
Hayat böyle ucuz değildir dostlar
Ne ekersen kalbe onu bulursun
Düşün düşün bir gün verem olursun
Bozulmasın düzen böylece dursun
Hayat böyle ucuz değildir dostlar
Korkulan şey oldu sustu sonunda
Çaba boşa gitmez yarin yolunda
Elbet çiçek açar ağaç dalında
Hayat böyle ucuz değildir dostlar
Bir yuva kuralım var ile yoktan
Ne güzel söylemiş söyleyen çoktan
Emeği olmasa korkmazdım haktan
Hayat böyle ucuz değildir dostlar
Elden ne gelir ki hayat durmuyor
Yıllar acımasız akıp gidiyor
Herkes saçın çabuk ağarttın diyor
Hayat böyle ucuz değildir dostlar
Bu bir hastalık sa iyi ederim
Servetim yoluna feda ederim
Ben sevdim mi adam gibi severim
Hayat böyle ucuz değildir dostlar
Desem ki Ellerini İstiyorum
umutları yarına erteleyip
sana çiziyorum yollarımı...
tutup tutup,
matkaplara vuruyorum bağrımı;
döküm döküm etlerim...bak!
geceye sarıyorum yaralarımı,
ağlayarak...
yıldızlar bilir ençok,
birde düşlerim,
birde taş yatak...
oysa sen!
kırktabir gelirsin,
kırkta bir uzanırsın yanıma,nazlanarak...
ve yağmurlar,
ve hüzünler,
ve seni taşlarına dizdiğim yollar,
ve hasret!...
ebabil kuşlarının dönüşü gibi,
durup durup kıvrılırım sana...
göçün sancılarını yazıyorum şiirlerime
oku ve anlat!...
gökte nasıl üçgen çizerse turnalar,
yüreğimi çizdim sana!
çizgisi metrelerce kanat...
geliyorum işte kapına
maviliğinde uçarak..
umutları yarına erteleyip,
sana çizdim yollarımı...
tutup tutup,
derinliğine vuruyorum kendimi karanlığın...
yılanlar kayıyor dağlardan ovalarıma,
ben burgaçlarında solungaç!..
korkuyorum sevdiceğim,elimde değil!..
dağlara kaçıyorum yeniden
seni de yanıma alarak...
ve emeğm,
ve ekmeğim,
ve bebekliğim,masumluğum,
ve gençliğim,
ve beş para etmez geçmişim, ömrüm...
ve de yalnızlığımı yaşayan köyüm,
ağlıyor arkamdan el sallayarak...
sen doruklardasın ya,
sen çağrısındasın ya sevdanın;
işte yollardayım,
işte yokuşlardayım,yalınayak...
işte turnalarda,
işte ebabil kuşlarıyla bulutlarda
işte yanındayım,
ve ellerim koynumda,aç bak!..
sımsıcak...
umutları yarına erteleyip,
sana çizdim yollarımı...
usulcacık,
ama usulcacık sevdiceğim!...
hayaline dalıyorum...
ısınıyor taş yatak..
gece yorgan,
kollarım yastık,
desem ki sırtım kan revan,
desem ki sırtım delik deşik,
desem ki yılanlar çöreklenmiş bağrıma,
desem ki korkuyorum,yalnızım...
desem ki ellerini istiyorum...
desem ki leylim vaktini bekliyorum,
gel artık!...
Tayyibe Atay
sevgi
Bir ışık süzülmeli hep yeşil balkonundan.
Bitmeyen gecelerde geçerken ürkek ürkek.
kara kaldırımlardan umut kestigim o an.
gölgene dokunmalı ellerim titreyerek.
Sabaha kadar öyle yanıbaşında kalıp.
tel duvak yapmalıyım sana samanyolundan.
o çoban yıldızını gün agarırken alıp.
gönlümce sunmalıyım arzuladıgın zaman.
......
