View Full Version : Gulelim Guldurelim, Komik, Ilginc Fikra ve Hikayeler
bir yeşil için yaptıklarıma bak yaw. :D
_zamazingo_
19-01-2006, 16:36
-söyle
bakalim sen benim i..e oldugumu nerden
bildin.
-nerden olacak, i..e olmasan girise
Fenerbahçe
bayragı
asmazdin..
Sonu daha yaratıcı olmalıydı, güdük bir son olmuş..
AZAZEL taktir edilecek insansın bu soruları cevap yazmışsın benimde bir sorum var ilgilenirsen insanlar veya hayvanları koktuğunda su ile yıkanır veya yıkarlar oysa balığı suyun içindede ellesek elimizi kokutur neden
bir yeşil için yaptıklarıma bak yaw. :D
bu soruları cevaplayamamış arkadaşlardan yeşil almasam da... :)
size benden yeşil....
ehhh sınıfı geçirdim oda sadece iyi niyetli bir hoca olduğumdan... :D
AZAZEL taktir edilecek insansın bu soruları cevap yazmışsın benimde bir sorum var ilgilenirsen insanlar veya hayvanları koktuğunda su ile yıkanır veya yıkarlar oysa balığı suyun içindede ellesek elimizi kokutur neden
bunuda başka bir arkadaşımız cevaplasın. sanırım ben delilik kotasını doldurdum.:D :D
bir polisin hatıra defteri.......
Merkez: "İskeledeki aracın belgelerini alın".
5426:"Araç feribota binmekte..."
Merkez: "Belgeleri muhakkak alın".
5426: "Doğrudur Merkez, ben de feribota biniyorum".
5426: <5 dakika sonra> "Aracın belgelerini aldım".
Merkez: "Derhal merkez karakoluna intikal edin".
5426: "Olumsuz Merkez. Feribot hareket etti. Ben karşıya geçiyorum. 17.00 feribotu ile dönerim".
............................................
5433: "Caddede şüpheli bir paket var."
Merkez: "Anlaşıldı, çevre güvenliğini alın,pakete dokunmayın. Uzman ekip seyir halinde
5433: <3 dakika sonra> "Uzman ekibe gerek yok. Paket boş".
Merkez: "Nereden anladınız, 'Çevre güvenliğini alın' demiştik".
5433: " Üzerinden kamyon geçti efendim".
.................................................. .
Merkez: "Mevkiiniz?"
4566: "Cumhuriyet caddesi".
Merkez: "Tam mevkiiniz?"
4566: "Arabadayız Merkez".
......................................
Merkez: "Mevkiiniz?"
4566: "Cumhuriyet caddesi".
Merkez: "Tam mevkiiniz?"
4566: "Arabadayız Merkez".
......................................
5631: "Burada çekilmesi gereken bir araç var".
5491: "Efendim, ben sahilden intikal ediyorum".
Merkez: "91, sen bulunduğun yerde kal, 31 çeksin".
..........................................
Merkez: "Ananın Yeri'nde <lokanta> kavga ihbarı var. Ekip intikal etsin".
7443: "Anlaşıldı Merkez, Ananın Yeri'ne ekibimle seyir halindeyiz".
................................................
4536: "Merkez, orta kilolu, kara renkli, boynuzlu bir tosun kaybolmuş".
Merkez: "Anlaşıldı. İstasyonlar not alın. Kaybolan tosun eşkali veriyorum".
................................................
Heyecanlı bir ses: "Merkez tarandık".
Merkez: "Hayır efendim aranmadınız".
Desperado
21-01-2006, 14:09
AZAZEL taktir edilecek insansın bu soruları cevap yazmışsın benimde bir sorum var ilgilenirsen insanlar veya hayvanları koktuğunda su ile yıkanır veya yıkarlar oysa balığı suyun içindede ellesek elimizi kokutur neden
cunku suyun icinde de ellesek baligin kokusu elimize siner; zaten balik su icinde kokmaz diye de bi sey yok. Akvaryumunuz varsa suyunu 2 hafta degistirmeyin bakin nooluyo :D
ayrica su ile yikandiginda her koku gecer diye de bi sey yok... :roll:
Desperado
21-01-2006, 14:11
Sonu daha yaratıcı olmalıydı, güdük bir son olmuş..
benim bildigim esas sonu "i..e olamasan kapiyi dinlemezdin" gibi bi sey olacakti orjinal seklinde...
benim bildigim esas sonu "i..e olamasan kapiyi dinlemezdin" gibi bi sey olacakti orjinal seklinde...
evet bende öyle biliyorum... sonu kasıtlı olarak amiyane bir şekilde değiştirilmiş....
_zamazingo_
21-01-2006, 15:45
benim bildigim esas sonu "i..e olamasan kapiyi dinlemezdin" gibi bi sey olacakti orjinal seklinde...
evet, bu daha güzel oldu.
Denizhan
23-01-2006, 00:51
Bir gun Manisa akil hastanesinde,hastalar bahcede toplanmislar,
Ici bos olan havuzun etrafinda oyun oynuyorlarmis,
Hastanin biri
"haydi yuzelim arkadas demis."
Havuza atlayan hastalarin birinin ayagi,
birinin kolu,birinin kafasi kiriliyor." ama
Hastalardan birtaneside cok dikkatlice arkadaslarina bakiyormus,
tabi Doktorun dikkatini cekmis bu olay,
Iyi hastanin birisi akillandi galiba diyerek yanina gitmis.
-Bak demis arkadaslarin ne guzel yuzmece oynuyorlar,sen niye katilmiyosun,
-Ne yani havuza atlayip,bogulup oleyimmi? demis:düsün:
JAPON OLMANIN FAYDALARI
-Bakkalınızdan Japon yapıştırıcısı isterken gururla " - Şu bizim yapıştırıcıdan versene" dersiniz.
-Çok kiloluysanız zayıflamak için milyonlarca lira harcamaz aksine Sumo Güreşçisi olup üstüne para kazanabilirsiniz.
- " -Adamlar yapmış ağbi! "diyerek hep kulaklarınızı çınlatırlar.
- Devleti yönetenlerin koltuklarını bırakmaları için ölmelerini beklemezsiniz.
İNGİLİZ OLMANIN FAYDALARI
- Her zaman için beyaz atlı prensin kapınızı çalma ihtimali vardır(Prens Charles! ) .
- Ve üstteki mantığa göre kaynananız bir kraliçe olabilir.
- Hiç bir baltaya sap olamazsanız, bir tamirhanede " İngiliz anahtarı "olabilirsiniz.
- İngilizceyi su gibi konuşursunuz. (!)
AMERİKALI OLMANIN FAYDALARI
- Kendinizi iyi hissetmeniz ve Amerikalı olmanın hazzını ve gazzını almak için, herhangi bir Amerikan filmini seyretmeniz yeterlidir.Eğer hala övünmekten böğ gelmemiş ve kusmamışsanız.
- Her zaman ülkeniz savaştadır ama size zarar gelmez..
- NBA maçlar ını izlemek için sabahın köründe kalkmazsınız..
- Her apartmandaki 10 kişiden 5 'i dünyayı kurtaracak güçtedir.. Düşman ister uzaylı olsun isterse bir göktaşı ... (örnek: Rambo, terminator, v.s..)
ÇİNLİ OLMANIN FAYDALARI
- Çocuğunuzun ismini tabak çanak kırıp koyabilirsiniz. Çang, Çung, Çing gibi..
- Uzaydan görülebilen tek insan eseri olan " Çin Seddi" ni gerçekleştirmiş olmanın gururunu yaşarsınız..
- Uzağı net görmek için gözlerinizi kısmanız gerekmez.
- Tek yataklı oda parası verip üç kişi yatabilirsiniz.
FRANSIZ OLMANIN FAYDALARI
-İngilizce bildiğiniz için değil, bilmediğiniz için hava atarsınız( Yani onlar öyle sanıyor) ..
- Her şeye Fransız kalabilirsiniz..
- Fransızca küfür bile etseniz şiir okuyosunuz sanırlar...
İTALYAN OLMANIN FAYDALARI
- Kaybolmazsınız. Çünkü her yol Roma'ya çıkar.
- Herkesin sırtını yaslayacak bir dayısı vardır,özellikle Sicilya dolaylarında...
- Dünya kızları, yakışıklılıkta hep sizi örnek gösterir..
- Doğan SLX fiyatına FERRARİ alabilirsiniz( Abartık ama olsun! Eee.. Böyle vergilere böyle espri!) ...
VEE TÜRK OLMANIN FAYDALARI
- 2050 yılında dünyanın tek hakimi olabilirsiniz(Çünkü herkes uzaya çıkmış olacak)...
- Eğer dünyanın hakimi olursanız, uzaydan gelebilecek UFO lara taş atıp onları korkutup, kaçırabilirsiniz( UŞAK da yaşanmıştır) ..
- Restoran, lokanta gibi yerlerde masaları birleştirebilir ortaya bir salata söyleyebilir, masanın kısa bacağının altına katlanmış kağıt koyabilirsiniz...
- Otobüs, uçak, hastahane, vb. gibi cep telefonu kullanmanın yasak olduğu yerlerde gizli gizli cep telefonu ile konuşabilir, plajda cep telefonunuzu mayonuza sıkıştırabilir ve herşey çok normalmiş gibi davranabilirsiniz..
-İşsizlik, üretimsizlik, sosyal eşitsizlik, trafik canavarı, enflasyon ve sonu gelmeyen zamlarla canla başla mücadele ederek, " ülke yönetmecilik "oynayan siyasetçilere yıllarca katlanarak " Varolmanın dayanılmaz eziyeti "ve"insanoğlunun dayanıklılık gücü" konularında bilimsel araştırmalara katkıda bulunabilirsiniz...
Bill Gates Microsoftun bir seminerinde bilgisayar sektorundeki gelismenin hizini anlatmak icin soyle bir benzetme yapmis.
"Eger Volkswagen firmasi son 25 yil icinde bilgisayar sektoru kadar hizli gelismis olsaydi bugun 500 dolara alacagimiz arabalara 25 dolarlik benzin koyup dunya turu atmamiz mumkun olacakti"
Birkac gun sonra VW firmasinin bir basin aciklamasi yayinlanmis.
Eger otomotiv sektoru Bill Gates in isletim sistemi gibi gelismis olsaydi, her alacagimiz arabada tek koltuk olacak, diger koltuklar icin ekstra lisans parasi odemek zorunda kalacaktik;
arabamiz sadece bizim urettigimiz benzinle calisacak;
gosterge tablosundaki tum ikaz ve uyari isiklari yerine uzerinde ARABANIZ GECERSIZ BIR ISLEM YURUTTU VE KAPATILACAKTIR yazan tek bir lamba olacakti.
Ayrica her kazadan sonra arabanin hava yastiklari acilmadan once bir dugmenin uzerinde HAVA YASTIKLARI ACILACAK EMIN MISINIZ diyen bir isik yanacakti.... :)
"Alıntı"
Bir gun Izmir' de belediye otobusunde gidiyoruz
arkadaslarla. Bizim arkadas bos yer buldu ve oturdu.
Sonraki durakta da eli bastonlu yasli bi amca geldi.
Arkadas da killigina adama yer vermedi. Adam o
arkadasin oturdugu koltugun yanina geldi ve ayakta
arkadasin yer vermesini bekliyor. Fakat arkadas yerini
vermedi. Neyse adamcagiza da yazik, bastonu otobus
hareket ettikce bi o tarafa bi bu tarafa kayiyo.
Arkadas dayanamadi ve yasli amcaya: 'Amca bastonun ucuna lastik takarsan kaymaz'dedi.
Adam soyle bakti,sonra;
-'O lastigi zamaninda baban taksaydi simdi sen
olmazdin, ben de orda oturuyo olurdum' deyince butun
otobus koptu. Arkadas o gun bu gundur belediye otobusune binmez
Sene 1992, üniversite yillari. Anneannemin hac parasiyla zar zor
bir
bilgisayar kapatmisiz ama printer'a para kalmamis. Aksam vakti
printer'i
olan
bir arkadasa gidip aleti ödünç aldim, eve dönüp proje çiktisi
alacagim.
Ankara'da her kis oldugu gibi yerler yine buz.Kayip düser de alete
bir
zarar
veririm korkusuyla bir taksiye bindim. Daha
iki dakka olmadan polis
çevirdi,
taksici kenara çekti, sonra arabadan indi, kimligini gösterdi. Ben
kucagimdaki
cihazin inmemek için uygun bir bahane oldugu düsüncesiyle elde
kimlik
arabada
bekledim. Polis abi geldi, kapiyi açti, ve aramizda söyle bir
diyalog
geçti:
- O ne len ööle?
- Printer
- (yanindaki öteki polise dönerek) Ecnebi oolum bu.
Sonra gülümseyerek kapiyi kapatti, güle güle manasina ikisi birden
el
salladilar, tekrar yola koyulduk. 500 metre kadar gittikten sonra
söför
gene
kenara çekti, çünkü gülmekten arabayi kullanamiyordu.
-------------------------------------------
Olay ODTÜ'de geçiyo. Disarda bahar havasi; amfide kalkülüs dersi,
hem
de
Ingilizce. Insanlar seçimlerini dooru yönde kullanmis olacaklar ki
100 kisilik siniftan anca 15-20 kisi var içerde, onlar da kâat
falan
oynuyolar. Bi tek en önde bi kizcaaz dersi dinliyo. Aklina bisey
takiliyo
hocaya ingilizce soruyo surdaki nevaleyi tekrar anlatir misiniz
diye...
Hoca eyvallah
diyo, dönüyo, basliyo bütün konuyu yeniden, ama bu sefer
Türkçe
anlatmaya. Bitiriyo, kiza dönüyo, simdi anladin mi diye soruyo.
Kizdan gelen cevap yarim yamalak bi türkçeyle "Ama hocam siz Türkçe
anlatiyor
ben anlamadi."
Hoca dumur, amfi yerlerde...
-------------------------------------------------------
ders yine
kalkülüs. hoca büyük bi sevkle anlatiyo. tamamen konuya
konsantre
olmus. ama tebesirinin ufacik kaldigini farkediyo. uyuklayan bi
öörenciye "e
hadi çik tebesir bul yan siniftan" diyo. çocuk çikiyo harbiden.
ama
yan
sinif
diye ayni amfiye diger kapidan giriyo ve yine bizim hocaya "hocam
yan
siniftan
tebesir istiyolar" diyo. hoca da derse konsantre ya, "ya ben de az
önce
bi
öörenci gönderdim alsin diye. bizde de yok" diyo. cocuk da "haa
taam"
diyip
çikiyo. sonra diger kapidan tekrar girip "yokmus hocam. aa nasi
yani
ya"
diyince hoca da öörenci de durumu çakiyolar. inanilmaz ama gerçek.
-------------------------------------------------------
Devlet tiyatrosundan bi arkadas, bi oyun için mi ne artik,
Akçaabat'a
gitmis.
Ekip olarak sehir merkezine gelmisler. Kafalarini kaldirinca koca
bir
bez
afis
görmüsler. Söyle yaziyo:
Ben de sporcunun zeki, çevik ve ahlakli olanini severim.
AKÇAABAT BELEDIYE
BASKANI
-------------------------------------------------------
Seyyar saticinin biri Anadol pikabiyla biseyler satmak için
megafonuyla
gürültülü bir sekilde baarmaktadir:
- Domates, biber, patlican...
Arkadan trafik polisi:
-Seyyar satici kenara çek!
Satici:
- Annasildi tamam!
-------------------------------------------------------
uludag üniversitesi bahar senliklerinde geçiyo olay.
kalabaliktan uzak bi fakültenin yakinlarindaydik. 100 metre
ileriye bi
helikopter indi. aletten biri egilerek indi ve bi talebeye
yaklasti.
takriben 1 dakka konustuktan soora adam helikoptere bindi ve tekrar
havalandilar. biz biraz sasirdik nooluyo diye ama esas bomba o
talebeye
adamin
ne sorduunu sorduumuzda inmisti beynimize. adam adres sormus.
benden bu kadar.
-------------------------------------------------------
malum servis söförümüz sikisan trafikte haraket edemez halde
beklerken
(gayetde
hakliydi çünkü önündeki arabalar kuyruk olmustu)
arkadan kornaya abanan araç sahibine camdan sarkarak "pokemon'muyum
lan
ben
arabalarin üzerinden uçayim" diye bagirarak tüm servisi yere
yikmisti
-------------------------------------------------------
Ben... ben... ben...
Haftasonu ÜSTÜ AÇIK SAHIN gördüm ben...
Artik hiç bir sey beni sasirtamaz
-------------------------------------------------------
bodrum'da veya datça'da küçük bi lokantanin caminda "23 saat
açigiz"
yaziyodu :))
hizmet hizmet bi yere kadar di mi, biraz da kendimize zaman
ayiralim
-------------------------------------------------------
izmir konakta bi köfteci gördüm adam tezgahini açmis çig köfte
satiyo
kocaman
da bi tabelasi var önünde fiyatlarin yazdigi...Aynen iletiyorum:
Kampanya .
TANE: 125 bin
2 TANE 300 bin
-------------------------------------------------------
Abi çaycinin prensibi olur mu, demeyin. Bizim çaycinin cama
yazdigi
yazilar
bunlar:
1. Sicak çay 150.000.TL.
2. Saat besten sonra çay yoktur, israrci olmayiniz.
3 Tek çay için yukari çikamam gelip kendiniz
alin
-------------------------------------------------------
Bir gün Bakirköy-Taksim dolmusuna binmistim. Aracin ön konsoluna
harfli
sticker'larla sunlar yazilmisti:
TÜRK SOFÖRÜ EN IÇTEN DUYGULARIN INSANIDIR E, ne var ki bunda,
demeyin;
devamini
okuyun:
KEMAL ATATÜRK !!
-------------------------------------------------------
Lisedeyiz...Geometri dersi... Ders kaynasin diye yapmadigimiz
karaktersizlik yok. Hoca tahtaya sekil çizerken, okulun bayagi yakinindan bir
savas uçagi geçti. Bizden biri:
- Aaa hocam uçak geçiyo!
Hocamizdan cevap:
- Elleme geçsin!!!
Sinif komple kisa devre...
İLGİNÇ GERÇEKLER......
-Bir yılan 3 yıl uyuyabilir.
-Bal bozulmayan tek gıdadır.
-Ördeğin sesi yankı yapmaz.
-Denizyıldızlarının beyni yoktur.
-Üzüm mikrodalga fırında patlar.
-İnsan yılda en az 1460 rüya görür.
-İçtiğimiz sular 3 milyar yaşındadır.
-Karınca iki hafta su altında yaşayabilir.
-İnsan kalbi dakikada 60-80 defa çarpar.
-Parmak izi gibi herkesin dil izi de farklıdır.
-"Pi" sayısının bir milyarıncı rakamı 9'dur.
-Dünyada insanlardan daha çok tavuk var.
-Venüs saat yönünde dönen tek gezegendir.
-İnsanın kalça kemiği betondan daha sağlamdır.
-Hiçbir kağıt 7 defadan fazla 2'ye katlanamaz.
-Türkiye'de Mehmet adında 1 milyon 229 kişi var.
-Sabahları elma kahveden daha fazla uykunuzu açar.
-Yerçekimsiz ortamda mum alevi küre şeklinde olur.
-El tırnakları ayak tırnaklarından 4 kat daha hızlı uzar.
-Otomobil sayısı insan sayısından 3 kat daha hızlı artıyor.
-Doğum gününüzü en az 9 milyon kişiyle paylaşıyorsunuz.
-Bir bardak sıcak su, buzdolabında soğuk sudan daha çabuk donar.
-Günde 24 saat sayı saysanız, 1 trilyona ulaşmanız 31 bin 688 yıl alır.
-Dünyada bir yılda gerçek paradan daha fazla Monopol parası basılıyor.
-Eksi 90 derecede nefesimiz, havanın ortasında donar ve düşer.
-Vücudumuzdaki tüm damarları uç uca ekleseniz 19 bin 200 kilometre eder.
-Çin'de İngilizce konuşan kişi sayısı Amerika'dan daha fazladır.
-Elma, soğan ve patatesin tadı aynıdır. Fark sadece tamamen
kokularından kaynaklanır. Aslında hepsi tatlıdır.
-13 rakamının uğursuz olarak bilinmesi nedeniyle ABD'de birçok otelde 13.katta oda bulunmaz.
-En uzun boylu insan 1940 yılında ölen 2,72 metre boyunda ABD'li R.P. Wadlow olmuştur.
-Kibrit kutusu büyüklüğündeki altın külçesi yufka gibi açılarak
bir tenis kortu büyüklüğüne kadar yırtılmadan uzatılabilir.
-Einstein 9 yaşından sonra akıcı konuşmaya başladı. Aile onda
zihin geriliği olduğunu bile düşündü.
-İnsan daha çok oksijen alabilmek ve vücudundaki karbon gazını boşaltmak için esner.
-İnsan bir günde 28-33 bin litre hava, 500 -700 litre oksijen, 2 kilogram yiyecek tüketir.
-Dünyanın en hızlı kuşu Boğazlı Kırlangıç'tır. 3 saniye süreyle saatte 128 km. sürate ulaşmıştır.
-Michel Jordan bir yılda Nike'den Nike'ın Malezya fabrikası personelinin hepsinden fazla para kazanıyor.
-ABD, Ohio'da lisans olmadan fare yakalamak yasaktır.
-Eğer aynı zamanda aksırır, hıçkırır ve gaz çıkarırsanız, patlarsınız.
-Aşıkken beynimiz "phenylethylamine" üretir. Bu kalp atışınızı hızlandırır ve sizi mutlu yapar. Bu kimyasal madde çikolatada da vardır.
-Uzayda yerçekimi olmadığı için astronotlar ağlayamaz. Çünkü gözyaşı aşağı düşmez.
-Birinci Dünya Savaşında Fransa ülkedeki tüm taksileri devraldı ve askerler cepheye bu taksilerle taşındı.
-1994 Dünya Kupası'nda, Bulgaristan futbol takımının 11 oyuncusunun hepsinin isminin sonu "OV" ile bitiyordu.
-Sivrisinek kovucu spreyler sinekleri kovmaz, sizi gizler. Sivrisineğin alıcılarını bloke ederek sizin orada olduğunuzu anlamalarını engeller.
-Kahve sarhoş bir insanın ayılmasına yardımcı olmaz. Hatta çoğu zaman alkolün etkisinin artmasına yol açar.
-Kereviz yerken harcanan kalori,kerevizin içindeki kaloriden daha fazladır.
-Bir pire, kendi büyüklüğünün 150 kat yüksekliğine zıplayabilir. Bu oranı tutturmak için insanın yaklaşık 30 metre zıplaması gereklidir.
-Klinik ölüm sonrası insan 5 dakika içinde hayata geri getirilebilir. 5 dakika sonra beyin hücreleri ölmeye başlar, ama yine de bu süreyi 5 dakika daha uzatmak mümkündür.
-İnsan uzun süre bir böbrek ve bir akciğerle, midesiz, dalaksız yaşayabilir, ama karaciğersiz bir dakika bile yaşayamaz.
-Bir kilo limonda bir kilo çilekten daha fazla şeker vardır.
Sn.petal sana sormak istediğim bir kaç soru var yardımcı olursan sevinirim.
bağlı olduğum aracı kurumun internet sayfasında platodata ve matrıx veri izleme ekranları var önce her ikisinide kullanabiliyordum fakat bir süre sonra platodatayı bilgisayarım açmadı şimdide matrıx i bazen açıyor bazende sayfayı normal olarak açıyor fakat ekran bomboş oluyor yani hiç bir hisse ve haber sayfaları yok ( bu arada matrıx sayfa açık ekran normal saat çalışıyor ama en önemlisi hisseler yok ) bilgisayarıma java yı tekrar yükledim fakat bu sorunları çözemiyorum bana bu sorunlarla ilgili bir yardım veya seansı yine anlık izleyebileceğim bir adres tavsiye edebilirmisin şimdiden teşekkürler
Sn.petal sana sormak istediğim bir kaç soru var yardımcı olursan sevinirim.
bağlı olduğum aracı kurumun internet sayfasında platodata ve matrıx veri izleme ekranları var önce her ikisinide kullanabiliyordum fakat bir süre sonra platodatayı bilgisayarım açmadı şimdide matrıx i bazen açıyor bazende sayfayı normal olarak açıyor fakat ekran bomboş oluyor yani hiç bir hisse ve haber sayfaları yok ( bu arada matrıx sayfa açık ekran normal saat çalışıyor ama en önemlisi hisseler yok ) bilgisayarıma java yı tekrar yükledim fakat bu sorunları çözemiyorum bana bu sorunlarla ilgili bir yardım veya seansı yine anlık izleyebileceğim bir adres tavsiye edebilirmisin şimdiden teşekkürler
sn. orka 67...
öncelikle sorunuzun yeri bu topic değil bunu belirtmek isterim.. :)
http://forum.hisse.net/showthread.php?t=6491&page=15 linkini okursanız sorununuzun çözümünü bulacağınıza inanıyorum...
sorununuzun sizin sahip olduğunuz java prog ile matriksin ki uyumlu olmayışı olabilir. aracı kurumunuzdan matriksi indirirken çalışmaması durumunda diye bir bölüm olduğunu tahmin ediyorum... o yolu takip ederek sorununuzun çözüleceğini düşünüyorum...
www.oncumenkul.com.tr adresinde sol tarafta euro java prog ı var... buradan izleyebilirsiniz...
www.finansformula.com adresindeki sanal yarışmaya katılırsanız burası size yarışma boyunca yine matriks hizmetini sunuyor.
bunun dışında ibs in demo prog ı mevcut bir süreliğine ibs aracılığı ile izleme olanağına sahipsiniz...
ama en güzeli aracı kurmunuzun sağlamış olduğu imkanlardır...
Eğer İnterneti Biz Bulsaydık
Bilgisayar acilis mesajlari:
- Ad Soyad girin
- Sifrenizi girin
- Ikametgah girin
- Nufus sureti girin
- Annenizin genc kIzlIk soyadInI girin
Internette gideceginiz adresi yazdiktan sonra ekrana gelen mesajlar:
- Emin misiniz?
- Ciddi misiniz?
- Bak son defa soruyorum!
- Gunah benden gitti, bagliyorum.
e-mail almak icin yapilmasi gerekli islemler:
1. Nufus Cuzdani asli ve noter tastikli fotokopisi
2.Ikametgah senedi
3.Savciliktan iyi hal kagidi
4. 6 fotograf
5.Son 3 ay icinde alinmis isme tescilli elektrik,su,dogalgaz faturasi
(odenmis olacak)
6. Erkek kullanicilarin Askerlikle iliskileri olmadigina dair tecil
belgesi veya teskere belgesinin Noter tasdikli sureti.
7. 18 yasini doldurmamis kullanicilarda velilerinin yazili izin
belgesi...
Not: Internet e-mail kullanim depozitosu 400$ olup aylik 50 milyon
kullanim ucreti alinacaktir faturasini odemeyen abonenin e.maili
kesilir.
(not: Internet isleri genel Mudurlugu, hicbir tebligat yapmadan
abonenin
e-mail adresini onceden haber vermeden kapatma veya degistirme hakkina
sahiptir)
Baglanamama mesajlarI:
- Bu siteye giris Internet Yuksek Konseyi tarafindan yasaklanmistir.
- RTUK bu siteyi,cocuklarin zihinsel gelisimini engellediginden
dolayi bir(1) gun sure ile kapatmistir. - Aradiginiz adres Anayasa'ya
aykiri bulunmustur.
- Site borcundan dolayi kapatilmistir
Baglanma mesajlari :
- Sitemizi sectiginiz icin tesekkür ederiz, sitemize girmekle art?k
sadece bizim sitemize geleceginize ve baska hic bir adrese
gitmeyeceginize dair bir anlasmayi kabul etmis oluyorsunuz. Bu durumu
kabul ediyorsaniz "Evet", etmiyorsaniz "Evet" tusuna basin. Ihtilaf
halinde Istanbul Mahkemeleri gecerli olacaktir.
Hata mesajlari:
- Ulasmaya calistiginiz bilgisayarin mahallesinde elektrikler kesik
oldugundan baglanti kurulamiyor.
- Eksik tusa bastiniz, lutfen tekrar deneyin.
- "Q" harfine bastiniz, bu durumun bir yanlislik sonucu olduguna
inaniyoruz, Bir kez daha "Q" harfine basman?z halinde bilgisayariniz
takibe alinacaktir.
- Hatasiz bilgisayar olmaz.
- Kime sikayet ederseniz edin.
patates22
04-02-2006, 23:46
Bir gün Bakirköy-Taksim dolmusuna binmistim. Aracin ön konsoluna
harfli
sticker'larla sunlar yazilmisti:
TÜRK SOFÖRÜ EN IÇTEN DUYGULARIN INSANIDIR E, ne var ki bunda,
demeyin;
devamini
okuyun:
KEMAL ATATÜRK !!
Bu söz aslında şöyle olacaktı:
"Türk şoförü en asil duygunun insanıdır" Kemal Atatürk
Ben de bunu ilk defa bir kamyonun arkasında gördüm ve saçma buldum.Ama Şoförler ve Otomobilciler Derneği'nde de aynı yazıyı görünce dumurum tavan yaptı...
BORSAHİSSE
05-02-2006, 00:03
Sene 1992, üniversite yillari. Anneannemin hac parasiyla zar zor
bir
bilgisayar kapatmisiz ama printer'a para kalmamis. Aksam vakti
printer'i
olan
bir arkadasa gidip aleti ödünç aldim, eve dönüp proje çiktisi
alacagim.
Ankara'da her kis oldugu gibi yerler yine buz.Kayip düser de alete
bir
zarar
veririm korkusuyla bir taksiye bindim. Daha
iki dakka olmadan polis
çevirdi,
taksici kenara çekti, sonra arabadan indi, kimligini gösterdi. Ben
kucagimdaki
cihazin inmemek için uygun bir bahane oldugu düsüncesiyle elde
kimlik
arabada
bekledim. Polis abi geldi, kapiyi açti, ve aramizda söyle bir
diyalog
geçti:
- O ne len ööle?
- Printer
- (yanindaki öteki polise dönerek) Ecnebi oolum bu.
Sonra gülümseyerek kapiyi kapatti, güle güle manasina ikisi birden
el
salladilar, tekrar yola koyulduk. 500 metre kadar gittikten sonra
söför
gene
kenara çekti, çünkü gülmekten arabayi kullanamiyordu.
-------------------------------------------
Olay ODTÜ'de geçiyo. Disarda bahar havasi; amfide kalkülüs dersi,
hem
de
Ingilizce. Insanlar seçimlerini dooru yönde kullanmis olacaklar ki
100 kisilik siniftan anca 15-20 kisi var içerde, onlar da kâat
falan
oynuyolar. Bi tek en önde bi kizcaaz dersi dinliyo. Aklina bisey
takiliyo
hocaya ingilizce soruyo surdaki nevaleyi tekrar anlatir misiniz
diye...
Hoca eyvallah
diyo, dönüyo, basliyo bütün konuyu yeniden, ama bu sefer
Türkçe
anlatmaya. Bitiriyo, kiza dönüyo, simdi anladin mi diye soruyo.
Kizdan gelen cevap yarim yamalak bi türkçeyle "Ama hocam siz Türkçe
anlatiyor
ben anlamadi."
Hoca dumur, amfi yerlerde...
-------------------------------------------------------
ders yine
kalkülüs. hoca büyük bi sevkle anlatiyo. tamamen konuya
konsantre
olmus. ama tebesirinin ufacik kaldigini farkediyo. uyuklayan bi
öörenciye "e
hadi çik tebesir bul yan siniftan" diyo. çocuk çikiyo harbiden.
ama
yan
sinif
diye ayni amfiye diger kapidan giriyo ve yine bizim hocaya "hocam
yan
siniftan
tebesir istiyolar" diyo. hoca da derse konsantre ya, "ya ben de az
önce
bi
öörenci gönderdim alsin diye. bizde de yok" diyo. cocuk da "haa
taam"
diyip
çikiyo. sonra diger kapidan tekrar girip "yokmus hocam. aa nasi
yani
ya"
diyince hoca da öörenci de durumu çakiyolar. inanilmaz ama gerçek.
-------------------------------------------------------
Devlet tiyatrosundan bi arkadas, bi oyun için mi ne artik,
Akçaabat'a
gitmis.
Ekip olarak sehir merkezine gelmisler. Kafalarini kaldirinca koca
bir
bez
afis
görmüsler. Söyle yaziyo:
Ben de sporcunun zeki, çevik ve ahlakli olanini severim.
AKÇAABAT BELEDIYE
BASKANI
-------------------------------------------------------
Seyyar saticinin biri Anadol pikabiyla biseyler satmak için
megafonuyla
gürültülü bir sekilde baarmaktadir:
- Domates, biber, patlican...
Arkadan trafik polisi:
-Seyyar satici kenara çek!
Satici:
- Annasildi tamam!
-------------------------------------------------------
uludag üniversitesi bahar senliklerinde geçiyo olay.
kalabaliktan uzak bi fakültenin yakinlarindaydik. 100 metre
ileriye bi
helikopter indi. aletten biri egilerek indi ve bi talebeye
yaklasti.
takriben 1 dakka konustuktan soora adam helikoptere bindi ve tekrar
havalandilar. biz biraz sasirdik nooluyo diye ama esas bomba o
talebeye
adamin
ne sorduunu sorduumuzda inmisti beynimize. adam adres sormus.
benden bu kadar.
-------------------------------------------------------
malum servis söförümüz sikisan trafikte haraket edemez halde
beklerken
(gayetde
hakliydi çünkü önündeki arabalar kuyruk olmustu)
arkadan kornaya abanan araç sahibine camdan sarkarak "pokemon'muyum
lan
ben
arabalarin üzerinden uçayim" diye bagirarak tüm servisi yere
yikmisti
-------------------------------------------------------
Ben... ben... ben...
Haftasonu ÜSTÜ AÇIK SAHIN gördüm ben...
Artik hiç bir sey beni sasirtamaz
-------------------------------------------------------
bodrum'da veya datça'da küçük bi lokantanin caminda "23 saat
açigiz"
yaziyodu :))
hizmet hizmet bi yere kadar di mi, biraz da kendimize zaman
ayiralim
-------------------------------------------------------
izmir konakta bi köfteci gördüm adam tezgahini açmis çig köfte
satiyo
kocaman
da bi tabelasi var önünde fiyatlarin yazdigi...Aynen iletiyorum:
Kampanya .
TANE: 125 bin
2 TANE 300 bin
-------------------------------------------------------
Abi çaycinin prensibi olur mu, demeyin. Bizim çaycinin cama
yazdigi
yazilar
bunlar:
1. Sicak çay 150.000.TL.
2. Saat besten sonra çay yoktur, israrci olmayiniz.
3 Tek çay için yukari çikamam gelip kendiniz
alin
-------------------------------------------------------
Bir gün Bakirköy-Taksim dolmusuna binmistim. Aracin ön konsoluna
harfli
sticker'larla sunlar yazilmisti:
TÜRK SOFÖRÜ EN IÇTEN DUYGULARIN INSANIDIR E, ne var ki bunda,
demeyin;
devamini
okuyun:
KEMAL ATATÜRK !!
-------------------------------------------------------
Lisedeyiz...Geometri dersi... Ders kaynasin diye yapmadigimiz
karaktersizlik yok. Hoca tahtaya sekil çizerken, okulun bayagi yakinindan bir
savas uçagi geçti. Bizden biri:
- Aaa hocam uçak geçiyo!
Hocamizdan cevap:
- Elleme geçsin!!!
Sinif komple kisa devre...
:bravo: :bravo: :bravo: :bravo: :bravo:
bayanın biri pc alır.....
Kiz: Alo
Erkek: Alo naber?
Kiz: Iyi sen
Erkek: Iyi , hayirdir ?
Kiz: Ya Gökhan yeni bilgisayar aldim, bana ögretsene su mereti kullanmayi
Erkek: Peki bi açta sen önce
Kiz: Nasil açiliyo
Erkek: Power dügmesine bas
Kiz: Ee bastim bisey gözükmüyo
Erkek: Monitorü açtin mi ?
Kiz: Haa bekle açiim
...( yarim saat sonra ) Olm niye kapadin teli ??
Erkek: Ee kesildi sandim ?!
Kiz: Monitorü aç dedin anca açtik evde tornavida kalmamis gittim bi de
tornavida aldim, o sirada bi de tirnagim kirildi çok aciyo
Erkek: Naptin kizim sen manyak misin ??
Kiz: Monitorü açtimda nasil bisey gözükecek onu anlamadim ne anlami vardi ?
Erkek: Off sen onu kapa sonra beni ara ...
Kiz: Ya sen de... bi kapa bi aç!
...( 20 dakka sonra )
Kiz: Ay of kapadim
Erkek: Simdi açtim
Kiz: Neeaa yine mi ?
Erkek: Hayir onun da power dügmesine bassan
Kiz: Ya 1 saat bosuna mi ugastirdin beni ?
Erkek: Sen kendin ugrastin ben bisey demedim
Kiz: Neyse giriyo windows a ..
Erkek: Oooo windows bilirmiyiz :o)
Kiz: Biliorum biseyler heralde
Erkek: Girdi mi ?
Kiz: Girdi
Erkek: Ee ne istiosun ne ögretiim ?
Kiz: Yaaa ben nete girmek istiyorum nasi giricem?
Erkek: Senin modemin var mi ?
Kiz: Yok ben de o dediginden
Erkek: Sende diil bilgisayarda olcak zaten!
Kiz: Bilmem var mi??
Erkek: Off off bak simdi orda bilgisayarim yazan bi ikon var
Kiz: Ne var , ne var ??
Erkek: Ikon ikon , sen annamazsin ki simdi ... logo gibi bisey
Kiz: Heh var noldu ?
Erkek: Ona sag tusla tikla
Kiz: Sag tusuna basiyorum bisey olmuyo
Erkek: Nasil olmaz bas bi hemen açilacak ??
Kiz: Ee sag tusuna basiyorum klavyede bisey olmuyo
Erkek: Hayir fareyle tiklican
Kiz: Ayyy ben fare mare ellemem !!
Erkek: Offf bilgisayarin faresi mouse be mouse varya hani böle iki tuslu !
Kiz: Heeee ( d|l|l| d|l|l| ) ay bekle cebim çaliyo
Erkek: Cebine alarmi taktin ehehehhe
Kiz: Igrençsin !!!
( Arka Plan : Alo , aaaaaa Pino naber canim , bende iyiim nolsun , hiç
iste bilgisayar aldik gökhan onu anlatiyodu, ay sapikmisin telefonda
anlatiyo ne özel dersi, hadi çocuk bekliyo simdi bekletmiim sonra konusuruz
öptüm byebye )
Kiz: Heh geldim
Erkek: Hosgeldin bittimi konusman
Kiz: Evet kisa kestim , e nerde kaldik ?
Erkek: Simdi sen soganlari rendeliyodun ben de sosu firina veriodum
Kiz: Ne diosun sen ya ?!
Erkek: Nerde kalcaz sana fareyi anlatiyodum
Kiz: Heh anlat gerisini ben tikladim
Erkek: Orda gir özelliklere bak bi tane telefon resmi varmi yokmu
Kiz: Var da biraz eski bir telefon
Erkek: Tövbe tövbe!!!! resim o kizim eski yeni ne farkeder, simdi çevirmeli aga gir
Kiz: Neye neye ?
Erkek: Off bilgisayarima bu sefer sol tusla iki kez tikla, aman dikkat fareyle tikla
Kiz: Ben salak miyim ??
Erkek: Yok ben sadece söliim dedim
Kiz: Eee noldu tikladim ?
Erkek: Simdi kapa
Kiz: Niye açtirdin o zaman ??
Erkek: Bastan al
Kiz: Manyak misin sen ya ??
Erkek: Açtin mi ?
Kiz: Açtim
Erkek: Tamam sen bekle ben biseyler yiip geliyorum
...( 15 dakka sonra )
Erkek: Ben geldim kizim orda misin hala ??
(hmmm evet bence de, ya mango güzel de pahali biraz hmm ya ay dur
gökhan geldi galiba hadi öptüm baay ) geldim geldim.
Erkek: Heh geldin sinir sey napiim simdi hadi çabuk ol çikicam kizlarla
Kiz: Nereye ?
Erkek: Sana ne ya hadi !!!
Kiz: Iyi peki
Erkek: Orda çevirmeli ag diye bisey var ona çift tikla
Kiz: Tikladim
Erkek: Orda yeni baglanti yap var hepsine ileri ileri diyerek geç
Kiz: Ileri, ileri e geçmiyo bu
Erkek: Ya offf, Tiklican be tiklican !!
Kiz: Hee tamam
Erkek: Ee noldu simdi ? o yeni çikan seyi aç
Kiz: Açtim
Erkek: Telefon numarasi yazilan yere 146 yaz
Kiz: Yazmam
Erkek: Niye ?!
Kiz: Porno sitesi di mi orasi çok adisin !!
Erkek: Ya kizim internete girmedin ki ?!
Kiz: Girdim ya
Erkek: Girmedin daha !
Kiz: Sallama be !!
Erkek: Offf !!! oraya 146 yaz baglana tikla öle giricen
Kiz: Hee peki bak kötü bisey varsa ..
Erkek: Yok be yok !!
Kiz: Ee baglan dedim baplanmiyo
Erkek: Telefon hatti açik ondan
Kiz: Hattimi kim açmis ??
Erkek: Ben
Kiz: Niye açtin ?
Erkek: Yahu telefonla konusuyoruz ya
Kiz: Internete telefonla mi giriliyo
Erkek: Evet öyle biraz
Kiz: Hmm ozaman kapa da giriim
Erkek: Hadi kapatiyorum gir, giremezsen ara
Kiz: Ben aramam sen ara
Erkek: Yahu ben niye ariim ??
Kiz: Iyi be tamam! of! görüsürüz bay
Erkek: Bye
internet servis sağlayıcılarında kayıtlı konuşmalar.....
- Efendim sizin modemler bana küfrediyor.
- Anlayamadım efendim.
- Bunda anlayamayacak ne var, resmen küfrediyorlar işte.
- Emin misiniz?
- Buyrun dinleyin (telefonu çevirme sesi, çalan telefon sesi, peşinden ana avrat küfür).
- Ee siz hangi numarayı aramıştınız bir kontrol edelim.
- 0... - 344 26 16.
- Bu sizin numaranız mı?
- Hayır, aradığım numara.
- Beyefendi, o bizim numaramız değil bir ev numarası.
- Ben 10 gündür bu numaradan bağlanmaya çalışıyorum ama...
- O zaman doğaldır küfretmesi.
----------------------------------------------------------
- Ben bir IMac kullanıcısıyım.
- Buyrun hanımefendi, sorun neydi?
- Benim CD sürücümden içeri sinek girdi.
- Anlayamadım efendim.
- IMac'ime sinek kaçti.
- Peki ben telefondan ne yapabilirim sizce?
- Ama görüyorum, yürüyor içerde.
- Böcek ilacı falan sıkın isterseniz...
---------------------------------------------------
- Sanırım makinam kilitlendi.
- Şimdi söyle yapalım, ctrl-alt-delete.
- Hepsine aynı anda mı?
- Evet.
- Ama parmaklarım yetmiyor?
- Bakın önce ctrl'ye sol elinizin baş parmağıyla, sonra sağ elinizin baş parmağıyla alt-gr'ye, sonra da sağ elin işaret parmağıyla delete tuşuna basıyorsunuz.
- Ctrl'ye bastım, alt tuşuna da şimdi.
- Delete'e basıcaksınız.
- Ctrl'den elimi çekeyim mi?
- Hayır efendim.
- Peki alt-gr'den?
- Hayır efendim dedim ya, hepsine aynı anda basıyo olmanız gerekiyor.
- Daha kolay bir yolu yok mu?
- Var efendim, makinada reset yazan yere basın.
- Nerede o?
- İsterseniz ctrl alt delete'i deneyelim, basmanız gerek, sadece bir tuş kaldı.
- Tamam fişini çektim.
- Peki...
- İyi aksamlar.
-------------------------------------------------------------
bu çağrı merkesindeki konuşmalara takmış durumdayım :)
Çağrı merkezi: İyi günler. Yardımcı olabilir miyim?
Müşteri: Merhaba, bilgisayarımdan çıktı alamıyorum.
Çağrı merkezi: Ok, şimdi 'başlat'a basar mısınız ve.
Müşteri: Bana teknik bilgiler söylemekten vazgeçin, ben Bill Gates değilim!
*********
Müşteri: İyi günler, yine ben Kamil. Bilgisayarımdan çıktı alamıyorum. Her seferinde tekrar deniyorum, ama karşıma 'Yazıcıyı göremiyor' şeklinde bir yazı çıkıyor. Yazıcıyı monitörün önüne kadar getirdim hala göremediğini söylüyor.
*********
Müşteri: Klavyem çalışmıyor.
Çağrı merkezi: Bilgisayara bağlı olduğ undan emin misiniz?
Müşteri: Hayır, bilgisayarın arkasına ulaşamıyorum.
Çağrı merkezi: O zaman klavyenizi elinize alın ve 10 adım geri gidin.
Müşteri: Ok
Çağrı merkezi: Klavye sizle birlikte geliyor mu?
Müşteri: Evet.
Çağrı merkezi: Bu klavyenizin bilgisayara bağlı olmadığı nı gösterir. Başka bir klavye var mı?
Müşteri: Evet, burada bir adet daha var. Aaah, bu çalışıyor.
***********
Çağrı merkezi: İyi günler, nasıl yardımcı olabilirim?
Müşteri: Hayatımda ilk kez bir e-posta yazıyorum.
Çağrı merkezi: Ok, sorun nedir?
Müşteri: E-posta adresini yazarken 'a' harfini buldum ama nasıl yuvarlak içine alacağımı bilmiyorum.
Çağrı merkezi: __________! :-)
Müşteri: N'ooldu ?
***********
Müşteri: Merhaba, ben Kamil. Bilgisayarımın disket girişinde disket takıldı kaldı, dışarı çıkaramıyorum.
Çağrı merkezi: Dışarı çıkarmak için gerekli olan düğmeye bastınız mı?
Müşteri: Evet bastım ama hâlâ çıkmıyor.
Çağrı merkezi: Bu durum pek iyi gözükmüyor, not almam lazım.
