-
28 TEMMUZ 1999
1- Başbakan Bülent Ecevit partisinin Meclis grup toplantısında yaptığı konuşmada, Türkiye'nin bazı ülkelerle ilişkilerindeki gelişmeler hakkında bilgi verdi. Başbakan Ecevit, İtalya Başbakanı Massimo D'Alema'nın, kendisine bir mesaj göndererek "Türkiye'yi AB'de müstakbel ortak olarak gördüğünü" söylediğini açıkladı. D'Alema'nın Türkiye'nin AB üyeliğine destek verdiğini belirten Ecevit, İtalya'nın üst düzeyde toplantılar yapma teklifini ilettiğini bildirdi.
2- FP Genel Başkanı Recai Kutan, partisinin Meclis grup toplantısında yaptığı konuşmada, ülkenin içinde bulunduğu ekonomik ve sosyal durumla ilgili değerlendirme yaptı ve demokratik uzlaşma önerisinde bulundu.
3- İnsan haklarından sorumlu Devlet Bakanı Mehmet Ali İrtemçelik, Milliyet gazetesine yaptığı açıklamada, polis ve jandarmaya insan hakları dersi verileceğini bildirdi. Bakan İrtemçelik, Ulusal Komite tarafından hazırlanan "İnsan Hakları Eğitimi 10 Yılı Türkiye Programı"nın uygulanması için de genelge hazırladıklarını bildirdi.
4- Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Yaşar Okuyan, Cumhuriyet gazetesine yaptığı açıklamada, emeklilik yaşını yükselten bu tasarının ardından özel emeklilik fonlarına izin veren bir yasanın getirileceğini bildirdi.
5- Sermaye Piyasası Kanunu'nda değişiklik yapan tasarı TBMM Sanayi ve Ticaret Komisyonu'nda kabul edildi.
6- Türk-İş, Hak-İş, DİSK, KESK, Türkiye Kamu-Sen, Memur-Sen ile işçi ve memur sendikaları konfederasyonları Türk-İş Genel Merkezi'nde bir değerlendirme toplantısı yaptı. Türk-İş Genel Başkanı Bayram Meral toplantının ardından yaptığı açıklamada, Sosyal Güvenlik Yasa Tasarısı'nın, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'ndan alt komisyona havale edilmesini bir uzlaşı şeklinde değerlendirdiklerini söyledi.
7- İran sınırına bombardıman yapıldığı iddialarını incelemek üzere oluşturulan Türk heyeti çalışmalarına başladı. Toplantıda, İran'ı terörle mücadelede işbirliğine çağıran heyet, İran tarafına PKK'nın özellikle Batı Azerbaycan bölgesinde bulunan barınma, eğitim faaliyetleri ile sağlık ve lojistik destek olanakları konusunda ayrıntılı bilgiler iletti.
8- ABD uçaklarının Irak'ın kuzeyindeki hava savunma bataryalarını ve bir iletişim merkezini vurduğu bildirildi.
9- Ortadoğu barış sürecine ivme kazandırmak amacıyla dün Filistin Devlet Başkanı Yaser Arafat'la bir araya gelen İsrail Başbakanı Ehud Barak'ın Wye Plantation anlaşmasının bazı maddelerinde değişiklik yapılmasını önermesinin ardından, Filistin yönetiminin anlaşmada değişiklik yapılmasını reddettiği bildirildi.
10- İran Cumhurbaşkanı Muhammed Hatemi dün Hamedan kentindeki stadyumda yaptığı konuşmada, Tahran'da meydana gelen kanlı olayları, demokratik reformlarına yönelik bir "savaş ilanı" olarak niteledi. Hatemi, reform yanlılarıyla muhafazakarlar arasında siyasi anlaşmazlık olmadığını, iki taraf arasındaki siyasi mücadelenin bir "yanılgı" olduğunu söyledi.
11- Endonezya'nın Ambon adasında Hıristiyanlar ile Müslümanlar arasında meydana gelen çatışmada ölü sayısının 24'e yükseldiği bildirildi.
12- İsviçre'nin başkenti Bern yakınlarındaki Lutschine Nehri'nde şiddetli fırtınanın yol açtığı kazada, konyoning sporu yapan 18 sporcu öldü, 6 sporcu da yaralandı.
13- Nijerya'da iki rakip kabile arasında çıkan çatışmalarda en az 120 kişinin öldüğü bildirildi.
-
28 TEMMUZ 1998
1- Romanya Cumhurbaşkanı Emil Constantinescu, Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'in konuğu olarak bir günlük resmi ziyaret için Türkiye'e' geldi. Cumhurbaşkanı Demirel, düzenlenen törende yaptığı konuşmada, Türkiye ile Romanya arasındaki üst düzey ziyaretlerin, ilişkilerin dünyada örnek gösterilebilecek bugünkü düzeyine gelmesine katkıda bulunduğunu söyledi. Constantinescu da konuşmasında, iki ülke ilişkilerinin normal düzeyini aştığını belirterek, "Ülkelerimiz arasında kültürel, siyasi, askeri, ekonomik ve diğer konuları da kapsayan güzel bir ilişki ve dostluk var" dedi. Romanya Cumhurbaşkanı Contantinescu, daha sonra Başbakan Mesut Yılmaz, Başbakan Yardımcısı Bülent Ecevit ve Genelkurmay Başkan Vekili Orgeneral Hüseyin Kıvrıkoğlu'nu kabul etti.
2- Başbakan Mesut Yılmaz, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal ile yaptığı uzlaşmaya harfiyen uyacağını, verdiği tüm sözleri yerine getireceğini belirterek, "Bütçeyi çıkardıktan sonra istifa edeceğim" dedi. Protokolün işlemesi açısından yılbaşına kadar idarenin kendilerinde olduğunu kaydeden Başbakan Yılmaz, "Ancak ondan sonra nisana kadar yetki Cumhurbaşkanı'ndadır dedi.
3- Dışişleri Bakanlığı, Yunanistan Dışişleri Bakanı Teodoros Pangalos'un, Türkiye'nin Gümülcine Başkonsolosluğu'nu hedef alan tehditkar ifadelerini kınadı.
4- CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, seçim kararı alınmasının Başbakan Mesut Yılmaz ile vardıkları uzlaşmanın işlemesine engel olmayacağını savundu. Baykal, uzlaşmanın, "iki liderin ülkeyi seçimlere götürecek, kendilerinin içinde bulunmayacağı bir hükümetin oluşturulması için işbirliği yapmalarını" öngören son maddesinin işletileceğinden şüphesi olmadığını belirtti.
5- İstanbul Tıp Fakültesi Hastanesi Deniz ve Sualtı Hekimliği Anabilim Dalı Hiperbarik Tedavi Merkezi'nde dün maydana gelen patlama ve yangın sonucu 1 doktor ile 2 hasta yanarak öldü.
6- BM Mülteciler Yüksek Komiserliği tarafından yapılan açıklamada, Kosova'da Sırp saldırıları nedeniyle evlerini terkederek güvenli bölgelere kaçmak zorunda kalan sivil insan sayısının 150 bini bulduğu belirtildi.
-
28 TEMMUZ 1997
1- Bulgaristan Cumhurbaşkanı Peter Stoyanov, Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'in resmi konuğu olarak Türkiye'ye geldi. Stoyanov, Esenboğa Havalimanı'nda yaptığı açıklamada, Bulgaristan ve Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne (AB) üye olmak istediklerini vurgulayarak, ortak hedefin iki ülkeyi daha yakın bir işbirliğine sevkettiğini kaydetti. Cumhurbaşkanı Demirel Çankaya Köşkü'nde Cumhurbaşkanı Stoyanov'u kabul ederek bir süre görüştü. Görüşme sonrası, iki ülke arasındaki ilişkilerin geliştirilmesi kapsamında 4 anlaşma imzalandı. Cumhurbaşkanı Demirel imza töreninin ardından yaptığı açıklamada, iki ülkenin yıllık 500 milyon dolar olan toplam ticaret hacminin artırılması için serbest ticaret anlaşmasının imzalanması gerektiğini bildirdi.
2- Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, yükseköğretim ve eğitim hizmetlerine yaptığı yardımlar nedeniyle "Devlet Üstün Hizmet Madalyası"nı Çankaya Köşkü'nde düzenlenen törenle işadamı Kadir Has'a verdi. Cumhurbaşkanı Demirel yaptığı konuşmada, hayırsever yurttaşlardan servete karşı olan "malum alerjileri" ve zengin düşmanlığını ortadan kaldırmaları için hastane, okul ve bakımevi yaptırmalarını istedi.
3- ANAP Başkanlık Divanı, Başbakan Mesut Yılmaz başkanlığında toplanarak 8 yıllık kesintisiz temel eğitimle ilgili tasarıyı değerlendirdi.
4- Başbakan Yardımcısı Bülent Ecevit, Cumhuriyet gazetesine yaptığı açıklamada, 8 yıllık kesintisiz temel eğitime karşı kökten dincilerin İstanbul'da izinsiz yaptıkları gösteriyi değerlendirdi. Ecevit, atılan slogan, sergilenen dövizler ve yapılan konuşmaların teokratik bir devlet amaçlandığını ortaya koyduğunu söyledi.
5- Adalet Bakanı ve İçişleri Bakanı Vekili Oltan Sungurlu yaptığı açıklamada, gazeteci Metin Göktepe olayı ile ilgili olarak, 1 emniyet amiri ile 5 polis memurunun Afyon Cumhuriyet Savcılığı'na teslim olduğunu bildirdi.
6- YDP Genel Başkanı Hasan Celal Güzel, Genelkurmay 2. Başkanı Orgeneral Çevik Bir, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Kurmay Başkanı Koramiral Aydan Erol, Genelkurmay Harekat Başkanı Korgeneral Çetin Doğan ile "Batı Çalışma Grubu" mensupları hakkında idam cezası istemiyle soruşturma yürütülmesi için Ankara Güvenlik Mahkemesi Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulundu.
7- RP Grup Başkan Vekili Oğuzhan Asiltürk parlamentoda düzenlediği basın toplantısında, 8 yıllık kesintisiz temel eğitimle ilgili tartışmaların eğitimin kalitesi ve süresiyle ilgisi bulunmadığını, asıl amacın dini eğitimin engellenmesi olduğunu savundu.
8- KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş Lefkoşa'da, Başbakan Derviş Eroğlu ile haftalık görüşmesinden sonra yaptığı açıklamada, Rum-Yunan tarafının adadaki Türk-Yunan dengesini ortadan kaldırmaya çalıştığına işaret etti. Denktaş, Rumların bütün uğraşlarının, yapılacak anlaşmada Türkiye'ye hak verilmemesi veya Türkiye'nin garantisini sulandırarak etkisiz hale getirmek olduğunu belirtti.
9- Hindistan'da meydana gelen tren kazasında 15 kişinin öldüğü 100 kişinin de yaralandığı bildirildi.
-
28 TEMMUZ 1996
1 - Adalet Bakanı Şevket Kazan açlık grevlerinin sona erdirilmesi ile ilgili olarak Ankara'da yaptığı açıklamada, cezaevlerindeki tutuklu ve hükümlülerin, uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınan "adil yargılanma ve savunma" haklarının sağlanması için sürdürdükleri açlık grevinin 69. günde sona erdirilmesi ile ilgili olarak herhangi bir uzlaşma metninin olmadığını söyledi.
2-Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Necati Çelik İstanbul'da yaptığı açıklamada, ülke kaynaklarının her kesime eşit dağıtılması halinde bunun toplumsal barışı da sağlayacağını belirterek" Terörün altında yatan sebep de gelir adaletsizliğidir" dedi.
3- CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Çanakkale ve Biga'da yapımı tamamlanan konutların tapu dağıtım törenine katıldı. Baykal yaptığı konuşmalarda, kaynak arayan Ankara'nın, başarılı belediyelerin nasıl kaynak yarattıklarını dikkatle izlemesi gerektiğini belirterek, "Toplu Konut İdaresi'nin Türkiye'nin konut sorununun çözümüne dönük ayırdığı kaynakların yerel yönetimlerini sorumluluğu ve işbirliği ile çözmeye dönük ilginç bir model Biga ve Çanakkale'de uygulanıyor" dedi.
4- DYP Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Gölhan Ankara'da düzenlediği basın toplantısında, Türkiye'nin yeni risklere ve yeni külfetlere girmemesi gerektiğini belirterek "Çekiç Güç'ün görev süresinin uzatılırsa Türkiye'nin bölgede etkin bir güç olarak kalacağını, PKK'ya karşı yapılacak operasyonların serbest bir şekilde devam edeceğini" söyledi.
5- Özelleştirme İdaresi Başkan'ı Uğur Bayar görevinden alındı.
6- Irak'ın Ankara Büyükelçisi Rafi Daham Mijvel El Tıkriti Anadolu Ajansı'na verdiği demeçte, Çekiç Güç'ün bölgedeki varlığının, bölgenin güvenlik ve istikrarına olumsuz etkide bulunduğunu kaydederek, güvenliğin olmamasının, ilişkilerin seyrini etkileyebileceğini söyledi.
-
28 TEMMUZ 1995
1- Genelkurmay Başkanı Orgeneral ismail Hakkı Karadayı, Gazeteciler Cemiyeti tarafından 4 Nisan 1995 tarihinde başlatılan "Mehmetçikle el ele" kampanyasında toplanan paraların Ankara'da düzenlenen teslim törenine katıldı. Karadayt yaptığı konuşmada, demokratikleşmeyi, terörü teşvik özgürlüğünde görenlerin, terörizmi 'bağımsızlık savaşı', teröristi de 'özgürlük savaşçısı' olarak lanse edenlerin aslında ayrı toprak, ayrı bayrak isteyenler olduğunu söyledi.
Ankara Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Nazmi Bilgin kampanyada toplanan 2 trilyon 700 milyar lirayı Genelkurmay Başkanı ismail Hakkı Karada-yı'ya teslim etti.
2- ANAP Genel Başkanı Mesut Yılmaz Bitlis'te partisince düzenlenen açık hava toplantısında yaptığı konuşmada, koalisyon hükümetinin görevini yerine getiremediğini ileri sürerek hükümetin sorunlar karşısında yetersiz kaldığını söyledi.
