View Full Version : Gulelim Guldurelim, Komik, Ilginc Fikra ve Hikayeler
Ankara'da Hacettepe Tip'ta okuyan üç firlama ögrenci sabahtan biberli, domatesli, bol yumurtalı bir menemen yapıp bunu siyah bi poşetin içine dökmüşler. Bakkaldan iki de ekmek alip durağa gitmisler. Sabah saatleri, bindikleri otobüs epey bi kalabalıkmış. Bunlar yolcuları ite kaka arka tarafa geçmisler. Bi'kaç durak sonra içlerinden biri yüksek sesle, "Allaaah, bu otobüs amma salliyo yaa. Ben fena oldum. Çikartıcam galiba" demiş. Öbür çocuklardan biri, ondan daha da yüksek bi sesle, "Amman ortalığı batırmayalım, bende poşet var" deyip cebinden menemenli torbayı çikarmış. Midesi kötü olan çocuk "Ööörrgghh, aaargghh!" diye abartili efektlerle poşete güya kusmuş. Zaten bu seslerden millet epey rahatsız olmuş, kadinlardan bi'kaçi hafiften ögürmeye filan başlamış.
Çocuklardan o ana kadar hiç konuşmayanı,"Bakayım mı ne çıkardın yaa? Accayip karnım acıktı valla" demiş ve poşeti evirip çevirip milletin içindekileri görmesini saglamış. "Amma güzel görünüyo be! Ne yemiştin lan böyle sabah sabah?" deyip cebinden bi kaşik çikararak menemeni yemeye başlamış. Diger iki çocuk da "Dur oglum bizde ekmek vardı" diyerek ekmekleri çikarmışlar ve üçü birden, torbadaki kusmuga ekmek banarak yemeye baslamis. Efsaneye göre bu sırada yolculardan çogu şarıl şarıl kusuyomuş. Bir sonraki durakta da otobüste, şaşkin şaşkin bakınan şoförle bizimkiler hariç, bi kişi bile kalmamış!
Napolyon savaşta İspanya'yı yenmiş. İspanya kralı siz
ancak para ve mal için savaşırsınız biz ise namusumuz ve şerefimiz
için savaşırız demiş.
Bunun üzerine Napolyon;
"Evet insan neyi eksikse onun için savaşır"
>>>> >>>////////////////////////////////////////////////////////////
Churchill, avam kamarasında konuşurken, muhalif
partiden bir kadın milletvekili, Churchill' e kızgın kızgın şöyle
seslenir:
"Eğer, karınız olsaydım, kahvenizin içine zehir
karıştırırdım."
Churchill, oldukça sakin kadına döner ve lafı
yapıştırır:
"Hanımefendi, eğer karım siz olsaydınız, o kahveyi
seve seve içerdim."
>>>> >>>////////////////////////////////////////////////////////////
Sokrates ve eşi bir türlü iyi geçinemezlermiş. Bir gün eşi
Sokrates'e verip veriştirmiş, ağzına geleni söylemiş.
Bakmış kocası hiç bir tepki göstermiyor; bir kova suyu alıp
başından aşağı boşaltmış. Sokrates gayet sakin:
"Bu kadar gök gürültüsünden sonra bir sağanak zaten bekliyordum" demiş.
>>>> >>>////////////////////////////////////////////////////////////
Bernard Shaw ile Churchill hiç geçinemez ve sık sık birbirlerini iğnelermiş.
Bernard Shaw, bir oyununun ilk gecesine, Churchill' i
davet etmiş ve davetiyeye de bir pusula iliştirmiş:
"Size iki kişilik davetiye gönderiyorum. Bir
dostunuzu alıp gelebilirsiniz. Tabii dostunuz varsa."
Churchill, hemen cevap göndermiş:
"Maalesef o gece başka bir yere söz verdiğim için
oyununuzu seyretmeye gelemeyeceğim. İkinci gece gelebilirim,
tabii oyununuz ikinci gece de oynarsa."
>>>> >>>////////////////////////////////////////////////////////////
Bir gün Eflatun, talebelerinden birini kumar oynarken
yakalamış ve şiddetle azarlamış. Talebesi:
"İyi ama ben çok az bir paraya oynuyordum"
diye itiraz edecek olunca Eflatun cevap vermiş:
"Ben seni kaybettiğin para için değil, kaybettiğin
zaman için azarlıyorum."
>>>> >>>////////////////////////////////////////////////////////////
Dünya nimetlerine ehemmiyet vermeyen yaşayış ve
felsefesiyle ünlü filozof Diyojen, bir gün çok dar bir sokakta
zenginliğinden başka hiçbir şeyi olmayan kibirli bir adamla
karşılaşır.İkisinden biri kenara çekilmedikçe geçmek mümkün değildir. Mağrur
zengin,hor gördüğü filozofa:
"Ben bir serserinin önünden kenara çekilmem"
der. Diyojen, kenara çekilerek gayet sakin şu
karşılığı verir: - "Ben çekilirim."
>>>> >>>////////////////////////////////////////////////////////////
Meşhur bir filozofa:
"Servet ayaklarınızın altında olduğu halde neden bu kadar fakirsiniz?"
diye sorulduğunda:
"Ona ulaşmak için eğilmek lazım da ondan" demiş.
>>>> >>>////////////////////////////////////////////////////////////
Kulaklarının büyüklüğü ile ünlü Galile' ye
hasımlarından biri: "Efendim" demiş, "Kulaklarınız, bir insan için
biraz büyük değil mi?"
Galile:
"Doğru" demiş, "Benim kulaklarım bir insan için biraz büyük
ama,seninkiler bir eşek için fazla küçük sayılmaz mi?"
>>>> >>>////////////////////////////////////////////////////////////
Bir toplantıda, bir genç Mehmet Akif' i küçük
düşürmek ister: "Affedersiniz, siz veteriner misiniz?"
Mehmet Akif hiç istifini bozmadan şöyle yanıtlamış:
"Evet, bir yeriniz mi ağrıyordu?"
>>>> >>>////////////////////////////////////////////////////////////
Yavuz Sultan Selim, birçok Osmanlı padişahı gibi
sefere çıkacağı yerleri gizli tutarmış. Bir sefer hazırlığında,
vezirlerinden biri ısrarla seferin yapılacağı ülkeyi sorunca,
Yavuz ona:
"Sen sır saklamayı bilir misin?" diye sormuş
Vezir:
"Evet hünkarım, bilirim"
dediğinde, Yavuz cevabi yapıştırmış:
"İyi, ben de bilirim."
>>>> >>>////////////////////////////////////////////////////////////
Bir filozofa sormuşlar:
"Şansa inanır mısınız?"
Filozof:
"Evet, yoksa sevmediğim insanların başarılarını neyle
açıklayabilirdim."
Kıyamet Koptuktan sonra Gazete ve Tv Başlıkları 'nasıl
olabilir' diye hiç düşündünüz mü? İşte güldüren başlıklar...
Sabah : Biz Öldük!
Anadolu ajansi :
Kiyamet koptu ( A.A)
Zaman : Biz demistik, böyle olacagi belliydi!
Dünya Gazetesi : IMKB' de endeks bir daha yükselmeyecek.
Hafta Sonu : Ayhan Isik ile Hülya Avsar gizlice bulustular
Erkekçe : Ayin hurisi
Fanatik Gazetesi : Bu maçin galibi yok!
Cumhuriyet : Sonunda Ata'miza kavustuk.
Bilim Teknik : Evren hakkinda bütün bilmediklerimiz...
Oyun dergisi : Game Over
Elle : Yargi gününde-aninda 10 kilo verin!
Para : Kiyametten kâr yapmanin 100 yolu
Star Gazetesi : Sok! Kandirildik, Seytan aslinda iyiymis!
Aktüel : Mahser günü yanininizda olmasi gereken 2 sey:
Sevaplar ve Isiya dayanikli elbise
Auto Show : Sirat köprüsünde saniyede 100 km ye ulasan son
model arabalar
Arena Ugur Dündar : Cennete rüsvetle kaçak giren
günahkarlarin tüyler ürperten dosyasi
Hürriyet (Ertugrul Özkök) : Iyimserligi elden birakmayalim, hiç olmazsa cehennemde isinmak için yakit parasi yok!
Radikal : Yeni dosyayi açiyoruz: Yesil itiraf ediyor. Aslinda kiyametten Susurluk çetesi sorumlu.
Show TV Reha Muhtar : Sayin Zebani, kazanlarin yaninda
terlemiyor musunuz?
Kanal 6 : Izliyorsunuz sayin seyirciler, kazanlarin içi bir volkan gibi, insanlar bagris çagris yaniyor, kizariyor...
Basbakanlik Basin ve Halkla Iliskiler Dairesi Baskanligi :
Devletimiz, bütün yaralari saracaktir.
En güçlü Altıncı His
California'da yaşayan bir medyum, insanların adlarını, burçlarını, sosyal sigorta numaralarını, en az sevdikleri sebzeleri ve iç çamaşırlarının rengini yüzde 98 doğru tahmin ediyordu. Wise, yerel polis örgütlerine 32 kaçrıma olayının aydınlatılmasında ve arkadaşlarının birçoğuna yanlış yere koydukları araba anahtarlarını ve çamaşırhanede kaybettikleri çorapları bulmaya yardımcı olmuştu.
En kötü Bellek
Norveçli oly Rolvaag, nereye gideceği yada soyadının ne olduğu gibi şeyleri sürekli olarak unuturmuş. Rolvaag yanlış evde gecelemiş, yanlış işyerine iş raporu vermiş ve bir gün karısı olduğunu sandığı tamamen yabancı bir kadına, yaptırdığı yueni saç modelini hiç beğenmediğini, eski halinin çok daha iyi olduğunu söylemiş.
En Kötü Kokan Koltuk Altı
Romanyalı Nicolai Glatina,nın Koltuk altları öle kötü kokuyorduki, yakınında bulunanlar öksürmeye, nefes alamamaya başlıyor yada bayılıyorlardı. Glatina her gün yıkanıp, koltuk altı deodorantı Kullanmasına ve hatta çalışırken gömleğinin altına avuç dolusu kolanya sürmesine rağmen dayanılmaz koku birkaç saat sonra yine ortaya çıkıyordu. Olayın tek olumlu yanı, işe giderken bindiği kalabalık otobüste insanlar, ona oldukça rahat bir yer açıyordu. ayrıca balıkhande çalışan ve kendisin hiç de kötü kokmadığını düşünen bir kızla çıkıyordu.
En Uzun Dil
Kaupoug Thum'da Yaşayan Diith Pang'ın dili, tam çıkardığı zaman 29.843 cm geliyordu. Konuşurken, dili göğsüne düşüpde insanları korkutmasın diye dişlerini birbirine kenetlemiş halde konuşurdu. Daha küçük bir çocukken, uzun diliyle sinek avlayarak kurbağaları taklit eden Pang'ı, durumu fark eden annesi bundan vazgeçirmişti.
En Acılı Güneş Yanığı
Winooskili Adele Blakemore, tatil için Meksika Acapulco'ya gidinceye kadar güneşte kalmaya pek alışık değildi. Güneşin sıcağı ve dalgaların sesiyle sersemleöiş olan Blakemore plajda bikinisiyle uyuya kalmış ve akşam geç saat acı içinde uyanmıştı. Tüm vücudu güneşten öylasine kötü yanmıştıki, doktorlar kendisini tepeden tırnağa yanık merhamiyle sıvazlayıp gazlı bezle bandajlamışlardı. Meksikadaki üç haftalık tatilini bandajlı olarak geçiren Blakemore, gelecek tatilini Alaska'da geçirmeyi planlıyordu.
En Titiz Kedi
Suriye Kralı Zahelin'e ait bir Ankara kedisi öylesine şımarmıştıki, yanlızca evinden 150 mil uzaklıktaki bir limanda yakalanabilen taze somon yiyordu. Balık temizlenmiş, bir fiske limon suyu serpilmiş ve işlemeli altın bir çanakta servis edilmeliydi. Bir gün Bu özel çanak sırra kadem bastı ve kedi yemek yemeyi reddetti. Kral başka bir işlemeli çanak buluncaya kadar, kedi açlıktan öldü.
En Zalim Rehber Köpek
İndiana Günay Bend'de daha önceleri körler için rehberlik yapan köpek Brütüs, talihsiz sahiplerine zalimce şakalar yapardı. Körlerin duvarlara çarpmasına, merdivenlerden yuvarlanmasına, üç sahibinin de caddedeki rögarlara düşmelerine yol açmıştı. Mahkemeye yansıyan bir olay sonucu, suçlu bulunarak uyutuldu.
Ayşe sohbet için kocasını işten telefonla aramış,
"Kusura bakma sevgilim.." demiş kocası, "Bugün o kadar
yoğunum ki.. Yetiştirmem gereken işler var.. Daha
sonra konuşsak.."
"Tamam bir tanem bir iyi bir de kötü haberim vardı da.."
"İnan hiç vaktim yok.. O zaman sadece iyi haberi
söyle.."
"Merak ediyorduk ya.. Arabanın hava yastıkları
çalışıyormuş.."
:D Sevgili günlük, Bu sabah Hürriyet'in Kelebek ekinde sigarayı
bırakmanın vücuda yaptığı olumlu etkileri anlatan bir haber okudum.
Bu tarz haberlerden oldum olası tiksinmeme rağmen nedense coşup
sigarayı bırakmaya karar verdim. Kararım kesin, sigarayı
bırakıyorum. Bu kararımın vücuduma etkilerini gösteren tabloyu
başucuma astım. İçimin zehirden temizlenmesini tabloya bakarak daha
rahat hissedeceğim. Şimdi masanın üzerindeki dolu sigara paketini
buruşturup çöpe sallıyor ve sağlıklı gürbüz bir kişi olma yolundaki
ilk adımımı atıyorum.