Müşteri: Aa. Bir saniye. Disketi daha takmamışım, hâlâ masamın üzerinde duruyor. Pardon...
arkadaşlar.... hisse.net'e büyük bir saldırı gerçekleşmiş....
formdaşlarımıza geçmiş olsun derim..... ne mi olmuş.... buyrun.... :D
Burayı Tıklayın (http://www.netdisaster.com/go.php?mode=baby&url=www.hisse.net)
http://www.sanalresim.com/rs/23671.jpg (http://www.sanalresim.com)
http://www.sanalresim.com/rs/23672.jpg (http://www.sanalresim.com)
http://www.sanalresim.com/rs/23673.jpg (http://www.sanalresim.com)
yorum yok.............:)
http://www.sanalresim.com/rs/23679.jpg
son_azrail
19-02-2006, 05:56
KURTLAR VADİSİ - İSVİÇRE
Fifa'nın verdiği cezayı ağır bulan polat alemdar ve ekibi uçağa
atlar. olaylar gelişir.
Vizyona, "sonunu düşünen şampiyon olamaz" sloganıyla girecek film.
Zannedildiği gibi başrollerinde polat değil fatih terim ve alpay
yer alacaktır. Filmde oynaması için ilerlemiş yaşına rağmen sepp blatter, ludovic magnin ve degen e de teklif dötürülecek:
Bir maç, bir ülke, bir onur.......
-"Sevgili kardeşim, 16 kasim 2005 te sana layık olamadık şimdi
bunun öcünü almak için gidyoruz... "
"Blatter:ben buraya dostluğumuzu pekiştirmek için geldim
Terim:benim senin gibi bir dostum yok şimdi giy şu formayı(türk
milli takım forması kareye girer)"
-hep bu isviçreliler yüzünden.
-öyle deme abi ben de isviçreliyim
-sen başkasın abdülhey.
Kahramanlarımız grand cherokee'lerinde zürih yolunda giderken yolda
çevirme olur. türkçe dublaj netliğinde konuþan polisler arabadan
indirir bunları;
polis: zürih'e neden geldiniz?
polat: maç yapmak için.
polis: ne maçı?
polat: mahalle maçı. buralarda futboldan anlamıyormuş kimse.
alpay özalan: abi bu adamları yeneriz şimdi ceza verirler. sıkayım
mı abi?
polat: sık alpay..
dındırı dındırı dındırı dındırı..
:):):)
Film adları Osmanlıca olsa idi !!!
Ölü ozanlar derneği - cemiyet-ül şuara-i müteveffa
Temel içgüdü - insiyak-ı esasi
Nihavend mucize - nihavend mucize
Fight club - teşekkül ün sille tokat
Dünyalar savaşı - harb-ul cihanat
Çılgın sekreter jale - na uslu defterdar jale
Afrofit* - macun-u padişah
Matrix - hayal^ül cebir
Superman - adem ul fevkal beser
Pretty woman - hususi avrat
21 grams - 0.016 okka
Million dollar baby - üçyüz akçelik sibyan
Godfather-şahbaba
Uçakta panik- tayyarede hezeyan
Terminatör – deccal
On üçüncü cuma - onüçüncü pazar.
Spiderman - haşeret-ül adem.
erdin's 22
19-02-2006, 11:57
degerli sanal dostlar
az önce kisa ama güzel bir fikra duydum ve sizlerle paylasmak istedim, ne bileyim içimden geldi.
evin erkegi eve gelir ve evin herhangi bir odasinda bulunan esine seslenir
ben geldim, nasilsin canikooooo
evin hanimi: iyim canim, ya sen, bekle geliyorummmmm
erkek bagirir: canikoooo, bu aksam güzel bir gece geçirmek istiyormusunnnnn
hanim: eveeeeeetttt
erkek: iyi ozaman, hadi hosçakal ben çikiyorum......???????
not: degerli bayan sanal dostlar, lütfen darilmayin, benim hanim ikidebir derki: hadi git biraz da basimi dinleyim, onun için yazdim
:ley: :ley: :ley:
Ebu Computer
19-02-2006, 20:15
Diplomat
Diplomatın biri fakir bir adama gider ve:
- Oğlununun evlenmesini saglayabilirim, der. fakir adam yanıtlar:
- Asla oğlumun hayatına karışmam.
- Ama kiz Lord Rothschild'in kizi.
- O zaman başka...
Diplomatın sıradaki durağı Lord Rothschild'dir:
- Kızınız için bir kısmet buldum lordum.
- Ama benim kızım evlenmek için çok küçük.
- Ama bu delikanlı halihazırda dünya bankası başkan yardımcısı.
- O zaman başka...
Diplomat bu sefer soluğu dünya bankası başkanının yanında alır:
- Size başkan yardımcısı olarak tavsiye edeceğim bir delikanlı var.
- Ama benim şimdi ihtiyacımdan fazla başkan yardımcım var zaten.
- Ama bu çocuk Lord Rothschild'in damadı.
- O zaman başka...
:D :D :D
Saygılarla...
:cool:
San Francisco
20-02-2006, 15:50
ÖLÜM ÜZERİNE AMA FIKRA İŞTE.............
Avukat, müvekkiline telgraf çekti: "Basiniz
sagolsun.Karinizin gömülmesini mi, mumyalanmasini mi,
yoksa yakilmasini mi saglayalim?" Ertesi gün cevap
geldi:
Emin olmak için üçü de yapilsin."
Heey dostum iyi haberlerini aldim, evlenmissin!!evet
bu 4. oldu onceki ücüne ne oldu peki? ücü de
öldü..yapma ya.. cok uzuldum.. nasil oldu peki?
ilk karim yedigi mantarlardan zehirlenerek öldü bu
korkunc bisey.. peki ya ikincisi?o da mantar
zehirlenmesinden öldü. tanrim ne kaderin varmis
senin... ya ücüncüsü?yoksa o da mi...hayir hayir.. o
boynu kirilarak öldü anliyorum.. kazaydi
yani..hayir... mantarlari yemedi....
Yamyam baba-ogul balta girmemis ormanda dolasirken
nehirde yikanan genç ve çok güzel bir kadin görürler.
ogul sorar:
-ne dersin baba, yiyelim mi onu? baba bir an
düsündükten
sonra: -hayir, bunu eve götürür, onun yerine anneni
yeriz!
Las-Vegas'ta harika otellerden birinin gece kulübünde
sihirbaz nefis bir gösteri yapmis.. arka sirada oturan
bir bey bagirarak sihirbaza o numarayi nasil yaptigini
sormus.."söyleyemem!" demis sihirbaz," ögrenirseniz
sizi öldürmek zorunda kalirim!.. kisa bir duraklamadan
sonra "tamam.." demis adam, "o zaman karima söyleyin!"
Bir adam sabah yururken ilginc bir cenaze kafilesi
farkeder;onde giden kopekli bir adam, arkasinda bir
tabut ve 10 metre arkadan gelen bir baska tabut ve tek
sira olmus yaklasik 200 adam.tuhafina gider. kafilenin
basindaki adam kuskusuz cenazenin sahibidir, yanina
yaklasir ve sorar;
- "beyefendi, bu uzuntulu gununuzde hatirlatmak
istemem ama olenler neyiniz oluyor?" adam yanitlar
- "ondeki karim arkadakide kayinvalidem."
- "vah vah basiniz sagolsun. nasil oldu?"
- "kopegim karima saldirip oldurmus. kayinvalidemde
karima yardima gelmis onu da oldurmus." adam biraz
dusundukten sonra sorar;
- "beyefendi kopeginizi odunc alabilir miyim?"
- "siraya gec"
San Francisco
24-02-2006, 13:52
Amerika'da yasayan bir cocugun 100 dolara ihtiyaci olur.
Bu 100 dolara sahip olabilmek icin günlerce, gecelerce dua eder.
Sonunda ulasamayinca Tanri'ya mektup yazmaya karar verir.
Amerikan Posta Idaresi, üstünde yazili adres olarak sadece "Tanri, ABD"
olan mektubu Bay Baskan'a vermeye karar verir.
Baskan mektubu alinca cok hoslanir,
cok duygulanir fakat 100 dolaryerine
5 dolar koyar. 5 dolarin kücük bir cocuk icin yeterli olacagini
düsünür. Cocuk gercekten de 5 dolara sahip olmakla tatmin olur ve Tanri'ya tesekkür mektubu yazmaya koyulur:
-"Sevgili Tanrim, parayi yolladigin için tesekkürler. Ama mektubu
Beyaz Saray üzerinden yollamissin ve tabii her zamanki gibi
oradaki ibne de 95 dolarini kesip silah almis olmali. Bana 5 dolar ulasti.
Yine de tesekkürler."
bikmisbroker
24-02-2006, 17:34
http://rapidshare.de/files/13054029/AFVBabies.wmv.html
San Francisco
24-02-2006, 22:39
http://rapidshare.de/files/13054029/AFVBabies.wmv.html
Dördüzlerle beraber gülmek çok hoşmuş. Onlar güldükçe ben güldüm..:D :D :D
San Francisco
25-02-2006, 12:19
Adamın biri gazetede gördüğü seçkin bir
şirketin iş ilanına başvurur ve kısa bir süre sonra da
görüşmeye çağırılır.
Görüşme olumlu geçer ve
prensipte anlaşıldıktan sonra çalışma koşullarına
gelindiğinde müstakbel patronuyla aralarındaki
konuşma şöyle gelişir.
A: Beyefendi bilmeniz gereken bir mevzu
var ki, ben 5 bin dolardan aşağı
bir ücretle çalışmam
P: aman efendim dert ettiğiniz şeye bakın biz zaten 7500
dolardan aşağı maaŞ vermiyoruz kimseye..
A: Harika! ancak bir mevzu daha var
ki bana tahsis edeceğiniz araba
iyi bir araba olmalı üstelik son model.. zira başka
türlü çalışamam..
P: hah hah haa hiç merak etmeyin biz
zaten bütün çalışanlarımıza jip
veriyoruz.üstelik chrysler..
Adam gittikçe hem sevinmeye hem
de endişelenmeye başlar, ama böyle bir
fırsatta ele geçmez
deyip devam eder konuşmasını
sürdürmeye..
A: peki yalnız çalıştığım ortam stresli olursa
ben verimli olamam.. bu nedenle sadece
benim için çalışacak bir hizmetli ve bir de özel
asistan ile yardımcı istiyorum..
Müstakbel patron aynı rahatlıkla
cevap verir..:
P: Bu konuyu da
düşünmeyin efendim zaten şirketimizin bir reviri
bu revirde istihdam edilmiş her bir çalışan için özel
hizmet verecek masözlerimiz
var...
Adam artık iyice afallamıştır ve
dayanamayıp sorar:
"Şaka yapıyorsunuz herhalde?!"
Patron cevap verir:
Ama önce siz başlattınız...!
San Francisco
25-02-2006, 12:23
BABA YÜREĞİ...
bir gün bir çocuk babasına sormuş
-baba ben nasıl dünyaya geldim
babası
-oğlum birgün yastığın altına şeker koydum sabah kalkınca sen dünyaya gelmiştin
demiş.bunları öğrenen çocuk gece yatarken yastığının altına şeker koymuş ve yatmış.sabah kalkınca yastığının altının karınca dolduğunu gören çocuk karıncalara:
-şimdi sizi şöyle elimin tersiyle iterdim ama baba yüreği işte ne yaparsın dayanmıyor.
deyivermiş
San Francisco
25-02-2006, 12:24
Adam hanımına dert yandı;
-İflas ettikten sonra arkadaşlarımın yarısı beni terketti.
-Peki öbür yarısı?.
-Onların daha haberi yok..
Kadın/Erkek
KADINLARI MUTLU ETME SIRLARI
01. Saçlarını oksa
02. Yücelt
03. Şımart
04. Gözlerinin içine bak,
05. Geleceğe ait planlar yap,
06. Dil dök
07. Yalvar
08. Destek ol
09. Yemeğe götür
10. Akmerkez'e götür
11. Tekneye bindir
12. Güldür
13. Zeka oyunları yap
14. Müzik dinlet
15. Teşvik et
16. Teskin et
17. Affet
18. Hayran kal
19. Banyosunu hazırla
20. Güven ver
21. Kapıyı tut
22. Asansörde kat düğmesine bas
23. Arabasının kapısını aç
24. Isıt
25. Sarıl
26. Öp
27. Ona hasta ol
28. Kulağına fısılda
29. Ayaklarına masaj yap
30. Televizyonun kumandasını ona ver
31. Konsere götür
32. Onu her yerde ve her zaman bekle
33. Tanrıçan yap
34. Onunla birlikte rejim yap
35. Onunla birlikte spor yap
36. O uyumadan uyuma
37. O uyanmadan uyanma
38. Ne istediğini önceden anla
39. Günde yedi kez özür dile
40. Sürekli onu dinle
41. Arkadaşlarına katlan
42. Yorganı çekince ses etme
43. Yorganı titretme
44. Spor araba al
45. Saat al
46. Yüzük al
47. Küpe al
48. Maçın sesini kıs
49. Traş ol
50. Saç seklini değiştir
51. Kareli gömlek giy
52. Serbest piyasa kurallarını unut
53. Köpeği gezdir
54. Yemin et
55. Dayan
56. Katlan
ERKEKLERI MUTLU ETME SIRRI
01. Soyun
Küçük Ali okula başladığından beri her gün ögretmeni Aysel hanıma gidip,
- "Öğretmenim beni yanlış sınıfa koydunuz, benim yerim birinci sınıf değil, ablam üçüncü sinifta ama ben en az onun kadar akıllıyım, hiç olmazsa beni üçüncü sınıfa alın." diye şikayet edermiş.
Bundan sıkılan Aysel ögretmen bir gün Ali'yi kaptığı gibi okul
müdürüne çıkmış ve olayı anlatmış. Okul müdürü:
- "Peki" demiş, "Bu çocugu bir imtihan edelim, yeri üçüncü sınıfsa o sınıfa koyalım" ve baslamış sorgulamaya,
- Iki kere iki?
- Ali hemen "Dört" demiş,
- "Sekiz kere dokuz?"
Ali hemen
-"Yetmis iki" demis,
-"Kaç mevsim var?"
Ali hemen
-"Dört" demis.
Bu sirada Aysel hocada
- "Müsaade ederseniz bir kaç soruda ben sorayim" demis ve sormus:
- "Söyle bakalim Ali, ineklerde dört tane ama bende iki tane var, bu nedir?"
Ali hemen
-"Ayak" demis, Aysel hoca sormuş
-"Peki senin pantolonunda olupta benim pantolonumda olmayan şey nedir?" Ali hemen yanitlamis
-"Cep".
Bunun üzerine Aysel hoca dönmüs müdüre,
-"Üçe koyalım hocam" diyecekken
Müdür, Aysel hocanin sözünü kesmiş,
-"Hocam, bu çocugu üçe degil beşinci sınıfa koyalım, zira son iki suale ben doğru cevap veremedim"
Üniversite son sınıf öğrencisi yazılı sınavından
kalınca doğru hocasına
gider:
-"Siz sınıfta bırakarak hayata atılmamı önlüyor ve
beni cezalandırıyorsunuz. İşin bu yanını hiç düşündünüz
mü?"
-"Tabii düşündüm. Hocanın görevi bilgiyi ölçmek,
yeterli olmayanı sınıfta bırakmak değil mi?"
-"İyi. O zaman size bir teklifim var. Bir soru da ben
size soracağım.
Doğru cevabı verirseniz, ben kötü notumu kabul edip sınıfta
kalacağım. Bilemezseniz, notumu düzeltecek ve sınıfı
geçirteceksiniz. (Hocanın
keyfi yerinde. Teklifi kabul eder.)
Ve öğrenci sorar:
-"Yasal olup, mantıklı olmayan nedir?
Mantıklı olup, yasal olmayan nedir?
Ve de ne mantıklı ne de yasal olmayan nedir?"
Hoca uzun uzun düşünür ama cevabı bulamaz. İddia gereği öğrencisine iyi not vererek sınıfı geçirir. Ama aklı da soruda kalır. Sonunda sınıfın en iyi öğrencisini çağırır, olayı anlatır ve sorunun yanıtını bilip bilmediğini sorar.
Öğrenci hemen cevap verir:
-"Siz 65 yaşındasınız ve 23 yaşında bir kadınla evlisiniz.
Bu yasal ama mantıklı değil. Karınızın 25 yaşında bir sevgilisi var.
Bu mantıklı ama yasal değil. Siz karınızın sevgilisini, zayıf alıp sınıfta kalması gerekirken iyi not verip mezun ediyorsunuz.
Bu da ne mantıklı, ne de yasal."
admin-user konusmalari :)
User: Haci bizim bi arkadas foruma uye oluyor.Hani kayit olurken referans yazilan bir bolum var ya
Forum yoneticisi: ee?
User: Oraya belediye meclisinde encumen uyesi olan dayimin ismini yazsam olur mu diye soruyor
Forum yoneticisi: jilet verin lan banaaaaaaaa!!!!
------------------------------------------
Forum yoneticisi: Arkadasim bu konu daha once verilmisti. Forumu aramadan niye konu aciyorsun.
user: arama emrim yoktu arayamadim ehuehueheu
Forum yoneticisi: Banned !
--------------------------------------
user: Hocam actigim konuyu kilitlemissin ya
Forum yoneticisi: ee
user: Bizim bir arkadas icerde kalmis , ustune kilitlemissin konuyu, bi aç da cikiversin ehuehuehu
Forum yoneticisi: Banned !
----------------------------------------
user: Haci program isteklerimizi burada mi yapiyoruz.
Forum yoneticisi: evet
user: O zaman siradaki program sevip de kavusamayanlara gitsin ehuehuehu
Forum yoneticisi: Banned !
- Temsilci : Annenizin evlenmeden önceki soyadini ögrenebilir miyim?
Müsteri : Benim anamin bir ayagi çukurda, kizligi mi kaldi?
-------------------------------------------
- Temsilci : Medeni Durumunuz?
Müsteri : Erkegim!!!
----------------------------------------------------------------
- Temsilci : Ekin Bey'le görüsebilir miyim?
Müsteri : O bay degil bayan!!!!!! ve size teessüf ederim.
--------------------------------------------------------------
- Temsilci : E-mail adresiniz varsa alabilir miyim?
Müsteri : çokatesli@hotmail.com
--------------------------------------------------------------------
- Temsilci : Medeni durumunuz?
Müsteri : Bekarim
Temsilci : internet subesine kayitli misiniz?
Müsteri : Esim kullaniyor.
Temsilci : Bekarim demistiniz!
Müsteri : Ben hergün kalbime imza atiyorum!!!! (imam nikahi)
----------------------------------------------------------------
Temsilci : iyi günler Nasil yardimci olabilirim?
Müsteri : Benim dün son ödeme tarihiymis extre bugün geldi. Bugün yatirirsam
faiz islermi?
Temsilci : Evet geciktirdiginiz için faiz isler.
Müsteri : Ne biçim bankasiniz diger bankalar böyle olunca faiz almiyorlar iptal ediyorlar.
Temsilci : su andaki uygulama böyle, Baska yardimci olabilecegim bir konu var mi?
Müsteri : Yok
Temsilci : iyi günler size
Müsteri : Size kötü günler. Köpek siçsin sizin bankaniza!!!!!
------------------------------------------------------------
- Temsilci : iyi günler Erdinç Beyle görüsebilir miyim?
Müsteri : Babam Tuvalette hemde yeni girdi 1 saat çikmaz simdi.
Delinin birisi saatini hastane bahçesindeki havuza atmış. Bunu gören arkadaşı yanına yanaşmış ve konuşmaya başlamışlar:
-Niye attın saati havuza?
-Nasıl yüzdüğünü görmek için.
-Peki, kurdun mu?
-Hayır.
-Enayi, hiç kurmadan yüzer mi??
Eve gitmek üzere Bakırköy dolmuşu bekliyordum. Sigaramın kalmadığı aklıma gelince önünde durduğum Tekel bayiine girecekken minibüs geldi.
Apar topar bindim. Şoföre parayı uzatıp,
-'Bir Monte Carlo' dedim!
Adam birkaç saniye yüzüme bakıp,
- 'Abi bu Bakırköy'e gider'diye cevap verdi!
İşte o an benim ve şoförün bittiği andır.
Mükemmel bir yerde inebilir miyim? (yolcunun kafası karşık sanırım,kendisi de dolmuştakilerle güler söylediine) Şöför kadını indirirken:
- Buyrun size layık değil ama!
.................................................. .................................................. ....
Yolcu musait bi yerde inmek ister ama dili surcer;
- Musait bi yerde iner misiniz? Şöför :
- Niye sen mi kullancan
Rumeli-Hisarüstü otobüsüyle taksim'e dogru gidiyoruz. Adamın biri
Besiktas dolaylarında gayet aceleci bir tavirla
- Kaptan orta kapıyı rica edebilir miyim?? Bizim soför olaya hakim:
-Tabi abi ayıp ettin.al götür. senden kıymetli mi
Ankara'da, cok sıcak bir gunde, dolmuştaki bir kokona yelpazesiyle
-"Şöfeer bey klimayı acar mısınız cok sıcak olduu" demisti.
Pala bıyıklı şöfer amca teyzeyi bi sure suzdukten sonra, kapıyı acıp acıp kapatmaya basladı)
.................................................. .................................................. ....
Istanbul'dayiz ...Dolmuşa bindik, dolmuş doldu, tam kalkicak, elemanın bir açtı kapıyı, içerde tıkış tıkış oturmuşuz, önde 3 kişi arkada 4 ... Eleman hala bir umut sordu:
- "Kaptan, yer var mi?".
Şöför de arkasını dönüp cevap verdi:
- "Bilmiyorum, üst kata bi bak bakalım"
.................................................. .................................................. ....
Pek dolu olmamasına rağmen minibüs hareket etmek üzereydi.
Tam o anda kavga ettikleri her hallerinden belli olan iki arkadaş minibüse bindi birbirlerinin yüzüne bile bakmıyorlardı çocuklardan biri şoföre parayı uzattı
- Abi bir öğrenci bir de hayvan alır mısın?
Bir kadınla bir adam ayrı ayrı arabalarında giderlerken Çarpışırlar.ikisinin de arabası mahvolur ama şans eseri ikisi de hiç yara almadan kurtulur.
Arabalarından sürünerek çıkarlar ve kadın adama bakıp: Çok ilginç! Sen erkeksin ben de kadın.Arabalarımız mahvoldu ama ikimizde hiçbir şey olmadı.Bu belki de tanışıp, dost olup, hayatimizin sonuna kadar huzur içinde birlikte yaşamamız için bir işarettir" der.
Müthiş heyecanlanan adam: "Evet, galiba haklisin" diye cevap verir.
KADIN şaşkınlıkla :"Bak, arabam hurdaya döndü ama bir sise sarap sapasağlam. Bu kesin bir işaret. Bu şarabi içip şansımızı kutlamalıyız" derken, şarap şişesini adama uzatır. Adam şişeyi alır, açar ve yarısını içip kadına Verir. Kadın hemen şişenin mantarını kapatıp adama geri uzatır.
Bunun üstüne adam sorar: "Sen içmeyecek misin ?"
Kadın cevap verir: "Hayır, ben polisi bekleyeceğim!"
Kizilderili kabilesinin liderinin kucuk oglu babasina cekinerek sordu:
"Neden Bizim Isimlerimiz Beyazlarin Isimleri Gibi Degil?"
Reis: "Bizim isimlerimizin birer hikayesi vardir. Bu bir gelenektir"
Oglan: "Nasil Yani" dedi
Reis: "Sana bir kaç tane örnek vereyim" diyerek aciklamaya basladi.
"Mesela ben dogdugumda cadirimizin etrafinda vahsi bir puma
dolasiyormus benim adimi Vahşi Puma koymuşlar. Ağabeyin doğduğu anda gök gürledi
adini Gok Gurultusu koyduk. Ablan doğduğunda Ay dolunaydaydı, adini Dolunay koyduk.
Kardesin dogdugunda gokkusagi cikmisti adini Gokkusagi koyduk. Anladin mi simdi Patlak Prezervatif.
chat yaparken kamera goruntusu yorumlari :)
Kız : nasıl görünüyorum ?
erkek : waw mükemmelsin !
Kız : tşk ederim
erkek : şaka kız şaka , evrimini tamamla sonra görüşelim senle
--------------------------------------------------------
Kız : nasıl görünüyorum ?
erkek : önemli değil , herzaman yanımda poşet bulundururum
--------------------------------------------------------
Kız : evet ne düşünüyorsun benim için ?
erkek : anne baba akraba mı senin ?
-------------------------------------------------------
Kız : bak kimseye cam açmam aslında
erkek : benim suçum neydi ?
1 turk kelimesi
17 ingiliz kelimesine bedel..... :D
Afyonkarahisarlılastıramadıklarımızdanmısınız ?
- Are you one of those people whom we tried - unsuccessfully - to make resemble the citizens of Afyonkarahisar?
Acayip yakisikli bir zenci Amerika'da çok lüks bir otelden içeriye girmis.
Bir elinde Bond çanta, omuzunda bir papagan. Resepsiyondan odasina
çikarken aksam yemegi için 100 kisilik yemek servisi istedigini söylemis.
Aksam restoranin kapisindan yine elinde Bond çanta, omuzunda kus, tek
basina girmis. Oturmus yemegini yerken, papagan masalari dolasip geri kalan 99 yemegi birer birer yiyip bitirmis. Otel personeli toplanmis faltasi
gibi açilmis gözleriyle olayi izlerlerken sef garson dayanamamis, bu ne istir diye sormus.
Zenci anlatmaya baslamis: "Bir tarihte Istanbul'a tatile gittim. Kapalicarsi'da gezerken eski bir lamba buldum, begendim aldim.Döndügümde lambayi silip temizlerken içinden bir cin çikti, dile benden ne dilersen, 3 dilek hakkin var, dedi. Ilk dilek olarak,
bir çanta param olsun, harcadikça içi tekrar parayla dolsun istedim, iste bu çanta, yillardir harcarim, her açista yine doludur.
Ikinci olarak dünyanin en yakisikli zencisi olayim dedim, iste görüyorsunuz.
Eh, bir erkek hem parali, hem de yakisikli olursa baska ne ister; kusum hiç doymasin dedim, "yanlis anladi lavuk...''
Kadın/Erkek
KADINLARI MUTLU ETME SIRLARI
01. Saçlarını oksa
02. Yücelt
03. Şımart
04. Gözlerinin içine bak,
05. Geleceğe ait planlar yap,
06. Dil dök
07. Yalvar
08. Destek ol
09. Yemeğe götür
10. Akmerkez'e götür
11. Tekneye bindir
12. Güldür
13. Zeka oyunları yap
14. Müzik dinlet
15. Teşvik et
16. Teskin et
17. Affet
18. Hayran kal
19. Banyosunu hazırla
20. Güven ver
21. Kapıyı tut
22. Asansörde kat düğmesine bas
23. Arabasının kapısını aç
24. Isıt
25. Sarıl
26. Öp
27. Ona hasta ol
28. Kulağına fısılda
29. Ayaklarına masaj yap
30. Televizyonun kumandasını ona ver
31. Konsere götür
32. Onu her yerde ve her zaman bekle
33. Tanrıçan yap
34. Onunla birlikte rejim yap
35. Onunla birlikte spor yap
36. O uyumadan uyuma
37. O uyanmadan uyanma
38. Ne istediğini önceden anla
39. Günde yedi kez özür dile
40. Sürekli onu dinle
41. Arkadaşlarına katlan
42. Yorganı çekince ses etme
43. Yorganı titretme
44. Spor araba al
45. Saat al
46. Yüzük al
47. Küpe al
48. Maçın sesini kıs
49. Traş ol
50. Saç seklini değiştir
51. Kareli gömlek giy
52. Serbest piyasa kurallarını unut
53. Köpeği gezdir
54. Yemin et
55. Dayan
56. Katlan
ERKEKLERI MUTLU ETME SIRRI
01. Soyun
02.çeneni kapa
Cafer komadadır... Yanında ise karısı... Cafer'in gözleri nemli, kısık sesiyle karısına dogru bakar ve konuşmaya başlar:
"İlk işten kovulduğum zaman yanımda idin... İflas ettiğim gün oradaydın... Vurulduğum zaman ilk gözümü actığımda seni gördüm... Trafik kazası gecirdiğimde hastanede hep başucumdaydın...
Karısı takdir edilmenin mutluluğunda tabii.
"Şimdi komadayım yine başucumdasın... Sonunda anladım ama, çok geç oldu;
yahu sen ne uğursuz karısın be or.spi..."
Kızlar Tuvaletinde
Fıkra gibi olay, olay bir okulun kızlar tuvaletinde geçiyor. Kızlar dudaklarına ruj sürüp tuvaletin aynasını öpüyorlar. Tabi akşama kadar ayna dudak figürleri içinde kalıyor. Hademe temizliyor ama nafile. Ertesi akşam yine aynı dert. Hademe bakıyor ki bu işin biteceği yok, müdüre haber veriyor. Müdür hademeyle konuşuyor ve kız öğrencileri öğle teneffüsünde tuvalete çağırıyorlar. Müdür başlıyor konuşmaya:
- Bakın kızlar, siz böyle yapıyorsunuz ama bunu temizlemek bizim hademeye çok zor geliyor. İsterseniz bir temizlesin de görün.
Hademe, daha önceden anlaştıkları gibi uzun saplı fırçayı alıyor, içerdeki tuvaletlerden birine giriyor, deliğe daldırıp aynayı temizliyor.
O günden sonra o okulun kızlar tuvaletindeki aynalarda bir dudak izine rastlayan olmuyor.
Kamyon şöforünün biri yolda giderken bir anons yapılmış. 'Dünyayı uzaylılar bastı küçük boylu yeşil yaratıklar dünyayı bastı onları görürseniz dost olmaya çalışın'
Kamyon şöforü bu anonsu dinledikten bir süre sonra çişi gelmiş ve durmus tam çisini yapacakmış ki çalılarda bir hareketlilik görmüş ve aklına uzaylılar gelmiş ve dost olmak için 'Urfalıyam kamyon şöforüyem sizinle dost olmak istirem'demiş. Ses yok bi daha 'urfaliyam kamyon söforüyem sizinle dost olmak istirem 'demiş. Bu sefer çalıların arasından bir ses gelmiş' Adanalıyam kamyon şöforüyem rahat bırak da sıçam.....
Adamın biri sabah evden ise giderken ilginç bir cenaze kafilesi fark eder. En önde yürüyen köpekli bir adam. Arkasında bir tabut ve onun 10 metre arkasında bir başka tabut. Bunları takip eden, tek sıra olmuş 200'den fazla adam. Meraklanır. Kafilenin başındaki köpekli adam hiç kuşku yok ki cenazenin sahibidir. Yanına yaklaşır ve sorar:
-Beyefendi, bu üzüntülü gününüzde hatırlatmak istemem ama ölenler neyiniz oluyor?
Adam yanıtlar:
-Öndeki karım, arkadaki de kayınvalidem.
-Vah vah, başınız sağ olsun. Nasıl oldu?
-Köpeğim karıma saldırıp öldürmüş. Kayınvalidem de karıma yardıma gelmiş. Köpek onu da öldürmüş.
Adam biraz düşündükten sonra sorar:
-Beyefendi, köpeğinizi ödünç alabilir miyim?
-Sıraya geç!
TÜRKLERIN MESLEK YORUMLARI
- Yahu sen insaat muhendisiydin di mi?
- Evet??
- Baksana bu bina yikilir mi?
- Ne bileyim ben, bisuru testi var bu işin oyle karpuza vurur gibi anlasilmaz bu isler!
- Ne bicim muhendissin lan sen?
-.......
*
- Bolum ne?
- Makine muhendisligi
- Kac tane kiz var lan sizde ??
-........
*
- Ne cikacan mezun olunca?
- Gemi insaat muhendisi.
- Ha, kaptan felan yani.
- Yok ebe olacaz.
*
- Meslegin ne evladim?
- Kimya muhendisiyim amca.
- Sabun, sampuan felan...
- Yok amca oyle degil; daha bi zor.
*
- Abi senin bolum bilgisayardi di mi?
- Evet?
- Ya 6 haneli icq numarasi nasi aliyoruz? Ogretmislerdir size....
- Tabi tabi. okulda ders var ICQ101 diye ama ögretmediler, bilmiyorum.
*
-Ne muhendisisin?
-Endustri muhendisi
-Ne endustrisi?
*
Arkeoloji bolumunde okuyan bir kisi tarafindan, bilgisayar muhendisliginde okuyan bir kisiye yoneltilmis soru:
- Abi sen bilgisayar muhendisliginde okuyordun dimi?
- Evet.
- Size hackerlik yapmayi ögretiyorlar mi, boyle bir ders var mi?
- Lan, siz de tarihi eser kacakciligi diye bir ders var mi?
*
- Abi nerde okuyodun sen?
- Makine muhendisligi
- 4 yillik mi?
*
- Ne muhendisisin?
- Bilgisayar
- Bu bilgisayarlar nasil calisiyorlar kuzum?
- Iclerinde elektronik devreler var, ikili mantiga gore...
- ??!
- Bosver, sen tak fisi calisir onlar..
*
- Ne muhendisisin?
- Bilgisayar
- Yav bizim oglana soyle iyi bisey, oyunlu falan, toplasak kaca cikar?
*
- Bilgisayar muhendisligini kazandigina gore cok zeki olmalisin.
- Yok ya o kadar degil
- Salak misin yani?
*
- Emre aslanim sen makine muhendisiydin de mi?
- Evet mahmut amca.
- Vallahi tebrik ederim seni.. ya bu arada bizim sofben bozuldu, musait olduğun bi zaman diyodum.
*
- Yavrum insaat muhendisi mi olacaksin sen?
- Evet teyzecim.
- Ayy canim benim peki is mis bulabilecek misin cikinca, master yapacak misin? master yapmadan da bir anlam yok artik. Muhendis kayniyor ortalik.
- ...Saol ya. Bunlari hatirlattin ya huzura kavustum simdi. Bozmasaydin ya su guzel ortami, daha iyi olmaz miydi?
*
- Ne is yaparsin sen?
- Haberlesme muhendisi
- Yaw bu nokialarda radarin yeri tespit ediliyo mu. Nasil oluyo o ?
- Benim bu telefona nerden muzik yuklenir ?
- Sen simdi telefon felan yapabiliyon mu bana da yap
- Bu uydu kanallar sifresiz felan nasil izleniyo onun bi aleti varmis, var mi sende
*
- Senin okudugun bolum ne yiğenim?
- Genetik muhendislii diyorlar teyzecim.
- Vah vah tip fakultesi tutturamadin m yavrum, boyle genetik muhendisi olucan.?
- Kandan cerahatten pek hoslanmam.
*
- Hmm yazilim muhendisligi nasil oluyor o?
- Bilgisayar yazilimi uzerine.
- Yazi mi yazyorsun yani bilgisayarda?
- Evet yazi yaziyorum bilgisayarda. (la havle)
*
- Ahmet makina muhendisligi zor muydu?
- Tabi oolum. termo, mukavemet, akiskanlar.. bunlari gecene kadar arkamdaki killar ağardi.
- Helal olsun valla. Ya benim evdeki musluga bi bakiverse lan, damlatiyo kac gundur.. o da akiskan sonucta. he ne dersin?
-Allah belani versin derim baska bisey demem.
*
- Sen simdi ne okuyodun?
- Bilgisayar muhendisligi
- Evladim bosuna okuyosunuz siz, simdi cocuklarin hepsi bilgisayar kurdu, bizim oglan butun gun internet cafede.
-Tabii amca, anliyorum..
*
Iscilerin işe yeni girmis makine muhendisi hakkindaki yorumlari:
-Bak mesela su yeni giren muhendis var ya..
- Hee.
- CNC nin "S" sinden bile anlamiyo..
- CNC de "S" var mi ki lan?
- Neyse iste anlamiyooo..
*
- Ne okuyorsun sen?
- Peyzaj mimarligi
- Ne yapar o?
- Dogal cevreyi bozmadan insan gereksinimlerini karsilamak icin incelemeler ve planlar yapar. Kentlerdeki parklarin, bahcelerin, tarim alanlarinin ve yollarin....
- Ha yani bahcivan olucan!
- !!!!!!!!!!!
Bebek Nasıl Yapılır?
Bebek Nasil Yapilir? .. diye miniklere sormuslar,
onlar da bakin ne cevaplar vermis: (bazilari bayagi
iyi)
** "Bebek yapmak icin anne bir yumurtanin üzerine
yatar sonra baba gelip yumurtayi kirar"
(6 yasinda)
** "Ben asla bebek yapmicam.. Babam dedi ki bebek
beklerken kadinlar her gün biraz daha hasta ve manyak
oluyomus"
(9 yasinda)
** "Bir kadinla bir erkek yataga girdikleri zaman,
ikisinden birinin bebegi olacak demektir"
(6 yasinda)
** "Bebek annemizin icinden cikar, doktor da onun
poposuna vurur cünkü bebek doktoru isirmistir"
(6 yasinda)
** "Bebek yapmak icin, bunu önemsemeyen biriyle olmak
gerekir"
(7 yasinda)
** "Karsimizdaki evdeki adamin karninda bebek var ama
bi türlü disari cikamiyor"
(9 yasinda)
** "Bebek yapmak icin önce asik olursun, evlenirsin..
veya bunlara gerek de yok aslinda.."
(9 yasinda)
** "Bebek yapmak icin uygun zamani kollamak lazim,
evde misafir olmamasi lazim"
(9 yasinda)
** "Ben nasil yapildigini biliyorum ama hic yapmadim"
(7 yasinda)
Sana Koysunlar!
Fahrettin Kerim Gökay, İstanbul Belediye Başkanlığı zamanında fırınları geziyormuş. Kendisine, ağzı oldukça bozuk bir fırıncı pasta ikram etmiş. Fahrettin Bey, şöyle bir tadına bakmış ve sormuş,
"Hımmm! Çok güzelmiş, ne kattın buna?"
Fırıncı gülümseyerek yanıtlamış
"Sana koydum efendim!"
Fahrettin Bey, bu söz üzerine pastadan bir lokma daha almış ve devam etmiş:
"Ben de bütün fırıncılara söyleyeyim de, hepsi Sana koysunlar
Mantıklı Karar
Güneydoğu'da 15 yıl süren çatışmalı ortam; doğrusuyla, düzmecesiyle, abartısıyla binlerce hikayeye kaynaklık etmiştir. İşte bu binlerce hikayeden biri de şöyle rivayet edilir:
-Bir TV kanalında bir PKK itirafçısı geçmişini anlatmaktadır. Muhabir: "Anlat bakalım, yasadışı-bölücü-terör örgütü ile nasıl tanıştın?"
-İtirafçı başlar anlatmaya: Bir gece PKK'lılar bizim köye gelmişler. Birden kapı vurulmuş taak taak takk.. Açmışız biz de. Bakmışım ki anarşitler. Bana demiştir ki; bize yemek vereceksin, ekmek, su vereceksin, yardım edeceksen yataklık edeceksen yani ha! Yook demişim, olmaz demişim, siz hayınsınız, anarşitsiniz, bölücüsünüz, size ekmek su yok.. O zamaan anayı vururuk demişlerdir. Yine benden yardım yok... Anayı vurmuşlardır. Sonra gene gelmişlerdir anarşitler, demişlerdir bize yardım edeceksin, ekmek, su... Demişim yok... Babayı da vurmuşlardır. Ertesi gün gene gelmişlerdir... Bize yardım, yoksa karıyı vururuk, yok demişim, karı da gitmiştir. Sonra çocuklar... Herkes ölmüştür. Ben evde bir başıma düşünürem bir gece... Yine kapı çalmıştır... Takkk takkk takkk!. Açmışım kapıyı, onlar! Demişlerdir ki bize yardım edeceksin, ekmek su vereceksen... Ben demişim, size yardım yok, siz hayınsınız... Bana demişler ki; yoksa seni vururuk...! Biraz düşünmüşüm, bana mantıklı gelmiştir, kabul etmişim... İşte böyledir...
Bush ve Şoförü
Bir gün Bush ve şoförü bir kır gezisine çıkmışlar. Bir çiftlikten geçerken hızlı oldukları için tavuğa arkasından ördeğe ve onun arkasından da ineğe çarpmışlar.
Bush bütün ihtişamıyla :
-"Dur ben gidip şimdi çiftlik sahibiyle konuşur onu bilgilendirip geliyorum" der. Neyse bizim Bush gider ve hemen arkasından ağız burun takas olmuş şekilde gelir. Ve şoförüne :
-"Kaç, Kaçalım, ..." gibi sözler söylemeye başlar.
Neyse bizim ikili hızla giderken öbür çiftliğin domuzuna çarpıp dururlar. Bush:
-"Bu sefer sıra sende." der. Neyse bizim şoför gider çiftliğin kapısını çalar. Bush arabanın içine saklanmış şoförü beklemektedir otuz dakika geçer ne gelen var ne giden bir saat geçer gene bizim şoförden haber yok.neyse İki saat sonra bizim şoför ellerinde meyve sepetleriyle gelmektedir. Bush bu olay karşısında şaşırıp şoföre sorar:
-"Ne oldu dayak yememişsin?"
Şoför cevap verir:
"Vallahi başkanım dediğim cümle şu 'BEN BUSH'UN ŞÖFÖRÜYÜM DOMUZ ÖLDÜ' adam bana yemek yemeden gidemezsin dedi ben de yemek yeyip de geldim"
En Pahalı Papağan
Adamın biri, papağan almak ister. Gittiği dükkândaki papağanları sırayla inceler.1.kafeste rengarenk, pırıl pırıl tüyleri olan papağanı beğenir. Etiketinde 5.000 dolar yazılıdır.
- Dükkan sahibine sorar. “Bu kuş niye bu kadar pahalı?”
- Dükkan sahibi “Bu papağan tam 7 dil biliyor, onun için”. Adam başka bir kafeste bembeyaz şahane bir kuş daha görür. Hem de 10.000 dolarlık. Yine sorar. Meğer bu kuş anayasayı ezbere okurmuş da ondan. Adam bir bakar en köşede ki kafeste, tüyleri dökülmüş ve kararmış yaşlıca bir kuş var. Ama o da ne tam 50.000 dolar. Peki der bu perişan haldeki kuşun nesi var.
- Dükkan sahibi “ Vallahi birader, bu kuşun nesi var biz de bilmiyoruz. Ama öteki papağanlar sabahları buna günaydın üstat diyorlar.”
Bir zamanlar büyük bir dağın tepesinde bir kartal yuva yapmış.Bir süre sonra kartalın,dört adet de yumurtası olmuş.Yumurtalar henüz kuluçka dönemlerindeyken dağda bir deprem olmuş.Kartalın yuvasındaki dört yumurtadan biri,depremin şiddetiyle yuvadan düşüp,dağın tepesinden yuvarlana yuvarlana,vadideki bir çiftliğe ulaşmış.Bu çiftlik,bir tavuk çiftliğiymiş.Çiftlikteki tavuklar,kendi yumurtalarına benzemeyen bu değişik ve birazda büyük yumurtayı sahiplenmek istemişler.
Yaşlı bir tavuk yumurtayı koruması altına almış ve öteki yumurtalardan çıkacak yavrulardan ayırmaksızın büyütmeye karar vermiş.Günü dolup zamanı geldiğinde yumurtanın içindeki kartal yavrusu kabuğunu kırmış ve dünyaya gelmiş.Bir tavuk çiftliğinde bulunduğunu ve kendisininde çevresindeki yüzlerce tavuğun arasında olduğunu görünce,kendini de tavuk sanmış ve çiftlikteki tavuklarla birlikte,o da bir tavuk gibi büyümeye başlamış.
Zaman zaman içinden:
-Ben çevremdeki tavuklara pek benzemiyorum.Yüksekte uçan kartalları görünce hep uçmak geliyor içimden,diğer tavuklar böyle bir şey düşünmüyor,diye geçiriyormuş.
Bir gün çiflikte öteki tavuklarla birlikte oyun oynarken,yukarlardan birkaç kartalın özgürce uçtuklarını görmüş.Kendini tutamamış,yüreğinde bir anda oluşuveren coşkuyla haykırmış.
-Aman Allahım,ne kadar güzel uçuyorlar.Ben de onlar gibi uçmak istiyorum.
Tavuklar onun bu sözlerine hep birlikte gülüşmüşler:
-Sen bir tavuksun,şunu asla aklından çıkarma tavuklar,kartallar gibi uçamazlar.
Küçük kartal,çevresindeki tavukların günde birkaç kez yenileyip tekrar ettikleri sözlerden öylesine etkilenmiş ki.Söylentilerin doğru olduğunu kabullenmiş ve bir daha hiç uçma denemesi yapmamış.Sonunda bir kartal gibi göklerde özgürce kanat açmak düşüncesinden ve hayallerinden de vazgeçmiş.Bir tavuk gibi sürdürdüğü yaşamının sonunda da bir tavuk gibi ölmüş.
Bu küçücük masaldan sizde büyük bir ders alabilirsiniz.Düş kurmaktan ve bu düşlerinizi gerçekleştirmekten çekinmeyiniz,korkmayınız.Yaşamınızı,düşlerinizin enginliği düzeyinde yaşayınız.Nasıl yaşarsanız öyle ölürsünüz.Su testisi su yolunda kırılır.Herkese sevgi ve saygılar.
DÜĞME
Saddam Hüseyin, Bill Clinton'ı arıyor ve "Ülkelerimiz arasında barış ve dostluk adına yepyeni beyaz bir sayfa açalım." diyor ve Bağdat'a davet ediyor. Clinton odada Saddam'ın karşısına oturuyor, bir bakıyor ki Saddam'ın oturduğu koltuğun kenarında 3 tane düğme. Hiçbir anlam veremiyor ve konuşmaya başlıyorlar. Tam konuşmanın ortasında, Saddam düğmelerden birine basıyor, bir box eldiveni çıkıyor ve Clinton ne olduğunu anlayamadan suratının ortasına yumruğu yiyor. Saddam gülmekten yerlere yatıyor. Clinton sersemlemiş bir şekilde hiç bozuntuya vermeden konuşmasına devam ediyor. Birkaç dakika sonra Saddam 2. düğmeye basıyor. Bu sefer, bir bacak çıkıyor ve yine Clinton ne olduğunu anlamadan tekmeyi yiyor. Clinton yine bozuntuya vermeden konuşmaya devam ediyor. 5 dakika sonra Saddam 3. ve son düğmeye basıyor. Bu sefer kocaman bir ayak çıkıyor ve Clinton'ın bacak arasına bir tekme indiriyor. Clinton'ın bu kez sabrı taşıyor ve konuşmayı kısa kesip, "Benim Beyaz Saray'a dönme vaktim geldi" diyerek gidiyor.
