PDA

View Full Version : Gulelim Guldurelim, Komik, Ilginc Fikra ve Hikayeler



Pages : 1 2 [3] 4 5 6 7

kantar
11-08-2006, 17:18
Ankara'da Hacettepe Tip'ta okuyan üç firlama ögrenci sabahtan biberli, domatesli, bol yumurtalı bir menemen yapıp bunu siyah bi poşetin içine dökmüşler. Bakkaldan iki de ekmek alip durağa gitmisler. Sabah saatleri, bindikleri otobüs epey bi kalabalıkmış. Bunlar yolcuları ite kaka arka tarafa geçmisler. Bi'kaç durak sonra içlerinden biri yüksek sesle, "Allaaah, bu otobüs amma salliyo yaa. Ben fena oldum. Çikartıcam galiba" demiş. Öbür çocuklardan biri, ondan daha da yüksek bi sesle, "Amman ortalığı batırmayalım, bende poşet var" deyip cebinden menemenli torbayı çikarmış. Midesi kötü olan çocuk "Ööörrgghh, aaargghh!" diye abartili efektlerle poşete güya kusmuş. Zaten bu seslerden millet epey rahatsız olmuş, kadinlardan bi'kaçi hafiften ögürmeye filan başlamış.
Çocuklardan o ana kadar hiç konuşmayanı,"Bakayım mı ne çıkardın yaa? Accayip karnım acıktı valla" demiş ve poşeti evirip çevirip milletin içindekileri görmesini saglamış. "Amma güzel görünüyo be! Ne yemiştin lan böyle sabah sabah?" deyip cebinden bi kaşik çikararak menemeni yemeye başlamış. Diger iki çocuk da "Dur oglum bizde ekmek vardı" diyerek ekmekleri çikarmışlar ve üçü birden, torbadaki kusmuga ekmek banarak yemeye baslamis. Efsaneye göre bu sırada yolculardan çogu şarıl şarıl kusuyomuş. Bir sonraki durakta da otobüste, şaşkin şaşkin bakınan şoförle bizimkiler hariç, bi kişi bile kalmamış!

horcan
15-08-2006, 13:59
Napolyon savaşta İspanya'yı yenmiş. İspanya kralı siz
ancak para ve mal için savaşırsınız biz ise namusumuz ve şerefimiz
için savaşırız demiş.
Bunun üzerine Napolyon;
"Evet insan neyi eksikse onun için savaşır"

>>>> >>>////////////////////////////////////////////////////////////


Churchill, avam kamarasında konuşurken, muhalif
partiden bir kadın milletvekili, Churchill' e kızgın kızgın şöyle
seslenir:
"Eğer, karınız olsaydım, kahvenizin içine zehir
karıştırırdım."
Churchill, oldukça sakin kadına döner ve lafı
yapıştırır:
"Hanımefendi, eğer karım siz olsaydınız, o kahveyi
seve seve içerdim."

>>>> >>>////////////////////////////////////////////////////////////

Sokrates ve eşi bir türlü iyi geçinemezlermiş. Bir gün eşi
Sokrates'e verip veriştirmiş, ağzına geleni söylemiş.
Bakmış kocası hiç bir tepki göstermiyor; bir kova suyu alıp
başından aşağı boşaltmış. Sokrates gayet sakin:
"Bu kadar gök gürültüsünden sonra bir sağanak zaten bekliyordum" demiş.


>>>> >>>////////////////////////////////////////////////////////////

Bernard Shaw ile Churchill hiç geçinemez ve sık sık birbirlerini iğnelermiş.
Bernard Shaw, bir oyununun ilk gecesine, Churchill' i
davet etmiş ve davetiyeye de bir pusula iliştirmiş:
"Size iki kişilik davetiye gönderiyorum. Bir
dostunuzu alıp gelebilirsiniz. Tabii dostunuz varsa."
Churchill, hemen cevap göndermiş:
"Maalesef o gece başka bir yere söz verdiğim için
oyununuzu seyretmeye gelemeyeceğim. İkinci gece gelebilirim,
tabii oyununuz ikinci gece de oynarsa."

>>>> >>>////////////////////////////////////////////////////////////


Bir gün Eflatun, talebelerinden birini kumar oynarken
yakalamış ve şiddetle azarlamış. Talebesi:
"İyi ama ben çok az bir paraya oynuyordum"
diye itiraz edecek olunca Eflatun cevap vermiş:
"Ben seni kaybettiğin para için değil, kaybettiğin
zaman için azarlıyorum."

>>>> >>>////////////////////////////////////////////////////////////


Dünya nimetlerine ehemmiyet vermeyen yaşayış ve
felsefesiyle ünlü filozof Diyojen, bir gün çok dar bir sokakta
zenginliğinden başka hiçbir şeyi olmayan kibirli bir adamla
karşılaşır.İkisinden biri kenara çekilmedikçe geçmek mümkün değildir. Mağrur
zengin,hor gördüğü filozofa:
"Ben bir serserinin önünden kenara çekilmem"
der. Diyojen, kenara çekilerek gayet sakin şu
karşılığı verir: - "Ben çekilirim."


>>>> >>>////////////////////////////////////////////////////////////

Meşhur bir filozofa:
"Servet ayaklarınızın altında olduğu halde neden bu kadar fakirsiniz?"
diye sorulduğunda:
"Ona ulaşmak için eğilmek lazım da ondan" demiş.


>>>> >>>////////////////////////////////////////////////////////////


Kulaklarının büyüklüğü ile ünlü Galile' ye
hasımlarından biri: "Efendim" demiş, "Kulaklarınız, bir insan için
biraz büyük değil mi?"
Galile:
"Doğru" demiş, "Benim kulaklarım bir insan için biraz büyük
ama,seninkiler bir eşek için fazla küçük sayılmaz mi?"

>>>> >>>////////////////////////////////////////////////////////////


Bir toplantıda, bir genç Mehmet Akif' i küçük
düşürmek ister: "Affedersiniz, siz veteriner misiniz?"
Mehmet Akif hiç istifini bozmadan şöyle yanıtlamış:
"Evet, bir yeriniz mi ağrıyordu?"


>>>> >>>////////////////////////////////////////////////////////////


Yavuz Sultan Selim, birçok Osmanlı padişahı gibi
sefere çıkacağı yerleri gizli tutarmış. Bir sefer hazırlığında,
vezirlerinden biri ısrarla seferin yapılacağı ülkeyi sorunca,
Yavuz ona:
"Sen sır saklamayı bilir misin?" diye sormuş
Vezir:
"Evet hünkarım, bilirim"
dediğinde, Yavuz cevabi yapıştırmış:
"İyi, ben de bilirim."


>>>> >>>////////////////////////////////////////////////////////////


Bir filozofa sormuşlar:
"Şansa inanır mısınız?"
Filozof:
"Evet, yoksa sevmediğim insanların başarılarını neyle
açıklayabilirdim."

andrea
15-08-2006, 15:50
Kıyamet Koptuktan sonra Gazete ve Tv Başlıkları 'nasıl
olabilir' diye hiç düşündünüz mü? İşte güldüren başlıklar...

Sabah : Biz Öldük!

Anadolu ajansi :
Kiyamet koptu ( A.A)

Zaman : Biz demistik, böyle olacagi belliydi!

Dünya Gazetesi : IMKB' de endeks bir daha yükselmeyecek.

Hafta Sonu : Ayhan Isik ile Hülya Avsar gizlice bulustular

Erkekçe : Ayin hurisi

Fanatik Gazetesi : Bu maçin galibi yok!

Cumhuriyet : Sonunda Ata'miza kavustuk.

Bilim Teknik : Evren hakkinda bütün bilmediklerimiz...

Oyun dergisi : Game Over

Elle : Yargi gününde-aninda 10 kilo verin!

Para : Kiyametten kâr yapmanin 100 yolu

Star Gazetesi : Sok! Kandirildik, Seytan aslinda iyiymis!

Aktüel : Mahser günü yanininizda olmasi gereken 2 sey:
Sevaplar ve Isiya dayanikli elbise

Auto Show : Sirat köprüsünde saniyede 100 km ye ulasan son
model arabalar

Arena Ugur Dündar : Cennete rüsvetle kaçak giren
günahkarlarin tüyler ürperten dosyasi

Hürriyet (Ertugrul Özkök) : Iyimserligi elden birakmayalim, hiç olmazsa cehennemde isinmak için yakit parasi yok!

Radikal : Yeni dosyayi açiyoruz: Yesil itiraf ediyor. Aslinda kiyametten Susurluk çetesi sorumlu.

Show TV Reha Muhtar : Sayin Zebani, kazanlarin yaninda
terlemiyor musunuz?

Kanal 6 : Izliyorsunuz sayin seyirciler, kazanlarin içi bir volkan gibi, insanlar bagris çagris yaniyor, kizariyor...

Basbakanlik Basin ve Halkla Iliskiler Dairesi Baskanligi :
Devletimiz, bütün yaralari saracaktir.

andrea
15-08-2006, 15:57
En güçlü Altıncı His

California'da yaşayan bir medyum, insanların adlarını, burçlarını, sosyal sigorta numaralarını, en az sevdikleri sebzeleri ve iç çamaşırlarının rengini yüzde 98 doğru tahmin ediyordu. Wise, yerel polis örgütlerine 32 kaçrıma olayının aydınlatılmasında ve arkadaşlarının birçoğuna yanlış yere koydukları araba anahtarlarını ve çamaşırhanede kaybettikleri çorapları bulmaya yardımcı olmuştu.


En kötü Bellek

Norveçli oly Rolvaag, nereye gideceği yada soyadının ne olduğu gibi şeyleri sürekli olarak unuturmuş. Rolvaag yanlış evde gecelemiş, yanlış işyerine iş raporu vermiş ve bir gün karısı olduğunu sandığı tamamen yabancı bir kadına, yaptırdığı yueni saç modelini hiç beğenmediğini, eski halinin çok daha iyi olduğunu söylemiş.


En Kötü Kokan Koltuk Altı

Romanyalı Nicolai Glatina,nın Koltuk altları öle kötü kokuyorduki, yakınında bulunanlar öksürmeye, nefes alamamaya başlıyor yada bayılıyorlardı. Glatina her gün yıkanıp, koltuk altı deodorantı Kullanmasına ve hatta çalışırken gömleğinin altına avuç dolusu kolanya sürmesine rağmen dayanılmaz koku birkaç saat sonra yine ortaya çıkıyordu. Olayın tek olumlu yanı, işe giderken bindiği kalabalık otobüste insanlar, ona oldukça rahat bir yer açıyordu. ayrıca balıkhande çalışan ve kendisin hiç de kötü kokmadığını düşünen bir kızla çıkıyordu.


En Uzun Dil

Kaupoug Thum'da Yaşayan Diith Pang'ın dili, tam çıkardığı zaman 29.843 cm geliyordu. Konuşurken, dili göğsüne düşüpde insanları korkutmasın diye dişlerini birbirine kenetlemiş halde konuşurdu. Daha küçük bir çocukken, uzun diliyle sinek avlayarak kurbağaları taklit eden Pang'ı, durumu fark eden annesi bundan vazgeçirmişti.

En Acılı Güneş Yanığı

Winooskili Adele Blakemore, tatil için Meksika Acapulco'ya gidinceye kadar güneşte kalmaya pek alışık değildi. Güneşin sıcağı ve dalgaların sesiyle sersemleöiş olan Blakemore plajda bikinisiyle uyuya kalmış ve akşam geç saat acı içinde uyanmıştı. Tüm vücudu güneşten öylasine kötü yanmıştıki, doktorlar kendisini tepeden tırnağa yanık merhamiyle sıvazlayıp gazlı bezle bandajlamışlardı. Meksikadaki üç haftalık tatilini bandajlı olarak geçiren Blakemore, gelecek tatilini Alaska'da geçirmeyi planlıyordu.

En Titiz Kedi

Suriye Kralı Zahelin'e ait bir Ankara kedisi öylesine şımarmıştıki, yanlızca evinden 150 mil uzaklıktaki bir limanda yakalanabilen taze somon yiyordu. Balık temizlenmiş, bir fiske limon suyu serpilmiş ve işlemeli altın bir çanakta servis edilmeliydi. Bir gün Bu özel çanak sırra kadem bastı ve kedi yemek yemeyi reddetti. Kral başka bir işlemeli çanak buluncaya kadar, kedi açlıktan öldü.

En Zalim Rehber Köpek

İndiana Günay Bend'de daha önceleri körler için rehberlik yapan köpek Brütüs, talihsiz sahiplerine zalimce şakalar yapardı. Körlerin duvarlara çarpmasına, merdivenlerden yuvarlanmasına, üç sahibinin de caddedeki rögarlara düşmelerine yol açmıştı. Mahkemeye yansıyan bir olay sonucu, suçlu bulunarak uyutuldu.

andrea
17-08-2006, 19:02
Ayşe sohbet için kocasını işten telefonla aramış,

"Kusura bakma sevgilim.." demiş kocası, "Bugün o kadar
yoğunum ki.. Yetiştirmem gereken işler var.. Daha
sonra konuşsak.."

"Tamam bir tanem bir iyi bir de kötü haberim vardı da.."
"İnan hiç vaktim yok.. O zaman sadece iyi haberi
söyle.."
"Merak ediyorduk ya.. Arabanın hava yastıkları
çalışıyormuş.."

Sarı
17-08-2006, 20:15
:D Sevgili günlük, Bu sabah Hürriyet'in Kelebek ekinde sigarayı
bırakmanın vücuda yaptığı olumlu etkileri anlatan bir haber okudum.
Bu tarz haberlerden oldum olası tiksinmeme rağmen nedense coşup
sigarayı bırakmaya karar verdim. Kararım kesin, sigarayı
bırakıyorum. Bu kararımın vücuduma etkilerini gösteren tabloyu
başucuma astım. İçimin zehirden temizlenmesini tabloya bakarak daha
rahat hissedeceğim. Şimdi masanın üzerindeki dolu sigara paketini
buruşturup çöpe sallıyor ve sağlıklı gürbüz bir kişi olma yolundaki
ilk adımımı atıyorum.

SEKİZİNCİ SAAT

Sevgili günlük,
Tabloya göre sigarayı bıraktıktan sekiz saat sonra tansiyon ve nabız
normale dönüyormuş. İnanır mısın, bunu hissediyorum sanırım. Tamam,
tansiyon ve nabzımın bundan sekiz saat önceki halinde de anormallik
hissetmemiştim,ama normale dönmesi iyi bir şey herhalde. Coşkumu
paylaşmak için Teoman'ı aradım, sigarayı bırakmama "geçici Ubeyd
Korbey sendromu" adını taktı. "Oğlum" dedim, "bak tam sekiz saattir
sigara içmiyorum, tansiyonum ve nabzım cillop gibi oldu".
Bunu söyleyince kendi nabzının ve tansiyonunun da harika olduğunu
söyledi, meğer sekiz saattir uyuyormuş. Yavşak işte, ben ne diyorum
o ne diyor. Yalnız laf aramızda, kafama takıldı gerçekten, demek ki
günde sekiz saat uyuyan bir sigara tiryakisinin tansiyonu ve nabzı
da günde bir kere normalleşiyor. E peki, tansiyon ve nabız günde üç
kez normale dönemeyeceğine göre benim kazancım ne bu işten? Demek
ki, savaşı erken bırakmayacaksın. Yoksa Teoman itinden ne farkım
kalır? Onun tansiyonu da normal, benimki de.... Neyse, bakıcaz....

ONUNCU SAAT

Sevgili günlük,
Sigarayı bırakırken başlangıcın çok zor geçtiğini duymuştum. Hiç de
değilmiş. Az önce yemek yedim, iştahım açılmış, yemeklerin tadını
daha iyi aldım. Yıllardır ilk kez yemeğin üzerine sigara
içmeyeceğim.

ON BİRİNCİ SAAT

Acaba azaltarak mı bıraksam? Sadece yemeklerden sonra içsem mesela?
Yok yok, dayanmam lazım. Kuruyemişçiye gidip kabak çekirdeği alayım,
oyalanırım.

ON ÜÇÜNCÜ SAAT

İki saattir aralıksız kabak çekirdeği yiyorum. Ve bir de yıldıran
dejavu: "abi bu çekirdeğe elini sürünce bırakamıyorsun."

ON DÖRDÜNCÜ SAAT

Kabak çekirdeğini bırakınca yemekten sonrakine benzer bir sigara
içme isteği uyandı. Çöpe attığım sigara paketini ararken telefon
çaldı, Teomanmış. "Sağlığında yeni düzelmeler var mı?" diye sorup
kahkaha attı .Vay ayı vaaay, sigarayla mücadelemde başarısız olmamı
bekliyor demekki. Bu beni sinirlendirmekten çok kamçıladı. Ulan
Teoman, görüşürüz bakalım. İlk işim sigara paketinin olduğu çöp
torbasını evden atmak

ON YEDİNCİ SAAT

Sevgili günlük,
Kendimden utanıyorum. Az önce kapıdaki çöp torbasını geri almaya
karar verdim, kapıcı götürmüş. Kararsızım, sigarayı bırakanların
sinirli olmaya başladığı ve kilo aldığı söyleniyor. Şişman ve
sinirli biri olup Hüseyin'e benzemeyeyim sakın?

YİRMİ DÖRDÜNCÜ SAAT

Sevgili günlük,
Biliyor musun, sigarayı bıraktıktan 24 saat sonra kalp krizi riski
yüzde 25 azalıyormuş. Fena değil ha, ne dersin? Teoman'ı aradım az
önce, sana en fazla 15 gün veriyorum dedi. Kalp krizi riskinin
azalmasından sözettim, güldü. Gül bakalım Teoman efendi, gül...
Gidip kabak çekirdeği alayım.

İKİNCİ GÜN

Sevgili günlük,
Dün çok kötü geçti. Kuruyemişçiye gidip bir kilo kabak çekirdeği
aldım. Gazeteleri çıkmadan okusaydım keşke, Hıncal Uluç köşesinin
yarısını "kabak çekirdeğinin cinsel güce katkıları"na ayırmış.
Allahım, ya kuruyemişçi de okumuşsa yazıyı? Ulan yüz gram al çık,
bir kilo niye alıyorsun? Bundansonra o dükkanın önünden geçemem.

ÜÇÜNCÜ GÜN

Sevgili günlük,
Çok güzel bir gündeyiz. Sigarayı bırakmamın üzerinden 72 saat geçti,
yani sinir uçlarım bugünden itibaren yenilenmeye başlıyor. Daha da
güzeli, sevgilim geliyor. Bugün biraz sinirli gibiyim, kızın yanında
arıza yapmasam bari...

DÖRDÜNCÜ GÜN

Sevgili günlük,
Dün ne güzel başlamıştı hatırlarsın, ama korktuğum başıma geldi ve
sevgilimle kavga ettim. Her şey iyi başlamıştı halbuki. Bir ara
dışarı çıktık, ben sosisli sandviç almak istedim, hanımefendi karşı
çıktı. Neymiş, yürüyerek yemek yenilmezmiş. Durduk yerde kavga
çıktı. Sonunda dayanamayıp karşıdaki lokantaya gittim ve patlıcan
musakka söyledim. Garson tabağı getirir getirmez hatunun yanına
koştum ve "yürüyerek yemek öyle yenmez böyle yenir" diyerek elimde
tabak yürümeye başladım. Bir yandan da musakkayı yemeye çalışıyorum.
Kız kaçmaya başladı, ben de peşinden koşuyorum. Bir ara ağzımdan
köpükler çıktığını farkedince durakladım. Elimdeki tabağı çöpe atıp
eve döndüm. Sevgilimin telesekreterine not bıraktım, umarım arar.

BEŞİNCİ GÜN

Sevgili günlük,
Bu sabah İstikbal'den çek-yat gelecekti, öğlene kadar bekledim, ne
gelen var ne giden. Birden sinirlerim tepeme çıktı, elimde odunla
beklemeye başladım. Hayır, niye sözünde durmuyorsun kardeşim? Sabah
dediysen sabah getir. Adamlar saat üçte geldiler, ben odunla kapıya
çıkınca tedirgin olup kaçtılar. İstikbal'i arayıp siparişi iptal
ettim, Seray'ı var Mobella'sı var canım, banane yani...

ALTINCI GÜN

Sevgili günlük,
Sevgilim aradı, bana çok kızgın olduğunu söyleyip bir çuval zır zır
yaptı. zaten ona moralim bozuk, bir de Teoman gelip karşımda fosur
fosur sigara imesin mi? Dumanı suratıma üflediğinde çaktırmamaya
çalışarak içime çekmeye çalıştım. Ulan özlemişim be...

YEDİNCİ GÜN

Sevgili günlük,
Kabul etmem gerekir ki bugün çok sinirliydim. Gevşemek için
televizyonu açıp belgesel izlemeye başladım. Discovery Channel'da
Timsah Avcısı diye bir lavuk var, 10 dakika dayanamadım herife.
Eline bir yılan almış, yılan çıtır çıtır ısırıyor, bu gevrek gevrek
gülüyor. Neymiş, yılan zehirsizmiş.Ya arkadaşım, zehirsiz diye ne bu
yani? National Geographic'I açıyorum, zürafalar var, daha iyi. Ama
zürafalardan, Mary ve ailesi diye söz ediliyor. Allah belanızı
versin hepinizin. Süt içip uyumaya karar veriyorum, süt şişesinin
üzerine "lütfen çalkalayınız" yazmışlar. Çal-ka-la-mı-yo-rum. Mecbur
muyum lan sizin şişenizi temizlemeye. Para almasını biliyorsunuz
eşşoğlueşşekler sizi be! Akşam arkadaşlarla bira içmeye gittik.
Buinsanlarne kadar anlayışsız var ya günlük, aklın oynar.Ulan zaten
sigarasız bira içiyorum, beynim sulanmış, hala üzerime geliyorlar.
Masada ideolojik hadise çıktı, dışarı kadar uzadı. Tartışma sorun
değildi de "sigarayı bıraktığındanberi kilo aldın lan kocagöt"
deyince dayanamayıp kafa attım Teoman'a. Yapmasam iyiydi.

SEKİZİNCİ GÜN

Sevgili günlük,
Teoman arayıp bir daha benimle görüşmek istemediğini söyledi. Çok
umurumdaydı lavuk. Gereken cevabı verdim zaten. Bu arada, gazetede
okudum yine. Sigarayı bırakmanın çeşitli yöntemlerinden
bahsediyordu. Azaltarak bırakma ve marka değiştirerek bırakma
maddeleri ilgimi çekti. Acaba? Ama yok yok, bu kadar dayandım,
gerisini getirmek lazım.

DOKUZUNCU GÜN

Sevgili günlük,
Sana ne zamandır sevgili günlük diye seslenmediğimi farkettim. Oysa
sen bu dünyada beni anlayan tek varlıksın, tek dostumsun. Bugün ne
oldu biliyormusun, sevgilim beni terketti. Alçak kadın,
Manyaklaştığımı söyleyip ayrıldı benden. Bu arada kabak çekirdeğinin
bokunu çıkardım, her tarafımda sivilce çıktı.

ONUNCU GÜN

Sevgili günlük,
İki gün önce, sigarayı bırakmanın çeşitli yöntemlerinden
sözetmiştim. Ben iki yöntemi birleştirip hem marka değiştirdim hem
de azalttım. Günde üç tane yemeklerden sonra Parliement içiyorum. O
kadar zaman sonra ilk içilen sigaranın bir güzel kafası var,
şaşırırısın.

ON BİRİNCİ GÜN

Sevgili günlük,
Kendime bir iyilik yapıp sigarayı beşe çıkardım. Ha üç, ha beş.
Eskiden günde bir paket içiyordum, şimdi beş tane içiyorum. Yine
kazançlıyım yani...

ON İKİNCİ GÜN

Sevgili günlük,
Bugün gazetede Amerika'da yapılan bir araştırmayla ilgili haber
okudum. Habere göre günde 10 taneye kadar sigaranın çok fazla zararı
yokmuş. Üstelik sigaranın markasını değiştirmekten falan da
bahsedilmiyordu. Madem öyle günde 10 tane Camel içebilirim.

ON ÜÇÜNCÜ GÜN

Sevgili günlük,
Sevgilimi ve Teoman'ı arayıp özür diledim. Sevgilim, bir süre daha
görüşmek istemediğini söyledi. Ağzımdan köpükler çıkarken
koşturduğum sahneyi unutamıyormuş. Haklı kız, bir şey söyleyemedim.
Teoman aramızda geçen hadiseyi sigaraya yordu, ona göre yavaş yavaş
sigara içmeye başlayınca beynim tekrar faaliyete geçmiş. Neyse
barıştık ve yarın akşam buluşmaya karar verdik.

ON DÖRDÜNCÜ GÜN

Sevgili günlük,
Teoman'la ocakbaşına gittik. İçtiğim sigaraları saymadım. Teoman'ın
da dediği gibi, sigaranın zararlarını bilerek içiyorum, kime ne?
Sana da soruyorum günlük, sana ne?

ON BEŞİNCİ GÜN

Sevgili günlük,
Püfür püfür içiyorum sigaraları. Bir de, "sigaraya tekrar başlayınca
ne olur" tablosu yapmaya başladım. Sevgilim de bir daha sigarayı
bırakmayacağım sözünü verince geri döndü. Elveda günlük, bir daha
işim olmaz seninle.

andrea
17-08-2006, 21:01
Barışta ve savaşta, yerde gökte,tuvalette ve banyoda, ve forumda;

1-Üye olduktan sonra forum kuralları bölümünü okuyarak onun oraya süs diye konulmadığını anlayacağıma

2-Zeki ,çevik, ahlaklı ve aynı zamanda yazı yazıp paylaşan bir üye olacağıma

3-Foruma üye olur olmaz hemen kız erkek durumunu kontrol etmeyeceğime

4-Forumda ki güzel kızlara özel mesajla sarkıntılık etmemek için elimden geleni yapacağıma.

5-Arama yapmadan konu açıp yetkililerin sinir katsayılarını artırmayacağıma. (!)

6-Chat odasına girdigimde güzel kız (yakışıklı erkek) aramayacağıma,sadece muhabbet edecegime

7-Adminlere itaat edeceğime

8-Açtığım konuları kilitleyen yetkililere sövmeyeceğime. Ayrıca konuyu kilitlediler diye özelmesajla hesap sormayacagıma

9-yolladıgım yazının forumda daha önce verilmiş olmasından dolayı arama motoruna çamur,mok, pislik atmayacağıma.

10-Forumda büyük harfle yazı yazmanın bağırmak anlamına geldiğini büyük harfle yazı yazmadan öğreneceğime ve uyarı almayacağıma

11-Zırtı pırtı yanlış yerlere konu açıp yetkililerin sürekli taşımacılık yapıp bel fıtığı olmalarına sebep olmayacagıma (!)

12-Asla ve asla bu adminler kendini ne sanıyo diye düşünmeyeceğime

13-Açtığım konulara kimse cevap yazmıyo diye kahrolmayacağıma.Ne olurr yorum yazın die sayfalarca aglamayacagıma Ne ararsan kendinde ara başkası yalan ağlar atasözüne göre davranacagıma

14- Gerekli gereksiz smileylerle mesajımı doldurup kendimi foruma bi katkıda bulunuyor sanmayacagıma

15-Üye olduktan hemen sonra bismillah yok şunu şöyle yapsaydınız, yok şu niye şöyle diye ukala tavırlar sergilemeyeceğime

16- Admin ve modlara sirinlik yapıp yağ çekip kendime katkı sağlama amacını asla gütmeyecegime

17-Üye olduktan sonra nerelisin diye soranlara Hisse.net'Liyim diye cevap vereceğime,neresinden diye sorarlarsa da apışıp kalacağıma.

Harddiskim, ADSL modemim, mausum, klavyem üzerine and içerim

andrea
22-08-2006, 19:55
abi tüp bitti nasıl yapcaz yemek olayını?
-olum okulda yeriz kasma kendini..
-para mı var abi okulda yiyelim!
-tamam buldum abi yatır elektrik sobasını yere..
-eee?
-tavayı üstüne koyup yumurta yapcaz!!!
-olum süper aklın var ama 2 yıllık okulda 5. yılın ya helal olsun diyorum baska bisey demiyorum,susuyorum!
----------------------------------------------

-ketçap varsa getirsene içerden şu makarnaya koyalım
-ulan suyun olmadığı evde ketçap mı olacak?
----------------------------------------------

- Bulaşığına batak'a varmısınız? ardından bulaşık yıkamasına
-----------------------------------------------

-olum bundan sonra plastik tabak kullanalım
-ne oldu beyim bulaşık yıkamak zoruna mı gitti. Dedik sana sıran geldiğinde yıka diye
------------------------------------------------

-olm mimarlıktaki kız yine beni kesti kantinde laa
-tabi tabii
-gerçek diyorum king yapınca bir bağırdım öyle bir bakışı vardı ki
-o senin salaklığına bakmıştır
-göreceksin iki güne kalmaz buraya getirir bulaşık yıkattırırım
-------------------------------------------------

- olm şu evi bi temizleyelim artık bee, mutfaktan başlayalım.
- tamam girelim vallaa banyo da benim, elleşmeyin.
- ama bugün olmaz zaten yorgun gelmişim hiç halim yok.
- yarında benim işim var geç gelicem.
- ee o zaman sonra bi ara yaparız
- ii madem..
---------------------------------------------------

-abi yiyecek bişey var mı?
+yok hocam olsa ben yerim değil mi?
-(buzdolabını açar)- bu ne lan sucuk var burda birde bizden saklıyor...
+hadi be ... vallahi varmış... yalnız dur bir saniye - (sucuk sanılan şey ele alınır)
-Allaaah bu sucuk değil kararmış metamorfoz geçirmiş bir muz!
----------------------------------------------------

-olum, para bitti laa...
+valla haci, bende de yok, napcaz?
-ne bileyim, evden de isteyemiyom.
+Şu senin hemşo ahmet vardı, ondan istesek...
-tabii be, ama, olum herif heykelde oturuyo, dolmuş parası lazım...
+hımmm... ha buldum, bira şişeleri vardı mutfakta, iade edelim..
-haci ben verdim onları markete.
+eee...
-bi LM aldım..
+hımm.. ii yapmışsın, ver bari bi tane..
-al abi...
-----------------------------------------------------

- abi bugün süper bişey yiyelim olur mu?
- tabi ne mesela?
- ne bilim abi ya makarna mı yesek?
- bi sus olum hergün yiyos zati makarna. daha süper bişi yiyelim..
(akabinde o gün makarna yiyilerek doyulmuştur)
------------------------------------------------------

- bu tencere yağlı hala bir daha yıkasanıza
- yemekte yağ ile yapılıyo ne gerek var
-------------------------------------------------------

-portakal var mı?
-var ama artık turuncu değil...

kantar
22-08-2006, 22:34
Kaşla göz arasında

Temel’in taksisine Texaslı bir adam binmiş. İstanbul'da dolaşırken Akmerkez’i göstererek "Büyük bina, bizim orda bunu 2 günde yaparlar", Galata Kulesi’ni göstererek bizim orda bunu 1,5 günde yaparlar" diye atıp tutuyormuş. Sonunda Temel’in canına tak etmiş ve Süleymaniye Camisini göstererek, "Allah Allah..." demiş. Texaslı ne oldu diye sorunca, Temel, "Az önce geçtik ama burada böyle bir cami yoktu... Yine kaşla göz arasında yapmış bizimkiler" demiş.

kantar
22-08-2006, 22:37
Beş litre

Amerika'da adamın biri işine giderken birden anormal bir trafiğin içine düşer, ama trafik bir santim bile
kıpırdamamaktadır.
Bir süre sonra aracının yan camına birisinin tıkladığını farkeder ve camı açar.
- Ne var acaba?
- Teröristler Bush'u yakaladılar. Eğer 1 milyar dolar verilmezse, üstüne benzin döküp yakacaklarmış.
- Haa şimdi anladım bu trafiği...
- Ya işte onun için, herkesten biraz yardım topluyoruz.
- İnsanlar ne kadar veriyor ortalama olarak?
- Valla yaklaşık 5'er litre

andrea
25-08-2006, 08:47
Belgrad Ormanında bir akşam üstü
Nihahahah boşuna kıpraşma yavrum.Elimden
kurtulamazsın..
Bağırmakta fayda etmez. Bu ormanda seni kimseler duyamaz. Sen iyisi mi
meşhur sözü hatırla ve rahatla.Tecavüz kaçınılmazsa uzan keyfine
bak..Heheheheh..
-Sen şimdi bana tecavüz mü edeceksin?
-Yok nasihat edicem.Tabii ki tecavüz edicem.
-Eminsin yani.
-Tabii eminim,artık tecavüz etmek suç bile değil güzelim.Tecavüzü
ediyorsun,sonra tecavüze uğrayan kız çaresiz seninle evlenmek zorunda
kalıyor,sen yırtıyorsun.
-Demek yırtıyorsun? O zaman gel yırt bakalım.Hatta
sen zahmet etme,ben yırtıyım üstümü başımı.Nasıl olsa yenisini sen
alacaksın.
-Ne diyon sen bacım?
-Bu ayakkabıları da parçalayabilir myiim?
-Bıktım kaç senedir giymekten.
-Ohoooo.Amma konuştun ya.
-Evet ben biraz fazla konuşurum.Şimdiden alışan iyi olur.Malum bir ömür aynı evi
paylaşıcaz.Haa bi de unutmadan söyliyim,ben uyurken dişlerimi
gıcırdatırım,sonra söylemedin deme.
-Anlaşıldı,sen beni lafa tutup kaçmayı planlıyon ama yemezler.
-Kim kaçacak?Ben mi ? Bence birazdan sen kaçıcan, müstakbel kocacığım. Önce şunu söyliyim,bizde nişanıda düğünüde erkek tarafı yapar bilesin.Nişanda 3 burma bilezik,bir altın saat,5 metrede altın kordon
-Ohaaaaa
-Bence oha joker hakkını hemen kullanma.Çünkü daha düğünde isteyeceklerimi sıralamadım.
-Ne düğünü ya?
-Aaaa düğünsüz hayatta evlenmem.Özel gelinlik isterim,ayrıca ablamların o gece giyeceği tuvaletler de bizzat ellerinden öper
-Ablanlarmı ?
-Evet bizde adetler böyle.Sen sormadan söyliyim,benim 4 ablam var.Sonra düğün salonda olucak.Havayi fişek gösterisi isterim.5 bilezik isterim,tek taş pırlanta yüzük isterin,yurt dışında balayı isterim,kirada oturmam ev isterim,Italyan mobilya isterim.
-Yeteeeeerrrrrrr.Bacım ne yaptın ya ?Ben mi sana tecavüz ediyom,sen
mi bana tecavüz ediyon karıştırdım ha!!Ne bu be ?
-Valla canın isterse kocacığım.
-Ne kocası be?
-Tecavüz edicen ya o bakımdan
-Tövbe ..Vazgeçtim.Ben aklımı peynir ekmekle yemedim.Tecavüzün cezası kalkmamış aksine artmış. Bundan ala ceza mı olur?! Şu dakikadan itibaren dünya ahiret bacımsın.Kalk yürü eve bırakayım seni.Ulan bi tecavüz etme zevkimiz
vardı,onunda içine ettiler, iyi mi ?

kantar
25-08-2006, 20:51
Eşek değilsin ya

Trafik polisi arabayı durdurmuş ve eğilip “ehliyet ruhsat lütfen” demiş. Şoför “Tabi buyurun” demiş ve ehliyet ve ruhsatını polise uzatmış. Polis bakmış bir problem yok.
- Peki demiş polis, çevre vergisi pulunu sormuş.
- Burada, buyurun demiş adam.
- İlk yardım çantanız var mı? demiş polis.
- Tabi deyip bagajı açmış adam. Polis bakmış içinde eksik yok.
- Yangın söndürücü?
- Burada buyurun.
- Zincir?
- Derhal çıkarayım buyurun.
Polis daha sonra tekrar sormuş:
- Mezdeke kaseti var mı?
Şoför çok şaşırmış.
- Evet var buyurun demiş.
Polis: Tamam siz onu takın teybe, sesini de açın demiş ve başlamış oynamaya.
Şoförün şaşkınlığı daha da artmış ve dayanamamış sormuş.
- Hayrola memur bey?
Polis cevap vermiş:
- Ee eşek değilsin ya artık takarsın bir 20 milyon...

andrea
28-08-2006, 15:26
AUDI : Another Ugly Deutsche Invention(Bir diger çirkin Alman Icadi)

BMW : Brings Me Women(Bana Hatunlari Getirir)

FIAT : Failure in Italian Automotive Technology(Italyan Otomotiv
Teknolojisinin Basarisizligi)

FORD : Fast Only Rolling Downhill (sadece yokus asagi hizlanir)

SAAB : Shape Appears Ass-Backwards( Popo Görünümlü)

HYUNDAI : Hope You Understand Nothing's Driveable And Inexpensive...
(Umariz hiçbirseyin sürülebilir ve pahali olmadigini anlamissinizdir)

VOLVO : Very Old Looking Vehicular Object (Çok eski görünüslü araç)

PORSCHE : Proof Of Rich Spoiled Children Having Everything (Zengin züppe
bebelerinin herseye sahip oldugunun kaniti)

kantar
28-08-2006, 19:09
Bektasiyi, rica minnet camiye götürmüsler.Hoca baslamis anlatmaya:
-Bir yer vardir ki orada, zengin fakir ayrimi yoktur.Dertli giren neseli olur.Oraya giren herkesin gönlü ferahtir.Bilin bakalim, burasi neresidir?
Bektasi yanit vermis:
-Neresi olacak, meyhane...

burcay
28-08-2006, 21:06
KIZMA BİRADER

Aslan ormanlar kralı. Bir gün bunu bütün hayvanlara söylettirmeye karar vermiş. Gezintiye çıkmış. Önüne gelen ilk hayvan grubu olan kuşlara sormuş:
– Ormanlar kralı kim?
– Sizsiniz efendim!
– Aferin. Güzel…
Sonra, koyun - keçi grubuna aynı soru:
– Ormanlar kralı kim?
– Sizsiniz efendim!
– O… güzel. Bu güzel soruya hep aynı cevap verilmesi aslanı biraz şımartmış. Yoluna devam ederken karşısına bir fil denk gelince yine aynı soruyu aşk ile sormuş:
– Ormanlar kralı kim? Cevap yok.
– Ormanlar kralı kim? Cevap yok.
Kulağı her hâlde duymuyor zannedip yanına biraz daha yaklaşarak aynı soruyu kükreyerek sormuş:
– Ormanlar kralı kim?
Fil artık iyice rahatsız olunca aslanı hortumu ile kaptığı gibi üç beş metre ileri fırlatmış. Tekrar yanına gidip ayağı ile sağlamlığını kontrol ettikten sonra kaldırıp iki metre daha ileri atmış. Yanına yeniden gittiğinde aslan son anlarını yaşıyor gibi zor nefes alıyormuş. Kendini toparlamaya çalışan aslan sakin sakin şöyle konuşmuş:
– Ya kardeşim. Bilmiyorsan, bilmiyorum, de. Ne diye dövüyorsun ki?

kemalb
29-08-2006, 21:52
KADININ GöREVi
Adamın birisi bir gün hastalandı. O gün canı işe gitmek istemiyordu. Karısı ne güzel hep evde kalıyor, hiç işe gitmiyordu. Birden içinden allaha şöyle bir dua edeceği tuttu. 'Allahım hergün işe gidip, 8 uzun saat boyunca evim ve eşimin rahatı için çalışıyorum. Eşim ise evde yalnızca oturuyor. Ne olur, bir gün için benim yerime geçip, ne zor bir hayat yaşadığımı görmesini sağla'.

Hikaye bu ya.. birden bire adamın dileği yerine geldi. Ertesi sabah, Adam, karısının vücudunda uyandı. Hemen yataktan fırladı, eşinin kahvaltısını hazırladı, çocukları uyandırdı, elbiselerini hazırladı, onların da kahvaltılarını hazırladı, yedirdi, beslenme çantalarını hazırladı, çocukları okula götürdü, eve döndü.

Hemen evi toparladı, yıkanacak bulaşıkları ve çamaşırları halletti. Temizleyiciye götürülecek olanları eline alıp, telefon faturasını ödemek için Türk Telekom'a gidip sıraya girdi. Faturayı ödedikten ve temizleyiciye uğradıktan sonra akşam yemeği için alışverişe gitti.

Eli kolu dolu bir vaziyette eve döndü. Bu arada öğle olmuştu. Evi, özellikle yemek masasının altını elektrik süpürgesi ile süpürdü. Eşyaların tozunu aldı. Mutfağı sildi. Çocukların okuldan geldiklerinden atlayacakları keki pişirdi.

Çocukları okuldan alma zamanı gelmişti. Yolda onlarla sohbet etti. Okulda olanlar konusunda onlara akıl verdi. Eve geldiklerinde, derslerini kontrol edip, çalışmaları için masalarına oturmalarını sağladı, onlara süt ve kekten oluşan akşamüstü yiyeceklerini verdi.

Bu arada, yıkadığı çamaşırları ütülemesi gerekiyordu. Ütü bittiğinde, ancak akşam yemeğini hazırlayacak kadar vakit kalmıştı. Patatesleri soymaya başladı. Salataları yıkadı. Pilav için pirinci ıslattı. Etleri çıkarıp, fırın için hazırladı. Kocası eve geldiğinde, sofraya tabakları yerleştiriyordu.

Akşam yemeğinden sonra, önce eşinin kahvesini pişirdi sonra masayı topladı ve bulaşıkları halletti. Eşinin ve çocukların ertesi günü giyeceği kıyafetleri kontrol etti.

Bu arada çocukların yatma saati gelmişti. Onlara hikaye okudu.

Salona TV seyretmeye, biraz gazete okumaya dönmüştü ki, eşi onu yatak odasına çağırdı. Ne de olsa, adamcağız bütün gün onlar için çok çalışıp, yorulmuştu. Şimdi rahatlaması, gevşemesi gerekiyordu. Bu da onun göreviydi.

Ertesi sabah, uyandığında, hemen Allah'a yalvarmaya başladı. 'Allahım, özür dilerim, ben ne dediğimi bilmiyormuşum. Karımın hayatını rahat zannetmekle ne halt işlediğimi şimdi anladım. Lütfen beni eski halime döndür'. Allah cevap verdi; 'Evet, dersini aldığını görüyorum, herşeyi değiştireceğim ama maalesef 9 ay beklemek zorundasın, çünkü dün gece hamile kaldın'

kantar
29-08-2006, 23:12
KADININ GöREVi
Adamın birisi bir gün hastalandı. O gün canı işe gitmek istemiyordu. Karısı ne güzel hep evde kalıyor, hiç işe gitmiyordu. Birden içinden allaha şöyle bir dua edeceği tuttu. 'Allahım hergün işe gidip, 8 uzun saat boyunca evim ve eşimin rahatı için çalışıyorum. Eşim ise evde yalnızca oturuyor. Ne olur, bir gün için benim yerime geçip, ne zor bir hayat yaşadığımı görmesini sağla'.

Hikaye bu ya.. birden bire adamın dileği yerine geldi. Ertesi sabah, Adam, karısının vücudunda uyandı. Hemen yataktan fırladı, eşinin kahvaltısını hazırladı, çocukları uyandırdı, elbiselerini hazırladı, onların da kahvaltılarını hazırladı, yedirdi, beslenme çantalarını hazırladı, çocukları okula götürdü, eve döndü.

Hemen evi toparladı, yıkanacak bulaşıkları ve çamaşırları halletti. Temizleyiciye götürülecek olanları eline alıp, telefon faturasını ödemek için Türk Telekom'a gidip sıraya girdi. Faturayı ödedikten ve temizleyiciye uğradıktan sonra akşam yemeği için alışverişe gitti.

Eli kolu dolu bir vaziyette eve döndü. Bu arada öğle olmuştu. Evi, özellikle yemek masasının altını elektrik süpürgesi ile süpürdü. Eşyaların tozunu aldı. Mutfağı sildi. Çocukların okuldan geldiklerinden atlayacakları keki pişirdi.

Çocukları okuldan alma zamanı gelmişti. Yolda onlarla sohbet etti. Okulda olanlar konusunda onlara akıl verdi. Eve geldiklerinde, derslerini kontrol edip, çalışmaları için masalarına oturmalarını sağladı, onlara süt ve kekten oluşan akşamüstü yiyeceklerini verdi.

Bu arada, yıkadığı çamaşırları ütülemesi gerekiyordu. Ütü bittiğinde, ancak akşam yemeğini hazırlayacak kadar vakit kalmıştı. Patatesleri soymaya başladı. Salataları yıkadı. Pilav için pirinci ıslattı. Etleri çıkarıp, fırın için hazırladı. Kocası eve geldiğinde, sofraya tabakları yerleştiriyordu.

Akşam yemeğinden sonra, önce eşinin kahvesini pişirdi sonra masayı topladı ve bulaşıkları halletti. Eşinin ve çocukların ertesi günü giyeceği kıyafetleri kontrol etti.

Bu arada çocukların yatma saati gelmişti. Onlara hikaye okudu.

Salona TV seyretmeye, biraz gazete okumaya dönmüştü ki, eşi onu yatak odasına çağırdı. Ne de olsa, adamcağız bütün gün onlar için çok çalışıp, yorulmuştu. Şimdi rahatlaması, gevşemesi gerekiyordu. Bu da onun göreviydi.

Ertesi sabah, uyandığında, hemen Allah'a yalvarmaya başladı. 'Allahım, özür dilerim, ben ne dediğimi bilmiyormuşum. Karımın hayatını rahat zannetmekle ne halt işlediğimi şimdi anladım. Lütfen beni eski halime döndür'. Allah cevap verdi; 'Evet, dersini aldığını görüyorum, herşeyi değiştireceğim ama maalesef 9 ay beklemek zorundasın, çünkü dün gece hamile kaldın'

Mükemmel, ilerki çalışmalarınızda başarılarınızın devamını dilerim.

andrea
30-08-2006, 11:04
Moralinizi bozmak gibi olmasın ama galiba Yaşladık Biz
Bugün üniversite ögrencilerinin çogunluğunu 1983 doğumlular ve daha küçükler oluşturuyor. "gençlik" onlara deniyor.

Onlar için tek bir Almanya var ve SSCB, Çekoslovakya, Yugoslavya gibi ülkeleri tanımıyorlar.

Soğuk Savaşı bir bilgisayar oyunu sanıyorlar.

AIDS doğduklarından beri var.

CD doğduklarından beri var.

Michael Jackson onlar doğduğunda beyazdı.

Bülent Ersoy onlar doğduğunda kadındı.

Eski filmlerde Ajda Pekkan'ı görseler tanımazlar. Küçük Emrah'ı, Emrah'ın gayrimeşru oğlu sanıyorlar.

Rıdvan Dilmen onlar için sadece bir TV spor yorumcusu ve ona neden "şeytan" dendiğini bilmiyorlar. Kenan Evren onlar için tonton bir ressam.

Onlar için "Çarli'nin Melekleri" ve "Görevimiz Tehlike" sadece geçen senenin yeni vizyon filmleri.

Siyah beyaz bir bilgisayar ekranı olabileceğini düşünemezler. Pac-Man'i bilmezler. Amiga ve Commodore 64'leri olmadı hiç.

Siyah beyaz bir televizyon olabileceğine inanmazlar ve uzaktan kumanda olmadan nasıl kanal değistirileceğini bilmezler.

Balkonda hiç anten ayarı yapmadılar.

Sadece tek bir kanalın günde belirli saatlerde yayın yaptığı dönemlerde dinozorların da yasadığını düşünürler.

Dallas'ı sadece NBA maçlarından bilirler.

Flamingo Yolu ise sadece bir bar adı olabilir onlar için.

John Travolta'yı hep balık etli ve yuvarlak hatlı olarak gördüler ve onun nasıl olup da bir dans ilahi olabildiğini hayal bile edemezler.

Ve bizler de üniversitedeyken cep telefonsuz nasıl yasayabildiğimize akıl erdiremezler.

Şimdi bakalım yaşlanıyor muyuz bir görelim.....

1. Yukarıda yazılanları anlıyor ve gülümsüyorsun.

2. Artık dışarıda geçirilen bir gecenin ardından öğleden sonraya kadar uyumaya ihtiyacın var.

3. Arkadaşların evleniyor.

4. Küçücük çocukların bilgisayarla nasıl çok rahat oynayabildiklerine her zaman hayret ediyorsun.

5. Liseli gençlerin ellerinde cep telefonlarını görünce kafanı sallıyorsun.

6. İsine her geçen gün daha çok bağlanıyorsun. Artık o senin hayatın.

7. Arkadaslarınla hergün telefonda daha az vakit geçiriyorsun.

8. Zaman zaman arkadaşlarınla bulusup, beraber yasadığınız komik olayları tekrar tekrar anlatıp, eski güzel günleri yadediyorsun.

9. Bu yazıyı okuduktan sonra bunu bazı arkadaslarına tavsiye etmeyi düşünüyorsun. Onların da bunu beğeneceklerini düşünüyorsun..))))

kantar
01-09-2006, 19:01
Amerikalı bir antikacının yolu Türkiye'ye düşmüş, hayvan
pazarının birinde geziyormuş. Birden, önünde ihtiyarca bir
adamın durduğu, zayıf mı zayıf, hasta bir eşek görmüş; ancak
dikkatini çeken, bu zavallı eşeğin üzerinde gördüğü, oldukça
eski ve son derece değerli semermiş. Antika kültürü olmayan
bu zavallı ihtiyardan semeri son derece ucuza satın
alabileceğini düşünerek pazarlığa başlamış. Sıkı bir
pazarlıktan sonra, eşeği normal fiyatının 4-5 katına satın
almak üzere anlaşmış. Milyonlarca dolar değerinde semeri,
4-5 eşek parasına aldığı için sevinmeye tam başlamışken,
ihtiyar oradaki bir çocuğa seslenmiş:
-"Oğlum, kalk da ahırdan yeni bir semer getir beyefendi
için, bu eski semerle göndermeyelim onu!"
Amerikalı tutuşmuş haliyle:
-"Benim için sorun değil, zahmet etmeyin..." filan derken
bayağı bir dil dökmüş. En son bizim ihtiyar dayanamamış:
-"Boşuna uğraşma beyim, biz bu semerle çok eşekler sattık!"

kantar
01-09-2006, 19:05
Adamın karısı gece yarısı doğum yapmıştı. sabah ilk iş hastaneye
telefon edip durumlarını sormak oldu.
- Alo orası doğum servisimi?
- Evet efendim.
- Servis şefi ile görüşebilirmiyim. tam osırada hatlarda bir
karışıklık olur ve müşterisiyle konuşan bir otomobil tamircisi hatta
girer. cazırt cuzurt kısa bir parazit sesleri ve daha sonra hat
eskisi gibi netleşir.
- Alo... alo sesim geliyormu aloo?
- Evet devam edin.
- Sesim şimdi daha iyi geliyor galiba sizinkide düzgün gelmeye
başladıda...
- Merak edilecek birşey yok burada herşey yolunda onu iki gün içinde
evinize göndeririz.
- Demek herşey yolunda bir problem yok. Aslında nekadar zorluk
çektiğimizi bilemezsiniz beyfendi. Her tarafını elden geçirdik. İşe
yaramaz hale gelen yerlerini değiştirdik iki gün sonra yeniden
kullanmaya başlayabilirsiniz.
- Nasıl yeniden kullanabilirim anlayamadım?
- Hiç merak etmeyin sonuçtan çok memmun kalacaksınız girişini
daralttık çok fazla genişlemişti,herhalde fazla zorlamışsınız.
- Fa, fa, fakat...
- Yooo hayır hiç itiraz etmeyin zorladığınız belli. Bu arada çıkışıda
biraz açtık. Tıkanmıştıda...
- Çıkışmı? nasıl yani?
- Hani gaz çıkan delik canım. O kadar iyi açıldıki şimdi gaz
çıkarırken sesini dinlemek bir zevk haline geldi.
- Neeee.?
- Dediğim gibi herşey yolunda. Emin olmak için dün akşam bizzat
kendim denedim. herşey okadar iyiydiki neredeyse son model oldu
vallahi. Bu sabah yedi kişi birden çıktık üstüne banamısın demedi.
Artık öyle hızlıki hiç sormayın çok memmun kalacaksınız çoook.

kantar
01-09-2006, 19:05
Bir akıl hastanesini ziyareti sırasında, adamın biri sorar:
Bir insanın akıl hastanesine yatıp yatmayacağını nasıl belirliyorsunuz?
Doktor:
Bir küveti su ile dolduruyoruz. Sonra hastaya üç sey veriyoruz.
Bir kaşık, bir fincan, ve bir kova. Sonra da kişiye küveti nasıl
boşaltmayı
tercih ettiğini soruyoruz.
Siz NE yapardınız?
Adam:
OOO ! Anladım. Normal bir insan kovayı tercih eder. Çünkü kova kaşık ve
fincandan büyük.
Hayır,
der doktor.
Normal bir insan küvetin tıpasını çeker.

