PDA

View Full Version : Zeytin Bahçesi Kurmak Nasıl Bir Yatırım Sizce?



Pages : 1 [2] 3

kygnad
29-01-2006, 15:16
Siz uzaktan bakınca, fıstık çamını diğer çam ağaçlarından ayırabilir misiniz?
Hakkı Devrim

(1048 kişi okudu)

Kendimi anlatacağım zaman, söze halamdan başlamayı severim. Evde büyük annesi olmayan çocuğun bir yanı eksik kalır inancındayım. Bir de iddiam var benim; büyükleri olmayan evden mesela, bir romancı çıkmaz, diye...
Babaannem de, anneannem de vardı. İkisiyle de, nene-torun ilişkilerimiz oldu. Ama benim büyükannem, değişik ufuklar açan, bana has dünyalar yaratan masalcıbaşım Üftade Halam'dı.
Evimizin insanlarını o sevdirdi bana. Denizli'de fark etmeye başladığım dünyayı ilkin onun gözüyle gördüm. Allah'a dair ilk suallerime o cevap verdi. Buluğa eriş şaşkınlığımı onunla paylaştım. Sinema sinema, mesire mesire, cami cami İstanbul'u onunla tanıdım. Bir memur evinde dünyaya açılan pencerem, kitaplardan da önce halamdı.
*
Ömrüm oldukça unutamayacağım güzellikte bir tabiat parçasını da son günlerde halamın küçük torunu Özer gösterdi bana. Bize daha doğrusu... Özer Güzelkazzaz. (Kazzaz'ın veya kazaz'ın ne demek olduğunu bilir misiniz? Ben de, halamın kızı Bursalı bir ailenin oğluyla evlenince öğrenmiştim. «Ham ipeği işleyen veya satan» demek).
Ayvalık'ta kaldığımız otele telefon etti Özer:
– Sizi çok seveceğiniz bir yere götürmek istiyorum. Bugün bir programınız var mı?
– Nereden arıyorsun?
– Yola çıktık bile, diye güldü. Özgül ve Özcan ablam da var.
– Biz de dünden hazırız Özer, dedim. Buluştuk, iki araba halinde yola koyulduk.
Bu bölgeyi biraz tanırım. Diyorum ya size, yaşlanmanın türlü bin sakıncası yanında iyi tarafları da var. Mesela bir an gelir, bütün vatan coğrafyasıyla akraba olduğunuzu sanırsınız.
Bakın nasıl!
Edremit'ten kız aldık, dedim. Bizim Lale gelin rahmetli Süleyman Tuncel'in kızıdır, Edremitli. Öğretmen olan Özcan yeğenim yıllarını Edremit'te geçirdi.
Ayvalık'ta Gülseren Hanım'ın çocukluk arkadaşı (Edebiyat Fakültesi'nden benim de sınıf arkadaşım) Günseli ve Fikret çifti var; yazları oradalar.
Bir diğer sevgili yeğenimiz Ayşegül Louvet, ki Fransa'da üniversite öğretim üyesidir, yaz aylarını eşi ve çocuklarıyla Assos'taki sevimli yazlıklarında geçirir. Burhaniye'nin bir adı da (bana ve bütün ailemize göre) İsmail Sivri'dir; Aysel ve çocuklarıyla o da her yaz orada. Onun olduğu yer, benim de memleketim sayılır.
Ne kaldı geriye, Altınoluk ile Havran mı? Zorlansam, oralardan da tanış bulabilirim size.
Yani gidince Edremitlilere:
– Demokrat Partili Ali İleri'den beri, Balıkesir'den hâlâ Edremitli bir milletvekili çıkaramadınız, diye takılabilirim.
Ayvalık turizme açık yanıyla konuşuluyor da, ekonomi açısından bölgenin merkezi olan Edremit haksız yere ikinci planda kalıyor, diye dertlenebilirim.
*
Bölgeyi tanırım da, bizi ilk defa Özer'in götürdüğü Kozak Yaylası'nın adını işitmemiştim.
İzmir, Bergama, Edremit, Ayvalık arası bir yerlerdeyseniz (yol tarifini benden beklemeyin), Kozak sapağını sakın atlamayın. Bir süre seyrek ormanlar ve göz alabildiğine uzanan bamya tarlaları arasında ilerleyecek, sonra ağaçların sıklaştığını ve güzelleştiğini göreceksiniz.
Şöyle sorayım:
– Siz uzaktan bakınca, fıstık çamını diğer çam ağaçlarından ayırabilir misiniz?
Ayırıcı özelliklerini söyleyeyim: uzun ve mevzun (bacaklar diyecektin handiyse; mevzun, «düzgün ve biçimli» demek) bir gövdesi varsa; alt dalları budandığı için yukarılarda kalan yaprakları bildiğimiz çam renginden daha koyu yeşil ve gürse; seyrelmiş yeri olmayan bir ormansa gördüğünüz, bir fıstık çamı ormanındasınız demektir.
Benim bugüne kadar görebildiğim ormanların çoğundan daha güzeldi, demekte hiç tereddüt etmeyeceğim. İstanbul Orman Bölge Müdürü Faruk Çebi'nin, dikilecek fidanlar arasında fıstık çamından da söz ettiğini öğrenince çocuklar gibi sevindiğimi de söylemeliyim.
Giderseniz, orman köylerinden Bağyüzü'lü, ilkokul mezunu Önder Özdemir'in fıstık fabrikasını ziyaret etmeden de geçmeyin. Mevsimine göre 30 ila 70 işçi çalıştıran bir fabrika. (1985'te kurulmuş. Üretiminin çoğunu ihraç ediyor.)
Yaylanın önemli ürünü, dediğim gibi fıstık çamı. Sonbahara doğru toplanan siyah üzümleri de çok aranırmış. Bir de granit taşı var yaylada. Küçük küpler halinde parke taşı haline getirilmişlerini gördüm. Bu işin yapıldığı derli toplu bir tesis de var. Fıstık fabrikasını gezdik, kozalakların ayıklanmasından başlayarak adım adım fıstıkların sınıflara ayrılışını inceledik de, granit imalathanesini gezecek vaktimiz olmadı.
Mutlaka uğramalısınız diyeceğim bir yer daha var. Yayla havası, cânım çam ormanı, biraz da yürüyüş, genci yaşlısı insan kurt gibi acıkıyor.
Yaylaya çıkışta fıstık fabrikasına gelmeden, yolun sağında sevimli bir çardak altına rastlayacaksınız. Adı yazılı, Kozak Cafe. (Cafe'siz yayla olur mu?) Orada en alasından gözlemeler sizi bekliyor. Peynirlisi, kıymalısı, ıspanaklısı on dakikada hazırlanıyor. Mis gibi köy ayranı ve şehir lokantalarında bulamayacağınız salatalar. Daha ne istersiniz?
*
TEMA'cı dostum Nihat Gökyiğit'e müteşekkiriz, bizi Macahel ormanlarıyla buluşturduğu için. Özer'e de Kozak Yaylası için teşekkürler ettik. Sizlere bir güzellikten haber getirebildiğim için de mutluyum.
Bu orman, ormanlar... Tıpkı deniz ve denizler gibi, insanın vazgeçilmez sevgililerindenmiş de meğer, ben bu gerçeğin şimdi şimdi farkına varıyorum.

kygnad
29-01-2006, 15:18
Hammadde var FABRİKA yok..!
Orman Bakanlığı’na bağlı ORKÖY Genel Müdürlüğü, Bandırma, Gönen, Susurluk, Erdek ve Manyas köylerindeki üreticeleri bir kooperatif altında toplayarak, bugüne kadar yok pahasına satılan çam kozalağı ürününü asıl değerinde satılmasını sağlayacak.


Türkiye’nin , kalite ve ürün değeri bakımından en iyi fıstıkçamı kozalağının Bandırma ve Gönen fıstık sahalarında yetiştirildiği belirtildi.
Bandırma Orman İşletme Müdürlüğü’nde, dün, saat 10.00’da fıstık çamı ağaçlandırma sahası olan köylerin muhtarları, azaları ve vatandaşların katılımıyla bir toplantı gerçekleştirildi.
İşletme Müdürü Sayim Çakır, ORKÖY Başmühendisi Engin Özcan, Manyas Orman İşletme Şefi Reşat Karaca, Aladağ Orman İşletme Şefi Metin Şayan, Gönen İşletme Şefi, Abdullah Çil, katılımcılara kurulacak olan kooperatif ve fabrika ile ilgili bilgiler verdiler.
Orköy Başmühendisi Engin Özcan, kooperatifleşme ve


fabrika kurma yolunda yapılan çalışmalarla ilgili olarak, “Bandırma ve Gönen’de fıstık çamı olarak büyük bir potansiyel mevcut. İstiyoruz ki, üreticiler çam kozalağından çok az değil, gerçek parayı kazansınlar” diyerek şunları söyledi:
“Bergama- Kozak yaylasına geçtiğimiz günlerde bir gezi düzenleyerek burada bulunan kooperatifi üreticilerimiz gördüler. Kozalak içersinden çıkan çekirdekli haline bugün kilosunda 5 milyon lira ödüyorlar. ve 1 kilosu 5 kg. kozalaktan çıkartılıyor. Kaba bir hesap yaparsak 1 milyon 200 bin lira alacakları yerde 5 milyon lira alacaklar. Bunu işlediğimiz takdirde bugün ihraç bedeli, kiloda 17 dolar. Bunun esas fiyatı 20-22 dolar. Bu da yaklaşık 23- 25 milyon lira civarında Oradaki tesisi ORKOY Genel Müdürlüğü (Orman Halk İlişkileri Genel Müdürlüğü) finanse etti. Fondan kredi vererek, yaklaşık 1 trilyon civarında bir yatırım, bu yatırım yapılırken karşı taraftaki kooperatif’te yüzde 10’unu karşılamak durumunda. Bu şartları sağlayan ve hammaddesi olan her orman köylüsüne, her orman kooperatifine bizler ORKÖY Genel Müdürlüğü olarak bu tür kredileri götürüyoruz. Burada da amacımız, Bandırma’da fıstık çamı olarak çok büyük bir potansiyel mevcut, istiyoruz ki, bu kişiler, bundan çok az değil, gerçeği olan parayı kazansınlar. Biz bu arkadaşlara yol gösteriyoruz, bizim görevimiz bu. Bundan sonrası vatandaşın birlikteliğine kaldı. Bizler kendilerine lokomotif olarak önderlik yapıyoruz.” dedi.
Hedef kooperatif
Bandırma Orman İşletme Şefi Osman Sungur, “ Türkiye’nin kalite ve ürün değeri bakamından en iyi fıstık çamı kozalağı Bandırma ve Gönen fıstık sahasında yetiştiriliyor” diyerek toplantı sonunda temsilcimizi bilgilendirdi.: “Bandırma, Gönen, Susurluk, Erdek ve Manyas köylerindeki, fıstık çamı ağaçlandırma sahası olan köylerinden, muhtarlar, azalar ve halktan kişilerle bir toplantı yaptık. Bu toplantının maksadı, fıstık çamlarından üretilen kozalakların değerlendirilmesi maksadıyla fabrika kurmak.Bu fabrikayı kurmak için önce bir kooperitatifin bünyesinde üye olmalarını sağlamak, böylece kurulacak kooperatif ORKÖY’ Genel Müdürlüğü’nden kredi talebinde bulunacak. Bunun neticesinde de belirlenecek herhangi bir bölgede, fabrika kurmak suretiyle bu fıstık çamlarını ilerde toplanacak fıstık çamları kozalaklarının fabrikaya gelmesi suretiyle daha iyi bir şekilde değerlendirilmesini sağlamak.Bu toplantı bir ön görüşme, bilgilendirme toplantısı. 1 Mart 2002 Cuma günü yapılacak ikinci toplantıda ise ,hedef, Kooperatif denilecek. O kooperatif bünyesinde fıstık çamı ağacı olan köyler, burada toplanarak hedef kooperatif belirlenecek. Yine köylere gidilerek vatandaşlara bilgilendirme toplantıları da düzenlenecek. Çünkü Kooperatifin hizmet verebilmesi için köy halkının yüzde 51’inin bu koopernatife üye olması gerekiyor”dedi.

ANALİZATÖR
29-01-2006, 20:06
YaĞmur YaĞmazsa 3/4gÜnsonra Toprak Tava Gelebİlİr BugÜn Gezdİm Tarlayi. Bazi Fİdanlarin SÜrgÜnlerİnde Kirilma OlmuŞ Bazen Çok Sert RÜzgar Esİyor..sayin Kgynad 15-15-15 GÜbresİ Nasil Bİr GÜbre.zeytİnlerİ Dİkerken Mutlaka GÜbre Kullanacam Trİple SÜper Fosfat İle Potas Dedİm. 15/15/15 GÜbresİnİ Kullan Hepsİ İÇİnde Var Dİyolar. Bu GÜbre Olurmu Toros GÜbrenİnmİŞ. Olursa Her Fİdana Nekadar Atayim. Olmaz Dersenİz Trİple Ve Potas Kullanacam. Ayrica Zeytİnlerİn Etrafinda Çok RÜzgar Alan Yere Fistik Çami Dİksem Olurmu RÜzgarlik Olarak.saygilarimla Hayirli AkŞamlar.

kygnad
29-01-2006, 21:23
15x15x15 te 3 temel besin maddesi var ama bu gübre bir iki yağmurda yıkanır gider,asıl önemlisi pahalıya malolan bir gübredir..şöyleki:
diyelim triplenin %50 si fosfordur,potasyum sülfatın da her torbasında %50 potas vardır..üç onbeş gübrede ise bu oran %15 tir..yani siz bir torba triple gübredeki fosforu vermeniz için üç çuval üç onbeş gübre kullanmanız gerekir..
veya şöyle diyeyim her fidan tabanına 1 kilo triple veya p.sülfat koyduğunuz zaman içinde 500 gram potas ve fosfor vardır..halbuki 500 gram potas veya fosfor sağlamak için fidan dibine 3 kilodan fazla üç onbeş gübre koymanız gerekir..üçonbeşin neden pahalıya malolduğunu sanırım anlamışınızdır..
ayrıca üçonbeş gübre genelde sebze türü ziraatte kullanılır..triple ve p.sülfat taban gübresidir..20-25 cm. derinliğe toplu olarak konulan bu gübreler taşlaşır ve hemen eriyip gitmez ve zeytinin en az 2 yıl ihtiyacını karşılar..zeytin bu gübrelerden lazım olduğu kadar alır..

kygnad
29-01-2006, 21:31
sakın tava gelmeden dikim yapmayın,torbalı-topraklı fidanlar yılın her günü ekilebileceği gibi,ideal dikim mevsiminin bitmesine daha iki ay var..acele etmeyin..
çamur haldeki toprağa dikim yapmayın..bu hastalığa davetiyedir..

kygnad
30-01-2006, 00:35
YaĞmur YaĞmazsa 3/4gÜnsonra Toprak Tava Gelebİlİr BugÜn Gezdİm Tarlayi. Bazi Fİdanlarin SÜrgÜnlerİnde Kirilma OlmuŞ Bazen Çok Sert RÜzgar Esİyor..sayin Kgynad 15-15-15 GÜbresİ Nasil Bİr GÜbre.zeytİnlerİ Dİkerken Mutlaka GÜbre Kullanacam Trİple SÜper Fosfat İle Potas Dedİm. 15/15/15 GÜbresİnİ Kullan Hepsİ İÇİnde Var Dİyolar. Bu GÜbre Olurmu Toros GÜbrenİnmİŞ. Olursa Her Fİdana Nekadar Atayim. Olmaz Dersenİz Trİple Ve Potas Kullanacam. Ayrica Zeytİnlerİn Etrafinda Çok RÜzgar Alan Yere Fistik Çami Dİksem Olurmu RÜzgarlik Olarak.saygilarimla Hayirli AkŞamlar.

zeytinlerin etrafında çok rüzgar alan yerlere fıstık çamı ekebilirsiniz,bu bir rüzgar perdesi görevi görür..tabi çok şiddetli rüzgar varsa bu yönde..unutmayın,zeytin de güneşli ve havadar yerleri sever..yerin havadar ve çok güneş gören yer olması hastalıklar açısından yararlıdır..

ANALİZATÖR
30-01-2006, 16:35
sayın kgynad triple ve potas bulamıyorum bi yerde buldum az var satılmıyo getirmiyoruz diyolar. ama araştırıyom bulmaya çalışacam. yalnız 15/15/15 fiatı torosun çinkoluymuş 400 milyon tonu. triple ve potas yaklaşı 600kilo 600kilo alsam 650 miyon yapıyormuş. her ağaca 500 gram 15/15/15 atsankalan 2400fidana 1200kilo yapar. oda 480 milyon yapar diyolar. olmazsa başka yerlerden parça parça bulmaya çalışacaz mecburen.üstüne ürede atacaksan hepsi bunda var diyolar. toros gübre bayilerine ve diğer gübrecilere sordum satılmıyor diye getirmiyolarmış. biryerde 500kilo triple var dediler bakacam ona.

ANALİZATÖR
30-01-2006, 16:39
ama şuda var fidan başı 75 gram azot yapar 15/15/15 den 500gram atarsak bu miktar azot çok gelirmi yakarmı.çünkü tabana atacaz 3*15de. üsten versek azotu yakma tehlikeside olmaz değilmi? bulursam triple ve potas 250-300 gram fidan başı atayımmı. birde bizim topraklarda potas fazlalığı varmış bu ne demek tahlillere göre.bizim tarla tahlil olmadı yan bitişik tarla yaptırmış geçen yıl onun sahibi dediydi.

ANALİZATÖR
30-01-2006, 16:41
kamyonla alacaksan getirtelim diyor bayiler.

kygnad
30-01-2006, 19:54
sayın kgynad triple ve potas bulamıyorum bi yerde buldum az var satılmıyo getirmiyoruz diyolar. ama araştırıyom bulmaya çalışacam. yalnız 15/15/15 fiatı torosun çinkoluymuş 400 milyon tonu. triple ve potas yaklaşı 600kilo 600kilo alsam 650 miyon yapıyormuş. her ağaca 500 gram 15/15/15 atsankalan 2400fidana 1200kilo yapar. oda 480 milyon yapar diyolar. olmazsa başka yerlerden parça parça bulmaya çalışacaz mecburen.üstüne ürede atacaksan hepsi bunda var diyolar. toros gübre bayilerine ve diğer gübrecilere sordum satılmıyor diye getirmiyolarmış. biryerde 500kilo triple var dediler bakacam ona.

kendinizi fazla zorlamayın..üçonbeş kullanın o zaman..yalniz bu gübreyi dibe koymayın..yağmur ve sulama suyuyla derine kaçıp gider..en güzeli,dikimden sonra fidanın etrafını çiğneyip sıkıştırdıktan sonra pek fidan dibine gelmeyecek şekilde saçın ve toprakla kapatın..eğer nisan ortalarında fidan dibindeki otlanmalar ve oluşan kaymağı kırarım ,çapa yaptırırım diyorsanız şimdilik 300 gram falan yeter..nisandada 200-250 gram atarsınız takviye olarak çapa yapmadan önce..
yarım yamalak triple ve potas kullanacağınıza üçonbeşle halledin bu senelik gübre işini..o gübreleri bizim çiftçi tam tanımıyor,tanıyıp bilen yörelerde ise onlardan başka kullanmaz fidancılar..

ANALİZATÖR
31-01-2006, 10:13
sayın kgynad 600kilo triple ve 350 kilo potas buldum bir bayide.(toros) başkada yok.
yaklaşık 2400 fidan var. triple ve potası alıp az az kullanayımmı yani bu kilolara göre 250gram triple ve140 gram potas atabiliriz tabiiki tam ayarlayabilirsek. yok, gerek yok 3*15 kullan derseniz onu kullanacam.çünkü siz ne derseniz onu yapacam. haber vereyim dedim. saygılarımla.tabiiki 3*15 kullanmamı önerirseniz nisanda da dediğinizi yapacam çapadan önce toprağa atarız inşallah.birde eğer 3*15 kullan derseniz bunu finanı dikim işlemi bittikten sonra fidanın etrafına havuz yapıyoruz yaklaşık fidanla arası yani yarıçapı 40cm gelir. 3*15 i üstten sepele demişsiniz havuzun içine,iç kenarlara üsten atıp üzerine toprakmı serelim.azmı çokmu serelim toprağı.

kygnad
31-01-2006, 13:20
-anladığım kadarıyla sizinle çalışan o işçiler gramajları ayarlayamaz..en iyisi üçonbeş kullanın..fidan başı 300 gram şimdilik,nisanda da çapayla 200-250 takviye yaparsınız..
-60 cm. derinlikteki çukurun 20-25 cm.ini iyi toprakla doldurdunuz..sonra fidanı yerleştirdiniz ve toprak seviyesine kadar yine doldurdunuz iyi toprakla..sonra ayakla bu toprağı sıkıştırdınız..bu durumda toprak seviyesinden 10-15 cm. derinlik olur gene çiğnemeden sonra..işte bu 10-15 cm. derine fidan kökünden 10-15 cm. uzağa ve çukur kenarına denk gelecek şekilde gübreyi saçın..kalan boşluğu varsa çukur dibinden çıkan ham toprakla kapatın ve bu sefer çiğnemeyin..
-fidan etrafında 80 cm. çaplı yalak yapmanız iyi..daha da geniş olabilir,yagmur sularını depolamak açısından..
-fidanlar boyluysa 1 m lik kazık çakıp fidanları iple bağlamanız gerekebilir şiddetli rüzgarlar oluyorsa..
-dikimden önce fidanın etrafındaki ve dibindeki dolanmış keçeleşmiş kökleri temizleyin..
kolay gelsin.

ariston
31-01-2006, 13:23
Zeytinyağında liderlik arayışı dikim hatasına takılıyor
31.01.2006 / Pınar Arat / Haber





Türkiye dünya zeytinyağı pazarında lider olmayı hedefliyor. Avrupalı üreticilerin kuraklık yüzünden verimlerinin düşmesi şansını artırıyor. Ancak yağlık zeytini değil de sofralık fidan dikimi yapması en büyük engeli. Ortalama dikilen 10 milyon fidanın yalnızca yüzde 5'i yağlık zeytin fidanı.



Türkiye dünya zeytinyağı pazarında önüne lider olma hedefini koydu. Bu amaçla Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde de bir komisyon oluşturdu. Özellikle bu yıl Avrupa'yı kasıp kavuran kuraklık kıtanın zeytin üretimine büyük darbe indirdi. Kuraklığın getirdiği bu pazar boşluğundan Türkiye yararlanmayı amaçlıyor. Ancak Türkiye'nin en büyük engeli yanlış politikaları. Çünkü her yıl dikilen 10 milyon fidanın yalnızca yüzde 5'ni yağlık zeytin fidanı oluşturuyor, geri kalanı ise sofralık zeytin fidanı. Üstelik de sofralık zeytin dikiminde bölgesel iklim özellikleri gözardı edildiği için düşük randıman alınıyor. Uzmanlara göre ise sorun yanlış destekleme politikaları yüzünden üreticilerin kısa dönemde gelir için pazar talebi yüksek Gemlik sofralık ekimine yönelmesi.

Türkiye yaklaşık 10 yıldır zeytin fidan dikimine İl özel idareler kanalıyla destek ödemesi yapıyor. Fidan bedelinin yüzde 70’i hatta bazen yüzde 100’ü devletçe karşılanıyor. Amaç; "Kağıt üzerinde" zeytinyağı üretimini artırmak olarak görünüyor. Destekleme yağlık-sofralık ayrımı konmadan yapılıyor. Bu da üreticileri kilo başı 1 YTL kazandıran yağlık yerine 4 YTL kazanç getiren sofralığa teşvik ediyor. Sonuçta, gelecek on yılda Türkiye’nin dünya yağ lideri olması gerektiğinden söz edilirken, önüne, "sofralık" engeli çıkıyor. Çünkü zeytinyağı üretimine elverişli Ayvalık ve Nizip türünün rafine edilmesine gerek yokken, yüksek oranda asit içeren Gemlik türünün rafineden geçmesi gerekiyor. Avrupalı tüketicinin zeytinyağını talep nedeni ise sağlık kaynağı olarak görülmesi. Yağın rafineriden geçmesi sağlığa faydalı özelliklerinin büyük oranda yok olması anlamına geliyor.



Gemlik yağına talep yok

Edremit’te sofralık ve yağlık zeytin fidanı pazarlayan Yurt Yıldırım, desteklemenin çeşide göre yapılması gerektiğini belirterek, “Türkiye proje hazırladı ama strateji hatalı” diyor. Gemlik türünün Avrupa Birliği ve diğer ülkelerde talep görmediğini belirten Yıldırım, Türkiye’nin yağ üretiminde Tunus ve Suriye’nin gerisinde altıncı sıraya düşmesini de sofralık-yağlık ayrımının iyi yapılmamasına dayandırıyor. Türkiye’nin zeytini desteklemeye yönelmesiyle birlikte Suriye’nin harekete geçtiğini belirten Yıldırım, “Onlar önlerine yağda liderlik hedefi koydu. Ve sbizi geride bıraktılar. Türkiye proje amacına uygun hareket etseydi, dünya üçüncülüğü sıfatından olmayacaktı” diyor.



Her zeytin her bölgeye uymaz

Türkiye zeytinciliğinin tür seçiminde yaşadığı kararsızlık, üretim bölgeleri seçiminde de yaşanıyor. İklim özelliklerine uygun üretim planlaması yapılmadan zeytinciliğin gelişemeyeceğine dikkat çekiliyor. Desteklemelerin de etkisiyle son 5 yıldır zeytin tarımına yatırımların arttığını belirten Yıldırım, girişimcileri yatırım bölgelerine uygun fidan seçmeleri konusunda da uyarıyor. Kurak bölgelerin Ayvalık’a yönelmesi, Marmara Bölgesi’ndeki üreticilerin ise mayıs-eylül arasında yüksek nem isteyen Gemlik türünü tercih etmeleri gerektiğini belirten Yıldırım, “Ancak kurak bölgeler dahil her yerde Gemlik üretmeye kalkıyorlar. Bu randıman kaybına ve meyve tanelerinin küçük kalmasına yol açıyor. Marmara dışındaki bölgelerin sofralık kalitesi çok düşük. Sonuçta Türkiye sofralık zeytin ülkesi olmak üzere ama bu alanda da sorunlu bir şekilde büyüyor. Ağaçlar meyve vermeye başladıkça sorun daha net ortaya dökülecek” diye konuşuyor.



Niteliksiz hedef belirlendi

Tarım Bakanlığı'na bağlı Edremit Zeytincilik Üretme İstasyonu Müdürü Mehmet Balcı da Türkiye’nin zeytincilikte niteliksiz hedef belirlediği ve sofralık-yağlık stratejisi geliştiremediği görüşünde. İki çeşidin de üretilmesi gerektiğini belirten Balcı, "Zeytinin karı, yağındadır. Ağırlığı sofralığa vermek doğru değil ”diyor.Yanlış çeşide yönelmek ve dünya zeytin pazarında bir 10 yıl daha söz sahibi olamamak dışında Balcı’nın dikkat çektiği bir diğer sıkıntı Gemlik üretiminin talebin üstüne çıkacak olması. Türkiye piyasasının Gemlik türüne doyduğuna işaret eden Balcı, yeni dikimlerin kontrol altına alınması gerektiği uyarısında bulunuyor.

“Üreticiler Gemlik’i sofralık satamazsam, yağını satarım düşüncesinde. Ancak AB ve diğer ülkeler bu yağın aromasını sevmiyor. Standartların altında buluyor” diyen Balcı, Türkiye’nin üretim stratejisini AB’nin yağda belirlediği standartlara göre biçimlemesi gerektiğini söylüyor. Ve bu standartlara en uygun üretimin Ayvalık olduğunu vurguluyor.



Gemlik AB testinden geçemiyor

AB standartlarına göre sızma yağın asit oranının 0.8’i geçmemesi gerekiyor. Türkiye’deki Ayvalık dışında Nizip yağı da bu oranı veriyor. Gemlik’i de rafineri ederek bu aşamaya getirmek mümkün. Ancak rafineri Gemlik, diğer testlerde sınıfta kalıyor. Çünkü sızma yağın meyvemsilik, acılık, yakarlık olarak sıralanan üç niteliği taşıması gerekiyor. Testler daha doğrusu tadımlar, Uluslararası Zeytin Konseyi bünyesinde oluşturulan panellerde yapılıyor. Zeytin uzmanları, tıpkı birer degüstatörün şarap tadımı gibi zeytinin yağını tadıp kokluyorlar. Yağlara 0’dan 10’a kadar puan veriliyor. Rakam ne kadar yüksekse, yağ da kadar değerli oluyor. Bu rakamlar yağın taşıması gereken güzel özellikleri. Bir de 16 hata testi var. Bir yağın sızma ünvanını alabilmesi için posa tadından metal tadı ve kokusuna kadar 16 hatanın hiçbirini içermemesi gerekiyor.

Türkiye’deki üretim sızma yağ sınıfında sayılmıyor. Bunun nedeni sadece markalaşamaması ve dünyaya açılamaması değil. Nedenler arasında Uluslararası Zeytinyağı Konseyi’ne üye olmadığı için resmen panel kuramaması da var. Türkiye ne kadar kaliteli zeytinyağı üretirse üretsin, bunu kanıtlama şansı bulunmuyor. Tabii bu Türk yağının sızma ünvanıyla dünyayı dolaşmadığı anlamına gelmiyor. Dökme usulle yapılan ihracat, İtalya ve İspanya gibi ülkelerin ithalatçıları tarafından Türk yağının ederinin dörtte birine alınıp, şişelenip ambalajlanarak sızmaya dönüştürülmesi sonucuna yol açıyor.




Sofralık 4, yağlık 1 kazandırıyor

Gemlik türüne ilginin ardında yatan neden düşük fidan maliyeti ve yetiştirme tekniğinin yağlık zeytine göre kolay olması. 2005 rakamlarına göre, Gemlik zeytin fidanı 1.2 ila 1.8 YTL’ye satılırken, Ayvalık türü fidanlar 1.8 ila 2.5 YTL’den alıcı buluyor. Sofralık zeytin üreticisine daha az maliyet çıkarmakla kalmıyor. Kazancı da yağlık zeytinden yaklaşık 3 kat daha fazla. Sofralık zeytinin kilosu üreticiye 2 ila 4 YTL kazandırıyor. Ortalama 5 kilo zeytinden bir kilo yağ çıkıyor. Yağın üreticiden çıkış fiyatı 5.800. Bu durumda yağlık zeytinin kilosundan elde edilen kazanç 1 YTL’ye düşmüş oluyor.





Yağ bedeli kadar vergi ödüyoruz

İhraç zeytinyağında yüzde 100’e yakın oranda gümrük vergisi ödemek zorunda kalan Türkiye, dünya pazarlarını da genişletemiyor. Tariş Zeytin ve Zeytinyağı Birliği Başkanı Cahit Çetin, "Avrupa’ya zeytinyağı sokabilmek için yağ bedeli kadar vergi ödemek zorundayız. Bu, Türkiye zeytinciliğinin önündeki temel engel” diye konuşuyor. Gümrük duvarlarının rekabet engeli olmaktan çıkarılması gerektiğini vurgulayan ve oluşturulacak ulusal zeytin konseyinin konuyu öncelikli gündemine alması gerektiğini belirten Çetin, "Yılda 600 bin tondan fazla ayçiçek yağı ithal ediyor ve bunun büyük bölümünden sıfır vergi alıyoruz. Türkiye bunun karşılığında zeytinyağını pazarlık konusu etmeli ve tarife indirimi almalı” önerisini getiriyor. Bugün ABD dışında dünyanın en önemli zeytinyağı alıcısı Avrupa ülkeleri; İsviçre, Hollanda ve İngiltere. Birlik üyesi bu ülkeler birbirine gümrüksüz giriş yapıyor. Kendi üreticisini korumayı amaçlayan AB, birlik dışından aldığı zeytinyağına yaklaşık yüzde 100 vergi koyuyor. Markalaşmayı başararak Avrupa'da rafa çıkan Türk yağı, iki kat yükselen fiyatıyla rekabette çıkmaza giriyor.

kygnad
31-01-2006, 13:51
-anladığım kadarıyla sizinle çalışan o işçiler gramajları ayarlayamaz..en iyisi üçonbeş kullanın..fidan başı 300 gram şimdilik,nisanda da çapayla 200-250 takviye yaparsınız..
-60 cm. derinlikteki çukurun 20-25 cm.ini iyi toprakla doldurdunuz..sonra fidanı yerleştirdiniz ve toprak seviyesine kadar yine doldurdunuz iyi toprakla..sonra ayakla bu toprağı sıkıştırdınız..bu durumda toprak seviyesinden 10-15 cm. derinlik olur gene çiğnemeden sonra..işte bu 10-15 cm. derine fidan kökünden 10-15 cm. uzağa ve çukur kenarına denk gelecek şekilde gübreyi saçın..kalan boşluğu varsa çukur dibinden çıkan ham toprakla kapatın ve bu sefer çiğnemeyin..
-fidan etrafında 80 cm. çaplı yalak yapmanız iyi..daha da geniş olabilir,yagmur sularını depolamak açısından..
-fidanlar boyluysa 1 m lik kazık çakıp fidanları iple bağlamanız gerekebilir şiddetli rüzgarlar oluyorsa..
-dikimden önce fidanın etrafındaki ve dibindeki dolanmış keçeleşmiş kökleri temizleyin..
kolay gelsin.
gübre,ilaç işleri çok önemlidir,fidanların başından pek uzaklaşmasanız ve kontrol etseniz iyi olur dikim ve gübre işini..
-bir ölçek kullansanız iyi olur gübre miktarının eşit dağıtımı için..
-ben işçiye saygı duyarım ama kolay kolay güvenmem..en önemli olay dikimdir..