2 hafta sonra bu kez Saddam'ın telefonu çalıyor. Clinton onu Beyaz Saray'a davet ederek barış görüşmelerine kaldıkları yerden devam etmeyi teklif ediyor. Saddam geliyor ve Clinton ile karşı karşıya oturuyor. Saddam bir bakıyor Clinton'ın oturduğu koltukta 3 tane düğme. "Anlaşıldı şimdi, benden 2 hafta öncesinin acısını çıkaracak, temkini elden bırakmamalıyım." diyor. Yine konuşmaya başlıyorlar. Bir süre sonra Clinton 1. düğmeye basıyor. Saddam irkiliyor ama hiçbirşey olmuyor. Saddam şaşkınlıkla bakınırken Clinton gülümsüyor ve devam ediyorlar. 5 dakika sonra Clinton 2. düğmeye basıyor. Saddam korkuyla gözlerini kapatıyor ama yine hiçbirşey olmuyor. Clinton kahkahayı basıyor. Saddam iyice afallıyor ama yine de konuşmayı sürdürüyor ve 10 dakika sonra Clinton 3. düğmeye basıyor. Saddam bu sefer koltuktan fırlıyor ama yine hiçbirşey olduğu yok. Clinton'ın gülmekten gözlerinden yaşlar geliyor. Saddam'ın sinirleri çok bozuluyor, "Bu kadar yeter. Ben Bağdat'a dönsem iyi olacak." diyerek kapıya yöneliyor. Clinton, gülmekten yerlerde yuvarlanırken ona sesleniyor: "Bağdat? Hangi Bağdat?"
Bak Şu Kayseriliye
Oğlu kayseriliden para istiyor:
"Baba 500 bin lira verirmisin"
Kayserili baba :
"400bin mi dedin?...... naapçan lan 300 bini ......200 bin neyine yetmiyor..... al sana 100 bin yeter..."
ve çıkarıp kasadan bi 50 binlik verir....
Oğlu:
"eheh.. baba bana zaten 50 bin lazımdı..."
"Bak sen kerataya... demek sahte para vermesem kazıklayacaktın beni..."
Temel askerdedir fakat kimi kimsesi yoktur ve birgün Temel cumhurbaşkanından harçlık istemek için bir mektup yazar ve mektubu göndermesi için çavuşa verir çavuş da temel hiç mektup göndermezdi acaba kime yazmiş diye merak eder ve mektubu okur mektupta temel cumhurbaşkanından 20 milyon harçlık istediğini okuyunca temele acır ve cebindeki 15 milyonu zarfa koyup Temel'e verir ve Temel parayı alınca bir mektup daha yazar çavuş yine mektubu okur ve mektup da şöyle yazar SAYIN CUMHURBAŞKANIM PARA İÇİN SAĞOLUN AMA BUNDAN SONRA BANKA HESABIMA YATIRIN ÇÜNKÜ BİZİM İ.... ÇAVUŞ PARANIN 5 MİLYONUNU YEMİŞ
Amerika’da sarışın bir kadın trafik polisi, hız sınırını aşan otomobili durdurdu ve direksiyondaki, kendi gibi bir sarışın kadın sürücüyle karşılaştı.
“Lütfen ehliyetinizi verir misiniz?” dedi.
Sarışın sürücü çantasını bir süre karıştırdıktan sonra sordu:
“Ehliyet dediğiniz şey nasıl bir şeydir?” dedi. “Biraz tanımlaya- bilir misiniz?”
Sarışın trafik polisi, sabrını korumaya çalışarak yanıtladı sürücüyü:
“Avuç içi, kadar bir şeydir” dedi. “Üzerinde fotografınız vardır.”
Sürücü sarışın kadın, çantasını bir süre karıştırdıktan sonra bir el aynası buldu, baktı ve aynada kendini görünce hemen polise uzattı:
“Tanımınıza uyan yalnızca bunu bulabildim çantamda” dedi. “Sanırım sizin de istediğiniz buydu.”
Sarışın trafik polisi, sürücü sarışının uzattığı aynaya baktı ve ceza defterini çantasına soktu:
“Benim de kendinin de zamanını boş yere neden harcadın şekerim?” dedi. “Trafik polisi olduğunu neden başta söylemedin?”
Dikkatli Olun
Tıp Fakültesi birinci sınıfta, profesör öğrencileri kadavranın başında toplamış ve
—“Arkadaşlar” demiş
—“Birinci kural; kadavradan iğrenmeyeceksiniz, mideniz bulanmayacak” der ve hemen kadavranın arkasını çevirir, parmağını kadavranın kıçına sokar ve sonra da ağzına götürüp yalar, tüm öğrenciler de iğrenerek bakarlar ama çare yoktur; hepsi de aynı hareketi tekrarlar. Bütün sınıf aynı işlemi yaptıktan sonra profesör yeniden kadavranın başına geçer ve
—“Arkadaşlar” der;
—“İkinci ve en önemli kural, kesinlikle çok dikkatli olacaksınız, asla en küçük bir ayrıntıyı bile atlamayacaksınız... Mesela az önce ben işaret parmağımı kadavranın kıçına sokup, orta parmağımı ağzıma götürdüm ama hepiniz bunu atladınız...”
tabu oyunundan bazı kesıtler.....
*.kelime: siper almak
ceyar: hani böle savaşlarda bağırırlarya bişeyyyyy alıııınnn diye
-???
ceyar: olum hani bağırırlarya bişey bişey alınnnnnn diye.(aynı zamanda elleriyle sağa doğru balıklama atlama hareketini göstermektedir)
-hala anlamadım abi
-olum bak bomba düşüyor... bişey alııınnn diye bağırırlarya
-bomba alın?
-oynamıyom lan ben.
--------------------------------------
*.kelime:kaymakam
anlatan:abi bölerek mi anlatsak?
--------------------------------------
*.kelime : günlük
pepe : abi genelde kızlar tutar.
ceyar : nası ya?
pepe : hani geceleri tutarlar daha cok.
ceyar : ayip ediyorsunuz ama...
pepe : yok be olm...
Bir gun dunyanin en iyi ajani secilecekmis. Ajanin iyi olmasi icin dayanakli olmasi gerekiyor tabiki. Ilkte ingiliz ajani cagiriyorlar. Ona bir arkadasimiz kulagina 1 kelime soyleyecek sonra sana iskence yapilacak ama o kelimeyi soylememeye calisacaksin ama dayanamadigin an soylersin diyorlar ingilizde tamam diyor. Iclerinden biri adamin kulagina "elma" diyor sonra adama iskence yapmaya basliyorlar ingiliz ajan 1 saat dayaniyor ve en sonunda soyledi kelime elmaydi ben daha fazla dayanamayacagim diyor. Sira fransiz ajana geliyor ayni olayi onada anlatip acikliyorlar. Onada iskenceye basliyorlar. Fransiz ajanda 3 saat dayaniyor ve en sonunda "elma" dediniz dayanacak gucum kalmadi diyor. Sira bizim Temele geliyor. onunda kulagina elma diye soyluyorlar ve iskenceye basliyorlar.Aradan saatler geciyor bizimkinden cit yok.En sonunda iskenceyi yapan insanlar yoruluyor ve temeli 1 yere kapatip yarin iskenceye devam edeceklerini soyluyorlar. Aksam temelin kaldigi yerden 1 gurultu geliyor. Millet ne oluyor diye telasla gidiyor temele bakmaya; temel kafasini duvara vurup hatirla oniiii hatirla oniiii diyor!
uçak bilet fiyatı 9 ytl'ye düşünce oluşan ilginç dialoglar.......
-Antalya'ya ayın 22'sine iki kişilik yer ayırtacağım. Yer var mı?
-Var efendim hem de kampanyalı.
-Ne kadar?
-Bilet başı 9 YTL efendim.
-?
-Alo.
-Kardeşim bilet ne kadar dedim?
-İki kişi 18 YTL, kişi başı dokuz YTL efendim.
-Ya, gidin işinize saçmalamayın (içeriye seslenerek) yanlış düştü numara dalga geçiyor birisi.
-Telefonu kapatır.
-----------------------------------------------------
(Kampanyanın birinci haftası. Tüm biletler tükendikten sonra).
-İndirimli biletlerden istiyorum.
-Maalesef tüm kampanya biletlerimiz satıldı efendim.
-Yalancılar sizi.
-Bineceğim uçağa. Bağıracağım 'kim 9 YTL'lik biletlerden aldı diye' kimse elini kaldırmazsa da sizi mahkemeye vereceğim.
Morientes
04-04-2006, 22:41
İlk Türk uzay adamı (artık astronot mu denir, kozmonot mu denir, uzay fatihi mi denir bilinmez) uzaya çıktığında atılacak olası gazete manşetleri
- Kendimizi aştık...
- Bekle ay geliyoruz...
- Galaksi galaksi duy sesimizi, işte bu Türklerin ayak sesleri!..
- Uzaya kapak attık...
- Artık biz de uzaylıyız
- Türkler uzayda
- Türk'üz doğruyuz uzaylıyız...
- Bu bizim için büyük, insanlık için küçük bir adım!
Gaza gelmiş bazı gazete başlıkları
- Alemin kralı geliyor..
- Bekle bizi İngiltere..
- Uzay tamam sıra güneş'te!
- Bekle bizi samanyolu
- Marslılarla Türkler arasında genetik bağ bulundu!
Star - Açın mekiklerimizin önünü! durduramazsınız...
Hürriyet - Uzanlara rağmen...
Milliyet - İstikbale eriştik (yanda üzerinde oynanmış bir Atatürk resmi, yanında mekik)
Sabah - İlk biz duyurmuştuk..
Zaman - Ve mümin uzayda
Türkiye - Allah'a şükür..
Vatan - İşte Hezarfenin torunları.
Bulvar - Uzaya DA girdik yada milli olduk
Star - Uzayın ulen
Hürriyet - Aydın doğandan Türk astronotlara jest
Akit - Uzayda duyulan ezan sesi
Sabah - Aydın doğandan büyük şantaj
Şamdan - Marslı erkeğimin geyşası olurum
Bulvar - Ay fena oluyorum
Star - Güneş ufuktan şimdi doğar yürüyoruz uzayaaaa
Star - Welcome to space
Spor sayfasının manşeti..
Hürriyet - Fenerbahçe rüya takımı kurdu..
Fanatik - Uzaylılar DA Fenerbahçeli MI?
Fotomaç - Bir gün her uzaylı fenerli olacak
Milliyet - Uzay Fener'e Dar gelecek..
Sabah - Galatasaray zor durumda ?
Köşe yazarı başlıkları..
Oktay Ekşi - Marslılara savaş açalım..
Ertuğrul Özkök - En pahalı mars şarabını içtim..
Erman Toroğlu - N'aber hıncal bak gönderdik çocuğu uzaya..
Nihat Genç - Uzaylı olmanın topluma negatif etkisi..
Hıncal Uluç - TK00XV2 plakalı uzay aracı'nın sorumsuz astronotu..O NE dönüş öyle kardeşim ?
Emin Çölaşan - Uzay mekiğinin yapımı için neden iki firmadan teklif alınmadı ?
Bekir Coşkun - Bindik bir alamete gidiyoz kıyamete..
Ahmet Altan - Astronotları çıldırtan kadınların öğleden sonraları ten kokusu NE ola ki ?
Ayşe Arman - Yine evleniyorum..
Turgay Şeren - Ben geçen haftaki yazımda belirtmiştim..
Haydar Dümen - Aktif seks uzayda olmaz.
Haşmet Baboğlu - Uzayda mı olmak, dünyada mı olmamak konusuna dikkat etmek lazım..
Yabancı basından başlıklar..
Washington Post : Insanlı ilk Türk uzay aracı astronotu almadan uzaya çıktı..
Le Figaro : Astonotlar arasında hiç Kürt yok....
Die Zeitung : Verhaugen : 'Büyük başarı, eğer mekiği sağ salim indirirlerse, 2034'de müzakerelere başlarız' dedi..
Die Welt : Aya gitmesi gerekirken mars'a yönelen insanlı ilk Türk uzay aracı İstanbul üssünün yardımıyla Jüpiter'e indi..
Corierra Della Serra : Incedibile..Berlusconi, Türk Astronot'un çocuğunun sünnetinde kirve olacak....
Elefteros Rimos : Yunan hükümetinin büyükhezimeti
-iyi günler, hosgeldiniz, nasil yardimci olabilirim?
-para çekemiyorum ben...
-sifrenizi yanliş giriyormuşsunuz destur bey
-sifremi?,benim sifrem hep aynidir,istanbulun kurtuluşu....
-bana söylemeyin lütfen sifreyi efendim.
-heh,tamam hatirladim,1956!!!
-efendim o istanbulun kurtuluşu değil ama...
-ya kaçti istanbulun kurtulusu?
-efendim ben malesef söyleyemem bunu size.
-niye sendemi bilmiyosun?..
-biliyorum ama güvenlik açisindan benim sifreyi bilmemem gerekiyor.
-ben sana sifreyi sormuyorum ki! istanbulun kurtuluşunu soruyorum.
-evet,ama.........
arapça burçlar....
Koç : davar-ül kurban
boğa : sığır-ül camış
ikizler : adem-ül çift-i aynen
yengeç : mahluk-ül derya-ül böcekvari
aslan : malukat-ül vahşi
başak : nebatat-ül arpa vü yulaf
terazi : endaze-i kantar
akrep : haşerat-ül zehr-i zıkkım
yay : silah-ül zemberek
oğlak : davar-ül sakal-ı sivri
kova : damacana
balık : mahsulat-ı derya
thugz2gether
08-04-2006, 00:57
TÜRK DELİKANLISI
Fransız, İngiliz, Alman, Rus, İranlı, Holandalı, birde
Türk
barda sohbet ederlerken sıra gelmiş memleketlerini
övmeğe..
İngiliz, "Arkadaşlar.." demiş "Bizim biramız çok
meşhurdur.. Harika biralar
üretiriz içmeğe doyamazsınız.."
Fransız hemen girmiş konuya "Bizim kızlarımız meşhurdur.."
demiş, "Öpmeye kıyamazsınız"
Alman içini çekip " Hey gidi memleketim.." demiş,
"Biz öyle arabalar üretiriz ki binmeğe doyamazsınız.."
Holandalı hemen atılmış, "Evlerimiz.." demiş, "Dünyaca meşhurdur.."
"Bizim en meşhur şeyimiz övüncümüz KGB'dir.." demiş Rus,
"Dünyanın bir ucunda sinek havalansa haberdardır!.."
Söz ona gelince İranlı "Halılarımız.." demiş,
"Yumuşacıktır ve çok meşhurdur.."
Sonra hepsi birden suskun oturan Türk'e dönmüşler..
Sakin sakin bakmış onlara ve gülerek başlamış söze..
"Arkadaşlar bizim delikanlılarımız meşhurdur!.." demiş..
"Öyleki, alır Fransızın kızını, içer ingilizin birasını, atar Almanın arabasına,
götürür Hollandalının evine, yatırır İran halısının üzerine, değil kocasının,
KGB'nin bile ruhu duymaz.."
DÜNYA TÜRKLERİN OLACAK
Dünyanın gelişmiş ülkeleri bir araya gelmişler. Bir gün, en son teknolojilerle üretilmiş bir bilgisayara bütün ülkelerle ilgili verileri yüklemişler ve sormuşlar: "Dünyanın sahibi kim olacak?"
Bilgisayar uzun süre bilgileri değerlendirmiş ve büyük an gelmiş. Nefesler tutulmuş. Bilgisayar, sonucu yazıcıya göndermiş. Hakem heyeti sonucu ilan etmiş. "Türkiye"
Herkes şaşırmış. Mutlaka bir yanlışlık olmuştur düşüncesiyle aynı soruyu bir kez daha sormuşlar Bilgisayar uzun süre çalıştıktan sonucu yazıcıya göndermiş. "Türkiye"
Tüm dünya şoka girmiş. Birisinin aklına "niye?" diye sormak gelmiş. Herkes bu fikri beğenmiş ve bilgisayara sormuşlar. "Niye?"
Bilgisayar sonucu yazıcıya hiç düşünmeden göndermiş.
"Herkes bir gün uzaya çıkacak ve dünya Türklere kalacak"
BİLEN VARMI ?
Bir golf kulubünün soyunma odasında bir sürü adam giyiniyormuş. Ortada duran bir cep telefonu çalmıs. Yakınındaki bir adam hands-free konuşmam düğmesine basmış ve giyinirken konuşmaya başlamış.
Adam: Alo
Kadın: Merhaba şekerim, kulupte misin?
Adam: Evet.
Kadın: Ay ben burda süpper bir deri ceket gördüm. 1000 dolarcık.
Alabilir miyim?
Adam: Oluur, madem cok sevdin, al tabii.
Kadın: Aslında buradan önce de galeriye uğradım. 2002 modelleri
gelmiş, tam istediğim renkte bir tane buldum.
Adam: Ne kadar?
Kadın: 60 bin dolarcık.
Adam: O parayı vereceksem bütün aksesuarlarını isterim ama...
Kadın:Yaşasınnn! Bir şey daha var. Geçen sene beğendiğimiz ev yine satılık ve 450 bin dolar istiyorlar.
Adam: Tamam, ama 420 bin dolardan fazla verme sakın.
Kadın: Oldu şekerim. Sonra görüşürüz. Seni seviyorum.
Adam: Ben de seni... Görüşürüz.
Adam telefonu kapatıp afallamış şekilde onu seyreden topluluğa döner ve sorar:
Bu telefon kimin, bilen var mı?"
HOŞGELDİN
Kadın evinde beslemek üzere bir kuş almaya gider. Pet shop a gidince kedi, köpek ve bir papağanın fiyatını sorar. Papağanın fiyatının çok ucuz olduğunu gören kadın sorar:
"Bu papağan neden bu kadar ucuz".
Pet shopun sahibi yanıtlar:
"Bu papağan daha önce bir genelevde duruyordu, ağzı biraz bozuktur, alanlarda ondan şikayetçi onun için fiyat ucuz."
Kadın bu fiyatı kaçırmak istemez ve bir papağan ne kadar kötü
konuşabilir ki diyerek alır evine götürür. Eve gelince kadın papağanın örtüsünü kaldırır. Yeni ortamı gören papağan
"Ooo yeni mekan, yeni patron" der.
Kadın bunlara gülüp geçer. Daha sonra evin iki kızı okuldan gelir.
Papağan bunları görerek: "Ooo, yeni mekan yeni patron, yeni kızlar" der...
Tabii kızlar şaşkın. Anneleri olayı anlatınca kızlar da gülerler. Bu
sırada evin babası gelir. Papağan yine açar ağzını:
"yeni mekan, yeni patron, yeni kızlar"
Sonra evin babasına bakarak:
"Ooo, Mehmet ağabey hoş geldin yaaa!!!"
Simdi,ecnebi adamin biri türk bir girisimciye böyle bir mail atar:
Dear sir,
We send our company information attached to the mail (as pdf).
But the cost of operation you have foreseen is very low.
This may turn out to be more expensive.
If you send drawings of your current product, we can find the real cost
including shipping.
Kind Regards.
Türk girisimci kardesimiz cevap yazar :
Sugar brother (seker kardesim),
Be a young man for two minutes (iki dakka delikanli ol). We put you in a man place , you become Tempra (adam yerine koyduk hemen g.tünüz kalkti).
No need to be artist (artizligin lüzumu yok).
We know that this work takes much money, too (bu islerin çok para tuttugunu
biz de biliyoz).
No, why do you creating tension anymore , subtree (hayir da , daha ne diye gerginlik yaratiyosun ki , dallama!).
I eat all of you nobody understand (alayinizi yerim haberiniz olmaz).
You not understand the word ,you eat the grass where i put you , (Laftan anlamiyonuz , hala koydugum yerde otluyonuz )
No drawings mrawings my brother ! (cizim mizim yok kardesim )
You make 3 kurush work camel ( 3 kurusluk isi deve yaptiniz )
I understand we can not understand with you ( Anlasildi biz sizinle anlasamayacagiz )
But, if you go with this head to army, you take my cock as diploma (Ama siz bu kafayla giderseniz askere s.kimi alirsiniz teskere)
Here that much ! ( iste o kadar):D
son_azrail
09-04-2006, 06:46
chelsea-liverpool maçında bir çocuğun gerrard'a yaptığına bakın :)))
http://www.zen95558.zen.co.uk/files/video/%5bsavefile%5d060206031923_GerrardHandshake.wmv
futbol sadece ilgili topiclerde serbesttir... espri mahiyetinde bile olsa hala diğer topiclerde yasaktır....
Not : Sn. Son_azrail sözüm sizin gönderinize değildir.. yanlış anlama olmasın...
ilk bilgisayar yeni icat olmuştur.dahiler bütün bilgileri yuklemişler.bu mukemmel cihazı ınsanlıgın hızmetıne sunmadan güç gösterisi yapmaya karar vermişler.her ülkeden bir kişi gelip bilgisayara soru sormasını ıstemişler.ingiliz gelmiş dünyada kılometre kareye düşen insan sayısı nedir demiş.bilgisayar dogru cevaplamış.rus gelmiş evrende bulunan cisim sayısını sormuş hemen bılgısayar cevaplamış.alman gelmiş yeryuzunde o ana kadar yaşayan insan sayısını sormuş hemen cevaplamış.en son ülkemizi temsilen laz temel gelmiş.bilgisayara "naaber" demiş bu kapsamlı soruya bilgisayar düşünmüş düşünmüş ....cevap verememiş infilak etmiş.
Adam evine donunce karisini hungur hungur aglarken bulmus..Telasla
sormus..
-"Eczaci..!" demis karisi icini cekerek.. "Telefonda bana kufur
etti!
Adam ofkeyle Eczaneye kosmus..
-"Sen ne dedin benim karima" diye saldirmis eczaciya..
-"Durun!" demis eczaci, "Bir de beni dinleyin!..
Bu sabah saatin alarmi calmayinca hayli gec kalkabildim.. Kahvalti
etmeden kapidan firladim ki evin ve arabanin anahtarlarini iceride
unutmusum. Pencerenin camini kirarak anahtarlari aldim.. Geciktim
diye biraz hiz yapinca yolda ceza yedim.. Yariyolda lastigim
patladi.. Eczaneye geldim ki kapida bir suru insan beklesiyor..
Kapiyi acarken telefon yerinden firlarcasina caliyordu.. Birinin
parasinin uzerini vermek icin hamle yaptigimda paralar yere
sacildi.. Ellerimin ve dizlerimin uzerinde paralari toplarken
telefon hala caliyordu.. Ayaga kalkarken kasanin acik cekmecesine
basimi vurinca yere yuvarlandim. Telefon hala caliyordu.. Hamle
yaparken ortadaki rafa carptim. En pahali parfumler yerlere dusup
kirildi.. Telefon hala deli gibi caliyordu.. Sonunda actim.. Kariniz
ariyormus..
-?Rektal termometreyi nasil kullanacagim?? diye sordu..
Beyefendi size yemin ederim kendisine sadece dogruyu soyledim!"
> >>>Nebraska'da yaşlı bir adam yaşardı. Patates ekini için bahçeyi
> >>>bellemesi gerekiyordu, lakin bu çok zor bir işti. Tek oğlu
>olan David ona yardım edebilirdi fakat o da hapisteydi.
> >>>
> >>>Yaşlı adam oğluna bir mektup yazdı ve problemini izah etti:
> >>>
> >>>Sevgili David,
> >>>
> >>>Patates bahçemi belleyemeyeceğimden kendimi çok kötü
>hissediyorum. Bahçeyi kazmak için oldukça yaşlanmış sayılırım. Burada
>olsan
> >>>bütün derdim bitecekti. Biliyorum ki sen bahçeyi benim
> >>>için hallederdin.
> >>>
> >>>Sevgiler Baban
> >>>
> >>>Bir kaç gun sonra yaşlı adam oğlundan bir mektup aldı:
> >>>
> >>>Babacığım,
> >>>
> >>>Babacığım Allah aşkına bahçeyi kazma, ben oraya
> >>>cesetleri gömmüştüm.
> >>>
> >>>Sevgiler David
> >>>
> >>>Ertesi gün sabaha karşı 4'de FBI ve yerel polis çıkageldi ve
>tüm sahayı kazdı, ancak hiç bir cesede rastlamadılar. Yaşlı adamdan özür
> dileyerek gittiler. Aynı gün yaşlı adam oğlundan bir mektup daha aldı:
> >>>
> >>>Babacığım,
> >>>
> >>>Şimdi patatesleri ekebilirsin. Bu şartlarda yapabileceğimin en
> iyisini yaptım.
> >>>
> >>>Sevgiler David
http://www.animaturk.com/films/sans_guvercini.htm
http://www.grafi2000.com/include/show.asp?id=2435&subcat=graficomedy
http://www.animaturk.com/films/prens.htm
STRESLİ GEÇEN BİR HAFTA SONUNDA BİRAZ SOĞUK ESPİRİ İYİ GİDER. DİYE DÜŞÜNÜYORUM. HEPİMİZ TABU OYUNUNU BİLİYORUZ. HANİ BİR KELİMEYİ YASAKLI KELİMELERİ KULLANMADAN KARŞIMIZDAKİ EŞİMİZE SORUP CEVABINI BULMAYA ÇALIŞTIĞIMIZ EĞLENCELİ BİR OYUN. AŞAĞIDA BU OYUNDAN ALINMIŞ DİYALOGLAR VAR.
Tabu oyunundan derlemeler:
Kelime: terlik
- neyle yürürsün
- ayak!!!
- heh hani böyle ayakların üşür altında onlar olur böle yumşak yumşak
- koyun!!
- yuh onun daha küçüğü ya, koyun dedi hödük!
- kuzu!!!
- allah belanı versin pas!
Kelime: ıskalamak
- dart oynarken neye atarsın?
- hedef tahtasına
- attın vuramadın mesela noldu?
- hedefi vuramadım
- tamam da nedir yani o olay
- tutturamamak, kaçırmak
- hayır nedir başka ismi var onun
- tam 12'den vuramamak!..
- oldu...
Kelime: demeç
- ben şimdi masada oturdum veriyorum
- nasıl yaaa ??
- ya işte masada oturdum fotoğraf çekip yazı yazan tiplere veriyorum.
- neee???
- ya allah allah masada oturdum böyle herkese veriyorum!
- pas be pas! of.. of demeçti oğlum demeç bilemedin..
Kelime: baraj
- Hani futbolcular kalenin önüne kurar maçta..
- Pusu...
- Yuh!
Kelime: kadınbudu
- Olm sen nesin?
- Erkek!
- Tersi?
- Kadın!
- Onun yeneni?
- Çıtır
Kelime: Eskimo
- Kutupta yaşarlar...
- (Hep bir ağızdan) Ayııııııı!
-Yok insan olanları...
- Heeee... Eskimo!
Kelime: repertuar
Anlatan, şarkı söylemeye meraklı bir hatundur ve kelimeyi görür görmez bu özelliğini iyi bilen hatun arkadaşına dönüp sorar:
- Benim neyim geniş?
- Kalçan!
Kelime: travma
- Hani düşüp kafanı kaldırım taşına vurursun da bi şey geçirirsin?
- Film şeridi?
Grup: Çüşşşşşşşş!
kelime: telepati
-hani ben sana bir seyi anlatmaya çalisiyorum ama sozle degil beyin dalgalariyla falan...
-ihihih neydiiii.. teletabi..!
-tamam tele'si kalsin kedilerin eline ne denir?
-buldum telepence
-offf beee bi kere de bil be...
kelime- timsah
- abi boöle hani kertenkele nedir
-hayvan
-ne cins hayvani
-surungen
-ok abi bu kertenkelenin birkac beden buyugu
- ejderha
-?!???!!(yuhhh)
son kelime eger bilinirse oyun ve hesap girecektir. sure son 10 saniye
kelime: lambada.
ekip1 bakan kisi: aha sıçtınız nah bilirsiniz
ekip2 anlatan kisi: sen öyle san. söyle bakalim
alaaddinin cini nerede yasar.
ekip2anlayankisi: lambada
ekip1toptan: haskktirr...
kelime: van gogh(kulak tabu kelime)
-abi bu kisi bir organini kesen bir sanatci
-bülent ersoy!!!
kelime: miras
- simdi diyelim misir'da deden var, bu artik yasamiyor, sana ne birakir?
- piramit.(dedesi tutankamon ya!)
kelime: cumhuriyet
w: -ataturk ne kurdu?
z: -kitap kurdu
kelime: ugur dundar
anlatan: tv de program yapiyo hani yillardir
anlayan: reha muhtar? ali kirca?
anlatan: yok yok sarisin mavi gozlu
anlayan: ataturk?
biz: iptal!
kelime: kramp
anlatan: hani futbolculara girer
dinleyen: krampon
gülme sesleri kesildiginde sure coktan bitmis
kelime: seruven
a: abi macellan nasi biriydi?
b: ne biliyim iyi biriydi heralde (birinci kopus, ama duur)
a: abi onu demiyorum neye düskündü?
b: kariya kiza bi de ickiye olabilir (pes)
kelime: mısır
kiz:keops nerde??
cocuk:etiler!!
kiz:allah cezani versin emre....
kelime: okul
-biz nereye gideriz hergun
-bara... diskoya... sinemaya.. cafeye... bowlinge.. alisverise...gezmeye.. ay olmuyo boole baska sekilde anlat
-ailemiz bizi nereye gidiyo biliyor
-haaa okulaaa
kelime : anneler gunu
-cennet kimin ayaklari altinda ?
-anne
-tamam , hani onlarin ozel bi zamanlari var , ne o?
- adet..
Abi, Kız Kardeş Diyalogları
- aabiii, burda cips vardı nooldu..?
- yedim.
- e burda kurabiyeler vardı..?
- onlarıda yedim.
- yaa kolayı nereye koyduun?
- içtim.
- boşanda semerini yebe yuh! burda yarım bi çukulata var yiyorum ona göre
- yiyemezsinkiii yaladım ben onu
------------------------------------------------------
- abi çay bardakları nerdee...?
- ulan bide evin kızı olucaksın, hayret bişey yaa!!!
- ya söylesenee..
- tuvalete bak rezarvuarı içindeydi enson
- e hani yok burdaa..
------------------------------------------------------
- abi ojemi gördünmüü..
- ben sürüyorum şindi bidakka. kurusun rütuş yapıp vericem manyakmısın kızım sen ne biliym ben senin ojeni...!
------------------------------------------------------
- ya abii fırın nasıl açılıyodu???
- açıl susam açıl diyosun açılıyo.
------------------------------------------------------
- saçımı kestirdim baak nasıl olmuş
- g.t üme benzemişsin.
- yaa anne g.t üme benzemişsin diyoo
- öyle mi dedim pardon g.t üme hakaret etmişim..
- ya annneeee!
------------------------------------------------------
- baak kaşlarımı aldırdım nasıl olmuuş
- yuh alna baak atatürk hava limanı gibi
- böhüüüü
------------------------------------------------------
- ciyaaak örümceekkkk anneciimm!
- spidermanın posterini odana asarsın ama.
------------------------------------------------------
- abi saç kurutma makinesini gördünmüüüü
- valla tost makinesiyle sevişiyodu enson.
- bikerede doğru cevap ver bee
- tamam be yedim.
- bak buna inanırım işte.
------------------------------------------------------
- kimdi o ?
- kim kimdi?
- arayan
- ne zaman?
- demin telefonda konustugun kimdi diyorum lafi dolastirma
- osman
- hmm. osman senin 1.90'a 90 bi abin oldugunu bilio mu?
- ee bilmese de olur bence
- hmm.
------------------------------------------------------
- biricik kardesim benim dunyanin en guzel kizkardesi cinimm..
- param yok, su getiremem, bakkala gidemem ders calisiom
- allah cezani vermesin ben istemesem seni yapmiyolardi ama
------------------------------------------------------
- kalk yemek isit bana hadi kos kos kos firla
- ya bi gun de kendin yap bi isini ya, allahim neydi gunahim
- ne? yarin gece cikmak istemio musun?
- dolma mi tavuk pilav mi?
------------------------------------------------------
- kız git bana hede hodo al getir bakkaldan
- getirmem
- getir lan
- getirmem kendin al
- doverim
- dovemezsin
- doverim
- dovemezsin
- gidiklarim
- hangi bakkal demistin abi
Dolmuş söförüyle rahip
Dolmuş şöförüyle rahip cennete gitmişler.Cennetin kapısında melek rahib'e "Dünyadaki hayatın boyunca neler yaptın." demiş.Rahip"Ben hayatımı insanlara adadım,onları sevdim ve yardım ettim.Hiçbir zararım dokunmadı"diye cevaplamış.Melek rahibe cennetin gümüş anahtarını vermiş.Melek aynı soruyu dolmuş şöförüne sormuş.Şöför"Ben hayatım boyunca küfür de ettim,her türlü pis işe de bulaştım.Bir de ben çok sert araba kullanırım,kuralları fazla kafaya takmam""demiş.Melek şöföre cennetin altın anahtarını vermiş.Buna çok bozulan rahip"Ben hayatımı insanlara adadığım halde niye ona altın bana gümüş anahtar veriyorsun."demiş.Bunun üzerine melek"Çünkü sen ayin yapıyorken millet uyuyordu,ancak o dolmuş kullanırken herkes dua ediyordu."demiş
Daha önce verildi mi bilmiyorum,ama çok beğenip buraya koyuyorum.
İSTİKBAL MARŞI (Crisis Version)
Bakma, dönmez şafak vakti yurttan kaçan o alçak
Dönmeyip Amerika’da, arlanmaksızın yaşayacak.
O benim milletimin hırsızıdır, yurdu soyacak,
Hortumladıkları benimdir, milletimindir ancak.
Çalma kurban olayım hepsini, ey hırslı çakal
Gariban halkımada bir pul, bırakacak kadar al
Olmaz sana götürdüğün paralar sonra helal
Hakkını vermezsen burdaki ortaklarının behemal
Ben ezelden beri aç yaşadım, aç yaşarım
Hangi hükümet beni kurtaracakmış? Şaşarım
Kurumuş musluk gibiyim, ne akar ne taşarım
Yırtsam da birtarafımı, hiç görülmez başarım.
Mali Krizler, yoluna örmüşse çelikten duvar,
Benim cağız, ceğiz diyen bir hükümetim var
Bağırsın korkma, nasıl işimize burnunu sokar
Avrupa Birliği denen tek dişi kalmış canavar.
Arkadaş, Meclise namusuyla çalışanları uğratma sakın
İşe aldıracakların, olsun hep sana yakın
Gelecektir, belanı vereceği günler Hakkın
Kim bilir belki yarın, belki yarından da yakın.
Yaktığın yerleri orman diyerek geçme, tanı
Çalışanı işten at, doldur kadroya yatanı
Gözleri açık yatır seni kurtaran ATANI
Satılmadık o kaldı, durma satıver vatanı.
Sermaye mutlu olsun, olsa da çevre feda
Semizletin Apo’yu, mezarında donsun şuheda
Uydurma kanunlarla Meclisten getirin seda
Onbin Yıllık tarihe, yurdum ederken veda.
Cümlenizin bu yurdu yok etmek mi emeli?
Yediğiniz herzelere başka ne demeli?
Oyu verin altını, iyice sallansın temeli
Yurdumun ki, sonunda vatandaş kükremeli....
O zaman durur belki gözümden akan yaşım
O zaman doğrulur belim, yukarı kalkar başım
O zaman boşa gitmez yıllar süren uğraşım
HESABINI VERİP TE GİTTİĞİNİZ GÜN KARDAŞIM...
Dalgalanın sizde dolar gibi şimdi ey suçlular
Olsun artık soyguncuya vurulacak bir yular
Ebediyen, öyle yok hesapsız bir iktidar
Hakkıdır garip yaşamış vatandaşın da gülmek
Hakkıdır ezilmiş milletimin aydınlık bir istikbal......
Bankacının Sevgilisine Seslenişi
Günlük vaziyetine bakıyorum sevgilim
Vadesiz mevduat gibi güzelsin
Bana likiditem kadar yeterlisin
Sapma ne olur, gerçekleşen hedefimsin
Takipdeki krediler gibi peşindeyim
Bitsin artık kısa vadeli buluşmalar
Uzun vadeli kaynak ol, kal bende
Süper ol, sırdaş ol, dilersen repo ol
Hazine faizleri gibi sevdan var bende
Sana olan sevgim depasmanda
Spot kredi ol faizinle dön geri
Ah şu hedeflerim olmasa
Çoktan kapatırdım aşk kredini
Faiz dışı gelir yapar severdim seni
Hiç sevmiyorum vade sonlarını
Ayrılık günü gibi geliyor bana
Dayanamıyorum artık değişen kurlarına
Razıyım tam ol, çeyrek ol, yeter ki yat hesabıma...
Bankacı Söylevi
EY TÜRK BANKACISI,
Birinci vazifen, mevduat toplamak ve topladığın mevduatı plase etmektir.
Bankanın açık kalmasının yegane temeli budur. Bu temel senin en kıymetli hazinendir.
Devamlı hesaplar açıp kredi vermene rağmen, seni tuzağa düşürmek isteyen kötü niyetli firmaların olacaktır.
Birgün, gerçek çek senedi ve gayrimenkul ipoteği, hatta kefalet imzası bile almadan kredi verirsen sürüm sürüm sürünürsün.
Her türlü batağa ragmen ayakta kalmak için mevduat toplayacaksın. şubene dadanacak verimsiz firmalar verdiğin bütün çekleri yazdırabilir.Cebren ve hile ile teminattaki senetlerin protesto olabilir.
Mahkeme kararlı kayıp, çalıntı çeklerin tahsil olunmuş olabilir. Tüm bunlardan daha elim olmak üzere 1. haciz ve 2. Haciz ihbarnamelerini cevaplamayı unutmuş olabilirsin. Şuben fakr'u zaruret içerisinde harap ve bitap düşmüş olabilir.
EY TÜRK İSTİKBALİNİN BANKACISI
İşte bu ahval ve kargaşa içinde dahi vazifen teftişe yardımcı olmaktır. Muhtaç olduğun kudret arşivin tozlu raflarında mevcuttur.
AMİN
Üç Amerikan askeri ıraklı bir amcanın bakkal dükkanına girerler.alış veriş yaparken 'kahrolsun amerika'diye bir ses duyarlar.Etrafa bakınırlar ve sesin bir papağandan geldiğini görürler.Bunun Üzerine ıraklı bakkal amcaya 'bu papağanı buradan yok et yarın geldiğimizde görürsek seni mahvederiz'derler.
Askerler gittikten sonra bakkal amca kara kara düşünmeye başlar çünkü papağan kuşunu çok sevmektedir.Derken aklına cami imamlarının papağanı gelir.Hemen imamın yanına koşar başından geçenleri anlatır ve'Hocam eğer sakıncası yoksa papağanları değiştirelim'der.Hoca kobul eder ve değişim gerçekleşir.
Ertesi gün işgalci amerikan askerleri gelir, papağanı görürler ve kızarak
-biz sana bunu yok edeceksin demedikmi?deyince
Bakkal amca bu papağan o değil desede inandıramaz.Sivri zekalı askerin biri ben şimdi anlarım bunun dünkü papağan olup olmadığını der ve papağanın tekrarlamasını umarak bağırır:kahrosun amerika!!
ses çıkmyınca bakkal amca dahil hep birlikte bağırmalarını söyler:
-Kahrolsun amerika!
(ses yok)
-Kahrolsun amerika!
(ses yok)
-Kahrolsun amerika!
papağan dile gelir
-Amin evlatlarım
tabu oyunundan bir demet
Kelime: Kabarmak
- Abi, simdi maddeler ısınınca nolur?
- Genlesir
- Ha tamam, simdi pasta yapmak için ne lazım
- Krema
- Baska, pastanın eski hali ne oluyo?
- Kek
- Tamam, simdi annen kek yapıyo, diyo ki bu kek artık "bisey oldu, alayım "
diyo. Ne der orda, genlesme anlamına geliyo?
- Genlesti
- Hayır lan, genlesti anlamına geliyo.
- Eeee genlesti iste
- Ulan senin anan bu kek genlesti artık alıp yiyelim mi diyo?
10 sn sessizlik
- Evet.
- Ben oynamıyom bunla yaa.
---------------------------------------
Kelime: Bodur
- Akdenizin bitki örtüsü nasıldır?
- Maki
- Peki nasıldır yani?
- kıslar kurak ve yağmurlu.
- Puhahaha!
--------------------------------------
Kelime: Telepati
- Hepimizde var çalar ya da hani izleriz biz bunu, hatta aynı; baslayan bi program var igrenç falan.
- Telefon televizyon televole tele?
- Tamam, bi de kedilerin ayağına ne denir; kes birlestir onları
- Volepati?
- Yuhhh!!
-------------------------------------------
Kelime: Uçak
- Havada uçar ya..
- Leylek
- Yok bunun kanatları var
- Ulen leylegin yok mu ?
AÇ MAYMUN
Adamin biri evcil maymunu ile bi bara gitmis. Bi içki ismarlamis, o sirada da maymun paso ortalikda dolasip eline ne geçirirse agizina atiyomus. Son olarak bilardo masasindaki bi topu mideye indirince barmen bagirmaya baslamis.
-"Yaw naapio bu hayvan bilardo topumu yedi". Adam da
-"Yaw o yer paso,parasi neyse veririm." demis. Parayi verip çikmislar.A radan bi hafta geçtikten sonra maymunlu eleman yine gelmis. Yine bi içki ismarlamis. Bu arada maymun da barda duran eriklere elini uzatmis. Barmende bi yandan seyrediyomus. Maymun önce erigi dötüne sokmus sonra çikarip aazina atmis. Barmen adama dönüp
-"Bu ne yapti simdi" demis. Adam:
-"Senin su bilardo topu olayindan sonra herseyi ölçüp de yiyor."
>mehmet ile handan ögrenci olup aynı evi
>>>>> >>paylaşmaktadırlar.
>>>>> >> > >> >> >>>Bir gün Handan ve Mehmet,Mehmetin annesini yemeğe davet
>>>>> >> > >> >>ederler,
>>>>> >> > >> >> >>>Mehmetin annesi akşam yemeği süresince Handanı uzun
>>>>> >>uzun
>>>>> >> > >>süzer
>>>>> >> > >> >> >>>ve aslında Handanın çok alımlı ve güzel bir kız
>>>>> >>olduğunu ,
>>>>> >> > >> >> >>>acaba aralarında ev arkadaşlığından daha ileri bir
>>>>> >>boyutta
>>>>> >> > >> >> >>>birilişkinin
>>>>> >> > >> >> >>>mevcut olup, olmadığını merak eder.
>>>>> >> > >> >>
>>>>> >>>
>>>>> >> > >> >> >>>Aklını okumuşçasına Mehmet annesine der ki:
>>>>> >> > >> >> >>>
>>>>> >> > >> >> >>>- Ne düşündüğünü
>>>>> >> >biliyorum ama emin ol ki
>>>>> >> > >>sadece ev
>>>>> >> > >> >>arkadaşıyız,
>>>>> >> > >> >>
>>>>> >> > >> >> >>>ötesi
>>>>> >> > >> >> >>>yok.
>>>>> >> > >> >> >>>
>>>>> >> > >> >> >>>Akşam yemeğinden sonra Mehmetin annesi evine döner.
>>>>> >> > >> >> >>>
>>>>> >> > >> >> >>>Aradan bir iki gün sonra Handan der ki:
>>>>> >> > >> >> >>>
>>>>> >> > >> >> >>>- Mehmet, annen bize yemeğe geldiğinden beri
>>>>>gümüş
>>>>> >>çorba
>>>>> >> > >> >>kasesini
>>>>> >> > >> >> >>>bulamıyorum.
>>>>> >> > >> >> >>>
>>>>> >> > >> >> >>>Mehmet yanıtlar:
>>>>> >> > >> >> >>>
>>>>> >> > >> >> >>>-Annemin almış olabileceğini tahmin etmiyorum ama ben
>>>>> >>yine
>>>>> >> > >>de
>>>>> >> > >> >> >>>kendisine bir mektup
>>>>> >> >yazayım.
>>>>> >> > >> >> >>>
>>>>> >> > >> >> >>>Oturur ve yazar:
>>>>> >> > >> >> >>>
>>>>> >> > >> >> >>>-Anneciğim, Gümüş çorba kasesini sen aldın demiyorum,
>>>>> >>ama
>>>>> >> > >> >>almadın
>>>>> >> > >> >>
>>>>> >> >
>>>>> >> >>>da demiyorum.
>>>>> >> > >> >> >>>Fakat konu şu ki: sen bize yemeğe geldiğinden beri
>>>>> >>gümüş
>>>>> >> > >>çorba
>>>>> >> > >> >> >>>kasesi
>>>>> >> > >> >> >>>kayıp.
>>>>> >> > >> >> >>>sevgiler oğlun Mehmet.
>>>>> >> > >> >> >>>
>>>>> >> > >> >> >>>
>>>>> >> > >> >> >>>Bir hafta
>>>>> >> > >> >>sonra Mehmetin annesinden mektup gelir:
>>>>> >> > >> >> >>>
>>>>> >> > >> >> >>>-Sevgili oğlum:
>>>>> >> > >> >> >>>Handanla yatıyorsun demiyorum, ama yatmıyorsun da
>>>>> >> >demiyorum.
>>>>> >> > >> >> >>>Fakat konu şu ki:
>>>>> >>
>>>>> > >> >> >>>Handan kendi yatağında yatıyor olsaydı, gümüş çorba
>>>>> >>kasesini
>>>>> >> > >> >> >>>çoktan
>>>>> >> > >> >> >>>bulmuş olurdu.
>>>>> >> > >> >> >>>
>>>>> >> > >> >> >>>Sevgiler annen.
Kör Pilotlar
Yolcular uçağın yanında otobüsten inmişler.. Bavullarını gösteriyorlar. Bir bakmışlar uçak şirketinin minibüsü yanlarında durmuş. İçinden kaptan pilotla, yardımcı pilot inmişler..Yolcular fena halde şaşırmışlar.. Nasıl şaşırmasınlar.. Kaptan pilotun elinde bir beyaz baston. Kolunda üç noktalı bant.. yardımcı pilotun elinde bir köpek taşması.. Tasmanın ucunda bir Köpek.. Sağa sola çarparak öyle ilerliyorlar uçağa.. Günlerden bir nisan değil ama, "Saka herhalde" demiş yolcular, doluşmuşlar uçağa.. Uçak pistte hızla ilerlemeye başlamış. Yolcuların gözleri camda, uçak hızlanmış.. Yolcular endişelenmeye başlamışlar.. Uçak daha hızlanmış. Pistin sonu hızla yaklaşmaya başlamış.. uçak iyice hızlanmış.. Bazı yolcular paniklemiş dua etmeye başlamışlar. Uçak son hıza ulaşmış. Bu arada pistin sonuna da ulaşmış. 10 metre sonra betonun bitip cimlerin başladığı gören yolcular dehşet içinde çığlığı basmışlar.. Tam o anda da kaptan pilot levyeyi sonuna kadar çekmiş.. Uçak tam pist biterken tekerleklerini yerden kesmiş, havalanmış. Kaptan pilot arkasına yaslanmış. Derin bir nefes almış ve yardımcı pilota dönmüş:
-"Biliyor musun?" demiş,"Bir gün çığlık atmayacaklar ve hepimiz öleceğiz!
