PDA

View Full Version : Hisse.net ŞİİR


Pages : [1] 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11

muhabbet
13-02-2004, 01:53
ne hasta bekler sabahı
ne taze ölüyü mezar
ne de şeytan bir günahı
seni beklediğim kadar

diyerek açalım topicimizi. Bekleyen mi olmak zor yoksa beklenen mi?
beklemek mi heyecan verici, yoksa bekletmek mi? bilenler bilir. bilmeyenler bilenlere sorsa da bilenlerin bildiğini bilemezler :)

sudha
13-02-2004, 21:32
ANLADIM Kİ


Bunca zaman bana anlatmaya çalıştığını,
Kendimi bulduğumda anladım.



Herkesin mutlu olmak için başka bir yolu varmış,
Kendi yolumu çizdiğimde anladım.



Bir tek yaşanarak öğrenilirmiş hayat, okuyarak, dinleyerek değil,
Bildiklerini bana neden anlatmadığını anladım.



Yüreğinde aşk olmadan geçen hergün kayıpmış,
Aşk peşinden neden yalınayak koştuğunu anladım.



Sevmek ile sevilmenin yolu önce kendini sevmekten geçermiş,
Neden kendine aşık olduğunu anladım.



Acı doruğa ulaştığında gözyaşı gelmezmiş gözlerden,
Neden hiç ağlamadığını anladım.



Ağlayanı güldürebilmek, ağlayanla ağlamaktan daha değerliymiş,
Gözyaşımı kahkahaya çevirdiğinde anladım.



Ve sevilenle ağlayamıyor, kaçıyorsan ondan, çaresizliktenmiş,
Senin acın için odamda tek başıma hıçkırıklarla ağladığımda anladım.



Bir insanı herhangi biri kırabilir, ama bir tek çok sevdiği acıtabilirmiş,
Çok acıttığında anladım.



Fakat, hakedermiş sevilen onun için dökülen her bir damla gözyaşını,
Gözyaşlarıyla birlikte sevinçler terkettiğinde anladım.



Ìyi niyet tokmakmış sevilenin başına bazen,
Başımda şişlikler oluşunca anladım.



Yalan söylememek değil, gerçeği gizlememekmiş marifet,
Yüreğini elime koyduğunda anladım.



Tek başına ayakta durabilecek kadar güçlüysen, yanında tutanlar varmış,
Neden hiç yalnız kalmadığını anladım.



Ve "Sana ihtiyacım var, gel" diyebilmekmiş güçlü olmak,
Sana "git" dediğimde anladım.



Biri sana "git" dediğinde, "kalmak istiyorum" diyebilmekmiş sevmek,
Git dediklerinde gittiğimde anladım.



Dostun seni bir kez terkedermiş, bin kez değil,
Aslında hep yanımda olduğunu anladım.



Ve bir kez terketti mi seni, affetmek çok zormuş,
Bende affedemediğin şeyin ne olduğunu anladım.



Sana sevgim şımarık bir çocukmuş her düştüğünde zırıl zırıl ağlayan,
Büyüyüp bana sımsıkı sarıldığında anladım.



Özür dilemek değil, "affet beni" diye haykırmak istemekmiş pişman olmak,
Gerçekten pişman olduğumda anladım.



"Affedemem, çok geç" demek gururdan başka bir şey değilmiş, hala sevgi varsa
içinde eğer,
Tutsak kalbimin kapılarını kırıp, içine baktığımda anladım.



Ve gurur, kaybedenlerin, acizlerin maskesiymiş,
sevgi dolu yüreklerin gururu olmazmış,
Yüreğimde sevgi bulduğumda anladım.



Ölürcesine isteyen, beklemez, sadece umut edermiş bir gün affedilmeyi,
Beni affetmeni ölürcesine istediğimde anladım.



Sevgi emekmiş,
Emek ise vazgeçmeyecek kadar, ama özgür bırakacak kadar sevmekmiş.



Daha bir çok şey anladım. Ama en önemlisi...
Daha yolun çooook başinda oldugumu anladim.

dreissena
13-02-2004, 23:32
Sanma şâhım, herkesi sen sadıkâne yâr olur.
Herkesi sen dostun mu sandın, belki ol ağyâr olur.
Sadıkâne, belki ol âlemde bir dildâr olur.
Yâr olur, ağyâr olur, dildâr olur, serdâr olur.

Yavuz Sultan Selim

onikikarakte
13-02-2004, 23:40
Sayın Dreissena
Şu güzel Yavuz şiirini biraz tercüme eder misin? Cidden anlamak istiyorum, gerçi az çok kestiriyorum ama tam değil. Bilmediğim bir iki kelime var...

dreissena
14-02-2004, 01:06
Bu şiirin en önemli özelliği normal okunuşu ile aşağıdan-yukarı okunuşunun aynı olmasıdır. Şöyle ki;

Sanma şâhım, ...herkesi sen................sadıkâne...........yâr olur.
Herkesi sen, .....dostun mu sandın, ......belki ol..............ağyâr olur.
Sadıkâne, .........belki ol...................... âlemde bir.........dildâr olur.
Yâr olur, ...........ağyâr olur, .................dildâr olur, .........serdâr olur.

Tercümesini, uygun Türkçe kelimeler bulamadığım için yapamıyorum. Zaten, özellikle şiirlerde, çeviri yapmak anlamı ve ahenki bozuyor. Zorlandığınızı düşündüğüm kelimelerin anlamını yazmakla yetineyim.

Sadıkâne: sadıkça
Ağyâr: aşık olan kişinin gözünde, sevdiğiyle konuşan herkes.
Dildâr:Sevgili (özellikle kara sevdalı)
Serdâr:Başkumandan

onikikarakte
14-02-2004, 01:50
Daha önce böyle bir şey görmedim. Süper.
Teşekkürler dreissena.

sudha
19-02-2004, 02:25
SARABIN FELSEFESI
>
>Bir felsefe profesoru sinifta, onunde bazi malzemelerle ogrencileriyle
>ders yapiyordu. once onundeki bos bir kavanozu 2" capindaki taslarla
>doldurmaya basladi. Ogrencilere kavanozun dolu olup olmadigini sordu. Onlar
>da dolu oldugunu kabul ettiler.
>
>Profesor bu sefer bir kutu cakiltasi aldi ve onlari kavanoza bosaltti.
>Kavanozu hafifce sallayinca cakiltaslari buyuk taslarin arasindaki
>bosluklara doldular. Profesor yine ogrencilerine kavanozun dolu olup
>olmadigini sordu, onlar da onayladilar.
>
>Bu sefer bir kutu kum alip kavanoza bosaltti. Tabii kum geriye kalan butun
>bosluklari doldurunca yine ogrencilerine ayni soruyu tekrarladi.
>
>ogrencilerin hepsi bir agizdan kavanozun dolu oldugunu soylediler.
>Profesor bu sefer masanin altindan bir sise kirmizi sarap cikarip
>icindekileri kavanoza bosaltti ve boylece kumlarin arasindaki bosluklari
>etkili bir sekilde doldurdu.
>
>ogrenciler gulmeye baslayinca; "Simdi," dedi "Bu kavanozun sizin
>hayatinizi simgeledigini bilmenizi istiyorum. Taslar hayatinizdaki onemli
>seyler - aileniz, esiniz, cocuklariniz. Her seyi kaybetseniz ve
>elinizde sadece onlar kalsa bile hayatinizin dolu dolu olmasini saglayacak
>seyler bunlar. cakiltaslari ise isiniz, eviniz, arabaniz gibi diger onemli
>seyler.
>Kum da geriye kalan her seydir, kucuk seyler yani. Eger kavanozu once
>kumla doldurursaniz cakiltaslarina ve buyuk taslara yer kalmayacaktir. Ayni
>sey hayatiniz icin de gecerli. Butun zaman ve enerjinizi kucuk seylere
>harcarsaniz hayatinizda sizin icin onemli olan seylere hic yer
>kalmayacaktir.
>
>Mutlulugunuz icin cok onemli olan seylere dikkat edin. cocuklarinizla
>oynayin, doktor kontrollerinizi duzenli yaptirin. Esinizi dansa goturun.
>İsegitmek, evi temizlemek, tamirat yapmak ve yemek vermek icin hep
>zamaniniz
>olacaktir. Once buyuk taslari; gercekten onemli olanlari halledin.
>Onceliklerinizi belirleyin. Geriye kalanlar sadece kumdur."
>
>Ogrencilerden biri elini kaldirip sarabin neyi simgeledigini sordu.
>Profesor gulumsedi, "Sordugunuza sevindim. O sadece hayatiniz ne kadar dolu
>gorunurse gorunsun iyi bir sise saraba her zaman yer olacagini size
>gostermek icindi."

buena vista
20-02-2004, 00:31
Neyi yasamak istiyorsan onu yasa

Öyle bir hayat yasiyorum ki,
Cenneti de gördüm,cehennemi de
Öyle bir ask yasadim ki,
Tutkuyu da gördüm,pes etmeyi de
Bazilari seyrederken hayati en önden,
Kendime bir sahne buldum oynadim
Öyle bir rol vermisler ki,
Okudum okudum anlamadim
Kendi kendime konustum bazen evimde,
Hem kizdim hem güldüm halime,
Sonra dedimki "söz ver kendine"
Denizleri seviyorsan,dalgalari da seveceksin,
Sevilmek istiyorsan,önce sevmeyi bileceksin
Ucmayi seviyorsan,düsmeyi de bileceksin.
Korkarak yasiyorsan,yalnizca hayati seyredersin.
Öyle bir hayat yasadim ki,son yolculuklari erken tanidim
Öyle cok degerliymis ki zaman,
Hep acele etmem bundan, anladim.
Nietzsche

SunShine
21-02-2004, 11:40
Ömür dediğiniz nedir
Üç gün hilal, üç gün bedir
Haftaya boş kalır sedir
Say bir karış, say bir adım
Geçti gitti, anlamadım


Abdurrahim Karakoç

AloneWolf
21-02-2004, 16:49
seni sevdiğimi anla artık
büyüdün bebek
masal değilki bu aşk
öğrenmen gerek
gitmesi kolay olur
zor olan sevmek
çok seviyorum bu satırlarıı.

bıcırık
26-02-2004, 12:12
Her şey sende gizli
Yerin seni çektiği kadar ağırsın
Kanatların çırpındığı kadar hafif
Kalbinin attığı kadar canlısın
Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç...
Sevdiklerin kadar iyisin
Nefret ettiklerin kadar kötü...
Ne renk olursa olsun kaşın gözün
Karşındakinin gördüğüdür rengin...
Yaşadıklarını kar sayma;
Yaşadığın kadar yakınsın sonuna, ne kadar yaşarsan yaşa,
Sevdiğin kadardır ömrün...
Gülebildiğin kadar mutlusun,
Üzülme!..
Bil ki ağladığın kadar güleceksin
Sakın bitti sanma her şeyi, sevdiğin kadar sevileceksin.
Güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değer
Ve karşındakine değer verdiğin kadar insansın
Bir gün yalan söyleyeceksen eğer
Bırak karşındaki sana güvendiği kadar inansın.
Ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret
Ve sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın
Unutma yağmurun yağdığı kadar ıslaksın
Güneşin seni ısıttığı kadar sıcak.
Kendini yalnız hissettiğin kadar yalnızsın
Ve güçlü hissettiğin kadar güçlü.
Kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin...
İşte budur hayat!
İşte budur yaşamak
Bunu hatırladığın kadar yaşarsın
Bunu unuttuğunda aldığın her nefes kadar üşürsün
Ve karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutulursun
Çiçek sulandığı kadar güzeldir
Kuşlar ötebildiği kadar sevimli
Bebek ağladığı kadar bebektir
Ve her şeyi öğrendiğin kadar bilirsin
Bunu da öğren:
Sevdiğin kadar sevilirsin...

Can YÜCEL

izmirDR
03-04-2004, 21:11
MAVİYDİ DÜŞLERİM,
ÇÜNKÜ BEN ÇOCUKTUM...
Benim bile bilemediğim kadar çocuk;
Islak bir kuş görsem ağaç dalında,
Meleklere yağmuru şikayet ederdim...
Yağmura küserdim.

ÇÜNKÜ SİYAH DEĞİLDİ
MAVİYDİ DÜŞLERİM
ÇÜNKÜ BEN ÇOCUKTUM...


Şimşek çakınca gözlerimi yumar;
Sonra;
Minicik dedikleri parmaklarımın arasından
Şimşeğin geçtiğini görürdüm,
Sevgimin yanında ellerim küçücüktü
YİNEDE SİYAH DEĞİLDİ,
MAVİYDİ DÜŞLERİM,
ÇÜNKÜ BEN ÇOCUKTUM,


Kin tutmazdım...
Gururu benimle kim tanıştırdı bugünde bilmiyorum,
Bir şeker;
Islak kirpiklerimin kurumasına yeterdi
Veya bir söz...güldürürdü beni,
Herşeye gülerdim ama korkardımda,
En çokta sert sözden ve sert yüzden
Yanımda bir büyük ağlasa bende ağlardım...
Ve oyuncağımı verirdim gülsün diye...
EVET SİYAH DEĞİL,
MAVİYDİ DÜŞLERİM,
ÇÜNKÜ BEN ÇOCUKTUM,


Göz yaşını bana mahsus sanardım,
Çiçeklerin güldüğüne inanırdım çünkü,
Yıldızların gülerek göz kırptığına,
Güneşin her sabah gülücükler dağıttığına inanırdım...
Yağmur yağınca insanlar gülmüyor diye...
Gök yüzünün ağladığını sanırdım.

ÇÜNKÜ SİYAH DEĞİLDİ
MAVİYDİ DÜŞLERİM
ÇÜNKÜ BEN ÇOCUKTUM...


Her çocuğun bir annesi olduğunu bilirdim...
Onu seven,koklayan,koruyan,
Akşamları yolunu gözlediği bir babası olduğunu...
Rüyalarımda öksüz çocuk görmedim,
Yetim çocuk uğramadı dünyama...
ÇÜNKÜ SİYAH DEĞİLDİ
MAVİYDİ DÜŞLERİM
ÇÜNKÜ BEN ÇOCUKTUM...

ayhanozgul
03-04-2004, 21:57
Size Can Yucel'in ShakesPeare'den cevirdigi bir siiri
gondermek istedim.Iki karsi kutpun guzel bir sentezi..
Orjinalini de gonderiyorum belki merak edersiniz
diye...
66. SONE
Vazgeçtim bu dünyadan tek ölüm paklar beni,
Değmez bu yangın yeri, avuç açmaya değmez.
Değil mi ki çiğnenmiş inancın en seçkini,
Değil mi ki yoksullar mutluluktan habersiz,
Değil mi ki ayaklar altında insan onuru,
O kızoğlan kız erdem dağlara kaldırılmış,
Ezilmiş, horgörülmüş el emeği, göz nuru,
Ödlekler geçmiş başa, derken mertlik bozulmuş,
Değil mi ki korkudan dili bağlı sanatın,
Değil mi ki çılgınlık sahip çıkmış düzene,
Doğruya doğru derken eğriye çıkmış adın,
Değil mi ki kötüler kadı olmuş Yemen' e
Vazgeçtim bu dünyadan, dünyamdan geçtim ama,
Seni yalnız komak var, o koyuyor adama.