SEKİZİNCİ SAAT
Sevgili günlük,
Tabloya göre sigarayı bıraktıktan sekiz saat sonra tansiyon ve nabız
normale dönüyormuş. İnanır mısın, bunu hissediyorum sanırım. Tamam,
tansiyon ve nabzımın bundan sekiz saat önceki halinde de anormallik
hissetmemiştim,ama normale dönmesi iyi bir şey herhalde. Coşkumu
paylaşmak için Teoman'ı aradım, sigarayı bırakmama "geçici Ubeyd
Korbey sendromu" adını taktı. "Oğlum" dedim, "bak tam sekiz saattir
sigara içmiyorum, tansiyonum ve nabzım cillop gibi oldu".
Bunu söyleyince kendi nabzının ve tansiyonunun da harika olduğunu
söyledi, meğer sekiz saattir uyuyormuş. Yavşak işte, ben ne diyorum
o ne diyor. Yalnız laf aramızda, kafama takıldı gerçekten, demek ki
günde sekiz saat uyuyan bir sigara tiryakisinin tansiyonu ve nabzı
da günde bir kere normalleşiyor. E peki, tansiyon ve nabız günde üç
kez normale dönemeyeceğine göre benim kazancım ne bu işten? Demek
ki, savaşı erken bırakmayacaksın. Yoksa Teoman itinden ne farkım
kalır? Onun tansiyonu da normal, benimki de.... Neyse, bakıcaz....
ONUNCU SAAT
Sevgili günlük,
Sigarayı bırakırken başlangıcın çok zor geçtiğini duymuştum. Hiç de
değilmiş. Az önce yemek yedim, iştahım açılmış, yemeklerin tadını
daha iyi aldım. Yıllardır ilk kez yemeğin üzerine sigara
içmeyeceğim.
ON BİRİNCİ SAAT
Acaba azaltarak mı bıraksam? Sadece yemeklerden sonra içsem mesela?
Yok yok, dayanmam lazım. Kuruyemişçiye gidip kabak çekirdeği alayım,
oyalanırım.
ON ÜÇÜNCÜ SAAT
İki saattir aralıksız kabak çekirdeği yiyorum. Ve bir de yıldıran
dejavu: "abi bu çekirdeğe elini sürünce bırakamıyorsun."
ON DÖRDÜNCÜ SAAT
Kabak çekirdeğini bırakınca yemekten sonrakine benzer bir sigara
içme isteği uyandı. Çöpe attığım sigara paketini ararken telefon
çaldı, Teomanmış. "Sağlığında yeni düzelmeler var mı?" diye sorup
kahkaha attı .Vay ayı vaaay, sigarayla mücadelemde başarısız olmamı
bekliyor demekki. Bu beni sinirlendirmekten çok kamçıladı. Ulan
Teoman, görüşürüz bakalım. İlk işim sigara paketinin olduğu çöp
torbasını evden atmak
ON YEDİNCİ SAAT
Sevgili günlük,
Kendimden utanıyorum. Az önce kapıdaki çöp torbasını geri almaya
karar verdim, kapıcı götürmüş. Kararsızım, sigarayı bırakanların
sinirli olmaya başladığı ve kilo aldığı söyleniyor. Şişman ve
sinirli biri olup Hüseyin'e benzemeyeyim sakın?
YİRMİ DÖRDÜNCÜ SAAT
Sevgili günlük,
Biliyor musun, sigarayı bıraktıktan 24 saat sonra kalp krizi riski
yüzde 25 azalıyormuş. Fena değil ha, ne dersin? Teoman'ı aradım az
önce, sana en fazla 15 gün veriyorum dedi. Kalp krizi riskinin
azalmasından sözettim, güldü. Gül bakalım Teoman efendi, gül...
Gidip kabak çekirdeği alayım.
İKİNCİ GÜN
Sevgili günlük,
Dün çok kötü geçti. Kuruyemişçiye gidip bir kilo kabak çekirdeği
aldım. Gazeteleri çıkmadan okusaydım keşke, Hıncal Uluç köşesinin
yarısını "kabak çekirdeğinin cinsel güce katkıları"na ayırmış.
Allahım, ya kuruyemişçi de okumuşsa yazıyı? Ulan yüz gram al çık,
bir kilo niye alıyorsun? Bundansonra o dükkanın önünden geçemem.
ÜÇÜNCÜ GÜN
Sevgili günlük,
Çok güzel bir gündeyiz. Sigarayı bırakmamın üzerinden 72 saat geçti,
yani sinir uçlarım bugünden itibaren yenilenmeye başlıyor. Daha da
güzeli, sevgilim geliyor. Bugün biraz sinirli gibiyim, kızın yanında
arıza yapmasam bari...
DÖRDÜNCÜ GÜN
Sevgili günlük,
Dün ne güzel başlamıştı hatırlarsın, ama korktuğum başıma geldi ve
sevgilimle kavga ettim. Her şey iyi başlamıştı halbuki. Bir ara
dışarı çıktık, ben sosisli sandviç almak istedim, hanımefendi karşı
çıktı. Neymiş, yürüyerek yemek yenilmezmiş. Durduk yerde kavga
çıktı. Sonunda dayanamayıp karşıdaki lokantaya gittim ve patlıcan
musakka söyledim. Garson tabağı getirir getirmez hatunun yanına
koştum ve "yürüyerek yemek öyle yenmez böyle yenir" diyerek elimde
tabak yürümeye başladım. Bir yandan da musakkayı yemeye çalışıyorum.
Kız kaçmaya başladı, ben de peşinden koşuyorum. Bir ara ağzımdan
köpükler çıktığını farkedince durakladım. Elimdeki tabağı çöpe atıp
eve döndüm. Sevgilimin telesekreterine not bıraktım, umarım arar.
BEŞİNCİ GÜN
Sevgili günlük,
Bu sabah İstikbal'den çek-yat gelecekti, öğlene kadar bekledim, ne
gelen var ne giden. Birden sinirlerim tepeme çıktı, elimde odunla
beklemeye başladım. Hayır, niye sözünde durmuyorsun kardeşim? Sabah
dediysen sabah getir. Adamlar saat üçte geldiler, ben odunla kapıya
çıkınca tedirgin olup kaçtılar. İstikbal'i arayıp siparişi iptal
ettim, Seray'ı var Mobella'sı var canım, banane yani...
ALTINCI GÜN
Sevgili günlük,
Sevgilim aradı, bana çok kızgın olduğunu söyleyip bir çuval zır zır
yaptı. zaten ona moralim bozuk, bir de Teoman gelip karşımda fosur
fosur sigara imesin mi? Dumanı suratıma üflediğinde çaktırmamaya
çalışarak içime çekmeye çalıştım. Ulan özlemişim be...
YEDİNCİ GÜN
Sevgili günlük,
Kabul etmem gerekir ki bugün çok sinirliydim. Gevşemek için
televizyonu açıp belgesel izlemeye başladım. Discovery Channel'da
Timsah Avcısı diye bir lavuk var, 10 dakika dayanamadım herife.
Eline bir yılan almış, yılan çıtır çıtır ısırıyor, bu gevrek gevrek
gülüyor. Neymiş, yılan zehirsizmiş.Ya arkadaşım, zehirsiz diye ne bu
yani? National Geographic'I açıyorum, zürafalar var, daha iyi. Ama
zürafalardan, Mary ve ailesi diye söz ediliyor. Allah belanızı
versin hepinizin. Süt içip uyumaya karar veriyorum, süt şişesinin
üzerine "lütfen çalkalayınız" yazmışlar. Çal-ka-la-mı-yo-rum. Mecbur
muyum lan sizin şişenizi temizlemeye. Para almasını biliyorsunuz
eşşoğlueşşekler sizi be! Akşam arkadaşlarla bira içmeye gittik.
Buinsanlarne kadar anlayışsız var ya günlük, aklın oynar.Ulan zaten
sigarasız bira içiyorum, beynim sulanmış, hala üzerime geliyorlar.
Masada ideolojik hadise çıktı, dışarı kadar uzadı. Tartışma sorun
değildi de "sigarayı bıraktığındanberi kilo aldın lan kocagöt"
deyince dayanamayıp kafa attım Teoman'a. Yapmasam iyiydi.
SEKİZİNCİ GÜN
Sevgili günlük,
Teoman arayıp bir daha benimle görüşmek istemediğini söyledi. Çok
umurumdaydı lavuk. Gereken cevabı verdim zaten. Bu arada, gazetede
okudum yine. Sigarayı bırakmanın çeşitli yöntemlerinden
bahsediyordu. Azaltarak bırakma ve marka değiştirerek bırakma
maddeleri ilgimi çekti. Acaba? Ama yok yok, bu kadar dayandım,
gerisini getirmek lazım.
DOKUZUNCU GÜN
Sevgili günlük,
Sana ne zamandır sevgili günlük diye seslenmediğimi farkettim. Oysa
sen bu dünyada beni anlayan tek varlıksın, tek dostumsun. Bugün ne
oldu biliyormusun, sevgilim beni terketti. Alçak kadın,
Manyaklaştığımı söyleyip ayrıldı benden. Bu arada kabak çekirdeğinin
bokunu çıkardım, her tarafımda sivilce çıktı.
ONUNCU GÜN
Sevgili günlük,
İki gün önce, sigarayı bırakmanın çeşitli yöntemlerinden
sözetmiştim. Ben iki yöntemi birleştirip hem marka değiştirdim hem
de azalttım. Günde üç tane yemeklerden sonra Parliement içiyorum. O
kadar zaman sonra ilk içilen sigaranın bir güzel kafası var,
şaşırırısın.
ON BİRİNCİ GÜN
Sevgili günlük,
Kendime bir iyilik yapıp sigarayı beşe çıkardım. Ha üç, ha beş.
Eskiden günde bir paket içiyordum, şimdi beş tane içiyorum. Yine
kazançlıyım yani...
ON İKİNCİ GÜN
Sevgili günlük,
Bugün gazetede Amerika'da yapılan bir araştırmayla ilgili haber
okudum. Habere göre günde 10 taneye kadar sigaranın çok fazla zararı
yokmuş. Üstelik sigaranın markasını değiştirmekten falan da
bahsedilmiyordu. Madem öyle günde 10 tane Camel içebilirim.
ON ÜÇÜNCÜ GÜN
Sevgili günlük,
Sevgilimi ve Teoman'ı arayıp özür diledim. Sevgilim, bir süre daha
görüşmek istemediğini söyledi. Ağzımdan köpükler çıkarken
koşturduğum sahneyi unutamıyormuş. Haklı kız, bir şey söyleyemedim.
Teoman aramızda geçen hadiseyi sigaraya yordu, ona göre yavaş yavaş
sigara içmeye başlayınca beynim tekrar faaliyete geçmiş. Neyse
barıştık ve yarın akşam buluşmaya karar verdik.
ON DÖRDÜNCÜ GÜN
Sevgili günlük,
Teoman'la ocakbaşına gittik. İçtiğim sigaraları saymadım. Teoman'ın
da dediği gibi, sigaranın zararlarını bilerek içiyorum, kime ne?
Sana da soruyorum günlük, sana ne?
ON BEŞİNCİ GÜN
Sevgili günlük,
Püfür püfür içiyorum sigaraları. Bir de, "sigaraya tekrar başlayınca
ne olur" tablosu yapmaya başladım. Sevgilim de bir daha sigarayı
bırakmayacağım sözünü verince geri döndü. Elveda günlük, bir daha
işim olmaz seninle.
Barışta ve savaşta, yerde gökte,tuvalette ve banyoda, ve forumda;
1-Üye olduktan sonra forum kuralları bölümünü okuyarak onun oraya süs diye konulmadığını anlayacağıma
2-Zeki ,çevik, ahlaklı ve aynı zamanda yazı yazıp paylaşan bir üye olacağıma
3-Foruma üye olur olmaz hemen kız erkek durumunu kontrol etmeyeceğime
4-Forumda ki güzel kızlara özel mesajla sarkıntılık etmemek için elimden geleni yapacağıma.
5-Arama yapmadan konu açıp yetkililerin sinir katsayılarını artırmayacağıma. (!)
6-Chat odasına girdigimde güzel kız (yakışıklı erkek) aramayacağıma,sadece muhabbet edecegime
7-Adminlere itaat edeceğime
8-Açtığım konuları kilitleyen yetkililere sövmeyeceğime. Ayrıca konuyu kilitlediler diye özelmesajla hesap sormayacagıma
9-yolladıgım yazının forumda daha önce verilmiş olmasından dolayı arama motoruna çamur,mok, pislik atmayacağıma.
10-Forumda büyük harfle yazı yazmanın bağırmak anlamına geldiğini büyük harfle yazı yazmadan öğreneceğime ve uyarı almayacağıma
11-Zırtı pırtı yanlış yerlere konu açıp yetkililerin sürekli taşımacılık yapıp bel fıtığı olmalarına sebep olmayacagıma (!)
12-Asla ve asla bu adminler kendini ne sanıyo diye düşünmeyeceğime
13-Açtığım konulara kimse cevap yazmıyo diye kahrolmayacağıma.Ne olurr yorum yazın die sayfalarca aglamayacagıma Ne ararsan kendinde ara başkası yalan ağlar atasözüne göre davranacagıma
14- Gerekli gereksiz smileylerle mesajımı doldurup kendimi foruma bi katkıda bulunuyor sanmayacagıma
15-Üye olduktan hemen sonra bismillah yok şunu şöyle yapsaydınız, yok şu niye şöyle diye ukala tavırlar sergilemeyeceğime
16- Admin ve modlara sirinlik yapıp yağ çekip kendime katkı sağlama amacını asla gütmeyecegime
17-Üye olduktan sonra nerelisin diye soranlara Hisse.net'Liyim diye cevap vereceğime,neresinden diye sorarlarsa da apışıp kalacağıma.