Ders: Sadece bize sunulanlar dışında çözüm bulmaktır akıl.

ally_mcbeal
01-09-2006, 19:14
bayan hastalarımdan biri anlattı, kendisinin başından geçen gerçek olay :

eşi ile sorunları olan bu hanım bir gün cd çalar ın yanında bir müzik cd si görmüş. cd yi eşine bir doktor arkadaşı vermiştir ve bir ilaç firmasının elindeki antidepresan ilacın promosyonu için reklamlarıyla birlikte dağıttıkları bir klasik müzik cd sidir. üzerinde ilacın resmiyle beraber ''günde tek doz alınız'' yazmaktadır. o dönem ciddi biçimde evlilik sorunları hakkında çareler arayan bu hanım cd nin üzerindeki yazıyı görmüş ve her gün bir kez bu cd yi dinlemeye ve eşine de dinletmeye başlamış. eşi dinlemek istemese de dinletiyormuş... sonunda sebebini açıklamış.

orda laf arasına girip ''eşiniz ne dedi peki'' dedim.

''hiiç, koltuktan düştü'' dedi... ''gülmekten...''

kantar
02-09-2006, 19:13
Laz sahilde yürürken bir şişe bulur. Merak edip mantarını çıkarınca birden içinden bir cin çıkar ve : - Beni kurtardın. Üç dilek hakkın var. - Cebimde param hiç bitmesin. Cin parmağını şıklatır. Laz elini cebine atar, para doludur. Bütün parayı çıkarıp tekrar sokar, yine para doludur. Laz ikinci isteğini düşünür : - Bir şişe rakım olsun ama hiç bitmesin Cin parmağını şıklatır ve Laz'ın önünde bir şişe rakı belirir. Laz şişeyi açar ve yere döker ama şişeyi doğrultur doğrultmaz yine dolmuştur. Bir daha döker ve şişe yine dolar. Bunun üzerine: - Bu şişeyi çok sevdim. Bir tane daha istiyorum.

kantar
02-09-2006, 19:16
Kadınla kocasının arasında uzun süredir
bir faaliyet yokmuş.Koca ne yaparsa yapsın
karısının ilgisini çekmeyi başaramıyormuş.
En sonunda çareyi karısını bir psikoloğa
götürmekte bulmuş.Psikolog genç ve güzel
kadınıproblemini çözmek için : "Anlatın
bakalım bir gününüz nasıl geçiyor" demiş.
Kadıncağız başlamış anlatmaya...
"Sabahları işe geç kalmamak için taksiyle
gidiyorum.Fakat yanımda para bulunmadığından
şoför "Bayan ya parayı ödersiniz ya da..."
diyor.Mecbur kaldığım için 'ya da' yı
seçiyorum. Durum böyle olunca işe geç
kalıyorum tabii Patronu kapıda kaşlarını
çatmış beni beklerken buluyorum.Patron ise,
"Böyle geç gelmeye devam edersen seni
işten atarım ya da....".Yine 'ya da'yı
tercih etmek zorunda kalıyorum.Akşam eve
yorgun argın geldiğimde ev sahibi kapıya
dayanıp kirayı yine bir hafta
geciktirdiğimizi belirterek "ya kirayı
hemen ödersiniz ya da...." diyor.
Eeee, haliyle 'ya da' yı tercih ediyorum.
Kocam eve geldiğinde de o işi yapacak
halim kalmıyor tahmin edersiniz..."
Psikolog kadına bakıyor : "Hanfendi
tüm bu anlattıklarınızı kocanıza
anlatabilrim ya da...."

kantar
12-09-2006, 17:24
Bir matematikçi, bir muhasebeci ve bir ekonomist aynı işe baş vururlar.
Görüşmeci matematikçiye sorar:
- iki kere iki kaç eder?.
Matematikçi cevap verir:
- Dört!.
Görüşmeci sorar:
- Kesin dört mü?
Matematikçi kendinden emin cevaplar:
- Evet, kesin dört!
Matematikçi çıkar ve ekonomist odaya girer. Bu sefer görüşmeci aynı soruyu ekonomiste yöneltir.Ekonomist yanıtlar:
- Ortalama dört eder, yüzde 10 aşağya veya yukari oynayabilir, ama ortalama dört eder!.
Ekonomistte de çıkar, muhasebeci odaya girer, aynı soru ona da sorulur.Muhasebeci ayağa kalkar, kapıyı kilitler,panjurları indirir ve görüşmeciye yaklaşarak sorar:

- Kaç etsin istersiniz?

kantar
12-09-2006, 17:29
Yaşlı horoz, kümese yeni gelen ve hemen icraata başlayan genç horozun yanına yaklaşıp 'hoşgeldin' dedikten sonra;
- Biliyorum der, benim günlerim artık sayılı. Genç ve kuvvetli biri varken sahibimiz beni yaşatmaz. Senden, ölmeden önce son bir istekte bulunabilir miyim?
Genç horoz, karşışında ezilip-büzülen yaşlı horoza acıma ve küçümsemeyle bakar;
- Neymiş o isteğin bakiimm?
Yaşlı horoz kümesin dip taraflarındaki tavuklardan birini göstererek, ağlamaklı bir ses tonuyla konuşmasına devam eder;
- Şu benim en çok sevdiğim tavuk. İzin ver de onu son bir kez seveyim.
- Hayır, olmaz.
- O zaman bana son bir şans ver.
- Neymiş o?
- Kümesin dışına çıkıp, şu ağaca kadar yarışalım. Kim kazanırsa tavuk onun olsun. Ama ben senden iki adım önde başlıyayım. Zira ben yaşlıyım.
Genç horoz bu teklifi kabul eder ve kümesten önce yaşlı horoz, ardından da genç horoz fırlar.
Birden GÜÜMM diye bir silah sesi duyulur. Genç horoz kanlar içinde can verirken silahı ateşleyen mal sahibi yanındaki arkadaşına döner;
- Ulan bu oğlancı çıkan onuncu horoz be.

andrea
13-09-2006, 08:41
Bir maç sonrası Star spikerinin, soyunma odasının önünde içerden çıkan futbolcularla röportaj yaparken o anda yanlarında bulunan Ali Sami Alkış'a bakarak, "Evet sayın seyirciler, spor yazarı Ali Sami Alkış da yanımızda, hemen araya sıkıştırıyoruz Ali Sami Alkış'ı" demesi, Ali Sami Alkış'ın "Ben sandviç miyim beni araya sıkıştırıyorsun!" diye sert bir şekilde karşılık vermesi ve ortamın gerilmesi...

buzzy
14-09-2006, 23:40
Nasılsın sorusuna verilecek cevaplar
- Dializ Makinasina Bagli Ama Dahalen Yasama Istegi Cok Kuvvetli Biri Gibiyim
- pazarda tezgahtan düşerek caddede bir süre yuvarlandıktan sonra kum yüklü kamyonun altında kalan domates gibiyim vıcık vıcık igrenç , ölesi bir durumdayım..
- kasapda kesilmeyi bekleyen inek gibiyim acınası vede çaresiz
- 9 un 4 üne gelen mario gibiyim.yorgun ve halsiz
- Yeni DoqmuŞ ßir ßeßeK qißiyim
- yarın okulu olan ama pc yi bırakamayan lise öğrencisi gibiyim.gerçekçi ve uykulu
- Eşşek Gibiyim Sirtina Semer Vurulmuş
- 3.kez zıplamaya çalışan çekirge gibiyim;asi ve temkinli..
- idare eder allaha şükür.sizleri sormalı.
- zili çalıp kapıyı açan olucakmı diye bekler gibiyim..umutlu, sabırsız, sinirlenebilitesi yüksek
- nasıl olduğuna karar veremeyecek kadar tuhaf...
- tatlı suda yaşayan balık gibiyim.. uykusuz ve temiz
- kaybolmuş çocugunu bulan baba gibiyim...
- hafıza kartı olmayan 6630 gıbıyım pahalı ama işe yaramaz
- hacklenmiş hacker gibi şaşkın ama ümitli
- Nükhet Duruyla Cenk Eren gibiyim birlikte ama şuursuz
- arka koltukta unutulmus paket gibiyim gizemli ve hüzünlü...
- Düğün yerinde acımasızca çalınan davul gibiyim.
- ağlamaktan gözleri şişmiş çocuk gibiyim, mutsuz ve umutsuz...
- iyiyim siz...siz nasılsınız???
- zıkkımındibi gibiyim sinirli
- Pisuvardan sıçrayan su damlaları gibiyim birlik içinde ama yanlız
- sudan çıkmış balık gibi ürkek ve şaşkın......
- fırından yeni çıkmış kek gibiyim... sıcak ve talı
- suya atılmış aspirin gibiyim, hoşurtulu ve paramparça
- Bitlis'te 6. Minare Gibiyim Eli Kulağinda Ve şaşkin..
- sarı ile mavinin karışımından oluşmuş yeşil gibiyim.. benliğini kaybetmiş; şuursuz
- Dalindan Duşmuş Armut Gibiyim.olgunlaşmiş ,sararmiş ,sulu Ama Sert
- dünyanın merkezindeki mağma gibiyimateşli ve sıcak
- boş bi mermi kovanı gibiyim, görevini yerine getirmiş
- ilginç ama iyiyim...sadece iyi
- nickini değiştirmek isteyen üye gibiyim kararlı ve düşünceli..
- balta girmemiş orman gibiyim, baltamı bekliyorum
- kurulmuş bomba gibiyim tik tak tik tak tik tak her an patlayabilirim
- zekeriya beyazı dinleyecek kadar hür, şehvetli ve sinirliyim
- 1 aydır pantolonumun ücra köşelerinde sıkışmış solo gibiyim, hem yumuşak, hem hesaplı
- kaynamış suya batırılmaya hazır çubuk makarna gibiyim,korkak ve telaşlı
- bi öyleyim bi böyleyim.bu sıralar dengesizim
- gripsiz kuş gibiyim neşeli ve hafif
- duvara yapışmış amele sümüğü gibiyim.zavallı ve çaresiz. ayrıca iğrencim
- Bilgisayarın Arkadakı kablolari gibi karmancorman
- iyiyim işte msnde takılıyorum
- Yeni mayalanmış yoğurt gibiyim;ne olacağından habersiz ve meraklı
- kullanılıp atılan mendil gibiyim pis ve buruşuk
- Arenaya çıkartılmış boğa gibiyim sinirli ve şaşkın.
- söğüt dalına yuva yapmış manda gibiyim ağır ve yorgun
- Sütten ağzı yanmış tüketici gibiyim,yoğurdu nasıl yiyebileceği konusunda endişeli
- çaya katılmış şeker gibiyim.başkasına faydalı olmak uğruna kendini feda eden
- kurbanlık koyun gibiyim.bayram namazını bekliyorum
- otobüsü kacirmiş yolcu gibiyimm sinirli ve üzgün
- sudan çıkmış balık gibi susuz ve şaşkınım
- kapağını arayan tencere gibiyim yorgun ve umutlu...
- matematik sınavında kopya cekmek için ögretmeninin arkasını dönmesini bekleyen cocuk gibiyim sabırsız telaşlı ve ürkek
- hocanın ya tutarsa felsefesine sırtını dayamış ama 4 senedir 2 bile tutturamayan sayısal loto kalemi gibiyim. bezgin ama usanmaz
- ***** dan üst üste 3 hafta kazanmış gibiyim, zengin ve mutlu
- bileklik yapılmak için sıraya dizilmiş boncuk gibiyim amaçsız ama başkalarının amacına hizmet eden..
- kafesten yeni çıkıp kaçmaya çalışan kaçtıktan sonrada özgürlüğün tadını çıkaran bir kuş gibiyim heyecanlı ve mutlu.......................
- hamburger mönü ile light kola içen bayan gibiyim.. şuursuz ve kaygılı
- katlanmak üzere iki ucundan çekiştirilen çarşaf gibiyim;huysuz ve gergin...
- çölde susuz kalmış kutup ayısı gibi, sebepsiz ve anlamsız...
- tornavida yokluğunda kullanılan meyve bıçağı gibiyim, çok amaçlı
- sol tuşu olmayan mouse gibi, sol yanından yaralı anlamını yitirmiş...
- Depremde yıkılmış ev gibiyim;tozlu ve paramparça
- sıkılmış limon gibiyim
- 0576546745 km yol gezdikten sonra.. yumurtlamak için sadece dalyana gelen
caretta-caretta gibiyim.. evimde ve mutlu
- devamsızlıgı tavana vurmus kacmak ısteyen fakat elı kolu baglı bır lıselı gıbı
- altına etmiş bebek gibi huzursuz
- bir kedisi bile olmayan sezen aksu sarkısı gıbıyım
- hala zaman aşımına uğramış internet explorer gibiyim;geri dönüşü olmayan ve bekledikçe ilerlemeyen
- bütün yazılanları okuyupta, kendini bunlara benzer bişi yazmak zorunda hisseden biri gibiyim

andrea
21-09-2006, 17:43
Çocukta ana yok baba yok, garibin çok zordur işi


Ağaç kovuğunda yalınız yaşar, garip bir saka kuşu


Tutturdu ille de isterim diyor yuvaya bir dişi


Vazife üstümüze kaldı,bilmem ne halt yiyeceğiz



Kız,gidilecek istenecek çaresi yok refakatçiyiz,


Vallahi bize zeval olmaz biz mecburi elçiyiz.


Darülacazeden ana baba bulmuş, esnaf dostlar


Günaha girmeyiz inşallah,ne çingeneyiz ne falcıyız.



Kızı tanırız,mahallenin hem gülü hem bülbülü


Geçer iken çarşıdan,eğilir eriğin söğüdün,dalı


Laf atmış””Canım,yavrum ne şekersin” diye


Meğer köpeğe söylermiş,anlatamadık bizim ineğe



Oğlan mahalleden,on iki ayın dokuzu işsiz


Istaka vurdular,otuz altının,otuzu yok dişsiz


Berber kazırken saçı, usturayı kaçırmış, kaşsız


Filmlerde Çamukayı oynuyor,artisttir diyeceğiz.



Terziden ödünç aldık,pantolon olmaz,yelek olur


Kartondan yaka kestik,ceketin teyeli durur


Ayakkabının arkasına bastı,topuğuna vurur.


Moda dünyasında Yıldırım ile çalışıyor diyeceğiz.



Kararlıyız,azimliyiz ay oldu soğanı sarımsağı kestik


Her sabah,öğlen ve akşam,nefesini kokduk


Ne yaptıysak geçmedi,karanfil ile gülyağı ile ovduk


Fenerbahçe işkembecisinde müdür muavini diyeceğiz.



Kes dedik artık akşamdan akşama içme şarabı


Yolda yürürken, görmüyor karıştırıyor beyazı,arabı


Kimi görse sayıyor,Öküz gözü,Marmara,Köpek öldüreni


Bozca adada tesisleri var, gurme şarapçıdır diyeceğiz.



Kumar erbabıdır,zannedersin Las Vegastan mezun


Geçen gün buyur etmişler masaya,gelmiş izin


Biz bu filmi biliriz,sıkça seyrederiz,hemen her yazın


Evdeki eşyayı satıyor,evden eve nakliyeci diyeceğiz.



Geçen gün altılıdan, tiyo ile, ekstradan para bulmuş


Rakı almış yarısını içmiş,yarısını üstüne dökmüş


Yoldan duyduk kokusunu, anason tarlasına dönmüş


Yazları Bodrumda çalışıyor,madalyalı barmen diyeceğiz.



Bıçkın delikanlıdır,dalmış Beyoğluna aletsiz


Sağa sola çatmış,sinemaya girmiş biletsiz


Kavga arasında kalmış vücut kifayetsiz


Dokuz faça almış,mezbahada kasap diyeceğiz.



Oto yıkamacıda iş buldu,çalıştırır dedik saksıyı


Düz kontak yapmış çalmış müşterinin taksiyi


Vurmuş,arabadan düşmüş, üzerinden oto geçmiş


Sırtında lastik izi var,Formülada teknisyen diyeceğiz.



Kandırmışlar Rumlardan gömü var diye


Götürmüşler Haliçte,çamurdan mendireğe


Vermişler eline pişmiş topraktan sırsız bir çanak


Kapı, kapı gezdiriyor,Eskidji mezatta eksper diyeceğiz.



Her zaman olur, yine parasız, yolsuz kalmış


Komşunun bahçesinde bakır görmüş,dalmış


Meğerse ev sahibi dört tane doberman salmış


Kaba yeri paramparça K-9 da eğitmen diyeceğiz.



Girdik kız evine nihayet,evde hiç telaş yok bir rehavet


Mahallenin gülünü gördük,bir elinde süt bir elinde bebek


Kocası imiş buyurun dedi,hoş geldiniz nedir sebebi ziyaret


Bizde bir kriz gülmekten,katılıyoruz,”evlere servisimiz var,


Süzme salak oynar arkadaş,seyyar,komedyendir”diyeceğiz.



Mehmet Akif Gülhan

kantar
24-09-2006, 17:42
Adamin bir tanesi bir kahveye girer ve "Millet bana bakin. Size
söyluyorum. Tam 30 sene sonra ben bu kahveye gene gelicem." der ve
cikar. Kahvedekiler adam deli diye fazla onemsemezler. Ve aradan 30
sene
geçer. Aynı adam kahveye gene gelir ve der ki:

-"Hatırladınız mı beni millet. Size demistim, 30 sene once ben gene
gelicem diye işte geldim der.

Kahvedekiler tabi ki şaşırır. Adam devam eder. "30 sene sonra gene
gelicem bu kahveye" der. Ve gider.

Aradan bi 30 sene daha gecer. Nesil değişmiştir. 30 sene onceki
insanlarin cocuklari kahvede oturmaktadir artik. Adam kahveden içeri
girer.

- "Bana bakın millet. Ben sizin babalariniza söyledim. Size de
söyluyorum. 30 sene sonra ben bu kahveye gene gelicem" der ve çıkar.

Kahve milleti gene bunu takmaz. Aradan 30 sene geçer ve adam gene
gelir.

- "Beni hatırladınız mı millet. 30 sene önce tekrar gelicem demiştim,

işte geldim ve 30 sene sonra gelip sizin cocuklariniza da aynı şeyi
söylicem" der ve gider.

Aradan bi 30 sene daha geçmiştir. Ve adam gene kahveye gelir.

-"Bana bakın millet ben sizin dedelerinize söyledim, babalariniza
söyledim. Şimdi size söyluyorum, tam 30 sene sonra ben bu kahveye
gene
gelicem" der ve gider.

İçlerinden birisi "Arkadaslar bana bu olayi dedem anlatmisti.Gelin
bir
hocaya gidelim bu adam niye ölmüyor nedir bunun hikmeti diye soralım"

der. Ve bir hocaya giderler. Hocaya durumu anlatirlar. Hoca "ben bir
gece ruyaya yatayim azrail ile konusayim bakayim niye canını almıyor
bu
adamın size yarın haber veririm" der. Ve gece olunca hoca ruyaya
yatar,
ruyasinda azrail ile konusur.

- "Ya azrail sen bu şahısın canını niye almıyorsun?"

Azrail:

- "Zamanında bu adam bir dilek diledi. Dilegi kabul oldu onun icin"
der.

- Hoca "Ne diledi azrail?" diye sorar. Azrail.

- "Allah'ım bana milli piyangodan büyük ikramiye çıkana kadar canımı
alma diye diledi"der.

- Hoca. "Eee Allah istese buna büyük ikramiyeyi cikartamamaz mi?".

- Azrail. "Çıkartmasına çıkarır da pislik herif bilet almıyor ki.:):):):):):)

andrea
25-09-2006, 11:19
1-acaba
2-yanlış
3-mı
4-yaptım
5-yoksa
6-doğru
7-mu
8-ulan
9-güzel
10-kızdı
11-allah
12-için
13-iyi de
14-kızdı
15-ama
16-çok
17-kıskançtı
18-yahu
19-her
20-şeyime
21-karışıyordu
22-bir rahat
23-haraket
24-edemiyordum
25-ama
26-gözleri
27-masmaviydi
28-deniz
29-gibi
30-gözleri
31-vardı
32-içinde
33-kayboluyordum
34-huzur
35-buluyordum
36-saçları ipek gibi
37-her dokunuş
38-ayrı mutluluktu
39-simsiyahtı
40-offf
41-salaksın olm
42-kaçırdın canım hatunu
43-bunun gibisini bir daha
44-zor bulursun
45-köşeyi dönmeden seslensem
46-seni seviyorum desem
47-inanır mı acaba
48-hadi olm de işte deli gibi seviyorsun
49-nerde sende o cesaret olm
50-senden bir şey olmaz
51-hadi olm bırak şu inadı
52-bağır avazın çıktığı kadar
53-ya beni terslerse
54-rezil olurum
55-niye terslesin ki ya
56-seni seviyorum derdi bana hep
57-bağır hadi bağır
58-köşeyi döndü hatun allah belamı versin
59-ulan maç vardı maçı kaçırıyorum
60- taksiiiiiiii

radyolog
25-09-2006, 11:25
Matematikten surekli zayif notlar alan cocugu,
> ailesi bir faydasi olur
> dusuncesiyle Katolik okuluna gonderir.
> Bakarlar ki cocuk hep tam not almaya baslar...
>
> Sebebini merak edip sene sonunda cocuga sorarlar:
> "Ne degisti?"
>
> Cocuk cevap verir:
> "Okulun ilk gununde arti isaretine civilenmis adami
> gorunce durumun
> ciddiyetini anladim."

kantar
25-09-2006, 22:05
Adamın biri çok delikanlı geçinirmiş. Adam birgün kabız olmuş. Kabız ilacı almayı delkanlılığına yedirememiş. Geçer ümidiyle 2 gün beklemiş, geçmemiş, 4 gün beklemiş, geçmemiş. 1 hafta beklemiş kabızlığı geçmemiş. Artık dayanamamış ve eczaneye gitmeye karar vermiş. Eczane kapısından utana sıkıla girmiş.
- Şey beyfendi, ben hastayım. Tuvalete gidiyorum fakat yapamıyorum, demiş. Eczaneci
- Bunda utanacak ne var. Size hemen bir ilaç vereyim geçirir. Ama dikkat edin çok kuvvetli bir ilaçtır birden fazla içmeyin demiş.
Adam eczaneden koşar adım çıkar. Yolda dayanamaz ve 1 haftanın verdiği sıkıntıyla iki üç tane ilacı mideye indirir. Adam yolda giderken bir hastaya rastlar. Hasta, adama
- Buralarda eczane var mı? diye sorar. Adamın cevabı oldukca ilginçtir.
- Sarı çizgiyi takip et...

kantar
25-09-2006, 22:07
Adamın biri lüks bir lokantanın vitrininde şu ilanı görür. "Yemeği siz yiyin, hesabı torununuz ödesin". Fikir çok cazip gelir ama yinede emin olmaz içeriye bir kez daha sorar.
-Gerçekten yediğim yemeğin parasını torunumdan alacaksınız?.
-Evet, der lokanta sahibi. Bunun üzerine patlayana kadar yiyip, aklına geleni sipariş eder adam. Tam kapıdan çıkacakken garson gelir ve hesabı uzatır. "20 milyon"
-Bu da ne demek hani parayı benden almıyordunuz, der.
-Evet efendim almıyoruz. Bu zaten büyükbabanızın hesabı

kantar
25-09-2006, 22:09
Birgün adamın biri çölde giderken devesini kaybediyor. Adam perişan ve susuz bir biçimde ilerlerken bir galeri görüyor. Galeriye gidiyor içeride bir sürü devenin olduğunu görüyor ve galeri sahibinden kaliteli bir deve istiyor. Deveyi alıp galeriden çıkarken adamın aklına bir şey geliyor ve sahibine dönerek soruyor :
-Bu deve nasıl gider?, diyor. Sahibi cevaplıyor :
-Oh bee deyince gider, diyor. Alıcı :
-Peki nasıl duruyor, diye soruyor. Sahibide .
-Allahım sen beni kurtar deyince duruyor, diyor. Adam deveyi alarak galeriden çıkıyor.
-Oh bee diyerek, yola koyuluyor. Belli bir süre gittikten sonra adam ilerde bir uçurum görüyor ve deveyi nasıl durduracağını unutuyor. Deve tam uçurumun kenarına geldiğinde son anda adam :
-Allahım sen beni kurtar, diyor. Deve zınk diye duruyor. Ve arkasından adam :
-Oh bee, diyor

andrea
27-09-2006, 11:10
http://img98.imageshack.us/img98/1469/1275281010413eeuuanalisis300d358acwp8.jpg (http://imageshack.us)
Who's On First for the Next Generation



George: Condi! Nice to see you. What's happening?

Condi: Sir, I have the report here about the new leader of China.

George: Great. Lay it on me.

Condi: Hu is the new leader of China.

George: That's what I want to know.

Condi: That's what I'm telling you.

George: That's what I'm asking you. Who is the new leader of China?

Condi: Yes.

George: I mean the fellow's name.

Condi: Hu.

George: The guy in China.

Condi: Hu.

George: The new leader of China.

Condi: Hu.

George: The Chinaman!

Condi: Hu is leading China.

George: Now whaddya' asking me for?

Condi: I'm telling you Hu is leading China.

George: Well, I'm asking you. Who is leading China?

Condi: That's the man's name.

George: That's who's name?

Condi: Yes.

George: Will you or will you not tell me the name of the new leader of China?

Condi: Yes, sir.

George: Yassir? Yassir Arafat is in China? I thought he was in the Middle East.

Condi: That's correct.

George: Then who is in China?

Condi: Yes, sir.

George: Yassir is in China?

Condi: No, sir.

George: Then who is?

Condi: Yes, sir.

George: Yassir?

Condi: No, sir.

George: Look, Condi. I need to know the name of the new leader of China. Get me the Secretary General of the U.N. on the phone.

Condi: Kofi?

George: No, thanks.

Condi: You want Kofi?

George: No.

Condi: You don't want Kofi.

George: No. But now that you mention it, I could use a glass of milk. And then get me the U.N.

Condi: Yes, sir.

George: Not Yassir! The guy at the U.N.

Condi: Kofi?

George: Milk! Will you please make the call?

Condi: And call who?

George: Who is the guy at the U.N?

Condi: Hu is the guy in China.

George: Will you stay out of China?!

Condi: Yes, sir.

George: And stay out of the Middle East! Just get me the guy at the U.N.

Condi: Kofi.

George: All right! With cream and two sugars. Now get on the phone.

kantar
28-09-2006, 20:35
Kadının biri pahalı halılar satan bir dükkana girer.. ve ilk bakışta çok begendigi bir İran halısına dogru yönelir. Halıya daha yakindan bakmak üzere yere dogru egildiginde istemeyek sesli bir şekilde gaz kaçırınca çok utanır ve hemen kimse duydumu diye etrafına bakınır ve arkasında duran satıcıyı görünce konuyu unutturmak için aceleyle adama
-Bu Iran halısı kaç para? diye sorar.
Satıcı gayet pişkin şöyle yanıt verir.
- Valla hanımefendi, halıya sadece bakmakla gaz kaçırdığınıza göre fiyatını duysanız altınıza edersiniz.

kantar
28-09-2006, 21:40
hayat arkadaşı

Soğuk bir kış akşamı, MacDonalds'ın kapısından içeri yaşlı bir amcayla teyze girmişler, bir masaya oturmuşlar.Derken amca, kasaya gidip 1hamburger,1 büyük boy patates ve bir büyük Cola almış.Elinde tepsiyle masaya dönmüş, hamburgeri ikiye bölerek yarısını teyzenin önüne koymuş,sonra bütün patatesleri tek tek sayarak onlarında yarısını teyzeye vermiş, sonra Cola kutusunu da ortaya koymuş, önce bir yudum kendisi içiyor sonra da teyze bir yudum alıyormuş. Herkes ne tatlılar, iki tonton buraya gelmişler, bir kişilik yemeği ikisi yiyorlar zavallıcıklar diye onları izliyomuş. Derken bir de bakmışlar ki teyzenin önünde hamburgerle patatesler olduğu gibi duruyor, kocasının afiyetle yemek yiyişini seyrediyor arada bir de Cola'dan bir yudum alıyormuş. Sonunda orda çalışanlardan biri dayanamamış, yanlarına gitmiş:

-Afedersiniz, ben sizi izlemekten kendimi alamadim lütfen izin verin size bir menü kendim ısmarlayayım.
- Yaşlı amca teşekkür ederiz ama biz halimizden memnunuz.60 yıldır evliyiz ve herşeyimizi işte böyle paylaşırız demiş.
Bunun üzerine genç adam teyzeye dönmüş:
-Peki ama teyzeciğim, siz neden hamburgerinizi patateslerinizi yemiyorsunuz,neyi bekliyosunuz?
Yaşlı teyze cevap vermiş :
-Dişleri...!!!

andrea
29-09-2006, 10:01
Bir partide çok şahane bir kız gördünüz diyelim.Hemen yanına
gidip: "Harika sevişirim!" derseniz; Bu, Doğrudan Pazarlamadır
(direct marketing)

Arkadaş grubunuzla partide takılırken, arkadaşlarınızdan biri
kıza gidip sizi gösterip: "Şu çocuk var ya, harika sevişir."
derse; Bu Reklamdır


Partide şahane bir kız gördünüz. Yanına gidip telefon numarasını
aldınız. Ertesi gün kızı arayıp dediniz ki: "Merhaba,ben harika
sevişirim."; Bu telemarketing'dir.


Partide şahane bir kız gördünüz. Hemen kravatınızı düzeltip ona
bir içki koyarsınız, ona kapıyı açarsınız, çantası düşerse hemen
davranıp yakalar, kendisine verirsiniz. Dolaşmayı teklif
edersiniz ve dersiniz ki:"Ha bu arada, harika sevişirim.";
Bu Halkla İlişkilerdir.


Partide şahane bir kız gördünüz. Kız yanınıza geldi ve dedi ki:
"Duydum ki harika sevişiyormuşsun."

Bu artık MARKA OLMAKTIR.....

kantar
29-09-2006, 20:10
AGZINDAN BAKLAYI CIKARMAK

Türkçe de bakla ile alakalı iki deyim vardır. Her ikisinde de
illiyet, kurutulmuş baklanın zor ıslanması ve zor yumuşamasıyla ilgilidir.
Kurutulmuş baklanın ağza alındığında ıslanıp yumuşaması uzun bir süreyi
ilzam eder. Sır saklama ve dilini tutma konusunda kendisine itimat
edilemeyen kişiler için " ağzında bakla ıslanmaz" deyiminin kullanılması
bu
yüzdendir. Yani duyduğu bir sırrı hemen başkasına anlatır, demlenesiye
kadar
yahut bir baklanın ıslanacağı müddet kadar olsun beklemez demeye gelir.
Baklayla ilgili diğer deyim baklayı ağzından çıkarmaktır.
Deyim, içimizden geçtiği halde mekan ve zaman müsait olmadığı için nezaket
veya siyaset en söyle ( me ) diğimiz şeyler için birisinin bizi ikazı
zımnında "çıkar ağzından (dilinin altından) baklayı" demesine işarettir.
Deyimin hikayesi şöyle:

Vaktiyle çok küfürbaz bir adam yaşarmış. Zamanla kendine
yakıştırılan küfür bazlık şöhretine tahammül edemez olmuş. Soluğu bir
tekkede almış ve durumu tekkenin şeyhine anlatıp sırf bu huyundan
vazgeçmek
için dervişliğe soyunmaya geldiğini söylemiş. Şeyh efendi bakmış, adamın
niyeti halis, geri çevirmek olmaz, matbahtan bir avuç bakla tanesi
getirtmiş. Bunlara okuyup üfledikten sonra yeni dervişe dönüp tembih
etmiş:

-Şimdi bu bakla tanelerini al. Birini dilinin altına, diğerlerini cebine
koy. Konuşmak istediğin vakit bakla diline takılacak, sende küfür etmeme
isteğini hatırlayıp o an da söyleyeceğin küfürden geçeceksin. Bakla
ağzında
ıslanıp da erimeye başlayacak olursa cebinden yeni bir baklayı dilinin
altına yerleştirirsin.

Adamcık şeyhinin dediği gibi tekkede kalıp kendini kontrol etmeye başlar.
Bu
arada şeyh efendi de bir yere gidince onu yanından ayırmamaktadır.
Yağmurlu
bir günde şeyh ile derviş bir sokaktan geçerlerken bir evin penceresi
hızla
açılır ve gençten bir kız çocuğu başını uzatarak,

- Şeyh efendi, biraz durur musun? Deyip pencereyi kapatır. Şeyh efendi
söyleneni yapar, illa yağmur sicim gibi yağmaktadır. Sığınacak bir saçak
altı da yoktur. Üstelik niçin durdurulduğunu henüz bilmemektedir ve kız da
pencereden kaybolmuştur. Bir ara evin kapısına varıp kızın ne istediğini
sormak geçer içinden ve tam kapıya yöneleceği sırada kız tekrar pencerede
görünür ve,

- Şeyh efendi, der, birkaç dakika daha bekleseniz...

Şeyh içinden "lahavle" çekse de denileni yapmamak tarikat adabına mugayir
olduğundan biraz daha beklemeyi göze alır. O sıra da küfürbaz derviş kendi
kendine söylenmeye başlamıştır. Yağmurun şiddeti gittikçe artmakta,
bizimkiler de iliklerine kadar ıslanmaktadırlar. Nihayet pencere üçüncü
kez
açılır ve kız seslenir:

- Gidebilirsiniz artık!..

Şeyh efendi merak eder ve sorar:

- İyi de evladım bir şey yok ise bizi niçin beklettin?

- Efendim, der kız, elbette bir şey var, sizi sebepsiz bekletmiş
değiliz. Tavuklarımızı kuluçkaya yatırıyorduk. Yumurtaları tavuğun altına
koyarken bir kavuklunun tepesine bakılırsa piliçler de tepeli olur, horoz
çıkarmış. Annemsizi geçerken gördü de yumurtaları kuluçkaya koydu.

Münasebetsizliğin bu derecesi üzerine şeyh efendi,

- Ulan derviş, der, çıkar ağzından baklayı!.

buzzy
29-09-2006, 23:58
ismail yk nın açılımı :)
ismail yapı kredi

ismail yurtiçi kargo

ismail yavru kurt

ismail yalova kaymakamı

ismail yedek kulübesi

ismail yer kabuğu

ismail yüz karası

ismail yeşil kart

ismail yedin mi kazığı

ismail yanık koza

ismail yalı kazığı

ismail yarım kaldı

ismail yeşil kundura

ismail yaban kazı

ismail yağ keçesi

ismail yük katarı

ismail yastık kavgası

ismail yedi kule

ismail yanlış karar

ismail yalnız kalpler

ismail yeter kardeşim

ismail yastığını kaybetmiş

ismail yurdunuseven kıro

ismail yer kaçar

ismail yaktı kendini

ismail yol kapalı

ismail yurtdışına kaçtı

ismail yeni kullanıcı

ismail yüzük kardeşliği

ismail yaban kecisi

ismail yeşil kuşak

ismail yorma kendini


not:ismail duymasın:D:D

yusuf
02-10-2006, 14:11
KAZ MESELESİ



Padişah ve veziri iki seyyah kılığında ülkeyi dolaşıyorlardı.

Akşam olup saraya dönecekleri sırada bir derenin kenarında kışın ayazında deri tabaklayan bir ihtiyar dikkatlerini çekti. Yanına gittiler.

Padişahla İhtiyar arasında şöyle bir konuşma geçti.

-Esselamu aleyküm ey pir-i fani

-Ve aleykümselam sedar-ı cihan

-Atlılara ne yaptın?

-Altıyı altıya katmayınca otuz ikiye yetmiyor

-geceleri kalkmadın mı?

-Kalktık, lakin ellere yaradı.

-sana bir kaz göndersem yolar mısın?

-Hem de hiç ciyaklatmadan.

Padişah ve veziri bu tuhaf konuşmadan sonra yeniden saraya doğru yola koyuldular. Padişah hala gülüyor, Vezir ise şaşkınlık içinde konuşulanları yorumlamaya çalışıyordu. Padişah’ın gülüşünden de cesaret alarak soruverdi.

-Hünkarım, siz o ihtiyarla ne konuştunuz?

-Ne sen anlamadın mı konuştukarımızı?

-Hiç…Hiçbirşey anlamadım hünkarım..

-O halde bakasın Vezir gece yarısına kadar ne konuştuğumuzu öğrenemezsen kellen gider haberin olsun!

-Başım üstüne hünkarım…

Vezir sorduğuna soracağına pişman olmuştu. Gece yarısına kaç saat vardı ki şurada? Tek çare gidip dere kenarındaki ihtiyara sormaktı. Vezir de öyle yaptı.

Vardığında adamcağız işini bitirmiş, gitmek üzereydi. Veziri görünce sordu:

-Hayrola devletlum, siz bu saatte buralarda…?

-Bırak şimdi devletlumu kellem gidecek

-Hayırdır inşallah ne oldu ki

-Padişahla aranızda geçen konuşma yüzünden. Sen önce şunu haber ver üzerinde padişahlığını belli edecek hiçbir işaret yokken padişahı nasıl tanıyabildin

-Ben dericiyim anlarım. Bu ülkede o deri yeleği padişahtan başka giyecek kimse olamaz

-Ya demek öyle diğer konuşmalar vardı bir de

ihtiyar adam anlamamış görünerek mevzuyu değiştirdi birden

-Bu sene de kış pek çetin geçiyor ha..hele bu saatlerde

-Vezir ihtiyarın niyetini hemen anlamıştı

-Anlaşıldı anlaşıldı al bakalım bir kese altın sana..şu atlılar meselesi neyin nesiydi o

-Padişah altı ay yazın ne yaptın bu kışta kıyamette de çalışıyorsun dedi ben de kışın altı ayında da çalışmazsak otuziki dişimize yetemiyoruz diye cevap verdim.

Peki geceleri kalkmadın mı ne manaya geliyordu

Yaşlı adam mevzuyu yine değiştirdi.

-Allah Allah insan yaşlandıkça her şeyi nasıl da unutmaya başlıyor

Vezir atıldı

-Zeki adamsın vesselam şu keseyi de al ama biraz çabuk ol

-Hay Allah birden hatırlayıverdim şimdi..padişah geceleri kalkmadın mı derken çoluk çocuğun yok mu diye sordu. Ben de var ama hepsi kız oldu kocaya gittiler dedim.

-Öğreneceklerini öğrenen vezir ihtiyarın zekasına hayran oldu. Rahat bir nefes alıp tam sarayın yolunu tutacağı sırada birden aklına geldi:

-Bir de kaz meselesi vardı baba. O neyin nesiydi

ihtiyar derici bir taraftan toparlanırken gülerek cevap verdi

-var git devletlum onu da sen düşün artık

yusuf
02-10-2006, 14:17
Bir İngiliz Kasabasında Yaşayan İki Afacan Kardeşin Hikayesi. >
>
>Yaşadıkları bölgede kırık cam, kuyruğuna teneke bağlanmış kedi, inik
araba lastiği, kapıdan çalınan sütler gibi pek çok hadisenin faili olarak
bu iki afacan kardeş gösterilmekteydi... Kasaba halkı artık "illallah"
demişlerdi afacan kardeşlerden, haklıydılar....Ailesinin bile zaptetmekte
zorlandığı bu afacanları yola getirmek için kilise fikri ortaya atıldı...
Bunları ancak asabiyetiyle nam salmış rahip dizginleyebilirdi... Ailesi
iki afacan kardeşi kiliseye rahibin yanına götürdü... Önce büyük kardeş
rahiple baş başa kaldı... Rahip karşısındaki çocuğu ürkütmek istemeyen
bir tavırla sordu:
>
>
>-"Söyle yavrum, tanrımız nerde?"
>Küçük afacan başını öne eğerek sustu... Rahip sakinliğini koruyarak:
-"Söylesene evladım tanrımız nerde?"
>-"???"
>-"Evladım sana soruyorum tanrımız nerde?"
>-"???"
>Asabi rahibin sinirleri bozulmaya başlamıştı:
>"-Söylesene yav tanrımız nerde?"
>-"???"
>-"Seni aşağılık afacan benim sorularıma cevap ver tanrımız
>neeerdeeeee!!!!!!!"
>
>
>Rahibin sinirden kıpkırmızı olduğunu gören afacan çocuk hızla
kiliseden kaçtı..Kapıda sırasını bekleyen kardeşinin elinden tutarak
evlerine doğru koşmaya başladı... Iki afacan odalarına girip kapılarını
kapattığında küçük kardeş ağabeyine:
>
>-"Biz kimden ve neden kaçıyoruz? diye sordu.
>
>Soluk soluğa kalan büyük kardeş ise:
>-"Bu sefer başımız gerçekten dertte...Tanrı kaybolmuş, bizden
>biliyorlar......."

GABRIEL
02-10-2006, 16:10
Bir kari-koca cok kotu bir kaza gecirirler.
Kadinin yuzu tamamen yanar. Plastik cerrahlar kadinin yuzunu eski haline getirebilmek icin deriye gerek oldugunu ama kadindan deri alamayacaklarini soyleyince kocasi deri vermeye Gonullu olur.
Fakat kocasindan alinacak deri popo bolgesinden alinacaktir..
Adam bu bilginin karisina soylenmemesini ister cunku moralinin bozulacagindan cekinmektedir.
Ameliyat tamamlandiktan sonra kadin eskisinden de guzel gorunur.
Her goren bu muhtesen guzellik karsisinda hayrete dusmektedir.
Birgun kadin kocasi ile basbasa kaldiginda ;
- "Hayatim cok tesekkur ederim. Benim bu halim senin Sayende. Sana nasil tesekkur etsem?"
...deyince kocasi cevap verir :
- "Tesekkure gerek yok hayatim. Annen seni her optugunde ben gerekli mutlulugu duymaktayim zaten"..

GABRIEL
02-10-2006, 16:10
Yeni evli çift balayı zamanında golf oynamaya karar verirler. Otellerindeki golf sahasına inip golf oynamaya başlarlar. Adam topa bir vurur top direk çalılıkların arasında kaybolup beraberinde bir şeylerin kırıldığına dair ses getirir.. Sesi takip eden çift topun harabe bir kulübenin camını kırdığını anlarlar. İçeri girdiklerinde iri kıyım bir adam koltukta oturmaktadır. Çift üzgün bir vaziyette, -Kusura bakmayın beyefendi bilerek olmadı çok özür dileriz zararınızı ödemeye de razıyız, diyerek af dilerler.
Bunu gören adam:
-Hayır hayır esas ben size çok teşekkür ederim. Ben bir cinim ve 300 yıldır bu lambadaydım.. Topunuz lambayı kırarak benim serbest kalmama neden oldu.. Bu yüzden ne isterseniz yapacağım ikinizinde birer hakkı var, der.
Kadın:
-Benim içinde hizmetçileri olan kapısında son model arabalar duran bir villam olsun, der.
Cin:
-İsteginiz yerine getirildi bayan, der.
Adam ise düşünür.."Ev var araba var bende 1 milyon dolar istiyeyim diyerek hemen söze girişir:
-Cin bende hesabımda 1 milyon dolar istiyorum.
-Beyefendi sizin de isteğiniz yerine getirildi. Fakat benimde bir isteğim var biliyorsunuz 300 senedir bir lambada kapalıyım ve canım acaip kadın çekiyor. Bu isteklerinizin karşısında bende hanımınızla beraber olmak istiyorum, der.
Adam bu istek karşısında sinirlense de cinin yaptıklarından dolayı biraz yumuşar ve cin olduğunu düşünüp bir daha karşılarına çıkmayacağını düşününce karısına bakar. Karısı da yakışıklı cinle bir beraberliğin zararlı olmayacağını düşünüp kabul eder. Kadınla cin arka odada işlerini bitirmişler kadın giyinmektedir. Cin yatakta uzanırken kadına:
-Hanfendi kocanız kaç yaşında?
-35 nolduki?
-Hiiç bu yaşa gelmiş hala cinlere inanıyor

GABRIEL
02-10-2006, 16:14
Bey, telefonu açıp seslendi :
-Alo...Doktor Bey, bizim oğlan kızamık.
-Biliyorum, dedi doktor, dün sizin eve girip gerekli şeyleri söyledim, kendisini kimseyle temas ettirmeyin ve..
-Ama doktor bey, oğlan hizmetçiyi öpmüş bir kere...
-Ya bu fena işte...Öyleyse hizmetçiyi de karantinaya almalı.
-Doktor bey, bir şey daha var, sonra hizmetçiyi bende öptüm...
-O... İşler çatallaştı, hastalık herhalde size de bulaşmış olmalı.
-Ya..sonra ben karımı öptüm...ve doktor korkarak:
-Ne diyorsun be? Öyleyse ben de kızamık olacağım demek...

tdogan
03-10-2006, 00:16
Bir bilgeye sormuşlar:
"Efendim, dünyada en çok kimi seversiniz?
"Terzimi severim," diye cevap vermiş.
Soruyu soranlar şaşırmışlar:
"Aman üstad, dünyada sevecek o kadar çok kimse varken terzi de kim oluyor?
O da nereden çıktı? Neden terzi?"
Bilge, bu soruya da şöyle cevap vermiş:
"Dostlarım, evet ben terzimi severim. Çünkü ona her gittiğimde, benim ölçümü yeniden alır. Ama ötekiler öyle değildir. Bir kez benim hakkımda karar verirler, ölünceye kadar da, beni hep aynı gözle görürler.

************

Bir bilgeye sormuşlar:
- Bir insanın zekasını nereden anlarsınız?
- Konuşmasından.
- Ya hiç konuşmazsa?
- O kadar akıllı insan yoktur ki!..

************

Bir bilgeye nasıl bu kadar doðru kararlar alabildiğini sormuşlar, "Deneyim" demiş.
O deneyimi nasıl kazandın, diye sormuşlar "Hatalarımla" demiş

************

Bir bilgeye sormuşlar:
Efendim canınız ne istiyor ? Bilge cevaplamış:
Canım hiçbir şey istememeyi istiyor.. ve devam etmiş.. Bu ruh halinin adı gönül yorgunluğudur..

************

Bir bilgeye " Nasıl insan oluruz?" diye sormuşlar ya.
"Üç adım atlama" gibi bir cevap vermiş bilge kişi:
Önce sana kötülük yapanlara kötülük düşünmemen gelir, İnsanlığa attığın ilk adım budur...
Sana kötülük yapanlara iyilik yapabildiğin an ise ikinci büyük adımı atar ve hakiki insan olmaya başlarsın.
Nihayet, sana iyilik yapanla kötülük yapan arasında bir fark hissetmeyecek hale geldiğin zaman insan olursun

************

Bilgeye sormuşlar dünya da en güzel şey ne diye?
´Sevmek´ demiş...
Peki sonra ? demişler...
´Sevilmek´ demiş...
Peki neden sevmek sevilmekten önce geliyor? demişler...
O da demiş ki ´insan sevdiğine sevildiğinden daha çok emindir...

************

Bilgeye Sormuşlar;
- İnsan neden dilek diler?
- İnsan gerçekleşmesi için diler, ama bilmez ki gerçekleştirmek için dilemek gerek.

************

Bir bilgeye sormuşlar en mutlu insan kimdir. İşte o dağdaki çobandır demiş.
Neden diye sormuşlar. Çünkü demiş insan bildikleriyle yaşar, onun bildikleri koyunları ve çevresiyle sınırlı kendisini mutsuz edecek veya kafasını karıştıracak fazla bir bilgiye sahip değil.

