PDA

View Full Version : Eğitim ve öğretmenler



doga11
16-01-2012, 23:22
bir gün Aristo çıkıp Büyük İskender’i, Yollug Tigin çıkıp Bilge Kül Kadir Han’ı, Nizamülmülk çıkıp Melikşah’ı, Molla Gürani çıkıp Fatih’i eğitecek ve tarih tekrar normal seyrinde akacaktır."


Eğitim Bir Sen İstanbul 4 Nolu Şubeye Bağlı Tuzla Yöneticisi Metin ÇANGIR'dan değerlendirme yazısı;


ALDANMIYORUZ, BİLİNSİN!!


Rakamlarla konuşanlara hatırlatmak gayesiyle mütaalama 2002 ve 2012 yılında bazı memur maaş rakamlarını vererek başlıyorum.


Bu rakamlar verilirken diğer meslek mensuplarının aldıklarını kıskanmak veya çok görmek değil aksine diğer ülkelerle kıyasladığımızda diğer kamu çalışanları da hak ettiklerini alamadıkları görülecektir.


.............................. ............. 2002 .............................. 2012

1)En düşük memur maaşı.........293milyon TL...................1.775 TL
2)Hemşire lise mezunu.............340 milyon TL ................. 1.993 TL
3) Öğretmen...................... .....562 milyon TL ...................1.865 TL
4)Polis....................... .............591 milyon TL.....................2.434 TL
5)Uzman doktor.......................8 10 milyon TL.....................3.493 TL
6)Avukat...................... ...........780 milyon TL ......................3.457 TL

NOT: Yukarıdaki ifadede tüm memur maaşları en düşük derecede, evli, eşi çalışmayan ve iki çocuk esası dikkate alınarak yazılmıştır.

Sadece yukarıdaki ifadelerle binlerce sayfa yazı yazılabilir. Ancak rakamların dili daha etkili kanaatimce. Mamafih biz de anlamayanlara bazı açıklayıcı ifadelerde bulunalım.

2002’de öğretmen maaşı en düşük devlet memur maaşından yaklaşık % 100 fazla iken bugün ancak % 7-8 fazladır.

2002’de öğretmen maaşı lise mezunu hemşirenin maaşından %75 fazla iken bugün % 7 daha az . Evet % 7 daha az.

2002’de öğretmen maaşı uzman doktor maaşından % 43 az iken bugün %95’den daha az. Tabi doktorların ek ödemeleri ve öğretmen ek dersleri katıldığında bu fark % 200’ü geçmektedir.

2002’de öğretmenler, avukatlardan %34 az alırken bugün % 92 daha az maaş almaktadır.

2002’de öğretmenler, polislerden % 4 daha az maaş alıyorken bugün % 22 daha az maaş almakta.

Rakamlardan çok sıkılanlara şöyle açıklayayım. Üniversite mezunu öğretmen bugün ancak ilkokul mezunu en düşük derecede bir memur kadar maaş alabilmekte. Lise mezunu hemşireden 128 TL az maaş almaktadır. Ek ders diyenlere döner sermaye ödeneğiyle mukabele ediyorum.

Tek derdimiz dünyalık değil elbette. Aldanmıyoruz, bilinsin istedik. Her ne kadar da son yıllarda öğretmenin itibarsız kılınması çalışmaları zirve yapsa da bu itibarsızlaştırma faaliyetlerinin sanayi devrimi sonrasında mütemadiyen devam ettiği bilinmektedir. Tabi şunu da vurgulamak isterim ki kapitalizmin kadim anlayışı itibarı maddi kazançla nitelendirmektedir.

Vahşi kapitalist anlayış ve tüm büyük aktörleri şu hususu gayet iyi bilirler. Kanaat telkin etmeleri vechiyle öğretmenler ve din adamları öcü gibidirler. Aşırı tüketimin önündeki en büyük engeldirler. Eğitimde etkin itibarlı bir öğretmenin olduğu toplumlarda israf ve gereksiz tüketim mutlak azalacaktır. Ve tabi ki kendilerince, kapitalistlere fatura kesen (reçete yazan) ve kapitalizmin mülkiyetini koruyan, hak talep edenleri hukuk devleti ilkelerine göre yargılayanlar(!) daha itibarlı olacaklardır.

Öğretmenler anlamaz sananlar, öğretmenlerin itibarlarını aldıkları ücrette görenler, iyi bilmelidir ki yanılmaktadırlar. Mütalamızın başında verdiğimiz basit rakamları anlamayan çocukları dahi, öğretmenler sınıf geçirmezler.

Pax-Hazarica’nın, Pax- Romana’nın, Pax –Ottomana’nın, Pax-Britanica’nın sırrını çok iyi bilir öğretmenler. Bu medeniyetler dönemlerinde dünyanın süper güçleriydiler. Bileği bükülemez medeniyetlerdi. Güçlerini kendi dönemlerinde dünyanın en üstün zekalı insanlarını kendi hizmetlerinde çalıştırmalarından alırlar. Tüm bu medeniyetlerde bu durum (devşirme usulü) ortak husustur. Maalesef bugün öğretmenlerin karşısında da bu kadim güç durmaktadır. Tüm üstün zekalı devşirmeler şu ya da bu sebeple dünyada müesses, çok uluslu şirketler dediğimiz kapitalistlerin hizmetlerinde çalışmaktadırlar. Öğretmen yetersiz şeklinde ifadelerde bulunanların kulaklarına bu fısıltı bunlarca söylenmektedir.

Özellikle belirtmeliyim ki bu yenilmez gücün adaletin hizmetinde kullanıldığı dönemlerde (Osmanlı döneminde olduğu gibi) harikuladelikler ortaya çıkarabilmektedir. Bu gücün dizgini de bir yönüyle öğretmenin elindedir. Evet öğretmen bu gücün adalet yönünde devşirilmesinde mutlak muvafık olacaktır.

Ve bir gün Aristo çıkıp Büyük İskender’i, Yollug Tigin çıkıp Bilge Kül Kadir Han’ı, Nizamülmülk çıkıp Melikşah’ı, Molla Gürani çıkıp Fatih’i eğitecek ve tarih tekrar normal seyrinde akacaktır. İbni Haldun bir kere daha haklı çıkacaktır. Medreseden mezun olanlardan idadiye atananlar kadılardan daha fazla ücret alacaktır ya da vekiller hocalarından daha az maaşı kendilerine layık göreceklerdir.

Nihayetinde öğretmenlerin itibarsızlaştırılması sürecinde rol alanları yetiştirmedeki eksikliğimizin sorumluluğunu da kabul ediyoruz ve hatırlatıyoruz. Pehlivan hocanın pehlivan öğrencisine öğretmediği bir numarasının mutlaka olabileceği hatırdan çıkarılmamalıdır.

Mahatma Gandhi İngilizlerin hileli diplomasilerini nasıl bedihi olarak anladı ise biz de bize oynananları anlıyoruz. Erdemi cemiyete öğretenler olarak, aldatmayız. Aldanmıyoruz ve de aldanmıyoruz. Ve dahi aldanmıyoruz, bilinsin.

METİN İFADELERİ SAHİPLENEN TÜM ÖĞRETMENLERCE YAZILMIŞTIR.

Metin ÇANGIR
Eğitimci/Eğitim Bir Sen Tuzla Temsilcisi

HaberKamu.com



12 YILLIK ZORUNLU EĞİTİM NE ALIR NE GÖTÜRÜR?

bileks
17-01-2012, 13:49
Sevgili Doğa11 aslında bu gibi tartışmalara hiç girmek istememişimdir ancak insanlar bazı konuları öğrensin diye yazmak istedim.
8 yıllık zorunlu eğitim harika bir olaydı biz öğretmenler için ancak amacından uzaklaştı.Öğrencilerin her halükarda sınıflarını geçebilmeleri kaliteyi çok düşürdü.Ben 12yıllık bir lise matematik öğretmeni olarak, geçen her senede lise1 e gelen öğrencilerin bilgilerinin azaldığını ve önemli davranış bozukluklarıyla geldiklerini gözlemliyorum.Derslerimizde çözülen örneklerden sonra en çok sorulan soru "hocam! bunun daha kolay,daha kısa bir yolu yok mu? " oluyor.Düşünmek, yorum yapmak külfet haline geldi öğrencilerimiz için.Bunda sınav sisteminin de payı çok büyük, öğrencilerimizin okula olan ilgisi azalmış dershanelere olan ilgisi artmış durumda.Bilgiyi okulda düşünerek,yorumlayarak değil de dershanede hap şeklinde öğreneceklerini sanıyorlar.Halbuki dershanelerdeki arkadaşlarımız da her zaman konuyu okulda öğrenin burada sınav tekniğinizi geliştirin diyorlar açıkça, konuyu okulda öğrenemeyen dershanede de öğrenemiyor ve başarı istenen düzeyde olmuyor çoğu zaman.Velilerimiz de bu kadar ekonomik yükün altında eziliyor ve öğretmenlere saldırmakta bir sakınca görmüyorlar.Durum bundan ibarettir.
Burada eğitimin kalitesi tartışılacaksa öğretmenin kalitesinden değil yönetimin kalitesinden başlanmalı.Benim ve benimle beraber 5 öğretmenin geçemez dediği öğrenciye defalarca ek sınav hakkı verip ille de geçireceksin diyen yönetimin kalitesinden başlanmalı.Burada ne istediğimizi ortaya koyalım, gerçekten kaliteli eğitim-öğretim mi istiyorsunuz?

DoğuTürk
17-01-2012, 15:24
dostum topik için tsk ler
yer güzel olmuş ; baska topiklerde yazılması anlamsız dı zaten
davulun sesini uzaktan duyanlarda gelsin burada konuşsun bundan sonra

selimm
17-01-2012, 20:38
Topiğiniz hayırlı olsun, saygıdeğer eğitimci forumdaşlarım. Maalesef ülkemizde, eğitimden, öğretmenden söz açıldığında mangalda kül bırakmayan siyasiler; yaptıklarıyla zaman zaman da düşünmeksizin ortaya attıkları söylemlerle sizleri nasıl üzüyor çok iyi biliyorum. Yukarıda sayın doga11'in yazdığı maaşlar, hakikaten iç burkan ve sinir bozan bir görüntü oluşturuyor. Vasıfsız, bir memurun maaşıyla bir öğretmen maaşı son 10 yılda adaletin A'sından nasibini alamamış bir partinin iktidarı döneminde eşitlenmiş. Lise mezunu bir hemşire, bir polis öğretmenden fazla kazanır hale getirilmiş. Atatürk'ün TBBM'nin ilk açıldığı günlerde vekil maaşları öğretmen maaşlarını geçmesin dediği ülkemde ne iş yaptığı tam olarak bilinmeyen bir vekil tam 10 öğretmenin kazandığını cukkalar olmuş. Günde onlarca, belki yüzlerce öğrencinin karşısına çıkan, model olan, yol gösteren, dert dinleyen, sorun çözen, annesinin avutamayıp babasının büyütemediğini koruyup kollayan, ders veren öğretmen hem maaşı, hem sosyal konumu itibarıyla aşağılandıkça aşağılanmış. Büyük atam, kurduğun cumhuriyette iktidara sahip olanların siyasi ve ailevi emelleri uğruna ülkeyi, eğitimi ve insanlarımızı ne hale getirdiklerini, adaleti nasıl tesis ettiklerini bir gör.
Bu insanların hafta içi evlerine aldıkları bir çocuk bakıcısına ödedikleri maaştan daha azını, liseye giden çocuklarına verdikleri harrçlıklardan daha azını öğretmenlere nasıl reva gördüklerini bir gör.
Yazılacak çok şey var ama siyasiler gibi söyleyip geçmek sıkıntıları çözmüyor maalesef. Elden de bir şey gelmiyor. Bu anlayışla ülkeyi ve eğitimi bu hale getirenleri kınamaktan başka.
Son olarak asıl mesleği fizik öğretmenliği olan bir milletvekiline Ankara'da Ömer Seyfettin lisesinde ders verme talebinde bulunduğunda izin vermeyen meclis başkanının, Hakan Şükü'ün hem de özel bir tv kanalında yorumculuğuna izin vermesinin nasıl bir adalet anlayışının yansıması olduğunu da iyi okuyanların cevaplaması gereken bir soru olduğunu düşünüyorum.

onur-newyork
17-01-2012, 20:40
hayirli olsun yeni topik...

yillik sanal hissenet portfoy yarismasina tahminciler araniyor :wink:
tahminler pazar aksami son bulacaktir.
linki assagida..
secin 3 ayri hisse yarisalim butun yil..
tahmin yapmayan kalmasin:tamam:
http://www.hisse.net/forum/showthread.php?t=79698&page=3&p=6881000#post6881000

LDOGAN
17-01-2012, 20:57
Hayırlı olsun..Elimden gelen katkıyı yapmaya hazırım...

doga11
17-01-2012, 21:12
Sevgili Doğa11 aslında bu gibi tartışmalara hiç girmek istememişimdir ancak insanlar bazı konuları öğrensin diye yazmak istedim.
8 yıllık zorunlu eğitim harika bir olaydı biz öğretmenler için ancak amacından uzaklaştı.Öğrencilerin her halükarda sınıflarını geçebilmeleri kaliteyi çok düşürdü.Ben 12yıllık bir lise matematik öğretmeni olarak, geçen her senede lise1 e gelen öğrencilerin bilgilerinin azaldığını ve önemli davranış bozukluklarıyla geldiklerini gözlemliyorum.Derslerimizde çözülen örneklerden sonra en çok sorulan soru "hocam! bunun daha kolay,daha kısa bir yolu yok mu? " oluyor.Düşünmek, yorum yapmak külfet haline geldi öğrencilerimiz için.Bunda sınav sisteminin de payı çok büyük, öğrencilerimizin okula olan ilgisi azalmış dershanelere olan ilgisi artmış durumda.Bilgiyi okulda düşünerek,yorumlayarak değil de dershanede hap şeklinde öğreneceklerini sanıyorlar.Halbuki dershanelerdeki arkadaşlarımız da her zaman konuyu okulda öğrenin burada sınav tekniğinizi geliştirin diyorlar açıkça, konuyu okulda öğrenemeyen dershanede de öğrenemiyor ve başarı istenen düzeyde olmuyor çoğu zaman.Velilerimiz de bu kadar ekonomik yükün altında eziliyor ve öğretmenlere saldırmakta bir sakınca görmüyorlar.Durum bundan ibarettir.
Burada eğitimin kalitesi tartışılacaksa öğretmenin kalitesinden değil yönetimin kalitesinden başlanmalı.Benim ve benimle beraber 5 öğretmenin geçemez dediği öğrenciye defalarca ek sınav hakkı verip ille de geçireceksin diyen yönetimin kalitesinden başlanmalı.Burada ne istediğimizi ortaya koyalım, gerçekten kaliteli eğitim-öğretim mi istiyorsunuz?


Aynen katılıyorum. Bende muhasebe öğretmeniyim. öğrenci 11. sınıfa gelmiş. çarpım tablosunu bilmiyor. Bölme işlemini yapamıyor.
Burda suç sizin değil. 8 yıllık eğitimi zorunlu kılanlarındır. Hiç ama hiç abartmıyorum. bir öğrenciyi okuma yazma bilmediği halde LİSEDEN MEZUN ETMEK ZORUNDA kaldık. Adamlar resmen geçirin diyorlar. Sınava girecek, soruları hazırlayacaksınzı ama ücretini almayacaksınzı diyorlar. Yine mi kaldı. Yeni bir sınav. Sen geçirinceye kadar sınav.

olması gereken ne onu tartışmak lazım.

Size 5 sayfalık bir örnek.
tüm eğitim sendikalarına ve yaklaşık 50 milletvekili hariç tüm milletvekillerine, bimer e yazdığım yazı aşağıda.

LÜTFEN DİKKAT!
Biliyorum ki mailimin tamamını okumayacak veya okusanız bile hiç dikkate almayacaksınız. Ama olsun bu ülkenin bir bireyi olarak rahatsızlığımı sunduğum zaman hem vicdani olarak rahatlayacağım hem de psikolojik olarak. Bugünlerde eğitim-öğretimde olanları yediremiyorum. Yediremeyeceğim.
Bir çok yerde mail atılıyor sizlere. Hep suskunluk gösteriliyor. Asıl sorunumuz başka öğrenciye bir şeyler öğretebilmek için yaptırıma ihtiyacımız var. Öğretmenim işin içindeyim problemleri biliyorum. Çözüm yollarını biliyorum ama uygulanmaz bunu da biliyorum. Ülkemizin öğretmenlerindeyim. Her öğretmen gibi tutup ille de maaş ille de zam demeyeceğim. O konuya da değineceğim ama asıl sorun o değil. Eğitim 12 yıla çıkarılıyor. Orta öğretimde çalışan bir öğretmenim. Çalışmalar var biliyoruz. Ancak; problemleri sizlere aktarayım istedim.
Öğrenciye ödev veririm yapmaz
Ailesini çağırırım gelmez.
Sınav yaparım zayıf alır.
Dersten kalma derdi olmadığı için (Çoğunlukla) sınava çalışmaz.
Dersimde konuşur. Beni ve ders dinleyen öğrencilerimi rahatsız eder.
Bana küfreder, bıçak çeker
Üstü kapalı tehdit eder.
Ailesi bir gün olsun okula uğramaz.
Maddi durumu zayıf öğrenci görürüm cebimde param yok yardım edemem.
Eroin, kokain, alkol, sigara, küfür her türlü kötü alışkanlık var
Saygısız öğrenciler saygılı ve iyi öğrencilerimin yanında bizleri küçük düşürür.
Disiplin kuruluna veririz. Hiç atılmaz.
Bana bir yol gösterin ben yukarıda yazdıklarıma bakarak kime neyi nasıl öğreteceğim. Benim yaptırımım ne olacak. Böyle bir durumda eğitim olamaz. Öğrencilerin çocuk olduğunu düşünüp bir çok kusurunu zaten görmezlikten geliyoruz. Benim için en önemlisi yukarıdaki davranışların iki üç tanesi birleşince, kazanma ihtimalim olduğu öğrencimi bile kaybediyorum. Moral bozucu, can sıkıcı, insanı mesleğinden soğutur hale geliyor. Çalışma şevkim kalmıyor. Şu derse girmesem diye diye gidip gelmeye başlıyorum her gün. Ne olur bizleri mesleğimize soğutmayın. 12 yıl zorunlu hale gelince daha mı iyi öğrencilerimiz olacak yoksa daha mı kötü olacak durum bunu düşünmek lazım. Çocukları suçtan uzak tutmaksa amaç 14-15 yaşlarına kadar bazı ahlaki değerleri alan birey almıştır. O saatten sonra ahlak üzerine, terbiye üzerine hiç bir şey koyamayız. Ama en azından geleceğini kurtarabiliriz bazı öğrencilerin. 12 yıl zorunlu olmasıyla onları da kurtaramayacağız.

Orta öğretimde zorunlu hale gelince bunlar çoğalacak. Şimdi bir sınıfta 3-4 öğrenci var. Bu şekilde zorunlu hale gelince ne olacak? Öğretmenin toplum ve öğrenci önündeki saygınlığını liseleri zorunlu hale getirerek nasıl sağlayacaksınız. Lütfen yardımcı olun. Eğitim öğretim 12 yıla çıkarmakla artmaz. Yaptırımlarla artar. Veliye bir yaptırım uygulansın. V Öğrencisi için çağırdığımızda ya da veli toplantısına çağırdığımızda gelmiyorsa yaptırım uygulansın. Uyardığımız halde çocuğu düzelmiyorsa yaptırım olsun. Sınıfta kalmanın kalkması eğitime kurşun sıkar. Çok severek yaptığım mesleğimden bu ve aşağıdaki nedenlerle soğuyoruz. Çalışmayan öğretmenler yok mu var. Ne yaparsanız yapın çalışmazlar. Ancak işini severek yapanları küstürmek ülke geleceğine atılan neşterdir. Eğitim en önemli unsurdur. Öğretmen bıçaklandı. Öğretmen tartaklandı. Öğretmen dövüldü. Yılar önce yaşandı 12 dersten zayıf almış bir öğrenci sınıfını geçti. Disiplin olayları arttı. Bizleri hiç dinlemez oldu nasıl olsa geçiyorum diye. Diğerlerine zararı olmasa yine razıydım. Ama diğerlerine zararı oldu. Sonuç olarak kazanmak istediğim ahlaklı öğrenciyi bile kazanamadım. Ders çalışmasını sağlayamadım. Bu haberleri duymak istemiyorsanız yapmayın izin vermeyin. Lütfen izin vermeyin. Öğretmen işini yapmaya çalışıyor. Öğrenci ve/veya velinin işine gelmediği için tartaklanıyor. Bunu 2006 yıllarında bire bir yaşadım. Öğretmeni küçük düşürecek olaylara imza atmayın. Allah rızası için diyorum.
Öğretmeni yüceltmeyen milletler çökmüş bugüne kadar. Öğretmeni yücelten öğretmene yaptırım veren ülkeler ise her zaman gelişme göstermiş. Japonya gibi gelişmiş bir ülkede zorunlu eğitim 15 yaşa kadar. Liselerde yine sınıfta kalma var. 12 yıl zorunlu eğitim yaptıran ülkeler var ancak onların kültürü, yaşam tarzı, insan kalitesi bizim gibi değil. En azından veli ilgilenir. Yabancı filmlerde lise öğrencilerini görürüz. Haberlerde okuruz. Öyle davranıştaki bir insana ben ne vereyim. Nasıl vereyim. Aklıma geldikçe psikolojim bozuluyor.
Öğretmenin önündeki prosedürlerin acilen kaldırılması gerekiyor. Öğretmene okullardan fazlası ile görev veriliyor sonuçta yönetmelik istiyor. Zümreler, yıllık planlar, şube öğretmenler kurulu, kantin denetim formları, sınıf panoları, kulüp saati , rehberlik dersi raporları vs. yapmak zorundayız. Oysa öğretmen sadece dersiyle ilgilenmeli ki motivasyonu bozulmasın. Oysa bir öğretmenin başarısını gösteren tek şey başarıdır. Hazırladığı onlarca belge öğretmenin iş yaptığını göstermez. Göstermelik kağıt üzerinde değil. Merkezi sistemle lise de bir üst sınıfa sınavları yapılmalı hangi okul kendi branşında Türkiye ortalamasının altında kaldıysa habersiz bir şekilde müfettiş gönderilip öğretmenlerin öğretim yolları araştırılmalı. Neden merkezi sistemle çünkü üzerine düşeni yapmayan öğretmenler var bu yetmiyormuş gibi sınavlarında soruların cevaplarını söyleyen öğretmenler bulunuyor, bu da yetmezmiş gibi derse girmeyen öğretmenler var 10 tane soru verip sadece bu on soruyu soran öğretmenler var. Ders anlatmayan öğretmenler var ve her zaman var olacaktır. Zaten öğretmenler üzerine düşeni yapsa sistemimiz bu halde olmazdı. 12 yıla çıkmasıyla işini yapmaya çalışan öğretmenlerde mesleğe küstürülecek. Benim kaygım bu. Çalışan öğretmen bari küstürülmesin. Mesleğinden soğuyan öğretmenlerinde tekrar mesleğine ısındırılması için çalışma yapılması daha yerinde olacaktır.
Yukarıda yazdıklarım aşağıda yazdıklarımdan çok çok daha önemli.
Orta okul mezunu milli eğitim de okulda çalışan hademe 1.500 TL maaş alıyor. Öğretmen maaşı ortalama 1.800 TL
Lise mezunu bir güvenlik görevlisi 900 TL maaş + Fazla çalışma + yılda iki defa güvenlik elbisesi + Öğle yemeği ücreti + Çalıştığı kurumdan kar payı aldığı zaman bile öğretmen maaşına denk geliyor.
Lise veya ön lisans mezunu bir hemşire, ebe, sağlık teknisyeni, bir makam şoförü, eğitim fakültesi mezunundan çok alıyor. Hemşirelerin döner sermaye ve maaş olarak ne kadar kazandığı bilinmiyor sanırım. Sadece maaşı bizim kadar ve en az maaşının yarısı kadar döner sermaye alıyorlar. Ben ki dirsek çürüttüm onlar gezerken, ben ki toplumun geleceğini hazırlamaya çalışıyorum.
En çok koyanda bir çok işletmede santral görevlisi benim kadar maaş alıyor lise mezunu bile değil. Üstüne de üç ayda bir ikramiye alıyor. Yaptığı iş telefona bakmak. Benim öğretmen olarak ona göre yaptığım iş daha mı az! Daha mı önemsiz! Ben bu toplum için daha mı verimsizim ve değersizim.
Ben ki öğretmenim kutsalım. Devletin bana verdiği değer bu mu? Buysa eğer sizlere göre vatandaşı olmaktan gurur duyduğum topluma ve devletime hakkımı helal etmemi beklemeyin.
Öğretmen okulda öğrencilerin, velilerin kahrını çekiyor, öğretmeye çalışıyor. HZ. Ali demiyor mu? Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum diye. Hademe ne yapıyor sadece temizlik ve elinden geldiği kadar tamirat. İnsanla uğraşmak insanı insan yapacak değerleri vermek veya vermeye çalışmak işi hademenin yaptığı işle aynı değerde mi ki aralarında küçük bir fark var. Öğrenciyle bir problem olduğu zaman öğrenciyi alıyoruz bize ısınması için okul kantininde çay gibi bir şeyler ısmarlayıp öğrenciyle konuşup problemini anlamaya çalışıyoruz. Hiçbir hademe bunu yapar mı? Hiçbir hademe çocuğun ailesini kendi cebinden aramaz. Ama biz yapıyoruz. Hiçbir hademe çocukları havalar bozuk olduğunda evine kadar götürmez biz götürüyoruz. Çocuk rahatsız olduğunda okuldan alıp ailesine teslim ediyoruz. Bunu başka hangi meslek yapıyor. Bizim aldığımız ücret çok görülüyor.
Okulumdaki hademe benden fazla maaş alıyor. Öğretmen evindeki memur görevli öğretmenden fazla maaş alıyor. Öğretmen olamayan polis oluyor, öğretmenden fazla maaş alıyor. Lise veya ön lisans memuru öğretmenden fazla maaş alıyor. Lise mezunu uzman çavuş öğretmenden fazla maaş alıyor. Lise mezunu astsubay öğretmenden fazla alıyor. Neden hep öğretmenlerin aldığı maaş göze batıyor. Her yıl asgari ücrete % oran olarak öğretmenden fazla zam geliyor. Enflasyon oranında ezilmeye başladık. 8 yıl önce maaşım çok iyi bana yeterken yetmez hale geldi. Sadece şunu söyleyebilirim.
Bazı okullarda öğretmenler toplu taşıma araçlarını kullanırken öğrenci tutup son model arabayla geliyor. Öğretmen eğer kutsal ise bu öğretmene dokunmaz mı sanıyorsunuz. Eski sayılabilecek araba alırken bile kırk kere düşünüyorum. Sonra öğrenciye bakıyorum son model araba, dokunuyor bana bu. Son model arabada gözüm yok. Orta halli bir araba dahi alamıyor öğretmen.

ÖĞRETMENLİĞİ KİM BU HALE GETİRDİ ?
Bakanımız öğretmenler 3 ay tatil yapıyor dedi ya vurulmuşa döndüm. En baba öğretmen 2,5 ay tatil yapıyor. Öğretmenlerin büyük çoğunluğu öyle görüldüğü gibi tatilde yatmıyor. Yatan elbet var ama mesleğinde kendini geliştirmeye çalışıyor. En azından şahsım adına ben öyleyim. Daha iyi nasıl öğretirim diye proje geliştirmeye çalışıyorum kendimce tatillerde.
Kendi bakanının sahip çıkmadığı , meslek grubuna kim sahip çıkar değil mi? Özellikle son yıllarda Bakanlığımızı yapanlar kendi personellerini eleştirmekten başka hiçbir şey yapmamışlardır.. Oysa Beşir Atalay İçişleri Bakanlığı döneminde Polislik mesleğini hem maddi hem manevi anlamda yukarı taşımıştır. Personelinin tüm isteklerini dikkate almış tüm kolaylıkları sağlamıştır. Yine Sağlık Bakanlığı döneminde Doktor, Sağlık Memuru ,Ebe ve Hemşireleri döner sermaye ile birçok meslek grubunun ciddi anlamda önüne taşımıştır. Ancak Bakanlarımız , Sendikalarımız yıllardır öğretmenlere yapılan bu haksızlıklara hep susarak ,sessiz kalarak destek vermişler, hep birlikte öğretmenlik mesleğini ayaklar altına almışlardır. Öğretmen için Nurettin Canikli’nin ‘’gidip-gelmekten başka ne iş yapıyorlar , beğenmeyen bıraksın ‘’ sözü ile Bülent Arınç Bakanımız için sanki öğretmenler kişiliksizmiş gibi ‘’Öğretmenlere kişilik kazandırmaya çalışıyor’’ demesi camiamızda büyük tepki görmesine rağmen sendikalarımızca ve bakanımızca sadece izlenmiştir.. Milli Eğitim Bakanlarımız ise sadece söz vermiştir. Verilen sözler tutulmuş mudur ? Hayır… Öğretmenin nereden nereye geldiğini kısaca özetleyelim isterseniz.
YIL 1923…ÖĞRETMEN , MİLLETVEKİLİ MAAŞI EŞİT
Dönemin Maliye Bakanı Hasan Fehmi Ataç , TBBM’de Mustafa Kemal Atatürk’e sorar.
-"Paşam; vekil maaşlarını düzenleyeceğiz, ne kadar verelim?"Mustafa Kemal Atatürk’ün cevabı şu an öğretmenlerin sıkıntılarını anlamak istemeyen bir çok insana tokat gibidir…
-" Öğretmen maaşlarını geçmesin."
İşte belki de en güzel örnek bu. Günümüzde ise yeni göreve başlamış bir öğretmenin maaşı 1530 TL civarında iken milletvekili şoförü ve sekreteri bile 3000-3500 TL maaş almaktadır.
Şimdi ise 8 de biri. Her şeyde vatan, millet Sakarya diyenler nerede
YIL 1980-1990 … ÖĞRETMEN , SUBAY , DOKTOR MAAŞI EŞİT
Günümüzde ise askeri personellerin en alt kademesindeki lise mezunu Uzman Çavuşun maaşı 2500-3000 TL , Sağlık Bakanlığının yardımcı hizmetindeki lise mezunu Ebe , Hemşire ,Sağlık Memurunun maaşı döner sermaye ile 3500 TL’yken öğretmen maaşı ek dersle birlikte en fazla 1880 TL’ dir.
YIL 2004-2005… POLİS , İMAM , ÖĞRETMEN MAAŞI EŞİT
Lise mezunu polisler belki de en büyük haklara kavuştukları dönemi yaşadılar.2004 sonrası öğretmenden 400-600 TL fark kazandıkları gibi , askerlikten muaflık , ücretsiz şehir içi toplu ulaşım , %70 ‘ ine lojman hakkı gibi bir çok hak elde etmiştir. İmamlar da yine ek ders , bayramlarda mesai ücreti en az %85 ‘ine lojman gibi haklar kazanarak maddi anlamda öğretmenlere karşı yine fark yaratmışlardır. En komik olanda adam öğretmen olamayıp polis oluyor ve öğretmenden daha yüksek maaş alıyor. Adalet kavramı tersten mi işliyor.
YIL 2011 (ARALIK) EŞİT İŞE EŞİT ÜCRET TARİFESİ
ÖĞRETMEN MAAŞI ,MEMUR- HİZMETLİ MAAŞINDAN DÜŞÜK
Yeni göreve başlamış bir öğretmen 1650 TL alırken , eş ve 2 çocuk yardımı alan bir okul memurunun maaşı 1.894 TL, kadrolu bir hizmetlinin maaşı ise 1.824 TL olarak belirlenmiş. Öğretmene muadil bulunamadığı için hiçbir iyileştirme yapılmamıştır. Sağlık Bakanlığında asıl işi yapan Doktor , Diğer Bakanlıklarda Mühendisler , Askerlerde Teğmen… Haydi eşitleyin maaşımızı doktorlarla , teğmenlerle ,mühendislerle. Ya da Mustafa Kemal Atatürk söylediği gibi yapın eşitleyin milletvekili maaşı ile öğretmen maaşını…
Sözün özü bu aslında... Öğretmene verilmek istenen mesaj bu. Eğitime en büyük bütçeyi ayırdıkları söyleyenlerin gerçekliği bu. Onlara kalsa OECD ülkelerinde en büyük maaş zammını alan öğretmenler ve öğretmenler fazla maaş alıyor. Bakalım gerçekten öyle miymiş…
OECD ÜLKELERİ İLE TÜRKİYE’DEKİ ÖĞRETMEN MAAŞI KARŞILAŞTIRMASI
OECD tarafından hazırlanan “Bir Bakışta Eğitim 2011” raporunda, öğretmenlerin ülkelere ve satın alma gücü paritesine göre dolar cinsinden 2009’daki yıllık toplam maaşlarına yer verilmiştir. Buna göre 15 yıllık bir öğretmen, OECD ortalamasında 41.700 dolar alırken, OECD ülkelerinden Lüksemburg’da 111 bin 800, Almanya’da 62 bin 900, Fransa’da 35 bin 800, Polonya’da 17 bin 732, İsrail’de 27 bin 100, Krizde olan Yunanistan’da 34 bin 200, İspanya’da 52 bin 600, İngiltere’de 47 bin dolar almaktadır. 2011 yılında Türkiye’de deneyimli bir öğretmen ise 12 bin dolar ile14 bin 725 dolar (ek ders ücreti dahil) arasındadır. Türkiye’deki öğretmen maaşının krizdeki Yunanistan 2 , Lüksemburg 8 katı maaş vermektedir.
OECD Ülkelerinden birçoğu ile ülkemizdeki milletvekili maaşlarının hemen hemen eşit olduğu düşünüldüğünde Eğitime çok önem verdiklerini söyleyenler şimdi ne cevap verecek , dikkatle bekliyoruz.
Yukarıda yazdıklarım belki bize söylediği gibi acıtasyon, belki bir dram sizlere göre ama şunu unutmayın bu ülkenin geleceği öğretmenden sorumludur. Öğretmeni rahat ettiren ülkelerin geleceği parlak oluyor. İnanın bana durumun böyle olması bana bir fert olarak koyuyor. Üzülüyorum ülkemin geleceğinin karanlık olmasından. Karartmayın ülkemin geleceğini. Ve unutmayın.

HAKSIZLIK KARŞISINDA SUSAN DİLSİZ ŞEYTANDIR.
Saygılarımla arz ederim.

doga11
17-01-2012, 21:15
Şu da akime (ak parti iletişim merkezine) yazdığım yazı


1- Sayın......................................., AKİM'e yaptığınız müracaat (110917-0239) numarasıyla kaydedilmiştir. Kaydınız, sonuçlandırılmak üzere ilgili merciye bildirilecek ve size geri dönülecektir. AKİM'e gösterdiğiniz ilgi ve destek için teşekkür ederiz. 0312 444 25 44

2- sayın .................................., AKİM'e yaptığınız müracaat (111115-0562) numarasıyla kaydedilmiştir. Kaydınız, sonuçlandırılmak üzere ilgili merciye bildirilecek ve size geri dönülecektir. AKİM'e gösterdiğiniz ilgi ve destek için teşekkür ederiz. 0312 444 25 44

EĞİTİM İLE İLGİLİ OLANLAR
Ülkemizin öğretmenlerinden biriyim. Bazı sıkıntılarımızı aktarmak istiyorum. İyi niyetinden hiçbir zaman şüphe etmediğim Başbakanımız Recep Tayyip ERDOĞAN için yazıyorum. Umarım elinize bu yazım ulaşır. Çok isterim çünkü iyi niyetinizden hiç bir zaman şüphe etmedim. Bu ülkeyi çok seven biri olarak yazıyorum. Öğretmenliği severek yapmaya çalışan biri olarak yazıyorum.

Milli Eğitimde köklü değişiklikler yapılmaya çalışılıyor. Öğretmenlerin bazıları gerçek anlamda aldığı maaşın yarısını bile hak etmiyor. Ancak çalışan çalışmak isteyen öğretmenlerin de şevkinin kırılmaması için yazıyorum. Sonuçta ben de bir öğretmenim ve severek görevimi yapmaya çalışıyorum. Ancak öyle şeyler yapılıyor ki artık mesleğime duyduğum sevginin ve şevkin yavaş yavaş azaldığını hissediyorum. Yıllardan bu yana hiç durmadan eğitim sistemi amaçsızca değiştirilmekte. Atamaların tek sefere indirilmesi gayet güzel bir uygulama umarım bu uygulama sadece temmuz ve eylül'ün 1. haftasını kapsar. Eğitim öğretim yılı başladıktan sonra yapılan atamalar olunca her şey yapboz tahtasına dönüyordu. İdarecilerimiz dahil olmak üzere bir çok sıkıntı oluyor. Bizlerin 3 ay tatil yaptığı söyleniyor. Aslı araştırılsa hiçte öyle olmadığı görülecektir. Diğer memurlarla oranlayınca elbet fazla ama diğer memurlarla öğretmenler bir tutulamaz. Öğretmenlik okulda başlayıp okulda biten bir meslek değil. Öğretmenlerin hafta sonu da okula getirilmesi, yaz tatillerinin kısaltılması gibi bir durum söz konusu. Öğretmenlerin büyük çoğunluğu eğitim öğretim yılında haddinden fazla yoruluyor. Ne olacağı belli olmayan öğrencilerle uğraşıyoruz. Öğretemedikçe çıldırıyoruz. Ciddi anlamda sıkıntı yaşatan öğrenciler var. Disiplin kurulunda öğrencileri gerçek anlamda cezalandıramıyoruz. Okulda sorun çıkaran bir öğrenci olduğunda okuldan atmak istediğimizde ilçe milli eğitim müdürlüklerinden dönebiliyor (çoğunlukla). Disipline vermediğimizde öğrenci tepemize çıkabiliyor. Verdiğimizde ise atılmıyor atılsa bile geri dönebiliyor. Müfettişler sürekli disipline vermeyin diyorlar. İlçe Milli Eğitimde verin diyor. Disipline verince de öğrenci yönetmeliğe göre atılacak bir davranışı yapsa bile bu kez de ya İlçe Milli Eğitimden geri dönüyor ya da il milli eğitimden. Orda çalışanlar öğrenciyi bizlerden daha mı iyi tanıyor. Hele hele Milli eğitimde birini tanıyorsa öğrenci ahlaksızlık dahi yapsa öğretmenine el kaldırmış dahi olsa geri gönderiyorlar. Sadece çalıştığım yerde değil her yerde bu şekilde. Oysa böyle bir durum olduğunda okulda çalışan öğretmenlerin kapalı oylaması yapılmalı. Öğretmenlerin %80’i öğrencinin atılması gerektiğini belirtmişse öğrenci atılmalı. Birkaç öğretmenin öğrenciyle kişisel sorunlar yaşamış olabilir ama okulun %80’i ile problem yaşamışsa öğretmende değil öğrencidedir sorun. Öğrencilikle alakası olmayan gençlerimiz var. Öğrenci atmaya hiç kimse niyetli değildir. Hiç kimse bir gencin hayatını karartmak istemez. Ama sizde bilirsiniz ki öğrencilikle alakası dahi olmayan, öğrenmek için çaba dahi sarf etmeyen bunun yanında iyi olmak için dahi hiç bir şey yapmayan öğrenciler var. Öğrencilerin ailelerinin bile ilgilenmediği çocuklarımızda böyle problemler oluyor. Çocuğun annesi babası çocuğuna gerçek ilgiyi şevkati göstermiyorsa bizler hangi amaçla gösterelim. Lisede 4 yıl boyunca veli toplantısına gelmeyen veliler var. Çağırdığımızda dahi gelmiyorlar. Ne zaman ki disiplinlik bir durum olsa anca o zaman okula geliyor. Bu kez de resmen atmayın diye yalvarıyor. İşine gelince bizim yanımızda oluyor veli. Ama onun haricinde okula dahi uğramıyor. İşine gelmeyince sen ne yaptın hoca diye çıkışıyor. Öğretmenliğin saygınlığı tamamen bitmek üzere. İkinci sınıf vatandaş olarak görenler bile var. Sonuçta üniversite okumuş insanlarız. Kimsenin hayatını yok yere yakmak istemeyiz. Ya da ufak tefek sorunlardan dolayı kimsenin hayatını karartmayız, kimsede karartmaz. Zaten sorunsuz öğrenciler 1 kere olsun disiplin kuruluna gelmiyorlar.
Tatillerimiz 3 ay değil. Milli Eğitim Bakanımız bile 3 ay tatil yaptığımızı söylüyor. Yıl sonlarında Sorumluluk sınavları ile uğraşıyoruz. Elbet öğrencinin sınıfını iyi bir şekilde geçmesini isteriz. Derslerimizden kalsa bile yeterli çabayı ve saygıyı gördüğümüz zaman sözlü notları ile zaten geçiriyoruz. Sorumluluk sınav hakkı verilir ama öğrenciye 9 defa sorumluluk sınavı hakkı verilmesinin gayesini anlaşım değilim. Öğrenciye 3 kere sorumluluk sınav hakkından başka hak verilmemesi gerekiyor. Artık o hale geliyor ki öğrenciyi geçirmek için sınavlarda 3+2=? gibi sorular sormaya başlıyoruz. Liseden mezun olacak öğrenciye böyle bir soru sormak bile ağrıma gidiyor. Eğitim öğretim yılı sonlarında, başlarında ve yarı yıl tatilinden dönüşte sorumluluk ve ortalama yükseltme sınavları yapılmakta. Öğretmenlere güven yokmuş gibi çok fazla prosedür bulunuyor. Bir öğrencinin içinde yoksa zaten geçemiyor. Eğer geçememişse merkezi sistemde yapılacak açık lise sınavlarına girmeli. Bu sınavlarda bir çok yanlışlıklar yapılıyor. Sırf devlete yük olmasın diye içinde yoksa bile öğrencinin devlete yük olmasın diye öğrenciler geçiriliyor. Ayrıca bir öğretmene bu sınavlarda 12 ayırtmanlık 12 gözcü görevi veriliyor. Bu sınırlandırmanın anlamı yok. Öğretmen 15 sınava giriyor ama ücretini alamıyor. Sonuçta o öğretmen çalıştı. O sınav sorularını hazırladı. Karşılığı mutlaka verilmeli.