Düştüm
Bir Hıristiyan kasabasında görevli papaz günah çıkarmaya gelenlere vaaz verirken, bundan sonra bana günah çıkarmaya geldiğinizde bana aldattım kelimesini kullanmayın bundan çok bıktım onun yerine (düştüm)diye söyleyin demiş, gel zaman git zaman papaz emekli olmuş onun yerine genç bir papaz gelmiş ama her şeyden habersiz, yine günah çıkartmaya gelenler papaz efendi dün düştüm , gecen hafta düştüm, aradan bir ay geçmiş genç papaz artık valiye gitmenin zamanı geldi düşen düşene demiş,ve valinin yanına gitmiş.Vali bey su yolları bir kontrol etseniz düsen düsene, tabiki vali bey düşmenin hangi anlama geldiğini bildiği için kahkaha ile güler, papaz sinirlenir ve vali bey ne gülüyorsunuz daha dün kariniz geldi üç defa düştüğünü söyledi demiş.
Paraları öldürme.:confused:
kendinden küçüklere zarar verme
buda kim lan...
buda kim lan...
o hisseyi satma sakın.
satarsan lezzeti kaçar
satma o hisseyi.
kim bu lan cüce:mad:
ben senin gibi çekirgelerin hocasıyım
kimsin lan sen
yeteneksizlerin yeteneği
kim bu . ne diyo bu lan:eek:
yeteneksisim diyo bana
evet öyle dedi yeteneksizim dedi sanki :mad:
evet ya nası der yau:mad:
nası der lan sen
kesecem lan seni
ulan bana nasıl yeteneksiz :mad:
bana nasıl
uaaa...
uaaa...
Tuzzaaak
olamaz TUZAK. Tuzağı hesaplıyamadım.:eek:
ama... ama o hesapladı.
o büyük bir usta olmalı evet o büyük bir usta inanıyorum
evet o büyük bir usta inanıyorum:a-o:
--------
sonra babam baktı benim okuyacam yok, beni okuldan aldı hocam, kabortacıya verdi:D
ama ben yapamadım orda
yani benim aklım fikrim borsa, dolar, altın nebiliyem ben böyle para mara şeyler
ama ben anlamam ki hocam öyle şeylerden.
Beni kimse anlamıyor hocam burda! :confused:
Bi elimizden tutan yok
ne matrix var
ne bi foreks var
burda tıkıldık kaldık:aglayan:
ne yaptıysak kendi kendimize
Kardemir taşı Aksa taşı eridik bittik valla hocam ya
yıllar geçiyo şu halimize bak hocam ya.
öff ne diyo bu salak ya zaten Nethol den gelmişim yorgunum! insan bir beş yıldız verir bişi verir
Banviti de kaçırdı dangalak herif. hay allahım ya nerden düştüm böyle hakan şükür tribli herife ya.
ama du bakalım bişiler olacak ama.
ama inanıyorum hocam sen büyük bir hocasın yani bana yardım edeceksin?
bütün teknikleri öğreteceksin? dimi hocam... ha hocam... dimi hocam ?
haa ne evet tabi
ne gerekiyorsa yaparım
sana VOB bile öğretirim gerekirse
Vob mu o nası bir teknik hocam şöyle bir gösterebilirmisin hocam birazcık
evet iki saat sana onu mu gösterecem oğlum.
al bak sana bir liste veriyorum bu listede ne varsa tek tek alıp okuyosun.
Tamam mı yavrucuğum.hadi bakayım
peki hocam ayıp ediyosun yani.:)
Ha bu arada hocam size nasıl hitap ediyim? Usta mı diyim, üstad mı diyim? Ne diyim ?
Ayıp bi şeylik olmasın ortada
Ya hadi be güzelim oku gel şunları çabuk ol.
Bana da ne dersen de rahat ol ya.
Vay bee şu listeye bak alakasız şeyler
Ne bu temel analiz, elliot, takas?
Alla allah ya nerden bulacam ben bunları ya.:confused:
Durbakalım banka inşallah kapanmamıştır.
"Orjinali Rar dosyasındadır"
Mezar Soyguncusu
Köyün birinde bir mezar soyguncusu varmış. Cenaze gömüldükten bir gün sonra mezara bir gidilirmişki, mezar soyulmuş. Bütün ziynet eşyaları çalınmış. Köylü bu mezar
soyguncusunu bilirmiş bilmesine de bir türlü yakalayamazmış. Gel zaman git zaman bu böyle sürüp giderken mezar soyguncusu ölüm döşeğine düşmüş ve oğlunu çağırarak:
-Bak oğlum. Ben bu güne kadar sizin rızkınızı mezar soyarak çıkardım. Şimdi ölüp gidiyorum. Arkamdan tüm köylü bayram yapacak. Bir kişi bile 'Allah rahmet eylesin' demeyecek. 'ohbee öldü de kurtulduk' diyecekler, diye itirafta bulunmuş. Bu olay oğlanın çok gücüne gitmiş. Babasına:
-Baba sana söz veriyorum herkes arkandan rahmet okuyacak demiş. Ve derken mezarcı ölmüş. Bütün köylü bayramda. Birkaç gün sonra köyde gene bir cenaze. Ama köylünün içi rahat. Cenaze tüm ziynetiyle beraber gömülmüş. Bir gün sonra mezarlığa gidildiğinde odane!!! Mezar gene soyulmuş ve eskisinden farklı olarak cenazenin kıçına koca bir kazık çakılmış. Köylüler bunu görünce:
-Yahu Allah Rahmet eylesin A.. efendide mezar soyardı ama hiç olmazsa kazık çakmazdı. Demişler.
Şimdiki siyasetçilere duyurulurr!!
Nerden Bulursa Bulsun
ABD Başkanı, İngiltere Başbakanı ve Türkiye Başbakanı bir gün bir toplantıda bir araya gelmişler.
Tabii, 3 lider bir arada olur da, sormaz mı gazeteciler? Önce ABD başkanına sormuşlar:
- ABD´de bir memur ne kadar parayla geçinir? Siz kaç para veriyorsunuz?
Başkan cevap vermiş:
- Valla ben memura en az 2000 dolar veririm. 1000 doları ile geçinirler. Geri kalan 1000 doları ne yaparlar, nerede harcarlar, hiç sormam.
Gazeteciler aynı soruyu İngiltere başbakanına da sormuşlar. O da cevap vermiş:
- Ben, memuruma ortalama 3000 sterlin veririm. Geçinmesi için 2000 sterlin yeterli. Artan 1000 sterlini ne yapar, nerede harcarlar, sormam, beni hiç ilgilendirmez.
Her ikisinden bu cevapları alan gazeteciler, aynı soruyu bizim başbakana da sormuşlar.
- Valla, demiş bizimki, Türkiye´de bir memurun geçinebilmesi için en az 1 milyar lira lazım. Ama ben taş çatlasın 400 milyon lira veriyorum. Geri kalan 600 milyonu nereden bulurlar, nasıl geçinirler hiç sormam.
Temel bir gün topallarken arkadaşları görmüşler."Hayrola ne oldu" demişler. Temel de "Sormayın 15 metre yüksekliğindeki merdivenden düştüm." demiş. Arkadaşları da "Allah korumuş.Nasıl oldu da kurtuldun?" dye sormuşlar. Temel "Sormayın arkadaşlar 15 metrelik merdivenin daha birinci basamağındaydım"...
Küçük Said televizyona fena alışmıştı. Her şeyi televizyon gözlüğüyle görüyordu.
Bir gün annesi şiddetli soğukalgınlığından yatağa düşmüş, göğüs ağrısından konuşamıyordu.
Akşam babası gelince sordu :
- Annen nasıl oğlum?
- Görüntü fena değil ama ses gitmiş!
.................................................. .........................
-Komiser bey, beni tutuklayın. Karıma beş el ateş ettim.
-Öldü mü?
-Hayır hiç biri isabet etmedi.
-Öyleyse neden tutuklanmayı istiyorsun?
-Karım beni arıyorda...
Abi Kizkardes Konusmalari
- abi ojemi gördünmüü..
- ben sürüyorum şindi bidakka. kurusun rütuş yapıp vericem manyakmısın kızım sen ne biliym ben senin ojeni...!
------------------------------------------------------
- ya abii fırın nasıl açılıyodu???
- açıl susam açıl diyosun açılıyo.
------------------------------------------------------
- ciyaaak örümceekkkk anneciimm!
- spidermanın posterini odana asarsın ama.
------------------------------------------------------
- abi saç kurutma makinesini gördünmüüüü
- valla tost makinesiyle sevişiyodu enson.
- bikerede doğru cevap ver bee
- tamam be yedim.
- bak buna inanırım işte.
------------------------------------------------------
- kimdi o ?
- kim kimdi?
- arayan
- ne zaman?
- demin telefonda konustugun kimdi diyorum lafi dolastirma
- osman
- hmm. osman senin 1.90'a 90 bi abin oldugunu bilio mu?
- ee bilmese de olur bence
- hmm.
------------------------------------------------------
- biricik kardesim benim dunyanin en guzel kizkardesi cinimm..
- param yok, su getiremem, bakkala gidemem ders calisiom
- allah cezani vermesin ben istemesem seni yapmiyolardi ama
------------------------------------------------------
- kalk yemek isit bana hadi kos kos kos firla
- ya bi gun de kendin yap bi isini ya, allahim neydi gunahim
- ne? yarin gece cikmak istemio musun?
- dolma mi tavuk pilav mi?
------------------------------------------------------
ÇOCUKCA SORULAR
20. yüzyilin basinda bir evde kucuk bir cocuk babasina sormus:
- "Baba!, kedilerin kuyruklarini kesip kemer yapmak günah midir?"
Baba ilgisizce;
- "Günahtir evladim" demis
- "Peki baba zencilerin derilerinden paspas yapmak günah midir?"
- "O da gunahtir evladim"
- "Peki baba japonlarin beyinlerinden corba yapmak gunah midir?"
- "Ooofff! o da günahtir evladim"
- " Peki baba yahudilerin yaglarindan sabun yapmak gunah midir?"
Baba en sonunda dayanamaz:
- "Degildir ulan. oooff bee Adolf , nerden aklina gelir boyle sorular sormak?!..."
Fiyat etiketi...
Adam koyu kahverengi, deri botları alıp kasaya yanaşıyor...
Kasadaki bayan botları poşete koyarken, sayın Abimiz de soruyor;
"-43 milyon değil mi?..."
Kız, "Ne münasebet" der gibi bakıyor ve "Bunlar orijinal deri...beyefendi
İndirimli fiyatı 180 milyon..."
Abi'mizin bitiş cümleleri, kızcağızın kopuş anına denk geliyor;
"-Olur mu hanımefendi, altında 'Size 43' yazıyor... :gulen:
Dikkatlice bakın.
http://img274.imageshack.us/img274/1714/1023afis98974hm0ig.jpg (http://imageshack.us)
Serenler
25-04-2006, 18:50
Soru: Pilic karsidan karsiya nicin geçer?
Yanitlar:
Rene descartes: Yolun öbür tarafina gecmek icin.
Eflatun : Iyiligi icin. gercek, öteki taraftadir.
Aristoteles : Karsidan karsiya gecmek pilicin dogasidir.
Karl marx : Tarihsel olarak kacinilmazdi.
Hipokrates : Pankreasinin asiri salgisi yüzünden.
Martin luther king : Tüm piliclerin nedenini aciklamak zorunda
kalmadan özgürce karsidan karsiya gectikleri bir dünya
düslüyorum.
Richard m. nixon : Pilic karsidan karsiya gecmedi, tekrar
ediyorum, pilic asla yolun karsisina gecmedi.
Sigmund freud : Pilicin karsidan karsiya gecmesiyle ilgilenmeniz,
sizde güclü bir cinsel güvensizlik duygusunu ele vermektedir.
Budha : Bu soruyu sormak, sizin kendi pilic doganizi inkar etmektir.
Galilei : Oysa pilic karsidan karsiya geciyor...
Charles de gaulle : Pilic belki yolun karsisina gecti, ama
otoyolun karsisina henüz gecmedi.
Einstein : Pilicin yolun karsisina gecmesi ya da yolun pilicin
ayaklari altinda yer degistirmesi, tümüyle sizin gösterdiginiz
referansa
baglidır.
Bill Clinton : Anayasa üzerine yemin ederim ki bu pilicle aramda
hic bir sey gecmemistir.
George w. bush :Pilicin bu yolda bm kararlarina ragmen
cezalandirilmadan karsidan karsiya Gecmesi, demokrasiye, özgürlüge ve
adalete kafa tutmaktir. Bu durum, o yolu bizim coktan bombalamis
olmamiz gerektigini göstermektedir.
Süleyman demirel : Pilic
gecmisse gecmis, gecmemisse gecmemistir.
Tansu ciller : Bu memleket için karsidan karsiya gecen pilic de
bizimdir, üstünden gecen traktör de bizimdir
R. tayyıp erdogan : Ben tavuklu sandvic de satmistim.
Abdullah gül :Hayır, bana böyle bir bilgi verilmedi ama karsidan
karsiya gectiyse hükümet geregini yapar.
A.necdet sezer : Karsiya gectigi nokta kamusal alansa, basörtülü
gecemez
Türk erkegi : Pilic sarisin mi ? esmer mi?
Kadınlar akıllıdır
Kadının birinin bir gün golf oynarken topu ormana kaçmış. Topunu aramaya koyulmuş ve bu sırada tuzağa yakalanmış bir kurbağa görmüş. Kurbağa ona, “Beni bu tuzaktan kurtarırsan, senin 3 dileğini yerine getireceğim” demiş. Kadın onu kurtarmış, kurbağa da “Teşekkür ederim, ama sana dileklerinle ilgili bir koşulu söylemeyi unuttum. Ne dilersen dile, kocan 10 kat iyisine veya fazlasına sahip olacak!” demiş. Kadın “Tamam” diyerek kurbağaya dileklerini söylemeye başlamış.
İlk dilek olarak Dünya’daki en güzel kadını olmak istemiş. Kurbağa onu uyarmış. “Bu dilek, senin kocanı da Dünya’nın en yakışıklı adamı yapacak ve kadınlar onun başına üşüşecek” demiş. Kadın ise; “Bu önemli değil, çünkü ben nasıl olsa Dünya’nın en güzel kadını olacağım ve sonuçta da onun gözü benden başkasını görmeyecek” demiş. Böylece Dünya’daki en güzel kadın olmuş.
İkinci dilek olarak, Dünya’daki en zengin kadın olmak istemiş. Kurbağa kadını yine uyarmış: “Bu kocanı da Dünya’daki en zengin adam yapacak, senden de 10 kat zengin olacak” demiş. Kadın; “Bu da önemli değil, çünkü benim olan onun, onun olan da benimdir” demiş ve böylece Dünya’daki zengin kadın oluvermiş.
Kurbağa, üçüncü dileğini sorduğunda ise kadın; “Hafif bir kalp krizi geçirmek istiyorum” demiş…
Oğretmen çocuğa sordu:
-Birinci Murat hangi savasta olmustu?
Çocuk biraz duşundukten sonra:
-Katildiği en son savaşta oğretmenim...
KADINLARA KARŞI ZAFER
Adam kitabevinden içeri girdi, tezgahta duran gence sordu:
- Sizde "Kadınlara Karşı Zafer Kazanan Erkek" romanı var mı?
Tezgahtar eliyle az ötesini işaret etti:
- Var efendim, orada masal kitapları bölümünde bulabilirsiniz.
Üç adam cennette buluşmuşlar ve içeri girmek için kuyruğa girmişler. Çok yoğun bir iş günüymüş ve sıra onlara geldiğinde Başmelek onlara dönmüş ve şöyle demiş; "Bugün işler çok yoğun ve ben ancak çok kötü ve korkunç ölümlerle ölmüş olanları içeri alacağım, şimdi sırayla anlatın bakalım." İlk adam söze başlamış; "Uzun zamandan beri karımdan kuşkulanıyordum, bir gün eve erkenden gelip onu suçüstü yakalamaya karar verdim. Ben 25. katta oturuyorum, eve daldım, karım yatakta yalnızdı, heryeri aramaya başladım, adamın bir yere saklandığından emindim. Sonunda balkona çıktım ve bir adamın balkon demirlerine tutunarak aşağıya sallandığını gördüm. Düşünün adam 25. kattan aşağıya sarkıyor. Kızgınlıktan delirmiştim, ellerine vurarak düşürmeye çalıştım ama düşmüyordu, içeri gidip bir çekiç aldım ve parmaklarına vurmaya başladım. Fazla dayanamadı ve düştü. Fakat 25 kat düştükten sonra yerdeki yoğun çalıların üzerine düştü ve baktım ki sadece sersemlemiş. Daha fazla duramadım, mutfağa daldım ve buzdolabını kaptığım gibi balkona sürükledim ve aşağıya adamın üzerine fırlattım, o anda öldü. Ama stres ve öfke sonucunda kalp krizi geçirerek balkonda öldüm." Başmelek başını sallayarak; "Gerçekten kötü bir günmüş." dedikten sonra adamı içeri almış. İkinci adam gelmiş ve öyküsüne başlamış; "Garip bir gündü, ben apartmanımın 26. katında oturuyordum ve her sabah balkona çıkıp ekzersiz yaparım. Bu sabah aynı şeyi yaparken birşey oldu, ayağım kaydı galiba çünkü birden balkonun kenarından aşağıya düştüm. Ama şanslıydım hemen altımdaki balkonun demirlerine tutunmayı başarmıştım ama orada fazla kalamazdım. Birden balkonda çok öfkeli bir adam belirdi, beni kurtaracağını düşünürken ellerime vurmaya ve beni itmeye başladı. Ben daha sıkı tutunmaya çalışırken içeriye gitti ve elinde bir çekiçle gelerek ellerime vurmaya başladı. Sonuçta düştüm tabii ama şanslıydım çalıların üzerine düşmüştüm ve hızım kesilmişti ama yarı baygındım. Kurtuldum diye sevinirken birden gökten bir buzdolabının üzerime geldiğini gördüm ve ezildim, Şimdi de buradayım..." Başmelek kafasını kaşımış ve gerçekten korkunç bir ölüm olduğunu söyleyerek ikinci adamı da içeri alımış. Sıra üçüncü adama gelmiş, Başmelek durumu ona da açıklamış ve anlat demiş; Adam ezile büzüle gülümsedikten sonra "Fazla lafa gerek yok, ben çıplak olarak o buzdolabının içindeydim." demiş.
Fizikçi, matematikçi, kimyacı, jeolog ve antropologdan oluşan bir heyet bir araştırma için arazide bulunmaktadır. Birden yağmur bastırır. Hemen yakındaki bir arazi evine sığınırlar. Ev sahibi bunlara bir şeyler ikram etmek için biraz ayrılır. Hepsinin dikkati soba üzerinde toplanır. Soba yerden 1 m. kadar yukarda, altındaki dizili taşların üzerindedir. Sobanın niçin böyle kurulmuş olabileceğine dair bir tartışma başlar. Kimyacı, "adam sobayı yükselterek aktivasyon enerjisini düşürmüş, böylece daha kolay yakmayı amaçlamış"; fizikçi, "adam sobayı yükselterek konveksiyon yoluyla odanın daha kısa sürede ısınmasını sağlamak istemiş"; jeolog, "burası tektonik hareketlilik bölgesi olduğundan herhangi bir deprem anında sobanin taşların üzerine yıkılmasını sağlayarak yangin olasılığını azaltmayı amaçlamış"; matematikçi, "sobayı odanın geometrik merkezine kurmuş, böylece de odanın düzgün bir şekilde ısınmasını sağlamış"; antropolog, "adam ilkel topluluklarda görülen ateşe tapmanın daha hafif biçimi olan ateşe saygı nedeniyle sobayı yukarıya kurmuş". Bu sırada ev sahibi içeri girer ve ona sobanın yukarda olmasının nedenini sorarlar., Adam cevap verir: - "Boru yetmedi."
iki rahibe
İki rahibe varmış biri matematikçi biri mantıklı... Bunlar bir akşam karanlıkta kiliseye dönerlerken matematikçi rahibe mantıklıya dönerek ;
-Yaklaşık 20 dakikadır bir adam bizi takip ediyor ve gittikçe yaklaşıyor şu anda aradaki mesafe 50 metre, der.
Bunun üzerine mantıklı rahibe bunun tek mantıklı açıklaması olabileceğini ve adamın kendilerine tecavüz edeceğini ve daha hızlı yürümeleri gerektiğini belirtir. Rahibeler daha hızlı yürümeye başlarlar. 2 dakika sonra matematikçi rahibe:
-Adam da hızlandı ve aradaki mesafeyi kapatıyor, şu anda 30 metre arkamızda...
-O zaman mantık olarak koşmamız gerekir.
Rahibeler koşmaya başlar ve 3 dakika sonra matematikçi rahibe
-O da koşuyor ve arayı kapatıyor şu anda mesafe 10 metre...
-O zaman mantık olarak bizi yakalayacak birimiz sağa diğerimiz sola saparak kiliseye ulaşmaya çalışalım en az birimiz kurtulur.
Ve matematikçi sağa doğru koşmaya mantıklı sola doğru koşmaya başlar. Matematikçi 20 dakika sonra kiliseye ulaşır ve telaş içinde beklemeye başlar. Aradan 40 dakika geçtikten sonra mantıklı rahibe gelir. Matematikçi sorar ;
-Ne oldu ne yaptın ?
-Adam beni takip etti artık mesafe üç-beş adıma kadar azalmıştı, mantık olarak daha fazla koşmanın anlamı yoktu...
-Eeee...
-Mantık olarak ben durdum adamda durdu.
-Sonra...
-Mantık olarak ben eteğimi kaldırdım oda pantolonunu indirdi.
-Peki daha sonra....
-Daha sonra ne olacak eteğini kaldırmış bir rahibe pantolonunu indirmiş bir adamdan DAHA HIZLI KOŞAR...
İmam ve bekci
Kasabanın birisinde çapkınlıklarıyla ünlü imam ve bekçi varmış. O kadar zampara imişler ki, uçan dişi sineği bile götürüyorlarmış. Bir gün kasabaya, mesleğinin baharında genç, idealist bir doktor bey atanmış. Genç doktor, hem yakışıklı hem de çok parlak kız gibi bir şeymiş.
Doktoru gören bekçi ile imam, birbirleriyle iddiaya girmişler. Doktoru önce kim götürürse iddiayı o kazanacakmış. Günlerden bir gün, akşam üzeri kasabanın bekçisi doktorun muayenehanesine gitmiş. Doktora rahatsızlığını söylemiş. Doktor, bekçinin üzerini çıkartıp, sedyeye uzanmasını söylemiş. Bekçiyi muayene etmeye başlamış. Elini bekçinin sırtına ve göğsüne sürerken bekçi doktorun elini nazikçe tutmuş;
BEKÇİ:"Doktor bey sana birsey söylemek istiyorum"
DOKTOR:"Söyle bakalım"
BEKÇİ:"Ben senden hoşlanıyorum. Mümkünse seni bir kere yapmak istiyorum"
DOKTOR:"Hay hay neden olmasın. Biz hastalarımızın her türlü ihtiyacını karşılamak için görev yapıyoruz."
DOKTOR:"Yalnız, şimdi akşam üzeridir, insanlar işten çıkmıstır, muayenehaneme uğrayabilirler, sen şu pencereden bir bak bakayim sokak sakin mi, yakalanmayalım." der.
Pencereler yukarıya doğru açılıp alttan mandallanan pencerelerdenmış. Bekçi pencereyi yukarıya doğru kaldırıp başını dişarı çıkartıp sokağa bakmaya başlamış. Tam bu sırada doktor pencerenin mandalını çevirerek pencereyi kapatmiş ve bekçinin başı dışarıda kalacak şekilde bekçi sıkışmış. Doktor bekçinin arkasına geçip pantolonunu indirmiş ve başlamış gidip gelmeye. Doktor gidip geldikçe bekçinin ağzındaki düdük "düüürt düüürt" diye ötüyormuş. Tam bu sırada sokaktan geçmekte olan imam efendi;
İMAM:"Hayırdır bekçi efendi, o pencerede ne işin var"
BEKÇİ:"Bakıyorum asayiş berkemal mi?"
İMAM:"Sen onu benim külahıma anlat. Ben dün gece sabaha kadar o pencerede ezan okudum" demiş.
BORSAHİSSE
26-04-2006, 19:56
Kadınlar akıllıdır
Kadının birinin bir gün golf oynarken topu ormana kaçmış. Topunu aramaya koyulmuş ve bu sırada tuzağa yakalanmış bir kurbağa görmüş. Kurbağa ona, “Beni bu tuzaktan kurtarırsan, senin 3 dileğini yerine getireceğim” demiş. Kadın onu kurtarmış, kurbağa da “Teşekkür ederim, ama sana dileklerinle ilgili bir koşulu söylemeyi unuttum. Ne dilersen dile, kocan 10 kat iyisine veya fazlasına sahip olacak!” demiş. Kadın “Tamam” diyerek kurbağaya dileklerini söylemeye başlamış.
İlk dilek olarak Dünya’daki en güzel kadını olmak istemiş. Kurbağa onu uyarmış. “Bu dilek, senin kocanı da Dünya’nın en yakışıklı adamı yapacak ve kadınlar onun başına üşüşecek” demiş. Kadın ise; “Bu önemli değil, çünkü ben nasıl olsa Dünya’nın en güzel kadını olacağım ve sonuçta da onun gözü benden başkasını görmeyecek” demiş. Böylece Dünya’daki en güzel kadın olmuş.
İkinci dilek olarak, Dünya’daki en zengin kadın olmak istemiş. Kurbağa kadını yine uyarmış: “Bu kocanı da Dünya’daki en zengin adam yapacak, senden de 10 kat zengin olacak” demiş. Kadın; “Bu da önemli değil, çünkü benim olan onun, onun olan da benimdir” demiş ve böylece Dünya’daki zengin kadın oluvermiş.
Kurbağa, üçüncü dileğini sorduğunda ise kadın; “Hafif bir kalp krizi geçirmek istiyorum” demiş…
best best best :tamam: :tamam:
süperr çok akıllı kadınmış vesselam:gulen:
yeni doğmuş bir bebeğin günlüğü...
1. gün
böylesi kötü bir başlangıç beklemiyordum.
oha hortumumu bile kesmişler! meme diye, süt diye birşey varmış. nerden nasıl bulunur bu ya?
hayattan daha 1. günden soğutacaklar beni.
2. gün
meme buldum ama bundan süt gelmiyor, emiyorum allah emiyorum, tık yok, süt başka yerde mi? neyse biraz daha emdim geldi, fazla abanınca meme sahibi kişilik bağırdı, ne bağrıyosun açım ben! çok yalnızım be günlük. hayır bişi değil içerdeyken de yalnızdım ama yediğim önümde yemediğim arkamdaydı en azından, bak yine aklıma geldi, hortumu bile kestiler yaa!
uykum geldi yine. zzzzz!
3. gün
memeyi sevdim, bu dünyadaki tek dostlarım bu iki meme. iyi ki varsınız.
4. gün
bugün bir sürü olaylar oldu, gürültü yaptılar, başka biryerlere gittik galiba. memeden ayrılınca bağrıyorum geri geliyor, sonra uyuyorum, uyanıyorum bir bakıyorum meme yok, neyse ama tekrar bağrınca geri geliyor nasılsa. s.çmak da zevkliymiş be, eskiden yapamıyordum.
5. gün
bugün 15 kez kaka yaptım, rekorumu geliştirmeliyim. dikkat ettim de her yaptığımda temizliyorlar, bunu sevdim. dikkatimi çeken bir konu da şu ki, amma koca kafalıyım be arkadaş, ağır mı ağır tutamıyorum şerefsizim, pat o yana, pat bu yana, dikkat etseler bari de çatlatmasak daha ilk günden.
6. gün
avucuma ne verseler hemen tutuyorum, tik gibi birşey, maalesef farkettiler, herkes parmağını veriyor avucuma, mecburen tutuyorum, alemin maymunu oldum iyi mi?
bu arada ne çok uyuyorum ya arkadaş, atamadım şu yorgunluğu, daha çok süt içeyim en iyisi. hayır içtikçe de yoruluyorum o da ayrı, nerde o eski günler, hortumdan geliyordu ne güzel, şimdi em allah em, bak yine aklıma geldi, şerefsizler kesti hortumu yaa.
7. gün
bugün solaryuma girdim, sarılık mı ne ondanmış. yine uykum geldi.
8. gün
biraz daha iyi hissetim kendimi, daha çok süt içiyorum artık. kaka yapma işini de tam alt açma anına denk getiriyorum ki etraf pislensin, eziyet olsun. naapayım ama alt açıkken daha rahat roketleyebiliyorum. kaka yaparken başka birşey daha yapıyorum galiba, anlamaya çalışacağım bakalım.
9. gün
çok fena hıçkırık tutuyor, geçsin diye nefesimi tutayım dedim onu da beceremedim, neyse ki süt içince geçiyor. bu süt her derde devaymış, bugün bunu gördüm.
10. gün
sütten başka birşeyler verdiler, var ya, yeter artık be, tam alışıyordum yine dayadılar başka birşey, hayret bişi ya, vitaminmiyiş neymiş.
bu arada memelerin arasından dün gördüğüm lavuk gündüzleri piyasada yok akşamları geliyor sadece, hadi bakalım hayırlısı.
11. gün
al işte, başladı yine bir arıza. sütten sonra çok feci karnım ağrıyor, böyle gaz gibi bişi, eğilip bükülüyorum, binbir şekile giriyorum çıkaracağım diye. sırtımı falan sıvazlayın bari be kardeşim.
12. gün
bütün gün gazdan kıvrandım arkadaş ya, bela oldu başıma, yaygarayı bastım ben de. uyutmadım, diktim bunları da hazır asker. sonra bir saldım ki evlere şenlik, akabinde uyudum hemen gerisini hatırlamıyorum
13. gün
annemin suratına s.çtım. tamam utandım biraz da insan bebeği g.tünden öper mi yaa. ayıp oldu di mi? naapıyım abi, neyse fazla kızmadı herhalde.
14. gün
anneme kırmızı renkli birşeyler içiriyorlar, o zaman süt daha bi randımanlı oluyor sanki, böyle tadı da hoşuma gidiyor, şu memelere bir rating aleti taksalar da hangisini sevip hangisini sevmediğimi söyleyebilsem.
15. gün
topuktan kan alıp duruyorlar, metin olayım çok ağlamayayım diyorum ama canım yandı be arkadaş, hayır ondan sonra da hemen süt verince sakinliyorum, kızgınlığım geçiyor, ağız tadıyla asabiyet yaptırmıyorlar, şu memelere karşı biraz daha dikbaşlı durabilsem.
16. gün
şu memeleri çok sevdiğimi bir kez daha anladım, çok seviyorum onları, onlardan ayrılınca içimi bir huzursuzluk kaplıyor, en iyisi onlardan uzaklaştığım anda yaygarayı basayım ben. bugün benden biraz büyük biri geldi yanıma, sevme amaçlı olsa gerek bir geçirdi başım dönüyo hala. sonradan öğrendim kuzenmiş, neyse yazdım kenara intikam alınacak.
17. gün
etrafı daha net seçer oldum, ama el ve ayak koordinasyonu hala zayıf, memeyi kavrayabiliyorum ancak. bir de bu eller ve ayaklar bana mı ait tam olarak emin değilim, sallıyorum öyle, zevkli birşey. yüze ve gözlere dikkat etmem lazım ama, tırnaklar tehlikeli. diğer yandan annem bugün onları kesmeye çalıştı ama huysuzluk ettim, etmeseydim daha iyi olacaktı galiba, bak çizdik tam gözün altını yine.
18. gün
elime torbalar taktılar, kafaya çarpınca artık acıtmıyor, yara bere de yapmıyor. sanırım onlar da beni seviyor, iyiliğimi düşünüyorlar. aslında hala çıktığım yeri özlüyorum, geri girme imkanım olmaz mı acaba?
19. gun
nihayet o adamin neden eve sadece ak$amlari geldigini anladim megerse bana ve anneme bakmak icin gunduz cali$iyomu$..
aferin gozume girdi $imdi bak!..
20. gün
tabii ya, annemin karnındayken de duyuyordum o adamın sesini sık sık.
ona da ilgi alaka gösterdim, bağırdığımda bazen o alıyor beni kucağına, meme vardır diye saldırdım ama vermedi. bir ara meme açıkken kıstırdım ama emme olayından bir randıman alabilmiş değilim, meme yüzeyi bayağı bir farklı.
Dede
Şapka satarak gecinen bir adamin yolu birgun bir ormana duşmuş... bi sure yurudukten sonra sicaktan ve yorgunluktan bunalmiş, bir agacin altina oturmuş, şapkalarla dolu sepetini de yere koymuş, ve uykuya dalmiş...
Birkac saat sonra adam tuhaf sesler duyarak uyanmiş.. bir de bakmiş ki yanindaki sepet bomboş, şapkalar gitmiş..!! Bir de kafasini kaldirip agaca bakmiş ki, agacin dallarinda bi suru maymun, her birinin kafasinda adamin şapkalari.... adam duşunmeye başlamiş:
-Ben şimdi napicam, şapkalari bu maymunlardan nasil alicam...?
Duşunceli bi şekilde kafasini kaşirken bi bakmiş, maymunlarda adamin taklidini yapiyolar kafalarini kaşiyolar... adam ellerini havaya kaldirmiş, maymunlar da aynisini yapmişlar.. derken adam napicagini bulmuş.. kendi başindaki sapkasini cikartip yere atmiş, tabi maymunlar da kafalarindaki şapkalari hemen yere atmişlar.. adam boylece butun şapkalari toplayip sepetine koymuş.....
Aradan 50 yil gecmiş... artik adamin bir torunu varmiş, o da dedesi gibi şapka saticisi olmuş... gunlerden birgun onun da yolu ayni ormana duşmuş..
hava yine cok sicakmiş ve genc adam bir agacin altina oturmuş, şapkalarla dolu sepetini yanina koymuş ve uykuya dalmiş.... bir saat sonra uyanmiş bir de bakmiş sepetin icinde şapkalar yok?!?!.. derken tuhaf sesler duymuş bir de kafasini kaldirmiş ki agacin ustunde bi suru maymun, hepsinin kafasinda birer şapka.... adam duşunmuş:
-Dede yillar once bana bir hikaye anlatmişti. napicagimi cok iyi biliyorum... Adam kafasini kaşimaya başlamiş, maymunlar da aynisini yapmişlar... adam ellerini havaya kaldirmiş, maymunlar da ellerini kaldirmiş.... ve adam gulumseyerek kendi başindaki şapkayi cikarmiş yere firlatmiş... o anda maymunlardan biri agactan inmiş, adamin yere attigi şapkayi kapmiş, adama da bi tokat atmiş ve :
-Sadece senin mi deden var !..??
Bir Cinli bir bara girer ve orada Steven Spielberg'i gorur Onun bir hayrani oldugu icin yanina kosar ve imzali bir fotograf ister Spielberg beklenmedik bir sekilde Cinli'yi tokatlar Saskin Cinli sorar: "Neden boyle yaptiniz?"
Spielberg cevaplar "Siz II. Dunya Savasinda bizim Pearl Harbour limanini bombaladiniz"
Cinli daha da saskin: "Ama onlar Japonlardi, ben ise Cinliyim.!.."
Spielberg: "Cinli, Japon, Koreli, Vietnamli, hepsi ayni
Bunun uzerine Cinli de Spielberg'e bir tokat atar Bu defa saskin Spielberg sorar: "Peki sen beni niye tokatladin?"
Cinli: "Siz de Titanic'i batirdiniz, Titanik'deki yolcular arasinda benim atalarim vardi"
Spielberg: "Manyak misin, Titanik'i batiran bir 'Aysberg'di"
Cinli: "Aysberg, Spielberg, Carlsberg, hepsi ayni
Bush`un Pulu
Başkan Bush'un yeni talimatı:
- Üzerinde resmim olan pul bastırdım, bundan böyle başkanlığın bütün mektuplarında bu pullar kullanılacak.
Bir süre sonra görülmüş ki pullar zarfa bir türlü yapışmıyor.
Başkan Bush küplere binmiş ve yetkilileri çağırıp sormuş;
- Üstünde resmim olan pullar yapışmıyor, arkalarına zamk sürmediniz mi?
- Sürdük efendim, demiş yetkili ve eklemiş;
- Yapışmamasının nedeni, herkesin pulun arka yüzüne değil de ön yüzüne tükürmesi efendim..."
Temel Amerika'da otobüs şoförlüğü yapıyor.
Beyazlar önde, zenciler arkada otururken kavgaya tutuşuyorlar.
Temel de herkesi otobüsten indirip bir insanlık nutku atıyor :
- Pundan pöyle siyah-beyaz yok. hepiniz yeşilsiniz;
simti otobüse pinepilirsinuz, ama tikkat
edin, açık yeşiller öne, koyu yeşiller arkaya otursun.
Taxi Şoförü:
> Bir gun taxiye binen bir musteri sofore bir sey sormak icin hafifce
> omuzuna
> dokunur.
> Sofor bir ciglik atip,direksiyonun kontrolunu kaybeder, bir otobuse
> carparmak uzere iken direksiyonu kirar, kaldirima cikip, bir vitrinin
> onunde
> arabayi durdurur arkaya donup musteriye: "hayatta bir daha bunu yapmayin!"
> diye bagirir. Musteri ise sakinlikle bir ufacik dokunmanin onu bu kadar
> korkutup sicratacagini dusunemedigini soyler. Bu arada kendini toparlamis
> olan sofor, musteriye donup: "haklisiniz, aslinda sizin kabahatiniz yok"
> der.Bugun benim ilk taxi soforlugum ,25 senedir cenaze arabasi soforuydum
Ateist ölür ve öteki tarafta
Tanrı ile karşılaşır...
ATEİST: merhaba abi!
TANRI: selam, tanıdın mı?
ATEİST: Şey, hayır, yok... tanıyamadım!
TANRI: güzelim kasma artık, biz bizeyiz...
ATEİST: birden kötü oldum da abi!
TANRI: bişey içer misin?
ATEİST: su var mı? abdest alıcam da...
.................................................. ........
ATEİST: bana sizden hiç bahsetmemişlerdi...
TANRI: kitap bastık o kadar di mi ama?
ATEİST: abi valla şeytana uydum...
TANRI: Niye, onun kitabı promosyonlu muydu?
.................................................. ...........
ATEİST: sen tanrıymışsın...
TANRI: evet öyleyimdir...
ATEİST: ee aa oo şeeyy...fakat Nietzche der kii...
TANRI: geç içerde onunla yüz yüze tartış istersen;
sıcak sıcak...
.................................................
ATEİST: Bi cigara yakiim; ateşin var mı?
TANRI: sağdan ikinci kapı...
ATEİST: yaa bak açıklayabilirim...
- hoca simdi burdaki ekranda malfunction diyor. ne diyor?
- ee sey. her sey yolunda siz rahat olun diyor
- haa iyi. killanmayalim yani?
- yok devam edin siz.
- apollo 31 napiyosunuz orda bu duman da ne?
- mangal yakiyoruz guzel kardesim. hapla olmaz ki bu beslenme isi
bilememissiniz siz.
- karbonmonoksitten zehirlenme ihtimaliniz var, derhal sondurun.
- delikanli adama bi sey olmaz.
houston, sanirim koaksiyel atesleme sisteminin duplikasyon bolumunde
yakit sikismasindan kaynaklanan bir hata var.
- gemi gidiyor mu genc?
- onaylandi houston.
- devam et o zaman devaaam.
- Houston?
- Apollo..
- Houston bisiy diycem ama kapatmak yok..
- Go ahead apollo..
- Houston 10 aydir uzaydayim, burada bu kadar astronot, kozmonot arkadasla irtibatim oldu, yeminle soyluyorum, sen hepsine bes basarsin. seni neden yer ekibine vermisler anlamis degilim.
- Sorma hocam, bir takim politik olaylara kurban gittik, cok buyuk yanlislar yapildi bize
- Sen digerlerinden farklisin, halk adamisin sen. seni seviyorum houston...
- Ben de seni apollo
- Apollo
- Buyur houstoncigim
- Venusten tas orneklerini aldiniz mi?
- Aldik aldik, bi suru tasimiz oldu, simdi donmek uzre yola ciktik, 24 saatte yorungeye gireriz..
- Cok iyi bilim adina onemli seyler yaptiniz..
- Ya bisey sorcam houston...
- Sor..
- Neden sadece tas toplattiniz bize, o kadar bocek, cicek vardi, bi de o tek gozlu yaratiklardan da getirseydik?
- Hstir, neden soylemediniz?
- Neyi abi?
- Houston...
- Apollo?
- Ya bu Cemal Fener bayragi getirmis yaninda, aya onu da dikmek istiyor, yere de topladigimiz taslardan "Efsane geri dondu" yazdi... ben hayatta terk etmem burayi o bayrak buradayken... bir cim bom bayragi yollayin hemen...
- Merak etme apollo, biliyordum ben o hosafin boyle bisiy yapacagini.. acil oksijen depolarinin oldugu yere bakarsan goreceksin ki oksijen tupleri orada yok... niye? Cunku kardesin oraya anli sanli dev bir GS bayragi koydu..
- Hehe.. buyuksun houston... seni seviyorum...yenilsen de yensen de
Şu sıkıntılı borsa seansları esnasında hiç olmazsa biraz stres atalım derim......
Temel fıkraları
EVLILIK
Çocuk babasina:
- Babacigim,annem ile nasil evlendin?
Adam esine donuyor:
- Goruyormusun,cocuk bile anlam veremiyor.
HOMOSEKSUEL
Temel'e sormuslar, "bir homoseksuelin aklini nasil karistirirsin? Temel uzun
sure dusundukten sonra "58 rakami ile"demis."O da ne demek hicbirsey
anlamadik" denildigi zaman "Bak nasil akliniz karisti sizi homolar sizi"
TEMEL'IN KAYNANASI
Temel bi gün kahveye girmiş. Üstü başı yrtıkmış. N'oldu diye sormuşlar.
Temel: "Kaynanamı gömdük."
Kahvedekiler: "Iyi de bu halin ne?"
Temel: "Biraz direndi de."
ŞANS
Laz kola otomatigine gitmis, para atip dügmeye basmis ve kolasini almis.Bir
para daha atmis, yine dügmeye basmis ve yine kolasini almis. Bunun üzerine
heyecanla arkadaslarinin yanina gitmis ve
-Çabuk bütün bozuk paralarinizi verin, bugün sansim çok iyi!
PARMAK
Lazlarin atölyesinde bir is kazasi olmus ve bir Lazin parmagi kopmus.Lazlar
hemen ilk yardim yaparak kopan parmagi bir buz torbasi içinde hastaneye
yetistirmisler. Kosarak cerraha parmagi vermisler. Parmagi alan cerrah :
-Güzel, parmaga birsey olmamis. Hasta nerde?
-Ne hastasi? Onu da mi getirmemiz gerekiyordu?
GÜZEL DUL
Temel'e hani sen güzel bir dulla evlenecektin, ne oldu diye sormuslar.
Kocasinun ölmesinu pekleyrum , demiş.
Siyasetten geldik
Adamın biri yaklaşan seçimlerde milletvekilliğine aday olmak için bir partiye başvurur.
partiden gelen yazıda kendisini daha iyi tanıyabilmek için partinin başkanının evine yemeğe geleceği bildirilir.
Adam hemen hazırlıklara başlar.
evdeki papağanınada tembihlemeyi ihmal etmez,akşama partinin genel başkanı misafirim bizim partiyi biraz öv der.
neyse akşam yemeğe oturulur, yemekler yenir söz siyasete gelir, işler yolundadır, lakin geveze papağan başlar rakip partiden övgü ile söz etmeye sizin parti dandik falanca parti iyi sizden daha iyi falan.
bakar ki genel başkan adamın papağanı rakip partiyi övüyor kusura bakmayın der, papağanınız bile diğer partiyi övüyor onun için sizi aday gösteremeyiz der çıkar gider.
adam kızgınlığından yakalar papağanı doğru bahçedeki tavuk kümesine tavukların arasına atar.
sabah olur kümeste bir horoz olanca gücünle öter, kümesin kapısını açar ve sırayla bütün tavukları halleder, kümeste tavuk kaldımı diye eğilir içeri bakar, birde ne görsün tavuğa benzer kırmızılı yeşilli rengarenk bir şey kafasını uzatmış kendisine bakıyor, gel gel der geç bakalım sıraya.
papağan şöyle bir silkinir, ulan yavşak der biz buraya ******luktan gelmedik siyasetten geldik der......
Amerika'da kadınlar ve erkekler bilgisayarın dişi mi yoksa erkek mi olduğunu tartışıyorlarmış...
Kadınlar bu aletin erkek olduğunu savunmuşlar. "Çünkü" demişler, "bilgisayarlar aslında sorunları çözmek için yaratılmış olmalarına rağmen ömürlerinin dörtte üçünü sorun yaratarak geçirirler... Daha da önemlisi, bunlardan bir tane aldığınız an, biraz daha sabretmiş olsaydınız çok daha gelişmiş bir modeline sahip olabileceğinizi görüp pişman olursunuz...."
Erkekler tabii tam ters görüşte... "Bilgisayar dişidir" diyorlar, "çünkü onun mantığını yaratıcısından başka hiç kimsenin anlaması mümkün değildir, bu bir. Yaptığınız en küçük hatayı bile derhal hafızasına kaydedip tekrar tekrar önünüze koyar bu ikiii... Ve bir bilgisayar aldıktan kısa bir süre sonra fark edersiniz ki, bir o kadar daha parayı ona gereken aksesuarlar için harcamaktasınız, bu da üüüççç...."
Interneti Türkler Bulsaydı
Bilgisayar acilis mesajlari:
- Ad Soyad girin
- Sifrenizi girin
- Ikametgah girin
- Nufus sureti girin
- Annenizin genc kIzlIk soyadInI girin
Internette gideceginiz adresi yazdiktan sonra ekrana gelen mesajlar:
- Emin misiniz?
- Ciddi misiniz?
- Bak son defa soruyorum!
- Gunah benden gitti, bagliyorum.
e-mail almak icin yapilmasi gerekli islemler:
1. Nufus Cuzdani asli ve noter tastikli fotokopisi
2.Ikametgah senedi
3.Savciliktan iyi hal kagidi
4. 6 fotograf
5.Son 3 ay icinde alinmis isme tescilli elektrik,su,dogalgaz faturasi
(odenmis olacak)
6. Erkek kullanicilarin Askerlikle iliskileri olmadigina dair tecil belgesi veya teskere belgesinin Noter tasdikli sureti.
7. 18 yasini doldurmamis kullanicilarda velilerinin yazili izin belgesi...
Not: Internet e-mail kullanim depozitosu 400$ olup aylik 50 milyon kullanim ucreti alinacaktir faturasini odemeyen abonenin e.maili kesilir.
