PDA

View Full Version : Küçük yatırımcının hak arama mücadelesi



YALIN
14-03-2011, 01:42
Biz küçük yatırımcılar borsa yatırımlarımızda neleri baz almalı yada nelerden kendimizi korumalıyız diye onlarca makale okumuşuzdur. Borsada para kazanmanın yollarını anlatan bilimsel yada el yordamı ile hazırlanmış yüzlerde kaynak bulabiliriz ama borsanın ne olduğunu anlamadan bilmeden bu kaynaklardan ne kadar faydalanabilirizki?

Bana göre borsa küçük veya büyük işletmelerin toplam sermayelerinin bir kısım hisselerini halka satarak kendilerine yeni kaynak sağladıkları ve bu hisseleri satınalanların ise bu işletmelere ortak oldukları ve işletmenin faaliyetleri sonucu ortaya çıkan kar rakamınada ortak olunması gereken bir yatırım aracıdır.

Neticede ticari bir işletmedir ortak olunan yatırım aracı.

Bu şekilde oluşan bir yapının içerisine bende para kazanmak istiyorum diye girmiş olan küçük yatırımcıları bekleyen bir sürü tehlikenin varlığını bu satırları okuyan herkes çok iyi biliyordur. Tehlikeleri biliyoruz ama kendimizi nasıl koruyabiliriz diye bir soru sorulmuş olsa ve anket yapılsa belkide büyük çoğunluk grafikteki destek ve direnç seviyelerinde oluşan tuzaklardan bahsedecek yada spekülatörlerin insafsızlığından dem vuracak yada benzeri tuzaklardan örnekler verecektir. Oysa bence en büyük tuzak ortak olduğumuz şirketin kendisinde saklıdır yada başka bir deyimle ortak olduğumuz şirkette bir tuzak vardır yada yoktur. Şirketin mali yapısında ve açıkladığı bilançolarında tuzak yoksa grafikte oluşan tuzaklar geçici yada anlamsız tuzaklar olarak kalacaktır ama şirketin bilançolarında varolan tuzaklar ise her daim küçük yatırımcının para kazanmasına engel olacaktır.

Borsada işlem gören şirketlerin gerçek değerini arttıran yada azaltan unsurlar şirketin kendi mali yapısındaki olumlu veya olumsuz varlıkları yada borçlarıdır, faaliyetlerini ne denli iyi yürütebildikleri yada ne derece zayıf kaldıklarının sonucudur.

Neticede ticari bir işletmedir borsada ortak olduğumuz hisse senedi.

Ve bu ticari işletmeyi ne kadar iyi tanıyabilir ve faaliyetlerini ne kadar yakından takip edersek borsadaki yatırımlarımızda o derece başarılı sonuçlar alabiliriz.

Çok basit bir örnek vermek gerekirse, mahallemizdeki iki bakkalı düşünün birisi göze batan hoş bir tabela ile çok güzel bir vitrin yapmış olsun, sattığı ürünler sürekli taze ve kaliteli olsun, müşterilerine güler yüzlü davranıyor olsun vs. Diğer bakkal ise tabiri caizse sinekli bakkal konumunda kalmış olsun ve her ikiside kendisine ortak almak için gazeteye ilan vermiş olsun… Siz hangisine ortak olmak isterdiniz? Elbette sinekli bakkala ortak olmak istemezdiniz çünkü birinin sinekli bakkal olduğunu biliyorsunuz, diğerinin ise yaptığı işler ortada, yani faaliyetlerini biliyorsunuz ve ona göre seçim yapıyorsunuz.

Borsa denen yatırım aracını bu şekilde düşünürsek ve ortak olduğumuz hisse senedinin neticede ticari bir işletme olduğu bilincine varırsak sadece teknik analizlerdeki grafiklere ortak olmadığımızı anlamış oluruz ve şirketin kendisine ortak olduğumuz bilincine varırız.

Bu topicde neler yapacağız?

Ortak olduğumuz yada ortak olmayı düşündüğümüz şirketlerin faaliyetlerini nasıl analiz edebileceğimizi ve bu şirketlerde gördüğümüz zafiyetler karşısında neler yapmamız gerektiğini tartışmak istiyorum. Çünkü benim ilgi alanım olan şirketlerin mali yapısındaki tuzaklar nedeni ile yıllarca küçük yatırımcının söğüşlendiğini çok iyi biliyorum ve böylesi durumların tespit edilmesi için ben elimden geleni yapacağım.

Peki bilançolardaki düzenekleri farkettik ama kendimizi korumak için nasıl tedbirler almamız gerekiyor?

Bilançolarındaki düzeneklerden dolayı şirketi değersiz gösterip yada elde edilmesi gerek kar rakamlarını gizleyerek ortakları ile kar paylaşmayan şirketlerin piyasa değeri herzaman olması gerekenden daha düşük kalır. İşte böylesi durumları hukuki mercilere taşıyarak böylesi şirketleri daha şeffaf olmaya itebiliriz.

Bu işin hukiki süreci için bildiğim tek yol spk’ya şikayet edilmesidir ama bunun dışında avukat aracılığı ile mahkemeye başvurma yada benzeri konularda varsa yardımcı olabilecek arkadaşlarımızın mutlaka katkılarını bekliyorum.

Kısaca özetlemek gerekirse bu topikde; Bilançolarda tespit edebildiğimiz zaafiyetler hakkında gerekirse şirketten bilgi talebinden tutun da yine gerekirse hukuki yollara başvurular hakkında neler yapabileceğimizi örnekleri tartışmak istiyorum.

İncelemeye aldığım bir şirket ile yazışmalarımızı burada yayınlayarak işe başlamak istiyorum, sayın serenler ortak olduğu şirket ile yaptığı yazışmaları burada yayınlayacak ve mercek altına aldığımız ilk şirket için tespitlerimizi ve şirketten aldığımız yanıtları göreceksiniz. Hatta bu analizlere sizlerde ilavelerde bulunabilir ve ister burada ister şirkete kendiniz direk mail ile sorabilirsiniz ve aldığınız yanıtları da burada bizlerle paylaşırsanız çok daha verimli sonuçlar elde edebiliriz.

Zaten asıl amaçda bu sorgulama sistemin her küçük yatırımcıya örnek olması ve kendi haklarını araması için referans alabileceği bilgilerin ortaya çıkarılmasıdır.

muzaffererdogan
14-03-2011, 03:00
Hocam son derece yararlı bir başlık olduğunu düşünüyorum.

özellikle mümkünse şunu gözardı etmemenizi isterim:
Sizlerin ve başka yazarların da defalarca ifade ettiği gibi gerek faiz oranlarının düşüklüğü, gerekse de insanların borsada hızlı para kazanılacağı dedikoduları bu konudan hiç anlamayan insanları borsaya yöneltmektedir. Kuşkusuz ki sıkça ifade edildiği gibi bilmeyen adamın burada ne işi var denilebilir. Ama bilmeyen adamlar da burada.

Bu nedenle düşüncelerinizin temellerini bilmeyen adamların da anlayabileceği şekilde formalize edebilirseniz çok daha iyi olacaktır.

Yukarıda ifade ettiğim düşüncenin sizin açısından bir zorluk yaratacağını biliyorum. Hatta siz böylesine açıkladığınızda bir sürü insanın açıklamalarınızı da anlayamayacağını biliyorum. Ama ortada bir ihtiyaç var. Bu insanlara bir şeyler anlatabilmek.

Burada düşündüğüm site yönetiminin devtreye girmesidir. Bu bir eleştiri değil, bir öneridir. gerçekleştirilmesinin zor olduğunu da biliyorum. Ama bildiğim bir şey daha var: Bu sitede bu işi gerçekleştirebilecek potansiyel var.

Benim önerim en azından tamal kavramların ayrı bir yerde toplanarak insanlara tek tek cevap vermek yerine oraya atıf(yollama) yapılmasıdır. Bu şekilde birçok gereksiz yinelemeden kurtulunacaktır.

Diğer bir düşüncem ise bu şekilde başlanan bir çalışmanın ekonomi ve borsa konusunda burada yer alan ustaların denetiminden geçerek bir veri tabanı altında toplanması halinde cidi bir bilimsel yapılanmaya önayak olacağıdır. Ben Hisse.net in böyle bir potansiyele sahip olduğunu dşünüyorum.

Saygılar, başarılar.

Serenler
14-03-2011, 07:50
Öncelikle böyle önemli bir konuda çalışma başlattığı ve bu konuda büyük bir emek verdiği ve bundan sonra vereceği için için sayın Yalın hocamıza teşekkür etmek istiyorum.
Kendisinin işi gerçekten oldukça zor. Burada yazacağı bir satırlık bir bilgiyi bile sayfalarca dökümanı okuyarak inceleyerek süzüyor ondan sonra kanaatini oluşturup buraya yazarak sizlerle paylaşıyor. Bu anlamda bu forumu takip eden yatırım yapan ve yapacak olan binlerce insanın bir anlamda vebalini de yüklenmiş oluyor.
Böyle bir topiğe neden ihtiyaç var?
Forumlarda olduğum 15 yıla yakın sürede onbinlerce yatırmcının nerdeyse yüzbinlerce yazısını okudum. Vardığım kanaat şu oldu ki yatırım yaptığı şirketin ne iş yaptığını dahi bilmeyen yatırımcılar gördüm. Hatta seans salonlarında brokere aman Allah şu şirket gidiyor, çabuk benim için şuna bir yapış deyip emir verirken şirketin adını doğru dürüst teleffuz dahi edemeyen birkaç saniyede yatırım yapan insanlar da tanıdım.
Bir gün 2 tavan çekip ertesi sabah tahtası kapanan batan şirketleri tanıdım. Tüm birikim anında uçtu gitti.. yalın hocanın geçen gün topiğinde verdiği örnek de son derece ders niteliğinde bir olaydı. Şirket grafiğine bakan üyelerimiz şirket al verdi diye yorumladılar. Grafik kapanan bir şirkete aitti.
"Yatırım yapan" dedim ama bu cümle kesinlikle yanlış tabii ki. Bu yatırım yapmak değil.
Düşünün çarşıya pazara gidiyorsunuz, kilosu 1 lira olan, gözünüzle gördüğünüz, elinizle tuttuğunuz, en azından kokladığınız kilosu 1 TL olan domatesi bile birkaç saniyede alabiliyor musunuz? En azından birkaç yerde bakıyorsunuz.
Ama kilosu 1 TL olan domatesi alırken gösterdiğiniz titizliği yılardır el emeğiniz,göz nurunuz, çocuklarınızın rızkı, arabanızın parası, belki de bir ömür boyu birikiminiz olan emekli ikramiyenizi çoğu zaman hiç sorgulamadan bul karayı al parayı misali iyi araştırmadığınız bir hisseye basıveriyorsunuz.
Bu durumda bakıyorsunuz sizin birikimleriniz gözünüzün önünde erimeye başlıyor.
Hadi bu olmadı şu hisseye gireyim deyip birilerinin tavsiyesiyle veya orada burada okuduklarınızdan etkilenip oraya atlıyorsunuz orada da aynı hüsran...
Burada yapılacak olan ne?
Hissesini alacağınız şirketi iyice sorgulamak. Hisse hareketlerini incelemek. Tekniğini bilançosunu gözden geçirmek.
Buraya kadar tamam...
Kendinize göre en iyi olduğuna inandığınız şirketi seçtiniz.
Hasbelkader yatırımınızı da yaptınız. Hatta uzunvadeci bile oldunuz.
Ama bir baktınız ki şirkette işler sizin beklediğiniz gibi gitmiyor. Beklediğiniz gibi üretim yok, kar beklediğiniz gibi gelmiyor. Şirket faaliyetleri biraz al gülüm ver gülüm şekline dönüşmüş. Siz de yatırdığınız paranın karşılığını alamadığınızı hissediyorsunuz. Bu arada onca titizlikle araştırıp yatırım yapmış olmanıza rağmen sizin yıllarınız ve paranız gidiyor.
Yani bu kadar titiz davranmanıza onca araştırma yapıp yatırım yapmış olmanıza rağmen durumda bile gene kaybetmekten kurtulamıyorsunuz.
Burada bir örnek olması açısından portföyümün bir kısmıyla 7 yıl önce yatırım yaptığım ülkemizin "Güzide şirketlerinden" biriyle yaptığım yazışma ve sorgulamaları sizlerle paylaşacağız. Konuyu bir uzman olarak titizlikle takibi dolayısıyla elimdeki tüm dökümanları sevgili Yalın hocamıza verdim. O bu bilgileri burada sizlerle paylaşacak.
Bu çalışmanın sizlere rehber olacağı umudunu taşıyorum.
Bu konuda sıkıntılar yaşayan diğer forum üyelerimiz de yapacakları çalışmaları burada paylaşacaklardır.
Burada bir tek şunu istemiyorum:
Elinde bilgi, belge olmadan, şirket bilançolarını, faaliyetlerini incelemeden haklı veya haksız sırf yazıyor veya karalama amacıyla buraya yazmasınlar.
Yazılacak yazılar koskoca şirketleri hedef alıyor, haksız bir yazı yazanı da forumu da sıkıntıya sokabilir. Burada yazılanlarla çizilenlerle şirketlerimizi karalamak, kötülemek gibi bir niyet taşımıyoruz.
Maksadımız üzüm yemek, bağcıyı dövmek de değil..
Ha belki siz haklısınızdır da karşıdakiler işi kılıfına uydurmuş çakal takımı olabilir mi?
Elbette o da kuvvetle muhtemeldir. Bu durumda bile hakkınızı korumak için "Postu deldirmeden" hakkınız aramanın yollarını arayacaksınız. Onlara hem suçlu hem de güçlü olma fırsatını tanımayın.
Yatırım yaparken, hisse alırken sapla samanı ayırmanın zamanı çoktan gelip geçti bile.
Sonuçta Türk yatırımcısının yatırımlarından payı dürüst şirketlerimiz alsın istiyorum.
Haketmeyenler elensin veya kendilerine çekidüzen vererek bu şekilde pay almaya çalışsınlar. Veya şirketleri çok kıymetliyse, karlarını, varlıklarını paylaşmak istemiyorlarsa bir sürü düzenle dalavereyle şirketlerini kendileri soymak yerine borsadan çekilsin karlarını kendileri yesinler. Buradaki insanların emeklerini, birikimlerini, beklentilerini, ümitlerini yemesinler.
Ama burada var olacaklarsa açık, dürüst ve şeffaf olmak zorundadırlar.
Burada yapılacak çalışmaların Tüm yatırımcılara ve şirketlerimize yararlı olacağını umuyorum.
hepinize kolay gelsin.

YALIN
14-03-2011, 09:20
Yayınladığı bilançolardan ve faaliyetlerinden kuşkulandığımız ve bu anlamda incelemeye aldığımız ilk şirketimiz PARK ELEKTRİK ÜRETİM MADENCİLİK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. dir.

Şirkete ilk olarak 28/03/2010 tarihinde yaptığım bir analizi tekrar paylaşarak başlamak istiyorum çünkü bir yıl önce incelediğim ve edindiğim tespitlerin bir yıl sonra nasıl değişimler gösterdiğini görmek faydalı olacaktır.




PARK ELEKTRİK MADENCİLİK

Bakır ve Asfaltit Madencilik ve enerji sektöründe
faaliyet gösteren Şirketin asıl işi bakır ve asfaltit üretimidir
üretim miktarları mevsimsel koşullardan oldukca fazla etkilenmektedir, ciro olarak ise ürettiği ürünler Londra metal borsasından fiyatlandırıldığı için döviz fiyatlarına duyarlıdır. Şirketin faaliyet raporundan aldığım üretim ve satış miktarları şu şekildedir.

Üretim miktarları
http://i42.tinypic.com/2llfux0.jpg

Satış miktarları
http://i44.tinypic.com/sawp01.jpg

Sirketin konsantre tesisinin üretim kapasitesinin yıllık 100.000 DMT oldugu gözönüne
alınacak olursa kapasite kullanım oranında geçen yıla oranla %1 oranında düsüs
gerçeklesmistir.

Şirketin ana ürünü bakır’ın satış fiyatını belirleyen London Metal Borsa’sındaki 2009 yılı bakır fiyat grafiği ise aşağıdaki tablodadır.

http://i41.tinypic.com/r1id4w.jpg

Dikkat edilirse üretim olarak geçtiğimiz yıla göre sadece %1 azalma var ki oldukca iyi bir performanstır. Bakır üründeki satış miktarıda bir önceki yıla göre çokta büyük oranda azalmamıştır. Londra metal borsasında bakır fiyatlarıda 2009 yılı boyunca sürekli yükselmiştir…. Peki o zaman şirketin bilançosu ve gelir tablosu önceki yıla göre 2009 yılında neden bu kadar kötü gelmiştir???? Şimdi 2008 yılı ile 2009 yılı arasında bilanço ve gelir tablosunda yaşanan değişimler ve gelişimleri tek tek inceleyelim ve şirketin cirosunun ve net kar rakamının neden azaldığını tespit etmeye çalışalım.

http://i40.tinypic.com/fc63up.jpg

Tabloda görüldüğü gibi toplam aktifler 2008 yılında 283,7 milyon dan 2009 yılında 335,6 milyon Türk Lirasına yükselmiştir. %18 oranında artmış olan toplam aktiflerin detaylarına bakıldığında ise dönen varlıklar %2 oranında artmış, duran varlıklar ise %87 oranında artmıştır. Dönen varlıklar bilindiği üzere bir yıl içinde nakite dönüşebilecek varlıklardır, bu kalemdeki artış oranı çok yetersiz kalmakla beraber toplam varlıkların %18 artmış olmasının sebebi duran varlıklar kalemindeki maddi olmayan duran varlık kaleminde yaşanan %168 oranındaki büyümeden kaynaklanmaktadır. Bunun açıklaması şudur; toplam varlıklar arttığında dönen varlıklar artıyorsa şirket daha likit olarak büyümüş olur ve bu şekilde büyümenin paraya ve kara dönüşümü daha sağlıklı olur ama duran varlıklar artmışsa likit olmayan ve daha uzun vadede amorti edilebilecek şekilde büyüme yaşanmıştır anlamına gelir.

Çokmu kötü bir durumdur? Hayır, ama bilanço içinde çok daha kötü durumlar var çünkü dönen varlıklar 2009 yılında toplam 235,9 milyon iken bu rakamın 204,7 milyon TL kısmı diğer kısa vadeli alacaklar kaleminde duruyor,,, yani şirketin ortak olduğu yada iştiraklerinden olan alacaklarıdır, buda şirketin toplam varlıklarının %64 oranına denk geliyor. Yani şirketin 100 lirasının 64 lirası diğer ortaklar üzerinde tutuluyor.

Şirketin 2009/12 dönemi dip notları henüz yayınlanmadı ama 2009/9 dönemine ait dip notlardan bu kalemdeki alacakların detayına baktığımda şu sonuçları buldum; Ortaklardan alacaklar 207.760.104 Borçlu şirketler ise ; Park Holding A.Ş. (Ortak) - Park Enerji Ekip.Maden.San.Tic.A.Ş. (Ortak) - Silopi Elektrik Üretim A.Ş. (Grup İçi Şirket) - Personelden Alacakla (Personel) - Diğer İlişkili Taraflardan Alacaklar (Grup İçi Personeli)

Yani Park Elektrik ve Madencilik Şirketi ortak olduğu şirketlere satmış olduğu ürünlerin parasını tahsil etmekte zorluk yaşıyor!!! Yada tahsil etmiyor… Yada borç para vermiş ama almıyor/alamıyor. Şöyle bir mantık kursak; benim bir iş yerim var ve bir arkadaşıma bu iş yerine ortak olması için teklif götürdüm ve 100 TL toplam büyüklüğüm var arkadaşım dedim ve uygun bir rakam karşılığında arkadaşım teklifimi kabul etti ve ortak olduk. Ama daha sonra arkadaşıma dedimki benim ortak olduğum başka şirketlerde var ve benim toplam varlığımın yaklaşık %64 oranı bu ortak olduğum şirketlerden alacak olarak duruyor hemde yıllardır hep bu şekilde çalışıyoruz!!!

Aynı şekilde PRKTE hissesi alanlar bilmelidirki ortak olduğu şirketin %64 ü başka şirketler üzerinde alacak olarak tutuluyor ve buda şirketin karlılığını çok büyük oranda olumsuz etkiliyor.
Oysa ortakları üzerinde tutulan bu para şirketin kasasında olsa neler olurdu biliyormusunuz? Tabloda gördüğünüz gibi 2008 yılı sonunda 7,6 milyon TL değerinde stok bulunuyor 2009 yılı sonunda ise 6,8 milyon TL,,, ürettiği malı ortaklara satmamış olsa stoklarında tutmuş olsa,,, az önce Londra metal borsası fiyat grafiğinde gördüğünüz gibi 2009 yılı boyunca artmış olan bakır fiyatından dolayı şirketin elindeki mal çok daha kıymetli olacaktı. Yada ortak olduğu şirketlere borç vermişse o alacağını tahsil etmiş olsa ve o para ile faaliyetlerini daha etkin hale getirecek yatırımlar yapsa ve karlılığını yükseltse ben eminimki hisse fiyatları çok daha yüksek değerlerde olurdu.

Gelir tablosu kısmına baktığımda ise şöyle ilginç bir gördüm; 2008 yılında 110,7 TL milyon satış rakamına karşılık 37,9 TL milyon maliyet oluşmuş ama 2009 yılında 78,7 milyon TL satış rakamına karşılık 46,4 milyon TL maliyet oluşmuş, yani satışları %29 oranında azalırken maliyetleri %22 oranında artmış. Çok ilginç bir durum değilmi?

Tabloda diğer kalemlerin ve rasyoların değişimşlerini görebilirsiniz.

Netice olarak çok iyi bir sektörde faaliyet gösteren şirketin yapısının ve bilançosunun şeffaf olduğunu söylemek çok güç.

YALIN

Bu tespitlerimden sonra elbette farklı düşünceler olacaktı ve bu anlamda sayıon alcor kendi düşüncelerini şu şekilde ifade etmişti;



Şirketin bakır üretim miktarı (Ton) 2008-2009 yılları kıyaslandığında neredeyse aynı, keza satış miktarları da. Dolayısı ile satış gelirlerinin düşmesinin nedeni çok açık ; bakır fiyatlarının seyri. Aynı üretim miktarları karşılığında 2009 yılı maliyet oranının 2008 yılı maliyet oranına göre daha yüksek olması mantıklıdır. İlk madde ve malzeme giderleri, işçilik giderleri, genel üretim giderleri vb kalemlerdeki artış direkt olarak maliyetlere yansıyacaktır. Eğer ki üretim miktarı önemli ölçüde düşüş, buna karşın maliyetlerde artış olsaydı bu duruma ilginç diyebilirdik. Bence olağan bir durum.

Sevgiler


Sayın alcor arkadaşımızın tespitlerine yanıtım ise şu şekilde olmuştu;



Selamlar sayın alcor
Üretim ve satış miktarları hemen hemen aynı evet ama satış gelirleri 2008 yılına göre 2009 yılında çok düşümüştür ve sizde bunu bakır fiyatlarının seyrine bağlamışsınız.

Bakır fiyatının 2008 yılı ve 2009 yılındaki fiyat seyri aşağıdaki şekildedir.

http://i43.tinypic.com/xbefqt.jpg

2008 yılında bakır fiyatları düşmüş özellikle 2008 yılı ikinci yarısındaki sert düşüş dikkat çekicidir ama buna karşılık 2009 yılı tamamında bakır fiyatının sürekli yükseldiği görülüyor. Şimdi bu durumda mantıken hangi yılın satış gelirlerinin daha yüksek çıkması gerekir? Bence 2009 yılı satış gelirlerinin daha yüksek olması gerekiyor... Ama Park Elektirk şirketinde tersi bir durum var.

Satışlar azalırken üretim miktarları aynı olduğundan malzeme giderleri, işçilik giderleri ve genel üretim giderlerininde artmış olmasını normal bir durum olarak görmüşsünüz. Fakat bu saydığınız gider kalemleri şirketlerin gelir tablosunda zaten ayrı ayrı sınıflandırılır...
Şöyleki;
Aşağıdaki gelir tablosunda gördüğünüz gibi satışların maliyeti satış gelirlerinden düşüldükten sonra 32.2 milyon TL brüt esas faaliyet kar rakamı kalmış daha sonra ise faaliyet giderleri olarak 18 milyon TL düşülmüş ve 14,2 milyon esas faaliyet kar rakamı ortaya çıkmış. Dikkat ettiyseniz sizin sıraladığınız giderler ayrı ayrı hesaplanmış ve muhasebeleştirilmiş ve dolayısıyla satışların maliyeti denilen kalem tek başına oluşan bir kalemdir yani üretim giderleri ve işçilik giderleri dediğiniz giderler faaliyet giderleri ve finansman giderleri olarak ayrıca hesaplanıyor. Benimde dikkatimi çeken şey tek başına hesaplanan satışların maliyeti kalemde yaşanan artıştı.
http://i42.tinypic.com/im3spz.jpg



Grafiğe bakacak olursak, fiyatlar ; 2008 yılının büyük bölümünde 7000-9000 aralığında oluşmuş. Yılın son döneminde ise 3000 seviyelerine düşüş gerçeklemiş. 2009 yılında ise 3000 seviyelerinden 7000 seviyelerine yükseliş yaşanmış. Birim fiyatın (yıllık ortalama) 2009 yılında daha yüksek olduğunu düşünüyorum.

İlk madde ve malzeme giderleri, işçilik giderleri, genel üretim giderleri vb. giderler; Satışların Maliyeti' nin alt kalemleridir, bu giderleri gelir tablosunda göremezsiniz, ancak dipnotlarda mevcuttur. Faaliyet giderleri, finansman giderleri ayrı kalemlerdir.

Sevgiler


Çokta farklı şeylerden bahsetmiyoruz ama neticede şirketin gelirleri düşmüş ve maliyeleri artmış yani başarısız bir yıl geçirilmiş yada benim düşüncemle başarısız gösterilmiş bir yıl geride bırakılmış. Ayrıca ilk raporda bahsettiğim diğer ortaklardan alacaklar konusunu şirket yönetiminin ne kadarda samimiyetsiz olduğunu ortaya koyan bir durum olarak görüyorum. Sizin bu şirket hakkındaki düşünceleriniz nedir? Yada beklentiniz varmı?


Aradan tam bir yıl geçtikten sonra aynı şirketin 2010/09 dönemli bilançosunu inceledim ve ortaya çıkan rahatsızlıklarımı şirketin kendisine bildirmeye karar verdim. Alacağım cevaplar bu şirket hakkında benim ilk etapta edindiğim olumsuzlukları ortadan kaldırabilecekmi acaba? Yoksa benim bu bilançolara olan inançsızlığım dahada pekişecekmi?


Sayın Serenler'in Parkme ile yazışmalarını buraya alalım

07/03/2011 tarihinde şirketin yatırımcı bilgilendirme departmanına ait olan investor.relations@cinergroup.com.tr mail adresine şu yazıyı yazdım.

Uzun yıllardır ortağınız olarak bulunduğum PARK ELEKTRİK ÜRETİM
MADENCİLİK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. hakkında açıklığa kavuşturamadığım bir konuyu size danışmak istedim.

Anlam veremediğim ve sebebini çok merak ettiğim konu şudur; Şirketin aktifleri içerisinde yer alan dönen varlıklar kalemlerinden Diğer Kısa Vadeli Alacaklar kalemi tutarının sürekli yüksek olması. Bahsettiğim kalemdeki alacak rakamı çeşitli dönemlerde değişkenlik göstersede son bilanço dönemi olan 2010/09 dönemindeki rakamlara göre bahse konu kalemdeki rakam şirketin toplam varlıklarının yarısından daha fazladır.

Neden sürekli böylesi yüksek oranlı alacak rakamı iştirak şirketler üzerinde tutuluyor? Son mali dip notlarda da açıklandığı gibi bu alacak rakamından vade farkı tahsil edildiğini biliyorum ama bizim ürettiğimiz bakır ve asfaltit gibi değerli ve fiyatı son yıllarda sürekli yükselen ürünler olduğu düşünülürse yıllık %8,95 olan vade farkının çok az olduğunu kabul etmek gerekir. Yani üretilen ürünler satış yapılmasa ve stokda tutulsa bile bugünkü stok değerinden dolayı şirketin aktiflerinin çok daha yüksek olacağı aşikardır.

Hal böyle iken; uzun yıllar boyu iştirak şirketler üzerinde alacak olarak bekletilen yüksek rakamların, borsada işlem gören bir şirketin büyümesine, karlılığının artmasına ve işlem gördüğü piyasa değerine olumsuz etkilerde bulunduğunu düşünüyorum.

Bilançodaki bu konu ile ilgili beni aydınlatmanızı rica ediyorum

Saygılarımla.



08/03/ 2011 tarihinde şirketten aldığım yanıt ise şu olmuştur.


Sayın xxxx;
İlgi ve dikkatli analiziniz için teşekkür ederiz.
Şirketin ürettiği ürünlerden elde ettiği nakit yeni yatırımlarımız başlayana kadar bankalarda tutulmak yerine grup şirketlerine borç verilmektedir.Yıl Içinde devamlı tahsilatlar olmakla beraber şirketin nakit yaratma gücü nedeniyle rakam büyümektedir. Uygulanan faiz oranı grubun ortalama borçlanma faiz oranı baz alınarak hesaplanmakta olup bu kaynağın altenatif risksiz alanlarda değerlendirilmesine göre daha yüksek gelir elde edilmektedir. Bu işlem SPK düzenlemeleri gereği bağımsız kurumlarca şartların adilliği açısından değerleniyor ve değerleme sonuçları kamuya açıklanıyor.
Öte yandan Şirketin nihai amacı elbette ki mevcut yatırımlarından elde ettiği kazançtan faiz geliri elde etmek değildir. Alacak pozisyonunu yeni yatırımlar başlayıncaya kadar oluşan geçici bir pozisyon olarak değerlendirmek gerekir. Şirketin yatırım planı kesinleşmiş 60 milyon dolar tahmini maliyetli bir hidroelektrik santrali inşa projesi olduğu malumunuzdur. Yine Ceyhan’da bir 250 milyon euro tahmini maliyetli bir doğalgaz çevrim santrali projesi EPDK’da izin aşamasındadır.
Umarız verdiğimiz bilgiler aydınlatıcı olmuştur.

Saygılarımızla

Yatırımcı İlişkileri



Gelen yanıtın geçiştirme bir cevap olduğu açıktır ve elbette benim yetinebilceğim yada şirkette gördüğüm olumsuzlukları ortadan kaldırabilecek bir yanıt hiç değildir. O halde tüm rahatsızlıklarımı tekrar dile getirmeli ve detaylı sorular ile detaylı cevaplar istemeliyim…

08/03/2011 tarihinde şirkete şu sorularımı tekrar yönelttim.


Merhabalar

Bu kadar hızlı bir şekilde cevap verdiğiniz için çok teşekkür ederim. Fakat henüz anlayamadığım veyahutta anlam veremediğim konular var ve bu konularıda dile getirdiğimde aynı hasasiyet ile cevap vereceğinizi düşünüyorum.

Öncelikle, Şirketin ürettiği ürünlerden elde ettiği nakit yeni yatırımlarımız başlayana kadar bankalarda tutulmak yerine grup şirketlerine borç verilmektedir.Yıl içinde devamlı tahsilatlar olmakla beraber şirketin nakit yaratma gücü nedeniyle rakam büyümektedir ve bu alacak durumunu geçici bir pozisyon olarak değerlendirdiğinizi ifade etmişsiniz.

Ben bu durumu şöyle yorumluyorum, yarattığımız nakit fazlası grup şirketlerinde tutuluyor ve bu para karşılığında faiz geliri elde ediliyor ama satılan ürünün benzeri olan değerli metallerin piyasada vade farkları aylık %2 civarında iken biz grubumuzdaki şirketten piyasa faizinden çok daha az bir gelir elde etmiş oluyoruz, ha diyebilirsinizki alacaklı olduğumuz şirket ödemeyi geç yaptığı için vade farkı olarak düşünmüyoruz diyebilirsiniz ama ben kendi adıma düşündüğümde ortak olduğum bir şirketin alacağının vade kaybını düşünmek durumundayım ve son yıllarda ürettiğimiz ürünün fiyatı sürekli yükselirken sattığımız ürünün parası hakettiği değeri görmeli diye düşünüyorum. Ayrıca bu durumun geçici bir süreli pozisyon olduğunu söylemişsiniz ama bilançolarda çok uzun yıllardır aynı durumun olduğu görülüyor ve geçici bir durum olmaktdan ziyade kalıcı bir pozisyon durumunda dır.

Aslında bu konu ile ilişkilendirebilceğim başka bir husus daha var ve bunuda sizinle paylaşmak ve düşüncenizi öğrenmek istiyorum. Yurtiçi satışlarımızın %99 oranını grup içi şirketlere yapıyor olmamızı, grup adına değilde bir küçük yatırımcı olarak kendi adıma düşündüğümde bu satış mantalitesini doğru bir strateji olarak görmüyorum. Çünkü sizler daha iyi bilirsinizki piyasada fiyat çeşitliliği vardır ve her nekadar artı yada eksi yönlü tezahür edebilecek rekabet ortamı olsada piyasadaki fiyat çeşitliliği bakır ürününde bence üretici firma lehine işler ve özellikle şirketimizde nakit sıkıntısı yok ise ve vadeli satışlar yapılacaksa çok eminimki grup içi şirketlerden çok daha yüksek oranlı vade farkı kazancımız olur çünkü değerli maden satışı yapan bir dostumdan biliyorum ve bu yüzden aylık %2 civarı vade farkı olduğunu söylemiştim. Piyasaya yapılabilecek fiyat çeşitliliği barındıran ve vadeli satışlar yapabilme imkanımız var ise bu durum benim borsada ortak olduğum şirket adına çok daha faydalı olacaktır kanaatindeyim çünkü direk karlılığımızı etkileyecek unsurlar ortaya çıkacaktır ama grup içindeki şirketlere yapılan satışların düşük karlılık durumu açıkcası benim gibi küçük yatırımcıların lehine olmayan bir konumdadır.
Ve farklı bir konu olarak 2010 yılındaki grev durumunuda siz değerli ortaklarımdan öğrenmek istiyorum çünkü bu konu ile ilgili resmi haberlerde detaylı açıklama yapılmamıştı. Sadece işçiler arasında çıkan bir tartışmadan dolayı üretim durduruldu demiştiniz birkaç gün sonra ise Türkiye maden iş sendikası ile yapılan toplu iş görüşmeleri sonucu sendikanın grev kararı aldığını beyan etmiştiniz.

Grev kararı alınınca ilk akla gelen şey işçilerin ücretleri ile ilgili anlaşmazlık olduğu tahmin edilir ve bende kendimce bu şekilde değerlendirmiştim, yani maaş rakamları konusunda anlaşılamadığı için grev kararı çıkmıştır diye düşünmüştüm ve çok üzülmüştüm, faaliyet raporlarında benim bu düşüncemi teyid etmiştiniz. Biliyorsunuzki 2010 yılı mayıs ayları bakır fiyatının yükselişe başladığı aylardı ve 2010 yılı boyunca fiyatın yükseleceğide az çok belliydi ve hakikatende bakır fiyatları bugünlere dek yükseldi ve o dönemde benim şirketimin sendikanın grev kararına göz yumması açıkcası beni çok şaşırtmış ve hüsrana uğratmıştı, şimdi siz nakit fazlamız oluyor ve fazla nakitimizi grup içi şirketlerde tutuyoruz dediğinizde benim aklıma bu grev durumu geldi ve madem nakit sorunumuz yoktu ise neden maaş konularında biraz daha taviz verilmedide bakır üretimi için çok ö nemli bir yıl olan 2010 yılında greve gidilmesine göz yumuldu diye sormak istedim.

Ve yine bu konuya ilişkilendirebileceğim farklı bir durum daha, 2010/06 dönemli faaliyet raporunu okudum ve grevden dolayı satışlarımızın azaldığını biliyorum ama 2010 yılının tamamı için henüz faaliyet raporu yayınlanmadı ve benim merakım şudur, grevden dolayı ne kadar üretim kaybımız oldu? Bu üretim kaybına rağmen 2009/09 dönemi ile 2010/09 dönemina ait faaliyet giderleri nasıl odluda eşit rakam denk geldi? Yani üretim azalmış ise faaliyet giderlerinin de azalmasını beklerdim ama 2009 yılındaki yüksek üretim ile 2010 yılındaki düşük üretim miktarları düşünüldüğünde faaliyet giderlerinin eşit olmasına bir anlam veremedim.

Vereceğiniz bilgilerden dolayı şimdiden çok teşekkür eder çalışmalarınızda başarılar dilerim.



10/03/2001 tarihinde şirketten aldığım yanıtlar ise şunlar olmuştur.

Sayın xxxx;

“Ben bu durumu şöyle yorumluyorum, yarattığımız nakit fazlası grup şirketlerinde tutuluyor ve bu para karşılığında faiz geliri elde ediliyor ama satılan ürünün benzeri olan değerli metallerin piyasada vade farkları aylık %2 civarında iken biz grubumuzdaki şirketten piyasa faizinden çok daha az bir gelir elde etmiş oluyoruz, ha diyebilirsinizki alacaklı olduğumuz şirket ödemeyi geç yaptığı için vade farkı olarak düşünmüyoruz diyebilirsiniz ama ben kendi adıma düşündüğümde ortak olduğum bir şirketin alacağının vade kaybını düşünmek durumundayım ve son yıllarda ürettiğimiz ürünün fiyatı sürekli yükselirken sattığımız ürünün parası hakettiği değeri görmeli diye düşünüyorum. Ayrıca bu durumun geçici bir süreli pozisyon olduğunu söylemişsiniz ama bilançolarda çok uzun yıllardır aynı durumun olduğu görülüyor ve geçici bir durum olmaktdan ziyade kalıcı bir pozisyon durumunda dır.” Demişsiniz.


* Değerli metallerin piyasa vade farkları”ndan kastınızın ne olduğunu bilmiyoruz. Satış fiyatlarımız Londra metal borsası fiyatlarıdır. Elimizdeki nakdi yatırım yapılana kadar değerlendirdiğimiz faiz oranı ortalama TL faizidir. Bu açıdan nakit hakettiği değerle değerlenmektedir.
Alacağın bilançolarda bir süredir görüldüğü doğru olmakla birlikte Şirketin yatırım planları bir yandan yürümektedir. Kısa bir süre sonra alacağın tahsil edilmeye başladığını görebileceğiz.



“Aslında bu konu ile ilişkilendirebilceğim başka bir husus daha var ve bunuda sizinle paylaşmak ve düşüncenizi öğrenmek istiyorum. Yurtiçi satışlarımızın %99 oranını grup içi şirketlere yapıyor olmamızı, grup adına değilde bir küçük yatırımcı olarak kendi adıma düşündüğümde bu satış mantalitesini doğru bir strateji olarak görmüyorum. Çünkü sizler daha iyi bilirsinizki piyasada fiyat çeşitliliği vardır ve her nekadar artı yada eksi yönlü tezahür edebilecek rekabet ortamı olsada piyasadaki fiyat çeşitliliği bakır ürününde bence üretici firma lehine işler ve özellikle şirketimizde nakit sıkıntısı yok ise ve vadeli satışlar yapılacaksa çok eminimki grup içi şirketlerden çok daha yüksek oranlı vade farkı kazancımız olur çünkü değerli maden satışı yapan bir dostumdan biliyorum ve bu yüzden aylık %2 civarı vade farkı olduğunu söylemiştim. Piyasaya yapılabilecek fiyat çeşitliliği barındıran ve vadeli satışlar yapabilme imkanımız var ise bu durum benim borsada ortak olduğum şirket adına çok daha faydalı olacaktır kanaatindeyim çünkü direk karlılığımızı etkileyecek unsurlar ortaya çıkacaktır ama grup içindeki şirketlere yapılan satışların düşük karlılık durumu açıkcası benim gibi küçük yatırımcıların lehine olmayan bir konumdadır.”

* Şirketin yurtiçi satış yaptığı ürün bakır değil asfaltittir. Bakırın tamamı yurtdışına satılmaktadır. Asfaltitin tamamı yurtiçinde bir başka grup şirketin satılmaktadır. Asfaltit satışını tek alıcıya yapmamızın nedeni Türkiye’deki tek endüstriyel asfaltit alıcısının bu grup şirketi(Silopi Elektrik A.Ş.) olmasıdır.


“Grev kararı alınınca ilk akla gelen şey işçilerin ücretleri ile ilgili anlaşmazlık olduğu tahmin edilir ve bende kendimce bu şekilde değerlendirmiştim, yani maaş rakamları konusunda anlaşılamadığı için grev kararı çıkmıştır diye düşünmüştüm ve çok üzülmüştüm, faaliyet raporlarında benim bu düşüncemi teyid etmiştiniz. Biliyorsunuzki 2010 yılı mayıs ayları bakır fiyatının yükselişe başladığı aylardı ve 2010 yılı boyunca fiyatın yükseleceğide az çok belliydi ve hakikatende bakır fiyatları bugünlere dek yükseldi ve o dönemde benim şirketimin sendikanın grev kararına göz yumması açıkcası beni çok şaşırtmış ve hüsrana uğratmıştı, şimdi siz nakit fazlamız oluyor ve fazla nakitimizi grup içi şirketlerde tutuyoruz dediğinizde benim aklıma bu grev durumu geldi ve madem nakit sorunumuz yoktu ise neden maaş konularında biraz daha taviz verilmedide bakır üretimi için çok ö nemli bir yıl olan 2010 yılında greve gidilmesine göz yumuldu diye sormak istedim”.

* Kamuya konuyla ilgili yaptığımız açıklamada belirttiğimiz gibi üretime ara verilmesinin nedeni güvenlik sorunlarıydı. Ücret, meselenin küçük bir bölümünü oluşturmaktaydı.




“Ve yine bu konuya ilişkilendirebileceğim farklı bir durum daha, 2010/06 dönemli faaliyet raporunu okudum ve grevden dolayı satışlarımızın azaldığını biliyorum ama 2010 yılının tamamı için henüz faaliyet raporu yayınlanmadı ve benim merakım şudur, grevden dolayı ne kadar üretim kaybımız oldu? Bu üretim kaybına rağmen 2009/09 dönemi ile 2010/09 dönemina ait faaliyet giderleri nasıl odluda eşit rakam denk geldi? Yani üretim azalmış ise faaliyet giderlerinin de azalmasını beklerdim ama 2009 yılındaki yüksek üretim ile 2010 yılındaki düşük üretim miktarları düşünüldüğünde faaliyet giderlerinin eşit olmasına bir anlam veremedim.”

* Şirketin bakır üretim kaybı yaklaşık olarak yarı yarıyadır. Giderlerin üretimle ilgili kısımlarında azalma diğer kısımlarında artış meydana gelmiştir. Ayrıntıntılarını açıklanacak UFRS tablolarında görebileceksiniz.

İlginiz için yeniden teşekkür ediyoruz.

Yatırımcı İlişkileri




Bu yazışmalardan sonra bu konuyu hisse.net bünyesi altında devam ettirmeye ve yapılan sorgulama yada bilgi edinme amacının tüm okuyan ve üye arkadaşlarımızın bilgisine sunmaya karar verdik. Topiğin ilk yazısında da bahsettiğim üzere bu sorgulamaya siz değerli üyelerimizin de düşünce ve katkılarını bekliyoruz. En son yazışmalardan sonra şirketin 2010/12 dönem bilançosu açıklandı ve bu bilançoyuda inceledikten sonra şirketin en son yazısını ve bilanço değerlendirmemi toparlayıp hem buraya hemde şirkete göndereceğim.

Serenler
14-03-2011, 09:21
Buyrun size bir örnek;


:grrr:DEĞERLİ TOPİK YORUMCULARI MERHABA..

Sitemizin Değerli forum yöneticileri birçok arkadaşım gibi benide yaklaşık bir aydır cezalandırdığı için yorum yazmaktan mahrum oldum. Nihayet cezamız bitti ve yine sizlerle beraberim. Umarım ve dilerim ki diğer arkadaşlarda en kısa zamanda tekrar topiğe dönerler. Şirketi yöneten kişilerin aynı zamanda tahtayıda yönettiklerini, yönlendirdiklerini herkes biliyor. Hisse değerini şelale gibi bir anda düşürüp tüm küçük yatırımcılarını büyük zararlara uğratanların suçu yok! sen ne yapıyorsun diye hesap soran bir SPK yetkilisi yok! (ta-ki hisse 1.10 lara düşene dek!) Peki ama bizim gibi küçük yatırımcıların suçu ne? hissemi almak? hayır! değil! hisseyi alacaksın ama isyankar olmayacaksın! seni nekadar zarara uğratsalarda sesini çıkarmayacaksın! kaderine razı olup kıçıyın üzerine oturacaksın. o zaman senden iyi yatırımcı olmaz. Piyasa koşullarına göre her hissede elbette iniş ve çıkışlar olabilir ama marul yeşillik beyefendinin şu kadar hisse alana indirimli ev satacağım vaadiyle 1.80 fiyatının üzerinde 7.5 milyon lotu milletin üzerine yıkıp hisseyi 1.10 lara kadar düşürmesi hangi mantıkla, hangi vicdanla, bağdaştırılabilir? Bu yıkımı yemiş, dişinden-tırnağından artırıp yatırım olsun diye parasını borsaya getirip bu hisseye yatırım yapmış ve kısa sürede parasının yarısı buhar olup uçmuş bir insanın pisikolojisi ne olur? İsyan etmezmi? sesini yükseltmezmi? İstemeyerekte olsa sebep olanlara dilinden bir şeyler dökülmezmi? Adam ne demiş? (söyleyene değil! söylettirene bak) Bu olumsuzlukları yaşadık bir kere ! geri dönüşümüz olamayacağına göre bundan sonrasını ilgiyle takip etmeye çalışacağız tabi. Umarım ve dilerimki sayın Yeşillik

bundan sonra yatırımcılarına daha fazla sıkıntı yaşatmaz. Çünki yaptığı artık doruk noktasına ulaştı.Önümüzdeki günler inşallah yüzümüzün güldüğü gerçek yeşillik günler olur diliyorum. Hoşça kalın arkadaşlar....

Arkadaşımız önünü ardını düşünmeden yatırımını yapmış. Sonuçta büyük bir kayıp ve hüsran yaşamış.
Durumu gerçekten oldukça üzücü. Ama bu kayıp sonrası hakkını uygun şekilde aramayı beceremediği, uygun üslubu kullanamadığı için önce forumda postu deldirmiş. Bu tür olaylar her yönüyle bizleri çok üzüyor.
Kendisine içtenlikle geçmiş olsun diyorum.

sulzer
14-03-2011, 09:47
sn.serenler
Burada bir örnek olması açısından portföyümün bir kısmıyla 7 yıl önce yatırım yaptığım ülkemizin "Güzide şirketlerinden" biriyle yaptığım yazışma ve sorgulamaları sizlerle paylaşacağız. Konuyu bir uzman olarak titizlikle takibi dolayısıyla elimdeki tüm dökümanları sevgili Yalın hocamıza verdim. O bu bilgileri burada sizlerle paylaşacak.
acaba bu güzide şirketimiz vestel.mi ..? şayet bu ise..
sn. apache bu şirketle çok ugraştı yazışmalar oldu sonuç sıfır ..
hatta bir arkadaşımız mahkeme ile hakını aramaya kalkmıştı sonuçları çok agır olacagı için vazgeçmişti..?
acaba ky sövüşlemede spk hiçmi suçu yok ..yukarıda belirtigiz gibi 2 tavan yapıp ertesi gün tahtası kapanan ..acaba bu tavan oluşurken dur bakalım ne bu lahana ne bu turşu deme yetkisini kullanmıyorsa ve bu gibi şirketlerin ekmegine yag sürecek kararlar alıyorsa ve bu şirket başka birine satılıp bu şirketin hakim ortagı parasını alıyor borsada hisse ortagı olmuş gariban ky hak arayamıyor ..madem bu şirket satıldı paranın hepisi mal sahibine degil spk el koyu borsadaki hisadarların parası tedarik edildikten sonra kalan para hakim ortaga verilmesi gerekmezmi ..bunu gibi örnekler çok verilebilir ..?
iyi bir topik sn. yalın aydınlatma amacı ile ..?

merchant
14-03-2011, 12:04
Sn. kaysersose; bu topikte merko gıda hakkındaki şikayetimi paylaşmamı istediler. Öncelikle bilgi verdikleri için teşekkür ederim.

Bu yıl türkiye de domates hasatının azalması ile salça ve domates ürünlerinin satış fiyatlarında yükseliş meydana geldiğini herkes biliyor. Hatta yazın son günlerinde domates fiyatları altın ile yarışmıştı:)

Piyasada salça 5 tl /kg , doğranmış domates 4 Tl / kg satılırken bizde merko gıdanın satış fiyatlarının artacağını umduk. Aylık bildirimleri takip edip satış fiyatlarını kontrol etmeye başladım. Aralık 2010 bildiriminde salça fiyatı 2,8 TL / kg yükselirken, doğranmış salça fiyatlarında herhangi bir yükseliş olmadı. Ama Ocak 2011 bildirimi gelince asıl şoku yaşadım. salça satış fiyatı maliyetinin altına düşmüş!!!

Bunun üzerine firma genel müdürü Duncan ve yardımcısına mail attım. Gelen açıklama aşağıdadır.

Haber 25.02.2011 17:02
***MERKO***MERKO GIDA SANAYİ VE TİCARET A.Ş.( Özel Durum Açıklaması (Genel)

Özet Bilgi : Aylık ortalama satış fiyatlarının oluşumu hak.

AÇIKLAMA:Açıklanacak Özel Durum/Durumlar:Yatırımcılarımızın bazılarından gelen talep üzerine aşağıdaki konu hakkında açıklama gereği hasıl olmuştur.KAP 'nde yayınlanmakta olan İMKB aylık bildirim raporlarımızda salça satış fiyatlarımızın istikrarsız bir seyir takip ettiği görülmektedir. Domates salçasının yurtiçi ve yurtdışında oluşan piyasa fiyatının farklılığı istikrarsızlığın tek nedenidir. Yurt içi satışların ihracata göre daha fazla olduğu aylarda ortalama fiyatlarımız yüksek çıkmakta, ancak ihracatımızın daha fazla olduğu aylarda ise ortalama fiyatlarımız daha düşük seviyelerde oluşmaktadır. Şirketimizin kuruluşundan bugüne ağırlıklı olarak hedefi ve asıl pazarı yurt dışı pazarı olmuştur. Üretim döneminde domates hasadının yetersiz olması nedeniyle, 2010 yılı satış sözleşmeleri gereği teslim edilmesi gereken domates salçası, kendi üretimimiz yanında Yunanistan ve ABD-Kaliforniya 'dan salça tedarik ederek karşılanmaktadır. Böylece şirketimiz uzun vadeli güvenilir tedarikçi sıfatını korumaktadır.Durumu bilgilerinize arz ederiz.Yukarıdaki açıklamalarımızın, Sermaye Piyasası Kurulu'nun Seri: VIII, No:54 sayılı Tebliğinde yeralan esaslara uygun olduğunu, bu konuda/konularda tarafımıza ulaşan bilgileri tam olarak yansıttığını bilgilerin defter, kayıt ve belgelerimize uygun olduğunu, konuyla ilgili bilgileri tam ve doğru olarak elde etmek için gerekli tüm çabaları gösterdiğimizi ve yapılan bu açıklamalardan sorumlu olduğumuzu beyan ederiz.
IMKB


Buradan Merko Gıda yöneticilerine sesleniyorum. Yatırımcınızı kandırmayın... Yeter artık...

Salçayı 1,8 TL / kg ,doğranmış domatesi 0,8 TL / kg satma beceriksizliğini yukarıdaki ifadelerle örtemezsiniz...

resimlerini eklediğim salça ve doğranmış domates fiyatlarını migros sanal marketten aldım. Sizlerde alış veriş yaptığınız marketlerden öğrenebilirsiniz...

http://www.kangurum.com.tr/kangurum3-web/browseShopCatalog.do?shopCategoryId=9311

ATTİLA HAN
14-03-2011, 12:21
BÜTÜN EMEĞİ GEÇEN TÜM FORUMDAŞLARA SAYGILAR VE SEVGİLER ...



***********************
***********************
***********************



..................................... Haydi Çocuklar Aşıya




60.000 ile 70.000 arasında zig/zag çizen ve Tarihi zirvelerinde bulununan''Türk Borsasının''

Önde gelen yetkililerinin '' Akıl Almaz Mücadelesi '' ................

İMKB Başkanı Hüseyin Erkan + SPK Başkanı Akgirayın '' Üstün Hizmet '' anlayışı .........

Vermiş oldukları bu üstün hizmet ve mücadelelerinden en çok kimler yararlanır ?!


Türkiye'de halka arz seferberliğini başlatarak şirketleri borsaya ''davet'' eden
Bu büyük Başkanlarımız ; Aynı zamanda EV HANIMLARINIDA ''davet'' ediyorlar ....

Davet edilen sadece ev hanımlarımı ? Tabiki hayır ...

Ünivesite öğrencilerinide borsaya davet ediyorlar ??

Şimdi ev hanımları ve üniversite öğrencilerinden sonra kim kaldı geriye ??!!!

Tabiki de ; ÇOCUKLAR...!!



********
********
********

....................................... ÇOCUK YATIRIMCI


Akgiray, belediyelerle de işbirliğine gideceklerini aktararak,

yerel borsa eğitimleri de vermeyi düşündüklerini kaydetti.

Akgiray, medyayı da kullanacakları projeyle TV programlarından yararlanacaklarını ve spot reklamlar

yayınlayacaklarını söyledi. ve 'Çocuklar da bu konuda düşünsünler istiyoruz.
İlköğretimi projeye katmak için Milli Eğitim ile yazışıyoruz' dedi......


**********
**********
**********


Aaaa lütfen Atilla Han !! sen şimdi bunları niçin alt alta yazıyorsun ki ... Ünlemler falan filan !!

Niye mi ? Çünkü ben çok olumsuz bir insanım ... yapılan olumlu işlere karşı alerjim var ....

Ya da

Kimbilir ;

SPK ve İMKB başkanının Halk'a ARZ seferberliği menzilindeki ,Ev Hanımları/Üniversite Öğrencileri ve Çocuklar
İÇİN endişelerim vardır !!!

Niye mi ??

Kendileri zaten diyorlar ki / Bu konularda ; Yerel Borsa Eğitimleri için

Medyayı / TV programlarını Kullanıyoruz ve Milli Eğitimle de yazışıyoruz !!

Genel olarak yapmış oldukları çalışmalarında ''iyi niyetli'' bir bakış açısıda mevcut iken ,

Peki neden ? SPK'nın bizzat kendisi Borsa Sanal Yarışmaları düzenler ?!

Hani , Yatırımcılara Orta ve uzun vade anlayışı aşılanacaktı ...

Hani , Yatırımcılara sorgulayacı / araştırıcı bir kimlik verilecekti ...

Peki bu yapılan yarışmalar ile ; öğrencilere / gençlere aşılanan ''anlayış ve kimlik'' nedir ??!

Şimdi bu yapılanlar ile bir ''ÇELİŞKİ'' oluşmadı mı ??
Yaşamımızda varolan saçma sapan çelişkileri ortadan kaldırmak yerine ; yeni yeni çelişkiler üretmek niye ?

Sizlere EL İNSAF demek istiyorum ...

Hayat şartlarının getirisi ile orta 2 terk olan bir eğitimim var ...
Eğitimli insanlara herzaman saygım var ; Ancak
Konusunda eğitim almış uzman kişilerin bu şekilde hareket etmelerini KINIYORUM!!ve kocaman bir YUH çekiyorum...
Ve hatta yumurta atıyorum ya da atmıyorum ! çünkü menemen yapmak daha doyurucu olur ...

Kimbilir,
Şimdi bu yarışmalarda ödül alanlar , yarın birgün FON yöneticisi olursada şaşırmam ...

***

Dilerim ki birgün ;
denetleyenide layıkıyla denetleyen kurum/kurumlar oluşur da ;'' ŞEFFAFLIK'' ile tanışmak nasip olur...

Nedense Şeffaflık deyince kelime benzerliğinden olsa gerek aklıma ; ''ŞEFTALİ'' geliyor ...


Şeftali çekirdeği bir kişiyi kesin olarak ''öldürecek kuvvette siyanür'' içerir.. denilmekte ...

Ancak

Şeftali çekirdeğinin kabuğu yakacak olarak kalorisi yüksek,
kül oranı az ve kükürt oranı düşük ''TEMİZ'' bir enerji kaynağıdır...denilmekte ...

Bu ''ŞEFTALİ'' olayından çıkarabildiğim sonuç ;

DOĞRU işler yapıldığında ''TEMİZ'' ..... YANLIŞ işler yapıldığında ''ZEHİR'' olduğu ...



Sağlıcakla ...



.

YALIN
14-03-2011, 12:22
PARK ELEKTRİK ÜRETİM MADENCİLİK SANAYİİ VE TİCARET A.Ş. nin 2010/12 dönemine ait bilanço mali dip notlarını ve faaliyet raporlarını bilgilerinize sunmak istedim.

Faaliyet raporu: http://kap.gov.tr/yay/Download/Bildirim/Ek/49366.pdf

Mali dip notlar: www.parkelektrik.com.tr/dosyalar/2010%20YILSONU%20MALI%20TABLO.pdf

İlgili kaynakları hep birlikte inceler ve tespit ettiğimiz olumlu yada olumsuz durumları dile getirirsek şirketi tanıyabilme konusunda ortak fikirler üretebiliriz.

Şirketin faaliyetlerine ilişkin edindiğimiz olumlu yada olumsuz tespitleri, (şirketin satışlarının - maliyetlerinin yapılanması - karlılığı ve karlılığın devamlılığı - küçük yatırımcıya bakış açısı vs.) üzerine elde ettğimiz verileri öncelikle şirket yönetimi ile paylaşmak ve olumlu sonuçlar için şirkete teşekkür etmek yada olumsuz gördüğümüz durumların sebeplerini sorgulamak üzere burada bilgilerin çoğalmasını istiyorum. Bu bilgi paylaşımı sonucunda ortak olmayı düşündüğümüz yada ortak olduğumuz şirketleri çok daha iyi tanımış olacağımızı düşünüyorum. Ve gerektiğinde ortaya çıkan bu bilgilerin yasal mercilere ulaştırılması gerektiğini düşünüyorum, böylece belkide herhangi bir şirketin spk tarafından ödüllendirilmesine vesile olacağız yada herhangi bir şirketin spk tarafından cezalandırılmasına ve küçük yatırımcıların korunmasına vesile olacağız.

Bu anlamda ben inanıyorumki hisse.net bünyesinde çok detaylı bilgilerin ortaya çıkarılmasına yardımcı olabilecek bir çok arkadaşımız vardır ve ben bu arkadaşlarımızı bu konuya yardımcı olmaları için davet ediyorum.

Konu ile ilgili olarak ele aldığımız şirketlerin mali yapıları ve yönetim tarzları ile ilgili ve aynı zamanda karşılaşabileceğimiz sorunların çözümünde başvurmamız gerek hukuki süreçler ile ilgili fikirler sunabilecek ve çözüm yolları gösterebilecek arkadaşlara ihtiyacımız vardır.

Derler ya; bir elin nesi var iki elin sesi var.

Haklarımızı korumak adına biz küçük yatırımcıların böylesi bir birlikteliğe ihtiyacımız var.

aro
14-03-2011, 12:49
Buradan Merko Gıda yöneticilerine sesleniyorum. Yatırımcınızı kandırmayın... Yeter artık...
Salçayı 1,8 TL / kg ,doğranmış domatesi 0,8 TL / kg satma beceriksizliğini yukarıdaki ifadelerle örtemezsiniz...Adaletin terazisi hassastır, veya terazisi hassas olan şeye adalet denir. :)

MERKO ile hiç işim olmadı, olacağını da sanmam, dolayısıyla şirketi hiç bilmem. Dışarıdan biri olarak baktığımda, şirketin mazereti (veya bahanesi) tutarlı görünüyor. İşi kılıfına mı uyduruyorlar, yoksa gerçekten haklılar mı, onu bilemem. Ama şirketin savunması geçerli bir temele dayanıyor. Şirketin açıklamalarını tahkik edip geçersizliğini ortaya çıkarmadan bu açıklamayı "kandırma" olarak nitelemek kendi bastığınız temeli çürütür. Çünkü siz veriler ekseninde geçerli bir şikayette bulunmuşsunuz, şirket de buna geçerli bir cevap vermiş (rakam vermese de mantıklı bir sebep göstermiş), bunu daha derinlemesine incelemeden bu cevabı geçersiz saymak, sizi veri ekseninden uzaklaştırır. Ne sizin, ne de şirketin tarafındayım ama, dışarıdan objektif bakınca durum böyle görünüyor bana.

Bu örnekten yola çıkarak bence mühim bir şeyin altını çizmek isterim arkadaşlar. Zarar etmiş olabiliriz, şirketten şüphelenebiliriz, hatta kesin kanaate de sahip olabiliriz. Dahası, kanunen suçlanamasa bile bir şirketin ortaklarını ayan beyan dolandırdığı bariz de olabilir. Ama kendi davamızın sağlığı bakımından daima mantık ve veri dairesi içinde kalmak zorundayız.

Elimizde veriler varken bile bir şirketi mahkemeye vererek veya SPK'ya şikayet ederek sonuç almamız büyük çoğunlukla mümkün olmayacaktır. Zira minareyi çalan kılıfını hazırlar. Bizim 100km öteden gördüğümüz bir çarpıklığı herhalde kılıfına uyduracaklardır. Ama en azından bu gibi şirketleri öylesine afişe edebiliriz ki, şirketin tüm foyasını ortaya çıkarıp, yine de şirketin bunu inkar edebilmesini veya karşı atak yapabilmesini imkansız hale getirebiliriz. Bence yapabileceğimiz en tesirli şey şirketi kamu vicdanı nezdinde yargılamaktır.

Bir şirketin foyasını ortaya çıkarırken baştan bazı kıstasları belirlemek lazım:

1. Ortaya çıkan "suç" çok büyük ihtimalle kılıfına uydurulmuş olacaktır, dolayısıyla kanun veya SPK nezdinde yaptırım imkanı hiç veya çok sınırlı olacaktır.

2. Suçun, jüri (yatırımcı kamuoyu) nezdinde şüpheye yer vermeyecek şekilde delillendirilmesi gerekir. Bunun için kollektif araştırma, veri toplama, mantık / karşı mantıklar geliştirmek gerekir. Yani hem savcı, hem hakim, hem avukat şapkalarını takmamız gerekir.

3. Ortaya konulan deliller (her ne kadar şirketi kanun nezdinde suçlu duruma düşürmese de), suçlamayı yapanların dokunulmazlıklarını hiç delmemelidir. Yani biz şirketi mahkum ettiremesek de, en azından şirket kendini savunamaz, dahası, karşı saldırıda bulunamaz duruma düşürülmelidir.

Aksi takdirde kendi ayağımıza sıkmış oluruz.

kaysersose
14-03-2011, 13:04
Merko ile ilgili düşüncem,

Salça üretimi yapan diğer şirketler gibi
Bu şirket te muhtemelen hammadde sağlayıcıları ile belirli bir dönem belirli bir fiyattan anlaşılırlar
Örneğin domates fiyatlarının aşırı pahallandığı dönemde birkaç salça firması maaliyetlerinin çok değişmeyeceğini
Çünkü hammadde tedarikçileriyle uzun dönem belirli fiyatlardan anlaştıklarını da duyurdular
Bu bağlamda girdi maliyetleri çok artmasa da artan salça fiyatlarıyla karlılıkları çok arttı
Merko'nun savunması çok ilginç.Kar etmek için kurulmuş bir şirket, kar etme olanağıda varken
Daha ucuza (hatta maliyetlerinin alında ) mal sattığını söylemektedir

Şirkete daha yakından bakarsak,
Kısa vadeli borçlarını ödeyebilmek için bir sendikasyon kredisi aşamasındadır
Konunun hakimi Sn.merchant ayrıntılı bilgi verebilir

Tüm bunları üst üste toparladığımızda şirketin açıklamaları güven vermemektedir

Sn aro,
Şirketlerin her işi kılıfına uydurduğu bir gerçektir
Açıklarını yakalamak çok zordur
Fakat bu tür şirketlerin afişe edilmesi bile bence başlığı başarılı kılar
Yatrırımcı nezdinde şüphe uyandırılması bile şirket yöneticilerini daha özenli davranmaya itecektir diye düşünüyorum

merchant
14-03-2011, 13:18
Sn. aro açıklamalarınız için teşekkür ederim.

Şirketin yapmış olduğu açıklama açıkçası beni tatmin etmedi. Sebebi;

Yurtdışından bu ürünleri daha ucuza temin edebiliyor ve alıyorsanız ( yunanistan ve ABD kaliforniyadan alıyorlarmış, aylık bildirimlerde bu belirtilmemiş ) neden ürettiğiniz ürünleri yurtdışına satarsınız !!! Stoğunuzda zaten yeterli ürün yok !!! salçanın fiyatı yanlış hatırlamıyorsam yurtdışında 1$ / kg civarında !!!

yazıda şöyle bir ifade kullansa anlarım...
ithalat yapamadığımız için, mecburen ürettiklerimizi satıyoruz anlarım !!!
ama yurtiçinde 3 TL ve üzerine rahat satabileceğiniz bir ürünü maliyetinin altına yurtdışına satmak ki ticarette yanlış olsa gerek ...

epikur
14-03-2011, 13:57
PARK ELEKTRİK ÜRETİM MADENCİLİK SANAYİİ VE TİCARET A.Ş. nin 2010/12 dönemine ait bilanço mali dip notlarını ve faaliyet raporlarını bilgilerinize sunmak istedim.

Faaliyet raporu: http://kap.gov.tr/yay/Download/Bildirim/Ek/49366.pdf

Mali dip notlar: www.parkelektrik.com.tr/dosyalar/2010%20YILSONU%20MALI%20TABLO.pdf

İlgili kaynakları hep birlikte inceler ve tespit ettiğimiz olumlu yada olumsuz durumları dile getirirsek şirketi tanıyabilme konusunda ortak fikirler üretebiliriz.

Şirketin faaliyetlerine ilişkin edindiğimiz olumlu yada olumsuz tespitleri, (şirketin satışlarının - maliyetlerinin yapılanması - karlılığı ve karlılığın devamlılığı - küçük yatırımcıya bakış açısı vs.) üzerine elde ettğimiz verileri öncelikle şirket yönetimi ile paylaşmak ve olumlu sonuçlar için şirkete teşekkür etmek yada olumsuz gördüğümüz durumların sebeplerini sorgulamak üzere burada bilgilerin çoğalmasını istiyorum. Bu bilgi paylaşımı sonucunda ortak olmayı düşündüğümüz yada ortak olduğumuz şirketleri çok daha iyi tanımış olacağımızı düşünüyorum. Ve gerektiğinde ortaya çıkan bu bilgilerin yasal mercilere ulaştırılması gerektiğini düşünüyorum, böylece belkide herhangi bir şirketin spk tarafından ödüllendirilmesine vesile olacağız yada herhangi bir şirketin spk tarafından cezalandırılmasına ve küçük yatırımcıların korunmasına vesile olacağız.

Bu anlamda ben inanıyorumki hisse.net bünyesinde çok detaylı bilgilerin ortaya çıkarılmasına yardımcı olabilecek bir çok arkadaşımız vardır ve ben bu arkadaşlarımızı bu konuya yardımcı olmaları için davet ediyorum.

Konu ile ilgili olarak ele aldığımız şirketlerin mali yapıları ve yönetim tarzları ile ilgili ve aynı zamanda karşılaşabileceğimiz sorunların çözümünde başvurmamız gerek hukuki süreçler ile ilgili fikirler sunabilecek ve çözüm yolları gösterebilecek arkadaşlara ihtiyacımız vardır.

Derler ya; bir elin nesi var iki elin sesi var.

Haklarımızı korumak adına biz küçük yatırımcıların böylesi bir birlikteliğe ihtiyacımız var.

Dostum, tebrikler. Güzel bir ise soyunmussun. Bu baslikdada diger basliginda oldugu gibi basarili olmani dilerim.

Park Madenciliik Elektrik Üretim bildigim bir sirket degil. Tanimadigim bir sirkette ilk yaptigim sey, sirketin temettü gecmisini kontrol etmektir-huyum kurusun! Cünkü temettü ödemeyi gelenek haline getiren sirketler her zaman sirkete karsi güven olusturmamda ilk temel tasi koymus demektir.
Prkme de bunu göremedim! Neyse bilancosunda bakdigimda yazdiklarinin dogrulugunu görebildim.
Dipnot 9 da:
9. Diger Alacaklar ve Borçlar
31 Aralık 31 Aralık
Kısa vadeli diger alacaklar 2010 2009
Iliskili taraflardan ticari olmayan alacaklar 216.420.851... 204.669.878
Diger çesitli alacaklar 29.041 29.663
Süpheli diger alacaklar karsılıgı (-) (29.041) (29.041)
Verilen depozito ve teminatlar 2.061 55.479
216.422.912 204.725.979

Kısa vadeli diger alacaklar içerisinde yer alan iliskili taraflardan alacak tutarı 216.420.851 TL olup (31
Aralık 2009: 204.669.878 TL), ilgili islemlerin ayrıntısı Not 28’de verilmistir.

Dipnot 28 dede paranin verildigi yer net gözükmekde:

Park Holding A.S. Ortak - 216.420.851 - 216.420.851

Merak ettim Park Holding A.S. kim diye? Ana ortak oldugunu gördüm.
Park Holding A.S nin, . %39,65 ortaklik payi ile.

Yani, ana ortak yüzde 40 gibi istiraki oldugu sirketini, finansman kaynagi olarak kullaniyor ve tüm nakdini, sirketin yararina kullanmak yerine....kendine aktariyor. Ilk izlenim bu!!!!
Ha sirket yazdigi gibi... biz gecici olarak....piyasa faizi üzerinden.. nakdi degerlendiriyoruz gibi basmakalip laflar ve safsatalar ile durumu kurtarmaya bakar Normaldir. :) Bende öyle yapardim! Kim aksini kanitlayabilirki?
Bu hukuken sucmu? Onu arastirmak gerekir. Etik olmadigi kesin!!!

Dostum bilanco analizlerini ve kap bildirilerini incelemeye devam edicegim. Bir seyler dikkatimi cekdikce yazarim. Ama bence ilk adimda, bu verilerin SPK ya ve Borsaya iletilmesi gerekir, bir dosya halinde, isin icinde suc unsuru varmi diye, veya bir inceleme, sorusturma?? yapilmasi konusunda. Bu olasiliklar bile sirketi belki dogru yola dönmeye sevkedebilir. Zaten senelerdir sirketi nakit kaynagi olarak kullanmislar, sirketi gelistirecekleri yerde! :) Belki artik parayi yavas Ciner'in ana kasasi olan Park Holding'den tahsil edip sirketin kendisinede yatirim yapabilirler.

Not: Bence Merko ile olan iletileri ayri bir baslikda toplamakda fayda var! Yoksa burasi takip edilemez sekilde corba olacagi kesin- pardon salca! :)

aro
14-03-2011, 14:11
Şirketlerin her işi kılıfına uydurduğu bir gerçektir
Açıklarını yakalamak çok zordur
Fakat bu tür şirketlerin afişe edilmesi bile bence başlığı başarılı kılar
Yatrırımcı nezdinde şüphe uyandırılması bile şirket yöneticilerini daha özenli davranmaya itecektir diye düşünüyorumŞirketlerin işi kılıfına uydurmaları neticesinde kanun/SPK yerine kamuoyu nezdinde yargılanmasının kötü olduğu kadar iyi bir yanı da var. Kötü yanı bariz: Adamın bileğine kelepçeyi geçiremiyoruz. İyi yanı ise, mahkemede işe yaramayacak olan, fakat yatırımcı kamuoyu (jüri) nezdinde en az kesin delil kadar etkili olan "dolaylı delil" (legal literatürdeki teknik ismini bilmiyorum ama "circumstantial evidence") kullanabilme özgürlüğü. Dolaylı delil ile bir şirketi alenen "hırsız" veya "dolandırıcı" olarak niteleyemeyiz belki (karşı dava açma hakkı doğurabilir) ama, herkes şirketin ne olup olmadığını gayet iyi anlar. :)

Mesela bir şirkete ait hisse hareketleri, "sermaye azaltıp, eşanlı olarak bedelli sermaye arttırma" maharetleri, vs. bunlar hep birer dolaylı delildir, ve masaya yatırılıp iyice enine boyuna insanlara açıklandığında, artık şirketi "hırsız" olarak nitelemeye gerek kalmadan herkes durumu gayet güzel anlar. Ve şirketin de yutkunmaktan başka verebileceği bir cevap olmaz.

Ama işte burada kantarın topuzunu iyi ayarlamak lazım. Kelimelerin dozajını iyi ayarlamak lazım. Bir de, dolaylı delil dahi olsa, delil ile kanaat arasındaki kalın çizgiye çok dikkat etmek lazım bence. Duruma uygun bir söz vardı ama hatırlayamadım. Köşeye sıkıştırmaya çalışırken kendimiz köşeye sıkışmayalım yani.


