PDA

View Full Version : Nasil Para Kaybedİlİr?



Pages : 1 2 3 4 [5] 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16

tractact
24-04-2007, 10:12
Valla bence supersin.
5 senedir sanal alemde yaziyoruz ciziyoruz, dustugumuz cukurlari anlatip duruyoruz (deli postekisi gibi) okuyan, okumayan.. Anlayan, anlamayan..
Yorumlayan, yorumlayamayan.. Kendi ozumlemesini yapip, elindeki avcundaki ile FULL borsaya dalmiyorsa, evinin colugunun cocugunu rizkini bu arena ya surmuyorsa, alirken analiz ederek dusunerek aliyor, satarken de malini kiskanmiyorsa, biz birseyler basardik demektir.

"Paylasmak" birisinin edinimlerinden faydalanip yararlanmak ise, neticesi de mutlaka SUPER olacaktir.

Bilincli yatirimlar her zaman servet olarak geri doner.

Yahu BaBo'dan böyle bi övgü almışım... daha ne olsun ki... :super:

Borsa konusunda ne öğrendiysem tamamen hisse.net sayesinde öğrendim... Başta üstadlar olmak üzere tüm paylaşımcılara şükranlarımı sunarım... Ama henüz yolun çok çok başındayım... borsanın ballı dönemine denk geldim... bakalım ömrümüz olursa ilerleyen dönemlerde neler yaşarız...

baba
25-04-2007, 18:43
Kaybetme yazısı yazılırmı,niye yazılmasın.
Bir büyük hata varki,bunu sıklıkla görüyorum.Bazı vatandaşlar ellerinde olan kağıda, olumsuz yoruma tahammülleri yok,istiyorlarki ya bu kağıt çok iyi ama baskı kuruyorlar,sabretmek lazım,kaptırmayın gibi banal muhabbetlerle kendilerini kitliyorlar.Kaybedince daha agresif oluyorlar.Biraz baksalar belki bilmedikleri bir şeyi öğrenecekler.

Bazılarıda, yanlışlarını ve eleştiriyi kabul etmezler.Yanlışını söylerseniz kudururlar.Hatta okuduklarını da ters anlarlar.Kendine güvenen insan ,yanlışını derhal kabul eder.Hatta daha ileri gidip kendisiyle dalga geçer.Bazılarıda bizim gibi nasıl kaybedildiğini yazar.İlk defa bari nasıl kazanıldığını yazayım,ilginç günler geliyor,eğer eğer eski tepeyi aşıp teyidide gelirse,blue chips çiler ayvayı yerler.

Sıra bayıltan ,kudurtan,delirten kağıtlara gelmiştir.Tabii temeli olmak kaydıyla.(sasa ve beko olmaz).Şimdi blue chipslerin yerinde saydığı,diğerlerinin uçtuğu döneme gelmekteyiz.Dikkat edin ilk defa böyle bir şey söylüyorum.
Mevlam rastgetire.

KOÇ
25-04-2007, 22:05
sn.baba haklısınız ama şunuda unutmamak gerekir insanda birazda şans olacak öyle olmasa dünyanın en zenginleri ekonomistler olmazmıydı kişi kader ve kısmete inanmalıdır....................................... ..................haksızmıyım ama

geçenlerde yazdıgım yazı bir çok şeyi anlatıyordu................................tabi anlayana

baba
29-04-2007, 01:24
Sayın Gül,
Bendeniz 1997 yılında bir aracı kurum sahibi iken devrin başbakanı Sayın Çiller'e 4 sayfalık rapor göndererek,ülkemizde bir finansal krizin adımlarının duyulduğunu,özellikle hazine denetimi altında olan bankaların bunda öncü rol alacağını bahsettim.Kendileride durumun kontrol altında olduğuna dair cevap verdiler.(!)1999 yılında Sayın Bahçeli'ye ,bakan yapılacak kişilerin akademisyen ve bürokrat olmaması gerektiğini ve bankacılık kaynaklı finansal bir krizin geleceğini yine bir mektupla bildirdim.Sagolsunlar,atadıkları 12 bakanın altı tanesi akademisyen ,altı taneside bürokrattı.
1997 de Yeni Yüzyıl gazetesinde yayınlanan tam sayfalık röportajımda ise manşet,Türkiyenin krizde yolu daha çok uzun idi.2000 Yılı Mayıs ayında İMKB genel kurulunda yapmış olduğum konuşmada finansal krizin çok ama çok yakın olduğunu söylediğimde,faizleri %33 e düşmüş bir ülkede acaba bu adam delimi diye baktılar.12 şubat 2001 de Sayın Cüneyt Ülsever Samanyolu TV de bana canlı yayın teklif ettiğinde ,finansal krizin geleceğini açıklayacağım dedim ama yayının olduğu 19 şubat günü zaten kriz başlamıştı.Bunları övünmek için değil,ciddiye almanız için yazıyorum.

Sayın Gül,
Yaradanın ne yazıp ,neyi nasip edeceğini insan oğlu hesaplayamaz.Rahmetli Özal,1977 de İzmir de senato seçimini kazansaydı.Geldiği yerlere gelebilirmiydi.?Sayın başbakan 1991 de milletvekili seçimini ,biliyorsunuz Mustafa Baş'ın kullandığı tercihle kaybetti.Neler söylediğini ben iyi biliyorum.Eğer seçilseydi ,buralarda olabilirmiydi?Yaradan ,yolu çizmiş,yol gidiyor.Hadise bu.Sesi güzel,yüzü güzel bir insan ,bunu nasıl ben yaptım diyemezse,Buradada bunu diyemez.Olaki Mevlam rastgetire.Sizin başbakanığınızın ilk haftasında,2002 kasımın da Yeni Şafak Gazetesinde tam sayfa röportajımda 2006 yılının Türkiyesini resmettim.Rabbıma hamdediyorum ki yanılmadım.Yanlız burada önemli bir noktaya parmak bastım.Türkiyede o kadar çok yanlışlar yapıldı ki, artık yeni gelenler neyin yapılmayacağını biliyorlar.Küresel likidite patlaması bu ülkeye yıllık 50 milyar dolar ayırırsa şaşırmayında dedim.2002 de bunu kimsenin hayal bile edebileceğini düşünmüyorum.

Bu güne gelirsek,Cenab-ı Allah'ın en sevmediği şey böbürlenmedir.Övünmektir.Akparti seçimi kazandıktan sonraki ilk MKYK toplantısında Sayın Ertuğrul Yalçınbayır'ın Sayın Başbakana dediklerini hatırladınızmı.? Neyse ,padişahım çok yaşacıların uçuramayacağı şeyh yoktur.Hatta öyle olurki şeyh,bizim için makam,mevkinin önemi yoktur bile der.Bu HİÇ lik mertebesi olup,bir yaradılanın ,yükselebileceği en son tepedir.Yalçınbayır niye gözden düştü.!!

Tabiiki ALLAH böbürlenenleri sevmez.Cezalandırır.Tıpki mükafaatlındırdığı gibi.

Türkiye de %34 oy alırsınız,bu bir başka açıdan da bütün seçmenin %25 idir.Parlementonun %66 sını alırsınız.Bunu biz,ben yaptık diyemezsiniz.Bu Takdirdir.Bundan sonrası size aittir.Milli Görüş mektebinden tedris etmiş üç kişi,bu ülkenin ilk üç kademesini alırsa,almaya kalkarsa,bu ülkenin böyle bir fotografının olmadığını bilmesi gerekir.Siyaset ,mümkün olanı yapma sanatıdır.Gücünüzü denemenin yolu ,kafanızı taşa vurup denemek değildir ve olmamalıdır.Genel Kurmay Başkanı 'nın 20 gün evvelki basın toplantısını okuyamayanların,çok açık söylüyorum,siyaset yapma hakkı olmamalıdır.
Onu okuyamayıp,bugün TSK gibi olmazsa olmaz ,bir kurumu böyle bir davranışa mecbur bırakanlar kimlerse vebal altına girmişlerdir.Biz ülke vatandaşları olarak sevelim ,sevmeyelim hiç bir kurumumuzun yıpranmasına dayanamamız lazımdır.Tabiatıyla ,en önemli kurumumuzun hükümetimiz olduğunun bilincinde olarak.Bizim hükümetimizi yıpratmaya,başbakanın bile hakkı yoktur.

Sayın GÜL,
Sizin sevimli üslubunuz,mütevazi tavrınız,bana bu mektubu yazmaya cesaret verdi.Fikirlerim ,asla hiç kimse ve hiç bir kurumu kötülemeye yönelik değildir.Sadece tespit amaçlıdır.Siyaset,aynı zamanda zor zamanda insiyatif alma sanatıdır.Hükümet sözcüsünün bu günkü açıklamaları,insiyatif kaybı olarak açıklanabilir.Lider lik de konsantrasyon kaybı görüyorum.Yönetimde vefa olmaz.Unutmayın emanet sadece ehil ler tarafından götürülür.Zamanında değişebilmek veya değiştirebilmek büyük erdemdir.Bunu başaramayanlar tozlu sayfalarda kaybolur giderler.
Sayın Gül,size duymak istediğiniz şeyleri söylediğime inanıyorum.Lütfen ,anayasal süreci beklemeden,adaylığınızı geri alın.Aksi takdirde Anayasa Mahkemesi muhtemelen haklı ve hukuki olmayan bir karar almak zorunda kalacak,dolayısıyla yıpranan kurumlarımız arasına karışacaktır.

Bunlara meydan vermeyeceğinizi umuyor,neticede ALLAH 'ın takdirinin dışında hiç bir şey olmayacağını belirtiyor,Bu kararınızın bu gün veya yarın piyasalar açılmadan açıklanmasını diliyorum.
Türkiye yoluna kesintisiz devam etmek durumundadır.Vebal sizindir.
Gerçek muhabbetle ,saygılarımı sunarım.

bikmisbroker
29-04-2007, 10:44
Agziniza, Klavyenize, beyninize saglik sayin baba.
Bakalim en bastakilerden baslamak uzere, sizin su ustteki (http://www.hisse.net/forum/showpost.php?p=1605805&postcount=1004) yazinizda parmak bastiginiz noktalar sayin Liderlerinde gundemindemi??

kırmızı
29-04-2007, 11:13
sayın BABA size olan sevgim ve saygım bir kere daha arttı..
tanışma şansı bulduğum için çok mutluyum..saygılar ve sevgiler

hayaletsürücü
29-04-2007, 11:21
Mevsimlerden darbe mevsimi olmadığı olamadığı ABD AB ve Genelkurmayın açıklamalarından anlaşılmaktadır. Akp adaylık sürecinin devam ettiğini Sn. Gül'ün ağzından az önce ilan etmiştir. Bunun anlamı, nasılsa Anayasa Mahkemesi, Sn. Sezer de, Sn. Demirel de, Sn. Özal da aranmayan 367 artık şarttır diye karar alacak ve erken seçime gidilecek. Biz dik duralım ve mazlumu oynayıp seçime girelim demektir. Bence en doğrusu da budur. Topikle bağlantısını kurarsak İMKB de olmak bile tek başına para kaybetme nedenidir. Senedin önemi yoktur.

erdemirci
29-04-2007, 12:04
korkulacak birşey yok. Borsa 2-3 bin puan aşağı gelir en fazla. Ama birileri demokrasiyi ve cumhuriyetin ne olduğunu anlamalı artık.

engindeniz
29-04-2007, 14:48
...
...
...
...

Sayın GÜL,
Sizin sevimli üslubunuz,mütevazi tavrınız,bana bu mektubu yazmaya cesaret verdi.Fikirlerim ,asla hiç kimse ve hiç bir kurumu kötülemeye yönelik değildir.Sadece tespit amaçlıdır.Siyaset,aynı zamanda zor zamanda insiyatif alma sanatıdır.Hükümet sözcüsünün bu günkü açıklamaları,insiyatif kaybı olarak açıklanabilir.Lider lik de konsantrasyon kaybı görüyorum.Yönetimde vefa olmaz.Unutmayın emanet sadece ehil ler tarafından götürülür.Zamanında değişebilmek veya değiştirebilmek büyük erdemdir.Bunu başaramayanlar tozlu sayfalarda kaybolur giderler.
Sayın Gül,size duymak istediğiniz şeyleri söylediğime inanıyorum.Lütfen ,anayasal süreci beklemeden,adaylığınızı geri alın.Aksi takdirde Anayasa Mahkemesi muhtemelen haklı ve hukuki olmayan bir karar almak zorunda kalacak,dolayısıyla yıpranan kurumlarımız arasına karışacaktır.

Bunlara meydan vermeyeceğinizi umuyor,neticede ALLAH 'ın takdirinin dışında hiç bir şey olmayacağını belirtiyor,Bu kararınızın bu gün veya yarın piyasalar açılmadan açıklanmasını diliyorum.
Türkiye yoluna kesintisiz devam etmek durumundadır.Vebal sizindir.
Gerçek muhabbetle ,saygılarımı sunarım.
---

Sn.(izninizle sevgili :D) BABA,

Öngörülerinizle bir tarih yazacaksınız...

Bu kısmın özellikle altını çizerek alıyorum...

(Hatırlarsanız bu topic' in en beğendiğiniz yazısını benim yazdığımı söylemiştiniz.)

Bu konuda bu öngörünüze katılmamak elde değil. Sn. GÜL' ü bu konuma getiren kişlerin de düşüncelerini, bir hayal mahsulu olarak buraya aktarırsanız eğer, ben size, "SULTAN BABA" lakabını takacağım...:D

Sevgilerimle...Saygılarımla efendim...

baba
29-04-2007, 18:43
Sayın Gül,
Bendeniz 1997 yılında bir aracı kurum sahibi iken, devrin başbakanı, Sayın Çiller'e 4 sayfalık rapor göndererek,ülkemizde bir finansal krizin adımlarının duyulduğunu,özellikle hazine denetimi altında olan bankaların bunda öncü rol alacağını bahsettim.Kendileride durumun kontrol altında olduğuna dair cevap verdiler.(!)1999 yılında Sayın Bahçeli'ye ,bakan yapılacak kişilerin akademisyen ve bürokrat olmaması gerektiğini ve bankacılık kaynaklı finansal bir krizin geleceğini yine bir mektupla bildirdim.Sagolsunlar,atadıkları 12 bakanın altı tanesi akademisyen ,altı taneside bürokrattı.
1997 de Yeni Yüzyıl gazetesinde yayınlanan tam sayfalık röportajımda ise manşet,Türkiyenin krizde yolu daha çok uzun idi.2000 Yılı Mayıs ayında İMKB genel kurulunda yapmış olduğum konuşmada finansal krizin çok ama çok yakın olduğunu söylediğimde,faizleri %33 e düşmüş bir ülkede ,acaba bu adam delimi diye baktılar.12 şubat 2001 de Sayın Cüneyt Ülsever Samanyolu TV de bana canlı yayın teklif ettiğinde ,finansal krizin geleceğini açıklayacağım dedim ama yayının olduğu 19 şubat günü zaten kriz başlamıştı.Bunları övünmek için değil,ciddiye almanız için yazıyorum.

Sayın Gül,
Yaradanın ne yazıp ,neyi nasip edeceğini insan oğlu hesaplayamaz.Rahmetli Özal,1977 de İzmir de senato seçimini kazansaydı.Geldiği yerlere gelebilirmiydi.?Sayın başbakan 1991 de milletvekili seçimini ,biliyorsunuz Mustafa Baş'ın kullandığı tercihle kaybetti.Neler söylediğini ben iyi biliyorum.Eğer seçilseydi ,buralarda olabilirmiydi?Yaradan ,yolu çizmiş,yol gidiyor.Hadise bu.Sesi güzel,yüzü güzel bir insan ,bunu nasıl ben yaptım diyemezse,Buradada bunu diyemez.Olaki Mevlam rastgetire.

Sizin başbakanığınızın ilk haftasında,2002 kasımın da Yeni Şafak Gazetesinde tam sayfa röportajımda 2006 yılının Türkiyesini resmettim.Rabbıma hamdediyorum ki yanılmadım.Yanlız burada önemli bir noktaya parmak bastım.Türkiyede o kadar çok yanlışlar yapıldı ki, artık yeni gelenler neyin yapılmayacağını biliyorlar.Küresel likidite patlaması bu ülkeye yıllık 50 milyar dolar ayırırsa şaşırmayında dedim.2002 de bunu kimsenin hayal bile edebileceğini düşünmüyorum.

Bu güne gelirsek,Cenab-ı Allah'ın en sevmediği şey ,böbürlenmedir.Övünmektir.Akparti seçimi kazandıktan sonraki ilk MKYK toplantısında Sayın Ertuğrul Yalçınbayır'ın Sayın Başbakana dediklerini hatırladınızmı.? Neyse ,padişahım çok yaşa'cıların uçuramayacağı şeyh yoktur.Hatta öyle olurki şeyh,bizim için makam,mevkinin önemi yoktur bile der.Bu HİÇ lik mertebesi olup,bir yaradılan'ın ,yükselebileceği en son tepedir.Yalçınbayır niye gözden düştü.!!

Tabiiki ALLAH böbürlenenleri sevmez.Cezalandırır.Tıpki mükafaatlındırdığı gibi.

Türkiye de %34 oy alırsınız,bu bir başka açıdan da bütün seçmenin %25 idir.Parlementonun %66 sını alırsınız.Bunu biz,ben yaptık diyemezsiniz.Bu Takdirdir.Bundan sonrası size aittir.Milli Görüş mektebinden tedris etmiş üç kişi,bu ülkenin ilk üç kademesini alırsa,almaya kalkarsa,bu ülkenin böyle bir fotografının olmadığını bilmesi gerekir.Siyaset ,mümkün olanı yapma sanatıdır.Gücünüzü denemenin yolu ,kafanızı taşa vurup denemek değildir ve olmamalıdır.Genel Kurmay Başkanı 'nın 20 gün evvelki basın toplantısını okuyamayanların,çok açık söylüyorum,siyaset yapma hakkı olmamalıdır.
Onu okuyamayıp,bugün TSK gibi olmazsa olmaz ,bir kurumu böyle bir davranışa mecbur bırakanlar kimlerse vebal altına girmişlerdir.Biz ülke vatandaşları olarak sevelim ,sevmeyelim hiç bir kurumumuzun yıpranmasına razı olmamamız lazımdır.Tabiatıyla ,en önemli kurumumuzun hükümetimiz olduğunun bilincinde olarak.Bizim hükümetimizi yıpratmaya,Başbakanın bile hakkı yoktur.

Sayın GÜL,
Sizin sevimli üslubunuz,mütevazi tavrınız,bana bu mektubu yazmaya cesaret verdi.Fikirlerim ,asla hiç kimse ve hiç bir kurumu kötülemeye yönelik değildir.Sadece tespit amaçlıdır.Siyaset, zor zamanda insiyatif alma sanatıdır.Hükümet sözcüsünün bu günkü açıklamaları,insiyatif kaybı olarak açıklanabilir.Lider de konsantrasyon kaybı görüyorum.Yönetimde vefa olmaz.Unutmayın emaneti ehline vereceksiniz.Zamanında değişebilmek veya değiştirebilmek büyük erdemdir.Bunu başaramayanlar tozlu sayfalarda kaybolur giderler.
Sayın Gül,
Size duymak istediğiniz şeyleri söylediğime inanıyorum.Lütfen ,anayasal süreci beklemeden,adaylığınızı geri alın.Aksi takdirde Anayasa Mahkemesi muhtemelen haklı ve hukuki olmayan bir karar almak zorunda kalacak,dolayısıyla yıpranan kurumlarımız arasına karışacaktır.

Bunlara meydan vermeyeceğinizi umuyor,neticede ALLAH 'ın takdir'inin dışında hiç bir şey olmayacağını belirtiyor,Bu kararınızın bu gün veya yarın piyasalar açılmadan açıklanmasını diliyorum.
Türkiye yoluna, kesintisiz devam etmek durumundadır.Bundan sonra karar ve Vebal sizindir.
Gerçek muhabbetle ,saygılarımı sunarım.


Bu mektubu www.abdullahgul.gen.tr adresine yollladım,mektup site yönetiminin
eline geçti.(cevap geldi)Son derece saygılı bir uslupla yazılan bu mektup,şu saate kadar sitede yayınlanmadı.(hakaret içermeyen her şey yayınlanacak diye bilgi olmasına rağmen)Halen bekliyorum eğer yayınlanmazsa,o zaman Sayın Gül 'de demokrasi sınavında sınıfta kalacak.Çünkü daha evvelki bir bilgi notum,bizzat sayın Gül tarafından cevaplanmıştır.



Siz aslansınız,mazlumsunuz,mağdursunuz ,her şeye layıksınız vs.... gibi yazılar hemen yayınlanıyor.

Sayın Yalçınbayır,ilk MKYK toplantısında,Sayın Genel Başkan, şimdi herkes size herşeyi siz yaptınız,bu başarı bütünüyle sizin,diyorlar,İnanmayın bunlara, başarı varsa hepimizindir.Bunlar yarın sizin etrafınızı kuşatır,yanlışları görmenize engel olurlar. Demiştir.Bu kısmı ,yoğun talep üzerine açıklamak zorunda kaldım.Yalçınbayır'ın tespit'i herkese lazım.Forum üyelerinin yoğun ilgi ve alakalarına teşekkür ederim.

kentuf
29-04-2007, 21:39
Teşekkürler baba paylaşımınız için .Her zaman her yerde söylüyorum nick name cuk diye oturmuş diye .Saygılarımla .

satranc
29-04-2007, 22:21
Sayin BABA

Bu mektuba gore sizin anayasa mahkemesinin yipranmasindan baska piyasalarda yakin zamanda olacaklarla ilgilide bazi ongoruleriniz var. Bunlarida bizimle paylasabilirmisiniz. Malum herkes birseyler soyluyor. Ancak anladigim sizin bazi duyumlariniz var.

Abdullah Gul adini basbakana birilerinin fisildadigida soyleniyor. Bu kisilerin uzana dogan grubuna operasyon yetkisini veren kisiler oldugunu tahmin ediyorum. Bana kalirsa istesede vazgecemez.

Iyi geceler

drc
29-04-2007, 22:27
anayasa mahkemesi yıpratmasın kendini o zaman.böyle bir mantık olabilirmi ya.

tent
29-04-2007, 22:33
Abdullah Gul adini basbakana birilerinin fisildadigida soyleniyor. Bu kisilerin uzana dogan grubuna operasyon yetkisini veren kisiler oldugunu tahmin ediyorum.
kim bu kişiler?

satranc
29-04-2007, 22:50
Devletin bazi isleri vardir. Gun gibi aydinliktir. Bazi isleride vardir ki gece gibi karanliktir.

Bu sozun benzerini Konfucyusun 2500 yil once soyledigi rivayet edilir.

Belkide haklidir. Kim bilir

karınca
29-04-2007, 22:52
Sayin BABA
Abdullah Gul adini basbakana birilerinin fisildadigida soyleniyor. Bu kisilerin uzana dogan grubuna operasyon yetkisini veren kisiler oldugunu tahmin ediyorum. Bana kalirsa istesede vazgecemez.
Iyi geceler
Kulis konuşmalarına göre benim duyduğum;
İlk etapta Vecdi Gönül'ün ismi geçiyordu. 23 Nisan Resepsiyonundada G.Kurmay başkanına bu isim verildi ve OK. alındı hatta gazetecilerde bu ismi öğrenip flaş haber olarak duyurdular. Ancak sonradan Bülen Arınç'ın devreye girmesi ile Vecdi Gönül olan isim Abdullah Gül olarak değiştirildi. Asker ise önceden duyduğu rahatsızlıkların dışında kendilerine verilen ismin değiştirilmesinden rahatsızlık duydu.
Olasılıkla Gül adaylıktan çekilmeyecektir neden açık; parti tabanından gelen oy oranını düşürmemek için. Eğer Gül adaylıktan çekildiğini açıklarsa parti tabanında oy kaybeder. Askere kafa tutunca, oy aranlarını arttırma hesaplarını yapıyorlardır.
Bu arada anayasa mahkemesi siyasi krizin oluşmaması için geçerli değildir diyecek (böyle olacağını hesaplamışlardır) Bu yol ile oy oranlarını dahada arttırma sevdasında olabilirler.
Seçim meydanlarında ise piyasalarda önümüzdeki günlerde gelişecek olası dalgalanma için "bizim olmadığımız ortamda piyasa böyle dalgalanır" diyerek olanları seçim propagandası olarak kullanmak isteyeceklerdir.
Muhalefette ise bugün oluşan çağrıya kulak tıkıyarak önemli bir birleşme olmaz. Ancak AKP hükümetinin yaptığı her türlü yolsuzluk büyük bir olasılıkla meydanlara inecektir.
Komplo teorisidir kurgu bana aittir.

İşte önümüzdeki günlerde yaşanacak dalgalanma sayın babaya nasıl para kaybedileceği konusunda oldukça fazla malzeme vereceğe benzer.

satranc
29-04-2007, 22:59
http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=6413029&yazarid=10

bu yazida bundan bahsediyor mesela

baba
09-05-2007, 00:33
İnsanlar vardır,aydınlıktan korkarlar.Çünkü onlar daha 25 yaşında herşeyi öğrenmişlerdir.Artık onların öğreneceği bir şey kalmamıştır.Onlar karanlık dünyalarında mutludurlar.Gördükleri şeyler çok yakınlarındadır ve çok azdır sadece onları tanırlar.Evren onlar için o karanlık odadır.

Sapla samanı karıştırmak gibi bir meseleleri yoktur.El yordamı ile dokundukları şeyler gerçektir sadece.Çevrenizde bolca görebilirsiniz bunlardan.Ama hayat öylemi,Dünya öylemi,Evren öylemi.?Kırın tabularınızı,yırtın karanlıkları da diyemezsiniz.

Elimizden sadece üzülmek gelir,ne olurdu aydınlığa açık olsalardı.Yırtsalardı karanlıklarını,çünkü bunlar bizim insanlarımız.İnsan yaptıklarını,düşüncelerini mutlaka sorgulamalı.Kafasında hep acaba olmalı.

GENÇ KARDEŞLERİM,
Mutlak doğru yoktur.Ama mutlak yanlış vardır.Değişime,gelişime karşı çıkmak,bilgiye,öğrenmeye karşı çıkmak, mutlak yanlışlardan sadece örneklerdir.Gelin kıralım zincirlerimizi,tabularımızı ve mutlak doğrularımızı,
Aydınlığa çıkalım.

tumer1962
14-05-2007, 12:55
syn baba
Düşünceleriniz harika anladıgım kadarı ile konusunda tecrübeli bir arkadaşsınız ve bunları bizlerle paylaşmak istiyorsunuz.İnanın bizlerde sizi zevk ile takip ediyoruz.Engin bilgilerinizden bizi mahrum bırakmayın lütfen. syn babo,kuzu,karahan,vs sizlerden çok şey ögreniyoruz ve sizlere teşekkür ediyoruz.Kaliteli yazılarınızın devamını diliyoruz.Şu andaki türkiyenin gelecegine ilişkin öngörülerinizi bizimle paylaşırsanız çok sevinirim.Teşekkür ederim.

bikmisbroker
07-06-2007, 16:20
Bu Borsa gercekten de ilginc bir yer..
Kazaninca ya abartir yazariz, accuk kaybedince de Herşeyi Kaybettim (http://www.hisse.net/forum/showthread.php?t=17937) diye Topic bile acariz..
YOKMU bu isin ORTASI???

Bu topicde kaybettiklerini yazanlardan BiRi olan ben 1994 krizin de portfoyumun %25ni kaybetmedim, elimdeki avcumdaki portfoyum 30 da 1 e DUSTU!!

Mesela deyip rakam ile bir ORNEK vereyim..
1 milyon dolarlik portfoy, olmustu 35000 $ (Yazi ile otuzbesbin dolar)

Portfoyu %25 kaybeden "Herseyini" kaybettiyse, Portfoyu 30 da 1 e dusen ne olumustur ACABA???

Saygilarimla,

Bikmisbroker

smirnoff
07-06-2007, 16:26
nasıl para kaybedilir bilmem ama bildiğim tekşey kaybetmeyi hazmetmeyi bilmeliyiz...sağlıkla...

bikmisbroker
07-06-2007, 16:28
nasıl para kaybedilir bilmem ama bildiğim tekşey kaybetmeyi hazmetmeyi bilmeliyiz...sağlıkla...

Hocam yazmasi kolay oluyor da, 30 da 1 e dusunce "intihar etme psikolojisi" agir basiyor.
Tecrube ile sabit.

GÜRKAN
07-06-2007, 16:34
Portfoyu %25 kaybeden [B]"Herseyini" kaybettiyse, Portfoyu 30 da 1 e dusen ne olumustur ACABA???

Saygilarimla,

Bikmisbroker

Ben olsam alır başımı giderdim, deniz aşırı bir ülkeye :D:D:D

BEDESTENLİ
07-06-2007, 16:36
Ben olsam alır başımı giderdim, deniz aşırı bir ülkeye :D:D:D

hımmm gidişin nedeni belli oldu şimdi.:wink::):yes:

swert
07-06-2007, 16:53
Hocam yazmasi kolay oluyor da, 30 da 1 e dusunce "intihar etme psikolojisi" agir basiyor.
Tecrube ile sabit.

Sn. BikmişBroker,

Hiç kırıcı olmadan ne güzel yazmışsınız. Teşekkürler.
Bence yazmak sadece Klavyeye basmak olmamalı. Düşünmek, yaşamak lazım. Sanal ortamın sınır tanımaz hayal alemine bir hayal daha eklemek için değil, gerçek hayyatın hayal bile edilemez güçlüklerine uygun bir örnek oluşturması amacıyla da yazmak lazım. Tekrar teşekkürler.

Saygılarımla.

tent
07-06-2007, 19:20
YOKMU bu isin ORTASI???
sn. bıkmışbroker, ortasını bulsak, beğenecek miyiz ki?

katre
08-06-2007, 01:42
açığa kredili ve daldan dala işlem yapın. batmanız vacip olur.

armagedon
08-06-2007, 02:02
yarina tavandan kagit almak icin tum paranizi kullanin iki gunde kayip edersiniz nasil olsa :D

guneysu
09-06-2007, 00:06
Bu Borsa gercekten de ilginc bir yer..
Kazaninca ya abartir yazariz, accuk kaybedince de Herşeyi Kaybettim (http://www.hisse.net/forum/showthread.php?t=17937) diye Topic bile acariz..
YOKMU bu isin ORTASI???

Bu topicde kaybettiklerini yazanlardan BiRi olan ben 1994 krizin de portfoyumun %25ni kaybetmedim, elimdeki avcumdaki portfoyum 30 da 1 e DUSTU!!

Mesela deyip rakam ile bir ORNEK vereyim..
1 milyon dolarlik portfoy, olmustu 35000 $ (Yazi ile otuzbesbin dolar)

Portfoyu %25 kaybeden "Herseyini" kaybettiyse, Portfoyu 30 da 1 e dusen ne olumustur ACABA???

Saygilarimla,

Bikmisbroker

ben bu borsayi cozdum para dolasiyo duruyo ortada emtiya el degisiyor
ben calisiyor didiniyor para kazaniyorum ciziyor kosturuyorum
kazandigim parayi aliyor borsaya yatiriyorum
tabiiki haliyle kaybediyorum
benden parayi alan geliyor piyasaya parayi emtiyaya ceviriyor
haliyle para gene bir sekilde bana donuyor
calisiyorum didiniyorum alin teri goz nuru dokuyorum parayi ondan bir sekilde aliyorum
gene borsada kagit aliyor kaybediyorum bir sekilde para gene onun eline geciyor
bu sekilde bir kisir dongude olmus oluyorum ben
ben sonucta essek gibi calisiyorum adam oturdugu masada mali goturuyor ben bosuna o kadar ugrasmis oluyorum
bundan sonra kazandigimi borsaya yatirmamaya karar verdim......
Ama bu durumda o adamlar ben ve benim gibi kisilerden parayi kazanip piyasada harcamayinca benim islerim bu sekilde iyi olmaya devam edecekmi
Acaba bir kisir donguyemi girmisim
para el degisiyor
Hani derler ya askerlik yapanlar bilir burda hirsizlik yoktur yer degistirmistir sadece
bir kac sene yeni para sokmayacagim borsaya
elimdeki hisseleride zariri cikarinca satacagim
not= herkes boyle yapmasin bu sefer is cevremden para gelmicek
siz verin adamlara o parada bana bir sekilde doner
:cool::cool::cool:
bu arada baya yesillenmisim yesil dolarlar iyidir itibarli oluyor :he::he::he:

MAŞALI
09-06-2007, 00:10
Ben olsam alır başımı giderdim, deniz aşırı bir ülkeye :D:D:D

30 da 1 e düşünce anca tayfa olursun baba o gemi de:D

guneysu
09-06-2007, 01:04
Hocam yazmasi kolay oluyor da, 30 da 1 e dusunce "intihar etme psikolojisi" agir basiyor.
Tecrube ile sabit.

intihara kadar gelmedi ama benide baya mide kiramplarina sokmustu paranin tamamini yatirmisim borsaya kirz oldu para 6 da 1 e dusmus (borsa genelde aglayan cocugun sayfasinda yazdim) piyasada ekmek aslanin midesinde hanim hamile cocuk geldi gelecek gelmiyo namussuz sezeryenle doguyor normal olmadi gec kaldi bir suru masraf ozel hastane para desen gani ama kagit bazinda sat satabilirsen
babadan bir sey kalmadi cahillik iste borsayi yeni ogrenmisiz 3 kurus kazandim cok az bir parayla ulem dedim kendi kendime burda altin varmis daldik tum parayla kagida sonrasini ne sen sor ne ben soyliyeyim birazini aglayan topicte yazdim iste
ustadim yesil dolar veremiyom sana sistem musade etmiyor

kiraz1973
09-06-2007, 08:40
ekrandan uzak geçirdiğin bir günde yol dayken çalışmış olduğun aracı kurum seni ararda dün için yurt dışı iyice bozdu elimizdeki malları çıkaralım deyince ne dersin endesk -1,30 lardan -2,50 lere gelmiş yok dursun dedik. ama nafile daha beş dakika geçmeden aracı kurum tekrar arayıp satalım diye bizi panik havası yarattırıp tamam sen bilirsin kötüye gidiyorsa sat dedik ama. yol sonunda otobüsten ininçe ne görrsün kaptırdığpımız 13,50 den kozadlar 14,10 kapanış şimdi aracı kuruma ne dersin.
sözün özö kendi bildiğini yapaçaksın. ////15,00 den kendilerinin aldırdığı kağıdı üç gün sonra 13,50 den sattırıyorlar. 6000 lot gelde üzülme. pazartesi yurt dışıda düzeldi almak istediğin her kağıt en az 2-4 kademe yukarıdan açar bence elde nakit armut gibi kaldık.

PARK
09-06-2007, 16:08
ben bu borsayi cozdum para dolasiyo duruyo ortada emtiya el degisiyor
ben calisiyor didiniyor para kazaniyorum ciziyor kosturuyorum
kazandigim parayi aliyor borsaya yatiriyorum
tabiiki haliyle kaybediyorum
benden parayi alan geliyor piyasaya parayi emtiyaya ceviriyor
haliyle para gene bir sekilde bana donuyor
calisiyorum didiniyorum alin teri goz nuru dokuyorum parayi ondan bir sekilde aliyorum
gene borsada kagit aliyor kaybediyorum bir sekilde para gene onun eline geciyor
bu sekilde bir kisir dongude olmus oluyorum ben
ben sonucta essek gibi calisiyorum adam oturdugu masada mali goturuyor ben bosuna o kadar ugrasmis oluyorum
bundan sonra kazandigimi borsaya yatirmamaya karar verdim......
Ama bu durumda o adamlar ben ve benim gibi kisilerden parayi kazanip piyasada harcamayinca benim islerim bu sekilde iyi olmaya devam edecekmi
Acaba bir kisir donguyemi girmisim
para el degisiyor
Hani derler ya askerlik yapanlar bilir burda hirsizlik yoktur yer degistirmistir sadece
bir kac sene yeni para sokmayacagim borsaya
elimdeki hisseleride zariri cikarinca satacagim
not= herkes boyle yapmasin bu sefer is cevremden para gelmicek
siz verin adamlara o parada bana bir sekilde doner
:cool::cool::cool:
bu arada baya yesillenmisim yesil dolarlar iyidir itibarli oluyor :he::he::he:

sn.güneysu sizin anlattıgınız olaya borsa,da servet transferi deniyor..............

alvardar
09-06-2007, 16:26
Baba, Babo büyüksün. :bravo:
Sayın Baba'nın para kaybetme tekniklerini daha önce uyguladım. Hiç şaşmıyor, hokus pokus ve para 'kayboluyor'. Kendisine teşekkür ederim.
VOB'dan hiç anlamam aynen İdaa'dan anlamadığım gibi. Akşam at yarışı koşuları bile kondu artık bizim millet gece rüyasında atları da görür gari. :gulen:
Bana bu sene de faize devam, oranlar kesmiyor beni ama ne yapalım Durmuş Yılmaz sağolsun. :roll:

kasved
15-06-2007, 12:48
.......................Eğer borsaya kote bir şirketiniz yoksa,burada ancak kaybedersiniz! Benden söylemesi!!!!!!!!!!!!!!!!!

Sevgili babanın söylediğini terten okursak, borsaya kayıtlı şirketiniz varsa KAZANIRSINIZ' a güzel bir örnek halka açılıcak CİNpaş örneği;

adam kağıt üstünde yıl başında 88.804.660 ytl. koysun halka yaptığı arzla yaklaşık 540,5 milyon ytl tahsil etsin, üstelik şirket hisselerinin çoğunluğu onda kalsın güzel bi tezgah; gerçekten yeşil vadideki inek bu demekki 1 yatır 6 kazan gizemli ve heyecanlı hikaye.:cool:


Halkalı'daki arazi 19.02.2007 tarihinde 13.883.763 YTL'ye alınmış,06.04.2007 tarihinde 301.592.035 YTL değer gösterilmiş(ekspertiz raporuyla).Şirketin toplam portföy değeri 390.399.012 YTL açıklanmakta.2007'nin ilk üç ayında aktifinde bulunan tüm arsa ve araziler için sıkı durun 88.804.660 YTL gider görünmekte.31.03.2007 bilançoda özsermaye 65.105.561 YTL,normal sermaye 70.892.296YTL .67.117.510 adet pay 6.85-8.4 arası halka arz edilecek(ortalama:7.625)70.892.296x7.625=540.553.7 57YTL/67.117.510=8.053 PD/DD çıkar.Birde diğer GYO PD/DD leri ile kıyaslamak gerek!2007'nin başında 88.804.660 YTL koy 540.5 milyar YTL halka arzla tahsil et şirket yönetimi,çoğunluğu sende kalsın.İYİ İŞ!

çalgıcı
17-06-2007, 02:56
yeri burasıdır herhalde, babalar gününüz kutlu olsun

hipokrat
17-06-2007, 10:18
Borsada nasıl para kaybedilir : Borsada aç gözlü olursan biraz daha biraz daha dersen kazandıkların ve elindekiler dahil çoğunu kaybedersin...Kar gördü mü arkana bakmadan satacaksın .Her düşen ,çıkana atlamayacaksın sonra uf olursun ...Borsada para kaybetme teknikleri çok ama kazanma teknikleri çok az ...Geçen sene faize yatıranlar risksiz bir şekilde kazandılar .Fakat şu anda 1 seneden beri borsada olan bırakın kazanmayı ana parasıda gitti...Bu sene borsa senesi değilmiş.....

redpardus
02-07-2007, 00:33
yolun başında biri olarak bu topiği keşfettiğim için çook şanslıyım

saygılar sevgiler hürmetler bu topiği açan ulu insan Baba'ya ve değerli tecrübelerini bizimle paylaşan Babo Kentuf Kasved başta olmak üzere diğerlerine...

3 gündür topiği okuyorum 87 sayfa olmuş eee tabi benim gözler de kan çanağı:):)

borsaya başlamayı düşünen,yeni başlayan,yeniden başlayan:)herkesin muhakkak birinci adımı bu topik olmalıdır

öyleya başkalarının tecrübelerini yeniden yaşayarak tecrübe etmek kadar yanlış bir durum olabilirmi..

borsa herkese seve seve olmassa....................muhakkak tecrübe ettirir dersiniz saygı duyarım:he:

bundan sonra borsa nasıl bişey diyen arkadaşlara bu topiğin adresini vermeyi düşünüyorum kiii gayet de uygun olur

(okumaya direk en baştan başladım kendi kıt aklımca önemli gördüklerimi pc ye arşivliyodum meğerse saolsun arkadaşın biri yapmışmış bi arşiv çalışması sonradan keşfettik ama olsun):):)

(anlamadığım bu hisse. net toplantısı nasıl ve nerde oldu bilgilendirebilecek varsa sevinirim Baba'yı bende tanımak isterim)

Saygılar...

baba
24-07-2007, 17:44
Şimdilerde kendinden münkir temel analizciler zuhur etti.Dört işlemi öğrenip kendilerini uzman zannedenler var.Haydi temel analizin
altın kurallarını anlatalım.

1-dünya politik ve ekonomik durumu.
2-ülke politik ve ekonomik durumu
3-sektör analizleri
4-şirket analizleri
5-şirket hakim ortak analizleri

Eğer bütün şartlar uygunsa ,o hisse senedine yatırım yapılabilir ancak.Bir tanesi bile olumsuzsa ,yatırım yapılmaz.

Hele cirosu şöyle (vestel,beko ,sasa,sarkuysan gibi.)diye hisseyi alırsanız,endeks yükseldikçe ,hisseniz düşer.daha bir ay evvel YKB 2.76-vestel 3.30 idi.Ne diyeyim Allah akıl versin.Endeks 17.000 kende 5.500 idi.Ucuz, primsiz diye hisse hiç alınmaz.

Sevgili REST,
Sen madddeleri sırasıyla gideceksin,atlamayacaksın,sektör nasıl acaba SASA da ? hakim ortak satış yapıyor,sen ne arıyorsun orada.Hakim ortak analizi yapılır.senin oradaki hakim ortak sicilende bozuktur.

Uzun zamandır gözükmediğime gelirse (forum kurallarını ezberliyordum !)

REST
24-07-2007, 18:00
Şimdilerde kendinden münkir temel analizciler zuhur etti.Dört işlemi öğrenip kendilerini uzman zannedenler var.Haydi temel analizin
altın kurallarını anlatalım.

1-dünya politik ve ekonomik durumu.
2-ülke politik ve ekonomik durumu
3-sektör analizleri
4-şirket analizleri
5-şirket hakim ortak analizleri

Eğer bütün şartlar uygunsa ,o hisse senedine yatırım yapılabilir ancak.Bir tanesi bile olumsuzsa ,yatırım yapılmaz.

Hele cirosu şöyle (vestel,beko ,sasa,sarkuysan gibi.)diye hisseyi alırsanız,endeks yükseldikçe ,hisseniz düşer.daha bir ay evvel YKB 2.76-vestel 3.30 idi.Ne diyeyim Allah akıl versin.Endeks 17.000 kende 5.500 idi.Ucuz, primsiz diye hisse hiç alınmaz.

Sn.baba.:)...hoşgeldin...çoktandır ortalarda yoktunuz.....:yes:
Yazdığınız maddelerden.....
5.Madde de analiz neredeyse imkansız.....:he:
Kolay bir yolu varmı?
Büyük bir holding diyorsun olmuyor...patron firması diyorsun olmuyor....
Bu madde ZOR.....
Selamlar.
REST

bikmisbroker
24-07-2007, 18:02
daha bir ay evvel YKB 2.76-vestel 3.30 idi.

Nazar etme BaBa ne olur, al, senin de olur.. :D:D

baba
31-07-2007, 22:14
Burası borsa herşey olur, olabiler.Amma hislerim bene diyiki BİTTİ .Evvelki yazılarımızda BİG MAC endeksine göre Türkiye bahalı demiştik.(MALATYA şivesiynen)borsa çok kötü düşmüştü.İmdi daha bahalı.Bir sürü salavar(serseri,aptal demek)inanılmaz veri bombardımanı ile ortalığı sersem etti.Ciniviz(haşarı,zeki ve yaramaz)(cenevizli lerden anadoluya nakil kelime) çocukların tuttuğu altun oldu.EW manyağı olduk.Kafayı tosladık daşlara.

Harç bitti,tuvarı tamemlemek bir başka güze galdı,gardaşlar,bacılar.En az bir ay heç kimse bana sual etmesin ne zaman temam olur diye.Ne bileyim ,zaten kafam da kel.Haddizi çok aştık,inşallah zıddımıza dönüşmeyiz.Düşündüklerim inşallah gerçekleşmez.Daş devrine döneriz valla.Allah yardımcımız olsun.

Globalizm, öteki izm' ler ve her şey gibi bir gün sonlanacaktır.Yanlız globalizmin çöküşü tarihin en büyük dramı olur.Dünyada hiç bir zaman böyle her şey birbirine bağlanmamıştı.Bunun ne zaman olacağını bilmek imkansız ama her büyüme,fay hattını daha çok geriyor.Bunun anlamı depremin büyüklüğünü dahada artırıyor.Endişem borsa falan değil,endişem finansal kıyamet.