SONNET LXVI

Tired with all these, for restful death I cry,
As, to behold desert a beggar born,
And needy nothing trimm'd in jollity,
And purest faith unhappily forsworn,
And guilded honour shamefully misplaced,
And maiden virtue rudely strumpeted,
And right perfection wrongfully disgraced,
And strength by limping sway disabled,
And art made tongue-tied by authority,
And folly doctor-like controlling skill,
And simple truth miscall'd simplicity,
And captive good attending captain ill:
Tired with all these, from these would I be gone,
Save that, to die, I leave my love alone.

izmirDR
05-04-2004, 23:56
Şu duvarlar hıçkırığımı duysa belki beni anlarlar beni
Unutana söyle beni unutanı ben unutmadım
Gönlümde bir ışık kalbimde bir umut
Onu bekliyor bekleyecek elbet birgün geri dönecek
Ya dönecek yada bu beden onsuz ölüp gidecek...

ayfer
07-04-2004, 09:40
İSTANBUL DESTANI

İstanbul deyince aklıma martı gelir
Yarısı gümüş, yarısı köpük
Yarısı balık yarısı kuş
İstanbul deyince aklıma bir masal gelir
Bir varmış, bir yokmuş

İstanbul deyince aklıma Gülcemal gelir
Anadolu'da toprak damlı bir evde
Gülcemal üstüne türküler söylenir
Süt akar cümle musluklarından
Direklerinde güller tomurcuklanır
Anadolu'da toprak damlı bir evde çocukluğum
Gülcemalle gider İstanbul'a
Gülcemalle gelir

İstanbul deyince aklıma
Bir sepet kınalı yapıncak gelir
Şehzadebaşı'nda akşam üstü
Sepetin üstünde üç tane mum
Bir kız yanaşır insafsızca dişi
Boyuna bosuna kurban olduğum
Kalın dudaklarında yapıncağın balı
Tepeden tırnağa arzu dolu
Sam yeli, söğüt dalı, harmandalı
Bir şarap mahzeninde doğmuş olmalı
Şehzadebaşı'nda akşam üstü
Yine zevrak-ı derunum
Kırılıp kenara düştü

İstanbul deyince aklıma Kapalıçarşı gelir
Dokuzuncu Senfoniyle kolkola
Cezayir marşı gelir
Dört başı mamur bir gelin odası
Haraç mezat satılmakta
Bir gelinle güvey eksik yatakta
Köşede sedef kakmalı tombul bir ut
Tamburi Cemil Bey çalıyor eski plakta
Sonra ellerinde şamdanlar nargileler
Paslı Acem kılıçları
Amerikan kovboyları
Eller yukarı

Ne kadar da beyaz elbiseleri
Amerikan deniz erleri
Kocaman bir papatyadan yolunmuşlar gibi
Sütten duru buluttan beyaz
Beyazın böylesine ölüm yakışır mı dersin
Yakışmaz
Ama harbederken onlara
Bambaşka elbiseler giydirirler
Kan rengi, barut rengi, duman rengi
Kin tutar, kir tutmaz

İstanbul deyince aklıma
Kocaman bir dalyan gelir
Kimi paslı bir örümcek ağı gibi
Gerinir Beykoz'da
Kimi Fenerbahçe'de yan gelir
Dalyanda kırk tane Orkinos
Kırk değirmen taşı gibi dönmektedir
Orkinos dediğin balıkların şahı Orkinos mavzerle gözünden vurulur
Denizin içinde ağaçlar devrilir
Kan çanağına döner dalyanın yüzü
Camgöbeği yeşili bulanır
Bir çırpıda kırk Orkinos
Reisin sevinçten dili dolanır
Bir martı gelir konar direğe
Atılan Kolyosu havada yutar
Bir başkasını beklemez gider
Balıkçı gülümser tatlı tatlı
Adı Marikadır bu martının der
Her zaman böyle gelir böyle gider

İstanbul deyince aklıma Adalar gelir
Dünyanın en kötü Fransızcası orda harcanır
Çalımından geçilmez altmışlık madamların
Ağzı dili olsa da tenhadaki çamların
Görüp göreceği rahmeti anlatsa insanların

İstanbul deyince aklıma kuleler gelir
Ne zaman birinin resmini yapsam öteki kıskanır
Ama şu Kızkulesinin aklı olsa
Galata kulesine varır
Bir sürü çocukları olur

İstanbul deyince aklıma
Tophane'de küçücük bir sokak gelir
Her Allahın günü kahvelerine
Anadolu'dan bir sürü fakir fukara gelir
Kimi dilenecek dilenmesine utanır
Kiminin elinde bir süpürge peyda olur uzun
Dudaklarında kirli paslı bir tebessüm
Çöpçü olmuştur bugüne bugün
Kiminin sırtında perişan bir küfe
Kiminin sırtında nakışlı semer
Şehrin cümbüşüne katılır gider
Kalın yağlı bir kolana koşulur
Piyano taşırlar omuz omuza
Kendinden ağır yükün altında adamlar
Balmumu gibi erir dururlar
Sonra kanter içinde soluk alırlar
Nazik eşya nazik hamallar ister neylersin
Ama onlar kadar piyanoyu ciddiye alırlar mı dersin
Nazdan nazik çiniden bilezik eller
Derken
Karşı radyoda gayetle mülayim bir ses
Evlere şenlik Üstad Sinir Zulmettin
Hacıyağına bulanmış sesiyle esner:
Gamı şadiyi felek
Böyle gelir böyle gider

İstanbul deyince aklıma
Stadyum gelir
Güne güneşe karşı yirmibeşbin kişi
Hepsinin dudağında İstiklal Marşı
Bulutlar atılır top top pare pare
Yirmibeşbin kişilik bir aydınlık içinde eririm
Canım ağzıma gelir sevinçten hilafsız
İsteseler bir gelincik gibi koparır veririm

İstanbul deyince aklıma
Stadyum gelir
Kanımın karıştığını duyarım ılık ılık
Memleketimin insanlarına
Daha fazla sokulmak isterim yanlarına
Ben de bağırırım birlikte
Avazım çıktığı kadar
Göğsümü gere gere
Ver Lefter'e yaz deftere
Stadyum gelir
İstanbul deyince aklıma
Binlerce insanın aynı anda
Aynı şeyi duymasından doğan sevincin
Heybetini düşünürüm
Birbirine eklenir kafamda
Binler yüzbinler milyonlar
Sonra bir mısra havalanır ürkek
Bir uykuyu cananla beraber uyuyanlar

İstanbul deyince aklıma
Yahya Kemal gelirdi bir eyyam
Şimdi Orhan Veli gelir
Demindenberi dilimin ucundasın Orhan Veli
Demindenberi senin tadın senin tuzun
Senin şiirin senin yüzün
Yaralı bir güvercin misali
Başımın üstünde dolanır durur
Gelir sessizce konar bu şiirin bir yerine
Neresine mi arayan bulur
Erbabı bilir
Deli eder insanı bu şehir deli
Kadehlerin çınlasın Orhan Veli

İstanbul deyince aklıma Sait Faik gelir
Burgaz adasında kıyıda
Mavi gözlü bir çocuk büyür döne döne
Mavi gözlü bir ihtiyar balıkçı gencelir küçülür
İkisi bir boya geldi mi Sait kesilirler
Bütün İstanbul'u dolaşırlar elele başbaşa
Ana avrat küfrederler uçan kuşa eşe dosta
Sivriadada da martı yumurtası toplarlar çilli çilli
Ziba mahallesinde gece yarısı
Sabaha Galata'dan geçer yolları
Maytaba alacakları tutar kahvede
Zararsız bir deliyi
Ula Hasan derler gazeteyi ters tutaysun
Çaktırmadan gazetesini tutuştururlar fakirin
Sonra oturup sessizce ağlarlar

İstanbul deyince aklıma
Sait Faik gelir
Taşında toprağında suyunda
Fakirin fukaranın yanıbaşında
Bir kalem bir bilek bilendikçe bilenir
Kıldan ince kılıçtan keskin
Hep iyiden güzelden yana
Hep kimsesizlerin

İstanbul deyince aklıma
Said'in son yılları gelir
Hey Allahım en güzel çağında Said'e
Dört beş yıl ömrün kaldı denir
Sait Sait olur da nasıl dayanır
Mavi gözlü çocuk boşverir ölüm haberine
İhtiyar balıkçı pis pis düşünür
Bir zehir yeşilidir açılır
Bir yeşil ki ciğerine işler adamın
Bir yeşil ki kasıp kavurur
Küçük mavi çocuk
İhtiyar balıkçı
Ve dilimize bulaşan zehir yeşili
İstanbul çalkalandıkça bu denizlerde dipdiri
Dilimiz yaşadıkça yaşasın Said'in şiiri

İstanbul deyince aklıma
Sabiyem gelir
Sabiyem boynundan büyük bir demetle
Sarıyer'den gelir Pendik'ten gelir
Bahar nereden gelirse velhasıl
Sabiyem oradan gelir
Ne delidir ne divane
Aslını ararsan çingenedir
Tepeden tırnağa güneştir
Topraktır
Anadır
Analar içinde bir tanedir
Biri sırtında biri memesinde biri karnında
Karnı her daim burnundadır
Canını mendil gibi takar dişine
Yürekten birşeyler katar işine
Bir ucundan girer şehrin ötekinden çıkar
Alçakgönüllüdür Sabiyem
Hem maşa satar, hem göbek atar
Ver bir çeyrek güzelim der
Neyse halin o çıksın falin
Canı çıkar Sabiyemin falı çıkmaz
Sonra anlatır dün gece başına gelenleri
Görürüm üryamda bir sarı yılan
Cenabet uğraşır durur benimlen
Uyanır bakarım benim bebeler
Yatağın ucuna kaymış
Ayağımın parmaklarını emer

İstanbul deyince aklıma
Bir basma fabrikası gelir
Duvarları uzun masaları uzun sobaları uzun
Dal gibi dalyan gibi kızlar çalışır bütün gün ayakta
Kanter içinde mahzun
Yüzleri uzun elleri uzun günleri uzun
Fabrikada pencereler tavana yakın
Al topuklu beyaz kızlar dalga geçmeyin
Dışarda ağaçlar dizi dizi
Duvarlar duvarlar uzun duvarlar
Niçin ağaçlardan ayırdınız bizi
Dışarda tarlalar turuncu asfalt mosmor
Dışarda dışarda dışarda
Mevsim gürül gürül akıp gidiyor
Ondokuz yaşında Eyüplü Gülsüm
Dalmış beyaz köpüklü akışına ipeklilerin
Kötü kötü düşünüyor
İpeğin akışına doyum olmaz
Ama gel gör ki ipekli emprimeden oğlana don olmaz
Bir top Amerikan bezi sakız gibi beyaz
Bir top Amerikandan neler çıkmaz
Perdeler yatak çarşafları çoluğa çocuğa çamaşır
Sakız gibi ağarmış bir top Amerikan bezi
Gülsüm'ün gözleri kamaşır
Üçüncü oğlanı doğururken Gülsüm
Bir top Amerikana hasret sizlere ömür
Gülsüm'lerin sürüsüne bereket
Yerine bir Gülsüm'cük bulunur elbet
Gider Gülsüm gelir Gülsüm
Azrail ettiğin bulsun

İstanbul deyince aklıma
Ağzına kadar soğan yüklü bir taka gelir
Sülyen kırmızısı üstüne zehir gibi yeşil
Samsun'dan Sürmene'den Sinop'tan
Yaz demez kış demez mutlaka gelir
Kirli yelkeninde yeni bir yama
Demirinin pası gelir dilime
Nabzımda duyarım motorunun hızını
Canımın içine sokasım gelir
İri kalçaları pullu denizkızını

İstanbul deyince aklıma
Takalar gelir
Alçakgönüllü kalender
Ya Peleng-i Deryadır adları ya Şimşir-i Zafer
İstanbul deyince aklıma
Koca Sinan gelir
On parmağı on ulu çınar gibi
Her yandan yükselir
Sonra gecekondular gelir ardısıra
İsli paslı yetim
Eyy benim dev memesinde cüceler emziren
acayip memleketim

BEDRİ RAHMİ EYÜBOĞLU

asli28
07-04-2004, 13:07
Merhaba arkadaşlar
Herkese iyi seanslar iyi gunler dilerım
Benden de bir İZMİR yazısı.


iZMiR SANIRSIN
( Canım izmir ' im seni cok özledim )

ilk sigarayı Alsancak-Karşıyaka vapurunda içmissen, artık ne zaman sigara içsen rüzgar esecek sanırsın..

izmir’de büyümüş isen, yolların er yada geç denize çıkacağını sanırsın..

Herkesin öyle yada böyle, lafının bir yerinde şaka yapacağını, gülüseceğinizi, kızların hep şen-şakrak olacağını sanırsın…

Efelenen kadınların olduğunu bildiğin için kadın olarak, ondan sonra hep efelenebileceğini sanırsın..

Paçan ilk kez aşağıya alındığında, omuz atacağım bu hayata dediğinde, fena halde omuz yediğinde koşup Alsancak-Karşıyaka vapuruna; o ilk sigarayı yeniden içmek, izmir’e “ama sen bana böyle dememiştin” demek ister canın..

Dolmuşlarda,otobüslerde yanında oturanlarla konuşmaya başlayacağını, en mahrem dertlerini anlatabileceğini; onun da hakikaten dinleyip, işleri kolaylaştırıcı bir şeyler söylemeye gayret edeceğini sanırsın…

Salataların hep ışıl ışıl zeytinyağlı olacağını, çekirdege herkesin “ çiğdem “ diyeceğini, sinirlenenlerin “asfalyalarının atacağını” , balık yerken terenin unutulmayacağını, her şehirde sabahları boyoz bulunabileceğini; gevrek derken, simit demek istediğini herkesin anlayacağini, gevreğin yanında da mutlaka tulum peyniri olacağını sanırsın..

Kumru dediğinde, simit ekmeğine yapılmış domatesli-peynirli sandviçleri kastettiğinin anlaşılacağını filan… sanırsın..

Her şehirde çocukken gidilen ve çok hayret edilen fuarlar olduğunu, “pavyon “ denilince, ülkelerin standlarının olduğu neşeli hangarların kastedildiğini, lunapark denilen şeyin fuarın ayrılmaz parçası oldugunu, fuar denilen yerde yürüyünce çocukların çok yorulduğunu ve yorulmuş çocukların kucakta taşınacağını sanırsın…

Karın dağlarda olduğunu, herkesin ahtapot yediğini, herkesin biraz Rumca bildiğini, dünyadaki bütün kadınların yaz olunca mini etek giydiğini, rakı içince oynandığını, içilmese de oynandığını, her fırsatta oynandığını… sanırsın…

Izmir’in kıymeti, izmir’de olmayınca daha iyi anlaşılıyor belki….

Zira ben anlayanlardanım....

asli28
07-04-2004, 23:34
Hangi Yüzyılın Sevdası Bu..



Sevgi... denizlerde kaybolmuş bir yosun parçasıydı. okyanuslar değildi istediğim, can bulacak kadar denizdi... özlem, sevgi, umut, şevkat, destek, hepsi ama hepsini içinde barındıran bir yer olmalıydı...
bilmediğim yollara çıktım... keskin yol çizgilerine takıldım kimi zaman ama sevmek istiyordum.. umutsuzca sevmek.. bir uçurum kenarından kendimi boşluğa bırakacak kadar sevmek istiyordum. özlemek istedim... gelmeyeceğini bile bile beklemek yollarda... çalan her telefona sen diye açmak ve onun sonrasında yaşadığım sıkıntıyı bile sevmek istedim. kendimi sana gizlemiştim sanki.. sende olmak, sende kaybolmak, sende yaşamak ve tükenmek tüm sancısına rağmen güzeldi... yorgun düştüğüm zamanlarda oldu elbet.. ama senden gidemedim.. buna gücüm yetmedi.. defalarca yazılmış mektuplar, haykırışlar hiçbir zaman hayata geçmedi... hangi satırlar , hangi şiirler anlatırdı ki sana olan sevgimi.. kırgınlığımı... olmadı.