Yaz tatilinin kısaltılması verimi düşürür. Cumartesi pazar tatilinin kalkması verimi düşürür.
Zaten öğretmenlerin maddi durumları çok iyi değil. Öğretmenler olarak fakir bir öğrenci gördüğümüzde dayanamayıp boğazımızdan kısıp yardım ediyoruz. Nereye gidilmesi gerekiyorsa kendi arabamızla devlet için gidiyoruz. Bir çok kesime göre maaşımız iyi ama şu da bir gerçek; bir öğrenci lüks arabasıyla okula gelirken, öğretmen belediye otobüsü ile gelebiliyor. Öğretmenin maddi probleminin olmaması demek, dersinde verimli olması anlamına geliyor. Yaptığım araştırmalarda, yurt dışında en fazla ücret alan 4-5 kesim arasında öğretmenler var. Imf'nin Öğretmen maaşları hakkında ki raporları yalan yanlış. Ülkemizi çökertmek için yapılan birer düzmecedir. Bir ülkeyi yıkmak için eğitim sistemini yıkmak yeterlidir. Haftalık ders saatlerinin kısaltılması olumlu oldu (Ek dersimiz gitse de). Öğrencileri daha çok çalışmaya sevk edecek önlemlere ihtiyaç var. Proje dersinin olması ve öğrencinin kendi alanında proje hazırlaması gerekiyor. Kendilerini geliştirmeleri için buna ihtiyaç var. Gerçek anlamda uygulanmasına ihtiyaç var. İlk öğretimlerde bulunan bu derste verilen ödevlerin neredeyse hepsini veliler kendisi yapıyor ya da öğrenciler başkasına buldurup öğretmenin önüne sürüyor bunu. Çocuk o yaşta bile tembelliğe alışıyor. Liseye geldiğinde de o şekilde devam ediyor. 12. Sınıfta daha çarpım tablosunu bilmeyen. Bölme işlemini yapamayan öğrencilerimiz var. Bu işlemleri dahi ilköğretimde öğrenmeden geliyorlar.

Okulda prosedürlerle uğraşmaktan öğrencilere okulu sevdirecek proje geliştiremiyoruz. Okul gazetesi çıkartmak istediğimizde dahi prosedürler Edebiyat Öğretmenlerinin bu şevkinden vazgeçmesine neden oluyor. Öğrencileri bilinçlendirmek için Çanakkale gezisi düzenlemeye çalışsak bile prosedürler yüzünden vazgeçiyoruz. Zorlama ile yapınca da öğretmen asıl işine konsantre olamıyor.


Sosyal Kulüp saatleri tamamen gereksiz hale gelmiş durumda, Bunların etkin olabilmesi için; Tiyatro Kulübü, Tarih Kulübü, Futbol Kulübü, Satranç Kulübü, Basketbol Kulübü, Üniversite Hazırlık Kulübü, Bilim Kulübü gibi kulüpler olmalı. Öğrenci istediği kulübe gidebilmelidir. Bunların planları serbest bırakılmalı. Bu kulüpler için peş peşe gelmek üzere haftada 2 gün ve öğleden sonra son iki saat olmak üzere zaman verilmeli. En güzel günlerde Salı ve Perşembe günleridir. Futbol seçen öğrenci futbol saatinde futbol oynasın, satrançı seçen öğrenci satranç oynasın. Zorunlu kulüplerden dolayı bu şekilde aktivite yapılabilecek kulüp dahi açamıyoruz. Bu kulüplerdeki çalışmalarda mutlaka karnelere not olarak yansımalıdır ki öğrenci en azından yapmaya çalışsın. Öğrenciler hafta içi bile okulda rahat durmuyorlar. Duyduğumuza göre hafta sonları bile okul açık olacakmış. Öğretmeni mesleğine küstürmekten başka hiçbir işe yaramaz. Bir öğretmen hem rehberlik sınıfı aldığında hemde kulüp aldığında aynı ücreti alıyor. İkisi içinde ayrı ayrı ücret almalı. Yaptığı iş karşılığında para kazandığını bilmeli ve ona göre işler yapabilmeli.

MEB yönetmeliklerinde çelişkili maddeler var. İstenilen noktaya çekilebiliyor. Mutlaka yeni yep yeni bir yönetmelik hazırlanması ve bu yönetmeliklerin tüm öğretmenlere aynı şekilde uygulanması gerekiyor. Öğretmenlerin sıkıntılarını giderebilmek için bu şart. Bunun yapılabilmesi için 5-10 yıldır çalışan öğretmenlerden oluşan bir kurulun (İçinde idarecilerde olmalı) toplanıp aylarca sürecek bir çalışma yapması gerekmekte. Yönetmeliklerin sık sık değişmesi, eğitim öğretim programının sık sık değişmesi hem öğretmenleri hem idarecileri yoruyor. Bir sistemin faydası ya da zararı görülmeden hemen yenisi yapılıyor. Oturmuş yerli yerinde bir sistem gerekiyor. Bizim kültürümüz ile Avrupa’nın kültürü bir değil. Eğitim sisteminin de mutlaka millileştirilmesi gerekmekte. Hiç kimsenin kafası karışmadan rahatlıkla herkesin anlayabileceği düzeyde yönetmelikler gerekiyor. Staja giden öğrencileri kontrole gittiğimizde biz 8 saat ek ders alıyoruz. 16 saat alanlar var 5 saat alanlar var. Ben 17 öğrenciye gidiyorum. Başka şehirde öğretmen 5 öğrenciyi kontrole gidiyor o 16 saat alıyor ben ise 8 saat. Yönetmeliklerin açık olmadığı buradan bile belli oluyor. Mutlaka yönetmelikleri işin içinde olan öğretmen ve yöneticilerden oluşan bir ekibin çalışması ile baştan yazılması gerekiyor.

Bu devlet öğretmenlerine sahip çıksın. Öğretmenlik en kutsal meslek ise bunu her alanda kutsallaştırmak sizlerin elinde. Öğretmenler arasında fırsat verilse çok güzel işler çıkarabilecek gerçekten saygın öğretmenler var. Atatürk zamanında vekillere ne kadar zam yapalım diye sorulduğunda Atatürk vekil maaşlarından az olmasın diyerek bile öğretmenin önemini söylemiş. Ama şimdi bakıyorum lise mezunları bile öğretmenlerden daha çok ücret alıyor. Üniversite mezunları arasında en az maaş alanlar arasına artık öğretmenler yer alıyor. Lise mezunu polis bizden çok maaş alıyor. Alsınlar haklarıdır. Ama bizimde hakkımız. Bu ülkede iyi bir şey olacaksa bu polis ve öğretmenin elindedir.


Polislere mutlaka daha çok yetki verilmeli. Amerika da bir polis kaçan birini vurunca insan haklarına aykırı olmuyor. Ama bizim ülkemizde polise Molotof kokteyli fırlatıp polise tokat atan biri vurulsa İnsan haklarına aykırı oluyor. Kabullenemiyorum bu durumu. Polise biri şiddet gösteriyorsa en azından polis o kişiyi plastik mermi ile ayağından vurabilmeli.

Geri kalan ilçelerin ve illerin geliştirilmesi için mutlaka devlet eliyle yatırımlar fabrikalar yapılmalı. İnsanlar kendileri çalışmayı sevmiyor ama asgari ücretle bir fabrika olsa koşup gidiyor. Nüfusu 25.000’in altında ki şehir merkezinden uzaktaki ilçelere ve nufüsü 150.000’in altındaki şehir merkezlerine mutlaka ve mutlaka belediyeler eliyle fabrikalar kurulmalı. İnsanlara iş verilmeli. Belediyelerin kuruluş giderleri karşılanmalı ve zararın %50’sini (zarar elde ederse) devlet tarafından karşılanmalı bu sayede göç önlenebilir. Elbet yatırım çabaları var. Ama sert şartlar olduğu için cesaret edemeyenler var. Geri kalan ilçeler iller gelişebilir. Özel sektör ve insanlarda yatırım fikri ya da cesaret olmadığı için böyle işlere girilemiyor. En azından belediyelere böyle bir imkan sağlanabilmeli.

Başbakanımız imalı bir şekilde Abdullah Öcalan dediğinde yer yerinden oynadı. Ama başkaları içten Biji Apo dediklerinde neden bir şey yapılmıyor. Bu kadar mı güçsüz bu ülke. Teröristlere kol kanat geren siyasiler için neden bir şey yapılmıyor. Diyarbakır’ın kullandığı elektriğin %60 dan fazlası kaçak olduğu halde. Kaçıranlar için bir şey yapılmayıp. Niye kanunlara uymaya çalışanların sırtından çıkarılmaya çalışıyor orada ki kayıp.

Vergide adaletin kesinlikle sağlanması gerekiyor. Sigara toplumun gerçeği ÖTV yüzünden çoğu insan kaçak sigaraya yöneliyor. Oysa vergi yükü azaltılsa en azından kaçağa kimse tenezzül etmez. Bu sayede daha çok vergi toplanabilir. Aynı şekilde şirketler işletmeler vergi oranlarının yüksekliği ve cezaların caydırıcı olmaması nedeniyle bir çok şeyi kayda almıyor ve vergi kaçırıyorlar. Vergi oranları düşürülüp mutlaka denetim sisteminin daha etkin çalışması gerekiyor.
Öğretmenim daha önceden söylediğim gibi şuanda seminerdeyiz. Eğitim öğretim yılı açıldığında öğretmenlerin seminerde olmasının bir mantığı yok. Öğrencilerin derslerden kalması önemli değil mi? Yarı yıl tatilinde ya da yaz tatilin başlarında bu şekilde seminerler olmalı. Eğitim öğretim yılı içinde seminer yapılmaması gerekiyor. Seminerde öğretmenlere sorulması gereken şey okullarınızdaki sorunlar, yönetmeliklerde ki sorunlar sorulması gerekirken ve bunlar not alınıp bakanlığa iletilmeliyken bize zaten bildiğimiz şeyler anlatılıyor. Bakanlıkta bu sorunlara çözüm bulmak için öğretmenlerin görüşlerini dikkate alarak istenilen yönde değişiklik yapılmalıdır.
Daha yazacak yüzlerce gözlemlediğim sorun var. Onlarca düşüncem var. Eğitim ve adalet tam sağlandığı sürece bu ülkeye Allah’ın izniyle hiç bir şey olmaz.
Bu ülkeyi seven biri olarak umarım derdimi anlatabilmişimdir. Bilgilerinize arz ederim.

doga11
17-01-2012, 21:18
Bu iki yazıyı yazdım. İlgilenebilecek yerlere Ömer DİNÇ'er bakanımaza da mail attım.
Ama biliyorum ki cevap verilmeyecek.
Mesela AKİM'e 1 aydan fazla oldu yazalı. Ama cevap yok.

Bir kişi değilde on binler aynı yazıyı gönderseler belki gözlerine çarpar. Ama tek başıma ancak bu kadar elimden geliyor.
Belki memur olduğum için soruşturma açacaklar. ama olsun doğru bildiğim yoldan şaşmayacağım. Şaşırtamayacaklar.

doga11
17-01-2012, 21:21
10-15 saat çalışıyor öğretmenler diyenlere cevabım Elinizi vicdanınıza koyun
Akşamları evde ders çalışıyor öğretmenler.
Evlerinde sınav kağıtlarını okurlar.
Zümre yaparlar.
Sınav sorularını hazırlarlar.
Soru analiz formu düzenlerler.
Kulüp faaliyetlerini düzenlerler.
Rehberlik raporu hazırlarlar.

Bunlar en temel olanları daha sayayım mı evde yapılan işleri. Bu bir.

İkincisi senin gibi eğitim öğretime değer vermeyenler olduğu sürece bu ülke ne araba yapar ne uçak.

Hemşireler (lise veya önlisans mezunları) şimdi 1.900 TL maaş alıyor mu almıyor mu? Yaklaşık olarak.

Maaşlar 2002 - 2012 arası karşılaştırılmış. Yalan mı orası doğru mu?

Sizin dediğiniz gibi olsun 4 yıllık üniversite mezunu olsun hemşire
Hemşire ile öğretmeni aynı kefeye koyabiliyor musunuz?

doga11
17-01-2012, 21:22
öğretmenler hiç öyle öğrenciye dersten sonra gidip çocukla ilgilenmez zaten. ders biter bitmez pır eve kaçarız biz. Problemli öğrencilerin ailelerini görmeye de gitmeyiz çocuğu direkt pat disipline ver gitsin yaparız biz. Sınıfta konuşan öğrencilerin altına elektrik koyar kısa yoldan düğmeye basınca susar çocuklar. Hiç bir öğrenci bize diklenmezde yaşının haddini bilmeden.
Son diyorum sizi Allah'a havale ediyorum.
Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum demiş HZ ALİ Tarih derslerinde okumuşsundur ama okumamışsın sanırım. okusan bunu böyle konuşamazdın.
asgari ücret verin tüm öğretmenlere sürünsünler.

doga11
17-01-2012, 21:22
alıntı..................http://www.hisse.net/forum/showthread.php?t=74491

Eğitim bilimi ile alakasız kişileri Eğitim Bakanı, Eğitim müsteşarı yaparsan, eğitim sisteminin içine ederlerse, sonuç bu olur.

Avrupa ve Amerika'da göçmen ve eski kölelerin çocuklarının, kısaca gözden çıkartılmış kesimlerin çocuklarının gittikleri okullardaki sistemi getirip buraya monte etmeye kalkarsan sonuç bu olur...

Nedense kimse eğitim sistemini ve altyapıyı sorgulamaz...

Okullara iki bilgisayar konulunca işler halloldu sanılır.

Neyse...
Uzatmanın anlamı yok...

Zaten yazdıklarımız başlığın amacına aykırı.
Selamlar.

doga11
17-01-2012, 21:47
Arkadaşın biri rep vermiş birde not düşmüş güzelce.

filozof16 ya hitaben
arkadaş;
öğretmenin bilgisayarı olmak zorunda mı?
Öğretmenin evinde yazıcıolmak zorunda mı?
öğretmenin evinde beyaz kağıt olmak zorunda mı?
öğretmenin yılda 3-4 kalem kullanır ve bitirir.
Öğretmen yılda 2 tane takım elbise alır.
Öğretmen öğrencisine bir soru bildiğinde ya da çok çok iyi bir not aldığında hediye alır.

Daha sayayım mı?
500 TL kırtasiye giderini geçtik mi?
1 bilgisayar 5 yılda bir (ortalama) değiştirmek gerekiyor
1 Yazıcıyı 5 yılda bir değiştirmek gerekiyor. artı toner masrafı var.
Yılda ben ortalama 5 top kağıt alıyorum.
Yeter mi sayayım mı?
Ortalama bir takım elbise 250 TL
Yeter mi sayayım mı?

500 TL kırtasiye alırız. Fazlası ile çıkıyor her ne hikmetse.

Tamam arkadaşım biz çok alıyoruz. Tüm yazılanlara rağmen halen daha bizleri kötü görün siz.
Öğretmenlik kutsalmış. Hikayelerle avutsunlar.
Öğretmenler sustukça hirç bir şey olmaz.

helper
18-01-2012, 10:38
Öğretmenlik toplumu biçimlendiren temel direklerden biridir. Uygarlık onların ellerinden nesillere aktarılır. Adalet, vicdan, özgürlük, kimlik, medeniyet, terbiye gibi birçok, insanlığın olmazsa olmaz temel değerleri onlar tarafından, doğrudan nesillere birebirde canlı öğretilir.

Üstlendikleri sorumluluk, bu an, şu saat için değil uzun vadelidir. Öğretmenlerimizin bugün aktarmaya çalıştıklarını ancak 30 yıl sonra görebileceğiz. Aynı nedenle bugünün tartışmalı ortamını doğuran süreç bundan 30 yıl öncesindeki değişikliklerden doğan sonuçlardır.

Kendi adıma, Doğa öğretmenin çekincesi ve dile getirmekten, aç kalma uğruna da olsa geri durmadığı; bugünün uygulanan metod ve yönetimlerine, öncelikle biz velilerin ve sonrasında tüm halkımızın duyarsız kalmasıdır. Ölçme ve değerlendirmelerimizin kısır ve sığ bakış açısıdır. Haklıdır, kızmakta da haklıdır, azarlamakta da haklıdır.

Öğretim araçlarının tamamı birer araçtır. Bir tornacıdan tornasız, terziden ütüsüz, aşcıdan ocaksız işini yapmasını bekleyemeyiz. Kazandırdığımız her araç her işin niteliğini arttırır.
Öğretim, test sistemleri ile kuşatılmaya devam ettiğinden işlevselliğini kaybetmeye devam etmektedir. İyi öğrenci testlerden iyi puan alan öğrencidir anlayışı maalesef eğitim kanadını yutmuştur. Öğrenci eğitim alamamaktadır. Öğretim konu içeriğini icselleştirip kavramaktan çıkarılıp test metodolojisine dönüştürülmüştür. Toplumumuzun geleceğini öğrencilerimizin test sonuçlarının sayısal değerleri belirlemektedir.

En temel sorunun sorunu sahiplenmek, sorumluluğu paylaşmak olduğu kanısındayım.

Sorun başlıkları yukarıdakilerden daha çok ve önemli olacak şekilde arttırılabilir. Çözüm noktasında eleştirmekten ve yılmaktan çok, ne denli katkı sağlayabiliyorsak o denli yardım için elimizi uzatmamız gerekir. Her desteğin, doğrular için mücadele eden Doğa öğretmen gibi nice saygın öğretmenimize umut ve güç olmasını diliyorum.

doga11
18-01-2012, 19:39
Teşekkürler helper. Konuya eğitim, öğretime herkes sizin gibi düşünüp yaklaşsa zaten sıkıntı kalmayacak. Sanıyorlar ki tek sorun maaş. Maaş araçtır. İyi bir eğitim sistemi araçtır.
Sistem sorunluysa ve tespit edilmişse, bu sistemi değiştirme işini işin içinde olan 10 yıl öğretmenlik yapmış ve bu meslekte olan kişilere danışarak değiştirmek ve geliştirmek lazım.

Ancak o hale gelmişiz ki; 3 yılda bir değişen sistemde daha sonucunu görmeden sistem değiştiriliyor. 12 yıl yapıp okuma yazma oranını artıracağız diye. Kurtarma ihtimalimizin olduğu öğrencilere de yönelemeyeceğiz.

Artık uzun uzun mesaj yazmıyorum. Yazacaklarımın tümünü ben aşağıdaki mesajlarda yazdım.
Ülkesini seven insanlarında bir gün buraları da okuyacağına inanıyorum. Çünkü eğitim meselesi çözülmeden ülkedeki problemleri gideremezsiniz.
Gerekli yerlere de mail attım. Bazı riskleri göze alarak. Çünkü her ne kadar öğretmenlere yani bana yazılanlardan sonra mesleğime küsmüş olsam da, bundan sonra aman aman dikkat etmesem de yine de bu ülkeyi seviyorum. Ancak insanlar öyle düşünüyor ya. Gerçekten cümleler kursağımda kalıyor. Boşu boşuna iyi işler çıkarmaya çalışıyormuşum. Meğerse insanlar dışarıdan bana alaycı bakıyorlarmış bunu öğrendim. Çalışmamın da gereksiz ve boş olduğunu öğrendim.

Allah'tan tek dileğim var umarım gerçek olur. 15 yıl boyunca Milli Eğitim Bakanı olmak istiyorum. Ülkenin tüm problemlerinin eğitimle çözülebileceğine inanıyorum. Neyse Bizden bakan filan olmaz da sadece hayal. Bir gün yanlışlıkla falan olursa diyorum. Olamam çünkü para ve medya babaları bizim gibilere bırakmaz öyle şeyleri.

doga11
20-01-2012, 21:16
http://www.pmd.org.tr/dosyalar/File_191.pdf

2007 de öğretmenler için tbmm nin yapmış olduğu çalışma doğruluğunu tartışmak lazım. Yabancı ülkelerde bulunan arkadaşlarla.

TUNABEN10
20-01-2012, 21:57
Devir öğretmenlik devri değil artık bunu sağır sultan bile anladı, bildi, gördü.


Kadrolu öğretmenleri geçtim ihtiyaçı olduğu için, ortalama 600-900 TL arası çalışan ücretli öğretmenlere üzülüyorum.

Ne deyim, bilmem ki neresinden tutsan elinde kalır.
Eğitim mi kime, niye lazım?

İnsanların öğretmen olarak atanmak istemesi bu şartlar altında abesle iştigal halini almıştır, atanmak isteyenin de ailesi ya garibandır ya da orta sınıf elinde avucunda olmayan bir ailedir. İyi şartlar altında pek çok kişinin öğretmen olmak isteyeceğini sanmıyorum... ben olurum diyen varsa buyursun desin.

Sn doğa11, başlığı sıradanlıktan kurtarıp, ilgi çekici bir başlık olması için yönetime ricada bulunalım.
Bu şartlar altında "Öğretmen Olmak isteyenin I@ Seviyesi" olsun ya da buna benzer bir şey...

doga11
20-01-2012, 23:13
Yukarıda linki verdim. Ancak TBMM araştırma komisyonu süper çalışma yapmış ve öğretmeni her ne hikmetse avrupada en yüksek maaş alanlar arasında (kişi başına düşen milli gelire oranında) göstermiş.
ABD sitelerine girdiğimde durumun hiçte öyle olmadığını gördüm.

ABD de kişi başına düşen milli gelir 48.000 dolar, Bir öğretmenin kazandığı 63.000 dolar. 1,31 kat yani
Bizim kişi başı mili gelirimiz 10.800 dolar ( aylık 2.454 dolar) yani 4.40 oranında az…. Kişi başına düşen milli gelir. Referans aldığım oran bu.
TÜRKİYE'de ise kişi başına düşen milli gelir 10.800 dolar, oranlandığında 14.148 dolar olmalı. Bu da 2120 TL ye denk geliyor. Ama Öğretmen maaşı 1.750 TL Yani 280 TL çalıyor devlet bizden.
Oysa yaptıkları araştırma metninde hiçte öyle çıkmıyor.

Neyse öğretmene zammı çok gören devletim için birde milletvekili maaşlarını araştırdım.
Milletvekili maaşında zaten durum içler acısı. Milletvekiller avrupadaki milletvekillerine göre cukkayı dolduruyor.
açıklayayım. Bir milletvekili AMERİKA 'da yılda 85.500 dolar kazanıyor, ayda 7.125 dolar (12.825 TL ) maaş alıyor.
Yani kişi başına düşen milli gelirle (48.000 dolar ayda 4.000 dolar) oranlayınca kişi başına düşen milli gelirin 1,78 katını kazanıyorlar.
Bizde ise; Türiye'de ise (kişibaşına milli gelir) 2.454 *1,78= 4370 dolar kazanmalılar.
Ne kadar kazanıyorlar 5600 dolar.
Asgari ücretliye gelince .
asgari ücret AMERİKA'da asgari ücret 1.250 dolar. Kişi başı aylık gelir 4.000 dolardık kat sayı olarak 3,2 çıkıyor. Bizde olması gerekene gelince hesaplamalar yapılırsa 511 TL ortaya çıkıyor. Bizde asgari ücret 511 TL Ancak orda haftada 40 saatten fazla çalıştığı için fazla mesai ödenir. Bizde de ödenmesi lazım ama malum…





Yukarıdaki bilgileri toparlayacak olursak;



2011 verileri ABDE İLE TÜRKİYEDE KİŞİ BAŞINA DÜŞEN MİLLİ GELİR AYNI OLSAYDI. ABD VE TÜRKİYE ARASINDAKİ FARKA BAKALIM.
TL BAZINDA………..ABD…………..TÜRKİYE
Öğretmen……………2.120 TL………1.700 TL
Asgari ücret…………507 TL…………..512 TL Fazla mesailer Ülkemde verilmiyor ama
Milletvekili………….4370 TL…………10.000 TL



kENDİ YAPTIĞIM ARAŞTIRMA yabancı sitelere girdim ve öyle verilenlerle yalan yanlış şeylerle uğraşmadım.

Direkt kendim yaptım sağda solda bulunana güvenmedim.
Hele hele ki TBMM komisyonunun yaptığının tamamen yanlış olduğunu gördüm.

Onlara göre öğretmen fazla alıyormuş buyrun o zaman.
Google translate sağolsun.
akime yazı yazdığımı söylemiştim.
adamlar öğretmen maaşı iyi dedi. oysa ki eksiğimiz var.

doga11
21-01-2012, 14:55
2011 verileri ABDE İLE TÜRKİYEDE KİŞİ BAŞINA DÜŞEN MİLLİ GELİR AYNI OLSAYDI. ABD VE TÜRKİYE ARASINDAKİ FARKA BAKALIM.
TL BAZINDA………..ABD…………..TÜRKİYE
Öğretmen……………2.120 TL………1.700 TL
Asgari ücret…………507 TL…………..512 TL Fazla mesailer Ülkemde verilmiyor ama
Milletvekili………….4370 TL…………10.000 TL


gelelim diğer araştırmayı
..............ABD..............TÜRKİYE
BENZİN.....2,20 TL..........4,25 TL.
ELEKTRİK....0,145 TL........0,165 TL

SADECE BENZİN VE ELEKTRİKTE yani insanların olmazsa olmazlarında bile pahalıyız. Hem maaşlar düşük hemde biz pahalıyız onlara göre. Onar için 0,145 Tl ucuzdur. Çünkü onların kazançları bizimle oranlayınca 4,40 kat daha çok kazanıyorlar.
Duyrulur.

Kendi maaşlarını ABD ile aynı olacak diye tutturuyorlar belki ama ülke şartları.
Memura asgari ücretliye öğretmene ülke şartları derler ama kendilerine gelince ülke şartları batmaz nedense. KINIYORUM.

doga11
21-01-2012, 14:59
2011 verileri ABDE İLE TÜRKİYEDE KİŞİ BAŞINA DÜŞEN MİLLİ GELİR AYNI OLSAYDI. ABD VE TÜRKİYE ARASINDAKİ FARKA BAKALIM.
TL BAZINDA………..ABD…………..TÜRKİYE
Öğretmen……………2.120 TL………1.700 TL
Asgari ücret…………507 TL…………..512 TL Fazla mesailer Ülkemde verilmiyor ama
Milletvekili………….4370 TL…………10.000 TL


gelelim diğer araştırmayı
..............ABD..............TÜRKİYE
BENZİN.....2,20 TL..........4,25 TL.
ELEKTRİK....0,145 TL........0,165 TL

SADECE BENZİN VE ELEKTRİKTE yani insanların olmazsa olmazlarında bile pahalıyız. Hem maaşlar düşük hemde biz pahalıyız onlara göre. Onar için 0,145 Tl ucuzdur. Çünkü onların kazançları bizimle oranlayınca 4,40 kat daha çok kazanıyorlar.
Duyrulur.

Kendi maaşlarını ABD ile aynı olacak diye tutturuyorlar belki ama ülke şartları.
Memura asgari ücretliye öğretmene ülke şartları derler ama kendilerine gelince ülke şartları batmaz nedense. KINIYORUM.

Madem öyle abd de öğretmen maaşları milletvekilllerinin yarısı.... Sıkıyorsa öğretmenlere sizde o kadar maaş verin ya da abd de olduğu gibi oranlayın değil mi? :-)
Maaşlarda aslında asgari ücret dikkate alınmalı. asgari ücrete %10 zam geliyorsa tüm maaşlara%10 zam gelmeli. vs vs vs....

sabır_kaldıysa
29-01-2012, 11:17
aklı olan evladını öğretmen yapmaz bu devirde... hademe olsun daha iyi :(

Cezve
29-01-2012, 19:57
Selam...Hafta sonu olması nedeniyle bende size bir çarpıklık örneği sunmak istiyorum.Aslında dolaylı olarak ekonomiyi de ilgilendiriyor...Çünkü devletin istihdam ve geleceğe yönelik beklentilerini çok bariz bir biçimde belli eden bir uygulamadan bahsetmek istiyorum...O da öğretmen alımlarında(ilk atama) açıklanan kadrolar...Yalnız ilk olarak şunu söylemek isterimki ben bunları kimseyi rencide etmek veya küçük düşürmek maksadıyla yazmıyorum.Tek hedefim vardır...O da sayın Tayyip ERDOĞAN ve kadrolarının yaptıkları çarpık uygulamaldır...Eğer bana kırılacak olan olursa şimdiden hakkını helal etmesini diliyorum.

Benim kardeşim Fen ve Teknoloji öğretmeni...Ben de...86,3 puan aldı en son.Bir türlü görevine başlayamadı.Ben gerçi 84 puanla atanmıştım zar zor.Ülkenin kervan geçmez ücra bir yerine...Puanlar çok yüksek.Benim sınava girdiğim dönemde (yaklaşık 6 yıl önce) 88 alıp atanamayan Fizik öğretmeni arkadaşım var...O kadar sistemli ders çalışmıştı ki;yapışkan kağıtlarla her sayfanın özetini ayrı ayrı tutardı...Sadece ülke çapındaki kontenjanı 10 ile sınırlandırdıkları için,polis olmak zorunda kalan kimya öğretmenleri var.Benim evimin karşısındaki apartmanda ailesi.Şİmdi en son 17.000 öğretmen alımına gelelim...

Fen ve Teknoloji öğretmenlerinin sayısı,Din Kültürü öğretmenlerinin sayısından daha az...Hatta şöyle bir denklem var...Eğer Fen'in yanına Fizik+Kimya+Biyoloji derslerini , Din Kültürünün yanına da İ.H.L. meslek derslerin koyarsak,ikinci grubun toplamı daha ağır basıyor.Şimdi bunda ne var diyeceksiniz...Bunda şu var...

(1) Onca açılan Anadolu ve Fen Lisesine rağmen,öğrencisizlikten kapanan ÇPL ve Meslek Liseleri var.
(2) Yüzlerce imamlıktan Din Kültürü öğretmenine geçiş yapmış elemanlar ve hala kadroların doluluğu nedeniyle sıra bekleyen 'Diyanet İşleri Personeli' var...
(3) Her şeyden önde 4 saat Fen,ama sadece 2 saat Din Kültürü dersi var.

Sadece yandaş kayırmak için,çoğu insanı haklıyken haksız konumuna düşüyorlar.(Bunu iki taraf içinde kullandım.)Arka bahçesi gördükleri yerleri yeşertip, 'ateistliğe/devrimciliğe/darvinizme' çanak tutuyor diye sayısal bilimlerin önemli bir kolunu köreltiyorlar.Sonra ülkede 'neden önemli bir buluş yok?' denildiğinde abuk/subuk etraflarına bakıyorlar...40 puanla anasınıfı öğretmeni atayıp,86 puan adamı dışarıda tutuyorlar...Sonrada sosyal adaletten bahsediyorlar.

Tüm bunları söyleyince,birde ukela ukela, 'Azla yetinmesini bilin,çok aç gözlüsünüz' diyorlar...(Hala aklıma geldikçe nefret ve kin doluyorum.)'Başka alanalara yönelin' diyorlar.Ama bir dersanede 40 saat derse giren öğretmen nasıl ayda 500 lira alır?Ne sorguluyorlar ne de düzeltmeye çalışıyorlar...Birilerinin gözüne sokmak için diyoruzki : 'Ulan sadece devletin takdir ettiği 5,5 lira civarındaki parayı o öğretmene verse,minimum 2.000 alması gerekir.' Sallamıyorlar...

Nerede adalet Şimdi?Ama kalkınma var...Sadece ve sadece yandaş kalkınması var...

TUNABEN10
29-01-2012, 20:48
Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer, atanan öğretmenlerin gitmediği veya ayrıldığı zaman ücretli öğretmen tahsis ettiklerini belirterek, “Gönderdiğimiz öğretmenler ayrıldıkları zaman ücretli öğretmen almak durumunda kalıyoruz ve PKK’nın yönlendirdiği ücretli öğretmenleri almak durumunda kalıyoruz” dedi.


.................

doga11
30-01-2012, 13:29
önemli konulara parmak basılmış. Çokta güzel olmuş.

Mesleki eğitimin avrupada %60 daha önemli olduğunu ve öğrencilerin %60'ının meslek liselerini tercih ettikleri yıllardan bu yana söyleniyor.

Ticaret lisesi mezunu bir öğrencinin iktisat, işletme, kamu yönetimi, ekonometri gibi bölümler tercih ettiklerinde az da olsa 0,01 bile olsa yeter ek puan verilmesi TİCARET LİSESİNİN önemini ve gelen öğrencinin kalitesini artırır.

Bilgisayar bölümü mezunu bir öğrencini, bilgisayar mühedisliğinde aynı orana tabi tutulması

imam hatip lisesi mezunu bir öğrencinin, ilahiyatta aynı orana tabi tutulması.

Elektrik bölümü mezunu öğrencinin eletrik öğretmeniliğinin yanında elektrik elektronik mühendisliği bölümünü tercihinde ek puan verilmesi

Motor bölümünü mezunu öğrenciye aynı şekilde makina mühendisliğinde ek puan verilmesi

vs vs... meslek lisesine gelen öğrenci sayısını ve kalitesini kesinlikle artırır ve %60 oranı yakalarız.


Ama öyle makas aman aman olmamalı. Düz lise mezunlarının önü de tamamen kesilmemeli.


Meslek lisesi millet meselesi dediler yaptıkalarına geleceğim şimdi.

Ticaret lisesi öğrencileri 6 yıl stajdan sonra muhasebe bürosu açabiliyorlardı artık açamıyorlar. Ha doğru değildi kaldırıldı iyi oldu. Ama önemde azaldı. Onu aldılar haklılar yanında başka hak vermeleri gerekliydi vermediler. O yüzden de hayır beklemesinler meslek lisesinden.

doga11
30-01-2012, 13:31
Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer, atanan öğretmenlerin gitmediği veya ayrıldığı zaman ücretli öğretmen tahsis ettiklerini belirterek, “Gönderdiğimiz öğretmenler ayrıldıkları zaman ücretli öğretmen almak durumunda kalıyoruz ve PKK’nın yönlendirdiği ücretli öğretmenleri almak durumunda kalıyoruz” dedi.


.................

Bu yazıya rağmen halen daha bu söylemi söyleyen bir bakana oy verene diyecek hiç bir sözüm yok.
PKK yı resmen tanıyorlar ve eyalet sistemini kabul ediyorlar. Dolaylı yoldan o bölgenin özerkliği bile kabul ediliyor.
Öğretmenin güvenini sağlamak benim görevim değil devletin görevi gerekiyorsa okulun ve öğretmenlerin kaldığı yerlerin yakınına askeri yığınak yaparsın ama sen yaparsın. Yazık.

doga11
30-01-2012, 13:33
AK PARTİ İLETİŞİM MERKEZİNE yazı yazdım. Yazdıkları cevaba sinir oldum doğrusu. Hep kendileri haklı.

Sadece akp ye değil. Tüm sendikalara, 60-70 tane saygı değer milletvekiline de aynı maili attım. Bimer'e gönderdim. sadece akp den cevap geldi tatmin olmadım doğrusu.

Hem yazıyı hemde cevabı ard arda gönderiyorum.


SORU VE SORUNLAR


LÜTFEN DİKKAT!

Biliyorum ki mailimin tamamını okumayacak veya okusanız bile hiç dikkate almayacaksınız. Ama olsun bu ülkenin bir bireyi olarak rahatsızlığımı sunduğum zaman hem vicdani olarak rahatlayacağım hem de psikolojik olarak. Bugünlerde eğitim-öğretimde olanları yediremiyorum. Yediremeyeceğim.

Bir çok yerde mail atılıyor sizlere. Hep suskunluk gösteriliyor. Asıl sorunumuz başka öğrenciye bir şeyler öğretebilmek için yaptırıma ihtiyacımız var. Öğretmenim işin içindeyim problemleri biliyorum. Çözüm yollarını biliyorum ama uygulanmaz bunu da biliyorum. Ülkemizin öğretmenlerindeyim. Her öğretmen gibi tutup ille de maaş ille de zam demeyeceğim. O konuya da değineceğim ama asıl sorun o değil. Eğitim 12 yıla çıkarılıyor. Orta öğretimde çalışan bir öğretmenim. Çalışmalar var biliyoruz. Ancak; problemleri sizlere aktarayım istedim.

Öğrenciye ödev veririm yapmaz

Ailesini çağırırım gelmez.

Sınav yaparım zayıf alır.

Dersten kalma derdi olmadığı için (Çoğunlukla) sınava çalışmaz.

Dersimde konuşur. Beni ve ders dinleyen öğrencilerimi rahatsız eder.

Bana küfreder, bıçak çeker

Üstü kapalı tehdit eder.

Ailesi bir gün olsun okula uğramaz.

Maddi durumu zayıf öğrenci görürüm cebimde param yok yardım edemem.

Eroin, kokain, alkol, sigara, küfür her türlü kötü alışkanlık var

Saygısız öğrenciler saygılı ve iyi öğrencilerimin yanında bizleri küçük düşürür.

Disiplin kuruluna veririz. Hiç atılmaz.

Bana bir yol gösterin ben yukarıda yazdıklarıma bakarak kime neyi nasıl öğreteceğim. Benim yaptırımım ne olacak. Böyle bir durumda eğitim olamaz. Öğrencilerin çocuk olduğunu düşünüp bir çok kusurunu zaten görmezlikten geliyoruz. Benim için en önemlisi yukarıdaki davranışların iki üç tanesi birleşince, kazanma ihtimalim olduğu öğrencimi bile kaybediyorum. Moral bozucu, can sıkıcı, insanı mesleğinden soğutur hale geliyor. Çalışma şevkim kalmıyor. Şu derse girmesem diye diye gidip gelmeye başlıyorum her gün. Ne olur bizleri mesleğimize soğutmayın. 12 yıl zorunlu hale gelince daha mı iyi öğrencilerimiz olacak yoksa daha mı kötü olacak durum bunu düşünmek lazım. Çocukları suçtan uzak tutmaksa amaç 14-15 yaşlarına kadar bazı ahlaki değerleri alan birey almıştır. O saatten sonra ahlak üzerine, terbiye üzerine hiç bir şey koyamayız. Ama en azından geleceğini kurtarabiliriz bazı öğrencilerin. 12 yıl zorunlu olmasıyla onları da kurtaramayacağız.

Orta öğretimde zorunlu hale gelince bunlar çoğalacak. Şimdi bir sınıfta 3-4 öğrenci var. Bu şekilde zorunlu hale gelince ne olacak? Öğretmenin toplum ve öğrenci önündeki saygınlığını liseleri zorunlu hale getirerek nasıl sağlayacaksınız. Lütfen yardımcı olun. Eğitim öğretim 12 yıla çıkarmakla artmaz. Yaptırımlarla artar. Veliye bir yaptırım uygulansın. V Öğrencisi için çağırdığımızda ya da veli toplantısına çağırdığımızda gelmiyorsa yaptırım uygulansın. Uyardığımız halde çocuğu düzelmiyorsa yaptırım olsun. Sınıfta kalmanın kalkması eğitime kurşun sıkar. Çok severek yaptığım mesleğimden bu ve aşağıdaki nedenlerle soğuyoruz. Çalışmayan öğretmenler yok mu var. Ne yaparsanız yapın çalışmazlar. Ancak işini severek yapanları küstürmek ülke geleceğine atılan neşterdir. Eğitim en önemli unsurdur. Öğretmen bıçaklandı. Öğretmen tartaklandı. Öğretmen dövüldü. Yılar önce yaşandı 12 dersten zayıf almış bir öğrenci sınıfını geçti. Disiplin olayları arttı. Bizleri hiç dinlemez oldu nasıl olsa geçiyorum diye. Diğerlerine zararı olmasa yine razıydım. Ama diğerlerine zararı oldu. Sonuç olarak kazanmak istediğim ahlaklı öğrenciyi bile kazanamadım. Ders çalışmasını sağlayamadım. Bu haberleri duymak istemiyorsanız yapmayın izin vermeyin. Lütfen izin vermeyin. Öğretmen işini yapmaya çalışıyor. Öğrenci ve/veya velinin işine gelmediği için tartaklanıyor. Bunu 2006 yıllarında bire bir yaşadım. Öğretmeni küçük düşürecek olaylara imza atmayın. Allah rızası için diyorum.

Öğretmeni yüceltmeyen milletler çökmüş bugüne kadar. Öğretmeni yücelten öğretmene yaptırım veren ülkeler ise her zaman gelişme göstermiş. Japonya gibi gelişmiş bir ülkede zorunlu eğitim 15 yaşa kadar. Liselerde yine sınıfta kalma var. 12 yıl zorunlu eğitim yaptıran ülkeler var ancak onların kültürü, yaşam tarzı, insan kalitesi bizim gibi değil. En azından veli ilgilenir. Yabancı filmlerde lise öğrencilerini görürüz. Haberlerde okuruz. Öyle davranıştaki bir insana ben ne vereyim. Nasıl vereyim. Aklıma geldikçe psikolojim bozuluyor.