Böyle net mesajlar,iddialı olduğu kadar risklidirler,ama ben bu riski alıyorum.Eğer bir kişiye bile faydalı olursak kendimizi mutlu addederiz.

freestaff
31-07-2007, 22:48
birileri kaybederken birileri kazanıyor .....:he:

satranc
31-07-2007, 22:49
Sayin Baba

Avrupa BorsaLari ve bazi onemli indeksler bir onceki zirvesini gecip yeni zirveler yapmadan bitmeyecegini dusunuyorum. Yeni gelecek musterilerin grafige bakip gozu korkmasin diye. Yoksa dusus cok sert ve derin olur. Ben nacizane son bir yukselis beliyorum.

Iyi geceler

baba
04-08-2007, 10:04
Burası borsa herşey olur, olabiler.Amma hislerim bene diyiki BİTTİ .Evvelki yazılarımızda BİG MAC endeksine göre Türkiye bahalı demiştik.(MALATYA şivesiynen)borsa çok kötü düşmüştü.İmdi daha bahalı.Bir sürü salavar(serseri,aptal demek)inanılmaz veri bombardımanı ile ortalığı sersem etti.Ciniviz(haşarı,zeki ve yaramaz)(cenevizli lerden anadoluya nakil kelime) çocukların tuttuğu altun oldu.EW manyağı olduk.Kafayı tosladık daşlara.

Harç bitti,tuvarı tamemlemek bir başka güze galdı,gardaşlar,bacılar.En az bir ay heç kimse bana sual etmesin ne zaman temam olur diye.Ne bileyim ,zaten kafam da kel.Haddizi çok aştık,inşallah zıddımıza dönüşmeyiz.Düşündüklerim inşallah gerçekleşmez.Daş devrine döneriz valla.Allah yardımcımız olsun.

Globalizm, öteki izm' ler ve her şey gibi bir gün sonlanacaktır.Yanlız globalizmin çöküşü tarihin en büyük dramı olur.Dünyada hiç bir zaman böyle her şey birbirine bağlanmamıştı.Bunun ne zaman olacağını bilmek imkansız ama her büyüme,fay hattını daha çok geriyor.Bunun anlamı depremin büyüklüğünü dahada artırıyor.Endişem borsa falan değil,endişem finansal kıyamet.

Böyle net mesajlar,iddialı olduğu kadar risklidirler,ama ben bu riski alıyorum.Eğer bir kişiye bile faydalı olursak kendimizi mutlu addederiz.

ÇOK ciddi yol ayrımındayız!Trend değişimi bekliyorum.Bu yazı bir hafta evvel İMKB 4000 puan artıdayken yazılmıştır.Sevgili BaBo yorumlasın.Bırakalım yabancılara biribirlerini yesinler.Tabiiki bence!!
Geçmişteki yazılarımı okuyanlar,böyle net mesajları ancak yılda belki bir kere verdiğimi bilirler.
Eldeki bir kuş,daldaki iki kuş'tan iyidir.

electrician
04-08-2007, 10:13
düşerken satar çıkarken alırsan kaybedersin...:he:

BEDESTENLİ
04-08-2007, 10:33
son zamanlarda dikkat çekici olan 100 ün altındaki hisselere saldırı var, sanki 100 ün altında hisse bırakmayacaklar,2000 yılındada öyleydi,iki rakamlı hisse kalmamıştı.

naylon vicdan
09-08-2007, 10:07
memsa 1,83'ten alınır. eee, 2-3 olacaktır da...
eller ovuşturulur... gelecektir paralar...
sonra 6-7 taban yer kaat...
umutlar dümdüz edilmiştir.
neyse, dünden beri ky arkadaşlar adına pek keyifliyim!
0,96'dan başlayan yükseliş (?) 1,12'de tavana yakın işlemlerle pansuman yapıyor bir miktar...
umarım az zararla kurtulmuştur çoğa tamah eden ky arkadaşlar...
neyse, tecrübe çok pahalı bir hissedir.
verdiğim kısa rahatsızlık için özür dilerim.

alvardar
10-08-2007, 00:27
ÇOK ciddi yol ayrımındayız!Trend değişimi bekliyorum.Bu yazı bir hafta evvel İMKB 4000 puan artıdayken yazılmıştır.Sevgili BaBo yorumlasın.Bırakalım yabancılara biribirlerini yesinler.Tabiiki bence!!
Geçmişteki yazılarımı okuyanlar,böyle net mesajları ancak yılda belki bir kere verdiğimi bilirler.
Eldeki bir kuş,daldaki iki kuş'tan iyidir.
Sevgili baba tekrar takdir ediyorum, hürmetler. Bazı arkadaşlar mecburen yatırımcı olacak bu aralar.

PARK
10-08-2007, 17:36
Sevgili baba tekrar takdir ediyorum, hürmetler. Bazı arkadaşlar mecburen yatırımcı olacak bu aralar.

kendi düşen aglamaz...........................................

alvardar
10-08-2007, 17:40
kendi düşen aglamaz...........................................
Bu sayfalara yeni hikayeler bekliyoruz. :D

bikmisbroker
10-08-2007, 17:55
Bu sayfalara yeni hikayeler bekliyoruz. :D

Bir varmış bir yokmuş...
Evvel zaman içinde

Sevgili alvadar,
Bu topicde yeni hikayeler yazılması en başta beni üzer.
Sayın baba olsun, topice diğer katkıda bulunanlar olsun hiç kimsenin hoşuna gideceğini de zannetmem..

alvardar
10-08-2007, 18:13
Bir varmış bir yokmuş...
Evvel zaman içinde

Sevgili alvadar,
Bu topicde yeni hikayeler yazılması en başta beni üzer.
Sayın baba olsun, topice diğer katkıda bulunanlar olsun hiç kimsenin hoşuna gideceğini de zannetmem..
Haklısın Babo.

davran
13-08-2007, 14:38
değerli babo ve de baba
birbaşka para kaybetme aracı vestelin ve zorlu grubu hisselerinin durumunu nasıl değerlendiriyorsunuz


fitch vestelin kredi notunu bb- yaptı

çekik gözlüler kar marjını azalttı

ve de ky olarak bu düşüşe malla yakalandım ,vesteli satarsam bi daha zor hisse alırım :beurk:

baba
16-08-2007, 18:22
ve bu kadar net yazı yazan, 56 bin endeksteyken ,bu düşüşü gören adam adam ne yaptı biliyormusunuz?
Dün, dolarları bozarak senet aldı.İşte bir para kaybetme metodu daha size.

İnanmadığınız pozisyonda olursanız................. olur.

US/JPY 109 da desteği var,oldukça aşağıda ama ne yapalım.
S&P desteğe çok yakın.

BEDESTENLİ
16-08-2007, 20:16
Eure bazlı,dolar bazlı,TL bazlı,dow un bazlısı derken;yine içirecekler bize bir bardak su bazlısını,hepsi bahane OBO oluştu stop yapıp 44 binleri beklerken,46 dan çevirirler ha gidiyor deyip alırsın 48 den döner yine geri, bir bardak su bazlı daha içiriverirler,şahanee:),olur bahane şahanee
saygılarımla.:)

Bunları bile yaptırmadılar uydurdular bahaneyi,içiriverdiler tam su bazlısını:notr:

ANLIK1
16-08-2007, 20:31
Evet işte bu benim topiğim. Ben buraya yazmalıyım arkadaşlarımın para kazanabilmesi için.2 ayda portföyüm kuşa döndü.

Mehmetkirsoy
16-08-2007, 20:37
Haziranda bitmiştim portföyün yüzde 70 ini kaybettim. Uzun süredir ne borsaya baktım ne hisse aldım. Dolar alıp satıyodum ufak ufak. 1460 maliyetle aldığım dolarları kaç ay taşıdım. Düştükçe dolar aldım. 1250 lerdende maliyet yaptık. Dolar gidip geliyor kaç aydır 1310 oluyor 1270 sıkıldım. Pazartesi sattım 1300 den birazını. Sonra amerika dalgasına bu 2 günde ufak ufak sattım. Sonra bu sabah çektim kılıcı 1356 ya sağlam verdim. 1460 a aldıklarımıda 1384 e verdim ve halkbank işc aldım. Neden halkbank. Halka arz fiyatı belli düşmez dedim. ALDIM kademeleri bilmeden ben aldım 5 dk olmadı kağıt tabana kilitlendi.... Şİmdiii dolar artıyor yarında halkbanklar düşer. Halkbank çıkar komisyona satarız gene 0 elde var 0 :) Off offf En güzeli işimize bakalım çalışalım. Bu borsa morsa para yeme yeri kazanma yeri değil bide insanı meşkul ediyor. Çok canım sıkkın akşam vakti saldırıyorum sağa sola...

ANLIK1
16-08-2007, 20:46
İşimize bakalım evet . İşten kaybamı yanarsın , paradan kaybamı , offf.

PARK
16-08-2007, 20:51
Haziranda bitmiştim portföyün yüzde 70 ini kaybettim. Uzun süredir ne borsaya baktım ne hisse aldım. Dolar alıp satıyodum ufak ufak. 1460 maliyetle aldığım dolarları kaç ay taşıdım. Düştükçe dolar aldım. 1250 lerdende maliyet yaptık. Dolar gidip geliyor kaç aydır 1310 oluyor 1270 sıkıldım. Pazartesi sattım 1300 den birazını. Sonra amerika dalgasına bu 2 günde ufak ufak sattım. Sonra bu sabah çektim kılıcı 1356 ya sağlam verdim. 1460 a aldıklarımıda 1384 e verdim ve halkbank işc aldım. Neden halkbank. Halka arz fiyatı belli düşmez dedim. ALDIM kademeleri bilmeden ben aldım 5 dk olmadı kağıt tabana kilitlendi.... Şİmdiii dolar artıyor yarında halkbanklar düşer. Halkbank çıkar komisyona satarız gene 0 elde var 0 :) Off offf En güzeli işimize bakalım çalışalım. Bu borsa morsa para yeme yeri kazanma yeri değil bide insanı meşkul ediyor. Çok canım sıkkın akşam vakti saldırıyorum sağa sola...

2 ay kadar önceydi umuda yolculuk adlı üye ben tek art turizme bir göz gezdirdim diye bana özelden yazdıki sende bu hissedesin heralde sende anladın bunun iyi olacagını diye yazmış ona dedimki bu hisse çok ama çok pahalı bölünmelerinide hesaplarsan 1.50 fiyatlardan 50.000 li rakamlara tekabul ediyor dedim adam başladı benle dalga geçmeye üst üste özelden yazılar yazıyordu şimdi malumunuz hisse taban taban geliyor kendisi kayıp ortalıklarda yok...............anlatmak istedigim bir hisseye yatırım yapacaksanız süründügü zaman yatırım yapacaksınız ve çok bilmişlik yaparak kara düzen hisse almayacaksınızki kaybetmeyesiniz............

kentuf
16-08-2007, 20:51
ve bu kadar net yazı yazan, 56 bin endeksteyken ,bu düşüşü gören adam adam ne yaptı biliyormusunuz?
Dün, dolarları bozarak senet aldı.İşte bir para kaybetme metodu daha size.

İnanmadığınız pozisyonda olursanız................. olur.

US/JPY 109 da desteği var,oldukça aşağıda ama ne yapalım.

S&P desteğe çok yakın.

Sevgili baba bazen sizde kendinize bu borsayı bu kadar derin düşünmesem daha iyi olurdu dediğiniz oluyormu ? Bazen az bilmek çok bilmekten daha iyidir.Bende düşüşü görmeme rağmen piyasalarda .Tepkilere oynayalım derken vadelide eldeki bulgurdan olduk .Düşüyor görmüşsün ,çekmişsin parayı neden yukarı deniyorsunki ,otur oturduğun yerde .Valla borsada geçirdiğim yıllaramı yanayım ,okuduğum kitaplaramı . 1 lot hisse yok ama vadelide % 50 yi iki hamlede bıraktık .Bence en iyisi çok bilmemek .50 yerden şeytan dürtüyor .Yoksa mantık çok basit düşerken sat ,çıkarken al bunuda öğrenemediysek hata bizde ,başkasında değil.

Mehmetkirsoy
16-08-2007, 20:55
halkbank kara düzen hissesimi şimdi ben anlayamadım... Benim kaybettiğim kağıt halka arz olan tksyo... 120 ye arz oldu... yarısına sattık...

BEDESTENLİ
16-08-2007, 21:00
Sevgili baba bazen sizde kendinize bu borsayı bu kadar derin düşünmesem daha iyi olurdu dediğiniz oluyormu ? Bazen az bilmek çok bilmekten daha iyidir.Bende düşüşü görmeme rağmen piyasalarda .Tepkilere oynayalım derken vadelide eldeki bulgurdan olduk .Düşüyor görmüşsün ,çekmişsin parayı neden yukarı deniyorsunki ,otur oturduğun yerde .Valla borsada geçirdiğim yıllaramı yanayım ,okuduğum kitaplaramı . 1 lot hisse yok ama vadelide % 50 yi iki hamlede bıraktık .Bence en iyisi çok bilmemek .50 yerden şeytan dürtüyor .Yoksa mantık çok basit düşerken sat ,çıkarken al bunuda öğrenemediysek hata bizde ,başkasında değil.

ilahi kentuf akinonya da da varmı bu şeytan,o şeytan ne şeytandır neee,ona inanıpta yaptığın herşeyden iki dakika sonra anlarsın hatanı ama geç olmuştur geç:wink:

kemal
16-08-2007, 21:21
Sevgili baba bazen sizde kendinize bu borsayı bu kadar derin düşünmesem daha iyi olurdu dediğiniz oluyormu ? Bazen az bilmek çok bilmekten daha iyidir.Bende düşüşü görmeme rağmen piyasalarda .Tepkilere oynayalım derken vadelide eldeki bulgurdan olduk .Düşüyor görmüşsün ,çekmişsin parayı neden yukarı deniyorsunki ,otur oturduğun yerde .Valla borsada geçirdiğim yıllaramı yanayım ,okuduğum kitaplaramı . 1 lot hisse yok ama vadelide % 50 yi iki hamlede bıraktık .Bence en iyisi çok bilmemek .50 yerden şeytan dürtüyor .Yoksa mantık çok basit düşerken sat ,çıkarken al bunuda öğrenemediysek hata bizde ,başkasında değil.

Denizde kim boğulur biliyor musunuz?

Yüzmesini bilenler.

Yüzmesini bilmeyenlere ve bilmediğini bilenlere bir şey olmaz. Çünkü onlar göbekten öte geçmezler.

Ama bilenler yok mu bilenler... Açılanlar da onlardır, dalgalara meydan okuyanlar da onlardır, boğulanlar da onlardır maalesef.

Çekirdekten yetişme borsacı Kentuf da böyle derse artık gerisini siz düşünün.

Bu VOB bizi bozar be usta...

BEDESTENLİ
16-08-2007, 21:37
http://img516.imageshack.us/img516/8886/20070816221944bc8.png

Günün anlam ve önemine binaleyh bir nostalji yapalım,bu gün kazandıran kağıtlara bir bakın(işlem görenler hariç),eskiler hatırlar, tahtası kapanan kağıtların hepsi burda belirmiş,hepsini unutmuştuk böyle günlerde hatırlattılar kendilerini,yine böyle bir günde iyiki bu kağıtlarda değilmişim demesinide bilmeli diyorum,en azından bu kağıtlar gibi yok olmadılar,asıl paralarda bu kağıtlarda kaybedildi...:cry: saygılarımla.
sayın baba izninizle bir iki satır karalıyorum,asıl sizden bekliyoruz nostaljileri

kentuf
16-08-2007, 21:49
Denizde kim boğulur biliyor musunuz?

Yüzmesini bilenler.

Yüzmesini bilmeyenlere ve bilmediğini bilenlere bir şey olmaz. Çünkü onlar göbekten öte geçmezler.

Ama bilenler yok mu bilenler... Açılanlar da onlardır, dalgalara meydan okuyanlar da onlardır, boğulanlar da onlardır maalesef.

Çekirdekten yetişme borsacı Kentuf da böyle derse artık gerisini siz düşünün.

Bu VOB bizi bozar be usta...


Hisselerde ara sıra kaşıntınız olsada hata tecrubelerinizle telafi edilebilir.Ama vadelilerde öyle bir şansımız yok .Geçen sene girecektim baktım trend yok çarpılırız girmedik iskontolu işlem yaptık .Trend de girdik şükür ödülümüzü aldık çıktık .Karlardan verdim bunada şükür bu global çöküntüde .Beraber işlem yaptığım bir tanıdığım malesef bugün bayrak çekti .Seçimden öncede sonra uyardım git dedim kendine bir şey al ,çık burdan .Para devamlı akınca insanlar zannediyorki bu devamlı akacak .
Sayın kemal abi siz neler görmüşsünüzdür ben bu sayılar nedir diye soru sorarken insanlar 1994 de krizi yaşıyorlardı .Borsada en önemli şey yaptığımız hatalardan ders almamız .Bir insan bir hatayı iki defa yapıyorsa vadelide bir gün bile durmamalı bunu öğrendik.ÜÇ defa aynı hatayı hisse senedi piyasasındada yapıyor ise ordada durmamalı .Gitsin çoçuğu çoluğu ,işi gücü varsa ona baksın .Yazık geçirilen zamanlara.


temettü sever kemal abi ne güzel demiş atalarımız .

Borsada pişmanlıkların temettüsü yoktur.

mali
16-08-2007, 22:36
Denizde kim boğulur biliyor musunuz?

Yüzmesini bilenler.

Yüzmesini bilmeyenlere ve bilmediğini bilenlere bir şey olmaz. Çünkü onlar göbekten öte geçmezler.

Ama bilenler yok mu bilenler... Açılanlar da onlardır, dalgalara meydan okuyanlar da onlardır, boğulanlar da onlardır maalesef.


valla süper söz tek kelimeyle süper
anlayana çok ekmek var bu sözden

bikmisbroker
17-08-2007, 01:37
Hisselerde ara sıra kaşıntınız olsada hata tecrubelerinizle telafi edilebilir.Ama vadelilerde öyle bir şansımız yok .
temettü sever kemal abi ne güzel demiş atalarımız .

Borsada pişmanlıkların temettüsü yoktur.
Sevgili Kentuf,
Ne guzel ifade etmissin??

Elimdeki kagitlar ile (gecen seninle senin burunda karsilastigimizda senin VOB islemlerini ve kendi islemlerimi kafamdan) mukayese ettim..

Ve su sonuca vardim;
Ben VOB da para kazanacak kadar bu isi bilmiyorum!!
"En guzeli senette kaybedip, zevk almaya bakmak." dedim.

Vakti zamaninda Londrada (bilenler bilir-1970 li yillar) Playboy gece klubu vardi.
Kumarhane idi, ozel kart ile girilirdi.

Millet RULET masasinin etrafinda elinde markalar ile dolanir, kesif sigara dumani arkasindan buzlu viskisinden bir yudum alir, rulet masasinda dolanan kucuk beyaz TOP'un hangi numarada duracagini kestirmeye calisir ve elindeki "chip" leri masa uzerindeki 36 numaradan 1 tanesine veya bir kac tanesine yayarlardi.

Rulet donmeye baslar, krupye "No more bets please" diyene kadar masa etrafindaki ZEVAT yaris edercesine masadaki numaralara altli ustlu yanina yomuzuna farkli renkdeki chiplerini koyarlardi.

Beyaz TOP rulet masasindaki dairesel hareketini tamamlar, ve numaralardan 1 tanesinin uzerinde DURUR, kazanan numara sahibi hafifce KASILIR, digerleri belli belirsiz bir sinirlilik ile tekrar ince hesaplar yapmaya baslarlardi!!

Krupye elindeki T seklindeki cubuk ile kaybeden numaralardaki Chipleri toparlar, kazanan numaradaki sansli kisiye kazandiklarini vermeye, chiplerini onun onune koymaya baslarken, bilardo topu gibi ayni olculerdeki Playboy kizlar, siyah kadife tek parca MAYO gibi giysileri, ve yine siyah FiLE coraplari, arkalarinda beyaz TAVSAN ponponlari, baslarinda tavsan kulagi seklindeki Beyaz TAClari, ve SADECE BiLEKLERiNDE beyaz, mansetli, kol dugmeli aksesuarlari ile gozunuzun icine bakarak, en tatli halleri ile gulumseyerek "Sigara viski vb gibi bir arzunuz olup olmadigini" sorarlardi.

Bu sahneyi seyretmekten keyf almakla beraber, hicbirzaman buyusune kapilmadim nedense.

Ben "BlackJack" masasina segirtir, ve mutlaka masada 4.cu olarak otururdum.

Cunki bilirdimki "BlackJack" de biraz olsun Kazanma SANSIM var en azindan.

Lafi cok uzattim,

Borsada pismanliklarin temettusu yoktur!!
"No more bets please!!

java3
28-08-2007, 12:45
2 ay kadar önceydi umuda yolculuk adlı üye ben tek art turizme bir göz gezdirdim diye bana özelden yazdıki sende bu hissedesin heralde sende anladın bunun iyi olacagını diye yazmış ona dedimki bu hisse çok ama çok pahalı bölünmelerinide hesaplarsan 1.50 fiyatlardan 50.000 li rakamlara tekabul ediyor dedim adam başladı benle dalga geçmeye üst üste özelden yazılar yazıyordu şimdi malumunuz hisse taban taban geliyor kendisi kayıp ortalıklarda yok...............anlatmak istedigim bir hisseye yatırım yapacaksanız süründügü zaman yatırım yapacaksınız ve çok bilmişlik yaparak kara düzen hisse almayacaksınızki kaybetmeyesiniz............

arkadaşın bi bildiği varmış demek :)
Tektu şimdi de tavan tavan gidiyor...

PARK
28-08-2007, 16:37
arkadaşın bi bildiği varmış demek :)
Tektu şimdi de tavan tavan gidiyor...

mal böyle sarılıyor işte................:he::he::he::he::he::he:

kayakaynar
28-08-2007, 17:03
hırs tamamen... kaybetmeye tahammül yok... elveda diyeceğim günler yakın... al-sat yaparak paranın %70 i eridi...en iyisi zarara razı olup çıkmak... yoksa iş daha da uzayacak gibi...

PARK
28-08-2007, 17:11
hırs tamamen... kaybetmeye tahammül yok... elveda diyeceğim günler yakın... al-sat yaparak paranın %70 i eridi...en iyisi zarara razı olup çıkmak... yoksa iş daha da uzayacak gibi...

bu arena öyle bir arenaki hiç bir zaman gelenide gidenide bitmezzzz..................:he::he::he:

Cemface
28-08-2007, 17:13
girersin memsa ve tektu'ya para nasıl kaybedilir görürsün :)

Turna
28-08-2007, 17:15
Haznedara bakarsın 4600 kalkar tamam direnci kırıldı dersin . Sonraaa 4400 kapatıyor.

kayakaynar
28-08-2007, 18:35
bu arena öyle bir arenaki hiç bir zaman gelenide gidenide bitmezzzz..................:he::he::he:

çıkmayalım mı yani... elimde olsa çıkmayacam da para bitti... bir de borç aldık tam o kadar para kaldı, o da biterse 1-2 sene borç öderiz artık...

okyt
02-09-2007, 11:08
TEŞEKKÜRLER..
90 sayfa için

PARK
03-09-2007, 16:30
çıkmayalım mı yani... elimde olsa çıkmayacam da para bitti... bir de borç aldık tam o kadar para kaldı, o da biterse 1-2 sene borç öderiz artık...

ben size çıkmayınmı dedim iyi anlayın ve ona göre yorumlayın lütfen............:yes:

PARK
03-09-2007, 16:35
seans salonlarına gitmek para kaybetmenin ana yollarındandır neden diye sorarsanız sürü psikolojisinin en etkili oldugu ortamdır.......................

kayakaynar
03-09-2007, 17:05
seans salonlarına gitmek para kaybetmenin ana yollarındandır neden diye sorarsanız sürü psikolojisinin en etkili oldugu ortamdır.......................

o eskidendi, internet çıktı (yaygınlaştı daha doğrusu) mertlik bozuldu...:)

PARK
03-09-2007, 17:10
o eskidendi, internet çıktı (yaygınlaştı daha doğrusu) mertlik bozuldu...:)

kendiniz gitmiyorsunuz kimseninde gitmediginimi zannediyorsunuz .................internet hiç bir zaman seans salonlarının pabucunu dama atamaz:yes:

baba
05-09-2007, 00:53
.Sıra mezuniyet imtihanlarına gelmişti.
Kimya sınavında, Türkan hoca 6.fen leri(tam dört ayrı sınıf) spor salonunda toplamış,soruları okumaya başlamıştı.

-Arkadaşlar,size beş tane metin sorusu,
birde;beş ayrı şık lı problem soracağım.Problem benim fen fakültesindeki sınav sorumdu.Bu problemin tam yapılmasını beklemediğim,için ayrı şıklar halinde düzenledim.Her şıkkı yapan bir puan alır.dedi

Ve soruları tane tane okudu.

-Başlayabilirsiniz!

O soruları kağıdına yazmıştı,önce problemi inceledi,kafasından yapabileceğini anladı.Riske girmeye karar verdi.Sadece problemi yapacak,metin sorularını boş bırakacaktı.Sınav süresi bir buçuk saat idi.On dakika sonra sadece problemi yaptığı yazılı kağıdını aldı,ayağa kalktı.Türkan hocaya kağıdını verip,salondan dışarı çıktı.

-Kim tam yapamazmış ,görsün dedi içinden.

Türkan hoca ,kağıdı alınca ,şöyle bir göz gezdirdi.

-Gösteri yapacak kerata aklınca, diye düşündü.Hoca ,

-Bende kimseye söylemem,gösteri suya düşer ,dedi,kendi kendine.

Bütün sınavlar bittikten sora notlar asılmış ve diploma tören günü gelmişti.Öğrenciler ve öğretmenler tam kadro bahçede toplanmışlardı.O problemi çözdüğünü kimseye söylememişti.Çünkü kimse inanmazdı .Sınav notlarının asıldığı cama gitti,evet kimyadan 5 almıştı.Duvarın kenarına çömeldi.Biraz ötede öğrenciler Türkan hocanın etrafını sarmışlar,soruyorlardı;


-Hocam,problemi, tam yapan varmı?

-Bir kişi.

-Kim?

-Söylemem.

-Hasan mı?

-Değil.Söylemem,ısrar etmeyin,aldığı not'a bakarak tahmin edemezsiniz.O şov yapmak istedi,ona bu fırsatı vermem.

Bu sözler çocukları, dahada merakladırdı.

-Hocam,Allah aşkına.

-Hocam ne olursun.......................

Kalabalık ve baskı giderek yükseliyordu.

-Söylemem,imkansız.ısrar etmeyin boşuna.

Neredeyse bütün öğrenciler,hocayı sarmışlardı.Öteki öğretmenlerde geldiler.

-Ne oluyor,ne var?


Konu onlarada anlatıldı.

-Hadi ,Türkan dedi fizik öğretmeni ,senin yüzünden tören yapılmıyacak.Söyle!

O da,hadiseyle ilgisiz gibi, başka tarafa bakıyordu.

- Bir kişi yaptı, diyerek, hata yaptın.Artık çaren yok,söyleyeceksin dedi kendi kendine.


-O kendini biliyor,o söylesin! dedi Türkan hoca.

o oralı olmadı.

-Namussuz,beni alet ediyor, şu ,duvarın dibine oturmuş olan, dedi.

Bakışlar,kendisine dönmüştü.Türkan hoca devam etti;

-Yazık etti kendine yazık,çok inanılmaz yerlerde olabilirdi.Bu gösteriyi yapacağına, işini yapsaydı!!
Ondaki, zafer sevinci,bu son sözle,birden söndü,sanki kafasına balyoz yemişti.ayağa kalktı,arkadaşları yanına toplandılar,ses etmeden arkasını döndü,diplomasını da ,almadan ayrıldı.Düşünüyordu, .hocası haklıydı.Hem de pek çok haklı.Sormaya başladı;

-Kimdi,neydi,nereden gelip nereye giderdi?

-Hedefleri,amacı varmıydı,yoksa rüzgaramı bırakmıştı,kendini..........

-Eğer başkalarından, bu kadar farkın varsa,başkaları gibi yaşamak niye?

-Eğer başkaları gibi olacaksan ,bu fark niye?

Bahçelerine doğru, yürümeye başladı,Dereyi geçti,kimseye gözükmeden,üst kapıdan bahçeye girdi.çalıların yanından yürüdü,bir kaysı ağacının dibine,sırt üstü, yattı.Kayısılar irileşmişti,ama daha Oldukça yeşil sayılırlardı, sıcak bir hava vardı,dağdan doğru gelen hafif bir yel,suratını yalıyordu.

PARK
05-09-2007, 17:04
.Sıra mezuniyet imtihanlarına gelmişti.
Kimya sınavında, Türkan hoca 6.fen leri(tam dört ayrı sınıf) spor salonunda toplamış,soruları okumaya başlamıştı.

-Arkadaşlar,size beş tane metin sorusu,
birde;beş ayrı şık lı problem soracağım.Problem benim fen fakültesindeki sınav sorumdu.Bu problemin tam yapılmasını beklemediğim,için ayrı şıklar halinde düzenledim.Her şıkkı yapan bir puan alır.dedi

Ve soruları tane tane okudu.

-Başlayabilirsiniz!

O soruları kağıdına yazmıştı,önce problemi inceledi,kafasından yapabileceğini anladı.Riske girmeye karar verdi.Sadece problemi yapacak,metin sorularını boş bırakacaktı.Sınav süresi bir buçuk saat idi.On dakika sonra sadece problemi yaptığı yazılı kağıdını aldı,ayağa kalktı.Türkan hocaya kağıdını verip,salondan dışarı çıktı.

-Kim tam yapamazmış ,görsün dedi içinden.

Türkan hoca ,kağıdı alınca ,şöyle bir göz gezdirdi.

-Gösteri yapacak kerata aklınca, diye düşündü.Hoca ,

-Bende kimseye söylemem,gösteri suya düşer ,dedi,kendi kendine.

Bütün sınavlar bittikten sora notlar asılmış ve diploma tören günü gelmişti.Öğrenciler ve öğretmenler tam kadro bahçede toplanmışlardı.O problemi çözdüğünü kimseye söylememişti.Çünkü kimse inanmazdı .Sınav notlarının asıldığı cama gitti,evet kimyadan 5 almıştı.Duvarın kenarına çömeldi.Biraz ötede öğrenciler Türkan hocanın etrafını sarmışlar,soruyorlardı;


-Hocam,problemi, tam yapan varmı?

-Bir kişi.

-Kim?

-Söylemem.

-Hasan mı?

-Değil.Söylemem,ısrar etmeyin,aldığı not'a bakarak tahmin edemezsiniz.O şov yapmak istedi,ona bu fırsatı vermem.

Bu sözler çocukları, dahada merakladırdı.

-Hocam,Allah aşkına.

-Hocam ne olursun.......................

Kalabalık ve baskı giderek yükseliyordu.

-Söylemem,imkansız.ısrar etmeyin boşuna.

Neredeyse bütün öğrenciler,hocayı sarmışlardı.Öteki öğretmenlerde geldiler.

-Ne oluyor,ne var?


Konu onlarada anlatıldı.

-Hadi ,Türkan dedi fizik öğretmeni ,senin yüzünden tören yapılmıyacak.Söyle!

O da,hadiseyle ilgisiz gibi, başka tarafa bakıyordu.

- Bir kişi yaptı, diyerek, hata yaptın.Artık çaren yok,söyleyeceksin dedi kendi kendine.


-O kendini biliyor,o söylesin! dedi Türkan hoca.

o oralı olmadı.

-Namussuz,beni alet ediyor, şu ,duvarın dibine oturmuş olan, dedi.

Bakışlar,kendisine dönmüştü.Türkan hoca devam etti;

-Yazık etti kendine yazık,çok inanılmaz yerlerde olabilirdi.Bu gösteriyi yapacağına, işini yapsaydı!!
Ondaki, zafer sevinci,bu son sözle,birden söndü,sanki kafasına balyoz yemişti.ayağa kalktı,arkadaşları yanına toplandılar,ses etmeden arkasını döndü,diplomasını da ,almadan ayrıldı.Düşünüyordu, .hocası haklıydı.Hem de pek çok haklı.Sormaya başladı;

-Kimdi,neydi,nereden gelip nereye giderdi?

-Hedefleri,amacı varmıydı,yoksa rüzgaramı bırakmıştı,kendini..........

-Eğer başkalarından, bu kadar farkın varsa,başkaları gibi yaşamak niye?

-Eğer başkaları gibi olacaksan ,bu fark niye?

Bahçelerine doğru, yürümeye başladı,Dereyi geçti,kimseye gözükmeden,üst kapıdan bahçeye girdi.çalıların yanından yürüdü,bir kaysı ağacının dibine,sırt üstü, yattı.Kayısılar irileşmişti,ama daha Oldukça yeşil sayılırlardı, sıcak bir hava vardı,dağdan doğru gelen hafif bir yel,suratını yalıyordu.

gerçekten çok anlamlı çok güzel bir hikaye(belki gerçektir)............devamını bekleriz.....saygılar

baba
07-09-2007, 00:57
Okul zamanı geldi,çocuk 2. sınıfa gidecekti,Atatürk ilkokulu, sokağın ,Mücelli caddesiyle birleştiği yerden,elli metre kadar ötedeydi,Pazarbaşı değirmeni,Bolu beyi fırını,çocuk esirgeme kurumu da oradaydı.Mücelli caddesi, şehrin ,en önemli caddelerinden biriydi,kesme taştan yolları,çıkartmalı evleriyle uzayıp giderdi.Öğretmeni Fatma hanım,iddiasız,sevecen biri idi.Evi okula yüz metre kadar uzakta, mezarlığın yanındaydı.Acaba korkmuyormuydu ,ilginç!
Mahalleden komşuları Nurettin ile birinci sınıfı beraber okumuşlardı ,birinci sınıfta bir tek o kalmıştı,çocuğun annesi, Nurettin'e her rastladığında ;

-Ulan,Nurettin mektebi ne yaptın ? diye sorar,o da;

-Ben bişire bişire geçeceğim derdi.Nurettin beş sene ilkokul birinci sınıfı okuyup,sonunda, bişirmekten vazgeçti.
Bir cumartesi günü idi,okul yarım gün olduğundan,çocuk, okuldan geldi,önlüğünü çıkardı,sokağa çıktı.Sokak ta hiçbir çocuk yoktu,Abbas efendi ceget'ine(sokak) doğru gitti. Ceget'te ,altından dere akan köprünün, üstünde, faytoncu Halfa dayının oğlu Yılmaz vardı ,gerçi kendisinden bir,iki yaş küçüktü ama olsun,oyun oynayabilirlerdi.Yanına gitti,Yılmazın elinde bir kutu kibrit vardı.Çakıp ,çakıp dereye atıyordu,dere dediysek,elli santim yüksekliğinde,ikibucuk,üç metre genişliğinde bir ark idi.

- Yılmaz ,kibritle oynama dedi.

Yılmaz kibritleri yakmaya devam etti aldırmadan.Birden çocuğun üstündeki,elbisenin tutuştuğunu gördü,çocuk avaz,avaz bağırıyor,alevler vücudunu sarmaya devam ediyordu,tam köprünün üstündeydi Yılmaz ,çocuk, onu iterek dereye atmayı düşündü.

-Ama ya bende tutuşursam diye düşünerek,

yerinden bile kımıldayamadı.Yılmaz cayır cayır yanmaya devam ediyordu,koşarak daha büyük on altı yaşlarında bir genç geldi ve Yılmaz'ı tuttuğu gibi dereye attı.Yılmaz sönmüştü,genç dereye girdi ,Yılmaz'ı kucağına aldı ve hastaneye götürdü.Akşam kötü haber alındı,Yılmaz ölmüştü.Çok üzüldü;

-Keşke ilk tutuştuğunda, dereye itseydim diye düşündü.
Ama böyle düşünmesi Yılmaz'ı geri getirirmiydi?Hayır,getirmezdi,çünkü hayatta keşke yoktu!

ınvestor
07-09-2007, 01:07
Okul zamanı geldi,çocuk 2. sınıfa gidecekti,Atatürk ilkokulu, sokağın ,Mücelli caddesiyle birleştiği yerden,elli metre kadar ötedeydi,Pazarbaşı değirmeni,Bolu beyi fırını,çocuk esirgeme kurumu da oradaydı.Mücelli caddesi, şehrin ,en önemli caddelerinden biriydi,kesme taştan yolları,çıkartmalı evleriyle uzayıp giderdi.Öğretmeni Fatma hanım,iddiasız,sevecen biri idi.Evi okula yüz metre kadar uzakta, mezarlığın yanındaydı.Acaba korkmuyormuydu ,ilginç!
Mahalleden komşuları Nurettin ile birinci sınıfı beraber okumuşlardı ,birinci sınıfta bir tek o kalmıştı,çocuğun annesi, Nurettin'e her rastladığında ;

-Ulan,Nurettin mektebi ne yaptın ? diye sorar,o da;

-Ben bişire bişire geçeceğim derdi.Nurettin beş sene ilkokul birinci sınıfı okuyup,sonunda, bişirmekten vazgeçti.
Bir cumartesi günü idi,okul yarım gün olduğundan,çocuk, okuldan geldi,önlüğünü çıkardı,sokağa çıktı.Sokak ta hiçbir çocuk yoktu,Abbas efendi ceget'ine(sokak) doğru gitti. Ceget'te ,altından dere akan köprünün, üstünde, faytoncu Halfa dayının oğlu Yılmaz vardı ,gerçi kendisinden bir,iki yaş küçüktü ama olsun,oyun oynayabilirlerdi.Yanına gitti,Yılmazın elinde bir kutu kibrit vardı.Çakıp ,çakıp dereye atıyordu,dere dediysek,elli santim yüksekliğinde,ikibucuk,üç metre genişliğinde bir ark idi.

- Yılmaz ,kibritle oynama dedi.

Yılmaz kibritleri yakmaya devam etti aldırmadan.Birden çocuğun üstündeki,elbisenin tutuştuğunu gördü,çocuk avaz,avaz bağırıyor,alevler vücudunu sarmaya devam ediyordu,tam köprünün üstündeydi Yılmaz ,çocuk, onu iterek dereye atmayı düşündü.

-Ama ya bende tutuşursam diye düşünerek,

yerinden bile kımıldayamadı.Yılmaz cayır cayır yanmaya devam ediyordu,koşarak daha büyük on altı yaşlarında bir genç geldi ve Yılmaz'ı tuttuğu gibi dereye attı.Yılmaz sönmüştü,genç dereye girdi ,Yılmaz'ı kucağına aldı ve hastaneye götürdü.Akşam kötü haber alındı,Yılmaz ölmüştü.Çok üzüldü;

-Keşke ilk tutuştuğunda, dereye itseydim diye düşündü.
Ama böyle düşünmesi Yılmaz'ı geri getirirmiydi?Hayır,getirmezdi,çünkü hayatta keşke yoktu!


Sanırım gerekli çıkarım üyelerce yapılacaktır...sayın baba nın edebi yönüde oldukça kuvvetliymiş..kutlarım..

baba
07-09-2007, 01:34
Dördüncü sınıfın yarısında ,Adıyaman'a tayin oldular.Babası şube şefi olmuştu.Kasaba gibi bir şehirdi.Adıyaman, o yıllarda.
İkinci sömestre ye,Yeni Yol ilk okulunda başladı.Öğretmenine hemen ısındı.Herkesle arkadaş gibiydi,sınıf kışın bile sıcacıktı ,Kemal öğretmen yeteri kadar ısıtıyordu.Arkadaşları,model uçak yapıyorlardı.Elini kaldırdı,
öğretmeni söz verdi.

-Arkadaşlar,bu uçaklarla bayramda gösteri yapılacak,meydanda uçacak diyorlar.Doğrumu?

-Eğer düzgün çalışırsanız evet.diye öğretmen cevap verdi.

Sınıfta münazaralar,yarışmalar,tiyatrolar,yapılıyordu.O'nu n şimdiye kadar,hiç rastlamadığı bir tablo idi . Genellikle ,her yerde,baştan savma yapılan beden dersleri bile,balfiks,atlama beygiri,minderler,yüksek atlama antrenmanlarıyla bir gösteriye dönüşüyordu.

-.Mükemmel !.işte tam hayallerimin bile ötesi. dedi evde annesine.

Ziraat bankasının düzenlediği,ilk okullar arası kompozisyon yarışmasında,önce il ,sonra ülke birincisi oldu.

Yüz liralık ödülünü törenle aldı.

- İşte ,işini iyi yapmanın eseri. diye düşündü.İşini iyi yapan kişi, muhteşem öğretmeni idi.Yıllar sonra birçoğunun iyi bir meslek sahibi,başarılı insanlar olmasındaki en büyük pay onundu ve onu hiç unutmayacaktı.

Yoksa o da, kural,uygulama der,gelir dersini anlatır ve giderdi.Hele bunları nüfusu on bini bile bulmayan,ülkenin en geri kalmış, şehirlerinden birisinde, bunları yapmak! İşte bir ülke,ancak görevden, vazife çıkaran, bu insanlarla var olurdu.Rutin olmamaya karar verdi.İşini iyi yapmaya da.o öğretmeni gibi olmalıydı.

bikmisbroker
07-09-2007, 08:46
................................
Yoksa o da, kural,uygulama der,gelir dersini anlatır ve giderdi.Hele bunları nüfusu on bini bile bulmayan,ülkenin en geri kalmış, şehirlerinden birisinde, bunları yapmak! İşte bir ülke,ancak görevden, vazife çıkaran, bu insanlarla var olurdu.Rutin olmamaya karar verdi.İşini iyi yapmaya da.o öğretmeni gibi olmalıydı.

Sevgili BaBa,
Derler ya, "Cep delik cepken delik" yani metelige kursun atiyor, parasiz, pulsuz..

Bizdede "ANI cook, kompozisyon YOK!" Yazip yazip tetikleme adami, ifade ozurluyuz, Turkce, dilbilgisi ve kompozisyondan sinif sonuncusuyuz!!! :)

Ama iyi okuruz, devam lutfen.

Saygi ve sevgilerimle,

baba
07-09-2007, 20:07
Malatya, 1957
Kış bastırmıştı,kar, lapa lapa yağıyor ve sokakta çocuklar yaptıkları dev kardan adama, son şeklini veriyorlardı.Kardan adamın burnundaki havuç bile, artık görünmez olmuştu.Evlerin damlarından kürünen karlar, sokağın bir yanını ,iyice geçilmez hale getirmişti,Allah tan yolun karşı tarafı bahçe idi,yoldan çalılarla ayrılmıştı. İçinde bir sürü kayısı ağacı vardı.Kar bütün bahçeyi bembeyaz bir örtü gibi kaplamıştı. (şimdi Malatya lisesi) Sokaktan tek tük geçen insanlar kendilerine bir yol açmışlardı.

Babaanne evin çıkartmasın da oturmuş , sokağı seyrediyordu.
Çıkartmadan bakılınca, sokağın ta başı bile gözüküyordu.Çıkartmanın tamamı makatla kaplı idi,üzerine halı serilmiş ve onunda üstünde üç tane minder vardı. Salon, hole, camlı bir kapı ile açılıyor,birer kapı ile de , her iki yandaki odalara bağlanıyordu.

Salonun tahta tabanı,üzeriden geçildiğin de
gacırdar,tavandaki tahtalara işlenmiş,mavi renk ağırlıklı,süslemeler,yine tavan tahtaları gibi işlemeli direkler, sanki göğü tutuyormuş gibi gelirdi.
Ev, yüz yirmi yıllıktı.Ama nakışlardaki renkler ise, sanki dün yapılmış gibi canlı ve parlaktı.Salon girişinin önü bir buçuk metre kadar, boş tahta,gerisi ise kocaman bir halı ile kaplıydı.

Sağda duvarda bir taka ve onun karşısında da soba ,taka nın yanında asılı ,çalar saat, sessizlikte tık,tık diye çalışırdı.Saat'ın önünde küçük bir yemek masası;
Makat ın öteki ucunda, anne oturmuş,örgü örüyor,çocuklarda oyuncaklarını sermişler,oynuyorlardı. Saat tıkırtısı ve soba, çocuklar için evi anlatan, iki temel öge idi.
Babaanne,sokağın,başından çıkan,karayolları pikabını görünce, seslendi.

- Çağam, baban geliyor!

Baba karayollarında teknikerdi. Alanya' ya kurs'a gitmişti. pencereye doğru koştu, pikap, eve doğru yaklaşıyordu,hemen aşağıya doğru koşarak, merdivenleri indi,kapıyı açtı. pikap evin önünde durdu. o ne! Babası pikap ta yoktu.şöför sordu:

- İbrahim beyin evi burası mı?

-Evet dedi

-Muz getirdim

. O sırada sokaktan geçen bir adamdan yardım istedi.gelen şey kare şeklinde bir tahta sandıktı.İkisi beraber sandığı köşkün altında ,havuzun yanına koydular.

Ev iki katlı idi, salonun açıldığı sofa'da tam dört kapı vardı.En dipte tuvalet ve banyoya açılan kapı,onun yanında mutfak,hemen ötesinde merdiven kapısı vardı.
Merdivenin sonunda, sağda, merdiven altı bölümünde, ayakkabılık,karşısındada, odunluk .Merdivenin avluya açılan kapısının ,kanatları genellikle içeri doğru açık vaziyette dururdu.

