PDA

View Full Version : Yaşa---dığımız Kent.



Serenler
29-05-2006, 20:43
Çoğumuz bir kentte yaşarız, yada ilçe ve köylerde de yaşayanların bile bir şekilde kente işi düşer..
Görünürde her yer ışıl ışıldır, insanlar bir yerlere koşuşturur durur..
Ama acaba öyle midir?
Burada şehirlerimizde belki de en ücra yerlerde bile görünmeyen eksiklikleri aksaklıkları dile getirebilir, bu yolla hem kendi hata ve eksikliklerimizi hem de yönetimlerimizin eksikliklerini ortaya koyup çözüm bulunmasını sağlayabiliriz...

Yoksa buradaki amacımız birilerini kasıtlı olarak kötülemek değil elbette..

Elbette şehirlerimizde çok güzel işler de yapılıyor, ama bu topiğin amacı aksaklıkları dile getirmek olacak..

Bu topiği açmamın en önemli nedenlerinden biri aşağıdaki fotoğraftaki kan lekesidir...
Neden mi?
Bir bakalım...

Serenler
29-05-2006, 20:54
29/05/2006
Ankara Ulus-Etlik yolunun samsun yolunu kestiği ve 8 ay önce inşa edilen 1011kavşağı
Sabah 08,00

http://img151.imageshack.us/img151/7708/10025458te.jpg

Bugün de bir kaza olmuş, kurban gene bir yaya, öldü mü yaralı mı bilinmez. Akan kanın miktarına bakılırsa gitti garibim, gene bir ocak söndü..

Zaten burada gün olmasın ki bir yaya kaza geçirip ölsün veya yaralanmasın, çünkü burada herşey araç trafiğine endeksli..

İnşa edilen kavşakta yaya geçiti yapılmadı, trafik ekipleri şehirlerarası yollarda hız kontrolü yapıp 90 Km yi geçen sürücülere hiç toleranssız bir şekilde ceza yağdırıyorlar.
Bu kavşakta, Yenimahalleden geçen İstanbul yolunda, Gölbaşı istikametinde araçların hızı 100 km nin oldukça üzerinde.
Hani şehir içi hız limiti 50 Km idi?
Araçların ortasından koşan atletler canını kurtarır. Geçen pazar yürümeyi dahi beceremeyen 3 tane nine arada ezilir gider..

Serenler
29-05-2006, 21:19
Turgut Özal Bulvarının yanında bulunan yay kaldırımındaki yıllardır duran onlarca ışıklı reklam tabelalarından biri ve tabii ki ilerde gene yaya kaldırımını tamamen kapatan araç ve esnafın mal stokları..
Yayalar ezilme pahasına otoban gibi yola inip yürüsünler kimin umurunda:confused:

http://img124.imageshack.us/img124/3104/10025472ds.jpg

Serenler
29-05-2006, 21:29
Turgut Özal Bulvarının yanındaki yaya geçitinden Migros'a (Ne Migrosu orası tümden malll olmuş:confused: ) doğru devam ediyoruz...
Yaya geçitinin genişliğine dikkat.. Anca bir kişi geçebilir ikinci üçüncü ve diğerleri yola gene otobanın içinden devam edecek...

http://img129.imageshack.us/img129/7943/10025499ib.jpg

ilk aklınıza gelen burada yaya geçitinin genişletilmesine engel olabilecek birileri vaya hukuki bir durumun olduğu değil mi?

Sıkı durun cevabı aşağıda..

