View Full Version : Gulelim Guldurelim, Komik, Ilginc Fikra ve Hikayeler
DUVAR USTASI
30-10-2008, 19:41
Sadık Eş
Akşamdan kalma adam, büyük bir başağrısı ile sabah uyanmış.
Zorlukla gözlerini açıp, yerinden doğrularak, şöyle bir etrafına bakınmış:
Komodinin üstünde bir bardak su ve iki aspirin duruyor. Yatağın
ayak ucundaki sandalyede elbiseleri temiz ve ütülenmiş.
Aspirinleri içerken, komodindeki not dikkatini çekmiş;
"Sevgilim, günaydın. Kahvaltın mutfakta. Ben alışverişe çıkıyorum, erken dönerim. Seni seviyorum".
Kalkıp, giyinmiş ve kahvaltı için mutfağa gitmiş. Bakmış oğlu oturmuş, kahvaltı ediyor. Masada da kendi servisi ve gazeteleri duruyor. Oturmuş, kahvaltısına başlamış ve oğluna sormuş;
- Evlat, dün gece ne oldu, biliyor musun?
- Evet, dün gece saat 3 ü geçiyordu, sarhoş olarak eve geldiğinde. Önce koridordaki sandalyeyi devirdin, ardından kustun, daha sonra da odanın
kapısına kafanı çarptın, bir gözün morardı.
Adam, şaşırmış vaziyette:
- Anlayamadım. O zaman niye herşey temiz, kahvaltı hazır ve gazetem
alınmış?
- Onu mu soruyorsun. Annem seni sürükleyerek yatak odasına götürüp, pantalonunu çıkarmaya çalıştığında,
"Bayan, beni yalnız bırakın, ben evli bir adamım" dedin.
DUVAR USTASI
30-10-2008, 19:42
Dakika otuzbeş sınavın yarısı eder.
Kabak gibi karşısındayız hocanın
Ortaokul çağımızdaki cevher,
Sağa sola bakmak nafile bugün,
Gözünün yaşına bakmadan gider.
Hoca kağıtları mı topluyor ne var?
Benim mi Allah ım bu bomboş kağıt?
Ya şu baş üstündeki şaşkın eller?
Ne yapalım, bir diplomalık saltanatımız olacak
Lise çıkışında, sınav yarışında...
bikmisbroker
03-11-2008, 10:22
Çocuklar öğle yemeği için Katolik ilkokulunun kafeteryasında sıraya girmişlerdi. Masanın başında büyük bir elma yığını vardı, rahibe bir not yazıp elma tepsisinin üzerine asmıştı:
"Sadece BİR tane alın. Tanrı izliyor"
Sırada biraz daha ilerleyince, masanın diğer ucunda büyük bir çikolatalı çörek yığını vardı. Bir çocuk not yazmıştı,
"İstediğiniz kadar alın. Tanrı elmaları gözlüyor"
bikmisbroker
03-11-2008, 10:24
> Çok zengin adam çok lüks bir restauranta gider garsona siparis olarak
> kirmizi et, beyaz sarap ve salata istiyorum der. Tam o sirada çok
> güzel bir kadin gelir ve adamin ön masasina oturur ve adamin verdigi
> siparisin aynisindan ismarlar.
>
> Adam yemegi yedikten sonra hesabi ister. 7,5 milyon hesap gelir. Adam
> 2,5 milyon da bahsis olarak toplam 10 milyon birakir.
>
> Ayni hesap kadina da gelmistir. Fakat kadin 7,5 milyon bahsis
> birakir.Bunu gören adam kadina yanasir,
>
> -'Hanimefendi, afedersiniz bir sey sormak istiyorum. Benim
> fabrikalarimin sayisini, paramin hesabini bilemezken 2.5 milyon bahsis
> birakiyorum. Siz kim oluyorsunuz da 7,5 milyon bahsis
> birakabiliyorsunuz'
>
> Kadin adama gülümser ve, -'Benim bankalarim var...' der
>
> Adam,
>
> -'Öylemi, ben bütün banka sahiplerini ve müdürlerini tanirim, ama sizi
> hatirlayamadim' der. Kadim tekrarlar,
>
> -'Benim bankalarim var,bakin size anlatiyim',
>
> Kadin dudaklarini oksayarak :
>
> -'Bunlar var ya bunlar, Sekerbank...'
>
> Ellerini gögüslerine koyarak :
>
> -'Bunlar Pamukbank'
>
> Elini eteginin önüne tutarak:
>
> -'Burasi Is Bankasi', der
>
> Adam, Ya bu bankalar iflas ederse, diye sorar.
>
> Kadin : -'Arkada Garanti Bankasi var..'
bikmisbroker
03-11-2008, 10:25
Yasli bir cift lokantada aksam yemegi yiyordu, erkek karisina dogru egildi...
Hatirliyormusun? 60 sene once bu lokantanin arkasindaki citin kenarina gitmistik ve cilginlar gibi sevismistik.'
'Evet, gayet iyi hatirliyorum' dedi kadin.
'Pekala, gelmisken anisina oraya gidip tekrar sevismeye ne dersin' dedi adam,
'Oooooooh , seni seytan, bu kulaga cok hos geliyor,' diye cevapladi, kadin.
Yan masada butun konusulanlari dinleyen bir polis vardi, kendi kendine gulumsedi.
'Bunu mutlaka gormeliyim, bu iki ihtiyar citin dibinde sex yapacaklar, herhangi bir problem cikmamasi icin gozlerimi onlarin uzerinden ayirmamaliyim.'
Ve onlari caktirmadan takip etti...
Yasli cift bastonlarina ve birbirlerine dayanarak yavas yavas arka bahceye dogru yurumeye basladilar.
Arka bahceye gelince cite dogru ilerlediler.
Yasli kadin bluzunu ve kilotunu cikardi, adam da pantolonunu indirdi, kadini yakaladi ve polisin daha once hic tanik olmadigi bir sekilde vahsice sevismeye basladilar.
18 lik gencler gibi alt alta ust uste cilginca sevisiyorlardi. Bu is neredeyse 40 dakika devam etti! Kadin 'Aman tanrim' diye cigliklar atiyor, erkekse butun ciddiyetiyle isini yapiyordu.
Sonunda,nefes nefese birbirlerinden zorlukla ayrildilar. Polis buyulenmisti, ve henuz hayat hakkinda bilmedigi cok seyler oldugunu ogrenmisti.
Yerde yaklasik yarim saat dinlendikten sonra,yasli cift nefes nefese ayaga kalkip giyindiler.Polis hala olani biteni izliyordu, 'cok ilgincti, adam motorlu tren gibiydi.
Sirrinin ne oldugunu ogrenmem lazim' diye dusundu polis.
Yasli cift yanindan gecerken onlari durdurdu,
Afedersiniz dedi. 'simdiye kadar gormedigim bir seydi, yaklasik 40 dakika sex yaptiniz. Bunu bu yasta nasil becerdiniz? 60 sene onceki gibi sevistiniz, bu kadar senede degisen hic bir sey olmadi mi ??... Sirriniz nedir?
'Yo, sırrımız falan yok',dedi yasli adam titreyerek. 'yanlizca or...pu cocuklari çite elektrik vermisler.'
kelaynak
03-11-2008, 10:38
Bir gün çocuk eve gelir ve babasına
- Bize politika nedir diye ödev veriler, der. Baba yanıt verir:
- Bak oğlum ben kapitalizm, hizmetçimiz işçi sınıfı, annen devlet, sen halk, kardeşin ise gelecek.
Gece oluyor ve kardeşi ağlıyor. Bakıyor ki kardeşi altına doldurmuş. Babasının odasına gidiyor babası hizmetçiyle yatıyor, annesinin odasına gidiyor ve annesi uyuyor. Çocuk gidip yatıyor sabah kalkıyor ve babasına diyor ki; baba ben politikanın ne olduğunu öğrendim. Kapitalizm işçi sınıfını kullanıyor, devlet uyuyor, halk kimsenin umrunda değil ve gelecek bok içinde...
...................
:yes::cool::he:
DUVAR USTASI
04-11-2008, 22:57
http://ekim09.kucukresim.com/uploads/yurdum-insani-z23281.png (http://www.kucukresim.com)
DUVAR USTASI
04-11-2008, 23:00
http://ekim08.kucukresim.com/uploads/komikmba756.jpg (http://www.kucukresim.com)
DUVAR USTASI
04-11-2008, 23:06
http://ekim08.kucukresim.com/uploads/yurdumun-insani73fc9.jpg (http://www.kucukresim.com)
http://ekim08.kucukresim.com/uploads/yurdumun-insani4457e.jpg (http://www.kucukresim.com)
http://ekim07.kucukresim.com/uploads/haydar-jpg6fbfc.jpg (http://www.kucukresim.com)
Bir gün fanatik F.Bahçeli ölüm döşeğine düşer. Bütün oğullarını toplayıp der ki:
- Ben artık Galatasaraylıyım.
- Baba, ne diyorsun sen ya?
Baba, cevabı yapıştırır:
- Oğlum, dünyadan bir Fenerbahçeli eksileceğine bir Galatasaraylı eksilsin!
DUVAR USTASI
04-11-2008, 23:08
Isparta Yöresine konuşma şivesi
http://ekim07.kucukresim.com/uploads/isparta-yoresi-02c4e.jpg (http://www.kucukresim.com)
DUVAR USTASI
05-11-2008, 19:43
http://ekim07.kucukresim.com/uploads/yurdumun-insanibebc7.jpg (http://www.kucukresim.com)
http://ekim09.kucukresim.com/uploads/yurdumun-insanif7bc4.jpg (http://www.kucukresim.com)
http://ekim07.kucukresim.com/uploads/yurduminsanc4b1b3c4e.jpg (http://www.kucukresim.com)
DUVAR USTASI
05-11-2008, 19:44
http://ekim07.kucukresim.com/uploads/yurduminsanc4b19eafa.jpg (http://www.kucukresim.com)
http://ekim08.kucukresim.com/uploads/4bp3eb53c.jpg (http://www.kucukresim.com)
http://ekim08.kucukresim.com/uploads/yurduminsanc4b125d1a.jpg (http://www.kucukresim.com)
TraderTR
06-11-2008, 12:14
Gelecekte kimlik no'larımız ne işe yarayacak?
Operatör: Pizza xxx'i aradığınız için teşekkürler.
Müşteri: Merhaba, sipariş verebilir miyim..?
Operatör : Evet... siz... Bay Mehmet Selami'siniz ve Kadıköy'deki evinizden
arıyorsunuz. Ev numaranız 216-xxx 61 62, ofisiniz 216-xxx 70 80 ve
mobil telefonunuz
xxx 201 25 25...
Müşteri: Bütün numaralarımı nereden biliyorsunuz?
Operatör : Sisteme bağlıyız efendim.
Müşteri: Bir bol sucuklu, pastırmalı, kıymalı pizza istiyorum...
Operatör : Bu iyi bir fikir değil efendim!
Müşteri: Nasıl yani?
Operatör : Tıbbi kayıtlarınıza göre tansiyonunuz ve kolesterolünüz
oldukça yüksek
efendim.
Müşteri: Nasıl?... Peki ne almalıyım?
Operatör : Diyet May danoz-Brokoli Pizza'mızı deneyin. Seveceksiniz.
Müşteri: Seveceğimden nasıl emin olabilirsiniz ki?
Operatör : Geçen hafta bir kitapçıdan 'Maydanozun Faydaları' ve
'Brokoli Yemekleri'
kitaplarını almıştınız efendim.
Müşteri: Tamam; teslim oluyorum... Ondan bana 3 aile boyu gönderin
lütfen. Ne kadar
tutuyor?
Operatör : 6 kişilik aileniz için bu yeterli olacaktır efendim. Toplam 61 YTL.
Müşteri: Kredi kartıyla ödeyebilir miyim?
Operatör : Maalesef nakit ödemeniz gerekecek efendim. Kredi kartınız limitini
doldurmuş ve geçen yılın Kasımından beri bankanıza 3720,55 YTL borçlusunuz. Buna
aldığınız plazma tv taksitleri de dahil değil üstelik....
Müşteri: Sanırım adamınız buraya gelmeden önce yakındaki bir ATM'den
nakit çekmem
gerekecek.
Operatör : Yapamazsınız efendim. Kayıtlarınıza göre bugünkü nakit
çekme limitiniz olan
1000 YTL'yi doldurmuş durumdasınız.
Müşteri: Önemli değil, siz pizzaları g önderin.
Adamınız gelene kadar parayı ayarlarım. Gelmesi ne kadar sürer?
Operatör : Yaklaşık 45 dakika efendim; ama bu kadar beklemek
istemiyorsanız 34 ZVT
666 plakalı motosikletinizle gelip daha kısa sürede buradan kendiniz
de alabilirsiniz. ..
Müşteri: Ne!
Operatör : Sistem kayıtlarına göre böyle plakalı bir scooter
motosikletiniz var...
Müşteri: *'!^ *%^**%^I7*
Operatör : Sözlerinize dikkat etseniz iyi olur efendim. Unutmayın ki 15 Temmuz
1997'de bir polise hakaretten tutuklanmıştınız...
Müşteri: [Sessizlik.. ]
Operatör : Başka bir isteğiniz var mı efendim?
Müşteri: Yok... Bu arada; reklâmınızdaki 3 şişe bedava kolayı da
gönderiyor musunuz?
Operatör : Normal olarak gönderirdik efendim, ama kayıtlarınıza göre siz bir
diyabetliksiniz, size Zero Cola gönderiyorum...
Zengin ile fakirin aşkı krize neden oldu
Sibel Can'ın köpeği bekçinin köpeği ile çiftleşince...
8 Kasım 2008
Sibel Can'ın gözü gibi baktığı cins köpeği Honey, bekçinin köpeği Garip'le çiftleşti. 6 yavru doğuran Honey evde krize yol açtı...:he::he::he:
Magazin dünyasında ilginçlikler bitmiyor. En sonuncusu ise Sibel Can'ın başına geldi. Sanatçının çocuklarının zoruyla aldığı ve erkek köpeklerden koruduğu dişi köpeği Honey, oturdukları sitenin bekçisinin "Garip" adlı köpeğiyle çiftleşti ve 6 yavru dünyaya getirdi. Can'ın, cins köpeğinin, gizlice sitenin bekçisinin köpeğiyle çiftleştiği, ancak karnı şiştikten sonra gebeliğini fark edebildiği ve bu duruma çok üzüldüğü öğrenildi.
Bu arada 6 yavru köpek, Sibel Can'ın evinde büyük bir krize de neden oldu. Çalışanlarına sitem eden sanatçı, beğenmediği köpek yavrularını dağıtma kararı aldı. Ancak çocukları annelerine karşı çıktı. Köpek yavrularından kurtulmak isteyen Sibel Can, evde direniş ile karşılaştığı için çaresiz kaldı. Ünlü sanatçı şimdilik yavruları anne köpekten ayırmaktan vazgeçti.
DUVAR USTASI
08-11-2008, 16:42
Merkez camisinin imamı, yatsı namazının farzını kıldırdıktan sonra, döner ve cemaate sorar:
- Acaba namazı, 3 rekat mi, yoksa 4 rekat mi kıldık?
Cemaatten farklı cevaplar gelmeye başlar...
İtilaf ve tartışmalar devam ederken, caminin yakında esnaflık yapmakta olan camii cemaattinden Mehmet Efendi, tartışmaya son noktayı koyuverir.
- Namaz kesinlikle 3 rekat olarak kılındı, bundan emin olabilirsiniz der.
Cemaat, nasıl bu kadar eminsin, diye sorunca, Mehmet Efendi cevap verir:
Çünkü hergün yatsı namazının farzını kılarken, dükkanın hesabını tamamlayabiliyordum.Fakat bugün hesap yarım kaldı. Bu da namazın eksik kılındığına delildir.
Bankacının Sevgilisine Seslenişi
Günlük vaziyetine bakıyorum sevgilim
Vadesiz mevduat gibi güzelsin
Bana likiditem kadar yeterlisin
Sapma ne olur, gerçekleşen hedefimsin
Takipdeki krediler gibi peşindeyim
Bitsin artık kısa vadeli buluşmalar
Uzun vadeli kaynak ol, kal bende
Süper ol, sırdaş ol, dilersen repo ol
Hazine faizleri gibi sevdan var bende
Sana olan sevgim depasmanda
Spot kredi ol faizinle dön geri
Ah şu hedeflerim olmasa
Çoktan kapatırdım aşk kredini
Faiz dışı gelir yapar severdim seni
Hiç sevmiyorum vade sonlarını
Ayrılık günü gibi geliyor bana
Dayanamıyorum artık değişen kurlarına
Razıyım tam ol, çeyrek ol, yeter ki yat hesabıma...
Zavallı müşteri temsilcileri;
- Siyah ekran çikti efendim...
- Yazın kullanıcı adınızı.
- Yazdım.
- Parolanızı da girin.
- Tamam.
- Garip karakterler akmaya başladığında klavyeden F7 ye basın.
- Elimle mi?
- Eee, siz bilirsiniz.
ENGINEER68
13-11-2008, 16:46
'700 kadınla birlikte oldum'
Ünlü futbolcu, "Herşeyi söylüyorum" adlı kitabında uzun süre polemik yaratacak ifadeler kullandı.
İtalya'nın Sampdoria takımında forma giyen 26 yaşındaki Antonio Cassano, hayatını anlattığı "Herşeyi söylüyorum" adlı kitabında uzun süre polemik yaratacak ifadeler kullandı.
İtalyan gazeteci Pierluigi Pardo tarafından yazılan kitapta Cassano, "En güzel gecem seks ve yemek" derken, "Hayatım boyunca sadece 4 kız arkadaşım oldu, ama maceralarım oldu. 600 ile 700 arasında kadınla birlikte oldum" diye ekledi. Real Madrid'de oynadığı dönemde otelde kaldığını ve daha fazla kadınla beraber olduğunu söyleyen Cassano, yaşadıklarını şöyle anlattı:
"Madrid'de kadınlarla olmak çok daha kolaydı. Otelin en üst katında yaşıyorduk, istediğimizi davet edebiliyorduk. Garson olan bir arkadaşım vardı. Onun görevi, ben seks yaptıktan sonra 3 veya 4 adet kurazan böreklerinden getirmekti. Merdivenlere geliyordu ve değiş doğuş yapıyorduk: Ben kızı veriyordum o da bana yemeği veriyordu."
İtalya'nın güneyindeki Bari kentinde fakir bir ailenin çocuğu olan ve suç örgütleriyle bağlantılı olan arkadaşları bulunan Cassano, "Suçlu biri olma yolunda gidiyordum. Fakirdim, ama asla çalışmadım. Kabul etmem lazım ki hiçbir iş yapmayı da bilmem. 17 yaşıma kadar talihsizce yaşadım ve 9 yıldır da milyoner gibi. Şimdi eşitliği sağlamak için 7 yılım daha var" dedi.
Öte yandan, Roma ve daha sonra Real Madrid'de teknik direktörü olan ve büyük sorunlar yaşadığı Fabio Capello ile arasında yaşadıklarını da anlatan Cassano, Real Madrid'deyken Tarragona'da oynanan bir maçta kendisini tüm ikinci yarı boyunca Ronaldo ile birlikte saha kenarında ısındırdığı için soyunma odasında İtalyan teknik adama "Monopoly'deki paralardan daha sahtesin, b.ktan birisin" dediğini ifade etti.
:) :) :)
http://img113.imageshack.us/img113/1471/64st8mz0.jpg
Tansu Ciller Erzurum'da....
Erzurum'da yöresel kelimeler vardır. Mesela 'tırlık' kekeme, 'gıdık' çenealtı, 'bıdık' da kadın cinsel organı demektir.
Seçim döneminde miting konuşması yapan Tansu Çiller'e kalabalığın içinden bir vatandaş -'Senin bıdığını yirim gız.' diye bağırır.
Bunu duyan Tansu hanım yanındaki vali yardımcısına dönüp sorar 'bıdık' ne demek diye.
Vali yardımcısı gerçeği söyleyemediğinden ve birazdan olacaklardan habersiz 'ciğer' der, Ciğerini yerim demek istedi.
Mikrofona dönen Tansu Hanım coşku ile bağırır.
-'BACINIZIN BIDIĞI SİZE FEDA OLSUN
kemal.erdem
15-11-2008, 14:59
Yüksek teknolojiyle yapılmış bir fabrika sahibinin aptal bir oğlu varmış.
Adam, tek varisi olan oğluna fabrikasını gezdirirken bilgi veriyormuş:
- Bak oğlum, fabrikanın burasından sığırları makinelere sokuyoruz, öbür tarafından sosis olarak çıkıyor!
Çocuk saf saf baktıktan sonra, babasını çıldırtan soruyu yöneltmiş:
- Baba, bunun tersi olamaz mı?
Adam saç baş yolarken oğluna dönüp “bak evladım” demiş:
- O teknoloji sadece annende var!
Adamın biri otomobiliyle şehirler arası yolda gidiyormuş yol kenarında bir köylünün otostop yaptığını görmüş,
yanında bir inek olan köylü geçen araçlara durmaları için el ediyormuş.
Durumu merak eden adam köylünün yanında durmuş;
-Hayırdır hemşerim, ne tarafa gideceksin?
-İlerdeki kasabaya kadar beyim,
-İyi ama bu inek ne olacak?
-O önemli değil beyim arka tampona bağlarız o gelir.
Bu duruma pek aklı yatmayan adam köylünün durumuna acıyarak onu arabaya almış.
İneği ise köylünün dediği gibi arka tampona bağlamışlar.
Araba yavaş yavaş ilerlemiş. Adamın hızlanmaya çekindiğini anlayan köylü;
-Sen yürü beyim o gelir. demiş
Bunun üzerine adam hızlanmaya başlamış. 20,30,40 bakmış inek gerçekten geliyor.
Adam şaşırmış, 50, 60, 70 bakmış hala geliyor ve inekde hiçbir yorgunluk belirtisi yok.
Artık şaşkınlığı iyice artmış ve sinirlenmeye de başlamış.
Öyle ya sonuçta bir inek ne kadar hızlı koşabilir ki.
Derken adam iyice hızlanmış.
Kilometre 120 yi gösteriyor.
Dikiz aynasyndan ineğe bir bakmış ve gülümseyerek köylüye dönüp;
-Senin inek yoruldu herhalde baksana dili dışarda.
-Ne tarafa çıkarmış dilini.
Buna dikkat etmeyen adam tekrar bakar ve sol tarafa der.
Bunun üzerine köylü kendinden emin bir tavırla;
-O yorgunluktan değil, seni sollayacak da sinyal veriyor...
Temel ve Dursun trenle yolculuk yaparken,bir sığır çiftliğinin önünden hızla geçiyormuş.Temel tahmin etmiş
-Dursun burada tam 397 sığır var..
-Ula Temel,nasıl saydın?Vızz diye geçtuk daa..
-Kolaydur..Ayaklarını sayip dörde pöliyrum.
AKILLI ADAM
17-11-2008, 13:56
Köylü Ahmet Ağa, eşeğini satmaya karar vermiş.
Kıymeti taş çatlasa 50 milyon lira etmeyen eşek için pazarlık payı da ekleyerek 100 milyon lira fiyat koymuş.
Komşu köyden acilen eşşeğe ihtiyacı olan Mehmet ağa 100 milyon ödeyip eşşeği pazarlıksız satın almış.
Köylü Ahmet eşşeğini satmış ama akşam da gözüne bir türlü uyku girmemiş...
Gece boyunca düşünüp, durmuş.
"Mehmet ağa 50 milyon liralık eşeğe niye 100 milyon lira verdi ?"!!!!!... diye.
İçi rahat etmeyince ertesi gün eşeğini geri almaya karar vermiş.
Pazara gitmiş Mehmet ağayı bulmaya ama, bir de ne görsün eşşek 200 milyon liradan satışa çikarilmis...
İyice sıkıntı basmış ve kesin karar vermiş, geri alacak eşeğini...
200 milyon lira pazarlıksız ödeyip geri almış (.).
Aynı olay bu defa Mehmet ağa'nın başina gelmiş, o da uyuyamamış.
"Allah Allah... Ahmet niye 100 milyona sattığı eşşeği 200 milyona geri aldı???Var bu işin içinde bir iş..." diye gece boyunca düşünüp, durmuş.
O da ertesi gün eşşeği geri almaya karar vermiş Ahmet Ağa ile anlaşip 400 milyon lira vererek geri almış eşeği...
Bu alışveriş her gün fiyat arta arta devam etmiş...
Bir kaç gün sonra pazara bir başka köyden Hüseyin gelmiş.
Hüseyin pazardaki kalabalığın arasına dalınca bir de ne görsün ;
"al, al, al, sat, sat, sat" bağrışmaları arasında bir yaşlı eşek
ve bu eşeğin tam 1.000.000.000
TL satış fiyatı!!!...
Yanındakine sormuş, "Hemşerim, nedir bu iş???? Bu yaşlı eşek 1 milyar lira eder mi yahu??!!"
Adam hemen yanıtlamış;
"Valla grafikler ortada, bu eşeğin fiyatı bir haftada 50 milyon
liradan başladı, 950 milyon liraya geldi.
Şöyle bir teknik analizine bakarsan görürsün.
Eşşeğin fiyatı 1 milyardaki direncini bi kırarsa, 1.5 milyara kadar yolu var.. "
Köyün ağasının oğlu komşu köyün ağasının kızına sevdalanır.
Oğlanın babası amcaları toparlanıp komşu ağanın kızını istemeye giderler.
Karşılama faslından sonra pazarlık başlar. Kızın babası aç gözlü olduğu gibi kızı vermeye de pek niyeti yoktur.
İşi yokuşa sürmeye başlar.. 5 inek, 1 boğa isterim.karşı taraf kızı almaya kararlıdır Veririz ağam...
100 baş da koyun isterim... Veririz ağam.. Dere boyundaki 5 tarlanızdan birini isterim... Veririz ağam..
Kızın babası iyice bastırır 6 metre altın kordon isterim... Oğlan tarafı birbirine bakar Onu da veririz ağam...
Kızın babası kendince son darbeyi vurur Damatta 30 santimlik alet isterim...
deyince Oğlanın babası, amcaları yerlerinde şöyle bir kımıldanıp birbirlerine bakıp kaş göz ederler.
Oğlanın babası derin bir nefes alıp cevabi yapıştırır. KESTİRİRİZ BE AĞAM !
lkokulun birinci sınıfında okuyan küçük Ali bir gün öğretmenine gider ve dersten sonra kendisiyle görüşmek istediğini söyler.
Öğretmen ;
-Tabi yavrum, der ve dersten sonra Ali'yi çağırır ve sorar;
Sorun nedir Ali?
Öğretmenim ben bu sınıfın düzeyine göre fazla zekiyim ve bilgiliyim bir üst sınıfa geçmek istiyorum.
Bunun üzerine mesleğe yeni başlamış genç ve tecrübesiz öğretmen yaşlı ve tecrübeli okul Müdürü'ne Ali'nin bu talebini iletir, Müdür de Ali 'ye bunun için bir sınavdan geçmesi gerektiğini söyler. Ali'cik bunu tereddütsüz kabul eder ve sınav başlar;
Söyle bakalım Ali: 3X4...
On iki
Müdür bey-Peki 6X6...
Otuz altı
Müdür bey-Japonya'nın başkenti...
Tokyo
Ve sınav sabahtan akşama kadar sürer, küçük Ali hiç hata yapmaz. Sonunda müdür kendisini bir üst sınıfa geçirmeye karar verir ki, tam bu anda genç ve güzel sınıf öğretmeni de bir kaç soru sormak ister. Müdür bu isteği kabul eder ve öğretmen sorulara başlar;
Söyle bakalım Ali ineklerde dört tane olup da bende iki tane olan nedir?
Bacaklarınız öğretmenim.
-Doğru; senin pantolonunun içinde olup, benim pantolonumun içinde olmayan nedir ?
Müdür bu soruya çok şaşırır....
Ceplerim öğretmenim.
Peki, kadınların tüylerinin en kıvırcık olduğu yer neresidir?
Velet tereddütsüz yanıt verir:- Afrika'dır öğretmenim.
Başlangıçta yumuşak olup da kadınların ellerinde sertleşen nedir?
Müdür gözleri fal taşı gibi açılmış tam müdahale edecekken Ali yanıtlar;
Tırnak cilası öğretmenim
Peki... bekâr bir kadına göre evli kadında daha geniş olan nedir Ali?
Müdür kulaklarına inanamaz artık.
Yatak öğretmenim.
Alicim sence şu anda vücudumun en nemli yeri neresi?
Diliniz öğretmenim.
Nefes nefese kalan Müdür imtihanı bitirmeye karar verir ve;
Değil bir üst sınıfa, ben bunu doğrudan son sınıfa göndereceğim der, Çünkü ben bu sınavı başaramazdım.
Ve rivayet o ki, dediğini de yapar.
KISSADAN HİSSE (Bu öykünün baba fikri)
İNSANLARIN AHLAKI YAŞLANDIKÇA BOZULUR
Papaz, iki metre ilerisinde duran zangoça sormuş:
"Gizli gizli sen mi içiyorsun kutsal şarabı?" Zangoç'ta derin bir sessizlik... İyice köpürmüş Papaz: "Sana soruyorum be adam! Duymuyor musun?" "Hayır, buradan hiçbir şey duyulmuyor efendim!" Olacak şey mi! İki adım öteden beni duymuyorsun..."
Zangoç bıyık altından gülmüş;
"İsterseniz yer değiştirelim, anlarsınız..." Yer değiştirmişler. Bu kez Zangoç seslenmiş: "Kilise için toplanan yardımları kim iç ediyor?"
Papaz kendi kendine söylenmiş:
"Hakikaten yahu! Buradan hiçbir şey duyulmuyor."
DUVAR USTASI
23-11-2008, 14:55
Nebraska'da yaşlı bir adam yaşardı. Patates ekimi için bahçeyi bellemesi gerekiyordu, lakin bu çok zor bir i şti. Tek oğlu olan David ona yardım edebilirdi, fakat o da hapisteydi. Yaşlı adam oğluna bir mektup yazdı ve müşkülatını izah etti.
Sevgili David,
Patates bahçemi belleyemeyeceğimden, kendimi çok kötü hissediyorum.
Bahçeyi kazmak için oldukça ya şlanmış sayılırım. Burada olsan bütün derdim bitecekti.
Biliyorum ki sen bahçeyi benim için hallederdin.:super:
Sevgiler
Baban
Bir kaç gün sonra oğlundan bir mektup aldı.
Babacığım,
Allah aşkına bahçeyi kazma, ben oraya cesetleri gömmüştüm.
Sevgiler:cry:
David
Ertesi gün sabaha karşı saat 04:00' de FBI ve yerel polis ç ıka geldi ve tüm sahayı kazdılar, lakin hiç bir cesede rastlamadılar. Yaşlı adamdan özür dileyerek gittiler.
Ayni gün yaşlı adam oğlundan bir mektup daha aldı.
Babacığım,
Simdi patatesleri ekebilirsin. Bu şartlarda yapabileceğimin en iyisini yaptım.
Sevgiler
David:he::he::he:
BİR GÜÇLÜKLE KARŞILAŞTIĞINIZDA,
KENDİNİZE BİR KAÇIŞ YOLU DEĞİL,
BİR ÇIKIŞ YOLU ARAYIN.
GÜLLER
gelin kaynana karşı karşıya oturmuşlar
kaynana ;
- gelin sen daha yenisin birbirimizin huyunu suyunu oturup konuşarak
anlayalım demiş.
gelinde ;
- tabi anne konuşalım demiş.
kaynana başlamış anlatmaya.