Hep sana yakın bir yerlerde olmak istedim.. iyi olduğunu bilmek bana yetiyordu... kimi zaman sesini özlerdim, o marur sesini.. gizliden gizliye duymak isterdim... işte oan vücudumun herhücresine kadar titrediğini hissederdim... ellerim buz gibi olurdu... belki ilk defa böyle çaresiz bir sevginin ortasındaydım... yaşadığım heran sen yanımdaydın. içimde bir yerde herkesden uzak bana yakın bir yerde... hep orda kalmanı nasıl da isterdim...
oysa bilirdim gelmeyeceğini....
sanki bu çaresiz yanım sana zevk veriyordu, belki haklıydın böylesi sevilmek güzel olmalıydı... hiç düşünmedin çekitiğim o dayanılmaz sancıları, uykusuz geceleri, adına yazılmış şiirleri, denizleri, yosunları... ne kolaydı kimbilir vazgeçmek tüm bunlardan... uzaktan beyaz dağları papatyaya benzetmek gibi olsa gerek...
benim savaşım devam ediyor sevgili....
Hangi yüzyılın sevdasıdır bu bilmiyorum ama, seni seviyorum..

Ayten Erdinç

asli28
07-04-2004, 23:39
Aşklara vurur bülbülüm / yuvalanır gönlümün gülüstanına
Gülüşün can sıcaklığımdır üşüdüğümde / soluğun ateş
Yak savur küllerimi çölüme döneyim

Orman fısıltıları kulağımda/ rüzgar ıslıkları
Yağmur tutuşmaları / sevgi buluşmaları
Aşkın düştüğü yer… yangın
Yalnızca nefesin dindirebilir volkanımı
Ve rüzgarın merhem olur yarama süründüğüm

Bilki derin kuyularında hasretimin suyu sensin
Ve nasılsan öylece gel salınışın rüzgarıyla
Irmakların sesiyle ay serenatları dökülsün kulağıma
Dudağıma işlesin meltem meltem seher yağmurları
Gözlerinin içinde sönmüş bir tutam yıldız gibi kalayım

Uçurumlara tutsak bir rüzgarım, yağmurlarla yaralı sesim
Fırtınalarda çırpınan suyum, hıçkıran ışık
Karlı dağlarda uzak bir ses gibi
Solgun bir anıyım şimdi bu uzak kentte
Kuşların göçüp gittiği mevsimlere benziyor yüzüm
Ömrümün bütün dallarını silkeledi hayat
Bütün bahçelerinden kovuldum umudun
Bir acıyı aşmak için, bin acıyı sırtıma vurdum

Uzak düştüm saçlarıma karanfil eken yıldızlardan
Sahipsiz mezarlıklar ülkesinde çıplak dolaşıyorum şimdi
İçinden kırılmış bir gölge
Başka hangi duvara yaslanabilirki aşktan öte
Ve nasıl dayanabilirki
Sevinçler yoksa terkisinde çekilen acıların

Ah Destina yaralı kızım, utangaç yıldızım
Yaslı gelinim, anadolum, sarı sızım, sorma beni
Baktığım her pencerede doğulu ezikliğim
Yurdundan kovulmuş bir coğrafyasızım
Çıktığım her yolculukta türküler tutuşur içimde

Şimdi uzak bir sızıda nar ile közlenip
Çoğalan yalnızlıklarla yeryüzüne dağılıyor kalbim.
Kalbimki, zemherinin ortasında kanatları üşümüş yavru bir kuş
Nereye uçsun, umutlar yoksa kanadında esen yellerin

Bırak bende başlasın bu ateş sende bitsin
Aşktan öte ne varsa kalbimde savur gitsin
Gecelerin uzun kirpiklerine yalnızlığımı iliştirip ağlayayım

Ey göğsümde nar sıcağı, çığlığıma sinen duman
İçime soğurmuş küllerini bırak kızıl bir sabahın
Bırak ki dağılsın ıstırap yüklü bulutlar
Ateş oflayan ormanında bu ahın

Gün ışığıyla işlenmiş bir çiçeği
Koparıp göğsümün üstüne bastırıyorum her akşam
Dindirsin diye yüreğimdeki sızıyı
Tam da usumun ortasına düşerken gülbaharülkem

Ah Destina’m, kara kızım, uzun saçlı hasretim
Kül rengi kirpiklerinde nehirler yürüyenim
Gelirsen sevdiğim çiçekleri getir
Gönlünün güneşli bahçelerinden / nilüferlerin zülüflerinden
Ve derin kuyularından hasretin, su getir

Koca İstanbulu getir bana gelirken
Mis sokağını, karanfil konağı, kitapçı dükkanlarını
Üç beş dergi, diline dolanan bir şarkıyı, bir çınar altını
Mor salkımlı düşlerini getir
İstiklal caddesinde el ele dolaşan yeniyetme sevdalıları

Düşsüzüm düşlerine al beni / soluksuz sevişmelerine sakla
Dudaklarınla kapat dudaklarımı / soluduğumda
Uyuduğumda / alnımdan öperek uyandır beni
Ki, denizlerin sevgiyle köpürdüğü saatlerde
Şiirin yedirenk çakılları vursun kıyılarıma
Aşk bir yanımı alıp götürsün / özlem bir yanımı
Bir ömür sevgi yağmurunla ıslanayım

Şimdi ayışığıyla süslenmiş penceremde
Sen gecegözlü güvercinimsin, özlem yüklü şiir’im
Bırak güllere vursun gülüşün / harelensin denizlerin yüreğine
Yanaklarında aşkın solmayan rengi
Saklayıp gecelere gizini / yıldızlara uzansın mavi düşlerin

Bense çevire çevire dört duvarımı / bir ömür aşkınla böyle yanar kalayım


nurı CAN

melVin
08-04-2004, 00:31
Sn asli28 ( asliege mi demeliydim :) )
ben de güzel paylaşımlarınıza burada ne zaman başlayacaksınız diye merak ediyordum doğrusu...
devamını bekliyoruz.

tekrar hoşgeldiniz.

asli28
08-04-2004, 13:57
Tesekkurler ıyı gunler melVın

aslıege de desenız farketmez aslısı varya

burada da basladım artık

gorusmek uzere

marea
08-04-2004, 21:29
YAĞMUR YAĞIYORDU

Yağmur yağıyordu Paris kaldırımlarına
Seni düşünüyordum penceremde
(Penceremiz olabilirdi!)
Yağmuru sevmediğin geldi aklıma
Bulutlarda hatırlamış olacak ki
Yağmurda üzüldüğünü
Sağnak durdu birdenbire;
Güneş açtı.
Yüzün güldü mü bilmem
İstanbul daki pencerende

Cahit SITKI TARANCI

marea
08-04-2004, 21:50
Diyelim ki balıkmışım ben, sen de bir balıkçı..
İkimiz de biliriz, sineğe bile kıyamazsın.
Öyle boş oltayı atarsın denize.
Bilirsin salak olmadığımı,
Ama aşık olduğumu bilmezsin.
Ben sana inat yakalanırım.
Şaşırırsın, nereden çıktı bu diye..
İstediğin balık değil ki,
Oturmak iskelede..
Mecbur çekersin yukarıya,
Acı çekiyorum ne de olsa.
Dedim ya kıyamazsın,
Uzanırım avuçlarına,
Bilirim senin yanında yaşayamayacağımı,
Sen de bilirsin,
Öldürmeye kıyamazsın.
Bakarsın avuçlarındaki aptal balığa,
Ben de sana,
Sonra beni kurtarmayı seçersin,
Ben avuçlarında ölmeyi seçmiştim oysa..
Bırakırsın denize,
Yüzünde kahraman gülümseme,
Hayat kurtardın ya biraz önce,
Sessizce boğulurken mavilerde.
Son kez bakarım iskeleye,
İskeledeki aptal balıkçıya,
Sen de kurtadığın balığına.

Yazar:Bilinmiyor

asli28
08-04-2004, 23:16
Susmak ve söylemek

Soran olursa söyle...
Söyleyen olursa sus!..
.....
Bu ne demek, biliyor musun?..
Şu demek:
Sana gelip, seni bulup, ama besbelli ki öğrenmek için soran olursa söyle ona; çünkü bilmediği için sormuştur.
*
Şimdi söyle.
Çünkü vereceğin cevabı merak edip soran kişi; odasının kapısını sana o an açmıştır, belki bir daha almaz seni içeri!..
Sadece doğru bildiğini söyle...
Çünkü bu odanın içinde bulunan ve üzerine bu soru yapıştırılmış olan çekmece; senin şu an vereceğin cevap konduktan sonra kapanacaktır...
Sadece cevabı söyle...
Çünkü lafının önünde ve arasında söylediğin uzun ve anlamsız sözlerle belki çekmece dolacak, ve bu soruya cevap olacak olan asıl lüzumlu bilgileri taşıyan kelime ve cümleler sığmayıp belki de dışarıda kalacaktır!..
.....
Kimin çekmecesi ve hangi sorunun cevabı için ayrılmış olan çekmece hangi büyüklüktedir, bunu fark edebilmek pek mümkün olmuyor...
Yıllar sonra yaptığı işlerden veya söylediği sözlerden anlıyoruz o gün bizi anlamadığını veya yanlış anladığını, ama o zaman da çoktaan iş işten geçmiş oluyor!..
*
Soran olursa söyle, söyleyen olursa sus, niye dedik?..
Soran olursa söyle;
Çünkü bilmediği için sorana doğru bildiğimizi öğretmemiz lazımdır...
Yanlış söyleyen olursa da, sus ve sabırla bekle onun sana dönmesini, öğrenmek için sormasını...
Çünkü yanlış söyleyen de, bilmediğinden söylemiştir!.. İnsan bile bile kendi başını yakacak söz söyler mi?..
*
Marangoz olsaydın; işin kolaydı odunla, ahşapla uğraştığın için. Ve yanlışın da keyfe kederdi...
Demirci olsaydın da, işin kolaydı; madenle uğraştığın için. Yanlışını düzeltme imkanın vardı...
.....
Evladım;
Sen, insanla uğraşıyorsun!..
Her harfin insana çakılıyor; ve her satırın insana mıhlanıyor!..
Korkmuyor musun?..
.....
İşte bu yüzden, önce düşün... Bazı insanların bilmediğini düşün, ve doğru bildiklerini iyi düşün... Soran olursa söyle... Söyleyen olursa sus!
Ki, bu; erdemdir, fazilettir...
...diye yazmış dedem.
Ama kime yazdığını bulamadım, bilmiyorum...


MUAMMER ERKUL

ayhanozgul
09-04-2004, 03:28
Hekimoğlu derler benim aslıma
Aynalı martin yaptırdım da Narinim kendi neslime
Hekimoğlu derler ufak bir uşak
Bir omuzdan bir omuza Narinim on arma fişek
Konaklar yaptırdım mermer direkli
Hekimoğlu dediğin de Narinim aslan yürekli
Konaklar yaptırdım döşeyemedim
ünye Fatsa bir oldu da Narinim baş edemedim
ünye Fatsa arası ordu da kuruldu
Hekimoğlu dediğin Narinim o da vuruldu

ayhanozgul
09-04-2004, 03:55
Dersini almışta ediyor ezber



Dersini almışta ediyor ezber
Sürmeli gözlerin sürmeyi neyler
Bu dert beni iflah etmez del'eyler
Benim dert çekmeye dermanımmı var
Kaşın çeymelenmiş kirpik üstüne
Havada bulutun ağdığı gibi
Çiğ düşmüşte gül sineler üstüne
Yağmurun güllere yağdığı gibi

Yozgatı sel aldı sorgunu duman
Sıtkınan seviyom vallahi inan
Ölüpte mezara girdiğim zaman
Ben susuyom kemiklerim söylesin

asli28
09-04-2004, 16:27
Anlamaya hazır beklemek

İnsan; neyi, ne zaman, nasıl, nerede anladığını anlamıyor...
Bunun gibi, ne zaman, nasıl, nerede; neyi anlayacağını ise bilemiyor!..
Anlatabildim mi?
Bir şeyler anlaşılıyor mu?..

Bunu biliyordunuz, zaten ben de biliyordum bildiğinizi...
Ama, sizin de, bunu biliyor olduğunuzun farkına varmanız için; şu an burada bunu duymanız/okumanız gerekiyordu belki de, kim bilir!..

Küçücük civata ve somunların yerli yerinde olması uçuruyor,,, daha doğrusu bütün ve bir arada, tek parça tutuyor havadaki uçakları, biliyor muydunuz?..
Anlıyor musunuz?

Ve gözünüzü kırptığınızda mevcut olan gündüz, açtığınız an yerini geceye bırakmış olmuyor!..
Yani yürürken vücudunuzdan çıkan incecik terin buharıyla ıslanıyor elbiseniz ve yine böyle, aynen ıslandığı gibi yavaş yavaş kuruyor...
Gerçekten anlıyor musunuz?..

İftar topu gibi "pat" diye olmuyor gece yarısı veya gece iken öğlen ortası...
Odanın lambasını yaktığın gibi bir anda kurumuyor fanilan, veya kuru iken kuyuya düşmüş gibi bir anda ıslanmıyor...
Bilmem kaçıncı doğum gününün bilmem kaçıncı saatinde bembeyaz olmuyor saçların ve bir makyaj masasında siyah kalemle oluşmuyor tenindeki kırışıklar...
Alüvyon taşıyan nehirler; mümbit ve koskocaman delta ovalarını, kaçak gecekondular gibi bir gecede kondurmuyor sahillere!..
.....
Şimdi, hadi cevap ver bana:
Deminden beri sordukça "anlıyorum" diye düşünüyorsun da; ne anlıyorsun, söyle bakalım?

Saksıya düşmüş bir tohum gibisin...
Şemsiyeler senin düşmanındır; yazık olmasın zamanına!..

İnsan; neyi, ne zaman, nasıl, nerede anladığını anlamıyor... Ve ne zaman, nasıl, nerede; "neyi" anlayacağını ise bilemiyor!..
Sormaya lüzum yok şimdi; söylediklerimi elbette herkes anladı zaten, anlıyor da...
Her bitki, her çiçek, her ağaç aldı zaten topraktan, kendine lüzumlu/yetecek kadar/çeşit mineralini, alıyor da!..

Yani herkes, her zaman, bir şeyler anlıyor elbette, aksi mümkün değil...
Ama sen yine de her zaman, anlamaya hazır bekle; ve bunu bana da hatırlat...


M.ERKUL

ayhanozgul
10-04-2004, 16:13
Yiğidim Aslanım

Şu Sılanın Ufak Tefek Yolları
Ağrıdan Sızıdan Tutmaz Elleri
Tepeden Tırnağa Şiir Dilleri
Yiğidim Aslanım Burda Yatıyor

Bugün Efkarlıyım Açmasın Güller
Yiğidimden Kara Haber Verdiler
Demirden Döşeği Taştan Sedirler
Yiğidim Aslanım Bumda Yatıyor

Ne Bir Haram Yedi Ne Cana Kıydı
Ekmek Kadar Temiz Su Gibi Aydın
Hiç Kimse Duymadan Hükümler Giydin
Yiğidim Aslanım Burda Yatıyor

Mezar Arasında Harman Olur Mu
On Üç Yıl Mahpusta Derman Kalır Mı
Azrail'e Sorsam Canım Alır Mı
Yiğidim Aslanım Burda Yatıyor
Bedri Rahmi Eyüboğlu-Zülfü Livaneli

asli28
11-04-2004, 17:50
Kirazin derisinin altinda kiraz
Narin icinde nar
Benim yuregimde boylu boyunca
Memleketim var
Canima cigerime dek islemis
Canima cigerime
Sapina kadar.
Elma dalindan uzaga dusmez
Ne yana gitsem nafile.
Memleketin hali gozumden gitmez
Binbir yerimden baglanmisim
Bundan otesine aklim ermez.