(not: Internet isleri genel Mudurlugu, hicbir tebligat yapmadan abonenin e-mail adresini onceden haber vermeden kapatma veya degistirme hakkina sahiptir)
Baglanamama mesajlarI:
- Bu siteye giris Internet Yuksek Konseyi tarafindan yasaklanmistir.
- RTUK bu siteyi,cocuklarin zihinsel gelisimini engellediginden
dolayi bir(1) gun sure ile kapatmistir. - Aradiginiz adres Anayasa'ya aykiri bulunmustur.
- Site borcundan dolayi kapatilmistir
Baglanma mesajlari :
- Sitemizi sectiginiz icin tesekkür ederiz, sitemize girmekle artık sadece bizim sitemize geleceginize ve baska hic bir adrese gitmeyeceginize dair bir anlasmayi kabul etmis oluyorsunuz. Bu durumu kabul ediyorsaniz "Evet", etmiyorsaniz "Evet" tusuna basin. Ihtilaf halinde Istanbul Mahkemeleri gecerli olacaktir.
Hata mesajlari:
- Ulasmaya calistiginiz bilgisayarin mahallesinde elektrikler kesik oldugundan baglanti kurulamiyor.
- Eksik tusa bastiniz, lutfen tekrar deneyin.
- "Q" harfine bastiniz, bu durumun bir yanlislik sonucu olduguna inaniyoruz, Bir kez daha "Q" harfine basmanız halinde bilgisayariniz takibe alinacaktir.
- Hatasiz bilgisayar olmaz.
- Kime sikayet ederseniz edin.
Üç yahudi genç kardeş kendi işlerini kurup zengin
olmuş ve yaşgününde annelerine aldıkları hediyeleri
birbirilerine anlatarak böbürleniyorlarmış.
Birincisi demiş ki: "Ben anneme kocaman bir ev
aldım."
İkincisi: "Ben bir Mercedes aldım ve bir de şoför
tuttum."
Üçüncüsü: "Benim hediyem hepinizden güzel. Annemin
Tevrat'ı okumayı ne kadar sevdiğini ve gözleri iyi
görmediği için artık okuyamadığını biliyorsunuz. Ona
bütün Tevrat'ı ezbere bilen büyük kahverengi bir
papağan gönderdim. Onu eğitmek için 12 haham 12 yıl
boyunca uğraşmış. Bu papağan için havraya 20 yıl
boyunca her yıl 1 milyon dolar bağışlayacağım, ama
buna değer. Annem sadece bölümün adını söyleyecek ve
papağan ona ezbere okuyacak." Kısa bir süre sonra
anneleri üçüne de birer teşekkür mektubu yazmış:
Birinciye:
Milton,bu ev çok büyük.Bana tek bir odası yetiyor
ama hepsini temizlemek zorunda kalıyorum."
İkinciye:
Marvin, yolculuk etmek için çok yaşlıyım, arabayı
hiç kullanmıyorum ve şoför çok kaba."
Üçüncüye:
Canım Melvin'im, annesini mutlu etmeyi bilen tek
evladım sensin. Tavuk çok lezzetliydi, teşekkür
ederim!".
Cocuk babasina:
- Babacigim, annem ile nasil evlendin?
Adam esine donuyor:
- Goruyor musun, cocuk bile anlam veremiyor!
Çok karizmatik ve yakışıklı bir adam yanında birdevekuşuyla bara girmiş,
herkes şaşkın falan öööle adama bakıyolar, adam bara yanaşmış: "Barmen
bana bi viski, onada büyük bi bardak su." Barmen talepleri yerine getirmiş, bi tek, iki tek, saatler ilerlemiş, adam:
- "Hesap lütfen!" demiş.
Barmen hesap pusulasını uzatmış, adam elini cebine atmış, parayı çıkartmış,
tam hesapla aynı. Ertesi gece adamımız geri gelmiş,yanında tabii devekuşuda
var; "Barmen bana bi viski, onada büyük bi bardak su."
Barmen istediklerini vermiş, bi tek iki tek, saat geç olmus, adam hesabı
istemiş, barmen hesabı göstermiş. Adamımız elini cebine atmış,çıkartmış, tam
hesap miktarı. Barmen şaşkın ama nafile. Bikaç gece sonra adamımız
devekuşuyla beraber geri gelmiş. Barmenin içi içini yiyo. Adam: "Bana bi viski,
ona da su ver." Barmen emre amade, yerine getirmiş, gece ilerlemiş, adamımız hesabı istemiş, barmen bol küsüratlı saçmasapan bi miktarı hesap olarak adama vermiş. Adam elini cebine atmış, çıkartmış, yine tam hesap. Barmen oynatmak üzere.Dayanamamış:
"Beyfendi bi süredir barımıza gelip gidiyorsunuz, kusura bakmayın ama bişey
sormak istiyorum, yoksa kafayı yiycem. Her gece cebinizden çıkan para
hesapla kuruşu kuruşuna aynı oluyo. Bunu nasıl başarıyorsunuz?" Adamımız
gülümsemiş: "Bi gün karşıma bi cin cikti, üç dileğimi sordu. İlk olarak;
karizmatik ve yakışıklı bi tipim olmasını istedim. İkinci dileğimde, ne almak istersem isteyim, elimi cebime attığımda parası aynen cebimden çıksın istedim.
Barmen:- "Peki kızmayın ama bu kuş ne iş?"
Adamımız:- "Onu hiç sorma, son dilegim; beni hiç bırakmıycak uzun bacaklı
bir piliçti. Yanlış anladı herif!
Küçük Kayseriliye hocasi sormus :
- Alti kere alti?
- Otuz dokuz.
- Otur, sifir.
Arkadasi sorar :
- Bildigin halde neden otuz dokuz dedin?
- Pazarlik edecektim, anlamadi...
Turk Havayollari İstanbul-Viyana seferini yapan
ucakta inise dogru Pilot anons eder:
"Sayin yolcularimiz 25 dakika sonra Viyana
havalimanina inis yapacagiz, hava parcali-bulutlu
15 dereceee ( ve aniden ):
........AMAN ALLAHİM............."
Ve anons o anda kesilir. Butun yolcular panik
halindedir. Ortalik calkalanir. Bir kac dakika
sonra, ki bu yolcular icin sanki yillar kadar
uzun surmustur;
pilot: "Sayin yolcularimiz, kusura bakmayin
sizleri korkuttum ama hostes yanislikla ustume
bir fincan sicak kahve doktu, canim cok yandi,
pantalonun on kismini bir gorseniz!"
Arka siralarda oturan bir yolcu bagirarak:
"O da bir sey mi,
sen bizim pantalonlarin arka kismini bir gorsen!"
der ..
Tuhafiyeci dükkanından geçimini sağlayabiliyor, bir köşede üç beş kuruş da biriktirebiliyordu. Günün birinde sağındaki dükkan boşaldı, derken orası da tuhafiyeci oldu. Sonra solunda bir tuhafiyeci daha... Rekabet başladı, işleri kötüye gitti. Ama sonunda bir çözüm yolu buldu:
Sağındaki komşusu, dükkanının üzerine, gerçek ucuzluk burada yazdırmıştı. Solundaki, en büyük tuhafiye mağazası, yazılı bir bez asmıştı. Bizimki, ikisinin ortasına şu yazıyı koydurdu:
Mağazaya buradan girilir...
DERBİ MAÇI
Derbi maçından bir gün önce, iki taraftar konuşurlarken, biri sorar:
- Yarın maça geliyor musun?
- Hayır gelmiyorum, karım izin vermiyor.
Diğeri:
- Bak, bu işin kolayı var. Maçtan iki saat önce karımı kucaklıyorum, yatak odasına götürüyorum. Üzerindeki parçalarcasına çıkarıyorum, deliler gibi sevişiyoruz. O mutlu bir şekilde yatarken, ben de kaçıp koşa koşa maça geliyorum. Sen de bu yolu dene. Önceleri benim karım da izin vermiyordu.
- Olur.
Maçtan sonraki gün iki arkadaş yine buluşurlar:
- Dünkü maçta yoktun? Yoksa dediklerimi yapmadın mı?
- Yaptım, ama bak anlatayım. Maçtan iki saat önce, dediğin gibi karımı kucaklayıp yatak odasına götürdüm. Önce giysilerini parçalarcasına çıkardım, sonra yatağa fırlattım. Tam pantolonumun düğmelerini açarken, "Yahu boşver, bizim takım bu sezon bunca zahmete değecek kadar güzel oynamıyor zaten." deyip vazgeçtim.
Bir adam bağıra çağıra doktorun odasına girer..
"lütfen doktor bana yardım et,beni bir arı soktu çok acıyor"
doktor:
"tamam sakin ol,bir krem süreriz geçer"
adam:
"arıyı nerden bulacaksın doktor..kilometrelece uzaktadır şimdi o"
doktor:
"hayır yanlış anladın,nerden soktuysa oraya süreceğim kremi"
adam:
"ha evet doktor.bahçede,ağacın altında oturuyordum."
doktor:
"hayır salak!..vücüdunun hangi bölgesinde ise oraya süreceğim"
adam tekrara acıyla bağırarak:
"parmağım,parmağımdan soktu..çok acıyor doktor.."
doktor sinirli bir şekilde:
"hangisi?.."
adam:
"ne bileyim doktor,arıların hepsi birbirine benziyor
http://www.interesan.com/komikresim/insanlar/insanlar1667.jpg
http://www.interesan.com/komikresim/hayvanlar/hay2783.jpg
http://www.galeriturk.net/getimg/adsiz183.JPG
AKSİ KADIN
Adam karısıyla arabada giderken polis sirenini duymuş, hemen sağa
çekmiş ve polis gelmiş:
"Buyrun memur bey?"
"Beyefendi direksiyon başındayken cep telefonuyla konuşuyordunuz
"Yok efendim sadece bip yaptı, ben de şarjı mi bitiyor diye baktım"
Karisi lafa atlamış:
"Aaa yapma hayatim. yarim saattir ortağınla iş görüşmesi yapıyordun telefonda"
Adam karısına tip tip bakarken polis yine sormuş:
"Beyefendi emniyet kemerinizi neden takmıyorsunuz???"
"Memur bey takmıştım ama sizin geldiğinizi görünce durduktan sonra
çözdüm"
Karisi yine atlamış: "Aman sekerim sen de o kemeri hayatında bir kere taktın mi acaba...."
Adam kadına bir tane patlatmamak için kendini zor tutarken; polis bu
sefer de arabayı incelemeye başlamış vee... -"Beyefendi bakar misiniz sağ sinyaliniz de kırık"
"Aaaa.. kırık mi?? Sabah yola çıkarken kontrol ettim kırık diildi... yolda oldu galiba, hiç de fark etmedik"
Karisi çenesini tutamamış yine:
"Amma da attın kocacım, sana 3 haftadır söylüyorum artık su kırık
sinyalin icabına baktır diye....."
Adam en sonunda dayanamamış bağırmış:
"BANA BAK SEN SUSUCAK MISIN ÇAKICAM SIMDI SURATININ ORTASINA!!"
Polis kadına sormuş: "Hanımefendi esiniz size hep böyle mi davranır?"
Kadın cevap vermiş:
"Yok canim....sadece alkollü olduğu zaman"
South park'tan kısa bir bölüm.
You guys see me block that defense today? I was kicking ---.
You're going to need to kick more --- than that to beat the Cowboys.
Hey, speaking of pounding ---, here comes Stan's little homo dog.
Shut up dude. Sparky, where did you get that pink scarf?
Man, that is the gayest dog I've ever seen.
He just needs some training, that's all. Sit Sparky. Good boy. Now shake. Good boy. Now don't be gay. Don't be gay Sparky. Don't be gay.
Did it work?
I don't know.
He still looks pretty gay to me.
What's the matter Stan? You seem down.
I just can't concentrate, cause my dog is gay.
Well, you know what they say. You can't teach a gay dog straight tricks.
Oh stop filling his head with that queer loving propaganda.
Say what? You of all people should be sympathetic.
What do you mean?
Well you're gay, aren't you?
What? What the hell are you talking about? I am not gay.
Well, you sure do act like it.
I just act that way to get chicks, dumb ---.
What's the matter dude?
I don't know where Sparky is. He usually follows me to football practice.
Maybe he went shopping for some leather pants.
tabu şamatalarııı
kelime: mini etek
erkek: hani sen hep giyersin de, ben sana giyme derim ya..
kız: don!
topluluk: ohaaaaa!
................................
kelime:sümüklü böcek
-hani bi hayvan var spiral şeklinde bi kabuğu var.
-salyangoz
-hah ona cok benziyo. ama sen nezle olunca ne akar burnundan
-sümük
-evet evet bu salyangoz benzeri hayvanda bundan var
-nası yani hayvanın sümüğü mü var?
-evet. karafatma nedir?
-hamamböceği
-hah 2. kelimeyi kes
-böc
-yok yok kelimenin tamami
-hamamböc
-allah belanı versin senin be
......................................
kelime: gazete
x: bir tür haberlesme araci
y: telefon
x: devam et
y: internet, televizyon, radyo
x: ya kagittan olur,
y: dergi
x: büyük boyda acarsin okursun kocaman...
y: kitap
x allah belani versin be yuhhh..
.............................................
kelime: yasemin'in penceresi
anlatici: "hani böyle ünlü birisi var herkesi konuk
ediyor sonrada iste güzel anilar yasiyolar.
cevaplayici: Çagla sikel
anlatici: ne çaglasi oglum
cevaplayici: hani herkesi evine aliyo ya sonra da
anlatici: uff bosver devam edelim hüzünlü seyler
yasiyolar
cevaplayici :..??!!
anlatici: hani kadinin adi bir çiçek adi sonra
ikinci kelime de evdeki bir nesnenin adi?
cevaplayici: menekse'nin donu
...........................................
kelime: papatya
-hani geçen yaz piknikte sana takmistim ya
-grup:?!?!?!?!?!?!?!?
..............................................
kelime: tamirat
a: televizyonunun çalismama sebebi ne olabilir?
b: bozulmustur.
a: hah! bisey bozulunca ne yaptirirsin?
b: tamir.
a: çok güzel! türet bunu.
b: neyini türetcem bunun be?
a: himzz..essegin büyügüne ne denir?
b: at
a: çok güsel.birlestir simdi ( umutlanmistir anlatici)
b: at tamiri!!!
a: karti firlatir, mekani terkeder
...............................................
kelime: iska
- kar topu savasinda pelin'e atarim, o da egilir basini kaldirir ve ne der?
- hayvan?
.....................................
kelime : 1 nisan
- abi, 31 mart'tan sonra ne gelir ?
- 32 mart
- harbiden bravo yani... senin gibi lama'dan baska cevap beklenemezdi zaten..
Azrail koltupunda oturan kaptan pilota görünmüş
--"haydi" demiş
--zaman geldi gidiyoruz !!
--aman etme demiş pilot
-- ben gelirim de uçakta seçim gezisinde 200 tane politikacı war.
--bana inişe kadar olsun izin ver
--sen ne diyorsun be demiş azrail
--bu herifleri aynı uçakta tıplayacağım diye anam ağladı benim !!!
Alıntı:
80'leri hatırlayanlara
OTOBAN SERISI Sehirlerarasi otobüslerde çalan Otoban-1, Otoban-2 diye habire devami çikarilan bir kaset serisiydi. Dönemin uyanik bir yapimcisi pöpüler arabesk-fantezi sarkilari toplamis aralarina da embesil fikralar dösemisti. Fakat dönemin de embelissiliginden kaynaklaniyor olsa gerek pek bir tuttu bu seri. Sehirlerarasi yolculuklarda otobüslerde sürekli bu kasetler çalardi. SAVSAK TURIZMIN YAVSAK YOLCULARI
Dönemin en popüler esprilerinden biriydi. En alakasiz yerde bile yapildiginda kimse yadirgamaz topluca kahkahalar atilirdi.
ARKADASLIK KARTI
Bu da seksenlerin kitschliklerinden biriydi. Vapurda, trende veya kalabalik bir otobüste bir kadinla karsilastiniz. Çok hoslandiniz. Arkadaslik teklif edeceksiniz ve fakat konusamiyorsunuz kalabalikta. Kolayi var. Arkadaslik karti. Kartin üzerinde "merhaba bayan, sizden çok hoslandim acaba arkadas olabilir miyiz? Eger cevabiniz evetse kartin sag tarafini, hayirsa kartin sol tarafini yirtip karti iade ediniz" yazardi. Ve kartin her iki tarafinda üzerinde "Evet" ve "Hayir" yazan iki kulakçik bulunurdu. Kadin bunlardan birini keser size geri verirdi. Bu kartlar piyasada acaip satardi. Bu karta en son 95 de rastlamistim.
AGLAYAN ÇOCUK POSTERI
Özellikle kamyoncular asiktilar o çocuga... Hemen hemen her kamyonda bulunurdu posteri. Önce önden bir resmi vardi. Çok tutunca çocugu yandan çizdiler , saga sola bakarken çizdiler. Onlar da çok satti.
PESIN VEREN VERESIYE VEREN
Posterlerin Kraliydi. Bütün bakkallarda bulunurdu. Çok kötü çizilmis bir yagliboya tabloydu. Çelik kasasinin yanina kurulmus,pahali bir koltukta oturan sisman adam purosunu tüttürerek keyifle gülümser (Pesin Veren) hemen yan tarafindaki karede ise fareler oynasan dükkaninda borç senetleriyle bogusan bir deri bir kemik yoksul esnaf (Veresiye Veren) hüzünle bakardi. En son bir varos bakkalinda gördüm. Bakkaldan istedim ama satmadi.
BU MEKTUBU EN AZ YEDI KISIYE DAHA YOLLAMAZSANIZ KIÇINIZ KURUR
Seksenlerde en sik rastlanilan salakliklardandi. Daha çok frenk icadi olan bu toplumsal paranoya müsebbibi mektuplar memlekette de çok tutmustu. Sürekli insanlardan bu tür mektuplar gelirdi. Söyle baslardi mektup; "Bu mektubu alip da yollamayan bilmem kimin kizi öldü, bir digerinin difransiyeli patladi, biri canina kaydi, biri bir günde iflas etti. Onlarin yasadiklarini yasamak istemiyorsan bu mektubu en az yedi tanidigina gönder" Mektubu alan aman benim de basima böyle seyler gelmesin diye hemen kopyalayip yedi kisiye daha postalardi. Böylece o mektup bütün ülkeyi dolasirdi.
TUVALET KAPAGI
Yine bir seksenler klasigi... Özellikle gecekondu semtlerindeki evlerde, alaturka tuvaletler koku yapmasin diye delige kapatilan, ve üzerine bir agirlik düstügünde açilan anlamsiz bir kapakti. Çok anlamsizdi çünkü kakaniz o kapagin üzerine düser ve kapagi yikamak falan için ayrica bir ugras gerekirdi.
SSSSSSSWEEPS
Sweps hos içimli bir gazozdu ve fakat toplumsal hayatimiza gazoz olmaktan çok bir "sözle taciz" malzemesi olarak girdi. Sokakta bir kadinin arkasina takilir ve uzun bir süre "ssssssss..." diyerek gidilirdi. Tam kadin dönecegi sirada yüz baska bir tarafa çevrilir ve "...ssssweepssssss" denirdi. Böylece hem laf atilmis hem de bir sekilde yirtilmis olunurdu.
SENIN ANANA BACINA LAF ATSALAR IYI MI OLUR?
Dönemin en popüler kadin lafiydi. O zamanlar sokaga hangi kadin çiksa manyagin biri mutlaka dayanamaz paspasin olayim temennisiyle laf atardi. Ve kadinlardan gelecek cevap hiç sasmazdi! "Hayvan! Senin anana bacina laf atsalar iyi mi olur?"
ULUSAL VIDEO
Seksenlerin sinema estetigi... Sinemalar mortu çetktigi için video furyasi baslamisti. Özellikle Türker Inanoglu'nun Ulusul Videosu ortaligi kasip kavuruyordu. Almanya piyasasi için yapilmis, video kamerasiyla çekilmis, kötü isikli anlamsiz filmlerdi. Evde videosu olan herkes video tembellige alismasin mantigiyla onlari kiralar izlerdi. Hala bazen gündüz kusagi filmlerinde rastliyorum. Dönemin video yildizlari Yunus Uyanik ise kayboldu ortaliktan. Vefasiz!
ASKER ÇAKMAGI
Erotik çakmak da denebilir... Çok popüler bir seydi. Çakmagi yakinca çakmaktaki kadin resmi yavas yavas soyunur ve siz sigaranizi yakana kadar bedavaya striptiz izlemis olurdunuz.
ANKARA GAZOZU
Güzel içimli bir gazozdu. Sonradan içinde fare ölüsü bulunmus geyigi çikti. Kimse içmemeye basladi. Fabrikasi kapandi...
KIBRITTEN EV
Bir de bu mevzuu vardi. Bu da yetmislerden seksenlere devretmis bir mirasti. Her kasabada ya da mahallede mutlaka bir manyak çikar bir iki yil ugrasir kibrit çöplerini birbirlerine yapistirarak kocaman bir ev yapar ve "bakin psikopatim ben" der gibi dükkaninin vitrinine koyardi" Çakar çakmaz çakan çakmak devriyle birlikte kibrit evler de yok oldu.
Erkekler icin:
1- Aracinizla bankamatige yanasin.
2- Sol on cami acin.
3- Kartinizi yuvaya sokup sifrenizi girin.
4- Çekmek istediginiz tutari girin.
5- Kartinizi, paranızı ve kartınızı alın.
6- Cami kapatin.
7- Yolunuza devam edin.
Bayanlar icin:
1- Aracinizla bankamatige yanasin.
2- Geri vitese takip camla makine ayni hizaya gelmesi icin gereken miktarda geri gelin.
3- El frenini cekin, cami acin.
4- Cantanizi bulun, kartinizi bulmak icin on koltuga boca edin.
5- Radyonuzu kapatin.
6- Karti makineye takmaya calisin.
7- Arabadan bariz miktarda uzak kalan makineye daha rahat ulasabilmek icin arabanin kapisini acin.
8- Karti yerlestirin.
9- Dogru tarafindan tekrar yerlestirin.
10-Ic kapaginda sifrenizin yazili oldugu telefon defterinizi bulmak icin cantanizi kurcalayin.
11- Sifrenizi girin.
12- IPTAL tusuna basin ve dogru sifrenizi girin.
13- Cekmek istediginiz tutari girin
14- Yan aynadan makyajinizi kontrol edin.
15- Paranizi ve fisinizi alin.
16- Cantanizi tekrar koltuga bosaltarak cuzdaninizi bulun ve paranizi icine koyun.
17- Fisinizi fermuarli bolume yerlestirin.
18- Makyajinizi tekrar kontrol edin.
19- 1 metre ilerleyin.
20- Bankamatige dogru geri geri gelin.
21- Kartinizi alin.
22- Cantanizi tekrar dokup kredi kartliginizi bulun ve kartinizi uygun yere yerlestirin.
23- Arkanizda soylenmekte olan erkek suruculeri kizdirmak icin uygun el hareketini yapin.
24- Motoru tekrar calistirin ve yola devam edin.
25- 5-6 kilometre ilerleyin.
26- El frenini indirin...
Telesekreterlere konulmus enteresan mesajlar:
"Merhaba.. karim ve ben su an size cevap veremiyoruz.. ama numaranizi birakirsaniz isimiz biter bitmez sizi arariz.."
"Merhaba..Ben John.. Telefon sirketinden ariyorsan, faturanizi odedim merak etme... Anne Baba eger sizseniz, bana acilen para gonderin.. Yatirim danismanim eger arayan sensen, bana yeteri kadar para gondermemissin.. Erkek arkadaslarimdan biriysen, bana borcun var halaparami vermedin.. Kiz arkadaslarimdan biriysen, hic endiselenme bende para bol"
"Merhaba.. simdi de sen bisey soyle.."
"Merhaba.. ben su anda evde diilim ama telesekreterim evde, benim yerime onunla konusun..simdi size biiip diycek"
" Merhaba,ben David'in telesekreteriyim siz kimsiniz??"
" Merhaba.. mesaj birakirsaniz sizi ararim.. "seksi" bir mesaj birakirsaniz, sizi HEMEN ararim"
" Merhaba!!! John'un telesekreteri bozuldu.. ben buzdolabındayım..."
" Merhaba.. bu konusan bir makinedir.. ben mesajlari anlayabilirim.. sahiplerim cok temiz insanlardir,evimiz cok zevkli dosenmistir... Bir sürü yardim kurumuna bagista bulunmuslardir.. hey hala ordaysaniz mesaj birakin, onlar sizi geri ariycak kadar naziktirler"
"Bu bir telesekreter degildir.. bu bir telepatik dusunce okuma makinesidir. bip sesinden sonra adinizi,neden aradiginizi ve numaranizi dusunun, ben de sizi aramayi dusunucem"
"Merhaba.. buyuk ihtimalle evdeyim, ama hoslanmadigim birinin aramasindan korkuyorum.. Mesajinizi birakin, size geri donmezsem demek ki o korktugum sizsiniz"
"Merhaba.. ben George!! Su anda size cevap veremiyorum.. mesajinizi birakin, ben size geri donene kadar telefonun basindan ayrilmayin"
"Lutfen sinyalden sonra mesajinizi birakin.. yine de sessiz kalma hakkiniz var.. cunku soylediginiz hersey kaydedilecek ve aleyhinize delil olarak kullanilacaktir..."
"Merhaba!! Biz Jim ve Sonya'yiz.. Su anda telefonu acamiyoruz cunku yapmayi cok sevdigimiz biseyle mesguluz... Sonya'nin tarzi yukari asagi, benim tarzim soldan saga ve yavas yavas... Neyse siz mesajinizi birakin, biz disimizi fircalamayi bitirince sizi arariz.."
Dünyanın en komik kazası: Bir duvarcı ustasının şantiyede yazdığı
mektup:
Sayın şantiye şefim;
İş kazası tutanağına planlama hatası diye yazmıştım. Bunu yeterli
görmeyerek ayrıntılı anlatmamı istemişsiniz. Şu anda hastanede
yatmama neden olan olaylar aynen aşağıda anlattığım gibi
olmuştur:
Bildiğiniz gibi ben bir duvar ustasıyım. İnşaatın altıncı katındaki
işimi bitirdiğim zaman biraz tuğla artmıştı. Yaklaşık 250 kg kadar
olduğunu tahmin ettiğim bu tuğlaları aşağıya indirmek
gerekiyordu.
Aşağıya indim, bir varil buldum, ona sağlam bir ip bağladım ve
ardından altıncı kata çıktım. İpi bir çıkrıktan geçirip ucunu aşağıya
saldım. Tekrar aşağıya indim ve ipi çekerek varili altıncı kata çıkardım.
İpin ucunu sağlam bir yere bağlayıp tekrar yukarı çıktım. Bütün
tuğlaları varile doldurdum. Aşağı indim, bağladığım ipin ucunu çözdüm.
İpi çözmemle birlikte birden kendimi havalarda buldum. Nasıl bulmayayım?
Ben yaklaşık 70 kiloyum. 250 kilogram varil süratle aşağıya düşerken
beni yukarı çekti.
Heyecan ve şaşkınlıktan ipi bırakmayı akıl edemedim. Ben yukarı
çıkarken yolun yarısında, aşağı inmekte olan tuğla dolu varille
çarpıştık. Sağ iki kaburgamın bu sırada kırıldığını sanıyorum. Tam
yukarı çıkınca, iki parmağım iple beraber çıkrığa sıkıştı; Parmaklarım da
bu sırada kırıldı. Bu esnada yere çarpan varilin dibi çıktı ve tuğlalar
etrafa saçıldı.
Varil hafifleyince, bu sefer ben aşağı inmeye varil ise yukarı
çıkmaya başladı ve yolun yarısında yine varille çarpıştık!.. Sol bacağımın
kaval kemiği de bu sırada kırıldı.
Yere inince can havli ile ipi bırakmayı akıl ettim. Bu sefer de başımı
yukarı kaldırdığımda boş varilin süratle üzerime geldiğini
gördüm!...
Kafatasımın da böyle çatladığını sanıyorum. gözümü hastanede
açtım...
COLADA SİNEK
Degisik ülkelerden gelmis insanlar; masaya oturup birer cola ismarlar...
Colalar gelince bakarlar ki, bardaklarynda bir karasinek var;
İsveçli; ayni bardakta yeni cola getirilmesini ister...
Ingiliz; yeni bardakta yeni cola ister...
Finlandiyali; sinegi bardaktan alir ve colayi içer...
Rus; colayi sinekle içer...
Çinli; sinegi yer fakat colayi içmez...
Yahudi; sinegi yakalar ve Çinli'ye satar...
Yunanli; colanin 2/3 'ünü içer ve yeni cola ister...
Norveçli; sinegi yakalar ve yem olarak kullanarak baliga çikar...
Irlandaly; sinegi ezerek colaya karistirir ve Ingiliz'e satar...
Amerikali; lokantaya tazminat davasi açar ve 65 milyon dolar tazminat talep eder...
TÜRK; baska gören yoksa sesini çikarmaz, varsa da olayi siddetle kinar...
ÖLDÜRMEYEN ALLAH ÖLDÜRMEZ
Sibirya'nın köylerinden birinde cenaze mezarlığa götürülüyormuş.
Mısır tarlasının ortasında tabut köylülerin ellerinden düşüvermiş.Tabutun içindeki ceset düşüp dereye yuvarlanmış.Akıntı cesedi dinamitle avlanan balıkçıların yanına sürüklemiş. Balıkçılar"Acaba adamı dinamitle biz mi öldürdük" diye endişeye kapılarak cesedi askeri kışlanın tellerine bırakmışlar. Nöbetçi er, bölgeye birinin yaklaştıgını düşünerek cesedi yaylım ateşine tutmuş.Hemen ambulans cagrılmış. Delik deşik olan ceset hastaneye kaldırılmış.Operasyon altı saat sürmüş. Ameliyattan çıkan doktor alnından akan terleri silmiş ve"çok zor oldu ama galiba yaşayacak" demiş.
Adam en yoğun saatte berbere girip sorar."Ne zaman bana sira gelir?"
Berber, "İki saat sonra," der.Adam çıkar gider.Üç gün sonra ayni adam berbere girip sorar:"Ne zaman bana sira gelir?"
Berber, "Bir buçuk saat kadar," der
Adam çikar gider. Bir hafta sonra yine aynı manzara:"Ne zaman bana sıra gelir?"Berber: "En az bir saat."
Adam çikar gider.Son seferinde berber dayanamaz. Adamin ardından çıragını gonderir:"Bak bakalım bu herif nereye gidiyor?"
Bir süre sonra çirak döner:"Adamı izledim usta."
Berber merakla sorar:"Ee, nereye gidiyor buradan çıkınca?"
Çırak cevap verir: "Sizin eve usta!"
Küçük ilan...
"Florya'da oto yıkamaya deneyimli yıkamacı aranıyor."
Durum budur... Oto yıkamacıda işe girmek için bile "kıdem" gerekiyor artık.
"Göztepe'deki mobilya atölyemize aklı başında ustalar aranıyor."
Deli usta da var demek ki...
"Bulgaristan doğumlu, Rusça bilen, genç, bekâr, iyi giyinen, muhasebeci bayan aranıyor."
Yanağında beni de olsun mu?
"Fiziği düzgün bayan aranıyor."
90-60-90 mı?
"Emlak ofisinde telefona bakacak bekâr bayan aranıyor."
Evliler telefona bakamıyor çünkü...
"Hastaneye lise mezunu temizlik görevlisi aranıyor."
Ortaokul yetmez... Malum, liselerde "hademelik dersi" okutuluyor...
"Ofisboy yetiştirilmek üzere üniversite mezunu, yabancı dil bilen eleman aranıyor."
Üniversite bitirecek, yabancı dil konuşacak, "yetiştikten sonra" getir götür yapacak.
Ben bu şartlara uyduğum için açıp sordum, "Kaç para?"
Maaş 500 milyon lira...
"Marketlerde tattırma yapabilecek bayan aranıyor."
Tövbe tövbe... Dondurma satsa, "yalattıracak bayan aranıyor" yazacak adam...
"Duş kabinde tecrübeli, fiziği düzgün bayan aranıyor."
Bu cümlenin üzerine ver romantik müziği, olsun sana seks filmi sahnesi...
"Kasaya bakacak, ince yapılı eleman aranıyor."
Mesai bitince, kasiyeri de kasaya koyacak herhalde...
Temel bir gün yolda yürürken Dursunla karşılaşmış. Dursun 'ooo temel dükkan açık çırakta dışarı çıkmış' demiş. Temel de 'dün akşam o beni rezil etti, bu günde ben onu rezil ediyorum' demiş.
Yargıç, otomobil çalmak suçundan sanık olarak karşısına getirilen Temel'esordu:
- Otomobil çalmışsın, bunu neden yaptın söyler misin?
- Sahibi yok sanmiştum...
- Peki, sahibi olmadığı kanısına nereden vardın?
- Mezarluğun önine parketmiştu da...
Bir gün temel bir minübüse durması için işaret etmiş adam ellerini havaya kaldırarak ve tüm parmaklarını oynatarak çok kalabalık demiş.
Temelde baş parmağını işaret ve orta parmağının arsına sokmuş. Şoför kızmış ve aşağı inmiş
-Sen ne kadar terbiyesiz adamsın demiş.
Temel "asıl sen ne kadar terbiyesizsin bana böle böle yaptın" demiş
Şoför "ben sana kalabalık" dedim diye yanıt vermiş. Bunun üzerine temel
- "e bende beni araya sıkıştırırsın diyordum"
Temel kırtasiye'ye girmiş, tezgahtara :
-Pana pir roman lazum, demiş.
Kırtasiye tezgahtarı sormuş :
-Efendim ağır mı olsun hafif mi?
Temel :
-Farketmez, nasul olsa arabam dışarudadur.
-Çok acayip bir şey oldu, diye adam arkadaşına anlatır.
-Dün gece kapıyı çaldım, karanlıkta açaanı hizmetçi kız zannedip öptüm. Meğer karım değil miymiş?
-Eee, ne olmuş yani? der beriki.
-Daha ne olsun be adam? Karımı öperken karım, dikkat et sevgilim, kocam aniden gelebilir, diye fısıldamaz mı?
GSli,FBli,BJKli
Bir GS'li, bir Fener´li ve BJK´li Arabistan'da yasak
olmasina ragmen bir otelde içki içerken yakalanirlar...
Mahkemeye çikarilirlar... Karar IDAM... Itiraz ederler ve
karar ömür boyu hapis cezasina çevrilir. Ama o gün, bayrama denk geldigi için Prens Hazretleri cezayi kaldirip hepsine 20 kirbaç ceza verir. Bizimkileri sempatik buldugu için de bir kiyak daha yapip herkese cezasini hafifletmek için bir istek hakki tanir.
BJK li: "Sirtima bir yastik baglayin" der. 10
kirbaçtan sonra yastik paramparça olur ve pek fayda etmez.
Uyanik Fener´li bunu görünce: "Sirtima iki yastik
baglayin" der. Ama iki yastik bile 10 kirbaca dayanmaz.
Sira Galatasarayliya gelince Prens Hazretleri: "Bak Galatsaray'li sana acidim. Süper Ligi Kaçirdiniz. 100'üncü
senenizde basarisiz oldunuz, hakemlerden çektiniz. Bu yüzden sana iki istek hakki veriyorum"
Peki der Galatasaray'li: "O zaman bana 40 kirbaç vurulsun". Herkes saskinadöner.
Prens Hazretleri: "Peki ikinci istegin nedir?" diye sorar...
Galatasaray'li pis pis siritarak: "FENERBAHCE´liyi
sirtima baglayin"
Türk Yönetim Felsefesi
Türk ve Japon şirketleri arasında bir kürek yarışı düzenlenmesine karar verildi. Her iki takımda performanslarının en üst düzeyine varabilmek için uzun ve zorlu bir hazırlık döneminden geçti.Büyük gün geldi ve iki takımda kendini hazır hissediyordu..
Japonlar yarışı bir kilometre farkla kazandılar....
Yarış sonrası Türk takımı çok sarsılmıştı.Türk Şirket yönetimi yarışın açık farkla kaybedilmesinin nedeninin bulunmasına karar verdi.Yapılan araştırmalar,analizler ve uzun çalışmalar sonucu hata bulundu ve çözüm önerisi getirildi. Japonların takımında 8 kişi kürek çekiyor,1 kişi dümencilik yapıyordu. Türk Takımında ise 1 kişi kürek çekiyor,8 kişi dümeni kullanıyordu. 9 kişilik Türk takımı Japonlarla bir yarış yapmak üzere yeniden yapılandı. Yeni yapılanma şekli şöyleydi; 4 dümen müdürü, 3 bölgesel dümen müdürü, kürek çekmekle görevli kişinin performansından sorumlu bir Dümen yöneticisi, ve kürek çekme elemanı.
İkinci yarışı Japonlar iki kilometre arayla kazandılar.Tepesi atan Türk şirketi yönetim kurulu Hemen harekete geçti;Yarışın kaybedilmesinden sorumlu tutulan kürekçi kovuldu ve müdürlere Sorunun çözümüne olan katkılarından dolayı ikramiye verildi.
-Gülü sev dikeni batmasın. Öyle birini sev ki seni hiç unutmasın.
-Dünya döner, ay köfte.
-Kırık küp kırkında kulpu kırık küp.
-Sigara içme torununu gör, sigara iç dedeni gör.
-Virüs ölür, gözü diskette kalır.
-Silahlar hedefini şaşırır ama çiçekler asla.
-Bir evin çatısı yanmış duvarları buz.
-Canlı yayın sona erdi başınız sağolsun.
-Gülme komşuna yersin sopayı.
-Eğer beni terkedersen ben de seninle gelebilirmiyim.
-Dağ rüzgârı affetmiştir ama kırılmış bir kere.
-Seni düşündüğüm zaman gözlerim dolar kulaklarım mark.
-Sık sık ameliyat olun içiniz açılsın.
-Kız aşkını kalbinde erkek ise arka cebinde taşır.
-Bir adam basmış karısı soprano.
-Kumarda kaybeden beş parasız kalır.
-Ruhunuzu satmayın kiraya verin.
-Bir kadın uçmuş kocası kalem.
-Bir adam donmuş karısı atlet.
-Ne zaman aynaya baksam o deli gözümün önüne geliyor.
-Damlaya damlaya muslukçu bayram eder.
-Sevgi keman çalmak gibidir, bilmeyene kötü ses çıkarır.
-Adam düşmüş karısı rüya.
-Aşk bir sudur. İç iç kudur.
-Sakla samanı inekler aç kalsın.
-Aya baktım ayı gördüm sana baktım ayı gördüm.
-Ağır konuşmak istemezdim ama o demiri ne yapacaksın.
-Bir adam gülmüş reçeller yapmışlar.
-Sevmek hayat kadar güzel ise, ayrılmak o kadar acıdır.
-Aklın varsa saklada çalmasınlar.
-Sınavda bir aldım önemli değil önenli olan katılmaktır.
-Of çok sıkıldım bu hayatın ikinci kanalı yok mu?
-Aşk bir elma şekeri önce elmasını yersin sonra kazığını.
-Görme yeteneğini kaybettin, hükümsüzdür.
-Babama değerimi sordum “dünyalar kadar” dedi. Dünyanın değerini sordum “beş para etmez” dedi.
-Eğer seni sevdiğim kadar kendimi sevseydim şair olurdum.
-Hızlı yaşa genç öl. Cesedin yakışıklı olsun.
-Hayat üç gündür. Dün, bugün ve yarın.
-Çaresiz kaldığımız zaman bilin ki çare sizsiniz.
-Maksat sevgili uğrunda ölmek değil, uğruna ölecek sevgili bulmaktır.
-Genç olduğumuz neden yalnızca otobüste aklımıza geliyor.
-Başkasına söz verenin söyleyecek sözü kalmamıştır.
-Sesli düşün ki düşündüğünü anlatmak için zaman kaybetme!
-Yalnızlık paylaşılmaz, paylaşılınca yalnızlık olmaz.
-Hayatta her limana uğra. Fakat demir alma.
-Bu yazıyı okuyan okuma yazma bilen biridir.
-Yarınlar güzeldir deme. Bu günlerde yarınların dünleri değilmiydi?
-Kardeşlik zorunlu yapılan arkadaşlık, arkadaşlık zorunlu yapılan kardeşliktir.
-Beni yalnız o anladı. O da yanlış anladı.
-Eğer seviyorsan, söyle ve göster.
-Nazar etme ne olur, dokun senin de olur!
-Bende sana yetecek kadar ben kalmadı.
-Ben senin beni sevebilme ihtimalini sevdim.
-İçine bir çalışma isteği gelince otur bekle geçsin.
-Edison elektriği buldu ama parasını biz ödüyoruz.
-Sana herşeyimi veririm diyemem. Çünkü herşeyim sensin.
-Besle kargayı tombul olsun.
-Üzüm üzüme baka baka hoşaf olur.
-İstemek kavuşmanın müjdesidir.
-Dal rüzgarı affetse bile kırılmıştır artık nafile.
-Bir evde bir yüz numara varsa yüz kere gidersin.
-Dün gece sensiz girdim yatağa.Hep seni aradım durdum.Uyku girmedi gözüme.Neredeydin hain pijama.
-İnsan güzel sevmez, sevdiğini güzel bulur.
-Sevgi rüzgarsa, aşk fırtınadır.
-Kapadılar aydınlığı zindanlara, şimdi zindanlar aydınlık!
-Kalbim seni sevdiyse gözlerimin suçu ne?
-Söz gümüş olsaydı sözlüğü olan herkes köşeyi dönerdi.
Sigarayı bırakıyorum
BIRINCI DAKIKA
Sevgili günlük,
Bu sabah Hürriyet'in Kelebek ekinde sigarayı bırakmanın vücuda yaptığı olumlu etkileri anlatan bir haber okudum. Bu tarz haberlerden oldum olası tiksinmeme rağmen nedense coşup sigarayı bırakmaya karar verdim. Kararım kesin, sigarayı bırakıyorum. Bu kararımın vücuduma etkilerini gösteren tabloyu başucuma astım. İçimin zehirden temizlenmesini tabloya bakarak daha rahat hissedeceğim. Simdi masanın üzerindeki dolu sigara paketini buruşturup çöpe sallıyor ve sağlıklı gürbüz bir kişi olma yolundaki ilk adımımı atıyorum.
SEKIZINCI SAAT
Sevgili günlük,
Tabloya göre sigarayı bıraktıktan sekiz saat sonra tansiyon ve nabız normale dönüyormuş. İnanır misin, bunu hissediyorum sanırım. Tamam, tansiyon ve nabzımın bundan sekiz saat önceki halinde de anormallik hissetmemiştim, ama normale dönmesi iyi bir şey herhalde. Coşkumu paylaşmak için Teoman’ı aradım, sigarayı bırakmama "geçici Ubeyd Korbey sendromu" adini takti. "Oğlum" dedim, "bak tam sekiz saattir sigara içmiyorum, tansiyonum ve nabzım cillop gibi oldu". Bunu söyleyince kendi nabzının ve tansiyonunun da harika olduğunu söyledi, meğer sekiz saattir uyuyormuş. Y_a_v_s_a_k iste, ben ne diyorum o ne diyor. Yalnız laf aramızda, kafama takıldı gerçekten, demek ki günde sekiz saat uyuyan bir sigara tiryakisinin tansiyonu ve nabzı da günde bir kere normalleşiyor. E peki, tansiyon ve nabız günde üç kez normale dönemeyeceğine göre benim kazancım ne bu isten? Demek ki, savaşı erken bırakmayacaksın. Yoksa Teoman i_t_i_n_d_e_n ne farkım kalır? Onun tansiyonu da normal, benimki de.... Neyse, bakıcaz....
ONUNCU SAAT
Sevgili günlük,
Sigarayı bırakırken başlangıcın çok zor geçtiğini duymuştum. Hiç de değilmiş. Az önce yemek yedim, iştahım açılmış, yemeklerin tadını daha iyi aldım. Yıllardır ilk kez yemeğin üzerine sigara içmeyeceğim.
ON BIRINCI SAAT
Acaba azaltarak mi bıraksam? Sadece yemeklerden sonra içsem mesela? Yok yok, dayanmam lazım. Kuruyemişçiye gidip kabak çekirdeği alayım, oyalanırım.
ON ÜÇÜNCÜ SAAT
İki saattir aralıksız kabak çekirdeği yiyorum. Ve bir de yıldıran dejavu: "abi bu çekirdeğe elini sürünce bırakamıyorsun."
ON DÖRDÜNCÜ SAAT
Kabak çekirdeğini bırakınca yemekten sonrakine benzer bir sigara içme isteği uyandı. Çöpe attığım sigara paketini ararken telefon çaldı, Teoman mis. "Sağlığında yeni düzelmeler var mi?" diye sorup kahkaha attı. Vay ayı vaaay, sigarayla mücadelemde basarisiz olmamı bekliyor demek ki. Bu beni sinirlendirmekten çok kamçıladı. *bu kelimeyi kullanmak yasak* Teoman, görüşürüz bakalım. İlk isim sigara paketinin olduğu çöp torbasını evden atmak.
ON YEDINCI SAAT
Sevgili günlük,
Kendimden utanıyorum. Az önce kapıdaki çöp torbasını geri almaya karar verdim, kapıcı g.türmüs. Kararsızım, sigarayı bırakanların sinirli olmaya başladığı ve kilo aldığı söyleniyor. Şişman ve sinirli biri olup Hüseyin'e benzemeyeyim sakin?
YIRMI DÖRDÜNCÜ SAAT
Sevgili günlük,
Biliyor musun, sigarayı bıraktıktan 24 saat sonra kalp krizi riski yüzde 25 azalıyormuş. Fena değil ha, ne dersin? Teoman’ı aradım az önce, sana en fazla 15 gün veriyorum dedi. Kalp krizi riskinin azalmasından söz ettim, güldü. Gül bakalım Teoman efendi, gül... Gidip kabak çekirdeği alayım.
IKINCI GÜN
Sevgili günlük,
Dün çok kötü geçti. Kuruyemişçiye gidip bir kilo kabak çekirdeği aldım. Gazeteleri çıkmadan okusaydım keşke, Hincal Uluç kösesinin yazısını "kabak çekirdeğinin cinsel güce katkılarına ayırmış. Allahım, ya kuruyemişçi de okumuşsa yazıyı? *bu kelimeyi kullanmak yasak* yüz gram al çık, bir kilo niye alıyorsun? Bundan sonra o dükkanın önünden geçemem.
ÜÇÜNCÜ GÜN
Sevgili günlük,
Çok güzel bir gündeyiz. Sigarayı bırakmamın üzerinden 72 saat geçti, yani sinir uçlarım bugünden itibaren yenilenmeye başlıyor. Daha da güzeli, sevgilim geliyor. Bugün biraz sinirli gibiyim, kızın yanında arıza yapmasam bari...