- aman kızım benim üç halim vardır dikkat et.
sacima gül takmışsam; - neşeli olur, her yola gelirim.
kulagımın arkasına gül takmışsam; - havamda olmam çok ısrarcı olma.
eger ki yakama gül takmışsam; - sakın etrafimda dolaşma çok sınırlı olurum.
gelin kaynana lafını bitirince başlamış lafa;
- Anne benim halim malim yoktur.
bacak bacak üstüne atarım, sigaramı yakarım,
sen gülü nerene takarsan tak ben keyfime bakarım.
TELEFON
Sauna'ya giden bir grup dealer, soguk havuzda dinlenirlerken bir cep telefonu calar. Bir dealer telefonu acar. Ortam cok gurultuludur; telefonun obur ucundaki kadin sesini zorlukla duyar.
- Sevgilim. Meltem'le disardayim. Biraz once cok guzel bir kurk gordum. 400 milyon liracik. Senin kredi kartindan alabilir miyim? N'oooolur, alabilir miyiiiiimmmm?
- Tabi canim. Al.
- Ah sevgilimmmm! Cok sekersin. Biseycik daha var ama kizmayacaksin, degil mi?
- Hayir, kizmam...
- Buraya gelmeden once Akmerkez'deydik. De Beers'de bir tane tek tas pirlanta yuzuk gordum. Cok guzeldi sevgilim. Butun arkadaslarimda var. Senin kredili kart hesabindan alabilir miyim? 650 milyon liracik. Gelecek ay ikramiye alacaksin. O zaman odersin. N'ooooluuurrrr. Alabilirmiyim?
- Peki, al canim.
- Sevgilim benim. Bi tanem. Cok sekersin. Bu aksam sana harika bir gece yasatacagim. Caniiiim, bi sey daha var. Ama kizarsin diye korkuyorum...
- Kizmam, soyle bakiyim.
- Son kazadan sonra arabamdan iyice sogudum.
Galeride bi tane Peugeot 206 gordum sevgilim. Cok guzeldiiii... 9 milyara birakacak. Senin adina bankadan bi kredi actirsak diyorum sevgilim. Nuran'in kardesi bankada sube muduru... Kefil-belge-imza falan istemiyor, sen tamam dersen hemen yapicak islemleri. N'ooolurrrr sevgilim, seni cok seviyorum....
- Peki, peki. Tamam. Olur. Al bakalim.
- Tatli sevgilim benim. Canim sevgilim. Seni coook seviyorum. Hadi by, aksama gorusuruz.
Genc dealer telefonu kapatir ve arkadaslarina sorar:
- Bu telefon kimindi yahu?...
bikmisbroker
30-11-2008, 19:43
Meksika'da barın birinde sihirbazlık yapılarak sürekli bahis açılıyormuş.
Biri:
—Ben "okus" der bu yumurtayı yok eder, "pokus" der geri getiririm.
Bahisler hemen açılır; 1 dolar, 2 dolar...... 5 dolar.
Bahisler kapanınca adam, "okus" der yumurta yok olur, "pokus" der geri
getirir ve paraları alır.Başka biri;
- Bu da bir şey mi? Ben "okus" der adamın şeyini kaldırırım, "pokus" der
indiririm!!
Bahisler gene açılır. 10 dolar, 20 dolar,...... 50 dolar...... Bahisler
kapanınca bir gönüllü pantolonunu indirir, adam "okus" der kalkar, "pokus"
der iner ve paraları alır. Tam o sırada bara 2 metre boyunda bir kovboy
girer. Bardakiler:
— Yerse bununkini de kaldırıp indir de görelim!!
—Açın bahisleri o zaman!!!..
Bahisler büyük bir heyecanla gene açılır. 100 dolar, 200 dolar,......500
dolar...... Bahisler kapanınca adam, "okus" der kaldırır, "pokus" der
indirir ve paraları alıp tam bardan çıkarken içeriye 90 yaşlarında bir
ihtiyarın girdiğini görür. Bardakilere döner, bağırır:
—Beyler ben bununkini de kaldırırım.
Haliyle kimse inanmaz, "kaldıramaz!" derler ve daha büyük oynarlar. Bahisler
hemen açılır. 1000 dolar, 2000 dolar,......5000 dolar...... Bahisler
kapanınca adam yine, "okus" der kaldır... Tam o sırada ihtiyar kendinden
beklenmeyen bir çeviklikle, silahını çekerek geriye çekilir:
— Pokus diyeni vururum!*
.....
— Pokus diyeni vururum!*
:)
:he:
Ben de olsam ben de vururum :he:
Ahmet sarayın hizmetkarlarından biri.. Yıllardır Kraliçeyi görür ve onun gögüslerine hayran olurmuş.. Artık bir saplantı halini almış Kraliçenin gögüslerine dokunmak, öpmek.. Tüm cesaretini toplayıp harem ağasına açılmış..
- ''Bana sultanın memelerini koklat.. Ömür boyu biriktirdiğim bin altın senin'' demiş..
Harem ağasının aklı yatmış bu karlı işe.. Kenar mahallelerde tanıdığı bir simyacı, büyücü karışımı bir kadın varmış.. Ona gidip bir losyon hazırlatmış ve bu losyonu, sultanın o gün banyodan sonra giyecegi korsaya iyice sürmüş.. Sultan çıplak tenine korsayı takınca, losyon etkisini hemen göstermiş. Memeleri yanğın yeri gibi yanmaya başlamış..
Saray doktorları merhemlerle, ilaçlarla çare bulamamışlar.. Sultan acıdan, kaşıntıdan, yanmadan ölecek.. Harem ağası ortaya çıkmış ve padişaha;
- ''Saray hizmetkarlarından Ahmet, derdinize derman olabilir. Onun salyası, herşeye iyi geliyor. Tek çare, Ahmed'in dili Kraliçemizi ancak o kurtarır, eğer izin verirseniz'' demiş..
Padişah çaresiz çağırmış Ahmed'i hareme.. Ahmed bir saate yakın sultanla yalnız kalıp muradına ermiş... Ne var ki söz verdigi halde 1000 altını harem ağasına vermeye yanaşmamış..
- ''Bu olayı açıklarsan ikimizin de kellesi gider bunu göze alamazsın, Hadi bakalım, çek arabanı''.. demiş.
harem ağasına.. Çok kızmış harem ağası.. Öyle kızmış ki.. Ertesi gün aynı yakıcı losyonu padişahın, banyodan sonra giyeceği donuna iki kat sürmüş.....
:kahkah: :kahkah: :kahkah:
bikmisbroker
01-12-2008, 12:58
Karadeniz'de bir kadinin cok sevgilisi varmis. Temel de bizim capkin hatunun agina dusmus.
Tam ise koyuluyorlar bir sure geciyor, kapi caliyor, kadin 'eyvah kocam deyip
Temeli bir torbaya sokuyor... Hatun kisi kapiyi aciyor. Baska bir sevgilisi.
İkinciyi iceri aliyor. Bir kapi sesi daha...
Kadin yine 'eyvah kocam' diyor, onu da bir torbaya atiyor...
Aciyor kapiyi baska bir sevgilisi... Onu da iceri aliyor, bir sure sonra gene kapi.
Yine oda torbaya. Kadın tam kapiyi aciyor cidden kocasi karsisinda.. .
Herif bir bakiyor evde kocaman uc torba bunlar ne?' diye soruyor...
Karisi: Pazardan alisveris yaptim hayatim! diyor.
Adam gidiyor birinci torbaya bir tekme salliyor.
Torbadan 'gitgidak' sesi geliyor... İkinciye koyuyor tekmeyi 'meeee ' sesi geliyor...
Ucuncuye bir tekme atıyor. Ses yok... Bir tekme daha gene ses yok...
Sert bir ucuncu tekme daha. Torbadan Temel'in sesi geliyor.
Ula hayvanogli hayvan, ne tekme atip duraysun, ses gelmiysa ya sogandur, ya patatis !!
:he:
Karadeniz'de bir kadinin cok sevgilisi varmis. Temel de bizim capkin hatunun agina dusmus.
Tam ise koyuluyorlar bir sure geciyor, kapi caliyor, kadin 'eyvah kocam deyip
Temeli bir torbaya sokuyor... Hatun kisi kapiyi aciyor. Baska bir sevgilisi.
İkinciyi iceri aliyor. Bir kapi sesi daha...
Kadin yine 'eyvah kocam' diyor, onu da bir torbaya atiyor...
Aciyor kapiyi baska bir sevgilisi... Onu da iceri aliyor, bir sure sonra gene kapi.
Yine oda torbaya. Kadın tam kapiyi aciyor cidden kocasi karsisinda.. .
Herif bir bakiyor evde kocaman uc torba bunlar ne?' diye soruyor...
Karisi: Pazardan alisveris yaptim hayatim! diyor.
Adam gidiyor birinci torbaya bir tekme salliyor.
Torbadan 'gitgidak' sesi geliyor... İkinciye koyuyor tekmeyi 'meeee ' sesi geliyor...
Ucuncuye bir tekme atıyor. Ses yok... Bir tekme daha gene ses yok...
Sert bir ucuncu tekme daha. Torbadan Temel'in sesi geliyor.
Ula hayvanogli hayvan, ne tekme atip duraysun, ses gelmiysa ya sogandur, ya patatis !!
:he::he::he::he:emeginize saglık on numara...:cry::cry::cry:
Padişah bir gün bir ferman yayınlayarak o haftaki cuma namazında orada yasayan herkesin bulunmasını zorunlu kılmış. Dört bir yana haber salınmış ve cuma vakti gelmiş.Bizim Temel dışında bütün ahali cumaya katılmış. Ertesi gün padişah sadrazamı yanına çağırıp sormuş:
- Dünkü cumaya ahaliden katılmayan var mı ?
- Evet efendim, bir kişi katılmadı. Temel.
- Tiz getirin o deyyusu karşıma. Temel'i bulup yaka paça padişahın huzuruna çıkarmışlar.Padisah, Temel ve Sadrazam kaldığında Padişah sormuş,
- Söyle bakalım neden gelmedin dünkü cuma namazına ?
- Çok önemli bir isim vardı padişahım
- Himmm demek önemli bir işin vardı. Öyleyse sana ölmeden önce üç dilek dileme hakkı tanıyorum. Söyle bakalım ilk dileğini.
- Yok padişahım ben en iyisi dilek dilemeyeyim siz beni oldürün.
- Dile lan deyyus çabuk adamı çileden çıkartma.
- Peki. Eeee şey padişahım. Ben sadrazamın karısına hastayım, madem öyle ölmeden önce bir yatsam onunla. Tabi bunu duyan sadrazam olaya şiddetle karşı çıkmasına rağmen, padişahın "Boş ver takma kafana nasıl olsa ölecek" gibi sözlerinden sonra istemeye istemeye razı olmuş. Ardından sıra ikinci dileğe geldiğinde Temel de yine aynı naz ve padişahın azarlaması sonunda Temel ikinci dileğini söylemiş
- Eeee şey padişahım ben sizin karınıza da hastayım, ölmeden önce onla da...
- Ne diyorsun lan sen (falan padişah köpürmüş) Tabii bu kez de sadrazam telkinde bulunmuş ve Temel Padişahın karısıyla da... Veee sıra gelmiş üçüncü dileğe;
- Söyle bakalım şu üçüncü dileğini de bitirelim artık şu işi.
- Yok padişahım söylemeyeyim, ilk ikisini söyledim ama bunu nasıl söylerim bilmiyorum. İlk ikisinden daha kötü ne olabilir ki diye düşünen padişah kızarak
- Oğlum şöyle bak işkence yaptırırım, söyletirim
- Peki efendim, demiş Temel ve devam etmiş, Ben sadrazamla size de hastayım. Ardından kısa bir sessizlik ve Sadrazam :
- Padişahım ben sanki Temel'i namazda görür gibi oldum. Hatırlıyor gibiyim. Padisah :
- Nasıl hatırlamazsın lan eşşoğlu eşşek yanımda oturuyordu.!
Temel, Mars'a gidecek ilk astronottur. Çok paraya mal olmuş¸ muhteşem bir uzay gemisi ile giden Temel'den dönüşüne kadar haber alınamaz. On yıl sonra geri döndüğünde flaş¸lar patlar, herkes merakla etrafını sarar ve sorarlar; "Mars'ta hayat var mı?" Temel omuzlarını silker; "Yok ..." Bilim adamları, basın ve tüm dünya hayal kırıklığı içindedir. Temel'i uçağa bindirip Trabzon'a uğurlarlar. Akşam evinde ailesi ile kendi dönüşünü seyrederken Temel'in oğlu sorar;
- Baba yav, hakikaten hayat yok muydu acaba? Temel yine omuzlarını silker; "Haçan, saat 11 dedin miydu bütün tükkanlar kapanii! Sen puna hayat mı diisin?"
Askerdeki zavallı biri ve sivil olan ******** bir arkadaşı arasında geçen ve asker kişinin firarına neden olan süper mektuplar...
Sevgili Hakkuş,
Mektubunu aldım. gelmesi ne denli sevindiriciyse de okuduklarım o denli üzücüydü...
Demek asker gittiğinden beri çavuşun size özellikle de sana yapmadığı kalmamış."suçum olsa yanmam" diyorsun.
Sana inanıyorum dostum.
Olur olmaz seni dövdüğüne göre, yazdığın gibi o herif asker ocağına yakışmayan sadistin teki...
Sen sivilken ağzına kötü söz almazdın.
Adamın beşiğinden mezarına kadar nesi varsa içinden sövdüğüne göre gerçekten çok sinirlenmişsin.
Ama haklısın. Ben de olsam ondan nefret ederdim.
Oysa hepiniz aynı vatanın evladısınız. Neden ayırım yapıp en ağır işleri sana yaptırıyor ki ?
Senin gibi aklı başında, sorumluluklarının bilincinde olan insana böyle davranmak için çok adi birisi olmalı.
Zaten "adinin teki" demişsin. Neyse hakkuş, vatan borcu bu...
Herşeye, insanlıktan uzak olan çavuşuna bile, katlanıp vazifeni yerine getirmelisin.
Sen yine elinden geldiğince iyi asker olmaya çalış.
Beni de mektupsuz burakma, mektupları dışardan yollamakla iyi ediyordun.
Çavuş iti okursa bir de mektuplar için dayak yersin sonra.
Özlemle gözlerinden öperim.
................................
__dostun recai__
Ulan Recai ........,
Ben sana ne zaman mektup yazdım da o allahın belası mektubu gönderdin ?
Mektuplarımızın okunduğunu bildiğin için bu adiliği yaptın di mi köpek !
Senin yüzünden gül gibi çavuşumun bana yapmadığı kalmadı.
Tonla dayak...
Bir hafta da hapis cezası yedim çavuş beni bölüğün önüne çıkarıp
"KARŞINIZDA ORDUMUZUN EN ŞEREFSİZ ASKERİ DURUYOR." dedi.
Ne dediysem, senin nasıl adi bir yaratık mektubunun da o eşşek şakalarından biri olduğuna inandıramadım. Bir daha mektup falan yazma...
Zaten, ilk izne gelişimde ellerini un ufak edeceğim.
Birkaç yıl eline kalem alamayacaksın.
En kısa zamanda başına bir kaza gelmesini, sürüm sürüm sürünmeni dilerim.
................................
__hakan__
Merhaba Hakkuş
Yanında olamadığım, sorunlarını ve acılarını paylaşamadığım için kahroluyorum.
Mektuplarını okudukça içim kan ağlıyor. Manyak çavuş iyice azdı ha...
Vay sadist vay... Bir de adam bilip çavuş yapmışlar.
Böylelerinin eline hiç yetki vermemeli...
Sonra ne oldum delisi oluyorlar. "sivil olsam yapacağımı bilirdim" diyorsun.
Ama haklısın Hakkuş.
Sinirlerine hakim ol. Askerlikte üste saygısızlık olmaz.
Adama askerliği bitirtmezler vallahi...
Uyma o hayvana dostum. zor ama sayılı günler gelir geçer.
Buralar bildiğin gibi eksikliğini hep hissediyoruz.
En güzel günler seninle olsun...
................................
__Kardeşin Recai__
Recai denen Hayvan,
Lan sana hayvan demek iltifat, hayvanlara hakaret olur, oğlum sen çıldırdın mı ?
Çavuş fıttırdı...
Adamın bir ağzıma yapmadığı kaldı.
"yazmadım konutanım." diyorum,
yemin billah ediyorum dinlediği yok.
Ah ulan eşşoğlueşşek yaktın beni...
Askerliğim şimdiden bir ay uzadı.
Her gece tuttuğum 8-5 nöbetleri, günde yalnız başıma tam teçhizat 20km
koşu, iki çuval ıspanak ayıklamak imanımı gevretiyor.
Yeter artık Recai !
Şakanın çıkacak suyu muyu kalmadı. Cımcılık oldu.
Bu gidişle biraz zor ya, izine gelirsem kendine kaçacak delik ara.
Tüm kemiklerini kıracağım.
Allah belanı versin...
__hakan__
................................
Hakkuş'cuğum,
Yooo, yazdıklarına inanamıyorum. Bu kadarı da olmaz ama...
Artık o ******** çavuşun sana yaptıklatını insan yapmaz.
Nedir bu eşşoğlueşşeğin sana çektirdiği ?
Yani afedersin ama insan sokaktaki uyuz ite bile daha iyi, daha merhametli davranır.
Bak hakkuş, sakın benden gerçekleri saklama, yoksa görevden mi kaytarıyorsun ?
Eninde sonunda ikiniz de bu vatanın evladısınız.
Böyle yapması için ya kafadan sakat ya daa ****** olmalı..
Ne diyeyim hakkuş ?
Sabredeceksin. Allah sevdiği kuluna çektirirmiş.
Seni de seviyor olmalı ki çavuş gibi bir namussuzu başına bela diye salmış
__Candostun Recai__
:kahkah: :kahkah: :kahkah:
ALINTIDIR
BORA YAŞAR
02-12-2008, 09:34
http://img376.imageshack.us/img376/4171/69002661nk5.jpg
’Koca Başkan Swatch mı takar’
Yerel Adapazarı Gazetesi, Adapazarı Şeker Fabrikası ve Pancar Ekicileri Kooperatifi Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Aya’yı bir kadınla kucak kucağa gösteren bir fotoğraf yayımladı.
Şeker Fabrikası’ndan yapılan açıklamada, "Bu fotomontaj. Koskoca Şeker Fabrikası Yönetim Kurulu Başkanı gençlerin kullandığı Swatch marka saat mi takar? Bugün yönetim kurulumuz avukatlarla birlikte toplanarak gereken açıklama yapılacaktır" denildi.
http://www.hurriyet.com.tr/gundem/10485601.asp?gid=229
Hemen her sektörü, her kesimi tel tel dökülüyor ülkemizin.
Şu mantığa, şu savunmaya bakın.
Aslında ben şöyle bir savunma beklerdim yönetim kurulu üyelerinden. Daha yakışırdı:
- "Yakışır sayın başkanımıza."
Karı koca seyahat ediyorlarmış ve arabayı adam kullanıyormuş. Kadın söze başlamış:-Hayatım... Seninle 15 yıl boyunca güzel bir beraberliğimiz oldu... Ama artık boşanmak istiyorum. Adam bir şey söylememiş ama gaza biraz dokunmuş. Kadın devam etmiş:-Neden? diye soracağını biliyorum.. Üzgünüm, nasıl söyleyeceğimi bilemiyorum. Nereden başlasam... Birkaç aydır arkadaşın Joe ile birlikte oluyoruz ve ondan hoşlanıyorum..Adam suskunluğunu sürdürmüş ama, giderek hızlanıyorlarmış.Kadın devam etmiş:-Evi ben istiyorum...- ......Hızları biraz daha artmış.-Ayrıca... bankadaki hesabın yarısını ve arabayı da istiyorum...- ......Daha da hızlanmışlar. Kadın konuyu bitirmeye karalıymış ama adamınsessizliğine de pek bir anlam veremediğinden, merakla sormuş:-Sen hiç bir şey söylemeyecek misin? Sen bir şey istemiyor musun?Adam gaza biraz daha yüklenirken nihayet suskunluğunu bozmuş:-Hayır, zira en gerekli olan şeye zaten ben sahibim.Kadın şaşırmış.-Öyle mi? Neymiş o?Araba hızla yolun kenarındaki ağaca doğru yönelirken adam şeytanca bağırmış:-AIRBAG BENDEEEE!!!
Bear_Bull
14-12-2008, 23:41
eskiden Ben Hily sow vardı seyredip gülerdik.
az önce bir mail geldi
içinden Ben hily çıktı bende paylaşmak istedim.
http://www.yuklec.com/download.php?file=1270107685-Benny_Hill_-_Wishing_Well.zip
hisseci_32
17-12-2008, 15:00
Kuyuya Düşen Eşşeğin Hikayesi.....!?
Günlerden bir gün, köylerden birinde, adamın birinin eşeği, kuyunun birine düşmüş. Niye düşer, nasıl düşer sormayın. Eşek bu. Düşmüş işte. Belki kör bir kuyuydu, ağzı tahtayla kapatılmıştı belki, üzerine de toprak dökülmüştü. Zamanla tahta çürüdü, zayıfladı, toprakta biten otları yemek isteyen eşeğin ağırlığını çekemedi ve güm.
Hayvancık saatlerce acı içinde kıvrandı, bağırdı kendi dilinde. Ayıptır söylemesi, anırdı yani. Sesini duyan sahibi gelip baktı ki vaziyet kötü. Zavallı eşeği kuyunun dibinde melül mahzun bakınıyor. Üstelik yaralanmış. Karşılaştığı bu durumda kendini eşeği kadar zavallı hisseden adamcağız köylüleri yardıma çağırdı. Ne yapsak, ne etsek, nasıl çıkarsak soruları havada kaldı.
Sonunda karar verildi ki kurtarmak için çalışmaya değmez. Tek çare, kuyuyu toprakla örtmek. Ellerine aldıkları küreklerle etraftan kuyunun içine toprak attılar. Zavallı hayvan, üzerine gelen toprakları, her seferinde silkinerek dibe döktü. Ayaklarının altına aldığı toprak sayesinde her an biraz daha yükseldi. Ve sonunda yukarıya kadar çıkmış oldu. Köylüler ağzı açık bakakaldı.
Kıssadan hisse;
Hayat, bazen bizim de üzerimize abanır. Toz toprakla örtmeye çalışanlar çok olur.
Bunlarla başetmenin tek yolu, yakınıp sızlanmak değil, düşünüp silkinmek ve kurtulmak, aydınlığa adım atmaktır...!!!
DUVAR USTASI
22-12-2008, 21:23
http://testyourself.tr.msn.com/Test.aspx?sectionLink=test&testLink=kimlere_asik_oluyorsunuz
SÜREK AVI
Bakanlık, illere bir genelge yollamış:
- Tarıma zarar veren hayvanların sayısını bildirin... Eğer yaban domuzu sayısı 150'yi geçerse, sürek avı başlatın... Vurulan yaban domuzlarının kuyruğunu da kesip gönderin.
İl Tarım Müdürleri, genelgeyi okumuşlar.
Herkes "bazı hayvanları... Bazı rakamları" yazmış.
FORMÜL
Tabii kimse "başına iş almak" istememiş.
Ve kimse de yaban domuzu sayısını "150'nin üzerinde" göstermemiş.
Kimi 60 demiş, kimi 70, kimi 80.
Böylece "görev yerine getirilmiş."
Tabii, Ankara'nın genelgesine göre her yıl "rakamları yenilemek" gerekiyor.
Müdürler onun da "çaresini" bulmuşlar.
Bir yıl önce "bizim ilde 70 yaban domuzu var" diyen, bir yıl sonra "75'e çıktı" demiş.
Sayı 150'yi bulmadığı için ne "sürek avı" gerekmiş, ne de "domuzun kuyruğunu kesip, Ankara'ya yollamak."
YENİ RAKAM
Birgün, bir ilin tarım müdürü değişmiş.
Yeni müdür "eski listeyi" incelemiş.
Bakmış ki her yıl sayı 3'er, 5'er arta arta, ildeki yaban domuzu sayısı "145'e ulaşmış görünüyor."
Düşünmüş, taşınmış.
"Nasıl olsa Ankara fark etmez" demiş.
"Kafasına göre uydurduğu yeni rakamı" Ankara'ya bildirmiş:
- 95.
MAKAMA ARZ
Bakanlıklarda "APK" vardır.
"Araştırma, Planlama, Koordinasyon" birimi.
Genelde "kızak" diye bilinir.
Görevden alınan bürokrat "APK'ya çekilir."
İşte bu APK'da çalışanlardan biri, illerdeki "tarım zararlılarının listesini" incelemiş.
Ve görmüş ki:
Bir ildeki yaban domuzu sayısı 145'ten, 95'e inmiş.
Hemen durumu "makama" arz etmiş.
Makam da "il müdürüne" soruları dayamış:
- 145 eksi 95 eşittir 50... Bu 50 yaban domuzuna ne oldu?.. Vurulduysa, kuyruklar nerede?
KOMŞU KENT
İl müdürünü almış bir telaş.
Düşünmüş, taşınmış.
Aklına bir "çıkış yolu" gelmiş.
Ankara'ya cevabı döşenmiş:
- Sayı 150'ye yaklaştığı için sürek avına çıkıldı... Yaban domuzları takip edildi... Vurulacağını anlayan 50 yaban domuzu komşu kente geçti.
ÖTEKİ KENT
Ankara cevabı okumuş. Ve hemen "komşu kente" bir yazı yazılmış:
- Bitişiğindeki kentten size 50 yaban domuzu geçti... Ne yaptınız?.. Acele olarak bildiriniz.
Komşu ili almış bir telaş.
Onlar da "aynı formülle" yanıt vermişler:
- İlimize 50 yaban domuzunun geçtiğini haber alınca, sürek avına çıktık... Yaban domuzlarını kovaladık... Tam vuracağımız sırada öteki komşu kentin sınırları içine girdiler.
SINIR ÖTESİ
Yazışmalar sürmüş, gitmiş.
50 domuz hep "komşuya... Komşunun komşusuna doğru" gidiyormuş.
Sonunda iş Doğu'daki "sınır kentine" gelip, dayanmış.
Ankara sormuş:
- 50 yaban domuzunun akıbetinin acele bildirilmesi... Vurulduysa, kuyruklarının gönderilmesi.
Sınır kentinden yanıt gelmiş:
- Sürek avına çıkıldı... Yaban domuzları izlendi... Ancak komşu ülkeye kaçtıkları için vurulamadı.....
SORUN ÇÖZÜLDÜ
Komşu ülke "Ermenistan."
Ankara'nın "oraya soracak hali yok."
Ayrıca Ermenistan'la "diplomatik ilişkimiz" de yok.
Böylece "yaban domuzu sorunu" çözülmüş.
Bir gün Ali, öğretmeni Ayşe Hanıma giderek dersten sonra kendisiyle görüşmek
istediğini söyledi. Öğretmen kabul etti ve sordu:
-Sorun nedir Ali?
- Ben bu sınıfın düzeyine göre fazla zekiyim. Bir üst sınıfa geçmek
istiyorum.
İstek konusunda bilgi verilen Müdür Ali'ye bunun için bir testten geçmeyi
isteyip istemediğini sordu.
Ali tereddütsüz kabul etti ve test başladı.
-Söyle bakalım Ali: 3X4
-Oniki
-Peki 6X6
-Otuzaltı Müdür Bey
-Japonya'nın başkenti
-Tokyo
Ve test bir saat sürdü, Ali hiç hata yapmadı. Test sonunda Ali'nin
öğretmeni de soru sormak istedi. Ali ve Müdür bu isteği kabul ettiler.
Öğretmen sorulara başladı:
-İneklerde dört tane, ben de iki tane olan nedir?
-Bacaklar öğretmenim!
-Doğru! Peki; senin pantolonunun içinde olup, benim pantolonumun içinde
olmayan nedir?
Müdür bu soruya çok şaşırır.
- Cepler öğretmenim.
-Kadınların tüylerinin en kıvırcık olduğu yer neresidir.
Velet tereddütsüz yanıt verdi:
-Afrika'dır öğretmenim.
-Yumuşak olup, kadınların ellerinde sertleşen nedir?
Müdür gözleri fal taşı gibi açılmış tam konuşacakken Ali yanıtladı:
-Tırnak cilası.
-Peki. Bekâr bir kadına göre evli kadında daha geniş olan nedir?
Müdür kulaklarına inanamıyordu.
-Yatak öğretmenim.
- Kadın vücudunda en nemli organ hangisidir?
-Dil öğretmenim.
Nefes nefese kalan Müdür test'i bitirmeye karar verdi ve:
- Değil bir üst sınıfa, ben bunu doğrudan Üniversiteye göndereceğim. Çünkü
ben bütün sorulara yanlış cevap verdim!
KISSADAN HİSSE: İnsanların ahlakları yaşlandıkça bozulur
Ne kadar şanssızım!'
Üzgün ve pısırık görünüşlü bir Adam barda tünemiş oturuyormuş. Önünde bir türlü içemediği bir içki bardağı, suratı asık..
O sırada barın kapısı açılmış. İri yarı, külhanbeyi tavırlı bir Adam, sert adımlarla barın tezgahına doğru yürümüş ve pısırık adamı iteleyerek tabureye oturmuş.
Hiç soru sormadan adamın önündeki içki kadehini alıp başına dikmiş. Elinin tersiyle ağzını kuruladıktan sonra,
'Ne o, neden böyle surat asıyorsun, gemilerin mi battı?' diye sormuş.
'Sorma, ben çok talihsiz bir adamım' demiş pısırık.
'Neden?' diye sormuş Adam tekrar.
Şöyle cevaplamış pısırık, 'Bu sabah karımla kavga ettik, beni evden kovdu. O sinirle işe geç kaldım. Patronum zaten bahane arayıp
druyordu, beni işten attı. İşten çıktım, yolda yürürken araba çarptı.
Eve gideyim, belki karımla barışırız dedim, eve gittim ve karımı başka br erkekle yatakta yakaladım. Bu kadarı da fazla artık dedim, kendimi öldürmeye karar verdim. Tabancayla vuracaktım, silah tutukluk yaptı.
İple asmaya kalktım, ip koptu. Doğalgazla öleyim dedim, faturayı ödemediğim için gaz kesikti. Eczaneden fare zehiri aldım, buraya
gldim, içki bardağıma koydum.
Onu da geldin sen içtin. Off.. Offfff...
Aşağıdaki hareketli resimdeki insanları sayın !!! 13 kisi olduğunu ve hareket ettiğinde 12 kişiye düştüğünü göreceksiniz. 1 Kişi nasıl kayboluyor ????
http://img148.imageshack.us/img148/7730/imageph9.gif (http://img148.imageshack.us/my.php?image=imageph9.gif)
http://img148.imageshack.us/img148/imageph9.gif/1/w270.png (http://g.imageshack.us/img148/imageph9.gif/1/)
askere yazılan şaka mektupları :)
Sevgili HAKKUŞ
Mektubunu aldım. gelmesi ne denli sevindiriciyse de okuduklarım o denli üzücüydü.. Demek asker gittiğinden beri çavuşun size özellikle de sana yapmadığı kalmamış.. "suçum olsa yanmam" diyorsun. sana inanıyorum dostum.olur olmaz seni dövdüğüne göre, yazdığın gibi o herif asker ocağına yakışmayan sadistin teki...
Sen sivilken ağzına kötü söz almazdın. Adamın beşiğinden mezarına kadar nesi varsa içinden sövdüğüne göre gerçekten çok sinirlenmişsin. Haklısın. Ben de olsam ondan nefret ederdim. Oysa hepiniz aynı vatanın evladısınız. Neden ayırım yapıp en ağır işleri sana yaptırıyor ki?.. Senin gibi aklı başında, sorumluluklarının bilincinde olan insana böyle davranmak için çok adi birisi olmalı.