Sn. aro açıklamalarınız için teşekkür ederim.
Şirketin yapmış olduğu açıklama açıkçası beni tatmin etmedi. Sebebi;
Rica ederim. :)

Gerek kaysersose'nin gerekse sizinki bence de çok mantıklı bir açıklama. Buna istinaden, şirketin en hafifinden "basiretli tüccar" şartlarına uygun davranmayarak ortaklarının mağduriyetine sebebiyet verdiği gerekçesiyle SPK'ya başvuruda bulunabilinir sanırım. Hatta bir işletmenin "basiretli tüccar" olması kanuni bir zorunluluk diye biliyorum. O durumda mahkeme yolu da açık olabilir belki.

Bu da aklıma bir şey getirdi. Organize olmadan kişisel olarak şirketlerle kanun nezdinde mücadele etmek çok zor veya imkansız gibi bir şey olsa gerek. Acaba BORYAD veya benzeri kuruluşların bu konuda bir çözümleri olabilir mi? Mesela ücretsiz avukatlık hizmeti bile olsa büyük bir şey olur bence.


Not: Bence Merko ile olan iletileri ayri bir baslikda toplamakda fayda var! Yoksa burasi takip edilemez sekilde corba olacagi kesin- pardon salca! :)Haklısınız. Ben de konuyu salçaya çevirmek istemiyordum ama, MERKO'yu örnek alarak aslında topiğe katkısı olabileceğini sandığım daha başka bir şeyden bahsetmeye çalıştım. :)

YALIN
14-03-2011, 14:53
Dipnot 9 da:
9. Diger Alacaklar ve Borçlar
31 Aralık 31 Aralık
Kısa vadeli diger alacaklar 2010 2009
Iliskili taraflardan ticari olmayan alacaklar 216.420.851... 204.669.878
Diger çesitli alacaklar 29.041 29.663
Süpheli diger alacaklar karsılıgı (-) (29.041) (29.041)
Verilen depozito ve teminatlar 2.061 55.479
216.422.912 204.725.979

Kısa vadeli diger alacaklar içerisinde yer alan iliskili taraflardan alacak tutarı 216.420.851 TL olup (31
Aralık 2009: 204.669.878 TL), ilgili islemlerin ayrıntısı Not 28’de verilmistir.

Dipnot 28 dede paranin verildigi yer net gözükmekde:

Park Holding A.S. Ortak - 216.420.851 - 216.420.851

Merak ettim Park Holding A.S. kim diye? Ana ortak oldugunu gördüm.
Park Holding A.S nin, . %39,65 ortaklik payi ile.

Yani, ana ortak yüzde 40 gibi istiraki oldugu sirketini, finansman kaynagi olarak kullaniyor ve tüm nakdini, sirketin yararina kullanmak yerine....kendine aktariyor. Ilk izlenim bu!!!!
Ha sirket yazdigi gibi... biz gecici olarak....piyasa faizi üzerinden.. nakdi degerlendiriyoruz gibi basmakalip laflar ve safsatalar ile durumu kurtarmaya bakar Normaldir. :) Bende öyle yapardim! Kim aksini kanitlayabilirki?
Bu hukuken sucmu? Onu arastirmak gerekir. Etik olmadigi kesin!!!

Çok teşekkürler abi

Şirketin mali yapısındaki en büyük sorunlardan bir tanesi budur.

Bir önceki sayfada yayınlandığı gibi şirkete bu konu sorulduğunda, durumun geçici bir pozisyon olduğu ve kısa bir zaman sonra yeni yatırımlarda kullanılmak üzere bu alacağını tahsil edileceğini açıklamıştı.

Böyle bir cevap alındığında benim aklıma şu geliyor; Halka açık şirkete ait olan nakit para fazlasını gurup şirketlerine kullandırılması dumunun geçici bir pozisyon olduğu söyleniyor ama ben aynı durumun 2007 yılından bu yana varolduğunu şirketin bilançosunda görüyorum. Bu nasıl geçici bir pozisyondur?

Şimdiye kadar neden tahsil edilmedi sorusunun cevabı muallaktır.

Kısa bir süre sonra tahsil edeceğiz ve yeni yatırımlarımızda kullanacağız diyorlar; bu bilgiyi benimle paylaştığınıza göre kamuya açıklanmamış bir bilgiyi neden benimle paylaşırsınız? Şirketin faaliyet raporlarında yeni yatırımlardan bahsediliyor ama bu yatırımların kaynağı belirtilmiyor.

O halde şirketin kap'a bir açıklama yapma zorunluluğu doğmuştur. Gurup şirketlerine verdiğimiz nakit paramızı X tarihinde X şekilde tahsil edeceğiz ve yapmayı düşündüğümüz yeni yatırımların finansmanında kullanacağız gibi bir açıklama yapması lazım.

İşte böylesi konuları ortaya çıkardığımızı ve bunları okuyan her hissedarın yada ortak olmayı düşünen küçük yatırımcıların bu şekilde şirketi soru yağmuruna tuttuğunu düşünün !!!

Sayın aro'nun belirttiği gibi şirketlerdeki bazı konular yasal prosedürler içerisinde cerayan ediyor olabilir ama etik olmayanları da bu şekilde ifşa edersek şirketi daha homojen olma noktasına itebileceğimizi düşünüyorum.

aro
14-03-2011, 17:06
Sayın aro'nun belirttiği gibi şirketlerdeki bazı konular yasal prosedürler içerisinde cerayan ediyor olabilir ama etik olmayanları da bu şekilde ifşa edersek şirketi daha homojen olma noktasına itebileceğimizi düşünüyorum.Sn. YALIN, böylesine mühim bir başlığı açtığınız için kutlar ve teşekkür ederim.

MERKO ile ilgili "basiretli tüccar"dan (hukuki terim) bahsederken aklıma geldi de, Park Elektrik dahil tüm benzer şirketlere karşı elimizdeki en büyük kozlardan biri olabilir bu.

Mesela bir şirket aldığı malı zararına satıp, Maliye müfettişine "sana ne kardeşim, para benim zevk benim, ben böle 100'e alır 50'ye satarım, hoşuma gidiyor zira..." diyemez. :) Kanun nezdinde şirket basiretli tüccar olmaya *mecburdur* ve buna aykırı mazeretleri geçersizdir.

Dolayısıyla, bir şirketin şunları da diyememesi lazım kanunen:

"Size ne kardeşim, ben domatesi içeriden pahalı alır, dışarı ucuza satarım (evvelce yapılmış bağlayıcı anlaşmalar müstesna). Zevk değil mi? Biz böyle münasip gördük..."

"Aynı işi yapan diğer bakır ve metal üreticilerinin nasıl çalıştığı bizi bağlamaz. Biz fiyatının tırmanacağı bariz olan bakırı piyasa faizi ile vadeli satarız. Biz böyle münasip gördük..."

"Hakim ortağımızın üçotuz paralık şirketlerini ultra-hiper-fahiş (yani artık kelime bulamıyorum :) ) fiyatlarla satın alırız. Para yetmezse diye bir sıkıntımız da yok, bedelli yaparız. Böyle münasip gördük..." (Bkz. METRO)

Ticari kanunlar hakkında çok çok az bilgiye sahibim ama, bildiğim kadarıyla bir şirketin "basiretli tüccar" sıfatına aykırı davranışlarla üçüncü şahısları zarara sokup, sonra da "biz böyle münasip gördük" deme lüksleri yoktur.

Bu konuda kanunları bilen veya hukuk ile bir şekilde ilgili arkadaşlar yorum yapabilirse bence çok faydalı olur. Ortaklarını zarara uğrattığı dolaylı delillerle ispatlanabilen şirketlere karşı elimizdeki büyük silahlardan biri olabilir bu belki de.

epikur
14-03-2011, 18:48
İşte böylesi konuları ortaya çıkardığımızı ve bunları okuyan her hissedarın yada ortak olmayı düşünen küçük yatırımcıların bu şekilde şirketi soru yağmuruna tuttuğunu düşünün !!!

Sayın aro'nun belirttiği gibi şirketlerdeki bazı konular yasal prosedürler içerisinde cerayan ediyor olabilir ama etik olmayanları da bu şekilde ifşa edersek şirketi daha homojen olma noktasına itebileceğimizi düşünüyorum.


Dostum, burada seninde bahsettigin gibi 2, 3 hatta 4 yönde ilerleyebiliriz, sirketi dogru yola, yani sirketin ve ortaklarin menfaatini gözeten bir yöne zorlama dogrultusunda:

1. Ne kadar resmi delil/kanit niteligi tasimasada, yatirimci ve sirket yönetimi mantigiyla bile "yanlis" ve "ters" ve kasitli olan konulari ifsa ederek, tüm bu sirkette yatirim, alsat yapmak isteyenleri uyarmis olur ve halen yatirimci olanlari sirketin yönetimine, yatirimci iliskilerine "yüksek sayida" mailler göndererek, hakkimizi aramak icin bir "kamuoyu", bir "gücbirligi" olusturabiliriz.
Bu elimizden gelebilen, en basit, ama yinede en zaruri bir aksiyondur....herkezin buna katilmasi basari icin cok önemlidir.

2. Buna paralel SPK ve IMKB ye eldeki verileri, yazismalari göndererek, resmi bir inceleme, sorusturma acilmasi talep edilebilir! Sirketi, bu adimlarda belki yaptigi finansal islemler konusunda, düzeltmeye yol acabilir.

3. En son adimda bir avukat araciligiyla sirketin hukuki ve ticari kurallara, kanunlara ZIT bir islem yapip yapmadigi, ögrenilebilir. Belki forum bünyesinde avukat olan veya ticari hukuk okumus arkadaslar mevcuttur. Bir fikir verebilirler, böyle bir adimin ne kadar basarili olabilecegi konusunda.

4. üncü olarak aklima gelende eldeki "deliller/dosya ile" direk savciliga sikayette bulunmaktir.

Ama dedigim gibi bu konuda önce bir hukuki tavsiye/görüs almak, daha akillica olabilir gibime geliyor.

Yani bence sirayla, dozu yükseltilerek... bu 3, hatta 4 fazli aksiyon plani hayata gecirilebilir!

Belki degisik adimlarda akla gelebilir...mesela finans medyasina yazilar, diger internet sitelerine, bloglara, facebookda, twitterda vs. - biraz brain storming/beyin firtinasi, sanirim fena olmaz! :)

apache
14-03-2011, 19:18
Küçük yatırımcıyı korumakla görevli SPK'ya, Vestel ile ilgili yaptığım suç duyurusuna istinaden verdiği cevap üzerine gönderdiğim dilekçeyi aşağıya aktarıyorum.




BAŞBAKANLIK
SERMAYE PİYASASI KURULU BAŞKANLIĞI’NA
ANKARA



İlgi: a)- 24.11.2009 tarih ve 13 – 1755 / 13633 sayılı yazınız.
b)- 10. 02. 2010 tarih ve 13 - 161 / 1261 sayılı yazınız.

İlgi ( a ) sayılı yazınız ile 26.12.2008 ve 07.01.2009 tarihlerinde Kurulunuz evrak kaydına giren dilekçelerimde belirttiğim hususlara ilişkin olarak Vestel Elektronik Sanayi ve Ticaret A.Ş ( Şirket )’nin 31.12.2007 ve karşılaştırmalı olarak 31.12.2008 tarihli finansal tablolarında yapılan inceleme sonuçlarının 13.11.2009 tarih ve 33/939 sayılı toplantıda görüşüldüğü, şirketin bundan sonraki finansal tablolarında;

- UMS 37’nin 84’üncü paragrafında, UFRS 7’de ve UMS 19’un 120 A paragrafında ifade edilen bilgileri eksiksiz olarak kamuya açıklaması hususunda bilgilendirilmesine,

- UFRS 7, UMS 14 ve UMS 8’e uyum konusunda gerekli uyumu göstermemesi, ayrıca “ şirketin finansal tabloları dip not atıflarında yer alan tutar ve ifadelerde finansal tabloların yanlış ve eksik yorumlanmasına yol açacak, sehven yapıldığı ifade edilen hatalar bulunması “nedeniyle Kurulunuz düzenlemelerine uyum ile finansal tabloların hazırlanması konusunda gereken dikkati göstermesi gerektiği hususunda uyarılmasına,

Karar verildiği bildirilmiş ise de, ilgi ( a ) sayılı yazıdan, hataların “ sehven “ yapıldığına dair şirket beyanının Kurulunuzca doğru kabul edildiği, hatalı tutarlar yerine doğrusu yazıldığında finansal tablolarda bir değişiklik olup olmadığının ve bu hataların bilanço hilelerini gizlemek amacıyla yapılıp yapılmadığının araştırılmadığı; incelemenin, mali tabloların UMS / UFRS’ye uygun tanzim edilip edilmediği yönünde yapıldığı ve bu nedenle “ sehven “ yapıldığı ifade edilen her hatanın, hissenin İMKB fiyatının nominal değerinin altına düşürülüp tahsisli sermaye artırımına gitmek için bilinçli yapılan bir hile olduğunun tespit edilemediği anlaşılmaktadır.

Ayrıca şirketin hâkim ortağı ve diğer yöneticilerinin, gerek yatırımcılara yüksek fiyattan hisse aldırmak, gerekse portföyünde hisse bulunduranların hisselerini satmalarını önlemek amacıyla yalan, yanlış ve kısa vadede gerçekleşmesi mümkün olmayan hususları tarih vererek hemen gerçekleşecekmiş gibi beklenti yaratacak türden açıklamalar yaparak yatırımcıları aldatmaları; 24.10.2007 tarihinde İMKB aracılığı ile kamuya duyurulan Vesbe’nin Whirlpool’e satış görüşmelerinde gelişme olup olmadığının Kurulunuzun Seri: VIII, No:39 “Özel Durumları Kamuya Açıklanmasına İlişkin Tebliği “nde belirtilen sürelerde kamuya bildirmemeleri nedeniyle ilgililer hakkında Kurulunuzca ne gibi bir işlem yapıldığı konusunda da herhangi bir bilgi verilmemiştir.

İlgi ( b ) sayılı yazınızda, Kurulunuz evrak kaydına 09.12.2009 tarihinde giren dilekçem ile talep ettiğim bilgilere “ her iki şirketin kamuya açıklamış oldukları ilgili dönem finansal tabloları ile dip notlarından ulaşabileceğim “ belirtilmiş ise de, talep ettiğim dönemlere ilişkin finansal tablo ve dip notlarında bu bilgilerin hiç birisi bulunmamaktadır.

Şirkete, adet bazında üretim ve satışlar ve stoklara ilişkin e-maille sorduğum sorular üzerine Vestel’in 2008/12 aylıktan, Vesbe’nin 2009/3 aylıktan itibaren faaliyet raporlarında adet bazında üretim ve satışlarına yer verilmediği gibi ( toplam olarak açıklanmaya başlanılmış ve Vestel’in 2009/3 aylık üretimi açıklanmamıştır. ), her iki şirketin 2009/3, 6 ve 9 aylık mali tablo dip notlarından stoklar kalemi ile stok değer düşüklüğü karşılığı hareket tablosu, Vesbe’nin satışların maliyetinin ayrıntısı ve “ Niteliklere Göre Giderler “ tablosu tamamen kaldırılmış, ayrıca Vestel’in mali tablo dip notlarında satışların maliyetinin ayrıntısı açıklanmadığı ve ticari mal giderleri, “ Niteliklere Göre Giderler “ tablosuna ilk madde ve malzeme giderleriyle birlikte yazıldığı için bu gidere ait tutarın ne kadar olduğu da bilinmemektedir.

Bu bilgilere finansal tablo dip notlarında yer verilmemesine ve hilelerin tamamına yakını bu kalemlerde yapılmasına rağmen, Kurulunuz tarafından, neden “ bu bilgilere dip notlardan ulaşabileceğimin “ belirtildiğine, neden bu bilgilerin dip not veya sayfa no.sunun bildirilmediğine de tarafımdan bir anlam verilememiştir.

(Devam edecek )

apache
14-03-2011, 19:25
Yine aynı tarihli dilekçem ile Vestel ve Vesbe’nin finansal tablolarını denetleyen şirkete, denetim ücreti dışında danışmanlık ücreti ödenip ödenmediğine, ödenmiş ise bu tutarın ve denetim ücretinin ne kadar olduğunun bildirilmesine dair talebime, ilgi ( b ) sayılı yazınız ile “ söz konusu bilgilerin kamuya açıklanmasına ilişkin sermaye piyasası mevzuatında bir yükümlülük bulunmamaktadır. “ diye cevap verilmiştir.

Bilindiği üzere, İtalya’da gıda perakendeciliği ve toptancılığı yapan 30.000 çalışanı ile 29 ülkede faaliyet gösteren Parmalat’da ortaya çıkan ve boyutu 10 milyar Euro’nun üzerinde olan yolsuzluk, uluslararası denetçilik pazarına hâkim 5. büyük şirket GRAND THORNTON tarafından tespit edilememişti.

Türkiye piyasasında da uzun yıllardan beri çalışan dünyanın önemli denetim şirketlerinden GRAND THORNTON’u Türkiye'de Ergin Uluslararası Denetim A.Ş ile Engin Serbest Muhasebecilik Mali Müşavirlik A.Ş. temsil etmekte ve TBMM Yolsuzlukları Araştırma Komisyonu'nun raporuna göre bu iki şirketin denetlediği bankalardan Egebank, Esbank, Yaşarbank, Bank Kapital, Demirbank ve Ulusal Bank'a mali bünyelerindeki zayıflama veya hâkim ortağın hortumlaması nedeniyle devlet el koymuştur.( EK: 1 )

Vestel ve Vesbe’nin 2005/3 aylıktan bugüne kadar ki bilançosu, gelir tablosu, özsermaye değişim tablosu ve nakit akım tablosu, önemli muhasebe politikalarının özeti ve dipnotlarının ENGİN Bağımsız Denetim Serbest Muhasebecilik Mali Müşavirlik A.Ş. Member Firm of GRAND THORNTON International tarafından denetlenmesi, Vestel’in mali tablo ve faaliyet raporlarında açıklanan her bilgiye daha fazla şüphe ile bakılmasını gerektir.

Kurulunuzun Seri: X, No: 22, “ Sermaye Piyasasında Bağımsız Denetim Standartları Hakkında Tebliği’nde; “ şirket yönetimi tarafından denetim şirketlerine yapılan baskı ve verilen teşvik sonucu hileli mali tabloların denetim şirketleri tarafından tespit edilemediği “ belirtilmiştir.

Nitekim ABD’nin en büyük 7.şirketi Enron’da yapılan yasal ve yasadışı bilanço hileleri bağımsız denetim yapan Arthur Andersen şirketi tarafından tespit edilememiş, Enron’da yapılan yolsuzluk ortaya çıktıktan sonra, denetim şirketi AA’ya 25 milyon $ denetim ücreti öderken, 27 milyon $ danışmanlık ücreti ödediği anlaşılmıştı.

Yine dünyanın en büyük şirketlerinden Worldcom, Tyco, Global Crossing, Xerox, Pasific Gas, Kmart, NTL, Adelphia, Royal Ahod ‘da yapılan muhasebe hilelerinin aynı gerekçelerle denetim şirketleri tarafından tespit edilemediği bilinmektedir.

İlgi ( b ) sayılı yazınızda, denetim şirketine danışmanlık ücreti adı altında teşvik verilip verilmediğinin Kurulunuz tarafından araştırılıp araştırılmadığına dair bir açıklama bulunmadığı için bu konudaki şüphelerim devam etmektedir.

(Devam edecek)

apache
14-03-2011, 19:41
Yine İlgi ( b ) sayılı yazınız ile, Kurulunuzun Seri: 1, No: 26 - “ Hisse Senetlerinin Kurul Kaydına Alınmasına ve Satışına İlişkin Esaslar Tebliği”nin “ Tahsisli Satışlar “ başlıklı10.maddesinde; “ Yeni pay alma hakları kısıtlanarak tahsisli satış yapılabilmesi için, tahsisli satış esaslarının, esas sermaye sisteminde genel kurulca, kayıtlı sermayesisteminde esas sözleşme ile yetkili kılınmış ise yönetim kurulunca karara bağlanması gerekir “ denilmek suretiyle “ uygun koşulların oluşması durumundaortaklara tahsisli sermaye artırımında bulunma imkanı tanındığı, Vestel’in fiyatının da nominal değerinin altında seyretmekte olması nedeniyle tahsisli sermaye artırım kararının onaylandığı “ bildirilmiştir.

Vestel fiyatının nominal değerinin altında seyretmesi; belirttiğiniz tebliğ gereğince hakim ortağa tahsisli sermaye artırımına gitme hakkı verebilir. Buna ilişkin bir itirazım bulunmamaktadır.

Kurulunuza gönderdiğim dilekçelerde belirtmek istediğim;

1- Hisse fiyatı, hâkim ortağın payının artırılabilmesi için bilanço hilesi ve manipülasyon sonucu nominal değerinin altına düşürülmüştür.

2- Hisse fiyatının nominal değerinin altında seyretmesi, hakim ortağa, özsermaye içindeki sermayeye ilave edilmemiş tüm değerler diğer ortaklara bedelsiz olarak dağıtılmadan tahsisli sermaye artırıma gitme hakkı vermez.

3- Vestel’in en az % 200 bedelsiz verme potansiyeli mevcutken, bedelsiz sermaye artırımının % 10,28 oranında gerçekleştirilip tahsisli sermaye artırımına gidilmesi, yasalarla güvence altına alınan mülkiyet hakkımın elimden alınması ve hakim ortağa örtülü kazanç sağlamak anlamına gelmektedir.


Vestel Mali İşler Direktörü Cem Kadırgan tarafından “ Zorlu Holding’in halka açılma sürecinde önemli bir kolaylık sağlanacağı düşünüldüğünden Collar Holding’de ki hisselerin Zorlu Holding’e devri için düğmeye basıldığı “ açıklanmıştır. (EK: 2 )

31.12.2006 tarihinde haftalık Ekonomist Dergisi'nde çıkan habere istinaden Vestel tarafından 12.01.2007 tarihinde İMKB’ye gönderilen açıklamada, “Collar Holding'in Vestel Elektronik'teki % 51,6'lık hissesinin Zorlu Holding'e devri ile ilgili olarak ön çalışmaların devam ettiği” duyurulmuştur.( EK: 3 )

Zorlu Holding CFO’su Cem Köksal, “Ahmet Bey Vestel'i aldığı zaman yüzde 80'ne yakın payı varmış Vestel'de. Daha sonra, Collar'ın rüçhan hakları kısıtlanarak, şirkete kaynak girecek şekilde, ikincil halka arz yapıldı. Collar'ın payı yüzde 51'e düştü. Ahmet Bey Vestel'e çok inanıyor. Vestel'in çok doğru bir iş olduğunu görüyor ve şu anki fiyatlarla payını artırmayı doğru bir yatırım olarak değerlendiriyor. Bütün faaliyetleri bir noktada toplayıp daha kurumsal bir yapıya dönmek istediklerini bu amaç doğrultusunda Collar'daki Vestel hisselerinin Zorlu Holding tarafından alınacağını “ ifade etmiştir. ( EK: 4 )

01 Temmuz 2007 tarihli Ekonomist Dergisi’nde yer alan “ Zorlu’dan bir hisse operasyonu daha “ başlıklı haber üzerine, A.Nazif Zorlu tarafından 02.07.2007 tarihinde yapılan açıklamada; “ Bu konuda mali işler yöneticisi arkadaşlarımız zaman zaman hisse yapıları ile ilgili çalışmalar yapıyorlar. Özellikle Kurumsal Yönetişim konusunda daha ileriye gidebilmek adına çeşitli öneriler getirildi. Vestel hisseleri ile ilgili de bu kapsamda çalışmalar yapıldı…. Kurumlarımız için, küçük yatırımcı ortaklarımız için daha iyi olacağına kanaat getirirsek ileride böyle bir işlemi değerlendirebiliriz. Ama hâlihazırda böyle bir durum söz konusu değildir.” Denilmiştir. (EK: 5 )

İlk 3 açıklamadan hisse devri için “ ön çalışmalara “ 2006 yılının sonlarında başlanıldığı, son açıklamadan ise “ ileride böyle bir işlemi gerçekleştirmek için uygun ortamın beklendiği “ anlaşılmaktadır. Hisse devri, Zorlu Holding CFO’su Cem Köksal’ın 25.01.2007 tarihli Referans gazetesinde ki açıklamasında;“ Ahmet bey bu fiyatlardan payını artırmayı doğru yatırım olarak görüyor “ dediği fiyattan geçekleşmiş olsaydı, hâkim ortak A.Nazif Zorlu tahsisli sermaye artırımı yoluyla 160 milyon TL’ye aldığı hisselere yaklaşık 575 milyon TL ödemek zorunda kalacaktı.

Hissenin fiyatı, yapılan “ ön çalışmalar “ sonucu nominal değerinin altına düşürülerek hakim ortağın“ ileride böyle bir işlemi düşünebiliriz “ dediği ortam sağlanmış, yani İlgi ( b ) sayılı yazınızda belirtilen “ uygun koşullar” oluşturulmuş ve bunun üzerine 21.11.2008 tarihinde, “ sermayesinin 16.356.388,04 TL bedelsiz artırılarak 175.456.275 TL’ye yükseltilmesine, ayrıca kayıtlı sermaye tavanı içinde kalmak üzere diğer ortakların rüçhan hakları kısıtlanarak tahsisli olarak 160.000.000 TL artırılmasına; artırılan sermayenin Zorlu Holding’den nakit olarak alınmasına karar verilmiş, ancak 04.02.2009 tarihinde yapılan ikinci açıklamada tahsisli sermaye artırımına Zorlu Holding yerine Collar Holding’in katılacağı duyurulmuş ve bu konuda Kurulunuza yapılan başvurunun 07.04.2009 tarihinde onaylanması üzerine 20.04.2009 tarihinde tahsisli sermaye artırımı gerçekleşmiş, bunun sonucunda, aşağıdaki tablodan da anlaşılacağı üzere diğer ortakların payları % 47,70 oranında azalmıştır.

.........................................Artırım Öncesi (%).............Artırım Sonrası (%)

Collar Holding B.V.....................51,59..................... ..........74,68
Diğer (Halka açık )....................48,41........................ .......25,32

Merrıll Lynch Türkiye analisti Michael Harris tarafından “ Vestel’in muhasebe hileleriyle transfer pricing yapılarak kârının Vestel Beyaz Eşya’ya (Vesbe’ye ) dolayısıyla da Zorlu Holding ve Zorlu ailesine aktarılmak suretiyle düşük gösterildiğine dair rapor yayınlanmış ( EK: 7 ) ve bu rapor üzerine;

13.800.000 adeti Zorlu Holding’e,
36.569.993 adeti A.Nazif Zorlu’ya,
36.570.000 adeti Olgun Zorlu’ya,
1.380.000 adeti Zeki Zorlu’ya,
1.380.000 adeti Zülal Zorlu’ya

Ait olmak üzere toplam 89.699.993 adet Vesbe hissesi 13.04.2006 tarihinde âdeti 3,20 TL’den (toplam 287.039.277 TL’ye) Vestel’e satılmıştır.( EK: 6 )

O tarihte defter değeri 2,47 TL olan, toplam varlık, net satış vb. göstergelere göre Vestel’den çok küçük bir şirket olan Vesbe’nin 89.699.993 adet hissesi defter değerinin % 29,55 üzerinde bir fiyattan Vestel’e satılırken, 3 yıl sonra Vestel’in borsa fiyatı yapılan hile ve manipülasyon sonucu nominal değerinin altına düşürülmüş ve 160 milyon adet hissesi defter değerinin % 558,8 altı bir fiyattan, üstelik öz sermaye kalemleri içinde yer alan sermayeye ilave edilmemiş değerler diğer ortaklara bedelsiz dağıtılmadan ilişkili taraf Collar Holding’e devredilmiş ve holdingin % 100’üne sahip A.Nazif Zorlu tarafından bu yolla sadece Vestel hisseleri değil, 3 yıl önce 3,20 TL’den Vestel’e sattığı hisseler de 1,00 TL’den geri alınmıştır.

Türk Medeni Kanun’unun 684. maddesinde; “ Bir şeye malik olan kimsenin, o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olacağı, 685.maddesinde ise, “ Bir şeyin malikinin onun ürünlerinin de maliki olacağı “ belirtilmektedir.

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi 1 No’lu Ek Protokolün 1. maddesiyle mülkiyet hakkı güvence altına alınmış olup, bu Sözleşmeye göre,” kişinin keyfi ve haksız olarak mülkünden mahrum bırakılarak mülkü başkasına devredilemez. “

Anayasa’nın 35’nci maddesinde, “ mülkiyet hakkının ancak kanunla sınırlanabileceği “, 90. maddesinde ise “ usulüne uygun yürürlüğe konulmuş milletlerarası andlaşmaların Kanun hükmünde olduğu ve milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümlerinin esas alınacağı “ belirtilmektedir.

Bu nedenle, özsermaye içindeki sermayeye ilave edilmemiş tüm değerler diğer ortaklara bedelsiz olarak dağıtılmadan Kurulunuzca onaylanan tahsisli sermaye artırımı ile, yasalarca güvence altına alınan mülkiyet hakkımın elimden alındığını düşünüyorum.

Vestel’in giderlerinin artırılarak kârının düşürüldüğüne; üretiminin eksik, satışlarının fazla gösterilip satılan mamul maliyetinin artırıldığına; bazı gelirlerinin yok edildiğine; Vestel’den Vesbe’ye kaynak aktarıldığına; İMKB fiyatının, finansal tablolarında yapılan bu hileler sonucu nominal değerinin altına düşürüldüğüne; bunun sonucunda tahsisli sermaye artırımına gidilerek hakim ortağa örtülü kazanç sağlandığına; ayrıca Vesbe’nin finansal tablolarının gerçeği yansıtmadığına dair tespitlerim incelenmek ve gereği yapılmak üzere ilişikte sunulmuştur.

Bilgilerinize arz ederim.

apache
14-03-2011, 19:46
İncelenmek ve gereği yapılmak üzere SPK'ya gönderdiğim tespitlerimden bir kısmını ve SPK'nın cevabını ilerlyen günlerde paylaşacağım.

apache
14-03-2011, 19:52
Vestel CEO'su Ömer Yüngül ile Zorlu Holding CFO'su Cem Köksal'a gönderdiğim e-maili aşağıya aktarıyorum.


TOPLADIĞINIZ MEYVELER NEREDE?

Tarih: 11 Nisan 2010 Pazar 10:12
Kimden: ...............................
Kime: omer.yungul@vestel.com.tr
CC: cem.koksal@vestel.com.tr

Sayın YÜNGÜL,

“ EURO 2008’in etkisiyle tüm zamanların en iyi Nisan, Mayıs satışını gerçekleştirdik, Haziran ayında da açtığımız kampanyalar sayesinde TV satışımız artarak devam etti “ diye açıklama yaptınız. 2008/6 aylık bilanço açıklandığında, 2.Çeyrek 2008 satışlarınızın ( beyaz eşya ve diğer satışlarınız hariç ) son 10 çeyreğin en kötü 2. satışı ve belki de tüm zamanların en kötü yurtiçi satışı olduğu anlaşıldı.

27.08.2009 tarihinde saat 09.32’de CNBC-E’de yaptığınız açıklamada; “ Vestel’in 2.Çeyrekte zarardan kâra geçeceğini, kârlılığının yıl sonuna kadar artarak devam edeceğini “ belirttiniz, söylediğiniz gibi Vestel 2.Çeyrekte zarardan kâra geçti ancak açıklamanıza inanan yatırımcılar, hem 3.Çeyrekte, hem de 4.Çeyrekte hüsrana uğradı.

Açıklama tarihinde 2,58 TL olan Vestel’in fiyatı daha sonra 2,07 TL’ye kadar düşmüş olup, şu anda 2,64 TL’dir.

Yine bir süre önce “ modül üretiminin meyvelerini toplamaya başladık “ diye açıklama yaptınız. Biz küçük ortaklarınız olarak bugüne kadar ne meyve gördük, ne de yedik.

Beyefendi, topladığınız meyveler nerede? Kim yedi bu meyveleri?

Açıklamalarınızı, yatırımcıları kandırıp yüksek fiyattan hisse aldırmak ve birilerine para kazandırmak için yapıyorsanız, bunun gayri ahlaki bir davranış olduğunu hatırlatırım.

Ayrıca siz, eşiniz, çocuğunuz veya yakınınız bir başkasının yaptığı yalan açıklamalar sonucu zarara uğradığında o kişi hakkında ne söylüyorsanız, bende sizin hakkınızda aynı şeyi söylüyorum.

Eğer yaptığınız açıklamalar gerçekten doğru ise ve açıklamalarınızdan sonra bilanço hilesine başvurulduğu için yalancı konumuna düşürülüyorsanız ( birkaç istisna dışında böyle olduğunu düşünüyorum ), bu durumda bir CEO’ya yakışan onurlu davranış, görevinden istifa etmektir.

E-mailime, Tevfik Fikret’in “ Han-ı Yağma “ isimli şiirinden bir bölümle son veriyorum.

Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin,
Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!

ayhan53
14-03-2011, 20:02
doğru hatırlıyorsam anz nin cayman adaları yada bir nbaşka yerde bir finans kuruluşu vardı eskiden borsayada haber gönderirdi bilmem ne finans kurumundan %bilmem kaçla şu kadar dolar kredi alınmıştır diye halbuki piyasaya çıksa o maliyetin yarısına tüm dünyadan kredi alabilirdi ama almazdı çünkü yüksek faizle borçlanan halka açık bi şirketti krediyi veren patronun bilmem ne adasındaki paravan şirketiydi benim bu söylediğim vestelin fiyatının 5-6 arasında olduğu dönemlerdi takibi bıraktım bilmiyorum halen böyle açıklamalar yolluyormu imkb ye

apache
14-03-2011, 20:55
Kimden :....................................

Kime : cengiz.ultav@vestel.com.tr

Tarih : 3/05/2009 18:02


Sayın ULTAV,

Vestel’in ürettiği yakıt pilini göstermek için, gerek 11.11.2008 tarihli, gerekse 14.04.4009 tarihinde Sayın Çevik aracılığı ile göndermiş olduğunuz e-mailinizle yapmış olduğunuz nazik davet için teşekkür ediyor, davetinize icabet edemediğim için de kusura bakmayın diyorum.

Yakıt pili hakkında bilgi verdiğiniz e-mailinizde, hiç bir “ yamuğunuz “un olmadığından bahsetmişsiniz. Kullanmış olduğunuz “ yamuk " kelimesini , Vestel gibi seçkin bir şirketin siz saygın yöneticisine yakıştıramadığımı bilmenizi isterim.

Vestel’in fiyatı yüksekken, sayın ana ortağımız ve siz dahil diğer yöneticiler tarafından kısa vade de gerçekleşmesi mümkün olmayan hususlar tarih verilerek hemen gerçekleşecekmiş gibi açıklanmış ve yaratılan bu beklentilerle yatırımcıların yüksek fiyattan Vestel almaları sağlandığı gibi, portföyünde Vestel olanların hisselerini satmaları önlenmiş, daha sonra da bu beklentiler boşa çıkartılmak, dönem sonundaki mamul stokun dönem başının altında tutularak satışların maliyeti artırılarak kâr marjları ve FVAÖK’ü düşürülmek ve uluslararası kredi derecelendirme kuruluşları çağrılarak 16 ay içinde 7 kez Vestel’in notu indirilmek suretiyle fiyatının düşmesi sağlanmış ve fiyatının nominal değerinin altına düşmesi üzerine sayın ana ortağımız Vestel’in üzerindeki % 200’e yakın bedelsizleri ortaklarına dağıtmadan ve diğer ortakların payını yaklaşık % 50 azaltarak, defter değeri 6,58 TL olan her bir hisseyi 1,00 TL.den almak suretiyle kendi payını artırmıştır. (Haram olsun. )

Nisan/2006’da tanıtımını yaptığınız ve “ 2007 yılı sonunda raflardaki yerini alacak ve yapılacak küçük bir parça değişikliği ile yakıt pilleri 2008 yılının başından itibaren su ile çalışacak, bunu başaramazsam kendimi asarım “ dediğiniz yakıt pilinin aradan 3 yıl geçmesine rağmen raflardaki yerini almaması size göre “ yamuk “ değil midir?

Vestel’in LCD-Plazma TV üretim kapasitesi 4 milyon adet olmasına rağmen, Sayın H.Turan Erdoğan’ın “ 2007 yılında Avrupa’da 35-40 milyon adet LCD-Plazma TV satışı gerçekleşir, Vestel’in Avrupa pazar payı % 20’ye yükselir “ diye açıklama yapması “ yamuk “ değil midir? ( Bunun nasıl mümkün olacağını e-mail ile Figen hanıma sordum.)

Vesbe’nin Whirlpool’e satışı ile ilgili niyet mektubunun imzalandığının duyurulduğu 24.10.207 tarihinde Vestel’in fiyatı 4,00 TL civarındaydı. Sayın ana ortağımız konu hakkında yaptığı açıklamada, “ satışın 2007 sonuna yetişeceğini “ söylemiş, satış taahhüt edilen tarihte gerçekleştirilmediği gibi, tam da mortgage krizi sırasında tekrar bir açıklama yaparak, “satışın en geç Nisan ortasında kesinleşeceğini “ belirtmiştir.

Zat-ı “ muhterem (!) “ sayın ana ortağımız, Vesbe’nin satışı hakkında yaptığı bu açıklamayla 4,00 TL.den Vestel aldırdığı kişilere “ yamuk “ yapmış olmuyor mu?

Yine zat-ı “ muhteremlerinin (!) “, 13 Nisan 2006 tarihinde adeti 3,20 TL.den Vestel’e sattığı Vesbe hisselerini, 3 yıl sonra Vestel’in borsa fiyatı nominal değerinin altına düştü diye tahsisli sermaye artırımı yoluyla 1,00 TL.den geri almasına ne denilmesi gerektiğini söyler misiniz?

Sayın Ömer Yüngül tarafından Mart/2008 sonunda yapılan açıklamayla, “ geliştirilen güneş paneli sayesinde deniz suyundan elektrik üretildiği ve tatlı su elde edildiği, bunların 15-20 gün içinde piyasada olacağı, ayrıca şu anda kamuyla paylaşamadıkları 3 yeni projelerinin bulunduğu “ duyurulmuştur. Aradan 14 ay geçmesine rağmen bunların piyasaya çıkmaması, yatırımcılara “ yamuk” yapıldığı anlamına gelmiyor mu?

Bu şirketin sahibi ve diğer yöneticileri tarafından yapılan açıklamalarla Vestel yatırımcısının nasıl aldatıldığına, nasıl zarara uğratıldığına dair size onlarca örnek verebilirim.

(....)

Vestel’in fiyatının, tahsisli sermaye artırımına gidebilmek amacıyla nominal değerinin altına düşürülmediği konusunda Vestel yatırımcısına tatmin olacağı bir cevap verebilir misiniz?

E-mailinizde, yakıt pilinde başarılı olduğunuzu ispat etmeye hazır olduğunuzu belirtiyorsunuz.Sayın ana ortağımız tahsisli sermaye artırımı yoluyla diğer ortaklarının payını artırdığı için, yakıt pili, İHA, deniz suyundan elektrik ve tatlı su elde etme, kriz nedeniyle askıya alınan Vesbe’nin Whirlpool’e satışı vb. gibi hususların bir süre sonra gerçekleşeceğine inanıyor ve bu nedenle yakıt pilinde başarılı olduğunuzu ispat etmenize gerek duymuyorum.

Sayın ULTAV,

SPK’nın “ Seri: XI, No: 29 Sayılı Tebliğ’inde ara dönem finansal tabloların tam set hazırlanıp hazırlanmayacağı yönünde bir belirleme bulunmadığı, bu nedenle UMS 34 uyarınca, işletmelerin ara dönem finansal tablolarını tam set veya özet olarak sunumunda serbest oldukları ” bildirildiği için, bu duyuruya istinaden Vesbe tarafından açıklanan 2009/3 aylık finansal tablosunda;

Dip Not: 6 - Ticari Alacak ve Borçlar
Dip Not: 7- Diğer Alacak ve Borçlar
Dip Not: 8- Stoklar
Dip Not: 11- Devlet Teşvik ve Yardımları
Dip Not: 13- Taahhütler
Dip Not: 14- Kıdem Tazminatı Karşılığı
Dip Not: 15- Diğer Varlık ve Yükümlülükler
Dip Not: 16- Özkaynaklar
Dip Not: 17- Satışlar ve Satışların Maliyeti
Dip Not: 18- Araştırma ve Geliştirme Giderleri, Pazarlama, Satış ve Dağıtım Giderleri, Genel Yönetim Giderleri
Dip Not:19- Niteliklere Göre Giderler
Dip Not: 20- Diğer Faaliyetlerden Gelir ve Giderler
Dip Not: 23- Vergi Varlık ve Yükümlülükleri
Dip Not: 26- Finansal Araçlardan Kaynaklanan Risklerin Niteliği ve Düzeyi

Kalemlerine yer verilmemiştir.

Mali tablolarda bir yamuk yoksa, o halde bu kalemlerin ayrıntıları neden gizleniyor?

Vestel’in açıkladığı faaliyet raporu ve mali tablolarının, iktisadi ve finansman durumunu ve işletme faaliyetlerinin gelişimini gerçeğe uygun ve doğru biçimde yansıtmadığı konusunda e-mail göndermediğim Vestel yöneticisi kalmadı. Sayın Levent Hatay tarafından, e-mailimde belirttiğim hususlara cevap verileceğine dair söz verilmesine rağmen, aradan geçen süre içinde tarafıma herhangi bir cevap verilmediği gibi, gönderdiğim bu e-mailler üzerine de Vestel ve Vesbe’nin daha önceki dönem faaliyet raporlarında açıkladıkları adet bazında üretim ve satışları ile Vesbe’nin Mali Tablo Dip Not: 17’de ki ayrıntıları 2008/12 aylıkta gizlenmeye başlanmıştır.

Vesbe’nin 2008/3 ve 2008/9 aylık ara dönem mali tablo formatında tam set olarak açıklanan ayrıntıların 2009/3 aylık mali tablosunda özet olarak açıklanması; mali tablolarda yapılan " yamuğun " tarafımdan tespit edilmesini önlemek için alınmış bir tedbir olmadığını söyleyebilir misiniz?

Sayın ULTAV,

Siz " yamuğunuz " olmadığını söylüyorsunuz, ben de Vestel ile Vesbe’nin mali tablolarında " yamuk " yapıldığını iddia ediyorum. HODRİ MEYDAN.

Saygılarımla.

aro
14-03-2011, 21:27
İbretlik bir durum. Vestel bir yana, esas SPK'nın durumu çok vahim. :(

Ciğer kediye emanet. Aslında şirketlerden çok SPK'yı hedef tahtasına koymak lazım ama o çok başka bir boyut. Şirketlerle mücadele ederek lokal ve geçici de olsa bir şeyler elde etmek mümkün olabilir belki. Ama SPK?... çok uzun vadeli bir soğuk savaş. Ama düğümün kökü de orada.

Konuyu saptırmak istemiyorum ama uzun zamandır "Borsa nasıl adam edilir? / Kumarhane değil yatırımhane borsa!" ekseninde bir başlık açmayı düşünüyordum ama, vakit ayıramayacağım için açmıyorum. Başlık açınca bir nevi görev almış gibi oluyor insan. O görevi hakkıyla yerine getirecek zamanım yok malesef.

Oysa IMKB ve SPK'nın da mikroskop ve neşter altına alınmasının zamanı geldi de geçti bile. VOB'a bir şey demiyorum, çünkü o zaten tanım gereği kumarhane. Ama borsa...

Ek: Zamansızlıktan daha mühimi, bu konuda yetkin değilim. Şunun şurası 2 senedir piyasalarla ilgileniyorum. Bir hayırsever üstad başlık açsa, elimden geldiğince katkıda bulunmaya çalışırım. Vaktiyle "SPK küçük yatırımcıyı koruyor mu?" (http://www.hisse.net/forum/showthread.php?t=43692) diye bir anket/başlık açılmıştı ama anket olayı işi bozdu. Topik çözüm yerine şikayet kutusuna dönmüştü.

YALIN
15-03-2011, 00:00
Sayın apache

VESTL ve VESBE şirketleri üzerine yazdıklarınızı büyük bir hayranlıkla ve aynı zamanda üzülerek okudum.

Hayranlıkla okudum çünkü iğne ile kuyu kazarcasına bilançoları incelemiş ve tespit ettiğiniz ''yamuklukları'' dile getirmişsiniz, hemde bir değil iki değil bir dünya ''yamuk'' konuyu ortaya çıkartmışsınız.

Üzülerek okudum çünkü ortaya çıkardığınız bu ''yamukluklar''ın hesabı verilmesi konusunda şirket son derece pişkin davranmış ve aynı zamanda biz küçük yatırımcıların yasal dayanağı olması gereken SPK ise sizin bu dilekçelerinize istinaden uygulaması gereken yasal hükümleri uygulamamıştır.

İşte bu gibi rahatsızlıkları ortaya çıkarmamız gerektiğini ve topluca bu işin üzerine gidilmesi gerektiğini düşünüyorum, elbette böylesi durumlara dair gerek şirketlere gerekse spk'ya hergün mailler yağıyordur ve bir sonuç alınamayınca pes ediliyordur. Ama bizler, bu topiğe gönül veren tüm arkadaşlar, bizler pes etmeyelim. Ben inanıyorumki hisse.net sinerjisi bu işin üstesinden gelecek ve belkide şuan bir çok arkadaşımıza hayal gibi görünen sonuçlara hep birlikte ulaşacağız, yeterki azim ve birlikteliğimiz olsun.

apache
15-03-2011, 00:22
ÇANLAR KİMİN İÇİN ÇALIYOR?

Tarih:09 Temmuz 2010 Cuma 19:29
Kimden:........................
Kime:omer.yungul@vestel.com.tr
CC:cem.koksal@vestel.com.tr



Sayın ZORLU,


24 Mayıs 2010 tarihli Gazete Habertürk’te yayınlanan röportajınızda, “ Ben Allah’tan korkarım....Tüyü bitmedik yetim hakkı yemedim..... Kasada zarar çıkınca ortaklardan biri gözümün içine baktı. Ben de üstüme alındım tabii.” Demektesiniz.


Daha önceki tarihlerde, gerek basına yaptığınız açıklamalarda, gerekse üniversite öğrencilerine verdiğiniz konferanslarda; “ Hayatımın hiçbir döneminde tokatçı olmadım, haram yemedim.... Çalışmak yetmez, aynı zamanda dürüst olmakta gerekir…..Anne ve babamdan bizlere kalan en büyük miras dürüstlüktür……İtibar benim için çok önemlidir, onsuz bir şey olmaz. İtibarımı kaybetmektense para kaybetmeyi tercih ederim…. Bizde insanlar yükseldiğinde “Kimleri çarptı acaba?” diye düşünülüyor. Kimse nasıl başarılı olduğunuzu merak etmiyor. “ diyorsunuz.


Zat-ı âlinizle yaklaşık 3 yıl ortaklık yapmış bir yatırımcı olarak, Vestel’in İMKB fiyatının, tahsisli sermaye artırımı yoluyla payınızı artırmak amacıyla mali tablosunda yapılan hilelerle nominal değerinin altına düşürülmediğine ve sizin sözde değil, özde dürüst olduğunuza inanmak istiyor ve “ gözünüzün içine bakarak “ size bazı sorular sormak istiyorum.


Vestel’in dönem amortisman ve itfa paylarının gelir hesaplarına dağılımı aşağıdaki gibidir.


Dönem...............S.Maliyetine Dağılım........F.Giderlerine Dağılım...............Toplam( Bin TL)


2007/3..........................??????................. ...........??????................................. .41.961

2007/6..........................??????................. ...........??????................................. .73.422

2007/9..........................92.369................. ...........21.718................................. .114.087

2007/12......................117.244................... ..........36.891.................................. 154.135


Buradan da anlaşılacağı üzere, Vestel’in 2007/3 ile 2007/6 aylık dönem amortisman ve itfa paylarının gelir hesaplarına dağılımı “ unutulduğu “ için açıklanmamış, bunun yerine toplam dağılım açıklanmıştır.


Vestel’in mali tablo dip notlarında bir kalemin ayrıntısı “ unutulduğu “ için açıklanmamışsa veya bir kalemin tutarı “ sehven “ hatalı yazılmışsa, bana göre o kalemde, mutlaka ama mutlaka hile yapıldığı için bu yola başvurulmuştur diyor ve “ gözünüzün içine bakarak “ soruyorum: 2007/3’de toplam 41.961.000 TL ve 2007/6 aylıkta toplam 73.422.000 TL olarak açıklanan dönem amortisman ve itfa paylarının satışların maliyeti ile faaliyet giderlerine dağılımı ne kadardır?


Vestel’in 2008/12 aylık lisans ve royalty giderleri aşağıdaki gibi açıklanmıştır.


VESTEL............................................ ......2008/12


Lisans ve royalty giderleri........................24.851.000


Ben, bu gidere ait tutarın fazla açıklanmak suretiyle Vestel’in kârının düşürüldüğünü iddia ediyor ve yine “ gözünüzün içine bakarak ” soruyorum: Siz, lisans ve royalty giderleri tutarının doğru olduğunu iddia edebilir misiniz?


Sayın ZORLU,


Merrıll Lynch Türkiye analisti Michael Harris tarafından, “ Vestel’in muhasebe hileleriyle kârının düşük gösterildiğine, ayrıca “ transfer pricing “ yapılarak kârının Vesbe’ye aktarıldığına “ dair yayınlanan bir rapor üzerine Genel Kurulda yaptığınız konuşmada; “ İki yıllık sürede Vestel’in değerinin nereye geleceğini görecekler. O zaman onlara ne söyleyeceğimi biliyorum. ..Bu işler mürekkep yalamakla olmaz. O raporu yazan gelsin buraya benimle hesaplaşsın...“ diye söylemiştiniz.


Bende size diyorum ki; İki yıllık sürede Vestel’in fiyatının nereye geldiğini gördük. Bu işler, Genel Kurulda ahkâm kesmekle, hayatımın hiçbir döneminde tokatçı olmadım, haram yemedim..Ben Allah’tan korkarım.. “ diye basına açıklama yapmakla, üniversite öğrencilerine konferans vermekle olmaz. Buyurun, hesaplaşalım.


SON SÖZ: Acı da olsa doğruyu söyleyiniz. ( Hz. Muhammed )

apache
15-03-2011, 00:28
ÇANLAR KİMİN İÇİN ÇALIYOR? ( II )


Tarih:17 Temmuz 2010 Cumartesi 22:05
Kimden:.................................
Kime:omer.yungul@vestel.com.tr
CC: cem.koksal@vestel.com.tr


Sayın ZORLU,


Yaptığınız bir açıklamada; “ Vestel marka ürün satın alan tüketicilerden bir şikâyet gelmesi üzerine hemen o tüketiciye telefon açıp derdini dinlediğiniz ve özür dileyerek tüketicinin güvenini tekrar kazandığınızı; Sultanhamam’a gittiğinizde, sattığınız perdeyi getiren müşterinizin perdede kafasının girebileceği kadar bir delik göstermesi üzerine üzüntüden sabaha kadar uyuyamadığınızı ve ertesi gün fabrikada herkesi toplayıp fırçaladığınızı “ belirtiyorsunuz.

Sattığınız hissenin mali tablolarındaki “ delikleri “ gösterince neden aynı duyarlılığı göstermiyor ve susmayı tercih ediyorsunuz?


SON SÖZ: "Ya olduğun gibi görün, ya da göründüğün gibi ol…" ( Mevlana )

kocebi
15-03-2011, 01:17
Sn. Yalın,
Bu topiğe yazma zahmetine katlanan siz ve diğer katılımcılara, verdiğiniz emek ve bilgilerinizden dolayı teşekkür ederim. 63 yıllık geçmişe sahip aile işletmemin faaliyetini, kendimce geçerli sebeplerle sonlandırıp birikimimin büyük bir kısmını borsada değerlendirmek niyetinde idim. Bu sebeple "ekonomi sektör şirket inceleme" topiğinizin sessiz ama sıkı takipcilerinizden biriyim. Yılların verdiği alışkanlık ile hizmet verdiğim sektördeki ürünleri alırken kazan mantığına dayanarak ince eleyip sık dokuma gereğini hep uygulamışımdır. Bu sayede borsada da sizler gibi değerli fikirleri yakaladığımı düşünerek yatırım yapma şevkim dahada arttı. Bana hissettirdiğiniz bu güven duygusunun birçok küçük yatırımcıyada ulaşmasını dilerim. Tek temennim bu başlığın herhangibir gerekçe ile varlığını durdurmamasıdır.
Bu topiğin anafikrine ait bir yetiye sahip olmadığım için sadece izlemekten başka bir katkım olmayacaktır.Ama sıkı takipçi olacağıma eminim. Emeği geçen tüm katılımcılara tekrar teşekkür ederim.

YALIN
15-03-2011, 11:31
Sn. Yalın,
Bu topiğe yazma zahmetine katlanan siz ve diğer katılımcılara, verdiğiniz emek ve bilgilerinizden dolayı teşekkür ederim. 63 yıllık geçmişe sahip aile işletmemin faaliyetini, kendimce geçerli sebeplerle sonlandırıp birikimimin büyük bir kısmını borsada değerlendirmek niyetinde idim. Bu sebeple "ekonomi sektör şirket inceleme" topiğinizin sessiz ama sıkı takipcilerinizden biriyim. Yılların verdiği alışkanlık ile hizmet verdiğim sektördeki ürünleri alırken kazan mantığına dayanarak ince eleyip sık dokuma gereğini hep uygulamışımdır. Bu sayede borsada da sizler gibi değerli fikirleri yakaladığımı düşünerek yatırım yapma şevkim dahada arttı. Bana hissettirdiğiniz bu güven duygusunun birçok küçük yatırımcıyada ulaşmasını dilerim. Tek temennim bu başlığın herhangibir gerekçe ile varlığını durdurmamasıdır.
Bu topiğin anafikrine ait bir yetiye sahip olmadığım için sadece izlemekten başka bir katkım olmayacaktır.Ama sıkı takipçi olacağıma eminim. Emeği geçen tüm katılımcılara tekrar teşekkür ederim.

Merhaba sayın kocebi

Sizi diğer topikden biliyorum, dikkatimi çeken söylemleriniz hakkında kendi fikrimi belirtmek istedim. 63 yıllık geçmişe sahip aile işletmenizi kendinizce geçerli sebeplerle sonlandırmayı ve sermayenizin büyük kısmını borsada değerlendirmeyi düşündüğünüzü belirtmişsiniz.

Tabiki bilemiyorum geçerli mazeretleriniz nelerdir ama 63 yıllık bir işletmeyi sonlandırmak çok ama çok önemli bir karardır ve işletmenin parasını IMKB gibi çok riskli bir alana kaydırmak !!! çok büyük bir cesaret ister.

IMKB gibi çok riskli bir alan dedim çünkü bunu borsaya giren her yatırımcı bilir. Reel piyasada risk yokmudur elbette vardır ama IMKB kadar keskin ve öldürücü riskler yoktur. Sadece borsadan para kazanarak yaşamak sanıldığı kadar kolay bir durum değildir, bunu yapabilmek için çok büyük bilgi birikim lazım. Zaten bizlerde elimizden geldiğince küçük birikimlerini borsada değerlendirmek isteyen forumdaşlarımıza bu risklerdan bahsediyor ve para kazanmanın ne kadar zor olduğunu anlatmaya çalışıyoruz. Yani bizlerin yaptığı bu çalışmalar size güven kaynağı olmaktansa borsaya yatırım yapmak isteyenlerin duyması gereken çekinceleri olarak kabul etmenizi isterim.

Siz yine burada yazılanları izlemeye devam edin ama bana sorarsanız bu çok önemli kararınızı verirken çok iyi düşünün. Her türlü karanınızın hakkınızda hayırlısı olmasıni dilerim.

kocebi
15-03-2011, 20:10
Sn yalın,
Benim adıma hissettiğiniz kaygıya saygı duyuyorum, teşekkür ederim. Kısaca izah etme gereği hissettim.İşletme hakkındaki kararıma, 1999 da sektörde meslektaşlarımla yaptığım münazara sonucunda vardım. 2002 de başlattığım süreç 2010 da son buldu. Borsada yatırım kısmına gelince 8 yılda öğrendiklerimle ancak (bluechip) olarak nitelendirilenlerin birkaçı dışında yatırım yapma cesaretini bulamadım. Bu sebeple, bana göre "zaman" dan sonra ulaşılması en pahalı ve zahmetli olan "bilgi" yi verdiğiniz bu yazışmaları ilgi ve merakla takip etmeye devam edeceğim. Emeği geçen tüm arkadaşlara saygılarımla.

kocebi
16-03-2011, 01:45
PARK ELEKTRİK ÜRETİM MADENCİLİK SANAYİ VE TİCARET A.Ş./PRKME[] 15/03/2011 15:08:43

EK AÇIKLAMALAR:
Şirketimizin 15 Mart 2011 tarihli Yönetim Kurulu toplantısında;
- Şirketimizin 2010 yılı karı üzerinden vergiler ve ayrılması gereken yasal yükümlülükler
ayrıldıktan sonra kalan kısmın dağıtılmayarak olağanüstü yedek akçe olarak şirket
bünyesinde tutulmasına ve bu hususun Genel Kurul'un onayına sunulmasına karar verilmiştir.
.................................................. .................................................. .....................

Haberin orjinal hali ve eklerine aşağıdaki linklerden ulaşabilirsiniz:
http://www.kap.gov.tr/yay/Bildirim/B...aspx?id=146802
http://www.kap.gov.tr/yay/Bildirim/D...dirimid=146802


Bir şirket neden olağanüstü yedek akçe ayırmaktadır. Mantığı nedir?
Ortak olunan bir şirketin,ortağının kar payından mahrum bırakılması sonucunu doğururmu? ve en önemlisi, böyle bir durumda sorulması gereken doğru soru bumudur? aydınlatıcı yorumlarınızı bekliyorum. üstadların yorumuna şimdiden teşekkürler..

Serenler
16-03-2011, 11:39
PARK ELEKTRİK ÜRETİM MADENCİLİK SANAYİ VE TİCARET A.Ş./PRKME[] 15/03/2011 15:08:43

EK AÇIKLAMALAR:
Şirketimizin 15 Mart 2011 tarihli Yönetim Kurulu toplantısında;
- Şirketimizin 2010 yılı karı üzerinden vergiler ve ayrılması gereken yasal yükümlülükler
ayrıldıktan sonra kalan kısmın dağıtılmayarak olağanüstü yedek akçe olarak şirket
bünyesinde tutulmasına ve bu hususun Genel Kurul'un onayına sunulmasına karar verilmiştir.
.................................................. .................................................. .....................


Bir şirket neden olağanüstü yedek akçe ayırmaktadır. Mantığı nedir?
Ortak olunan bir şirketin,ortağının kar payından mahrum bırakılması sonucunu doğururmu? ve en önemlisi, böyle bir durumda sorulması gereken doğru soru bumudur? aydınlatıcı yorumlarınızı bekliyorum. üstadların yorumuna şimdiden teşekkürler..

Sanırım bu konuda daha çok bekleyeceğiz.


Yönetim kurulunun GENEL KURUL'da kar dağıtımı YAPILMAMASI teklifi normal. Seçeneklerden biriydi, süpriz olmadı.
Rusya ile ticari temasın İSTİKRARLI BİR ŞEKİLDE devam ettirileceği bir süreçte, PARK HOLDİNG ilişkisi olsun veya olmasın, şirketlerinin karını KENDİ KASASINDA tutmak istemesinden daha doğal ne olabilir ki?


Her yıl aynı film oynanıyor.
Sizler bu yılki karın dağıtılmadığından dem vuruyorsunuz.
Olay ve kar bu kadardan ibaret mi acaba?
% 99 ticareti şüpheli şekilde kendi grup şirketleriyle oluyor, ürettiği değerler sanki piyasada başka şirket yokmuş gibi al gülüm ver gülüm üç otuz paraya diğer şirketlere satılıyor. Bu durumda kar etme ihtimali sıfıra yakın veya bilanço oyunlarıyla uygun gördükleri karı yazıyorlar. Bu da yetmiyor o şirketlerden alacaklarını tahsil etmiyorlar.
Bu durum 2007 den beri devam ediyor.

Şirketin alacakları:
"Park Holding A.S. Ortak - 216.420.851

Merak ettim Park Holding A.S. kim diye? Ana ortak oldugunu gördüm.
Park Holding A.S nin, . %39,65 ortaklik payi ile.

Yani, ana ortak yüzde 40 gibi istiraki oldugu sirketini, finansman kaynagi olarak kullaniyor ve tüm nakdini, sirketin yararina kullanmak yerine....kendine aktariyor. Ilk izlenim bu!!!!
Ha sirket yazdigi gibi... biz gecici olarak....piyasa faizi üzerinden.. nakdi degerlendiriyoruz gibi basmakalip laflar ve safsatalar ile durumu kurtarmaya bakar Normaldir. Bende öyle yapardim! Kim aksini kanitlayabilirki?
Bu hukuken sucmu? Onu arastirmak gerekir. Etik olmadigi kesin!!!"

İşin hukuki yanı bir tarafa, kaldı ki eğer bu şekilde bir açık varsa çıkacak yasalarla bu hırsızlık önlenmelidir.
Vicdanın kabul etmediği bir şey yasal olamaz.
daha sorulacak o kadar çok soru var ki.
şimdilik bu kadar...

epikur
16-03-2011, 11:57
........Bir şirket neden olağanüstü yedek akçe ayırmaktadır. Mantığı nedir?

Ortak olunan bir şirketin,ortağının kar payından mahrum bırakılması sonucunu doğururmu?
ve en önemlisi, böyle bir durumda sorulması gereken doğru soru bumudur?

Sn kocebi, imkb de gördügümüz "normal hal", karlarin "dagitilmamasidir!
Bu gercek ne yazikki, sirketlerin yüzde doksani icin gecerlidir.
Ve bu gercek piyasada, yine ne yazikki, kimseyi cok fazla rahatsiz etmemektedir.
Bu yüzden bu forumda, 3-5 arkadas mantikli bir uzun vadeli yatirim icin, sirket blue chip olsun veya olmasin, devamli temettü dagitan sirketlerin tercih konusu olmasi gerektigini tekrarlamaktayiz.
Cünkü ancak bu davranis ile sirket yönetimlerinin kücük ortaklarina karsi az cok iyi niyetlerini görebilmekteyiz. :(

Park Elektrige gelince: Ana ortak ihtiyaci olan nakdi "kredi maskesi" altinda zaten ana kasasina, kendi sirketi olan Park Holding'e aktariyor! Ve bunun yasal bir sey oldugunun altini ciziyor.
Bu davranisin yasal olmadigini kanitlayamadikca, bu davranisdan vazgecebilecegini düsünemiyorum. :(

Not: Bir arkadasin yazmis oldugu: "şirketlerinin karını KENDİ KASASINDA tutmak istemesinden daha doğal ne olabilir ki?"....cümlesinede hayli sasirdim!!!
Bu baslikda, sirketin kazanmis oldugu parayi.... kendi kasasinda "tutmamasi" ve kendi yararina kullanmamasi", sikayet konusu!!
Sirketin kazandigi tüm kari, yillardir...ana ortagina transfer etmesi, orada ana ortagi yararina likidite yaratmasi ve ana ortaginda, kendi namina yatirim yaparak, olusan kari ortaklariyla paylasmak istememesi....sikayet konusu...diye anlamisdim!

Ben mi olayi yanlis anladim?

Malena
16-03-2011, 12:25
[QUOTE=kocebi;5625570]PARK ELEKTRİK ÜRETİM MADENCİLİK SANAYİ VE TİCARET A.Ş./PRKME[] 15/03/2011

Bir şirket neden olağanüstü yedek akçe ayırmaktadır. Mantığı nedir?
Dönem net kârından varsa önceki dönemlere ait ticari bilanço zararları karşılanır. Söz konusu zararların mutlaka cari dönem kârı ile kapatılması zorunlu değildir. Bir kısmının ya da tamamının önceki yıllarda ayrılmış yedek akçelerle karşılanması da mümkündür. Ancak bu zararın 1. tertip yasal yedek akçe ayrılmasına ilişkin genel esaslar çerçevesinde karşılanması gereği muhakkaktır.
Geçmiş dönem zararlarının kapatılmasının ardından 1. tertip yasal yedek akçenin ayrılması gerekmektedir. 1. tertip yasal yedek akçe, ödenmiş sermayenin beşte birine ulaşıncaya kadar her dönem safi kârın yirmide biri oranında ayrılır. (TTK madde 466). Safi kâr, vergi sonrası kârdır.
Dağıtılabilir kârın tespiti için yapılması gereken son işlem işletmede bırakılması ve tasarruru zorunlu yasal fonların safi kârdan tenzilidir.
Yukarıdaki işlemler yapıldıktan sonra kalan tutar prensip olarak dağıtılabilir kârın brüt tutarını ifade eder. Bu aşamadan sonra yapılacak işlem 1. temettünün hesaplanmasıdır. 1. temettü ödenmiş sermayenin en az %5 i oranında ayrılmalıdır. (TTK madde 466/3) 1. temettünün %5 oranından daha yüksek bir oranda belirlenmesi mümkündür. Ancak bu durumda, belirlenen yüksek orana karşılık gelen tutar ile yasal orana karşılık gelen tutar arasındaki farkın %10 u temettü olarak dağıtılmayarak 2. tertip yasal yedek akçe olarak ayrılmalıdır.
Dönem kârından ödenmiş sermayenin %5 i oranında 1. temettü ayrılmadıkça 2. tertip yasal yedek akçe ayrılamaz.
Bu işlemlerden sonra kalan tutarın kanun ve ana sözleşme hükümleri çerçevesinde dağıtılmasına devam edilir. ancak bu aşamadan sonra hesaplanacak temettü ya da kâr payları üzerinden %10 oranınında 2. tertip yasal yedek akçe ayrılması zorunludur. Hesaplama yapılırken; kâr payının 10’a bölünmesi ve 9/10 unun kâr payı, 1/10 unun 2. tertip yedek akçe ayrılması gerekmektedir.
Yukarıdaki tenzilattan sonra kalan ve dağıtılmamasına karar verilen bir kâr tutarının bulunması halinde bu tutar olağanüstü yedek akçe olarak işletmede bırakılabilir.
Kâr dağıtılması için önce bilançoda kâr oluşması gerekir. Genel kurul karar verirse, her iki halde de şirketler bilançoda kâr gözükmese bile birikmiş ihtiyatlardan temettü dağıtabilirler. (TTK mad 479) Bu hususta hiçbir kanun şirketi zorlamamaktadır.
Vergi kanunları açısından; şirketlerin kârlarını şirkette bırakmalarını özendirmek amacıyla sadece kâr dağıtımı halinde stopaj yapılması için “kârın sermayeye ilavesi kâr dağıtımı sayılmaz” hükmü getirilmiştir. Buna göre şirketler dönem kârlarını nakit olarak dağıtmak yerine sermayeye eklenerek ortaklarına bedelsiz hisse vermeleri halinde stopaj vergisi ödemeyeceklerdir. Bundan amaç şirketlerin mali bünyelerini kuvvetlendirmeye yönelik olarak, kârlarını dağıtmayıp şirket sermayesine ilave etmektir.
Yasal yedekler(kanunlar doğrultusunda), statü akçeleri (şirket ana sözleşmesi doğrultusunda) veya olağanüstü yedek akçeler (genel kurul/yönetim kurulu kararı ile) dışında dile getirilen bir yedek akçe çeşidi de “gizli yedek akçe”dir. TTK458 inci maddesinde gizli yedek akçenin tanımı”şirket işlerinin devamlı inkişafını veyahut mümkün mertebe istikrarlı kâr payları dağıtılmasını temin bakımından münasip ve faydalı olduğu takdirde, aktiflerin bilanço günündeki kıymetlerinden daha aşağı bir kıymetle bilançoya konması şeklinde veya başka suretle gizli yedek akçe ayrılması caizdir. İdare meclisi, gizli yedek akçe ve sarf yerleri hakkında murakıplarına bilgi vermekle sorumludur. “
Kâr dağıtımının kaynakları:
Ticaret hukukunda genel kabul gören görüşe göre kâr dağıtımına sonu olabilecek kalemler
- Son hesap döneminde elde edilen safi kâr
- Onceki dönemlerde elde edilmiş kârlardan dağıtılmayan kısımlar
- Kâr dağıtımına istikrar kazandırmak amacıyla ayrılan yedek akçeler
- Belli bir amaca tahsis edilmemiş olağanüstü yedek akçeler
- İhtiyari yedek akçelerden dağıtılması mümkün olan kısım
SPK da bu kalemlerden birisinin ya da birkaçının kâr dağıtımı sırasında ortaklara 1. temettü olarak dağıtabileceği, dağıtılan kâra son hesap döneminde elde edilen safi kârın katılmamasının önemli olmadığı, tamamının önceki dönemlerde elde edilmiş kârlardan dağıtılmayan kısımlar olabileceği görüşündedir.
Kaynak: www.alomaliye.com/eylul_06/murat_ceyhan_kar/dağitimi.htm

epikur
16-03-2011, 12:43
Belki tekrarlamakda fayda var: Burada gösterilmeye calisilan SIKINTI, sirket karini neden temettü seklinde dagitmiyor, degildir!

Esas soru: Sirket karini neden sirket namina, ortaklarinin yararina kullanarak, yeni yatirimlar yapmak yerine, yillardir ana ortagina likidite saglamakatadir...ve bu hukukimidir?

Sirketlerin karlarini dagitmayip, sermayelerine eklemeleri ve ortaklari yararina yatirim yapmalari...tabiiki o kadarda kötü bir sey degildir.

Belki ben temettü konusuna sahsen gereginden fazla önem verdigimden konuyu o tarafa cekmis olabilirim. :)

Nyloncake
16-03-2011, 14:26
Merhaba;
Arkadaşlar Bana yardımcı olursanız çok sevinirim.

8 ay önce 1,05 maliyetle 5.000 lot embyo almıştım sonra aylarca değerini takip etmedim pazartesi günü hisse %50 bedelsiz bölünüp sonra da %200 bedelli sermaye arttırımına gitmiş. şimdi ise elimde 2.500 lot son değeri 1,14 olan embyo var. Birde Kupon 0.04 ten 2500 adet - EMBYOR- görünüyor.

5.000 lot da rüchan hakkım varmış:

bu hisseden çok beklentim yok ancak en az zarar etmem için ne yapmamı tavsiye edersiniz?

1) Rüçhan hakkı kuponlarımın tamamı için talimat verip 2500 lot için 5000 tl daha mı bağlıyayım?
2) Temettü vericek olursa kadar rüçhan hakkı kullanmak istiyoru mu diyeyim?
3) Rüçhan hakkımı hiç kullanmadan bırakıp zarara katlanayım mı?
4) Rüçhan hakkı kuponlarımın bir kısmı için talimat verip misal 1250 adet için 2500 tl mi bağlıyayım?

saygılar iyi çalışmalar.

kasved
16-03-2011, 14:45
PARK ELEKTRİK ÜRETİM MADENCİLİK SANAYİ VE TİCARET A.Ş./PRKME[] 15/03/2011 15:08:43

....................
Bir şirket neden olağanüstü yedek akçe ayırmaktadır. Mantığı nedir?
Ortak olunan bir şirketin,ortağının kar payından mahrum bırakılması sonucunu doğururmu? ve en önemlisi, böyle bir durumda sorulması gereken doğru soru bumudur? aydınlatıcı yorumlarınızı bekliyorum. üstadların yorumuna şimdiden teşekkürler..

Sn Kocacebi ben üstad değilim fakat sorunuz hakkında kendi kişisel düşüncemi açıklıyayım;
Olağanüstü yedek ayırmanın olması gereken mantığı şudur; Şirketin yapılması gereken bir yatırımı için faaliyetleri sonucunda elde etmiş karı ortaklarına nakit olarak dağıtmayıp borçlanmadan yatırım da kullanmak için rezerv tutma isteğidir diyelim. Yatırım sonuçta aktif büyümeyi ve büyümede karlılığı artıracağından olağan üstü yedeklerin bu anlamda rezerv olarak tutulmasında herhangibir sakınca olmadığı düşüncesindeyim.

Fakat olağan üstü yedek ayrılsa bile prensipte sermayenin asgari tutarda nemalanması gerekir, yani şirket ne kadar büyük yatırım yaparsa yapsın veya borç öderse ödesin ortaklarına şirkete koydukları sermaye yatırımının asgari nominal üstünden hiç olmazssa %5 nispetinde sembolik dahi olsa kar payı ödenmesi gerekir.