*****************
Sen gülerken yanındakiler de güler,
Ama ağlarken yalnız ağlarsın,
Onun için öyle bir ağaca yaslan ki,
Asla yıkılmasın.
Öyle bir dost edin ki,
Seni asla bırakmasın.
Öyle bir sev ki yüreğinden kimse ayırmasın,
Ve öyle birini sev ki seni gözleriyle bile aldatmasın...

tdogan
03-10-2006, 00:48
TANRININ ' DELETE ' TUSUNA BASMASINA AZ KALDI GALIBA....???????
DÜNYACA ÜNLÜ ITALYAN KARIKATÜRIST BRUNO BOZETTO.DAN HARIKA BIR
UYARI
aşağıdaki linki tıklayın

www.bozzetto.com/flash/life.htm>

yozgatlı
03-10-2006, 09:47
Genç Macar Sanatçı Arpad Sebesy multimilyoner Elmer Kelen'in portresini
>yapmak için görevlendirilmişti. Görev özellikle zordu, çünkü Kelen
>sadece üç kısa poz vermeye razı olmuştu. Sonuçta, Sebesy portrenin
>çoğunu ezberden yapmak zorunda kalmıştı.
>Kısıtlamalara rağmen, Sebesy portrenin Kelen'e yeterince benzediği
>görüşündeydi. Ancak, Kelen aynı fikirde değildi. Kibirli milyoner,
>resmin kendisine benzemediğini öne sürerek portrenin parasını ödemeyi
>reddetti.
>Genç ressam resmini yapabilmek için saatlerce titizlikle çalışmıştı ve
>birdenbire bunu gösterecek hiç bir şeyi olmadığını fark etti. Milyoner
>stüdyodan ayrılırken, sanatçı bir ricada bulundu:
>- Portreyi size benzemediği için reddettiğinizi belirten bir mektup
>yazabilir misiniz?
>Kelen bu kadar kolay kurtulduğuna sevinerek razı oldu. Aylar sonra,
>Macar Sanatçıları Derneği, Budapeşte Güzel Sanatlar Galerisi'nde sergi
>açtı. Kelen in telefonu çalmaya başladı. Biraz sonra galeriye geldiğinde
>Sebesy'nin yaptığı portresinin, üzerinde "Bir Hırsızın Portresi"
>etiketiyle teşhir edildiğini gördü. Mağrur milyoner resmin indirilmesini
>istedi. Müdür reddedince, Kelen, resim kendisini topluma alay konusu
>edeceği için dava açmakla tehdit etti. Bunun üzerine müdür Kelen'in
>resmin kendisine benzemediği için almayı reddettiğini belirten imzalı
>mektubunu çıkardı.
>Milyoner artık resmin parasını ödeyip almaktan başka çare kalmadığını
>anlamıştı. Genç sanatçı sadece son gülen olmakla kalmamış, aynı zamanda
>güçlüğü karlı bir alışverişe dönüşmüştü. Çünkü milyoner resmi almaya
>kalktığında fiyatının eskisinden on kat daha fazla olduğunu görmüştü.
>Gördüğünüz gibi, güçlüklere teslim olmayı Kabul etmemişti. Bunun yerine
>öfke ve acıya teslim olmaktansa yaratıcı ve yararlı bir kapı açacak bir
>yol düşündü. Kısaca ressam değerli bir prensip keşfetmişti :
Yeni fırsatlar bizi genellikle sıkıntılı anlarda ziyaret eder, çünkü bir
>kapı kapanırsa, başka bir kapı açılır.
Gerçek değer gelmesi boşluk dolduran değil;
>Gitmesi boşluk yaratandır. .../

GABRIEL
03-10-2006, 16:12
Konu : tabu:)
> Kelime: demeç
ben simdi masada oturdum veriyorum
- nasi yaaa ??
- ya iste masada oturdum fotograf çekip yazi
>yazan tiplere veriyorum.
>
>- neee???
>
>- ya alla alla masada oturdum böyle herkese
>veriyorum!
>
>- pas be pas! of.. demeçti...
>
>
>
>
>
>Kelime: baraj
>
>- Hani futbolcular kalenin önüne kurar
>maçta..
>
>- Pusu...
>
>- Yuh!
>

>Kelime: helikopter
>
>- Savasta yaralilari kurtarir!
>
>- Doktor!
>
>- Degil...
>
>- Sihhiye!
>
>- Degil, yukardan gelen bir sey...
>
>
>- Ee... Allah?
>
>
>
>
>
>Kelime: dergah
>
>- Hani böyle insanlar ulvi bir amaç için bir
>araya gelir ayni mekanda
>
>- Grup seks!
>
>- Çarpilirsin
>
>valla!
>
>- Ha... Tamam trafo!
>
>
>
>
>
>Kelime: kadinbudu
>
>- Olm sen nesin?
>
>- Erkek!
>
>- Tersi?
>
>- Kadin!
>
>- Onun yeneni?
>
>- Çitir
>
>
>
>
>
>Kelime: Eskimo
>
>- Kutupta yasarlar...
>
>- (Hep bir agizdan) Ayiiiiiii!
>
>-Yok insan olanlari...
>
>- Heeee... Eskimo!
>
>
>
>
>
>Kelime: repertuar
>
>Anlatan, sarki söylemeye merakli bir hatundur
>ve kelimeyi görür görmez bu
>
>özelligini iyi bilen hatun arkadasina dönüp
>sorar:
>
>
>
>
>
>- Benim neyim genis?
>
>- Kalçan!
>
>
>
>
>
>Kelime: travma
>
>- Hani düsüp kafani kaldirim tasina vurursun
>da bi sey geçirirsin?
>
>- Film seridi?
>
>Grup: Çüssssssss!
>
>
>
>
>
>Kelime: terlik
>
>- neyle yürürsün
>
>- ayak!!!
>
>- heh hani böyle ayaklarin üsür altinda onlar
>olur böle yumsak yumsak
>
>- koyun!!
>
>- yuh onun daha küçügü ya, koyun dedi hödük!
>
>
>- kuzu!!!
>
>- allah belani versin pas!
>
>
>
>
>
>Kelime: diz
>
>- pantolonu
>
>nereye giyeriz?
>
>- bacaga?
>
>- hah. bacaklarimizin ortasinda ne vardir?
>
>
>- oha!
>
>
>
>
>
>Kelime: zebani
>
>- allahin meleklerinden biri.
>
>- cebrail.
>
>- ilk üç harfi çizgili bir hayvani
>çagiristiriyor.
>
>- zebrail?
>
>
>
>
>
>Kelime: duvak
>
>- kadinla erkek birlesmeden önce, erkegin
>kaldirdigi sey
>
>- oha!
>
>
>
>
>
>Kelime: iskalamak
>
>- dart oynarken neye atarsin?
>
>- hedef tahtasina
>
>- attin vuramadin mesela noldu?
>
>- hedefi vuramadim
>
>- tamam da nedir yani o olay
>
>- tutturamamak, kaçirmak
>
>- hayir nedir baska ismi var onun
>
>
>- tam 12'den vuramamak!..
>
>- oldu...
>
>
>
>
>
>kelime: telepati
>
>
>
>-hani ben sana bir seyi anlatmaya çalisiyorum
>ama sozle degil beyin
>
>dalgalariyla falan...
>
>-ihihih neydiiii.. teletabi..!
>
>-tamam tele'si kalsin kedilerin eline ne
>denir?
>
>-buldum telepence
>
>-offf beee bi kere de bil be...
>
>
>
>
>
>kelime-timsah
>
>-
>
>abi boöle hani kertenkele nedir
>
>-hayvan
>
>-ne cins hayvani
>
>-surungen
>
>-ok abi bu kertenkelenin birkac beden buyugu
>
>
>- ejderha
>
>-?!???!!(yuhhh)
>
>
>
>
>
>son kelime eger bilinirse oyun ve hesap
>girecektir. sure son 10 saniye
>
>kelime: lambada.
>
>ekip1 bakan kisi: aha sictiniz
>
>ekip2 anlatan kisi: sen öyle san. söyle
>bakalim alaaddinin cini nerede
>
>yasar.
>
>ekip2anlayankisi: lambada
>
>ekip1toptan: haskktirr...
>
>
>
>
>
>kelime: van gogh(kulak tabu kelime)
>
>
>-abi bu kisi bir organini kesen bir sanatci
>
>
>-bülent ersoy!!!
>
>
>
>
>
>kelime: miras
>
>- simdi diyelim misir'da deden var, bu artik
>yasamiyor, sana ne birakir?
>
>- piramit.(dedesi tutankamon ya!)
>
>
>kelime: kramp
>
>anlatan: hani futbolculara girer
>
>
>dinleyen: krampon
>
>gülme sesleri kesildiginde sure coktan bitmis
>
>
>
>
>
>
>kelime: seruven
>
>a: abi macellan nasi biriydi?
>
>b: ne biliyim iyi biriydi heralde (birinci
>kopus, ama duur)
>
>a: abi onu demiyorum neye düskündü?
>
>
>b: kariya kiza bi de ickiye olabilir (pes)
>
>
>
>
>
>
>kelime: misir
>
>kiz:keops nerde??
>
>cocuk:etiler!!
>
>kiz:allah cezani versin emre....
>
>
>
>
>
>
>kelime: okul
>
>-biz nereye gideriz hergun
>
>-bara... diskoya... sinemaya.. cafeye...
>bowlinge.. alisverise...gezmeye..
>
>ay olmuyo boole baska sekilde anlat
>
>
>-ailemiz bizi nereye gidiyo biliyor
>
>
>-haaa okulaaa
>
>
>
>
>
>kelime : anneler gunu
>
>-cennet kimin ayaklari altinda ?
>
>
>-anne
>
>-tamam
>
>, hani onlarin ozel bi zamanlari var , ne o?
>
>
>- adet..
>

andrea
05-10-2006, 16:46
1. "Ekranda satır bitse de sen kelimeyi yazmaya devam
et, satır sonu kesme işaretiyle (-) kelimeyi bölmene
gerek yok, bana geldiği zaman zaten düzenli geliyor"
uyarısının akabinde annemin attığı mesaj:
"bizvardıkiyiyizöpüyorumayten"

2. 3 gün boyunca eve uğramamam sonucunda annem
tarafından yollanılan sms: "dünyadan, kayıp uzay aracına!
kayıp uzay aracı nerdesin?"


3. -Anne benim param bitti,babama çaktırmadan para
yollar mısın bana?
-annen banyoda,daha dün para yolladım. baban.


4. Oğlumu kaybettim, hükümsüzdür...
imza çok mühim, "annen" değil "annesi"...


5. Bir arkadaşım eski telefon kartını annesine
vermiştir ve bundan haberi olmayan bir diğer arkadaş
bir gece geç saatte o numaraya mesaj atar:
"çok moralim bozuk, yalnızım, içiyorum.."
sorumluluk sahibi anne de bu durumu arkadaşıma diğer
bir mesajla bildirir: "ahmet diye biri mesaj attı,
yalnızmış, içiyormuş. Sana neyse bu saatte, zıkkım içsin!!"


6. Anne: Benşimdiotobüsebiniyorumkapatmamgerekşöför
kızıyorbızıal
Kız: Başüstüne alırım almasına da şu kelime
aralarına boşluk yapsan kelime aralarında 1e bas lütfen
Anne:Böyledahaçokşeyyazıyorumamapekisatırbitincene yapıcam?
Kız: Elinin körünü yapcan anne. Herife kaza yaptırıcan.
Gelince anlatırım. Hadi iyi yolculuklar


7. Annemin ilk cep telofunun arifesindeki ilk msg'ı:
"Oğlum ben annen"


8. Arkadaş uçaktan iner telefonunu açar annesinden mesaj:
"A" Sonra anne aranır "Anne nedir o a?"
Anne:"Allaha emanet olun'un a'sı o.. anlamadın mı?"


9. Birkaç gündür kontürsüzlükten ana-babaya mesaj
atılamamakta:
Anne: Ey türk gençliği! Birinci vazifen anan ve
babanla mesaj bağlantısı kurmaktır


10. Babaya msg yazma teknikleri konulu seminer
verilmiş, gerekli görüdüğü için bir kaç kez
tekrarlanmıştır. olayı kapan baba ilk hevesle tüm
msgları mümkün olduğunca uzun yazmak konusunda
ısrarlıdır...
Okula dönmek için otobüse binilir, "Varınca msg at"
der baba... sabah otobüsden inilir:
"Baba ben geldim"
"Geçmiş olsun, umarım yolculuğun iyi geçmiştir, biz
de iyiyiz , sana iyi günler diliyoruz, derslerinde
muvaffakiyetler...


11. Bu gün bizi ziyarete gelicen mi anneler günüm
kutlu olacak mı?


12. Babam: "Oğlum, fenerbahçe galatasaray maçında olay
çıkmış oralarda gezinme. nerdesin?
Ben: "Açık tribün"
Babam: "İyi bok yedin. Dikkatli ol."


13. Baba : "Oğlum eve gelirken 2 ekmek al, yada dur
dur... alma.


14. Bir arkadaşımın sinema çıkışında telefonunu
açmasıyla birlikte babasından gelen mesajda..
"Hemen telefonunu aç." yazıyordu


15. Mesajları kısa yazmasından şikayet edince "Ne
gerek var ziyanlığa,o kadar kontor gidiyor"
Annemin cevabı. "Bir zamanlar harf sayısı arttıkça giden
kontörün de artacağını düşünuyordu.


16. Anne: krmz sgn
Ben: "O ne be?"
Anne: "Ne anlamıyosun? Gelirken kırmızı soğan al!
Ben: "Haaa!!!"


17. x: "Nezamangeliceksingeçolduhadigelhemen
y: "Gelicem birazdan. 0'a basınca boşluk oluyodu hani?"
x: "A m a n b e"
y: "Annegelmiyorumbenvazgeçtim"


18. Ben: Anne fizikten 42 almıştım evde cırlama diye
msg atayım dedim.
Anne: "Sen büyük bir ihtimalle geri zekalısın."


19. Anne: "Gel. Sarhoş olsan da gel. Baban daha
gelmedi."
Şahıs: "Gelmem."
Baba: "Gelsene lan..."


20. Abla tez yazmakta ve dolayısıyla kardeşin odasını
meşgul etmektedir. Kardeşten şöyle bir mesaj düşer
cep telefonuna : Yapılacaklar
1-Tezimi biran önce bitiriyim de sevgili kardeşimin
odasını rahat bırakiyim!

21. Bir arkadaşıma annesinden gelen bir kandil tebriği:
"Canım oğlum pantolonun diesel, gömleğin vakko olsun
kandilin mübarek olsun"


22. Haftaiçi anne arar ama barda içilmektedir, şahıs
gürültülü ortramda telefonu açmak istemez cevapsız
arama olur.
Ebeveyn: "Oğlum niye açmıyorsun merak ettik."
Oğlan: "Kütüphanedeyim anne çıkınca arayım."
Sonraki mesaj babadan gelir
"Yalan söyleme! Çık bardan dışarı ara.


23. İzin istemek için tüm sevimliliğin takınılarak
yollandığı gayet uzun bir mesajın ardından babadan
aynen şöyle de bi mesaj gelebilir, farklı bi açıdan
komiktir:

"Gidemezsin.Sevgiler." (başharfler büyük..)


24. Bir sürü mesaj attığım annemden cevap gelmemesi
üzerine aradığımdaki konuşma;
Ben: "Anne sms'lerimi almadın mı sen ?"
Anne: "Oğlum sadece adını yazmışsın.
Ben: "Ehh anne bee. Yahu dedik ya oklarla ilerliycen
okuycan."
Anne: "Ne oku ?"
Ben: "Oy güzel anam oyy"

Sarı
05-10-2006, 23:24
TIPTA İLERLEME :

M. Ö. 2000..... Al bu otu ye.

M. S. 1000...... O ot kötü, gel bu duayı oku.

M. S. 1250...... O dua batıl inanç, al bu iksiri iç.

M. S. 1500...... O iksirin ne faydası var, al bu hapı yut.

M. S. 1750...... O hap etkisiz, al bu antibiyotiği iç.

M. S. 2000...... O antibiyotik kimyasal, al bu otu ye.

onkel 3
06-10-2006, 11:48
YENI DOGMUS BEBEGIN GUNLUGU *1. gün** *

böylesi kötü bir baslangIc beklemiyordum.

oha hortumumu bile kesmisler! meme diye, süt diye birsey varmIþ. nerden nas1l bulunur bu ya?

hayattan daha 1. günden sogutacaklar beni.
*2. gün** *

meme buldum ama bundan süt gelmiyor, emiyorum allah emiyorum, t1k yok,

süt baska yerde mi? neyse biraz daha emdim geldi, fazla aban1nca meme sahibi kisilik bag1rd1, ne bag1r1yosun ac1m ben! çok yaln1z1m be sözlük. Hay1r bisi degil icerdeyken de yaln1zd1m ama yedigim önümde yemedigim arkamdayd1 en az1ndan, bak yine akl1ma geldi, hortumu bile kestiler yaa!

uykum geldi yine. zzzzz!

*3. gün*

memeyi sevdim, bu dünyadaki tek dostlar1m bu iki meme. iyi ki vars1n1z.

*4. gün*

bugün bir sürü olaylar oldu, gürültü yapt1lar, baska biryerlere gittik galiba. memeden ayr1l1nca bagr1yorum geri geliyor, sonra uyuyorum, uyan1yorum bir bak1yorum meme yok, neyse ama tekrar bagr1nca geri geliyor nas1lsa. s.çmak da zevkliymis be, eskiden yapam1yordum.

*5. gün*

bugün 15 kez kaka yapt1m, rekorumu gelistirmeliyim. dikkat ettim de her yapt1g1mda temizliyorlar, bunu sevdim. dikkatimi çeken bir noktada su ki, amma koca kafal1y1m be arkadas, ag1r m1 ag1r tutam1yorum ********im, pat o yana, pat bu yana, dikkat etseler bari de çatlatmasak daha ilk günden.

*6. gün*

avucuma ne verseler hemen tutuyorum, tik gibi birsey, maalesef farkettiler, herkes parmag1n1 veriyor avucuma, mecburen tutuyorum, alemin maymunu oldum iyi mi?

bu arada ne çok uyuyorum ya arkadas, atamad1m su yorgunlugu, daha cok süt içeyim en iyisi. Hay1r ictikce de yoruluyorum o da ayr1, nerde o eski günler, hortumdan geliyordu ne güzel, simdi em allah em, bak yine akl1ma geldi, ********ler kesti hortumu yaa.

*7. gün*

bugün solaryuma girdim, sar1l1k m1 ne ondanm1s. yine uykum geldi.

*8. gün*

biraz daha iyi hissetim kendimi, daha cok süt içiyorum art1k. kaka yapma isini de tam alt acma an1na denk getiriyorum ki etraf pislensin, eziyet olsun. Naapay1m ama alt ac1kken daha rahat roketleyebiliyorum. kaka yaparken baska birsey daha yap1yorum galiba, anlamaya cal1sacag1m bakal1m.

*9. gün *

cok fena h1ck1r1k tutuyor, gecsin diye nefesimi tutay1m dedim onu da beceremedim, neyse ki süt icince geciyor. bu süt her derde devaym1s, bugün bunu gördüm.

*10. gün** *

sütten baska birseyler verdiler, var ya, yeter art1k be, tam al1s1yordum yine dayad1lar baska birsey, hayret bisi ya, vitaminmiyis neymis.

bu arada memelerin aras1ndan dün gördügüm lavuk gündüzleri piyasada yok aksamlar1 geliyor sadece, hadi bakal1m hay1rl1s1.

*11. gün*

al iste, baslad1 yine bir ar1za. sütten sonra çok feci karn1m agr1yor, böyle gaz gibi bisi, egilip bükülüyorum, binbir sekile giriyorum c1karacag1m diye. S1rt1m1 falan s1vazlay1n bari be kardesim.

*12. gün*

bütün gün gazdan k1vrand1m arkadas ya, bela oldu bas1ma, yaygaray1 bast1m ben de. Uyutmad1m, diktim bunlar1 da haz1r asker. Sonra bir sald1m ki evlere senlik, akabinde uyudum hemen gerisini hat1rlam1yorum

*13. gün*

annemin surat1na s.ct1m. tamam utand1m biraz da insan bebegi g.tündenöper mi yaa. Ay1p oldu di mi? naap1y1m abi, neyse fazla k1zmad1 herhalde.

*14. gün*

anneme k1rm1z1 renkli birseyler iciriyorlar, o zaman süt daha bi rand1manl1 oluyor sanki, böyle tad1 da hosuma gidiyor, su memelere bir rating aleti taksalar da hangisini sevip hangisini sevmedigimi söyleyebilsem.
*15. gün*

topuktan kan al1p duruyorlar, metin olay1m cok aglamayay1m diyorum ama can1m yand1 be arkadas, hay1r ondan sonra da hemen süt verince sakinliyorum, k1zg1nl1g1m geçiyor, ag1z tad1yla asabiyet yapt1rm1yorlar,su memelere
Kars1 biraz daha dikbasl1 durabilsem.

*16. gün*

Su memeleri cok sevdigimi bir kez daha anlad1m, cok seviyorum onlar1, onlardan ayr1l1nca icimi bir huzursuzluk kapl1yor, en iyisi onlardan uzaklast1g1m anda yaygaray1 basay1m ben. Bugün benden biraz büyük biri geldi yan1ma, sevme amacl1 olsa gerek bir gecirdi bas1ma dönüyo hala. sonradan ögrendim kuzenmis, neyse yazd1m kenara intikam al1nacak.

*17. gün*

etraf1 daha net secer oldum, ama el ve ayak koordinasyonu hala zay1f, memeyi kavrayabiliyorum ancak. bir de bu eller ve ayaklar bana m1 ait tam olarak emin degilim, sall1yorum öyle, zevkli birsey. yüze ve gözlere dikkat etmem laz1m ama, t1rnaklar tehlikeli. diger yandan annem bugün onlar1 kesmeye cal1st1 ama huysuzluk ettim, etmeseydim daha iyi olacakt1 galiba, bak cizdik tam gözün alt1n1 yine.

*18. gün*

elime torbalar takt1lar, kafaya carp1nca art1k ac1tm1yor, yara bere de yapm1yor. San1r1m onlar da beni seviyor, iyiligimi düsünüyorlar. Asl1nda hala c1kt1g1m yeri özlüyorum, geri girme imkan1m olmaz m1 acaba

*19. gun*

nihayet o adamin neden eve sadece aksamlari geldigini anladim megerse bana ve anneme bakmak icin gunduz calisiyomus..

aferin gozume girdi simdi bak!..

*20. gün*

tabii ya, annemin karn1ndayken de duyuyordum o adam1n sesini s1k s1k.

ona da ilgi alaka gösterdim, bag1rd1g1mda bazen o al1yor beni kucag1na, meme vard1r diye sald1rd1m ama vermedi. bir ara meme ac1kken k1st1rd1m ama emme olay1ndan bir rand1man alabilmis degilim, meme yüzeyi bayag1 bir farkl1.

andrea
06-10-2006, 12:28
Kadın : Saçımı kestireyim mi?
Erkek : Olur.
Kadın : Ama kıyamıyorum.
Erkek : Öyleyse kestirme.
Kadın : Canım değişiklik istiyor...
Erkek : O halde kestir.
Kadın : Bana akıl vermeyi bırak, delilere verir gibi.
Erkek : Eğer nasıl hoşuma gittiğini bilmek istiyorsan, sana derim ki uzun saçlı. Bunu biliyorsun.
Kadın : Beni tanıdığında kısaydı.
Erkek : Ve sana tam olarak ne dediğimi hatırlıyorum: ?Ne güzel olurdun uzun saçla?.
Kadın : Ama herkes kesmemi söylüyor.
Erkek : Bu durumda kuaföre git ve bırak uyuyayım lütfen. Bunu senden Allah rızası için istiyorum.
Kadın : Peki nasıl kestireyim? Kat kat mı yoksa perçemli mi?
Erkek : Kat kat.
Kadın : Bana yakışacağını sanmıyorum, çünkü saçım çok düz.
Erkek : Bırak perçemli olsun.
Kadın : Çok yorucu.
Erkek : Yorduğu zaman tekrar kestirirsin.
Kadın : O zaman asla uzatamam.
Erkek : Uzatmak istiyorsan kestirme güzelim.
Kadın : Bana güzelim deme!!!
Erkek : ?!?!?!?!!

andrea
06-10-2006, 13:45
Avrupadan gelen soğuk hava dalgası, ülkemizi etkisi altına aldı.. Yok abi, Avrupa bizi sevmiyor işte, kabul edelim artık!..

Uzun lafın kısası : U.L.

Oyunu ayakta alkışladım, oturacak yer yoktu...

Cinayet masası, idam sehpası, elektrikli sandalye, ölüm döşeği... Bu ev pek tekin değil hanım.. Yürü gidelim...

Zencinin biri denize düşerse ne olur? Tabii ki ıslanır..

Yumurtanı sahanda mı yersin? Yoksa deplasmanda mı?

Alfabe artık 28 harf, "O" şimdi asker!

Ağrı kesicin varda, Erciyes kesicin de var mı?

Volkswagen Pass-at , Şahsi oynama !

1 , 2 , 3 TIP!.. Hayır!?! 1, 2, 3 Mühendislik !

Her hakkı saklıymış. Bende de bunca Hakkı nerede diyordum.

Maaş 250 milyon mu? Aaa başlarım böyle işe haa..

Atı alan Üsküdar'ı geçti. Biz takibe devam ediyorum merkez. Tamam!..

Kedi ulaşamadığı ciğere mundar der. Ondan sonra "Konuşan kedi" olarak çok meşhur olur.

Kızımı ne doktorlar, ne mühendisler istedi. Bizde baktık evde kalacak,size verelim dedik, berber bey oğlum!..

Sigaraya ayrı, içkiye ayrı paramı veriyorsun. Tütün kolonyası iç...

Seni görünce gözlerim dolar, kulaklarım mark.

Kadın hakkı diye bir şey yokur. Çünkü Hakkı erkek ismidir...

Ağlarsa anam ağlar gerisi playback yapar...

Kendim için bir şey istiyorsam namerdin Allah'ım anneme güzel bir gelin nasip et!! Aminnnnnn...

Yıkanan Ton'a ne denir? Washington!

Geçen gün bir taksi çevirdim, hala dönüyor!

Cin Ali mavi mürekkebe düşerse ne olur? Blue Jean.

Kitabım evde kaldı. Aaa ben kitabını evli sanıyordum!

Basamakta durmayın otomatik kapı çarpar, böler, karekökünü alır...

Bak Barbie'ciğim,sen daha TOY sun.

Türkiye'de en demokratik olay, trafik kazaları; herkes eziliyor...

Tüh!.. Amortiyi tek rakamla kaçırdım yine...

Oğlum,senin zayıflaman için daha 40 fırın ekmek yemen lazım..

Suçlu ayağa kalk!..Çocuklu bayana yer ver!..

Daha son kullanma tarihine çok var, Yavaş iç şu meyve suyunu...

Beni deniz tutar, Ali tutar, Cem tutar.. Severler beni..

Bayram değil, seyran değil.. Allah Alah!... Bir türlü çıkartamadım sizi..

Hava korsanı uçağı kaçıracaktı,yapamadı.. Çünkü; uçağı kaçırdı...

Çingeneler Amerikayı nasıl okur? ABE DE..

Ödümü patlattın.. 80 yıla kadar ölürsem sebebi sensin.

İyi ki Italya'da doğmamışız! Neden? Çünkü İtalyan'ca bilmiyoruz!

Sizin araba ne malı? Alman malı! Bizimki de kliMALI!

Yangın dolabını açarsan ne olur? Yang kızar...

Adamın biri yarın ölücem demış. Yarmışlar hakkaten ölmüş...

İnsanları niye kafasına su dökerek uyandırırlar? Çünkü suyun kaldırma kuvveti vardır.

Köfteyle möfte arasında ne fark vardır? Biri kıymadan yapılır diğeri mıymadan...

Geçen gün ben kamyonu sürdüm, Leonardo da Vinci...

Fransızların nesi eksiktir? "Fran"ları tabii ki!

Çok iyi göbek atan kazana ne denir? İyi oynayan kazansın!

Tem otoyoluna muz düşerse ne olur? TemMUZ...

Yerin kulağı war benim de kulağım war. Ben yer miyim? Hayır yemem...

Bir adam karısını dövüyormuş, kapı calmış karısını dövmeye bırakmış, neden? Eşek sudan gelmiş.

Tomi'nin annesi kimdir? AnaTOMİ

Adam bilgisayar başında uyuyakalmış. Ertesi gün nezle olmuş. Neden? Windows açık kalmış.

varyemez
06-10-2006, 16:58
Konuyla ilgili açiklama yapan davacinin avukati Idris Karadeniz
"Müvekkilim
marketten aldigi 2 Lt.lik kampanyali coca-cola ürününün kapagini
açtiginda
hediye çikmadigini ve tekrar deneyiniz yazisini görmüs. Bunun üzerine
kapagi kapatip tekrar açmis ancak yine ayni sey. Bunun üzerine ayni sise
kapaginda tam 4246 defa deneme yapmasina ragmen hediye çikmamistir.
Coca-Cola sirketinin tüketiciyi dolandirdigini düsünen müvekkilim sirkete
dava açmaya karar vermistir. Bizde bugün gelerek dava dilekçemizi adliyeye
teslim ettik. 10 bin YTL. Maddi tazminat talep etmekteyiz" dedi.

Davadan haberdar olan Coca-Cola yönetimi adina açiklama yapan bir sirket
yetkilisi olayin çok komik oldugunu ve artik Karadeniz bölgesine
gönderilen
ürünlerin kapagina "Baska sisede insallah " yazmayi düsündüklerini
söyledi.

andrea
09-10-2006, 13:07
KADIN : az bildiğimiz bir şey üzerinde çok
fazla konuşabiliriz.
ERKEK : yani çok konuşup hiç bir şey söylemezsiniz

KADIN : birbirimize eşek şakaları yapma adetimiz
yoktur.
ERKEK : çevrenizde ki diğer hatunlar hakkında senaryo dedikodular üretme alışkanlığınız var ama

KADIN : tükürmeyİz
ERKEK : kiritmayiz! !

KADIN : sanat eserlerinin % 90'ı kadınlardan esinlenilmişdir.
ERKEK : sanat eserlerinin % 90'ı erkekler tarafından yapılmışdır.

KADIN : uzağa işeme, uzağa tükürme, yüksek sesle geğirme gibi aptalca karizma krikolarımız yok
ERKEK : ortamın en güzeli olma, en zayıf olma, en pahalı giyineni olma, en zengin kocayı bulma gibi krikolarınız var ama

KADIN : askere gitmiyoruz
ERKEK : hamile kalmıyoruz

KADIN : kol saatimiz de aynı zaman da hesap makinası,takometre,barometre,termometre ve radyo olması gerekmiyor.
ERKEK : çantamızda ruj, allık, pudra, yedek çorap,ıslak mendil, vs taşımamız gerekmiyor.

KADIN : doğum günü evlilik yıldönümü gibi özel günleri parmağımıza kırmızı iplik bağlamadan da hatırlayabiliyoruz
ERKEK : ütüyü fişde, yemeği ocakta,arabanın anahtarını kontakda unutmuyoruz.bunlar daha faydalı.....

KADIN : ortalıkta alakasız hertürlü nesne ve sözcükten cinsel çağrışımlar çıkarıp günün yarısını seks düşünerek geçirmeyiz...
ERKEK : valla geyik olsun diye yapıyoruz. hem siz günün yarısını güzelleşmeğe çalışarak geçiriyorsunuz. hangİ amaçla :oley: :oley: :oley:

andrea
09-10-2006, 13:09
Türkiye günlüğü

* Pazartesi Papa çok ayıp etti.

* Salı Papadan özür dilemesini istedik.

* Çarşamba Papa özür dilemedi.

* Perşembe Papa bugün de özür dilemedi.

* Cuma Papa hala özür dilemedi.

* Cumartesi Papa yine özür dilemedi.

* Pazar Bebek isteyen Seda Sayan Nihat Doğan'a mesaj yolladı.

andrea
11-10-2006, 12:55
-- Türk Telekom --
"Disconnecting people"

-- Türk Telekom --
"Kopartır"

-- Türk Telekom --
"Bunu bulamayanlar da var."

-- Türk Telekom --
"Kotasını düşünen kahraman olamaz"

-- Türk Telekom --
"Gına getirir"

-- Türk Telekom --
"Eskiden internet mi vardı?"

-- Türk Telekom --
"Modemini de al git burdan"

-- Türk Telekom --
"Lüzumsuzsa söndür"

-- Türk Telekom --
"Sınırları aştık, sinirleri zorluyoruz"

-- Türk Telekom --
"Sen bana mecbursun, bilemezsin"

-- Türk Telekom --
"Şimdi bağlanamama zamanı"

-- Türk Telekom --
"Kop da gel"

-- Türk Telekom --
"Düsturumuz ağır ol molla desinler"

-- Türk Telekom --
"3gb'ı dolduramayacağınız kadar hızlı"

-- Türk Telekom --
"Slogan yükleniyor 2,86 kb/s"

--turk telekom--
"Sıkıyorsa bağlan"

-- Türk Telekom --
"Enlarge your adsl quota!"

-- Türk Telekom --
"Öldürmez süründürür!"

-- Türk Telekom --
"Bürokrasi dolum merkezi"

-- Türk Telekom --
"Bu gece kopmam lazim."

-- Türk Telekom --
"Dumanla iletişimde dünya markası"

-- Türk Telekom --
"Sabır en büyük erdemdir"

-- Türk Telekom --
"Ömür törpüsü"

-- Türk Telekom --
"Kontrolsüz bağlantı, bağlantı değildir."

-- Türk Telekom --
"Hattı müdafaa yoktur"

-- Türk Telekom --
"Yavaş bağlanın saçınız başınız dağılmasın"

-- Türk Telekom --
"Denizler altında 20bin bps"

-- Türk Telekom --
"İnternetsiz kalan bir ulusun, fiber optik damarlarından biri kopmuş
demektir..."

-- Türk Telekom --
"Sabaha kadar değil mezara kadar mokoko"

-- Türk Telekom --
"Makina soğuk"

-- Türk Telekom --
" Bir internet yok"

-- Türk Telekom --
"Biz daha kötüsünü yapıncaya kadar en kötüsü bu"

-- Türk Telekom --
"İletişiminiz islami usullere uygun kesilmiştir"

-- Türk Telekom --
"24 saat yüzebilen dalgıçlarıyla sürekli kablo bantlıyor."

-- Türk Telekom --
"Bizden iyi geçiren yok"

-- Türk Telekom --
"Adana çık aradan"

-- Türk Telekom --
"Hızımız olacaktı"

-- Türk Telekom --
"zınısım adnıkraF nığılşavaY"

-- Türk Telekom---
"Küfür etme yeteneğinizi geliştirir"

kantar
11-10-2006, 14:23
Dün gece yine ölümle burun buruna geldim.

Kendime bir zarar geleceginden degil ama karim Cemile ne yapar sonra.

Biz aksam yemegimizi genelde saat 11-12 gibi yerdik, ama ev sahiplerimizin misafiri geldiginden geç vakitlere kadar oturup yatmadilar.

Neyse ki konuklarin gitmesiyle birlikte uykuya daldilar. Bir süre
ortaligin sakinlesmesini bekleyip, yiyecek toplamaya basladim.

Bugün misafirler geldigi için menü çok zengindi. Pasta ve börek kirintilarina bayiliriz. Her neyse ben nevaleyi toplarken birden mutfagin isigi yandi.

ve "Aaaaaa! Karafatma" diye bir ses duydum.

Salak adam, ben bir erkegim Fatma da nereden çikti. Benim adim Ismail. Böyle seyler delikanliyi bozar. Hadi beni karimla karistirdin diyelim. Sen ne kadar korkak bir adamsin. Benim kaç katim büyüklügünde olmana ragmen bu bagiris da ne böyle?

O korkunç sesin kesilmesiyle birlikte, sanki ben ona bir bok yapmisim gibi beni kovalamaya basladi. Inanin o kadar da dikkat ediyorum, tabak, çanak, bardak üzerinde dolasmamaya çünkü bu dingilin karisi çok titiz. Bazen diyorum ki bu giciklarin misafiri geldiginde git ortalarda dolas böylelikle utanilacak duruma düssünler. Ama yapamiyorum iste. Ne olursa olsun, ekmek yedigin tekneye kötü gözle bakmamak gerekir.

Ben eve geldigim ilk yillari hatirliyorum da ne güzeldi o günler. Rahmetli kayinbabam ve kayinvalidem beni evlerine kabul etmislerdi. O zamanlar rahattik,
çünkü ev sahibimiz Riza amca kördü. Bu sebeple evin her yerinde serbestçe dolasabiliyorduk. Hatta Riza amcayla ayni sofrada yemek yedigimiz günlerde oldu. Gerçi bizleri görebilseydi nasil davranirdi bilmem ama o hep yüregimizde yasayacak.

Riza amcanin durumu pek iyi sayilmazdi, memur emeklisiydi. Bu evde rahmetli karisininmis, bu yüzden yiyecek konusunda bu kadar fazla seçenegimiz yoktu. Ama daha mutlu ve huzurluyduk. Riza amca bir gün görünmez kazaya kurban gitti. Gerçi onun için bütün kazalar görünmezdi.

Riza amcanin topraga verildigi gün biz de oradaydik. Karsi komsusu Osman Zeki bey bize geldiginde ceketini asmisti. Biz de bunu firsat bilip ceketin cebine girdik. Ardindan Osman Zeki beyle birlikte mezarliga dogru yola koyulduk.

Riza amcanin üç tane oglu vardi ama bugüne kadar sadece nüfusta gözüküyorlardi. Hayirsizlar daha ilk günden evi satisa çikardilar. Evi su anda oturan adam ve karisi satin aldi.

Eve ayak basmalariyla kayinbabam ve kayinvalidemi öldürmeleri bir oldu. Adam sonra igrenerek cansiz bedenleri kagida sararak çöpe atti. Sanki kendisi çok temizmis gibi. Halbuki tuvaletten çiktiktan sonra ellerini yikamadigina defalarca sahit oldum. Simdilerde kendine üzerinde rahmetli kayinvalidemin resmi olan bir ilaç almış, durmadan üzerimize sıkıp duruyor.

Kayinvalidem Sultan hanim gençliginde fotomodel oldugu için bu tür ilaçlarin üzerinde resmi bulunuyor. Hatta bir iki reklam filminde de oynamisti. Ama evlenince mecburen bıraktı. Çünkü kayın babam tam bir Osmanlı erkegiydi.

Bugüne kadar rahmetli Riza amcanın anısına bu evde oturduk, artık daha fazla dayanacak halimiz kalmadı. Eşe dosta haber saldık. Kendimize göre bir ev bulur bulmaz taşınacagız buradan.
Belki de sizin evinize yerleşiriz hayat bu belli mi olur?

sirius
12-10-2006, 13:12
> Devlet nasıl istatistik yapar? Alın size Aziz Nesin
hikayelerini gölgede
> bırakacak eski zamanlardan bir vaka. Tarım ve
Köyişleri Bakanlığından bir
> bürokratın anlattıklarını gülmekten kasıklarınızı
tutarak okuyacaksınız:
>
> Tarım ve Köyişleri Bakanlığı'nda bir bürokrat bize
devletin eskiden nasıl
> istatistik yaptığını ve bürokrasinin işleri takip
etmesindeki duyarlılığı
> çok güzel bir örnekle anlattı.
>
> Bürokratın anlattığına göre bir dönem Tarım
Bakanlığı, İl Müdürlükleri'ne
> bir yazı yazar ve "İlinizin bulunduğu bölgedeki
karga, yaban domuzu, üveyik
> gibi tarımsal üretime zarar veren yabani hayvanların
sayısını çıkartın bize
> yollayın" der. Der ve komedi bu noktada başlar. Sayım
işleminin devamını
> Referans Gazetesinin başket kulisinden aktarıyoruz:
>
> İl müdürlerini alır bir düşünce... Adı üstünde
zararlı ve yabani hayvan
> bunlar. Nasıl sayacaksın?
>
> Sonunda kendi aralarında 'istişare' ederek bir formül
bulurlar. Buna göre
> bölgenin büyüklüğüyle orantılı olarak her il müdürü
bir rakam yazıp
> bakanlığa yollar. Kimi 30, kimi 20 yaban domuzu
olduğunu bildirir. Aradan 1
> yıl geçer, "Ses seda çıkmadı Bakanlık'tan..." diye
sevinirlerken biz yazı
> daha... "Bölgenizdeki yaban domuzlarının son durumu
nedir? Şayet sayıları
> 150'yi aşarsa 'sürek avı' başlatın." Sürek avı
başlaması için gerekli
> bürokratik işlemler ve nasıl ekipler oluşturulacağı,
vurulan domuzların
> kuyruklarının kesilerek ispatlanması gerektiği gibi
formaliteler sıralanır.
> İl müdürleri yeni sayıyı, hayvanların çoğalabileceği
varsayımıyla 5'er,
> 10'ar artırıp bildirmişler. İş, yıllarca böyle devam
etmiş. Bürokratımızın
> tayini bir gün Tunceli Tarım İl Müdürlüğü'ne çıkmış.
Göreve başlamasının
> ardından yine bakanlığın aynı yazısı... Hemen, bir
sene önce gönderilen
> yazıyı çıkarmış ki ne görsün. Domuz sayısı 149...
Domuzu 1 tane artırsa
> sürek avı başlamak zorunda kalacak. Hayvanların
kuyrukları, ödenek... Kendi
> kendine (Ben bu sayıyı 50'ye düşürüyüm, kimse
farketmez) demiş ve yazıyı
> göndermiş.
>
> Bir ay sonra Bakanlık'tan bir yazı. Yazıda (Geçen yıl
bölgenizde yaban
> domuzu sayısı 149 idi. Siz 50 olduğunu yazmışsınız.
Ne oldu 99 yaban
> domuzuna...) diye soruluyor. Bürokrat oturmuş ve
düşünmüş, bir formül bulup
> Bakanlığa yazmış. Yazıda, (Evet geçen yıl sayı
149'du. Ancak sayıları
> artınca köylüler resmi olmayan yollardan sürek avı
başlattılar, hiçbirini de
> vuramadılar. Domuzlar sınır ilimiz olan Erzincan'a
geçti) demiş. Bürokratın
> belirttiğine göre "Hayvanları vurduk" dese, bakanlık
kuyruklarını isteyecek.
> Bakanlık hemen olayın takipçisi olmuş ve Erzincan il
müdürüne bir yazı
> yazmış. Yazıda (Bölgenizde 100 yaban domuzu olduğunu
yazıyorsunuz. Ancak
> Tunceli İl Müdürlüğü 99 adet domuzun bölgenize
geçtiğini bildirdi. O
> hayvanları bulun. Sayı 150'yi aştığı için de hemen
ekipleri toplayarak sürek
> avı yapın) diyormuş. Erzincan İl Müdürü düşünmüş ve
Bakanlığa cevap yazmış.
> Cevapta, (Evet doğrudur. Tunceli'nin 99 domuzu
sınırımızdan girdi. Ancak
> hızlarını alamayarak sınırımızı aşıp Erzurum il
hudutlarına geçtiler) deyip
> işin içinden sıyrılmış. Bakanlık hemen Erzurum İl
Müdürlüğü'nden hayvanların
> bulunup sürek avı başlatılmasını istemiş. Erzurum İl
Müdürü Erzincan il
> müdürünü arayıp olayı sormuş, akıl almış. Bakanlığa
(Doğru. 99 domuz
> bölgemize girdi ancak peşlerine düştük, ancak Ağrı İl
Sınırı'na girdiler)
> demiş. Bakanlık bu kez Ağrı il müdürlüğüne bir yazı
yazmış. Ağrı il müdürü
> Erzurum il müdürünü aramış. Ve o da bakanlığa (Evet
doğru bizim sınırdan
> girdi ama ülke sınırlarını aşıp Ermenistan'a geçti)
diyerek olaya Tarım
> Bakanlığı nezdinde bir son vermiş. Bürokratımız
(artık Dışişleri
> Ermenistan'ı aramış mıdır bilmiyorum. Ama biz
envanter işinden böyle
> sıyrıldık) diye kurnazca gülümsüyordu...

pinky
12-10-2006, 13:14
http://img98.imageshack.us/img98/9779/mailah4.jpg (http://img98.imageshack.us/my.php?image=mailah4.jpg)

kantar
12-10-2006, 13:55
Haftasonu genç kızın 16'ıncı doğum günüymüş. Ancak anne babası kızın doğumgününü unutmuş olacak ki; kızlarına haftasonunda başka bir kente tatile gideceklerini söylemişler. Genç kız bu duruma hiç üzülmemiş. Aksine erkek arkadaşını boş olan eve çağırıp alem yapabileceği için çok sevinmiş.

Gerçekten de cumartesi günü anne baba arabalarına atlayıp tatile gitmiş. Kız da hemen erkek arkadaşını eve çağırmış. İki genç hemen sevişmeye başlamış. Sevişecek mekan bulmakta zorlanan gençler dünyadan habersiz sevişirken, telefon çalmış. Telefondaki kızın annesiymiş. Bodrum katındaki çamaşırlıkta ütüyü kapatıp kapatmadığınıi hatırlayamadığını, kontrol etmesini istiyormuş.

Sevişmenin en heyecanlı yerinde olan oğlan, ara verme fikrinden hiç hoşlanmamış. Pozisyonu bozmadan ayağa kalkmış, kız kucağında, anadan doğma bir biçimde bodruma inmişler. Işığı yaktıklarında kızın tüm arkadaşları, akrabaları ve komşularının bulunduğu sürpriz doğum günü partisiyle karşılaşmışlar.
alıntıdır

kantar
12-10-2006, 14:00
Ayşe Teyze ile Fadik kız ormanda bir kulübede yaşarlarmış. Fadik kız o kadar güzelmiş ki Ayşe Teyze Fadik kızı herşeyden sakınır gözü gibi korur ortaya çıkarmazmış. Bütün işleri kendisi yaparmış. Ormana gider ağaç keser kestiği ağaçları sırtına yüklenir kasabaya götürüp satarmış. Kazandığı para ile aldıklarını da yine sırtlanır kulübeye getirirmiş. Gel zaman git zaman Ayşe Teyze yaşlanmış ve hastalanarak yatağa düşmüş. Ölümünün yaklaştığını anladığında Fadik kızı yanına çağırarak üç altın vermiş ve demiş ki;

Ben artık ölüyorum. Şu üç altınla kasabaya gidip kendine bir eşek satın al. Kasabaya gidip gelirken yüklersin sen de yorulmazsın.

Bunları söyledikten sonra da son nefesini vermiş. Fadik kız bir süre sonra Ayşe Teyzenin dediğini yapmak için üç altını almış yanına ve kasabaya doğru yola çıkmış.Ancak eşek nasıl alınır bilmiyor. Ne yapacağını düşünürken kasabanın ileri gelenlerinden birisi çıkmış karşısına.
Sormuş;
-Ne arıyorsun burada Fadik kız.
-Ayşe Teyzem ölmeden önce üç altın verdi. Eşek alacağım. Ancak nasıl alacağımı bilmiyorum.
-Ne yapacaksın ki eşeği?
-Kasabaya gidip gelirken yük taşıyacağım.
-Yanlış öğüt vermiş Ayşe Teyzen. Şimdi sen beni dinle al o üç altını git kendine güzel esvaplar ziynet ve çeyiz al. Ondan sonra da sana bir
koca bulalım evlendirelim.
-Niye ki?
-Eeee bir koca on eşeğe bedeldir

sirius
15-10-2006, 12:43
EHLIYET SINAV SORULARI


Ehliyet Sinavlarinda bugune kadar sorulmus sorular. Yuzde yuz gercektir.
Isteyenler icin Kaynak : Surucu Kursu Egitim Rehberi, Derya Dagitim A.S.