Harddiskim, ADSL modemim, mausum, klavyem üzerine and içerim
abi tüp bitti nasıl yapcaz yemek olayını?
-olum okulda yeriz kasma kendini..
-para mı var abi okulda yiyelim!
-tamam buldum abi yatır elektrik sobasını yere..
-eee?
-tavayı üstüne koyup yumurta yapcaz!!!
-olum süper aklın var ama 2 yıllık okulda 5. yılın ya helal olsun diyorum baska bisey demiyorum,susuyorum!
----------------------------------------------
-ketçap varsa getirsene içerden şu makarnaya koyalım
-ulan suyun olmadığı evde ketçap mı olacak?
----------------------------------------------
- Bulaşığına batak'a varmısınız? ardından bulaşık yıkamasına
-----------------------------------------------
-olum bundan sonra plastik tabak kullanalım
-ne oldu beyim bulaşık yıkamak zoruna mı gitti. Dedik sana sıran geldiğinde yıka diye
------------------------------------------------
-olm mimarlıktaki kız yine beni kesti kantinde laa
-tabi tabii
-gerçek diyorum king yapınca bir bağırdım öyle bir bakışı vardı ki
-o senin salaklığına bakmıştır
-göreceksin iki güne kalmaz buraya getirir bulaşık yıkattırırım
-------------------------------------------------
- olm şu evi bi temizleyelim artık bee, mutfaktan başlayalım.
- tamam girelim vallaa banyo da benim, elleşmeyin.
- ama bugün olmaz zaten yorgun gelmişim hiç halim yok.
- yarında benim işim var geç gelicem.
- ee o zaman sonra bi ara yaparız
- ii madem..
---------------------------------------------------
-abi yiyecek bişey var mı?
+yok hocam olsa ben yerim değil mi?
-(buzdolabını açar)- bu ne lan sucuk var burda birde bizden saklıyor...
+hadi be ... vallahi varmış... yalnız dur bir saniye - (sucuk sanılan şey ele alınır)
-Allaaah bu sucuk değil kararmış metamorfoz geçirmiş bir muz!
----------------------------------------------------
-olum, para bitti laa...
+valla haci, bende de yok, napcaz?
-ne bileyim, evden de isteyemiyom.
+Şu senin hemşo ahmet vardı, ondan istesek...
-tabii be, ama, olum herif heykelde oturuyo, dolmuş parası lazım...
+hımmm... ha buldum, bira şişeleri vardı mutfakta, iade edelim..
-haci ben verdim onları markete.
+eee...
-bi LM aldım..
+hımm.. ii yapmışsın, ver bari bi tane..
-al abi...
-----------------------------------------------------
- abi bugün süper bişey yiyelim olur mu?
- tabi ne mesela?
- ne bilim abi ya makarna mı yesek?
- bi sus olum hergün yiyos zati makarna. daha süper bişi yiyelim..
(akabinde o gün makarna yiyilerek doyulmuştur)
------------------------------------------------------
- bu tencere yağlı hala bir daha yıkasanıza
- yemekte yağ ile yapılıyo ne gerek var
-------------------------------------------------------
-portakal var mı?
-var ama artık turuncu değil...
Kaşla göz arasında
Temel’in taksisine Texaslı bir adam binmiş. İstanbul'da dolaşırken Akmerkez’i göstererek "Büyük bina, bizim orda bunu 2 günde yaparlar", Galata Kulesi’ni göstererek bizim orda bunu 1,5 günde yaparlar" diye atıp tutuyormuş. Sonunda Temel’in canına tak etmiş ve Süleymaniye Camisini göstererek, "Allah Allah..." demiş. Texaslı ne oldu diye sorunca, Temel, "Az önce geçtik ama burada böyle bir cami yoktu... Yine kaşla göz arasında yapmış bizimkiler" demiş.
Beş litre
Amerika'da adamın biri işine giderken birden anormal bir trafiğin içine düşer, ama trafik bir santim bile
kıpırdamamaktadır.
Bir süre sonra aracının yan camına birisinin tıkladığını farkeder ve camı açar.
- Ne var acaba?
- Teröristler Bush'u yakaladılar. Eğer 1 milyar dolar verilmezse, üstüne benzin döküp yakacaklarmış.
- Haa şimdi anladım bu trafiği...
- Ya işte onun için, herkesten biraz yardım topluyoruz.
- İnsanlar ne kadar veriyor ortalama olarak?
- Valla yaklaşık 5'er litre
Belgrad Ormanında bir akşam üstü
Nihahahah boşuna kıpraşma yavrum.Elimden
kurtulamazsın..
Bağırmakta fayda etmez. Bu ormanda seni kimseler duyamaz. Sen iyisi mi
meşhur sözü hatırla ve rahatla.Tecavüz kaçınılmazsa uzan keyfine
bak..Heheheheh..
-Sen şimdi bana tecavüz mü edeceksin?
-Yok nasihat edicem.Tabii ki tecavüz edicem.
-Eminsin yani.
-Tabii eminim,artık tecavüz etmek suç bile değil güzelim.Tecavüzü
ediyorsun,sonra tecavüze uğrayan kız çaresiz seninle evlenmek zorunda
kalıyor,sen yırtıyorsun.
-Demek yırtıyorsun? O zaman gel yırt bakalım.Hatta
sen zahmet etme,ben yırtıyım üstümü başımı.Nasıl olsa yenisini sen
alacaksın.
-Ne diyon sen bacım?
-Bu ayakkabıları da parçalayabilir myiim?
-Bıktım kaç senedir giymekten.
-Ohoooo.Amma konuştun ya.
-Evet ben biraz fazla konuşurum.Şimdiden alışan iyi olur.Malum bir ömür aynı evi
paylaşıcaz.Haa bi de unutmadan söyliyim,ben uyurken dişlerimi
gıcırdatırım,sonra söylemedin deme.
-Anlaşıldı,sen beni lafa tutup kaçmayı planlıyon ama yemezler.
-Kim kaçacak?Ben mi ? Bence birazdan sen kaçıcan, müstakbel kocacığım. Önce şunu söyliyim,bizde nişanıda düğünüde erkek tarafı yapar bilesin.Nişanda 3 burma bilezik,bir altın saat,5 metrede altın kordon
-Ohaaaaa
-Bence oha joker hakkını hemen kullanma.Çünkü daha düğünde isteyeceklerimi sıralamadım.
-Ne düğünü ya?
-Aaaa düğünsüz hayatta evlenmem.Özel gelinlik isterim,ayrıca ablamların o gece giyeceği tuvaletler de bizzat ellerinden öper
-Ablanlarmı ?
-Evet bizde adetler böyle.Sen sormadan söyliyim,benim 4 ablam var.Sonra düğün salonda olucak.Havayi fişek gösterisi isterim.5 bilezik isterim,tek taş pırlanta yüzük isterin,yurt dışında balayı isterim,kirada oturmam ev isterim,Italyan mobilya isterim.
-Yeteeeeerrrrrrr.Bacım ne yaptın ya ?Ben mi sana tecavüz ediyom,sen
mi bana tecavüz ediyon karıştırdım ha!!Ne bu be ?
-Valla canın isterse kocacığım.
-Ne kocası be?
-Tecavüz edicen ya o bakımdan
-Tövbe ..Vazgeçtim.Ben aklımı peynir ekmekle yemedim.Tecavüzün cezası kalkmamış aksine artmış. Bundan ala ceza mı olur?! Şu dakikadan itibaren dünya ahiret bacımsın.Kalk yürü eve bırakayım seni.Ulan bi tecavüz etme zevkimiz
vardı,onunda içine ettiler, iyi mi ?
Eşek değilsin ya
Trafik polisi arabayı durdurmuş ve eğilip “ehliyet ruhsat lütfen” demiş. Şoför “Tabi buyurun” demiş ve ehliyet ve ruhsatını polise uzatmış. Polis bakmış bir problem yok.
- Peki demiş polis, çevre vergisi pulunu sormuş.
- Burada, buyurun demiş adam.
- İlk yardım çantanız var mı? demiş polis.
- Tabi deyip bagajı açmış adam. Polis bakmış içinde eksik yok.
- Yangın söndürücü?
- Burada buyurun.
- Zincir?
- Derhal çıkarayım buyurun.
Polis daha sonra tekrar sormuş:
- Mezdeke kaseti var mı?
Şoför çok şaşırmış.
- Evet var buyurun demiş.
Polis: Tamam siz onu takın teybe, sesini de açın demiş ve başlamış oynamaya.
Şoförün şaşkınlığı daha da artmış ve dayanamamış sormuş.
- Hayrola memur bey?
Polis cevap vermiş:
- Ee eşek değilsin ya artık takarsın bir 20 milyon...
AUDI : Another Ugly Deutsche Invention(Bir diger çirkin Alman Icadi)
BMW : Brings Me Women(Bana Hatunlari Getirir)
FIAT : Failure in Italian Automotive Technology(Italyan Otomotiv
Teknolojisinin Basarisizligi)
FORD : Fast Only Rolling Downhill (sadece yokus asagi hizlanir)
SAAB : Shape Appears Ass-Backwards( Popo Görünümlü)
HYUNDAI : Hope You Understand Nothing's Driveable And Inexpensive...
(Umariz hiçbirseyin sürülebilir ve pahali olmadigini anlamissinizdir)
VOLVO : Very Old Looking Vehicular Object (Çok eski görünüslü araç)
PORSCHE : Proof Of Rich Spoiled Children Having Everything (Zengin züppe
bebelerinin herseye sahip oldugunun kaniti)
Bektasiyi, rica minnet camiye götürmüsler.Hoca baslamis anlatmaya:
-Bir yer vardir ki orada, zengin fakir ayrimi yoktur.Dertli giren neseli olur.Oraya giren herkesin gönlü ferahtir.Bilin bakalim, burasi neresidir?
Bektasi yanit vermis:
-Neresi olacak, meyhane...
KIZMA BİRADER
Aslan ormanlar kralı. Bir gün bunu bütün hayvanlara söylettirmeye karar vermiş. Gezintiye çıkmış. Önüne gelen ilk hayvan grubu olan kuşlara sormuş:
– Ormanlar kralı kim?
– Sizsiniz efendim!
– Aferin. Güzel…
Sonra, koyun - keçi grubuna aynı soru:
– Ormanlar kralı kim?
– Sizsiniz efendim!
– O… güzel. Bu güzel soruya hep aynı cevap verilmesi aslanı biraz şımartmış. Yoluna devam ederken karşısına bir fil denk gelince yine aynı soruyu aşk ile sormuş:
– Ormanlar kralı kim? Cevap yok.
– Ormanlar kralı kim? Cevap yok.
Kulağı her hâlde duymuyor zannedip yanına biraz daha yaklaşarak aynı soruyu kükreyerek sormuş:
– Ormanlar kralı kim?
Fil artık iyice rahatsız olunca aslanı hortumu ile kaptığı gibi üç beş metre ileri fırlatmış. Tekrar yanına gidip ayağı ile sağlamlığını kontrol ettikten sonra kaldırıp iki metre daha ileri atmış. Yanına yeniden gittiğinde aslan son anlarını yaşıyor gibi zor nefes alıyormuş. Kendini toparlamaya çalışan aslan sakin sakin şöyle konuşmuş:
– Ya kardeşim. Bilmiyorsan, bilmiyorum, de. Ne diye dövüyorsun ki?
KADININ GöREVi
Adamın birisi bir gün hastalandı. O gün canı işe gitmek istemiyordu. Karısı ne güzel hep evde kalıyor, hiç işe gitmiyordu. Birden içinden allaha şöyle bir dua edeceği tuttu. 'Allahım hergün işe gidip, 8 uzun saat boyunca evim ve eşimin rahatı için çalışıyorum. Eşim ise evde yalnızca oturuyor. Ne olur, bir gün için benim yerime geçip, ne zor bir hayat yaşadığımı görmesini sağla'.
Hikaye bu ya.. birden bire adamın dileği yerine geldi. Ertesi sabah, Adam, karısının vücudunda uyandı. Hemen yataktan fırladı, eşinin kahvaltısını hazırladı, çocukları uyandırdı, elbiselerini hazırladı, onların da kahvaltılarını hazırladı, yedirdi, beslenme çantalarını hazırladı, çocukları okula götürdü, eve döndü.
Hemen evi toparladı, yıkanacak bulaşıkları ve çamaşırları halletti. Temizleyiciye götürülecek olanları eline alıp, telefon faturasını ödemek için Türk Telekom'a gidip sıraya girdi. Faturayı ödedikten ve temizleyiciye uğradıktan sonra akşam yemeği için alışverişe gitti.
Eli kolu dolu bir vaziyette eve döndü. Bu arada öğle olmuştu. Evi, özellikle yemek masasının altını elektrik süpürgesi ile süpürdü. Eşyaların tozunu aldı. Mutfağı sildi. Çocukların okuldan geldiklerinden atlayacakları keki pişirdi.
Çocukları okuldan alma zamanı gelmişti. Yolda onlarla sohbet etti. Okulda olanlar konusunda onlara akıl verdi. Eve geldiklerinde, derslerini kontrol edip, çalışmaları için masalarına oturmalarını sağladı, onlara süt ve kekten oluşan akşamüstü yiyeceklerini verdi.
Bu arada, yıkadığı çamaşırları ütülemesi gerekiyordu. Ütü bittiğinde, ancak akşam yemeğini hazırlayacak kadar vakit kalmıştı. Patatesleri soymaya başladı. Salataları yıkadı. Pilav için pirinci ıslattı. Etleri çıkarıp, fırın için hazırladı. Kocası eve geldiğinde, sofraya tabakları yerleştiriyordu.
Akşam yemeğinden sonra, önce eşinin kahvesini pişirdi sonra masayı topladı ve bulaşıkları halletti. Eşinin ve çocukların ertesi günü giyeceği kıyafetleri kontrol etti.