Sofa'nın açıldığı son kapı köşk'e açılırdı.Salon kapısının tam karşısında çift kanatlı pencere ,avluya bakardı.Sofa'nın açıldığı köşk,avluya Ardıç ağacından iki tane direkle oturur,diplerinde zarif işlemeli iki tane kesme taş ,onları tutardı.
Köşkün tabanı tahta ,tavanı direklerle kaplı idi.Köşk(ahşap balkon denilebilir) )üç metre genişliğinde,kenarları trabzan la çevrili,olup,L şeklinde ,alt kat misafir odasının üstündeki kısımla devam eder,duvarın dibinden,merdivenle çatıya bağlanırdı.
Avluya tamamen hakim olduğu gibi, komşu evlerin bahçelerindeki ağaçları da seyrederdi.
Merdivenin karşısındaki dev,iki tane tahta dan,ekmeklik sandığı,Sandığın arkasındaki kapı evin son odasına açılırdı.Bu odada da,her odada olduğu gibi ,duvara oyulmuş,üstü perde ile örtülü yataklık,onun karşısındaki duvarda ise takadan bozma, tahta bir dolap,oda nın hakimi oymuş gibi ,nazlı nazlı, otururdu.

Evin bütün pencereleri sokağa bakar,sabahtan ,akşama güneş evin içinden çıkmazdı.
Sandıktaki tandır ekmekleri, bütün kış onları idare ederdi. Sokak kapısı bir holle avluya açılıyordu,holün sol tarafında, alt kat yatak odaları ,sağında ise misafir odası vardı.Tandır örtmesi ,Zemindeki pencereleri, ağaçtan ,işlemeli parmaklıkları olan, büyük misafir odasının yanındaydı.
Büyükçe olan avlunun; öteki yanında samanlık ,ahır ve odunluk ,samanlığın önünde dört tane yan yana duran erzak sandıkları ,köşkleri tutan direklerin,önünde bir metre eninde kare şeklinde, yekpare taştan yapılmış,şehrin bütün iyi evlerinde bulunan, sadece Malatya'ya mahsustaş havuz vardı.Bahçe kısmında ise, üç tane dut,iki kiraz ,bir armut,bir vişne ve birde, derenin dibinde ,kızılcık ağacı ,dere avlunun altından geçiyordu ve avlunun küçük bir kısmını ayırıyordu.Derenin duvarla birleştiği yerdeki su damında ;yazları, yemekler ve etler, suyun içine oturtularak ,bozulması önlenirdi.Eskinin buzdolabı işte.


Ahırda; bir inek,onun danası ve birde at vardı.At'ı dede kullanırdı,bir ayağı çocuk felcinden ötürü tutmazdı, çünkü.

Anne ve babaanne ,şoför gittikten sonra avluya indiler. Babaanne;

-Bu neki?


-.Bilmem ,muz'muş,babam göndermiş.

.Anne;

- Muz'da neymiş diyerek,eğildi,tahtaların arasından sandığın içine baktı,bilmişçesine, gülümsedi,

-Bu bir cins meyve olsa gerek dedi.

Eline keseri alıp ,sandığı açmaya başladı.Sandık'tan kocaman bir dal, sarılı yeşilli muz çıktı.Hepsi merakla baktılar.ilk hamleyi çocuk yaptı,bir tane koparıp ısırdı,

-Acı dedi, bayağı acı.Herkes birer kere ısırdı. Babaanne :

-Uy ,oğul göndere göndere bunumu buldun dedi.

Sandığın tahtalarını söküp, sobayı tutuşturmak için odunluğa attılar. muz larıda avludaki karların üstüne.Tekrar yukarı çıktılar.Sonraları muz' un kabuğu soyularak yenmesi gerektiğini, öğrenecekler ve çok seveceklerdi.


Bazı arkadaşların sandıkları gibi bu hikayeler şimdi değil,7 sene evvel bir otobiyogafik deneme olarak yazılmıştır.Başta BaBo ve Serdar olmak üzere,hemşehrilerime ithaf ediyorum.

GÜRKAN
07-09-2007, 21:41
Bu halay bitmez..:)

''Malatya Malatya bulunmaz eşin..''


sevgiler,selamlar

bikmisbroker
08-09-2007, 01:05
Malatya, 1957
.................................................
.Çıkartmanın tamamı makatla kaplı idi,üzerine halı serilmiş ve onunda üstünde üç tane minder vardı. Salon, hole, camlı bir kapı ile açılıyor,birer kapı ile de , her iki yandaki odalara bağlanıyordu.
.................................................. ...........................
. Saat tıkırtısı ve soba, çocuklar için evi anlatan, iki temel öge idi.
.................................................. .........
Sandıktaki tandır ekmekleri, bütün kış onları idare ederdi. Sokak kapısı bir holle avluya açılıyordu,holün sol tarafında, alt kat yatak odaları ,sağında ise misafir odası vardı.Tandır örtmesi ,Zemindeki pencereleri, ağaçtan ,işlemeli parmaklıkları olan, büyük misafir odasının yanındaydı.
Büyükçe olan avlunun; öteki yanında samanlık ,ahır ve odunluk ,samanlığın önünde dört tane yan yana duran erzak sandıkları ,köşkleri tutan direklerin,önünde bir metre eninde kare şeklinde, yekpare taştan yapılmış,şehrin bütün iyi evlerinde bulunan, sadece Malatya'ya mahsustaş havuz vardı.Bahçe kısmında ise, üç tane dut,iki kiraz ,bir armut,bir vişne ve birde, derenin dibinde ,kızılcık ağacı ,dere avlunun altından geçiyordu ve avlunun küçük bir kısmını ayırıyordu.Derenin duvarla birleştiği yerdeki su damında ;yazları, yemekler ve etler, suyun içine oturtularak ,bozulması önlenirdi.Eskinin buzdolabı işte.


Ahırda; bir inek,onun danası ve birde at vardı.

.................................................. .................
Bazı arkadaşların sandıkları gibi bu hikayeler şimdi değil,7 sene evvel bir otobiyogafik deneme olarak yazılmıştır.Başta BaBo ve Serdar olmak üzere,hemşehrilerime ithaf ediyorum.

Dogdugum ev..

Yukardaki tarifin aynisidir..

MAKAT ifadesi tibben baska manaya gelir, amma Mahalli olarak yukarda tarif edilen cikartmada boydan boya bulunan 2 tarafi pencereli bolgedeki minderli OTURMA YERiNE verilen addir.
iLAVE olarak benim dogdugum evin arka tarafinda 3 donumluk meyve bahcesi vardi.
Her sezon meyvesi olan..
(6 cesit erik vardi mesela, sari erik can erik, papaz erigi, yerli erik, murdum erigi vb)

Cekirdeksiz dut, normal dut, HORUM dutu.. En az 3-4 cesit dut!!

Kayisi agaci envayi cesit zaten!!
2-3 cesit kizilcik hatirliyorum, ve de ceviz agaci..

Armut mu dediniz?? Adi "yerli armut" idi.. Elazigda "Pasa armudu" derler ona.
Ahirda bagli olan AT'in yani sira (rahmetli dedem ve askerligini suvari tabip olarak yapmis olan rahmetli babam binerlerdi) sirtina AT gibi binip gezdigim, kulagini cekip kuyrugundan asildigim "PALAK" isimli kangal kopegi vardi birde bizde..
Hayvana o kadar eziyet etmeme ragmen 1 gun olsun bana zarar vermemistir..!!

Bu satirlarin yazari dogdugu eve normal kapidan girdigini pek hatirlamaz!!
SiViK dedigimiz duvarin uzerlerinden eve sizar, acik pencerelere tirmanir, kerpic evin damindan ve yanindaki duvarin keskin kenari uzerinden yuruyerek buldugu acik pencereden iceri girmek en buyuk hobisi idi..
Avlunun yanindaki duvarin uzerindeki kivrimlardan, arkadaki damin kenarindan yurumek, acik pencerelerden cambaz gibi icerilere girmeyi MARiFET zannederdi...

TIPKI daha sonralari Teknik analizin detaylari ile didisip, 2-3 tiklik fiyat hareketlerini degerlendirmek isteyecegi gibi..

Ve daha sonra (gecirdigi ACI bir tecrube sonucu) simdi yukseklik korkusu sahibi oldugu gibi, BORSA da da 2 defa dibe vurunca yogurdu ufleyerek yiyecegini nereden bilebilrdi ki??

baron11
08-09-2007, 07:39
Bu halay bitmez..:)

''Malatya Malatya bulunmaz eşin..''


sevgiler,selamlar

Evet Malatya güzide şehirlerimizden biridir.Birçok değer yetiştirmiştir Türkiyemize.90'lı senelerde kanalboyunda epey kalmıştım,bende ayrı bir yeri vardır Malatyamızın...

ÇAKAL
08-09-2007, 08:00
Sevgili BaBa,
Derler ya, "Cep delik cepken delik" yani metelige kursun atiyor, parasiz, pulsuz..

Bizdede "ANI cook, kompozisyon YOK!" Yazip yazip tetikleme adami, ifade ozurluyuz, Turkce, dilbilgisi ve kompozisyondan sinif sonuncusuyuz!!! :)

Ama iyi okuruz, devam lutfen.

Saygi ve sevgilerimle,
:super::yes::super:
Saygılar baba.(İkinize de):)

baba
08-09-2007, 11:10
Ramazan akşamları,kadınlar, her gece ayrı bir eve teravih namazına giderlerdi.Namazın aralarında ilahiler okunurdu.
Eğer Saliha hala varsa ki,genellikle,ilahileri o okurdu,sesi güzel ve gür'dü.
Sonra meyve ve pestiller yenir,herkes evine dağılırdı.Erkeklerde camilere giderdi.
Eve gelinince ,babaanne ile fanti oynarlardı.Nedense babaanne bu oyunu çok sever,bir deste oyun kağıdını mutlaka yanında taşırdı.
Bayram geldi,babası, çocuklara ayakkabılar almıştı.Çocuklar ayakkabılarını yastıklarının yanına koyup, yatmışlardı.Hava daha aydınlanmamıştıki,anne ,çocukları kaldırdı,

Erkekler ve erkek çocuklar,namazlıklarını alıp beraberce,mezarlığa namaza gittiler.Mezarlığın yanında büyük bir düzlükte,namaz kılındı.Namazdan sonra taştan yapılmış mihraba, müftü çıkıp,konuşma yaptı,anladığı kadarıyla bayramın ve kardeşliğin önemini anlatıyordu. Sonra; herkes oturduğu yerden kalkıp,biribirleriyle bayramlaştı.Buda Malatya'ya mahsus bir özellikti,şehrin hemen tamamı ,bayram namazını mezarlıktaki mihrapta toplu olarak kılarlardı.

Bu bayramlaşmadan arkasından ,kalabalık mezarlığa dağıldı,ölmüş büyüklerinin, kabirleri başında kuran okuyorlardı.Yanlarında getirdikleri,birkaç avuç bulguru, mezarların üstüne serpip,mezarların otlarını ayıklar,mezalığın hemen yanı başın dan geçen dereden aldıkları suyla mezarları suladıktan sonra, kalabalık şehre doğru yürüdü,kollarının altındaki namazlıklarla.

Eve gelince sofra kurulmuştu. Bayram sabahı,etli tirit ve pirinç pilavı yenirdi.Kahvaltı yapılmazdı.Yemekten sonra, herkes, güzel elbiselerini giydi ve ev halkı da biribirleriyle bayramlaşmaya başladı.Önce herkes, dedenin arkasından babaannenin elini öptü.Çocuklarda anne ve babanın ellerini öptükten sonra, bayramlaşma bitti.Alt kattaki, ana kapının yanındaki misafir odasının sobası yakılmış,dış kapının önü süpürülmüştü, dış kapı ardına kadar açılarak misafirler beklenmeye başlandı.Önce mahallenin gençleri, sokakta toplanırlar,hep beraber evleri ziyarate,başlarlardı.Büyüklerin ellerini öperler ,şekerlerini de alıp,sessizce giderlerdi.Torpilliler için,sütlaç,baklava ve kadayıf'ta bulunurdu.Öğlenden sonra akrabalar gelirdi,Sıddık dayı ,çocukları,zeytun abla,halalar falan.Mahallenin orta yaşlı erkekleri de ,bu sıralarda gelirler,onlar genellikle torpilli gurubuna girerlerdi.İkinci gün şehrin diğer yerlerinden , tanıdıklar gelirdi.Baba ve amca öğleden sonra evden ayrılıp,arkadaşlarına ve büyüklerine giderlerdi.O sıralarda Kileyik, Banazı ve Sinan köylerinden gelmeye başlarlardı.Her halde bütün bayram süresince bine yakın kişi gelir dersek,yoğunluğu ancak anlatabiliriz.

***************************
Okul,şubat tatiline girmişti,dışarda bayağı bir kar vardı.
Dede çocuğa seslendi,
-Oğlum hazırlan yarın Sinan köyüne gidiyoruz.
O sevincinden yerinden zıplayarak,dedesinin yanına geldi.
-Yaşa benim aslan dedem . dedi
Babaanne –Bu karda çocuğun köyde ne işi var?
-Aman babaanne,gideceğim.
Sinan köyü ,Malatya ya 20 km mesafede,Tohma nehri kenarında bir Kürt köyü idi.Dede köy ağasının kirvesiydi.Ertesi gün köyün minübüsü ile yola koyuldular,Kırkgöz köprüsünden ,sonra ana yoldan sağa saptılar,bir km sonra köy gözüktü,160 haneli bir köy olan Sinan ,Tohma ya yukarıdan bakıyordu.Minibüs,ağanın evinin önünde durdu. Bayağı bir kalabalık karşılamaya gelmişti.Dede herkesle tokalaştıktan sonra eve girdi.Evin girişinde sağda oturma odasına girdiler,oda 20 kişiye yakın bir kalabalığı toplamıştı,duvarların etrafında yer minderlerine sıralanarak insanlar oturmuşlardı,sohbet başladı.
Çocuk, tam sıkılmaya başlamıştıki dışarı çağırdılar,bir sürü çocuk etrafını sardı,hep beraber köyü gezmeye başladılar.Çocuklar kendi aralarında Kürtçe konuşuyorlardı.Meğer Türkçeyi hepsi okulda öğrenmişler,öğretmen de okul dışında Kürtçe konuşmayı yasaklamış,çocuklar birisine kızdıklarında senin Kürtçe konuştuğunu öğretmene söyleyeceğim derlerdi.Çeşitli oyunlar oynuyorlar,ahırlara giriyorlar,değişik evlere misafir oluyorlardı.Akşam olmuştu ,herkes evlerine çekilirken çocuk misafir oldukları Galo ların evine girdi,oturma odası yine kalabalıktı,dedesini abdest alırken gördü,odadaki erkekler hep beraber namaza durdular,imam semi allahü limen hamide dediğinde, müezzin rabbena ve lekel hamd diyordu.Namazdan sonra sini ile yemekler geldi ve hep beraber oturup yemeklerini yediler.
Sonra koyu bir sohbet yine başladı,tabak içindeki açık tütün elden ele geziyor, içindeki sigara kağıdına tütün sarılıyor kağıdın açıktaki yüzü diş ucuyla küçük küçük kopartıyor sonrada dille yalanarak yapıştırılıyordu.konuşmalar Kürtçe olduğu için o hiçbir şey anlamıyordu.İçinden neyse yarın öğlenden sonra dönüyoruz diye geçirirken,gözleri kapanmıştı.
Uyandığında dedesi sabah namazına kalkmıştı,oturma odasında yattıklarını anladı oda leş gibi sigara kokuyordu.Nüvit pencereyi aştı ,aman Allahım o ne ,kar pencereye gelmiş diye bağırdı.çok bozuldu,çünkü zaten minibüs köye zorla gemişti,bu gitmeleri mümkün değildi.
Kahvaltıyı yapıp çaylarını içtikten sonra ,kapının önündeki karlar temizlenmiş evler neredeyse tunellerle biribirine bağlanmıştı.Artık gönüllü misafirlik,zorunlu misafirliğe dönüşmüştü.Koca koca tam on iki gün,Allahtan okullar açılmadan bir gün önce şehre dönülmüştü.
Bir buçuk ay sonra bayram gelmişti.Sinan lı çocuklardan birkaçı bayram ziyaretine gelmişler ve Onu yaz geldiğinde yaylaya davet etmişlerdi.Sinan köyünün yaylası Arapgir,Divriği hududunda idi. otobüsle Arapgire,oradanda kamyonla yaylaya gitti.Kıraç dağlar uzanıyordu,Sarıçiçek yaylasında dört tane büyük kıl çadır yüksekçe bir düzlüğe kurulmuştu.Her çadırda yirmi kişi kalıyordu.

Sabah ortalık ağarmadan kadınlar sürüyü sağıyor,sonra çobanlar koyun sürülerini alıp gidiyorlardı,dev cüsseli Kangal köpekleri sürüye eşlik ediyorlardı.Köpeklerin tasmaları demirdendi,sivriltilmiş demir parçalarıda tasmaya diken gibi kaynatılmıştı.Meğer bu kurt sürülerine karşı önlemmiş,kurtlar, böyle olunca köpeğin boynuna dalamıyormuş.Sarıçiçek yaylası bir sürü dağ ve tepelerden oluşmuştu,köm'ün,yani çadırların olduğu yerin,bir kilometre kadar uzağında beşpınar denen kaynak suyu gövde büyüklüğünde çıkıyor,hayvanlar günde iki sefer burada sulanıyordu.Nüvit hayretler içindeydi ,su vardı ama tek ağaç bile yoktu.
Sabah olupta çocuklar peynir,ekmek,süt ve tereyağından oluşan kahvaltılarını yaptıktan sonra ,genellikle saklambaç oynarlardı,bir sürü mağara olan dağda çoçukları bulmak hiçte kolay değildi.Bir ara saklambaç oynarken ebe çocuktu.Sağım solum sobe deyip,gözlerni açtı .Erişebildiği her yere baktı,yer yarılmış sanki çocuklar içine girmişti.Epeyce bekledikten sonra Çadırların olduğu yere döndü.Çocuklar yine yoklardı,bulgur pilavı ve ayrandan oluşan öğle yemeğini yedi.Çocuklar akşama doğru geldiler,ellerinde iki tane canlı keklik vardı.Anladıki çocuklar saklambaç ayağıyla keklik avına gitmişler,Onu bir güzel uyutmuşlardı.Çocukların kendisine öğrettiği Kürtçe küfürlerle onlara dümdüz gitti.Memet ali
-Bak bu keklikler senin, dediysede nafile,küfürün bini bir paraydı.
Günler oyunla,bazen sürüyü yayarak geçiyordu,arada bir beşpınarın küçük göletine girip yıkanıyorlardı ama su inanılmaz soğuktu.Bir öğlen vakti köm hareketlendi,Çerçi gelmişti.Eşeğin sırtında domates,salatalık,yumurta,patlıcan,pirinç,et,iğne ,iplik,tencere vs.yani küçük bakkal ve manav.Pazarlıklar başladı ve neticede yirmi kalıp peynir,bir teneke yağ verilip,eşeğin sırtındaki yükün tamamı alındı.Bu aynı zamanda yemeğin çeşitlenmesi anlamına geliyordu.Demekki akşama bulgur pilavı ve ayrandan kurtulmuşlardı.Ertesi sabah yine saklambaç vardı ve ebe olma sırası çocuktaydı. Sunturlu bir küfür edip,
-Ulan eğer geçen günkü numarayı yaparsanız,ananızı......deyip,gözlerini kapatıp ona kadar saydı.
-Önüm arkam sağım solum sobe.
Yine kimse yoktu,aklı almıyordu, bu düzlükte on saniyede nasıl kayboluyorlardı.mutlaka yakınlarda bir yerlerdeydiler.Tepeye çıkıp beklemeye başladı .Küfüre devam ediyordu,Kürtçe,yetmediğinde Türkçe.
-Ulan orosbu çocukları,akşama kadar buradan ayrılmayacağım çıkın.
Saatler geçti kimse yok ,sıkıldı küfür ede ede ayrıldı.Gene akşama doğru Çocuklar ellerinde canlı bir keklikle geldiler.Hacı Bayram;
-valla bizim suçumuz yok,büyüklerimiz,senin uzaklara gitmeni istemiyorlar dedi.
Koca bir ay geçmişti,hiç sıkılmamıştı,köm ,yine bir öğlen vakti hareketlenmişti,ileride bir atlı gözükmüştü,gelen dedesiydi,öğlen yemeğini yedikten sonra dedesinin arkasına binip,Arapgir'e geldiler.Dede atını aldığı adama teşekkür edip,otobüsle şehre döndüler.Eve geldiklerinde hava kararmıştı,annesi oğlunu sevinçle kucakladı.
-Oğlum gelmiş,aslanım gelmiş.
-Baba, çok değişmiş değilmi?
-Doğru,yayla yaramış.
-Ama baba,elleri ve yüzü çatlamış.
-Kürtlerin yanında kala kala Kürt olmuş.
Aynanın karşısına geçip,kendisini görünce şaşırdı ,gerçekten yüzü ,dudağı çatlaklar içindeydi ve galiba kilo almıştı.Anneside farkedip aşağı inip evdeki yük kantarında tarttı.
-İnanılmaz,29 kilo gönderdiğimiz çocuk 40 kilo olmuş.
-Eee,temiz hava ,yağ,taze peynir,köy ekmegi, normal diye cevap verdi dedesi.
xxxxxxxxxx
Sinan, develeriyle ünlü olan bir köydü.bazan altı yedi develik bir kervan,önlerinde bir eşekle geçip giderdi.Zamanla taşıt sayısının artması,develerin bu taşımacılık özelligini kaybettirdiğinden develerin sayısı azaldı ve 1970 lerin başında yok oldu gitti.
xxxxxxxxxxxxx
Kaysılar bittikten sonra ,babaanne,ağaçların altını gezer yere düşmüş kaysıları yararak ,bir taşın üzerine koyarak,güneşte kurumasını sağlardı.Ayrıca işçilerin yedikleri kaysıların çekirdeklerini toplardı.Tutumluluk nasıl olurmuş,herkes ondan öğrenirdi.Tek çekirdeğin bile önemi vardı.Çünkü onların nesli harp nesliydi,onlar yokluğu ,açlığı iliklerinde hissetmişlerdi.

baba
08-09-2007, 18:13
Bir çığlıkla uyandı çocuk.

Ses annesinindi.Salonda makatın üzerine uzanmış,karnını tutarak bağırıyordu.

Babaanne hızla çarşafını örterek dışarı çıktı,sokak kapısı çat diye kapandı.

Çocuk ve kardeşi annelerinin yanında ağlamaya başladılar. Sokak kapısının tekrar açılıp ,kapanma sesi geldi.Babaanne yanında iki kadınla, salona girdi. . Yere serdikleri çarşafa ,anneyi koyup, sallamaya başladılar.

Eve, başka bir cok kadın ve halaları da geldi.Halaları çocukları yatak odalarına götürdü.Çocuklar ,devamlı ağlıyorlardı.Anneye ne olmuştu acaba ? Birden bire annenin ağlama sesi kesildi.

Halası o'na dönerek,

-Yavrum annen çok iyi ,sadece,Allah,size bir kardeş, gönderdi dedi.

-.Nasıl geldi diye sordu, çocuk.

-Ebe getirdi,dedi

O bu sefer ,ağlayarak salona çıktı,

-Ebe,istemem ben kardeş istemem,onu geri götür diye bağırıyordu.

Ebe ona dönerek;

-Yavrum,bunu Allah gönderdi, ben geri götüremem. dedi

Ebe mahalle komşularıydı ve bütün mahallenin çocuklarını o doğurtmuştu.Çocuğa dönerek;

-Bak sana neler getirmiş,diyerek ,

Bir çok oyuncağı önüne döktü.Çocuk hepsini alıp duvara fırlatıyor ve bağırmaya devam ediyordu.

-Ebe geri götür,istemem....

Ortalık sakinleşince,anneyi yatak odasına aldılar,bebeği de kundaklayıp,yanına yatırdılar.O , düşünüyordu,demek ki annesi,bu yeni çocuğu daha çok seviyordu.Bu duygu onu yiyor ,bitiriyordu.

Ama artık onu evden atmaya gücünün yetmeyeceğini anlamıştı,acaba kendisimi gitseydi?

Ama nereye ,babası çok uzaklardaydı.Çaresiz kabullenecekti.Akşam olunca dedesi ve amcası geldiler,herkes onunla daha çok ilgileniyordu.

-Oh diye düşündü,demek kendisinide sevenler vardı.Hele babaanne, kendisini kucağından, indirmiyordu

.-Sen benim gözbebeğim,ciğerimsin ,diyordu.
Demek ki, vaziyet sandığım kadar kötü değil ,diye düşündü.

Sakin gece başlamıştı,çocuk, sobanın yanına uzanmış,yeni bebeğin getirdiği oyuncaklarla oynuyordu.Sessizlik bir telefon sesiyle bozuldu,arayan babasıydı,bebeği soruyordu,anladığı kadarıyla.

Bülent diye bir isim duydu,telefondan sonra ,amcası ezan okumaya başladı.O dikkatle olanları takip etmeye başladı,bebeğin kulağına eğilerek ,Bülent falan dediler gibi geldi.

Yahu bu bebek fazla olmuştu artık,yoksa babası da mı, onu sevmiyordu artık.

Bu karmaşık duygular altında ,Çocuğun gözleri kapandı ve uyumaya başladı.

baba
08-09-2007, 22:45
Yaz bütün güzelliği ile başlamıştı,ağaçlar yapraklanmış,hava ısınmıştı.Bunun anlamı bahçeye taşınmaktı.

Şehrin güney kenarında ,Beydağı na yaslanmış üç tane bahçeleri vardı.Birisi çok büyük;
birisi ona beş,altı yüz metre uzakta daha küçük,yarısından fazlası üzüm bağı olan;
birde,büyük bahçenin altında,ondan bir su yolu ile ayrılan,elmalık denilen .
Bahçelerin kenarı çalılarla çevrilmişti.

Çevre hep bahçelerle doluydu, sadece büyük bahçenin üstü dağ'dı,bu bahçelere, harığın geçtiği su yolları ile gidilirdi..Büyük bahçeye Gavur'un yeri derlerdi.Yazlık evleri ,derenin kenarında Gavurun yerine, yüzelli,iki yüz metre kadar uzaktaydı.Bahçe,daha evvel bir Ermeni'ye ait olduğundan dolayı bu isim konmuştu herhalde.
Köpekleri Kuço ,rençber leri Fattey gil hep oradaydı.Fattey,iri yarı ,başında höllük denen ,renkli bir başlık taşıyan,bir sürü kızları olan ,en küçük çocuğu erkek olan bir Kürt kadınıydı.Babaanne ,ondan hiç hoşlanmazdı.
Kader e bakın ,yıllar sonra 1970 lerde , bu Kürt kadınının tek erkek çocuğu,Ülkücü oldu,Ülkücü hareketin sesi olan Hergün gazetesinin önünde otururken kurşunlanıp,öldürülecekti,
Bahçeden bakınca Malatya bir yeşillik denizi halinde uzanıyordu,ağaçlar evleri gizlemişti.
Ancak belediye ve hükümet konağı gibi birkaç tane büyük bina seçiliyordu.
Şehrin dışı ise bozkırdı.Yeşillikler, Banazı'danHanımın çiftliğine, Orduzu ya oradan da Eski Malatya ya kadar uzanıyordu,daha ötelerde ince bir çizgi halinde Tohma nehri gözüküyordu.Bahçe bir tepeye yaslanmıştı,tepe aynı zamanda Beydağı nın başlangıcı idi,tepenin arkasında Yapraklık,daha ötelerde ise Karagöz köyü vardı.Daha ötelerde ise Beyler deresi vadisi bozkırın içinde yeşillikleriyle belli olurdu.

Şimdi Kenger sakızı toplamanın tam zamanıydı.O, Fattey'in kızlarıyla beraber,dağa çıktı,Kenger denilen dikene benzer otu bulup kesiyorlar,altına temizce bir taş koyup,kengerin beyaz sütünü ,taşa akıtıyorlardı.Bu iş iki saat kadar sürdü.Taşlardaki süt artık kurumuştu.Kuruyan sütleri topladılar.Nüvit, avucunda topladığı sakızlara baktı.

-Kızlar diye bağırdı,ben dört çiğnemlik toplamışım.

Dağdan, bahçelerine baktı,yemyeşildi,gavurun yerindeki haşhaşlar,bembeyaz çiçekler açmışlar,aralarındaki binlerce gelincikle, olağanüstü güzel gözüküyordu.Kaysılar,sararmış,yeşil,yaprakların arasından,göz kırpar gibi bakarlardı.Yeşil,kırmızı,beyaz.Aşağıya doğru, Derme deresi,altında ise yine yeşillikler,yeşillikler.Gururlandı,kendilerinkin e benzeyen bir bahçeyi hiç görmemişti.
Şimdilerde ise bu bahçe,şehrin en eski bahçesi olarak,çevresindeki mahallelere rağmen yaşamaya devam ediyor.
Birdenbire koşmaya başladı,

-Beni kimse yakalayamaz,beni kimse yakalayamaz diye;

Arkasındaki kızlara bağırıyordu.Ayağı kayaya takılıp, yüz üstü yere kapaklanınca, sakızları dağılmış,dizi parçalanmış,avuçları kanamıştı,ağlamaya başladı,kızlar gelip,kaldırdılar

.-Bak ,seni yakaladık dediler,gülerek.

.Bahçenin üstünden geçen harıkta, çocuk ellerini ve dizini yıkadı,sakızlarının ancak yarısını bulabilmişti.

-Yazık oldu o kadar emeğe diye düşündü.

TOPTANCI
08-09-2007, 23:02
Sn baba bu hikayeler inceledim alıntı değil sende bu uslüp varken yakında hepsini bütünleştirip derlemelerini bir kitap halinde yazarsın artık...kitabın adıda babadan hikayeler olsun ...:)

ÇAKAL
08-09-2007, 23:05
Sn baba bu hikayeler inceledim alıntı değil sende bu uslüp varken yakında hepsini bütünleştirip derlemelerini bir kitap halinde yazarsın artık...kitabın adıda babadan hikayeler olsun ...:)
Uyandırma milleti.:)Sonra baba ter döker,başkaları parayı götürür.:yes:

baba
09-09-2007, 07:35
Seslerle uyandı ,zaten güneş,sanki gözlerinin içine giriyordu.Damda yatmanın en kötü tarafı buydu ,işte. Erkenden kalkmak,halbuki saat daha dört tü.Kalktı, yüzünü yıkadı,kahvaltı hazırdı,iki bardak çayınıda içti.Annesi ineği sağmıştı,ineğin yularından tuttu,bahçeye doğru ,yürümeye başladı.Yolda bir türkü tuturmuştu,

- Yazmasında gül oya ,gülmedim doya doya.......

Bol otlu bir yer bulup,ineği bağladı.

Bahçedeki buğdaylar derilmiş,dev bir tepe gibi üst üste konmuştu.Harman zamanıydı,Atın gözleri bağlanmış düveni çekiyordu,düvende işçilerden birisi vardı, O nu indirdi kendisi düven'e bindi ve başladılar dönmeye,dön babam dön.

-Ne zevkli bir şey dedi içinden.

O gün bahçe sulanıyordu,dedesini gördü,harığın yanında,kuço da oradaydı,köpekle oynamaya başladı.Dedesi tabakasını çıkarmış tütün sarıyordu.Uzaktan fabrikanın borusu duyuldu,anlaşılan saat 6.00 olmuştu.Dede kızarak;

-Eşekoğlu eşşekler .Öğlen olmuş daha işe gidecekler dedi.

Halbuki sabahın altısıydı,ama dede iki saatir ayaktaydı.Çocuğa dönerek

-Haydi, üzüm bağına gidiyoruz dedi.

At'ına atladı,kuço ile Nüvit'de peşinden, bahçeden çıktılar. Su yolundan ,üzüm bağına geldiler,tahta kapı kapalıydı, Nüvit kapının altına eğilerek otların arasından, tahta anahtar maymuncuğu aldı,kapının kilit yerindeki boşluğa soktu, kaldırarak kapıyı açtı,
at içeri girdi.
Elli metrelik kısmın çevresi ağaçlıktı,ortada yonca ekili idi.
Üst kısmında bir metre yüksekliğinde ,bir set vardı.Beş ,altı metre genişliği ,yüzelli metre kadar da boyu vardı.set ağaçlıktı ve üstünden bir harık geçiyordu,onunda üstü ,üzüm bağıydı.
Üzüm bağı komşularınkinden taş tepeleriyle ayrılmıştı.Ortasında çelimsiz bir meşe vardı.Yan taraf Fadıl'ların bağı idi.meşenin hizasında ,taşların, Fadıllar kısmında, kocaman bir ceviz ağacı vardı.

Dede atı yoncaya bırakmıştı ,at kuyruğunu sallayarak yayılıyordu

-.Oğlum dedi dede;

-Artık, üzümler bitene kadar, gündüzleri bağı, bekleyeceksin.

Çocuk sevindi .Oh be bol bol üzüm yiyeceğim diye düşündü.En sevdiği meyve idi çünkü.
Dedesi ayrıldıktan sonra,bağa girdi,yaprakların arasından, olmuş üzüm aramaya başladı.
Şimdi Tahannebi zamanıydı, öbür üzümler daha ,hamdı.Şam,Öküzgözü,Mikeri,Siyah, bildiği öteki üzüm çeşitleriydi.Ama Tahannebi bir başkaydı,hafif uzunca,sararınca ,içinin tamamı gözüken,tadına doyulmaz bir şey.

Namussuzlar, sanki hazine deki altın imiş gibi, yaprakların arasına, saklanıyorlardı. Üç salkım kopardı ve alt harığa doğru yürüdü.Bahçenin tahta kapısını açtı,su yoluna çıktı.
Harığın yanına oturdu , içindeki iri taşlarla,suyun üzümleri akıtamayacağı bir cep yaptı,oraya salkımları koydu.Sırt üstü yere uzandı ,ağaçların dallarını seyretmeye başladı.Rüzgar, dalları ne de güzel okşuyordu.Arada bir göçmen kuşların sesleri geliyordu.Bahçelerin yola olan cepheleri, çalılarla tutulmuştu.Çalının arasından bir hışırtı geldi.Ayağa kalktı,acaba yılan olabilirmiydi diye korktu.Ama bir daha, sesi duymadı.

- Nasıl olsa yılan çıkarsa, kaçarım.

dedi kendi kendine.Tedirgince tekrar oturdu.Türkü söylemeye başladı.

- Bülbüller düğün eyler,
bilmemki ne gün eyler,
ben feleğe neyledim,
bana bildiğin eyler.........

Yukarıdan gelen sesleri duydu,hızla kapıdan bahçeye ,girip,bağa doğru koşmaya başladı,gözlerine inanamadı,10 ile 15 çocuk üzümlerin arasına girmişlerdi.O nu görünce hepsi kaçtılar ama on metre kadar bahçeye girmişlerdi ve girdikleri yerde tek üzüm tanesi bile bırakmamışlardı.

-Çekirge gibi, keratalar dedi.

Daha sonra artık, aşağıda suyun kenarında, oturma şansı olmadığını anladı,anlaşılan güneşin altında, kavrulacaktı.Üst harığın yanlarındaki ,söğüt ağaçlarından dallar keserek,bahçenin ortasında ,kendine kızılderili çadırlarına benzeyen,Havak yaptı.Hem ,güneşten korunacak,hem de içinde olmadığı vakit bile ,gelenlere içinde bekleniyormuş havası verecekti.Sevindi,her zaman işine yarayacaktı.

Harığın kenarında,buz gibi üzümleri daha rahat yiyecekti.Çok keyifliydi çok, arada sırada yukarı bağ'a çıkıyor, kocaman ceviz ağacının altına oturuyor,saatlerce,göçmen kuşların geçişini seyrediyordu. İnanılmaz bir melodi idi,onların sesleri,hele kıvrıla kıvrıla giden, binlerce kuşun, yarattığı ahenk içinde,kendini onların yerine kor;

-Bu bizim dünyamız;kuşlarıyla,ağaçlarıyla,çiçekleriyle diye düşünürdü.

Göz alabildiğince uzanan üzüm bağlarının arkasındaki,Bey dağları nede heybetliydi.Aşağıdaki,bahçeler bir yeşillik denizi gibi, devam edip giderdi.

-Ey dağların şahı,ey,şehirlerin en yeşili,ey en yüksekteki turna,hey gökyüzü,hey,hey

baba
10-09-2007, 10:14
Bağ bozumu bitmiş,artık şehre, dönme zamanı gelmişti. Kışlık evle mesafeleri dört ,beş kilometre idi .

Şehirdeki, evin avlusuna kazan kurulmuş,altına, kocaman odunlar atılmıştı.Odundan yapılmış şireliliğin altına teşt yerleştirilmişti.

Amca ,siyah üzümleri şireliğin üstüne döktü ve üzerine çıkıp çıplak ayakla ,ezmeye başladı,çıkan üzüm şırası alttaki, teşt'e akıyordu,bütün üzümler bitince,teşt teki, şıralar kovalarla,kazana aktarıldı,kazanın altındaki odunlar yakıldı,uzunca bir tahta parçasıyla kazandaki şıra karıştırılıyordu.

Kaynadıktan sonra şıra tekrar teşte aktarıldı.Rengi iyice koyumuştu.Açık kahverengi gibi bir şeydi.Teşte tahtalarla iki kişi karşılıkklı şırayı çarpmaya başladılar,inanılmaz ,renk giderek açılıyordu,sonunda sütbeyazı koyu bir şey oldu,onlarıda damdaki hılalara ince biçimde akıtarak serdiler.

Kuruduğu zamanda hılalardan çekilerek topalanıyordu.Bu çocuğun en sevdiği üzüm pestili idi.


Artık ev halkı için yoğun günler başlamıştı.Değirmene kalkılacak,tandır da kışlık ekmek yapılacak,erişte dökülecek,sucuklar yapılacak,kaysı çekirdekleri kırılacak ,tarhana,kavurma derken bir ay böyle geçecekti.Tenekelerle yağ,peynir geldikten ,onlarda tuzladıktan sonra artık ev kışa hazırdı.
Yanlız,özellikle değirmenden sonra,bulgur ayıklanması ciddi bir işti.Annesi;ekmek tahtalarını,sinileri,avluya indirdi,yanlarına minderler kondu.Bir çok komşu kadın geldi,bulgurlar,tahtaların ve sinilerin üzerine kondu,konulanlar ayıklandıktan sonra, tenekelerle erzak anbarına boşaltılıyor,tekrar, ayıklanmamış bulgurlar tahtalara yayılıyordu.Bu işlemler bulgur tamamen bitinceye kadar devam edecekti.

-Amma çok taş ve yabancı madde çıkıyor diye düşündü

-Sanki taş kadar, tohum da var.

Baş bulgur,orta bulgur,pıtpıt,marhuta; bu bulgurların adlarını ezberlemek bile zordu.
Birden evin ineği, açık olan sokak kapısından girerek doğruca ahıra yöneldi.ineği sabahları kapıdan bırakırlar,kendi kendine caddenin başına kadar gidip orada sürüyü bekler,sürüyle beraber dağa yayılmaya giderdi.
Akşam üstü sürü şehre döner,her inek sokağının başında ayrılıp, evine giderdi.İnek geldiğine göre demek ki akşam olmuştu.Geçmişin inekleri bile akıllıydı evini hiç şaşırmazdı.


Tarhana,erişte ,çekirdek kırma günlerinde, komşu kadınlar yine geleceklerdi.

REST
10-09-2007, 10:17
Sn.baba..:)
Borsa dan ümidi kestik herhalde...
Selamlar ve saygılar.
REST

serdarkus
10-09-2007, 10:29
Malatya, 1957
......
Bazı arkadaşların sandıkları gibi bu hikayeler şimdi değil,7 sene evvel bir otobiyogafik deneme olarak yazılmıştır.Başta BaBo ve Serdar olmak üzere,hemşehrilerime ithaf ediyorum.


Annemle babamın uzaktan da olsa tanıdık aile çocukları olduğunu, annemin babasının sarışın olup lakabının bozo olduğunu, daha birçok ayrıntıyı birkaç yıl önce amcamdan öğrenmiştim. Anlatılanların yarısını çoktan unuttum. Bir daha anlattırsam, elime kağıt kalem alarak derim.. yıllardır öylece beklerim.

Annemlerin küçüklüğünde anneannemin şehir dönüşünde bazen bazen beyaz şehir ekmeğini
–komşular görmesin, ayıp olur diye- çarşafının içinde saklayıp getirdiğini, o ekmeği köy ekmeğine sarıp katık yaparak yediklerini dinledim. Çok ayrıntı var kaybolursa yazık olur dediğimiz. Aklımdadır, bir gün mutlaka yazacağım derim. Kendimi kandırırım.

:yes:
Bildik yerler, tanıdık yüzler.. ah babom ah, bir elimiz varsa da yazsak dediğimiz işler. S.Ö. 10 lardan (serdardan önce) başladığına göre, daha yazacak çok konu var demektir. Üşenme yaz derim.

Eline sağlık.

bikmisbroker
10-09-2007, 14:16
............................
Akşam üstü sürü şehre döner,her inek sokağının başında ayrılıp, evine giderdi.İnek geldiğine göre demek ki akşam olmuştu.Geçmişin inekleri bile akıllıydı evini hiç şaşırmazdı.

Tarhana,erişte ,çekirdek kırma günlerinde, komşu kadınlar yine geleceklerdi.

Ne enteresan bir ayrintidir bu bilirmisiniz??
Inek, kendi evini biliyor ve aksam ahirina giriyor..

Simdiki devirde kendi ahirini sasirip baska ahirlara giren inekler ile dolu memleket be yahu!!

Neyse konuyu sulandirmadan cocuklugumdan kalma bir ANI mi anlatayim.

Sonbahar hazirligi..
Konu komsu bizim evde toplanmislar, belki 20 den fazla kadin, imece usulu Bulgur "ayitliyorlar"..

Bu sekilde yardimlasma cok dogal olup, komsuluk icerisinde "olmazsa olmaz" bir unsurdu. Hani derler ya, "Komsu komsunun kulune muhtactir"

Gelelim o imece usulu toplanilan evde o gun yasanan hadiseye..

Evin Güccük torunu, (5 yaslarinda filan) siviklerde gezer, arada babaannesinin evin girisinde solda bulunan mutfakdaki OCAGIN uzerine koydugu cüzdanindan delikli 2.5 kurus asirir, ve karsidaki bakkal amcadan seker alirdi.

Ve yine bu afacan cocuk bilirdiki, her sene imece usulu toplanilan evde mahlenin kadinlari calisirken, ev sahibi oglen yemegi hazirlar, veya bir sekilde kendi evine gelen konu komsu kadinlara iKRAM da bulunurdu.

Icerde yerlere serilmis HILA lar uzerine Konmus Yuvarlak AHSAP kursulerde bulgurlar ayitlanirken bu afacan hemen annesinin Gardropda bulunan cuzdanina segirtti..

Akli sira KAGIT para Bulacak ve bu kadar kisiye yetecek birseyler alip getirip, bir JEST yapacakti..

Annesinin gardrobundaki cantasini actiginda birkac tane demir para gordu, bir de daha once hic tanimadigi, gormedigi bir KAGIT para..
(hayatimda ilk defa gordugum kagit para uzerinde 5 harfi vardi-Demekki 5 TL idi)

Bu kagit parayi alip assagiya indi. Ana kapidan Mahleye cikti.
Acaba ne alsaydi?? Nasil birsey misafirleri memnun ederdi??

Butun bunlari dusunurken, karsidan Tas arabasi icerisinde bir Koylu vatandasin basinda altigen sapkasi, belinde kusagi, ayaginda salvari ile geldigini farketti.

Tabii, o zamanlar cok moda olan sari tutun ile elde sarilmis Cigarasi da agzinda..

-Elma, elma geldiiiiii.. Yok mu almak isteyen??

Bu afacanin kafasinda bir fikir olustu, "hah tamam buldum iste!! ELMA alicam misafirlere!!"

Yolun ortasindan agir agir gecmekte olan tas arabasina yanasti ve satici adama elma almak istedigini soyledi..

Satici adam;
-Evlat ne kadarlik elma almak istiyorsun?

Cocuk elindeki parayi adama uzatarak;
-Bu kadarlik elma almak istiyorum amca.

Satici amcanin yuzunu hatirliyorum, bir paraya bakti, bir de 1 atin cektigi Tas arabasina..
Tas arabasinin ici silme ve tepeleme ELMA dolu idi.. Yaklasik bir 15- 20 saniye dusundukten sonra;
-Nereye bosaltayim elmalari evlat?? Diye sordu.

Cocuk;
-Ahan buraya diyerek, 2 kanatli Cumle kapisinin onunu gosterdi.

Satici adam "bismillah" diyerek atin basindan tutup saga cevirip arabayi biraz ileri alip, sonra arabayi geri geri Cumle kapisinin onune yanastirip, arabayi onden tutup 45 derece havaya kaldirarak arabasinin uzerindeki BUTUN ELMA lari bosaltti..

Arabayi Tekrar eski pozisyonuna sokarak, elindeki kagit parayi 3-5 gunluk sakalina surtup "bereket versin evlat" diyerek ve parayi cepkenindeki bolume koyarak yoluna revan oldu..

Cocuk daha sonra eve girmek istediginde YIGILI elmalardan ana kapidan eve giremiyecegini farketti.. Ve herzamanki yoldan, bahce tarafindan dama tirmanarak, oradan SiViK uzerinden gecip ic avluya sarkarak (kendi normal yolu zaten burasi idi) eve girdi, buyuk bir heves ile babaannesine, annesine ve 20 ye yakin komsusuna SESLi olarak duyuruda bulundu;
-"Size elma aldim ikram olsun diye, afiyet olsun."