Fakat sizin sorunuzda bahsi geçen benzer şirketlerde hepbir neden üretilerek ortaklarına nakit temettü ödemesinden kaçınılmaktadır, bu da bir kısım büyük hissedarlarda azınlık ortakları kaba söyeleyeceğim " ortak olarak değil, sövüşlenecek kaz olarak" görme anlayışından kaynaklanmaktadır.

Burda sorunların ana kaynağı; hukuk devleti olmayı beceremeyip gittikçe kanun devletine dönüşmemizden kaynaklanmaktadır. Denetleyici kurullar özgür değil, başkanları mevcut siyasi iktidarlar tarafından atanmaktadır. Hukuksal yaptırımlar adamına madamaına göre uygulanmaktadır, maalesef herkesin ortalamada birleştiği "hak, hukuk ve vicdan" anlayışını topluma egemen kılamadık.

Burada şirket seçimi çok önemli olmaktadır, şirketin çoğunluk hissedarları ve yöneticilerinin insan kalitesi herşeyden çok önem arzetmektedir. Adamın kalitesi bozuksa hırsızlığı kafasına koymuşsa ne yapsanız soyacaktır, önemli olan lafta değil hayatın gerçeğinde kurumsal olmak ve ortağına saygı duymak.

Bu topik en azından insanlara, korunma konusunda sağlayacağı yaşanmışlıklardan çıkarılacak derslerle çok faydalar sağlayacaktır.

Malena
16-03-2011, 14:54
2006 da alınan yargıtay kararı:
Gerekli olmayacak miktar ve şekilde sermaye artışları yapıldığı ve rüçhan haklarının kullanmalarının engellenerek paylarının düşürüldüğü, 2003 te genel kurulda alınan sermaye artışı kararının ve 2004 tarihinde yapılan A grubu hissedarlar genel kurulunda alınan kararların iptali davalarının derdest olduğu, yasa, anasözleşme ve iyi niyet kurallarına aykırı olarak kârın olağanüstü yedek akçeye ayrılmasına ve ortaklara dağıtılmamasına karar verildiğini ileri sürerek , kâr dağıtılmamasına ilişkin genel kurul kararının iptalini istemiştir. Mahkeme bilirkişi raporunda şirketin önceki yıl zararının bulunduğu için davanın reddine karar verilmiş.

Anonim ortaklığın nihai amacı kâr elde edip ortaklarına dağıtmaktır. Bu amaç, ana sözleşmelerde yer almaz, çeşitli kanunlardaki kişi birlikteliklerini ayıran-müşterek amaç- kıstasından ve -ortaklık- kavramından doğar. Başka bir deyişle anonim şirket kanunen yasak olmayan her türlü iktisadi maksat ve konular için kurulur(TKK 271) ve kâr elde etmek ve dağıtmak nihai amacından doğan kâr payı, bir vazgeçilmez haktır. (TTK 385)
Şirketin nihai amacının kâr elde edip ortaklara dağıtması esas olmakla birlikte ana sözleşmeye konulacak hükümler yanında kanunda gösterilen nedenler bu genel ilkenin istisnalarını oluşturmaktadır. Bu istisnaların en önemlisi ve uygulamada da sıkça görülüp dava konusu uyuşmazlığa da konu olan TTK nın 469/2 nci maddesindeki düzenlemedir. Anılan düzenleme gereğince şirketin devamlı inkişafı ve mümkün mertebe istikrarlı kâr dağıtımını temin bakımından ana sözleşmede zikredilenlerden başka yedek akçeler ayrılmasına şirket genel kurulunca karar verilebilir.
TTK nun 385 inci maddesinde düzenlenen müktesep hak olan kâr payı hakkı ile bu hakkın istisnasını oluşturan TTK nın 369/2 nci fıkrası arasındaki hassas dengenin kurulması zorunludur. Ana sözleşmede ihtiyari ve kanuni yedek akçelerin ayrılmasından sonra kalan safi kârın bir kısmının dağıtılmamasına ve olağanüstü yedek akçeye ayrılması mümkün ve bu kkonudaki genel kurul kararının ana sözleşme ve iyi niyet kurallarına aykırılığı söz konusu söz konusu olmamakla birlikte, tamamının yedek akçeye ayrılması TTK nun 469/2 nci maddesinin istisna hükmü olduğu gözetildiğinde; TTK nın 385 inci maddesinde düzenlenen müktesep hakkın ihlal edilmediğini kanıt yükünün davalı şirkette olması sonucunu doğurur. Olağanüstü yedek akçeye ayırma kararının genel kurul kararında gerekçesi gösterilmemiş olsa bile, yargılama sırasında mahkemece davalıya açıklattırılıp somut delillerinin gösterilmesinin istenmesi gerekmektedir. Bu durum ister bir defa, isterse süreklilik kazanmış olan kâr payı dağıtılmaması kararları için de söz konusudur.
Davalı şirketin ana sözleşmesinde 1. temettü ve diğer sözleşmesel ve kanuni yedekler ayrıldıktan sonra kalan safi kârın ikinci tertip temettü payı olarak dağıtılacağı belirtilmiş, son fıkra ile de genel kurulun ekseriyeti ile kâr payının dağıtılmayıp olağanüstü yedeklere ayrılabileceği benimsenmiştir. Buna göre de oluşan kârın tamamının olağanüstü yedeğe ayrılmasına karar verilmiştir.
Davacılar, şirketin 15 yıldır kâr payı dağıtmadığını, bu şekilde azınlık pay sahibi ortakların çoğunluğun tahakkümü altında tutulduğunu, alınan kararların yasa, ana sözleşme ve özellikle iyi niyet kurallarına aykırı olduğunu iddia etmiştir. Yargılama sırasında alınan bilirkişi raporunda şirketin bir önceki yıl zarar etmiş olmasına rağmen tekrar kâra geçmiş olduğu gözetildiğinde en azından ana sözleşmeye gereğince %5 oranında kâr payı dağıtması ve bu nedenle genel kurul kararının iptali gerektiği belirtilmiş olmasına rağmen mahkemece bilirkişi raporundaki değerlendirilmelere itibar edilmemesine ilişkin yeterli gerekçe gösterilmemiştir.
O halde, mahkemece, kâr payının güçlü bir nispi müktesep hak olduğu ve TKK nun 469/’ nci maddesinin TTK nun 385 inci maddeye bertaraf eden bir hüküm olmayıp, gerektiğinde uygulanması mümkün istisnai bir nitelik taşıdığı, pay sahibinin yeterli oranda kâr payı üzerinde müktesep hakkı bulunduğu ve TTK nun 469/2 nci maddesinin uygulanması gerektiğinde gerçekten şirketin inkişafı ve sürekli kâr dağıtılabilir durumda tutulması için kâr payı dağıtılmamasının uygun ve faydalı olup olmadığının ispat yükünün davalı şirkete yüklenerek, çeşitli ihtimalleri karşılaştırmalı olarak kapsayan içerikte bilirkişi raporu alınıp, hakların sakınılarak kullanılması ilkesi çerçevesinde genel kurul kararının bu nedenle davacılar yararına bozulması gerekmiştir.

epikur
16-03-2011, 16:39
Yalin, dostum, olayi birde bahsi gecen GREVi inceleyerek anlamaya calisdim.
Gördügüm su:

Mayis ayindan - Eylül ayina kadar grev olmus veya güvenlik nedenleriyle üretim yapilamamis! Ama...bildirimler.. celiskili!!!!
Madenin yüzde yüz kapasiteyle calistirilabilecegi mevsimde, üretim durmus!
Nedenlerini KAP bildirimlerinde tam manasiyla cözemedim.
15. mayisdan ekime kadar kap bildirimlerini detayli inceledim....celiskili haberler!
KAP bildirim tarihlerine göre...olaylari siraliyorum:


PARK ELEKTRİK ÜRETİM MADENCİLİK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. / PRKME [] 15.05.2010 19:40:17

Özel Durum Açıklaması (Genel)
Yapılan Açıklama Ertelenmiş Açıklama mı? : Hayır
Özet Bilgi : GÜVENLİK NEDENİYLE ÜRETİME ARA VERİLMESİ
AÇIKLAMA:
Açıklanacak Özel Durum/Durumlar:
14 Mayıs 2010 tarihinde Siirt Madenköy'deki işyerimizde işçiler arasında çıkan çatışmalar sonucunda işyeri güvenliği, can ve mal güvenliğinin sağlanması amacıyla 15 Mayıs 2010 tarihinden itibaren geçici süre ile üretimin durdurulmasına karar verilmiştir.
Gelişmelerle iligili olarak kamu oyuna bilgi verilecektir.
Burada... sirket, üretimin durdurulmasina karar vermis! GREV yok!


PARK ELEKTRİK ÜRETİM MADENCİLİK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. / PRKME [] 18.05.2010 15:37:18

Özel Durum Açıklaması (Genel)
Yapılan Açıklama Ertelenmiş Açıklama mı? : Hayır
Özet Bilgi : TOPLU İŞ GÖRÜŞMELERİ
AÇIKLAMA:
Açıklanacak Özel Durum/Durumlar:
Şirketimizin Siirt Madenköy Işletmesiyle ilgili olarak Türkiye Maden İşçileri Sendikası ile devam eden toplu iş görüşmeleri çerçevesinde, ilgili sendika tarafından grev kararının alınarak ilan edildiği öğrenilmiştir.
Şirketimize karşı noter kanalıyla tebliğ edilmesi halinde hüküm doğuracak kararın Şirketimizce tebellüğünü takip eden yasal süre içerisinde konuyla ilgili değerlendirme yapılacak ve gelişmeler kamuoyu ile paylaşılacaktır.
Burada...sendikanin grev karari ilan ettigi...ögrenilmis!


PARK ELEKTRİK ÜRETİM MADENCİLİK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. / PRKME [] 25.05.2010 17:20:32 Yapılan Açıklama Ertelenmiş Açıklama mı? : Hayır
Özet Bilgi : TOPLU İŞ GÖRÜŞMELERİNDE GREV VE LOKAVT KARARLARI
AÇIKLAMA:
Açıklanacak Özel Durum/Durumlar:
Şirketimize ait Şirvan İlçesi Madenköy'de bulunan işyerimizde T. Maden İşçileri Sendikası Yönetim Kurulu tarafından alınan 17.05.2010 tarih 266 sayılı Grev Kararı Şirketimize 24.05.2010 tarihinde tebliğ edilmiş bulunmaktadır.Konuya ilişkin 25.05.2010 tarihli Yönetim Kurulu toplantısında;

1. Şirketimize ait Şirvan İlçesi Madenköy'de bulunan Yer altı Bakır Cevheri Ocağı, Bakır Proses Tesisleri ve yardımcı tesislerin bulunduğu işyerlerimizde 2822 sayılı yasanın 27. maddesi uyarınca Lokavt Kararı alınmasına,
2. 2822 sayılı yasanın 37. maddesi uyarınca Lokavt Kararının uygulamaya konulacağı tarihin bilahare Yönetim Kurulunca tespit edilmesine karar verilmiştir.
Burada...greve karsi LOKAVT karari aciklanmis!??
Lokavt, isverene taninmis bir hakdir! ama sert bir tepkidir...uzlasmayi denemek yerine...olay cikmaza girer!


PARK ELEKTRİK ÜRETİM MADENCİLİK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. / PRKTE [] 02.06.2010 22:01:11
Özel Durum Açıklaması (Genel)

2822 SAYILI YASANIN 35.MADDESİ GEREĞİNCE YAPILAN GREV OYLAMASI AÇIKLAMA:
Açıklanacak Özel Durum/Durumlar:
Şirketimizin Siirt /Madenköy'deki bakır işletmesiyle ilgili olarak Türkiye Maden İşçileri Sendikası tarafından alınan grev kararı konusunda , 2822 sayılı yasanın 35. maddesi gereğince ; sendika tarafından 240 kişinin katıldığı toplantıda yapılan grev oylamasında 239 kişinin greve hayır oyu verdiğine ilişkin tutanak sendika tarafından şirketimize ulaştırılmıştır.
Konuyla ilgili gelişmeler hakkında kamu oyuna bilgi verilmeye devam edilecektir.
Burada OYLAMA yapiliyor ve....GREV istenmiyor, yani GREV yok!!!!!



Buraya kadar bir özet cikaralim!
15. Mayisda "......işçiler arasında çıkan çatışmalar sonucunda işyeri güvenliği, can ve mal güvenliğinin sağlanması amacıyla 15 Mayıs 2010 tarihinden itibaren geçici süre ile üretimin durdurulmasına karar verildi"....deniliyor.

Sonra grev cikdi deniyor. Ama grev oylamasi yapiliyor ve GREV yok deniyor. Tarih: 2 Haziran!

Sonrasi daha ilginc!..KAP bildirimi veya haber falan YOK.
Belkide herkez.... kamu, ortaklar falan....madeni calisiyor zannediyor. Cünkü bir KAP bildirimi göremedim...maden calismiyor diye...gerci son haber madendeki üretimin 15 mayisda durdurulmus oldugu idi!

Ama 3 Agustosda...asagidaki haber! 2 Haziran tarihinden....2 ay sonra!!!! Bu arada maden halen calistirilamamis! (Toplu is sözlesme görüsmeleri yapilmis! Ama grev falan YOK!???)


PARK ELEKTRİK ÜRETİM MADENCİLİK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. / PRKME [] 03.08.2010 16:04:13 Özel Durum Açıklaması (Genel)
Yapılan Açıklama Ertelenmiş Açıklama mı? : Hayır
Özet Bilgi : MADENKÖY BAKIR İŞLETMESİNE İLİŞKİN TOPLU İŞ SÖZLEŞMESİ GÖRÜŞMELERİNDE ANLAŞMA SAĞLANMASI
AÇIKLAMA:
Açıklanacak Özel Durum/Durumlar:
Şirketimizin Siirt/Madenköy'deki bakır işletmesiyle ilgili olarak Türkiye Maden İşçileri Sendikası ile yapılan toplantıda; taraflarca görüşmeler sırasında anlaşmaya varılan maddeler ile Yüksek Hakem Kurulu'nca karara bağlanan maddelerin uygulaması konusunda protokol imzalanmıştır. Yapılan bu protokol ile 1.01.2010-31.12.2011 döneminde sendika üyesi personelin ücretlerine ortalama % 5,68 oranında düzeltme yapılmasına karar verilmiştir.
İşletmede 5 Mayıs 2010 tarihinde ara verilen faaliyete başlama tarihi konusunda kamu oyu bilahare bilgilendirilecektir.

2 Haziranda...grev yok diye aciklanmasi...sirket artik calisiyor veya isciler calismak istiyor demek degilmis! :)
(....sendika tarafından 240 kişinin katıldığı toplantıda yapılan grev oylamasında 239 kişinin greve hayır oyu vermisdi!)


Bence, sirket bir bildirim aciklayip..,grev yok ama, yinede isciler su nedenlerden dolayi calismiyor denilebilirdi.
Cünkü 2 ay sonra aniden...aaaaaa...tamam...toplu is sözlesmesi yapildi...iscilere 5,68% zam yapilacak deniyor ve madenin isletmeye alinma tarihi....ileride aciklanacak deniyor! Mevsimi gecirdikden sonra!!!!!

Bakir fiyatlari belli...her gün fiyat yükselmekde...tarihi zirvelerine dogru! ve madenin 1 gün durmasi...büyük finansal kayip demek...ve bir yönetici veya maden sahibi....aylarca buna müsaade ediyor? Ve kazanci, yani basarisi ne? Iscilere sadece 5,68% zam vermisler!!!! :kahkah:
Madenin aylarca calismamasinin sonucunda...belkide tüm yilda cikarilabilecek bakir miktarinin, ancak yarisinin cikarildigi manasina geliyor, yani zarar cift haneli milyonlar degerinde. Kazanc ise iscilere belki yüzde 10 yerine, yüzde 5,68 zam verilmesiyle...isci giderlerinde saglanmis olan "tasarruf"!!

Gülermisin? Aglarmisin?


PARK ELEKTRİK ÜRETİM MADENCİLİK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. / PRKME [] 03.08.2010 16:04:13

Yapılan Açıklama Ertelenmiş Açıklama mı? : Hayır
Özet Bilgi : MADENKÖY BAKIR İŞLETMESİNE İLİŞKİN TOPLU İŞ SÖZLEŞMESİ GÖRÜŞMELERİNDE ANLAŞMA SAĞLANMASI AÇIKLAMA:

Açıklanacak Özel Durum/Durumlar:
Şirketimizin Siirt/Madenköy'deki bakır işletmesiyle ilgili olarak Türkiye Maden İşçileri Sendikası ile yapılan toplantıda; taraflarca görüşmeler sırasında anlaşmaya varılan maddeler ile Yüksek Hakem Kurulu'nca karara bağlanan maddelerin uygulaması konusunda protokol imzalanmıştır. Yapılan bu protokol ile 1.01.2010-31.12.2011 döneminde sendika üyesi personelin ücretlerine ortalama % 5,68 oranında düzeltme yapılmasına karar verilmiştir.

İşletmede 5 Mayıs 2010 tarihinde ara verilen faaliyete başlama tarihi konusunda kamu oyu bilahare bilgilendirilecektir.




Ve "mutlu" son: YÖNETIM...[B]işyeri güvenliğinin sağlanması sonucu tesislerimizde üretim yapılabilir duruma gelindiği anlaşıldığından,...madenin 15 eylülde yine isletmeye alinmasina karar verilmis!
Yani sorun güvenligin sonunda saglanmasiymis...ama bu güvenlik sorunu toplu is sözlesmesiyle cözülmüs!! Iscilere yüzde 5,68% zam yapilarak :cool:

PARK ELEKTRİK ÜRETİM MADENCİLİK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. / PRKTE................. 06.09.2010
Açıklanacak Özel Durum/Durumlar:
Şirketimizin 6 Eylül 2010 tarihinde yapılan Yönetim Kurulu Toplantısında; Siirt İli, Şirvan İlçesi, Madenköy mevkiinde bulunan işletmemizde 15 Mayıs 2010 tarihinde geçici olarak durdurulan üretimin, işyeri güvenliğinin sağlanması sonucu tesislerimizde üretim yapılabilir duruma gelindiği anlaşıldığından,[U]15 Eylül 2010 tarihinden itibaren başlatılmasına;
Bununla ilgili olarak yapılması gereken her türlü işlemlerin ifasına karar verilmiştir.



Ve... ilginc bir haber daha!
Fabrika müdürü...bu felaketin....sorumlusu ilan edilmis! :)
Sanirim...sirketin faaliyetlerini yöneten...ana ortagin/holding yönetiminin...5-6 boyunca ...olaydan haberi olmadigi ve sorumlu olamiyacaginin altini cizmek icin verilmis bir karar görüntüsü veriyor. :biggrin:



PARK ELEKTRİK ÜRETİM MADENCİLİK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. / PRKME [] 02.09.2010 18:27:39

Özel Durum Açıklaması (Düzeltme)
Orjinal Açıklamanın KAP'ta Yayın Tarihi ve Saati : 2 Eylül 2010 / 17:03:10
Yanlış Açıklanan Bilginin İçeriği : Eksik verilen bilginin düzeltilmesi
Özet Bilgi : Cemal Kumru'nun görev değişikliği
AÇIKLAMA:
Açıklanacak Özel Durum/Durumlar:
Şirketimizin 2 Eylül 2010 tarihinde yapılan Yönetim Kurulu Toplantısında; Siirt İli, Şirvan İlçesi, Madenköy mevkiinde bulunan Yeraltı Bakır İşletmemizin Müdürü Cemal Kumru'nun görevinin fabrika müdürü olarak değiştirilmesine, İşletme Müdürlüğü'ne İsmail Hakkı İçyüz'ün atanmasına karar verilmiştir.

Dedigim gibi...madenin 5-6 ay boyunca neden calistirilamadigini, ben sahsen cözemedim.

aro
16-03-2011, 17:56
Dedigim gibi...madenin 5-6 ay boyunca neden calistirilamadigini, ben sahsen cözemedim.Bu işlerde çok sayıda faktör rol alabilir. Yönetimde bulunmadığınız sürece her ihtimali göz önüne almak lazım. Tabi o zaman soruşturma çok karmaşıklaşıyor ama başka çare göremiyorum.

Mesela bunun yapay bir grev olduğu varsayımıyla, fiyatlar tırmanırken üretimi durdurmak işletmenin işine gelir bence. Çünkü bu ay X fiyata satacağı malı çıkarmayıp, 6 ay sonra 2X fiyata satabilir. Neden stoğa üretim yapmıyor da, üretimi durduruyor? Aklıma gelen iki mazeret:

1. Stok imkanları kısıtlı veya zaten %100 kapasitede olabilir.
2. Şirket "mücbir sebep"e sığınmak zorunda olabilir. Geçmişten gelen bağlayıcı teslimat anlaşmaları varsa, şirket bunlara uymak zorunda (yani istese de istemese de malı çıkartıp teslimatını yapmak zorunda). Oysa mücbir sebepler, tüm kontrat/anlaşma vs. lerde anlaşmayı iptal edebilecek veya askıya alabilecek bir hukuki dayanaktır. Grev en kolay manipüle edilebilen mücbir sebeplerden biridir.
3. Tedarikçi alt şirketin mücbir sebebi, kontrat şartlarına bağlı olarak, üst şirket (holding) için de bir mücbir sebep sayılabilir. Yani holding üçüncü şahıslara olan yükümlülüklerinden sıyırabilmek için tedarikçisini greve sokmak isteyebilir. Bu da başka bir ihtimal.

Tabii bu sadece ihtimallerden bir ihtimal. Grev evvelinde hangi tarihte hangi kontratlar imzalanmış, teslimat ve ödeme tarihleri ve şartları neymiş, şirketin üretim ve stok durumları hangi tarihlerde neymiş, bu tarihlerde bakır fiyatlarının değişimi neymiş, grevden sonra şirket hangi kontratları hangi fiyat ve şartlardan yapmış... vs. cevaplanması gereken çok fazla soru var.

O kadar çok parametre var ki...

aro
16-03-2011, 18:09
O kadar çok parametre var ki...Şahsen şöyle düşünüyorum. Bu parametre bolluğunda bir şirket istediği üçkağıdı çevirip yine de kılıfına uydurabilir. Siz ne kadar üstüne giderseniz, o kadar sofistike yöntemlere başvururlar. Siz ne kadar işi gevşek tutarsanız, o kadar küstahça yollara başvururlar. O yüzden bana en uygun görünen strateji şöyle: Şirketi "rahatsız" etmeden uzaktan izleyerek veri toplamak ve hukuki bir dosya (case) oluşturmaya çalışmak. Şirket rahatsız edilmediği müddetçe giderek küstahlaşacaktır ve hatalar yapacaktır. Bu hatalar ise oluşturulan dosyanın işini kolaylaştırır. Bu şekilde, kazanacağı kesinleşinceye kadar dosyayı olgunlaştırıp şirkete tek ve kesin darbeyi vurmak. Başka türlü, civayı yakalamaya çalışmak gibi olabilir. Siz sıkıştırdıkça onlar ilave tedbir alacaklardır ve giderek şirketi sıkıştırabilmek zorlaşacaktır. Daha sofistike alternatif kaçamaklar olduğu müddetçe, şirketin baskılardan "utanarak" dolandırıcılıktan vaz geçeceğini pek tahmin etmiyorum.

İşte Vestel örneği karşımızda.

epikur
16-03-2011, 18:20
Yorumlariniz icin tesekkürler,sn aro. Mantikli cekinceleri ve ihtimalleri dile getirmissiniz. Bende zaten, elimde fazla bilgi olmadigi icin "olanlarin" mantiksizligini dile getirmek ve sorgulamak istedim.
Yani olay pek göründügü gibi degil sanki.
Konuyla ciddi sekilde ilgilenerek, gerekirse sirketin defterleri incelenerek veri toplanmasi ve sorusturulmasi gerekmektedir. Iste bunu yapacak güvenilir kurumlara ihtiyacimiz var aslinda ve sorusturma bittiginde yayinlanacak olan bir sorusturma raporuna!

aokan1973
16-03-2011, 21:24
Yazılanları dehşet içinde okudum desem yalan olmaz.. Ben hala yabancı kredi değerlendirme kuruluşlarının "bir türlü tamamlanamayan kurumsallaşmamız" sebebiyle kredi notumuzu yükseltmemelerinde haklı olduklarını düşünüyorum.
Bürokratlardan vazgeçtik. İktidarın ve muhalefetin aç kurtlar gibi koştukları "oy avcılığı" yarışında hiç mi akıllarına gelmiyor bu piyasadaki düzensizlikleri ortadan kaldıracak yasa tekliflerini bir an önce meclise sunmak?

YALIN
16-03-2011, 23:10
Merhabalar

İşlerimin yoğunluğundan PRKME çalışmalarına pek katılamadım ama sizler gerçekten çok değerli bilgiler sunmuşsunuz.

Örneğin epikur abi; mayıs ve eylül ayları arasındaki grev ile ilgili şirketin kap açıklamalarının çelişkili olduğunu tespit etmiş.

Ayrıca bu greve göz yumulması sonucu şirketin ne kazandığı yada ne kaybettiğini sorgulamış, aynı soruyu ben şirketin yatırımcı ilişkileri bölümüne sormuştum ve aldığım cevap herzamanki gibi baştan savma geçiştirme bir cevap olmuştu. Neymiş; güvenlik sorunundan dolayı maden greve gitmiş !!!

Ne gibi bir güvenlik sorunu acaba??? Bunu açıkca belirtmemişlerdi ama benim tahminim terör sorunları bahane gösterilebilir. (Bu arada şeytanın aklına taş düşürmüş oluyoruz ama sebebini daha sonra açıklayacağım)

Sayın aro’nun ısrarla belirttiği gibi şirketin greve gitme sebepleri ‘’mücbir’’ olabilir ve yasal dayanaklarıda olabilir ve hatta şirket üçüncü şahıslara olan yükümlülüklerinden sıyrılabilmek için kendince kurnazlıkda yapmış olabilir… Tüm bunları da neticede yasal kılıflarına uydurabilir ve yasal olarak cezai bir yaptırımla karşılaşmayabilir de.

Peki ne yapmamız lazım?

Ben kendimce böylesi durumları şirkete sormamız gerektiğini düşünüyorum, ama sadece bir iki mail ile değil benzer konuları içeren mail yağmuruna tutulduğunu gören şirket yönetimi sizce de irkilmezmi? Aynı şekilde bu mailleri spk’ya iletmiş olsak ve spk da şirkete bu maillerin sebebini sormuş olsa,,, şirket bilançolarını hazırlarken azda olsa daha düzenli olma ihtiyacı duymazmı?

Baştan bu yana tespit ettiğimiz şüpheli durumları sadece burada dile getirerek, sadece okuyanları bilgilendirmiş oluruz ve böylesi şirketlere yatırım yapacak olanlarda neyin ne olduğu kanaatine varabilirler ve tabiki bu bile büyük bir kazanımdır ama olayın daha ciddi boyutlara taşınması için bu tespitlerimizi şirkete sormalı ve aldığımız cevaplarıda burada yayınlamalıyız. Tabiki asıl canalıcı durum ise ilk başta dediğim gibi bu konularda hukuki bilgileri olan arkadaşlara ihtiyacımız olduğu çok açıktır. Aramızda avukat, mali müşavir, denetmen vs hiç kimse yokmu?

Bu arada geçtiğimiz hafta şirketin 2010/12 dönem bilançosu açıklanmıştı, 2010 son çeyrek dönem ve yıllık bazda şirket nasıl bir performans ! göstermiş ben henüz inceleyemedim ama son çeyrek ve yıllık genel bakır fiyatı performansını biliyorum.

http://i53.tinypic.com/6yffxd.jpg


http://i55.tinypic.com/11sgpdv.jpg

Bakır fiyatı bu şekilde yükselirken bakır madeni sahibi şirket neler yapmış acaba???


Eğer müsait olabilirsem yıl sonu bilançosunu hafta sonu incelemek istiyorum ve düşüncelerimi belirteceğim ama sizlerde inceleyebilir ve varsa ! şüphelendiğiniz durumları paylaşırsanız çok sevinirim. Ayrıca şüpheli durumları şirkete sorar ve bu dialogları burada yayınlarsanız çok daha makbule geçecek.

Kolaylıklar dilerim.

aro
17-03-2011, 00:10
Sayın aro'nun ısrarla belirttiği gibi şirketin greve gitme sebepleri "mücbir" olabilir ve yasal dayanaklarıda olabilir ve hatta şirket üçüncü şahıslara olan yükümlülüklerinden sıyrılabilmek için kendince kurnazlıkda yapmış olabilir...Okuyanlarda herhangi bir yanlış anlamaya mahal vermemek için açıklamak istedim:

Şirket gerçekten mücbir bir sebeple karşılaşmış da olabilir (buna inanmıyorum) ama benim demek istediğim, şirket yükümlülüklerinden sıyrılmak için kendi kendine yapay bir "mücbir sebep" -grev- üretmiş olabilir (buna inanıyorum).

"Mücbir sebep" (force major) hukuki bir terimdir. Benim gördüğüm tüm sözleşmelerde standart bir "Mücbir Sebepler" bölümü olmuştur. Bu bölümde, anlaşmanın geçersiz sayılacağı veya askıya alınabileceği sebepler sıralanır: Deprem, terör, halk hareketleri, yangın, grev, vs. gibi. Çoğunlukla da "ve bunun gibi" ibaresiyle mücbir sebep tanımının ucu biraz açık bırakılır. Sözleşmede belirtilen mücbir sebeplerden biri yükümlü taraf üzerinde vaki olursa, o taraf yükümlülüklerinden otomatik olarak ibra edilmiş olur.

YALIN
17-03-2011, 00:20
Okuyanlarda herhangi bir yanlış anlamaya mahal vermemek için açıklamak istedim:

Şirket gerçekten mücbir bir sebeple karşılaşmış da olabilir (buna inanmıyorum) ama benim demek istediğim, şirket yükümlülüklerinden sıyrılmak için kendi kendine yapay bir "mücbir sebep" -grev- üretmiş olabilir (buna inanıyorum).

"Mücbir sebep" (force major) hukuki bir terimdir. Benim gördüğüm tüm sözleşmelerde standart bir "Mücbir Sebepler" bölümü olmuştur. Bu bölümde, anlaşmanın geçersiz sayılacağı veya askıya alınabileceği sebepler sıralanır: Deprem, terör, halk hareketleri, yangın, grev, vs. gibi. Çoğunlukla da "ve bunun gibi" ibaresiyle mücbir sebep tanımının ucu biraz açık bırakılır. Sözleşmede belirtilen mücbir sebeplerden biri yükümlü taraf üzerinde vaki olursa, o taraf yükümlülüklerinden otomatik olarak ibra edilmiş olur.

Doğrudur, mücbir sebepler olabilir ama bunun resmi olarak belgelenmeside gerekir.

Güvenlik nedeni ile greve gittik derken, ne güvenliği? can güvenliğimi? mal güvenliğimi? şirketin bunu belgelemesi gerekmezmi?

yoksa gizlenmek istenen kar güvenliğimidir demezmi küçük yatırımcı :)

İşte bunun nedenini öğrenmek için şirketten detaylı bilgi talep etmeliyiz diyorum bende,,, ve sadece bir iki mail ile değil bu şirkete ortak olan ve ortak olmayı düşünen herkes bunu şirkete sormalıdır. Çünkü örtbas edilmeye çalışılan kaynaklar hakkaniyetli bir şekilde ortaya sunulduğu vakit bu şirketlere ortak olan veya ortak olmayı düşünen küçük yatırımcıları bekleyen çok güzel kar olanakları olduğunu ben çok iyi biliyorum.

Bu arada, sadece PRKME şirketine göre düşünüp hareket ediyoruz ama şimdilik bu şirketi gündeme aldığımızdan başka şirketleri incelemiyoruz oysa daha çok sayıda böyle şirket var ve bundan sonra aynı şekilde bilançolarından şüphelendiğimiz şirketlerin üzerine hep birlikte gitmeliyiz diyorum.

aokan1973
17-03-2011, 15:07
Başka bir haber..
kaynak: http://www.borsagundem.com/haber/Sag-gosterip-sol-vurdu-/50269
SPK'nın tutumu ne oldu acaba.. Asıl merak ettiğim bu..

Y ve Y Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı A.Ş (Y&Y GYO) Yönetim Kurulu Başkanı Engin Yeşil, 25 Ocak 2010 tarihinde borsada kendi hisselerine alanlara indirimli konut satışı yapacaklarını açıkladı. Açıklama yapıldığı tarihte hisseler 1.80 lira seviyesindeydi.

Y&Y GYO Yönetim Kurulu Başkanı Engin Yeşil, 25 bin lot olanlara yüzde 5, 100 bin lot ve üzeri olanlara da projelerde yüzde 8 indirim yapacaklarını açıklamıştı.

Basında geniş yer bulan bu açıklama sonrası hisseler 2 liranı üzerine çıktı. Ve kısa bir süre sonra Engin Yeşil’in borsaya yaptığı bildirim herkesi şaşırttı: “1.80-1.95 lira aralığında 7 milyon 799 bin 652 adet hisseyi borsada sattım.” 25 Ocak’taki açıklamalar sonrası hisselere olan ilgili Engin Yeşil, 7 Şubat tarihinde yaptığı yüklü satışla fırsata çevirmiş oldu. Deyim yerindeyse , ‘sağ gösterip sol vurdu!’ Hisse alana indirimli konut satışı yapılacağının açıklandığı toplantıda yeni bir enerji şirketini de halka açmayı planladıklarını söyleyen Yeşil, adete yüklü hisse satışına zemin hazırlamış oldu. Bu açıklamalar sonrası 1.80 liradan hisse alan yatırımcıların hisselerinin bugünkü değeri ise 1.25 lira. Kayıp yüzde 30… 2 liradan hisse alanların yaklaşık bir aylık kaybı ise yüzde 37.5. Midyat’a pirince giderken evdeki bulgurdan olmak gibi… Yüzde 8 indirimli konut alacağım diye hisse alanların kaybı yaklaşık yüzde 40. Tek kazanan Engin Yeşil…

BORSAGUNDEM.COM

merlin
17-03-2011, 15:39
Okuyanlarda herhangi bir yanlış anlamaya mahal vermemek için açıklamak istedim:

Şirket gerçekten mücbir bir sebeple karşılaşmış da olabilir (buna inanmıyorum) ama benim demek istediğim, şirket yükümlülüklerinden sıyrılmak için kendi kendine yapay bir "mücbir sebep" -grev- üretmiş olabilir (buna inanıyorum).

"Mücbir sebep" (force major) hukuki bir terimdir. Benim gördüğüm tüm sözleşmelerde standart bir "Mücbir Sebepler" bölümü olmuştur. Bu bölümde, anlaşmanın geçersiz sayılacağı veya askıya alınabileceği sebepler sıralanır: Deprem, terör, halk hareketleri, yangın, grev, vs. gibi. Çoğunlukla da "ve bunun gibi" ibaresiyle mücbir sebep tanımının ucu biraz açık bırakılır. Sözleşmede belirtilen mücbir sebeplerden biri yükümlü taraf üzerinde vaki olursa, o taraf yükümlülüklerinden otomatik olarak ibra edilmiş olur.

Yargıtay mücbir sebep kavramını dar yorumlar.Ve mücbir sebep şahıslar için farklı, işletmeler için farklı yorumlanır.Ekonomik kriz bir mücbir sebep değildir örneğin Yargıtay'a göre. Ya da grev.
Zira Türk Tücaret Kanunu ''basiretli bir işadamı gibi hareket etme''kriteri getirir. Bu öznel değil nesneldir. Yani bir işletme sahibinden beklenen özen ve dikkat ana kriterdir.

Fakat sözleşmeyle , aslında mücbir sebep sayılamayacak bazı kavramlar ve olaylar, mücbir sebep olarak belirlenebilir.Telekomun grev nedeniyle hizmet aksaması durumunda tazminat ödenmez şeklindeki tip sözleşmeleri buna örnektir.
Ancak burada da dikkat edilmesi gereken şey var;
Yargıtay 11.Hukuk dairesi.Eski tarihli bir kararında ;

Bir olayın mücbir sebep sayılabilmesi için aynı zamanda o olayın borçluya ait işletmenin dışında cereyan etmiş olması gerekir. Bu bakımdan Yargıtayın kökleşmiş içtihatlarına göre borçluya ait iş yerindeki mevzu grev mücbir sebep sayılmamaktadır. Çünkü grev işçilere tanınmış bir yasal haktır. Ancak yasal olmayan iş bırakmalar diğer şartları da haiz bulunduğu takdirde mücbir sebep olabilir. Bu bakımdan mahkemece grevin niteliği araştırılmalı, ayrıca grev kararını ne kadar bir süre önce alınmış olduğu soruşturularak davalı işletmenin önceden grev kararını bilmesine rağmen dava konusu gül gibi çabuk bozulacak bir malın taşıma işinin yüklenmemesi geğretiği üzerinde durulmaksızın davanın reddi cihetine gidilmesi isabetsiz ve davacıların temyiz itirazı yerindedir

cetvel
17-03-2011, 15:47
Başka bir haber..
kaynak: http://www.borsagundem.com/haber/Sag-gosterip-sol-vurdu-/50269
SPK'nın tutumu ne oldu acaba.. Asıl merak ettiğim bu..

Y ve Y Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı A.Ş (Y&Y GYO) Yönetim Kurulu Başkanı Engin Yeşil, 25 Ocak 2010 tarihinde borsada kendi hisselerine alanlara indirimli konut satışı yapacaklarını açıkladı. Açıklama yapıldığı tarihte hisseler 1.80 lira seviyesindeydi.

Y&Y GYO Yönetim Kurulu Başkanı Engin Yeşil, 25 bin lot olanlara yüzde 5, 100 bin lot ve üzeri olanlara da projelerde yüzde 8 indirim yapacaklarını açıklamıştı.

Basında geniş yer bulan bu açıklama sonrası hisseler 2 liranı üzerine çıktı. Ve kısa bir süre sonra Engin Yeşil’in borsaya yaptığı bildirim herkesi şaşırttı: “1.80-1.95 lira aralığında 7 milyon 799 bin 652 adet hisseyi borsada sattım.” 25 Ocak’taki açıklamalar sonrası hisselere olan ilgili Engin Yeşil, 7 Şubat tarihinde yaptığı yüklü satışla fırsata çevirmiş oldu. Deyim yerindeyse , ‘sağ gösterip sol vurdu!’ Hisse alana indirimli konut satışı yapılacağının açıklandığı toplantıda yeni bir enerji şirketini de halka açmayı planladıklarını söyleyen Yeşil, adete yüklü hisse satışına zemin hazırlamış oldu. Bu açıklamalar sonrası 1.80 liradan hisse alan yatırımcıların hisselerinin bugünkü değeri ise 1.25 lira. Kayıp yüzde 30… 2 liradan hisse alanların yaklaşık bir aylık kaybı ise yüzde 37.5. Midyat’a pirince giderken evdeki bulgurdan olmak gibi… Yüzde 8 indirimli konut alacağım diye hisse alanların kaybı yaklaşık yüzde 40. Tek kazanan Engin Yeşil…

BORSAGUNDEM.COM

bu durum yurtdışında özellikle de amerikada olsaydı ne gibi yaptırımlar uygulanırdı? mesela engin yeşil'in hesabındaki nakit bloke edilebilirmiydi, senetleri alanlara paraları geri iade edilebilir miydi? ne de olsa engin yeşil kurnazlık peşindeymiş, yatırımcısını kandırmaya yönelik harekette bulunmuş...

aro
17-03-2011, 17:58
Sn. merlin, aşağıda yazacaklarımın sizle hiç bir ilgisi yoktur. Üstünüze alınmayın lütfen. Yargıtayı azıcık topa tutacağım da... :)


... ayrıca grev kararını ne kadar bir süre önce alınmış olduğu soruşturularak davalı işletmenin önceden grev kararını bilmesine rağmen dava konusu gül gibi çabuk bozulacak bir malın taşıma işinin yüklenmemesi geğretiği üzerinde durulmaksızın davanın reddi cihetine gidilmesi isabetsiz ve davacıların temyiz itirazı yerindedirYargıtayın bu sebeplere dayanarak vardığı nihai kararına katılıyorum ancak,


Bir olayın mücbir sebep sayılabilmesi için aynı zamanda o olayın borçluya ait işletmenin dışında cereyan etmiş olması gerekir. Bu bakımdan Yargıtayın kökleşmiş içtihatlarına göre borçluya ait iş yerindeki mevzu grev mücbir sebep sayılmamaktadır. Çünkü grev işçilere tanınmış bir yasal haktır. Ancak yasal olmayan iş bırakmalar diğer şartları da haiz bulunduğu takdirde mücbir sebep olabilir. Bu bakımdan mahkemece grevin niteliği araştırılmalı, ...Buna inanamıyorum ve söyleyecek söz bulamıyorum. Bence burada yargıtay hukuku katletmiştir. Hukukçu değilimdir ama, hukuk akıl mantık ve vicdana aykırı olamaz. Yargıtay, akıl mantık ve vicdanın dışına çıkmıştır bence.

1. Olayın nerede cereyan ettiği, fiziki lokasyon anlamında değil, bilgi, imkanlar ve kontrol anlamındadır. Mesela yangın da işyerinin içinde cereyan eder ama işyerinin kontrolü dışında cereyan ettiği için bir mücbir sebeptir. Benzer şekilde grev de işyerinin içinde cereyan ediyor olabilir, ama olayın kaynağı işletmenin kontrolü dışındadır.

2. Mücbir sebep, "elde olmayan ve kontrol edilemeyen sebepler" manasındadır ve bu sebeplerin yasal olup olmamalarının mücbir sebep tanımıyla bir alakası olamaz. Grev işyerinin kontrolü dışında mı? O halde mücbir sebeptir. Grevin yasal olup olmaması bunu değiştirmez.

Bu katliamı yapan 8. sınıf bir çakma avukat değil, yargıtayın ta kendisi! Hem de "kökleşmiş içtihat"mışş... Pes diyorum başka da bir şey demiyorum.

merlin
17-03-2011, 19:14
Sn. merlin, aşağıda yazacaklarımın sizle hiç bir ilgisi yoktur. Üstünüze alınmayın lütfen. Yargıtayı azıcık topa tutacağım da... :)

Yargıtayın bu sebeplere dayanarak vardığı nihai kararına katılıyorum ancak,

Buna inanamıyorum ve söyleyecek söz bulamıyorum. Bence burada yargıtay hukuku katletmiştir. Hukukçu değilimdir ama, hukuk akıl mantık ve vicdana aykırı olamaz. Yargıtay, akıl mantık ve vicdanın dışına çıkmıştır bence.

1. Olayın nerede cereyan ettiği, fiziki lokasyon anlamında değil, bilgi, imkanlar ve kontrol anlamındadır. Mesela yangın da işyerinin içinde cereyan eder ama işyerinin kontrolü dışında cereyan ettiği için bir mücbir sebeptir. Benzer şekilde grev de işyerinin içinde cereyan ediyor olabilir, ama olayın kaynağı işletmenin kontrolü dışındadır.

2. Mücbir sebep, "elde olmayan ve kontrol edilemeyen sebepler" manasındadır ve bu sebeplerin yasal olup olmamalarının mücbir sebep tanımıyla bir alakası olamaz. Grev işyerinin kontrolü dışında mı? O halde mücbir sebeptir. Grevin yasal olup olmaması bunu değiştirmez.

Bu katliamı yapan 8. sınıf bir çakma avukat değil, yargıtayın ta kendisi! Hem de "kökleşmiş içtihat"mışş... Pes diyorum başka da bir şey demiyorum.
Syn Aro; siz de yanlış anlamayın sakın :)
Hukuk , hukukçu olmayanların kavraması zor bir şeydir. Ben yerleşik uygulamayı belirttim. Bunun doğruluğunu, yanlışlığını,adilliğini tartışamam :)Çünkü burada sayfalar dolusu yazmam gerekir.
Özellikle Yargıtay kararları bu kadar baştan sağma eleştirilmez :)
8.sınıf çakma avukat da yoktur, ülkemizde avukatlar aynı yetkilere sahiptir :)



Konuyla ilgili olarak detaya inmeksizin şunu belirteyim, Ticaret Kanunu der ki , tacir, işletme sahibi ve benzeri. Bunlar sıradan vatandaş değildir. Bunlar işletme işletmekte(fabrika, dükkan gibi) olduklarından ticaret hayatının gerektirdiği tüm dikkat ve özeni göstermek zorundadır. Normal bir vatandaş için bahane olacak şeyler tacir için bahane değildir. O hesabını kitabını yapmak zorundadır.
Örneğin Yargıtay (sizi daha da öfkelendirecek) 2001 krizi ve öncesindeki krizlerde , TL nin fahiş miktarda devalüasyona tabi tutulmasını dahi mücbir sebep saymadı. Kararlarında özetle dedi ki ''Türkiye kronik enflasyon , yüksek faiz ve sık sık yaşanan devalüasyonlara sahne olmaktadır. Bu ortamda ticaretle uğraşanların hesabını kitabını buna göre yapması , doların her an fırlayabileceğini hesaplaması gerekir.


Bu doğrultuda Telekom....meselesi.
Binlerce işçi çalışıyor.
Grev bir günde alınanabilen bir karar mı ? Değil. Grev için 6-7 aylık bir süreç var. Bu gün sendika karar alsa, grev levhasının asılması için aylarca zaman geçiyor. Yani işçiler ''hadi grev yapıyoruz!!!'' diyemez zaten. Yasal bir süreç bu.Sen telekom olarak hiç önlem almamışsın, grev olursa arızaları nasıl gideririm diye düşünmemişsin. Sonra mahkemede ''grev oldu, mücbir sebep''diyorsun.
Eh mahkeme de''hadi oradan!'' diyor.




Yangın bir mücbir sebep olarak nitelenemeyebilir. Her zaman böyledir diyemeyiz. Petrokimya tesisinde tedbirsizlikten çıkan yangın mücbir sebep midir ?



Ya da size şunu söyleyeyim, uçak düştü , içinde 300 kişi öldü. Ne diyeceğiz ? Uçağın üstüne şimşek düştü, mücbir sebep midir?



Bakın, Yargıtay bu tip kriterler getirmese, yasalar tacirler hakkında ağır hükümler koymasa ,ticari hayat yürümez. Yazarsın bir çek ,sonra dersin ki ''ya işçiler grev yaptı , fabrika çalışmadı , ben de para kazanamadım, çeki ödeyemiyorum ama mücbir sebep var, işçi grev yaptı'' :mut:

Sonra senin çektiğin çek , tedavüle çıkar. Birinin elinde patlar . :ayy:


Sözün özü ; mücbir sebep son derece istisnai bir şeydir.

aro
17-03-2011, 21:38
Konuyla ilgili olarak detaya inmeksizin şunu belirteyim, Ticaret Kanunu der ki , tacir, işletme sahibi ve benzeri. Bunlar sıradan vatandaş değildir. Bunlar işletme işletmekte(fabrika, dükkan gibi) olduklarından ticaret hayatının gerektirdiği tüm dikkat ve özeni göstermek zorundadır. Normal bir vatandaş için bahane olacak şeyler tacir için bahane değildir. O hesabını kitabını yapmak zorundadır.
Örneğin Yargıtay (sizi daha da öfkelendirecek) 2001 krizi ve öncesindeki krizlerde , TL nin fahiş miktarda devalüasyona tabi tutulmasını dahi mücbir sebep saymadı. Kararlarında özetle dedi ki ''Türkiye kronik enflasyon , yüksek faiz ve sık sık yaşanan devalüasyonlara sahne olmaktadır. Bu ortamda ticaretle uğraşanların hesabını kitabını buna göre yapması , doların her an fırlayabileceğini hesaplaması gerekir.Hem hukukçu olmadığım halde bir hukukçuya ahkam kesmemek, hem de topiği saptırmamak için uzatmak istemiyorum ama, o zaman da kaşıntı tutar uyuyamam şimdi. :)

Kriz şartlarının mücbir sebep sayılmamasını kabul ediyorum. Çünkü bu, ticari hatalar veya şanssızlıkların getirdiği mali problemlerle ilgili bir şey. İşletmenin "basiretli tüccar" sıfatına aykırı davranışları bir yana, talihsizliklerin bile mali acz için bir mazeret olamayacağını biliyorum. (En fazla, geçici süreli korumaya alınır.) Oysa mücbir sebep, mali/finansal anlamda değil, mal/hizmet anlamında sözleşme yükümlülüklerinin ifa edilememesiyle ilgili bir kavram. Mücbir sebebin finansal olanına acze düşmek/konkordato/iflas deniyor ki, o kendi içinde ayrı bir mevzu.

Ayrıca, tedbirsizlikten çıkan yangın (ihmal), uçağın yıldırımla düşmesi (teknik sorun = ihmal), önceden bilinen grev gibi olayların da mücbir sebep sayılamayacağına katılıyorum. Ancak, "içeride" cereyan etmesi ve "yasal" olması gerekçesiyle bir grevin mücbir sebep sayılmaması bence yargıtay adına büyük talihsizliktir.

Hani "ben bilmem yargıtay bilir" diye öyle çarpıyorum, böyle bölüyorum, akıl ve mantığı esneme limitlerinin ötesine kastırıyorum ama yok yok yok... böyle bir "kökleşmiş içtihat" akıl mantık ve vicdanıma sığmıyor.


Sözün özü ; mücbir sebep son derece istisnai bir şeydir.En azından yargıtay açısından öyle olduğuna hiç şüphem yok. :)

merlin
17-03-2011, 22:00
Hem hukukçu olmadığım halde bir hukukçuya ahkam kesmemek, hem de topiği saptırmamak için uzatmak istemiyorum ama, o zaman da kaşıntı tutar uyuyamam şimdi. :)

Kriz şartlarının mücbir sebep sayılmamasını kabul ediyorum. Çünkü bu, ticari hatalar veya şanssızlıkların getirdiği mali problemlerle ilgili bir şey. İşletmenin "basiretli tüccar" sıfatına aykırı davranışları bir yana, talihsizliklerin bile mali acz için bir mazeret olamayacağını biliyorum. (En fazla, geçici süreli korumaya alınır.) Oysa mücbir sebep, mali/finansal anlamda değil, mal/hizmet anlamında sözleşme yükümlülüklerinin ifa edilememesiyle ilgili bir kavram. Mücbir sebebin finansal olanına acze düşmek/konkordato/iflas deniyor ki, o kendi içinde ayrı bir mevzu.

Ayrıca, tedbirsizlikten çıkan yangın (ihmal), uçağın yıldırımla düşmesi (teknik sorun = ihmal), önceden bilinen grev gibi olayların da mücbir sebep sayılamayacağına katılıyorum. Ancak, "içeride" cereyan etmesi ve "yasal" olması gerekçesiyle bir grevin mücbir sebep sayılmaması bence yargıtay adına büyük talihsizliktir.

Hani "ben bilmem yargıtay bilir" diye öyle çarpıyorum, böyle bölüyorum, akıl ve mantığı esneme limitlerinin ötesine kastırıyorum ama yok yok yok... böyle bir "kökleşmiş içtihat" akıl mantık ve vicdanıma sığmıyor.

En azından yargıtay açısından öyle olduğuna hiç şüphem yok. :)

Sevgili Aro :)
Mücbir sebep dediğimiz şey beklenmeyen, hesapta olmayan iş demek.
Grev ise beklenmeyen bir hal değil. İşçi belirli nedenlerle greve gider.İşveren işçinin greve gideceğini en azından bilir. Ona göre önlemini alır. Almalıdır .

YALIN
19-03-2011, 13:08
Yayınladığı bilançolardan ve faaliyetlerinden kuşkulandığımız ve bu anlamda incelemeye aldığımız ilk şirketimiz PARK ELEKTRİK ÜRETİM MADENCİLİK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. dir.

Konu ile ilgili olarak gündeme aldığımız ilk şirket Park Elektrik olmuştu. Bu şirket hakkındaki tespitlerimizi ve şirket ile yapılan yazışmalarımızı topiğin ilk sayfasında yayınlamıştım bilgi kirliliği olmaması için tekrar buraya taşımak istemedim. Şimdi ise önceki edindiğimiz bulgular üzerine şirkete sorduğumuz ama net yanıtlar alamadığımız konuları ve ayrıca 2010 yılı son bilançosunuda değerlendiren bir rapor daha hazırlayıp tekrar şirkete göndereceğiz ve aynı raporu burada da yayınlayacağız. Bugün bu raporu bitireceğim ama sizlerinde bu konuya katılmasını rica ediyorum, şirketin faaliyetleri ve bilançosu ile ilgili olumlu yada olumsuz tespitleriniz varsa lütfen sizlerde belirtin ve hazırlayacağımız rapor çok daha geniş olsun.

Amacımızın ne olduğu biliniyor, amacımıza uygun şekilde küçük yatırımcının hak arama mücadelesine sizlerde destek olunuz.

KaraZeybek
19-03-2011, 17:37
Borsa kitaplarının hemen hepsinde geçer: hisse seçimiyle ilgili en önemli kriterlerden biri, hakim ortakların ve yöneticilerin kimliğidir. Borsa ile çok yakından ilgileniyorsanız, CEO'ların ve hakim ortakların etik olup olmadığını da takip etmelisiniz.

Hatırlatmak istediğim bir madde daha var. Birçok işletme-finans kitabında tahvil mi senet mi? başlığı altında şu yazar; "halka senet satmak, işletmeyi düzenli borç ödeme yükümlülüğünden kurtarır. Sonuçta kar dağıtmak zorunda değilsiniz" diye. Tahvilde ise, her kupon dönemi faiz ödemek zorundasınızdır.

Şirket, senet satarak ve kar dağıtmayarak, uzun dönem bu şekilde büyür. Bu büyümenin sonunda, eğer etik değilse, önünde 2 yol olacaktır: ya bir ekonomik kriz bekleyip, hisseleri düşünce toplayıp imha edecek, halka açıklık oranını kuşa döndürecktir (veya hakim ortakların kendi hisse payını arttırması yoluyla). Ya da hileler, bağlı şirketler, vergi cenneti ülkelerde şirketler kurmak yoluyla karı kendine transfer edecektir.

Küçük yatırımcının bu tür durumlardan korunabilmesi için, önündeki yollar:

1. etik şirketler bulmak
2. ele geçirebilir şirketlere yatırım yapmak . Ülkemizde, azınlıkta olan A grubu hisse senetleri ile, yönetim kurulu değiştirilemez yapılmaktadır (1'e 100 oy hakkı verilebilmektedir). Oysa şirketler, oy yoluyla ele geçirilebilir olmalıdır (ABD'de olduğu gibi). Çoğunluk oy yakalanarak, gerektiğinde yönetim kurulu değiştirilebilir, şirket tam denetlenir hale getirtilebilir ve hatta kar dağıttırılabilir olunmalıdır.
3. Ya da birleşip kendi etik şirketlerini kurmak (illa borsaya bağlı değiliz sonuçta. Artık internet gibi bir mecra var. On binlerce, gerçekten üst düzey ve bilgili yatırımcı, bu tip siteler üzerinden internette yazışıyor. Kimi finansta iyi, kimi mühendislikte vs vs. Örneğin Bin kişi, sermayelerini birleştirerek,İyi bir ana sözleşme ile, şeffaf bir yönetim sağlayarak, bu topicde anlatılan tüm olumsuzluklardan arınmış bir şirket etrafında birleşebilirler. Girecekleri sektörleri, CEO'ları, finans yöntemlerini, muhasebe ilkelerini vs kendileri belirleyebilirler. Ve hatta bu şirketi borsaya açabilirler.). Anonim Şirket felsefesinin altında yatan da bu değil midir? Küçük sermayedarlarla, büyük şirketler yaratmak...

epikur
19-03-2011, 18:00
Dostum, sorgulanacak kesinlikle bir cok soru var, bu muhakkak. Ama ben sahsen, en önemlilerine, hatta en önemlisine... konsantre olunmasini tavsiye ederim.

Nedir burada en büyük...haksizlik, ortaklara karsi?

278 milyon TL olan döner varliklarin (bilanco 2010/12)...216 milyon TL'sinin (yani yüzde 78 inin - yuh yani!) ana ortak sirketine aktarilmis olmasi!
Daha ne? Bu transfer, bana dogru bir seymis gibi gözükmüyor! Faizi alinsada!
Bu nakit transferi etik olabilirmi? Yasal olabilirmi? Basiretli tüccar tarifine uygunmu?

Sirketin karini, bilmiyorum ne zamandan beri, yatirim yapmak yerine, ortaklarina dagitmak yerine..devamli ana ortagina transfer edilmesi hukuka uygun olabilirmi?

Bilmiyorum! Ticaret hukukunda deneyimli bir avukat veya hukukcu ile veya SPK ile bu konularin görüsülmesi gerekir.
Burada yazan bizler tümüyle amatörüz ve fikrimizi yaziyoruz, ve olayi haksizlik olarak görüyoruz ama, hukuki durumunu bilmiyoruz.

Bence konuyu daha fazla saptirmadan ve sulandirmadan, hukuki yardim ve görüs alinmasi zaruri görünmektedir. :yes:


Not: Baska bir baslikda serbest nakdin cokda fazla önemsenecek bir sey olmadigini yazmisdim, bu nakdin - hic olmazsa yarisi bile olsa - ortaklarina dagitilmadigi sürece diye.
Gercek hayattan bir olay ile, bu kadar cabuk hakli cikacagimi...düsünmemisdim. :(

Sn Karazeybek'de yukarida, zaten benzer bir görüs sergilemis. Tebrik ederim.

apache
20-03-2011, 10:11
http://www.hisse.net/forum/showthread.php?t=63267&page=2
http://www.hisse.net/forum/showthread.php?t=63267&page=3


İncelenmek ve gereği yapılmak üzere SPK'ya gönderdiğim tespitlerimden bir kısmını ve SPK'nın cevabını ilerlyen günlerde paylaşacağım.

ÜRETİM VE SATIŞ ADETLERİNDE HİLE YAPILARAK KÂRININ DÜŞÜRÜLDÜĞÜNE DAİR TESPİTLERİM.

Bilindiği üzere,

Direkt ilk madde ve malzeme giderleri, direkt işçilik giderleri, genel üretim giderleri, enerji giderleri, amortisman ve itfa giderleri üretilen mamul maliyeti,

Dönem sonundaki yarı mamul kullanımı ( dönem başı yarı mamul stoku ile dönem sonu yarı mamul stoku arasındaki fark) + mamul stoklardaki değişim ( dönem başı mamul stok ile dönem sonu mamul stok arasındaki fark ) tutarı satılan mamul maliyeti,

Dönem içi ticari mal alışı (kullanımı ) + Dönem başı stok – Dönem sonu stok arasındaki fark ise satılan ticari mal maliyetidir.

Eğer dönem sonundaki yarı mamul, mamul ve ticari mal stoku dönem başının üzerinde ise bu tutar üretilen mamul maliyetinden düşer, altında ise üretilen mamul maliyetine ilave edilir.

Vestel’in üretim ve satış adetleri eksik/fazla gösterilmek suretiyle yapılan hile sonucu dönem sonundaki mamul ve ticari mal ( özelliklede mamul ) stokunun dönem başının altında olması sağlanmakta ve bu yolla satılan mamul maliyeti, dolayısıyla da satışların maliyeti artırılarak brüt kârı düşürülmektedir.

Vestel’in 2006 yılı ile bir sonraki yıl karşılaştırmalı olarak açıklanan aynı döneme ait faaliyet raporuna göre adet bazında satışları aşağıdaki gibidir.(NOT: SPK'ya gönderdiğim dilekçede 2006 yılı ve bir sonraki yıl karşılaştırmalı olarak açıklanan Faaliyet Raporuna Göre CRT Tv, Flat Tv, dijital ürün ve beyaz eşya üretim ve satışları adet bazında yazılmış olup, buraya toplamı yazılmıştır.)


Vestel.....................2006 Faaliyet Raporuna göre.........2007 Faaliyet R.Göre 2006 Yılı

TOPLAM..............................21.107.818.... ................................20.777.853


Buradan da anlaşılacağı üzere, Vestel’in 2006 yılı ile bir sonraki yıl karşılaştırmalı olarak açıklanan faaliyet raporunda aynı yıla ait adet bazında satışları farklıdır.

Bu farklılığın nedeni ve hangi faaliyet raporunda açıklanan adetlerin doğru olduğuna dair şirkete sorduğum soruya; “ 2006 ve 2007 yılı Faaliyet Raporları’ndan aldığınız satış rakamları arasındaki önemli kabul edilmeyecek farklılıklar (gelir bazında bakıldığında %0.5’in altında) iki yıl bazında farklı sınıflandırmalardan kaynaklanmaktadır. 2007 yılı rakamları ile karşılaştırma açısından 2007 yılındaki 2006 sonu rakamları baz alabilirsiniz. “ şeklinde cevap verilmiştir. ( EK: 8)


2006 yılı faaliyet raporunda açıklanan adet bazında üretim ve satışlarına göre stokları aşağıdaki gibi olmaktadır.

Vestel.................2006 F.R.Göre Üretim.........2006 F. R.Göre Satış..........Stok

TOPLAM..................22.045.174................ ........21.107.818...............907.336

Şirket tarafından “ baz alınması “ gerektiği bildirilen 2007 yılı faaliyet raporunda karşılaştırmalı olarak açıklanan 2006 yılı üretim ve satışlarına göre mamul ve ticari mal stoku aşağıdaki gibi olmaktadır.

Vestel............2007 F.R.Göre 2006 Üretim........2007 F. R.Göre 2006 Satış.......Stok

TOPLAM................22.045.174.................. ..........20.777.853..................1.267.321

Her iki faaliyet raporunda da anlaşılacağı üzere;

1 - Üretim adetleri aynı, satış adetleri birbirinden farklıdır.

II - CRT TV ve Flat TV satış adetleri açıklanırken, bu ürünlerin her birinden stoklarda ne kadar olduğunun anlaşılmaması için üretimleri gizlenmiştir.

III- 2006 yılı faaliyet raporuna göre stoklarda ( 2005 yılından devreden hariç ) mamul ve ticari mal olarak toplam 155.978 adet TV görünürken, 2007 yılında açıklanan üretim ve satışlara göre ise mamul ve ticari mal olarak toplam 199.290 adet TV bulunmaktadır. Yani 2006 yılı faaliyet raporunda satışlar fazla açıklanmak suretiyle stoklarda toplam 43.312 adet mamul ve ticari TV eksik gösterilmiştir.


IV- 2006 yılı faaliyet raporuna göre stoklarda mamul ve ticari mal olarak 563.617 adet dijital ürün görünürken, 2007 yılı faaliyet raporunda açıklanan 2006 yılı üretim ve satışlarına göre stoklardaki mamul ve ticari dijital ürün miktarı 843.758 adettir. 2006 yılı faaliyet raporunda satışların fazla açıklanması sonucu stoklarda mamul ve ticari mal olarak toplam 280.141 adet dijital ürün eksik görünmektedir.

V- 2006 yılı faaliyet raporuna göre stoklarda mamul ve ticari mal olarak buzdolabı 8.022 adet, pişirici cihaz 21.013 adet fazla, çamaşır makinesi 10.078 adet, klima ise 25.419 adet eksik görünmektedir. (.Yukarıdaki satış adetlerine mağazalarda satılan Whirlpool marka ürünler de dahildir.)

VI- Aslında stoklarda toplam 1.267.321 adet mamul ve ticari mal olması gerekirken, 2006 yılı faaliyet raporunda satışların fazla gösterilmesi sonucu toplam 907.336 adet mamul ve ticari mal görünmektedir. Yani 2006 yılı satış rakamlarına göre stoklarda eksik gösterilen mamul ve ticari mal 359.985 adettir.

Eğer 2007 yılı faaliyet raporunda açıklanan adet bazında satışları baz alınmış olsaydı, bu durumda yarı mamul, mamul ve ticari mal stoklarındaki değişim dönem başının daha fazla üzerinde gerçekleşecek, bu durumda satışların maliyeti düşecek, brüt ve esas faaliyet kârı ile net kârı açıklanan tutarın çok üzerinde olacaktı.

(Devam edecek)

apache
20-03-2011, 11:29
Vestel’in 2007 yılı faaliyet raporu (sayfa: 33 ) ile Vesbe’nin 2007/12 aylık Mali Tablo Dip Not: 36’da üretimleri aşağıdaki gibi açıklanmıştır.

ÜRETİM (2007/12).....................Vestel (Adet).............Vesbe (Adet)

Buzdolabı....................................2.359 .729..................2.359.729
Çamaşır Makinesi..........................1.579.037....... ...........1.579.037
Pişirici Cihaz...................................579.822... ..................579.822
Klima............................................. .54.222.......................54.223
Bulaşık Makinesi..............................280.842..... .................280.842
__________________________________________________ ________________
TOPLAM..................................4.853.652. ..................4.853.653

Vestel’in 2007/12 aylık beyaz eşya üretimi ( 1 adet klima hariç ) Vesbe ile aynıdır.

Vestel’in Beyaz Eşya Üretimi = Vesbe’nin Beyaz Eşya Üretimi + Vestel Cıs’ın Buzdolabı ve Çamaşır Makinesi Üretimi olduğuna göre,

Vestel’in beyaz eşya üretiminin Vesbe ile eşit olması;

I- Vestel’in Rusya’da ki fabrikası Vestel CIS’da buzdolabı ve çamaşır makinesi üretilmemesi,

II- Vestel’in üretiminin eksik gösterilmesi,

Halinde mümkün olabilir.

Vestel’in Rusya’da ki fabrikası Vestel CIS’ın 2007/9 aylık döneminde gerçekleştirdiği buzdolabı ve çamaşır makinesi üretimi aşağıdaki gibidir.

ÜRETİM ( 2007/9)............Vestel................Vesbe......... ....Fark ( Vestel CIS)

Buzdolabı........................2.067.861........ .....1.991.226................76.635
Çamaşır Makinesi..............1.181.952.............1.092. 527................89.425
Pişirici Cihaz.......................229.534............... ..229.534......................0
Klima................................397.767...... ...........397.767.......................0
Bulaşık Makinesi................. .38.293...................38.293.................. .....0
__________________________________________________ ___________________
TOPLAM.....................3.915.407.............. 3.749.347...............166.060


Buradan da anlaşılacağı üzere Vestel CIS’ın 9 aylık buzdolabı üretimi 76.635 adet, çamaşır makinesi üretimi 89.425 adet, toplam üretimi ise 166.060 adettir. Vestel CIS’ta 2007/9 aylık dönemde buzdolabı ve çamaşır makinesi üretildiği için Vestel’in 12 aylık üretiminin Vesbe ile eşit olması mümkün değildir. Bu nedenle 4.853.652 adet olarak açıklanan üretim kesinlikle eksiktir.

4Ç.2007 dönemine ait üretimi incelendiğinde, üretiminin hangi hileye başvurularak ve hangi amaç için eksik gösterildiği anlaşılmaktadır.

ÜRETİM ( 4Ç.2007)............Vestel................Vesbe... ..........Fark ( Vestel CIS)

Buzdolabı..........................291.868........ .....368.503.................( 76.635 )
Çamaşır Makinesi................397.085.............486.51 0..................(89.425 )
Pişirici Cihaz.......................182.055............ 182.055..........................0
Klima..................................51.308..... ..........51.309........................(1)
Bulaşık Makinesi....................15.929...............1 5.929..........................0
__________________________________________________ _______________________
TOPLAM.........................938.245...........1 .104.306..............( 166.061 )

Görüldüğü üzere 4Ç.2007’de Vestel CIS’ın, hem 9 aylık toplam üretimi düşülmüş, hem de bu dönemde hiç üretim gerçekleştirmemiş gibi gösterilmiştir.

Vestel’in 2007/12 aylık ile bir sonraki yıl karşılaştırmalı olarak açıklanan aynı döneme ait 2008/12 aylık faaliyet raporunda açıklanan üretimleri aşağıdaki gibidir.

ÜRETİM................2007 F.R.Göre...........2008 F.R.Göre 2007

Beyaz Eşya.................4.853.652.................... .5.138.434
Kahverengi Eşya............8.679.350....................8.649 .243
Dijital Ürün...................6.147.255.................. ..5.994.570
__________________________________________________ ___
TOPLAM.................19.680.257................. ..19.782.247


Tüm bunlardan da anlaşılacağı üzere,

I- Vestel’in 2007 yılında açıklanan beyaz eşya üretimi, 2008/12 aylık faaliyet raporunda açıklanan 2007 yılı beyaz eşya üretiminden 284.782 adet eksiktir.

II- Vestel CIS’da pişirici cihaz, bulaşık makinesi ve klima üretimi yapılmadığı için eksik açıklanan 284.782 adet beyaz eşya Vestel CIS’ın üretimi olup, bu durumda Vestel CIS’da 9 aylıkta toplam 166.060 adet, 4Ç.2007’de ise toplam 118.722 adet buzdolabı ve çamaşır makinesi üretimi gerçekleştirilmiş olmaktadır.

III- Vesbe’nin 2007/12 aylık pişirici cihaz, bulaşık makinesi ve klima üretimi 914.887 adettir. Vestel’in 2007 yılı faaliyet raporunda açıkladığı beyaz eşya üretiminden ( 5.138.434 ), pişirici cihaz, bulaşık makinesi ve klima üretimi ( 914.886 ) düşüldüğünde veya eksik açıklanan 284.782 adet buzdolabı ve çamaşır makinesi, 2007 yılı faaliyet raporunda açıklanan buzdolabı ve çamaşır makinesi adeti ile toplanıldığında ( 2.359.729 + 1.539.037 + 284.782 ), Vestel’in buzdolabı ve çamaşır makinesi toplam üretimi 4.223.547 adettir.

IV- 2007 yılı faaliyet raporunda açıklanan kahverengi eşya üretimi 30.107 adet, dijital ürün üretimi ise 152.685 adet olmak üzere toplam 182.792 adet fazla gösterilmiş ve 284.792 adet eksik olan beyaz eşya üretimi toplamda 101.990 adete düşürülmüştür.

Vestel’in 2007/12 aylıkta açıklanan buzdolabı üretim ve satışlarına göre stokları aşağıdaki gibidir.

Vestel ( 2007/12)..............Üretim................Satış...... .......Stok (Adet)

Buzdolabı..........................2.359.729...... ...2.383.203..........( 23.474 )
Çamaşır Makinesi................1.579.037.........1.551.61 7............27.420
__________________________________________________ __________________
TOPLAM........................3.938.766....... 3.934.820..............3.946

Buradan da anlaşılacağı üzere 2007/12 aylık üretiminin eksik gösterilmesi sonucu, stoklarında ( önceki yıllardan devreden hariç ) toplam 3.946 adet buzdolabı ve çamaşır makinesi görünmektedir.

Hâlbuki 2007/12 aylık buzdolabı ve çamaşır makinesi üretimi doğru olarak gösterilseydi, bu durumda stoklarındaki (devreden hariç) buzdolabı ve çamaşır makinesi stoku aşağıdaki gibi olacaktı.

Buzdolabı ve çamaşır makinesi üretimi..........4.233.547 adet
Buzdolabı ve çamaşır makinesi satışı............3.934.820 adet
_________________________________________________
STOK.............................................. ....288.727 adet

Görüldüğü gibi dönem sonunda stoklarda ( devreden hariç ) 288.727 adet buzdolabı ve çamaşır makinesi olması gerekirken, toplam 3.946 adet buzdolabı ve çamaşır makinesi görünmektedir.

31.12.2007 sonu itibariyle yarı mamul, mamul ve ticari mal stoklarındaki değişim aşağıdaki gibidir.

TL (000)............................................. ..........................31.12.2007

Yarı mamul, mamul ve ticari mal stoklarındaki değişim.................40.015

Dönem sonundaki yarı mamul, mamul ve ticari mal stoku dönem başının 40.015.000 TL altında gerçekleşmiş ve bu nedenle satışların maliyeti bu tutar kadar artmıştır. Eğer stoklarda toplam 284.782 adet buzdolabı çamaşır makinesi eksik gösterilmeseydi, dönem sonundaki yarı mamul, mamul ve ticari mal stoku dönem başının üzerinde gerçekleşecek ( veya değişim tutarı 40.015.000 TL’nin çok altında olacak ), bu durumda satılan mamul maliyeti, dolayısıyla da satışların maliyeti düşeceğinden kârı artacaktı.

Vestel’in 2007/12 aylık Mali Tablo Dip Not: 12’ye göre stokları aşağıdaki gibidir.

STOKLAR (000)............................2007/12...........2006/12

İlk madde ve malzeme.....................406.430...........487. 144
Yarı mamul......................................45.597. ............42.315
Mamul ve ticari mal.........................471.326............514 .623
Diğer stoklar....................................11.635. ..............8.604
Verilen sipariş avansları....................178.423............19 7.901
Stok değer düşüklüğü karşılığı (-)........(20.294)............(8.555)
__________________________________________________ _______________
TOPLAM..................................1.093.117. ........1.242.032

Eğer stoklarda 284.782 adet mamul ve ticari mal eksik gösterilmemiş olsaydı, 471.326.000 TL olarak açıklanan mamul ve ticari mal tutarı eksik gösterilen ürün tutarı kadar artacaktı.