1 - Asagidaki islemlerden hangisi ilkyardimdir?
a) Yaralanan kisiyi dovmek
b) Itfaiye cagirmak
c) Komsulari yardima cagirmak
d) Kanamayi durdurmak

2 - Ilkyardim cantasi aracin neresinde bulunmalidir?
a) Arka sag tekerin icinde
b) Aracin icinde arka sag tarafta.
c) Motor kaputu icerisinde
d) On torpido gozunde


3- Derin yaniklara olay yerinde asagidakilerden hangisi uygulanir?
a) Bas agrisi hapi
b) Mantar merhemi
c) Sampuan
d) Soguk su-buz

4 - Gunes carpmasi sonucunda hastaya asagidakilerden hangisi uygulanir?
a) Gunes carpinca denize atilir.
b) Bele kadar kuma gomulur
c) Vucut sicakligi yavasca dusurulur
d) Kendi kendine iyilismesi beklenir


5 - Burun kanamasi olan bir kazazadeye asagidakilerden hangisi yapilir?
a) Saclari yolunur
b) Saclarina masaj yapilir
c) Sicak kuvet icine oturtulur
d) Buruna tampon konulur

6 - Acik karin yaralanmalarinda organlar disari sarkmissa ne yapilir?
a) Disaridaki organlar poset icerisine konur
b) Organlar yara uzerine toplanarak islak bezle ortulur
c) Disariya cikan organlar kesilir
d) Hic dokunulmaz

7 - Sicakvurmasi sonucu bayilan kimseye asagidakilerden hangisi once uygulanmalidir?
a) Derhal kuvvet icerisine yatirilmalidir
b) Ilac icirilmelidir
c) Fikra anlatilmalidir
d) Serin bir yerde shock pozisyonuna alinir

8 - Solunum zorlugu olan kisiye ilk is olarak ne yapilir?
a) Basi oksanir
b) Agiz boslugu temizlenir, sonra bas arkaya bukulur
c) Agzi kapatilir, hastaneye nakledilir.
d) Yapay dis takilir

9 - Yanik yarasi olan bir kazazedenin yarasi uzerine asagidakilerden hangisi uygulanir?
a) Sac jolesi surulerek
b) Yogurt urulerek
c) Zeytinyagi surulur
d) Temiz, islak bez ortulebilir

kantar
15-10-2006, 15:18
ABD'li otomotiv üreticileri Dünya üzerindeki otomobil fabrikalarını dolaşıp yeni teknolojiler ve uygulama durumunu inceliyorlarmış. Japonya'da Mazda fabrikasının girişinde bir çok kafes ve içinde kedi olduğunu görüp ilgili mühendise sormuşlar. Japon mühendis şüöyle açıklamış:
- Biz ürettiğimiz otomobillerdeki yalıtımı kontrol etmek için her 1000 otomobilden bir tanesinin içine bir kedi koyup kapılarını ve camlarını kapatıp akşam eve gideriz. Sabah geldiğimizde kedi havasızlıktan öldüyse yalıtımba bir problem yoktur, ama eğer kedi yaşıyorsa üretimde bir sorun olduğunu anlayıp tüm üretim kademelerini gözden geçiririz.
Deyince ABD'li mühendisler hayran kalmışlar. Daha sonra Türkiye'deki fabrikaları gezerlerken TOFAŞ'ın girişinde benzeri kafesleri ve içindeki kedileri görmüşler. Teknolojiyi hemen öğrenip uyguladığı için TOFAŞ'a hayran kalmışlar. Yinede Türk mühendisten açıklama istemişler. Bizim mühendis anlatmaya başlamış:
- Biz ürettiğimiz otomobillerdeki yalıtımı kontrol etmek için her 1000 otomobilden birisinin içine bir kedi koyup akşam eve gideriz. Sabah geldiğimizde kedi arabanın içinde ise bir sorun yoktur. Eğer kedi kaçtı ise üretimde bir sorun olabilir diye düşünürüz ama yinede üretime devam ederiz...

sirius
16-10-2006, 10:08
> > > >Gerçek Bir olay ! Türk filmi sanmayin !
> > > >
> > > >Hirsizin biri, bir evin çatisina gikmis ve anten kablosunu kesmis.
> > > >Evin reisi de tam tv'ye dalmisken yayin kesilince televizyonunu
> > > >bir süre kurcalamis, "Bozuldu herhalde" diyerek yatmis. Ertesi g|n
> > adam
> > > >ise gittikten sonra hirsiz kapiyi galip adamin karisina, "Yenge, beni
> > abi
> > > >gvnderdi, televizyon bozuk, alin da bir bakin dedi" demis.
> > > >Saf kadin da televizyonu vermis.
> > > >Aksam adam eve gelip de televizyonu gvrememis ve karisindan olayi
> > > >vgrenince dumura ugramis tabii. O hafta sonu balkonda keyif
yaparlarken
> >
> > > >bizim hirsiz asagidan islik gala gala onlara bakarak sokaktan gegmis.
> > > >Kadin hirsizi tanimis ve "Bak bey! Televizyonu çalan adam iste
buydu!!"
> >
> > > >demis.
> > > >Adam bunu duyunca pijamalarla adami kovalamaya baslamis.
> > > >5 dakika sonra diger hirsiz adamin evine gelip, karisina "Yenge, ben
> > > >polisim,
> > > >abi hirsizi yakaladi. Simdi karakoldalar. Pantolonuyla, c|zdanini
> > > istiyor."
> > > >demis ve kadin da vermis tabii ki(?) normal olarak.
> > > >Adam hirsizi uzun bir s|re kovaladiktan sonra kan ter içinde eve
> > dönmüş
> > > > VEEE yine dumur!
> > > >
> > > >Artik adam karisini ne yapmis bilemiycem.....

ekselans
16-10-2006, 16:20
Adamın işi varmış, Ankara’ya gidiyormuş, tam uçağa binerken kulağında bir ses:
“-Binme, bu uçak düşecek...”
Dönmüş, bakmış, kimse yok, ama içine de bir kurt düşmüş, binmemiş...
İkinci uçağı beklerken kara haber ulaşmış:
“-Uçak düştü kurtulan olmadı...”
Koşmuş Haydarpaşa’ya, bilet almış, tam trene binecek, aynı ses kulağında;
“-Binme bu trene, raydan çıkacak...”
Dönmüş, bakmış yine kimse yok, trene binmemiş, gelmiş eve... Sabah gazeteyi açınca tüyleri ürpermiş;
“-Tren Eskişehir’de raydan çıktı, şu kadar ölü, şu kadar yaralı...”
Koşup otobüse bilet almış, tam binerken yine o ses;
“-Freni patlayacak...”
Dönmüş yine kimse yok... Dayanamamış, bağırmış:
-Sen kimsin yahu?...
“-Ben senin altıncı hissinim...”
Adam iyice kızmış :
“-Ula evlenirken neredeydin?...”
O ses yine dalgalanarak söylenmiş;
“-Büyük kazalara karışmıyoruz...”

pride
16-10-2006, 20:36
Not: Soyisimler Telefon rehberinden kontrol edilmistir, ama kişilerin rahatsız edilmesi veya buna benzer problemlerin önüne geçmek için numaraları şifrelenmiştir !
742629* Bayram Amca
264-291178* Necati Yenge
346-227402* Meliha Eniste
284-214091* Zehra Esekcanbazı
216-359039* Yusuf Ziya Salakoglu
434-326106* Abudulsamet Döver
414-563193* Ramazan Öldürür
262-375270* Ismail Öldürücü
282-651903* Gülsen Motor
414-681258* Haci Benzin
216-494004* Menemine Cart
352-223233* Burhanettin Curt
212-506961* Cafer Cırt
362-432248* Döndü Cort
264-278988* Fedakar Pat
246-456634* Saban Küt
226-245588* Vesile Aybasi
216-433378* Haziment Pet
242-651334* Abdurrahman Kıllı
232-512546* Aytekin Kıllıbacak
232-831339* Makbule Kıllıbaldir
342-251421* Atilla Otuzbirogulları
476-227156* Ahmet Yavsar
344-221326* Ökkes Ford
216-313501* Nadir Verir
324-647802* Duran Tekerlek
344-231193* Döndü Yuvarlak
352-223173* Özdemir Damızlık
212-697331* Izzet Angut
222-320636* Türkan Romantik
252-592765* Hafize Kazma
324-461571* Abdulkadir Anan
438-351702* Abdulaziz Baban
332-327368* Ismail Donsuz
326-616869* Hatice Tüylü
242-343169* H. Ibrahim Gömer
232-343441* Gülfidan Gösterir
224-893745* Coskun Aptal
322-365256* Emel Yalak
322-581547* Duran Kalas
264-694032* Sultan Kaltak
282-427688* Ismail Dümbelek
262-527105* Fahrettin Kalkmaz
378-228458* Mehmet Kaldırır
332-641463* Cafer Yalar
312-837075* Gurban Yalama
324-320684* Ahmet Ali Emici
236-231748* Ayse Cinsel (Ese Cinsel de var)
328-876633* Mehmet Ta*ak
216-426047* Sultan Kıç
342-250665* Ali Anüs
242-742109* Bahriye Kuku
212-532488* Fevzi *ik
412-319227* Mahmut *ipi
216-419447* Yusuf Kız

tdogan
18-10-2006, 23:15
şişli'deki bir dürümcünün reklam broşüründen harfi harfine
aktarılmıştır...

diyet, perhiz, rejim gibi faaliyetler hedefte türk delikanlılarının
ve genelde de türk milletinin devamını engellemek için dış mihraklar
tarafından gündeme getirilmiş şuurlu bir düzmecedir.
gaye, eskiden bir koyunu, bir oturuşta götüren dev gibi babayiğit
atalarımızı ve
tarlada doğum yaptıktan sonra bebeğini kundaklayıp, elde orak
tarlada çalışmaya devam eden türk kadınlarını;
kalori hesaplayan, hapşırınca yatağa giren, fitness ve aerobik yapan
çıtkırıldım tiplere dönüştürmek ve
büyük türk ırkını çinliler, japonlar gibi sıska, zayıf ve sağlıksız
bir ırk haline getirmektir.

icabı halinde 240 kiloluk top mermisini tek başına namluya süren bir
babayiğidin, kalori hesaplayan, yoğurtlu kebabı reddeden bir züppe
haline getirilmesinden daha büyük bir soykırım olabilir mi?

iç yağının, kuyruk yağlarının, anamızın vita yağının kolestrol
yaptığı palavradır.
kolestrol, kebapları yedikten sonra iki şişe soda içerek
ayarlanabilecek bir gaz durumudur.
sakın bu oyuna düşmeyin.

feminizm, kadın hakları, çevre şuuru ve eşitlik adı altında türk
kızlarının akılları çelinerek, yemek yapmayı bilmeyen, bizim
istikbalimiz olan yavrularını, abuk subuk yiyeceklerle yetiştirecek,
damak zevki gelişmemiş, sunta kılıklı diyet bisküvilerini yiyecek
sanan bir hale getirmişlerdir.

ayrıca kör olası dış mihraklar, bu kızlarımıza kebap, soğan, çiğ
köfte vb. lezzetleri yiyen, bardak bardak şalgam suyu içen
yiğitlerimize hanzo-kıro gibi sıfatlar takmayı öğretmişlerdir.

ayrıca son yıllarda moda gibi gösterilmeye çalışılan çin mutfağı
diye birşey yoktur. bu sözde mutfak, acaip zerzevat ile acaip
mahlukatın,
wog adı verilen bir tencerede yarı pişmiş yarı çiğ olarak hazırlanıp
insanlara eziyet olsun diye sopalarla yenmesinden ibaret bir
hokkabazlıktır. sakın kanmayın, sakın yemeyin. helal değildir!

unutmayın su uyur, düşman uyumaz!

Aktaranın notu: siz yine de buna kanmayın... kilo denen şeyin yediklerimiz ile harcadıklarımız arasındaki fark olduğunu unutmayın...benden söylemesi... illa yiycekseniz, yemeden önce nasıl yakacağınızı da peşinen düşünün ki, şaşırıp kalmayın...

andrea
20-10-2006, 10:47
Bir Powerpoint dosyası.

kantar
21-10-2006, 14:36
Tutsak Yaşamaya Alışamayanlara

Yamyam kabilesi reisi, sömürgeci albaya hiddetle çıkışır.
- Siz nasıl bu kadar vahşi olabiliyorsunuz?

Albay şaşkın
- Ne yaptık ki?

- Adamı hapis ettiniz, bir hayvan gibi hücreye koydunuz !!!

- Siz olsanız ne yapardınız ??!

- Öldürürdük !!!

kantar
21-10-2006, 14:36
TAŞLAMALAR

Hasırcızâde Mehmet Ağa, bir gün Fuat Paşa'nın yanında iken paşanın pırlanta yüzüğüne dikkatle bakmağa başlamış.
Fuat Paşa sormuş.
"Yüzüğüme mi bakıyorsun?"
"Evet Paşam... Taşını merak ettim."
"Elmastır."
"Güzel. Fakat faydası nedir?"
"Hiç..."
"Peki, ne gelir getirir?"
"Hiç."
"Yazık. Benim de babadan kalma bir çift taşım var; bana senede elli altın getirir."
"Amma yaptın ha! Ne taşı ki bu?"
"Değirmen taşı! Zira bu taş sayesinde hem nafakamı çıkarıyorum, hem hayır hasenat yapıyorum hem de insanlara bu taş sayesinde hizmet ediyorum..."

kantar
21-10-2006, 14:38
BELKİ DE GÖRÜNDÜĞÜ GİBİ DEĞİLDİR ...

"Ayvalık'tayım, 2003 yazı. Kıyıda, bizi dalışa götürecek tekneyi bekliyoruz. Üç genç kız yanımıza kadar geldi. Kızlardan biri topallıyor, ayağının birini hep sürümek zorunda. Durdular, bize Belediye Plajının olduğu yeri sordular. Biz de gösterdik; bir kilometre ötede bir yer...

Kızlardan sağlam olan ikisi:
'Yaaa hadi geri dönelim, oraya kadar bu sıcakta yürünmez' diye fısıldandılar.

Engelli olan kız, 'Ne var bunda? Yürürüz' dedi...
Şaka gibi bir şey! Yürüme engelli olan kız, bizim gözümüzün önünde öbür ikisini ikna etti, bize teşekkür etti ve devam ettiler. Biz gözlerimiz dolu dolu onları seyrettik. Sizce hangisi daha engelli?

kantar
21-10-2006, 14:39
Kişi Değeri İle Yücelir

Bir gün New-York'ta bir grup iş arkadaşı, yemek molasında dışarıya çıkar. Gruptakilerden biri, Kızılderilidir. Yolda yürürken insan kalabalığı, siren sesleri, yoldaki iş makinelerinin çıkardığı gürültü ve korna sesleri arasında ilerlerken, Kızılderili, kulağına cırcırböceği sesinin geldiğini söyleyerek böceği aramaya başlar. Arkadaşları, bu kadar gürültünün arasında bu sesi duyamayacağını, kendisinin öyle zannettiğini söyleyip yollarına devam eder. Aralarından biri inanmasa da onunla cırcır böceğini aramasına katılır.

Kızılderili, yolun karşı tarafına doğru yürür, arkadaşı da onu takip eder.
Binaların arasındaki bir tutam yeşilliğin arasında gerçekten bir cırcırböceği bulurlar.

Arkadaşı, Kızılderiliye, 'Senin insanüstü güçlerin var. Bu sesi nasıl duydun' diye sorar.

Kızılderili, bu sesi duymak için insanüstü güçlere sahip olmaya gerek olmadığını söyleyerek, arkadaşına kendisini takip etmesini önerir.

Kaldırıma geçerler ve Kızılderili cebinden çıkardığı bozuk parayı kaldırımda yuvarlar. Birçok insan, bozuk para sesini duyunca sesin geldiği tarafa bakarak, ceplerinden düşüp düşmediğini kontrol eder.

Kızılderili, arkadaşına dönerek, 'Önemli olan, nelere değer verdiğin ve neleri önemsediğindir. Her şeyi ona göre duyar, görür ve hissedersin' der.

kantar
21-10-2006, 14:45
tavlanin hikayesi

Pers imparatorunun basveziri Buzur Mehir tarafindan 1400 yil once tasarlanan tavla oyunu; dunyanin en populer oyunlarindan biridir.Zaman kavramindan alinan ilhamla tasarlanan oyunun zamana
boylesine direnmesi son derece etkileyici. Senenin birligi olarak tavla bir tanedir. 4 kosesi 4 mevsimi,
tavlanin icindeki karsilikli 6'sar hane 12 ayi, pullarin toplami ayin 30 gununu ,siyah -beyaz pullar gece ve gunduzu, karsilikli 12'ser hane gunun 24 saatini simgeler..
Eski zamanlarda Hint Imparatoru, satranc oyununu Pers imparatoruna, yaninda bir mektup ile hediye olarak gondermistir. Mektubunda oyunla ilgili hic bir aciklama yapmazken soyle bir mesaj yazmistir.
"Kim daha cok dusunuyor, Kim daha iyi biliyor, Kim daha ileriyi
goruyorsa O kazanir. Iste hayat budur..."
Pers Imparatoru donemin en alim veziri olan Buzur Mehir ile bu mesaji paylasarak, ondan oyunu cozmesi ve kendisinin de karsilik olarak Hint Imparatoruna hediye edilmek uzere baska bir oyun icat etmesini ister. Vezir haftalarca calistiktan sonra gonderilen satrancin her tas hareketini ve oyunu cozer daha
sonra da on gunde tavlayi icad eder ve imparatora sunar. Hint Imparatoruna tavla oyunuyla birlikte gonderilmek uzere soyle bir mesaj hazirlanir.
"Evet, Kim daha cok dusunuyor, Kim daha iyi biliyor, Kim daha ileriyi goruyorsa O kazanır. AMA BİRAZ DA ŞANSTIR. İste hayat budur..."

(alıntı)

kemalb
21-10-2006, 17:37
Erkeğin Ayrıldıktan Sonraki 60 Saniyesi

--------------------------------------------------------------------------------

> 1-acaba
> 2-yanlis
> 3-mi
> 4-yaptim
> 5-yoksa
> 6-dogru
> 7-mu
> 8-ulan
> 9-guzel
> 10-kizdi
> 11-allah
> 12-icin
> 13-iyi de
> 14-kizdi
> 15-ama
> 16-cok
> 17-kiskancti
> 18-yahu
> 19-her
> 20-seyime
> 21-karisiyordu
> 22-bir rahat
> 23-haraket
> 24-edemiyordum
> 25-ama
> 26-gozleri
> 27-masmaviydi
> 28-deniz
> 29-gibi
> 30-gozleri
> 31-vardi
> 32-icinde
> 33-kayboluyordum
> 34-huzur
> 35-buluyordum
> 36-saclari ipek gibi
> 37-her dokunus
> 38-ayri mutluluktu
> 39-simsiyahti
> 40-offf
> 41-kafana s.c.m olm
> 42-kacirdin canim hatunu
> 43-bunun gibisini bir daha
> 44-zor bulursun
> 45-koseyi donmeden seslensem
> 46-seni seviyorum desem
> 47-inanir mi acaba
> 48-hadi olm de iste deli gibi seviyorsun
> 49-nerde sende o cesaret olm
> 50-senden bir b.k olmaz
> 51-hadi olm birak su inadi
> 52-bagir avazin ciktigi kadar
> 53-ya beni terslerse
> 54-rezil olurum
> 55-niye terslesin ki ya
> 56-seni seviyorum derdi bana hep
> 57-bagir hadi bagir
> 58-koseyi dondu hatun allah belami versin
> 59- hasss.. ulan mac vardi maci kaciriyorum
> 60- taksiiiiiiii

kemalb
21-10-2006, 20:36
Sigara İçenler Okusun lütfen.

--------------------------------------------------------------------------------

bi adam sigarayı bırakıyor ve bunları günlüğe yazıyor. 15 gunluk gercek bir olay
bu yazıyı sigara içenler cok ıyı anlıycaklar..

BIRINCI DAKIKA
Bu sabah Hürriyet'in Kelebek ekinde sigarayi birakmanin vücuda yaptigi olumlu etkileri anlatan bir haber okudum. Bu tarz haberlerden oldum olasi tiksinmeme ragmen nedense cosup sigarayi birakmaya karar verdim. Kararim kesin, sigarayi birakiyorum. Bu kararimin vücuduma etkilerini gösteren tabloyu basucuma astim. Içimin zehirden temizlenmesini tabloya bakarak daha rahat hissedecegim. Simdi masanin üzerindeki dolu sigara paketini burusturup çöpe salliyor ve saglikli gürbüz bir kisi olmayolundaki ilk adimimi atiyorum.

SEKIZINCI SAAT
Sevgili günlük,Tabloya göre sigarayi biraktiktan sekiz saat sonra tansiyon ve nabiz normale dönüyormus. Inanirmisin, bunu hissediyorum sanirim. Tamam, tansiyon ve
nabzimin bundan sekiz saat önceki halinde de anormallik hissetmemistim,ama normale dönmesi iyi bir sey herhalde. Coskumu paylasmak için Teoman'i aradim, sigarayi
birakmama "geçici Ubeyd Korbey sendromu" adini takti."Oglum" dedim, "bak tam sekiz saattir sigara içmiyorum, tansiyonum ve nabzim cillop gibi oldu".Bunu söyleyince kendi nabzinin ve tansiyonunun da harika oldugunu söyledi, meger sekiz saattir uyuyormus. Yav..k iste, ben ne diyorum o ne diyor. Yalniz laf aramizda, kafama takildi gerçekten,
demek ki günde sekiz saat uyuyan bir sigara tiryakisinin tansiyonu ve nabzi da günde bir kere normallesiyor. E peki, tansiyon ve nabiz günde üç kez normale dönemeyecegine göre benim kazancimne bu isten? Demek ki, savasi erken birakmayacaksin. Yoksa Teoman itinden ne farkim kalir? Onun tansiyonu da normal, benimki de.... Neyse, bakicaz....

ONUNCU SAAT
Sevgili günlük,Sigarayi birakirken baslangicin çok zor geçtigini duymustum. Hiç de
degilmis. Az önce yemek yedim, istahim açilmis, yemeklerin tadini daha iyi aldim. Yillardir ilk kez yemegin üzerine sigara içmeyecegim.

ON BIRINCI SAAT
Acaba azaltarak mi biraksam? Sadece yemeklerden sonra içsem mesela? Yok yok, dayanmam lazim. Kuruyemisçiye gidip kabak çekirdegi alayim, oyalanirim.

ON ÜÇÜNCÜ SAAT
Iki saattir araliksiz kabak çekirdegi yiyorum. Ve bir de yildiran dejavu: "abi bu çekirdege elini sürünce birakamiyorsun.”

ON DÖRDÜNCÜ SAAT
Kabak çekirdegini birakinca yemekten sonrakine benzer bir sigara içme istegi uyandi. Çöpe attigim sigara paketini ararken telefon çaldi, Teomanmis. "Sagliginda yeni düzelmeler var mi?" diye sorup kahkaha atti .Vay ayi vaaay, sigarayla mücadelemde
basarisiz olmami bekliyor demekki. Bu beni sinirlendirmekten çok kamçiladi. Ulan Teoman, görüsürüz bakalim. Ilk isim sigara paketinin oldugu çöp torbasini evden atmak

ON YEDINCI SAAT
Sevgili günlük,Kendimden utaniyorum. Az önce kapidaki çöp torbasini geri almaya karar verdim, kapici götürmüs. Kararsizim, sigarayi birakanlarin sinirli olmaya basladigi ve kilo aldigi söyleniyor. Sisman ve sinirli biri olup Hüseyin'e benzemeyeyim sakin?

YIRMI DÖRDÜNCÜ SAAT
Sevgili günlük,Biliyor musun, sigarayi biraktiktan 24 saat sonra kalp krizi riski
yüzde 25 azaliyormus. Fena degil ha, ne dersin? Teoman'i aradim az önce, sana en fazla 15 gün veriyorum dedi. Kalp krizi riskinin azalmasindan sözettim, güldü. Gül bakalim Teoman efendi, gül... Gidip kabak çekirdegi alayim.

IKINCI GÜN
Sevgili günlük, Dün çok kötü geçti. Kuruyemisçiye gidip bir kilo kabak çekirdegi aldim. Gazeteleri çikmadan okusaydim keske, Hincal Uluç kösesinin yarisini "kabak çekirdeginin cinsel güce katkilari"na ayirmis. Allahim, ya kuruyemisçi de okumussa yaziyi? Ulan yüz gram al çik, bir kilo niye aliyorsun? Bundansonra o dükkanin önünden geçemem.

ÜÇÜNCÜ GÜN
Sevgili günlük,Çok güzel bir gündeyiz. Sigarayi birakmamin üzerinden 72 saat geçti, yani sinir uçlarim bugünden itibaren yenilenmeye basliyor. Daha da güzeli, sevgilim geliyor. Bugün biraz sinirli gibiyim, kizin yaninda ariza yapmasam bari...

DÖRDÜNCÜ GÜN
Sevgili günlük,Dün ne güzel baslamisti hatirlarsin, ama korktugum basima geldi ve sevgilimle kavga ettim. Her sey iyi baslamisti halbuki. Bir ara disari çiktik, ben
sosisli sandviç almak istedim, hanimefendi karsi çikti. Neymis, yürüyerek yemek yenilmezmis. Durduk yerde kavga çikti. Sonunda dayanamayip karsidaki lokantaya gittim ve patlican musakka söyledim. Garson tabagi getirir getirmez hatunun yanina kostum ve "yürüyerek yemek öyle yenmez böyle yenir" diyerek elimde tabak yürümeye
basladim. Bir yandan da musakkayi yemeye çalisiyorum. Kiz kaçmaya basladi, ben de pesinden kosuyorum. Bir ara agzimdan köpükler çiktigini farkedince durakladim.
Elimdeki tabagi çöpe atip eve döndüm. Sevgilimin telesekreterine not biraktim, umarim
arar.

BESINCI GÜN
Sevgili günlük,Bu sabah Istikbal'den çek-yat gelecekti, öglene kadar bekledim, ne gelen var ne giden. Birden sinirlerim tepeme çikti, elimde odunla beklemeye basladim. Hayir,
niye sözünde durmuyorsun kardesim? Sabah dediysen sabah getir. Adamlar saat üçte geldiler, ben odunla kapiya çikinca tedirgin olup kaçtilar. Istikbal'i arayip siparisi iptal ettim, Yatas'i var Mobella'si var canim, banane yani...

ALTINCI GÜN
Sevgili günlük,Sevgilim aradi, bana çok kizgin oldugunu söyleyip bir çuval zir zir yapti. zaten ona moralim bozuk, bir de Teoman gelip karsimda fosur fosur sigara icmesin mi? Dumani suratima üflediginde çaktirmamaya çalisarak içime çekmeye çalistim. Ulan
özlemisim be...

YEDINCI GÜN
Sevgili günlük,Kabul etmem gerekir ki bugün çok sinirliydim. Gevsemek için televizyonu açip belgesel izlemeye basladim. Discovery Channel'da Timsah Avcisi diye
birlavuk var, 10 dakika dayanamadim herife. Eline bir yilan almis, yilan çitir çitir isiriyor, bu gevrek gevrek gülüyor. Neymis, yilan zehirsizmis.Ya arkadasim, zehirsiz diye ne bu yani? National Geographic'i açiyorum, zürafalar var, daha iyi. Ama zürafalardan, Mary ve ailesi diye söz ediliyor. Allah belanizi versin hepinizin. Süt içip uyumaya karar veriyorum, sisesinin üzerine "lütfen çalkalayiniz" yazmislar. Çal-ka-la-mi-yo-rum.Mecbur muyum lan sizin sisenizi temizlemeye. Para almasini biliyorsunuz essogluessekler sizi be! Aksam arkadaslarla bira içmeye gittik. Buinsanlarne kadar anlayissiz var ya günlük, aklin oynar.Ulan zaten sigarasiz bira içiyorum, beynim sulanmis, hala üzerime geliyorlar. Masada ideolojik hadise çikti, disari kadar uzadi. Tartisma sorun degildi de "sigarayi biraktigindanberi kilo aldin lan sisko" deyince dayanamayip kafa attim Teoman'a.Yapmasam iyiydi.

SEKIZINCI GÜN
Sevgili günlük, Teoman arayip bir daha benimle görüsmek istemedigini söyledi. Çok umurumdaydi lavuk. Gereken cevabi verdim zaten. Bu arada, gazetede okudum yine. Sigarayi birakmanin çesitli yöntemlerinden bahsediyordu. Azaltarak birakma ve marka degistirerek birakma maddeleri ilgimi çekti. Acaba? Ama yok yok, bu kadar dayandim, gerisini getirmek lazim.

DOKUZUNCU GÜN
Sevgili günlük,Sana ne zamandir sevgili günlük diye seslenmedigimi farkettim. Oysa sen bu dünyada beni anlayan tek varliksin, tek dostumsun. Bugün ne oldu biliyormusun, sevgilim beni terketti. Alçak kadin, Manyaklastigimi söyleyip ayrildi benden. Bu arada
kabak çekirdeginin suyunu çikardim, her tarafimda sivilce çikti.

ONUNCU GÜN
Sevgili günlük, Iki gün önce, sigarayi birakmanin çesitli yöntemlerinden sözetmistim. Ben iki yöntemi birlestirip hem marka degistirdim hem de azalttim. Günde üç tane
yemeklerden sonra Parliement içiyorum. O kadar zaman sonra ilk içilen sigaranin bir güzel kafasi var, sasiririsin.

ON BIRINCI GÜN
Sevgili günlük,Kendime bir iyilik yapip sigarayi bese çikardim. Ha üç, ha bes. Eskiden günde bir paket içiyordum, simdi bes tane içiyorum. Yine kazançliyim yani...

ON IKINCI GÜN
Sevgili günlük, Bugün gazetede Amerika'da yapilan bir arastirmayla ilgili haber okudum. Habere göre günde 10 taneye kadar sigaranin çok fazla zarari yokmus. Üstelik sigaranin markasini degistirmekten falan da bahsedilmiyordu. Madem öyle günde 10 tane Camel
içebilirim.

ON ÜÇÜNCÜ GÜN
Sevgili günlük, Sevgilimi ve Teoman'i arayip özür diledim. Sevgilim, bir süre daha görüsmek istemedigini söyledi. Agzimdan köpükler çikarken kosturdugum sahneyi unutamiyormus. Hakli kiz, bir sey söyleyemedim. Teoman aramizda geçen hadiseyi sigaraya yordu, ona göre yavas yavas sigara içmeye baslayinca beynim tekrar faaliyete geçmis. Neyse baristik ve yarin aksam bulusmaya karar verdik.

ON DÖRDÜNCÜ GÜN
Sevgili günlük,Teoman'la ocakbasina gittik. Içtigim sigaralari saymadim. Teoman'in da dedigi gibi, sigaranin zararlarini bilerek içiyorum, kime ne? Sana da soruyorum günlük, sana ne?

kemalb
21-10-2006, 21:39
--------------------------------------------------------------------------------

ISTE ispatı

Birgün ormancının biri dalları nehrin üzerine
sarkan ağacın dallarını keserken baltasını suya düsürür.
Aman tanrım; diye bağırdığında bir peri belirir ve
Ne diye bağırıyorsun?; der.
Ormancı baltasinı suya düşürdüğünü ve yaşamını
sürdürebilmek için obaltaya ihtiyacı olduğunu söyler. peri suya dalar
;ve elinde bir altın balta ile tekrar belirir.
Baltan bu muydu diye sorar.
Ormancı;hayır; diye cevaplar.
;Peri suya tekrar dalar ve bu sefer elinde gümüş bir;balta ile tekrar
belirir ve yine sorar.
Baltan bu muydu? ormancı yine diye cevaplar.
peri suya tekrar dalar ve bu sefer elinde demir bir balta ile tekrar
belirir ve yine sorar.
baltan bu muydu? ormancı ;evet der.
Ormancının dürüstlüğü perinin çok hoşuna gider ve baltaların üçünü de kendisine verir.
Ormancı mutlu bir şekilde evine döner. Bir zaman sonra ormancı eşiyle birlikte nehir boyunca yürürken karısı suya düser.
;Ormancı aman tanrım
diye bağırır. peri yine belirir ve sorar.
ne diye bağırıyorsun?ormancı karım suya düştü der.
Peri suya dalar ve jennifer lopez le birlikte geri döner.
Senin karın bu mu diye sorar. ormancı evet der.
Peri sinirlenmiştir.yalan söylüyorsun. gerçek bu değil der.
Ormancı özür dilerim peri, ortada bir yanlış anlaşılma söz konusu.
eğer Jennifer Lopez için hayır deseydim bu sefer Catherine Zeta-Jones
ile geri dönecektin, o na da hayır deseydim karımla dönecek ve her üçünü de bana verecektin. ben fakir bir adamım ve üç karımın
sorumluluğunu taşıyabilecek durumda değilim.
Jennifer Lopez e evet dememin sebebi budur.
Bu hikayeden alinacak ders :
Ne zaman bir erkek yalan söylüyorsa bunun iyi ve saygın bir nedeni
vardir ve bu başkalarının yararı içindir.

kendileri için birşey istiyorsalarsa ekmek çarpsındır...

horcan
22-10-2006, 15:53
TURK ERKEGI
>>> >
>>>
>>>
>>> >Cindy Crawford ve MEHMET bir gemi kazasi neticesinde
issiz adaya
>>>
>>>
>>>duserler.
>>> >
>>>
>>>
>>> >Ne yapsinlar can sikintisindan sabah aksam sevisirler. Ancak
>>>
>>> >bir sure sonra MEHMET , durumdan zevk almamaya baslar .
>>>
>>>
>>>
>>> >Cindy cildirir, MEHMETE ne oldugunu sorar, ne isterse
yapabilecegini
>>>
>>>
>>>soyler.
>>> >Her turlu fantaziye her seyiyle emrine amade oldugunu,
nerede
>>>
>>>
>>> >hata yaptiysa duzeltmeye calisacagini anlatir. mehmet
inatla Cindy'ye
>>>
>>>"istedigim seyi yapabilmen mumkun degil" der.
>>>
>>> >Cindy caresizlik icinde israr eder ve her seyi goze
aldigini soyler.
>>>
>>>
>>> >
>>> >Mehmet en sonunda bir denemeye karar verir... Once Cindy'nin
>>>
>>>
>>> >saclarini kisacik keser. Sonra ustunu ortecek bicimde
ceketini
>>>
>>> >giydirir. Kestigi saclardan biyik yapar. Cindy, ne
oldugunu anlamaya
>>>
>>>
>>>
>>>çalisirken mehmet onu mumkun oldugu kadar erkege benzettikten
sonra aksam
>>>
>>>
>>>olunca sahile gelmesini soyler.
>>> >
>>>
>>>
>>> >Aksam olur ve Cindy erkek kiliginda sahile gelir bakar ki,
>>> >mehmet mukemmel bir raki sofrasi hazirlamis ve masayi
mezelerle
>>>
>>> >doldurmustur.
>>>
>>>
>>> >
>>> >Mehmet ve Cindy masaya otururlar ve mehmet elini kanka
modunda,
>>>
>>> >Cindy'nin omzuna koyar, bardagini Cindy'ninkine
tokusturur ve soyle
>>>der:
>>>
>>>
>>> >"Ulan bir aydir kimi goturuyorum soylesem inanmazsin !!!

horcan
22-10-2006, 15:55
Okula yeni bir din ogretmeni atanmis.
Sinifa girince kendini tanittiktan sonra,
-"Ben de sizleri yavas yavas tanimaliyim artik, mesela oglum senin adin
ne?"demis
Ogrenci :- Fatih
Hoca: - hadi bi fatiha okuda dinleyelim
ogrenci güzelce okumus fatihayi.
Hoca:- kizim senin adin ne?
Ogrenci:- Kevser hocam.
Hoca:- hadi sen de bir kevser suresi oku da dinleyelim.
Bu ogrenci de okumus. hoca yürürken köseye sinmis bir ogrenci görmüs
Hoca:-oglum senin adin ne?
Ogrenci:-
hocam benim adim Yasin ama arkadaslar bana kisaca sübhaneke derler...

hacıabi
22-10-2006, 17:11
hehehe süper

picasso
23-10-2006, 11:23
İDDAA EDİYORUM BUNA GÜLECEKSİNİZ

DUVARCI USTASI (YAŞANMIŞ OLAY)
Buna kesinlikle gözlerinizden yaslar gelinceye kadar güleceksiniz.

Lütfen sonuna kadar okuyun.

Bu olay gerçek hayatta olmuş ve basına yansımış bir olaymış. Büyükşehir

Belediyesi Kuruluşlarından

KiPTAŞ'in Genel Müdür Yardımcısı Emin Batur, şantiyelerden birinde

meydana gelen bir kaza sonunda kazaya maruz kalan duvarcı ustasının

yazdığı tutanak:

İş kazası tutanağına planlama hatası diye yazmıştım. Bunu yeterli görmeyerek, ayrıntılı anlatmamı istemişsiniz. Şu anda hastanede yatmama neden olaylar aynen aşağıda anlattığım gibi olmuştur.
Bildiğiniz gibi ben bir duvarcı ustasıyım. İnşaat'ın 6.katındaki işimi bitirdiğim zaman biraz tuğla artmıştı, yaklaşık 250 kg. kadar olduğunu tahmin ettiğim bu tuğlaları aşağıya indirmek gerekiyordu.
Aşağıya indim bir varil buldum, ona sağlam bir ip bağladım, 6. kata çıktım ipi bir çıkrıktan geçirip ucunu aşağıya salladım.
Tekrar aşağıya indim ve ipi çekerek varili 6. kata çıkardım. İp'in ucunu sağlam bir yere bağlayıp tekrar yukarı çıktım. Bütün tuğlaları varile doldurdum.
Aşağı indim, bağladığım ipin ucunu çözdüm. İpi çözmemle birlikte birden kendimi havada buldum. Nasıl bulmayayım ben yaklaşık 70 kiloyum. 250kg'lık varil süratle aşağıya düşerken beni yukarı çekti. Heyecan ve şaşkınlıktan ipi bırakmayı akil edemedim. Yolun yarısında Dolu varille çarpıştık. Sağ İki kaburgamın burada kırıldığını sanıyorum. Tam yukarı çıkınca 2 parmağım iple beraber çıkrığa sıkıştı. Parmaklarımda bu sırada kırıldı.
Bu esnada yere çarpan varilin dibi çıktı ve tuğlalar etrafa saçıldı.
Varil hafifleyince bu sefer ben aşağıya inmeye varil yukarı çıkmaya başladı ve yolun yarısında yine varille çarpıştık. Sol bacağımın kaval kemiği de bu sırada kırıldı. Can havli ile ipi bırakmayı akil ettim. Başımı yukarı kaldırdığımda boş varilin süratle üzerime geldiğini gördüm. Kafatasımın da böyle çatladığını sanıyorum.
Bayılmışım, gözümü hastanede açtım. Cenab-ı Hak'tan tüm kullarını böyle görünmez kazalardan korumasını
diler, hürmetle ellerinizden öperim.
Duvarcı Ustanız

ARMAND
23-10-2006, 12:22
Ankara Ticaret Odası Başkanı

Sinan Aygün belki de ilk kez ekonomiyle

ilgili reel bir araştırma sonucunu açıkladı. Açıklamaya göre;

Mesela 1 kalp pili ithal etmek için, Türk ekonomisinin 6.100 kg demir

cevheri ihraç etmesi gerekiyormuş.

1 cep telefonu için 1 ton domates,

722 dolarlık bir tabanca için 5.5 ton patlıcan satmamız gerekiyormuş.

'Türkiye teknoloji ihraç etmeden dış ticaret açığından kurtulamaz' diyor

rapor.

Bu arada verilen örneklerden biri de şu: '107 bin dolara satılan bir

lüks otomobil (mesela bir cip) alabilmek için, Türkiye'nin 713 ton

hıyar ihraç etmesi gerekiyormuş.

' Yani; bir hıyar cipe binecek diye 713 ton hıyar satıyormuşuz yurt
dışına!



1 jeep = 713 ton hıyar

ARMAND
23-10-2006, 12:29
Genç bir erkeğin dört kız arkadaşı vardı ve bir türlü hangisiyle
>> evleneceğine karar veremiyordu.
>> En sonunda doğru kararı verebilmek için bir test yapmaya karar
>>verdi.
>> Her birine 1000$ verdi ve bu parayı istediğiniz gibi harcayın"
>>dedi..
>>
>> Birinci kız arkadaşı kendisine yeni elbiseler ve ayakkabılar
>>aldı,kuaföre
>> ve güzellik salonlarına gitti. Genç erkeğe geri geldiğinde söyle
>>dedi:
>> Senin için en güzeli ben olmak istiyorum,çünkü seni seviyorum!"
>>
>> İkinci kız arkadaşı ise genç erkeğin tuttuğu takımın iki kombine
>>biletini,
>> en sevdiği türden bir suru video CD ve bir ay yetecek bira ile
>>geri geldi ve söyle dedi:
>> "Bunlar senin için aldığım hediyeler, eminim seni mutlu
>>edecektir,
>> senin mutlu olmanla bende mutlu olacağım."
>>
>> Uçuncu kız arkadaşı ise bu parayla iyi bir yatırım yaptı ve
>> kısa bir sure içersinde para kendini ikiye katladı ve bu parayida
>>çeşitli
>> yatırım alanlarında kullandı. Genç adama geri gelerek söyle dedi:
>> "Bana verdiğin parayı birlikte yaşayacağımız mutlu bir gelecek
>>için
>> çoğalttım, çünkü seni seviyorum!"
>>
>> Dördüncü kız arkadaşı ise bu paranın bir kısmıyla bir suru kitap
>>aldı,
>> kalan kısmıyla ise fakirlere yemek dağıttı. Genç adama geri
>>gelerek söyle dedi:
>> "Verdiğin paranın bir kısmıyla sana layık olabilmek için bir suru
>>kitap aldım
>> diğer kısmıyla ise senin adına fakirlere yemek dağıttım."
>>
>> Genç erkek dört kız arkadaşının yaptıklarından çok etkilenmişti.
>> Karar vermek için epey bir sure düşündü düşündü, düşündü.....
>> ve sonunda büyük memeli olanla evlenmeye karar verdi...

ARMAND
23-10-2006, 12:30
Delikanli ucakta guzel bir sarisinin yanina dusmus.
>Hemen sarkmis sarisina; "yanyana otururken muhabbet edilirse
>Seyahat cok
>kisa surer,hadi konusalim " demis.
>Sarisin okudugu kitabi yavasca kapatarak "ne uzerine konusmak
>istersin"demis.
>Delikanli "valla bilmemki ...mesela nukleer enerjiye ne dersin?"
>Sarisin; "enteresan bir konu, olabilir ,
>ama once sana bir soru sorayim...At inek ve geyik ayni seyi yerler..yani
>ot...ama cikartirlarken geyik kucuk parcalar halinde, inek
>lappadanak parcalar halinde, at da
>pismaniye toplari gibi cikartir. Neden oldugunu biliyor musun ?"
>Delikanli ; "valla en ufak bir fikrim yok" demis,
>bunun uzerine sarisin;
>" bi boktan anlamazken nukleer enerjiyi nasil tartisabilecegini
>zannediyorsun ?"

ARMAND
23-10-2006, 12:33
Ali Poyrazoglu, 23 ciltlik Anitkabir Özel Defteri'nden seçtigi bazi
bölümleri seyircileriyle paylasti.
Poyrazoglu, "Bu ülkede Basbakanlik yapmis Tansu Çiller, 5 kez çikmis
Atatürk'ün huzuruna...
Bes kez yazi yazmis deftere. Dördü hiç okunmuyor, besincisini de simdi
ben
okuyacagim sizlere" dedi ve Çiller'in metnini
okudu:

"Yüce önder. Ulu ve büyük Atam! Dogru Yol Partisi'nin 14'üncü yilini
idrak
ediyoruz.
(Sonra 14'ün üzerini karalamis, 15 yapmis) Laik Türkiye
Cumhuriyeti'nin ve
demokrasinin bekçileri olarak 16'inci yilimizda huzurundayiz...
Davamiz yarim asirlik yani 65 yillik bir davadir. Milliyetçilik ve
çagdaslik yolunda yarim asirdir yani tam kirk yildir yürüyoruz.
Bu ülkenin çimentosu olmanin sevinci içindeyiz. Biz bu ülkenin
çimentosuyuz.
Bizimle tuglalari yapistiracaklar, duvar örecekler, bina yapacaklar,
içimize girecekler.
Ilkelerinin isigi altinda partimizin 17'nci yilini kutluyor saygilar
sunuyorum. Görüsmek üzere..."

ARMAND
23-10-2006, 12:43
> Bu olay Kayseri'nin Bünyan ilçesi'nde
> >> >>> >> >> >
> >>>>>>>>yasandı. Olay
> >> >>> >> >> > >>>>>>>>
> >> >>> >> >> >
> >>>>>>>> Alfred Hitchcock'un meşhur
>korku
> >> >>> >> >> >
> >>>>>>>>filmlerini bile çok
> >> >>> >> >> >
> >>>>>>>>gerilerde
> >> >>> >> >> > >>>>>>>>
> >> >>> >> >> >
> >> >>> >> >>
> >> >>>>>>>>bırakacak
> >> >>> >> >> > >>>>>>>>
> >> >>> >> >> >
> >>>>>>>> kadar
> >> >>> >> >> > >>>>>>>>
> >> >>> >> >> >
> >>>>>>>> tüyler
> >> >>> >>ürpertici.
> >> >>> >> >> > >>>>>>>>
> >> >>> >> >> >
> >>>>>>>> Gece bindiğiniz otomobilde
>direksiyonda
> >> >>> >> >> >
> >>>>>>>>kimse yoksa ne
> >> >>> >> >> >
> >>>>>>>>yapardınız?
> >> >>> >> >> > >>>>>>>>
> >> >>> >> >> >
> >> >>>>>>>> Kendisi Bünyanlı
>olmayan, politikayla
> >> >>> >> >> >
> >>>>>>>>uğraşmis ve halen
> >> >>> >> >> >
> >>>>>>>>Kayseri'de
> >> >>> >> >> > >>>>>>>>
> >> >>> >> >> >
> >>>>>>>> yaşayan işadamı, 22 Şubat
>2005 tarihinde
> >> >>> >> >> >
> >> >>> >> >>
> >>>>>>>>Bünyan sınırında,
> >> >>> >> >> > >>>>>>>>
> >> >>> >> >> >
> >> >>> >> >>>>>>>>
> >> >>> >> >> >
> >>>>>>>> Kayseri Malatya kara yolu
>üzerinde, bir
> >> >>> >> >>
> >> > >>>>>>>>benzin istasyonuna girer.
> >> >>> >> >> > >>>>>>>>
> >> >>> >> >> >
> >>>>>>>> Lokantaya
> >> >>> >> >> > >>>>>>>>
> >> >>> >> >> >
> >>>>>>>> Oturur ve orada kalabalık
>toplulukla
> >> >>> >> >> >
> >>>>>>>>birlikte bir ufak
> >> >>> >> >> >
> >>>>>>>>rakı içer.
> >> >>> >> >> > >>>>>>>>
> >> >>> >> >> > >>>>>>>>
> >> >>> >> >> > >>>>>>>>
> >> >>> >> >> >
> >>>>>>>> Yürüyüş
> >>mesafesindeki Bünyan'a gitmek
> >> >>> >> >> >
> >> >>> >> >>>>>>>>için,
> >> >>> >> >>lokantadan
> >> >>> >> >> >
> >>>>>>>>çıkar. Ancak
> >> >>> >> >> > >>>>>>>>
> >> >>> >> >> >
> >>>>>>>> dışarısı
> >> >>> >> >> > >>>>>>>>
> >> >>> >> >> >
> >>>>>>>> hem zifiri karanlik hem de
>korkunç bir
> >> >>> >> >> >
> >>>>>>>>kar-tipi fırtınası baslamıştır.
> >> >>> >> >> > >>>>>>>>
> >> >>> >> >> >
> >>>>>>>> Benzin istasyonuna
> >>yaklaşık 300 metre
> >> >>> >> >> >
> >>>>>>>>mesafedeki,
> >> >>> >> >> > >>>>>>>>
> >> >>> >> >> >
> >>>>>>>> Bünyan'a dönüs yolukenarına
>varır. Oradan geçen
> >> >>> >>bir
> >> >>> >> >> >
> >>>>>>>>arabaya binip,
> >> >>> >> >> > >>>>>>>>
> >> >>> >> >> >
> >>>>>>>> Bünyan'a
> >> >>> >> >>ulasma derdindedir.
> >> >>> >> >> >
> >>>>>>>>Fırtına daha da
> >> >>> >> >> >
> >>>>>>>>şiddetlenir.
> >>Adam
> >> >>> >> >> > >>>>>>>>
> >> >>> >> >> >
> >>>>>>>> bir-kaç adım ötesini bile
>görememektedir. Gelip-geçen bir araba da
> >> >>> >> >> > >>>>>>>>
> >> >>> >> >> >
> >>>>>>>>yoktur.
> >> >>> >> >> > >>>>>>>>
> >> >>> >> >> >
> >>>>>>>> Nihayet karanlıklar
>içerisinde, hayalet
> >> >>> >> >> >
> >>>>>>>>gibi yavas
> >> >>> >>yavas
> >> >>> >> >> >
> >>>>>>>>yaklasan bir
> >> >>> >> >> >
> >> >>>>>>>>
> >> >>> >> >> >
> >>>>>>>> arabanin iki farıni farkeder.
>Arabanin,
> >> >>> >> >> >
> >>>>>>>>tam önünde
> >> >>> >> >> >
> >> >>> >> >>
> >>>>>>>>yavaslamasıyla
> >> >>> >> >> > >>>>>>>>
> >> >>> >> >> >
> >>>>>>>>birlikte
> >> >>> >> >> > >>>>>>>>
> >> >>> >> >> >
> >>>>>>>> hemen arka kapıyı açar ve
>arabaya biner. Kapıyı kapatır,
> >> >>> >> >> >
> >>>>>>>>araba yeniden
> >> >>>
> >> >> >> > >>>>>>>>
> >> >>> >> >> >
> >>>>>>>> hareket eder.
> >> >>> >> >> >
> >> >>> >> >>>>>>>>
> >> >>> >> >> >
> >>>>>>>> İçeridekilere merhaba demek
>ister. Ama o da ne?Arabada
> >> >>> >> >> >
> >>>>>>>>kimse olmadığı
> >> >>> >> >> > >>>>>>>>
> >> >>> >> >> >
> >>>>>>>> gibi,
> >> >>> >> >> > >>>>>>>>
> >> >>> >> >> >
> >> >>> >> >>
> >>>>>>>>
> >>direksiyonda da kimse yok.
> >> >>> >> >> > >>>>>>>>
> >> >>> >> >> >
> >>>>>>>> Birden paniğe kapılır.
>Korkuyla, hemen
> >> >>> >> >> >
> >>>>>>>>arabadan atlayıp,
> >> >>> >> >> >
> >>>>>>>>oradan kosarak
> >> >>> >> >> > >>>>>>>>
> >> >>> >> >> >
> >> >>> >>
> >>>>>>>> uzaklasmak ister ama hem
>araba hızlanmış,
> >> >>> >> >> >
> >>>>>>>>hem de korku ile dizleri
> >> >>> >> >> > >>>>>>>>
> >> >>> >> >> >
> >>>>>>>> baglanmış,
> >> >>>
> >> >> >> > >>>>>>>>
> >> >>> >> >> >
> >>>>>>>> hareket edemez hale
>gelmiştir. Araba
> >> >>> >> >> >
> >>>>>>>>keskin bir viraja
> >> >>> >> >> >
> >>>>>>>>dogru yaklaşır.
> >> >>> >> >> >
> >> >>> >> >> >>>>>>>>
> >> >>> >> >> >
> >>>>>>>> Adam
> >> >>> >> >> > >>>>>>>>
> >> >gt;> >> >> >
> >>>>>>>> dua etmeye baslar.
> >> >>> >> >> > >>>>>>>>
> >> >>> >> >> >
> >> >>> >>
> >> >>>>>>>> Tüm günahlari için
>tövbe eder. Arabayı
> >> >>> >> >> >
> >>>>>>>>durdurması
> >> >>> >> >> >
> >>>>>>>>içinAllaha
> >> >>> >> >> > >>>>>>>>
> >> >>> >> >> >
> >>>>>>>>yalvarır.
> >> >>> >> >> > >>>>>>>>
> >> >>> >> >> >
> >>>>>>>> Tam bu esnada, pencereden bir
>el uzanır ve direksiyonu kıvırarak sert
> >> >>> >> >> > >>>>>>>>
> >> >>> >> >> >
> >>>>>>>> virajdan arabanın
> >>dogru yola dönmesini
> >> >>> >> >> >
> >> >>> >> >>
> >>>>>>>>sağlar. Her
> >> >>> >> >> >
> >>>>>>>>tehlikelidönemece
> >> >>> >> >> >
> >> >>> >> >>>>>>>>
> >> >>> >> >> >
> >>>>>>>> yaklaştıkça, Allah'a yalvarış
>ve yakarışı artar ve her
> >> >>> >> >> >
> >>>>>>>>seferinde de
> >> >>> >> >> > >>>>>>>>
> >> >>> >> >> >
> >>>>>>>> bir el dişarıdan uzanıp,
>direksiyonu çevirir.
> >> >>> >> >> >
> >> >>>>>>>>
> >> >>> >> >> >
> >>>>>>>> Sonunda kendisini biraz
>toparlar,
> >> >>> >> >> >
> >>>>>>>>ayaklarını kımıldatır.
> >> >>> >> >> >
> >>>>>>>>"YaAllah
> >> >>> >> >> > >>>>>>>>
> >> >>> >> >> >
> >>>>>>>>koru beni..." deyip, kapıyı
>açmasıyla
> >> >>> >> >> >
> >> >>> >> >>
> >> >>> >> >>>>>>>>birlikte,
> >> >>> >> >> >
> >>>>>>>>kendisini arabadan
> >> >>> >> >> > >>>>>>>>
> >> >>> >> >> >
> >> >>>>>>>>dişarı
> >> >>> >> >> > >>>>>>>>
> >> >>> >> >> >
> >>>>>>>> fırlatır. Bir kaç takla
>attıktan sonra,
> >> >>> >> >> >
> >>>>>>>>şarampolde
> >> >>> >> >> >
> >>>>>>>>kendisine gelir.
> >> >>> >> >> > >>>>>>>>
> >> >>> >> >> >
> >>>>>>>> Defalarca üç Kulfu-bir Elham
>okuyarak,
> >> >>> >> >> >
> >>>>>>>>Bünyan'a yürüyerek ulaşır ve
> >> >>> >> >> > >>>>>>>>
> >> >>> >> >> >
> >>>>>>>> bir kahvehaneye girer.
>Üstübaşı ıslak
> >>ve
> >> >>> >> >> >
> >> >>> >> >>>>>>>>şok haldedir.
> >> >>> >> >> >
> >>>>>>>>Kendisini
> >> >>> >> >> >
> >> >>> >> >> >>>>>>>>
> >> >>> >> >> >
> >>>>>>>> tanıyanlar
> >> >>> >> >> > >>>>>>>>
> >> >>> >> >> >
> >>>>>>>> hemence sobanın başına
>alırlar. Eline bir çay verirler.
> >> >>> >> >> >
> >>>>>>>>Bir müddet
> >> >>> >> >> > >>>>>>>>
> >> >>> >> >> >
> >> >>>>>>>>sonra
> >> >>> >> >> > >>>>>>>>
> >> >>> >> >> >
> >>>>>>>> kendisine gelip, sesi
>titreyerek, başına gelen doğa üstü
> >> >>> >> >> >
> >>>>>>>>ve
> >> >>> >>korkunç
> >> >>> >> >> > >>>>>>>>
> >> >>> >> >> >
> >>>>>>>>olayı
> >> >>> >> >> > >>>>>>>>
> >> >>> >> >> >
> >>>>>>>> anlatır. Olayı dinleyenler
>inanmak
> >> >>> >> >> >
> >> >>> >> >>
> >>>>>>>>istemeseler de, anlatan
> >>kişinin aklı
> >> >>> >> >> > >>>>>>>>
> >> >>> >> >> >
> >>>>>>>> başında ve toplumsal
>sorumluluk taşıyan
> >> >>> >> >> > >>>>>>>>
> >> >>> >> >> >
> >>>>>>>> bir pozisyonda olduğunu
>bildiklerinden,
> >> >>> >> >> >
> >>>>>>>>herkeste derin bir sessizlik
> >> >>> >> >> > >>>>>>>>
> >> >>> >> >> >
> >>>>>>>> olusur.
> >> >>> >> >> >
> >> >>> >> >>>>>>>>
> >> >>> >> >> >
> >>>>>>>> Yaklaşık yarım saat sonra,
>aynı
> >> >>>
> >> >> >> >
> >>>>>>>>kahvehaneye Koyunabdal
> >> >>> >> >> >
> >>>>>>>>Köyü'nden iki
> >> >>> >> >> > >>>>>>>>
> >> >>> >> >> >
> >>>>>>>> kişi girer. Bir masaya oturur
>ve iki
> >> >>> >> >> >
> >> >>> >> >>
> >>>>>>>>bardak çay söylerler. Bu arada,
> >> >>> >> >> > >>>>>>>>
> >> >>> >> >> >
> >>>>>>>> gelenlerden birisi, diğerine
>şunları söyler :
> >> >>> >> >> > >>>>>>>>
> >> >>> >> >> >
> >>>>>>>> -Ahmet baksana, şu sobanin
>başında
> >>oturan
> >> >>> >> >> >
> >>>>>>>>gerizekalı,
> >> >>> >> >> >
> >> >>> >> >>>>>>>>bizim araba
>yolda
> >> >>> >> >> > >>>>>>>>
> >> >>> >> >> >
> >>>>>>>> kalınca, biz arabayı iterken,
>arabaya
> >> >>> >> >> >
> >>>>>>>>binip-inen öküz
> >> >>> >> >> >
> >>>>>>>>değil mi? :))

yukselden
24-10-2006, 11:05
:D :D Yaşlı borsacı ile genç borsacı parkta sohbet ederek dolaşıyorlar. Yaşlı, gence mesleğin puf noktalarını anlatıyor:
- Bak evladım. Bu meslekte başarılı olmak için sadece fırsatları değerlendirmek yetmez. Zaman zaman fırsatları da senin yaratman gerekir. Bunun için sürekli dikkatli olman gerekir. Uygun bir yorumla hiç umulmadık olaylar bile, çok büyük fırsatlara dönüşebilir. Bak mesela, su karşıda gördüğün taze köpek pisliği sana sadece iğrenç bir şey olarak geliyordur. Ama ben eğer, "su pislikten bir lokma alıp ağzına atarsan sana 1 milyar lira veririm" dersem, olay senin acından nasıl da büyük bir fırsata dönüşüverir, değil mi? Yapar misin?
Genç borsacı "Tabi efendim" der. Parmağını pisliğe daldırır, bir lokma alır yutar. Yaşlı borsacı cebinden bir milyarı çıkartır, gence verir. Bir süre yürürler, genç dayanamaz sorar:
- Hocam, ben size ayni teklifte bulunsaydım kabul eder miydiniz ? Bakın ileride de başka bir pislik var. Bir milyar karşılığı dener miydiniz?
Yaşlı borsacı "tabi ki" der. O da bir lokma alıp yutar. Genç borsacı da çıkartır, biraz önce kazandığı 1 milyarı iade eder. Bir sure sessiz sessiz yürürler. genç yine dayanamaz sorar:
- Hocam. Ne sizin cebinizdeki para miktarı değişti. Ne de benim cebimdeki. Söyler misiniz, biz bu boku niye yedik ?
Kurt borsacı cevap verir:
- Öyle deme evladım. 2 milyarlık işlem hacmi yarattık!!!
--------------------------------------------------------------------------------

kantar
25-10-2006, 22:42
bir ingiliz
kasabasında yaşayan
iki afacan kardeşin
hikayesi...