Yerliyim yerli olmasina
ilmik ilmik, damar damar
Yerliyim.
Bir dilim Trabzon peyniri
Bir avuc tiftik
Bir cimdik cavdar
Bir tutam sile bezi gibi
Disimden tirnagima kadar
Ressamim.
Yurdumun tasindan topragindan surup gelir nakislarim
Tasima topragima toz konduranin
Alnini karislarim.
Sairim sair olmasina
Canim kurban siirin gercegine hasina
icerisine insan kokusu sinmis misralara vurgunum
Bicak gibi kemige dayansin yeter
Egri bugru, ko'r topal kabulum
Sairim
Zifiri karanlikta gelse siirin hasi
Ayak seslerinden tanirim
Ne zaman bir koy turkusu duysam
Sairligimden utanirim
Sairim
Siirin gercegini koy turkulerimizde bulmusum
..........
..........



Bedri Rahmi Eyüboğlu

ayhanozgul
11-04-2004, 21:56
Bir of çeksem karşıki dağlar yıkılır
Bugün posta günü canım sıkılır
Ellerin mektubu gelmiş okunur
Benim yüreğime hançer sokulur
Yüce dağ başında bir top kar idim
Yağmur yağdı güneş vurdu eridim
Evvel yarin sevgilisi ben idim
Şimdi uzaklardan bakan ben oldum

ayhanozgul
11-04-2004, 22:03
Değmen benim gamlı yaslı gönlüme
Ben bir selvi boylu yardan ayrıldım
Evvel bağban idim dostun bağında
Dolu vurdu ayva nardan ayrıldım
Şahin gibi gökyüzünde dönende
Baykuş gibi viran yurda konanda
Çok ağladım mecnun gibi çöllerde
Ferhat gibi şirin yardan ayrıldım

alihoca
11-04-2004, 22:23
Sevgili Asil Yüreklimiz ;

Hoş gelmiş,sefalar getirmişsin .

asli28
11-04-2004, 23:25
Merhaba Ali Hoca;

Misafirperverliğiniz ıcın tesekkurler.Yalnızca elimizden gelen yuregımızdekınlerı saf duygularla aktarabılmek.Bırazcık yuregımızdekı dostlugu paylasabılmek.
Benı ben olarak anlatabılmek.
İste tum bunlar .

Heğpımızın sefası bol olsun

asli28
11-04-2004, 23:35
Ögrendimki

Yillar sonra ogrendim ki...
Ogrendim ki...
Kimseyi sizi sevmeye zorlayamazsiniz.
Kendinizi sevilecek insan yapabilirsiniz,
Gerisini karsi tarafa birakirsiniz.

Ogrendim ki...
Guveni gelistirmek yillar aliyor,
Yikmak bir dakika.


ogrendim ki...
Hayatinda nelere sahip oldugun degil
Kiminle oldugun onemli.

Ogrendim ki...
Sevimlilik yaparak 15 dakika kazanmak mumkun
Ama sonrasi icin bir seyler bilmek gerek.

Ogrendim ki...
Kendini en iyilerle kiyaslamak degil
Kendi en iyinle kiyaslamak sonuc getirir.

Ogrendim ki...
Insanlarin basina ne geldigi degil
O durumda ne yaptiklari onemli.

Ogrendim ki...
Ne kadar kucuk dilimlersen dilimle
Her isin iki yuzu var.

Ogrendim ki...
Olmak istedigim insan olabilmem
Cok vakit aliyor.

Ogrendim ki...
Karsilik vermek
Dusunmekten cok daha basit.

Ogrendim ki...
Butun sevdiklerinle iyi ayrilman gerek
Hangisi son gorusme olacak bilemiyorsun.

Ogrendim ki...
'Bittim' dedigin andan itibaren
Pilinin bitmesine daha cok var.

Ogrendim ki...
Sen tepkilerini kontrol edemezsen
Tepkilerin hayatini kontrol eder.

Ogrendim ki...
Kahraman dedigimiz insanlar
Bir sey yapilmasi gerektiginde
Yapilmasi gerekeni
Sartlar ne olursa olsun yapanlar.

Ogrendim ki...
Affetmeyi ogrenmek deneyerek oluyor.

Ogrendim ki...
Bazi insanlar sizi cok seviyor
Ama bunu nasil gosterecegini bilemiyor.

Ogrendim ki...
Ne kadar ilgi ve ihtimam gosterseniz
Bazilari hic karsilik vermiyor.

Ogrendim ki...
Para ucuz bir basari.

Ogrendim ki...
En iyi arkadasla sikici an olmaz.

Ogrendim ki...
Dustugun anda seni tekmeleyecegini dusunduklerinden bazilari
Kaldirmak icin elini uzatir.

Ogrendim ki...
Iki insan ayni seye bakip
Tamamen farkli seyler gorebilir.

Ogrendim ki...
Asik olmanin ve aski yasamanin cok cesidi vardir.

Ogrendim ki...
He sartta kendisiyle durust kalanlar
Daha uzun yol yuruyor.'


Ogrendim ki...
Hic tanimadigin insanlar,
iki saat icinde,
senin hayatini degistirir.

Ogrendim ki...
Anlatmak ve yazmak ruhu rahatlatir.

Ogrendim ki...
Duvarda asili diplomalar
Insani insan yapmaya yetmez.

Ogrendim ki...
Ask kelimesi ne kadar cok kullanilirsa, anlam yuku o kadar azalir.

Ogrendim ki...
Karsindakini kirmamak ve inanclarini savunmak arasinda cizginin
nereden gectigini bulmak zor.

Ogrendim ki...
Gercek arkadaslar arasina mesafe girmez.
Gercek asklarin da!

Ogrendim ki...
Tecrubenin kac yasgunu partisi yasadiginizla ilgisi yok,
Ne tur deneyimler yasadiginizla var.

Ogrendim ki...
Aile hep insanin yaninda olmuyor.
Akrabaniz olmayan insanlardan ilgi, sevgi ve guven ogrenebiliyorsunuz.
Aile her zaman biyolojik degil.

Ogrendim ki...
Ne kadar yakin olursa olsunlar
En iyi arkadaslar da ara sira uzebilir.
Onlari affetmek gerekir.

Ogrendim ki...
Bazen baskalarini affetmek yetmiyor.
Bazen insanin kendisini affedebilmesi gerekiyor.

Ogrendim ki...
Yureginiz ne kadar kan aglarsa aglasin
Dunya sizin icin donmesini durdurmuyor.

Ogrendim ki...
Sartlar ve olaylar,
Kim oldugumuzu etkilemis olabilir.
Ama ne oldugumuzdan kendimiz sorumluyuz.

Ogrendim ki...
Iki kisi munakasa ediyorsa,
Bu birbirlerini sevmedikleri anlamina gelmez.
Etmemeleri de sevdikleri anlamina gelmez.

Ogrendim ki...
Her problem kendi icinde bir firsat saklar.
Ve problem, firsatin yaninda cuce kalir.

Ogrendim ki...
Sevgiyi cabuk kaybediyorsun, pismanligin uzun yillar suruyor

Ataol Behramoglu

marea
12-04-2004, 04:50
Ben Sana Teşekkür Ederim

Ben sana teşekkür ederim, beni sen öptün,
Serinlik vurdun korularak, canlandı serçelerim;
Sen mavi bir tilkiydin, binmiştin mavi ata,
Ben belki dün ölmüştüm, belki de geçen hafta,


Ülkü Tamer

ayhanozgul
12-04-2004, 13:48
Acep bir dağ varmı başı dumansız
Bir aşka düşmüşüm vakit zamansız
Yandım ateşine dinsiz imansız
Sular gibi çağlar çağlar yanarım
Kapılmışım yağmurlara taşkına
Bir durağım yoktur döndüm şaşkına
Şuracıkta bir vefasız aşkına
Sular gibi çağlar çağlar yanarım

ayhanozgul
12-04-2004, 13:52
Bir bülbülüm gül dalında öterim
Ağlama sevdiğim senden beterim
Eğer içinizde dertli yok ise
Ben dertliyim hepinize yeterim
Yüce dağlar sizi aşar giderim
Günbegün artıyor derdim kederim
Ben çirkin ile iki adım yol atamam
Güzel ile cehenneme giderim

marea
13-04-2004, 06:31
Söz de Sararır

Olur, aramam seni ve kimseyi
Anıları pas tadında bırakırım
Konuşacak ne kaldıysa kalsın
Susmaktır birşeylere saygılı kılan
Ayrılık da bir olanaktır bilirsin
İnce bir sis, bir hüzün örtüsü
Dumanlı bir ıslık yakışır şimdi
Dudaklarıma, bırakıp giderim
Söz de sararır biterken bir aşk
Kediye iyi bak çiçekleri sula
Diyorsam da aldırma sözlerime
Alışkanlık işte başka birşey değil
Söz de sararır biterken bir aşk


Ahmet Telli

asli28
13-04-2004, 23:12
Bana mail olarak gelmıstı cok sevdıgımden sızlerel paylaşmak ıstedım


SEVGILI ARKADASIM

1.
Gozlerinin rengi gibi
Yureginin rengi gibi
Saclarin da kendi renginde

Ama ben, ellerini gordum once
Toplayan, duzelten, onaran ellerini
Dokunduguna soluk aldiran
Telasli, usta, sevecen ellerini

Gec anladim ve inandim
Her gun daha cok inaniyorum
Ellerin, guzel islerin karincasi
Ellerin, ellerden bikmis ellerime siginak

2.

Yuzunun rengi gibi
Dudaklarinin rengi gibi
Saclarin dakendi renginde

Ama ben, ozverini gordum once
Icinden cavlan gibi dokulen ozverini
Hep kosan, yurumeyi bilmeyen
Hesapsiz, gucendirmeyen, saydam ozverini
Neye uzansa dirilten
Susan, huzunlenen, sicak ozverini

Gec anladim ve inandim
Gun gun daha cok inaniyorum
Ozverin, guzel islerin arisi
Ozverin, sozcuklerden yilmis kafama barinak

3.
Derinin rengi gibi
Sesinin rengi gibi
Saclarin da kendi renginde

Ama ben seni gordum once
Gulen, yasayan, bilen seni
Korpe bir sogut dali gibi cirpinan
Durdugu yere can veren
Gonullu, duyan, seven seni

Gec anladim ve inandim
Simdi daha cok inaniyorum
Sen, hayatin ablasi
Saf olan herseyin mayasi
Sen, esyalardan usanmis kalbime dayanak

4.
Sevgili arkadasim benim
Sana "sevgili arkadasim" diyorum
Budur, bizim anladigimiz sevdanin tanimi
Iste sana bir ask siiri
Icinde "sevgilim" sozcugu gecmiyorsa
Sucun yarisi senin
Cunku, ben de bize yarasanlarin sozcugunu degil
Kendisini seviyorum senin gibi.......

ayhanozgul
14-04-2004, 03:04
Bir gün olsun rahat uyku görmedin
Kimbilir! kahrimi cektin, gülmedin.
Istedim rüyama bile gelmedin
Seni son bir kez görsem be annem.

Yetistirdin beni ayri vatana.
Gönderdin elinle gurbet ellere
Seni methederek, dilden diller.
Yazarim üc satir dayan be annem.
hamza kılıç

marea
15-04-2004, 04:45
Geri Gelen Mektup

Ruhun mu ateş, yoksa o gözler mi alevden?
Bilmem bu yanardağ ne biçim korla tutuştu?
Pevane olan kendini gizler mi hiç alevden?
Sen istedin ondan bu gönül zorla tutuştu.

Gün, senden ışık alsa da bir renge bürünse;
Ay, secde edip çehrene, yerlerde sürünse;
Herşey silinip kayboluyorken nazarımdan,
Yalnız o yeşil gözlerinin nuru görünse...

Ey sen ki kül ettin beni onmaz yakışınla,
Ey sen ki gönüller tutuşur her bakışınla!
Hançer gibi keskin ve çiçekler gibi ince
Çehren bana uğrunda ölüm hazzı verince
Gönlümdeki azgın devi rüzgarlara attım;
Gözlerle günah işlemenin zevkini tattım.
Gözler ki birer parçasıdır sende İlahın,
Gözler ki senin en katı zulmün ve silahın,
Vur şanlı silahınla gönül mülkü düzelsin;
Sen öldürüyorken de vururken de güzelsin!

Bir başka füsun fışkırıyor sanki yüzünden,
Bir yüz ki yapılmış dişi kaplanla hüzünden...
Hasret sana ey yirmi yılın taze baharı,
Vaslınla da dinmez yine bağrıdaki ağrı.
Dinmez! Gönülün, tapmanın, aşkın sesidir bu!
Dinmez! Ebedi özleyişin bestesidir bu!
Hasret çekerek uğruna ölmek de kolaydı,
Görmek seni ukbadan eğer mümkün olaydı.

Dünyayı boğup mahşere döndürse denizler,
Tek bendeki volkanları söndürse denizler!
Hala yaşıyor gizlenerek ruhuma 'Kaabil'
İmkanı bulunsaydı bütün ömre mukabil
Sırretmeye elden seni bir perde olurdum.
Toprak gibi her çiğnediğin yerde olurdum.

Mehtaplı yüzün Tanrı'yı kıskandırıyordur.
En hisli şiirden de örülmez bu güzellik.
Yaklaşması güç, senden uzaklaşması zordur;
Kalbin işidir, gözle görülmez bu güzellik...