Bilindiği üzere toplam varlıklar; dönen varlık ve duran varlıklardan, kaynaklar ise kısa ve uzun vadeli yükümlülükler ile öz varlıklardan oluşmaktadır. Stoklar, dönen varlıklar içinde bulunduğu için bu tutarının eksik gösterilmesi sonucu dönen varlık ve toplam varlıklar eksik gösterilen tutar kadar düşmekte, ayrıca giderler artırılarak zarar ettirildiği ( veya kârı düşürüldüğü ) için öz varlıklar düşmekte, bu durumda;

Cari Oran ( Dönen Varlık / K.Vadeli Borç ),
Kaldıraç Oranı (Toplam Varlık/ T.Borç )
Dönen Varlık / Toplam Varlık
Öz Varlık / Toplam Varlık
Öz Varlık / K.V.Borç
Öz Varlık / Toplam Borç

Vb. gibi rasyoları normal değerlerinin altına düştüğü için şirket borçlu, finansal risk taşıyan konuma getirilmekte, bu da hissenin fiyatının düşmesine neden olmaktadır.

(Devam edecek)

apache
20-03-2011, 11:59
Kimden :......................
Kime: cem.koksal@vestel.com.tr
Tarih: 1/12/2009 10:16

Sayın KÖKSAL,

Tereddütlerimin giderilmesi için yatırımcı ilişkilerinize gönderdiğim bir e-maile, “ Vestel Elektronik, yıllık bazda 3,6 milyar $’lık ciro, 2,8 milyar $’lık ihracat geliri ile Türk ekonomisine oldukça büyük katkısı bulunan, R&D tarafında teknolojiye yıllardır yatırım yapan, yaklaşık 15 bin kişiye iş imkânı sağlayan Türkiye’nin önde gelen şirketlerinden biridir. O yüzden e-mail’inizde bahsettiğiniz noktaların hiç birine katılmamız mümkün değil “ diye cevap verilmişti.

Web sitenizde yayınlanan Yönetim Kurulu Başkan’ının Mesajı bölümünde; “ Yüksek öngörü kabiliyetimiz ve deneyimimizle, doğru ve zamanında alınmış tedbirler sayesinde krizin etkilerinin performans sonuçlarımıza olumsuz yansımalarını sınırlı tuttuk…. Hedeflerimize az sapmayla ulaştık ” diyen, Zoren’in 10 günde % 60 prim yapması üzerine,“ Kim koyuyor bu primi? Kimdir bunu yapan? Hisselerimi yükseltip beni töhmet altında bırakıyorlar “ diye basına açıklama yapan sayın ana ortağımıza ısrarla şu soruları soruyorum:

Mademki “ yüksek öngörünüz sayesinde krizin olumsuz etkilerini sınırlı tuttunuz “, o halde yılda 3,8 milyar $ ciro ve 2,8 milyar $ ihracat gerçekleştiren Vestel, neden yıllık cirosunun 1/51’i, ihracatının 1/40’ı, toplam varlıklarının yaklaşık 0,02 katı gibi inanılması imkansız değerlerden işlem görür hale gelmiştir?

Dünya devi Vestel’i 9 günlük cirosuna eşit bir değerden işlem görür hale kim getirdi? Kimdir bunu yapan?

Grubunuza bağlı Vesbe, Zoren veya “ Dayanıklı Tüketim Malzemeleri “ sektöründe faaliyet gösteren Alarko Carrier, Arçelik, Bosh Ev Aletleri, İhlas Ev Aletleri, Klimasan, Türk Demir Döküm veya İMKB’de ki bir başka şirket değil de, neden Vestel bu değerlerden işlem görür hale gelmiştir?

Eğer Vestel bu değerlerden işlem görür hale getirilmeseydi, diğer ortaklarınızın rüçhan haklarını kısıtlayarak ve hissenin üzerindeki yaklaşık % 200 bedelsizleri dağıtmadan payınızı % 44,76 oranında artırmanız söz konusu olur muydu?

Bu sorulara cevap vermediğiniz müddetçe “ töhmet “altından kurtulamazsınız.

Sayın KÖKSAL,

Türkiye’nin önde gelen şirketlerinden biri olan Vestel’in sahibi ve üst düzey yöneticilerinin; “ Bugüne kadar yatırım yaptığımız için ortaklarımıza temettü dağıtamadık, artık yatırıma doyduk, 2007 küçük ortaklarımızla barışma yılımız olacak…. Isıtmada ve aydınlatmada kullanılacak yakıt pili icat ettik, 2007 sonuna doğru raflardaki yerini alacak, 2008 yılından itibaren su ile çalışacak. Bunu başaramazsam kendimi asarım….Japonya Başbakanlık konutunun ısıtma ve aydınlatma ihalesine katılacağız…. Vesbe’nin Whirlpool’e satışı 2007 sonuna yetişecek…. Deniz suyundan elektrik ürettik, tatlı su elde ettik, 15 gün sonra piyasaya çıkacak. Ayrıca şu anda kamuyla paylaşmadığımız 3 yeni projemiz var….Vesbe’nin Whirlpool’e satışı en geç Nisan/2008 ortasında belli olur…..Whirpolle görüşmemize Rusya’daki beyaz eşya fabrikalarını da dahil ettik…Euro 2008’in etkisiyle tüm zamanların en iyi Nisan, Mayıs satışını gerçekleştirdik, Haziran ayında da satışlarımızda artış var…” vb. gibi yaptıkları açıklamalara inanmanın ve sayın ana ortağımızın tahsisli sermaye artırımına giderek payını artırması için Vestel’in fiyatının bilanço hileleriyle nominal değerinin altına düşürüleceğini tahmin edememenin bedelini çok ağır bir şekilde ödedim ve hala da ödemeye devam ediyorum.

Sayın Cengiz Ultav’a, “ Pil ile ilgili yaptığınız açıklamaya inanıp Vestel alan yatırımcıların paralarının pul olmasından vicdani bir rahatsızlık duyuyor musunuz? “ diye sorduğum soruya, yakıt pili hakkında bilgi verdikten sonra; “ başarılı olamazsam kendimi asarım sözünü duyduğum heyecan üzerine söyledim “ diye cevap vermiştir.

Yatırımcı ilişkilerinize,“ Yapılan açıklamaların hiç birinin doğru çıkmadığını belirten e-mail gönderiyorum, verilen cevap; “ İMKB dışında yaptığımız açıklamalara inanmayın “oluyor.

Bu cevaplar; Vestel’in fiyatı yüksekken yazılı veya görsel basın aracılığı ile yalan açıklamalarda bulunabiliriz demek değil midir? Hisseyi alırken yanında yalan makinesi vermediğinize göre, yapılan açıklamaların doğru olmadığını, “ heyecandan “ söylendiğini nereden bilebilirim ki?

“ Annem, babam bize yalan konuşmamayı, haram yememeyi, dürüst olmayı öğretti. Onlardan bize kalan en büyük miras bunlardır “ diyen sayın ana ortağımızın yaptığı açıklamalara inanmamam için bir neden söyleyebilir misiniz?

Mortgage krizi sırasında; “Deniz suyundan elektrik ürettik, geliştirdiğimiz güneş paneli sayesinde tatlı su elde ettik, 15 gün sonra piyasaya çıkacak, ayrıca şu an kamuyla paylaşmak istemediğimiz 3 yeni projemiz var “ diye açıklama yapıp, yatırımcılara yüksek fiyattan Vestel aldıran ve portföyünde Vestel olanların yüksek fiyattan hisselerini satmasını engelleyen İcra Kurulu Başkanınız Sayın Ömer Yüngül, 27.08.2009 tarihinde saat 09,32’de CNBC-E’ de yaptığı açıklamada; “ Vestel’in 2.Çeyrekte zarardan kâra geçeceğini, kârlılığının yıl sonuna kadar artarak devam edeceğini “ belirtmiş ve bu açıklama haber ajansları tarafından da yatırımcılara duyurulmuştur.

2.Çeyrekte zarardan kâra geçen Vestel’in, Sayın CEO’nun açıklamasına istinaden bundan sonraki dönemde de kârlılığının artacağını bekleyen Vestel yatırımcısı, 9 aylık bilanço açıklandığında bir kez daha hüsrana uğramıştır. Açıklama tarihinde 2,58 TL. olan Vestel’in fiyatı aradan geçen sürede 2,07 TL.ye kadar düşmüş olup, şu anki fiyatı 2,17 TL.dir.

Yaptığı her açıklama ile küçük ortaklarını zarara uğratan bir tane şirket sahibi ve CEO’yu örnek gösterebilir misiniz?

Sayın ana ortağımız, “ Bizi farklı kılan Zorlu kültürü olarak da adlandırabileceğimiz değerler bütünüdür “ demektedir.

“ Zorlu kültürü “nün;

Kısa vadede gerçekleştirilmesi mümkün olmayan hususları tarih vererek hemen gerçekleşecekmiş gibi açıklama yaparak insanları aldatmak ve onlara yüksek fiyattan hisse aldırtmak,

Mali tablo dip notları ile faaliyet raporlarında yalan, yanlış, yanıltıcı bilgiler açıklayıp yatırımcıları aldatmak,

Amacına ulaşabilmek için gerçeği yansıtmayan raporlar tanzim ettirerek kendi şirketinin kredi notunu 9 kez indirtmek,

1994 yılında 90 milyon $’a aldığı Vestel’in değerini 2008 yılında 79 milyon $’a düşürmek, sonra da üzerindeki bedelsizlerin tamamını dağıtmadan, diğer ortakların rüçhan haklarını kısıtlayıp payını artırmak,

Sahip olduğu 89.699.993 adet hisseyi defter değerinin % 29,55 üzeri bir fiyattan Vestel’e satıp, aradan 3 yıl geçtikten sonra Vestel’in 160 milyon adet hissesini defter değerinin % 558,80 altı bir fiyattan almak,

Kendilerine inanan, güvenen yatırımcıların sürekli olarak zarar etmesini sağlamak,

Olmadığını söyleyebilir misiniz?

Bu yapılanlar, sayın ana ortağımızı gerçektende diğer şirket sahiplerinden “ farklı “ kılmaktadır. Çünkü Türkiye’nin önde gelen hiçbir şirketinde bunların bir tanesi bile yapılmamaktadır. ( “ Vestel Farklı “ sloganını kim bulmuş ise tebrik ediyorum. Vestel’de, sahibi de, CEO’su da, yöneticileri de farklıymış. )

kalakara
20-03-2011, 13:50
Harika bir yazı kesinlikle katılıyor ve destekliyorum arkadaşım ....Vestelin yöniticilerininde ceosununda farklı olduğunu ben 2006 yılında öğrendim ...Bir daha değil bunların yanına gelmek adlarını bile duymak istemiyorum ,,,,

Serenler
21-03-2011, 22:33
Yukarıda değindiğimiz gibi Parkme ile bir seri sorgulamaya giriştik.
Cevapları tatmin edici olmadığı için aşağıdaki maillle ilave sorular sordum:


Merhabalar


10 Mart tarihli cevap mailinizde verdiğiniz bilgileri ve değerlendirmeleri okudum ve peşinden şirketimizin 12 aylık bilançosu açıklandı ve 2010 yılı bilançosunu da inceledim, 9 aylık bilançoya göre artan bakır fiyatı sayesinde ciro ve kar rakamları artmış görünüyor. İlk etapta olumlu görünen bu gelişmeleri gördüğümde şirketimizde yaşanan grev olayını hatırlamak dahi istemediğimi bilmenizi isterim. Çünkü 2010 yılı boyunca bakır fiyatı sürekli yükselirken biz 2010 yılında grevden dolayı sadece %50 kapasite ile çalışabildik ve sadece son üç aydaki üretim ve satış rakamlarının yıllık bilançoya yansıması ortadayken grev nedeniyle olan kaybımız şimdi çok daha iyi anlaşılyordur. Ayrıca 9 aylık bilançoya göre 12 aylık bilançoda 22 milyon TL nakit artışı olmuş ama bu artış da beni sevindiremedi çünkü bu senede temettü dağıtmayacağınızı söylediniz ve korkarım bu parada gurup şirketlerine aktarılacaktır.



Aslında aynı konuları daha önceki maillerimde de dile getirmiş ve merak ettiğim noktaları sormuştum ama açıkçası net cevaplar alamamıştım.



Cevaplarınızın yetersiz kaldığını düşündüğüm noktaları tekrar dile getirmek istiyorum.



Benim adıma en büyük kambur olarak gördüğüm durum olan şirketimizdeki nakit fazlasının gurup şirketlerinde tutulması ve karşılığında düşük bir faiz geliri elde edilmesini siz farklı değerlendiriyorsunuz, ben ise çok daha farklı bakıyorum bu olaya.



Şöyleki; siz diyorsunuz ki yeni yatırım yapılıncaya kadar elimizdeki nakit fazlasını gurup şirketi olan Park Holdingde tutuyoruz ve karşılığında faiz alıyoruz ve kısa bir süre sonra bu alacağımızın tahsil edildiğini göreceğiz.



Peki ne kadar kısa bir süredir bu?

Ve miktarın ne kadarının tahsil edileceği planlanmaktadır? Net bir vade ve tahsilat takvimi belirtilmediği takdirde bu cevabınız muallakta kalacaktır.



Ayrıca bana göre çok önemli olan bu alacak rakamının kısa bir süre sonra tahsil edileceğini bana söylüyorsunuz ama bence bu durumu ya faaliyet raporlarında açıklamanız lazım yada özel bir açıklama ile kap’a bildirmeniz gerekir. Çünkü bana yaptığınız bu açıklamanın aynı şekilde kap’a bildirilmesi gerektiğini düşünüyorum kural ve kaidelere her zaman uyulması taraftarı olduğum için benim bildiğim bir konuyu tüm yatırımcılarında bilmesi gerektiği inancındayım ve dolayısıyla sizlerinde böylesi konularda titiz davranmanız gerektiğini düşünüyorum. Kabul ederseniz ki SPK’da kuralları gereği bu tip bireysel açıklamaları hiçbir şekilde kabul etmez.



Konu ile alakalı olabilecek bir durumu 2010 yılı faaliyet raporunda şu şekilde dile getirmişsiniz; ‘’Diyarbakır Havzası, Siirt İli Şirvan-Tarihler Mevkii’nde 50.5 MW kurulu güçte bir hidroelektrik santrali kurma ve işletme izni Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu’ndan alınmış olup yatırım öncesi diğer resmi işlemler devam etmektedir. Yatırıma yıl ortalarında başlanması planlanmaktadır. ‘’



Peki bu yatırımın tutarı ne kadar olacak?

Bu yatırımı nasıl finanse edeceğiz? Yabancı kaynak mı kullanılacak yoksa gurup şirketlerinde tutulan nakdimizi kullanacak mıyız? Eğer kendi kaynaklarımız ile bu yatırımı finanse edeceksek bu sayede Park Holdingteki alacağımızın ne kadarını tahsil etmiş olacağız?



Ve bence çok önemli başka bir husus ise şirkette bu kadar nakit fazlası varken 2007 yılından bu yana temettü dağıtmamış olmak, herhangi bir yatırım yapmamış olmak ve bu fazla parayı gurup şirketi olan Park Holding’de tutmak açıkcası şirketin ortaklarına olan bakış açısını ortaya koymaktadır ve benim düşünceme göre pekte etik bir ticari anlayış değildir.



Düşünsenize; şirketin toplam aktifleri 375.5 milyon TL’dır ve bu rakamın 216.4 milyon TL’sı Park Holdingte tutuluyor. Toplam varlığımızın yarıdan fazlası gurup şirketinde tutuluyor, hemde yıllardır. Neden? Bilmiyorum bu durumun yasal dayanakları var mıdır? Muhtemelen yasal dayanağı vardır çünkü aynı konu uzun yıllardır bilançolarda görülüyor. Bu konuyu hukuki yönden araştıracağım. Yasal olsa dahi böylesi bir anlayışın şirketin borsadaki piyasa değeri üzerinde olumsuz bir intiba bıraktığını düşünüyorum ve b u durumunda şirkete ortak olan biz küçük yatırımcılara çok büyük bir haksızlık olarak yansıdığını bilmenizi isterim. Ortak olduğum şirket adına beni en çok üzen başka bir konu ise 2010 yılındaki grev konusu olmuştu ve sıkıntı duyduğum bu konuyu size açtığımda verdiğiniz cevap güvenlik nedeniyle greve gidildiği şeklinde olmuştu.



Çok merak ediyorum, nasıl bir güvenlik sorunudur bu?



Bu konuda açıklığa kavuşturamadığım birkaç sorum olacak size.



15 mayıs tarihinde yaptığınız açıklamada; 14 Mayıs 2010 tarihinde Siirt Madenköy'deki işyerimizde işçiler arasında çıkan çatışmalar sonucunda işyeri güvenliği, can ve mal güvenliğinin sağlanması amacıyla 15 Mayıs 2010 tarihinden itibaren geçici süre ile üretimin durdurulmasına karar verilmiştir. Gelişmelerle ilgili olarak kamuoyuna bilgi verilecektir demiştiniz.



18 mayısta ise; Şirketimizin Siirt Madenköy Işletmesiyle ilgili olarak Türkiye Maden İşçileri Sendikası ile devam eden toplu iş görüşmeleri çerçevesinde, ilgili sendika tarafından grev kararının alınarak ilan edildiği öğrenilmiştir. Şirketimize karşı noter kanalıyla tebliğ edilmesi halinde hüküm doğuracak kararın Şirketimizce tebellüğünü takip eden yasal süre içerisinde konuyla ilgili değerlendirme yapılacak ve gelişmeler kamuoyu ile paylaşılacaktır demiştiniz.

2 haziranda ise; Şirketimizin Siirt /Madenköy'deki bakır işletmesiyle ilgili olarak Türkiye Maden İşçileri Sendikası tarafından alınan grev kararı konusunda , 2822 sayılı yasanın 35. maddesi gereğince ; sendika tarafından 240 kişinin katıldığı toplantıda yapılan grev oylamasında 239 kişinin greve hayır oyu verdiğine ilişkin tutanak sendika tarafından şirketimize ulaştırılmıştır. Konuyla ilgili gelişmeler hakkında kamu oyuna bilgi verilmeye devam edilecektir demiştiniz.



Tüm bu haberleri okuduktan sonra devam eden günler içerisinde konu ile ilgili başka bir açıklama yapılmadı, yani maden çalışıyormu çalışmıyormu belli değildi. Aslında oylamaya katılan 240 işçiden 239 kişinin greve hayır oyu verdiği düşünülürse ve gerek yazılı gerekse görsel medya da şirketimizin madenindeki devam eden grev ile ilgili bir haber yapılmadığı düşünülürse ben madenin çalıştığını sanıyordum.



Ama 2 eylül tarihinde yaptığınız açıklamada işyeri güvenliğinin sağlanması sonucu tesislerimizde üretim yapılabilir duruma gelindiği anlaşıldığından,15 Eylül 2010 tarihinden itibaren başlatılmasına karar vermiştiniz.



Tüm bu süreci düşündüğümde ilk başta grev olmayacak izlenimi ediniyorum. Çünkü sadece 1 kişi grev yönünde oy kullanmış ve ilerleyen günlerde başka herhangi haber yapmamıştınız, aradan 4 ay geçtikten sonra grev olmuştu ama şimdi güvenlik sağlandığı için tekrar üretime başlıyoruz deniliyor. Sizce biz küçük yatırımcılar burada ne anlamalı, neye dayanarak ve ne gibi bir karar vermeliyiz?



Borsada işlem gören bir şirketin piyasa değerini anında etkileyebilecek bir konu olan grev sürecinin bu şekilde tutarsız haberleştirilmiş olması yine borsa üzerinde şirkete ortak olan küçük yatırımcılara olan bakış açınızı ortaya koymaktadır. Bu konunun irdelenmesi üzerine SPK nezdinde araştırma talebinde bulunacağımı bilmenizi isterim.



Ayrıca faaliyet raporunda açıkladığınız üzere 2010 yılında grev nedeniyle 37.426 WMT olan üretimizin satış cirosu yıllık LME bakır fiyat ortalaması ile uyumlumudur? Yani yıllık ortalama olan 7757 USD olan ortalama düşünülürse ürettiğimiz miktarın çok daha yüksek bir ciroya denk gelmesi gerekmezmiydi?

Diyebilirsinizki bizim üretim yaptığımız ve satış yapabildiğimiz dönemde varolan bakır fiyatları yıllık ortalamanın altında kalmıştır ! Eğer cevabınız bu şekilde olacak ise, işte burada size basiretli tüccar kavramını hatırlatmak istiyorum. Çünkü ortak olmaya uygun gördüğüm ve son derece yüksek karlılıkla çalışmaya müsait olan bir sektörde seçmiş olduğum şirketin varolan basiretsiz tüccar modeli sayesinde şirketimin piyasa değeri hakettiği seviyelerin çok çok altında kalmaktadır.


..... süredir bu şirkete portföyünün önemli bir bölümüyle ortak olmuş, ancak bu kadar sürelik yatırım ve beklentinin gördüğü çok ciddi olumsuzluklardan dolayı büyük kayba ve hüsrana uğramış bir ortağınız olarak artık bu soruları sormak ve hakkımızı aramak zamanının gelmiş olduğuna inanıyorum.

Şirketimin artık doğru bir mecraya girmesi gerektiğine, bu şirkete yatırım yapan insanlara saygı göstermesi, onların birikimlerinin ve yatırımlarının karşılığının verilmesi gerektiğine de inanıyorum.

Serenler
21-03-2011, 22:40
Cevapları ne oldu dersiniz?


Merhaba ...... Bey

Sorularınızla ilgili daha ayrıntılı cevaplar almak, Şirket yetkililerine doğrudan soru sormak için 11 Nisan’da saat 11:00’de yapılacak genel kurulumuzda sizi aramızda görmekten mutluluk duyarız. Genel kurula katılabilmek için Şirket web sitesinde ilan edilen prosedürü yerine getirmenizi önemle hatırlatırız.

Saygılarımızla

Yatırımcı İlişkileri

Bu atlatma cevaba karşı tavrım:

Genel kurula gelmeye çalışacağım. Ancak o güne epey zaman var. Sorularıma şimdi de cevap verirseniz memnun olurum.
Bekliyorum.
Saygılar.


Ve en son cevapları:

Merhaba tekrar

Hidroelektrik Santrali ve doğalgaz çevrim santrali yatırımlarına henüz başlanmadığı için daha önce verdiğimiz tahmini tutarlardan başka bir bilgi vermemektedir. Hidroelektrik santrali için gerekli prosedürel işlemler devam etmektedir. Doğalgaz çevrim santrali için hala EPDK’dan izin beklenmektedir.

Şirketimiz Madenköy’deki üretimin durdurulması kararını kamuya duyurmuştur. Duyuru metni sizin de belirttiğiniz gibi şu şekildedir; “14 Mayıs 2010 tarihinde Siirt Madenköy'deki işyerimizde işçiler arasında çıkan çatışmalar sonucunda işyeri güvenliği, can ve mal güvenliğinin sağlanması amacıyla 15 Mayıs 2010 tarihinden itibaren geçici süre ile üretimin durdurulmasına karar verilmiştir. Gelişmelerle iligili olarak kamuoyuna bilgi verilecektir.” Bu ifadede üretimin durdurulduğu ve güvenlik sorunlarının niteliği ile ilgili bilgi verilmektedir.

Şirketin hasılatı ve ortalama bakır fiyatı ile ilgili olarak öncelikle Şirketin üretimi WMT cinsindendir. Ancak bu ıslak üretim miktarıdır. Satış bundan daha düşük olarak gerçekleşir ve DMT birimi ile ölçülür. Bakır fiyatı ile şirketin hasılatını karşılaştırmak için üretilen değil satılan bakır miktarını kullanmak daha uygundur. 20 nolu dipnotta da görebileğiniz gibi bu sayı 32.239 DMT’dir(fiyatın saf bakırın fiyatı olduğu, 1DMT’nin yaklaşık %20 sinin saf bakır içeriği olduğunu unutmamak gerekmektedir). Dolar kuru ve bakır fiyatındaki hızlı dalgalanmalar da hesaba katıldığında hasılatla ortalama fiyat arasında çok büyük bir uyumsuzluk görünmemektedir.
Saygılarımızla

Yatırımcı İlişkileri

=========================

En son durum bu. Sorduğum hiçbir soruya doğru dürüst bir cevap alamadığıma inanıyorum.
Hele en son cevapları "sade suya tirit" cinsinden birşey olmuş.

Durum budur.
Siz olsanız ne yapardınız?
Veya bu safhadan sonra nasıl bir yol izleyelim?

YALIN
21-03-2011, 22:54
Çok haklısınız sayın serenler

Soruların hiç birisi makul şekilde cevaplandırılmamış, özellikle şirketin borsadaki piyasa değeri hakkındaki sorular hiç kaale bile alınmamış !

Aslında en doğrusu şirketin genel kuruluna katılmak gibi görünüyor. Çünkü bu şekilde yazışmanın sonu olmayacak. Ama bir gerçek varki,,, şirkete yapılan suçlamalar ortadır ama şirketin kendini savunacak yönü yoktur.

Spk veya hukuki mücadele elbette verilmelidir ama büyük ihtimal bu şirket yöneticileri her türlü kanuni boşluğu biliyordur ve ona göre de minareyi çalmadan önce kılıfını hazırlamıştır.

Şimdilik benim edindiğim izlenim; şirket aslında çok iyi bir sektörde faaliyet yürütüyor ve muazzam kar potansiyeli var, özellikle son iki yılda tüm değerli metallerin fiyat rekorları kırdığı dönemde bu şirkette kar patlaması gerekirken yasal olarak birazda mecburiyetten çok az bir kar artışı sunmuşlardır.

Zaten şirketin yıllardır varolan politikası da madenden elde ettiği karları ve nakit fazlalıkları gurup şirketlerine aktarmak gibi misyonu olduğu görülüyor. Yani küçük yatırımcıymış, borsadaki ortaklarmış gibi bir düşünceleri hiç yok. Salt kendi gurup şirketlerine nakit yaratmak için çalışıyor gibi bir görüntü var ve bu görüntü şirketin borsada kendine ortak edindiği hissedarlarına bakış açısıdır.

Biz küçük yatırımcılar bu şirkete ortak olmadan önce çok defa düşünmemiz gerekir,,, ama işte insan bu sektördeki kar potansiyelini görünce ortak olmak istiyor fakat bu şirket yönetimi; PRKME şirketinin tüm kazançları Ciner gurubunun diğer şirketlerine aittir ve HİÇ BİR ŞEKİLDE HİÇ KİMSEYE PARA KAZANDIRMAM KARDEŞİM DİYOR !!!

Serenler
21-03-2011, 23:03
Ve işin enteresan tarafı böyle bir şirket inanılmaz bir kararla IMKB 50 endeksinde yedeğe konmuş.



Evet Sn Serenler, Parkme'nin imkb 50 icin yedek hisse oldugunu görmedim bile, Petrol Ofisi gibi bir köklü bir sanayi sirketinin endeksden cikarilip, tüm yatirimcilarin sikayet ettigi ve manipüle söylemleri bol bir senedin endekse dahil edilecegini duyunca. Ne diyeyim, resmen sok oldum! Söylediklerinizde tabiiki haklisiniz, ama ayni anda ky'ler gibi profesyonellerinde bu konularda suskun kalmalari, inanilmaz bir gaf!
Yani bu olaylar kabul edilecek bir sey degildir. Borsada yatirim yapilirmis diye ortalikta dolasan ve bu konuda mesaj verenlerin suratina bir tokattir. Ama ne yazikki, bunlardan bahseden kimse yok!? :(

Türkiye'de şirketlerimizin de yatırımcımızın da, yöneticilerimizin de durumu maalesef içler acısıdır.
Genel kurula katılsanız ne olacak?
Sanki karşınızda örgütlü bir mafya var.
Kime ne deyip nasıl bir mücadele yapacaksınız?
Türk yatırımcısı koyun gibi uysal olunca maalesef sonuç bu oluyor..

Bu sayfaları şirketlerimiz de SPK dahil mali sistem yöneticilerimiz de okuyorlardır.

Bakalım herkes kendine düşen dersi alıp gereğini yapacaklar mı?

YALIN
21-03-2011, 23:14
Ve işin enteresan tarafı böyle bir şirket inanılmaz bir kararla IMKB 50 endeksinde yedeğe konmuş.

Türkiye'de şirketlerimizin de yatırımcımızın da, yöneticilerimizin de durumu maalesef içler acısıdır.
Genel kurula katılsanız ne olacak?
Sanki karşınızda örgütlü bir mafya var.
Kime ne deyip nasıl bir mücadele yapacaksınız?
Türk yatırımcısı koyun gibi uysal olunca maalesef sonuç bu oluyor..

Bu sayfaları şirketlerimiz de SPK dahil mali sistem yöneticilerimiz de okuyorlardır.

Bakalım herkes kendine düşen dersi alıp gereğini yapacaklar mı?

Sayın serenler

Koyun gibi yatırımcılar olmayacağız :) Bu topik üstlendiği misyonu yerine getirecektir,,, yeterki birlik ve beraberlik olsun...



İşte bunun nedenini öğrenmek için şirketten detaylı bilgi talep etmeliyiz diyorum bende,,, ve sadece bir iki mail ile değil bu şirkete ortak olan ve ortak olmayı düşünen herkes bunu şirkete sormalıdır. Çünkü örtbas edilmeye çalışılan kaynaklar hakkaniyetli bir şekilde ortaya sunulduğu vakit bu şirketlere ortak olan veya ortak olmayı düşünen küçük yatırımcıları bekleyen çok güzel kar olanakları olduğunu ben çok iyi biliyorum.

Bu arada, sadece PRKME şirketine göre düşünüp hareket ediyoruz ama şimdilik bu şirketi gündeme aldığımızdan başka şirketleri incelemiyoruz oysa daha çok sayıda böyle şirket var ve bundan sonra aynı şekilde bilançolarından şüphelendiğimiz şirketlerin üzerine hep birlikte gitmeliyiz diyorum.


,,,, ama sizlerinde bu konuya katılmasını rica ediyorum, şirketin faaliyetleri ve bilançosu ile ilgili olumlu yada olumsuz tespitleriniz varsa lütfen sizlerde belirtin ve hazırlayacağımız rapor çok daha geniş olsun.

Amacımızın ne olduğu biliniyor, amacımıza uygun şekilde küçük yatırımcının hak arama mücadelesine sizlerde destek olunuz.


İşte bu gibi rahatsızlıkları ortaya çıkarmamız gerektiğini ve topluca bu işin üzerine gidilmesi gerektiğini düşünüyorum, elbette böylesi durumlara dair gerek şirketlere gerekse spk'ya hergün mailler yağıyordur ve bir sonuç alınamayınca pes ediliyordur. Ama bizler, bu topiğe gönül veren tüm arkadaşlar, bizler pes etmeyelim. Ben inanıyorumki hisse.net sinerjisi bu işin üstesinden gelecek ve belkide şuan bir çok arkadaşımıza hayal gibi görünen sonuçlara hep birlikte ulaşacağız, yeterki azim ve birlikteliğimiz olsun.

aro
21-03-2011, 23:55
Sanki karşınızda örgütlü bir mafya var.
Kime ne deyip nasıl bir mücadele yapacaksınız?Benim aklıma gelen (henüz rafine edilmemiş) bir yol, çoklu aksiyon stratejisidir:

1. Şirketlerle mücadele:
Bu konudaki fikrimi daha evvel de dile getirmiştim. Şirketleri sıkıştırarak onları daha sofistike manipülasyonlara itip, mücadeleyi kendi aleyhimize güçleştirmek yerine, arka planda veri toplayıp kaybetmesi imkansız hale gelinceye kadar şirket aleyhine hukuki dosya olgunlaştırıp, şirketin kaçamayacağı tek ve kesin darbe ile işi bitirmek. Bu "tek ve kesin darbeyi" vururken tüm kollardan topyekün ve tüm güçle hareket etmek. Yani bir yandan dava açarken, diğer yandan SPK ve Maliye nezdinde şikayet kampanyası başlatmak, konuyu hisse.net'te özel olarak ele almak, eldeki tüm imkanlarla medya kampanyası oluşturmaya çalışmak gibi. Böyle bir "iyi hazırlık - topyekün saldırı" stratejisinin sonucu nereye varır? Bilemiyorum. Herhalde şirket kapanmaz. Tutuklama falan olacağını da sanmam. Ama en azından şirkete sıcak süt (sıkıştırma) yerine kaynar peynir içirmiş oluruz ki, uzun müddet yoğurdu dondurarak yiyeceklerini sanırım. :) Ama bunun için iyi organizasyon ve hukuki danışmanlık/destek almak şart.

2. Kamuoyu bilinçlendirme:
Şirketleri rahatsız etmemekten kastım, şirketi direkt olarak dürtüklememek ve kendi aleyhine hazırlanan dosyaya karşı uyandırmamak. Ama (1) numaralı stratejiye ek olarak kamuoyunda şirkete karşı bilinçlendirme de sağlanabilir. Mesela bu başlık o konuda mükemmel bir adım. Aklıma gelen başka bir yol, her hisse için ayrı bir "genel değerlendirme" başlığı açmak olabilir. Bu başlıkların mesaj trafiği çok düşük ve özlü olacağından modere edilebilirler. Bu başlıklarda, ilgili şirketin UV analizi ve genel profili açısından tüm kritik bilgiler özlü olarak toplanabilir. Şirketin bulaştığı oyunlar (varsa) nesnel bir dille, verilerle ortaya konabilir. Böylece iki açıdan fayda sağlanmış olur: (a) Şirketin UV performans değerlendirmesi, (b) Şirketin sabıka durumu, karmaşık bilgi bombardımanından filtrelenmiş olarak yatırımcılara ışık tutar. Başlıktaki analizler (bilhassa sabıka ile ilgili vukuatlar) verilerle desteklenerek objektif olarak ortaya konduğu için, şirketlerin itiraz veya karşı dava hakları da olamaz. Bir şirket oradaki verilerin yanlış olduğunu iddia ediyorsa buyursun doğrusunu açıklasın.

3. SPK ile mücadele:
İlk iki madde, günü kurtarmaya yarayan "taktik" değerde aksiyonlar bence. İşin kökü SPK'dan geçiyor. Bunun için SPK ve borsa nasıl adam olur konusu etrafında yoğunlaşmak gerekiyor bence. Aslında kamuoyu bilinçlendirme çabası günü kurtarmakla kalmayıp burada da işe yarar. Çünkü yatırımcı kamuoyu belli bir bilinç ve sayıya erişmedikçe SPK'ya karşı mücadele netice vermeyecektir. Bu konuda önümüzdeki en büyük handikap, yine yatırımcı kamuoyunun kendisidir bence. Çünkü borsayı kumarhaneden yatırımhaneye çevirmek demek, borsayı kumar oynanması (ve manipülasyon yapılması) son derece zor bir ortam haline getirmek demektir. Yatırımcı kitlesinin çoğunluğu kumarbaz kimliğindeyken, bu iş nasıl olacak çok merak ediyorum doğrusu. SPK'dan önce bu "Kumarbaz Yatırımcı" güruhu (bir nevi KY :he:) bizi linç eder zira. :)

SPK'yı sıkıştırabileceğimiz birkaç şey hakkında evvelce bir yerlerde bahsetmiştim.
http://www.hisse.net/forum/showthread.php?t=56143&p=5585533#post5585533
(daha önceleri "spk ky'yi koruyor mu?" başlığında da bu konuda biraz yazmıştım)

Madem SPK borsanın bir yatırımhane olduğunu iddia ediyor, madem yatırımcıları borsaya çağırıyor, o halde neden bu tedbirleri almadığını açıklamak zorunda, bu ve benzeri tedbirlerin masaya yatırılması, enine boyuna, önünü arkasını düşünerek rafine edilmesi, SPK'nın mantık ve akıl gücüyle giderek köşeye sıkıştırılması lazım. Yani olayın yüzeysel cevaplarla geçiştirilemeyecek seviyeye tırmandırılması lazım, ve SPK'nın da ister istemez akıl/mantık dairesi içinde tartışmaya dahil olması (zorunda kalması) lazım.

Bunlar içinse öncelikle Bilinçli Yatırımcı (bu da bir nevi BY :he:) kamuouyunun sayı ve nitelik olarak kumarbaz yatırımcı kamuoyuna galip gelmesi lazım... bence. :)

YALIN
22-03-2011, 00:06
Sayın aro

Elleriniz dert görmesin. İzlenmesi gereken yolu çok güzel bir şekilde tarif etmişsiniz.

Şirketlerin UV analizi ve olası vukuatları konusunda forumumuzda eminim çok tecrübeli arkadaşlarımız var, bu konularda bende elimden geldiğince yardımcı olurum ama asıl ihtiyacımız olan şey ise ticari kanunlarda bilgili olan bir avukat dır.

Forumdaşlarımız arasında yokmu bir avukat arkadaşımız ? Bu konuda bizlere destek olmak isteyen avukat arkadaşımız varsa özelden de görüşebiliriz.

Pscyokinesis
22-03-2011, 00:26
Küçük yatırımcı olarak bu kan emici şirketlerden uzak durmak gerekiyor . Kar eder paylaşmaz zarar eder bedelli sermaye artırır kendide o sermaye artırımına katılmaz başka şirketinin hissenin fiyatını yüksek fiyata bedel gösterek bedelliye kuruş vermeden katılır olan yine ky ye olur .

Bunların olmaması için yatırımcı dostu hisselere girmektir . Kar ederek büyüyen ve bunu yatırımcısıyla paylaşan şirketlere yönelerek yatırım yapılması gerekir .

Yoksa böyle borsa oyunlarıyla kar etmemiş gösteren ve içi boşaltılan şirketlere yatırım yapmak bize çok zararlar vermektedir . Bu tip patron kağıtlaarından uzak durmak gerekir bunlar yatırımcısına kazandırmaz çünkü her kazanndırdığıpara kendi cebinde çıkan paradır .

emrek83
22-03-2011, 00:28
Hocam selamlar,çok yararlı olacağına inandığım bir başlık daha açmışsın başarılar dilerim..

Serenler
22-03-2011, 08:44
Parkme'nin şirket yetkililerine az önce aşağıdaki maili gönderdim:



Selim bey;

Verdiğiniz cevaplar maalesef bizler açısından kesinlikle tatmin edici bulunmamıştır.

Çoğu soruma cevap dahi alamadım. Çünkü verebileceğiniz bir cevap yoktu.

Aslında soruyu soran açısından bile suç olabilecek asıl sormam gereken asıl soruları bile sormadım.

Hissenizin borsadaki fiyat hareketleri bile ayrı bir soru konusudur.

10 kuruştan gelen Makina Takım hisseleri bile fiyat olarak size tur üstüne tur bindirdi. Parkme'de yıllardır anlamsız fiyat hareketleri olup duruyor. Bu tradeyi kim yapıyorsa milyon kere kazandı.

Dediğim gibi ....... süredir şirketinizin kesintisiz ortağıyım. Hisselerinizi hep biriktirdim.
Ama sonuçta gördüm ki şirketiniz maalesef dürüst bir şirket değil. Bu durumu daha işin başında Ankara Enerji bedava fiyatına bir başka şirketinize satıldığında fark etmiştim. Ama hep düzeleceğiniz umudunu korudum. Ama gördüm ki böyle bir niyeti asla taşımıyorsunuz.

Bu durumda olan tek şirket siz misiniz?

Bu konuda yalnız değilsiniz tabii ki.

Bu durumda Türk yatırımcılarına bir örnek olması açısından düşüncelerimi ve yazışmalarımızı yöneticisi olduğum forumda paylaştım.

İlave cevap ve düşünceleriniz olursa buyrun gelin orada konuyu tartışın.

Eğer sizler açısından eksik veya yanlış gördüğünüz hususlar varsa onları da düzeltmiş olursunuz.

Yok bizler hatalıysak sizin şirketiniz açısından olumlu bir imaj oluşmuş olur. Hatamız varsa özür de dileriz.

Link aşağıdadır.

Saygılar.

majestik72
22-03-2011, 09:31
Parkme'nin şirket yetkililerine az önce aşağıdaki maili gönderdim:





Şu an mücadele ettiğiniz şirketi eskiden tanırım. Yani Park Tekstilden - Park Elektrik olduğu ilk dönemden. 1998 yılı idi sanırım 3-4 ayda %1200 prim yapmıştı.
Batık şirket, aldığı iki maden arama ruhsatı ile (Hüsamettin Özkana yakınlığı konuşulurdu o zaman) maden ve elektrik şirketi olmuştu.
Turgay Ciner ' in parayı asıl bulduğu dönem de o dönemdir. Kısa bir özet geçtim. Şirketin mali yapısına hiç bakmadım. Fiyatı hakkında da yorum yapmayacağım o yüzden.
Sadece MÜCADELE ayağı.... benim çok yakın olduğum bir konu olduğu için sizlere birkaç deneyimimi anlatmak istiyorum.

Memsa-Mems1 hisseleri, OYP hikayesi ile başladı. City 42 milyon hisse alıyor hesapta. Ama 3 ay sonra aldığı hisselerin 16 milyonunu hisseye basmak için kullanıyor.
Hisseyi 1,20 lerden topluyor 1,60 a çıkıyor. 1,15 e düşene kadar hacimsiz ve takası etkilemeyen bir düşüş oluyor. 1,15 den 0,80 e kadar hisseyi satıyor. Yani zararına
bu konuyu sorduk, KENDİ HİSSELERİ , istediği zaman satabilir dediler.
Aradan 1 ay geçti, Sermaye azaltım-arttırım hikayesi çıktı. Hisse bu işlem başlangıcı 1,23 idi.
Rüçhanlarda 0,23. Birçok yatırımcı BEDELLİ ye katılacaktı. Bedelliye katılım için son 2-3 gündü. Birden bire SATIŞLAR GELDİ. Son gün MEMS1 0,80 lerde idi, MEMS1R ise 0,02
lerde. Yani 0,80 lerden PİYASADAN ALMAK varken hiç kimse 1,00 TL den bedelli almadı. Böylece MEMSA-MEMS1 de toplam 46 MİLYON ADET rüçhan yakılmış oldu.
Daha sonra , PATRON DEVREYE GİRDİ. BİRİNCİL PİYASADAN HİSSELERİ KENDİ TOPLAMAYA BAŞLADI. Aslında toplamak denmez buna , çünkü hisse 1,00 in altında ve batırılmış
kim ne yapsın 1,00 in üzerindeki BE yi... Ama Faik Ulutaş çok zeki idi. Satıcı Bizim-Alıcı Bizim.... VEEEEEE, aldı olarak görünen bütün hisseleri yine ŞİRKETE BORÇLANARAK (Faaliyet Raporunda açıkça var) portföyüne koydu. Operasyon sonunda elindeki hisseler 30 milyon lotu geçmişti. (Operasyon öncesi 200 bin idi sadece.)

Birincil piyasa kapandı ve Faik Operasyona başladı. Hisse 1,10 lardan çıkışa başladı. 1 ay içinde 3,24 görüldü. Bu arada piyasaya 5-10 rakamları pompalandı.
Faik aslında bu çıkışta sürekli satıyordu. 2,90 lar civarında sağlam hisse çıktı. Daha sonra ki gevşemede hisse 2,10 ları gördü.
Bir sabah hiç unutmuyorum , 2,10 lardan çıkış başladı gibii görüntü verildi... Hisse 2,41 leri gördü ... Tam tavan derken, hisseyi bir çevirdi. Bütün kademelere bastı ve
hisse taban 1,90, sonraki günler dalgalanarak satışlar geldi yine Neyse hisse şu an 0,94. VE FAİK ULUTAŞ ın elinde MEMS1 yok (Ekim) Geçen haftalarda 1 milyon civarına çıkmış yine 0,88 lerden almış sanırım. ÖZETİNİ geçtiğim bu olayda FAİK ULUTAŞ ın bütün operasyonu gözler önünde....
SPK-İMKB ve şirketin kendisine 100 lerce mail attık... SONUÇ SIFIR.... Çünkü bu operasyonlar birileinin İZNİ İLE OLUYOR, ne yaparsak yapalım. Sonuç değişmiyor.

Latek de de fiyat oyunları yapıldı. Hisse 3,90 dan arz oldu 8,50 ler gösterildi. 7-8 arası bütün piyasaya pazarlanan hissede operasyon yapıldı ve hisse şu an 2,39
binlerce mağdur. SPK-İMKB yapılan şikayetler üzerine Hakan Yolcu - Ayhan Öztürk hakkında işlem yasağı getirdi. Ama hissede hala operasyon yürütülüyor, muhtemelen yine bunlar var işin içinde. Ayrıca yine bu 2 kişi BATIK CEYLAN da ödenmiş sermayesi 6 milyon iken ORTAK BULDUK KASAYA 150 MİLYON KOYACAK dediler. Ekim-Kasım ayında açıkladıkları bu haber ( SPK ya sermaye arttırımı için başvurulacak ) tam 5 ay gündemde tutuldu, hisse bu arada 0,90 larda 1,70 lere çekildi. Bu arada bir çok küçük yatırımcıya hisse pazarlandı. Geçen hafta bir haber.... ORTAKLIKTAN VAZGEÇİLDİ.... Ortamı sıcak tutmak için yeni ortak arıyoruz deniliyor.

Diyeceğim şu ki Herşey SPK-İMKB nin gözü önünde oluyor ve hiçbirşey yapmıyorlar. ÇÜNKÜ SİSTEM ONLARIN LEHİNE İŞLİYOR.

EMİR İPTALİ ve DERİNLİK İZLENEMEMESİ konusunda da bir çok itiraz maili atıldı. Uygulamaya itirazlar ve SPK nın açıklamaları olsa da YABANCILAR VE BÜYÜK OYUNCULAR LEHİNE OLAN BU UYGULAMA devam ediyor.

Netice ye gelirsem.... Arkadaşlar bu piyasa KÜÇÜK YATIRIMCIYI ÖĞÜTME mantığı ile işliyor. Küçüklerin cepleri boşaltılmalı ki, büyüklerin cebi dolsun.
Sistemin başındakiler de bu düzeni korumakla yükümlü sadece.

sulzer
22-03-2011, 17:05
küçük yatırımcının hak arama mücadelesi ...?
sn.APACHE dostum vestel için mücadele ve burdaki yazınız ve temel analiziniz her zaman taktir ettigim bir arkadaşsınız burdaki vestel için aydınlatıcı ve anz ve yönetim kadrosunun ne kadar vampir biri olup borsada nasıl yatırımcı parası alınır konusundaki ve savunmanızı taktir ediyorum her zamanki gibi ..sizin fil ile karınca fıkrası geldi aklıma .. selam degerli dostum burda yazmanız iyi olmuş ..

satophi
22-03-2011, 17:09
merhaba arkadaşlar,
ben de prkme zedelerdenim,öncelikle bunu belirteyim, majestik72 nin dediği gibi bu işler sözüm ona yetkililerin gözünün önünde oluyor.
hak aramak güzel de kime başvuracağız,hangi yasalara dayanarak.asfaltitin tonunu 40 tl ye grubun başka bir şirketine satmanın
banka hortumlamaktan farkı var mı? bir ton odunun fiyatı nedir? insanların gözlerinin içine baka baka yapıyorlar üstelik.biz ky ler de oyunun kurallarını
öğrenip yatırım yapmalıyız derim.maalesef ağlamanın faydası yok.gözümüzü açalım.iyi akşamlar.
ytd

KaraZeybek
22-03-2011, 19:00
İşin özünde bana göre şu var: toplumların ve bizim toplumumuzun büyük çoğunluğu ETİK değil. Borsalardaki bu tip şirketlerin patronları da bu toplumun bir yansıması. Etrafımızda aslında bu kişilerden binlercesi var.

- Hastaneye giden, sırada öne geçmek için tanıdık arar, başkalarının hakkını yer.
- Askere gidecek olan, hemen asker yakınlarını gözden geçirmeye başlar. Olan Anadolu'daki garibana olur. Kars'ın soğuk, karlı sınırında, tanıdığı olmayanlar nöbet tutar. Hakları yenir.
- İşe girilecekse, bilinenler tekrarlanır. Tanıdığı olanlar kazanır. Diğerlerinin hakkı yenir.

Elinde biraz güç hisseden, daha az gücü olanın hakkını yer.

Gazetelerde, TV'lerde gördüğü "vergi kaçıranlara ait haberlere" küfredenler (hepsi değil ama büyük çoğunluğu), kendi ev kirasını gelir göstermez, vergi kaçırır. Emlaklarının değerini düşük gösterir, vergiden kaçar. Birçok meslek grubu çok iyi paralar kazanır, ama gelir göstermemek, vergi vermemek için herşeyi kayıt dışı yürütür (kredi kartıyla ödeme yapmanızı kabul etmez. Cash ister). Ama küfretmeye devam eder. Kendi hariç herkesin dürüst olmasını bekler (başbakan, bakanlar, yöneticiler vs vs), ama kendisi hep hinlik peşindedir.

Uzar gider bu örnekler.. Büyük çoğunluğu etik olmayan bir toplumdan ancak bu kadar dürüst şirketler çıkar.. Kanunla, hukukla bir yere kadar bu durumlarla başedilebilir. Çünkü hukuğu dolanabilecek yöntemler her zaman bulunacaktır. Önemli olan kanunları değil, vicdanları geliştirebilmektir.

Hak yememek tüm topluma sirayet ettiğinde, herkes etik olduğunda (sözde değil, özde), kanaatimce, borsada da etik şirketler çoğunluğu oluşturacaktır.

aro
22-03-2011, 19:39
Hak yememek tüm topluma sirayet ettiğinde, herkes etik olduğunda (sözde değil, özde), kanaatimce, borsada da etik şirketler çoğunluğu oluşturacaktır.İyi bir sistem, düzgün yürüyebilmek için kahramanlara ihtiyaç duymamalıdır. Borsa, düzgün çalışabilmek için katılımcılarının etik olmalarına ihtiyaç duymadığı takdirde düzgün bir borsadır. Katılımcılardan kahramanlık beklemek çaresizliktir. SPK'nın ameliyata alınması gerekmektedir.

Sakıncası yoksa kendi kendimle sahte paradoksa girmek istiyorum. Etik ve kahraman katılımcılara muhtaç olduğu için sistem bozuk, çünkü sistemi kurmak ve iyileştirmekle görevli olan SPK bozuk, çünkü SPK'yı regüle edecek olan genel yatırımcı profili (katılımcılar) bozuk. :)

Paradokstaki sahtekarlık şurada: Genel yatırımcı profili hem etik hem akılcılık anlamında bozuk olabilir, ancak sistemi adam etmek için sadece akıl yeterlidir. Sahte paradoksta, KY'nin akıl eksikliğini saklayıp, kahramanlık eksikliğini ön plana çıkardım.

Çözüm: Borsanın adam olması için, katılımcıların (KY) yukarıdan dağıtılan etik kahramanlıklara değil, içeride üretilen ortak akıl ve sağduyuya ihtiyaçları var bence.

satophi
22-03-2011, 21:17
Konu ile ilgili olarak gündeme aldığımız ilk şirket Park Elektrik olmuştu. Bu şirket hakkındaki tespitlerimizi ve şirket ile yapılan yazışmalarımızı topiğin ilk sayfasında yayınlamıştım bilgi kirliliği olmaması için tekrar buraya taşımak istemedim. Şimdi ise önceki edindiğimiz bulgular üzerine şirkete sorduğumuz ama net yanıtlar alamadığımız konuları ve ayrıca 2010 yılı son bilançosunuda değerlendiren bir rapor daha hazırlayıp tekrar şirkete göndereceğiz ve aynı raporu burada da yayınlayacağız. Bugün bu raporu bitireceğim ama sizlerinde bu konuya katılmasını rica ediyorum, şirketin faaliyetleri ve bilançosu ile ilgili olumlu yada olumsuz tespitleriniz varsa lütfen sizlerde belirtin ve hazırlayacağımız rapor çok daha geniş olsun.

Amacımızın ne olduğu biliniyor, amacımıza uygun şekilde küçük yatırımcının hak arama mücadelesine sizlerde destek olunuz.

herkese merhaba,forumun bu bölümünü henüz öğrenmiş bulunuyorum.bu sebeple birinci sayfadan itibaren
okumaya çalıştım ve bu bölüme geldim.ben de asfaltit konusunun üzerine gidilmesinden yanayım arkadaşlar.tonu 40 tl ye olur mu? bunu da sormalıyız şirkete diye düşünüyorum.teşekkür ederim.

YALIN
22-03-2011, 22:51
herkese merhaba,forumun bu bölümünü henüz öğrenmiş bulunuyorum.bu sebeple birinci sayfadan itibaren
okumaya çalıştım ve bu bölüme geldim.ben de asfaltit konusunun üzerine gidilmesinden yanayım arkadaşlar.tonu 40 tl ye olur mu? bunu da sormalıyız şirkete diye düşünüyorum.teşekkür ederim.

Çok haklısınız, sayın serenler de asfaltit fiyatının ucuzluğuna değinmişti. Sizde şirkete bunu mail yolu ile sorabilirmisiniz? Neden UCUZA !!! satıyorsunuz diye,,, sorunuzu ve aldığınız cevabı burada yayınlarsanız çok memnun oluruz.

KaraZeybek
23-03-2011, 19:09
İyi bir sistem, düzgün yürüyebilmek için kahramanlara ihtiyaç duymamalıdır. Borsa, düzgün çalışabilmek için katılımcılarının etik olmalarına ihtiyaç duymadığı takdirde düzgün bir borsadır. Katılımcılardan kahramanlık beklemek çaresizliktir. SPK'nın ameliyata alınması gerekmektedir.



Sistemler insanlarla mükemmelleşir. Ama o sisteme uyabilecek insanlarla. Türkiye'de yasalara baktığınızda herşey mükkemmeldir. Çünkü çoğu yurt dışından alınmadır. Ama, iş uygulamaya geldiğinde sistem falan kalmaz.

Trafik en basit örnek. Hız limitleri, ışık ihlal cezaları, içkili kullanma cezaları vs vs..yasalar mükemmeldir. Ama uyan kaç kişi vardır?? Radar olmayan bir yolda, hız limitlerine uyan kaç kişi vardır.? Toplumun % kaçıdır.? Demek ki, yasaların mükemmel olması yeterli olmuyor. Uyacak kişiler lazım (yakalananların da ceza almamak için neler yaptığı malum).

Neyse bu konu uzar gider. Topici ana konusndan fazla da dağıtmayalım.. :) . Tşkler...

SLX
23-03-2011, 20:28
burayı okuyan arkadaşlardan ptofs daki son gelişmeler hakkında bir yorumu olan var mıdır? yine kara bir sayfa mı yazılacak ky için ? :(

aokan1973
23-03-2011, 21:06
Sayın Yaşar Erdinç'in bir yorumu var..
kaynak:http://www.bilgeyatirimci.com/haberdetay/1321/seans-icinden-23-mart-1005---petrol-ofisin#39;den-buyuk-oyun.html

PETROL OFİSİN'DEN BÜYÜK OYUN

Bildiğiniz üzere portföy tablomuzda petrol ofisi vardı ve MV bu şirketi aldıktan sonra Türkiye'de çok önemli yatırımlar yapacağını ve bu şirketin ileride hem çok karlı hale geleceğini hemde yabancı olması dolayısıyla kârını Türkiye'de tutmayacağını ve dolayısıyla sürekli yüksek oranlı kâr dağıtımı yapacağını belirtmiştim. OMV şirketi çağrı yoluyla bir kısım hisseyi 7.01 TL'den toplamıştı. Ama hala hisselerin yüzde 3.02'si halka açık kısımda bulunuyor. Sermayesi 557 milyon TL olduğu için bu kısım yaklaşık 16 milyon hissenin piyasada olduğunu gösteriyor. Bu rakamı 8 TL ile çarpınca yaklaşık olarak 120-130 milyon TL hisse senedi hala bizim yatırımcının elinde bulunuyor. Yani 80 milyon dolarlık halka açık kısım var.

Fakat OMV denilen beyefendiler, bu hisse oranı yüzde 3 ile düşük seviyelere gerilemiş olduğundan KOTTAN çıkmak üzere SPK'ya başvuracaklarmış.MAdem bu başvuruyu yapacaktıllar neden çağrı yaparken, bu niyetinizi açıklamadılar. ÇAğrının bittiği gün kağıdı hızla aşağı çekip mal toplamak istediler ama olmayınca bu sefer fiyatı yükselterek kalanları toplamaya çalıştılar. Şimdi de biliyrolar ki, Kottan çıkma talebinde buluurlarsa kağıt dip olacak ve herkes satmak isteyecek. Çünkü kottan çıkarılacak olursa elinde ptfos hissesi olanlar bunu satacak piyasa bulamayacaklar. Dolayısıyla şirkete gerçekten ortak olanlar haricindekiler satmak isteyeceklerdir. Fakat ya SPK bu isteği uygun bulmazsa.... İşte o zaman kağıt tavan tavan gider. Çünkü OMV'nin büyüme trendini ve genel müdürün ve yöneti kurulu başkanının daha önceki açıklamalarını biliyoruz. Türkiye'yi enerjinin üssü yapıyorlar. Yani bu şirketin geleceği çok parlak.

NEDEN KOTTAN ÇIKMAK İSTİYORLAR:

1. Herkes elindeki hisseyi satsın ve yüzde 3'lük kısma bile kar payı ödemeyelim diye düşünüyorlar.
2. Daha da önemlisi kottan çıkınca şirket ile ilgili gelişmeleri KAP'a bildirmek zorunda değiller.
3. Bilançoları SPK denetiminde olacak ama bunu açıklamak zorunda kalmayacaklar.
4. Bu sayede kimseye hesap vermeden kalan yüzde 3'Lük kısmı oluşturan yatırımcıların haklarını kolaylıkla gasp edebilecekler.

Kottan çıkma gerekçesi ise çok komik. halka açık kısım yüzde 3'e düşmüş. Evet öyle amaa likidite için çok yeterli hisse var. Petrol ofisinin yüzde 3'ü 16 milyon TL ve piyasa değeri 120-130 milyon Tl ediyor. Borsadaki birçok şirketin değeri zaten bu değerin altındadır. İnşallah SPK'mız yatırımcıları çok ciddi biçimde mağdur edecek olan bu kottan çıkma isteğini ciddiye almaz. Amerikqa'da şirketler kottan çıkabilmek için 8-10 yıl uğraşıyorlar. Kottan çıkabilmeleri için yatırımcılara paralarını ödeyip bütün hisseleri toplamalılar. Dışarıda bir hisse dahi kalsa, yatırımcının hakkı yenir. Eğer kottan çıkarılmasına karar verilecek olursa, bu ddurum yatırımcı güvenini ciddi biçimde zedeleyrek, yeni bir çukuroova, kepez durumu suni olarak yaratılır. OMV beyefendileri zaten yzüde 97'yi almışlar. Bıraksınlar diğer hisselerde yatırımcılar arzu ettikleri an likidite geçsinler ama olmaz... ÇÜNKÜ SPK'ya hesap vermekten krutulup istedikleri gibi at oynatmak istiyorlar. Ben olsaydım ve elimde PTOFS olsaydı asla satmazdım ve her sene bu beyefendilerden kâr payımı alırdım.
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Yalnız sayın Erdinç'e katılmadığım noktalar var.. KAP denetimine bile katlanamayan bu kişilerin küçük yatırımcıya daha sonra nasıl zul edeceklerini hayal dahi edemiyorum. Ayrıca ileride hissenizi satmak istediniz kimi muhatap alacaksınız? Bilançoları göremedikten sonra elinizdeki hisseyi nasıl değerleyebileceksiniz?
Şimdi ne denilebilir? SPK'nın acil bir açıklama yapması elzemdir diye düşünüyorum..
Ama Yazıklar olsun demeden de gönlüm rahat etmeyecek..

lodosum
23-03-2011, 23:37
Geçtiğimiz yılın sonunda Doğan Holding'e ait payları satın alarak Petrol Ofisi'ndeki payını yüzde 97'ye yükselten Avusturyalı enerji devi OMV, zorunlu çağrının son günü borsadan çıkma kararı aldı.Kararın ardından Petrol Ofisi hisseleri adeta çakıldı. Hisseler iki seansta da taban fiyata gerileyerek yüzde 18,71 oranında değer kaybetti ve 9,30 liradan 7,56'ya düştü. Piyasa değeri de 2,8 milyar dolara indi.

İMKB tarihinde ilk kez bir şirket kendi isteği ile borsadan ayrılma kararı verdi. Daha önce Denizbank'ı satın alan Hollandalı finans devi Dexia da "borsadan çıkabiliriz" imasında bulunmuştu. Ancak 1 Ekim 2010'dan itibaren yürürlüğe giren yeni SPK kurallarında sığ hisselere yönelik olarak uygulamaya başlatılan kurallara göre borsa kotundan çıkmak kolaylaştı. Ortaklık sermayesinde yüzde 95'den fazla bir paya ulaşılması durumunda çağrı süresi bitimini takip eden 15 günlük süre içinde yapılacak kottan çıkma başvurusunda söz konusu çağrı fiyatından diğer ortaklara çağrı yaparak kottan çıkma başvurusu yapabilir. Bu durumda OMW bu hakkını kullanarak SPK tarafından 30 Temmuz 2010'da yayınlanan ilke ve esaslar çerçevesinde borsadan çıkma kararı alıyor. Gerekçesi; önceki gün kapanış itibariyle piyasa değeri 3,4 milyar dolar olan Petrol Ofisi'nin halka açık paylarının (%3) düzgün ve likit bir piyasa için yetersiz olması olarak gösterildi.

SPK'nın durumu onaylaması durumunda elinde hisse kalan yatırımcılar 3 yıl boyunca 7,01 TL çağrı fiyatından OMW'ye bu hisseleri geri verebilecekler. Aksi takdirde 3 yıl sonunda OMW Takasbank'ta çağrı için bloke ettiği parayı geri alacak. Dolayısıyla SPK ve İMKB kontrolünden çıkacak şirketin payına sahip olan yatırımcıların hisseleri borsada işlem görme vasfını da yitirdiğinden bu üç yıllık süre zarfında mevcut çağrı fiyatını değerlendirmek durumunda kalacaklar. Bir başka deyişle yatırımcı ben satmam dese de şirket borsa kotundan çıkacak.

SPK'nın yeni uygulamaları sığ hisseleri de anormal fiyat hareketlerinin önüne birkaç şirket hariç geçildiğini gösteriyor. Yatırımcıların bundan sonra halka açıklık oranlarına dikkat etmelerinde fayda var. Sırada borsadan çıkma isteğinde bulunan başka şirketler de bulunuyor. Selim Işıklar/Zaman

randomwalker
23-03-2011, 23:42
isim yaşar erdinç olunca, ciddiye alan çok olur...fantastik teorilerinden yeni bir tanesi daha...onların da rating'inin büyük kısmı bu fantastik hikayelerden gelir zaten...:he:....bilenler bilir...:wink:
spk imkb hangisi olursa mevzuyu araştırsın tabii ki de....
sonucu;
aklımızın bir köşesinde denizbank mevzusuyla bekleyelim......:wink::wink:

alsat
24-03-2011, 01:04
yasar bey kendisi ptofs onerdigi icin bir yerde kendi karizmasini kurtarmak icin yaygara yapmis gibi geldi bana. simdi ptofs topigine de baktim bizim forumda herkes omv'ye spk'ya salliyor. bence burada yatirimci biraz da aynaya bakmali. 7 liraya cagri olmus, 1 hafta sonra hisse 9 lira. yani ne olmus olabilir ki 10 gunde? petrol mu buldu?
burada esas hareketi yapan bir banka ve onun araci kurumu. cagri surecinden sonra sig kalacagini dusundugu tahtada hizli hareket yapmak icin epey bir toplamis. cagri bittikten kisa sure sonra da sert yukari yaptirdi. kagittaki yukselisi gorup 3-5 nasiplenmek isteyen ky yine magdur pozisyonunda.
kagit krizde 2 liraya dusmus. sonra uzun sure 5 civari gezmis. cagridan once 6 lira dolaylarinda, bir de imkb'de gorulmedik cok guzel bir nakit temettu vermis aralik ayinda. aydin dogan 7 liraya satmis. omv de ayni fiyata cagri yapmis. daha ne olsun? arena gibi bircok ornekte cagri bile yapilmadi. ordaki yatirimci ne yapsin? adamlar cagri yuzu gormediler. petrolde hersey yapilmis.
simdi de spk mevzuatindaki hakkini kullaniyor. 15 gun icinde tekrar cagri yapip sonra kottan cikma hakki var. spk kanunu bu hakki vermis, o da kullanmak istiyor. hic arastirma yapmayanlar kagit 7'den 9'a cikinca 2 gunde, 10'a 15'e gider diye atlamis. simdi de veryansin ediyor.
bu arada bu topik'te mukemmel yazilar okudugumu soylemek isterim. katkida bulunan arkadaslara tesekkur ederim.

YALIN
25-03-2011, 00:37
Yaşar Erdinç...


YENİ BİR DERS: PTOFS

Hayat derslerle doludur. Dün de yeni bir dersimiz daha oldu. PTOFS herkesin elindeki hisseyi 7.01 TL'den gasp etmek istiyor. "Eğer vermezseniz, kottan zaten çıkacağım, dolayısıyla elinizdeki hisseleri alıp satamazsınız, sadece kar dağıtırsam ondan payınızı alırsınız, bir de rüçhan hakkınız olur" diyor. Yani aslında yatırımcı hiç umrunda değil. Çünkü TÜKRİYE'Yi TEHDİT EDEN PTOFS'nin yeni yönetimi şimdi üç beş tane yatırımcıdan mı korkacak?

Bu arada yatırımcılar SPK'ya telefon açıyorlarmış. Bu tür bir durumda SPK'nın hiç bir kusuru veya yanlış uygulaması yok. Pterol ofisi yönetimi başvurusunu dün yaptı ve SPK bunu değerlendirecek. Fakat daha önce alınan ilke kararı gereği, bir ortak eğer bir şirketin yüzde 95'ine sahipse, kottan çıkmak için başvuru yapabiliyor. Bu durum yasa ve yönetmeliklerle şirketlere hak olarak verilmiş. Ama bu olay, bu hakkın verilmesinin ne kadar doğru ya da yanlış olduğu konusunu gündeme getiriyor. Normalde SPK başvuruyu değerlendirecek ve şartlara uyuyorsa, gerekli prosedürler yerine getirilmişse kottan çıkartma kararı verebilecektir. Tabi vermeyebilir de.. Ama şu an sizlerin telefon açıp oradaki çalışana hesap sormanızın bir anlamı yok. Çünkü çalışanı ilgilendirmez. Bu dosya kimin ve hangi ekibin önüne gidecekse, kim değerlendirecekse, onlar kendi kriterlerine göre değerlendirecektir. Burada önemli olan nokta, yasa yapanlara başvurarak kottan çıkarılma şartı olarak, günlük işlem miktarının belirli bir limitin altına düşmesi eklenebilir. YAni telefon açacaksanız yasa yapanlara açın ve yasayı yapanlar bu durumu düzeltsinler.

Şirketin CEO'su Wolfgang Ruttenstorfer. Bakın daha önce ne açıklamalar yapmıştı. Birçok açıklama var da, ben en çarpıcı olanı buraya aktardım.

HABER: 21 Kasım 2010 - KAYNAK: HÜRRİYET

Petrol Ofisi'ndeki (PO) payını yüzde 95.75'e çıkaran Avusturyalı petrol ve gaz şirketi
OMV, Viyana ve Bükreş'in ardından Türkiye'yi üçüncü merkez ülke olarak seçtiğini
açıkladı.

Şirketin CEO'su Wolfgang Ruttenstorfer, Türkiye'deki tüm enerji yatırımlarını Petrol
Ofisi üzerinden gerçekleştireceklerini kaydetti. Ruttenstorfer, OMV'nin Londra'da
düzenlenen basın toplantısında, “Türkiye'de petrol ve türevleri piyasasının 2020'ye
kadar yüzde 21'in üzerinde büyüme kaydetmesini bekliyoruz. Bu da Avrupa'daki en hızlı
büyüyen pazar olduğunu gösteriyor” dedi.

Türkiye portföyde önemli
Türkiye'nin şirketin entegre enerji faaliyetleri için önemine vurgu yapan Ruttenstorfer,
şöyle konuştu: “Şu an Türkiye'de Petrol Ofisi, Samsun'da inşası devam eden 870 MW'lık
doğalgaz santralımız, yılda 2.5 milyar metreküp doğalgaz ithal eden Enerco'daki payımız
ile çok güçlü bir konuma geldik. Kuzey Irak'ta beş sahada arama lisansları ve iki
dev doğalgaz sahasında da lisanslarımız var. Turkiye'nin petrol, gaz ve elektrik
alanlarında çok büyük bir büyüme potansiyeli var. Bizim portföyümüz için de çok önemli
bir ülke.”

Gördüğünüz üzere, geleceğe ilişkin olarak TÜRKİYE'nin nasıl güzelbir kaymağı olduğunu kendi ağızlarıyla söylüyorlar. İşte ben baktım ki, bu şirket Irak'a da yayılacak, oralardan da arama lisansları almış vs... yatırımcılar için uzun vadeli ve evladiyelik olacak bir kağıt dedim kendi kendime...Yani yukarıdaki açıklamalar türünden açıklamalar yapılıyordu ve kaıdın uzun vadeli geleceği çok parlak görünüyordu. Ama bu arada bazı haberler de gözden kaçabiliyor veya dikkat etmeyebiliyorsunuz... Bakın Türkiye nasıl tehdit edilmiş...

Vergi sorunu çözülmezse Nabucco olmaz
WOLFGANG Ruttenstorfer, Türkiye'nin KDV isteğiyle ilgili anlaşmazlığın çözülmemesi
durumunda Nabucco'nun yapılamayacağını, ancak bu konunun çözülemeyecek bir sorun
olmadığına inandığını söyledi. Ruttenstorfer, Nabucco için doğudan 7'nci bir ortak
alınıp alınmayacağı ile ilgili olarak ise, “Şu anda gündemde değil” dedi.

Bak bak bak.... "KDV konusunda bana zorluk çıkartayım deme, Nabucco projesini yapmam haa..." diyor sayın CEO. Adam gelmiş benim ülkemde istediği gibi at oynatıyor, KDV konusunda ödemesi gereken vergileri ödemeyi kabul etmeyip pazarlığa oturuyor ve biz de Büyük Devletiz diye övünüyoruz. Durun daha bitmedi... HAberin devamına bakalım...

Manipülasyon savunması
OMV CEO'su Wolfgang Ruttenstorfer, Macaristan petrol şirketi MOL'un satışında manipülasyonla
haksız kazanç elde ettiği iddialarını kabul etmediğini söyledi. Ruttenstorfer, “Bu
konu tamamıyla şahsımla ilgili” dedi. OMV ile yollarını ayırma sürecinde olan Ruttenstorfer'in
koltuğuna ise, şirketin pazarlamadan sorumlu Başkan Yardımcısı Gerhard Roiss oturacak.
Viyana Savcılığı, mart ayında görevinden ayrılacak olan Ruttenstorfer'i borsayı manipüle
etmekle suçluyor. OMV'nin 2009 yılı Mart ayında Macaristan petrol şirketi MOL'un
Ruslara satışı sırasında Ruttenstorfer'in 632 bin Euro'luk OMV hissesi almasının
manipülasyona neden olduğu iddia ediliyor.

Bu adam zaten manipülatör... Yaklaşık olarak 7-8 ay önceydi zannedersem. Ceylan Giyim'i satın almak isteyen ve sermaye koyacak şahsa izin verilmedi. Sebebi de adının maniplasyona karışmış olmasıydı. Ama iş sayın CEO Wolfgang Ruttenstorfer'e gelince sorun yok. NEYSE:..

PEtreol fofisinin web sayfasında "HAKKIMIZDA" bölümünün en altındaki pembe cümleler şöyle;


Petrol Ofisi; sahip olduğu köklü değerleri ve deneyimlerini koruma hedefiyle yasalar, toplum ve PAYDAŞLAR nazarında sahip olduğu saygın konumu koruyarak, lider yapısının gereği olan yenilikçi bakış açısını her birim ve faaliyetine yansıtarak, tüm faaliyetlerini çevreye ve insana saygılı ve şeffaf bir biçimde sürdürmeyi amaçlamaktadır.


Evet... eminim petrol ofisinin paydaşları bu son gelişmelerde "7.01 TL!den bana hisseni satacaksın GASP'ını" yaşadıktan sonra petrol ofisinin saygın konumuna karşı çok daha fazla saygı duymaya başlamışlardır.

Neyse 7-8 yıl sonra ilk defa kendime bugün hisse alacağım. Adı PTOFS ve miktar 1 LOT olacak. Her genel kurullara katılmayı düşünüyorum. Olsun, yatırımcı bu kazığı yemiş olsa da, sermaye piyasalarımız gelişecek ve yatırımcı sayısı artacaktır. Bundan hiç şüphem yok.

tuareg2642
25-03-2011, 01:36
bu aralar bosch ev aletlerininde borsadan çıkacağı söylentisi başladı ben ilk 15 şubatta duymuştum dün yine aynı duyumu aldım bilgisi olan arkadaşlar varsa paylaşırsa sevinirim

randomwalker
25-03-2011, 19:45
bankalar, dev sanayi kuruluşları kottan dışarı...
kobiler, ufak işletmeler, bakkal, market kottan içeri...
seferberlik bu seferberlik....
bunun sonu karakolda biter.....:):clown::he:
biz de güleriz ağlanacak halimize böyle

Serenler
25-03-2011, 20:29
Yaşar Erdinç...