ANALİZATÖR
31-01-2006, 15:02
yani3*15 gübreside toprağın en az 10c altında fidanın kenarında kalsın diyorsunuz değilmi. peki öbür organik gübreyi nasıl atayım dikimde hangi aşamada nasıl kullanayım saygılarımla.

kygnad
31-01-2006, 16:15
her ikiside toprağın en fazla 10-15 cm. altında kalsın..organiği 30-40 gram kullanın bu kez..nisanda da aynı..daha sonra yaz sulama sularına atarsınız..

ANALİZATÖR
31-01-2006, 18:00
bahçesine atmak için alan bir narenciyeciden rica ettik eksiğimizi tamamlıyor 600 kilo triple 600 kilo potas bulduk yaklaşık 250 şer geram atsak yeterli olurmu. sizide çok yordum kusura bakmayın.15km mesafede bir köyde gidip alacam.öncekilere üstten bir gübre vereyceksem onuda yazarsanız memnun olurum ilk 300 fidana sadece organik gübre verdik 250 -300 gram kadar saygılarımla.

ANALİZATÖR
31-01-2006, 18:12
ardığımı duymuşlar gübre bayiinin akrabasıymış .lazımsa verelim dediler. fidan başı 250gram triple 250 gram potas atsak 300gram 3*15den iyi olmazmı?

ANALİZATÖR
31-01-2006, 18:15
üsttende siz nezaman derseniz daha sonra amonyum sülfat versek olurmu?

kygnad
31-01-2006, 22:33
ardığımı duymuşlar gübre bayiinin akrabasıymış .lazımsa verelim dediler. fidan başı 250gram triple 250 gram potas atsak 300gram 3*15den iyi olmazmı?

olur..
yalnız bu miktar bir yıllık ihtiyacını karşılar..
-bu gübreleri toprak seviyesinden 20 cm. derinlikte minik öbekler halinde koyun..
-fidan dibini sıkıştırma işleminden sonra t.seviyesinden 5-10 cm. derinliğe 26.lık amonyum nitrat veya üre'den 80-100 gram saçın..kapatın ve çiğnemeden bırakın..
-bu işler tam milimi milimine olmaz..dediğim derinliklere yakın olması yararlı olur..
-tekrar ediyorum..fidanı fazla derine dikmeyin..toprak seviyesinden 5-10 cm. aşağı oldumu yeterlidir..
-nitrat veya üreyyle beraber 50-60 gram da or. gübre saçabilirseniz eksik olan yardımcı besin maddelerinide telafi etmiş olursunuz..
aman dikim çok önemlidir,naylon torbayı fidan toprağını kırmadan çıkarttırın ve keçeleşmiş kökler temizletin..fidanı sıkıştırma işini ve gübrelerin eşit ve benzer şekilde atılmasını sağlayın..hepsini gözünüzle görmeniz menfatinizedir..
-gene kürek vs. almak için sizi kasabaya gönderirler,siz gelene kadar paldır küldür bişeyler yaparlar :)) kolay gele..

kygnad
31-01-2006, 22:42
son olarak tam anlayamadığınız veya tereddütte kaldığınız birşey varsa lütfen sorun..bazı şeylerin sonradan telafisi olmaz..

ANALİZATÖR
31-01-2006, 22:51
üreyi ve amonyum sülfatıda şimdi hemenmi verecem yoksa martta filanmı verecem saygılarımla.

kygnad
31-01-2006, 22:58
üre,amonyum sülfat,amonyum nitrat üçüde azot ihtiva eder..bunlardan sadece birini atın dikimle birlikte..ucuza gelsin derseniz a. sülfatı tercih edin..a. nitrat ta iyidir..nisanda çapayla birlikte 50 gram falan üre verebilirseniz bunu bitki hemen algılar ve yararlanır..

kygnad
31-01-2006, 23:06
seneye bi toprak tahlili yaptırın en iyisi..
eğer PH 5 civarı çıkarsa nitratlı (kireçli)gübreleri , eğer PH 6.0-7.0 civarı çıkarsa sülfatlı gübreleri (kükürtlü) kullanırsınız..

ANALİZATÖR
31-01-2006, 23:08
tamam çok sağolun.

Eta_Aquarus
31-01-2006, 23:41
LİO yağ Forumuna yazdıklarımı yolluyorum:[QUOTE=Eta_Aquarus]Bugün Referans gazetesi...Aksoy'un cnn 'deki konuşmasına değinmiş ve arka sayfayı tamamen Zeytinyağı nın geleceğinin 'yanlış fidanlara' kurban edildiğini yazmış..Haberi yapan Pınar Arat'ın maili [email protected] Vergi indirimi ve AB ile bu konuda pazarlıklar yakında gündeme gelebilir..Aksoy ''Tunus Fas hatta Lübnan'a bile kontenjan tanıyan AB..Türkiye'ye üvey evlat muamelesi yapıyor.Türk Zeytinyağına çok yüksek vergi uyguluyor..''Avrupa pazarına girmesi için şirketin AB vergilerini indirtmesi gerekiyor..Tariş başkanı Cahit Çetin 'de AB den 600 bin ton Ayçiçek yağı ithal eden Türkiye'nin bunu pazarlık masasına yatırması gerekiyor diyor...Tabii bunları duyan olur mu..? Bilinmez..[/

ANALİZATÖR
01-02-2006, 19:18
üreyi can suyuna katablirmiyiz

kygnad
01-02-2006, 19:57
üreyi can suyuna katablirmiyiz

üreyi kesinlikle can suyuyla vermeyin,köklerini yakarsınız..fidan dibine ne su verilir,ne gübre..bunlar daima uzağa verilirki kökler uzayıp bunlara ulaşabilsinler..
aslında kış dikiminde can suyu vermenize hiç gerek yok..bitki zaten faaliyette değil..fidan toprağı kırılıp ufalanmadıktan sonra ve sıkıştırma işini güzel yaptıktan sonra su vermeye gerek kalmaz....
üre toprakta çok çabuk kaybolur..onu nisanda fidan başına çapayla birlikte 40-50 gram verin çok iyi olur..şimdi amon.nitrat veya a.sülfattan 80-100 gram kullanın organik gübredende 50-60 gramla birlikte yeter..

ANALİZATÖR
01-02-2006, 20:07
bana katalım diyolar yok dedim akşam soracam nerde olduğunuzu bilmiyorum ama gemlik tarafında dostlar var arkadaşlar var soracam dedim attırmadım.

kygnad
01-02-2006, 20:10
köklerin görevi,hem toprağa tutunmak hemde uzaktaki besin maddelerini arayıp bulmaktır..gübreleri fidan dibine veya çok yakınına verirseniz fidan tembelleşir..kök uzatmaz uzaklara çünkü aradığı herşey burnunun dibindedir..
ağaçlarda da öyledir gübre işi..tam öğle vakti güneş tepedeyken oluşan gölgenin bittiği yere verilir gübre..en canlı kökler oradadır..

İNŞALLAH FİDANLARI DİKMEDEN ÖNCE DOLANMIŞ KÖKLERİ VE TORBA TABANINDA KÜMELEŞMİŞ-KEÇELEŞMİŞ KÖKLERİ TEMİZLİYORSUNUZDUR.

ANALİZATÖR
01-02-2006, 20:10
birde fidanları siz derine dikmeyin kesinlikle dediniz 10 cm yeter dediniz tüp boyu ,yani tüpün en üstündedki toprak ana toprak yüzeyiyle sıfırmı olacak yoksa tüpün boyu yaklaşık 20 cm tüp tabanından 10cm toprağın altına gircek diğer kısmı yüzeyde kalıp etrafını iyi topraklamı kapatacaz. bu fianları rüzgar söker atar diyoslar bana. epey strese girdim bugün.nerdeyse tarlayı satasım geldi yani.

kygnad
01-02-2006, 20:13
bana katalım diyolar yok dedim akşam soracam nerde olduğunuzu bilmiyorum ama gemlik tarafında dostlar var arkadaşlar var soracam dedim attırmadım.
EN TEHLİKELİ VE DİKKATLİ KULLANILMASI GEREKEN GÜBRE ÜREDİR..EĞER DOZUNU FAZLA KAÇIRIRSANIZ,FİDAN DİBİNE ATARSANIZ VEYA FAZLACA KULLANIP YAZIN KURAK GİDER VEYA SULAMA İMKANINIZ OLMAZSA FİDANLARI KURUTURSUNUZ..
dostça uyarayımda,ilerde ya bu fidanlar neden kurudu deyip dövünmeyin.

ANALİZATÖR
01-02-2006, 20:16
torba tabanında kümeleşmiş ne demek.
makas verdik ellerine dolanmış kök varsa kesin diyorum ama çoğu dikkat etmiyo zannedersem.ancak torbadan dışarı çıkan odunsu olan kökleri kesiyoruz öyle çok fazla torbadan çıkan kökde yok fidan üreticisine sordum 10 aylık filan dediler.

ANALİZATÖR
01-02-2006, 20:17
tarlanın ph sı yüksek amonyum sülfat dedim şeker gübresi dediler verdiler.

ANALİZATÖR
01-02-2006, 20:19
havuzun kenarına attırıyom 15cm-uzaga fidandan 100gram kadar. zararlımı 100gram amonyum sülfat yarım su bardağı atıyolar.

ANALİZATÖR
01-02-2006, 20:20
su tankına amonyum sülfat katacaktık üre değil yanlış dedim oda katılmaz değilmi nede olsa oda azot.

ANALİZATÖR
01-02-2006, 20:21
yarın can suyuda verecez bugün veremedik.amonyumuda hepsine atamadık daha.amanyum sülfatı 100gram atıp fidandan 15 cm uzağa can suyu versek bişe olurmu.

kygnad
01-02-2006, 20:22
birde fidanları siz derine dikmeyin kesinlikle dediniz 10 cm yeter dediniz tüp boyu ,yani tüpün en üstündedki toprak ana toprak yüzeyiyle sıfırmı olacak yoksa tüpün boyu yaklaşık 20 cm tüp tabanından 10cm toprağın altına gircek diğer kısmı yüzeyde kalıp etrafını iyi topraklamı kapatacaz. bu fianları rüzgar söker atar diyoslar bana. epey strese girdim bugün.nerdeyse tarlayı satasım geldi yani.
tüpün en üstündeki toprak ana toprak yüzeyinden 5-10 cm. aşağı olsun yeter..o istediği kadar derine gönderir köklerini..ve sığ ekmek fidanın en üstteki verimli topraktan daha fazla yararlanmasını sağlar..
UNUTMAYIN,KÖK DAİMA AŞAĞI VE YANA DOĞRU GİDER,EĞER DERİNE DİKTİYSENİZ ASLA YUKARIYA DOĞRU KÖK UZATMAZ..
-ÇUKURUN 40-50 CM.SİNİ İYİ TOPRAKLA DOLDURUN..SON 10-15 CM.İ NE BULURSANIZ ONUNLA DOLDURUN..
-DİKİMDEN SONRA İNCE KAZIK VEYA ÇITALAR DİKİP FİDANLARI BAĞLARSINIZ..
-zeytin fidanı çok elastikidir,fırtına da olsa kırılmaz..
-çalıştığınız insanlar baya ukela gibi gözüküyor bana..bilmediği halde bilgiçlik taslayanlardan nefret ederim.

ANALİZATÖR
01-02-2006, 20:23
triple ve potası çukurlar kare idi 4köşesine yüzeyden 20-25 cm derine koyuyoruz bazısı 15 cm derinede koyulan olmuştur. illede derin olacaksa az derine koydurayım.

kygnad
01-02-2006, 20:26
tarlanın ph sı yüksek amonyum sülfat dedim şeker gübresi dediler verdiler.
doğru..halk bu gübreye ŞEKER GÜBRESİ der..ph oranını aşağı indirir bu gübre her sene 0.5 oranında..

kygnad
01-02-2006, 20:28
triple ve potası çukurlar kare idi 4köşesine yüzeyden 20-25 cm derine koyuyoruz bazısı 15 cm derinede koyulan olmuştur. illede derin olacaksa az derine koydurayım.
fidan toprağının orta hizalarına gelsin yeter..

kygnad
01-02-2006, 20:31
su tankına amonyum sülfat katacaktık üre değil yanlış dedim oda katılmaz değilmi nede olsa oda azot.
kendinize eziyet ediyorsunuz..can suyu topraksız dikilen fidanlara verilir..hiç gereği yok can suyunun..fidan dibini güzelce ayakla sıkıştırın bırakın..

ANALİZATÖR
01-02-2006, 20:34
biz toprak yüzeyiyle sıfıra diktik bugün.yani tüpün üst seviyesitoprakla sıfıra geldi bişe olurmu?

kygnad
01-02-2006, 20:35
torba tabanında kümeleşmiş ne demek.
makas verdik ellerine dolanmış kök varsa kesin diyorum ama çoğu dikkat etmiyo zannedersem.ancak torbadan dışarı çıkan odunsu olan kökleri kesiyoruz öyle çok fazla torbadan çıkan kökde yok fidan üreticisine sordum 10 aylık filan dediler.
fidan toprağının etrafındaki dolanmış veya torbadan çıkmış veya torba tabanından dışarı çıkamayıp kümeleşmiş-keçeleşmiş kökleri temizletin yeter.
fidan toprağını kırıp dağıtmamaya dikkat ederlerse iyi olur..

kygnad
01-02-2006, 20:37
biz toprak yüzeyiyle sıfıra diktik bugün.yani tüpün üst seviyesitoprakla sıfıra geldi bişe olurmu?
hiç bişey olmaz güzelce çiğneyip sıkıştırdıktan sonra..
ben dün yazdım size 5-10 cm. aşağı gelsin diye ama..
yarın öyle yaparsınız..

ANALİZATÖR
01-02-2006, 20:40
fidanın torbasını yırtınca öyle fidanın kendi tüpünün yüzeyinde kılcal kökler var sadace. mısır püskülü gibi dağılmış topaklanmış kök pek görmedim. ama veleki öyle dikildi o fidanlar kururmu büyümezmi.15 kişiyi takip ededmiyorum 70 dönüm arazide.

ANALİZATÖR
01-02-2006, 20:42
yanlış anlamışım 10 cm olayını hata benim yarın sizin dediğinizi yapacam. bugün sorduğum soruların hepsine cevap verseniz çok memnun olurum. daha akşam yemeği bile yemedim. iş yerine geldim. evde bilgisayarım yok zaten.

ANALİZATÖR
01-02-2006, 20:43
bu arada hakkınızıda bana helal edin sizi çok yordum .

ANALİZATÖR
01-02-2006, 20:43
inanın soru sormaya çekiniyorum artık.

ANALİZATÖR
01-02-2006, 20:47
fidan toprağının orta hizalarına gelsin yeter..
ne demek anlamadım kusura bakmayın yorgunum biraz bende çalıştım tarlada.

ANALİZATÖR
01-02-2006, 20:53
15 kişi 370fidan dikmişiz bugün öğlen 1 saat mola verildi. normalmi.

kygnad
01-02-2006, 20:55
fidanın torbasını yırtınca öyle fidanın kendi tüpünün yüzeyinde kılcal kökler var sadace. mısır püskülü gibi dağılmış topaklanmış kök pek görmedim. ama veleki öyle dikildi o fidanlar kururmu büyümezmi.15 kişiyi takip ededmiyorum 70 dönüm arazide.
bu püskül gibi köklerin temizlenmesi köklerin tembelleşmesini önlemek için..
kökler torba içinde dolanmaya alışmıssa diktiğiniz yerdede bu huylarını pek terketmezler..kaba bi temizlik yapsınlar fidan toprağını bozmadan yeter..
yapmasalarda fidanların kurumasına sebep olmazlar merak etmeyin.

kygnad
01-02-2006, 20:59
15 kişi 370fidan dikmişiz bugün öğlen 1 saat mola verildi. normalmi.
dikim işinde süre hesabı yapmasanız iyi olur..işçiyi sıkıştırmayın..en önemli iş bu..özene bezene yapsınlar yeterki..
bizde 3 kişi günde 60-70 fidan dikebildik..normaldir..

kygnad
01-02-2006, 21:02
inanın soru sormaya çekiniyorum artık.
yok..yok..içiniz ve kafanız netleşene kadar sorun siz.. keşke bu tür konularda sizin gibi soranlar olsa..zevkle yanıtlarım..
bu fani dünyada anarsınız ilerde,bu yeter benim için..

ANALİZATÖR
01-02-2006, 21:04
amonyum sülfatı su tankına katmayacam tamam. çünkü ne derseniz öyle yapacam.ama su tankı tarlada var getirtmiştik ilk fidanları dikerken. şimdi fidan dikme ve sıkıştırma işlemi bittikten sonra havuzda yapıldıktan sonra havuzun iç kenarına fidandan 15-20cm uzağa atıtoruz 100geam yarım subardağı kadar. bundan sonra can suyu versek bu amonyum sülfat fidanı yakarmı. traktör kiraladım günlük 90ytl bilginiz olsun can suyu getirecek fidan dağıtacak tarlada v.s yani traktörüde kiralamışken boş boş fidan dağıtıp bekleyeceğine can suyu vereyimmi--vermeyeyimmi?

kygnad
01-02-2006, 21:13
amonyum sülfatı su tankına katmayacam tamam. çünkü ne derseniz öyle yapacam.ama su tankı tarlada var getirtmiştik ilk fidanları dikerken. şimdi fidan dikme ve sıkıştırma işlemi bittikten sonra havuzda yapıldıktan sonra havuzun iç kenarına fidandan 15-20cm uzağa atıtoruz 100geam yarım subardağı kadar. bundan sonra can suyu versek bu amonyum sülfat fidanı yakarmı. traktör kiraladım günlük 90ytl bilginiz olsun can suyu getirecek fidan dağıtacak tarlada v.s yani traktörüde kiralamışken boş boş fidan dağıtıp bekleyeceğine can suyu vereyimmi--vermeyeyimmi?
fidandan 15-20 cm. uzağa atmanız çok güzel..attıktan sonra üstünü toprakla kapatıyorsunuz değilmi..yani bu gübre 5-10 cm. derinde olmalı..
traktör kirası normal..nasıl olsa su var tankta diyorsanız her fidan dibine 1-1.5 litre verin ama gübresiz olsun..
amonyum sülfat fidandan uzak zaten..bu gübrenin en iyi tarafı topraktan kolayca yıkanıp gitmemesidir ve çok uzun süre etkili olmasıdır..bu gübredeki kimyasal dönüşüm ve fidanın alacağı azot toprağın ısısının 15-20 dereceye gelmesiyle başlar..

kygnad
01-02-2006, 21:23
akıl vermek gibi olmasın ama,işçiyle iyi geçinmek,sırtını sıvazlamak,sigara kola benzer ikramlar yapmak velhasılı iş bitene kadar ayıda olsa dayı demek lazım..muhtaçsınız onlara çünkü..sempatik ve güleryüzlü olmak onlardan daha fazla verim almanızı sağlayabilir..
birde benim çok özen gösterdiğim bişey var:işçinin parası teri kurumadan verilir derler ya,O AKŞAM PARALARINI VERİRİM BEN..

ANALİZATÖR
01-02-2006, 21:27
çok doğru

ANALİZATÖR
01-02-2006, 21:32
fidandan 15-20 cm. uzağa atmanız çok güzel..attıktan sonra üstünü toprakla kapatıyorsunuz değilmi..yani bu gübre 5-10 cm. derinde olmalı..
traktör kirası normal..nasıl olsa su var tankta diyorsanız her fidan dibine 1-1.5 litre verin ama gübresiz olsun..
amonyum sülfat fidandan uzak zaten..bu gübrenin en iyi tarafı topraktan kolayca yıkanıp gitmemesidir ve çok uzun süre etkili olmasıdır..bu gübredeki kimyasal dönüşüm ve fidanın alacağı azot toprağın ısısının 15-20 dereceye gelmesiyle başlar..
daha önce can suyu verdiğimizde her fidana 15-20 litre yani bir helkemi derler kovamı o şekilde vermiştik. 1-2 litre su toprağın yüzünü ıslatmazmı ancak. fazla su verirsek alta attığımız triple ve potas ve üste verdiğimiz amonyum sülfat dan dolayımı can suyunu az verin diyorsunuz.zaten tankın vanasını açıp kapasak 1 lireye yakın akar gibime geliyor yanılıyormuyum yine?

ANALİZATÖR
01-02-2006, 21:36
yani can suyunu verirken su amonyum sülfat attığımız havuzun kenarına gelmesinmi yani amonyum sülfat can suyuyla hemen köke gider yakar mı?

kygnad
01-02-2006, 21:45
yani can suyunu verirken su amonyum sülfat attığımız havuzun kenarına gelmesinmi yani amonyum sülfat can suyuyla hemen köke gider yakar mı?
a. sülfatı zaten fidandan 15-20 cm uzağa atıyorsunuz..can suyunu ise fidanın dibine döküyorsunuz..vereceğiniz su gübreli kısma ulaşmaz bile..ulaşsa bile a.sülfatın bi zararı olmaz..bu gübre çabuk tesirli değildir üre gibi..

ANALİZATÖR
01-02-2006, 21:50
daha önce can suyu verdiğimizde her fidana 15-20 litre yani bir helkemi derler kovamı o şekilde vermiştik. 1-2 litre su toprağın yüzünü ıslatmazmı ancak. fazla su verirsek alta attığımız triple ve potas ve üste verdiğimiz amonyum sülfat dan dolayımı can suyunu az verin diyorsunuz.zaten tankın vanasını açıp kapasak 1 lireye yakın akar gibime geliyor yanılıyormuyum yine?
15-20 litre vermiştik daha öncekilere. yine versek tank varken bişe olurmu ?kullandıpımız triple--potas--veamonyum sülfat dan dolayı. inanın artık sorarken utanmaya başladım özürdilerim.

ANALİZATÖR
01-02-2006, 21:55
fidan toprağının orta hizalarına gelsin yeter..
bunu anlayamıştım. ne demek bu.

ANALİZATÖR
01-02-2006, 21:59
15-20 litre vermiştik daha öncekilere. yine versek tank varken bişe olurmu ?kullandıpımız triple--potas--veamonyum sülfat dan dolayı. inanın artık sorarken utanmaya başladım özürdilerim.
yani tank ve su varken 15-20 litre yani 1 kova su versek hem toprağın havası gitse olaki fidanları iyi sıkıştırmadılar fidanların kökleri hava almaz belki daha önce böyle bişe okumuştum mutlaka can suyu verin 15-20 litre deniyordu obakımdan sordum.

kygnad
01-02-2006, 22:01
diktiğiniz fidan ne kadarki ancak 2 litrelik kola şişesi kadar büyüklüğü var.. 2 litre su yeter de artar..vermenize gerek yok aslında..15-20 litre su fidan ektiğiniz yeri çamurlaştırır bence..hiç gereği yok..
dökün 2 litre su dibine,belli bi rutubet sağlasın yeter..

kygnad
01-02-2006, 22:02
15-20 litre can suyu verin diye kim veriyor bu akılları hayret ediyorum..

kygnad
01-02-2006, 22:07
http://zeytincilik.8m.com/dikim.htm

ANALİZATÖR
01-02-2006, 22:12
Zeytin YetiÅYtiriciliÄYi
.

DAZB Hakkında
Duyuru ve Etkinlikler
Zeytin Dosyası
E-Kitap
Üretici Günlüğü
DAZB ile İletişim
Zeytin ve Sağlık
Foto Galeri
Linkler ve Seçmeler
Ana Sayfa








--------------------------------------------------------------------------------

E-mail adresinizi ekleyin, sitemizdeki güncellemelerden haberdar olun...
İsminiz:

E-Mail Adresiniz:

Ekle: Çıkar:


--------------------------------------------------------------------------------
7.156 ziyaretçi, toplam 47.357 sayfa ziyaret etmiştir.












ZEYTİN FİDANI DİKİM TEKNİĞİ

1. Fidanlar kışı soğuk geçen yerlerde erken “İlkbahar”da tomurcuklar uyanmadan önce,kışı ılık ve yağışlı geçen yerlerde ise “Sonbahar”da dikilmelidir. Dikim “İlkbahar”da yapılmak istenirse, “Yaz” mevsiminde sulama koşulları göz önünde tutulmalıdır.

2. Fidanların dikim aralık ve mesafeleri taban arazilerde 5x5 m., eğimli arazilerde 6x4 m. olmalıdır. Zeytin yetiştiriciliğinde sıra arasına başka bir bitki dikilmesi tavsiye edilmemektedir. Bu sebeple, daha sonra bir sırası kaldırılmak üzere 6x3 m. sık dikim yapılabilmektedir.

3. İşlenmemiş topraklarda fidan dikiminden iki ay, işlenmiş topraklarda ise dikimden bir hafta önce veya dikim sırasında 60 x 60 x 60 cm ebadında fidan çukurları açılmalıdır. Üst toprak bir tarafa, alttan çıkan toprak ise diğer tarafa yığılmalıdır.

4. Fidan çukurlarına dikim esnasında birkaç kürek (200-300 g.) güneşte iyice yanmış tercihen eski koyun veya keçi gübresi ilâve edilmelidir. ½ Kg. Süper Fosfat ve ½ Kg. Potasyum Sülfat her dikim çukuruna toprakla iyice karıştırılarak verilmelidir. Taze (yanmamış) hayvan gübresi kullanılmamalıdır.

5. Fidanlar, dikilmeden önce kök budaması yapılmalıdır. Fidanların sökümü esnasında zedelenen, ezilen veya kopan kök kısımları kökün sağlam yerinden kesilmeli ve birbiri üzerine binen kökler ayıklanmalıdır. Bundan sonra kök sistemine uygun olarak etek dalları budanmalıdır.

6. Fidan dikimi yapılırken, çukurdan çıkan üst topraklar alta, alt topraklar üste gelecek şekilde doldurulmalıdır.

7. Dikim esnasında, toprak doldurulurken kökler arasına toprağın iyice girmesini sağlamak için toprak, ayakla iyice bastırılarak sıkıştırılmalıdır.

8. Fidanlar dikildikten hemen sonra rüzgârın ters istikametinde herek dikilerek, pamuk ip veya yumuşak bez parçası ile “¥ ” şeklinde bağlanmalıdır.

9. Fidanlara dikimden hemen sonra hava durumuna göre asgarî 20-30 litre olmak üzere can suyu verilmelidir.

10. Fidanlar aşırı derin veya kökleri hava alacak şekilde yüzeysel dikilmemelidir. Zira, derin dikilen fidanların gelişmesi yavaşlamakta, yüzeysel dikilenler ise hemen kurumaktadır.

11. Dikimden sonraki ilk 30 gün çok önemlidir. Bu süre içerisinde, eğer havalar kurak ise haftada en az iki kez sulama yapılmalıdır.

12. İlk iki yıl içerisinde fidanların sulanması ve gübrelenmesi ihmal edilmemelidir. Çünkü zeytinler, iyi bakımla birlikte 4. yıl’dan îtibaren ekonomik seviyede kaliteli meyve vermeye başlamaktadırlar. Ancak, ilk iki yıl’ı tamamlamadan kesinlikle tepe budaması yapılmamalıdır.






DOĞU AKDENİZ ZEYTİN BİRLİĞİ
Adres: P.K. 1118, 01122 Cemalpaşa/Adana
Tel: 0-322-324 01 35 Fax: 0-322-324 35 95
email: [email protected]

Copyright © 2003-2005, Bu sitedeki hiçbir materyal yazılı izin alınmaksızın hiçbir şekilde diğer ortamlarda yayınlanamaz.

ANALİZATÖR
01-02-2006, 22:14
9,maddede 20-30litre can suyu yazmışlar.onu okumuşum .aklımda kalmıştı .bizde öyle vermiştik ilk fidanlara.

ANALİZATÖR
01-02-2006, 22:27
birde şimdi dikkatimi çekti 4, maddede potas ve triple için toprakla iyice karıştır ver demiş ben su bardapı ile 4 köşesine çukurun ikisinden üst üste koydum üzerinede toprak attık bir 5-10cm kadar.yanlışmı yaptım şimdi.

kygnad
01-02-2006, 22:31
valla ben hiç can suyu vermedim dikim yaparken..kökler zaten toprak içinde..hava almıyacak şekilde sıkıştırdıktan sonra mesele kalmaz..toprak zaten yaş..ve henüz büyüme dönemine girmedik.

çıplak köklü kayısı gibi fidanlar olsa tamam can suyu verilmeli..ama topraklı fidanlara hiç gerek yok..
ormanda bırakın topraklı fidanı topraksız çam fidanı dikerler,ne can suyu verilir ne bişey..güzelce sıkıştırılır o kadar..

ANALİZATÖR
01-02-2006, 22:43
özelinizede yazdım .amacım köklerin hava almaması. iyice sıkışmadıysa. ama 15-20litre verirsek bişe olacaksa fidanlara yani üstte amonyum sülfat var erir köke gider altta potas triple var. hemen köke zarar verebilme ihtimali varsa 2-3 litre vereyim ama 15-20litreyle bişe olmaz derseniz fidan zarar görmez derseniz toprak sıkışmış olur ve kökler hava almazmı acaba diyorum siz daha iyi bilirsiniz tabiiki.ne derseniz o?yani iyi sıkışmadıysa diye bir endişem var o bakımdan aklıma takıldı.

ANALİZATÖR
01-02-2006, 22:45
triple ve potası çukurlar kare idi 4köşesine yüzeyden 20-25 cm derine koyuyoruz bazısı 15 cm derinede koyulan olmuştur. illede derin olacaksa az derine koydurayım.
fidanın ortasına gelsin yeter demişsiniz bunu anlayamamıştım bir cevap verseniz özürdilrim.

ANALİZATÖR
01-02-2006, 22:49
artık eve gitsem iyi olur . cevabınızı bekiyorum son 2-3 suru için .özelinizede yazdım .çok yordum sizi bugün .gideyimde sizde istirahat edin biraz. belki inceleyeceğiniz hisse vardır. bende de hisse var. forumdaki yazılarımdan az çok bellidir temettülü hisseleri alırım ve yıllarca tutarım yani şirketin ortağı gibi . pek satmam elimde 3 yıldır izocam var.

kygnad
01-02-2006, 22:50
Fosfor Gübrelemesi : Fosfor gübrelemesinde dikkat edilmesi gereken hususların başında toprak çözeltisindeki elverişli fosfor konsantrasyonunun artırılmasıdır. Bunun için kullanılacak gübre çeşit ve miktarı kadar uygulama yöntem ve zamanı da önem taşımaktadır. Gübrenin toprakla temas yüzeyinin artması ve temas süresinin uzaması toprakta fosfor fiksasyonunun artmasına yol açacağından fosforlu gübrelerin mümkün olduğunca bitkinin alacağı dönemde verilmesi gerekir. Öte yandan fosfor toprakta hareketsiz olduğundan gübrenin bitki kök bölgesine yakın verilmesi gübrelemenin etkinliğini artırmaktadır. Ayrıca
gübre verilirken kesinlikle serpilerek dağıtılmamalı taç izdüşümüne veya banda açılan çukurlara toplu olarak verilmelidir.
http://www.bahce.biz/gubre/meyvedegubre.htm

bu gübreler saçılmaz toplu verilir.

ANALİZATÖR
01-02-2006, 22:51
evde bilgisayarım yok. sonra cevap verseniz okuyamam diye bekliyorum. yağmur olmazsa yarında tarladayım sabah 7,30 da gidiyorum.

ANALİZATÖR
01-02-2006, 22:54
ssat 21,43--21,45 deki sorularımiçin cevap bekliyorum özürdilerim. özelinizede yazmıştım .bir benzerini.

kygnad
01-02-2006, 22:54
özelinizede yazdım .amacım köklerin hava almaması. iyice sıkışmadıysa. ama 15-20litre verirsek bişe olacaksa fidanlara yani üstte amonyum sülfat var erir köke gider altta potas triple var. hemen köke zarar verebilme ihtimali varsa 2-3 litre vereyim ama 15-20litreyle bişe olmaz derseniz fidan zarar görmez derseniz toprak sıkışmış olur ve kökler hava almazmı acaba diyorum siz daha iyi bilirsiniz tabiiki.ne derseniz o?yani iyi sıkışmadıysa diye bir endişem var o bakımdan aklıma takıldı.