Dusunuyorumda, bugun o yaslarda bir cocuk, elinde en buyuk montanli kagit para ile bir saticidan bir sey almaya kalksa.....

(O zamanki devire indirgersek, BUGUN 5-6 yasindaki BiR cocuk ELMA almaya kalksa? Cocugun elindeki 100 YTL yi alip eline 2 tane elma sikistirip sivisirlarmi? Yoksa onu da mi-O kadarcik elmayidahi vermedenmi-Ceker giderler??)

O elmalara ne oldu? Diye dusuneniniz olmustur, O elmalar daha sonra her evden getirtilen ben -5 yasindaki cocuk-boyundaki SEPETLERE konarak yardima gelen mahledeki butun evlere dagitildi..

bikmisbroker
10-09-2007, 14:44
sn Babo, devaminda ne oldu cocuk ile hane halki arasinda, ben onu merak ettim :D

O cocuk yedigi dayagi halen hatirliyor..
Ama dayak sonrasi uyudugu DERiN uykuyu ise hic ama hic unutamiyor.. :D:D

Ne keyfli bir uykuydu be!! ;)

bikmisbroker
10-09-2007, 14:46
sn Babo, devaminda ne oldu cocuk ile hane halki arasinda, ben onu merak ettim :D

O cocuk yedigi dayagi halen hatirliyor..
Ama dayak sonrasi uyudugu DERiN uykuyu ise hic ama hic unutamiyor.. :D:D

O elmalara ne oldu? Diye dusuneniniz olmustur, O elmalar daha sonra her evden getirtilen ben -5 yasindaki cocuk-boyundaki SEPETLERE konarak yardima gelen mahledeki butun evlere dagitildi..
Ne keyfli bir uykuydu be!! ;)

Desperado
10-09-2007, 14:46
O cocuk yedigi dayagi halen hatirliyor..


tahmin etmistim... bi daha ikramda bulunmamistir heralde gelen komsulara... :D

super hikayeymis... sehir cocuklarinin bu tur hikayeleri olmuyo maalesef... :(

bikmisbroker
10-09-2007, 14:47
tahmin etmistim... bi daha ikramda bulunmamistir heralde gelen komsulara...
Kim demis??
Misafirperverlik ruhumuza islemis bir kerre, daha sonraki ikramlarin hikayesi de daha sonraya..:)

(Not;Yedigin DAYAK bile olsa, hakedince DADI bir baska oluyor. Mahalli lisanda biz buna Kötek yedik derdik)

serdarkus
10-09-2007, 15:04
..super hikayeymis... sehir cocuklarinin bu tur hikayeleri olmuyo maalesef... :(
Şehrin göbeğinde... hükümet meydanına birkaç yüz mesafedeki evlerde oluyor tüm bu hikayeler.

O zamanki evler.. şimdiki değişim. Bu da apayrı bir konu.

:yes:
Sahi.. Babo'yla Baba bu konuya da bi el atsınlar, iyi olur derim!

bikmisbroker
10-09-2007, 15:11
Şehrin göbeğinde... hükümet meydanına birkaç yüz mesafedeki evlerde oluyor tüm bu hikayeler.

O zamanki evler.. şimdiki değişim. Bu da apayrı bir konu.

:yes:
Sahi.. Babo'yla Baba bu konuya da bi el atsınlar, iyi olur derim!

Dogdugum ev, bitisik nizam (bugun ikiz olarak tabir edilen) 2 tane evden 1 tanesi idi..
2 kardes, 2 tane ev yapmislar, arkasinda bahceleri olan, cikartmali, tipik Malatya evi..
Kardes cocuklari alt alta ust uste, kavga dovus birlikte buyumusler..
5 tane cocuk 1 evden, 5 tane cocuk diger evden..

(Torunlari saymiyorum, dikkatinizi cekerim.)

Dogdugum evden Recai, karsiki evden isimlerini de cok iyi bildiginiz Turgut, Korkut ve de Bozkurt kardesler olmak uzere Turkiye Cumhuriyetine 2-3 tane Bakan, 1 basbakan ve 1 Adet Cumhurbaskani yetistirdi.

Digerleri ise Eczaci, Doktor, Dis tabibi ve Muhendis olarak bu ulkeye hizmet verdiler, ve vermeye devam ediyorlar..

bikmisbroker
10-09-2007, 15:32
Arkadaslar biliyorum, bu forumda dikkatle okunan topickerden 1 tanesi de borsa anilari ile baslayan ve hepmizin birseylerimizi yazdigimiz bu topic.
Su ana kadar bu topic'e rayting olarak 38 oy verilmis ve ortalama 4.84 puanlamasi var.

Halbuki benim Borsa genel topicinde acmis oldugum ve su anda kapali bulunan "gidisat" KIYTIRIK topicigi bile bu raytingden daha cok kisinin katilimi ile degerlendirilmisti.

Sizlerin, okudugunuz ANONiM olarak yazdigimiz-katkida bulundugumuz bu topic ile ilgili degerlendirmelerinizi Rayting olarak almam mumkunmu??

YOKSA Cok sey mi istiyorum??

Saygilarimla,

Bikmisbroker

(Henuz Okumamis olanlarin da ayni zamanda bu topici BASTAN SONA bos zamanlarinda kitap okur gibi okuyup, kendi yasadiklarini bizler ile paylasmalarini diliyorum)

tdogan
10-09-2007, 16:54
Hiç merak etmeyiniz sevgili Babo... gönlümüzde bu topiğin yeri bambaşka... ara ara roman okur gibi okuyorum... sizin ve sevgili Baba'nın geçmiş tecrübelerinden kendime göre birşeyler çıkartmaya çalışıyorum... borsa yaşamın yalnızca küçük bir parçası... gerçek yaşam ekran karşısından çok başka yerlerde... zaman zaman bunu unutabiliyoruz ama aslolan gülümseten anıların sayısını arttırabilme becerisi... işte gerçek başarı bu... sizler de bizlerle bu anıları paylaşarak gülümseten anılarımızı arttırdığınız için çok sağolunuz...

baron11
10-09-2007, 17:19
Ben oyumu mükemmel olarak kullandım,zevkle okumaktayım.Teşekkürler...:)

REST
10-09-2007, 17:32
Benden de *****
Selamlar.

ınvestor
10-09-2007, 17:35
Gerçekten çok sürükleyici edebi yönü insana keyif veren yazıları okumak şahsıma haz veriyor..emek vererek yazan sevgili baba ya teşekkürlerimi sunuyorum.

Nasıl para kaybedilir meselesine bendeniz de şimdilik kısa ancak öz bir anımla dönmek istiyorum..

Efendim malumunuz ikiz kule saldırılarını hepimiz yakın tarihte gerçekleştiği için hatırlarız..
Bu olay öncesi son bir hafta ismini vermeyeceğim büyük bankalarımızdan biri yabancı büyük bir banka ile ortaklık anlaşması görüşmelerini sürdürüyordu.kaynaklar bize işin kısa sürede olumlu bitebileceği bilgisini 8 eylül günü verdiler.biz güzel kardeşlerinizde nadide bankamızın hisselere ilgi gösterdik haliyle..neyse 11 eylül günü sabah saatlerinde kaynaklarımız bu işin yarın açıklanabileceği haberini verince bizi bir keyif aldı sormayın gitsin..efendim seans başlar başlamaz ne var ne yok almaya başladık..piyasada arkamıza takılınca bizi bir kat daha keyif aldı..neyse artık gelsin çaylar gitsin kahveler moduna girmiş ekranlardan da uzaklaşmaya başlamıştık..öğle seans arasında sigaralar keyifle içiliyor muhabbetler koyulanıyordu..uzatmayalım öğleden sonraki seans açıldığında saydığım keyfi meşguliyetler saat 15.40 suları anormal bir hareketliliğe yerini bıraktı..arkadaşlarımızdan bir tanesi televizyon ekranı başında bir uçağın amerikada ki bir gökdelene çarptığını ve şu anda olanların sebebinin bu olduğunu bize söyledi..haydaa sersem bir acemi gökdelene çarptı bizim borsamız buna satışla karşılık veriyor,bu nasıl saçmalık diyerek kendi kendimize sinirleniyorduk..

Tam bu sıralarda abd kanalını canlı olarak izliyorken kamera ikinci ve daha büyük bir uçağın diğer kuleye yaklaşmasına odaklandı..hepimizin nefesi kesilmişti. kusuruma bakmazssanız bundan sonra olan olayı arkadaşımın bize o anda söylediği cümleleri yazarak anlatmak istiyorum.. 'yaklaştı yaklaştı geliyor geldi ahaaa buda girdi len, noluyor birader allah aşkına'

Efendim tam bu sırada hattımızdaki broker arkadaşın bize o kulelerin büyük fon ve yatırım bankalarının bulunduğu dünya ticaret mekezi olduğunu söylemesi ile tam anlamı ile buz kesildik..akabinde allah ne verdiyse portföyümüzü satmaya başladık.kimsenin bankanın yaptığı ortaklık anlaşmasını düşünesi yoktu..malumunuz olayın büyüklüğü ile refleksel olarak can pazarı bizim borsamızdada yaşanıyor ve hisselere anormal satış geliyordu.. o gün seansı takip edenleriniz hatırlarlar..

Neyse seansın son onbeş dakikasına güzel bir zarar sığdırmış ve seansı bitirmiştik..valla o aşamada olayın tam anlamı ile bize yansımasını tek kelime ile şöyle açıkladık kendi aramızda sonraları.'ikiz kulelere giren uçaklar bize girdi'....

İnsanoğlu kısa zaman aralığında bu kadar zıt duyguları yaşarmı pek bilmem ancak inanınız çok kötü tecrübedir..

Olay sevgili baba nın anlatım ve kriterlerine birde şans faktörünü ekler sanırım..insanda birazda baht olacak efendim..

saygılarımla

baba
10-09-2007, 19:33
Şehrin göbeğinde... hükümet meydanına birkaç yüz mesafedeki evlerde oluyor tüm bu hikayeler.

O zamanki evler.. şimdiki değişim. Bu da apayrı bir konu.

:yes:
Sahi.. Babo'yla Baba bu konuya da bi el atsınlar, iyi olur derim!

Serdar,bir yanlış anlamayı önlemiş.BaBo da kötek diyerek,bizi yıllar öncesine götürdü.Bu sevimli kelimeleri duymayalı yıllar oluyor.

Rahmetli babaannem,nur içinde yat.En güzel Malatya lisanını sen gonuşurdun.
-Çağam,şimdinin uşahları ciniviz derdin.
-Hadi ,gahıp gidek bahçaya derdin,çıhınını toparlayıp,kareli örtünü giyer.
-ula, bırah mahnı çığırtmayı,çabik segirt derdin.Hani birseferinde seherde evden çıhıp,gaybolmuşdum.Sende ,beni teze camı'nın arhasında(yeni caminin arkası) bulmuştun.

BaBo teessüf ederim,ekmek tahtası ne zaman,tahta kürsü oldu.Zahar(şimdi karşılığı yok) ,sende sosyete olmuşsan.Hatirlemedin degilmi.....Ahan (şimdi) ,ben sana ne deyim.

Bir sene gadar evvel,oğlumla Azerbaycana gettik.Azeriler,benimle Türkçe ,oğlumla ise engiliz lisanıynan gonuştular.
Sonunda dayanamayıp,sen çoh yahşi gonuşuysan,harda örgendin,dilimizi diye sorunca,cevap verdim.
Bizim melmeketin dili sizinkine çoh yahındır,doğduğumda örgenmişim.Dedim.İnanın çoh şaşırdılar.E niye çağan bilmiyi ? dediler.

Nerden bilsinler,özTürkçe ayağıyla, 500 kelimeyle konuşur hale geldiğimizi.O muhteşem kelimeleri katlettiğimizi nerden bilsinler.!

Okuma ve yazması olmayan (eski yazı ohuması vardı) babaannem en az 15 bin kelimeyle konuşurdu.
Ah babaanne ah...Şimdi gelsen,torunlarınla gonuşman üçün (için) mütercim ilazım.

Sevgili Serdar,50 sene evvel Türkiye nin onuncu büyük şehrinin göbeğinde geçen hikayelerimizi köyde zannederlerse çokmu.Bunu biz elimizle yaptık.Şimdi nufusu 500 bini geçmiş Malatya'da bu manıları (anıları) anlatsak;
Ula ,orasıda nere? demezlermi.

Sen,benim doğduğum evi bilin,müze olacah evi biz yıhmadıhmı?

üç yüz yıllık tarihleri olan,Los Angeles,San Fransisco,Cape Town,Sen Petersburg,Baltimor'un tarihi eser ve binaları İstanbul'dan çok değilmi?

Bizim işimiz yıkmak,

Serenler
10-09-2007, 20:10
O cocuk yedigi dayagi halen hatirliyor..
Ama dayak sonrasi uyudugu DERiN uykuyu ise hic ama hic unutamiyor.. :D:D

Ne keyfli bir uykuydu be!! ;)
babo daha o günden büyük oynamaya alışmış,
Adam olacak çocuk..:D:D

***** (yakışır..:))

pasa_emre
10-09-2007, 20:17
Bir 5 yıldız da benden..
Bu arada BABO abimin Malatyalı olduğunu öğrenmiş oldum..
Ben de Darendeliyim..

bikmisbroker
10-09-2007, 20:28
..............................................
BaBo teessüf ederim,ekmek tahtası ne zaman,tahta kürsü oldu.Zahar ,sende sosyete olmuşsan.Hatirlemedin degilmi.....Ahan (şimdi) ,ben sana ne deyim.
.................................................. .................
Sen,benim doğduğum evi bilin,müze olacah evi biz yıhmadıhmı?

üç yüz yıllık tarihleri olan,Los Angeles,San Fransisco,Cape Town,Sen Petersburg,Baltimor'un tarihi eser ve binaları İstanbul'dan çok değilmi?

Bizim işimiz yıkmak,

Haklisin BaBa,
Essah hatirlamadim yahu!!
40 Yillik ekmek tahtasini..

Dunyanin en guzel uykularini uyudugum, o guzelim Kerpic Ev Satildi.
Satanlarda yine o evde buyuyen çağalar satti hemde.
Eee, bakimi zor, her sene Damlarin loğlanmasi lazim, Kerpic ev, elden gecmesi lazim, kirilan dokulen yerlerin onarilmasi lazim.

Bizim isimiz YIKMAK o da dogru!!

Rahmetli babam anlatti, Eve elektrik baglanmis, recber gelmis yatiya Girisde solda bulunan odaya almislar ..

Babam ile recbere yer yatagi sermisler ayni odada yatiracaklar.

Babam cabucak pijamasini giymis ve yataga girmis..
Recber Hasen dayi ise daha agir davrandigi icin Lambayi sondurmek de ona dusmus.

Tavandan sarkan tek ampule dogru segirtip, üffflemiş tabii idare lambasi degil bu, lamba sonmemiş..
Recber Hasen bir daha ama bu sefer daha kuvvetli üffflemiş.. IIhh yine TIK yok...
Vaziyeti yattigi yerden kafasina kadar yorgani ceken babam ise izliyor ve KIS KIS guluyormus..

Recber Hasen Kan ter icinde kalana kadar ugrasmis, ama sondurmeyi becerememis!!
Donmus babama, Ortak bah hele, ben bu Lambayi sondiremiim.

Gerisini rahmetli babamdan dinlediydim..
Babam fortalanarak yataktan kalkmis, soylene soylene;
Ortak yahu, sende bir Lambayi sonduremiysin!!
O gadar uflemene ne gerek var, Uflerken Gafani galdir ve sagdan sola kibarcana ufle bak nasil sonecek.

Diyerekten duvar kenarindaki koltuga cikip elini de Lambanin duvardaki dugmesine koyup tarifdeki gibi üffflemiş..

Tik nefes Garibim ortak Hasen;
-Yahu hakkatende sondu beee!!

Diyerekten soylene soylene yatagina girmis..

Insanlarimiz bu kadar SAF idi zamaninda..
Neredeydik, nerelere geldik.

LIFESTYLE2
10-09-2007, 20:57
sn babo malatyalı olmana sevındım....bende malatyalı oldugum ıcın........gercekten sevındım......

GÜRKAN
10-09-2007, 21:10
......

Dogdugum evden Recai, karsiki evden isimlerini de cok iyi bildiginiz Turgut, Korkut ve de Bozkurt kardesler olmak uzere Turkiye Cumhuriyetine 2-3 tane Bakan, 1 basbakan ve 1 Adet Cumhurbaskani yetistirdi.

Digerleri ise Eczaci, Doktor, Dis tabibi ve Muhendis olarak bu ulkeye hizmet verdiler, ve vermeye devam ediyorlar..

Aynı sokakta,Özalların evinin karşı köşesindeki evde Sefer amca(annemin teyzesinin kocası)otururdu.70 li yıllarda(74-77 arası),köye gidiş ve dönüşlerimizde o evde birkaç gün misafir olduğumuzu hatırlarım,hayal meyal.Sefer amcaya İzmire bizi ziyaretine geldiğinde Turgut'un çocukluğundan bahsederdi,yaramazlıklarını,evlerinin bahçesindeki kayısı ağacından nasıl kayısı aşırdıklarını anlatırdı.:he:
Hatırladım ...O sokak,bahsettiğiniz gibiydi o yıllarda sevgili Babo.:yes:

sevgiler.

bikmisbroker
10-09-2007, 21:23
Aynı sokakta,Özalların evinin yanındaki evde Sefer amca(annemin teyzesinin kocası)otururdu.
sevgiler.

Tarif ettiginiz evde veya yanindaki evde Tel kadayif ve YASSI kadayif yapilir ve satilirdi.
(Sarioglu Cikmazina taraf olan yerde) AYNI evdenmi bahsediyoruz??

engo
10-09-2007, 21:26
harika topikmiş zevkle okudum 10 sayfayı... devam ediyorum benim gibi 1 senelik borsa içerisinde olanlar için süper yazılar...

yazan kişilerin emeğine sağlık...

baba
10-09-2007, 21:34
Yine kış bastırmıştı, okul sömestre arası vermişti.Akşamdan başlayan kar,sabaha karşı ancak dinmişti,babaanne,amcaya ,seslendi.

- Şahin, damları kürü!!

Amca önce tandır örtmesinin, damına, merdivenle çıktı,karı iki tarafa kürüdü,kar üçgen bir tahtaya bağlı,kütük sapla tutturulmuş,bir aletle kürünürdü.

Kürümeden sonra loğlanarak, kardan yumuşamış toprak dam, sıkıştırılarak,aşağıya su akıtması önlenirdi.Tandır örtmesini önü,damdan atılan karlarla, neredeyse bir metreden fazla yüksekliğe çıkmıştı.Çocuk,dam'a çıktı ve kar yumağının ortasına atladı.Köşkten annesi seyrediyordu,seslendi;

- Oğlum ,hasta olacaksın

.Amcası;

- Bir şey olmaz yenge dedi.

Anne tekrar seslendi;

- Oğul,içine karlar girdi, gel üzerini değiştireyim.

İstemeye,istemeye yukarı çıktı.Üzerini değiştikten sonra ;

-oh be dünya varmış dedi,annesine

.Babaannesinin yanına, makat'a çıktı ,sokağı seyretmeye başladılar.Anne,raftaki kocaman lambalı radyoyu açtı,bir şarkı yayıldı salona ;

-Nereden sevdim, o zalim kadını........


Bu radyo denen nesneye bir türlü aklı ermezdi,nasıl olurduda binlerce kilometre ötedeki ses buraya gelirdi.Gerçi annesi, zaman gelecek, şarkı söyleyenleride, göreceğiz derdi ama,

yok devenin nalı diye düşündü.Telefon onun için daha anlaşılır bir şeydi.Hiç olmasa tellerle bağlıydı.Birden üşüdüğünü hissetti,babaannede onun titrediğini farketti;
-Oğul,hasta oluyorsun galiba dedi.
Annesi makatın üzerine yastığını ve yorganını getirdi.Çocuk ,yorganın altına girdi.Gerçi değişen bir şey yoktu,zangır,zangır titriyordu.

Akşam yaklaşıyordu,annesi babasını aradı,biraz sonra babası, doktor Hamza beyle, beraber geldiler.Doktor,ağzına camdan bir şey koydu,biraz beklettikten sonra, dikkatle cam alete baktı.Babasına dönerek;

-İbrahim,ateşi otuz dokuz buçuk,deride de lekeler oluşmuş,kızamık dedi.

Bir kağıda bir şeyler yazıp,bunları yazıldığı gibi kullansın deyip,gitti.

Yüzünde falan ,bir sürü lekeler oluşmuştu,Huysuzluk etmeden, doktorun yazdığı ilaçları içiyordu,ama vücudu, alev alev yanmaya devam ediyordu.

Tam altı gün böyle devam etti,bir sabah uyandığında çok rahat olduğunu,gücünün yerine geldiğini hissetti.

-Anne,çoooo,çooo ,çoooooook ,iiiiiiiii,iiiiii,iiiii,iiiy,

-O ne, anne çok iyiyim diyecekti,ama söyleyemiyordu.

Annesi gözlerini açmış,hayretle oğluna bakıyordu.

-Yavrum dedi sıcak bir biçimde ,nasılsın?

- iiiiii,iiiiiiy ,iiiiiiy diyebildi ,ancak,

Allah,Allah ne olmuştu böyle,konuşamıyordu.Annesi yanına geldi başını okşadı.
Babaanne hayretle, olanları seyrediyordu,oda çok şaşırmıştı.
Annesine dönerek;

-Gelin,herhal(galiba) kekeme oldu dedi.

Annesi ağlamaya başladı.
****************************************
SEVGİLİ DOSTLAR,
Anılarımı en son İzmir de bırakmış ve yedi yıldır yazmıyordum.Tamamlamaya karar verdim.Bunu sizlerin ilgisine borçluyum.
Sevgili BaBo'da evini ancak kadayıfçıyla ,tarif edebiliyor.Şimdi orda bulursan yersin.!
************************
Recai Kutan abi,bir dünya beyefendisidir.Hadi kimsenin bilmediği bir sırrı aktarayım,1971 de muhtıradan sonra Turgut Özal, Amerikaya (world bank) giderken umumi vekaletnamesini kardeşine değil,Recai abi ye vermiştir.
Bendenizinde ilk dişini,Sevgili BaBo nun babası çekmiştir.Malatya'da çalışan bu diş hekimi,TÜRKİYE' de ilk implant ı uygulayan-1963 hekimdir.Kendisini rahmetle anıyorum.

GÜRKAN
10-09-2007, 22:02
Tarif ettiginiz evde veya yanindaki evde Tel kadayif ve YASSI kadayif yapilir ve satilirdi.
(Sarioglu Cikmazina taraf olan yerde) AYNI evdenmi bahsediyoruz??

Özelden yazdım,Sn.Babo.:)



****************************************
SEVGİLİ DOSTLAR,
Anılarımı en son İzmir de bırakmış ve yedi yıldır yazmıyordum.Tamamlamaya karar verdim.Bunu sizlerin ilgisine borçluyum.
Sevgili BaBo'da evini ancak kadayıfçıyla ,tarif edebiliyor.Şimdi orda bulursan yersin.!

Olsa da yesek :)

İzmir anılarını da sabırsızlıkla bekliyorum Sn.baba.

sevgi ve saygılar

ınvestor
10-09-2007, 22:22
Yarın 11 eylül.bir sayfa geride kalan o unutulmaz anımızında yıldönümü aynı zamanda.

Ahaliyle toplanıp geçmişten bahsedelim bari

eee nede olsa yabancı bize artık bu ekmek kapısınıda kapar gibi oldu.:)..onlarla artık başa çıkamıyor,erkekçe savaşamıyoruz.adamlar olmuş namert.


Biz zamanında yabancının bugün yaptığı kazığa oturtmaları asla yapmadık..her işin bir raconu vardır.bu işinde var..ancak elin gevuru racon falan takmıyor babam..

guneysu
11-09-2007, 01:24
Arkadaslar biliyorum, bu forumda dikkatle okunan topickerden 1 tanesi de borsa anilari ile baslayan ve hepmizin birseylerimizi yazdigimiz bu topic.
Su ana kadar bu topic'e rayting olarak 38 oy verilmis ve ortalama 4.84 puanlamasi var.

Halbuki benim Borsa genel topicinde acmis oldugum ve su anda kapali bulunan "gidisat" KIYTIRIK topicigi bile bu raytingden daha cok kisinin katilimi ile degerlendirilmisti.

Sizlerin, okudugunuz ANONiM olarak yazdigimiz-katkida bulundugumuz bu topic ile ilgili degerlendirmelerinizi Rayting olarak almam mumkunmu??

YOKSA Cok sey mi istiyorum??

Saygilarimla,

Bikmisbroker

(Henuz Okumamis olanlarin da ayni zamanda bu topici BASTAN SONA bos zamanlarinda kitap okur gibi okuyup, kendi yasadiklarini bizler ile paylasmalarini diliyorum)

sevgili babo topice yazi da yazdim yazilanlari zevkle okuyorum her zaman ama ***** vermeyi unutmusum sen hatirlatinca gereken deger tarafimdan verilmistir.....
size de verecektim sistem verdirmedi 40 kisi meselesi yuzunden :cry::cry:
baba yada sevgilerimle yemek yemisligimiz var nede olsa ayni masada :):):)

Serenler
11-09-2007, 09:26
Kim demis??
Misafirperverlik ruhumuza islemis bir kerre, daha sonraki ikramlarin hikayesi de daha sonraya..:)

(Not;Yedigin DAYAK bile olsa, hakedince DADI bir baska oluyor. Mahalli lisanda biz buna Kötek yedik derdik)


Babam amcamlarla ortaktı, 1962 model burunlu bir BMC kamyonumuz vardı, bir defasında satmak için 1 kamyon turfanda karpuz getirdiler, birinci gün çok satılmadı ikinci gün amcaoğluyla olaya el koyduk yeni yetmeyiz, Girişimcilik ruhu o yıllarda bizde de vardı sanırım.
sergiyi açtık, müşteriler geldi, geldi gelmesine de, ortada bir sorun var.
Karpuzun fiyatı ne? Bilmiyoruz tabii!:.
Sorunu hemen çözük, 25 kuruş olmalı dedik.
A o da ne millet karpuza saldırdı..
Karpuzu birimiz tartmaya diğerimiz parasını almaya yetişemiyoruz.
Kısa sürede malı paraya dönüştürmeye başardık:super:
Biraz sonra amcam çıkageldi, tabii kıyamet koptu.
Allahtan benim babam gelmemişti, olayı biraz hafif boyutlarda atlattık.
Amcam çocuklara çok düşkündür, böyle ufak tefek şeyleri fazla sorun etmezdi:D:D

bikmisbroker
11-09-2007, 09:53
Hepinizin bildigi gibi dogu da ozellikle sonbaharda KIşA hazirliklar yapilir.
Bu hazirliklar yapilirken, ekmek dahil, depolanmaya calisilir..

Peynir, Bulgur, Yag... Akliniza ne gelirse.

Hatta ham sebzelerden TURşU da yapilir. Zaten TURşU fikrinin kisin kar kis kiyametde yenmek uzere sebzelerin salamura yontemi ile saklanmasi fikrinden ciktigi belli..

Yine bir sonbahar..

Yine Carsidan domatesler alinmis...

Yine bu domateslerin kabugu soyulmus, kup seklinde dogranmis, ve kevgirden gecirip suyunu cikartmaya gelmis sira..

Bu islem de yapildiktan sonra elde edilen ezilmis ve suyu cikarilmis domatesler Capi yaklasik 1 metre civarinda olan ve kenarlari yaklasik 2 parmak yuksekliginde SiNi diye adlandirdigimiz bakir tepsilere konarak damlardaki yerini alir..

Kizgin gunesin altinda bu domateslerin SUYU buharlasir..

Kalan mayi katilasir, ve bu katilasmis domates puresi seklindeki olusum (ki biz buna SALCA diyoruz) Toprak kaplara (KüP) konur ve evdeki su daminda ki yerini alirdi...

Kisin yemek yapilacagi zaman, KüPden yeterince alinir ve yemege belirli olcude karistirilir..

4-5 yaslarindaki bu teres torun, damlarda gezerken gider sininin basina..

Bir bakar ki dun daha bol SIVI li olan salcada ki su azalmis??..

Vayyyyy....

illa kendini memlekete faydali bir cocuk olarak gormek isteyen bu teres bu durum karsisinda (nedense!!) bu kaybolan suyun ikame edilmesi gerektigine Karar verir!!!

Ehh, o yaslardaki MUZIR bir erkek cocugu ne yapar???

???????

????

???

EVET Yani Tam tahmin ettiginiz şeyi yaptim....

...............

..........

......

işedim.

Klavye
11-09-2007, 10:08
:he::he::he:

XDiscovery
11-09-2007, 10:11
Valla ilginç bir topikmiş :) Oku oku dahada zevkli hale geliyor....

Bu arada Para Nasıl Kaybedilir ? Sorusu üzerine oynansa aslında para kazanılır....

Nasıl mı ; Madem KY olarak hep kazanmaya çalışırken kaybediyoruz o zaman bizde kaybetmeye oynayalım ; Portföyün %2 sini bu işe ayırıp denemek lazım. X hissesi kesin düşer diye düşünüyorsak hemen atlayalım alalım.Bakalım nasıl bir sonuç çıkacak.... Tabi bunu zevkine hobi olsun diye az bir parayla denemek lazım :)

Sn.Babo ve Sn.Baba ya hürmetler...

bikmisbroker
11-09-2007, 10:27
Bugun Kac taneniz kasaptan et almasini biliyor??

Et almakdan kastim, yapilacak yemegin ozelligine gore Dananin ve/veya kuzunun neresi makbuldur??

Kasap verdigi ete nasil BICAK vuracagini bile bilen adamdir.

ET her ne sekilde olursa olsun lalettayin kesilmez, bir usulu bir adabi vardir.
Kac tanemiz Carsidan nasil alisveris yapacagimizi biliyoruz?
Kac tanemiz colugumuza cocugumuza NASIL ALISVERiS yapmasi gerektigini ogrettik??

Varsa yoksa fiyat ve MARKA geliyor artik.. Tuketim toplumu olduk vesselam..
Gir markete, rafda (ozellikle Goz hizasinda) sana sunulan mallari topla ve CIK!!

Yillar once Rahmetli babam, beni ozellikle alisverislerde yaninda gotururdu..

Birsey alirken Ozelliklerine gore almam icin gosterir, anlatir, arkasindan da "imtahan ederdi"...
Peynir alirken neye dikkat edilir?
Taze sebze ve meyve alirken nelere bakilir??
Hangi mevsim hangi meyve ve sebze icin ideal sezondur??

Rahmetli babam, elinden tuttugu ben, ve pesimiz sira aldiklarimizi sirtindaki KUFE ye koyan Hammal ile birlikte sabah erkenden alisverise cikar, gerekli erzaki meyveyi ve sebzeyi alir, babam muayenehanesine gider, ben de Hammali pesime takar evin yolunu tutardim.

Malatyada Ganere ile ilk tanismam boyle oldu.

Malatyanin sebze meyve halinin bulundugu kapali bir bolgesi vardi eskiden.

Bu sebze ve meyve halinin yanindaki aciklik bolgeye Ganere denirdi. kelimenin manasini ve nereden turedigini bilmiyorum.
Ama, Malatya da bulabileceginiz en kaliteli meyve ve sebze burada satilirdi.

Hemen altinda Kasaplar carsisi bulunurdu. Bir sokak dusunun (ceget) bastan assagi, sagli sollu kasap dukkanlari ile dolu..
Bu 2 mekan birbirine 100-150 metre mesafede olup, bir tarafinda Demirciler carsisi ve Bakircilar carsisi ve sehre dogru da
Haciheriflerin ishani vardi..
(Haciherifler Malatyanin yerlilerinden bir ailenin LAGAP'i dir)

bikmisbroker
11-09-2007, 10:55
Eve Telefon baglanmasi ve ilk telefon konusmasi..

Sene 1958 veya 1959..
Evde telefon kullanimi hizla artmaya baslamis, rahmetli babam, dogdugum dedemin evine ilk
telefonu aldi.
Telefon salonun kosesine yaklasik 1 adam boyu yukseklige konulan ucgen koseli ahsap bir
konsolun uzerinde.
Elde orulmus, sakiz gibi beyaz bir dantel ortu ile de kaplanmis vaziyette..

Sobali bu salonun kosesindeki siyah telefon epeyce orada durdu.
Numarasi ya 19 idi ya da 41?? (net olarak hatirlamiyorum)

Biz cocuklar unuttuk bile..

Derken bir gun Amerikadaki Dr.Amcam aradi.
Sabah erkenden yildirim odemeli aramis.. Telefonun baglanmasi aksam 8'i bulmus.
Arada ankaradan 1 santral var, bir de baska yerden bir santral daha var.
Bir taraf yarim yamalak ingilice konusmaya calisiyor, diger taraf ise (ABD) beriki tarafda
ingilizce cumle kurmaya calisin santral gorevlisinin dediklerini anlamaya calisiyor..

Nerde o zamanlar Nokia nin 49 cesidi?? o da neymis efendim??
SMS dediginizi duyar gibi oluyorum??

Lafi uzatmayalim, Babam telefonu acti, aradaki santrallerin kendi aralarindaki uyum calismalari
3-5 dakika surdu..
Vee Nihayet babam;
-Oooo Sa... kardes, nasilsin?

Diyerek konusmayi baslatti..

Bu sirada iceriye giren rahmetli babaannem, babama, elindeki telefon ahizesine, ve babamin konusmalarina
kulak kabartip, hayretler icerisinde buyuk oglunun ABD de bir hastanede calisan 2 numarali Dr. kardesi
ile yaptigi konusmayi izlemeye ve dinlemeye basladi..

Babam konusmasinin bir yerinde;
-Bak Sa... simdi de annemi veriyorum telefona diyerek ahizeyi babaanneme uzatti..

Rahmetli babaannemin o ilk telefon konusmasi halen gozlerimin onundedir..
ONCE Basindaki OYALI yazmasini duzeltti, arkasindan yazmanin yanlarini yanaklarindan assagi
cekip sag alt tarafini agzi ve burnunu kapatacak sekilde orterek yuzunun alt kismini kapatti ve ahizeyi eline aldi..

Yaklasik 20-25 cm uzakta tuttugu ahizeye yuksek sesle seslendi;
-Sa.. OGUL senmisin???

Babam, o mesafeden birsey duymayan babaannmein elinden ahizeyi aldi ve kulagina goturdu.
Babaannem soruyu tekrarladi;
-Sa... OGUL senmisin???

Duyduklari karsisinda Gozleri yuvalarindan firlamis bir sekilde ahizeyi elinden firlatarak 3-4 metre oteye
kacismasinin UNUTMAM mumkun degil!!!!

-OGUL BU Sa... nin sesi.. BU SEYTAN iCADI bir alet!!!

bikmisbroker
11-09-2007, 10:59
Hanimlar beyler, niye sasirdiniz?
Cilali Tas devrinden bahsetmiyoruz burada..
Sunun surasinda Cocuklugumuzdan ve yasadiklarimizdan bahsediyoruz.
Bir tarafdan SKYPE sayesinde broker ile goruntulu konusma yaparaktan!!!
Diger tarafdan matriksden seansi izleyerekden!!
ALIM ve SATIM lari kademeleri gorerekten, ve de yaklasik 15 bin Km mesafeden... :D:D

baba
11-09-2007, 11:41
Malatyada Ganere ile ilk tanismam boyle oldu.


Haciheriflerin ishani vardi..
(Haciherifler Malatyanin yerlilerinden bir ailenin LAGAP'i dir)

İlahi BaBo faaliyete(!) erken başlamışssın,o yaşındada ganerede ne işin var.
Allah Allah.Şorikli (tükürüklü) Yaşar,salavar (aptal) Sami ,oraya getmemiştir.Teres (makbul olmayan) Abzer bile ,ula beni ganare'ye almıylar.Derdi.
Demek bide irahmetlik baban götürdü ha.
-Aha beyle(böyle) baba, şimdi nerde.
Çok güldüm,Allah senide güldürsün.Zahar,senin ciniviz liğin(yaramaz,zeki,haşarı,çocuk. kısacası cenevizli demek.) ordan gelir.Seni ganereci(kötü kişi,çocuklara hakaret anlamında söylenir.) seni

Ganere, kerhane demek.
Arasa da buğda satılan yer.
Valla hacıariflerin,ne zaman hacıherifler olduğunuda bilmiydim.teze örgendim.Çoh yaşa.
Tabelacı Ahmet,önüne ve arkasına film afişi yapıştırılmış ,boynuna iple bağlı tahtalarla,akşama sinamada oynacak filimi tanıtır,postahanın önünden geçerken,aslında çok yakın arkadaşı olan dayım;(halen İ.Ü. rektörü)
-Ne haber ulan tabelacı deyince ,sırtında tahtalarla onun peşine düşerdi.
Ben diyecektim,gardaşım benden önce davrandı,bizim nesil medeniyet olarak aşağı yukarı orta çağıda yaşadı,bu günüde yaşıyor.Gıl çadırlarda da,damlarda da yattıh,Las Wegas ta Circus Circus tada. Bu gader(kadar) tezat ve farkı bir ömürde yaşamak.....
Şans degilde nedir.
Benim tilifonum,senin tilifonunu dögerdi.Nümarosu 1918.
****************************
Neticede ;
her sabah güneşin yeniden doğduğunu,
her ahşam,güneşin yeniden battığını örgendik.
Aslında degişen bişey yohtu.

Bunu çözen,Dünya'yı çözer.
ESSAHTEN (sahiden)

saltuk
11-09-2007, 12:06
Bugun Kac taneniz kasaptan et almasini biliyor??

Bu sebze ve meyve halinin yanindaki aciklik bolgeye Ganere denirdi. kelimenin manasini ve nereden turedigini bilmiyorum.


ya merak ettim biraz araştırma yapayım dedim ve karşıma ganere ile ilgili şu tanımlar çıktı:

* arsız sokak köpeği
* denizli bölgesinde hela (zamane sözlük)
* avare, işsiz (mutça)
* yaramaz çocuk (fakılar köyü)
* yalaka, kötü alışkanlıkları olan (eğirdir.net)
* köpek yavrularının toplu adı (van bölgesi)

ganereile pek çok nick, hatta fan kulüp bile var!!!

protokol
11-09-2007, 13:27
bu sayfalarda para nasıl kaybedilir değilde, adamlık insanlık kaybedilmeden önce neler vardı onları paylaşıyorsunuz...zevkle eski günlerimizi okuyorum teşekkürler...

bikmisbroker
11-09-2007, 13:51
Arkadaslar biliyorum, bu forumda dikkatle okunan topickerden 1 tanesi de borsa anilari ile baslayan ve hepmizin birseylerimizi yazdigimiz bu topic.
Su ana kadar bu topic'e rayting olarak 38 oy verilmis ve ortalama 4.84 puanlamasi var.

Halbuki benim Borsa genel topicinde acmis oldugum ve su anda kapali bulunan "gidisat" KIYTIRIK topicigi bile bu raytingden daha cok kisinin katilimi ile degerlendirilmisti.

Sizlerin, okudugunuz ANONiM olarak yazdigimiz-katkida bulundugumuz bu topic ile ilgili degerlendirmelerinizi Rayting olarak almam mumkunmu??

YOKSA Cok sey mi istiyorum??

Saygilarimla,

Bikmisbroker

(Henuz Okumamis olanlarin da ayni zamanda bu topici BASTAN SONA bos zamanlarinda kitap okur gibi okuyup, kendi yasadiklarini bizler ile paylasmalarini diliyorum)
Aradan 2 gun gecmedi..
Su anda durum 74 katilim 4.92 ortalama..
Tesekkurler forumdaslar... :bravo:

bikmisbroker
11-09-2007, 14:26
İlahi BaBo faaliyete(!) erken başlamışssın,o yaşındada ganerede ne işin var.
Allah Allah.Şorikli (tükürüklü) Yaşar,salavar (aptal) Sami ,oraya getmemiştir.Teres (makbul olmayan) Abzer bile ,ula beni ganare'ye almıylar.Derdi.
Demek bide irahmetlik baban götürdü ha.
-Aha beyle(böyle) baba, şimdi nerde.
Çok güldüm,Allah senide güldürsün.Zahar,senin ciniviz liğin(yaramaz,zeki,haşarı,çocuk. kısacası cenevizli demek.) ordan gelir.Seni ganereci(kötü kişi,çocuklara hakaret anlamında söylenir.) seni



Gurbanin olam BaBa, delilerden bahsetme bana isi gucu birakip, BORSA denen melanet ile ugrasan adamin kafasinda "en az" 1 tahta eksiktir zaten..
Bir de ustune ustluk oturup burada anilarini yazan teres'in 2 tahtasi eksiktir!!! :D:D

Yillar once Dogup Buyudugum sehir olan Malatyadan bana bir Takvim gelmisti, buyuk heyecan ile o takvimi acip baktigimda "Unutulmayan Delilerimiz" seklinde bir baslik ekinde Son 50-60 senede Malatyada yasamis, Nam-i diger Mahalli delilerimizin resimleri ile adlari ve ozellikleri siralanmis, ve hicvedilen bu ozellikler o kadar guzel kaleme alinmisti ki insani derin dusuncelere sevkediyor ve AKILLI olduguna pisman edercesine yazilanlarin Gipta ile okunmasina sebep oluyordu..

Miş Miş, şorikli yaşar, Deli Gaffar, Deli Musto ve adi su anda aklima gelmeyen pek cok "Deli" lakabi ile anilan filozof, resmedilmis ve ozellikleri ile anlatilmis ve de hikaye edilmisti.. Ve yine yanlis hatirlamiyorsam, o Takvim o sene Turkiyede ses getirmis, ve cok takdir edilmisti. Bakima muhtac bu insanlarin laflari ve davranislarindaki filozofca ifadeler CIMBIZ ile cikartilircasina ustaca ayiklanmis, ve takvim uzerinde yerlestirilmisti..


Bir cumle beni nerelere goturdu, bir cumle bana neler yazdirdi?? Insanin etkilendigi ve bazi durumlarda da "Hayat dersi" olarak gordugu hususlari dostlari ile ve arkadaslari ile paylasmasi gerekirmis.. Ben de bu paylasmayi yapmak adina bu satirlari yaziyorum, BORSA idi ARSA idi, hayat Gailesi idi, baska etkenler idi.. Kafamdakilerden kacmak, kurtulmak icin, Yillar oncesinden beni etkileyen bir Takvim yapragindan bahsettim sizlere..

Amman sakin ola ki kimse herhangi bir kelimenin herhangi bir tarafindan bir mana cikarip da uzerine alinmaya.. E mi??


Surc-i Lisan ettikse affola..
(diyerek de sonlandiralimki bari, ANLAMININ yani sira, Disardan bakildiginda da USTA bir kalem yazdi diye dusunulsun)

Saygilarimla,

Bikmisbroker

bikmisbroker
11-09-2007, 14:27
(Not; Internetten yaptigim arastirma neticesinde o takvimin bir de dergiye konu oldugunu gordum Linki de aha burada; http://www.malatyadergisi.com/haber_goster.php?id=561

Yazida aynen soyle;


Geleneksel topluluk dünyasında deliler ve deliliğin özel bir anlamda ayrıcalıklı bir statüsü vardır. Deliler her yere girip çıkabilir, her yerde bulunabilirler. Ama hiçbir yere ait değildirler. Topluluk dışına atılmış zararlı bir unsur değil, topluluk içinde ve topluluğa aittir. Batı toplumlarında ise deliler "içine şeytan girmiş" yok edilmesi gereken, tümüyle olumsuz görülen, toplum dışına itilmiş bir konumdadır. Türk toplumundaki durumu en iyi yansıtan örnek, her köyün her mahallenin her şehrin bir delisi olmasıdır. "Köyün delisi" O’nun toplulukla iç içe olduğunun bir kanıtıdır.

Halk bilincinde delilerin de bir tür hiyerarşi içinde algılandığı bilinmektedir. Bu hiyerarşinin kriterleri deliliğin nedeni, türü, tarzı, yaşı ve cinsiyeti gibi değişkenlerdir.

Prestiji en yüksek deliler "çok okumaktan bu hale geldiği" düşünülen ve "sevdadan" aklını yitirenlerdir.

Toplumun deli ve deliliğe bakışı da zaman içinde değişmektedir.

Malatyalı araştırmacı Gazeteci yazar Celal Yalvaç'ın
"Mazideki Yaşam- Malatya"
şiirindeki bir dörtlük
bunu en iyi şekildeifade ediyor:

"İnsan bazen üzülür,
bazen de sabrı taşar.
Halen unutulmadı Şorikli Deli Yaşar.'
'İzo' ile 'Kız Mahmut' şehre olmuştu nişan, bugünse delilerin hepsi oldu perişan.

Bir çoğu bugün yaşamayan ünlü Malatyalı Delilerin halk arasında bilinen bazı isimleri şöyledir;
Deli Zeynel, Kerim, İzzo, Gız Mahmut, Faro, Deli Samet, Deli Dursun, Deli Ahmet, şorikli Yaşar, Soba Direği, Ramo, Deli Cemo, Müdür, Haceli, Mişmiş, Fır Fayıh, Deli Nusret, Deli Fikriye, Onyedili (Zülfü), Gümüş (Mersedes Kadir) Deli Yusuf, Azet Bacı, Mısto, Adliye Bekir, Deli Gaffar, Mamılo.
Bu listede her sosyal sınıf, eğitim ve gelir düzeyinden kadın ve erkekler bulunmaktadır. Haklarında pekçok anektod anlatılır. Deliliği ve delileri, psikolojik, psikiyatrik, sosyolojik yaklaşımların yanında, onlar üzerinden şehir aidiyeti, geleneksel ilişkiler, tanıma ve yerel kültürü içselleştirme bakımından da değerlendirmek gerekmektedir. Her şeyi eşitleyen ve standartlaştıran, bunu yaparken de kimlik-sizleştiren modern hayat süreçlerinin meydan okumasına, kültür değerlerini her düzeyde yaşatarak ve yeniden üreterek karşı koymak gerekmektedir.