YENİ BİR DERS: PTOFS

.................
Neyse 7-8 yıl sonra ilk defa kendime bugün hisse alacağım. Adı PTOFS ve miktar 1 LOT olacak. Her genel kurullara katılmayı düşünüyorum. Olsun, yatırımcı bu kazığı yemiş olsa da, sermaye piyasalarımız gelişecek ve yatırımcı sayısı artacaktır. Bundan hiç şüphem yok.

Bugüne kadar PTOFS de tek lot dahi işlemim olmadı. pazartesi günü 1 LOT PTOF de ben alacağım. Hatta tüm yatırımcıları 1 er lot PTOFS almaya davet ediyorum. ( Alın demiyorum ytd değil tabii ki:))
Umarım bu herkese ders olacak bir protestonun başlangıcı olur. Hatta bu topikte adı çıkan şirketlere 1 er lot gibi sembolik miktarlarda ortak olmakta yarar var. Bu durumda pazartesi 1 lot Vestel, 1 lot PTOFS, mevcur Parkme porföyüme ilave olarak 1 lot daha Parkme alacağım.

majestik72
25-03-2011, 22:50
Borsadan çıkışta önemli bir engel!

Petrol Ofisi’nin yüzde 97’sini satın aldıktan sonra İMKB’den çıkma kararı alan OMV önemli bir hata yapıyor

25.3.2011 - 08:29

Avusturyalı enerji devi OMV’nin Petrol Ofisi’ni borsadan çıkarmak istemesi yatırımcılar cephesinde büyük tepkiyle karşılandı. Karar hisselerde iki günde yüzde 25 kayba neden oldu. OMV’nin hisselerini borsadan çekmesinden ziyade yapılan açıklamalar öncesi hisselerde yaşanan sert fiyat hareketleri kafaları karıştırdı. Özellikle de borsadan çıkma kararından bir hafta önce hisselerin 6 lira seviyesinden 9.30 liraya kadar yükselmiş olması yatırımcıların tepkisinin artmasına neden oluyor. İncelemeler sonucunda fiyat hareketinin perde arkasındaki gerçekler ortaya çıkacak. Ancak OMV’nin kottan çıkmak için gerekli prosedürleri yerine getirmemiş olması da önemli bir ayrıntı. Çağrı sonrası apar topar İMKB’den çekilme kararı alan OMV yönetimi, bunun için önce ‘yönetim kurulu’ ardından da ‘genel kurul’ kararı alınmış olması şartını unuttu. Evet, İMKB’den gönüllü çıkışın önü açıldı ama bunun için de belli kurallar var. OMV yönetimi, öncelikle yönetim kurulundan bu konuda bir karar alacak, ardından da genel kurulun onayına sunacak. Şirketin olağanüstü genel kurul kararı yapması gerekecek ki bunun yapılması için de uzun bir zaman gerekecek. Bu durum yatırımcılar için büyük bir avantaj!

SADECE BİR LOT HİSSE ALIN

Petrol Ofisi’nde benzer bir süreç daha önce yaşanmıştı. Doğan Grubu, karlı Petrol Ofisi’ni zara eden İş-Doğan Petrol Yatırımları AŞ ile birleştirirken, genel kurula katılan yatırımcılar önemli bir karar alınmasını sağlamıştı. O dönem Doğan Grubu, yatırımcıların elindeki hisseleri Özelleştirme İdaresi’nden aldığı fiyattan geri almak zorunda kalmıştı. Borsagundem.com’a konuşan BORYAD Başkanı Ali Bahçuvan, yatırımcılara bir lot bile olsa Petrol Ofisi hissesi almalarını tavsiye etti. Yatırımcıların elinde Petrol Ofisi hissesi olması aynı zamanda genel kurula katılma hakkı verecek. Yatırımcılar, daha önce ki birleşme kararında olduğu gibi genel kurula katılarak şirketin kottan çıkmasına muhalefet şerhi düşebilecek. Ayrıca Bahçuvan’ın da söylediği gibi 100 kişiden fazla yatırımcının elinde Petrol Ofisi hissesi olması şirket kottan çıksa bile halka açık olacağı anlamına geliyor. Eğer şirketin amacı İMKB’den çıkarak SPK denetiminden kurtulmaksa bu emeline vakıf olamayacak.

epikur
25-03-2011, 23:03
Borsadan çıkışta önemli bir engel!

[/B] Ayrıca Bahçuvan’ın da söylediği gibi 100 kişiden fazla yatırımcının elinde Petrol Ofisi hissesi olması şirket kottan çıksa bile halka açık olacağı anlamına geliyor. Eğer şirketin amacı İMKB’den çıkarak SPK denetiminden kurtulmaksa bu emeline vakıf olamayacak.

Elinize saglik, sn majestik, eger 100 kisiden fazla kisi senedi elinde bulundurunca, hisse her halükarda halka acik olacagi anlamina geliyorsa, bu rahatlikla saglanilabilecek bir sart. :)
Pazartesi 1 adet lot da ben aliyorum o zaman. :biggrin:
Önemli olan...bu sirketin Türkiyede her istedigini rahatca yapabilecegi ve ortaklarindan hem kolayca, hemde ucuza kurtulabilecegi kanisina ulasamamasi...bence!

cetvel
25-03-2011, 23:28
Bugüne kadar PTOFS de tek lot dahi işlemim olmadı. pazartesi günü 1 LOT PTOF de ben alacağım. Hatta tüm yatırımcıları 1 er lot PTOFS almaya davet ediyorum. ( Alın demiyorum ytd değil tabii ki:))
Umarım bu herkese ders olacak bir protestonun başlangıcı olur. Hatta bu topikte adı çıkan şirketlere 1 er lot gibi sembolik miktarlarda ortak olmakta yarar var. Bu durumda pazartesi 1 lot Vestel, 1 lot PTOFS, mevcur Parkme porföyüme ilave olarak 1 lot daha Parkme alacağım.

Serenler abi, kottan çıkmak isteyen firmalar, spk'ya başvuru için madem %95'i tamamlamak zorundalar, bunlara engel olabilmek adına bu tip firmaları burda belirtseniz... gerçi bizim onların % 95'i toplamalarına engel olma ihtimalimiz yok ama böylelikle kottan çıkmak için epey bir tantana kopacağını baştan kabul ederler...

dediğiniz gibi, bu tip firmalarda herkes birkaç tane senet alsa, oldukça uğraşırlar...

benim bildiğim kottan çıkmak isteyen kent ve kipa'da var...

aokan1973
25-03-2011, 23:31
Şimdi bu olanlar öyle olumsuz ki..
Borsanın uzun vadeli yatırım aracı olma niteliğine de zarar vermekte..
Ev hanımları dahi borsaya çekilerek uzun vadeli yatırıma özendirilmeye çalışılırken, PO ve anlaşılan sayıları artacak olan olumsuz örnekler nasıl izah edilecektir?

ŞANLIBAY
25-03-2011, 23:34
Borsadan çıkışta önemli bir engel!

Petrol Ofisi’nin yüzde 97’sini satın aldıktan sonra İMKB’den çıkma kararı alan OMV önemli bir hata yapıyor

25.3.2011 - 08:29

Avusturyalı enerji devi OMV’nin Petrol Ofisi’ni borsadan çıkarmak istemesi yatırımcılar cephesinde büyük tepkiyle karşılandı. Karar hisselerde iki günde yüzde 25 kayba neden oldu. OMV’nin hisselerini borsadan çekmesinden ziyade yapılan açıklamalar öncesi hisselerde yaşanan sert fiyat hareketleri kafaları karıştırdı. Özellikle de borsadan çıkma kararından bir hafta önce hisselerin 6 lira seviyesinden 9.30 liraya kadar yükselmiş olması yatırımcıların tepkisinin artmasına neden oluyor. İncelemeler sonucunda fiyat hareketinin perde arkasındaki gerçekler ortaya çıkacak. Ancak OMV’nin kottan çıkmak için gerekli prosedürleri yerine getirmemiş olması da önemli bir ayrıntı. Çağrı sonrası apar topar İMKB’den çekilme kararı alan OMV yönetimi, bunun için önce ‘yönetim kurulu’ ardından da ‘genel kurul’ kararı alınmış olması şartını unuttu. Evet, İMKB’den gönüllü çıkışın önü açıldı ama bunun için de belli kurallar var. OMV yönetimi, öncelikle yönetim kurulundan bu konuda bir karar alacak, ardından da genel kurulun onayına sunacak. Şirketin olağanüstü genel kurul kararı yapması gerekecek ki bunun yapılması için de uzun bir zaman gerekecek. Bu durum yatırımcılar için büyük bir avantaj!

SADECE BİR LOT HİSSE ALIN

Petrol Ofisi’nde benzer bir süreç daha önce yaşanmıştı. Doğan Grubu, karlı Petrol Ofisi’ni zara eden İş-Doğan Petrol Yatırımları AŞ ile birleştirirken, genel kurula katılan yatırımcılar önemli bir karar alınmasını sağlamıştı. O dönem Doğan Grubu, yatırımcıların elindeki hisseleri Özelleştirme İdaresi’nden aldığı fiyattan geri almak zorunda kalmıştı. Borsagundem.com’a konuşan BORYAD Başkanı Ali Bahçuvan, yatırımcılara bir lot bile olsa Petrol Ofisi hissesi almalarını tavsiye etti. Yatırımcıların elinde Petrol Ofisi hissesi olması aynı zamanda genel kurula katılma hakkı verecek. Yatırımcılar, daha önce ki birleşme kararında olduğu gibi genel kurula katılarak şirketin kottan çıkmasına muhalefet şerhi düşebilecek. Ayrıca Bahçuvan’ın da söylediği gibi 100 kişiden fazla yatırımcının elinde Petrol Ofisi hissesi olması şirket kottan çıksa bile halka açık olacağı anlamına geliyor. Eğer şirketin amacı İMKB’den çıkarak SPK denetiminden kurtulmaksa bu emeline vakıf olamayacak.

Bedavaya kapattıkları şirketi denetim dışan çıkarıp , istediklerini yapma gayretindeler.

majestik72
25-03-2011, 23:49
Yabancılar , önce şirkete ortak olup sonra , borsadakileri topluyorlar ve ele geçiriyorlar.

Yerli şirketler de... 10 milyon bile etmeyecek şirketlerini 40-50 milyondan pazarlayıp, spekülatörlerle işbirliği yaparak 100 milyona çıkarıyorlar. Oradan , ellerindeki hisselerin bir kısmını daha borsaya kote edip 100 milyon değerlemeden satışa başlıyorlar,
6-7 ayda 10 milyonluk şirketten 50-60 milyon kazanıp, kenara çekiliyorlar...

Kısacası her şekilde olan küçük yatırımcıya oluyor.
SPK da , yatırımcıyı korumak yerine ,
Yerli - Yabancı soyguncular için zemin hazırlıyor.

epikur
26-03-2011, 01:03
Yerli şirketler de... .......6-7 ayda 10 milyonluk şirketten 50-60 milyon kazanıp, kenara çekiliyorlar...

Kısacası her şekilde olan küçük yatırımcıya oluyor.
SPK da , yatırımcıyı korumak yerine ,
Yerli - Yabancı soyguncular için zemin hazırlıyor.


Yazilarinizi zevkle okuyorum, sn majestik.
Ve yazdiginiz detaylardan yüksek derecede borsa tecrübeniz oldugunuda anlayabiliyorum.

Söyle bir sorum olacak: Temel analiz ile, mali bilancolari inceleyerek, sirketin, yönetiminin ortaklarina bakis acisini az cok gösteren gecmis temettü politikalarina göre, karliligina göre ve oturmus, seffaf, az cok kurumsal sirketlere harbi uzun vadeli yatirim yapmanin, ky icin tek alternatif olabilecegine inaniyormusunuz?

Veya mantikli olabilecek baska bir "yatirim tavsiyeniz" olabilirmi?

Biliyorum burasi, kücük yatirimcinin hak arama mücadelesine ayrilmis bir baslik, ama bence saglam, seffaf, gecmisi düzgün, ortaklarina bakis acisi az cok saygili bir sirkete yatirim yapmakda, kücük yatirimcinin hakkini koruyabilmek acisindan bir alternatif olusturabilir.

majestik72
26-03-2011, 09:29
Yazilarinizi zevkle okuyorum, sn majestik.
Ve yazdiginiz detaylardan yüksek derecede borsa tecrübeniz oldugunuda anlayabiliyorum.

Söyle bir sorum olacak: Temel analiz ile, mali bilancolari inceleyerek, sirketin, yönetiminin ortaklarina bakis acisini az cok gösteren gecmis temettü politikalarina göre, karliligina göre ve oturmus, seffaf, az cok kurumsal sirketlere harbi uzun vadeli yatirim yapmanin, ky icin tek alternatif olabilecegine inaniyormusunuz?

Veya mantikli olabilecek baska bir "yatirim tavsiyeniz" olabilirmi?

Biliyorum burasi, kücük yatirimcinin hak arama mücadelesine ayrilmis bir baslik, ama bence saglam, seffaf, gecmisi düzgün, ortaklarina bakis acisi az cok saygili bir sirkete yatirim yapmakda, kücük yatirimcinin hakkini koruyabilmek acisindan bir alternatif olusturabilir.

Temel analiz ile, mali bilancolari inceleyerek, sirketin, yönetiminin ortaklarina bakis acisini az cok gösteren gecmis temettü politikalarina göre, karliligina göre ve oturmus, seffaf, az cok kurumsal sirketlere harbi uzun vadeli yatirim yapmanin, ky icin tek alternatif olabilecegine inaniyormusunuz?

KESİNLİKLE İNANIYORUM... ASLINDA ÇOK FAZLA BORSA BİLGİSİNE GEREK YOK...
GERÇEKTEN İYİ BİR GÖZLEMCİ VEYA ARAŞTIRMACIYSANIZ, KİM NE DERSE DESİN KAZANIYORSUNUZ.
İKİ HİSSE SÖYLİYECEĞİM... TABİİ Kİ GEÇMİŞTEKİ TECRÜBEMLE ALAKALI, YAVSİYE İÇİN DEĞİL.

ALGYO... ŞİRKETİ İNCELEMİŞTİM. PİYASA DEĞERİ 90 MİLYON İDİ (TARİHİ UNUTTUM KUSURA BAKMAYIN)
O TARİHTE ŞİRKETİN KASASINDA 65 MİLYON NAKİT GÖRÜNÜYORDU. ŞAŞIRDIM. SADECE NAKİTİ KADAR PİYASA DEĞERİ OLUR MU ?
YATIRIMLARI DA VAR, BUNLARI DA SATSA ŞU KADAR OLUR ZATEN. ARTI YENİ PROJELER VAR DİYE DEĞERLENDİRME YAPTIM.
15 TL CİVARINDA ALMIŞTIM. HİSSE 9 TL YE DÜŞTÜ, BİLGİ ALMAYA ÇALIŞIYORDUM. O GRUBUN ŞİRKETLERİ SEVİLMEZMİŞ, PAHALIYMIŞ HAREKETSİZMİŞ.
İYİ DE KASASINDA BU KADAR NAKİT VAR DEDİM. HERKES SPEKÜLATİF HİSSE PEŞİNDE TABİİİ, BİLGİ ÖNEMLİ DEĞİL.
NEYSE ARKADAŞLAR, HİSSE 26 TL YE ÇIKTI, HEDEFİM 30 LARDI. SATMADIM DÜŞTÜ, 20 TL YE. BİR DAHA ÇIKIŞ BAŞLADI BU SEFER 31,5 TL DEN SATTIM
HİSSE 70 TL Yİ GÖRDÜ.
İKİNCİ HİSSE AKSA, AKSAYI DA PD/DD Yİ GÖZÖNÜNE ALARAK ALDIM PD/DD 0,48 İDİ , PİYASADA Y.O. LAR DIŞINDA BÖYLE BİR PİYASA DEĞERİ YOKTU.
DEV YATIRIMLARI VARDI. GEÇMİŞ 10 YILINA BAKTIM SÜREKLİ BEDELSİZ VEYA NAKİT TEMETTÜ VERMİŞ. ALDIM VE BEKLEDİM 2008 KRİZİNE DE AKSA İLE GİRDİM
HİSSE RESMEN BEDAVAYA GELDİ PD/DD 0,35 LERİ GÖRDÜ , BEN BİRİKTİRDİM. 1,20 TL DEN 2,50 YE ÇIKTI , ORADAN BEDELSİZİ VERDİ 1,50 OLDU. ORADAN TEKRAR ÇIKIŞ BAŞLADI 2,25 DEN AYRILDIM , 4 GÖRÜLDÜ. ŞU AN 3,70 LER...

KISACASI...
PD/DD (PİYASA ORTALAMASININ ALTINDA OLAN)
F/K (PİYASA ORTALAMASININ ALTINDA OLAN)
DÜZENLİ FAALİYET KARI ARTIŞI YAKALAYN
DÜZENLİ TEMETTÜ VEREN , BEDELSİZ VEYA NAKİT
YATIRIM YAPAN... BURASI ÖNEMLİ ARKADAŞLAR, YATIRIM YAPMAYAN ŞİRKET İLERİ GİDEMİYOR...

AKLIMA İLK ETAPTA GELEN BUNLAR. BU KRİTERLERE UYAN SAĞLAM ŞİRKETLERİ... ÖZELLİKLE BİLANÇOLAR AÇIKLANDIKTAN SONRA
İNCELERSENİZ, BİR SONRAKİ BİLANÇOSUNUNDA ARTI OLACAĞINA İNANIYORSANIZ O SİZİN HİSSENİZDİR.

EPİKUR, İLTİFATLARIN İÇİN ÇOK TEŞEKKÜR EDERİM... ÇOK BÜYÜK BİR BORSACI DEĞİLİM... SADECE İNCELİYORUM... OKUYORUM... ARAŞTIRIYORUM...

( BEN ÇOK MU KAZANDIM... HAYIRRRRRR.... 15 YILLIK TECRÜBEYİ , """ XXXX HİSSESİNİ AL """ GİBİ KÜÇÜK BİR CÜMLEYLE YERLE BİR ETTİM :) )

KISACASI ÇOK BİLMEK DEĞİL.... PRENSİPLER KAZANDIRIYOR. ASLA , BAŞKA BİRİNİN ÖNERİSİYLE HAREKET ETMEYİN, ACELE KARAR VERMEYİN,
AKLINIZA YATMIYORSA, GÜVENMİYORSA ASLA YATIRIM YAPMAYIN. BAZEN HİÇ YATIRMAMAK, EN İYİ KAZANMA YÖNTEMİ OLUYOR.

KONYALIYIZ
26-03-2011, 13:55
sn.epikur ve sn.majestik paylaşımlarınız için teşekkürler.
bence de araştırmak ve uzun vadeli düşünmek çok önemli

epikur
26-03-2011, 15:41
KESİNLİKLE İNANIYORUM...
.....KISACASI ÇOK BİLMEK DEĞİL.... PRENSİPLER KAZANDIRIYOR. ASLA , BAŞKA BİRİNİN ÖNERİSİYLE HAREKET ETMEYİN, ACELE KARAR VERMEYİN, AKLINIZA YATMIYORSA, GÜVENMİYORSA ASLA YATIRIM YAPMAYIN.
BAZEN HİÇ YATIRMAMAK, EN İYİ KAZANMA YÖNTEMİ OLUYOR.

Yazdiklarinizdan son paragrafi, en can alici bölümü ve isin özü olarak tekrar alintiladim:

Prensipler kazandiriyor ve

asla baskasinin önerisiyle hareket etmeyin!!!

Bu 2 kural icinde a) disiplin gerekli ve

b) az cok temel analiz calismak/bilmek gerekir. Bir bilancoyu acip, varlikdi, borcdu, özsermayeydi, alacaklardi... az cok anlamak gerekir! Baska yolu yok!!!
Bunuda bilancoyu acip, ana kavramlari ögrenerek yapabiliriz.
Hisse fiyati üzerine.. devamli fikir yürütmenin, forumda bu tip fiyat görüs belirtmelerini takip etmenin...zaman kaybindan baska bir sey olamayacagini artik ky nin anlamasi gerekir!

Yoksa is...yatirim yerine....kumar olmaktadir!

Üstad, yanlis anlamayin: Tüm ky lere yönelik yazdim. Sanki tüm forum, herkezin senet fiyati sallama ortamina dönüsmüs. Soranda ayni seyi konusuyor. Cevap verende fiyat üzerine olan umutlarini, korkularini yazmakda! Sirketin yapmakda oldugu isler ve satislariyla, üretimiyle ilgilenenlerin sayisi, yok denecek kadar az! Varmi, yokmu...fiyat senet fiyati sallamak! Sirketle en cok ilgilenen ancak...matrikse düsen genel kurul bildirimini...kopyaliyor! O bildirileride yorumlayan, degerlendiren, manasini soran cok az.

Yani ky nin isi sahiden zor! Baskalarindan tiyo almadan, baskalarinin yazdiklarindan etkilenmeden alsat yapanlarin sayisi, sanirim sahiden cok az!
"ASLA , BAŞKA BİRİNİN ÖNERİSİYLE HAREKET ETMEYİN" yorumunuza istinaden...aklima geldi, yazdiklarim.

KONYALIYIZ
26-03-2011, 21:37
Bugüne kadar PTOFS de tek lot dahi işlemim olmadı. pazartesi günü 1 LOT PTOF de ben alacağım. Hatta tüm yatırımcıları 1 er lot PTOFS almaya davet ediyorum. ( Alın demiyorum ytd değil tabii ki:))
Umarım bu herkese ders olacak bir protestonun başlangıcı olur. Hatta bu topikte adı çıkan şirketlere 1 er lot gibi sembolik miktarlarda ortak olmakta yarar var. Bu durumda pazartesi 1 lot Vestel, 1 lot PTOFS, mevcur Parkme porföyüme ilave olarak 1 lot daha Parkme alacağım.

Pazartesi 1 lot da ben alacağım
protestoya herkes katılır umarım

YALIN
26-03-2011, 21:45
http://i54.tinypic.com/dgt4jc.jpg

http://www.borsagundem.com/haber/BU-KADARINA-PES/52017



Dolandırıcı çeteler elbette suçludur da,,, denizli cam gibi şirketlere yatırım yapan küçük yatırımcının hiçmi suçu yok ?

http://i52.tinypic.com/vpdonq.jpg

Cam sektörüne yatırım yapacağım ama bu sektörde başka hangi şirketler var ? Hangi şirketin satışları daha iyi? Hangileri daha iyi karlılık sağlayabiliyor ? Hangisi ucuz kalmış ? Gibi sorulara cevap aransaydı denizli cam şirketine yatırım yapılmazdı sanırım...

O zaman, sadece çetelere suç atmamak lazım !!!

HMİNALAY
26-03-2011, 21:51
şimdi 4 liradan 28 lira olan dencm araştırmadan alan yatırımcının hiç mi sorumluluğu yok..... (örnektir yanlış anlaşılmasın....)
ben örneğin bir şirkete yatırım yapacağım zaman bir çok verisine bakıp karar veriyorum....
fakat şuan imkb de gördüğüm birçok küçük yatırımcı iki , üç kat yükselen kağıdın sırf prim yaptı diye dahada yükselmesini bekleyip yükseldi yükselecek düşüncesiyle peşine gidiyor... sonuç tabii ki hüsran......

KONYALIYIZ
26-03-2011, 21:54
şimdi 4 liradan 28 lira olan dencm araştırmadan alan yatırımcının hiç mi sorumluluğu yok.....
ben örneğin bir şirkete yatırım yapacağım zaman bir çok verisine bakıp karar veriyorum....
fakat şuan imkb de gördüğüm birçok küçük yatırımcı bir iki kat yükselen kağıdın sırf prim yaptı diye dahada yükselmesini bekleyip yükseldi yükselecek düşüncesiyle peşine gidiyor... sonuç tabii ki hüsran......

katılıyorum birçok küçük yatırımcı bu psikolojiyle hareket ediyor,araştırma gereği duymuyor

FT-2
26-03-2011, 22:10
--Borsada işlem yapan herkes reşit olmuş kişidir...Herkes, parasını kendi özgür iradesiyle istediği gibi değerlendirebilir...kimi kumar oynar, kimi çapkınlık peşinde koşar, kimi de spekülatif hisselerin peşinde koşar..kimi de park madencilik, vestel vs. gibi hisselere yatırarak kaybeder ya da kazanır...

--bence, küçük yatırımcıya hiç üzülmemeli..o kaybetmesin diye de hiç çaba sarfedilmemeli...artık bilgiye ulaşmak çok kolay, hadi bundan 15 sene önce olsaydı...bir nebze hak verilebilirdi...ama şimdi hiç bir mazeretleri yok...

--Dimyat'a pirince giderken eldeki bulgurdan olmuşlar...

FT-2
26-03-2011, 22:14
--Ciner, medyadaki zararını nereden fonluyor??. Bu fonlamanın kaynağını öğrenmeden park madencileğe yatırım yapılmaz..

--İPEK, gurubun medya faaliyetlerinden yıllık faaliyet zararı 40-50 milyon TL, ciner gurubunun ki daha fazladır...

Filozof16
26-03-2011, 22:59
sn.yalın.....konuyla ilgisiz görünebilir ama rakamlarla ilgili bazı tesadüfler var......bence bilimsel ama çoğu kişi gülebilir.....1-FENİŞ 2002 de DENCM.DAKİ HAREKETİN AYNISINI YAPTI.....9lardan 28 e gitti......15 e düştü....kimse satamadı.....bugünkü fiyatlar bölünmüştür....o zamanki fiyatlar araştırılırsa birebir aynı olduğu görülür....2-LİNK 2004TE 2LERDEN 10 A GİTTİ.....fiyat 5lerde dengelendi......escom birebir aynı hareketi yapıyor....10lara gidip 5 e gelirse aynısı.....DATAGATEdirekten döndü....oyun bozuldu....borsada benim adını koyamadığım RAKAMLARIN ŞİFRESİ dediğm böyle benzer fiyat hareketleri var....RASTLANTIdan ibaret deseniz de saygı duyarım.....uzun yıllardır bunlarla ilgileniyorum.....temel analizi tamamen dışarıda bırakan bu fiyat oluşumları hakkında birşeyler yazmak istermisiniz???esen kalın....

bora_40
26-03-2011, 23:16
arkadaşlar memsa1 hakında bi yorumunuz memsa1,i unutuyosunuz maliyetim çok yüksek

YALIN
26-03-2011, 23:19
sn.yalın.....konuyla ilgisiz görünebilir ama rakamlarla ilgili bazı tesadüfler var......bence bilimsel ama çoğu kişi gülebilir.....1-FENİŞ 2002 de DENCM.DAKİ HAREKETİN AYNISINI YAPTI.....9lardan 28 e gitti......15 e düştü....kimse satamadı.....bugünkü fiyatlar bölünmüştür....o zamanki fiyatlar araştırılırsa birebir aynı olduğu görülür....2-LİNK 2004TE 2LERDEN 10 A GİTTİ.....fiyat 5lerde dengelendi......escom birebir aynı hareketi yapıyor....10lara gidip 5 e gelirse aynısı.....DATAGATEdirekten döndü....oyun bozuldu....borsada benim adını koyamadığım RAKAMLARIN ŞİFRESİ dediğm böyle benzer fiyat hareketleri var....RASTLANTIdan ibaret deseniz de saygı duyarım.....uzun yıllardır bunlarla ilgileniyorum.....temel analizi tamamen dışarıda bırakan bu fiyat oluşumları hakkında birşeyler yazmak istermisiniz???esen kalın....

Merhaba Filozof16 dostum

Bahsettiğiniz hisselerde ben standart bir hareket göremedim ama sonuçta hepsinin hüsranla son bulduğu açıktır.

Sanırım mantık şudur; çete, gurup vs. her ne denirse isimlerine,,, operasyon yaptıkları hisselere yeteri kadar alıcı çektikten sonra satıp çıkıyorlardır.

Böylesi sarmala katılan ve kar ederek ayrılan küçük yatırımcılar varmıdır bilemiyorum, bul karayı al parayı misali,,, birazda şans işi sanırım.

Böyle şansa dayalı yatırımlarda bulunmaktansa,,, sayın FT-2 nin belirttiği gibi ''artık bilgiye ulaşmak çok kolay'' yatırım yapmayı düşündüğümüz şirketleri enine boyuna incelesek ve ondan sonra yatırım yapsak veya yapmasak bence hiç olmazsa zarar etme olasılığımız azalır.

epikur
26-03-2011, 23:45
......Bahsettiğiniz hisselerde ben standart bir hareket göremedim ama, sonuçta hepsinin hüsranla son bulduğu açıktır.

Sanırım mantık şudur; çete, gurup vs. her ne denirse isimlerine,,, operasyon yaptıkları hisselere yeteri kadar alıcı çektikten sonra satıp çıkıyorlardır.
.

Hocam, aynen dedigin gibi.....forumun yüzde 90 i zaten bu tip tavan tavan rüyasi gören ve kendini uyanik zanneden ky ler ile dolup, tasiyor!

Bu konu yüzlerce kere yazilsa ve uyarilsa, korkarim faydasi yok! Bilerek kumar oynayip kaybeden bir adama nasil yardimci olabilirizki?
Bakin 2 gönderi geride bir arkadas Memsada maliyetim cok yüksek- na yapayim diyor?

Bu arkadasa ne salik verebilirsinizki?

Birakin yazilanlardan.....kimse dersde almiyor! Hisse basliklari, bu tip agresif spek hareketlerini bekleyen, umut eden kumarbazlar ile dolu. Yani bence cokda yapilacak sey yok bu konuda.

Biz esas konumuza dönelim ve Parkme veya Vestel gibi ortaklarinin haklarini gaspeden yönetimlere konsantre olalim.

Yoksa bul karayi, alparayi usülü para kaybeden kumarbazlarin sayisi hic bitmez! Ve ben burada magdur olan "yatirimci" da göremiyorum!!! Yalniz kumar oynamis ve kaybetmis insanlar görüyorum! Kumarda bu cok normaldir. Tamam üzülmesi normaldir ama, sasilacak bir tarafi yok!

iibf_gazi
27-03-2011, 00:25
Sn Yalınla özelden yaptığımız konuşma...bu Asfaltit üzerine tam bilgisi olan var mı acaba?

Merhabalar Sn. Yalın Prkme topğinizi takip ediyorum destekte veriyorum asfaltit fiyatları üzerine internette bazı şeyler gördüm http://www.maden.org.tr/resimler/ekler/74bfc5f6b72706f_ek.pdf bu linkte yazan asfaltit ile Prkme ürettiği asfaltit arasında bir fark mı var diye çelikiye düştüm sizin de belirttiğiniz üzere bu şirket asfaltiti 40 TL/ton fiyattan satıyorlar ama bu verdiğim linkteki yazıda asfaltitin piyasası hakkında şöyle diyor
''
Üretilen asfai t ik maddeler (Asfaltit ier) yerinde 250 TL/ ton değeri ile satılır.
Bu f i yat yerinden birkaç yüz metre sonra değişikliğe uğramaya başlar ve örneğin
Diyarbakır'da 8000 TL/ ton ile tüket icinin eline geçer.''

sadece dediğim gibi çelişkide kaldım acaba farklı mı ki bunlar diye sanmıyorum ama son kez sizden teyit almak istedim şirkete mail atmadan önce...iyi çalışmalar..


Merhaba

(sanırım) Park elektiriğin ürettiği asfaltit evlerde kullanabilecek bir yakıt türü değil, zaten şirket ürettiği asfaltiti sadece kendi gurubuna ait başka bir şirkete satıyor, o şirkette enerji üretiminde kullanıyor...

Ama neticede asfaltitin piyasadaki fiyatlarına göre park elektriğin kendi gurup şirketine ne kadar ucuz sattığı ortadadır... Park elektiriğin amacı belli,,, gurup şirketine ucuz satıyor,,, borsadaki şirketi çok az kar etmiş oluyor ama asfaltiti ucuz alıp işleyen öteki şirketi ise çok fazla kar ediyor,,, böylece oluşan kar borsadaki şirkette kalmıyor ve şirket sahibinin öteki cebine geçiyor :)

Olay budur !

Serenler
27-03-2011, 05:06
Olay bu zaten.
Başka bir asfaltit yok. Bir tane asfaltit var.
üstelik bu 40 liralık fiyatın içinde rödovans giderleri vergiler ve tüm masraflar da var.
1 ton linyitin fiyatı belli.
Asfaltit linyit değil, onun çok üstünde petrolün ta kendisi...
Olay sadece bu mu?
Bir de bakır konusu var.
Bakırın içinde altın..
Çinli işçiler..
4 tane gemi..
Ham ihraç edilen cevher..
Cevherin içinde cevher..
Görünenler, görünmeyenler..
Bu pilav daha çok su kaldırır..

apache
27-03-2011, 19:28
http://www.hisse.net/forum/showthread.php?t=63267&page=2
http://www.hisse.net/forum/showthread.php?t=63267&page=3
http://www.hisse.net/forum/showthread.php?t=63267&page=5

SPK'YA GÖNDERDİĞİM DİLEKÇEDEN BİR BAŞKA BÖLÜM.

Vestel’in üretim ve satışlarının hatalı olduğuna dair şirkete gönderdiğim e-maillerden sonra Vestel’in 2008/12 aylıktan, Vesbe’nin ise 2009/3 aylıktan itibaren faaliyet raporlarında adet bazında üretim ve satışlarının açıklanmasına son verilmiş (toplam olarak açıklanmaya başlanılmış), 2009/3 aylık faaliyet raporunda ise üretimi hiç açıklanmamıştır.

2009/3 aylık üretiminin ne kadar olduğuna dair şirkete gönderdiğim e-maile, 11.08.2009 tarihli yazı ile şu şekilde cevap verilmiştir; “ Vestel Elektronik’in 2009/3 aylık dönemde toplam üretimi 2.629.932 adet olarak gerçekleşmiştir. Yine aynı dönemde CRT TV üretimi 205.856 adet, LCD-Plazma TV üretimi 1.165.138 adet olarak gerçekleşmiştir.” ( EK: 12 )

2009/3 aylık faaliyet raporunda açıklanmayan üretimi, 2010/3 aylık faaliyet raporunda karşılaştırmalı olarak aşağıdaki gibi açıklanmıştır.

VESTEL..................................2009/3

TOPLAM ÜRETİM.................. 2.541.512

Açıklanan üretim adeti, şirket tarafından şahsıma bildirilenden 88.420 adet eksiktir. Vesbe’nin 2009/3 aylık faaliyet raporuna göre beyaz eşya üretimi 781.290 adettir. Bu miktar şahsıma bildirilen CRT TV ve LCD - Plazma TV üretim adeti ile toplanıp, 2.541.512 adet olarak açıklanan toplam üretimden düşüldüğünde, aşağıdaki tablodan da anlaşılacağı üzere Vestel’in Dijital + IT ile Vestel CIS’ın buzdolabı ve çamaşır makinesi üretim toplamı: 2.541.512 – 2.152.284 = 389.228 adet olmaktadır.

(SPK'YA GÖNDERDİĞİM DİLEKÇEDE TABLO VAR.)


Vestel’in 2008 yılında dönemde Dijital + IT üretimi ile Vestel CIS’ın buzdolabı ve çamaşır makinesi üretimi çeyrek dönemler olarak aşağıdaki gibi gerçekleşmiştir.

(SPK'YA GÖNDERDİĞİM DİLEKÇEDE TABLO VAR.)

Bu tabloya göre, Dijital + IT ile Vestel CIS’ın buzdolabı ve çamaşır makinesi toplamı en düşük 2Ç.2008’de 604.966 adet olarak gerçekleşmiştir. Bu nedenle 1Ç.2009’da her iki ürün üretiminin toplam 389.228 adet olması mümkün değildir.

Vestel’in 2009/3 aylık üretiminin dönem sonundaki mamul ve ticari mal değişiminin dönem başının (2008/12 aylığın ) altında olması için eksik gösterildiği ve yapılan hilenin tespit edilememesi için de üretim adetinin karşılaştırmalı olarak açıklanmadığı anlaşılmaktadır.

NİTELİKLERİNE GÖRE GİDERLER..................................1Ç.2009. ...........2Ç.2009

Y.mamul, mamul ve t.mal stoklarındaki değişim(000)........30.424...........(115.943)

2009/3 aylık dönem sonunda tahsisli sermaye artırımı gerçekleşmemiş olup, bu dönemde üretiminin eksik gösterilmesi sonucunda yarı mamul, mamul ve ticari mal stoku dönem başının 30.424.000 TL altında, tahsisli sermaye artırımının gerçekleştiği 2Ç.2009 döneminde ise yarı mamul ve mamul stokun dönem başının 115.943.000 TL üzerinde gerçekleşmesi sağlanarak 1Ç.2009’da ( tahsisli sermaye artırımından önce ) 108.020.000 TL zarar açıklayan Vestel, 2Ç.2008’de ( tahsisli sermaye artırımından sonra ) 110.157.000 TL kâr ettirilmiştir.

Vestel’in CEO’su Ömer Yüngül tarafından 27.08.2009 tarihinde saat 09.32’de CNBC-E’de “ Vestel’in 2.Çeyrekte zarardan kâra geçeceği, kârlılığının yıl sonuna kadar artarak devam edeceği “ belirtilerek gelecek dönemler için beklenti yaratılmış, ancak CEO’nun yalanına inanan yatırımcılar 2009/9 ve 12 aylık mali tablo açıklandığında, yine hüsrana uğramış ve açıklama tarihinde 2,58 TL olan hisse fiyatı daha sonra 2,07 TL’ye kadar düşmüştür. (EK: 13 )

(Devam edecek )

apache
27-03-2011, 19:36
Vestel’in 1.Çeyrek 2007’den 3.Çeyrek 2009’a kadar Vergi Dairesine gönderdiği gelir tablolarına ve İMKB’ye gönderdiği Mali Tablo Dip Not: 4’e göre TV-Elektronik net satış gelirleri aşağıdaki gibidir.


(000)........................VERGİ DAİRESİ..................İMKB.................FARK

1Ç.2007......................565.602.............. ........ ..827.077............. 261.465
2Ç.2007......................495.165.............. ...........604.368..............109.203
3Ç.2007......................571.209.............. ...........722.996..............151.787
4Ç.2007......................792.671.............. .........1.002.142..............209.471

1Ç.2008.....................598.255............... ..........678.046.................79.791
2Ç.2008.....................495.290............... ..........579.522................ 84.232
3Ç.2008.....................480.215............... ..........532.235.................52.020
4Ç.2008.....................848.569............... ........1.232.180...............383.611

1Ç.2009....................544.853................ ..........543.163................( 1.690 )
2Ç.2009................... 556.034..........................655.000.......... .......98.966
3Ç.2009....................756.052................ ..........917.688...............161.636

Buradan da anlaşılacağı üzere, Vestel’in (1Ç.2009 Hariç) 1Ç.2007’den 3Ç.2009’a kadarki bütün dönemlerde İMKB’ye bildirdiği mali tabloya göre Tv-Elektronik cihaz satışları Vergi Dairesine bildirilenlerden fazla olup, 1Ç.2009 dönemindeki satış geliri, Vergi Dairesine bildirilenden 1.690.000 TL düşüktür. Böyle bir durum, ancak;

I- İMKB’ye gönderilen mali tabloda satış gelirinin eksik gösterilmesi,

II- Vestel’e (TV-Elektronik cihaz satışına ) konsolide olan ve 4.Çeyrek 2008’de 338.611.000 TL net satış gerçekleştiren şirketlerin 1Ç.2009’da hiç satış yapmamaları,

III- Vestel’in yurtdışı satışını gerçekleştirdiği Vestel Dış Ticaret A.Ş’nin Vestel’den satın aldığı Tv-Elektronik ürünleri çok ucuz fiyattan paravan bir şirkete satması

Halinde mümkün olabilir.

Vestel’in Vergi Dairesine gönderilen 2009/3 aylık gelir tablosu ile İMKB’ye gönderilen Mali Tablo Dip Not: 4’e göre satış geliri, satışların maliyeti ve brüt kârı aşağıdaki gibidir.

Tv-Elektronik Cihaz (000)..........VERGİ DAİRESİ..............İMKB.................FARK

Satış Geliri...................................544.853.. ...............543.163......... ...( 1.690 )
S. Maliyeti (-)..............................372.567............ .....421.027............. 48.460
__________________________________________________ ______________________
BRÜT KÂR/ZARAR..........................172.286............ .....122.136.............(50.150)


Vestel’e konsolide olan ve 1Ç.2009’da hiç satış gerçekleştirmeyen (!) diğer şirketlerin satışların maliyetine dahil edilen giderlerinin 48.460.000 TL olması sonucu, mali tabloda açıkladığı brüt kârı, Vergi Dairesine bildirilenden 50.150.000 TL düşük gerçekleşmiştir.

((Devam edecek)

ikiondokuz
28-03-2011, 00:59
spk ya ben de çok mail attım. petkimde bariz manipülatörler hakkında
basmakalıp saçma sapan bir cevaptan başka bir şey gelmedi.
spk yı geçtik aynı kazığı yiyen diğer forumdaşlardan bir kişi bile mail atmadı.
herkes görmezden duymazdan geliyor.
şunu anladım ki ky nın hakkı falan yok. gözünü dört açtın açtın.
malı kaptırdıktan sonra bi bardak su. mümkünse soğuk tarafından.

hhaseken
28-03-2011, 16:36
spk ya ben de çok mail attım. petkimde bariz manipülatörler hakkında
basmakalıp saçma sapan bir cevaptan başka bir şey gelmedi.
spk yı geçtik aynı kazığı yiyen diğer forumdaşlardan bir kişi bile mail atmadı.
herkes görmezden duymazdan geliyor.
şunu anladım ki ky nın hakkı falan yok. gözünü dört açtın açtın.
malı kaptırdıktan sonra bi bardak su. mümkünse soğuk tarafından.
SPK ne işe yarar diye artık insan kendine soruyor

majestik72
28-03-2011, 21:36
Borsada manipülasyon tuzağı!


Büyük para kazandıracağız iddiasıyla yatırımcıların paralarını hortumluyorlar

28.3.2011 - 20:42

Maliye Bakanlığı Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) Başkanı Mürsel Ali Kaplan, vatandaşları internet yoluyla gerçekleştirilen “ön ödeme dolandırıcılığı” konusunda uyardı. Kaplan, “Bu konuda faaliyet gösteren uluslararası şebekeler, Türkiye için de ciddi tehdit haline geldi” dedi.

MASAK Başkanı Kaplan, yaptığı açıklamada, “AFF-Advance-Free Fraud ya da 419 dolandırıcılığı” olarak bilinen “ön ödeme dolandırıcılığı”nda ciddi bir artış olduğunu söyledi.

Ön ödeme dolandırıcılığında, sahte belgelerle desteklenen maske hikayeler kurgulandığını ve bunları desteklemek amacıyla profesyonel görünümlü web siteleri kullanıldığını kaydeden Kaplan, bu sitelere girildiğinde, maskeyi kuvvetlendirilen her türlü imajın yaratıldığını, buna karşılık bağlantı linklerinde herhangi bir bilgiye ulaşılamadığını, ulaşılsa da sadece tek çağrı merkezi numarasıyla irtibat kurulabildiğini anlattı.

Dolandırıcıların, haklarında detaylı araştırma yapılmasına engel olmak ve karşısındakinin güvenini kazanmak amacıyla Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği, Dünya Bankası, IMF ve benzeri kuruluşlara aitmiş gibi görünen sahte belgeler kullandığını ifade eden MASAK Başkanı, şöyle devam etti: “İnternet üzerinden gerçekleştirilen ön ödeme dolandırıcılığında genellikle belli bir vaad karşılığında mail gönderilen kişiden para talep ediliyor. Ancak istenen tutar, özellikle düşük tutuluyor. Türk insanında (az verip çok alma) huyu vardır ya, bu tür taleplere olumlu yanıt veriliyor. MASAK'a da bu konuda çok sayıda şikayet geldi. Biz de, oldukça fazla sayıda takibat ve araştırma yaptık. Bunları suç tipleri haline getirdik. Emniyet Genel Müdürlüğünü de bilgilendirdik.

İnternet dolandırıcılığı lokal olmaktan çıktı. Başlangıçta Nijerya'da başlamış ama bugün Avrupa ülkeleri ile ABD başta olmak üzere tüm ülkelerde yaygınlaşıyor. Bunu OECD'de ülke değerlendirmelerinde de görüyoruz. Bu tehdidin önümüzdeki süreçte ülkemizi de giderek daha fazla meşgul edebileceği belirtiliyor. Vatandaşımızın bu konularda duyarlı olmasını istiyoruz. Testi kırılmadan, atı alan Üsküdar'ı geçmeden vatandaşlarımızı uyarıyoruz. Her gelen maile inanmasınlar, (az verip, çok kazanayım) anlayışında olmasınlar. Sonra parayı kaptırdık diye bize geliyorlar. Olay sadece para da değil, kimlik ve banka bilgilerini de kaptırabilirler, hesapları boşaltılabilir. Bu tür dolandırıcılık olaylarına karşı dikkatli davransınlar.”

MASAK'TAN ÖRNEKLİ UYARI

Bu arada MASAK, internet aracılığıyla yapılan ön ödeme dolandırıcılığı konusunda bugüne kadar Kurula gelen ihbarlarla, bunlar için yürütülen araştırma sonuçlarını analize tabi tuttu.

Bu analiz çalışmasında, ön ödeme dolandırıcılığı vakalarını belirlemeye yardımcı ip uçları şöyle sıralandı: “Maske hikayeler ile uygulamalar arasında tutarsızlık bulunuyor. Telefon numaraları ve irtibat kanallarının çoğunlukla çağrı merkezine ait olduğu görülüyor. Maske faaliyeti ve şahısların Afrika bağlantısı bulunuyor. Hikayelerde uluslararası alanda tanınmış, kabul görmüş kurum ve kuruluş adlarını çağrıştıracak isim ve amblemler kullanılıyor. Hedefin kredi kartı ve kişisel bilgilerini elde etme hususunda ısrarcı tutum sergileniyor. Düzenlenen ve kullanılan belgelerdeki ayrıntılarda eksiklik ve çelişki bulunuyor, bazı sahte belgeler birkaç olayda kullanılıyor. Dolandırıcıların birikimlerinin konumları ile uyumlu olmaması ve hikayelerde de erdem boyutu öne çıkan öyküler kullanıldığı dikkati çekiyor.”

Öte yandan MASAK yetkilileri, sadece Hollanda merkezli Ultrascan Advanced Global Investigations adlı kuruluşun, 2009 yılında 152 ülkeden 8 bin 500'ün üzerinde AFF vakası şikayeti aldığını bildirdi. İlk defa Nijerya Ceza Kanununun 419'uncu maddesinde tanımlanmış olması nedeniyle 419 sahteciliği olarak da adlandırılan ön ödeme dolandırıcılığının yaygınlaşması, diğer ülkeleri de önlem arayışına yöneltti.

DOLANDIRICILIK ÖRNEKLERİ

MASAK, ön ödeme dolandırıcılığına dönük çeşitli araştırma örneklerini de kamuoyunun bilgisine sundu.

Bu örneklerden bazıları da şöyle:

-Bir bankanın kredi kartı müşterisine tanımadığı bir kişiden gelen şüpheli bir e-posta üzerine araştırma başlatılıyor. Araştırmada, kredi kartı kullanan kişilerin mail bilgilerine ulaşan dolandırıcıların kart sahibine, banka tarafından gönderilmiş görüntüsü verilmiş sahte bir e-posta gönderdiği tespit ediliyor. Bu e-posta'da bankanın yeni bir güvenlik sistemi oluşturduğu, bu nedenle de müşterinin eksik olan kimlik veya kredi kartı bilgilerini e-posta'da belirtilen internet adresine girerek güncellemesi gerektiği ifade ediliyor. Kişiler, maildeki adresi tıkladığında sahte banka sitesine yönlendiriliyor ve internet bankacılığı şifreleri elde ediliyor. Bu bilgiler daha sonra hesap boşaltma ve kredi kartı dolandırıcılığı gibi suçların işlenmesinde kullanılıyor. Araştırmada, maillerin yurt dışından gönderildiği belirlendi.

-Bir başka araştırmada mağdurlara bir piyango çekilişinden ödül (para, tatil ve uçak bileti) kazanıldığına dair bir e-mail gönderildiği ve mesaj alındıktan sonra işlem bedeli veya başka adlar altında belirli miktarlarda ödeme yapılması istendiği, bunun için de bir banka hesap numarası verildiği tespit edildi.

-İhbarcı, kendisine gönderilen bir e-postada evde oturarak zahmet çekmeden büyük kazanç vaad edildiğini bildiriyor. Kendisine gelen mailde bir hikaye kurgulandığı, bunu gerçeğe yakın göstermek için maile sanal belgeler ve web adresi eklendiği görülüyor. Sitede, daha önceden bu yöntemle gelir elde etmiş kişilerin hayali hikayelerine de yer veriliyor. İş teklifi yapan kişiler, iş başvuru formları adı altında kişilerin kişisel hesap bilgilerini elde etmek istiyor ve ön ödeme talep ediyor.

Araştırma sonucunda web sitesinin bağlantı linklerinin çalışmadığı ve genel itibariyle tek bir çağrı merkezine ulaşıldığı, e-postaların da genellikle Afrika ülkelerinden geldiği anlaşıldı.

KRİZ VE BORSA MAİLLERİ

-Bir başka ihbar üzerine başlatılan araştırmada, dolandırıcılarca gönderilen e-postalarda, kendisini finansal uzman olarak tanıtan bay X, yaklaşmakta olan büyük bir ekonomik buhrandan bahsederek, hazırladığı ekonomik verilerin yer aldığı web sitesi ile bu tespitini güvenilir kılmaya çalışıyor. Mail gönderen kişi, bu krizden kurtulma veya krizi kazanca çevirme adına finansal tavsiyelerde bulunuyor. Kriz sürecinde en uygun danışmanlık hizmete verecek kişi olduğunu da iddia ederek, kişilerden verilen hesap numaralarına ön ödeme yapmasını istiyor.

-Araştırma, borsada işlem yapan bir kişiye gelen şüpheli e-postaya ilişkin başlatıldı. Araştırmada, e-postada bir kısım menkul yatırım araçlarının fiyatlarının bu dönemde hareketli ve güvensiz olabileceğine dair ekonomik bilgiler verilerek, ekonominin kötü bir durumda olduğu resmediliyor ve krize karşı internet ortamında bir araya gelmiş olan “.... grubu” habercilerinden başka kimsenin buna hazırlıklı olmadığından bahsediliyor. Maili alan kişiden mali güvenliği için bu mesajı aktifleştirmesi isteniyor. Bu şekilde üyelik aidatı ödemesi adı altında kişiler dolandırılıyor. Bunların da Afrika ülkelerinden geldiği belirlendi.

-Borsada işlem yapan bir başka kişiye gelen e-postayla ilgili araştırmada da, internet üzerinden mail yoluyla insanlara bir şirket hakkında gerçek dışı cazip bilgiler verilerek, kişilerden hisse karşılığında para toplamaya yönelik dolandırıcılık girişiminde bulunuluyor.

Mailleri atan kişilerin daha çok kendilerini yurt dışı merkezli bir şirketin üst düzey yöneticisi olarak tanıttığı, bu şirketle ilgili gazete haberleri ve fotoğraflar verdiği görüldü. Araştırmada dolandırıcıların şirkete ortak yapma vaadi karşılığında para toplama amacı güttüğü anlaşıldı.

ŞİRKET MÜDÜRLERİNE MAİL

-Araştırma, bir şirket yetkilisine tanımadığı bir kişiden gelen şüpheli e-posta üzerine başlatıldı.

Ekonomik e-posta yoluyla kişilere iş verme vaadinde bulunularak, kişilerin kimlik bilgilerinin alınmasına yönelik bu dolandırıcılıkta, dolandırıcı kendisini Y şirketinin yöneticisi olarak tanıtıyor ve bu şirketin Türkiye'deki borsaya yönelik programlar satmakta olduğunu ve müşterilerden tahsilat yapacak bir çalışana ihtiyaç duyduklarını belirtiyor. İş karşılığında 1.500-2.000 TL gibi bir ücretin verileceği de ifade ediliyor. Araştırma soncunda bu tür maillerde iş verme vaadiyle kandırılan kişilerden sözde başvuru formu doldurtmak suretiyle kimlik bilgileri alındığı belirlendi.

-Bir şirket müdürüne tanımadığı bir kişiden gelen şüpheli e-posta üzerine araştırma başlatılıyor.

Dolandırıcılık olayında kullanılan e-postalarda kendisini Avrupa merkezli uluslararası bir firma olarak tanıtan şirketin, müdür olarak bünyesinde çalışacak eleman aradığı ve konusunda önde gelen şirketlerden biri olduğu belirtiliyor. Şirketçe aranan elemanın, bulunduğu ülkedeki müşterilerden yapılacak tahsilatları takip edeceği söyleniyor. Müdürlük teklifiyle aranan elemanın günde 1-2 saatini vererek bu işi yapabileceği ve asli işin yanında ek bir gelir sağlayacağı vaad ediliyor. Adayların başvurularını e-postada belirtilen adresteki CV alanını doldurmak suretiyle yapabileceği belirtiliyor. Bu yolla da kişisel bilgilerin alındığı ortaya çıktı.

BORSADA MANİPÜLASYON

-Borsada işlem yapan bir kişiye gelen e-postayla ilgili ihbar üzerine yapılan araştırmada, elektronik posta vasıtasıyla gelen dokümanda katılımcıların belirtilen internet sitesine giriş yaparak, sitedeki “....” ifadesi yerine kendi adlarının yazması isteniyor. Siteye bu şekilde üye olduktan sonra katılımcıya bir kod numarası verildiği ve numara ile internet sitesinden gümüş piyasasına yönelik kendilerinin vereceği direktiflerle işlem yapmaları talep ediliyor. Katılımcılara yapılan işlemlerden elde edecekleri kazancın kendi hesaplarında tutulan kaydi para olduğu ve bunun istenildiği gibi kullanılacağı vaad ediliyor.

Araştırma sonucunda bu kişilerin katılımcılar vasıtasıyla gümüş piyasasında yapay şekilde arz ve talebi etkileyerek fiyatları istedikleri biçimde yönlendirerek, sermaye piyasası suçu olan “işlem bazlı manipülasyon” yapmayı amaçladığı belirlendi.

-Şüpheli bir e-postaya ilişkin ihbar sonucu gerçekleştirilen başka bir araştırmada da, kendilerini “...” firması çalışanı olduğunu söyleyen şahısların, holdinglerine finans temsilcisi aradıklarını söyledikleri öğrenildi. Bunların bilindik firmaların isimlerini ya da benzer isimleri kullanarak, işin inandırıcılığını artırmaya çalıştıkları görüldü. Araştırma sonucunda dolandırıcıların açılan hesapları yasa dışı yollardan elde ettikleri paraları transfer etmek için kullandıkları belirlendi.

DOLANDIRILAN ÇOK, İHBAR EDEN AZ

-İnternet ortamında mağdur olan kişilerin ihbarıyla başlatılan araştırmada, kişilere gönderilen maillerde ülke dışında yaşayan biri olarak kendisi tanıtan şahısların kendilerine miras olarak kalan ve o anda alınamayan yüklü miktarda bir paranın varlığından bahsettiği ve parayı alabilmesi için bir miktar masraf yapması gerektiğini söylediği tespit edildi. Bunun için de kişilerden borç para talep edilerek, karşılığında mirasın yüzde 20'sinin verileceği vaad edildi. Çok sayıda kişinin kazanç elde etmek amacıyla bu sürece dahil olduğu, ancak çoğu mağdurun dolandırıldıktan sonra durumu ihbar etmekten kaçındığı görüldü.

merchant
29-03-2011, 10:28
http://www.ressim.net/61/upload/9d82d002.bmp (http://www.ressim.net)
http://www.ressim.net/61/upload/86c4e742.png (http://www.ressim.net)
http://www.ressim.net/61/upload/bf976525.png (http://www.ressim.net)

merchant
29-03-2011, 10:30
Haber 25.02.2011 17:02
***MERKO***MERKO GIDA SANAYİ VE TİCARET A.Ş.( Özel Durum Açıklaması (Genel)

Özet Bilgi : Aylık ortalama satış fiyatlarının oluşumu hak.

AÇIKLAMA:Açıklanacak Özel Durum/Durumlar:Yatırımcılarımızın bazılarından gelen talep üzerine aşağıdaki konu hakkında açıklama gereği hasıl olmuştur.KAP 'nde yayınlanmakta olan İMKB aylık bildirim raporlarımızda salça satış fiyatlarımızın istikrarsız bir seyir takip ettiği görülmektedir. Domates salçasının yurtiçi ve yurtdışında oluşan piyasa fiyatının farklılığı istikrarsızlığın tek nedenidir. Yurt içi satışların ihracata göre daha fazla olduğu aylarda ortalama fiyatlarımız yüksek çıkmakta, ancak ihracatımızın daha fazla olduğu aylarda ise ortalama fiyatlarımız daha düşük seviyelerde oluşmaktadır. Şirketimizin kuruluşundan bugüne ağırlıklı olarak hedefi ve asıl pazarı yurt dışı pazarı olmuştur. Üretim döneminde domates hasadının yetersiz olması nedeniyle, 2010 yılı satış sözleşmeleri gereği teslim edilmesi gereken domates salçası, kendi üretimimiz yanında Yunanistan ve ABD-Kaliforniya 'dan salça tedarik ederek karşılanmaktadır. Böylece şirketimiz uzun vadeli güvenilir tedarikçi sıfatını korumaktadır.Durumu bilgilerinize arz ederiz.

Yukarıdaki açıklamalarımızın, Sermaye Piyasası Kurulu'nun Seri: VIII, No:54 sayılı Tebliğinde yeralan esaslara uygun olduğunu, bu konuda/konularda tarafımıza ulaşan bilgileri tam olarak yansıttığını bilgilerin defter, kayıt ve belgelerimize uygun olduğunu, konuyla ilgili bilgileri tam ve doğru olarak elde etmek için gerekli tüm çabaları gösterdiğimizi ve yapılan bu açıklamalardan sorumlu olduğumuzu beyan ederiz.
IMKB

merchant
29-03-2011, 10:36
Şubat ayında 1040 ton ticari salça alınmış ( alım fiyatı aylık bildirimde belli değil ) ve 1,77 TL / kg maliyetle satılmış !!!
Şubat ayında 580 ton kendi üretimi salçayı yaklaşık 2,8 TL / kg satılmış

peki neden ocak ayında yurtdışından salça almadınız da; 2,8 TL / kg satabileceğiniz kendi üretiminiz 1724 ton salçayı 1,82 TL / kg sattınız !!!!

Bence pis kokular yayılmaya devam ediyor !!!

majestik72
29-03-2011, 22:00
Küçük yatırımcıların bitmeyen “Tüyo” sevdası

29 Mart 2011 Salı

İstanbul Menkul Kıymetler Borsası (İMKB) geçen yıl başlattığı halka arz seferberliğinden sonra şimdi de yatırımcı seferberliğini başlattı. Yine yapılan bir anketin sonucuna göre bir kısım yatırımcının yatırım kararını kendi bilgisi veya eşe, dosta sorarak aldığını gösteriyor. Sermaye piyasalarının göreceli olarak bu kadar yol aldığı ve aracılık hizmeti veren banka ve aracı kurumların araştırma birimlerine yaptıkları gerek insan ve gerekse finansal yatırımlar göz önüne alındığında, yatırımcıların bu gelişimden yararlanamaması düşündürücüdür.

Çok sayıda okuyucumdan gelen e-mail’lerde genellikle aldıkları tüyolar ile yapılan yatırımlardan elde edilen zararlar dile getiriliyor. Ayrıca gerçekleştirilen bedelli sermaye artırımlarından sonra hisse fiyatındaki inanılmaz düşüşler en çok vurgulanan konuların başında geliyor.

Küçük yatırımcılar; lütfen artık bu tüyo işini bırakalım. Yıllardır bu piyasanın içindeyim, küçük yatırımcının bu işte toplamda para kazandığını görmedim.

Borsada küçük yatırımcının parasını hiç edenler, sermaye piyasalarının gelişimi ve bununla birlikte denetimin artması, ayrıca cezai müeyyidelerin uygulanması ile manipülatörlerin hareket alanı oldukça kısıtlanmış durumdadır. Ancak yine de piyasa da tahta yapıcıların olduğu söylenmektedir.

Bugün her aracı kurumun oldukça başarılı öneri listeleri açıklanmaktadır. Gelişen teknoloji, internet v.b. ile yatırımcı gerek sektör ve gerekse şirket bilgilerine rahatça ulaşabilmektedir. Yapılacak küçük bir araştırma ve şirket raporlarının okunması ile gerçekleştireceğiniz yatırımlar alacağınız tüyolardan size daha çok kazanç sağlar diye düşünüyorum. Ayrıca yine gelen okur e-maillerinden yola çıkarak Sermaye Piyasası Kurulu’nun (SPK) nominale yakın fiyattan işlem gören şirketlerin bedelli sermaye artırımlarını artırım öncesi ve sonrası hisse fiyatını yakından izlemesini öneririm. Özellikle nominal fiyata yakın işlem gören ve kısa aralıklarla bedelli sermaye artırımı yapan ve sermaye artırımı öncesi fiyatı yukarı giden şirketlerin çok can yaktığı piyasada söylenmektedir.

Ancak sermaye piyasalarında geçmişi göz önüne aldığımızda çokta ilerleme olduğunu inkar edemeyiz. Geçmişte yapılan 'front running', 'Insider Trading', patron işlemlerinin artık getirilen düzenlemelerle yapılması da yürek istemektedir. 90’lı yıllarda yapılan “haftaiçi hisse senedi al, haftasonu dergide öner ve küçük yatırımcının parasını hiç et” devri bitmiştir.

* Front Running : Piyasalarda işlem gören herhangi bir hisse senedi veya başka bir yatırım aracı için bir müşteriden (özellikle yabancı emri) fiyatları etkileyebilecek ölçüde bir alım veya satım emri geldiğinde, müşteri emri yerine getirilmeden önce aynı doğrultuda kendi adınıza işlem yaparsanız sonra müşteri işlemi gerçekleştirilir.

** Insider Trading : İçerden öğrenenlerin ticareti, bir şirketin kamuya açıklanmamış bilgisini kullanarak şirketin hisse senedini veya tahvil v.b. yatırım araçlarını alıp, satarsınız.

Çok şükür ki bu hırsızlara ağır cezalar getirilmiş bulunmaktadır.

Sonuç olarak, yatırımcı seferberliği ile bilinçlendirilerek yatırımcılar manipulatörlerin yolunu kesecektir.

Sarper Volkan Özten / borsagündem....

Yukarda koyu ile işaretlediğim yalanlara bir bakın.
Bugünkü kurumlara yalakalık adına söylenmemiş GÜZİDE CÜMLE KALMAMIŞ.

Patronlar bugün kendi hissesi ile oynayamıyormuş.

EUROM ( İmkb ye açıklama gönderiyor bişey yok diye , 2 saat sonra elimdekilerin hepsini sattım diyor )
METRO ( Galip Öztürk yaptıklarını , oyunlarını bilmeyen yok )
MEMSA-MEMS1 ( OYP yalanı ile küçük yatırımcı dolandırıldı, sermaye azaltım arttırımı yapıldı hisseler yarıya düştü, hem adet , hem değer olarak, bedellide rüçhanlar yaktırıldı, BİRİNCİL PİYASADAN hepsini FAİK alıp tepeden bastı)
LATEK ( Hisse 4 den 8,5 a orda 5 e indi, SPK açıklama istedi bişey yok dedi 1 hafta sonra ORTAK SATIŞI geldi)
DARDANEL (Niyazi Önen in kendi hisseleri ile oynadığını bilmeyen yok)
NET holding-turizm ( Besim Tibuk un hiselerle oynadığını bilmeyen yok)

Hala tutmuş, Artık patronlar hisseleri ile oynayamıyor diyor.

bizlerle dalga geçiyorlar resmen, aracı kurumlar, yatırımcıları arayıp... Hisse ismi verip fiyat veriyor ve yönlendirme yapıyor.
Manüplasyonun kralı ARACI KURUM çalışanları tarafından yapılıyor.
LATEK de AVUKAT hisse sattı, şirkete ve SPK ya şikayette bulundum. Avukat içerden bilgi alarak ve şirketin her şeyini bilerek
hisse alıp satar mı ?... Neymiş 4,18 den almış ta 4 den satmış... Niye, çünkü 2,06 ya kadar düşecekti de ondan.,içerden öğrenme olmuyormuş..
Herkes yalan söylüyor...

Arkadaşlar tek gerçek var.... HERKESİN YALAN SÖYLEDİĞİ....

***İMKB-SPK yalan söylüyor , küçük yatırımcıyı değil, Yabancıları ve SPEKleri kolluyor.
***Gazete köşe yazarları, gündem değiştirmek adına , günü kurtarma haberleri yapıyorlar.
***Şirket Sahipleri yalan söylüyor, MAİL atıyorsunuz, sizlere yalan söylüyorlar cevap olarak.
***Aracı kurumlar , hem yalan söylüyor, hem de büyük yatırımcılar için , KÜÇÜK YATIRIMCILARI MEZE OLARAK sunuyorlar.
Size gelin XXXXX hissesini alın dediklerinde EMİN OLUN Kİ, Büyük Müşterileri ellerindekileri satacaktır. SİZİN ALMANIZI İSTERLER.

Kime güveneceksiniz.... İşi bilmiyorsanız HİÇ KİMSEYE... Az çok zekiyim diyorsanız, bilançoları inceleyip kendiniz vereceksiniz kararı...
EĞER BEN ANLAMAM DİYORSANIZ... Hazır PARA YOK... Olsa piyasaya 15-20 yılını vermiş kişiler zaten size yedirmez.

YALIN
29-03-2011, 22:09
Yukarda koyu ile işaretlediğim yalanlara bir bakın.
Bugünkü kurumlara yalakalık adına söylenmemiş GÜZİDE CÜMLE KALMAMIŞ.

Patronlar bugün kendi hissesi ile oynayamıyormuş.

EUROM ( İmkb ye açıklama gönderiyor bişey yok diye , 2 saat sonra elimdekilerin hepsini sattım diyor )
METRO ( Galip Öztürk yaptıklarını , oyunlarını bilmeyen yok )
MEMSA-MEMS1 ( OYP yalanı ile küçük yatırımcı dolandırıldı, sermaye azaltım arttırımı yapıldı hisseler yarıya düştü, hem adet , hem değer olarak, bedellide rüçhanlar yaktırıldı, BİRİNCİL PİYASADAN hepsini FAİK alıp tepeden bastı)
LATEK ( Hisse 4 den 8,5 a orda 5 e indi, SPK açıklama istedi bişey yok dedi 1 hafta sonra ORTAK SATIŞI geldi)
DARDANEL (Niyazi Önen in kendi hisseleri ile oynadığını bilmeyen yok)
NET holding-turizm ( Besim Tibuk un hiselerle oynadığını bilmeyen yok)

Hala tutmuş, Artık patronlar hisseleri ile oynayamıyor diyor.

bizlerle dalga geçiyorlar resmen, aracı kurumlar, yatırımcıları arayıp... Hisse ismi verip fiyat veriyor ve yönlendirme yapıyor.
Manüplasyonun kralı ARACI KURUM çalışanları tarafından yapılıyor.
LATEK de AVUKAT hisse sattı, şirkete ve SPK ya şikayette bulundum. Avukat içerden bilgi alarak ve şirketin her şeyini bilerek
hisse alıp satar mı ?... Neymiş 4,18 den almış ta 4 den satmış... Niye, çünkü 2,06 ya kadar düşecekti de ondan.,içerden öğrenme olmuyormuş..
Herkes yalan söylüyor...

Arkadaşlar tek gerçek var.... HERKESİN YALAN SÖYLEDİĞİ....

***İMKB-SPK yalan söylüyor , küçük yatırımcıyı değil, Yabancıları ve SPEKleri kolluyor.
***Gazete köşe yazarları, gündem değiştirmek adına , günü kurtarma haberleri yapıyorlar.
***Şirket Sahipleri yalan söylüyor, MAİL atıyorsunuz, sizlere yalan söylüyorlar cevap olarak.
***Aracı kurumlar , hem yalan söylüyor, hem de büyük yatırımcılar için , KÜÇÜK YATIRIMCILARI MEZE OLARAK sunuyorlar.
Size gelin XXXXX hissesini alın dediklerinde EMİN OLUN Kİ, Büyük Müşterileri ellerindekileri satacaktır. SİZİN ALMANIZI İSTERLER.

[B]Kime güveneceksiniz.... İşi bilmiyorsanız HİÇ KİMSEYE... Az çok zekiyim diyorsanız, bilançoları inceleyip kendiniz vereceksiniz kararı...

EĞER BEN ANLAMAM DİYORSANIZ... Hazır PARA YOK... Olsa piyasaya 15-20 yılını vermiş kişiler zaten size yedirmez.

Ellerinize sağlık dostum...

Serenler
30-03-2011, 10:01
http://www.fotografekle.com/image-F892_4D92DC0B.jpg (http://www.fotografekle.com/share-F892_4D92DC0B.html)

fiyatlar tam kritik yerde..


Evet öyle...
Bu değer birkaç defa aşıldı. Kağıt gidiyor diye atlayan bizim yatırımcı sazanlara ciddi miktarlarda mal arzı yapıldı. ve hemen geri hareket başladı.
Daha sonra da eften püsten sebeplerle endeksin % 3-5 düştüğü günlerde seri şekilde % 8-10 luk düşüşler gördük. 4.60 ları gören kağıt 2.30 ları da gördü.
Bu noktaları herhalde bizim küçük yatırımcılarımız akıllarının ucundan dahi geçiremezlerdi.
Bizim patron açgözlülükte sınır tanımıyor.
Gerçi SPK hükümlerine göre hissenin patronları haber vermeden hissede işlem yapamazlar.
Bizimkisi öylesine dedikodu işte....

Rulet masası gene çalışmaya başladı...

satophi
30-03-2011, 14:57
merhaba arkadaşlar,benim prkme ile ilgili bir sorum olacak,beni bilgilendirirseniz sevinirim.
sorum şu:yaklaşık iki yıl önce park-ceytaş birleşmesi yaşadık.bu cinere ne fayda sağladı?
cevaplarınız için şimdiden teşekkürederim.iyigünler.

majestik72
01-04-2011, 08:52
ARKADAŞLAR..... SPK-İMKB NİN YENİ BİR REZALETİ İLE DAHA KARŞI KARŞIYAYIZ....

BÜTÜN ANLIK VERİLER İPTAL... VERİLER ARTIK PARALI.... ÜCRETSİZ VERİ AKIŞI SAĞLAYAN FİRMALARIN VERİLERİ 15 DAKİKA GECİKMELİ...

BUNLARIN NE YAPMAK İSTEDİKLERİ BELLİ... DAHA ÖNCE EMİR İPTALİ VE DERİNLİK İZLENEMEMESİ... ŞİMDİ DE ÜCRETSİZ VERİ AKIŞINI KALDIRDILAR...

AMAÇ BÜYÜK OYUNCULARIN BÜTÜN VERİLERE SAHİP OLURKEN, KÜÇÜK YATIRIMCININ GÜCÜ KADAR VERİYE SAHİP OLMASI... BU EŞİTSİZLİKTEN DOLAYI

İMKB Yİ ve BU REZİL SİSTEMİ PROTESTO EDİYORUM... NE BU PİYASADA İŞLEM YAPARIM , NE DE BU REZİL OYUNLARA ALET OLURUM.

polat73
01-04-2011, 22:37
ARKADAŞLAR..... SPK-İMKB NİN YENİ BİR REZALETİ İLE DAHA KARŞI KARŞIYAYIZ....

BÜTÜN ANLIK VERİLER İPTAL... VERİLER ARTIK PARALI.... ÜCRETSİZ VERİ AKIŞI SAĞLAYAN FİRMALARIN VERİLERİ 15 DAKİKA GECİKMELİ...

BUNLARIN NE YAPMAK İSTEDİKLERİ BELLİ... DAHA ÖNCE EMİR İPTALİ VE DERİNLİK İZLENEMEMESİ... ŞİMDİ DE ÜCRETSİZ VERİ AKIŞINI KALDIRDILAR...

AMAÇ BÜYÜK OYUNCULARIN BÜTÜN VERİLERE SAHİP OLURKEN, KÜÇÜK YATIRIMCININ GÜCÜ KADAR VERİYE SAHİP OLMASI... BU EŞİTSİZLİKTEN DOLAYI

İMKB Yİ ve BU REZİL SİSTEMİ PROTESTO EDİYORUM... NE BU PİYASADA İŞLEM YAPARIM , NE DE BU REZİL OYUNLARA ALET OLURUM.