DÖRDÜNCÜ GÜN
Sevgili günlük,
Dün ne güzel başlamıştı hatırlarsın, ama korktuğum başıma geldi ve sevgilimle kavga ettim. Her şey iyi başlamıştı halbuki. Bir ara dışarı çıktık, ben sosisli sandviç almak istedim, hanımefendi karşı çıktı. Neymiş, yürüyerek yemek yenilmezmiş. Durduk yerde kavga çıktı. Sonunda dayanamayıp karşıdaki lokantaya gittim ve patlıcan musakka söyledim. Garson tabağı getirir getirmez hatunun yanına koştum ve "yürüyerek yemek öyle yenmez böyle yenir" diyerek elimde tabak yürümeye başladım. Bir yandan da musakkayı yemeye çalışıyorum. kız kaçmaya başladı, ben de pesinden koşuyorum. Bir ara ağzımdan köpükler çıktığını fark edince durakladım. Elimdeki tabağı çöpe atıp eve döndüm. Sevgilimin telesekreterine not bıraktım, umarım arar.
BESINCI GÜN
Bu sabah İstikbal’den çek-yat gelecekti, öğlene kadar bekledim, ne gelen var ne giden. Birden sinirlerim tepeme çıktı, elimde odunla beklemeye başladım. Hayır, niye sözünde durmuyorsun kardeşim? Sabah dediysen sabah getir. Adamlar saat üçte geldiler, ben odunla kapıya çıkınca tedirgin olup kaçtılar. İstikbal’i arayıp siparişi iptal ettim, Yataş'ı var Mobella'si var canim, banane yani...
ALTINCI GÜN
Sevgilim aradı, bana çok kızgın olduğunu söyleyip bir çuval zır zır yaptı. Zaten ona moralim bozuk, bir de Teoman gelip karşımda fosur fosur sigara içmesin mi? Dumanı suratıma üflediğinde çaktırmamaya çalışarak içime çekmeye çalıştım. *bu kelimeyi kullanmak yasak* özlemişim be...
YEDINCI GÜN
Kabul etmem gerekir ki bugün çok sinirliydim. Gevşemek için televizyonu açıp belgesel izlemeye başladım. Discovery Channel'da Timsah Avcısı diye bir lavuk var, 10 dakika dayanamadım herife. Eline bir yılan almış, yılan çıtır çıtır ısırıyor, bu gevrek gevrek gülüyor. Neymiş, yılan zehirsizmiş. Ya arkadaşım, zehirsiz diye ne bu yani? National Geographic'i açıyorum, zürafalar var, daha iyi. Ama zürafalardan, Mary ve ailesi diye söz ediliyor. Allah belanızı versin hepinizin. Süt içip uyumaya karar veriyorum, süt şişesinin üzerine "lütfen çalkalayınız" yazmışlar. Çal-ka-la-mi-yo-rum. Mecbur muyum lan sizin şişenizi temizlemeye. Para almasını biliyorsunuz essogluessekler sizi be!
SEKIZINCI GÜN
Aksam arkadaşlarla bira içmeye gittik. Bu insanlar ne kadar anlayışsız var ya günlük, aklin oynar. *bu kelimeyi kullanmak yasak* zaten sigarasız bira içiyorum, beynim sulanmış, hala üzerime geliyorlar. Masada ideolojik hadise çıktı, dışarı kadar uzadı. Tartışma sorun değildi de "sigarayı bıraktığından beri kilo aldın lan koca g.t" deyince dayanamayıp kafa attım Teoman'a. Yapmasam iyiydi.
SEKIZINCI GÜN
Teoman arayıp bir daha benimle görüşmek istemediğini söyledi. Çok umurumdaydı lavuk. Gereken cevabi verdim zaten. Bu arada, gazetede okudum yine. Sigarayı bırakmanın çeşitli yöntemlerinden bahsediyordu. Azaltarak bırakma ve marka değiştirerek bırakma maddeleri ilgimi çekti. Acaba? Ama yok yok, bu kadar dayandım, gerisini getirmek lazım.
DOKUZUNCU GÜN
Sevgili günlük,
Sana ne zamandır sevgili günlük diye seslenmediğimi fark ettim. Oysa sen bu dünyada beni anlayan tek varlıksın, tek dostumsun. Bugün ne oldu biliyor musun, sevgilim beni terk etti. Alçak kadın, manyaklaştığımı söyleyip ayrıldı benden. Bu arada kabak çekirdeğinin b.kunu çıkardım, her tarafımda sivilce çıktı.
ONUNCU GÜN
İki gün önce, sigarayı bırakmanın çeşitli yöntemlerinden söz etmiştim. Ben iki yöntemi
birleştirip hem marka değiştirdim hem de azalttım. Günde üç tane yemeklerden sonra Parliement içiyorum. O kadar zaman sonra ilk içilen sigaranın bir güzel kafası var, şaşırırısın.
ON BIRINCI GÜN
Kendime bir iyilik yapıp sigarayı beşe çıkardım. Ha üç, ha beş. Eskiden günde bir paket içiyordum, simdi beş tane içiyorum. Yine kazançlıyım yani...
ON IKINCI GÜN
Bugün gazetede Amerika'da yapılan bir araştırmayla ilgili haber okudum. Habere göre günde 10 taneye kadar sigaranın çok fazla zararı yokmuş. Üstelik sigaranın markasını değiştirmekten falan bahsedilmiyordu. Madem öyle günde 10 tane Camel içebilirim.
ON ÜÇÜNCÜ GÜN
Sevgilimi ve Teoman’ı arayıp özür diledim. Sevgilim, bir süre daha görüşmek istemediğini söyledi. Ağzımdan köpükler çıkarken koşturduğum sahneyi unutamıyormuş. Haklı kız, bir şey söyleyemedim. Teoman aramızda geçen hadiseyi sigaraya yordu, ona göre yavaş yavaş sigara içmeye başlayınca beynim tekrar faaliyete geçmiş. Neyse barıştık ve yarin aksam buluşmaya karar verdik.
ON DÖRDÜNCÜ GÜN
Teoman'la ocak başına gittik. İçtiğim sigaraları saymadım. Teoman’ın da dediği gibi, sigaranın zararlarını bilerek içiyorum, kime ne? Sana da soruyorum günlük, sanane?
ON BESINCI GÜN
Püfür püfür içiyorum sigaraları. Bir de, "sigaraya tekrar başlayınca ne olur" tablosu yapmaya başladım. Sevgilim de bir daha sigarayı bırakmayacağım sözünü verince geri döndü. Elveda günlük, bir daha isim olmaz seninle.
Evliliğe Dair
1.Evli erkeklerin psikolojisi arkadaşlarla lokantaya gitmeye benzer.
İstediğin yemeği sipariş edersin sonra yanındakinin istediği yemeği
görüp:
-"Keşke onu isteseydim"
dersin.
2.Bir davette bir hanım arkadaşına sorar:
-"Alyansını yanlış parmağına takmıyor musun?"
Diğer hanım cevap verir:
-"Evet yanlış adamla evliyimde ondan"
3.Bir adam evlenene kadar eksik sayılır evlenince tam bitmiş olur.
4.Bir genç babasına sorar:
-"Baba evlenmek kaça malolur?"
Baba cevap verir:
-"Bilmiyorum oğlum,ben hala ödüyorum."
5.Adam anlatıyormus:
-"Evlenene kadar mutluluğun ne olduğunu bilmezdi, sonra da geç oldu."
6.Yeni evlenmiş bir adam mutlu ise nedenini hemen anlarız.
On yıllık bir adam mutlu ise nedenini merak ederiz!
7.Evliliğin ilk yılında adam konuşur kadın dinler,
İkinci yılında kadın konuşur adam dinler,
üçüncü yılında her ikiside konuşur,komşular dinler.
8.Bir kavgadan sonra kadın kocasına bağırır:
-"Seninle evlendiğimde tam bir aptalmışım."
Adam cevap verir:
-"Evet çok aşıktım farkedemedim."
9.Bir adam gazeteye ilan vermis:
-"Eş arıyorum"
Ertesi gün yüzlerce mektup almış.
Hepsi aynı şeyi söylüyormuş
-"Benimkini alabilirsin."
10.Bir adam karısına arabasının kapısını tutuyorsa emin olabilirsiniz:
Ya arabası yenidir,ya da karısı!
1) Yer Ankara, hava çok sıcak..
Arkadan kokana teyzem bağırıyor,
"Şöfer bey! Klimayı açar mısınız, hava çok sıcak oldu!"
Pala bıyıklı şöför, dikiz aynasından şöyle bir bakıyor ve....
otomatik kapıyı açıp açıp kapıyor..
2) Yolcunun kafası belli ki karışık,
"Şöför bey, mükemmel (müsait demek istiyor herhal) bir yerde inebilir miyim?",
dolmuşcu, sağa çekiyor,
"Buyrun, size layık değil ama..."
3) Yine inecek bir yolcu ama bu kez dil sürçmesi,
"Şöfür bey, müsait bir yerde iner misiniz?",şöförün yanıtı kısa,
"niye sen mi kullanacan?"
4) Otobüs durağa yanaşıyor, yolcunun belli ki acelesi var,
"Kaptan ! Orta kapıyı rica edebilir miyim?",
şöför olaya hakim, "Buyur götür, senden kıymetli mi?"
5) Bayanın biri, marketin reyonunda çalışanlara aldırmadan, bütün meyvelerden tek tek alarak tadıyor... Görevli en sonunda dayanamıyor, kadının yanına yaklaşıp,
"Abla, kapruz da keselim mi?"
6) Banka kredi kartı başvuru formlarından birisi...
Kadın, Erkek hanelerinin yanına 'kız' eklenip yanına çarpı konmuş..
Ama, teyzem 45 yaşında... Yazııııkkkkk
7) Bandırma'da bir restoran camı, "23 saat açığız"
Cool Uluslararası bir firmadan, Hindistan'ın koyu müslüman bölgesindeki temsilciğe telefon ediliyor..
"How are you"
"Fine, elhamdüllillah!"
Sonra istenen işler iletiliyor ve karşı taraftan son ses,
"okey inşaallah!"
9) Trabzon Farabi Hastahanesi'nin önünde üç araba sert bir şekilde dip dipe duruyor.
Arabaların kapıları açılıyor, panik halinde herkes bağırıyor,
"Doktor nerede, sedye getirin!"
Bu bağırtıyı yapanlar bir yandan da diğer arabadakilerden hastayı dışarı çıkarmasını sesleniyor.
Sonuç, hasta Rize'de Her araba hasta diğerinde diye son sürat hastahaneye yetişmişler!
10) Dolmuş seyr-ü sefer halinde, gün sevgililer günü...
Radyodaki DJ güzellik olsun diye,
"Bu gün sevgililer günü.
Hadi yanınızdaki o güzel insanın elini tutup, gözlerinin içine bakarak seni seviyorum deyin", deyince dolmuştaki çiftler DJ'nin isteğine uydular.
Bu arada ön koltukta tek başına oturan adam, şöyle çevreyi kolaçan ederken, gözü şöföre takıldı..
Şöförden tepki, "Sakın aklından bile geçirme..."
11) Arabalı çift yolda, öpüşüyorlar,arkadan polis anonsu, "yiyişme sağa çek!"
12) Okul kantininde bir kız, çayına beş-altı şeker koydu, aklı kesmemiş olacak ki, bir-iki tane de yanına aldı..
Kantinci ağzı gevşek sırıtarak, "bir kaç tane daha al ağda yaparsın!"
13) Arkadaş evde bangır bangır müzik dinlerken, evin annesi de elektrik süpürgesi ile ortalığı süpürüyormuş.
Kızıl kıyamet ortam...
Bir süre sonra oğlan müziğin sesini kısınca şu durum ortaya çıkmış...
Süpürge çalışmıyor ve anne, yarım saattir boşu boşuna dönüp duruyor..
Kurtlar VAdisi Helikopter... :)
- memati acil helikopter lazım
- usta, nereden bulayım ben hemen?
- işin bu memati
- tamam abi.
memati dışarı çıkar bir dk sonra gelir
- ne oldu memati?
- usta alex ile konuştum haberler iyi, helikopter yolda
- tamam
.................................................. .................................................. ...................
-memati acil helikopter lazim
-abi acil kolu kafanın az üstünde olacak, onu çevir.
-benim iki kolum var biri sağ omuzumda biri solda memati.
-usta sende ne yaptın bizi ya. kırmızı bir kol olacak yukarı bakarsan.
-tamam tamam, da üstünde gereksiz kullanlar cezalandırılır, diyor.
-olsun abi sonunu düşünen kahraman olamaz.
-ustandan aldıgını ustana satma lan.
-lanlı lunlu konuşma lan, usta dedik, abi dedik olmuyor ama böyle.
-memati çevirdim ama helikopter hala yok.
-bekle gelir abi, ben seni ararım.
.................................................. .................................................. ...................
- memati acil helikopter lazım
- abi bana da acil karı lazım ama elden gelmiyor ne yapalım
- densizlik etme lan
- peki abi
.................................................. .................................................. ...................
- memati acil helikopter lazim!
- sharon stone'u öptün diye al pacino mu oldun basimiza
- ne dedin sen?
- iki dakkalik yol, yürüyüver dedim, helikopteri sordum tamirde, motor kayisi kopmus, parca bekliyor
.................................................. .................................................. ....................
-memati acil helikopter lazim
-cakir abi o degil de bir ilhan irem vardi ne oldu ona
-memati sacmaliyorsun muntazaman
Uzman
Askerin biri bir bakista herkesin boyunun ölcüsünü tam olarak dogru
söylüyormus ve arkadaslari buna çok sasiriyorlarmis.
Bir gün bunu komutana götürmüsler ve olan biteni anlatmislar.
Komutan inanmamis ve :
- Söyle bakalim benim boyumunölçüsü kaç?
Asker asagidan yukariya komutani süzmüs ve :
- 1.75 efendim, demis.
- Dogru hayret nasil bildin?
Asker :
- Bilirim tabi efendim ben kereste uzmaniyim...
Sinek Bar
Temel Istanbul a ilk kez gelmis ve Bebek koyunda methedilen sinek bari arayip
durmus. En sonunda sinek bari bulmus ve içeri girmis. Içkisini içerken kendi
kendine düsünmüs "Ya bu sinekli barin ne özelligi var herkes methetti hiç bir
özelligi yok". Ihtiyaçtan tuvalete gittiginde bir de ne görsün pisuvar
altindanmis ve piril piril parliyormus; "Demek buranin özelligi buymus..." demis.
Geri dönüp içkisini içmis. Ertesi aksam yine gelmis. Içkisini bitirince tuvalete
gitmis ki altin pisuvar orada yokmus. Kizgin bir sekilde geri dönmüs. Barmene
çatmis : "Hani buranin altin pisuvari kardesim bir özelliginiz vardi o da yok
simdi". Barmen kenarda duran iri yari adama seslenmis : "Sadullah abi gel dün
aksam senin saksafona iseyen adami buldum".
varyemez
07-05-2006, 12:04
Konu: TURKIYE VE DUNYA Matematik asla yalan söylemez.... :)
Hiç kimse kabul etmez.Yorumsuz...
A
B
C
Ç
D
E
F
G
Ğ
H
I
İ
J
K
L
M
N
O
Ö
P
R
S
Ş
T
U
Ü
V
Y
Z
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
Z
E
K
A
29
6
14
1
= 50% BAŞARI
Ç
A
L
I
Ş
M
A
K
4
1
15
11
23
16
1
14
= 85% BAŞARI
D
E
N
E
Y
İ
M
5
6
17
6
28
12
16
= 90% BAŞARI
Y
A
L
A
K
A
L
I
K
28
1
15
1
14
1
15
11
14
=100% BAŞARI
T
O
R
P
İ
L
24
18
21
20
12
15
=110% BAŞARI
Ağa, eve boş dönen çobana sorar:
- Koyunlar nerede?
- Yağmur yağdı, şimşek çatladı, 72'sinin ödü patladı. Önden gitti baş toklu, arkadan gitti 5 toklu. 10'unu verdim kasaba, 10'unu da katma hesaba, kurt kaptı birisini, getirdim birinin derisini, al ağam derisini, sorma gerisini.
Buna sinirlenen ağa yoğurt kabını çobanın yüzüne fırlatır.
Çoban der ki:
- İşte böyle! Hesabı doğru verenin yüzü hep açık çıkar.
Cüce bir çiftle normal bir çift balayına bir otele gitmiş,bitişik odaları tutmuşlar.Normal çift,ilk gece uğraşmış,uğraşmış bir türlü becerememiş.Keyifleri kaçmış,yan odadan gelen sesleri dinlemeye başlamışlar.Bir de ne duysunlar?Yarım saatte bir "Haydi yallah hop hoop offfff " sesleri ve kahkahalar yükseliyormuş.Sabah olmuş, kahvaltıya inmişler.İştahsız bir şekilde kahvaltıyı didiklerken bütün gece hoplayıp zıplayan cüce çift gelmiş.Cüceler sormuş bizimkilere geceniz nasıldı diye.Bizimkiler de "Hiç,yatıp uyuduk bütün gece.".Cüceler iç geçirmiş:"Ah ne güzel!Biz o kadar uğraştık yatağa çıkamadık.".
Genc deve annesine sormus:
-"Anne niye bizim ayaklarImIz bu kadar büyük?"
Anne cevap vermis:
-"ÇöLde kuma batmamak için."
Genç deve tekrar sormus:
-"Peki kirpikLerimiz niye bu kadar gür.
Anne tekrar cevap vermiş:
-"ÇöLde kum fIrtInaLarInda kum kaçmasIn diye."
MerakI yatIsmamIsH oLan genç deve bir soru daha sormusH:
-"Bizim niye hörgüçLerimiz var."
Anne deve sabIrLa yanItLamIsH :
-"ÇöLde çok uzun süre susuz idare edebiLmek için suyu hörgüçLerimizde depoLarIz."
Sonunda dayanamayan genç deve sormus :
-"Peki biz Ankara Devlet Hayvanat Bahçesinde ne halt yiyoruz??"
Erzurum'a bilgisayarin daha yeni yeni gelmeye basladigi zamanlara ait
bir anıyı Erzurum Kültür Kurumu Ilkögretim Okulu'ndan Mansır Tikici anlatiyor...
Bir isyerine bilgisayar ve stok programi satilir. Teknik servis
elemani bilgisayari isyerine kurduktan sonra stok programinin
kullanimi ile ilgili bilgi verir ve ayrilir.
Aradan bir iki saat geçer, isyerinden telefon:
"Kardesim sizin anlattiniginiz gibi yapirem fakat program düzgün çalismiir."
Teknik servis elemani sorar: "Nasil yapiyorsunuz?"
"Senin anlattigin gibi."
"Hata ne?"
"Yazdigim bilgiler kaydetmeme ragmen saklanmir."
"Islem basamaklarini tek tek anlatin."
"Tamam" diyor ve basliyor anlatmaya...
"Programi açirem. Malin adi bölümüne adini, adedi bölümüne adedini,
birim fiyatini vb. yazirem. Hepsini yazdiktan sonra senin anlattigin
gibi kayit bölümüne basirem. Ekrana bir yazi geliir:
Kaydetmek ister misiniz?
E / H
yazisi çikir.
Ben de diyirem Hee..."
MUTLU EVLİLİK İÇİN GEREKEN 4 ŞART
1. Güzel yemek yapan, evi çekip çevirebilen bir kadin olmali.
2. Iyi para kazanan, kendi ayaklarinin üzeerinde durabilen bir kadin olmali.
3. Yatakta sinir tanımayan arzulu bir kadin olmali.
4. Bu 3 kadinin birbirlerinden haberi olmamali.
ANNE RAHMİNDEKİ ÇOCUK REPLİKLERİ
1. iki tekmeliyim de sevinsin garibanlar bari...
2.icme su sigarayi kadın ya bogulacam burda.
3.(ikizler konusmaktadir..)
- Allah kurtarsin kardes..
- eyvAllah..
4.-safak 210, safak 209, safak 208....
5.-icme su viskiyi kardejim yaa. 7 aylık bebegi sarhoj ettiniz..
6.ikizler
- ben çıkıyorum melis,10 dakkaya kadar dönmezsem polis çağır!
7.- bu dünyaya çocuk olarak gelmek istemiyorum selin!
- eşşek zeki..ne olarak gelecen..30 yaşında mı çıkcan ordan..
8.- Şimdi 9 ay 10 gün sonra çıkacağıma göre..bi hesap yapsak..9*30+10..hmm 280 gün..yaa nasıl dayanıcam ben burda o kadar..eğlendircek de bişi yok ki ortamda..ne bilgisayar almış annem ne televizyon..neyse yaa. ya bir fil olarak doğsaydım onların hamileliği çok daha uzun sürüyor..yaşasın sadece 9 ay 10 gün sonra çıkcam burdan..heyyo liii laa lii
- pollyanna bi susar mısın uyumaya çalışıyorum!
9. hihihi onlar beni beklerken barbi bebeğimi yollicam önden..dumur olsunlar hihihi
10.yahya kemal beyatlı doğmak üzere..
- artık demir almak günü gelmişse zamandan
meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan.
11.william shakespeare doğmak üzere bu sefer de..bu biraz daha önce oluyo tabi..
- çıkmak mı,çıkmamak mı..işte bütün mesele;
çıkıyom anasını satiim
12. 5 aydır tekmeliom!!! du ben bunu bi ısırayımm...
13.- ağlasam sesimi duyar mısınız mısralarımda? he, sorarım size? ama nerden duyacaklar, işleri güçleri kız mı erkek mi..
14. sampiyonlar ligi maci var iceride sen burda ütü yapiyosun anne yaa.. babamızın hayrına mi tekmeliyoruz..
Aritmetik Gerçekler
OFIS ARITMETIGI
akilli patron + akilli eleman = kar
akilli patron + aptal eleman = uretim
aptal patron + akilli eleman = terfi
aptal patron + aptal eleman = fazla mesai
ALISVERIS ARITMETIGI
Bir erkek kendisine gerekli olan urunu almak icin 1 liralik urune 2 lira oder.
Bir kadin kendisine gerekmeyen urunu almak icin 2 liralik urune 1 lira oder.
GENEL GEÇER FORMULLER VE ISTATISTIKI VERILER
Bir kadinin gelecek endisesi evlenene kadar surer.
Bir erkegin gelecek endisesi evlenince baslar.
Basarili bir erkek esinin harcayabileceginden daha fazla geliri olandir.
Basarili bir kadin boyle bir erkegi evlilige ikna edebilendir.
MUTLULUK
Bir erkekle mutlu olabilmek icin onu cok iyi anlamak ve az sevmek gerekir.
Bir kadinla mutlu olabilmek icin onu cok sevmek ve anlamaya calismamak gerekir.
UZUN YASAM
Evli erkekler bekar erkeklerden daha uzun yasar ama daha erken olmek isterler.
DEGISIM ORANI
Bir kadin kocasinin degisecegi inanciyla evlenir ama erkek degismez.
Bir erkek karisinin degismeyecegi inanciyla evlenir ama kadin degisir.
TARTISMA TEKNIKLERI
Kadin bir tartismada her zaman son sozu soyler. Bu sozden sonra erkegin soyleyecegi hersey yeni bir tartisma konusudur.
"EVLEN ARTIK" VIDIVIDISI NASIL KESILIR
Her dugunde yaniniza gelip sizi minciklayarak "Artik sira sende" diyen yasli akrabalara, cenazelerde aynisini yaparsiniz bir daha evlilik lafini agizlarina almazlar.
ÇİZGİ FİLM KANUNLARI
Havada askıda kalan bir kimse bu durumun farkına varıncaya kadar asılı kalmaya devam eder.
Hareket halindeki bir kimse yoluna birdenbire katı bir madde çıkıncaya kadar hareketine devam eder.
Katı bir maddenin içinden geçen bir kimse arkasında vücudunun kesit ölçülerine uygun bir gedik bırakır.
Bir cismin 20. kattan düşmesi için gereken zaman, onu iten veya düşüren kimsenin onu kırılmadan yakalamak için 20 katı koşarak inmesi için geçen zamandan büyük ya da ona eşittir. Tabii ki böyle bir cisim hem değersiz hem de onu yakalama girişimi başarısızdır.
Korku anında bütün çekim kanunları etkisiz hale gelir.
Hız arttıkça nesneler aynı anda birden fazla yerde bulunabilir.
Tünel girişine benzeyecek şekilde boyanmış katı duvarlardan bazı kahramanlar geçebilirken diğerleri geçemez.
Kedisel maddenin hiç bir şiddetli biçim değişikliği sürekli değildir. Yaani: Bir kedi içinde bulunduğu kabın şeklini alır.
Her şey bir örsten daha hızlı düşer.
Ispanak sadece bedensel kuvveti değil, zekayı da artırır. Ayrıca etkisini göstermek için hazmedilmesi gerekmez, derhal gösterir.
UÇAK KAZASI
5 yolcusu ile seyahat eden uçak düşmek üzere. Ve fıkra bu ya maalesef 4 parasüt var. 1. yolcu; , ben Shaquille O'Neill, NBA'in en kıymetli oyuncusuyum . Bana bir şey olursa LA Lakers zor duruma düşer,benim yaşamam lazım, diyor ve alıp 1. parasütü atlıyor. 2.yolcu ; ben Hillary Clinton , NY senatörü ve belkide geleceğin Amerika nın ilk kadın Başkan adayıyım, benim de yaşamam lazım diyor ve 2. parasütü alıp atlıyor. 3.yolcu ;ben George W. Bush . Amerika Başkanıyım. Dünya üzerinde politik sorumluluklarım , bombalayacağım yerler var daha .Aynı zamanda Amerika tarihinin gelmiş geçmiş en Zeki başkanının ölmesine izin vermezsiniz diyip ,alıp atlıyor. 4.yolcu Papa son yolcu olan 10 yaşındaki çocuğun gözlerinin içine bakıp evlat ben yaşlı bir adamım, yaşayacağımı yaşadım, bu son paraşütü alıp atlamak senin hakkındır diyince , çocuk Papa'ya bakıp, gerek yok amca geriye 2 parasüt kaldı , su Amerikanın en Zeki başkanı benim okul çantamı alıp atladı...
TETİKÇİ
Mafya babası haraçlarını toplaması için yeni bir tetikçi buldu. seçtigi adam sağır ve dilsizdi. Çünkü baba, bu tetikçi yakalanırsa polise fazla bir şey anlatması mümkün olamaz, diye düşünüyordu. Baba, bir gün ödemelerin geciktiğini fark etti ve tetikçiyi odasına çağırdı, bir de işaret dilini bilen tercüman buldular. Tercüman işaretle sordu:
- "Para nerede?" Sağır dilsiz işaretle yanıt verdi:
- "Ne parası? Benim paradan maradan haberim yok. Neden bahsettiginizi anlamıyorum." Tercüman tercüme etti:
- "Neden bahsettiğinizi anlamıyormuş. " Baba 38'liği koltuk altından çekip sağır dilsizin beyninedayadı:
- "Şimdi sor bakalım, para nerede." Tercüman işaretle sordu:
- "Para nerede?" Sağır
-dilsiz kan ter içinde isaretle yanıt verdi:
- "Şehir merkezindeki parkta, büyük heykelin olduğu kapıdan girince soldan 3. ağacınn kovuğunda yüz bin dolar var."
- "Ne söyledi?" dedi Baba. Tercüman yanıtladı:
- "Dedi ki, hala neden bahsettiğinizi anlamıyormuş, ayrıca o tetiği çekmek de biraz cesaret istermiş."
İLK KAMÇIYI EN ÇİRKİNİ VURACAK!
Müthiş bir eleştirici olan bir Bektaşi yazar, kadınlar hak­kında öyle bir kitap yazmış ki söylenmedik söz bırak­ mamış. Bunun üzerine on- beş kadar kadın biraraya gelerek yazarı dövmeye ka­ rar verirler. Bir gün Bektaşi evine giderken yolunu kesip bağırmaya başlarlar:
— Sen bizim hakkımızda bir kitap yapıp aleyhimiz­
de türlü türlü şeyler yazmışsın. Biz de seni öldürünceye
kadar dövmeye karar verdik. Birer kamçı alarak buraya
geldik. Cezana hazır ol, diyerek kamçılan göstermişler.
Bektaşi kadınları yatıştırmaya çalışmışsa da başarılı olamadığından dayak yemeğe razı olarak:
— Fakat bir şartla. Birinci kamçıyı içinizden en çir­
kin olanı vuracak, demiş. Kadınlar bu şartı kabul etmiş­
ler.
Fakat ilk kamçıyı vurmak için kimse öne çıkmayın­ ca, bu dayak faslı da yarım kalmış.
BEHLÜL'ÜN HAKİM MAKAMINA OTURMASI
Halife Harun Re- şid'in süt kardeşi di­ vane Behlül bir gün yoluna devam eder­ken pencereden bak­mış ki hakimin yeri boş, hemen geçip o makama oturmuş. Bunu gören vazifeliler:
Vay gidi divane, senin bu makamda ne işin var?
Kalk bakalım, diyerek, sille tokat dışarı atmışlar. Bunu
görenler Behlül'e sormuşlar:
A divane, böyle ne iş yaptın ki seni bu kadar dö­
vüyorlar? demişler. O da cevap vermiş:
Ben bilmem, hakimin makamında bir dakika ya
oturdum ya oturmadım, buna rağmen bu kadar dayak
yedim. Hakim ise sabahtan akşama kadar o makamda
oturmaktadır, ne kadar dayak yiyeceğini artık Allah bi­
lir...
Lamba Cini
Kadinin biri temizlik yaparken bir lamba bulmus. Bunun tozunu alirken icinden bir
Cin çikmis ve "Dile benden ne dilersen..." demis. "Ama sakin unutma, benden
sadece üç dilek dileme hakkin var ve de her isteginin iki katini kocana verecegim"
demis. Kadinda "Tamam" demis. Ve ilk dilegi "Beni dünyanin en guzel kadini yap"
olmus. Cin, "Bak ama kocan iki kat daha yakisikli olacak" demis. Kadin "Sorun degil."
demis. Ikinci dilegini, dünyanin en zengin kadini olmak olmus. Cin kadini yine
uyarmis... "Bak kocan senin iki katin kadar zengin olacak" demis... Kadin yine
"Sorun degil." demis... Sira üçüncü ve sonuncu dilege gelmis ve kadin gülerek;
"Simdide beni öldurmeyecek hafiflikte bir kalp krizi geçirmemi sagla..." demis.
Hangi Ülke Vatandaşı Daha Avantajlı
JAPON OLMANIN FAYDALARI
-Bakkalınızdan Japon yapıştırıcısı isterken gururla " - Şu bizim yapıştırıcıdan versene" dersiniz.
-Çok kiloluysanız zayıflamak için milyonlarca lira harcamaz aksine Sumo Güreşçisi olup üstüne para kazanabilirsiniz.
- " -Adamlar yapmış ağbi! "diyerek hep kulaklarınızı çınlatırlar.
- Devleti yönetenlerin koltuklarını bırakmaları için ölmelerini beklemezsiniz.
İNGİLİZ OLMANIN FAYDALARI
- Her zaman için beyaz atlı prensin kapınızı çalma ihtimali vardır(Prens Charles! ) .
- Ve üstteki mantığa göre kaynananız bir kraliçe olabilir.
- Hiç bir baltaya sap olamazsanız, bir tamirhanede " İngiliz anahtarı "olabilirsiniz.
- İngilizceyi su gibi konuşursunuz. (!)
ETiOPYALI OLMANIN FAYDALARI
- Solarium için milyonlarca lira ödemeniz gerekmez.
- Diet yapmak için kasmazsınız.
- Tüm yardım konserleri sizin için yapılır.
- Akrabalarınız ya basketbolcu ya şarkıcı ya da dansçıdır.Aç ayı oynamaz lafını altüst edersiniz.
AMERİKALI OLMANIN FAYDALARI
- Kendinizi iyi hissetmeniz ve Amerikalı olmanın hazzını ve gazzını almak için, herhangi bir Amerikan filmini seyretmeniz yeterlidir.Eğer hala övünmekten böğ gelmemiş ve kusmamışsanız.
- Her zaman ülkeniz savaştadır ama size zarar gelmez..
- NBA maçlar ını izlemek için sabahın köründe kalkmazsınız..
- Her apartmandaki 10 kişiden 5 'i dünyayı kurtaracak güçtedir.. Düşman ister uzaylı olsun isterse bir göktaşı ... (örnek: Rambo, terminator, v.s..)
ÇİNLİ OLMANIN FAYDALARI
- Çocuğunuzun ismini tabak çanak kırıp koyabilirsiniz. Çang, Çung, Çing gibi..
- Uzaydan görülebilen tek insan eseri olan " Çin Seddi" ni gerçekleştirmiş olmanın gururunu yaşarsınız..
- Uzağı net görmek için gözlerinizi kısmanız gerekmez.
- Tek yataklı oda parası verip üç kişi yatabilirsiniz.
FRANSIZ OLMANIN FAYDALARI
-İngilizce bildiğiniz için değil, bilmediğiniz için hava atarsınız( Yani onlar öyle sanıyor) ..
- Her şeye Fransız kalabilirsiniz..
- Fransızca küfür bile etseniz şiir okuyosunuz sanırlar...
İTALYAN OLMANIN FAYDALARI
- Kaybolmazsınız. Çünkü her yol Roma'ya çıkar.
- Herkesin sırtını yaslayacak bir dayısı vardır,özellikle Sicilya dolaylarında...
- Dünya kızları, yakışıklılıkta hep sizi örnek gösterir..
- Doğan SLX fiyatına FERRARİ alabilirsiniz( Abartık ama olsun! Eee.. Böyle vergilere böyle espri!) ...
VEE TÜRK OLMANIN FAYDALARI
- 2050 yılında dünyanın tek hakimi olabilirsiniz(Çünkü herkes uzaya çıkmış olacak)...
- Eğerdünyanın hakimi olursanız, uzaydan gelebilecek UFO lara taş atıp onları korkutup, kaçırabilirsiniz( UŞAK da yaşanmıştır) ..
- Restoran, lokanta gibi yerlerde masaları birleştirebilir ortaya bir salata söyleyebilir, masanın kısa bacağının altına katlanmış kağıt koyabilirsiniz...
- Otobüs, uçak, hastahane, vb. gibi cep telefonu kullanmanın yasak olduğu yerlerde gizli gizli cep telefonu ile konuşabilir, plajda cep telefonunuzu mayonuza sıkıştırabilir ve herşey çok normalmiş gibi davranabilirsiniz..
-İşsizlik, üretimsizlik, sosyal eşitsizlik, trafik canavarı, enflasyon ve sonu gelmeyen zamlarla canla başla mücadele ederek, " ülke yönetmecilik "oynayan siyasetçilere yıllarca katlanarak " Varolmanın dayanılmaz eziyeti "ve"insanoğlunun dayanıklılık gücü" konularında bilimsel araştırmalara katkıda bulunabilirsiniz...
Evet şaka bir yana, aslında nerede yaşadığınız değil, nasıl yaşadığınız daha önemli değil mi? Victor Hugo ne güzel söylemiş:
"HERKES ÖLÜR AMA HERKES GERÇEKTEN YAŞAMAZ"
Tüm Ülke İşsiz
Uluslararasi Cerrahlar Konferansı bittikten sonra bir Amerikalı, bir İngiliz, bir de Türk cerrah birlikte bir şeyler içmeye giderler.
İngiliz başlar anlatmaya; "Geçen gün bir iş kazası geçirmiş birini getirdiler. Adam presin içine sıkışmıştı. Sadece sol küçük parmağı vardı. Bizim elemanlarımız öyle iyi çalıştılar ki, önce parmağa bir el, sonra kol, sonra da vücut yaptılar. Adam taburcu olunca o kadar verimli bir işçi oldu ki onun yüzünden 5 işçi, işsiz kaldı." Amerıkalı söz alır; "Bana ise geçen gün saç getirdiler. Adam nükleer reaktörün içinde kalmış. Sadece saçı vardı. Oldukça iyi bir çalışma ile önce saça bir baş, sonra vücut vs yaptık. Adam taburcu olduğunda o kadar verimli oldu ki, onun yüzünden 20 kişi işsiz kaldı. Türk söz alır; "Geçen yolda gidiyordum. Bir de baktım, yerde bir tik vardı ve kendi kendine atıyordu. Hemen yerden alıp çantama koydum. Laboratuvara gidip önce o tike uygun bir göz, sonra o göze uygun da bir baş, o başa uygunda bir vücut yaptık. Ortaya bir adam çıktı. O kadar verimli oldu, o kadar verimli oldu ki, bütün ülke onun yüzünden şimdi işşiz...
Don davası
Sultan en güvendigi adamini Arabistan'a hünkar göndermis.
Hünkar, Arabistan'da gezerken bakmis, araplar entari giyorlar ama alta donlari yok. Bir rüzgar estimi, manzara felaket! Haber salmis, altina don giymeyenler kadi huzuruna çikartilip,
hapsedilecek. Aradan günler geçmis, Arabin bir tanesi don giymemis ve ilk rüzgarda olay farkedilmis. Kadi huzuruna çikartmislar. Kadi sormus;
-"Adin?"
-"Aptulmecit"
-"Baba adin?"
-"Aptulaziz"
-"Evli misin?
-"5 tane karim var!"
-"Kaç çocugun var?
-"ilkinden 15, ikincisinden 17, üçüncüsünden 16, dördüncüsünden 13, besincisinden 18 tane."
Kadi kararini vermis ve aciklamis :
"Aptulaziz oglu, Apdulmecit 'in, don giymeye vakti olmadigindan beraatine karar verilmistir!"
Heyecanlı bir ses:
"Merkez tarandık".
Merkez:
"Hayır efendim aranmadınız".
.................................................. ........................= .................................................. ...
4512:
"Merkez! Alet kontrol"
Merkez:
"Elinizdeki alet değil, cihaz".
4512:
"Aletin cihaz olduğu anlaşıldı merkez".
.................................................. ........................= .................................................. .................
Şöför:
"Müdürüm, araç intikal etsin mi?"
Müdür:
"Etsin, ama içinde şöförüde olsun".
.................................................. ........................= ......................
Merkez:
"Camide son durum nedir?"
5436:
"Cenazeler mezarlığa seyir halindeler".
.................................................. ........................= .....................
4536:
"Merkez, orta kilolu, kara renkli, boynuzlu bir tosun kaybolmuş"= ;.
Merkez:
"Anlaşıldı. İstasyonlar not alın. Kaybolan tosun eşkali ve= riyorum".
.................................................. ........................= ...........
3370:
"Bir minibüs at arabasına çarpmış, at vefat etmiş".
Merkez:
"Başın sağ olsun evladım.
.................................................. ........................= ....
Merkez:
"Ananın Yeri'nde kavga ihbarı var. Ekip intik= al etsin".
7443:
"Anlaşıldı Merkez,
Ananın Yeri'ne ekibimle seyir halindeyiz".
.................................................. ........................=
5690:
"Burada çekilmesi gereken bir araç var".
5491:
"Efendim, ben sahilden intikal ediyorum".
Merkez:
"91, sen bulunduğun yerde kal, 31 çeksin".
.................................................. ........................= ..................
7553:"Kaçan aracı takip halindeyiz".
Merkez: "Anlaşıldı. Mevkiiniz?"
7553:"Kaybolduk Merkez!..."
.................................................. ........................= ................
Merkez:"Mevkiiniz?"
4566:"Cumhuriyet caddesi".
Merkez:"Tam mevkiiniz?"
4566:"Arabadayız Merkez".
.................................................. .....................
5452: "Bahse konu aracı aldık, inceliyoruz, tamam"
Merkez: "Araç alkollü mü?"
5452: "Olumsuz efendim, araç dizelmiş".
.................................................. ........................= .......
4512:
"Merkez, hırsız kaçıyor!"
Merkez:
"Anlaşıldı, nereden nereye kaçıyor?"
4512:
"Şuraya doğru kaçıyor".
Merkez:
"Biri 4512'den telsizi alsın, adam gibi tarif etsin".
.................................................. ........................= .......
3345:
"Yonca Evcimik konserindeki son durum nedir?"
6220:
"Henüz Abone'yi söylemedi amirim".
.................................................. ........................= ....................
5433:
"Caddede şüpheli bir paket var."
Merkez:
"Anlaşıldı, çevre güvenliğini alın,
pakete dokunmayın. Uzman ekip seyir halinde
5433:
<3 dakika sonra>
"Uzman ekibe gerek yok. Paket boş".
Merkez:
"Nereden anladınız,
'Çevre güvenliğini alın' demiştik".
5433:
" Üzerinden kamyon geçti efendim".
.................................................. ........................= ............
Merkez:
"İskeledeki aracın belgelerini alın".
5426:
"Araç feribota binmekte..."
Merkez:
"Belgeleri muhakkak alın".
5426:
"Doğrudur Merkez, ben de feribota biniyorum".
5426:
<5 dakika sonra> "Aracın belgelerini aldım".
Merkez:
"Derhal merkez karakoluna intikal edin".
5426:
"Olumsuz Merkez. Feribot hareket etti. Ben karşıya geçiyorum. 17= 00 feribotu ile
dönerim".
1 - Bir şey yediğiniz sırada eğer sizi kimse görmüyorsa, o yediğiniz şeyin kalorisi sayılmaz.
2 - Bir çikolatanın yanında bir bardak soda içiyorsunuz... Yine karlısınız, çünkü çikolatadaki kaloriler soda tarafından tamamen elimine edilir.
3 - Biriyle birlikte yemek yiyorsanız, eğer siz ondan az yemişseniz sizin kaloriler ona yazılacağından siz hiç kalori almış sayılmazsınız.
4 - Sıcak içeceklerden cappucino, kakao ve çikolata gibi yiyeceklerde bulunan kafein bu yiyeceklerdeki kaloriyi tamamen yok eder.
5 - Popcorn, Alaska, Frigo gibi "sinema" bağlantılı yiyecekler de kaloriden sayılmaz, çünkü bunlar eğlence dünyasının parçasıdırlar, vücut depomuzun değil.
6 - Kurabiye, bisküvi, kek turu yiyecekleri ne kadar çok parçalara bölerek yerseniz kalorileri giderek bir o nispette azalır.
7 - Çatal bıçakların üzerinde kalmış olup da yaladıklarınız asla kaloriden sayılmaz (Örnek: Sandviç hazırlarken bıçağı daldırdığınız fıstık ezmesi veya krepin üzerine yayacağınız çikolata sosu )
8 - Aynı renkten yiyecekler bir arada alınırsa, daha düşük kalorili olanın miktarında kalori alınmış olur. (Örnek: Ispanak ve fıstık, mantar ve beyaz çikolata).. Ah bu arada tabii ki çikolata dünya çapında bir renktir ve diğer bütün renklerle uyum sağlayabilmektedir...
9 - Donmuş yiyeceklerin hiç birinde hiç kalori yoktur, çünkü kalorinin ısıyla ilgili olduğunu herkes bilir ve bunlar soğukta asla barınamazlar. Dondurmalar bu durumun en iyi örneğidir.
Ve ..... Son olarak zayıflamada en etkili çare: Siz asıl etrafınızdakileri şişmanlatmaya bakın, ya da arkadaşlarınızı sizden daha kilolu olanlardan seçin, böylece mutlaka olduğunuzdan daha zayıf görüneceksiniz.
Doktor, muayenehaneye ilk kez gelen hastadan 50 bin, sonraki muayenelerde 30 bin lira aliyordu. Bunu ögrenen Kayserili, muayeneye ilk gidisinde:
- Iste yine geldim doktor bey dedi.
Doktor soyunmasini söyledi. Muayene etti, ücretini aldi:
- Sağliginiz düzeliyor. Ayni ilaclari kullanmaya devam edin!
taksi kârı
Yahudi'nin biri oğluna sormuş.
-Eee oğlum,anlat bakalım bugün kaç para kâr ettin?
Çocuğun cevabı:
-Babacığım bugün otobüse binmedim arkasından koştum ve 1 milyon kâr ettim.
Baba sinirlenmiş:
-Aptal oğlum neden bir taksinin peşinden koşup da 5 milyon kâr etmedin, düşünsene?
5 para etmez
bir beşiktaşlı taraftar ile bir fener bahçeli taraftar derby maçına gitmek için taksi ye binerler bu arada beşiktaş taraftarı fenerliye sen beş para etmezsin der.diğeride ona karşılık verir asıl sen beş para etmezsin sonunda inönü stadına gelirler.beşiktaşlı taksiciye sorar :
- ne kadar
taksici :
- 5 ytl
başiktaşlı taraftar :
- peki bu olmasaydı kaç para alırdın ?
taksici :
- yine 5 ytl der...
beşiktaşlı taraftar fenerliye döner ve der ki :
- gördün mü 5 para etmezsin...
sincap
hoca birgün amerikaya gitmek üzere uçağa binmek ister fakat uçağın kapısındaki hostes nasrettin hocaya:
-beyefendi sizi bu şalvarla uçağa alamayız demiş.
hocanın arkasındada çok güzel bir kadın,kadının elinde de kafesin içinde bir sincap varmış.hostes kadına dönerek:
-hanımefendi sizi de bu sincapla uçağa alamayız demiş.
havaalanına inen hoca ve kadın uçak kalkmadan uçağa nasıl bineceklerini düşünmeye başlamışlar.kadın hocaya:
-hoca sen benim sincabı şalvarın içine sok ben cazibemi kullanarak bizi uçağa aldıracağım demiş.hoca sincabı şalvarın içine sokmuş ve kadın dediğini yapıp ikisinide uçağa aldırmış.aradan zaman geçmiş fakat nasrettin hoca uçağın kalkmasını beklemeden sincabı alıp uçağın içinde fırlatmış.bunun üzerine ikiside uçaktan atılmış ve uçak kalkmış.kadın hocanın yanına gidip 'hocam neden böyle yaptın?'demiş.
hocada sinirli bir tavırla kadına dönerek:
-hanım hanım senin ki dal sandı tırmandı ses çıkarmadım,ceviz sandı kemirdi yine ses çıkarmadım,arkaya döndü yuva sandı girdi çıktı yine ses çıkarmadım amaaaa cevizi yuvaya taşımaya çalışınca ona dayanamadım demiş.
Yasanmis din hocasi - ögrenci diyaloglaridir:
-Çocuklar kiyamet cuma günü safak vaktinde olucaktir.
-Ama hocam nereye göre safak vakti? bizde Safak vaktiyken diger tarafda gece oluyor...
-Numaran kaçti senin?
-Ne olduki hocam?
-Çok güzel soru sordun 5 vericem...Cevabini bilmiyorum çünkü...