çok tereddütlüyseniz,fidanın dibine su vermeden önce minik bir havuz-yalak yapın 3-4 litre su verin,içiniz rahat etsin..

ANALİZATÖR
01-02-2006, 23:05
çok zor tekrar işcilere minik bir havuz yapın havuzun içinde demem.anlatamam gerekçesini onlara. yani merak ettiğim fazla verilen suile fidanlar zaramı görecek atılan gübreler hemen eriyip fidanımı yakacak bunu bilsem kafi. anlayamadım bu meseleyi.

ANALİZATÖR
01-02-2006, 23:08
son bir cevap lütfen çok fazla su yani bir kova versem ikinci bir havuz yapmadan versem 1 kova suyu fidan zarar görürmü ,attığımız 3 gübre hemen eriyip fidanı yakarmı

kygnad
01-02-2006, 23:10
çok zor tekrar işcilere minik bir havuz yapın havuzun içinde demem.anlatamam gerekçesini onlara. yani merak ettiğim fazla verilen suile fidanlar zaramı görecek atılan gübreler hemen eriyip fidanımı yakacak bunu bilsem kafi. anlayamadım bu meseleyi.
ne fidanlar zarar görür nede gübre eriyip kaybolur bu su ile..benim demek istediğim 15-20 litre suya hiç gerek yok..çok istiyorsanız verin 5-10 litre yeter de artar.
daha ne yağmurlar yağacak..
topraklı fidanı kapalı bir yerde 3-4 ay hiç sulamadan bırakın gene bişey olmaz..

ANALİZATÖR
01-02-2006, 23:14
t amam anladım çok sağolun hayırlı geceler. işiniz rast gelsin mevlam ne dileğiniz varsa versin hakkınızı helal edin bu kardeşinize.saygılarımla. yarın işcilere kola filanda alacam iyi bir fikirdi.

kygnad
01-02-2006, 23:20
t amam anladım çok sağolun hayırlı geceler. işiniz rast gelsin mevlam ne dileğiniz varsa versin hakkınızı helal edin bu kardeşinize.saygılarımla. yarın işcilere kola filanda alacam iyi bir fikirdi.
şöyle taze ekmekler ve koska tahin helva da yakışır böyle kış günlerine..
kolay gele..
allah yardımcınız olsun..
sizinle daha baya yazışçaz gibi duruyor..

ANALİZATÖR
01-02-2006, 23:23
helvada almıştım daha önce gene alayım . işyerinden çıkıyorum. hayırlı geceler diliyorum.

kygnad
04-02-2006, 09:40
bu tür konulara ilgi duyanların yalova tarımsal araştırmalar vakfı yayınlarından yararlanmalarını öneririm..kitapları ödemeli olarak isteyebilirsiniz..

http://www.tav-yalova.org/

BOSNA
04-02-2006, 12:11
Ben de ZEYTIN için girisimde bulunup bir yer alacagim en yakinda.... sonra danisirim size selamlar....

kygnad
04-02-2006, 12:48
Ben de ZEYTIN için girisimde bulunup bir yer alacagim en yakinda.... sonra danisirim size selamlar....
yaşınız genç,olanaklarınız kısıtlı,zamanınız az ise,fazla teknik bilgi ve büyük masraflar gerektirmeyen FISTIK ÇAMI yetiştirmeyi düşünebilirsiniz..
tabi ege ve güney marmarada yaşıyorsanız..

triod
08-02-2006, 01:04
Sayın Analizatör,

Dikim işlemini bitirdiniz mi? Umarım düşündüğünüz gibi olmuştur. Bol verimli ağaçlarınızın olmasını dilerim.

Önümüzdeki sene bende dikim yapmayı planlıyorum. Sizin ve Sn Kygnad'ın deneyimlerinden faydalanmak isterim.

Saygılarımla...

ANALİZATÖR
09-02-2006, 21:28
dikim işlemimni bitirdik. geçen pazar günü. salı günüde yağmur yağdı üzerine şükür olsun rabbime.sayın kgynadın dediklerinin %90 ını elimden geldiğince yapmaya çalıştım. kendisine teşekkür ediyorum.işaretlemede yapılan bir hatadan dolayı bazı yerlerde hizada kayma oldu hafif s çiziyor bazı hatlar. sağlık olsun .ama hafif s çizen yerlerdede mesafe 5*5 .yani 5*5 de problem yok.gübreleride sayın kgynadın dediği gibi 60*60 açtığımız ve bir miktarını geri doldurduğumuz çukurun köşelerine koyduk.yaklaşık fidan başı 300gram triple süper fosfat ve potasyum sülfat kullandık.

Koral
15-02-2006, 15:31
Fıstık çamı Akdeniz bölgesinde (Adana tarafında) yetişir mi?
O bölgede en karlı ne yetişir?
Fikri olan var mı?

Selamlar

kasved
20-02-2006, 15:00
Sayın Kygnad,

Bu topiğe verdiğiniz katkılar için kendi adıma teşekkür ederim, umarım değerli yazılarınızla bizlere bilgi sunmaya devam edersiniz. :)

Not:çok yakında arşivime kaydettiğim değerli yazılarınızdan yararlanma şansım olucak.:tamam:

Sevgi ve saygılarımla

ANALİZATÖR
20-02-2006, 17:26
sayın kgynada şükranlarımı sunarım.saygılar. çok ama çok teşekkürler ediyorum.işi rast gelsin.

feyuz
20-02-2006, 17:36
daha ekemedinmi zeytinleri

kasved
27-02-2006, 12:08
Zeytinde durum
[email protected]



Hafta sonu Kuzey Ege’deydim. Biraz zeytin ve zeytinyağı üzerine bilgi topladım. Biraz da Türkiye’nin en batı ucu Babakale ve Sivrice arasında balıkçı dostlarla kılıç ve sinarit için paragat attık.

Zeytinde hasat sonu şenliği için Edremit’te zeytinyağının iki kralı ile sohbet ediyoruz. Sağımda Tariş Zeytin Zeytinyağı Birliği Başkanı Cahit Çetin, solumda bölgenin köklü üreticilerinden Evren Ertür, zeytinyağında son dururmu konuşuyoruz. Genel kanı, bu sene zeytinyağında üreticinin yüzünün güldüğü yönünde.

Bu sene, zeytinde yok yılı. Ancak her geçen dönem, yok yılında üretim artıyor. Zeytinin bir yıl çok, bir yıl az olması, aslında bilinçsiz toplama, budama ve gübrelemeden kaynaklanıyor. Sopalarla dal uçlarına vurarak toplama yapıldığında, filizler kırılıyor ve ertesi sene ağacın verimi düşüyor. Bilinçli budama, toplama, toprak ve yaprak analizine göre yapılan gübreleme sonucunda yok yılı üretimi arttı.

Tariş’in 29 bin ortağının ortalamasına göre, eskiden bir ağaçtan, var yılında 100 birim, yok yılında 10 birim zeytin üretiliyorsa bu miktar şimdilerde var yılında 120, yok yılında 30’lar seviyesine çıkmış. Evren Ertür ise azami dikkat gösterdiğini, yok yılında ağaç başına 10 birim olan zeytini 60 birime çıkardığını anlatıyor.

Cahit Çetin, 2000 yılında Tariş’in özerkleşmesiyle birlikte, markalaşma ve ihracatta önemli bir atılıma girdiklerini söylüyor. Tariş bugün, çok şık şişelerde, ABD’den Japonya’ya kadar 32 ülkeye ihracat yapıyor.

Zeytinyağının sağlık açısından önemini uzun uzun anlatmaya sanırım gerek yok. Diğer tüm bitkisel yağlar bitkinin tohumundan elde edildiği için rafine ediliyor. Rafine edlmenin anlamı şu: 200 derecede, vakumlanarak kostikle kaynatılıyor. Oysa natürel zeytinyağları hiçbir kimyasal işlem görmediği için, aslında sıkılmış meyve suyu... Zeytinyağının sağlıklı olmasının temel nedeni bu. O yüzden bilenler rafine edilmiş zeytinyağını da tercih etmiyor.

Zeytinyağının sağlık bakımından önemi giderek daha fazla anlaşılıyor. Bu nedenle de talep artıyor. Fiyat da yukarı çıkıyor. Geçen yıl enflasyon yüzde 8 iken üreticinin zeytinyağ fiyatı yüzde 50 arttı.

Bu talep artışı sürecek. O nedenle Türkiye’nin ciddi bir şekilde zeytin fidanı dikmesi gerekiyor. Hedef yılda 10 milyon zeytin fidanı dikmek. Yılda 6 milyon fidan dikildiği tahmin ediliyor. Ancak bu noktada gerek Tariş Başkanı Cahit Çetin, gerek Evren Ertür üreticinin hata yaptığını vurguluyor.

Türkiye’de iki tip zeytin ağacı var. Biri sofralık zeytin, ki buna genel olarak Gemlik zeytini deniyor. Diğeri de yağlık zeytin, buna da Ayvalık - Edremit yağlık deniyor.

Gemlik sofralık zeytinin kilosunun üretici satış fiyatı 4 lira. Yağın litresi ise 6 lira. Bir litre yağ için 5 kilo zeytin sıkılıyor. Üretici, “Bir litre zeytinyağını 6 liraya satacağıma 5 kilo zeytini 20 liraya satarım, satamazsam, sıktırır yağ olarak satarım” düşücesinde. Ege’nin kuzeyinde de güneyinde de Gemlik türü fidan dikiliyor. Oysa Gemlik türü yağın kalitesi ikinci sınıf ve satışı zor.

Zeytinin kralları Cahit Çetin ve Evren Ertür, üreticiye şu tavsiyede bulunuyor. “Bornova Zeytinclik Enstitüsü’ne ve İlçe Tarım Müdürlüklerine danışmadan fidan ekmeyin. Her toprağın ve bölgenin kaldıracağı zeytin fidanı farklıdır. Marmara dışına Gemlik fidanı diken, hüsrana uğrar.”

ANALİZATÖR
27-02-2006, 18:14
Marmara dışına Gemlik fidanı diken, hüsrana uğrar.”
__________________
NE DEMEK BU ŞİMDİ. OZAMAN İL TARIM MÜDÜRLÜKLERİ YNLIŞMI YAPIYOR. AKDENİZ BÖLGESİNDE HEP GEMLİK TİPİ ZEYTİN FİDANI DAĞITIYORLAR.

ANALİZATÖR
27-02-2006, 18:17
Şİmdİ Bİz Daha Yenİ Dİkdİk HÜsrana Mi UĞrayacaz. Laf Olsun Dİye SÖylenmİŞ Bİr Laf Bence.akdenİz BÖlgesİ İÇİn Tavsİye Edİlen BaŞka Bİr TÜr Varmikİ. Ana ÜrÜn Gemlİk-- DÖlleyİcİ Ayvalik .bİz BÖyle Bİlİyoruz.

cetvel
27-02-2006, 18:28
sevgili Analizatör,

daha önceki sayfalarda yazmıştım ama sanırım gözünüzden kaçtı... Fideleri dikerken fotoğraf çekebildiyseniz, buradan yayınlayabilir misiniz?


saygılar...

ANALİZATÖR
27-02-2006, 18:45
FotoĞraf Çekemedİm.onedenle Yayinlayamiyorum. Saygilarimla.

H.SEZER
27-02-2006, 18:54
benide özendirdiler gemlik zeytinine haftaya 50 fidan dikeçeğim ayvalık yağlık var zaten ayvalık yağlıkların hepsi deliceden aşı bir hastalık oldumu zeytin kurusa bile kanser olsa bile deliceye kolaykolay birşey olmuyor daha dayanıklı oluyor.Çok zeytin kuruyor,kuruyan zeytini deliceden hemen10 cm yukardan kesip ağaç macunu veya eskimemiş hayvan tersiyle havaalmayacak şekilde kesilen yer bağlanıyor,yenidelice ve zeytini kurtarabildiysen zeytin patlıyor ikisene icinde verim vermeye başlıyor.Yani delice zeytine göre daha dayanıklı.HERKESE BOL KAZANCLAR..

ANALİZATÖR
27-02-2006, 19:00
Marmara dışına Gemlik fidanı diken, hüsrana uğrar.”
__________________
NE DEMEK BU ŞİMDİ. OZAMAN İL TARIM MÜDÜRLÜKLERİ YNLIŞMI YAPIYOR. AKDENİZ BÖLGESİNDE HEP GEMLİK TİPİ ZEYTİN FİDANI DAĞITIYORLAR.
Şİmdİ Bİz Daha Yenİ Dİkdİk HÜsrana Mi UĞrayacaz. Laf Olsun Dİye SÖylenmİŞ Bİr Laf Bence.akdenİz BÖlgesİ İÇİn Tavsİye Edİlen BaŞka Bİr TÜr Varmikİ. Ana ÜrÜn Gemlİk-- DÖlleyİcİ Ayvalik .bİz BÖyle Bİlİyoruz.
bir cevap lütfen sayın kgynad sizin fikriniz ne?

H.SEZER
27-02-2006, 19:25
ben izmir aliağa ilcesine dikiyorum gemlikleri az ama bakalım inşallah bereketli olur.

H.SEZER
05-03-2006, 14:46
becerebildiysem bir resim gönderdim arkadaşlar.Zeytin leri diktim hayırlısıyla..

tent
05-03-2006, 18:43
becerebildiysem bir resim gönderdim arkadaşlar.Zeytin leri diktim hayırlısıyla..
.jpg uzantılı fotoğrafları ayrıca sıkıştırmanıza gerek yok, jpg formatı zaten görüntü dosyalarını sıkıştıran bir formattır.

http://www.hisse.net/forum/showpost.php?p=472730&postcount=1
http://www.hisse.net/forum/showpost.php?p=594231&postcount=27

kasved
08-03-2006, 12:31
benide özendirdiler gemlik zeytinine haftaya 50 fidan dikeçeğim ayvalık yağlık var zaten ayvalık yağlıkların hepsi deliceden aşı bir hastalık oldumu zeytin kurusa bile kanser olsa bile deliceye kolaykolay birşey olmuyor daha dayanıklı oluyor.Çok zeytin kuruyor,kuruyan zeytini deliceden hemen10 cm yukardan kesip ağaç macunu veya eskimemiş hayvan tersiyle havaalmayacak şekilde kesilen yer bağlanıyor,yenidelice ve zeytini kurtarabildiysen zeytin patlıyor ikisene icinde verim vermeye başlıyor.Yani delice zeytine göre daha dayanıklı.HERKESE BOL KAZANCLAR..

Sn H.Sezer verdiğiniz bilgi için teşekkür ederim benim bahçede 10 a yakın delice var onlara bende aşı yaptırmak istiyorum, aşıyı hangi ayda yaptırmalıyız?

kasved
08-03-2006, 12:42
Marmara dışına Gemlik fidanı diken, hüsrana uğrar.”
__________________
NE DEMEK BU ŞİMDİ. OZAMAN İL TARIM MÜDÜRLÜKLERİ YNLIŞMI YAPIYOR. AKDENİZ BÖLGESİNDE HEP GEMLİK TİPİ ZEYTİN FİDANI DAĞITIYORLAR.
Şİmdİ Bİz Daha Yenİ Dİkdİk HÜsrana Mi UĞrayacaz. Laf Olsun Dİye SÖylenmİŞ Bİr Laf Bence.akdenİz BÖlgesİ İÇİn Tavsİye Edİlen BaŞka Bİr TÜr Varmikİ. Ana ÜrÜn Gemlİk-- DÖlleyİcİ Ayvalik .bİz BÖyle Bİlİyoruz.
bir cevap lütfen sayın kgynad sizin fikriniz ne?

Sevgili Analizatör gerçi siz Sevgili Kygnad'a sormuşsunuz ama size kendi düşüncemi söyleyeyim;
-Eyer tarım il müdürlüğüne danışmışsanız ve yazınızdaki gibi fidanları ordan aldıysanız içiniz rahat olsun göğsünüzü gere gere fideleri büyütmeye bakın, aşırı titizsiniz biraz rahat olun.
-Gemlik yağlık ayvalık türüne göre soğuk havaya daha çok dayanıklıdır yetişme süresi daha kısadır, tek mahsuru yağa gelmez sofralık zeytindir.
-Diktiğiniz fideleri Sn. H.Sezerin yaptığı gibi çubukla desteklemeniz ve bağlamak için kesinlikle bez dışında bi şey kullanmayın genç fideleri ip zedelemektedir.
-Fidelerin özellikle kök etrafını mayıs onbeşden itibaren kontrol ederek eyer otlanmışsa çapalatarak temizletirseniz gelişmesine katkıda bulunmuş olursunuz.

ANALİZATÖR
10-03-2006, 22:27
Sevgili Analizatör gerçi siz Sevgili Kygnad'a sormuşsunuz ama size kendi düşüncemi söyleyeyim;
-Eyer tarım il müdürlüğüne danışmışsanız ve yazınızdaki gibi fidanları ordan aldıysanız içiniz rahat olsun göğsünüzü gere gere fideleri büyütmeye bakın, aşırı titizsiniz biraz rahat olun.
-Gemlik yağlık ayvalık türüne göre soğuk havaya daha çok dayanıklıdır yetişme süresi daha kısadır, tek mahsuru yağa gelmez sofralık zeytindir.
-Diktiğiniz fideleri Sn. H.Sezerin yaptığı gibi çubukla desteklemeniz ve bağlamak için kesinlikle bez dışında bi şey kullanmayın genç fideleri ip zedelemektedir.
-Fidelerin özellikle kök etrafını mayıs onbeşden itibaren kontrol ederek eyer otlanmışsa çapalatarak temizletirseniz gelişmesine katkıda bulunmuş olursunuz.
fideleri il tarım müdürlüğünden aldım. sayın kgynadın dediği gibi diktim.becerebildiysem.tek mahsuru yağa gelmez sofralık zeytindir demişsiniz. ama bizim burda hep yağını çıkarıyolar. aslında sofralık satsalar belki daha çok para kazanacaklar.yani yağa gelyorda kalitesimi düşük oluyor gemlik tipi zeytinin.

kasved
11-03-2006, 14:14
fideleri il tarım müdürlüğünden aldım. sayın kgynadın dediği gibi diktim.becerebildiysem.tek mahsuru yağa gelmez sofralık zeytindir demişsiniz. ama bizim burda hep yağını çıkarıyolar. aslında sofralık satsalar belki daha çok para kazanacaklar.yani yağa gelyorda kalitesimi düşük oluyor gemlik tipi zeytinin.

Gemlik tipi zeytinden elde edilen yağların asit seviyesi AB.nin belirlediği 0.8.lik oranın üzerinde kaldığından bu zeytin türünden elde edilen yağın AB.ye ihraç şansı yok. Fakat benim gözlemim şu bu sene zeytin gerçekten kral bi yıol yaşadı en küçük kalite sofralık zeytin toptanda 1,6 YTL satıldı. 1,6x5: 8.-- YTL hesabına ulaşılırki bana göre bugün için ticari olarak gemlik zeytini daha karlı bi ürün, bu hesaba göre gemliğin yağ olarak değerlendirilmesi bana mantıklı gelmiyor tariş şu an sızma tabir ettiğimiz ayvalık tipi zeytinden elde edilen yağı toptan 6,5 YTL civarında köylüden alıyor, yöresine göre 3,6-5 kg. zeytinden 1 kg. yağ elde edildiği için şu an yağlık ayvalık zeytinin ticari verimi gemliğe göre mukayesede düşük gözüküyor.

serez75
13-03-2006, 00:09
arkadaşlar şuan zeytin piyasasında en karlı zeytin türü trilya sofralık.Ben bu yıl 2,80Ytl den sattım.hem pazar problemide yok.bizde hem yağlık hemde sofralık zeytin var.Trilya türü zeytinler şu an 5 yaşında vemasrafları çıkarmış durumda.

H.SEZER
13-03-2006, 20:11
Sn H.Sezer verdiğiniz bilgi için teşekkür ederim benim bahçede 10 a yakın delice var onlara bende aşı yaptırmak istiyorum, aşıyı hangi ayda yaptırmalıyız?
sayın kasvet nisan ayı en uygun ay yapacağın aşıları cok iyi sec yaşlı dallardan alma taze yeni filizlerden al alacağın dal üç yaşını gecmesin alacağın kabukta enaz iki üç adet göz olsun biri patlamassa biri patlar bol şanslar...

ANALİZATÖR
17-03-2006, 20:48
şu an zeytinlere yeni dktiğim fidelere( yani 1 aykadar önce) ne gibi bir bakım yapmalı. bordo bulamacı sık diyorlar. % kaçlık sıkmalı. %1mi%2 mi.?

tent
18-03-2006, 04:07
pazar günü saat 14:10 "siyah inci: gemlik zeytini" belgeseli yayınlanacakmış.
birde gazetedeki programdan kontrol edin. iyi seyirler.

H.SEZER
20-03-2006, 22:57
meyveli ve fide zeytinlerde ilaclama

bedevi
03-04-2006, 19:24
Merhabalar.
Bu başlığı ilgiye takip edenlerden biriyim. Emeği geçenlere teşekkürler... Herkes zeytin ziraatindeki tecrübelerini aktarıyor ben de bu aralar başımıza bela olan verticillium belası ile ilgili bir bilgilendirme vereyim istedim.

Ata'dan çiftçiyim, tarım geliri ile geçinen insanlarız. Yaklaşık 800 ağaç kadar, 2.sınıf tarım arazisi üzerine kurulu 80 dekar bir zeytinliğim var. Toprağın nev'i (kırmızı kepir).. Ağaçlar takribi 50 senelik... Yaklaşık 5 senedir bir hastalık peydâ oldu.. Yavaş yavaş dallardan sararma ile başlayan ve tüm ağaca zamanla sirâyet eden bir kuruma... İlk zamanlar 5'er 10'ar ağaç giderken önemsemedik ama şimdi senede 40-50 ağaç götürmeye başladı...

İl Tarım görevlilerine danıştığımda mezkur hastalığın Verticillium solgunluğu nâm bir hastalık olduğunu ve sadece ege ve havalisinde değil tüm ülkede ve hatta Suriye'de bile mevcud olduğunu söylediler. Zaten herhalde kanserimsi bir dert ki bu çaresi de yok.. Tabanına naylon takviyesinden kirece kadar tekmil babadan yöntemleri tecrübe ettik ama çaresi yok..
İşin tuhaf tarafı şu ki; Hem artık hastalığın pençesinde kıvranan hem zaten yaşlanmış olan emektar memecik cinsi ağaçları kökleyip yerine yemeklik türlerden dikeyim istedim ama hem il tarımdaki arkadaşlar hem de çsşitli z.mühendisi dostlar; bu hastalığın bir kere girdiği bahçeden 10 sene çıkmadığını, dolayısıyla yeni yetiştirmenin anlamsız olacağından bahsettiler.. Ne kadar doğrudur bu bilemiyorum.

Zeytin ziraatini ister hobi ister kazanç sâikiyle olsun yapanlar bu çaresiz dert Verticillium'u da göz ardı etmesinler derim.. :)

Muhabbetle...

blackmagic
05-04-2006, 17:04
bu kadar zeytin muhabbetine bende dayanamayıp gireyim bari bir edremitli olarak yazılar çok uzun olduğundan tamamını okuyamadım ben zeytin daha doğrusu zeytinyağı işiyle uğraşmaktayım sıkımını yapıp yurt dışına ithal ufak ufak yurt içine de vermekteyim.hatta hemen reklamı patlatayım http://dukkanlar.gittigidiyor.com/DENTMED/ isteyen arkadaşlar bu sayfada bi ürünümü bulabilir...her neyse gelelim sadede arkadaş edremit civarında düşünürsen bahçe arazı falan bana özelden yaz yardımcı olmaya çalışırız...

tent
05-04-2006, 17:14
...yurt dışına ithal ....
http://tdk.org.tr/tdksozluk/sozara.htm :D

edremit civarında düşünürsen bahçe arazı falan bana özelden yaz yardımcı olmaya çalışırız...
genel bir fikir vermesi açısından bildiklerinizi buradan yazabilir misiniz...

blackmagic
05-04-2006, 17:24
arkadaşlar kusura bakmayın magmaya indim ''yurt dışına ithal''cümlem unutulmayanlar arasına yazdırdı arkadaşımın tdk sitesi önermeside kopardı beni eywalla::) akşama genel ve ufak bi açıklama yapmaya çalışacağım saygılar...

kasved
24-07-2006, 09:15
Cumhuriyet 24.07.2006
Pamukçusu, tütüncüsü, üzümcüsü, zeytincisi olaylara, olgulara ve gelişmelere aynı pencereden bakıyor

Dünyanın yeni savaşı tarımda
SERDAR KIZIK

.......................................
Zeytine gelince, işler diğer ürünlere göre biraz farklı.

Anadolu'nun bu kutsal ağacı ve onun yaşam iksiri, yıllarca dış dayatmaların ve yerli uzantılarının engeliyle karşılaştı.

Bazen ithal politikaları bazen de yağma, talan yaklaşımı zeytinciliği vurdu. Ege kıyılarındaki zeytin ağaçları yazlıklara kurban edildi.

Öyle ki, uygulanan politikalar özellikle Egelinin beslenme biçiminin, damak tadının değiştirilmesine kadar dayandı.

Yaşamı atalarından miras kalan zeytin ağacının dallarının, budaklarının arasında örülü, zeytincinin öncüsü, dostu, örgütçüsü ve ağabeyi TARİŞ Zeytin ve Zeytinyağı Birliği Başkanı Cahit Çetin 'in aktardığı gerçek bir yaşamöyküsü fotoğrafı ortaya koyuyor.

1950'li yıllarda margarin Türkiye'ye girdiğinde ataları yıllardır zeytinyağıyla beslenen Fikri Dede, varmış bakkala. Ver ordan sıcak bir ekmek demiş, yarmış ikiye. Sürmüş arasına margarini. Oh, mis gibi kokuyor. Üstüne biraz tuz, biraz biber. Yeme de yanında yat...

O günlerden bugünlere diğer ülkeler zeytin ve zeytinyağı mucizesini keşfederken biz uyumuş, uyutulmuşuz...

- Cahit Bey, işler değişti, şimdi margarinciler 'Bizimkinde daha çok zeytinyağı var' diye reklam yapıyorlar.

Evet, nerelerden nereye geldik. Bu margarin hikâyesi, ilgisizmiş gibi duruyor ama aslında bir dünya politikasını, bir Türkiye gerçeğini çok iyi anlatıyor. Şimdi, zeytinyağının durumunu konuşursak, önce dünya politikalarına bakacağız, sonra Türkiye'ye, sonra da tarıma...

-Bakalım...

1950'li yıllarda margarinle başlayan sürecin Türkiye'deki zeytinciliği 2000 yılına kadar çok olumsuz etkilediğini söyleyebiliriz. Türkiye tarım ürünlerini kendisi üretir, kendi kendine yeter, hatta satar, teknoloji ithal ederdi. Şimdi hem teknoloji hem de ürün ithal eder konumda. Bu bence, olayın en çarpıcı noktası. Dünya Ticaret Örgütü'nün defalarca yapılan toplantılarında azgelişmiş ülkelerin tarım sübvansiyonlarında, Amerika ve Avrupa ülkelerinin aşırı sübvansiyon sistemleri karşısında hayatlarını sürdüremeyecek boyutlara geldiğini görüyoruz. Bu yılın başında Hong-Kong'da yapılan toplantıda, azgelişmiş ülkelerde sübvansiyonların kaldırılmasının, tarımı bitme noktasına getirdiği vurgulandı.


YABANCI DESTEKTEN VAZGEÇMİYOR


-Kısacası dünyanın zenginleri kendi üreticilerine teşvik verirken azgelişmişlere 'verme' diyor.

Öyle. ABD ve AB tarım sübvansiyonlarından vazgeçmedi, vazgeçmeyecektir de. Şimdi bakıyorsunuz AB bütçesine, 102 milyar Avro. Bunun yüzde 45'ini, yaklaşık 43 milyar Avro'sunu tarım sübvansiyonuna ayırıyor. AB, bu teşviklerin çok küçük bölümüyle en iyi ıspanağı, muzu, elmayı, yani her türlü ürünü ithal edebilir. Üstelik daha da kârlı olurlar.

Ama yapmıyorlar. Düşünmek lazım niye, neden 43 milyar Avro harcıyorlar? Bunlar ticareti bilmiyorlar mı? Amerika'ya gelince orada sübvansiyonun ucu bucağı yok. Sadece üretim alanında değil pazarlama, gümrük muafiyetleri, promosyon destekleri, ihracat teşvikleri gibi birçok kalemde destekler var.

-Oysa gelişmiş ülkelerde tarım nüfusu, üretici oranları oldukça düşük.

İşte, mesele burada. AB'deki tarım nüfusunun toplam nüfusa oranı yüzde 5. Bu, İskandinav ülkelerinde yüzde 2 gibi. İspanya, İtalya gibi ülkelerde yüzde 8-9. Şimdi bizde diyorlar ya popülizm yok diye. Soruyoruz, AB popülizm mi yapıyor? Yüzde beş nüfusun oyunu almak için mi bu kadar teşvik veriyor? Yüzde 5'le siyasi rant sağlanmaz. Oysa bizde, yıllardır tarım ve çiftçi, devletin nimetlerini götüren ve sömüren insanlar gibi lanse edildi. Çiftçilere ''kara delik'' unvanı yakıştırıldı.

-Bir adım daha öteye gidelim. Dünya ölçeğinde yeni yüzyılda tarımın en stratejik sektör olduğu söyleniyor.

Evet, bunu kendileri açıkça söylüyorlar. Dünyada nüfus artıyor. Uzmanların yaptığı hesaplara göre önümüzdeki 20 yıl içinde gıda maddelerine talep, 3 katı artacak. Ayrıca tarımı gıda anlamında düşünmemek lazım. Sanayi ürünüdür aynı zamanda. Pamuk üreteceksin, teksil ürününe dönüştüreceksin. Özetle, bir ülke kendini besleyecek sistemlerini bir başka ülkenin insafına terk edemez, etmemelidir. Bu son derece yanlış olur.

Tarımdaki üstünlüğün stratejik üstünlük olduğunu ve hatta siyasal bir amaç taşıdığını görmezden gelmek, şaşkınlıktır. Aslında dünyada yeni bir savaş var. Yeni savaşlar tarımda, tarlalarda olacak. İşte onun için AB ve ABD asla tarım sübvansiyonundan taviz vermiyorlar. On liraya mal ettikleri ürünü 3 liraya satarak bizim gibi ülkelerin rekabet gücünü kırıyorlar ve tarımda ilerleme misyonunun önüne geçiyorlar. Bu, açık bir savaştır.

kasved
25-07-2006, 10:07
Cumhuriyet 25.07.2006
TARİŞ Zeytin ve Zeytinyağı Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Cahit Çetin: Türkiye'nin iki çıkışı var; birincisi zeytincilik, ikincisi bağcılık

Çetin: Borç alan emir de alır
SERDAR KIZIK

TARİŞ Zeytin ve Zeytinyağı Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Cahit Çetin' le ikinci gün yaptığımız söyleşide, dünyada yeni savaşın tarımda yaşanacağını vurgularken Türkiye'nin iki çıkışı olduğunu söylüyor. Birincisi zeytincilik, ikincisi bağcılık.

- Bu durumda dışardan belki ucuza aldığımız tarım ürünleriyle biz kendi kuyumuzu kazıyoruz...

Tarım ülkesi Türkiye'de tarımdaki ithalatımız, ihracatımızdan fazla. Hatırlayalım.

Kayseri uçak fabrikası kurulduğunda, ''Ne lüzum var, biz size daha ucuz uçak veririz'' diyenler ve bu yaklaşımı Türkiye'ye kabul ettirenler, şimdi de ''Ne lüzum var ekip biçmeye, biz size daha ucuz veririz'' diyorlar. Böyle bir şey olur mu? Bugün serbest pazar ekonomisi içinde ''başka bir ülkede şeker pancarı daha ucuz, biz bunu daha pahalıya üretiyoruz'' gibi bir mantıkla hareket edersek önümüzdeki yıllarda tarımdan kaçan insanların sorunlarına çözüm getirmemiz mümkün değildir. Sorun, sosyal dengelerin bozulmasına kadar uzanır.

-Bu gerçekleri iktidarlar bilmiyorlar mı?

Bilmezler mi? Ama ortada bir gerçek var. Borç alan, buyruk da alır... Tarımsal üretimdeki AB'nin sonsuz desteklerinin arkasında, sanayideki hâkimiyeti tarımdaki hâkimiyetle de bütünleştirme gibi bir mantığın olduğunu görüyoruz. Bizim gibi ülkelerde tarım hayat kadar önemlidir. Çünkü ekonomik bağımsızlığını kazanamayan ülkelerin siyasal bağımsızlıktan bahsetmeleri söz konusu değildir. Temel unsur da insanın kendi kendini doyurmasıdır. Toprağın sizin olduğunu bilirsiniz, bu büyük güvencedir. Toprak insanın var oluşuna en önemli katkıdır. Âşık Veysel 'in dediği gibi, sadık yarim kara topraktır. Ama biz kara toprağı ihmal ettik.