Aynen katılıyorum.Bu SPK ın saçma sapan uygulamalardan başka bişey yaptığı yok.Yok A,B,C grubu ,yok verileri yatırımcıya kapatma.Otomatik seans durdurmalar (Tabi kağıdına göre değişiyor :) X kağıt 14 tavan çekiyor üst üste ses seda yok, elimdeki burçe birgün %20 çıkıyor 2 tavan çekip,hemen açıklama isteniyor olağan üstü fiyat hareketleri sebebiyle.Bu şartlar altında herhalde bende bu borsada yatırım yapıp yapmamayı ciddi şekilde düşüneceğim ..

TUNABEN10
02-04-2011, 08:56
Güzel bir yatırımcı örneği, aslında burada yöneticilere sorulan, elinizde ne kadar şirket hissesi var? Bu hisseleri hangi dönemlerde alıp ya da elinizden çıkardınız soruları çoğu şirket yöneticisi için sorulabilir.

.................................................. .................................................. .................................


Garanti Bankası küçük hissedarı Ali İhsan Gürcan, yöneticilerin elindeki hisselerin miktarını sordu

1.4.2011 - 09:51



İSPANYOL ORTAKLARA GARANTİ’Yİ ANLATTI

Garanti Bankası hissedarı Ali İhsan Gürcan, toplantının en renkli ismi oldu. Divan Başkan’nın verdiği 10 dakikalık söz hakkını pazarlık usulüyle 20 dakikaya çıkaran Gürcan, bilanço ve bankanın hazırlamış olduğu yıllık rapordan ilginç ayrıntıları Garanti Bankası’nın yönetimine kısa bir süre önce giren İspanyol ortaklara aktardı. Genel Kurul’da yaklaşık 9 önerge veren Gürcan, konuşmasında bu önergelerin gündeme alınması konusunda ısrarcı oldu. Özellikle de bankanın hissedar yapısıyla ilgili bilgi isteyen Gürcan, “Bankadaki Doğuş Grubu’nun payı ile İspanyol BBVA’nın payı biliniyor. Ancak özellikle bankanın yönetiminde yer alan kişilerin ne kadar hissesi var biz küçük hissedarlar olarak bilmiyoruz. Bankanın her adımını bilen yöneticilerin hisse alıp satması içeriden öğrenenlerin ticareti kapsamında değerlendirilmez mi?” Ali İhsan Gürcan ısrarla sormasına rağmen banka yönetimi ve genel kurul huzurunda bu soruyu yanıtlamadı. Gürcan’ın üzerinde durduğu bir konu da kâr eden bir borsa şirketinin neden temettü dağıtmadığı konusuydu. Az temettü dağıtılmasını kabul etmeyen Gürcan, ısrarla yüzde 20 oranında kâr payı dağıtılmasını talep etti. Ayrıca bilançoya bakıldığında bankanın yüzde 400 oranında bedelsiz sermaye artırım potansiyeli olduğunu belirten Gürcan, bankanın bu hisseleri de bir an önce ortaklarına dağıtması gerektiğini vurguladı. Gürcan’ın bu konuda verdiği önerge gündeme alındıysa da genel kurulda hakim ortağın sözü geçerli oldu.

Serenler
02-04-2011, 09:53
Bence herkes borsadan bi süre parasını çeksin 0 lasın o zaman görürüm onları ,ama birlik yok işte. birlik olmazsa ky daha çok kaybeder .Dikkat ederseniz herşeyi kendilerine göre organize ediyorlar.Her zaman kasa kazansın mantığı kumarhanede var bide burda var.

not: sanırım sadece yüzeysel verilerde son işlem adetleri ve yüzeysel işlemler kaldırıldı.Matrikste anlık fiyat devam ediyor ama en önemlisi yüzeysel işlemler yok.(:beurk:)

Bu konuda açılmış bir topik var. Onu bölmeden konuya orada devam etmeniz mümkün müdür?

http://www.hisse.net/forum/showthread.php?t=64571

iibf_gazi
02-04-2011, 10:24
Olay bu zaten.
Başka bir asfaltit yok. Bir tane asfaltit var.
üstelik bu 40 liralık fiyatın içinde rödovans giderleri vergiler ve tüm masraflar da var.
1 ton linyitin fiyatı belli.
Asfaltit linyit değil, onun çok üstünde petrolün ta kendisi...
Olay sadece bu mu?
Bir de bakır konusu var.
Bakırın içinde altın..
Çinli işçiler..
4 tane gemi..
Ham ihraç edilen cevher..
Cevherin içinde cevher..
Görünenler, görünmeyenler..
Bu pilav daha çok su kaldırır..

http://www.parkelektrik.com.tr/asfaltit_uretimi.html

Şirketin kendi sitesinde gözüken verilen bilgilerde sizin dediğiniz gibi sn. Serenler asfaltit aynı asfaltit piyasası belli fiyatı belli bunların sattığı fiyat belli.27 Mart'ta asfaltitin neden bu kadar ucuza satıldığına dair yolladğım mailime halen cevap gelmedi cevap gelirse eğer burada paylaşacağım...

sirensarwenger
04-04-2011, 15:56
Yiğit Bulut Bu saçma sapan Kör Havuz uygulamasını çok güzel özetlemiş.

“...İMKB yönetiminin attığı ‘alansatanın’ görülemeyeceği ‘kör havuz’ uygulaması konusunda defalarca yazılar yoluyla uyarmaya çalıştım! Dinletemedim, ‘olacak’ dediklerim maalesef aynen hayata geçiyor ve İMKB’deki ‘körlükten’ yararlanan ‘finansal Ergenekon’ piyasaları sallıyor. Ekonomide ‘dalgalanma’ üzerinden ‘siyasal hesaplaşma’ başladı, hayırlı olsun! DOW endeksi 11.800-12.000 sınırında, çok önemli teknik hedeflerinden birini test ediyor, Euro-dolar 1.35 üstünde yeni kanal açıyor, dünya piyasalarında ‘olumlu’ bir hava ve en önemlisi 2011’e yönelik ‘olumlu beklentiler’ var; Türk piyasaları ‘2007 sonrası krizde olmadığı kadar ağır darbeler’ alıyor, dolar 1.60 üstünü zorluyor, İMKB krizde düşmediği şekilde % 3’e yakın değer kaybediyor. Peki neden oluyor? Her şey olması ‘planlandığı’ gibi OLUYOR! Nereden mi biliyorum? Bu köşede aylar önce yazdığım ve ‘bunlar olacak’ dediğim yazılardan bazı alıntılar yapmak istiyorum...”

“...Türk borsasındaki ‘sistem’, alanısatanı- takası çok detaylı gösteren bir yapı! Kim, nereden, ne alıyor, kaça alıyor, takasında ne kadar var gibi detaylar son noktasına kadar servis ediliyor ve veri satan bir sisteme ‘çok düşük ücretlerle abone olanlar, internet üzerinden platformlar sayesinde’ piyasanın röntgenini çekiyorlar... Son derece sağlıklı ve ‘şeffaf piyasa olma yolunda’ üzerinde çok çalışılmış, çok acılar yaşanarak ‘elde edilmiş’ bir ortam var! İşte değiştirilmek istenen de bu! İMKB yönetimi, ‘dünya bilgi çağına giderken’ bilgiyi daha da artırmak ve piyasayı daha şeffaf hale getirmek yerine; ‘amatör yatırımcıyı’ kör edecek şekilde ‘paylaşımı’ kaldırmak ve ‘alanı-satanı-mal sahibini’ bilinmez hale getirmek istiyor! Yılların birikimini ‘yok edip’ yabancıların ve ‘büyük para-mal sahiplerinin’ hareketlerinin ‘piyasa tarafından görünmez’ hale getirilmesine çalışıyor! Söylemleri de çok ilginç; yabancılar istiyor! Aslında kötü niyetli olduklarına veya gerçekten yapmak istediklerine de inanmıyorum; küresel sermayenin baskısı altındalar...”

“...Piyasa zirvede, yabancılar ‘boğazına kadar malda’ ve ‘nereden ne aldıkları-ne sattıkları-ne tuttukları’ belli olsun istemiyorlar! Çakıp gitmek için böyle bir düzenlemeye ihtiyaçları var! Önümüz referandum ve seçim! İMKB şimdi ‘bu özelliğini’ kaybetmek üzere! Böyle bir ‘hata asla yapılmaz’ diyorum, böyle düşünüyorum ama ‘ne olacağı da belli olmaz, burası değişik bir ülke’! Aynısını daha önce Yunanistan’da yaptılar ve ‘Yunan halkını’ soydular!

Böyle bir yapıya izin verilirse, daha doğrusu ‘var olan mükemmel yapı’ bozulursa, aynen 2001 krizinde olduğu gibi ‘siyasi tercihlerimizi kökten değiştirecek’ finansal dalgalara maruz kalabiliriz...

Önümüzdeki günlerde ‘içeride ve dışarıda’ var olan yapıyı değiştirmek isteyenler; 57. hükümeti ‘götüren dalga’ benzerini ‘yaratmak’ isteyebilirler! Türkiye’nin son 60 yılı şu tezi kanıtlıyor: Siyasi tablodaki ‘büyük paradigma kaymaları’ ekonomik-finansal tabanlı gelişmeler sonrası ortaya çıkıyor, buna askeri müdahaleler de dahil. Şimdi ‘aynı değişimi isteyenler’ bu ipe sarılabilirler. Türk ekonomisini düzenleyen resmi kurumlar dikkatli olmalı...”

Değerli dostlar, aylardır “DİKKAT” diyorum, aylardır “yaşananları” görerek daha da üzülüyorum...

Ülkem “Bermuda şeytan üçgenine sokuluyor” ve maalesef elden bir şey gelmiyor...

Sonuç: Temmuz ayından beri “Yapmayın çok kötü çökeceğiz” diye bağırıyorum, yine de yapıyorlar! Olan Türkiye’ye oluyor ve spekülatörler “hem para kazanıp, hem de finansal dinamikler üzerinden siyasi hesaplaşmalara” giriyorlar...

Son söz: Bir milyon kere de olsa aynı tekrarı YAPACAĞIM! Türkiye’ye zarar veriyorlar, neden kimse “DUR” demiyor?

Çok önemli not: Temmuz sonrası yaşananların dünya piyasalarıyla alakası olmadığı gibi, son 15 günde ortaya çıkan İMKB’deki “FACİA”nın da Libya ile alakası yok! Neden İtalya’da olmuyor? Bir düşünün lütfen, bir düşünün “NELER OLUYOR”!

BOZKIR
05-04-2011, 09:53
Hak arama mücadelemize ilgi gösterin ve desktekleyiniz.

Veri akışının kesilmesni protesto ediyoruz.

http://www.hisse.net/forum/showthread.php?t=64799

Serenler
06-04-2011, 11:35
Verilerle ilgil topiklerimiz var.
Tepki ve önerilerinizi oraya yazın lütfen.
Konular bölünmesin.


Bu konuda açılmış bir topik var. Onu bölmeden konuya orada devam etmeniz mümkün müdür?

http://www.hisse.net/forum/showthread.php?t=64571


Hak arama mücadelemize ilgi gösterin ve desktekleyiniz.

Veri akışının kesilmesni protesto ediyoruz.

http://www.hisse.net/forum/showthread.php?t=64799

niceguyeddy
06-04-2011, 19:30
Aslinda muhtemelen herkesin bildigi bir sey ama yine de yazmadan duramadim.
Biliyorsunuz Bimex bu ay halka arz ediliyor (%49 kadar bir pay yabanci bir grupta), Bimexin sahibi Murat Akgiray. SPK baskani Vedat Akgirayin kardesi.
Kucuk soru: Bimex in halka acildiktan sonraSKP mevzuatina uyup uymadigini kim denetliyecek? Hak arayacak kucuk yatirimci kime muracat edecek?
Bimex ilk kuruldugunda bir finans kurumu batirarak binlerce insani magdur birakan yesil renkli bir grupla organik(?) iliskisi vardi, halen bu iliski var mi bilmiyorum ama SKP baskanini o konuma getiren de bu yesil renkli gruptur.
Buyuk soru: SKP baskaninin acaba kucuk yatirimciyi koruma gibi bir endisesi var midir? Defter degeri bes kurus etmeyen bu yesil renkli grubun hisselerinde hemen her hafta yasanan sert hareketlere bakarak cevap verebiliriz saniyorum.
Ozel soru: SKP'ya hisse bazinda sikayetlere alinan cevaplar baz alinarak basbakanliga ve hazine mustesarligina SKP yi sikayet etmek, ve bu sikayetleri yogun sekilde surdurmek kucuk yatirimcinin hak aramasi mucadelesine yardimci olur mu?

Topic acicisi sayin Yalin beyden topigi biraz kirlettigim icin ozur dilerim

ikiondokuz
06-04-2011, 23:06
Aslinda muhtemelen herkesin bildigi bir sey ama yine de yazmadan duramadim.
Biliyorsunuz Bimex bu ay halka arz ediliyor (%49 kadar bir pay yabanci bir grupta), Bimexin sahibi Murat Akgiray. SPK baskani Vedat Akgirayin kardesi.
Kucuk soru: Bimex in halka acildiktan sonraSKP mevzuatina uyup uymadigini kim denetliyecek? Hak arayacak kucuk yatirimci kime muracat edecek?
Bimex ilk kuruldugunda bir finans kurumu batirarak binlerce insani magdur birakan yesil renkli bir grupla organik(?) iliskisi vardi, halen bu iliski var mi bilmiyorum ama SKP baskanini o konuma getiren de bu yesil renkli gruptur.
Buyuk soru: SKP baskaninin acaba kucuk yatirimciyi koruma gibi bir endisesi var midir? Defter degeri bes kurus etmeyen bu yesil renkli grubun hisselerinde hemen her hafta yasanan sert hareketlere bakarak cevap verebiliriz saniyorum.
Ozel soru: SKP'ya hisse bazinda sikayetlere alinan cevaplar baz alinarak basbakanliga ve hazine mustesarligina SKP yi sikayet etmek, ve bu sikayetleri yogun sekilde surdurmek kucuk yatirimcinin hak aramasi mucadelesine yardimci olur mu?

Topic acicisi sayin Yalin beyden topigi biraz kirlettigim icin ozur dilerim

bimeks mi beş kuruş etmez, kendim de dahil bir sürü memnuniyetsiz müşterisi var
bir giden bir daha gitmiyor...

JoNaThAn
07-04-2011, 12:13
Yiğit Bulut Bu saçma sapan Kör Havuz uygulamasını çok güzel özetlemiş.

“...İMKB yönetiminin attığı ‘alansatanın’ görülemeyeceği ‘kör havuz’ uygulaması konusunda defalarca yazılar yoluyla uyarmaya çalıştım! Dinletemedim, ‘olacak’ dediklerim maalesef aynen hayata geçiyor ve İMKB’deki ‘körlükten’ yararlanan ‘finansal Ergenekon’ piyasaları sallıyor. Ekonomide ‘dalgalanma’ üzerinden ‘siyasal hesaplaşma’ başladı, hayırlı olsun! DOW endeksi 11.800-12.000 sınırında, çok önemli teknik hedeflerinden birini test ediyor, Euro-dolar 1.35 üstünde yeni kanal açıyor, dünya piyasalarında ‘olumlu’ bir hava ve en önemlisi 2011’e yönelik ‘olumlu beklentiler’ var; Türk piyasaları ‘2007 sonrası krizde olmadığı kadar ağır darbeler’ alıyor, dolar 1.60 üstünü zorluyor, İMKB krizde düşmediği şekilde % 3’e yakın değer kaybediyor. Peki neden oluyor? Her şey olması ‘planlandığı’ gibi OLUYOR! Nereden mi biliyorum? Bu köşede aylar önce yazdığım ve ‘bunlar olacak’ dediğim yazılardan bazı alıntılar yapmak istiyorum...”

“...Türk borsasındaki ‘sistem’, alanısatanı- takası çok detaylı gösteren bir yapı! Kim, nereden, ne alıyor, kaça alıyor, takasında ne kadar var gibi detaylar son noktasına kadar servis ediliyor ve veri satan bir sisteme ‘çok düşük ücretlerle abone olanlar, internet üzerinden platformlar sayesinde’ piyasanın röntgenini çekiyorlar... Son derece sağlıklı ve ‘şeffaf piyasa olma yolunda’ üzerinde çok çalışılmış, çok acılar yaşanarak ‘elde edilmiş’ bir ortam var! İşte değiştirilmek istenen de bu! İMKB yönetimi, ‘dünya bilgi çağına giderken’ bilgiyi daha da artırmak ve piyasayı daha şeffaf hale getirmek yerine; ‘amatör yatırımcıyı’ kör edecek şekilde ‘paylaşımı’ kaldırmak ve ‘alanı-satanı-mal sahibini’ bilinmez hale getirmek istiyor! Yılların birikimini ‘yok edip’ yabancıların ve ‘büyük para-mal sahiplerinin’ hareketlerinin ‘piyasa tarafından görünmez’ hale getirilmesine çalışıyor! Söylemleri de çok ilginç; yabancılar istiyor! Aslında kötü niyetli olduklarına veya gerçekten yapmak istediklerine de inanmıyorum; küresel sermayenin baskısı altındalar...”

“...Piyasa zirvede, yabancılar ‘boğazına kadar malda’ ve ‘nereden ne aldıkları-ne sattıkları-ne tuttukları’ belli olsun istemiyorlar! Çakıp gitmek için böyle bir düzenlemeye ihtiyaçları var! Önümüz referandum ve seçim! İMKB şimdi ‘bu özelliğini’ kaybetmek üzere! Böyle bir ‘hata asla yapılmaz’ diyorum, böyle düşünüyorum ama ‘ne olacağı da belli olmaz, burası değişik bir ülke’! Aynısını daha önce Yunanistan’da yaptılar ve ‘Yunan halkını’ soydular!

Böyle bir yapıya izin verilirse, daha doğrusu ‘var olan mükemmel yapı’ bozulursa, aynen 2001 krizinde olduğu gibi ‘siyasi tercihlerimizi kökten değiştirecek’ finansal dalgalara maruz kalabiliriz...

Önümüzdeki günlerde ‘içeride ve dışarıda’ var olan yapıyı değiştirmek isteyenler; 57. hükümeti ‘götüren dalga’ benzerini ‘yaratmak’ isteyebilirler! Türkiye’nin son 60 yılı şu tezi kanıtlıyor: Siyasi tablodaki ‘büyük paradigma kaymaları’ ekonomik-finansal tabanlı gelişmeler sonrası ortaya çıkıyor, buna askeri müdahaleler de dahil. Şimdi ‘aynı değişimi isteyenler’ bu ipe sarılabilirler. Türk ekonomisini düzenleyen resmi kurumlar dikkatli olmalı...”

Değerli dostlar, aylardır “DİKKAT” diyorum, aylardır “yaşananları” görerek daha da üzülüyorum...

Ülkem “Bermuda şeytan üçgenine sokuluyor” ve maalesef elden bir şey gelmiyor...

Sonuç: Temmuz ayından beri “Yapmayın çok kötü çökeceğiz” diye bağırıyorum, yine de yapıyorlar! Olan Türkiye’ye oluyor ve spekülatörler “hem para kazanıp, hem de finansal dinamikler üzerinden siyasi hesaplaşmalara” giriyorlar...

Son söz: Bir milyon kere de olsa aynı tekrarı YAPACAĞIM! Türkiye’ye zarar veriyorlar, neden kimse “DUR” demiyor?

Çok önemli not: Temmuz sonrası yaşananların dünya piyasalarıyla alakası olmadığı gibi, son 15 günde ortaya çıkan İMKB’deki “FACİA”nın da Libya ile alakası yok! Neden İtalya’da olmuyor? Bir düşünün lütfen, bir düşünün “NELER OLUYOR”!

Haydan gelen huya gider.

Para sistemi ve ekonomi, gelmiş geçmiş zamanların en büyük tehdidi altındayken, neden çıkıyordu ki borsa; şimdi düştüğünde neden düştü diyelim? Üstelik sadece sıcak paranın yönlendirdiği bir ekonomi söz konusuyken?

Bunlar sadece ufak ayarlamalardır. Anayasa kitapçığı fırlatıldığında siyasetin ve ülkenin gündemini - rüzgarını değiştiren sermaye, devletin bütün iç organları birbiriyle kavgalıyken en güler yüzlü halini gösterebilir.

Zamanı geldiğinde ise Dow Jones 12.000'leri kırarken, sizi anlamsız düzenlemelerle kör bir halde sokağa atabilir. Desteklemez. Yapılan düzenlemelerin neden bu kadar saçma olduğunu da anlamazsınız. Önceki tavrı iyi de, sonraki tavrı neden kötü olsun? Sermaye için iyi ve kötü yoktur. Gereklilikler, durumlar vardır.

Kaldı ki; azınlığın kazanması için, çoğunluğun kaybetmesi lazımdır. Bu borsanın gerekliliğidir.

Kaldı ki; verileri yasaklamıyor. Parası olan bakacak diyor. Mevcut sistem içinde bundan daha adil ne olabilir? Kaldı ki; halkın en az yarısı bu düzenden memnun. Milli gelir hiç olmadığı kadar arttı, insanlar zenginlikle tanıştı. Türkiye dünya yıldızı oldu.

Ben olsam, borsada işlem yapmak isteyen herkesten hesap başına aylık 100-150 TL standart ücret talep ederdim. Bakarsınız o günler de gelir :)

SLX
07-04-2011, 19:22
sn jonathan ın 150 tl ücret talebini çok ilginç,önemli ve doğru buldum. aslında belirli miktarın üzerinde parası olanlardan;bu paranın sadece belli miktarının kullandırılması bile düşünülebilir. böylece borsada batış vb nin önüne geçilmiş olunmaz mı? 150.000 tlnin 30.000 i gibi

iki evini kaybettiği için intiharı düşünen,başında iki kişinin nöbet tuttuğu adamları bilirim ben

şef
07-04-2011, 21:17
imkb başkanına, forumda boşuna kızıldığını görüyorum. emir büyük yerden gelmiştir: gavurlar, ne istiyorsa yapın diye. şimdi sırada şirket isimlerinin kapatılması varmış. imkb yönetimi küçük yatırımcının hep yanlış hisseleri seçtiğini düşünerek, hisse isimlerini kapatırsak, doğru bir hisse seçme şansları olabilir diye düşünüyorlarmış.

SLX
07-04-2011, 21:22
imkb başkanına, forumda boşuna kızıldığını görüyorum. emir büyük yerden gelmiştir: gavurlar, ne istiyorsa yapın diye. şimdi sırada şirket isimlerinin kapatılması varmış. imkb yönetimi küçük yatırımcının hep yanlış hisseleri seçtiğini düşünerek, hisse isimlerini kapatırsak, doğru bir hisse seçme şansları olabilir diye düşünüyorlarmış.


şaka değilse böyle bir şeyin olması mümkün değil. zira işc ile batık ... şirketini nasıl ayırdedeceğiz?

saf
09-04-2011, 14:37
Haydan gelen huya gider.

Para sistemi ve ekonomi, gelmiş geçmiş zamanların en büyük tehdidi altındayken, neden çıkıyordu ki borsa; şimdi düştüğünde neden düştü diyelim? Üstelik sadece sıcak paranın yönlendirdiği bir ekonomi söz konusuyken?

Bunlar sadece ufak ayarlamalardır. Anayasa kitapçığı fırlatıldığında siyasetin ve ülkenin gündemini - rüzgarını değiştiren sermaye, devletin bütün iç organları birbiriyle kavgalıyken en güler yüzlü halini gösterebilir.

Zamanı geldiğinde ise Dow Jones 12.000'leri kırarken, sizi anlamsız düzenlemelerle kör bir halde sokağa atabilir. Desteklemez. Yapılan düzenlemelerin neden bu kadar saçma olduğunu da anlamazsınız. Önceki tavrı iyi de, sonraki tavrı neden kötü olsun? Sermaye için iyi ve kötü yoktur. Gereklilikler, durumlar vardır.

Kaldı ki; azınlığın kazanması için, çoğunluğun kaybetmesi lazımdır. Bu borsanın gerekliliğidir.

Kaldı ki; verileri yasaklamıyor. Parası olan bakacak diyor. Mevcut sistem içinde bundan daha adil ne olabilir? Kaldı ki; halkın en az yarısı bu düzenden memnun. Milli gelir hiç olmadığı kadar arttı, insanlar zenginlikle tanıştı. Türkiye dünya yıldızı oldu.

Ben olsam, borsada işlem yapmak isteyen herkesten hesap başına aylık 100-150 TL standart ücret talep ederdim. Bakarsınız o günler de gelir :)
Bence uygulamalar küçük yatırımcıya zarar vermez..
Ama küçük tradere zarar verir...

JoNaThAn
10-04-2011, 11:58
Bence uygulamalar küçük yatırımcıya zarar vermez..
Ama küçük tradere zarar verir...

Doğru diyorsun. Aslına bakarsan, kendi yatırım stratejime baktığımda... Ben anlık işlemleri ve hacmi ancak işlem yapacağım zamanlarda kullanıyorum. Bunun haricinde keyif amaçlı seyir dışında kullanmıyorum.

Kendi yatırım stratejimde bu değerlerin anlamı çok az. Ancak bu değerler çoğunluk için önemli. Burada şöyle bir avantajım olacak, kendi adıma konuşmam gerekirse: Eğer çoğunlukla aynı şartlara sahipsen; sana nötr etkisi olduğu halde, çoğunluğa negatif etkisi olan bir uygulama senin avantajına olacaktır.

Onlara zarar veren ve gözlerini kapatan bu uygulama, ben bu normlardan yararlanmadığım için onlara kaybettirirken bana kazandıracaktır. Bu açıdan sorun yok.

Ama şu da çok açık ki; veriler gitgide daha kapalı ve gizli hale getirilmektedir. Yatırımcı sopayla, okkalı bir şekilde dövülmektedir :) Ha bizim milletimizin en sevdiği şeydir; ona da lafım olamaz.

epikur
11-04-2011, 12:07
Arkadaslar, burada bir kac defa yazildigi halde, ayni seyi lütfen devamli tekrarlatmayin!

Bu baslikda... YATIRIMCININ, sirket yönetimiyle arasindaki SIKINTILAR dile getirilsin isteniyor!

Borsa verilerinin....artik parayla satilmak istemesinin...bu konuyla ne ilgisi olabilirki? Konulari basliklarinda paylasalim lütfen!


Not: Sanirim konu basligi "hak arama" olunca, her cesit sikayet buraya postalaniyor. Halbuki ilk ileti bir zahmet edilip okunsa...baslik acanin neyi kastettigi cok net anlasilacak!!!


Bu topicde neler yapacağız?

Ortak olduğumuz yada ortak olmayı düşündüğümüz şirketlerin faaliyetlerini nasıl analiz edebileceğimizi ve bu şirketlerde gördüğümüz zafiyetler karşısında neler yapmamız gerektiğini tartışmak istiyorum. Çünkü benim ilgi alanım olan şirketlerin mali yapısındaki tuzaklar nedeni ile yıllarca küçük yatırımcının söğüşlendiğini çok iyi biliyorum ve böylesi durumların tespit edilmesi için ben elimden geleni yapacağım.

apache
12-04-2011, 12:14
Aşağıda açıkladığım hususlar SPK'ya yapmış olduğum suç duyusu dilekçemde de belirtilmiş olup, bunların bilanço hilesi mi, yoksa sehven, yani istemeden yapılan hata olup olmadığını sizlerin takdirine bırakıyorum.

VESTEL...............................2008/9...........4Ç.2008........2008/12

Sigorta Giderleri (000)............------..............9.789.............9.789

Buna göre Vestel’in 1, 2 ve 3Ç.2008’de sigorta giderleri bulunmamaktadır (!)

1, 2, 3 ve 4Ç.2008 ile bir sonraki yıl karşılaştırmalı olarak açıklanan “ Niteliklerine Göre Giderler “ tablosundaki diğer giderler aşağıdaki gibi açıklanmıştır.


..........................................1Ç.2008. .....2Ç.2008......3Ç.2008......2008/9......4Ç.2008.......2008/12

Diğer gid.( 2008'e göre).............27.943.........51.851.......18.4 43.......98.237.......67.804........166.041
Diğer gid.( 2009'a göre).............26.419.........41.549.......14.4 49.......74.805........66.385.......141.190
__________________________________________________ __________________________________
FARK....................................1.524..... ....10.302........3.994........23.432.......1.419. .......24.851

Bu tabloya ilişkin bir yorum yapmadan, 2009 yılı Mali Tablo Dip Not - “ Niteliklerine Göre Giderler “ tablosunda karşılaştırmalı olarak açıklanan 2008 yılına ait lisans ve royalty giderleri ile sigorta giderlerini inceleyelim.

(2009 Mali Tab.Göre)............1Ç.2008......2Ç.2008......3Ç. 2008......2008/9.......4Ç.2008.......2008/12

Lisan ve royalty Gd............--------.........7.606............961.........16.179...... ...8.672.........24.851
Sigorta giderleri.................1.524.............2.696. .......3.033...........7.253..........2.536....... ..9.789
__________________________________________________ __________________________________
TOPLAM..........................1.524........10.30 2..........3.994.......23.432........11.208....... 34.640

Buradan da anlaşılacağı üzere 1, 2 ve 3Ç.2008 ile 2008/9 aylıkta diğer giderler arasındaki fark, lisans ve royalty giderleriyle sigorta giderleri toplamına eşit iken, 4Ç.2008 ve 2008/12 aylık dönemde diğer giderler arasındaki fark ile lisans-royalty giderleri ve sigorta giderleri toplamı birbirini tutmamaktadır.

2008/9 aylık toplamı 16.179.000 TL olarak açıklanan lisans ve royalty giderlerinin 1Ç.2008’e ait tutarının 7.612.000 olduğu ve bu tutarın 1Ç.2008’de “ diğer giderler “ kalemine dahil edildiği, ( Lisans ve royalty giderlerinin 1.Çeyrek tutarı gerçekten de 7.612.000 TL midir? )

Bu nedenle;

1Ç.2008’de 26.419.000 TL,
2Ç.2008’de 41.549.000 TL
3Ç.2008’de 14.449.000 TL

Olmak üzere 2008/9 aylık toplamı 82.417.000 TL olması gereken diğer giderler toplamının 74.805.000 TL olarak ( 7.612.000 TL eksik ) yazıldığı, başka bir ifadeyle, 1Ç.2008'de 26.419.0000 TL olan diğer giderlerin 26.419.000 – 7.612.000 = 18.807.000 TL olaması gerektiği,

1Ç.2008’de 1.524.000 TL,
2Ç.2008’de 2.696.000 TL,
3Ç.2008’de 3.033.000 TL,

Olmak üzere 2008/9 aylık toplamda 7.253.000 TL tutarındaki sigorta giderlerinin “ Niteliklerine Göre Giderler “ tablosunda diğer giderler içinde gösterilmesine rağmen, 2008/12 aylık “ Niteliklerine Göre Giderler “ tablosunda sigorta giderinin ayrı bir kalem olarak gösterilerek 9.789.000 TL olan toplam tutarının tekrar yazıldığı anlaşılmaktadır.

( Devam edecek )

UYARI: Burada yer alan yorum ve tahminler kişisel görüşüm olup, kesinlikle yatırım tavsiyesi değildir. Bu bilgilere göre işlem yapılması halinde sorumluluğun işlem yapan kişiye ait olacağını hatırlatırım.

apache
12-04-2011, 12:16
1, 2 ve 3Ç.2008 ile 2008/9 aylık toplamda diğer giderler kalemine dahil edilen, ancak 2008/12 aylıkta ayrı bir kalem olarak gösterilen sigorta giderlerinin 4Ç.2008’de 2.536.000 TL olan tutarının 4Ç.2008’de 67.804.000 TL, 2008/12 aylıkta 166.041.000 TL olarak açıklanan diğer giderler kalemine dahil olmadığı,

Bu nedenle 2.536.000 TL’nin 4Ç.2008 ile 2008/12 aylık diğer giderler tutarına eklenmesi ve bu durumda 12 aylık “ Niteliklerine Göre Giderler “ tablosunda sigorta giderlerine ayrı bir kalem olarak yer verilmemesi ve tablonun aşağıdaki gibi olması gerekir.

(000)......................................1Ç.2008 ......2Ç.2008........3Ç.2008......2008/9......4Ç.2008.......2008/12

Diğer Gd. (2008'e göre)...............27.943.........51.851......... 18.443........98.237.......70.340.....168.577

Bu tutarlardan, bir sonraki yıl karşılaştırmalı olarak açıklanan diğer giderler tutarı düşüldüğünde aradaki fark aşağıdaki gibi olmaktadır.

(000)......................................1Ç.2008 ......2Ç.2008........3Ç.2008......2008/9......4Ç.2008.......2008/12

Diğer Gd. (2008'e göre)..............27.943..........51.851......... ...18.443........98.237.......70.340.....168.577
Diğer Gd.(2009'a göre)...............18.807..........41.519........ ....14.449........74.805.......66.385.....141.190
__________________________________________________ _______________________________________
FARK.....................................9.136.... .....10.302.............3.994........23.432....... 3.955......27.387

Bu tutarlardan sigorta giderleri düşüldüğünde aradaki farkın aynı zamanda lisans ve royalty giderlerini verir.

(000)......................................1Ç.2008 ......2Ç.2008........3Ç.2008.......2008/9......4Ç.2008.......2008/12

FARK.......................................9.136.. .......10.302...........3.994.........23.432...... .3.955..........27.387
Sigorta gd.(2009'a göre).............1.524...........2.996........... 3.033..........7.253.........2.536..........9.789
__________________________________________________ _______________________________________
Lisans ve Royalty Gid.............7.612...........7.606............. 961.......16.179........1.419.........17.598


Bu durumda, Lisan ve royalty giderleri ile sigorta giderlerinin toplamı aşağıdaki gibi olması gerekir.

Lisans ve Royalty Gid.........7.612............7.606.............961 .......16.179......1.419.........17.598
Sigorta gd.(2009'a göre).....1.524............2.996..........3.033... ......7.253......2.536...........9.789
__________________________________________________ _________________________________
TOPLAM..........................9.136........10.31 2..........3.994.......23.432......3.955........27 .387

Görüldüğü üzere, diğer giderler arasındaki fark ile lisans- royalty giderleri ve sigorta giderleri toplamı aynıdır.

Buna göre;

4Ç.2008’de 1.419.0000 TL olması gereken lisans ve royalty giderlerinin tutarının 8.672.000 TL,

2008/12 aylıkta 17.598.000 TL olması gereken tutarının ise 24.851.000 TL olarak ( 7.253.000 TL fazla ) açıklandığı,

Başka bir ifadeyle, 2008/9 aylık toplamı 7.253.000 TL olan sigorta giderleri tutarının, 4Ç.2008’de lisans ve royalty giderlerine ilave edildiği,

Ayrıca, 2008/9 aylık toplamı 7.253.000 TL olan ve diğer giderler kaleminde gösterilen sigorta giderlerinin 2008/12 aylıkta ayrı bir kalem olarak gösterilerek tutarının 9.789.000 TL olarak ikinci kez yazıldığı anlaşılmaktadır.

(Devam edecek)

UYARI: Burada yer alan yorum ve tahminler kişisel görüşüm olup, kesinlikle yatırım tavsiyesi değildir. Bu bilgilere göre işlem yapılması halinde sorumluluğun işlem yapan kişiye ait olacağını hatırlatırım.

l.gidiciler
12-04-2011, 23:31
1, 2 ve 3Ç.2008 ile 2008/9 aylık toplamda diğer giderler kalemine dahil edilen, ancak 2008/12 aylıkta ayrı bir kalem olarak gösterilen sigorta giderlerinin 4Ç.2008’de 2.536.000 TL olan tutarının 4Ç.2008’de 67.804.000 TL, 2008/12 aylıkta 166.041.000 TL olarak açıklanan diğer giderler kalemine dahil olmadığı,



arkadaş zorlunun yatırımcısına şimdiye kadar bişey verdiği görülmemiştir.... 15 yıldır sürekli yatırım yapıyor vestele dijital fabrikasını 2-3 kez açtı 2 kez başbakan geldi açılışa..3milyar dolarlık ihracat yapacaksın...rekor üstüne rekorlar kıracaksın ilk 3.-6.- ve 9. aylarda kar açıklayacaksın..12 aylıkta blançoyu eksiye getireceksin...yok böyle üçkağıtçılık dünyanın hiçbir yerinde..vetel 10 yıldır yatırımcısına hiçbir şey vermedi..3milyar$ a vesteli kurazsınız diyen patron şirket değerinin buralarda sürünmesinin nedenini açıklamıyor.2-3 yıl evvel ekonomi dergisinin birine yaptığı röpörtajda bundan sonraki yıllarda yüksek temettü verimi olacak vestelde demişti..yatırımcılara söz veriyorum demişti

iibf_gazi
14-04-2011, 14:26
http://www.parkelektrik.com.tr/asfaltit_uretimi.html

Şirketin kendi sitesinde gözüken verilen bilgilerde sizin dediğiniz gibi sn. Serenler asfaltit aynı asfaltit piyasası belli fiyatı belli bunların sattığı fiyat belli.27 Mart'ta asfaltitin neden bu kadar ucuza satıldığına dair yolladğım mailime halen cevap gelmedi cevap gelirse eğer burada paylaşacağım...

Mailime cevap gelmedi bu saatten sonrada gelmez sanırım..tekrar mail atacağım ama büyük ihtimalle buyrun genel kurula gelin istediğinizi sorun diyeceklerdir..

greeneyes
14-04-2011, 14:47
arkadaş zorlunun yatırımcısına şimdiye kadar bişey verdiği görülmemiştir.... 15 yıldır sürekli yatırım yapıyor vestele dijital fabrikasını 2-3 kez açtı 2 kez başbakan geldi açılışa..3milyar dolarlık ihracat yapacaksın...rekor üstüne rekorlar kıracaksın ilk 3.-6.- ve 9. aylarda kar açıklayacaksın..12 aylıkta blançoyu eksiye getireceksin...yok böyle üçkağıtçılık dünyanın hiçbir yerinde..vetel 10 yıldır yatırımcısına hiçbir şey vermedi..3milyar$ a vesteli kurazsınız diyen patron şirket değerinin buralarda sürünmesinin nedenini açıklamıyor.2-3 yıl evvel ekonomi dergisinin birine yaptığı röpörtajda bundan sonraki yıllarda yüksek temettü verimi olacak vestelde demişti..yatırımcılara söz veriyorum demişti

kardeşim burası Türkiye,
herşey gözüktüğü gibi değil borsada,
ne batık şirketler var,ithalat-ihracat,çatır çatır para kazanan ama batmış :)
ne şirketler var,trilyon kar gösteren ama 2 kişi çalışan,
yok böyle bir memleket...

aro
20-04-2011, 01:07
Asfaltit yakan bir termik santralin, elektrik üretimi / asfaltit tüketimi oranı (MWh/ton) nedir? Silopi Elektrik Üretim A.Ş. (varsa diğer grup içi asfaltit yakan santraller) seneler bazında ne kadar elektrik (MWh) üretmiş, ne kadar asfaltit (ton) tüketmiştir?

Eğer bu santrallerin "aşırı verimli" çalıştıkları ortaya çıkarsa, yani ürettiği elektriğe oranla teknik olarak imkansız derecede az asfaltit tükettikleri ortaya çıkarsa, bu ne anlama gelir? PRKTE'nin Silopi EÜAŞ'ye kayıt dışı (illegal ve bedava) olarak asfaltit hortumladığı anlamına gelir. PRKTE ortaklarının mal varlıklarının grup tarafından çal.. -pardon- "izinsiz alındığı" anlamına gelir. İş dolandırıcılığın da ötesinde başka bir boyut daha kazanır.

Araştırmakta fayda var.

Serenler
20-04-2011, 09:37
Asfaltit yakan bir termik santralin, elektrik üretimi / asfaltit tüketimi oranı (MWh/ton) nedir? Silopi Elektrik Üretim A.Ş. (varsa diğer grup içi asfaltit yakan santraller) seneler bazında ne kadar elektrik (MWh) üretmiş, ne kadar asfaltit (ton) tüketmiştir?

Eğer bu santrallerin "aşırı verimli" çalıştıkları ortaya çıkarsa, yani ürettiği elektriğe oranla teknik olarak imkansız derecede az asfaltit tükettikleri ortaya çıkarsa, bu ne anlama gelir? PRKTE'nin Silopi EÜAŞ'ye kayıt dışı (illegal ve bedava) olarak asfaltit hortumladığı anlamına gelir. PRKTE ortaklarının mal varlıklarının grup tarafından çal.. -pardon- "izinsiz alındığı" anlamına gelir. İş dolandırıcılığın da ötesinde başka bir boyut daha kazanır.

Araştırmakta fayda var.

Bu piyasalarda bir zamanlar dolandırıcılıkta ve pervasızlıkta sınır tanımayan Cem Uzan diye biri vardı.
Umarım bunun da sonu onun gibi olmaz.

delidayim
20-04-2011, 12:29
sayın serenler ,bu konuda nedim şener in bi kitabı var,
Uzanlar-bir korku imparatorluğunun çöküşü.
türkiyenin 1 numarası olmalarına ramak kalmıştı,kibirleri hırsları gözlerini kör etti.

aro
20-04-2011, 16:27
Bu piyasalarda bir zamanlar dolandırıcılıkta ve pervasızlıkta sınır tanımayan Cem Uzan diye biri vardı.
Umarım bunun da sonu onun gibi olmaz.PRKTE halka açık şirket olmasaydı bile, santrallere kayıt dışı asfaltit hortumlanmasından grubun menfaatleri var.

Konu hakkındaki kanunları ve mevzuatı bilmediğim için genel mantık yürüterek konuşuyorum:

1. Asfaltit netice itibarıyla bir doğal kaynak olup, maden işletmesi devlet tarafından özel sektöre kiralandığından, vergi olsun, devlete ödenen işletme/kar payı olsun, maden işletmesinin yüklü kesintilere maruz olması gerekir. Yani asfaltit madeninin kayıt altındaki üretiminden elde edilen karın yüklü bir kısmı devlete gidecektir.

2. Enerji üretimi stratejik öneme sahip ve devletçe desteklendiğinden, devlet kesintileri ve vergilerin normalden daha düşük olması gerekir. Ayrıca Silopi EÜAŞ güneydoğuda kalkınmakta öncelikli bir bölgede bulunduğundan, devlet desteğinin iki kat fazla olması gerekir.

Yani, PRKTE'nin karının belki %70'i devlete giderken, Silopi EÜAŞ'nin karının belki %10'u devlete gidiyor. Rakamlar atmasyon, ama ne demek istediğimi anlıyorsunuz. Şimdi PRKTE ürettiği asfaltiti kayıt dışı olarak Silopi EÜAŞ'ye hortumlarsa ne olur? PRKTE'den Silopi EÜAŞ'ye muazzam bir kar transferi olur. PRKTE anca ayakta tutunabilirken, Silopi EÜAŞ para basar. Bunu yukarıdaki vergilendirme farkıyla birleştirince, grubun bu işten karlı çıkacağı barizdir. Buna bir de PRKTE'nin halka açık, Silopi EÜAŞ'nin halka kapalı grup içi şirketler olduğu gerçeğini ekleyin...

Evet, aynı şeyi düşünüyoruz. :)

aro
20-04-2011, 23:39
PRKTE ortaklarının haklarından öte, işin içinde saçı bitmedik yetimin hakkı da var. Yeraltı kaynakları devletin, milletin malıdır. Devlet, sahibi olduğu bu madenlere işletme payı karşılığında çıkarma izni veriyor. Çıkarılan madenin/kazancın şu kadarı senin işletme payın, bu kadarı benim devlet hakkım diye veriyor. Şimdi bu adamlar çıkarılan madenin bir kısmını -haşa!- kayıtsız olarak grup şirketlerine hortumluyorlarsa, PRKTE ortaklarından evvel devletin ve milletin hakkını yiyorlar demektir. Hani yapmıyorlardır da, ne bileyim işte biraz paranoya yaptım sanki... :)

Maliye bir huylanırsa varya, kesin bu işe yakın ilgi ve şefkat gösterir bence. Şeytan böyle abuk subuk fikirleri dürtüklüyor işte, yoksa ben hiç ispiyonculuk yapar mıyım..? :he:

aro
21-04-2011, 16:40
Hoş, asfaltitin 40 TL/ton fiyatla satılması da bir hortumlama türü değil midir? Hatta kağıt üstünde işi kılıfına uydurması dolayısıyla, kayıt dışı hortumlamadan daha emniyetli bir yol bu. Sonuçta, eğer asfaltitin haksız derecede ucuz fiyatla grup içi şirketlere transfer edildiği ispatlanabilirse, bu durum hem ortak haklarının hem de milli menfaatlerin gaspı anlamına gelir.

Serenler
21-04-2011, 19:44
Hoş, asfaltitin 40 TL/ton fiyatla satılması da bir hortumlama türü değil midir? Hatta kağıt üstünde işi kılıfına uydurması dolayısıyla, kayıt dışı hortumlamadan daha emniyetli bir yol bu. Sonuçta, eğer asfaltitin haksız derecede ucuz fiyatla grup içi şirketlere transfer edildiği ispatlanabilirse, bu durum hem ortak haklarının hem de milli menfaatlerin gaspı anlamına gelir.

Asfaltitin neredeyse yarı kalorisi değerde Linyitin piyasa piyasa değeri ton olarak 250-500 TL. .

http://www.ekomur.com/2011-komur-fiyatlari.html

Kaloriyi de hesaba katarsanız bu rakamı ikiye katlayın, çıkan sonuç asfaltit 20 de bir fiyatla Ciner'in diğer firmalarına peşkeş çekiliyor.
Peşkeş çekilmekle kalmıyor tüm vergi rödovans ve masrafları Parkme üstleniyor.
Soygun bu kadarla da bitmiyor sattığı ürünün parasını 4 yıldır alamıyor. Sorulduğunda "Efendim alacağımıza yıllık cari faiz uyguluyoruz" deniyor.
Bakalım bu akıl ötesi soygun iş nereye kadar devam edecek?
Bu şirketin ticari ilişkilerinin tamamı Ciner'in diğer şirketleriyle...
Bu nedendir?
SPK yı göreve davet ediyorum.
Yapılan Türk yatırımcısının göz göre göre soyulmasıdır.
Bu soygun önlenmelidir.

aro
21-04-2011, 21:35
Asfaltitte bunu yapanın, bakırda da benzerini yapmasını beklerim. Aslında şu bakır işini de biraz tırtıklamakta fayda var. İş sadece ortakların haklarının gaspıyla sınırlı değil. Ortak haklarının gaspı, iddia makamında müştekinin bulunduğu bir hukuk davası şeklinde ele alınır diye varsayıyorum. Oysa işin içinde kamu haklarının gaspı da olduğundan, iddia makamında savcılığın bulunduğu bir ceza davası açılır diye biliyorum.

BORYAD veya benzer kuruluşlardan avukatlık desteği alınabilirse mükemmel olur. Zaten BORYAD böyle bir davada dahi hukuki destek sağlayamıyorsa var oluş sebebi iptal olur. Avukatlık desteği bulunabilirse, bir yandan SPK, diğer yandan adliye kanalıyla bir hareket başlatılabilir.

Aklıma gelmişken şöyle bir yöntem ile de avukatlık desteği sağlanabilir belki:
* Önce elinizdeki dosyayı (verileri) %90+ tamamlarsınız.
* Ticari davalarda uzman ve dava geçmişi parlak, oldukça da pahalı, birkaç tane hukuk bürosu veya özel avukatın listesini çıkarırsınız.
* Bunlarla "vekalet ücretini karşı tarafın yüklenmesi" bazında, buna mukabil pazarlık etmeksizin anlaşmaya çalışırsınız - artık hangisi kabul ederse. Yani davayı kazanırsanız sizin tüm adli masraflarınızı -vekalet ücreti dahil- karşı taraf ödeyecek, davayı kaybederseniz avukat size bedavaya çalışmış olacak.

Bunun iki avantajı var: (1) Cebinizden 1 lira çıkmayacağını baştan teminat altına almış oluyorsunuz, (2) Daha önemlisi, elinizdeki dosyayı stres testten geçirmiş oluyorsunuz. Eğer elinizdeki dosyanın kazanma ihtimali kesin gibi değilse, hukuk bürosu böyle bir anlaşmayı baştan kabul etmeyecek demektir. Veya size diyebilirler ki, "dosyadaki şu şu eksikleri giderin, şurası zayıf kuvvetlendirin, şunu delillendirin vs. vs. o zaman davayı alırız"

Yani elinizdeki dosya ister istemez ya davayı kesin kazanacak şekilde olması (veya o noktaya kadar olgunlaşması) lazım, veya hiç bir hukuk bürosu o davayı almaz zaten. Böylece davayı kazanacağınıza baştan emin olaraktan davayı açmış olursunuz.

İşin içinde ciddi boyutlu kamu davası da olduğu için savcılığı da full arkanıza alacaksınız. Bir de işin bakır tarafında da asfaltite benzer delillerle (hem ortak hakkı hem kamu hakkı açısından) gelirseniz, davanın acaip kuvvetleneceğini ve hukuk bürolarının böyle bir dosyaya atlayacaklarını tahmin ederim.

Ahanda kendinden menkul hukukçu oldum. Bu iş kolaymış ya... :he:

TomBombadillo
22-04-2011, 10:11
Takip eden arkadaşlara selamlarımı sunarım

Bilanço döneminde bazı şirketlerin bilançolarını inceliyorum.Bir önceki seneye göre faaliyet karı arttıran ve nispeten ucuz kalmış hisseleri tararken gözüme DERİM takıldı

Geçen seneye göre satışların artması ve net faaliyet karının artışı ilk başta hoşuma gitti. Şirketin ticari alacaklarına baktığımda inanılmaz boyutlarda azalma gördüm. Bir önceki yıl sonu bilançosunda ticari alacakları 34.540.490 liradan 3.470 liraya inmiş. Önce anlam veremedim . Yani şirket nerdeyse sattığı tüm malların parasını anında nakite çevirebiliyor, ne güzel diye düşünürken gözüme başka bir kalem çarptı.O da diğer dönen varlıklar kalemi.Bu kalem şirketim tüm dönen varlıklarının % 90’una denk geliyor.
Nedir bu diğer dönen varlıklar ?

http://img195.imageshack.us/img195/1446/dnenvarlk.png



Mali dipnotları inceleyelim: (bold ile yazılan yazılar tamamen şirketin mali dipnotlarından alınmıştır, yazılara ek veya yorum yapılmamıştır)

Görüşümüzü etkilememek ile birlikte aşağıdaki hususlara dikkatinizi çekeriz
Şirket‟in 31 Aralık 2010 tarihinde sona eren yıla ait satışlarının %92‟si (31 Aralık 2009: %96), ortak kontrol ve yönetim ilişkisi içinde olduğu Derimod Deri Konfeksiyon Pazarlama Sanayi ve Ticaret A.ş.‟ye (“Derimod Pazarlama”) yapılmıştır.

Anladığım kadarıyla şirket kendine ait pazarlama bölümü iştiraki yaratmış ve hemen hemen tüm mallarını bu şirkete satmış.Peki pazarlama bölümü ürünleri kaç liradan almış ve kaç liradan satmış ? Bu işlem sonucunda pazarlama bölümünün net karı nedir? Bunu bilmiyoruz.Bildiğimiz tek şey şirketin, ürünlerinin %92’sini pazarlama bölümüne sattığı. devam edelim

20 numaralı dipnotta açıklandığı üzere şirket 01 Mayıs 2010 tarihinde Derimod Pazarlama ile yeni bir protokol yapmış ve Derimod Pazarlama‟da oluşan pazarlama, satış ve dağıtım giderlerinin (reklam ve kanunen kabul edilmeyen giderler dışında) şirket ve Derimod Pazarlama arasında net hasılatları oranında paylaşılarak şirket‟e yansıtılmasına karar verilmiştir. Söz konusu protokol uyarınca 31 Aralık 2010 tarihinde sona yılda şirket‟e 13.277.591 TL tutarında gider yansıtılmıştır

Komedi başlıyor.Pazarlama bölümü şirketin neredeyse tüm ürünlerini almış ve sonra kendisinin uygun gördüğü bir fiyata satmış.Kaç liradan almış, kaça satmış, ne kadar kar etmiş bilmiyoruz.Fakat bildiğimiz bir şey var.Satış masraflarını şirkete ödetmişBu tutar şirkete 13.277.591 tl gider yansıtmış.Vay anam vay..Derim şirketi ve dolayısıyla yatırımcısı, pazarlama bölümünün karına değil ama masraflarına ortak edilmiş.

Gelin şirkete yansıtılan giderleri inceleyelim

Banka komisyon giderleri: Derimod Pazarlama, 2010 ve 2009 yıllarında kredi kartı ile yapmış olduğu taksitli satışlardan dolayı bankalara ödemiş olduğu komisyon bedelinin 2010 yılında % 25,04‟ünü (2009: % 20,68) şirket‟e dekont etmiştir. Derimod Pazarlama‟nın kesmiş olduğu banka komisyon dekontları Gelir Tablosu‟nda Finansman Giderleri hesabında gösterilmiştir.

Nakit İskontosu: 31 Mart 2010 tarihinde sona eren üç aylık dönemde Derimod Pazarlama, sattığı ürünlerde yapmış olduğu nakit iskontosunun % 50‟sini şirket‟e fatura etmiştir

Ciro Primi İskontosu: Her ay sonunda Derimod Pazarlama, şirket‟in kendisine yapmış olduğu net satış tutarı üzerinden şirket‟e giysi ve ayakkabı grubu için %5, çanta grubu için %2,5 oranında ciro primi faturası kesmektedir.

Reklam giderleri: Derimod Pazarlama , dönem içinde yapmış olduğu reklam giderinin her üç ayda bir %50‟sini şirket‟e fatura etmektedir.Derimod Pazarlama‟nın kesmiş olduğu reklam gideri faturaları Gelir Tablosu‟nda Pazarlama Satış ve Dağıtım Giderleri Hesabında gösterilmiştir.
Söz konusu protokol uyarınca 31 Aralık 2010 tarihinde son yılda şirket‟e 13.277.591 TL tutarında gider yansıtılmıştır.

Pazarlama bölümü şirketten mal alıyor, iskonto bedeli yaratıp şirkete fatura kesiyor
Pazarlama bölümü mal satıyor, banka komisyon oranlarını şirkete dekont ediyor.
Şeytanın aklına gelmez ama bunların aklına gelmiş. Pazarlama bölümü iskontolu sattığı ürünleri de şirkete fatura etmiş. Nedir bu yeni ortaya çıkan pazarlama bölümü.Kendimizi kandırmayalım.Pazarlama bölümü sanayi A.Ş; bilonço kaçırma ve saklama yöntemi.

Derimod şirketi halka açık olmasa iştedeği gibi at koştursun, hesabını maliyeye verir.fakat bu şirket halka açık ve tek bir lotu olan yatırımcı dahi bu şirkete teorik olarak ortaktır.Bu durumda şeffaflık vazgeçilemez bir durum olmalıyken bizim şirkete ait bildiğimiz tek şey Pazarlama A.Ş şirketi hemen hemen şirketim tüm nakitlerini elinde tutmaktadır.

Arkadaşlar, Pazarlama bölümü resmen şirketi kullaniyor gibi. Şirket ürettiği malların büyük bir kısmını pazarlama bölümüne veriyor.Bu satış miktarı belli değil.Pazarlama bölümünün de bunu satarken ne kadar kazandığı belli değil.Fakat pazarlama bölümünün masraflarını şirketin kendisi ödüyor.İnanılacak gibi değil.Bu durum şirkete yansıması gereken gerçek faaliyet karını görmemize engel oluyor.

Şirkete pazarlama bölümü tarafından nasıl haksizlik yapildigini gördük.Fakat olay bununla da bitmiyor.
Dipnot 20’de başka oyunlar da var.

http://img402.imageshack.us/img402/9321/irket.png

Arkadaşlar;

Ben mi yanlış anlıyorum yoksa ortada tuhaf bir durum mu var.
Bir şirketin yatırımcısını bu kadar küçümsemesini, bu durumun farkına varılmayacağını sanmasını ve asıl önemlisi SPK’nın buna nasıl müsaade ettiğini inanın anlamıyorum
Şirket pazarlama adı altında bir iştirak kurmuş.Tüm ürünler bu pazarlama şirketi tarafından satılıyor.Dönen varlıklarının %90’ı bu pazarlama şirketinde veeee,
şirket bu alacaklarına karşın bir faiz uygulaması yapmadığı gibi alacak vadesi de koymamış.Al bu parayı tepe tepe kullan demiş.Kime, kendi iştirakine.Şirketin 44.156.088 lirası pazarlama bölümünde.(tüm dönen varlıklarının % 90’ı).Paranın geri ödeme vadesi belli değil ve faiz işlenmiyor :).Bu para kimin peki.Aslında şirketin, yani yatırımcının.Yatırım yaptığımız şirket alenen bizim payımızı karşılıksız olarak (vade yok fazi yok) başka birine vermiş.Kim bu başka biri ? Bilançoları inceleyen herhangi bir yatırımcının farkına varabiliceği bu olumsuz duruma SPK nasıl göz yumar yahu.Peki, bu hisseye yatırım yapan kişiler pazarlama şirketine mi yatırım yapıyor,yoksa sektörün geleceğine ve şirketin kendisine mi.Tabi ki sektöre ve şirketin kendisine.Eee, arkadaş sen benim paramın % 90 kısmını nasıl olur da karşılıksız bir şekilde başka bir şirkete verirsin.o başka biri dediğimiz şirketin yönetim kurulundan birileri mi yoksa.Benden izin aldın mı bu parayı vermek için ?

PRKME şirketine dua edin valla.Hiç olmazsa onlar verdiği paydan yıllık faiz alıyor :)
Derimodun böyle bir derdi de yok
Lütfen bilançoyu sizler de değerlendirin.Benim yanlış yorumladığım bir şey mi var ?
Orta ve uzun vadeli hisse yatırımcısı arkadaşlar, şirketinize sahip çıkın ve karinin transferine izin vermeyin.1 lotum dahi olsa SPK’dan ve şirketten şu soruların cevabını sorardım ama benim böyle şirketlerle işim olmaz

1-Derimod , Pazarlama A.Ş’ye ne kadar ürün satmıştır.Bu ürünlerin dökümü nedir.Pazarlama A.Ş ve Derimod tüm ürünleri kalem kalem açıklamak zorunda değil midir ?
2-Pazarlama A.Ş bu ürünleri ikinci kişilere kaç liraya satmıştır .(Derimod mağazalarında bu ürünler tüketiviye kaç liradan satılmıştır)
3-Ürünlerin satıldığı mağazaların faturaları nerdedir. (Derimod mağazaları dışında satılan parekende sektörü satış faturaları nerdedir)
4-Pazarlama A.Ş bu iş sonunda ne kadar kar elde etmiştir ?
5-Pazarlama A.Ş, pazarlama sonucu ortaya çıkan masrafları neden şirkete fatura etmektedir ?
6-Şirket ürettiği ürünü sattıktan sonra Pazarlama A.Ş’nin banka komisyon giderlerini neden ödemektedir ?
7-Pazarlama A.Ş ikincil kişilere ürün satarken yapmış olduğu nakit iskontosu anlaşması hangi sebeplerle şirkete fatura edilmektedir.
8-Pazarlama A.Ş el koyduğu 44.156.088 lirayı nasıl değerlendirmiştir.Bu değerlendirme sonucu ortaya çıkabilecek olan olası finansal kar veya zarar yine şirkete mi yansıltılacaktır ?
9- Aslında en önemli soru.Pazarlama A.Ş yönetim kurulunda kimler bulunmaktadır.Bu kişiler aynı zamanda Derimod yönetim kurulunda da görev yapmakta mıdır ?

Arkadaşlar, kolay gelsin.Bu soruların cevaplarını şirketten ve SPK’dan alırsanız lütfen yazınız.Biz de bilelim bu Pazarlama A.Ş ‘nin sırlarını

epikur
23-04-2011, 13:36
Sn tombombadillo,
yazdiklarinizin yüzde 98 ine katiliyorum.
Sahiden ilginc bir olayi yakalamissiniz.
Aslinda böyle bir sirkete ortak olmam diyerek...temel analiz ile yatirim yapan hic bir arkadas bu sirketin senedini almaz...diyecegim. Ama tabiiki bu dogru degil. Rasyolari düzgün "görünürse, ve senedin fiyatinin geri kaldigina inanilirsa, bircok temel analiz yapan arkadas bile bu sirketi belki "tavsiye edebilir".
Sirketin senetlerini tekniginden dolayi alan veya fiyat yükselisine oynayan borsaci arkadaslarin ise bu yazdiklarinizdan rahatsiz olacagini hic sanmiyorum.
Yani olay cogunlugun gözünde ne yazikki "problem" falan degil!

Biraz detaylari inceledim:
Gelir tablosuna ve nakit akim tablosuna bakdigimda...yazdiklarinizin ne kadar dogru oldugu cok net gözüküyor. Sirketin bu 2 tablosu....sirketin sanki kesinlikle kar yapmamasini ve nakit üretmemesini "öngörüyor"!.
Muhasebe kurallariyla ne kadar asinasiniz bilmiyorum ama, bu rakamlarin ve "uygulamalarin"...hukuka, yönetmeliklere, yani kurallara uygun oldugundan aslinda pek süphem yok.
Türkcesi: Yaptiklarini kitabina uyduruyorlar! :yes:

Benim tavsiyem size aslinda su: Sanirim ortak degilsiniz. Uzun vadeli akli basinda birinin sirketin kar yapabileceginden falan bu sirkete ortak olmak isteyecegini zaten hic zannetmiyorum.

O yüzden yukarida göstermis oldugunuz, bu "ciddi ve detayli degerlendirmeyi" ve dipnotlu bilanco incelemesini... bunu hakeden ciddi sirketlerde yapmaniz ve yatirimlariniz icin bir arti deger yaratmaniz.
Bu tip calismalarinizi Temel Analiz basliginda yayinlarsaniz sayisi cok fazla olmasada,temel analiz ile yatirim yapan bir kac arkadasimizda faydalanabilir, hatta seyrekde olsa belki eklemeler falanda yapabilir.
Sonucda tüm umutsuzluguma ragmen,temel analiz yatirimcisi sayisinin ileride artabilecegini düsünüyorum.
Tekrar elinize saglik, arastirmaniz icin. :)

TomBombadillo
23-04-2011, 15:35
Sn Epikur,

Derim bilançosunu incelediğiniz ve fikirlerinizi beyan ettiğiniz için teşekkür ederim

Birçok konuda bana katıldığınızı belirtmeniz de beni ayrıca onurlandırmıştır

Derim hakkında bu kadar ayrıntılı bir yazı yazmamın sebebi uzun dönemdir yatay bir piyasada seyretmesi ve beklentisi olan bir hisse olmasıydı.Şirkete yatırım düşünmüştüm ve kendimce analizimi yaptım.Ortaya olumsuz sonuçlar çıkınca da bunu arkadaşlarla paylaşmak istedim.Üzülerek belirtmeliyim ki bu analizim sonucu bana ithamlarda bulunuldu ve vebal altında kalabileceğim söylendi.İnanın çok rahatsız oldum bu sözden.Netice itibarı ile bu şirkette tek lotum bile yok ve bunca zahmete gördüklerimi arkadaşlarla paylaşmak adına girmiştim.Bu bağlamda yapmaya çalıştığım diğer temel analiz notlarımı paylaşıp paylaşmamakta kararsızlık içinde kaldım.

Ben de portfoyümün bir bölümü ile teknik uygunluk gördüğüm hisselerde al-sat yapıyorum fakat yatırımımın büyük kısmı temeli kuvvetli hisselerde.Bizim gibi k.y nin temel analiz dışında bir silahımız olduğunu düşünmüyorum çünkü.Yine de bu hissede uzun dönem yatırım planlayan arkadaşlarımız dikkatli olsunlar bence.Umarım arkadaşlarımız da yatırım planladıkları şirketlerde gerekli araştırmalar yaparak yatırımlarına yön verirler

gucluu
23-04-2011, 15:46
Ben bu şirkete orta uzun, vadeli yatırımcı olayım dedim. Ancak bu pazarlama işinden beri sildim attım.

Bir de şirkete 3-4 defa mail attım değişik konularla ilgili hiçbir cevap gelmedi.

SPK ya attım onlardan da eften piften cevap geliyor.

Bu ciroya bu kar olurmu diyor insan, bu fiyata böyle bir şirket olur mu diyor insan ancak sonra detaylı baktıkça soğuyor.



lütfen gereksiz uzun alintilar yapmayiniz!
Mod.

epikur
23-04-2011, 16:11
...kendimce analizimi yaptım.Ortaya olumsuz sonuçlar çıkınca da bunu arkadaşlarla paylaşmak istedim.
Üzülerek belirtmeliyim ki bu analizim sonucu bana ithamlarda bulunuldu ve vebal altında kalabileceğim söylendi.İnanın çok rahatsız oldum bu sözden.
Netice itibarı ile bu şirkette tek lotum bile yok ve bunca zahmete gördüklerimi arkadaşlarla paylaşmak adına girmiştim.Bu bağlamda yapmaya çalıştığım diğer temel analiz notlarımı paylaşıp paylaşmamakta kararsızlık içinde kaldım....


Arkadasim,
sakin böyle bir sey düsünme veya yanlis bir sey yapdim diye üzülme!
Bu tip ciddi analizler...bir kisiyi bile bu senede girmekden alikoyarsa...hanene yazilacak sevap, vebalinden katkat yüksek olacakdir diye düsünüyorum.
Menfaatine zarar gelen kisiler, gruplar, bu vebal kelimesiyle...insanlari vicdan azabi altina almak isterler, manipüle ederler ve cogu zamanda basarili olurlar!

Bu yazilanlar ile tekerine comak sokulan kisi veya grup, ancak muhtemelen bir operasyon yapmak isteyen spek veyada senedin yükselmesi önlenecek ve hissede para kazanamayacagim diye düsünen/korkan senetteki ky ler olabilir!
Ama bu tip cekinceler...sorgulayici temel analiz yapmamizi önleyemez.
Eline saglik, ugrasmissin ve güzel bir arastirma olusturmussun. :cool:
Isterdimki cogu insan, degil ortak olmadigi bir senette, ortak oldugu bir senette bile senin yapmis oldugun analizin onda birini yapsin, veya zahmet edip dipnotlu mali tablosunu bir acsin ve... bilanconun ve gelir tablosunun "olusumuna" bir kere bir baksin!

i-ked
24-04-2011, 12:42
Bu piyasalarda bir zamanlar dolandırıcılıkta ve pervasızlıkta sınır tanımayan Cem Uzan diye biri vardı.
Umarım bunun da sonu onun gibi olmaz.

http://img692.imageshack.us/img692/9342/ikedmetro.jpg

Zorla çek senet imzalatmak
insider trading
manipulasyon
%9,5 paya sahip olup bedelli kararı almak
10 milyona kurduğu şirketi 190 milyon bedelle halka arz etme teşebbüsü
kendine olan borcu ödemek için o kadar bedelli yaptı şirket hala kendisini milyonlar borçlu
spk borsaya izin vermeyince vaneti alıp adını metro diye değiştirip tekrar vaneti halka arz etmek
vs vs

METRO TİCARİ VE MALİ YATIRIMLAR HOLDİNG A.Ş. / METRO [] 12.01.2011 18:26:50
Özel Durum Açıklaması (Güncelleme)


Özet Bilgi : Şirketimizin bu gün saat 16.18 de yapılan açıklaması aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.


AÇIKLAMA:
Şirketimizin bu gün saat 16.18 de yapılan açıklaması aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

Yönetim kurulumuzun saat 18:15 de yapılan toplantısında ; sermaye artırımı sebebiyle yeni pay alma haklarının kullanımının 13.01.2010 tarihinde başlayacağı dikkate alınarak genel kurula 2010 yılı karından temettüü dağıtılmamasının teklif edilmesine karar verilmiştir.


METRO TİCARİ VE MALİ YATIRIMLAR HOLDİNG A.Ş. / METRO [] 12.01.2011 16:18:13
Özel Durum Açıklaması (Genel)
Özet Bilgi : Yönetim Kurulunun 2010 Yılı Genel Kuruluna Kar Dağıtım Teklifi Hk.

AÇIKLAMA:
Yönetim Kurulumuzun 12.01.2011 tarihli toplantısında,
2010 yılı hesap döneminde oluşacak dağıtılabilir dönem karından %20 kar payı dağıtılmasınının genel kurula teklif edilmesine karar vermiştir.

Yukarıdaki açıklamalarımızın, Sermaye Piyasası Kurulu'nun Seri: VIII, No:54 sayılı Tebliğinde yeralan esaslara uygun olduğunu, bu konuda/konularda tarafımıza ulaşan bilgileri tam olarak yansıttığını; bilgilerin defter, kayıt ve belgelerimize uygun olduğunu, konuyla ilgili bilgileri tam ve doğru olarak elde etmek için gerekli tüm çabaları gösterdiğimizi ve yapılan bu açıklamalardan sorumlu olduğumuzu beyan ederiz.

Bu beklentiyle genel kurul tarihine kadar METRO.E, METRO.Y ye göre 10 kademe kadar fazlaydı ama yine sağ gösterip sol vurdu. Dilerim sonu Uzan'dan beter olsun.

apache
25-04-2011, 14:17
küçük yatırımcının hak arama mücadelesi ...?
sn.APACHE dostum vestel için mücadele ve burdaki yazınız ve temel analiziniz her zaman taktir ettigim bir arkadaşsınız burdaki vestel için aydınlatıcı ve anz ve yönetim kadrosunun ne kadar vampir biri olup borsada nasıl yatırımcı parası alınır konusundaki ve savunmanızı taktir ediyorum her zamanki gibi ..sizin fil ile karınca fıkrası geldi aklıma .. selam degerli dostum burda yazmanız iyi olmuş ..

Selam sevgili dostum,

Beni onore eden güzel sözleriniz için teşekkür ederim. Bilmeyenler için " Karıncaların Fille Savaşı " fıkrasını tekrar aktarıyorum.

KARINCALARIN FİLLE SAVAŞI.

Ormandaki karıncalar müthiş bir düzen ve saadet içinde yaşayıp duruyorlarmış: ta ki kötü fil ormana musallat oluncaya kadar. Filin en büyük zevki karınca ezmekmiş. Günün belli saatlerinde ormana geliyor ezebildiği kadar karınca eziyor, keyif yapıyor, sonrada gidiyormuş. Karıncalar bu mezalim karşısında gerçekten çok hiddetlenmişler. Bir gün karıncaların şefi karınca liderlerinin ulu ağacın altında toplanmasını istemiş, gerçekten sabah yüzlerce koloni lideri, şefin yanında toplanmışlar.

Uzunca bir sessizlikten sonra, şef konuşmuş “Arkadaşlar, başımıza gelen felaketi biliyorsunuz. Ne öneriyorsunuz?” diye sormuş. Kimi liderler “Ormanı terk edelim “, kimisi “Saklanalım” kimisi de “rüşvet verelim” derken, şef “Arkadaşlar ormanımıza file bırakmayacağız, savaşacağız, herkes, tüm karıncalar silahlanıp, iki gün sonra sabah burada toplanacağız” diye konuşunca, tüm liderler “savaş!savaş!savaş” nidalarıyla toplantıdan ayrılmışlar.

Büyük gün gelip çattığında ormanın her yerinden irili ufaklı, siyah beyaz tüm karıncalar sürüler halinde toplanmaya başlamışlar. Her taraftan karıncalar akın ediyormuş, milyonlarca karınca, ellerinde iğneler, sopalar taşlar ve herkes şefin tırmandığı kayanın altına toplanmış. Şef onlara hedefi anlatmış, tüm karıncalar “Zafer! Zafer” çığlıkları atarken birden uzaktan bir filin ayak sesleri duyulmuş “ gümp gümp gümp”. Karıncalar saklanıp beklemeye başlamışlar. Fil bırak karınca ezmeyi karınca göremediği için sinirle meydana girmiş. Bir anda şefin “hücum!” komutunu duyan karıncalar file saldırmışlar. Filin üzeri bir anda milyonlarca karınca ile dolmuş. Isırıyorlar, vuruyorlar, iğne batırıyorlarmış. Fil şaşkınlığını atınca yere bir sağ ayağını vurmuş, bir sol ayağını vurmuş üstünde hiç karınca kalmamış. Karıncalar bir daha saldırmışlar file. Fil bir sol ayağını vurmuş yere, bütün karıncalar yerde. Sadece tek bir zayıf çelimsiz karınca son anda filin boğazına tutunmuş, düştü, düşecek sallanmaya başlamış. Tüm karıncalar filin etrafında toplanmışlar ve bağırmaya başlamışlar.

“ BOĞ ONU BOĞ! "

YALIN
27-04-2011, 22:14
Manipülasyonun Tanımı ve Spekülasyondan Farkı
</h2>

Yayın organlarında -hatalı biçimde- sürekli birbirleri yerine kullanılan "manipülasyon" ve "spekülasyon" terimleri birbirlerinden farklıdır.