3- insan haklarından sorumlu Devlet Bakanı Algan Hacaloğlu Bosna-Hersek'te temaslarda bulunmak üzere Saraybosna'ya gitti. Hacaloğlu Esen-boğa Havalimanı'nda düzenlediği basın toplantısında, "Batı dünyasını, Avrupa'nın göbeğinde 40'lı yılların faşizminin çağrısını yapan vahşetin durdurulmasında etkin olmaya çağırıyorum" dedi. Hacaloğlu, Zenica ve Tuzla'daki kamplarda incelemelerde bulunacağını daha sonra Hırvatistan'a geçerek Mülteciler Bakanı Ne bir görüşme yapacağını söyledi.
4- Dışişleri Bakanı Erdal inönü Tunus'ta düzenlenecek "Akdeniz Forumu" toplantılarına katılmak üzere bu ülkeye gitti. Hareketinden önce Anadolu Ajansfna bir açıklama yapan inönü, Türkiye'nin, Bosna-Hersek'e uygulanan uluslararası ambargonun kaldırılmasına yönelik gelişmeleri "acele etmeden, dikkatle incelediğini" söyledi.
5- Maliye Bakanı ismet Attila yaptığı açıklamada, vergi kanunlarında değişiklik yapan 4108 sayılı Kanun'un 2 Haziran 1995 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdiğini hatırlatarak bu kanunla Vergi Usul Kanu-nu'nun kaçakçılık ile ilgili hükümlerinin değiştirildiğini ve bu suçları işleyenler için uygulanacak cezaların yeniden düzenlendiğini bildirdi.
6- Basın Konseyi Başkanı Oktay Ekşi İstanbul'da yaptığı açıklamada,
belli kişileri hedef göstererek yayın yapan medya kuruluşlarına karşı toplumun tüm kesimlerinin gereken duyarlılığı göstermesini istedi.
7- Sakarya'nın Pamukova ilçesinde bulunan 2. Tugay Komutanlığı cephaneliğinde meydana gelen patlamadan sonra kent boşaltıldı.
İçişleri Bakanı Nahit Menteşe olay üzerine yaptığı açıklamada, komutanlığın bulunduğu bölgede dikkatsizlik sonucu çıkan yangının patlamaya neden olduğunu belirterek can kaybının olup olmadığının henüz belirlenemediğini söyledi.
Sakarya Valiliği'nden yapılan açıklamada da patlamalar nedeniyle şarapnel parçalarıyla dolan E-25 karayolunun trafiğe kapatıldığı bildirildi.
8- Olağanüstü Hal Bölge Valiliği'nden yapılan açıklamaya göre, Van, Diyarbakır ve Şırnak'ta güvenlik güçleri tarafından sürdürülen operasyonlarda 8 PKK'lı terörist öldürüldü.
9- Yugoslav Tanjug ajansı, Bosna'ya büyük bir saldın başlatan Hırvat kuvvetlerinin Sırpların kontrolünde bulunan Grahovo kasabasını ele geçirdiğini bildirdi. Reuters ajansından yapılan açıklamada da Hırvat birliklerinin ilerlemelerini sürdürdükleri belirtildi
-
28 TEMMUZ 1994
1- Milli Güvenlik Kurulu, Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'İn başkanlığında İstanbul'da toplandı.
Görüşmelerden sonra MGK Genel Sekreterliği’nden yapılan açıklamada, toplantıda, Türk savaş uçaklarının, uluslararası hava sahasında uçuşlarında başka bir ülkeye ait savaş uçağıyla karşılaşması durumunda uyacağı ve karşı tarafın da uymasını isteyeceği "Hava Angajman Kuralları" olarak isimlendirilen kurallar dizininin belirlendiği bildirildi.
2- Devlet Bakanı ve Hükümet Sözcüsü Yıldırım Aktuna Ankara'da gazetecilerle yaptığı sohbet toplantısında, güncel gelişmelere İlişkin görüşlerini aktardı. Ekonomide eylül sendromunun yaşanmayacağını belirten Aktuna, özelleştirme konusunda hazırlanan yeni çerçeve yasa teklifinin TBMM'den geçirilmesinin hükümet açısından hayati önem taşıdığını söyledi.
3- CHP Merkez Yönetim Kurulu (MYK) üyesi Hayrettin Uysal Ankara'da' yaptığı yazılı açıklamada, SHP'nin üç yıla yakın bir zaman iktidar ortağı olarak benimsediği anlayışı kesin bir tutarlılıkla yığınlara anlatamadığını belirterek, "SHP'nin artık, solun, hem birleşmesine, hem de iktidar alternatifi olmasına engel olduğunu" ileri sürdü.
4- Olağanüstü Hal Bölge Valiliği tarafından yapılan açıklamaya göre, Cudi Dağı'nda sürdürülen operasyonlar sırasında iki güvenlik görevlisi şehit oldu.
Bu arada güvenlik güçlerince Şırnak, Bingöl, Bitlis ve Diyarbakır'da düzenlenen operasyonlarda da toplam 13 teröristin öldürüldüğü bildirildi.
İstanbul'da da, bölücü terör örgütü PKK'ya yönelik düzenlenen operasyonlarda, çok sayıda bombalama eylemini gerçekleştiren 4 kişi yakalandı.
5- Avrupa Mahkemesi'nin KKTC'nin AB ülkelerine ihracatını engelleyen kararı, İngiltere Yüksek Mahkemesi tarafından tescil edilmedi.
KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş kararı, "iyi ve olumlu bir gelişme" olarak değerlendirirken, KKTC Dışişleri ve Savunma Bakanı Atay Ahmet Raşit ise, "Kıbrıs Türk tarafının başarısı" olarak nitelendirdi.
6- Bosna-Hersek'in başkenti Saraybosna'da Bosnalı Sırpların BM konvoyuna ateş açmaları sonucu bir BM askeri öldü.
Bu arada Sırp Haber Ajansı Srna, parlamentonun, Temas Grubu'nun sunduğu barış planı konusunu yeniden değerlendirdiğini, plan konusunda 19 Temmuz'da benimsenen tutumun sürdürülmesinin kararlaştırıldığını bildirdi.
Buna karşılık Rusya Savunma Bakanı Pavel Graçov, Bosnalı Sırpların, Rusya, ABD, Almanya, İngiltere ve Fransa tarafından önerilen son barış planını 30 Ağustos'tan önce imzalayacaklarını söyledi.
7- İsrail'de günlük çıkan Haertz gazetesinin haberine göre, İsrail Başbakanı tzak Rabin, ABD Dışişleri Bakanı Warren Christopher aracılığıyla Suriye Devlet Başkanı Hafız Esad'a "Mısır modelini" yani Golan Tepeleri'nden tamamen, ancak aşamalı olarak geri çekilmeyi önerdi.
8- Cezayir'de güvenlik güçleriyle çatışmaya giren 7 aşırı dincinin öldürüldüğü bildirildi.
9- Burundi İçişleri Bakanı Leonard Nyamgoma yaptığı açıklamada, Ruan-dalı mültecilerin yerleştirildikleri kamplarda son günlerde meydana gelen çatışmalarda 2 bin kişinin öldüğünü bildirdi.
-
28 TEMMUZ 1993
1- ANAP Genel Başkanı Mesut Yılmaz, Aydın'ın Yenipazar ilçesinde yaptığı konuşmada, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Doğan Güreş'in görev süresinin uzatılmasının, hükümetin bir tasarrufu olduğunu ve kendilerinin bu karara ilişkin tartışmalara katılmayacaklarını söyledi. Yılmaz, dün akşam Kuşa-dası'nda düzenlenen mitingle yaptığı konuşmada ülkenin yangın yerine döndüğünü, buna rağmen hükümetin TBMM'yi tatil etmede hiç bir sakınca görmediğini belirterek, terörün koalisyon hükümeti döneminde dağdan şehre indiğini ifade etti. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel ile Başbakan Yardımcısı Erdal inönü'nün, vaatlerini yerine getirememeleri üzerine hükümetten ayrıldıklarını öne süren Yılmaz, Türkiye'nin sorunlarının koalisyon hükümetleri ile halledilemeyeceğini ve güçlü bir tek parti hükümeti olması gerektiğini kaydederek, halktan, tek başlarına iktidara gelmeleri için kendilerini desteklemelerini istedi.
2- Devlet Bakanı Necmettin Cevheri, Milliyet gazetesine yaptığı açıklamada hakkındaki yolsuzluk iddialarını reddetti.
3- Dışişleri Bakanı Hikmet Çetin, resmi bir ziyaret için gittiği Ürdün'den dönüşünde Esenboğa Havaalanı'nda gazetecilerin sorularına karşılık İsrail gezisini ertelerken hiçbir ülkenin etkisi altında kalmadığını ve Türkiye'nin kim1 seden korkusunun olmadığını belirterek, "Herkes Türkiye'den korksun. Başka olaylar ön plana çıkınca, Türkiye-İsrail arasındaki görüşmeler için sağlıklı bir ortam kalmadı" dedi.
Çetin bir gazetecinin, PKK'yı destekleyen Hizbullah örgütünün kamplarının İsrail tarafından bombalanmasını hatırlatarak, bunun Türkiye'nin çıkarına olup olmadığını sorması üzerine, Türkiye'nin kendi çıkarlarını kendisinin koruyacağını bildirdi.
Dışişleri Bakanı Çetin, İsrail ile güvenlik ve işbirliği konusundaki bir soruya da Türkiye'nin net bir politika izleyerek, arkasında kim olursa olsun terörizme karşı çıktığını, bu çerçeve'de bütün ülkelere yaptığı ziyaretlerde terörizme karşı işbirliği konusunu kendisinin açtığı karşılığını verdi.
4- içişleri Bakanı Mehmet Gazioğlu, Yeni Günaydın gazetesine verdiği demeçte, PKK'ya destek veren komşu ülkelerin bundan vazgeçmemeleri halinde sularımızı koz olarak kullanacağımızı söyledi.
5- Orman Bakanı Hasan Ekinci, Milliyet gazetesine yaptığı bir açıklamada hakkındaki yolsuzluk iddialarını reddetti.
6- Dışişleri Bakanlığı Sözcü Vekili Ferhat Ataman, düzenlediği haftalık basın toplantısında, Ermenistan'ın Azerbaycan'a yönelik saldırılarının durdurulması için Türkiye'nin başlattığı ikili temaslar çerçevesinde Başbakan Tansu
Çiller'in, ABD Başkanı Bili Clinton, İngiltere Başbakanı John Majör ve Almanya Başbakanı Helmut Kohl ile bir telefon görüşmesi yapacağını bildirdi.
Bu arada Türkiye'nin BM Daimi Temsilcisi Büyükelçi inal Batu'nun BM Güvenlik Konseyi Dönem Başkanı ve İngiltere'nin daimi temsilcisi Sir David Hannay'a, Ermenistan'ın, 822 sayılı BM kararına uyarak, işgal ettiği Azerbaycan topraklarından çekilmesi ve saldırılarının durdurulmasının sağlanması talebine ilişkin bir mektup sunduğu ve Ankara'nın, mektupta BM Güvenlik Kon-seyi'ni bu nedenlerle acilen toplantıya çağırdığı bildirildi.
BM Güvenlik Konseyi Başkanı Sir David Hannay, konuyla ilgili olarak yaptığı açıklamada, Güvenlik Konseyi'nde bütün üyelerin bir kararın kabul edilmesini istediğini ve AGİK'in çabalarına destek veren bir kararı kabul edeceklerini bildirdi.
Diğer taraftan iran'ın dini lideri Ayetullah Hamaney'in, Azerbaycan'a yöneltilen saldırılar nedeniyle Müslümanların ağır baskılar altında olduğunu belirterek Ermenistan'ı kınadığı bildirildi.
7- RP Şanlıurfa Milletvekili İbrahim Halil Çelik, hakkındaki yolsuzluk idia-larına ilişkin olarak Orman Bakanı Hasan Ekinci'ye yönelttiği yazılı soru önergesini TBMM Başkanlığı'na sundu.
8- DSP Genel Başkanı Bülent Ecevit, düzenlediği basın toplantısında, Kuzey Irak'a yapılan sınır ötesi harekatın bir benzerinin Ermenistan'a da yapılması gerektiğini, İğdır olayının bunun kaçınılmaz duruma geldiğinin bir göstergesi olduğunu söyledi.
Ecevit bazı çevrelerin öne sürdüğü "Azerbaycan'ı kurtarmak Azerbey-can'a düşer" görüşünü reddederek, sadece Azerbaycan'ı kurtarmak için değil, Türkiye'nin kendisini korumak için de vakit geçirmeden, hükümetin ve TBMM'nin harekete geçmesi gerektiği görüşünü savundu.
9- GAP'ın en önemli ünitesi olan Urfa tünelleri inşaatında Akpınar firmasına bağlı olarak çalışan 800 işçi, 4 aydır maaşlarını alamadıkları için işi durdurdu. SSK borcu nedeniyle Akpınar firmasının Ankara'daki merkezine haciz kondu.
Akpınar firmasının sahibi Ünal Akpınar, Urfa tünellerindeki aksamanın, fiyat farklarının ödenmemesinden kaynaklandığını ve devlete 240 milyar liralık dava açtıklarını bildirdi.
Bayındırlık Bakanı Onur Kumbaracıbaşı, konuyla ilgili olarak yaptığı açıklamada, Akpınar firmasının devletten alacağı olmadığını ve istihkakların hepsinin zamanında ödendiğini ifade etti.
10- Ağrı Valisi ismet Metin yaptığı açıklamada, teröristlerin dün gece Bitlis, İğdır ve Doğubeyazıt şehir merkezine yönelik giriştikleri saldırıdan sonra başlatılan operasyonlar devam ederken, Tendürek dağlarında teröristlerle sıcak temasın kesildiğini, arama çalışmalarının sürdüğünü, 13 PKK'lının cesedinin bulunduğunu, 3 teröristin de sağ olarak ele geçirildiğini ve dağda dört büyük sığınak ortaya çıkarıldığını bildirdi.
Öte yandan içel ve Diyarbakır'da yürütülen operasyonlarda 82 PKK'lının yakalandığı bildirildi.