Bu arada çocukların yatma saati gelmişti. Onlara hikaye okudu.
Salona TV seyretmeye, biraz gazete okumaya dönmüştü ki, eşi onu yatak odasına çağırdı. Ne de olsa, adamcağız bütün gün onlar için çok çalışıp, yorulmuştu. Şimdi rahatlaması, gevşemesi gerekiyordu. Bu da onun göreviydi.
Ertesi sabah, uyandığında, hemen Allah'a yalvarmaya başladı. 'Allahım, özür dilerim, ben ne dediğimi bilmiyormuşum. Karımın hayatını rahat zannetmekle ne halt işlediğimi şimdi anladım. Lütfen beni eski halime döndür'. Allah cevap verdi; 'Evet, dersini aldığını görüyorum, herşeyi değiştireceğim ama maalesef 9 ay beklemek zorundasın, çünkü dün gece hamile kaldın'
KADININ GöREVi
Adamın birisi bir gün hastalandı. O gün canı işe gitmek istemiyordu. Karısı ne güzel hep evde kalıyor, hiç işe gitmiyordu. Birden içinden allaha şöyle bir dua edeceği tuttu. 'Allahım hergün işe gidip, 8 uzun saat boyunca evim ve eşimin rahatı için çalışıyorum. Eşim ise evde yalnızca oturuyor. Ne olur, bir gün için benim yerime geçip, ne zor bir hayat yaşadığımı görmesini sağla'.
Hikaye bu ya.. birden bire adamın dileği yerine geldi. Ertesi sabah, Adam, karısının vücudunda uyandı. Hemen yataktan fırladı, eşinin kahvaltısını hazırladı, çocukları uyandırdı, elbiselerini hazırladı, onların da kahvaltılarını hazırladı, yedirdi, beslenme çantalarını hazırladı, çocukları okula götürdü, eve döndü.
Hemen evi toparladı, yıkanacak bulaşıkları ve çamaşırları halletti. Temizleyiciye götürülecek olanları eline alıp, telefon faturasını ödemek için Türk Telekom'a gidip sıraya girdi. Faturayı ödedikten ve temizleyiciye uğradıktan sonra akşam yemeği için alışverişe gitti.
Eli kolu dolu bir vaziyette eve döndü. Bu arada öğle olmuştu. Evi, özellikle yemek masasının altını elektrik süpürgesi ile süpürdü. Eşyaların tozunu aldı. Mutfağı sildi. Çocukların okuldan geldiklerinden atlayacakları keki pişirdi.
Çocukları okuldan alma zamanı gelmişti. Yolda onlarla sohbet etti. Okulda olanlar konusunda onlara akıl verdi. Eve geldiklerinde, derslerini kontrol edip, çalışmaları için masalarına oturmalarını sağladı, onlara süt ve kekten oluşan akşamüstü yiyeceklerini verdi.
Bu arada, yıkadığı çamaşırları ütülemesi gerekiyordu. Ütü bittiğinde, ancak akşam yemeğini hazırlayacak kadar vakit kalmıştı. Patatesleri soymaya başladı. Salataları yıkadı. Pilav için pirinci ıslattı. Etleri çıkarıp, fırın için hazırladı. Kocası eve geldiğinde, sofraya tabakları yerleştiriyordu.
Akşam yemeğinden sonra, önce eşinin kahvesini pişirdi sonra masayı topladı ve bulaşıkları halletti. Eşinin ve çocukların ertesi günü giyeceği kıyafetleri kontrol etti.
Bu arada çocukların yatma saati gelmişti. Onlara hikaye okudu.
Salona TV seyretmeye, biraz gazete okumaya dönmüştü ki, eşi onu yatak odasına çağırdı. Ne de olsa, adamcağız bütün gün onlar için çok çalışıp, yorulmuştu. Şimdi rahatlaması, gevşemesi gerekiyordu. Bu da onun göreviydi.
Ertesi sabah, uyandığında, hemen Allah'a yalvarmaya başladı. 'Allahım, özür dilerim, ben ne dediğimi bilmiyormuşum. Karımın hayatını rahat zannetmekle ne halt işlediğimi şimdi anladım. Lütfen beni eski halime döndür'. Allah cevap verdi; 'Evet, dersini aldığını görüyorum, herşeyi değiştireceğim ama maalesef 9 ay beklemek zorundasın, çünkü dün gece hamile kaldın'
Mükemmel, ilerki çalışmalarınızda başarılarınızın devamını dilerim.
Moralinizi bozmak gibi olmasın ama galiba Yaşladık Biz
Bugün üniversite ögrencilerinin çogunluğunu 1983 doğumlular ve daha küçükler oluşturuyor. "gençlik" onlara deniyor.
Onlar için tek bir Almanya var ve SSCB, Çekoslovakya, Yugoslavya gibi ülkeleri tanımıyorlar.
Soğuk Savaşı bir bilgisayar oyunu sanıyorlar.
AIDS doğduklarından beri var.
CD doğduklarından beri var.
Michael Jackson onlar doğduğunda beyazdı.
Bülent Ersoy onlar doğduğunda kadındı.
Eski filmlerde Ajda Pekkan'ı görseler tanımazlar. Küçük Emrah'ı, Emrah'ın gayrimeşru oğlu sanıyorlar.
Rıdvan Dilmen onlar için sadece bir TV spor yorumcusu ve ona neden "şeytan" dendiğini bilmiyorlar. Kenan Evren onlar için tonton bir ressam.
Onlar için "Çarli'nin Melekleri" ve "Görevimiz Tehlike" sadece geçen senenin yeni vizyon filmleri.
Siyah beyaz bir bilgisayar ekranı olabileceğini düşünemezler. Pac-Man'i bilmezler. Amiga ve Commodore 64'leri olmadı hiç.
Siyah beyaz bir televizyon olabileceğine inanmazlar ve uzaktan kumanda olmadan nasıl kanal değistirileceğini bilmezler.
Balkonda hiç anten ayarı yapmadılar.
Sadece tek bir kanalın günde belirli saatlerde yayın yaptığı dönemlerde dinozorların da yasadığını düşünürler.
Dallas'ı sadece NBA maçlarından bilirler.
Flamingo Yolu ise sadece bir bar adı olabilir onlar için.
John Travolta'yı hep balık etli ve yuvarlak hatlı olarak gördüler ve onun nasıl olup da bir dans ilahi olabildiğini hayal bile edemezler.
Ve bizler de üniversitedeyken cep telefonsuz nasıl yasayabildiğimize akıl erdiremezler.
Şimdi bakalım yaşlanıyor muyuz bir görelim.....
1. Yukarıda yazılanları anlıyor ve gülümsüyorsun.
2. Artık dışarıda geçirilen bir gecenin ardından öğleden sonraya kadar uyumaya ihtiyacın var.
3. Arkadaşların evleniyor.
4. Küçücük çocukların bilgisayarla nasıl çok rahat oynayabildiklerine her zaman hayret ediyorsun.
5. Liseli gençlerin ellerinde cep telefonlarını görünce kafanı sallıyorsun.
6. İsine her geçen gün daha çok bağlanıyorsun. Artık o senin hayatın.
7. Arkadaslarınla hergün telefonda daha az vakit geçiriyorsun.
8. Zaman zaman arkadaşlarınla bulusup, beraber yasadığınız komik olayları tekrar tekrar anlatıp, eski güzel günleri yadediyorsun.
9. Bu yazıyı okuduktan sonra bunu bazı arkadaslarına tavsiye etmeyi düşünüyorsun. Onların da bunu beğeneceklerini düşünüyorsun..))))
Amerikalı bir antikacının yolu Türkiye'ye düşmüş, hayvan
pazarının birinde geziyormuş. Birden, önünde ihtiyarca bir
adamın durduğu, zayıf mı zayıf, hasta bir eşek görmüş; ancak
dikkatini çeken, bu zavallı eşeğin üzerinde gördüğü, oldukça
eski ve son derece değerli semermiş. Antika kültürü olmayan
bu zavallı ihtiyardan semeri son derece ucuza satın
alabileceğini düşünerek pazarlığa başlamış. Sıkı bir
pazarlıktan sonra, eşeği normal fiyatının 4-5 katına satın
almak üzere anlaşmış. Milyonlarca dolar değerinde semeri,
4-5 eşek parasına aldığı için sevinmeye tam başlamışken,
ihtiyar oradaki bir çocuğa seslenmiş:
-"Oğlum, kalk da ahırdan yeni bir semer getir beyefendi
için, bu eski semerle göndermeyelim onu!"
Amerikalı tutuşmuş haliyle:
-"Benim için sorun değil, zahmet etmeyin..." filan derken
bayağı bir dil dökmüş. En son bizim ihtiyar dayanamamış:
-"Boşuna uğraşma beyim, biz bu semerle çok eşekler sattık!"
Adamın karısı gece yarısı doğum yapmıştı. sabah ilk iş hastaneye
telefon edip durumlarını sormak oldu.
- Alo orası doğum servisimi?
- Evet efendim.
- Servis şefi ile görüşebilirmiyim. tam osırada hatlarda bir
karışıklık olur ve müşterisiyle konuşan bir otomobil tamircisi hatta
girer. cazırt cuzurt kısa bir parazit sesleri ve daha sonra hat
eskisi gibi netleşir.
- Alo... alo sesim geliyormu aloo?
- Evet devam edin.
- Sesim şimdi daha iyi geliyor galiba sizinkide düzgün gelmeye
başladıda...
- Merak edilecek birşey yok burada herşey yolunda onu iki gün içinde
evinize göndeririz.
- Demek herşey yolunda bir problem yok. Aslında nekadar zorluk
çektiğimizi bilemezsiniz beyfendi. Her tarafını elden geçirdik. İşe
yaramaz hale gelen yerlerini değiştirdik iki gün sonra yeniden
kullanmaya başlayabilirsiniz.
- Nasıl yeniden kullanabilirim anlayamadım?
- Hiç merak etmeyin sonuçtan çok memmun kalacaksınız girişini
daralttık çok fazla genişlemişti,herhalde fazla zorlamışsınız.
- Fa, fa, fakat...
- Yooo hayır hiç itiraz etmeyin zorladığınız belli. Bu arada çıkışıda
biraz açtık. Tıkanmıştıda...
- Çıkışmı? nasıl yani?
- Hani gaz çıkan delik canım. O kadar iyi açıldıki şimdi gaz
çıkarırken sesini dinlemek bir zevk haline geldi.
- Neeee.?
- Dediğim gibi herşey yolunda. Emin olmak için dün akşam bizzat
kendim denedim. herşey okadar iyiydiki neredeyse son model oldu
vallahi. Bu sabah yedi kişi birden çıktık üstüne banamısın demedi.
Artık öyle hızlıki hiç sormayın çok memmun kalacaksınız çoook.
Bir akıl hastanesini ziyareti sırasında, adamın biri sorar:
Bir insanın akıl hastanesine yatıp yatmayacağını nasıl belirliyorsunuz?
Doktor:
Bir küveti su ile dolduruyoruz. Sonra hastaya üç sey veriyoruz.
Bir kaşık, bir fincan, ve bir kova. Sonra da kişiye küveti nasıl
boşaltmayı
tercih ettiğini soruyoruz.
Siz NE yapardınız?
Adam:
OOO ! Anladım. Normal bir insan kovayı tercih eder. Çünkü kova kaşık ve
fincandan büyük.
Hayır,
der doktor.
Normal bir insan küvetin tıpasını çeker.
Ders: Sadece bize sunulanlar dışında çözüm bulmaktır akıl.
ally_mcbeal
01-09-2006, 21:14
bayan hastalarımdan biri anlattı, kendisinin başından geçen gerçek olay :
eşi ile sorunları olan bu hanım bir gün cd çalar ın yanında bir müzik cd si görmüş. cd yi eşine bir doktor arkadaşı vermiştir ve bir ilaç firmasının elindeki antidepresan ilacın promosyonu için reklamlarıyla birlikte dağıttıkları bir klasik müzik cd sidir. üzerinde ilacın resmiyle beraber ''günde tek doz alınız'' yazmaktadır. o dönem ciddi biçimde evlilik sorunları hakkında çareler arayan bu hanım cd nin üzerindeki yazıyı görmüş ve her gün bir kez bu cd yi dinlemeye ve eşine de dinletmeye başlamış. eşi dinlemek istemese de dinletiyormuş... sonunda sebebini açıklamış.
orda laf arasına girip ''eşiniz ne dedi peki'' dedim.
''hiiç, koltuktan düştü'' dedi... ''gülmekten...''
Laz sahilde yürürken bir şişe bulur. Merak edip mantarını çıkarınca birden içinden bir cin çıkar ve : - Beni kurtardın. Üç dilek hakkın var. - Cebimde param hiç bitmesin. Cin parmağını şıklatır. Laz elini cebine atar, para doludur. Bütün parayı çıkarıp tekrar sokar, yine para doludur. Laz ikinci isteğini düşünür : - Bir şişe rakım olsun ama hiç bitmesin Cin parmağını şıklatır ve Laz'ın önünde bir şişe rakı belirir. Laz şişeyi açar ve yere döker ama şişeyi doğrultur doğrultmaz yine dolmuştur. Bir daha döker ve şişe yine dolar. Bunun üzerine: - Bu şişeyi çok sevdim. Bir tane daha istiyorum.
Kadınla kocasının arasında uzun süredir
bir faaliyet yokmuş.Koca ne yaparsa yapsın
karısının ilgisini çekmeyi başaramıyormuş.
En sonunda çareyi karısını bir psikoloğa
götürmekte bulmuş.Psikolog genç ve güzel
kadınıproblemini çözmek için : "Anlatın
bakalım bir gününüz nasıl geçiyor" demiş.
Kadıncağız başlamış anlatmaya...