Açılır Uçuğum
bazen
bir söğüt dalısın, incecik
koyverirsin yaprağından gümüşleri,sulara
bundandır yakamozlardaki güzellik
bundandır yıkanan serçedeki sevinç...
bazen
ayın ve yıldızların kırpık saçlarında
bir avuç telli duvak gibi
sarkarsın geceye...
ellerinde gonca gül, çiy taneli
seyre dalar gözlerim, yatağım
kanayan yaralarım kapanır bir bir...
ve
açılır uçuğum, dudağımdaki.
bazen
bir yosun topağısın taşlardaki
en yeşilinden
en uçurumundan alıp
sulara bırakırım seni!..
sevinir balıklar
saçlarını tarar sazlar
koyverdiğin gümüşler gelir geri
arasında parmaklarım var...
seni
söğüt dalına benzetişim
boşuna değil ki,tarifi yok!..
sularda salınışın yüreğime dokunuyor
hasretim çoğalıyor...
gözlerim dalıyor...
nehirler kadar uzun
yollar kadar çokkkkkk...
anlatamıyorumki!...
sulardaki şavkına mıhlanıp kaldım
alacaksan al beni
dayanamıyorumki!...
Tayyibe Atay
ANLAR
Eger,yenıden başlayabilseydim yaşamaya,
İkincisinde daha çok hata yapardım.
Kusursuz olmaya çalışmaz,sırtüstü yatardım.
Neşeli olurdum, ilkinde olmadıgım kadar,
Çok az şeyi
Ciddiyetle yapardım.
Temizlik sorun bile olmazdı asla.
Daha çokriske girerdim.
Seyahat ederdim daha fazla.
Daha çok güneş doguşu izler,
Daha çok dağa tırmanır,daha çok nehirde yüzerdim.
Görmedigim bir çok yere giderdim.
Dondurma yerdim doyasıya ve daha az bezelye.
Gerçek sorunlarım oludu hayali olanların yerine.
Yaşamın her anını gerçek ve verimli kılan insanlardandım .
Yeniden başlayabilseydim eger,yalnız mutlu anlarım olurdu.
Farkında mısınız bilmem. yaşam budur zaten.
Anlar,sadece anlar.Siz de anı yaşayın.
Hiçbir yere yanında su,şemsiye ve paraşüt almadan,
Gitmeyen insanlardandım ben.
Yeniden başlayabilseydim eger ,hiçbir şey taşımazdım.
Eger yeniden başlayabilseydim,
İlkbaharda pabuçlarımı fırlatır atardım.
Ve sonbahar bitene kadar yürürdüm çıplak ayaklarla.
Bilinmeyen yollar keşfeder,güneşin tadına varır,
Çocuklarla oynardım,bir şansım olsaydı eger.
Ama işte 85`indeyim ve biliyorumn...
ÖLÜYORUM....
JORGE LUİS BORGES
Dolunayın Öpüşü
uzanıp öptüm seni
kocaman bir dolunay oldu dudaklarım...
silme beyaz mendille
iz bırakmadım...
benim dudaklarım boyasız,incecik! ..
suskun ve yorgun
solmuş bir güldür ama
dudaklarına vurgun...
hoyrat öpüşlerde kanadım!..
kaçırma yüzünü gözümden!
aygecede
alnındaki çukura takıldım kaldım...
öp beni ne olur!
utangaç öpüşlere susadım...
Tayyibe Atay
Ihlamurlar Çiçek Açtığı Zaman
Dilimde sabah keyfiyle yeni bir ümit türküsü
Kar yağmış dağlara , bozulmamış örtüsü
Rahvan atlar gibi ırgalanan gökyüzü
Gözlerimi kamaştırsa da geleceğim sana
Şimdilik bağlayıcı bir takvim sorma bana
Ihlamurlar çiçek açtığı zaman
Ay, şafağa yakın bir mum gibi erimeden
Dağlar çivilendikleri yerlerde çürümeden
Bebekler hayta hayta yürümeden
Geleceğim diyorum ,geleceğim sana
Ne olur kesin bir takvim sorma bana
Ihlamurlar çiçek açtığı zaman
Beklesen de olur , beklemesen de
Ben bir gökkuruşum sırmalı kesende
Gecesi çok süren karlar buzlar ülkesinde
Hangi ses yürekten çağırırsa seni bana
Geleceğim diyorum,takvim sorma bana
Ihlamurlar çiçek açtığı zaman
Bu şiir böyle doğarken dost elin elimdeydi
Sen bir zümrüd-ü ankaydın, elim tüylerine deydi
Sevda duvarımı aştım, sendeki bu tılsım neydi?