ÜRETTİĞİ ZEYTİNYAĞINI TÜKETMEYEN TEK ÜLKE


-Kara toprakta kara zeytinin durumuna gelince, biraz umutlu olabilir miyiz? Son yıllarda her yere zeytin dikiliyor.

Zeytinciliği anlatmak için yukardaki tabloyu göstermemiz gerekiyordu. Evet, zeytinciliğimiz 2000'li yıllara kadar bastırıldı. 50 yıl önce, yabancı sermaye margarinle boğazımızın içinden girdi. Şimdi bunu derken gelişen ve küreselleşen ticari dünyada dış ticarete, sermayeye kapalı olmayı kastediyorum. Zeytinyağı kültüründe yaşayan bir insanın margarine geçişini vurguluyorum. Bu politika yıllarca sürdü. Dünyadaki global ekonomik süreçten kendinizi soyutlayamazsınız ama kendi değerlerimizi koruyarak mücadele etmemiz ve mukabil kozlarımızı doğru kullanmamız gerekir. Ne oldu peki? Bu margarin 50 yıl zeytinin üstüne bastı geçti. Zeytinyağı üreten bir ülke olmasına rağmen tüketemeyen tek ülke olarak kaldık.

-Bu margarin İtalya'da, İspanya'da, Yunanistan'da da yok muydu?

Ama Yunanlılar o zamandan bu zamana kişi başına 20 kilogram tüketim yaptılar. Birine aşırı sadakat gösterip birini unutursanız, kendi milli politikanız dışına iterseniz, kaybedersiniz. Bakın bizde babadan kalma bin yıllık ağaçlara bakmazsan, seni kınarlar. 'Babasından miras kaldı, zeytin tarlası orman oldu bakmıyor' derler. Bazıları sırf ar uğruna baktı bu zeytin ağaçlarına...

-Ama Ege kıyılarında on binlerce zeytin ağacı kesildi. Yerlerine yazlıklar yapıldı.

Çünkü zeytin çiftçisi ekonomik bir tercihle karşı karşıya kaldı. Aslında bizim üreticimiz kanaatkârdır. Allah bereket versin, der. Ama müteahhidin astronomik, kendisinin hayal edemeyeceği rakamıyla karşılaşınca, zeytin ağacını okşayıp öpüp, teslim etti. Ne oldu? 50 sene zeytinden para kazanmayan köylü bir anda aldı. Köylümüzün zeytini terk edişinin dramatik tablolarını yaşadık biz Edremit Körfezi'nde.

-Gelelim yağ ithalatı konusuna. Tarım ülkesi yıllardır dışardan aldığı bitkisel yağa para döküyor. Bunu engelleme olanağı yok mu?

Bu da başka bir sorun. Yılda 1 milyon 300 bin ton sıvı yağ tüketiyoruz. Likit yağ ihtiyacının yarısı ithalat yoluyla ülkemize girer. Bu, petrolden sonra döviz harcaması gerektiren en önemli kamu ithalatıdır. Kamu harcaması diyorum. Çünkü, bu ithalattan vergi muafı tutulur kolay ithal edilsin diye. Bunun büyük çoğunluğu ayçicek yağıdır. Böyle bir şey olur mu? Ama ithalatçı firmaların, lobilerin, uluslararası sermayenin baskısı olunca paralar uçar gider...

-Zeytinyağı şimdi gözde oldu. Zeytinyağlı margarin reklamlarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Zeytinin yağını, üzerindeki meyvesinden elde edersiniz. Bu da diğer bitkisel yağlardan ayıran temel özelliktir. Diğer bütün bitkisel yağların özü, tohum yağıdır. Meyve yağı olan zeytinyağı , doğrudan tüketilme kabiliyeti olan sıvı yağdır. Diğer bitkisel yağlar mutlaka rafine edilmelidir. Zeytinyağıyla başka ürünlerin yağı karıştırılmaz. Bu AB'de yasaktır. Margarin şimdi geldi zeytinin elini öptü, içimde zeytinyağı var diye övünüyor. Oysa margarinle zeytinyağının birleştirilmesi, ticari olarak doğru bir yaklaşım değildir. 100 gram şeker için bir çuval keçi boynuzu çiğnenmez, derler. Bir iki damla zeytinyağı için bir kalıp margarin mi yiyeceğiz yani?


ZEYTİNYAĞININ YÜKSELİŞİ DURDURULAMAZ


-Zeytinyağı tüketimi artıyor ama gerektiği gibi değil sanırım.

En büyük tüketici, zeytin üreticisidir. Çünkü kıymetini, değerini bilir. Benim evimde her yıl 250 kilogram zeytinyağı tüketilir. Kişi başına 50 kilogram ama Türkiye'de bu hâlâ bir kilogramın altında. Tüketim artıyor ama burada nüfus da artıyor. Oran aynı kalıyor. Öte yandan dünyada artan bir zeytinyağı tüketimi var. Bu tüketim kültür ve eğitim seviyesiyle doğru orantılı yükseldiği için medeni dünya zeytinyağına önem veriyor.

En büyük tüketici ve ithalatçı ülke Amerika'dır. 250 bin ton zeytinyağı ithal ediyor. Şimdi hızla Uzakdoğu, Japonya devreye giriyor. Nüfuslarının kalabalık olduğu Kore, Avustralya, Endonezya hatta Çin de zeytin tüketmeye başladı. Artık dünyada zeytinyağının yükselişi durdurulamaz. Türkiye buna duyarsız kalamazdı ve kalmadı da. Ancak çok özel politiklar uygulanmalı.

-Bu arada TARİŞ Zeytinbirliği olarak ABD ve Japonya'da mağaza açtınız. Bu önemli bir atılım olmalı...

TARİŞ'te görevim sırası zeytine karşı şükran borcumu hep ön planda tuttum. Çünkü zeytin ağacıyla yaşadım, okudum, beslendim, hayatımı sürdürdüm. O benim atalarımdan kalan bir kültür mirasıdır. Bugün Türkiye'de zeytinyağı konuşulur hale geldiyse bunda TARİŞ'in payı büyüktür.

kasved
26-07-2006, 11:06
Cumhuriyet 26.07.2006
Türkiye'nin zeytincilikte önünde olan ülkeleri üretim anlamında geçebileceğini söyleyen Cahit Çetin:

Anadolu zeytinin anavatanıdır
SERDAR KIZIK

TARİŞ Zeytin ve Zeytinyağı Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Cahit Çetin " Türkiye'nin gelişen zeytinyağı sektörü desteklenmelidir. Çünkü Türkiye, zeytinin anavatanıdır" diye konuşuyor.

-Peki Türkiye genel anlamda bir sıçrama yapabilir mi?

57. hükümet zamanında belirli iyileştirmeler oldu. Bozuk orman alanları zeytinciliğe tahsis edildi. Yani son yıllarda bakış açılarında bir farklılaşma var. Ancak Türkiye'nin gelişen zeytinyağı sektörü desteklenmelidir. Çünkü Türkiye, zeytinin anavatanıdır. Türkiye zeytincilikte önünde olan ülkeleri üretim anlamında geçebilecek kabiliyettedir. Bugün için en büyük İspanya. Franko zamanında iki hedef koydular. Turizm ve zeytincilik. Bunu başardılar. Ama pazarlamada İtalyan lobileri çok önemlidir. İtalyan lobileri özellikle Amerika'da çok hâkimdir. Üretimde ikinci sırayı İtalyanlar alır, üçüncü sırada Türkiye alıyordu 1950 yılından önce. Sonra Yunanistan bizi geçti, Tunus bizi geçti, Suriye de geçmek üzere. Yani biz 5., 6. sırayı paylaşıyoruz.

-Bu durumda sağlam bir politika oluşturulması gerekiyor...

Şimdi burada bir iki konuda dikkat çekmek istiyorum. Bir tanesi fidan dikiminde üreticinin rehberlik sistemiyle bilgilendirilmesi meselesi. Bunun için Tarım Bakanlığı'nın ziraat teşkilatları var. İzmir'de, Bornova'da Zeytincilik Enstitüsü var. Çok bilgili, bilgi birikimi yüksek uzmanlar çalışıyor. Bu, bizim için şans. Hatta orada gen bankası bile var. Dikkat edeceğimiz şey, coğrafi iklimsel özelliklere göre ürünlerin seçimlerinde hassas davranmak.


'YURTDIŞINDAN ZEYTİN AĞACI İTHAL EDİLMESİN'


-Bu arada yurtdışından yoğun biçimde fidan alınıyor. Sakıncalı değil mi?

Yurtdışından zeytin ağacı ithal edilmesine karşıyız. Kendi zeytin kültürümüzü, genetik yapısını bozabiliriz, yozlaşmaya neden olabilir. Bu, önemli tehlikelerden bir tanesi. İşte bu noktada Tarım Bakanlığı'na görev düşüyor. Genetik hastalıkların yayılmasına dikkat etmemiz lazım. Çünkü geçtiğimiz yıllarda Aydın'da mantar hastalığı oldu. Bu hastalıkların yayılması söz konusu olabilir.

-Fidancılığı, ithalatı anlattınız. Ayrıca oluşturulacak ulusal politikaların başka unsurları da var mı?

İhracat politikalarının sağlıklı olması gerekir. Zeytinyağı ihracat politikaları, teşvikler falan çok önemlidir. Zeytinyağında çeşitli ihracat- ithalat politikalarının bize dayatılması muhtemeldir. AB müktesebatı adı altında bunlar yapılabilir. Gelişmekte olan zeytinyağı sektöründe her türlü politikaya ticari amaçlı bakacaksınız. Üretici ülkeler İspanya, İtalya, Yunanistan'ın kolay mal tedarikinden tutun da dünyada ticareti lehlerine yönlendirmek isteyen tavırlarıyla karşı karşıya kalacağız. Hükümetimiz de, ilgili kuruluşlarımız da, halkımız da bu konuda hassas olmalıdır. Çünkü zeytincilik, Türkiye'nin tarımsal geleceğidir. Bir de bağcılık var...

kasved
26-07-2006, 11:07
Cumhuriyet 26.07.2006
'Tarımın son kalesi düşebilir'
-TARİŞ'in bir üretici kuruluş olarak, kooperatif örgütlenmesiyle çeşitli güçlükleri var. Ülkede son yıllarda uygulanan tarım politikaları sürekli üreticinin aleyhine gelişiyor. Bu alandaki güçlükleriniz neler?

Tarımsal örgütler var, ziraat odaları var. Çok fazla örgütlenmenin parçalanma bölünme anlamı taşıdığını düşünüyorum. Kooperatifçilik açısından sorarsanız çok çeşitli örgütlenmeler, yapılaşmalar kendi içlerinde kavram kargaşası yaratabilir. İstenenin aksine olumsuz sonuçlar doğurabilir. Tarım satış kooperatifleri birlikleri bana göre Türk tarımının son kaleleridir. Bakın Atatürk 'ün kurduğu tarım teşkilatlarına, bakın Et Balık Kurumu, Süt Kurumu'na, neredeler. Nasıl yok edildiler. Bugün Ziraat Bankası'nın işlevi, kuruluş amacına uygun mu? 57. hükümet zamanında imzalanan niyet mektubuyla ne hale geldik.

-Ama hükümet böyle yaklaşmıyor.

4570 sayılı yasa, tarım satış kooperatiflerine devletten destek yapılmaz diyor. Dünyanın hiçbir yerinde böyle bir kanun yoktur, olamaz. O zaman Türkiye, bu tarım satış kooperatiflerine, daha doğrusu kooperatifçilik yapıp yapmayacağına karar vermelidir. Kanun koyucunun Türkiye'de kooperatifçilik yapılacak mı yapılmayacak mı belirlemesi gerekir. Biz bunu yapmaya çalışıyoruz. Başarıyoruz da. Ticari misyonumuzu değiştirdik, ataklara geçtik. Zeytin birliğinin gösterdiği performans özel şirketlerin bile önündedir. Şimdi, "Zeytin üreticiliğini bırakın" diyenlerin önündeyiz ticari anlamda. Dünyanın 38 ülkesine ihracat yapıyoruz. ABD ürünlerimizi hayranlıkla karşılıyor. Şunu demek istiyorum, kooperatiflerin bir anonim şirkete benzetilmesinde ısrar edilecekse bu bile bile ladestir. Tarımın son kalesi de düşebilir. Bu benim tespitimdir. Diyorum ki, zeytinciliğimiz gelişmekte ama Atatürk'ün dediği gibi 'dahili ve harici bedhahları' unutmamak lazım.

-O zaman küresel dayatmalarla ulusal çıkarlarımız karşı karşıya demektir.

Aynen öyle. Her zaman gelecektir, Türkiye'nin hazırlıklı olması gerekir. Dünyada, tarımda üstünlük savaşları başlamıştır. Türkiye kendi kendine yetebilen bir ülkeydi, saçma sapan ürünler ithal eden bir ülke olmaya başladı. Ülke kendi çıkarlarını korumak zorundadır. Süpermarket mantığıyla davranamazsınız. Varlığını başka ülkenin varlığına bağlarsan, fişini çektiğin zaman kalbin durur.

Dax
27-07-2006, 22:10
bedevi nin ilgilenecegi zeytin hastaligi hususu ile iyi bir calisma: http://bibd.uni-giessen.de/gdoc/2002/uni/d020107.pdf

kasved
17-08-2006, 10:00
Maliye İMF-Dünya Bankası, Dış politika ABD, İç Politika AB tarafından yönetilen akdığı kararlarda bağımsız olmayan ülkelerin yöneticilerin aldığı kararlarda ne ilginçtirki toplumun menfaatine kararlar genelde alınmaz.

Fındıkta oynanan oyunların tamamı zeytinyağında oynanıyor, Türkiyemizde hiçbirzaman üretilmeen 280 bin tonluk yağ üretimi sanki daha mahsul dalda toplanmadan ihracatçı tarafından ilan ediliyor, kişi başı tüketimin 1 lt olduğu ülkede zeytinyağı üretiminde arz fazlası var denerek ihracatta zaten var olan dökme ihracatın tamnamen kaldırılması isteniyor.

İstenen şu Türk çifçisi ürettiği malın karşılığını almadan 1 $ malı dökme olarak verecek devlet ambalajlı mal ihracatına teşvik vermeyip Türk Çifçisi sonuçta yabancılara ucuz hammadde temin eden köle yurtaşlar olacak.

Zeytin bahçesinden sonuçta geldik zeytinyağındaki politikaya neymiş demekki sen yönetmez tribünden seyredersen elin oğlu gelir sahaya inip seni işte böyle yönetir, bu yönetilmeye ibretlik konuyla ilgili haber.

http://www.sabah.com.tr/eko101.html

BOSNA
17-08-2006, 11:31
Bence Zeytin bahçesi kurmak çok akıllı bir yatırımdır.Zeytin değerli bir ürün ilerde çok iyi para bile kazandırabilir tabii iyi bakılırsa? Zor ve zahmetli bir bakımı yok zaten. Yer için ise tarla düz bir yerde ve yola yakın olursa avantajlısınızdır demektir..

borsamania
17-08-2006, 11:36
Arkadaşlar Bu konuda tecrübeli arkadaşlara soralım ozaman zeytin ağacı kaç yılda yetişkin bir performans verir ve bir ağaç ortalama kaç kili ürün verir (Yıllık bir ağaç tl bazında ne bırakır) Şimdiden Teşekkürler

BOSNA
17-08-2006, 11:54
Arkadaşlar bu yıl Zeytin fidanları 15-30 ytl arası idi tabi alacağınız cins türüne göre bir fidan 6 yıl sonra ürün verir ama tabi ürün az olur 12 yıl sonra ise istenilen düzeye ulaşır Ege de biz bu işi yapıyoruz bir yıl ürün yılı bir yıl bekleme yada az ürün olur.Hele 15 yıl sonra yani dikimden çok çok iyi ürün alırsınız.30-38 kg üründen 10kg yağ çıkar

BOSNA
17-08-2006, 11:56
ZEYTİN AĞACI
Zeytin ağacı; Ortalama ömrü 300-400 yıldır. Zeytin ağacının ana vatanı konusunda çeşitli tartışmalar bulunmakla birlikte, ana vatanının, Güneydoğu Anadolu bölgesinin güneyleri olduğu yolunda kuvvetli deliller bulunmaktadır. Mu'minûn suresinin 20. âyetinde zeytinin ana vatanının bu bölge olduğuna işaret edilmektedir. İlk defa bu bölgelerde hasadı yapılmaya başlanan zeytin ağacı; kuzeyde, Anadolu üzerinden Yunanistan, İtalya ve İspanya'ya; güneyde, Mısır üzerinden Kuzey Afrika'ya yayılmıştır. 16. yüzyılda Kuzey Amerika ve Latin Amerika ile birlikte Çin'e ve Japonya'ya ulaşmıştır.

Zeytin ziraatinin 6.000 yıldan beri yapıldığı bilinmektedir. Bununla birlikte yapılan arkeolojik çalışmalarda, Ege Denizi'ndeki Santorini adasında 39.000 yıllık zeytin ağacı fosillerine rastlanmıştır. Yine yapılan bir arkeolojik çalışma, İzmir'in Urla ilçesi yakınlarında bulunan antik Klazomenai şehrinin, zamanının önemli bir zeytin ve zeytinyağı üretim merkezi olduğunu göstermiştir.

Dünyada yaklaşık on milyon hektar arazi üzerinde 900 milyondan fazla zeytin ağacı vardır. Bu ağaçların % 98'i Akdeniz ülkelerinde bulunmaktadır. Devlet İstatistik Enstitüsü rakamlarına göre, ülkemizde 100 milyona yakın zeytin ağacı bulunmaktadır; bunların % 90 kadarı meyve verir. Ülkemizde zeytin üretimi, daha çok Aydın, İzmir, Muğla, Balıkesir, Bursa, Manisa ve Çanakkale'de yoğunlaşmıştır. Türkiye'de 400 bin aile, geçimini doğrudan zeytincilikten sağlamaktadır.

sailor06
25-08-2006, 11:03
Sayin KYNAD,
Zeytincilik basliginin acilmasindan itibaren tum mesajlari buyuk bir ilgi ile okudum. Cok onemli katkilariniz var. Ozellikle es zamanli uygulama yapmak uzere olan diger okuyuculara vermis oldugunuz tavsiyeler, pratik bilgiler burayi daha da zenginlestirdi. Gecmis mesajlarda yeri geldiginde maliyet unsurlarina dair guncel bilgiler de verildi, fidan fiyatlari, traktor kiralama birim ucreti, yerine gore arazi fiyati vs.
Bu isi yapmayi dusunecek olanlar icin -ben dahil- bir onerim var size. Eger vaktiniz musait olursa, kurulumundan itibaren takip eden 5 seneyi de kapsayacak sekilde bir fizibilite veya daha dogrusu harcama projeksiyonu yapabilir misiniz? Soyleki 100 donum birim alan icin ve donum basina 40 agaclik bir plantasyon icin, arazi islemekten baslayarak, fide alimina, dikim islemlerine, sonrasinda periyodik gubreleme, ilaclama, budama, sulama vs icin kullanilacak malzeme, gerekli personel ihtiyaci, etrafi tel ile cevrilecek ise yapilmasi ongorulen harcama vs. Bu konuda uygulamarin takvimi ortaya konulduktan sonra malzemelerin guncel fiyatlarindan, adam/gun ucretlerinin guncel rakamlarina kadar eminim diger okuyucu arkadaslar da katki saglayacaklardir.
Eminim arazi kosullarina gore ihtiyaclar ve haliyle harcamalar da cesitlilik gostereceklerdir, sulama icin inilmesi gereken kuyu derinliginden, damlama sulama icin gerekli tesisatin ve su deposunun niteliklerine kadar.
Boylesi fark yaratan hususlarda da genel kurulum masraflarini kabaca vermek cok faydali olacaktir.
Onerimi olumlu degerlendiri iseniz ve zamana yayarak vakit ayirirsaniz sevinirim
Kolay gelsin.

sailor06
30-08-2006, 13:18
Kisa sure oncesine kadar son derece yogun mesajlasmalarin oldugu bu topicde suan icin katilimin ozellikle de en cok mesaj yazip bilgi paylasanlarin katiliminin sifira inmesi cok uzucu...
Sayin KYNAD ve diger aktif katilimcilara bir onceki mesajdaki onerim, dilegim, ricam adina ne derseniz hala gecerlidir...

kasved
13-09-2006, 20:12
İzmir Fuar Alanında 15-17 Eylül Tarihleri arasında "Zeytin ve Zeytinyağı Sempozyumu ve Sergisi 2006" TMMOB Kimya Mühendisleri Odası Ege Bölge Şubesi tarafından düzenlenmiştir.

İlgilenenler detay bilgileri;
http://www.kmo.org.tr/zeytinyagi2006.pdf adresinden veya
0232 421 35 35 - 0232 463 15 29 numaralı telefonlardan alabilirler.

Not: İzmir dışı katılımlar için düzenleyici komite otelerle bağlantı sağlamıştır.

Nefi
16-10-2006, 20:27
Ben de yeni bir zeytin plantasyonu kurmak istiyorum. 600 dönüm üzerinde 20.000 civarı ağaç dikmeyi planlıyorum. Bu siteden, özellikle Kygnad-Analizatör yazışmalarından çok şey öğrendim. Ancak sanırım forum durmuş durumda.

Şu aşikar ki ülkemiz zeytin dikimine önem vermeli. Hemde zaman kaybetmeden. Bu noktada herkes üzerine düşeni yapmalı. Yakında zeytin sayımız sabitlendiğinde dizimizi dövmek işe yaramayacak. Kygnad, Dursun, Kasved gibi arkadaşlar lütfen bu forumu ayakta tutunuz. Bizim gibi doğaya, zeytine gönül vermiş girişimcilerin sizin gibi tecrübeli arkadaşların bilgi birikimlarine ihtiyacı var.

Kalın sağlıcakla.

kasved
16-10-2006, 22:43
Ben de yeni bir zeytin plantasyonu kurmak istiyorum. 600 dönüm üzerinde 20.000 civarı ağaç dikmeyi planlıyorum. Bu siteden, özellikle Kygnad-Analizatör yazışmalarından çok şey öğrendim. Ancak sanırım forum durmuş durumda.

Şu aşikar ki ülkemiz zeytin dikimine önem vermeli. Hemde zaman kaybetmeden. Bu noktada herkes üzerine düşeni yapmalı. Yakında zeytin sayımız sabitlendiğinde dizimizi dövmek işe yaramayacak. Kygnad, Dursun, Kasved gibi arkadaşlar lütfen bu forumu ayakta tutunuz. Bizim gibi doğaya, zeytine gönül vermiş girişimcilerin sizin gibi tecrübeli arkadaşların bilgi birikimlarine ihtiyacı var.

Kalın sağlıcakla.

Sevgili Nefi öncelikle girişiminizin hayırlı ve bol kazançlı olmasını dilerim, yazınızda 600 dönüme 20.000 zeytin ağacı dikme planınız bana mantıklı gelmedi.

Zeytin ağacının ideali 7X7 dikimdir, en fazla 6x6 dikim yaklaşık 1 dönümde 15 ağaç dikimi yapabilirsiniz, bu hesapla 600 dönümx15 ağaç= 9000 ağaç yapar biraz daha sık dikim yapsanız bile 10.000 ağacı geçmemeniz gerekir, daha sık aralıklarla zeytin dikimi ağacın normal verime gelme süresi 10 yıllık zamanda sorun yapmayacak fakat 10 yıldan sonra ağaç taçları birbirine değmeye yaprakların iç içe girmesiyle ağacın yeterli hava akımından güneşten yararlanamamasına neden olunacaktır. Bu durumda ağacı olması gerekenden sert budama yapma durumunda kalacaksınız.

İnsanların ilk düşüncesinin aksine bahçe tanziminde ideal ölçülerin dışına çıkılarak fazla ağaç ekilmesi sonucunda fazla mahsul alınması mümkün olmayıp tam aksine ağaç; sağlığı açısından olumsuz etkilenecek aynı zamanda verim kalitesini düşürecektir.

Konu için şöyle bir örnek vereyim; 1.000 konutluk bir site düşünün etrafı yüksek duvarlarla çevrili hiç bir yeşil alanı, çocuk oyun parkı, yürüyüş yolları olmayan çok dar 2,5 mt.lik beton yollarla çevrili evinizin önünde arkasında sağında ve solundaki tüm camlarınızın etrafında açık alan olmayıp komşu binaların olduğunu düşünün ne hissedersiniz!!!

Ağaçlar; insanlardan doğaya çok daha duyarlı canlı varlıklardır, bu büyüklükte bahçe tanzim ederken mümkünse profosyonel danışmanlık hizmeti alın, nerde ikamet ediyorsunuz bilmiyorum fakat birçok ziraat fakültesinde yalnızca zeytin konusunda bilimsel araştırma ve çalışma yapan hocalar mevcut. Örneğin geçtiğimiz ayda İzmirde zeytin ve zeytinyağı konulu üç günlük panel düzenleyen İzmir Ege Ün. Ziraat Fakültesini, zeytincilik araştırma ensit. http://www.zae.gov.tr/ , tarım ve köyişleri bakanlığının edremit zeytincilik üretme istasyonu http://www.zeytincilik.8m.com/ , vs vs. internette araştırırsanız bu konuda epeyce kaynak bilgi mevcut.

Aynı zamanda size şöyle bilgi vereyim Tarım ve köyişleri bakanlığı 10 dönümün üzerinde kuracağınız zeytinlik alanında dönüm başına 200 YTL. varan karşılıksız zeytinlik tesis teşviği vermektedir.

Lütfen bulunduğunuz bölge tabiat özelliklerini dikkatte almadan, toprak su analizleri yaptırmadan ve olmazsa olmaz bu konuda yetkin kurumlardan bilgi almadan kesinlikle bu işe girişmeyin, size bir diğer tavsiyemde bilmediğiniz denenmemiş sertifikasız özellikle bodur tabir edilen ithal fidan kesinlikle KULLANMAYINIZ. Çünkü zeytin yaklaşık 10 yılda normal verime gelen bir ağaçtır, bol miktarda diktin ithal fidanı bunun meyvesi sorfalık olarak nasıl yağ verim ve kalitesi ne oranda test edilmiş, zeytin hastalıklarına karşı direnç durumu nasıl bütün bunların kesin neticesi alınmamış ne olduğu belirsiz ithal fidanlardan lütfen uzak durunuz. Yapacağınıız sermaye yatırımına ve geçen uzun sürenin sonunda hüsrana uğramak yüksek bi olasılık.

Zeytin bin yıllardır süren bi gönül işi ve doğa sevdasıdır, üzülerek söylüyorumki maalesef erkekler tarafından sövülen ve dövülen kadınlarımız gibi sırıkla dövdükçe:aglayan: bize meyvesini yemek içi sofrada sunan, yağı ilaç niyetine içilebilen, ağacın toplarken dibine dökülmüşlerden sabun yapılan ve sonuçta çekirdeği yakacak olan böylesi mubarek ürüne ben hangi hak ve yetkiyle diyeyimki bi dönümde ? adet ağaçxbüyüme zaman = yıllık hasat- bakım masrafları=kar.

Zeytin bu kar demek değildir burada unutulan gerçek DOĞA'dır, hangi bilimsel hesap doğanın gerçekleşmelerini ölçebilir.
Üstad BB. bile teknik analizde ne diyor; "teknik analiz" geçmişte oluşmuş olaylardan yararlanarak gelecekte gerçekleşmesi muhtemel hareketi istatistik yöntemle TAHMİN etme sanatıdır. Burda dikkat edilirse kesin anlam ifadesi olmayıp yalnızca yapılan işin varsayımsal tahminden öteye gitmediğine vurgu yapmaktadır.

Neden gerçekleşmelerle öngörüler farklılaşır, şöyle izah etmeye çalışayım;
-Yeterli profosyonel danışmanlık hizmeti almadan amatörce fidanlık tesisi işine girişmek,
-Yeterli analizler yapılmadan fidan dikimi,
-Bölgeye göre yanlış fidan dikimi,
-Yanlış fidan bakımı,
-Olduğundan daha sert soğuk iklim şartları vs. vs. buradaki hesapları tutturamayabilir.
-Veya tüm yukardakiler olumlu olurda çiçeklenme yeterli olmadığından yok yılına göre daha da az mahsul alma durumuyla karşılaşabilirsiniz.

Son not olarak şahsım sonradan olma zeytincidir, kesinlikle bu forumda bu işin üstadı değilim, öğrenme sürecinde sizden daha önce başlamış bir çırağım.

Doğayı seviyorum diyene tavsiye ederim, yalnız bu işler pratikte yalnızca sevgiyle olmuyor, eğer işinizin başında bakım peryotlarında bizzat bulunmaz ve toplama suyla değirmen çalıştıracak iseniz gelecekte hüsrana uğramanız kuvvetle muhtemel olacaktır.

Hayırlısı ile zeytin hasadına bayram ertesi başlıyacağımızdan yaklaşık 1-1,5 ay süreyle forumu ziyaret edemiyeceğimden şimdiden tüm zeytin dostlarının Şeker Bayramını sevgi ve saygılarımla kutlarım.:)

ali
16-10-2006, 22:45
Evet bilene güzel yatırım.
Ancak izmirde birkaç doktor arkadaş kurudu. battılar

kentuf
16-10-2006, 22:46
Hayırlısı ile zeytin hasadına bayram ertesi başlıyacağımızdan yaklaşık 1-1,5 ay süreyle forumu ziyaret edemiyeceğimden şimdiden tüm zeytin dostlarının Şeker Bayramını sevgi ve saygılarımla kutlarım.


Bereketi bol olsun kasved hocam.

Nefi
16-10-2006, 23:35
Öncelikle yanıtınız için teşekkür ederim. Dediklerinize katılıyorum. ZAE ile görüşüyorum. Başka uzmanlardan da destek alıyor ve bolca okuyorum. Ama biliyorum ki doğa öyle kitapta okuduklarıma her zaman uymuyor. Bu nedenle uyarılarına dikkat edeceğim.

20.000 ağaç konusuna şöyle kanaat getirdim. İzmir'de Ege Orman Vakfı 900 dönüm üzerine bir zeytin plantasyonu kurdu. Burda 30.000 agaç diktiler. Ben düz mantıkla 600 dönümde 20.000 ağaç dikerim diye düşündüm. Ancak fidan türü, ağaç sayısı, dikim aralığı gibi kararları toprak ve su tahlillerinden sonra alacağım.

Ben İstanbul'da bilgisayar işiyle ugraşıyorum. Ama derdim gücüm zeytincilik yapmak. Yıllardır bütün planlarım bunun üzerine. Bu yıl büyük ihtimalle harekete geçeceğim. Bu süreçde paylaşımlarınızı paylaşırsanız çok memnun olurum.

Sizin zeytinliğiniz hakkında bilgi verirmisiniz? Nerede, kaç dönüm, kaç ağaç, kaç yaşında ne tür fidan diktiniz, nasıl geliştiler, şimdi ne durumdalar, kurulum kaça maloldu, ne zaman ürün verdiler gibi konuları fırsat bulur yazarsanız çok sevinirim.

Forumun dahada hareketlenmesi dileğiyle,

Sağlıcakla kalın.

Nefi
16-10-2006, 23:46
Yukarda bahsettiğim 900 dönüm zeytinlikle ilgili bazı bilgilere aşağıdaki adresten ulaşabilirsiniz.

http://www.egeorman.org.tr/egeorman/zeytin.asp

Acheron
17-10-2006, 01:35
İleri ki yıllarda beklenen su sıkıntısı nedeniyle devle damla sulama için 5 yıllık çiftçi kredisi vermektedir. Babam Damla Sulama alanında faaliyet göstermektedir,bilgi almak isteyenlere yardımcı olurum.

kasved
17-10-2006, 08:27
Öncelikle yanıtınız için teşekkür ederim. Dediklerinize katılıyorum. ZAE ile görüşüyorum. Başka uzmanlardan da destek alıyor ve bolca okuyorum. Ama biliyorum ki doğa öyle kitapta okuduklarıma her zaman uymuyor. Bu nedenle uyarılarına dikkat edeceğim.

20.000 ağaç konusuna şöyle kanaat getirdim. İzmir'de Ege Orman Vakfı 900 dönüm üzerine bir zeytin plantasyonu kurdu. Burda 30.000 agaç diktiler. Ben düz mantıkla 600 dönümde 20.000 ağaç dikerim diye düşündüm. Ancak fidan türü, ağaç sayısı, dikim aralığı gibi kararları toprak ve su tahlillerinden sonra alacağım.

Ben İstanbul'da bilgisayar işiyle ugraşıyorum. Ama derdim gücüm zeytincilik yapmak. Yıllardır bütün planlarım bunun üzerine. Bu yıl büyük ihtimalle harekete geçeceğim. Bu süreçde paylaşımlarınızı paylaşırsanız çok memnun olurum.