__________________________________________________ ___________
-Bu evren, bu kuslar, bu böcekler çiçekler, hepsi yüce rabbimizin bizlere
birer armaganidir.. Kendi vücudunuza bir bakin ... bu mükemmeliyeti baska kim yapabilirdiki? mesela gözlerimiz... yüzümüzde yani ona en uygun yerde... Gözlerimiz diz kapaklarimizda olsaydi ne kadar çirkin olurdu degil mi?
-Itirazim var hocam.
-Söyle çocugum!
-Eger gözlerimiz diz kapaklarimizda olsaydi degisen hiç bir
sey olmazdi , çünkü herkesin gözleri diz kapaklarinda olurdu, o zaman da siz "çocuklarim, gözlerimiz yüzümüzde olsaydi ne kadar çirkin olurdu" derdiniz, ben de itirazim var derdim... _
_______________________________________
O derse aldigim kedi yavrusu sinifda gezerken hoca;
-Kim soktu bu mendebur hayvani sinifa?
-Been. ama hocam o da allah-i teala'nin yarattigi bir varlik degil mi?
yazik...
-???
-e tabii o da allah-i teala'nin yarattigi bir mahluk. hem peygamber efendimiz de çok severmis. Ay pek de sevimli kerata...
________________________ o _______________________
-Peygamberimiz Hazreti Muhammed sallallahu aleyhi vesellem de iftarini hurma ile açarmis..
-Hocam, Mekke'de iskender kebap mi vardi ki?
-Sus! terbiyesiz, zindik, kafir...
________________________ o _______________________
-Çocuklarim eger dünya günese 1 cm. yakin olsaydi her yer erir eger 1 cm. uzak olsaydi her taraf donar ve yasayamazdik... Allah'in oldugunu bundan anlayabiliriz.
-e iyi de hocam dünya günese 18 ocakta yakinlasir 21 haziranda da uzaklasir.. hem de 1 cm. degil yaklasik 2 milyon kilometre ... ee hiç bir sey olmuyor...
-Iste bu da allah'in bir mucizesidir...evladim...otur...laubali, ukala..
hapşırma sonrası diyaloglar
-cok yaşa
-var mı bildigin yontem?
-...nasil yani?
-cok yaşamak icin diyom, ucuz, etkili..
-şey, ben sadece ...
-neyse, boş ver, sen de gor ...
----------------------------
-habuşieaa
-çok yaşa
-hepberaber ama farklı yerlerde ...
Vasiyetim
Amerikalı milyoner bir bayan, genç ve yakışıklı avukatını yanına çağırır ve der ki:
- Artık yetmiş yaşına geldim ve biliyorum ki artık bu dünyada misafirim. Bugün yarın demeye kalmaz ruhu teslim ederiz... Onun içindir
ki sana vasiyetimi yazdırmak istiyorum
Avukatı da;
- Tabi hanımefendi, diyerek hemen kağıt ve kaleme sarılır. Kadın başlar saymaya...
- Benim bildiğin gibi hiç kimsem yok bugüne kadar hep tek başıma mücadele ettim ve çalışmaktan ince işlere bile zamanım olmadı.. Kendimi bildim bileli iş hayatının içindeyim. Sadece iki dileğim olacak...
Biliyorsun servetimin tamamı 100 milyon dolar... Bana öldüğümde 99 milyon dolar harcanarak öyle görkemli bir cenaze töreni
hazırlansın ve yapılsın ki; bütün ülke bunu günlerce konuşulsun der...
Avukat:
- Evet efendim anladım, der ve "İkinci dileğiniz ne" diye
sorar. Yaşlı ve zengin kadın biraz utanarak biraz da sıkılarak genç ve yakışıklı avukatına,:
- Bugüne kadar hiç kimseyle beraber olmadım ve hala bakireyim, der.
- Dediğim gibi bugün yarın göçüp gideceğim bu fani dünyadan... Bu
zevki tatmadan ayrılmak istemiyorum ve benimle iş tutmayı kabul edecek kişiye de geri kalan 1 milyon doları vereceğim der.
Avukatın gözleri açılır ve:
- Anladım efendim, diyerek kendisine bu konuda yardımcı olabileceğini söyler. Genç avukat akşam eve geldiğinde kara kara düşünmektedir...
Karısı bir şeyler olduğunu anlamıştır ve konuyu avukatın açmasını bekler...
En sonunda adam karısına açılır ve o günkü yaşlı milyonerle aralarında geçen konuşmayı anlatır...
Eşi de 1 milyon dolara bu işi yapacak birilerini bulabileceğini söyler ve bunu problem yapmamasını söyler....
Avukat en sonunda ağzındaki baklayı çıkarır ve:
- Hayatım biliyorsun bugünlerde benim de işlerim pek yolunda gitmiyor ve 1 milyon dolar da
çok iyi para hani diyorum eğer sen de kabul edersen bir kereden bir şey olmaz... Hem ihtiyarın hayrını alırız hem de iyi bir para
kazanmış oluruz ne dersin diye sorar...
Genç kadın biraz düşündükten sonra;
- Haklısın hayatım zaten yolun
sonuna gelmiş durumda hem 1 milyon dolar da çok iyi para bence bir mahsuru yok der.... Genç avukat gelişmelerden son derece memnun ve
sabahı zor eder doğru yaşlı milyonerin yanına...
- Efendim, der.
- Eğer sizin için de bir sakıncası yoksa 1 milyon
dolarlık vasiyetinizi yerine getirmek için talibim.. Zaten milyoner bakirenin arayıp da bulamadığı bir olay...
- Peki o zaman yarın sabah saat 10:00 da malikaneye gelirsin ve bu işi bitiririz der... Akşam avukat son derece neşeli evine gider ve eşine milyoner bakireyi razı ettiğini ertesi gün bu iş için saat on'da evine gideceğini
söyler.. Eşi de;
- Peki o zaman yarın seni ben bırakırım tahmini ben seni 10:30 gibi yine oradan alırım, diyerek anlaşırlar... Aynen planlandığı gibi ertesi sabah kadın avukatı malikaneye 10 da bırakır ve gider..
10:30 civarında evin önüne gelir ve beklemeye başlar... Evde hiç kıpırtı yok..
- Neyse, der kadın 5-10 dakika uzayabilir önemli
değil diye düşünür... Saat 11'e doğru artık dayanamaz ve başlar dıt dıt kornaya basmaya...
evden hala ses yok.. Birkaç dakika sonra tekrar dıt dıt... Gene çıt yok.... Artık kadın iyice sinirlenmeye başlar ve hiç aralıksız kornaya basar.....
Daaaaaattttttt !!!!! daaaatttttt...!!!!!!
Derken pencereden yarı çıplak vaziyet de genç avukat çıkar ve eşine seslenir : Sevgilim sen
bugün git benim ne zaman geleceğim belli değil...
Kadın fikrini değiştirdi Cenazemi belediye kaldırsın diyoooor.....
son_azrail
17-05-2006, 10:04
Subject: sef-memur diyalogu
SEF:Kötü bir sey olmamistir insallah... (Yine geç geldi hiyar.)
MEMUR: Sormayin müdür bey, basima neler geldi bir bilseniz
(Ulan bu da beni her gün kapida bekliyor herhalde...)
SEF: Hayirdir n'oldu?
(Gözleri kan çanagi, aksam odun gibi içmis bu hiyar!)
MEMUR: Efendim dün halamin oglunun evinde kaldim, gecenin vakti karakola düstük maalesef.
(Inandi galiba. Isterse detay sorsun, yol boyunca hikaye düsündüm)
SEF: (Inanmis gibi yaptim ya, gözleri parladi. Yol boyunca yalan düsünmüstür zaten)
Allah Allah geçmis olsun, gelin oturun söyle...
(Hala les gibi içki kokuyor it!)
MEMUR: (O kadar da sakiz çignedik ama kokuya uyandi galiba lavuk)
Simdi efendim, benim dayimin oglu
(lan demin halamin oglu mu demistim yoksa?)
kedi ticaretiyle ugrasiyor...
SEF: (Oha! Uydurdugu meslege bak)
Aaa, çok ilginç bir is. Para birakiyor mu bari...
MEMUR: ( Sanane lan parasindan)
Sokak kedisi degil efendim, amcamin oglu
(Lan valla iyice karistirdim. Amcaoglu muydu, dayioglu mu?)
Van kedisi satiyor.
SEF: Eee, n'olmus, kedi mafyasiyla basi derde mi girmis?
(Lafi soktuk ama anlayacak adam nerede?)
MEMUR: (Espri yapti hayvan)
Yok efendim, öyle degil. Simdi teyzemin oglu
(Ulan suna bastan kuzen desene, is iyice moka sardi)
Van kedisi satiyor. Istanbul'da bu isi sayili adam yapiyor biliyorsunuz...
SEF: Bu meslek dalini ilk kez sizden duydum, sayisini bilemiycem.
(Yahu, laf sokmaya çalisacagima kafayi uçsam ya suna... Neyse sakinleseyim)
MEMUR: Neyse beyefendi, diger saticilardan biri, sokak kedilerini toplayip gözlerine lens takiyormus meger (uçtuk mu ki?),
sonra da degisik göz renkleri var diye Van kedisi olarak satiyormus
SEF: (Vay ki vay, vay ki vay! Bu itin idrarini tahlile göndericem, alkol kafasi degil bu)
Bakin siz su sahtekarlara...
MEMUR: Kesinlikle haklisiniz efendim, neler var. Baksaniza, sen tut hayvanlarin gerçek gözünün üstüne renkli lens tak, sonra da Van kedisi diye sat...
(Kesin abarttik)
SEF: (Onu anladik essek sipasi, gerisinde ne yumurtlayacan ben onu merak ediyorum)
Sizin kuzenin ne alakasi var ki bununla
(Kuzen dedim ya, sevindi, gözleri parladi. Salak...Salaak... Salaaak...)
MEMUR: (Kuzen dedi, valla kuzen dedi. Kurtuldum stresten)
Efendim, Istanbul'da ne kadar Van kedisi ticareti yapan varsa topluyorlar...
ÞEF: Dogru ya, zaten sayili...
(Bunu dövmek de kesmeyecek, ne yapsam acaba?)
MEMUR: Aynen öyle beyefendi. Neyse, evdeyim diye beni de aldilar.
(Of be, kurtulduk galiba)
SEF: (Karsi saldirinin zamani geldi),
Neyse olayin ayrintilarini okuruz gazetelerden, ilginç olay, kesin haber olur.
(bakalim nasil karsilayacak?)
MEMUR: (Bunu da hesapladim dallama, ulan ne zekiyim be...)
Yok efendim, yapanlar bulundu. Sonra araya bir sürü insan girdi,bizim yegen
(hay anasini mictik)
de suçsuz oldugu için,ticari itibari sarsilmasin diye gazetelere yansimayacak olay...
SEF: (Bak, bak, bak. Yavsaga bak! Analitik düsünüyor ya, bunu da hesaplamis. Analitik kötek aticam bu deveye)
Neyse, geçmis olsun. Siz bugün eve gidin, iyice bi dinlenin isterseniz. Moraliniz bozulmus, uykusuz kalmissiniz...
(Lan bi git, daha kapida yersin uçan tekmeyi. Bu sefer girismezsem ********im)
MEMUR: (Hisar'da manitalar bekliyor, tabii giderim kerizim. Lan bu lambayi da müdür yapmislar ya buraya, helal olsun valla. He he he...)
Sagolun, aslinda iyi degilim, dinlensem gerçekten iyi olur...
(Lan herif saatini falan çikariyor, odunu yiyecez galiba, vazgeçelim)
Ama gece ne güne duruyor ki beyefendi, gece dinlenirim. Zaten geç geldim, arkadaslara da ayip oldu...
SEF: (Saati bosuna çikardik, uyandi hayvan)
E hadi yerinize geçin o zaman. Tekrar tekrar geçmis olsun.
(Isten kovmak tatmin etse, dakikada kovucam da, dövmem lazim, söyle evire çevire dövmem lazim ki hincimi alabileyim. Neyse bir dahaki sefere)
MEMUR: Sagolun efendim, anlayisiniza tesekkür ederim..
(Lan gitse miydim ki? Saati öylesine çikardi belki de...)
Erimeyen şey
Evvel zaman içinde bir Kral yaşarmış ve Kralın güzeller güzeli bir kızı varmış... Prenses
Ancak ortada ciddi bir sorun varmış
Prensesin dokunduğu herşey eriyormuş.
Her ne olursa olsun;
metal,
tahta,
plastik
her dokunduğu şey eriyormuş.
Bundan dolayı bütün erkekler ondan korkar, hiçkimse onunla evlenmek istemezmiş.
Kral çaresizmiş.
Kızına nasıl yardımcı olacağını bilemiyormuş?
Ülkenin bütün kahin ve sihirbazlarını bir araya toplayım soruna çözüm getirmelerini istemiş.
Kahinlerden bir tanesi Krala,
"Kralım , kızınız elinde erimeyecek bir şeye dokunacak olursa bu lanetten kurtulacaktır." demiş
Kral bu habere çok sevinmiş.
Ertesi gün tüm ülkede bir müsabaka ilan edildi. he held a competition.
Her kim, prensesin elinde erimeyek bir nesne getirir ise, o prenses ile evlenecek ve Kralın bütün servetinin varisi olacaktır.
Sadece üç genç Prens meydan okuma cesaretini göstermiş.
Birinci Prens Titanyumdan yapılmış çok sert bir kalkan getirmiş. Nafile, Prenses dokunur dokunma eriyivermiş.
Prens üzgün bir şekilde ordan ayrılmış.
İkinci Prens, elmasın dünyadaki en sert nesne olduğunu ve erimeyeceğini düşünerekten devasa bir elmas getirmiş. Yine nafile, Prensesin bir dokunuşu ile eriyip gitmiş. Oda boynu bükük ve hayata küskün ayrılmış ordan.
Üçüncüsü Prensese yaklaşıp, "Elinizi cebime sokup içinde ne olduğunu hissedin demiş." Prenses söyleneni yapmış, kıpkırmızı olmuş. Hissettiği şey çok sertti. Elinde tutuyordu ve.... erimemişti!!!
Kral çok mutlu olmuştu.
Krallığındaki herkes çok mutlu olmuştu.
Böylelikle üçüncü Prens Prenses ile evlendi ve hayatlarının sonuna kadar mutlu olarak yaşadılar.
Soru:
Prensin pantolonundaki nesne ne idi?
(cevap için aşşağıya bakın)
Tabii ki M&M's çikolataları idi. Onlar ağızda erir, elde değil.
DELİKANLI ALEMİNE INTERNET LUGATI
* Internet
Abi resimler var, yazılar var, aradığın herşeyi buluyormuşsun. Yani ben daha bulamıyorum ama söylüyorum buluyorlar. Manita resimleri desem offff, offff. Tofaş'ın bile sayfası var. Bi de bunun denizde yapılası varmış, sörf, mörf bişi, onu da araştırıyorum.
* www
Bunlar her gördükleri yere www yazıyorlar. Bir bilgisayar görür görmez hemen bu ecnebi harfe 3 kere basın. Beni utandırmayın.
* Nikneym
Alemde bi yamukluk olmasın diye kendilerine takma isim alıyolar.
Gazoz Ömer'in gazoz'u, Patinaj Ali'nin patinajı gibi.Bize yakışmazzz, ben "Davut".
* Çet
Şimdi burada bir sürü aklı evel birbiriyle tanışıp saatlerce geyik
yapıyorlar, yengelerle tanışıyorlar, bi nevi muhallebici yani.
* Site
Bildiğiniz site işte uzatmayın.
* Tıklamak
Abi laf bana çok ters geliyo. Ne o öyle oraya tıkla, buraya tıkla.
Erkek adam tıklamaz, BASAR. Ne öyle tık tık.
* Aysikü
Çet'te tanıştığımız yengelerimizle özel durumlarda konuşmak için
icad edilmiş. İyi alet de, ne o öyle papatya ayağı?
* Davlod (indirmek)
Bakmayın kızıyorum ama habire "şunu indirdim, bunu indirdim" diyip duruyolar. Henüz bi vukuatlarına şahit olmadım ama..
* imeyl
Posta kutusu gibi bir yer. Ama pek işe yaramıyo. 10 gün önce bizim memlekete bi mektup attım bununla hala almamışlar.
* Hit
Bu kesin İngilizce'dir dedim. çtım sözlüğü baktım. Bu herifler
dövüldükçe seviniyorlar.
Bizim temel akıl hastanesinde başhekimdir.. bir gün bakanlık müsteşarı hastaneyi ziyaret eder. camdan bahçeye bakarken delilerin yüksek bir yerden havuza atladığını görür ve başhekim Temel’e
- Bravo... çok mükemmel. hastaların sosyal faaliyetlerini düşünmüşsünüz... bunun için sizi tebrik ediyorum
der.
Temel’in koltukları kabarır:
- Sayın müşteşarum siz esas o havuzi bi da su doldurduğumuz zaman görün ne sevineyi zavallılar
der.
Müsteşarın tepesi atar. Temel durumu idare etmeye çalışır:
- Su koysak da farketmez, onlar yüzme bilmeyi ki...
Temel kadın kuaförlüğü yapmaktadir. Bir müşterisine aşıktır.
Her akşam Cemal'le bir iki kadeh yuvarlarken dertleşir:
- Aşuğum Cemaliim. O da pana aşık.
Cemal şaşırır:
- O da sana aşıksa evlenin daa.
Temel açıklar;
- Her gün gelip saçlarını yaptırup, pi sürü para verirken,
evlenup pedavamı yapayum?
.....taksiciii yalanlarııı.....
Müşterisini çok 'gezdiren', taksimetre fazla yazsın diye dolaştıran taksi şoförü yalanları:
* Abi demek sen de fark ettin. Geçen doktora gittim o da aynı şeyi söyledi. Ben de dolaşım bozukluğu varmış. Direksiyona geçince de dolaştırmam ondan anlaşılan. Allah düşmanımın başına vermesin, çok zor valla. Evlerden ırak.
* Bende yalan yok. Tamam, gezdirdim ama bu dünyaya niye geliyoruz zaten. Atalarımız ne demiş: "Gez dünyayı gör Konya'yı." Bak neredeyse Konya'ya geldik biz de. Ne kadar çok yer görsek o kadar kar değil mi? Gezebildiğimiz kadar gezmeyelim mi yani şu üç günlük dünyada?!
'BAŞARDIK ABİCİM!'
* Aaaa sen Türk müydün abi ya? Ben seni vallahi turist zannettim biliyor musun? Şehrimizin tarihi güzelliklerini gösterip Türk turizm sektörüne bir nebze de bizim katkımız olsun hesabı gezdiriyordum seni. Para falan da almayacaktım. Bir mutlu turist bin mutlu turist icabında değil mi abicim?!
* Speed filmi vardı ya, hani arabanın altına bomba koyuyorlardı teröristler, arabanın durmaması gerekiyordu, durursa havaya uçacaktı hani. Sana söylemedim telaş yapma diye ama aynısından benim taksiye de koymuşlar. Ama seni gezdirirken bir taraftan da bombayı etkisiz hale getirmeye çalıştım. Başardık abicim, birlikte başardık. Çaak!
* Dönüp dolaşıp gideceğimiz yer aynı değil mi ablacım?! Ben fani dünyadan bir an sıyrılıp düşünce aleminde bir takım dersler alalım istemiştim. Bunu bu kadar büyütecek ne var? Üç günlük dünya için beni kırdığına değer mi? Nereye gidiyoruz dediydin sen?!
'MERAKIMI GİDERDİM'
* Benim taksimetre maksimum kaç rakamını görür diye merak etmiştim. Vay be, 970 milyona kadar çıkabiliyormuş. Bıraksan milyarı da görecekmişiz demek ki. Neyse sayende bir merakımı daha giderdim. Allah razı olsun senden
* Bak şimdi kırdın beni. Ben de biliyorum Osmanbey'den taksime giderken Boğaz Köprüsü'nden geçilmeyeceğini. Sen bilgili birikimli bir abimiz olarak görününce gözüme 'işte' dedim, 'işte Anadolu'nun derdine kulak verecek bir vatansever bindi arabama nihayet' dedim. İstedim ki Anadolu ile kucaklaşalım, onların dertlerine merhem olalım. Yanlış mıyım abim?!
* Sanayiye götürdük, dünya para harcayıp yaptırdık. Hâlâ sağa çekiyor araba. Buna artık çekmek de denmez. Hesapta şoför benim ama araba istediği yere gidiyor. Bak şimdi de canı balık çekiyor. Boğaza doğru gitmeye başlayacak. Aman diyim ağabeycim, at kendini aşağı, sen kendini kurtar bari.
'NASIL DALMIŞIM YA!'
* Ablacım yani hiç yaşını göstermiyorsun biliyor musun?! O kadar genç göründün ki gözüme şunu biraz gezdireyim dedim. Çocuklar, gençler sever ya otomobille gezmeyi. Benim evdekiler öyle en azından onlardan biliyorum. Demek yanlış görmüşüm ha?! Pes valla.
* Aaaa nasıl dalmışım ya!! İki gündür oraya buraya derken eve gitmeye fırsat bulamadım. Bir an eve gidiyorum sanmışım. İçimi nasıl bir huzur kaplamış. Yoksa ne işimiz var Pendik yolunda değil mi? Ah yuva hasreti, insanın evi gibisi var mı?
* İki seferdir aynı dükkanın önünden geçiyoruz, doğru. Ama neden geçiyoruz. Boşuna mı?! Asla. Vitrindeki manto tam yengeme göre. Fiyatı da uygun. Gözüne çarpsın da yengeye al, mutlu et istiyorum ama nerdeee?! Sen takmışsın gezdiriyorsun, dolaştırıyorsun diye tatava yapmaya. Aynadan bakıyorum, yengenin de gözü var o mantoda bilesin. Ben başka bir şey demiyorum abi ona göre, sen bilirsin....
Öğrenci Evinin Anatomisi
# Her öğrenci evinde muhakkak 'nöbetçi sistemi' uygulanır ve günün nöbetçisi, resmi köle statüsünde kullanılır. Yemek sırasında en az elli kere mutfağa gönderilir.
# Evdekilerin temel gıda maddeleri yumurta ve patatestir. Bu ikisinin birleşiminden 12 çeşit yemek yapılabilir. Çay yemekten sonra değil, yemekle birlikte içilir.
# Her gece kesinlikle saçma sapan bir tartışma konusu açılır. (Düşünmüyorum o halde yok muyum yani? Dünya döndüğü için mi güzel? (Attan inip eşşeğe binilir mi?)
# Her evin muhakkak suyu, çayı deviren bir sakarı vardır. Ha bi de işlerden kaytaran tembeli bulunmaktadır.
# Yemek yapmaya karar verilir ve yemek yapmaya başlandığında eksikler ortaya çıkar, zamanla yarışarak yemek tamamlanır.
# Kesinlikle ama kesinlikle temiz çatal, kaşık, tava kalmayıncaya kadar bulaşıklar yıkanmaz.
# Her sabah derse geç kalınır ve öğle kalkıp okula yemek yemeğe gidilir. (Okulun yemeği ucuz olduğu için...)
# Sınav dönemlerinin favori cümlesi "bu gece yatmıycam ders çalışcam"dır. Gece yatılmaz ama ders de çalışılmaz.
# Evin duvarları vize-final tarihleri, ilginç sözler, nöbetçi listesi, harcama listesi gibi yazılı belgelerle süslüdür.
# Öğrenci evinin, öğrenci misafirleri de eksik olmaz ve gelen misafire önce "bi kola al da içelim"diye başlanılan ısmarlatma olayına,iyice sövüşleninceye kadar devam edilir.
# Ev genelde bodrum ve giriş katta olduğundan, pencereden girilebilir özelliktedir. (Her ihtimale karşı bi pencere muhakkak içeriden kilitlenmeyerek açık bırakılır.) Dış kapı ise zaten kilitlenmez.
# Ev fertlerinin tamamı leyla gibidir, yani aşk trafiği yoğundur. Kimininki platoniktir, kafayı yer ve yedirtir, kimi romantik takılır, şiirler ezberlenir, kimi ise akşam ansızın nişanlı olarak eve dönebilir
Super Kahramanlar Dindar Olsaydı :)
süperman yetis, yakit yüklü bir tanker okul servisine carpmak üzere...
- yazildiysa bozmak olmaz...
- olur mu abi öyle sey...
- Allah'in dedigi olur... öyle herseye karistirmayin beni...
----------------------------------------------------------------------------
- batman bak, adini gökyüzüne yazdik...
- hasaaa... silin onu...
----------------------------------------------------------------------------
- cabuk örümcek adam, agini at, etkisiz hale getir sunu...
- dur hele, önce bir mesveret yolunu deneyelim, hem gereksiz ag haramacak israftir, günahtir...
----------------------------------------------------------------------------
- superman yine sehri kurtardin...
- Allah'in izni ve Keremiyle!
----------------------------------------------------------------------------
- süpercan göktasi dünyaya carpacak birseyler yap...
- hak yoluna girin, basiniza tas yagacak dedik dinletemedik, müstahaksiniz!
----------------------------------------------------------------------------
- kanini akitacam batman!
- niyetliyim abi, yapmasak öyle?
- ooo Allah kabul etsin batmanim...
----------------------------------------------------------------------------
robin: su jokerin ümügünü sıksam abdest bozulur mu batman?
batman: küfür etmeden yaparsan bisey olmaz kanki!?
robin: yakmayalim abi kendimizi?
----------------------------------------------------------------------------
- ben voltran'in kolunu olusturuyorum...
- ben bacagini...
- ben de basini...
- bana bakin, önce sag ayaginizi atin lan!!...
----------------------------------------------------------------------------
- superman, dünya barisi tehlikede...
- tamam abi, inanc dünyasi bitsin, geliyorum!
----------------------------------------------------------------------------
- kutuplarda orucu nasil tutuyon süper abi?
- Rabbim sabrini veriyo güzel kardesim, alti aysa alti ay, vecibedir, tutmamak gibi bir lüksümüz yoktur elhamdülillah...
----------------------------------------------------------------------------
- bu bir kus, bu bir ucak, hayir... bu superman!
- hepimiz Allah'in yarattigi canlilariz sunun surasinda...
---------------------------------------------------------------------------
- hehehe... superman, simdi kryptonite'a karsi ne yapacaksin bakalim?
- oğlum yeni abdest aldim yaklastirma onu!
----------------------------------------------------------------------------
isi bitirip en yüksek yere cikan süperkahraman: tekbiiiiiiiiiiir!
gotham city cemaati: Allaaaaahuuekber...
----------------------------------------------------------------------------
(superman düsmekte olan ucagi tutmadan önce)
- Eüzübillahiminasseydanirracim bismillahirrahmanirrahim, Allah'im sen yüzümü kara cikartma
----------------------------------------------------------------------------
- bay bond, ben de seni bekliyordum...
- bacim sunu bir üstüne ört istersen...
----------------------------------------------------------------------------
- oh robin hood, ne müthis bir insansin!
- estagfurullah, ben sadece zenginlerden aldigim fitre ve zekatlari
fakirlere veriyorum...
----------------------------------------------------------------------------
- hulk abi, sen niye yesilsin?
- cihadin rengi!
----------------------------------------------------------------------------
- sayin wayne, bankalardaki tüm yatirimlarinizi cekip al baraka türk'e transfer etmeniz finans piyasasini salladi, ne diyeceksiniz?
- Allah'in izni ile faizsiz kazancin bereketine nail olmak istemekteyim.
----------------------------------------------------------------------------
- candyman candyman candyman... simdi gelmesi lazim...
- alla alla alla...
- ahanda geliyo
--------------------------------------------------------------------------
bilbo: - gandalf haci, ezan vakti oldu, hadi oku su ezani...
gandalf:- niye ben okuyorum?
bilbo: - üc karislik sakalindan utan! ben mi okuyacam su yasimdan sonra?
----------------------------------------------------------------------------
han solo: hadi hacim, chewbacca'yi bayilttim. hazirsan keselim.
obi-wan: eh o zaman, hadi Allah kabul etsin. bismillah, euzubill...
----------------------------------------------------------------------------
yoda: Allahin gücü seninle olsun!
luke skywalker: eyvallah haci...
--------------------------------------------------------------------------
- he-man abi, senin icin "evrenin hakimi" diyorlar...
- sümme hasaaa! hakimiyet, kayitsiz sartsiz Allah'indir!
----------------------------------------------------------------------------
neo : tank bana en yakin camiyi bul... cumayi kaciracam...
automatic message "tank is away" (cumaya gittim gelicem)
neo : hadi tank bak ezan okunuyor...
Kadir Copdemir, bir internet sitesinde "Çapkinlik" üzerine sorulan soruya şöyle bir cevap veriyor...
Kadın : Merhaba Kadir bey, ben Mehtap. Avukatım. Size sorum şu: erkekler çapkınlıktan neden vazgeçmiyor?
Kadir Copdemir : Şimdi Mehtap Hanım, hadiseye şu açıdan bakalım, diyelim ki biz çapkınlıktan vazgeçtik, her birimiz birer tane kadına adapte olduk, ne olacak o vakit? Ne süslenmenize gerek kalacak, ne şık giyinmenize, ne hamarat olmanıza? Çünkü bizi kendinize bağlamak için bi çabaya gerek kalmayacak. Kozmetik sanayi çökecek, tekstil ve moda sektörü bitecek, otomobil satışları duracak, işsizlik artacak, global kriz çıkacak.. Gördüğünüz gibi hadisenin açılımları global krize kadar varıyor. Böyle de bilimsel çözümleme yapan bir insanım. Ama isterseniz konuyu baş başa bi yemek yerken de konuşabiliriz. O zaman detay da veririm hadise hakkında?
Komik Mesajlar :):):)
- Ilk seferde kazamazsan, suçu amirlerine at, ikinci seferde kazamazsan hile yap, üçüncü seferde kazanamazsan vazgeç, salakligin alemi yok.
- Sen hic sahanda yumurta yedin mi? Evet....Peki deplasmanda yedin mi?
- Cok iyi halk oyunlari oynayan bir kazana ne deriz?...Iyi oynayan kazansin!..
- Kendini mutlu hissediyorsan, bir yerde yine bir salaklik yaptin ve farkinda degilsin demektir.
- Dokuz parmaginda dokuz marifet var.Bir parmagiyla hep burnunu karistiriyor
- Mütevazi olun.Ben mükemmelligimi buna borçluyum
- Sayin abone... Aradiginiz istikamete dogru bütün hatlar doludur. Lütfen baska istikamete dogru telefon ediniz
- Herkes saçiyla oynarken, o favorisiyle oynuyordu. O bir radiKEL
- YAZILIDAN SIFIR ALDIM AMA ÖNEMLI OLAN KATILMAKTI....
- Kadin hakki diye birsey olmaz. Hakki erkek ismi...
- Oglumun adini mafya koydum, artik bi mafya babasiyim!
- Hayatta hiç bir seyi tamamlayamadim ama bu se...
- Sik sik ameliyat olun, içiniz açilir...
- Ilahi Azrail sen adami öldürürsün
- Yazilidan sifir aldim ama önemli olan katilmakti.
- Iki tür insan vardir: "Iki tür insan vardir." diyenler ve demeyenler.
- Insanlar üçe ayrilir: Saymasini bilenler, Saymasini bilmeyenler
- 1959 yilinda içilen kahvelerin hatiri dolmustur, duyurulur!
- Yasamaya ayri, yürütmeye ayri zaman mi ? Ben darbe kullaniyorum. Yikiyorum. Çikiyorum.
- Bilmemek ayip degil, Yeter ki çaktirma...
- Sizde bit sampuani var mi? Kirlendi hayvanciklar.
- Size yapilmasini istemediginiz bir seyi baskasina yapin. Çok zevkli oluyor...
- Abi beni niye anlamiyon. Sende idrak yollari enfeksiyonu mu var?
- Ölüm korkusu sürekli degil mezarda biten geçici bir duygu
- Siddete karsi savas açin! Siddet yanlilarini kursunlayin
- Ayda 200 milyon kazanmak ister misiniz?... O zaman aya gidin.
- Besbinkere söyledim abartmayi birak
- Son gülen sen olacaksin, çünkü geç anliyorsun.
- Eger turist sezonundaysak neden onlari avlayamiyoruz?
- Bir seyleri hatirlayamama ihtimaliniz seye baglidir, seye, hmmmm, kahretsin!
- Bu tüp bebek hatali; Hep gaz kaçiriyor...
Yes abicim, Türkçe egitime benden de okey!!!
- Bir fil elektrik direginden daha yüksege ziplayabilir mi? Elektrik diregi ziplayamaz ki!..
- Selam, ben Aydan Sener - Hadi yaa... Ben de Dünyadan Neil Armstrong
- Çocugun biri birgün kafasini islatmadan sampuanlamaya baslamis. Annesi de: -Olum hiç saç islatilmadan sampuanlanir mi? deyince çocuk: Ama anne bu sampuanda "kuru saçlar için" yaziyor!!!
- Temel, Fransa'ya gitmis. Tabelada Fransa yaziyomus!! Oda "AAA! Burayi da mi Sabanci aldi?" demis!
- Adamin biri birgün eczaneye sinek ilaci almaya gitmis ve eczaci ona "Sineginizin nesi var acaba?" demis.
- Ege bir yunan gölü deeldir. -Ege bir Turk gölü de deeldir. -Binanaleyhh Ege bir göl deeldir.. (Kim söölemis bunu acaba)
- Iki adam muhabbet yapiyormus. Ne muhabbeti demisler, geyik muhabbeti demisler. Ne geyigi demisler, Ren geyigi demisler. Ne reni demisler, el fRENi demisler. Ne eli demisler, hanimeli demisler. Ne hanimi demisler, ev hanimi demisler. Ne evi demisler, dag evi demisler. Ne dagi demisler, Agri Dagi demisler. Ne agrisi demisler, bas agrisi demisler. Ne basi demisler, kusbasi demisler. Ne kusu demisler, muhabbet kusu demisler. Ne muhabbeti demisler GEYIK muhabbeti demisler. Ne geyigi demisler...
- Eger dünya delikanli olsaydi yuvarlak olmazdi
- Gençligim aci veriyordu ameliyatla aldirdim
http://www.resimload.com/140522/cmbxfwIh.swf
>Nüfus Müdürlügünden gerçek isimler
>>
>> >Okþa Býrak
>> >Ayþe Donsuz
>> >Kaymak Bal
>> >Rüþtü Düzer
>> >Çetin Ceviz
>> >Eyüp Sazan
>> >Kurban Etyemez
>> >Yaprak
Döner
>> >Keleþ Koyun
>> >Olgun Portakal
>> >Turgut Tatlýmuhalebici
>> >Yaðmur Saðnak
>> >Güven Kurtul
>> >Yosma Alver
>> >Selma Veren
>> >Þeyime Gündoðdu
>> >Dünya Malýdüzdür
>>
>Jandarma Kýzkaçýran
>> >Ýncil Tevrat
>> >Hayati Kopya
>> >Fikri Faiz
>> >Behçet Becerir
>> >Sabit Ayar
>> >Nazik Emer
>> >Satýlmýþ Dönekoðullarý
>> >Aman Vermez
>> >Döndü
Yandanverdi
>> >Yeter Yalama
>> >Fatma Donukara
>> >Oya Bilir
>> >Kaya Bilir
_zamazingo_
23-05-2006, 23:55
...................
Bush'a Beş Soru
Bush bir ilkokulu ziyarete gider. Konuşmasından sonra öğrencilere soru sorabileceklerini söyler. Bob adında bir çocuk parmak kaldırır:
''Sayın Başkan, size üç sorum var.
1. ABD neden BM'nin onayı olmadan Irak'a girdi?
2. Rakibiniz Kerry'den daha az oy aldığınız halde nasıl başkan seçildiniz?
3. Afganistan'a asker gönderdiniz. Usame bin Ladin'e ne oldu?''
O sırada teneffüs zili çalar.
Bush, ''Teneffüsten sonra devam ederiz'' der. Sınıfa geri dönüldüğünde bu kez başka bir çocuk parmak kaldırır:
''Benim size beş sorum var.
1. ABD neden BM'nin onayı olmadan Irak'a girdi?
2. Rakibiniz Kerry'den daha az oy aldığınız halde nasıl başkan seçildiniz?
3. Afganistan'a asker gönderdiniz. Usame bin Ladin'e ne oldu?
4. Teneffüs zili niçin 20 dakika erken çaldı?
5. Bob nereye kayboldu?''
PERŞEMBENİN GELİŞİ-HAKAN AKSAY Cumhuriyet 25.05.2006
sevgili günlük;
-fakültede birinci gün-
bugün küçükken hep hayal ettiğim bölüme bir mühendis adayı olarak geldim. bir sürü insanla tanıştım herkes çok sıcak kanlı. hocalar fena değil.
-fakültede ikinci gün-
ortam çok güzel. bir yaramazlık yok. sanırım doğru tercihi yaptım. bu üniversite hiç bitmesin istiyorum.
-fakültede onuncu gün-
dersler yavaş yavaş yorucu olmaya başladık. bir de fakültede seksen kişiyiz ama sadece dört tane kız var. bu durum biraz kötü gibi görünüyor ama neyse buraya okumaya geldim. dersime girer gerisine eyvallah derim.
-fakültede otuzuncu gün-
dersler hafiften sıktı. ama sanırım bu da geçer. evimi de biraz özledim.
-fakültede sekseninci gün-
allah'ım bu işkence hiç bitmeyecek mi!!! bütün gün eşek gibi çalışıyorum. çok bunaldım. kafamı bile kaşıyamıyorum. 19 yaşından sonra bir sürü sivilcem çıktı
-fakültede yüzüncü gün-
artık dayanamayacağım. abazanlıktan ölüyorum. fakültede kız yok. intihar eğilimliyim. manik depresifim. geçen gün eski bir arkadaşla buluştuk çocuk beni tanıyamadı saç sakala karıştı daha 20li yaşların başında çöktüm. bu fakülte bitmez.
Alıntıdır:
Zekeriya Beyaz (Yetişkin Bölüme)
Şok! Şok! Paris Hilton şok videosu +18
Arkadaşlar Paris Hilton videosunu ele geçirdim. İlk kez sizlerle paylaşıyorum
Yalnız 2 kere izlenebiliyor. Tamamen eğitim amaçlıdır.
-----------------------------------------------------------------------
Küçük Emrah (Komik Bölüme)
Yaran Nuri Alço Koş Diyalogları
- Nuri Alço Koş, Emrah çok değişti.
- Nuri Alço Koş, Emrah İntikam yemini etti.
- Nuri Alço Koş, Emrah muhtara evinin adresini soruyor.
- ......
-----------------------------------------------------------------------
Bakan Atilla Koç (Sağlık Bölümüne)
Uyku Problemi Çekiyorum
Sevgili doktorum gözüme hiç uyku girmiyor. Gözlerim kapanmıyor. Defalarca uyku hapı kulandım ama hiç fayda etmedi. Bir türlü uyuyamıyorum. Diğer arkadaşlarım konferanslarda da uyurken ben pür dikkat konuşmacıyı dinliyorum. Acaba bir sağlık sorunum mu var?
-----------------------------------------------------------------------
Polat Alemdar (Mail Yardım Bölümüne)
Acil Yardım Pleasee.
Ya arkadaşlar forumda arattım ama bulamadım. Şimdi ben Gmail kullanıyordum. Sonra birden ekranda bir resim belirdi daha sonrada kontrol benden çıktı makina kilitlendi. Hacklendim mi acaba? eğer burdan hackleyen varsa oyarım oda biline
-----------------------------------------------------------------------
Açıklama: Cem Yılmaz, Zekeriya Beyaz’ın "Oruç açmakla ilgili sözlerini yorumladı: 'Bu konularda ondan daha ciddiyim'
Cem Yılmaz (İslam ve İnsan Bölümüne)
Oruç Hangi Hallerde Bozulur.
Arkadaşlar Cem YILMAZ olarak bana bazen soruyorlar oruçlu iken gusletmek orucu bozar mı diye?
Vallahi gusletmekle oruç bozulmaz. Ancak ağızdan, burundan içeri su kaçarsa veya su içine oturulunca veya taharetlenirken içeri su kaçarsa oruç bozulu diye biliyorum ama.
-----------------------------------------------------------------------
Orhan Pamuk (Türkiye'ye Sahip Çık Bölümüne)
Ermeni Meselesi
Arkadaşlar sözlerim yanlış anlaşıldı. Ben 1915 yılında 1 milyon kümes hayvanı kuş gribinden öldü demek istedim aslında. Hem Nobelde kimmiş tanımam bile. Ih eh kem küm.
-----------------------------------------------------------------------
Uğur Dündar (Garip Olaylar Bölümüne)
Hiç böyle büyük hamamböceği gördünüz mü. Kesinlikle +16
Bu hamamböceğini bir pasta imalathanesinde gördüm. Sizlerle paylaşmak istedim. Tamamen kendi çekimimdir. Emeğe saygı.
-----------------------------------------------------------------------
Gökdeniz (Bahis Tahmin Bölümüne)
İşte Kuponum.
Çok sağlam tüyolarım var. Bu kupon bire on veriyor. Benden söylemesi.
-----------------------------------------------------------------------
Gamze Özçelik (Program Yardım)
Rapidshare dosya indirme
Arkadaşlar rapidden nasıl dosya indiriliyor. Örneğin bir video dosyası indirecem tıklıyorum dosya inmiyor. Bilenler bir el atsın lütfen.
-----------------------------------------------------------------------
Bill Gates (Web Hacking Bölümüne)
Google Nasıl Hacklenir.
Arkadaşlar google diye bir site var onu hacklemek istiyorum ama nasıl olacak bilmiyorum. Forumda var demeyin arattım bulamadım. Lütfen yardım.
İş Aramak
Adamin biri is ariyormus. Calismak istedigi firma ile gorusmeye girmis. Sorular... sinavlar... adam berbat,hic bir iste calismasi mumkun degil. Ama torpili yuzunden bir oneri getirmeleri de sart!!!
"Marketing dusunur musunuz?" diye sormuslar.
"Nee?!!" demis adam, "daha iyi birsey yok mu?!"
"Peki, satis sorumlusu olur musunuz?"
"Olmaz" demis, "daha nitelikli birsey isterim."
"Finans isleriyle ilgilenseniz?"
"Yok daha neler, hayatta yapmam; daha iyi birsey, daha iyi birsey!!!" diye sizlanmis bu sefer.
"Peki o zaman" demisler. "size icinde hem seyahat hem seks olan bir sey onerelim."
"Hah!"diye bagirmis adam "aynen boyle birsey ariyorum. Nedir o?"
"S...ir git."
müşteri : M
banka personeli : P
ne kadar internet desen telefon bankacılığı desen de seni arayarak bakiye sormayı adet edinmiştirler. Bakiyeyi sorarken de değişik kelimer kullanıp adamı delirtirler.
m : hesap soracaktım.
p : bana ne hesabı soracaksın kardeşim sen git evdekilere hesap sor diyemezsin ki
m : bizim hesap ne kadar ?
p : adisyonu alabilirmiyim. sizin ne vardı. bir kuru tamam bir pilav bir cacık. hesap toplam dörtmilyonikiyüzellibin. Garson muyum ben kardeşim. diyemezsin ki
m: bize geçen bir şey varmı ?
p : ben ne bileyim sana ne geçti yanında mıyım bütün gün. Sana kim ne geçirdi -denirmi denmez.
m : bize giriş olacaktı. bir bakar mısın giren birşey var mı.
p: cevap aşağı yukarı yukarıdakinin aynı. bu da denmez
m : repo yapmak istiyoruz. orana bakar mısın.
p : ben orama her zaman bakıyorum. hem bunun bir getirisi varsa bu tamamen bana ait senin paran ile benim oramın ne alakası var desen işten atarlar adamı.
kredi kartı ve p.o.s geyikleri.:
m: duvara yapışan kredi kartı alacaktım (stıcker istiyor)
p: 404 ü sür arkasına istediğin yere yapışır.
m: paso makinası alacaktım.
p : i.e.t.t ye gideceksin ordan verirler..
m: post almak için ne yapmam lazım.
p: sütlücede mezbaya gideceksin sabah erken git öğlene kadar tüm postlar t.h.k na gidiyor.
m: kredi kartı için tost makinasını nasıl alabilirim.
p: tefalde kredi kartına 6 ay vade ile veriyorlar. tost makinasının yanında hem de tencere hediyesi var.
m : aaa bu gün banka ne kadar boş...
p : sistemimizde bir arıza var. bu nedenle şu anda işlem yapamıyoruz (bu cevabın üzerine müşteri önünde durduğu değilde başka bir monitörü gösteriyor.)
m: bu da mı arızalı.
p : evet efendim hepsi arızalı bir müddet bekliyeceğiz.
m: ben şimdi bakiyemi göremez miyim.
p : hayır efendim. düzelene kadar bekleyeceğiz.
m : ne zaman düzelir.
p : belli bir süre veremiyoruz ptt nin hatlarında bir problem var (salla gitsin her arıza ptt nin)
m : ben şimdi hiç mi para çekemem
p : uzatalım içinden bir tane çek diyesin geliyor ama diyemiyorsun.
Bir Delinin Mal Beyanı
• Avşa adasında üç daire, dört üçgen, beş dikdörtgen..
• Üç tas has hoşaf
• Gökyüzünde bir bulut
• Yeryüzünde iki tilki xxx
• Bitlis'te beş minare
• Kastamonu'da üç kasto
• Biri yazlık, biri kışlık iki platonik sevgili
• Büro mobilyası ve çelik kapı ureten bir fabrikanın öğle üzeri yaslanıp
sigara içilen beyaz duvarı
• Islıklada çalınabilen dört anonim türkü
• Palandöken'de bir palan, iki döken
• Üç faylı hat
• Bi çarşamba, iki perşembe, üç cuma
• Dünyada mekan
• Ahirette iman
• Denizde kum
• Uzayda yerçekimsizlik
• Bi çuval gazoz kapağı
• Bi kiprit kutusu sigara izmariti
• Onsekiz saç biti
• Biri ingilizce altı adet küfür
• Yirmi tane boş laylon poşet
• Sevenlerin kalbinde kurulmuş bir taht
• Bi sürü saç sakal, kıl, tüy, yün
• Yedi sekiz tane "zotarta" diye çıkabilen osuruk
• Üç ayrı parkta üç ayrı belediyeye ait üç ayrı banka reklamlı bank
• Bi ayakkabı çekeceği
• Üç don lastiği
• Yirmi adet ağaç gölgesi
• Bi sipor dalı
• Üç kuş kanadı sesi
• Bi ispanyol ünlemi
• Bi sürü kedi köpek
• Bi marmara denizi
• Camına yaslanıp seyredilen iki piliç çevirmeci
• Her akşam karıştırılan dört çöp bidonu
• Çalıp çalıp kaçılan beş melodili apartman zili
• Geceleri yatarken yorgan olarak kullanılan bi sürü gazete pazar ilavesi
• Nakit onbeş lira
• Anne babadan kalma yarısı yaşanmış bir ömür
Kayseri'nin bir köyünde imece yöntemiyle yol
yapiliyor. Bunun icin de esekten yararlaniliyor.