Öğretmenin önündeki prosedürlerin acilen kaldırılması gerekiyor. Öğretmene okullardan fazlası ile görev veriliyor sonuçta yönetmelik istiyor. Zümreler, yıllık planlar, şube öğretmenler kurulu, kantin denetim formları, sınıf panoları, kulüp saati , rehberlik dersi raporları vs. yapmak zorundayız. Oysa öğretmen sadece dersiyle ilgilenmeli ki motivasyonu bozulmasın. Oysa bir öğretmenin başarısını gösteren tek şey başarıdır. Hazırladığı onlarca belge öğretmenin iş yaptığını göstermez. Göstermelik kağıt üzerinde değil. Merkezi sistemle lise de bir üst sınıfa sınavları yapılmalı hangi okul kendi branşında Türkiye ortalamasının altında kaldıysa habersiz bir şekilde müfettiş gönderilip öğretmenlerin öğretim yolları araştırılmalı. Neden merkezi sistemle çünkü üzerine düşeni yapmayan öğretmenler var bu yetmiyormuş gibi sınavlarında soruların cevaplarını söyleyen öğretmenler bulunuyor, bu da yetmezmiş gibi derse girmeyen öğretmenler var 10 tane soru verip sadece bu on soruyu soran öğretmenler var. Ders anlatmayan öğretmenler var ve her zaman var olacaktır. Zaten öğretmenler üzerine düşeni yapsa sistemimiz bu halde olmazdı. 12 yıla çıkmasıyla işini yapmaya çalışan öğretmenlerde mesleğe küstürülecek. Benim kaygım bu. Çalışan öğretmen bari küstürülmesin. Mesleğinden soğuyan öğretmenlerinde tekrar mesleğine ısındırılması için çalışma yapılması daha yerinde olacaktır.

Yukarıda yazdıklarım aşağıda yazdıklarımdan çok çok daha önemli.

Orta okul mezunu milli eğitim de okulda çalışan hademe 1.500 TL maaş alıyor. Öğretmen maaşı ortalama 1.800 TL

Lise mezunu bir güvenlik görevlisi 900 TL maaş + Fazla çalışma + yılda iki defa güvenlik elbisesi + Öğle yemeği ücreti + Çalıştığı kurumdan kar payı aldığı zaman bile öğretmen maaşına denk geliyor.

Lise veya ön lisans mezunu bir hemşire, ebe, sağlık teknisyeni, bir makam şoförü, eğitim fakültesi mezunundan çok alıyor. Hemşirelerin döner sermaye ve maaş olarak ne kadar kazandığı bilinmiyor sanırım. Sadece maaşı bizim kadar ve en az maaşının yarısı kadar döner sermaye alıyorlar. Ben ki dirsek çürüttüm onlar gezerken, ben ki toplumun geleceğini hazırlamaya çalışıyorum.

En çok koyanda bir çok işletmede santral görevlisi benim kadar maaş alıyor lise mezunu bile değil. Üstüne de üç ayda bir ikramiye alıyor. Yaptığı iş telefona bakmak. Benim öğretmen olarak ona göre yaptığım iş daha mı az! Daha mı önemsiz! Ben bu toplum için daha mı verimsizim ve değersizim.

Ben ki öğretmenim kutsalım. Devletin bana verdiği değer bu mu? Buysa eğer sizlere göre vatandaşı olmaktan gurur duyduğum topluma ve devletime hakkımı helal etmemi beklemeyin.

Öğretmen okulda öğrencilerin, velilerin kahrını çekiyor, öğretmeye çalışıyor. HZ. Ali demiyor mu? Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum diye. Hademe ne yapıyor sadece temizlik ve elinden geldiği kadar tamirat. İnsanla uğraşmak insanı insan yapacak değerleri vermek veya vermeye çalışmak işi hademenin yaptığı işle aynı değerde mi ki aralarında küçük bir fark var. Öğrenciyle bir problem olduğu zaman öğrenciyi alıyoruz bize ısınması için okul kantininde çay gibi bir şeyler ısmarlayıp öğrenciyle konuşup problemini anlamaya çalışıyoruz. Hiçbir hademe bunu yapar mı? Hiçbir hademe çocuğun ailesini kendi cebinden aramaz. Ama biz yapıyoruz. Hiçbir hademe çocukları havalar bozuk olduğunda evine kadar götürmez biz götürüyoruz. Çocuk rahatsız olduğunda okuldan alıp ailesine teslim ediyoruz. Bunu başka hangi meslek yapıyor. Bizim aldığımız ücret çok görülüyor.

Okulumdaki hademe benden fazla maaş alıyor. Öğretmen evindeki memur görevli öğretmenden fazla maaş alıyor. Öğretmen olamayan polis oluyor, öğretmenden fazla maaş alıyor. Lise veya ön lisans memuru öğretmenden fazla maaş alıyor. Lise mezunu uzman çavuş öğretmenden fazla maaş alıyor. Lise mezunu astsubay öğretmenden fazla alıyor. Neden hep öğretmenlerin aldığı maaş göze batıyor. Her yıl asgari ücrete % oran olarak öğretmenden fazla zam geliyor. Enflasyon oranında ezilmeye başladık. 8 yıl önce maaşım çok iyi bana yeterken yetmez hale geldi. Sadece şunu söyleyebilirim.

Bazı okullarda öğretmenler toplu taşıma araçlarını kullanırken öğrenci tutup son model arabayla geliyor. Öğretmen eğer kutsal ise bu öğretmene dokunmaz mı sanıyorsunuz. Eski sayılabilecek araba alırken bile kırk kere düşünüyorum. Sonra öğrenciye bakıyorum son model araba, dokunuyor bana bu. Son model arabada gözüm yok. Orta halli bir araba dahi alamıyor öğretmen.

ÖĞRETMENLİĞİ KİM BU HALE GETİRDİ ?

Bakanımız öğretmenler 3 ay tatil yapıyor dedi ya vurulmuşa döndüm. En baba öğretmen 2,5 ay tatil yapıyor. Öğretmenlerin büyük çoğunluğu öyle görüldüğü gibi tatilde yatmıyor. Yatan elbet var ama mesleğinde kendini geliştirmeye çalışıyor. En azından şahsım adına ben öyleyim. Daha iyi nasıl öğretirim diye proje geliştirmeye çalışıyorum kendimce tatillerde.

Kendi bakanının sahip çıkmadığı , meslek grubuna kim sahip çıkar değil mi? Özellikle son yıllarda Bakanlığımızı yapanlar kendi personellerini eleştirmekten başka hiçbir şey yapmamışlardır.. Oysa Beşir Atalay İçişleri Bakanlığı döneminde Polislik mesleğini hem maddi hem manevi anlamda yukarı taşımıştır. Personelinin tüm isteklerini dikkate almış tüm kolaylıkları sağlamıştır. Yine Sağlık Bakanlığı döneminde Doktor, Sağlık Memuru ,Ebe ve Hemşireleri döner sermaye ile birçok meslek grubunun ciddi anlamda önüne taşımıştır. Ancak Bakanlarımız , Sendikalarımız yıllardır öğretmenlere yapılan bu haksızlıklara hep susarak ,sessiz kalarak destek vermişler, hep birlikte öğretmenlik mesleğini ayaklar altına almışlardır. Öğretmen için Nurettin Canikli’nin ‘’gidip-gelmekten başka ne iş yapıyorlar , beğenmeyen bıraksın ‘’ sözü ile Bülent Arınç Bakanımız için sanki öğretmenler kişiliksizmiş gibi ‘’Öğretmenlere kişilik kazandırmaya çalışıyor’’ demesi camiamızda büyük tepki görmesine rağmen sendikalarımızca ve bakanımızca sadece izlenmiştir.. Milli Eğitim Bakanlarımız ise sadece söz vermiştir. Verilen sözler tutulmuş mudur ? Hayır… Öğretmenin nereden nereye geldiğini kısaca özetleyelim isterseniz.

YIL 1923…ÖĞRETMEN , MİLLETVEKİLİ MAAŞI EŞİT

Dönemin Maliye Bakanı Hasan Fehmi Ataç , TBBM’de Mustafa Kemal Atatürk’e sorar.

-"Paşam; vekil maaşlarını düzenleyeceğiz, ne kadar verelim?"Mustafa Kemal Atatürk’ün cevabı şu an öğretmenlerin sıkıntılarını anlamak istemeyen bir çok insana tokat gibidir…

-" Öğretmen maaşlarını geçmesin."

İşte belki de en güzel örnek bu. Günümüzde ise yeni göreve başlamış bir öğretmenin maaşı 1530 TL civarında iken milletvekili şoförü ve sekreteri bile 3000-3500 TL maaş almaktadır.

Şimdi ise 8 de biri. Her şeyde vatan, millet Sakarya diyenler nerede

YIL 1980-1990 … ÖĞRETMEN , SUBAY , DOKTOR MAAŞI EŞİT

Günümüzde ise askeri personellerin en alt kademesindeki lise mezunu Uzman Çavuşun maaşı 2500-3000 TL , Sağlık Bakanlığının yardımcı hizmetindeki lise mezunu Ebe , Hemşire ,Sağlık Memurunun maaşı döner sermaye ile 3500 TL’yken öğretmen maaşı ek dersle birlikte en fazla 1880 TL’ dir.

YIL 2004-2005… POLİS , İMAM , ÖĞRETMEN MAAŞI EŞİT

Lise mezunu polisler belki de en büyük haklara kavuştukları dönemi yaşadılar.2004 sonrası öğretmenden 400-600 TL fark kazandıkları gibi , askerlikten muaflık , ücretsiz şehir içi toplu ulaşım , %70 ‘ ine lojman hakkı gibi bir çok hak elde etmiştir. İmamlar da yine ek ders , bayramlarda mesai ücreti en az %85 ‘ine lojman gibi haklar kazanarak maddi anlamda öğretmenlere karşı yine fark yaratmışlardır. En komik olanda adam öğretmen olamayıp polis oluyor ve öğretmenden daha yüksek maaş alıyor. Adalet kavramı tersten mi işliyor.

YIL 2011 (ARALIK) EŞİT İŞE EŞİT ÜCRET TARİFESİ

ÖĞRETMEN MAAŞI ,MEMUR- HİZMETLİ MAAŞINDAN DÜŞÜK

Yeni göreve başlamış bir öğretmen 1650 TL alırken , eş ve 2 çocuk yardımı alan bir okul memurunun maaşı 1.894 TL, kadrolu bir hizmetlinin maaşı ise 1.824 TL olarak belirlenmiş. Öğretmene muadil bulunamadığı için hiçbir iyileştirme yapılmamıştır. Sağlık Bakanlığında asıl işi yapan Doktor , Diğer Bakanlıklarda Mühendisler , Askerlerde Teğmen… Haydi eşitleyin maaşımızı doktorlarla , teğmenlerle ,mühendislerle. Ya da Mustafa Kemal Atatürk söylediği gibi yapın eşitleyin milletvekili maaşı ile öğretmen maaşını…

Sözün özü bu aslında... Öğretmene verilmek istenen mesaj bu. Eğitime en büyük bütçeyi ayırdıkları söyleyenlerin gerçekliği bu. Onlara kalsa OECD ülkelerinde en büyük maaş zammını alan öğretmenler ve öğretmenler fazla maaş alıyor. Bakalım gerçekten öyle miymiş…

OECD ÜLKELERİ İLE TÜRKİYE’DEKİ ÖĞRETMEN MAAŞI KARŞILAŞTIRMASI

OECD tarafından hazırlanan “Bir Bakışta Eğitim 2011” raporunda, öğretmenlerin ülkelere ve satın alma gücü paritesine göre dolar cinsinden 2009’daki yıllık toplam maaşlarına yer verilmiştir. Buna göre 15 yıllık bir öğretmen, OECD ortalamasında 41.700 dolar alırken, OECD ülkelerinden Lüksemburg’da 111 bin 800, Almanya’da 62 bin 900, Fransa’da 35 bin 800, Polonya’da 17 bin 732, İsrail’de 27 bin 100, Krizde olan Yunanistan’da 34 bin 200, İspanya’da 52 bin 600, İngiltere’de 47 bin dolar almaktadır. 2011 yılında Türkiye’de deneyimli bir öğretmen ise 12 bin dolar ile14 bin 725 dolar (ek ders ücreti dahil) arasındadır. Türkiye’deki öğretmen maaşının krizdeki Yunanistan 2 , Lüksemburg 8 katı maaş vermektedir.

OECD Ülkelerinden birçoğu ile ülkemizdeki milletvekili maaşlarının hemen hemen eşit olduğu düşünüldüğünde Eğitime çok önem verdiklerini söyleyenler şimdi ne cevap verecek , dikkatle bekliyoruz.

Yukarıda yazdıklarım belki bize söylediği gibi acıtasyon, belki bir dram sizlere göre ama şunu unutmayın bu ülkenin geleceği öğretmenden sorumludur. Öğretmeni rahat ettiren ülkelerin geleceği parlak oluyor. İnanın bana durumun böyle olması bana bir fert olarak koyuyor. Üzülüyorum ülkemin geleceğinin karanlık olmasından. Karartmayın ülkemin geleceğini. Ve unutmayın.

HAKSIZLIK KARŞISINDA SUSAN DİLSİZ ŞEYTANDIR.

Saygılarımla arz ederim.

doga11
30-01-2012, 13:34
CEVAP

19.01.2012

1) Ülkemizde personel maaş ve ücretleri gelişmiş ülkelerle kıyaslandığı zaman düşük olduğu bir gerçektir. Fakat aylık 100, 150, 200 dolara personel çalıştıran ülkelerin de olduğunu unutmayalım. Ülkemizde kamu personeli arasında maaş ve ücret kıyaslaması yapıldığından öğretmenlerimiz genel ortalamanın üstünde olduğu bir gerçektir. Bunu söylerken maaşlarınız çok iyidir, yeterlidir demiyoruz. Ancak devlet yalnız çalışan vatandaşları değil, milyonlarca işsizi ve yalnız asgari ücretle geçinen vatandaşlarımız da düşünmek zorundadır. Bazı öğretmenlerimiz; “Hizmetliler bizde daha yüksek maaş alıyor” ifadesini kullanmaktadır. Bunun gerçekle hiçbir ilgisi olmadığını kendileri de biliyor. Elbette öğretmenlerimizin maaş, ücret, özlük ve çalışma şartlarının iyileştirilmesi içi gereken çalışmalar yapılacaktır. Ülkemizin ekonomisi büyüdükçe bu tüm vatandaşlarımıza da yansıtılmaktadır. Vatandaşlarımızın ekonomik gücünün artırılması konusunda yapılması gereken her şey yapılmaktadır ve yapılacaktır. Ayrıca; Talebiniz ilgili birimlere iletilmiştir. İyi günler dileriz.

2) Sayın bakanımızın amacı eğitimde çıtayı yükseltmek, çağa uygun hale getirmek, ileri ülkelerin seviyesine çıkarmaktır. Eğitimde çıtanın yükseltilmesi ancak öğretmenlerle mümkün olacağına inan bir bakanın öğretmenleri ihmal etmesi mümkün mü?

3) Okulların tatil süresi 3 aydır. Sayın Bakanımız da bunu kastetmiştir. Bilindiği üzere yenilenme; görevini başarılı yapmanın ve verimliliğini sürdürebilmenin ilk şartıdır. İnsanoğlu ancak kendisini yenileyerek başarıya ulaşabilir. Yenilenmeyen kişi yıkılmaya ve çürümeye mahkûmdur. Bugün (Bilgi çağında); hızla gelişen teknolojiden bihaber, bilgi dağarcığına her gün yeni yeni bilgiler ilave etmeyen bir insanın, çevresine faydalı olması ve dimağlara çağa uygun bilgi işlemesi mümkün mü? Elbette mümkün değildir. Kısacası yenilenmek ve kedimizi geliştirmek, varlığımızı sürdürmenin ve çevremize faydalı olmanın olmazsa olmazıdır. Aksi halde işlevimizi yapmamış oluruz. Ve çağın gerisinde kalarak öğretemeyiz, üretemeyiz. İşte Sayın Bakanımız onun için, öğretmenler üç ayın tamamında tatil yapmayacaklarını, "İhtiyaç duydukları kadar tatil için zaman ayıracağız ama onun dışında bir eğitim programı yapacağız. En az 1 ay süre ile öğretmenlerimizi eğitime tabii tutacağız. Demiştir. Ben öğretmenim diyen hiçbir öğretmenimizin bundan rahatsız olacağını sanmıyoruz. İyi günler diliyoruz.

Milli Eğitim Bakanlığı -

doga11
30-01-2012, 13:34
YORUMLAR

Şahsım adına son birşey diyeceğim. Hizmet içi eğitimlerin yaz tatilinde olacağı yönünde haberler var. Kusura bakmayın arkdaşlar okul zamanı hizmet eğitime ben karşıyım. Okul zamanı eğitim öğretim zamanı. Bakanın yaptığı bu hamleyi doğru buluyorum.

19 Mayısın statlarda olmaması yönünde ki çalışma da doğrudur. zaten 9 ay eğitim öğretim var. ilk hafta ve son hafta ders işlemek mümkün olmuyor. 8 aya düşüyor eğitim. 19 mayısta da 1 ay eğitim gidiyor. 7 ay eğitim öğretim görüyordu çocuklar. Sırf bu nedenden dolayı da bunu doğru buluyorum. Avrupada bir çok yerde eğitim öğretim 200 gün Bizde 185 gün idi.

doga11
30-01-2012, 13:36
Öğretmen maaşını yeterli görmüşler ve kendi yaptığım araştırmayı sizlere aşağıda sunuyorum.

Öyle sağdan soldan kulaktan dolma bilgilerle değil. Bizzat kendim yaptım.

TBMM araştırma komisyonu süper çalışma yapmış ve öğretmeni her ne hikmetse avrupada en yüksek maaş alanlar arasında (kişi başına düşen milli gelire oranında) göstermiş.

ABD sitelerine girdiğimde durumun hiçte öyle olmadığını gördüm.

ABD de kişi başına düşen milli gelir 48.000 dolar, Bir öğretmenin kazandığı 63.000 dolar. 1,31 kat yani

Bizim kişi başı mili gelirimiz 10.800 dolar ( aylık 900 dolar) yani 4.40 oranında az…. Kişi başına düşen milli gelir. Referans aldığım oran bu.

TÜRKİYE'de ise kişi başına düşen milli gelir 10.800 dolar, oranlandığında 14.148 dolar olmalı. Bu da 2120 TL ye denk geliyor. Ama Öğretmen maaşı 1.750 TL Yani 280 TL çalıyor devlet bizden.

Oysa yaptıkları araştırma metninde hiçte öyle çıkmıyor.

Neyse öğretmene zammı çok gören devletim için birde milletvekili maaşlarını araştırdım.

Milletvekili maaşında zaten durum içler acısı. Milletvekiller avrupadaki milletvekillerine göre cukkayı dolduruyor.

açıklayayım. Bir milletvekili AMERİKA 'da yılda 85.500 dolar kazanıyor, ayda 7.125 dolar (12.825 TL ) maaş alıyor.

Yani kişi başına düşen milli gelirle (48.000 dolar ayda 4.000 dolar) oranlayınca kişi başına düşen milli gelirin 1,78 katını kazanıyorlar.

Bizde ise; Türiye'de ise (kişibaşına milli gelir) 2.454 *1,78= 4370 dolar kazanmalılar.

Ne kadar kazanıyorlar 5600 dolar.

Asgari ücretliye gelince .

asgari ücret AMERİKA'da asgari ücret 1.250 dolar. Kişi başı aylık gelir 4.000 dolardık kat sayı olarak 3,2 çıkıyor. Bizde olması gerekene gelince hesaplamalar yapılırsa 511 TL ortaya çıkıyor. Bizde asgari ücret 511 TL Ancak orda haftada 40 saatten fazla çalıştığı için fazla mesai ödenir. Bizde de ödenmesi lazım ama malum…

Yukarıdaki bilgileri toparlayacak olursak;

2011 verileri ABDE İLE TÜRKİYEDE KİŞİ BAŞINA DÜŞEN MİLLİ GELİR AYNI OLSAYDI. ABD VE TÜRKİYE ARASINDAKİ FARKA BAKALIM.

TL BAZINDA………..ABD…………..TÜRKİYE

Öğretmen……………2.120 TL………1.700 TL

Asgari ücret…………507 TL…………..512 TL Fazla mesailer Ülkemde verilmiyor ama

Milletvekili………….4370 TL…………10.000 TL

kENDİ YAPTIĞIM ARAŞTIRMA yabancı sitelere girdim ve öyle verilenlerle yalan yanlış şeylerle uğraşmadım.

Direkt kendim yaptım sağda solda bulunana güvenmedim.

Hele hele ki TBMM komisyonunun yaptığının tamamen yanlış olduğunu gördüm.

Onlara göre öğretmen fazla alıyormuş buyrun o zaman.

Google translate sağolsun.

akime yazı yazdığımı söylemiştim.

adamlar öğretmen maaşı iyi dedi. oysa ki eksiğimiz var.

gelelim diğer araştırmayı

..............ABD..............TÜRKİYE

BENZİN.....2,20 TL..........4,25 TL.

ELEKTRİK....0,145 TL........0,165 TL

SADECE BENZİN VE ELEKTRİKTE yani insanların olmazsa olmazlarında bile pahalıyız. Hem maaşlar düşük hemde biz pahalıyız onlara göre. Onar için 0,145 Tl ucuzdur. Çünkü onların kazançları bizimle oranlayınca 4,40 kat daha çok kazanıyorlar.

Duyrulur.

Kendi maaşlarını ABD ile aynı olacak diye tutturuyorlar belki ama ülke şartları.

Memura asgari ücretliye öğretmene ülke şartları derler ama kendilerine gelince ülke şartları batmaz nedense. KINIYORUM.

doga11
30-01-2012, 13:36
bU KADAR YAZIYI OKUMAZSINIZ ama çok önemli noktalara parmak basılıyor. okumadan yorum yapmayın

adviser
30-01-2012, 13:38
başlık hayırlı olsun,

umarım eğitim-öğretim hizmetlerine bir katkıda bulunur...

menderes2010
30-01-2012, 13:57
Günümüzde "itibar" artık parayla ölçülüyor.Verin öğretmenlere aylık 5,000 TL.. Bakın görün itibarı..Okuldan eve gelinceye kadar bir kişi selamsız geçiyor mu?

Yeni topik hayırlı olsun.Umarım öğretmenleri anlayan kişi sayısı çoğalır.

menderes2010
30-01-2012, 14:00
‎''Eğer bir doktor, avukat ya da dişçi, ofisinde aynı anda, farklı ihtiyaçları olan, bazıları orada olmak istemeyen ve sorun çıkaran 40 kişiyle, yardımcısı olmadan 9 ay boyunca her biri ile profesyonelce ilgilenmeye çalışırsa o zaman belki Öğretmenleri anlayabilirler. "

bridgea
30-01-2012, 14:34
Hesap yanlış , Dil kullanımı yanlış ,zaten kişi kendisi yanlış.

Öğretmenlik yapıp gelecek nesilleri yetiştirecek kişinin önce kendini eğitmesi gerek.

menderes2010
04-02-2012, 16:32
Bu devirde öğretmen dostu bulmak zor.Halimizi anlayacak ve anlatacak eğitimli kişiler bulmak zor ! Herkes o kadar mükemmel ki toplumu eğiten kişilerin her hareketinin , eyleminin yanlış olduğunu taa uzaktan görebilmekteler..

Akresi
04-02-2012, 17:43
Bence öğretmenler tatilde gezmeli. Hatta MEB onları yurtdışına da tatile göndermeli. Eğitim sistemlerini araştırıcı bir program düzenlemeli öğretmenlere. Tatil dönüşü insan daha relax ve verimli oluyor. Söz konusu çocuklarımızın öğretmenleri. O parayla kiraya oturup doğalgaz verecek, çocuk okutacak, yol masrafı vs... bir de 3 ay tatil (Hangi öğretmen yapabiliyorsa) yapacak... Aklı eğitimden başka her yerde. Diğer ülkeler öğretim kadrosuna boşuna önem vermiyorlar...

İnsanların sorunlarını çöz ki onlardan beklentin yüksek olsun! Tabi ki öğretimle ilgili hedefler koy, ulaşamayanları sorgula gerekirse ele... Ama eleştirmeye ilk öğretmenlerden başlaması hataydı bu bakanın.

togo
04-02-2012, 21:16
Yeni topik hayırlı olsun. Herkes için çok çok önemli bir konu. Dilerim forumdaki en fazla paylaşımın olduğu topiklerden olur...

DoğuTürk
04-02-2012, 21:42
bakan bey sürekli şikayet halinde farkındamısınız
sanki öğretmenlerin bakanı değil de muhalefet partisinin temsilcisi gibi
kabinedeki hiçbir bakan kendi personelini bu kadar ayaklar altına almıyor
bu şekilde başlamakla zaten baştan kaybetti ; bu tavırlarla ve bu imkanlarla
öğretmenlere çok fazla bir şey yaptırtacağına pek zannetmiyorum ...

şimdi birde öğretmen şikayet hattı kurmuş ; en büyük facia bu zaten
işi olan da olmayan da arayacak artık ;

doga11
06-02-2012, 13:55
Raslantı sanırım ama
ABD de bir milletvekili Ülkemiz şartları ile kıyaslayınca
5.600 TL maaş alıyor. Bizim ülkemizde ise 5.600 dolar.

Bende öğretmen olarak aynısını istiyorum.

Yani
ABD de öğretmen
2.120 TL maaş alıyor bizde de 2.120 dolar alsın.

menderes2010
07-02-2012, 22:52
Görevi sırasında denetlenen tek meslek Öğretmenliktir. Siz bir doktorun muayene sırasında, avukatın bir dava sırasında, bankacının ödeme yaptığı sırada, hemşirenin iğne yaparken, ebenin doğum yaptırırken, polisin ceza keserken, askerin savaşırken denetlendiğini gördünüz mü?

Kişiler değil kurumlar denetlenir. Ama ne hikmetse öğretmen ders işlerken denetlenir. Marmara depreminde 50 bin kişi, Van depreminde yaklaşık 1000 kişi hayatını kaybettiyse denetlenmesi gerekenlerin denetlenmediğinin en büyük göstergesi değil midir bu?

DoğuTürk
08-02-2012, 19:41
http://a1202.hizliresim.com/u/8/2k0vr.jpg (http://bit.ly/c25MCx)

DoğuTürk
08-02-2012, 19:43
http://d1202.hizliresim.com/u/8/2k0z5.jpg (http://bit.ly/c25MCx)

DoğuTürk
08-02-2012, 19:46
http://www.facebook.com/#!/ogretmenlerinsesibu

öğretmen arkadaşlar facebook tan destekleriniz bekleniyor
hedef 500.000 öğretmen

DoğuTürk
10-02-2012, 15:13
DİNÇER "En tecrübesiz öğretmenleri Doğu'ya gönderiyoruz, haksızlık"

Öğretmenlerin kariyer planı konusunda hazırlıklar yapan Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer, özellikle aday öğretmenler ve ilk atanan öğretmenlerle ilgili yeniden yapılanma gerektiğini düşünüyor. Bakan Dinçer, "En zor yere en tecrübesiz öğretmeni gönderiyoruz" diyerek bu konudaki rahatsızlığını dile getiriyor.


10 Şubat 2012 Cuma 10:49

Gelişen teknoloji ile birlikte yaşanan değişimler daha etkin iş yapma ve daha fazla hareket kabiliyeti istiyor. Bu durumda öğretmenliğin tanımı da değişiyor. Artık sadece bilgiyi aktaran değil, lider olan ve öğrenciye moderatörlük yapan öğretmen modeli konuşuluyor. Milli Eğitim Bakanlığı bu nedenle, öğretmen yetiştirme yöntem ve süreçlerini yeniden gözden geçiriyor. Bakanlık, öğretmenlerin kariyer planları ve mesleki gelişimleri için çalışmalarda bulunuyor.



Hürriyet'e konuşan Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer, öğretmenlere meslek alanlarında kariyer ve esneklik sunulması gerektiğini açıkladı. Dinçer, "Öğretmenlerimize meslek hayatları içinde belirli zaman diliminde farklı kariyer alanları oluşturmak, o alanlarda yeni esneklikler, psikososyal veya sosyoekonomik yeni doyumlar sağlamak zorundayız. Yeni doyumlar yaratmak zorundayız ki, öğretmen yaptığı işten zevk alarak yapsın. Böyle olursa 30-35 yıl boyunca mesleğini severek sürdürür" dedi.



Dinçer, öğretmenlik mesleğinin en temel sorunlarından birinin kariyer sistemi olmadığını belirterek, "Öğretmenlerimizin hakettikleri güçte ve yerde olmalarını sağlamak için çaba sarf edeceğiz" diye konuştu. Bakan Dinçer, öğretmenlik kariyer sistemi ile ilgili şu ipuçlarını verdi:



Herkes eğitime tabi tutulacak

Kariyerin kadro ile irtibatlandırılması doğru değil. Bana göre belirli süre hizmet eden öğretmen, ciddi eğitim ve seçme sürecinden geçirildikten sonra başarılıolmuşsa artık kadro şartı aranmaksızın uzman niteliği taşımalı. Uzman niteliğindeki öğretmenler belirli bir yıl eğitim ve kıdemini arttırdıktan sonra eğitimden ve yeniden seçme sürecinden geçirilirek bu kez de başöğretmen ünvanına sahip olmalı. Uzmanlık veya başöğretmenlik gibi düzenlemeler o kişilerin kadrosundan ibaret, kadronun, özlük hakkının getirdiği algılama olmamalı. Hakikaten uzman öğretmenin hem diğer meslektaşlarına karşı hem öğrenci ve velilere karşı farklılaştığı bir mekanizma yaratmak lazım. Başöğretmen için de öyle. Böylece birçok tatminsizliğin önüne geçebilirler. Daha uzun süreli ve daha çok kademe olmalı. Henüz somutlaştırmadık.



Öğretmenlerimizin her birinin kendilerini tazelemesi, öğrenme metadolojisi açısından çok daha etkin hale gelmesi gerekiyor. Çocuklarımızın başarılarının arttırılmasında onların önemli rolleri var. Bütün öğretmenlerimizi yıl boyunca eğitmek istiyoruz. Bunun büyük kısmını yaz döneminde yapma niyetindeyiz. Daha önceden buna benzer bir söz söylediğimde öğretmenlerimizde bir alınganlık olduğunu fark ettim. Ancak, yanlış anlaşıldım. Yaz boyunca eğitim yaptıracağız derken, onların tatil yapmalarını önleyecek anlayışla söylemedim. Öğretmenler zamanı ve yeri gelince tabii ki tatil yapacaklar. Ama yaz mevsimi aynı zamanda öğretmenlerin kendilerini geliştireceği zaman dilimi olarak algılanmalı. Yazın öğretmenlerimizin mesleki açıdan gelişimini sağlayacak her türlü tedbiri alacağız. Bütün öğretmenlerimizi belirli yıllık periyotlarla eğitime tabi tutacağız.



En zor yere en tecrübesiz gidiyor



Herhangi bir öğretmen adayı eğitim fakültesinden mezun olduktan sonra KPSS'de başarılıolur da atanabilirse hiçbir tecrübe yaşamadan ülkenin en zor şartlarının olduğu yerlerde, en tecrübelilerin verdiği eğitimin olması gereken yerde görev alıyor. Birleştirilmiş sınıfta birinci sınıftan beşinci sınıfa kadar aynı öğrencilerin olduğu ortama tecrübesiz öğretmeni gönderiyoruz. Bu aslında kendi insanımıza yapılmış bir haksızlıktır. Biz Milli Eğitim Bakanlığı olarak çocuklarımıza bunu yapıyoruz. Bu yanlış. Belirli tecrübeyi gerektiren yerlerde o tecrübeye sahip insanlar öğretmenlik yapmalı. Öğretmenin yetişmesi, atanması ve istihdamı ile ilgili alanlarda bizim süreçleri ciddi şekilde gözden geçirmemize ihtiyaç var.



Yetersizliklerimiz varsa telafi edelim



Her an yeni düşünceler, fikirler, meslekler, yeni yöntemler ve yeni teknolojiler ortaya çıkıyor. Sürekli yoğun çaba içinde olan ve öğretme sürecinin yoğunluğu içinde çalışan bir öğretmenin bunu farketmesi, ona ulaşması mümkün değil. Öyle ise bizim Bakanlık olarak bunların tespitini yapmamız ve ona anlatmamız lazım. Böylece dış dünya ile gelişmiş ülkelerle aramızdaki mesefe korunsun açılmasın veya rekabet avantajına sahip olalım. Ayrıca yetişme esnasında varsa yetersizliklerimiz, telafi edelim.



Meslekte yetişmelerini sağlamalıyız




Kayhan Karlı (Öğretmen Akademisi Vakfı Genel Müdürü): Bu ülkenin çocuklarını geleceğin liderleri olarak yetiştirmek için ihtiyacımız olan tek şey, öğretmeye değil öğrenmeye odaklanmış bir eğitimci grubuna sahip olmak ve bu konudaki kararlılıktır. Öğretmen Akademisi Vakfı gibi sivil toplum kuruluşları (STK), üniversiteler ve MEB acil olarak işbirliği yapmalı. Öğretmen eğitimi ve geliştirilmesi yeniden tasarlanmalı. Halen ülkemizin en ücra noktalarında özveriyle görev yapan öğretmenlerin yeterlilikleri üzerinden konuyu ele almak da yanıltıcı olabilir. Öğretmenlerin sürekli değişen, gelişen ve yaşam boyu öğrenen bireyler olması diğer iş kolları gibi kaçınılmazdır. Öğretmenlerin yaşam boyu öğrenen bir bireye dönüşümünü sağlamak için de sadece talepte bulunmak gerçekçi olamaz. Öğretmenlerin doğru seçilmesini ve meslekte yetişmesini sağlamalıyız.



Adayların sorunları



Tek öğretmenli okullarda çalışıyor Türkçe bilmeyen öğrencilerle karşılaşıyorlar

• Bir bölümü, mesleğin en zor olduğu kırsal kesimde tek öğretmenli veya branşıyla ilgili rehberlik yapacak öğretmenin bulunmadığı okullarda, birleştirilmiş sınıflarda ve YİBO'larda göreve başlıyor. Bu öğretmenler yakın çevrede danışacakları ve meslekte karşılaştıkları problemleri soracakları bir merci bulmakta zorlanıyor. Yönetmelik gereği aday öğretmenlere tek başına sınıf ders verilmemesi esası benimsenmiş iken, zorunlu sebeplerden ders veriliyor ve tek öğretmenli okullarda görevlendiriliyor.

• Sosyal ve kültürel yönden çok yabancı olduğu bölgelerde çevreyi bütün yönleriyle tanımadan göreve başlıyor ve Türkçe bilmeyen öğrencilerin eğitiminde sorun yaşıyorlar.

• Mevzuata rağmen temel ve hazırlayıcı eğitimi verecek öğretim görevlileri seçiminde istenen özen gösterilmiyor. Adayların çoğu adaylık eğitimlerini mesleki olarak yararlanacakları bir eğitim olarak göremiyorlar. Bu nedenle eğitime devamda ve motivasyonda sorunlar yaşanıyor. Adaylık eğitiminin bazı yerlerde mevzuata aktarma biçiminde sürdürülmesi, aktif öğrenme yöntem ve teknikleri yeterince kullanılmıyor.

• Temel eğitim programında hizmet öncesi eğitimdeki bazı dersler mükerrer yer alıyor. Mesleki etik ilkeleri, itibar yönetimi ve sendikal mevzuat gibi güncel konulara yer verilmiyor.

• Özel öğretim kurumlarında görev yapan öğretmenlerin devlet okullarıyla aynı adaylık eğitimine tabi tutulmalarına rağmen devlet okullarına atanmaları halinde yeniden aday olarak değerlendiriliyor.

• Adaylık döneminde yapılan temel ve hazırlayıcı eğitim programlarının çerçevesi kısmen doğru çizilmesine rağmen istenen verimi elde edemiyor .

• Adaylık eğitimlerinde öğretmen adayları öğretme ve öğrenme sürecine aktif katılamıyor.

• Aday öğretmenlerin adaylıkları süresince herhangi bir disiplin cezası aldıklarında memuriyetten çıkarılabilmeleri iş güvencesini olumsuz etkiliyor.



Sayılarla öğretmenler

• Eğitim kurumu yöneticisi: 69 bin 362

• Kadrolu: 677 bin 787

• Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yurtdışında görevlendirilen: 1619 Maaşlar (TL)

• Göreve yeni başlayan maaşı: 1.640.71

• 15 saatlik ek ders ücreti: 468.91

• Eğitime hazırlık ödeneği: Bu yıl 600 TL



Öğretmen yetiştiren kurumlar

• Eğitim Fakültesi

• Eğitim Bilimleri Fakültesi

• Mesleki Teknik Eğitim Fakültesi

• Teknik Eğitim Fakültesi

• Mesleki Eğitim Fakültesi

• Ticaret ve Turizm Eğitim Fakültesi

• Endüstriyel Sanatlar Eğitim Fakültesi

• Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu

• İlahiyat Fakültesi



YARIN: Atanamayan öğretmenler



Başarının yüzde 50'si genetik yüzde 30'u öğretmene bağlı



Araştırmalar, öğrenci başarısının yüzde 50'sinin genetik mirasa, yüzde 30'unun ise öğretmen niteliğine bağlı olduğunu gösteriyor. Geriye kalan yüzde 20 ise diğer fakörler arasında paylaşılıyor. Öğrencileri kategorilere ayıran, başarılı ya da başarısız diye etiketleyen öğretmen modeli gerilerde kaldı. İşte bu nedenle Milli Eğitim Bakanlığı öğretmen yetiştirme sistemini de değiştirmeye hazırlanıyor.



Bilgi çağında eğitimin tanımı değişti. Artık yeni okul yapıları ve yeni nesil öğretmenlik konuşuluyor. Çocuk ve gençlere en iyi eğitimi verecek niteliklere sahip öğretmenleri yetiştirmek için Milli Eğitim Bakanlığı ve öğretmen örgütleri farklı çalışmalar yapıyor. Öğrencileri geliştirecek, bilgi, beceri ve erdemle eğitecek, toplumsal gelişime katkı sağlayacak öğretmenler için onları yetiştiren eğitim kurumları da sorgulanıyor.



Milli Eğitim Bakanlığı'nın 18-20 Kasım 2011 tarihleri arasında düzenlediği Ulusal Öğretmen Staretjisi Çalıştayı'nda bu konuda ilk adım atıldı. 300'e yakın katılımcı, gelecek nesli yetiştirecek öğretmenlerin aslında kaderini belirledi. Bu çalıştayda sokaklarda sesini duyurmaya çalışan atanamayan öğretmenler, yükseköğretim politikaları ve yeterlilik temeli olmayan öğretmen yetiştirme programı tartışıldı. Şu anda öğretmenlik mesleğinin yetiştirmeden kariyer sistemine, yeterlilikten ekonomik doygunluğa kadar birçok sorunu var.



Dünyada olduğu gibi ülkemizde de öğretmen yetiştiren kurumların zamana ayak uydurduğunu söylemek biraz zor. Yaratıcı, eleştiren, düşünen, sorgulayan, özgür öğrenciler isterken, onları yetiştirenlerin de mercek altına alındığı günümüzde teknolojiye hakim, iletişim kabiliyeti yüksek, yaratıcı öğretmenler için yeni projeler geliştiriliyor.



Geleneksel bakış açısı yerine değişimi okuyan, sürekli gelişen, empati kuran, etkili iletişimi olan, problem çözen, liderlik becerilerine sahip öğretmenler aranmaya başlandı. Günümüzde entelektüel yönden gelişmiş, estetik duygusu olan ve gücünü yetkisinden değil yarattığı etkiden alan bu yeni öğretmen modelinde mesleki saygınlık ve statü, toplumsal ve kültürel değerlerin ötesinde liderik becerilerine bakılıyor.



Öğretmenliğe talep fazla



Son 10 yılda eğitim fakültelerinin sayısı 54'ten 75'e yükseldi. Öğrenci sayısı 151 binden 200 bine çıktı. Eğitim fakülteleri, fen-edebiyat ile iktisadi ve idari bilimlerden sonra en fazla öğrenci alan yükseköğretim kurumları haline geldi. Bazı eğitim fakülteleri ya da bölümlerinde bu sayı 100'ü aşıyor. Öğretim üyesi başına düşen öğrenci sayısı mühendislik fakültelerinde 35, fen-edebiyat fakültelerinde ise 9.



KPSS en önemli sorun



KPSS nedeniyle özellikle fakültelerin son sınıflarında öğrenciler liselerde olduğu gibi sınava hazırlanıyor ve dersler amaca uygun olarak yapılamıyor. Buna rağmen her yıl mezun olan 50 bin civarındaki öğretmen adayı, atanmayı olağan bir hak olarak görüp, atanamama halinde hayal kırıklığı yaşıyor. Türkiye'de kamu personeli istihdamının en büyük kısmını gerçekleştirmesine rağmen öğretmen eğitimi programlarının mezunları arasındaki işsizlik oranı giderek artıyor.



Öğretmenlik için Milli Eğitim Bakanlığı'na başvuranların sayısı 2011 yılında 264 bine yükseldi. Son yıllardaki yıllık istihdam ortalaması 30 bine yaklaşmasına rağmen, öğretmenlik programları ve diğer yükseköğretim kurumları mezunları bu alanda yeterince iş bulamıyorlar. Türkiye'nin öğretmen eğitimi alanında 10-15 yıldan bu yana yeterli yatırımı yapmadığı, buna karşılık sağlıksız ve dengesiz bir büyümeyle çeşitli güçlüklerle karşı karşıya kaldığı ortada.



Sorunları saymakla bitmiyor...