Yaşadıkları bölgede
kırık cam, kuyruğuna
teneke bağlanmış kedi,
inik araba lastiği,
kapıdan çalınan sütler gibi
pekçok
hadisenin faili
olarak bu iki
afacan kardeş
gösterilmekteydi...

Kasaba halkı artık
"illallah" demişlerdi
afacan kardeşlerden, haklıydılar....
Ailesinin
bile
zaptetmekte zorlandığı
bu afacanları yola
getirmek için
kilise
fikri
ortaya
atıldı...

Bunları
ancak
asabiyetiyle nam salmış rahip
dizginleyebilirdi...
Ailesi iki
afacan
kardeşi
kiliseye rahibin yanına götürdü...
Once büyük
kardeş
rahiple
başbaşa
kaldı...
Rahip
karşısındaki çocuğu ürkütmek istemeyen bir
tavırla sordu:
"Söyle yavrum, tanrımız
nerde?" Küçük
afacan
başını
öne eğerek
sustu...
Rahip
sakinliğini koruyarak: -"Söylesene evladım
tanrımız nerde?"

-"???"
-"Evladım sana soruyorum
tanrımız
nerde?"
-"???"
Asabi
rahibin
sinirleri bozulmaya başlamıştı:
-"Söylesene
yav
tanrımız
nerde?" -"???"
-"Seni aşağılık afacan benim sorularıma cevap
ver

Rahibin sinirden kıpkırmızı
olduğunu gören afacan çocuk
hızla kiliseden kaçtı.. Kapıda sırasını
bekleyen kardeşinin elinden

tutarak evlerine doğru koşmaya başladı...
Iki afacan
odalarına
girip kapılarını kapattığında küçük kardeş
ağabeyine:

-"Biz kimden ve neden
kaçıyoruz?"
diye sordu. Soluk soluğa kalan büyük kardeş ise:
-"Bu sefer başımız
gerçekten dertte...Tanrı
kaybolmuş, bizden biliyorlar......."

kantar
25-10-2006, 22:54
kapı vurulur ve bir erkek kapıyı açar.
kadın:
- iyi günler az önce camınız kırıldı ve bunu yapan benim cocugum, lütfen özrümü kabul edin ne kadar masrafı varsa ödemek istiyorum der.
adam:
- hic sorun degil cocugunuz camı kırdı ve içeri giren top degerli bir vazoya çarptı ve o da kırıldı.
kadın daha fazla üzülür ve içeri girdiginde gerçekten bir vazoyu kırılmış görür.
- çok üzgünüm bununda masrafını ödemek istiyorum der.
adam:
- hiç önemli degil aslında çok büyük bir iyilik yaptınız bana!
kadın merakla:
- ama camınız ve degerli bir vazonuz kırıldı nasıl olur!
adam:
- hanımefendi ben bir cinim ve 100 yıldır o vazoda hapis kalmıştım, cocugunuz sayesinde özgürlügüme kavuştum, dileyin benden ne dilerseniz!
kadın sevinçle:
- ayy ne desem güzel bir malikhane istiyorum hem de paris'te.
adam bir kısa telefon konusması yapar ve:
- tamam hanımefendi isteginiz oldu, dilediginiz zaman gidebilirsiniz yeni evinize peki ya ikinci dileginiz?
- çok lüks kıyafetler istiyorum!
adam kısa bir telefon konuşması yapar ve:
- armani, versace ve dkny'de kiyafetleriniz hazır alabilirsiniz ya üçüncü isteginiz?
kadın:
- en degerli mücevherleri istiyorum!
adam bir telefon konuşması daha yapar ve sonrası:
- okey bvlgari ve tiffany'den dilediginiz mücevherleri alabilirsiniz.
kadın havalara uçmuştur ve adam:
- yalnız bende bir şey rica etsem sakıncası olur mu?
kadın merakla:
- nedir?
adam:
- biliyorsunuz 100 yıldır bu vazodayım. kaç zamandır bir kadın yüzü görmedim acaba bir gece benimle olur musunuz?
kadın biraz düşündükten sonra:
- neden olmasın?
sabaha kadar birlikte olurlar... sabah uyandıklarında adam:
- güzel hanımfendi acaba kaç yaşında?
kadın:
- 32.
adam da:
- "vay anasını satayım bu yaşta hala cinlere inanıyor... musunuz?"

kemalb
26-10-2006, 20:56
http://img118.imageshack.us/img118/290/1yq1jy5.jpg
http://img118.imageshack.us/img118/1444/2ns2ip5.jpg (http://imageshack.us)
http://img118.imageshack.us/img118/9772/5iz6fi4.jpg
http://img118.imageshack.us/img118/3253/4nv9hi5.jpg
http://img118.imageshack.us/img118/5248/3vr6ze7.jpg
http://img118.imageshack.us/img118/6995/6ij1oi7.jpg
http://img118.imageshack.us/img118/1298/7ds5ts8.jpg

Sarı
30-10-2006, 01:49
Bir zamanlar bi kız varmış varmış. Annesi ona üzerinde kırmızı kapağı olan bir laptop almış. Kız bu laptopu çok seviyormuş ve nereye gitse onunla gidiyormuş. Bu nedenle de herkes ona Kırmızı laptoplu Kız diyormuş.

Bir gün "Kırmızı Laptoplu Kız!" diye özel mesaj atmış kızın annesi. "Büyükannen hâlâ hasta. Hadi nete gir de, ona yaptığım şu ilaç tarifini yolla ."

Kırmızı Laptoplu Kız da laptopunu almış , ve nete girmiş.

"seni biri msn e eklerse sakın kabul etme demiş annesi.ama kızın listesi bomboşmuş!çok üzülüyormuş buna

"eklemem anne," demiş Kırmızı Laptoplu Kız.

Tam nete girmiş, bikaç saniye olmuş ki kurt nickli birinin msne eklediğini görmüş.

Kırmızı Laptolu Kız heyecandan az kalsın elindeki mauseyi düşürüyormuş. eklemeye karar vermiş kurt'u. "napıosun nette güzel kız'' demiş kurt.

"Büyükanneme bi dosya göndermeye uğraşıyorum ," demiş Kırmızı Laptoplu

Kız. "adresi büyükanne@.... ... Büyükannemin sağlığı pek iyi değil. Bu arada adım 'güzel kız' değil, 'Kırmızı Laptoplu Kız.' "demiş

"Özür dilerim Bilmiyordum. "demiş kurt! Ardından hemen büyük annenin msnı hackleyıp oturum açmış.

Kırmızı Laptoplu kız büyükannesinin oturumu açtığını görünce çok sevinmiş.
merhaba büyükanne, demiş

"senmisin ?"demiş kurt.


"Benim, Kırmızı Laptoplu Kız."

"hoşgeldn kızm" demiş kurt. "noldu neden nettesin?"demiş ardından
sana ilaç için tarif yaptı annem onu yollıacam demiş.Kırmızı Laptoplu Kız şüphelenmiş neden böyle kısaltmalarla yazıo büyükannem diye düşünmüş!sonra büyükannesinin hasta olduğu aklına gelmiş ondan kısaltmalar falan yapıo herhalde demiş

Kurt,büyük annenin avatarından bulup koymuş!

"yolla dosyayı" demiş kurt.

Kırmızı Laptoplu Kız , yollamış dosyayı!ama aktarım hızı çok düşükmüş
kurt da bı dosya yollamış sen bunu yükle daa cabuk ındırırım o zaman ben senın yolladıgın dosyayı demiş
kabul etmiş Kırmızı Laptoplu Kız

"bu dosya niye rar'lı Büyükanne?"

"daa cabuk yükle diye kızım" demiş kurt.

"bunun da aktarım hızı yavaş neden yükleyip zaman kaybediyoruz"

"ilerde yollıcağın dosyalar hep hızlı gelcek de ondan" demiş kurt.

"neden bu dosyanın üstünde hack.prog yazıo?"

"Seni haclemek için " demiş kurt.

aktarım tamamlanmış ve kurt bizim Kırmızı Başlıklı Kızın laptopuna girmişşşşş
dosyalara falan bakmış .Kırmızı Laptoplu Kızın resimlerini falan çalmış!! öleee oyalanıomuş bizim kurt

Ama ne var ki Kırmızı Laptoplu Kızın büyükannesi ünlü hacker HACKER ANAymış

"Aylardır senin peşindeyim pis yaratık," diye mesaj yollamış HACKER ANA.çaldığı tüm dosyaları geri almış ve kurdun hard disc'ini yakmış
Büyükanne, Kırmızı Laptoplu Kız'ın ona yolladığı dosyayı almış!. tarife göre hazırlamış ilacı ve içmiş.büyük anne iyileşmiş!Kırmızı Laptoplu Kız da bı daa tanımadığı kımselerı msn'e eklemeyecegıne söz vermiş

ARMAND
31-10-2006, 00:59
Yeni evli bir çift evli ilk günlerini geçireceklermiş.
>>Gelin uyanmış. Bakmış damat yatakta yok. Kapı
>>deliğinden kocasının ne yaptığına bakmış. Yeni damat
>>sobayı yakmış, kahvaltıyı hazırlamış, gömleklerini
>>ütülemiş. Kadın iyi bir adama düştüm diye çok sevinmiş
>>ve yatağına yarım kalan uykusunu tamamlamaya gitmiş.
>>Birkaç dakika sonra damat gelini uyandırmış. Gelin
>>uyanmış ve damatdan sabah duyduğu ilk söz gelinin
>>bütün sevincini alt üst etmiş ;
>>- Her sabah böyle isterim...

ARMAND
31-10-2006, 01:00
belki okudunuz ama ben yinede ekleyeyim dedim...



Türk Futbol Yorumcularından Unutulmaz Anlar

1) "Yav Letonya'nın defansı kalas gibi, kessen iki oturma takımı bir masa
yaparsın..."

Erman Toroğlu

2) "İyi püskürtmüş!.."

Şansal Büyüka (Hakeme tüküren oyuncu için)

3) Ağzınla kuş tutsan... ne kuşu?! Ejderha tutsan bunlara yaranamazsınız..."

Ahmet Çakar

4) Muhabir kız: (2 dakika röportaj yaptıktan sonra) Peki Rıza, ama kısa
bir aramız var, ben seni bırakmıyorum...
Rıza Çalımbay: Bırakma

5) "Gooool!!! Durum 2-1 hatta 3-1..."

Juventus - Udinese maçında Tv8 spikeri (Juventus'un 3. golünü aktarıyor)

6) "Yediğimiz golü önceden çalışmıştık!.."

Samsunspor Teknik Direktörü Erdoğan Arıca (Galatasaray maçı sonrasında)

7) "Tenceren dibin kara, seninki senden kara..."

Tanju Çolak

8) "Alırız!"

Elazığspor Başkanı Baki Aydın ("Elazığspor'un kondisyonu yok" diyen muhabire yanıtı)

9) "Bakın mesele laf sokmaksa benden iyi kimse iyi laf sokamaz.
Başlayayım mı laf sokmaya?"

Ahmet Çakar (Programın başından beri kendisine laf sokan Ziya Şengül'e)

10) Erman Toroğlu: Türkiye'de 3 büyük takım var: 1)Beşiktaş, 2)Galatasaray, 3)Beşiktaş... Anladın mı Şansal?

Şansal Büyüka: Tamam hocam da pozisyona bi göz atsaydık hiç olmazsa..

11) "Hiçbir Beşiktaşlı yönetici maymun değildir, Beşiktaş başkanı da hayvan terbiyecisi değildir, Beşiktaş yönetim kurulu da hayvanat bahçesi değildir!.."

Ahmet Çakar (İstifa eden Beşiktaşlı yöneticinin "Yönetim kurulunda maymun gibiydik!" sözünü değerlendiriyor)

12) "Karpuz yata yata büyür, futbolcu oynaya oynaya oynar..."

Erman Toroğlu

13) "İlhan'ın henüz iki 45 dakika yani bir 90 dakika çıkaracak gücü yok..."

Ahmet Çakar

14) Rangers-Fenerbahçe maçında Fener'in kaçırdığı bir pozisyondan sonra Ziya Şengül:
-Bu... Bu... Bu gol katliami başka bir şey değil...

15) Can Bartu, ATV'de Besiktaş maçını yorumlarken:
-Walsh ikinci yarı çok etkisiz, kendisini oyunda hiç göremiyorum...
(Walsh devre arasında oyundan çıkmıştır)

16) -Tugay, vurursa gol olur, vuruyoooor, aut...
Bülent Karpat

17) "Baba, ama Noel Baba gibi her lafa giriyorsun!.."

Ziya Şengül (Ahmet Çakar'a)

18) Ağzınla kuş tutsan... ne kuşu?! Ejderha tutsan bunlara yaranamazsınız..."

Ahmet Çakar

19) "Zago'nun kel kafasından kayan top hız kazanıyor..."

Show Radyo spikeri (Gençlerbirliği-Beşiktaş maçında)

20) Abidin Aydogdu Danimarka-Fransa maçını anlatırken, Zidane koşarken topa basar ve düşer:

-Evet Zidan'dan fantastik hareketler...

ARMAND
31-10-2006, 01:01
TV de Canlı Yayın Klasikleri
Banu Alkan A Takımı programına katılır. Konu taksiciler.
Banu Alkan: Çağırıyorum gelmiyorlar,bekletiyorlar, müşterilerine hiç saygıları yok.
Taksici: İyi akşamlar Savaş Bey. Ben bir taksiciyim. Banu hanımın evinin ordaki durakta çalışıyorum. Evet Banu hanım çağırınca gitmiyoruz çünkü ne zaman gitsek üzerimde bozuk yok, döviz istermisiniz bahaneleriyle paramızı vermiyor. Gitmiyoruz,gitmeyeceğiz de....

Ceviz Kabuğuna konuk olan Zekeriya Beyaz ile Hulki Cevizoğlu arasında geçen diyalog:
Zekeriya Beyaz: Şimdi, sayın Cevizkabuğu...
Hulki Cevizoğlu: Cevizoğlu efendim.


;_?

Reha Muhtar Bölümü:

Reha Muhtar ana haberde canlı yayında...

Muhtar: Kaza nasıl oldu anlatır mısınız?
Mağdur: (Yatakta yatmaktadır) Kamyon karşı yoldan bizim tarafa geçti ve kafadan çarptı.
Muhtar: Peki o sırada ne düşündünüz?
Mağdur: Valla pek bişey düşünemedik Reha bey
Muhtar Anlıyorum ama o sırda ilk düşündüğünüz şey neydi?
Mağdur: Bir şey düşünemedik,zaten çok kısa sürede oldu.
Muhtar: yani efendim, o orta şeridi aşıp üstünüze gelirken aklınıza ne geldi?
Mağdur: Hatırlamıyorum...
Muhtar: Peki efendim
;_? -*

Derya Tuna ile İbo bir tartışma esnasında:
Tuna: Reha bey bu konu hakkında daha fazla konuşmak istemiyorum. Yeteri kadar konuştuk. Yani gönül bu akada konar boka da
Muhtar: Yani boka mı kondunuz efendim?

Yine canlı yayın telefondaki konuğuyla:
Muhtar: Bütün bunları sen yaptın ha! cevap ver!
Konuk: Bakın efendim şöyle izah ediyim...
Muhtar: Sus konuşma! Hala utanmadan izah ediyorsun. Cevap versene!

Ünlü Reha Muhtar Soruları:
Tüneli kaçmak için mi kazdınız?
Acı var mı efendim acı?
Peki o adam sizi nasıl taciz etti? ;_? -*

Bir TV spikeri Ajda Pekkan ile diyet konuşuyor:
Spiker: Formunuzu nasıl koruyorsunuz?
Ajda: Herkesin rahatlıkla uygulayabileceği bir diyet uyguluyorum: Öğlenleri karidesli bir salata....

Sokakta kurban kesenlerle yapılan röportaj:
Gazeteci: Burada sağlık açısından elverişsiz koşullarda beklettiğiniz bu etleri yemeyi düşünüyor musunuz?
Vatandaş: Yok bacım, eşe dosta dağıtacağız... ;_? -*

ARMAND
31-10-2006, 01:02
Bilirsiniz, bir ara zibidi gençlerde cüzdana zincir
>>takip
>>sarkitma modasi vardi. Istiklal'de yürürken, yanimdan
>>bu model bi tip geçiyordu ki,
>>adamin teki bombayi patlatti: "Ne o lan? Köpegin
>>gıçına mı kaçtı??

kantar
15-11-2006, 19:11
Yaz tatiline çıkan zengin bir aile evlerine göz kulak olması, arada sırada havalandırması için evlerinin anahtarlarını her yıl olduğu gibi komşularına bırakmış. Güle oynaya tatile çıkmışlar. Aradan bir iki hafta geçmiş, zengin çiftin dönmesine az bir süre kala komşunun kapısı çalınmış. Kapıda ellerinde şık bir kanepe olan iki adam varmış. "Efendim" demişler, "biz falanca mobilya şirketinden geliyoruz. Komşunuzun bir çekyat siparişi vardı Ancak evde yoklar". Komşu kadın da tatilde olduklarını söylemiş.

Bunun üzerine adamlar "Sizde ya da bir başka komşuda anahtar varsa bırakıp gidebilir miyiz? Yardımcı olursanız hem bizi getir götür zahmetinden kurtarmış, hem de komşunuzun eve geldiğinde çekyatlarını hazır bulmalarına yardım etmiş olursunuz" demişler. Kadın önce tereddüt etmiş, ama sonuçta adamlar hem kendi gözetiminde eve gireceklerinden, hem evden bir şey almayıp aksine bırakacaklarından kabul etmiş. Adamlar çekyatı bırakıp gitmişler.

Ama adamlar 2-3 saat sonra geri gelmişler. Aynı komşunun zilini birkez daha çalmışlar. Bu sefer özürler dileyerek "Efendim, çok büyük bir yanlışlık oldu, teslimati yanlış adrese yapmışız, çekyatı geri alabilir miyiz" demişler. Kadın bilmiş bilmiş "Ben zaten bir yanlışlık olduğunu bildim di" diyerek komşusunun kapısını bir kez daha açmış. Adamlar binlerce kez özür dileyerek çekyatı alıp gitmişler.

Bizim zengin çift tatilden dönüp evlerine girdiklerinde şok olmuşlar. Çünkü, evlerinde yükte hafif pahada ağır ne varsa çalınmış olduğunu görmüşler. Zengin çift dikkatsizliği yüzünden komşularını suçlamış ve kavga çıkmış. Olay polise intikal etmiş. Buna benzer vakalarla daha önce de karşılaşmış olan polis, durumu hemmen çakmış. Meğerse akıllı hırsızlar böyle aileleri yakından takip ederlermiş. Anahtarları kime verdiklerini çok iyi bilirlermiş. Çekyatın içinde hırsızların suç ortağı olurmuş. Tam truva taktigi yani.

kantar
15-11-2006, 19:17
Adamın teki yabancısı olduğu bir mahallede otobüs durağını arıyormuş. Sabah erken bi vakit olduğundan sokaklarda in cin çift kale maç yapıyormuş. Adam bir hayli dolaşmış. Allahtan sabah devriyesindeki bir trafik polis otosuna denk gelmiş. Polislere en yakın otobüs durağını sormuş. Polis işgüzar bir adam çıkmış "Şu bakkalı geç, ilerdeki ağacın ordan sağa kır, ordan sola.." falan diye uzun bir tarif vermiş. Adam sabah sabah o kadar tarifi alınca kafası karışmış ama bi şey de diyememiş. Teşekkür edip başlamış yürümeye. Birazdan arkadan trafik polisi megafondan bağırmaya başlamış "Birader ağacın ordan sağa kıvırsana. Aloo kime diyom?" Adam otobüs durağına kadar arkasından bağıran trafik polisi eşliğinde yürümek zorunda kalmış.
.......
Ankara'da bir trafik polisi aracından şöyle bir anons duyulmuş. "Ticari devam et! MN 489 bekleme yapma kardeşim! İşitme engelli devam et".
........
İstanbul'da yoğun trafik var. Trafik polisi otosu kırmızıda geçen araca megafondan seslenmiş "34 PTS lütfen sağa çek!". O sırada oradan geçmekte olan bir başka polis otosundan "Lütfenini yiyim senin, bu ne kibarlık len Mistafaa!" sesi yükselmiş.

kantar
15-11-2006, 19:19
Bu olayın İzmir'de bir hastanede gerçekten olduğu söyleniyor. Kadının biri kocasına rahatsız olduğunu, kasıklarına doğru bir sancı hissettiğini söylemiş. Adam da hastanede görevli bir doktor arkadaşından randevu alıp karısını muayeneye götürmüş. Kadın doktorun odasına girmiş, adam beklemeye başlamış.

Çok geçmeden doktor dışarı çıkmış ve arkadaşına odasına gelmesini rica etmiş. Odaya girdiklerinde doktor "Telaşlanacak bir şey yok" demiş ve eklemiş "ama biraz dikkatli olmanız gerekiyor". Bu sırada elindeki kaptan cımbızla tutarak bir parça göstermiş. Adam "Bu ne ki" diye sorunca, doktor bıyık altından sırıtarak "Prezervatif parçası. Bunu yengenin vajinasından çıkardım. Hafif bir enfeksiyon kapmış. Bir antibiyotik verecem hemen geçer" demiş. Ama bu sırada adam patlıcan misali mosmor olmuş kekeleyerek "Ama, ama ben hiç prezervatif kullanmam ki" diyebilmiş.

Adam ertesi gün boşanma davası açmış ve tek celsede boşanmış. Ancak daha sonra kadın da doktor aleyhinde tazminat davası açmış. Kadının avukatı davada hastanın izni olmadan sırrını başkasına açıklamakla suçlamış doktoru. Gerçekten de hipokrat yeminine göre; bir doktor hastasının iznini almadan bir başkasına açıklama yapamazmış. Kadın yüklü bir tazminat kazanmış. Doktor da meslekten ihraç edilmiş.

kantar
15-11-2006, 19:32
Bu olay Amerika'da yaşanmış. Adamın biri, bir gün öğle tatilinde yemeğini Burger King'de yemiş. Akşam karısı ve çocukları ile beraber sinemaya gittiklerinde ise filmden önce Mc Donalds'da bi'şeyler yemişler. Sonra filmi izleyip eve dönmüşler. Her şey normalmiş. Yatıp uyumuşlar. Derken gece yarısı adam birden fenalaşmış, kan ter içinde uyanmış. "Midem! Midem!" diye yataktan fırlamış ve daha bir adım atamadan iki seksen yere yığılmış.

Gürültüye uyanan karısı adamı o halde görünce hemen 911'i arayıp yardım istemiş. Ambulans gelmiş ama maalesef adam yolda ölmüş. Daha sonra olayı incelemeye alan FBI, otopsi sonuçlarından da kesin bir şey çıkmayınca soruşturmayı derinleştirmiş. Adamın yaptığı harcamaları, yazar kasa fişleriyle takip eden dedektifler, meftanın aynı gün hem Burger King hem de Mc Donalds'da yemek yediğini bulmuşlar. Bunun üzerine otopsi raporlarını tekrar inceleyince olayı çözmüşler.

Burger King ile Mc Donalds amansız bir rekabet içinde oldukları için hamburger köftelerinin kıyma harçlarına bağımlılık yapıcı, özel kimyevi maddeler koyuyormuş. Böylece, bir kez gelen müşteri bir daha sürekli o markanın restoranlarına gidiyomuş. Bizim adam ise aynı gün her ikisinden de yemek yiyince, hamburgerlerin içinde bulunan özel maddeler kimyasal reaksiyona girmiş ve adamı zehirlemiş.

O günden sonra da, Amerika'daki hamburger restoranlarında çalışan elemanlar, büyük bi dikkatle eğitimden geçirilip sipariş alırken daima müşteriye, "Bugün X restoranında ya da Y restoranında yemek yediniz mi?" diye sorar olmuşlar.

kantar
16-11-2006, 16:20
kadının biri kocasını aynı anda 3 tane adamla aldatıyomus. bir gun adamlara :

-bu böyle olmayacak komsular cakacaklar durumu. herkes yarın bi iş elbisesiyle gelsin der.

birine :

- sen yoğurtcu kılığında elinde bir tepsi yoğurtla gel der.

ötekine:

-sende bir tepsi çiğ kofteyle gel der.

ötekine

-senin durumun cok kotu. zaten tek sen bos gelsen dikkat cekmessin sen bos gel der.

yarın olur . iş bu ya o günde günlerden pazardır. kocasını güç bela kahveye yollar. bu üç adam tam anlastıkları gibi iş ebiseleriyle gelirler. yatak odasına gecerler. tam halvet olacakken kapı calar.

kadın:

-eyvah kocam geldi der adamların hepsini tepsilerle cıplak sekilde dolaba sokar.
adam gelir, karısına:

-hanım sorma ya yolda giderken çiğ köfte gördüm canım bi cektiki sorma der..
bunu duyan elinde çiğ köfte tepsisi olan adam biden cıkar adamın karsısına:

-iyi günler beni allah gönderdi.yaptığınız iyilikler sonucunda size bir tepsi çiğ köfte gönderdi der..

adamda:

-hanım görüyomusun allahın işini bak karsılıksız kalmadı der.
adam bi süre sonra karısndan yoğurt ister. bunu duyan yoğurt tepsili adam cıkar dısarı ve aynısını söyler ..adam yine cok mutlu olur.
aradan bir saat gecer iki saat gecer derken aksama kadar bu son adam içerde kalır.en sonunda dayanamazatlar dısarı anadan üryan..

adam:

-ulan peki sen kimsin der.

adamda:

-abi benide allah gönderdi bosları alıp gideceğimm..........

tdogan
21-11-2006, 00:12
Daha önce de bir başka arkadaş göndermiş olabilir... öyle ise dikkate almayın lütfen...

Usulünce cevap verebilmek de bir meziyettir.. .

* 80'li yillarin sonlari, bir Besiktas-Boluspor maci sirasinda
Hakem,

Besiktas'in net 2 golunu vermez, Boluspor'a havadan bir penalti
verir.

Mac cigirindan cikmistir. Besiktas'lilar neredeyse sahayi terk
etmeyi

dusunurler. Boluspor 2. golu de atar. Metin TEKIN santrayi yapmaz
bekler.

Hakem dudugu bir daha calar, ama Metin hala topa dokunmaz.

Hakem, "Metin neden baslamiyorsun? , bak kart cikartirim!" der.

Metin cevap verir: "Hocam sahaniza gecin de baslayalim."


............ ......... ......... ......

* Show TV'deki Ates Hatti programinda Reha MUHTAR, Prens Charles'in

musluman oldugu yonundeki soylentileri elestirmektedir. Konuyu

Diyanet Isleri Baskani ile tartismaktadir:

- Efenim Prens Charles'in musluman oldugunu soyluyorlar,

peki ama oyle bir adamdan musluman olur mu?

- Olur tabi neden olmasin?

- Ama efenim nasil olur?

- Reha bey siz musluman misiniz?

- Tabi muslumanim efendim.

- Siz namaz kiliyor musunuz?

- Hayir.

- Oruc tutuyor musunuz?

- Hayir.

- Icki iciyor musunuz?

- Evet.

- Ee sizden nasil musluman oluyorsa, ondan da en az sizin kadar

musluman olur.


............ ......... ......... ......... ...

* Muhabir: Muslum bey, Hakan Tasiyan icin arabeskin yeni peygamberi

diyorlar. Ne diyorsunuz?

Muslum GURSES: Ben oyle bir peygamber gonderdigimi hatirlamiyorum.


............ ......... ......... ......... ...

* Fatih ALTAYLI, Erman TOROGLU icin:

"o kabzimal futboldan ne anlar ki" deyince

E.T.: "Ben eski futbolcu ve hakemim futboldan anlarim,

kabzimalim hiyardan da anlarim"

............ .........

* Hulya AVSAR: "Hic aynaya baktin mi? Sen de popstar hali var mi?"

Ajdar: "Aynaya degil ama size bakinca kendimi bayagi star gibi

hissediyorum"


............ ......... .....



* Rahmetli Baris MANCO, Fransa'da bir televizyon programina katilir.

Hersey gayet guzel giderken, sunucu klasIk avrupali edasi ile:

"Siz Turkler barbarsiniz" muhabbetine girer.

Bunun uzerine Baris MANCO sunucuya uzerinde para olup olmadigini
sorar.

Sunucu, cebinden birkac banknot cikartip baris manco'ya uzatir:

B.M .: Simdi bu paranin uzerindeki kim?

S. : General bilmem ne, bilmem neredeki savasta kahramanlik
yapmistir, vs. vs. vs.

B.M : Peki bu?

S : Tegmen bilmem ne, boyle etmistir, soyle etmistir.

Bunun uzerine Baris MANCO cebinden birkac banknot cikarir ve

uzerindekileri teker teker anlatir:

B.M.: Bu Mevlana Celaleddini RUMI; unlu bir Turk dusunurudur.

Bu Halit Refik KARAY; unlu bir Turk Edebiyatcisidir.

Bu Mustafa Kemal ATATURK, Turkiye Cumhuriyeti' nin
kurucusudur.

Sesizligin uzerine sunucuya bakarak soyle der:

B.M.: Simdi siz soyleyin, kim barbar?

............ .......

VE CEVAPLARIN CEVABI, TABİKİ BEKLENEN KİŞİDEN GELİR.....

* Cumhuriyet'in ilânindan sonra, Istanbul'da bir resepsiyon verilir.

Tum dunya ulkelerinin elcileri ve ataseleri de davet edilir.

Davet guzel bir sekilde devam etmektedir, fakat Ingiliz atasesi
olan

Binbasinin bakislari Mustafa Kemal'in gozunden kacmaz.

Butun davet boyunca kendisine dik dik bakmistir ve bakmaya devam

etmektedir. Ne oldugunu ogrenmek icin yaverini gonderir.
Yaver Mustafa Kemal'e soyle der:

- Pasam; kendisine neden ters bir tavir takindigini sordum, o da
bana

Mustafa Kemal'in Canakkale'de babasini öldürdügünü soyledi.

Bunun uzerine Mustafa Kemal soyle der:

- GİT SOR BAKALIM BABASININ ÇANAKKALE'DE NE İŞİ VARMIŞ ?
.

tdogan
21-11-2006, 21:57
(Yazarının ismi en altta, ama kendinize
bir sürpriz
yapın ve sonuna adar bu yazıyı kimin yazmış
olabileceğini düşünerek okuyun)



Demokrasinin en tuhaf tarafi oylama
sistemidir. Yani her secmenin bir

oy hakki vardir ama hicbir ise yaramamaktadir. Cunku
her insanin bir oy hakki olmasi adaletsizlik.

Adini yazmayi bilmeyenle yaziyi icat
edenin esit oy hakki olmasi butun
duzensizligin kaynagidir. Bence saglam
bir bilgisayar agiyla vatandaslarin uretime katkisi, odedigi
vergi tutari, yaptigi hayirli ve hayirsiz is
sayisi ogrenilip bellibir katsayiyla
carpildiktan sonra (Bu katsayiyla carpma hikayesini niye
istedigimi bilmiyorum, devlet hep oyle yapar diye yazdim.) kisinin
verebilecegi oy sayisi hesaplanabilir.

Dusunsenize
ikiyuz milyar vergi verenin de bir oy
hakki var o tutardan fazla vergiyi kaciranin da. Orman yakanin da
bir oy hakki var agac dikeninde...Secme durumu bu.

Secilenlerde de durum farkli degil. En fazlasindan
ilkokul bitirmis olma sarti araniyor o kadar. Yani heykel
yapan da secilebiliyor, icine tukuren de! Memlekete katki ne kadar
fazlaysa oy hakkinin da okadar fazla olmasi gerekir.

Varolan durum bence hukuka aykiridir.
Hatta anayasanin bir maddesine de aykiridir ama su anda kacinci madde
oldugunu hatirlamiyorum. Oylamada bu haksizlik yapilirken
sonuclari degerlendirmede de yanlis yapilmaktadir.

En cok oy alan parti kazaniyor simdi. Bu yanlis!
Butun yarismalarda en yuksekpuan veren juri ile en dusuk puan
veren jurinin verdigi oylar degerlendirmeye alinmaz. Geri kalanin
ortalamasi alinir. Evet bu sacma bir fikirdir. Ama yine de bu konuya kafa
yordugunu gosterir.

Enflasyon devletin alenen suc islediginin kanitidir.
Cunku devlet besbelli ki kalpazanlik yapmaktadir. Yani
devlet acik acik sahte para basmaktadir ve bunlari aslindan ayirmak
imkansizdir.
Ekonomi neden batti soyleyeyim : Bir kere
ekonomi ureticiler arasindakibir tuketici iliskisine
donmedikce refah gelmez. Her uretici ayni zamanda bir tuketicidir ama pek cok
tuketici sadece tuketicidir. Hicbir sey uretmez hicbir ise yaramazlar.
Hicbir meslek erbabi degildirler. Hicbir konuda yetenekleri
yoktur. Ya da o boyle olduguna inanmistir. Mukemmele yakin okey oynar
ama bu spor henuz olimpiyat kapsamina alinmamistir
maalesef. Bir ekonomide bu kadar TUKETICI olursa batar tabii.


Dunyanin en az icat yapilan ulkesi Turkiye'dir.
Zaten "basimiza icat cikarma simdi!" diye bir deyimin uretildigi
bir ulkede sonuc baska turlu olamazdi. Ama su acik ki pek cok
seye ihtiyacimiz var, bunlarin bazilarini kendimiz bulsaydik fena mi
olurdu?

Cunku bunun gelismeyle ilgisi yok. En büyuk buluslar
mum isiginda yapildigina gore? Biliyorsunuz mesela
Edison ampulu bulana kadar henuz ampulu bulamadigi icin mum isiginda
calismistir.Yani ampulu mumla aramistir.

Ve hep ironi ironi dedikleri iste budur. Cunku icat
dedigin patent hakki demektir ve kayda deger bir bulus
insanin yedi ceddini zengin eder. Ama ulkende saglam bir telif
haklari yasasi yoksa insanin icinden icat yapasi da gelmez herhalde.
Yani demem o ki en azindan bir vantilator filan icat edebilirdik. Ya da
tost makinesi. Bunlar atla deve degil diye soyluyorum.
Yani MR cihazi demiyorum mesela. O zor tamam ama, herhalde bir
teflon tava yapabilirdik.

Ama kendi icatcilarimiza deli muamelesi
yapinca uygarliga katki saglanamiyor tabii. Her mahallede vardir
kendisi hakkinda "Bu mu?
Manyagin teki mucit o! Kendi kendine acayip seyler
icat eder.." diye bahsedilen biri. Dunyadaki icatlar
doneminin kapandigi soylenir ama bu dogru degildir.

Hala insan pek cok seyi yapamamaktadir. Mesela
ucamamak, isinlanamamak, yeteri kadar sik sevisememek,
aya gidebilmek ama orada henuz para aklayamamak, zaman tunelinin
sadece filmini yapabilmis olmak, hicbirzaman dogru partiye oy
verememek gibi daha cogaltabilecegimiz pek cok eksigi vardir.

Dusunsenize dunyanin yuvarlak oldugunu
ogreneli kac sene oldu ki sunun surasinda. Yani insanoglu binlerce yil
ustunde yasadigi gezegenin birak detaylarini seklini bile bilmeden
yasadi. Bati bile bu iste iyi degilken bizim durumumuzu dusunmek bile
istemiyorum.

Bir tek uluslararasi ismimiz BehcetBey'dir.
Kendisini tanimiyorum ama
Behcet Hastaligi dunya tip literaturune
girmistir. Tabii gonul isterdi ki hastaligi degil ilacini bulsaydi ama
zamanla o da olacaktir. Yani koca tarihe baktiginizda bula bula bir
hastalik bulmusuz. O da tam bir icat sayilmaz aslinda. Hastaligi Behcet
Bey uretmedigine gore.

Mesela matbaayi biz bulmadigimiz gibi bulani
da ciddiye almamisiz. O yuzden hala buyuk harfleri ya da kucuk
harfleri ya da hicbirini tanimayan insanlar yasiyor aramizda.
Soylememe gerek yok ama onun da sizin gibi bir oy kullanma hakki var.

Tarih boyunca bilime hic katkidabulunmamis
bir topluma bir cok icattan yararlanma imkani verdigi icin
dunyaya sukran borcluyuz.

Adamlar telefonu buldu, biz de bari en
azindan jetonu bulaydik be agbi ayip yani? Cunku bizim orta ogretimimizde
akilda kalan cumle sudur Yahu bu matematigin gunluk hayatimizda bize ne
faydasi olacak?....Hemen herkes matematikten nefret eder ve faydasiz bir
sey oldugunu dusunurler.

E bir toplum ya dayak yememis ya da hesap bilmiyor
durumundaysa batar tabii. Matematik insanoglunun buldugu (ki
herhangi bir rakkami dahi biz icat etmis degiliz. En azindan sifiri bul bari
degil mi? Hayir onu da bulan bir arap alimidir ama simdi isim ver deseniz
verecek durumda degilim.) en yararli derstir.

Matematikten anlamamak bir kusurdur. Ama
bununla ovunmek esekliktir. Cunku bu basarisiz ogrenciler arasinda
yaygindir. Onlar akillari sira matematikten anlayani ve

basarili notlar alani marjinal yapmak isterler...
Yani onlara gore matematikten kalmak degil

ondan gecmek tuhaftir. Caliskan ogrenciye inek
derler ama tembel ve sorumsuz ogrenciye
takilmis herhangi bir hayvan ismi yoktur.

Matematik butun bir hayati, bir hayatta basa
gelebilecek tum ihtimalleri, sadelestirmeleri,
basitlestirme ya da karmasiklastirma
eylemlerini, ozetle tum detaylariyla insan hayatini
anlatan bir sifredir.

Sifir hicbir sey degil aslinda herseydir.
Bir, bir tek tanriya aittir.

Sonra cokluk vardir azlik vardir. Birrakam digerinden buyuktur ama sifiri
neyle carparsan carp sonuc yine sifir olur.

Sizin zekaniz karsinizdakinin zekasiyla sinirlidir.

Yani hic kimsenin karsisindakinin kendinden daha zeki
oldugunu anlamasina imkan yoktur.
Herhalde o yuzden herkes kendini zeki zannediyor,
hicbir salak, salak oldugunun farkinda degil.

Matematik felsefenin de temeliniolusturur.
Herhangi bir sayfada gordugunuz iksler yeler, abuk sabuk
isaretler filan size hayattaki cok karmasik bir
durumu formule eder ve size bilinmeyeni
yani X'isorarlar.

Anlasana be sapsal o X dedigi sensin.Ileride
yolunu kaybettiginden asil bulacagini bilmen icin bu formul.
Matematikteki problemler hayattaki
problemlerin aynisidir. Yani iki kere iki
her zaman dort eder. Matematik bunu bize garanti ediyor. Ya her zaman
iki kere iki dort etmeseydi?
Ticaret cok riskli bir hale gelmez miydi?

Sen hala de ki "Ulan bu karekok alma da neyin nesi?
" Ya da "Integral mi ? delirdi bu herhalde.!"

Matematikten hoslanmayan ogrenciler sonraki
hayatlarinda genellikle tercihlerini hep yanlis yapan insanlar
olurlar. Sanirim ulkemizdeki secim
sonuclari buna kanit olusturmaya yeter.

Evet matematik zordur ama hayat da oyledir.
Matematigi seviniz cunku fazla seceneginiz kalmadi. Siz matematigi
gereksiz buldukca enflasyon yukseliyor.. Birbiriyle satranc oynayan kari koca
sayisi artmadikca bu isler duzelmez. Herkesin oturup ya da daha iyisi oturdugu
yetisir kalkip "acaba ne icat edebilirim" diye dusunmesi gerekir.

Ama ondan once sahip olduklarimizin
degerini bilmeliyiz. Kendi yerel zenginliklerimizin de farkinda degiliz.
Sozgelimi Bodrum'daki otellerin neredeyse
hicbirinde Bodrum zeytini yoktur.

Koylerinde bin cesit peynir yapilan
turistik bir beldede oraya uc yuz kilometre öteden gelmis ve otelin satin
alma mudurunun zimmetine gecirdiginden artanla alinmis bir beyaz
peynir sunulur. Yani otelin hemen arkasindaki tepenin yamacindaki koyde yapilan
muhtesem keci peynirinden otelde kalan Italyanin haberi olsa sirf o
peynir icin seneye bir daha gelecek ama maalesef bu olmamaktadir.

Ustelik getirilen peynirin yanina bir parca hiyar,
biraz da maydanoz konarak turiste "bizim yalnizca
peynirimiz degil sebzelerimiz de igrenctir" mesaji verilmektedir.

Turizm deyince bu arada turistik sapiklar icin bir
ikazim olacak. Evet belki bazi kadin turistlerin beldemize
geldiklerinde bir iki hemsehrimizle sevistigi olmustur ama emin olunuz ki
hicbirinin buraya gelis maksadi bu degildir. Cunku seks turizmi
yapanlar genellikle uzakdoguya falan giderler bize gelmezler. O yuzden kendilerine
tecavuz etmesek iyi olur. Onlar senin ustune alindigini bilseler o mini etegi
giymezlerdi ama seni bilmiyorlar tabii...







Cem YILMAZ.....

tdogan
21-11-2006, 22:26
1- Bir adam gazeteye ilan vermiş: ''Eş arıyorum''.Ertesi gün yüzlerce
mektup almış. Hepsi aynı şeyi söylüyormuş.''Benimkin i alabilirsin. ''

2- Bir adam karısına arabasının kapısını tutuyorsa emin
olabilirsiniz. ''Ya arabası yenidir ya da karısı!..''

3- Bir genç babasına sorar; ''Baba evlenmek kaça mal olur?'' Baba cevap
verir: ''Bilmiyorum oğlum, ben hálá ödüyorum.''

4- Evli erkeklerin psikolojisi arkadaşlarla lokantaya gitmeye
benzer.İstediğ in yemeği sipariş edersin sonra yanındakinin istediği
yemeği görüp ''Keşke onu isteseydim'' dersin.

5- Evliliğin ilk yılında adam konuşur kadın dinler, ikinci yılında kadın
konuşur adam dinler, üçüncü yılında her ikisi de konuşur, komşular
dinler.

6- Bir kavgadan sonra kadın kocasına bağırır: ''Seninle evlendiğimde tam
bir aptalmışım.'' Adam cevap verir: ''Evet çok aşıktım fark edemedim.''

7- Bir adam evlenene kadar eksik sayılır, evlenince tam bitmiş olur.

8- Bir davette bir hanım arkadaşına sorar; ''Alyansını yanlış parmağına
takmıyor musun?'' Diğer hanım cevap verir; ''Evet yanlış adamla evliyim
de ondan.''*

tdogan
21-11-2006, 22:43
Alkol alimina bagli bozukluklar ve tedavi yöntemleri

Belirti : Ayaginiz islak ve soguk.
Sebep : Bardak yanlis açiyla tutuluyor.
Çözüm : Bardagin agzi yukariya gelinceye kadar çevirin.


Belirti : Önünüzdeki duvarda lambalar var.
Sebep : Zeminde yatiyorsunuz.
Çözüm : Vücudunuzu zemine 90° açi yapacak sekilde konumlandirin..


Belirti : Zemin bulanik görünüyor.
Sebep : Bos bir bardaga bakiyorsunuz.
Çözüm : Hemen bardagi rakı ile doldurun.


Belirti : Zemin hareket ediyor.
Sebep : Sürükleniyorsunuz.
Çözüm : En azindan sizi nereye götürdüklerini sorun.


Belirti : Ne zaman birisi konussa kulaginiz yanki yapiyor.
Sebep :Kulaginizi bardaga sokmussunuz.
Çözüm : Kendinizi maskara yapmayi birakin!


Belirti : Oda sallaniyor, herkes beyaz giyinmis ve müzik sanki tekrar edip Duruyor.
Sebep : Ambülanstasiniz.
Çözüm : Hareket etmeyin. Uzmanlar geregini yapar.


Belirti : Babaniz ve kardesleriniz yabanci gibi bakiyor.
Sebep : Yanlis evdesiniz.
Çözüm : Evinizin yolunu sorun.

MAŞALI
21-11-2006, 23:21
ya abi kopardın artık yeter yahu:D

kantar
25-11-2006, 17:15
İki arkadaş, hararetle tartışıyormuş. Tartıştıkları konu, sigara içerken İncil okunup okunmayacağı imiş. Sonuç alamayınca Papa'ya sormaya karar vermişler. Papa'nın yanına gidip sırayla sorularını sormuşlar. Biri olumsuz cevap alırken diğeri, izin almayı basarmış.

İzin alamayanın sorduğu soru :

- Papa hazretleri, İncil okurken canım sigara içmek istiyor, içebilir miyim?

- Oğlum, İncil okunurken Tanrıyla ilgilenmen lazım. O sırada dikkatinin dağılmaması lazım. O yüzden İncil okurken sigara içilmez.

İzin alanın sorduğu soru :

- Papa hazretleri, sigara içerken canım İncil okumak istiyor, okuyabilir miyim?

- Oğlum, her nerede ve ne koşulda olursan ol, İncil okuma isteği duyarsan okuyabilirsin.