Zaten "adinin teki" demişsin. Neyse HAKKUŞ, vatan borcu bu.. Her şeye, insanlıktan uzak olan çavuşuna bile, katlanıp vazifeni yerine getirmelisin. Sen yine elinden geldiğince iyi asker olmaya çalış.beni de mektupsuz bırakma. Mektupları dışardan yollamakla iyi ediyorsun.
Çavuş iti okursa bir de mektuplar için dayak yersin sonra.
Özlemle gözlerinden öperim.
DOSTUN RECAİ
ULAN RECAİ İTİ
Ben sana ne zaman mektup yazdım da o Allahın belası mektubu gönderdin?? Mektuplarımızın okunduğunu bildiğin için bu adiliği yaptın dimi köpek? Senin yüzünden gül gibi çavuşumun bana yapmadığı kalmadı. Tonla dayak. Bir hafta da hapis cezası yedim. Çavuş beni bölüğün önüne çıkarıp "KARŞINIZDA ORDUMUZUN EN ŞEREFSİZ ASKERİ DURUYOR." dedi.
Ne dediysem, senin nasıl adi bir yaratık, mektubunun da o eşek şakalarından biri olduğuna inandıramadım. Bir daha mektup falan yazma.. Zaten, ilk izne gelişimde ellerini un ufak edeceğim. Birkaç yıl eline kalem alamayacaksın. En kısa zamanda başına bir kaza gelmesini, sürüm sürüm sürünmeni dilerim...
HAKAN
MERHABA HAKKUŞ,
Yanında olamadığım, sorunlarını ve acılarını paylaşamadığım için kahroluyorum. Mektuplarını okudukça içim kan ağlıyor. manyak çavuş iyice azdı ha. Vay sadist vay...bir de adam bilip çavuş yapmışlar.Böylelerinin eline hiç yetki vermemeli. Sonra ne oldum delisi oluyorlar.
"Sivil olsam yapacağımı bilirdim" diyorsun. Ama haklısın HAKKUŞ. Sinirlerine hakim ol.. Askerlikte üste saygısızlık olmaz. Adama askerliği bitirtmezler vallahi.. Uyma o hayvana dostum. Zor ama sayılı günler gelir geçer. Buralar bildiğin gibi eksikliğini hep hissediyoruz. En güzel günler seninle olsun..
KARDEŞİN RECAİ
RECAİ DENEN HAYVAN
Lan sana hayvan demek iltifat, hayvanlara hakaret olur, Oğlum sen çıldırdın mı? Çavuş fıttırdı. Adamın bir ağzıma yapmadığı kaldı. "yazmadım komutanım." diyorum, yemin billah ediyorum dinlediği yok. Ah ulan eşşoğlu eşşek yaktın beni..
Askerliğim şimdiden bir ay uzadı. her gece tuttuğum 8-5 nöbetleri, günde yalnız başıma tam teçhizat 20km koşu, iki çuval ıspanak ayıklamak imanımı gevretiyor. Yeter artık recai!. Şakanın çıkacak suyu muyu kalmadı. Cımcılık oldu. Bu gidişle biraz zor ya, izne gelirsem kendine kaçacak delik ara. Tüm kemiklerini kıracağım. Allah belanı versin.
HAKAN
HAKKUŞÇUĞUM
Yooo, yazdıklarına inanamıyorum. Bu kadarı da olmaz ama... Artık o ******** çavuşun sana yaptıklarını insan yapmaz. Nedir bu eşşoğlu eşşeğin sana çektirdiği? Yani afedersin ama insan sokaktaki uyuz ite bile daha iyi daha merhametli davranır.
Bak HAKKUŞ, sakın benden gerçekleri saklama, yoksa görevden mi kaytarıyorsun? Eninde sonunda ikiniz de bu vatanın evladısınız. Böyle yapması için ya kafadan sakat ya da soysuz olmalı.. Ne diyeyim HAKKUŞ? sabredeceksin. Allah sevdiği kuluna çektirirmiş. Seni de seviyor olmalı ki çavuş gibi bir namussuzu başına bela diye salmış
CAN DOSTUN RECAİ
RECAİ SOYSUZU stop!
Sayende askerliğim bitmeyecek stop!.. Firar ettim stop!.. Seni parçalamaya geliyorum stop!..
Mangalda Kül Bırakmamak Deyimi Nereden Geliyormuş !!!!!
Yeniçeriler askere alınırken eşcinsel olup olmadığını tesbit için kullanılan araçlardan biri de mangal imiş.
Yeniçeri adayından sönmüş bir mangalın üzerinde gaz çıkarması istenirmiş.
Eğer külleri küçük bir nokta halinde dağıtırsa sağlam,
mangalın üzerinde kül bırakmayacak şekilde gaz çıkarırsa eşcinsel olduğu kabul edilirmiş..
işte "mangalda kül bırakmamak" deyimi de buradan geliyormuş.
O yüzden deyimi dikkatli kullanalım. ..
Bir cenaze arabası şöförü bi kıza:
"hiştt kız gelsene arabaya gezelim" demiş
kızda:
"hadi oradan be" deyince
şöför:
"kızım sen ne diyon be millet bu arabaya binmek için ölüyo ölüyö" demiş. :kahkah:
Alıntıdır.
Genç imamlar aralarından birini gaza getirip diyorlar ki:
"Oğlum sen hiç bi kıza laf atamazsın"
O'da:
"Atarım lan"
diyor
Atardın atamazdın derken bizim imam iyice gaza geliyor.
Sonra arkadaşları:
"Tamam o zaman bizim gözümüz önünde, seçtiğimiz bi kıza lf atacaksın"
diyorlar.
Bi otobüs durağına gidiyorlar oradan bi kızı gösteriyorlar.hadi git diyolar
Bizim imam kızın yanına gidiyor dürtükleyip kıza soruyo:
"şşiişştt kız! sen süphanekeyi biliyon mu?" :kahkah:
Alıntıdır
DUVAR USTASI
27-12-2008, 00:17
Bu ülkede sakız 1 milyon $ (11.12.2008)
Zimbabve'de enflasyon oranı yüzde 231 milyonu bulunca devlet 200 milyon dolarlık banknot basma kararı aldı. İnsanlar bir kilo et için bir bavul para götürüyor. 100 milyon dolarlık banknotu da geçtiğimiz günlerde tedavüle sokan Zimbabve sadece bu yıl 28 yeni banknotu piyasaya vermiş olacak. Zimbabve'de merkez bankası Perşembe günü 100 milyon, 50 milyon ve 10 milyon dolarlık banknotları piyasaya sürmüştü. Ülkede 100 milyon dolarlık bir banknotun değeri 14 doları buluyor. Ülkede şirketlere haftada 100 milyon dolar, bireylere de 50 milyon dolar para çekme hakkı tanınıyor.
Kaynak: Yeni Şafak
Serenler
27-12-2008, 00:58
Mangalda Kül Bırakmamak Deyimi Nereden Geliyormuş !!!!!
Yeniçeriler askere alınırken eşcinsel olup olmadığını tesbit için kullanılan araçlardan biri de mangal imiş.
Yeniçeri adayından sönmüş bir mangalın üzerinde gaz çıkarması istenirmiş.
Eğer külleri küçük bir nokta halinde dağıtırsa sağlam,
mangalın üzerinde kül bırakmayacak şekilde gaz çıkarırsa eşcinsel olduğu kabul edilirmiş..
işte "mangalda kül bırakmamak" deyimi de buradan geliyormuş.
O yüzden deyimi dikkatli kullanalım. ..
Aman dikkattt !:D:D:D
Hic mi pozitif birseyler yok ?" diye soruyorsan;
Adam, kisa bir sure once ayrildigi evine telefon acar, bahcivana
sorar: "Nasil her sey yolunda mi?"
- Yolunda. Yalniz, kuregin sapi kirildi onu tamir etmeye calisiyorum.
- Neden kirildi?
- Kopeginize mezar kazarken, zorlamisim, bu yuzden kirildi.
- Nee! Kopegim oldu mu?
- Havuza dustu oldu.
- Benim kopegim cok iyi yuzerdi; nasil havuzda olur?
- Ama havuzun suyu bosalmisti, betona cakildi; bu yuzden hayatini kaybetti.
- Daha havuzu yeni doldurtmustum. Neden bosalttiniz?
- Biz degil itfaiyeciler bosaltti. Cunku evdeki yangini sondurmek icin
ilâve suya ihtiyac duydular.
- Evde yangin mi cikti?
- Evet efendim. Annenizin vefati dolayisiyla cok sayida insan geldi.
Bir sigara izmaritinden kâgitlar, ardindan da perde tutusmus. O
kalabalikta farkina varamadik.
- Annem nasil oldu? Sapasaglamdi.
- Haklisiniz. Biz de sasirdik ama, sizin yatak odaniza bir sey bakmaya
girmis. Yatakta karinizla en yakin arkadasinizi gorunce kalbine inmis.
- Yahu hic pozitif bir haber yok mu? Bunaldim.
- Olmaz olur mu? Var. Gecen gun siz AIDS testi yaptirmistiniz ya..
Iste onun neticesi pozitif cikti
Bear_Bull
27-12-2008, 10:59
Askerlik ve iki şık!
Adamın biri 30 yaşına gelmiş ama askere gitmemiş bir türlü.
Yakın arkadaşı yahu uzatma da askere git artık. Niçin gitmiyorsun? demiş.
Yahu demiş bizimki:
- Şimdi Şube"ye gideceksin seni ya askere alacaklar ya da çürüğe çıkartacaklar.
Çürüğe çıkarırlarsa mesele yok, askere alırlarsa iki şık var; ya cepheye verecekler ya cephe gerisine.
Cephe gerisine verirlerse önemli değil cepheye verirlerse iki şık var; ya esir düşeceksin ya da öleceksin.
Soluk almadan devam ediyormuş:
- Ölürsen kurtulursun esir düşersen iki ihtimal var; düşman seni ya sabun fabrikasına ya da kağıt fabrikasına gönderecek. Sabun fabrikasına gidersen önemi yok, kağıt fabrikasına gidersen iki şık var;
senden ya ambalaj kağıdı ya da tuvalet kağıdı yaparlar. Ambalaj kağıdı yapılırsa önemi yok, tuvalet kağıdı yaparlarsaaaa işte o zaman b..u yedik!..:D:D:D
Bear_Bull
28-12-2008, 20:43
Hafta sonu biraz gülmek (gülebilmek) istiyorsanız.
komik videolar.
http://www.yutup.biz/musicvideo.php?vid=e76c5be10
http://www.yutup.biz/musicvideo.php?vid=6741236c5
http://www.yutup.biz/musicvideo.php?vid=72bf43677
http://www.yutup.biz/musicvideo.php?vid=75f604e5e
http://www.yutup.biz/musicvideo.php?vid=617e6af00
http://www.yutup.biz/musicvideo.php?vid=6c4cfb613
bir araba ağaca nasıl çıkar diye denemişler.:D:D:D
http://sunucu12.kucukresim.com/uploads/agac-araba45ff0.png (http://www.kucukresim.com)
Adam kendisinden bahsediyordu.
-Ben akordionu çalmaya başlayınca herkesi ayağa kaldırırım.
-Demek o kadar ustasınız.
-Yok canım, ben sadece milli marşı çalmasını biliyorum.
Bir konferansta filozof;
-Mutluluk bir şeyin peşinden koşmak ama onu asla yakalamamaktır.
Dinleyicilerden biri el kaldırır,
-Siz hiç yağmurlu havada son otobüsün peşinden koştunuz mu?
Kadın:
-Evlendiğimiz zaman, senin bütün üzüntülerini ve sorunlarını paylaşmak istiyorum...
Adam:
-Çok tatlısın hayatım... Ama çok şükür benim hiçbir üzüntüm ya da sorunum yok...
Kadın:
-Ama daha evlenmedik ki...
DUVAR USTASI
06-01-2009, 21:13
Adamın biri California'da bir kumsalda yürürken ayağı eski bir lambaya takılmış.
Adam lambayı kumların içinden çıkarmış. Dalgasına belki cin çıkar deyip ovalamış lambayı...
Harbi harbi cin çıkmış. Adam çok şaşırmış.
Cin başlamış konuşmaya:
- "Tamam, tamam. Beni lambadan kurtardın beni ama..."
- "Bu ay içinde dördüncü çıkarılışım ve bu işten sıkılmaya başladım. Bu yüzden 3 dileği unut. Sadece 1 dilek hakkın var!"
Adam oturmuş ve bir süre düşünmüş ve
- "Her zaman Hawaii adalarına gitmek istedim ama uçaktan korkarım ve deniz beni çok tutar. Benim için Hawaii'ye bir köprü yap böylece arabayla oraya gidebileyim" demiş.
Cin gülmüş ve:
- "Bu imkansız. Bu işin lojistiğini düşün!.. Köprünün ayakları nasıl Pasifik'in dibine ulaşabilir? Ne kadar beton gerektiğini, ne kadar çelik gerektiğini düşün. Hayır, başka bir dilek düşün" demiş.
Adam tamam demiş ve gerçekten güzel bir dilek düşünmeye başlamış. En sonunda:
- "Dört kere evlendim ve boşandım. Bütün karılarım her zaman duyarsız olduğumu ve onlarla ilgilenmediğimi söylerlerdi. Bu yüzden, kadınları anlayabilmeyi diliyorum...
Nasıl hissettiklerini ve neden ağladıklarını, bir şey söylemedikleri zaman gerçekten ne istediklerini... Onları nasıl gerçekten mutlu edebileceğimi bilmek istiyorum..."
Cin cevap vermiş:
- "Köprü iki şeritli mi olsun yoksa dört şeritli mi?!.." :he:
DUVAR USTASI
06-01-2009, 21:15
Kadının biri bir gün ormanda gezinirken tuzağa yakalanmış bir kurbağa görmüş.
Kurbağa ona, "Beni bu tuzaktan kurtarırsan, sana 3 dilek hakkı tanıyacağım". demiş.
Kadın onu kurtarmış ve kurbağa da:
- "Teşekkür ederim, ama sana dileklerinle ilgili bir koşulu söylemeyi unuttum. Ne dilersen dile, dileğinin 10 katı iyisine ve fazlasına kocan da sahip olacak!"
Kadın: "Tamam" demiş.
İlk dilek olarak;
- "Dünyanın en güzel kadını olmak istiyorum." demiş.
Kurbağa onu uyararak demiş ki:
- "Bu dilek, senin kocanı da dünyanın en yakışıklı adamı yapacak ve kadınlar onun başına üşüşecek."
Kadın:
- "Bu önemli değil, çünkü ben en güzel kadın olacağım için, onun gözü benden başkasını görmeyecek".
Ve ilk dilek gerçekleşmiş. Kadın dünyadaki en güzel kadın oluvermiş.
İkinci dilek olarak;
- "Dünyadaki en zengin kadın olmak istiyorum." demiş.
Kurbağada yine uyararak:
- "Bu kocanı dünyadaki en zengin adam yapacak, senden de 10 kat zengin olacak" demiş.
Kadın: "Bu da önemli değil, çünkü benim olan onun, onun olan da benimdir" demiş.
Dilek gerçekleşmiş ve dünyanın en zengin kadını oluvermiş.
Kurbağa, kadına üçüncü dileğini sorduğunda, kadın son dileğini söylemiş:
- "Hafif bir kalp krizi geçirmek istiyorum" demiş...
Bu hikayeden çıkarılacak ders: Kadınlar akıllıdır. Onlarla uğraşmayın!:super:
DUVAR USTASI
06-01-2009, 21:16
Adam kitabevinden içeri girdi, tezgahta duran gence sordu:
- Sizde "Kadınlara Karşı Zafer Kazanan Erkek" romanı var mı?
Tezgahtar eliyle az ötesini işaret etti:
- Var efendim, orada masal kitapları bölümünde bulabilirsiniz.
:yes:
DUVAR USTASI
06-01-2009, 21:19
Bir mahkemede şahit olarak o bölgede yaşayan ve herkesin tanıdığı yaşlı bir kadın çağrılır.
Bir davada tanıklık etmesi için kürsüye çağrılır.
Yaşlı kadın yerine oturur ve davalının avukatı kadına yaklaşır ve
- "Bayan Jones.. Beni tanıyor musunuz?" deyince yaşlı teyze cevap verir:
- "Ah evet Bay Williams sizi çocukluğunuzdan beri tanıyorum... Siz taa o zamanlar bile aileniz için tam bir baş belasıydınız.. Sürekli yalan söylüyorsunuz, karınızı komşunuzla aldatıyorsunuz, en yakınım dediğiniz insanların arkasından konuşuyorsunuz, 2 dolar fazla kazanmak için herkesi satarsınız..." der.
Davalının avukatı başta olmak üzere bütün salon şok olur..
Adam ne yapacağını bilemez bir halde kadına tekrar sorar:
- "Peki Bayan Williams, ya karşı tarafın avukatını tanıyor musunuz?"
Kadın yine cevaplar: - "Elbette tanıyorum.. Çocukluğunda ona dadılık yapmıştım.. Tembel, ödlek ve alkolik adamın tekidir.. Etrafında bir tek dostu yoktur ve herkes onun hala geceleri altına kaçırdığını söylüyor.."
Yine herkes şoktadır...
Bütün salonu bir gürültü kaplar..
Hakim kürsüye tak tak tak vurup herkesi susturur ve her iki tarafın avukatını da kürsüye çağırır.. Ve ikisine de eğilmelerini söylerek kulaklarına şunu fısıldar...
- "Eğer bu kadına beni tanıyıp tanımadığını sorarsanız ikinizi de harcarım."
DUVAR USTASI
06-01-2009, 22:32
Aslanla boğa iyi arkadaşlarmış. Bir gün beraber bir yerlerde oturup muhabbet edelim demişler.
Başlamışlar muhabbete, sohbete zamanda ilerlemiş haliyle...
Aslan geç oldu bana müsaade demiş.
Boğa aslanın müsaade etmesi üzerine onunla dalga geçerek:
- Yahu bilader sen koskoca ormanlar kralı aslansın hiç yakışıyor mu senin gibi birine kılıbıklık. Daha saat şunun şurasında sekiz bile olmadı.
Aslan bunun üzerine kükreyerek şöyle demiş boğaya:
- Eee beni evde bir aslan bekliyor, seninki gibi bir inek degil... :he::he::he:
DUVAR USTASI
06-01-2009, 22:46
Dünya Genetik Projeler Yarışması yapılıyormuş. Tüm ülkelerden genetik profesörleri yarışmaya çalışmaları ile katılmış.
İlk Fransız profesörün çalışmasının başına gelmişler. Jüri başkanı çalışmasının ne olduğunu sormuş. Fransız profesör başlamış anlatmaya:
- "Ben inek genleri ile tavuk genlerini birleştirdim, Ortaya çıkan mahlukatın eti kırmızı et kadar lezzetli, beyaz et kadar sağlıklı oldu" demiş...
Ardından diğer çalışmaları ülke ülke gezmeye başlamışlar. Sıra gelmiş Türkiye'den bizim profesöre, Jüri başkanı:
- "Sizin çalışmanız nedir?" diye sormuş.
Türk profesör anlatmış:
- "Ben demiş, karpuz genleri ile hamamböceği genlerini birleştirdim!"
Birden tüm jüri üyelerinden bir kahkaha kopmuş ve başkan profesöre:
- "Bu çalışma ne işe yarar?" diye sormuş.
Profesör:
- "Acayip işe yarıyor, karpuzu kesiyosun, çekirdekleri kaçışıyoor"
DUVAR USTASI
06-01-2009, 23:12
Piyanist büyük konser vermek üzere Viyana'dadır...
Çok güzel bir konser sonrası, soyunma odasına doğru giderken yolda bir adam çiçeklerle yanına gelir ve:
- "Bravo hemşerim Karadeniz seninle gurur duyuyor." der.
Piyanist bunun üzerine çok şaşırır ve sorar :
- Sen nereden bildim benim Karadenizli olduğumu?
Adam şöyle cevap verir:
- "Valla genelde piyanonun başına oturan piyanist, taburesini piyanoya doğru çekerler. Sen piyanoyu kendine doğru çekince anladım."
DUVAR USTASI
06-01-2009, 23:31
Japon'un biri bir Türkiye'ye ziyarete gelmiş ve bir kahvehaneye girerek oradakilere kafa tutmuş:
- Var mı aranızda delikanlı, varsa çıksın dışarı!..
Delikanlının birisi kapıya doğru yürümüş ve:
- Çıkıyorum ulan karşına, görelim bakalım erkekliğini." demiş ve dışarıda kozlarını paylaşmaya başlamışlar.
Bizim delikanlı birkaç dakika içerisinde kapıda görünmüş. Ağzı burnu dağılmış halde görünen delikanlının ardından kahvehaneye Japon kasılarak girmiş ve delikanlıyı göstererek:
- "Ona ejderin kuyruk sallamasıyla vurdum.." demiş.
Ertesi gün Japon yine kahvehaneye gelmiş. Yine meydan okumuş kahvedekilere...
Dün haşamat olan delikanlı bu meydan okumaya aynıyla karşılık verip, kozlarını paylaşmak için dışarı çıkmışlar.
Ve birkaç dakika sonra kapıda yine ağzı burnu dağılmış bir delikanlı!.. Ve peşinden kasılarak yaptığı oyunu açıklayan Japon:
- "Ona ejderin yakasusi tekniğiyle vurdum.." demiş.
Ertesi gün yine aynı hikaye: Delikanlı dayak yemekten ayakta duramaz hale gelmiş ve hergün değişik bir stil kullanan Japon, bu seferde:
- "Ona ejderin kimanto tekniğiyle vurdum." diyerek nasıl yendiğini anlatmış.
Ve bir sonraki gün Japon yine kahveye gelip, herkese kafa tutmuş. Japonun restini gören yine bizim delikanlı olmuş.
Birkaç dakika sonra herkes suratı dağılmış bir delikanlı beklerken bu defa Japon her tarafı kanlar içinde kapıda belirmiş!..
Delikanlı Japon'un hemen arkasından gelmiş ve Japon'u gösterek gülümsemiş:
- "Ona Toyota'nın krikosuyla vurdum"...
DUVAR USTASI
07-01-2009, 00:04
İngilizler ilk defa Avustralya'ya çıkıyorlar. Medeniyet adına yüz akıyla milyonlarca insan kanı döken bu yiğitler, yine de insan eti yiyen yamyamların varlığından ürküyorlar. Önce ilk karşılarına çıkan yerlilerle işaret yoluyla sohbete dalarlar. Sonra da sıra asıl merak ettikleri soruya gelir:
- Sizin buralarda insan eti yiyen kimseler var mı?
- Niçin sordunuz?
- Biz onlardan çok korkuyoruz da...
Yerli gayet misafirperver bir tavırla korkuları yok etti:
- Korkmayın korkmayın... Var olmasına vardı ama... Biz onları yedik!...
DUVAR USTASI
07-01-2009, 00:15
MİT istihbaratçı eleman alacaktır. Gazeteye ilan verilir, bir gün sonra üç kişi başvuruda bulunur.
İlk adam odaya alınarak "Karını seviyor musun?" diye sorulur. Adam "Evet efendim" der. "Peki, ülkeni seviyor musun?" deyince adam yine "Evet" diye cevap verir.
İstihbarat sorumlusu,"Peki o zaman, sana bir sürprizimiz var, karını buraya getirdik yan odada şu anda kendisi. Al şu silahı karını öldür bakalım" deyince adam silahı alarak diğer odaya girer.
Birkaç saniye sonra geri döner, kravatı gevşemiş ve terlemiştir. Yapamayacağını söyleyerek oradan ayrılır.
Sıra ikinci adama gelir ona da aynı şeyleri söylerler o da yapamayacağını söyler ve oradan çıkar gider. Son olarak sıra Temel'e gelir. Ona da aynı şeyler söylenir ve Temel içeri girer.
Bir-iki saniye sonra bam bam bam bam bam diye silah sesleri ve hemen arkasından büyük bir şangırtı ile cam kırılması sesi duyulur.
Temel geri döner biraz terlemiştir. İstihbarat sorumlusu sorar:
- Noldu?
- Bana verdiğiniz tabanca kuru sıkı çıktı. O yüzden Fadime'yi pencereden aşağı atmak zorunda kaldım!...
DUVAR USTASI
07-01-2009, 00:19
İdeal Erkekler
20 yasındakı kadınların ideal erkeği
yakısıklı
guclu
arabanın kapını acan
zengın
hergun dısarı yemege cıkartan
karıyer sahıbı
onemlı gunlerı unutmayan
dıslerını fırcalayan ve hergun banyo yapan
takım elbıe gıyen
bakımlı ve hos gozuken pafum kullanan
romantık
hos suprızler yapan
sureklı hedıye alan
atletık
hos sohbetlı kadını guldurebılen
30 yasındakı kadınların ideal erkeği
yakısıklı
guclu
onemlı gunlerı unutmayan
hafanın 4 gununu dısarı yemege cıkartan
dıslerını fırcalyan banyo yapan
onemlı gunlerde hedıye alan
bazı gunler kravat takan
kadını arada bır guldurebılen
40 yasındakı kadınların ideal erkeği
hos sayılabılecek bır erkek
acuk gobeklı olabılır
onemlı gunlerı unutmayan
arada bır dısarı hamburger yemege cıkartan
arada bır banyo yapan
koltukta uyuya kalmayan
yapılan espırıyı anlayabılen
50 yasındakı kadınların ideal erkeği
oturdugu yerden kalkabılecek gucu olan
cocukları korkutmayacak kadar ıyı gorunen
takma dıslerının nerde oldugunu hatırlyabılcek
yemegını kendı yıyebılecek bırı
cevresındekı kısılerı sık sık unutmayan
60 yasındakı kadınların ideal erkeği
nefes ala bılen
DUVAR USTASI
07-01-2009, 00:29
Massachusetts Avukatlar Birliğinin raborlarına göre duruşma esnasında bazı avukatların gerçekten sormuş olduğu sorular ve tanıklarında verdiği cevaplardan bazıları
soru: üç çocuğunuz var değilmi?
cevap: evet
soru: kaçı erkek?:he:
cevap: erkek yok
soru: hiç kızınız var mı?
-----------------------------------------
uykusunda ölen bir insan ertesi günün sabahına bunun farkına varamaz değil mi doktor?
-----------------------------------------
en genç olan oğlunuz hani şu 20 yaşında olan kaç yaşındaydı?
-----------------------------------------
resminiz çekilirken orda mıydınız? yalnız mıydınız yoksa kendi başına mıydınız?
-----------------------------------------
savaşta öldürülen kardeşiniz miydi yoksa siz miydiniz?:he:
-----------------------------------------
çarpışma esnasında araçlar arasında ne kadar mesafe vardı?
-----------------------------------------
sizi öldürdü mü?:he:
-----------------------------------------
soru: merdivenler alt bodruma iniyor dediniz değil mi?
cevap: evet
soru: peki bu merdivenler yukarıda çıkıyor muydu?
-----------------------------------------
soru: şüpheliyi tarif edebilir misiniz?
cevap: orta boyluydu sakalı vardı
soru: erkek, miydi yoksa kadın mı?
-----------------------------------------
soru: otopsiye başladığınız zamanı hatırlıyor musunuz?
cevap: akşam 8.30 civarlarında
soru: bay.....o esnada ölü müydü?
cevap: hayır sandalyede oturmuş neden otopsi yaptığımı merak ediyordu
-----------------------------------------
oradan ayrılana kadar orada mı kaldınız?
-----------------------------------------
kaç kere intihar etmeyi başardınız?
DUVAR USTASI
07-01-2009, 00:42
Amerikan ve Türk Ağızları
Amerikan: hey dostum burda bir problem mi var ?
Turk: noluyo lan burda ?
Amerikan:: hey jerry gel pizza ye dostum...
Turk: sülo gel lan buraya mis gibi menemen yaptık...
Amerikan: nasıl gidiyor mike?
Turk: nörüyon la?
Amerikan: korkarım seni öldüreceğim!
Turk: salavat getir ulan ...
Amerikan: oov dostum hic cool olmamissin.
Turk: bu ne hݢl lan
Amerikan: hey steve, neden kendine bir içki koymuyosun?
Turk: la süleyman, kap iki bira gel bakim hemen!
Amerikan: lanet olsun sana christine!
Turk: Allah cezanı versin nurcan!
Amerikan: Tanrı aşkına brad kes sesini artık!
Turk: Allahım sabır ver, sus lan yeter!
Amerikan: aman tanrım şimdi ne yapıcaz?!?
Turk: ayvayı yedik.
Amerikan: help me please...
Turk: hadi abi tut bi ucundanda itelim şu arabayı!!!
Amerikan: ne derler bilirsin jack, hayat beklenmedik sürprizlerle doludur...
Turk: valla oğlum bir söz var hani, kaderde varsa üzülmek neye yarar süzülmek...
Amerikan 1: dante'nin bu kitabını okudun mu micheal?
Amerikan 2: aaa evet , gercekten edebi değeri olan bir çalışma
Turk 1: abi da vinci sifresini okudum süper!
Turk 2: lan bırak! iyice entel dantel oldun ! Layt herif !!
Amerikan::FBI... bir kac soru sorabilir miyim?
Turk: polisim ben! nerdeydin lan dün ?
Amerikan:: gidebilirsiniz arkadaşlar.
Turk: toz olun!!
DUVAR USTASI
07-01-2009, 00:57
Merak ediyorsanız aşağıdaki linke tıkladıktan sonra ekrandaki animasyonun açılmasını bekleyin ve animasyon üzerinde mouseunuzu sağa sola hareket ettirin :)
http://www.andyfoulds.co.uk/amusement/economists.htm
DUVAR USTASI
07-01-2009, 19:26
Avukat hırsızlıkla suçlanan müvekkilini mükemmel bir savunma ile hapisten kurtarmak istemektedir.
Avukat, yargıca hitaben;
- "Müvekkilim, arabanın camından içeri sadece kolunu sokup çantayı almıştır. Müvekkilimin kolu, muvekkilimin bizzat kendisi değildir. Sadece bir kol tarafından işlenen bir suç için niye bütün bir kişiyi cezalandırıyorsunuz." der...
Yargıç , gülümseyerek;
- "Peki o zaman aynı mantıkla gidiyorum ve müvekkilinizin kolunu 1 yıl hapse mahkum ediyorum. Müvekkiliniz isterse ona eşlik edebilir." der...
Müvekkil gülümser.
Avukatın yardımıyla müvekkilin takma kolunu çıkartırlar ve dönüp giderler...
DUVAR USTASI
07-01-2009, 19:30
Güzel bir bahar gününün sabahında İETT şoförü garaja gider, otobüsünü çalıştırır ve yola çıkar.
Sorunsuz bir şekilde bir duraktan diğerine ilerler yolcularını alır, indirir. Derken; durağın birinde iriyarı, güçlü kuvvetli ve oldukça tehlikeli görünüşe sahip bir adam otobüse biner. Şoföre sert bir bakış fırlatır ve:
- "Karagümrüklü bilet atmaz." diyerek arkadaki bir koltuğa geçer ve oturur.
Ertesi gün, ondan sonraki gün ve hergün aynı şey tekrar olur.
Karagümrüklü, aynı sözlerle ve aynı sert bakışlarla bilet atmadan koltuğa geçip oturur. Bu durum otobüs şoföründe kompleks yaratmaya başlar. Hat değiştirme dilekçesi de red edilince son çare olarak bir spor kulübüne gider ve kursa yazılır.
Her akşam devam ettiği kursta; Judo, karate, aikido ve benzeri tüm dövüş teknikleri konusunda ihtisas yapar.