Sizin zeytinliğiniz hakkında bilgi verirmisiniz? Nerede, kaç dönüm, kaç ağaç, kaç yaşında ne tür fidan diktiniz, nasıl geliştiler, şimdi ne durumdalar, kurulum kaça maloldu, ne zaman ürün verdiler gibi konuları fırsat bulur yazarsanız çok sevinirim.

Forumun dahada hareketlenmesi dileğiyle,

Sağlıcakla kalın.

Size özellikle Sn. Kynad'ın daha önce özellikle Analizatör'ün sorularına verdiği cevapları okumanızı öneririm oldukça faydalanacağınızı tahmin ediyorum.

Özellikle bahçe tesisinde iş yaptırırken işin başında bizzat bulunun, iş yaptırırken çalıştırılacak işçilerin yevmiyesinden tutunda bahçe işlemesinde dışarıya yaptıracağınız işlerde sakın köylüdür şehirliye göre bozulmamıştır düşüncesi içinde olmayın. Kontrol etmezseniz adamı ayakta uyutuyorlar, helede birde lakabanız olacaktır, İstanbullu geldi diye:oley: işimiz iş anlamadığım mantıktaki düşünce tarzları.:confused:

Ben bir arkadaş gurubuyla beraber yaklaşık 100 dönüme yakın dört parça zeytinlik satın aldım, bunun yaklaşık 20 dönümü boş alan diğer 80 dönüm yetişkin 30 yıllık ağaçlar. Şimdilik alet edavat satın almadan olabildiğince işlerimizi civar köylülere yaptırmaya çalışıyoruz. Bölgemiz Çanakkalle ezine ilçesinde dir.

Sizin kurmayı düşündüğünüz alan oldukça büyük olduğundan işe başlarken alet ve ekipmanıda oluşturmanız gerekebilir. Birde tavsiyem tesis alanınız başlangıç için çok büyük, bu büyüklüğüe göre yatıracağınız kapitalde fazla olacağından neyi ne kadar yapacağınızı görerek küçük alanda başlamınız menfaatinize olabilir.

Tesis alanında yeterli su kaynağı varmı, unarım fidanları sulama işini mutlaka düşünmüsünüzdür, tesis çevresinde açık mera şeklinde hayvancılık yapılıyor ise bahçeyi mutlaka çevirmeniz gerekecektir.

Bahçe tanziminde mümkünse fidanları dikmeden en az iki ay öncesinden Sayın Kynad'ın uyarılarını dikkatte alarak fidan çukurlarını açtırarak içlerinin iyice havalanmasını temin etmeniz fidanları üzerlerini kapatmada kullanacağınız iyi toprağı önceden temin etmeniz, fidanları bağlayacağınız bez ve sopadan tutunda, gübresine kadar önceden fidan dikiminden önce organizasyonunu yapmanız sağlıklı olacaktır. Tüm bu işleri oluşturduktan sonra fidan dikimi yapabilirsiniz.

Eğer İzmir civarında bu işi yapacaksanız İl Özel İdare ücretsiz fidan dağıtımı yapmaktadır, fidan dikiminde mümkünse herkesin diktiği gemlik fidanı dışındaki fidanlara yönelmenizi tavsiye ederim. Yaklaşık 10 yıl sonra hertaraf gemlik olacak fakat yurt dışına özellikle yeşil domat tabir ettiğimiz zeytinler yok satmaktadır, maalesef gemlik siyah sofralık zeytin türü olup iç piyasada tutulmakla beraber yurt dışında fazlaca ihraç şansı yoktur. Gemlik zeytininden elde edilen yağlardaki asit seviyesi .8 dizemin üzerine çıktığından Avrupaya ihraç şansı yok. Tüm bu konuları ve işin gelecekteki pazar paylarını düşünerek zeytinlik tesis etmeniz daha akılcı olacaktır. Dünyada ülkemizde dahil sabah kahvaltında siyah zeytin yiyen üç ülke var diğer ikisi Lübnan ve yunanistan. Bundan dolayı ben bu sene tarım ilçe müdürlüğünden fidan talebinde bulunurken çevremdeki köylülerin eleştirisine rağmen sadece yerli ayvalık türünden fidan talep ettim, gemlik talep etmedim. Yalnız bu söylediklerimi bi fidan üreticisine sorduğunuzda o size tam tersine gemlik fidanı önerecektir, çünkü yetiriştirilmesi ticari olarak en kolay fidan türüdür. Yalnız dikim yaptığınız alanda kışlarda çok sert geçiyor ise gemlik diğer ayvalık türüne göre soğuk havaya daha dayanıklı olduğuda bir gerçektir. Özetlersem ayvalık türü yeşil olarak pazar payının cazipliğ ve yağ kalitesi açısından tartışmasız daha iyi bir ürün olmakla beraber şimdilik kaydıyla pazarda yaklaşık beş yıllık süreç içinde şu an için gemlik sofralık olarak daha karlıdır. Çünkü ortalama 2,5 Kg. ile 6 kg. siyah ayvalıktan bir lt. sızma yağ elde edildiği düşünülürse siyah sofralık zeytin şu an için karlıdır.

Görüşmek üzere kolay gelsin

Sevgi ve saygılarımla

Nefi
17-10-2006, 12:57
Foruma mesaj yazmadan önce Kygnad ve Analizatör'ün tüm yazışmalarını okudum. Hatta tüm forumu yazdırdım. Analizatör'ün çektiklerinden haberdarım. Benim için çok faydalı oldu o yazışmalar. Keşke Analizatör başından geçenleri oturup yazsa. Eminim çok yararlı bir doküman üretmiş olur.

Ben zeytinliği Gökçeada'da kuracağım. Yani yakınım size. Aslında Ezine'yi de düşündüm. Ama araziyi adada bulduk. Ve bir de bir ayağım adada olsun istedim. Gerçi adanın ada olmasından kaynaklı sorunlar üreteceğini, ulaşımın problem ve maliyet getireceğini biliyorum Ama aynı zamanda sanayiiden uzak, organik tarıma da müsait bir yer.

Tür olarak önceleri Gemlik Trilye düşünüyordum. Ama asit oranından dolayı ihracat zorluğunun olması şüpheye düşürdü beni. Son kararı toprak tahlilinden sonra vereceğim.

Size rüzgar konusunu danışmak isterim. Zeytin ağacı havadar yeri sever deniliyor. Ancak rüzgara karşı birbirlerine siper olsunlar diye de rüzgara paralel dikilmesi tavsiye ediliyor. Geçen gün televizyonda Gökçeada'nın sörfçüler tarafından keşfedildiğinden bahsediyordu. Gerçektende yazın oradaydım ve sörfçüler güzel güzel sörf yapıyorlardı. Adada Zeytinliköy diye bir köy de var. Ama bu köydeki zeytinlikler kıyıdan uzak iç alanlarda. Bende kaygıya düştüm. Acaba rüzgaz bir sorun yaratırmı diye. Gerçi rüzgar perdesi yapmak, yada rüzgar kesici ağaçlar dikmek mümkün ama insan merak ediyor "rüzgar zeytincilikler nasıl etkilidir" diye.

Fidan konusunda kesinlikle sertifikalı fidan kullanacağım ve Tarım Bakanlığının verdiği Sertifikalı Fidan Desteğinden ve Doğrudan Desteklerden yararlanacağım.

Fidanın yaşı konusunda bende herkes gibi 3-4 yaşında fidan dikeyim de hemen ürün alayım düşüncesindeydim. Ama araştırdıkça bunun böyle olmadığını gördüm. 1-2 yaşında fidan dikmeyi düşünüyorum.

Aralıkları kaça kaç yapacağım konusunda da toprak tahlilini bekliyorum. Ancak Ege ORman Vakfı 900 dönüme 30.000 fidan dikmiş. Kendileriyle görüşüyorum. Yardımcı oluyorlar sağolsunlar. Toprak tahlilinen sonra Ege Orman Vakfı, ZAE ve bu foruma danışıp kararımı vereceğim.

Arazi büyük. Ama önce bir kısmına dikip sonra geri kalanına dikerek farklı yaşlarda ağaçlar elde edersem sonra çok ugraşırım gibime geliyor. Bu nedenle tüm araziyi birden ağaçlandırmayı düşünüyorum. Biraz yorucu ve riskli olacak ama artık katlanacağız.

Gökçeada'da serbest hayvancılık yapılıyor. Keçi ve koyunlar dağda bayırda geziyorlar. Dolayısı ile çevresini mecburen çevireceğiz. 3 km. kadar telörgü sanırım 30-40 milyar tutacak. Alet ekipmanı da alsakmı, kiralık mı kullansak bilemiyorum. Ama sanırım almak daha mantıklı olcak.

Gökçeada dünyanın en sulak 4. adası. Üzerinde 5 tane göl var. Su sorunu yaşayacağımı sanmıyorum. Ancak insan çalıştırırken neler çıkacak karşıma bilmiyorum. Bütün becerimi konuşturup, iyi bir organizasyon ile dikimi başarmayı umuyorum.

Sizden bir ricamda böyle bir arazide kuruluş fizibilitesini nasıl yapacağım konusunda.

Ben ana kalemleri;
a) Arazi tesviyesi
b) Çevresini çevirme
c) Çukurların kazımı
d) Fidan alımı
e) Fidan dikimi
f) Gübreleme
g) Sulama

diye çıkardım. Ancak hem bu kalemlerin maliyetlerinin çıkarılması hemde benim düşünmediğim maliyetler konusunda yardıma ihtiyacım var. Ne dersiniz? Bu kalemler 600 dönüm arazi için nasıl olur? Ve başka ne gibi maliyetler beni bekliyor?

Teşekkür ederim. Sağlıcakla kalın.

kasved
17-10-2006, 17:06
Size rüzgar konusunu danışmak isterim. Zeytin ağacı havadar yeri sever deniliyor. Ancak rüzgara karşı birbirlerine siper olsunlar diye de rüzgara paralel dikilmesi tavsiye ediliyor. Geçen gün televizyonda Gökçeada'nın sörfçüler tarafından keşfedildiğinden bahsediyordu. Gerçektende yazın oradaydım ve sörfçüler güzel güzel sörf yapıyorlardı. Adada Zeytinliköy diye bir köy de var. Ama bu köydeki zeytinlikler kıyıdan uzak iç alanlarda. Bende kaygıya düştüm. Acaba rüzgaz bir sorun yaratırmı diye. Gerçi rüzgar perdesi yapmak, yada rüzgar kesici ağaçlar dikmek mümkün ama insan merak ediyor "rüzgar zeytincilikler nasıl etkilidir" diye.



Rüzgar konusunda içiniz rahat etsin tam aksine rüzgar zeytinde olumlu bir faktördür, zeytin hava akımının olduğu alanları daha çok seviyor. Örneğin size fikir vermesi için bizim hemen sıfır deniz kenarında sahildeki bahçemizdeki ağaç başına verim sahilden yaklaşık 8 km içerdeki bahçedekinin tam iki katına yakın. Birde şunu ayrıca şunu düşünün Çanakkaladen Ayvalığa kadar sahil bandında yüzlerce dönüm zeytin bahçeleri var bunların bir çoğu en az 100 yılın üzerinde tesis edilmiş bahçelerdir.




Fidanın yaşı konusunda bende herkes gibi 3-4 yaşında fidan dikeyim de hemen ürün alayım düşüncesindeydim. Ama araştırdıkça bunun böyle olmadığını gördüm. 1-2 yaşında fidan dikmeyi düşünüyorum.


Tamamen katıldığım doğru bir yaklaşım tarzı.:tamam:



Aralıkları kaça kaç yapacağım konusunda da toprak tahlilini bekliyorum. Ancak Ege ORman Vakfı 900 dönüme 30.000 fidan dikmiş. Kendileriyle görüşüyorum. Yardımcı oluyorlar sağolsunlar. Toprak tahlilinen sonra Ege Orman Vakfı, ZAE ve bu foruma danışıp kararımı vereceğim.


Sn. Nefi verdiğiniz linke baktım eğer Ege orman vakfının uyguladığı projeden bahsediyorsa o proje ağaç dikimi yönünden doğrudur, oradaki amaç ağaçsız bölgelerin zeytin ağaçlarıyla ormanlık haline getirilmesiyle ilgilidir. Sizin araziniz dağlık olmayıp makineli ziraat ve bakım yapacaksanız bahsettiğiniz ağaç dikmini 3,5x3,5 yapıp dönümde iki katı yani 30 ağaç dikeceğinizde traktörün bahçeyi enlem ve boylamında ağaçların büyüdüğünü düşünerek romorkun geçip geçemiyeceğinin hesaplarının ve daha önceki yazımdaki hususların dikkate alınması faydası olur düşüncesindeyim.

Zeytin ormanlarında makineli tarım yapılmaz gübreleme hiç derecesindedir, bir sepet zeytini bile aşağıdan yukarıya taşımak epey zahmet getirir. Bizim bahsettiğimiz bahçe tesisi zeytinlik ormanından farklıdır, basit şöyle örnek vereyim; zeytin ormanında dikilen fidanlara yazın damlama veya tankerle sulama yapılmayacak sonuçta zeytin ormanında dikilen fideler de ölen ölür kalan sağlar bizimdir mantığı geçerlidir, halbuki sizin emek sermaye zaman harcağınız bir tarım projesinde bu lüksünüz yoktur? Olayı farklı düşünün onların yaptığı o proje için doğru olan şeyler sizin için yanlış olabilir, bu konuda özellikle bilimsel görüş aldığınızda doğrunun çokda alternatifinin olmadığını göreceksiniz.:)


Sizden bir ricamda böyle bir arazide kuruluş fizibilitesini nasıl yapacağım konusunda.

Ben ana kalemleri;
a) Arazi tesviyesi
b) Çevresini çevirme
c) Çukurların kazımı
d) Fidan alımı
e) Fidan dikimi
f) Gübreleme
g) Sulama

diye çıkardım. Ancak hem bu kalemlerin maliyetlerinin çıkarılması hemde benim düşünmediğim maliyetler konusunda yardıma ihtiyacım var. Ne dersiniz? Bu kalemler 600 dönüm arazi için nasıl olur? Ve başka ne gibi maliyetler beni bekliyor?

Teşekkür ederim. Sağlıcakla kalın.

Sizin maliyetle ilgili istediğiniz hususlarla ilgili bizim bu konuda daha önce fikir verebilecek ölçekte maalesef çalışmamız olmadı. Biz özellikle hazıra konarak yetişmiş bahçe arayışına girdiğimizden boş arazide büyük ölçüde fidanlık tesis etmedik. Fidan dikimini satın aldığımız bahçelerin içindeki tektük yerlere sınırlı sayıda dikim yaptık. Bu sene ilk defa satın aldığımız 15 dönümlük arazinin içindeki boş 10 dönümlük alanda fidan dikeceğiz.

Fakat arazi tesviyesinde şunları söylebilirim sahip olduğunuz arazinin taşlı kayalık ve yumuşak olma durumuna göre maliyetleriniz değişecektir. Birde bu büyüküklükteki arazide fidan çukurlarının açımını yaparken işgücü yerine iş makinesi kiralamanız size daha ucza gelme ihtimali olabilir.

Çit çevirmede kullanacağınız malzemeye göre fiyat farklılığı olmaktadır, geçtiğimiz yıl almaktan sonradan vazgeçtiğimiz bir arazi için biz içi galvaniz dışı yeşil pvc kaplı domuz girmesine engel olacak şekilde eğik beton direkli ve üsttende ayrıca dikenli bir çevirmenin dönümde 500 YTL teklif almıştık:oley:
Burada tamamen amaca isteğe ve ürün kalitesine göre fiyatlar değişmektedir.

Bu hususlarda tam yardımcı olamıyorum çünkü yapmdağım işler bu konuda yanıltıcı fikir beyan etmek istemiyorum. Kafanızdaki soruların büyük kısmı oluşturacağınız bu proje için henüz anlatımınızdan çıkardığım teknik danışmanlık almadığınızdan kaynaklanmaktadır, dönüm başına ilk fidanlık tesisinde ne kadar gübrenin gideceğinin bilimsel hesaplamaları olsun, bu danışmanlığı aldığınızda bir çok soruya cevap bulacaksınız. Teşvik almanız için bakanlık dışında sertifikalı fidan kullanacağınızdan bu işin üretimiyle ilgilenen fidanlıklardan alacağınız tekliflerle fidan maliyetini tespit etmeniz mümkün olacaktır.

Yukardaki masraflara ek olarak traktör, romork, toprak sürümü ve bahçede işçi çalıştırırken alet ve edavat için gerekli ekipmanlar ve en azından başlangıçta fidanlara bordo bulamacı atmak için ayrıca ilaçlama makinesinede ihtiyacınız olacaktır. Tabiki bu işleri yaptırmak için sürekli bir çifti aylıklı sigortalı çalıştırmak veya aletler sizden götürü yevmiyelide çalıştırabilirisiniz(bu kısım oldukça zor olacaktır).


Sn. Nefi siz İstanbulda ikamet eden TSKB.den emekli temel analiz dehası M.A.nın arkadaşımısınız?

Kolay gelsin sevgi ve saygılarımla.

Nefi
18-10-2006, 13:11
Merhaba,

Yanıtların için sağol Kasved. M.A. isili emekli bir arkadaşım yok. Henüz 33 yaşındayım. Arkadaşlarım halen çalışıyorlar genelde :)

Gökçeada'da dal kanseri olduğunu -oradaki yerel basından- duydum. Ama ilçe tarım müdürlüğü çok önemli olmadığını, mücadele edildiğini söyledi. Bir de adada dışarıdan gelen gemlik, ayvalık gibi türlerin yaşamadığı söylendi. Adaya has delice dikimi yapmak gerekiyormuş. Bu da sadece yağlık zeytin veriyor ve verimi 1/5, 1/6 civarlarındaymış. Bayramda adaya gidip biraz daha araştırma yapacağım. Biraz şüphelerim arttı. Bayramda ki izlenimlerimi de yazarım burada.

Sağlıcakla kalın.

kut
28-10-2006, 20:41
bildiğim kadarıyla zeytin 1 yıl ürün veriyor 1 yıl vermiyor..

fakat zeytini ağacı hırpalamadan toplarsan her sene ürün alıyorsun.. Ama bu sefer de işçilik maliyeti artıyor..

kısacası pek karlı değilmiş..

Ama kulaktan duyma bilgilerimle Kiraz ın bazı cinsleri çok karlıymış..
ağacı dikip 5 6 yıl bekledikten sonra turfanda, mevsiminden önce ürün veren kiraz cinsleri var.. otellere lüks lokantalara iyi fiyattan satıyorsun..

veya ihraç ediyorsun...

Köydeki, kırsal kesimdeki vatandaş tarımı bırakıyor..
devleti bıraktı, özel sektörden yatırım bekliyor.. iş sahası bekliyor

yaw topraktan daha iyi gelir kaynağı mı var..
köylüler bırakırsa biz başlarız tarıma...
1e 100, 1e1000 borsa vermiyor:D

gokmavi
30-10-2006, 01:05
zeytincilik merkezlerinden biri olan Akhisar'da dogup, büyümüs biri olarak bu altbasligin benim icin ayri bir önemi var. zeytin ve zeytinyagi ile kiyisindan böyle bir baglantim oldugundan, forumun bazilarina sIkIcI gelebilecek bu altbasligina yazilanlari bastan sonra okudum. yetmedi, kes-yapistir yaptim, bastirip basucuma koyacagim.
bu altbasliga yazip, bilgilerini hesapsiz sekilde paylasan herkese sonsuz tesekkürler.

herhalde topragi isleyerek elde edilen kazanctan daha mutluluk verici bir kazanc bicimi olamaz.

en kutsal sekilde, yani bir seyler üreterek, ekmegini kazanan herkese selam olsun.

blue_chip
23-11-2006, 02:23
Yurt dışından zeytinyağı talepleri aldık. Bunlar arasında distribütörlük almak isteyenler de bulunmaktadır. Üretici olan ya da çevresinde üretici birileri olan arkadaşlar bana özel mesaj yoluyla ulaşabilirlerse çok memnun olurum. Yardımcı olan arkadaşlara şimdiden teşekkürler.

lucifer
23-11-2006, 09:55
arkadaşlar benimde babamın zeytin bahçesi yapmayı düşündüğü bi alan var. fazla deil 40 dönüm falan. herhalde 3000 in üzerinde ağaç ekecekmiş. gemlik türünden ekmeyi düşünüyor. bana 10 yıl sonra yılda ne kadar para kazandırır bunu bilen varmı? yani maliyetleri ve getirisi nedir?

eğer bilgi verebilirseniz çok sevinirim?

cetvel
23-11-2006, 14:57
arkadaşlar benimde babamın zeytin bahçesi yapmayı düşündüğü bi alan var. fazla deil 40 dönüm falan. herhalde 3000 in üzerinde ağaç ekecekmiş. gemlik türünden ekmeyi düşünüyor. bana 10 yıl sonra yılda ne kadar para kazandırır bunu bilen varmı? yani maliyetleri ve getirisi nedir?

eğer bilgi verebilirseniz çok sevinirim?

3000'mi yoksa 300'mü? eğer ağaç sayısı 3000 ise, hiç para kazanamayacak gibisiniz... 40 dönüme 3000 ağacı nasıl sığdıracak acaba?

saygılar...

erciyesforce
23-11-2006, 15:11
kayseri de erciyes dağına 15/20 km yakınlıkta 1500 m rakımlı kasabamızda zeytin ağacı yetişmiş ve bu yıl ürün vermiştir.
enterasan değil mi ?

mattoo
23-11-2006, 15:12
hazır zeytin bahçesi satılık..aydın sultan hisarda..6,5 dönüm arazi..70 zeytin 30 narinciye ağacı olan..su vede yolun yanında merkeze yakın arazi..ilgilenen arkadaş varsa mesaj atsın..görüşelim..

tagü
23-11-2006, 15:13
arkadaşlar benimde babamın zeytin bahçesi yapmayı düşündüğü bi alan var. fazla deil 40 dönüm falan. herhalde 3000 in üzerinde ağaç ekecekmiş. gemlik türünden ekmeyi düşünüyor. bana 10 yıl sonra yılda ne kadar para kazandırır bunu bilen varmı? yani maliyetleri ve getirisi nedir?

eğer bilgi verebilirseniz çok sevinirim?

40 dönüme yaklaşık 2000 ağaç dikebilirsiniz.Ağaç verimini 5. yıldan sonra 20 kg ortalama düşünün.Geçen gün marmarabirlikin açıkladığı fiyat (iri kalibre için)3,9 ytl/kg.Hesabını yapmak size kalmış.

tekniker
23-11-2006, 15:17
arkadaşlar benimde babamın zeytin bahçesi yapmayı düşündüğü bi alan var. fazla deil 40 dönüm falan. herhalde 3000 in üzerinde ağaç ekecekmiş. gemlik türünden ekmeyi düşünüyor. bana 10 yıl sonra yılda ne kadar para kazandırır bunu bilen varmı? yani maliyetleri ve getirisi nedir?

eğer bilgi verebilirseniz çok sevinirim?
sevgili,lucifer iki zeytin ağacı arasındaki mesafe en az 6-7 metre olması gereklidir. 40 dönüm araziye yaklaşık 700-800 ağaç dikilebilir.10 yıl sonra yılda 40-50 bin ytl kazanman bence mümkündür.işin riski,zeytine soğuk ve don vuması ve son günlerde görülen dallarda kanser oluşmasıdır. saygılar

tagü
23-11-2006, 15:17
hazır zeytin bahçesi satılık..aydın sultan hisarda..6,5 dönüm arazi..70 zeytin 30 narinciye ağacı olan..su vede yolun yanında merkeze yakın arazi..ilgilenen arkadaş varsa mesaj atsın..görüşelim..

Merhaba sn Mattoo
Aydınlı olmam nedeniyle ilgimi çekti.Ağaçlar kaç yaşında?Fiyat olarak ne düşünüyorsunuz?Arazide içinde yapı var mı?Cevabınızı bekliyorum.Teşekkürler.

lucifer
24-11-2006, 23:39
arkadaşlar sizlerin söylediklerine çok değer veriyorum. zaten o nedenle bu forum en sevdiğim forum oldu.

bana 40 dönüm için 3000 ağaç ek demişlerdi. ama benim arazi teras şeklinde yani merdiven gibi bi şekli var. o nedenle bazı ağaçların arası 4 metre olsa bile sanki 6 metre ibi oluyor. sizce hatamı ederim? bana akıl verebilirmisiniz?

şimdiden teşekkürler

Nefi
27-11-2006, 00:10
arkadaşlar sizlerin söylediklerine çok değer veriyorum. zaten o nedenle bu forum en sevdiğim forum oldu.

bana 40 dönüm için 3000 ağaç ek demişlerdi. ama benim arazi teras şeklinde yani merdiven gibi bi şekli var. o nedenle bazı ağaçların arası 4 metre olsa bile sanki 6 metre ibi oluyor. sizce hatamı ederim? bana akıl verebilirmisiniz?

şimdiden teşekkürler


Sevgili Lucifer,
Bu tür kararları toprak tahlilinden sonra yapmanızı öneririm. Ağaç aralıkları dikeceğiniz türe, toprak, su durumuna değişir. Ama her halükarda 5x5 den az olmamalı.

Karan YILMAZ
29-11-2006, 21:17
Merhaba arkadaslar. 35 donum zeytin bahcem var. Fidanlarimin sayisi 850. 7*7duzeninde. Sanirim normali bu. Zeytinyagi ihracinin onundeki tum engellerin kalkmasini, Italyanlarin, Yunanlilarin ve Ispanyollarin Turk zeytinyagini alip sanki kendi zeytinyaglari gibi satmasinin onune gecilmesini istiyorum.

Alicaglayan
06-12-2006, 19:33
Sevgili Lucifer,
Bu tür kararları toprak tahlilinden sonra yapmanızı öneririm. Ağaç aralıkları dikeceğiniz türe, toprak, su durumuna değişir. Ama her halükarda 5x5 den az olmamalı.

Merhabalar,

Almanyadan genc bir isletmeciyim. Kendim Bilgisayar toptanciligi yapmaktayim. Zeytin konusunda fazla bilgim ve deney tecrübem yok,

Simdik de Zeytin konusundan almanyadan talepler geldi. Türkiyeden de Salamura Gemlik zeytini teklif ettiler. 12 ton. Yalniz ambalaji yok. Bana Zeytin ambalajlacacak türk sirketlerini önerebilirmisiniz.

Simdik den tesekkür ederim.

lucifer
07-12-2006, 14:40
arkadaşlar ben size yanlış sölemişim. bizim zeytin bahçesi 20 dönüm olacakmış ve 2000 ağaç ekiliyomuş. ayrıca etrafına nar ve kayısı ağacı ekeceklermiş. başında ziraat mühendisi de var ama neden bu kadar fazla ağaç oluyor anlamadım. sizin hesaplarınıza göre daha az ekmeliyim. ama ziraat mühendisi o şekilde sölemiş.

bizim tarlaya ayrıca damlama su döşemişler olduğu gibi. su deposunu da yaptırmışlar. bakalım nasıl olacak:)

ama ağaç sayısı konusunda tereddütlerim var ama bizim bahçe dediğim gibi 20 dönüm ve teras şeklinde . bence o nedenle bu derece fazla ağaç ekiyo mühendis

bana fikir verebilirmisiniz?

tent
07-12-2006, 15:36
Merhaba arkadaslar. 35 donum zeytin bahcem var. Fidanlarimin sayisi 850. 7*7duzeninde. Sanirim normali bu. Zeytinyagi ihracinin onundeki tum engellerin kalkmasini, Italyanlarin, Yunanlilarin ve Ispanyollarin Turk zeytinyagini alip sanki kendi zeytinyaglari gibi satmasinin onune gecilmesini istiyorum.
ab tarım ürnünlerine uyguladığı gümrüğü kaldırmadığı sürece bu isteğiniz, istek olarak kalacak.

Karan YILMAZ
07-12-2006, 17:37
ab tarım ürnünlerine uyguladığı gümrüğü kaldırmadığı sürece bu isteğiniz, istek olarak kalacak.

Guya gumruk birligi uygulamasi yapiyoruz. AB kendi urunlerini, ureticisini gozu gibi korurken, biz zeytinyagi ureticileri kiran kiran rekabetin icinde urunumuzu pazarlarken gercek fiyatini bulamiyoruz. Ucuz malimizi Italyan, ispanyol gelip aliyor ve Amerika'ya iki kati fiyatina satiyor. AKP nin tarim politikasi nedir?? AKP nin sozunden cikmadigi IMF (Impossible Mission Force) nin direktiflerinde onemli olan uretici degil, AKP lilerin genclik yillarinda lanet okuduklari kuresel sermayedir. Bu milletin kaynaklarini daha ne kadar kuresel sermayeye faiz olarak yukleyeceksiniz bakalim.

kapadokya
07-12-2006, 22:44
arkadaşlar ben size yanlış sölemişim. bizim zeytin bahçesi 20 dönüm olacakmış ve 2000 ağaç ekiliyomuş. ayrıca etrafına nar ve kayısı ağacı ekeceklermiş. başında ziraat mühendisi de var ama neden bu kadar fazla ağaç oluyor anlamadım. sizin hesaplarınıza göre daha az ekmeliyim. ama ziraat mühendisi o şekilde sölemiş.

bizim tarlaya ayrıca damlama su döşemişler olduğu gibi. su deposunu da yaptırmışlar. bakalım nasıl olacak:)

ama ağaç sayısı konusunda tereddütlerim var ama bizim bahçe dediğim gibi 20 dönüm ve teras şeklinde . bence o nedenle bu derece fazla ağaç ekiyo mühendis

bana fikir verebilirmisiniz?

İtalyan (yada İspanyol da olabilir) metodu dedikleri bir yontem var. Bir ocaga 3 fidan dikmek seklinde. Belki bu sekilde yapacaksinizdir. 2000/3 yani yaklasik 660 ocak olacak. Her ocakta 3 fidan...

tent
07-12-2006, 23:04
İtalyan (yada İspanyol da olabilir) metodu dedikleri bir yontem var. Bir ocaga 3 fidan dikmek seklinde. Belki bu sekilde yapacaksinizdir. 2000/3 yani yaklasik 660 ocak olacak. Her ocakta 3 fidan...
bu söylediğiniz, budama sonrası elde edilen dallarla yapılan dikim değil sanırım. budama artığı dallar 3-5'lik öbekler halinde dikilir. 1-2 yıl sonra hangisi daha güçlü tutarsa, o kalır, diğerleri kesilir.

ÖZDOĞAN77
11-12-2006, 17:26
Organik zeytinyağı, altın değerinde 11 Aralık 2006


Yılmaz ÖLMEZ/ DİDİM(Aydın), (DHA)

Aydın'ın Didim İlçesi'nde, Ramazan Faydacı'nın dört yıl önce Tuzburgazı Köyü'nde yetiştirilmesine öncülük ettiği organik zeytinlerden elde edilen zeytinyağını yüksek fiyatlarla Avrupa ülkelerine ihraç etmesi, üreticileri organik tarıma yöneltti.

Zeytin üreticisi Ramazan Faydacı, 2002 yılında, yöredeki köylüleri, Organik Sertifikasyon Uzmanları ve Aydın ve Didim Tarım Müdürlüğü Ziraat Mühendisleri ile bir araya getirdi. Düzenlenen seminerler ve bahçe günleri ile köylüler organik zeytin yetiştiriciliği konusunda bilinçlendirildi. Faydacı, Tuzburgazı Köyü'nde bir zeytin bahçesini pilot bahçe seçti. Bahçedeki ağaçlar, bilinçli şekilde budandı, organik gübre ile desteklendi, zirai ilaç atılmadı ve kuyu suyu ile sulandı. Faydacı, bununla da yetinmeyip, bir yıl sonra dört girişmciyle, Didim İlçesi, Akbük Yolu üzerinde Array Zeytinyağı İşletmesi'ni kurdu. Üç yıllık uygulamayla yetiştirilen organik zeytinler, işletmede işlenerek, yağı çıkartıldı. Elde edilen dört ton yağın büyük bir bölümü, Organik Sertifika Belgesi ile Almanya ve Hollanda'nın da aralarında bulunduğu Avrupa Ülkeleri'ne litresi toptan 10 YTL'den ihraç edildi. Türkiye'de toptan olarak litresi 1.5 YTL'den satılan zeytinyağının 10 YTL'den ihraç edilmesi, zeytin üreticilerinin iştahını kabarttı. Bir yıl sonunda yöredeki organik zeytin üreticisinin sayısı 15'e yükseldi.