11- istanbul Sanayi Odası Başkanı Memduh Hacıoğlu, istanbul'da yaptığı açıklamada, Türk ekonomisinin "yolun sonuna geldiğini" belirterek, bütün siyasi partileri ve finans kesimini suçladı. Hacıoğlu, en büyük özverinin ücretli kesim yerine rantiyelerden beklenmesi gerektiğini, ancak ülkemizde 1000 aileden oluşan bir rant lobisi bulunduğunu ve hiç bir hükümetin, bu çok güçlü lobinin üzerine gidemediğini vurguladı. Hacıoğlu, ekonomiyle terörün aynı anda çözülmesi gerektiğini aksi halde bir askeri darbe tehlikesinin doğabileceğini kaydetti.
12- 27 Mayıs ihtilalinin önde gelen isimlerinden Milli Birlik Komitesi Üyesi Emekli Korgeneral Cemal Madanoğlu tedavi gördüğü Gülhane Askeri Hastanesi'nde öldü.
13- İngiltere'de yayımlanan Financial Times gazetesinde, Türkiye'nin Ortadoğu'daki rolünün giderek arttığını, Türkiye'nin Arap-lsrail çatışmasından bölgenin su sorununa, Kuzey Irak'taki Kürtlere kadar birçok alanda ağırlığını hissettirdiğine ve Türk kamuoyunun bunu yavaş yavaş özümsediğine dair bir yazıya yer verildi.
14- Saraybosna radyosu, Sırpların Saraybosna çevresindeki Zuc ve Ig-man tepelerinde kimyasal silah kullandıklarını öne sürdü.
15- İsrail'in, Lübnan'daki Hizbullah ve Filistin kamplarına yönelik karadan, havadan ve denizden sürdürdüğü "Hesaplaşma Operasyonu"nun dördüncü gününde de 10 sivilin öldüğü bildirildi.
Bu arada İsrail Başbakanı Izak Rabin, saldırıların devam edeceğini açıklarken, Amerikan hükümeti, İsrail'i saldırılardan dolayı ilk defa eleştirdi. ABD Başkanı BiN Clinton, yaptığı açıklamada, Hizbullah gerillalarına ve İsrail hükümetine ateşkes çağrısında bulundu. Clinton Suriye'nin arabuluculuk yapmak için devreye girmesini de istedi.
BM Genel Sekreteri Butros Gali yaptığı açıklamada, İsrail'in Lübnan'a düzenlediği saldırıların sivillerin ölümüne ve göçe zorlanmalarına yol açtığını belirterek, bu ülkeyi sert bir dille eleştirdi.
16- Andorra'nın BM üyeliği, Genel Kurul'da onaylandı.
-
28 TEMMUZ 1992
1- ANAP Genel Başkanı Mesut Yılmaz, bir basın toplantısı düzenleyerek, hükümetin 250 günlük icraatını değerlendirdi. Bugüne kadar yapıcı muhalefet sergilemeyi amaçladıkları için hiçbir şeyin üzerine gitmediklerini ve hükümete avans verdiklerini kaydeden Yılmaz, iktidara gelirken şeffaflık politikası izleyeceklerini belirten koalisyon hükümetinin; İnsan Hakları Komisyonu üyelerinin Ankara Emniyet Müdürlüğü'nde araştırma yapmalarını engellediğini, televizyon ekranlarına demirperde indirdiğini ve parlamentoyu çalışamaz hale getirdiğini iddia etti. Yılmaz, terör konusunda da hükümeti, kendilerine bilgi vermediği şeklinde eleştirdi.
2- SHP Genel Başkanı ve Başbakan Yardımcısı Erdal İnönü, Malatya gezisi sırasında gazetecilere hükümetin 250 gününü değerlendirirken, "hergün programımız doğrultusunda yeni bir hamle, yeni bir iş yapma çabası içerisindeyiz, halkımız hepsini değerlendiriyor" dedi. Bütün vaatlerin yerine getirilebilmesi için bir seçim dönemi kadar süre gerektiğini belirten İnönü, "her geçen gün için yeni bir ilerleme sağlıyoruz" diye konuştu.
3- MÇP Genel Başkanı Alparslan Türkeş, parlamentoda düzenlediği basın toplantısında, Bosna-Hersek'teki gelişmeleri değerlendirdi. Türkeş, Bosna--Hersek'teki katliama dur denilmesi gerektiğini belirterek, Türkiye'nin daha enerjik davranmasını istedi. Türkeş konuşmasında, 250'nci gününü dolduran DYP-SHP koalisyon hükümetinin bir çok alanda başarılı olduğunu belirterek, enflasyonun düşme eğilimine girdiğini, demokratikleşme alanında adımlar atıldığını, Türk cumhuriyetlerle iyi ilişkiler kurulduğunu; Anayasa değişikliği, çalışma hayatına ilişkin düzenlemeler ve eğitim seferberliği yönünden ise daha yapılması gerekenler bulunduğunu söyledi.
4- SHP Genel Sekreteri Cevdet Selvi, SHP Genel Merkezi'nde düzenlediği basın toplantısında, SHP MYK'nın Van'da düzenlediği toplantının parti yöneticilerinin partinin sorunlarını görmesi ve halkın sorunlarını dile getirmesi açısından önemli olduğunu söyledi. Selvi, bölgede uygulanan koruculuk sisteminin yararlı olmadığının anlaşıldığını ve kaldırılması gerektiğini bildirerek, yöre halkına gelir getirmek amacıyla başlatılan uygulamanın durdurularak yerine, yöre halkının gelirini artıracak yatırımların yapılması gerektiğini ifade etti.
5- İstanbul, Ankara, Adana, Eskişehir ve Trabzon Belediyeleri'nin işçi ücretleri konusunda Belediye-İş Sendikası'yla anlaşma sağlayamaması nedeniyle 50 bine yakın belediye işçisi grev kararı aldı.
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Nurettin Sözen, bir basın toplantısı düzenleyerek, Belediye-İş Sendikası'nın İstanbul'da yaklaşık 25 bin işçisiyle başlatacağı grevi yasal bir hak olarak karşıladıklarını belirtti ve grev süresince alınacak önlemleri açıkladı. Sözen, grev kırıcı bir hareket yapmayacaklarını da bildirdi.
6- Ankara'da 13 bin 473 belediye işçinin greve çıkma hazırlığı sürerken, Ankara Anakent Belediye Başkanı Murat Karayalçın, ilçe belediye başkanlarıyla bir araya gelerek grev değerlendirmesi yaptı. Greve ilişkin önlemlerin tartışıldığı toplantı sonrasında basına bir açıklama yapan Karayalçın, işçilere verebilecekleri en yüksek ücret artışını önerdiklerini söyledi ve greve hazır olduklarını bildirdi.
SHP Genel Sekreteri Cevdet Selvi de, belediyelerdeki toplu sözleşmelerin uyuşmazlıkla sonuçlanması üzerine, görüşmelerin bir an önce bitirilmesi ve işçilerin haklarının verilmesi gerektiğini söyledi.
7- Suriye'nin Ankara Büyükelçisi Abdülaziz El Rıfai AA'nın sorularını yanıtlarken, PKK'yı yasadışı bir örgüt olarak gördüklerini ve Suriye topraklarında Türkiye aleyhinde faaliyette bulunmasına hiç bir zaman izin vermediklerini söyledi.
Suriye nüfusunun üçte birinin içme suyu gereksinimini Fırat nehrinden sağladığını, ülkede başka önemli bir su kaynağı olmadığını anlatan El Rıfai, Fırat Nehri'nin sularının paylaşılması konusunda Türkiye, Suriye ve Irak arasında üçlü bir anlaşma yapılmasını istediklerini söyledi.
8- Irak'ın Ankara Büyükelçisi Mijwel EI-Tıkriti, Cumhuriyet Gazetesi'nin sorularını yanıtlarken, Kürt liderlerin Türk pasaportu almalarının amacının, Irak'ı parçalama çabalarına Türkiye'yi ortak etme olduğunu ileri sürdü.
9- Ağrı'nın Diyadin ilçesinde güvenlik kuvvetleriyle teröristler arasında çıkan çatışmada 6 PKK'lı öldürüldü, 1 er şehit oldu, 3 özel tim görevlisi ile 1 er yaralandı.
Diyarbakır'ın Kulp ilçesindeki çatışmada da 3 jandarma eri şehit olurken, 1 terörist öldürüldü.
Bitlis'te karayolları şantiyesine baskın düzenleyen PKK militanlarının 11 aracı ateşe verdiği bildirilirken, Diyarbakır'ın Silvan ilçesinde de iki kahvehaneye kimliği belirsiz kişilerce ateş açılması sonucu 5 kişi yaralandı.
10- Bodrum-Milas ve Antalya'da meydana gelen iki ayrı trafik kazasında 13 kişi hayatını kaybetti, 46 kişi de yaralandı.
11- Barcelona Olimpiyatlarında, halterde 60 kiloda Naim Süleymanoğlu, olimpiyat şampiyonu oldu.
12- AT arabuluculuğu başkanlığında dün Londra'da başlayan Bosna-Her-sek barış görüşmelerinin Bosna-Hersek Dışişleri Bakanı Haris Siladziç'in, ülkesindeki sokakların cesetlerle dolu olduğu sırada Sırplarla pazarlığa oturmayacağını söylemesi üzerine olumlu sonuç almamadan sona erdi. Siladziç, AT-nin, cumhuriyetin bölünmesini öneren barış planını "etnik ayrılmayı kana boğacağı" gerekçesiyle reddettiğini söyledi.
AT arabulucusu Portekizli diplomat Jose Cutileiro da, Bosna-Hersek'te savaşan tarafların temsilcileriyle ayrı ayrı yaptığı görüşmelerden sonra bir açıklama yaparak, cumhuriyetin üç etnik toplum tarafından bölünmesini Sırplar ve Hırvatların kabul ettiğini, fakat Müslümanların bu öneriyi reddettiğini bildirdi.
Bu arada, ABD Dışişleri Bakan Yardımcılarından John Bolton Cenevre'de düzenlediği basın toplantısında, Bosna-Hersek'in Gorazde kentine havadan yardım malzemesi ulaştırmayı deneyeceklerini ve ABD'nin diğer Batılı ülkelerle, BM yardımının güvenli bir biçimde savaşın yaşandığı bölgelere ulaştırılması için askeri eylem seçeneği konusunda danışmalarda bulunduğunu belirtti.
Bu arada, Yugoslavya Başbakanı Milan Paniç, Madrid'le İspanyol El Pais gazetesine verdiği demeçte, Sırpların ele geçirdikleri Bosna-Hersek topraklarından geri çekilmek zorunda olduklarını söyledi.
13- Irak yönetiminin, Tarım Bakanlığı binasını BM incelemesine açma kararına rağmen, ABD'nin bölgedeki askeri yığınağını güçlendirdiği ve bu çerçevede, Kuveyt'e yeni Patriot füzeleri göndereceği ve Karayip Denizi'ndeki bir uçak gemisinin de Körfez'e doğru yol aldığı açıklandı.
BM Güvenlik Konseyi, Irak yönetiminin, BM silah uzmanlarının Tarım Ba-kanlığf nda denetim yapmasına izin vermemesini ve Kürtlerle Şiilere karşı saldırı düzenlediğine ilişkin bilgileri gerekçe göstererek, Irak'a uygulanan ambargoyu iki ay daha uzattı.
Öte yandan, BM heyeti başkanlığını yürüten Rolf Ekeus, Bağdat'ta bir basın toplantısı düzenleyerek, BM heyetinin Tarım Bakanlığı binasında incelemelerine başladığını açıkladı.
14- Azerbaycan Savunma Bakanı Rahim Gaziyev'in, başkent Baku'nun askeri başsavcılığına kendisine danışılmadan atama yapılması üzerine görevinden istifa ettiği bildirildi.
-
28 TEMMUZ 1991
1- Şanlıurfa'da, Fırat sularının, Atatürk Barajı'ndan Harran Ovası'na akmasını sağlayacak Urfa tünellerinden birincinin delme işlemi, Başbakan Mesut Yılmaz'in katıldığı törenle tamamlandı.
Cumhurbaşkanı Turgut Özal, SHP ve DYP Genel Başkanları Erdal İnönü ve Süleyman Demirel tünelin açılışı ile ilgili birer kutlama mesajı yayımladılar. Özal kutlama mesajında, "GAP projesiyle, Türkiye'nin, artan gücünü insanlığın iyiliği ve barışı için kullanacağını" belirtti.
SHP Genel Başkanı Erdal İnönü, mesajında, toprak reformu çalışmalarının yapılmasını istedi. DYP Genel başkanı Süleyman Demirel de mesajında Fırat sularıyla Harran, Şanlıurfa ve Ceylanpınar ovalarının suya kavuşmasını çağın olayı olarak nitelendirdi.
2- Başbakan Meut Yılmaz, Şanlıurfa tüneli için düzenlenen tören öncesinde, bir basın toplantısı düzenledi. Başbakan konuşmasında, Cumhurbaşkanı Turgut Özal ile toplusözleşmelerde görüş ayrılığı konusuna değindi. Başbakan Yılmaz, Çevik Güç ve üslerin, Irak'ın nükleer kapasitesini imhaya yönelik herhangi bir operasyonda kullanılmayacağını söyledi.
3- DYP Genel Başkan Yardımcısı Ersin Faralyalı, DYP İzmir il Merkezi'nde düzenlediği basın toplantısında, ekonominin büyük bir çıkmaz içinde bulunduğunu, hükümetin bütçe açığını kapatabilmek için sürekli para bastığını öne sürdü ve GAP'm milletin projesi olduğunu, hükümetin bu projeye sahip çıkmasının ayıp olacağını söyledi.
4- Yunanistan'ın Selanik kentinde yapılan Balkan Gençler Atletizm Şampiyonası'nda Türkiye iki gümüş madalya kazandı.
5- Kıbrıs Rum Kesimi lideri Yeorgios Vasiliu, Başpiskopos Makarios için düzenlenen anma töreninde yaptığı konuşmada, Türk-Rum federasyonunun Kıbrıs sorununun tek çözüm yolu olduğunu bildirerek, bu yolu reddeden kesimleri eleştirdi.