Kıssadan Hisse : Esas olan, aldığın cevap değil, sorduğun sorudur...

andrea
25-11-2006, 20:48
Kitaplarda kâşiflerin keşfettikleri kâinat kurulurken, karşı karşıya kalan kaplanlar kunduzlara kükrer; keyifleşen küheylanlar kısraklara, küp karınlı kadanalar katırlara kişner; köpüklü kırılgan kutuplarda kefallar köpekbalıklarına karşı kalkanlaşır; kara-kuru kaplumbağalar karabataklara kostaklanır; kör kösnüler kumlarda kıpırdanır; kaşağısız, kayışsız karakaçanlar karacalarla, kırlangıçlar kelaynaklarla, kazlar kerkenezlerle, kediler kıtmir köpeklerle kırıştırırlar; kokarcalı kıraçlarda köstebekler, kelebekler, koalalar kaçışırlar; kevenli kırlarda keçiler, koyunlar, kuzular kolsuz kepenekli Keloğlan'ın kavalına karşı kıkırdarlar; karınları kabaran kurdeleli kızlar, kadınlığa karışırlar; Kozanlı Kadir kemanını, Karslı Kadri kopuzunu, Kırklarelili Kıpti klarnetini, Karadenizli Kudret kemençesini, Kemahlı Kamer kavalını konuştururken; kutnu kumaş kostümleriyle kaldırımdaki kuryeli kalabalığa karışan kız-kurusu kıvrak Kübra kadın,
kaynanası kösnül Kadriye'yle koejde kol-kola kıvırıp, kimse kuşkulanmadan Kernekli Kastelli'nin kuzeni Karaoğlan'a karagözlerini kırpar, kırıtırlar; kürdanlarıyla kalem kaşlarını köreltip koçeri klipleriyle kafaları karıştırır, kızılca kıyametler koparırlarken, karagözleri kamaştıran kumral kızları Kamran'ı Kazanova Kaan'a kakalarlar; komplimana karaktersizlerle kırıştıran kafadan kontak kimi kadınlar, kabaran karınlarını kürtajla küçültüp kılıbık kocalarını kandırırlar

Kocamustafapaşa'yla Kösemsultan'ın kıymetli kerimeleri Kısmet, kısmetli kumbaracı Kazancıoğlu'yla Köprüaltı'nda kıvançla kumrulaşırlarken; konservatuarın kafesinde karşılaşan Kerim'le Keriman kardeşçe kucaklaşsalar da, Kerim'in karısı Kumru kesinlikle kabullenmez, kıskançlıktan kudurur; kaktüslü kadınlar,
Kordonboyu'ndaki Konak Karate Kursu'nda kafa-kol koparırcasına kapışıp kendilerini kanıtlarlar; kavgacı kaypak kayıkçılar kaygan kulvarlarda kaykaylarıyla karşılaşırlarken; karşıt kutuplardaki kulüpler, küme karşılaşmalarında kıyasıya kapışırlar; kozasından kurtulan kızılipekler, kırmızı karanfillerle kenetleşir; Kızılay Kurumu'nun koordinesindeki kozalaklı kermeslerde kazaklar, kanaviçeler, kukalar, kuklalar, kiviler, kuleler, krakerler, kokoreçler, kartpostallar, közde kavrulmuş kabuksuz kestaneler kapışılır; kitaplar kapaklanır, kimlik kartları kaplanırken; küreselleşmede klasman koşusuna katılan Kaya kardeşler, Kazasker'de Kampüsistan kurmaya kalkışırlarken; kompleksli kakavan Kerimcan'la kayınbiraderi Kayahan, kıskançlık kriziyle kahırlanıp kuruntuya kapılırlar; Kavaklıdere Kasabası 'nın köy kahvesinde köylülerle karşılıklı konuşup, kulpu kırık kupayla kahvesini köpürteten kornacı Kömüşemmi, kendisine kulak kabartan kahveciye kızar;

Kitabın kem-kümlemeleriyle köylüye kıraatleyen köselesi kabartılmış kara kunduralı kodoş Kürşat'ın konuşmasını kimse kavrayamaz; Karahanlı kanaatkar, kibar, kandilli kadınlarla, kakülleri kıvırcık kuşdili! kızlar, Kaymakamlığın köylerde kurduğu kurslarda kilimler, kazaklar kotarıp, Kızılırmak kaynağından kaldırdıkları kırbalarını kilitsiz kilerlere koyarak, kamışlı, kendirli, kıraç kırlarda kelek kavunlar, karpuzlar kemirirler; karaciğer kanserinden komalık konumundaki küçük kardeşi Kalender'in kıvranmaları karşısında kalakalan koptik Korhan'ın karagözlerinden kıvılcımlaşan korkunç kabusu karanlığa karışırken; kodaman kapitalistler, komple konforlu konaklarında kolonya kokulu kerevetlerine kurulur, keman konçertosuyla kadınlar korosunun keyifli konserlerine karşı kristal kadehlerini kaldırıp, kahvelerini köpürtürler; Krallar, Kraliçeler Kulübü'nde kredi kapmak konusunda kaç kez kıvırtmaya kalkışan kürkçü kalleşler, kırk kat klasikleşmiş,
klişeleşmiş kahrolası kötü kişiliklerini kaldırıp köşeye koymazlar;
kıtaları kar kaplayınca, kontratak'a kalkan kelepir kamyon kaçakçısı kotrabanlar, Kapıkule Kapısı'ndan kaçırdıkları konteynerleri, Kömürhan Köprüsü'nden kaydırıp Kilis'te kara kapılır, kışlanın kuzuneli karakoluna kapatılırlarken; kimbilir Kozluk'taki kümeslerden kanadı kırık kaç kazla, Kahta'daki koralardan karnı kabızlı kaç katır kapıları kırarak kekikli kırlara kaçarlardı...


Küçük körpe kızları kaçırarak kul kılıp köle kullanan kapkaççı kadın korsanları, kentin kuytu köşesinde karşılaştıkları karakol komiserini kasaturayla korkutup kaçarlarken; karaciğere konan karasinekler, Kuşadası'ndan kanatlanıp kalkarak Kozyatağı'na konan kuğu kuşları, kafes kaçkını kınalı keklikler, kumrular kıvrak koşumlarla kendi kovuklarında kabarırlar; kurt kurtluğunda kalıp kızgınlaşarak körpe kuzuları, karnı kuzucuklu koyunları kapardı...


Karlı kaldırımda koşarken kundurası kayıp kapaklanan Kuriş'in kafası kanayınca, kaldırımdan kapıp kaldıran Kutsi Kubibay, Kuriş'i kucaklayarak karşıdaki Kavacık Kliniğine kavuştururken; karabacaklı karıncalar, kanca kıllı kirpiler, kıl kuyruklu keltoş kırkayaklar karşı kıyıların karanlığında kavislenerek kıvrılan kumsalda kıpır kıpır kıpırdarlar; korkunç kobralar, kocaman kertenkeleler kil katmanlı kesekli kırlarda kıvrım kıvrım kıvranırlardı...

Kopenhag kriterlerinden kolayca kaçan, kritik konulan konuşmaktan kaçınan kıvırtmacı Kandıralı kekeme Kerimoğlu, kibirli kudretli Kuzguncuktu kıranta korkuluk Kibaroğlu, kürk kaçakçılığında kılavuz kaptan kullanan kancaburunlu Karadenizli kambur Kavrukoğlu, kahkahacı Kadırgalı kulağı kesik kabadayılardan kaçık Kasapoğlu, koca karınlı Kumkapılı kaptan Kamiloğlu, Kırşehirli kikirik Kabiloğlu, kışla kaçkını kasketli komik Köseoğlu; kukla kalpaklı, kalın kaşlı, kulakları küpeli, kehribar kostaklı, kravatı kaytanlı, keplerinin kenarları kıvrımlı kırk kafadar kaltaban; kurbanlık koç kesip közde kebap kızartarak, klimalı, kaloriferli, kalebodurlu, kartonpiyeri!, korneşli, konforlu kız kuleli köşklerindeki kadife kumaşlı, kozmetik kokan koltuklarında konken kotarıp kupa kaldırarak, kendi karmaşık kompozisyonlarında; kuramsal konjonktürde kitlesel kümeler, kültürel kanallarla klanlaşıp kavmiyetle kabileleşirler;
kozmolojiselli, küreselleşmeli, kapitülasyonla, konfederasyonlu, kamutaylı, kurultaylı, kapitalli, konsolideli, koyun kopyalamalı kolonlamasal, kategorisel, küresel, kamusal, kurumsal, kanunsal, kalıtsal, kuralsal, kutsal kavramları kavrama konusunu kurcalarlar; kurcaladıkça 'kırk küp, kırkının da kulpu kırık küp' Karmaşasıyla kavram kargaşasına kapılıp kafaları kördüğümleşerek karışır, kararsız kalırlardı...

Kepek kafalı küstah keller; kadife keseli kaktüslü körler; kaftanlı, kavuklu köftehorlar; kritik koşullarda keçileri kaçırmadan kırsal katmanlarda, kumsal kıyılarda, kamusal koylarda, küpeştesi kopuk kotralı, kalyonlu, kayıkhaneli körfezlerde köşe kapmacadayken; kitap kurdu kararlı kadirşinas kemaletli Kamile kadın, Kazım Karabekir Koleji'nin kampüsündeki kütüphanede kısaca kimyasal karışımlarda kıvamlaşan kibritin, kromun, kalsiyumun, kızamıklı kadavranın, kâr- kazanç kulvarında kalite kontrolünün; kargo, kasko, kambiyo, kart, kredi, kapasite, kaynak kullanımının kadir kıymetini kurşunkalemle kağıtlara kaydederdi...

Kazançları karmaşık, keten köyneği kravatlı, kruvaze kıyafetleriyle keyifleri kıyak, kaprisli, kırkambar, kamuflajlı kalpazan kumarbazlar, kılıflı kumar kumpanyalarında komedili kokteyller kurarak, kucağındaki konsomatrislerin kıkırdamalarıyla, kıyıda köşede kalmış kiralık kantocu kadınların kıvırtmaları karşısında keyiflenip kahkahalarla kekik kokulu kadayıf, karamela, kurabiye, kağıthelvası, kestaneşekeri, kepçe kepçe kızartılmış kadınbudu, kadıngöbeği, kaynanadili, kapuska, kokoreç, kaşar, krema, kazandibi, karnıyarık, küncülü künefe, kereviz, keşkek, keşkül, konserve, keççaplı köfte, kimyonlu kısır kaşıklar; kakao, kahve köpürtüp, kasa kasa konyaklar, kutu kutu kolalar, kâse kâse kaymaklar kapışırlarken;
Kürecikli Kamber kalfa, körü körüne kapılandığı kurt köpekli kapıda kabagüçle köleleştirilerek küçümsendiğinden, kürekle kazdığı küspe kokan küflü kümesin küllüğünde kanserleşen, kangrenleşen, kavruklaşan kekremsi kâbusunu kamçılar; karanlığa karşı korateş kıvılcımının küçücük katresini kandile koyamadığından kahrolurdu...

Karşıyaka'da, Karasu'da, Kanlıca'da, Keşan'da, Kızılay'da kasıp kavuran kasırgalardan kurtulan kader kurbanları, kiremitli koğuşlarında klasik kayıtlı, kaygılı, kızgın, kuşkulu keyfiyetleriyle kalakalır; karabasanlı, kabuslu kalelerde kanlı kusmuk kusad, kefensiz kabirlere kimliksiz konulurlarken; koç katımı konaklarda, kazanç kapısını kurcalayıp krema kapan konuklarıyla keyfe-kader kadeh kaldıran kültür katliamcısı, korkak kozmetikçi, kedi kılıklı kabiliyetsiz, kapasitesiz kimi köstebek kasetçiler, kasetleriyle keriz karakterlerini karizmatikleştirmeye kalkışırlardı...

andrea
25-11-2006, 20:50
A : Mesaj hazır mı?
B : Hazır.. rep hazır mı?
A : Hazır.. mesajı görelim
B : Olmaz önce repi görelim
A : Repin yarısı şimdi yarısı iş bittikten sonra

A : Adamların bölümüme girmişler
B : Senin adamların da bölümümde konu açmışlar
A : Hakaret ve flooda rasladım Bekir! bir daha olmasın mekanımda
B : Eksi reple şaka olmaz Nazmi abi.. şeytan doldurur

A : Bu son mesajım.. bu işleri bırakacağım lale.. banlansam da beni sevecek misin
B : Muraat lütfen yapma, banlanmanı istemiyorum, kaçalım buralardan
A : Olmaz Lale bir kere battık bu pisliğe, cevap vermedi sustu dedirtmem kendime
B : Murat haaayırr

A : Admini bugüne kadar gören olmadı, yönetim odasından çıkmıyor.
B : Biz sızalım abi oraya
A : Olmaz Selim.. ellerindeki silah çok tehlikeli..
B : Bişey olmaz abi daha önce vuruldum, bir hafta sonra iyileştim

A : Kahkaha bölümünde reklam yapmışsın Mücahit
B : Abi valla diğer forumdan zorladılar. Üyeliğin elimizde banlarız dediler.
A : Al bu mesajı diğer foruma alıntı yap.. bir daha seni burada online görmeyeceğim anlaşıldı mı!!

B : şş bilader hayırdır
B : Reklam yapacaktım da
A : Gel bakim buraya sen gel hele gel
B : Abi banı burnuma doğru tutma ehehe abi gözünü seveyim tamam gidiyorum.
A : Kimin adamısın lan sen
B : Yan forumdan gönderttiler beni.
A : Al bu mesajı, diğer foruma 5er tane yolla. Bundan sonra sen onların değil bizim adamımızsın.

yeter
25-11-2006, 21:05
Orta iki ingilizce sınavı.
soru: what is your mother's telephone number?
cevap: annemin telefonunu veremem.
>>
>>
soru: selcuklu devletinin kurucusu kimdir?
cevap: imparator birinci selcuk
>>
>>
-akıl ile ilgili bir hadis-i şerif yazınız.
+akıllı ol, canımı ye...
>>
>>
soru: kazim karabekir kimdir?
cevap: kazim karabekir askerdir. mustafa pasanin en yakin arkadasidir.
londros, mondros ve sivas kongrelerine katilmistir.
>>
>>
soru: londra konferansi nedir, nasildir?
cevap: londra konferansi sevr antlasmasiyla olmustur. londra konferansinda
her hangi bir sonuca varilamamistir. bizanslilarla olmustur.
>>
>>
"dag basini ...... almis,gumus dere durmaz akar"
yukarıdaki cumledeki nokta ile gosterilen yere ne yazilmalidir?
yanit: babam
>>
>>
konu: aydınlanma çağı
soru: ütopya'nın yazarı kimdir?
beklenen cevap: thomas more
cevap: fatih sultan mehmet
bir diğer cevap: mona lisa
>>
>>
yer: koca mustafa paşa ilkokulu 2b sınıfı
>>soru: maki nedir?
cevap: akdenizde yaşan kısa boylu cüceler
>>
>>
>>muhasebe sınavı:
soru: kasa sayımında 100bin tl eksik çıkmıştır. bunu büyük defterde
muhasebeleştiriniz.
cevap: tekrar sayın, eksik çıkmaması lazım.
>>
>>
"ebu suud, yazdığı bütün eserleri ................ adlı kitabında
toplamıştır."
cevap: the best of ebu suud.
alınan not: 90.
>>
>>
soru : hz. x 'in tıp bilimi hakkında çıkardığı kitabın adını nedir?
cevap : tubitak-ul-tıbbül-mecit...
>>
>>
ilkokul 3. sınıf, sınıfa müfettiş gelmiştir.
soru: isa kimdir?
cevap: geçen sene bizim sınıftaydı, artık gelmiyo.
>>
>>
bir ilkogretim okulunda 4. sinif bilgisayar sinavi:
soru: microsoft word programini nasil calistirisiniz?adim adim anlatiniz.
cevap: baslata tiklanir otesi kolaydir......
>>
>>
soru: ülkemizde ilk nüfus sayımı hangi yılda yapılmıştır?
yanıt: 1927 yılında ikinci mahmut zamanında yapılmıştır.
>>
>>
soru: calculus'u kim bulmustur?
cevap: adams calculus
>>
>>
soru: ismet inonu'nun batı cephesine bakısı nasıl idi, acıklayınız
cevap:200 metreden durbunle..
>>
>>

kantar
26-11-2006, 20:52
Bektaşi ile bir hoca birlikte yola çıkmışlar, bir süre sonra hoca :

-Namaz saati! demiş, başlamış kılmaya...

Rekat üstüne rekat, selam üstüne selam... Bektaşinin beklemekten canı sıkılmış, hoca namazı bitirince sormuş :

-Yahu bu ne uzun namaz böyle?

-Kazaya kalmış namazlarım vardı, onları eda eyledim!

Bektaşi :

-Eh ben de bir namaz kılayım! demiş ve başlamış namaza...

Ama ne namaz, bitmiyor, sonunda hoca dayanamamış :

-Erenler, senin namaz da uzun sürdü!

-Önümüzdeki haftanın namazını kıldım!

Hoca şaşırmış :

-Yahu olur mu böyle şey?

Bektaşi gülmüş :

-Yukarıdaki senin veresiyeni kabul ediyor da, benim peşinimi niye kabul e

kantar
26-11-2006, 20:59
Çok zengin olmuş 3 yahudi kardeş annelerinin yaşgününde ona
aldıkları hediyeleri birbirilerine anlatarak
böbürleniyorlarmış.

Birincisi demiş ki: "Ben anneme kocaman bir ev aldım."

İkincisi: "Ben bir Limuzin Mercedes aldım ve bir de
şoför tuttum."

Üçüncüsü: "ha haa... Benim hediyem hepinizden güzel.
Annemin Tevrat'ı okumayı ne kadar sevdiğini ve gözleri
iyi görmediği için artık eskisi gibi okuyamadığını
biliyorsunuz. Ona bütün Tevrat'ı ezbere bilen büyük kahverengi bir
papağan
gönderdim. Onu eğitmek için 12 haham 12 yıl boyunca
uğraşmış. Tevrati ezberletmisler.
Bu papağan için havraya 20 yıl boyunca her yıl 1
milyon dolar bağışlayacağım, ama buna değer. Annem sadece bölümün adını
söyleyecek ve
papağan ona ezbere okuyacak."

Öbur kardeşler, biz niye bunu düşünemedik diyerek
hayıflanmışlar ve kıskanmışlarsa da bir şey
dememişler.

Kısa bir süre sonra anneleri üçüne de birer teşekkür
mektubu yazmış Birinciye: "Milton, bu ev çok büyük. Bana tek bir odası
yetiyor ama hepsini temizlemek zorunda kalıyorum."

İkinciye: "Marvin, yolculuk etmek için çok yaşlıyım,
arabayı hiç kullanmıyorum ve şoför çok kaba."

Üçüncüye: "Canım Melvin'im, annesini mutlu
etmeyi bilen tek evladım
sensin. Herşeyin büyük maddi hediyeler olmadığını
gösterdin. Gonderdiğin Tavuk cok lezzetliydi, teşekkür ederim !"

KUTERO
27-11-2006, 10:26
* Maaşım yatmış mı, bakar mısınız?
* Maaş göremiyorum ama bir servet bu gün itibariyle hesabınıza yatmış...
* Orada sizin üstünüz yok mu?
* Hayır yarı çıplağız...


* Bana müdürünüzü bağlayın onunla görüşmek istiyorum!....
* İtalyanca biliyor musunuz?


* Ben şifremi tuşladım böyle bir kart yoktur dedi robot..(sesli yanıt sistemi)
* Sizi korkutmak için söylemişler efenim, var kartınız...
-
* Bir kredi kartı başvurum vardı, kabul oldu mu acaba?...
* Ne yazık ki 250 ye 300 oyla reddedildi...


* Arkadaşlara kredi kartı geldi bana gelmedi?...
* Bundan sonra arkadaşlarınızı daha dikkatli seçin....


* Yani beyefendi on kere form doldurdum kredi kartı için...yine red, Allah aşkına bu kartı alabilmek için ben naapayım siz söyleyin?
* Gidin Masterbaba türbesinde dua edin....


* Kartımın limiti neden bu kadar düşük?
* Uluslararası para piyasası dengelerini bozmak istemedik....


* Yarın gidip bankadaki tüm paramı çekiyorum...
* Bunu yaparsanız tarih sizi affetmeyecektir...


* Bankamatik kartımı yuttu, naapıcam?...
* Sakin olun ve elinizi yavaşça kart yuvasından çıkartın.......


* Ya kart matikte kaldı ve buralarda bir şube yok. Acaba bir ekip gönderebilirsiniz?...
* Derhal... Yalnız ekip gelinceye kadar siz suni teneffüse devam edin...


* Az önce bir fax çektim ulaştı mı acaba?..
* Normal miydi, Yıldırım mı?


* Genel Müdürlüğünüzün telefonunu alabilir miyim?
* Veriyim ama, kontür milletlerarası yazıyor...


* Ekstrem bana ulaşmıyor ve sürekli faiz ödüyorum!...
* Nereden geliyor bu değirmenin suyu...


* Dün kartımı kaybetmiştim şimdi buldum. Bakar mısınız harcama olmuş mu?
* Sayenizde ekonomi %1,2 büyümüş...


* Yauv kardeşim 10 dakkadır müzik dinletiyorsunuz adama...!
* Güzel sanatların hangi dalına tahammül edebilirsiniz ki?


* Siz bana kuryenin adresini verseniz ben gidip alsam olmaz mı?
* Bunu duymamış olayım...,


* Sizin yeriniz nerde?
* Her zaman yanınızda


* Yav beyefendi ben kartımla 300 milyon nakit avans çektim bunun faizi günlük mü işliyor?
* Acısını her an hissedeceksiniz...


* Borcumu iki ay ödemezsem kartım takibe girer mi?
* Fazla uzağa kaçamaz....


* Ya bir kartı teslim edemediniz 10. arayışım bu sizi....
* Haklısınız, çok yıprandık ikimiz de bir süre görüşmesek....


* Kısa vadede hangi enstrümana yatırım yapmayı tavsiye edersiniz?
* Parayı veren düdüğü çalar.


* İnanmıyorum 10 milyon için 7 milyon faiz gelmiş...Allah hepinizin cezasını versin!...
* Bunun için fax çekmeniz gerekiyor...


* Provizyon alamıyoruz, Bankanızı arayınız diyor.
* İşiniz düşmese hiç arayıp soracağınız yok valla

MIHNANA
28-11-2006, 11:40
Ülkenin yaşını başını almış ve en zengin
işadamlarından biriyle yapılan röportajdır:
Genç gazeteci çocuk soruyor,"Efendim,
bugünlere nasıl geldiğinizi, bu inanılmaz
servetin öyküsünü bizimle paylaşmak
ister misiniz?" Ve cevap geliyor,
"1928 yılıydı. 1. dünya savaşının acıları
yeni yeni sarılıyordu. Elimdeki birkaç sentten
başka hiçbir şeyim yoktu. Elimdeki 5 sent
ancak 1 elma almama yetiyordu, ve ben 1 tek
elma aldım. Sabahtan akşama kadar elmayı
sildim, pırıl pırıl oldu. O elmayı gün
sonunda tam 10 sente sattım. Sabahı zor
etmiştim. Ertesi sabah, elimdeki 10 sentimle
2 elma aldım. Sabahtan akşama kadar o 2
elmanın her tarafını sildim, bir güzel
parlattım ve gün sonunda ikisini, toplam 20
sente sattım. Bu sistemle ay sonuna
kadar devam ettim. 1 ay içerisinde tam
1.37 dolar kazanmıştım.Ertesi ayın ilk
haftası karımın amcası öldü ve bize
5 milyon dolar miras bıraktı

kantar
06-12-2006, 18:26
SOSYAL ADALET

Bundan bir kaç yıl önce genç bir Türk işadamı Güney Afrika'da iş
gezisine gider. Her şey umduğundan daha başarılı ve çabuk gelişmiş.
Sözleşme bile imzalanmış. Dönüşüne tam bir gün var. Büyük sinemalardan
birinin önünden geçerken dikkatini "Ghandi" filmi çekiyor. Hani şu
bol Oscar'lı uzun film. Hemen taksiden iniyor ve doğru gişenin önündeki
kuyruğa. İnsanlar tuhaf tuhaf, bakıyorlar genç işadamına:
-Beyefendi, siz yabancısınız galiba?
-Evet, nereden anladınız?
-Burada beyazlar kuyruğa girmezler, onlar doğrudan gişeye
gider biletlerini oradan alırlar.
Adam biraz mahcup, tüm kuyruğu geçip gidiyor gişeye. Evet... Beyazlar
için ayrı bir pencere:
-İyi günler efendim, bir koltuk rica ediyorum, arkadan ve
ortadan lütfen.
Gişedeki kız şaşkın:
-Beyefendi, siz yabancısınız galiba?
-Evet, nereden anladınız?
-Burada beyazlar, koltukta değil, balkonda otururlar.
- Peki, bir balkon lütfen.

Adamcağız, balkonda filmi seyretmeye devam eder etmesine de, Güney
Afrika'da bizim sinemalar gibi "Frigo buz, Frigo buz" uzun uzun aralar
yok ki; Sıkışır. Etraf karanlık, herkes filmi izliyor, dayanamaz ve
ayağa kalkmaya karar verir. Tam kalkacak, yandaki sorar:
-Nereye beyefendi?
-Hiç... Tuvalete.
-Beyefendi, siz yabancısınız galiba?
-Evet, ama nereden anladınız?
-Burada beyazlar, tuvalete gitmez ki, balkondan aşağı işeyiverirler.

Adam iyiden iyiye şaşkın, tek güvendiği etraftaki karanlık.
Balkonun korkuluklarına dayanır ve tam çisini ederken, aşağıdan bir
zenci
Seslenir:
-Heeey yabancııı...!!!

Adam iyiden iyiye şaşkın, karanlıkta ve sadece çişinden tanındığı için
ürkmüş... Aşağıdaki devam eder:
- İnsan sadece birinin kafasına etmez ki, şöyle bir serpiştirir. Bu
memlekette sosyal adalet var, sosyal adalet!

kantar
06-12-2006, 18:28
Gerçek Avustralya Mahkeme Gündemi 12659 - Hamile Bayan Davası

Yaklaşık 8 aylık hamile bir bayan otobüse biner. Karşısında oturan adamın
ona gülümsediğini farkeder. Hemen başka bir koltuğa geçer. Bu sefer
gülümseme sırıtmaya dönüşür ve bayan da tekrar yer değiştirir. Adam daha da
eğleniyor gibidir. 4cü yer değiştirmede adam kahkaha atar, bayan ,şoföre
şikayet eder ve o da adamı tutuklattırır.

Olay mahkemeye intikal eder. Hakim adama ( yaklaşık 20 yaşındadır )
söyleyeceği bir şeyi olup olmadığını sorar. Adam cevap verir.'' Sayın
Hakim , şöyle oldu:

Bayan otobüse bindiğinde durumunu farkettim. Üstünde ''Çift Nane İkizleri
Geliyor '' yazısı olan bir reklam afişinin altına oturdu ve ben sırıttım.
Daha sonra kalktı ve üzerinde ''Logan'ın ağrı kesici merhemi şişikleri
azaltır '' yazılı afişin>altına oturdu , ben de gülümsemek zorunda kaldım.
Daha sonra '' William'ın büyük çubuğu yaptı '' yazan deodorant afişi
altına oturunca kendimi çok zor tuttum.
Fakat , Sayın hakim , dördüncü defa kalkıp '' Goodyear kauçuğu bu kazayı
önleyebilirdi '' afişinin altına oturunca.... ben koptum.

kantar
13-12-2006, 16:01
Bir tamirci ustasının aşk mektubu

"Hayatımın krank mili, ömrümün farı,
kalbimin kontak anahtarı.
Sana mektubumu yazmaya başlamadan önce
yuregim avans verilmiş sekiz silindirli
Cadillac motoru gibi vuruyordu.
Bir gün evinizin önünden geçerken
revizyondan yeni çıkmış bir motor sesinin
güzelligiyle şarkı söylüyordun.
Sesinin guzelligi beni şaşkına çevirdi ve
evinizin önündeki uçurumdan paldır küldür
yuvarlandım.
Elli altı model Desoto’ya döndüm.
Kendimi tamirciye zor attım.
Satırlarıma burada son verirken
altı volt, yüz seksen amperle stop eder,
kontagımı kapatır,
dudaklarından öperim.
Sevgilerimle..."

kemalb
13-12-2006, 22:57
Alo, çocuğun elimizde
-Eee napıyım
-Hani fidye falan diyodum
-Yok öle bişey

-Alo, çocuğun elimizde
-Ee napıyım fabrikası da benim elimde

-Alo, çocuğun elimizde
-Yanlış numara
-Pardon

-Alo bayan, çocuğun elimizde
-Ah yavrum geceleri üstü açık yatar o bi zahmet kapatıverin üstünü, bide terlemesin çabuk hasta olur...
-Ya abla bi git ya

-Alo, çocuğun elimizde
-Dur o zman diğerinide gönderiyorum
-Yok yok merak etmeyin die aradık biz

-Alo, çocuğun elimizde
-Ee
-Fidye isteyecektikte hani
-Ha tam buldun adamını zaten alacaklılar peşimde;ev kirası,bakkal borcu ....
-Pardon abi ben çocuğu yolluyorum şimdi cebine harçlığını koyup

-Alo, çocuğun elimizde
-Aldığın yere bırakıyorusun o çocuğu
-Pardon abi arkadaşlar çocuğu karıştırmış

-Alo, çocuğun elimizde
-Hangisi?
-Hönk!

-Alo, çocuğun elimizde
-Çok pişman olacaksınız
-Alo, biz az önce de aramıştıkta çocuğunuzu geri almak için ne kadar istiyorsunuz acaba
-söylemiştim

-alo çocuğunuz elimizde
-söle ona hemen gelmesse kulağını çekerim
- anneeeee
- recep olm
- kaçırdılar beni fidye istiyolarr
- eh işte lafımı dinlemessen olcaa bu kal orda aklın başına gelsin
- aloo hanım abla duydun çocuğu
- sağır dilim kalsın sizde akıllanır belki
çat...

-Çocuğunuz elimizde
-Hadi ya sizin çocukta bizim elimizde
-Ulan fikriye ben demedimmi kariyer yapmadan çocuk yapmayalım diye

-Çocuğunun elimizde
-O çocuk benden değil
-kimin çocuğu bu
-ne biliyim reşatmıymış neymiş adı hipnanın
-reşatmı Oğlum canım oğlum benim


-Çocuğun elimizde
-çocuk değil nan o
-çocuk işte basbaya cocuk
-cüceyis nan biz kocam o benim
-hönk!

-alo çocuun elimizde
-herkesin elindeki kendine

-alo çocugun elimizde
-yanlış numara kardeşim

-alo çocugun elimizde
-elinizde tutun sakın bırakmayın ben geliorum

-çocuğun elimizde
-sebep?

-çocuun elimizde
-tamam adresi verin ben eşyalarını getiriyim
-
-yannız çiş problemi var altına bi laylon(böle konuşanlara uyuz oluoum)serin!
-
-bide uyur gezer dikkat edin gezeken işemesin..
- ıı şey biz fidye için aramıştık
-tamam paranızı vericem ama çocuk sizde kalsın

kantar
19-12-2006, 17:56
HEPİMİZİ BEKLEYEN SON :


Badegül, Songül ve Gülcan 75-80 yaşlarında, çok eski üç arkadaştır.

Bir gün Badegül Gülcan'a telefon eder ve Songül'e gitmeye karar verirler ve giderler.

Biraz muhabbetten sonra Songül kahve yapar ve içerler. Biraz sonra Songül yine "ay kusura bakmayın unuttum, birer kahve yapayım da içelim" der. Badegül ve Gülcan bir şey demezler ve içerler. Aradan biraz zaman geçer. Songül yine "size bir kahve bile yapmadım hemen yapayımda içelim" der ve yapar getirir. Bizimkilerde yine itiraz yok.

Akşama doğru Badegül ve Gülcan kalkarlar,yola düşerler. Yolda bastonları ile yavaş yavaş yürürken aralarında şu konuşma geçer; Badegul : "Kız Gülcan, gördün mü Songül'ü..!!! Ne kadar pinti olmuş. Bize bir kahve bile ikram etmedi"
Gülcan : "Kız, Songül'ü ne zaman gördün?

andrea
22-12-2006, 12:39
1. Ahmet bir işi 9 günde bitiriyor. Mehmet ise aynı işi 43 günde
bitiriyor, o da yarım yamalak, tam bitmiş de sayılamaz yani. Mehmet kadar sorumsuz, lakayıt adam olamaz. Haa, eğlence olsun, Mehmet
hemen devreye girer. Ama iş deyince kaçar. Bu durumda Ahmet'le Mehmet
beraber çalırlarsa, o işin akibeti ne olur?

a) Ahmet, Mehmet'i daha ilk gün kalasla döver!
b) Ahmet işi bırakır, yük gemisine kalfa olarak binip Nikaragua'ya gider!
c) Mehmet hepimizi şaırtıp işi 5 saatte bitirir! (Asla olmaz böyle bişey
abi!) d) Mehmet, Ahmet'i de kendine benzetir, o iş yıllar yılı bitmez!
e) Hepbiri

2. Modern matematiğin en önemli özelliği aşaıdakilerden hangisidir?

a) Modern matematikte işlemler, hesap makinasıyla yapılır! b) Modern matematikte bilinmeyenli denklem yoktur, her sey şeffaftır!
c) Modern matematik diye birşey yoktur, doğrusu postmodern matematik
olmalıdır!
d) Modern matematikte, doğal sayılar evlerinde, kilimlerin üzerinde ayakkabılarıyla gezerler!
e) Modern matematikte, bir rakama ortam içinde kare kökünü sormak,
ayıplanagelen bir tutumdur!

3. Bir baba, yaşları 5, 8 ve 33 olan çocuğuna 120 milyon lira harçlık vererek, yaşları ile orantılı
olarak bölşmelerini istemiştir. 33 yaındaki büyük çocuğun (ismini soracak
olursanız Ragıp'tır)
paranın büyük kısmını alacaı aıktır. Bu yaşta hiç utanmadan babasından harçlık isteyen bu kişi, işi daha
da azıtıp iki kardeşine toplam 2.500.000 TL. bırakıp, geri kalanı almştır.
Bu problemdeki babaya
matematikte ne denir?

a) Etkisiz Eleman
b) Çaresiz Eleman
c) Ragıpsal Eleman
d) İkinci Evliliğini Yapmş Eleman
e) Hayırsız Oğluna Eleman Diyen Eleman

4. TERKOS kelimesindeki harflerle anlamlı ya da anlamsız 6 harfli kaç kelime yazılabilir diye
sormuyoruz, biz hesapladık, 720 farklı kelime yazılabiliyor. Bu kelimeler
içerisinde doğru anlama
sahip olanı, aşaıdakilerden hangisidir?

a) SEKTOR - Yeni bir sektor anlamında b) KOTRES - Şişman metres anlamında
c) ROSTEK - Rosto ile biftek karımı bir yemek anlamında
d) KOSTER - Posterin yanlş yazılmı anlamında
e) TOSREK - Gizli gizli titreyen anlamında

5. Fizikte makara problemleri anlatılırken, konuyla ilgilenmeyip makara
yapan ğrencilere ne denir?

a) Silindir yarıcapı
b) İletişim sigarası
c) Kaynatma noktası
d) Eriyik arsızı e) ıkrık (ık dşarı'nın hızlı söylenişi gibi)

6. Periyodik cetvelle kafasına dokuz kez vurulan bir insanın kimyasında
nasıl bir değişim olur?

a) Sodyum fizik azalır, direnyum artar b) Sulfat anlamını yitirir
c) Fosfor ürker, siner
d) Alkali metaller coşku gosterir (Alkali:Alakalı)
e) Hiçbirisi (Yaşayan bilir anlamında)

7. Bir bitkinin, güneş ını engelleyen bir başka bitkiyi budamaya çalşmasına ne denir?

a) Fotosentez
b) Fotomontaj
c) Foto Namık (Yanıltma ıkkı)
d) Eşeyli takılma
e) Eşeysiz takılma (Eşey şakası)

8. Nusret'in yüzüne mahsun bir ifade gelmişti, belliki sakal istiyordu. cümlesinde hangi değişiklik
yapılırsa anlam değişmez?

a) Sakal yerine avanta gelirse!
b) Sakal yerine top sakal gelirse!
c) Mahsun yerine vurdumduymaz gelirse!
d) Nusret yerine Basri Can gelirse! e) Mahsun ile Nusret yer değiştirirse!

9. Aşaıdaki cümlelerin hangisinde bariz bir şive görülmektedir?

a) Gurt gapan da, amanin furdu ki ne furdu!
b) Ne ki olam ombudsman, niye ki hep?! c) Uyy, ne bakiysunuz ha buzaği cibu ula daa?!
d) Ben vapora bineceğim! (İstanbul Türkçesi)
e) Gel la gel, metroya binek! (Türkçe İstanbul'u)

10. Italya-Italyan iliskisi asagidakilerden hangisinde vardir?

a) Antalya - Antalyan
b) Almanya - İspanyol (Turist)
c) Korsika - Kosta Rika
d) Porto - Porto Riko
e) Muğla - Muğlak

11. Tarihte ilk lotarya, hangi isim altında, hangi kavimde oynanmştır?

a) Sayısal Tablet - Frigyalılar
b) Kızma Abicim - Selçuklular
c) Kavimi Piyango - Etiler
d) Piramitin Sırrını öz Kazan - Eski Mısır
e) Olimpik Toto - Eski Yunan

12. Yazların akrabalı, neşeli ve patlıcan kızartmalı; kışların ise beyaz
sakallı dedeli, soba ve kestaneli
ve bol masallı geçtiği iklim türü aşaıdakilerden hangisi ola ki?

a) Dravdan iklim b) Nostaljik iklim
c) Dekorsal iklim
d) Şahane iklim
e) İkandinav tipi iklim

13. Ali told somethink and cheered her up.cümlesinin doğru çevirisi
hangisidir?

a) Ali şen şakrak, muhabbete doymayan bir kişidir!
b) O kız neşesizdi son günlerde, Ali ne yaptı da neşelendi?
c) Ali'ye bak, nasıl yazılıyo manitaya!
d) Ali, elleriyle tavşan yaptı duvarda, kız acaip keyiflendi!
e) Vay y... Ali, gene pundunu buldu, bağlama çekiyor ona!

kantar
28-12-2006, 20:09
Fransızlar korkak ademlerdir


19.yüzyılda Almanya nın Mülhaym şehrindeki Ren nehrinin bir yakasında Almanlar, öbür yakasında da Fransızlar oturuyordu.

Fransızlar, her sene nehrin Almanlar'daki kısmına geçip mahsulün tümünü toplayıp götürüyorlardı.

O sıralar, birliğini temin edemeyen güçsüz Almanlar ise buna fazla ses çıkaramıyorlardı tabiî. Her sene böyle olunca çareyi Osmanlı Sultanına durumu yazıp, imdat istemekte bulurlar.

Mektupta şöyle denmektedir:

"Fransızlar her sene bize zulmediyor, mahsulümüzü elimizden alıyorlar. Siz ki, dünyaya adalet dağıtan bir imparatorluğun sultanı, İslamiyet'in dehalifesisiniz. Bizi şu zulümden kurtarın. Asker gönderin. Ürünlerimizi bu sene olsun toplama imkanı sağlayın."

Çöküş faslına girildiği bir zamana denk gelen yardım isteğini inceleyen padişah asker göndermeyi mümkün ve gerekli görmez; yalnızca asker elbisesi göndermeyi kâfi bulur ve cevabı bir mektupla beraber içi askeri elbise dolu üç çuval yollanır. Şaşkına dönen Almanlar, çuvalı alıp mektubu okurlar:

"Fransızlar korkak ademlerdir. Onlara yeniçeri göndermemize gerek yoktur. Yeniçerimizin kıyafetini görmeleri kâfidir. Çuval içindeki Osmanlı askerinin elbiselerini adamlarınıza giydirin. Mahsul zamanı, nehrin görülecek yerlerınde dolaştırın. Karşıdan gören Fransızlar için bu kâfidir."

Bağ bahçe sahipleri hemen Osmanlı askerinin kıyafetini kapışırlar. Hasat vakti büyük bir heyecanla yeniçeri kıyafetinde, nehir kıyısında dolaşmaya başlarlar.

Ertesi gün, karşıdan gelen haber, Almanlar'ın sevinç çığlıkları atmalarına sebep olur:

"Osmanlılar'dan imdat geldiğini düşünen Fransızlar, korkudan köylerini de terkederek iç kısımlara doğru kaçmaktalar. Mahsulünüzü rahatça toplayabilirsiniz. Zulüm sona ermiştir."

Bu olay, Mülhaymli'lerin gönüllerin de taht kurmuştur. Giydikleri yeniçeri kıyafetlerini, daha sonra Mülhaym'a bağlı Karlsruher Müzesi'ne koyup ziyarete açarlar.

Şehrin en yüksek binasına da Osmanlı bayrağı asarlar. Ayrıca, halen olayın yıldönümünde de şehirde bir karnaval düzenleyip, hadiseyi temsilen kutlarlar.

kantar
28-12-2006, 20:12
Eşekler neyin nesi?

Çevresindekilerce gizliden gizliye "Öküz" olarak adlandırılmış olan Mehmet Paşa'nın komuta ettiği ve İran'a karşı düzenlenen bir seferde, ordu komuta heyeti kışlak çadırında toplanmış taarruz planlarını gözden geçirirlerken, birliklerin iaşesi ve taşıma işleri icin getirilmiş öküzlerden biri çadırın aralığından kafasını uzatıp gözlerini Öküz Mehmet Paşa'ya dikmiş. Çevresindekiler gülmemek icin kendilerini zor tutmuşlar, biraz tebessüm ederlerken, ökuz gitmiş. Ancak bir süre sonra tekrar gelip, başını yine içeri uzatmış ve yine uzun uzun Öküz Mehmet Paşa'yı süzmüş. Bu sefer çevresindekiler artık kendilerini tutamayıp kahkahaları basmışlar. Herkes gülmekten kırılırken, Ökuz Mehmet Paşa,

"Bu hayvan bana ne diyor biliyor musunuz?" diye sormuş.

"'Hadi senin kim olduğunu anladım da, bu yanındaki eşekler neyin nesi?' diye soruyor."

kantar
28-12-2006, 20:13
II. Abdülhamit zamanında Enderun'da Tıfli lakabı ile meşhur bir zat vardı.

Bir gece körkütük sarhoş olmuş ve Karacaahmet mezarlığına giderek, ölen arkadaşının başında nara atmış ve kahkalarla gülmeye başlamıştı. Ancak bölgenin güvenliğinden sorumlu subaşı kendisini yakalayıp karakola götürür.


Komiser Tıfli'yi şöyle bir süzdükten sonra sordu:

“Gece yarısı mezarlıkta ne işin vardı?"

”Arkadaşıma üç ihlas, bir fatiha okuyordum, komiserim” dedi.

Bu duruma öfkelenen komiser:

“Ulan, atarak ve kahkahayla fatiha okunduğu nerde görülmiştür?" deyince Tıfli şu cevabı verdi:

“Komiserim sen bilmezsin, orada yatan ancak bundan anlar.”

kantar
28-12-2006, 20:14
Yavuz Sultan Selim han zamanında, İran şahı kıymetli mücevherlerle süslü bir sandık hediye gönderiyor. Sandık açılıyor. İçinden çeşit çeşit değerli taşlar, kıymetli atlas, kadife kumaşlar çıkıyor. Fakat bir de pis bir koku yayılıyor. Dehşet bir koku, herkes burnunu tıkıyor. Neyse en alttaki bohçadan insan pisliği çıkıyooooor..



Yani Osmanlıya acayip bir hakaret! Cihan padişahı emir veriyor, herkes düşünsün, buna ince bir şekilde cevap vermemiz gerekir. Ve cihan padişahı yine çözümü kendisi buluyor.Aynı şekilde değerli mücevher ve kumaşlarla süslü bir sandık hazırlatıyor. İçine o zamanın imal edilen gül kokulu en nadide lokumlardan bir kutu hazırlatıyor, en altına da küçük bir pusula ve bir satır yazı. Gönderiyor.


Şah sandığı açıyor. Açtıkça güzel bir koku ve en altta bir kutu lokum. Anlam veremiyorlar tabii. Bizim elçi yiyor önce, sonra oradakilere ikram ediyor. Kutunun içindeki pusulayı Şah okuyor:

"Herkes yediğinden ikram eder!!!"

mutlu
09-01-2007, 14:39
Yavuz Sultan Selim han zamanında, İran şahı kıymetli mücevherlerle süslü bir sandık hediye gönderiyor. Sandık açılıyor. İçinden çeşit çeşit değerli taşlar, kıymetli atlas, kadife kumaşlar çıkıyor. Fakat bir de pis bir koku yayılıyor. Dehşet bir koku, herkes burnunu tıkıyor. Neyse en alttaki bohçadan insan pisliği çıkıyooooor..



Yani Osmanlıya acayip bir hakaret! Cihan padişahı emir veriyor, herkes düşünsün, buna ince bir şekilde cevap vermemiz gerekir. Ve cihan padişahı yine çözümü kendisi buluyor.Aynı şekilde değerli mücevher ve kumaşlarla süslü bir sandık hazırlatıyor. İçine o zamanın imal edilen gül kokulu en nadide lokumlardan bir kutu hazırlatıyor, en altına da küçük bir pusula ve bir satır yazı. Gönderiyor.




Şah sandığı açıyor. Açtıkça güzel bir koku ve en altta bir kutu lokum. Anlam veremiyorlar tabii. Bizim elçi yiyor önce, sonra oradakilere ikram ediyor. Kutunun içindeki pusulayı Şah okuyor:

"Herkes yediğinden ikram eder!!!"


süper süpppper.
bi de doğal gaz gönderiyolar bize değil mi?:oley: :oley:

mutlu
09-01-2007, 14:49
Lokman Hekim’e:
--Hastalarımıza ne yedirelim? diye sorduklarında, şu cevabı vermiş:
--Acı söz yedirmeyin de, ne yedirirseniz olur.:roll: :D

mutlu
09-01-2007, 14:57
TEPKİ ÇEŞİTLERİ…*



KLASİK TEPKİ: "Sıraya geç kardeşim"

NEOKLASİK TEPKİ: "Şeker kardeşim sıraya geçiver"

REALİST TEPKİ: "Sıra var"

SÜRREALİST TEPKİ: "Sallandıracaksın bunlardan ikisini Kızılay'da bak bir daha yapabiliyorlar mi?"

ROMANTİK TEPKİ: "Beyefendi galiba sırayı görmediniz"

NATÜRALİST TEPKİ: "Sırana geç"

MODERN TEPKİ: "Efendim insanımız eğitimsiz.Halbuki Avrupa'da..."

POST-MODERN TEPKİ: "Sırana geç lan ayı!"

UZLAŞIMCI TEPKİ: "Acelesi olmasa öne geçmezdi ; üzmeyin garibi"

DEVRİMCİ TEPKİ: "Alt yapı sorunları çözülmeden halkımız sıraya geçmez. Devrim olunca herkes hizaya gelecek"

KADERCİ TEPKİ: "iki dakika fazla beklesek kıyamet mi kopar? Kısmetse hepimizin işi görülür"

FELSEFECİ (septik-kuşkucu) TEPKİ: "Ön ve arka kavramları görecelidir. O tarafın ön taraf olduğuna kim karar verdi? Öne geçtiğini zanneden, aslında arkaya geçmiş olabilir"

KANT'CI TEPKİ: "Efendim algılanmayan şeyler yok demektir. Bakmayın o tarafa,adam yok olur"

KÖTÜMSER VAROLUŞÇU TEPKİ: "Herkes bir gün ölecek. Onurlu bir şekilde bekleyin. Bir gün o adam da ölecek"

İYIMSER VAROLUSÇU TEPKİ: "Sıkmayın canınızı, su anın tadını çıkarmaya çalışın. Bakın ne güzel hayattasınız ve birileri önünüze geçebiliyor"

HUMANİST TEPKİ: "İnsanlık bir bütündür. Birimiz hepimiz hepimiz birimiz için. Dolayısıyla birimiz öne geçince, aslında hepimiz öne geçmiş oluyoruz."

mutlu
09-01-2007, 15:02
-"Hayrunnisa, bu aksam benim evimde "cagri" filmini izlemeye
ne dersin? Zemzem Kola ve saray krakerlerim de var...":oley:



Abdullah:
-"Fatma bu geceki ilahi konserine iki biletim var, gidelim mi?"
Fatma:
-"Hayirlisi olsun Abdullah...:D



-"Hayrunisagül, ben ciddi bir iliski düsünüyorum, evlenmelik,
söyle sen ne dersin?"
-"Allah derim Abdülkerem!"
-"Elhamdülillah." :o


-"Her sabah ezaninda uyandigimda aklima siz geliyorsunuz. Keske
5 vakit birlikte olsak...:) " :gulen:



-"Birer hurma yeseydik beraber?":roll:


-"Allahin izni peygamberin kavli ile benle cikar misin Kevsersu?"
-"Tabii Mücahitcan neden olmasin?"
-"Hadi gel öyleyse, Yeni Cami'de güvercinleri yemlemeye gidelim."
-"Tamam, sonra da Eyüp Sultan'a romantizm daim olsun diye dua
etmeye gidelim Mücahitcan.":oley: :oley:

mutlu
09-01-2007, 15:04
Sokrates ve eşi bir türlü iyi geçinemezlermiş. Bir gün eşi Sokrates'e verip veriştirmiş, ağzına geleni söylemiş. Bakmış kocası hiçbir tepki göstermiyor; bir kova suyu alıp basından aşağı boşaltmış. "Bu kadar gök gürültüsünden sonra bir sağnak zaten bekliyordum" demiş.

mutlu
09-01-2007, 15:05
Bernard Shaw ile Churchill hiç geçinemez ve sık sık birbirlerini iğnelermiş.. Bernard Shaw, bir oyununun ilk gecesine, Churchill'i davet etmiş ve davetiyeye de bir pusula iliştirmiş :

“Size iki kişilik davetiye gönderiyorum. Bir dostunuzu alıp gelebilirsiniz. Tabii dostunuz varsa." Churchill , hemen cevap göndermiş:

“Maalesef o gece başka bir yere söz verdiğim için oyununuzu seyretmeye gelemeyeceğim. İkinci gece gelebilirim, tabii oyununuz ikinci gece oynarsa."

mutlu
09-01-2007, 15:05
Kulaklarının büyüklüğü ile ünlü Galile'ye hasımlarından biri:

Efendim, demiş. Kulaklarınız, bir insan için biraz büyük değil mi? Galile:
Doğru, demiş. Benim kulaklarım bir insan için biraz büyük ama,seninkiler bir eşek için fazla küçük sayılmaz mi?

mutlu
09-01-2007, 15:06
Bir filozofa sormuşlar :

"Şansa inanır mısınız?" Filozof :
"Evet, yoksa sevmediğim insanların başarısını neyle açıklardım".

mutlu
09-01-2007, 15:08
Eski tarihlerde Mozart'ın yaşadığı günlerde, besteci olma hayaliyle yaşayan bir genç varmış. Arkadaşları gence; "Git, Mozart'la konuş. O sana tavsiyede bulunur" demişler.

Genç, bir yolunu bulmuş ve Mozart'la tanışmayı başarmış. Konuşmaya başlamışlar ;

Ben senfoni bestelemek üzere büyük bir hayale sahibim. Nereden başlamamı önerirsiniz?
Sana biraz daha yaşlanana kadar beklemeni tavsiye ederim. Bu arada da hayallerini daha kolay başlanabilecek konulara yöneltmeni öneririm.
Ancak Sayın Mozart, siz ilk senfoninizi bestelediğinizde benden bile daha gençtiniz.
Ben kimseden tavsiye istemeden başladım.

mutlu
09-01-2007, 15:11
inekler ve rejimler
Sosyalizm : iki ineginiz varsa, birini komsuya verirsiniz.
Komünizm : iki ineginiz varsa, devlet ikisini de alir, size süt verir.
Fasizm : iki ineginiz varsa, devlet ikisini de alir, size süt satar.
Nazizm : iki ineginiz varsa, devlet ikisini de alir, sizi kursuna dizer.
Kapitalizm : iki ineginiz varsa, birini satar, boga alirsiniz.
Teokrasi : iki ineginiz varsa, devlet ikisini de alir, siz süt duasina cikarsiniz.
Bürokrasi : iki ineginiz varsa, devlet ikisini de alir, birini öldürür, ötekini satar, kovayi devirir.
Demokrasi : iki ineginiz varsa, ikisi de greve gider.

mutlu
09-01-2007, 15:18
tuvalet yazıları (+18)

İstemeden çıkardığınız sesi Burada isteyerek çıkarma özgürlüğünüz var.

Bugünkü falımda "size bir yol görünüyor" yazıyordu Doğru çıktı,..ok yoluna geldik...

İki yanağı olan her şey surat değildir...

Bazı gerizekalıların dikkatine ; "oturmadan önce kapağı kaldırın"

Elektrik tasarufu yap karanlıkta hedefi tutturmayı öğren.

Pisuvara izmarit atmayınız => Biz sizin kü ltablanıza işiyor muyuz ??

Sevgili Tosun,tuvalet yazılarına hayranım. acaba bir imza günü düzenleyebilir misin?

Kokunu çekmek istemiyorsan sifonu çek

Acele işe ŞEYTAN KARIŞIR ben de işeyeceğim

İnsan istediği kadar dönebilir fakat ..ıçı hep arkasında kalır

Osuruk, ..ıçı konuşturmaya çalışmanın başarısız bir denemesidir...