Yazın sonlarına doğru, kendine güveni olan iyi bir dövüş ustası haline gelmiştir. Kursları bitirdiğinin ertesi günü tekrar otobüsüyle yola çıkar.
Uzaktan, Karagümrüklü'nün durakta beklediğini görür. Sinirini gizlemeye çalışırken, dişlerini gıcırdatarak otobüsün kapısını açar.
Karagümrüklü otobüse biner, şoföre sert bir bakış fırlatır ve,
- "Karagümrüklü bilet atmaz." diyerek ilerleyecekken tam o sırada, sıkı bir kavgaya hazır olan şoför birden koluna yapışır,
- "Neden bilet atmıyor muşsun?.."
Şoföre şaşkınlıkla bakan adam şöyle der,
- "Karagümrüklü'nün mavi kartı var."
BORA YAŞAR
08-01-2009, 23:36
Aman siz siz olun e-mailleriniz kontrol etmeyi unutmayın.:he:
Aslanın yıllık izni
ASLAN yıllık izine gidecekmiş. İzine gitmeden önce; 'Hareketlidir,
hızlıdır, ormanı dolaşıp gelince bana rapor verir' diye düşünüp
vekaletini tavşana bırakmış. Bunu tüm hayvanlara 'e-mail' atıp
bildirmiş. 'Tavşan vekilimdir, ona saygısızlık ederseniz bana etmiş
sayılırsınız, geldiğimde hesabını sorarım' diye yazmış.
Tavşan, ertesi gün büyük havalarda ve çalımla ormanda dolaşmaya
başlamış. Bakmış Kurt dereden su içiyor. Yanına yaklaşıp bir parmak
atmış. Kurt öfkeyle geriye dönmüş, bakmış ki tavşan, mail aklına
gelince gıkını çıkartmadan , dişlerini, gıcırdatmış, çekip yürümüş.
Biraz daha gitmiş, bakmış Fil ağaçtan meyve koparıp yiyor. Ona da
yaklaşıp bir parmak atmış. Fil kendine parmak atanı ezmek üzere
dönmüş, bakmış ki tavşan, maili de düşünüp vazgeçmiş.
Tavşan biraz daha gitmiş, bakmış Ayı kovandan bal yiyor. Gidip ona da
parmak atmış. Ayı bir hışımla dönüp tavşanı yakalamış, eşek sudan
gelinceye kadar dövmüş. Tavşan, yalpalaya yalpalaya yürürken bir
yandan söyleniyormuş; 'Ayı oğlu ayı yine maillerine bakmamış'
Bear_Bull
09-01-2009, 18:23
biliyormusun
sen
işte değilken
geceleri
senin
masanda....
neler oluyor ?
bilgisayarını kapatıp
eve gittikten sonra.....
?
?
?
?
?
!!
http://sunucu5.kucukresim.com/uploads/mause678ba.gif (http://www.kucukresim.com)
Farenizi silmeden ellemeyin... :D:D:D:D
KARADENIZ
09-01-2009, 19:13
[B]
Farenizi silmeden ellemeyin... :D:D:D:D
:kahkah: :kahkah: gercekten cok iyiydi ....:super::super:
makrombor
09-01-2009, 19:16
harika:)
sevgili erkan ağabey..
bana yardımcı olursunuz diye size yazıyorum..
geçen gece işe giderken kocamı her zamanki gibi evde tv seyrederken bıraktım. arabamla daha 500 metre gitmedim ki motoru stop etti. hayli uğraşıp çalıştıramayınca kocamdan yardım almak için eve geri döndüm.
eve girince gözlerime inanamadım.. kocam komşunun kızı ile yatağımızda..
ben 32, kocam 34 yaşında komşunun kızı ise 22.. biz 10 yıldır evliyiz.. yakalanınca resmen çöktü ve itiraf etmek zorunda kaldı.. 6 aydır birliktelermiş..
"ya bu ilişki şimdi burda bitecek veya evliliğimiz..!" dedim bağırarak..
o gün işi bıraktı, gitgide artan bir depresyona girdi.. onu çok seviyorum ama o ultimatomu çekince yok oldu.. resmen eridi.. artık ona ulaşamıyorum.. lütfen bana yardım eder misiniz?..
sevgilerimle
ayşe..
sevgili ayşe;
hava soğuksa, hele bu tip kısa mesafelerde motor ısınmadan bastıysan arabalar genelde bunu yapar..
kaputu aç yakıt borularına şöyle bir bak, ezilme, çöküntü gibi bir şey var mı.. manifolt bağlantılarını ve karbüratörü gözden geçirt.
eğer bunlar sorunu çözemezler ise sorun yakıt pompasında olabilir.
bujilere yeterli benzin gelmiyordur. (araban tüplü mü benzinli mi dizel mi yazmamışsın) sanırım yardımcı oldum, erkan ağabey'in..
DUVAR USTASI
09-01-2009, 23:08
Adamın birinin evinde yangın çıkmış. Komşuları yardıma koşmayıp olayı seyretmeye başlayınca iş başa düşmüş...
İlk önce oğlunu yangının içerisinden çıkarıp dışarıda beklemesini söylemiş...
Dalmış tekrar duman ve ateşin içerisine, kızını çıkartmış dışarıya...
Sonra karısını, sonra köpeği ve kedisini...
Daha sonra dışarı hiçbir şey getirmeden 3 kere daha içeri girmiş çıkmış...
Onu seyreden komşularından biri sormuş:
- "Niçin yanan eve girip çıkıyorsun dışarı hiç bir şey getirmiyorsun?" diye...
"Kayınvalidem içeride!" demiş adam "Arada bir girip çeviriyorum..!"
DUVAR USTASI
09-01-2009, 23:14
Buna kesinlikle gozlerinizden yaslar gelinceye kadar
guleceksiniz.
Lutfen
sonuna kadar okuyun.
Bu olay gerçek hayatta olmuş ve basına yansımış bir
olaymış.Büyükşehir
Belediyesi Kuruluşlarından
.........'in Genel Müdür Yardımcısı ........, şantiyelerden
birinde
meydana gelen bir kaza sonunda kazaya maruz kalan duvarcı
ustasının
yazdığı tutanak:
İş kazası tutanağına planlama hatası diye yazmıştım. Bunu
yeterli
görmiyerek, ayrıntılı anlatmamı istemişsiniz.
Su anda hastanede yatmama
neden olaylar aynen aşağıda anlattığım gibi olmuştur.
Bildiginiz gibi ben bir duvarcı ustasıyım.inşaatın
6.katındaki işimi
bitirdiğim zaman biraz tuğla artmıştı, yaklaşık 250
kg.kadar oldugunu
tahmin ettigim bu tuğlaları aşağıya indirmek gerekiyordu.
Aşağiya indim
bir varil buldum, ona sağlam bir ip bağladım, 6. kata
çıktım ipi bir
çıkrıktan geçirip ucunu asağıya salladım. Tekrar aşağıya
çekerek varili 6. kata çıkardım. ipin ucunu
sağlam bir yere bağlayıp tekrar yukarı çıktım. Bütün
tuğlaları varile
doldurdum.
Aşağı indim, bağladığım ipin ucunu çözdüm. İpi çözmemle
birlikte
birden kendimi havada buldum. Nasil bulmuyayim ben yaklasık
70 kiloyum.
250kg lik varil suratle aşağıya düşerken beni yukarı çekti.
Heyecan ve
şaşkınlıktan ipi birakmayi akil edemedim. Yolun yarisinda
Dolu varille
carpistik.:cry:
Sag İki kaburgamin burada kirildigini saniyorum. Tam yukari
cikinca 2
parmagim iple beraber cikriga sikisti. Parmaklarimda bu
sirada
kirildi.:cry:
Bu esnada yere carpan varilin dibi cikti ve tuglalar etrefa
sacildi. Varil hafifleyince bu sefer ben asagiya inmeye varil yukari
cikmaya basladi ve yolun yarisinda yine varille carpistik.:he:Sol bacağimin kaval kemigide bu
sirada kirildi.:cry: Can havli ile ipi birakmayi akil ettim.
Basimi yukari
kaldirdigimda bos varilin suratle uzerime geldiğini gordum.
Kafatasimin
da boyle catladiğini saniyorum. Bayilmisim, gozumu
hastanede actim.
Cenab-i Hak'tan tum kullarini boyle gorunmez kazalardan
korumasini
diler,
hurmetle ellerinizden operim.
Duvarci Ustaniz LAZ OSMAN
DUVAR USTASI
09-01-2009, 23:15
Telefon çalar:
- "Alo efendim"
- "Pardon galiba yanlış numarayı çevirdim"
- "Dikkat etsene geri zekalı"
- "Geri zekalı sensin, üstüne birde bit beyinlisin"
- "Ne sen kiminle konuştuğunu biliyormusun?.."
- "Hayır"
- "Ben İstanbul Emniyet Müdürüyüm"
(Biraz sesizlikten sonra)
- "Sen kiminle konuştuğunu biliyormusun"
- "Hayır"
- "Ohhh çok şükür"
DUVAR USTASI
09-01-2009, 23:26
Uluslararası ölçekte bir kadın araştırması yapan sosyolog, dünyanın çesitli ülkelerinde kadınlara bir soru sormuş.
- "Kocanızı başka bir kadınla yakalarsanız ne yaparsınız?.."
Soruya ülkelere göre verilen yanıtlar ise şöyle olmuş:
İsveçli kadınlar: "Neyimi beğenmediğini sorarım."
Rus kadınlar: "Evi terk ederim."
Fransız kadınlar: "Sesimi çıkarmam, sevgilime gider beni teselli etmesini isterim."
İtalyan kadınlar: "Kadını vururum."
İspanyol kadınlar: "Kocamı vururum."
Yunanlı kadınlar: "Her ikisini de vururum."
Türk kadınlar: "Benim kocam yapmaz!.."
Yapar mı yapmaz mı demişken hemen bir olay daha anlatalım:
Bir adamla kadın evlenmeye karar verirler, ama adamın önemli bir şartı vardır.
Evlenmeleri halinde başucundaki komidinin en üst çekmecesini asla açmaması için söz vermesini ister. Kadın kabul eder evlenirler.
Aradan 25 yıl geçer ve kadın sonunda dayanamayıp çekmeceyi açar. İçinde 3 yumurta ve 700$ vardır. Kadın adama çekmeceyi açtığını itiraf eder ve bunların anlamını sorar. Adam kadını affeder ve o da itiraf eder ve kadını aldattığını her sefer için oraya bir yumurta koyduğunu söyler.
Kadın da adamın yapmış olduğu bu 3 kaçamağı affeder ama hala 700$'ın ne işi olduğunu anlamamıştır. Adam der ki:
- "Yumurtalar çekmeceye sığmadığı için ara ara onları sattım ve o parayla dolar aldım".
DUVAR USTASI
09-01-2009, 23:44
Huriye, Nuriye ve Düriye 75-80 yaşlarında, çok eski üç arkadaştır. Bir gün Huriye Nuriye'ye telefon eder ve Düriye'ye gitmeye karar verirler ve giderler.
Biraz muhabbetten sonra Düriye kahve yapar ve içerler. Biraz sonra Düriye yine "Ay kusura bakmayın unuttum, birer kahve yapayım da içelim" der...
Huriye ve Nuriye birşey demezler ve içerler.
Aradan biraz zaman geçer.
Düriye yine "size bir kahve bile yapmadım hemen yapayımda içelim" der ve yapar getirir.
Bizimkilerde yine itiraz yok.
Akşama doğru Huriye ve Nuriye kalkarlar, yola düşerler. Yolda bastonları ile yavaş yavaş yürürken aralarında şu konuşma geçer;
Huriye : "Kız Nuriye, gördün mü Düriye'yi..!!! Ne kadar pinti olmuş...
Bize bir kahve bile ikram etmedi"
Nuriye : "Kıızzz Düriye'yi ne zaman gördün?? "
Bear_Bull
12-01-2009, 17:39
http://sunucu12.kucukresim.com/uploads/sunu14541c.jpg (http://www.kucukresim.com)
BORA YAŞAR
13-01-2009, 19:27
İşadamı, ofisinde geç saatlere kadar sekreteri
günün yorgunluğuna ek olarak acıkmışlardır.
'Hadi çıkalım artık, gidip bir şeyler yeyip
evlerimize gidelim' çıkarlar, bir lokantada iyi bir
akşam yemeği yerler, biraz da alkol alırlar, sonra
işadamı, sekreterini evine bırakır.
O ara, sekreter, nezaketen, bir kahve içmek
isteyip istemediğini sorar.
İşadamı da neden olmasın diye düşünüp kabul eder.
Kahveyi içki
takip eder, içkiden sonra ruhlar ısınır
ve birlikte olurlar.
İşadamı kalkar, evine gider. Sabah 04
civarıdır. Arabayı parkeder, cebinden bir tebeşir
çıkartır, ceketine pantolonuna bir kaç çizik atar
biraz tebeşir tozu serper ve içeri girer.
Karısı ayakta beklemektedir.
'Neredeydin ?' diye sorar.
İşadamı da ; Aysel'le geç saate kadar
çalıştık, sonra yemeğe gittik, onu eve bıraktım
yemekten sonra, ama beni kahve içmeğe çağırdı,
kahveydi, sohbetti, içkiydi derken kendimizi yatakta
bulduk, ancak toparlandım, geç kaldım, özür dilerim
karıcım' der.
'Yalancııııı ! Yine bütün gece o
zibidi arkadaşlarınla bilardo oynayıp bira içtin di mi!
sen adam olmayacaksın ruhun serseri !'
Alınacak Ders:
DAİMA DOĞRUYU SÖYLEYİN,
NASIL OLSA KARŞINIZDAKİ
İNANMAK İSTEDİĞİNE İNANIR.
Sevgili Erkan ağabey..
Bana yardımcı olursunuz diye size yazıyorum..
Geçen gece işe giderken kocamı her zamanki gibi evde tv seyrederken bıraktım. Arabamla daha 500 metre gitmedim ki motoru stop etti.Hayli uğraşıp çalıştıramayınca kocamdan yardım almak için eve geri döndüm.
Eve girince gözlerime inanamadım.. Kocam komşunun kızı ile yatağımızda..
Ben 32, kocam 34 yaşında komşunun kızı ise 22.. biz 10 yıldır evliyiz.. Yakalanınca resmen çöktü ve itiraf etmek zorunda kaldı.. 6 aydır birliktelermiş..
"Ya bu ilişki şimdi burda bitecek veya evliliğimiz..!" dedim bağırarak..
O gün işi bıraktı, gitgide artan bir depresyona girdi.. onu çok seviyorum ama o ultimatomu çekince yok oldu.. resmen eridi.. artık ona ulaşamıyorum.. lütfen bana yardım eder misiniz?..
sevgilerimle
ayşe..
Sevgili Ayşe;
Hava soğuksa, hele bu tip kısa mesafelerde motor ısınmadan bastıysan arabalar genelde bunu yapar..
Kaputu aç yakıt borularına şöyle bir bak, ezilme, çöküntü gibi bir şey var mı.. Manifolt bağlantılarını ve karbüratörü gözden geçirt.
Eğer bunlar sorunu çözemezler ise sorun yakıt pompasında olabilir.
Bujilere yeterli benzin gelmiyordur. (araban tüplü mü benzinli mi dizel mi yazmamışsın) sanırım yardımcı oldum, Erkan ağabey'in..
Kriz yüzünden işten çıkarılan bir akademisyen ile bir gazeteci yurt dışına çıkmışlar. Bir süre yiyip-içip eğlenmişler. Doğal olarak paraları çabucak tükenmiş. İş aramışlar ve bir çiftlikte hayvan pisliklerini ahırdan kürekle kazıyıp çöp römorkuna atma işi bulmuşlar.
Bir süre çalışmışlar, başarılı olmuşlar, çiftlik kahyası da onları sevmiş ve hallerine acıyarak "Size daha kolay bir iş vereceğim" diyerek onları yumurta paketleme işinde görevlendirmiş. "Bunların irilerini ve iyilerini bu taraftaki kutulara, küçük ve kötülerini bu taraftaki kutuya koyacaksınız" demiş. Fakat bizimkiler çok yavaş çıkmışlar, "Bu iyidir, değildir, küçüktür, büyüktür" tartışmaları ile işleri aksatmışlar.
Onları gözleyen kahya yanlarına gelmiş, "Siz Türkiye'de ne iş yapıyordunuz?" diye sormuş.
Bizimkiler "Gazeteci" ve "Akademisyen" diye cevaplamışlar.
Kahya, "Belli belli, sizin Türk aydını olduğunuz belli" demiş.
"Çok iyi bok atıyorsunuz ama iyi ve kötüyü ayırt etmeyi bir türlü beceremiyorsunuz!.."
DUVAR USTASI
14-01-2009, 00:30
Psikoloğa başvuran adam:
"Geceleri uyuyamıyorum efendim" demiş, "Sürekli yatağın altında biri var gibi geliyor. Yatağın altına girip orada uyumayı deniyorum. Bu defa da yatağın üstünde biri var gibi geliyor..."
"Hallederiz bu saplantıyı" demiş doktor,
- "Bana haftada iki kere geleceksiniz. 6 AYLIK bir tedavi sonunda sizi iyileştireceğimi umuyorum."
- "Her viziteye ne kadar ödeyeceğim?"
- "100 milyon TL..."
Adam gitmiş, o gidiş... Doktor, birkaç ay sonra, adama sokakta rastlamış:
"Ne oldu, hastalığınız ? "
- "2,5 milyon liraya hallettim..."
- "Nasıl oldu?"
"Sizden çıktıktan sonra, yolda bir berduşa rastladım:
Oturdum sohbet ederken , yanımdaki berduşa hastalığımı anlattım.
"Karyolanın bacaklarını kes", dedi...
- Kestim; mesele halloldu..."
Bear_Bull
14-01-2009, 00:36
Süpermiş :he::he:
Borcum olsun öderim bir ara, sistem git dolaş dedi.
yatmadan önce bastım kahkahayı sağolasın inşallah sende gülersin.
iyi geceler.
Psikoloğa başvuran adam:
- Kestim; mesele halloldu..."
DUVAR USTASI
14-01-2009, 00:39
Süpermiş :he::he:
Borcum olsun öderim bir ara, sistem git dolaş dedi.
yatmadan önce bastım kahkahayı sağolasın inşallah sende gülersin.
iyi geceler.
Düşünmen bile yeter dostum iyi geceler:super:
Karımı öldürdüm ama bi sorun niyee ?
Sonunda katil oldum.. öldürdüm karıyı.. bu mektubu da yazıyorum ki
bunalımdan çıkamaz intihar edersem beni anlayan birileri olur belki... Bakın
karıyı neden öldürdüm anlatayım.. herşey 2 yıl önce bu mahalleye, daha
dogrusu apartmana taşınmamızla başladı... karım yeni komşular edindi..
altımız üstümüz geveze kadınlarla doldu, gelgitler günler münler başladı
bilirsiniz işte muhabbeti.. Bir gün alışveriş yaptım eve döndüm. Elimde bir
torba dolusu erzak Zaten trafik yüzünden burnumdan soluyorum. Eve girdim.
Karıma gülümseyerek konuşmaya başlıycaktım ki, bana şöyle dedi: - Kazım bu
ne bu?
- Erzak karıcım, alışverişten geliyorum.
- Erzak anladık da neden bu kadar?
- Eh işte bi kaç gün yeticek kadar, haftasonu süpermarkete gideriz.
- Yandaki komşunun kocası hergün iki file dolu geliyo senin haberin var mı?
Cok şaşırmıştım. Böyle bir huyu yoktu bu kadının. Ses etmedim. Ertesi gün
iki torba doldurdum geldim. Bir buket de çicek.. ne dese bayılırsınız?
- Kazııııııım bu ne bu?
- Sana çicek getirdim karıcım.
- Onu anladık, neden 8 tane gül?
- Sen seversin...
- Hayır işte. Ben orkide seviyorum. Karşı komşumuz daha dün karısına 3 tane
tabak kadar orkide bulmuş getirdi, senin haberin var mı?
Yahu ne oluyor bu karıya.. eskiden böyle diildi. Daha ertesi gün bir orkide
buldum, elim yine dolu 2 file, bi de ne zamandır istediği klasik müzik
kasetlerini aldım geldim.....
- Kazııııııııım bu ne bu?
- Orkide, istemiştin ya hani!
- Hayır onu demiyorum, bu kasetler.
- Haa senin cok istedigin kasetler vardı ya hani.
- Aaaa ben sana bunları al mı dedim? Ben bunları seviyorum dedim.
- Ama karıcım.
- Ama mama istemem. Ben istemeden bişey alınmıycak! Hem bana CD alıcaksın
bundan sonra. Bütün apartmanda CD calamayan bi ben kaldım. Bundan sonra CD
alınacak bu eve.. Bak haftaya günüm var. Hemen CD istiyorum.
- Hanııııııım bak sana ne aldım!
- Aaaa Kazım?
- şaşırdın ve çok sevindin di mi?
- Bu ne bu?
- Sanyo müzik seti hem de CD caları var. Bak bunlar da CD'ler.
- Kazım sen ne müsrif ve işe yaramaz bi herifsin?
- Ne oldu karicim?
- Sanyo alinir mi hiç?
- Neden ki Sanyo'da bişey mi var?
- Tabi ki, apartmandaki herkesin Sony'si, Pioneer'i var. Ben nasil
göstericem bunu millete. Uhü uhüüü. Hüngüüüürrrr. Bunun watt'i da düşük.
Superbass'i da yok. Uhüüüü, sen beni sevmiyorsun, ühhüüüüüüü.... Allalaaa,
kariya bak yaa, nereden ne buldu şimdi? Hem nerden ögrenmi$ duymuş bu abudik
gubidik laflari? Ulan karilar kendi aralarinda superbass'dan mi
konuşuyolarr? Yoksa devir degişti de ben başka bi cagda mi yaşiyorum, nedir
yarabbim bu karabasan.. gittik Sony ile degiştirdik tabi. 3D-Deepbass'lisini
aldik, hanim hava aticak İNŞALLAH. Sony alanlara da cep telefonu
veriyolarmiş iyi mi? Hem de hatti karti bedava. Eh hanim hakliymiş demekki.
Gerci iki kat para ödedim ama bedava cep telefonu verdiler, o da aradan
cikti Hemen eve koşarak döndüm:
Haniiiiiiiimmm baksana cep telefon hediyesi de varmi$!
- Kazim?
- Gulp!
- Bu ne bu?
- Ce ce cep tele.... tele.....
- Görüyoruz kör diiliz! Cep telefonu ile kurtulabilicegini mi sandin
bunlar demode oldu artik. Herkesin var cep telefonu. Sen hangi devirde
yaşiyosun? Bak alt komşunun kocasi karisina bilgisayar aldi. Hem de
internetli. Bi hava atiyo ki sorma. Ben de istiyorum.
- Innngg... Hadi ya?
- Tabi ya, senin bunlardan haberin yok tabi. Elalem uzaya gidicek yakinda.
- Ama karicim biliyosun seneye dü$ünüyoduk zaten bilgisayar falan...
- Anlamam ben. Hemen istiyorum. Haftaya günüm var, gostericem.
Ulan kari esas ben sana yakinda gününü göstericem... ama ses etmedim yine.
sonradan düşündüm aslinda hakli, ne göstericek öbür kadinlara? Hemen
arkadaşlardan biraz anlayanlara telefon ettim cepten. Ooo amma da meraklisi
varmiş bu işin.. hepsi ko$up geldi. Kimi diyo Pentium III al, öbürü diyo
modemi 56 olsun, beriki diyo voodoo karti taktir. Eüzibillahimin... Nedir
hocam bu Vudu? Gittik bilgisayarciya. Beni evirdi cevirdi elimdekini
avcumdakini aldi. Ustünede 3 senet yapti, bilgisayarimizi aldiiik. Dogru eve
ko$tum, hanim bayilicak artik, bilgisayarimiz bile var. Komşulara bile
yetiştik. Pardon cagi yakaladik diyorum.
Haniiiiiiiiiiiiiimm m!
- Kaziiiiiiiiiiiiiim!!!!!!!!!!!!!!!!!!
- Hönk?
- Bu ne bu Kazim?
- Oooo... Eeee... 300 megahertz, CD romlu, 56K modemli, ekrani da (dur
kacti) hah15 inç
- Kazim!!!
- Neeeee.............
- Kazım sen bir salaksin! Kazim sümsük herif! Bunu mu kakaladilar
sana....!!!!
- Ne var kine?
- Kazim bu Pentium II bile diil
- Ama 300 mhz. (Ah keşke öbür arkada$i dinleyip P-II alsaymi$im, işimiz var
şimdi)
- Kazim bu Cyrix! Gözün de mi görmedi? Bu olmaz! Etikette "Intel Inside"
yazicak..!!!
- Ama karicim ne farki var ki, yokmu$ yani hiç bir farki, bunun da interneti
var.
- Istemeeeeeeeeem istemem..... hayatta elimi sürmem. Bu P-III olacak. Hem
bunun diski de kucuk. Ben bunun neresine ne download ediyim? Ustteki kom$u
bi site bulmuş bütün resimli yemek tarifleri varmiş. Bu diske sigar mi
bunlar hiç? Ne bicim adamsin sen Kazim? Beni rezil mi ediceksin elaleme?
Ses etmedim, madem faydali bişey aliyoruz, hanim faydalanicak, belki daha
iyi yemek yapar, egdim boynumu gittik degi$tirdik, iki kat para ödedik ama
bir PIII-450 aldik. Olsun yaa, biricik karım, ne karilar var her ay bilezik
kolye diye tuttururlar. Bu arada sabir ta$ina dönmü$üm catlamak
üzereyim........ birkac ay daha dayanabildim, cünkü anlycaginiz üzere bu iş
burada bitmedi.. Eve ne getiriyosam bi kulp bulundu, kimden ne gördü ve
duyduysa istedi.
Kazim...!!! karşi kom$ular dolby prologic almişlar. Ben de istiyorum.
- Kazim....!!! yan kom$ular CD yazici almişlar. Bana hemen 8X hizlisi
alinicak.
- Kazim.....!!! üst kom$ular arabaya GPS taktirmi$lar. taktir cabuk yollarda
kaybolmayalim.
- Kazım......!!! iki alttakilere Çarkifelek'ten araba cikti. Bende
istiyorum, ara hemen, bana da ciksin !
- Kazim.....!!! iki üsttekiler digital canak taktirtti. Cik catiya sen de
tak. Benim yok dedirtme bana...!!!!
- Kazım... !!! Kapicinin karisinin bile DVD playeri var !
Aylar icinde eriyip yitiyordum. Elde avucta kalmadigi gibi bilmem kacinci
tüketici kredisini tüketmiş, bellibaşli bütün bankalara borç takmiş, bilmem
kacinci kredi kartini baglatmiş vaziyetteydim. Hayret bi şekilde bankalar
hala daha geliyolar:
Bireysel hesap acalim,depozitli hesabimiz var, hesabinizda para yokken para
cekin, buyrun burdan yiyin.. Ben kafayı yemişim birader borc icinde
yüzüyoruz zaten.Ulan peki bu kadar parayi bu apartmandakiler nereden
buluyodu? Bir gün karim yine karşima gecti:
- Kazim! Bütün apartmandaki kocalarin yan geliri var senin neden yok? Rüşvet
mi yersin, mafya mi olursun, gece işi mi bulursun, ne yapicaksan yap, ben
anlamam!
Bi tokat caktim ki ben bile inanamadim. Kari boylu boyunca yerdeydi.
- ...
Kariyi eşşek sudan gelene kadar dövdüm.Ambulans cagirdim, dogru hastaneye.
Bir süre korktum beni sorguya cekerler mi diye ama kari şikayetci olmadi.
Haftaya taburcu oldu geldi. Eve girer girmez:
- Kazim, ALLAH belacigini versin herif!
- Ne var lan yine ne?
- Beni sigorta hastanelerinde süründürdün, ALLAH da seni tene$irlerde
süründürsün!
- Ne diyon kari ne diyon seennnnnnnn.....!!!!!!
- Karşi komşunun kocasi karisini özel saglik hastanesinde baktirmiş gül
gibi! Millet karisini dövüyo ama özel hastanelerde özel odalarda baktiriyo.
Beni rezil ettin ele güne!
- Ha?
- Yan komşu var ya, dövmekle kalmami$, ayaklarini da kirmiş karisinin, sen
ne biçim herifsin? Gücün mü yok? Iktidarin mi yok? Sen ne bicim ERKEKSIN
heriiiiff!
Bunu duydum ya gözüm dönmüş. Ne kendimi biliyorum ne olanlari hatirliyorum.
Kariyi 39 yerinden bicaklayip serdim yere. Ustüne15-20 bicak daha
saplamişim, bicak saplanmadik yerim kaldi demesin diye!
Işte böyle... Saniyosunuz ki herşey cözümlendi. Hayir. şimdi hapisteyim
fakat daha kötü durumdayim. Her gece kabus görüyorum. Karım her gece rüyama
giriyo.... Bana ne diyo biliyo musunuz?
- Kazim ...
Yok, boşverin. Söyleyip sizi de deli etmiyim şimdi. Neyseki yalniz diilim.
Ust komşum üst ranzada, alt komşum alt ranzada, yan kom$ular da yan
koguştalar...
Şaka bir yana Rabbim korusun İnş...
DUVAR USTASI
17-01-2009, 19:40
Adam trafikte "alçaktan uçarak" giderken polise yakalanır... Kenara çeker arabadan iner:
- Buyrun Memur Bey!..
- Beyefendi aşırı hız yaptığınız için sizi durdurmak zorundayım, ehliyetiniz, lütfen?..
- Ehliyetim yok, son yaptığım kazada ehliyetime el koydular, Memur Bey..
- Peki aracınızın ruhsatını görebilir miyim?
- Araba benim diil Memur Bey çaldım ben bu arabayı...
- Anlamadım nasıl yani, siz bu arabayı çaldınız, öyle mi?
- Evet Memur Bey, aa durun bi dakka torpido gözünde ruhsat olucaktı, silahımı oraya koyarken ruhsat gibi bişi gördüm galiba...
Polis iyice şaşırır:
- Torpido gözünde silah mı var?
- Evet Memur Bey, bu arabanın sahibi kadını vurduktan sonra cesedi bagaja koydum silahı da torpido gözüne koydum...
- Bİ DE BAGAJDA CESET Mİ VAR ?
- Evet Memur Bey...
Trafik polisi bunu duyar duymaz amirini arar, arabanın etrafı bir anda polislerle dolar ve adamı sorguya alırlar... Ekipler amiri adamın ehliyetini ister, adam ehliyetini çıkarır ki ehliyet geçerli temiz hiçbir anormallik yok...
Bunun üzerine adamın ruhsatını ister, adam çıkartır ruhsatı da verir, ekipler amiri yine bakar ki araba adama ait...
Derken adamdan torpido gözünü açmasını ister, adam açınca ortaya çıkar ki orada da silah falan yok... Ekipler amiri bir de bagaja bakmak ister adam bagajı açar orada da ne ceset ne bişi yok... Bunun üzerine ekipler amiri 'Çok garip' der...
- "Sizi durduran memurun anlattığına göre bu arabanın bi kadına ait olduğunu söylemişsiniz, kadını öldürüp cesedi bagaja, silahı da torpido gözüne koymuşsunuz..."
Adam güler:
"İnanamıyorum...O şimdi benim için "Aşırı hızlı gidiyordu" da demiştir...."
İSTİKBAL MARŞI
Bakma, dönmez şafak vakti yurttan kaçan o alçak!
Dönmeyip Amerika'da, arlanmaksızın yaşayacak!.
O benim milletimin hırsızıdır, yurdu soyacak,
Hortumladıkları benimdir, milletimindir ancak!