Esek hangi yolu izlerse, orasi genisletip araba
yoluna dönüþtürülüyor.
Köye gelen Amerikali Baris Gönüllüsü,
ne olup bittigini kavrayamadigi icin sorar
-Ne yapiyorsunuz böyle?
-Yol yapiyoruz.
-Bu essek ne icin?
-O, yolun mühendisi. Yola uygun geçiþi o gösterir.
Baris Gönüllüsü katila katila güler :
-Ya esek bulamasaydiniz?
-Iste o zaman Amerika'dan mühendis getirirdik!
NASA Mars'a adam gonderecekmis.
Sadece bir kisi gidebilecek, giden de geri
donemeyecekmis. Ilk aday olan muhendise
bu is icin ne kadar isteyecegini sormuslar:
- 1 Milyon Dolar demis ve eklemis - kizilhaca
bagislayacagim.
Ikinci aday olan doktora da ayni soruyu sormuslar.
Doktor:
- 2 Milyon Dolar demis. - Bir milyonunu aileme bir
milyonunu da tibbi arastirmalara bagislayacagim.
Ucuncu aday olan Temel ayni soruya
- 3 Milyon Dolar diye cevap verince yetkililer
digerleri bu kadar az isterken kendisinin neden 3
milyon
dolar istedigini sormuslar.
Temel yetkililere dogru egilmis, kisIk bir sesle:
- 1 milyonunu ben alirim, 1 milyonunu size veririm,
mühendisi de Mars'a göndeririz.
ekselans
01-06-2006, 17:10
...........
Kim Guler Bilgisayarlara'dan alıntı
Bir adam maça gitmiş. Aldığı bilet tribünün en uzak köşesinde. Yerine oturmuş birinci devreyi güç bela seyretmiş.
O arada ön tarafta tam ortada bir koltuğun boş olduğunu fark etmiş. Devre arasında sıralar arasından geçip o boş yere ulaşmış. Yan koltuktaki adama sormuş:
- "Burası boş mu?"
- "Boş, demiş adam..."
- "Nasıl oluyor bu tıklım tıklım dolu stadda boş yer kalmış..."
- "Orası benim eşimin, demiş adam, aylar önce bu maç için almıştık. Ama eşim vefat etti..."
- "Çok üzüldüm, demiş bizimki, ama dost ve akrabalarınızdan birine neden vermediniz bileti?"
- "Onların hepsi şu anda cenazede, demiş adam...
Bilgisayar terimlerinin Osmanlica mealleri:
görev çubugu: degnek ül vazife
çift tiklama: tikirti ül tekerrür
administrator: sahip-ul edevat
flash disk: edevat ül yumusak`
hard disk:edevat ül civanmert
anti spyware : müdafa ül hafiye
mouse: zindik faresi
klavye: taht ul hurufat
power supply: kuvvet macunu
my documents -
hazine i evrak
internet: allame-i ulul arz
google:kasif-ul ali
google earth:seyr ül arz, kasif ul arz
denetim masası: sehpa-i saltanat
cd- rom - pervane ül hâfiza
ekran: perde ül temasa
kasa: kaide
enter: duhul
virus: deyyus
antivirüs - akinci
msn : elçi
hacker: deyyus-ül-ekber
hata raporu: malumat-ül kabahat
mail server: divan-ül
mektubat
messenger: havadisçi
chat : muhabbet ül zaby
ctrl alt del : has timar zeamet
http://www.andyfoulds.co.uk/amusement/bushv2.htm
Kaynana
Bir kari-koca cok kotu bir kaza gecirirler.
Kadinin yuzu tamamen yanar. Plastik cerrahlar kadinin yuzunu eski haline getirebilmek icin deriye gerek oldugunu ama kadindan deri alamayacaklarini soyleyince kocasi deri vermeye Gonullu olur.
Fakat kocasindan alinacak deri popo bolgesinden alinacaktir..
Adam bu bilginin karisina soylenmemesini ister cunku moralinin bozulacagindan cekinmektedir.
Ameliyat tamamlandiktan sonra kadin eskisinden de guzel gorunur.
Her goren bu muhtesen guzellik karsisinda hayrete dusmektedir.
Birgun kadin kocasi ile basbasa kaldiginda ;
- "Hayatim cok tesekkur ederim. Benim bu halim senin Sayende. Sana nasil tesekkur etsem?"
...deyince kocasi cevap verir :
- "Tesekkure gerek yok hayatim. Annen seni her optugunde ben gerekli mutlulugu duymaktayim zaten"..
Bu haberlerin Hepsi gercek.
1. Exxon'a ait bir petrol tankeri Kanada açıklarında
battıktan sonra,
iki tane deniz ayısı 80.000 dolar harcanarak
temizlenmiş ve büyük bir
törenle denize bırakılmışlar. Tam 2 dakika sonra
herkesin gözleri
önünde bir mavi balina deniz ayılarını
yemiş..........
(neymiiiş: doğaya asla müdahale etmeyeceksiiiin)
2. New York'ta yaşayan bir psikoloji oğrencisi kız
boş odasını bir
marangoza kiralar. Amacı onunla konuşup, adamın
davranışlarini
incelemek.
Ama iki hafta sonra marangoz kızı bir balta ile
parçalar.......
(neymiiiiş: insanın başına ne gelirse meraktan)
3. Bonn'da iki gosterici, domuzların kesimevi'ne
barbarca götürlüp
orada kesilmelerini protesto ederken, domuzların
bulunduğu yerin kapıları
kırılır ve 2000 domuz kaçışırken, iki göstericiyi
ezerek
öldürürler.......
(neymiiiis: demek ki domuz domuzluğunu yapar)
4. Amerika'da kadinin biri evine gelir ve kocasini
mutfakta titrerken
gorur.
Belinden su-kaynatici'ya dogru bir kablo
gitmektedir. Kadın hemen
kalin bir tahta parcasi bulur ve adamin koluna
vurarak
onu elektrik
sokundan ayirmaya çalışır. Adamın kolu iki yerinden
kirlir. Sonradan
anlaşilir ki, kocası orada mutlu bir sekilde walkman
dinliyordur........
(neymiiiiis: kadin milleti her zaman erkek
milletinin
mutluluguna
engeldir.!!!!!!!!?????????????)
VE SONUNCUSU
5. Irakli bir terorist postaya bombali-mektup
verir.
Posta ucreti eksik
odendigi için mektup kendisine geri postalanır.
Herseyi unutan terorist
mektubu açınca parcalanarak
olur......
(neymiiiis: unutkansan terorist olmayacan)
YENIYUZYIL GAZETESI"NDEN MURAT BIRSEL"IN YAZISI; GERCEKTEN OLMUSTUR
Avukat Orhan Azizoglu hukuki bir olayi nakletti... Olay gercek.
Bantlardan, tutanaklardan, karar ve zabitlardan gecilmeyen su gunlerde mahkeme salonuna bir keyif penceresi acmaya yardimci
oluyor.
Bir aksam tiyatrodan cikmis iki erkek arkadas yolda yururlerken Onlerinde iyi giyinmis, sik ve alimli bir hanimin yurudugunu
farkederler. Erkeklerden birisi digerine dInerek, "Bu hanimla bir gece gecirmeye 500 dolar veririm" der. Bu sozleri isiten genc hanim
basini cevirir ve "Teklifinizi kabul ediyorum" der. Teklifi yapan erkekle hanim beraberce genc ve cekici kadinin evine gidip hemen
yatagin yolunu bulurlar. Ertesi sabah apartmani terkederken, adam kadina 250 dolar verir. Hanim pazarlik bakiyesi parayi ister ve
"250 dolar daha vermezseniz sizi dava ederim" der. Adam guler, "Bunu nasil ve hangi esaslara gore yapacaginizi gormek isterdim"
deyip apartmani terkeder. Ertesi gun mahkemeden gelen celp pusulasi adami sasirtmis. Hemen avukatina gidip olayi detaylariyla
anlatmis. Avukat, "Bu esaslara istinaden aleyhine bir karar alinabilecegini sanmiyorum. Ancak davanin nasil sunulup savunulacagini
dogrusu pek merak ediyorum" diye mutalaa vermis. Dava baslamis ve on sorusturmadan sonra hanimin avukati mahkemeye dava
konusunu asagidaki sekilde arzetmis:
"Muhterem hakim beyefendi, muvekkilem, bu hanimefendi, itina ile yetistirilip cimlerle ortulu bahce niteliginde bir gayrimenkule sahip
bulunmaktadir. Bu arazi parcasini belli bir sure icin davali beyefendiye 500 dolar karsiliginda kiralamistir. Davali gayrimenkulu kira
amacina uygun olarak kullanmis ve kira muddeti sonunda tahliye ederken kira bedelinin yarisi olan 250 dolari odememistir. Kira tutari
yuksek bir bedel degildir, kaldi ki kiralanan yer ozel ve yasal bir bolgedir. Dilegimiz adaletin yerine gelmesi ve davalinin muvekkileme
anlasmanin bakiyesi olan meblagi odemesidir."
Davalinin avukati bu beklenmedik savunma karsisinda sasirmis fakat bir avukat olarak isin enteresanligindan haz duymus ve hemen
daha once hazirladigi savunmasini kenara koyarak davayi soyle savunmus:
"Muhterem hakim beyefendi, muvekkilim bu genc beyefendinin, bu genc hanimdan sahibi oldugu gayrimenkulu bir sure icin kiraladigi
dogrudur ve muvekkilim bu anlasmadan son derece memnun kalmistir. Bununla beraber muvekkilim arazide bir kuyu bulmus ve
kuyuyu orgu taslariyla donatmis, kuyuya boru indirmis ve pompa yerlestirmistir. Butun bu ugraslarin iscilik masraflarini muvekkilim
ustlenmistir. Inancimiza gore butun bu arazi gelistirme calismalari odenmeyen meblagi karsilayacagindan aleyhimize acilan davanin
dusmesini talep ediyoruz."
Genc hanimin avukati tekrar soz almis:
"Muhterem hakim bey, muvekkilem, davalinin beyan ettigi gibi arazi uzerinde bir kuyu bulundugunu ve gerekli gelismeleri yaptigini
kabul ediyor ve herhangi bir itirazda da bulunmuyor. Ancak bahis konusu kuyu zaten arazide mevcut idi ve kuyu olmasaydi davali
muhtemelen bu araziyi kiralamayacakti. Ayrica arazi tahliye edildiginde davali soz konusu ettigi taslari, boruyu ve pompayi sokerek
beraberinde goturmustur. Bu bakimdan davamizda israr ediyor ve vereceginiz kararin adalete uygun olmasini diliyoruz."
Hanim davayi kazanir!
İş Görüşmesi
Bir firmanın İnsan Kaynakları Müdürü ölür ve göğe
yükselir. Kapıda bir melek onu karşılar ve şöyle der:
- "Size bir şans vereceğiz. 24 saat boyunca cehenneme ve 24 saat boyunca da cennete gideceksiniz. Hangisini daha çok severseniz sonsuza dek orada kalma şansınız olacak." İnsan Kaynakları Müdürü bu düşünceyi gereksiz bulur:
-"Aslında ben seçimimi çoktan yaptım. Bu yola başvurmamıza gerek yok. Ben cennete gitmek istiyorum."
Melek bunun olanaksız olduğunu söyler:
- "Buranın da bazı kuralları var"
Asansöre biner ve yerin yedi kat altına iner. Bir kapıdan içeri girdiğinde bir bakar ki, yemyeşil bir golf sahasının üzerinde ve tüm sevdiği arkadaşları orada. Şeytan bile çok sevimli ve ona iyi davranıyor. Tüm gün golf oynarlar, birlikte yemek yiyip içki içerler. Müdür çok eğlenir ve zamanın nasıl geçtiğini anlamaz. 24 saat dolunca asansörle yukarı çıkar ve cennetin kapısından içeri girer. Cennet de güzel ama fazla sakin bir yerdir. Tüm gün bulutların üzerinde harp çalıp şarkı söyler. 24 saat dolunca yeniden meleğin karşısına çıkar. Melek sorar:
- "Evet, kararınız nedir?"
Müdür yanıt verir:
- "Bunu söyleyeceğimi hiç sanmazdım ama cehennemde daha iyi süreç geçirdim oraya gitmek istiyorum."
-"Bunun üzerine asansörle yerin yedi kat altına iner. Bir de görür ki her yer çöp dolu, pis bir koku sarmış çevreyi. Dün çok eğlendiği arkadaşları da çöpleri topluyor. Şeytana sorar:
- "Dün burası bir golf alanıydı, yemek yedik, içki içtik. Bugün ne oldu, durum neden böyle?"
Şeytan yanıt verir:
- "Dün senle iş görüşmesi yapıyorduk. Bugün artık seni işe aldık."
Dünya feministleri 2003 yılında dünyada kadın sorunlarını konuşmak, çözümler üretmek üzere toplanmışlar. Sorunlar konuşulmuş, çözüm önerileri sıralanmış. Toplantı sonunda da bir karar almışlar. Evli olanlar, eve döndüklerinde kocalarına bazı konularda ambargo uygulayacaklar. Böylelikle ağırlıklarını hissettirmiş olacaklar. Bir sonraki yıl tekrar toplanmak üzere de toplantıyı sonlandırırlar
Yıl 2004... Bu sefer Almanya'da toplanmışlar. Uyguladıkları ambargoları anlatmak üzere tek tek kürsüye çıkmışlar. İlk kürsüye çıkan Alman feminist olmuş..
"Geçen yıl aldığımız karar uyarınca eve gittim ve kocama dedim ki, 'Bundan sonra yemek yemek istiyorsan kendi yemeğini kendin yapacaksın.' 1.gün bir şey görmedim...2. gün bir şey görmedim...3 gün bir de baktım, yalnız kendi için değil, benim için de yemek yapmış."
Salondan büyük bir alkış kopmuştur. 2. olarak İtalyan feminist çıkmış ve başlamış konuşmaya.
"Ben de geçen yıl aldığımız karar uyarınca eve gittim ve kocama dedim ki, 'Bundan sonra temiz tabaklarda yemek yemek istiyorsan kendi bulaşığını kendin yıkayacaksın.' 1.gün bir şey görmedim...2. gün bir şey görmedim...3 gün bir de baktım, yalnız kendi bulaşıklarını değil benimkileri de yıkıyor.
Salonda alkış sesleri ortalığı inletmiştir. 3. olarak bir Türk feminist çıkmış kürsüye...
"Ben de geçen yıl aldığımız karar uyarınca eve gittim ve kocama dedim ki, 'Bundan sonra ütülü kıyafet giymek istiyorsan kendi kıyafetini kendin ütüleyeceksin' 1.gün bir şey görmedim...2. gün bir şey görmedim...3 gün sol gözüm biraz açılır gibi oldu da, görmeye başladım.......
Evlenirken plakalara yazılanlar
ön plaka erkek: imdattttt!!!
arka plaka kadın: artık çok geç!!! nıhahaha
(bu gece deprem var)
son gelişmelerin ardından tez vakitte cadde civarında bir yerlerde :
ön plaka : bu son aktivitem
arka plaka: imza merve
ön plaka: evizelendik
arka plaka: zzııt erenköy
ön plaka: avukatını ara
arka plaka: avukatımı arasın
ön plaka: miras değil
arka plaka: çöpçatanım sağolsun
ön plaka: diğer karım
arka plaka: ancelina culi
ön plaka: baldız
arka plaka: baldan tatlı
ön plaka: sponsored by
arka plaka: kız tarafı
ön plaka: bugün nikah
arka plaka: yarın ikiz
ön plaka: üç aylık
arka plaka: hamile
ön plaka: anneme
arka plaka: kaçıyorum
ön plaka: bugün gerdek
arka plaka: yarın boynuz
ön plaka: tek rakibim
arka plaka: harem
ön plaka: ewlendik
arka plaka: game ower
zamansız
14-07-2006, 15:16
Büyük bir kedi, kuyruğuyla oynayan küçük bir kediye sormuş: "Neden kuyruğunu kovalıyorsun?"
Yavru kedi bir yanıt vermiş: "Bir kedi için en güzel şeyin mutluluk, mutluluğun da kuyruğum olduğunu öğrendim. Bu nedenle onu kovalıyorum. Yakaladığımda da mutluluğa kavuşacağım."
Bunun üzerine yaşlı kedi şöyle demiş: "Gençken ben de mutluluğun kuyruğum olduğuna karar vermiştim. Ama şunu farkettim; ne zaman onu kovalasam benden uzaklaşıyor, ne zaman kendi yoluma gitsem hep peşimden geliyor."
Serinlemek İçin
Bir sarışın, bir kızıl saçlı ve bir esmer kadın çölün ortasında arabayla yol almaktadırlar. Hava korkunç sıcaktır. Arabanın motoru birden stop eder. İnip baktıklarında, motoru tekrar çalıştıramayacaklarını anlarlar. Mecburen çölde uzunca bir yürüyüş yapmaları gerektiğinden, her biri arabadan bir şeyler alır. Esmer, bir şişe su; kızıl saçlı bir paket bisküvi ve sarışın da arabanın kapısını söküp alır. Çölde yürümeye başlarlar ve bir süre sonra dinlenmek için mola verirler. Mola sırasında sarışın ve esmer kadınlar kızıl saçlıya
döner ve niye bir paket bisküvi aldığını sorarlar.
- "Acıkırsam yerim, diye düşündüm" cevabini verir kızıl saçlı "..çölde ne kadar yürüyeceğimiz belli değil.."
Hepsi de bunun çok mantıklı olduğunu düşünür. Ve sonra sarışın kadınla kızıl saçlı olanı esmere döner ve niye yanına bir şişe su aldığını sorarlar.
- "Eğer susarsam, yanımda içecek bir şeyim olması gerektiğini düşündüm.." diye cevaplar esmer kadın. Evet, bu çok akıllıca bir fikir, diye düşünür diğer ikisi. En sonunda esmer ve kızıl saçlı kadınlar sarışına dönerler ve arabanın kapısını niçin söküp aldığını sorarlar.
- "Şeyy.." der sarışın "..çok sıcak olursa pencereyi açıp serinlerim diye düşündüm de.."
Adam, avlanmanın son derece yasak olduğu, yakalanınca çok yüklü para
cezalarının kesin uygulandığı milli parkta, göl kenarında, kucağında
kocaman
bir balık ile parkın polis müdürüne yakalanmış..
"Avlanma izniniz var mı?.." diye sormuş, polis müdürü..
"Yok.." demiş adam, "Gerek de yok çünkü bu balığı ben evimde besliyorum.
Her
gün buraya gelip gölde bir müddet yüzdürüyorum, ıslık çalıyorum dönüp
geliyor, alıp eve götürüyorum.."
"Tamamen palavra..!" demiş polis müdürü, "Balıklar bu dediğinizi
yapamaz.."
"İnanın bu gerçek efendim.. İsterseniz göstereyim.."
"Tamam.. Görelim bakalım.."
Adam balığı gölün derin sularına bırakmış, aradan birkaç dakika geçmiş,
polis müdürü adama dönüp "Evet?" demiş
"Evet ne?"
"Ne zaman geri çağıracaksın?"
"Neyi?"
"Balığı.."
"Hangi balığı?.."
Bayan O'Dunigan, Dublin'de O'Connel Caddesi'nde yürüyordu.. Karşıdan da rahip O'Rafferty geliyordu..
"Merhaba" dedi, rahip.. "Nasılsınız?.. Bay Dunigan nasıl?.. Sizi iki yıl önce ben evlendirmemiş miydim?.."
"Evet" dedi, Bayan O'Dunigan..
"Bebek" dedi, rahip.. "Bebeğiniz oldu mu, küçük O'Duniganlar?.."
"Maalesef" dedi, Bayan O'Dunigan.. "Henüz bebeğimiz yok.. Oysa öyle istiyoruz ki?.."
"Gelecek hafta Roma'ya gidiyorum" dedi, rahip.. "Vatikan'daki büyük kiliseye sizin için bir mum dikeceğim.."
"Teşekkürler Sevgili Rahip" diye adamın ellerini öptü kadın.. "Size minnettar olacağız.."
Birkaç yıl geçti aradan.. Kadınla rahip bir daha karşılaştılar..
Rahip merakla sordu:
"Bebeğiniz oldu mu peki?.."
"Oldu" dedi, kadın.. "Sekiz yılda üç ikiz, dört de tek doğurdum.. 10 çocuğumuz var.."
"Harika" dedi Rahip.. "Harika.. Mucize işte bu.. Peki, o şirin kocanız ne yapıyor?.."
"Roma'ya gitti, dün" dedi kadın.. "Sizin o Allahın belası mumunuzu üflemeye.."
Bir zamanlar İngiliz hükümeti çocuğu olmayan ailelerin bu sorununu
çozmek için "Cici Baba" servisi kurmuş.Cici Baba evliliklerinin ilk
beş yılında çocuk sahibi olamayanlara yardım eden bir devlet memuru.
Smith ailesi de boyle bir servis için başvuruda bulunur , heyecanla
"CiciBaba" yi beklerken kapı calınır, ancak gelen kişi cici baba adayı değil,kapı kapı dolaşan bir bebek fotoğrafcısıdır. Konuşma şöyle gelişir:
Ms Smith: Günaydın
SATICI : Günaydın efendim ben şey için gelmiştim
Ms Smith: Açıklamanıza gerek yok kocam herşeyi anlattı. Buyrun
içeri girin
SATICI : Öylemi? Bebek işinde üstüme yoktur, özellikle ikizlerde.
Ms Smith: Kocamda öyle söyledi buyrun oturun.
SATICI : O zaman kocanız belki de size . .. . . . . . . . . . . . .
. . .
Ms Smith: Aa evet, ikimizde en iyi sonucun böyle alınacağını
düşünüyoruz.
SATICI : Öyleyse hemen başlayalım.
Ms Smith: (KIZARARAK) şey nerede başlamalı?
SATICI : Her şeyi bana bırakın. Ben genellikle iki kez banyo
küvetinde,
bir kez kanapede ve belki bir kaç kez yatakta denerim. Bazen oturma
odasının halısınde iyi oluyor
Ms Smith: Banyo ! ! Oturma odasının halısı! ! ! Neden bizim
beceremediğimiz anlaşılıyor.
SATICI : Şey hanımefendi , hiç kimse ilk seferinde iyi bir sonuç
garanti edemez ama altı yedi kere denersek bir tanesi mutlaka şahane
olacaktır.
Ms Smith: Afedersiniz ama biraz fazla olmuyor musunuz?
SATICI : Kesinlikle değil benim işimde insanlar aceleci
olmamalıdır.
Ms Smith: Başarılı oluyor musunuz bari?
SATICI : (Çantasını açarak bebek fotoğrafları gösterir)Şu bebeklere
bakın bunlar benim işlerim. Bakın bu dört saat sürdü.
Ms Smith: Evet çok güzel bir bebek
SATICI : Fakat gerçekten güç bir iş. Görmek istiyorsanız şuna
bakın, ister
inanın ister inanmayın bu Londra'nın ortasında , otobüsün üzerinde
oldu.
Ms Smith: TANRIM ! ! ! ! ! ! !
SATICI : Bunlar da şehrin en şirin ikizleri.Anneleri ile çalışmanın
ne zor olduğunu bilseniz ikizlerin şirinliğine daha cok şaşırırsınız.
Ms Smith: Öyle mi ?
SATICI : Sormayın. Şununda işi doğru yapabilmek için onu Hyde
Park'a göturdüm. Herkes çevremizi sardı. Peş peşe dört beş tam boy ve iş bitti.
Ms Smith: Dört beş tam boy ! ! ! ! !
SATICI : Evet üstelik üç saatten fazla sürdü. Sonunda bir kaç kişi
kalabalığı tuttu . Karanlık olmadan önce yeniden denemeliydik ancak
serçeler aletimin uzerine konup gagalamaya başladılar bu yüzden işi
bırakmak zorunda kaldık.
Ms Smith: Yani gerçekten serçeler şeyinizi aaa-aletinizi ısırdıler
mı?
SATICI : Evet böyle şeyler oluyor tabi. Ben tekniğimi geliştirmek
için tam üç yıl harcadım. Mesela şu bebek. Bu neticeye ancak büyük bir mağazanın ön vitrininde ulaşabilirsiniz.
Ms Smith: Bu kadar da olmaz!
SATICI : Hanfendi hazırsak ayaği alıp geleyim.
Ms Smith: Ayak mı ? ? ? ? ! ! ! ! !
SATICI : Aa evet , ağır olduğu için sürekli elde taşımak zor oluyor
bunun için ayak kullanıyorum.
- Hanımefendi . . . . . Hanımefendi . . . . .
Hayallah neden bayıldı şimdi bu. . .
varyemez
18-07-2006, 20:35
Aynı hikaye üç farklı versiyon...
Çin versiyonu
Karınca bütün yaz çalışır evini, yiyeceklerini hazır eder.Ağustos böceği
de yan gelir yatar ve karıncayla alay eder,vur patlasın çal oynasın yazı
geçirir , ve kış gelir ...
Karınca sıcacık yuvasında karnı tok bir şekilde kışı geçirirken, Ağustos
böceği açlık ve soğuktan iki gün sonra ölür.
Fransa versiyonu
Karınca bütün yaz boyunca çalışır ve kış için evini,yiyeceklerini
hazır eder.
Ağustos böceği de yan gelir yatar ve karıncayla alay eder,vur patlasın
çal oynasın barlarda yazı geçirir..Ve kış gelir..Karınca sıcacık yuvasında
karnı tok bir şekilde sıcacık kışı geçirmeye hazırlanırken kapı çalar.
Bakar elinde bavulu ağustos böceği;
-Naber aptal komşum? Kışı geçirmek için Karaip Adaları'na gidiyorum
da,bir isteğin var mı sorayım dedim. Hadi bana eyvallah.
Türkiye versiyonu
Karınca bütün yaz boyunca çalışır ve kış için evini, yiyeceklerini hazır
eder.
Ağustos böceği de yan gelir yatar ve karıncayla alay eder, vur patlasın,
çal oynasın yazı geçirir.Ve kış gelir. Karınca sıcacık yuvasında karnı tok
bir şekilde kışı geçirirken, ağustos böceği bir basın toplantısı
düzenleyerek 'Etrafta onca aç ve üşüyen varken, karıncalar nasıl bir
vurdum duymazlıkla sıcacık yuvalarında yaşayabiliyorlar' diye olayı
kamuoyunun vicdanına sunar.
ATV, KANAL D, STAR zavallı aç ve açıktaki ağustos böceği ile karnı tok
sırtı pek karıncanın resimlerini yan yana yayınlayarak tarafları
tartışmaya davet eder. Türkiye olayın şokunu yaşamaktadır. Nerededir bu
devlet?
YBKD (Yeşil Böcekleri Koruma Derneği) 'nden bir temsilci ATV'deki TEKETEK
programına çıkarak otuz yıldır çektikleri sefaletin tek nedeninin sırf
yeşil renkli olmalarından kaynaklandığını anlatır.. Dünyanın
en tanınmış Nobel adayı yazarımız Orhan PAMUK ve tanınmış aydınlarımız
olayı Avrupa düzeyinde
protesto ederek Türkiye'yi kınarlar.
Konu Bakanlar Kurulu'nda tartışmaya açılır ve Başbakan KANAL D'ye
verdiği özel demecinde 'Daha önceki hükümetler tarafından bunca yıldır
sorunları göz ardı edilen değerli ağustos böceği kardeşlerimizin bundan
böyle huzur ve refah içerisinde yaşamaları için gerekenler yapılacaktır."
der.
Diğer yandan Reha Muhtar karıncayı canlı yayına çıkararak,'Reklâmını
yapmak için zavallı bir ağustos böceğinin içler acısı durumundan
yararlanmaya utanmıyor musun?' diye bir güzel haşlar. Ertesi akşam TEKE
TEK'te ise 'Ağustos böceğinden yürüttüğün para ve yiyecekleri nereye
akladın, öt çabuk' diye Fatih ALTAYLI' dan bir güzel dayak yer. Karınca
en sonunda çareyi yurtdışına kaçmakta bulur.Ve ağustos böceği onun evine
yerleşir, yiyeceklerine konar, eşyalarınınüzerine yatar ve refah
içerisinde gül gibi yaşar gider.
Ve güzel ülkemizde tarafsız ve doğrucu (!) medyamız sayesinde adalet
yerini bulur !!!!!!!
Bir Memurun Anıları
Bir dönem genel müdür yardimciligi yapmis birisi anlatiyor:
"Sene 1965.Bir genel müdürlükte özel kalem müdürü yardimcisiyim..
Bayrama 10 günvar..
Benim müdür hastalandi.. Ise gireli 2 hafta olmus, olmamis. Genel
Müdür bey beni çagirtti:
- Tebrik kartlari hazir mi?..
Sasirdim:
- Hangi kartlar efendim?
- Aman evladim, Sükrü Bey sana söylemedi mi? Bayram geldi, tebrik
kartlari simdiye kadar hazir olmaliydi.. Tüh tüh.. Çabuk, hemen
hazirlayiverin.
- Emredersiniz efendim, dedim.
Ancak sabaha kadar 3 bin karti nasil yazacagim?
Genel müdür bey, bütün kartlari çini mürekkebiyle ve en güzel yazimla
yazmami istedi. 3 bin
karttan 2 bin tanesini kendisinden makamca alttakilere su sekilde
yazacaktim: "Bayramini kutlar, gözlerinden öperim". Kalan 1.000 tanesi
de
üst
makamdakilere olacakti ve onlarda da su ifade yer
alacakti: "Sizin ve esinizin bayramini saygiyla kutlarken, sihhatli ve
basarili günler niyaz ederim." Sabaha kadar 3 bin kart, düsünebiliyor
musunuz !!??..
Çaresiz kollari sivadim:
"Bayramini kutlar, gözlerinden öperim",
"Bayramini kutlar, gözlerinden öperim",
"Bayramini kutlar, gözlerinden öperim"...
1, 5, 10, 18, 28, 58, 108, 188, 558... Yaziyorum, yaziyorum bitmiyor!..
Nasil sıkıntı bastı!... 738, 918... 2,5 paket Samsun'u bu arada
bitirmisim. Öyle iskence çekiyorum ki, ekmek parasi olmasa birakip
kaçacagim.
Sira 2000. karta geldiginde safak söküyordu. Ben de bitmisim ama önümde
hala yiginla kart duruyor! 1.000 tane de üst makamlara yazilmasi
gerekenler var. 4. paket sigarayla birlikte "Sizin ve esinizin
bayramini
saygiyla kutlarken, sihhatli ve basarili günler niyaz ederim"e
basladim..
Boyuna yaziyorum, göz kapaklarim iyice agirlasti, takoz koysam gene de
kapanacak. 209, 529, 689... Yaz babam yaz... Ama artik kalemi
parmaklarimin arasinda tutamaz oldum. Ben kaleme degil, kalem bana
hakim:
"Sizin ve esinizin bayramini saygiyla kutlarken, sihhatli ve basarili
günler
niyaz ederim",
"Sizin ve esinizin bayramini saygiyla kutlarken, sihhatli ve basarili
günler
niyaz ederim",
"Niyaz ederim basarili günler sizinle esinizin bayramini kutlarken...",
"Kutlarken esinizin bayramini saygiyla sihhatli günler diler, Niyazi
ile
beraber ederim..",
"Niyazi ile birlikte sizin ve esinizin bayramini kutlarken ayrica
sihhatle
ederim..",
"Önce bayraminizi eder, sonra esinizle Niyazi'ye basarili günler
dilerim..",
"Sizin de esinizin de Niyazi'nin de bayramini saygiyla eder, sihhat
dilerim..",
"Sihhatli esinizin bayramini saygiyla kutlarken, Niyazi'ye basarilar
diler,
ayni zamanda ederim..",
"Bayraminiza etmeden önce esinizi saygiyla kutlar, Niyazi'nin
gözlerinden
öperim..",
"Sizin de, esinizin de, Niyazi'nin de, bayramini da, tatilini de,
gelmisini
de,
geçmisini de.. saygiyla ederim..".
...
Sabah tam mesai saatinde, gözlerim kan çanagi bir halde kartlari
yetistirdim. Genel müdür bir ikisine söyle bir bakti: "Aferin" dedi.
"Güzel
yazmissin. Hemen postalayin!" Hemen postaladık!.. 3 gün sonra da önce
bizim genel müdürü, sonra da bendenizi postaladilar!...
http://img432.imageshack.us/img432/3051/1008oykj9.gif (http://imageshack.us)
50676
50677
50678
50679
50680
eh yani:a-o: :a-o:
50681
50682
resimleri büyültmek için üzerine tıklayabilirsiniz
bende teşekkür ederim sn.andrea
><<<<<EN İYİLER>>>>><
1- Samsung'u biliyor musun?
Hayır ben Çorumg'u biliyorum...
2- Arkadaşlarla fırında patates yiyorduk...
Fırın sıcak geldi bahçeye çıktık...
3- İyi günler aslıyla görüşebilir miyim?
Aslı yok, fotokopisi olur mu?
4- Lastik neden esner?
Uykusu geldiği için...
5- Tenyalar bağırsakta yaşar, bağırmasakta..
6- Elektrik sandalyesinde oturan idam mahkumu gardiyana ne demiş?
- Çok korkuyorum, elimi tutar mısın?..
7- Sınavdan sıfır aldım ama önemli diil , önemli olan katılmaktı...
8- İlahi Azrail... Sen adamı öldürürsün...
9- Sana bi kıllık yapayım, içine kıllarını koyarsın...
10- Bu elmalar bize bişey mi anlatmaya çalışıyo Newton abi...
>>><EN KÖTÜLER><<<
1- Öğretmen: Çocuklar dinleyin.
Öğrenciler: din din din din...
2- Hadi oyun oynayalım.
Vazgeçtim oymadan oynayalım...
3- Ayakta çok bek-lediniz, biraz oturarak forvet-leyin...
4- İyi ki İtalya'da doğmamışız..
-Neden?
-Çünkü İtalyanca bilmiyoruz...
5- I. Viyana kuşatması neden sona erdi?
-Atacak kuş kalmadığından...
6- Üç Japon sırayla uçaktan atlamış...
Japonlar ölmüş, sıra ise kırılmış...
7- Telefonlar dinleniyormuş.
İyi bari çok yorulmuşlardı.
8- Aaa... Burada bir delik var.
Artık d'lerimi buraya koyabilirim.
9- Tartmiyor abi bu terazi!
Kim sürdü bunun üstüne Anti-Tartar diş macununu?
10- Gidiş dönüş bileti aldım...
Geri dönmeyip kazıklayacağım onları...
GICIK ESPRİLER!
- Depresyondayım, stres amcam...
- Bir gökdelenin üzerinde kırmızı bir ışık yanıp
sönüyormuş neden?
- Çünkü binanın şarjı bitiyormuş...
- Yaşınız kaç?
- Bilmem her yıl değişiyor...
- Arkadaşlar telefonlar dinleniyormuş...
- İyi iyi dinlensinler zaten çok yorulmuşlardı.
- Tartı neden tartmamış?
- Çünkü üzerinde anti-tartar diş macunu varmış..
- Sinüs 60, kosinüs tutmuş...
- Kocanızla ortak özelliğiniz ne?
- Aynı gün evlendik...
- Ben her şeyi düşünürüm, demek ki ben tefalim.
- Jilet SENSOR ben söyleyim…
- Yerin kulağı var benim de kulağım var...
- Ben yer miyim ? Hayır yemem...
- Size deniz anası taklidi yapayım mi..?
- Deeeniiiizzz ggeeell yavruumm geell annecim.
- Volkswagen Passat, şahsi oynama…
- Can bedenden çıkmayınca ne olur?
- Diğer derslerinden geri kalır…
- Sen terlemişsindir, sana terlik getiriyim
- Bi adam karısını dövüyormuş, kapı çalmış karısını
dövmeyi bırakmış, neden?
- Eşek sudan gelmiş.
- Tomi'nin annesi kimdir?
- Anatomi
- Bebeğin birine TIR çarpmış ama ölmemiş, neden?
- Bezi bariyerliymiş.
- Bol keseden atmış, dar keseden eşek.
- Adam bilgisayar başında uyuyakalmış.
Ertesi gün nezle olmuş. Neden?
- Windows açık kalmış
KALİTELİ (!) ESPRİLER
Bazı parazitler bağırsakta yaşar, bağırmasak da…
Taksime cami yapmasınlar; başkasının taksisine yapsınlar…
Kendimi öldürüp intihar süsü verecem.
Merak etme, kısırlık kalıtsal değildir: oğluna geçmez...
İnsanlar üçe ayrılır: sayı saymayı bilenler, sayı saymayı bilmeyenler.
Eskiden kibirliydim; artık kusursuzum...
Bilmemek ayıp değil, yeter ki çaktırma...
Ne kadar sallarsan salla, dört yanlış bir doğruyu götürür...
Dış görünüşe önem vermem, röntgen filmi çektirip gelin.
Kafanı çevirip durma, aklından geçenleri okuyamıyorum.
Bu tüp bebek hatalı; hep gaz kaçırıyor...
Sana bir kıllık yapayım, kıllarını koyarsın
Korkunun ecele faydası yoktur, sadece iç çamaşırları kirletir...
İnsanların seni ezmesine izin verme; ehliyet al, sen onları ez...
Ruhunuzu satmayın! Kiralayın
Ölüm korkusu sürekli değil mezarda biten geçici bir duygudur…
Benim için hayatta 8 önemli şey vardır: Pamuk prenses ve yedi cüceler
Kurtlardan teklif geldi. Sürüden ayrılıyorum
Her türlü iyi niyet itina ile suiistimal edilir
Kumarda kazanmanın tek yolu oynamamaktır.
Asansör bozuktur. En yakın asansör karşı apartmandadır.
Bilgisayarımda virüs vardı. Çektim silahı iki sektörünün arasından vurdum…
Beş fincan kahve içtim. Falımda uykusuzluk çıktı.
Yerçekimini yenerseniz dünyanın yükünden kurtulursunuz.
Rüşvet, uluslararası para birimidir.
Paranın ne önemi var. Mühim olan miktarı.
Üzüm üzüme baka baka kararabilir, ama körle yatanın şaşı kalktığı görülmemiştir
Hayat doluydum. Boşalttılar!
Süperman de uçuyor ama kimse ona kuş beyinli muamelesi yapmıyor.
Mozomlar ikiye ayrılır: Kibar mozomlar ve kromozomlar
Ayakkabının kalleşi ayağı arkadan vurur.
Dün bir Amerikalı gördüm. Abi nasıl İngilizce konuşuyo görecen
Yazılıdan sıfır aldım ama önemli olan katılmaktı
Bir köyün camisinde imam cemaate vaaz vermektedir. Ansızın içeri dalan bir köylü köyü sel basmakta olduğunu haber verir. Bütün cemaat hemen kendilerini dışarı atıp, kaçar. Sadece imam bütün ısrarlara rağmen köyüterketmeyi reddeder ve Tanrı'nın kendisini koruyacağını söyleyerek, camide kalır. Kısa bir süre sonra sular camiye ulaşır, imam çaresiz minareye çıkar. Sular minarenin ilk katına yükselirken bir tekne imami kurtarmaya gelir. Ancak dini bütün imam, Tanrı'nın kendisini koruyacağını söyleyerek tekneye binmez. Sular yükselir, imam ikinci kata çıkmak zorunda kalır. Bir tekne daha gelir, ancak imam yine Tanrı'nın kendisini koruyacağına inancının tam olduğunu söyleyerek tekneye binmez. Sular iyice yükselir. imam artık minarenin en tepesindedir. Bir helikopter yaklaşır. İçindekiler durumun kötü olduğunu anlatarak imama helikoptere gelmesi konusunda ısrar eder. İmam helikoptere binmeyi de reddeder. Bir süre sonra sular iyice yükselir ve imam boğularak ölür. Kendisini cennetin kapısında melekler karşılar -Melek: hoşgeldiniz. cennette köşkünüz hazırlandı. Buyrun. -İmam: Cennete girmek istediğimden emin değilim. -Melek: neden? -İmam: Tanrı'ya biraz kırgınım. -Melek: ne oldu ki? -İmam: Ben hayatımı ibadet ederek geçirdim. İnsanlara hep iyilik yaptım, günahtan uzak durdum. Yasadığım köyü sel bastı, herkes kaçtı ama tanrı'nın beni kurtaracağına inandığımdan kaldım. Görüyorsunuz ki şimdi burdayım... Tam bu sırada yukarıdan Tanrı'nin sesi duyulur: -Söyleyin o salağa iki tekne bir helikopter gönderdik!!!!!!!!!!!
Morientes
05-08-2006, 21:40
Bir araya geldiklerinde süper bişi olan üçlüler
>- deniz kum güneş
>- yumruk tekme kafa
>- mazhar fuat özkan
>- at avrat silah
>- Metin Ali Feyyaz
>- 3 r yani ronaldo, rivaldo, ronaldinho
>- fizik, kimya, biyoloji
>- hale, lale, jale
>- back to the future 1-2-3
>- kulak, burun, boğaz
>- sigara, bira, çerez
>- tekila, erik, tuz.
>- cut-copy-paste
>- yatak, yorgan, yastık
>- normal, super, kursunsuz
>- raki, beyaz peynir,kavun
>- gez, goz, arpacik
>- üçlü piriz
>- vatan, millet, sakarya
>- giriş, gelişme, sonuç
>- yol, su, elektrik
>- içki, kumar, kadın
>- inek şaban, güdük necmi, damat ferit
>- para, para, para
>- ctrl-alt-del
>- görmedim, duymadım, söylemedim
>- devlet, mafia, siyaset
>- x, y, z
>- zincir, takoz, cekme halati.
>- hıncal uluç, haşmet babaoğlu, kenan onuk
>- the good, the bad and the ugly
>- aykut kocaman, rıdvan dilmen, oğuz çetin
>- 333
>- 1.çinko, 2. çinko, tombala
>- ali, veli, maria
>- karpuz, peynir, ekmek
>- domates, biber, patlıcan
>- debriyaj, fren, gaz
>- erman toroglu, sansal buyuka, ugur.
>- eyup sabri tuncer
>- ingiliz, fransız, temel
>- 90-60-90
son_azrail
06-08-2006, 07:16
at, avrat, silah ı unutmuşsun....
Dünyayı Düzeltmek
Adam, bir haftanın yorgunluğundan sonra pazar sabahı kalktığında bütün haftanın yorgunluğunu çıkarmak için eline gazetesini aldı ve bütün gün miskinlik yapıp evde oturacağını düşündü.
Tam bunları düşünürken oğlu koşarak geldi ve sinemaya ne zaman gideceklerini sordu.
Baba oğluna söz vermişti bu hafta sonu sinemaya götürecekti ama hiç dışarıya çıkmak istemediğinden bir bahane uydurması gerekiyordu... sonra gazetenin promosyon olarak dağıttığı dünya haritası gözüne ilişti. ;
Önce dünya haritasını küçük parçalara ayırdı ve oğluna eğer bu haritayı düzeltebilirsen
seni sinemaya götüreceğim dedi sonra düşündü;
oh be kurtuldum en iyi coğrafya profesorunu bile getirsen bu haritayı akşama kadar düzeltemez.
Aradan on dakika geçtikten sonra oğlu babasının yanına koşarak geldi ve baba haritayı düzelttim artık sinemaya gidebiliriz dedi.
Adam önce inanamadı ve görmek istedi. gördüğünde de halen hayretler içindeydi ve bunu nasıl yaptığını sordu.
Çocuk; bana verdiğin haritanın arkasında bir insan vardı
İNSANI DÜZELTTİĞİM ZAMAN DÜNYA KENDİLİĞİNDEN DÜZELMİŞTİ.
İNTİHAR
Dursun kahvede çay bardagina dalgin dalgin bakarak oturuyormus. Derken Temel kahveden içeri girip Dursun'un yanina gelmisve elinden çay bardagini alip bir dikiste içmis. Zavalli Dursun ne yapacagini bilemeyip birden aglamaya baslamis. Bunu gören Temel insafa gelip söyle demis:
-Hey kes sunu usagum! Sadece saka yaptim. Sana baska bir çay ismarlayacagim.
Hiç böyle aglayan erkek görmedim.
-Hayir hiç de düsündügün gibi degil. Bugün hayatimin en berbat günü gaiba.
Ilk önce uyuyakaldim ve ise geciktim. Patronun ters, kudurdu ve beni isten kovdu. Üzgün üzgün binayi terkederken arabami aradim ancak park ettigim yerde degildi, çalinmisti. Polise gidip durumu anlattim ama birsey yapamiyacaklarini söylediler. Eve dönmek için bir taksi çevirdim.
Taksiden inip eve girmek üzereyken cüzdanimi ve tüm kredi kartlarimi takside düsürdügümü fark ettim. Eve girdim, o ne! Karim evde bahçivanimizla birlikte!!! Hirsla oradan ayrilip kahveye geldim. Intihar etmeyi düsünüyordum, birden sen çikageldin ve zehirimi içtin!..
Azrail....
Huzurevinde arka arkaya gelen ölümlerden moralleri bozuk üç arkadaş
aralarında dertleşiyorlarmış..
Biri "Azrail'i kandırmak lazım.." demiş.. Öbürleri nasıl, diye
sorunca tezini açıklamış..
"Bu Azrail can almaya geliyor ya! Onunla göz göze geldiğimizde
bebek taklidi yapalım.. Bunların yaşı küçük, bir yanlışlık olmalı
der, çekip gider.."
Yaşlılığa ikinci çocukluk demeleri boşuna değil. Bu çocukça fikir
diğerlerinin de aklına yatmış.. Başlarına kötüsü geldiğinde ne
yapacaklarını birbirlerine belletmişler..
Aradan zaman geçmiş.. Bir gece Azrail, aynı odayı paylaşan üç
kafadarı gece yarısı ziyaret edivermiş..
Orağını yere tak tak tak diye vurduğunda kafadarların üçünün birden
gözleri açılmış..
Bakmışlar ki Azrail hazır.. Birinden birini, belki de üçünü
götürecek.. Hemen belirledikleri A plânını uygulamaya geçmişler..
Üçü birden bebek taklidi yapmaya başlamış..
Biri "Aguuu.." sesleri çıkarırken öbürü parmak emiyor, üçüncüsü de
"Mama.. Mama.." sesi çıkarıyor.. Azrail bir süre seyretmiş
hallerini.. Sonra elini gülerek başına vurmaya başlamış:
"HADİ BAKALIM ATTAA :)) "
Powered by vBulletin™ Version 4.0.6 Copyright © 2010 vBulletin Solutions, Inc. All rights reserved.