Tuhaf sesleri örtebilmek için, ıslık çalmanızı veya şarkı söylemenizi öneririz.

Lütfen sessiz iseyin, zavalli İzmitliler sular geldi sancak.

Bunca içine ettiğimiz dünya'nın neden sifonu yok

Azimle ..ıçan mermeri deler.

Poponuzu tuvalet kağıdı yerine gazete ile silin. Böylece hem kağıttan tasaruf edersiniz hemde kültürlü bir ..ıçınız olur...

Hayali ihracaat yapmayın sesli ihracaat yapın daha az kokuyor....

Tuttuğun altın olsun

Eller yukarı fermuar aşağı ...

Kenefe ne gerek var dünya'yı kenef'e çevirmedik mi?

Acı Kebap seven çıkışına katlanır

mutlu
09-01-2007, 15:30
internet delisi
1. Modeminizi kapattiginizda icinizde bir burukluk hissediyorsaniz;
2. Defterinizdeki tüm adreslerde @ varsa;
3. internet erisimi olmadigi icin annenizle haberlesemiyorsaniz;
4. Telefon faturaniz 2 sayfadan fazlaysa;
5. Esiniz resti cekip "Hayir, bilgisayar yataga giremez!" dediyse;
6. Bilgisayar masanizin sandalyesini bir klozetle degistirmeyi düsündüyseniz;
7. Gülümsediginizde basinizi yan ceviriyorsaniz; :-)
8. Esiniz devamli olarak evlilikte iletisimin önemini vurguluyorsa ve siz de bunun üzerine kendisine yeni bir telefon hatti ve modem aldiysaniz;
9. Kelime islemcinizle birseyler yazarken her noktadan sonra "com" yaziyorsaniz.com
10. "0,1,2,3,4,5,6,7,8,9,A,B,C,D,..." diye sayiyorsaniz;
11. Rüyalariniz 256 renkse;
12. Uyumaya calisirken sleep(8*3600) diye düsünüyorsaniz;
13. Asansore bindiginizde gitmek istediginiz kata ait dügmeyi cift tikliyorsaniz. Bu internet isini biraz fazla abartmissiniz demektir.

mutlu
09-01-2007, 15:34
BİR ACEMİNİN AZERBAYCAN MACERALARI


Azerbaycan'ın adını işyerinde telaffuz etmeye başladığımızda yani 1992-1993 yıllarında, orası bizim için kapalı bir kutuydu. Azerbaycan, çok çok eski olan Rus cihazlarından oluşan haberleşme ağını yenilemeye, köylerine, kasabalarına telefon hizmeti götürmeye çalışıyordu. Tabii dünyaya pencerelerini açtıktan sonra da ilk iş olarak; dil, kültür, din birliği olan kardeş ülke Türkiye'den yardım istemişlerdi. Bizler de Türkiye'nin en önemli iki telekomünikasyon şirketinden biri olarak güzel projeler yapmak için kolları sıvadık.

İlk defa Direktörümüzün Azerbaycan ile telefon konuşmasına şahit olduğumda şok oldum. Konuştuğu kişi dönemin Haberleşme Bakan Yardımcısı' ydı ve bizim patron, hiçbir samimiyeti olmamasına rağmen "sen" diye hitap ediyordu. Azerice'de "siz" kavramı yoktu. Görüştüğünüz kişi Bakan da olsa "sen" diye konuşabiliyordunuz. Birinci dersimizi aldık.

Karşılıklı görüşmeler için Bakü' ye gittik. Havaalanında dakika bir, gol bir hatamı yaptım. Üniformalı birini göstererek, Azerice'de benden daha tecrübeli bir arkadaşıma "bu adam subay mı?" diye sordum. Arkadaş: "sus, adamı peşimize mi takacaksın, burada subay bekar demek" dedi. Bizdeki "subay" ne demek söylemedi.

Bizi karşılayan Azeri arkadaş, arabaya binerken kendisinin dalda (arkada) gideceğini benim de kabaga (öne) oturmamı söyledi. Otelin önüne gelince şoför; "abla sen burada düş, ben arabayı saklayıp gelirim" dedi. Yani ben ineceğim, o da park edip gelecek. Sonra düşmenin inmek yerine her yerde kullanıldığını "merdiveni boşver, gel asansörle düşelim" dediklerinde daha iyi kavradım. Ama bunu bilmeyen arkadaşlarımız Azerbaycan Havayolları ile yaptıkları bir uçuş sonunda, Bakü' ye beş dakika içinde düşecekleri anonsu ile hayatlarını film şeridi gibi bir-iki saniye izleme fırsatını bulmuşlar. Bir diğerimiz de Bakü' ye telefon edip montaj ekibimizin varıp varmadığını öğrenmek istemiş, telefondaki Azeri: "uçak Bakü üzerinde fırlandı, fırlandı, Sumqayit' e düştü" demesiyle feryat figan ortalığı birbirine katmıştı. Anladık ki uçak Bakü' ye inememiş, bir iki tur atıp, başka bir şehre inmiş.

Azeriler çok misafirperver. Herhangi bir ikramı reddetmek çok ayıp. Sizi ağırlamak için paralanıyorlar. Altı saat boyunca yemek yenilebiliyor. Bizi o dönemin gözde bir lokantasına götürdüler. Adı Gülistan. Ordan burdan konuşulurken, çok değerli bir şairlerinin başka bir ülkede rahmetli olduğunu ve sümüklerini Bakü'ye getirmeye çalıştıklarını söylediler. Biz yine anlamsız anlamsız bakınca, sümüğün kemik anlamına geldiği ve Türkçe sümüğün karşılığının da "burun suyu" olduğu anlaşıldı. Sonra bana sümüklü et (pirzola) sipariş edildi. Şu anda Bakü'deki Migros yani ???????? Store'un camlarında "sümüklü et şu kadar, sümüksüz et bu kadar" ilanlarını görmek mümkün. Bu arada garson yanımıza yaklaştı ve yan masadaki adamların arkadaşımızı Sefer Bey'e okşattıklarını söyledi. Tabii okşanmaya maruz kalmış arkadaş da kolay kolay okşanacak bir tip değil. Bıyıklı ve iri cüsseli olan arkadaşımız acayip bozulup, "kim okşatmış beni, bu da ne demek" şeklinde horozlandı. Okşatmanın - benzetmek olduğunu zar zor anlayarak rahatladık. Rus kızların dansları ve "Ada Vapuru Yandan Çarklı" şarkısı eşliğinde yemeğimizi bitirdik. Ertesi gün seherde bizi otelin kabağından aparacaklarını söylediler. Yani sabah, otelin önünden alınacaktık.

Sezen Aksu, İbrahim Tatlıses acayip rağbet görüyordu. Bir de o zamanlar Cuma akşamları TRT'de yayınlanan "Bir Başka Gece" programı çok seviliyordu. Hatta Cuma gecelerine denk gelen düğünlere "Bir Başka Gece" programı süresince ara veriliyor, düğün ahalisi TV salonuna geçerek hep birlikte programı seyrediyordu. Sonra düğüne bırakılan yerden devam ediliyordu. Daha da enteresanı önemli bir iş toplantısının ortasında üst-makamın ofisinin (genelde her ofiste irice bir TV var) kapısı tık tık çalınıyor, departmandaki sekreterler sessizce kenara diziliyor ve sabah saatlerinde verilen Brezilya dizisi hep birlikte seyrediliyordu. Tabii bizim toplantı devam ediyordu etmesine ama Azeri yöneticisinin gözleri de sık sık televizyona kayıyordu. En zevklisi Azerbaycan-Türkiye futbol maçını Azeri televizyonundan, Azeri spikerin anlatımıyla seyretmek: Türk Milli Yığma Komandoları. Türkiye Milli Takımı anlamında. "Türk kapıcısı (kaleci) topu gapı aralığından depti, yirmibirinci dakka olmasına rağmen maç heç heç (0-0) devam etmekte" gibi sevimli cümlelere rastlıyorsunuz. Ya da bir Amerikan filmini Azeri dublaj ile seyretme şansını yakaladıysanız Robert Redford'un "men yahsiyem, istemirem. Sen nicesin?" şeklinde konuşmasına gülmekten kırılıyorsunuz. (Bu arada Arap ülkelerinden birinde iş için bulunan arkadaşım bir filmde: R. Hudson'a barmenin ne içeceğini sorduğunu ve onun da elhamdüllah oruçluyam dediğini söyledi. İnanamadım, yazmış da olabilir). Bu arada bizler de onları Türkiye'ye davet ettik. Hatta bir yöneticinin eşi rahatsızlandı ve doktora götürmek görevi bana düştü. Amerikan Hastanesi'nden randevu aldık. Kadın; "oynaklarım, sümüklerim, kıçım ağrıyor, derman yuttum geçmedi" dedi. Doktorda Hakan Şükür bakışları oluştu. Yani "eklemleri, kemikleri ve bacakları ağrıyor ve ilaç almasına rağmen geçmiyor" dedim. Neyse tahliler filan, derman bulundu

alıntıdır

mutlu
09-01-2007, 15:35
mezar taşları
Ölüm allahın emri enflasyon olmasayadı. (Dar gelirli bi vatandasin mezartasi)
Açılmadan iade. (70 yasinda ölen bakire bi kadinin mezar tasi)
Ben ölecek adam deyilim. (Kendini begenmis bir adamin mezar tasi)
Bir gün eserini seyretmek için bir adım geri açıldı. (Gökdelenin cam silicisinin mezartasi)
İnsanların ölmeden önce en son kalbi durur, rahmetlinin dili durdu. (Politikacin mezartasi)
Artık karısı geceleri nerde olduğunu biliyor. (Capkin bir adamin mezartasi)
iİlk kez karısından habersiz bi yere gitti. (Kilibik bir adamin mezartasi)
Milleti kurtarmak için millet vekili olmuştu, millet kurtuldu. (Bir milletvekilinin mezartasi)
Bu Dünya çok çekti. (Bir kameramanin mezartasi)
Hiç istemediği bir delasmana gitti. Sonunda hayatın bitiş ipini göğüsledi. (Atletin mezartasi)

selçuk efendi
10-01-2007, 23:50
Kucuk bir kiz ogretmeni ile balinalar hakkinda konusuyordu.

Ogretmen bir balinanin insani yutmasinin fiziksel olarak imkansiz
oldugunu soyledi, cunku balinalarin bogazi cok kucuktu.

Kucuk kiz Jonah’i (Yunus peygamber) bir balinanin yuttugunu
soyledi, sinirlenen ogretmen balinanin insani yutamayacagini
tekrarladi, bu imkansizdi.

Kucuk kiz soyle dedi, “Cennete gittigim zaman Jonah’a
soracagim”

Ogretmen “Ya Jonah cehenneme gittiyse?” diye yanitladi.

Kucuk kiz “ O zaman sen sorarsin”

--------------

Bir anaokulu ogretmeni siniftaki cocuklar resim yaparken, onlari
seyrediyordu. Her cocugun calismasina bakmak icin sinifta
dolasiyordu.

Gayretli bir sekilde calisan kucuk bir kizin yaninda gittiginde, ona ne
cizdigini sordu.
Kiz yanitladi, “Tanriyi ciziyorum”

Ogretmen duraksadi ve sordu, “Ama hic kimse Tanrinin neye
benzedigini bilmiyor”

Kiz kafasini kaldirmadan yanitladi, “Birazdan ogrenecekler”

-----

Bir Pazar okulu ogretmeni bes, alti yaslarindaki cocuklarla On Emri
tartisiyordu. Anne ve Babaya “saygi” emrini acikladiktan
sonra, sordu, “Kardeslerimize nasil davranacagimizi ogreten bir emir
var mi?”

(Bir ailenin en buyuk cocugu olan) kucuk bir oglan yanitladi,
“Oldurmemelisin”

----

Bir gun kucuk bir kiz oturup annesinin mutfakta bulasIklari yikamasini
seyrediyordu. Aniden annesinin saclarinda beyazlar
oldugunu fark etti. Annesine bakti ve merakla sordu, “Neden sacinda
beyazlar var anne?”


Annesi yanitladi, “Her yanlis yaptiginda, beni kizdirdiginda,
mutsuz ettiginde, saclarimdan biri beyazlar”


Kucuk kiz bu cevap uzerinde bir sure dusundu ve sonra sordu,
“Anne, anneannemin tum saclari nasil bembeyaz oldu?”

------

Cocuklar hep birlikte fotograf cektirmislerdi, ogretmen her birini bir
fotograf almaya ikna etmeye calisiyordu. “ Dusunun,
buyudugunuz zaman bu fotografa bakip ‘Bu Jennifer, o avukat,’
veya ‘bu Michael, o doktor’ demek ne kadar guzel olur”


Sinifin arkasindan zayif bir ses cinlar “Ve bu ogretmen, o
öldü.”

-----
Bir ogretmen kan dolasimi uzerine ders anlatiyordu. Konuyu daha iyi
aciklamaya calisarak soyle dedi, “Simdi, sinif, eger basimin
uzerinde durursam, bildiginiz gibi, kan basima iner ve yuzum kipkirmizi
olur”.


”Evet” dedi sinif.
“O zaman, neden ben olagan pozisyonda ayakta dururken kan
ayaklarima gitmiyor?”
Kucuk bir oglan bagirdi, “Cunku ayaklarin bos degil”

----

Cocuklar ogle yemegi icin Katolik ilkokulunun kafeteryasinda siraya
girmislerdi. Masanin basinda buyuk bir elma yigini vardi,
rahibe bir not yazip elma tepsisinin uzerine asmisti:

“Sadece BIR tane alin. Tanri izliyor”

Sirada biraz daha ilerleyince, masanin diger ucunda buyuk bir cukulatali
corek yigini vardi.

Bir cocuk not yazmisti, “Istediginiz kadar alin. Tanri elmalari
gozluyor”

mutlu
17-01-2007, 13:00
SON SAAT

Doktor adama topu topu 12 saat ömrü kaldığını söylemiş.
Adam eve gelmiş durumu karısına anlatmış :
-Bu gece gel gidip eğlenelim, sabaha kadar dans edelim...
-Tabii sana göre hava hoş, demiş kadın.
-Nasıl olsa sabah senin kalkma mecburiyetin yok...

mutlu
19-01-2007, 15:06
Zil sesi

Kasabanın saygın papazı, bir akşam meyhaneye gider.Yemeğini erken şarabını da o kalabalık meyhanede yudumlamaktadır. Saatler sonra çişi gelir ve tuvalete gider. Çıktığında, meyhanedeki o kalabalık kah-kahalarla gülmekte ve birbirlerini dürtüp işaret parmaklarıyla papazı göstererek kahkahalarına devam etmektedirler. Buna anlam veremeyen papaz, meyhaneciyi çağırarak neler olduğunu sorar.
Meyhaneci der ki: "Papaz efendi bizim tuvalette pisuarın üstünde belden aşağısı bir kağıla kapanmış, üstü çırılçıplak bir kadın resmi vardır, zaten görmüşsünüzdür"
-Eeee, der papaz.
Meyhaneci: "İşte o kağıdı kaldırınca bizim bu tarafta bütün ziller çalar da ondan gülüyorlar"..

Şafak
19-01-2007, 18:41
YAZILI VAAAAR...
DERS:COGRAFYA
Aşağıdaki yazılar Ahmet Gülüm öğretmenin "Dikkat Yazılı Var" ve
"Yine mi yazılı var" adlı kitaplarından. Hepsi gerçek sınavlardan
veya cevaplardan alınmış. Öğretim sistemimizin başarılı (!) yönünü
ortaya koyuyor (gülüyoruz ağlanacak halimize...) Bu sayfa tabii ki
kitabın kendi havasını veremiyor ve kitaptaki herşey yok. Eğer
beğenirseniz bu kitapları satın alın (İmla ve gramer hatalarına dokunulmamıştır).


SORU: Doğu Anadolu'da sanayi neden gelişmemiştir?
CEVAP: Doğu Anadolu çok dağlık mağlık bir yerdir. Oralar dağlık mağlık olduğu için ulaşım oraya gidemiyor.
Ulaşım gitmeyince fabrika kurulamıyor. Fabrika dağın tepesinde olmaz. Dağı yok etmek gerekir.
Bu da para ister. Ülkemiz fukara karşılayamaz. Zaten dağı yok etmek için dinamit konulsa teroristler onları çalıp çırpıp
götürür. Bu yüzden oraya endüstri gitmemiş (Mustafa/Ortaokul-1 ).

SORU:İstanbul'un önemi nedir?
CEVAP:İstanbul önemli bir şehirdir.Toprağı altındandir. Köyden göç
edenler İstanbula iş,aş bulmak için giderler. Ve zengin olup
köylerine geri dönerler. Bağzıları ev parası için bağzıları ise
başlık parası için...Ama bunlar hepsi eskidendi. Şimdi bir tek ev
parası ve çocukların okuma parası için geliyorlar. Şimdiki zamanda
başlık parası yoktur, kaçan kaçana,seven sevene. Köyden İstanbula
gelen hemşeriler çoktur. Ayrıcana İstanbulda çok çok ürün yetişir.
Bunların bazıları domates,salatalık, lahmacun, ve kıvırcık
maruldur. Istanbul ayrıca Asya ile Avrupa arasında bir yol geçen
hanı köprüsü gibidir. Her bir kimse bu köprüden geçer. İstanbul
önemli olmasaydi nüfusu onbeş milyon olur muydu hiç?
(Derya/Ortaokul-2)

SORU:Ölçek çeşitleri nelerdir?
CEVAP: -Boy ölçeyi, kilo ölçeyi ve kesir ölçeyi(Ayşe/Ortaokul-2 )
-1. Terazi tartı ölçek -
- 2. Fakir ölçek -
- 3.Zengin ölçek (Melek/Orta-1)

SORU:Ölçek nedir?
CEVAP:Bir ilmi birim birimidir, ve ölçeğin tanımını yapmak için
ölçek gerekir(Arif/Ortaokul-1 )

SORU: Dunyamız nasıl oluşmuştur?
CEVAP: -Dünyamızı insanlar kurmuştur. Dünyamız temiz sular, temiz
hava ve temiz yolları yani temiz yollarla dünyamız güzel bir
şekilde oluşur(Seda/Ortaokul-2)

SORU: Türkiye'nin özel konumunu açıklayınız.
CEVAP: -Türkiye çok özel bir konuma sahiptir. Özel bir konuma
sahiptirden dolayı özel konum başka kimseyi ilgilendirmez. Ama
etrafımızdaki devletler özel konumumuza karışıp dururlar.Halbuki
hiç karışmamalılar. (Selim/Ortaokul-2)

SORU:Ovalar kaça ayrılır?
CEVAP: -Dörde ayrılır: Yeşil ova, kurak ova, ağaçlık ova ve güllük gülüstanlık ova. (Esma/Ortaokul-2)
-Ovalar dörde ayrılır. Doğu, batı,kuzey, güney.( Ali/Ortaokul-2)
-Çukur ova, düzlük ova ve yamuklu ova diye üçe ayrılır(Ufuk/Ortaokul-2)

SORU: BOYLAM NEDIR?
CEVAP: -Mesela kapının oraya gittiyimizde boyunuzu
ölçebilirsiniz,buna boylam denir. (Yavuz/Ortaokul-2)
-Bir şeklin düz bir şekilde destek olmadan durmasıdır(Serdar/Ortaokul-2)

SORU: ENLEM NEDIR?
CEVAP: Bir canlının boyunu posunu ölçmeye yarayan şey(Ali/Ortaokul-2).

SORU: Karadeniz bölgesinin geçim kaynakları nelerdir?
CEVAP: -Balıkçılık hamsi yani accık tarım, nataşa en çok geçim kaynağı olanlarıdır.(Halil/Ortaokul-2 )

SORU:Karadeniz bölgesindeki tarımı anlatınız.
CEVAP: -Karadeniz bölgesinde toprak çok verimlidir. Burada en çok
hamsi yetiştirilir. Hamsi önce ovalarda sonra yamaçlarda en sonunda
dağlarda yetiştirilmistir. Bu bölgemizde kışlar çok yağışlı
olduğundan hamsiler serada yetiştirilir.(Hatice/Lise-2 )

SORU:BOĞAZLARIMIZIN DERİNLİĞİ NE KADARDIR?
CEVAP:- İstanbul Boğazı az biraz derindir, Çanakkale Boğazı ise
çok çok az biraz derindir ve aralarında dünya kadar fark olmasıdır. (Seyit - Lise 2)

SORU:OVA NEDİR?
CEVAP: - Dümdüz ve uçsuz bucaksız şahane yerlere ova denir(Hakan-Ortaokul2)
-Çukur mukur gibi yamukluklara ova denir. (Ali - Ortaokul 2)
- Boş ve yamuk araziye denir. (Fatma - Ortaokul 2)
- Yaylaya benzeyen, şehirden uzak kimsenin gitmediği, yazın ter atmak için yerler ovadır. (Mahmut - Ortaokul 2)

SORU:ALUVYON NEDİR?
CEVAP: - Topraklar dere kenarında toplanıp toplanıp giderler. En
sonunda topraklar toplanıp toplanıp gitmezler. Gitmezlerse alevinyon denir. (Ali - Lise 2)

SORU:MARMARA BÖLGESİNİN İKLİMİ NASILDIR?
CEVAP:- Marmara bölgesinde miki iklim tipi görülür. Yumuşakımsı
bir iklim olduğundan tabiata dayanır. (Ferda - Lise 2)

SORU:PLATO NEDİR?
CEVAP: - Akarsuların oydukları ve insanlara göre yüksekte kalan çukur tepecik. (İlyas - Ortaokul 2)

mutlu
20-01-2007, 09:57
Bu şiiri okuduktan sonra muhasebeyi daha iyi anlayacaksınız

MUHASEBECİNİN ŞİİRİ

Beynimi aktife,
Yüreğimi pasife aldım.
Tutkularımı, vadesi geçmis ertelenmii Diğer Yükümlülüklere.
Düşlerimi, sayım ve tesellüm fazlalarına. Düşüncelerime reeskont
uyguladım. Korkularımı geçmiş yillar zararlarına,
Kaygılarımı gelecek yıllara ait Gider tahakkuklarına.
Alışkanlıklarımı, borç ve gider karşılıklarına.
Dostlarımı özkaynaklara yazdım.
Dostluklarımın bitenini
Birikmiş amortismanlara.
Seni hiçbir hesaba yazamadım.
O kadar hesapsız ve kitapsızsın ki
Beynimle yüreğim arasında
Virman yapıp duruyorum.

kantar
23-01-2007, 21:35
Mutluydum. Kız arkadaşımla bir yıldan beri nişanlıydık ve evlenmeye karar verdik. Ailem bize her türlü yardımı yaptı, arkadaşlarım cesaretlendirdiler ve kız arkadaşım rüya gibiydi!! Fakat beni rahatsız eden bir şey vardı;nişanlımın küçük kız kardeşi. Müstakbel baldızım açık-saçık giyinen yirmi yaşında bir afetti. Ne zaman yakınıma gelse öne eğilip iç çamaşır şovuyapardı. Bunu başkalarının yanında yapmadığı için temkinli olmalıydım. Birgün baldız düğün davetiyelerini kontrol etmek için beni yanına çağırdı.Yanına vardığımda yalnızdı; yakında evleneceğimi, bana karşı engelleyemediği ve engellemek istemediği duygu ve arzularının olduğunu kulağıma fısıldadı.Kendimi ablasına adamamı ve evlenmeden önce benimle yatmak istediğini söyledi. Söyleyecek bir kelime bulamadım. Tamamen şoke olmuştum. "Yukarı yatak odama çıkıyorum ve eğer beni istiyorsan yukarı gel" dedi. Afallayıp kalmıştım, merdivenleri çıkarken arkasından şok içinde bakıyordum.Merdivenlerin sonuna vardığında pantalonunu çıkartıp aşağıya bana doğru fırlattı altındaki ufacıcık tangası ile bana bakıyordu. Bir kaç dakika öylece kalakaldım.
Sonra arkamı dönüp ön kapıya doğru yürüdüm.Kapıyı açtım ve evden çıkarak arabama doğru yürümeye başladım ki, Müstakbel kayınpederim dışarıda bekliyordu. Gözyaşları içinde sevgiyle bana sarılarak,
"Küçük sınavımızı başarıyla geçtiğin için hepimiz çok mutluyuz, kızımıza senden iyi bir damat bulamazmışız. Ailemize hoşgeldin."


Hikayenin ana fikri...
Prezervatif daima arabada durmalı....

kantar
23-01-2007, 21:41
Üç denizci bir denizkızını kurtarır. Deniz kızı bunlara der ki "Biz
efsane değiliz , işte görüyorsunuz ama sihirli yaratıklarız. Siz hayatımı
kurtardınız.Bende sizin birer dileğinizi gerçekleştireceğim. Dileyin
benden ne dilerseniz?

Birinci denizci dilemiş "Zekamı 2 katına çıkar!

"Hay hay demiş deniz kızı. Denizci bir anda japon malı sonar aletinin
gerçekte nasıl çalıştığını anlamış, sadece resimlerine bakarak monte
etmeye başlamış.

İkinci denizci atılmış "Benim zekamı 3 katına çıkar!

"Olur" demiş deniz kızı. O da bir anda gökyüzüne bakarak dünyanın
eğiminde aslında bir sapma olduguna dair formülü tersten ve latince
kaleme almaya başlamış.

Üçüncü denizci bağırmış "Benim zekamı 10 katına çıkar!

"Yapamam " demiş deniz kızı.

"Yaparsın " demiş denizci.

"Hayır ne istedigini bilmiyorsun. Ne söylediğini de bilmiyorsun. Her
sey değişecek ama her şey. Dünyayı bambaşka bir gözle göreceksin. Eski
yaşamınla hiçbir şekilde uzlaşmayacak bir boyuta geçeceksin. Bundan pişman
olabilirsin. Dilersen sana 1 milyon dolar vereyim, bundan vazgeç" demiş
deniz kızı

"Baska hiçbir isteğim yok, zekamı 10 misli arttır! demiş denizci.

"Peki "demiş deniz kızı ve üçüncü denizci BIR KADINA dönüşmüş.....

mutlu
24-01-2007, 16:20
Tanri once yer kuresini yaratir.Bakar ve der:
- Guzel
Sonra atmosferi yaratir. Kenardan bakar ve yine:
- Guzel
Daha sonra topraklari, daglari ve denizleri yaratir. Bakar ve der :
- Guzel
Erkegi yaratir, bir bastan sona seyreder :
- Guzel
Sonra kadini yaratir ve bir hayli baktiktan sonra der:
- Onemli degil, o da makyaj yapar

kantar
30-01-2007, 19:26
çocuklara bulaşmayın :)

Küçük bir kız öğretmeni ile balinalar hakkında konuşuyordu.
Öğretmen bir balinanın insanı yutmasının fiziksel olarak imkânsız olduğunu söyledi, çünkü balinaların boğazı çok küçüktü.
Küçük kız Jonah'ı (Yunus peygamber) bir balinanın yuttuğunu söyledi, sinirlenen öğretmen balinanın insanı yutamayacağını tekrarladı, bu imkânsızdı.
Küçük kız şöyle dedi, "Cennete gittiğim zaman Jonah'a soracağım"
Öğretmen "Ya Jonah cehenneme gittiyse?" diye yanıtladı.
Küçük kız " O zaman sen sorarsın"
------
Bir gün küçük bir kız oturup annesinin mutfakta bulaşıkları yıkamasını seyrediyordu. Aniden annesinin saçlarında beyazlar olduğunu fark etti.
Annesine baktı ve merakla sordu, "Neden saçında beyazlar var anne?" Annesi yanıtladı, "Her yanlış yaptığında, beni kızdırdığında, mutsuz ettiğinde, saçlarımdan biri beyazlar"
Küçük kız bu cevap üzerinde bir süre düşündü ve sonra sordu, "Anne, anneannemin tüm saçları nasıl bembeyaz oldu?"
------
Çocuklar hep birlikte fotoğraf çektirmişlerdi, öğretmen her birini bir fotoğraf almaya ikna etmeye çalışıyordu. " Düşünün, büyüdüğünüz zaman bu fotoğrafa bakıp 'Bu Jennifer, o avukat,' veya 'bu Michael, o doktor' demek ne kadar güzel olur"
Sınıfın arkasından zayıf bir ses çınlar "Ve bu öğretmen, o öldü."
------
Bir öğretmen kan dolaşımı üzerine ders anlatıyordu. Konuyu daha iyi açıklamaya çalışarak şöyle dedi, "Şimdi, sınıf, eğer başımın üzerinde durursam, bildiğiniz gibi, kan başıma iner ve yüzüm kıpkırmızı olur".
"Evet" dedi sınıf.
"O zaman, neden ben olağan pozisyonda ayakta dururken kan ayaklarıma gitmiyor?"
Küçük bir oğlan bağırdı, "Çünkü ayakların boş değil"
------

N.F.K
31-01-2007, 22:18
YAZILI VAAAAR...
DERS:COGRAFYA
Aşağıdaki yazılar Ahmet Gülüm öğretmenin "Dikkat Yazılı Var" ve
"Yine mi yazılı var" adlı kitaplarından. Hepsi gerçek sınavlardan
veya cevaplardan alınmış. Öğretim sistemimizin başarılı (!) yönünü
ortaya koyuyor (gülüyoruz ağlanacak halimize...) Bu sayfa tabii ki
kitabın kendi havasını veremiyor ve kitaptaki herşey yok. Eğer
beğenirseniz bu kitapları satın alın (İmla ve gramer hatalarına dokunulmamıştır).


SORU: Doğu Anadolu'da sanayi neden gelişmemiştir?
CEVAP: Doğu Anadolu çok dağlık mağlık bir yerdir. Oralar dağlık mağlık olduğu için ulaşım oraya gidemiyor.
Ulaşım gitmeyince fabrika kurulamıyor. Fabrika dağın tepesinde olmaz. Dağı yok etmek gerekir.
Bu da para ister. Ülkemiz fukara karşılayamaz. Zaten dağı yok etmek için dinamit konulsa teroristler onları çalıp çırpıp
götürür. Bu yüzden oraya endüstri gitmemiş (Mustafa/Ortaokul-1 ).

SORU:İstanbul'un önemi nedir?
CEVAP:İstanbul önemli bir şehirdir.Toprağı altındandir. Köyden göç
edenler İstanbula iş,aş bulmak için giderler. Ve zengin olup
köylerine geri dönerler. Bağzıları ev parası için bağzıları ise
başlık parası için...Ama bunlar hepsi eskidendi. Şimdi bir tek ev
parası ve çocukların okuma parası için geliyorlar. Şimdiki zamanda
başlık parası yoktur, kaçan kaçana,seven sevene. Köyden İstanbula
gelen hemşeriler çoktur. Ayrıcana İstanbulda çok çok ürün yetişir.
Bunların bazıları domates,salatalık, lahmacun, ve kıvırcık
maruldur. Istanbul ayrıca Asya ile Avrupa arasında bir yol geçen
hanı köprüsü gibidir. Her bir kimse bu köprüden geçer. İstanbul
önemli olmasaydi nüfusu onbeş milyon olur muydu hiç?
(Derya/Ortaokul-2)

SORU:Ölçek çeşitleri nelerdir?
CEVAP: -Boy ölçeyi, kilo ölçeyi ve kesir ölçeyi(Ayşe/Ortaokul-2 )
-1. Terazi tartı ölçek -
- 2. Fakir ölçek -
- 3.Zengin ölçek (Melek/Orta-1)

SORU:Ölçek nedir?
CEVAP:Bir ilmi birim birimidir, ve ölçeğin tanımını yapmak için
ölçek gerekir(Arif/Ortaokul-1 )

SORU: Dunyamız nasıl oluşmuştur?
CEVAP: -Dünyamızı insanlar kurmuştur. Dünyamız temiz sular, temiz
hava ve temiz yolları yani temiz yollarla dünyamız güzel bir
şekilde oluşur(Seda/Ortaokul-2)

SORU: Türkiye'nin özel konumunu açıklayınız.
CEVAP: -Türkiye çok özel bir konuma sahiptir. Özel bir konuma
sahiptirden dolayı özel konum başka kimseyi ilgilendirmez. Ama
etrafımızdaki devletler özel konumumuza karışıp dururlar.Halbuki
hiç karışmamalılar. (Selim/Ortaokul-2)

SORU:Ovalar kaça ayrılır?
CEVAP: -Dörde ayrılır: Yeşil ova, kurak ova, ağaçlık ova ve güllük gülüstanlık ova. (Esma/Ortaokul-2)
-Ovalar dörde ayrılır. Doğu, batı,kuzey, güney.( Ali/Ortaokul-2)
-Çukur ova, düzlük ova ve yamuklu ova diye üçe ayrılır(Ufuk/Ortaokul-2)

SORU: BOYLAM NEDIR?
CEVAP: -Mesela kapının oraya gittiyimizde boyunuzu
ölçebilirsiniz,buna boylam denir. (Yavuz/Ortaokul-2)
-Bir şeklin düz bir şekilde destek olmadan durmasıdır(Serdar/Ortaokul-2)

SORU: ENLEM NEDIR?
CEVAP: Bir canlının boyunu posunu ölçmeye yarayan şey(Ali/Ortaokul-2).

SORU: Karadeniz bölgesinin geçim kaynakları nelerdir?
CEVAP: -Balıkçılık hamsi yani accık tarım, nataşa en çok geçim kaynağı olanlarıdır.(Halil/Ortaokul-2 )

SORU:Karadeniz bölgesindeki tarımı anlatınız.
CEVAP: -Karadeniz bölgesinde toprak çok verimlidir. Burada en çok
hamsi yetiştirilir. Hamsi önce ovalarda sonra yamaçlarda en sonunda
dağlarda yetiştirilmistir. Bu bölgemizde kışlar çok yağışlı
olduğundan hamsiler serada yetiştirilir.(Hatice/Lise-2 )

SORU:BOĞAZLARIMIZIN DERİNLİĞİ NE KADARDIR?
CEVAP:- İstanbul Boğazı az biraz derindir, Çanakkale Boğazı ise
çok çok az biraz derindir ve aralarında dünya kadar fark olmasıdır. (Seyit - Lise 2)

SORU:OVA NEDİR?
CEVAP: - Dümdüz ve uçsuz bucaksız şahane yerlere ova denir(Hakan-Ortaokul2)
-Çukur mukur gibi yamukluklara ova denir. (Ali - Ortaokul 2)
- Boş ve yamuk araziye denir. (Fatma - Ortaokul 2)
- Yaylaya benzeyen, şehirden uzak kimsenin gitmediği, yazın ter atmak için yerler ovadır. (Mahmut - Ortaokul 2)

SORU:ALUVYON NEDİR?
CEVAP: - Topraklar dere kenarında toplanıp toplanıp giderler. En
sonunda topraklar toplanıp toplanıp gitmezler. Gitmezlerse alevinyon denir. (Ali - Lise 2)

SORU:MARMARA BÖLGESİNİN İKLİMİ NASILDIR?
CEVAP:- Marmara bölgesinde miki iklim tipi görülür. Yumuşakımsı
bir iklim olduğundan tabiata dayanır. (Ferda - Lise 2)

SORU:PLATO NEDİR?
CEVAP: - Akarsuların oydukları ve insanlara göre yüksekte kalan çukur tepecik. (İlyas - Ortaokul 2)

Ögrencilerin sınav sorularına cevapları ....

Ögrencilerin sınav sorularına cevapları

Yukarıdaki şiirin ölçüsü nedir?
Cevap: Yaklaşık dokuz santimetredir.(lise 1)

Kimlere zekat verilmez?
Cevap: Şeytana.(ilkokul 5)

Demokrasilerde kuvvetler ayrılığı kaça ayrılır?
Cevap : Üçe; kara, deniz, hava kuvvetleri.(orta 3)

Mondros'u açıklayınız?
Cevap: Mondros kimdir bilmiyom (Orhan/8)

İneğin midesi kaç bölümdür?
Cevap: İki oda bir salon bir mutfak (ortaokul 1)

Servet-i Fünun edebiyatı hangi edebi akımlardan etkilenmiştir?
Cevap: Elektrik akimindan (Yasar/lise 3)


Canlıların ortak özellikleri nelerdir?
Cevap: Yol, su, camii, mezarlık

Orta Asya'dan göçün sebepleri nelerdir?
Cevap: Ellektirik kesintisi (Gülümser/6)

Türkiye'nin geçitlerini yazınız?
Cevap: Alt geçit, Üst geçit, Yaya geçidi (Serkan/7)

Kanuni Fransa'ya neden kapütilasyon tanımıştır?
Cevap: Bir kadına yardım etmek için (Berat/ilkokul)

Güney Doğu Anadolu bölgesinde petrol nerelerden çikartılır?
Cevap: Petrol Raman ve Gazmandan çikartılır (filiz/ortaokul 2)

İzmir'i kim işgal etti?
Cevap: Gazeteci Hasan Tahsin (Baris/orta3)

Ailenin reisi kimdir?
Cevap: Anam (Sabri/ilkokul3)

Koşma nedir?
Cevap: Yürümenin hızlı şekline koşma denir (samet/lise1)

Canlıların en küçügüne ne ad verilir?
Cevap: Bebek (odbs)

Kasabayı kim yönetir?
Cevap: Şerif ve adamları (Kamil/ilkokul5)

Mübarek geceler hangileridir yazınız?
Cevap: Kına ve dolunay gecesi (Hatice/ilkokul5)

6. sınıflarda ;
peygamberimiz (sav) mekkeden............... ye hicret etmiştir,

diye boşluk doldurma sormuştum....Mekkeden samsuna yazmış...

soru: ismet inonu'nun batı cephesine bakısı nasıl idi, acıklayınız
cevap:200 metreden durbunle..

soru: selcuklu devletinin kurucusu kimdir?
cevap: imparator birinci selcuk

N.F.K
01-02-2007, 19:29
Ögrencilerin sınav sorularına cevapları ....

Ögrencilerin sınav sorularına cevapları

Yukarıdaki şiirin ölçüsü nedir?
Cevap: Yaklaşık dokuz santimetredir.(lise 1)

Kimlere zekat verilmez?
Cevap: Şeytana.(ilkokul 5)

Demokrasilerde kuvvetler ayrılığı kaça ayrılır?
Cevap : Üçe; kara, deniz, hava kuvvetleri.(orta 3)

Mondros'u açıklayınız?
Cevap: Mondros kimdir bilmiyom (Orhan/8)

İneğin midesi kaç bölümdür?
Cevap: İki oda bir salon bir mutfak (ortaokul 1)

Servet-i Fünun edebiyatı hangi edebi akımlardan etkilenmiştir?
Cevap: Elektrik akimindan (Yasar/lise 3)


Canlıların ortak özellikleri nelerdir?
Cevap: Yol, su, camii, mezarlık

Orta Asya'dan göçün sebepleri nelerdir?
Cevap: Ellektirik kesintisi (Gülümser/6)

Türkiye'nin geçitlerini yazınız?
Cevap: Alt geçit, Üst geçit, Yaya geçidi (Serkan/7)

Kanuni Fransa'ya neden kapütilasyon tanımıştır?
Cevap: Bir kadına yardım etmek için (Berat/ilkokul)

Güney Doğu Anadolu bölgesinde petrol nerelerden çikartılır?
Cevap: Petrol Raman ve Gazmandan çikartılır (filiz/ortaokul 2)

İzmir'i kim işgal etti?
Cevap: Gazeteci Hasan Tahsin (Baris/orta3)

Ailenin reisi kimdir?
Cevap: Anam (Sabri/ilkokul3)

Koşma nedir?
Cevap: Yürümenin hızlı şekline koşma denir (samet/lise1)

Canlıların en küçügüne ne ad verilir?
Cevap: Bebek (odbs)

Kasabayı kim yönetir?
Cevap: Şerif ve adamları (Kamil/ilkokul5)

Mübarek geceler hangileridir yazınız?
Cevap: Kına ve dolunay gecesi (Hatice/ilkokul5)

6. sınıflarda ;
peygamberimiz (sav) mekkeden............... ye hicret etmiştir,

diye boşluk doldurma sormuştum....Mekkeden samsuna yazmış...

soru: ismet inonu'nun batı cephesine bakısı nasıl idi, acıklayınız
cevap:200 metreden durbunle..

soru: selcuklu devletinin kurucusu kimdir?
cevap: imparator birinci selcuk

Endoplazmik retikiulum nedir?

Arjantin'in gelecek vaat eden oyuncusudur.


Lizozom ve ribozom nedir?

Surinam asıllı Hollandalı ikiz kardeşlerdir.


İstanbul kaç yılında fethedilmiştir?

Bilmez miyiz hocam: Since 1453!


Ünlü bir bestekar ismi yazınız.

Beşiktaş Çarşı Grubu


Eski Roma krallarından birinin adını yazınız.

Eskisi Giannini, yenisi Totti.


Almanya'nın başkenti neresidir?

Hertha Berlin.


İki iki daha kaç eder?

Hangi 2 konuk takımınsa o fazla eder.


Dört çarpı üç kaç eder?

Hocam, kasten çarptıysa penaltı eder ama yakın mesafeden çarptıysa devam eder.


Sıcak renkler nelerdir?

Sadece kırmızıdır… Gören yanar, kavrulur.


En beğendiğiniz müzik türü hangisidir?

Statlarda yapılan tezahürat…


İzmir denince aklınıza gelen üç şey nedir?

Göztepe, Karşıyaka, Altay…


Türklerin Avrupa topraklarında gidebildiği en uç sınır neresidir?

G.Saray’ın UEFA’yı kazandığı Kopenhag’dır.

mutlu
02-02-2007, 14:11
anlamlı...

--------------------------------------------------------------------------------

Dünya çapında bir anket yapılmış. Sadece bir soru sorulmuş:

"Lütfen dünyanın geri kalan kısmındaki yiyecek
eksikliğine bir çözüm ile ilgili kişisel görüşünüzü
dürüstçe belirtiniz."

Anket, büyük bir başarısızlıkla sonuçlanmış. Çünkü;

- Afrika'da insanlar "yiyecek" kelimesinin ne anlama
geldiğini bilmiyorlar.
- Bati Avrupa'da insanlar "eksiklik" kelimesinin ne
anlama geldiğini bilmiyorlar.
- Doğu Avrupa'daki insanlar "kişisel görüş"ün ne
anlama geldiğini bilmiyorlar.
- Orta Doğu'da insanlar "çözüm"ün ne anlama geldiğini
bilmiyorlar.
- Güney Amerika'daki insanlar "lütfen" kelimesinin ne
anlama geldiğini bilmiyorlar.
- Israil'deki insanlar "dürüstlük" kelimesinin ne
anlama geldiğini bilmiyorlar.

- Ve Amerikada'ki insanlar "dünyanın geri kalan
kısmı"nın ne anlama geldiğini bilmiyorlar.
_alıntı_

BOSNA
02-02-2007, 23:31
Kadının biri doktora gitmiş:
-"Doktor bey benim biraz garip bir problemim var ben çok sık ve fazla osuruyorum, ancak neyse ki hiç ses ve koku çıkmıyor, yine de her dakika her dakika bayağı rahatsız olmaya başladım lütfen bir çare bulun." demiş.Doktorda birkaç ilaç yazmış ve 1 ay sonra kontrole gelmesini rica edip kadını yollamış. Aradan 1 ay geçer geçmez kadın yine pat damlamış.
-"Doktor bey ne yaptınız? Yine çok sık gaz çıkarıyorum ama bu sefer bir koku çıkıyor bir koku çıkıyor, dayanılır gibi değil istediğiniz kadar cam kapı acın saatlerce gitmek bilmiyor." Doktor memnuniyetle cevap vermiş:
-"Hmmm güzel, demek burnunuzu tedavi edebildik şimdi sıra kulağınızda."

BOSNA
02-02-2007, 23:36
Adamın biri doktora gitmiş. Kalbim çok atıyor demiş Uzun bir muayeneden sonra doktor "Atmaması lazım" demiş. Adam doğru bir eczaneye gitmiş ve "Atmaması var mı" demiş. Eczacı şaşırarak :"Beyefendi Atmaması bizde olmaz ,siz köşedeki veterinere gidin" demiş. Adam 4 kutu at mamasını almış ve bir ay boyunca kullanmış. Sonuç mükemmel 4 ay sonra adamın kalp şikayetleri yeniden başlamış ve doğru veterinere gitmiş ve 4 kutu daha at maması istemiş. Veteriner "kusura bakmayın at maması ithalatı artık yapılmıyor. Bizde de bitti" demiş. Adam telaşla doktoruna gitmiş ve "atmaması bitmiş" demiş . Doktor da "bitmemesi lazım" demiş...

Baydisiplin
03-02-2007, 06:38
...Her aşk bitki isimleri ile başlar, hayvan isimleri ile biter.
...Oğlumun adını mafya koydum, artık ben de mafya babasıyım.
...1959'da içilen kahvelerin hatırı doldu, duyurulur.
...Selam! Ben Aydan Şener. Hadi yaa. Ben de dünyadan Neil Armstrong.
...Temel Fransa'ya gitmiş. Tabelada Fransa yazıyormuş. O da " Aaaa... burayı da mı Sabancı aldı" demiş.
...Karınızla aranızdaki ortak yan ne? Aynı günde evlendik.
...Karımı o kadar seviyorum ki eskimesin diye başkalarının karılarını kullanıyorum.
...AIDS virusu de, Ebola virusu de maymun patentli. Maymundan gelip gelmediğimiz belli değil ama, Maymundan gideceğimiz kesin.
...Son gülen sen olacaksın. Çünkü geç anlıyorsun

cem yılmazdan:) adam harbi arıza:) gülmekten öldüm:D:D:D

GÜRKAN
06-02-2007, 13:00
Diyarbakırlı birisi kamyonuyla Adana`ya gidiyormuş. Radyodan bir anons duyulmuş:
-Adana`da seyreden yolcularımız, şehrimizi kısa bacaklı, uzun kollu, kırmızı suratlı ve cüce uzaylılar basmıştır ama onlardan korkmayınız ve dost olmaya çalışınız.
Adam yoluna devam etmiş ve bir iki saat sonra adamın tuvaleti gelmiş. Bir çalı kenarına inmiş. Tam işini yapacakken çalı sallanmış. Bizim şoför önce ürkmüş ama radyo anonsunu hatırlamış ve :
-Diyarbakırlıyam, kamyon şoförüyem, sizinle tanışmak istiyem. Ses gelmemiş. Adam tekrar :
-Diyarbakırlıyam, kamyon şoförüyem, sizinle tanışmak istiyem. Yine ses gelmeyince adam bağırarak :
-Diyarbakırlıyam, kamyon şoförüyem, sizinle tanışmak istiyem.
Çalının arkasından ürkek bir ses :
-Urfalıyam, tır soförüyem, sıçıyam.

kantar
12-02-2007, 16:33
Performans Değerlendirme

Ünlü bir sanayicimiz, ne yapsamda prestij kazansam, diye düşümüş taşınmış, sonunda sanata destek ayağına bir klasik müzik orkestrası kuruvermiş. Hem vergiden düşeriz hemde şanımız yürür diye düşünüyormuş.

Derken provalar tamamlanmış ve ilk konser günü gelmiş. Orkestra Schubertin bitmemiş senfonisini çalacakmış. Aman şimdi kapı gıcırtısı çekilirmi diyen sanayicimiz kendi yerine verimlilik uzmanı danışmanını göndermiş. Ertesi gün verimlilik uzmanından bir değerlendirme raporu almış rapor aynen şöyleymiş.

Sayın genel Müdürüm : ST

1. Dört obuacı konserin önemli bir bölümünde boş oturmuşlardır. Bunların sayısı azaltılmalı ve diğerlerinin konsere daha çok katkısı sağlanmalıdır.

2. On iki kemancı aynı anda aynı hareketi yapmakta, aynı notaları seslendirmektedirler. Bu arada da personel tasarrufu yapılmalıdır.

3. Özellikle onaltılık notaların çalınması gereksizdir.Çünkü izleyiciler sekizlik notalarla onaltılık notaların arasındaki farkı anlamamaktadırlar dolayısıyla sekizlik notalarla eser icra edilmeli, yüksek ücretli keman ustaları yerine stajyerler kullanılarak masraf düşürülmelidir.

4. Yaylı sazlarla işlenen pasajların nefesli sazlarla yapılan aynen tekrarı önlenebilir. Böylece iki saatlik konser 20 dakikaya iner. Eğer Schubert bütün bunları dikkate almış olsaydı Bitmemiş Senfoni bitmiş olurdu.

kantar
12-02-2007, 19:08
Dursun, çok feci bir trafik kazası geçirir... Koma halinde hastaneye kaldırırlar. Tedavi olurken kendine gelir. Yatağında bakar ki bir kolu yok... Hepten morali bozulur, asabileşir. Bir taraftan da hastaneyi birbirine katar:
-Ben tek kolla nasıl yaşarım şimdi!
Diye bağırıp çağırır. Kendini hastanenin penceresinden atıp intihar edeceğini söyler. Doktorlar başına toplanır, bakarlar Dursun ciddi, başlarlar nasihata:
-Bak evladım, insan tek kolla da yaşayabilir, ölmediğine şükretsene. Sonra beterin beteri var. Geçen yıl Temel de kaza geçirdi. Onun iki kolunu birden kesmek zorunda kalmıştık... Ama o senin gibi bağırıp, hastaneyi birbirine katmadı. Şimdi de gül gibi yaşayıp gidiyor. İnanmazsan git de bak.
Dursun, bir an sakinleşir, gider yukarı mahallede Temel'i bulur. Bir de bakar ki, Temel'in hakikaten iki kolu kesik ama, Temel bahçede kıvır kıvır oynuyor, hem de nasıl oynuyor...
Bizim Dursun'un kafası karışır ve hayretle Temel'e yaklaşır:
-Ula Temel, eyi ki seni gördüm, yoksa hayatum gideyidi. Ula bizim bi kolumuz kesildi diye intihar edeceğidum. Ama senin, iki koli kesik vaziyette, hem de bi dansöz gibi oynamana karşı teselli oldum... Şu dünyanın haline bak, benum tek kolum kesildi diye intihar edecek kadar beyinsuzum, sense iki koli yok göbek ataysun... Derken, Bizim Temel patlar:
-Ula sen manyak misun, ne göbek atmasi. Sırtım fena halde kaşuniyi... Patlayrum.

kantar
12-02-2007, 20:01
Temel ile Dursun Almanya'da yaşarlar.Ikisi de volkswagen'in kaplumbaga tipli arabasından almıştır.Birgün işten eve giderken Dursun'un volkswagen'i bozulur.Saga yanaşır Dursun. Aracın ön tarafına gelir ve bagaj kapagını açar ve başlar kara kara düşünmeye. Tam o sırada arabasıyla Temel geçer.Temel Dursun'u görür ve o da durur.Yanaşır Dursun'a:
-Ula Dursun nooldi?
Dursun aglamaklı bir halde:
-Sorma Temel gelirken yolda motoru düşürmüşüm.
Temel gülerek kendi arabasının motor kapagını açar ve:
-Üzülme uşagum, Alaman uşaklar herşeyi düşünmüş. Benim bagaja yedek motor koymuşlar.

mutlu
13-02-2007, 12:30
Renk Körü müsünüz?
(gözlerine önem verenlere TEST)

ben denedim şükürler olsun renk körü değilmişim.
siz de deneyin...

http://www.cihannet.com/cnet/yasam/saglik/renktest/test1.htm

mutlu
13-02-2007, 12:45
yukarıdaki adres gerçek renk körlüğü testi idi.

bunun bi de oyunu var. oyuna ancak +13 girebilir.

hadi bunu da test edin.

http://oyunlar1.com/renkkorlugutesti.html

mutlu
13-02-2007, 12:58
Gözleriniz Yorgun Mu?