Manipülasyonun sözcük anlamı "birilerini, istendiği gibi düşünmeleri ya da istendiği gibi yapmaları için etkilemek"tir. (OXFORD, 2006; s. 446)



Finansal anlamdaki manipülasyonsa, Sermaye Piyasası Kurulu'nun "Hisse Senedi Piyasasında Manipülasyon" başlıklı yayınında: "insanları kandırarak bir menkul kıymeti almaya veya satmaya sevk etmeye veya menkul kıymetin fiyatını yapay bir seviyede tutmaya yönelik davranışlar" ve "menkul kıymet piyasalarında arz ve talebin serbest bir şekilde karşı karşıya gelerek fiyatları belirlemesine yönelik sürecin kasıtlı olarak engellenmesi" şeklinde tanımlanmaktadır. Bu tanımlara göre manipülatif üç eylem vardır. Bunlar:



1.Arz ve talebin serbest bir şekilde etkileşimini engelleyerek fiyat mekanizmalarına müdahalede bulunmak,
2.İnsanları kandırarak bir menkul kıymette işlem yapmaya sevk etmek,
3.Menkul kıymet fiyatını yapay bir seviyede tutmak amacıyla tasarlanan eylemlerdir.


AB Direktifindeyse Manipülasyon türleri:



1.Sermaye piyasası araçlarının arz ve talebini yanlış ve yanıltıcı biçimde etkileyen/etkileyebilecek ya da sermaye piyasası araçlarının fiyatlarının yapay veya anormal şekilde oluşmasını sağlayan emirler ve işlemler,
2.Diğer yanıltıcı ve hileli unsurlara dayanan emir ve işlemlerin gerçekleştirilmesi,
3.Sermaye piyasası araçlarıyla ilgili yanlış veya yanıltıcı etki yaratan/yaratabilecek nitelikte bilgilerin yayınlanmasıdır. (ŞAHİN ve KARACAN, 2005)


Borsaların sığlığı (derinliğinin çok olmaması), borsaya kote olan şirketlerin çoğunluğunun piyasa değeri düşük şirketlerden oluşması gibi etkenlerin bir sonucu olan manipülasyon (yapay piyasa oluşturmak), dünya piyasalarında hep suç sayılmış, "kanunlara aykırı" olarak nitelendirilmiş ve cezalandırılmıştır.



Spekülasyonsa, mevcut piyasa yapısının değerlendirilmesi sonrasında oluşan beklentiler dikkate alınarak ve risk üstlenilerek kazanç sağlama çabasıdır. Manipülasyonun aksine, spekülasyon suç değildir. Aksine borsalar ve piyasaların varlık sebepleri, insanları spekülatör olmaya davet ederek ve onları bu yönde teşvik ederek her menkul kıymetin hak ettiği fiyata (ya da değere) ulaşmasını sağlamaktır.



Manipülasyonun Piyasaya Etkisi




Sermaye Piyasası Kurulu'nun "Hisse Senedi Piyasasında Manipülasyon" başlıklı yayınında (2003; s 6), manipülasyonun yasaklanmasındaki etkenler şöyle sayılmaktadır:




"Şirketlerin finansmanında ve genel olarak ekonominin finansmanında sermaye piyasalarının oynadığı rolün önemi her geçen gün daha da artmaktadır. Menkul kıymetlerin, teminat olarak kullanılmaları nedeniyle, kredi hacminin genişlemesinde ve daralmasında rolü bulunmaktadır. Girişimler ihtiyaç duydukları fonları temin edebilmek açısından, şeffaf ve etkin işleyen menkul kıymet piyasalarına gereksinim duyarlar. Düzgün işleyen finansal piyasalar ve halkın piyasalara duyduğu güven, ekonomik büyümenin sürdürülebilmesi açısından ön şart olarak görülmektedir. Manipülatif davranışlarla piyasaların kötüye kullanılması, şirketlerin kendilerini finanse etme maliyetlerini artırmakla kalmamakta, piyasaların dürüstlüğüne ve halkın piyasalara duyduğu güvene de zarar vermektedir. Bu tür uygulamaların, serbest piyasa kurallarına göre oluşan arz ve talebe müdahale ederek, yeni yatırımcıları piyasalara girmekten caydırdığı ve ciddi sonuçlar ortaya çıkardığı kabul edilmektedir. Manipülasyonlar piyasaların etkinliğini azalttığından, manipülasyonu önlemeye ilişkin düzenlemelerin ve bu kapsamda manipülasyonları önlemeye yönelik denetim ve yaptırımların piyasaların etkinliğini artırma konusunda büyük önemi vardır.



Manipülasyon, kamunun aydınlatılması mekanizmalarının işlerliğini ve piyasaların şeffaflığını ortadan kaldırdığından, yatırımcıların piyasaya olan güvenlerini olumsuz yönde etkilemekte ve dolayısıyla piyasaların gelişimini de engellemektedir. Son yıllarda modern tekniklerin gelişmesi ve özellikle internet kullanımındaki yaygınlık, finansal bilgilere ulaşımı kolaylaştırmakla birlikte sermaye piyasası araçlarının değerini etkileyecek yanıltıcı bilgilerin de daha hızlı yayılmasına neden olduğundan, bu alanda da bazı kuralların belirlenmesi ihtiyacı doğmuştur.



Anılan nedenlerle, manipülasyonlarla ilgili olarak hemen hemen tüm ülke düzenlemelerinde yasaklamalar getirilmiştir. Hatta düzenlemelerin piyasa şartlarında ve teknolojik imkanlarda meydana gelen gelişmelere paralel olarak yeniden gözden geçirilmesi için piyasaları düzenlemekle görevlendirilmiş kurumlara, gerekli yapısal değişiklikleri ve yeni düzenlemeleri yapma konusunda yetki verildiği görülmektedir."



Sermaye piyasaları, bir ülkenin uzun dönemli, sağlıklı bir büyüme sağlayabilmek için başvurabileceği tek ve en önemli kaynaktır. Sermaye piyasalarının geliştirilip derinleştirilemediği ülkeler, krizler ve büyük dalgalanmalarla yaşamaya, daha doğrusu yaşamaya çalışmaya, mahkumdur. Sermaye piyasalarının derinleşebilmesi ve geliştirilebilmesi, hem fon arz edenlere hem de fon talep edenlere en yüksek faydayı sağlayabilmesiyse -ancak ve ancak- daha çok yatırımcının piyasaya dahil edilmesi ve piyasa hacminin büyütülmesiyle gerçekleşebilir. Daha çok yatırımcının piyasaya dahil olmasını engelleyecek önemli bir etken, söz konusu yatırımcıların piyasaya güven duymamasıdır ve bu güvensizliğin önemli nedenlerinden biri de manipülasyondur.



Türkiye'de Manipülasyon




Genel Durum




Türkiye'de faaliyet gösteren İstanbul Menkul Kıymetler Borsası, derinliği çok olmayan bir borsa olması ve bu borsaya kote olan şirketlerin çoğunun piyasa değeri düşük şirketlerden oluşması, hisse fiyatlarının manipüle edilmesini kolaylaştırmaktadır. Bu durum, sermaye piyasasına olan yatırımcı güvenini zedelemekte, yatırımcıları piyasadan uzaklaştırmaktadır. Bu durum, şirketlerin uzun vadeli yatırımlarını gerçekleştirebilecekleri finansmanı bulmalarının zorlaşmasına neden olmaktadır.



Karatepe (2006), İMKB'de işlem gören şirketlerin büyük çoğunluğunun KOBİ dahi olamayacak kadar küçük olduğunu, dolayısıyla da birkaç milyon YTL ile dahi bu küçük şirket hisseleri üzerinde kolaylıkla manipülasyon yapılabileceğini belirtmektedir.



Manipülasyon Nasıl Yapılıyor




Karatepe (2006), manipülasyonun yapılışını şöyle anlatıyor: öncelikle bir şirket seçilmekte, daha sonra bu şirket hisselerinden fiyatı belirli bir yüksekliğe getirecek ve diğer yatırımcıları da yüksek getiri beklentisiyle alıma yönlendirecek miktarda alım yapılmakta ve istenen fiyat düzeyinde de toplu satış yapılarak manipülatif getiri elde edilmektedir. Bu, kuşkusuz, işlem bazlı manipülasyondur. Kimi zaman, basın organları da bu manipülatif eylemlerde kullanılmakta, yatırımcılar yanlış bilgilendirilerek alım ya da satıma yönlendirilmektedir. Bu durumda bilgi bazlı manipülasyon da söz konusu olacaktır.



Yatırımcı Profili ve Manipülasyon İlişkisi




TSPAKB verilerine göre 2005 yılı sonunda borsada işlem yapan 880,304 bireysel yatırımcıdan 718,120 tanesi portföy büyüklüğü 10,000 YTL'nin altında olan yatırımcılardan oluşmaktadır. Diğer bir değişle borsada "işlem yapan" yatırımcıların sayı olarak %80'i küçük yatırımcılardır. Yine TSPAKB verilerine göre sadece 1,000 gerçek kişi hisselerin %30'una sahiptir. Az sayıdaki yatırımcının, pastanın bu kadar büyük payına sahip olması, piyasa derinliği ve şirketlerin piyasa değerlerinin düşük olması yanında, manipülasyonu kolaylaştıran en önemli etkenlerden biridir.



Türk Hukuk Sisteminde Manipülasyonla İlgili Düzenlemeler




Sermaye Piyasası Kanunu




Sermaye Piyasası Kanunu'nda (SPKn) manipülasyonun iki türü tanımlanmıştır: Bilgi bazlı manipülasyon ve işlem bazlı manipülasyon.



Bilgi bazlı manipülasyon, SPKn'nin 47. maddesinin (A-2) bendinde: "sermaye piyasası araçlarının değerini etkileyebilecek, yalan, yanlış, yanıltıcı, mesnetsiz bilgi verilmesi, haber yayılması, yorum yapılması ya da açıklamakla yükümlü olunan bilgilerin açıklanmaması" şeklinde tanımlanmaktadır.



İşlem bazlı manipülasyon, SPKn'nin 47. maddesinin (A-3) bendinde: "yapay olarak, sermaye piyasası araçlarının, arz ve talebini etkilemek, aktif bir piyasanın varlığı izlenimini uyandırmak, fiyatlarını aynı seviyede tutmak, artırmak veya azaltmak amacıyla alım ve satımının yapılması" şeklinde tanımlanmaktadır.



Yalnızca işlem bazlı ya da bilgi bazlı manipülasyon yapan gerçek kişiler ya da tüzel kişilerin yetkilileri ve bunlarla birlikte hareket edenler, diğer kanunlar daha ağır cezalar öngörmediği takdirde, SPKn'nin 47. maddesinin (A-7) bendine göre, 2 yıldan 5 yıla kadar hapis ve 10.000 YTL'den 25.000 YTL'ye kadar ağır para cezası ile cezalandırılırlar.



Aynı maddenin aynı bendi: "Suçun işlenmesinde, bu bentte yazılı hallerden iki veya daha fazlası birleşirse, hapis cezasının asgari haddi 3, azami haddi 6 yıldır." demektedir. Dolayısıyla, örneğin, hem bilgi bazlı ve hem de işlem bazlı manipülasyon yapan gerçek kişiler ya da tüzel kişilerin yetkilileri ve bunlarla birlikte hareket edenler, 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılmak yerine, daha ağırlaştırılmış bir cezayla, 3 yıldan 6 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılacaktır.



Manipülasyon suçu, ağır cezayı gerektiren bir suç olduğundan, Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) 45. maddesinin 1. fıkrası cürümde kastın bulunmamasının cezayı kaldıracağı hükmüne göre, suçta "kasıt" aranır.



İşlem bazlı manipülasyon yaptığı iddia edilen kişi, bilerek ve isteyerek alım ve satım yapmış ise TCK'de öngörülen kast unsuru (genel kast) gerçekleşmiş olacaktır. Fakat "genel kast", işlem bazlı manipülasyon suçunun işlenmiş olduğunu belirlemek için yeterli değildir. İşlem bazlı manipülasyonun oluşması için, SPKn'nin 47. maddesinin (A-3) bendinde belirtilen "özel kast"ın varlığı da aranır. Yani suçtan söz edilebilmesi için, genel kastın yanında "yapay olarak, sermaye piyasası araçlarının, arz ve talebini etkilemek, aktif bir piyasanın varlığı izlenimini uyandırmak, fiyatlarını aynı seviyede tutmak, artırmak veya azaltmak" kastı da mevcut olmalıdır.



Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) Seri: V, No: 54 Sayılı Tebliği




Seri: V, No:54 tebliği, Seri: V, No:46 sayılı Aracılık Faaliyetleri ve Aracı Kuruluşlara İlişkin Esaslar Hakkında Tebliğe, 65. maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki maddeyi eklemektedir:



"Ek Madde 1 - Aracı kuruluşlar, bunları yönetici ve çalışanları ile diğer gerçek ve tüzel kişiler, yapay olarak, sermaye piyasası araçlarının, arz ve talebini etkilemek, aktif bir piyasanın varlığı izlenimi uyandırmak, fiyatlarını aynı seviyede tutmak, artırmak veya azaltmak amacıyla alım satım fiillerine katkıda bulunmak, yardımcı olmak veya zemin hazırlamak sonucunu doğuracak iş veya işlemlerde bulunamazlar."



İstanbul Menkul Kıymetler Borsası Yönetmeliği




İstanbul Menkul Kıymetler Borsası (İMKB) Yönetmeliği'nin "Menkul Kıymetlerin Borsa Kotuna Alınması, Borsada Teşekkül Ettirilen Pazarlar, İşlem Görecek Menkul Kıymetler ve İşlem Türleri ile İlgili Esaslar" başlıklı üçüncü bölümünde yer alan, "Yapay Fiyat ve Piyasa" başlıklı 24. maddesine göre Borsa üyeleri (Borsa Üyelik Belgesi sahibi banka ve aracı kurumlar) aşağıda sayılan faaliyetlerde bulunamazlar:



a.Bir menkul kıymette, gerçeğe uygun olmayan ve görüntüde aktif bir piyasa izlenimi yaratmak amacıyla;
Menkul kıymetin sahipliğinde gerçek anlamda değişiklik yaratmayan bir dizi alım satım yapmak,
Fiyat ve miktar bakımından piyasayı yanlış yönlendirecek mahiyette Borsa emri vermek.
b.Bir menkul kıymette, tek başına veya başkalarıyla birlikte, diğer üyeleri o menkul kıymeti alıp satmaya yönelmek amacıyla bir dizi işlemle;


- Menkul kıymet için görünürde aktif bir piyasa olduğu izlenimi yaratmak,

- Menkul kıymetin fiyatında yapay olarak artış veya düşüşe neden olmak.
c.Bir menkul kıymetin fiyatının artması ya da azalmasına neden olacak aktif bir piyasanın olduğu veya olacağı şeklinde gerçek dışı bilgi dolaştırarak veya yayarak o menkul kıymetin alım veya satımını teşvik etmek.
d.Bir menkul kıymetle ilgili olarak, diğer menkul kıymetlerin alım veya satımını teşvik etmek amacıyla, bilerek gerçeğe aykırı ve yanıltıcı bilgi yaymak.

e.Piyasayı yanıltmak amacıyla bir menkul kıymette fiyatı desteklemek, sabitlemek veya stabilize etmek üzere, dolaylı veya dolaysız olarak, bir veya daha fazla kişiyle anlaşarak bir dizi alım satım yapmak.
f.Piyasayı yanıltmak amacıyla, yanıltıcı veya yanlış izlenim uyandıracak, gerçeğe aykırı sözlü veya yazılı beyanda, fiil ve davranışlarda bulunmak.


İMKB Yönetmeliği'nin "Uyuşmazlık ve Disiplin" başlıklı beşinci bölümünde yer alan "Disiplin Cezalarını Gerektiren Fiil ve Hareketler" başlıklı 53. maddesinin d bendinin 3. fıkrası, "borsa işlemlerine yönelik yapay piyasa veya yapay fiyat oluşturmak amacıyla faaliyette bulunma" fiilini "Borsa Üyeliğinden ve/veya Üye Temsilciliğinden Geçici Çıkarma"nın gerekçesi saymıştır. Söz konusu yönetmeliğin "Disiplin Cezalarının Çeşitleri" başlıklı 52. maddesinin "Borsa Üyeliğinden ve/veya Üye Temsilciliğinden Geçici Çıkarma"yı düzenleyen d bendinde "Cezası kesinleşen Borsa üyesi adına, üç ayı aşmamak üzere, Borsa Yönetim Kurulunca fiilin mahiyet ve önemine göre belirlenecek, geçici bir süre içinde doğrudan doğruya veya dolaylı olarak bir veya birden fazla piyasa veya pazarda borsa ve takas işlemlerinin yapılamaması, üye temsilcilerinin temsilcilik sıfatlarının üç aya kadar kaldırılmasıdır." denmektedir.



Türkiye Sermaye Piyasaları Aracı Kurumları Birliği Disiplin Yönetmeliği




TSPAKB Disiplin Yönetmeliği'nin "Birlik Üyeliğinden Geçici Çıkarma Cezası" başlıklı 9. maddesinin (B) bendi, SPKn'nin 47 inci maddesinin (A) bendinin 2 ve 3 numaralı alt bentlerinde belirtilen işlemleri yapmayı ve/veya bu tür işlemlerin yapılmasına bilerek imkan tanımayı, TSPAKB üyeliğinden geçici çıkarmayı gerektiren fiil saymaktadır. TSPAKB üyeliğinden geçici olarak çıkarılması, aynı maddede "altı ayı aşmamak üzere, fiilin mahiyet ve önemine göre belirlenecek bir süre için üyelikten geçici olarak çıkarılması" şeklinde tanımlanmaktadır.



Eleştiriler ve Öneriler




Manipülasyon ve benzeri suçlarla ilgili yürürlükteki mevzuat, yargı ve AB'ye uyum konularında birçok kişi birçok eleştiri yapmakta ve sorunlu olduğunu düşündükleri bu konularla ilgili çözüm önerileri sunmaktadır.



Yasal Düzenlemeler Hakkında




İMKB Disiplin Komitesi eski başkanı Avukat Bedii Ensari, 8 Kasım 2006 günü Kadir Has Üniversitesi'nde yapılan "Tüketici Finansal Yetkinliğinin Geliştirilmesi Konferansı"nda yaptığı "Yatırımcı Haklarının Korunması" başlıklı sunumunda, SPKn ve Amerika Birleşik Devletleri'nin ilgili mevzuatını karşılaştırarak, SPKn için şöyle bir eleştiri getiriyor:



"SPK 47/A maddesinin yedi fıkrası, cezai sorumluluğu düzenlemektedir. Birinci fıkra; içerden öğrenenlerin ticaretini, ikinci fıkra yapay piyasa (manipülasyon), üçüncü fıkra; yalan, yanlış, yanıltıcı bilgi vermeyi, haber ve yorum yapmayı, dördüncü fıkra; sermaye piyasalarında izinsiz faaliyeti, beşinci fıkra; yatırımcı emanetlerine ve mallarına karşı suiistimal yapmayı, altıncı fıkra; örtülü kazanç suçunu, yedinci fıkra; karşılıksız rapor yapmayı suç saymakta ve iki yıldan beş yıla kadar hapisle cezalandırmaktadır. Burada amaç, yatırımcı haklarını korumaktır. Ancak bu madde hükümlerinin her zaman adil ve eşit biçimde uygulandığını söylemek güçtür. 47/A maddesinin bazı fıkraları yeterli açıklık ve belirginliğe sahip değildir. Özellikle yapay piyasayı düzenleyen 47/A-2 bunun tipik örneğidir. ABD mevzuatında 3 sayfada tanımlanan manipülasyon suçu, yasamızda tam dört satırla tanımlanıyor ve bu durum manipülasyon suçuyla suçlanan yatırımcılar için inanılmaz bir zulüm aracı haline gelmektedir. TCK'nin ilk maddesi suçların belirgin ve açıkça tarifini öngörür. 47/A-2 tam bir muammadır. SPK de, idari ve adli yargı da bu belirsizlikten nasibini alıyor ve bilirkişilerin adaletiyle sorun aşılmaya çalışılıyor. 47/A'nın süratle düzenlenmesi gerekir. SPK'nin manipülasyon rehberi yargıya ışık tutmaz. Yatırımcıyı korumak için getirilen düzenleme zaman zaman yatırımcıya büyük zararlar vermektedir."
(ENSARİ, 2006b; s 8)



Aynı sunumda Ensari (2006b), İMKB Yönetmeliği'nin 24. maddesini de şöyle eleştiriyor:



"Yatırımcılar yönetmeliğin 24. maddesiyle yapay faaliyet (manipülasyon) yönünden piyasa ve dolayısıyla yatırımcılar korunmaktadır. Ancak SPK 47/A maddesinde belirttiğimiz "suçun yeterince belirgin olmaması" hususu, bu maddeyi de etkilemektedir. Bundan da Anayasanın 38 ve TCK'nin 1. maddesine aykırı şekilde bazı yatırımcılar suçlanmaktadır."
(ENSARİ, 2006b; s 9)



Ensari (2006a) yasal düzenlemelerle ilgili çözüm önerilerini şöyle sıralamaktadır:



1.
Yukarıda belirttiğimiz, TCK'de öngörülen kast unsuru (genel kast) da dahil edilerek; SPKn 47/A-2 "Borsa yetkililerinin uyarısına rağmen; yapay olarak sermaye piyasası araçlarının, arz ve talebini BİLEREK etkilemek, aktif piyasanın varlığı izlenimini uyandırmak, fiyatlarını aynı seviyede tutmak, arttırmak veya azaltmak amacıyla SONUÇTA MÜLKİYET EL DEÄžİŞTİRMEDEN alım ve satım YAPARAK YATIRIMCILARI ALDATAN gerçek kişilerle, tüzel kişilerin yetkileri ve bunlarla birlikte BİLEREK hareket edenler." şeklinde değiştirilmelidir.
2.
Manipülatörlere geçici ve sürekli olarak işlem yapmalarının önlenmesini teminen SPK'nin gerekli tedbirleri alabilmesini öngören SPKn 46/i "Kanunun 47 madde (A) bendi hükmünde sayılan fiillere doğrudan yada dolaylı olarak iştirak ettikleri KESİNLEŞMİŞ YARGI KARARLARI İLE tespit edilen gerçek veya tüzel kişilerin, borsalar ve teşkilatlanmış diğer piyasalarda geçici veya sürekli olarak işlem yapmalarının önlenmesini teminen gerekli tedbirleri almaya." şeklinde değiştirilmelidir.
3.
SPKn'de manipülasyon suçunun maddi ve manevi unsurları net bir biçimde açıklanmalı ve iş bilirkişilere bırakılmamalıdır.
4.
Önemli olan suçun işlenmeden önlenmesidir. Bunun için de Borsa ve SPK iş birliğiyle; emirler anında sorgulanmalı ve gerekiyorsa hemen iptal edilmelidir. ABD ve AB'de böyledir. İMKB Genel Yönetmeliği'nde bu yetki verilmiştir. Ancak tazminat sorumluluğunu önlemek gerekir.
5.
Halka açılan şirketlerin sermayeleri için oranlar yükseltilmeli ayrıca halka arz oranı en az %25'e yükseltilmelidir.
6.
Aracı kuruluşların asgari komisyon oranları olmalıdır.


Şahin ve Kayacan (2005), sermaye piyasası suçlarının, mevcut sistemde gözetim ve denetim mekanizmasının yeterince güçlü olanaklara sahip olmaması ve hukuki düzenlemelerde, müeyyidelerin caydırıcılıktan uzak olması ile yoğunlaşmış olduğunu belirtmektedir. Ayrıca SPKn'de ve TCK'de, manipülatif işlem kapsamına giren faaliyetlerin tek tek tanımlanması ve müeyyidelerinin caydırıcı nitelikte olması gerektiğini belirterek Ensari'nin eleştirisini yinelemektedir.



Yahya Çark (2006) da Amerika ve Avrupa ülkelerinde borsa yoluyla işlenen suçların her ayrıntısı düşünülerek ortaya konulurken, Türkiye'de yoruma açık ve bir cümleden ibaret kanunla suçun önüne geçilmek istendiğine dikkat çekildiğini belirtiyor.



Yargılama Hakkında




Şahin ve Kayacan (2005), manipülasyonla ilgili idari ve yargısal süreç konusunda şöyle eleştiri getiriyor ve ihtisas mahkemesi kurulmasını öneriyor:



"İMKB gözetim ve denetim uzmanlarının yaptıkları ön inceleme raporlarının SPK'ye gönderilmesi, SPK uzmanlarının aynı raporlar üzerinde yeniden inceleme yaparak SPK'nin karar organına göndermesi ve karar organının raporları inceleyerek Cumhuriyet Savcılığı'na raporla birlikte ihbar etmesi ortalama 2-3 yıl sürmektedir. Bunun üzerine Cumhuriyet Savcılıkları SPKn'nin 49. maddesi uyarınca fiili işleyen kişi yada kişiler hakkında zorunlu olarak hazırlık soruşturması yapmakta, bu kişilerin yargı önüne çıkması süresi de birkaç seneyi bulmaktadır.



Oysaki ihtisas mahkemelerinin oluşturulması, yargıya intikal eden bir dosyanın çok daha hızlı bir şekilde sonuçlandırılmasını sağlayacağı gibi, failler üzerinde de caydırıcı etki yapacaktır. Sermaye piyasaları ile ilgili ihtisas mahkemesinin olmaması, konuyla ilgili yeterli bilgisel donanıma sahip olmayan savcı ve yargıçlarımızın bilirkişi incelemesine başvurmasına neden olmaktadır. Ancak bilirkişiler, emekli banka müdürlerinden veya mali müşavirlerden seçilmekte, konuya yeterince vakıf olmayan kişilerin inceleme ve tespitlerine başvurulmaktadır. Tüm bu olumsuzluklar dava sürecini uzatmakta, karara bağlanan davalarda da oransal olarak az sayıda ceza veya mahkumiyetin olduğu gözlenmektedir. Özetle, yargı sürecinin bir an önce hızlanabilmesi ve sağlıklı çalışabilmesi için ihtisas mahkemeleri zaruri bir hal almıştır."



Özhan (2006) da Şahin ve Kayacan (2005) gibi düşünmekte ve "Sermaye Piyasası Mahkemesi" adıyla ihtisas mahkemeleri kurulmasının bir ihtiyaç olduğunu belirtmektedir:



"Asliye Ceza Mahkemeleri'nin görev alanına giren sermaye piyasası suçlarında, yeterli, gerekli yargılamayı yaparak karar verebilmeleri çok güç olacaktır. Bilirkişi atanarak uyuşmazlıkların çözülmesi yerinde bir hukuki çözüm değildir. Bu nedenle Sermaye Piyasası Mahkemeleri'nin kurulması bir ihtiyaç olarak gözükmektedir.



Sermaye Piyasası Kurulu'nda çok sayıda hukukçudan oluşan uzmanların tespit ettiği kanuna aykırılıkları karara bağlayacak, uyuşmazlığı çözecek hakim ve
savcıların, yeterli özel ve teknik bilgiyle donanmalarını gerektirir. Bu nedenle Sermaye Piyasası Mahkemelerinin kurulması için kanunda değişiklik
yapılmasını öneriyorum."



İhtisas mahkemeleri kurulması hususunda Ensari (2006a) de Özhan (2006) ve Şahin ve Kayacan (2005)'dan farklı düşünmemektedir. Ensari (2006a, s 14)'ye göre de sermaye piyasasında ihtisas mahkemesi oluşturulmalıdır.



Avrupa Birliği'ne Uyum Hakkında




Ensari (2006a), AB ülkelerinde manipülasyon suçunun çok detaylı tanımlandığını belirterek, söz konusu düzenlemeleri şu şekilde 9 maddede özetliyor ve Türkiye'de de benzer şekilde ayrıntılı düzenlemeler yapılması gerektiğini belirtiyor:



1.
Kendinden Kendine İşlem veya Çapraz İşlem (Wash Sale): Menkul kıymetlerin mülkiyetinin gerçekten değişmediği işlemlerdir.
2.
Eşleştirilmiş Emir (Improper Matched Order): Önceden anlaşmış kişiler tarafından bir menkul kıymet için alım ve satım emirlerinin aynı anda, aynı fiyattan ve aynı miktarda verilmesidir.
3.
Aktif Piyasa İzlenimi Yaratmak (Painting the Tape): Kamuya bilgi veren vasıtalarda yayınlanacak bir dizi işlem gerçekleştirerek bir mali aracın fiyatında hareket olduğu ya da piyasanın aktif olduğu izlenimini yaratmaktır.
4.
Doldur-Boşalt (Pumping and Dumping): Sahip oldukları mali araçları satmadan önce, bunların sahibi kişi ve ya önceden anlaşmış kişilerce bir mali aracın fiyatının yapay olarak yüksek seviyelere çekilmesi amacıyla bir dizi işlem gerçekleştirmektir.
5.
Yapay Talep Yaratmak (Advancing the Bid): Bir mali aracın fiyatını yapay olarak artırmak amacıyla bu mali araca talebi artırmak yada fiyat artışına piyasanın aktif olmasının neden olduğu izlenimini vermektir.
6.
Hakim Olmak (Cornering): Manipülatörün belirleyici önemli pozisyon aldığı türev aracın veya türev araca konu malın arz talebinin kontrolünü ele geçirerek söz konusu mali araçların fiyatını maniple etmektir.
7.
Köşeye Sıkıştırmak (Abusive Squeezing): Bir mali aracın arzı veya teslimi üzerinde önemli etkiye sahip olunduğunda, fiziki teslim isteme hakkını kullanarak karşı tarafı keyfi veya olağandışı fiyatlardan işlem yapmaya zorlamaktır.
8.
Kapanış Yapmak (Marking the Close): Piyasanın kapanmasından hemen önce alış veya satış yapmak suretiyle kapanış fiyatını değiştirerek, kapanış fiyatına bağlı olarak yapılan işlemlerin yanıltılmasına neden olacaktır.
9.
Gelgel Yapmak (Scalping): Bir mali aracı aldıktan sonra diğerlerine söz konusu aracı almalarını tavsiye ederek, bu alımlar nedeniyle yükselen fiyatlardan daha önce aldığı mali araçları satarak kar elde etmektir.


Şahin ve Kayacan (2005) da manipülatif eylemlerin tek tek tanımının yapılmamış olmasının, AB mevzuatına göre uyumsuzluğa neden olduğunu belirtmektedir.



Sonuç




Manipülasyon, sermaye piyasasının güvenilirliğini olumsuz yönde etkileyen ve ağır cezayı gerektiren bir suçtur. Suçların, ceza hukuku söz konusu olduğunda hakimin karar verme yetkisi, sanıkları korumak amacıyla, büyük ölçüde sınırlandırılmış olduğundan, yasalarda çok net bir biçimde tanımlanması gerekmektedir.



İlgili mevzuatımızda manipülasyon konusunun açık ve ayrıntılı olarak ele alınmadığı görüşü, uzmanların ortak görüşüdür. Bundan dolayı, manipülasyon konusunun mevzuatta; daha net, anlaşılır ve ayrıntılı olarak açıklanması gerekmektedir. Yapılacak bu düzenlemeler hem hakimlere, hem yatırımcılara, hem de SPK'ye yardımcı olacaktır. Hakimler karar verirken daha az yorum yapmak durumunda kalacak, yatırımcılar suç olanla olmayanı daha rahat ayırt edebilecek ve manipülasyon yapmamışsa manipülasyon suçuyla yargılanmayacak, SPK ise manipülasyon eylemleriyle manipülasyon olmayan eylemleri ayırt ederek daha verimli çalışabilecektir. Ayrıca, yapılacak düzenlemelerde, üyesi olma yolunda çaba sarf ettiğimiz AB ülkelerinin ilgili mevzuatlarından yararlanılmalı, söz konusu düzenlemeler AB mevzuatıyla mümkün olduğunca uyumlulaştırılmalıdır.



Eleştirilerin yoğunlaştığı bir diğer husus yargılama ile ilgilidir. Uzmanlar, manipülasyonla ilgili mevcut yargı sisteminin etkinsiz olduğunda hemfikirlerdir. Tüm uzmanların ortak görüşü, söz konusu yargı sorunlarının halli için ihtisas mahkemelerinin (Sermaye Piyasası Mahkemeleri) kurulması gerekliliği yönündedir. İhtisas mahkemelerinin kurulması, manipülasyon suçuyla ilgili davalarda 3-4 yıla varan yargı sürecini oldukça hızlandıracaktır.



Yukarıda belirttiğim yasal ve yargısal düzenlemelerin yanında, sermaye piyasalarının derinliğinin artırılması ve piyasalarda işlem gören şirketlerin, piyasa değerlerinin (ve bu şirketlerin halka arz edilen paylarının büyüklüğünün) yüksek olması manipülasyon olanağını sınırlandıracaktır.



Kısaltmalar




TCKTürk Ceza Kanunu
SPKSermaye Piyasası Kurulu
SPKnSermaye Piyasası Kanunu
İMKBİstanbul Menkul Kıymetler Borsası
TSPAKBTürkiye Sermaye Piyasaları Aracı Kurumları Birliği


Kaynakça





"Oxford Wordpower Dictionary", Oxford University Press: 2006, s 446

ÇARK, Yahya (2006) "Kanun 'Borsa vurgununu' bir cümlede geçiştirince fırsatçılara gün doğuyor" <http://www.zaman.com.tr/webapp-tr/ha...berno=469511>,erişim: 10 Aralık 2006

DOĞRUSÖZ, Bumin (2004) "Sermaye Piyasasında Manipülasyon Suçu" <http://www.turmob.org.tr/turmob/basin/05-01-2004.htm>, erişim: 6 Aralık 2006

ENSARİ, Bedii (2006a) "Yeni Yasa İle Manipülasyon Yeniden Düzenlenmeli" <http://www.finanskulup.org.tr/html/m..._ensari.html>,erişim: 12 Aralık 2006

ENSARİ, Bedii (2006b) "Yatırımcı Haklarının Korunması", Tüketici Finansal Yetkinliğinin Geliştirilmesi Konferansı

KARATEPE, Yalçın (2006) "Kolay Yoldan Zengin Olmak" <http://www.trt.net.tr/wwwtrt/hdevam.aspx?hid=154391>, erişim: 11 Aralık 2006

ÖZHAN, Hacı Ali (2006) "Sermaye Piyasası Kavramları, Araçları ve Suçları" <http://www.geocities.com/hacialiozhan/arastirma38.htm>, erişim: 5 Aralık 2006

SPK (2003) Hisse Senedi Piyasasında Manipülasyon

ŞAHİN, Sema; KAYACAN Murad (2005) "Ab Uyum Sürecinde Ulusal Sermaye Piyasalarımızda İçeriden Öğrenenlerin Ticareti ve Manipülasyona İlişkin Gelişmeler".

T.C. Resmi Gazete, <http://rega.basbakanlik.gov.tr/>, erişim: 7 Aralık 2006

epikur
29-04-2011, 21:15
Dostum, eline saglik. Manipülasyonla ilgili bayagi bir bilgi toplamissin. En azindan akademik bir temelimiz olur böylece bu konuda.

Madem olay su an aktüel, bende manipülasyonu "pratik yoldan" tanimlayan, eski bir "hikayeyi" burada tekrar sunayim. Malum "yatirimcilarimiz" simdi zahmet edip senin yazdiklarini okumamislardir bile...allah bilir. :)
Ama bir tarafdanda manipülasyon nedir, neye benzer; görsem tanirmiyim diye merak eden oluyordur.
Bu hikayede...bu arkadaslara atfedilmisdir:


Spekülatörümüz (pardon manipülatörümüz!) gelir: isim zikretmeyelim, gerçek ismi olmasın. ALİMALLAH LAVUK olsun adamımızın adı. alt yazıda da burada isimleri geçenlerin gerçek hayatla ilgisi yoktur, yazsın.

mal satacağım bu hafta yüklü ödemem var. teknik, temel bak bakalım. benim tahtanın durumu nasıl kızım...der.

efendim inanın piyasa çok kötü. haftayı beklesek. FED, AB falan bir gaza gelecek nasılsa endeks o ara çıkacak.

kızım bana para lazım. o da bu hafta lazım. kaç lot alıcı var aşağıda. şimdi satsak.

beyefendi bu tahtayı biliyorsunuz KY da metastock var internet var. bla bla bla....

kızım hikaye dinleyecek halim yok. aşağıda kaç lot var sen onu söyle.

tabana kadar, 3800 lot efendim

anladım. şu macitmiydi neydi? onun al olması için kaç lot almak lazım. (MACD yi diyor galiba) :)

beyefendi en az 4 gün üstüste yüklü alımlarla ortalamayı yükseltmemiz lazım.

peki kızım AL indikatörünü bilir misin ?

hayır efendim.

tavana kadar kaç lot var ?

6200 efendim

yaz kızım: 12000 lot 2000 er 2000 er tavana kadar

efendim tahta tavanda satışlar gelirse biraz verelim mi kendi alışlarımıza

yok kızım

20000 lot daha yaz alışa

ben kahve içeceğim abdül beyin yanındayım.

..................

ikinci seans:
durum nasıl kızım.

gelmediler efendim ortalama 4525 TL ile elimzde bu seans aldığımız 6800 lot daha oldu.

gelecekler kızım. sen söyle: tavana kadar kaç lot var ?

14700 lot oldu efendim

tavana kadar yaz bir 40000 lot daha alış bakayım.

efendim aşağı kademelerde bizim dışımızda bayağı alıcı oldu verelim mi ?

yok kızım gerek yok.



KAP'a....ZART DATA HABER DETAYI

şirketimiz.... kıl tüy işine girerse % 50 daha fazla kar eder mi diye araştırma yaptırıyoruz. sonra...ortakta bakacaz. bir de onun fizibilite çalışması var. halkımız bilsin istedik. saygilar



seans salonu :

KY hamdullah : abi çıktı işte ******** bunlar, abi. ben sattıydım bu adi kağıdı. biliyorum ben abi. bu kağıt 4 gün tavan çeker. kahretsin ya.... yarın da direk tavan açar. herifler dışarı bilgi sızdırıyorlar. önce spekülatör duyuyor kardeşim. ya.

KY emekli sazan : kızım hiç mi gelmez. yazdırsak tavana. vs vs vs.

ALİMALLAH LAVUK abimiz gülümser kıza döner: kızım tavanı bozma yarın ilk seans gene tavana kadar al satlarla memnun et benim yatırımcılarımı. kalan olmasın malsız. ürkütmede olur mu yavrum kuzucuklari.

AL indikatörü al vermiştir gene. abimiz cuma günü ya da pzt günü elinde kalanları vermek istemezse, macit te, risi de, ciciay da, al verecektir. :halay:

YALIN
29-04-2011, 22:47
Çok teşekkürler epikur abi güzel bir hikaye olmuş :)


Arkadaşlar, hatırlarsanız bu topiğin ilk sayfalarında PRKME şirketini incelemiştik. Açıkladığı bilançolara göre şirketin mali yapısı ve faaliyetlerini sorgulamıştık. Şüphelendiğimiz yada anlam veremediğimiz konuları şirketin yatırımcı danışmanına sormuş ve yazışmalarıda burada yayınlamıştık. Aynı konuları ve farklı konularıda SPK nezdinde gündeme almak için hazırlık çalışmaları yapıyoruz.

Bir kaç gün önce PRKME şirketi 2011/3 dönem bilançosunu açıkladı, ben henüz detaylıca inceleyemedim ama karlılık açısından ciddi gelişmeler olmuş :)

Acaba diyorum hak arama mücadelemiz meyve vermeye başladımı? :)

Serenler
29-04-2011, 22:59
Çok teşekkürler epikur abi güzel bir hikaye olmuş :)


Arkadaşlar, hatırlarsanız bu topiğin ilk sayfalarında PRKME şirketini incelemiştik. Açıkladığı bilançolara göre şirketin mali yapısı ve faaliyetlerini sorgulamıştık. Şüphelendiğimiz yada anlam veremediğimiz konuları şirketin yatırımcı danışmanına sormuş ve yazışmalarıda burada yayınlamıştık. Aynı konuları ve farklı konularıda SPK nezdinde gündeme almak için hazırlık çalışmaları yapıyoruz.

Bir kaç gün önce PRKME şirketi 2011/3 dönem bilançosunu açıkladı, ben henüz detaylıca inceleyemedim ama karlılık açısından ciddi gelişmeler olmuş :)

Acaba diyorum hak arama mücadelemiz meyve vermeye başladımı? :)

Öyle. bu gelişme memnuniyet verici.
"Evet ama yetmez"
Daha almaları gereken çok yol var ama.
İzlemeye devam edeceğiz.

crowisback
01-05-2011, 18:33
Arkadaşlar ben borsada yeniyim. İlginç bir saptamamı paylaşmak istiyorum: Gözlemlediğim kadarıyla IMKB 30 hisselerinde pek yorum yazılmıyor. Öte yandan küçük hisselerde bir sürü yorum yapılıyor. Ben de kayıtlı üyelerinin hatırı sayılır bir kısmının küçük hisselerde spekülasyon yaratmak isteyen insanlardan oluştuğuna karar verdim bu durumda. Bu konuda fikirlerinizi ve saptamalarınızı merak ediyorum. Ayrıca ky'yi güvenilir hisselere davet ediyorum. Bu hisselerde de diğerlerinde de kazanç var; ama spekülatif hisselerde sadece spekülatörlere iyi ve güvenli kazanç var. KY'nin IMKB 30'da şansı çok daha yüksek bence. Burada oyun biraz daha adil. Diğer hisselerde birçok spekülasyonla kaybettim ve kaybedenleri gördüm. Saygılarımla.

ases
01-05-2011, 19:10
[QUOTE=crowisback;5840720]Arkadaşlar ben borsada yeniyim. İlginç bir saptamamı paylaşmak istiyorum: Gözlemlediğim kadarıyla IMKB 30 hisselerinde pek yorum yazılmıyor. Öte yandan küçük hisselerde bir sürü yorum yapılıyor. Ben de kayıtlı üyelerinin hatırı sayılır bir kısmının küçük hisselerde spekülasyon yaratmak isteyen insanlardan oluştuğuna karar verdim bu durumda. Bu konuda fikirlerinizi ve saptamalarınızı merak ediyorum. Ayrıca ky'yi güvenilir hisselere davet ediyorum. Bu hisselerde de diğerlerinde de kazanç var; ama spekülatif hisselerde sadece spekülatörlere iyi ve güvenli kazanç var. KY'nin IMKB 30'da şansı çok daha yüksek bence. Burada oyun biraz daha adil. Diğer hisselerde birçok spekülasyonla kaybettim ve kaybedenleri gördüm. Saygılarımla.[/Q

aynen katılıyorum bende egeli co holding in patronu ulusal basına verdiği yıl sonuna kadar 10 mlyn tl yatırım yapacağım 2 yıl içinde yatırımımız 200 mlyn tl ye ulaşacak diye beyanatı üzerine bende egeli co aldım. o zamanlar egelinin topiğinde arkadaşlar uçacak kaçacak diye sürekli yazıyorlar sonra hissenin durumu mağlumunuz geçen günler hisse net yönetimi temizlik operasyonu yapmıştı birde baktım egeli co da yazanların bir kısmı yok şu sıralar topicte yeni üye olmuş arkadaşlar yorumlara başlamış (bu arada egeli holding bedelli bölündü sonra patron kardeşlerine egeli co yatırım ortaklığı 0,80 tl civarlarından aldırdı sonrası yatırım ortaklığı 1,5 tl yi gördü biz holding zedeler beklemeye devam )

aro
09-05-2011, 11:32
TEKTU ... geçen sene şubat aylarına doğru birleşme ve sermaye azaltımına gitti ... bir arkadaş degerlendirsin lütfen.Genel bir değerlendirme yapayım.

Hayatı boyunca bir tek defa bile sermaye azaltımı yapmış bir şirketin (grup şirketiyse o gruba ait tüm şirketlerin) hisselerini defterinizden sonsuza dek silin, hayat boyu tek lot bile asla almayın. Size %1000 karı noter senediyle garanti etseler dahi asla tek lot almayın. Müptezel dolandırıcılarla iş yaparak para kazanmaya çalışmayın. Sülün Osman'dan Galata Köprüsünü ucuza alıp iyi karla satmayı ticaret zannetmeyin.

Tekrar. Ömrü hayatı boyunca bir defa bile SERMAYE AZALTIMI yapmış bir şirketin/grubun hiç bir kağıdını asla almayın. Asla, katiyyen, zinhar, ebediyyen, hiç, sakın, aman, cıss, heç zaman, never, jamais, nie, mai, pote, la mümkün...

Alırsanız da olacaklardan şikayet etmeyin lütfen.

Aşağıdakiler arşive gitmiş, yakında arşivden de silinebilir diye alıntıladım.


Benden herkese naçizane bir tavsiye. Sermaye azaltımı, bedelliyi bir dolandırıcılık mekanizması haline getirdi. Her şirket kimi zaman bedelli yapabilir. Şirketi tanımak için bilhassa yakın geçmişte ne sıklıkla bedelli yaptığına bakın. Buna ek olarak, eğer ki bir şirket TÜM HAYATI BOYUNCA BİR TEK DEFA BİLE SERMAYE AZALTIMI YAPMIŞSA, o şirketten cüzzamdan kaçar gibi kaçın derim.

Bir dolandırıcı da burada, görüyor musunuz?
1 TL'lik hisseyi önce %500 sermaye azaltımıyla 5 TL'ye çek (hisse adedini 1/5'e indirerek), sonra %400 sermaye arttırımıyla (bittabii ki bedelli) yine düşür. KY'nin cebinden patronun cebine emme-basma tulumba mübarek. Şu "sermaye azaltımı" icat edilmeseydi nasıl çalışacaktı bu tulumba? Sağolasın SaPıK!

Bekleyin daha, nasıl ki yukarılardan 1TL'ye inip sermaye azaltımıyla 5'e çıktı, onun nihai hedefi yine 1TL, yine sermaye azaltımı... böyle çalışıyor bu tulumba.

Yav akıl var mantık var. Be şirket, şu sermayeyi ya arttır ya azalt. Ne demektir bu "sermaye azaltıp, eşanlı olarak bedelli sermaye arttırmak"????

Sermaye azaltımını getirdiği için SPK'yı çok şiddetle protesto ediyorum. Resmen dolandırıcıların önlerindeki engelleri temizlemekten başka bir şey değil bu. Eğer SPK beni böyle koruyacaksa vazgeçtim aman beni korumasın!!

SaPıK "Sermaye Azaltımı"nı icat etti, ne kadar dolandırıcı kılıklı patron varsa tören bayram ettiler. "Do-Pa"ların karşı stratejisi de şu: Senedi IMKB'ye göreceli olarak HEP düşür artı olabildiğince çok bedelli yap. Piyasa yükselirken daha az yükselt, piyasa düşerken daha çok düşür. Sonuçta piyasayla birlikte kağıt ta bir miktar dalgalanır, ama orta-uzun vade bakarsan kağıt piyasaya göre hep düşer, düşer, düşer... Bedelliler ise KY'den patronun cebine bir sifondur. Hala babanemizin "şirkete özkaynak" safsatasına inanmıyoruz değil mi?

E peki düşen, düşen ve HEP düşen senet nereye gider? Eskiden kuruşlara toslar mecburen dururdu. 1 TL altındaki senede bedelli yapamazsınız, senedi 15 kuruş altına düşüremezsiniz. Orada bir duvar vardı. Sevgili SaPıK o duvarı kaldırdı işte.

Misal elinizdeki senet 3 TL'den 30 kuruşa düştü, artık düşecek yeri kalmadı. Do-Pa'nın işi o kadar kolay ki. Bire on sermaye azaltımı yap, senetlerin sayısı 10 kat azalsın, fiyatları 10 kat artsın. Elinizdeki 30 kuruşluk 1000 lot, bir anda 3 TL'lik 100 lota dönüştü! Teorik olarak ne kar ne zarar var değil mi? E peki bu Do-Pa neden ağzı kulaklarında???

Düşürmeye ve bedelliye devam!! SaPıK sağolsun.

Bu tuzaktan kurtuluş yolu yoktur. Sonsuza kadar sürecek bir KY sağma metodolojisidir bu. Ben satayım, siz satın - problem yok. Nasıl olsa birileri alacak, ve nasıl olsa fiyat düştükçe düşecek. Yani o alan "birileri" de zarar yazacak. Kollektif olarak yazılan tüm zararlar Do-Pa'nın cebine akacak. Nasıl sistem ama?

huskar
10-05-2011, 00:42
Originally Posted by aro Yazıyı Oku
SaPıK "Sermaye Azaltımı"nı icat etti, ne kadar dolandırıcı kılıklı patron varsa tören bayram ettiler. "Do-Pa"ların karşı stratejisi de şu: Senedi IMKB'ye göreceli olarak HEP düşür artı olabildiğince çok bedelli yap. Piyasa yükselirken daha az yükselt, piyasa düşerken daha çok düşür. Sonuçta piyasayla birlikte kağıt ta bir miktar dalgalanır, ama orta-uzun vade bakarsan kağıt piyasaya göre hep düşer, düşer, düşer... Bedelliler ise KY'den patronun cebine bir sifondur. Hala babanemizin "şirkete özkaynak" safsatasına inanmıyoruz değil mi?

E peki düşen, düşen ve HEP düşen senet nereye gider? Eskiden kuruşlara toslar mecburen dururdu. 1 TL altındaki senede bedelli yapamazsınız, senedi 15 kuruş altına düşüremezsiniz. Orada bir duvar vardı. Sevgili SaPıK o duvarı kaldırdı işte.

Misal elinizdeki senet 3 TL'den 30 kuruşa düştü, artık düşecek yeri kalmadı. Do-Pa'nın işi o kadar kolay ki. Bire on sermaye azaltımı yap, senetlerin sayısı 10 kat azalsın, fiyatları 10 kat artsın. Elinizdeki 30 kuruşluk 1000 lot, bir anda 3 TL'lik 100 lota dönüştü! Teorik olarak ne kar ne zarar var değil mi? E peki bu Do-Pa neden ağzı kulaklarında???

Düşürmeye ve bedelliye devam!! SaPıK sağolsun.

Bu tuzaktan kurtuluş yolu yoktur. Sonsuza kadar sürecek bir KY sağma metodolojisidir bu. Ben satayım, siz satın - problem yok. Nasıl olsa birileri alacak, ve nasıl olsa fiyat düştükçe düşecek. Yani o alan "birileri" de zarar yazacak. Kollektif olarak yazılan tüm zararlar Do-Pa'nın cebine akacak. Nasıl sistem ama?

sadece bumu ki,

sermaye artırımından elde ettikleri paraları naptıklarını görsek, SaPıK ye tüm ramazanda beddua edersiniz ,

aklımda şuan olan bir kaç örnek, penguen gıda, ders olarak okutulacak yolsuzluklardan sadece biri, bedelli öncesi değeri 50 milyon civarı , sermaye azaltımı ve bedelli ile 50 milyon civarı para soydular. para, şirketin patronunun yeni kurduğu meyve suyu fabrikasını fahiş fiyatla alıyor, bedelliden gelen para patronun cebine akıyor ,

goldaş tahsisli yaptılar, tahsisli hisse ile şirkete para girdi sanırsınız, goldaşın, patronun diğer şirketlerinden 100 milyonlar alacapı varken, neymiş, borca sayılacakmış, bedavadan patron hisse aldı, ve şimdi 6. aydan sonra tepeden millete çakacaklar ,

pegyo, tam bir rezalet örneği ,

ihlas, şimdiye kadar bir kere temettü verdimi bilmiyorum, ama bu hisseyi bu fiyatlardan alıp, birde bedelliye katılan türk yatırımcısı varmı bilmiyorum ,

kısacası, SaPıK nın olduğu bir türk borsası düze çıkamaz,

bu piyasada bu fiyatlardan bu içi boş şirketlere yatırım yapın demek , vatandaşı soydurmaktır ,

dr_norain
10-05-2011, 00:53
Forumun en değerli topiklerinden biri olalarak düşündüğüm bu topiği açan ve birbirinden önemli yazılarla katkı sağlayan herkese teşekkür etmek istedim...para odaklı sistemin giderek çığrından çıkmaya başladığı, kabaca çıldırmaya başladığı şu dönemde, ekonomik güç olarak küçük, sayısal güç olarak büyük insanların, parasını nasıl koruyabileceğine dair yaptığınız katkıların kutsal olduğunu düşünüyorum...bu bağlamda merak ettiğim bir şeyi izninizle sizlere danışmak istiyorum...öncelikle mesleğim gereği, ekonomik alanlara uzak olduğumu ve bilgilerimin -her nekadar bol bol okumaya çalışsamda- oldukça sığ olduğunu belirtmekte yarar görüyorum...
Borsaya ilk olarak 90 ların sonunda, bir kaç arkadaşın tavsiyesiyle asistanlıktan ve ek nöbetlerden kazandığım 3-5 kuruşla girmiştim...Sonradan anladım ki girdiğimde, trenin son vagonundaymışım...çok klasik bir hikaye...o zamanda halka arz seferbirliği mevcuttu sanırım ve halka yeni arz olan şirketlerin bir kısmı tavan tavan gidiyordu...sağdan soldan duyumlarla bende tüm birikimim ile lio yağ almıştım..2 ay sonra borsanın beni aştığını farkedip küçük sayılacak bir zararla arkama bakmadan kaçıp gittim..2008 sonuna kadarda bir daha bulaşmadım...Herneyse...Şimdilerde yine halka bol bol şirket arzediliyor olması, bu kısa borsa geçmişim yüzünden beni rahatsız etmeye başladı...Bu topikte 1. sayfasından son sayfasına kadar soluksuz okuduğum yazıları görünce rahatsızlığım biraz daha arttı...bir sürü arsızın ve dolandırıcının olduğu bir piyasada, çok kabaca olabilir ama "İMKB'de halka arzlar artıyorsa yavaş yavaş topuklama zamanı gelmiştir" diye bir varsayımda bulunabilir miyiz?
Saygılar-sevgiler....

rapajc1907
13-05-2011, 09:07
HİSSE SENETLERİNİN İSTANBUL MENKUL KIYMETLER BORSASI'NDA İŞLEM GÖRMEYE DEVAM ETMESİNE KARAR VERİLMİŞTİR-POAŞ

Petrolofisi Borsadan çıkmaktan vazgeçti. Bence Petrolofisi Ky için tam bir ibretlik kağıt
Bu kararın verilmesinde ne kadar etkili olmuştur bilemiyorum ama benim de dahil olduğum burda yazan birçok kişinin 1' er lot da olsa Ptofs alarak OMW' i protesto ettiğini biliyorum. Bu karar Ky için ufak da olsa bir zaferdir!

kayakaynar
13-05-2011, 19:35
bu kadar alavere dalaverenin olduğu bir düzende hala ne işimiz var diye kendimizi sorgulamamız lazım galiba...gerçi hep kaybettiklerimizi kazanmak peşindeyiz. ve hergün daha kaybediyoruz.... bence borsa gönüllüleri oluşturup yeni girecek olan insanları buradan uzaklaştırmak lazım... ben öyle yapıyorum, git kardeşim diyorum, 2 senede saçın ağarır, düzenin bozulur diyorum, ama dinleyen...:::)

Shorin
13-05-2011, 22:01
Bu borsa işi bağımlılık gibi bişey... kurtulmak için psikolojik tedavi görmek lazım :)

majestik72
16-05-2011, 12:11
bu kadar alavere dalaverenin olduğu bir düzende hala ne işimiz var diye kendimizi sorgulamamız lazım galiba...gerçi hep kaybettiklerimizi kazanmak peşindeyiz. ve hergün daha kaybediyoruz.... bence borsa gönüllüleri oluşturup yeni girecek olan insanları buradan uzaklaştırmak lazım... ben öyle yapıyorum, git kardeşim diyorum, 2 senede saçın ağarır, düzenin bozulur diyorum, ama dinleyen...:::)

Söylediklerinde çok haklısın, borsada işlem yapan bizlere birisi şu hisse diye lafa girdiğinde, hesabın var mı ? diye soralım. Yok cevabını aldığımız da,
git kardeşim, işine .. Sana kim borsa dediyse yapış yakasına ve biz güzel döv (nasrettin hoca misali) ondan sonra da eski bildiğin yöntemle yatırımına devam et.
Demek lazım...

Ama halen borsa da olanlar içinde birşey söylemek istiyorum. Özellikle DÜŞÜŞ (bugünlerde ki gibi) veya ÇIKIŞ günlerinde kimsenin gazına gelmeyin.
Herkes kafasından bir destek seviyesi veriyor , Endeks 2009 Hazirandan başlayan çıkış kanalının altına sarktı...
Bu kanal kırıldı ise, bugün de test ederiz... Artık çıkış kanalı bozulmuştur ve Hedef 58000...

Ama bu yabancılar çakaldır, görüntüyü de böyle gösteriyor olabilirler. O yüzden kimsenin sözüne itimat etmeyin, imkb grafiğini karşınıza alıp kararı kendiniz verin.
Seçim öncesi ne yapmayalım ? Herkes düşecek diyor , NEDEN DÜŞECEK ??? Cari açık... Sallamayın kardeşim, Cari açık Türkiye nin temel sorunu zaten...

Bize üretmemeyi dayatıyorlar, Çiftçiye verdiğimiz Tarım Desteğini kaldırın diyorlar , biz 1 veriyorsak AB-ABD 10 veriyor çiftçisine.
NEDEN ??? GIDA da dışa bağımlı olmasın diye...
Anadolu da ŞEKERPANCARI üreten herkese kota konuldu 7-8 yıl önce.
Az üret denildi..
Onlar da mecburen az üretti, çünkü TEK ALICI ŞEKER FABRİKALARI...
Az üretildiği için ŞEKER FABRİKALARI nın üretimi düştü. Fabrikaların çalışma zamanları da düştü. ZARAR YAZDILAR.
Sonra da özelleştirildiler veya satıldılar...

NE ALAKA DİYECEKSİNİZ DEĞİL Mİ ????

Şeker pancarı üretip ihtiyacımızı karşılıyor ve İHRACAT YAPIYORDUK. İhracatı boşverin kendimize yetmiyoruz.
Ne yapıyoruz, yapay şeker, Mısır Nişastasından, MISIR ABD den... İTHAL...

Özet şu... Sen üretme ben senin yerine üretirim.. O ZAMAN DA CARİ AÇIK VERİRSİN İŞTE...

Bu bilinen bişey zaten... Cari açık verdik diye satılan borsa da kesin birşeyler dönüyordur.

orwel1984
16-05-2011, 18:05
İnsan unsuru bozuk olduğundan devlet desteği ile de bu konuyu çözemedik,

Çiftçi desteği her konuda daha ciddi çalışan bir kurum olan ziraat bankası kanılayla yapılırdı,

Özal döneminde direkt bütçeden ve tarım bakanlığı teşkilatlarının denetiminde hayvancılığı teşvik etmeye kalktık,

Yurdun dörtbir yanı, bir karışlık temelden ötesi yapılmamış ama bedelinin tamamı tahsil olunmuş besi ahırları ile doldu.

majestik72
16-05-2011, 20:10
İnsan unsuru bozuk olduğundan devlet desteği ile de bu konuyu çözemedik,

Çiftçi desteği her konuda daha ciddi çalışan bir kurum olan ziraat bankası kanılayla yapılırdı,

Özal döneminde direkt bütçeden ve tarım bakanlığı teşkilatlarının denetiminde hayvancılığı teşvik etmeye kalktık,

Yurdun dörtbir yanı, bir karışlık temelden ötesi yapılmamış ama bedelinin tamamı tahsil olunmuş besi ahırları ile doldu.

bu tür desteklerden bahsetmemiştim sayın orwel, arazi, araziye destek, 4 tuğlanın olduğu beton yığınını besi çiftliği diye kakalyıp aldıkları paralarla İstanbula gelip nakit minibüs hattı aldıklarını biliyorum. Minibüs hattında çalışan akrabalarımda vardı.
Adamlar kaç minibüsü nakitle aldılar sayamam.

Benim kastettiğim şey farklı, Buğday-şeker-çay-fındık-tütün gibi ürünlerde ana alıcı zaten Devlet.
Boş tarlaya gidip destek tabi ki verilmiyecek. Desteği ürünü alırken yapacak.
Ben fındığı 6 TL den fazlaya alamam demeyecek. bu ülkede Maliyet uzmanları yok mu ?
1 dekar tarım arazisi için ne kadar masraf yapılır ?
Gübre - Tohum - işçilik ?
Bütün bunları üst üste koyup mailyet çıkarmak çok mu zor.
Çiftçi diyor ki ; Ben 1 kilo fındık için 6 tl harcıyorum sen 5 tl veriyosun neden ekeyim...
Hesaplarsın doğru mu , değil mi ? bulursun.
Adamın maliyeti 6 tl mi sen 8 tl ver. Ver ve eksin, ekerse kazanırız, ekmez ise o fındık için de DÖVİZ çıkar ülkemizden.
Daha önce bunu anlatmaya çalıştım.
Biz dışarıya satıp cebimizi dolar ile doldurmaz isek.
Dışardan aldıklarımız için de verecek dolarımız olmaz.
Kazandığımız 120 milyar dolar ?
Harcamalarımız 170 milyar dolar ise 50 milyar açık veririz.
verdiğimiz bu açık için de 50 milyar fazladan borçlanırız ?
Bu na da en basit manada AÇIK VERDİK diyoruz.

Kastettiğim destek, REEL OLARAK ÜRÜN ALIRKEN ÖDENECEK PARA idi.

orwel1984
16-05-2011, 21:33
Anlatması bir kitap kadar çok uzun bir konu, vatandaşımız her kapıya bir maymuncuk uydurup giriyor, dedik ya insan unsuru çok kötü.

1970 yılından bu tarafa nasıl bir destek verelim diye uğraşılıyor, o tarihte faiz üzerinden destekleme yapmak için "selektif kredi fonu" kuruldu,

Bir müddet sonra fon tarımsal sanayi için fabrika yapanlara yetmez oldu,

Bu gün dibe vuran ET hayvancılığımızın tek nedeninin düşük SÜT fiyatları olduğuna kafası basmayanlara ne anlatacaksın,

Basit bir anlatımla süt ineği yoksa, tosun da yok, tosun yoksa ET de yok.

Şirketleşme tarımsal hasılanın %10 kadar... hala küçük çiftçi en büyük üretici,... sütün litresi 50 kuruş,... suyun kilosu 1 lira....

orwel1984
17-05-2011, 08:05
Dominic Strauss-Khan ilgili haberler içinde aktualite olmakla beraber daha çok siyasi ve ekonomik ağırlıktadır.

Bu konuda forumda yazacak bir bölüm bulamadığımdan buraya yazıyorum,

Konunun aktüel kısmı herkesçe malum, adam çapkınlıkta biraz sabıkalı,

Kendinizi onun yerine koyun, 3 bin dolarlık odada yatıyorsunuz, hiçde güzel olmayan orta yaşlı oda hizmetçisine saldırırmısınız,

Newyork da 100 dolara bu işleri yapan daha güzel kadınları bulamazmıydı,

Adamın konumuna göre Bekçi Murtaza sayılabilecek yerel karakol polisi kendiliğinden bu işleri yapabilir mi?

Bütün teamüllere aykırı olarak hemen olaydan basın haberdar edilip adamı kelepçeli olarak basın önünde resmi gecit yaptırttılar,

En önemli davalara fotoğraf makinası bile sokmayan sistem (duruşmayı ressamlar el ile çizerler) bu davayı TV lerde canlı yayınlatmıştır,

Neden Neden Neden....

aokan1973
23-05-2011, 19:19
SPK'dan aldığı para cezasına rağmen hissedarlarının geçmiş yıllar kar payını ödemeyen TSPOR Yönetimin kurulunu kınıyorum..

http://www.spk.gov.tr/apps/BilgiEdin...enuheader=null

Sermaye Piyasası Kurulu Başkanlığına,

Sermaye Piyasası Kanununa Tabi Olan Halka Açık Anonim Ortaklıkların Temettü ve Temettü Avansı Dağıtımında Uyacakları Esaslar Hakkında Tebliği'in ilgili maddesine aykırı olarak, '2009 yılı hesap dönemine ilişkin temettü dağıtımını hesap dönemini takip eden 5. ayın sonuna kadar tamamlamaması nedeniyle 2011 Şubat ayında ceza alan Trabzonspor Sportif Yatırım ve Ticaret A.Ş. yöneticileri 07.03.2011 tarihinde, Kar payı dağıtımına ilişkin Yönetim Kurulu Kararı ile nakit olarak dağıtılması teklif edilecek toplam Brüt Kar Payı (TL) : 88.782.850,00 olarak belirleyip teklif edilecek dağıtım tarihi olarak da Yapılacak Genel Kurulu belirlemiş idi.
Ancak bugünkü 23.05.2011 tarihli olağanüstü genel kurulu kararı ile lig 2. bahane edilerek;
SPK'nın ilgili tebliğini hiçe sayarak Geçmiş dönemlere ait (2007-2008/2008-2009/2009-2010) dağıtılmamış karlarını dağitmama kararı alarak yatırımcısının hakkını gasp eden, borsada spekülatif ve manipülatif işlemlerin oluşmasına sebep olan Trabzonspor Sportif Yatırım ve Ticaret A.Ş. yöneticileri hakkında Kurulunuza suç duyurusunda bulunarak;

Gereğini arz ederim.

merlin
23-05-2011, 20:42
Türk sermaye piyasaları ile ilgili en temel sorun belki de , hukuksal altyapının yetersizliği oldu hep.Piyasa ekonomisine kontrolsüz geçişle eşzamanlı bir ''ekonomi hukuku'' kurgulanamadığından , mevcut ticaret yasası ise modern zamanların ihtiyaçlarını karşılayamayabildiğinden başı bozuk bir ekonomi , vurgunlar, dolandırıcılıklar, çöküşler yaşadık.



Bu amaçla , dünya ile iyiden iyiye bütünleşmeye giden Türkiye çok uzun süre önce yeni ticaret kanunu ve borçlar kanunu taslakları hazırlamaya başladı. Bunların ilk taslakları 20 seneden de eski.

Ve nihayet mecliste kabul edilerek yasalaştılar. Ancak yürürlük tarihleri ertelendi.
Aynı zamanda mahkemeleri hızlandıracağını düşündüğümüz ve yargılama yöntem yasası diyebileceğimiz HUMK da yine meclisten geçti.
Bunlar kısa süre içinde yürürlüğe girecek.

Peki neler getiriyorlar? Özellikle KY cephesinde yeni bir şey var mı ?
Bu konu üzerinde biraz durmak istedim. Ve fırsat buldukça yazacağım.


Hemen belirteyim ki , çok fazla bir şey ummuyoruz.
Türkiye' de bir hastalık var , kanun değiştirme hastalığı.
Fransız Medeni Kanununun Napolyon döneminden kaldığını , Avrupa nın pek çok ülkesindeki yasaların bizden eski olduğunu , Amerikan Anayasası'nın neredeyse 250 senedir ve neredeyse hiç değişmeden bu günlere geldiğini, değişkilik ise düşünülmediğini anımsatayım. Aynı süreçte Türkler'in 2 ferman , 4 anayasa, çok kapsamlı 6-7 anayasa değişkiliği yaşadığını ve hastalığın halen sürdüğünü görüyoruz.

İyi yasa kötü hukukçunun elinde köreldiği gibi, kötü bir yasa da iyi hukukçunun elinde sorunsuz uygulanabilir.

HEmen her yasa , yargıca ve hukuk uygulayıcılarına, çağa uygun hale getirilebilecek yorum araçları sunar. Yani kanun esasen yürürtlüğe girdikten sonra meclisin kontrolünden çıkar. Yasa koyucunun , o kanunla amaçlamadığı şeylere de uygulanabilir.
Örneğin , Borçlar kanunu bilişim devriminden öncedir. Ama internet aracılığıyla yapılan sözleşmelere de uygulanır, hem de sorunsuz biçimde. Zira bu yasanın kaynak kanunu olan İsviçre Borçlar Kanunu mükemmel bir kanundur ve sözleşmeler teorisini mükemmel bir şekilde formülüze edebilmiştir.



Ancak son 20 senede kaynak kanunlardan sapıldı. Türkler'in hazırladığı kanunlar yürürlüğe sokulmaya başlandı. Ceza Kanunu, Ceza Muhakemeleri Kanunu , HMUK,Borçlar ,Medeni kanun gibi. Ve nihayet nurtopu gibi bir de Ticaret Kanunumuz oldu !


Açık konuşmak gerekirse ben Türk hukuk doktrininin boylesine iddialı kanunları sorunsuz hazırlayabilecek kapasiteye erişmediğini düşünüyorum.Ve büyük bir iddiayla ,tüm muhalefete karşın yürürlüğe sokulan ceza kanununun yürürlüğe girdikten sonra 40 küsür kez değiştirilmesi ( 6 senede 40 değişklik, batı kanunlarında 100 senede yapılandan fazla ! ) kanunların aslında ne derece yetersiz ve kötü olduğunun delili.

Burada kabahat açıkçası mecliste değil. Meclis bu tip kanunları hukuk hocalarına hazırlatır.Zira ortalama bir vatandaş için hatta hukukçu için imkansızdır bu kanunları hazırlamak. Ancak hukuk hocalarının yetkinliği soru işareti !
Sanırım bazı hukuk hocaları, bu kanunlara isim vererek ölümsüzlüğe ulaşmayı hedefliyorlar. Ancak bu kanunların ömürlerinin çok kısa olacağını kestirebilmek çok da zor değil. Boşa kürek çekiyorlar !



Bu bakımdan , karamsar bir girizgahla başladım.Zira yeni Ticaret Kanunu , borsada yatırım yapan KY adına neler getiriyor diye düşündüğümüzde ,tüm yeniliklere rağmen , kocaman bir hiç(pratikte) getiriyor.

Ben açıkçası , ille de değişiklik yapılacaksa , kaynak kanunların Atatürk döneminde olduğu gibi, harfine bile dokunulmadan yürürlüğe sokulması taraftarıyım.

Bu konuda son olarak beliteyim ki , hukukçuları belli bir seviyeye ulaştırmadan en mükemmel kanunların bile Türk ekonomi hukukunu istenen seviyeye getiremeyeceğini, dolayısıyla yeterli hukuksal güvencenin olmadığı bir ülkeye kalıcı yabancı sermaye akışının sağlanamayacağını düşünüyorum.Türkiye'de en yetkin hukukçularınsa 1930 larda yetiştiğini, bunların 1980 lere dek gerçekten büyük başarıyla görev yaptıklarını, ancak 1980 sonrası kalitenin çok şiddetli biçimde düştüğünü belirteyim.

Toparlarsam ;
*Sorun kanun değil, uygulayıcı sorunudur.
*Sorun Türk ekonomisinin küresel ölçekte saygınlar liginde yer almasının en önemli engelidir.
*Yeni kanunlar eskisinden kötüdür,zira batı Avrupa Roma Hukukundan beri kanun kültürüne ve tekniğine sahiptir.Yeni kanunlarımız teknik açıdan affedilemez mantık hatalarına sahiptir.
*Yeni kanunlar geçmiş 80 senenin uygulama bütünlüğünü yok edecektir.
Yine de biz ne dersek diyelim ,bunlar kısa sürede yürürlüğe girecek.

Şimdi yavaş yavaş yeni kanunlar neler getiriyor diye inceleyelim....

merlin
23-05-2011, 21:20
Yeni Ticaret Yasasının Anonim Şirketlere ilişkin hükümleri ;


-Tek kişi anonim şirket kurabilecek. Eski yasanın zorunlu hükmü 5 kişiydi.Ancak bu zorunluluğu aşmak için 5 gerçek kişi bulmak hiç de zor değildi (!).2 arkadaş, halanın kızı, amca...Al sana 5 kişi. Bu sıkıntıyı aşmanın yolu ise tek kişinin anonim ortalık kurabilmesi mi olmalıydı ? Sanırım hayır. Örneğin, şirketin tek kişi ortağıyla ve onun sahibi olduğu diğer şirketlerle, kan ve kayın hısımlarıyla ve onların şirketleriyle ilişkileri; tek ortağın aynı zamanda yönetim kurulu başkanı veya üyesi, ya da tek yönetici olması halinde karar ve icra organları arasındaki ilişkinin, yetki ve görev paylaşımının nasıl olacağı ve şirketin yegâne sahibi olan tek kişi ortağın şirket borçlarından sorumluluğunun şahsi ve sınırsız hale gelmesi gereken durumlar hakkında tasarı’da bir düzenleme yoktur!



-İnternet sitesi kurma zorunluluğu : Her şirkete getirilen bir zorunluluk bu. Ve internet siteleri bir ilan aracı işlevi de görecek artık. Örneğin esas sermayenin azaltılması, alacaklılara çağrı,pay senedi bastırılması gibi konular internet sitelerinde ilanı zorunlu hususlardan.http://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2011/02/20110214-1-1.htm adresinde kanun metnine ulabilirsiniz. Madde çok uzun, 1524. maddesi bu konuyla ilgili . Şu husus ise önemli
''Bu Kanun ve ilgili diğer kanunlarda veya idari düzenlemelerde daha uzun bir süre öngörülmedikçe, şirketin internet sitesine konulan bir içerik, üzerinde bulunan tarihten itibaren en az altı ay süreyle internet sitesinde kalır; aksi hâlde konulmamış sayılır. Finansal tablolar için bu süre beş yıldır.''