Türkiye'nin dört bir yanında büyük bir sevgi bağıyla görevini yapan öğretmenlerin sorunları da çok. Onları temsil eden Eğitim-Bir-Sen, Eğitim-İş, Türk Eğitim-Sen, Demokrat Eğitimciler Sendikası başkanlarının ilettiği sorunlar şöyle:

• Eşit işe eşit ücret kanunu çıkarıldı, öğretmenler bu kanun kapsamına alınmadı. Öğretmenler kendilerini üvey evlat gibi hissediyorlar. Azim, şevk ve motivasyonlarında düşüş yaşandı.

• Türkiye genelinde öğretmen başına düşen öğrenci sayısı çok fazla.

• Hala sobayla ısıtılan sınıflar var ve birleştirilmiş sınıf uygulaması devam ediyor.

• 350 bin civarında ataması yapılmayan öğretmen var. Bu sorun kangren haline geldi.

• Avrupa Birliği'ne üye, hatta aday ülkelerde öğretmenlerin siyaset hakkı var. Gelişmiş, çağdaş demokrasi ve siyaset için öğretmenlere siyaset ve grev hakkı verilmeli.

• Ücretli öğretmenler çok düşük maaşlarla çalışıyor. Sosyal güvenceleri yok, sendikalı olamıyorlar.

• Dersane öğretmenleri arasında asgari ücretle çalışanlar var.

• Resim, müzik gibi sanat öğretmenleri idareci olamıyor, ders sayıları giderek azaltılıyor, iki okula bir resim ve müzik öğretmeni düşüyor.

• Okullarda öğretmenlerin sadece bir odası var. Her birinin ayrı çalışma ofisi ve bilgisayarı, interneti olmalı.

• OECD ülkelerinde öğretmenlerin yıllık çalışma saatleri 1652 saat, Türkiye'de 1840 saat.

• Bütün kamu çalışanlarının lojmanları ve işe gidip gelmeleri için servisleri var ama öğretmenlerin ne lojmanı ne de servisleri var. En azından yol masrafları karşılanmalı.

• Öğretmenler kendi çalıştıkları okula çocuklarını kayıt ettiremiyorlar, bu durum da onları olumsuz etkiliyor.

• Okullar engelli öğretmen ve öğrenciler dikkate alınarak planlanmıyor, bu durum eğitim ve öğretimi olumsuz etkiliyor.



Öğretmen adayları mezun olmadan önce 1 yıl staj yapmalı



Ömer Dinçer (Milli Eğitim Bakanı): Eğitimin temel öğesi, çekirdeği öğretmenlerdir. Derslik sayımız, maddi kaynaklarımız, bilgi ve teknolojik alt yapımız ne olursa olsun eğitimin başarısını belirleyen en kritik faktör yine öğretmendir. Bir taraftan derslik sayımızı arttırmaya, teknolojik alt yapıyı iyileştirmeye çalışırken öğretmenin mesleğini icra etmesi ve mesleki gelişimi ile ilgili tedbirler almanın da üzerinde duruyoruz.



Öğretmen yetiştiren kurumlar gözden geçirilmeli: Bugün öğretmenlerin yetiştirilmesi ile ilgili eğitim programları, üniversitelerimizdeki diğer eğitim programlarından farklı bir nitelik taşımıyor. Diğer mesleklere eleman nasıl yetiştiriliyorsa öğretmenler de öyle, özel bir önem atfedilmeden aynı şekilde yetiştiriliyor. Öğretmenlerimizin seçim sürecinde de istisnai bir yapı ile bu süreç geliştirilmiyor. Ayrıca öğretmenler mesleğini icra ederken çok özel ve istisnai muamaleye tabi tutulmuyor. O zaman bu sürecin hepsi rutinleşmiş, sıradan hale gelmişse öğretmenlerin istisnai olduğunu, bu mesleğin mutena bir meslek olduğunu iddia etmek olur mu? Öğretmenliği tekrar kendi konumuna oturtmamız lazım. Bunun için öğretmen yetiştiren fakültelere giriş yeniden gözden geçirilmeli ve farklılaştırılmalı. Böylece öğretmen olmak isteyen insanların bu ülkenin en kabiliyetli, en başarılı ve duygusal açıdan da güçlü ve idealist olanların yöneldiği bir meslek olarak ortaya temayüz etmesini sağlamak lazım.



Stajlar itina ile yapılmıyor: Fakülteden mezun olanların hemen öğretmenlik mesleğine yönelmeleri bence yetersiz olabilir. Fakültede okurken adayların stajlarını çok iyi yapması ve pratiklerini okullarda çok başarılı, tecrübeli öğretmenlerimizden belki de en az bir yıl süreyle fiili olarak alması lazım. Bugün stajlar o kadar itina ile yapılmıyor. Onun için eğer gerekiyorsa eğitim fakültelerinin eğitim süreleri uzatılabilir. Ancak, bunun karar vericisi YÖK ve üniversitelerdir. Ama ben okullarımızda bir yıl boyunca sınıfta yine belirli bir tecrübeli öğretmenin nezaretinde olmaksızın staj yapmamış çocuğumuzun öğretmen olarak işe başlamasını doğru bulmuyorum.



Öğretmenlik rutinden kurtarılmalı: Milli Eğitim Bakanlığı'na veya herhangi bir özel kuruma öğretmen olarak seçilen adayların öğretmenlik ünvanını almadan önce de iyi bir denemeden, adaylık sürecinden geçirilmesi gerektiği kanaatindeyim. Öğretmenlik mesleğinin bir kişinin 30 yıl boyunca rutin bir şekilde icra ettiği meslek olmaktan çıkarılması gerekir. Öğretmenlerimizin büyük bölümü bir kuruma giriyor, bazen kurumunu değiştiriyor, bazen kalıyor. Ama emekli olana kadar rutin olarak ders veriyor. Bu ne kadar sıkıcı, ne kadar insanın ruhuna aykırı bir şey. Halbuki o insanın mesleki hayatının belirli safhalarında farklılaştığını görmek, onu kıdemi arttıkça itibarını arttıran, saygınlığını pekiştiren bir mekanizma kurmak çok önemli. Motivasyon dediğimiz şey herkesin maaşıyla irtibatlı hale gelmişse iyi değil. Aslında diğer alanlardaki yetersizliklerin çaresiz şekilde maddi olarak telafi edilmesi beklentisiyle alakalıdır bu durum.



Öğretmenlik özel ve önemli bir meslektir



Prof. Dr. Mustafa Özcan (Rhode Island College öğretim üyesi): Eğitim, herkesin yapabileceği bir iş değil, bu iş için özel olarak yetiştirilmiş öğretmenlerin yapabileceği özel bir meslektir. Giderek ailenin görev ve sorumluluklarını üstlenmeye başlayan okullar, her toplumsal kesimden öğrencinin gelişebildiği, öğrenebildiği, kendini rahatça ifade edebildiği, güvenli ve seven ortamlar olmalı. Öğretmenler de, bilgi, beceri, sevgi ve erdemin kaynağı ve örneği olmalı. Bu anlamda öğretmenlik bu mesleği bilen ve seven insanların yapabileceği özel bir eğitim gerektiren kendine özgü ve fedakarlık isteyen bir iştir.



Öğretmenliği diğer mesleklerden ayıran temel özellikler vardır. Nerede ve hangi ortamda olursa olsun yetişkin bir insan kendisini kötü insanlardan, zararlı yiyeceklerden, maddelerden ve olaylardan koruyabilir, kendi çıkarı ve gelceği için en iyi kararı verebilir.



Öğretmenle çocuk arasındaki ilişki ve etkileşim diğer bütün mesleklerden farklı, uzun süreli ve çok boyutlu. Özellikle de modern toplumda, öğretmen ve öğrenci arasındaki ilişki ve etkileşim bütün zamanlardan daha uzun ve yoğun yaşanıyor, hem çocuğun birey olarak gelişim, hem de toplumun geleceği için hayati bir anlam kazanıyor.



Bir okulu başarılı veya başarısız kılan, öğrencilerin bireysel yeteneklerini geliştirmelerini, kendilerine, ulusa ve insanlığa faydalı bilgi, beceri ve değerlerle yetişmelerini sağlayan en önemli güç öğretmenlerdir.



TED Yayınlarından çıkan 'Bilgi Çağında Öğretmen: Eğitimi, Nitelikleri ve Gücü Bir Reform Önerisi' adlı kitabımda dünyadaki özellikle de Amerika'daki en başarılı öğretmen eğitimi programlarını inceledim. 'Okulda üniversite' olarak isimlendirdiğim bir öğretmen eğitimi modelinde öğretmen eğitiminin üniversite binalarında değil, öğretmenlerin işyeri ortamı olan okullarda verilmesini gerektiriyor. Bu modelle uluslararası standartlarda en iyi öğretmenleri yetiştireceğimize ve öğretmen eğitiminde bir Türkiye markası yaratacağımıza inanıyorum.

menderes2010
10-02-2012, 18:04
Sizler hiç atama bekleyen polis,hemşire,subay gördünüz mü?

JAKO
10-02-2012, 18:16
Öğretmenlik ve eğitim, hedef alındı. Sancılı sonuçları yaşanıyor. Köy enstitülerini kapatan zihniyet, anadolu insanının uyanışını engellemek için bunu yaptı.
Vehbi Dinçerler ve Avni Akyol, bu iki milli eğitim bakanını ve eğitime verdiklerı zararı doğru görmek için sağlıklı düşünen bir kafa yapısına sahip olmak gerekli.
Eğitime zararı amerikan işbirlikçileri ve amerikancılık veriyor. Öğretmenler de bunun acısını çekiyor, yaşıyor. Robot bir nesil yetişsin istediler, yetişti. Atatürk'ün gençliğe hitabesine sahip çıkacak irade ve zekaya sahip bir gençlik yerine, ortaçağ gericiliğine sahip çıkan bir nesil yetiştirilmek istendi, eğitime bunun için zarar verildi.

DoğuTürk
11-02-2012, 19:26
Dinçer ekranı sevdi

Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer televizyon ekranından seslenmeyi sevdi. Hemen her gün ekranlarda. Bugün de sabah, akşam iki farklı kanalda, yaptıklarını anlatacak. Sorular aynı olunca, sohbetler de aynı oluyor. Eğitimin temel problemleri yerine güncel popüler konular konuşuluyor. Öğrenci, öğretmen ve velilerden direk soru alınmadığı için de zaman zaman icraatın içine dönüşüyor.


Bakan Bey’in öğrenci ve öğretmenlerin karşısına çıkma zamanı geldi de geçiyor. Kameralar karşısında olmasa da, herkesin rahatlıkla görüşlerini ortaya koyacağı toplantılar, hem tarafların rahatlamasına hem de Bakan Bey’in eğitim temel sorunları konusunda daha doğru bilgilenmesine ortam hazırlayacaktır.

Gelen tepkiler, Bakan Bey’in çıktığı programlarda, kendi sorularına hiç cevap vermediği yönünde.


Bizden hatırlatması!..


Peki, Bakan Bey’in bu televizyon atağı işe yarıyor mu? İmajına katkıda bulunuyor mu? Evet demek zor. Keşke hiç çıkmasa diyenler çoğunlukta. Ya da ille de çıkıyorsa yeni şeyler söylesin diyorlar. Bu konuda kurmayları kadar, program yapımcısı arkadaşlara da büyük görevler düşüyor. Oturup biraz ders çalışmaları iyi olur. Eğitimi tartışmak, siyaset gibi değil. Geneli bırakıp özele girmeden olmaz. Bakan ne söylüyorsa onları değil, izleyici ne bekliyorsa o soruların cevabı aranmalıdır. Ayrıca, söylenenleri sorgulamak ve inandırıcılığını izleyici bazında da değerlendirmek gerekir...


Özetin özeti: Ekran iyi kullanıldığında müthiş avantajlar sağlıyor ama iyi değerlendirilemediğinde işleri daha da zora sokabiliyor!..





Devamını Oku: http://www.personelmeb.net/bakanlik/bakan-keske-tvye-hic-cikmasaydi-h16321.html#ixzz1m6B3XzVl

DoğuTürk
11-02-2012, 19:30
Sizler hiç atama bekleyen polis,hemşire,subay gördünüz mü?


sizler hiç bir meslek grubunun şikayet edildiği bir hat duydunuzmu
yakında devreye girecek öğretmen şikayet hattı 147

DİEGO
11-02-2012, 19:36
Benim abim ve eşide öğretmen, abim uzun süredir kadrolu sınıf öğretmeni eşi ise ilk evlendiklerinde sözleşmeli branş öğretmeni idi daha sonra kpss den iyi bir puan olarak kadroya atandı buraya kadar iyimi iyi, daha sonra kendisi ile aynı statüde olupta kpss de yeterli puan alamayan sözleşmeli öğretmenler hükümetin çıkardığı khk ile kadroya geçirildiler ve kendilerinin sözleşmeli esnada geçen süreleri kadrolu durumlarının üzerine eklenerek derece-kademeleri ilerletildi ve kıdemleride sayılarak intibakları yapıldı fakat sözleşmeli iken kpss ile kadroya atanan öğretmenlere bir türlü bu hakları verilmedi ve tüm başvurulara rağmen ısrarla verilmiyor bumu adalet sistemi demek istiyorum?

DİEGO
11-02-2012, 19:37
sizler hiç bir meslek grubunun şikayet edildiği bir hat duydunuzmu
yakında devreye girecek öğretmen şikayet hattı 147

Siz hiç khk ile kadroya geçirilen öğretmenlere verilen hakların, kpss ile atanan öğretmenlere verilmediği bir ülke duydunuzmu?

romwar
11-02-2012, 23:37
sizler hiç bir meslek grubunun şikayet edildiği bir hat duydunuzmu
yakında devreye girecek öğretmen şikayet hattı 147

tamamen saçmalıktan ibaret ne olacak sonu geyiğe bağlayıp kapatılacak.o kadar müfettiş mi var ki ha diyince çocukların şikayeti ile gitsin en ücra köye bırakalım bu işleri de daha mantıklı işler yapalım çocuklarımız için...

DoğuTürk
13-02-2012, 21:20
http://www.turkegitimsen.org.tr/anketv2.php?id=9


ömer dinçer ile ilgili bir anket var ; katılmak isterseniz buyurun

doga11
14-02-2012, 17:20
Çok güzel konular paylaşılmış teşekkürler arkadaşlar.


Giren birşeyler yazmış ama kimse yazdığım yazıyı okumamış.

doga11
14-02-2012, 17:21
Şu dünya da tek isteğim var o da 10 yıl milli eğitim bakanlığı yapabilmek. 10 yıl yapayım ben bu işi ondan sonra isterlerse idam etsinler hiç önemli değil. Arkamdan çok şey bırakacağıma adım gibi eminim.

kumbar
26-02-2012, 08:49
akşam yatıp aklına gelen fikirle uyanıp eğitim sistemini değiştiren siyasilere rağmen bu ülkede eğitimin "e"sini gerçekleştirebilen eğitimcilere helal olsun....

menderes2010
02-03-2012, 23:04
4+4+4 kabul edildi.Bakalım bizi neler bekliyor?

invisible
05-03-2012, 22:08
Okulların halka acılması projesi hakkında ne dusunuyorsunuz meslektaslar... Uzatmadan kendi fikrimi yazayım, Yatılı bir lisede gorev yapmaktayım ve ogrencilerimiz secme ogrenciler. Gunun her saati dersaneden geliyoruz diye arkadaslar (abiler) geliyor. Kime geldin, niye geldin diye soru sorabiliyorum suan ama bu projeden sonra elim kolum baglı olacak. Adamalar elini kolunu sallaya sallaya girecekler okula!!!

BORA YAŞAR
05-03-2012, 22:12
sizler hiç bir meslek grubunun şikayet edildiği bir hat duydunuzmu
yakında devreye girecek öğretmen şikayet hattı 147

Desenize..

Nerede o, öğrenciyi, çırağı hocaya teslim ederken; "eti senin kemiği benim" muhabbetleri..:)

Mazide kaldı hepsi..

Askerde de aynı uygulama var epeydir..

Bir tek tokat atmaya cesaret edemiyor hiçbir komutan..

İyi mi, kötü mü?


Size kalmış..

selimm
08-03-2012, 21:10
http://img268.imageshack.us/img268/8882/42519840601135942516023.jpg (http://imageshack.us/photo/my-images/268/42519840601135942516023.jpg/)

Uploaded with ImageShack.us (http://imageshack.us)

doga11
13-03-2012, 21:24
http://www.ogretmenlerekodemeistiyor.com/index.php

Bu linke tıklayıp öğretmenler yorumlarını yaparsa bir çok şey düzelebilir. İhtimal varsa değer.

kumbar
14-03-2012, 22:56
BU ÜLKEDE ÖĞRETMEN OLMAK
yaklaşık 15 yıllık öğetmenim.Severek seçtim ve bu mesleğe başladım.Lakin her yıl bir önceki yılı arar oldum.Özellikle son yıllarda mesleğimin bu kadar ayağa düştüğünü,itibarsızlaştırldığını gördükçe kahroldum.Büyük konuşmayayım ama emekliliği görebilirsem(ki bu iktidarın çalışan memura emekliliği göstereceğini sanmam)1 dakika fazla çalışmam.maaş mı düşecek?geçinemem mi?öğretmen odalarına gider emekli öğretmen olarak ayva,nar,bal bir şeyler satarım :)
Hangi bakan göreve başlasa bismillah diyip ilk açıklaması öğretmene hakaret oluyor.Dolayısıyla bakanın hor gördüğü öğetmeni vatandaş da hor görmeye başlıyor.Bakan öğretmene 3 ay tatil yapıyorsun,kahvede taş oynuyorsun ,derse geç giriyorsun derse, vatandaş da ağzına ne gelirse gelir ...okulda söylemez mi?Ne yazııkki bu gözlerim çocuğa "kitap al" dediği için okula öğretmeni dövmeye gelenleri de gördü.
Sınıf kapılarına "Hatalıysam ara aloo 146 " ucubesi ile öğretmenler yine aşşağılandı.Çalışmayan,öğrencisini döven,her meslekten çıkabilecek çürük insan öğretmenlerde var elbet.Ama çalışmayana korkutacağım derken çalışan insanların onurunu kırmak niye?Üstelik alo hattına ne gerek var?şikayeti olan veliyi kimse tutamıyor,soluğu valilik,milli eğitim müdürlüğünde alıyor zaten...Ama amaç trbünlere oynamaksa ,çalışan insanların şevki kırılıyor. Her bakanla değişen eğitim sistemine rağmen eğitim-öğretim yapan insanlar meslekten soğutuluyor.
Çarşıda,sokakta,kahvede hiç bir polisin,tapu memurunun,imamın,vb memurun maaşının sorgulandığını duydunuz mu?Ben öğretmenin maaşının sorgulandığını her mevzu açılınca duydum."Efendim yata yata para alıyorsunuz...tatiliniz bol..."yav kardeşim benim imam kardeşimde günde beş vakit namaz kıldırıyor.Toplasan 2 saat eder.Ama onun tatilini çalışma süresini kimse ağzına almaz.ideolojik olarakda ben imam kardeşimin karşısında olan bir insan değilim...Anlatmaya çalıştığım öğretmenlik vatandaşın gözünde eskiden fedakarlık ifade ederken şimdi bunun yerine çok başka düşünceler koyulmuş...
Benim çalıştığım okulda iki hizmetli var.Erkek olanı akşama kadar bilmece çözer,kadın olan akşama kadar elişi yapar.Okul bitince ortalığı süpürür giderler.Demekki öğretmen bu iki hizmetlimiz ile eşit iş yapıyormuşki sağolsun hükümetimiz bu eşitsizliği ortadan kaldırmış.Şimdi hizmetli kardeşim öğretmenle aynı maaşı alıyor.Güler misin ağlar mısın?
Hakkını istersin...yada şikayet edersin..."vay nankör vay! yerinde olmak isteyen ne kadar insan var biliyor musun?bak kaç öğretmen atama bekliyor?diye ölüm gösterilip sıtmaya sevindirilir.Emeklilik yaşını makul seviyeye çekip ataması çıkmayan öğretmenlerin önünü açmak yerine hasbel kader ataması olmuş öğretmenle atama bekleyen mağdur öğretmen karşı karşıya getirilip aradan çıkılır.
çocuklarımın asla öğretmen olasını istemiyorum.Bir öğretmen evladının kendi işini yapmasını istemiyorsa herhalde burnuna kadar getirmişlerdir...daha yazsam çok serzeniştim var ama...ne diyeyim Allah bizi bu hale getirenleri ıslah edip akıl versin...

invisible
14-03-2012, 23:04
BU ÜLKEDE ÖĞRETMEN OLMAK
yaklaşık 15 yıllık öğetmenim.Severek seçtim ve bu mesleğe başladım.Lakin her yıl bir önceki yılı arar oldum.Özellikle son yıllarda mesleğimin bu kadar ayağa düştüğünü,itibarsızlaştırldığını gördükçe kahroldum.Büyük konuşmayayım ama emekliliği görebilirsem(ki bu iktidarın çalışan memura emekliliği göstereceğini sanmam)1 dakika fazla çalışmam.maaş mı düşecek?geçinemem mi?öğretmen odalarına gider emekli öğretmen olarak ayva,nar,bal bir şeyler satarım :)
Hangi bakan göreve başlasa bismillah diyip ilk açıklaması öğretmene hakaret oluyor.Dolayısıyla bakanın hor gördüğü öğetmeni vatandaş da hor görmeye başlıyor.Bakan öğretmene 3 ay tatil yapıyorsun,kahvede taş oynuyorsun ,derse geç giriyorsun derse, vatandaş da ağzına ne gelirse gelir ...okulda söylemez mi?Ne yazııkki bu gözlerim çocuğa "kitap al" dediği için okula öğretmeni dövmeye gelenleri de gördü.
Sınıf kapılarına "Hatalıysam ara aloo 146 " ucubesi ile öğretmenler yine aşşağılandı.Çalışmayan,öğrencisini döven,her meslekten çıkabilecek çürük insan öğretmenlerde var elbet.Ama çalışmayana korkutacağım derken çalışan insanların onurunu kırmak niye?Üstelik alo hattına ne gerek var?şikayeti olan veliyi kimse tutamıyor,soluğu valilik,milli eğitim müdürlüğünde alıyor zaten...Ama amaç trbünlere oynamaksa ,çalışan insanların şevki kırılıyor. Her bakanla değişen eğitim sistemine rağmen eğitim-öğretim yapan insanlar meslekten soğutuluyor.
Çarşıda,sokakta,kahvede hiç bir polisin,tapu memurunun,imamın,vb memurun maaşının sorgulandığını duydunuz mu?Ben öğretmenin maaşının sorgulandığını her mevzu açılınca duydum."Efendim yata yata para alıyorsunuz...tatiliniz bol..."yav kardeşim benim imam kardeşimde günde beş vakit namaz kıldırıyor.Toplasan 2 saat eder.Ama onun tatilini çalışma süresini kimse ağzına almaz.ideolojik olarakda ben imam kardeşimin karşısında olan bir insan değilim...Anlatmaya çalıştığım öğretmenlik vatandaşın gözünde eskiden fedakarlık ifade ederken şimdi bunun yerine çok başka düşünceler koyulmuş...
Benim çalıştığım okulda iki hizmetli var.Erkek olanı akşama kadar bilmece çözer,kadın olan akşama kadar elişi yapar.Okul bitince ortalığı süpürür giderler.Demekki öğretmen bu iki hizmetlimiz ile eşit iş yapıyormuşki sağolsun hükümetimiz bu eşitsizliği ortadan kaldırmış.Şimdi hizmetli kardeşim öğretmenle aynı maaşı alıyor.Güler misin ağlar mısın?
Hakkını istersin...yada şikayet edersin..."vay nankör vay! yerinde olmak isteyen ne kadar insan var biliyor musun?bak kaç öğretmen atama bekliyor?diye ölüm gösterilip sıtmaya sevindirilir.Emeklilik yaşını makul seviyeye çekip ataması çıkmayan öğretmenlerin önünü açmak yerine hasbel kader ataması olmuş öğretmenle atama bekleyen mağdur öğretmen karşı karşıya getirilip aradan çıkılır.
çocuklarımın asla öğretmen olasını istemiyorum.Bir öğretmen evladının kendi işini yapmasını istemiyorsa herhalde burnuna kadar getirmişlerdir...daha yazsam çok serzeniştim var ama...ne diyeyim Allah bizi bu hale getirenleri ıslah edip akıl versin...
Aynı duyguları paylasmamız garip geldi bana... Ben bu dediklerinize birde sendikaları eklemek istiyorum. Her siyasi gorusun bir sendikası olmak zorundamı!!! sırf bu yuzden hic bir sendikaya uye olmadım 11 yıldır. Organize olmamız lazım ama nerde ve nasıl???

BORA YAŞAR
19-03-2012, 11:58
Öğretmenler az çalışıyor’

Dinçer, Türkiye’deki ilköğretim öğretmenlerin yıllık 870 saatlerini okulda geçirdiğini belirterek, bu rakamın OECD ortalamasının 312 saat altında olduğunu bildirdi


http://www.haberturk.com/polemik/haber/726025-ogretmenler-az-calisiyor


Öğretmenlerimizin az çalıştığını hemen herkes biliyor..

Biliyor da, benim merakım aldıkları maaşın OECD ortalamasına göre ne durumda olduğu..:yes:

JAKO
19-03-2012, 16:26
Çok güzel konular paylaşılmış teşekkürler arkadaşlar.
Giren birşeyler yazmış ama kimse yazdığım yazıyı okumamış.
Kısa yazı yazın, benden size öneri. Uzun uzadıya yazılan yazıları gören, baştan okumama kararı verir.

BORA YAŞAR
20-03-2012, 22:43
"Türkiye'de öğretmen maaşı ortalama 1700 euro!"

Boğaziçi Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dekanı'ndan şaşırtıcı rakamlar..


Bloomberg HT'de Gülin Yıldırımkaya ile Gündem programında Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer'in "Türkiye'de öğretmenlerin az çalıştığı"na yönelik açıklamaları tartışıldı.

http://www.haberturk.com/polemik/haber/726508-turkiyede-ogretmen-maasi-ortalama-1700-euro-

togo
20-03-2012, 23:32
"Türkiye'de öğretmen maaşı ortalama 1700 euro!"

Boğaziçi Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dekanı'ndan şaşırtıcı rakamlar..


Bloomberg HT'de Gülin Yıldırımkaya ile Gündem programında Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer'in "Türkiye'de öğretmenlerin az çalıştığı"na yönelik açıklamaları tartışıldı.

http://www.haberturk.com/polemik/haber/726508-turkiyede-ogretmen-maasi-ortalama-1700-euro-

Bu durumda benim maaşımın hemen hemen yarını biri iç ediyor.:grrr:

BORA YAŞAR
20-03-2012, 23:43
Bu durumda benim maaşımın hemen hemen yarını biri iç ediyor.:grrr:

Yukarıdaki hesap sanırım, çalışma saati başına hesaplanarak bulunuyor..:)

menderes2010
21-03-2012, 00:46
"Türkiye'de öğretmen maaşı ortalama 1700 euro!"

Boğaziçi Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dekanı'ndan şaşırtıcı rakamlar..


Bloomberg HT'de Gülin Yıldırımkaya ile Gündem programında Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer'in "Türkiye'de öğretmenlerin az çalıştığı"na yönelik açıklamaları tartışıldı.

http://www.haberturk.com/polemik/haber/726508-turkiyede-ogretmen-maasi-ortalama-1700-euro-


Yukarıdaki hesap sanırım, çalışma saati başına hesaplanarak bulunuyor..:)

bu tutar sanırım en yüksek dereceli , eşi çalışmayan ve 2 çocuğu olan bir öğretmenin "brüt maaşı"..
Ölme eşeğim ölme,yaz gelecek.

Eğitim camiasından da "bir tekme de bizden" kampanyası herhalde..

Niye en düşük öğretmen maaşından bahsedilmiyor hiç? Bu ülkede bekar,eşi çalışan ya da çocuksuz öğretmen yok mu ki? Her öğretmen en yüksekten dereceden mi maaş alıyor Kendileri gibi?

menderes2010
21-03-2012, 00:50
Bir de Türkiye 'de maaşlar TL olarak hesaplanıyor ve ödeniyor sayın dekan!

cornero
28-03-2012, 13:47
BU ÜLKEDE ÖĞRETMEN OLMAK
yaklaşık 15 yıllık öğetmenim.Severek seçtim ve bu mesleğe başladım.Lakin her yıl bir önceki yılı arar oldum.Özellikle son yıllarda mesleğimin bu kadar ayağa düştüğünü,itibarsızlaştırldığını gördükçe kahroldum.Büyük konuşmayayım ama emekliliği görebilirsem(ki bu iktidarın çalışan memura emekliliği göstereceğini sanmam)1 dakika fazla çalışmam.maaş mı düşecek?geçinemem mi?öğretmen odalarına gider emekli öğretmen olarak ayva,nar,bal bir şeyler satarım :)
Hangi bakan göreve başlasa bismillah diyip ilk açıklaması öğretmene hakaret oluyor.Dolayısıyla bakanın hor gördüğü öğetmeni vatandaş da hor görmeye başlıyor.Bakan öğretmene 3 ay tatil yapıyorsun,kahvede taş oynuyorsun ,derse geç giriyorsun derse, vatandaş da ağzına ne gelirse gelir ...okulda söylemez mi?Ne yazııkki bu gözlerim çocuğa "kitap al" dediği için okula öğretmeni dövmeye gelenleri de gördü.
Sınıf kapılarına "Hatalıysam ara aloo 146 " ucubesi ile öğretmenler yine aşşağılandı.Çalışmayan,öğrencisini döven,her meslekten çıkabilecek çürük insan öğretmenlerde var elbet.Ama çalışmayana korkutacağım derken çalışan insanların onurunu kırmak niye?Üstelik alo hattına ne gerek var?şikayeti olan veliyi kimse tutamıyor,soluğu valilik,milli eğitim müdürlüğünde alıyor zaten...Ama amaç trbünlere oynamaksa ,çalışan insanların şevki kırılıyor. Her bakanla değişen eğitim sistemine rağmen eğitim-öğretim yapan insanlar meslekten soğutuluyor.
Çarşıda,sokakta,kahvede hiç bir polisin,tapu memurunun,imamın,vb memurun maaşının sorgulandığını duydunuz mu?Ben öğretmenin maaşının sorgulandığını her mevzu açılınca duydum."Efendim yata yata para alıyorsunuz...tatiliniz bol..."yav kardeşim benim imam kardeşimde günde beş vakit namaz kıldırıyor.Toplasan 2 saat eder.Ama onun tatilini çalışma süresini kimse ağzına almaz.ideolojik olarakda ben imam kardeşimin karşısında olan bir insan değilim...Anlatmaya çalıştığım öğretmenlik vatandaşın gözünde eskiden fedakarlık ifade ederken şimdi bunun yerine çok başka düşünceler koyulmuş...
Benim çalıştığım okulda iki hizmetli var.Erkek olanı akşama kadar bilmece çözer,kadın olan akşama kadar elişi yapar.Okul bitince ortalığı süpürür giderler.Demekki öğretmen bu iki hizmetlimiz ile eşit iş yapıyormuşki sağolsun hükümetimiz bu eşitsizliği ortadan kaldırmış.Şimdi hizmetli kardeşim öğretmenle aynı maaşı alıyor.Güler misin ağlar mısın?
Hakkını istersin...yada şikayet edersin..."vay nankör vay! yerinde olmak isteyen ne kadar insan var biliyor musun?bak kaç öğretmen atama bekliyor?diye ölüm gösterilip sıtmaya sevindirilir.Emeklilik yaşını makul seviyeye çekip ataması çıkmayan öğretmenlerin önünü açmak yerine hasbel kader ataması olmuş öğretmenle atama bekleyen mağdur öğretmen karşı karşıya getirilip aradan çıkılır.
çocuklarımın asla öğretmen olasını istemiyorum.Bir öğretmen evladının kendi işini yapmasını istemiyorsa herhalde burnuna kadar getirmişlerdir...daha yazsam çok serzeniştim var ama...ne diyeyim Allah bizi bu hale getirenleri ıslah edip akıl versin...

çok güzel bir yazı....öğretmen olarak destekliyorum

göksu
29-03-2012, 23:27
Dünyanın her tarafında öğretmenler insan topluluğunun en fedakar ve saygıdeğer unsurlarıdır.
Mustafa Kemal ATATÜRK

bridgea
30-03-2012, 16:03
Hangi forumdaş (hani haktan -paradan bahseden) bu 4+4+4 dayatmasına karşı çıktı? göremedim.

Ne istediğini bilmeyen ,neyi savunduğunu bilmeyen ,benim çocuğuma ne verebilir?

''İnsan toplumsal hayvandır'' yargısında toplumsallaşamamış ülkem insanına anlatmak...

http://www.muhalifgazete.com/34664-Bekir-Coskun-Leylek-getirdi-imam-goturdu.htm

Ne diyor;

-fon dağıtılacak deseydiler hepsini meydanda görecektiniz ,

UTANMADAN

menderes2010
02-04-2012, 22:38
Hangi forumdaş (hani haktan -paradan bahseden) bu 4+4+4 dayatmasına karşı çıktı? göremedim.

Ne istediğini bilmeyen ,neyi savunduğunu bilmeyen ,benim çocuğuma ne verebilir?


Sn bridgea,
Karşı çıkılmadığını,imkanları ölçüsünde meydanlara inilmediğini de nereden çıkarıyorsun?
Otobüslerin bırak Ankara'ya girişine;kendi illerinden çıkışına bile izin verilmedi!Biliyor muydunuz?
Ulaşabilenlerin başına neler geldiğini biliyormusunuz?
Neden bahsediyorsunuz siz?

selimm
04-04-2012, 14:46
Dünyanın her tarafında öğretmenler insan topluluğunun en fedakar ve saygıdeğer unsurlarıdır.
Mustafa Kemal ATATÜRK

http://b1204.hizliresim.com/w/4/42wl9.jpg (http://bit.ly/c25MCx)

Bugün göreve yeni başlayan bir öğretmenin aldığı maaşın cumhuriyet altını olarak yıllara göre nasıl eritildiğini görseydi Atatürk, acaba ne düşünürdü?

bridgea
04-04-2012, 15:18
Sn bridgea,
Karşı çıkılmadığını,imkanları ölçüsünde meydanlara inilmediğini de nereden çıkarıyorsun?
Otobüslerin bırak Ankara'ya girişine;kendi illerinden çıkışına bile izin verilmedi!Biliyor muydunuz?
Ulaşabilenlerin başına neler geldiğini biliyormusunuz?
Neden bahsediyorsunuz siz?

Şundan bahsediyorum ;

burada taleplerini dile getiren birkaç öğretmen arkadaş var (ki anketlerden birinden çok sayıda olduklarını biliyoruz)

Ne şekilde o eylemlere katıldı örneğin siz gittiniz mi yada ''ben de oradaydım'' denilen bir çaba var mı ?

Net değil mi? tabi bu soruya yanıtı bana değil , kişi kendi vicdanına vermeli.

Yok buradan fikri mastür... yapılıyorsa en hafifinden ayıplanmalı. Bence

Akresi
04-04-2012, 15:23
Niye 4+4+4'e karşı çıkalım ki... Gayet güzel bir sistem olacak... Seçmeli derslere de çok sevindim. Sonuna kadar destekliyorum... Yetmez ama evet...

göksu
12-04-2012, 21:17
ÖĞRETMENLERE EK ÖDEME HABERİ !


Öğretmenlere ek ödeme konusunda hükümet gelen tepkileri dikkate aldı ve ek ödeme yapmayı kabul etti.








Kamuoyunun ve sendikaların ısrarlı girişimleri sonucunda hükümet de adım atarak ek ödeme yapmayı kabul etti. Ayrıntılar ise belli olmaya başladı. Edinilen bilgilere göre öğretmenlere verilecek olan ek ödeme miktarının taban 150 TL, tavan olarak da 250 TL arasında olduğu belirtiliyor. 2012 yılı zammı ve ek ödeme miktarının Mayıs 15 maaşına yetiştirilmesi için yapılan yoğun çalışmalar da devam ediyor.

SABAH

göksu
17-04-2012, 19:44
Niye 4+4+4'e karşı çıkalım ki... Gayet güzel bir sistem olacak... Seçmeli derslere de çok sevindim. Sonuna kadar destekliyorum... Yetmez ama evet...

seçmeli adı üstünde oluyor seçmeli derslerin .yani ben bu seçmeli dersi seçiyorum olmuyor

göksu
17-04-2012, 19:47
http://d1204.hizliresim.com/w/k/4kshh.jpg (http://bit.ly/c25MCx)

xticaret
26-04-2012, 13:41
enteresan bi eğitim stilimiz var

göksu
09-05-2012, 16:40
ÖĞRETMENLER HİZMETLİ KADROSUNA ALINSIN!

Yeni neslin mimarı olarak lanse edilen öğretmenler, şu sıralar fena halde kırgınlar. Kendilerini hiç olmadığı kadar sahipsiz hissediyorlar.


08 Mayıs 2012 Salı 23:29








Gün geçmiyor ki haber bültenlerinde bir öğretmene saldırı olmasın, gün geçmiyor ki Mili Eğitim Bakanı Sayın Dinçer, öğretmenlerle ilgili olumsuz bir demeç vermesin.
Gün geçmiyor öğretmen için.



Ülkemizde yaşayan insanlar, öğretmeni; yarım gün okula gitmekle, 3 ay yan gelip yatmakla suçluyor. Bir daha dünyaya gelsem öğretmen olurdum, gibi cümlelerle öğretmeni aşağıladığını, öğretmenliği hor gördüğünü belirtmeye çalışıyor.



Okulda çalışan hizmetliden bile az maaş alan öğretmen, toplumdaki bu bakış açısına laf edemiyor.

Öğretmenin kendini sahipsiz hissetmesi bu yüzden. Bu yüzden kırgın olması.

Son on yılda öğretmenlerin maaşları konusunda çok ciddi artışlar sağladığını söyleyen hükümet yetkilileri, nedense bir şeyi göz ardı ediyor:



Öğretmen, maaşından şikâyetçi değil, madem eşit işe eşit ücret politikanız var, madem herkes hak ettiğini alsın, ne yani, bir öğretmen bir hizmetliden, bir şeften, bir memurdan daha mı az ücreti hak ediyor?



Bunlar defalarca yazıldı çizildi ve hemen herkes bu durumdan şikâyetçi.

Şikâyetçi şikâyetçi olmasına da, kimsenin de kılını kıpırdattığı söylenemez.

E madem bu sorunu çözmeyi beceremiyorsunuz, öğretmeni hizmetli kadrosuna alın, sorun kendiliğinden çözülsün.



Sendikalar gerçek bir akıl tutulması yaşıyor.


Herkes kendisine bir rakip bulmuş, yükselmeyi, üye çoğaltmayı, büyümeyi, rakibine yaptığı, yapacağı salvolarda görüyor.



“Biz daha çok hükümete muhalif olduk, biz daha çok teklifte bulunduk, biz daha çok meydanlara çıktık vs.”



Şöyle adam akıllı, hükümete muhalif olmanın, hükümete yakın durmanın ötesinde, içi dolu, altı boş olmayan bir demeç, bir eylem gördünüz mü?



Hükümet işini biliyor. Kendisine yakın sendika muhalif bir demeç verirse, nasılsa oyları çantada keklik, bunları biz masa başında ikna ederiz, biraz tribünlere oynasınlar, mantığı hâkim.


Diğer muhalif sendikalar bir demeç verdiğinde ise, bunlara, biz ağzımızla kuş tutsak yaranamayız, o yüzden bunların sözlerine de kulak vermek gerekmez.


Aman ne güzel bir ülkede yaşıyoruz.



Bir doktor darp ediliyor, Sağlık Bakanı çıkıp hastanelerde nasıl güvenliği sağlarız mantığı ile hareket edip, doktoruna, çalışanına sahip çıkıyor, öğretmen darp ediliyor, kimsenin kılı kıpırdamıyor.


Meydanlardaki söylemlere bakılırsa, kimsenin olmadığı yerlerde edilen laflara bakılırsa, herkes ahkâm kesme konusunda epey bir yol kat etmiş görünüyor.



Masa başında sus pus olmanın ötesinde, kim ne yapmış? Kim ne yapıyor?

Sendika yetkilileri, şu yönetmeliği mahkemeye verdik, bu uygulamayı protesto ediyoruz, masaya yumruğumuzu vuracağız, masadan kalkıp gideriz ha, öğretmenimiz şöyle değerli, öğretmenimiz şunu, bunu hak ediyor, gibi beylik cümleleri bir kenara bırakıp, öğretmenlere yapılan zulümleri, aşağılamaları, psikolojik baskıları, bertaraf etmek için topyekûn bir mücadele vermeliler.


Yine rakip mi olacaklarmış, olsunlar, yine laf mı sokacaklarmış birbirlerine soksunlar. Yine büyümek için daha çok beylik cümleler mi edeceklermiş, etsinler.


Üst perdeden edilen laflarla bu gemi yürümüyor.


Herhangi bir sendikaya üye yapmak için bir okulun kapısını çaldığınızda, öğretmenler kaçacak yer arıyor.



Sendikacılık meydanlarda laf yarıştırmak değil. Sorun üretme yeri değil, çözüm bulma yeridir.

Bulamıyorsanız bu işi bırakacaksınız.


Yoksa öğretmenler size bu işi bıraktıracak.




MUSTAFA SÜS

http://www.personelmeb.net/egitim/ogretmenler-hizmetli-kadrosuna-alinsin-h57016.html

göksu
10-05-2012, 16:48
http://g1205.hizliresim.com/x/b/5mmqq.jpg (http://bit.ly/c25MCx)

TUNABEN10
20-05-2012, 21:43
http://g1205.hizliresim.com/x/b/5mmqq.jpg (http://bit.ly/c25MCx)

10O üzeinden 8 puan fazla olmuş.

Eğitim şartmışmış...mış.