Çalma, kurban olayım hepsini ey hırslı çakal!
Gariban halkıma da bir pul bırakacak kadar al!
Olmaz sana götürdüğün paralar sonra helal,
Hakkını vermezsen burdaki ortaklarının behemehal!
Ben ezelden beri aç yaşadım,aç yaşarım!
Hangi hükümet beni kurtaracakmış,şaşarım!
Kurumuş musluk gibiyim, ne akar ne taşarım!
Yırtsam da bir tarafımı, hiç görülmez başarım!
Mali krizler, yoluna örmüşse çelikten bir duvar,
Benim .ceğiz, .cağız diyen bir hükümetim var!
Bağırsın korkma, nasıl işimize burnunu sokar?
'Avrupa Birliği' denen tekdişi kalmış canavar!
Arkadaş, Meclis'e namusuyla çalışanları uğratma sakın!
İşe aldıracakların, olsun hep sana yakın!
Gelecektir, cezanı vereceği günler Hakkın,
Kim bilir belki yarın, belki yarından da yakın!
Yaktığın yerleri 'orman' diyerek geçme, tanı!
Çalışanı işten at, doldur kadroya yatanı!
Gözleri açık yatır seni kurtaran atanı,
Satılmadik o kaldı, durma satıver şu vatanı!
Sermaye mutlu olsun, olsa da çevre feda!
Semizlettin Apo'yu, mezarında dönsün Şüheda!
Uydurma kanunlarla Meclis'ten getirin seda!
On bin Yıllık tarihe, yurdum ederken veda!
Cümlenizin bu yurdu yok etmek mi emeli?
Yediginiz herzelere başka ne demeli!
Oyuverin altını iyice sallansın temeli,
Yurdumun ki, sonunda vatandaş kükremeli!
O zaman durur belki gözümden akan yaşım,
O zaman doğrulur belim, yukarı kalkar başım,
O zaman boşa gitmez yıllarsüren uğraşım!
HESABINI VERİP TE GİTTİĞİNİZ GÜN KARDAŞIM,
Dalgalanın dolar gibi sizde şimdi ey suçlular!
Olsun artık soyguncuya vurulacak bir yular,
Ebediyen, öyle yok hesapsız bir iktidar!
Hakkıdır 'garip yaşamış vatandaş'ın da gülmek,
Hakkıdır ezilmiş milletimin, aydınlık bir İstikbal!
Cem YILMAZ
sen@senibil
28-01-2009, 12:59
Einstein ve şoförü
Einstein konferanslarına hep özel şoförü ile gidermiş. Yine bir konferansa gitmek üzere yola çıktıkları bir gün şoförü Einstein'a;
"Efendim, uzun zamandır siz konuşmanızı yaparken ben de arka sıralarda oturup sizi dinliyorum ve artık neredeyse söyleyeceğiniz her şeyi kelimesi kelimesine biliyorum" demiş.
Einstein gülümseyerek ona bir öneride bulunmuş:
"Peki, şimdi gideceğimiz yerde beni hiç tanımıyorlar.", "o halde bugün palto ve şapkalarımızı değiştirelim, benim yerime sen yap konuşmayı, ben de arka sırada seni dinlerim."
Şoför, gerçekten çok başarılı bir konuşma yapmış ve sorulan tüm soruları doğru yanıtlamış. Tam yerine oturacağı sırada bir kişi, o güne kadar konferansta sorulmamış bir soru sormuş. Şoför, hiç duraksamadan soruyu soran kişiye dönüp:
"Böylesine basit bir soruyu sormanız gerçekten çok garip" demiş.
Sonra da salonun arkasında oturan Einstein'ı işaret ederek şöyle devam etmiş:
"Şimdi size arka sırada oturan şoförümü çağıracağım ve sorduğunuz soruyu, göreceksiniz, o bile yanıtlayacak
DUVAR USTASI
31-01-2009, 20:05
Adamın biri California'da bir kumsalda yürürken ayağı eski bir lambaya takılmış.
Adam lambayı kumların içinden çıkarmış. Dalgasına belki cin çıkar deyip ovalamış lambayı...
Harbi harbi cin çıkmış. Adam çok şaşırmış.
Cin başlamış konuşmaya:
- "Tamam, tamam. Beni lambadan kurtardın beni ama..."
- "Bu ay içinde dördüncü çıkarılışım ve bu işten sıkılmaya başladım. Bu yüzden 3 dileği unut. Sadece 1 dilek hakkın var!"
Adam oturmuş ve bir süre düşünmüş ve
- "Her zaman Hawaii adalarına gitmek istedim ama uçaktan korkarım ve deniz beni çok tutar. Benim için Hawaii'ye bir köprü yap böylece arabayla oraya gidebileyim" demiş.
Cin gülmüş ve:
- "Bu imkansız. Bu işin lojistiğini düşün!.. Köprünün ayakları nasıl Pasifik'in dibine ulaşabilir? Ne kadar beton gerektiğini, ne kadar çelik gerektiğini düşün. Hayır, başka bir dilek düşün" demiş.
Adam tamam demiş ve gerçekten güzel bir dilek düşünmeye başlamış. En sonunda:
- "Dört kere evlendim ve boşandım. Bütün karılarım her zaman duyarsız olduğumu ve onlarla ilgilenmediğimi söylerlerdi. Bu yüzden, kadınları anlayabilmeyi diliyorum...
Nasıl hissettiklerini ve neden ağladıklarını, bir şey söylemedikleri zaman gerçekten ne istediklerini... Onları nasıl gerçekten mutlu edebileceğimi bilmek istiyorum..."
Cin cevap vermiş:
- "Köprü iki şeritli mi olsun yoksa dört şeritli mi?!.."
DUVAR USTASI
31-01-2009, 20:08
Uzun ikna turlarından sonra Ermeni mahallesinin 17 yaşındaki güzeller güzeli ve yoksul aile kızı, mahallenin zengin ve 75 yaşındaki beyi ile evlendirilir.
İlk gece bey ölür. Durumu şüpheli bulan savcılığın açtığı dava sonucunda;
Mahkemede hakim sorar:
- "Kızım anlat bakalım nasıl oldu?"
Kız, utangac ve ermeni şivesiyle anlatır:
- "Valla hakim bey, bizim bey ben zanetim geloor, meğer gidoormuş."
DUVAR USTASI
31-01-2009, 20:11
Adamın birisi şehirlerarası yolcu taşımaclığında kullanmak üzere Ford minibüs satın alır. İlk sefere çıkacağı gün çok heyecanlıdır.
Yolcuları tepelemeye doldurur ve yola çıkar. Fakat minibüsü öyle hızlı kullanmaktadır ki minibüsün en arka koltuğunda oturan 60 yaşlarında bir ihtiyar amca şoföre:
- "Yavrum biraz yavaş gitsene kaza yapacaksın." deyince şoför heyecanla,
- "Beybaba sen Ford minibüsü bilir misin?" der.
İhtiyar adam "Hayır bilmiyorum" deyince şoför
- "O zaman otur yerine bir daha işime karışma" der.
Neyse seyahat bu şekilde devam eder. İleride keskin bir virajda 120 Km hızla dönünce uçuruma yuvarlanmaktan sonanda kurtulurlar. Bu arada minibüsteki yolculardan orta sıralarda oturmakta olan orta yaşlı bir kadın:
- "Şoför bey rica ederim yavaş git, evde çoluk çocuğumuz bekliyor" deyince şoför kadına
- "Abla sen Ford minibüsü bilir misin?" der.
Kadın "Hayir nereden bileyim" der. Şoför bunun üzerine
"O zaman sus, bana müdahale etme" der. Yola devam ederler.
Artık minibüs öyle süratli gitmektedir ki herkesin yüreği ağzında şoförün insafa gelmesini bekler. Şoförün sağında oturan adam dayanamayıp:
- "Şoför Bey, yavaş gitsene canına mı susadın" deyince şoför:
- "Abi sen Ford minibüsü bilir misin?" deyince,
Adam dayanamaz:
- "Evet ulan biliyorum ne olacak! der.
Bunun üzerine şoför heyecan içerisinde:
- "İyi o zaman çabuk söyle bunun freni nerede ???"
DUVAR USTASI
31-01-2009, 20:17
HAFİF ZORLUKTA YEMEKLER
Domatesli Biberli Yumurta:
Büyükçe bir tavaya yağ, domates ve biber koyup bir sigara yakıyoruz. Sigaranın külü yere düşmek üzereyse yumurtaları eklemenin zamanı gelmiş demektir. Yumurtaları kırıp sigaramızı bitiriyoruz. Pişmiştir herhalde ocağın altını kapatıyoruz.
Biberli Domatesli Yumurta:
Her gün domatesli biberli yumurta yemekten sıkıldığımızda yapabileceğimiz bu enfes, yemek tıpkı biberli yumurtalı domates gibi pişiriliyor.
Makarna:
Bir tencere dolusu sıcak suya makarna poşetini boşaltıp maç izlemeye başlıyoruz. İlk yarının ortalarına doğru kalkıp altını kapatıyoruz. Tencerenin içinden seçtiğimiz makarnayı fayansa fırlatıyoruz. Yapışırsa pişmiş demektir. Devre arasında hala içinde su kaldıysa tencerenin! kapağını kapatıp lavabodaki en kirli tabağın üzerine doğru döküyoruz. (O zaman hem tabak temizleniyor hem de makarnalar çatallayenebiliyor) Üzerine ketçap sıkıp yiyiyoruz.
Not: Fayansa fırlattığınız makarnayı bi ara oradan alın. Sayıca fazlalaştıklarında bazen hangisini fırlattığınız karışıyo.
Tuzlu Makarna:
Yapılışı aynı makarnaya benziyor. Tek farkı bu kez makarnaları suya atmadan önce tuz koymayı akıl ediyoruz ...Öyle daha güzel oluyor.
Pilav:
Pilav aslında basit bir yemek değil. Aranan kriterler var. Tuzlu, yumuşak ve tane tane olması gerekiyor. Sonuncusu kolay. Pirinçleri tek tek pişirdiğinizde tane tane oluyorlar, ama uzun sürüyor. Maharet hepsini bir arada pişirebilmekte; ama çok da sorun etmeyin. Nasıl olsa içine yogurt koyup bulamaç haline getirdiğimizde hepsi birbirine yapışıyor. Kısaca yağ koyup üzerine pirinç ekliyorsunuz. Sonra da su ve tuz koyup! pişiriyorsunuz. Hem bunu süzmeye de gerek yok.
Patates Kızartması:
En kolay işlerden biri. Patatesleri soyup parmak gibi kesiyorsunuz ve kızgın yağa atıyorsunuz. Tek yapmanız gereken altını zamanında kapatmanız. Yoksa tencere alev alabiliyor. Bu yüzden sadece TV'de pembe dizi varken yapın. Bir de diğer yemeklerin aksine bunu tencereden yiyemiyoruz. Mutlaka tabağa koymak gerekiyor. Onun dışında çok kolay.
ORTA ZORLUKTAKI YEMEKLER
Hazır Pizza:
Pizzamızı fırınımıza atıp pişmesini bekliyoruz daha sonra fırından çıkarıp yanık yerlerini bıçakla kazıyoruz. Dikkat edilmesi gereken tek şey kazırken üzerindeki malzemeleri mutfak tezgahına yapıştırmamak.
Hazır Köfte:
Bu da nispeten zor bir yemek. Bir miktar sıvı yağı teflon tavaya koyup köfteleri içine diziyoruz. Köfteler tavayla aynı renk olmadan altını kapatmak gerekiyor. O yüzden başında beklemek lazım.
ZOR YEMEKLER
Konserve Türlü:
Bir miktar yağ ve salçayı tencereye koyup konservenin içindekileri döküp üzerine su koyuyoruz. Pişmesi çok uzun sürüyor. O sebeple başında beklemiyoruz. Gidip TV izliyoruz. Her seferinde yandıkları için henüz tadına bakamadım ama konservenin üzerindeki resme bakılırsa güzel bi şeye benziyor.
Tavuk:
Yapılışı makarna gibi. Sıcak suyun içine atıyoruz arada pişip pişmediğine bakmak için hayvanın kaba etine çatal saplıyoruz. Bu yemek piştikten bir iki gün sonra üzeri jelibon gibi oluyor. Bu yüzden pişirirken isteğe bağlı olarak bolca toz şeker eklenebilir.
ULTRA ZOR YEMEKLER
Kıymalı Bamya:
Konserve türlüye benziyor ama içine daha önceden kavrulmuş kıyma konulmalı. Kıyma kavurmak çok zor ve zahmetli bir iş. Bu yüzden makarna pişirmeyi öneriyorum.
PÜF NOKTALAR
1-) Yemekleri daima tencerenin içinden yiyin. Böylelikle tabak kirletmemiş olursunuz.
2-) Asla sade pilav yapmayın. Domatesli pilav yaptığınızda altını tuttursanız bile renginden anlaşılmaz.
3-) Mutlaka soğanlı bir yemek yapacaksanız asla soğana dokunmayın. Özellikle rendelediğinizde elleriniz çok kötü kokuyor. Bunun yerine soğana ekmek tahtasıyla beş altı kez vurmayı deneyin, aynı işi görür.
4-) Patates kızartacaksanız soyduğunuz patatesleri asla yıkamayın. Kızgın yağa attığınızda çok kötü patlıyorlar.
5-) Yemekler asla kendi başlarına hareket etmezler. Şayet geçen ay yaptığınız tavuk kendi kendine kımıldamaya başladıysa kurtlanmış demektir. Sakın yemeyin.
6- ) Sebzeleri pişirdikçe vitamin değerleri düşer. Mümkün olduğunca çiğ tüketin.
7-) Karpuz tabağa koyulmaması gereken! bir meyvedir. İkiye ayırıp ortasından kaşıkla yiyebilirsiniz. Tencere kapağı en mükemmel tabaktır.
8-) Buzdolabının sebzelik olarak adlandırılan kısmı yemeyi düşünmediğiniz şeylerin saklanması için idealdir. Bu bölüme konan şeyler nasıl olsa bir süre sonra unutulur.
9-) Sebzeliğin kapağını sıkı kapatırsanız çürüyen şeylerin kokusu dolaba daha az yayılır.
10-) Spagetti pakedini açmak için pakedi ortasından sıkıca kavrayın ve altını tüm gücünüzle fayansa vurun. Pakedin üst tarafı yırtılacaktır. Belki bu işlem sırasında makarna un-ufak olabilir ama risk almaya değer. Özellikle misafirlerin yanında yaparsanız tavsiye ediyorum. Öyle daha güzel, bu size çok maço bir hava verir.
11-) Sağda solda kulağıma çalınıyordu. Mutfak robotu denen bişey varmış. Birden içimi bir heyecan kapladı. Ulan madem bu işin robotu var ben niye koşturuyorum, yıllardır diye sinirlendim. Hemen gidip aldım bi tane. Eve gelip kutusundan çıkardığımda itiraf etmeliyim ki hayal kırıklığına uğradım biraz. Ben açıkcası ufo gibi bişey bekliyodum, bu bildigimiz tencerenin plastiği. İçinde de vantilator gibi bişey var. Bununla birlikte bi ton plastik zımbırtı daha çıktı içinden ama bi işe yarayacaklarını sanmıyorum. Neyse fişini taktım denemek için bi tane soğan attım içine. Bakalım ne yapacak diye bekledim. Kabuklarını bile soyamadı... Paramparça etti bıraktı. Sinirlendim attım bi kenara yazdan beri duruyo orda. Bir ara yıkayıp vantilator gibi olan şeyi bilgisayarıma takmayı düşünüyorum. Belki fan olarak iş görür. Onun dışında tamamen para tuzağı...
bikmisbroker
11-02-2009, 17:28
Zampara adamin mezari..
http://img.photobucket.com/albums/v85/bbroker/VOB/Zamparaadaminmezari.jpg
PES YANİ:)
3 adam oturmuş eşlerine aldıkları hediyelerden bahsediyorlarmış .
Birincisi demiş ki, 'karıma öyle bir hediye aldım ki, 6 saniyede 0'dan 100'e çıkıyor.'
Diğer ikisi anlamamışlar. 'Ne aldın?' diye sormuşlar. 'Beyaz bir Porsche aldım. Çok mutlu oldu.' diye cevap vermiş.
İkinci adam demişki, 'Bende geçen doğum gününde karıma 4 saniyede 0'dan 100'e çıkan bişey almıştım.' Hemen anlamışlar tabi ki: 'Heey, yoksa Ferrari mi aldın?' Adam gülümsemiş: Evet, kıpkırmızı bir Ferrari aldım. Gerçekten de ona çok yakıştı.'demiş.
Bu sefer üçüncü adama sormuşlar: 'Peki sen ne aldın karına?' Adam demiş ki: Ben öyle bişey aldım ki; sadece 2
saniyede 0'dan 100'e çıkıyor.' Adamlar şaşırmışlar: 'Atıyorsun!' demişer, 'Öyle bir araba olmaz ki!' Adam cevap vermiş: 'Araba aldığımı kim söyledi? İşte bunu aldım demiş.
Ne aldığını görmek için tıklayın...
http://img193.echo.cx/img193/7475/adsz8oj.jpg
linkl açılmıyor ama cevabını vereyim tartı:)
linkl açılmıyor ama cevabını vereyim tartı:)
tekrar deneyin:D
şimdi açıldı cevap tartı:)
2 saniyede 0'dan 135'e çıkan nedir?
cevap: 135 kiloluk bir vatandaşın tartısı:)
2 saniyede 0'dan 135'e çıkan nedir?
cevap: 135 kiloluk bir vatandaşın tartısı:)
:he::he::he::he:
Çok soğuk bir kış günü padişah, tebdili kıyafet gezmeye karar vermiş.
Yanına baş vezirini alıp yola çıkmış...
Bir dere kenarında çalışan yaşlı bir adam görmüşler.
Adam elindeki derileri suya sokup, döverek tabaklıyormuş.
“Padişah”, “ihtiyarı” selamlamış.
“ Selamünaleyküm ey piri fani...”
“ Aleykümselâm ey serdar’ı cihan...”
Padişah sormuş.
“ Altılarda ne yaptın ?”
“ Altıya altı katmayınca, otuz ikiye yetmiyor...”
Padişah gene sormuş.
“ Geceleri kalkmadın mı ?”
“ Kalktık... Lakin ellere yaradı...”
Padişah gülmüş.
“ Bir kaz göndersem yolar mısın ?”
“ Hem de ciyaklamadan...”
Padişahla bas vezir adamın yanından ayrılıp yola koyulmuşlar.
Padişah bas vezire dönmüş.
“ Ne konuştuğumuzu anladın mı ?”
“ Hayır padişahım...”
Padişah sinirlenmiş.
“ Bu aksama kadar ne konuştuğumuzu anlamazsan kelleni alırım.”
Korkuya kapılan bas vezir, padişahı saraya bıraktıktan sonra telaşla dere kenarına dönmüş.
Bakmış adam hala orada çalışıyor...
“ Ne konuştunuz siz padişahla... ?”
Adam, bas veziri şöyle bir süzmüş.
“ Kusura bakma. Bedava söyleyemem. Ver bir yüz altın söyleyeyim.”
Bas vezir, yüz altın vermiş.
” Sen padişahı, serdar’ı cihan, diye selamladın. Nereden anladın padişah olduğunu... ?”
“ Ben dericiyim. Onun sırtındaki kurku padişahtan başkası giyemezdi.”
Vezir kafasını kaşımış.
“ Peki, altılara altı katmayınca, otuz ikiye yetmiyor ne demek...”
Adam, bu soruya cevap vermek için de bir yüz altın daha almış.
“ Padişah, altı aylık yaz döneminde çalışmadınmı ki, kış günü çalışıyorsun, diye sordu.
Ben de, yalnızca altı ay yaz değil, altı ay da kış çalışmazsak, yemek bulamıyoruz dedim.”
Vezir bir soru daha sormuş...
“ Geceleri kalkmadın mı ne demek ?”
Adam bir yüz altın daha almış.
” Çocukların yok mu diye sordu… Var, ama hepsi kız. Evlendiler, başkasına yaradılar, dedim...”
Vezir gene kafasını sallamış.
“ Bir de kaz gönderirsem dedi, o ne demek...”
Adam gülmüş.
“ Onu da sen bul...” Demiş.
bikmisbroker
12-02-2009, 18:41
Kriz yüzünden işten çıkarılan bir akademisyen ile bir gazeteci yurt dışına çıkmışlar.
Bir süre yiyip-içip eğlenmişler.
Doğal olarak paraları çabucak tükenmiş. İş aramışlar ve bir çitlikte hayvan pisliklerini ahırdan kürekle kazıyıp çöp römorkuna atma işi bulmuşlar. Bir süre çalışmışlar, başarılı olmuşlar, çiftlik kahyası da onları sevmiş ve hallerine acıyarak
"Size daha kolay bir iş vereceğim" diyerek onları yumurta paketleme işinde görevlendirmiş .
"Bunların irilerini ve iyilerini bu taraftaki kutulara, küçük ve kötülerini bu taraftaki kutuya koyacaksınız" demiş.
Fakat bizimkiler çok yavaş çıkmışlar, "Bu iyidir, değildir, küçüktür, büyüktür" tartışmaları ile işleri aksatmışlar.
Onları gözleyen kahya yanlarına gelmiş, "Siz Türkiye'de ne iş yapıyordunuz? " diye sormuş. Bizimkiler "Gazeteci" ve "Akademisyen" diye cevaplamışlar.
Kahya, "Belli belli, sizin Türk aydını olduğunuz belli" demiş.
"Çok iyi bok atıyorsunuz ama iyi ve kötüyü ayırt etmeyi bir türlü beceremiyorsunuz! .."
KARADENIZ
14-02-2009, 11:01
Mansiyon ödülü
>
>Hava Yollarında yemek servisi zamanı. Hostes en öndeki adama kibarca
>gülümseyerek sordu:
>- Yemek ister misiniz efendim?
>Kendini lokantada zanneden yolcu servis masasına baktı:
>- Seçeneklerim neler?
>Hostes yine kibarca gülümseyerek seçenekleri sundu:
>- Evet veya hayır.
>
>***
>3 üncü lük ödülü
>
>Bir alışveriş merkezindeyiz. Yaşlı bir hanım tavuk reyonunda bir türlü
>istediği kadar büyük bir tavuk bulamayınca, onu izleyen reyon
görevlisine
>söylendi:
>- Bu tavukların daha büyük olmaları mümkün değil mi?
>Görevli tonton teyzeye takılmadan edemedi:
>- Mümkün değil teyze, onlar ölü.
>
>***
>
>2 nci lik ödülü
>
>Kamyon sürücüsü 'dikkat, alçak köprü' ikaz levhasını fark ettiğinde iş
>işten çoktan geçmişti. Olanca hızıyla üst köprüye bindirdi ve orada
>sıkıştı kaldı. Arkasında kilometrelerce araç kuyruğu oluştuktan sonra
>trafik/kurtarma ekibi nihayet geldi. Kurtarıcı işine başlarken polis de
>gözleri sıkışmış kamyonda, sürücüye yaklaşarak söze girmiş olmak için
sordu:
>- Köprüye sıkıştınız, he?
>Sürücü canı burnunda homurdandı:
>- Yo, köprü taşıyordum, mazotum bitti.
>
>***
>
>1 inci lik ödülü
>
>Trafik kuralı ihlali yapan kimsenin çıkmadığı uzun bir nöbetin sonunda
>polis nihayet aşırı hız yapan bir aracı durdurdu. Sürücü camı açtı.
Ruhsat
>ve ehliyetini uzattı. Polis ceza makbuzunu cebinden çıkarırken keyifle
>gülümsedi.
>- Sizi bütün gün bekledim.
>Sürücü nasıl olsa cezamı öyle ya da böyle çekeceğim rahatlığıyla, iç
>çekerek cevap verdi.
>- Anlıyorum memur bey. Elimden geldiği kadar hızlı gelmeye çalıştım
ben de.
>Polis, dakikalar süren gülmesi kesilmeyince adama eliyle git, git
işareti
>yaptı ve adam cezadan kurtuldu
Adamin birisi sehirlerarasi yolcu tasimaciliginda
kullanmak uzere Ford minibus satin alir.
Ilk sefere cikacagi gun heyecanlidir. Yolculari tepeleme doldurur ve
yola cikarlar. Fakat minibusu
oyle hizli kullanmaktadir ki minibusun en arka koltugunda oturan 60
yaslarinda bir ihtiyar amca sofore:
-"Yavrum biraz yavas gitsene kaza yapacaksin."
deyince sofor heyecanla,
-"Beybaba sen Ford minibus bilir misin?"der.
Ihtiyar adam
"-Hayir bilmiyorum" deyince sofor
" -O zaman otur yerine bir daha isime karisma" der.
Neyse seyahat bu sekilde devam eder.Ileride keskin bir virajdan
120 Km hizla donunce ucuruma yuvarlanmaktan son anda kurtulurlar. Bu
arada minibusteki yolculardan orta siralarda oturmakta olan orta yasli bir
kadin:
-"Sofor bey rica ederim yavas git, evde coluk cocugumuz bekliyor"
deyince sofor kadina:
-"Abla sen Ford minibus bilir misin?" deyince kadin
-"hayir nereden bileyim" der. Sofor bunun uzerine
-"O zaman sus, bana mudahale etme" der.
Yola devam ederler. Artik minibus oyle suratli gitmektedir ki
herkesin yuregi agzinda soforun insafa gelmesini bekler. Soforun
saginda oturan adam dayanamayip:
-"Sofor bey, yavas gitsene canina mi susadin" deyince sofor bagirir
-"Abi sen Ford minibus bilir misin?" deyince, adam:
-"Evet ulan biliyorum ne olacak! der.
Bunun uzerine sofor heyecan icersinde
-"Iyi o zaman cabuk soyle bunun freni nerede
Bir kasabada, son derece haylaz iki çocuk varmış. Evlerin pencere camlarını kırmak, arabaların lastiğini patlatmak, çizmek özetle akla gelebilecek her türlü yaramazlığı yaparlarmış. Komşular da sık sık gelip, babalarına şikayet edermiş.
Baba bir gün dayanamamış, çocukları kasabanın rahibine götürüp, yardımını istemiş. O da "Sen git ben onlarla konuşurum" demiş. Ardından, dışarıda bekleyen çocuklardan büyük olanı yanına çağırıp, sormuş "Söyle bakalım, Tanrı nerede?" ses yok. Bir daha sormuş, yine ses yok. Rahip dayanamamış ve kızgın bir şekilde "Evladım, sana soruyorum. Tanrı nerede?" diye bağırmış.
Çocuk, korkmuş ve ani bir hareketle açık kapıdan fırlamış. Dışarıda bekleyen kardeşini de yanına alarak, koşa koşa eve gelmişler. Odalarına çıkıp, kapıyı da arkadan kilitlediğinde, kardeşi sormuş; "Ne oldu?"Abisi, nefes nefese yanıt vermiş; "Sorma, bu kez olay ciddi. Tanrı kaybolmuş, bizden biliyorlar!.."
bikmisbroker
24-02-2009, 11:23
Kadınin hayatta tek bir tane bile erkek arkadaşı olmamış.. Kimse ama
kimse bakmıyormuş yüzüne.. Yıllarca para biriktirip, son çare olarak bir
plastik cerraha gitmiş.. "Hanımefendi" demiş doktoru, "
İnanın yapacak bir şey yok.. Tanrı resmen size haksızlık etmiş.."
Kadının fenalaştığını görünce de teselli gereği duymuş..
"Bakın.. Yeniden yaşama inanın. Dünyaya bir daha gelişinizde
dayanılmaz bir afet olacaksınız ve bütün erkekler sizin için sıraya
girecek.." Kadının içini bir umutsuzluk kaplamış ama bir yandan da
heyecanlandırmış onu bu son sözler. İntihar edip bir an önce mutluluğa
kavuşmak istemiş. Çıkmış köprünün üzerine, bırakmış aşağı
kendisini..
Talih bu ya, hıyar, patlıcan, muz yüklü bir mavnanın üzerine düşmüş.
Başını çarpıp bayılmış.. Gözleri kapalı, yarı baygın kendine
gelirken etrafı yoklamış, nerde olduğunu anlamak için.. Eline değenleri
kavramış, birini bırakıp diğerini tutmuş.
Birden yüzünde aydınlık bir gülümseme belirmiş.. "Beyler
lütfen.." demiş sevinçle, "Teker teker lütfen..!"
hahaha fıkrayı attım cafeye
DUVAR USTASI
05-03-2009, 00:13
http://www.erenet.net/flashoyun.php?op=oyna&id=679&isim=Mouse_Imlec_Yarisi
DUVAR USTASI
05-03-2009, 00:18
http://www.erenet.net/flashoyun.php?op=oyna&id=490&isim=Sinir_Silindir
bikmisbroker
05-03-2009, 09:32
KOÇ
Canim benim. Ya ben yerim senin o duygusal , mütevazi, ince, anlayis
yumagi dygularini! Sen seçildinde mi gönderildin bu dünyaya. Bir insan bu
kadar mi düzgün, bu kadar mi programli, bu kadar mi anlayisli olabilir.. Bu
koçlar var ya, IQ seviyesi yüksek insanlarin burcudur. Dost insan,
güzel insan. Insan gibi insan. Allah seni basimizdan, yanimizdan eksik
etmesin. Iyi ki varsin! Allah herkese koç gibi dostlar nasip etsin insallah.
Bitanem benim, canim canim...
BOGA
Ayy benim güzeller güzelim. Bu bogalar var ya dünya tatlisi, yer
gök harikasi, seker mi seker insanlardir. Bal bunlar bal. Bunun sohbetine
doyum olmaz.! Iyi sevgili, iyi arkadas, iyi,iyi,iyi, ...... say say bitmez
bunlar. Hatta bak yazmayayim dedim, ama dayanamayacagim ve sizinle de
paylasacagim bu gerçegi. Biliyor musunuz ki sizler; 'bir boğa bir dünyaya
bedeldir'... Onlar sanli burç aleminin, yere göge sigmaz, harikulade burç
gurubudur.
IKIZLER
Halt etmis sana iki yüzlü diyenler. Onlar seni çekemiyorlar.
Rahatligin,her ortama uyum saglayisin, pratik zekan... Taaa biii ki kiskanirlar
seni sekerim. Kim senin gibi kadar özgüven sahibi olmayi istemez ki. Sen
hiçbir zaman unutma ikizler, seni hayatin boyunca çekemeyenler olacaktir. Sen
hiç takma o güzel kafani onlara. Sen burçlarin en sevimlisisin. Adın
ikizler ama, sen bitanesin.
YENGEÇ
Allah seni yaratti, melekleri niye yaratti. Ya kardesim nedir bu
zerafet, karizma... Sen miknatis misin nesin? Bir insan her girdigi ortamda bu
kadar ilgi çekmeyi nasil basarir. Hem de hiçbir çaba bile sarf etmeden.
Yoksa sen ! mükemmelligin es anlami misin? Kim istemez annesi yengeç
burcu olsun,esi bir yengeç burcu olsun. Sen var ya olmazsa olmazsin.
Burçlarin bas tacısın.
ASLAN
Heyt bee.. gözümüzün senligi, gönlümüzün nuru. Afet-i devran,
mükemmel-i cihan. Aslan mi bu aslan . Senin kadar aynalarla barisik
olan var mi su
dünyada. Sen ki güzelligin simgesi, yer yüzünün günesi. Senin
bütün fallarinda nazar çikacaktir. Mümkündür. Baska mümkünati da
yoktur. Allah seni kem gözlerden korusun insallah, emi?