6- PKK lideri Abdullah Öcalan, ingiltere'de "Sunday Telegraph" gazetesine verdiği demeçte, Irak Devlet Başkanı Saddam Hüseyin ile özerklik görüşmeleri yapan ve düşmanları olarak belirttiği Türkiye ile de görüşmelerde bulunan Kürt liderleri Mesut Barzani ve Celal Talabani'yi eleştirdi.
7- Yugoslavya'nın Hırvatistan Cumhuriyeti'nde, Sırplarla Hırvatlar arasındaki çatışmalara Yugoslav ordusunun müdahale etmesi üzerine Hırvatistan, Federal Başkanlık Konseyi tarafından alınan ateşkes ilanı kararını kabul etti.
Devlet Başkanı Franjö Tudjman, "ülkelerine empoze edilen savaşta çok sayıda insan ölmesi üzerine, ateşkes kararını kabul ettiklerini" bildirdi.
8- İsrail Savunma Bakanı Moşe Arens, Washington'da yaptığı açıklamada, "Ortadoğu barış görüşmelerine katılmaya hazır olduklarını" bildirdi.
FKÖ lideri Yaser Arafat da, Londra'da SKY televizyonuna bir demeç vererek, "İsrail barış görüşmelerine hazırsa, ben de hazırım" dedi ve "FKÖ'nün katılımı olmadan barış görüşmelerinin bir anlamının olmayacağını" belirtti.
-
28 TEMMUZ 1990
1- Anayasa Mahkemesi Başkanı Necdet Darıcıoğlu, bir açıklama yaparak, "Cumhurbaşkanı Turgut özal'ın, 424 ve 425 sayılı kararname ile Anayasa Mahkemesi'ne gelen dosyalar hakkında konuşmaması gerekirdi" dedi.
Adalet Bakanı Oltan Sungurlu, Anayasa Mahkemesi Başkanvekili Yekta Güngör özden'in açıklamasını değerlendirirken, Anayasa Mahkemesi'ne şimdiye kadar hiçbir müdahalenin yapılmadığını belirtti ve "Böyle bir evhama gerek yok" dedi.
2- Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Büyükelçi Kaya Toperi yazılı bir açıklama yaparak, ABD Başkanı George Bush'un, Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ı telefonla arayarak, ayrıca mektup göndererek "Yunanistan ile ABD arasında imzalanan Savunma İşbirliği Anlaşması(SİA) ile Türkiye aleyhine Yunanistan'a doğrudan veya dolaylı herhangi bir güvenlik garantisi vermediği mesajını ilettiğini" bildirdi.
3- DYP Genel Başkanı Süleyman Demirel, partisinin Kayseri İl Kongresinde bir konuşma yaparak hükümeti eleştirdi.
4- Ankara Anakent Belediye Başkanı Murat Karayalçın, Muhtarlar Derneğini ziyaret etti.
5- Türkiye'ye resmi bir ziyarette bulunan İtalyan Dışişleri Bakanı ve Avrupa Topluluğu Dönem Başkanı Gianni de Michelis Ankara'dan ayrıldı.
6- Basında tekelleşme ve Türkiye'de, basına yabancı sermayenin girmesiyle ilgili olarak parti liderlerinin ve basın meslek örgütleri başkanlarının görüşleri basında yer aldı.
7- Siirt'e bağlı Pervari ilçesinin kırsal kesiminde güvenlik güçleriyle PKK'lılar arasında üç gün önce başlayan çatışmalar sonucunda, ölü olarak ele geçirilen terörist sayısının 18'e yükseldiği bildirildi.
8- Bazı bakanlıklara yeni atamalar yapılmasına ilişkin karar, Resmi Ga-zete'de yayımlandı.
9- Güney Lübnan'da, Filistinli gerillalar ve Suriye yanlısı EMEL milisleri ile Hizbullah taraftarları arasındaki çatışmalarda en az 24 kişinin öldüğü, 80 kişinin de yaralandığı bildirildi.
10- Nijerya'da, 22 Nisan günü Devlet Başkanı İbrahim Babamgida'ya karşı başarısız darbe girişimi gerçekleştiren ve askeri mahkeme tarafından yargılanan 42 subayın, kurşuna dizildiği bildirildi.
-
28 TEMMUZ 1989
1- Cumhurbaşkanı Kenan Evren, İstanbul'da bulunan Federal AlmanyaBavyera Eyaleti Başbakanı Max Streibl'i kabul ederek bir süre görüştü.
2- Başbakan Turgut Özal, İstanbul'da Cumhurbaşkanı Kenan Evren ileyaptığı haftalık olağan görüşmesinden sonra düzenlediği basın toplantısında, Cumhurbaşkam'na ekonomik konularda bilgi sunduğunu belirtti.Başbakan Özal açıklamasında, "ithalattan alınan gümrük vergilerinin tümmallarda 10-15 puan indirileceğini" bildirdi.
3- SHP Genel Başkanı Erdal inönü SHP Parti Meclisi bildirisiyle ilgilidüzenlediği basın toplantısında, Cumhurbaşkanlığı seçimi, GüneydoğuAnadolu'daki terör olayları, dış politika ve Kıbrıs konusunda açıklamalardabulundu.
4- SHP, 357 sayılı Askeri Hakimler Kanunu'nun bazı maddelerinideğiştirerek, askeri yargıçların terlilerine ilişkin yeni düzenlemeler getirenyasanın iptali için Anayasa Mahkemesi'ne başvurdu.
5- SHP Diyarbakır Milletvekili Fuat Atalay, SHP Merkez ilçe BaşkanıÖmer Önen, yönetim kurulu üyesi Burhan Seyhanoğulları ve İHD DiyarbakırŞube Başkanı Mehmet Vural birer açıklama yaparak, cezaevlerindeki eylemleri desteklediklerini bildirdiler.
6- Tarım Orman ve Köyişleri Bakanlığı Orman Genel Müdürlüğü, yakacak odun fiyatlarına yüzde 70 dolayında zam yaptı.
7- Silah ve mermi ithali ile ilgili yönetmeliğin yayınlanması sırasında buçerçeve dışında bırakılan av silahlarının ithali de Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlığınca serbest bırakıldı.
8- "Demokrasi Yolunda 4. Yıl" adı altına gerçekleştirilen Dikili Kültür Sanat Festivali'nde 52 yazar, sanatçı ve çeşitli kuruluşların genel başkan veyönetim kurulu üyeleri, Başbakan Turgut Özal'a "Eskişehir Cezaevi'ndekiaçlık grevine" Adalet Bakanlığı'mn ilgisiz kalmasını kınayan bir telgrafçektiler.
9- İstanbul'da 1 Mayıs gösterilerine katıldıkları gerekçesiyle 2. Devlet Güvenlik Mahkemesi'nde yargılanan sanıklardan 8'inin daha tahliye edilmesisonucu, davanın 48 kişilik ilk bölümünde tutuklu sanık kalmadı.
10- KKTC Sınırını geçtikleri gerekçesiyle tutuklu bulunan 10 Rumdan8'i serbest bırakıldı, halen tutuklu bulunan 2 papazın ceza süresi ise 3Ağustos'ta bitecek.
Avrupa parlamentosu, KKTC'de gözaltına alınan Rumların derhal serbest bırakılmasını isteyen bir kararı kabul etti.
Bu arada Atina ziyareti sona eren Kıbrıs Rum kesimi lideri Yeorgios Vasiliu, toplumlararası görüşmelerin sürdürülmemesi halinde Kıbrıs sorununun "felakete sürükleneceğini" söyledi.
11- İsrail, Güney Lübnan'daki Hizbullah örgütü'nün liderlerinden ŞeyhAbdül Kerim Obeyd'i kaçırdı
-
28 TEMMUZ 1988
1- Başbakan Turgut Özal, Bahreyn'de ingilizce olarak yayınlanan SuudiGazete'ye verdiği demeçte, Türkiye Müslüman ülke olduğu için tam üyelikbaşvurusunun AT tarafından reddedilebileceğini söyledi.
2- SHP Genel Başkanı Erdal inönü Ankara'da düzenlediği basın toplantısında, hükümetin, yerel seçimleri erkene almak için anayasa değişikliğigirişimini değerlendirdi.
3- DYP Hatay Milletvekili Murat Sökmenoğlu, Devlet Bakanı ve BaşbakanYardımcısı Kaya Erdem'in yazılı yanıtlaması istemiyle TBMM Başkanlığı'na'hayali ihracaat' konusunda bir soru önergesi verdi.
4- 28 Avrupalı komünist parti tarafından imzalanan ve TBKP liderleri Haydar Kutlu ile Nihat Sargın'ın serbest bırakılmasını talep eden bir dilekçeyiBaşbakan Turgut Özal'a iletmek isteyen Avrupalı heyet üyeleri BaşbakanÖzal ile görüşemeyince konut bahçesinde oturma eylemi yaptılar.
5- Mardin'in Midyat ilçesine bağlı Kısmetli ve Kılavuz köyleri arasındagüvenlik kuvvetleriyle çatışmaya giren iki terörist teslim oldu.
6- Ankara'da kömüre zam yapıldı.
7- Yurdun çeşitli bölgelerinde meydana gelen trafik kazalarında 27 kiş!öldü, 25 kişi yaralandı.
8- ABD Savunma Bakanı Frank Carlucci, Finlandiya, Sovyetler Birliği veTürkiye'yi kapsayan gezisine çıkmadan önce Milliyet Gazetesi'ne verdiğidemeçte, Türkiye'ye yapacağı ziyaretin temel amacının savunma alanında devam etmekte olan ilişkiyi daha da sağlamlaştırmak olduğunu söyledi.
9- Yunanistan hükümet sözcüsü Sotiris Kostopulos, Atina'da düzebasın toplantısında, Başbakan Andreas Papandreu'nun Ankara ziyareti li bir soruyu cevaplandırırken, "Türk ve Yunan başbakanlarının geçen haziran ayında Atina'da yaptıkları görüşmeden sonra yayınlanan ortak açıklamada Yunanistan Başbakanı'nın Ankara ziyareti tarihinin diplomatik kanallardan saptanacağı belirtilmişti" dedi.
10- ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Richard Muıphy VVashington'da yaptığıbir konuşmada, ABD'nin, yasadışı yollardan Amerikan yapısı Stinger füzeleriedinen Katar'ı protesto etmek için bu Körfez ülkesi ile askeri ve ekonomikişbirliğini askıya aldığını açıkladı.
11- Sri Lanka'da, ayrılıkçı Tamil gerillaları 14 köylüyü öldürdü
-
28 TEMMUZ 1987
1 - Yaz dönemi çalışmalarının ikinci bölümünü İstanbul'dasürdüren Cumhurbaşkanı Kenan Evren İstanbul'un çeşitli yerlerinde incelemelerde bulundu.
2 - Başbakan Turgut Özal resmi temaslarda bulunmak üzereTürkiye'ye gelen Birleşik Arap Emirlikleri Başbakan Vekili Şeyh Hamdan Bin Muhammed El Nahayan ve ABD Dışişleri Bakan YardımcısıMichael Armacost'u ayrı ayrı kabul ederek bir süre görüştü.
3 - SHP Genel Başkanı Erdal İnönü, İçişleri Bakanlığı'ndanGüneydoğu gezisi sırasında Diyarbakır'ın Silvan ilçesinde, vatandaşların polisçe fotoğraflarının çekilmesi ve Genel Sekreter FikriSağlar'ın tartaklanarak konuşmasının engelendiği olaylardakusuru bulunanların cezalandırılmasını istedi.
4 - İçişleri Bakanı Yıldırım Akbulut Erzurum'da yaptığı açıklamada, «Bölücü eşkiyanın Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde sıkıştırıldığını, Doğu Anadolu Bölgesi'nde yuvalanmalarını önlemek içinönlem alındığını» bildirdi.
5 - Bayındırlık ve İskan Bakanı Safa Giray, Ankara'da gecekondu yıkımlarıyla ilgili açıklamalarda bulundu.
6 - Askeri Yargıtay 4. Dairesi, Türkiye Devrimci KomünistPartisi (TDKP)-Halkm Kurtuluşu Örgütü üyesi oldukları ve Hatay yöresinde çeşitli yasadışı eylemlerde bulundukları iddiasıyla yargılandıkları Adana Askeri Mahkemesi'nce 3-12 yıl arasında değişen hapis cezalarına çaptırılan sanıklardan 12'sinin cezalarını bozarken.9'unun cezalarını onayladı.
7 - TRT Genel Müdürü Tunca Toskay’ın başkanlığında toplanan TRT Yönetim Kurulu, kapatılan AP'nin Genel Başkanı SüleymanDemirel'in haber bültenlerinde yer alma isteğini reddetti.
8 - Olağanüstü Hal Bölge Valisi Hayri Kozakçıoğlu, Elazığve Tunceli'de incelemelerde bulundu.
9 - DYP Edirne Milletvekili Türkan Arıkan, Gazi ÜniversitesiTıp Faküitesi'nde meydana gelen sınav yolsuzluğuyla ilgili, Milli
Eğitim Gençlik ve Spor Bakanı Metin Emiroğlu'nun cevaplamasınıistediği soru önergesini TBMM Başkanlığı'na verdi.
10 - Siyasi partilerin İstanbul il başkanları, SHP İstanbul ilmerkezinde toplanarak 6 EylüTde yapılacak referandumu değerlendirdiler.
11 - Türk-İş'in 6 Eylül'de yapılacak halkoylamasmda «Evet»kampanyası toplantıları, İstanbul ve Edirne'de üye sendikaların dakatılması ile yapıldı.
12 - Malatya E Tipi Cezaevi'nde bulunan siyasi hükümlülerin15 gündür sürdürdükleri açlık grevi sona ererken, Gaziantep ÖzelTip Cezaevinde 150 hükümlünün açlık grevine başladığı bildirildi.
13 - Irak'ın Kerkük bölgesinden, bir süre önce 2. boru hattınabasılan ham petrol Yumurtalık'taki Botaş tesislerine gelmeye başladı.
14 - Yurdun çeşitli yerlerinde aşırı sıcaklar nedeniyle meydana gelen hastalıklardan 18 kişinin öldüğü bildirildi.