"Sabahları işe geç kalmamak için taksiyle
gidiyorum.Fakat yanımda para bulunmadığından
şoför "Bayan ya parayı ödersiniz ya da..."
diyor.Mecbur kaldığım için 'ya da' yı
seçiyorum. Durum böyle olunca işe geç
kalıyorum tabii Patronu kapıda kaşlarını
çatmış beni beklerken buluyorum.Patron ise,
"Böyle geç gelmeye devam edersen seni
işten atarım ya da....".Yine 'ya da'yı
tercih etmek zorunda kalıyorum.Akşam eve
yorgun argın geldiğimde ev sahibi kapıya
dayanıp kirayı yine bir hafta
geciktirdiğimizi belirterek "ya kirayı
hemen ödersiniz ya da...." diyor.
Eeee, haliyle 'ya da' yı tercih ediyorum.
Kocam eve geldiğinde de o işi yapacak
halim kalmıyor tahmin edersiniz..."
Psikolog kadına bakıyor : "Hanfendi
tüm bu anlattıklarınızı kocanıza
anlatabilrim ya da...."
Bir matematikçi, bir muhasebeci ve bir ekonomist aynı işe baş vururlar.
Görüşmeci matematikçiye sorar:
- iki kere iki kaç eder?.
Matematikçi cevap verir:
- Dört!.
Görüşmeci sorar:
- Kesin dört mü?
Matematikçi kendinden emin cevaplar:
- Evet, kesin dört!
Matematikçi çıkar ve ekonomist odaya girer. Bu sefer görüşmeci aynı soruyu ekonomiste yöneltir.Ekonomist yanıtlar:
- Ortalama dört eder, yüzde 10 aşağya veya yukari oynayabilir, ama ortalama dört eder!.
Ekonomistte de çıkar, muhasebeci odaya girer, aynı soru ona da sorulur.Muhasebeci ayağa kalkar, kapıyı kilitler,panjurları indirir ve görüşmeciye yaklaşarak sorar:
- Kaç etsin istersiniz?
Yaşlı horoz, kümese yeni gelen ve hemen icraata başlayan genç horozun yanına yaklaşıp 'hoşgeldin' dedikten sonra;
- Biliyorum der, benim günlerim artık sayılı. Genç ve kuvvetli biri varken sahibimiz beni yaşatmaz. Senden, ölmeden önce son bir istekte bulunabilir miyim?
Genç horoz, karşışında ezilip-büzülen yaşlı horoza acıma ve küçümsemeyle bakar;
- Neymiş o isteğin bakiimm?
Yaşlı horoz kümesin dip taraflarındaki tavuklardan birini göstererek, ağlamaklı bir ses tonuyla konuşmasına devam eder;
- Şu benim en çok sevdiğim tavuk. İzin ver de onu son bir kez seveyim.
- Hayır, olmaz.
- O zaman bana son bir şans ver.
- Neymiş o?
- Kümesin dışına çıkıp, şu ağaca kadar yarışalım. Kim kazanırsa tavuk onun olsun. Ama ben senden iki adım önde başlıyayım. Zira ben yaşlıyım.
Genç horoz bu teklifi kabul eder ve kümesten önce yaşlı horoz, ardından da genç horoz fırlar.
Birden GÜÜMM diye bir silah sesi duyulur. Genç horoz kanlar içinde can verirken silahı ateşleyen mal sahibi yanındaki arkadaşına döner;
- Ulan bu oğlancı çıkan onuncu horoz be.
Bir maç sonrası Star spikerinin, soyunma odasının önünde içerden çıkan futbolcularla röportaj yaparken o anda yanlarında bulunan Ali Sami Alkış'a bakarak, "Evet sayın seyirciler, spor yazarı Ali Sami Alkış da yanımızda, hemen araya sıkıştırıyoruz Ali Sami Alkış'ı" demesi, Ali Sami Alkış'ın "Ben sandviç miyim beni araya sıkıştırıyorsun!" diye sert bir şekilde karşılık vermesi ve ortamın gerilmesi...
Nasılsın sorusuna verilecek cevaplar
- Dializ Makinasina Bagli Ama Dahalen Yasama Istegi Cok Kuvvetli Biri Gibiyim
- pazarda tezgahtan düşerek caddede bir süre yuvarlandıktan sonra kum yüklü kamyonun altında kalan domates gibiyim vıcık vıcık igrenç , ölesi bir durumdayım..
- kasapda kesilmeyi bekleyen inek gibiyim acınası vede çaresiz
- 9 un 4 üne gelen mario gibiyim.yorgun ve halsiz
- Yeni DoqmuŞ ßir ßeßeK qißiyim
- yarın okulu olan ama pc yi bırakamayan lise öğrencisi gibiyim.gerçekçi ve uykulu
- Eşşek Gibiyim Sirtina Semer Vurulmuş
- 3.kez zıplamaya çalışan çekirge gibiyim;asi ve temkinli..
- idare eder allaha şükür.sizleri sormalı.
- zili çalıp kapıyı açan olucakmı diye bekler gibiyim..umutlu, sabırsız, sinirlenebilitesi yüksek
- nasıl olduğuna karar veremeyecek kadar tuhaf...
- tatlı suda yaşayan balık gibiyim.. uykusuz ve temiz
- kaybolmuş çocugunu bulan baba gibiyim...
- hafıza kartı olmayan 6630 gıbıyım pahalı ama işe yaramaz
- hacklenmiş hacker gibi şaşkın ama ümitli
- Nükhet Duruyla Cenk Eren gibiyim birlikte ama şuursuz
- arka koltukta unutulmus paket gibiyim gizemli ve hüzünlü...
- Düğün yerinde acımasızca çalınan davul gibiyim.
- ağlamaktan gözleri şişmiş çocuk gibiyim, mutsuz ve umutsuz...
- iyiyim siz...siz nasılsınız???
- zıkkımındibi gibiyim sinirli
- Pisuvardan sıçrayan su damlaları gibiyim birlik içinde ama yanlız
- sudan çıkmış balık gibi ürkek ve şaşkın......
- fırından yeni çıkmış kek gibiyim... sıcak ve talı
- suya atılmış aspirin gibiyim, hoşurtulu ve paramparça
- Bitlis'te 6. Minare Gibiyim Eli Kulağinda Ve şaşkin..
- sarı ile mavinin karışımından oluşmuş yeşil gibiyim.. benliğini kaybetmiş; şuursuz
- Dalindan Duşmuş Armut Gibiyim.olgunlaşmiş ,sararmiş ,sulu Ama Sert
- dünyanın merkezindeki mağma gibiyimateşli ve sıcak
- boş bi mermi kovanı gibiyim, görevini yerine getirmiş
- ilginç ama iyiyim...sadece iyi
- nickini değiştirmek isteyen üye gibiyim kararlı ve düşünceli..
- balta girmemiş orman gibiyim, baltamı bekliyorum
- kurulmuş bomba gibiyim tik tak tik tak tik tak her an patlayabilirim
- zekeriya beyazı dinleyecek kadar hür, şehvetli ve sinirliyim
- 1 aydır pantolonumun ücra köşelerinde sıkışmış solo gibiyim, hem yumuşak, hem hesaplı
- kaynamış suya batırılmaya hazır çubuk makarna gibiyim,korkak ve telaşlı
- bi öyleyim bi böyleyim.bu sıralar dengesizim
- gripsiz kuş gibiyim neşeli ve hafif
- duvara yapışmış amele sümüğü gibiyim.zavallı ve çaresiz. ayrıca iğrencim
- Bilgisayarın Arkadakı kablolari gibi karmancorman
- iyiyim işte msnde takılıyorum
- Yeni mayalanmış yoğurt gibiyim;ne olacağından habersiz ve meraklı
- kullanılıp atılan mendil gibiyim pis ve buruşuk
- Arenaya çıkartılmış boğa gibiyim sinirli ve şaşkın.
- söğüt dalına yuva yapmış manda gibiyim ağır ve yorgun
- Sütten ağzı yanmış tüketici gibiyim,yoğurdu nasıl yiyebileceği konusunda endişeli
- çaya katılmış şeker gibiyim.başkasına faydalı olmak uğruna kendini feda eden
- kurbanlık koyun gibiyim.bayram namazını bekliyorum
- otobüsü kacirmiş yolcu gibiyimm sinirli ve üzgün
- sudan çıkmış balık gibi susuz ve şaşkınım
- kapağını arayan tencere gibiyim yorgun ve umutlu...
- matematik sınavında kopya cekmek için ögretmeninin arkasını dönmesini bekleyen cocuk gibiyim sabırsız telaşlı ve ürkek
- hocanın ya tutarsa felsefesine sırtını dayamış ama 4 senedir 2 bile tutturamayan sayısal loto kalemi gibiyim. bezgin ama usanmaz
- ***** dan üst üste 3 hafta kazanmış gibiyim, zengin ve mutlu
- bileklik yapılmak için sıraya dizilmiş boncuk gibiyim amaçsız ama başkalarının amacına hizmet eden..
- kafesten yeni çıkıp kaçmaya çalışan kaçtıktan sonrada özgürlüğün tadını çıkaran bir kuş gibiyim heyecanlı ve mutlu.......................
- hamburger mönü ile light kola içen bayan gibiyim.. şuursuz ve kaygılı
- katlanmak üzere iki ucundan çekiştirilen çarşaf gibiyim;huysuz ve gergin...
- çölde susuz kalmış kutup ayısı gibi, sebepsiz ve anlamsız...
- tornavida yokluğunda kullanılan meyve bıçağı gibiyim, çok amaçlı
- sol tuşu olmayan mouse gibi, sol yanından yaralı anlamını yitirmiş...
- Depremde yıkılmış ev gibiyim;tozlu ve paramparça
- sıkılmış limon gibiyim
- 0576546745 km yol gezdikten sonra.. yumurtlamak için sadece dalyana gelen
caretta-caretta gibiyim.. evimde ve mutlu
- devamsızlıgı tavana vurmus kacmak ısteyen fakat elı kolu baglı bır lıselı gıbı
- altına etmiş bebek gibi huzursuz
- bir kedisi bile olmayan sezen aksu sarkısı gıbıyım
- hala zaman aşımına uğramış internet explorer gibiyim;geri dönüşü olmayan ve bekledikçe ilerlemeyen
- bütün yazılanları okuyupta, kendini bunlara benzer bişi yazmak zorunda hisseden biri gibiyim
Çocukta ana yok baba yok, garibin çok zordur işi
Ağaç kovuğunda yalınız yaşar, garip bir saka kuşu
Tutturdu ille de isterim diyor yuvaya bir dişi
Vazife üstümüze kaldı,bilmem ne halt yiyeceğiz
Kız,gidilecek istenecek çaresi yok refakatçiyiz,
Vallahi bize zeval olmaz biz mecburi elçiyiz.
Darülacazeden ana baba bulmuş, esnaf dostlar
Günaha girmeyiz inşallah,ne çingeneyiz ne falcıyız.
Kızı tanırız,mahallenin hem gülü hem bülbülü
Geçer iken çarşıdan,eğilir eriğin söğüdün,dalı
Laf atmış””Canım,yavrum ne şekersin” diye
Meğer köpeğe söylermiş,anlatamadık bizim ineğe
Oğlan mahalleden,on iki ayın dokuzu işsiz
Istaka vurdular,otuz altının,otuzu yok dişsiz
Berber kazırken saçı, usturayı kaçırmış, kaşsız
Filmlerde Çamukayı oynuyor,artisttir diyeceğiz.
Terziden ödünç aldık,pantolon olmaz,yelek olur
Kartondan yaka kestik,ceketin teyeli durur
Ayakkabının arkasına bastı,topuğuna vurur.
Moda dünyasında Yıldırım ile çalışıyor diyeceğiz.
Kararlıyız,azimliyiz ay oldu soğanı sarımsağı kestik
Her sabah,öğlen ve akşam,nefesini kokduk
Ne yaptıysak geçmedi,karanfil ile gülyağı ile ovduk
Fenerbahçe işkembecisinde müdür muavini diyeceğiz.
Kes dedik artık akşamdan akşama içme şarabı
Yolda yürürken, görmüyor karıştırıyor beyazı,arabı
Kimi görse sayıyor,Öküz gözü,Marmara,Köpek öldüreni
Bozca adada tesisleri var, gurme şarapçıdır diyeceğiz.
Kumar erbabıdır,zannedersin Las Vegastan mezun
Geçen gün buyur etmişler masaya,gelmiş izin
Biz bu filmi biliriz,sıkça seyrederiz,hemen her yazın
Evdeki eşyayı satıyor,evden eve nakliyeci diyeceğiz.
Geçen gün altılıdan, tiyo ile, ekstradan para bulmuş
Rakı almış yarısını içmiş,yarısını üstüne dökmüş
Yoldan duyduk kokusunu, anason tarlasına dönmüş
Yazları Bodrumda çalışıyor,madalyalı barmen diyeceğiz.
Bıçkın delikanlıdır,dalmış Beyoğluna aletsiz
Sağa sola çatmış,sinemaya girmiş biletsiz
Kavga arasında kalmış vücut kifayetsiz
Dokuz faça almış,mezbahada kasap diyeceğiz.
Oto yıkamacıda iş buldu,çalıştırır dedik saksıyı
Düz kontak yapmış çalmış müşterinin taksiyi
Vurmuş,arabadan düşmüş, üzerinden oto geçmiş
Sırtında lastik izi var,Formülada teknisyen diyeceğiz.
Kandırmışlar Rumlardan gömü var diye
Götürmüşler Haliçte,çamurdan mendireğe
Vermişler eline pişmiş topraktan sırsız bir çanak
Kapı, kapı gezdiriyor,Eskidji mezatta eksper diyeceğiz.
Her zaman olur, yine parasız, yolsuz kalmış
Komşunun bahçesinde bakır görmüş,dalmış
Meğerse ev sahibi dört tane doberman salmış
Kaba yeri paramparça K-9 da eğitmen diyeceğiz.