--------------------------------------------------------------------------------

"C" harfini bulabilecek misiniz ?....



OOOOOOOOOOOOOOOOOOO OOOOOOO
OOOOOOOOOOOOOOOOOOO OOOOOOO
OOOOOOOOOOOOOOOOOOO OOOOOOO
OOOOOOOOOOOOOOOOOOO OOOOOOO
OOOOOOOOOOOOOOOOOOO OOOOOOO
OOOOOOOOOOOOOOOOOOO OOOOOOO
OOOOOOOOOOOOOOOOOOO OOOOOOO
OOOOOOOOOOOOOOOOOOO OOOOOOO
OOOOOOOOOOOOOOOOOOO OOOOOOO
OOOOOOCOOOOOOOOOOOO OOOOOOO
OOOOOOOOOOOOOOOOOOO OOOOOOO
OOOOOOOOOOOOOOOOOOO OOOOOOO
OOOOOOOOOOOOOOOOOOO OOOOOOO
OOOOOOOOOOOOOOOOOOO OOOOOOO
OOOOOOOOOOOOOOOOOOO OOOOOOO
OOOOOOOOOOOOOOOOOOO OOOOOOO
OOOOOOOOOOOOOOOOOOO OOOOOOO


Ya "6"..."6" nerede ?....


9999999999999999999 999999999999999
9999999999999999999 999999999999999
9999999999999999999 999999999999999
9999999999999999999 999999999999999
9999999999999999999 999999999999999
9999999999999999999 999999999999999
9999699999999999999 999999999999999
9999999999999999999 999999999999999
9999999999999999999 999999999999999
9999999999999999999 999999999999999
9999999999999999999 999999999999999
9999999999999999999 999999999999999


Bu sefer de "N".....


MMMMMMMMMMMMM
MMMMMMMMMMMMM
MMMMMMMMMMMMM
MMMMMMMMMMMMM
MMMMMMMMMMMMM
MMNMMMMMMMMMM
MMMMMMMMMMMMM
MMMMMMMMMMMMM
MMMMMMMMMMMMM


Peki..."Q" nerede acaba ?....



OOOOOOOOOOOOOOOOOOO OOOOOOOO
OOOOOOOOOOOOOOOOOOO OOOOOOOO
OOOOOOOOOOOOOOOOOOO OOOOOOOO
OOOOOOOOOOOOOOOOOOO OOOOOOOO
OOOOOOOOOOQOOOOOOOO OOOOOOOO
OOOOOOOOOOOOOOOOOOO OOOOOOOO
OOOOOOOOOOOOOOOOOOO OOOOOOOO
OOOOOOOOOOOOOOOOOOO OOOOOOOO
OOOOOOOOOOOOOOOOOOO OOOOOOOO
OOOOOOOOOOOOOOOOOOO OOOOOOOO



Bunları,10 saniye içinde bulduysanız,güzel...Ama süre daha fazlaysa,gözlerinizi biraz dinlendirmekte fayda var...

ekselans
14-02-2007, 14:52
Amerika'da zencinin biri pasaportunu kaybetmiş. tamda Turkiye'ye tatile gideceği gün. aksilik bu ya...

Ucağı kaçıracak, kara kara düşünürken yolda bir pasaport bulmasın mı ?!..
Hemen almış yerden, bir bakmış ki Leanardo di Caprio'nun pasaportu..

"Ne olursa olsun" demiş ve şansını denemeye karar vermiş.
Çıkarmıs Leonardo'nun fotografını, kendi fotografını yapıştırmış..
Uçmus Türkiye'ye.
Atatürk Hava Limaninda görevli gümrük memuru Temel in karşısına geçmiş..
Almış pasaportu eline Temel adamın ismine bakmış :
''Leonardo di Caprio", fotografa bakmış, bir zenci.
Adama bakmış ayni zenci...
Bir kaç saşkın bakıştan sonra Temel obur masaya seslenmiş,
"Ula Cemal, bu Titanik batmış mıydı, yanmış mıydı?"

mutlu
15-02-2007, 15:51
14 Şubat'ta gül beklerken inek geldi


http://img158.imageshack.us/img158/1299/ccekhbr654ey5.jpg

Fatma Altun eşinden gül veya takı bekliyordu
Gaziantep'in Araban ilçesinde berberlik yapan Zeynel Abidin Altun, 'Sevgililer Günü' dolayısıyla eşi Fatma Altun'a inek hediye etti.

Akbudak Caddesi'nde berberlik yapan 27 yaşındaki Zeynel Abidin Altun, altı yıl önce evlendiği eşi Fatma Altun'a alışılmışın dışında bir hediye verdi.

Altun, her yıl Sevgililer Günü'nde bildik hediyeleri alarak eşine götürdüğünü, bu kez farklı bir değişiklik yapmak istediğini belirtti.

Altun, ''Çok sevdiğim eşime bu kez farklı bir hediye alma yolunu seçtim. 2 bin 100 YTL'ye satın aldığım ineği eşim Fatma'ya Sevgililer Günü hediyesi olarak verdim'' dedi.

Fatma Altun da eşinden bir gül veya takı beklerken eve inek ile geldiğini görünce çok şaşırdığını daha sonra kalıcı bir hediye olarak düşündüğünü belirtti.

Altun, ''Eşimle ben birbirimizi severek evlendik. Her yıl Sevgililer günü dolayısıyla ya gül ya da başka bir hediye getirirdi. Doğrusu inek hediyesi beni önce şoke etti sonra mutlu oldum. İnek günde 20 kilogram süt veriyormuş, süt içerek sağlıklı bir yaşam süreceğiz. İneği her sağmaya oturduğumda aklıma kocam Zeynel gelecek, ve eşimin beni ne kadar sevdiğini düşüneceğim" dedi.

mutlu
15-02-2007, 16:00
Sigaranın faydaları bulundu




Türkiye'de İlk Defa Sigaranın Faydaları Bizde

Sigara içeni köpek ısırmaz
Çünkü yanında baston taşır

Evine hırsız girmez
Çünkü sabahlara kadar öksürür

Üzerine sinek konmaz
Çünkü buram buram nikotin kokar

Fazla yorulmaz
Çünkü yorulunca tıkanacağını bilir

Yürümek için zorlanmaz
Çünkü tekerlekli iskemlede gezdirilir

İhtiyarlamaz
Çünkü genç yaslarda sevdiklerine kavuşur

Sigara içenlerin ayrıca:

Yüzlerine renk gelir
Çünkü dişleri ve bıyıkları sapsarı olur

Vücutları bir kus gibi hafifler
Çünkü ileri donemdeki dolaşım bozukluğundan ötürü önce parmakları,
sonra da el ve ayakları kesilir

mutlu
15-02-2007, 16:04
AVRAT BULMA FORMULU

Sıfıra sıfır elde var sıfır

http://img157.imageshack.us/img157/9813/avratqt1mg5.png

kantar
20-02-2007, 21:37
Acayip yakışıklı bir zenci Amerika'da çok lüks bir otelden içeriye
girmiş.Bir elinde Bond çanta, omuzunda bir papagan.
Resepsiyondan odasına çıkarken akşam yemegi için 100 kişilik yemek
servisi istedigini söylemiş.
Akşam restoranın kapısından yine elinde Bond çanta, omuzunda kuş, tek
başına girmiş.
Oturmuş yemegini yerken, papagan
masaları dolaşıp geri kalan 99 yemegi birer birer yiyip bitirmiş. Otel
personeli toplanmış faltaşı gibi açılmış gözleriyle olayı izlerlerken
şef garson dayanamamış, bu ne iştir diye sormuş.
Zenci anlatmaya baslamış:
"Bir tarihte Istanbul'a tatile gittim. Kapalıçarşı'-da gezerken eski bir
lamba buldum, begendim aldım.Döndügümde lambayı silip temizlerken
içinden bir cin çıktı, dile benden ne dilersen, 3 dilek hakkin var,
dedi.
Ilk dilek olarak, bir çanta param olsun, harcadıkça içi tekrar parayla
dolsun istedim, işte bu çanta, yıllardır harcarım, her açısta
yine doludur.
Ikinci olarak dünyanın en yakışıklı zencisi olayım dedim, işte
görüyorsunuz.
Eh, bir erkek hem paralı, hem de yakışıklı olursa başka ne ister;
kuşum hiç doymasın dedim, "yanlış anladı lavuk...''

ayrıntılar
20-02-2007, 22:49
Hitler ve Stalin bir barda oturmaktadırlar.

Bir adam içeri girer ve barmene :
- bunlar hitler ve stalin değil mi ?
diye sorar.

Barmen :
- "evet, onlar" der.

sonra adam onlara doğru yürür ve sorar:
- selam, ne yapıyorsunuz ?

Hitler cevaplar :
- 3. Dünya savaşını planlıyoruz.

Adam sorar :
- gerçekten mi ? neler olacak ?

Hitler :
- bu sefer 14 milyon Yahudiyi ve bir bisiklet tamircisini öldüreceğiz der.

adam sorar:
- bir bisiklet tamircisi mi ? ? ? !

Hitler Stalin'e döner ve der ki:
- gördün mü ? Sana kimsenin 14 milyon Yahudi'yi takmayacağını söylemiştim !

mutlu
22-02-2007, 13:28
taciz var hocam...

http://img257.imageshack.us/img257/1729/tacizvarij1.jpg

einstein
25-02-2007, 11:37
Soru: UEFA Şampiyonu olan fenerli ne yapar????


Cevap: Playstation'ı kapatıp yatar :)))))))

ÇAKAL
25-02-2007, 12:10
taciz var hocam...

http://img257.imageshack.us/img257/1729/tacizvarij1.jpg


Oooopppppp,alooooooo n'oluyor yahuuu.:)

ÇAKAL
25-02-2007, 12:13
Tayyip Erdoğan'ın MSN'si

H.YONCA
25-02-2007, 13:05
****yılın bomba geyiği olabilir...
mustafa topaloğlu demişki'' bülent ersoy dünya çapında bir yıldız olabilirdi ama önünü kestiler...:D :D :D

zamanlama
25-02-2007, 13:06
Soru: UEFA Şampiyonu olan fenerli ne yapar????


Cevap: Playstation'ı kapatıp yatar :)))))))

:D:D:D:D:super: :super: :super: :super: :super: (bunlar süper demek) :super: :super:

mutlu
26-02-2007, 09:09
http://img141.imageshack.us/img141/4494/59403527rp4aa9.jpg

kantar
26-02-2007, 17:49
Adamın tiki var, tek gözünü sürekli kırpıyor, bir işyerine müracaat etmiş...
Yönetici: "Beyefendi okudugunuz okullar harika, sizi hemen işe alırdık ama gözünüzü sürekli kırpmanız müşterileri rahatsız eder" diye korkarım.
Bunun üzerine adam:
"Bir saniye, ben iki aspirin alırsam göz kırpmam duruyor" demiş.
Ceketinin ceplerini karıştırmaya başlamış; karıştırırken bir prezarvatif çıkmış, sonra kırmızı bir prezervatif, sonra yeşil bir prezervatif, mor prezervatif, sarı prezervatif, fosforlu prezervatif.....
Sonunda iki aspirin tabletini bulmuş, yutmuş ve göz kırpması geçmiş.
Bunun üzerine yönetici:
"Beyim, iyi güzel de bizde birçok bayan çalışıyor, sizin gibi bir cinsi sapıgı işe alamayız!" demiş.
Bizimki: "Ne sapıgı kardeşim, ben çok mutlu evliligi olan bir adamım."
- Madem öyle bütün o prezervatifler ne demek oluyor?
- Siz hiç eczanede, eczacıya göz kırparak, "Iki aspirin" dediniz mi ?

pride
26-02-2007, 21:10
Hamile Kýz

18 yaþýndaki kýz, annesine iki aydýr adet görmediðini söyler.

Annesi, çok tedirgin olur ve eczaneye bir hamilelik

testi almaya gider ve sonuçlar kýzýn hamile olduðunu gösterir.

Anne çýldýrmýþtýr, baðýrýr çaðýrýr ve "bunu yapan hangi domuz?


Bilmek istiyorum" der.

Kýz telefon acar ve yarim saat içinde bir Ferrari evin önünde durur,

içinden hafif kýrlaþmýþ saçlarý ve çok pahalý bir elbisenin içinde

yakýþýklý bir adam iner ve kapýdan içeri girer.

Anne, baba ve kýzla beraber otururlar.

Herif, "kýzýnýz durumu anlattý" der , "kiþisel durumumdan dolayý

kýzýnýzla evlenemem" der,"ancak tüm sorumluluðu alýyorum"

"Eðer bir kýz çocuðu doðarsa annesine bir ev, bir yazlýk

villa ve milyon dolarlýk bir banka hesabi,eðer bir erkek çocuk olursa bir kaç fabrika ve bir

milyon dolarlýk bir hesap,eðer ikiz doðarsa her ikisine de 500 bin dolarlýk hesap ve bir fabrika

vereceðim" der.

Ancak düþük olursa....

O zamana kadar sessizce bekleyen baba elini dostça

adamýn omzuna koyar ve "o zaman tekrar denersin evladým".

mutlu
27-02-2007, 12:03
ÇOK KİTAP OKUMAKTAN... FARKINDA BİLE DEĞİL...
http://img155.imageshack.us/img155/9646/funnysituation2ik9.jpg

mutlu
27-02-2007, 12:23
MEDENÎ DEDİĞİMİZ AVRUPANIN TUVALETİ
(Maalesef tuvaletlerinde su bulunmaz. Sadece kâğıt ile temizlik yaparlar. O da olmazsa duvara b...kları ile böyle yazarlar.
Gerçi bizimkiler de yazılarla, resimlerle süslerler ya... bizimkiler, en azından kalemle yazıyor... heheheh.)
http://img80.imageshack.us/img80/7777/tuvaletkadlazmdiyeduvarvk0.jpg

kantar
03-03-2007, 13:55
Bir zamanlar uzaklarda bir ülkede çok yakışıklı bir prens yaşarmış....
Ancak prens daha küçükken ülkedeki kötü kalpli cadının lanetine uğramış, ve üzerindeki bu lanet yüzünden her yıl sadece 1 kelime konuşabiliyormuş....
Mesela prens 2 kelime söyleyeceği zaman bir yıl boyunca susuyor böylece ertesi yıl da 2 kelime söyleme hakkı oluyormuş...
Bir gün bu yakışıklı ama talihsiz prens dere kenarında otururken, bir de bakmış karşıda küçük bir kulübe, ve kulübenin bahçesinde muhteşem bir kız..saçları altından daha sarı, gözleri gökyüzünden daha mavi, dudakları kirazdan daha kırmızıymış ..
Prens bu güzelliği görünce aklı başından gitmiş, o anda vurulmuş.. ve 2 yıl boyunca konuşmamaya karar vermiş, 2 yıl sonunda kıza ;çok güzelsiniz; diyebilmek için....
Ama 2 yılın dolduğu gün prensin içindeki bu ateş daha da büyümüş ve kıza ;size aşık oldum;demek için yanıp tutuşur olmuş...
Böylece ÇOK+GÜZELSİNİZ+SİZE+AŞIK+OLDUM == toplam 5 kelimeyi söyleyebilmek için, gecen 2 yılın ardından 3 yıl daha konuşmamayı göze almış....
Ve 5 yılın sonunda prens konuşmak için hazır olduğu sırada, birden bu muhteşem güzel ve zarif kızla evlenmeyi, onu sarayının prensesi yapmayı ne kadar istediğini fark etmiş...
Böylece ÇOK+GÜZELSİNİZ+SİZE+AŞIK+OLDUM+BENİMLE+EVLENİR MISINIZ toplam 7 kelime söyleyebilmek , için 5 yılın ardından 2 yıl daha sabretmeye karar vermiş....
Ve prens bu platonik duygularla 7 koskoca yılı tamamladığı gün, artık dünyanın en heyecanlı ve en mutlu erkeği olarak kızın yaşadığı kulübeye koşmuş....
Kız yine kulübenin bahçesinde oturuyormuş ve bir kitap okuyormuş....
Prens elindeki bir tek kırmızı gülü kıza uzatmış ve sormuş:
- ÇOK GÜZELSİNİZ, SİZE AŞIK OLDUM, BENİMLE EVLENİR MİSİNİZ?
Kız başını kaldırıp prense bakmış...... Kulaklarını örten altın sarısı saçlarını geriye atmış...
... ve prense şöyle demiş:
- PARDON?..

kantar
03-03-2007, 14:04
İki Türk Fransa'ya geyik avına gitmiş. Av da av yani... Deniz uçağıyla bir krater gölüne inecekler, dağlarda avlanacaklar sonra dönecekler... Şimdi onlara katılalım...
Pilot: Beyler göle indik, size iyi avlar. Bir hafta sonra tekrar bu göle sizi almak üzere iniyorum. Ancak şunu peşin peşin söyleyeyim, adam başı bir geyik taşıma hakkınız var. Deniz uçağı daha fazlasını kaldırmıyor.
Bizimkiler: Tamam, biz zaten seri avı düşünüyor değiliz, asıl kafamız dağılsın diye buradayız.
Pilot: Harika, iyi avlar. Rastgele!
***
Bir hafta sonra deniz uçağı göle iner... Pilot bir bakar ki... Bizimkilerin yanında, adam başı iki geyik!
Pilot: Bravo da, adam başı tek geyik demiştik. Bu uçak, bu ağırlığı taşımaz.
Bizimkiler: Taşır taşır.
Pilot: Taşımaz.
Bizimkiler: Taşır taşır.
Pilot: Beyler bakın! Burası Avrupa Birliği, her şeyin bir kuralı var. Nizam var intizam var! Dört geyikle binerseniz bu uçak havalanamaz.
Bizimkiler: Havalanır havalanır.
Pilot: Olmaz!
Bizimkiler: Geçen yılki pilot havalandı ama...
Pilot: Havalandı mı? Dört geyikle mi? Buradan mı?
Bizimkiler: Evet tastamam öyle. Geçen yılki pilot, dört geyikle havalandı!
Pilot: Madem o pilot yaptı, ben de yaparım. Hayatımda ilk defa böyle bir şey yapıyor olacağım ama kanıma girdiniz. Hadi yükleyin geyikleri, binin, bağlayın kemerlerinizi, kalkalım.
***
Pilot gazı verir... Deniz uçağı göl üzerinde süratlenir... Süratlenir... Kızaklar sudan kesilir ama uçak bir türlü ağırlığı kaldırıp yükselemez.... Ve sonuçta burun üstü ormanın içine çakılır, bin parçaya ayrılır. Şans eseri kimsenin burnu kanamadan herkes kurtulur. Ormanda, yarı baygın, paramparça olmuş uçağın yanında, bizim avcılardan biri kendine gelir, kafayı kaldırır... Arkadaşı da gözlerini açmıştır...
Gözlerini açan sorar:
- Len Ahmet, neredeyiz biz?
Bizimki şöyle bir etrafa bakar...
- Hemen hemen.... Geçen yıl düştüğümüz yerin 200 metre kadar gerisinde!

PARK
03-03-2007, 14:16
25 harfli alfabe
Bir müfettiş, ilköğretim okulu 2. sınıflardan birine teftiş için girer.
Arka sıralarda oturan mahcup bir öğrenci müfettişin dikkatini çeker:
"Kalk bakalım evladım. Alfabemizde kaç harf var, söyler misin?"
Öğrenci "25" der ve başlar harflerin adını söylemeye. Yalnız 4 harfi söylemeden geçer.
Müfettiş "Olmadı, 29 harf olması lazım" der ve harfleri yeniden söylemesini ister.
Öğrenci harfleri tekrar söyler. Sonuç yine aynı: 25...
Bu sırada uyanık bir öğrenci söz alır.
"Öğretmenim o Fener'lidir... U, E, F, A'yı bilemez..."
''Keh,keh,keh:):):)''

mbatuhan75
04-03-2007, 20:19
Karakterli Şifre
Küçük çocuk internet’te dolaşmaya merakliymiş. Bu esnada girdigi sitelerde kullandigi kullanici adlarini ve şifrelerini küçük kagitlara yazarak, monitörün üstüne asiyormuş.

Bir gün babasi tesadüfen monitörün üstünde “Disney sitesi - MickeyMinnieGoofyPluto” kağıdını görmüş.

Akşam çocuğa sormuş;

“Niçin bu kadar uzun bir şifre verdin, disney sitesine?”

- Çünkü sitede şifrenin en az dört karakterden oluşmasi gerektigi yaziyordu.

çakır.
04-03-2007, 21:56
Adamın eşi ölmüş. Evde matem havası. Gelip giden ziyaretçilerden biri odalardan birini açınca ne görsün...
Adam baldızla yatakta, alt alta - üst üste...
- Nedir bu hal ne yapıyorsun yahu, diye sormuşlar.
Adam adeta inlemiş:
- Ben üzüntüden ne yaptığımı biliyor muyum?

mutlu
05-03-2007, 13:59
bu görüntüler kendi mutfak penceremize sarı kedi ve yavrularının akşam yemeği için geldiklerinde çekmiştim.
kedilerin gözlerine bakın... hepsinin fosforu çıkmış.

http://img147.imageshack.us/img147/7561/kedileraz0.jpg

mbatuhan75
05-03-2007, 19:14
Spekülatörümüz gelir. isim zikretmeyelim. adı gerçek isim olmasın.gargamel olsun adamımızın adı. alt yazıda da burada isimleri geçenlerin gerçek hayatla ilgisi yoktur yazsın. :)


mal satacağım bu hafta yüklü ödemem var. teknik temel bak bakayım benim tahtanın durumu nasıl kızım.

efendim inanın piyasa çok kötü haftayı beklesek FED AB falan bir gaza gelecek nasılsa endeks o ara çıksak.

kızım bana para lazım o da bu hafta lazım. kaç lot alıcı var aşağıda. şimdi satsak. beyefendi bu tahtayı biliyorsunuz KY da metastock var internet var. bla bla bla....

kızım hikaye dinleyecek halim yok. aşağıda kaç lot var sen onu söyle.

tabana kadat 3800 lot efendim

anladım şu macitmiydi neydi onun al olması için kaç lot almak lazım.

beyefendi en az 4 gün üstüste yüklü alımlarla ortalamayı yükseltmemiz lazım.

peki kızım AL indikatörünü bilir misin ?

hayır efendim.

tavana kadar kaç lot var ?

6200 efendim

yaz kızım 12000 lot 2000 er 2000 er tavana kadar

efendim tahta tavanda satışlar gelirse biraz verelim mi kendi alışlarımıza

yok kızım

20000 lot daha yaz alışa

ben kahve içeceğim şirin babanın yanındayım.

..................

ikinci seans durum nasıl kızım.

gelmediler efendim ortalama 4525 TL ile elimzde bu seans aldığımız 6800 lot daha oldu.

gelecekler kızım sen tavana kadar kaç lot var ?

14700 lot oldu efendim

tavana kadar yaz bir 40000 lot daha alış bakayım.

efendim aşağı kademelerde bizim dışımızda bayağı alıcı oldu verelim mi ?

yok kızım gerek yok.

ZARTDATA HABER DETAYI

şirketimiz kıl tüy işine girerse % 50 daha fazla kar eder mi diye araştırma yaptırıyoruz. ortakta bakacaz bir de onun fizibilite çalışması var. halkımız bilsin istedik.

seans salonu :

KY hamdullah : abi çıktı işte ******** bunlar abi ben sattıydım bu adi kağıdı biliyorum ben abi bu kağıt 4 gün tavan çeker. kahretsin ya.... yarın da direk tavan açar. herifler dışarı bilgi sızdırıyorlar. önce spekülatör duyuyor kardeşim. ya.

KY emekli sazan : kızım hiç mi gelmez. yazdırsak.

vs vs vs

gargamel abimiz gülümser kıza döner kızım tavanı bozma yarın ilk seans gene tavana kadar al satlarla memnun et benim yatırımcılarımı. kalan olmasın malsız. ürkütmede olur mu yavrum.

AL indikatörü al vermiştir gene abimiz cuma günü ya da pzt günü elinde kalanları vermek istemezse macit te risi de cici de al verecektir. :)


ALINTIDIR...

mutlu
06-03-2007, 15:00
http://img295.imageshack.us/img295/5435/frezanoualo3br3.jpg

mbatuhan75
06-03-2007, 19:18
zuahahha :) süper bir resim

mutlu
07-03-2007, 14:36
isme bak. fordcu...çok güldüm..
http://img149.imageshack.us/img149/3456/fordcucaferut9.png

mutlu
07-03-2007, 14:37
satılık öğrenci servisi
http://img223.imageshack.us/img223/8383/post147241128604721tp9.jpg

mutlu
07-03-2007, 14:39
http://img237.imageshack.us/img237/9333/post147241128604940hd3.jpg

mutlu
07-03-2007, 14:43
karate okulu
http://img237.imageshack.us/img237/5838/ylnkarateokulu0sloa9.jpg

mutlu
07-03-2007, 14:45
tamamen alıntıdır

Davar Başının Yaşamı
http://img295.imageshack.us/img295/4947/kitap6d7bf43jt8.jpg

mutlu
07-03-2007, 14:59
http://img339.imageshack.us/img339/6485/load159254e41e7fwa9.jpg

mutlu
07-03-2007, 15:00
http://img237.imageshack.us/img237/2909/load159249e5570ffz2.jpg

mutlu
07-03-2007, 15:03
bu sene bunlar çok moda
http://img155.imageshack.us/img155/9879/post91071018620e7f614aq5.jpg
http://img180.imageshack.us/img180/885/post91071018660e892d1xf4.jpg
http://img180.imageshack.us/img180/2585/post91071018711e8cfeaaa3.jpg

mutlu
07-03-2007, 15:14
ikaza bak bee

http://img339.imageshack.us/img339/5787/tur25756zb8wzji1gw6.jpg

mutlu
07-03-2007, 15:21
ilginç, insanın içi ürperiyor. memesi karışıyo valla.

http://img403.imageshack.us/img403/9502/tnf5c6d2xw7.jpg

mutlu
07-03-2007, 15:25
http://img413.imageshack.us/img413/3554/guznabla5up4cjrv0oh8.jpg

mutlu
07-03-2007, 15:36
JAPONYADA GECEKONDULAR BÖYLEYMİŞ. PEK İLGİNÇ...

http://img174.imageshack.us/img174/5325/japongecekondusu1ap0we2.jpg
http://img154.imageshack.us/img154/6314/japongecekondusu2kn2ie7.jpg
http://img167.imageshack.us/img167/363/japongecekondusu3zr2yu7.jpg
http://img228.imageshack.us/img228/7533/japongecekondusu4bx4cu2.jpg
http://img223.imageshack.us/img223/6710/japongecekondusu5hh3ro2.jpg
http://img150.imageshack.us/img150/1484/japongecekondusu6jt8km3.jpg

mutlu
07-03-2007, 15:45
azim diye buna denir araba iyi yine sağlam
http://img300.imageshack.us/img300/7590/tasimazgf7nk1.jpg

mutlu
07-03-2007, 15:49
kadının erkeğe zulmü

http://img403.imageshack.us/img403/5827/213214300ea358c3289jl9.jpg

mutlu
07-03-2007, 16:00
BÜYÜK SÜRPRİZ.............
hehehe
http://img144.imageshack.us/img144/2434/post415901161672396fs4.jpg

mutlu
07-03-2007, 16:04
bir Tanrı misafiri daha... sen de nerden çıktın teyze...
http://img169.imageshack.us/img169/7696/resimmf9ua7.jpg

mutlu
07-03-2007, 16:06
ppppppppppsssiiiiiiiiiiisssssssssstt, kışşş, çekil bakiim ordan
http://img299.imageshack.us/img299/4472/irimvy4jr0.jpg

mutlu
07-03-2007, 16:07
KASIMPAŞALI

http://img413.imageshack.us/img413/1807/pic24484zs0ra0.jpg

mutlu
07-03-2007, 16:10
enjektörden bigudi
http://img403.imageshack.us/img403/2755/33ch4iz6.png

kantar
07-03-2007, 16:22
Adamın biri kılıbık.Yani 1 kalorilik.Canı kurufasulye ister fakat karısından çekinir.
Akşam eve gelince önce karısına onu sinemaya götüreceğini söyler.
Bir süre sonra canının kurufasulye çektiğini söyler.
Tabi karısı her ne kadar istediği her zaman sinemaya gidebileceğini bilmesine
rağmen kocasından teklif gelince memnun olur ve akşam
yemeğini onun istediği şekilde hazırlar ve yemeği yerler.
Sıra gelir sinemaya gitmeye.Giderler ve yerlerine otururlar.Film başlar.
Kuru adamı sıkıştırır ve adam karısına eğilir:
-Hanım bir kuş uçurabilir miyim? der.Karısı:
-Hadi uçur bakalım der.Adam "ZOOORT" yapar.
Bir süre sonra yine kuru sıkıştırır ve adam biraz sallandıktan sonra karısına eğilir ve:
-Hanım bir kuş daha uçurabilir miyim? der.Karısı:
-Hadi uçur bakalım der.Adam "ZOOORT" yapar.
Filmin yarısına gelindiğinde kuru yine sıkıştırır.
Adam biraz sabreder fakat nafile. Karısına eğilir ve:
-Hanım son bir kuş daha uçurabilir miyim? der.Karısı:
-Neyse hadi uçur bakalım der.
Bu esnada arkadaki adam elini adamın omzuna koyar ve şöyle der:
-Eğer bir kuş daha uçur, anam avradım olsun yuvasını dağıtmazsam.!

mutlu
07-03-2007, 16:28
SAĞLAMLIK TESTİ

http://img299.imageshack.us/img299/5634/5oc4ol7.jpg

mutlu
07-03-2007, 16:29
http://img444.imageshack.us/img444/3619/00030804at2.gif

mutlu
07-03-2007, 16:31
ÖN PLANA DİKKAT
http://img413.imageshack.us/img413/9863/5ql3ou2.jpg

mmilken
07-03-2007, 16:37
tek kelime ile harika resimler )))

chemeng
07-03-2007, 16:39
maymun kötü yola düşmüş...:D:D:D:D:D:D:D:D:D:D:D:D:D bu kadar yorgunluğun arasında beni güldürdün ya allahda seni güldürsün kardeş...kal sağlıcakla..

mutlu
07-03-2007, 17:16
eyvallah

mutlu
07-03-2007, 17:18
amcanın elindeki bir oyuncak robot değil

http://img178.imageshack.us/img178/8488/amcannelindekibiroyuncaow6.jpg

mutlu
07-03-2007, 17:21
ACELEYE GEREK YOK
ULUDAĞA KAYMAYA GİTMİYORUZ
http://img45.imageshack.us/img45/3844/post5684311721688821672mj7.jpg

mutlu
07-03-2007, 17:24
http://img299.imageshack.us/img299/6249/post581301172823015lq4.jpg

mutlu
07-03-2007, 17:27
BİRİLERİ küresel ısınma mı demişti?
http://img407.imageshack.us/img407/5107/00031713el1.jpg

mutlu
07-03-2007, 17:27
ulaşımda devrim
trafik sıkışıklığında kesin çözüm
http://img300.imageshack.us/img300/2/00031439vg0.jpg

mutlu
07-03-2007, 17:37
fiziksel farklar aşka mani değildir
http://img144.imageshack.us/img144/5348/post118211171565885171cnq9.jpg

mutlu
07-03-2007, 17:43
tamam pes artık o kadar da uzun ve geniş değil...

http://img169.imageshack.us/img169/2871/8888bc6fe1.jpg

mutlu
07-03-2007, 17:44
one, two , three hooop aferim
http://img45.imageshack.us/img45/6623/kresim607ck9uy2.jpg

mutlu
07-03-2007, 17:48
bu da anatomi
http://img184.imageshack.us/img184/3241/448nejm17ea93edj6.jpg

mutlu
07-03-2007, 17:51
aynı yatağı paylaşmak

http://img413.imageshack.us/img413/7344/post118211170013419pa8.jpg

mutlu
07-03-2007, 17:56
yuh diyesim var
http://img413.imageshack.us/img413/897/testwx8nr3.jpg

mutlu
07-03-2007, 17:58
en güzel yemek tahtası

http://img169.imageshack.us/img169/8135/post118211169315149lh1.jpg

mutlu
07-03-2007, 18:01
http://img178.imageshack.us/img178/2446/bwy1168354444f18ab9ceyz4.jpg
http://img404.imageshack.us/img404/2742/klz1168354515j18b686dfl0.jpg

mutlu
07-03-2007, 18:02
http://img171.imageshack.us/img171/7738/post8548116851571518c1egb3.jpg

mutlu
07-03-2007, 18:03
http://img444.imageshack.us/img444/3305/guzelgrubum12bs8zy9.jpg

mutlu
07-03-2007, 18:08
http://img171.imageshack.us/img171/8994/diver1uz0mu7.gif

mutlu
09-03-2007, 16:02
kitabedeki resimlere dikkatli bakın
http://img410.imageshack.us/img410/5803/figurleredikkatedinhepsni8.jpg

kantar
18-03-2007, 22:23
bilge kızılderili Cherokee kabilesinin yaşlılarından biri
torunlarına eğitim veriyordu.
Onlara dedi ki:
-İçimde bir savaş var. Korkunç bir savaş. İki kurt arasında:
Bu kurtlardan birisi;
korkuyu, öfkeyi, kıskançlığı, üzüntüyü, pişmanlığı, açgözlülüğü, kibri, kendine acımayı, suçluluğu, küskünlüğü, aşağılık duygusunu, yalanları, yapmacık gururu, üstünlük taslamayı ve egoyu temsil ediyor.
Diğeri ise;
zevki, huzuru, sevgiyi, umudu paylaşmayı, cömertliği, dinginliği, alçakgönüllülüğü, nezaketi, yardımseverliliği, dostluğu, anlayışı, merhameti
ve inancı temsil ediyor.
Aynı savaş sizin içinizde de sürüyor ve diğer tüm insanların içinde.
Çocuklar anlatılanları anlamak için bir dakika düşündüler ve içlerinden biri büyükbabasına,
"Hangi kurt kazanacak?" diye sordu. Yaşlı Cherokee kısaca cevapladı.
"beslediğiniz"...

kemal.erdem
18-03-2007, 23:22
MUDUR SECIMI

Insanoglunun tum organlari huzur icinde islerini yapar ve insani huzur icinde yasatirlarmis.
lakin gunlerden birgun saytan girmis akillarina, herbir organ kendisinin daha meziyetli odugunu ve idareci olmasi gerektigini iddia etmeye baslamis,tartisma buyumus derken bir acikoturum yapmaya ,herkesin kendi yeteneklerini anlatmasina ve ardindan oylamayla mudurun secilmesine karar vermisler.
Acikoturum gunu gelmis catmis:
organlardan beyin,ben dusunurum,analiz yaparim ,karar veririm ben olmasam insan hicbirsey degil benim mudur olmam gerek , beni secin demis.
mide ben sindirim yaparak bedenin enerjisini saglarim,benim onemim cok fazla beni idareci yapin demis.
Kalp,cigerler,ve bilumum diger organlar neye yaradiklarini ,beden icin ne kadar onemli olduklarini ve idarecinin kendisi olmasi gerektigini anlatadurmuslar
Birazda asagida olan D..t kimsenin aklina gelmemis ,hickimse ona buyur kendini anlat demedigi icinde cok alinan D..t hic sesini cikarmamis, ancak kendini hepten kapatmis dunyaya.
Yere yakin olan d..t vazifesini yapip cikarmasi gerekenleri cikarmadigi icin mide ve barsaklarin yaptigi isler bosa gittigi gibi agiz,bogaz gibi organlarda paydos etmek zorunda kalmis.Bir sure sonra beden iflas eder olmus. Organlar bu durumda sayin D..tede soz hakki vermek uzere yeni bir acikoturum yapma karari almislar.
D. t ben cok onemliyim, iste gordunuz ben olmasam sizin hicbiriniz bir ise yaramaz,Butun organlardan ustun olan benim mutlaka mudur olmam lazim demis. Diger organlar inadim inat deyip sindirimi sonlandirmayan bu zati Dot Mudur yapmak zorunda kalmislar

samle black
18-03-2007, 23:28
kitabedeki resimlere dikkatli bakın
http://img410.imageshack.us/img410/5803/figurleredikkatedinhepsni8.jpg

microsoft apple ve woswos ilk gözüme çarpanlar, resim orjinalmi acaba

simetri
18-03-2007, 23:35
microsoft apple ve woswos ilk gözüme çarpanlar, resim orjinalmi acaba

penguen ve MC Donalds da var.:notr:

stockbroker
19-03-2007, 00:01
microsoft apple ve woswos ilk gözüme çarpanlar, resim orjinalmi acaba

:hayır: :hayır: :hayır:

mutlu
20-03-2007, 12:05
microsoft apple ve woswos ilk gözüme çarpanlar, resim orjinalmi acaba

montaj resim

mutlu
20-03-2007, 12:07
SSK
YAŞANMIŞ BİR TRAJİ KOMİK HADİSE
Benim dumurum klasik SSK dumuru. Kalp ameliyati oldum. 4 ay rapor aldim ve bu 4 ayin sonunda rapor parami almak için fatih ssk'ya gittim. Klasik bir sekilde eksik evraklari parti parti söyledikleri için 3 gün ugrastim ve büyük gün geldi. param hesaplaniyor. bankodayim sorular geldi.
-hastanede yattin mi?
-heralde abi dedim henüz evlerde kalp ameliyati yapamiyorlarmis.
hiç yorum yapmadi 2. soruya geçti.
- Çiktinmi peki?? ve ben dumur..
-hayir hala aksamlari isten sonra yatmaya hastaneye gidiyorum..
ve kafami duvarlara vuracak soru geldi. espiri bile anlamaktan aciz bu adam sordu:
-istanbul'da kimsen yok mu yav. niye hastanede kaliyorsun ki hala....

mutlu
20-03-2007, 12:10
Seyyar Satıcı

YAŞANMIŞ BİR KOMİK HADİSE DAHA

Seyyar saticinin biri Anadol pikabiyla biseyler satmak için megafonuyla gürültülü bir sekilde bağarmaktadir:
- Domates, biber, patlican...
Arkadan trafik polisi:
-Seyyar satici kenara çek!
Satici: - Annaşıldi tamam!

mutlu
20-03-2007, 12:16
ÖĞRETMEN öğrenciye sorar:
- Nerelerden elektrik geçmez?
- Plastikten, tahtadan...
Başka...
-Bi de
-Eeee
- Öğretmenim, bi de elektrik faturasını ödemeyi unutanların...

mutlu
21-03-2007, 15:11
bu da değişik el sanatları

http://img150.imageshack.us/img150/1229/hand03nd5.jpg
http://img137.imageshack.us/img137/7480/hand02ai7.jpg
http://img89.imageshack.us/img89/3518/hand01zu9.jpg
http://img264.imageshack.us/img264/1600/hand04fg9.jpg
http://img153.imageshack.us/img153/8224/hand06cg4.jpg
http://img100.imageshack.us/img100/8595/hand05oh0.jpg
http://img472.imageshack.us/img472/5271/hand07nf1.jpg

mutlu
21-03-2007, 15:19
keçi nakliyat
hızlı sevkiyat
kendinizi güvende hissedin.
bir oturak kadar yakın...

size bir soru
adamın taşıdığı hayvan kız mı erkek mi?
http://img133.imageshack.us/img133/2883/keibmp2cq8.png
http://img175.imageshack.us/img175/5713/keidw4.png
http://img264.imageshack.us/img264/500/kei0lt3.png
http://img137.imageshack.us/img137/5738/keibmp1yx2.png

stockbroker
24-03-2007, 01:46
>> >Küçük bir kız öğretmeni ile balinalar hakkında konuşuyordu.
>> >Öğretmen bir balinanın insanı yutmasının fiziksel olarak imkansız
>>olduğunu söyledi, çünkü balinaların boğazı çok küçüktü.
>> >Küçük kız Jonah'ı (Yunus peygamber) bir balinanın yuttuğunu söyledi,
>>sinirlenen öğretmen balinanın insanı yutamayacağını tekrarladı, bu
>>imkansızdı.
>> >Küçük kız şöyle dedi, "Cennete gittiğim zaman Jonah'a soracağım"
>> >Öğretmen "Ya Jonah cehenneme gittiyse?" diye yanıtladı.
>> >Küçük kız " O zaman sen sorarsın"
>> >
>> > ------------ --
>> >
>> >Bir anaokulu öğretmeni sınıftaki çocuklar resim yaparken, onları
>>seyrediyordu.
>>
>> >Her çocuğun çalışmasına bakmak için sınıfta dolaşıyordu.
>> >Gayretli bir şekilde çalışan küçük bir kızın yanında gittiğinde, ona ne

>>çizdiğini sordu.
>> >Kız yanıtladı, "Tanrıyı çiziyorum"
>> >Öğretmen duraksadı ve sordu, "Ama hiç kimse Tanrının neye benzediğini
>>bilmiyor"
>> >Kız kafasını kaldırmadan yanıtladı, "Birazdan öğrenecekler"
>> >
>> > -----
>> >
>> >Bir gün küçük bir kız oturup annesinin mutfakta bulaşıkları yıkamasını
>>seyrediyordu. >Aniden annesinin saçlarında beyazlar olduğunu fark etti.
>> >Annesine baktı ve merakla sordu, "Neden saçında beyazlar var anne?"
>> >Annesi yanıtladı, "Her yanlış yaptığında, beni kızdırdığında, mutsuz
>>ettiğinde, saçlarımdan biri beyazlar"
>> >Küçük kız bu cevap üzerinde bir süre düşündü ve sonra sordu, "Anne,
>>anneannemin tüm saçları nasıl bembeyaz oldu?"
>> >
>> >------
>> >
>> >Çocuklar hep birlikte fotoğraf çektirmişlerdi, öğretmen her birini bir
>>fotoğraf almaya ikna etmeye çalışıyordu.
>>
>> >" Düşünün, büyüdüğünüz zaman bu fotoğrafa bakıp 'Bu Jennifer, o
avukat,'
>>veya 'bu Michael, o doktor' demek ne kadar güzel olur"
>> >Sınıfın arkasından zayıf bir ses çınlar "Ve bu öğretmen, o öldü."
>> >
>> >-----
>>
>> >Çocuklar öğle yemeği için Katolik ilkokulunun kafeteryasında sıraya
>>girmişlerdi. >Masanın başında büyük bir elma yığını vardı, rahibe bir not

>>yazıp elma tepsisinin üzerine asmıştı:
>> >"Sadece BİR tane alın. Tanrı izliyor"
>> >Sırada biraz daha ilerleyince, masanın diğer ucunda büyük bir
çukulatalı
>>çörek yığını vardı.
>> >Bir çocuk not yazmıştı, "İstediğiniz kadar alın. Tanrı elmaları
>>gözlüyor"

stockbroker
24-03-2007, 01:58
İkİ SarhoŞ Mezarlikta İÇİyorlarmiŞ, O Sirada Bİr Cenaze Alayi
GelmİŞ. SarhoŞlardan Bİrİ , Ben Bİr Bakayim KİmmİŞ Dİye Cenazenİn
Yanina SokulmuŞ...
Hayrola ArkadaŞ Neden ÖldÜ Acaba DemİŞ... Cenaze Sahİbİ, Meftamiz
Çok İÇerdİ Alkol YÜzÜnden OldÜ DemİŞ...
Buna Cani Sikilan SarhoŞ ArkadaŞinin Yanina GelmİŞ Ve Artik
İÇmeyelİm Adam , Alkolden ÖlmÜŞ Der... 5 Dakİka Sonra Bİr Cenaze
Daha Gelİr... Bİzİm SarhoŞ Merakla, Bu Da Mi Alkolden ÖldÜ Dİye
Sorar... Cenaze Sahİbİ Hayir, Rahmetlİ SaĞliĞinda HİÇ İÇmezdİ,
Alkolden Nefret Ederdİ Der,
SarhoŞ KoŞa KoŞa, ArkadaŞinin Yanina Gelİr Ve, Hadİ İÇelİm
ArkadaŞim Der, İÇenle İÇmeyen Arasinda 5 Dakİka Var...

ÇAKAL
24-03-2007, 06:56
Temel’le Dursun uzun bir yolculuktan sonra otomobille eve dönüyormuş.

Dursun “galiba şehre geldik” demiş.

- Nasıl anladın?

- İnsanları eziyoruz da.

- Peki niye dikkat etmiyorsun?

- Arabayı sen kullanıyorsun da!..

andrea
26-03-2007, 14:28
Yıl: 1965

"Karşıma âniden çıkınca ziyâdesiyle şaşakaldım.. Nasıl bir edâ takınacağıma hükûm veremedim, âdetâ vecde geldim. Buna mukâbil az bir müddet sonra kendime gelir gibi oldum, yüzünde beni fevkalâde rahatlatan bir tebessüm vardı. Üstümü başımı toparladım, kendinden emin bir sesle 'akşam-ı şerifleriniz hayrolsun' dedim.."

Yıl: 1975

"Karşıma birdenbire çıkınca çok şaşırdım.. Ne yapacağıma karar veremedim, heyecandan ayaklarım titredi. Ama çok geçmeden kendime gelir gibi oldum, yüzünde beni rahatlatan bir gülümseme vardı. Üstüme çeki düzen verdim, kendinden emin bir sesle 'iyi akşamlar' dedim.."

Yıl: 1985

"Karşıma âniden çıkınca fevkalâde şaşırdım.. Nitekim ne yapacağıma hükûm
veremedim, heyecandan ayaklarım titredi. Amma ve lâkin kısa bir süre sonra kendime gelir gibi oldum, nitekim yüzünde beni ferahlatan bir tebessüm vardı. Üstüme çeki düzen verdim, kendinden emin bir sesle 'hayırlı akşamlar' dedim.."

Yıl: 1995

"Karşıma birdenbire çıkınca çok şaşırdım.. Fenâ hâlde kal geldi yâni.. Ama bu iş bizi bozar dedim. Baktım o da bana bakıyor, bu iş tamamdır dedim.. Manitayı tavlamak için doğruldum, artistik bir sesle 'selâm' dedim.."

Yıl: 2006

"Âbi onu karşımda öyle görünce çüş falan oldum yâni.. Oğlum bu iş
bizi kasar dedim, fenâ göçeriz dedim, enjoy durumları yâni.. Ama concon
muyum ki ben, baktım ki o da bana kesik.. Sarıl oğlum dedim, bu manita senin.. 'Hav ar yu yavrum?'"

mutlu
26-03-2007, 15:45
Tuncay Attı, Arap Spiker Coştu VİDEO
26.03.2007 15:30
Milli Takım'ın Atina'da destan yazdığı maçı anlatan Arap spiker, Tuncay'ın golüyle kendinden geçti.

http://www.aktifhaber.com/read_news.php?nID=107892

mutlu
28-03-2007, 10:49
S A Ç M A L A R D A N S E Ç M E L E R

Neden futbol takimi olan Ajax "Ayaks" diye okunur da temizlik ürünü
Ajax "Ajaks" diye okunur?
***

Neden sinavlarda "4 yanlis bir dogruyu götürür" seklinde bir
uygulama ile ögrenciler cezalandirilirlar da; "4 dogru bil, bir dogru
da bizden" seklinde bir kampanya baslatilip zekaya ve riske girme
cesaretine ödül verilmez?

Neden ilanlarda "doktordan temiz araba" diye yazilir?
Hipokrat yemininde"arabami temiz kullanacagim" seklinde bir madde mi vardir?

***

Dolmuslardaki fiyat tarifesinde "en kisa mesafe" neden
''indi-bindi" olarak tabir edilir? Önce inilip sonra mi binilir? Bir
terslik yok mudur?
***

Neden ögrenciler ilkögretimin besinci sinifina kadar ögretmene
"ögretmenim" diye seslenirken altıncı sinifta bir anda "hocam" diye
seslenmeye baslarlar?
***

Neden dükkanini kapatip giden esnaf, kapiya "10 dakika sonra
dönücem" yazar, ne zaman gittigini nasil anlarız?
***

Televizyona çikan insanlar neden kendilerini Türkiye'deki bütün
insanlarin izledigini sanirlar? Örn: Su anda 70 milyon kisi bizi
izliyor...

***

Neden insanlar birbirlerine sarilinca saga-sola sallanirlar?

***

Cumartesi ve Pazartesi'nin neden kendi isimleri yoktur?

***

Bir programi kurarken neden "kabul ediyorum" ya da "kabul
etmiyorum" seçenekleri vardir? O kadar parayi bayilip bir bilgisayar
programi satin aldiktan sonra "kabul etmiyorum" seçenegini
isaretleyen bir takim "saf" kisiler mevcut mudur?

***

Neden insanlar kapali bir alandan yagmur yagan alana çikinca
kafalarini egerler? Yagmura duyulan saygidan midir yoksa ondan
tirstigimiz için midir?

***

Neden her gördügümüz haritada hemen Türkiye'yi bulmaya çalisiriz?
Millet olarak dünyada kaybolma kompleksimiz mi vardir?

***

Neden gözlerinden öperim denir? Insan vücudunda öpülecek daha
uygunsuz bir yer var midir? Kimse kimseyi gözünden öpmüs müdür?

***

Dügünlerde neden "Dom Dom Kursunu" ile göbek atilmaktadir. "Bir
avci vurdu beni, bin avci beni yedi" gibi sözler esliginde kendinden
geçen baska milletler var midir?

***

Neden bazi kizlarimiz sirin bir hayvancagiz gördüklerinde
"inanmiyorum!" derler, inanilmayacak olan nedir?

***

Bulmacalarda boru sesinin karsiligi neden hep "ti"dir? Bulmacalari
hazirlayan arkadaslar hiç "ti" diye ses çikaran boru görmüsler
midir?

***

Ipana 7 reklamindaki kiza "Ne zamandan beri Ipana 7
kullaniyorsun?" diye soran doktor, Ipana 7'nin yeni bir ürün
oldugunu ve reklamdan sadece bir kaç gün önce piyasaya çiktigini
bilmemekte midir?

***

Neden bozulan otobüsün yolculari bizim otobüsümüze aktarildiginda
onlara mültecilermis gibi bakariz?

falan filan...

mutlu
29-03-2007, 14:36
http://img490.imageshack.us/img490/8585/dilkarankz3ilzh6ih9.gif

mutlu
29-03-2007, 14:44
gözden çıkardığımız eski eşyalar vardır ki küçük bir operasyonla faydalı şekle sokulabilir. nasıl mı? işte:

http://img469.imageshack.us/img469/8843/spppppperrrrrrrrrrrrrxw5.jpg

mutlu
29-03-2007, 14:46
hatta daha ileri gidilip modern şekle sokulabilir

http://img175.imageshack.us/img175/2073/sssssssssssppppertj2.jpg