15 - İran'ın dini lideri Ayetullah Humeyni Hac nedeniyle yayımladığı mesajda, «ABD'nin müdahaleye devam etmesinin, bölgeyidış güçlere yönelik tehlikeler yatağı haline getireceğini» söyledi.
16 - Irak uçaklarının, Irak hava sahasına giren Suriye'ye aitbir Mig-21 jetini vurdukları bildirildi.
17 - Panama'da Genelkurmay Başkanı General Noreiga'yakarşı çıkan eski yardımcısı emekli Albay Roberto Diaz Herrera'nınevine ordu birliklerince baskın düzenlendi.
18 - Afrika Birliği Örgütü'nün zirve toplantısı Etiyopya'nın başkenti Adis Ababa'da başladı.
-
28 TEMMUZ 1986
1 - Cumhurbaşkanı Kenan Evren, 1985-1986 sezonunda, çeşitliuluslararası yarışmalarda başarılı olan sporcuları, Florya Köşkü'ndekabul ederek görüştü.
2 - Türkiye - Mısır Karma Ekonomik Komitesi Üçüncü Dönemtoplantıları Ankara'da başladı. Görüşmelere Devlet Bakanı Vehbi Dincerler ile Mısır Başbakan Yardımcısı, Planlama ve Uluslararası İşbirliği Başkanı Dr. Kemal Ganzouri başkanlık ediyor.
3 - Anayasa Mahkemesi Başkanlığı'na, eski Başkan Vekili Orhan Onar seçildi.
4 - Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Yalım Eralp, Bulgar Havayolları'na ait bir uçağa İstanbul'da haciz konması olayıyla ilgili bir soruyucevaplandırarak, «Olay tamamen özel hukuk ilişkileri içinde vukubulmuş olup, bunun hiç bir siyasi yönü yoktur», «Olayın siyasi tahrikolduğu iddiası mesnetten yoksundur» dedi.
5 - Başbakan Turgut Özal, beraberinde Dışişleri Bakanı VahitHalefoğlu, Maliye ve Gümrük Bakanı Ahmet Kurtcebe Alptemoçinolduğu halde, 163 kişilik bir heyetle 5 günlük resmi bir gezi içinSSCB'ye gitti.
Başbakan Turgut Özal ve beraberindeki heyet, Moskova'da, SSCBBaşbakanı Rizkov ve Dışişleri Bakanı Sevardnadze tarafından karşılandı. Heyetler arasında yapılan görüşmeler sonunda, iki ülkenin planlama kuruluşları arasında işbirliği ile turizm alanında işbirliğini öngören çerçeve anlaşmalarıda imzalandı.
Sovyetler Birliği Komünist Partisi Genel Sekreteri Mihail Gorbaçov'un, 5 gün süreyle bir iç geziye çıktığı, bu nedenle BaşbakanTurgut Özal ile görüşemeyeceği bildirildi.
6 - Sovyetler Birliği lideri Mihail Korbaçov, Vladivostok'ta yaptığı konuşmada, «Yıl sonuna kadar Afganistan'dan altı alayın çekileceğini» açıkladı.
7 - Ürdün Kralı Hüseyin, Suriye Devlet Başkanı Hafız Esad ileyaptığı görüşmeyi tamamlayarak, ülkesine döndü.
FKÖ Lideri Yaser Arafat, Tunus'ta bir Kuveyt gazetesine verdiğidemeçte, İsrail - Fas zirvesinin sonucunun «İsrail'le tek yanlı girişimlerin Arapların birlik içinde hareketlerinin yerini tutamayacağınıgösterdiğini» söyledi.
8 - Lübnan'ın başkenti Beyrut'un Hıristiyan doğu kesimindekibir yerleşim bölgesinde bir bombanın patlaması sonucu, 32 kişi öldü,140 kişi yaralandı.
İsrail desteğindeki Güney Lübnan Ordusu mevzilerine düzenlenen gerilla saldırısında 3 kişi yaralandı.
-
28 TEMMUZ 1985
1- Devlet Bakanı ve Hükümet Sözcüsü Mesut Yılmaz ile basın ve hükümet ilişkileri konusunda röportaj Güneş Gazetesi'nde yayımlandı.
2- Dışişleri Bakanı Vahit Halefoğlu, «Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Konferansı Helsinki Nihai Senedi» nin imzalanışının 10. yıl toplantısına katılmaküzere Finlandiya'ya gitti-
3- Adalet Bakanı Necat Eldem Ankara'da yaptığı açıklamada, «Affın ilkelerini belirledikten sonra, tasarıyı hazırlamak rutin bir iş olacak» dedi.
4- Türk Standartları Enstitüsü Başkanı Mehmet Arıyörük Ankara'dayaptığı açıklamada, «Firmalar tarafından verilen garanti belgesi ile TSE garanti belgesinin birbirine karıştırılmaması gerektiğini» söyledi.
5- KKTC'de 23 Haziran seçimlerinden sonra oluşturulan Ulusal BirlikPartisi - Toplumcu Kurtuluş Partisi koalisyonunun programı Cumhuriyet Meclisinde görüşüldü.
6- Fransa, yapılan baskılara protesto amacıyla Güney Afrika Cumhuriyeti'ndeki Büyükelçisini Fransa'ya çağırdı.
7- Lübnan'ın başkenti Beyrut'taki Filistin Mülteci kampı Sabra yakınlarında içinde 22 Filistinli'nin cesedi bulunan bir toplu mezar ortaya çıkarıldığı bildirildi.
-
28 Temmuz 1984
1- Cumhurbaşkanı Kenan Evren, OECD Genel Sekreteri EmileVan Lennep'i kabul etti. Kabulde Dışişleri Bakanı Vahit Halefoğlu'dabulundu.
2- Başbakan Turgut Özal, 3 gün sürecek olan Doğu Anadolugezisi için Erzurum'a gitti, Başbakan uçakta basına yaptığı açıklamalarda, Yunanistan Başbakanı Andreas Papandreu'nun son basın toplantısını değerlendirdi. Başbakan, seçmen yaşının 18'e indirilmesi, vetoedilen milletvekili maaşları ve Yahya Demirel hakkında sorulan soruları cevaplandırarak açıklamalarda bulundu.
3- NATO Genel Sekreteri Lord Carrington, Yunanistan'dan ayrılmadan önce verdiği demeçte, «Yunanistan ve Türkiye, Limni Adasıkonusunda bir anlaşmaya varmalıdırlar. Bu tip bir sorun hiçbir zaman tek taraflı olarak çözülemez» dedi.
4- Avrupa Parlamentosu'nun, dün aldığı bir kararla topluluk bütçesinden ingiltere'ye yapılan 600 milyon dolarlık geri ödemeyi durdurduğu bildirildi.
5- ABD Mülteciler Yüksek Komisyonu, ülkelerinden deniz yoluyla kaçan Vietnamlı mültecilerden çoğunun yolculuk sırasında öldüğünü açıkladı.
6- Libya, ABD'nin Akdeniz'deki 6. Filosuna ait bir F-4 savaş uçağının Sirte Körfezi üzerinde uçuşunu «Açık saldırı» olarak niteleyerek, ABD'yi kınadı. Libya Haber Ajansı JANA, «Sirte Körfezi'nde yoğunlaştırılan tatbikatlarda gerçek mermi kullanılacağını» belirterek,«Uçuşun BM Güvenlik Konseyi'ne bir protesto notasıyla iletileceğini» bildirdi.
7- Lübnan'da, Güvenlik planının ikinci aşamasının yürürlüğe girdiği ve başkent Beyrut'ta, Müslüman ve Hıristiyanları ayıran yeşil hatüzerinde ordu birliklerinin yerleştirilmesine başlandığı bildirildi.
8- Batı Sahra'nın bağımsızlığı için savaşan Polisario gerillaları,hafta içinde düzenledikleri 4 ayrı saldırıda 33 Fas askerini öldürdüklerini, 42'sini de yaraladıklarını öne sürdüler.
9- İran'ın, İspanya Büyükelçiliği'nde basın ataşesi görevini yürüten Muhammed Cafer Nikham'ı geri çektiği bildirildi.
10- 23. Olimpiyat Oyunları, Los Angeles'te törenlerle başladı.
-
28 Temmuz 1983
1- İstanbul'da bulunan Cumhurbaşkanı Kenan Evren OrtadoğuTicaret ve İhracat Merkezi'nde bulunan ihraç ürünleri sergisini gezdi. Beraberinde MGK üyeleri Genelkurmay Başkanı Orgeneral Nurettin Ersin, Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Tahsin Şahinkaya,Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Necdet Üruğ ve Başbakan Bülend Ulusu ile birlikte sergiyi gezen Cumhurbaşkanı Kenan Evrenyaptığı konuşmada, «OTİM'in ihracata olumlu katkılarını gördüm.Ancak ticaret ve işadamlarımıza ihracatımızın gelişmesinde önemligörevler düşmektedir. Bu arada işadamlarımızın Türkiye'nin ekonomisine, özellikle dış ticaretin gelişmesine katkılarının bulunduğunubelirtmek isterim» dedi.
2- Başbakan Bülend Ulusu Türkiye'nin Lizbon Büyükelçiliği'neyapılan saldırı ile ilgili olarak Portekiz Başbakanı Marioz Soqres'egönderdiği mesajda, «Bu iğrenç saldırı karşısında hükümetinizingösterdiği örnek sorumluluk duygusu için ve güvenlik kuvvetlerinizin ehliyetli ve kararlı şekilde görevlerini yerine getirmesi dolayısıylahükümetimin takdir duygularını iletmek istiyorum» dedi.
3- Cumhuriyet Başsavcılığı Türkiye Fazilet Partisi ile TürkiyeHuzur Partisi'nin kapatılması için Anayasa Mahkemesi'ne dava açtı.
4- Dışişleri Bakanlığı'nda çeşitli Büyükelçiliklere yapılan atamalar basında yer aldı.
5- Ankara'da Türkiye ile Yunanistan arasında ekonomik ve turistik konulan kapsayan diyalogun ilk toplantıları sona erdi.
Görüşmelerle ilgili olarak yayınlanan ortak bildiride «Toplantıdostane ve sonuç almaya yönelik bir hava içinde geçmiştir. Heyetler, geniş kapsamlı görüş alış - verişinde bulunmuşlar ve bunun neticesinde işbirliği yapılabilecek çeşitli alanları belirlemişlerdir» denildi.
6- İstanbul'da yapılan 12. Dünya Soroptimistler Kongresi'nin kapanış oturumunda bir konuşma yapan Avrupa Parlamentosu eskibaşkanı Simone Veil, «Kadın, toplumun ayrılmaz bir parçasıdır. Toplumların ilerlemesi, ancak kadının her alanda erkeklerle yapacağıeşit çalışma ile mümkün olacaktır» dedi-
7- Aram Pakyüz adlı Ermeni bir vatandaş Milliyet Gazetesi'negönderdiği mektupta, ASALA militanlarının ruhsuz caniler olduğunu,kendilerinin Türkiye'de huzur içinde olduklarını, yaptıkları kötülüklerin kendilerini tedirgin ettiğini» belirtti.
8- THA'nın haberine göre; plastik ve yağlı boya fiyatlarına yüzde 10 -18, kaleflex ve yer karolarına ise yüzde 10 -13 oranında zamyapıldı.
9- İngiltere'de bulunan Dışişleri Bakanı Türkmen Lizbon Büyükelçiliği'ne yapılan saldırı ile ilgili olarak İngiliz BBC televizyonunda yayınlanan demecinde, «Portekiz hükümeti cesur ve kararlı davranmıştır. Eğer başka hükümetler de aynı şekilde hareket etseydiErmeni terörü hiçbir zaman bugün ulaştığı boyuta varamazdı» dedi.
10- ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Alan Romberg tarafındanyapılan açıklamada, «Ermeni teröristlerin Lizbon'daki Türkiye Büyükelçisi'nin evine düzenledikleri saldırı» kınandı.
11- Akajans'ın Berlin çıkışlı haberine göre; Orly Havaalanı'ndaErmeni teröristlerin giriştikleri bombalı saldırıda yer alan ErmeniSoner Nayır'ın Berlin'de görüldüğü öne sürüldü.
12-Milliyet Gazetesi'nin Lefkoşe çıkışlı haberine göre; KıbrısRum kesiminde Milli Muhafız Ordusu 'Lizbon'da yapılan Ermeni saldırıları nedeniyle alarm durumuna getirildi.
13- AA'nın, Wasihington çıkışlı haberine göre; Orta Amerika kıyıları açıklarında yapılacak ABD deniz manevralarına 19 savaş gemisinin katılacağı ABD Deniz Kuvvetleri tarafından açıklandı.
14- Reuter Ajansı'nın Roma çıkışlı haberine göre; İtalyan polisyetkilileri, karmaşık bir casusluk davasına karıştıkları gerekçesiyleiki Bulgar Büyükelçilik görevlisi için tutuklama emri çıkartıldığınıbildirdiler.
15- AA'nın Strasbourg çıkışlı haberine göre; Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi şiddet olayları kurbanlarına tazminat verilmesiniöngören yeni bir konvansiyon hazırladı.
16- AA'nın Belgrad çıkışlı haberine göre; Yugoslavya'da bulunanFKÖ lideri Yaser Arafat, Belgrad'da yaptığı konuşmada, «İsrail veABD, Lübnan'ı bölmeye çalışıyor, bu komplo aynı zamanda Arapvatanımızın diğer bölgeleri için de bir tehdit oluşturmaktadır» dedi.
17- AA'nın Golombo çıkışlı haberine göre; Sfi Lanka hü'kümeti,Colomba'daki hapishanede 17 Tamil tutuklunun daha diğer tutuklularca öldürüldüğünü açıkladı.
-
28 Temmuz 1982
1- Devlet Bakanı ilhan Öztrak THA'nın sorularını cevaplandırırken, «Yeni atamaların ekonomik politikada herhangi bir temel sapmaolasılığı doğurmadığını» belirterek, «Türkiye bir dönemden geçiyor.Bu dönem içinde teşebbüslerimiz kendilerini bu dönemin icaplarınauydurmak zorundadırlar, onlar bu çabayı sarfettikleri takdirde, tabiiki, onların ayakta durması için gereken tedbirler de beraber alınacaktır. Ama hiçbir çaba sarfetmezse, beni nasıl olsa devlet kurtarırdiye düşünürse ona hiçbir şey yapamazsınız» dedi.