Bir şehrin delileri o şehrin kimliğine ve kollektif hafızasına ilişkin pek çok ayırt edici özelliklerin de taşıyıcısıdır.

Bilal Coşkun'un Ankara 1998 basımlı Malatyaca Anı Kırıntılama adlı kitabından alıntı yapılmıştır.

HACELİ
Gelelim 'Aşağışeher' (Eski Malatya) ayakta bekleyen Haceli'ye...
Üstünde çizgili zıbını ve iri gövdesiyle hep ayakta bekler durumda görünen bu ünlümüz, şoförlerin korkulu rüyası idi. Özellikle köylere toplu taşıma yapan kamyon, otobüs, römorklu traktör şoförleri, Haceli'ye para vermeden geçmeleri mümkün değildi..Haceli konuşmaz, kimseye sataşmaz, kendi halinde , hasta, zavallının biri. Yere yatınca kendiliğinden kalkamadığı söylendiğine göre, belki de aşırı kireçlenmeden ısdırap çeken biriydi. Dedik ya, şoförlerin amacı bu ıssız yolda gece gündüz bekleyen Haceli'ye yardım etmek değil de, kendi yollarını kazasız belasız devam edip, sağ-sağlim varmak için köylerine , biraz para verip kendilerini garantiye almaktı. Oraya gelince, Kemal-i ciddiyetle duran şöfor, Haceli'nin eline biraz para tutuşturmuşsa, oh artık, rahat rahat yola koyulurdu. Bu nedenledir ki, yaşam çizgisi bitmiş olsa da Haceli'nin, hiçbir ekmek ve çaba sarfetmeksizin havadan para kazananlara, geçinip gidenlere "Sen de Haceli şansı var oğlum" demek ya da O kişi için sadece 'Haceli' demek, Malatya'ya özgü bir deyim olmuştu.
Bilmem hala yürürlükte mi...

Deliler her yere girip çıkabilir, her yerde bulunabilir ama hiçbir yere ait değildirler.
Topluluk dışına atılmış zararlı bir unsur değil, topluluk içinde ve topluluğa aittir. Batı toplumlarında ise deliler "içine şeytan girmiş" , "yok edilmesi gereken", tümüyle olumsuz görülen, toplum dışına itilmiş bir konumdadır. Türk toplumundaki durumu en iyi yansıtan örnek, her köyün her mahallenin her şehrin bir delisi olmasıdır. "Köyün delisi" O’nun toplulukla iç içe olduğunun bir kanıtıdır. Halk bilincinde delilerin de bir tür hiyerarşi içinde algılandığı bilinmektedir. Bu hiyerarşinin kriterleri deliliğin nedeni, türü, tarzı, yaşı ve cinsiyeti gibi değişkenlerdir. Prestiji en yüksek deliler "çok okumaktan bu hale geldiği" düşünülen ve "sevdadan" aklını
yitirenlerdir.


İZZO
Adının İzzettin olduğunu pek bilen olmazdı. Kuru gürültülü bir deliydi.
Sürekli giydiği kutnu kumaştan üç etekli elbisesi ve arkasında tuttuğu bastonuyla, başından hiç çıkarmadığı karakalpak başlığı ve ara sakalıyla kendi kendine söylenerek gezerdi kambur kambur. Sağ omuzuna asıp, sol tarafına yönelttiği ve yanından hiç eksik etmediği uzun kayışlı, sarı renkli deri çantasını, kamburluğunun etkisiyle öne sarkmaması için sol kalçası üzerinde tutar ve içinde neler taşıdğı bilinmezdi. Kendisini kızdırdıklarında dozunu artırırdı ne dediği homurdanmasından anlaşılmazdı.
Arada bir, bastonunu sallaması, çocukların kendisine fazla yaklaşmalarını önlemeye yönelik bir savunma idi. Bu bir saldıranlık sayılmazsa, zararsız bir deliydi.

DELİ AHMET
Çorabının içine sokuşturduğu pantolonu, ince boğazında, fiyongu yana kaymış mendili ve elinde sopasıyla, kendisine sataşıldığında sesi gürleşirdi, sıska yapısına inat...
Yüzünde gülümsemesi eksik olmayan bu sevimli delimiz, sarsak ve paytak adımlarla yürürken (gerçek nedeni kendisini izleyenlerin olup olmadığı korkusundan kaynaklansa bile) dönüp dönüp arkasına baktığını görenler, hınzır gülüşünden yine bir muziplik yapmış, kusur işlemiş de kaçıyor zannederlerdi. Bir yerde durmayan haliyle, kimseye zararı görülmemiş bir kişiydi.

GIZ MAHMUT
Siperi bir kulağına dönük şapkası ve elindeki uzunca sopasıyla sırf şamata bir deliydi. Kendisine sataşıldığında şebekleri anımsatan hareketlerle hamle yapardı sağa sola... Yine de zarar vermezdi etrafına. Kendi halindeyken burnundan çıkardığı hafif seslerle "Ben gızım, gızım" diye söylenip gezerdi çoğunlukla.
Sevimli de sayılırdı hani.

Geleneksel olarak deliler toplum tarafından korunmuş, barınma, beslenme, hayatını sürdürme bakımından doğal olarak desteklenip benimsenmişlerdir. Ayrıca toplumun renkli bir üyesi olarak kabul edilmişlerdir. Bu anlamda özel bir statüye sahiptirler.

FARO
Gerçek adının Faruk olmasından mı, yoksa farfara bir deli olmasından mıdır bilinmez. Çok yönlü bir kişi sayılırdı. Toplumun kişiyi deli ettiğini düşünürsek, Faro'da önceleri odun kırma ile (evlere, fırınlara ücretle odun kırma suretiyle) geçimini sağlardı. Düğünlerde çaldığı bir metre kadar uzunluğundaki demir kavalıyla hem neşelenir hem de para kazanırdı. Ağzının bir kenarından kavalına giren sesi şekillenerek çıkardı. Parmaklarının arasından yanık yanık. Oyun havaları repertuvarına bir de 'Faro Makamı' girmişti Malatyalılar'ın...
Kendisini oyun ve içkiye kaptırınca daha bir falsolaşan taşkın hareketleri, O’na delilik sıfatının yapıştırılmasına neden olmuş olabilir.
İşaret parmağı ile serçe parmağı arasına sıkıştırdığı çay bardağındaki rakısından içe içe oyun oynaması, kendisine özgü gösterilerinden biriydi. Bir zamanlar demirbaşı balta iken, sonraları hep kavalıyla geçtiği yollarda arkasından bağırırlardı, ıslıklarla takviyeli: "Hambal başıkepenek, Farooo, Farooo, Farooo..."
Ne yapsın, aldırmaz görünmek ister bunlara, dolayısıyla da yürüyüşü bir başkalaşır, sözde kendisine güvenli yürür, sataşmaları önemsemez ve korkmaz görünmek çabasıyla. Toplum ise eğlence arar kendisine ya, bu fiyakalı yürüyüşü tekrar tekrar görmek için gördüklerinde sataşırlar Faro'ya; "Islık çalarak", "Hambal başı kepenek"
Bİr sabır, iki sabır, artık Faro kendisine yapılanlara sövmeyle karşılık vermeye hak kazanmıştır:
- Ulan hepinizin........ dümdüz gider.
Toplumun arsız kesimi bu kalaylamaya ses çıkarmaz çünkü onlar bunu bekliyorlardı zaten zevk düzeylerine koşut. Arsızlarla dolaşmayı göze alamayan kesim ise suskun... Üretim yapmadan, bir yerden aldığını tüketiciye satmakla kolay kazanan bir kısım dükkancı takımı, canı sıkılınca gün boyu tembel tembel, ya dedikodu yapacaklar ya da gelip gidine sataşacaklar. Ve Faro'lar doğacak böyle böyle.
Geçtiği o yerde en fazla ıslığa ve sataşmaya maruz kalan Faro, bir gün yine oradan geçişte kanıksadığı ve kesin gözüyle baktığı sataşmayla karşılaşmayınca durur bekler biraz, herkesin kendisini fark etmesini sağladıktan sonra, bu kez kendisi başlar:
- Hani ışlıh ulan, niye ışlıh çalmıyışınıj? Hepinizin...
Bu sefer ki ıslıklar, alkış yerinedir Faro'ya.
Ve Faro içindekileri dökmüş olmanın verdiği rahatlamanın sevinciyle geçip gider dükkanların arasından, ıslıklı uğurlamayla, o şanlı ve mağrur dik yürüyüşüyle.
'Kimi deli, kimi veli'yi çağrışrıran bir örnek daha verelim Faro'dan:
Delilerin sırtından tek yanlı eğlenen toplum, onların tepkisine binde bir olsun katlanmak istemez; sataşmalardan sabrı tükenen Faro, elindeki madeni kaval ile ya da attığı bir taşla yaraladığı bir kişinin şikayetiyle karakola götürülür.

Nasihatla karışık olarak sorgulamaya başlar karakol komiseri;
- Etrafa niye zarar veriyorsun? der.
Bu soruya ıslıkla karşılık verir Faro:
- Füüüyyyt
- Oğlum, sana soruyorum, cevap versene.
Her sorudan sonra ıslık çalan Faro'ya sinirlenen komiser, sert çıkar.
- Ulan, sen benimle dalga mı geçiyorsun?
Nihayet konuşmaya başlar Faro:
- Komiser beg, niye gızıyısın? Ben biy (bir) gişiyim, ışlığıma hemen siniyleniyisin; ya sana bütün Malatya heygün (hergün) ışlık çalsa ne yapansın?..

Peşin hükümle yargıya varmak niyetinde olan komiser, olaya iki yandan da bakmak gerektiğini bir delinin akıl vermesinden anlayınca, bir çay ısmarlayıp içirdikten sonra, serbest bırakır Faro'yu.

Düzeysizliğin bir göstergesi de, içki sırasında ortaya çıkar ya toplumda, bir düğünde yine verirler rakıyı, iki parmağı arasındaki çay, içer ha içer Faro. Yüklenen yüklenene, geleni geri çevirecek takatta değildir. Devirir rakıyı, çay içer gibi. "Çatlamış içkiden" söylentisi yayılır kente.
Mezarında toprak çatlaması olmuş. Meğer ölmeden koymuşlar, öldü zannederek mezara da, ayılıp bu sefer havasızlıktan ölmüşmüş. Kendisini içkiyle çatlatmışlarsa, toprağı çatlatmaya hakkı olmasın mı Faro'nun? Anlayana yeten bu protesto.

Deliler
Modern kent hayatının ve yabancı anonim ortamında bu statülerini ve "değerlerini" yitirmişlerdir. Artık topluluğun doğal ve verimli bir üyesi olmaktan çıkmış, varlığına tahammül edilmeyen, zararlı, ortamdan kovulması ve yok edilmesi gereken bir alt-insan olarak görülmeye başlanmışlardır. Bu tavra bağlı olarak kızdırma, aşağılanma, hatta eziyet etme gibi (O’nu insan olarak görmemekten kaynaklanan) davranışlara maruz bırakılmaktadırlar.

Ferhat CANBEY/MALATYA

GÜRKAN
11-09-2007, 14:35
Anekdotlar..
Rivayetler..
Hepsi tamam.
Delisini bile anlattık ..
Hamido hakkında hiçbirşey söylemedik yahu..:):he::D

sevgiler

Serenler
11-09-2007, 14:44
Geçenlerde görevli olarak 2 haftalığına Bingöl'e gittim, son 2 gün de görevin devamı olarak Malatya'ya geldik.,
Aşağıdaki deli sizin oradan değil, Bingöl'de çektim, yani "Komşu Köyün Delisi" :)

http://img370.imageshack.us/img370/9358/1006444ec2.jpg

bikmisbroker
11-09-2007, 14:49
Aradan 2 gun gecmedi..
Su anda durum 74 katilim 4.92 ortalama..
Tesekkurler forumdaslar... :bravo:

10 dakika once 79 katilim ve 4.92 ortalama idik.
Son anda birden 80 katilim, 4.88 ortalama olduk.
Rayting'e 1 veren arkadasim, bi delilik ettik, deliler ile ilgili bir yazi koyduk, ama bastan da yazdik, ve dedik ki "surc-i Lisan ettikse Affola" (http://www.hisse.net/forum/showpost.php?p=1860186&postcount=1136) diye degilmi?? :D:D

kartal35
11-09-2007, 14:50
(Not; Internetten yaptigim arastirma neticesinde o takvimin bir de dergiye konu oldugunu gordum Linki de aha burada; http://www.malatyabolge.com/haber_goster.php?id=66 )





[

yukarıdaki link çalışmıyor.

http://www.malatyadergisi.com/haber_goster.php?id=601

Serenler
11-09-2007, 14:52
Çarşılarınızdan epey alışveriş yaptık, "Gün kurusu kayısı", kavrulmuş kayısı çekirdeği, cezerye aldık.
O arada geçen yıl gene Malatya'dan aldığım ve tadına doyamadığımız kışlık peynirden de epeyce aldık. Tabii tereyağını da..
Babam 1956 yılında askerliğini burada yapmış, hep severek anlatırdı.
Benim de yolum sık sık bu güzel şehre düşer. Son yıllarda çok da gelişti..

http://img177.imageshack.us/img177/4213/1006600hs9.jpg

bikmisbroker
11-09-2007, 14:56
yukarıdaki link çalışmıyor.

http://www.malatyadergisi.com/haber_goster.php?id=601

Linki http://www.malatyadergisi.com/haber_goster.php?id=561 seklinde degistiriyorum..

Sevgi ve saygilarimla,

ınvestor
11-09-2007, 17:51
Efendim malumunuz 1999 yılında borsamızda yaşanan büyük yükseliş ve akabinde ki çöküşü hepiniz hatırlarsınız.

Biz güzel kardeşleriniz o zamanlar borsada çok hızlı ve güçlüydük. Endeks 5000 seviyelerinde çoğu küçük çaptaki şirket hisselerini toplamış artık yaşanmasını beklediğimiz büyük finale yelkenlerimizi açmıştık.

Toplam beş kişilik bir arkadaş grubu olarak ortak çalışıyor senkronize hareket ediyorduk. Çoğumuz iş güç sahibi olmamıza rağmen kendimize güzel bir ofis tutup işlemlerimizi buradan yönlendiriyor bir nevi ikame ettiğimiz işlerimizi boşluyor mekanımızda borsa hastalığının bizi içine aldığı girdaplarla çarpışıyorduk. şimdi geriye dönüp baktığımda onlarca anım aklıma geliyor…

Tamda sözünü ettiğim 99 senesi borsanın çıkışı çıldırma derecesinde gerçekleşiyor bizleri bile şaşkına çeviriyordu. Endeksin çok kısa sürede 15000 seviyesine gelmesi ve yaptığımız akıl almaz karlar bizim arkadaşlar olarak dehşete kapılmamıza sebep oluyordu.artık kaçma vaktinin geldiği tünelin ucunda beliren ışık kadar net görülüyordu.

Elimizde ki hisseleri satmak için fazla vakit kaybetmemek gerektiğine karar vererek satışlarımıza başladık.tam hatırlamıyorum ama son lotlar sattığımız gün endeks 19000 seviyelerini zorluyordu..biz güzel kardeşleriniz senetlerimizi satmanın rahatlığı ve elde ettiğimiz karların keyfi ile derin bir nefes almıştık..fakat endeks yükselişine devam ediyor içimizde acaba soruları beliriyor ve her nekadar birbirimize belli etmesekte acaba erkenmi sattık sorusu içimizi kemiriyordu.

Akabinde ki hafta endeks 20000 li seviyelere yaklaştığında artık içimizdeki güçlü ses dilimize gelerek ağzımızdan çıkmaya başlamış yahu arkadaşlar bizler sanırım hata yaptık erken satmakla cümleleri birbiri ardına kurulmaya başlanmıştı.işin bize o sıra sıkıntı veren diğer tarafı ise çevremizde ki çoğu tanıdık ve ahbabımıza ellerinde ne var ne yok sattırmış olmamızdı.kendimizden ve bu işin sonunun yakın olduğundan o kadar emindik ki bunları bile çevremizde dillendirmiş satma niyetinde olmayan dostlarımızı bile ikna etmiştik.

Yalnız tam o sıralarda arkadaşlarımızdan birisinin öz amcası geçimini sağlamış olduğu çiftçilikten elde ettiği o sene mahsulünün geliri ile ismini televizyonlardan sıkça duyduğu ve herkeze çok kazandırdığı haberlerinin yapıldığı borsamızdan hisse almaya karar vermiş ve bize gelerek mutlaka bu işten benimde para kazanmam gerekiyor demişti.gözlerindeki hırsı daha ilk gördüğümde fark ettim.belli ki televizyonlarda yapılan haberler amcayı oldukça etkilemiş ve hırsının esiri etmişti.arkadaşımız olayın sürecini ve olası gerçekleşmeler hakkında ki fikrimizi detayları ile anlattı.ancak amcanın anlamaya niyeti yoktu.olmadığı gibi öz yeğenine şu iki kelimeyi ederek yanımızdan ayrıldı.’SENDE BENİM KAZANMAMI İSTEMİYORSUN YEĞENİM,YAZIKLAR OLSUN SANA’

Aradan iki gün geçti ve endeks çok hızlı ve sağlıksız yükselişine son vermeye başlamış sert bir satış dalgası gelmişti..aklımızda ki tüm soru işaretleri ortadan kalkmış ve haklılığımızın ispatlanması bize keyif ve hüzün duygusu bir arada yaşatmaya başlamıştı.hüzün vardı çünkü halkımız daha önce sadece adını bildiği borsamızdan hiç bilgi sahibi olmadığı halde ,şirketin ne alanda faaliyet gösterdiğini bilmediği,sahibini tanımadığı ve karmı zararmı eder bilmediği sadece seans salonunda duvara yansıtılmış ekrandan ismini beğendiği birazda adı karizmatik gelen hisselere akın etmiş olmasının tarafımızdan bilinmesi ve sonucunun belli olduğu ancak engllenmesi sözkonusu olamayan durumun yaşanmaya başlamasıydı.bu durumun dramatik ancak bir o kadar da ders alınması gerekli olan kısmı idi.

Sonuçta borsamız çöküşünü gerçekleştirmiş fiyatlar hak etmedikleri seviyelerden olması gerekli seviyelere gelmeye başlamıştı.daha sonra arkadaşımızın amcası hakkında maalesef olumsuz haberi aldık.adamcağız bizimle görüştükten sonra elindeki paranın hepsi ile ismini açıklamayacağım ancak şu sıralarda borsa kotunda olmayan ve batan bir şirketin hisselerini almıştı..hata yapmış dahada büyüğünü ne olduğu bilmediği şirketin hisselerini alarak yapmıştı..

Maalesef 1999 senesi yaşanmışlıkları ve dramatik yönleri ile bizim yatırımcımıza yatırım nasıl yapılırı çok büyük ve acı tecrübeler eşliğinde öğretti yada hali hazırda öğretemedi.

Bundan sonraki yazılarımda elde ettiğimiz karları borsada nasıl sahiplerine verdiğimizi,kaybettiğimizi anlatacağım..

Saygılarımı sunarım.

PARK
11-09-2007, 18:35
Efendim malumunuz 1999 yılında borsamızda yaşanan büyük yükseliş ve akabinde ki çöküşü hepiniz hatırlarsınız.

Maalesef 1999 senesi yaşanmışlıkları ve dramatik yönleri ile bizim yatırımcımıza yatırım nasıl yapılırı çok büyük ve acı tecrübeler eşliğinde öğretti yada hali hazırda öğretemedi.
.................................................. ..
Bundan sonraki yazılarımda elde ettiğimiz karları borsada nasıl sahiplerine verdiğimizi,kaybettiğimizi anlatacağım..

Saygılarımı sunarım.

ibret alınması gereken bir hikaye...............................

engo
11-09-2007, 21:51
sn investor anlaşılan sizde yaşanmışlık çok...
yazılarınızı bekliyoruz..

hipokrat
11-09-2007, 22:06
Para nasıl mı kaybedilir ?
- Endeks çakılırken bir yerden dönecek diye kol kesip çıkmazsan ,
- Endeks çıkarken temkin, temkin dersen mal almazsan çoook güzel para kaybedilir ....

PARK
11-09-2007, 22:10
Para nasıl mı kaybedilir ?
- Endeks çakılırken bir yerden dönecek diye kol kesip çıkmazsan ,
- Endeks çıkarken temkin, temkin dersen mal almazsan çoook güzel para kaybedilir ....

bence yanlış söylediniz ..................:he:

ınvestor
11-09-2007, 22:10
sn investor anlaşılan sizde yaşanmışlık çok...
yazılarınızı bekliyoruz..

Yazarız tabii ki muhterem kardeşim..bizde olay çok.siz yeterki gerekli dersleri çıkartın.

Adrenalin hali hazırda devam ediyor.

Borsayı bizim gibilerin bırakması mümkün değil..

zum
11-09-2007, 22:18
Sn. Babo elinize sağlık ömrünüze bereket.Çocukluğumu hatırlattı anılarınız. Elli beş yıl önce kürsübaşında dedemin anlattığı Battalgazi hikayelerini nasıl can kulağıyla dinlediğimi ,hikayelerin bitiminde'' hadi uşahlar'' komutuyla kürsünün üstündeki orciklere pilitlere nasıl saldırdığımızı hatırlattı bana teşekkürler.

ınvestor
11-09-2007, 22:43
Bu akşam ki son yazımı bundan sonraki yazılarımın temelini oluşturacağı açısından önemli buluyorum..

Meselenin temelini birkaç olgu ile sıralayalım..

1-Asla hırsa kapılma
2-Senin gördüğün esasen senin gördüğün değildir!!!
3-Korkuyorsan hiç bu işe girme(aslında hiç girme demek daha mantıklı)
4-Elindekini koruma olgusu seni daima baskı altında bırakır ve sen yanlış kararlar alırsın..
5-Pozisyona girmişsen ve bu durum sana rahatsızlık verir seviyeye gelmişse sen bu işi yapamazsın bırak hayatını yaşa..

SÖZÜN ÖZÜ BENCE BU İŞE BULAŞMAYIN

reha kaya
11-09-2007, 22:48
SÖZÜN ÖZÜ BENCE BU İŞE BULAŞMAYIN


5 Yıldızlık bu topikteki tüm yazarlara ve size teşekkür ederim, yazılarınız için. Yukarıdaki özlü sözü dinleyen olurmu ancak onu bilemem.

ınvestor
12-09-2007, 17:34
Efendim hepimiz meşhur anayasa kitabını ve nelere kadir olabildiğini yakın tarihimizde ki derin krizi ve ekonomimize verdiği tahribatıyla unutamayız..unutamayız çünkü izleri ‘silmekle,yıkamakla’ bitmez..

Esasen ekonomimizin rayında gitmediği uygulanan kur politikasının giderek ısınan ve basıncı alınmayan düdüklü tencere olduğunu tüm piyasa içindekiler biliyor ve pozisyonlarını ona göre ayarlıyorlardı..

Biz güzel kardeşlerinizde işlerin göründüğü gibi olmadığını saatli bombanın süresinin hızla ilerlediğinin farkına varmış ve hazırlıklarımızı yapmaya başlamıştık..ancak bizde her zaman olan o devasa hırs devasa açgözlülük yine had safhada idi..yalnız yeri gelmişken söylüyeyim o günlerde artık çok büyümüş yabancı yatırımcılarla uğraşır olmuştuk..

Neyse hırsımız bizi beklediğimiz dalgalanma öncesi son bir iş çıkarma yoluna daha sürükledi..borsamızın koçlar gibi bir hissesin de aldıkça almaya başladık..biz aldıkça bakıyoruz mal esirgemiyor birileri..neyse biz yine almaya devam ettik..aldık…aldık..aldık…

Nihayet sıra yukarı sürmeye gelmişti..yukarı sürerek sevgili coni ve amandaları bir güzel avlayacaktık..eeee çok uyanığız ya…

Efendim kağıdı yukarı topuklamaya çalışıyorduk birileri bize topukluyordu..biz bir vites arttırıyoruz karşımızdaki iki vites arttırıyordu..o sırada arkadaşlarımızdan birisi aynen şu kelimeyi etti..’ ulan bizi galiba burada sevecekler ya bakalım hayırlısı….’bizlerde çok biliyoruz ya aynı zamanda birbirimizide avutacağız moduyla arkadaşa hadi lan sende saçmalama..diyorduk..

Efendim bu şekilde topukladık topukluyacağız derken epey mal yedik..neyse o meşhur günün sabahı geldi çattı…

Rahmetli başbakanımız Ecevit beyefendi MGK toplantısı sonunda kameraların karşısına çıkarak o meşhur bu bir krizdir kelimesini sıralayınca inanın hepimize inme indi…vay vay vayyy..

Gözümüzü açıp kaparken tahtaların birbiri ardına tabanlar yediğini görüyor sapıtmış vaziyette seyrediyorduk..o sırada aramızdan uyanıklığı kendinden menkul bir arkadaşımız varolan tüm alıcılara aldığımız malın bir kısmını verdi..ulan aferin beeeee edaları odada yankılanıyordu....biz güzel kardeşleriniz de ölümü gösterip sıtmaya razı edilmiştik..

Daha sonra elimizdeki kalan yüklü malı satacağız diye göbeğimiz ve epey bir zamanımız çatladı…sarsıntılı günler devam ederken aramızdan biri yahu bakalım şu bize malları halka arz eden muhteremi takaslardan görebilirmiyiz dedi....

Baktık ancak bakmaz olaydık..hiç olmazsa sinirlerimizi dahada depreştirmezdik..bize malları basan zatı muhteremler o bizim avlamaya çıktığımız coniler, sementha lar,michaellar çıktı…

İşte efendim bizi bu şekilde avlamışlardı,velhasıl gavurla uğraşmamayıda öğrenmiştik...

Buradan hırsını kontrol edememenin insana verdiği zararı hele ki bu işlerle meşgulseniz varın siz çıkartın..

Efendim bizde çok anı var.siz şimdilik bu anıyla önceki sayfalarda kalanları okuyup dersler çıkartın zamanla daha ne ders alınacak durumları yazarım ben size..

SAYGILARIMLA…

baba
13-09-2007, 01:10
Kış sayılırdı ama güzel bir İstanbul pazar günüydü.Otobüsle Eminönüne gelmiş,vapurla karşıya geçecekti.SSK üsküdar misafirhanesinde kalıyordu hanımla.

Biraz parası vardı.Ev almaya karar vermişti.Para var ,dediysek o kadar değil,peşinatı ancak karşılardı.Üç gündür dere tepe geziyordu.Paraya göre olan evler,bir şeye benzemiyor;bir şeye benzeyen evlerin sahipleri de parayı beğenmiyordu.Üsküdar vapuruna binerken bir Tercüman gazetesi aldı.

Ahmet Kabaklı'dan başlarak okumaya başladı.Anavatan partisindeki problemleri,Nazlı Ilıcak irdeliyor,Yavuz Donat' ın kim ne dedi,bir bilen ne yapıyor,yazılarına takıldı.

Boğaz bu güzel,pırıl pırıl günde bir nehir gibi akıyor,vapur bu mücadeleye aldırmaz gibi tam yol yapıyor,martılar kendilerine atılan ekmekleri kapmak için yarış ediyorlardı biribirleriyle.

Köşede bir genç ,kızı sıkıştırmış,kalite kontrol yapıyordu.Kız Kulesi'nin yanından geçerken,sağ tarafta Salacak'ta oltacılar işbaşındaydılar.Ne kadar çok meraklısı vardı bu oltacılığın.Herhalde çok zevkli olsa gerekti.

-Bakın;abiler ablalar bunu sizin için getirdik.Diye bir ses duydu.Kafasını gazateden kaldırıp,seyyar satıcıyı baktı.Ne zor zanaatı bu; acaba ben yapabilirmiyim diye düşündü.Herhalde yapamazdı.Bir defter alana,iki defter,beş tükenmez,beşte kurşun kalem bedevaydı.

Eh,hiçte fena sayılmazdı.Bir set satın aldı.Oldum olası birşeyler satarak ekmek parasını kazanmaya çalışanlara saygı duyardı.

Gazetenin orta sayfalarına hızla göz gezdiriken,küçük ama önemli bir haber gördü.Borsa;bu hafta %30 kazandırdı.Borsa endeksi 137 den bir haftada 178 e yükselmişti.

Aradığını bulmuştu,peşinat iki hafta sonra %60 yaparsa Erenköydeki iki odalı evi alabilirdi.Kimbilir belkide iki hafta daha bekler,üç odalı ev bile alabilirdi........... Arkası yarın

VOLVO
13-09-2007, 01:21
Derken emeklimiz yatırım hesabı açtırır.Büyük gün gelmiştir artık. Günlük gazetesini alır. Ekonomi sayfasını açar. Parmağıyla hisse senetlerin üzerinde gider gelir.Parmağı hangisinde duracaksa o hisseyi alacaktır.

324. senet'de durur parmağı. Fiyatı 1.25'dir. Uygundur. Hemen bütün parasını yatırır. Masal gibi ama kağıt 2 ay içinde 16.00 olur. Hemen satar. İnanılmaz zengindir artık. Hemen eşiyle emlakçıya girerler. Ve Yeniköy'deki Sait Halim Paşa yalısını satın alırlar. Boğaza karşı kahvaltı keyfi artık onları beklemektedir. :he::he:

Ve hikaye burada biter:wink:

Not: Merak ettiniz herhalde 324. senet hangisi diye? Meşhur senet VARYO idi.:yes::yes:

freesky
13-09-2007, 01:43
Bir Malatya Anisi da Benden...
Aslinda yazmayacakim ama, iki degerli ustad; BaBa ve BaBo'yla hemseri cikmak hatirina bu sirrimi sizinle paylasayim dedim. :-)
Sene 1987, Malatya Ziraat Teknik Lisesi'ni yatili olarak kazandim. Eskimalatya'dadir okulumuz, simdi Battalgazi oldu mekanin adi. Halk "Ciftlik" diye bilirdi okulun uretim olaylarindan dolayi. Binlerce tavuk, binlerce donum meyve agaclari ve tarlalar...Kucuk, buyuk bilumum bas hayvanlar ve 140 ogrenci. Birisi de fakir. Oklun bunca mesafeye acilan ilk ogrencisi biz olduk heralde, mezun olduktan sonra. Bu da nasip olayi olsa gerek...
Haftada bir carsiya cikardik Ctesi gunleri. Isin asli askerde bile daha rahattik, Mamak gibi bir yerde olmasina ragmen. Ne de olsa Sir Mehmet'tik o zaman... :-)))) Bir hafta sonu carsiya ciktik 2-3 arkadas. Gittik SHIRA pazarina. Guzel bir turden bir birim tulum peyniri, iki birim bal aldik. Bir de firindan taze ekmek aldik. Oturduk kucuk taburelerin oldugu bir cay ocagina. Bir yumulduk ki, anlatamam. Neredeyse ceyrek asir gecmis uzerinden. ama tadi hala damagimizda. Demek ki ya cok actik, yada cok sefil o donemlerde. Sonradan gittigimizde sartlarimiz epeyce iyilesmisti. Hani gezmeye dogu, g dogu turuna cikabiliyorduk en azindan. Ama o tadin yerinde yerler esiyordu. Ne firinin ekmegi eski tadinda, ne bal o eski bal.. Ne de tulum peyniri o eski peynir. Bizim agzimiz acik yedigimiz, tadina doyamadigimiz lezzet gitmis, yerine koyun! kokulu, tuhaf bir peynir gelmisti. Hersey degismis demek ki. O zaman bunlari lezzetli kilan bizim sefaletimizmis de, biz farkedememisiz belki de.. Yada lezzet ve tad, yenilen urunden degil, yenilen ortamdan, muhabbetten kaynaklanmis vesselam.
Cok sevdim Malatya'yi. Eskimalatya'yi hususen cok sevdim. Yatili okulumuza, bazi hocalarin KIL olmalarina ragmen, cok muhterem, degerli dostlarla tanistik orada. Sanirim en guzel yillarimiz orada gecti. Tum yokluk, kitlik ve sefalete ragmen. Okuldan kacip 3 km yol yapardik Eskimalatya'ya gelip, Saray Pastanesinde, etud oncesi bir cay icebilmek icin. Arkadaslar sigara icerdi, Mus tutunu saran da vardi aralarinda. Ben de arada takilsam da, hic tiryakisi olmamistim. Ama Allah bilir ya, o tutunun altin sarisi rengi hep cazip gelmisti bana elle sardiklarinda, laf aramizda. :-) Hala da icmem, ama bir yerlerde tutun gordugumde giderim 20 yil geriye aninda, dusunmeden. Bakircilar carsisinda da cok turladik. Inonu carsidinda da, Kernek Parkinda'da. Kanal boyu yaptigimiz da oldu arada. Piyasa nedir pek bilmezdik o donemlerde. Surekli inekleme! modunda oldugumuzdan. Arada okulu kirip cay icmeye gitmek, yada sigara icenlere destek olmak tek serseriligimizdi. Okul hala yerindeydi 3 sene once gittigimde. Isimle sora sora arkadasimi bulmustum, hic unutmam.Ne adresm, ne telefon. Sadece adi aklimda kalmis ve 20 sene sonunda gitmis bulmustum Eskimalatya'da, yeni Battalgazi'de...
Cok uzadi, musade olursa baska anilari da aktaririz insallah.
Selam ve muhabbetle.
freeSKY

Nt: Sn. ustadlar, artik hemseri oldugumuz da ortaya cikti. Aklinizda olsun hani. :-)))))

bikmisbroker
13-09-2007, 03:22
Derken emeklimiz yatırım hesabı açtırır.Büyük gün gelmiştir artık. Günlük gazetesini alır. Ekonomi sayfasını açar. Parmağıyla hisse senetlerin üzerinde gider gelir.Parmağı hangisinde duracaksa o hisseyi alacaktır.

324. senet'de durur parmağı. Fiyatı 1.25'dir. Uygundur. Hemen bütün parasını yatırır. Masal gibi ama kağıt 2 ay içinde 16.00 olur. Hemen satar. İnanılmaz zengindir artık. Hemen eşiyle emlakçıya girerler. Ve Yeniköy'deki Sait Halim Paşa yalısını satın alırlar. Boğaza karşı kahvaltı keyfi artık onları beklemektedir. :he::he:

Ve hikaye burada biter:wink:

Not: Merak ettiniz herhalde 324. senet hangisi diye? Meşhur senet VARYO idi.:yes::yes:

Sait Halim Pasa yalisinin su anki sahibi kim??
Ve su anki sahibi Sait Halim Pasa yalisini Varyo hissesinden mi aldi bilmiyorum.

AMA hemen yukarda sayin BaBa nin yazdiklari (devamini sabredip okursaniz eger) gercektir.
Ve 1/1 yasanmistir.

Bilgilerinize,

ınvestor
13-09-2007, 20:06
Efendim hepinize hayırlı ramazanlar dilerim.

Ramazan ayındayız o zaman sizlerle vaktinde ramazan mubarek günde başımızdan geçen bir olayı paylaşayım istedim.

Çok değil beş sene önce biz güzel kardeşleriniz ramazan geldi gıda hisselerinde bir iş çıkartırmıyızın peşine düştük.bakıyoruz inceliyoruz şöyle bilançosu,tekniği,takası bizi kaldıracak hisse arıyoruz..neyse kendimize şeker gibi bir hisse bulduk.

Yavaş yavaş alımlarımıza başladık.derken alımlarımızı yaptığımız aracı kurumlardan birinden bir kişi vasıtası ile bize bir haber iletildi..piyasadan bir arkadaşımız bizim tahtayla ilgilenmemizden rahatsız olduğunu kendisininde bu tahtada olduğunu ve bizim aradan çekilmemiz gerektiğini ifade etmiş..hay hay dedik her işin bir adabı vardır bu işinde adabı budur dedik ve aldığımız hisseleri kendisine devredip çıkacağımızı aradaki kişi vasıtasıyla ilettik.aradan bir gün geçti ve elçi arkadaş bize karşımızdaki muhteremin devretmek istediğimiz malları tabana alış gireceğini ve o radan devretmemiz gerektiğini aktardı..haydaaaa bu nasıl bir teklif kabul edilemez madem bu şekilde ilgisinin olduğunu bize bildirdi o zaman eder fiyata alışlını yazsın o fiyattan devrederiz diye cevabımızı verdik.aradan sanırım bir saat geçmeden kağıt birden tabana kadar satıldı..bizler bu hareketin karşımızdaki şahsın bize kılıç çektiği yönünde bir kanıya vardık.

Madem bize kılıç çekilmişti aynı yönde cevap vererek kendimizi arkadaşa tanıtmalıydık. Hemen tabanda yazılan malın tamamını tek tuş kaldırdık.muhterem biz alış yaptıkça satış yapıyor bizimle resmen kapışıyordu.tamam bu arkadaşın sağlam bir derse ihjtiyacı var madem o istiyor bizde verelim mübarek gün kaşıntısını geçiririz sevaba da gireriz dedik ve agresifçe tahtada ne var ne yok almaya başladık.biz alıyor muhterem satıyordu..bu şekilde kısa bir süre devam etti ve satışları hız kesmeye başladı .anladık ki dostumuzun malları tükenmeye yakındı..hemen tahtayı tavana kadar çizdik.karşımızda ki arkadaş tam bir hezeyan ile tekrar satışa başladı.

Baktık hesap ettik satışların ona ait olması söz konusu olamazdı.ancak aradaki kişiler vasıtası ile satışların kendisi tarafından yapıldığı bilgisine ulaştık..ancak bir deli hezeyanı bu davranışı ona yaptırabilirdi.aramızdan birisi yeter artık fazla uğraşmayalım yazık oluyor diyerek olaya son vermemizin zamanının geldiği görüşünü belirtti.ancak diğer arkadaslarımız hayır efendim madem tarafımıza kılıç çekildi o zaman dersini almalı şeklinde karşı çıktılar bu görüşe.çoğunluk ders verilmeli görüşünde olunca yapacak fazlada bir şey kalmamıştı..

Hemen tahta tavana kadar tekrar alındı ve sağlam bir alış girilerek muhteremin cevabı beklenmeye başlandı.bu arada sabah seansı tamamlandı.

Öğleden sonra seans açılmadan önce arkadaş araya hatırlı kişileri koyarak pişmanlığını belirtti ve zararının büyük olduğu hepsinden önemlisi açığa fazla düştüğü ve son vermememiz durumunda hem aldığı kredili mallardan hemde temerrüt durumundan dolayı çok zor duruma düşeceğini belirtti.aramızdaki arkadaşlar dan bir kısmı çok katı ve sert tepkilerini ortaya koydular.fakar kanaatimce olay son bulmalı idi.zaten kişi gerekli dersi almış ve kabahatini anlamış bir daha asla boyundan büyük işlere girişmeyeceğini kabul etmişti.bu aslında ona bir bakıma fayda da sağlayabilirdi.çünkü şahıs kendini aşan işlemlere girişmiş ve yanlışını görmüş,dersini almış sonucu kısa süre sonra belki çok daha kötü neticelenecek bir olaydan da kurtulmuştu..

Akabinde diğer arkadaşlarda ikna oldular ve muhtereme gerekli kolaylığı göstererek bu işten unutamayacağı bir zararı da kabullendirerek ve sağlam bir ders aldırarak işten çekilmesini sağlamış olduk.

Bu olay sizlere kendinizi asla gereksiz ve boyunuzu aşan işlere girişmemeniz konusunda dersler içeriyor..kanaatimce her bireyin hesabını kitabını bilmesi kendisine çok fayda sağlar.unutulmamalıdır ki hepiniz ufak yada büyük bir meblağda işlem yapmaktasınız.ve bu işlemlerinizin yanlış neticeleri sizden başka aileniz ve yakınlarınızında zarar görmeden sonuçlanması en güzel olanıdır.sonuçta bu piyasa çok acımasızdır.

Not : Gerçekleri tüm açıklıklarıyla yazıyorum ki işlem yaptığınız piyasanın ne olduğunu biliniz ve kurallarının ne denli acımasız olduğunun farkına varınız.karşınıdaki şahıslar genelde insaflı olmazlar bu piyasada.bir dostunuzdan tavsiye olarak alırsanız şahsımı misyonumu yerine getiririyor sayarım.

Hepinize hayırlı ramazanlar diliyorum

taita-x
13-09-2007, 21:43
Ne çok BABA var... herkes BABA olmuş... Bu kadar BABA varken bitmez bu anılar...:he:

Allah kimseyi BABA etmesin desem yanlış anlamazsınız umarım BABAlar...

Saygılar

taita-x
13-09-2007, 21:45
Harbi Baba olmak için belli bir yaş varmı? :arf:

PARK
13-09-2007, 21:49
Biz o günkü toplantıda babayı görmüştük:) Gemicinin deyimi ile:)

ınvestor
13-09-2007, 21:50
Harbi Baba olmak için belli bir yaş varmı? :arf:

Sevgili taita-x

Bu iş sanılan ve görülen kadar kolay değil.zaten amaç baba olmak da değil.

Biraz da hayatta manevi yönden insanlarımıza yardımcı ve yol gösterici olabilmek ile ilintili.

Bu arada sevgili baba ya yazılarımda bana vermiş olduğu cesaret ve destek için teşekkür ederim.kendisi ile misyonumuz tamamen paraleldir.

taita-x
13-09-2007, 21:52
Biz o günkü toplantıda babayı görmüştük:) Gemicinin deyimi ile:)

Babayı görmeyen yoktur zaten şu alemde... Gemici dediydi bunu da:he:

taita-x
13-09-2007, 21:55
Sevgili taita-x

Bu iş sanılan ve görülen kadar kolay değil.zaten amaç baba olmak da değil.

Biraz da hayatta manevi yönden insanlarımıza yardımcı ve yol gösterici olabilmek ile ilintili.

Bu arada sevgili baba ya yazılarımda bana vermiş olduğu cesaret ve destek için teşekkür ederim.kendisi ile misyonumuz tamamen paraleldir.

Abi saygı duyuyor ve yazılarınızı keyifle okuyoruz... Yaşadıklarınızı o kadar güzel ifade etmişsiniz ki İnsanın BABA olası geliyor... Acaba ben de diyor... Ama bence bu yaşanalar biraz da kısmet ve kader diye düşünüyorum... ve ekliyorum BABA olunmaz doğulur... :mut:

saygılar...

baba
13-09-2007, 22:10
Üsküdar'da misafirhanenin lokantasında,muhteşem boğaz manzarasında nefis bir yemek yendi.Ertesi gün artık borsadan hisseler alınacak ve zengin olunacaktı.Şunun şurasında zenginliğe birkaç saat vardı.

Pazartesi sabahı, vapurla Eminönüne geçtiler.Vapurdan inince büfeye yaklaşıp,
-Borsa neresi? diye sordu.
Aldığı cevap ,
-O'da neki? oldu.
Yolun karşısına geçip,aynı soruyu altı iş yerine daha sordu.Kimse bilmiyordu.
Allah Allah diye düşündü ; ulan bunlar ne kadar hıyar adamlardı.Böyle kazançlı bir işten haberleri yoktu.Hemde İstanbulun göbeğinde.

Sirkeci İstasyonunun tam karşısında İTO başkanı Nuh Kuşçulu'nun dükkanını farketti,
-Tamam diye düşündü sorulacak yeri bulmuştu.
Dükkana girdi,Nuh beyde oradaydı,kendisini fotoğraflarından tanımıştı.
Yanına yaklaşarak,soruyu tekrar etti.Aldığı cevaba inanamadı.Oda bilmiyordu.
Yahu bunlar ne biçim adamlardı.Tam zengin olacakken Borsa'yı bulamıyordu.Altın hanın köşesindeki dükkan ise ona borsa lokantasını tarif edince,iyice umudunu kaybetmeye başlamıştı.Taktik değiştirip,Borsa lokantasına gidip ,garsona sordu.Garson biraz düşündükten sonra,bizim üstümüzdeki sokakta öyle bir şey var diyince,garsona sarılacağı geldi.

Gerçekten o sokakta İri harflerle DERBORSA yazıyordu.Poşetteki paralarla kapıdan içeri girdi.
Burası bir hanın giriş katıydı,kapıdan girişte karşıda merdiven vardı.Sağ taraf terkedilmiş gibiydi,sol tarafta ise iki tane masa vardı.Masalardan birinde bir hanım,diğer daha büyükçe masada ise bir bey oturuyorlardı.

Hanımın masasına yaklaşarak;
-Afedersiniz,ben hisse senedi alacağım.Acaba doğrumu geldim. Dedi
-Doğru geldiniz,buyrun diye önündeki koltuğa oturması için işaret etti.

Neredeyse havaya zıplayıp kıza sarılacaktı.
Oh be bulmuştu.

Kıza parayı uzatarak ;
-Burada 6 milyon var,bana bu kadar senet verin.Dedi
Öteki masadaki erkek,ilgisiz gibi durup,dikkatle dinliyordu.(Bu kişi sonradan çok iyi arkadaş olacağı,uzun yıllar borsanın en önemli spekülatörlerinden biri olacak Mehmet Temel di.)