Serenler
29-05-2006, 21:36
İşte sorunun cevabı: bir kişinin anca geçebileceği yaya geçitinin olduğu yer Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı'na bağlı İtfaiye Daire Başkanlığı'nın bakımsız bahçesine ait..
Güler misiniz ağlar mısınız..:mad:
http://img63.imageshack.us/img63/294/10025504hn.jpg

Serenler
29-05-2006, 22:05
Yolumuza devam etmek için birkaç adım daha devam etmeye kalmadan o da ne??
Yaya kaldırımı beton bariyerlerle yaya geçişine kapatılmaya çalışılmış..
Neden? neden? neden????
Suçlunun adı yukardaki tabelada yazıyor galiba;

http://img261.imageshack.us/img261/6945/10025519mg.jpg

Morientes
30-05-2006, 01:51
faideli bir konuya değinmişsiniz sn yeniçera.
malesef şehirde yaşamasını ve şehirleşmesini bilmiyoruz....


neyseki izmirde belediyenin kurduğu HİM (hemşehri iletişim merkezi) diye bir kurum var.
bir sorunla karşılaştığınızda telefon ya da e-mail ile sorununuzu bildiriyorsunuz.sorununuzun durumunu ve cevabını takip edebiliyorsunuz.veya bir konu hakkında bilgi talep edebiliyorsunuz.
çok yararlı sosyal demokrat bir uygulama...

bilmeyen hemşehrilerim için numarası 441 46 46

Serenler
30-05-2006, 06:40
faideli bir konuya değinmişsiniz sn yeniçera.
malesef şehirde yaşamasını ve şehirleşmesini bilmiyoruz....


neyseki izmirde belediyenin kurduğu HİM (hemşehri iletişim merkezi) diye bir kurum var.
bir sorunla karşılaştığınızda telefon ya da e-mail ile sorununuzu bildiriyorsunuz.sorununuzun durumunu ve cevabını takip edebiliyorsunuz.veya bir konu hakkında bilgi talep edebiliyorsunuz.
çok yararlı sosyal demokrat bir uygulama...

bilmeyen hemşehrilerim için numarası 441 46 46

Gerçekten harika bir uygulama, demekki orda insanlar dikkate alınıyor. 1011 kavşağındaki olmayan yaya geçiti için yetkili ya da sorumlu olması gereken ASKİ Yatırımlar Daire Başkanlığı'na konu ile ilgili görüşme için gittim. İlgili birimlerin yöneticileri sekreterlerine önce görüşeceğiniz konuyu sorduruyorlar.
1011 kavşağındaki yaya geçiti neden yok yaya geçitinin yapılmasıyla ilgili deyince köşe bucak kaçıyorlar. Ben tüm girişimlerime rağmen hiçbir yetkilye ulaşamadım. Alt birimlerde bulunan bir kaç kişi ise yapılan kavşaklarda yaya geçitlerinin olmayışını o geçitleri sanki ben yapmışım gibi kıyasıya eleştirdiler.
Buyrun yukardaki sorunlara bakın eğer Ankara'da yaşayıp da bu konuyu "tanıdığım yetkliler var ulaşabilirim " diyen varsa gerçekten burada yaşayan 3 milyon kişi adına minnet duyacağım.

Morientes
09-07-2006, 22:01
konuya ilgili can dündar ın güzel bir yazısı:




Yetişin! Ankara'yı yıkıyorlar!


Bu yazı bir ihbar mektubudur. Başkent yok oluyor



Bu yazı bir ihbar mektubudur: Başkent yıkılıyor. Diyeceksiniz ki, sadece başkent değil ki, bütün kentler müzmin bir zevksizliğin, açgözlü bir rant kavgasının tehdidi altında...
Ama burada bir fark var:
En güzel yapılarını cumhuriyetin kuruluş yıllarına borçlu olan başkentin mirası göz göre göre, birer birer yok ediliyor.
İntikam alırcasına...
Ve Ankara susuyor, izliyor.