2- Basından yeni anayasa tasarısına ilişkin çeşitli görüşler yayınlandı.
3- Kısa adı RTGD olan Radyo - Televizyon Gazetecileri Derneği4. geleneksel Cengiz Polatkan ödüllerini kazananlar belli oldu.
Dernek Başkanı Taner Dedeoğlu yaptığı basın toplantısında,1981 - 1982 yılının başarılı yapıtlarını açıkladı. Buna göre; Sıra Sizde,Hoş Şada adlı eğlence programlarının yapımcıları, ittihat ve Terakki,Türkiye Üzerine Oyunlar adlı dizi programlarının yapımcıları, Teleskop,Döviz Konvoyu ile Yurttan - Dünyadan adlı programların yapımcılarıile «Yazıyoo» adlı televizyon filmindeki karakter makyajını uygulayanmakyöz, ödüle layık görüldüler.
4- Türkiye ile Belize arasında ABD üzerinden transit otomatiktelefon görüşmesi hizmete girdi.
5- İstanbul'un tarihi Galata Köprüsü'nün yerine yeni yapılacakköprünün ihalesi yapıldı.
6- Devlet sanatçısı mimar Arif Hikmet Koyunoğlu istanbul'davefat etti.
7- Angilikan Kilisesi'nin lideri Canterbury Başpiskoposu RobertRuncie, Rum Ortadoks Patrikhanesi'niri çağrılısı olarak 6 günlük birziyaret için İstanbul'a geldi.
8- Ankara Sıkıyönetim Komutanlığı Askeri Mahkemesi'nde DevYol adlı yasa dışı örgüt üyesi 3'ü kız 24 sanık hakkında açılan davada,sanıklar için ölüm cezası istendi.
9- Dışişleri Bakanlığı'nın yurtdışı kadrolarında yapılan değişiklikResmi Gazete'de yayınlandı.
10- ABD Temsilciler Meclisi Dışişleri Komisyonu, Türkiye'ye verilmesi öngörülen 82 milyon dolarlık ek askeri yardıma ilişkin öneriyireddetti.
11- ANKA Ajansı'nın Washington çıkışlı haberine göre; ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon), Sovyetler Birliği'nin yılbaşından beriKüba'ya Mig-23 savaş uçakları vermekte olduğunu ileri sürdü.
12- ANKA Ajansı'nın Viyana çıkışlı haberine göre; Viyana'daçalışmalarına başlayan Dünya Yaşlılık Konferansı'nda büyük devletlerin giriştiği silahlanma yarışı protesto edildi.
13- israil'in kuşatma altında tuttuğu Batı Beyrut'ta bombardımana devam ettiği, 30 saatten fazla süren bombardımanda 275 sivilinöldüğü yabancı ajanslar tarafından bildirildi.
öte yandan israil Dışişleri Bakanlığı Genel Direktör YardımcısıMose Tegar, ABD'nin Orta Doğu özel temsilcisi Philib Habib'in isteğiüzerine ateşkesi kabul ettiklerini açıkladı ve gece yarısı yedinci kezateşkes ilan edildi.
14- Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Suud El Faysal, «israil'in Lübnan'ı işgaline karşı topluca diplomatik eylem yapmak amacıyla 6 temsilcinin katıldığı Arap Birliği Konferan'sı'nı Cidde'de açtı.
15- AA'nın Paris çıkışlı haberine göre; Fransız Haber Ajansı AFP'ye telefon eden ve kendisini Orly Ermeni örgütü üyesi olarak tanıtanbir kişi, «Teşkilatının Fransız kuruluşlarına karşı giriştiği saldırıları sürdüreceğini» belirtti.
16- ANKA Ajansı'nın Madrid çıkışlı haberine göre; ispanyya'nıneski Başbakanlarından Adolfo Suarez, kurucusu olduğu Merkez Partisi üyeliğinden istifa etti.
17- AP Ajansı'nın New York çıkışlı haberine göre; Hindistan Başbakanı İndira Gandhi 11 yıl aradan sonra resmi bir ziyaret için ABD'ye gitti.
18- AA'nın Tirani çıkışlı haberine göre; 1981 yılı Aralık ayındakaçırılan ABD Generali James Dozier'in bulunması için yapılan operasyonlarda yakalanan «Kızıl Tugaylar» üyesi Ennio de Rocca, tutuklubulunduğu hapishanede arkadaşları tarafından öldürüldü.
19- ANKA Ajansı'nın Paris çıkışlı haberine göre; Avrupa Konseyi1985 yılını «Avrupa Müzik Yılı» ilan etti.
-
28 Temmuz 1981
1- Millî Güvenlik Konseyi Arsa Ofisi'nin sermayesinin 500 milyon liradan 3 milyar liraya çıkarılmasına ilişkin yasa tasarısını, sermaye piyasası yasasını, Başbakanlık basımevi döner sermaye işletmesinin sermayesinin 20 milyon liradan 50 milyon liraya çıkarılmasına ilişkin yasa tasarısını, Yüksek Denizcilik Okulu'nun bütçesineödenek konulması ve THY'nın Genel Müdürlük binası için arsa alımınıöngören yasa tasarılarını kabul etti.
2- Askerî Yargıtay 4. Dairesi 2 güvenlik görevlisini öldüren Dev Sol adlı örgüt üyesi Fahrettin Faki hakkında 3. Ordu ve SıkıyönetimKomutanlığı 1 Nolu Askerî Mahkemesi'nce verilen ölüm cezasınıonayladı.
3- Özel dershanelerin kapatılmasına dair Millî Eğitim Bakanlığıtarafından alınan kararın yeni bir kararnameyle yürürlükten kaldırıldığı basında yer alan haberlerde bildirildi.
4- İstanbul Barosu, kendilerine yönelik haksız saldırılarda bulunduğu iddiasıyla Tercüman Gazetesi aleyhine 17 milyon liralık tazminatdavası açtı.
5- 6. Kolordu ve Sıkıyönetim böglesinde, Adana, İçel, Kahramanmaraş, Gaziantep, Adıyaman ve Hatay illerinde görevlerinde üstün başarı gösteren 20 görevliye törenle ödül verildi.
6- Sivas Merkez Cezaevi'nden geçtiğimiz yıl içinde 4 arkadaşıile birlikte firar eden ülkücü Yusuf Işık İstanbul'da güvenlik güçlerince ele geçirildi.
7- Devlet Başkanı adına Prens Charles'ın düğününe katılmaküzere Londra'da bulunan Başbakan Bülend Ulusu, Büyükelçilik konutunda İngiltere Dışişleri Bakanı Lord Carrington ile ikili ilişkilerin elealındığı bir görüşme yaptı.
8- Federal Almanya Hristiyan Sosyal Birlik Partisi Başkanı veBavyera Eyaleti Başbakanı Franz Josep Strauss özel bir uçakla Türkiye'ye geldi. İstanbul'da iki gün kalacak olan Strauss Yeşilköy HavaLimanı'nda verdiği demeçte, «Federal Almanya'da muhalefette olmamıza rağmen Türkiye'ye yardımın devamını istiyoruz» dedi.
9- Akajans'ın Lefkoşe çıkışlı haberine göre; Demokratik Halk Partisi Başkanı Nejat Konuk Federe Meclis'te düzenlediği basın toplantısında Ulusal Birlik Partisinin koalisyon kurma teklifini, «UBP'deherhangi bir zihniyet değişikliği olmadığı gerekçesiyle parti meclisinin reddettiğini» açıkladı.
10- Tahran Radyosu'na bir demeç veren İran hükümet sözcüsüNabavi «İran'da muhalif grupların İran rejimini, güç kullanarak yıkmaküzere bir ittifak oluşturduklarını »bildirdi.
11- Ajanslar tarafından verilen bir habere göre; Tahran'ın merkezindeki bir sinemada patlayan bomba 9 kişinin ölümüne yol açtı.
12- Polonya'da hükümetin yiyecek maddelerine yapacağı zamkararına itiraz eden Dayanışma Sendikası ile hükümet arasında anlaşmaya varıldığı yabancı ajanslar tarafından bildirildi. Buna göre;Ağustos ayında et fiyatlarında bir indirim yapılması kararlaştırıldı.
13- AP Ajansı'nın Mexico City çıkışlı haberine göre; MeksikaHava Yollan'na ait DC - 9 tipi jet uçağının Chihuahua eyaleti yakınlarında düşmesi sonucu 44 kişi öldü, 21 kişi de yaralandı.
-
28 Temmuz 1980
1- CHP Genel Başkanı Bülent Ecevit, Ankara'da düzenlediği basıntoplantısında «AP'nin hem CHP'nin desteği ile veya ortaklığı ile hükümet kurmayı reddettiğini hem de hükümet edebilmek için ortaklarının değil, CHP'nin desteğine bel bağladığını» belirterek, «AP yönetimi ve hükümet başkanı bir yandan terörden, CHP'yi sorumlu gibi gösteren asılsız ve kışkırtıcı iddialarda bulunuyor, hem de teröre karşımücadelede bir takım yetkilerin hükümet elinde toplanmasına CHP'nin yardımcı olmasını istiyor» dedi.
2- CHP Genel Sekreteri Mustafa Üstündağ Ankara'da yaptığı yazılı açıklamada, çiftçinin TMO'ya teslim ettiği mahsulün parasının ödenmediğini öne sürerek, «Demirel Hükümeti'nin uyguladığı politikaylaherşey daha kötüye gitmektedir» dedi.
3- AP Genel Sekreteri Nahit Menteşe, CHP Genel Başkanı BülentEcevit'in .Mamak Askeri Cezaevi'nden kaçan iki mahkumla ilgili söylediği sözleri eleştirerek, «Ecevit şimdi kimi hedef almaktadır? Sıkıyönetimi mi, hükümeti mi?» dedi.
4- AP Millet Meclisi Grup Başkanvekili Gıyasettin Karaca, CHP'yle görüş birliğine varılan 5 kanunun tasarısının Özel gündem ile görüşülmesi amacıyla Danışma Kurulu'nun yarın toplanması için MeclisBaşkanlığı'na başvurdu.
5- Çorum'daki incelemelerinden sonra Yozgat'a giden Devlet Bakanı ve İçişleri Bakan Vekili Orhan Eren, Yozgat'ta siyasi parti yöneticileriyle yaptığı toplantıdan sonraki açıklamasında, «Diğer illerimizdeolduğu gibi Yozgat'ta da anarşi çıkarılmak isteniyor» dedi.
6- Dışişleri Bakanlığı Genel Sekreterliği'ne Büyükelçi llter Türkmen atandı.
7- Dışişleri Bakanlığı, İsrail Gazetelerinde yer alan Türk Hükümeti'nin israil ile diplomatik ilişkilerini keseceğine ilişkin haberleri yalanladı.
8- Bedelli askerlik yapmak isteyenler için iki aylık eğitimin Burdur Er Eğitim Tugayında olacağı, Milli Savunma Bakanlığı tarafındanaçıklandı.
9- TÜRK-İŞ Genel Sekreteri Sadık Side, SSK'nın alacaklarını toplayamaması halinde emekli maaşlarını ödeyemeyeceği yolundaki haberlerle ilgili olarak, «SSK devletin garantisi altındadır, iflası söz konusu olamaz. İşçilerimiz müsterih olsunlar» dedi.
10- ÜSYM Başkanı Prof. Altan Günalp THA'ya yaptığı açıklamadaAkademilere bağlı fakültelere Danıştay kararı gereğince öğrenci alınmayacağı yolundaki kararını açıklamasından sorira ortaya çıkan tepkiler üzerine, «Hukuken yok sayılan bir kuruma öğrenci almamız nasılbeklenebiliyor? Bizden istenen yargı kararlarını uygulamamızdır. Bunuda yapabilmemiz olanaksızdır» şeklinde konuştu.
11- Aydınlık Gazetesi'nde, ÜGD Hukuk Masası Başkanı Ali Yurtaslan'ın açıklamalarını içeren «Merkezdeki Adamın İtirafı» başlıklı yazıdizisinin birinci bölümü yayınlandı.
12- Sivas Kapalı Cezaevi'nden biri 37 yıla hükümlü, diğeri tutukluiki sağ eylemcinin de bulunduğu 5 mahkum, gardiyanlar ile nöbetçijandarma erini etkisiz hale getirdikten sonra kaçtılar.
13- Yozgat, Van, Giresun, Adana, Amasya, Ankara, Diyarbakır, istanbul'da meydana gelen olaylarda 10 kişi öldürüldü.
14- Görevli bulunduğu iran'da casusluk yaptığı iddiasıyla tutuklanan ve Dışişleri Bakanlığı'nın girişimi sonucu serbest bırakılan THAtelevizyon kameramanlarından Hami Sami Coşar, İstanbul'a geldi.
15- İran Silahlı Kuvvetleri ile Kürtler arasında Türk sınırına yakınbölgede yeniden başlayan çatışmaların' yoğunlaştığı, yabancı ajanslararasından bildirildi.
16- Milliyet Gazetesi'nde yer alan bir habere göre; Türk ekonomisindeki gelişmelerin olumsuz yönlerini incelemek ve hükümetten bukonuda bilgi almak amacıyla IMF heyetinin Ankara'ya geleceği bildirildi.
17- ANKA Ajansı'nın Cenevre çıkışlı heberine - göre; Cenevre'debaşlayan BD Üçüncü Deniz Hukuku Konferansı dokuzuncu oturumunda, okyanuslardaki doğal kaynakların kullanımı konusunda gelişmiş vegelişmekte olan ülkeler arasında, bu konudaki farklı görüşlerin elealındığı bildirildi.
18- Kahire'de ölen devrik İran Şah'ı Rıza Pehlevi'nin yerine oğluPrens Rıza'nın geçtiği yabancı ajanslar tarafından bildirildi.
19- AFP'nin La Paz çıkışlı haberine göre; Bolivya'daki siyasal partiler, 17 Temmuz'da yapılan hükümet darbesi sonucu kurulan askeri rejime karşı ortak bir direniş cephesi oluşturmaya çalıştıklarını açıkladılar.