Kızcağız,
-Hisseler borsada alınır ,satılır.Burası borsa değil.Diyince moraller gene bozuluyordu.Devam etti,kızcağız
-Ama biz aracı kurumuz,Ben yarın borsa seansına gideceğim.İsterseniz sizde gelin,beraber gidelim,işleyiş tarzınıda görün .
Çare yoktu,zengin olma ,bir gün ertelenmişti...............

ınvestor
13-09-2007, 22:37
Bu yaşanan sanırım gerçek bir hayat öyküsü sayın baba..ve sonunun pek iyi olmayacağı hissine kapıldım.

Devamını merakla bekliyor saygılarımı sunuyorum.

baba
14-09-2007, 02:04
[
QUOTE=ınvestor;1866647]Bu yaşanan sanırım gerçek bir hayat öyküsü sayın baba..ve sonunun pek iyi olmayacağı hissine kapıldım

Ama perde kapanmadı,bunlar yazıldığına göre! Kısaca son daha bilinmiyor,ne benim tarafından,ne de birbaşkası tarafından.

O son geldiğinde,toplama bakılacak.
Bakalım artılarmı,fazla çıkacak eksilermi? İşin kötüsü hiç ögrenilmeyecek bu cevap.

Hayat işte böyle bir şey !

guneysu
14-09-2007, 03:45
Abi saygı duyuyor ve yazılarınızı keyifle okuyoruz... Yaşadıklarınızı o kadar güzel ifade etmişsiniz ki İnsanın BABA olası geliyor... Acaba ben de diyor... Ama bence bu yaşanalar biraz da kısmet ve kader diye düşünüyorum... ve ekliyorum BABA olunmaz doğulur... :mut:

saygılar...

bir arkadasim vardi babadan kalma daireler dukkanlar vs baba rahmetli olunca tek oglu da buydu kira aliyordu hatiri sayili bir sekilde baba mallarindan, borsaya bir ucundan bulasti tahta yapmaya basladilar ozel odalarida vardi araci kurumda, bakti bu is yagli is para geliyor elindeki avucundakileri de satti kirada olan daireleri dukkanlari hepsi ile oynamaya basladi
aradan yilar gecti gordum onu ne yapiyorsun nasil is guc, sermaye bitmis kiralik bir dukkanda emlakcilik yapmaya calisiyor mussss iste borsa budur

kentuf
14-09-2007, 07:59
bir arkadasim vardi babadan kalma daireler dukkanlar vs baba rahmetli olunca tek oglu da buydu kira aliyordu hatiri sayili bir sekilde baba mallarindan, borsaya bir ucundan bulasti tahta yapmaya basladilar ozel odalarida vardi araci kurumda, bakti bu is yagli is para geliyor elindeki avucundakileri de satti kirada olan daireleri dukkanlari hepsi ile oynamaya basladi
aradan yilar gecti gordum onu ne yapiyorsun nasil is guc, sermaye bitmis kiralik bir dukkanda emlakcilik yapmaya calisiyor mussss iste borsa budur


İbret alınması gereken bir yazı bence .Hayatınızın ilerki dönemlerinde sürünmemek için bence yapılması gereken en önemli şey .Ne kadar kötü lokasyonda olursa olsun piyasalarda var olmak için eldekini satmamak .İster ticaret yapın kazanın ,ister borsa oynayıp kazanın ,ister başka bir şey gayrimenkul satılmamalı .Piyasaları hayatınızın belli bir evresinde iyi analiz edip çok kazanmış olabilirsiniz .Ama bu demek değildirki her zaman kazanacaksınız.Piyasalar için ufak miktarlar aslında yeterlidir yeterki bunu görmemezlikten gelmemeliyiz.Piyasalar aç gözlülüğü sevmez .

kemal
14-09-2007, 08:39
Kimse boyundan büyük işe kalkışmamalı. Öküz kadar olmak isteyen kurbağa öyküsünü hatırdan çıkarmayalım. Özellikle borsaya yeni başlayanların bu topiği baştan sona okumaları yararlı olur.

Gayrimenkul tabii ki satılmaz. Yapabiliyorsanız sayısını artırmaya bakın, eksiltmeye değil.

Borsadaki paranız sermayenizin yüzde kaçını teşkil ediyor? Bu oran konjonktüre göre % kaç ile kaç arasında değişiyor?

Endeks diyelim ki 25.000'e düştü, atmaya barutunuz var mı, yoksa gırtlağınıza kadar malda mısınız?

İnsan bütün bahtını borsaya bağlamamalı. Borsa ilgi ister, takip ister. Vakti olmayanlar iyi düşünmeli.

Derse iyi çalışmak ve ev ödevini iyi hazırlamak gerekir. Şöyle de diyebiliriz: "Düşünce değil düşmeden düşünce."

Borsanın ilk yıllarında imkanlar ne kadar sınırlı ve kısıtlıydı. Bilgiye ulaşmak zor ve bu işin hukuki mevzuatı (altyapısı) teessüs etmemişti. Çok suistimaller yapıldı. Onlarca aracı kurum battı, onbinlerce insan mağdur oldu. Şimdiki insanlar ne kadar şanslı. Her yönden.

Ama insan psikolojisi hep aynı. Hiç değişmiyor. Hırs, kumar, açgözlülük, panik, korku, endişe vs. faktörler insanın doğasında var. Bu yüzden insanın en büyük düşmanı gene kendisidir.

Ramazanının mübarek olsun.

BEDESTENLİ
14-09-2007, 08:56
Harbi Baba olmak için belli bir yaş varmı? :arf:

bir iki sene sonra sende baba olursun sabret,şu an 28 desin demek en geç 30 da baba oomalısın.

zagari
14-09-2007, 15:33
CNBC-E kanalında "ustalara saygı..." diye başlayıp her hafta usta bir yönetmenin filmini yayınlıyorlar..

buradaki yazıları okurken o geldi direk aklıma
tüm babalara saygılar...
babaların anılarını sabırsızlıkla bekliyoruz keyifle okuyoruz...

baba
14-09-2007, 15:51
Ertesi sabah saat 8 de Derborsa da lardı.Hatice hanım biraz erken dediyse de,O hiç aldırmadı.Bir an evvel bu işlere başlayıp zengin olması lazımdı.Gelen çayı içtiler.Hatice Hanımla ,Mehmet Bey yukarıda çekme katta; kahvaltı yaparak,konuşuyorlardı.

Hanımına dönerek ,
-Şimdi onların yanında olmak isterdim .Dedi
-Günün stratejisini çiziyor,şirketleri röntgen altına alıyorlar.Diye devam etti.
E nede olsa bir iki tane borsa filmi seyretmişti.Ama bu yaşayacağı film onlara hiç benzemeyecekti.

Saat 8.45 te Hatice hanımla beraber bir taksiye atlayıp Cağaloğlu'na geldiler.Çok yakındı,Sirkeciye.Bab-ı Ali yani vilayet binasının önünde indiler.Karşıda Ziraat Bankası 'nın olduğu binaya girdiler.Merdivenlerden üst kata çıktılar.
Kapıdan girişte ortada bir hol vardı.Borsanın güvenlik görevlisi,postası,çaycısı Bayram;
onlara dönerek,(Bayram,en kıdemli personel olarak halen borsada çalışmaktadır.)
- Hoş geldiniz.Dedi

Sağ tarafta bir masanın üstünde bir sandık olan ufak bir oda vardı.Seçim sandığı gibi üstünde dlik olan bu sandığa Hatice hanım bir zarf attı.Solda ise 25 m2 büyüklüğünde ,başta masası ve önünde de sandalyeler sıralanmış sınıfa benzer bir oda.
Hatice,seans odası diye açıkladı bu odayı.Bir müddet sonra Kaya Bey odaya girerek,masaya oturdu.Çan şeklindeki zile tokmakla vurdu.Dııınnn diye bir sesle seans başlamıştı.
Önce sandıktaki zarflarda eşleşenler okundu.İki tane eşleşme vardı.10 adet Rabak,5 adet Çukurova Elektirik.Salonda kurumlar sırasıda dört,dinleyiciler sırasında ise üç kişi vardı.Zaten iki kişisi kendileriydi.Öteki kişi Kayserili Kamildi.İkide bir Erciyes bira almak lazım,diye söyleniyordu.

Arada salona geçip çay ve sigara içiyorlardı.Yahu bu ne biçim işti filimlerdeki borsaya hiç benzemiyordu.Koca Ülkenin borsası bumu idi?
Yoksa yanlış bir yeremi gelmişlerdi.? Bayram'a bu sıkıntıyı anlattığımızda,derhal Borsa Başkanı Muharrem Karslı'ya götürdü.
Tekrar geri döndükleri seans salonunda Kaya bey hisseleri okuyor,geçiyordu ve seans bitti.

Gerçek bir hayal kırıklığı ortada ne borsa,nede borsacı vardı.
Kokareç'çinin teypinden bir şarkı yükseliyordu.
-Herşey yalan ,yalan demiştin....................

Dünyası,hayalleri alt üst olmuştu.Hani zengin olacaktı.Hani ,hani
Yolda,Hatice'ye durmadan aynı şeyleri soruyor,aynı cevapları alıyordu.

Hatice,
-Bakın anladığım kadarıyla bu para sizin içi önemli,bir başka yere gittiğinizde bu parayı alıp size abuk sabuk şeyler satabilirler.
Diye ikaz etti.

Valla helal olsun diye düşündüysede,asıl problemi bu değildi asıl problemi zengin olma hayalleri nin yıkılmasıydı.
Hatice ,Burası borsa değil,diye devam ediyordu.
-Siz haftada %30 laflarına bakmayın.
Şeytan diyorki ,şu Haticenin bas gırtlağına boğ.

Yok artık hiç bir güç,bu hayalinin önüne geçemezdi.Yarın bir başka yerlere gitmeliydi........................................ ......

bikmisbroker
14-09-2007, 15:59
Bu kadar eskiyim, (1978 de basladim Rabak almaya ve satmaya) Hatice hanimla da tanismadim, Borsanin Korumasi, Postasi, Caycisi Bayram ile de.

Sadece Odakuledeki Meban menkul degerler 5 ci katda Harika hanim ile tanistim...

Devam be BaBa!! :D:D

ınvestor
14-09-2007, 16:52
Anlaşıldı bu topikde epey ders verip sinyal çakacağız sevgili arkadaşlara..

Bizi izlemeye devam edin:)

XDiscovery
14-09-2007, 17:03
Anlaşıldı bu topikde epey ders verip sinyal çakacağız sevgili arkadaşlara..

Bizi izlemeye devam edin:)

Sn.Baba ve Sn.Bıkmışbroker çok güzel ders olacak hikayeler anlatmaktalar. Kendilerine saygımız sonsuz.
Ancak henüz sizden derin ders çıkaracak ve sizi hocalığa terfi etirecek bir hikaye alamadık. ANlatıklarınız zaten sık sık yaşadığımız vakalar .
Bence kendinizi ders verecek konuma siz değil okuyucular getirsin.

PARK
14-09-2007, 17:06
Sn.Baba ve Sn.Bıkmışbroker çok güzel ders olacak hikayeler anlatmaktalar. Kendilerine saygımız sonsuz.
Ancak henüz sizden derin ders çıkaracak ve sizi hocalığa terfi etirecek bir hikaye alamadık. ANlatıklarınız zaten sık sık yaşadığımız vakalar .
Bence kendinizi ders verecek konuma siz değil okuyucular getirsin.

dogru söze ne denir haklısınız katılıyorum..............................:cool::co ol::cool:

ınvestor
14-09-2007, 17:09
Sn.Baba ve Sn.Bıkmışbroker çok güzel ders olacak hikayeler anlatmaktalar. Kendilerine saygımız sonsuz.
Ancak henüz sizden derin ders çıkaracak ve sizi hocalığa terfi etirecek bir hikaye alamadık. ANlatıklarınız zaten sık sık yaşadığımız vakalar .
Bence kendinizi ders verecek konuma siz değil okuyucular getirsin.

Yanlış anlaşıldık galiba.
Herşey belli bir sıra ile yazılacak tarafımdan.
Ders derken ibret ve hüzün vesikalarını kastedmiştim.yoksa estağfurullah ne haddimize ders vermek efendim.

saygılar

ınvestor
14-09-2007, 19:40
2001 senesinde memlekete annem ve babamın yanına ziyarete gitmiştim.babam çok hasta idi o sıralar.efendim babam günde bir buçuk paket sigarayı banamısın demeden içen bir adamdı.ve son zamanlarda senelerdir çok çektiği astım hastalığı artık nefes almasını giderek zorlaştırmış hatta sık gelen krizler sebebi ile nefes alamayan bir insan olarak morarmasına sebebiyet verir hale getirmişti.o sıralar devamlı yanına gider başından eksik olmadan hastanelerde başında durur tüm ihtiyaçlarını karşılardım.yeri gelmişken sigaranın nelere sebebiyet verdiğini apaçık gözler önüne sermek adına bir örnek olarak üzerinde duruyorum.lütfen aranızda içenleriniz varsa çocuklarını düşünerek bıraksınlar.çünkü ben babamın gözümün önünde o hallerini görürken kahrolurdum.

Neyse konumuza dönelim efendim.babamın o sıralar başından hiç ayrılmayan muammer amca vardı.devamlı ben yokken ihtiyaçlarına ve hastane işlemlerine koştururdu.ikisi çok eski dostlardı.fakat benim kendisi hakkında fazla bilgim yoktu.ta ki sözünü ettiğim ziyaret esnasına kadar.o sıralar hastane koridorunda ve kafeteryasında uzunca bir sohbet imkanı bulduk.

Bana hayatından bahsederken kendimi çok büyük bir dram ile yüz yüze buldum.efendim muammer amca nın kızı lösemi hastalığına yakalanmış ve hastalığın nasıl bir dert olduğunu bilir bir halde bana anlatıyor ve konuştukça durumun ne hallerde olduğunu gösteriyordu
meğer muammer amcam kızının hastalığı için yıllardır bikrim yaptığı parasını ve evini doktorların hastane parası için istedikleri tutara ulaşmadığı için borsaya sokmuş ve esaslı bir zararla olay içinden çıkılmaz bir hal almıştı.hemen aklıma tüm masraflarını üstlenme fikri geldi.nazikçe baba dostuna yardım elimi uzatmak için her türlü yardımı yapacağımı hatta tüm masrafları karşılıyacağımı ilettim.ancak inanılmaz bir gurur ile şiddet ile karşı çıktı.bana oğlum ben kendi yanlışımın günahını çekiyorum dedi.inanılır gibi değil adam kendi hatasının hesabını kızına nasıl ödetir diye düşünürken şu lafları sıralayıverdi.bak oğlum ben bu paraları memuriyetim sırasında fazla hak ederek kazanmadım dolayısı ile Allahın gazabına uğruyorum şimdi dedi.tam anlamıyla şok olmuş vaziyetteydim.bak amcam madem sen bir zarar ettin ve Allah sana imtihanını yapmış dolayısı ile cezanı çekmiş sayılırsın dedim ve bir süre ikna etmek için uğraştım.

Baktım kendisi direk maddi yardımı kabul etmiyor elinde kalan bütün parası ile onu o sıralar ilgilendiğimiz bir tahtada hisse aldırmak için ikinci bir ikan çabasına girdim.benim bu işlerle ilgilendiğimi bilmiyordu ve bana sen nasıl biliyorsun ya tekrar zarar edersem diye cevap verdi.kendisine çok iyi yerlerde bu işlerle ilgili tanıdıklarım var diyerek zor bela ikna ettim.hemen İstanbul daki arkadaşlarımı arayarak durumu kısaca anlattım ve alış yapacağımızı haber verdim.haber verdim çünkü tahtada lot sayıyorduk.dolayısı ile terse gelme durumu oluşabilirdi.bu işide aradan çıkartarak bankaya beraber giderek kendisine hisseleri aldırdım.kendisine dönerek bak muammer amca ben sana sat dediğim zaman bu hisseleri satıp bana haber vereceksin diyerek telefon numaramı kendisine verdim.ve bir gün sonra İstanbul a döndüm.olayı daha detaylı olarak arkadaşlara anlattığımda hepsinin insaniyetliği kabardı.hemen işe koyulduk.o gün tahtayı tavan yaptık.akşamına muammer amcam beni arayarak oğlum ne güzel tavsiyede bulunmuşsun vallahi çok mutlu oldum dedi.kendisine sen sakın haberim olmadan satma diyerek bu işle ilgilenen arkadaşlarımın sıkı insanlar olduğunu ve onların bizi mahcup etmeyeceklerini aktardım.adamcağız bu işin başında benim olduğundan habersiz oldukça seviniyor bana teşekkürler ederek methiyeler düzüyordu.

Neyse efendim fazla zaman kaybetmememiz gerekiyordu.sonuçta hasta kızı için zaman çok önemliydi.tam olarak beş gün içinde parasını bir hayli arttırarak kendisine sat talimatını verdim.o sattığında kendisinin sattığı hisseleri takip ettiğim ekrandan kendimin aldığını görünce mutluluğum daha da arttı.adamcağız ne kadar mutlu olmuştu anlatamam.akabinde memlekete geri dönerek tedavi masraflarına katkı için bir hayırseverden bağış aldığımı ve almasını da sağlayarak gerekli tedavini hızla sürmesini sağlamıştım..ne kadar mutlu olduğumu anlatmam imkansızdı.kendimi babamın o zor günlerinde hiç bu kadar mutlu hissetmemiştim.

Efendim elimizden geleni yapmamıza karşın Allahın takdiri olarak hem muammer amcanın kızını hem babamı iki ay arayla kaybettik.ancak içimde tarifi yapılamaz bir huzur vardı.

baba
14-09-2007, 20:46
Artık lise bitmişti,üniversite başlayacaktı,sınava İstanbul'da girecekti.
İki vagon dolusu liseli istasyonda toplandıklarında akşam olmak üzere idi,gençleri yollamaya aileleri ve arkadaşları gelmişlerdi.

Tatlı bir haziran günü güneş, artık tepeleri aşmaya başlıyordu ki Kurtalan ekspres gözüktü.Ağır ağır yaklaşarak, istasyonda çok yorulmuşcasına durdu.Gençler tatlı bir heyacan içinde kompartmanlarına yerleşmeye başladılar.

Sınav heyacanı değildi bu,kimi ilk kez ailelerinden ayrılıyordu,kimi istanbulu ilk kez görecekdi,
Boğaz,deniz,kızlar,hepsinin hayallerini süslüyordu.Kompartmanlarına yerleştiler,tam iki vagon gençlere ayrılmıştı ve yolculuk 36 saat sürecekti.

Kurtalan ekspres düdüğünü keskince öttürdü,rayların üzeride tren usulca hareketlenmeye başladığında, herkes pencerelerdeydi,kimi el sallıyordu,kimine o anda bile öğütler yağıyordu.
-Yavrum sakın geceleri dışarı cıkma!
-Parana sahip ol haa!
Malatya uzaklaşıyordu giderek,Bey dağları bütün haşmetiyle meydandaydı,akşam güneşinin son ışıkları tepesini hala aydınlatırken,dağın etekleri çoktan kurşuni bir renge bürünmüştü.
Bir an içinin ürperdiğini hissetti .Sanki istasyondakilere değilde Malatya'ya el sallamış gibi geldi kendisine,Uzun uzun seyretti şehri,kayboluncaya kadar,artık Bey dağları da kaybolmuştu,tekerleklerin raylardaki tıkırtısından başka bir ses yoktu,sekiz kişilik kompartman dan çıt çıkmıyordu.
Cengiz
-Arkadaşlar farkındamısınız,galiba Malatya bizim için artık bitti.dedi.
Galiba herkes farkındaydıki çıt çıkmadı.
Hüznün ağır kanatları, üzerlerine kurşun gibi çökmüştü.Artık çok sevdiklerini, şehirlerini,mahallelerini,hatıralarını bırakıyorlardı.Artık yeni bir sayfa başlıyordu hayatlarında.

mcaglar
14-09-2007, 20:52
Arkadaşlar SAKIN yanlış anlamayın, trade yaparak iyi paralar kazanıyorum, belli stratejilerim var AMA;

Burada yazılanları okuyunca gerçekleri bir daha gördüm. Esasında bizim kağıdı yukarı çıkaracak veya aşağı indirecek hiç bir gücümüz yok. O yüzden yaptığım işlemleri SORGULUYORUM şu an kafamda.

Teşekkür ederim tüm yazarlara, özellikle "investor" nickli üyemize.

baba
14-09-2007, 21:43
Ertesi gün ,sabah 9 da yine Cağaloğlu'ndaydı.Yani borsa da.Bayram'la selamlaştı.Kamil yine oradaydı.Emin Ertem'de.Semih'te gelmişti.(4 sene işlem hacminde bir numaraydı.)Pamukbank'tan Asuman adlı bir hanımda yeni gelmişti.Hep beraber çay içilip sohbet ediliyordu.
Hatice,haklıydı.Borsadaki hacimler üç-beş adetle belirleniyordu.Çoğu şirket ,zaten tamamı 20 yi geçmiyordu ki,haftalarca işlem görmüyordu.Özetle,Türkiye ; borsayı açmıştı ama daha ne gelen vardı ,nede giden.
6 milyonluk alışı karşılacak satışı bulmak zor,satışı karşılayacak alış ise imkansızdı.Söz arasında Asuman elinde 10 milyonluk bir satış ordinosu olduğunu söyledi.Demirdöküm ve Arçelik'ti senetler.

Fırsat ayağına gelmişti,bir gün öncesinin kapanış fiyatlarından anlaştılar.Borsa tarihi günlerinden birine sahne oldu.O gün işlem hacmi patlaması oldu.8 milyon liralık hacim oldu.6 Milyon lirası kendinindi.

Oh be,nihayet senetlerini almıştı.Senetlerini İş Bankası saklamaya teslim etti ve otobüse binerek,Karabük'e döndü.Kendini potansiyel bir zengin görüyor,mutluluktan uçuyordu.

O zamanlar,sadece Tercüman gazetesi oda yalnız pazar günleri,şimdiki döviz kurları kadar bir alanda borsayı veriyordu.Öyle gazetelerin ekonomi,borsa sayfaları yoktu.Üç gün sonra Pazar dı.Sabah bakkala koşup,Tercüman aldı. Üçüncü sayfayı açıp,borsaya baktı.Yüzde 20 artışa razıydı ama o ne ,gözlerine inanamadı %15 düşmüştü.
Eve geldiğinde yüzü bembeyazdı.Kimseye bir şey söylemeden,tekrar yatağa girdi.Yorganı başına çekti.Güya uyuyordu.Halbuki fırtınalar esiyordu kafasında.Bir müddettir işleri iyiydi ama üç aylık kazancı üç günde gitmişti.
-İnşallah haftaya düzelir diye düşündü.
Bir sonrası Pazar günü ,Yine Tercüman alıyor ve yine hisseleri %15 daha düşüyordu.Dünyasının karadığını hissetti...........................

baba
15-09-2007, 02:40
O kendini kazanmaya o kadar şartlandırmıştıki,gözünün önünden geçen hiç bir şeyi görememişti,Üç maymunu oynamıştı.Hatice ,en net yorumu yapmıştı.Bu borsa dandik.Asuman ise bir müşterisinin yarı fiyata bile satamayacağı,mallarını bir güzel okutmuştu.

Musibet olmadan ,nasihat olmazdı.Ağır bedelli bir ders almıştı.Almışmıydı acaba oda şüpheliydi.Allahtan işleri iyi idi.Artık Pazar günleri bile Tercüman almayı kesmişti.Bu arada bir mağaza sahibinin borsa ile ilgilendiğini öğrendi.

Ziyaretine gitti.Adamcağız,mağazanın olduğu iş hanının sahibiydi.Kendisinden birkaç yaş büyük olmasına rağmen,daha yaşlı gösteren Safranbolu'nun iyi ailelerinden birisine mensup,tahsilli,mülayim birisiydi.Kendi halindeydi.1968 lerde Ereğli Demir Çelik hisse senedi alarak,bu işe başlamıştı.Arada sırada Mağazasına mal almak için İstanbul'a gittiğinde 4.Vakıf Han'a uğrayıp,yeni senet alıp,sattığını da bu arada söyledi.

Artık bir kapı bulmuştu.Bazen işi olmadığında Ahmet'e uğruyordu.Bu ziyaretlerin birinde Ahmet,
-Sana Arçelik ve Demir Döküm'ün bilançolarını vereyim,bir bak . dediğinde iyice şaşırdı.
Bilanço nun ne demek olduğunu az çok biliyorsada,hiç görmemişti.Meğer Ahmet;gazetelerde yayınlanan bütün bilançoları keserek onları muhafaza edermiş.

Ahmet; bilançoları çıkardı,o nun anlamayacağını bildiğinden izah ederek anlatmaya başladı.Oldukça basit tarzdaki anlatımı bitirdiğinde,anlaşılmayan bir şey kalmamıştı.Bir kötülüğü vardı,bu bilanço hesaplarına göre hisseleri halen bile pahalıydı.
Arçelik bayiside arkadaşı idi.Arada sırada uğrayıp satışları kontrol ediyordu.E nede olsa .şirketin ortağıydı

Çok sevdiği bir ofis komşusu vardı.Pratisyen doktordu ve çok da zengindi.Benziklikleri ve haddehanesi vardı.1984 seçimlerinde Belediye başkanı olmuştu.Zaten daha evvelde bağımsız olarak belediye başkanı seçilmişti.60 Yaşlarındaydı.Bir gün kendisini ziyaret ettiğinde ,yanındaki arkadaşı;
-Necmettin abi ,nasıl zengin olunur? Diye sordu.
-Allahtan talep edecek ve çalışacaksın evladım.Allah kendisine açılan eli boş göndermez. dedi
Bu sözü çok tutmuştu.Demek dua bu kadar etkili idi .

Günler geçmiş ve 1 milyon lira para biriktirmişti,nisan ayının ortalarıda.Oldukça sıkı dua'da ediyordu.İçinden bir ses (zaten başka ses de yoktu ki)
-Bak bu parayla hisse senedi alırsan kazanacaksın diyordu.
Ahmet ile tekrar bilanço kontrollerini yaptıktan sonra Akçimento hisse senedi almaya karar verdi.
Tekrar İstanbul yolları gözükmüştü..........
=========================================
Bu arada dikkatinizi çekeyim,İMKB TARİHİ YAZILIYOR.

VOLVO
15-09-2007, 03:16
Gerçekten Sn.Baba imzanızdaki gibi IMKB tarihi yazılıyor. Muhteşem keyifli. Alınması gereken dersler yanında Nereden nereye de dedirtiyor insana:cool::cool:

ınvestor
15-09-2007, 17:48
Ticarete babasının yanında işlere yardım ederek başladı. İlkokulda yaz tatil dönemleri ve hafta sonlarında sürekli dükkânda alışverişleri çok iyi gözlemliyor pazarlıkları sıkı takip ediyordu. Ticaret hayatını çok sevmiş hatta kendisinin de yapması gereken işin ticaret olduğuna kesin kanaat getirmişti. artık kendisi için geri dönüş olamazdı.

Babası kayıtsız şartsız otorite sahibi dünya görüşü olarak adetlerine sıkı bağlı eşrafta sözü geçen bir tüccardı.disiplin en çok inandığı kuraldı.babası ile konuşurken tek kelime ile hazır ol vaziyette dururdu.

İlkokulu bitirir bitirmez artık okumak istemediğini ve kendisinin de babasının yanında iş hayatına atılmak istediğini ilk olarak annesine anlattı.annesinin;oğlum babanı bilirsin kesin olarak karşı çıkar ve esaslı bir dayak da yersin kendisinden nasihatine karşın babasına durumu anlatmayı kafasına koymuştu.

Ertesi sabah erken vakit de babası işe giderken karşısına dikildi.

Baba bende artık okumayı bırakarak senin yanında çalışmak istiyorum dedi.babası düşündü.biraz duraksadıktan sonra tamam olur dedi.kulaklarına inanamıyordu.sevinçten tavana zıplayacak gibi olmuştu.beraber dükkana gittiler.bizimkisi hemen tezgahın başına geçerek baş köşeye kuruldu.

Babası dur bakalım sen artık burada çalışıyorsun ve ben ne iş yapacağını söylersem o işlerde çalışacaksın dedi. buruk bir şekilde tamam dedi. kendisine ilk iş olarak erken saat de dükkanını önüne yanaşan kamyonda ki malların dükkana taşınmasına yardım edeceği dükkanda çalışan Niyazi amca tarafından söylendi. Çok şaşırdı.gözleri babasını arıyordu.

Bu işte bir yanlışlık olmalıydı.kendisi bu şekilde ağar işleri yapmamalıydı.babasını etrafta aramasına rağmen göremedi.niyazi amca babam nerede dedi.bak oğlum artık ben varken babanı iş yerinde sormayacaksın.o senin de dahil olmak üzere iş yerinde patronun ve bizler onu sürekli takip etmeyiz dediğinde tek kelime ile şok olmuştu.inanılır gibi değildi.ancak azimli ve kararlıydı.kendisini babasına ispat etmeliydi.

Tam bir ay en ağır işlerde çalıştırıldı.artık sabrı ve gücü giderek tükeniyor ve babasına karşı
kızgınlığı artıyordu.yaz tatili dönemi sona eriyordu ve kendisine uygulanan muamele giderek dayanılmaz bir işkenceye dönüşüyordu.artık dayanacak gücü kalmadı kendisi çalışmanın ve hayatın ne kadar zor olduğunu görmeye başladı. Galiba okula devam etmek en iyisiydi.hem nasıl olsa yaz tatillerinde dükkanda çalışmaya devam edecek ticaretten de kopmayacaktı

Babasına artık çalışmak istemediğini ve okula devam etmek istediğini anlattı.babası tebessümle tamam oğlum sen nasıl istersen diyerek bıyık altından gülmeye başlamıştı.

Lise son sınıfı bitiresiye kadar yaz tatillerinde dükkanda yaz dönemlerinde ve hafta sonlarında çalışmaya devam etti. Liseyi son derece başarılı bir sonuçla bitirdi.o sene ki üniversite imtihanlarında başarılı bir netice ile İstanbul Boğaziçi üniversitesi işletme bölümünü kazandı.

Okula kaydını yaptırdı böylece. ilk defa İstanbul’u görmüş oldu.şehir çok büyük dü.aynı sınıfta okudukları üç arkadaşı ile bir ev kiraladılar.ilk defa ailesinden ayrılmak ona çok zor gelmişti. ev arkadaşlarından oda arkadaşı olanı ile beraber takılıyorlar her yere birlikte gidiyorlardı.

Bir gün okuldan erken çıktılar ve arkadaşı bak dostum seni bir yere götüreceğim ve sen eminim bu ortamı çok seveceksin dediğinde meraktan soruverdi.

Nereye gideceğiz…

Sen bana güven, o çok sevdiğin ticaretin en merkezi yerine götüreceğim seni…

Neresiymiş burası yahu…

Haydi vakit kaybetmeyelim o zaman dedi arkadaşı..

Dolmuşa binerek Beşiktaş da bir bankanın önüne geldiler.bankanın ikinci katına çıktılar.bu katta birçok oda vardı ve her odada insanlar bilgisayarların başında harıl harıl bir şeyleri takip ediyorlardı.daha ileride büyükçe ve kalabalık bir insan grubunun bulunduğu odaya girmişlerdi.içeride duvara yansıtılmış bir bilgisayar ekranında rakamlar dans ediyordu.hemen arkadaşına dönerek yahu sen nereye getirdin beni birader burasının ticaretle alakası nedir diye sordu..arkadaşı bak dostum burası bir aracı kurum ve bu insanlar şirketlerin hisselerini alıp satıyorlar.hisselerin alınıp satıldığı bir piyasa var ve bu pazarın adına borsa denir dedi.borsa kelimesini daha önce babasının gittiği ticaret borsasından biliyordu ancak bu şekil bir borsa yı ilk defa görüyordu..rakamların hızlı hareketleri ve fiyat oluşumları kendisini aşırı cezp etmiş ti.

İçinde inanılmaz bir merak ve isteğin oluştuğunu hissetti. O anda ileride hayatının geri kalanını değiştirerek önemli bir yer teşkil edecek bir piyasa ile tanışacağını nereden bilebilirdi……

madenci
15-09-2007, 19:09
Topik çok keyifli, okumak hoşuma gidiyor tüm katılımcılara teşekkürler...saygılar...

baba
15-09-2007, 20:46
Bu ciddi zarar,pskojisini bozmamıştı.Öğrenme isteği kamçılanmıştı.Artık bilanço okuyabiliyordu.Ahmet ile konuşmalarında ortak kanaatleri bu piyasanın gelişeceği idi.Avantajı olduğunu düşünüyordu,sıfırdan başlayan bir piyasanın içindeydi,yarışa ilk başlayanlar arasında olması ,yarışın geri kalan kısmının,geleceği kendi elindeydi.
Akçimento,60 milyon sermayeli bir şirketti.Borsa açıldığından beri sadece üç adet işlem görmüştü.Gitmeden telefon ederek,herkesin sağa sola bakmasını istemişti.

Nisan ayının 2.Pazar gecesi saat 11 de Ulusoy'la İstanbula hareket etti.Saat 6 da Harem'deydi.Otobüs yolculuğundan oldum olası nefret ederdi.En ciddi tarafı ise asla uyuyaması idi.

Şimdi saat 6 idi.Uyku gözlerinden akıyordu.Gidip bir otele uyusa olmazdı,uyumasa olmazdı.Harem'de bir çay içti,yolda kahvaltısını yapmıştı.Bir gazete alıp ilanlarına kadar okudu.Saat 7 olmuştu .Arabalı vapurla Sirkeci'ye geçti.Derborsa'ya girdi.Mehmet oradaydı.Çaylar söylendi,Bilanço bilgilerini paylaştılar.

Saat 9 a doğru ,Cağaloğlu'na doğru hareket etti.Oldukça dik olan yokuşu çıkıp,Borsa'ya geldiğinde bir tek Bayram vardı.
-Abi hoş geldin,deyip bir bardak çayla geldi.
-Bayram,valla içim dışım çay oldu dedi.
Az sonra Emin Ertem gözüktü.
-OOO ağa gelmiş dedi.
Arkadan Boğaziçi Menkul'den Seracettin,Yener Kaya,Mustafa Yılmaz,Ali Alpay,İş bankasından Engin,Semih geldiler.Semih ,Engin'e dönerek ;
-Ağanın Akçimento'larını buldum.Dedi
Fiyat ,kapanış fiyatıydı.Her iki tarafta tekliflerini ordino haline getirip ,zarflara koyup sandığa attılar.Fiyat 10.000 adet 100 idi.O zaman lot mot yoktu.İşlemler adet le oluyordu.

Saat 9.30 da Kaya Bey,seans salonuna girip zili çalarak ,Açılış seansını başlattı.
-100 adet Akçimento 10.000 liradan Semih Menkul satıcı,İş Bankası alıcı olarak işlem gerçekleşmiş ve tescil edimiştir.Dedi

Saat 10 da başlayan normal seans ta Koruma Tarım hisselerinde 1500 adetlik işlem yapılarak seansta başkaca işlem olmadığından seans kapandı.

Hep beraber az ötedeki kahveye gidilerek sohbet edildi.Her kesin favori hissesi başkaydı.

Emin Ertem,
-Yahu ağa sen ne dersin.
-Bence Çukurova Elektirik dedi.Devam etti.
-Sermaye 3.750 milyar,geçen sene net karı 17 milyar,hisse 5000 lira bu olmaz.Fiyat kazanç oranı 1 bile değil,herhalde dünyada böyle bir hisse yoktur.Satış problemi yok,üretim masrafı kar ve yağmur suyu.

Kimse ,kendisine katılmamıştı.
Ağa lakabı 6 milyonluk alışından dolayı takılmıştı.Yaklaşık 30 bin Dolar.

Öğlenden sonra 4.Vakıf Hana geçtiler.Semih'in bürosunda oturdular,Akçimentolar İş Bankasına yollanıp parası alındı.

Gece saat 12 de Harem'den Karabük'e hareket ediyordu..............

serdarkus
15-09-2007, 21:48
“Rivayet ederler ki vaktiyle Bağdat’ta bir hırsız yaşıyordu. Fakat mesleğinde o kadar beceriksizdi ki, çalıp çırpmak için gece yarısı girdiği evlerde, zifiri karanlık nedeniyle sehpalara, taburelere çarpıp deviriyor, uyuyan kedilerin ve maymunların kuyruklarına basıp bağırtıyor, yerde yatan insanlara takılıp tökezliyordu. Sonunda hem yakayı ele verip sopa yiyor, hem de ekmeğini kazanamadığından aç kalıyordu.

Gecelerden bir gece sihirbazın birinin sarayına gizlice girdi. Ancak saraydaki cinlerden birinin kuyruğuna basınca sihirbaz uyandı ve bu beceriksiz hırsızın haline kahkahalarla güldü. Hırsız aman dileyince ona acıdı ve bir dilek dilemesini istedi: Böylece o, sihirbaza, kendisine karanlıkta görme gücü vermesini, çünkü kedilerin kuyruklarına basıp baldırlarını tırmalatmaktan usandığını söyledi.Bu dileği bir şartla kabul edildi. Hırsız karanlıkta görecek ama ışıkta göremeyecekti. Yani insanlar için karanlık neyse hırsız için de ışık o olacaktı.

Adam bu şartı kabul eder etmez karanlıkta tıpkı bir baykuş gibi görmeye başladı. O gece hiçbir yere takılıp sendelemeden tam beş evi soydu ve ağzına kadar altın gümüşle dolu çuvalı evine taşırken güneş yükseliverdi: Zavallı hırsız, gün doğar doğmaz bir kör olmuştu. El yordamıyla evine gitti. Verdiği karara bin pişman olarak, gece olunca sihirbazın sarayına tekrar vardı ve ondan içine düştüğü zor durumdan kendisini kurtarmasını rica etti. Haline acıdığı için sihirbaz ona büyülü bir fener verdi. Fener ışık yerine karanlık saçarak onun gündüzleri de görmesini sağlayacaktı. Ama bu kez, onun saçtığı karanlık nedeniyle çevrede buluna diğer insanlar hiçbir şey göremeyeceklerdi.

Aldığı bu hediyeye sevinen hırsız, gündüzleri meyhaneye bu fenerle gidip gelmeye başladı. Gelgelelim, onun yaydığı karanlık nedeniyle yarenleri hırsızı görüp tanıyamadılar. Bütün bunlardan sonra o, karanlıkta kendisi görürken arkadaşlarının onu göremeyeceğini, aydınlıkta da arkadaşları onu görürken kendisinin onları göremeyeceğini anlayıverdi.

Sonunda para pul hırsı nedeniyle yapayalnız kaldığını kavradı. Böylece altın ve gümüşler içinde, ama tek başına, mutsuz bir hayat sürdü.

kitab-ül hiyel/İ.O.ANAR”

:yes:
Bu hikayenin borsayla borsacıyla.. "amman da kazanacam çok çok kazanacam, en büyük ben kazanacam" derken kaybettiklerinin farkında olmayanlarla.. yani benle, senle, onla.. onlarca dostunu bir hiç uğruna harcayanlarla hiç bir ilgisi yoktur. Benzerlikler tamamen tesadüftür.

Yani nasıl derler, hani.. doslar, valla lafım meclis dışına!..

turist
15-09-2007, 22:09
Dogdugum ev..

Ve daha sonra (gecirdigi ACI bir tecrube sonucu) simdi yukseklik korkusu sahibi oldugu gibi, BORSA da da 2 defa dibe vurunca yogurdu ufleyerek yiyecegini nereden bilebilrdi ki??

BaBo; ikili dip yaptıktan sonra, yükselen trende girdi mi Borsa serüvenin ?

lamba
15-09-2007, 23:04
serdarkuş sizin bu hikayenınde bu sayfayı okuyan ve yazanlara dır, msj ı yoksa nıye yazdınız.ama tabıkı herkes kendını begendıgınden bana degıl der geçerız......çok güzel hıkaye yazdıgınız ıcın tşkler.........
Bu hikayenin borsayla borsacıyla.. "amman da kazanacam çok çok kazanacam, en büyük ben kazanacam" derken kaybettiklerinin farkında olmayanlarla.. yani benle, senle, onla.. onlarca dostunu bir hiç uğruna harcayanlarla hiç bir ilgisi yoktur. Benzerlikler tamamen tesadüftür.

Yani nasıl derler, hani.. doslar, valla lafım meclis dışına!..[/QUOTE]

baba
15-09-2007, 23:21
Sabah 5.45 te Karabük'e dönmüştü.Bir taksiyle evine gitti.İki gecedir uykusuzdu.
İkindiye kadar uyuyup, muayehanesine girdi.Bekleme salonu tam anlamıyla ana baba günüydü.Tekrar eve döndüğünde saat gecenin 11'i idi.

Rutin olarak,sabah Hastahaneye öğleden sonra,muayehaneye gidiyordu.Bir gün olmaması bütün bir hafta kendisini çok zorlamıştı.Oh be Pazar günü gelmişti.Sabah kahvaltısını yapacak,gazetelerini okuyacak,saat 12 de Memurlar Kulübüne gidip Bezik oynayacaktı.

Mutat üzere gazetelerini aldı eve geldi.Kahvaltı masası hazırdı.Tercüman gazetesini açtı,Akçimento 12.500 idi.Vay be bir haftada %25 prim.Arçelik ve Demir Döküm de aldığı fiyatlara yaklaşmıştı.

Pazartesi sabah İş Bankasından Engin'i aradı.
-Akçimento %25 yapmış satalım.
-Ne %25 şi 1.800 lirada temettü kesti.Sen onu % 50 say.
-Yapma yahu ,o zaman iki kere satalım.
-Satalım satmasına da sendeki yüzlük tek küpür,yani büyük küpür,kim alır?
-Sen satışa koy,satılırsa beni ararsın, yoksa arama .
-Olur.

Tabii Pazartesi günü akşamına kadar telefon gelmedi.

Ertesi Pazar ,Akçimento 17.500 lira olmuştu,yine satış emri veriliyor,yine gerçekleşmiyordu

Ahmet'le konuşmalarında ,Haftalık işlem adedinin 8-11 olduğunu belirterek,
-Belki hissenin ederi bu ama ,bu volümle, artış gerçek değil.

Haftaya fiyat 27.000 olacaktı.İşin aslını tam öğrenmek için İstanbul'a gidecekti.

Akçimento fatihi gelmiş diye karşılandı.Kimse bir şey bilmiyordu.
Borsaya Murad Kuran da komisyoncu olarak katılmıştı.Alışlar onun tarafından yapılıyordu.Onunla da konuştu.
-Bana alış ordinosu veriliyor.Dedi
-Kim?
-Söyleyemem ama çimentocu dedi.
Hisseyi test etmeye karar verdiler.
Cengiz Evgin,
-Sendeki büyük küpür , tavana 3 adet satış yolla.Alıcı ciddi ise bunu bozmak zorunda,sana 97 adet geri verir,sendeki küpür de böylece bozulur dedi.

Uygun du.
Açılış seansında 2 adet tavandan işlem gördü.Normal seans ta tavan 41.000 di. Gönderilen üç adet satış karşılanmıştı.
Demekki fiktif işlem yoktu.İşlem hacminin azlığı satıcı yokluğundan idi.Karabük'e döndü.Her gün Akçimento iki tavan yapıyordu.Fiyat 200.000 olmuştu .
Tavana satış koydu ve gitti.
225.000 inanılmaz,ilk haftalar devamlı satış koyduğunu hatırladı.

Allah ,dilerse neler olmazdı ki.

Halbuki %25'e bile razıyken ,%3000 le çıkmıştı.Nasip bu olsa gerekti.

Tam bir ay satmaya uğraş,uğraş,uğraş, ama satama,kimse almasın.

Bu DUA' nın GÜCÜydü !.

Başka hiç bir şey değil.!


Bu borsa tarihinde bir ilk idi.
Merak edenler için en fazla 245.000 gördü.

Bu arada Arçelik ve Demir Döküm'de sermaye artışı olmuş,onlarıda bir misli karla satmıştı.

Camia da artık otorite olmuştu.
Bu arada komisyoncu sayısı 20 yi bulmuş ve dinleyici sıraları ise 10 kişi kadar olmuştu.Tahminler doğruydu,piyasa büyümeye başlamıştı.

alvardar
16-09-2007, 00:56
Topik dalya demiş kutlu olsun. :bravo:

tugay007
16-09-2007, 01:27
Ticarete babasının yanında işlere yardım ederek başladı. İlkokulda yaz tatil dönemleri ve hafta sonlarında sürekli dükkânda alışverişleri çok iyi gözlemliyor pazarlıkları sıkı takip ediyordu. Ticaret hayatını çok sevmiş hatta kendisinin de yapması gereken işin ticaret olduğuna kesin kanaat getirmişti. artık kendisi için geri dönüş olamazdı.

Babası kayıtsız şartsız otorite sahibi dünya görüşü olarak adetlerine sıkı bağlı eşrafta sözü geçen bir tüccardı.disiplin en çok inandığı kuraldı.babası ile konuşurken tek kelime ile hazır ol vaziyette dururdu.

İlkokulu bitirir bitirmez artık okumak istemediğini ve kendisinin de babasının yanında iş hayatına atılmak istediğini ilk olarak annesine anlattı.annesinin;oğlum babanı bilirsin kesin olarak karşı çıkar ve esaslı bir dayak da yersin kendisinden nasihatine karşın babasına durumu anlatmayı kafasına koymuştu.