Girdik kız evine nihayet,evde hiç telaş yok bir rehavet
Mahallenin gülünü gördük,bir elinde süt bir elinde bebek
Kocası imiş buyurun dedi,hoş geldiniz nedir sebebi ziyaret
Bizde bir kriz gülmekten,katılıyoruz,”evlere servisimiz var,
Süzme salak oynar arkadaş,seyyar,komedyendir”diyeceğiz.
Mehmet Akif Gülhan
Adamin bir tanesi bir kahveye girer ve "Millet bana bakin. Size
söyluyorum. Tam 30 sene sonra ben bu kahveye gene gelicem." der ve
cikar. Kahvedekiler adam deli diye fazla onemsemezler. Ve aradan 30
sene
geçer. Aynı adam kahveye gene gelir ve der ki:
-"Hatırladınız mı beni millet. Size demistim, 30 sene once ben gene
gelicem diye işte geldim der.
Kahvedekiler tabi ki şaşırır. Adam devam eder. "30 sene sonra gene
gelicem bu kahveye" der. Ve gider.
Aradan bi 30 sene daha gecer. Nesil değişmiştir. 30 sene onceki
insanlarin cocuklari kahvede oturmaktadir artik. Adam kahveden içeri
girer.
- "Bana bakın millet. Ben sizin babalariniza söyledim. Size de
söyluyorum. 30 sene sonra ben bu kahveye gene gelicem" der ve çıkar.
Kahve milleti gene bunu takmaz. Aradan 30 sene geçer ve adam gene
gelir.
- "Beni hatırladınız mı millet. 30 sene önce tekrar gelicem demiştim,
işte geldim ve 30 sene sonra gelip sizin cocuklariniza da aynı şeyi
söylicem" der ve gider.
Aradan bi 30 sene daha geçmiştir. Ve adam gene kahveye gelir.
-"Bana bakın millet ben sizin dedelerinize söyledim, babalariniza
söyledim. Şimdi size söyluyorum, tam 30 sene sonra ben bu kahveye
gene
gelicem" der ve gider.
İçlerinden birisi "Arkadaslar bana bu olayi dedem anlatmisti.Gelin
bir
hocaya gidelim bu adam niye ölmüyor nedir bunun hikmeti diye soralım"
der. Ve bir hocaya giderler. Hocaya durumu anlatirlar. Hoca "ben bir
gece ruyaya yatayim azrail ile konusayim bakayim niye canını almıyor
bu
adamın size yarın haber veririm" der. Ve gece olunca hoca ruyaya
yatar,
ruyasinda azrail ile konusur.
- "Ya azrail sen bu şahısın canını niye almıyorsun?"
Azrail:
- "Zamanında bu adam bir dilek diledi. Dilegi kabul oldu onun icin"
der.
- Hoca "Ne diledi azrail?" diye sorar. Azrail.
- "Allah'ım bana milli piyangodan büyük ikramiye çıkana kadar canımı
alma diye diledi"der.
- Hoca. "Eee Allah istese buna büyük ikramiyeyi cikartamamaz mi?".
- Azrail. "Çıkartmasına çıkarır da pislik herif bilet almıyor ki.:):):):):):)
1-acaba
2-yanlış
3-mı
4-yaptım
5-yoksa
6-doğru
7-mu
8-ulan
9-güzel
10-kızdı
11-allah
12-için
13-iyi de
14-kızdı
15-ama
16-çok
17-kıskançtı
18-yahu
19-her
20-şeyime
21-karışıyordu
22-bir rahat
23-haraket
24-edemiyordum
25-ama
26-gözleri
27-masmaviydi
28-deniz
29-gibi
30-gözleri
31-vardı
32-içinde
33-kayboluyordum
34-huzur
35-buluyordum
36-saçları ipek gibi
37-her dokunuş
38-ayrı mutluluktu
39-simsiyahtı
40-offf
41-salaksın olm
42-kaçırdın canım hatunu
43-bunun gibisini bir daha
44-zor bulursun
45-köşeyi dönmeden seslensem
46-seni seviyorum desem
47-inanır mı acaba
48-hadi olm de işte deli gibi seviyorsun
49-nerde sende o cesaret olm
50-senden bir şey olmaz
51-hadi olm bırak şu inadı
52-bağır avazın çıktığı kadar
53-ya beni terslerse
54-rezil olurum
55-niye terslesin ki ya
56-seni seviyorum derdi bana hep
57-bağır hadi bağır
58-köşeyi döndü hatun allah belamı versin
59-ulan maç vardı maçı kaçırıyorum
60- taksiiiiiiii
radyolog
25-09-2006, 13:25
Matematikten surekli zayif notlar alan cocugu,
> ailesi bir faydasi olur
> dusuncesiyle Katolik okuluna gonderir.
> Bakarlar ki cocuk hep tam not almaya baslar...
>
> Sebebini merak edip sene sonunda cocuga sorarlar:
> "Ne degisti?"
>
> Cocuk cevap verir:
> "Okulun ilk gununde arti isaretine civilenmis adami
> gorunce durumun
> ciddiyetini anladim."
Adamın biri çok delikanlı geçinirmiş. Adam birgün kabız olmuş. Kabız ilacı almayı delkanlılığına yedirememiş. Geçer ümidiyle 2 gün beklemiş, geçmemiş, 4 gün beklemiş, geçmemiş. 1 hafta beklemiş kabızlığı geçmemiş. Artık dayanamamış ve eczaneye gitmeye karar vermiş. Eczane kapısından utana sıkıla girmiş.
- Şey beyfendi, ben hastayım. Tuvalete gidiyorum fakat yapamıyorum, demiş. Eczaneci
- Bunda utanacak ne var. Size hemen bir ilaç vereyim geçirir. Ama dikkat edin çok kuvvetli bir ilaçtır birden fazla içmeyin demiş.
Adam eczaneden koşar adım çıkar. Yolda dayanamaz ve 1 haftanın verdiği sıkıntıyla iki üç tane ilacı mideye indirir. Adam yolda giderken bir hastaya rastlar. Hasta, adama
- Buralarda eczane var mı? diye sorar. Adamın cevabı oldukca ilginçtir.
- Sarı çizgiyi takip et...
Adamın biri lüks bir lokantanın vitrininde şu ilanı görür. "Yemeği siz yiyin, hesabı torununuz ödesin". Fikir çok cazip gelir ama yinede emin olmaz içeriye bir kez daha sorar.
-Gerçekten yediğim yemeğin parasını torunumdan alacaksınız?.
-Evet, der lokanta sahibi. Bunun üzerine patlayana kadar yiyip, aklına geleni sipariş eder adam. Tam kapıdan çıkacakken garson gelir ve hesabı uzatır. "20 milyon"
-Bu da ne demek hani parayı benden almıyordunuz, der.
-Evet efendim almıyoruz. Bu zaten büyükbabanızın hesabı
Birgün adamın biri çölde giderken devesini kaybediyor. Adam perişan ve susuz bir biçimde ilerlerken bir galeri görüyor. Galeriye gidiyor içeride bir sürü devenin olduğunu görüyor ve galeri sahibinden kaliteli bir deve istiyor. Deveyi alıp galeriden çıkarken adamın aklına bir şey geliyor ve sahibine dönerek soruyor :
-Bu deve nasıl gider?, diyor. Sahibi cevaplıyor :
-Oh bee deyince gider, diyor. Alıcı :
-Peki nasıl duruyor, diye soruyor. Sahibide .
-Allahım sen beni kurtar deyince duruyor, diyor. Adam deveyi alarak galeriden çıkıyor.
-Oh bee diyerek, yola koyuluyor. Belli bir süre gittikten sonra adam ilerde bir uçurum görüyor ve deveyi nasıl durduracağını unutuyor. Deve tam uçurumun kenarına geldiğinde son anda adam :
-Allahım sen beni kurtar, diyor. Deve zınk diye duruyor. Ve arkasından adam :
-Oh bee, diyor
http://img98.imageshack.us/img98/1469/1275281010413eeuuanalisis300d358acwp8.jpg (http://imageshack.us)
Who's On First for the Next Generation
George: Condi! Nice to see you. What's happening?
Condi: Sir, I have the report here about the new leader of China.
George: Great. Lay it on me.
Condi: Hu is the new leader of China.
George: That's what I want to know.
Condi: That's what I'm telling you.
George: That's what I'm asking you. Who is the new leader of China?
Condi: Yes.
George: I mean the fellow's name.
Condi: Hu.
George: The guy in China.
Condi: Hu.
George: The new leader of China.
Condi: Hu.
George: The Chinaman!
Condi: Hu is leading China.
George: Now whaddya' asking me for?
Condi: I'm telling you Hu is leading China.
George: Well, I'm asking you. Who is leading China?
Condi: That's the man's name.
George: That's who's name?
Condi: Yes.
George: Will you or will you not tell me the name of the new leader of China?
Condi: Yes, sir.
George: Yassir? Yassir Arafat is in China? I thought he was in the Middle East.
Condi: That's correct.
George: Then who is in China?
Condi: Yes, sir.
George: Yassir is in China?
Condi: No, sir.
George: Then who is?
Condi: Yes, sir.
George: Yassir?
Condi: No, sir.
George: Look, Condi. I need to know the name of the new leader of China. Get me the Secretary General of the U.N. on the phone.
Condi: Kofi?
George: No, thanks.
Condi: You want Kofi?
George: No.
Condi: You don't want Kofi.
George: No. But now that you mention it, I could use a glass of milk. And then get me the U.N.
Condi: Yes, sir.
George: Not Yassir! The guy at the U.N.
Condi: Kofi?
George: Milk! Will you please make the call?
Condi: And call who?
George: Who is the guy at the U.N?
Condi: Hu is the guy in China.
George: Will you stay out of China?!
Condi: Yes, sir.
George: And stay out of the Middle East! Just get me the guy at the U.N.
Condi: Kofi.
George: All right! With cream and two sugars. Now get on the phone.
Kadının biri pahalı halılar satan bir dükkana girer.. ve ilk bakışta çok begendigi bir İran halısına dogru yönelir. Halıya daha yakindan bakmak üzere yere dogru egildiginde istemeyek sesli bir şekilde gaz kaçırınca çok utanır ve hemen kimse duydumu diye etrafına bakınır ve arkasında duran satıcıyı görünce konuyu unutturmak için aceleyle adama
-Bu Iran halısı kaç para? diye sorar.
Satıcı gayet pişkin şöyle yanıt verir.
- Valla hanımefendi, halıya sadece bakmakla gaz kaçırdığınıza göre fiyatını duysanız altınıza edersiniz.
hayat arkadaşı
Soğuk bir kış akşamı, MacDonalds'ın kapısından içeri yaşlı bir amcayla teyze girmişler, bir masaya oturmuşlar.Derken amca, kasaya gidip 1hamburger,1 büyük boy patates ve bir büyük Cola almış.Elinde tepsiyle masaya dönmüş, hamburgeri ikiye bölerek yarısını teyzenin önüne koymuş,sonra bütün patatesleri tek tek sayarak onlarında yarısını teyzeye vermiş, sonra Cola kutusunu da ortaya koymuş, önce bir yudum kendisi içiyor sonra da teyze bir yudum alıyormuş. Herkes ne tatlılar, iki tonton buraya gelmişler, bir kişilik yemeği ikisi yiyorlar zavallıcıklar diye onları izliyomuş. Derken bir de bakmışlar ki teyzenin önünde hamburgerle patatesler olduğu gibi duruyor, kocasının afiyetle yemek yiyişini seyrediyor arada bir de Cola'dan bir yudum alıyormuş. Sonunda orda çalışanlardan biri dayanamamış, yanlarına gitmiş:
-Afedersiniz, ben sizi izlemekten kendimi alamadim lütfen izin verin size bir menü kendim ısmarlayayım.
- Yaşlı amca teşekkür ederiz ama biz halimizden memnunuz.60 yıldır evliyiz ve herşeyimizi işte böyle paylaşırız demiş.
Bunun üzerine genç adam teyzeye dönmüş:
-Peki ama teyzeciğim, siz neden hamburgerinizi patateslerinizi yemiyorsunuz,neyi bekliyosunuz?
Yaşlı teyze cevap vermiş :
-Dişleri...!!!
Bir partide çok şahane bir kız gördünüz diyelim.Hemen yanına
gidip: "Harika sevişirim!" derseniz; Bu, Doğrudan Pazarlamadır
(direct marketing)
Arkadaş grubunuzla partide takılırken, arkadaşlarınızdan biri
kıza gidip sizi gösterip: "Şu çocuk var ya, harika sevişir."
derse; Bu Reklamdır
Partide şahane bir kız gördünüz. Yanına gidip telefon numarasını
aldınız. Ertesi gün kızı arayıp dediniz ki: "Merhaba,ben harika
sevişirim."; Bu telemarketing'dir.
Partide şahane bir kız gördünüz. Hemen kravatınızı düzeltip ona
bir içki koyarsınız, ona kapıyı açarsınız, çantası düşerse hemen
davranıp yakalar, kendisine verirsiniz. Dolaşmayı teklif
edersiniz ve dersiniz ki:"Ha bu arada, harika sevişirim.";
Bu Halkla İlişkilerdir.
Partide şahane bir kız gördünüz. Kız yanınıza geldi ve dedi ki:
"Duydum ki harika sevişiyormuşsun."
Bu artık MARKA OLMAKTIR.....
AGZINDAN BAKLAYI CIKARMAK
Türkçe de bakla ile alakalı iki deyim vardır. Her ikisinde de
illiyet, kurutulmuş baklanın zor ıslanması ve zor yumuşamasıyla ilgilidir.