ORGANİK ÜRETİM TÜRKİYE İÇİN BÜYÜK AVANTAJ

Organik zeytin üretime geçen diğer köylülerinde bir ay önce hasada başladığını belirten Faydacı, “Organik üretim Avrupa Birliği sürecindeki Türkiye için büyük bir avantaj. Organik üretim yapmayan üretici ne ürününü pazarlayabilecek, ne de para kazanabilecek. İşte biz bu gerçeği, beş yıl önce gördük ve bir yıl sonra da uygulamaya geçtik. Halen Didim, Akbük, Milas ve Söke Bölgesi'nde 15 üreticimiz organik zeytin üretiyor” dedi. Yetiştirilen organik zeytinlerden 30 ton zeytinyağı üretmeyi hedeflediklerini söyleyen Faydacı, “Ülkemizde bir litre organik zeytinyağı toptan 4 ile 5 milyon liradan satılıyor. Fakat organik sertifikalı yağ Avrupa'da 18 euroya kadar alıcı buluyor. Şayet, organik yağın içerisine kekik ve doğada yetişen şifalı bitkileri karıştırıp, butik şişelerde ihraç ederseniz fiyat 25 ile 30 Euro'ya kadar yükseliyor” diye konuştu.

Dünya'da zeytinyağı pazarını İtalya'nın ciddi bir şekilde elinde tuttuğunu da hatırlatan Faydacı, “Organik üretimle, Avrupa'da pazar payımızı artıracağımız gibi, İtalya'nın Avrupa pazarındaki tekelleşmesini kırmış olacağız. Bu nedenle de organik üretime ağırlık vermemiz gerekir. İşletmemizi kurduğumuzda, ilk iki sezonu eğitime ayırdık. Şimdi bölgede tercih edilen bir işletmeyiz. Organik üretimin yanı sıra normal zeytinleri de işliyoruz. Hedefimiz beş yıl içerisinde bölgemizde yüzde 100 organik üretimi sağlamak” dedi.

Karan YILMAZ
11-12-2006, 17:59
Cukurova da zeytinyaginin kg su 6 ytl. Pamukyagi karistirilmamis zeytinyagina bu fiyati veriyorlar..

kapadokya
11-12-2006, 23:56
bu söylediğiniz, budama sonrası elde edilen dallarla yapılan dikim değil sanırım. budama artığı dallar 3-5'lik öbekler halinde dikilir. 1-2 yıl sonra hangisi daha güçlü tutarsa, o kalır, diğerleri kesilir.

Hayır, normal fidan dikiminden bahsediyorum. 2'li, 3'lu dikilen fidanlarin hepsi
kalacak. İlerde kokleri birlesip tek bir agac gibi olacak. Bu yontemin daha verimli oldugu soyleniyor.

smooth_criminal
12-12-2006, 14:27
kalıtelı ve verımlı zeytın fıdanı nerden tedarık edılebılır....

bılen arkadas varsa berı gelsın bı zahmet

smooth_criminal
12-12-2006, 15:37
ve sofralık zeytının yaglıga gore cok karlı oldugu soylenmekte...

bu konuda fıkır beyan edecek arkadasları beklıyorum

tent
12-12-2006, 16:12
kalıtelı ve verımlı zeytın fıdanı nerden tedarık edılebılır....
http://www.fidefidan.com/
http://www.zae.gov.tr/default.asp
http://www.zeytincilik.8m.com/

sofralık zeytının yaglıga gore cok karlı oldugu soylenmekte...
1 lt. zeytinyağı elde etmek için, 5 kilo kadar zeytin gerekiyor.
sofralık zeytin ile zeytin yağının fiyatlarını yukarıdaki korelasyona göre karşılaştırırsanız, bir fikir edinirsiniz.

smooth_criminal
12-12-2006, 20:55
tesekkurler tent ama ben bole bı sıteye gırıp bakmaktansa tecrubelı bı arkadastan dınlemeyı tercıh ederım..

tesekkurler tekrar

smooth_criminal
12-12-2006, 20:58
gemlık ayvalık ve domattan kasıt tam olarak nedır acaba...

sogralık olan domatm ı oluyo:)

permeabilite
06-01-2007, 01:37
zeytincilik ile ilgili bilgilerinizi zaman zaman okuyorum, sormak istediğim bir soru var, belki daha önceki sayfalarınızda bilgi vermiş olabilirsiniz, sorum şu; 2008 yılında zeytin dikimine sınırlandırma gelecekmiş diye duydum bu haberin doğruluğu hakkında bilginiz varmı? 2008 yılından sonra zeytin dikimi yapılmayacak mı?

triod
07-01-2007, 22:09
Sn Criminal,

Ülkemizde en yaygın yetiştirilen zeytin türlerinden Gemlik, düzgün şekilli sofralık siyah zeytine daha uygun bir çeşittir. Ayvalık iri çekirdekli, yamuk denilebilecek görünümlü fakat çok lezzetli yağlığa uygun çeşittir. Domat ise iri düzgün şekilli daha çok yeşil zeytine uygun olan çeşittir. Ağaç büyüklükleri en küçüğü Gemlik, ortanca Ayvalık en büyüğü de Domattır. O yüzden Domat dikimi 8x8 veya 10x10 metre, diğerleri ise 6x6 metredir. Domat ve Gemlik aynı zamanda yağlık olarakta değerlendirilebilir fakat yağ kalitesi hiç bir zaman Ayvalık türü ile boy ölçüşemez. İhracat şansı yağ olarak Ayvalık türüne göre düşüktür.

smooth_criminal
07-01-2007, 22:11
5 donum bı tarlanız olsaydı....zeytın bahcesı kurmak ısteseydınız...tercıhınız ne olurdu sn trıod ve neden

kuzu_fan
08-01-2007, 13:04
Sn., smooth_criminal,

bu isten anlayan insanlarin kullandigi genel-gecer kural sanirim, isin püf noktasi;

"Ne dikilecegine siz degil, toprak karar verir"

Mutlaka toprak analizinin yaptirilmasi, hakim rüzgarlarin hesaba katilmasi, dikkatle önerilen hususlar. Tabi bunun yaninda bilimsel yöntemlerle, yüzlerce yillik pratik bilginin harmanlanmasi isin ideali -ki ülkemizde bu isin hakkini vererek yapildigini söylemek oldukca zor, sanirim.

Saygilar.

lucifer
13-01-2007, 23:01
arkadaşlar mersin/mut ilçesinde şu anda ağaçlarımı diktirdim. yaklaşık 1500 zeytin ağacım oldu. damlama sistemi ile suyumuda döşettim. acaba bana her yıl çok iyi bakıldığı durumunda kaç yılda nekadar para kazanabileceğime dair bi döküm verebilecek olan var mı? tabiki yaklaşık olarak. 4 yılda 1000 5 yılda 1200 gibi falan....

bide burayı satmak istesem nekadara alınır acaba? yaklaşık 30 dönüm falanmış. mış diyorum bende babım yalancısıym. ağaçlar ekili, damlama su döşeli. ilçenin merkezinde.

teşekkürler

triod
14-01-2007, 23:40
5 donum bı tarlanız olsaydı....zeytın bahcesı kurmak ısteseydınız...tercıhınız ne olurdu sn trıod ve neden

Sn Criminal,
5 dönüm tarla zeytin ağacı dikip dişe dokunur para kazanılabilecek bir büyüklük değil. 5 dönüm zeytincilik için ekonomik değil. Sadece amatörce bir uğraş olur.
Bence yeni zeytin plantasyonu için olması gereken büyüklük en az 30-35 dönüm olmalıdır ki ekonomik olsun. Yani en az yaklaşık 1000 ağaç dikebilmelisiniz.

Karan YILMAZ
15-01-2007, 17:17
arkadaşlar mersin/mut ilçesinde şu anda ağaçlarımı diktirdim. yaklaşık 1500 zeytin ağacım oldu. damlama sistemi ile suyumuda döşettim. acaba bana her yıl çok iyi bakıldığı durumunda kaç yılda nekadar para kazanabileceğime dair bi döküm verebilecek olan var mı? tabiki yaklaşık olarak. 4 yılda 1000 5 yılda 1200 gibi falan....

bide burayı satmak istesem nekadara alınır acaba? yaklaşık 30 dönüm falanmış. mış diyorum bende babım yalancısıym. ağaçlar ekili, damlama su döşeli. ilçenin merkezinde.

teşekkürler

30 donum yere 1500 agac pek mantikli gelmedi bana. Hesaplarima gore her 3,5 metreye bir agac dikmissiniz. Normali 7*7 veya 6*6 hatta 5*5 bile olabiliyor.

Acheron
16-01-2007, 20:25
arkadaşlar mersin/mut ilçesinde şu anda ağaçlarımı diktirdim. yaklaşık 1500 zeytin ağacım oldu. damlama sistemi ile suyumuda döşettim. acaba bana her yıl çok iyi bakıldığı durumunda kaç yılda nekadar para kazanabileceğime dair bi döküm verebilecek olan var mı? tabiki yaklaşık olarak. 4 yılda 1000 5 yılda 1200 gibi falan....

bide burayı satmak istesem nekadara alınır acaba? yaklaşık 30 dönüm falanmış. mış diyorum bende babım yalancısıym. ağaçlar ekili, damlama su döşeli. ilçenin merkezinde.

teşekkürler

Salihli /Manisa tarafında 60 dönüm zeytin bahçesine damlama sistemi kurulacak. Eğer fırsatım olup gidersem resimlerini bütün boyutlarıyla çekip buraya eklerim, sizin sistemle karşılaştırırsınız. :)

poll
12-02-2007, 22:32
merhabalar,

bugün birinden bir arazi teklifi aldım. hazineden kiralamış 20 dönüm arazi ve üzerinde 300 tane yetişmiş zeytin ağacı var. damlama su sistemi döşenmiş, su ırmaktan çekilerek gelmiş. bana sölenen değer 30 milyar.

ancak yerin tapusunun olmaması ve hazineden kliralanarak yapılıyor olması kafamı karıştırdı. milli emlak ile görüşmeler yaptım ama pek yeterli bilgi alamadım. tapu kadastrodan aldığım bilgi ise yıllık belli bir para karşılığınnda arazinin kiralandığıdır.

siz ne dersiniz arkadaşlar. olayın içerisinde yetişmiş 300 tane zeytin olması nedeni ile size danışıyorum. sonuçta zeytin olayından pek anlamam:)

cetvel
12-02-2007, 22:49
Salihli /Manisa tarafında 60 dönüm zeytin bahçesine damlama sistemi kurulacak. Eğer fırsatım olup gidersem resimlerini bütün boyutlarıyla çekip buraya eklerim, sizin sistemle karşılaştırırsınız. :)

sevgili Acheron, sulama sisteminizin resimlerini çekebildiniz mi acaba?

Acheron
13-02-2007, 00:28
sn cetvel;
üzüm bağlarından oluşan projeler bitirilmeli,çünkü asma filizlenmeye başlamadan damlama sisteminin kurulması gerekiyor. Bu yüzden meyve bahçelerine ve zeytin bahçelerine sıra gelmedi.
Bu işi bilen çok fazla insan yok. Dikkat edin.
Zamanla resimleri eklerim...

Rind
16-02-2007, 16:30
Merhaba,

Bu siteye emek veren sayın kygnad ve onu soruları ile heyecanlandıran analizatör dahil takip eden herkese teşekkür ederim. Zeytin; Allah bu güzel nimetin hakkını bilenlerden eylesin bizi. Doğu Karadenizliyim ve atalarımdan zeytinciyim! Şaka gibi gelebilir ama öyle. Çoruhun Artvine uzandığı sarp vadilerde çok çok az da olsa yetişen zeytin ağaçları, herkesi şaşırtır. Marmaraya göç etmiş bir ailenin çocuğu olarak uçurum kenarlarında zeytin toplama hikayeleri ile büyüdüm:) Babamın Yusufeliden getirip Bursadaki bahçemizde diktiği birkaç zeytin ağacı ile kendimizi avutmaya çalışıyoruz. Buna da şükür. Zeytin müthiş bir varlık. Müthiş. Atalarımızdan kalma boş zeytinyağı küpü hala muhafaza edilir ailede bir yerlede..
Foruma yazılanları herkes gibi ben de sakladım bir kenara. Bir gün lazım olacak inşallah.. Minnetle anacağım güzel bilgiler verip ve tecrübelerini aktaranlara Zeytin ile ilgilenen insanlara çok farklı bir sevgi duymuşumdur hep. Saygılarımla.

Karan YILMAZ
19-02-2007, 21:21
merhabalar,

bugün birinden bir arazi teklifi aldım. hazineden kiralamış 20 dönüm arazi ve üzerinde 300 tane yetişmiş zeytin ağacı var. damlama su sistemi döşenmiş, su ırmaktan çekilerek gelmiş. bana sölenen değer 30 milyar.

ancak yerin tapusunun olmaması ve hazineden kliralanarak yapılıyor olması kafamı karıştırdı. milli emlak ile görüşmeler yaptım ama pek yeterli bilgi alamadım. tapu kadastrodan aldığım bilgi ise yıllık belli bir para karşılığınnda arazinin kiralandığıdır.

siz ne dersiniz arkadaşlar. olayın içerisinde yetişmiş 300 tane zeytin olması nedeni ile size danışıyorum. sonuçta zeytin olayından pek anlamam:)

Selam.. Nerede bu Bahce?? Almiyorsaniz ben alayim.. Cok ciddiyim bu konuda..

cetvel
19-02-2007, 22:08
Selam.. Nerede bu Bahce?? Almiyorsaniz ben alayim.. Cok ciddiyim bu konuda..

Hazineden kiralanmış bir arazi, 3.şahıslara satılamaz, kiralanamaz, devredilemez... Bu fiili durumun tespitinde tüm kullanım haklarını Milli Emlak geri alır ve kanuni haklarını kullanır... Bence tehlikeli bir durum... Dikkatli olmakta fayda var...

Karan YILMAZ
19-02-2007, 23:30
Zeytin kanunu diye bir kanun var.. Milli emlak, zeytin bahcesi sahibine tapu vermek zorunda.. Ustelik hazine arazisi devredilebiliyor.. Yaslilik nedeniyle vs.. Ben boyle bir arazi satin aldim.. Kullanim haklari bana gecti.. Milli Emlakta benim adima gozukuyor..Kirasini oduyorum.. Fakat Zeytinin ayri bir kanunu var..

tent
20-02-2007, 03:11
sn. karan, milli emlak'tan arazi kiralamanın aşamaları ve ince noktaları hakkında yazacağınız bir yazı ilgiyle okunacaktır.:)

fonseca
20-02-2007, 04:08
İleri ki yıllarda beklenen su sıkıntısı nedeniyle devle damla sulama için 5 yıllık çiftçi kredisi vermektedir. Babam Damla Sulama alanında faaliyet göstermektedir,bilgi almak isteyenlere yardımcı olurum.


damla sulama icin kaba bi maliyet cikarmak gerekirse bu agaca goremidir yoksa alanin buyuklugune goremi..

maliyeti nedir

Karan YILMAZ
21-02-2007, 07:36
sn. karan, milli emlak'tan arazi kiralamanın aşamaları ve ince noktaları hakkında yazacağınız bir yazı ilgiyle okunacaktır.:)

Bunlari, basta google olmak uzere tum arama sitelerinde bulabilirsiniz.. Ogrenmek isteyen Zeytin kanunu yazsin.. Bakin neler cikiyor?? Milli Emlak'tan 49 yilligina arazi kiralama var. Ayrica bir hazine arazisinin sahibinden devralinip, milli emlakta kendi adiniza kayit yaptirabilirsiniz.. Bunun cok detayi yok. Para butun kapilari kapatamaz ama butun kapilari acar :)

poll
24-02-2007, 17:38
sayın karan bu bahçe mersinin mut ilçesinde. ben halen kararsızım alıp almama konusunda. bahçenin yanında daha hazineden kiralanabilecek, ekilebilecek 10 dönümlük yer varmış. bana da o şekilde dediler bilgim yoktur.

şimdi burayı kiralamamın bana + sı ve - si hakında detaylı bilgi sunabilen arkadaşlarımla telefonda veya özel maille veya bu gurubun özel mailinde de konuşablirim.

şimdiden teşekkürler....

okumayanlar için bidaha yazayım

20 dönüm içinde yetişmiş 300 zeytin ağacı var. (10 yıllık falan)
damlama su döeşnmiş ırmaktan geliyor.
yanında daha ekilebilecek 10 dönüm kadar yer var.

lütfen acele cevap alırsam sevinirim....

Karan YILMAZ
25-02-2007, 07:40
Bahceyi hemen al derim.. Zeytin kanunu diye bir kanun var.. Arastir, o kanunu oku ve ona gore karar ver.. Ben 6-7 ay once icinde 250 zeytin bulunan 5 yasinda 10 donum zeytin bahcesi satin aldim.. Satin aldigim kisi akrabamdi. Hazine arazisi uzerinde.. Bununla ilgili tum yasa ve yonetmelikleri bildigim icin cok rahatim..

qba1976
26-02-2007, 18:30
Bunlari, basta google olmak uzere tum arama sitelerinde bulabilirsiniz.. Ogrenmek isteyen Zeytin kanunu yazsin.. Bakin neler cikiyor?? Milli Emlak'tan 49 yilligina arazi kiralama var. Ayrica bir hazine arazisinin sahibinden devralinip, milli emlakta kendi adiniza kayit yaptirabilirsiniz.. Bunun cok detayi yok. Para butun kapilari kapatamaz ama butun kapilari acar :)

benim bildiğim kadarıyla 49 yıllığına kiralama işi geçen seneden itibaren bitti...

Acheron
03-03-2007, 22:52
damla sulama icin kaba bi maliyet cikarmak gerekirse bu agaca goremidir yoksa alanin buyuklugune goremi..

maliyeti nedir

Öncelik; sahip olduğunuz su miktarı, sonra diğer bütün faktörler...
Ağzınızdan çıkan bilgilere göre fiyat veren insanlardan uzak durun. Arazinize gelerek gerekli bilgileri toplayanlarla ciddi bir yaklaşım sergileyebilirsiniz.
http://img443.imageshack.us/img443/9017/69652316ki3.jpg
Şuan bulunduğumuz bölgede bu bitkilerin damla sulamasına öncelik veriliyor.
Bitkiler canlandığında,Mart ayı sonlarında bağları don vurma tehlikesi doğuyor.Yeraltı suyu +15, +16 derece. Don vurma tehlikesi olduğu geceler damla sulama sistemi çalıştırıldığında ortam sıcaklığı -2 derece ama 16 derecelik suyun buharı asmaları koruyor.

qba1976
12-03-2007, 01:18
Öncelik; sahip olduğunuz su miktarı, sonra diğer bütün faktörler...
Ağzınızdan çıkan bilgilere göre fiyat veren insanlardan uzak durun. Arazinize gelerek gerekli bilgileri toplayanlarla ciddi bir yaklaşım sergileyebilirsiniz.
http://img443.imageshack.us/img443/9017/69652316ki3.jpg
Şuan bulunduğumuz bölgede bu bitkilerin damla sulamasına öncelik veriliyor.
Bitkiler canlandığında,Mart ayı sonlarında bağları don vurma tehlikesi doğuyor.Yeraltı suyu +15, +16 derece. Don vurma tehlikesi olduğu geceler damla sulama sistemi çalıştırıldığında ortam sıcaklığı -2 derece ama 16 derecelik suyun buharı asmaları koruyor.

bu söylediğiniz pek mantıklı gelmedi bana -2 derecede damlayan sular donar ve bitkiye zarar vermez mi? millet don zararlarından kurtulmak için neden dev pervaneler kullanıyor veya saman yakıyor ki bu çok daha basit bi işlem!

Acheron
15-03-2007, 21:57
arkadaşım don tehlikesi bitesiye kadar sistemi kapatmıyorsunuz.Don tehlikesi olan günlerde pompa saat 20:00'den sabah 08:00'e kadar çalışmak zorundadır.Don tehlikesi saat 04:00 ile 07:00 arasında etkili olmaktadır. Sistemin don'a karşı pratikte bizzat etkili olduğunu gözlemledik ve kanıtladık.

cevizkiran
15-03-2007, 22:08
Tunus ve Suriye zeytin ormanları kuruyormuş.Bizim orman yasası uygun değilmiş.KOMİK

qba1976
15-03-2007, 23:45
arkadaşım don tehlikesi bitesiye kadar sistemi kapatmıyorsunuz.Don tehlikesi olan günlerde pompa saat 20:00'den sabah 08:00'e kadar çalışmak zorundadır.Don tehlikesi saat 04:00 ile 07:00 arasında etkili olmaktadır. Sistemin don'a karşı pratikte bizzat etkili olduğunu gözlemledik ve kanıtladık.

peki borulardaki su donmuyor mu?

H.YONCA
04-04-2007, 19:32
yaww burda herkes zeytinci olmuş:)
latife bir yana 100 ağaç yaklaşık 3-4 dönüme diklebiliyor ,yazdıklarınızdan çıkardığım yanılmıyorsam.....
kaç ton alabilirsiniz 3-4 sene sonra ve yıllık gelir ne kadar olabilir arkadaşlar...

k0900
04-04-2007, 23:00
Geçtigimiz yıl Süriye ye gittim ,beni en çok etkileyen Türkiye sınırından itibaren ürdüne kadar akdeniz (batı) böllgelerine inanılmaz sayıda zeytin dikmişler.Bu konuyu iyi bilen bir arkadaşım bu seyahatte beraberdik zeytin ve yağı konusunda çok ilginç bilgiler verdı;
neticede yatırım yapılacak bir iş.Ayrıca ilgilenenlere yarı ve tam bodur kirazla bodur elma bahçeside öneririm.

k0900
04-04-2007, 23:05
Hazine elindeki arazilerin yatırımcılara devri maliye bakanlığı yazısı ile durduruldu sebeb olarak bu arazilerin (imarsız yerler bunlar ) belediyelerce veya şirketlerince alınması sonra imar geçirilip ( imar yetkileri artık belediyelerde) satılması veya hasılat paylaşımı vs adı altında kullanılmasının artması üzerine durduruldu

derhas
04-04-2007, 23:09
Geçtigimiz yıl Süriye ye gittim ,beni en çok etkileyen Türkiye sınırından itibaren ürdüne kadar akdeniz (batı) böllgelerine inanılmaz sayıda zeytin dikmişler.Bu konuyu iyi bilen bir arkadaşım bu seyahatte beraberdik zeytin ve yağı konusunda çok ilginç bilgiler verdı;
neticede yatırım yapılacak bir iş.Ayrıca ilgilenenlere yarı ve tam bodur kirazla bodur elma bahçeside öneririm.

Zeytin işine girmeni tavsiye etmem. Şu anda her bölgede özellikle ege de her yer zeytin fidanı. 3-5 yılsonra ne durumda olacagını şimdiden görmelisiniz. Piyasada zeytin gitmiyor artık. Dış pazar zaten yok... Zeytin yagı ise fiyatlar 4-5 ytl. piyasada. Pek parlak gözükmüyor. Özellikle yeni dikim olacaksa hiç .....

Elma ve diger yiyecekler (nar, armut) tavsiye edilir. Çünkü piyasada 1.5-2 ytl civarında bu sene ve iyi olacaktır.
:super:

k0900
04-04-2007, 23:27
Türkiye’nin yağ tüketimi ihtiyacı ve yağ açığı özeti:

Gelişmiş ülkelerde kişi başına yağ tüketimi : 24 kg
Türkiye’de kişi başına yağ tüketimi : 14 kg (hertürlü yağ)
Türkiye’nin yağ ihtiyacı : 1.000.000 ton
Türkiye’nin bitkisel yağ üretimi : 358.000 ton

n Ayçiçeği : 180.000 ton
n Zeytin yağı : 50.000 ton
n Pamuk yağı : 60.700 ton
n Soya yağı : 6.000 ton
n Mısırözü yağı : 61.196 ton
Zeytinyağı üretimi 220.000 ton civarında olup iç tüketim 50.000 tonu Türk zeytinyağının dış piyasalarda tanınırlığı istenilen seviyede değil. Bu nedenle zeytinyağımızda Türk kimliği oluşturma ihtiyacımız var” “Hedef 140 bin ton” Bu yıl tahmin edilen rekoltenin 170 bin ton “Bunun 20 bin tonu ihraç edilirken iç piyasada yaklaşık 70 bin ton zeytinyağı tüketiliyor. Geriye kalanı da bir şekilde değerlendirmek zorundasınız. Eğer zeytinyağı tüketimini kişi başına 2 kilograma çıkarabilirsek bu 140 bin tona ulaşılması demektir ki bu da ülkemizi dışa bağımlı olmaktan kurtaracaktır” dedi.
geçmemektedir.
Buna rağmen Türkiye’nin bitkisel yağ açığı 510.000 ton düzeyindedir

Geleneksel üretimin dışında kültürel ve modern iyi tarım yapılırda başarılı olunabilir

konu hakkında yapılmış bir araştırma aşagıdaki gibidir

Türkiye’nin Ülkeler İtibariyle Zeytinyağı ihracatıÜlkeler(2003) Miktar(ton) Değer(1000 $) Değer Payı(%)İtalya 32.18168.22442.1İspanya 14.25429.78618.4ABD 14.04729.69018.3Kanada 2.4465.4803.4Suudi Arabistan2.2854.6892.9Fas 1.5813.0711.9Arjantin 1.0312.5801.6Fildişi Sahili 9962.3371.4Kolombiya 8061.5491.0Diğerleri 5.56214.6009.0TOPLAM 75.189162.005100.0Ülkeler(2004) Miktar(ton) Değer(1000 $) Değer Payı(%)İtalya 20.84653.53940.2ABD 10.73028.47921.4Kanada 3.65210.5938.0İspanya 3.3988.8836.7Suudi Arabistan 2.3375.8404.4Fildişi Sahili 1.5524.4003.3Güney Kore 1.1283.5642.7Avustralya 9592.7732.1Birleşik Arap Em. 7651.94015Arjantin 6521.8241.4Diğerleri 3.61311.2008.4TOPLAM 49.632133.034100.

AR& GE BÜLTEN ARAŞTIRMA VE MESLEKLERİ GELİŞTİRME MÜDÜRLÜĞÜ AĞUSTOS 27Ülkemiz zeytinyağı ihracatı 2004 yılında bir önceki yıla göre miktar olarak % 34, değer olarak da % 18 oranında gerilemiştir. Ülkeler itibariyle ihracat yapısı incelendiğinde; % 40’lık payı ile İtalya’nın ilk sırada olduğu görülmektedir. % 21 ile ABD, % 8 ile Kanada, yaklaşık % 7 ile İspanya ve % 5 ile Suudi Arabistan diğer önemli ihraç pazarlarımızdır. Adı geçen 5 ülkenin ihracatımız içinde payı % 82 civarındadır.Çizelge:2Türkiye Zeytinyağı İhracatının Şekillere Göre Dağlımı(01.11.2003-31.10.2004 tarihleri arasında)İhracatŞekli Miktar(ton) Miktar(%) PayıOrtalama Fiyat($/Ton) Dökme26.29457.12.647Varilli 14.15230.72.864Kutulu 5.58812.12.777TOPLAM 46.034100.02.729Kaynak: Ege İhracatçı Birlikleri Kayıtları2003/2004 sezonunda, ihracatın % 57’si dökme, % 12’si varilli ve % 31’i de kutulu olarak gerçekleştirilmiştir. Diğer bir ifadeyle zeytinyağımız ihracatı gerçekleştirdiğimiz ülkelerin markaları altında satılmaktadır. Dolayısıyla ihracattan elde edilebilecek gelirden çok daha azına razıolunmak zorunda kalınmaktadır. Her ne kadar arz fazlası olduğu dönemlerde dökme zeytinyağı ihracatı kaçınılmaz olsa da Türk zeytinyağı imajını yerleştirmek ve ekonomik değerini yükseltmek açısından kutulu zeytinyağı ihracatının arttırılması gerekmektedir. Dünyada zeytinyağı tüketimi artış eğilimindedir. 1990/1991 sezonunda 1,66 milyon ton olan dünya zeytinyağı tüketimi 2003/2004 sezonunda 2,8 milyon tona yükselmiştir. Kişi başına zeytinyağı tüketimi Yunanistan’da kişi başına 25 kg, İspanya’da 15 kg, İtalya’da 14 kg, Suriye’de 7, Tunus’ta 6, Fas’ta 2 kg seviyesindedir. Ancak ülkemizde zeytin yağı tüketimi yılda kişi başı yaklaşık 1-2 kg gibi oldukça düşük seviyelerdedir.
AR& GE BÜLTEN ARAŞTIRMA VE MESLEKLERİ GELİŞTİRME MÜDÜRLÜĞÜ AĞUSTOS 28Türkiye, zeytin ve zeytinyağı üretiminde dünyada söz sahibi ülkeler arasındadır. Ülkemizde 400 bin çiftçi ailesi (yaklaşık 2 milyon kişi) geçimini doğrudan zeytincilikten sağlamaktadır. Zeytin işleme tesisleri ile başlayan rafinasyon ve ambalajlama tesisleri ile sabun sanayiileri de dikkate alındığında sektörün istihdam kapasitesinin 10 milyon kişiye yaklaştığı ifade edilebilir. Kısaca zeytincilik gerek sağladığı istihdam gerekse ihracat geliri nedeniyle ülkemiz için önemlidir. Ayrıca, dünyada tüketim eğilimi giderek arttığından zeytin ve zeytinyağının ülkemize getirisinin daha da yükselmesi beklenmektedir. Ancak her tarımsal üründe olduğu gibi zeytin ve zeytinyağının da üretim ve ihracatında bazı sorunlar yaşanmaktadır. Zeytin ağacının doğasından kaynaklanan üretim değişimi ülkemizde diğer ülkelerle karşılaştırıldığında daha fazladır.Ülkemizde zeytin ağaçlarının % 75’inin meyilli arazilerdedir ve %92’si sulanmamaktadır. Özellikle son yıllarda görülen “Verticilium Solgunluğu” diğer bir deyişle solgunluk hastalığı üreticiyi olumsuz etkilemektedir. Bu hastalık; zeytin bahçelerinde üretimi ve dolayısıyla verimi düşürmekte ve ağaç ölümlerine neden olabilmektedir. Yanısıra, girdi maliyetlerinin fazla olması nedeniyle üretim maliyetlerimiz diğer ülkelerden yüksektir. Zeytinyağı ihracatımızın önemli bir bölümü dökme olarak gerçekleştirilmektedir. Diğer bir ifadeyle yağlarımız; İtalyan ve İspanyol markaları ile satılmaktadır. Sorunların çözümü için; • Zeytin ve zeytinyağına yönelik olarak belirli hedefleri olan ve süreklilik arzeden politikalar izlenmelidir. Özellikle AB’nin zeytin ve zeytinyağıpolitikası iyi irdelenmelidir. • Zeytinyağına prim uygulamasına devam edilmelidir.SEKTÖREL
--------------------------------------------------------------------------------
Page 5
AR& GE BÜLTEN ARAŞTIRMA VE MESLEKLERİ GELİŞTİRME MÜDÜRLÜĞÜ AĞUSTOS 29• Ülkemizde mevcut yaşlı zeytin ağaçlarının gençleştirilmesine yönelik çalışmalar yapılmalı, yeni zeytin fidanı dikimini özendirici ve teşvik edici tedbirler alınmalıdır.• Kalite ve verimi olumsuz yönde etkileyen zeytin sineğine karşı ilaçlama her yıl düzenli olarak yapılmalı. Devlet ilaçlama için kaynak ayırmalıdır.• “ZeytinciliğinIslahıveYabanilerinAşılattırılmasına Dair Yönetmelik“esaslarına işlerlik kazandırılmalıdır.• Ülkemizde zeytin üretiminde var yok yıllarıarasındakimiktarfarkının azaltılması için sırıkla hasat önlenmeli, ağaçlarınboylarıkısaltılmalı,var yıllarında hasat geç tarihlere (Nisan) bırakılmamalı, bu hususlarda üreticilere yönelikbilgilendirmeçalışmalarıyoğunlaştırılmalıdı r. • Zeytinyağımız, Türk markası ile dünya piyasalarında hakettiği yeri almalıdır. Bu yönde bir gelişimde kutulu zeytinyağıihracatında ton başına verilen teşviğin devamı önemli rol oynayacaktır.Ayrıca tüketimin yoğun olduğu ülkelerde örneğin ABD’de reklam kampanyalarıdüzenlenmesidebugelişimi hızlandıracaktır. • Zeytinyağının Yunanistan ve Türkiye’nin en önemli ihraç ürünleri arasında olduğu gerçeğinden hareketle bu konuda ****t-venture’lar kurularak dünya pazarlarında söz sahibi olunmalı, ayrıca, standardizasyon ve uluslararasıambalajlama konusunda birlikte hareket edilmelidir. • Ülkemizde de zeytinyağı tüketimini arttırmaya yönelik tanıtım ve reklam kampanyaları sürdürülmeli, bu çalışmalarda sağlık açısından yararlarıvurgulanmalı ve özellikle genç nüfusa sahip olan ülkemizde bu kitle hedef olarak alınmalıdır. • Özellikle var yıllarında arz fazlası zeytinyağının sağlıklı koşullarda depolanması ve piyasaya düzenli ürün arzını teminen stok müessesesi oluşturulmalıdır. • Dünya piyasalarında tüketim kaliteye ve özellikle doğal şartlarda üretilmişolan zeytinyağına yönelmektedir. Zeytinyağı üreticilerimizin de mevcut SEKTÖREL
--------------------------------------------------------------------------------
Page 6
AR& GE BÜLTEN ARAŞTIRMA VE MESLEKLERİ GELİŞTİRME MÜDÜRLÜĞÜ AĞUSTOS 30pazarlarını kaybetmemeleri ve ihracatlarını arttırabilmeleri için bu gelişimi dikkate almaları gerekmektedir. • Solgunluk hastalığı ile mücadelede üreticiler bilinçlendirilmelidir.• Zeytin alanlarının arttırılması için fidan dağıtımına devam edilmeli, özel sektör yatırımları özendirilmelidir.SEKTÖREL

k0900
04-04-2007, 23:37
Eger araziniz (taban suyu olmayan ve 1000 rakımın üstünde ) varsa hemen elma ve kiraz üretin, Tam bodur elma bahçesine 190 adet ağaş dikilebilir 2 yıldan itibaren meyve alırsınız her yıl verim artar 7 yıldan itibaren dönümde (190 ağaç) 5 000 kğ elma alabilirsiniz. Yeni kültürel ürünlerin pazarlaması daha kolay işletme maliyeti kılasık ağacın 5 de 1 ine kadar azaltılabilir.Ayrıca yine yeni nesil kiraz daha ağaç çiçek açmadan satılabiliyor.

deepheat
04-04-2007, 23:39
Şahsi fikrim olarak şunu söyliyebilirim.Akhisardayım.Her yer zeytin.Daha önceki yıllarda buralar pamuk,üzüm ve tütün doluymuş.Şimdi zeytin.Ama zeytin para etmiyor.Çok saçma gelebilir ama İsraillilerin Filistinlilerin ellerinden toprakları nasıl aldıklarını biraz araştırmanızı tavsiye ederim.Zamanında zeytin ektirmişler o topraklara kendi sattıkları fidanlardan.İlk zamanlarda zeytini satın almışlar.Sonra zeytin para etmeyince borçlandırmışlar onları.Sonra da topraklarını ele geçirmişler ve İsrail kurulmuş.Şimdi aynı oyun bizim ülkemizde çeşitli şekillerde uygulanıyor gibime geliyor.Belki size saçma gelebilir a1ma benim görüşüm bu.Millet ne ekiyorsa onun tersini ekeceksin.derhas'ın dediği gibi elma armut şeftali dik.

qba1976
05-04-2007, 13:17
Şahsi fikrim olarak şunu söyliyebilirim.Akhisardayım.Her yer zeytin.Daha önceki yıllarda buralar pamuk,üzüm ve tütün doluymuş.Şimdi zeytin.Ama zeytin para etmiyor.Çok saçma gelebilir ama İsraillilerin Filistinlilerin ellerinden toprakları nasıl aldıklarını biraz araştırmanızı tavsiye ederim.Zamanında zeytin ektirmişler o topraklara kendi sattıkları fidanlardan.İlk zamanlarda zeytini satın almışlar.Sonra zeytin para etmeyince borçlandırmışlar onları.Sonra da topraklarını ele geçirmişler ve İsrail kurulmuş.Şimdi aynı oyun bizim ülkemizde çeşitli şekillerde uygulanıyor gibime geliyor.Belki size saçma gelebilir a1ma benim görüşüm bu.Millet ne ekiyorsa onun tersini ekeceksin.derhas'ın dediği gibi elma armut şeftali dik.