Kızılay: Utanç meydanı
Benim hafızamda tahribat, 1979'da Kızılay binasının yıkılışıyla başladı.
Geniş bahçe içindeki bu üç katlı bina başkentin simgelerinden biriydi. Üstelik 1930 öncesi yapılmış tüm binalar gibi "tarihi eser" olarak tescilliydi. Ama Yüksek Anıtlar Kurulu'nun çoğunluk olmadan yaptığı bir toplantıda apar topar "Tarihi eser değildir" kararı çıkarıldı ve bina bir günde yerle bir edildi. Yerine devasa bir beton yığını konduruldu. Kentin tam merkezindeki bu kaçak yapı, alışveriş merkezi olacaktı; mahkemeye düşünce Ankara'nın göbeğinde çürümeye terk edildi.
Karşıdaki Güven Park da dolmuş durakları arasında kayboldu.
Yolunuz düşerse bir bakın ve Londra'nın, Roma'nın, Moskova'nın meydanlarıyla kıyaslayın.
Bir başkentin kalbi bu kadar mı zevksiz, bu kadar mı albenisiz, görgüsüz olabilir?

Göçmen su perileri
O ucubenin yerinde cumhuriyetin ilk yıllarında, bronzdan dökülmüş, su perili, Eros heykelli bir fıskiye vardı. Şimdiki Kızılay, o zamanki adıyla Tospağa Yatağı'ndaki Havuz Başı'nda Riyaseti Cumhur Orkestrası konser verir, Ankaralılar toplaşıp dinlerdi.
Meydan, kuleli köşklerle çevriliydi. Önce köşkler yıkıldı. Sonra su perileri oradan alındı, Ulus'a sürüldü. Orada da huzur bulmadı; Hacettepe Parkı'na gönderildi.
Olmadı; Tandoğan Meydanı'na uçuruldu.
Bir gün Tandoğan'a geldik ki, bizim periler orada da tutunamamış, gözden ırak bir köşeye tayin edilmiş, yerine zevksiz keçi heykelleriyle seramik fincanlar gelmiş.


Kurutulmuş nehirler yatağı
Büyük dünya kentlerinin içinden nehirler geçerken bir dereler kenti olan Ankara, su yollarının üstünü örtüp bağlarını yok ederek "gelişti".
Keçiören ve Etlik bağları yerle bir edildi. "Estergon Türk Kültür Merkezi" denilen bir arabesk kalenin yanından geçerek gidin ve o yeşilliğin yerine nasıl bir beton ormanı dikildiğini görün.
İncesu kurutuldu.
Bentderesi denince sadece genelev akla geliyor artık...
Kavaklıdere'de de ne kavak kaldı ne de dere... "Ankara'nın son bağı"nın üzerine kurulan otel genişledikçe genişliyor.
Papazın Bağı'nın budanan parçası, bir otele otopark alanı yapıldı.
Bir kuşağın anılarını saklayan Piknik, Milka pastanesi, Körfez lokantası tarih oldu.
Merkezdeki tek tiyatro binası olan Yeni Sahne yıkım bekliyor.
Şehre soluk aldıran Atatürk Orman Çiftliği dilim dilim doğranıyor.
Sırada Gençlik Parkı var.
Ulus'un kaleye tırmanan tarihi bölgesi de yakında ranta açılacak.

Sanatsız, kültürsüz başkent
Devlet Resim Heykel Müzesi o muhteşem binasında yıllardır tadilat nedeniyle kapalı duruyor. İçindeki paha biçilmez tabloları milletvekillerinin alıp odalarına götürdüğü iddiaları var. Başkent hâlâ cumhuriyetin ilk yıllarında yapılan konser ve tiyatro salonları ile idare ediyor.
Hipodrom yakınlarına itici bir uzay üssü gibi kondurulan Atatürk Kültür Merkezi işlevsiz, atıl duruyor.
Hâlâ bu şehrin iyi bir sergi salonu, bir modern sanatlar müzesi, büyük bir konser salonu yok. Turistlerin gezebileceği bir parkuru yok.
Film festivali, müzik festivali parasızlıktan can çekişiyor, gönüllüler elinde zar zor yaşıyor.