Çarşaf getir ağlayayım; yok en iyisi, s ç tı cafer bez getir olsun.

tuncorta
21-05-2012, 15:32
NO KİTAP ADI YAZAR ADI STOK FİYAT
1 1895 Bayburt Ermeni Ayaklanmaları Yrd. Doç. Dr. Yunus ÖZGER 45 18,00
2 19.Yüzyılda Bir Osmanlı Şehri Antakya Doç.Dr. Adem KARA TÜKENDİ 18,00
3 1915'ten Günümüze TEHCİR (Türkler ve Ermeniler) Dr.Berna TÜRKDOĞAN 288 28,00
4 2.Dünya Savaşı Öncesi İngiliz Belge. Türk- İng İlişkileri Dr.Erdoğan KARAKUŞ 288 28,00
5 21. Yüzyıl Stratejilerinde Türk Denizcilik Tarihi Erdinç SANCAR TÜKENDİ 30,00
6 5000 Yıllık Sümer - Türkmen Bağları Begmyrat GEREY TÜKENDİ 18,00
7 ABD'nin Güney Kafkasya Politikası ELNUR CEMİLLİ TÜKENDİ 12,50
8 Adalar (Ege) Denizinde TÜRK-YUNAN MÜCADELESİ Dr. Yaşar Ertürk 624 16,00
9 Afganistan'ın Yapılanmasında Siyasi ve Ekonomik Stratejiler Mehmet AKKURT 320 24,00
10 Afyonkarahisar Milletvekilleri Yaşam öyküleri Dr.Fehmi AKIN 189 28,00
11 Ağaçeri Türkmenleri TAHTACILAR Dr. Ali Selçuk 360 24,00
12 Ak Zambaklar Ülkesinde Finlandiya Prof. Grigoriy S.Petrov 600 9,00
13 Alevi- Bektaşi Gerçeği Kutluay Erdoğan 296 20,00
14 Amerikan Evanjelikleri ve Babtistler Prof.Dr. A.Rafet ÖZKAN TÜKENDİ 18,00
15 Amerika'nın Küreselleşen Hakimiyeti ve SALDIRI PLANI Yard.Doç.Dr. B.Aydın ERTEKİN 72 24,00
16 Amerikan misyonerlerini Faaliyetleri ve Van Ermeni İsyanları Dr.Dilşen İnce Erdoğan 144 27,00
17 Amerika Birleşik Devl. Ermeniler ve Ermeni Lobisi Doç.Dr.Şenol KANTARCI 600 26,00
18 Anadolu'da Türkiye Yaşayacak mı ? Yaşamacak mı? Prof.Cons MOL 373 10,00
19 Anadolu'da Amerikan Okulları Yrd.Doç.Dr.Özgür YILDIZ 660 12,50
20 Antep Ermenileri R.Erhan Güllü 264 30,00
21 Anılarda Yaşayan ATATÜRK Der:Ahmet KÖKLÜGİLLER 820 16,00
22 Aşık Veysel Şatıroğlu Aydil EROL 280 12,50
23 Aşk İlinden Gönül Dilinden İnciler Gencay Zavotçu 180 30,00
24 Atatürk (Kişiliği,İlkeleri,Düşünceleri) Ahmet KÖKLÜGİLLER 505 14,00
25 Atatürk Reformları ve İslam Dr.Abdullah MANAZ 160 24,00
26 Atatürk ve XX. Yüzyıl Türk Tarihi Araştırmaları Prof. Dr. Tuncer BAYKARA 90 19,00
27 Atatürkçülük Nedir Ne Değildir Ahmet KÖKLÜGİLLER 504 24,00
28 Atatürk'ün Dış Türkler Politikası Dr.Ercan KARAKOÇ 72 16,00
29 Avrasya'nın Kırılma Noktası Kıbrıs Süleyman ÖZMEN 344 22,00
30 Avrupa Birliği mi? Türk Birliği mi? Adnan KALKAN 210 28,00
31 Avrasya Jeopolitiğnde Büyük Oyun Dr.Barış ADIBELLİ 560 14,00
32 Avrupa Birliği mi? Türk Ulusal Bütünlüğü mü? TEHDİT Haktan BİRSEL 441 12,00
33 Avrupa'da Yükselen Milliyetçilik Aylin ÜNVER NOI 528 13,00
34 Avrupa'nın Geleceğinde Türkiye'nin Önemi ve Nato İttifakı Hikmet ERDOĞDU TÜKENDİ 25,00
35 Azerbaycan'ın İstiklal Mücadelesi Dr.Sebahattin ŞİMŞİR 150 18,00
36 Azerbaycan'da Kızıl Soykırım Dr.Sebahattin ŞİMŞİR 594 14,00
37 Azınlıklar ve Yabancıların Aldığı Türkçe Adlar ve Soyadlar Sözlüğü M.Türker ACAROĞLU 585 18,00
38 Bağımsızlığa Giden Yol TÜRK İNKILABININ TARİHİ Yrd. Doç. Dr. Cemal Avcı 140 24,00
39 Balkanlara Stratejik Yaklaşım ve BOSNA Mustafa SELVER TÜKENDİ 14,00
40 Balkanlardan Ortadoğuya Osmanlı İngiliz İlişkileri Önder Kocatürk 334 30,00
41 Balkanlarda Türkçe Yer Adları Klavuzu M.Türker ACAROĞLU 1278 30,00
42 Batı Haçlı Seferlerinden Avrupa Birliği Dr. Berna TÜRKDOĞAN 500 14,00
43 Batının Çöküşü ve Türk Dış Politikası Serkan KEKEVİ TÜKENDİ 24,00
44 Batılılaşma veya Çağdaşlaşma nedir ne değildir Ahmet KÖKLÜGİLLER 196 24,00
45 Bayraklaşan Spor Hayatım ve Yaşanmış günler Hüsamettin YILMAZ TÜKENDİ 16,00
46 Beni Benden Dinleyin Demiray DOĞASAL 400 12,50
47 Bergama’dan Hasankeyf’e MADENLER VE EMPERYALİZM Kaan TURHAN 120 12,50
48 Beyaz İntikam Orhan YILDIRIM 540 14,00
49 Beynelmilel Usul-i Temsil İskan-ı Muhacirin Dr.Ali CİN-Dr.Haluk KORTEL 900 18,00
50 Bir Şehrin Direnişi Antep Savunması Doç.Dr. Bilgehan Pamuk 800 28,00
51 Bilgi Yönetim Stratejileri ve Girişimcilik Prof.Dr.Özcan Yeniçeri-Dr. Mehmet İnce 100 30,00
52 Birinci Dünya Savaşında Amele Taburları Cengiz MUTLU 70 14,00
53 Birinci Dünya Savaşında Türkiye'deki Rus Sav. Esir. Dr. Nebahat Oran Arslan 360 20,00
54 Bosna'da Türk Kültürünün İzleri Dr.Şenol Alparslan 720 22,00
55 Boş Gerçekler Nihat ALTINOK 380 8,00
56 Bölgesel Güçten Küresel Güce HİNDİSTAN Tolga Barış KILIÇKAP 500 14,00
57 Bugünden Yarına TÜRK DÜNYASINA STRATEJİK BAKIŞ Prof. Dr. Özcan Yeniçeri 80 24,00
58 Bugünün diliyle Atatürk'ün Söylevleri Hazırlayan:Behçet Kemal ÇAĞLAR 880 16,00
59 Bulgaristan Türkleri Üzerine Araştırmalar - I M. Türker ACAROĞLU 270 22,00
60 Bulgaristan Türkleri Üzerine Araştırmalar - II M. Türker ACAROĞLU 408 26,00
61 Büyük Avrasya Projesi (ABD Rusya ve Çin'in Var Olma Müc.) Barış ADIBELLİ 90 16,00
62 Büyük Devletler Kıskacında Bağımsız Azerbaycan Dr.Qiyas Şükürov 511 28,00
63 Büyük İsrail Stratejisi Hikmet ERDOĞDU TÜKENDİ 30,00
64 Büyük Oyunda Türkiye Irak-İlişkileri Turan SİLLELİ 90 18,00
65 Büyük Oyunun Eski Perdesi Doğu-G.Doğu ve Musul Üçgeni Dr.Yaşar ERTÜRK 420 20,00
66 Büyük Pers Düşüncesinden Zülkikar'ın Yumruğuna İran Hikmet ERDOĞDU 504 40,00
67 Coğrafya'dan Vatana Türkistan'da Türkler Dr.Sebahattin ŞİMŞİR 576 12,00
68 Cezmi: Tarihe Müstenit Hikaye Dr. Yunus AYATA 340 24,00
69 Çağdaş Türk Sosyolojisi Prof. Dr. Orhan TÜRKDOĞAN TÜKENDİ 40,00
70 Çanakkale'de Fransız Donanması Emile VEDEL 420 10,00
71 Çağdaş bilimsel arşt. Met. Ve Sorunları Prof.Dr.Orhan Türkdoğan 900 28,00
72 Çin'in Avrasya Stratejisi Barış ADIBELLİ 330 20,00
73 Çin'in Dış Politikasında Tayvan Sorunu Barış ADIBELLİ 150 24,00
74 Çoruh Seni Lanetliyor Orhan YILDIRIM 240 14,00
75 CUMHURİYET DÖNEMİNE GENÇ BAKIŞLAR Emel KEFELİ-Zekeriya KURŞUN 20 30,00
76 Destan-ı Yusuf Şeyyad Hamza 562 24,00
77 Demografik Oyun SÜRGÜN Dr.Serdar SARISIR 18 28,00
78 Deniz Hakimiyetinden Dünya Hak. TÜRK BOĞAZLARI Hakan EMANET 50 12,50
79 Dengesiz Güçler Merkezi Avrasya Haktan Birsel 407 12,50
80 Dipsiz Kuyu - Orta Doğu ve Türkiye Tuncer TOPUR 45 27,00
81 Dinlerde Kutsal Zamanlar Prof.Dr. Mustafa ÜNAL 384 14,00
82 Dil Bilgi ve Toplum Üzerine Dünceler A.Faruk SİNANOĞLU 648 10,00
83 Doğu Türkistan Barış ADIBELLİ 540 12,00
84 Doğu ve Güneydoğu (Kabile-Aşiret Yapısı) Prof. Dr. Orhan TÜRKDOĞAN 306 34,00
85 Doğu ve Güneydoğu Sorunlar ve Çözüm Yolları Prof. Dr. Orhan TÜRKDOĞAN 580 45,00 CİLTLİ
86 Doğumunun 65. Yılında Prof. Dr. Ahmet Özgiray'a Armağan Prof. Dr. M. Akif ERDOĞRU 436 30,00
87 Doğumunun 65. Yılında Prof. Dr. Tuncer Baykara'ya Armağan Prof. Dr. M. Akif ERDOĞRU 360 30,00
88 DOKUNANLAR (Yürek Sızlatan Yazılar) Prof. Dr. Özcan YENİÇERİ TÜKENDİ 22,00
89 Dün Bugün ve Hedefteki KAZAKiSTAN A. Kayyum KESİCİ TÜKENDİ 20,00
90 Dünden Bugüne Kıbrıs Sorunu ve Stratejik Yaklaşımlar Süleyman KOÇ 163 30,00
91 Dünden Bugüne Yunanistan'ın Pontus Hedefi Ahmet GÜZEL TÜKENDİ 22,00
92 Dünya Güç Dengesinde Yeni Silah Doğal Gaz Bircan DOKUZLAR TÜKENDİ 16,00
93 Dünyada Terör Emin DEMİREL 120 24,00
94 Dünya'daki Yeni Güç ÇİN R. Kutay KARACA 72 20,00
95 Dünyanın Gözünde ATATÜRK Ahmet KÖKLÜGİLLER 10 24,00
96 Ege'de Çözülemeyen Türk-Yunan Sorunları Ve CASUS BELLİ Hakan Cem Işıklar 630 40,00
97 Elektronik Harp ve Sinyal Savaşları Bülent Keskin 144 27,00
98 Eleste Ersin Özmen 98 16,00
99 Emper. Oyununda İkinci Perde Arap Baharı ve Suriye Editör DR.Baış ADIBELLİ 700 20,00
100 Emperyalizm Kıskacında Türk Eğitim Sistemi Mustafa Fırat 480 24,00
101 Emperyalistler Kıskacında ERMENİ TEHCİRİ Levon Panos DABAĞYAN 550 45,00
102 Erken Dönem YAHUDİ TARİHİ (Yahudiliğin Mimarı Ezra) Yrd. Doç. Dr. Ali Osman KURT 140 18,00
103 Eski Dünyanın Karanlık Yüzü Orta Asya Jeopolitiği Haktan BİRSEL 50 14,00
104 Evanjelik Bir Hareket METODİST KİLİSESİ Dr. Bayram POLAT 520 16,00
105 Fener-Rum Patrikhanesi'nin Ekümeniklik İddiası ve Hey.R.Prof.Dr.Sibel ÖZEL Doç. Dr. Sibel ÖZEL 75 16,00
106 Gamalı Haç ile Kzl. Yldz. Cengiz Dağcı Doç.Dr.Abdulvahap KARA 700 10,00
107 Geçmişten Günümüze Ermeni Komiteleri ve Terörü Dr.Ercan Karakoç 108 40,00
108 Geçmişten Günümüze Türkiye-Fransa İlişkileri Eşref Hilmi AÇIK 278 34,00
109 Geçmiş Günümüz ve Geleğin Türk Dünyası Fuat UÇAR 352 50,00 CİLTLİ
110 Geleceğe Yönelen Tehdit: Kitle İmha Silahları Salih ÖZGÜR 288 16,00
111 Gençliğin Demokrasi Düşünceleri Tuncay Dursun 360 10,00
112 Gizli Harp Misyonu ve Dezenformasyon Ayhan Hadi GÜNDOĞDU-Ali Cemil ÇELEBİ 460 24,00
113 Gregoryan Kıpçak Dil Yadigarları Dr. Erdoğan ALTINKAYNAK TÜKENDİ 18,00
114 Güç olma Stratejisi Çin (Soğuk Savaş sonrası Türkiye-Çin İliş. Dr.R.Kutay KARACA 459 24,00
115 Günbatımı Saatleri Doç.Dr.Gencay ZAVOTÇU 500 5,00
116 Günümüzde Toplumsal Şiddet ve Türkiye Gerçeği Prof.Dr.Orhan Türkdoğan 675 40,00
117 Günümüzde Karaman ve Hazar Türkleri Prof.Dr.Orhan Türkdoğan 648 16,00
118 Günümüzde Aydınlıktakiler ve Karanlıktakiler Prof.Dr.Orhan Türkdoğan 625 30,00
119 Güney Kafkasya'da ABD Politikası DR. MÜRTEZA HASANOĞLU-ELNUR CEMİLLİ 280 12,50
120 Güney Kafkasya Jeopolitiğinde Rusya Gerçeği Fırat KARABAYRAM 510 20,00
121 Hangi Ortaklık Ali Rıza İZGİ 660 20,00
122 Havaya Savrulan TRİLYONLAR Bülent ÇÖLTEKİN 1020 12,50
123 Hazarda Son Darbe Yrd.Doç.Dr. Mert BİLGİN 630 22,00
125 Hikayesi ve Efsaneleriyle Gaziantep Semtleri Tuğçe Işıkhan Erdal 660 14,00
126 Hristiyanlığın Serüveni Hz. İsa Tanrı Değildir Kutluhan BİLGEŞAH-M. Hakan YILDIRIM 146 12,00
127 Hüzzam Şarkılar Ender ŞAHİN TÜKENDİ 8,00
128 İmparatorluğun Dönüşü Kutsal İttifakın Çöküşü Erkut PEREK 855 14,00
129 İngiliz Ordusunda Katırcılar Dr.Ulvi KESER 576 30,00
130 İngilterenin Ermeni Polilitası Yrd.Doç.Dr: Tolga BAŞAK 480 40,00
131 İran Türklerinin Eski Tarihi Prof.Dr.Muhammed Taki Zehrabi (KİRİŞÇİ)272 585 20,00
132 İslam Değerler Sistemi ve Max WEBER Prof.Dr. Orhan TÜRKDOĞAN 480 22,00
133 İslam'a Göre Hıristiyanlık Dr. İbrahim Kaplan 390 20,00
134 İsrail Ve Etnik-Dini Çatışmalar Süleyman ÖZMEN TÜKENDİ 32,00
135 İstanbul Gece Kondu Kimliği Pror.Dr.Orhan TÜRKDOĞAN 432 50,00
136 İstihbarat Oyunları PETROL ve KERKÜK Ali KERKÜKLÜ 308 24,00
137 İzmir Suikastı Dr. Cemal AVCI 144 12,00
138 İsmail Hakkı Paşa'nın Sivas Valiliği Ve İlk Ermeni Olayları Doç.Dr. Kemalettin Kuzucu 600 16,00
139 Jeoplitik Ödül Avrasya Barış ADIBELLİ 702 24,00
140 Kaçakçılık ve Terör Sarmalında TÜTÜN SAVAŞLARI Bülent ERTEM 756 18,00
141 Kandırılan Müslümanlar Mesih ve Mehdi Yalanı Hasan LAÇİN 180 14,00
142 Kansız Mücedelenin Kanlı Yüzü Psikolojik Harekat ve PKK Ahmet ÇEŞME 858 22,00
143 Kanuni Devri Osmanlı-İran Münasebetleri Doç. Dr. Remzi KILIÇ 168 28,00
144 Karadeniz Politikaları ve Türkiye-Ukrayna Stratejik İlişkileri Kemal OLÇAR 396 30,00
145 Karanlığa İki El Ateş (11 Eylül-Afganistan-Irak) Hüseyin MÜMTAZ TÜKENDİ 18,00
146 Kars'ta Bir Etnik Grup Malakanlar'ın Toplumsal Yapısı Prof.Dr. Orhan TÜRKDOĞAN 640 30,00
147 Karşılaştırmalı Mitoloji Işığında İSRAİL DİNİ Jules SOURY 80 10,00
148 Karanlık Hikmet ERDOĞDU 600 5,00
149 Karabağ Doç.Dr.Nesrin SARIAHMETOĞLU 320 30,00 CİLTLİ
150 Kasım Hanlığı Serkan ACAR 461 16,00
151 Kayıp Kimlik Basra Körfezi Abdülkadir GERÇEKSEVER 198 28,00
152 Kazak Edebiyatı I Yrd. Doç. Dr. Kenan KOÇ 460 30,00
153 Kazak Edebiyatı II Yrd.Doç. Dr. Kenan KOÇ 460 30,00
154 Kazak Tarihi ve Kültürü Araştırmaları Dr.Nahide Şimşir 510 16,00
155 Kelimelerle Sevişmek Ertuğrul Adem KARIŞAN 439 10,00
156 Kemalist Sistem ve Sosyolojik Yapısı Prof.Dr. Orhan TÜRKDOĞAN TÜKENDİ 24,00
157 Kemalizm Işığında Azınlık Gözüyle ATATÜRK Levon Panos DABAĞYAN 312 26,00
158 KGB Albaylığından Devlet Başkanlığına PUTİN DÖNEMİ RUSYA Elnur Hasan MİKAİL TÜKENDİ 20,00
159 Kıbrıs'ta İsyan Yrd.Doç Zafer Çakmak 540 16,00
160 Kıbrıs Türk Halkbilimi Bibliyografyası (1928-2002) Zeki AKÇAM 540 22,00
161 Kıbrıs'ta Yer altı Faaliyetleri ve Türk Mukavemet Teşkilatı Dr.Ulvi KESER 234 32,00
162 Kıbrıs ve 6-7Eylül Olayları Yrd.Doç.Dr.Serdar Sakin-Sabit Dokuyan 34 18,00
163 Kırım'a Seyahat HAYRİ ATAŞ TÜKENDİ 10,00
164 Kıskaçtaki Bölge Kafkasya Dr.Hakan KANTARCI 30 16,00
165 Kıyamet Tarikatları Prof.Dr.A.Rafet ÖZKAN TÜKENDİ 20,00
166 Kime Aydın Denir Ahmet KÖKLÜGİLLER 792 22,00
167 Kudüs Seferi İlcan Bihter Barlas 585 22,00
168 Kur'an Meali Okumaya Hazırlık O.Zeki AVRALIOĞLU 108 22,00
169 Kurtuluş Savaşı Yıllarında Türkiye Azerbaycan ilişkileri Dr.Mehman Ağayev 270 29,00
170 Kuşatma Hikmet ERDOĞDU 135 12,00
171 Kutsal Sinod'tan Rus Ortodoks Kilisesine Dr. Sevinç ASLANOVA 440 12,50
172 Kutsal Topraklar ve Paylaşılamayan Sular Fırat-Dicle Abdülkadir DURSUN 360 16,00
173 Kutsanmış Topraklar Armaş ve Ermeniler Nurdan İPEK 480 12,50
174 Kültür-Değişme ve TOPLUMSAL ÇÖZÜLME Dr. Orhan TÜRKDOĞAN 432 30,00
175 Küresel Kıskaç ve Türkçülük Prof.Dr. Özcan YENİÇERİ TÜKENDİ 24,00
176 Küresel Vaftiz Ali Rıza BAYZAN 488 24,00
177 Küreselden Yerele Geleceğin İnşası Yakup Bilgin KOÇAL 675 12,00
178 Küreselleşme Karşısında Milliyetçilik ve Kimlik Prof.Dr. Özcan YENİÇERİ TÜKENDİ 24,00
179 Küreselleşmenin Ordusu Ekonomik İstihbarat A.Tarık MİMAN 572 12,50
180 Laiklik nedir Ne Değildir. Ahmet KÖKLÜGİLLER 400 22,00
181 Labirent Çığlıkları Nihat ALTINOK 219 10,00
182 Lozan'dan AB Sürecine Türkiye'nin Azınlık Politikları Dr.Haktan BİRSEL 540 30,00
183 M.Emin Resulzade'nin Meclis-i Mebusan Konusmaları Yrd.Doç.Dr.Sebahattin ŞİMŞiR TÜKENDİ 10,00
184 Madde Bağımlılarına Yaklaşım ve Tedavi Doç. Dr. Kültegin ÖGEL 180 20,00
185 Maraş'ta Ermeniler ve Zeytun isyanları Dr. Nejla Günay 128 24,00
186 Mevlana'ya Mektubum Mükerrem BAŞKUT 360 10,00
187 Merhaba Rumeli Özcan PEHLİVANOĞLU 675 16,00
188 Meryem'in Sırrı Orhan YILDIRIM 810 16,00
189 Milli Kültür Modernleşme ve İslam Prof.Dr. Orhan TÜRKDOĞAN 115 40,00
190 Milli Mücadeleden Günümüze Silahsız Terör Propaganda Bayram KÜÇÜKOĞLU 210 18,00
191 Miloş'tan Milan'a Sırp BAĞIMSIZLIĞI Dr.Ayşe ÖZKAN 510 20,00
192 Misyoner Örgütlerin KÜRT VE ALEVİ OPERASYONU Ali Rıza BAYZAN TÜKENDİ 22,00
193 Misyonerin Soykırım Oyunu Ali Rıza BAYZAN 315 20,00
194 Misyonerliğin Kurucusu Pavlus Süleyman TURAN 330 16,00
195 Misyonerlik ve Amerikan Board Teşkilatı Yrd.Doç.Dr.Özgür YILDIZ TÜKENDİ 12,50
KİTAP ADI YAZAR ADI SAYFA FİYAT
195 Mişik ve Kalaç Vahit ATAYEV 775 5,00
196 Milliyetçilik Nedir Ne Değildir Ahmet KÖKLÜGİLLER 270 24,00
197 Modern Arap Edebiyatının Usta Kalemleri Prf.Dr Aida İMANQULİYEVA 680 24,00
198 Moğol Tarihi Ekrem KALAN-Qiyas ŞÜKÜROV TÜKENDİ 18,00
199 Mondoros Mütarekesi ve Doğu Vilayetleri Dr.Selçuk Ural 16 27,00
200 Mustafa Kemallerin Kitabı Habil Adem 1130 12,00
1. 201 Musul'un Siyasi Tarihi Nefi Demirci 96 30,00
202 Mübadele (Uluslaşma Sürecinde Türkiye ve Yunanistan) Yrd.Doç.Dr.Yunus ÖZGER 70 28,00
203 Müşteri İlişkileri Yönetimi ve Bilgi Paylaşımı Dr.Yavuz DEMİREL 100 20,00
204 Mütareke'den Sonra İstanbul Hükümetleri ve Trakya Politikaları Dr.Edip Başer 405 20,00
205 Nasıl ve Niçin? Vizyon Yönetimi Yrd.Doç.Dr.Abdullah KARAMAN 50 20,00
206 Nasıl Yazıyorlar ? Ahmet KÖKLÜGİLLER 432 27,00
207 Neden ve Nasıl MANKURTLAŞTIRILIYORUZ? Dr.İkram ÇINAR 800 22,00
208 Nutuk Nedir, Ne Değildir? Ahmet KÖKLÜGİLLER 384 24,00
209 NUTUK(SÖYLEV) Mustafa Kemal ATATÜRK TÜKENDİ 5,00
210 Nyon Antlaşması Zafer Çakmak 576 12,50
211 Onur Madalyası Kore Barış CAN 600 10,00
212 Ortaçağ Doğu Hıristiyanlığında Manastır Hayatı Murat TURAL 230 14,00
213 Orta Doğu Denkleminde Türkiye-Suriye İlişkileri Erdem ERCiYES TÜKENDİ 16,00
214 Orta Doğu'da Soğuk Savaş ve Emperyalizm Doç.Dr.B.K.YEŞİLBURSA TÜKENDİ 16,00
215 Orta Doğu'da Suyun Artan Stratejik Değeri Vedat DURMAZUÇAR 279 16,00
216 Osm.Devletinde Kat.ermeniler Sivaslı Mihitar ve MİHİTARİSTLER Yrd.Doç.Dr Yunus ÖZGER 412 20,00
217 Osm.Gün.İç Siy.Yön.Yabancı Eller(Oscar Solomon Straus'un Elçilik Yıllar) [1887-1910] Yasemin DİRİL TÜKENDİ 10,00
218 Osman Yüksel Serdengeçti A.Rahim BALCIOĞLU TÜKENDİ 16,00
219 Osmanlı Araştırmaları Makaleler-1 Yard. Dr. Nahide ŞİMŞİR 212 18,00
220 Osmanlı Devleti'nde NEVRUZ Fatih KÖSE 560 10,00
221 Osmanlı Devletinin Son Dönemlerinde Sivas ve Suşehri Bölgelerinde Ermeni Faaliyetleri Yard.Doç.Dr. Gürsoy ŞAHİN 135 18,00
222 Osmanlı Devletinin Yıkılışı Prof.Dr.Abdullah Gündoğdu TÜKENDİ 16,00
223 Osmanlı İmparatorluğu ve Avrupa'da DEVLET Dr.Erkan Tural 324 27,00
224 Osmanlı Teşkilat Yapısı İçerisinde ÇORUM SANCAĞI Yrd. Doç. Dr. Adem KARA 704 16,00
225 Osmanlı Sosyal ve Siyasal Hayatında Ermeniler İbrahim Erdal 270 24,00
226 Osmanlı Yönetiminde Beyşehir Sancağı (1522-1584) Prof.Dr. Akif ERDOĞRU 468 24,00
227 Osmanlı'da Şer Hareketleri ve II. Abdülhamid Han Levon Panos DABAĞYAN 612 35,00
228 Osmanlı'dan Günümüze İç Siyaseti Yönlendiren Yabancı Eller Ahmet PEKCAN 225 10,00
229 Osmanlı'dan Günümüze Türk-Çin İlişkileri Dr.Barış ADIBELLİ 320 22,00
230 Osmanlılarda Medeniyet Kavramı Prof. Dr. Tuncer BAYKARA 80 28,00
231 Osmanlı Ordusunda Emeklilik Sistemi ve Askeri Tek.San. Yrd.Doç.Dr.Yunus ÖZGER 800 30,00
232 Örgütlerde Çatışma ve Yabancılaşma Yönetimi Prof.Dr.Özcan Yeniçeri 614 20,00
233 Özbekçe Öğreniyoruz Prof.Dr.Juliboy ELTAZAROV 675 16,00
234 PKK Terör Örgütünün Gençlik Yapılanması Mutlu AKKURT 576 16,00
235 Paylaşılamayan Balkanlar Halil AKMAN TÜKENDİ 20,00
236 Paylaşılamayan Belde KONSTANTİNİYYE Levon Panos DABAĞYAN 864 27,00
237 Pax Sınıca Çin'in Dünya Düzeni Dr. Barış Adıbelli 299 24,00
238 Petrolün Sihirli Dünyası BAKÜ Doç.Dr.Nesrin SARIAHMETOĞLU KARAGÜR 174 24,00
239 Politik ve Bölgesel Güç HAZAR MEFTUN METİN 180 18,00
240 Psikolojik Savaş Teknikleri (Kore-Irak Örneği) Nurettin YILDIRIM 355 22,00
241 Resimli Nutuk M.Kemal ATATÜRK 50 10,00
242 Rus Devleti Tarihi Dr. Nahide ŞİMŞİR 300 12,50
243 Rusya ve Türkiye'de AVRASYACILIK Fatih AKGÜL 675 18,00
244 Rusya İle İran Arasında AZERBAYCAN Doç.Dr.İrade MEMMEDOVA 750 10,00
245 Saklı Sevdam Ender ŞAHİN 100 8,00
246 Savaş Stratejilerinde Terör Mehmet Ali Bal 408 24,00
247 Selçuklular ve Beylikler Çağında DENİZLİ (1070-1520) Prof. Dr. Tuncer BAYKARA 420 28,00
248 Sıradışı bir tasavufçu Şeyh Bedreddin Refik ENGİN 524 22,00
249 Sino-Turcıca Çingiz Han'ın Türk Müşavirleri Prof. Dr. Bahaeddin ÖGEL 113 24,00
250 Sivil Casus Kaan TURAN 105 40,00
251 Siyasal İslamcılık - II (Türkiye Siyasal İslamcılık) Abdullah MANAZ 556 35,00
252 Siyasal İslamcılık -I (Dünyada Siyasal İslamcılık) Abdullah MANAZ 556 32,00
253 Siyasi Siyonizm Tarihi Dr.Abdullah MANAZ TÜKENDİ 12,50
254 Siyasi Bir Cinayetin Anatomisi ve Kürt Sorunu Mustafa FIRAT 155 28,00
255 Siyasi Karikatürlerde Emperyalizm ve Türkiye Yrd.Doç.Dr.Serdar Sakin 360 18,00
256 Soğuk Savaştan Günümüze Asimetrik Tehdit Barış GÜRSOY 90 14,00
257 Son Kağan Emrullah ÖZDEMİR 400 10,00
258 Sosyal Hareketlerin Sosyolojisi Prof. Dr. Orhan TÜRKDOĞAN TÜKENDİ 28,00
259 Soy Kırım mı? Yol Kırım mı? Hançerliyan Osman DOĞAN 700 40,00
260 Sovyetlerden Rusya Federasyonuna Kapitalist Kuşatma Dr. Filiz İRGE 420 20,00
261 Sovyet Tarihçiliği Nazarında Türk Dünyası W.Vasiloviç Dubrovsky 360 16,00
KİTAP ADI YAZAR ADI SAYFA FİYAT
262 SHA-T'O TÜRKLERİ Cahit ALPTEKİN 192 16,00
263 Stratejik Haritalar Atlası Dr.Abdullah MANAZ 1722 20,00
264 Stratejik Kuşatma Barış ADIBELLİ 360 18,00
265 Stratejik Müttefikten ULUSLAR ARASI TERÖRİZME Dr. Gürkan DOĞAN 160 24,00
266 Sultan II. Abdülhamid ve Saltanatının İlk Yılları Ahmed SAİB TÜKENDİ 14,00
267 Şeyh Sait İsyanı ve Ezeli Düşman İngiltere Şenol YÜCEDAĞ 520 20,00
268 Tarih Boyu Savaş Strateji Nejat Eslen 192 24,00
269 Tarih ve Uluslar arası İlişk.Boyutuyla ERMENİ DOSYASI Doç.Dr.Şenol KANTARCI 620 24,00
270 Tarih Araştırma ve Yazma Metodu Prof. Dr. Tuncer BAYKARA 750 16,00
271 Tarihçi Gözü ile Türk Tarih Sosyolojisi Yazıları Dr.Sebahattin Şimşir 280 18,00
272 Tarihi Gerçekler ve Bilimin Işığında Ermeni Sorunu Yard.Doç.Dr. Bülent BAKAR-Prof.Dr.Necdet ÖZTÜRK-Prof.Dr.Süleyman BEYOĞLU TÜKENDİ 26,00
273 Tarihi Gerçeklerle OSMANLI YUNAN HARBİ Prof.İ. Yılmaz Çelik-Doç. Ahmet Askın TÜKENDİ 28,00
274 Tarihin Işığında Gayrimüslüm Türkler Yalçın ÖCAL TÜKENDİ 14,00
275 Tarihin Işığında Yunan Mezalimi Murat ÖZCAN 450 24,00
276 The Displacement Turkish- Armenian Since 1915 Dr.Berna Türkdoğan 510 30,00
277 Tehcir Öncesi Anadolu'dan Amerika'ya Ermeni Göçü (1834-1915) Ahmet AKTER 292 20,00
278 Terör Emin DEMİREL 1600 30,00
279 Terör Medya ve Devlet Hüseyin Bilir 630 14,00
280 Terör Örgütü PKK ve AB'nin Türkiye üzerindeki Hedefleri Murat Oruç 475 24,00
281 Ters Lale Editör:Levent ÖZMEN 200 14,00
282 Tespihin İpi Koptu Derya KILIÇ TÜKENDİ 22,00
283 Teşkilat-ı Mahsusadan Gnümüze Gizli Servisler Emin DEMİREL TÜKENDİ 22,00
284 Teşkilat-ı Mahsusa'nın Siyasi Misyonu Atilla ÇELİKTEPE 176 14,00
285 Teşkılat-ı Mahsusa'nın Reisi Süleyman Askeri Bey Nurettin ŞİMŞEK TÜKENDİ 16,00
286 Toplam Kalite Yönetimi ve Kalite Ödülleri Mehmet KURUŞCU 390 16,00
287 Toplumsal Yapı ve Sağlık-Hastalık Sistemi Prof. Dr. Orhan TÜRKDOĞAN 450 16,00
288 TSK ve Ulus Devleti Hedef Alan VİCDANİ RET Kaan TURHAN 300 12,50
289 Tuncer Baykara Ben Kendim Tarihçilik Yolunda Kırk Yıl Prof. Dr. Tuncer BAYKARA 150 16,00
290 Turfanda mı Yoksa Turfa mı? Oğuzhan Karaburgu 544 24,00
291 Türk Birliği Projesi Elnur Hasan MİKAİL 396 12,50
292 Türk Din Etnolojisi Prof.Dr.Harun GÜNGÖR 660 14,00
293 Türk Dünyasında Misyoner Faaliyetleri Bayram KÜÇÜKOĞLU TÜKENDİ 18,00
294 Türk Dünyasının Problemleri ve Çözüm Önerileri Editör:Prf.Dr.N. ÖZTÜRK 495 30,00
295 Türk Hakanlığı Karahanlılar Doç.Dr.Ömer Soner HUNKAN 746 28,00
296 Türkistan'da Fikir Akımları Ebubekir GÜNGÖR 500 14,00
297 Türk Sosyal ve Siyasi Hayatında Yahudiler Editör:İ.ERDAL-Y.ÖZGER 324 20,00
298 Türk İnkılap Tarihi ve Atatürk İlkeleri Prof. Dr. Tuncer BAYKARA 936 22,00
299 Türk Jeopolitiği Akdenize bir kısrak, Hazara bir kartal başı gibi uzanan bu memleket Doç.Dr.Abdullah Gündoğdu 486 12,00
300 Türk Kamuoyunda FİLİSTİN PROBLEMİ: İlk Arap-Yahudi Çatışmaları (1920-1939) Celil BOZKURT 528 14,00
301 Türk Kütüründe Alevi- Bektasi Olgusu Doç.Dr.Faruk Sinanoğlu 80 16,00
302 Türk Kültürü Prof. Dr. Tuncer BAYKARA 70 30,00
303 Türk Kültürü II Dr.Sebahattin Şimşir 135 14,00
304 Türk Takvimi ve Astrolojisi Doğum Tar.Kişilik Analizleri Dr.Abdullah MANAZ 1500 10,00
305 Türk Tarihinin Sosyolojisi Prof. Dr. Orhan TÜRKDOĞAN 960 28,00
306 Türk Töresinde Kadın ve Aile Dr. Latife Kabaklı ÇİMEN 220 40,00
307 Türk Toplumunun Tarihsel Kimliği ve Günümüz Sorunları Prof. Dr. Orhan TÜRKDOĞAN 800 50,00 CİLTLİ
308 Türk Toplum Sistemi ve Yapısal Sorunları Prof.Dr.Orhan Türkdoğan 695 50,00 CİLTLİ
309 Türk Toplumunda Aydın Sınıfın Anatomisi Prof.Dr.Orhan Türkdoğan 1500 30,00
310 Türk, Türklük ve Türkler Prof. Dr. Tuncer BAYKARA 900 30,00
311 Türk-Amerikan İlişkilerinde Irak Sorunu Mustafa KAYAR TÜKENDİ 30,00
312 Türk-İngiliz İlişkileri ve M.Akif Paşa'nın Anıları(İbret) Yard.Doç.Dr. T.Niyazi KARACA 100 14,00
313 Türkçenin ses bilgisi Prof.Dr M. Volkan Coşkun 1548 22,00
314 Türkçe Kuran Abdullah MANAZ 64 30,00
315 Türkiye Ermenileri Tarihi Levon Panos DABAĞYAN 195 40,00
316 Türkiye'de Çok Partili hayata Geçiş Fehmi Akın TÜKENDİ 16,00
317 Türkiye'de El-Kaide Unsurları Emin DEMİREL TÜKENDİ 10,00
318 Türkiye'de Köy Sosyolojisi Prof. Dr. Orhan TÜRKDOĞAN 153 50,00
319 Türkiye'de Madde Bağımlılığı Doç. Dr. Kültekin ÖGEL 260 20,00
321 Türkiye de Rum Yunan Vahşet ve Terörü Doç.Dr.Salim Gökçen 500 26,00
322 Türkiye'de Azınlıklar ve Azınlık Okulları Mehmet DERİ 496 20,00
323 Türkiye-İran Siyasi İlişkileri (1923-1938) Barış CİN 420 14,00
324 Türkiye'nin Kafkasya Politikası ve Gürcistan Okan MERT TÜKENDİ 22,00
KİTAP ADI YAZAR ADI SAYFA FİYAT
325 Türkiye'nin Küresel Konumu Mert Bilgin 241 30,00
326 Türkiye-Rusya Ekseninde Nihat ALTINOK TÜKENDİ 20,00
327 Türkiye'ye Yönelik Terör Odakları Dr.Abdullah MANAZ TÜKENDİ 11,00
328 Türklerde yönetim gelenekleri ve TÜRK YÖNETİM TARİHİ Dr. Ünsal SIĞRI - Dr. Yavuz TÜKENDİ 12,50
329 Türkmen Aşiretleri Muharrirler / Dr. FRAYLİÇ - Mühendis RAVLİG 500 28,00
330 Türkmenistan'dan Anadolu'ya Örf, Adet ve Halk İnançları Ekrem ÖZBAY 534 28,00
331 Ufkun Zorlu Yolu Nihat ALTINOK 198 14,00
332 Ulus-Devlet Düşünürü Ziya GÖKALP Prof.Dr. Orhan TÜRKDOĞAN TÜKENDİ 28,00
333 Uluslar arası Hukuk Açısından KIBRIS SORUNU Bahadır Bümin ÖZARSLAN 440 16,00
334 Uluslar. Sis.Yni. Dzn. Arayş. KARADENİZ'in Değişen Jeopolitiği Eyyub KANDEMİR 600 20,00
335 Uzakdoğu Elçisi Ertuğrul Fırkateyni Erdoğan ŞİMŞEK 440 12,00
336 Ümmetten Millete Doç. Dr. Abdullah GÜNDOĞDU 572 22,00
337 Üç Tarz-ı Siyaset Türkçüğülün Manifestosu Fuat UÇAR 540 27,00
338 Velid Ebuzziya'nın Lozan Mektupları Ahmet TEMİZ 60 40,00
339 Vikinglerden Teröre ve Teröristlere İsveç Tolga Barış KILIÇKAP 53 35,00
340 XVIII.Asırda Azerbaycan Topraklarında Ermeni Devleti Kur. Dr.Sebahattin Şimşir 480 15,00
341 XX.Yüzyıl Türk Dünyasında Türk Düşünürleri Dr.Sebahattin Şimşir 240 14,00
342 XIX. Yüzyılda KARAHİSAR-I SAHİB SANCAĞI Yrd. Doç. Dr. Naci Şahin 168 32,00
343 XIX.Yüzyıl BAYBURT Yrd.Doç.Dr.Yunus ÖZGER 378 35,00
344 XIX Yüzyıl Batı Avrupa Edebiyatı Dr.Afag ESEDOVA 624 16,00
345 XVII. Yüzyılda Bir Serhad Şehri Erzurum Yrd. Doç. Dr. Bilgehan PAMUK 294 27,00
346 1892-1893 Ermeni Yafta Olayları(Merzifon-Yozgat-Kayseri)Doç.Dr.Ahmet KOLBAŞI 800 30,00
347 Yara Suna Dündar Taşdemir 224 14,00
348 Yaratıcı Yönetim Dr.Hasan GÜNAYDIN 820 12,50
349 Yaşlı Adam Avrupa İsmail ILGAR 630 16,00
350 Yaşanmamış Hayatlar TİNERCİ Orhan YILDIRIM 590 20,00
351 Yaşar Kalafat'ın Eserlerinde Türk Dünyası Kültür ve Halk İnanç. Orhan Çeltikci 330 14,00
352 Yeni Çarlar ve Rus Dış Politikası Elnur Hasan MİKAİL 150 20,00
353 Yeni Kıtaya Yapılan OSMANLI GÖÇLERİ VE NETİCELERİ Dr. Adem KARA 620 16,00
354 Yeni Oyun İran'ın Nükleer Politikası Yavuz CANKARA 60 20,00
355 Yine Kolcular Döndümü?Son Tütüncü Öldümü? İsmail BALKAN 300 16,00
356 Yolculuk Deniz SARAÇ 200 6,00
357 Yozgat Ermeni Ayaklanmaları ve Boğazlıyan Kaymakamı Kemal Bey Olayı Doç. Dr. Taha Niyazi Karaca 448 26,00
358 Yozlaşmaya ve Yabancılaşmaya Karşı İTİRAZLAR Prf.Dr.Özcan YENİÇERİ 288 30,00
359 Yozgatlı Devlet Adamları Yrd.Doç.Dr.Yunus ÖZGER 260 24,00
360 Yönetimde Yeni Yaklaşımlar Prof. Dr. Özcan YENİÇERİ 465 35,00
361 Yunanistan ve Bitmeyen Kin Ertan KÖSE TÜKENDİ 24,00
362 Yunanistan'ın Büyük Açlık Dönemi Ve Türkiye Dr.Ulvi KESER 470 40,00
363 Zamanı Algılamak ve Yönetmek Dr.Hasan GÜNAYDIN 660 12.00

CİLTLİ yazan kitapların haricindeki tüm kitaplar 5 TL… Okumayı sevenler için…

http://www.iqkultursanat.com/detay.asp?yaziid=44

Zor durumdaki yayınevi kapanıyor maalesef...

selimm
14-06-2012, 10:09
http://d1206.hizliresim.com/y/g/7wsvj.jpg (http://bit.ly/c25MCx)

http://d1206.hizliresim.com/y/g/7wswn.jpg (http://bit.ly/c25MCx)

Başka bir yoruma gerek var mı?

brokerüstad
16-09-2012, 12:55
http://www.haber7.com/advertorial/haber/924705-ogretmen-olmak-isteyenlere-dev-firsat

brokerüstad
15-10-2012, 20:02
Öğretmenlere 550 TL zam müjdesi
Milli Eğitim Bakanlığı, öğretmen maaşlarına 550 TL'ye varan artış getirecek bir çalışma yapıyor. Öğretmenleri 4 kariyer basamağına ayıran çalışma ile zamlar kademeye göre olacak
http://siyaset.milliyet.com.tr/ogretmenlere-550-tl-zam-mujdesi/siyaset/siyasetdetay/15.10.2012/1612036/default.htm

brokerüstad
03-11-2012, 00:17
KOCAELİ (İHA) - Kocaeli'de öğretmenlerin sahne performanslarını canlı olarak sergileyebileceği, "Sahne Öğretmenlerin" yarışmasının ikincisi için başvurular sürüyor.
Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, 24 Kasım Öğretmenler Günü nedeniyle düzenlediği, "Sahne Öğretmenlerin" yarışmasına başvurular sürüyor. Öğretmenlerin müzik, görsel sanatlar, şiir okuma ve stand up, skeç, drama branşlarında hünerlerini sergileyeceği yarışmaya için başvurular 14 Kasım Çarşamba günü sona erecek.
Büyükşehir Belediyesi Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Daire Başkanlığı’nın bu sene ikincisini düzenlediği yarışmaya Kocaeli’de örgün ve yaygın eğitim kurumlarında görev yapmakta olan sözleşmeli, ücretli öğretmenler ve usta öğreticilerin katılabiliyor. Öğretmenler Günü’ne farklı bir anlam katacak yarışmaya 14 Kasım Çarşamba gününe kadar başvurular kabul edilecek.
http://www.haberx.com/sahne_ogretmenlerin_basvurulari_suruyor(17,n,11125 338,716).aspx

brokerüstad
03-11-2012, 20:02
"Atanamayan Öğretmen Kalmayacak"
Başbakan Erdoğan'dan atanamayan öğretmenlere ve üniversite öğrencilerine müjde.
http://www.haberler.com/atanamayan-ogretmen-kalmayacak-4061033-haberi/

brokerüstad
05-11-2012, 18:05
En sevilen öğretmen seçiliyor!
Öğretmeninize en güzel hediyeyi siz verin
http://www.haberturk.com/gundem/haber/791377-en-sevilen-ogretmen-seciliyor

brokerüstad
08-11-2012, 22:27
Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer, şubat ayında öğretmen ataması yapılmayacağını bildirdi.
Dinçer, Bakanlığının 2013 bütçesinin görüşmelerinde milletvekillerinin eleştiri ve sorularını yanıtladı.