Buzeytin karşıtlığı nerden çıktı birden anlamadım!? Denildiği gibi zeytin ekimi çoğaldı ancak yine de elma armut ne bileyim üzüm yerine en mantıklı seçim zeytindir.. Şöyle bir karşılaştırma yapın elma diktiniz diyelim ve ya şeftali bunlar olgunlaştı mı taze taze satmanız gerekir değil mi? elmanın şeftalinin yağı çıkar 3 sene bekler mi? yani bu kadar basit satamadınız napacaksınız şeftaliyi çöpe mi dökeceksiniz? zeytini çiğden satamadın mı yağ sıktır beklet 3 sene bu kadar basit!

Serenler
05-04-2007, 13:37
Şahsi fikrim olarak şunu söyliyebilirim.Akhisardayım.Her yer zeytin.Daha önceki yıllarda buralar pamuk,üzüm ve tütün doluymuş.Şimdi zeytin.Ama zeytin para etmiyor.Çok saçma gelebilir ama İsraillilerin Filistinlilerin ellerinden toprakları nasıl aldıklarını biraz araştırmanızı tavsiye ederim.Zamanında zeytin ektirmişler o topraklara kendi sattıkları fidanlardan.İlk zamanlarda zeytini satın almışlar.Sonra zeytin para etmeyince borçlandırmışlar onları.Sonra da topraklarını ele geçirmişler ve İsrail kurulmuş.Şimdi aynı oyun bizim ülkemizde çeşitli şekillerde uygulanıyor gibime geliyor.Belki size saçma gelebilir a1ma benim görüşüm bu.Millet ne ekiyorsa onun tersini ekeceksin.derhas'ın dediği gibi elma armut şeftali dik.

Fikrinize katılıyorum. Dikim alanları arttıkça zeytin ve zeytinyağı fiyatları düşmeye başladı. Son 2-3 yılda teşviklerin etkisiyle çok büyük alanlarda zeytin dikimi oldu. Sadece Manisa değil, Aydın, Muğla, Denizli gibi Ege illerinde ve tüm Akdeniz şeridinde durum böyle...
İhracat ve iç piyasada pazarlama şansı olan meyve ve sebze türlerine yönelmekte yarar var düşüncesindeyim.

qba1976
05-04-2007, 13:45
Fikrinize katılıyorum. Dikim alanları arttıkça zeytin ve zeytinyağı fiyatları düşmeye başladı. Son 2-3 yılda teşviklerin etkisiyle çok büyük alanlarda zeytin dikimi oldu. Sadece Manisa değil, Aydın, Muğla, Denizli gibi Ege illerinde ve tüm Akdeniz şeridinde durum böyle...
İhracat ve iç piyasada pazarlama şansı olan meyve ve sebze türlerine yönelmekte yarar var düşüncesindeyim.

zeytinyağı piyasası tamamrn yurtdışına bağlı bir piyasadır bizim ülkemizde dikilen miktarla alakalı değil.. çok yoğun bir dikim olmasına rağmen hala dünya da talep fazlası vardır yani üretim ihtiyaca dahi yetişmiyor...

kuzu_fan
05-04-2007, 15:44
Buzeytin karşıtlığı nerden çıktı birden anlamadım!? Denildiği gibi zeytin ekimi çoğaldı ancak yine de elma armut ne bileyim üzüm yerine en mantıklı seçim zeytindir.. Şöyle bir karşılaştırma yapın elma diktiniz diyelim ve ya şeftali bunlar olgunlaştı mı taze taze satmanız gerekir değil mi? elmanın şeftalinin yağı çıkar 3 sene bekler mi? yani bu kadar basit satamadınız napacaksınız şeftaliyi çöpe mi dökeceksiniz? zeytini çiğden satamadın mı yağ sıktır beklet 3 sene bu kadar basit!

Sayin qba1976,

sofralik zeytinden alacaginiz yagin kalitesi hakkinda ne düsünürsünüz?

Saygilar

gokmavi
06-04-2007, 19:02
Bir Akhisar'li olarak sunu söyleyebilirim ki; Size yanlis bilgi verilmis.
1) Zeytin Akhisar'in her zaman icin öncelikli gecim kaynagi idi. Son yillarda zeytin dikilen arazi miktarinda bir miktar artis görülmüs olabilir ama bu kesinlikle bir trend degisikligi olarak nitelendirilebilecek bir büyüklükte degil.
2) Tütün de, gecmiste, en az zeytin kadar önemli idi. Ama gectigimiz yillarda cikartilan bir kanunla tütün ekilen alanlara kisitlama getirildi. Artik her isteyen tarlasina tütün ekemiyor.
3) Pamuk, Akhisar'da, hicbir zaman Cukurova'daki kadar yogun olarak ekilmedi.
4) Üzüm bagi haline getirilen araziler her gecen yil artiyor.

Fiyatlandirma konusunda, Filistin-Israil örnegi verilmis. Unutmamak lazim ki, Filistin, gercekte, özgür bir ülke degil. Her türlü ekonomik faaliyeti Israil'in kontrolü altinda. Eminim, ürettikleri her türlü ürünün yurtdisina cikisi Israil üzerinden oluyordur. Bu sebepten ötürü, bahsedilen konunun Türkiye'ye örnek tesgil etmeyecegi görüsündeyim.



Şahsi fikrim olarak şunu söyliyebilirim.Akhisardayım.Her yer zeytin.Daha önceki yıllarda buralar pamuk,üzüm ve tütün doluymuş.Şimdi zeytin.Ama zeytin para etmiyor.Çok saçma gelebilir ama İsraillilerin Filistinlilerin ellerinden toprakları nasıl aldıklarını biraz araştırmanızı tavsiye ederim.Zamanında zeytin ektirmişler o topraklara kendi sattıkları fidanlardan.İlk zamanlarda zeytini satın almışlar.Sonra zeytin para etmeyince borçlandırmışlar onları.Sonra da topraklarını ele geçirmişler ve İsrail kurulmuş.Şimdi aynı oyun bizim ülkemizde çeşitli şekillerde uygulanıyor gibime geliyor.Belki size saçma gelebilir a1ma benim görüşüm bu.Millet ne ekiyorsa onun tersini ekeceksin.derhas'ın dediği gibi elma armut şeftali dik.

poll
06-04-2007, 22:57
arkadaşlar zeytin hakkında konuşurken dikkat ettim de hiçkimse zeytinin endüstri bitkisi olduğundan bahsetmiyor. bununla birlikte, önmüzdeki senelerde zeytin yağına gelecek olan talebin artacak olmasını hiç kimse göz önüne almıyor mu? kalp rahatsızlığı olnların sayısının artması vb. hastalıklarda önceliin yağ olduğunu unutmamalıyız. zeytin yağı elbette eder değerini bulacak önümüzdeki senelerde. eğerki önümüzdeki senelerde birde avrupa birliine girebilirsek veya zeytini ihraç edebilirsek ozaman demeyin keyfimizze.

qba1976
07-04-2007, 15:17
arkadaşlar zeytin hakkında konuşurken dikkat ettim de hiçkimse zeytinin endüstri bitkisi olduğundan bahsetmiyor. bununla birlikte, önmüzdeki senelerde zeytin yağına gelecek olan talebin artacak olmasını hiç kimse göz önüne almıyor mu? kalp rahatsızlığı olnların sayısının artması vb. hastalıklarda önceliin yağ olduğunu unutmamalıyız. zeytin yağı elbette eder değerini bulacak önümüzdeki senelerde. eğerki önümüzdeki senelerde birde avrupa birliine girebilirsek veya zeytini ihraç edebilirsek ozaman demeyin keyfimizze.

Çok doğru tespitler!:cool:
Ben bunlardan sürekli bahsediyorum,yani birileri bahsediyor :wink:

qba1976
07-04-2007, 15:22
Sayin qba1976,

sofralik zeytinden alacaginiz yagin kalitesi hakkinda ne düsünürsünüz?

Saygilar

Şimdi tüm zeytinler sofralılk olarak değerlendirilebilir.Yani yağlık zeytin dediğimiz aydın tipi eşek zeytini bile dış pazarlarda yoğun miktarda satılan üründür..sizin demek istediğiniz herhalde trilye gemlik tipi zeytin.. bu tip zeytinin yağı güzeldir ancak 1. seneden sonra bozulma acılaşma yapar yani trilye yağını 1. senede satarsanız iyi olur haa satamazsanız ne olur ? bişey olmaz kalitesi düşer biraz fiyatı düşer..

labtek
26-04-2007, 21:27
Bu topigi acan ve okuyan yazan herkese once tesekkurler. Sn. kygnad ve analizatör yazismalari ile gercekten heycan yarattilar. Nedense ikisinden de artik hic ses cikmiyor. Eger her ikisi sadece birbirleri ile yazsisiyorlarsa, hepimizi uzerler. Bilsinler. Ben bu sayfalari malesef cok gec okudum. Su an son sayfayi bitirdim. Ustelik mart ayinin 15 inden itibaren yeni aldigim 9 donum tarlama zeytin dikmis bulunuyorum. Once diktim , sonra burayi okudum. Okuduklarimin bana cok yardimi oldu. Bundan sonra eger zeytin dikecek olursam kesin okuduklarimi uygulayacagim. Yasim 60`a dayanmis durumda. Hayatimda ilk defa maliyet hesabi yapmadan zeytinlik olusturdum. Yerim Dikili salihler. Izmir. Sehir kokenliyim.Dogayi seviyor ve yasiyorum. Zeytinin olasi getirisi beni hic ilgilendirmiyor. Fidanlarin dikildiginde ruzgarda baslarini sallamaya baslamalari beni cok ama cok etkiledi. Haz duydum. 5*5 arayla trilya(gemlik) diktim. 295 agac oldu. Donume 34 agac sigdi. Dikerken dibine mil koydum. bir avucda demir sulfat doktum. biraz toprak koyup fidani yerlestirdim, biraz toprak ve yanmis koyun gubresi atdim. cukrlari kapatmadan 10 cm evvel yine demir sulfat doktum ve cukurlari kapatdim. Can suyu verdik.
39 sayfada hic bir yerde okumadigim bir ozelligi yazmak istiyorum. Ege de rumlardan kalma her zeytinlikte (her 10 donum`e bir agac) Incir vardir. Bu incir agaci dollenmede buyuk rol oynarmis. Bir yunanli arkadasimin soyledigine gore halen Yunanistanda bu kural devam ediyormus. bende 2 zeytinin yerine 7 veren kara incir diktim. Rumlardan kalan adete uydum. her 3 hafta da bir tankerle sulatiyorum. 2*3 =6 ton su. maliyeti 40 Ytl oluyor. Hidrelezden sonra dibini capalatmayi dusunuyorum. Acaba her hangi bir gubre atmam gerekrmi? Herkese sevgi dolu selamlar...

tent
27-04-2007, 00:38
nayırlı olsun sn. labtek. sakıncası yoksa araziyi ve fidanları kaça aldınız, ne tür bürokratik işlemleri yaptınız? teşekkürler.

labtek
27-04-2007, 10:52
nayırlı olsun sn. labtek. sakıncası yoksa araziyi ve fidanları kaça aldınız, ne tür bürokratik işlemleri yaptınız? teşekkürler.

Sn tent . tesekkurler. Arazimin degeri yuksek malesef. Fakat mevki cok mukemmel.Panorama sahane. Arkamda kozak yaylasi(fistik cenneti) var.Dikili liman ve altinova ve midilli (negatif) oldugu gibi gorunuyor.12 metrelik yola 93 m cephem var.Canakkale-Izmir yoluna 1,5 km. Altiova baraji sulama kanalina 200 metre
Tarlanin yanindan elektrik ve telefon geciyor. Sahane ve tertemiz havasi var.Dolayisi ile pahalli. Benim aldigim yer olcu olmamali demeyi cok isterdim. Aldigim yerde guzel olan toprak alani 200-300 donum kadar. Dolayisi ile talep var.Koylude bunun farkinda.Hatta yanimdaki 5-7 donumluk yerleri de almak istedim fiat olarak benim verdigiminin 3-4 mislini istediler. Fiati buraya yazamiyorum.Zira tarla fiatlari resmiyet de koylunun gelirine gore duzenlenmis. Alim satim vergisi dusuk. Fidanlari yakinimda bulunan fidancidan aldim. fidanlar buyuk tenekelerdeydi. 3 yasinda ve cicekliydiler. tanesi 3,5 liradan aldim. Isaretlemek icin 2 yevmiye 2*25=50 lira 295 cukur acmaya 9*25=225 lira tarktor gundeligi 50 lira. 3 tonluk tank ile suyun tanki 20 lira gibi. Burokratik islemlerim tapu almak disinda hic olmadi. Fidanlar icin il tarima basvurmadim.Tesvik almadim. 2250 lira alabilirdim. fakat tarla olan tapu bahceye donusmesi gerekiyormus. Bahceye donusturmenin yarinlarda devlet tarafindan yaptirimlari olabilir diye basvurmadim.

labtek
27-04-2007, 11:31
Zeytin konusunda bazi iddialarda bulunan arkadaslarimiz var. Her yer zeytin oldu gibi. Turkiyemizde zeytin yagi tuketimi oldukca dusuktur. Hatta ic anadolu karadeniz dogu zeytin yagini hemen hemen hic kullanmaz. Egeliler ve akdenizliler ve guney marmaralilar ve birazda trakyalilar fazla tuketirler. Ornegin biz evimizde 2 kisi (gelen gidenimiz var tabii) senede 25-30 litre zeytin yagi tuketiyoruz. Bu gunde 75 Gr tekabul eder. Bizim evimize margarin yagi girmez. Kizartamalar icin diger yaglar kullaniriz. Omlet bile zeytin yagi ile olur bizde. Avrupanin akdeniz ulkeleri de bizden farksizdir.Ic avrupa ise zeytin yagini henuz hic tatmamislarla doludur. Zeytin yagi henuz yeni yeni kesfediliyor. Kaldiki endustride bile kullanilmasi pek mumkundur. Ben her sene trilya (gemlik) yagi aliyorum.Sahsen edremit yagindan bir farkini damak tadi olarak goremiyorum. Hatta gemlik tipi yagi daha hafif daha iyi bulur gibiyim. Ustelik zeytinde az asit olmali. Bu koku ve tat demektir. Bazilarina bu koku itici gelebilir.bizim aradigimiz ise bu tat ve bu koku. Sevgi dolu selamlarimla.

qba1976
27-04-2007, 12:07
Sn tent . tesekkurler. Arazimin degeri yuksek malesef. Fakat mevki cok mukemmel.Panorama sahane. Arkamda kozak yaylasi(fistik cenneti) var.Dikili liman ve altinova ve midilli (negatif) oldugu gibi gorunuyor.12 metrelik yola 93 m cephem var.Canakkale-Izmir yoluna 1,5 km. Altiova baraji sulama kanalina 200 metre
Tarlanin yanindan elektrik ve telefon geciyor. Sahane ve tertemiz havasi var.Dolayisi ile pahalli. Benim aldigim yer olcu olmamali demeyi cok isterdim. Aldigim yerde guzel olan toprak alani 200-300 donum kadar. Dolayisi ile talep var.Koylude bunun farkinda.Hatta yanimdaki 5-7 donumluk yerleri de almak istedim fiat olarak benim verdigiminin 3-4 mislini istediler. Fiati buraya yazamiyorum.Zira tarla fiatlari resmiyet de koylunun gelirine gore duzenlenmis. Alim satim vergisi dusuk. Fidanlari yakinimda bulunan fidancidan aldim. fidanlar buyuk tenekelerdeydi. 3 yasinda ve cicekliydiler. tanesi 3,5 liradan aldim. Isaretlemek icin 2 yevmiye 2*25=50 lira 295 cukur acmaya 9*25=225 lira tarktor gundeligi 50 lira. 3 tonluk tank ile suyun tanki 20 lira gibi. Burokratik islemlerim tapu almak disinda hic olmadi. Fidanlar icin il tarima basvurmadim.Tesvik almadim. 2250 lira alabilirdim. fakat tarla olan tapu bahceye donusmesi gerekiyormus. Bahceye donusturmenin yarinlarda devlet tarafindan yaptirimlari olabilir diye basvurmadim.

keşke 3 yaşında değilde 1 yaşında olsalardı...büyük fidan almak iş değil bence..

labtek
27-04-2007, 12:23
keşke 3 yaşında değilde 1 yaşında olsalardı...büyük fidan almak iş değil bence..

Dedimya ben aslinda sehir kokenli biriyim. Her seyi sorarak yaptim. Beni fidanliga goturende sordugum biriydi. Fidanlari beraber sectik. Aslinda buyuk tenekedeki fidanlar yazlikcilara satilmak uzere getirilmis. tanesi 5 liradan satiliyordu. Fidanlar o kadar guzeldi ki, Cickeli dalli budakli 1 metreden fazla boyu. Inanin gorunce sevdim fidanlari. 3,5 lirayada dusunce hepsini aldim. Ben hisslerime inanirim. Belki en mukkemmeli degil yaptigim. Fakat alin terime inanirim. Yanlis yapmis olmam insallah. Su an 8 hafta oldu ekeli. Inanin 10 cm yeni fiskinlarim var. Slm

qba1976
27-04-2007, 22:47
Dedimya ben aslinda sehir kokenli biriyim. Her seyi sorarak yaptim. Beni fidanliga goturende sordugum biriydi. Fidanlari beraber sectik. Aslinda buyuk tenekedeki fidanlar yazlikcilara satilmak uzere getirilmis. tanesi 5 liradan satiliyordu. Fidanlar o kadar guzeldi ki, Cickeli dalli budakli 1 metreden fazla boyu. Inanin gorunce sevdim fidanlari. 3,5 lirayada dusunce hepsini aldim. Ben hisslerime inanirim. Belki en mukkemmeli degil yaptigim. Fakat alin terime inanirim. Yanlis yapmis olmam insallah. Su an 8 hafta oldu ekeli. Inanin 10 cm yeni fiskinlarim var. Slm

bu tip fidanlar ilk toprağa ekildiklerinde bööle canlanırlar meyve bile verirler ama sonraki senelerde durgunlaşırlar... büyük fidanların toprağa adaptasyonu daha zor olur... 3-4 sene sonra bi bakmışsınız 1 yaşındaki fidanlar 3 yaşında ekilenleri geçmiş..

cetvel
28-04-2007, 01:11
.......39 sayfada hic bir yerde okumadigim bir ozelligi yazmak istiyorum. Ege de rumlardan kalma her zeytinlikte (her 10 donum`e bir agac) Incir vardir. Bu incir agaci dollenmede buyuk rol oynarmis. Bir yunanli arkadasimin soyledigine gore halen Yunanistanda bu kural devam ediyormus. bende 2 zeytinin yerine 7 veren kara incir diktim. Rumlardan kalan adete uydum.......

ilginç bir tespit... daha önce hiçbir yerde okumamıştım ve duymamıştım... acaba zeytincilikte alaylı olan arkadaşlar, bu durum hakkında bilgileri var mı? Ne dersiniz qba1976, avrupada bu tip bir uygulama var mı? bir daha ki zeytincilik sempozyumunda bu bilgiyi de sorgulayabilir misiniz acaba?

iyi geceler...

H.YONCA
28-04-2007, 01:24
Sn tent . tesekkurler. Arazimin degeri yuksek malesef. Fakat mevki cok mukemmel.Panorama sahane. Arkamda kozak yaylasi(fistik cenneti) var.Dikili liman ve altinova ve midilli (negatif) oldugu gibi gorunuyor.12 metrelik yola 93 m cephem var.Canakkale-Izmir yoluna 1,5 km. Altiova baraji sulama kanalina 200 metre
Tarlanin yanindan elektrik ve telefon geciyor. Sahane ve tertemiz havasi var.Dolayisi ile pahalli. Benim aldigim yer olcu olmamali demeyi cok isterdim. Aldigim yerde guzel olan toprak alani 200-300 donum kadar. Dolayisi ile talep var.Koylude bunun farkinda.Hatta yanimdaki 5-7 donumluk yerleri de almak istedim fiat olarak benim verdigiminin 3-4 mislini istediler. Fiati buraya yazamiyorum.Zira tarla fiatlari resmiyet de koylunun gelirine gore duzenlenmis. Alim satim vergisi dusuk. Fidanlari yakinimda bulunan fidancidan aldim. fidanlar buyuk tenekelerdeydi. 3 yasinda ve cicekliydiler. tanesi 3,5 liradan aldim. Isaretlemek icin 2 yevmiye 2*25=50 lira 295 cukur acmaya 9*25=225 lira tarktor gundeligi 50 lira. 3 tonluk tank ile suyun tanki 20 lira gibi. Burokratik islemlerim tapu almak disinda hic olmadi. Fidanlar icin il tarima basvurmadim.Tesvik almadim. 2250 lira alabilirdim. fakat tarla olan tapu bahceye donusmesi gerekiyormus. Bahceye donusturmenin yarinlarda devlet tarafindan yaptirimlari olabilir diye basvurmadim.

kozak yaylasımı aman dikkatli ol dostum bölgeye yakınsan..koza-altın oralara göz dikmiş seneye makinelerle dalarlar oralara....şaka değil, o sahada koza altın şirketinin ruhsatı var..bir araştır istersen...
saygılar....

labtek
28-04-2007, 10:53
kozak yaylasımı aman dikkatli ol dostum bölgeye yakınsan..koza-altın oralara göz dikmiş seneye makinelerle dalarlar oralara....şaka değil, o sahada koza altın şirketinin ruhsatı var..bir araştır istersen...
saygılar....

Sn. YONCA Evet bolgede altin ariyanlar var.Fakat bu altin aranan (hatta bulunan) yer bana 19 km uzakta dagin arkasinda. Nebiler denen termali ile meshur koyun arkasinda. Ben bergamalilar gibi avaz avaz bagiranlardan degilim. Hatta bölgenin insanini bu konuda bencil bulmusumdur. Örenegk Kocaelidir. Kocaeli dogasi meyveleri sayfiye yerleri ile meshur bir yerdi.40 sene icinde bolgede zeytin agaclari bile öldü.Sanayilesme cevreyi cok kirletdi. Kocaeliden evliyim. Insanlarin kanserden genc yasta öldüklerini bilirim. Bergama ve cevresi insani devletimize sadece sebze satarak katkida bulunamaz. Kimsenin bölgesini "ben istemiyorum" diye temiz gorme lüksü yok. Hem kalkinmis bir Türkiye istiyecegiz hemde sadece kocaelinin insanlarinin karsisinda "banane" der gibi kayitsiz kalacagiz. Ben bu davranisi bencilik olarak görüyorum. Gerekiyorsa kalkinma, modernlesme adina her bölge üzerine düseni yapmak mecburiyetinde oldugunu düsünüyorum. Kocaelinin insaninin sesi cikmiyor.Türkiyeyi sirtlamis götüren bölge insaninin hic bir ayricaligi da yok. Ama onlarin üretdigi arti degerin üzerinden sebeplenen bölgelerimiz var.Dolayisi ile , kontrola önem verdikten sonra altin in bile cikarilmasinda karsi cikamam. Ayria Bölgede aliaga dan canakkaleye kadar hic sanayi yoktur. Muhtesem bir havasi vardir. Selamlar

labtek
28-04-2007, 11:01
Topigin sahibi Sn. ANALİZATÖR, Topigi zeytin agaclarinizi dikebilmek icin actiniz kabulk. Cokda iyi yaptiniz. Iyi de gecen sene ektiginiz agaclarinizdan bahsetsenizde bizde bir seyler duysak degilmi? 1 sene icinde ektiklerinizden yana ne gelismeler oldu? Kac agaciniz kurudu? Bu arada daha neler duydunuz? Hala yaptiklarinizdan yana memnunmusunuz? Sn. ANALİZATÖR lütfen yazinda bir seyler ögrenelim. Saygilar.

qba1976
28-04-2007, 14:27
ilginç bir tespit... daha önce hiçbir yerde okumamıştım ve duymamıştım... acaba zeytincilikte alaylı olan arkadaşlar, bu durum hakkında bilgileri var mı? Ne dersiniz qba1976, avrupada bu tip bir uygulama var mı? bir daha ki zeytincilik sempozyumunda bu bilgiyi de sorgulayabilir misiniz acaba?

iyi geceler...

Bizim bölgelerdede zeytin bahçelerinin etrafına incir ekilir ama bu bahçedeki sinekleri toplaması için yapılır..döllemeye faydası olduğunu duymamıştım , bence aralara delice tipi ağaçlar dikilseydi dölleme daha iyi olurdu , veyahut değişik tipte zeytin fidanları..

H.YONCA
29-04-2007, 14:31
Sn. YONCA Evet bolgede altin ariyanlar var.Fakat bu altin aranan (hatta bulunan) yer bana 19 km uzakta dagin arkasinda. Nebiler denen termali ile meshur koyun arkasinda. Ben bergamalilar gibi avaz avaz bagiranlardan degilim. Hatta bölgenin insanini bu konuda bencil bulmusumdur. Örenegk Kocaelidir. Kocaeli dogasi meyveleri sayfiye yerleri ile meshur bir yerdi.40 sene icinde bolgede zeytin agaclari bile öldü.Sanayilesme cevreyi cok kirletdi. Kocaeliden evliyim. Insanlarin kanserden genc yasta öldüklerini bilirim. Bergama ve cevresi insani devletimize sadece sebze satarak katkida bulunamaz. Kimsenin bölgesini "ben istemiyorum" diye temiz gorme lüksü yok. Hem kalkinmis bir Türkiye istiyecegiz hemde sadece kocaelinin insanlarinin karsisinda "banane" der gibi kayitsiz kalacagiz. Ben bu davranisi bencilik olarak görüyorum. Gerekiyorsa kalkinma, modernlesme adina her bölge üzerine düseni yapmak mecburiyetinde oldugunu düsünüyorum. Kocaelinin insaninin sesi cikmiyor.Türkiyeyi sirtlamis götüren bölge insaninin hic bir ayricaligi da yok. Ama onlarin üretdigi arti degerin üzerinden sebeplenen bölgelerimiz var.Dolayisi ile , kontrola önem verdikten sonra altin in bile cikarilmasinda karsi cikamam. Ayria Bölgede aliaga dan canakkaleye kadar hic sanayi yoktur. Muhtesem bir havasi vardir. Selamlar

zaten altın çıkarılmasın diyen yok sn.labtek, sadece sana yakınmı diye sordum
bizimkisi bir hatırlatma , devlet planlamayı yapsada kimse mağdur olmasa , bu tip ruhsat ,imar ,sanayi yapılaşmasından halk mağdur olmuşdur hep sizde mağdur olmayın anlamında yazılmışdır yazım...
yoksa altında çıkaracağız ,borda çıkaracağız,barajda yapacağız ..sadece zeytin ekmeyle bu işin olmayacağının herkes farkında.... bunun bilincinde olmanız beni memnun etti...:super:
önemli olan planlama ve mağduriyetin minimize edilmesi..
bu bağlamda kimse mağdur olmasın ,sizde ...19 km iyi bir mesafe ,sanırım sorunda olmaz....kolay gelsin...

labtek
29-04-2007, 14:42
Sn. YONCA bende yeri gelmisken bergamalilarin(hepsi degil) "istemezuk" demelerine gönderme yapmak istedim. Senin ile bir alakasi yoktu. Her zaman cefayi da lüksü de paylasimci olmusumdur. Kaynaklarini israf etmeden planli ve hakkaniyetli kalkinmis bir Türkiye görmek amaci ile, Serefe....

H.YONCA
29-04-2007, 15:54
Sn. YONCA bende yeri gelmisken bergamalilarin(hepsi degil) "istemezuk" demelerine gönderme yapmak istedim. Senin ile bir alakasi yoktu. Her zaman cefayi da lüksü de paylasimci olmusumdur. Kaynaklarini israf etmeden planli ve hakkaniyetli kalkinmis bir Türkiye görmek amaci ile, Serefe....

aynı dileklerle...:)

labtek
02-05-2007, 15:42
Topigin sahibi Sn. ANALİZATÖR`ün hisse net üyeligi gözükmüyor. Topic varligini devam ettiriyor. Konu ilginc olunca...

labtek
03-05-2007, 13:02
Türkiye kalp projesi araştırmalarının sonuçlarına göre, Türkiye'deki ölümlerin yüzde 37'si kalp hastalıklarından kaynaklanıyor. Kolesterol yüksekliği zeytinyağı en az tüketen Karadeniz bölgemizde, en düşük oran ise zeytinyağı ağırlıklı beslenen Ayvalık çevresinde. Zeytinyağını bol tüketen ülkelerde özellikle Yunanistan, İspanya ve İtalya'da kalp ve damar hastalıkları ve bu hastalıklardan ölüm oranı çok düşük.

Amerika'nın ünlü beslenme uzmanı Ancel Keys, Akdeniz ülkelerinde damar ve kalp hastalıklarına çok az rastlanmasının nedenini araştırmış ve bütün yemeklerde sadece natürel, sızma zeytinyağı kullanan bu hastalarda ülser yaralarının kapanma oranının yüzde 55 olduğu saptanmıştır. Ciltlerine radyasyon verilmeden önce zeytinyağı sürülen hamsterlarda, zeytinyağının radyasyona karşı kesin ve tam bir koruyucu madde olduğu saptanmıştır. ***

http://www.kaptanzeytincilik.com/sss.asp?menu=60&grup=5

transaction
04-05-2007, 10:33
Selam arkadaşlar,
Geyve yöresinde de zeytinlikler varmış, bu bölgede zeytin yetiştirmek ve toprağın yetiştiriciliğe uygunluğu konusunda bilgisi olan var mı ?