Başka gezegende de olsan dönüşüm hep sana
Kesin bir gün belirtmem, ne olur takvim sorma bana
Ihlamurlar çiçek açtığı zaman
Eski dikişler sökülür de kanama başlarsa yeniden
Yaralarıma en acı tütünleri saracağım ben
Yeter ki bir çağır çiçeklendiğin yerden
Gemileri yaksalarda geleceğim sana
On iki ayın birisinde,kesin takvim sorma bana
ıhlamurlar çiçek açtığı zaman
Bak işte notalar karıştı ,ezgiler muhalif
Hava kurşun gibi ağır, yağmur arsız
Ey benim yeni alfabemdeki kadim elif
Ne güzellik ,ne tad var baharsız
Güzellikleri yaşamak için geleceğim sana
Geleceğim diyorum biraz mühlet tanı bana
Ihlamurlar çiçek açtığı zaman
Ihlamur çiçek açtığı zaman
Ben güneş gibi gireceğim her dar kapıdan
Kimseye uğramam ben sana uğramadan
Kavlime sadığım ,sadığım sana
Takvim sorup hudut çizdirme bana
Ben sana çiçeklerle geleceğim
Ihlamurlar çiçek açtığı zaman
Bahattin Karakoç
SUSTUM
Sustum!
yüzünle konuşuyorum şimdi!
bir beyaz hayal seriliyor çimenlerime;
papatyalara benziyor...(dönüyor sonra sarışın bir kuş sürüsüne..)
gözlerinde dokunuyorum güzelliğine..
seni özlüyorum anlamıyorsun
tutup öldürüyorum birini (sevgim kanıyor..)
gömüyorum sineme...
sustum!..
ellerini tutuyorum şimdi!
başak dolu bir ova nazlanıyor gözümde..
göçüyor harman yerlerine..(rüzgara direnen yaba gibi)
bir inip bir çıkıyorsun gene de,
sen duymuyorsun
samanların arınıyor tenimde
tanelerinde acıkıyorum...
parmaklarını yiyorum kimse görmüyor
benimdir onlar, vermem geriye...
sustum!..
saçlarını kokluyorum şimdi
tel tel güller doluyor bahçelerime..
kar mevsimini düşünmüyorum hiç!..(leylekler ağaç tepelerinde)
kim demiş!
doruklar beyaz değil!..beyaz değil işte....
sen görmüyorsun
yazdan kalma güneşle eğiliyorum
kırmızıların solmasın diye.
sustum!...
uzaklığını ölçüyorum şimdi..
mesafeler artıyor içimde..
yollar büklüm büklüm..yollar dikine...(noktam derinleşiyor gitgide)
sen bilmiyorsun
kilometre taşlarını kaç kez saydım dersin...
bir tanesi bile yoktu
kapının önünde...
bir kürek kor ateş bulup
üfledim yüreğime...
Tayyibe Atay
Aşk iki kişiliktir
Değişir rüzgarın yönü
Solar ansızın yapraklar;
Şaşırır yolunu denizde gemi
Boşuna bir liman arar;
Gülüşü bir yabancının
Çalmıştır senden sevdiğini;
İçinde biriken zehir
Sadece kendini öldürecektir;
Ölümdür yaşanan tek başına
Aşk iki kişiliktir.
Bir anı bile kalmamıştır
Geceler boyu sevişmelerden;
Binlerce yıl uzaklardadır
Binlerce kez dokunduğun ten;
Yazabileceğin şiirler
Çoktan yazılıp bitmiştir;
Ölümdür yaşanan tek başına,
Aşk iki kişiliktir.
Avutamaz olur artık
Seni bildiğin şarkılar;
Boşanır keder zincirlerinden
Sular tersin tersin akar;
Bir hançer gibi çeksen de sevgini
Onu ancak öldürmeye yarar:
Uçarı kuşu sevdanın
Alıp başını gitmiştir;
Ölümdür yaşanan tek başına,
Aşk iki kişiliktir.
Yitik bir ezgisin sadece,
Tüketilmiş ve düşmüş, gözden.
Düşlerinde bir çocuk hıçkırır
Gece camlara sürtünürken;
Çünkü hiç bir kelebek
Tek başına yaşayamaz sevdasını,
Severken hiçbir böcek
Hiç bir kuş yalnız değildir;
Ölümdür yaşanan tek başına,
Aşk iki kişiliktir.
Ataol Behramoğlu
Powered by vBulletin™ Version 4.0.6 Copyright © 2010 vBulletin Solutions, Inc. All rights reserved.