Necip Fazıl KISAKÜREK

marea
15-04-2004, 04:46
siyah beyaz tuslarında piyanomun
seni çalıyorum simdi
çaldıkça çogalıyorsun odada
sen arttıkça ben kayboluyorum

seni doguruyorum geceye
adını koyuyorum aya bakarak
her sey sen oluyor her yer sen
ben ölüyorum

sesini duyuyorum rüyalarımda
gözlerimi kamastırıyor ısıgın
rüzgar sen gibi dokunuyor bana
ben doguyorum

duymak istediklerimi söylemiyorsun hiç
dokunmuyorsun bana
sen gibi bir simsek çakıyor
tam kalbime düsüyor yıldırımı
ben gidiyorum


Özdemir Asaf

marea
15-04-2004, 04:48
Aşk İçin Teşekkür Ederim


teşekkür ederim
bana ilk defa aşkı tattırdığın için
bana severek yaşamayı öğrettiğin için
hayata sımsıkı sarılmayı gösterdiğin için
teşekkür ederim
bana sevgiyi hasreti acıyı tattırdığın için
beni kıskanç ve nazlı bir kız yaptığın için
bana bir bakışınla hayatı toz pembe gösterdiğin için
teşekkür ederim
az da olsa bana kalbinde bir yer ayırdığın için
beni birazıcık olsun sevdiğin için
bana unutulmazlığı kanıtladığın için
teşekkür ederim
gözlerimi açtığın için
son kez teşekkür ederim kalbimde kapanmayacak bir yara açtığın için

Ümit Yaşar OĞUZCAN

ayhanozgul
15-04-2004, 14:46
son anlarımı yaşarken düşüncelerin gölgesinde
bir elimde tesbih sigara öbür elimde

derin bir nefesi daha içime çekerek
yaşarken ölmek bu korku olsa gerek

gözlerimden boşalıyor yaşlar,alnımdan iki damla ter
ölümü beklemek ölümün kendisinden beter

ne bir ekmek istediğim ne bir yudum su
yeter ki bitsin bu ölüm korkusu

şeytan diyor öldür kendini bırakma yad ellere
nafile el ölüme gitmiyor şeytan istese bile

çok beklediğim veda nihayet geldi çattı
dünyaya son selamım böyle mi olacaktı?

ağladığım güldüğüm hepsi yalanmış yalan
cansız bir beden sadece benden kalacak olan

ilmek geçerken boynuma kardeş bildiğim hapiste
korkularım artıyor çektiğim son nefeste

düşünürken bir an suçum neydi diye
celladın sert tekmesi iniyor sandalyeye

elveda kuşlar,elveda anne,elveda baba
oğlunuz gidiyor dönülmez yolculuğa
olgun $ahin

ayhanozgul
15-04-2004, 14:53
yazdıklarım la yaşarım
bilirim sevgiyi,ayrılığı
bilirim beni vuranları
ve tutup elimden
kurtaranları
oda bilir beni
ve benim gibi bircoğunu
bilir
siir
elime kalemi almadan
duygularım kağıtta bellirir
siir beklemektedir

asli28
17-04-2004, 01:53
Dün gece ;
Renk renk deniz kabukları topladım sana
Sonra kazağıma sardım ,
Isıttım..
Kokum sinsin istedim sen alırken ..
Beni daha da özle...
Sayıkla , o kara gecelerde ,
Benim seni , tenini
Düşlerimi sayıkladığım gibi..

Dün gece ;
Bir anda , sağnak yağmur gibi
Düşmek istedim dünyana..
O günlük güneşlik hayatına
Yağmak istedim

Ellerinin arasından ,
Yüzünün kıvrımlarından ,
Saclarının arasından akmak istedim boşluğa
Olmadığın her an'a isyan etmek !

Yakıcı bir güneş gibi ,
Işımadığın her eve girmek ;

Küçük bir melek gibi ,
Onurlu başını elimdeki değnekle
Dize getirmek

Ulu bir çınar gibi
Içimde durmadan büyüyen bu aşkı ;
Sana yeniden ; her şeye rağmen
Hediye etmek istedim

Dün gece ;
Küçük bir mum gibi eriyerek
Beni sevmeni diledim..

marea
17-04-2004, 05:28
>>Bahar Gelme Ustumeee

>>Sen ki en cilvelisisin mevsimlerin,
>> Afrodizyakların en etkilisi,
>>Sevdanın suç ortağısın.
>>Yapma bunu bana!..
>>Bahar, yalvarırım çek git işine!..
>>Salma üstüme çiçeklerini, aklımı çelme!..
>>Her sabah çimenlerin çiyden ürpererek uyanıyor bahçemde;
>>Sonra güneşle oynaşıp tütsülenmiş gibi buğulanıyor.
>>Ne zaman sokağa çıksam badem ağaçları salkım saçak çiçek...
>>Kavaklar kıpır kıpır, ıslık ıslığa meltem...
>>Kırda dayanılmaz bir kekik kokusu, toprakta türlü çeşit börtü
>>böcek...
>>Yapma bunu bana bahar,
>>Böyle üstüme gelme!..
>>Zaten damarlarımda zor zaptediyorum kanımı...
>>Çoktan cemreler düşmüş beynime, yüreğime...
>>Kalbimin buzları erimiş.
>>Göğüs kafesimde ne idüğü belirsiz bir kıpırtıyla geziyorum
>>nicedir...
>>Bir de sen çıldırtma beni...
>>Krizdeyim ben...
>>Tembelliğin sırası değil, uyamam sana...
>>Al git serçelerini sabahlarımdan, çağlalarına, kokularına hakim ol.
>>Meltemlerine söyle, deli gibi ıslık çalıp sokağa çağırmasınlar
>>beni...
>>Bulutların üşüşmesin başıma...
>>Girme kanıma benim... yoldan çıkarma!..
>>Sen ki en cilvelisisin mevsimlerin, afrodizyakların en etkilisi,
>>Sevdanın suç ortağısın.
>>Kıyma bana!
>>Biliyorum çünkü, yine kandırıp yeşillendireceksin aşka; gövdemi
>>azdırıp
>>Sonra birden çekip gideceksin.
>>Tam kanım kaynamışken sana, toplayıp allarını morlarını,
>>Beni bir kuraklığın ortasında terk edeceksin...
>>O iple çektiğim ışığın, dayanılmaz olacak o zaman...
>>Ne o delişmen sabahlar kalacak,
>> Ne günaha çağıran çapkın eteklerin uçuştuğu günbatımları...
>>Tembel kuşların şakımaktan bitap, ebruli çiçeklerin kokmaktan...
>>Buselerin nemi kuruyacak çöl rüzgarlarında...
>>Yeşerttiğin çiçekler yürekler solacak; damar damar çatlayacak
>>ruhumuz...
>>Hayat, bir ezik otlar diyarına dönüşecek yeniden... yüreğim
>>viraneye...
>>Her bahar sarhoşluğu gibi, geçecek bu sonuncusu da...
>>Ebedi bahar, bir başka bahara kalacak.
>>İyisi mi, hiç azdırma ruhumu bahar...
>>İş açma başıma...
>>Git işine!
>>Yoldan çıkarma beni!..
>>
>>CAN DÜNDAR

preatoria
17-04-2004, 10:57
Anısı biz olalım bu sokakların
öpüşmediğimiz tek saçak altı
hiç bir otobüs durağı kalmasın
Biz yürüyelim kent güzelleşsin
gürültüsüz sözcükler bulalım
yeni sevinçlere benzeyen

Biz gelince bir yağmur başlar
yüzün çizilir buğulanan camlara
bir uzun karartma biter
akasyalar köpürür birdenbire
ve her avluda adınla anılan
çiçekler sulanır akşamüstleri

A. TELLİ

bgali
18-04-2004, 00:15
Kaderin ve insanların gözünden düştüğümde,
Oturup ağladığımda kimsesiz halime tek başıma;
Boş feryatlarımla haykırdığımda sağır göklere,
Dönüp kendime bakarak,yandığımda alın yazıma;
Özenip,ümitten yana benden zengin olan birine,
Ona benzeseydim dediğimde,dostlarım olsaydı onun gibi;
Falanın hünerine heveslendiğimde,filanın bilgisine,
En çok ne varsa bende,en az onu istediğimde sanki;
Bir yandan,böyle düşünüyorum diye küçümserken kendimi,
Sen geliverirsin aklıma ve tüm varlığın o anda;
Şafakta,somurtkan topraktan yükselen tarla kuşu gibi,
İlahiler söylemeye başlar Tanrı katı eşiğinde.
Senin tatlı aşkınla öyle bir servete kavuşurum ki,
Kim ne derse desin,krallarla bile değişmem yerimi.


"Sheakspeare"

king
19-04-2004, 21:23
I'm only happy when it rains
I'm only happy when it's complicated
And though I know you can't appreciate it
I'm only happy when it rains
You know I love it when the news is bad
Why it feels so good to feel so sad
I'm only happy when it rains

Pour your misery down
Pour your misery down on me
Pour your misery down
Pour your misery down on me

I'm only happy when it rains
I feel good when things are going wrong
I only listen to the sad, sad songs
I'm only happy when it rains

I only smile in the dark
My only comfort is the night gone black
I didn't accidentally tell you that
I'm only happy when it rains
You'll get the message by the time I'm through
When I complain about me and you
I'm only happy when it rains

Pour your misery down
Pour your misery down on me
Pour your misery down
Pour your misery down on me
Pour your misery down
Pour your misery down on me
Pour your misery down
You can keep me company
As long as you don't care

I'm only happy when it rains
You wanna hear about my new obsession?
I'm riding high upon a deep depression
I'm only happy when it rains

Pour some misery down on me
I'm only happy when it rains...

asli28
21-04-2004, 00:20
Gökkuşağı Fırlatmak


HatIirla; en hoşuna giden hitap sekli hangisi? .. Sana en çok ne
denmesınden hoşlanıyorsun, hangi kelime ile çagırılmaktan memnun
oluyorsun? ..
Biliyorsun degil mi; seni en iyi tanıyan benim! .. Simdi bu satırların
üzerini karala, asağıdaki bosluğa “sifreni açan” harfleri sırala ki;
bu özel mektup, en özel mektup olsun...
.................................;
Bugün içinde ne kaynıyor ki böyle; gözlerinden yıldızlar akıyor?
Mutlu olmanı sağlayacak bir sebep düşün ve onu bana söyle... Duymak
istiyorum.
Bu herhangi birsey olabilir. Okumayı ögrenmiş olmak... Bu “mektubu”
elde edebilmis olmak... Görebiliyor, duyabiliyor, anlayabiliyor olmak...
...Sevebiliyor olmak.
Sevebildiğin için aşığm sana.
Ask nedir sence?
Bir ucu benim diger ucu senin yüregine zamklı gökkusagi mı? ..
Harikasın... Bu mükemmel bir izahtı.
Ah su an bir de, aynaların göstermekten aciz olduğu; “yıldızların
dansını” görebilseydin kendi gözlerinde...
İnan görüyorum pırıltılarını
İnan seviyorum sevme seklini...
Ve inan ki yüreginde zamklı gökkuşağının öbür ucu benim yüregimde...
Düsünsene; neden beni “en iyi” sen anliyorsun?
Bu anlamak; “sadece sana” yazdığımı hissettiğin an basladı, degil mi?
Her satırım gökkuşağının bir baska renginde... Bu renklere simsiki
sarıl ve bil ki; sen ucunu bırakmadığın sürece havaya savrulmayacak
gökkuşağımız
Sevgi dolu ol her zaman, bugünkü gibi...
Bu doluluk sana güç verecek.
“Sevgi”li olduğunda da problemlerle toslasacaksın elbette... Ama
önemsemeyeceksın onları.
Sevgi; yaralarının“hemen” onarılmasına yardım eden panzehir! ..
Fakat sevginin asil çalisma sekli, sana önüne çikan engelleri
umursatmamak degil; başka geçis yollarinin da olabilecegine inanç ve
bu yollari bulabilmen için enerji veriyor olması.
Bunun için bile sevmeğe deger...
Ve... Sevdigin zaman yalnız olmadığını biliyorsun...
Bir ucu sende olan gökkusagı yumaklarını firlatıyorsun uzaklara...
Onlar gidip yapısacakları yüreklerle bulusuyorlar.
Iste bu gökkuşaklarından akıyor sevgiler. Yalnızlık bitiyor, bezginlik
bitiyor.
Ne yap, biliyor musun? ..
Benim yaptığımı yap;
Avucuna dola bir gökkusağınıi ve gücünün yettigi uzaklığa firlat...
Sevgiler; kendilerine, akabilecek yeni yollar bulsun!

Muammer Erkul

king
21-04-2004, 00:51
There's a nail in the door
And there's glass on the lawn
Tacks on the floor
And the TV is on
And I always sleep with my guns when you're gone

There's a blade by the bed
And a phone in my hand
A dog on the floor
And some cash on the nightstand
When I'm all alone the dreaming stops
And I just can't stand

What should I do I'm just a little baby
What if the lights go out
And maybe and then the wind just starts to moan
Outside the door he followed me home

And goodnight moon
I want the sun
If it's not here soon
I might be done
No it won't be too soon 'til I say goodnight moon

There's a shark in the pool
And a witch in the tree
A crazy old neighbor and he's been watching me
And there's footsteps loud and strong coming down the hall
Something's under the bed
Now it's out in the hedge
There's a big black crow sitting on my window ledge
And I hear something scratching through the wall

Oh what should I do I'm just a little baby
What if the lights go out
And maybe and I just hate to be all alone
Outside the door he followed me home
And goodnight moon
I want the sun
If it's not here soon
I might be done
No it won't be too soon 'til I say goodnight moon



What should I do I'm just a little baby
What if the lights go out
And maybe and then the wind just starts to moan
Outside the door he followed me home

And goodnight moon
I want the sun
If it's not here soon
I might be done
No it won't be too soon 'til I say goodnight moon

No it won't be too soon 'til I say goodnight moon

Shivaree

asli28
21-04-2004, 23:44
SEN DOSTUMDUN

sen dostumdun benim
gülünce güneşler açan
bulutlara,rüzgara asarım suretini her akşam
her akşam bir mektup yazarım dağlar kadar.
kayıp bir adresten geliyor sesin şimdi.
üşüyorsun
unutma ki dostumsun sen;
neredeysen orada ölmek isterim
.

Aziz Nesin

asli28
21-04-2004, 23:45
Şarap ve Ben

son bir şarkı dinleyeyim şimdi.
düşlerimin üstüne, bir bardak su içer gibi.
geceyi mi beklesem?
yoksa şimdi mi içsem bu şarabı?

şarap içip sarhoş olsam,
baharın geleceğini düşleyip;
ağaç gölgelerinden uykular çalsam,
mehtaba yatırıp gözlerimi;
yıldızlarımı kaydırsam...
hüzün hiç yakışmasa yüzüme o akşam!

bir iskelede yine
şarabımdan içip
düşlerimin üstüne bir bardak su içer gibi
son şarkımı dinlesem.

gece, bütün sokakları dolaşıp
şehrin gece bekçilerini dövsem..

sonra, belki elime kağıt kalem geçer
yine böyle yalnız kalır,
yine böyle
saçmalarım.

Barış Tekin

king
22-04-2004, 01:01
do you remember how you walked with me
down the street into the square?
how the women selling rosemary
pressed the branches to your chest
promised luck and all the rest
and put their fingers in your hair?

I had met you just the day before,
like an accident of fate
in the window there behind your door
how I wanted to break in
to that room beneath your skin
but all that would have to wait.

In the Carmen of the Martyrs
with the statues in the courtyard
whose heads and hands were taken,
in the burden of the sun
I had come to meet you
with a question in my footsteps
I was going up the hillside
and the journey just begun

my sister says she never dreams at night
there are days when I know why
those possibilities within her sight
with no way of coming true
'cause some things don't get through
into this world
although they try

In the Carmen of the Martyrs
with the statues in the courtyard
whose heads and hands were taken
in the burden of the sun
I had come to meet you
with a question in my footsteps
I was going up the hillside
and the journey just begun

and all I know of you
is in my memory
and all I ask is you
remember me

Suzanne Vega

bıcırık
26-04-2004, 15:21
AŞK

Basindan büyük bir ask geçmemis her kadin için bu bir eksikliktir;
Basindan büyük bir ask geçmis her erkek için ise bu bir fazlaliktir.

Erkegin hayatinda belki bir aska yer vardir.
Kadinin ise askinda belki bir hayata...

Erkekler deli gibi asik olurlar,zamanla akillanirlar.
Kadinlar ise Akilli gibi asik olurlar,zamanla
delirirler.

Ask,kadini ve erkegi farkli etkiler.

Asik olan kadinin gözünde baska hiçbir seyin degeri kalmaz.
Asik olan erkegin gözünde ise her sey yeniden
degerlenir.

Çünkü asik kadin "nasil olsa bitecek" sezgisi ile hareket eder..
Asik erkek ise "nasil olsa sonsuza dek sürecek"
yanilgisiyla...