Mevcut bahçelerdeki zeytin randımanı nasıldır acaba ?

Saygılar

trusty
04-05-2007, 23:08
zaten altın çıkarılmasın diyen yok sn.labtek, sadece sana yakınmı diye sordum
bizimkisi bir hatırlatma , devlet planlamayı yapsada kimse mağdur olmasa , bu tip ruhsat ,imar ,sanayi yapılaşmasından halk mağdur olmuşdur hep sizde mağdur olmayın anlamında yazılmışdır yazım...
yoksa altında çıkaracağız ,borda çıkaracağız,barajda yapacağız ..sadece zeytin ekmeyle bu işin olmayacağının herkes farkında.... bunun bilincinde olmanız beni memnun etti...:super:
önemli olan planlama ve mağduriyetin minimize edilmesi..
bu bağlamda kimse mağdur olmasın ,sizde ...19 km iyi bir mesafe ,sanırım sorunda olmaz....kolay gelsin...

Bu konuda, devletten yada yerel otoriteden beklentiler neler olabilir.?

Sorunlari ortaya koymak yaninda cozum onerileri de onemlidir.

Bu beklentiler, cok yakin olan genel secimde belki bir partinin programina girer ve ulkemize faydasi olur.

Yarginin yukunu azaltabilir.

Bu konuda somut oneriler nelerdir ?

H.YONCA
06-05-2007, 19:57
Bu konuda, devletten yada yerel otoriteden beklentiler neler olabilir.?

Sorunlari ortaya koymak yaninda cozum onerileri de onemlidir.

Bu beklentiler, cok yakin olan genel secimde belki bir partinin programina girer ve ulkemize faydasi olur.

Yarginin yukunu azaltabilir.

Bu konuda somut oneriler nelerdir ?

zaten çözüm önerilerinin yeri burası değil ,burası zeytinci arkdaşların paylaştığı topik ve forum gereği topiğin ana konusundan uzaklaşmamak gerekiyor ,yoksa her topiğin amacı şaşar,konular budaklanır......,bunu yeni bir topikde coğrafyamızın planlı bir şekilde imarı ve sanayileşmesi adı altında yapabiliriz...tabiki çevresel hassasiyetlerde muhtamelen yeni topikde yerini bulur...
ama kafamda tabiki şekillenen ve çoğu arkadaşın şehirlerimize bakarak içinden şöyle olsa daha iyi olurdu dediği ortak bir vicdani rahatsızlık var bu bağlamda bende temelde bazı şeyler düşündüm...
------------------------------------------------------------------------------------------------
ben kendimce bu konularda çok hassasım,anayasada 184,275,367 rakamları içeren maddelerden daha önemli benim gözümde bu konu...
anayasaya öyle maddeler konmalıki yapı yoğunluğu çok özel yerler(yoğunluğu kilometrekarede 100 bin nüfusu geçen yerler ) dışında emsal 1 i geçmemeli ,yapı yüksekliği 5 katı geçmemeli ,deniz kıyıları,sahillerin koruma mesafesi en az 100 metre olmalı ,uymayanlar hakkında ağır yaptırımlar ve hapis cezaları öngörülmeli,,,,,

kıyıların doldurulması yol, gezme,park,konut imarı için yasaklanmalı anayasal olarak...
kısacası çevreyle ilgili anayasaya en az 9-10 madde girmeli ...
yoksa sadece serserice yağmalanan bizim ülkemizin değil ,tüm dünyanın gelecekde işi zor...
------------------------------------------------------------------------

zeytin bahçesi yatırımında bulunan arkadaşlara kolay gelsin....
selamlar...

Tucer
06-05-2007, 21:30
Zeytin işine girmeni tavsiye etmem. Şu anda her bölgede özellikle ege de her yer zeytin fidanı. 3-5 yılsonra ne durumda olacagını şimdiden görmelisiniz. Piyasada zeytin gitmiyor artık. Dış pazar zaten yok... Zeytin yagı ise fiyatlar 4-5 ytl. piyasada. Pek parlak gözükmüyor. Özellikle yeni dikim olacaksa hiç .....

Elma ve diger yiyecekler (nar, armut) tavsiye edilir. Çünkü piyasada 1.5-2 ytl civarında bu sene ve iyi olacaktır.
:super:

Bence yanılıyorsun dostum.

Ata mesleğimiz olan tarım uygulanan yanlış politikalar yüzünden bitme noktasına gelmesine rağmen bu duruma inat özellikle zeytinin değeri ve önemi gün geçtikçe artmaktadır.Ülkemizde çok kaliteli zeytin ve zeytin yağı üretilmesine rağmen şu anda ekili olan alan ihtiyaca cevap vermemektedir.Zeytinin değeri anlaşıldıkça bu alana yatırımlar artsa da hala yetersizdir.

Elma,armut vb.meyveler karasal iklimlerde bile yetişebilen meyvelerdir.Yurdumuzun 3/4'ü karasal iklim kuşağındadır.Dolayısıyla ekim ve dikim alanları sınırlı olmadığından çok fazla pirim yapacaklarını düşünmüyorum.(organik tarım haricinde)
Zeytin ve nar'ın ekim ve dikim alanı sınırlı ve her geçengün yeni bir özelliklerinin keşfedilmesiyle gelecekte altın gibi değerlenecekleri kanısındayım.

Saygılarımla.

ATAJPAO
07-05-2007, 17:33
Bence yanılıyorsun dostum.

Ata mesleğimiz olan tarım uygulanan yanlış politikalar yüzünden bitme noktasına gelmesine rağmen bu duruma inat özellikle zeytinin değeri ve önemi gün geçtikçe artmaktadır.Ülkemizde çok kaliteli zeytin ve zeytin yağı üretilmesine rağmen şu anda ekili olan alan ihtiyaca cevap vermemektedir.Zeytinin değeri anlaşıldıkça bu alana yatırımlar artsa da hala yetersizdir.

Elma,armut vb.meyveler karasal iklimlerde bile yetişebilen meyvelerdir.Yurdumuzun 3/4'ü karasal iklim kuşağındadır.Dolayısıyla ekim ve dikim alanları sınırlı olmadığından çok fazla pirim yapacaklarını düşünmüyorum.(organik tarım haricinde)
Zeytin ve nar'ın ekim ve dikim alanı sınırlı ve her geçengün yeni bir özelliklerinin keşfedilmesiyle gelecekte altın gibi değerlenecekleri kanısındayım.

Saygılarımla.

Valla doğru söylüyorsun sn.tucer

misterno
09-05-2007, 23:22
Bence yanılıyorsun dostum.

Ata mesleğimiz olan tarım uygulanan yanlış politikalar yüzünden bitme noktasına gelmesine rağmen bu duruma inat özellikle zeytinin değeri ve önemi gün geçtikçe artmaktadır.Ülkemizde çok kaliteli zeytin ve zeytin yağı üretilmesine rağmen şu anda ekili olan alan ihtiyaca cevap vermemektedir.Zeytinin değeri anlaşıldıkça bu alana yatırımlar artsa da hala yetersizdir.

Elma,armut vb.meyveler karasal iklimlerde bile yetişebilen meyvelerdir.Yurdumuzun 3/4'ü karasal iklim kuşağındadır.Dolayısıyla ekim ve dikim alanları sınırlı olmadığından çok fazla pirim yapacaklarını düşünmüyorum.(organik tarım haricinde)
Zeytin ve nar'ın ekim ve dikim alanı sınırlı ve her geçengün yeni bir özelliklerinin keşfedilmesiyle gelecekte altın gibi değerlenecekleri kanısındayım.

Saygılarımla.

Eger bu dediklerin dogru olsaydi zeytinin ve yaginin degeri artardi ama son 10 senedir ben bir artis gormuyorum. BEn yurtdisinda yasiyorum ve burada senelerdir zeytinyaginin degeri hep ayni ve son yillarda adini daha once hic duymadigim ulkelerden zeytinyagi gelmeye basladi. Bati ulkelerinde zeytinyagi tuketiminin arttigi dogru ama sanirim uretim daha hizli artiyor. Ayni sey nar da da mevcut.

Ama Turkiye'nin ic piyasasinda artiyor olabilir ki bu bana cok sacma geliyor, dunayda fiyati degismeyen bir malin degeri TR de neden artsin? Belki ihracat vergisi belki KDV fiyati biraz etkiler ama o kadar.

tent
10-05-2007, 00:16
anayasaya öyle maddeler konmalıki ...
sn. yonca, konmali ki dediğiniz kısıtlamalar yasalarda zaten var. ama insanların hırsları, açgözlülükleri ve vurdum duymazlıkları o boyuttaki, bir işe yaramıyor.

örnek vermek gerekirse, waimar anayasası, bugün bile anayasa hukukçularınca ideal anayasa olarak bilinir. ama o anayasanın yürürlükte olduğu ülkeden bir hitler çıkmıştır. sonuçta iş uygulamada ve vatandaşın bilincinde bitiyor.

ATAJPAO
10-05-2007, 09:17
Eger bu dediklerin dogru olsaydi zeytinin ve yaginin degeri artardi ama son 10 senedir ben bir artis gormuyorum. BEn yurtdisinda yasiyorum ve burada senelerdir zeytinyaginin degeri hep ayni ve son yillarda adini daha once hic duymadigim ulkelerden zeytinyagi gelmeye basladi. Bati ulkelerinde zeytinyagi tuketiminin arttigi dogru ama sanirim uretim daha hizli artiyor. Ayni sey nar da da mevcut.

Ama Turkiye'nin ic piyasasinda artiyor olabilir ki bu bana cok sacma geliyor, dunayda fiyati degismeyen bir malin degeri TR de neden artsin? Belki ihracat vergisi belki KDV fiyati biraz etkiler ama o kadar.

Üretimin artmasının sebebi zeytinyağının yeni keşfedilmesi değil tabiki.Hala zeytin yağı piyasada çok pahalı dolaşımda olmasından kaynaklanıyor.Diğer endüstriyel tarım ürünlerinden elde edilen yağların insan sağlığını olumsuz etkilediği ve vücudun gelişiminde yaptığı tahribatlar anlaşıldıkça zeytin yağının bilinmeyen faydalarının keşfedilmesi devam edecek ve zeytin yağına yöneliş ,rağbet katlanarak artacak.Talep yüksek olunca bu durum haliyle ürünün fiyatına yansıyor.(Bilirsiniz arz talep dengesi fiyatı oluşturur.)
Bana göre yurt dışında da TR'de de ürün hala çok pahalı (göreceli bir kavramdır)Bunun sebebi de üretimin sınırlı,talebin üretimden daha fazla olduğundan kaynaklanmaktadır.Bu durumdan vazife çıkaran insanlar haliyle bu alana daha yatırım yapmaya başladılarve bu durum 15-20 yılda ancak dengeye oturur gibi.

Gerçi ülkemizdeki nüfus artış hızınıda düşünürsek biraz zor dengeye oturacak gibi duruyor :he:

Aynı senaryo nar içinde geçerlidir.

Saygılarımla.

misterno
10-05-2007, 17:28
Üretimin artmasının sebebi zeytinyağının yeni keşfedilmesi değil tabiki.Hala zeytin yağı piyasada çok pahalı dolaşımda olmasından kaynaklanıyor.Diğer endüstriyel tarım ürünlerinden elde edilen yağların insan sağlığını olumsuz etkilediği ve vücudun gelişiminde yaptığı tahribatlar anlaşıldıkça zeytin yağının bilinmeyen faydalarının keşfedilmesi devam edecek ve zeytin yağına yöneliş ,rağbet katlanarak artacak.Talep yüksek olunca bu durum haliyle ürünün fiyatına yansıyor.(Bilirsiniz arz talep dengesi fiyatı oluşturur.)
Bana göre yurt dışında da TR'de de ürün hala çok pahalı (göreceli bir kavramdır)Bunun sebebi de üretimin sınırlı,talebin üretimden daha fazla olduğundan kaynaklanmaktadır.Bu durumdan vazife çıkaran insanlar haliyle bu alana daha yatırım yapmaya başladılarve bu durum 15-20 yılda ancak dengeye oturur gibi.

Gerçi ülkemizdeki nüfus artış hızınıda düşünürsek biraz zor dengeye oturacak gibi duruyor :he:

Aynı senaryo nar içinde geçerlidir.

Saygılarımla.


Ben anlatamiyorum galiba, fiyati son 10 senedir artmiyor diyorum, fiyati artmayan birsey nasil cok para getirebilir? Hem madem cok para getiriyor neden zeytin uretiminde bir suru sahtekarlik donuyor?

ATAJPAO
10-05-2007, 18:05
Ben anlatamiyorum galiba, fiyati son 10 senedir artmiyor diyorum, fiyati artmayan birsey nasil cok para getirebilir? Hem madem cok para getiriyor neden zeytin uretiminde bir suru sahtekarlik donuyor?

Sn.misterno;

Zamanında artacağı kadar artmış şu anda artan bir fiyat yok .

Yurt dışında fiyatlar nasıl bilmem ama burada zeytin yağı gerçekten pahalı.Orta gelirli bir insan bile evine rahat rahat almakta zorlanıyor.(Türkiye şartlarına göre konuşuyorum.)

labtek
10-05-2007, 19:29
Aslinda zeytin yagi fiati cesitlendi. Su an piyasada litresi 5 lira ile 25 lira arasinda degisen fiatlari mevcut. Eskiden sizma ve rivera diye 2 ye ayrilirdi. Simdi asit oranlari, zeytinin kalitesi, rengi kokusu, tazeligi,kimyasallarin (ilaclama) karismamis olmasi,sikilis sekli , tazeligi gibi konulara göre fiat olusuyor. Artik parasina göre zeytin yagi bulmak mümkün. Yurt disinda super marketlerde satilan zeytin yagi ortalama standratlarin bile altindadir. Üstelik bizim ülkemizde bile zeytin yaginin kalitesini anliyan insan sayisi bir kac yüzbini gecmez. Karadeniz ic anadolu ve dogumuz zeytin yagi hemen hemen hic tüketmez. Avrupada da durum degismez. avrupalinin da %3-4 ü zeytin yagi kalitesini bilir. O da zaten akdenize kiyi ülkelerdir. Ic avrupada zeytin yagindan anliyanlarin sayisi binde 2-3 belki vardir. Zeytin bakimi yapildiktan sonra oldukca iyi para kazandiran üründür. Daha evvelden de yazdim. biz iki kisi senede en az 30 litre zeytin yagi tüketiriz. Yemege baska salataya baska olmak üzere degisik kaliteyi tüketiriz. Tatlimiz dahi zeytin yagindan olur. Hele kizartilmis ekmek ile rafine edilmemis kokulu zeytinyagina bandirip yemenin tadina doyum olmaz. Birazda keci peyniri kizartacaksiniz. öf öf...Kaldi ki sihhatli kalabilmenin yolu da zeytin yagindan geciyor. 7-8 yasindaki bakimli bir agactan 50-70 kilo ortalama zeytin alabilirsiniz. kilosu 2-2,5 liradan piyasasi vardir. Zeytini isliyebirseniz fiati hemen 2-3`e katlamak mümkün. Islemesi de öyle cok zor degil. Yeterki yeriniz ve niyetiniz olsun.

H.YONCA
10-05-2007, 20:27
sn. yonca, konmali ki dediğiniz kısıtlamalar yasalarda zaten var. ama insanların hırsları, açgözlülükleri ve vurdum duymazlıkları o boyuttaki, bir işe yaramıyor.

örnek vermek gerekirse, waimar anayasası, bugün bile anayasa hukukçularınca ideal anayasa olarak bilinir. ama o anayasanın yürürlükte olduğu ülkeden bir hitler çıkmıştır. sonuçta iş uygulamada ve vatandaşın bilincinde bitiyor.

size katılmamak mümkün değil sn.tent,tabiki toplumsal bilinç yerleşik olsa gökdelen gibi yapıları sahilin dibine dikip belli bir kesim ihya edilmez ,heleki anayasanın bir kaç kez delik deşik edilmesi bile hoş karşılanmış bir ülkede ,birisi çıkarda kim takar anayasayı derse bende pes derim başka bir şey diyemem tabikii..........

ama yinede konulsa fena olmaz anlamında yazdım her hükümet kafasına göre
2-b lerle ,imar yasalarıyla ,kıyı koruma bandıyla meclisde fazla kafa yormasın ,oyalanmasın ordan danıştaya ordan en üst mercii anayasa mahkemesini meşgul etmesinler diye yazdım,yorulmasın bazı sayın vekillerimiz ve bazı gruplar ....:)
yap boz yapmak isteyen bulsun yine 367 yi yapsın bozsun.... bir nevii kendi çapımızda bazı grupların dümenine gitmemek, zorlaştırmak işte >>>açgözlülere hırsızlara karşı,tutarmı ;bu kafayla zor gözüküyor......

(bilgilenme şart>>>eğitim şart>>>fikriyat şart>>>>çıkarım şart>>>>bilinçlenme şart ...)
(yine geldik ana konuya eğitim ve öğrenim...)

selamlar...

BUSHIDO
10-05-2007, 20:35
Sn.misterno;

Zamanında artacağı kadar artmış şu anda artan bir fiyat yok .

Yurt dışında fiyatlar nasıl bilmem ama burada zeytin yağı gerçekten pahalı.Orta gelirli bir insan bile evine rahat rahat almakta zorlanıyor.(Türkiye şartlarına göre konuşuyorum.)

Zeytinyagi Japonya da bile biraz luks!:yes: Bilmiyorlar, kulturlerinin bir parcasi degil, bu baska konuya...:mut:

misterno
10-05-2007, 21:00
evet ben ABD de yasiyorum burada yarim litresi 3 dolara sizma zeytinyagi satiyorlar. Ama ben gidip Kirlangic aldim 3/4 litresi 10 dolara. Yani bu bile bence cok ucuz Amerika icin. Ama millet gidip 3 dolarlik sizma zeytinyagini aliyor sanirim Yunan maliydi oda. Yani nasil bu kadar ucuz oluyor anlamiyorum. Zaten misir yaginin litresi 1,5 dolar yani arada fazla fark yokki.

Super bir tadi vardi ustunde de extra-virgin olive oil diyor sanirim "sizma" demek bu. Oyle degilmi?

BUSHIDO
10-05-2007, 21:41
Japonya da 1 Litrelik siselerde 500 - 700(5-6 Dolar yapar!) Yen arasi satiliyor...
Simdi dusundumde ticaretini mi yapsak?

labtek
10-05-2007, 21:56
Ülkemizde klasik olarak Üç tip zeytinyağı var

Diğer bütün yağlar ancak rafine edildikten sonra yemeklik yağ olarak kullanılabilmelerine rağmen, zeytinyağı doğal haliyle kullanılabilen tek yağdır. Zeytinin yağa işlenmesi için ilk önce zeytinin parçalanarak macun haline getirilmesi gerekir. Bu amaçla sıcak su yardımıyla yumuşatılan hücre duvarları bir pres ile parçalanır ve yağ+su olmak üzere posasından ayrılır. Suyun yağdan uzaklaştırılması ile natürel yağ elde edilmiş olur. Asitlik derecesine göre farklı isimlerde gruplandırılır.
Riviera: Ham zeytinyağının, fiziksel yöntemlerle rafinasyonu sonucu elde edilen rafine zeytinyağı ile yüzde 10-20 oranında natürel yemeklik zeytinyağlarının karışımı sonucu elde edilen ve en çok yüzde 1,5 asit içeren zeytinyağı tipidir. Riviera zeytinyağının lezzet ve kalitesini, doğal olarak karışım oranları ile natürel zeytinyağının niteliği belirler. Bütün doğal Riviera zeytinyağları, en ideal asit seviyesine, en iyi renge ve aromaya sahip olması için test edilirler. Rengi ve aroması, sızma zeytinyağına göre daha açık ve hafif olan Riviera, özellikle yemek ve kızartmalarda, her türlü soğuk yemeklerin hazırlanmasında kullanılır.
Natürel: Kendi içinde üç popüler çeşidi bulunuyor; asit içeriği yüzde 1 olan sızma, yüzde 2 olan birinci ve yüzde 1'lik organik. Asidi yüzde 3,3'ten az bir zeytinyağı tipi olan natürel, en olgun zeytin tanelerinden sızma veya basınçla çıkarılır. Santrifüjleme, dinlenme ve süzme gibi yalnız fiziksel işlemlere tabi tutulur, hiçbir kimyasal işlem görmez. Natürel olarak doğrudan tüketilebilir, zeytin kokusunu ve tadını en yoğun, en doğal biçimde muhafaza eder, renginin tonu, sarı ve yeşil hakim olmak üzere üretim yerine göre değişir, mükemmel tat ve aroması bulunur. Zeytinyağları içinde en makbul olan sızma zeytinyağı, çiğ olarak salata-soslarda tüketilebilir.
Rafine: Ham rafinajlık zeytinyağının, fiziksel yöntemlerle rafinasyonu sonucu elde edilen ve maksimum binde 3 asit içeren zeytinyağıdır. Asit oranı yüksek olan zeytinyağının, yenilebilir nitelikte olmadığından rafine edilmesi gerekir. Fiziksel rafinasyon işlemi sonrasında elde edilen rafine yağ, hemen hemen sıfır asit oranına sahip, yağın kalitesini bozan maddelerden arındırılmış bir yağdır. Rafine zeytinyağı, natürel yağın nötrleştirme, ağartma ve koku giderme gibi işlemlere tabi tutularak arıtılması suretiyle elde edilen zeytinyağı olup işlemler sırasında uygulanan yöntemler ve kullanılan maddeler sağlığa zararlı değildir. Rafine zeytinyağı hafifliği ile sebzelerin marine edilmesinde, fırında ve ocakta kızartma yapmak için en ideal ve sağlıklı seçimdir. Rafine ya da light zeytinyağı daha çok zeytinyağının kuvvetli lezzetine alışık olmayan kimseler tarafından tüketilmek üzere hazırlanır.

labtek
10-05-2007, 22:01
Dahasi var:
Bidonla alırsan 4, şişede istersen 14 YTL
Türkiye, üretiminde dünya dördüncüsü olduğu zeytinyağını pahalı tüketiyor. Üreticinin kilogramına 4-4,5 YTL fiyat biçtiği zeytinyağı, şişelenerek perakende sektöründe 14 yeni liradan satılıyor.



Butik marketlerde rakam, 35 yeni liraya kadar çıkıyor. İhraç fiyatı ise yaklaşık 5 dolar (7 YTL). Fiyat uçurumu, tüketiciyi zeytinyağını doğrudan üreticiden almaya yönlendiriyor. Her yıl yaklaşık 80 bin ton zeytinyağı tüketilirken, bu miktarın sadece 25 bin tonu marketlerden alınıyor. Geri kalanını üretici bidonlarla satıyor. En büyük alıcılar ise turizmciler ve üreticilerin büyük şehirlerde yaşayan akraba ve tanıdıkları. Kentlerde ikamet edenler, yaz tatilinden dönüşte uğradıkları köylerden çoğunlukla 50 litrelik güğüm, 17 litrelik teneke veya bidonlarda zeytinyağı getiriyor.
Emekli Mehmet Özkan, Ayvalık'taki tanıdığından her yıl 60 kilogramın üzerinde zeytinyağı alıyor. Ailesiyle İzmir'de yaşayan Özkan, marketlerde pahalı olduğu için direkt üreticiden almayı tercih ettiğini belirtiyor. Özkan, "Yağla birlikte zeytin de alıyoruz. Yıllardır aynı kişiden alıyorum. Ben söylemeden o yağımı ve zeytinimi ayırıyor. Yağı bidonlarda alıyorum." diyor. Edremitli üretici Süleyman Karakaş, üretici ile perakende fiyatları arasında uçurum olmasının tüketicileri yağı bidonlarla tanıdıklarından almaya yönlendirdiğini dile getiriyor. Her yıl çok sayıda tanıdığa Edremit'ten yağ gönderdiğini belirten Karakaş, kendisinden yağ isteyenlerden birinin de Edremit eski müftüsü olduğunu kaydediyor. Karakaş, "Eski müftümüz İstanbul'a tayin oldu. Yıllar geçmesine rağmen her yıl benden yağ istiyor, bidonlarla gönderiyorum. Yağın büyük bölümünü tanıdıklarımıza satıyoruz." diye konuşuyor.
Tariş Zeytin ve Zeytinyağı Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Cahit Çetin ise Türkiye'de en büyük zeytinyağı tüketicisinin üreticinin kendisi olduğunu söylüyor. Çetin'e göre elden satılan zeytinyağı direkt üreticiden satın alınmışsa tedirgin olacak bir durum yok. Üreticinin asla kendi ürettiği zeytinyağına ihanet etmeyeceğini vurgulayan Çetin, "Eğer satın alınan ürün direkt üreticiden alınıyorsa bu ürünlerin kalitesiz olması ya da karışım içermesi mümkün değil. Ancak yol kenarlarında satılan yağlar için aynı şeyi söyleyemem." diyor. Çetin, perakende fiyatlarının ihracattan yüzde 50 daha pahalı olmasını ise AB'nin stratejisi olarak görüyor. Türkiye, 60 bin tonluk zeytinyağı ihracatının yüzde 70'lik kısmını dökme ve varilli olarak iç piyasadan yüzde 50 daha ucuza yapıyor. İç tüketimin kişi başına bir kilogram seviyesinde kalması, fiyatların yüksekliğine bağlanıyor. Bugün marketlerde satılan zeytinyağının litresi 12-14 yeni lira arasında değişiyor. Sızma yağ ile riviera arasında ise kiloda 1 yeni lira fark var. Fiyatlar son üç ayda üreticide 6 YTL'den 4 yeni liraya düşmesine rağmen yüzde 50 oranındaki ucuzluk tüketiciye yansımazken aksine zamlanıyor. İstanbul Ticaret Odası verilerine göre zeytinyağı, yıllık bazda fiyatı en fazla artan ürünlerin başında geliyor. Bu durum tüketiciyi zeytinyağından uzaklaştırdı. 1970'li yıllarda yapılan bir araştırmaya göre Türkiye'de 2 kilogram olan kişi başına tüketim, günümüzde 1 kilograma düştü.

Ali Rıza Karasu

misterno
10-05-2007, 22:10
Yahu bu ne sacma sapan bir durum.

Ben ABD de 5bin km otede Turk veya Yunan zeytinyagini bir Turk'ten daha ucuza tuketiyorum. Aradaki gumruk tasima ve perakende karlarida araya girdigi halde nasil oluyorda bir Amerikan supermarketi Turk supermarketinden daha ucuza ayni mali satabilir?

Uretiminde dunya dorduncusu olan bir ulkenin vatandaslari ayni mali hic uretmeyen bir ulkeden daha pahaliya nasil ve neden alabilir?

Aklim almiyor.

nvr
10-05-2007, 22:22
Yahu bu ne sacma sapan bir durum.

Ben ABD de 5bin km otede Turk veya Yunan zeytinyagini bir Turk'ten daha ucuza tuketiyorum. Aradaki gumruk tasima ve perakende karlarida araya girdigi halde nasil oluyorda bir Amerikan supermarketi Turk supermarketinden daha ucuza ayni mali satabilir?

Uretiminde dunya dorduncusu olan bir ulkenin vatandaslari ayni mali hic uretmeyen bir ulkeden daha pahaliya nasil ve neden alabilir?

Aklim almiyor.

Assagi yukari, yabanci turistlerin Turk otellerinde Turk vatandaslarindan daha ucuza kaliyor olmalarinin sebebi ile ayni sebepten.

misterno
10-05-2007, 23:01
ben sebebini soruyorum
bilen varmi?

nvr
10-05-2007, 23:19
Economies of scale diyelim anlaycaginiz bir dille ve bir de faiz oranlari.

Amerika'ya mal goturecek adam buyuk miktarda mal aldigi icin fiyati cok daha fazla kirma sansina sahiptir. Bu economies of scale.

Hem TR de hem Amerika'da malin son kullaniciya gelene kadar 3 kere el degistridigini varsayalim. Turkiye'de her en az olarak %20 kar koymak zorunda, ABDde ise bu oran %3.75. Ureticiden 100 liraya cikan mal yuketiciye Turkiye'de 170 lirayaya gelirken, ABDde 116 liraya gelir.

Kabaca boyle..

misterno
11-05-2007, 00:35
cok ilginc

ABD deki araci %3.75 e tamah ederken TR deki adam neden 5-6 kati olan %20 kar marji koymak istiyor. TR de migros gibi metro gibi carrefour gibi cok cok buyuk alicilarda var. Yani amerikan tarzi buyuklukte olduklarina gore onlarinda ayni dusuk kar marji - surum politikasi gutmesi gerekmezmi?
Aciklama bana pek mantikli gelmedi.

nvr
11-05-2007, 01:01
Faiz oranlaridir onlar. Turkiye'de ki tuccar %20 kar alamiyorsa bir isten o ise girmez sermayesini faize yatirir.

Turkiye'deki buyuk alicilar Amerikan marketleri kadar buyuk degiller.

misterno
11-05-2007, 16:29
Ne kadar komik

ABD de faiz TR den daha az oldugu icin Turk mali ABD de Turkiye'den daha ucuz

bir sey daha ogrendik bugun

kasved
27-05-2007, 09:02
Türkler’in canı yok mu?

Gıda devleri Türkiye’de çocukların sağlığını korumak henüz hiçbir adım atmadı.

Dünyanın en saygın tıp kurumlarından Harvard Üniversitesi hamburger, patates kızartması, gofret ve cips gibi gıda ürünlerinde kullanılan doymuş yağ ve trans yağlar (hidrojenize) hakkında “Obezite, kanser ve kalp rahatsızlıklarını tetikliyorlar. Sigara kadar zararlılar” uyarısını yaptı. McDonald’s, Frito-Lay, Starbucks, Kentucky Fried Chicken ve Kraft gibi gıda devleri teker teker geri adım atıp ürünlerinde doymuş ve trans yağ kullanmayacaklarını açıkladı. Örneğin Pepsi Co’ya bağlı olan 10 milyar dolar pazar değerine sahip Frito-Lay, ABD’de Ruffles, Lays ve Doritos markaları altında satılan patates cipslerindeki trans-yağ oranını sıfıra indirdi. Frito-Lay yayınladığı açıklamada “Ürünlerimizde kullanılan doymuş yağ oranını da yüzde 80 azaltıyoruz. Aynı lezzeti koruyacağız ve Amerikalılar’ın yılda 30 bin ton daha az doymuş yağ yemesini sağlayacağız” ifadesini kullandı.

Türkiye’de yağa devam

Amerikan Gıda ve İlaç Kurumu (FDA) dün “Frito-Lay ürünlerinin paketlerinde ’Doymuş yerine doymamış yağ tüketmek kalp rahatsızlıkları riskini azaltır’ ibaresinin yazılmasına” onay verdi. Özetle, çocukların yüzde 25’inin obez veya aşırı kilolu olduğu ABD’de artık aburcuburlarda dahi kalp sağlığını koruyan yağlar kullanılması için girişim başladı. Ancak McDonalds, Frito-Lay, Starbucks, Kentucky Fried Chicken gibi şirketler Türkiye’de doymuş ve trans yağ kullanımından vazgeçileceğine yönelik herhangi bir açıklama yapmadı.

Müşteri hattına cevap veren yok

Frito-Lay’in Türkiye’de satılan Lay’s, Doritos ve Ruffles gibi ürünlerinin paketlerini inceledik. Paketlerin üzerinde ancak büyüteçle okunabilecek büyüklükte yazılmış kalori, yağ, protein ve karbonhidrat değerleri bulunuyor. Ancak doymuş ve trans yağ oranının ne kadar olduğu belirtilmiyor. Trans yağ değerini öğrenmek için FritoLay’in müşteri danışma hattını aradık. “24 saat açık” telefon hattının ucunda kimse yoktu. McDonalds Türkiye’nin resmi internet sitesinde de ürünlerin besin değerlerini gösteren sayfada trans yağ ve doymuş yağ oranları gösterilmediğini gördük. Türkiye’de tüketicilerin, ürünlerin içindeki zararlı maddelerin oranını öğrenebilmeleri neredeyse mümkün değil...

Patateste 10 gram trans yağ!

McDonald’s CEO’su Jim Skinner önceki gün ABD’de bulunan 3 bin 500 restoranda önümüzdeki yıla kadar trans yğa kullanımına tamamen son verileceğini açıkladı. Ancak dünya genelindeki 31 bin McDonalds zincirinde bu uygulamaya geçilip geçilmeyeceğine yönelik bilgi verilmedi. Benzer şekilde dünyanın en büyük kahve zinciri Starbucks, ABD, Kanada ve Alaska pazarlarında 1 yıla kadar trans yağ ile üretilen ürünler satılmayacığını duyurdu. McDonald’s’ın ABD internet sitesine bakıldığında, hangi üründe ne kadar trans ve doymamış yağ kullanıldığı öğrenilebiliyor. Türkiye’de satılan 170 gramlık orta boy patateste 9.8 gram trans yağ bulunuyor. Ancak McDonalds Türkiye’nin sitesinde bu bilgiye ulaşılamıyor.