Ertesi sabah erken vakit de babası işe giderken karşısına dikildi.

Baba bende artık okumayı bırakarak senin yanında çalışmak istiyorum dedi.babası düşündü.biraz duraksadıktan sonra tamam olur dedi.kulaklarına inanamıyordu.sevinçten tavana zıplayacak gibi olmuştu.beraber dükkana gittiler.bizimkisi hemen tezgahın başına geçerek baş köşeye kuruldu.

Babası dur bakalım sen artık burada çalışıyorsun ve ben ne iş yapacağını söylersem o işlerde çalışacaksın dedi. buruk bir şekilde tamam dedi. kendisine ilk iş olarak erken saat de dükkanını önüne yanaşan kamyonda ki malların dükkana taşınmasına yardım edeceği dükkanda çalışan Niyazi amca tarafından söylendi. Çok şaşırdı.gözleri babasını arıyordu.

Bu işte bir yanlışlık olmalıydı.kendisi bu şekilde ağar işleri yapmamalıydı.babasını etrafta aramasına rağmen göremedi.niyazi amca babam nerede dedi.bak oğlum artık ben varken babanı iş yerinde sormayacaksın.o senin de dahil olmak üzere iş yerinde patronun ve bizler onu sürekli takip etmeyiz dediğinde tek kelime ile şok olmuştu.inanılır gibi değildi.ancak azimli ve kararlıydı.kendisini babasına ispat etmeliydi.

Tam bir ay en ağır işlerde çalıştırıldı.artık sabrı ve gücü giderek tükeniyor ve babasına karşı
kızgınlığı artıyordu.yaz tatili dönemi sona eriyordu ve kendisine uygulanan muamele giderek dayanılmaz bir işkenceye dönüşüyordu.artık dayanacak gücü kalmadı kendisi çalışmanın ve hayatın ne kadar zor olduğunu görmeye başladı. Galiba okula devam etmek en iyisiydi.hem nasıl olsa yaz tatillerinde dükkanda çalışmaya devam edecek ticaretten de kopmayacaktı

Babasına artık çalışmak istemediğini ve okula devam etmek istediğini anlattı.babası tebessümle tamam oğlum sen nasıl istersen diyerek bıyık altından gülmeye başlamıştı.

Lise son sınıfı bitiresiye kadar yaz tatillerinde dükkanda yaz dönemlerinde ve hafta sonlarında çalışmaya devam etti. Liseyi son derece başarılı bir sonuçla bitirdi.o sene ki üniversite imtihanlarında başarılı bir netice ile ...……

öykümüz bu noktadan itibaren farklılaşıyor ve şöyle sürüyor;

....yıl 1993.. o güne kadar sanal da olsa borsadaki işlemlerim yüksek getiriye sahipti.üstelik ekonomist dergisinden eğitim de alıyordum.başarımı somutlaştırmanın, sahada uygulamalı eğitimin zamanı gemişti.gözümü son sayfadaki TÜRKİNVEST reklamından alamıyor, 'ülkemiz sermaye piyasası ile yükselecektir.' sloganından etkileniyordum.

TBMM yakınındaki şubesine (şimdiki kanal D binası) keşfe dahi gittim.ortam hoşuma gitmişti.ancak sorun uygulamalı saha eğitimi için kıyabileceğim sermayenin yetersizliği idi.bu sorunu aynı yola baş koymuş bir kader ortağı bulup aştım.

risk sermayemiz olan 50 YTLyi turkinvestin veznesine yatırdığımız gün aksiyon başladı.karşımızda büyük ekran sony tv,kulağımız sesi hoparlöre verilen brokerde.adrenalin muhteşem.2400 TLden VESTL, 1150 TLden şişe alarak olaya girdik.amacımız KV için vur-kaç yapmaktı.fiyatlar haftalarca yatay gidince otomatikman OVci olduk.sonrasında turkinvestin batışna şahit olduk.neyse ki karşılıksız repo yapmaktan batmıştı! bizimde repo ile işimiz olmadığına göre geç de olsa hisselerimizi alır, İŞBNKa aktarırız diye kendimizi avuttuk.birkaç gün sonra acı gerçekle yüzleştik.kapıdaki 15-20 kişilik grubun 10000..50000 ytl alacağı için uğraştığını görünce halimize şükredip döndük.kaldı ki alacağımız hisse senedi olduğudan devalüasyon riski taşımıyorduk.
aradan gecen birkaç yıl içinde VESTLin 240000 tl fiyatını görüp övünsek de, birkaç lot hissemize kavuşamamızın üzüntüsünü yaşıyoruz.üstelik N. AYANın 'kimsenin benden bir kuruş alacağı yoktur' gibi beyanlarını duydukça üzüntümüz daha da artıyor.

neticede uygulamalı saha eğitimimiz risk sermayemizin buharlaşmasına yol açsa da, imkb ile frekansımın uyuştuğunu görmem adına bşarılıydı. üstelik günümüzde UV amaçlı stoklarımı İŞBNKda değerlendirirken, OV amaclı hareketlerimi DENİZ YT. üzerinden gerçekleştiriyorum.KVli hareketlerden ise uzak duruyorum.

saygılarımla.

ınvestor
16-09-2007, 01:39
öykümüz bu noktadan itibaren farklılaşıyor ve şöyle sürüyor;


Dilerim hayat sizin de tüm yollarınızı açar.

Hayatta para ve başka fani işlerden çok daha önem verdiğim değerler var ve ben onlara herşey pahasına sahip çıkıyorum..

(bu arada hikayenin devamı gelecek)

baba
16-09-2007, 03:10
İki kişiden örnek,

Turgut Özal;
Sabancı Holding genel koordinatörü oldu.8 ay sonra başarılı görülmediğinden görevine son verildi.
1977 Seçimlerinde MSP den Senato üyeliği için aday oldu.Aslında AP den teklif almıştı,ama arkası gelmemişti.Seçimi kaybetti.Kazansaydı Senatör olacak ve 1980 de ordu dil okulunda 2 sene kadar tutuklu kalacaktı.

Kazanamadı,Başbakan yardımcısı,Başbakan ve CUMHURBAŞKANI oldu.

Recep Tayyip Erdoğan;
1991 Seçimlerinde Refah Partisi,İstanbul ikinci bölge birinci sıra adayı idi.Refah Partisi bu bölgeden bir milletvekili çıkardı.Saat 24 gibi milletvekili olduğu açıklanmıştı.Sabah RP nin çıkardığı milletvekilinin Mustafa Baş olduğu belli oldu.Çünkü Mustafa Baş,Gaziosmanpaşa Müftüsü idi Tercih kullanılmıştı.
Ertesi gün tercih sistemine ve Mustafa Baş'a yönelik zehir zenberek açıklamada bulundu.Kazansaydı ,düz bir milletvekili olacaktı.

Kazanamadı,İstanbul Belediye Başkanı ve Başbakan oldu.

Bazen;
Nefse ağır gelen , hakta; hayırlıdır.

ınvestor
16-09-2007, 13:28
Artık hayatını kökünden değiştirecek bir ortama ilk adımını atmıştı. o akşam yatağa başını koyduğunda. Rakamlarını büyülü dansı sürekli gözünün önündeydi. Ortamda ki hareketlilik kendisini o güne kadar hiç yaşamadığı ve tarifini bile yapmakta zorluk çektiği bir hisse sürüklüyordu. o gece geç vakte kadar uyuyamadı. Mutlaka tekrar gitmeliydi.

Ertesi sabah erken vakit de çok az uykuyla tekrar soluğu aracı kurumun önünde aldı. ancak
Henüz aracı kurum açılmamıştı. Yapacak bir şey yoktu.ileride ara sokakta bir çay ocağına girdi.orada gazetelere göz atıp çayını yudumlarken yanında ki iki kişi bugün bunu almalıyız,ben hareket bekliyorum bu hissede bugün,zaten …… da bu hissede operasyon yapıyor sözlerini duyunca merakı iyice depreşti. Operasyon yapılması nasıl bir şeydi. mutlaka öğrenmeliydi. Henüz borsayla ilgili hiçbir terime de vakıf değildi. yanında ki adama dönerek affedersiniz bende bu işlere merak salıyorum nasıl oluyor ve neye göre alınıp satılıyor diye sordu. Önceki akşam oda arkadaşı kendisine biraz anlatmıştı ancak belli çok boyutlu ve derin bilgi gerektiren bir işti.

Adam tam yarım saat boyunca anlattı. işin içinde spekülatörlerin olduğunu, bilanço okunması gerektiğini. Ancak sen neyi okursan oku dedi sözünün sonunda biri gelecek ve senin aklının almadığı hareketleri tahta da yapacak sen de dahil olmak üzere çoğu kerizin parasını alıp gidecektir dedi. işte orada öğrendi ki bu işleri yapan muhteremlerin genel adına spekülatör deniliyordu. buna fazla takılmadı. sonuçta kendisine babasını aylık gönderdiği paradan birikim yaparak alım satım yapacaktı. Çapının farkındaydı.

Artık vakit geldi dedi yanındaki adamlar biz seansa gidiyoruz istersen sende bizimle gelebilirsin dediler.evet zaten bende aracı kuruma gelmiştim dedi.beraber gittiler.adamların yaşları 50 civarındaydı ve seans salonuna girdiklerinde belli ki eski müdavim olduklarından çok hürmetle karşılandılar.en ön sırada ki koltuklarda yerleri hazırdı.bizimkisini de yanlarına oturttular. az sonrada seans başladı ve o sihirli dünya rakamlarını duvara yansıtmaya başladı.

İçeridekiler bir salonun baş köşesinde ismini sonrada öğrendiği dealer bayana Zeynep hanım 100 lot Tüpraş alalım,5 lot iş bankası kurucu yazalım gibisinden emirler veriyorlardı. o gün akşam seans kapanasıya kadar oradan çıkmadı.bir çok terim öğrenmiş işleyiş hakkında bilgi sahibi olmuş ve ortamın havasını teneffüs etmişti.artık kararını da içten içe vermişti.bu alım satımlara kendisi de mutlaka başlayacaktı.

Ertesi gün okuluna gitti. kantinde eline aldığı bir borsa kitabı ile çayını içiyordu. o sırada son zamanlarda aynı sınıfta okuduğu ve aslında çok hoşlandığı bir bayan arkadaşının yanına yaklaştığını görünce heyecanlandı.içinde ona bakınca bir şeylerin aktığını hissediyor heyecandan ayaklarını titrediğini hissediyordu.bayan arkadaşı müsaade isteyerek masasına oturdu.ve

Merak ettim dün derse gelmedin hastamıydın yoksa..

Hayır, ama hastalık olabilecek bir ortamdaydım dedi gülerek. neler yaptığından bahsetti kıza. Sohbeti koyuladılar. o anda bir şey fark etmişti. Çoğu konuda fikirleri uyuşuyor çok iyi anlaşıyorlardı. sohbet sırasında kızın ailesinin oldukça zengin olduğunu öğrendi. Kendi babasının orta gelirli bir tüccar olduğunu aslında o kadarda çok kazanmadığını söyledi. gel zaman git zaman aralarında ki arkadaşlık daha da ilerlemiş ve ilişkileri ciddi bir boyut kazanmıştı.bu arada kendiside babasının yolladığı paralardan birikim yapıyordu.

Aldığı ilk hisse iş bankası idi. fakat hep alıcıydı. Satış hiç yapmıyor sürekli olarak biriktiriyordu. Sadece nadiren olayı tanımak ve trade yeteneğini test edebilmek adına günlük giriş çıkışlar yapıyordu. Bu hareketlerinde oldukça başarılı olduğunu fark etmesi iştahını ve isteğini kamçılıyordu. Nede olsa ticaretin içinde büyümüş ve malların ederini bilen birisi idi. bilançoları inceliyor çeşitli teknikler geliştiriyor ve bunlara bağlı hareketler yapıyordu.

Başarılı bir sistem uyguluyor ve meyvelerini topluyordu. Fakat bir sorun vardı. Yatırımlarının miktarı nede olsa harçlıklardan biriken bir meblağ idi. ve bu meblağları arttırması halinde daha fazla para kazanabilirdi. Dolayısı ile babasına başvurma zamanı gelmişti.

Bir bayram tatili vesilesi ile memlekete gittiğinde durumu babasına anlattı ve yardım istedi. Babası duruma hiç de sıcak bakmadı. Babası konuyu bıçak gibi kesip attı ve ben seni oralara okumaya gönderiyorum sağda solda boş işlerle uğraşırsan para göndermeyi de keserim bakarsın başının çaresine dedi. Konuyu kapatmak o an için yerinde bir karar olur diye düşündü. Ancak içinde ki borsa aşkı zerre kadar etkilenmedi. Ne yapalım bundan sonrada kendi harçlıklarımla idare ederim diye düşündü.

Bayram bittiğinde tekrar İstanbul’a döndü. Okulunun son senesine kadar bu şekilde devam etti. Başarılı hareketleri ve isabetli kararları kendisinin çevrede dikkatlerin üzerine toplanmasına vesile oldu. Kendisi fikir ve yorumlarına danışılır bir kişi haline geldi.

Okulunun son senesi gelmiş ve aynı sınıfta okuduğu kız arkadaşı ile ilişkileri de çok ciddi boyuta ulaşmıştı.bir gün kız arkadaşı kendisinin babası tarafından yakından tanıdıkları zengin bir ailenin oğluyla evlendirilmek istediğini haber almış ve durumu kendisine açmıştı.olmaz,olamaz dedi.çok öfkelenerek bunun yapılmasına asla izin vermem dedi.kızın ailesi oldukça varlıklı olduğundan babası düşüncesine göre aynı çevreden bir başka zengin aileye gelin gitmesi uygun olacaktı.

Dünyası altüst olmaya başladı. Kendisi sevdiği kızı ailesinden istetmeliydi.hemen apar topar memlekete gitti ve ailesine o güne kadar çekindiği için anlatamadığı durumu açıkladı.Babası ailemize yakışan birisini bulduğuna eminim oğlum ancak bence erken hareket ediyorsun zamanla işlerini yoluna koyunca neden olmasın dedi.babasına biraz daha net olarak durumun sandığı gibi olmadığını açıklamaları ile izah etti.babası oğlunun ne kadar sevdiğini görerek erken olduğunu düşünse de tamam dedi.çok sevinmiş biraz da rahatlamıştı.

Vakit kaybetmeden kız arkadaşına haber verdi ve kendisini istemeye geleceklerini anlattı.gerekli girişimleri yaparak ailesine durumu anlatmasını istedi.kız durumu ailesine anlattığında babası kesin bir dille reddetti. Ve bu konuyu kapamasını kendisini Halit beylerin oğlu ile sözlemeyi düşündüğünü belirtti. Kızcağız yıkılmıştı. babasına karşı çıkması söz konusu olamazdı. babası ayrıca bu durumu öğrenince okulun bitmesine kadar olan sürede görüşmemeleri için annesi ve abisini kızının yanına gönderdi. Abisinin görevi görüşmelerine izin vermemek için gerekenin ne ise yapmaktı.

Durum kendisine kız arkadaşı tarafından anlatılınca yıkıldığını hissetti. İçine öyle bir acı girmişti ki yemeden içmeden kesilmiş uyku uyuyamaz hale gelmişti.

Abisi de fakülteye geliyor ve sürekli kızı kontrolü altında tutuyordu. Onu fakülte de hatta aynı sınıfta görerek yaklaşamamak dahada kötüsü onunla konuşamamak kelimenin tam anlamı ile dayanılmaz bir ızdırap ve derin acı veriyordu.

Artık zengin olarak kız arkadaşı ile evlenebilmesi için borsada büyük miktarlarla işlem yapması gerekiyordu. Ve bunun için tekrar memleket yollarına babasından para istemek için derin acılarla düştü……………..

bikmisbroker
16-09-2007, 13:38
Aşk, Macera, heyecan...
BaBa da ben de işin "aşk" kismini hic yazmadik??

Işin icine yeni bir yon daha katildi, hadi hayirlisi..
Devam sayin investor. Lutfen..:)

(BaBa o donemlerde evliymis, yengemiz okuyorsa yandik!!)

ozbek1
16-09-2007, 13:45
para kaybetmenin en kolay yolu aşırı para sevgisidir
parayı çok sevin, onu kaybedersiniz

ınvestor
16-09-2007, 13:56
Aşk, Macera, heyecan...
BaBa da ben de işin "aşk" kismini hic yazmadik??

Işin icine yeni bir yon daha katildi, hadi hayirlisi..
Devam sayin investor. Lutfen..:)


Teveccühünüze çok teşekkür eder devamınında geleceğini bildirerek saygılar sunarım.

freesky
16-09-2007, 15:50
Aşk, Macera, heyecan...
BaBa da ben de işin "aşk" kismini hic yazmadik??

Işin icine yeni bir yon daha katildi, hadi hayirlisi..
Devam sayin investor. Lutfen..:)

(BaBa o donemlerde evliymis, yengemiz okuyorsa yandik!!)

Millet onca parayi nicin kazanmak istiyor sizce? Daha zengin olup, asklarini daha iyi yasayabilmek icin degil mi? :-) Yada, ask olmayinca ben parayi napiiym? :-))) yada parasiz aski.. ? :-) Eskidendi oyle iki gonul, samanlik filam muhabbeti. Yeni nesil portfoyun buyuklugune bakiyor, samana degil.

Latifeyle Sn. Babo'ya ve diger muhterem dostlara selam verelim dedik. Surc-u lisan oldu ise....
:-)

kartal35
16-09-2007, 16:15
Millet onca parayi nicin kazanmak istiyor sizce? Daha zengin olup, asklarini daha iyi yasayabilmek icin degil mi? :-) Yada, ask olmayinca ben parayi napiiym? :-))) yada parasiz aski.. ? :-) Eskidendi oyle iki gonul, samanlik filam muhabbeti. Yeni nesil portfoyun buyuklugune bakiyor, samana degil.



Parayla satın alınan AŞK'a AŞK denirmi...... ,başka bir şeymi denir ?

Satılık AŞK lar her gün yeni bir kapı arar.

Parayla ET alınır .

AŞK,SEVGİ parayla hiç satın alınabilirmi ?

ınvestor
16-09-2007, 16:29
AŞK,SEVGİ parayla hiç satın alınabilirmi ?

Çok haklısınız. zaten olaylar da paranın sadece kapıyı açan anahtar olduğunu devamında ki yazılarda anlayacaksınız.

Para benim litaratürüm de affınıza sığınıyorum sadece paçavradır.tabii ki asgari yaşam standartları içinde gereken bir materyal maalesef.

Neyse yazdığım serinin devamını bekleyin derim.

ayyan
16-09-2007, 17:31
Bu kısmı word da toplayasım geliyor.. Çok önemli bir arşiv..Hayatlar.. karşılığı ödenerek alınmış dersler,belki de çok şey feda ederek..gerçek hayat dersleri..Gerçi oyun devam ediyor, bitmiş değil :)
Kim bilir belki birgün kitabı çıkar.."Nasıl Para Kaybedilir?" diye..

ınvestor
16-09-2007, 17:53
Nihayet yolculuk bitmiş eve dönmüştü annesi kapıda karşılamış oğlunun yüzünde ki ifadeden bir şeylerin ters gittiğini anlamıştı. İçeriye girdi ve birkaç hal hatır faslından sonra dinlenmek için odasına çıktı. Acı çekiyordu, yorgundu.

Akşam babası eve döndüğünde halen odasında idi. babası oğlunun odasından çıkmamasına anlam verememiş ve oğlunun yanına neler olup bittiğini anlamak için çıkmaya karar vermişti. bir şeylerin ters gittiği apaçık belli idi.

Baba odanın kapısını çalarak içeri girdi. Camın kenarında oturuyor yağan yağmuru seyrediyordu. yanına gelerek; evladım hayırdır neler oluyor, neden bu kadar suskunsun diye sordu. Yok bir şey baba sadece çok yorgunum dedi. Babası; hayır evladım sende fırtınaların koptuğu ilk bakışta gözüme çarptı, anlat yavrum dedi.

Babasının o sözünden sonra içinde ki acının vermiş olduğu dayanılamayacak yükün dayanılmaz ızdırabı ile babasına sımsıkı sarılarak hıçkırıklara boğuldu. O güne ana kadar babasına hiç böyle sarılmamıştı. Bir yandan ağlayıp bir yandan da durumu ayrıntısı ile anlatmaya başladı. Durumun oğlunun halini gören ve anlayan babası da dayanamayarak gözyaşlarını tutamadı ve sen merak etme oğlum ne gerekiyorsa yaparız, tatlı canını sıkma sen dedi. Daha önceleri hiç bu kadar içten bir diyalog yaşamamışlardı. Sonuçta otoriter bir aile idiler.


Ertesi gün babası İstanbul da bulunan yakın ve varlıklı bir dostunu arayarak durumun yapılacak iş ayağında yardımcı olması için durumu anlattı.aradığı kişi babasının askerden yakın arkadaşı Kapalıçarşı esnafından kuyumcu Mustafa efendi idi.Mustafa efendinin parasal işlerde çevresi çok genişti.

Aynı gün oğlunu karşısına alarak; bak oğlum seni İstanbul da çok yakın dostum olan Mustafa efendinin yanına gönderiyorum, kendisini aradım ve sana gerekli kolaylığı yapacak dedi ve devam etti. Ben Mustafa amcan ile yıllar önce askerde iken tanıştım. Kendisi Kapalıçarşı da kuyumculuk yapıyor, çok yakın bir dostum dur. Ailemizin birikimlerini uzun yıllardır onun yön göstermesi eşliğinde yönetirim, artık sende artık okulunun son senesindesin ve uzun yıllardır sana verdiğim ticari eğitimde belli bir yere geldiğini görüyorum. parasal kontrolü yavaş yavaş sana devredeceğim dedi uzun. Daha önce babasının İstanbul da tanıdığı bir arkadaşının olduğunu bilmiyordu. o anda babasının İstanbul da yanına geldiğinde ara ara bir yerlere giderek uzun kayboluşları aklına geldi. Demek ki babam Mustafa amcanın yanına gidiyormuş dedi içinden.

Ertesi gün tekrar İstanbul yollarına düştü.

İstanbul’a ayak basar basmaz kapalı çarşıdaki Mustafa amcanın yanına gitti.kendisini tanıştırdı.Mustafa efendi çok büyük bir sevgi ile kendisini buyur etti.bol bol konuştular.bir kez de kendisi durumu tüm ayrıntıları ile Mustafa amcasına anlattı.yaşlı adam dinledi ve tamam oğlum sana gereken yardımı yapacağım. Bak oğlum baban senelerdir ailenizin birikimlerini benim aracılığım ile yönetti.bana da senin de en az benim kadar bu işlerlere hakim olduğunu söyledi.bak evladım baban sana çok güveniyor ve sen onu mahcup etmemelisin dedi.bizimkisi o kadar duygulandı ki babasının ne kadar büyük bir adam olduğunu tekrar keşfetti.kendisine duyulan güveni asla boşa çıkartmamalı idi.

Mustafa efendi hemen birkaç yerle telefon görüşmesi yaparak döndü ve bak evladım şimdi seni bir yere göndereceğim orada seni karşılıyacaklar ve sen orada gerekli desteği alacaksın.ayrıca ben de senin arkandayım bunu da bilmeni isterim dedi.o kadar umutlandı ki Mustafa amcasının eline sarılarak defalarca öptü..

Kapalı çarşı dan ayrılarak kendisine söylenilen bankada ki Metin beyin yanına gitti.

Metin bey ile uzun uzun konuştular ve kendisine borsada büyük oynayacağını ve bu konuda kendisini çok yetiştirdiğini ancak çevre desteğine ihtiyacı olduğunu anlattı.Metin bey Mustafa efendinin kendisini aradığında tanıştırmasını istediği insanlar ile en kısa zamanda bir araya getirmek için bir randevu ayarladı.akşam boğaz da bir balık lokantasında buluşulacak ve tanışma faslı ve detaylar konuşulacaktı..

Oradan da ayrılıp akşam ki buluşmayı beklemek için evin yolunu tuttu.bu arada sevdiğini aklına getiriyor neler yaptığının merakı içinde sigarasını derin derin içine çekerek yürüyordu………………….

kentuf
16-09-2007, 18:20
Para ile satın alanınabilecek her şeyi satın aldım ama arkama bakınca mutlumuyum ,her yeni bir şey elde ettiğimde daha da fazlasını istedim bunu görmemezlikten gelerek Sana para vereyim .Bana 17 yaşındaki duyduğum heyecanları geri ver? Bana bir yaşındaki koklayamadığım kızımın ten kokusunu ver ? Bana uykusuz geçirdiğim geceleri geri ver ? İstediğin kadar para vereyim bana tekrar beraber oturup zaman geçirebileceğim bir aile ortamı tahsis et .Her şeyin en iyisine sahip oldum evler ,arabalar ,yatlar ama mutlumuydum diye soracak olursan .Yaş oldu 54 ve ben bu dünyada sanki hiç yaşamamışım.Kahkaha atma gibi bir duygudan yoksun kalışım bir yana bu yaşabileceğim ne arkadaş çevresi nede ailem kaldı yanımda .O yüzden para ile neyi satın alabilirsinki diye iki defa düşün .Ona göre ekranın karşısına geç .


Bu sözler hayatının 36 yılını borsaya ve vadeli piyasalara vermiş bir abimizin sözleri .Ve bu kişi 49 yaşında kalp ritim bozukluğundan ameliyat oldu .Bir şeyi yapmak isterken en son düşündüğü şey para ama ne sağlığını nede geçmişini satın alamıyor malesef.

baytar657
16-09-2007, 19:19
para iyi bir hizmetçi, çok kötü bir efendi olabilir.herşeyi yerli yerine koymak lazım tabiiki.önce sağlık bence

ınvestor
16-09-2007, 20:47
Ve akşam olmuş buluşma yeri olan balık lokantasına gitmişti. İçeriye adımını atar atmaz içeride ki masalara göz gezdirmeye başladı. Metin bey diğer önemli kişiler ile beraber gelecekti. Evet, lokantanın köşesinde metin beyin de aralarında bulunduğu dört kişilik bir grup oturuyor sohbet ediyorlardı. Çekingen bir vaziyette yanlarına yaklaştı ve merhaba dedi.

Hepsi ayağa kalkarak elini sıktılar ve oturdu. bir süre tanışma faslı devam etti. ve devamında Metin bey sözü alıp diğer dostlara durumu anlattığını ve kendilerinin de borsada ki işlemlerin de seni aralarına almayı kabul ettiğini anlattı. bu adamlar borsa da çok büyük hacimler yapan kuvvetli aktörlerdi. Hareketlerini beraber yapıyorlar hisselere ortak yatırım kararlarını aracı kurumlardan büyük araştırma desteği ile gerçekleştiriyorlardı.

Sözler alınmış ertesi gün tarif edilen ofislerine davet edilmişti. Bundan önce metin bey gerekli hesapları arkadaşları vasıtası ile açacaktı. Her şey planlı ve mevzuata en uygun şekilde yerine getirilecek idi.

Ertesi gün olduğunda tarif edilen ofise gitti. bu arada okulu on gündür boşlamıştı. Bir ara fakülteye de uğramalıydı.

Ofisten içeriye girdiğinde çok sayıda bilgisayar ekranının yuvarlak ve büyük bir masa etrafında sıralanmış olduğunu fark etti. içerisi ufak bir aracı kurumdan farksızdı. masnın üzerinde çok sayıda telefon olduğunu fark etti. Telefonlar hiç susmuyor devamlı bir iletişim trafiği sürüyordu.

Hemen kahvesi geldi ve bir süre muhabbetten sonra bir ekranın karşısına oturtuldu. Bu arada Metin Bey telefonla aramış gerekli hesapların açıldığını iletmişti. Hemen kendisine buyur dostum göster kendini dediler. Piyasa bilgilerini görmek ve ona göre yardım etmek istiyorlardı. bir süredir piyasadan kopmuş hisseleri takip edememişti. Kısa bir süre isteyerek ekrana kilitlendi. Tahtalarda işlemlerin nasıl yapıldığını ve hareketlerin analizini çok iyi yapıldığının tarafından bilinmesi ve sisteminin beğenilmesi içerideki dostları tarafından takdir ile karşılanmıştı. Aralarından bir tanesi arkadaş sen boş adam değilsin aramıza tekrar hoş geldin dedi.

O günü tahtaları ve dostlarının işlemlerini gözlemlemek ile geçirdi. Ertesi gün sabah ilk iş olarak uzun süredir aksattığı fakültesine gitti. Sınıftan içeri girince sevdiğini dersliğin orta sıralarında arkadaşları ile sohbet ederken gördü.

Yanından geçerken kız aynen şunları dedi;

Nerelerdesin ,seni çok merak ettim….başına bir şeyler geldi diye çok korktum..

Döndü ve merak etme ben çok iyiyim. Allahın izniyle her şey yola girecek aşkım dedi.sen bir müddet babanı idare et, ben de bu aralarda işleri yoluna koyacağım dedi..

Kız meraktan sordu; hayır olsun… Neler çeviriyorsun.

Sen merak etme aşkım sadece sana sözünü ettiğim gibi babanı oyala ve yanlış bir şeyler yapmaması için elinden geleni yap.ben sana haber vereceğim….

Bu arada kızın abisi kampüs ün dışında kardeşini bekliyor her gün refakat ediyordu. Zor bir durumdu hiç kuşkusuz.
Gün boyu okulda kaldı.sevdiği ile aynı ortamda bulunmak içine huzur veriyor ve hırsının katlanmasına sebep oluyordu.artık dönüşü olmayan bir yola girdiğinin farkındaydı…………………

(Efendim finali yarın akşam burada sizlerle paylaşacağım,yaşananlar tümüyle gerçek olup sonunun da sizler için çok sürpriz olacağını söyleyebilirim)

Hepinize saygılar sunuyorum.

baba
16-09-2007, 20:49
Yahu BaBo Hocam,
Başımızı belaya sokacaksın.Aşksız ,sevgisiz hayat olurmu?
Her şeyin uçlarında dolaştık,tabii sevgininde .....Kimbilir onunda zamanı gelir yazarız.

Her şey için Allahıma şükrediyorum.

Ama parayı, paçavra olarak görmüyorum.Allah'ın insana verdiği fıtratlardan birisi;güce ulaşmaktır.Bunun yöntemi para olabilir,mevki olabilir,bilgi olabilir,sevgi olabilir.

İnsanlar evvelce put'a taparlarmış derler.Bu put taştan,tahtadan heykeller ve şekiller olmadı hiç bir zaman.

Mekke'de ki lut,Yusuf heykeli idi,onu Allah'a aracı koymuşlardi.Bu günkü put'a göre o çok masumdu.Dünya kuruldu kurulalı put lar vardır.Ama epey zamandır,tek bir put vardır.İster kabul edin,isterseniz etmeyin farketmez,Gerçek budur.Ne kadar önemsizdir denirse densin önemlidir.

Bu Put;PARA dır.

XDiscovery
16-09-2007, 20:57
Tam olaya kansantre olmuş vaziyette geliyoruzki.....devamı yarın.... ShowTV nin reklamınıda geçtiniz yaw :)

Şunu baştan sona bir seferde anlatmanın imkanı yokmu ?

Tabi bu haliylede teşekkür ederiz....

asbest38
16-09-2007, 20:59
Yahu BaBo Hocam,
Başımızı belaya sokacaksın.Aşksız ,sevgisiz hayat olurmu?
Her şeyin uçlarında dolaştık,tabii sevgininde .....Kimbilir onunda zamanı gelir yazarız.

Her şey için Allahıma şükrediyorum.

Ama parayı, paçavra olarak görmüyorum.Allah'ın insana verdiği fıtratlardan birisi;güce ulaşmaktır.Bunun yöntemi para olabilir,mevki olabilir,bilgi olabilir,sevgi olabilir.

İnsanlar evvelce put'a taparlarmış derler.Bu put taştan,tahtadan heykeller ve şekiller olmadı hiç bir zaman.

Mekke'de ki lut,Yusuf heykeli idi,onu Allah'a aracı koymuşlardi.Bu günkü put'a göre o çok masumdu.Dünya kuruldu kurulalı put lar vardır.Ama epey zamandır,tek bir put vardır.İster kabul edin,isterseniz etmeyin farketmez,Gerçek budur.Ne kadar önemsizdir denirse densin önemlidir.

Bu Put;PARA dır.

:super::super:

malesef gunumuz dunyasinda insanlarin cogu sizin tabiriniz le puta(paraya) tapmakta..

en buyuk zenginlik sagliktir..

para kazanilmak ve kaybedilmek icin yaratilan bir aractir:)

su anda ben saglikli isem sabancidan da koctan da daha zenginim:yes:

tabiki bence..

saygilar

ınvestor
16-09-2007, 21:00
Tam olaya kansantre olmuş vaziyette geliyoruzki.....devamı yarın.... ShowTV nin reklamınıda geçtiniz yaw :)

Şunu baştan sona bir seferde anlatmanın imkanı yokmu ?

Tabi bu haliylede teşekkür ederiz....


Son çok bomba olacak.

haliyle işe biraz daha heyecan katmalı.:)

(Talep gelirse tek mesaj halinde de anlatmam mümkündür.nede olsa vaka bize ait :))

XDiscovery
16-09-2007, 21:03
Son çok bomba olacak.

haliyle işe biraz daha heyecan katmalı.:)

Hikaye , sürükleyici, güzel ama biraz brezilya dizilerine dönmeye başladı :) Bir zamanlar Yalan rüzgarı diye bir dizi vardı...Sanırım 15 yıl felan sürmüştü....

ınvestor
16-09-2007, 21:07
Hikaye , sürükleyici, güzel ama biraz brezilya dizilerine dönmeye başladı :) Bir zamanlar Yalan rüzgarı diye bir dizi vardı...Sanırım 15 yıl felan sürmüştü....


Keşke brezilya dizisi olsaydı.ancak gerçeğin ta kendisi.:yes:

Siz anladınız :)

XDiscovery
16-09-2007, 21:12
Neyse siz bana aldırmayın. Çok şükür keyfim yerinde ve gırgırına takılıyorum.

Anlatıklarınızı gerçekten zevkle okuyorum. Tabi arada hikayenin devamını beklemek biraz kötü oluyor ama olsun.Madem siz böyle uygun görüyorsunuz sorun yok...

Topiğe daha fazla kirlilik vermeden okuyucu pozisyonuna dönüyorum tekrar.

Emekleriniz için Teşekkürler.Saygılar.

zagari
16-09-2007, 21:25
walla yazanların ellerine sağlık
topik süper olmuş
yeni anıları okumayı heyecanla bekliyorum....
herkese bol sağlıklı mutlu günler...

satranc
16-09-2007, 21:36
Keşke brezilya dizisi olsaydı.ancak gerçeğin ta kendisi.:yes:

Siz anladınız :)

Benim anlayamadigim siz resitsiniz. Yengede oyle. Kacirin diyecem ama ona bile gerek yok.

Paraniz olsa bile belki kizin babasi biz kayseriliyiz disariya kiz vermeyiz diyecek. O zaman ne yapacaksiniz.

Sizin plan bana karmasik gorunuyor ve bu nedenle basariya ulasma sansida zayif diye dusunuyorum.

Merakla bekliyoruz

Bakalim ne olacak

Iyi geceler

ınvestor
16-09-2007, 21:45
Paraniz olsa bile belki kizin babasi biz kayseriliyiz disariya kiz vermeyiz diyecek. O zaman ne yapacaksiniz.

Merakla bekliyoruz

Bakalim ne olacak

Iyi geceler

Kızın babası sayın baba nın da söz ettği gibi PARA DENİLEN PUT' a tapan bir adam.onun memleketi PARAzistan ve O şehirin altın anahtarını eline geçiren adama kızını verdi.

Malesef kahramanımıza çok yanlış yaptı ve kahramanımız gerekli cezayı ona günümüzde kesiyor

satranc
16-09-2007, 22:01
Sn Investor

Mutlu son yok. Anladigim kadariyla.

Senaryolastirmak gerekirse sonuna bir el atmak gerekecek.

Iyi geceler

ınvestor
16-09-2007, 22:04
Efendim anladım ki devamını yarına bırakmak anlamsız olacak.

Yoğun istek üzerine anılarımın final bölümünü birazdan gönderiyorum.

satranc
16-09-2007, 22:11
Sehirli kiz - Tasrali erkek

Asli - Kerem

Sirin- ferhat

Bu hikayenin cok versiyonu var. bakalim bu sefer nasil bitecek.

Bekliyoruz

ınvestor
16-09-2007, 22:24
Ertesi sabah işlemlerin yapıldığı ofisin yolunu tuttu. Ofise geldiğinde kapıyı sekreter Nermin Hanım açtı. …. Bey sizde çok erkenci çıktınız diyerek espri ile içeri aldı. Nermin hanımla beraber poğaça yiyip çay içerek kahvaltılarını yaptılar. Biraz da sohbet ortamı koyulaşmıştı.

Müsade istedi ve ekranının başına gitti. Ofiste her gün alınan günlük gazetelere göz atıp biraz da takasları ve şirket haberlerini inceleyecekti.

Sırayla diğer dostlar ve ağabeyler gelmeye başladıklarında şaşırmışlardı.

Yahu bu ne hız valla çok azimli görüyoruz dediler..

Artık seans açılmak üzereydi. Hemen bankayı aradı ve hesap ekstrelerinin faksını istedi.
Çok heyecanlıydı, çünkü hesaba babasının emrettiği miktarda para transfer olacaktı.
Faks ile ekstreler gelince gözlerine inanamamıştı. Hesapta yatan paranın büyüklüğü kendisini resmen ağzı açık bir halde bırakmıştı.

Şoku atlattıktan sonra artık tüm maharet ve bilgileri eşliğinde yeteneklerini kullanabilecek pozisyona kavuşmuştu

Seans başlamıştı. Tahtalara bakınca koç holding dikkatini çekmişti. Hemen takas hareketleri eşliğinde tahtayı takibe aldı. İlk seans bitinceye kadar koç holding e dikkat kesildi. Bilânço güzeldi, takası toplu görmüştü. Ayrıca son zamanlarda da hisseye büyük para girdiğini de fark etmişti. Fiyatın ise oldukça ucuz kaldığını fark etti. Hemen diğer arkadaşlarınla görüşünü paylaşarak hep beraber girmelerinin uygun olacağını ve bu hissede kısa vade de mutlaka hareket olacağını tahmin ettiğini ayrıca bu hissenin eder fiyatının bilânço ve ciroya göre bu fiyat olamayacağını söyledi. Artık okulda edindiği bilgileri de kullanıyordu. Tam bir şirket ve bilânço uzmanı olmuştu.

Hep birlikte yapılan ikinci bir değerlendirmenin ardından koç holding hissesi alınması karalaştırıldı. Tüm gün tahtaya gelen malı farklı kurumlardan topladılar. Hisse toplama işlemi takriben on güne yakın sürmüştü. Bu arada hesaba yatan parasının tamamına yakınını koç holding e bağlamıştı. Artık hareketlenme bekliyorlardı.

Ve o sıralarda holding ten gelen olumlu bir haber sonrası hisse yükselişe geçmişti. Hisse bir ay gibi kısa bir zamanda % 80 e yakın bir getiri performansı sergilemiş hep beraber aldıkları hisseleri satarak karlarını realize etmişlerdi. Kazanç çok büyüktü.

Günler ayları kovalıyor hareketleri grup halinde gerçekleştiriyor çok büyük paralar kazanıyorlardı. Kendisinin bu işe başlaması ile grupta ki diğer arkadaşlarının da portföyleri çok büyümüş hepsi birden bizimkisini baş tacı yapmışlardı. artık piyasada söz sahibi idiler. yatırımlarını yaptıkları hisseler adeta coşuyor portföyleri katlanarak büyüyordu. bugünlere çok iyi araştırma yaparak, bilançoları iyi analiz ederek ve sıkı bir çalışma sonrasında gelmişlerdi.

Artık sevdiğinin babasının karşısına son derece zengin ve nam yapmış bir işadamı olarak çıkacaktı. Bu arada kendisi borsadan kazandığı paraların bir kısmıyla sahil bölgelerinin birinde büyük bir turistik otel satın alarak iş hayatına da atılmıştı. Baba sı oğlunun başarıları karşısında gurur duyuyor kendisi de babasının sağladığı imkânları ve kendisine duyduğu güveni boşa çıkartmamış olmanın verdiği sevinç ve azimle hamlelerini daha da emin şekilde atıyordu.

Vakit sevdiğini isteme vakti idi. kız arkadaşına çeşitli kanallar vasıtası ile haber göndermiş istemeye geleceklerini söylemişti. Kız babasına durumu anlattı ve ayrıntıları ile izah etti. kızın babası tek kelime ile şaşırmış hatta dona kalmıştı. Ancak yaptığı yanlışın farkına varabilecek bir hayat görüşü yoktu. Her şeyini hatta dünya görüşünü paranın üzerine inşa etmişti adeta para için yaşıyordu. Kısa bir değerlendirmenin sonrasında istemeye gelinmesini kabul etti. Nede olsa ona göre ailesine zengin bir damat gelecekti ancak unuttuğu bir şey vardı. O da damadının ileride onu tek kelime ile dışlayacağı gerçeği idi.

Grekli bütün adetlere uygun şekilde sözlendiler. kısa bir süre sonrada dünya evine adımlarını attılar.ikisi de çok mutluydu.

Ve hayat devam ediyor...

(Beni hayata çok iyi hazırlayan maddiyattan çok daha önemli şeylerin olduğunu öğütleyerek beni yetiştiren ve tüm imkanlarını bana seferber eden babamı rahmetle anar, hayatımızı kökten değiştirerek bu günlere gelmemize vesile olan baş tacım bir tanem sevgili eşime sevgilerimi tekrar tekrar sunarım)

XDiscovery
16-09-2007, 22:29
Aslında kayınbabana kızmaman lazım. Sayesinde borsanın uzmanı olmuşsun işte...Teşekkür etmen lazım iken sen dışlamışsın....Olmadı bu...

satranc
16-09-2007, 22:32
En azindan bu hikayelerden birinin mutlu sonla bittigini biliyoruz.

Burdan cikaracagimiz ders bence sudur;

Dagi delen Ferhat basaramadi. Butun dislerini veren Kerem papazin entarisinin dugmelerini acamaynca olmadi. Ancak borsaya yatirim (investor) yapan sonunda istedigini kavusuyor.

Sayin Babanin bizden varmamizi istedigi nokta burasi deil ama

Goruldugu uzere artik kuantum mekanigi var hersey mumkun.

Borsada bazen kazananda olabiliyormus. :he::he:

Tekrar iyi geceler.

ınvestor
16-09-2007, 22:34
En azindan bu hikayelerden birinin mutlu sonla bittigini biliyoruz.

Sayin Babanin bizden varmamizi istedigi nokta burasi deil ama

Goruldugu uzere artik kuantum mekanigi var hersey mumkun.

Borsada bazen kazananda olabiliyormus. :he::he:

Tekrar iyi geceler.

Durun daha size anlatacağım çokca da kaybetme vakası var..çok acelecisiniz..

dent
16-09-2007, 22:39
Aslında kayınbabana kızmaman lazım. Sayesinde borsanın uzmanı olmuşsun işte...Teşekkür etmen lazım iken sen dışlamışsın....Olmadı bu...erdem affetmektir;) ve herşeye rağmen şükretmektir.

ınvestor
16-09-2007, 22:41
Aslında kayınbabana kızmaman lazım. Sayesinde borsanın uzmanı olmuşsun işte...Teşekkür etmen lazım iken sen dışlamışsın....Olmadı bu...


Sevgili dostum

Hayat denilen döngü bana bir şeyi kesinlikle öğretti ki oda insan olmak gerektiği.asla paranın esiri olmadım.esiri olana da sadece acırım.

Ömrüm boyunca alçakgönüllü ve yardımsever oldum.ailemden bunları gördüm ben.

Bence insan ailesi,değerleri ve inançları için yaşamalı.

Saydığım tüm değerlere son nefesime kadar sahip çıkacağım.

Bu günleri gösteren Allaha sonsuz şükürler ediyorum.

baba
16-09-2007, 22:49
Artık,yavaş yavaş borsa seans salonu dolmaya başlamıştı.1986 temmuz ayı gelmişti.Geldiği yeri hazmetmesi gerektiğini anladı.Bir müddet dinlenecekti.

Karabük günleri rutin şekilde devam ediyordu.Zaten işleri inanılmaz yoğundu.Eve dönüş saati akşam 10 gibi idi.Rahat olduğu günlerden birisi cumartesi idi.Cumartesi günü mutlaka 1 saat kadar Ahmet'e uğrar,Borsa konuşurlardı.

O günlerden birinde Ahmet'in mağazasına uğradı.Ahmet namaz kılıyordu,Sessizce namazın bitmesini bekledi.
-Hoş geldin ,doktor.
-Hoş bulduk.Namaz'da sure okurken,Rabak,Nasaş vs aklına geliyormu?
-Valla geliyor.Senin?
Gülerek cevap verdi .
-Benim de.

Bir Cuma günü,sekreteri haber verdi.
-İş Bankası müdürü geldi.
-Buyursun.
Müdür odaya girdi.Belki beş yaş kadar kendisinden büyük,sevimli birisiydi.