Asik kadinlar bu yüzden hep endiseli ve huzursuzdurlar;
asik erkekler ise melekler gibi dingin ve aptallar gibi bön.

Asik olmak erkege yakisir. Kadina asla.
Kadina yakisan sadece asktir.

Asksiz bir erkek kendini kölesiz bir efendi gibi hisseder,
Asksiz bir kadin ise efendisiz bir köle.

Kadin Ne Ister?
Ne mi ister?
Hepsini ister.Ve ayni anda.

Peki erkekler ne ister?
Hem sevgili karilari hem de haremleri olsun
isterler.
Peki neden korkarlar?
Hem karisiz hem de haremsiz kalmaktan korkarlar.

Kadin erkeginin kendisine kul köle olmasini ister;olunca da ondan nefret eder.
Erkek ise kadinin kendisine köle olmasini istemez;olunca da onu sever.

Bir erkek kadindan biktigi için onu terk eder;
bir kadin ise erkeginden sikildigi için.

Arada çok önemli bir fark var.
Bir erkek doydugu için kadinindan bikar.
Bir kadin ise doyamadigi için erkeginden sikilir.

Erkek kadinin fiziksel görüntüsüyle;
kadin ise erkegin sehvetiyle tahrik olur.

Onun için kadinlar karsilarindakini anlarlar;
erkekler ise sadece görünen dünyayi.

Kadin terk edildigi ve aldatildigi zamanlarda, bir de bosanirken hiç tereddüt
etmez.
Kararli,suurlu ve son derece akilli biçimde bütün strateji ve nokta hücumu
taktikleriyle
delirir.
Delilik,kadinlarin aklidir.
Ve sadece bu özellikleri bile,
onlarin erkeklerden daha üstün kabul edilmeleri için yeterli bir sebeptir.

Kadinlar,sezgileriyle her seyi bilirler.
Erkekler ise akillariyla hiçbir seyi bilemezler.

Kadinlar her seyi görürler.
Göremediklerini duyarlar.
Duyamadiklarini ise sezerler.
Disilik yalniz algi kapilarini degil,
bütün telepati,sezgi,altinci his ve üçüncü göz kapilarini açan
LSD,Mescaline,Psilosibin kadar güçlü bir iksirdir.

Kadinlarin sezgileri o kadar olaganüstüdür ki,
onlari erkeklerden çok daha üstün saymamak için hiçbir neden yok.

Sezgi de neymis mi dediniz?
Aklin eli,kolu,gözü,kulagi ve burnudur.
Aklin dürbünü,pusulasi ve radaridir.
ªahini ve tazisidir.
Kapani,tuzagi ve oltasidir.
Sezgi en kurnaz avcidir.
Sezgi olmasa ne bilim ne felsefe ne sanat olurdu.

Akil mi?
Akil sezginin usagidir.
O kadar..

Sezgileri yerine bilgileri ile hareket eden bilgiç kadinlar kadar itici
yaratiklar düsünemem.

Akillilari ve kültürlüleri ise itici degillerdir ama sikici olurlar çogu zaman.

Kadina en çok yarayan;
ne akil,
ne bilgi,
ne de kültürdür.

Ince ve suh bir zekadir...

Yilmaz ERDOGAN

king
26-04-2004, 16:01
bilmem ki bu akşam
sen de bir hoş musun
içmeden hatıralardan
sarhoş musun
ellerin sanki bak
hala ellerimde
yanıyor duyuyor musun
dostlar seni söylüyor
sahi mutsuz musun
bu yolda dönüş yok
sen bilmiyor musun
herşey gönlünce olmaz
demiştim sana
kaderden kaçılmaz
görüyorsun

kimler geldi
hayatımdan kimler geçti
hiç birisi
hasretini gidermedi
en güzeli
senin kadar sevilmedi
kimler geldi
kimler geçti


ajda pekkan

king
26-04-2004, 16:04
Öyle sarhoş olsam ki
Bir an seni unutsam
Unutsam bugünleri
Yarınları unutsam

Öyle sarhoş olsam ki
Bir an seni unutsam
Unutsam bugünleri
Yarınları unutsam

Öyle sarhoş olsam ki
Bir daha ayılmasam
Herşey bir rüya olsa
Unutarak uyansam

Öyle sarhoş olsam ki
Bir daha ayılmasam
Herşey bir rüya olsa
Unutarak uyansam

Seni gördüğüm günü
Sevdiğimi unutsam
Bir başka dünya bulsam
İçinde sen olmasan

Seni gördüğüm günü
Sevdiğimi unutsam
Bir başka dünya bulsam
İçinde sen olmasan

Öyle sarhoş olsam ki
Bir daha ayılmasam
Herşey bir rüya olsa
Unutarak uyansam

Öyle sarhoş olsam ki
Bir daha ayılmasam
Herşey bir rüya olsa
Unutarak uyansam

Öyle sarhoş olsam ki
Bir an seni unutsam
Unutsam bugünleri
Yarınları unutsam unutsam

Boeing
28-04-2004, 01:14
Ben yitirdim, ben ararim, yar benimdir kime ne
Gah giderim oz bagima gul dererim kime ne
Gah giderim medreseye ders okurum Hak icin
Gah giderim medreseye dem cekerim kime ne

Kelb rakip haram diyormus sarabin bir katresine
Saki doldur, ben icerim, gunah benim kime ne
Ben mekamet gomlegini deldim, taktim egnime
Ar-u namus sisesini tasa caldim, kime ne

Ah Yezid, seccadeni al yuru mescid yoluna
Pir esigi benim kabem kiblegahim kime ne
Gah cikarim gokyuzune hukmeder kaftan kafa
Gah inerim yeryuzune yar severim kime ne

Kelp rakip boyle diyormus guzel sevmek pek gunah
Ben severim sevdigimi, gunah benim kime ne
Nesimi'ye sordular, yarin ile hos musun
Hos olayim, hos olmayim, o yar benim, kime ne

NESIMI

bıcırık
28-04-2004, 17:44
EN ÇOK ANNEMİ SEVDİM

En çok annemi sevdim.
En çok ona ağladım utanmadan
Maske takmadan en çok onun kucağında uyudum.
Sonra büyüdüm.
Başka başka sevgiler gördüm.
Başka omuzlarda ağladım
Hiç maske takmadım…
Yanlış yaptım…
Erkekler anlayışlı kadınları severlermiş;
Ama onlara aşık olmazlarmış…
Anladım.
En çok annemi sevdim.
Ama hep başkalarına anlattım kendimi.
Anlarlar sandım.
Yanlış yaptım.
Anlaşılmamaktan korktum hep.
Bazen de anlaşılmaktan.
En çok yalnızlıktan korktum.
Yine de en çok yalnızlığıma sarıldım karanlık gecelerde.
Herkes kendi içinde yalnızmış;
Anladım..
Başka başka evlerde,başka başka acılar bıraktım.
Ve her yeni yerde başka acılara gebe kaldım.
Hayat dürüst değilmiş ;
Anladım.
En çok annemi sevdim ben..
Ama giderken en çok seni götürdüm.
Kül olup dağlara savruldum kimi zaman.
Ama hep toz toz olup sana döndüm.
Sen hep süpürdün beni.
Her rüzgarla geri döndüm.
Ama birgün esmedim.
Bir gün geldi dönmedim…
Yanlış yaptım…

E.T

zeplin
29-04-2004, 02:35
Borsalarda param var
Gücüm yerinde
Dünyayı değiştirmek
İstiyor canım bazen

Bana aylak diyorlar
tembele çıkmış adım
borsalarda param var
Güvenli yolda rahatım

Derken derken kaybetti bizim hisseler
O an kafamın içinde bir şeyler kıpırdadı
Aman dur dedim oynama kafayı üşütme sakın
Durdurmalı her şeyi paracıklarım gitti

Yemek yemek durmalı
Üst baş almak durmalı
Su içmek, sabun kullanmak
Derhal durdurulmalı

Paralar cebimizde neden durmuyor
Çünkü evde hiç kimse hanımdan örnek almıyor
Patates yemeyi bile durdurduk artık
Çoluk çocuk kaynana put gibi kesilip kaldık

Paramı geri isterim, vermeseydin enayi
Geçinmek öyle zordu ki ben de gittim yatırdım
O zaman biraz beklersin, paranı anca alırsın
Sen biraz daha sabret, sabırda yarar vardır

bıcırık
29-04-2004, 19:09
Dün sabah karşı kendimle konuştum
Ben, hep kendime çıkan bir yokuştum
Yokuşun başında bir düşman vardı
Onu vurmaya gittim, kendimle vuruştum...

Özdemir Asaf

king
02-05-2004, 17:23
Bir dergide okumustum baya hosuma gitti. Umarim sizinde hosunuza gider.

Ademoglu dünyaya gelince
Acilmic taze findana benzer
Bir yasina kadem basinca
Bülbül gibi sakir,gülsene benzer

Iki yasina kadar oturur
Üc yasinda acik manalar getirir
Dört yasinda hamaylisin götürür
Bes yasinda bagu bostana benzer

Alti yasinda fehmeder düsünü
Yedisinde düsürür disini
Sekizinde fehmeder isini
Dokuzunda mahu tabana benzer

On yasinda taze güldür kokulur
Onbirinde gül gibi acilir
Onikisinde boy gösterir secilir
Onücünde selvi revana benzer

Ondördünde mahbublugu cagidir
Onbesinde gören aklin dagitir
Onaltisinda sanki cennet bagidir
Onyedisinde kaslar kemana benzer

Onsekizinde fehmeder arini
Ondokuzda gözetir sikarini
Yirmisinde kimse bilmez sirrini
Talimin almis sahana benzer

Yirmibesinde bir hosca görünür
Otuzunda akan sular durur
Otuzbesinde meclislerde anilir
Yarana karismis irfana benzer

Ellibesinde ettikleri düs olur
Altmisinda pirlik gelir kis olur
Altmisbesinde gözleri yas olur
Dag basina cikmis günese benzer

Yemisinde agri iner dizine
Yetmisbesde duman cöker gözüne
Sekseninde kimse bakmaz yüzüne
Baykus olmus virana benzer

Seksenbesinde beli büklünce
Doksaninda defterin dürülünce
Doksanbesinde ömrün serilince
Bir ünde savrulmus harmana benzer

Kul Hüseyin yüz yasina varinca
Hak ile hak olup yeksana benzer

Kul Hüseyin


Gülsen: Gülbahcesi
Fehmeder: Anlar
mah-i taban: parlak ay
mahbubluk cagi:sevilme dönemi
sikar :av
sahan:sahin
pirlik:ihtiyarlik
hak ile yeksan olmak: yerle bir olmak toprak olmak

melVin
03-05-2004, 22:47
utanıp tenhalarda sevistigim

herkesten bucak bucak sakladigim

mahsun olup agladigim

sonra geceye karistigim

yanilip zamanlarda yitirdigim

yalani kucak kucak paylastigim

mahkum olup baglandigim

sonra mechule yol aldigim

ben bunlari onceden gordum

sevisirken bile hasreti ordum

simdi yar irak,bin fersah uzak

DiKiLMiS AYRILIK,KORKUDAN ÖLDÜM.........

BIRAK BENi BIRAK,ASK ÖLDÜ KALBiM KURAK

PERiSAN OLDUK YETER,BOYLESI BIZE SEVAP!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!! N.S.

asli28
03-05-2004, 23:21
İyi akşamlar
bir İZMİR aktarımı

Akşam çöküyor İzmir'e
Dilimin ucunda eski bir Yaşar şarkısı
Yüreğimden geçenlerle sözleri karıştırıyorum
Ama yine de dudaklarımdan ismin dökülmeye
Devam ediyor ayrılığı inkar edercesine
Akşam çöküyor İzmir'e
Şehrinin ışıkları karışırken yıldızlara
Gecenin sesini dinliyorum
Hiç bir zaman gerçekleşmeyeceğini bilsem de
Bir umutla bana dönmen için yalvarıyorum Tanrıya
Akşam çöküyor İzmir'e
Hüzün bir tekerleme olmuş ağzımda
Tek sırdaşım yalnızlıkla dertleşiyorum
Anılarımızı tekrardan yaşamaya çalışıyorum
İçimde büyüttüğüm sevgimizle kol kola
Akşam çöküyor İzmir'e
Gözlerimden yaşlar süzülürken
Tekrardan telefona sarılıyorum
Olur da bir an açarsan haykıracağım sana
Seni seviyorum diye...
Akşam çöküyor İzmir'e
Sevginle bağlanmışken kaderim
İstesem de atamadı bu yürek sensiz
Bilmiyorum, sıcak mı hala yüreğin?
Ama biliyorum ki; bir akşam böyle olmayacak
Yine böyle akşam çökerken İzmir'e
Yeniden başlayacağım seninle yaşamaya
İşte o vakit akşam yerini geceye bırakırken
Sana kavuşacağım, biliyorum.
Biliyorum, çünkü
Seni çok ama çok seviyorum!

Yunus Emre Alpözen

asli28
03-05-2004, 23:23
Ay tırmalıyor geceyi,
körfezin varoşlarında.
Karşıyaka da hasretin,
masum bakışları.
yolumu çeviriyor
namussuz bir fesleğen işvesi gibi.
bu sokak çıkmaz olsada
mutlu infazlar yapılsa,
pasaportta sabahlara karşı.
Bu şehir,
neşeli bir kahkaha gibi,
bu deniz kıyısında.
şiirimden eksik durmuyor,
dursa bir türlü olmuyor.
güdülü bir iktidar gibi,
itiliyor önüme.
gün batımlarında,
bir kaç söz etme saadeti.
deniz büyüdükçe,
içimde köpük köpük sevinci.
bir kadın ağlasa yollarda
sokakların gözleri,
zehir zemberek.
kavga etsem,
şarkı söylesem,
körfezde inatla başkaldırıda olsa,
kardelen,
bu kentin yosmalığında kalacaktır hüzün.
hep susup hiç demeden,
ne söylenmişse umuttur,
ışıktır,
cömertliktir.
ay tırmalıyor geceyi körfezin varoşlarında.
şiirimden eksik durmuyor,
dursa bir türlü olmuyor.

Meftun Yetiş

asli28
03-05-2004, 23:25
NEDEN”SANA” DOST DİYORUM?

Çünkü HER zmaan benim için hazırsın

Çünkü yanında kendimi rahat hissediyorum

Çünkü ne dediğimi gerçekten duyuyorsun

Çünkü içimi yaşama sevinciyle dolduruyorsun

Çünkü beni ben olarak kabul ediyorsun

Çünkü öyle olduğumu söylemekten çekinmiyorsun

Çünkü gülümsememe neden oluyorsun

Çünkü herşeyi olduğu gibi görüyorsun

Çünkü bana sevildiğimi hissettırıyorsun

Çünkü beraber neşe içindeyiz

Umarım sende “BANA” dost diyorsundur.

krokodil
19-05-2004, 22:42
azim:küçücük bir çocukken annemin ağır hastalığında beni ziyaretine götürdüler,annem saçlarımı okşuyarak senin bir şair olmanı ne kadar isterdim dedi...o gün karar verdim şair olacağım..ve oldum..

pişmanlık.hocasıyla tanışdığında 33 yaşında:tam 33 yıl saatim işlemiş,ben durmuşum,gökyüzünden habersiz uçurtma uçurmuşum...


özlem:sonsuzluk kervanı arkanızda ben,üç ayağıyla seken topal köpeğim,
sonsuzluk kervanı bir kırıntı kereminizden..