Bir çirkinlik yarışı
Ve şehir, 20 yıl öncesine göre daha yeşil belki ama çirkin...
Yanıp sönen plastikten kırmızı palmiyeleri, caddeleri çamura bulayan sevimsiz su fıskiyeleri, Dubai özentisi allı yeşilli görgüsüz ışıklandırma sistemleri ile çirkin...
İnatla her yere yapıştırılan camili amblemi, elçiliklerce işgal edilmiş caddeleri, tükürülen, kırılan heykelleri, günbegün mafyaya terk edilen eğlence yerleri, havaalanı yolu mezbeleliği, yayalara yaşam hakkı tanımayan alt ve üst geçitleri, kimi fallik bir görünümle yükselen, kimi "Ankamall" türünden adlarla genişleyen alışveriş merkezleriyle çirkin...
O alışveriş merkezlerinde kentin üst düzey sanayi-ticaret çevreleriyle yerel yöneticilerin ortaklığına dair dedikodularıyla çirkin...
Sinsice uygulanan içki ruhsat kısıtlaması ve bu bahaneyle gençlerin eğlence merkezi SSK'da "Gölge" türü rock barların kapatılmasıyla çirkin...
Tarihsel dokunun tahribi, rant kavgası, çok katlı yapılaşma, tabela kirliliği sürdüğü müddetçe daha da çirkinleşeceği kesin...
Kültür devriminin başını çekmiş, bunca sanatçı, aydın, politikacı, yazar yetiştirmiş Ankara, gaddar bir belediyecilik anlayışının, duyarsız bir kentleşme siyasasının elinde tarihsizleşiyor.
Ankaralılar kentlerine sahip çıkmak daha ne bekliyor?
Plastikten kırmızı palmiyenin Çankaya Köşkü'nün bahçesine dikileceği günü mü?


Havagazı fabrikası
Bir gece ansızın yıkabilirim
Ankara'nın son kurbanı, haziran ortasında yıkılan Maltepe'deki tarihi Havagazı Fabrikası oldu.
Lise yıllarım boyunca önünden geçmiştim.
1929 doğumlu bir cumhuriyet tanığı, sanayi hamlesinin motoruydu o... Yeni yeni elektriklenip havagazı kullanmaya başlanan yılların mirasıydı.
Raylar boyunca yeni rejimin gurur abideleri gibi dizilmişlerdi:
Demiryolları, tren garı, gaz fabrikası ve diğerleri...
Yıllar geçip de teknolojisi gerileyince ve sınır ötesinden doğalgaz gelince emekliliği istenmiş, 1990'da da üretime veda etmişti.
61 yıllık hizmeti karşılığında Kültür Bakanlığı kendisine "tarihi bina" payesini verdi. SİT alanı ilan edildi.
Ve çoğu cumhuriyet mirası gibi emeklilik yıllarında kaderine, çürümeye terk edildi. Ancak sanayi arkeologlarının ilgileneceği bir mezbelelik haline geldi.
Güvercin pislikleri, asit dökülmüş gibi eritti asırlık demirleri, metal aksam çürüdü, geride bir harabe kaldı.
Kentin duyarlı korumacıları için ideal bir sanayi müzesi şansıydı orası...
15 yıl kadar önce biz de bir kısa film yapıp korunmasını istemiştik.
Olmadı.
Planlı bir şekilde üye kompozisyonu değiştirilip Belediye etkisine sokulan Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu, mahkeme kararını hiçe sayıp fabrikanın bulunduğu alanı SİT kapsamından çıkardı.
Yasal koruma zırhının kaldırılmasını fırsat bilen Belediye de (tıpkı Kızılay binasındaki gibi) bu metruk binayı bir gecede yerle bir ediverdi.
Geride bir moloz yığını kaldı.
Yeni bir alışveriş merkezi ya da gökdelen dikmenin vaktidir şimdi...

[email protected]

LUCKY INVESTOR
22-03-2015, 03:24
İstanbulda yaşıyorum fakat bir kentte yaşadığımı düşünmüyorum. Böyle kent mi olur ?