BASAK
Merhametlim benim. Karincayi bile incitemeyen, hassas , sevgi dolu,
güzel basagim benim. Efendiligin simgesi, kibar insan. Seni varya anlatacak
kelime bulamiyorum. Nesin sen? Yoksa kanatsiz bir melek mi? Herkesin
iyiligini düsünen, verici , vefakar basak. Senin adin basak degil,
barisin,temizligin simgesi beyaz güvercin olmaliydi. Neyse canim üzülme.
Biz biliyoruz ya yeter. Üzülme tamam mi? Beyaz güvercinim benim.
TERAZI
Hay sana dengesiz diyen o dengesizler. Ben onlara ne diyeyim bilmiyorum k i!
Yahu sen olmasan varya, su insanoglu soyunda bir eksiklik bir yitim
olurdu. Sen dengesin insanlik için. Alem buysa kral sensin. Sen susarsan bir
neden, konusursan ayri bir neden vardir. Marifetli, kabiliyetli, en artili
burç sensin. Senin üstüne burç taniyan, megalomandir. Söylesene senin
üstüne burç mu vardir? Ben ki sahsi fikrim, senden iyisini bilmem, tanimam,
görmem.
AKREP
Herkes bir akrep olarak dogmayi isterdi inan bana. Güzel gözlerin,
gururun, albeninin temel tasi akrep. Senin kadar hayatina hakim, senin kadar
yaptigi isin arkasinda durabilen kaç kisi kaldi artik. Allah senin soyunu
eksik etmesin. Sen ki, bir bakisiyla buzlari eritebilen, insana senin için
Ferhat olup daglari delmeyi istettirebilen insan. Kim demisse sana fesat diye,
onlarin hepsi....... ........ Neyse, yine açtıracaklar agzımı. Senin
güzel gözlerin bile yeter o kiskançlara. Sen görmezden, duymazdan gel
o fesatlari.
YAY
Kainatin bir burcu olsa , kesin yay olurdu. Sanatkar, vefakar, dogru
dürüst insan dedikleri sen olsan gerek. İçinde bir tek yay olmayan bir
arkadas grubunu, ugruma ölecek olsalar bile tanimam ben. Senin heyecan
budalasi oldugunu sanan bir grup kendini bilmez, senin o insana hayat veren
enerjini çekemeyenlerdir. Burçlar aleminin kozmik mucizesisin sen. Senin havan
bile yeter güzelim. Çatlasin çekemeyenlerin.
OGLAK
Sana inatçi diyorlar diye üzülme. Onlar senin istikrarina giptayla
bakip, senin yarin bile edemeyen kisiler. Dürüstlük senin burç genlerinde
var. Bütün alimler, bilginler genelde oglaktir. Oglak burcu olmak bile,
tek basina bir sereftir. Hatta oglak burcu olarak dogamamis kadersizler
için, oglak burcunu birinci dereceden akrabasi olmak bile ayri bir sereftir.
Sen kivrak zekanla, zaten her zaman bir sifir öndesin.
KOVA
Hep çevresindekileri düsünen, insancil duygulari fazla gelismis,
sevgi dolu kovalar. Allah sizin iyiliginizi versin emi? Ayol bu ne vericilik, bu
ne genis bir yürek öyle. San! a sabit fikirli diyenler, senin her fikrinin
bir cevher oldugundan habersiz mi? Esitlik senin için ne kadar önemli. Ah
keske herkes senin çeyregin kadar bile olabilse. Sen çok yasa emi?
BALIK
Insanlar öyle duygu yoksunu olmuslar ki, senin bu yaradilisin özü
duygusalligini alaya alacak kadar saçmalayabiliyorlar bazen. Sen
paranoyak degilsin canim, ince fikirlisin. Ama nerdeee, bu ayrimi yapacak kafa
bazilarinda. Ben senin o yanagina düsen göz yasini seviyorum, o
hüzün dolu bakisini seviyorum, o sevgi dolu , gizemli yüregini seviyorum. Sana
sıkıcı diyenler bogum bogum sikila insallah. Sen ferah tut kendini. Rahat ol,
bosver, takma o çan çan çeneleri kafana
BASAK
Merhametlim benim. Karincayi bile incitemeyen, hassas , sevgi dolu,
güzel basagim benim. Efendiligin simgesi, kibar insan. Seni varya anlatacak
kelime bulamiyorum. Nesin sen? Yoksa kanatsiz bir melek mi? Herkesin
iyiligini düsünen, verici , vefakar basak. Senin adin basak degil,
barisin,temizligin simgesi beyaz güvercin olmaliydi. Neyse canim üzülme.
Biz biliyoruz ya yeter. Üzülme tamam mi? Beyaz güvercinim benim.
kanatsız melekmişim:)
bikmisbroker
28-03-2009, 17:11
Nane olayı...
Bir otele yapılan baskında bir sürü fahişe yakalanmiş.
Baskında yakalanan fahişeler o kadar çokmus ki karakola sığmamışlar.
Dişarıda sıra olmuşlar. Tek tek ifadeleri alınıyormuş.
Yoldan geçen yaşlı bir nine uzun kuyrugu görünce merak etmiş ve ordaki fahiselerden birine sormuş:
"Bu ne kuyruğu evladım!"
Kizlardan biri dalga geçerek;
"Nane şekeri kuyruğu nine!!" demis.
Nine mutlu olmuş?.
"Iyi çok severim, ben de alayım..."
O da girmis kuyruğa.
Polis herkesin ifadesini alıyor ya, sıra buna da gelmis tabiii.
Polis memuru karşısında yaşlı başlı kadını görünce şaşırmış.
"Nine sende mi yedin bu naneyi " diye çıkısınca yaşlı kadın hemen cevap vermiş?
"Ah!! Bende nerde o diş evladım. Ben sadece emiyom..."
ERKEK ADAM böyle pc kullanır..
Silmek istediği bir dosyayı Shift+Del kombinasyonu ile siler, geri dönüşüm kutusu kullanmaz, tükürdüğünü yalamaz.
Windows gezgini kullanmaz, aradığı dosyayı anında bulur.
IP'sini gizlemez.
Windows XP'de bir hata olduğunda hata raporu göndermez, ispiyonculuk yapmaz, hoşgörülüdür.
MS Office yardımcısını da diğer yazılımların Yardım menülerini kullanmaz.
Bilgisayarcı kültürüne saygı gösterir. "Tek rakibim AMD", "Rahmetli de X386'ydı", "Bir sana hasretim bir de 3Ghz CPU hızına", "Windows'un ustasıyım, Linux'ın hastasıyım" gibi sözleri ağzından düşürmez.
IMAC gibi renkli, cicili bicili bilgisayar kullanmaz.
Görev zamanlayıcı kullanmaz, kafasına estiğinde defrag yapar.
İnternette sörf yapmaz, olsa olsa tavla oynar.
Antivirüsle, spyware ile uğraşmaz. Gerekirse format basar.
Multimedya klavye kullanmaz.
Laptopun dokunmatik faresini kullanmaz, normal fare takar.
Işıklı-janjanlı kasa kullanmaz.
Ekran koruyucu kullanmaz. Ekranı kendisi korur.
Overclock yapamıyorum diye ağlamaz,
Sistemi eski de olsa onu hor görmez, sahip çıkar.
"Bilmiyordum yanlış yaptım PC bozuldu" demez. "Sinirlendim vurdum tekmeyi, bozuldu" der.
Markalı PC almaz, kendi PC'sini kendi toplar.
AMD 3000+'ı 2.6Ghz'e overclock ederken yanan işlemcisini servise götürdüğünde adam gibi doğruyu söyler, "abi açtım çalışmadı" demez. "Ne biçim işlemci bu, adam gibi overclock yapılmıyor" der.
Bilgisayar ayarlarını kurcalamaktan kaçınmaz. Gerekirse bozar ama yine de kurcalar.
Sınır tanımaz! ADSL limiti 3GB ise 2.9'da durmaz, sörfe devam eder.
Hızlı yazayım derken yaptığı yazım yanlışlarını silmekle uğraşmaz, hemen Enter'a basıp gönderir.
Sabit diskden, fandan, CPU'dan çıkan seslerle huzur bulur.
Fedakar olur, yaz sıcağında kendisi boncuk boncuk terlese bile vantilatörü kasadan içeri doğru tutar.
Mouse kullanmaz, klavyedeki hünerlerini her yerde gösterir.
XP'sini Windows klasik temasıyla kullanır. Şekerci dükkanı gibi kullanmaz.
Dial-up'ında "save password" demez, tüm şifrelerini hatırlar hepsi de farklıdır.
My Pictures veya My Music klasörlerini kullanmaz, aksine siler.
USB'den kahve ısıtıcı kullanır. Mutfağa gitmez. Kahvesini yudumlarken kullandığı ICQ'sunda yazışacak birini bulursa, klavyeyi on parmak kullanmak için kahve tutacağı olarak DVD-ROM'unu kullanır.
Boş USB yuvası bırakmaz hepsini doldurur.
Gecenin bir vakti bile olsa bilgisayar başında atletle şortla oturmaz.
İşlem yapıyor ikonu olarak kum saati yoktur. Tesbih çeken, volta atan Kadir İnanır bakışlı insan modeli vardır.
Yazılımların LITE sürümlerini kullanmaz.
Ctrl+Alt+Delete ile uğraşmaz direkt reset atar.
Sevdiği kızın adını ağaca değil, monitöre kazır.
Ayna önünde değil, web cam yardımıyla monitör önünde tıraş olur.
128 MB USB bellek taşımaz, babalar gibi 80 GB harici sabit disk taşır.
QuickFormat atmaz.
Yamasını kendi yapar, internette yama aramaz.
Bulduğu Windows açıklarını kendi kapatır.
Sistemini power tuşuyla değil anakartın üzerinden kısa devre yaptırarak açar.
Disket sürücüsünden vazgeçmez.
Evinde evcil hayvan yerine virüs besler.
Tıklamaz "basar".
Pencereleri ve bilgisayarı fareyle kapatmaz, Alt+F4 kullanır.
Renkli, cicili bicili Windows Media Player arayüzü yerine, siyah arayüzlü Winamp kullanır.
Uzaktan yardım kullanmaz, hatalı bilgisayar nerdeyse oraya gider.
Beta program kullanmaz.
Optik sürücüyü asla tuşuyla kapatmaz, eliyle iter.
IE'nin verdiği hatalara sinir olmaz onu bağrına basar yine kullanır.
Klavye bozulduğunda çöpe atmaz oturur can yoldaşını tamir eder...edemezse etirir..
DUVAR USTASI
09-04-2009, 23:35
Hande mi yener Funda mı arar Seray sever. Bu üçüne önce Nejat işler sonra da Ahmet çakar. Bu geyik Celal'i bayar bu geyiğe dayanamayan Ferhat göçer yıllar sonra bunlar tarih olur o tarihi de Gönül yazar Mehmet okur. Bu mesajı 10 kişiye gönderirsen dileklerin kabul olur.
Buna da anca Kadir inanır. :)
Hande mi yener Funda mı arar Seray sever. Bu üçüne önce Nejat işler sonra da Ahmet çakar. Bu geyik Celal'i bayar bu geyiğe dayanamayan Ferhat göçer yıllar sonra bunlar tarih olur o tarihi de Gönül yazar Mehmet okur. Bu mesajı 10 kişiye gönderirsen dileklerin kabul olur.
Buna da anca Kadir inanır. :)
Tamam gönderdim:)
Tamam gönderdim:)
bana da gönderdiniz mi? Bileyim de ona göre pul alacağım...
bikmisbroker
10-04-2009, 19:40
DiYARBAKIRLININ BiRi BiR GÜN BİR TEPEYE CIKIP DUA ETMEYE BASLAMIS :
- " ALLAHIM BANA PARA VER... EV ALiYEM, ARABA ALiYEM... "
TAM O SIRADA DEPREM OLMUS. ADAM PALDIR KULDUR YERE YUVARLANMIS. SONRA KALKIP YiNE ELLERiNi AÇMIS :
- " TAMAM ALLAHIM, VERMiSEN VERME, NiYE KIZiYSEN ? HELE KIZiYSEN TAMAM DA, AMA NiYE iTiYSEN ? "
yusufusta
12-04-2009, 09:05
Yaşlı borsacı ile genç borsacı parkta sohbet ederek dolaşıyorlar. Yaşlı, gence mesleğin puf noktalarını anlatıyor:
- Bak evladım. Bu meslekte başarılı olmak için sadece fırsatları değerlendirmek yetmez. Zaman zaman fırsatları da senin yaratman gerekir. Bunun için sürekli dikkatli olman gerekir. Uygun bir yorumla hiç umulmadık olaylar bile, çok büyük fırsatlara dönüşebilir. Bak mesela, su karşıda gördüğün taze köpek pisliği sana sadece iğrenç bir şey olarak geliyordur. Ama ben eğer, "su pislikten bir lokma alıp ağzına atarsan sana 1 milyar lira veririm" dersem, olay senin acından nasıl da büyük bir fırsata dönüşüverir, değil mi? Yapar misin?
Genç borsacı “Tabi efendim” der. Parmağını pisliğe daldırır, bir lokma alır yutar. Yaşlı borsacı cebinden bir milyarı çıkartır, gence verir. Bir süre yürürler, genç dayanamaz sorar:
- Hocam, ben size ayni teklifte bulunsaydım kabul eder miydiniz ? Bakın ileride de başka bir pislik var. Bir milyar karşılığı dener miydiniz?
Yaşlı borsacı “tabi ki” der. O da bir lokma alıp yutar. Genç borsacı da çıkartır, biraz önce kazandığı 1 milyarı iade eder. Bir sure sessiz sessiz yürürler. genç yine dayanamaz sorar:
- Hocam. Ne sizin cebinizdeki para miktarı değişti. Ne de benim cebimdeki. Söyler misiniz, biz bu boku niye yedik ?
Kurt borsacı cevap verir:
- Öyle deme evladım. 2 milyarlık işlem hacmi yarattık!!!
cengaver
12-04-2009, 23:31
Spor programı izliyorum.İkokulda futbol konusunda konuştuklarımızı koskoca adamlar tartışıyor.Kızışan konu şöyle bağlanıyor:HAYDİ SMS YAPALIM.
BORA YAŞAR
14-04-2009, 07:05
A Catholic priest and a nun were taking a rare afternoon off
and enjoying a round of golf.
The priest stepped up to the first tee and took a mighty swing.
He missed the ball entirely and said "Shit, I missed."
The good Sister told him to watch his language.
On his next swing, he missed again. "Shit, I missed."
"Father, I'm not going to play with you if you keep swearing,"
the nun said tartly..
The priest promised to do better and the round continued.
On the 4th tee, he misses again. The usual comment followed.
Sister is really mad now and says, "Father John, God is going to
strike you dead if you keep swearing like that."
On the next tee, Father John swings and misses again.
"Shit, I missed."
A terrible rumble is heard and a gigantic bolt of lightning comes
out of the sky and strikes Sister Marie dead in her tracks.
And from the sky comes a booming voice .......
"Shit, I missed."
Kelime: Dip
- Zıkkımın … neyi deriz???
- Zıkkımın kökü..
- Zıkkımın Kökünün kökünü al!
- Hıımm.. Zık!!?
- Hönk?!! (Topluluk Kopar)
Kelime: Çiçek
- Burnunla ne yaparsin?
- Karıştırırım
- Puuahhaa
Kelime: Gardiyan
- Ya hani kapalı bi mekanda çalışıyorlar
- Bekçi
- Ya hayır ya, hani herkes korkar bunlardan
- Patron, müfettiş
- Ya geri zekalı mısınız bee,... Hani düdükleri vardır?
- Antrenor?? Hakeemmm??
- Ulen öküz herifler
- Sen kime öküz diyon ya......
Kelime: İstiklal Marşı
Anlatan(kız):
- Yaaa.. hani bizim için çok önemli en önemli şeylerden biri..
Cevaplayan(erkek):
- Bekaret?!
Kelime : Sanatçı
- Hani bööle Tarkan gibi bisi...
- **** !!
- Ayy çok hayvansın murat..
Kelime: Kokteyl
- Bazıları evlenmeden önce verir
- ???!!!???
Kelime: Bodur
- Akdeniz’in Bitki örtüsü nasıldır?
- Maki
- Peki nasıldır yani?
- Kışlar ılık ve yağmurlu...
- Puhahaha...!?!
Kelime: Kafeinsiz Kahve
(Son saniyeler)
- Yuhhh be, bunu nasıl anlatacam. pas.
(Zaman biter)
- Kelime neydi?
- Kefensiz kahpe...
- Neeee???
- Pardon,.. kefensiz kahve...
(Digerleri karta bakar, grup kopar)
Kelime: Dergah
- Hani böyle insanlar ulvi bir amaç için bir araya gelir aynı mekanda
- Satanist ayinleri
- Çarpılırsın valla
- Ha tamam trafo
- Ohaa.. ( Topluluk iptal )
Kelime: Telepati
- Hepimizde var çalar ya da hani izleriz biz bunu, hatta aynı başlayan bi program var iğrenç falan......
- Telefon Televizyon televole tele?
- Tamam, ... bi de kedilerin ayağina ne denir; kes birleştir onları...
- Volepati?
- Yuhhh!!
Kelime: Uçak
- Havada uçar ya..
- Leylek
- Yok bunun kanatları var
- Ulen leyleğin yok mu?
Kelime: Kabarmak
- Abi, şimdi Maddeler ısınınca nolur
- Genleşir
- Ha tamam, şimdi pasta yapmak için ne lazım
- Krema
- Başka, pastanın eski hali ne oluyo
- Kek
- Tamam, simdi annen kek yapıyo, diyo ki bu kek artik "bisey oldu,...alıyım " diyo... Ne der orda, genleşme anlamına geliyo
- Genleşti
- Hayır lann,... Genleşti anlamına geliyo...
- Eeee genleşti işte
- Ulan senin anan bu kek genleşti artık alıp yiyelim mi diyo ???
5 sn sessizlik…
- Eveet...
- Ben oynamıyom bunla yaa...
Kelime: Yoyo
- Ya simdi hani böyle var ya... Hani böyle aşağı yukarı sallarlar... Bi dakka ya, ben burda anlatırken sen benim telefonumu mu karıştırıyosun!!!!!
- yoooo
- Hahhh şimdi Alın bu heceyi ikiyle çarpın!
- Yo-yoooo!!!!!
- Aferim lannn...
Kelime: Horoz
- Hani abi gece yatarız, sonra dalarız... yaniiii, nasıl anlatsam...
- Rüya mı abi?
- Yok değil... Hani sonra işe gitmeniz gerekir..
- Uyanırız..
- Hahhhh,... Nasıl uyanırız abi.???
- Telaşla uyanırız, geç kalmışızdır, alarmla uyanırız..... Sürer gider bu.
(Uzun sure sessiz kalır, kasılır eleman.....)
- Amannnn ne kasıyorum ya,... Civcivin babası!!
. - Horozzzzz!.
- Tam isabet..
Kelime : Uyurgezer
Kız : Bak hani ben gece yataktan kalkıyorum dolaşıyorum, yemek yiyorum, ama naap'tığımı bilmiyorum filan.
Erkek : (Suratına bakarak) Ohaa! obez!!!
(Topluluk : mu-hah-ha-ha)
Kız : İğrençsin,... konuşmuyorum..
Kelime : 1 Nisan
- Abi, 31 Mart'tan sonra ne gelir ?
- 32 Mart
- Harbiden bravo yani... Senin gibi lama'dan başka cevap beklenemezdi zaten..
Kelime : Cin Tonik
- İnle kim top oynar?
- Ciinnn!
- Yanında ne iyi gider?
- Toniiik!
Kelime : Sümüklü Böcek
- Hani bi hayvan var spiral şeklinde bi kabuğu var.
- Salyangoz
- Hah ona cok benziyo. Ama sen nezle olunca ne akar burnundan
- Sümük
- Evet evet bu salyangoz benzeri hayvanda bundan var
- Nası yani hayvanın sümüğü mü var?
- Evet. karafatma nedir?
- Hamamböceği
- Hah 2. kelimeyi kes
- Böc
- Yok yok kelimenin tamamı
- Hamamböc
- Allah belanı…
Kelime : Vazelin
- Hani abi böle yüzüne de sürersin kıçına da sürersin?....
- Vazelin!!!!!! Holeeeeyyy
Çocuklar, kıyamet cuma günü şafak vaktinde olacaktır.
- Ama hocam nereye göre şafak vakti? Bizde şafak vaktiyken diğer tarafta gece oluyor..
- Numaran kaçtı senin?
- Ne oldu ki hocam?
- Çok güzel soru sordun 5 vericem..Cevabını bende bilmiyorum.
- Arapça bilenler el kaldırsın…(sadece 1 kişi el kaldırır…)
- Afferim kızım Ayşeeee… Siz niye bilmiyonuz? Nasıl dua ediyonuzzz?
- Hocam ben Türkçe dua ediyorum.
- Olmaazzz! Arapça edicen! Türkçe kabul olmaaazzz!
- Niye hocam, Allah Türkçe bilmiyo mu?
- Haaşaaaa! Sümmee haaaaşaaaa!!!
- Çocuklar Ahiret Gününde bütün herkes tartılacak, sevapları, günahlarından fazla olanlar Sırat köprüsünden geçerek Cennete ulaşacak
- Hocam nasıl bir şey o Sırat köprüsü?
- Kıl gibi ince kılıç gibi keskin
- Eee nasıl geçiyoruz ki biz oradan hocam? Ayağımız acır, duramayız üstünde..
Denge diye bir şey var herkes cehenneme düşer valla böyle hocam.
- Sevabı fazla olanlara o köprü böyle otoban gibi geniş gelecek
- Eee hocam sevabı fazla olanlar geçecekse kıldan köprüye otobana ne gerek var?
Allah sevabı çok olana geç desin, geçsin, az olana Cehenneme git desin, gitsin… Sanki itiraz mı edicez…
- Sus eşşek sıpası aklın ermez senin Allah´ ın işine tövbe sümme haşaaa, tööbeee..
- Bu evren, bu kuşlar, bu böcekler çicekler, hepsi yüce Rab'bimizin bizlere birer armağanıdır..
Kendi vücudunuza bir bakın.. Bu mükemmeliyeti başka kim yapabilirdi ki? Mesela gözlerimiz..
Yüzümüzde, yani ona en uygun yerde.. Gözlerimiz diz kapaklarımızda olsaydı ne kadar çirkin olurdu değil mi?
- İtirazım vaaaaaaaar!…
- Söyle çocuğum!
- Eğer gözlerimiz diz kapaklarımızda olsaydı değşsen hiçbir şey olmazdı, Çünkü herkesin gözleri diz kapaklarında olurdu, o zaman da siz ´´çocuklarım, gözlerimiz yüzümüzde olsaydı ne kadar çirkin olurdu" derdiniz, ben de yine "itirazim vaaaar!.." derdim..
- O derse aldığım kedi yavrusu sınıfta gezerken hoca: "kim soktu bu mendebur hayvanı sınıfa?" diye bağırdı..
- Beeen. ama hocam o da Allah'ın yarattığı bir varlık değil mi? Yazık…
- Eeee tabi, o da Allah-ı teala´nın yarattığı bir mahluk… Hem peygamber efendimiz de severmiş. Ay pek de sevimli kerata…
- Peygamberimiz Hazreti Muhammed salallahu aleyhi vesellem de iftarını hurma ile açarmış…
- Hocam, Mekke´ de iskender kebap mı vardı ki, onunla açssn?
- Sus! terbiyesiz, zındık, kafir!….
- Çocuklarım eğer Dünya Güneşe 1 cm. yakın olsaydı her yer erir, eğer 1 cm uzak olsaydı her taraf donar ve yaşayamazdık….
Allah´ın olduğunu bundan anlayabiliriz.
- Eee iyi de hocam Dünya Güneşe 18 ocakta yakınlaşır 21 Haziranda da uzaklaşır..
Hem de 1 cm değil yaklaşık 2 milyon kilometre… Eeee hiçbir şey olmuyor…
- İşte bu da Allah ´ın bir mucizesidir evladım… Otur.. Laubali, ukala..
Bear_Bull
14-04-2009, 20:54
A Catholic priest and a nun were taking a rare afternoon off
and enjoying a round of golf.
The priest stepped up to the first tee and took a mighty swing.
He missed the ball entirely and said "Shit, I missed."
The good Sister told him to watch his language.
On his next swing, he missed again. "Shit, I missed."
"Father, I'm not going to play with you if you keep swearing,"
the nun said tartly..
The priest promised to do better and the round continued.
On the 4th tee, he misses again. The usual comment followed.
Sister is really mad now and says, "Father John, God is going to
strike you dead if you keep swearing like that."
On the next tee, Father John swings and misses again.
"Shit, I missed."
A terrible rumble is heard and a gigantic bolt of lightning comes
out of the sky and strikes Sister Marie dead in her tracks.
And from the sky comes a booming voice .......
"Shit, I missed."
pek iyi çeviremesede Googleden türkçesi :he::he:
Çeviri: İngilizce » Türkçe
Bir Katolik rahip ve bir rahibe bir nadir öğleden sonra alarak edildi
ve golf bir tur zevk.
Rahip ilk atış için hız ve büyük bir salıncak aldı.
O tamamen top cevapsız ve "Kahretsin, ben özledim" dedi.
İyi Kardeş onun dili izlemek için söyledim.
Bir sonraki salıncak tarihinde yine özledim. "Kahretsin, ben özledim."
"Baba, ben eğer," küfür etmek tutmak size oyanayacak değilim
bu rahibe tartly dedi ..
Rahip daha iyi yapmak için söz verdi ve bu turda devam etti.
4. oyuna tarihinde yine özlüyor. Her zamanki yorum izledi.
Kardeş gerçekten şimdi kızgın olduğunu söyledi ve, "Peder John, Tanrı gidiyor
Eğer tutmak size ölü grev gibi küfür etmek bu. "
Bir sonraki oyuna Açık baba John değişim ve yeniden özlüyor.
"Kahretsin, ben özledim."
Korkunç ve yıldırım dev bir cıvata duyulur gurultu geliyor
out of the Sky ve Rahibe Marie onun parçaları ölü grevler.
Ve gökten gelen bir patlama sesi .......
"Kahretsin, ben özledim."
DUVAR USTASI
14-04-2009, 22:30
Damlaya damlaya göl olur. / Taşıma suyla değirmen dönmez.
İyi insan lafın üstüne gelir. / İti an çomağı hazırla…
Bir elin nesi var iki elin sesi var. / Nerde çokluk orda …luk.
Fazla mal göz çıkarmaz. / Azıcık aşım ağrısız başım…
Kervan yolda düzelir. / Balık baştan kokar.
Söz gümüşse,sükut altındır. / Sükut ikrardan gelir.
Harama uçkur çözülmez. / Güzele bakmak sevaptır.
İki gönül bir olunca samanlık seyran olur. / İki çıplak bir hamama yakışır.
Bülbülün çektiği dili belası… / Bilmemek ayıp değil öğrenmemek (sormamak) ayıp.
Eşeğe altın semer vursan, eşek yine eşektir. / Ye kürküm ye…
Eğri otur doğru konuş… / Doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar.
Düşenin dostu olmaz. / Dost kara günde belli olur.
Ava giden avlanır. / Atın ölümü arpadan olsun.
Erken kalkan yol alır. / Acele işe şeytan karışır.
Birlikten kuvvet doğar. / Körler, sağırlar; birbirlerini ağırlar.
Tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır. / Lafla peynir gemisi yürümez.
Gün ola harman ola… / Perşembenin gelişi çarşambadan bellidir.
Ya olduğun gibi görün ya göründüğün gibi ol. / Hocanın dediğini yap, yaptığını yapma.
İyilik yap denize at. / Merhametten maraz doğar.
Zararın neresinden dönülse kardır. / Gelen gideni aratır.
Yüzü güzel olanın huyu da güzel olur. / Yüzü güzel olanı değil huyu güzel olanı sev.
Akıl akıldan üstündür. / Aklın yolu birdir.
El elden üstündür. / Alet işler el övünür.
Acı patlıcanı kırağı çalmaz. / Kurunun yanında yaş da yanar.
Zorla güzellik olmaz. / Zora dağlar dayanmaz.
Öfke baldan tatlıdır. / Öfke ile kalkan zararla oturur.
İşleyen demir ışıldar. / İnsan yedisinde neyse yetmişinde de odur.
Fazla mal göz çıkarmaz. / Azı karar çoğu zarar.
İnsanın kıymetini insan bilir. / İnsanoğlu çiğ süt emmiş.
Anasına bak kızını al, kenarına bak bezini al. / Beş parmağın beşi birbirine benzemez.
Olmaz olmaz deme… / İş olacağına varır.
Eski dost düşman olmaz. / Güvenme dostuna saman doldurur postuna..
Harama el uzatılmaz. / Üzümü ye bağını sorma…
A Catholic priest and a nun were taking a rare afternoon off
and enjoying a round of golf.
...........
And from the sky comes a booming voice .......
"Shit, I missed."
pek iyi çeviremesede Googleden türkçesi :he::he:
Çeviri: İngilizce » Türkçe
Bir Katolik rahip ve bir rahibe bir nadir öğleden sonra alarak edildi
ve golf bir tur zevk.....
.....
....
."
:kahkah:
HATA: ÇEVİRİ REDDEDİLDİ! Veritabanı kalitesini korumak için alınan bir önlem bu.
Lütfen, bağlantı bilgileriniz dahil her şeyin kaydedilip incelendiğini göz önünde tutarak,
çevrilecek metinde uygunsuz :he: :cool:sözcükler kullanmayın!
Bir gün ASLAN ile KEDİ bir yerde karşılaşmışlar ASLAN kedi yi görünce şaşırmış ve demiş ki ''yahu kedi kardeş sen herşeyinle bana benziyorsun tüylerin aynı,pençelerin aynı,çevikliğin aynı sana ne oldu da böyle ufacık kaldın?'' Aslan'ın bu lafın dan sonra derin bir iç çeken kedi ''Aslan kardeş sen ormanda hür geziyorsun istediğin gibi gel benim gibi sende insanların arasında yaşada görelim'' demiş.
Kedi'nin bu sözlerinden sonra sinirlenen Aslan yanındakilere ''hemen bana bana bir insanoğlu bulun'' demiş ve adamlarını yollamış çevre köylerden birinden zayıf cılız bir çobanı alıp getirmişler Aslan'ın karşısına Aslan gayet sinirli bir şekilde garip çobana çıkışarak ''siz insanoğlu nasıl güçlü bir yaratıksınız ki bu kediyi bu kadar ufak bırakmışsınız'' demiş ve çobana seninle ''düello yapacağız'' demiş...
Garip çoban ise çaresiz ''tamam'' demiş fakat ''senin güçlü kolların var ben bir koşu köye gideyim kollarıma pençe takayım da geleyim'' demiş,Aslan ''peki git'' demiş bu sefer garip çoban ''olmaaaz ya ben gidip gelene kadar sen kaçarsan ben gelene kadar seni şuraya bir yere bağlayayım'' demiş Aslan da kabul etmiş ve hemen çevreden bir urgan bulup aslanı bağlamış uyanık çoban:) tam sırtını dönmüş ki kenerda iri bir sopa var sopayı eline bir almış Aslan'a yermisin yemezmisin çalıyormuş Aslan bir an ''tamam'' demiş ''kazandın pes'' bu arada bu oalanları kenardan izleyen kedi Aslan'a ''ne oldu Aslan kardeş gördünmü'' demiş...
Kedinin bu lafından sonra Aslan '' YAHU KEDİ KARDEŞ SEN BUNLARIN ELİNDE BU KADAR KALMAKLA BİLE BÜYÜK KALMIŞIN'' demiş...:):):)
Uluslararası ölçekte bir kadın araştırması yapan sosyolog, dünyanın çeşitli ülkelerinde kadınlara bir soru sormuş.