..........................ölüm:ölüm bu dur perde ardından haber,
ölüm güzel olmasaydı ölürmüydü peygamber..

ölüm yıldönümü yaklaşan nafaka şairi merhum necip fazıl kısakürek ruhun şad olsun perde ardından aldığın haber inşaallah kutlu olmuşdur.

eserleriyle bu memleketin insanlarına çok şeyler kazandırmış büyük şairi anmak istedim..allah rahmet etsin..

gemici
20-05-2004, 00:31
allah rahmet eylesin.

bıcırık
21-05-2004, 11:59
Ve en çok seni özledim ben.
Karşı komşunun sokağa çıkacağı zamanı beklemeni.
Her teyzeyi annen gibi sevmeni.
Sanki ayıpmış gibi kimselere söylememeni.
Ve o bisikleti ilk gördüğünde koşuşunu.
Yağmurlu bir günde annenin elinden yediğin ekmeği.
Islanan sokaklara bakıp duygulanmanı.
Yaz akşamlarında oturduğun kaldırımı.Seni bir kez daha görmek isterdim...
hiç konuşmadan..
kısa pantolonlu siyah beyaz halini..

bir lokma boyunu..
diz çöküp yere sımsıkı... ama çok sıkı
sarılmak sana..
göz yaşlarımı omuzlarına bırakıp gitmek istiyorum şimdi
sana kim olduğumu söylemeden...arkama bakmadan
ağladığımı sana göstermeden
seni çok özledim
ama çok özledim
çocukluğum! !

Ceyhun YILMAZ

OCEANS
24-05-2004, 04:42
Ne yıldızlar istiyorum
Geceyarılarıma,

Ne güneşi istiyorum
Karanlığıma,

Ne aşk melodileri istiyorum
Sessizliğime,

Ne mutluluk rüzgarları istiyorum
Durgunluğuma,

Çok değil bir tek seni
İstiyorum,

Şu kahrolası yalnızlığıma

***Yazarı: bilinmiyor

krokodil
24-05-2004, 22:40
harika sn hemşehrim oceans..bir itibar puanı daha vereceğim ama olmuyor.burdan vereyim bende sevgiler bende kafamın müsait olduğu zaman bir kaç şiir göndereyim bakayım :)

OCEANS
25-05-2004, 00:49
teşekkür ederim sayın hemşehrim krokodil.
sizin göndereceğiniz şiirleri de bekliyoruz.
itibar içinde ayrıca teşekkür ederim. :)

derindeniz
26-05-2004, 02:51
Bir hırsızdı o.
Uzun. İnce.
Yeşil giyerdi hep.
İpek. Gömlek.
Ve şapka takardı.
Geniş. Siyah.
Böyle gizlerdi yüzünü.
Yaralı. Kemikli.
Yüzünde ışıldardı gözleri.
Parlak. Mavi.
Rüyaları çalardı.
Gizlice. Soğukkanlılıkla.
Gece dolaşırdı bu yüzden.
Karanlıkta. Ustalıkla.
Sonunda benim rüyama da girdi.
Karşılaştık. Aniden.
Fırsat bulamadan saklamaya sırlarımı;
Çaldı. Benden.
Sudan korkuyordum.
Her zaman. Rüyada da.
Öğrenince bunu, yine geldi.
Evime. Odama.
Her gece aynı rüyayı görmeye başladım.
Boğuluyordum. Defalarca.

derindeniz
26-05-2004, 02:51
Buhar. Su. Sıcak.
Derin derin nefes al.
Daha çok buhar. Daha çok su.
Sıcak, çok sıcak.
Başın dönmesin sakın.
Tutun.
Buhar. Su. Her yanımda!
Nefes al. Daha derin. Tekrar.
Yükseliyor su. Sıcak. Çok.
Islandım. Sen de.
Hayır, kuruyum ben.
Hala sıcak. Canım yanıyor.
Boğuluyorum.
Az kaldı. Dayan.
Ne kadar?
Bilmiyorum. Az?
Su. Buhar. Her yanımda!
Kapıyı aç.
Hayır, şimdi değil.
Ne zaman?
Zaman yok burada. Sus.
Sadece,
Nefes al. Daha derin. Tekrar.

muhabbet
26-05-2004, 03:07
necip fazılın anısına:

ne hasta bekler sabahı

ne taze ölüyü mezar

ne de şeytan bir günahı

seni beklediğim kadar.

derindeniz
26-05-2004, 06:00
Gün gelir yasamaya degecek zaman biter,
Insande güc tükenir seref biter,san biter,
Solar renkler ansizin
Yillardir yüregine hayat veren kan biter,
Yikilir hersey,umut tükenir
Sevdigin sevildigin kisiler bir an biter,
Hala bir bos bedeni tasirda ayaklari
Ömür boyu üstüne titredigi can biter,
Insanoglu bütün bunlari yasar
Ve sonunda anlar kisi,ölüm o ki
Insanin icinde yalan biter...

nature
26-05-2004, 20:43
-Hayatın dişlileri arasında,duygularımızın mekanikleşmesine izin vermeyip,sevdiklerimizle ,yaşamın her saniyesini dolu dolu yaşayabilmek,


-Çoğu kez,incir çekirdeğini bile doldurmayacak şeyler için,gereksiz yere gönül kırmamak,


-Sahip olunan makam ve mevki ,ne kadar yüksek olursa olsun,küçük dağları ben yarattım moduna girmemek,ömür boyu tevazu, alçakgönüllük ve affedebilmenin engin ufuklarında yol alabilmek için,


Gelmiş geçmiş tüm insaların ,ortak paydası olan gerçeği hatırdan çıkarmayalım diye,rahmetli N.F.K'in kaldırımlar şiirinin son dörtlüğünü sizlerle paylaşmak istedim....



Beyaz atlı süvari,koştur atını koştur,

Sonunda kabre çıkar,bu yolun kıvrımları.

Ne kaldırımlar kadar anlayan olur seni,

Ne senin anladığın kadar kaldırımları....




sevgi ve saygılarımla.....

krokodil
26-05-2004, 22:26
ben allah diyenlerin boynunda vebal

bugünü mazi geçmişi istikbal

ben,ben,ben,haritada su görmüş boğulmuş,

dokuz köyün sahibi dokuz köyden kovulmuş.......
.................................................. ..............

garib geldik gideriz boş ver evi barkı

tek dillerden düşmesin o ölümsüz şarkı.......

1983-2004 ne çabuk geçmiş bizde sıradayız üstad. ne demişdin,

bilmem nerede nasıl saat kaçta
tabutumun çivisi bilmem hangi ağaçta...

üstadım allah rahmet etsin mezarın nur dolsun.amin.

OCEANS
26-05-2004, 22:40
Necip F. K. gerçekten türk şiirinin en büyük ustalarından.
İnsan onun şiirlerini okurken içinde tarifi güç duygular uyanıyor.

Üstada allah rahmet eylesin. Şiirleri de sonsuza kadar hep dillerde kalsın.

krokodil
26-05-2004, 22:54
amin.aynen öyle sayın hemşehrim.hani bir söz vardır!!...güzel söz ve şiir sihir etkisi yapar diye.bunu en güzel becerenlerden biriydi rahmetli. sizi öyle bir yerden yakalıyorki sarsılıp kalıyor bunu kırk yıl düşünsem yazamazdım diyor hemde ben bu sözleri sanki bir yerlerden hatırlıyorum hissine kapılıyorsunuz..

annesine verdiği sözü tuttu hemde ne tuttu .
iyi bir şair,iyi bir mücadele adamı ve iyi bir insan olarak sonsuzluk kervanının ardına takıldı........................................... .

derindeniz
27-05-2004, 01:24
ÇOCUK

Annesi gül koklasa,ağzı gül kokan çocuk;
Ağaç içinde ağaç geliştiren tomurcuk...

Çocukta,uçurtmayla göğe çıkmaya gayret;
Karıncaya göz atsa "niçin,nasıl?" ve hayret...

Fatihlik nimetinden yüzü bir nurlu mühür;
Biz akıl tutsağıyız,çocuktur ki asıl hür.

Allah diyor ki:"Geçti gazabımı rahmetim!"
Bir merhamet heykeli mahzun bakışlı yetim...

Bugün ağla çocuğum,yarın ağlayamazsın!
Şimdi anladığını,sonra anlayamazsın!

İnsanlık zincirinin ebediyet halkası;
Çocukların kalbinde işler zaman rakkası

derindeniz
27-05-2004, 01:24
ALLAH DİYENE

Her sey, her sey su tek mujdede;
Yoktur olum, Allah diyene
Canim kurba, basi secdede,
Iki buklum, Allah diyene

Akil, kirik kanadi hicin;
Derdi gucu 'nasil' ve 'nicin'...
Bagli, percin ustune percin,
Benim gonlum allah diyene...

derindeniz
27-05-2004, 01:25
GEÇİLMEZ

Bu kapıdan kol ve kanat kırılmadan geçilmez;
Eşten , dosttan,sevgiliden ayrılmadan geçilmez.

İçeride bir has oda , yeri samur döşeli
Bu odadan gelsin diye çağırılmadan geçilmez.

Eti zehir,yağı zehir, balı zehir dünyada
Bütün fani lezzetlere darılmadan geçilmez.

Varlık niçin, yokluk nasıl, yaşamak ne, topyekün?
Aklı yele salıverip çıldırmadan geçilmez

Kayalık boğazlarda yön arayan bir gemi;
Usta kaptan kılavuza varılmadan geçilmez.

Ne okudun ,ne öğrendin, ne bildinse behava;
Yer çökmeden, gök iki şak yarılmadan geçilmez.

Geçitlerin, kilitlerin yalnız O’nda şifresi;
İşte ,işte o eteğe sarılmadan geçilmez

dreissena
30-05-2004, 02:40
Bakakalırım giden geminin ardından
Atamam kendimi denize dünya güzel
Serde erkeklik var
Ağlayamam.

O.Veli

bıcırık
02-06-2004, 00:01
Yüreğim
Islaktır benim
Kuytularda ağlamaktan
Ve hafif uçuktur rengi
Kurusun
Diye kaç kez
Güneşe asılmaktan...


Sunay Akın

derindeniz
02-06-2004, 05:31
Bir oda, yerde bir mum, perdeler indirilmiş;
Yerde çıplak bir gömlek, korkusundan dirilmiş.
Süt beyaz duvarlarda çivilerin gölgesi;
Artık ne bir çıtırdı, nede bir ayak sesi....
Yatıyor yatağında, dimdik, upuzun, ölü;
Üstü boynuna kadar bir çarşafla örtülü.
Bezin üstünde ayak parmaklarının izi;
Mum alevinden sarı, baygın ve donuk benzi.
Son nefesle göğsü boş, eli boş uzanmış yana;
Gözleri renkli bir cam, mıhlı ahzap tavana.
Sarkık dudaklarının ucunda bir iz var;
Küçük bir çizgi, küçük, titreyen bir an kadar.
Sarkık dudaklarında sılı titrek bir an;
Belliki birden bire gitmis çarpınamadan.
Bu benim kendi ölüm, bu benim kendi ölüm..
Bana geldiği zaman, böyle gelecek ölüm....

Necip Fazıl Kısakürek

derindeniz
02-06-2004, 19:05
Hasret
yokluğun çocuklarıydık
yakınımızda ki her şey bize uzak



yokluğun gülüm
adını bilmediğim bulut
gri olabilir rengi, yüzüm sapsarı
tenimi sürsem cemaline
gökyüzü sararır
görecek gözüm yok

yokluğun gülüm
hasretlerimi eskitti
yüreğim boğazıma kördüğüm
bir şiir ki saklar kendini dilime
bir satır mektuptur yazar kendi kendine
bir bulut ki iki damla
boşanır yüreğin yüreğime
söyleyecek sözüm yok

gidişin gülüm
neyim varsa götürmüş
gündüzler özlemimi, bir yarımı
geceler inadına damarımı
bıçak düşse yaraya
inan akacak kanım yok

krokodil
02-06-2004, 23:03
Bir oda, yerde bir mum, perdeler indirilmiş;
Yerde çıplak bir gömlek, korkusundan dirilmiş.
Süt beyaz duvarlarda çivilerin gölgesi;
Artık ne bir çıtırdı, nede bir ayak sesi....
Yatıyor yatağında, dimdik, upuzun, ölü;
Üstü boynuna kadar bir çarşafla örtülü.
Bezin üstünde ayak parmaklarının izi;
Mum alevinden sarı, baygın ve donuk benzi.
Son nefesle göğsü boş, eli boş uzanmış yana;
Gözleri renkli bir cam, mıhlı ahzap tavana.
Sarkık dudaklarının ucunda bir iz var;
Küçük bir çizgi, küçük, titreyen bir an kadar.
Sarkık dudaklarında sılı titrek bir an;
Belliki birden bire gitmis çarpınamadan.
Bu benim kendi ölüm, bu benim kendi ölüm..
Bana geldiği zaman, böyle gelecek ölüm....

Necip Fazıl Kısakürek



peyami safa ya sormuşlar hayatta en çok istediğiniz nedir diye:hayatta en büyük emelim ecelimi, ellerimi karyolamın topuzuna koyarak soğukkanlı karşılayabilmektir..................

hayatın en keskin en büyük gerçeği ..........................

Salacaklı
05-06-2004, 01:16
Asya Afrika Yazarlarına...


Kardeşlerim
bakmayın sarı saçlı olduğuma
ben Asyalıyım
bakmayın mavi gözlü olduğuma
ben Afrikalıyım
ağaçlar kendi dibine gölge vermez benim orda
sizin ordakiler gibi tıpkı
benim orda arslanın ağzındadır ekmek
ejderler yatar başında çeşmelerin
ve ölünür benim orda ellisine basılmadan
sizin ordaki gibi tıpkı
bakmayın sarı saçlı olduğuma
ben Asyalıyım
bakmayın mavi gözlü olduğuma
ben Afrikalıyım


Bir kez daha seni rahmetle anıyoruz......Mutlu ol...........

kemal
06-06-2004, 00:16
Nazım Hikmet ve Necip Fazıl Kısakürek hakkında...

Ortak yönleri var.

Bir kere ikisi de büyük şair.

İkisinin de kaderi aynı: İdeolojilerini paylaşmayanlar tarafından aforoz edilmek.

Bu iki büyük şair hakkında şunu söyleyebilirim:

İkisinin de ideolojileri sanatlarına zarar vermiştir.

Salt sanatçı yönleri önünde saygı ile eğilmek gerek.

(Benim görüşüm.)

dideban
06-06-2004, 01:11
ANLAYAMADILAR

Biz ince bel, ela göz, sütun bacak için sevmedik güzelim
Gümbür gümbür bir yürek diledik kavgamızda
..............
devrimci-romantik-delikanlı duruşun üniversite yıllarımızın coşku ırmaklarını besleyen birer akarsu kolu gibiydi....
geçmiş yüzyılda yaşasan bile devrimci coşkun ve romantik tutku dolu sevdalarının dinamizmini hissetmemek halen mumkun değil anlayana...
saygılar dev adam....

RAINBOW
06-06-2004, 14:37
Romantik bir hafta sonu için lütfen tıklayınız..:) :)

www.siirimsana.com

Dip not: Hoparlörlerinizin sesinin açık olmasını da ihmal etmeyiniz..

bıcırık
06-06-2004, 14:49
TARANTA - BABU'YA BEŞİNCİ MEKTUP


Görmek
işitmek
duymak
düşünmek
ve konuşmak
koşmak alabildiğine
başı dolu
başı boş
koşmak...