Kurutulmuş baklanın ağza alındığında ıslanıp yumuşaması uzun bir süreyi
ilzam eder. Sır saklama ve dilini tutma konusunda kendisine itimat
edilemeyen kişiler için " ağzında bakla ıslanmaz" deyiminin kullanılması
bu
yüzdendir. Yani duyduğu bir sırrı hemen başkasına anlatır, demlenesiye
kadar
yahut bir baklanın ıslanacağı müddet kadar olsun beklemez demeye gelir.
Baklayla ilgili diğer deyim baklayı ağzından çıkarmaktır.
Deyim, içimizden geçtiği halde mekan ve zaman müsait olmadığı için nezaket
veya siyaset en söyle ( me ) diğimiz şeyler için birisinin bizi ikazı
zımnında "çıkar ağzından (dilinin altından) baklayı" demesine işarettir.
Deyimin hikayesi şöyle:
Vaktiyle çok küfürbaz bir adam yaşarmış. Zamanla kendine
yakıştırılan küfür bazlık şöhretine tahammül edemez olmuş. Soluğu bir
tekkede almış ve durumu tekkenin şeyhine anlatıp sırf bu huyundan
vazgeçmek
için dervişliğe soyunmaya geldiğini söylemiş. Şeyh efendi bakmış, adamın
niyeti halis, geri çevirmek olmaz, matbahtan bir avuç bakla tanesi
getirtmiş. Bunlara okuyup üfledikten sonra yeni dervişe dönüp tembih
etmiş:
-Şimdi bu bakla tanelerini al. Birini dilinin altına, diğerlerini cebine
koy. Konuşmak istediğin vakit bakla diline takılacak, sende küfür etmeme
isteğini hatırlayıp o an da söyleyeceğin küfürden geçeceksin. Bakla
ağzında
ıslanıp da erimeye başlayacak olursa cebinden yeni bir baklayı dilinin
altına yerleştirirsin.
Adamcık şeyhinin dediği gibi tekkede kalıp kendini kontrol etmeye başlar.
Bu
arada şeyh efendi de bir yere gidince onu yanından ayırmamaktadır.
Yağmurlu
bir günde şeyh ile derviş bir sokaktan geçerlerken bir evin penceresi
hızla
açılır ve gençten bir kız çocuğu başını uzatarak,
- Şeyh efendi, biraz durur musun? Deyip pencereyi kapatır. Şeyh efendi
söyleneni yapar, illa yağmur sicim gibi yağmaktadır. Sığınacak bir saçak
altı da yoktur. Üstelik niçin durdurulduğunu henüz bilmemektedir ve kız da
pencereden kaybolmuştur. Bir ara evin kapısına varıp kızın ne istediğini
sormak geçer içinden ve tam kapıya yöneleceği sırada kız tekrar pencerede
görünür ve,
- Şeyh efendi, der, birkaç dakika daha bekleseniz...
Şeyh içinden "lahavle" çekse de denileni yapmamak tarikat adabına mugayir
olduğundan biraz daha beklemeyi göze alır. O sıra da küfürbaz derviş kendi
kendine söylenmeye başlamıştır. Yağmurun şiddeti gittikçe artmakta,
bizimkiler de iliklerine kadar ıslanmaktadırlar. Nihayet pencere üçüncü
kez
açılır ve kız seslenir:
- Gidebilirsiniz artık!..
Şeyh efendi merak eder ve sorar:
- İyi de evladım bir şey yok ise bizi niçin beklettin?
- Efendim, der kız, elbette bir şey var, sizi sebepsiz bekletmiş
değiliz. Tavuklarımızı kuluçkaya yatırıyorduk. Yumurtaları tavuğun altına
koyarken bir kavuklunun tepesine bakılırsa piliçler de tepeli olur, horoz
çıkarmış. Annemsizi geçerken gördü de yumurtaları kuluçkaya koydu.
Münasebetsizliğin bu derecesi üzerine şeyh efendi,
- Ulan derviş, der, çıkar ağzından baklayı!.
ismail yk nın açılımı :)
ismail yapı kredi
ismail yurtiçi kargo
ismail yavru kurt
ismail yalova kaymakamı
ismail yedek kulübesi
ismail yer kabuğu
ismail yüz karası
ismail yeşil kart
ismail yedin mi kazığı
ismail yanık koza
ismail yalı kazığı
ismail yarım kaldı
ismail yeşil kundura
ismail yaban kazı
ismail yağ keçesi
ismail yük katarı
ismail yastık kavgası
ismail yedi kule
ismail yanlış karar
ismail yalnız kalpler
ismail yeter kardeşim
ismail yastığını kaybetmiş
ismail yurdunuseven kıro
ismail yer kaçar
ismail yaktı kendini
ismail yol kapalı
ismail yurtdışına kaçtı
ismail yeni kullanıcı
ismail yüzük kardeşliği
ismail yaban kecisi
ismail yeşil kuşak
ismail yorma kendini
not:ismail duymasın:D:D
KAZ MESELESİ
Padişah ve veziri iki seyyah kılığında ülkeyi dolaşıyorlardı.
Akşam olup saraya dönecekleri sırada bir derenin kenarında kışın ayazında deri tabaklayan bir ihtiyar dikkatlerini çekti. Yanına gittiler.
Padişahla İhtiyar arasında şöyle bir konuşma geçti.
-Esselamu aleyküm ey pir-i fani
-Ve aleykümselam sedar-ı cihan
-Atlılara ne yaptın?
-Altıyı altıya katmayınca otuz ikiye yetmiyor
-geceleri kalkmadın mı?
-Kalktık, lakin ellere yaradı.
-sana bir kaz göndersem yolar mısın?
-Hem de hiç ciyaklatmadan.
Padişah ve veziri bu tuhaf konuşmadan sonra yeniden saraya doğru yola koyuldular. Padişah hala gülüyor, Vezir ise şaşkınlık içinde konuşulanları yorumlamaya çalışıyordu. Padişah’ın gülüşünden de cesaret alarak soruverdi.
-Hünkarım, siz o ihtiyarla ne konuştunuz?
-Ne sen anlamadın mı konuştukarımızı?
-Hiç…Hiçbirşey anlamadım hünkarım..
-O halde bakasın Vezir gece yarısına kadar ne konuştuğumuzu öğrenemezsen kellen gider haberin olsun!
-Başım üstüne hünkarım…
Vezir sorduğuna soracağına pişman olmuştu. Gece yarısına kaç saat vardı ki şurada? Tek çare gidip dere kenarındaki ihtiyara sormaktı. Vezir de öyle yaptı.
Vardığında adamcağız işini bitirmiş, gitmek üzereydi. Veziri görünce sordu:
-Hayrola devletlum, siz bu saatte buralarda…?
-Bırak şimdi devletlumu kellem gidecek
-Hayırdır inşallah ne oldu ki
-Padişahla aranızda geçen konuşma yüzünden. Sen önce şunu haber ver üzerinde padişahlığını belli edecek hiçbir işaret yokken padişahı nasıl tanıyabildin
-Ben dericiyim anlarım. Bu ülkede o deri yeleği padişahtan başka giyecek kimse olamaz
-Ya demek öyle diğer konuşmalar vardı bir de
ihtiyar adam anlamamış görünerek mevzuyu değiştirdi birden
-Bu sene de kış pek çetin geçiyor ha..hele bu saatlerde
-Vezir ihtiyarın niyetini hemen anlamıştı
-Anlaşıldı anlaşıldı al bakalım bir kese altın sana..şu atlılar meselesi neyin nesiydi o
-Padişah altı ay yazın ne yaptın bu kışta kıyamette de çalışıyorsun dedi ben de kışın altı ayında da çalışmazsak otuziki dişimize yetemiyoruz diye cevap verdim.
Peki geceleri kalkmadın mı ne manaya geliyordu
Yaşlı adam mevzuyu yine değiştirdi.
-Allah Allah insan yaşlandıkça her şeyi nasıl da unutmaya başlıyor
Vezir atıldı
-Zeki adamsın vesselam şu keseyi de al ama biraz çabuk ol
-Hay Allah birden hatırlayıverdim şimdi..padişah geceleri kalkmadın mı derken çoluk çocuğun yok mu diye sordu. Ben de var ama hepsi kız oldu kocaya gittiler dedim.
-Öğreneceklerini öğrenen vezir ihtiyarın zekasına hayran oldu. Rahat bir nefes alıp tam sarayın yolunu tutacağı sırada birden aklına geldi:
-Bir de kaz meselesi vardı baba. O neyin nesiydi
ihtiyar derici bir taraftan toparlanırken gülerek cevap verdi
-var git devletlum onu da sen düşün artık
Bir İngiliz Kasabasında Yaşayan İki Afacan Kardeşin Hikayesi. >
>
>Yaşadıkları bölgede kırık cam, kuyruğuna teneke bağlanmış kedi, inik
araba lastiği, kapıdan çalınan sütler gibi pek çok hadisenin faili olarak
bu iki afacan kardeş gösterilmekteydi... Kasaba halkı artık "illallah"
demişlerdi afacan kardeşlerden, haklıydılar....Ailesinin bile zaptetmekte
zorlandığı bu afacanları yola getirmek için kilise fikri ortaya atıldı...
Bunları ancak asabiyetiyle nam salmış rahip dizginleyebilirdi... Ailesi
iki afacan kardeşi kiliseye rahibin yanına götürdü... Önce büyük kardeş
rahiple baş başa kaldı... Rahip karşısındaki çocuğu ürkütmek istemeyen
bir tavırla sordu:
>
>
>-"Söyle yavrum, tanrımız nerde?"
>Küçük afacan başını öne eğerek sustu... Rahip sakinliğini koruyarak:
-"Söylesene evladım tanrımız nerde?"
>-"???"
>-"Evladım sana soruyorum tanrımız nerde?"
>-"???"
>Asabi rahibin sinirleri bozulmaya başlamıştı:
>"-Söylesene yav tanrımız nerde?"
>-"???"
>-"Seni aşağılık afacan benim sorularıma cevap ver tanrımız
>neeerdeeeee!!!!!!!"
>
>
>Rahibin sinirden kıpkırmızı olduğunu gören afacan çocuk hızla
kiliseden kaçtı..Kapıda sırasını bekleyen kardeşinin elinden tutarak
evlerine doğru koşmaya başladı... Iki afacan odalarına girip kapılarını
kapattığında küçük kardeş ağabeyine:
>
>-"Biz kimden ve neden kaçıyoruz? diye sordu.
>
>Soluk soluğa kalan büyük kardeş ise:
>-"Bu sefer başımız gerçekten dertte...Tanrı kaybolmuş, bizden
>biliyorlar......."
Bir kari-koca cok kotu bir kaza gecirirler.
Kadinin yuzu tamamen yanar. Plastik cerrahlar kadinin yuzunu eski haline getirebilmek icin deriye gerek oldugunu ama kadindan deri alamayacaklarini soyleyince kocasi deri vermeye Gonullu olur.
Fakat kocasindan alinacak deri popo bolgesinden alinacaktir..
Adam bu bilginin karisina soylenmemesini ister cunku moralinin bozulacagindan cekinmektedir.
Ameliyat tamamlandiktan sonra kadin eskisinden de guzel gorunur.
Her goren bu muhtesen guzellik karsisinda hayrete dusmektedir.
Birgun kadin kocasi ile basbasa kaldiginda ;
- "Hayatim cok tesekkur ederim. Benim bu halim senin Sayende. Sana nasil tesekkur etsem?"
...deyince kocasi cevap verir :
- "Tesekkure gerek yok hayatim. Annen seni her optugunde ben gerekli mutlulugu duymaktayim zaten"..
Yeni evli çift balayı zamanında golf oynamaya karar verirler. Otellerindeki golf sahasına inip golf oynamaya başlarlar. Adam topa bir vurur top direk çalılıkların arasında kaybolup beraberinde bir şeylerin kırıldığına dair ses getirir.. Sesi takip eden çift topun harabe bir kulübenin camını kırdığını anlarlar. İçeri girdiklerinde iri kıyım bir adam koltukta oturmaktadır. Çift üzgün bir vaziyette, -Kusura bakmayın beyefendi bilerek olmadı çok özür dileriz zararınızı ödemeye de razıyız, diyerek af dilerler.
Bunu gören adam:
-Hayır hayır esas ben size çok teşekkür ederim. Ben bir cinim ve 300 yıldır bu lambadaydım.. Topunuz lambayı kırarak benim serbest kalmama neden oldu.. Bu yüzden ne isterseniz yapacağım ikinizinde birer hakkı var, der.
Kadın:
-Benim içinde hizmetçileri olan kapısında son model arabalar duran bir villam olsun, der.
Cin:
-İsteginiz yerine getirildi bayan, der.
Adam ise düşünür.."Ev var araba var bende 1 milyon dolar istiyeyim diyerek hemen söze girişir:
-Cin bende hesabımda 1 milyon dolar istiyorum.
-Beyefendi sizin de isteğiniz yerine getirildi. Fakat benimde bir isteğim var biliyorsunuz 300 senedir bir lambada kapalıyım ve canım acaip kadın çekiyor. Bu isteklerinizin karşısında bende hanımınızla beraber olmak istiyorum, der.
Adam bu istek karşısında sinirlense de cinin yaptıklarından dolayı biraz yumuşar ve cin olduğunu düşünüp bir daha karşılarına çıkmayacağını düşününce karısına bakar. Karısı da yakışıklı cinle bir beraberliğin zararlı olmayacağını düşünüp kabul eder. Kadınla cin arka odada işlerini bitirmişler kadın giyinmektedir. Cin yatakta uzanırken kadına:
-Hanfendi kocanız kaç yaşında?
-35 nolduki?
-Hiiç bu yaşa gelmiş hala cinlere inanıyor
Bey, telefonu açıp seslendi :
-Alo...Doktor Bey, bizim oğlan kızamık.