20- AP Ajansı'nın Lima çıkışlı haberine göre; 1968 yılında sürgünegönderilen ve geçtiğimiz Mayıs ayında seçilen Peru Başkanı FernandoBelaunde ant içti.
21- Reuter Ajansı'nın Cidde çıkışlı haberine göre; Suudi Arabistan ve ingiltere, 4 aylık bir aradan sonra yeniden diplomatik ilişki kurduklarını açıkladılar.
22- AFP'nin Tahran çıkışlı bir haberine göre; İran Dışişleri BakanıSadık Kutbizade, Şahbur Bahtiyar'a yapılan suikast girişiminden Fransızpolisinin haberdar olduğunu öne sürdü.
23- AP Ajansı'nın Londra çıkışlı haberine göre; Reuter Haber Ajansı'nın, Newyork bürosunda, geçen Perşembe günü başlayan greve rağmen, yayınını sürdürdüğü belirtildi.
-
28 Temmuz 1979
1- Başbakan Bülent Ecevit, Mazıdağı'nda yeni fosfat üretimi projesini inceledi ve Bitlis Sigara Fabrikasının temelini attı. Ecevit Mazıdağı'nda yaptığı konuşmada, ülkemizde bol miktarda fosfat yataklarının bulunduğunu bildirdi ve fosfat dışalımının sona erdirilmesi halinde, Türkiye'nin 40 milyon dolar döviz sağlayacağını belirtti. Ecevit,Bitlis Sigara Fabrikasının temelini atarken yaptığı konuşmada ise, fabrikanın yılda 4 bin 200 ton sigara üreteceğini ve 1200 kişiye iş olanağını yaratacağını bildirerek, kuruluşun yatırım tutarının 1 milyar 50milyon lira olacağını, ekonomiye yılda 1 milyon 750 milyon lira katkıda bulunacağını söyledi.
2- AP Genel Başkanı Süleyman Demirel, TRT Genel Müdürlüğüne yeni bir yazı göndererek «Cumhuriyet Senatosu üçte bir yenilemeve Milletvekili ara seçimlerine yaklaşıldığı şu günlerde, sizi bir defadafa uyarır, TRT'yi hiç değilse seçim döneminde doğru dürüst hizmetyapabilmeye davet ederim» dedi.
3- IMF'ye verilen «Niyet Mektubu»nun Milliyet Gazetesine açıklanmasından sonra, kendisine bu konudaki görüşlerini soran gazetecilere, AP Genel Başkanı Süleyman Demirel, «Ben şimdi tetkik ediyorum,önce bir bakıp içini görelim. Ne var ne yok görelim» dedi.
4- AP Genel Başkan Yardımcısı Sadettin Bilgiç, Ankara'da yazılı olarak verdiği demeçte, «Ecevit'in temel atma töreni adı altındagösteriler yaptığını öne sürdü ve «Hükümet sorumluluğu taşıyanlar budenli şuursuz ve âr-ü hayadan mahrum olamazlar» dedi.
5- MSP Genel Başkan Yardımcısı Recai Kutan, Ankara'da basına yaptığı yazılı açıklamada, «AP'nin yayın organı gibi faaliyet gösterenbir gazetede, MSP ile CHP'nin arasında koalisyon hükümeti kurmaküzere çalışmalar yapıldığı haberi yayınlanmıştır. Bu haber tümüyle hayal mahsulüdür ve yalandır» dedi.
6- Ferhat Nuri Yıldırım'dan boşalan AP Ankara İl BaşkanlığınaBülent Şimşek özçelik getirildi.
7- ANKA Ajansının bir haberine göre, Mersin'deki ATAŞ Rafinerisine Dörtyol'daki petrol depolarından içinde bulunduğumuz Temmuzayı içinde 6 parti halinde toplam 99 bin ton 600 ton ham petrol geldi.
8- Türkiye Ticaret Odaları, Sanayi ve Ticaret Borsaları BirliğiBaşkanı Mehmet Yazar, Başbakan Bülent Ecevit'e bir telgraf çekerek,«24 Temmuzda İstanbul'da 7 işyerinin basılması olaylarını kınadı vesuçluların yakalanmasını» istedi.
9- Yarımca bölgesinde kurulu tüpgaz üretimi yapan Gaz AletleriAnonim Şirketi GAZAL işyerinde 550 işçi, dünden itibaren grev uygulamasına başladı.
10- Milli Türk Talebe Birliği'nin 56. Genel Kurul toplantısı İstanbul'da yapıldı ve Genel Başkanlığa Haşmet Oğuzalp seçildi.
11- İstanbul'da meydana gelen olaylarda, Ortaköy Eğitim Enstitüsû öğrencisi Selahattin Çevik ile Metin Aytaç adlı gençler; Adana'daise Şinasi Top adlı kişi öldürüldü.
12- Altunizade'deki evinden 17 Temmuz günü kaçırıldıktan sonra,dün gece düzenlenen bir operasyonla sağ olarak kurtarılan HüseyinUğurlu, kaldırıldığı Nişantaşı'ndaki Teşviki ye Sağlık Evi Hastanesi'nde;bir yakını tarafından basına okunan açıklamasında, «Ben ne Mafia lideriyim, ne de yeraltı dünyasının reisiyim. Kaçakçılıkla da hiçbir ilişiğim yoktur» dedi.
13- Mısır Büyükelçiliği'ni basarak görevli iki güvenlik mensulnü öldüren ve içeride bulunanları 45 saat rehin alan Filistinli dört gerilla Mervan Sebanu, Hüseyin Süleyman Abdullah, Muhammed BinEbuzerad ve Mustafa Beseyşiy, Sıkıyönetim Komutanlığı Askeri Mahkemesinde yapılan sorgularından sonra tutuklandılar. Sanıkların idamistemiyle yargılanmaları istendi.
14- Sendikalar Yasası'na aykırı davrandıkları, silahlı cemiyet kurdukları ve cemiyete silah sağladıkları gerekçesiyle gözaltında bulunan5'i MİSK Yürütme Kurulu Üyesi 8 kişi Sıkıyönetim Komutanlığı AskeriMahkemesinde yapılan sorgularından sonra tutuklandılar.
15- Erzincan ve Sivas İlleri Sıkıyönetim Komutanlığı, bir açıklama yaparak, Sıkıyönetim Mahkemesindeki bazı davaların sonuçlandığıve Komutanlık Askeri Savcılığı'nca «Sivas Ülkücü Memurlar Derneğiile Ülkü Ocakları Derneği yönetici ve mensuplarından 338 kişi hakkında teşvik, ızrar, güvenlik kuvvetlerine saldırı gibi suçlardan cezalandırılmaları istemiyle iddianame tanzim edildiği» bildirildi.
16- Hollanda Hükümeti tarafından 1967 depremi nedeniyle Adapazarı'na gönderilen 70 bin paket, birer kiloluk tereyağı, 12 yıl sonraİl İmar Müdürlüğü depolarında bulundu. Yetkililerce unutulduğu ilerisürülen 70 ton tutarındaki tereyağlarma Sakarya Valiliği ve AdapazarıBelediye Baskanlığı'nca el konuldu.
17- Maraş'ın Antalyalılar bölgesinde bir konuşma yapan KTFDBaşkanı Rauf Denktaş, «Biz Anavatandan kopmayacağız. Sabırla bekleyeceğiz. Bizim istediğimiz barış, ecdadımıza, şehitlerimize yaraşan birbarıştır. Rum'un barış dediği, içimize girmektir. Biz buna barış diyemeyiz, bunun adı esarettir. Bize ekmek vaad ediyorlar, ama o ekmeğiniçinde kelepçe varsa, Türk aç kalır, o ekmeği yemez. Rum tarafı anlaşma olmazsa patlayacakmış patlayacaksa patlasın» dedi.
18- Pakistan Devlet Başkanı Ziya Ül Hak, Pakistan televizyon veradyosundan yayınlanan demecinde, uluslararası baskıya karşın barışçı amaçlarla, nükleer enerji çalışmalarını sürdüreceklerini söyledi.
19- İsrail Dışişleri Bakanı Moşe Dayan, Lahey'de yaptığı basıntoplantısında, İran Silahlı Kuvvetleri'nin Lübnan'daki gerilla üsleri yerine bazen «suçsuz Lübnan halkını» hedef aldıklarını kabul etti. Dayan,FKÖ'nün «Yahudi topraklarına» yaptığı saldırılara son vermediği sürece İsrail'in de karşı saldırılara devam edeceğini belirtti.
20- AP Ajansının Washington mahreçli haberine göre; ABD Başkanı Jimmy Carter, boş olan Ulaştırma Bakanlığı ile Mesken ve ŞehirKalkınma Bakanlıklarına yaptığı yeni tayinlerle, kabinesindeki değişiklikleri tamamladı. Carter, eski New Orleans Belediye Başkanı MoonLandrieu'yu Mesken ve Şehir Kalkınma Bakanlığına, Portland BelediyeBaşkanı Neil Goldschimidt'i de Ulaştırma Bakanlığına getirdi.
21- İran'ın Kürt bölgesi Marivan'da, hükümet kuvvetleri ve Kürtlerin çarpışması sonucu 20 kişinin öldüğü, 30 kişinin de yaralandığı,yabancı ajanslar tarafından bildirildi.
22- Hindistan'da hükümeti kurmakla görevlendirilen CharanSingh, ülkenin 5. Başbakanı olarak yemin ederken, eski Başbakan Morarji Desai, Janata Partisi liderliğinden de istifa ederek, siyasetten çekildiğini açıkladı.
23- Irak Haber Ajansı'nın bildirdiğine göre, Irak'ta iktidardakiIrak Devrim Konseyi ve Baas Partisinin bazı üyeleri, parti ve devrimaleyhinde bazı gizli çalışmalarda bulundukları iddiasıyla tutuklandılar.
-
28 Temmuz 1978
1- 147. dönem yedek subayların erken terhislerine ilişkin kararname Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk tarafından imzalandı.
2- Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca hazırlanan bir genelgeyegöre, Tam Gün Tazminat avansları belli oldu.
Başbakan Bülent Ecevit konu ile ilgili yaptığı açıklamada, TamSüre Çalışma Yasasıyla ilgili sözlerine karşılık yapılan eleştirileri yanıtladı.
3- Devlet Bakanı Enver Akova Ankara'da verdiği demeçte, 1617sayılı Toprak ve Tarım Reformu Ön Tedbirler Yasasına dayanarak Bakanlar Kurulunca alınan bir karar uyarınca Toprak ve Tarım Müsteşarlığıemrinde bulunan tarım arazilerinin topraksız ve az topraklı çiftçi ailelerine kiraya verileceğini açıkladı. Devlet Bakanı Akova ayrıca, «Hazine arazilerinin ve Vakıfların elindeki toprakları da kiraya vermek için hazırlıklar başladı» dedi.
4- Yurdışı İşçi Sorunları Koordinasyon Kurulu, Devlet BakanıHikmet Çetin'in başkanlığında toplandı. Kurulun amacının yurt dışındabulunan yurttaşların ekonomik, sosyal, kültürel sorunların çözümüneyardımcı olmak ve uygulamayı yakından izlemek olduğu bildirildi.
5- Ticaret Bakanı Teoman Köprülüler, fındık taban fiyatını 21ura 50 kuruş olarah ilan ederek, «Yeni fiyatın geçen yıla göre 5 lira:azla olduğunu ve yüzde 30 - 33 arasında artış getirdiğini» söyledi.
6- Millî Eğitim Bakanı Necdet Uğur düzenlediği basın toplantısında, «Teknik okullara ağırlık verilecektir» dedi.
7- Sanayi ve Teknoloji Bakanı Orhan Alp ilgililere verdiği talimat uyarınca sanayicilerden acil ihtiyaçlarını Bakanlığa bildirmeleriniistedi.
8- Başbakan Yardımcısı Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanı VekiliFaruk Sükan ANKA Ajansına verdiği demeçte, «İlaca zam düşünmüyoruz» dedi.
9- Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Feyyaz Berker, ekonomimizin içinde bulunduğu durumla ilgili olarak yaptığı basın toplantısında, «Ekonomimiz halen ciddi bir bunalımiçindedir» dedi.
10- Elazığ'ın Kırklar semtinde Sivrice Azot Fabrikası İşçilerindenSanayi Tan bir grup tarafından açılan ateş sonucu öldü.
Anarşik olaylar Manisa, Edirne, Bingöl, Urfa, Sakarya, İzmit, Orduve Giresun'da da devam etti.
11- Kıbrıs Rum Yönetimi Başkanı Kipriyanu BM Özel TemsilcisiGalindo Pohl ile yaptığı görüşmede, KTFD Başkanı Rauf Denktaş'ınMaraş'la ilgili son önerilerini reddetti.
12- Amerikan Senatosunun Türkiye'ye uygulanan Silâh Ambargosunu kaldırma kararına karsı çıkan Rumlar Lefkoşa'nın Rum kesimindeAmerika aleyhinde gösteri düzenledi.
13- Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, ırkçı Güney Afrika yönetiminin işgali altındaki Namibya'nın bağımsızlığının tanınması amacıylabeş Batılı ülkenin verdiği önergeyi kabul etti.
14- Mısır'da bulunan İsrail askeri uzmanlarının bu ülkeyi terketmeleri ve Kahire ile Kudüs arasındaki özel telefon bağlantısının kesilmesisonunda İsrail ile Mısır arasındaki son direkt diyalog sona erdi.
Mısır Devlet Başkanı Enver Sedat İskenderiye Üniversitesinde yaptığı konuşmada, yeni bir savaş olasılığından bahsetti.
15- Birleşik Amerika Hükümeti, Lübnan'da yerleşmiş bulunan vatandaşlarına bir çağrıda bulunarak geri dönmelerini istedi.