"Kocanızı başka bir kadınla yakalarsanız ne yaparsınız?"
Soruya ülkelere göre verilen yanıtlar ise şöyle olmuş:
İsveçli: Neyimi beğenmediğini sorarım.
Rus: Evi terk ederim.
Fransız: Sesimi çıkarmam, sevgilime gider beni teselli etmesini isterim.
İtalyan: Kadını vururum.
İspanyol: Kocamı vururum.
Yunanlı: Her ikisini de vururum.
Türk: Benim kocam yapmaz!
Kadı bir fırının önünden geçerken burnuna güzel bir koku gelmiş.
Vitrinde, güveç içinde nar gibi kızarmış, sahibini bekleyen nefis bir ördek var. Kadı, fırıncıya 'Ben bunu aldım' demiş.
Kadıya itiraz edilir mi? Fırıncı hemen ördeği paket yapıp vermiş.
Az sonra ördeğin sahibi gelmiş: 'Hani bizim ördek?'
Fırıncı boynunu büküp 'Uçtu' deyince iş kavgaya dönüşmüş. Kavga sırasında fırıncı, araya giren bir gayrimüslim müşterinin gözünü çıkarınca korkup kaçmaya başlamış...
Bir duvardan atlarken, bilmeden öteki taraftaki hamile bir kadının üstüne düşmüş. Kadın, çocuğunu düşürdüğü için, kadının kocası da fırıncının peşine düşmüş.
Can havliyle kaçan fırıncının çarpıp devirdiği Yahudi bir vatandaş da kızıp peşlerine takılmış...
Sonunda duruma müdahale eden zaptiyeler hepsini yakalayarak kadının karşısına çıkarmışlar.
Kadı sırayla sormuş... Ördeğin sahibi, 'Bu adam ördeğimi hiç etti' diye şikáyet etmiş.
Kadı, fırıncıya sormuş: 'Ne yaptın bu adamın ördeğini?' Fırıncı 'Uçtu' demiş. Kadı, kara kaplı defterini açmış: 'Ördeğin karşısında tayyar yazılı. Tayyar 'Uçar' anlamına gelir. O halde ördeğin uçması suç değil' diyerek fırıncının beraatine karar vermiş.
Gözü çıkan gayrimüslim vatandaşa sormuş... Onun şikáyetine de kara kaplı defterden bir madde bulmuş: 'Her kim, gayrimüslimin iki gözünü çıkara, o müslimin tek gözü çıkarıla...'
Davacı 'Ne olacak?' diye sorunca kadı, 'Şimdi' demiş, 'Fırıncı senin öbür gözünü de çıkaracak, biz de onun tek gözünü çıkaracağız.'
Tabii gayrimüslim şikáyetinden hemen vazgeçmiş, fırıncı bu davadan da beraat etmiş.
Çocuğunu kaybeden kadının kocasına da kadı, 'Tamam' demiş, 'Karını vereceksin, bu adam yerine yeni çocuk koyacak.'
Böyle olunca fırıncı bu davadan da kurtulmuş. Kadı dönmüş Yahudi'ye: 'Senin şikáyetin ne?'
Yahudi ellerini açmış, 'Ne diyeyim kadı efendi' demiş, 'Adaletinle bin yaşa sen e mi?'
Kıssadan hisse: Ananı öpen kadı ise kime şikáyet edeceksin?
Bugün ülkedeki durum bu!
bikmisbroker
21-04-2009, 22:37
Dede bahcede oynayan torununu izlemektedir.
Kazma kurek oynarken, bir deligin icinde solucan bulur, cekip cikarir solucani. O sirada dedesi bunu fark eder
ve cocugun zekasini olcmek icin yanina gidip,o solucani tekrar delige sokabilir misin diye sorar.
Torun, evet dede diye cevaplar.
dede hafif bir tebessumle,-sen onu delige sok benden sana 10 lira der.
Cocuk iceri, annesinin odasina kosar, sac spreyini kaptigi gibi solucana sikmaya baslar. Solucan kalem gibi
duzelir.Cocuk da sertlesmis solucani aynen cikardigi gibi delige sokar.Dede saskin bir vaziyette torununa 10
lirasini verir.
Ertesi gun ninesi gelip cocugun eline 20 lira sikistirir ve şöyle der;
-seni seniii, sen dedene neler ogretmissin oyle!...
Doktor ve karisi kahvalti masasinda tartisiyorlar. Adam hiddetle masadan kalkar ve "sen zaten yatakta da iyi degilsin" der ve hisimla evi terkeder.
Bir müddet sonra kötü bir hareket yaptigini düsünüp, durumu telafi etmek üzere telefon açmaya karar verir. Kadin telefonu defalarca çaldiktan sonra açar ve adam sinirli bir sekilde sorar; "Telefona cevap vermekte niye bu kadar geciktin?"
"Yataktaydim" der kadin.
"Bu saatte yatakta ne yapiyorsun?"
"Ikinci bir görüs aliyorum."
*BAŞBAKAN*
Günlerden bir gün
Hamama gideceği tuttu,
Başbakan hazretlerinin.
Bir yanında birinci veziri
Bir yanında ikinci veziri
Bir yanında üçüncü veziri.
Sonra efendime söyleyeyim
Peşkircibaşı,
Nalıncıbaşı
Sabuncubaşı.
Velhasıl tam dört yüz kişilik kafile
Peştamal takıp girdiler hamama
Geçtiler kurnaların başına
Üçer beşer.
Başbakan deseniz
Kuruldu göbek taşına
Yan gelip yattı.
Memleketin en ünlü tellakları
Sardılar dört yanını
Kimi elini kaptı, kimi bacağını
Bir keseleme sürtme faslı başladı.
Tam on iki saat
On iki ünlü tellak
İncitmeden keselediler
Hazretin mübarek vücudunu.
Öylesine kir çıktı ki sormayın
Her biri nah parmağım gibi.
Aman efendim bu ne kiri
Demeye kalmadı
Keselerin altında eriyip gitti
Koskoca başbakan!
Bütün maiyet erkânı yerinden fırladı:
- Nettünuz devletliyü?
dediler tellaklara.
Tellaklar cevap verdi:
- Biz yıkadık, keseledik.
Devletlinin kirden ibaret olduğunu bilemedik.
Suç bizde değil.
Neyleyelim,
Kir bitti,
Başbakan elden gitti !!!
Ümit Yaşar Oğuzcan
Ekrem işten çıkmadan önce karısını evden arar;
-Tatlım , patron bir kaç arkadaşıyla beraber komsu vilayetteki
büyük gölde balık avlamaya gidecek, benim de gelmemi istiyor.
Bu hafta sonunu orada geçireceğiz.
Bu benim terfi almam için iyi bir fırsat.
Benim için yeteri kadar giysi ve olta takım çantamı hazırlarmısın?
Direk ofisten çıkacagız ve geçerken evden çantaları alırım. Ha, yeni ipek mavi pijamamı da koymayı unutma.
Karısı biraz işkillenir.
Fakat kocasının istediklerini de yapar.
Hafta başında adam eve gelir, biraz yorgundur
Karısı onu karşılar ve çok balık tutup tutmadığını sorar.
Ekrem: Ha, evet epey balık tuttuk. .
Fakat sana söylediğim pijamayı çantaya koymamışsın.
Karısı: Oltanın bulunduğu takım cantasına koymuştum.
Temel iş için Paris'e gidiyor.
İşlerini bitirip akşam uçagı ile dönmek istiyor. Ama aksilik işte kaçırıyor uçağı. Mecburen
lüks bir otelin yolunu tutuyor. 150 Euro geceliği olan odada sabahlıyor. Sabah
erkenden resepsiyona uğrayıp çıkışını yapacak. Bir bakıyor fatura 400 Euro olmuş.
- Ne bu şimdi? diye soruyor.
- Efendim servis ücretleri 100 Euro TKP ve 150 Euro HKP
toplam 250 Euro, artı 150 Euro oda ücretiyle beraber 400 Euro.
- Neymiş bu TKP?
- Tenis Kortu Parası.
- İyi de ben kullanmadım ki.
- Kullansaydınız efendim. Tam 6 tane nizami tenis kortumuz var, sizler için...
- Ayrıca HKP de Havuz Kullanım Parası oluyor. Umarım severek kullanmışsınızdır. Tam 3 havuzumuz var, bunlardan 2 adeti de tam olimpik.
- Yahu ben havuz mavuz kullanmadım ki.
- Kullansaydınız efendim, hata ettiniz.
Temel bir kağıt ister ve 'TSP 500 Euro' yazar.
- Buyrun sayın resepsiyon bu hesaba göre bana 100
Euro borçlusunuz. Lütfen ödeyin borcunuzu ve acilen vedalaşalım.
- Affedersiniz, nedir bu TSP?
- Canım TSP, Temeli Sevme Parası oluyor.
- Aman efendim, rica ederim. Hiç öyle şey olur mu?
Yapar mıyız biz hiç öyle birşey müşterilerimize.
- Yapsaydınız efendim. Kaldı ki tüm gece de müsaittim yani.
Temel her gün köyden evine gidince paçaları ıslak gidiyormuş. Bir gün köylünün biri sormuş :
-Ya Temel neden senin paçaların hep ıslak?
Temel akıllı ya :
-Deniz kenarına gittiğim zaman bir sigara içiyorum sonra bu sigarayı denize atıyorum. Ondan sonra söndüğünden emin olmak için ayağımı denize sokup tekrar söndürüyorum.
Babası oğluna görgü kurallarını öğretiyordu:
-Örneğin, bir eve gittik. Onları yemek yerken gördük, ilk sözümüz ne olmalı?
-Afiyet olsun.
-Peki neden bu söylenir?
-Neden olacak, buyurun desinler diye!
KARADENIZ
07-05-2009, 19:57
Holywood'un yüzlerce kez işlediği;
'uçakta pilotlar ölür ya da bayılır, yolculardan biri merkezden telsiz talimatıyla uçağı indirir'
klişesinin uyarlanmış hali. ABD de olur da Türkiye'de olmaz mı ? yurdum insanı el atmış mevzuuya.
- aloo, aloo, abi ben kamil koc istanbul-ankara otobüsünden arıyorum. kaptan molada içkiyi fazla kaçırdı herhalde, uyuyor şimdi.
- evlat sakin ol, muavin orda mı?
- hayır, otobüste değil, tanrım ona ne olduğu konusunda hiçbir fikrim yok!
- tamam evlat, hiç korkma, sizi kurtaraca! ğız. şimdi şoförü yavaşça koltuktan yana çek, sen oturacaksın onun yerine.
- ama onu yana çekersem düşer, kendinde değil!
- düşsün pezevenk! oraya senin oturman lazım.
- tamam, oturdum. şimdi ne yapmalıyım?
- direksiyonu tut, ne çok sıkı ne çok gevşek.
- tuttum. çok eğlenceli görünüyor ehu
- evlat, ciddi ol, 40 yolcunun hayatı senin elinde. şimdi; önündeki panelde
bir çok gösterge var değil mi? tam ortadaki büyük olana bak, ne yazıyor
orda?
- bismillahirrahmanirrahim.
- hayır göstergenin üstündeki yazıya değil göstergeye bak! Hız göstergesine bak, kaçla gittiğinizi görebiliyor musun?
- sıfır.
- nasıl sıfır? dikkatli bak.
- sıfır, gerçekten sıfır. ölecek miyiz?
- otobüs duruyor mu gidiyor mu bunu söyle bana seni kuş beyinli!
- duruyooor
- kalk sit tir git eşşoğlueşşek! bize de panik yaptırdın. Şoför uyanınca devam edersiniz
insanligin ilk varoldugu dönemde , adamin
biri seytani
yakalamaya karar vermis.
Ancak bunun için 40 yil Tanri'ya ibadet etmesi
gerekiyormus.
Karisiyla , dostlariyla ve bütün dünyayla
iliskisini
kesmis, kendisini ibadete adamis.
40 yil sonra Tanri , ibadetinin
karsiligi olarak ona
agzi kapali bir sisenin içinde seytani sunmus.
Artik özgürmüs adam.
Dünyada neler olup bittigini görmek, nelerin
degistigini ögrenmek için sabirsizlaniyormus.
siseyi karisina teslim etmis, ona iyi sahip
olmasini söylemis ve disariya çikmis.
Kadincagiz seytani çok merak ediyormus.Ve
merakina yenilip sisenin agzini açivermis...
Açar açmaz da seytan siseden firlayip cikmis
ve gülmeye baslamis.
Merakina engel olamadin ve kocanin 40 yillik
emegini
bosa çikardin ' diye alay etmis kadinla.
Yok canim ' demis kadin. 'Sen hiç o sisenin
içinde olmadin ki
'Nasil olur? ' diye haykirmis seytan. 'Sen de
gördün...siseden çiktim ben ! '
'Hiç o sisenin içinde degildin,
inanmiyorum buna.
Nasil küçücük siseye girebilirsin ki? '
Kafasi atmis seytanin . 'Gireyim de gör !
demis ve yeniden sisenin
içine girivermis.
iste böyle...Adamin seytani hapsetmesi 40
yilini,kadinin ise yalnizca 5 dakikasini almis.
seytan da söyle isyan etmis Tanri'ya :
'TANRIM , MADEM KADINI YARATACAKTIN , O ZAMAN
BENi NEDEN YARATTIN ? '
Maille gelenler:
İzmir'de 15 yil kadar oluyor, macta yanima Karadenizli muthis cenebaz bir vatandasimiz dustu. Gunun olayi idi Natasa konusu. Evli idi, onun da ilgisi vardi Natasalara.. Dayanamadim sordum.
'Karinizi aldatmak nasil bir duygu' diye acaba? Sucluluk duymuyor muydu?
Verdigi cevap su oldu:
- Onlar da kari diye yillarca bizi aldatmislardur da!
Maille gelenler:
Yillar once bir Karadeniz kasabasinda gorev yaparken, kansizlik nedeniyle basvuran bir hastami muayene ediyordum.
Konjoktiva dedigimiz alt goz kapaginin icine bakarken, bir yandan da:
'Amca sende basur mu var?' dedim. Kansizligin bas sebeplerinden biridir ve Karadeniz'de bu duruma sık sık rastlanır.
Amcanin disari cikarken yanindaki arkadasina soyledigini hâlâ hatirlarim.. .
"Ne doktormus be, helal olsun..! Gozumden bakti, ....otumdekini gordu.
Maille gelenler:
Abimiz koyu kahverengi deri, yarim botu alip kasaya yanasiyor.
Kasadaki kiz botlari posete koyarken, sayin abimiz de soruyor;
- 43 lira degil mi?...
- Kiz, 'Ne munasebet' der gibi bakiyor ve 'Bunlar orijinal deri...
İndirimli fiyati 180 lira.'
Abimizin bitis cumleleri, kizcagizin kopus anina denk geliyor;
-Olur mu hanimefendi, bakin altinda 'Size 43' yaziyo
Maille gelenler:
Temizlikçi bir kadın disardan İlkokul diplomasi almak icin sinava girer.
Tabiat bilgisinden sorular ve cevaplar soyle:
-Soru Mide ne is yapar?
-Cevap... Sindirim yapar, yediklerimizi ogutur.
-Soru 'Akciger ne is yapar?'
-Cevap... Solunum yapar, bizi yasatir.
-Soru Kalp ne is yapar?
-Cevap... Dolasim yapar.
-Soru Beyin ne is yapar?
-Cevap... Bizim apartmanda kapicilik yapar.
Maille gelenler:
Tarihte ilk kez Erzurum'a ayna gitmiş.
Adamın biri aynayı görüp eline almış.
Daha önce hiç kendini görmediği için ölen kardeşine benzetmiş karşısındakini.
Adam:- 'Ey gidi gardaşımm. Seni bi daha görmek nasipte varmış'!
Aynayı eve götürüp sarılıp uyumuş kardeşine.
Karısı bakmış adam bi şeye sarılıp uyuyor.
Aynaya bakmış bir kadın! 'Allah belaağı vireee, bu garı da kim?
Bi boka da benzese' diyerek feryat figan evden çıkmış, muhtara gitmiş.
Kadın:- Mığdar, benim herif beni bu çirkin garıyla aldatii.'
Muhtar aynaya bakmış. Sonra düşünceli düşünceli:
- 'Yav bu garıdan çok gavata benziir'!
hisseci_32
21-05-2009, 22:20
• Eger bir berber bir hata yaparsa, bu yeni bir tarzdir...
• Eger bir soför bir hata yaparsa, bu bir kazadir...
• Eger bir doktor bir hata yaparsa, bu bir müdahaledir...
• Eger bir mühendis bir hata yaparsa, bu yeni bir atilimdir...
• Eger ebeveynler bir hata yaparsa, bu yeni bir kusaktir...
• Eger bir politikaci bir hata yaparsa, bu yeni bir hukuk kuralidir...
• Eger bir bilim adami bir hata yaparsa, bu yeni bir kesiftir...
• Eger bir terzi bir hata yaparsa, bu yeni bir modadir...
• Eger bir ögretmen bir hata yaparsa, bu yeni bir teoridir...
• Eger bir patron bir hata yaparsa, bu bizim hatamizdir...
• Eger bir personel bir hata yaparsa, bu bir "HATA" dir
hisseci_32
21-05-2009, 22:22
SARISIN KÜTÜPHANEDE
Sarisinin biri kütüphaneye gitmis ve direk bankoya yönelerek görevliden bir hamburger, bir kola ve bir de patates kizartmasi istemis. Görevlinin saf saf yüzüne baktigini gören sarisin bu sefer daha yüksek sesle:
-Anlatamadim galiba beyfendi, bana bir hamburger, bir kola, bir de patates kizartmasi, demis.
Artik iyice sinirlenen görevli:
-Hanimefendi, burasi kütüphane, demis.
Sarisinin yüzü kipkirmizi olmus, özür dileyip çok çok kisik bir sesle fisildayarak:
-Pardon pardon, bana bir hamburger, bir kola ve bir de patates kizartmasi...
Serenler
22-05-2009, 23:05
Sapka satarak gecinen bir adamin yolu birgun bir ormana dusmus... bi
sure yurudukten sicaktan ve yorgunluktan bunalmis, bir agacin altina
oturmus,
Sapkalarla dolu sepetini de yere koymus, ve uykuya dalmis...
Birkac saat sonra adam tuhaf sesler duyarak uyanmis.. bir de bakmis ki
yanindaki sepet bombos,
Sapkalar gitmis..!! Bir de kafasini kaldirip agaca bakmis ki, agacin
dallarinda bi suru maymun, her
birinin kafasinda adamin sapkalari.... adam
dusunmeye baslamis:
"Ben simdi napicam, sapkalari bu maymunlardan nasil alicam...?"..
Dusunceli bi sekilde kafasini kasirken bi bakmis
maymunlarda adamin taklidini yapiyolar kafalarini kasiyolar...
adam ellerini havaya kaldirmis , maymunlar da aynisini yapmi$lar.. derken
adam
napicagini bulmus.. kendi basindaki sapkasini cikartip yere atmis, tabi
maymunlar
da kafalarindaki sapkalari hemen yere atmislar..adam boylece butun
sapkalari toplayip sepetine koymus...
Aradan 50 yil gecmis... artik adamin bir torunu varmis, o da dedesi gibi
sapka saticisi olmus...
gunlerden birgun onun da yolu ayni ormana dusmus. hava yine cok sicakmis
ve genc adam bir agacin
altina oturmus, sapkalarla dolu sepetini yanina koymus ve uykuya
dalmis.... bir saat sonra uyanmis bir de bakmis sepetin icinde sapkalar
yok?!?!.. derken tuhaf sesler duymus bir de kafasini
kaldirmis ki agacin ustunde bi suru maymun, hepsinin
kafasinda birer sapka.... adam dusunmus: "Dedem yillar once bana bir
hikaye anlatmisti... napicagimi cok iyi biliyorum...."Adam kafasini
kasimaya baslamis, maymunlar da aynisini yapmislar... adam ellerini havaya
kaldirmis, maymunlar da ellerini kaldirmis.... ve adam gulumseyerek kendi
basindaki sapkayi cikarmis
yere firlatmis. o anda maymunlardan biri agactan inmis , adamin yere
attigi sapkayi kapmis, adama da bi tokat atmisve :
"Sadece senin mi deden var lan !..??"
http://img39.imageshack.us/img39/7093/hahasql.jpg (http://img39.imageshack.us/my.php?image=hahasql.jpg)
>>>duyduğum kan anonusu üzerine kan vermek için hasteneye gittim. Kan vermek isteyenlere doldurtulan ve içinde bir çok sorunun olduğu formu doldurmaya başladım. Soruların biri "Son iki yıl içinde cinsel ilişkiye girdiniz mi?" şeklindeydi. Kan alacak hemşireyi beğendiğim ve karşısında karizmayı çizdirmek istemediğim için "evet" cevabını işaretledim. Fakat testi hemşireye verirken gözüm o soruya takıldı. Soruyu yanlış okumuşum. Meğer Son iki yıl içinde eşcinsel ilişkiye girdiniz mi?" diye soruyormuş.. >>>Sonuç: Blimum HIV testlerinin yapılmasını beklemek için saatlerce lobide oturdum. Üstelik bu da yetmiyormuş gibi o güzelim hemşireye de rezil oldum. Neyime benim elin hemşiresini etkilemek. Ver kanını git işte!
>>>Geçtiğimiz ramazanın Kadir Gecesi'nde teravih namazını kılmak için camiye gittim. Erkekler alt bölümde, kadınlar ise perdeyle ayrılmış üst bölmede hepbirlikte namaza durduk. Kadınlar her defasında secdeye 3-4 saniye geç vardıklarından, üstten gelen ses ile bizim hareketlerimiz arasında bir uyumsuzluk başgösterdi. Bu keyfe keder "senkronizasyon sorunu" mahalle >>>imamımızın, akıllara ziyan bir şekilde duruma müdahale ederek üst kata seslenmesi ile son buldu: "Bayanlar! Geç kalmayın, erkeklerle yatıp, >>>erkeklerle kalkın!"
>>>Yer Bahariye, İstanbul. Ana yoldan geçmekte olan bir polis arabasındaki megafondan bir anons yükseliyor: "X plakalı aracın sahibi, lütfen hareket ediniz." Karşı taraftan geçmekte olan diğer bir polis arabasının megafonundan duyulan anons ise şu: "Lütfenini yiyimm Mistafaaaa." Yurdum polisi yaaaa.
>>>Arkadaşımın sevgilisi komiser. Geçenlerde ikisi arabada sohbet ederlerken 'Bilmem kaç merkez, yolda üç tane or...pu var. Tamam.' diye bir telsiz anonsu gelmiş. Erkek arkadaşı çok utanmış ve hemen telsize sarılıp telsizin diğer ucundaki memura ´Bu ne biçim anons, malum kadın deyin biz anlarız.´ diye fırça atmış. On dakika sonra gelen telsiz anonsu ikisini de kahkaha krizine sokmuş. ´Komiserim malum kadınlar or...pu değilmiş.Tamam.´
>>>Trafiğin sıkışık olduğu saatlerde Dolmabahçe´den Beşiktaş´a doğru yürüyordum. Biraz ileride trafikten dolayı yavaş ilerleyen bir polis arabası vardı. Tam o sırada, polis arabasının yanına motorlu bir polis yaklaştı ve bombayı patlattı.´Alırım anahtarını Hasaaan!'.
>>>Altı yaşındaki kızım, babaannesine anne karnındaki bebeğin nasıl geliştiğini sonrasında da doğumun nasıl gerçekleştiğini ayrıntılarıyla >>>anlattıktan sonra "Yalnız, o bebek oraya nasıl giriyor bak işte bir tek >>>onu bilmiyorum." demiş
>>>Öğrencim,verdiğim ödevin son sayfasını tamamlamamış. Nedenini sorduğumda Öğretmenim Aliye başladı, annem bitiremedi" dedi. Yanıtı öyle hoşuma gitti ki kızamadım...
>>>Yıllar önce sahilde arabayla turlarken bir ekip otosu bizi cevirdi ve sordu: "Gençler alkol var mı?", cevabımız: "Yok valla, hepsini içtik."
>>>Benzin istasyonunda arabamın deposunu doldurdum. Kredi kartımla ödeme >>>yapmak için arabamın yanından ayrılmıştım ki bir kadının arabama bindiğini gördüm. Ben şaşkın bir şekilde arabama doğru koştururken kadın hızla istasyondan ayrıldı. Ne olduğunu anlayamadan tekrar geri döndü. Özür dileyerek "Arabaları karıştırmışım." dedi. Arabalarımız benziyor muydu diye merak edenler için sadece şunu söylemek istiyorum: Arabalardan biri beyaz, diğeri siyahtı
>>>Okulumuza yeni atanan Gaziantepli stajyer Türkçe öğretmeninden çıkma teklifi aldım. Halini arz ediş cümlesini aynen aktarıyorum size: "Bacım, vaktiniz varsa özel bir konuda görüşebilir miyiz?" Birlikte olalım mı istiyorsun, "dünya ahiret bacımsın" mesajı mı veriyorsun be adam, ne acayip hitapmış o öyle...
(Bir evin salonu Adam salondaki uzun koltuğa uzanmış, elindeki gazeteyi okumaktadır. İçeriye sıcaktan bunalmış halde karısı girer ve adama bağırır)
- Muharrem Muharrem! Kime diyorum?! Şşştt! Aloooo Muharrem!!
- Ne var Türkan? Niye bağırıyorsun?
- Yaşasın hayattasın. Sonunda bağlantı kurduk.
- Türkan ne diyorsun ya?
- Bir sorum var. Cevap vermeni istiyorum.
- Soldan sağa mı? Yukarıdan aşağı mı? Harf çıkmış mı?
- Harf çıkmamış ama biraz daha o elindeki bulmacayı bırakmazsan olay çıkacak.
- Soruyu alayım.
- Sence biz neden tatile çıkmıyoruz?
- Çıktık ya Türkan! Tatildeyiz işte. Soru bu mu yani? Çok kolaymış!! Hahahaaa!
- Aman ne komik! Sen bu sıcakta bütün gün evde oturmaya tatil diyor olabilirsin ama ben demiyorum Muharrem. Üstelik ben yine ev işleri yapmaya devam ediyorum. Tatil sana geldi bana değil. Ben de tatile çıkmak istiyorum Muharrem. Millet güneye indi, biz hala buradayız farkında mısın?
- Ne o öyle?! Yaz geldi haydaaa güneye in. Mecbur muyuz yani? Göçmen kuşlar gibi. Zamanı geldi göç oraya. Kuş muyuz biz Türkan? Buradaki sıcaktan kaçıp oradaki çöl kumlarına niye yatalım? Kuş beyinli miyiz biz Türkan?
- Bir kere kuş beyinli olan sensin Muharrem. Hala aklın alamadı bir türlü şu tatilde bir yerlere gitme işini di mi? Sorarım sana, 3 gündür neden çöpleri sen çıkarıyorsun da kapıcı almıyor?
- Sahi ya? Nerede o herif?
- Senelik izne çıktı ve Bodrum'a indi.
- Gördün mü? Adam akıllı, tatilde evinde. Bir de bana laf ediyorsun. Bak bodruma inmiş.
- Boşuna kelime oyunu yapma Muharrem. O Bodrum bizim evin bodrumu değil canım.
Sapına kadar Bodrum. Kapıcı Bodrum'da biz buradayız, binayı bekliyoruz.
- Vay adi. Yöneticiye diyordum da inanmıyordu. Çok para veriyoruz biz bu herife çok...
- Muharrem, senin kredi kartıyla tatil diye bir şeyden haberin yok tabii. Taksitle tatil yapılıyor artık. Kredi kartını uzatıyorsun, şak tatildesin.
- Taksitle tatil mi olur Türkan?! Temmuzda bir hafta havuza giricem diye şubatta bir yerlerim donarken para ödiycem öyle mi?
- Aynen öyle. - Yok devenin şnorkeli Türkan.
- Tamam kredi kartıyla gitmeyelim. Peşin para verelim o zaman.
- Kayınvalidem güzel mi benim Türkan?! Senin tatil köyünün bir gecelik fiyatı ne kadar haberin var mı? Evde para bassak yine ödeyemeyiz bir haftalık parayı bilesin.
- Yeteerrr!! Ben anlamam Muharrem. Ben tatile çıkmak istiyorum, tamam mı? Ben havuz kenarında uyumak istiyorum. Ben kalkınca yatağımı toplamamak, sofradan kalkarken bulaşığa kafa yormamak istiyorum. Anladın mııı?! Hemen o elindeki gazetenin tatil ilanları sayfasını açıyorsun ve bana bir tatil köyü buluyorsun, çabuukk!!!
- Hayatta o ufacık yazılara bakamam. Ne o öyle, karınca duası gibi.
- Nıhaaaaaaaa!!!! Hırsss hırssssss!!! Bunu sen istedin Muharrem.
- Türkan kendine gel. Ne yapıyorsun? Giy üstünü başını. Çekil camın önünden. Anaaaa soyundu kadın.
- Tutma beni güneşlenicem. Her yerimi yakıcam. Senin başını da yakıcam. Bak karşıdaki inşaattaki işçiler gördüler bile. Heeeeyyy bana bakıııınnnn!
- Allah seni bildiği gibi yapsın Türkan. Sen beni katil mi ediceksin?
- Sen karar ver Muharrem. Ya beni tatil edersin, ya kendini katil edersin. Nıhahaahahaha!!!!
trakyalı
07-06-2009, 15:30
ALKIŞLAR ÇILGIN TÜRKLERE:)
——————————————
Kaza mahalinde elinde cep telefonuyla koşturup "112′nin numarasi neydiiiii?" diye bagıran sarışına,
——————————————–
Birbirlerine ana avrat küfür eden iki kişinin arasına girip ikisine de birer tokat atan ve "Analar kutsaldır, analara küfür etmeyin, o.çocuklari!!" diyen Karadenizli ağır abiye,
———————————————-
Annesine kızıp, buharlı ütünün içine işemeyi akıl eden! Annesini buram buram çiş kokularıyla iş yerine yollayan! Annesi; ancak arkadaşları ”acayip kokuyorsun” dediğinde işi çözen anneye ve çocuğuna,
———————————————-
Banyonun lambası yanmayınca elektrikler kesik zannedip yarım saat gelmesini bekleyen. Beklerken de canı sıkılmasın diye televizyon seyreden kişiye,
————————————————–
Ailecek televizyon izlerken üst komşu küçük oğlunu göndermiş. Çocuk, anneme ”X teyze, annem dedi ki, bari haberleri açsınlar da, biz de dinleyelim”. Biz de kırmadık, açtık. Ailecek çok iyi niyetli olduğumuzdan, televizyonları bozuk sandık. Yüksek sesten dolayı bize laf soktuklarını anlamamız çocuğun ikinci gelişinden sonra oldu. Bu olayı yaşayan aileye,
————————————————–
Lisedeki Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmenimiz AIDS’in açılımını yapıyor: (A)llaha (İ)syan eden (D)eyyusların (S)onu… diyen hocaya,birer alkış istiyorum:))
————————————————–
Ayrıca aşağıdakiler de birer tebrik hakediyor:
Acı Kaybımız:
3 ay önce ailemize katılan, "Necmi" ismini verdigimiz kaplumbağamız dün vefat etmiş. Aile arasında sade bir törenle evin arka bahçesine gömdük. Hayvancağız durduk yerde can verdiği için gidip, Necmi’yi aldığımız dükkanın sahibine sebebinin ne olabileceğini sorduğumuzda ”Abi onlar kış uykusuna yatar” cevabını almış bulunmaktayız. Hepimizin başı sağolsun. Bu vicdan azabıyla ben de çok yaşamam herhalde.