-Biliyorum, dedi doktor, dün sizin eve girip gerekli şeyleri söyledim, kendisini kimseyle temas ettirmeyin ve..
-Ama doktor bey, oğlan hizmetçiyi öpmüş bir kere...
-Ya bu fena işte...Öyleyse hizmetçiyi de karantinaya almalı.
-Doktor bey, bir şey daha var, sonra hizmetçiyi bende öptüm...
-O... İşler çatallaştı, hastalık herhalde size de bulaşmış olmalı.
-Ya..sonra ben karımı öptüm...ve doktor korkarak:
-Ne diyorsun be? Öyleyse ben de kızamık olacağım demek...
Bir bilgeye sormuşlar:
"Efendim, dünyada en çok kimi seversiniz?
"Terzimi severim," diye cevap vermiş.
Soruyu soranlar şaşırmışlar:
"Aman üstad, dünyada sevecek o kadar çok kimse varken terzi de kim oluyor?
O da nereden çıktı? Neden terzi?"
Bilge, bu soruya da şöyle cevap vermiş:
"Dostlarım, evet ben terzimi severim. Çünkü ona her gittiğimde, benim ölçümü yeniden alır. Ama ötekiler öyle değildir. Bir kez benim hakkımda karar verirler, ölünceye kadar da, beni hep aynı gözle görürler.
************
Bir bilgeye sormuşlar:
- Bir insanın zekasını nereden anlarsınız?
- Konuşmasından.
- Ya hiç konuşmazsa?
- O kadar akıllı insan yoktur ki!..
************
Bir bilgeye nasıl bu kadar doðru kararlar alabildiğini sormuşlar, "Deneyim" demiş.
O deneyimi nasıl kazandın, diye sormuşlar "Hatalarımla" demiş
************
Bir bilgeye sormuşlar:
Efendim canınız ne istiyor ? Bilge cevaplamış:
Canım hiçbir şey istememeyi istiyor.. ve devam etmiş.. Bu ruh halinin adı gönül yorgunluğudur..
************
Bir bilgeye " Nasıl insan oluruz?" diye sormuşlar ya.
"Üç adım atlama" gibi bir cevap vermiş bilge kişi:
Önce sana kötülük yapanlara kötülük düşünmemen gelir, İnsanlığa attığın ilk adım budur...
Sana kötülük yapanlara iyilik yapabildiğin an ise ikinci büyük adımı atar ve hakiki insan olmaya başlarsın.
Nihayet, sana iyilik yapanla kötülük yapan arasında bir fark hissetmeyecek hale geldiğin zaman insan olursun
************
Bilgeye sormuşlar dünya da en güzel şey ne diye?
´Sevmek´ demiş...
Peki sonra ? demişler...
´Sevilmek´ demiş...
Peki neden sevmek sevilmekten önce geliyor? demişler...
O da demiş ki ´insan sevdiğine sevildiğinden daha çok emindir...
************
Bilgeye Sormuşlar;
- İnsan neden dilek diler?
- İnsan gerçekleşmesi için diler, ama bilmez ki gerçekleştirmek için dilemek gerek.
************
Bir bilgeye sormuşlar en mutlu insan kimdir. İşte o dağdaki çobandır demiş.
Neden diye sormuşlar. Çünkü demiş insan bildikleriyle yaşar, onun bildikleri koyunları ve çevresiyle sınırlı kendisini mutsuz edecek veya kafasını karıştıracak fazla bir bilgiye sahip değil.
*****************
Sen gülerken yanındakiler de güler,
Ama ağlarken yalnız ağlarsın,
Onun için öyle bir ağaca yaslan ki,
Asla yıkılmasın.
Öyle bir dost edin ki,
Seni asla bırakmasın.
Öyle bir sev ki yüreğinden kimse ayırmasın,
Ve öyle birini sev ki seni gözleriyle bile aldatmasın...
TANRININ ' DELETE ' TUSUNA BASMASINA AZ KALDI GALIBA....???????
DÜNYACA ÜNLÜ ITALYAN KARIKATÜRIST BRUNO BOZETTO.DAN HARIKA BIR
UYARI
aşağıdaki linki tıklayın
www.bozzetto.com/flash/life.htm>
yozgatlı
03-10-2006, 11:47
Genç Macar Sanatçı Arpad Sebesy multimilyoner Elmer Kelen'in portresini
>yapmak için görevlendirilmişti. Görev özellikle zordu, çünkü Kelen
>sadece üç kısa poz vermeye razı olmuştu. Sonuçta, Sebesy portrenin
>çoğunu ezberden yapmak zorunda kalmıştı.
>Kısıtlamalara rağmen, Sebesy portrenin Kelen'e yeterince benzediği
>görüşündeydi. Ancak, Kelen aynı fikirde değildi. Kibirli milyoner,
>resmin kendisine benzemediğini öne sürerek portrenin parasını ödemeyi
>reddetti.
>Genç ressam resmini yapabilmek için saatlerce titizlikle çalışmıştı ve
>birdenbire bunu gösterecek hiç bir şeyi olmadığını fark etti. Milyoner
>stüdyodan ayrılırken, sanatçı bir ricada bulundu:
>- Portreyi size benzemediği için reddettiğinizi belirten bir mektup
>yazabilir misiniz?
>Kelen bu kadar kolay kurtulduğuna sevinerek razı oldu. Aylar sonra,
>Macar Sanatçıları Derneği, Budapeşte Güzel Sanatlar Galerisi'nde sergi
>açtı. Kelen in telefonu çalmaya başladı. Biraz sonra galeriye geldiğinde
>Sebesy'nin yaptığı portresinin, üzerinde "Bir Hırsızın Portresi"
>etiketiyle teşhir edildiğini gördü. Mağrur milyoner resmin indirilmesini
>istedi. Müdür reddedince, Kelen, resim kendisini topluma alay konusu
>edeceği için dava açmakla tehdit etti. Bunun üzerine müdür Kelen'in
>resmin kendisine benzemediği için almayı reddettiğini belirten imzalı
>mektubunu çıkardı.
>Milyoner artık resmin parasını ödeyip almaktan başka çare kalmadığını
>anlamıştı. Genç sanatçı sadece son gülen olmakla kalmamış, aynı zamanda
>güçlüğü karlı bir alışverişe dönüşmüştü. Çünkü milyoner resmi almaya
>kalktığında fiyatının eskisinden on kat daha fazla olduğunu görmüştü.
>Gördüğünüz gibi, güçlüklere teslim olmayı Kabul etmemişti. Bunun yerine
>öfke ve acıya teslim olmaktansa yaratıcı ve yararlı bir kapı açacak bir
>yol düşündü. Kısaca ressam değerli bir prensip keşfetmişti :
Yeni fırsatlar bizi genellikle sıkıntılı anlarda ziyaret eder, çünkü bir
>kapı kapanırsa, başka bir kapı açılır.
Gerçek değer gelmesi boşluk dolduran değil;
>Gitmesi boşluk yaratandır. .../
Konu : tabu:)
> Kelime: demeç
ben simdi masada oturdum veriyorum
- nasi yaaa ??
- ya iste masada oturdum fotograf çekip yazi
>yazan tiplere veriyorum.
>
>- neee???
>
>- ya alla alla masada oturdum böyle herkese
>veriyorum!
>
>- pas be pas! of.. demeçti...
>
>
>
>
>
>Kelime: baraj
>
>- Hani futbolcular kalenin önüne kurar
>maçta..
>
>- Pusu...
>
>- Yuh!
>
>Kelime: helikopter
>
>- Savasta yaralilari kurtarir!
>
>- Doktor!
>
>- Degil...
>
>- Sihhiye!
>
>- Degil, yukardan gelen bir sey...
>
>
>- Ee... Allah?
>
>
>
>
>
>Kelime: dergah
>
>- Hani böyle insanlar ulvi bir amaç için bir
>araya gelir ayni mekanda
>
>- Grup seks!
>
>- Çarpilirsin
>
>valla!
>
>- Ha... Tamam trafo!
>
>
>
>
>
>Kelime: kadinbudu
>
>- Olm sen nesin?
>
>- Erkek!
>
>- Tersi?
>
>- Kadin!
>
>- Onun yeneni?
>
>- Çitir
>
>
>
>
>
>Kelime: Eskimo
>
>- Kutupta yasarlar...
>
>- (Hep bir agizdan) Ayiiiiiii!
>
>-Yok insan olanlari...
>
>- Heeee... Eskimo!
>
>
>
>
>
>Kelime: repertuar
>
>Anlatan, sarki söylemeye merakli bir hatundur
>ve kelimeyi görür görmez bu
>
>özelligini iyi bilen hatun arkadasina dönüp
>sorar:
>
>
>
>
>
>- Benim neyim genis?
>
>- Kalçan!
>
>
>
>
>
>Kelime: travma
>
>- Hani düsüp kafani kaldirim tasina vurursun
>da bi sey geçirirsin?
>
>- Film seridi?
>
>Grup: Çüssssssss!
>
>
>
>
>
>Kelime: terlik
>
>- neyle yürürsün
>
>- ayak!!!
>
>- heh hani böyle ayaklarin üsür altinda onlar
>olur böle yumsak yumsak
>
>- koyun!!
>
>- yuh onun daha küçügü ya, koyun dedi hödük!
>
>
>- kuzu!!!
>
>- allah belani versin pas!
>
>
>
>
>
>Kelime: diz
>
>- pantolonu
>
>nereye giyeriz?
>
>- bacaga?
>
>- hah. bacaklarimizin ortasinda ne vardir?
>
>
>- oha!
>
>
>
>
>
>Kelime: zebani
>
>- allahin meleklerinden biri.
>
>- cebrail.
>
>- ilk üç harfi çizgili bir hayvani
>çagiristiriyor.
>
>- zebrail?
>
>
>
>
>
>Kelime: duvak
>
>- kadinla erkek birlesmeden önce, erkegin
>kaldirdigi sey
>
>- oha!
>
>
>
>
>
>Kelime: iskalamak
>
>- dart oynarken neye atarsin?
>
>- hedef tahtasina
>
>- attin vuramadin mesela noldu?
>
>- hedefi vuramadim
>
>- tamam da nedir yani o olay
>
>- tutturamamak, kaçirmak
>
>- hayir nedir baska ismi var onun
>
>
>- tam 12'den vuramamak!..
>
>- oldu...
>
>
>
>
>
>kelime: telepati
>
>
>
>-hani ben sana bir seyi anlatmaya çalisiyorum
>ama sozle degil beyin
>
>dalgalariyla falan...
>
>-ihihih neydiiii.. teletabi..!
>
>-tamam tele'si kalsin kedilerin eline ne
>denir?
>
>-buldum telepence
>
>-offf beee bi kere de bil be...
>
>
>
>
>
>kelime-timsah
>
>-
>
>abi boöle hani kertenkele nedir
>
>-hayvan
>
>-ne cins hayvani
>
>-surungen
>
>-ok abi bu kertenkelenin birkac beden buyugu
>
>
>- ejderha
>
>-?!???!!(yuhhh)
>
>
>
>
>
>son kelime eger bilinirse oyun ve hesap
>girecektir. sure son 10 saniye
>
>kelime: lambada.
>
>ekip1 bakan kisi: aha sictiniz
>
>ekip2 anlatan kisi: sen öyle san. söyle
>bakalim alaaddinin cini nerede
>
>yasar.
>
>ekip2anlayankisi: lambada
>
>ekip1toptan: haskktirr...
>
>
>
>
>
>kelime: van gogh(kulak tabu kelime)
>
>
>-abi bu kisi bir organini kesen bir sanatci
>
>
>-bülent ersoy!!!
>
>
>
>
>
>kelime: miras
>
>- simdi diyelim misir'da deden var, bu artik
>yasamiyor, sana ne birakir?
>
>- piramit.(dedesi tutankamon ya!)
>
>
>kelime: kramp
>
>anlatan: hani futbolculara girer
>
>
>dinleyen: krampon
>
>gülme sesleri kesildiginde sure coktan bitmis
>
>
>
>
>
>
>kelime: seruven
>
>a: abi macellan nasi biriydi?
>
>b: ne biliyim iyi biriydi heralde (birinci
>kopus, ama duur)
>
>a: abi onu demiyorum neye düskündü?
>
>
>b: kariya kiza bi de ickiye olabilir (pes)
>
>
>
>
>
>
>kelime: misir
>
>kiz:keops nerde??
>
>cocuk:etiler!!
>
>kiz:allah cezani versin emre....
>
>
>
>
>
>
>kelime: okul
>
>-biz nereye gideriz hergun
>
>-bara... diskoya... sinemaya.. cafeye...
>bowlinge.. alisverise...gezmeye..
>
>ay olmuyo boole baska sekilde anlat
>
>
>-ailemiz bizi nereye gidiyo biliyor
>
>
>-haaa okulaaa
>
>
>
>
>
>kelime : anneler gunu
>
>-cennet kimin ayaklari altinda ?
>
>
>-anne
>
>-tamam
>
>, hani onlarin ozel bi zamanlari var , ne o?
>
>
>- adet..
>
1. "Ekranda satır bitse de sen kelimeyi yazmaya devam
et, satır sonu kesme işaretiyle (-) kelimeyi bölmene
gerek yok, bana geldiği zaman zaten düzenli geliyor"
uyarısının akabinde annemin attığı mesaj:
"bizvardıkiyiyizöpüyorumayten"
2. 3 gün boyunca eve uğramamam sonucunda annem
tarafından yollanılan sms: "dünyadan, kayıp uzay aracına!
kayıp uzay aracı nerdesin?"
3. -Anne benim param bitti,babama çaktırmadan para
yollar mısın bana?
-annen banyoda,daha dün para yolladım. baban.
4. Oğlumu kaybettim, hükümsüzdür...
imza çok mühim, "annen" değil "annesi"...
5. Bir arkadaşım eski telefon kartını annesine
vermiştir ve bu