Hehehey TARANTA - BABU
hehehey
yaşamak ne güzel şey
anasını sattığımın
yaşamak ne güzel şey..
Düşün beni
kollarım, senin üç çocuk doğurmuş
geniş kalçalarındayken...
Düşün sıcak...
Düşün kara bir taşa damlıyan
çırılçıplak
bir su sesini...


İstediğin yemişin
rengini, etini, adını düşün...
Gözdeki tadını düşün
kıpkırmızı güneşin
yemyeşil otun
ve koskocaman
masmavi bir çiçek gibi açan
ay ışığının...


Düşün TARANTA - BABU!
İnsanoğlunun yüreği
kafası
kolu
yedi kat yerin altından
çekip çıkarıp
öyle ateş gözlü çelik allahlar yaratmış ki
kara toprağı bir yumrukta yere serebilir,
yılda bir veren nar
bin verebilir.
Ve dünya öyle büyük,
öyle güzel
öyle sonsuz ki deniz kıyıları
her gece hepimiz
yan yana uzanıp yaldızlı kumlara
yıldızlı suların
türküsünü dinleyebiliriz...


Yaşamak ne güzel şey
TARANTA - BABU
yaşamak ne güzel şey...
Anlıyarak bir usta kitap gibi
bir sevda şarkısı gibi duyup
bir çocuk gibi şaşarak
YAŞAMAK...
Yaşamak:
birer birer
ve hep beraber
ipekli bir kumaş dokur gibi...
Hep bir ağızdan
sevinçli bir destan
okur gibi
YAŞAMAK..


. . . . . . . . . . .


YAŞAMAK..
Ne acayip iştir ki
bu ne mene gidiştir ki TARANTA - BABU
bugün bu
«bu inanılmıyacak kadar güzel»
bu anlatılamıyacak kadar sevinçli şey:
böyle zor
bu kadar
dar
böyle kanlı
bu denli kepaze...

krokodil
06-06-2004, 21:10
Nazım Hikmet ve Necip Fazıl Kısakürek hakkında...

Ortak yönleri var.

Bir kere ikisi de büyük şair.

İkisinin de kaderi aynı: İdeolojilerini paylaşmayanlar tarafından aforoz edilmek.

Bu iki büyük şair hakkında şunu söyleyebilirim:

İkisinin de ideolojileri sanatlarına zarar vermiştir.

Salt sanatçı yönleri önünde saygı ile eğilmek gerek.

(Benim görüşüm.)


nazım hikmetin varnadan istanbula yazdığı bir şiir vardır beni ağlatmışdı.katılıyorum her ikiside üstelik sevenleri tarafından bile tam olarak anlaşılamamışdır.

OCEANS
08-06-2004, 00:21
BURSA 1980

Simsiyah bir örtü misali zaman
Gerilişmiş tarihin renkli göğüne
İpince sızısı şadırvanların
Yeşil duyguların gömüldüğüne.

Hoyrat ellerinde Bursa, beton çağının
Ne yatırlar kalmış, ne türbeler
Ağlamış ağlamış göğe uzanıp
Sahipsiz ve yalnız sıra selviler.

Nedir bu, nedir bu;demir, çimento
Oyulmakta dağlar üstüne dağlar
Ne yol göstereni, ne dur diyeni
Sanki herkes bur da tarihsiz yaşar.

Gelsin de bir görsün bir akşamüstü
Bursa’nın şairi koca Tanpınar
Ovalarda şimdi yeni bir “ova”
Uludağ’a nispet “kondulu” dağlar.

İpince sızısı şadırvanların
Yeşil duyguların gömüldüğüne
Ne Bursa’da Tarih, ne de o şiir
Zaman şahit durur ölümlerine.

Ki kalem yaş döksün matemlerine


(<<<Ercan TATLIDİL’in Kentleşme ve Göç adlı çalışmasından alıntıdır.)

preatoria
10-06-2004, 15:51
Yine bir duman çöktü sokağa, kent tutuştu
Bütün sığınaklarda seni arıyorum, nerdesin
Aklıma dökülen hatıralar hattında bir yangın
Bir çapraz ateş başlıyor, nevruz diyor birileri
Dün bir demirciydim oysa ben, ufku eritirdim
Bugünse ateş altındayım,
Hatıralarımı yazma.

Bir rüya görüyorsun, terlemişsin sırılsıklam
Vurulup düştüğüme inanmak istemiyorsun
Bir kente girişin provası oluyor oysa ölümüm
Yeis yok, bir misillemedir bütün hatıralarım

Yalnız yıkık bir duvar var karşıda,
Ve bir kadının cesedi üstünde
Uçuşup duruyor takvim yaprakları

Seni bekliyorum orda, meydan saatinin altında
Bir James Dean filmine gideceğiz gelirsen
Cehennem hızıyla çarparken mutsuzluğun çelik zırhına
Soluk soluğa yaşanacak tüm imkansızlıklar

Boyle olmalıydı ve oldu işte diyecek oğlum
Babamsa bir ağıta benzeyecek, küllerimi avuçlarken
Bütüm köprüleri dinamitledim ve geldim işte
Bir kente girmemiz nasıl gerekiyorsa öyle
Apansız çıkmalısın karşıma
Ki unutulmuş bir haykırış olmalı dünyaya
Seninle her karşılaşmamız

Mağlubuz,
Durmadan kazanan bu hayat
Basit bir üçkağıtçı sadece, bir sahtekar
Beş benzemezle rest çekiyorum
Ama o biliyor bunu ve çekiliyor oyundan
Yokum diyor

Dün bir demirciydim oysa ben, ufku eritirdim
Bugünse ateş altındayım, hatıralarımı yazma.

Hatıralarımı yazma,
Tarih sanıyor birileri.

A. Telli

bıcırık
11-06-2004, 11:13
...
sen yoksan
ben bir atesböcegi olmaliydim

hiçbir rolüm olmamali
hiçbir sahnede
ben baglandim mi hiçbir imza baglamamali
ve sevdim mi yüzügümüz bile olmamali
hiçbir ülkenin vatandasi olmaliydim
ya da hepsinin...

geceyle yüzlesmeliydi karanlik
ve askla yalnizlik
herkes kendini yasamaliydi
bense sadece seni...

isigin bogdugu kadar kamasmaktayim simdi
ve toplumsal kefeni giydirilmis,
sadece rol icabi yasamaktayim
oysa
sen yasama karsi durusumsun,
sen benim isyan atesim
ve
meydan okuyusumsun dünyaya...
sevgim mavzer;
namlusunda ask fisegi
ve biz namli savasçilariyiz bu destanin...

sen yoksan
el değmemis bir karanlik olmali
tek yildiz bile olmamali gökyüzünde
geceyi gece yapan karanlik
ve ben bir ates böcegi olmaliyim

ve ben bir ates...

Özhan HAKAN

bıcırık
10-07-2004, 21:08
MEVSIM SONBAHARDI

Bir rüzgar,bir gözyasi ve bir de hüzün vardi,
Yillar geçti ama mevsim sonbahardi.

Dar yollu sokaklarda çocuklar oynardi,
Yagmur yagardi ama yüregim islanmazdi,
Türkan Soray gibi Süreyya Abla vardi,
Mahallenin deli kanlilari Yilmaz Güney'e hayrandi,
Sabah erkenden ufaklik süt satardi,
Günes hergün daha parlak dogardi,
Bildigin gibi iste,Istanbul'da bir yer vardi!

Bir rüzgar,bir gözyasi ve bir de hüzün vardi,
Yillar geçti ama mevsim sonbahardi.

Sonra sen vardin,sanki hep sen vardin,
Rüzgarda dagilan simsiyah saçlarin vardi,
Gözünde herzaman bir damla yas vardi,
Kalbinde günesi yakacak bir ask vardi,
Sende beni tüketen bir hâl vardi,
Dudaklarinda tek bir söz vardi,
Utanir diyemem,bende bir sir vardi,
O sirrin ardinda bir hayat vardi,
Bilirsin iste,bende de o dert vardi,
Varligin içinde bir yokluk;
Yoklugun içinde bir varlik vardi.

Sen varken,hayatin bir anlami vardi,
Dev binalar çikinca,yalniz kokun kaldi.

Bir rüzgar,bir gözyasi ve bir de hüzün vardi,
Yillar geçti ama mevsim sonbahardi.

bgali
18-07-2004, 16:37
Uçun kuşlar
İnsandır suda akan
Yaprakta yeşil,gülde kırmızı
Zorlu bir dal gibi eğleniriz de fırtınalarla
İnce bir sızı birdenbire
Kırar kollarımızı
Ve bir akşam kuşlar gibi
Elimizden uçup giden mutluluk
Bir sabah ebemkuşaklarının
Altından dörtnala gelir
Yaşayalım çocuklar
Herşey bizimdir
HASAN HÜSEYİN

derindeniz
18-07-2004, 16:41
Adı Yalnızlık

Gölgen gibidir yalnızlık
Gecenin ıssızlığı, karanlığı gibi boş ve soğuk.
Sarılırsın ararsın tutamazsın
yoktur çaresi.
Adı Yalnızlık
Yazılmıştır birkere
Yiğit olsan da büker bileği,
Cesur olsan da sızlatır yüreği.
İçindedir sevgi, insanın tek dileği
Ateşten gömlek misali
SEVGİ... SEVGİ... SEVGİ

derindeniz
21-07-2004, 01:47
bütün dünyâya küskündüm, dün akşam pek bunalmıştım;
nihayet, bir zaman kırlarda gezmiş, köyde kalmıştım.
şehirden kaçmak isterken sular zaten kararmıştı,
pek ıssız bir karanlık sonradan vâdiyi sarmıştı.
işık yok, yolcu yok, ses yok, bütün hılkat kesilmiş lâl...
bu istiğrâkı tek bir nefha olsun etmiyor ihlâl
muhîtin hâli "insâniyyet"in timsâlidir, sandım;
dönüp mâzîye tırmandım, ne hicranlar, neden andım!

taşarken haşrolup beynimden artık bin müselsel yâd,
zalâmın sinesinden fışkıran memdûd bir feryâd,
0 müstağrak, o durgun vecdi nâgâh öyle coşturdu
ki vâdiden bütün, yer yer, enînler çağlayıp durdu.
ne muhrik nağmeler, yâ rab, ne mevcâmevc demlerdi;
ağaçlar, taşlar ürpermişti, gûya sûr-i mahşerdi!

-eşin var, âşiyanın var, baharın var, ki beklerdin;
kıyâmetler koparmak neydi, ey bülbül, nedir derdin ?
0 zümrüd tahta kondun, bir semâvî saltanat kurdun;
cihânın yurdu hep çiğnense, çiğnenmez senin yurdun,
bugün bir yemyeşil vâdi, yarın bir kıpkızıl gülşen,
gezersin, hânmânın şen, için şen, kâinatın şen.
hazansız bir zemin isterse, şâyed rûh-i ser-bâzın,
ufuklar, bu'd-i mutlaklar bütün mahkûm-i pervâzın.
değil bir kayda, sığmazsın - kanadlandım mı - eb'âda;
hayâtın en muhayyel gayedir ahrâra dünyâda,
neden öyleyse mâtemlerle eyyâmın perîşandır?
niçin bir damlacık göğsünde bir umman hurûşandır?
hayır, mâtem senin hakkın değil... mâtem benim hakkım:
asırlar var ki, aydınlık nedir, hiç bilmez âfâkım!
tesellîden nasîbim yok, hazân ağlar bahârımda;
bugün bir hânmansız serseriyim öz diyârımda!
ne husrandır ki: şark'ın ben vefâsız, kansız evlâdı,
serâpâ garba çiğnettim de çıktım hâk-i ecdâdı!
hayâlimden geçerken şimdi, fikrim herc ü merc oldu,
salâhaddîn-i eyyûbî'lerin, fatih'lerin yurdu.
ne zillettir ki: nâkûs inlesin beyninde osman'ın;
ezan sussun, fezâlardan silinsin yâdı mevlâ'nın!
ne hicrandır ki: en şevketli bir mâzi serâp olsun;
o kudretler, o satvetler harâb olsun, türâb olsun!
çökük bir kubbe kalsın ma'bedinden yildirim hân'ın;
şenâatlerle çiğnensin muazzam kabri orhan'ın!
ne heybettir ki: vahdet-gâhı dînin devrilip, taş taş,
sürünsün şimdi milyonlarca me'vâsız kalan dindaş!
yıkılmış hânmânlar yerde işkenceyle kıvransın;
serilmiş gövdeler, binlerce, yüz binlerce doğransın!
dolaşsın, sonra, islâm'ın harem-gâhında nâ-mahrem...
benim hakkım, sus ey bülbül, senin hakkın değil mâtem!

bıcırık
24-07-2004, 23:11
.
.
Insan Telefon Defterini Temize Çekerken Bazi Isimleri Eski Defterinde Birakir
.
Onlar artik bir daha asla aranmayacaktir.Garip bir hüznü barindiran bu
silik isimlere bakilir bakilir.Kimi okuldan sinif arkadasinizdir, kimi
çok çabuk unutuverdiginiz bir sevgili, kimi bir cafede aylarca herseyi
ama herseyi paylastiginiz birisi; yada istifa ettiginiz bir yerden bir
arkadasiniz! Soyadlari sorulmamis birsürü hatirlanmayan isimde vardir
defterde; ve süphesiz üstünde isim olmayan telefon numaralari korkunç
bir operasyonla onlarca hayat, onlarca güzellik bir çirpida ortadan
kaldirilir.

INSAN TELEFON DEFTERINI TEMIZE ÇEKERKEN BAZI ISIMLER ÜZERINDE DURUR.

Onca zaman sonra bir kez arasaniz, sesini duysaniz... Ona edilebilecek
bir çift sözünüz yoktur! Birlikte gittiginiz filmler, meyhaneler, evler
birbirinizi yillar sonra özlemenizi saglayacak sevgiyi asilamamistir
size.Yalnizca bir isImdir simdi o.Temize çekerken atlarsiniz
hemen.Derhal çevirirsiniz sayfayi telasla, alalacele.Oh, isim geçmiste
kalmistir.

INSAN TELEFON DEFTERINI TEMIZE ÇEKERKEN HAYATINIDA SORGULAR!

Hangisi ihanet etmistir, hangisi yalvarmistir kendisini birakmamaniz
için; hangisinin birsüre sonra arkanizdan konustugunu duymussunuzdur;
hangisi sizi en güzel öpmüstür; hangisi rüyalariniza girmistir, hangisinin
ayak parmaklari ilginizi çekmistir, hangisine hediye alirken zorlanmissinizdir, hangisiyle en hararetli tartismalara girip kavga etmissinizdir, hangisi için
sabahlara kadar içip içip aglamissinizdir? ! ...

Dogrular, yanlislar, hatalar, tutkular!

Birlikte EDIP CANSEVER okudugunuz o insanlar, solmuslardir.

INSAN TELEFON DEFTERINI TEMIZE ÇEKERKEN YALNIZLIGINIDA KANITLAR.

Bütün bu insanlar simdi nerede, ne yapmaktadirlar? Saat elbette
dört'tür! Paradoks, labirent, koni, tüm bilimsel ifadeler ve mentalite tersine
dönmüstür. Ters dönmüsüzdür. Bu tekbasinalik ve bu isim katliami
aslinda size ters gelir... Çalan telefona bakarsiniz.Acaba? Acaba telefon
defterini temize çeken bir arkadasinizin son anda kurtarma çabasi midir?