————————————————–
Annemin Maceraları:
Shrek’in fragmanlarını gösteren bir televizyon kanalında, el ele
tutuşmuş Shrek ve Fiona’yi gören annem, ‘Bunlar Süleyman ve Nazmiye Demirel çifti mi?’ diye sordu! Seçememiş gözleri o mesafeden.
————————————————–
Alfabe:
Ben de bu yıl okula başlayan torunum için kuvvetli bir moral alkışı istiyorum. Daha ikinci gün: ‘örrrtmenim, taa evden buraya tel çizmeye mi geldik, hep yumarlak mı yapcaz, harf felan öretmicen mi?’ deme cesaretini gösterdiği için,
————————————————–
Annem:
"Bu taraf bitti" diye CD’yi arkasına çeviren ve sonra da "CD çalar çalışmıyor!" diye feryat eden anneme alkış az geliyor!
————————————————–
Modem:
Yemek masamın üstünde duran modeme uzun uzun bakan anneanem "Bu ne?" diye sordu. Ben de kolay anlasın diye "Hani benim bilgisayarım var ya, onunla internete giriyorum. İşte internete girmek için o kutu zorunlu" diye uzun uzun açıkladım. Anneannem dinledi beni ve "Yani modem bu" dedi ve konu kapandi…
————————————————–
Yaz Okulu:
Bir alkış da annesine yaz okulunu kazandığı müjdesini veren üniversite ögrencisine gelsin. Bu yaratıcılıga şapka çıkarılır.
————————————————–
Beyin Göçü:
Tikky olduğu her halinden belli olan kızımız Beşiktaş-Taksim
midibüsünde yanındakı arkadaşına dert yanmaktadır. ”Şekerim dördüncü kez girdim ÖSS’ye, ama yine kazanamadım, gidicem sonunda Amerika’ya o olucak. Böyle böyle beyin göçü oluyor işteeaa!” Sen git, masrafları ben karşılıyorum.
————————————————–
Alman Yazar:
Bir alkış da lisede edebiyat dersinde okuduğu şiir bitince sınıfa dönüp "Bu şiiri ünlü Alman yazar Goethe yazmıştır" diyen hocaya, "Niye, kağıt bulamamış mı?" cevabını veren arkadaşa gonderelim.
————————————————–
Düz Mantık:
Eğer bir sokakta yürüyorsanız ve camında ”Bu ev kiralıktır” yazılı bir evin yanından geçip birkaç adım sonra önüne geldiğiniz bir başka evin camında ”Bu da” yazısını görürseniz, bilin ki Trabzon’dasınız.
————————————————–
İngilizce Yazılısı:
Bir alkış da İngilizce sınavında "Nice …….." şeklindeki boşluğu
"Nice mutlu yıllara!" biçiminde dolduran, dahi mi yoksa aptal mı olduğunu henüz anlayamadığımız öğrencime istiyorum.
————————————————–
Hugo’lar Beşledi:
Bir alkış da lisede edebiyat kitabından bir metni tüm sınıfa sesli olarak okurken V. Hugo’ya "Beşinci Hugo" diyen arkadaşımıza gelsin.
————————————————–
Ne Zaman?
Kardeşim karne almıştı; fakat birçok zayıf notu vardı. Annem, babamla beni kenara çekip uyarıları sıralıyordu: "Sakın çocuğun moralini bozmayın, sakın kötü bir şey söylemeyin" uyarılar özellikle babama yönelikti: "Hele de sen, sakın çocuğun gururunu kırma". Babam daha fazla dayanamadı ve sordu: "Karne için ne zaman özür dileyeceğiz?"
————————————————–
Havale:
Bankada gişenin önünde işlemimin yapılmasını bekliyorum. Yanımdaki gişede işlem yaptıran yaşlı teyzeye, işlemini yapan kadın soruyor: "Parayı kim alacak teyze? Alıcısına ne yazalım?" Teyzem cevap veriyor: "Bu paranın hayrını görme inşallah yazalim" evladım.
————————————————–
Lamba:
Dün gece evime giderken yolun tenhalığından olsa gerek kırmızı ışıkta geçtim. Ardından yurdum polisine alkışı hak ettiricek anons: "Bacım o geçtiğin gece lambası değildi; çek sağa".
————————————————–
Hacim nedir?
Öğretmen bir arkadaşımdan naklen: 5. Sınıfların Fen Bilgisi sınavının 2. sorusu: "Hacim nedir? Bir örnek vererek açıklayınız". Öğrencimizden gelen cevap: "Hacdan gelenlere hacim denir. Örnek: Nasılsın hacim?".
cengaver
25-06-2009, 13:02
30 yaşlarındaki tv teklemeye başlamış ,kıyamıyoruz atmaya.Onunla gülüp onunla ağlamışız.Tavsiye üzerine hastanesine gidiyoruz.Usta açıyor içini, bayılacak gibi.Muammer gel, işte tüp budur.Abi nerede bu tüpler,utansınlar.Ben hafif şişinip iftiharla tv ye bakıyorum tasdik edercesine.
Sonuç , yenisi kadar bedel ödeyip muradıma eriyorum.Şimdi hangi çöplükte bilemiyorum.
Böyle pazarlamacılarla fırsata çeviririz krizi.Yeterki doğru adamı bulalım.
85 yaşından da bir adam doğum hanenin kapısında beklemektedir.
Doğumhaneden çıkan doktor şöyle bir bakındıktan sonra yaşlı adama sorar:
Doktor- "içerde doğum yapan bayan yakınınız mı?"
Adam- "Evet,eşim.”
Doktor- "Ama bayan 25 yaşlarında..."
Adam- "Tamam işte, eşim o. Niye şaşırdınız, baba olamaz mıyım yani?"
Doktor- "Yoo, aklıma benim dedem geldi de."
Adam- "Nesi varmış dedenizin?"
Doktor- "Kendisi av meraklısı idi. sürekli ava çıkardı. Ancak yaşlanınca zorlanmaya başladı. Bir gün ava çıkacakken kendisini uyardık, aman yapma dedecim, sen yaşlandın, ava gidemezsin diye. Kendisi Israr etti ve hazırlandı. E, tabi yaşlılık, çıkarken tüfek yerine baston aldı eline. Ben de kendisiyle gittim. Ormanda bayağı yol yürüdükten sonra bir geyik gördük. Dedim ya, dedem yaşlı. Bastonu omzuna koydu, doğrulttu ve geyiğe bastonla ateş etti. Geyik o anda vurulup yere düştü..."
Adam- "Olur mu, başkası vurmuştur onu."
Doktor- "Ben de onu demeye çalışıyorum işte."
http://i42.tinypic.com/29krx1j.jpg
Otomobil kazasında ölen yaşlı çift doğru cennete gönderilirken görevli
anlatmaya baslar:
"$u denize bakan villa sizin.
Yanında tenis kortu, yüzme havuzu ve golf parkuru var.
İstediğiniz herhangi bir şey için su düğmeye basmanız yeterli.. Cennet
görevlileri derhal takdim edecekler.."
Görevli ayrılınca, adam karisini azarlamaya baslar..
"Allah seni kahretsin Vildan, hep senin hatan.."
"Nasıl yani bey ?"
"O Allah'ın belası yürüyüş programların, vitamin hapların, yulaf
çorbaların, içki, sigara yasaklamaların olmasa buraya yıllar önce
gelecektik.. "
Aşk gemisinde, Temel ve Amerikalı John şezlonglara oturmuş, batan
güneşi seyrediyor ve sohbet ediyorlardı.
Temel: "Böyle bir gezi aklımdan bile geçmezdi. Bir yangın fabrikamı kül
etti. Sigorta paramı ödeyince 'Oğlum Temel, bunca yıl eşek gibi çalıştın.
Şimdi tatil zamanı' dedim kendi kendime ve geziye çıktım"
"Tesadüfe bak" dedi John "Benim de çok iyi iş yapan bir restoranım vardı. Bir kasırga,taş üstünde taş bırakmadı. Sigortadan paramı alınca, bu tatile karar verdim"
Uzun bir sessizlik oldu.
Güneş ufukta kaybolurken, sessizliği Temel bozdu: "Kasırgayı nasıl başlattın, Allah aşkına?"
http://img8.imageshack.us/img8/9288/007iqn.jpg
http://img196.imageshack.us/img196/4774/009llt.jpg
http://img269.imageshack.us/img269/193/010eiu.jpg
http://img222.imageshack.us/img222/2324/011wbw.jpg
http://img3.imageshack.us/img3/6789/012sov.jpg
http://img375.imageshack.us/img375/4519/014l.jpg
.....
Temel Londra'da otelin birinin odasında kara kara düşünüyor.
"Yahu" diyor "Ben aşağıda içki isterken
Karadenizli olduğum anlaşılır mı acaba?"
Geçiyor aynanın karşısına ve prova yapıyor.
"Bana bir fiski…
Yok böyle anlarlar. Bana bir raki.
Yok yok..." diyor "Böyle de anlarlar."
En sonunda buluyor ve "Bana bir bira…
Tamam" diyor "Böyle iyi. Anlamazlar."
Ve aşağıya iniyor bara dirseklerini dayıyor ve sesleniyor:
"Barmen bana bir bira."
Barmen Temeli biraz süzdükten sonra soruyor:
"Birader sen Karadenizli misin?" Temel:
"Uuuy, nasıl anladın?" diyor hayretle.
"Çünkü burası resepsiyon, bar karşıda"
YALAN SÖYLEYENE
Padişahın biri: - 'Bana yalan söyleyebilene bir küpdolusu altınvereceğim! 'demiş.
Yalancılar, hemen saraya koşuşturup başlamışlar yalana ;
1.Yalancı: - 'Bir kuş, aslanı kapıp yuvasına götürdü.
'Padişah: - 'Bunun neresi yalan?..'- 'Kuş kartaldır, arslan da kuzu kadar minik bir yavru. Kaptı mı götürür tabii...!'
2.Yalancı: - 'Komşu ülkede bir eşeği kral yaptılar!..
Padişah: -'Ülkenin kralı, pencereden bakınırken tacı nı düşürmüş. Taç da pencerenin altındaki eşeğin başına geçmiş. Taç kimin kafasındaysa, kral o'dur tabii!..'
3.Yalancı: - 'Padişahım, ben gökyüzüne bir ok attım. Altı ay sonra geri döndü!'
Padişah:- 'Senin ok bir ağacın üstüne düşmüştür. Ağaç, sonbaharda yapraklarını dökünce, takılacak yer bulamayıp yere inmiştir.
'Böylece padişah, her yalana gerçek bir bahane bulmuş ve kimse padişaha bu yalandır dedirtememiş.
Ama bir gün :
BİR KAYSERİ'Lİ gelmiş;
- 'Padişahım, sen benim babamdan borç olarak bir küp dolusu altın almıştın. Şimdi geri almaya geldim.
Yalandır dersen ödülümü ver. Yalan değil dersen borcunu öde!..'
suatcancan
01-08-2009, 13:46
Adamın birisi seçimlerde x partisinden aday olur, başlar seçim çalışmalarına. propoğandalar falnan derken eve de misafirleri gelmeye başlar. Burda da yine işte bizim x partisi kazanacak bu seçimleri der başlar konuşmaya o sırada evde de bir papaganı vardır o da; yok yok yalan söylüyor w partisi kazanacak der. Tabi duruma sahibi kızar ama nafile. Derken seçimler gelir çatar. sonuç açıklanır ki papanın degi gibi w partisi kazanmıştır. sahibinin canı sıkkın eve geldiginde ilk şey papaganı gözüne çarpar ve hıncını almak için papaganı tuttugu gibi bahçedeki tavuk kümesinin içine atar ceza olarak. Tabi papagan etrafındakilere bir bakar korku içerisnde bir köşeye çekilir. geceyi korku içerinde geçirdikten sonra sabah olur. Horoz ortaya atlayıp, üüüürüüüüü diye öter hemen tavuklarda ortaya gelerek hizaya geçip dizilirler. duruma anlam veremeyen papagan tavukların arasına geçerek yerini alır. Horoz baştaki tavugu öpüp günaydın der. sıra papagana gelince hemen geriye dogru çekilir; hop horoz efendi biz buraya fuhuştan degil siyasi suçtan geldik!
Bear_Bull
09-08-2009, 14:15
Akşam yemeği esnasında çocuk babasına sorar, Kaç çeşit kadın göğsü vardır?
Baba şaşkınlık içinde cevap verir,
'yavrum 3 çeşit göğüs vardır;
Bayan yirmilerde ise aynı kavun gibidir yuvarlak ve sıkı,
Otuz ve kırklardaysa armut gibidir güzel durur fakat biraz sarkıktır,
elliden sonra ise aynı soğan gibidir.'
'Soğan??'
'Evet, onlara baktığında, seni ağlatır.'
Adamın karısı ve kızı masada çileden çıkar ve kızı annesine sorar;
'Anne kaç çeşit erkek organı vardır?'
Anne biraz gülümseme) ile cevap verir;
'Yavrum 3 çeşit erkek organı vardır.
Erkek yirmilerde ise aynı meşe ağacı gibidir. Sert ve güçlü.
Otuz ve kırklarda ise ıhlamur ağacı gibidir, esnek ama kullanışlı,
ellisinden sonra ise aynı yılbaşı ağacı gibidir.'
'Yılbaşı ağacı??'
'Toplarla süslenmiş ama sadece DEKOR!....' :beurk: :kahkah:
Feminist Kongre Dünya feministler kongresinde,
Amerikan Delegesi Hanımefendi kürsüye gelmiş:
-'Geçen yılın kararlarını aynen uyguladım.
- Eve gider gitmez kocama:
-Bundan sonra temiz çamaşır istersen ,
kendi çamaşırını kendin yıka. Işte makine orda..' dedim.
- Ilk gün bir şey görmedim.
- Ikinci gün bir şey görmedim.
- Üçüncü gün bir baktım, makinenin başında
sadece kendi çamaşırlarını değil, benimkileri de yıkıyor.'
Alman Delegesi söz almış:
'Ben de kararımız gereğince kocama:
- 'Bundan böyle temiz tabakta yemek istiyorsan
kendi bulaşığını kendin yıka' dedim..
- Birinci gün birşey görmedim.
- - Ikinci gün bir şey görmedim.
- Üçüncü gün baktım makinenin başında
sadece kendininkileri değil,benim bulaşıklarımı da yıkıyor.'
Üçüncü konuşmacı bizden TÜRK , feminist kardeşimiz:
'Türkiye'ye döner dönmez kararımız gereğince kocamla konuştum. Ona dedim ki:
'Bundan böyle yemek yemek istiyorsan,
kendin pişirmen gerekecek. Işte mutfak orada..'dedim.
Birinci gün bir şey görmedim.
Ikinci gün birşey görmedim.
Üçüncü gün sol gözüm biraz açılır gibi oldu,hafiften görmeye başladım ...
-Ula Temel, ha bu 5 çocuğuna da niçin ayni ismi verdun?
-Ne yapayum, dayım Musa'ya yarim akillu derdu, Hasan'a da yarim akillu derdu, ben de çocuklarun hepisine de Musa Hasan ismini koymişum...
suatcancan
11-08-2009, 10:49
Kadının birisi kucağında fifi köpeği ile hastaneye gelir. Köpek kadının kucağından atlayıp hemen hastanenin içerisinde dolaşmaya başlar. Ameliyathanenin kapısının önünden geçerken o sırada içerden birisi çıkar. Köpek açılan kapıdan içeri girer, doktorlar da adamın birisine göz nakli yamaktadırlar. Ancak; daha gözün birisini yeni takmışlardır. İkinci göz ise açıkta tasın içerisinde durmaktadır. Köpek ya; kokuyu alır tasın içerisinden gözü kaptığı gibi hemen oracıkta yemeye başlar. DOKTORLAR İKİNCİ GÖZÜ TAKMAK İSTEDİKLARİNDE Bakarlar ki gözü köpek yiyor Doktorun birisi kızar seninle mi uğraşacam der köpeğin ğözününün birini çıkararak adama takarlar. Gözlerini bantlayıp iyleşmesini beklerler. Derken bantlar bir müddet sonra açılır adamı evine gönderirler. ARADA BİR KONTROLA GEL DİYE TEMBİH EDERLER. Bir kontrol iki kontrol derken doktor hastasına sorar nasıl gözlerinden bir şikayetin var mı der? Adam da doktora yok doktor bey gözlerimden çok memnunum görmeyle ilgili bir şikayetim kalmadı ama; her nedense gözümün birisi hep et ve kemik peşinde koşuyor!
BAŞKA KİMSE YOH Mİİİİ
Maho ağa, dağ, bayır gezerken bastığı yere dikkat etmez ve Uçurumdan
yuvarlanmaya başlar. çizgi filmlerdeki gibi, uçurumun yarısında bir ağaç
parçasına zor tutunur. Kendine gelince var gücü ile seslenir;
- Ula yoharida kimse yoh miiiii?.....
Sadece sesi yankılanmaktadır. Aradan biraz zaman geçer.
Bir gayret daha;
- Ula.. sen kimsin?
- Ula yoharida kimse yoh miiiii?....
Hiç ses soluk yoktur. Epey zaman geçer. Hava kararmaya, tutunduğu dal
çatırdamaya başlamıştır. Zaten kolunda da mecal kalmamıştır. Son bir
gayretle ve bağırmaktan kısılmış olan sesi ile:
- Ula, ula yoharida kimse yoh miiii?.....
Derken, nereden geldiği belli olmayan,içinden mi,dışından mı bir ses duyar;
-Ben varım!...
Gözleri parlamış ve azıcık can gelmiştir Maho ağaya;
Ben seni yaratan Allah'ınım.
-Bana bir çare Allahım, ne olur!
Allah;
- Saatlerdir orada sabırla ve isyan etmeden bekledin ey kulum. Bu sabrının
mükafatı olarak senin bütün günahlarını affettim. Bırak elini ve gel cennetime!
Maho Ağa azıcık düşünür;
-Ula.. başka kimse yoh miiiiiii?...
aşağıdaki konuşmaların gerçekten olduğu iddia ediliyor ve deniz navigasyon kanalı 106'dan (finisterra/galicia) kaydedilmiş
ispanyollar: burası a-853, çarpışmadan kaçınmak için lütfen rotanızı 15 derece güneye çevirin. şu anda 25 deniz mili uzaklıktasınız ve tam üzerimize doğru gelmektesiniz.
amerikalılar: asıl siz kendi rotanızı 15 derece kuzeye çevirin.
ispanyollar: negatif! tekrarlıyoruz, rotanızı 15 derece güneye çevirin.
amerikalılar: sizinle abd gemisinin kaptanı konuşuyor, kendi rotanızı derhal 15 derece kuzeye çevirin!
ispanyollar: önerinizi makul ve mümkün bulmuyoruz. bize çarpmak istemiyorsanız rotanızı asıl siz derhal 15 derece güneye çevirin.
amerikalılar: (sesini yükselterek) sizinle abd deniz filosunun büyüklükte ikinci olan uçak gemisi uss lincoln'un kaptanı richard james howard konuşuyor. beraberimizde iki kruvazor, avcı uçakları, dört denizalti var. ayrıca bizi hucumbotlar destekliyor. size tavsiye etmiyorum, emrediyorum ! :grrr:
rotanızı 15 derece kuzeye çevirin, aksi halde filomuzun emniyeti için gereken tedbiri alacağız! :seyt:
derhal rotamızdan çekilin gidin!
ispanyollar: sizinle juan manuel salas alcantara konuşuyor. burada iki kisiyiz. beraberimizde bir köpek, akşam yemeğimiz, iki şişe bira ve bir de kanaryamız var. kanarya şu anda uyuyor.:he:
ayrıca bizi radyo istasyonu cadena dial de la coruna destekliyor. şu anda ispanya'nın finisterra galicia kıyısında ve a-853 numaralı deniz fenerinde olduğumuzu gözönüne alırsak burdan hiç bir yere gitmeye niyetimiz olmadığını söyleyebiliriz. :mad:
deniz fenerimizin ispanya'daki deniz fenerleri arasında büyüklük açısından kaçıncı sırada olduğu konusunda hiç bir fikrimiz yok. kayalık sahillerimize kafadan geçirmek üzere yönlenmiş siktiriboktan geminizin emniyeti için istediğiniz siktiriboktan tedbiri alabilirsiniz. :kahkah:
ama yinede ısrarla tavsiye ediyoruz, rotanizi 15 derece güneye çevirin.:evil:
amerikalilar: okey, anlaşıldı. teşekkürler … :eek: :vurkafa: :oley:
cengaver
25-08-2009, 23:31
Eski GS li yönetici yabancı futbolcuların dışarda özel hayatlarında çok rahat olduklarını anlatıyor.Londra da bir restoranda Beckham sevgilisiyle yemek yiyormuş ve dönüp bakan yokmuş.Beckhamın evli olduğu hatırlatılınca,ne bileyim öpüşüp duruyorlardı.
Dünya Feministler Kongresi’nde konuşmacılar görüş belirtiyor;
Amerikalı bir hanım şöyle der;
“-Ben iyi bir şirketin genel müdiresiyim. Artık alış-veriş yapmaktan bıktım. Kocama ‘Bundan sonra alış-verişi sen yap’ dedim. Baktım birinci gün oralı olmadı, ikinci gün oralı olmadı, üçüncü gün yaptı...”
Alman konuşmacı;
“-Ben iyi bir şirkette üst düzey yöneticiyim. Bir gün kocama ‘Ben artık bulaşıkla ilgilenmekten bıktım. Biraz da sen yap’ dedim. Birinci gün yapmadı, ikinci gün yapmadı, baktım üçüncü gün yapmış...”
Fadime kürsüye çıkmış;
“-Ben kendimi bildim bileli temizlikçiyim. Geçen gün Temel’e ‘Ben artık çamaşır yıkamaktan mahvoldum. Biraz da sen yıka’ dedim. Birinci gün göremedim, ikinci gün göremedim, üçüncü gün gözüm yavaş yavaş görmeye başladı...”
1950'li yıllarda Amerikalı mühendisler gelmiş Türkiye'ye. Bir kısım imar çalışmalarına rehberlik ediyorlarmış.O zamanlarda yol güzergâhını belirleyecek alet yok, eleman yok. Nafı'a mühendisleri eşeği yokuşa sürüyorlar, arkasından elemanlar şeritmetre çekiyor ve eşeğin ayak izlerine kazık çakıp istikamet belirliyorlarmış. Bunu gören Amerikalı mühendis, pratiği kavrayamamış ve sormuş:
- Ne yapıyorlar böyle?
- Rampada yolun güzergâhını belirliyorlar.
- Nasıl yani ,anlayamadım?
- Eşek yüzde 7 eğimin üstüne çıkmaz, biz de eşeğin izinde kazık çakıp rampada yol güzergâhı belirliyoruz demişler.
Amerikalı katılarak gülmeye başlamış. Yatışınca da sormuş:
- Peki, eşek bulamayınca ne yapıyorsunuz?
Yetkili bozgun... cevap vermiş:
- Amerika'dan mühendis getirtiyoruz.
Kamyon Çarpması
Genç çocuk son model Porsche'si ile yolda ilerlerken kırmızı ışıkta durur. Tam o sırada arkadan gelen bir kamyon büyük gürültü ile arabaya çarpar. İkisi de inerler bakarlar ki arabanın arkası haşat.
Kamyonun şoförü gencin ayaklarına kapanır:
"Abicim sen beni affet. Ben 30 yıl çalışsam bunu ödeyemem. Sen şu kardeşini affet" der. Genç bakar ki adamın hakikaten hali vakti pek yerinde değil. Adamı affeder ve arabasına binip yoluna devam eder.
İki, üç ışık sonra tekrar durur. Derken yine büyük bir gürültüyle arabasına arkadan çarparlar. Genç arabadan iner bir de bakar ki yine aynı kamyon şoförü arabasına vurmuştur. Ancak bu sefer şoför kamyondan dışarı çıkmadan sadece kafasını pencereden uzatır ve:
"Abi benim ben... Devam et!"
hisseci_32
30-09-2009, 05:12
İnsanligin ilk var oldugu dönemde , adamin biri seytani yakalamaya karar vermis.
Ancak bunun için 40 yil Tanri'ya ibadet etmesi
gerekiyormus.
Karisiyla , dostlariyla ve bütün dünyayla
iliskisini kesmis, kendisini ibadete adamis.
40 yil sonra Tanri , ibadetinin
karsiligi olarak ona
agzi kapali bir sisenin içinde seytani sunmus.
Artik özgürmüs adam.
Dünyada neler olup bittigini görmek, nelerin
degistigini ögrenmek için sabirsizlaniyormus.
siseyi karisina teslim etmis, ona iyi sahip
olmasini söylemis ve disariya çikmis.
Kadincagiz seytani çok merak ediyormus.Ve
merakina yenilip sisenin agzini açivermis...
Açar açmaz da seytan siseden firlayip cikmis
ve gülmeye baslamis.
Merakina engel olamadin ve kocanin 40 yillik
emegini
bosa çikardin ' diye alay etmis kadinla.
Yok canim ' demis kadin. 'Sen hiç o sisenin
içinde olmadin ki
'Nasil olur? ' diye haykirmis seytan. 'Sen de
gördün...siseden çiktim ben ! '
'Hiç o sisenin içinde degildin,
inanmiyorum buna.
Nasil küçücük siseye girebilirsin ki? '
Kafasi atmis seytanin . 'Gireyim de gör !
demis ve yeniden sisenin
içine girivermis.
iste böyle...Adamin seytani hapsetmesi 40
yilini,kadinin ise yalnizca 5 dakikasini almis.
seytan da söyle isyan etmis Tanri'ya :
'TANRIM , MADEM KADINI YARATACAKTIN , O ZAMAN BENi NEDEN YARATTIN ? '
Serenler
02-10-2009, 10:07
KONTAK LENS
Adam, korkunç bir kazada kulaklarının ikisini birden kaybetmiştir. Bu alışılmadık durum, onu çok hassas ve alıngan bir kişi yapmıştır. Kaza sonucu sigorta şirketinden aldığı rekor tazminat, acısını epey hafifletmiş ve ona her zaman hayalini kurduğu işi kurma olanağı vermiştir.
Gider, gelişmekte olan küçük bir bilgisayar şirketini satın alır. Ancak, hiç yöneticilik deneyimi olmadığını görür ve birini işe almaya karar verir.
Üç aday seçer ve her biriyle tek tek görüşür. İlk aday gayet iyidir ve adam onu sevmeye başlar. Derken adaya sorar: 'Bende alışılmadık birşey görüyor musun?' Adam yanıtlar: 'Eğer onu kastediyorsanız, kulaklarınız yok.' Adam üzülmüştür, derhal adayı odadan kovar.
İkinci aday, birinciden de iyidir. Konuşmanın devamında adam aynı soruyu ona da sorar:
'Bende alışılmadık bir durum görüyor musun?' Aday, 'Evet' der, 'Kulaklarınız yok!' Adam üzgün ve kızgın, onu da dışarı atar.
Derken sıra üçüncü adaya gelir. Üçüncü bizim Temel. Tümünden iyidir. Bütün sorulara mükemmel yanıtlar verir.Adam, heyecanla sorar: 'Bende, alışılmadık bir durum görüyor musun ?'
Temel, 'Evet, kontakt lens kullanıyorsunuz' der.
Adam iyice heyecanlanmıştır:
'Çok iyi! Bu, senin zeki biri olduğunu gösterir. Nasıl anladın ?'
'Ula çok basit,' der Temel: 'Kulakların olsaydı gözlük takardın!'
---
Bear_Bull
02-10-2009, 14:57
http://bl142w.blu142.mail.live.com/mail/SafeRedirect.aspx?hm__tg=http://65.55.175.87/att/GetAttachment.aspx&hm__qs=file%3d1e813da1-3342-4b5d-8700-97277335769d.jpg%26ct%3daW1hZ2UvanBlZw_3d_3d%26nam e%3daW1hZ2UwMDEuanBn%26inline%3d1%26rfc%3d0%26empt y%3dFalse%26imgsrc%3dcid%253a343C5C0271A0490597313 7437B41221E%2540oguf0ce6788544&oneredir=1&ip=10.4.71.8&d=d1789&mf=0&a=01_1210083243674b54d9e219c1b7fc4c3d6ffa516ce741b 709051a5b17d5103086
Türk Havayollarının İstanbul-Wien seferini yapan uçakta inişe doğru pilot anons eder:
'Sayın yolcularımız 25 dakika sonra Viyana havalimanına inis yapacağız, hava parçalı-bulutlu 15 dereceee ........AMAN ALLAHIM!.... ......... ' !....!!!
Ve anons o anda kesilir. Bütün yolcular panik halindedir. Ortalık çalkalanır.
Bir kaç dakika sonra, ki bu yolcular için sanki yıllar kadar uzun sürmüştür;
Pilot: 'Sayın yolcularımız, kusura bakmayın sizleri korkuttum ama hostes yanlışlıkla üstüme bir fincan sıcak kahve döktü, canım çok yandı, pantalonumun ön kısmını bir görseniz!'
Arka sıralarda oturan bir yolcu bağırarak:
'O da birşey mi, sen bizim pantalonların arka kısmını bir görsen'....!!!!
Temel'le Dursun gezerlerken bir kilisenin önünden geçerler.
Temel, Dursun'a :
- "Ula Dursun 5 tagika pekle da; bi günah çıkartayum daa”.
Temel Kiliseye girer Papaz gelir.
- "Söyle evladım ne günah işledin.."
Temel :
- "Zina işledum efendum".
Papaz :
- "Kiminle..?".
Temel :
- "Sağa ne yaa.. haçan çikar gunahimi da cideyum daa ! ".
Papaz :
- "Haa felanca adreste bir karı var.. onunla mı zina ettin..?".
Temel :
- "Yoo".
Papaz :
- "Haa felanca yerde bi karı var onunla mı iş tutuyon..?".
Temel :
- "Yoo".
Papaz :
- "Felanca adreste bir kumarbaz var eve gitmiyo onun
karısını mı beceriyon..?".
Temel :
- "Yok yaa.. tooğbe.. sağa ne, çikarsana günahimu da, cideyum daa".
Papaz :
- "Çıkarmıyom lan !.. yürü git".
Temel'i görünce Dursun :
- "Uyy Demel kardaşum.. terdemiz oldun günahlarunden, kurtildun değul mi..?"
Temel :
- "Yok ula uşağum günahlarumdan kurtulmadum ama çok sağlam uç (3) adres aldum daa"..
Doktor beni morga mi götürüyorsunuz?..
- Evet.
- Ama ben daha ölmedim ki...
- Olsun biz de daha gelmedik zaten...
Bear_Bull
26-11-2009, 13:14
http://666kb.com/i/beft17ohz1owuv45u.gif
KOCAN NEREDE
Genç bir kadın sol gözü mosmor bir halde evine gelmiş.
- aman Allah'ım kim yaptı bunu kızım?
- kocam.
- peki ama o Londra da değil miydi?
- bende öyle zannediyordum anne.
SIYANÜRLÜ KARPUZ
Bir karpuz tarlasıı olan çiftçi her akşam tarlasına çocukların dadandığını ve birkaç karpuzun eksildiğini fark etti. Bir süre düşündükten sonra, tarlaya bir uyarı levhası koymaya karar verdi:
'Dikkat! Karpuzlardan birine siyanür enjekte edildi!'
Ertesi akşam çiftçi karpuz yiyemeden kaçan çocukları keyifle izledi. Bir hafta sonra, çiftçi tarlasında geziyordu. Karpuzlarını denetleyerek eksik olmadığının düşünürken gözü kendi levhasının yanına konan bir levhaya ilişti:
'Şimdi o karpuzlardan iki tane var!'
Powered by vBulletin™ Version 4.0.2 Copyright © 2010 vBulletin Solutions, Inc. All rights reserved.