Bakan Dinçer, 2009'da tüm dünyada lise okullaşma oranının yüzde 88, 2011 yılında Türkiye'nin lise seviyesinde okullaşma oranının ise yüzde 67 olduğunu belirterek, ''Onun için 12 yıllık eğitimi zorunlu kılmak gerekiyordu'' dedi.

http://www.haber7.com/guncel/haber/949615-bakan-dincerden-atama-aciklamasi

brokerüstad
21-11-2012, 19:32
Öğretmenler, 18. Milli Eğitim Şurası'nda, kabul edilen, tüm öğretmenlere her 24 Kasım Öğretmenler Günü'nde bir maaş tutarında ikramiye verilmesi kararının uygulanmasını bekliyor
http://www.samanyoluhaber.com/gundem/Ogretmenlerin-gozu-kulagi-bu-haberde/886110/

brokerüstad
24-11-2012, 11:52
Öğretmen ve öğrencilerden Muallim klibi
http://video.milliyet.com.tr/video-izle/Ogretmen-ve-ogrencilerden-Muallim-klibi-YT12kikgcsgV.html

JAKO
24-11-2012, 15:04
Eğitim sistemi, eğitime gönül vermiş öğretmenlere teslim edilsin, bu yapılsın, bunu yapan toplumlar, ufka yaklaşırlar, ufukları genişler, havalanırlar.

Eğitim sistemini mandacılara, işbirlikçilere, taşeronlara teslim eden toplumlar da, geleceği unuturlar, gelecekten vazgeçerler.

brokerüstad
24-11-2012, 19:23
Öğretmenlere en iyi maaşı veren ülkeler
ABD: Öğretmenlik, bayan mesleği olarak görülüyor. Ortalama 3 bin dolar maaş alıyorlar. Sosyal tesis, öğretmenevi ve kampı yok. Öğretmenin kıyafet zorunluluğu da yok. Öğretmenin en büyük sorunu öğrencilerin disiplinsiz oluşu. Emeklilik için 55 yaş ve en az 20 yıl hizmet süresi isteniyor.
http://www.dunya.com/ogretmenlere-en-iyi-maasi-veren-ulkeler-621g.htm

brokerüstad
29-11-2012, 17:53
Riyad Tezcan, Mardin'de yaşayan görme engelli bir öğretmen. Riyad hocanın hayatında iki unsur var, eğitim ve müzik. Doğuştan görme sorunu olan Riyad hocanın hayatıysa tam bir başarı hikayesi...
http://www.haber7.com/yasam/haber/957992-o-da-mardinin-asik-veyseli

brokerüstad
08-12-2012, 16:28
ANKARA - Milli Eğitim Bakanlığı ile ÖSYM arasında yapılan çalışma neticesinde öğretmen adaylarına uygulanacak alan sınavının 15 alanda, 13 Temmuz 2013'te yapılacağı, bu sınavın ağırlığının yüzde 50 olarak belirlendiği bildirildi.

Milli Eğitim Bakanlığı, son günlerde basında öğretmen adaylarına uygulanacak alan sınavına ilişkin hatalı haberler üzerine açıklama yapılmasına gerek görüldüğünü belirtti.

Bakanlığın öğretmenlerin yetiştirilmesi, seçilmesi ve geliştirilmesi süreçleriyle ilgili çok önemli adımlar attığı vurgulanan açıklamada, bu süreçlerin çalışmalar tamamlandıkça kamuoyuyla paylaşılacağı ifade edildi.

Bu çalışmalar kapsamında, öğretmen adaylarının atama sürecinde seçilmesi amacıyla ilk kez alan sınavı uygulamasına geçileceğinin duyurulduğu belirtilen açıklamada, ancak bu sınavların kaç alanda yapılacağı ve ağırlığının hangi oranda olacağı konusunda çeşitli haberler çıktığı, bunların da kamuoyunun yanlış bilgilenmesine yol açtığı kaydedildi.

Bakanlık ile ÖSYM arasında yapılan çalışma neticesinde öğretmen adaylarına uygulanacak alan sınavının 2013 yılında 15 alanda yapılmasına karar verildiği belirtilen açıklamada, 6-7 Temmuz 2013'te yapılacak KPSS'de genel yetenek bölümünün ağırlığının yüzde 15, genel kültür bölümünün ağırlığının yüzde 15, eğitim bilimlerinin oranının yüzde 20 olacağı bildirildi. 13 Temmuz 2013'te yapılacak alan sınavının ağırlığı ise yüzde 50 olarak belirlendi.

Alan sınavı yapılacak öğretmenliklerin ise şu branşlarda olduğu bildirildi:
-Türkçe
-İlköğretim Matematik
-Fen Bilimleri / Fen ve Teknoloji
-Sosyal Bilgiler
-Türk Dili ve Edebiyatı
-Tarih
-Coğrafya
-Matematik (Lise)
-Fizik
-Kimya
-Biyoloji
-Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi
-Almanca
-Fransızca
-İngilizce
Bakanlık tarafından resmi açıklama yapılmadan konuyla ilgili çıkabilecek her türlü spekülatif haberin ihtiyatla karşılanması gerektiği vurgulandı.

http://www.dunya.com/ogretmenlere-alan-sinavi-13-temmuzda-173963h.htm

ogonulal
24-12-2012, 00:05
arkadaşlar alınan risk ve edinilen sosyal hakalara ve calısılan saat karşılığı alınan ücretlere bakar ve karşılaştırma yaparsanız öğretmenler çok iyi durumda. aslında devlet memurları desek daha doğru olur.
ben daha iki -üc sene öncesinde asistanlığa başladığımda aylık 450 saatlik ortalama çalışma süresi olup maaş + döner sermaye ödemesi + nöbet ücreti ( 15 gece uykusuz gece , gündüzünde çalışmaya devam ) olacak 3000 tl civarında ödeme alıyorduk.
ortalama bi memur 150 saat çalışmıyordur bile. aldığı maaş 2000 tl.
basit hesaplar sizi doğru sonuca götürür...
( çok şükür diyorum gene de her durumda. mesleğimi seviyorum. iyi ki doktor olmuşum diyorum. ama doktor olup da standart insan gibi yaşamak daha bi güzel olurdu demeden de edemiyorum )
herkese bol kazançlı günler :)

DoğuTürk
24-01-2013, 20:15
hayırlı uğurlu olsun ... bakan bey degişmiş :)

brokerüstad
02-03-2013, 10:15
Milli Eğitim Bakanlığı'nın, müdür ve müdür yardımcılığı için sözlü sınav getiren, 8 yılını dolduran yöneticilerin de rotasyona tabi tutulmasını içeren yönetmeliği yayımladı.
Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), eğitim kurumları yöneticiliklerini ikinci görev olarak yürüteceklerin seçimine, atanmasına ve yer değiştirmelerine ilişkin usul ve esasları belirleyen ''Eğitim Kurumları Yöneticileri Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği''ni yayımladı.

Yönetmeliğe göre, eğitim kurumu yöneticiliği sınavlarını yürütmek üzere Sınav Komisyonu ile Sözlü Sınav ve Değerlendirme Komisyonu oluşturulacak.

Eğitim kurumu yöneticiliği yazılı sınavı, Yenilik ve Eğitim Teknolojileri Genel Müdürlüğü'nce merkezi sistemle yapılacak. Yazılı sınavda, 100 tam puan üzerinden 70 ve üstü puan alan adaylar başarılı sayılacak.

Yazılı sınav puanının yüzde 50'si, sözlü sınav puanının yüzde 30'u ve Yönetici Değerlendirme Formuna göre hesaplanan puanın yüzde 20'si alınarak belirlenecek, puan üstünlüğüne göre her eğitim kurumu yöneticiliği için valiliğe sunulmak üzere üç aday belirlenecek.

Sözlü Sınav ve Değerlendirme Komisyonu ise sözlü sınavları yaparak eğitim kurumu yöneticiliğine atanma teklifine esas puanları belirlemek, sınavla ilgili itirazları değerlendirip sonuçlandırmak görevlerini yapacak.

Atamalar

İl milli eğitim müdürlükleri, atama yapılacak eğitim kurumları ile başvuru ve atamalara ilişkin diğer hususları yazılı sınavı kazanan adayların bilgi sahibi olmasını sağlayacak şekilde duyuracak.

Adaylar, sadece kadrosunun bulunduğu ildeki eğitim kurumları yöneticiliklerine başvurabilecek. Sözlü Sınav ve Değerlendirme Komisyonu'nca her eğitim kurumu için belirlenen ve valiliğe sunulan 3 adaydan uygun görülen aday, vali tarafından atanacak.

8 yılını doldurana rotasyon

Müdür, müdür başyardımcısı ve müdür yardımcısı olarak görev yaptıkları eğitim kurumunda 8 yıllık çalışma süresini tamamlayan yöneticilerin görev yerleri, hizmet puanlarının yüzde 70'i ile Yönetici Değerlendirme Formuna göre hesaplanan puanın yüzde 30'u alınarak belirlenen yer değiştirme puanı üstünlüğüne göre, tercihleri alınarak il içinde ''atanmak üzere başvurulacak eğitim kurumuna alanı itibariyle öğretmen olarak atanabilmek veya bu eğitim kurumunda aylık karşılığı okutabileceği ders bulunmak'' şartını taşımak kaydıyla değiştirilecek. Tercihte bulunmayan yöneticilerin yer değişiklikleri ise ''atanmak üzere başvurulacak eğitim kurumuna alanı itibarıyla öğretmen olarak atanabilmek veya bu eğitim kurumunda aylık karşılığı okutabileceği ders bulunmak'' şartını taşımak kaydıyla, boş eğitim kurumlarına kurayla gerçekleştirilecek.
Yer değiştirmeler, son başvuru tarihi esas alınarak 8 yıllık çalışma süresinin tamamlandığı tarihi takip eden ilk yer değiştirme döneminde yapılacak.

Norm kadro fazlası yöneticiler

Norm kadrosu kaldırılan yöneticiler ya da norm kadro fazlası haline gelen yöneticiler, valiliklerce talepleri ve hizmet gerekleri birlikte değerlendirilerek uygun görülecek eğitim kurumu yöneticiliklerine öncelikle atanacaklar.

Kaynak: AA

http://www.haber7.com/egitim/haber/995931-okul-yoneticiligi-atama-sistemi-degisti

bilalx
02-03-2013, 11:08
Bu topiği yeni gördüm,artık müdavimlerinden olacağım...

brokerüstad
21-04-2013, 17:14
Fen-edebiyat fakültesi mezunlarına kapanan öğretmenlik yolu tekrar açıldı. Alınan yeni kararla eski uygulamadaki gibi fen-edebiyat fakültesi mezunlarına pedagojik formasyon hakkı tanınarak öğretmen olma yolu tekrar açılmış oldu.
Geçmiş dönemde 119 sayılı Talim ve Terbiye Kurulu Kararı bağla*mında en az 4 yıllık fakültelerden mezun olanla*rın atanabilecekleri öğretmenlikler şu şekilde gerçekleşmişti. Fem Yayınları Rehberlik Bölüm Başkanı Faruk Ardıç, "YÖK'ün bu kararının Fen-Edebiyat bölümü seçmek isteyen öğrencilerin yönelimlerini etkileyecektir" dedi. Bu sene bazı Fen Edebiyat Bölüm puanlarını artabileceğini söyleyen Ardıç'a göre birçok üniversite Fen edebiyat bölümlerine öğrenci bulamadıklarından dolayı kapatmayı düşünüyorlardı. YÖK'ün bu kararıyla bölümleri kapatma durumlarını tekrar gözden geçirecekler. Diğer yönden formasyon dersleri almak şartıyla öğretmen olma haklarını tekrar kazanan Fen Edebiyat bölümü mezunları eğitimde rekabet ortamını oluşturacak.
http://666kb.com/i/cdf4szclah4cj4fdc.gif

Kaynak: Zaman.com.tr

http://www.haber7.com/egitim/haber/1016642-hangi-bolum-mezunlari-ogretmen-olabilecek

DoğuTürk
07-05-2013, 07:44
Hükümetin Öğretmene Ek Ödeme Vermemesinin Nedeni

Hükümetin Öğretmene Ek Ödeme Vermemesinin Nedeni
Hükümetin Öğretmene Ek Ödeme Vermemesinin Nedeni



07 Mayıs 2013 Salı 00:42

Memur Sen Genel Başkanı Ahmet Gündoğdu öğretmenlerin en büyük beklentilerinden birisi olan "ek ödeme" konusunda çok önemli açıklamalar yaptı.

Ahmet Gündoğdu, hükümetin öğretmenlerle ilgili kafasındaki tasarı ve ek ödeme verilmemesinin nedenini şöyle açıkladı.

Biz 150 TL ve % 5 + 5'e imza atacaktık. Hatta kabul etmediğimiz iddia edilen öğretmene 100 TL ek ödeme verilmesi durumunda da konuyu hakem kuruluna taşıyacak en azından 100 TL ek ödeme yanında diğer kısmının da hakem kurulunda görüşülmesini sağlayacaktık. Ancak hükümet 150 TL ek ödeme maliyetinin 1 milyon 823 bin TL olduğunu hesap ederek bu maddeden vazgeçti.

Ahmet GÜNDOĞDU, "Ancak daha vahim olanı ise hükümetin öğretmenler için düşündüğü ve ek ödemeye karşılık düşündüğü tasarı idi. Eski Milli Eğitim Bakanı, kariyer sistemi diye 450 ila 530 bin öğretmene, uzman öğretmen, kıdemli uzman öğretmen ve başöğretmen kariyerleriyle 170 TL ile 480 TL arasında sınavla bir iyileştirme yapma paketi düşünmüşler. Öğretmenlikte yetersiz olanlar ise bu tasarıya göre memuriyete indirilecek, uzman öğretmenlikte yetersiz olanlarda 5 yıl sonra öğretmenliğe düşürülecekti. Kariyer sınavlarında başarılı olan öğretmenler ek ödeme almış olacak başarısız olanlar ise bu ek ödemeden faydalanamayacaktı, 1 Ağustos'da 666 sayılı KHK'nın mağdur ettiği kesimlerin mağduriyetinin giderilmesini sağlamaya çalışacağız", dedi

http://www.kamudanhaber.com/sendika/egitimbir-sen/hukumetin-ogretmene-ek-odeme-vermemesinin-nedeni-h178326.html

brokerüstad
19-05-2013, 12:12
Eski Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer döneminde başlatılan ve şimdiki Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı döneminde tamamlanan Öğretmen Stratejisi Taslağı onaya sunuldu.


Star Gazetesi'nde yer alan habere göre, yeni planın detayları şöyle:



-Uygulama dersleri: Fakültelerde öğretmen adaylarının uygulama dersleri arttırılacak.


-Alan soruları: KPSS’de öğretmenler sadece alanlarıyla ilgili soruları yanıtlayacaklar.


-Kariyer planlama sistemi: Öğretmenlerin tümü aynı basamaktan mesleğe başlayacaklar ve basamak atlamak için dönemsel sınavlara girecekler.


-Başöğretmen: Başarılı öğretmenler öğretmen adaylarına formasyon eğitimi verecek.


-Başarılı öğrenciler: Ortaokullarda başarılı öğrenciler tespit edilerek öğretmen olmaları için yönlendirilecek.


-Öğretmen liseleri: Öğretmen liseleri şehir merkezlerine taşınacak. SBS dışında öğretmen liselerine girişler için ek bir sınav daha uygulanacak.


-Pedagojik formasyon: Pedagojik formasyon yerine “Teknolojik Pedagojik Alan Bilgisi” kavramı geliştirecek.


-İhtiyaç fazlası öğretmen: Adayların alımlarında uzun vadede ihtiyaçlar hesaplanacak


-Yükseklisans: Doktora ve araştırma bursları artacak.


-Ortaöğretim öğretmenliği: Öğretmenler alan fakülteleri mezunlarından atanacak.


-Özelden kamuya geçiş: Kıdemleri kaybolmayacak.


-Öğretmenin yer değiştirmesi: Bir öğretmenin yıllarca aynı okulda kalmaması için Bakanlık yeni model geliştirecek. Öğretmenlerin zorunlu hizmet bölgelerine gitmeleri de özendirilecek.
http://www.samanyoluhaber.com/egitim/Ogretmenlik-sil-bastan-degisiyor/1009434/

Mr.Patience
19-05-2013, 12:39
Sevgili Dostlar bakınız.. Dünya çapında kimya...genetik...biyoloji ve fizik bilimlerinde bir dahi olan ve Einstein in kuramlarında ki hataları bulup çözen büyük beyin Prof.Dr.Sn.Oktay Sinanoğlu bir Türk insanı olarak Türk Gençliğinin önünde ki en büyük örnektir !

Atamız ın gençliğe hitabesinde ki manidar öğütlerle yaşamı birebir örtüşen yüksek bir şahsiyettir ! Türk milletidir !

NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE !

Prof.Dr.Oktay Sinanoğlu, (doğumu 2 Ağustos 1934, Bari, İtalya)

Türk kuantum kimyacısı, kuramsal kimyacı ve moleküler biyolog.

Konu başlıkları
1 Hayatı
2 Kitapları
3 Akademik kitapları
4 İlgili kitaplar
5 Türkçe karşılığını önerdiği yabancı sözcükler
6 Kaynakça
7 Dış bağlantılar
Hayatı

Babasının (Nüzhet Haşim Sinanoğlu) bir başkonsolos olarak görev yapmış olduğu Bari'de doğdu. 1939 yılında İtalya'da II.Dünya Savaşı'nın başlamasının ardından ailesiyle Türkiye'ye döndü. Oktay Sinanoğlu, sonradan TED Koleji olan Ankara Yenişehir Lisesi'ne
1953 yılında burslu öğrenci olarak girdi ve okulu birincilikle bitirdi. Okulun bursuyla Kimya Mühendisliği okumak üzere ABD'ye gitti.

1956'da ABD Kaliforniya Üniversitesi Berkeley Kimya Mühendisliği'ni birincilikle bitirdi.

1957'de Massachusetts Teknoloji Enstitüsü'nü sekiz ayda bitirerek yüksek kimya mühendisi oldu. "Alfred Sloan" ödülünü aldı. 1959'da Kaliforniya Üniversitesi Berkeley'de kuramsal kimya doktorasını tamamladı. 1960'ta Yale Üniversitesi'nde öğretim üyesi (asistan profesör) oldu.

1960-1961 yıllarında atom ve moleküllerin çok-elektronlu kuramı ile "Doçent" oldu. 1963'te 50 yıldır çözülemeyen bir matematik kuramını bilim dünyasına kazandırarak 28 yaşında "tam profesör" unvanını aldı. 20. yüzyılda Yale Üniversitesi'nde bu sanı kazanan en genç öğretim üyesidir[1].

1962 yılında Orta Doğu Teknik Üniversitesi mütevelli heyeti yalnız Oktay Sinanoğlu'na mahsus olmak üzere kendisine Danışman Profesör ünvanını verdi. Yale Üniversitesi'nde ikinci bir kürsüye daha profesör olarak atandı. 1973'de Almanya'nın en yüksek "Aleksander von Humboldt Bilim Ödülü"nü ilk kazanan kişi oldu. 1975'de Japonya'nın "Uluslararası Seçkin Bilimci Ödülü"nü kazandı; yine
1975 yılında özel kanunla Oktay Sinanoğlu'na ilk ve tek Türkiye Cumhuriyeti Profesörü ünvanı verildi. 1976'da Japonya'ya Türkiye Cumhuriyeti Özel Elçisi olarak gönderildi. Kendisi Türk-Japon kültür, bilim ve eğitim ilişkilerinin temellerini atmıştır. Amerikan Bilim ve Sanat Akademisinin ilk ve tek Türk üyesidir[2]. Meksika hükümeti tarafından yüksek Bilim Ödülü "Elena Moshinsky" ile ödüllendirildi.

Dünyada yeni kurulmaya başlayan moleküler biyoloji dalının ilk profesörlerinden biri oldu. DNA sarmalının çözelti içinde o biçimde nasıl durduğuna açıklama getirdi. Dünyanın pek çok yerinde buluşları ve kuramları ile ilgili konferanslar verdi.

1980'li yıllarda çalışmalarını kimya biliminin basit bir şekilde öğretilmesine yönelik bir kuramsal çerçeve üzerinde yoğunlaştırdı. Ancak 1988'de yayımlanan çalışmaları akademik dünyada ilgi görmedi. 1993'te Yale Üniversitesi'ndeki profesörlük görevlerinden erken sayılabilecek bir yaşta emekliye ayrıldı. Aynı yıl Türkiye'ye dönerek Yıldız Teknik Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Kimya Bölümü'nde profesörlüğe atandı. 2002 yılında bu görevden de emekliye ayrıldı.

Türkiye'de bulunduğu dönemde çalışmalarını daha çok Türk ulusal kimliği ve Türk diliyle ilgili milliyetçi görüşlerini yaymaya adadı. Eğitim dilinin resmi dil olması gerektiğini ve yabancı dilin takviyeli olarak öğretilmesinin gerektiğini savunmaktadır. Matematiksel yapısından dolayı Türkçe'nin en iyi bilim dili olduğunu söylemektedir[3]

Yaşamı boyunca Kuantum mekaniği'ne birçok katkıda bulunmuş bir bilim adamıdır. P.A.M.Dirac'in de üzerinde uğraştığı ancak çözümleyemediği bir problemi, "Kuantum mekaniği"nde, Hilbert uzayının topolojisi ve içerdiği yüksek simetrileri çözdü[4]. Böylece Kimya bilimini bu topolojik inceleme ile sağlam bir temele oturttu.

Ünlü sanatçı Esin Afşar'ın ağabeyidir.

Tüm akademik çalışmaları içinde en önemli 5 kuramı şöyledir:
Many Electron Theory of Atoms and Molecules (1961) – Atom ve moleküllerin çok elektronlu kuramı[5].
Solvophobic Theory (1964) – Çözgeniter kuramı[6].
Network Theory (1974) – Kimyasal tepkime mekanizmaları kuramı[7].
Microthermodynamics (1981) – Mikrotermodinamik
Valency Interaction Formula Theory (1983) – Değerlik kabuğu etkileşim kuramı.[8].

Kitapları

Göçmen Hamamı (ISBN 9786054569014)
2050'ye 5 Kala Dünyanın 105 Yıllık Tarihi (ISBN 9944090674)
İlerisi için (ISBN 9944090611, ISBN 9944090612)
Türkçe Giderse Türkiye Gider (ISBN 9944090605)
Bye Bye Türkçe / Bir Nev-York Rüyası (ISBN 9752977634, ISBN 9752977631)
Büyük Uyanış (ISBN 975841027X , ISBN 9752977669)
Hedef Türkiye (ISBN 9758410229 , ISBN 9752977648)
Ne Yapmalı / Yeniden Diriliş ve Kurtuluş İçin (ISBN 9752977626)
Yeni Bilim Ufukları I (ISBN 9789944090)
Yeni Bilim Ufuklari 2 Yeni bir matematik kuramı ve onunla bazı fizik kimya ilkelerinin bulunması(ISBN 9789789944095)
Yeni Bilim Ufukları 3 Hayatın Örgüsü Elli Yıllık Biyolojinin Temellerini Sarsan Sorular (ISBN 9944090681)
Açıklamalı Fizik, Kimya, Matematik Ana Terimleri Sözlüğü (ISBN 9789751619679)
Akademik kitapları [değiştir]

Modern Quantum Chemistry : Istanbul Lectures (Academic Press,1965)
Sigma Molecular Orbital Theory (Yale Press,1970)
Three Approaches to Electron Correlation in Atoms and Molecules (with K.Brueckner,Yale Press,1971)
New Directions in Atomic Physics (with E.Condon,Yale Press,1971)
İlgili kitaplar [değiştir]

Oktay Sinanoğlu, Türk Aynştaynı (hazırlayan: Emine Çaykara)
Oktay Sinanoğlu, Bir Türk Dehası

DoğuTürk
26-05-2013, 10:15
http://www.kamudanhaber.com/meb/ogretmenler-hangi-partiye-oy-verir-h187163.html

öğretmenler hangi partiye oy verir
A N K E T

DoğuTürk
26-05-2013, 10:50
Eğitim-Bir-Sen Yetkiyi İlan Etti

Eğitim-Bir-Sen Yetkiyi Güçlendirdi

24 Mayıs 2013 Cuma 18:26

Mayıs mutabakatlarına göre sendikalı personel sayılar netleşmiş gibi görünüyor. Eğitim Öğretim ve Bilim Hizmet Kolunda 2012 yılında Genel Yetkili sendika olan Eğitim-Bir-Sen 231.472 üye sayısını 251.000’in üzerine çıkarmış görünüyor.

Türk Eğitim-Sen 2012 yılında 205.724 olan üyesini ise 2013 yılında 225.000 sayısına yükseltmiş görünüyor. İki sendika arasındaki 2012 yılında 25.748 olan farkın 26.000’i geçtiği görülüyor.

Resmi Olmayan Sonuçlar Netleşti

Herkesin sendikaların üye sayılarının merak ettiği şu günlerde resmi olmayan sayılara ulaştık. En fazla eğitim sendikalarının merak edildiğini biliyoruz. Eğitim Bir Sen 2013 yılı mutabakatlarında kesin olmayan sonuçlara göre 251.000 sayısını geçerken, Türk Eğitim-Sen ise 225.000 sayısına yükseldiği görülüyor.

Eğitim Bir Sen Her Şeye Rağmen Büyüdü

Ek Ödeme, Ömer Dinçer ve Cemaat Sendikası gibi üç önemli konuda sıkıntıya giren Eğitim Bir Sen’in her şeye rağmen büyüdüğü ve en yakın rakip sendikayla aradaki farkı açtığı görülüyor.

Sendikaların 28 Mayıs’ta Açıklama Yapması Bekleniyor

Üniversiteler ve KYK’da mutabakatlar netleşirken Milli Eğitim Bakanlığındaki mutabakatın 28 Mayıs’ta yapılacağı öğrenildi. Sendikaların resmi açıklamaları 28 Mayıs’ta yapması bekleniyor

DoğuTürk
27-05-2013, 19:43
Öğretmenlere kötü haber

27 Mayıs 2013 Pazartesi 13:13

Öğretmenlerin izinleri zorlaştırıldı. Öğretmenler mazeretini artık valiye anlatacak.


--------------------------------------------------------------------------------



Milli Eğitim Bakanlığı öğretmenlerin mazeret izinlerinde değişiklik yaptı. Buna göre taşrada görev yapan öğretmenlerin 10 günlük mazeret izinlerini artık bağlı olduğu okulun müdürü vermeyecek. Müdürün yerine o ilçenin kaymakamı veya valisi verecek.

brokerüstad
28-05-2013, 18:42
MEB'in mazeret izinlerinde yaptığı değişikliğe göre, taşrada görev yapan öğretmenler artık 10 günlük izinlerini okul müdüründen değil, bulundukları ilçenin kaymakamı veya valisindan isteyecek.
Milli Eğitim Bakanlığı öğretmenlerin mazeret izinlerinde değişiklik yaptı. 81 İlin Milli Eğitim Müdürlüklerine gönderilen yönergede mazeret izni konusunda öğretmenleri okul müdürlerinin inisiyatifinden aldı. Buna göre taşrada görev yapan öğretmenlerin 10 günlük mazeret izinlerini artık bağlı olduğu okulun müdürü vermeyecek. Müdürün yerine o ilçenin kaymakamı veya valisi izin verecek.

Değişikliğin nedeni şikayetler
Yönergede öğretmenlere doğum, evlenme ve ölüm izni dışında, idarenin uygun göreceği mazerete bağlı olarak yılda 10 gün izin verilebiliyor. Daha önce öğretmenler okul müdürlerinden izin alabiliyorlardı. Ancak Milli Eğitim Bakanlığı şikayetler üzerine öğretmenleri amirlerinin inisiyatifinden kurtarmak için yeni bir yönetmelik yayımlayarak taşrada ilçe kaymakamı veya il valisinin iznine verdi.

Refakat izni 6 aya kadar
Yönergede yapılan diğer bir yenilik ise refakat izinlerine geldi. Öğretmenlerin birinci derece akrabası olan kişiler yani anne, baba, eş ve çocukları ile kardeşlerinden birinin ağır bir kaza geçirmesi veya tedavisi uzun süren bir hastalığının bulunması hallerinde yakınlarının sağlık kurulu raporuyla belgelendirilmesi şartıyla, üç aya kadar refakat izni alabilecek ve bu izin bağlı olduğu okul müdürünün yetkisinde olacak. Eğer yakınlarının rahatsızlıkları 3 aydan fazla sürdüğü takdirde rapor durumuna göre bu süreye 3 ay daha eklenebilecek. Ayrıca bu süre zarfında öğretmenin maaşı da kesintiye uğramayacak.

AHMET FATİH ERTURAN-STAR

http://www.haber7.com/egitim/haber/1031766-ogretmen-izini-mudurden-degil-validen-isteyecek

brokerüstad
27-06-2013, 18:27
Öğretmenler eğitime ilişkin en son değişikliklere, özlük bilgilerine, izinlerine, sınav bilgilerine cep telefonlarından ulaşabilecek.

Milii Eğitim Bakanlığı (MEB) öğretmenlerle iletişimi artırmak amacıyla yeni bir uygulamayı hizmete sunmak için harekete geçti. Yeni oluşturulan ‘MEB personel mobil uygulaması’yla tüm öğretmenler, yöneticiler ve personel, bilgisayarlarının yanı sıra akıllı cep telefonlarından da MEB Bilişim Sistemleri’ne (MEBBİS) girebilecek. Böylece öğretmenler son yapılan değişikliklerden en kısa zamanda haberdar olacak.

Özlük bilgileri, hizmet içi eğitim bilgileri, görev ve görevlendirme kayıtları, izinler, ödüller, sınav bilgileri gibi daha pek çok veriye buradan ulaşabilecek olan öğretmenler, hizmet içi eğitim başvurularını da buradan yapabilecek.

‘MEB personel test mobil uygulaması’, Android ve IOS platforma sahip tüm mobil cihazlarda sorunsuz bir şekilde kullanılabilecek. Uygulamayı kullanabilmek için Android platforma sahip kullanıcılar Google Play uygulamasından, IOS platforma sahip kullanıcılar ise AppStore uygulamasından ‘MEB Personel’ adındaki uygulamayı indirebilecek.

http://www.buyuyenturkiye.com/haber/ogretmenlere-mobil-uygulama

brokerüstad
01-07-2013, 22:04
KPSS giriş belgeleri erişime açıldı
27 Haziran 2013 Perşembe 13:22
Kamu Personel Seçme Sınavı (KPSS) A Grubu ve Öğretmenlik ile Öğretmenlik Alan Bilgisi (ÖABT) Sınavlarına giriş belgeleri erişime açıldı.OSYM'den yapılan açıklamaya göre, 6 ve 7 Temmuz'da yapılacak KPSS A Grubu ve Öğretmenlik Sınavı ile 14 Temmuz'daki ÖABT için başvuran adayların sınavlara girecekleri bina ve salonlara atanma işlemleri tamamlandı.


Adaylar, sınava girecekleri yer bilgisini gösteren sınava giriş belgelerini kimlik numaraları ve aday şifreleriyle ÖSYM'nin https://ais.osym.gov.tr internet adresinden başvuru yaptıkları her oturum için ayrı ayrı edinebilecek. Belgenin üzerinde adayın sınava gireceği oturum, sınava gireceği sınav merkezi, bina, salon bilgileriyel adayın fotoğrafı bulunacak.


Adayların, bu belgelerinin yazıcıdan dökümünü edinirken belge üzerinde fotoğraf olmasına özen göstermeleri ve bu belgelerinin renkli ya da siyah-beyaz çıktılarını sınav günü yanlarında bulundurmaları gerekiyor.İlgili oturuma ait sınava giriş belgesini yanında bulundurmayan adaylar sınava alınmayacak. Giriş belgesinin ön ve arka yüzünde ÖSYM'nin belirlediği bilgiler dışında herhangi bir yazı, resim, işaretin yer almayacak.Kimlik ve güvenlik kontrolleri ile salona giriş işlemlerinin zamanında yapılabilmesi için adayların sınava girecekleri binanın kapısında sınavın başlama saatinden en az bir saat önce hazır bulunmaları gerekiyor.


Adaylara, sınava giriş belgesi gönderilmeyecek. Sınava sorunsuz girebilmeleri için adayların yanında giriş belgesinden başka, fotoğraflı ve onaylı özel kimlik belgelerini de göstermeleri zorunlu.


Nüfus cüzdanı, pasaport, zorunlu askerlik görevini ifa eden er veya erbaşlar ile askerî öğrenciler için askeri kimlik belgesi (Bu özel durum, muvazzaf askerler için geçerli değil), Türk vatandaşlığından izinle ayrılanlar ve bunların kanuni mirasçılarına ait Pembe veya Mavi Kartlar özel kimlik belgesi olarak kabul edilecek. Bunların dışındaki, sürücü belgesi, meslek kimlik kartları gibi diğer tüm belgeler sınava giriş için geçerli belgeler olarak kabul edilmeyecek.


Nüfus cüzdanında soğuk damga, adayın güncel bir fotoğrafı ve kimlik numarasının bulunması, pasaportun süresinin geçerli olması gerekiyor. Üzerinde soğuk damga, güncel bir fotoğraf veya kimlik numarası bulunmayan nüfus cüzdanları ile geçerlilik süresi bitmiş pasaport kabul edilmeyecek. Bu belgelerini eksiksiz olarak yanında bulundurmayan bir aday mazereti ne olursa olsun sınava alınmayacak; sınava alınsa bile sınavı geçersiz sayılacak.

http://www.habergalerisi.com/haber/kpss-giris-belgeleri-erisime-acildi-1115222.html

doga11
06-08-2013, 11:39
Yazan arkadaşlara göre öğretmenlere iyi zam yapmışlar. :-)
Ben hangi ülkenin öğretmeniyim de bana yapmıyorlar bilmiyorum tabi...
Tamamen söylentiden ibaret....
Çökmüş ve küskünler ordusunun oluşturduğu bir eğitim sisteminde asla başarıya ulaşılamaz. Eğitim gibi bir işte çalışanın morali olmazsa başarı asla gelmez. Bakan değişirse değişsin bakış açısı değişmedikten sonra ha a sistemi ha b sistemi.

alpbike
06-08-2013, 11:48
Zam yapıyorlar doğru!!
Lakin zam yaptıklarında vergi dilimine giriyorsun ve verdiklerini vergi olarak geri alıyorlar...
Sen net eline geçene bakınca 3 yıl önceki para ile aynı...
belki %5 fazla oda çocuk sayısı, eşinin çalışmaması, kademe falan filan farkı...


Yazan arkadaşlara göre öğretmenlere iyi zam yapmışlar. :-)
Ben hangi ülkenin öğretmeniyim de bana yapmıyorlar bilmiyorum tabi...
Tamamen söylentiden ibaret....
Çökmüş ve küskünler ordusunun oluşturduğu bir eğitim sisteminde asla başarıya ulaşılamaz. Eğitim gibi bir işte çalışanın morali olmazsa başarı asla gelmez. Bakan değişirse değişsin bakış açısı değişmedikten sonra ha a sistemi ha b sistemi.

doga11
06-08-2013, 12:19
Zam yapıyorlar doğru!!
Lakin zam yaptıklarında vergi dilimine giriyorsun ve verdiklerini vergi olarak geri alıyorlar...
Sen net eline geçene bakınca 3 yıl önceki para ile aynı...
belki %5 fazla oda çocuk sayısı, eşinin çalışmaması, kademe falan filan farkı...

bak bu doğru işte... kişi başı milli gelir 15 bin dolar diyorlar yani aylık 1.250 dolar civarı...
Bazı memurluklar iyi pay alıyor ama bizle ralamıyoruz. Gerçi şuan bir kaç tane gözden çıkarılan kurumlardan biriyiz...