Yayımlanacak içeriklerin başlıcaları şunlardır:
a) Şirketçe kanunen yapılması gereken ilanlar.
b) Pay sahipleri ile ortakların menfaatlerini koruyabilmeleri ve haklarını bilinçli kullanabilmeleri için görmelerinin ve bilmelerinin yararlı olduğu belgeler, bilgiler, açıklamalar.
c) Yönetim ve müdürler kurulu tarafından alınan; rüçhan, değiştime, alım, önerilme, değişim oranı, ayrılma karşılığı gibi haklara ilişkin kararlar; bunlarla ilgili bedellerin nasıl belirlendiğini gösteren hesapların dökümü.
d) Değerleme raporları, kurucular beyanı, payların halka arz edilmesine dair taahhütler, bunlara ait teminatlar ve garantiler; iflasın ertelenmesine veya benzeri konulara ilişkin karar metinleri; şirketin kendi paylarını iktisap etmesi hakkındaki genel kurul ve yönetim kurulu kararları, bu işlemlerle ilgili açıklamalar, bilgiler, belgeler.
e) Ticaret şirketlerinin birleşmesi, bölünmesi, tür değiştirmesi hâlinde, ortakların ve menfaat sahiplerinin incelemesine sunulan bilgiler, tablolar, belgeler; sermaye arttırımı, azaltılması dâhil, esas sözleşme değişikliklerine ait belgeler, kararlar; imtiyazlı pay sahipleri genel kurulu kararları, menkul kıymet çıkarılması gibi işlemler dolayısıyla hazırlanan raporlar.
f) Genel kurullara ait olanlar dâhil her türlü çağrılara ait belgeler, raporlar, yönetim kurulu açıklamaları.
g) Şeffaflık ilkesi ve bilgi toplumu açısından açıklanması zorunlu bilgiler.
h) Bilgi alma kapsamında sorulan sorular, bunlara verilen cevaplar, diğer kanunlarda pay sahiplerinin veya ortakların aydınlatılması için öngörülen hususlar.
ı) Finansal tablolar, kanunen açıklanması gerekli ara tablolar, özel amaçlarla çıkarılan bilançolar ve diğer finansal tablolar, pay ve menfaat sahipleri bakımından bilinmesi gerekli finansal raporlamalar, bunların dipnotları ve ekleri.
i) Yönetim kurulunun yıllık raporu, kurumsal yönetim ilkelerine ne ölçüde uyulduğuna ilişkin yıllık değerlendirme açıklaması; yönetim kurulu başkan ve üyeleriyle yöneticilere ödenen her türlü paralar, temsil ve seyahat giderleri, tazminatlar, sigortalar ve benzeri ödemeler.
j) Denetçi, özel denetçi, işlem denetçisi raporları.
k) Yetkili kurul ve bakanlıkların konulmasını istedikleri, pay sahiplerini ve sermaye piyasasını ilgilendiren konulara ilişkin bilgiler.
(2) Birinci fıkrada öngörülen yükümlülüklere uyulmaması, ilgili kararların iptal edilmesinin sebebini oluşturur; Kanuna aykırılığın tüm sonuçlarının doğmasına yol açar ve kusuru bulunan yöneticiler ile yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna neden olur. Ceza hükümleri saklıdır.
(3) İnternet sitesinin bilgi toplumu hizmetlerine ayrılmış bölümü herkesin erişimine açıktır. Erişim hakkının kullanılması, ilgili olmak veya menfaati bulunmak gibi kayıtlarla sınırlandırılamayacağı gibi herhangi bir şarta da bağlanamaz. Bu ilkenin ihlali hâlinde herkes engelin kaldırılması davasını açabilir.
(4) İnternet sitesinin bu maddenin amaçlarına özgülenmiş kısmında yayımlanan içeriğin başına tarih ve parantez içinde “yönlendirilmiş mesaj” ibaresi konulur. Bu ibareli mesaj ancak Kanuna ve ikinci fıkrada anılan yönetmeliğe uyulmak suretiyle değiştirilebilir. Özgülenen kısımda yer alan bir mesajın yönlendirildiği karinedir. Sitenin, bir numara altında tescili ve ilgili diğer husular Sanayi ve Ticaret Bakanlığı tarafından bir yönetmelikle düzenlenir.
(5) Bu Kanun ve ilgili diğer kanunlarda veya idari düzenlemelerde daha uzun bir süre öngörülmedikçe, şirketin internet sitesine konulan bir içerik, üzerinde bulunan tarihten itibaren en az altı ay süreyle internet sitesinde kalır; aksi hâlde konulmamış sayılır. Finansal tablolar için bu süre beş yıldır.
(6) Yönlendirilmiş mesajların basılı şekilleri 82 nci madde uyarınca saklanır. İnternet sitesinde yer alacak bilgiler metin hâline getirilip şirket yönetimi tarafından tarih ve saati gösterilerek noterlikçe onaylı bir deftere sıra numarası altında yazılır veya yapıştırılır. Daha sonra sitede yayımlanan bilgilerde bir değişiklik yapılırsa, değişikliğe ilişkin olarak yukarıdaki işlem tekrarlanır.

Eski başbakanlardan Yıldırım Akbulut ile ilgili bir fıkra vardır. Kendisi hal müdürüyken arşive kaldırılan ve 5 senelik saklama süresi biten ,dolayısıyla imhası gereken belgelerle ilgili personel sormuş ''efendim bunların yakılması gerek, ne yapalım? ''
''Birer fotokopilerini alın ,sonra yakın ''demiş :he:
Şimdi maddeyi okuyunca , ''internete koyun ama noter tasdikli suretini de saklayın'' deniyor. İnternet , şu an ülkemizi yöneten 50 yaş üstü bürokrasi için bir mucize, yaşamın iksiri, insanlığa çağ atlatacak bir şey ! İnternet bizim gibi daha genç olanlar içinse ''binbir türlü yalan ve hilesi olan sıradan bir şey''. Yasa koyucu internet sitelerine gerektiğinden fazla anlam yüklüyor. Bunca şeyin sitede ilanı tek başına şeffaflık mıdır ?
Şeffalığı sağlar mı ? ''Koyun internete şeffaf olun, oh ne güzel, internete koydum şeffaf olduk''. Tasarıyla ilgili en son bu gün SPK başkanı konuşuyordu, internette duyuru zorunluluğundan bahsetti. Ama altyapı eksik halen. Soru işaretleri çok. Yasa bu haliyle şeffaflık sağlamaz. Zira ''geyik ne kadar yol bilirse kurt o kadar hile bilir''....




Anonim Ortaklıklara Dış Denetim :
madde 397

Anonim şirketin ve şirketler topluluğunun finansal tabloları denetçi tarafından, uluslararası denetim standartlarıyla uyumlu Türkiye Denetim Standartlarına göre denetlenir. Yönetim kurulunun yıllık faaliyet raporu içinde yer alan finansal bilgilerin, denetlenen finansal tablolar ile tutarlı olup olmadığı ve gerçeği yansıtıp yansıtmadığı da denetim kapsamı içindedir.
(2) Denetçinin denetiminden geçmemiş finansal tablolar ile yönetim kurulunun yıllık faaliyet raporu düzenlenmemiş hükmündedir.
(3) Şirketin ve topluluğun finansal tabloları ile yönetim kurulunun yıllık faaliyet raporu, denetleme raporunun sunulmasından sonra değiştirilmişse ve değişiklik denetleme raporlarını etkileyebilecek nitelikteyse, finansal tablolar ile, birinci fıkra çerçevesinde yönetim kurulunun yıllık faaliyet raporu yeniden denetlenir. Yeniden denetleme ve bunun sonucu, raporda özel olarak açıklanır. Denetçi görüşünde de yeniden denetlemeyi yansıtan uygun eklere yer verilir.
Madde güzel. Ancak bana ''yürürlüğe girdikten sonra bir kanun hükmünde kararname ile yürürlüğü ilk etapta 2 sene, daha sonra 3 sene , sonra 5 sene ertelenecek bir hüküm izlenimi veriyor ! Bekleyip göreceğiz ! Şirketlerin iç denetiminden ise bir şey ummak mümkün müdür ? Bilemiyorum. Ve evet yürülüğü şimdiden zaten 2013 e ertelenmiş !
Türkiye Muhasebe Standartları ve Raporlama Standartları tespit edilecek denmiş. Bu standartlar uluslararası standartlara uygun olacak denmiş.



Ticaret Sicil Bankası : Ticaret Sicil Gazetesi online oluyor.


devam ederiz.

KARADENIZ
24-05-2011, 18:04
13.subat.2011 tarihinde ISMMMO nun yayinladigi rapor.


Borsanın Kuruluşundan Bugüne Geçen 26 Yılda 55 Şirketin Hissesi İşleme Kapatılırken, Sayıları 400 Bini Bulan Küçük Yatırımcılar Yaklaşık 1 Milyar Dolar Zarar Etti

İstanbul Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası'nın "İMKB ve Mağdur Yatırımcı" araştırmasına göre borsanın kuruluşundan bugüne geçen 26 yılda 55 şirketin hissesi işleme kapatılırken, sayıları 400 bini bulan küçük yatırımcılar yaklaşık 1 milyar dolar zarar etti İstanbul Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası'nın (İSMMMO) "İMKB ve Mağdur Yatırımcı" araştırmasına göre borsanın kuruluşundan bugüne geçen 26 yılda 55 şirketin hissesi işleme kapatılırken, sayıları 400 bini bulan küçük yatırımcılar yaklaşık 1 milyar dolar zarar etti. İSMMMO Başkanı Yahya Arıkan, İMKB ve Sermaye Piyasası Kurulu'nun bu konuda yürüttüğü çalışmalara hız vermesi gerektiğini belirterek, mağdur yatırımcılar için artık siyasi iradenin de devreye girmesi gerektiğini vurguladı.

İSMMMO "İMKB ve Mağdur Yatırımcı" araştırmasına göre, 100 binlerce küçük yatırımcının elindeki hisse senetleri zaman içinde adeta erirken, maddi zararları büyük oldu. İSMMMO'nun İMKB, SPK ve Borsa Yatırımcıları Derneği (BORYAD) verilerinden yola çıkılarak yaptığı araştırmada İMKB 26 yılı geride bırakırken, bugüne kadar toplam 55 şirketin hissesinin işleme kapatıldığı, yaklaşık 400 bin küçük yatırımcının mağdur edildiği, uğranılan zararın ise yaklaşık 1 milyar dolar düzeyinde gerçekleştiği vurgulandı. Araştırmada, son dönemlerde İMKB'de kaydedilen ciddi yükselişlere rağmen yerli yatırımcının İMKB'ye uzak durduğuna vurgu yapıldı. Yatırımcıların önemli bir kısmının mağduriyetinin özellikle 2001 krizinden sonra oluştuğuna dikkat çeken İSMMMO Başkanı Arıkan, "10 yıldır küçük yatırımcının sesini kimse duymadı. Tahtası işleme kapatılan bazı şirketler bugün bile ticari faaliyetlerini sürdürürken, küçük yatırımcının hak ve çıkarı korunamadı. Bugün yatırım fonları hariç 337 şirketin işlem gördüğü, şirketlerin piyasa değeri 300 milyar dolarları aşan 26 yıllık geçmişi bulunan borsada yatırımcı sayısı hala 1 milyonu zor aşıyorsa, bunda güven erozyonunun etkisi büyüktür" dedi.

-"YERLİ YATIRIMCI İMKB'YE KÜSKÜN"-

İSMMMO'nun raporuna göre çok sayıda küçük yatırımcının mağduriyetine neden olan İMKB'deki kapalı tahtalar sorununun çözümü için son dönemde birtakım ilerlemeler kaydedilmekle birlikte sürece ilişkin belirsizlik devam etti. Şirketlerin batmasında kötü yönetim, kriz şartları, yolsuzluk ve bunun yanında el koymalar ve imtiyaz iptalleri gibi devlet uygulamalarından kaynaklanan birçok farklı neden olduğu belirlendi. Ancak şirketlerin işlem sıralarının kapanış nedenleri farklı şekillerde olmakla birlikte sonuçta ortada azımsanmayacak sayıda mağdur yatırımcı yarattı. Son dönemde birinci derece yetkili ağızlardan bu konuya ilişkin yapılan pozitif açıklamalar, mağdur borsa yatırımcısı için bir umut ışığının doğmasına neden oldu. Ancak şu aşamada yatırımcı lehine kayda değer somut bir gelişme henüz gerçekleşti. Kapalı tahtalar sorunu nedeniyle pek çok küçük yatırımcının borsaya küskün olduğunu kaydeden İSMMMO Başkanı Yahya Arıkan, benzer olayların yeniden yaşanmaması için bir an önce yeni kuralların yürürlüğe girmesini, büyük maddi zarara uğrayan yatırımcı vatandaşların mağduriyetlerinin giderilmesi gerektiğini belirtti.

-"YENİ SPK MEVZUATI BORSA MAĞDURLARININ SORUNLARINI ÇÖZEBİLİR"-

Yeni SPK mevzuatı ile birlikte borsa mağdurlarının sorunlarının çözülebileceğini dile getiren Arıkan, geçmişte yaşanan bu mağduriyetlerin tekrar yaşanmaması için hakim ortak ile azınlık ortak ayrımının doğru olarak yapılmasını, küçük yatırımcının hakim ortaklar ile devlet arasındaki anlaşmazlıkların bedelini ödememesi gerektiğini belirtti.

-"SICAK PARA, EKONOMİYE ZARAR VERMEYECEK ALANLARA ÇEKİLMELİ"-

Türkiye'ye gelen sıcak paranın ekonomiye zarar vermeyecek alanlara çekilmesine işaret eden Arıkan, burada da adresin sermaye piyasası olduğunu ve aynı şekilde küçük yatırımcıların da tekrar sistemle barıştırılarak, bu alana yeniden yatırımlarının çekilmesinin ekonominin bir gereği olduğunu kaydetti. Arıkan; ayrıca kötü yönetilen şirketlerde hakim ortağın mal kaçırması ya da şirketlerin hileli olarak iflasa sürüklenmesinin önüne geçmek için SPK tarafından dava açılabilmesinin de alınacak önlemler arasında olması gerektiğini belirterek şöyle konuştu:

"Artık siyasi irade harekete geçirilmeli. Siyasi partilerin seçim programına bu konu aldırılabilinirse sorunun çözümü adına oldukça önemli bir yol alınabilir. Partilerin bu konuya ciddiyetle eğilmeleri halinde yatırımcı lehine bir sonuç almak mümkün görünüyor."

KARADENIZ
24-05-2011, 18:06
Yazinin devami.....


-26 YILDA BATAN 55 ŞİRKET-

Rapora göre İMKB'de, 26 yılda hisseleri işleme kapatılan 55 şirket şöyle:

"Abana Elektromekanik, İhlas Finans, Raks Elektronik, Aktaş Elektrik, İktisat Finansal Kiralama, Sabah Pazarlama, Alfa Menkul Değerler, İntermedya Yayıncılık, Sabah Yayıncılık, Apeks Dış Ticaret, Kepez Elektrik, Santral Holding, Arat Tekstil, Koniteks Tekstil, Sevgi Hastanesi, Asil Çelik, Koruma Tarım, Sezginler Gıda, Birlik Tütün, Köytaş Tekstil, Sifaş İplik, Çukurova Elektrik, Lio Yağ, Simtel Ticaret, Demirbank, Marmara Bank, Söksa

EGS Egeser, Medya Holding, Sun Elektronik, EGS Finansal Kiralama, Meges Boya, Tam Sigorta, EGS Holding, Mensucat Santral, Toprak Kağıt, Emek Sigorta, Metaş, Toprakbank,Emsan Beşyıldız, Mudurnu Tavukçuluk, Tunca Tekstil, Emsan Paslanmaz Çelik, Nasas, UKİ konfeksiyon, Esbank, Nergis Holding, Ünal Tarım, Facto Finans, Polylen İplik, Yaşarbank, Gorbon Işıl, Rabak, Gümüşsuyu Halı, Raks Ev Aletleri."

-"KAPALI TAHTALAR 3 GRUBA AYRILIYOR"-

Rapora göre İMKB'de işlem sırası kapanan şirketlerin kapatılma gerekçeleri üç gruba ayrılıyor. İlk iki grupta, kamuyla ilişkili gelişmeler etkili olurken, diğer grupta ticari faaliyet esnasında uğradığı zarar nedeniyle iflas eden ya da birleşme sırasında ortaya çıkan gelişmeler nedeniyle borsada işlem sırası kapatılan şirketler söz konusu. Bu üç yaklaşım raporda şöyle sıralandı:

"İlk yaklaşımda, dört banka ve bunların iştirakleri toplamında 16 hissenin kapatılması söz konusu. El konulan dört bankanın isimleri Demirbank, Yaşarbank, Toprakbank ve Esbank. Bu dört banka haricinde İmar Bankası ve Etibank'a el konulmasından dolayı oluşan yatırımcı mağduriyetleri acık. Devlet, adı geçen bankalara TMSF yolu ile el koyarken, ilgili yasada bulunan "temettü hakları hariç el koyar' ibaresini baz aldı. Bu konuda açılan davaların sonuçsuz kalması da büyük ölçüde bu yaklaşımdan kaynaklanıyor."

-"OLAN KÜÇÜK YATIRIMCIYA OLDU"-

Bu bankalarla ilgili dikkat çeken bir unsur var ki mevcut yatırımcı mağduriyetinin nedeni ile ilgili soruların cevabını verir nitelikte. Adı geçen bankaların söz konusu dönemde açıkladıkları bilançolarının aslında gerçeği yansıtmadığı ortaya çıktı. Azınlık hakkına sahip küçük yatırımcı, gerçeği yansıtmayan bu bilançolara göre yatırım kararı alırken, devlet denetleme imkanları ile gerçek bilançoları anlık olarak izledi ve el koyma kararı aldı. Sonuç itibariyle olan küçük yatırımcıya oldu.

0

KARADENIZ
24-05-2011, 18:08
Devami.....( acaba link mi verseydim ) ??


-"İMTİYAZ HAKKININ İPTALİYLE OLUŞAN MAĞDURİYETLER DE SÖZ KONUSU"-

İkinci yaklaşımda, kamunun imtiyaz hakkını ve işletme lisansını iptal etmesiyle oluşan mağduriyetler söz konusu. Bu kapsamda, üç şirket bulunuyor. Bunlar; Aktaş, Çukurova ve Kepez. Bu şirketlerden Aktaş'ın durumu diğerlerinden ayrılıyor. Üçüncü yaklaşımda, hatalı kötü yönetimlerle iflas noktasına gelmiş ya da birleşme yolu ile işleme kapanmış hisseler yer alıyor. Bu grupta yer alan şirketler için yapılacak pek fazla bir şey yok gibi görünüyor. Bu durumdaki şirketler için tahtaların işleme açılması beklemek ya da iflas masalarındaki geçerli süreci izlemenin dışında bir şey yapılamıyor.

-"DAVA AÇMAK MÜMKÜN"-

Üçüncü yaklaşım kapsamındaki şirketlerde zaman aşımı oluşmadan önce dava açabilmek mümkün. Dava açılabilmesi için gerekli görülen 5 temel unsur şöyle:

"-Örtülü kazanç dağıtımı yapılmış ise

-Şirket mal varlıkları üzerinde hak mağduriyeti oluşmuş ise ve bu tespit edilmiş ise

- Şirketin basiretli yönetilmediği ispat edilir ise

-Yönetim kurulu suistimali var ise

- Hileli iflas var ise dava açılabilir."

-"SONRADAN BEDELLİ SERMAYE ARTIRIMIYLA YATIRIMCI DEFALARCA MAĞDUR EDİLİYOR"-

İSMMMO araştırmasına göre burada şu uyarıyı dikkate almak gerekiyor. İmtiyazlı hisse kullanan şirketler, hisselerin yüzde 99'una yakınını satabiliyor. ve bu şirketler, sonradan bedelli sermaye artırımı kararı alarak yatırımcının defalarca mağdur edilmesine sebep olabiliyor. Uzmanlar, bu tarz şirketlerden uzak durulması gerektiğinin altını çiziyor. Bir şirkete yatırım kararı almadan önce detaylı bir inceleme yapmak ve yatırım kararı sonrasında da bilançoları, dipnotlar da dahil düzenli bir şekilde takip etmek, gerekiyorsa işin uzmanlarından da yardım alarak bir yatırım planı oluşturmak önemli.

-"İŞLEM YASAĞI GETİRİLEN ŞİRKETLERDEN UZAK DURMAKTA FAYDA VAR"-

Bir de SPK'nın manipülasyon yaptığı iddiası ile suç duyurusunda bulunduğu ve yine tahtasında işlem yapan bazı yatırımcılar hakkında işlem yasağı getirilen şirketlerden de uzak durmakta fayda var. Öte yandan; kapanan tahtalarda karşılaşılan önemli bir sorun da mevcut hukuki mevzuata göre toplu dava açılamıyor olması. Bireylerin tek tek dava açması gerekiyor.

Bu arada, birçok şirket için zaman aşımı durumu söz konusu. İflas eden şirketlerle ilgili hala dava açmak mümkün. Kazanılan davalar var ancak henüz yatırımcılara herhangi bir ödeme yapılmadı. Bu anlamda, SPK'nın son dönemde aldığı birtakım kararlar, gelecekte bu gibi mağduriyetlerin yeniden yaşanmaması adına umut veriyor.

-"SPK ÇALIŞMALARA HIZ VERMELİ"-

"ABC Düzenlemesi" denilen düzenleme ile İMKB Hisse Senetleri Piyasası'nda işlem gören şirketler belirli kriterlere bağlı olarak A, B ve C olmak üzere üç gruba ayrılıyor.

Bu uygulama ile yatırımcıların mağdur edilmesinin önüne geçilmesi hedefleniyor. Bu sınıflandırmanın temelinde, şirketin halka açıklık oranı esas alınıyor. Gözaltı pazarında olan hisseler C grubu kapsamında değerlendiriliyor. Aracı kurumlar da bu anlamda yatırımcıları bilgilendirmek durumunda. Bununla birlikte yeni yapılan halka arzlarda SPK'nın özel bir istisnayı devreye sokarak ilk üç ay süre zarfında her şirketin A kapsamında işlem göreceği, üç ayın sonunda kriterlerine göre gruplara ayrılacağını unutmamak gerek. Bu bakımdan dikkatli olmakta fayda var.

-BORYAD'IN VERİLERİ TAKİP EDİLMELİ-

İSMMMO raporuna göre küçük yatırımcı açısından özellikle Borsa Yatırımcıları Derneği'nden (BORYAD) gerekli bilgileri takip etmek önemli. BORYAD düzenli olarak şirketlerin genel kurullarına giderek inceleme yapıyor ve bir nevi denetleme görevi yapmaya çalışıyor. Bu anlamda kapalı olmayan ama sorunu bulunan şirketlerle ilgili de bu dernekle irtibata geçmek oldukça faydalı görünüyor. Dava açma konusunda yapılacaklar oldukça sınırlı olduğu için gerekli profesyonel yardımın alınması ve zaman aşımının kesinlikle geçirilmemesi gerekiyor.

-"DAVA KARARINA KARŞIN YATIRIMCILARA ÖDEME YAPILMADI"-

"İMKB ve Mağdur Yatırımcı" araştırmasına göre tahtası işleme kapanan bazı şirketlerin durumu ise şöyle dile getiriliyor:

DEMİRBANK: Türkiye'nin en büyük beş bankasından biri olan Demirbank, 2000 yılı Kasım ayında yaşanan likidite krizi ile Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'na (TMSF) devredildi. Ardından, TMSF tarafından 350 milyon dolara HSBC'ye satıldı. Satış rakamının olması gereken değerin oldukça altında olduğu ifade ediliyor. Nitekim, söz konusu dönemde banka için yapılan pazarlıklar esnasında 1.5 milyar dolar gibi bir rakamdan söz ediliyordu. Satışın ardından elinde Demirbank hissesi bulunduran yatırımcılara bir ödeme yapılmadı. Bunun üzere satıştan payına düşen hakkı almak isteyen pek çok yatırımcı dava açtı. Davalar, yatırımcı lehine sonuçlandı. Dava sonucunda, Demirbank'ın HSBC'ye satışına ilişkin TMSF kararının iptal edildiği bildirildi. Ancak dava kararına karşın yatırımcılara bir ödeme yapılmadı. Konu ilgili Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nde (AİHM) açılan davalarsa halen devam ediyor.

-YAŞARBANK'LA İLGİLİ AİHM'DE AÇILAN DAVALAR SÜRÜYOR-

YAŞARBANK: BDDK, Yaşarbank'ı Bankalar Kanunu'nun 14'üncü maddesinin 3'üncü bendine göre 1999 yılı Aralık ayında TMSF'ye devretti. Yaşarbank hisselerinin borsada tavan fiyattan işlem gördüğü dönemin hemen akabinde yapılan bu devir, Yaşarbank hisse senedini elinde tutan 17 bini aşkın yatırımcının zarar görmesine yol açtı. Burada da yine denetim konusundaki eksiklikler, küçük yerli yatırımcıya pahalıya mal oldu. Yaşarbank'ın devri işleminden sonra devlet kendi alacaklarını tahsil ederken, Yaşar Grubu'na ait diğer şirketler bugün borsada işlem görmeye devam ediyor. Bu bakımdan, zaman aşımı dolmadan Yaşar Grubu'na yönelik bir tazminat davası açılması hala mümkün görünmekle birlikte uygulamada bu durum pek mümkün görünmüyor. Bu konuda da yine AİHM'de açılan ve devam eden davalar var.

-"BORÇLARA YÖNELİK SIRA CETVELİNE İTİRAZLAR YAPILDI AMA SONUÇ ALINAMADI"-

ETİBANK, MEDYA HOLDİNG, SABAH YAYINCILIK: Dinç Bilgin, TMSF'ye devredilen Etibank'ı Cavit Çağlar ile birlikte 1997 yılında satın almıştı. Banka, daha sonra tamamıyla Bilgin'e geçmiş, ancak ardından Dinç Bilgin'in bankanın kaynaklarını kendi şirketlerine kullanmaya başladığı iddiasıyla 2000'de Etibank'a el konulmuştu. Bankaya el koyma kararının hemen ardından grubun yayın organlarına el konulmasına karar verildi. Burada, küçük yatırımcı sahip olduğu şirketlerin aslında borcu olmayan bir toplam borca muhatap bırakıldı. Sonuçta 44 tüzel ve 5 adet gerçek kişiliğe bütün mal varlığı ile el konuldu. Burada Sabah ve ATV isim hakları ile ilgili de birçok kereler yatırımcı bilgisi olmaksızın devirler yapıldı ve en sonunda TMSF ihaleye çıkarak ATV ve Sabah isimlerini Çalık Grubu'na 1.1 milyar dolara sattı. Bu ihale sonucuna, borçlar ve alacaklara dair sıra cetveline itirazlar yapılıp davalar açılsa da henüz bir sonuç alınamadı ve alınması da mevcut durumda oldukça zor görünüyor.

-"AKTAŞ HİSSELERİ BULUNAN YATIRIMCILAR NET İLERLEME KAYDEDEMEDİ"-

AKTAŞ: Burada farklı olan durum, kamunun aldığı iptal kararının kendi inisiyatifi ile değil açılan davalar sonucu alınması. Aktaş ile ilgili imtiyaz sözleşmesine ilk dava, 1998 yılında elektrik mühendisleri odası tarafından açıldı. 2002 yılında Danıştay, imtiyaz sözleşmesini iptal ederken, aynı sene Aktaş'ın İMKB'deki işlem sırası kapatıldı.Aktaş'ın 1993 yılındaki halka arzı sırasında şirket içerisindeki mevcut idari sorunlara halka arz sirkülerinde değinilmemesi ve bu sorunlara rağmen şirketin halka arzında sakınca görülmemesi, yatırımcıların ileride mağduriyetine neden olacak gelişmelerin zeminini de hazırlamış oldu.

İşleme kapanacağını ve imtiyaz hakkını kaybedeceğini anlayan Aktaş yönetimi, elinde bulundurduğu çok kuvvetli nakde dayanarak temettü ödemesi kararı aldı. Hisse, 16 Ağustos 2002'de, 150 bin TL'den işlem görürken kapandı. Temettü, en az yarısını karşılayacak büyüklükte olmasına rağmen ilgili bakanlık tarafından mahsuplaşma olmadı gerekçesiyle hesaplara konulan temlik sebebi ile dağıtılamıyor. Ellerinde Aktaş hisseleri bulunan yatırımcılar, en azından temettü ödemelerinden pay alabilmek için dava açtılarsa da bu konuda da net bir ilerleme kaydedilebilmiş değil.

-"ÇEAŞ VE KEPEZ'DE TÜRKİYE ALEYHİNE AÇILAN DAVANIN SONUCU BEKLENİYOR"-

ÇUKUROVA - KEPEZ: Devletin Çukurova ve Kepez'e el koyma kararıyla birlikte toplam 12 bin 230 yatırımcının mağdur olduğu ifade ediliyor. 12 Haziran 2003'te Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı aldığı karar ile 3096 sayılı yasa ve bu yasaya dayalı Bakanlar Kurulu kararı ile 9 Mart 1998'de Enerji Bakanlığı ile Uzan Grubu'nun sahibi olduğu Çukurova Elektrik ve Kepez Elektrik arasında imzalanan, görev imtiyaz sözleşmelerinin, bu şirketlerin mevzuat ve sözleşme hükümlerini sürekli ihlal etmeleri nedeniyle iptal edildiği ve Çukurova Elektrik ile Kepez Elektrik'e el koyduğunu bildirdi. Bu konuda, 2006 yılında Uzanlar'ın Libananco şirketinin Çukurova ve Kepez'e ortak olduğu ve el koyma kararıyla mağdur edildiği iddiasıyla Türkiye aleyhine açtığı davanın sonuçlarını beklenirken, davanın Türkiye aleyhine sonuçlanmasının mağdur yatırımcı için olumlu bir gelişme olabileceği söyleniyor.

Ancak bu konuda da net bir çıkarımda bulunulamıyor. Bu konuda, birkaç önemli ve ilgi çekici bilgi mevcut. Bu bilgilerden ilki şöyle:

Zamanında ortaya çıkan sahte Çukurova hisselerine karşı borsanın itibarını kaybetmemesi adına aracı kurumlar birliğinin öncü olduğu bir fon kuruluyor ve ödemeler yapılarak bu sahte senetler piyasadan toplanıyor. Bu, bugün de bir fon kurulsun diyen yatırımcılara örnek teşkil etmesi bakımından ilginç bir not.

İkinci dikkat çekici not ise, burada sözü edilen yabancı yatırımcıların sonradan bıyıklı yabancı tabir edilen aslında büyük bazı yerli yatırımcılar tarafından dışarıdan kurulan bir fon aracılığı ile alındığının tespit edilmesi. Bu noktada yabancı yatırımcının bu anlamda pek kaybının olmadığı, ya hızla bu tip kağıtlardan uzaklaştığı ya da bir şekilde kamu ya da özel kişiliklerle uzlaşarak mağdur olmadığı görülüyor.

-ÇÖZÜM ÖNERİLERİ -

İSMMMO raporu'na göre; konuya ilişkin çözüm arayışlarında farklı seslerden alınan öneriler bir potada eritilerek neler yapılabileceği konusunda şu tespitlerde bulunuluyor:

- Kapalı tahtalarla ilgili süreç yoğunlu olarak 1998 yılında başladı ve o dönemde Türkiye'nin genel bütçe büyüklüğü, GSYH ve bilanço büyüklüklerine bakıldığında, büyük olan rakamlar bugün görece küçük meblağlara dönüştü. Bugünkü ekonomik şartlar dikkate alındığında yatırımcı zararı kolaylıkla tazmin edilebilir.

- Borsada işlem gören şirketlerin imtiyazlarının iptali halinde azınlık pay sahiplerine bu şirketlerin borsa fiyatının son 3-6 aylık ortalaması üzerinden çağrı yapılabilir.

- TMSF tarafından borsada işlem görmekte olan bir bankaya el konulması halinde de benzer çağrı uygulaması mümkün. - Ankara (Ankara Haber Ajansı)

Haber Yayın Tarihi : 13.02.2011 10:0

aro
24-05-2011, 18:51
13.subat.2011 tarihinde ISMMMO nun yayinladigi rapor.Normalde, her yatırımcının iyi temel analiz yapabilmesi gerekir. Teoride bu böyle, ama pratikte mümkün değil. Öte yandan çeşitli IMKB endeksleri, şirketleri piyasa değeri, hacim, sektör, hatta şehirlere kadar tasnif ediyor ama en can alıcı, en lüzumlu tasnifler yok. (1) Verimlilik endeksi, (2) Sağlamlık endeksi. Sağlamlık noktasında, SPK'nın şirketleri tek tek gözetlemesi, bazı dolandırma girişimlerini veya kanunsuz uygulamaları engellese de, şirketlerin hepsini bir arada göreceli bir sağlamlık skalasına oturtmuyor.

Oysa sağlamlık ve verimlilik kriterleri nesnel olarak belirlenebilir, bu kriterlere göre birer XV30 (verimlilik endeksi) ve XS30 (sağlamlık endeksi) oluşturulabilir. Kriterler nesnel ve her şirkete aynı şekilde uygulanacağından, şirketler göreceli bir sağlamlık ve verimlilik skalasına oturtulabilir.

Sağlamlık endeksi şirketin risk faktörünü, verimlilik endeksi de şirketin uzun vadeli (geçmiş 10 sene) getirisini ölçer. Bu getiri, hisse değeri, sermaye azaltım ve arttırımları (bedelli/bedelsiz), temettüleri ve enflasyonu da hesaba katan en genel anlamda uzun vadeli reel getiri ortalamasıdır.

Bu iki endeks tanımlanıp yürürlüğe konulursa, artık her yatırımcı herhangi bir şirketin riski nedir, karlılığı nedir diye bilançoları ve geçmiş temel verileri uzun uzadıya analiz etmek zorunda kalmaz. Herkes girdiği risk/kazanç dengesini kabaca da olsa bilir.

Bu iki endeks, otomatikman sağlam ve karlı şirketlere uzun vadeli yatırımcıların (endüstri ve ülke açısından en kıymetli yatırımcıların) akın etmesini sağlar. Hem uzun vadeciler bilinmezliğin tehlikelerinden korunmuş olur, hem gerçek yatırımcılarla borsa arasındaki buzlar bir nebze çözülmüş olur ve ekonomiye "soğuk" para girişi olur, hem de şirketler arasında bir sağlamlık ve verimlilik yarışına zemin hazırlar. Sistem içindeki "düzgün" herkesin kazandığı bir uygulama olur. (Paranın bir kısmı dolandırıcı ve manipülatörlerden düzgün şirketlere döneceği için, bu işten sadece dürüst olmayan oyuncular zararlı çıkacaktır).

Buna ek olarak, Babo abinin teklif ettiği bir uygulama vardı. Şirket risklerinin müteselsilen hakim ortaklarca yüklenilmesi (bankalardaki uygulama) gibi bir şeydi. Bunu da eklerlerse, en azından uzun vadeciler için borsanın kabul edilebilir bir yatırım zemini haline gelmesi mümkün.

Yine ek olarak, SPK'nın borsada spekülasyonu (dikkat: manipülasyon demiyorum) zorlaştırıcı, öte yandan gerçek yatırımcının önünü açıcı düzenlemelerine ivmelenerek devam etmesini umuyorum. Mesela takasları ve derinliği tamamen kapatmak, takas süresini 10 kat arttırıp brüt takası istisnasız her hisseye zorunlu hale getirmek, yatırımcıları Takasbank hesap numaralarıyla takip ederek aynı Takasbank hesabından bir hisseye takas süresi (10 kat arttırılmış) geçmeden ters yönde emir girememek, [Ek: IMKB'nin tüm işlemlerden onbinde 5 komisyon alması] vs. gibi.

İşte o zaman borsa, kısa vadecileri, kumarbazları, kumarbaz avcısı dolandırıcıları, dolandırıcı şirketleri, sıcak parayı, palayı, manipülatörleri boğar. Düzgün şirketlerin, gerçek yatırımcıların, uzun vadeli soğuk paranın ve nihayetinde ekonominin ve ülkenin nemalanacağı verimli bir yatırım platformu haline gelir.

Hacim düşer mi? Görüntüdeki (sahte/sıcak/balon) hacim 10 kat düşer, ama gerçek hacim 2 kat artar. Mühim olan gerçek hacimdir. Zamanla bu uygulamalar borsaya güveni sağladıkça, o kaybedilen sahte hacim bu sefer gerçek hacim olarak geri döner üstelik.

Bunları düşünmek roket mühendisliği gerektirmiyor, ama birilerinin uygulaması lazım.

kasirga123
25-05-2011, 12:38
Merhaba ben yeni acılan Bilici nin yatırımcı ilişkilerine mal atmıştım bu imtiyazlı hisseler hakkında .....neden imtiyaz oluyor.....

Cevap kısaca böyleydi....

Şirketlerin patronları yönetimleri kimseye bırakmak istemiyor......!!!


ya o zaman neden halka arz oluyorsunuz ? neden yönetiminize birilerinin girmesine izin verimiyorsunuz ? Hisseleri satınca iyi değil mi ? Parayı al sonra kimseye işini karıştırma nerede var bu düzen ?


sadece bilici değil bütün şirketler için genel olarak sormuştum .....bu yazımıda genel olarak yazıyorum ...kimseyi hedef alarak değil .....hedef neden küçük yatırımcının hakları ihlal ediliyor.....


Yani Mevzuata aykırı bişey yokmuş İmtiyaz Sermaye Piyasasının kurul kanunları ve yönetmeliklerine göre yasal bir olgudur.....

autotruble
26-05-2011, 00:37
Merhaba ben yeni acılan Bilici nin yatırımcı ilişkilerine mal atmıştım bu imtiyazlı hisseler hakkında .....neden imtiyaz oluyor.....

Cevap kısaca böyleydi....

Şirketlerin patronları yönetimleri kimseye bırakmak istemiyor......!!!


ya o zaman neden halka arz oluyorsunuz ? neden yönetiminize birilerinin girmesine izin verimiyorsunuz ? Hisseleri satınca iyi değil mi ? Parayı al sonra kimseye işini karıştırma nerede var bu düzen ?


sadece bilici değil bütün şirketler için genel olarak sormuştum .....bu yazımıda genel olarak yazıyorum ...kimseyi hedef alarak değil .....hedef neden küçük yatırımcının hakları ihlal ediliyor.....


Yani Mevzuata aykırı bişey yokmuş İmtiyaz Sermaye Piyasasının kurul kanunları ve yönetmeliklerine göre yasal bir olgudur.....

Borsaya açılmakta birincil hedef ihtiyaç duyulan nakiti karşılamaktır. kimse sizi veya beni zengin etme amacında değildir malesef. işin garip ve üzücü - düşündürücü yanı ise sorumluların (SPK-BORYAD vs) para sahibi üç kağıtçının yanında olmaları. En şeffaf piyasa iken en berbat piyasaya çevirmelerinin başka izahı olamaz. Malesef şu an yasalar üç kağıtçıların soyguncuların yanında...

std
26-05-2011, 12:05
arkadaşlar yerimi bilmiyorum ama aşağıda yatırımcıyı soyan kipa nın yeni bedellisi var. şu an senet 8.22 tl işlem görüyor , 1000 lot(eski para ile 8 milyar küsurluk) için ne kadar para yatırılacak bilen birisi cevaplarsa sevinirim


EK AÇIKLAMALAR:
Yönetim Kurulumuz 25 Mayıs 2011 günü yapmış olduğu toplantıda;

1. 200.000.000 TL Kayıtlı Sermaye tavanı içinde 111.810.664 TL tutarındaki çıkarılmış sermayemizin;
2. Tamamı mevcut ortaklarımızdan nakden karşılanmak suretiyle 62.871.336 TL (%56,23018) artırılarak 174.682.000 TL'ye çıkarılmasına,
3. Mevcut ortakların rüçhan haklarında bir kısıtlama yapılmamasına,
4. Mevcut ortakların rüçhan haklarının nominal değeri 1 TL olan beher hisse için toplam 8,43 TL karşılığında primli olarak kullandırılmasına,
5. İhraç edilecek payların, kar oluşması halinde, ilk kez 1 Mart 2011-29 Şubat 2012 özel hesap dönemi karından yararlandırılmasına,
6. Konu ile ilgili belgelerin hazırlanarak sermaye artışına izin ve artırılacak sermayeyi temsil eden hisse senetlerinin kayda alınması talebiyle Sermaye Piyasası Kuruluna müraacat edilmesine,
7. Sermaye artırımı nedeniyle şirket ortaklarına Sermaye Piyasası Kurulu'nun kaydileştirme ile ilgili düzenlemeleri ve Merkezi Kayıt Kurulu A.Ş.' nin Genel Mektupları çerçevesinde kaydi hisse senedi olarak dağıtılmasına ve yeni pay alma haklarının kaydileştirme sistemi esasları çerçevesinde kullandırılmasına karar verilmiştir.

Bilgilerinize arz olunur.

mehyah
26-05-2011, 14:41
1. GEÇMİŞİ ANLAMAK İÇİN BİLANÇO VE GELİR TABLOSU ANALİZİ

- Şirketin içinde bulunduğu sektörde faaliyet gösteren şirketler ortalama F/K ve PD/DD oranlarını mukaye et,
- Pazar payına bak, lider mi, ikinci mi, yoksa küçük oyuncu mu ?
- Üretim yapıyorsa, ar-ge teknoloji konusunda lider mi, yoksa takipci mi ?
- Üretim yapıyorsa sektor ortalamasına göre ekonomik ölçekde üretim yapıyor mu?
Beyaz eşya 1 Milyon /yıl iki vardiye üretim kapasitesi,
Otomotiv sektörü, 200 bin adet/yıl üretim gibi ?
- Kurumsal ve profesyonel yönetiliyor mu ?
- Borçlar ve borcun toplam kaynakara oranı ?

-Temettü dağıtıyor mu ? Çok önemli , temettü dağıtmayan şirket hissesi alırken birkaç defa düşün !


Aşağıdaki konulara sonra değineceğim...

2. PAZAR VE SEKTÖR ANALİZİ
3. BÜYÜME VE İŞ PLANI
4.ŞİRKET HEDEFLERİ VE POTENSİYELİ
5. HİSSEYE YATIRIM ANCAK VE ANCAK GELECEK BEKLENTİSİ YÜKSEK OLAN ŞİRKET VE SEKTÖRLER SEÇİLMELİ

aokan1973
27-05-2011, 08:58
Değerli dostlar, Sayın Bakanımızın Borsada işlem yapan hissedarlara karşı kullandığı ifadeler bizi derinden üzmüş, Devletin ilgili denetleme ve düzenleyici kurullarına aşağıdaki açıklayıcı metin gönderilmiştir..
Bilginize..


Sayın Yetkili,

Sayın Devlet Bakanı Faruk Nafız Özak'ın, Partisinin Beşikdüzü ilçesindeki mitinginde 26 Mayıs Perşeme günü yaptığı konuşmada "Trabzonspor'u borsadan kurtardık, tefeciye düşmüştü, üç yüz milyon dolar. Sadri Bey ile beraber gittik Menkul Kıymetler Borsası'na. Trabzonspor borsaya açılırken yanlış açılmıştı. Gelirin yüzde 20'sini her yıl veriyordu. Şimdi onu kapattık. Trabzonspor kazanca geçti." ifadesinde hissedarlara karşı "tefeci" sıfatını kullanarak haksız ve aşağılayıcı tanımlamalarla yatırımcısını derinden yaralamıştır.
Şu an için SPK tarafından ilglil tebliğ ve cezalara rağmen 3 yıldır ödenemeyen Temettüler sebebiyle inceleme altında olan Trabzonsopr Sportif A.Ş. yöneticilerine karşı ise lehte bir tutum takınarak SPK, IMKB ve olayın Adli makamlara sirayet etmesi halinde Mahkemeleri dahi tesir altına alacak şekilde süre gelen bir incelemeye talihsiz bir şekilde taraf görünmüştür.
Bu hususta Tüzel kişiliğinizce Kamuyu aydınlatacak açıklamalarınızın biz hissederlarca beklendiğini;

Saygıyla arz ederim.

tortu
27-05-2011, 10:41
Mudurnu sırası kapalı.
Ama hala üretim ve satım yapıyorlar.
Hatta yabancı işçi alacam diyen bir müdürü var.
http://www.bolugundem.com/shownews.php?opt=manset&id=5860

ne demek lazım bilmem.

abartin
27-05-2011, 17:02
Tarih: 11 Mayıs 2011
Ulusal Endex:67200

`Türkiye`nin kredi notu artacak`

Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) Başkanı Vedat Akgiray, çok yakın gelecekte Türkiye´nin kredi notunun ciddi oranda artacağını belirterek, ´´Eli kulağında, başka çaresi yok. Arttığı zaman hem borsamız daha değerli olacak hem Türkiye´ye daha çok para gelecek´´ dedi


Açıklama: SPK Başkanı
Kaynak: Ulusal Medya

Tarih: 27 mayıs 2011: Ulusal Endex günü en düşük 61854 görerek 62407 de kapattı.

2 Haftalık Kayıp: % -7.13

Haftaya piyasaların normalleşmesini bekliyor ve umuyorum...Artık bu halimize bile şükredelim..

Not: Yatırım tavsiyesi Değildir. !!


http://img15.imageshack.us/img15/1482/adszkj.gif

EKaya
28-05-2011, 01:42
"Keriz silkeleme"de toplu beraat!
131 kişiyle başlayan davada kimseye ceza çıkmadı

2006 yılında 131 kişinin gözaltına alınmasıyla başlayan ve 'Keriz silkeleme (http://ekonomi.haberturk.com/etiket/keriz_silkeleme) operasyonu' diye anılan davada tüm sanıklar beraat etti. Davada sadece Mehmet Tahir Görpeoğlu, karapara aklamak suçundan 3.5 yıl hapis ve 500 bin TL para cezası aldı. Görpeoğlu'nun uzun süredir yurtdışında yaşadığı belirtiliyor

İstanbul Borsa (http://ekonomi.haberturk.com/etiket/borsa)sı tarihinin en büyük manipülasyon davalarından biri olan ve 'Keriz silkeleme (http://ekonomi.haberturk.com/etiket/keriz_silkeleme) operasyonu' diye anılan davada toplu beraat çıktı. Temmuz 2006'da 131 kişinin gözaltına alınmasıyla başlatılan ve aralarında eski Fenerbahçeli futbolcu Mecnur Çolak'ın yanı sıra çok sayıda işadamı, aracı kurum sahibinin de bulunduğu dava önceki gün İstanbul 4 Nolu Ağır Ceza Mahkemesi tarafından sonuçlandı. 5 yıldır devam eden davada yargılanan sanıklardan çoğu daha önce beraat etmişti. Son olarak aralarında Mecnur Çolak, Murat İlgeç, Can Dilmener, Behçet Erdem Davut Eskinazi gibi isimlerin bulunduğu toplam 21 kişi suç işlemek için örgüt kurmak, diğer kişiler ise suç örgütüne üye olmak iddialarından beraat etti.

TEK CEZA YURTDIŞINDA YAŞAYAN SANIĞA
Başladığında kamuoyunda büyük yankı yaratan Keriz silkeleme (http://ekonomi.haberturk.com/etiket/keriz_silkeleme), davasında tek ceza alan sanık ise Mehmet Tahir Görpeoğlu oldu. Görpeoğlu'nun yurtdışına para aklamak için fonlar aracılığyla 960 bin dolar para çıkardığını tespit eden mahkeme, sanığa 3 yıl 6 ay hapis ve 500 bin TL adli para cezası kesti. Ancak edinilen bilgilere göre, Görpeoğlu, uzun süredir yurtdışında yaşadığı için Türkiye'ye gelmesi durumunda bu cezayı çekecek. Öte yandan davada yargılanan sanıklar, mal varlığı değerlerini aklamak suçunu işlemediklerinden dolayı bu suçtan da ayrı ayrı beraat ettiler. Mahkemeyi, kazanan sanıkların, avukat ücretleri için de Maliye Hazinesi'nden karşılanacak.

MADDİ MANEVİ TAZMİNAT DAVASI AÇABİLECEKLER!
Mahkeme ayrıca bu dava nedeniyle tutuklanıp sonra beraat eden Mecnur Çolak, Can Dilmener, Yalçın Kaya ve Murat İlgeç'in tazminat isteminde bulunma haklarının olduğunun kendilerine iletilmesi kararı da verdi. Davada yargılanan bütün sanıkların maddi ve manevi tazminat davası açma haklarının olduğu belirtilirken, iş ve itibar kaybı yaşadığını öne süren bazı sanıkların maddi ve manevi tazminat davası açacağı belirtiliyor.
Sefer Yüksel-HT EKONOMİ

orwel1984
28-05-2011, 08:06
http://img15.imageshack.us/img15/1482/adszkj.gif

YEM BORUSU ÇALMAK

Atların ve katırların savaşlarda kullanıldıkları zamanlardan kalan bir deyim,

Arpa saman bitince aç hayvanlar arabaları topları çekmekte isteksiz davranırlar, hemen borucu bir "yem zamanı geldi" borusu çalar,

ucankus
29-05-2011, 11:34
Arkadaslar
yukarıda kı sahıs spk nın basına geldıkten sonra
güya kücük yatırımcıyı korumak amacı ıle almıs oldugu
yanlıs kararlarla kücük yatırımcıyı magdur etmıstır
cıkıslarda acıklama ısterken düsüslerde ıstenmemesı
otomotık durdurma
bılgı akısının yasaklanması
emır ıptallerı
örnegın bır hıssenın 3 günde %100 yukarı cıkılmasına ızın verılıyor
kücük yatırımcı 3 cü gün yüksekten alıyor
bır gün sonra acıklama ıstenıyor
hısse %50-60 la asagı ınıyor
son aylarda buna örnek verılecek cok hısse mevcut
bır an önce malum sahsın spk baskanlıgından uzaklastırılması gerekıyor
hepınıze bol kazanclar

BORA YAŞAR
29-05-2011, 11:42
Yazılanların bir kısmını okuyabildim..

Gelişmiş, tam rekabetin tüm koşulları ile geçerli olduğu bir serbest piyasa düzeninde, aslında hiçbir şey serbest (başıboş) değildir..

Normlar, kurallar, denetim ve cezalandırma, özgür bir düzenin teminatlarıdır..

Ekonomi dünyasında piyasaları belirli kurallar çerçevesinde kanunlarla kurulmuş kurumlar, devlet garantisinde denetler..

Hisse senedi piyasalarını da..

Hisse senedi, kişinin (gerçek ve tüzel), bir ticari şirkete ortaklığını gösteren, bir basılı kağıttır.

Bunun güvencesi de devletten başlayarak, devletin görevlendirdiği resmi ve özel kurumların denetim ve gözetiminde yatmaktadır.

Hisse senedi yatırımcısına gelirsek..

Aslında "demokrasi çoğunluğun değil, azınlığın haklarının korunduğu bir rejimdir" tanımı gibi, şirketlerde de çoğunluğa hakim ortaktan çok azınlık hisselerine sahip teşkilatlanmamış insanların korunması esastır.

Böyle olması gerekir.

İşte zurnanın zırt dediği yer burasıdır..

Küçük hissedar, her şeyi bilmez, yasal hükümlere vakıf değildir, genel kurullara katılmaz, şirketin hakim ortaklarının aldıkları kararlardan ve bu kararları ne kadar yasal olduğundan da haberdar değildir..

Bunları devlet ve onun görevlendirdiği denetim kurumları yapar.

Halka açık şirketlerde SPK ve SPK nın görevlendirdiği denetim şirketleri bu iş içindir..

İş çaresizce, dönüp dolaşıp, başlığı oluşturan "Küçük yatırımcının hak arama mücadelesi"ne dönüşürse/kalırsa, o serbest piyasanın tüm kuralları ile işlediğinden bahsedilemez.

(Biraz daha yazabilirim)

BORA YAŞAR
29-05-2011, 11:52
Meslek hayatımın bir dönemini, bağımsız denetim şirketi büyük ortağı ve SPK baş denetçisi olarak halka açık ve hisse senetleri borsaya kote şirketlerin mali tablolarını oluşturan tüm işlemlerin denetimi ile geçirdim..

Bu iş, son derece sorumlu ve gerçekten bağımsız ve derinlemesine olarak yapılması halinde arzulanan işlevi görecek bir denetim faaliyetidir..

Teorik ve yasal olarak tüm bu saydığım özelliklerin var olduğunun kabul edildiği ülkemiz düzeninde (hatta tüm dünyada) bu iş ne kadar layıkıyla yapılabiliyor?

10 sene önceki büyük krizde görevini layıkıyla yapmayan bağımsız denetim şirketlerinin, içi boşaltılmış, kof ama dıştan devasa görünen şirketlerin mali tablolarını gerektiği gibi denetledikleri söylenebilir mi?

Gerçekten etkili bir denetim hangi şartlarla söz konusu olabilir?


Aklıma gelenler bunlar..

BORA YAŞAR
29-05-2011, 12:03
En gelişmiş, insan kalitesi en yüksek, yasal altyapısı mükemmel, normların belirlenip benimsendiği toplıumlarda bile devletin en yaşamsal görevlerinden biri denetlemek ve cezalandırmak görevidir..

İnsanlık varoldukça (nirvana gibi hayali ortamlar dışında, belki o düzeyde bile), insanın suç işlemesi, başkasının hakkını zarara uğratması, kurnazlıklarla öne geçme isteği söz konusu olacaktır..

Denetim bu açıdan bireylerin birarada yaşama isteğine katkıda bulunacak önemli bir işlemdir..

Ancak ne kadar denetlenirse denetlensin, haksızlığı, hukuksuzluğu tümüyle önlemek mümkün değildir..

Bu noktada kişinin kendi hakkını yasal seviyede araması bir yaklaşımdır..

JAKO
29-05-2011, 12:07
Tekel işçisi hakkını ne kadar aradı ve bulduysa, ky de o kadar arayabilir ve bulabilir bir ortamı yaşıyoruz. Alat satan bilgisinin saklandığı bir ortamda, fantezi kurmak gereksiz.

orwel1984
30-05-2011, 16:00
Meslek hayatımın bir dönemini, bağımsız denetim şirketi büyük ortağı ve SPK baş denetçisi olarak halka açık ve hisse senetleri borsaya kote şirketlerin mali tablolarını oluşturan tüm işlemlerin denetimi ile geçirdim..


Ben de meslek hayatımın bir bölümünü Bilanço kamuflajı nasıl olur, reeskontlarla nasıl oynanır, mütemerrit alacakların vadesiyle oynanıp nasıl normal alacak olarak gösterilir gibi işlerle uğraşarak geçirdim,

Kapitalist sistemin yalan dolan kandırmaca üzerine inşa edildiğini düşününce bu işleri yalnızca "maaş" karşılığı yaptığımdan sonuçları beni ilgilendirmiyor.

BORA YAŞAR
30-05-2011, 16:18
Ben de meslek hayatımın bir bölümünü Bilanço kamuflajı nasıl olur, reeskontlarla nasıl oynanır, mütemerrit alacakların vadesiyle oynanıp nasıl normal alacak olarak gösterilir gibi işlerle uğraşarak geçirdim,

Kapitalist sistemin yalan dolan kandırmaca üzerine inşa edildiğini düşününce bu işleri yalnızca "maaş" karşılığı yaptığımdan sonuçları beni ilgilendirmiyor.

Yasal ve usulüne uygun olmayan davranışlar insanlık var oldukça varlığını sürdürecektir..

Ancak ehil ellerde ve zaman verilerek yapılacak bir incelemede (denetimde) bu dediklerinizin hepsi bulunur çok iyi bildiğiniz gibi..

Denetim ücretinin denetlediği şirketten alındığı, işin devamı konusu hizmet verilen şirkete ait olan bir düzende "bağımsız denetim"den bahsedebilmek mümkün değil.

orwel1984
30-05-2011, 20:06
Denetim ücretinin denetlediği şirketten alındığı, işin devamı konusu hizmet verilen şirkete ait olan bir düzen

Kadı ola davacı ve muhzır dahi şahit, (daha terbiyesiz kadı fıkrası da var ama bu kadarı yeter,)

Sn. Yaşar,

Ben bu işleri: borsaya kote olmayan, sermayesinin tamamı devlete ait bir şirkette ve tepeden gelen emir doğrultusunda yaptım o nedenle ifşa etmekte sakınca görmüyorum.

Amaç bizi okuyan genç arkadaşlara birşeyler öğretmek, bununla mutlu oluyoruz.

SLX
01-06-2011, 20:53
en azından şu emir iptali uygulamasının durdurulması sağlanamaz mı ? 15 mn lot emir bir anda buharlaşabiliyor. bunların bir kaç kişi tarafından yapılmadığını düşünmek çok temiz kalpli olmak değil midir?

akıllıbor
02-06-2011, 10:11
bu spk başkanı değilmi 70 lerde iken ky ya gelin borsaya gelin ne olursan gel diyen ve her şey ky nın aleyhine olduğunu bile bile çağırdı kuzuyu kurda teslim etmeye çalıştı inşallah çok kanan olmamıştır

orwel1984
02-06-2011, 16:43
KY korumak için bilgiyi gizlediklerini söylüyorlar ve de çok komik oluyorlar,

Eğer yanıltıcı bilgi varsa bostan korkuluğumusun mani ol, KY a açıklama yap,

Bir iş ne kadar gizleniyorsa o kadar da ayıp işler yapılıyordur, (yorganın kenarını kaldırıp bakmamıza izin yok)

fbiber
14-06-2011, 14:51
http://i1106.hizliresim.com/2011/6/14/8128.bmp

stormdr
14-10-2011, 02:39
Sadece MÜCADELE ayağı.... benim çok yakın olduğum bir konu olduğu için sizlere birkaç deneyimimi anlatmak istiyorum.

Memsa-Mems1 hisseleri, OYP hikayesi ile başladı. City 42 milyon hisse alıyor hesapta. Ama 3 ay sonra aldığı hisselerin 16 milyonunu hisseye basmak için kullanıyor.
Hisseyi 1,20 lerden topluyor 1,60 a çıkıyor. 1,15 e düşene kadar hacimsiz ve takası etkilemeyen bir düşüş oluyor. 1,15 den 0,80 e kadar hisseyi satıyor. Yani zararına
bu konuyu sorduk, KENDİ HİSSELERİ , istediği zaman satabilir dediler.
Aradan 1 ay geçti, Sermaye azaltım-arttırım hikayesi çıktı. Hisse bu işlem başlangıcı 1,23 idi.
Rüçhanlarda 0,23. Birçok yatırımcı BEDELLİ ye katılacaktı. Bedelliye katılım için son 2-3 gündü. Birden bire SATIŞLAR GELDİ. Son gün MEMS1 0,80 lerde idi, MEMS1R ise 0,02
lerde. Yani 0,80 lerden PİYASADAN ALMAK varken hiç kimse 1,00 TL den bedelli almadı. Böylece MEMSA-MEMS1 de toplam 46 MİLYON ADET rüçhan yakılmış oldu.
Daha sonra , PATRON DEVREYE GİRDİ. BİRİNCİL PİYASADAN HİSSELERİ KENDİ TOPLAMAYA BAŞLADI. Aslında toplamak denmez buna , çünkü hisse 1,00 in altında ve batırılmış
kim ne yapsın 1,00 in üzerindeki BE yi... Ama Faik Ulutaş çok zeki idi. Satıcı Bizim-Alıcı Bizim.... VEEEEEE, aldı olarak görünen bütün hisseleri yine ŞİRKETE BORÇLANARAK (Faaliyet Raporunda açıkça var) portföyüne koydu. Operasyon sonunda elindeki hisseler 30 milyon lotu geçmişti. (Operasyon öncesi 200 bin idi sadece.)

Birincil piyasa kapandı ve Faik Operasyona başladı. Hisse 1,10 lardan çıkışa başladı. 1 ay içinde 3,24 görüldü. Bu arada piyasaya 5-10 rakamları pompalandı.
Faik aslında bu çıkışta sürekli satıyordu. 2,90 lar civarında sağlam hisse çıktı. Daha sonra ki gevşemede hisse 2,10 ları gördü.
Bir sabah hiç unutmuyorum , 2,10 lardan çıkış başladı gibii görüntü verildi... Hisse 2,41 leri gördü ... Tam tavan derken, hisseyi bir çevirdi. Bütün kademelere bastı ve
hisse taban 1,90, sonraki günler dalgalanarak satışlar geldi yine Neyse hisse şu an 0,94. VE FAİK ULUTAŞ ın elinde MEMS1 yok (Ekim) Geçen haftalarda 1 milyon civarına çıkmış yine 0,88 lerden almış sanırım. ÖZETİNİ geçtiğim bu olayda FAİK ULUTAŞ ın bütün operasyonu gözler önünde....
SPK-İMKB ve şirketin kendisine 100 lerce mail attık... SONUÇ SIFIR.... Çünkü bu operasyonlar birileinin İZNİ İLE OLUYOR, ne yaparsak yapalım. Sonuç değişmiyor.

.........

Diyeceğim şu ki Herşey SPK-İMKB nin gözü önünde oluyor ve hiçbirşey yapmıyorlar. ÇÜNKÜ SİSTEM ONLARIN LEHİNE İŞLİYOR.

EMİR İPTALİ ve DERİNLİK İZLENEMEMESİ konusunda da bir çok itiraz maili atıldı. Uygulamaya itirazlar ve SPK nın açıklamaları olsa da YABANCILAR VE BÜYÜK OYUNCULAR LEHİNE OLAN BU UYGULAMA devam ediyor.

Netice ye gelirsem.... Arkadaşlar bu piyasa KÜÇÜK YATIRIMCIYI ÖĞÜTME mantığı ile işliyor. Küçüklerin cepleri boşaltılmalı ki, büyüklerin cebi dolsun.
Sistemin başındakiler de bu düzeni korumakla yükümlü sadece.

Bunlar organize çete, spk da şirketlerle ilgilensinler diye muhtemelen ortaokul terk sekreter koymuşlar, e-posta atanlara yanıt versinler diye, o Memsa'da çarpılanlardan biri de benim, onlara kaptırdığım her kuruş haram olsun, boğazında düğümlensin yedikleri..

Altta da benim fi tarihinde SPK ya attığım e-posta ve bana verilen cevap var...


Mailime 33 gün sonra cevap vermişsiniz, yakın! alakanız için teşekkürler, vatandaş suç işlemiş olsa bile siz farkedene kadar çoktaaann terkedip gider istediği yere zaten..

Piyasaların nasıl oyuncak olduğu belli oluyor her haliyle, bir de gerçek yatırımcıyı borsaya çekememekten yakınır SPK ve IMKB başkanları...

Neyse, klişe cevaplar vermiş de olsanız yine de teşekkürler..



From: spk_bilgilendirme@spk.gov.tr
To: ............
Date: Mon, 9 Aug 2010 11:56:35 +0300
Subject: RE:

Sayın ..........

İMKB’de gerçekleştirilen işlemler gerek Kurulumuzun gerekse İMKB’nin ilgili birimleri tarafından sürekli olarak izlenmekte ve gerekli görülen hallerde İMKB ve Kurulumuz tarafından ayrıntılı inceleme yapılmaktadır. Yapılan incelemeler sonucunda işlemlerde suç unsuru tespit edilmesi halinde ise sorumlular hakkında gerekli yasal işlemler tesis edilmekte ve inceleme sonuçları Kurulumuz haftalık bültenleri ile kamuya duyurulmaktadır.



Bilgi edinilmesi rica olunur.

From: spk@spk.gov.tr [mailto:spk@spk.gov.tr]
Sent: Wednesday, July 07, 2010 12:15 PM
To: SPK Şikayet
Subject: Gorus, Oneri ve Sikayet Bildirimi



SPK Görüş, Öneri ve Şikayet Bildirimi

Tüzel Kişilik Unvanı:




Ad soyad:


......

Adres:


ANKARA

Telefon:


(312) 1111111

Faks:




E-posta:

.........@hotmail.com

Konu:


Manipülasyon ve içeriden öğrenenlerin ticareti hakkında

Görüş, Öneri ve/veya Şikayet:


IMKB 2. ulusal pazarda Memsa koduyla işlem görmekte olan Mensa Mensucat şirketine senedine ait 21 Haziran-6 Temmuz 2010 arasında yapılan hisse alım satım işlemlerinin incelenmesini talep ediyorum, zira 21 Haziran 2010 tarihinde öncelikle yarı yarıya sermaye azaltımı yapılıp eşzamanlı olarak %100 bedelli sermaye artırımına gidilmişti, 21 Haziran 2010 açılış itibarıyla 1 lot Memsa 1.25den, 1 lot rüçhan kuponu ise referans fiyatı olarak 0.30dan işlem görüyordu,5 Temmuz kapanışı itibarıyla 1 lot Memsa 1.18, rüçhan kuponu ise 0.10dan işlem görmüştü.. Şirkete güvenip bedelli sermaye artırımına girmek istediğimden elimdeki rüçhan kuponlarını satmamıştım, amma velakin rüçhan kuponu pazarı kapandığının ertesi günü yani 6 Temmuz 2010 tarihinde Memsa hissesi 2 seans taban yaptırılıp nominalin altına çekildi, böylece sermaye artırımına girmek isteyen benim gibi birçok küçük yatırımcı yüklü miktarda zarara uğratılarak mağdur edilmiştir, zira 1 gün öncesinde rüçhan kuponlarını satan birisi ertesi gün bedelli sermaye artırımına girmeyip nominalin altında bir fiyatla bu hisseyi rahatlıkla alabilir, sattığı rüçhan kuponlarının ederi de yanına kar kalır.. Lütfen bu konuyu inceleyip bir daha böyle manipülasyonlara izin vermeyiniz, bedelli sermaye artırmına girecek borsaya kote şirketlerin hisselerindeki fiyat dalgalanmalarının bu derece anormal olmasına siz izin verirseniz daha çok insan dolandırılır bu ülkede.. Saygılarımla

YALIN
24-04-2012, 08:53
Duy'da İnanma :)


Bir Tüyom Var…


http://www.bilgeyatirimci.com/2012/04/21/bir-tuyom-var/

By Yaşar ERDİNÇ.


- Sana bir tüyo vereceğim ama lütfen kimseye söyleme

- Söz kimseye söylemem

- Ama bak yemin et…

- Vallahi de billahi de söylemeyeceğim…

- Tamam o zaman…

- FARTİGO ZAMA ZINGO hissesinde acayip yükseliş olacak… Şu an fiyatı 4.75 ama 3 ay içinde 15 liraya götürüyorlar.

- Dur grafiğine bir bakalım… Bu kağıt zaten 2.25′ten 4.75′e gelmiş…

- Daha ne istiyorsun oğlum, baksana adamlar bir ayda yüzde 100′ün üzerinde getiri sağlamışlar üç ay sonra ne olacağını düşünsene…

….

Bu konuşmalar devam eder gider… Sonunda yatırımcı bir şekilde ikna edilir… Bu tüyo konusu yatırımcının yaptığı yanlışlardan sadece bir tanesidir. Başka ne tür yanlışlar yapılıyor? Burada saymaya kalkarsam kitap yazmam gerekecek. Fakat ülkemizde çok değerli akademisyen, bürokrat ve hayatı tecrübelerle dolu iş adamları muhteşem kitaplar yazıyorlar. Hatırlarsanız, sizlere daha önce bir kitap tanıtmıştım. Ethem Sancak tarafından yazılmış olan “Türev Finansal Araçlar Sözlüğü” o kadar büyük bir boşluğu doldurdu ki, şu an bankacı veya finansla ilgili olan herkes için bir başucu kitabı oldu. SPK lisanslama sınavlarına girecekler için de çok doyurucu bir kaynaktı. Yine aynı yazar, yatırımcılar için çok değerli bir kitap kaleme aldı. Kendisi ile sıkça görüşüyorum. SPK’da geçirdiği yıllar boyunca karşılaştığı binlerce örnek olaydan da yola çıkarak işte az önce sorduğum soruya ve aslında çok daha fazla soruya cevap vermiş. Kitabın adı “Bireysel Tasarruf ve Yatırımları Koruma Rehberi“. Dikkat ediniz yatırımcıyı koruma rehberi değil. Elde ettiğiniz tasarrufları ve yaptığınız yatırımları koruma rehberidir. Aslında kitabın başlığı biraz akademik ve soğuk görünse de içeriği çok renkli. Konuların kolay anlaşılması için çok güzel efektlerle çok önemli noktalar balonlar içinde veya yeri geldikçe farklı şekillerde vurgulanmış. Benim en çok hoşuma giden bölüm hangisi oldu biliyor musunuz? Yıllarını SPK’ya vermiş ve şu anda da Daire başkanı pozisyonuna gelmiş olan birisinin BÖLÜM-5′de ele aldığı “Bireysel Yatırımcılara Yönelik Bazı Aldatma Sinyalleri ve Uygulanacak Kontroller” başlığı ve Bölüm 6′da ele aldığı “Finansal Alanda Sık Kullanılan Kötüye Kullanım Ya da Dolandırıcılık Araçları ve Yöntemleri” kısmı. Bu bilgileri, birçok yatırımcıyı dolandıranları, kandıranları, maniplasyon yapanları yakalayan, onları sorgulayan bir kurumun uzmanından okumanın değerini herhalde söylememe gerek yoktur. 7. Bölüm ise “Nasıl bir şirkete ortak olmak isterdiniz” diye başlıyor. Bizlerin yatırımcılara bir türlü anlatmaya çalıştığı ama dağınık halde aktarmaya çalıştığımız bütün başlıkları bir arada bulmak gerçekten çok güzel. Son bölüm ise “Haklarınızı Nasıl Korursunuz?” Başlığını taşıyor. Her yatırımcı başka hiçbir bölümü okumasa bile bu bölümü okumalı ve nasıl hak arayacağını, haklarını nasıl koruyacağını bilmelidir. Aslında SPK mevzuatını okuyarak da haklarınızı nasıl koruyacağınızı öğrenebilirsiniz ama o mevzuat içerisinde spesifik bir konuyu bulmak çok zor olurken, bu kitap direkt olarak konuya giriyor. BU arada unutmadan belirteyim ki, ben de bu kitap içinde yer aldım ve bir bölüm yazdım. Ayrıca piyasanın duayenlerinin çok önemli yazılarını ve mesajlarını da bulabileceksiniz. Kitabın dili o kadar hafif ki, anlamakta hiç zorluk çekmeyeceksiniz. Ethem Sancak’ın ellerine sağlık. Kitabı gazi kitabevi yayınladı. Burayı tıklayarak internetten satın alabilirsiniz.

fighter
05-05-2012, 13:01
Sayın Yalın dün cemaştan KAP a Özışık A.Ş.'nin 31.12.2011 tarihli Bilançosu 'nda yeralan zararlarından 48.000.000.- TL'lık kısmının , şirketin temettü dağıtım potansiyeli ve özkaynak yapısı üzerindeki olumsuzluklarını gidererek daha sağlam bir mali yapıya ulaşılmasını sağlamak amacıyla sermaye azaltımında kullanılmasına , 200.000.000.- TL olan şirket sermayenin bilanço zararlarından 48.000.000.- TL azaltılarak fon çıkışı gerekmeyecek şekilde 152.000.000.- TL' ye indirilmesine,
karar verilmiştir

Saygılarımızla Bu haberin anlamı nedir? Bana çok saçma geldi. Şirket zararını sermayesini azaltarak mı karşılayacakmış?

YALIN
07-05-2012, 08:33
Sayın Yalın dün cemaştan KAP a Özışık A.Ş.'nin 31.12.2011 tarihli Bilançosu 'nda yeralan zararlarından 48.000.000.- TL'lık kısmının , şirketin temettü dağıtım potansiyeli ve özkaynak yapısı üzerindeki olumsuzluklarını gidererek daha sağlam bir mali yapıya ulaşılmasını sağlamak amacıyla sermaye azaltımında kullanılmasına , 200.000.000.- TL olan şirket sermayenin bilanço zararlarından 48.000.000.- TL azaltılarak fon çıkışı gerekmeyecek şekilde 152.000.000.- TL' ye indirilmesine,
karar verilmiştir

Saygılarımızla Bu haberin anlamı nedir? Bana çok saçma geldi. Şirket zararını sermayesini azaltarak mı karşılayacakmış?

Sermaye azaltımı, patronların, küçük yatırımcıyı 'yolabilmesini' sağlamak amacı ile Türk Ticaret Kanununda resmileştirilmiş bir yöntemdir.

Genelde küçük yatırımcının pek hayrına olmayan bu durumun mevzuatını şu linkte görebilirsiniz; http://www.alomaliye.com/ruknettin_kumkale_sermaye_azalt.htm

Bağımsız bir yorumunu da şu linkte görebilirsiniz; http://www.paraborsa.net/sermaye-azaltimi-nedir/