-Ben Gültekin.Malatya'dan tayin oldum.Renault bayisinin selamlarını getirdim.
Bir müddet Malatya'daki ortak tanıdıklarını konuştular.
-Ben,Borsayla ilgileniyorum.
-Biliyorum. Dedi Hesaplarınıza bir baktım,Menkul Değerlerden gelen havaleler var.Ordinolarınız için İstanbul'a gitmenize gerek yok.Buradan teleks emri yollayabiliriz.
Vay be diye düşündü,adam buradan emir vermediğimizi de farketmiş.
Müdür devam etti,
-Biraz param var,acaba bende borsa yapabilirmiyim?
-Neden olmasın.
-Ne alacağız.
-Şimdilik bekliyorum,zamanı gelecek.
Müdür ,bir süre sonra,kendisinide davet ederek gitti.

Milletvekili ara seçimleri vardı.ANAP Şadi Pehlivanoğlu,Doğru Yol Köksal Toptan la seçimlere girdiler.Herkes ANAP ın seçimi alacağından emindi.Kendiside Anap'ı destekliyordu.
Anap agır topları;Şükrü Yürür,Oltan Sungurlu,Göksel Kalaycıoğlu,Nabi Poyraz hep Karabük'teydiler.Genellikle akşamları beraberdiler.

Bir akşam borsa mevzuu olunca,kendiside bir şeyler söyledi.Tabiiki teknik açıklamalar herkesin dikkatini çekti.Nabi Poyraz(16 sene Ordu milletvekilliği yaptı)
-Ya doktor ,sen galiba borsacı olmuşsun .Dedi Devam etti,
-Allah yardımcın olsun,çok tehlikeli bir iş.

Karabük seçimler için ilginç bir yerdi.Adayların ikiside Karadeniz'li idi.Karabük'te Çankırı ağırlığı vardı.Yerliler ve Karadenizliler ise diğer ağırlıklı guruplardı.Bu guruplar asla diğer adaylara vermezlerdi.
Belediye Başkanı Çankırı'lı idi,kendiside Anap'tan aday olmak istemiş ama yapılmamıştı.Bu onu çok kızdırmıştı.Başbakan geldiğinde şehri terketmiş,Demirel geldiğinde ise yemek vermişti.

Göksel Kalaycıoğlu (Trabzon milletvekili)
-Doktor,Başkan Necmettin Şeyhoğlu,sizin dostunuzmuş,beraberce bir konuşsak.
-Göksel Hanım,ben konuştum,çok kızgın,faydası olmaz.
Seçimler yapıldı ve umulmayan oldu.Köksal Toptan kazanmıştı.
Şadi bey için gerçekten üzülmüştü.Bayağı dostlukları olmuştu,kazansaydı Ankara'da bir kapısı olacaktı.
Seçimi ertesi günü,hastahaneden muayehaneye yürüyerek gitmeye niyetlendi,ama daha 100 metre yürümemişti ki bir araba durdu.
-Doktor,götürelim.
Hayır ,ben yürüyeceğim diyecekti ki,ön koltuktaki Köksal Toptan'ı gördü.
Arabaya bindi.Gülerek,
-Valla yürüyücektim ama Köksal beyi görünce vazgeçtim.Gücün yanında olmak lazım.dedi

******************************
Sevgili investör,
Kin,yürekteki yaradır.

XDiscovery
16-09-2007, 22:53
Sevgili dostum

Hayat denilen döngü bana bir şeyi kesinlikle öğretti ki oda insan olmak gerektiği.asla paranın esiri olmadım.esiri olana da sadece acırım.

Ömrüm boyunca alçakgönüllü oldum.ailemden bunları gördüm ben.

Bence insan ailesi,değerleri ve inançları için yaşamalı.

Saydığım tüm değerlere son nefesime kadar sahip çıkacağım.

Bu günleri gösteren Allaha sonsuz şükürler ediyorum.

Sn.ınvestor,

Yaşınız gördüğüm kadarı ile 42. Şimdi size görüşlerimi söylemek bana biraz abes kaçacak ama yinede söyleyeceğim ;

Tamam Allah'a şükredeceksin ama unutmaki Allah'ta karşımıza her türlü insanları,olayları çıkararak ve senin bu olaylara,insanlara tepkilerinin sonucunda senin hayatını belirler. Yani kısaca senin kayınbabanda bir vesiledir aslında.

Şimdi filmi back yap.

Düşünki kayınbaban sana kızını ilk isteyişte verdi. Senin maddi durumuna bakmadı. Ve sen daha okuyorsun. Henüz bir işin yok. Muhtemelen okul bitince kayınbabanın yanında ek patron olacaktın. Sonrasında kendi kendine komplekslere girecektin. Çünkü kendi paranı değil , kayınbabanın parasının üzerine oturacaktın. Her konuşulan kelime sana iğne gibi batacaktı. Mutsuz bir hayatla devam edecekti....

Nasıl ama....?

Buna daha birçok değişik senaryolar eklenebilir.

Bence sen kayınbabana iyi davran....:)

Saygılar

ınvestor
16-09-2007, 23:10
Çok açık bir söz söylemek isterim. borsada benim durumum bir istisna idi.ve böylesi olaylar saydığım şartlar ve Allahın yardımı ile olur ki milyarda bir olasılıktır.milyarda birin peşinede koşmayın.akıllı olun.

Siz siz olun bu acımasız piyasadan uzak kalmaya çalışın.ailenizin,çocuğunuzun geleceğini asla borsaya yatırmayın.

Bakınız çok açık söylüyorum bu piyasada işler görünenden çok farklı işler.sayın baba ve babo geçmiş engin tecrübelerini yansıtmışlar.gerçekler onların yazdığı ile neredeyse bire bir dir.

Sizlere bunca şeyi bu piyasanın içinden olan bir kardeşiniz ve abiniz olarak yazmayı insanlık görevi bildim.

Kalın sağlıcakla.

bikmisbroker
16-09-2007, 23:32
Siz siz olun bu acımasız piyasadan uzak kalmaya çalışın.ailenizin,çocuğunuzun geleceğini asla borsaya yatırmayın.
Kalın sağlıcakla.
Agziniza saglik, sayin investor. :bravo:

ınvestor
16-09-2007, 23:46
Agziniza saglik, sayin investor. :bravo:


Değerli Büyüğüm

Bu piyasada dönen dolapları az çok sizde bilirsiniz.
İnanın sevgili küçük yatırımcı kardeşlerimizin avlanması benim çok üzülmeme sebep oluyor.biliyorum ki aralarında çocuğunun hastahane masrafını,ailesinin rızkını v.b yatırıp kaybedenler var.

Bu halleri görüp işitince tek kelime ile yaralanıyorum.ben nereden geldiğimi asla unutmadım.

(Topiği ziyaret eden tüm üyelerin şahsımın ve sayın baba'nın anılarını son 10 sayfayı okuyarak gerekli çıkarımları yapmasını rica ederim.kendi yazdıklarım bizzat başımdan geçmiş hayat hikayemdir)

Hepinize esenlikler dilerim.

lamba
17-09-2007, 07:55
[selam. sızın hıkayenızı okurken herkesın ders alması gereken şey paranın kulu olmamaktır . olsaydınız zaten kayınpederınızı affederdınız... sizin insan olarak yetişdıren anneye babaya helal olsun . babanıza allah rahmet eglesın......insanı anne baba yetışdırır eşler degil.anneye babaya saygı duyan herkese selam olsun . dünyada degerler ve ınaçdan daha degerlı bır şey yok para sadece bu dünyanın en büyük sınavı bir kulun en büyük sınavı verdıgını nerde harcıyor sormayacakmı veren allah.......bana insan olmayı nasip eden allaha sonsuz şukurler olsun.........sizden rıcam yatırımcı genclere işi kotulemek degıl . tehlıklerını yazın cunku belkı onlarada kısmet vardır burda ne bılırızkı..........maksat ıyılıkse hataları tehlıkelerı soyleyın......... bırkusur ettıysem affola çunku dogruları soyleyenlerı sevmeyenler cokturda........selamlar









Hayat denilen döngü bana bir şeyi kesinlikle öğretti ki oda insan olmak gerektiği.asla paranın esiri olmadım.esiri olana da sadece acırım.

Ömrüm boyunca alçakgönüllü ve yardımsever oldum.ailemden bunları gördüm ben.

Bence insan ailesi,değerleri ve inançları için yaşamalı.

Saydığım tüm değerlere son nefesime kadar sahip çıkacağım.

Bu günleri gösteren Allaha sonsuz şükürler ediyorum.[/QUOTE]

BEDESTENLİ
17-09-2007, 09:38
Vakit sevdiğini isteme vakti idi. kız arkadaşına çeşitli kanallar vasıtası ile haber göndermiş istemeye geleceklerini söylemişti. Kız babasına durumu anlattı ve ayrıntıları ile izah etti. kızın babası tek kelime ile şaşırmış hatta dona kalmıştı. Ancak yaptığı yanlışın farkına varabilecek bir hayat görüşü yoktu. Her şeyini hatta dünya görüşünü paranın üzerine inşa etmişti adeta para için yaşıyordu. Kısa bir değerlendirmenin sonrasında istemeye gelinmesini kabul etti. Nede olsa ona göre ailesine zengin bir damat gelecekti ancak unuttuğu bir şey vardı. O da damadının ileride onu tek kelime ile dışlayacağı gerçeği idi.
Grekli bütün adetlere uygun şekilde sözlendiler. kısa bir süre sonrada dünya evine adımlarını attılar.ikisi de çok mutluydu.

Ve hayat devam ediyor...

(Beni hayata çok iyi hazırlayan maddiyattan çok daha önemli şeylerin olduğunu öğütleyerek beni yetiştiren ve tüm imkanlarını bana seferber eden babamı rahmetle anar, hayatımızı kökten değiştirerek bu günlere gelmemize vesile olan baş tacım bir tanem sevgili eşime sevgilerimi tekrar tekrar sunarım)

sayın ınvestor damadın dışladığı baba için, kızı hangi düşünceler içinde acaba,kız kahramanımızın hayatının kökten değişmesine vesile olmuş,bu baba sayesinde olmuş,( ama para için olmuş) baba ise bu para için dışlanmıştır.kahramanımız işin içine para girmese daha iyi olacağını düşünmüş,parada olmasa kızı vermeyeceklermiş,paraya önem versende vermesende yine herşey bu paranın içinde dönüyor....

ınvestor
17-09-2007, 10:52
sayın ınvestor damadın dışladığı baba için, kızı hangi düşünceler içinde acaba,kız kahramanımızın hayatının kökten değişmesine vesile olmuş,bu baba sayesinde olmuş,( ama para için olmuş) baba ise bu para için dışlanmıştır.kahramanımız işin içine para girmese daha iyi olacağını düşünmüş,parada olmasa kızı vermeyeceklermiş,paraya önem versende vermesende yine herşey bu paranın içinde dönüyor....

Kendimi yakın zamanda tanıştığım bir dostumun kendisi için kullandığı bir tarif olan son kelaynak gibi hissediyorum. evet, kabul etmemek imkânsız ki para büyük bir araç. Zaten bu olayların gelişiminde de sadece varılmak istenen noktaya ulaşmada vasıta olarak kullanıldı.

Eşim hayatım da verdiğim kararların tümüne sonsuz ve içten destek verir. Kendisi ile çok iyi bir ruh ikiziyiz de aynı zamanda. Bu olayda da tamamen arkamdaydı ve halen benden de katı olarak öyle tutum sergiliyor. Bakınız olayların bu noktaya gelmesinde anlatmayacağım birkaç faktör daha var. En iyisi konu verilmek istenen mesaja bağlı olarak değerlendirilsin ve dağılmasın. Özel hayat konu değil.


Her ikimizde ülkemizin gözbebeği bir fakülteden mezunuz ve hayat bizim önümüze para engelini çıkartmasaydı da biz zaten önemli yerlerde çalışıyor olacaktık. Zaten baba mesleğine devam etmek ve işleri büyütmek gibi planlarım da vardı.zaten bunuda gerçekleştirdim.ayrıca söylemek isterim ki bunların hiç birisi olmasaydı da biz eşimle soğan ekmeği bulup ikiye bölerek paylaşacak ve buna şükredecek karakterde insanlarız.

Ve artık sizlerden özel hayatın sorgulanmamasını rica ediyorum. Efendim lütfen yanlış anlamayınız amacım sadece piyasalarda ki tehlikelerden sizlere âcizane haber ve mesajlar eşliğinde gerçekler anlatılarak irkilmenizi sağlamak.

Şunu da sözlerimin arasına eklemek isterim ki sermaye piyasaları şirketler için yararlı bir vasıta olarak kullanılarak büyümeye kaynak sağlamak amacı ile oluşturulmuştur ve amacına uygun olarak işlemesinde sonsuz fayda vardır.ancak ülkemizde ve dünyada vahşi kapitalist sistem sermaye piyasalarını amacının tamamen dışına çıkartmış adeta sömürü ve kendi hedeflerine hizmet eden bir vasıta haline çevirmiştir.benim isyanım tamamen bunadır.

Hayatın hepinize tüm güzelliklerini yaşatmasını en içten dileklerimle temenni eder saygı ve sevgilerimi sunarım.

(Hayat şahsım ve ailem için çok şükür son derece güzel ve mutlu geçiyor.dileğim sizlerinde mutlulukları ailenizle yaşamanız yönünde)

zagari
17-09-2007, 12:18
Sn ınvestor özel hayatınızın da fırtınalı geçtiği görülüyor,
tabıı kı bızım asıl ılgılendığımız sermaye piyasalarıyla ilgili
başınızdan geçen ilginç olaylarınız tecrübeleriniz bunları beklıyoruz sizden

şunu belirtmek isterimki ne kadar uyarırsanız uyarın ınsanlar yıne de borsayla ilgilenecektir, insanın tabiatına aykırı olur aksi bir tutum :)
insanoğlunun nefsi, para kazanma hırsı olduğu sürece bu tutum değişmicektir.

ınvestor
17-09-2007, 12:58
--------------------------------------------------------------------------------

Para nasıl kaybedilir e dönecek olursak..

- BİRİLERİ senin ne olduğunu bilmediğin bu piyasaya geldiğini görüp oooo ne güzel kekler gelmiş dediğinde kaybedilir.
- Patron tahtada cirit attığı sürece kaybedilir.
-Hisseler halka olmadık zamanlarda arzı endam buyurulduğu sürece kaybedilir.
-Umudunu buraya bağladığın sürece kaybedilir.
-Yok şu sistem çok iyi,bu tarz işlem oldukça güvenli,efendim tekniği çok güzelMİŞ dediğin sürece kaybedilir.
-Vay anasına takas çok sağlam duruyor dediğin sürece kaybedilir.
-Algıda yanıltıcı göstergelere rağbet ettiğin sürece kaybedilir

YAHU ANLAYIN İŞTE HALKA AÇIK BİR ŞİRKETİN PATRONU DEĞİLSEN KAYBEDERSİN..............
__________________

baba
17-09-2007, 19:22
Sevgili Kentuf,
Zaten bu topiğin ilk sayfalarında borsada para kazanmanın tek yolunun, halka açılmak ,yani borsaya kote senet sahibi olmak olduğunu defalarca belirtmiştik.

Atik Büfe'nin halka arz kararını çok doğru bulduğumu belirtmek isterim.
Sakın hafife alma Münci İnci haftada 500 satan İNTERMEDYA yı (dergi)halka açtı.Bir kasa bir masa derler ya bunda ne masa vardı, nede kasa.Tahmin ediyorum senin ciron intermedya ya on basar.
Bıktık tabii aynı sözleri söylemekten ama ,bir başka ülkede bu halka arz iznini verenler, bir daha asla güneş yüzü göremezlerdi.

İşte bu adam(!) şirketin %100 ünü sevgili halkımıza arzetti ve herhalde iki mln dolarcık ta götürdü.Ama bu malları hemen geçirip gitti.
-Ulan bir daha kim yer sokak dergisini ,bu dereden bu kadar balık dedi.
Kerizlik ettiğinin farkında bile değildi.Bana sorsaydı ya.
Şirketin ana sözleşmesini değiştirip,altın arama faaliyetine başlatabilir veya enerji şirketi yapabilirdik,içine azcık un ve yağ koydukmu tadından yenmezdi.
Herkes bak dergiden çıkıp yeni enerji veya altın devi çıkıyor diye saldırıp fiyatını 20 kat yukarı atardık valla.

Senin ,bundan neyin eksik,hatta ciro ve karlılıkta on -yirmide basarsın.ATIKB kodu ylada işlem görmeye başlarsın.Ondan sonra forumda topiğin açılır.bizimkiler(onlar kendilerini bilir)eğer senet tavan tavan yukarı giderse,sana methiyeler düzerler,yok eğer aşağı gelirse birkaç gün kızdıktan sonra,EW ye göre 3 ü yaptı,bundan sonra 4 ü yapacak derler,hele aşağıda OBO yaptırırsan tadından yenmez.

Hele hele lüxemburgdan bir hesap açıp mallar CITI de toplanırsa ,yabancı takasındaki mallar artıyor diye herkes biribirine mail atar.

İki tane güzel bilanço yapıp mallarının tamamını satarsın,buradada EW ye göre beşi yapar,altı ay tahtayı kendi haline bırakırsın,iki tanede zarar bilanço oluncada değme keyfine,bizimkiler aldıklarının %80 nini sana onda bir fiyatına geri verirler.%20 si malı sahiplenir ve topikte aslında bilançoda zarar gelmemesi gerektiğini,malın CITI takasında toplandığını yazarlar.
Bundada kendilerinin nasıl akıllı olduğunu çıkarıp, gizli gizli övünürler.(açıktan yapamazlar hıyarlıkları meydana çıkar)Başkalarıda TA göre a-b-c çizgilerini kırması lazım geldiğini anlatır durur.

Sende başka isim altında topikde ky (ne demekse.kuru yemiş olabilir ) olup ,bir güzel ti ye alırsın.Zamanı gelince EW ye göre yükselen beşe başlarsın,iki tane karlı bilanço yollarsın,malları tekrar geçirirsin.Bu düzen böylece devam eder,bazan ATIKB 5 Milyar dolar piyasa değerine ulaşabilir,hatta o arada senide temizlemiş olurlar,şirketinin piyasa değerine sende şaşarsın.

Yılda ortalama 5 mln götürmezsen ,yazıklar olsun sana .Sonramı nolacak,şirkete bedeva enerji buluşunu yaptırıp,(erke) piyasa değeri Microsoft u bile geçirirsin valla.

Oğlum KENTUF ne duruyorsun !
Halka açılsana, belkide bize bazan bu fikirlerimiz için birkaç tüyo da verirsin bellimi olur.!

YORUMSUZ.
Sevgili Kentuf,
O arkadaş kapalı üç tahtada 7.5 mln ytl bıraktı.( o günkü fiyatlarla hemide.)Ama yinede devam ediyor yılmadan.

ınvestor
17-09-2007, 19:33
Sayın baba

Evveliyattan yazmış olduğunuz bu yazınızı okuyunca üstadım olduğunuz gerçeği bir kez daha gözümün önüne serildi.

Ve hemen bir zamanlar çok samimi görüştüğümüz eski bir patron ahbabımın borsaya kote olma ve devamında geride belki de binlerce mağdur küçük yatırımcı bırakma vakası aklıma geldi.

Yazık ki ne yazık.

Bir ara yazarım ve dostlarımız nasıl söğüşlendiklerinin farkına tekrar varırlar.

arunnatal
17-09-2007, 19:45
(bolum 1)


Kapının zili çalıyordu. Kocası bu sabah bir iş seyahatine gitmişti ve O olamazdı. Bayan Klein ürkek bir tavırla kapıyı açtı ve karşısında bir polis gördü. Endişelenmişti. Saat gece yarısına yaklaşırken eve bir polisin gelmesi oldukça korkutmuştu O'nu. Ne olabilirdi? İlk aklına gelen şey kocasına bir şeyler olduğu yönündeydi ki; polis sordu;

- John Klein sizin kocanız mı?

- Evet,

- Üzgünüm bayan benimle merkeze kadar gelir misiniz?

- Lütfen söyleyin ne oldu?

- Kocanız New York'un en yüksek binasından aşağıya atlayarak
intihar etti.

Kadıncağız öylesine kalakalmıştı. Çok sevdiği kocası artık yoktu.

Küçük kızı Elizabeth artık babasızdı. Bir iki saniyelik süre içinde bunları düşündü ve kaskatı kesilmiş, boğazına bir şeyler düğÜmlenmiş ne konuşabiliyor, ne ağlayabiliyor ne de bir başka tepki verebiliyordu. Farkında olmadan üzerirıe bir şeyler aldı ve şuursuz bir şekilde polis arabasına yürüdü. Morga geldiğinde kocası kanlar içinde yatıyordu.

- Kocanız bu kişi mi?

Kısık bir sesle "evet" dedi ve kadıncağız oracıkta yere yığıldı, kendinden geçmişti. Gözünü açtığında kendisini hastanede bulmuştu. Olayları bulanık bir fılm şeridi gibi hatırlıyordu. Boş gözlerle tavana bakarken evlendiği gün aklına geldi. Ne kadar da mut1uydu o gün. John'u üniversitede tanımış ve gerçekten çok sevmişti. Aradan geçen 7 yılda sevgisi her geçen gün daha da artmıştı kocasına.

Bütün gariplikler 1 yıl kadar önce başlamıştı. O coşku dolu, sevinç ve sevgi dolu kocası gitgide içine kapanmış ve kendine bir dünya kurmuştu. Sonuçta bir gece intihar haberi gelmişti. Tüm bunlara bir anlam veremiyordu. Kızı Elizabeth "babam nerede anne?" diye sorduğunda ona ne diyecekti?

madenci
17-09-2007, 19:45
Sayın baba; 100 kere de yazsanız 1000 kere yazsanız kuru yemişlerin yani bizlerin akibeti değişmez çünkü bize ky derler (kuru yemiş), yenmek için varız, bazen çayın yanında, bazen can sıkıntısından bazen de zaman geçirmek için...:he:...saygılar

arunnatal
17-09-2007, 19:49
Tüm bunları düşünürken doktorun sesiyle irkildi.

- Kocanızın cebinde bu mektubu bulduk ve bunun sahibi sizsiniz.
Eli mektubu açmaya korkuyordu. Tedirgin düşünceler içinde mektubu açtı. O'nun el yazısıydı.

"Sevgilim,
Bunu yapmak zorundaydım. Başka kurtuluşum yoktu.

Biliyorum senin hiçbir şeyden haberin yok. Sen bu mektubu okurken her şeyimizi kaybetmiş olacağız. Evimize el konacak. Sizi bu şekilde bırakıp gitmenin utancı içinde yazıyorum bu satırları ve senin yüzüne bakmaktansa ölümü tercih ettim. Sonumuzu borsa getirdi. Bu mektubu basın yayın organlarına ver. Başkalarının benim yaptığım hatalarımı yapmasını istemiyorum. Herkesin bu anlattıklarımı okumasını ve başka çocukların babasız kalmasını istemiyorum.

İntiharımı hazırlayan önemli noktalar var. Sen sadece ev paramızın borsada olduğunu zannediyorsun ama iş öyle değil bir tanem.
Borsaya ilk girdiğimde iyi para kazandığımı ve sana nasıl da ballandıra ballandıra anlattığımı biliyorsun. İlk 1 ay çok hızlı ve iyi para kazandım. Artık ben de bir guru idim ve olayı çözmüştüm. Kazandığım parayı borsadan çekmek aklımın ucundan geçmedi. Bu hızla gidersem, hayalimdeki her şeye kavuşacaktım. Nasıl kazandığımı etrafımdaki herkes ekstrelerimden gördü ve paralarını hiç düşünmeden benim hesabıma gönderdiler. Bunca yıl bana güvenen ve hiçbir kötü hareketimi görmeyen bu insanları da zengin edecektim. İşte böyle başladı.

Kredili hisse alımları yaptım. Hep olayların düzeleceğini umut ettim. Piyasa düştükçe, hep yukarı döneceğini umut ettim. Bu umutlarımı destekleyecek noktaları ve analizleri aradım durdum ve benim gibi düşünenleri okudum. Satışlar geldiğinde, düşük işlem hacmiyle düşüyor, nasılolsa yukarı dönecek diye umut ediyordum. Gerçekte işlerin kötüye gittiğini düşünüyordum ama hep yukarı dönecek umudu beni doğru yapmam gerekeni yapmaktan alıkoyuyordu.

arunnatal
17-09-2007, 19:54
Başlarda sadece bir iki hisseye takılıp kaldım ve bu hisseler benim kişisel aşklarım oldu. Onları bırakamadım. Alternatifleri pek gözü m görmedi.
Aşırı borçlandım: Baştarı itibaren sürekli olarak krediye girdim ve hata yapma şansılli kendimde görmüyordum.

Durmayı bilemedim. Belirli bir zarara ulaşınca satabileceğim noktayı hiçbir zaman belirlernedim. Bazen zararına satmayı düşündüm ama kayıplarım çok büyük diyerek, insanlara bunu nasıl anlatınm diyerek bunu yapmadım. Düşerse düşsün deyip kendimi avuttukça her düşüş beni daha da derinden sarstı ve oyunun dışına itti.

Kayıplar artınca, bir an önce kayıplarımı kurtarabilmek için daha büyük riskler almaya başladım. Bir iki kağıtta beklemek doğru değil dedim ve her sabah o gün tavan yapacak kağıdı aramaya başlayıp tüm parayı bir tek o kağıda yatırdım. Her defasında zarar edip "bu sefer olacak" diyerek artmaya başlayan kağıtların peşine takıldım.

Sürekli olarak portföyün tamamını hissede tuttum. Bir gün olsun hepsini satıp, sakin ve kararlı düşünüp sağlıklı seçimler yapmayı denemedim.
Kazarıdığım günler olursa, bu sefer sihirli formülü buldum diyordum. Kaybettiğimde ise; hiçbir zaman benden kaynaklanmadığını düşündüm. Bana kağıt önerenlerin beni kandırdığını, delaer'ın işlemi zamanında yapamadığını düşündüm. Hata benim değildi ve bana kredi verenlerindi, bana kağıt önerenlerindi, sermaye piyasaları kurulu'nundu, hissesini aldığım şirketindi, yani benden başka herkes hatalıydı ama ben değil.

En sonunda hatalarımı kabul etmek zorunda kaldım, ama bu kabulün altından kalkamıyorum ve bunun fiyatını hayatımla ödüyorum. Ev paramız, bana inanan ve güvenen insanların parası hep battı. Bundan sonra borsaya benim gibi girecek birçok insan olacak. Bu listeyi gözlerinin önünden hiç ayırmasınlar. Nice Elizabeth'lerin babasız kalmasını istemiyorum.

İnsanlar ne zaman hayattan zevk almamaya başlamışlarsa, bilsinler ki yukarıda benim yaptıklarımı yapıyorlardır.

arunnatal
17-09-2007, 19:58
Ictikleri caydan zevk almıyorlarsa, çocukları "babacığım" dediğinde onu duymuyorlarsa, seansın açılışını umutla bekleyip "bu sefer olacak" demeye başlamışlarsa, kaybettiklerinde mutlaka bir suçlu buluyorlarsa ve bu suçlu kendileri değilse, hemen o an, oracıkta bu işi bırakıp ke~ara çekilsinIer. Hayatları daha anlamlı hale gelecektir.

Senden, kendimden, herkesten utanıyorum ve bu utancın altından kalkamıyorum. Şimdi boşluğa uçtuğumda bunlar da bitmiş olacak. Kızım Elizabeth sana emanet. Biliyorsun, her gece yatmadan önce sütünü ben hazırlardım. "Babam nerede, niçin babam sütümü getirmedi" dediğinde, senin O' na ne cevap vereceğini bilemiyorum ve ben de bir şey öneremiyorum. Ama bildiğim bir şey varsa başka Elizabethler'in bu soruyu sormamasını sağlamak için bu mektubu basına dağıtmandır.

Elveda..

John


p.s. Yasar Erdinc' in 'Yatirimci ve Teknik Analiz Sorgulaniyor' isimli kitabindan alintidir.

baba
17-09-2007, 20:42
Günler geçiyordu,bir Pazartesi sabahı yine Cağaloğlu'ndaydı.Hemen bütün hisseler primliydi.
Özhan Oral'da komisyonculuğa başlamıştı.Bizimkinden bahsedilmişti,ama ilk defa görüyordu.
-Ağa;ne alınır?
-Çukurova.
-Benim bidiğim tek şey var borsa paralı adam işi.
-İşte bu çok doğru.
Semih;
-Yok ya ağa senet çok,satan çok.
-Herkes primsiz kağıt arıyor.İşte size primsiz ve ucuz kağıt .Dedi
Murad Kuran;
-Valla doğru.Dedi
Kimseden destek gelmedi.
Seanstan sonra Seracettin onu yakaladı.
-Yılbaşına ne olur?
-En az üç kat yapar.
Akşama tekrar döndü.
Karabük'e yavaş yavaş sonbahar geliyordu.Üç Başlar'da meşe yaprakları arasından sararmış yapraklar seçiliyor,orman rengarenk oluyordu.
Bir pazar günü,İş Bankası Müdürü ve hanımını da alıp,Üç Başlar'a Panayır'a gittiler.Büyük bir kalabalık vardı.Kasaplar koyunları kesip parçalıyordu.Bir koyunu ikiye parçalatıp beraberce aldılar.

Artık ,mangal keyfi başlamalıydı.Arabanın arkasından mangal çıkarıldı,çalı çırpı toplanıp mangal yakıldı,Koyunun kaburgaları kasap'a pirzola yaptırıldı.Salata hazırdı.Bir şişe Yeni Rakı açıldı,serilen örtülere oturulup,üzerine kekik dökülmüş,pirzolalar götürülmeye başlandı.Çeşmeden akan buz gibi su'da cabası.

Karşıda, Demir Çelik fabrikasının bacasından alevler çıkıyor,çıkan duman şehrin üzerine çöküyordu.Araç çayı,Bostanbükü köyünü geçip gidiyordu.Şehir dağa yaslanmıştı,bu dağ oldukça dik yükseliyordu,Bey Dağından farklı olarak tamamen ormandı.Eteklere doğru,tek katlı evleriyle Yenişehir, ağaçlar içindeydi.Burası tamamen lojmandı.

Müdür'e dönerek ;
-işte bizim ev dedi.Dağın eteğindeydi evleri.İşte Safranbolu,Onun altında Konarı köyü,bak bak Yörük köyü bile gözüküyor.

Müdür fazla ilgili değidi oysa.Ona dönerek;
-Ne zaman hisse alacağız?
-Yarın,Çukurova Elektirik alacağız.Hepsiyle değil ama ben 1000,sende 300 adet.Sabah teleksi geçersin.

kentuf
17-09-2007, 20:56
YORUMSUZ.

Sevgili baba ciddi çalışmalar içindeyim .Spk üst kademelerine eş ,dost ,akraba bir kaç kişi yerleştirsek herşey daha güzel olcak .Hem birde şirket ismide karizma artık .Bende o yüzden euroemlak 'a ,birde euroyapi yi ekledim .Emlakçı diyoz adam şey gibi bakıyor ,Büfeci diyoz ne büfesi diyor ,fırıncı diyoz ne fırını diyor .Millet sektör beğenmiyor bunlara nasıl hisse satacaz .En güzeli sektörü boyıyalım parası önemli değil .Euroyapi vaşş .Ne iş yapıyon inşaat abey.Nerde tazmanya ağırlıklı çalışıyoruz vaşşş olur .Sonra enkai yanında euroi olarak onun piyasa değerinin dörtte birinden işi başlarız .Sonra bir kaç enerji santrali kurdukmu bu tahtayı kim tutabilir pehh.

bikmisbroker
17-09-2007, 21:01
Biz ky ler olarak 4 gozle Halka arzi bekliyor olacagiz sevgili Kentuf.
OKUYUCULAR arasinda son yillarda Net grubu kagitlarinda yasanan ve Unlu Borsaci SOROS'un Kol, bacak, kafa kesip arkasina bakmadan aldiklarini tahta sahibine zararina satip gittigi olayi bilen varsa anlatabilirmi acaba??

Canli ornek niyetine..

bikmisbroker
17-09-2007, 21:15
Saz Söz Zil ve şan...

Yillar evvel, Gazinolarimiz vardi..En meşhurlari da Bebek Belediye Gazinosu, Taksim Gazinosu ve Caddebostandaki Maksim Gazinosu idi..

Ankarada ise Gar gazinosu vardi..Bu Gazinolarda zamanin zenginleri, para babalari boy göstermek ve bu gazinolarda sahne alan sanatcilari dinlemek icin avuc dolusu paralar harcarlardi..Yine bu Gazinolarda masa ayirtabilmek bile bir maharetti, hersey para değildi, taninmiş olmak da gerekiyordu ustelik..

1960 dogumlular ve eskileri bu Gazino dönemini az bucuk hatirlarlar ancak hele hele 1965 dogumlu ve daha kücükler ise bu dönemi pek animsamayabilirler..
1070 dogumlu ve daha kucuklerin ise bu Gazino dönemini hatirlamalari mümkün değil nerede ise..

Sahne alan sanatcilarin isimleri en üstte ve Kocaman olmak üzere yazilir, altinda da as solistten sonra kidem ve önem sirasina göre yer alan diğer sanatcilarin isimleri yer alirdi..Zeki Muren, Gönül Yazar, Muazzez Abaci, Emel Sayin, Nukhet Duru, Seda Sayan, Bülent Ersoy ve hatta Sibel Can o dönemin Gazinolarinin sanatcilaridir..

Gazinoya gitmek, orada calisan sanatcilari izlemek, hele hele ön siralarda yer ayirtmak her babyiğidin harci degildi..Kendine has Bir Gazino Adabi, Usul ve Erkani vardi.

Masa düzeninden, Otoparkina Kadar... Kapida sizi karsilayan General (Niyeyse) kostümlü karşilayicidan tutunda Garsonlarina Komisine kadar Farkli idi..

Gazinodaki Masa düzeni ve yemek servisi oyle pek de sizin seciminize birakilmiş gibi değildi, evet Güya siz siparişleri verirdiniz amma, hesap kelle başi oturdugunuz yere göre 3 aşaği 5 yukari birbirine yaklaşik rakamlardan oluşurdu..

Yakin zamanlarda ölen Fahrettin Aslan o dönemin en büyük Gazinocularindandir.. Bu bahsettigim Gazinolara gitmek icin günlerce öncesinden hazirliklar yapilir, bayanlar terzilere koşar beyler ise en şIK kiyafetleri ile gelirlerdi Gazinoya.. Velhasil Gazino bambaska bir Olay, ve bambaşka bir Kültürdü..

Bu Gazinolarda AS SOLiST sahne almadan önce, saz heyeti sahnedeki yerini alir, ince ayarlarini yaparlar ve Orkestra şefi (genellikle Kemanci) nin işareti ile Program başlardi.. Saz heyetinin Programa başlamasi ile yemek servisi dururdu..

Boylesine şatafatli bir programda Saz heyeti Tambur veya Kanun eşliğinde önce "Ara Taksimi" gecer, daha sonra ise Orkestranin diger calgilari sirasi ile bu nağmelere ayak uydurarak programa katilir, ve 30-40 kisilik saz heyetinin icinde oncelikle calan 2-3 kişi iken gecenin ilerleyen saatlerinde saz heyetindeki BUTUN calgilar sanki birbirlerinden bagimsizmişcasina Cosku ve gurultu ile calmaya devam ederler, bu arada Volume en yuksek perdeye ulaşir, arkasindan ise Final gelirdi...

Adab Usul ve Erkan Boyle idi...

2002 senesinden itibaren hareketine başlayan borsamizda durum farklimi??

Ilk başta belli basli sazlar başladilar...DOHOL, ISC gibi...

Bir muddet bu şekilde gittik..Arkasindan iMKB 5 dedik, yok iMKB 10 dedik..Daha sonra iMKB30'u hatirladik, derken ozellikle son 3-4 aydir iMKB100 deki kağitlardan bahseder olduk..

Hali hazirda iMKB mizde 300 den fazla kagit var, ve pek yakinda bu 300 küsur kağitdan da ayri ayri SES gelirse ben şaşirmayacağim..

As Solistler halen sahnedeler, ve Program bütün HIZI ile devam ediyor, Saz heyeti elemanlari birbirlerinden bağimsizcasina kendi nagmeleri ile ve büyük bir coşku ile programa katiliyorlar..Ve Cok seslilik HAD safhaya gelmek üzere..

Bu Gazino Programi bana yabanci gelmiyor amma??? Yaniliyormuyum??

Bu Yazimizi yazdigimzda Tarih 11.Kasim.2005 imis..
Endeksimiz 28.Subat.2006 da MAXiMUM seviyeye gelmis ve....

Sonrasini yasiyoruz zaten??

kentuf
17-09-2007, 21:29
sevgili baba zahtı muhteremi sizde tanırsınız .

Çukurova hisseleri işleme kapatılmadan iki ay öncesi .Bana bir telefon geldi bir abimizden kendisi bir kurumun 12 katında işlem yapar .Borsayı çok iyi okuyan ,çok iyi bilanço okuyan bir abimizden .Kentuf ne yapıyon bir limonata kap gel dedi .Bende bir sene boyunca spekülatif bir tahtada bana hisse taşıtıp fenada olmıyacak bir getiri sağlatan abimizi kırmadım yanına gittim .Kentuf çukurova al dedi . Bende haliyli hayrola ne oldu dedim . Biraz otur göreceksin dedi .Yanına grand tuvalet şık giyimli bir adam geldi.Adam beni haliyle süzdü ve bu çoçuğun burda ne işi var gibi baktı bana .Abimiz o bizden dedi .Adam başladı anlatmaya .Yok tahtada hiç bir risk olmadığını hissedeki blok malın iki aracı kuruma verileceğini .Bilançosunun çok iyi geleceğinden gibi bir çok pembe hikayelerden bahsetti .Abimiz de bir soru sordu .Eğer bu tahta işleme kapanırsa ne yapacaz . adamın cevabı kağıdın üstünde birebir temettü olduğu .şirket tahtası işleme kapansa bile temettülerden zarar edilemiyeceği yönünde idi .Bu abimizi rahatlatmış olsa gerek o konuşmanın iki gün sonrası .Tahtada çok büyük itekleyici bir etki yapmasa bile alışa geçmişlerdi .

Ben akşam eve geldim .Olaydan eşime bahsettim .İki ay önce eşim almadığı için kaçırdığı fırsattan dolayı abimizin tüyosunu incelemeye başladı .Bana Tufan bu tahtada mal toplu ve hareket hazırlığı var dedi .fiyat 700.000 ytl civarlarında idi .Bende almak için acele etmemesini bu işte bir bit yeniği olduğunu söyledim .Eşim tahtada 750.000 ytl den azda olsa mal aldı .Tahta 1.300 ytl ye geldiğinde kendisi ile pınar süt muhabbeti ettiğim aracı kurumda çalışan arkadaşımın patronunun bu tahtada 4 trilyonluk mal aldığını tahtanın 3 milyona çekileceği yönünde tiyo olduğunu söyledi .Akşam eve geldim .Eşime durumu anlattım ve sabah ilk işin satması gerektiğini anlattım .sabah ilk işi hisseleri satmak oldu .Gitti babasına serçe bir araba aldı pehh.Sonrasında Aldı başını hisse yukarı gitti gene ama bir şeyler dönüyordu .Abimizi aradım .Abi dedim bana bu hisse için böyle bir haber geldiki bu çoçuk ayaklı gazetedir sen dikkatli ol dedim .Bana kentuf harbiden bir pislik olabilirmi diyorsun dedi .Bende sana akıl öğretmek haddim değil ama patron büyüklere mal çakıyor bence dedim .Aşağı salsa herkes karda verecek .Yukarı çıktıkça bence mal dağıtılıyor dedim.İki hafta geçti ve tahta zınk diye işleme kapatıldı .Herkes bilanço ile gelecek temettüden yırtarız düşüncesinde idiki borsa kodundan tahta çıkarılınca bu hayaller suya düşmüş oldu .

Milletin ağzında sakız olan çukurova uçacak muhabbeti bir anda harbiden çukurovaya dönüştü .

ınvestor
17-09-2007, 21:47
sevgili baba zahtı muhteremi sizde tanırsınız .

Çukurova hisseleri işleme kapatılmadan iki ay öncesi .Bana bir telefon geldi bir abimizden kendisi bir kurumun 12 katında işlem yapar .Borsayı çok iyi okuyan ,çok iyi bilanço okuyan bir abimizden .Kentuf ne yapıyon bir limonata kap gel dedi .Bende bir sene boyunca spekülatif bir tahtada bana hisse taşıtıp fenada olmıyacak bir getiri sağlatan abimizi kırmadım yanına gittim .Kentuf çukurova al dedi . Bende haliyli hayrola ne oldu dedim . Biraz otur göreceksin dedi .Yanına grand tuvalet şık giyimli bir adam geldi.Adam beni haliyle süzdü ve bu çoçuğun burda ne işi var gibi baktı bana .Abimiz o bizden dedi .Adam başladı anlatmaya .Yok tahtada hiç bir risk olmadığını hissedeki blok malın iki aracı kuruma verileceğini .Bilançosunun çok iyi geleceğinden gibi bir çok pembe hikayelerden bahsetti .Abimiz de bir soru sordu .Eğer bu tahta işleme kapanırsa ne yapacaz . adamın cevabı kağıdın üstünde birebir temettü olduğu .şirket tahtası işleme kapansa bile temettülerden zarar edilemiyeceği yönünde idi .Bu abimizi rahatlatmış olsa gerek o konuşmanın iki gün sonrası .Tahtada çok büyük itekleyici bir etki yapmasa bile alışa geçmişlerdi .

Ben akşam eve geldim .Olaydan eşime bahsettim .İki ay önce eşim almadığı için kaçırdığı fırsattan dolayı abimizin tüyosunu incelemeye başladı .Bana Tufan bu tahtada mal toplu ve hareket hazırlığı var dedi .fiyat 700.000 ytl civarlarında idi .Bende almak için acele etmemesini bu işte bir bit yeniği olduğunu söyledim .Eşim tahtada 750.000 ytl den azda olsa mal aldı .Tahta 1.300 ytl ye geldiğinde kendisi ile pınar süt muhabbeti ettiğim aracı kurumda çalışan arkadaşımın patronunun bu tahtada 4 trilyonluk mal aldığını tahtanın 3 milyona çekileceği yönünde tiyo olduğunu söyledi .Akşam eve geldim .Eşime durumu anlattım ve sabah ilk işin satması gerektiğini anlattım .sabah ilk işi hisseleri satmak oldu .Gitti babasına serçe bir araba aldı pehh.Sonrasında Aldı başını hisse yukarı gitti gene ama bir şeyler dönüyordu .Abimizi aradım .Abi dedim bana bu hisse için böyle bir haber geldiki bu çoçuk ayaklı gazetedir sen dikkatli ol dedim .Bana kentuf harbiden bir pislik olabilirmi diyorsun dedi .Bende sana akıl öğretmek haddim değil ama patron büyüklere mal çakıyor bence dedim .Aşağı salsa herkes karda verecek .Yukarı çıktıkça bence mal dağıtılıyor dedim.İki hafta geçti ve tahta zınk diye işleme kapatıldı .Herkes bilanço ile gelecek temettüden yırtarız düşüncesinde idiki borsa kodundan tahta çıkarılınca bu hayaller suya düşmüş oldu .

Milletin ağzında sakız olan çukurova uçacak muhabbeti bir anda harbiden çukurovaya dönüştü .

Sözünü ettiğin bu harekette aynı grupta olduğumuz dostlarımızdan birisi maalesef servetinin yarısını kaybetti.

Fakat malların yukarı hareket de basıldığını sadece kör borsacılar göremedi.

Çok ikaz ettik ancak insanda para hırsı olmaya görsün.

kentuf
17-09-2007, 21:51
Başlıktaki kadere sahip kişiler genelde traderlar dır.

Piyasanın içinde yıllarda olup ,seans salonu havasını içine çekmiş ,derinlikte uçuşan rakamları gelen haberleri ,gelen habere borsanın vereceği tepkiyi hafızalarına kazımış kişiler .Artık otomatikmanda olsa orta ve uzun vadede daha çok getiri yapacak hisseyi bir çırpıda görebilirler .Ama onu alıp taşıyacak ne zamanları nede öyle bir dertleri vardır .

Sevgili üstadımız bir zamanlar hisse.net forumundada yazan Sermet Güngör bunlara en iy örnek teşkil edenlerden biridir.Kendisini ben tanıdığım kadari ile iyi bir analist ,borsanın ruhunu çözmüş ,güzel bilanço okuyabilen bu abimizin ne hikmetse her dediği çıkmış .Bir kaçı hariç hiçbir genel hareket içinde olmadığından dolayı genelde başarılı olamamıştır .

Borsada şartlar bazen öyle gelişirki olması gereken hareketler pozizyonlar yüzünden ,bazen gelişmeler yüzünden yıllarca ötelenebilir .Bazen hareket öyle bir anda gelirki hisseye her yerde para kaybaderken o hissede kazanıyor durumda olursunuz .Para kazandığınız noktada o pozizyondan çıkmak demek sizin borsada hiçbir zaman önünüze konan ekmekleri yiyemiyeceğinizle aynı şey olduğunu bilmelisiniz.Bana bunu örnekleri ile gösteren ve tuddf tahtasında 5.5 yıl gibi kıpırdamadan durmamı sağlayan Sermet Güngör 'e teşekkür ederim.Çünkü o derki dip yapan piyasalarda dipleri yükselen hisseden korkmıyacaksın .Karda olduğun hisseyi kötü havada sana yediriyorsa bekleyeceksin .Kendisi ecyap bunu başarılı bir şekilde uygulamıştır.