1.250 dolar 1,90 ile çarpınca yani ortalama gelir 2.350 civarında ben öğretmenlerin ortalama olarak 2.350 tl kazandıkalrına inanmıyorum. sınıf öğretmenleri 15 saat ekders alsa 510 TL yapar. 9 ay boyunca 4.600 tl diyelim.... 385 tl ekder olur aylık ortalamada 1800 TL de maaş alosa 2.185 tl yapar ki kişi başı düşen milli gelirin altında kalıyor ki bir ülke için bence en acı durumlardan biri... Ama ne büyük çoğunluğun maaşından kıs ki yol yapılsın.
Neyse burayakadar çok önemli değil diyelim. ortalama kişi başı düşen milli gelirin 2.350 Tl aylık olduğu bir yerde 10.000 tL kazanırsan vergi dilimine giriyorsun. (10.700 dü 10.000'e çekildi acaba niye diye kimse sormadı... niye 10.000'e) çünkü maaşlara zam vermiş gibi göster ama verme... oysaki vergi diliminin 28.200 de olması gerek yani kişi başına düşen ortalama milli gelirin tam orta noktasında... Yer mi yemez.........
Çalışanı küstür. Bir kaç iyi yapılan hizmetle biz iyiyiz de....

alpbike
06-08-2013, 12:41
yanlış hatırlamıyorsam 2003 yılı idi ve eşim öğretmen olarak atanmıştı
bende yüksek lisans yapıyordum ve polislik sınavı vardı, üniversite mezunları komser oluyordu...
şimdiki eşime (o zaman evli değiliz) ben polis olmayı düşünüyorum dedim. Oda o maaşa, o kuruma verdiğin hizmete değmez dedi.
Afaki rakamlar olarak söylüyorum tam noktası noktasına hatırlamıyorum; orantısal olarak maaşları şöyle idi...
2003;
polis: 0,35 ---------- öğretmen: 0,65

2013; Bugün
polis: 3,50 ---------- öğretmen: 2,00


10 yılda nasıl bir polis devleti olduğumuzun bir göstergesidir heral de bu!!....

fen
14-12-2013, 16:33
Evet öğretmenler, epeydir yazıyorsunuz başlık eğitim ve ardından öğretmenler dediği halde eğitim sistemi hakkında nedense kimsenin ağzını bıçak açmıyor klavyesi çatırdamıyor? Acaba neden?

Nedeni siz şimdiki öğretmenlerinde berbat bir eğitim sistemi ile yetişmiş olmanızdan kaynaklı olabilirmi acaba? hiç düşündünüzmü?

Tek sebebi olmasada önemli bir sıkıntı yarattığını düşündünüzmü? sistemi sorguladınızmı hiç?

Konumuz eğitim olsun birazda bakalım kaç klavye çatırdayacak kaç kelam yazılacak.OECD ülkeleri gelirleri ve öğretmenleri maaş karşılaştırması yapıyorsunuzda dünya salakmı, hiç araştırma yapılmıyormu?

3 yılda bir PISA diye bir araştırma yapılıyor, OECD ülkeleri ve diğerlerinden ülkeler katılıyor, 15 yaşına gelmiş ve temel ağitim almış öğrencilerin durumunu araştırıyorlar.

Ben fazla yazıpda ortalığı topiği karıştırmıyım, amacım sadece öğretmen değil başlıktaki eğitimdir, bu araştırmanın raporları yayınlanıyor ve bu sonuçlar açıklanıca Almanayada, Fransada kıyametler kopuyor, ve AB ülkelerinden diyrolarki dünyanın ilk 20 ekonomisinde gösterilen AB adayı Türkiye araştırma sonuçlarına göre sonlarda, durum çok kötü ama neden bu kadar eğitim sorunlarına ilgisiz kalınıyor ağızları bir karış açık, kalıyor.

Konuyla ilgili yazıları buraya alıntılıyorum, okuyunca insan gerçekleri öğrenince dehşete düşüyor, geleceğimiz ne kadar karanlıkta, biz ise diğer ülkelerle sürekli maaş olarak kıyaslayabilecek kapasitedeyiz sadece, galiba buda eğitim sisteminin bir sonucu olsa gerek, hiç sorgulama ve öğrenilenleri hayata geçirme becerisi kazanmamış insanlardan ibaret bir toplum olduğumuz bu topikteki yazılardan da anlaşılıyor, sizde okuyunca dehşete düşeceksniz buna eminim, ama sistem sadece maaşınızı düşünmenizi sağlamaya devam edecektir, ivedilikle eğitim siteminin baştan aşağıya değişmesi ümidiyle, aydınmı yoksa sistemin körelterek eğitimci yaptığını bilemediğim camianın ferdlerine ve tabii eğitim ile ilgili herkese okumaları için yazıları aşağıya alıntılıyorum.



PISA Araştırma Sonuçlarına Göre Türkiye ve Almanya
Almanya ve Türkiye’de 2003- 2006- 2009 PISA araştırma sonuçlarına göre alınan önlemler ve uygulamalar:

Dünya giderek tüm insanların vatanı, ülkeler de dünyanın büyüklü küçüklü birer şehri haline geliyor. Çevre sorunları, iklim değişiklikleri, küresel ısınma, ozon tabakasının delinmesi gibi insanlığın ve dünyamızın geleceğini belirleyen gelişmeler sınır tanımıyor, tüm dünyayı ilgilendiriyor. Artık, “Bu bahçe benim bahçem, ister diker, ister keserim. Kimse karışamaz!” dönemi bitti, bitiyor. Eğitim ve öğretim de giderek tüm dünyanın ortak sorunlarından biri haline geliyor.

Hızla değişen ve ilerleyen dünyayı anlayabilmek ve ayak uydurabilmek için nerede olduğumuzu nesnel olarak saptamamız gerekiyor. Bunun için ekonomide, tarımda, sanayide olduğu gibi eğitim ve öğretim alanlarında uluslararası araştırmalar, anketler, testler yapılıyor. Ülkelerin gelişmişlik düzeyleri ve dünyadaki yerleri uluslararası karşılaştırmalarla daha gerçekçi olarak belirlenmeye çalışılıyor. Aklın ve bilimin ışığında, özgürce düşünüp tartışarak sorunlarını çözmek isteyen ülkeler, artık içe dönük kapalı verilerle yetinmiyorlar.

Bu yazımda Türkiye’nin üyesi olduğu Uluslararası Eğitim Başarısını Değerlendirme Kuruluşu – IEA (International Association for the Evoluation of Educational Achievement) tarafından uygulanmış olan Uluslararası Öğrenci Başarısını Belirleme Programı – PISA (Program for International Student Assessment) 2003- 2006- 2009 sonuçlarına dayanarak Almanya ve Türkiye’de uygulanmakta olan eğitim sisteminin durumunu karşılaştırmalı olarak dile getirmek, PISA sonuçlarına göre alınmış ve alınması gereken önlemleri, hayata geçirilen yenilikleri anlatmak istiyorum.

Ayrıca IGLU, PIRLS, VERA gibi araştırma ve test sonuçlarına da yazımın son bölümünde kısaca değineceğim.

PISA -Uluslararası Öğrenci Başarısını Belirleme Programı

PISA araştırmaları “Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü” (OECD) üyesi olan 31 ülkede ve OECD ortağı gelişmekte olan ülkelerde uygulanan eğitim sistemlerinin durumu hakkında karşılaştırmalı bilgi vermek amacıyla her üç yılda bir yapılıyor. PISA Programı, üye ülkelerdeki 15 yaş grubundaki öğrencilerin zorunlu eğitim sonunda, katılacakları bilgi toplumunda karşılaşabilecekleri durumlara ne ölçüde hazırlıklı yetiştirildiklerini belirlemek amacıyla geliştirilmiştir. Ölçülmeye çalışılan nitelik, öğrencilerin okulda müfredat kapsamında ele alınan konuları ne dereceye kadar öğrendikleri değil; gerçek hayatta karşılaşabilecekleri durumlarda sahip oldukları bilgi ve becerileri kullanabilme yeteneği, öğrencilerin düşüncelerini analiz edebilme, akıl yürütme ve okulda öğrendikleri fen ve matematik kavramlarını kullanarak etkin bir iletişim kurma becerisine sahip olup olmadıklarıdır.

PISA araştırması aynı zamanda bu araştırmaya katılan ülkelerdeki öğrencilerin öğrenim şanslarını; toplumsal, siyasal ve ekonomik gelişme içindeki imkanlarını belirlemeye çalışıyor.

PISA 1997 yılında uygulanmaya başlandı. Üçer yıllık dönemler halinde uygulanıyor. Matematik, fen bilimleri ve okuma becerileri alanlarını kapsıyor. Her üç yılda belirli bir konuya ağırlık veriliyor.

PISA araştırmasının koordinesini OECD Sekreterliği üstleniyor. Ülkeler kendi içlerindeki test ve araştırmayı, OECD Sekreterliği gözetiminde bir bilimsel kuruma düzenletebiliyor.

Örneğin Almanya, kendi içindeki PISA araştırmasının yürütülmesini Eyalet Kültür Bakanları Kararı’yla “Leibniz Tabiat Bilimleri Pedagoji Enstitüsü”ne bağlı “Das PISA-Konsortium Deutschland” kurumuna vermiştir.

PISA araştırmasının ilki 1997-2000 yıllarında yapılmıştı. Ağırlıklı konu okuma, okuduğunu anlama ve yorumlama becerisi idi. Türkiye buna katılmadı. İkincisi, 2000-2003 yıllarında, otuzu OECD üyesi ve on biri OECD ortağı olan toplam 41 ülkede yapıldı. İngiltere, sağlıklı bilgi vermediği için değerlendirme dışı tutuldu. Ağırlıklı alan matematik olmak üzere, fen bilimleri, okuma ve problem çözme alanlarında öğrencilerin bilgi ve becerileri ölçülmüştür.

Toplam 41 ülkede, aynı günde ve aynı uluslararası kurallara göre belirlenmiş sınav şartlarında 250.000 öğrenci bu teste tabi tutuldu. Türkiye’de ise, PISA test ve anketleri 2003 yılının Mayıs ayında, PISA Yürütme Mekezi tarafından belirlenmiş ölçü ve kurallara göre, yedi coğrafi bölgeden temsili yöntemle seçilmiş, 12 ilköğretim okulun ve 147 lisede, 1987 doğumlu 4855 öğrenciye bu test uygulandı.

2004 yılı aralık ayında açıklanan sonuçlara göre Türkiye:

Matematikte, 41 ülke arasında 34. ve 29 OECD ülkesi arasında 28.

Okuma becerisinde 41 ülke arasında 33. ve 29 OECD ülkesi arasında 28.

Tabiat bilgisi ve problem çözme becerisinde de 29 OECD ülkesi arasında 28. oldu. Sondan birinci olan ülke ise Meksika idi.

Matematik, okuma ve tabiat bilgisi becerisinde Finlandiya; problem çözme becerisinde ise Güney Kore birinci oldular.

Matematik becerisinde, ilk ona giren ülkeler sırasıyla şunlardı: Finlandiya, Güney Kore, Hollanda, Japonya, Kanada, Belçika, İsviçre, Avustralya, Yeni Zellanda, Çek Cumhuriyeti

Okuma becerisinde ilk ona giren ülkeler sırasıyla şunlardı: Finlandiya, Güney Kore, Kanada, Avustralya, Yeni Zellanda, İrland, İsveç, Hollanda, Belçika, Norveç

Almanya, Matematikte 16. okumada 19. tabiat bilgisinde 15. ve problem çözme becerisinde 13. oldu.

Amerika Birleşik Devletleri ise, Matematikte 24. okumada 15. tabiat bilgisinde 19. ve problem çözme becerisinde 24. oldu.

Okuma ve anlama becerisi test sonuçlarına göre ülkeler

PISA araştırmasında okuma becerisini ölçme ve değerlendirme önemli bir yer alıyor. Okuma testleri, öğrencilerin okuduğu bir metinden bilgi edinme; okuduğu metni yorumlama; günlük hayatın çeşitli durumlarına ilişkin metinleri anlama ve anladığını yeniden uygulayabilme becerilerini ölçmeyi amaçlıyor. PISA araştırmasına katılan ülkerin okuma becerisi testinde aldıkları puan sıralamasını, daha anlaşılır olması için aynen veriyorum:

http://i41.tinypic.com/snp7hu.png

Türkiye’de öğrenciler ve okuma çağındaki insanlar arasında okuma alışkanlığı da uluslararası karşılaştırmalarda çok düşündürücü oranlardadır. İstanbul’da haftalık Almanca olarak yayınlanan “Istanbul Post” adlı internet magazin dergisinin verdiği bilgilere göre; düzenli kitap okuyan insanların oranı Japonya’da %14; ABD’de %12 iken, Türkiye’de on binde birdir. Yetmiş beş milyonluk bir ülkede roman, öykü, araştırma kitaplarının bin kadar basılması okuma alışkanlığı diye bir şeyin olmadığının göstergesidir.

Türkiye’de 1960-1980 döneminde okunan kitap sayısı ve okuma alışkanlığının düzeyi 2004’lerdekinden çok fazlaydı. 12 Eylül 1980 darbesi sonrasında yakılan kitapların dumanı insanlarda kitap dergi okuyacak göz bırakmamışa benziyor!


Uluslararası Öğrenci Başarısını Belirleme Programı sonuçlarının yankıları:


Türkiye Cumhuriyeti Milli Eğitim Bakanlığı, 2003 PISA değerlendirmesini resmi bir duyuru ile açıkladı. Bu açıklamada; “Türk Eğitim sistemi ne yazık ki dünyadaki bilimsel ve ekonomik gerçeklere duyarlı bir yapı taşımamaktadır… PISA 2003 çalışmasıyla eğitim sistemimizin zayıf yönleri ortaya çıkmıştır.” deniliyor.

Bakanlık, PISA’daki başarısızlığın nedenlerini açıklarken ülkelerin ekonomik gelişmişlik düzeyleri ile öğrenci başına eğitim harcamalarına dikkat çekerek; “Öğrenci başına eğitim harcamaları ortalaması Avrupa Birliği ülkelerinde dört bin dolarken, ülkemizde 390 dolardır.” diyor. Elbette böylesine bir tespit önemlidir. Ama sorunun çözümü açısından yetersizdir.

PISA araştırmasının sonuçları, Türkiye eğitim dünyasında, Milli Eğitim Bakanlığı’nda, hükümette; üniversitelerde, eğitim fakültelerinde, öğretmen, öğrenci, veli derneklerinde, basında, televizyon kanallarında ve özellikle Eğit-Der, Eğitim-Sen, Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) ve Türk-İş gibi sendikalarda, gerekli yankıyı uyandırmadı.

2003 PISA araştırma sonuçları açıklandığı günlerde, Ankara’da, yüksek mahkemede “Anadil eğitimi hakkını istediği gerekçesiyle” Eğitim-Sen aleyhine açılmış davanın duruşmaları vardı. Öğretmenler, sendikalarını kurtarmaya çalışıyordu.

Aynı günlerde Alman Eğitim Bilim Sendikası (GEW) ise PISA sonuçlarına dayanarak, göçmen çocuklarının daha iyi eğitim alabilmeleri için; daha iyi bir anadil eğitimi ve daha verimli Almanca eğitiminin geliştirilmesini talep ediyor, önerilerde bulunuyordu.

Almanya’da yayınlanan Türk gazetelerinde de PISA sonuçlarına gereken ilgi gösterilmedi. Bazı gazeteler ise PISA sonuçlarını göçmen çocukların eğitimi açısından ele alıp inceledi.


PISA araştırmalarının Almanya ve Türkiye’deki yankıları ve etkileri:

İlk PISA araştırması, 2000 yılında yayınlandı. Almanya’nın 30 OECD ülkesi arasında, matematikte 20. tabiat bilimlerinde 20. ve okuma becerisinde 21. sırada olduğu görülür görülmez tüm Almanya sarsıldı. 2003 PISA sonuçları açıklandığında, ortalama değerlerin üstünde yer almış olmasına rağmen Alman eğitim dünyası ayağa kalkmıştı.

Türkiye ise 2003 PISA başarı sıralamasından en sonlarda olmasına karşın, fazla ses çıkarmadı. Türkiye’yi yakından izleyen Avrupa çevreleri, Türkiye’deki sessizlik karşısında hayrete düştüler. “PISA Araştırması’nda böylesine kötü sonuçlar alan bir ülke Avrupa Birliği’ne nasıl uyum sağlayabilir?” diye soranlar bile oldu.


PISA 2000 ve 2003 sonuçlarının açıklanmasından sonra Almanya’da yapılanlar:

Almanya Eğitim Bakanlığı, Federal Hükümet ve Eyalet Hükümetleri, siyasal partiler, sendikalar, veli dernekleri, öğrenci birlikleri, üniversiteler, araştırma kurumları, göçmen dernekleri, Türk Veli Dernekleri, Almanya Türk Öğretmen Dernekleri, bilim insanları kısaca konuyla ilgili herkes PISA 2000, 2003, 2006 araştırma sonuçlarını anlamaya, analiz etmeye, düşünce üretmeye başladı.

Böyle bir başarısızlık nasıl olabilirdi?

Alman eğitim sistemi neden geri kalmıştı?

Bunun sorumluları kimlerdi?

Testlerde en başarılı olan Finlandiya, Güney Kore, Hollanda, Japonya, Kanada gibi ülkelerin eğitim sistemlerinin özellikleri nelerdi?

Bu ve buna benzer sorular, bilimsel yöntemlerle cevaplanmaya çalışıldı.

* Okullarda öğretmenler kurulları bu konuyu değerlendirdi. Her okul kendi içinde yapabileceklerini konuştu, tartıştı, yeni yöntemler araştırdı. Bütün düşünceler tutanaklara geçti. Öneriler ilgililere sunuldu. Okullar arasında bilgi akışı hızlandırıldı. Örneğin okuma becerisi ve okuma alışkanlığını geliştirmek için araştırmalar yapıldı. Bulunan yenilikler internet ortamında diğer okulların bilgisine sunuldu.

* Eğitim bakanlıkları sorunu araştırmak için bilim kurulları oluşturdu. Eğitim fakülteleri ve diğer bilimsel kurullar Finlandiya gibi ülkelerin eğitim sistemlerinden öğrenmeye gitti.

* Öğretmenlere meslek içi geliştirme kursları sunuldu.

* PISA araştırma sonuçları ve alınacak önlemler hakkında makaleler, kitaplar, raporlar, konferans sonuçları yayınlandı. Almanya’nın ciddi bilimsel araştırma enstitüleri sorunu didik didik ettiler. Onlarca bilimsel araştırma yayınlandı. Bu bilimsel araştırmalar değerlendirildi; varılan sonuçlara göre federal ve eyaletler düzeyinde eğitimle ilgili bakanlıklar, kurumlar, Eğitim Bilim Sendikası önlemler, yeni öğretim metotları geliştirmeye ve uygulamaya başladı.

* Kimse eğitim gibi önemli bir işi basit, günlük parti çıkarlarına indirgemedi. İndirgeyenleri de kimse ciddiye almadı. Bütün bunlar yapılırken kimse düşüncesinden dolayı kınanmadı. Düşüncesinden dolayı hiçbir öğretmen ceza almadı. Özgür, demokratik, barışçı ve çözümleyici bir ortamda mesele ele alındı. Bu konuda konuşan, yazan, düşünce üreten, araştıran öğretmenler desteklendi, teşvik edildi. Konuşan değil; susan, “bana ne?”ci tembel öğretmenler, sendikacılar, dernekçiler, politikacılar yadırgandı.

* Öğretmen yetiştiren pedagoji enstitüleri, eğitim fakülteleri sonuçlardan kendilerine görev çıkardılar. Ders programları, eğitim yöntemleri geliştirildi ve yenilendi.

* PISA 2000, 2003 sonucunda ilkokullarda kademeli olarak hızla tamgün eğitim uygulamasına başlandı.

* Ayrıca anaokullarından itibaren dil eğitimine ağırlık verildi.

* İlkokullarda yeni oyun bahçeleri yapıldı. Eski oyun bahçeleri yeni bir anlayışla düzenlendi, oyuncakların renkleri, biçimi değiştirildi.

* Spora ağırlık verildi.

* “Her öğrenciye bir müzik aleti!” adlı proje uygulamaya kondu. İlkokul birinci sınıftan itibaren isteyen her öğrenci, istediği bir müzik aletini öğrenmeye başladı. Bunun için ders programları yenilendi. Müzik öğretmenleri yetiştirildi, müzik öğretmenleri meslek içi eğitim kurslarından geçirildi.

* Okumayı teşvik etmek, okuma sevgisini geliştirmek için anaokullarından itibaren yeni programlar uygulamaya konuldu.

* İlkokullardaki sınıf kitaplıkları yenilendi.

* Yazarların okullarda okuma yapmaları için yeni olanaklar yaratıldı.

* Bilim insanı yetiştirmek, yetenekli çocukları desteklemek için üniversiteler ile istekli ilkokullar arasında ortak projeler geliştirildi. İstekli ve yetenekli öğrenciler ilgili profesörlerin sorumluluğu altında fizik, kimya, biyoloji alanlarında özel oyunsal deneyler yapma imkanı buldu.

* Liselerdeki süper beyin sahibi öğrencilere daha lise eğitimini bitirmeden, o şehirde bulunan bir üniversitede istediği bölümde okuma imkanı sunuluyor. Bu öğrenciler hem lise, hem de üniversite eğitimini başarıyla bir arada yürütebiliyorlar.

* Bochum Üniversitesi gibi bazı üniversiteler, özel sınavlarla dünyadan seçtikleri 50 süper beyin sahibi öğrenciye, her türlü araştırma imkanını sunuyor, bilim insanı yetiştirme olanakları deneniyor.

* Özellikle ilkokul öğrencileri arasında doğa olaylarını anlama, inceleme, doğaya soru sorma, çevreye merakla bakabilme becerilerini geliştirmek için gezici deney grupları oluşturuldu. Bu projeler devlet tarafında ve çeşitli vakıflar tarafından desteklendi, destekleniyor.

* PISA araştırmaları, eğitim alanında göçmen çocukların yerlilerle eşit olanaklara sahip olmadığına ve bu nedenle eğitim alanında geri kaldıklarına dikkat çekmişti. Son beş yılda göçmen çocukları aleyhine olan uygulamalar değiştirilmeye çalışılıyor. Örneğin Türk çocuklarına yardımcı olmaları için, çocuk yuvalarına ve özellikle tamgün öğrenime geçen okullara Türkçe ve Almanca bilen deneyimli öğretmenler, eğiticiler atanıyor.

Göçmenlerin eğitim sorunları bitmiş, hepsi henüz çözümlenmiş değil. Ayrıca her şeyi hükümetler verecek değil. Birçok hak mücadele ile alınabiliyor ve kazanımlar mücadele ile korunup geliştiriliyor.

Bütün bu önlemlerin, bir sistemi üç beş yılda değiştirmeye yetmeyeceği biliniyordu. Fakat sabırla, bilimin, aklın ışığında uzun dönemli planlar yapıldı. Uygulamaya konan planlar denetlendi, sonuçlar bilimsel yöntemlerle analiz edildi. Çok yönlü yoğun çalışmalar sonucu PISA 2006 ve 2009 testlerinde Almanya iki üç sıra öne geçebildi. OECD ülkeleri sıralamasından ortalamanın üstüne çıkabildi.

PISA 2006’ya 30 OECD ülkesi ile 27 OECD ortağı olmak üzere toplam 57 ülke katıldı. 400 000 öğrenciye test uygulandı.

PISA 2009’a 34 OECD ülkesi ile 31 OECD ortağı olmak üzere toplam 65 ülke katıldı. 470 000 öğrenciye test uygulandı.

2006 PISA sonuçlarına göre, Almanya, 57 ülke sıralamasında matematikte 14., okuma becerisinde 14. tabiat bilgisi becerisinde 8. oldu.

Türkiye ise üç alanda da 57 ülke arasında 56. sırada yer aldı.

2009 PISA sonuçlarına göre, Almanya 65 ülke sıralamasında, matematikte 10., okuma becerisinde 16. tabiat bilgisi becerisinde 9. oldu.

Türkiye ise gene üç alanda da 65 ülke arasında 64. sırada yer aldı.

Özetle, Almanya 2000 yılından itibaren eğitim alanında aldığı yeni önlemler, yeni uygulamalarla 10 yılda önemli gelişmeler sağlayabildi. Her alanda OECD ülkeleri ortalamasının üstüne çıktı. Fakat bu gelişme yetersizdir. Alman eğitim sisteminin eksiklikleri, eleyici tutumu, toplumsal sınıflar, göçmenler ve yabancı ailelerden gelen öğrencileri arasındaki fırsat eşitsizliği devam etmektedir. Bütün araştırmalarda çeşitli sınıflar ve toplumsal kesimler arasındaki eğitim eşitsizliğini göstermektedir.

Almanya’da ilk ve ortaöğretimdeki her on öğrenciden biri göçmen kökenli olmasına rağmen, Alman eğitim sistemi göçmen öğrenciler ile Alman öğrenciler arasındaki ayrımı giderici önlemler almamaktadır. Hatta gerici, milliyetçi, ırkçı bazı partiler ve yöneticiler Almanya’nın PISA sonuçlarını göçmen öğrencilerin düşürdüğünü bile savunmaktadır.

PISA araştırmasından başka eğitim alanında çeşitli uluslararası testler uygulanmaktadır. Bunların başlıcaları şunlardır:

TIMSS-R Uluslararası Matematik Fen Bilgileri testi

Bu test, ilköğretimin sonuna gelmiş öğrencilere uygulanıyor. Öğrencilerin matematik ve fen bilgilerini ölçüp değerlendirmeyi amaçlıyor. 1995’te 41, 1999’da ise 38 ülkede bu test-sınav yapılmış. Türkiye 1999 yılında yapılan sınava katılmış. Öğrencilerimiz 38 ülke arasında, matematikte 31. fen bilgilerinde ise 33. olmuştur. Dört yılda bir yapılan bu sınava Türkiye bir daha katılmamıştır.

PIRLS / IGLU Uluslararası İlkokul Öğrencileri Okuma ve Anlama Testi

Bu test-sınav ilkokul 4. sınıf öğrencilerine uygulanıyor. Öğrencilerin okuma, kavrama, okuduğunu kavrama becerilerini ölçmeyi amaçlıyor. Türkiye’den 5000 ilkokul öğrencisi bu teste katılmış. Alınan sonuçlara göre Türkiye, 35 ülke arasında 28. olmuştur.

VERA (VERgleichsArbeiten) Federal Almanya Eyaletlerindeki

Eğitim Seviyelerini Karşılaştırma Testi

2004 yılında yedi eyaletteki ilkokul 3. sınıflar ile ortaöğrenim 6. ve 8. sınıf öğrencilerinin Almanca ve matematik derslerindeki durumunu karşılaştırmak için uygulanmaya başlanmıştı. 2007/2009 ders yılından itibaren Almanya’nın tüm 16 eyaletinde uygulanmaya başlandı. 2009/2010 ders yılında ise 16 eyalet ile Almanca konuşulan Süd Tirol ve Belçika’daki Almanca konuşulan bölgede uygulandı. VERA’nın amacı, Almanya’da eğitimin seviyesini yükseltmek, yeni eğitim ve öğretim programlarını geliştirmek için somut veriler elde etmek ve eyaletler arasındaki farkları gidermeye çalışmaktır. VERA aynı zamanda PISA araştırmalarında ortaya çıkan Alman Eğitim sistemindeki olumsuzlukları saptamak ve çözüm yolları geliştirmeyi de amaçlamaktadır.

PISA araştırmalarında en başarılı olan Finlandiya eğitim sisteminin özellikleri:

PISA araştırmalarına katılan ülkeler eğitim ve öğretim alanında en iyi sonuçları alan ülkelerin uygulamalarını inceleyip kendilerine uygun sonuçlar çıkarmaktadırlar. Finlandiya ve Güney Kore tüm PISA uygulamalarında ilk sıralarda yer almaktadır. Bu ülkeleri İsviçre, Japonya, Kanada, Hollanda gibi ülkeler takip etmektedir.

Eğitim sistemi başarılı sonuçlar veren Finlandiya’nın özellikleri şunlardır:

- Ülkede köklü bir okuma geleneği var.

- Okuma ve öğrenmeye karşı yüksek ilgi ve merak var.

- Sinema ve televizyonlarda filmler altyazılı olarak orijinal dillerinde gösteriliyor.

- Ülkede ortak yaşam duygusu çok yaygın. “Her birey önemlidir” anlayışı yaygın.

- Toplumda sosyal farklılıklar az.

- Göç alan diğer ülkelerle karşılaştırıldığında, göçmenler daha iyi şartlarda yaşıyorlar. Göçmenlerin dil problemlerinin çözümüne büyük önem veriliyor.

- Bütünleştirici bir eğitim sistemi var.

- Eğitim ve öğretim alanında uzun yıllardan beri çok kaliteli personele görev veriliyor. Gerektiğinde derslere ikinci bir öğretmen giriyor.

- Öğretmen ve eğiticilerin eğitim kalitesi çok yüksek.

- Sınıflardaki öğrenci sayısı kural olarak 20’nin altında.

- Okullar şahane bir donanıma sahip. Öğrenciyi kucaklayan sıcak okul ortamı. Kitaplıklar, spor salonları, kısaca her şey öğrenciye göre düşünülmüş.

- Okulların özerkliği var. Fakat bu özerklik, çok etkin ve işlerliği olan bir kontrol sistemiyle denetleniyor.

- Eğitim amaçlarına ulaşmak ve denetlemek için ülke düzeyinde çeşitli testler uygulanıyor.

- Velilerde ve toplumda bu testlere karşı güven var.

- Bütün bu olumlu özelliklere karşın, Finlandiya’da gençler ve öğrenciler arasında alkol düşkünlüğü artıyor. İntihar sayıları artıyor, toplum alarm veriyor. Yöneticiler ve sorumlular bu sorunlara çare bulmak için çaba gösteriyor.

Türkiye’deki eğitim için…

Türkiye, son on yılda katıldığı tüm uluslararası eğitim ve öğretim testlerinden sınıfta kalmıştır. PISA’ya katılan ülkeler sıralamasında en sonlarda yer almaktadır. Fakat yöneticiler, iktidar partileri bu olumsuzluğu giderici somut, bilimsel önlemler almamakta, sorunlar yıldan yıla artmaktadır.

Türkiye, diğer alanlarda olduğu gibi özellikle eğitim ve öğretim alanında çok önemli fırsatları yok etti. Köy Enstitüleri, 1940’lar Türkiye’sinin koşullarına göre meydana getirilmiş özgün bir eğitim uygulamasıydı. Köy Enstitüleri kapatılmasa, daha da geliştirilip yaygınlaştırılsaydı Türkiye bugün başka yerlerde olurdu.

Demokratik, özgür, bilimsel eğitim isteyen Türkiye Öğretmenler Sendikası’nı (TÖS); Tüm Öğretmenler Birleşme ve Dayanışma Derneği’ni (TÖB-DER) kanunsuz olarak, süngü gücüyle kapatıp yöneticilerini askeri hapishanelere dolduranlar bugünkü çöküntünün başlıca sorumlularındandır.

Düşünen beyinleri, değerli öğretmenleri sürüm sürüm süründürenler; bilimden, felsefeden, özgür düşünceden korkan iktidarlar; yüzlerce öğretmenin, yazarın, öğrencinin, öğretim üyesinin kanına girenler Türkiye’nin kanına girmişlerdir.

Öneriler:

- Türkiye’deki eğitim sistemi kısa vadeli parti çıkarlarından uzak olarak incelenmeli, temelden değiştirilmelidir.

- Tamgün eğitime geçilmelidir.

- Eğitim sistemleri başarılı sonuçlar veren ülkelerin deneyimleri incelenmeli, ülke koşullarına uygun olanlar Türkiye’de de uygulanmalıdır.

- Sınıflardaki öğrenci sayıları ilk aşamada 30, daha sonra 20’ye düşürülmelidir.

- Öğretmen yetiştirme sistemi değiştirilmelidir.

- Okullarda okuma sevgisini ve alışkanlığını geliştirici yöntemler bulunup uygulanmalıdır.

- Ezberci, aktarmacı eğitim metotlarına son verilmelidir.

- Okullar öğrenciler ve öğretmenler için sıcak, sevimli, çekici bir biçime getirilmelidir. Öğrenci okulunu sevmelidir. Veli okula güvenmelidir.

- Eğitim, ticaret ve kâr aracı olmaktan kurtarılmalıdır.

- Daha önce Köy Enstitüleri’nde ve öğretmen okullarında uygulanmış olan her öğrenciye bir müzik aleti programı yeniden hayata geçirilmelidir.

- Temel eğitimde sanat eğitimine özel önem verilmelidir.

- İlkokullardan başlayarak öğrenciler doğal bilimlere özendirilmeli, üniversiteler ile ilkokullar arasında bu alanda ortak programlar yürütülmelidir.

- Öğrencilerin beyin gelişmelerini bozan, insan beyninin özgürleşmesini önleyen her türlü şartlamalara son verilmelidir.

Sonuç olarak:

Tazecik, tertemiz beyinleri yıkamak, şartlamak, kullaştırmak kolaydır; fakat çocukta sağlıklı ve dengeli beyin gelişmesinin olanaklarını yaratmak zordur. Sendikaları kapatmak, kitapları yakmak, düşünen kafaları koparmak kolaydır; fakat düşünen beyin yetiştirmek, kimsenin yazmadığını yazan, herkesin sustuğu yerde bile konuşan, düşüncesini ifade edebilen aydınlar, öğretmenler, bilimciler yetiştirmek çok zordur. Türkiye’yi son altmış yılda yönetenlerin çoğunluğu hep kolay yolu seçti. O kolay yol ülkemizi bugünkü hale getirdi. Ülkemizin geleceğinin geçmişten daha aydın, daha özgür, daha mutlu olabilmesi, Türkiye’nin okuyan, düşünen, soran, sorgulayan özgür bireylerden oluşması mümkündür. Bunun için herkes kendini sorumlu hissederse ve bu güzel işe katkıda bulunmaya çalışırsa olmazlıklar oldurulabilir.

fen
14-12-2013, 17:15
Ülke eğitim sistemlerinin öğrencileri ne kadar iyi yetiştirdiğini ölçmek için 3 yılda bir yapılan PISA araştırmasına göre Türkiye, matematik, okuma-anlama becerisi ve fen bilgisinde OECD ülkelerinin gerisinde.


Üç yılda bir yapılan ve uluslararası eğitim ölçme-değerlendirme sistemi olarak adlandırılabilecek PISA (The Programme for International Student Assessment) 2012 sonuçları tüm dünya kamuoyuyla paylaşıldı. Araştırma sonuçlarına göre Türkiyeli öğrenciler, matematik, okuma-anlama becerisi ve fen bilgisi alanlarında OECD ülkelerinin gerisinde.

65 ülkeden 15 yaşındaki öğrenciler katılıyor

Başta OECD ülkeleri olmak üzere dünya ekonomisinin yüzde 80'ini temsil eden 65 ülkeden 15 yaşındaki öğrencilerin katıldığı, ülke eğitim sistemlerinin öğrencileri ne kadar iyi yetiştirdiğini ölçmek üzerine geliştirilen araştırma çarpıcı bir tabloyu ortaya koydu.

Türkiye OECD ortalamasının gerisinde

2003 yılından bu tarafa düzenli olarak PISA Araştırması'na katılan Türkiye, 2012 sonuçlarına göre öğrencilerin matematik, fen ve okuma-anlama beceri düzeyleri konusunda OECD ortalamalarının gerisinde kaldı.

İlk sırada Singapur, Hong Kong ve Kore geliyor

Araştırmaya göre, Şangay bölgesi, Singapur, Hong Kong ve Kore PISA genel ortalamada ilk sıralarda yer alıyor.

Türkiye PISA 2012'de toplam 65 ülke arasında genel ortalamada 45. sırada. Türkiye, Matematik'te 44, Okuma - Anlama Becerilerinde 42., Fen Bilgisi'nde ise 43. sırada. Bu sıralama ise OECD ortalamasının çok altında.

Türkiye PISA'da Yunanistan, Slovenya, İsrail ve Rusya gibi ülkelerin gerisinde, Endonezya, Ürdün ve Kazakistan'ın da aralarında yer aldığı pek çok Ortadoğu ve Asya ülkesinin önünde.

PISA 2012 Raporu'nu değerlendiren Bahçeşehir Üniversitesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Sinem Vatanartıran ve New York Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Selçuk Şirin, sıralamaların 2009 PISA sonuçlarıyla neredeyse birebir örtüştüğünü, genel ortalamada Türkiye'nin, her zaman olduğu gibi bu sene de OECD ülkelerinin ortalamasının altında kaldığını belirtti.

Doç. Dr. Selçuk Şirin, Türkiye'nin 2003'ten bu yana genel ortalamasının yıllık yüzde 3 oranda arttığını ancak bu artışın öğrencilerin üst düzey matematiksel becerilerine yansımadığını ifade ediyor. Şirin; "2003'te benzer sonuçlara sahip olup 2012'de gerisinde kaldığımız iki ülke var: Uruguay ve Tayland. Ancak maalesef, 2003'te benzer sonuçlara sahip olup 2012'de önüne geçtiğimiz bir ülke yok" diye konuştu.

PISA 2012 matematik sonuçları

Araştırmada, çok temel matematiksel işlemlerin ve sorgulamaların yapıldığını gösteren Seviye 1 ve Seviye 1 Altına giren Türkiyeli öğrencilerin oranı, yüzde 42. OECD ortalaması ise yüzde 22.

Yrd. Doç. Dr. Sinem Vatanartıran "Bizim öğrencilerimizin neredeyse yarısına yakını ancak temel matematiksel kavramları kolaylıkla kullanabildikleri sorularda daha başarılılar. Ancak daha karmaşık ilişkiler kurmaları gereken, daha üst düzey sorgulama, analiz ve yorum yapmaları gereken sorularda, yani Seviye 5 ve Seviye 6'nın toplamında öğrencilerimizin sadece yüzde 5.9'u başarılı. Sadece Seviye 6'ya bakarsak, yüzde 1 gibi vahim bir oran çıkıyor karşımıza" şeklinde konuştu.

Bu oran, benzeri şekilde PISA Okuma ve PISA Fen sonuçlarında da yüzde 5'in altında kaldı.

Yani PISA'nın tüm sınavlarında, Seviye 5 ve üstü başarı gösterebilen öğrencilerin oranı yüzde 5'in altında.

Şangay'daki öğrencilerin yüzde 30,8'i Seviye 6'da. Singapurlu öğrencilerin yüzde 20'si Seviye 6'da. Türkiye'deki durumun tam tersine, Şangay'da öğrencilerin yüzde 1'i Seviye 1 altında. Türkiyeli öğrencilerin büyük çoğunluğu, yani yüzde 67'si Seviye 1 Altı, Seviye 1 ve Seviye 2'de.

Okuma becerisinde durum ne?

Araştırmada, okuma becerileri de aynen matematikte olduğu gibi seviyelere ayrılıyor. Burada seviyeler, 6, 5, 4, 3, 2, 1a, 1b ve 1b'nin Altı olarak 8 seviyeye ayrılıyor.

Seviye 6, çok sayıda çıkarımın yapılması, detaylı mukayese ve karşılaştırmaların yapılması, birden fazla ve uzun metin arasında bağlantılar kurabilme gibi üst düzey okuma becerilerini içeriyor. Seviye 5 de aynı şekilde fakat daha kısa metinlerde bu becerilerin kullanımını içeriyor.

OECD ortalaması, Seviye 5 ve Seviye 6'da bulunan toplam öğrenci yüzdesi, OECD ortalaması yüzde 6. Ancak bu oran Şangay'da yüzde 25, Singapur, Japonya, Hong Kong'da yüzde 15'in üstünde. Şangay'da öğrencilerin yüzde 77'si Seviye 3 ve üzerinde.

Türkiye'de Seviye 6'da bulunan öğrenci yüzdesi neredeyse 0, çünkü yüzde 1'in altında. Seviye 5 ise yüzde 2'nin biraz üstünde. Türkiye'de öğrencilerin yüzde 30'u okuma becerilerinde Seviye 3'te, yüzde 30'u Seviye 2'de. Yüzde 22'si ise Seviye 1 ve altında. Türkiye gibi Seviye 5 ve 6'da yüzde 5'ten daha az öğrencisi olan ülkeler, Kolombiya, Arjantin, Endonezya, Katar, Peru, Ürdün, Tunus, Birleşik Arap Emirlikleri, Sırbistan gibi ülkeler.

PISA 2012 Fen Bilgisi sonuçları

Fen alanında ise 6 farklı seviye var. Matematik ve Okuma oranlarında olduğu gibi, bu alanda da Türkiye'den sınava giren öğrencilerin çok küçük bir yüzdesi Seviye 5 ve 6'da. Seviye 6, yani üst düzey bilimsel düşünme becerilerine sahip öğrencilerin oranı yaklaşık yüzde 0.

Bu durumda bulunan diğer ülkeler Arnavutluk, Malezya, Peru, Romanya, Tunus, Uruguay, Şili, Brezilya, Ürdün ve Endonezya. Şangay'da bu oran yüzde 4. Ancak Şangay'da Seviye 5 ve 6'nın toplam yüzdesi yüzde 25. Yaklaşık yüzde 30'u ise Seviye 4'te. Yani öğrencilerinin yüzde 60'a yakını, Seviye 4 ve üzerinde bilimsel becerilere sahip. Estonya 2. Sırada, yüzde 40'dan biraz fazlası Seviye 4 ve üstünde. Seviye 4 ve üstünün OECD ortalaması, yüzde 28. Ancak Türkiye'de Seviye 5 ve 6'nın toplamı yüzde 3. Seviye 4 ve üstü becerilere sahip öğrenci oranı OECD'nin de altında, yaklaşık yüzde 14. Türkiye'de öğrencilerin yüzde 24'ü en temel beceriler olan Seviye 1 ve Seviye 1 Altında. Öğrencilerin yüzde 60'ı Seviye 2 ve altında.


http://www4.cnnturk.com/2013/turkiye/12/04/pisa.sonuclari.aciklandi.turkiyenin.egitim.sistemi nin.durumu/733167.0/

fen
14-12-2013, 17:18
Sempozyum: 20.Ulusal Eğitim Bilimleri Kurultayı

Pisa Sonuçlarına İlişkin Bir Çözümleme
Ayhan URAL
Bildiri Özeti:
Problem Durumu

Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı -Programme for International Student Assessment-, Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü’nün 1997 yılından itibaren üç yıllık aralıklarla gerçekleştirmekte olduğu ve 15 yaş grubu öğrencilerinin kazandıkları bilgi ve becerilerin değerlendirilmesine yönelik yapılan bir tarama araştırmasıdır. Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü -OECD-, 1997 yılından itibaren üye ülkeler arasındaki eğitim işbirliğini geliştirmek ve kullanılan eğitim yöntemlerini standartlaştırmak amacıyla 15 yaşındaki öğrencileri, bazı yeterlikleri açısından karşılaştırmaya başlamıştır.

Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programında -PISA- amaçlanan; öğrencilerin, program içeriklerini başarmada ve hedeflere ulaşmada ne derece iyi oldukları değil, bilgi ve becerilerini gerçek yaşam koşullarına ne derece iyi uyguladıklarıdır. Araştırmayla belirlenmek istenen, temel eğitimin -okulların- öğrencileri geleceğe ne derece hazırladığıdır.

Öğrencilerin, okuma-anlama, matematik ve fen-bilim alanlarındaki yeterliklerinin karşılaştırıldığı araştırmanın uluslararası eşgüdümü, Australian Council for Educational Research -ACER- yönetimindeki bir uluslararası konsorsiyum tarafından yapılmaktadır. Her üç alandaki -okuma, matematik ve fen- öğrenci yeterlikleri, araştırmaya esas olan ölçekte altı düzeyde belirlenmiş ve puanlandırılmıştır(OECD 2011).

Araştırmanın Amacı ve Yöntemi

Bu çalışmanın amacı, Uluslarası Öğrenci Değerlendirme Programı -Programme for International Student Assessment- 2003, 2006 ve 2009 araştırmalarının Türkiye’ye ilişkin sonuçlarını tartışmaya açarak, Türkiye’deki temel eğitimin -bireysel ve toplumsal- değerine dikkat çekmektir. Döküman tarama yöntemiyle gerçekleştirilen araştırma betimsel bir nitelik taşımaktadır. İlgili literatür taranarak, PISA kapsamında 2003, 2006 ve 2009 yıllarında yapılan araştırmaların raporları incelenmiş ve Türkiye’ye ilişkin sonuçlar değerlendirilerek, PISA araştırmalarının Türkiye ile ilgili sonuçlarını üreten koşullar açıklanmaya çalışılmıştır.

Sonuç

2000 yılında yapılan araştırmaya katılmayan Türkiye; 2003, 2006 ve 2009 yıllarında yapılan PISA araştırmalarına ilişkin bulgulara göre (MEB 2005, MEB 2007, OECD 2011), araştırma kapsamındaki ülkeler arasında sonlarda yer almıştır. Türkiye, PISA 2003 araştırması sonuçlarına göre okuma-anlama alanında 441, matematik alanında 423 ve fen-bilim alanında ise 434 ortalama puana ulaşmıştır. 2006 sonuçlarına göre Türkiye’nin ortamala puanları, okuma-anlama alanında 447, matematik alanında 429 ve fen-bilim alanında ise 424 ortalama puan olarak gerçekleşmiştir.

2009 yılında yapılan araştırmada Türkiye, okuma-anlama alanında 464, matematik alanında 445 ve fen-bilim alanında ise 454 ortalama puan düzeyindedir. Son araştırma olan 2009 PISA araştırma sonuçları karşılaştırmalı olarak değerlendirildiğinde ise Türkiye; okuma-anlama alanında 41., matematik ve fen-bilim alanlarında ise 44. sıralarda yer almıştır. Bu sonuçlar, Türkiye’deki temel eğitim anlayış ve uygulamalarının hızla sorgulanmasını gerektiren sonuçlar olarak değerlendirilebilir.

Tartışma

PISA araştırmalarında Türkiye’nin elde ettiği sonuçlar, her üç alan için de altı düzey olarak belirlenen yeterlikler düzeyinin ikinci düzey aralığındadır. Altı düzeye ilişkin yeterlik betimlemeleri incelendiğinde Türkiye’nin elde ettiği sonuç oldukça düşündürücüdür. Fen-bilim alanında altı düzey için yapılan açıklamalardan Türkiye’nin ulaştığı ikinci düzey ve ölçeğin en üstünde yer alan altıncı düzey yeterlilerinin karşılaştırılması, konunun anlaşılırlığı açısından büyük değer taşımaktadır.

İkinci düzeydeki öğrencilerin, alışılmış durumlarda olası açıklamaları yapabilecekleri ya da basit araştırmalara dayanan sonuçlar çıkarabilecekleri yeterli bilimsel bilgiye sahip oldukları, teknoloji ile ilgili problem çözümü ya da bilimsel sorgulamanın sonuçlarına göre mantıksal çıkarımlar ve basit yorumlar yapabilecekleri ifade edilirken altıncı düzey öğrencileri için ise tutarlı bir şekilde bilimsel bilgiyi ve bilimsel yöntem bilgisini tanımlayabilir, açıklayabilir ve günlük yaşamdaki karmaşık durumlarda uygulayabilir, farklı bilgi kaynakları ve açıklamalar arasında bağ kurar ve kararları doğrulamak için bu kaynaklardan kanıtlar kullanır, açıkça ve tutarlı bir şekilde üst düzeyde bilimsel düşünür ve muhakeme yapar, bilimsel kavrayışlarını alışık olmadıkları bilimsel ve teknolojik ortamlarda kullanmaya istekli, bilimsel bilgilerini kullanabilir ve kişisel, sosyal ve küresel durumlarla ilgili tavsiye ve kararları desteklemek için savlar ileri sürebilecekleri (MEB 2005, MEB 2007, OECD 2011) belirtilmiştir.

Araştırma bulgularına göre Türkiye’deki eğitim sistemine ilişkin yasal metinler (MEB 2011a, MEB 2011b), PISA’da kullanılan uluslararası eğitim karşılaştırmalarına ilişkin ölçütlerinin en üst düzeyinindeki nitelikileri karşılayabilecek düzenlemeler içermektedir. Buna rağmen, Türkiye’deki temel eğitim sisteminin PISA araştırmalarında yapılan karşılaştırmalardaki konumu, karşılaştırma ölçütlerinin en üst düzeyindeki nitelikleri göstermemektedir. Bu durum, Türkiye’deki -PISA araştırmalarını etkileyecek dönemlerindeki- temel eğitim uygulamalarının, yarışmacı eğitim anlayışına dayandırılmış olmasıyla açıklanabilir. Yarışmacı eğitim anlayışı, temel eğitimin öğrenciyi yaşama hazırlama amacını, öğrencinin elenmeden eğitim sürecinde kalması amacına tercih etmiştir

http://www.pegem.net/akademi/kongrebildiri_detay.aspx?id=125147

fen
14-12-2013, 17:38
Tamda dershanelerin kapatılması gündemdeyken son açıklanan PISA araştırma raporu ülkemiz dehşet verici durumumuzu göstermiştir.

Okuduğunu iyi alamayan, fende başarısız, matematiği olmayan bir gençliğin Türkiyenin geleceğini nereye taşıyacağını arzulayabiliriz.

2023 hedefi koymakla olmayacak demekki, Cumhuriyetin kuruluşunun 100. yılına bu eğitim sistemi ile ulaşmak demek ne demek?

Bu eğitim sisteminden geçen genç dimağlar kesinlikle Türkiyeyi hedeflerine taşıyamayacaktır.

Vakit kaybetmeden yepyeni bir eğitim sistemi yaratmamız gerçeği ortadadır. Öyle bir eğitim sistemiki, verimlilik yaratabilen, yenilikçi yaklaşıma yolaçabilen bir sistemle diğer ülkelerle rekabette yarışabilmeyi sağlamalı.

Dünyada batı ve doğuda rekabet olanca hızıyla artmışken, bizim varolma savaşı verebileceğimiz yepyeni bir eğitim sistemi.

Koskoca Almanya bile gidip finlandiyadaki eğitim sistemini inceliyor ve eğitim sisteminde düzenlemeler yapıyorsa, bizim dut yemiş bülbül gibi suskun ve bir o kadar sessiz kalarak geleceğimizi mahvetmemiz çok büyük aymazlıktır, oturalım alem yapsın sen gitme bakma dünya neler yapıyor ilgilenme, ondan sonrada kalk ilerleme bekle, olacak iş değil.

Ben bir eğitimci değilim, lakin beklerdimki OECD ülkeleriyle maaşta kıyaslama yapıp ülke yönetmeye çalışmakla olmuyor maalesef, OECD ülkelerinde eğitim nasıl veriliyor ve yetişen nesil nasıl milli gelirini artırıyor? güney kore Finlandiya örneğinden yola çıkamayı bir eğitimciden beklerdim, bu kadar rapordan sonra beklerdim.

fen
17-12-2013, 06:13
TÜSİAD: Eğitimde asıl sorun öğretmende
TÜSİAD eğitim raporunu tanıttı. TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve Sosyal Politikalar Komisyonu Başkanı Boydak: Çağ yeni bir öğretmen rolüne ihtiyaç olduğunu gösterdi




Türkiye'de eğitim sorununa farklı bir bakış patronlardan geldi. TÜSİAD, öğretmenlerin önemine dikkat çekti.


Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Muharrem Yılmaz, TÜSİAD olarak eğitimi Türkiye'nin önemli bir meselesi olarak gördüklerini belirterek, "Türkiye'nin dünya ile entegrasyonu ve sürdürülebilir büyümesi için, kalkınma için itici gücün iyi eğitimli insan gücü olduğuna inanıyoruz" dedi.


TÜSİAD tarafından hazırlanan "Okulda Üniversite: Türkiye'de Öğretmen Eğitimini Yeniden Yapılandırmak İçin Bir Model Önerisi" başlıklı raporun tanıtımı dolayısıyla düzenlenen toplantının açılışında konuşan Yılmaz, eğitimin insan kaynağının niteliğini belirleyen ana unsur olduğunu söyledi.


TÜSİAD olarak eğitimi Türkiye'nin önemli bir meselesi olarak gördüklerini belirten Yılmaz, Türkiye'nin dünya ile entegrasyonu ve sürdürülebilir büyümesi için, kalkınma için itici gücün iyi eğitimli insan gücü olduğuna inandıklarını kaydetti.


Türkiye'nin büyüme ve kalkınma vizyonuna paralel olarak eğitimin niteliğine, kapsamına ve öğretmen eğitimine yönelik bir reform sürecine gerekli olduğunu vurgulayan Yılmaz, "Bugün verdiğimiz eğitimin kalitesi, yarın ekonomimizin geleceği noktayı belirleyen temel unsur olarak karşımıza çıkacaktır" dedi.


Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı (OECD) tarafından hazırlanan Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı (PISA) sonuçlarına göre Türkiye'nin 34 OECD ülkesi arasında 32. sırada yer almasının ciddi bir uyarı olduğunu bildiren Yılmaz, PISA sonuçlarının birçok ülkede gençlerin zorunlu eğitim sürecince yeterli beceri seviyesine ulaşamadığını gösterdiğini dile getirdi.


Beceri uyumsuzluğunu alt edebilmek için öğretmenlerin öğrencileri henüz icad edilmemiş teknolojiler için de hazırlamak zorunda olduğunun altını çizen Yılmaz, sözlerine şöyle devam etti:


"Günümüzde bilginin hızlı yayılımı ve teknolojik gelişmeler, bireylerin geniş bir veri seti ile donanmasını gerektirmekte. Belli disiplinlere yönelik yetkinliklerin yanında, analitik ve eleştirel düşünme, yenilikçilik, iletişim ve sorun çözme gibi beceriler, eğitim sisteminin kazandırması gereken en önemli özellikler olarak ortaya çıkmaktadır."
- "Öncelik ne öğrettiğiniz ve ne kadar iyi öğrettiğinizdir"


TÜSİAD Başkanı Yılmaz, eğitimde niceliksel gelişmelerin önemini korumakla beraber artık bir öncelik olmaktan çıktığını belirterek, "Öncelik ne öğrettiğiniz ve ne kadar iyi öğrettiğinizdir" dedi.

Eğitime değer katan unsurun artık nitelik olduğunu aktaran Yılmaz, eğitimi nitelikli kılacak en önemli şeyin ise öğretmenler olduğunu söyledi.

Gelişmiş ülkelerde lisans düzeyindeki öğretmen eğitimi programlarının süresini uzatan ve içeriğini genişleten programların ortaya çıktığını kaydeden Yılmaz, öğretmen eğitiminde yüksek lisansın ve deneyime dayalı meslek eğitiminin öneminin giderek arttığının görüldüğünü dile getirdi.

Yılmaz, "Türkiye'de de anaokulundan lise son sınıfa kadar her kademedeki okulda öğretmenlik yapacakların, bir bilim dalında yüksek lisans derecesine sahip olmaları ve deneyime dayalı meslek eğitimi görmeleri üzerinde kuvvetle düşünülmelidir" ifadelerini kullandı.

Öğretmen Eğitimi Modeli önerdi

Önerilen "Öğretmen Eğitimi Modeli"nin bilgi üretiminin merkezi olan üniversiteler ile öğretmenlik mesleğinin icra edildiği okulların işbirliği yapmasına dayandığına dikkati çeken Yılmaz, şunları kaydetti:


"Okulları, öğretmen eğitiminde üniversitelerin bir ortağı olarak görmekte ve 'Okulda Üniversite' adını taşımaktadır söz konusu model. Model, teori ve uygulamaya müfredatta eşit oranda yer verilmesi ve bunların eş zamanlı olarak öğretilmesini önermektedir.
Raporun, içerdiği çeşitli model uygulama seçenekleriyle, eğitim politikalarına yön veren karar alıcılara ve eğitim camiamızda yürütülen çalışmalara katkı sağlayabileceğine inanıyoruz.

Öğretmenlerimize hak ettikleri değeri veriyoruz diyebilmek için, ülke olarak onların en iyi şekilde yetiştirilmesini, sürekli mesleki gelişim imkanlarına sahip olmalarını ve özlük haklarının iyileştirilmesini sağlamak durumundayız."
Çağ yeni bir öğretmen rolüne ihtiyaç olduğunu gösterdi

TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve Sosyal Politikalar Komisyonu Başkanı Memduh Boydak da 2041 yılında Türkiye'nin çalışma çağındaki nüfusunun 60 milyona ulaşmasının beklendiğini söyledi.


Bunun büyük bir demografik fırsat olduğunu vurgulayan Boydak, bu fırsatı değerlendirmenin ancak insanlara nitelikli eğitim vermekle, geleceğin daha da çeşitlenecek işlerine uyum sağlayacak becerileri kazandırmakla mümkün olacağını dile getirdi.

Çağın yeni bir öğretmen rolüne ihtiyaç olduğunu gösterdiğini işaret eden Boydak, "Yeni öğretim modellerinde öğretmenlerin yol gösteren, öğrenmeyi öğreten rolleri ön planda" dedi.


http://www.sondevir.com/manset/161426/.html

i-ked
15-01-2014, 22:45
http://icube.milliyet.com.tr/YeniAnaResim/2014/01/15/ogretmen-atamalari-subat-ayi-10-bin-ogretmen-adayi-meb-duyurular-3966885.Jpeg

Öğretmen Atamaları Şubat Ayı 10 Bin Öğretmen Adayı-MEB Duyurular (http://gundem.milliyet.com.tr/ogretmen-atamalari-subat-ayi-10/gundem/detay/1822239/default.htm)

Öğretmen Atamaları başlıyor.Şubat ayı Öğretmen Atamaları tarihleri ne zaman? Öğretmen Atamalarında kaç bin öğretmen alınacak? MEB duyuruyu yaptı. (http://gundem.milliyet.com.tr/ogretmen-atamalari-subat-ayi-10/gundem/detay/1822239/default.htm)



2014 Şubat Ayı Öğretmen Atamaları Duyurusu

2014 Şubat ayı öğretmen atamaları kapsamında, Bakanlığımıza bağlı eğitim kurumlarının öğretmen ihtiyacını karşılamak amacıyla 10 bin öğretmen ataması yapılacaktır. 29 Ocak - 4 Şubat 2014 tarihleri arasında alanlar bazında başvurular alınacak ve atamalar, 6-7 Şubat 2014 tarihlerinde gerçekleştirilecektir.

Öğretmen atamaları konusunda ilginç gelişmeler yaşandı. Özellikle Başbakan Erdoğan tarafından verilen son müjde ile birlikte, Şubat ayı öğretmen atamaları 10 bin kontenjan şeklinde gerçekleşecek. Ancak hangi bölümden kaç öğretmen ataması yapılacağı yönünde henüz bir haber çıkmadı.

MEB müsteşar yardımcısı Salih Çelik ŞUBAT AYI 10 BİN ÖĞRETMEN ALIMI tayin döneminde altı branşta fazla alım gerçekleşeceğini söyledi.

Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi
Matematik
Fen Bilgisi
Sosyal Bilgiler
İngilizce
Türkçe
branşlarında fazla atama olacağını söyledi.

http://i.hizliresim.com/x9VoZo.jpg (http://bit.ly/c25MCx)

i-ked ne yapsa acaba?

A) Arkasına bakmadan gitse gitse gitse... Keşke!
B) Elindekinin kıymetini bilip dört elle sarılsa, "Carpe diem" dese ve "anı"yı değil "an"ı yaşasa
C) Yuvarlanıp gitse, oluruna bıraksa...
D) Atsa kendisini denizlere, dağlara taşlara, maviye, kızıla, sarıya...
E) Cimcirik, lanet etse "O"na buna, kaderine, kendisine...

Bilmiyor ki! Nereden bilsin kedi?

http://awegif.com/gifs/3068.gif

Deniz kenarında ufak bir okul olursa başvurabilir ve orada ölünceye kadar kalabilirim. Bu şehir beni boğuyor!!!

i-ked
25-01-2014, 00:23
http://i.hizliresim.com/eNgJ1O.jpg (http://hizliresim.com/eNgJ1O)

Bu eğitimdeki hasat (sınav evrakları) işi beni boğuyor. Bu şekilde 9 sınıf oku oku ancak bitti fakat mazeret (make-up) notlarını unutmuşum.

parasabir
13-02-2014, 16:20
Arkadaşlar, oğlum bu yıl 8.sınıfta okuyor. Başarı durumu oldukça iyi. Malumunuz her türlü bilgi artık internette diyorlar ama kocaman bir yalan. Milli eğitimin , okulların sitelerine girip bakıyorum. Başarı durumlarını şeffaf olarak yazmıyorlar. hatta bazı okullar laf olsun internette . kara kara düşünüyoruz hangi lise diye...
Fen liseleri bile kendi içinde çok değişikmiş. Bazı okul müdürlerine ulaşmaya çalıştım. Hepsi birbirini kötülüyor. Çocukları fen lisesinde okuyan arkadaşlardan görüş ve öneri bekliyorum. Teşekkürler.

i-ked
27-02-2014, 19:07
2014 Öğretmen atamaları (Atamalar) Nabi Avcı son açıklama (http://www.milliyet.com.tr/temmuz-2014-ogretmen-atamalari-sonhaber-1843538/)

http://i.hizliresim.com/KlRDgl.jpg (http://hizliresim.com/KlRDgl)

Milli Eğitim bakanı Nabi Avcı 40 bin öğretmen ataması branşlarını açıkladı.Temmuz 2014 Öğretmen atamaları belli oldu. Milli Eğitim bakanı Nabi Avcı 40 bin öğretmen atamasını tarihini verdi. Nabi Avcı Temmuz 2014 ayında 40 bin öğretmen ataması yapılacağını söyledi. İşte Nabi Avcı açıklamaları. (http://www.milliyet.com.tr/temmuz-2014-ogretmen-atamalari-sonhaber-1843538/)

i-ked
01-05-2014, 20:59
Bilgisayar insan yapamaz ama bir insan bilgisayar yapar. Güzel ifade edilmiş. Zaman zaman tek bir öğrenciyi ya da tüm sınıfı aşağılayan ifadeler kullandığım için özür dilerim.


http://www.hizliresimyukle.com/images/2014/05/01/KoiMilGaya2003a.jpg

http://www.hizliresimyukle.com/images/2014/05/01/KoiMilGaya2003b.jpg

http://www.hizliresimyukle.com/images/2014/05/01/KoiMilGaya2003c.jpg

egelim2
06-06-2014, 21:51
Yönetmeliğe göre, okul müdürlüğü, müdür başyardımcılığı ve müdür yardımcılığı, öğretmenlerce ikincil görev kapsamında yürütülecek ve bir kadro olmayacak. Eğitim kurumu yöneticiliği görevleri "kazanılmış hak" olarak algılanacak.

**"Yöneticilik görevi, yöneticilerin istekleri dışında sonlandırılmayacağı" anlayışının hakim olduğu vurgulanan yönetmelikte, yasa değişikliği sonrasında Bakanlığın eğitim kurumu yönetici görevlendirmelerinin, sürelerinin uzatılması ve görevlendirmelerin sonlandırılmasının hangi kriterler çerçevesinde yapılacağı da tanımlandı.

***Aynı okulda, aynı unvanla en fazla 8 yıl yöneticilik yapılacak

**Yönetmeliğe göre, 4 yıllık görev süresini tamamlayan yöneticinin görevleri ders yılı bitiminde sona erecek. Ancak değerlendirme sonucunda başarılı olanlara, aynı veya başka eğitim kurumunda, 4 yıl daha görev yapma imkanı sağlanacak.

**Yöneticilerin zorunlu rotasyon yerine istekleri dahilinde başka eğitim kurumlarına geçişlerinin sağlanması için bir yönetici aynı okulda aynı unvanla 8 yıldan fazla yöneticilik yapamayacak.

**75 ve üzeri puan alan müdürlerin görev süreleri uzatılacak!

**Görev süresi uzatılacak müdürler, ilçe mili eğitim müdürleri, şube müdürleri, öğretmenler, okul aile birliği başkanı ve başkan yardımcısı ile öğrenci meclisi başkanı tarafından değerlendirilecek. Bu değerlendirme sonucunda 75 ve üzerinde puan alan müdürlerin görev süreleri uzatılacak.

**Bu uygulama yalnızca müdürlerin görev sürelerinin uzatılmasıyla sınırlı kalmayacak; bundan sonra müdürlük yapacakların da rehberi olacak. Daha önce müdürlük görevinde bulunanlar ile ilk defa müdürlüğe görevlendirilmek üzere başvuranlar, değerlendirme ve sözlü sınav üzerinden 2 aşamalı bir sisteme tabi tutulacak. Bu değerlendirme sonucunda da başarılı olanlar, tercihleri dikkate alınarak, puan üstünlüğüne göre müdür olarak görevlendirilecek. Görev süreleri uzatılmayan müdürler de yeniden görevlendirmek üzere tekrar başvurabilecek.

***Kadın yöneticilere pozitif ayrımcılık

**Kadın öğretmenlere, yönetici görevlendirilmelerinde pozitif ayrımcılık yapılacak. Öğrencilerin tamamı kız olan eğitim kurumlarının müdürleri ve bu kurumlar ile yatılı kız öğrencisi bulunan eğitim kurumlarının müdür yardımcılarından en az biri kadın olacak.

***Müdür kendi ekibini kuracak

***Uyumlu bir ekip oluşturarak daha etkin ve verimli bir çalışma ortaya konulması amacıyla müdür başyardımcısı ve müdür yardımcıları, müdür tarafından belirlenecek. Yönetmeliğe göre, 2011 yılı Ekim'de yapılan Eğitim Kurumları Müdürlüğü Seçme Sınavı'nda başarılı olanlardan sınav sonuçlarına göre müdürlüğe görevlendirilmesi yapılmayan ancak müdürlüğe görevlendirmek üzere başvuranların, sınav sonuçlarının geçerlilik süresiyle sınırlı olmak üzere değerlendirilmeye tabi tutulmaksızın doğrudan sözlü sınava alınmasını öngörüyor.*

egelim2
07-06-2014, 12:14
http://cdn.image.borsagundem.com/static/photos/article/bg-normal/475752.jpg?v=1402132071000

MEB, dershanelerle ilgili düzenlemeleri de içeren Milli Eğitim Temel Kanunu ile Bazı Kanun ve KHK'larda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un, 14 Mart'ta Resmi Gazete'de yayımlanmasının ardından Bakanlığa bağlı özel dershane ve özel etüt eğitim merkezlerinin özel okula dönüşümü çerçevesinde ilgili paydaşların görüşlerini de alarak yol haritası niteliğinde bir kılavuz hazırladı.

Özel okula dönüşmek için başvurular, 2 Haziran'dan itibaren Milli Eğitim Bakanlığı Bilişim Sistemleri'de (MEBBİS) oluşturulan Dönüşüm Programı Modülü üzerinden alınmaya başladı. Dönüşüm Programına dahil olmak isteyen ilk okulun Balıkesir'den başvuru yaptığı öğrenildi.

Bakanlık, dershanelerin özel okula dönüşümünü içeren Milli Eğitim Temel Kanunu'nda değişiklik öngören yasanın ardından Özel Eğitim Kurumları Yönetmelik taslağını da hazırladı.

Buna göre, dershaneden özel okula dönüşecekler için yapılacak işlemler için MEB Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğü bünyesinde Dönüşüm ve Teşvik Daire Başkanlığı oluşturuldu. Özel okula dönüşmek isteyen dershaneler, okul öncesi, ilkokul ve ortaokul açabilecek.

Özel okula dönüşecek liselerin adı "temel lise" olacak. Temel liseler, haftada 20 saat yüz yüze, kalan saatlerde de sınav yapmak üzere sabahçı-öğlenci olmak üzere ikili öğretim yapabilecek. Özel okula dönüşen liselerde okul bahçesi ya da müstakil bina şartı aranmayacak.

Dershanelerden dönüşecek özel okullar, cumartesi günleri, kendi öğrencilerine takviye kursları düzenleyebilecek.

Teşvik için minimum sınıf kontenjanı 12

Yönetmelik taslağında, derslik başına düşen öğrenci sayısına göre teşvikler konusunda da bazı hususlara yer verildi.

Buna göre, öğrenci başı eğitim öğretim desteğinden faydalanmak için kanunda yer alan "derslikteki boş kontenjanlar" tanımlaması gereği, bir sınıfın minumum ve maksimum kontenjanları da belirlendi.

Teşvik için bir sınıfın minumum kontenjanının 12, maksimum kontenjanının da 24 olması gerekecek. Taslağa göre, özel okullar 12 kontenjanının altında da sınıf açabilecek. Ancak teşvik, 12 öğrenciden sonrasına verilecek.

Öğrenci teşviklerinin takibi için de modül hazırlanacak. Teşvik alacak özel okullara yerleştirmeler de bu modül üzerinden yapılacak.

i-ked
22-07-2014, 03:10
Papatya da Calikusu misali Hakkari - Yuksekova'da ogretmenlik yaptigi icin bu ile biraz sempati duyuyorum. Bugun de orada calisan biriyle tanistim. Nasip!

2004 ve 2009 tarihli iki haber:

________________________________________________

Hakkâri'de bir öğretmen
Murat Yetkin

29/09/2004

Babası, sekiz yaşındaki Abdurrahman'ı ilkokulların açıldığının ikinci haftasında götürüp okula yazdırdı. Abdurrahman, o güne dek, askerden yeni gelen ağabeyinin öğrettiği birkaç kelime dışında hiç Türkçe bilmiyordu. Yıl 1980 idi.
Okulun müdür yardımcısı küçük Abdurrahman'ı teneffüs sırasında elinden
tutup sınıfa görürdü, bir sıraya oturttu. Abdurrahman etrafında ne olup bittiğini anlamaya çalışırken bir şey oldu; bütün öğrenciler ayağa kalktı. O da kalktı. Öğretmen gelince ayağa kalkılacağını henüz öğrenmemişti. Abdurrahman'ın sınıftakilerden daha büyük ve yeni olması, öğretmenin dikkatini çekti, yanına geldi, "Adın nedir?" diye sordu.
Abdurrahman şaşırdı. Babası onu okula getirirken "Öğretmen sana 'İsmin ne?' diye sorarsa, Abdurrahman dersin" diye tembihlemişti. Ama öğretmen ona 'İsmin nedir' değil, 'Adın nedir' diye soruyordu ve o 'ad' kelimesinin anlamını bilmiyordu. Afalladı. Öğretmeni kendi ismini sormuyordu demek ki...

Aklına, askerden gelen ağabeyinin, "Baba kelimesi Türkçede de, Kürtçede de aynı" olduğunu söylemesi geldi. Demek ki öğretmeni babasının ismini de sormamıştı, diye düşündü. Öyleyse öğretmen annesinin ismini soruyor olabilirdi. Evet, yanıt annesinin ismiydi, ayağa kalktı ve "Ayşe" dedi. Bütün sınıf gülmeye başladı. Abdurrahman hem utandı, hem kızdı. Öğretmen sakince bir daha sordu, "Senin adın ne?" Abdurrahman bu defa o kızgınlıkla daha yüksek sesle yanıtladı: "Ayşe." Arkadaşları kahkahalarla gülmeye başladılar. Abdurrahman iyice üzüldü, neler döndüğünü anlamıyordu.
Ama öğretmeni anladı. Abdurrahman'ın yanına gitti, yaklaştı ve onu öptü.

Gözlerinden boşalan yaşları sildi, kucakladı, başını okşadı, sakinleştirdi.
Abdurrahman öğretmenine sevgiyle, saygıyla bağlandı. Onun gösterdiği yolda ilerledi, çok çalıştı, kendisi de öğretmen oldu.

Yıllar sonra, öğretmenliğinin beşinci yılında, Türkçe öğrendiği, okuma yazma öğrendiği, coğrafya, aritmetik ve maddenin üç halini öğrendiği, gözyaşlarıyla bağlandığı okuluna, 'Okuma Yazma Öğretimi' kitabının yazarı
olarak döndü. Aralıksız yedi yıl birinci sınıf öğretmeni olarak çalıştı. Türkçe bilmeyen yüzlerce çocuğa Türkçe ve okuma-yazma öğretti.

Abdurrahman İbrahimoğlu, şimdi sevgiyle bağlandığı okulunun, Hakkâri Merkez Cumhuriyet İlköğretim Okulu'nun müdür yardımcısı.
Dört gün önce ondan bir mektup aldım.
Şunları yazıyordu: "Okulumda 2 bin öğrenci var. Her gün onlarca yazıyı elle takip etmek zorunda kalıyorum. Biliyorsunuz Hakkâri'ye öğretmen gelmiyor. Biz buradayız, ama bu şartlarda yaşamak bize reva mı? Lütfen imkânlarınızla okulumuzun acilen bir pc (bilgisayar) ihtiyacı olduğunu duyurur musunuz?"

İşte duyuruyorum. Hakkari Merkez Cumhuriyet İlköğretim Okulunun, işlerin daha kolay, daha rahat görülmesi için, eğitimin daha çağdaş düzeyde verilebilmesi için bir bilgisayara ihtiyacı var. Eğitime duyarlı kişiler ve şirketlerin ilgisi için, okul telefonu, 0438 211 62 13.

Belki okurlar arasında, 'Bilgisayar olmadan iş yürümüyor mu, eskiden bilgisayar mı vardı?'
diye düşünenler olabilir. Böyle düşünmeye hakkımız yok. Çünkü bilgisayar var.
Benim kızım Ankara'da Oran'daki okulunda hangi imkâna sahipse, Hakkâri'deki Abdurrahman da aynı imkâna sahip olmalı. Bu bir rüya değil, gerçekleştirmek hepimizin elinde. 'Gitmesek de, görmesek de o köy bizim köyümüzdür' devri çoktan geçti. Hakkâri Merkez Cumhuriyet İlköğretim Okulu'ndan gelen bilgisayar talebi bizi ancak sevindirebilir. Talepler geliştikçe, düzey de gelişecektir.

Lütfen bu çağrıya kulak verin. Orada, Hakkâri'de Türkçe öğrendiği okula,
okuma-yazma metodu yazarı olarak dönen ve doğduğu yerde hizmet veren bir Abdurrahman öğretmen ve eğitim aldıkça ülkeye kazanılacak çok sayıda Abdurrahman, çok sayıda Ayşe var.

Bu arada Hakkâri'deki doktor açığı konusunu hâlâ takip ettiğimizi, unutmadığımızı en azından Hakkârililerin bilmesini isterim.

_____________________________________~~___________ _________~____~____________________

Hakkâri’de öğretmen olmak...

23 Kasım 2009 / ZAFER ÖZCAN
Hakkâri’ye gelen öğretmenler bir an önce geri dönmek istiyor. İlk öğretimde 11 öğretmen değiştiren öğrenciler var. Ancak artık orada da bir şeyler değişiyor.

Ulaşmanın ve dolayısıyla yaşamanın çok zor olduğu bir şehir Hakkâri. İstanbul’a yüzlerce kilometre uzaklıktaki Van’a bir buçuk saatte gidiyorsunuz; ama Van’dan Hakkâri’ye 200 kilometrelik mesafe için en az 3,5 saat araç kullanmanız gerekiyor. İnsana, hiç bitmeyecek hissi veren bir yol ve o yolun sonunda, dağların ortasındaki düzlükte kurulu bir şehir. Sürekli terörle, şiddetle anılıyor, ciddi bir imaj sorunu yaşıyor. Böyle bir coğrafyada elbette yatırım yapmak, sanayileşme, kalkınma çok zor. Sanayi tesisi kursanız bile bunların kâr etmesi gerçekçi bir beklenti değil. Dolayısıyla teşviklerinden faydalanmasına rağmen Hakkâri’ye yatırım gitmiyor. Coğrafi zorluklara kışın kar çilesi de eklediğinde bölgede hayatın nasıl bir karşılığının olduğu daha iyi ortaya çıkıyor.

Bütün bunlara rağmen, Hakkâri’nin umutları da var elbette. Eğitim bir umut mesela; bölgenin normalleşmesi ve hükûmetin atılımları ile hareketlenmesi beklenen sınır ticareti bir diğer umut. Yüksekova’da projelendirilen ve 2012’de açılması planlanan havaalanı ve yine bu tarihlere kadar bitmesi beklenen duble yollar da diğer umutlar. Bütün bunların üstüne demokratik açılımı eklediğinizde, bu zor coğrafyada insanların geleceğe eskisinden daha fazla umutla baktıklarını gözlemlemek mümkün. Hakkârililer, artık ‘buradan da bir şey olabilir’ diye inanmak istiyor. Bu umudu besleyen iki somut yatırım da aslında eğitimle ilgili.

Birincisi, Hakkâri’nin ilk ve tek özel okulu, Hatice Avcı Koleji. Diğeriyse henüz kuruluş aşamasındaki Hakkâri Üniversitesi. Rektör Prof. Dr. İbrahim Belenli, üniversitenin şehre katabileceklerinin farkında. Akademik birikimini ve idealizmini okula ve Hakkâri’ye yansıtmak için ciddi çaba gösteriyor. Üniversite elbette çok boyutlu ve uzun vadeli bir yatırım ancak Hatice Avcı Koleji, eğitime şimdiden ciddi katkılar vermeye başlamış bile.

Açıldığında (Eylül 2006) epey şaşkınlıkla karşılanmış bir okul burası. Özel okul temelde kâr amaçlı ticari bir yatırım olduğundan, bugüne kadar hiçbir girişimcinin Hakkâri’de bir özel okul kurma teşebbüsü olmamış. Böyle bir beklentisi de olmayan şehirde hayırsever iş adamlarının desteği ve idealist eğitimcilerin katkısıyla bir okul yüzleri güldürüyor. 87 öğrenciyle yola çıkan Hatice Avcı Koleji’nde bugün 280 öğrenci eğitim görüyor. Okul Müdürü Sıtkı Kuru, yeni talepleri karşılayamadıklarını ve birçok kayıt isteğini geri çevirmek zorunda kaldıklarını söylüyor. Okul şehirde o kadar büyük heyecana sebep olmuş ki veliler kayıtları daha inşaat devam ederken yaptırmış. Sıtkı Kuru, “Okul inşaatının eğitim sezonuna yetişip yetişmeyeceği belli değildi. Buna rağmen insanlar bize güvendi. İlk kayıtları inşaatta yaptık. Burası Hakkârililerin yıllardır bekleyip de bulamadıkları bir eğitim kurumu oldu.” diyor. Kolej ilk önemli sınavını yıl sonundaki SBS sınavlarında verecek. Buna rağmen daha şimdiden başarıları ile adından söz ettirmeyi başarmış. Okul öğrencilerinden Nisanur Çiftçi ve Feraşin Gür’ün hazırladıkları ‘akıllı ayakkabılık’ projesi, Ankara’da düzenlenen Uluslararası Tasarım Olimpiyatlarında 3.lük ödülü almış. Bu başarı da aslında Hakkâri’de bir ilk. Nisanur ve Feraşin’i olimpiyatlara hazırlayan öğretmenleri Mehmet Yılmaz, bundan böyle öğrencilerini İNEPO Uluslararası Çevre Olimpiyatları, TÜBİTAK’ın proje yarışmaları ve Millî Eğitim Bakanlığı’nın düzenleyeceği bütün yarışmalara katılmaları için teşvik edeceğini vurguluyor.

Hakkâri adının terör eylemleri yerine eğitimdeki başarılarla duyulmaya başlaması, sadece öğrencilerin ve velilerin değil, şehrin bütününün de moralini yükseltiyor. Fen Bilgisi öğretmeni Mehmet Yılmaz, “Bu okulda çılgın bir laboratuvar kurduk.” diyecek kadar idealist. Onun ve eşinin hikâyesi, zaten bu idealizmin ispatı. Kütahyalı Mehmet Hoca, Ankaralı eşi Hatice Hanım ile evlendikten bir hafta sonra Hakkâri’ye gelmiş. Eşi de aynı okulda sınıf öğretmeni. “Balayımız burada Sümbül Dağı manzaralı oldu.” diyor espriyle karışık. Sadece Yılmaz çiftinin değil, bütün öğretmenlerin öyküleri, Hakkâri’de yükselen umudun ne kadar haklı olduğunu ortaya koymaya yetiyor.

‘NE OLUR OĞLUNUZU GERİ GÖNDERİN’

Hatice Avcı Koleji’nde toplam 25 öğretmen görev yapıyor. Onların sadece 3’ü Hakkârili, kalanlar Türkiye’nin çok farklı illerinden gelmiş. İstanbul, İzmir, Kastamonu, Ankara, Gaziantep, Kütahya ve Trabzon gibi ülkenin çok farklı coğrafyalarından öğretmenler var. Aslında sadece bu bile Hakkâri’nin bütün Türkiye ile kaynaşması ve ülke genelinde tanınması adına önemli bir ayrıntı. Müdür Yardımcısı ve sınıf öğretmeni Mustafa Berber, İstanbul’dan gelmiş ve 4 yıldır burada yaşıyor. “Burada okul açılacağını duyunca bana ilginç geldi. Zor bir yer olduğunu biliyordum ama faydalı olurum diye tereddütsüz geldim.” diyor. Buraya gelmeden önce Türkiye’de gittiği en doğudaki şehrin Mardin olduğunu söylüyor. Zaten işin ilginç yanlarından biri de öğretmenlerin hiçbirinin daha önce Hakkâri’ye gelmemiş olmaları. Buna rağmen hepsinin de gönüllü olarak burada yaşamaya karar vermesi. Yani bu bir mecburi hizmet değil, okuldaki her eğitimci, bir şeyler katmak için şehre gelmek istediğini belirtiyor, tereddüt etmeden. Daha önemlisi, gelenlerin hepsinin de durumlarından memnun olması. Buradaki hizmet ihtiyacı onların en önemli motivasyon kaynağı.

Mustafa Berber’in çok ilginç anıları var Hakkâri’de. Gönüllü de olsa şehre korkarak geldiğini itiraf ediyor. Burası için asıl zorluğun gerçekler değil, imaj olduğunun altını çiziyor. Korkarak geldiği şehirde artık gece bile rahatlıkla dışarı çıkabildiğini söylüyor. Mustafa Hoca’nın ilk öğrencileri 3. sınıftan olmuş. “Neredeyse tamamı, 3. sınıfa kadar toplam 11 öğretmen değiştirmişti.” diyor. Çünkü buraya tayini çıkan öğretmenler, ilk fırsatta geri dönüyor. En uzun kalanlar da mecburi hizmetini bitirip dönenler. Genel uygulamalardan biri de, sömestr tatilinde memleketine giden öğretmenin bir daha geri dönmemesi. Bu konu zihinlerinde o kadar yer etmiş ki Mustafa Hoca ailesinin yanına gidince hemen annesini aramışlar.

Gerisini ondan dinleyelim: “Öğrencilerim bir şekilde benim haberim olmadan anneme ulaşmış ve ona yalvarmışlar, ‘Ne olur oğlunu geri gönder! Bizi bırakmasın!’ demişler. Eski tecrübelerden dolayı, öğrencilerim benim geri dönmeme ihtimalimden çok korktukları için bu yolu seçmiş. Onların telefonu annemi hüngür hüngür ağlatmış. O zamana kadar Hakkâri’ye gitmeme muhalefet eden annem o olaydan sonra çok yumuşadı ve burada kalmama razı oldu.”

HAKKÂRİ, ÖTESİ YOK GARİ

Türkçe öğretmeni Tuba Zeren ise bir yıldır Hakkâri’de çalışıyor. 30 yıl İzmir’de yaşadıktan sonra bir teklif almış ve burada yeni bir hayat kurmuş. Hakkâri’ye alışma süreci kolay olmamış elbette. Hayatında 2 santimden fazla kar görmeyen Tuba Hoca, burada karla ilk karşılaştığında düştüğünü ve kardan evinin kapısını açamadığını söylüyor. Şehri tanımlarken, Hakkâri’de iki mevsim yaşandığını söylüyor; kışın buz, yazın toz mevsimi. Bütün bunlara rağmen Tuba Hoca, “Burada yaşamak elbette çok zor ama sonuçta burada aradığımız her şeyi bulabiliyoruz. ‘Hakkâri, ötesi yok gari!’ deseler de, burası bir mahrumiyet bölgesi değil. Geldiğime hiç pişman olmadım.” diyor.



hisse.net android ME172 uygulaması ile gönderilmiştir.