-
2004
# SARK: TÜRKİYE BAŞBAKANI TAHRAN'DA
# BAZTAB:ERDOĞAN İRAN'DAN AYRICALIK ELDE ETME PEŞİNDE
# FRANKFURTER ALLGEMEINE ZEITUNG:ÖN PLANDA TİCARET OLACAK
# KOLNER STADT-ANZEIGER:TÜRKİYE... AVRUPA İÇİN BİR SINAV
# FRANKFURTER ALLGEMEINE ZEITUNG:AVRUPA İÇİN UÇAKLAR
# BERLINER ZEITUNG: CDU, TÜRKİYE KONUSUNDA VERHEUGEN'E YÜKLENİYOR
# DIE WELT: AVRUPA BU YÜZYILIN SONUNDA İSLAMİLEŞECEK
# ALITHIA: VETO TEHDİDİYLE ÖNLEMLERİ İLERİ GÖTÜRÜYORLAR... HÜKÜMET, LARNAKA LİMANI'NIN KIBRISLI TÜRKLER TARAFINDAN KULLANILMASINI ÖNERİYOR...
# AS SAFIR:KÜRTLER İLE İSRAİL ARASINDA İTTİFAK... SURİYE, İRAN VE TÜRKİYE'NİN KAYGISI
SARK:
TÜRKİYE BAŞBAKANI TAHRAN'DA
ANKARA, 28/07(BYE)--- İran'da yayımlanan Şark gazetesinin 28 Temmuz 2004 tarihli sayısında, Ferşad Mahmudi imzasıyla ve yukarıdaki başlık altında bir yorum yer almıştır. İnternetten sağlanan yorumun çevirisi şöyledir:
Türkiye Başbakanı'nın Tahran ziyareti, Irak'ta koalisyon güçlerinin iktidarı geçici hükümete devretmesinden yaklaşık bir ay sonraya rastlıyor. İkili görüşmelerin dışında müzakerelerin en önemli konusunu Irak'ın oluşturacağı sanılıyor.
İki ülke tarafından yapılan basın açıklamalarına göre, bu ziyaret, iki ülke ilişkilerinin gelişmesiyle Ankara ile Tahran arasındaki düzenli diyaloglar çerçevesinde yapılıyor.
İran ve Türk yetkililerinin son görüşmeleri, bu sene haziran ayında İstanbul'da yapılan İKÖ üyesi ülkelerin dışişleri bakanları toplantıda gerçekleşmişti. İran Dışişleri Bakanı, toplantının başkanlık görevini Türk meslektaşına devretmişti.
Şu anda Türkiye Dışişleri Bakanı olan Abdullah Gül, yaklaşık iki yıl önce yapılan seçimlerde AKP'nin kazanmasıyla Başbakanlık görevini üstlendiğinde İran'ı ziyaret etti. Abdullah Gül'ün İran ziyareti, ABD liderliğindeki koalisyon güçlerinin Irak'a saldırma ihtimalinin gölgesinde geçti.
Irak saldırısından birkaç ay önce gerçekleşen kısa Tahran ziyaretinde Gül, Ankara'nın da Tahran gibi, Irak'ın toprak bütünlüğünün korunmasını ve meselenin BM aracılığıyla çözümlenmesini istediğini açıkladı.
O dönemde ABD, Irak saldırısında İncirlik Üssünün kullanılması için Ankara'ya çok baskı yapmasına rağmen, Türkiye'nin yeni hükümeti bu baskılara karşı durdu ve Irak'a yönelik saldırıda üslerinin kullanılmasına kesinlikle izin vermedi.
Washington ve Ankara ilişkileri bu dönemde biraz gerginleşti, ancak Irak'ta savaşın şiddetinin azalmasından sonra, ABD ve Türkiye Dışişleri Bakanlarının Washington ve Ankara ziyaretleriyle ilişkilerdeki gerginlik azaldı.
İKÖ dışişleri bakanları toplantısından bir hafta sonra İstanbul'da yapılan NATO Zirvesinin Türkiye ve ABD ilişkilerini ısıttığı görüldü. Öyle ki ABD Başkanı Bush, Türkiye'nin AB üyeliğini destekledi. Ancak bu destek, AB yetkilileri tarafından pek hoş karşılanmadı ve ABD, "kendisini ilgilendirmeyen işlere karışmakla" suçlandı.
Erdoğan, AKP'nin zafer kazanmasından sonra, siyasi yasaklı olmasından ötürü anayasa gereğince Başbakanlık görevini üstlenemedi. Ancak AKP'nin çoğunluğa sahip olduğu parlamento tarafından anayasanın düzeltilmesinden sonra Erdoğan nihayetinde Başbakanlık görevine geldi. Bu makam, Cumhurbaşkanlığından sonra geliyor, ancak anayasa gereği yürütme işlerinin sorumluluğu Başbakandadır.
Erdoğan Başbakanlık görevini aldıktan sonra, iktidarın ilk günlerinde Irak sorunuyla uğraşan Abdullah Gül, Dışişleri Bakanlığı görevine getirildi. Ondan sonra da iki kez İran'ı ziyaret etti. Bir kez İKÖ üyesi ülkelerin dışişleri bakanları -bu arada Irak'a komşu ülkelerin dışişleri bakanları toplantısı da yapıldı- toplantısına, ikinci kez de geçen kış, sınırlarında olup bitenler hakkında görüş alış verişinde bulunmak için Kemal Harrazi'nin misafiri olarak İran'a geldi.
Tabii Irak'a komşu ülkelerin dışişleri bakanlarının toplantısında bir araya gelen iki ülke dışişleri bakanları daha sonra İstanbul'da görüştüler. Bundan sonraki ikili görüşme şubat ayında Tahran'da yapılacak.
Türkiye Başbakanı'nın iki kez ertelenen Tahran ziyaretinde iki ülke, birçok konuyu değerlendirecek. Diğer bölgesel konular arasında İslam dünyasındaki ve özellikle Filistin'deki gelişmeler yer alıyor. Ankara ile Tahran arasındaki ikili konuları ise, İmam Havaalanı ile cep telefonu operatörü gibi ekonomi projeleri oluşturuyor.
Tahran ziyaretinde Erdoğan'a bir grup işadamı, bakanlar ve 40 kadar basın mensubu eşlik ediyor. Türk yetkililer bu ziyaretten önce yaptıkları açıklamalarda, Ankara'nın, İran sınırları yakınında ve Kuzey Irak'ta konuşlanan Kürdistan İşçi Partisi (PKK) unsurlarına karşı Tahran'ın işbirliğini artırmasını isteyeceğini belirttiler.
Suriye Başbakanı'nın Türkiye ziyaretinden birkaç gün sonra ve Suriye Cumhurbaşkanı'nın İran ziyaretinden önce gerçekleşen bu ziyaretin zaman açısından önemine değinen Ankara, gündeme gelecek bazı politikalarda iki ülke yetkililerinin görüşlerinin aynı olması durumunda, bu ziyaretin, Ankara ile Tahran ilişkilerinde yeni ve stratejik bir sayfa açacağını tahmin ediyor.
Erdoğan başbakan olmadan önce yapılması planlanan ziyaret, dün akşam gerçekleşti ve Başbakan Erdoğan, Türkiye'nin üçüncü İslamcı üst düzey yetkilisi olarak Tahran'a geldi. Daha önce Refah Partisi lideri olan ve İran ziyaretinden kısa bir süre sonra iktidarı laik Bülent Ecevit'e teslim eden Erbakan ile Başbakanlık görevini bir süreliğine üstlenen Abdullah Gül İran'a geldiler ve şimdi de İslamcı Erdoğan İran'da.
BAZTAB:
ERDOĞAN İRAN'DAN AYRICALIK ELDE ETME PEŞİNDE
ANKARA, 28/07(BYE)--- İran'ın Baztab adlı haber portalında 28 Temmuz 2004 tarihinde yukarıdaki başlık altında yer alan Farsça haberin çevirisi şöyledir:
Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan bu sabah erken saatlerde üç günlük bir ziyaret için üst düzey bir siyasi heyetle Tahran'a geldi. Erdoğan Mehrabad Havaalanında İran Ulaştırma Bakanı Ahmed Hürrem tarafından karşılandı.
Fars Haber Ajansı'na göre, Türkiye her zaman büyük anlaşmalarla İran'da ayrıcalık kazanma peşinde olmuştur. Ancak İran şimdiye kadar bu ülkeye özel ayrıcalık kazandıracak bir anlaşma gerçekleştirememiştir. Türkiye ile İran arasında, İran'ın Türkiye üzerinden Avrupa'ya doğalgaz ihracına ilişkin müzakereler hala bir sonuca kavuşmadı. Türkiye'ye ihraç edilen doğalgaz fiyatının düşürülmesi konusu da bu gezi programında yer almaktadır. Doğalgaz satış anlaşması yıllar önce imzalanmasına rağmen Türkiye, alım sürecinde kopukluk ve aksaklık yaratmıştır.
İran Cumhurbaşkanı Birinci Yardımcısı Muhammed Rıza Arif, İran'ın dış politika önceliğinin çeşitli ülkelerle ilişkileri geliştirmek olduğunu söyleyerek bu hususta Türkiye'nin özel bir konuma sahip olduğunu ifade etti. Arif, son yıllarda Tahran-Ankara ilişkilerinin iyileşmeye doğru yol aldığını, şu anda da siyasi ilişkilerin ve iki ülke arasındaki güvenlik işbirliğinin iyi durumda olduğunu söyledi.
Arif, iki ülkenin iradesiyle ekonomik ilişkilerin geliştirilerek beş milyar dolar düzeyine ulaşması ve mevcut ekonomik işbirliğinin gelişmesiyle iki ülke arasında gelişme ve kalkınmaya tanık olunacağı yönünde ümit verdi. Arif, Erdoğan'ın Tahran gezisi sırasında iki ülke yetkilileri arasında yeni anlaşmalar imzalayarak ekonomik ilişkilerin gelişmesinde uygun adımların atılacağını bildirdi. Arif, iki ülkenin üst düzey heyetleri arasındaki görüşmelerde, enerji, bayındırlık, yabancı yatırım ve haberleşme alanlarında işbirliği konusunda fikir alışverişinde bulunulacağını ifade etti.
Arif, bölgenin önemli sorunlarına dikkat çekerek Irak krizi ve Afganistan hakkında, "İran ve Türkiye, Irak ve Afganistan hususunda sürekli girişimlerde bulunmuşlardır ve iki ülke de bu hususta çok yakın görüşe sahiptir. Bu ziyaret sırasında da Filistin sorunu hakkında fikir alışverişinde bulunacağız." dedi.
Bir Türk gazetecinin, "Türkiye ile İran yetkilileri arasındaki görüşmelerde Kuzey Irak'ta Kürt devletinin kurulması ve PKK'nın faaliyetleri gibi konular da görüşülecek mi?" sorusuna Arif şöyle yanıt verdi: "Biz bu zeminlerde ve ilgili konularda da müzakerelerde bulunacağız ve olumlu sonuçlar elde edeceğimize inanıyorum."
FRANKFURTER ALLGEMEINE ZEITUNG:
ÖN PLANDA TİCARET OLACAK
BERLİN, 28/07(BYE)--- Tirajı günde 414 bin olan muhafazakar eğilimli Frankfurter Allgemeine Zeitung'un 28 Temmuz 2004 tarihli sayısında, Rainer Hermann imzasıyla ve yukarıdaki başlık altında yayımlanan, İstanbul çıkışlı yazının çevirisi şöyledir:
--Erdoğan, Tahran Ziyaretini Gecikmeli Olarak Gerçekleştiriyor--
Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, daha geçtiğimiz yıl İran'a gitmek istemişti. Ancak, Washington'un bu geziye karşı oluşu ve İran'ın da Kürt PKK/KONGRA-GEL'i terör örgütü listesine dahil etmeye hazır olmayışı nedeniyle, Erdoğan ziyaretini belirsiz bir tarihe ertelemişti. Başbakan Erdoğan salı günü, İran'ı da New York ve Washington'un kitle katillerine yardım etmekle suçlayan "11 Eylül"e ilişkin Amerikan raporunun açıklanmasından birkaç gün sonra, büyük bir heyetle Tahran'a doğru yola çıktı.
Türklerin İran'a yönelik isteklerinin oldukça fazlalaşması nedeniyle, Erdoğan ziyaretini bir kez daha ertelemek istemedi. Erdoğan öncelikle İran'ın Türkiye'ye sattığı doğalgazın fiyatı konusunda yeniden pazarlık yapmak istiyor. Türkiye, enerji santralleri ve sivillerin ihtiyacını karşılamak için pek çok ülkeden doğalgaz alıyor. İran'dan gelen gaz en pahalısı. Bu ülkeden Türkiye'ye 2002 yılından beri gaz pompalanıyor. 1996 yılında, İslamcı Başbakan Necmettin Erbakan döneminde imzalanan anlaşma, 23 yıl için geçerli olup 20 milyar dolarlık bir hacme sahip. Erdoğan, ticari amaçlı ziyaretinde, halihazırda beş milyar dolar olan ikili ticaret hacmini, İran'ın Türkiye'den daha fazla mal alması ve Tahran'daki yeni İmam Humeyni hava alanının işletme lisansının, İstanbul'daki Atatürk hava alanını işleten özel firmaya verilmesi yoluyla iki katına çıkarmak için de görüşmelerde bulunmak istiyor.
İran'ın, PKK/KONGRA-GEL'i terör örgütü listesine dahil etmesinin ardından Erdoğan, bugün (Çarşamba) başlayıp iki gün sürecek olan ziyareti esnasında, İran hükümetiyle, PKK ile mücadele için ortak önlem alınması konusunda da uzlaşmaya varmak istiyor. Bununla ilgili olarak bir anlaşma imzalanması öngörülüyor. Binlerce PKK savaşçısı, İran-Irak sınırının iki tarafındaki dağlık bölgede kalıyorlar. Türkiye ile İran arasında, Irak'ın bugünkü sınırlarının kalıcı olması ve bir Kürt devletinin ilan edilmesinin engellenmesi konusunda ise, tam bir mutabakat hakim. Erdoğan, aralarında Cumhurbaşkanı Hatemi ve Dışişleri Bakanı Harrazi'nin de olduğu muhataplarıyla yapacağı görüşmelerde, bu konuda ortak bir çizgi bulmaya çalışacak.
Erdoğan, Tahran'a planlanan ziyaretini erteleyen ilk Türk politikacı değil. 2000 yılında Cumhurbaşkanı Sezer de, İran'ın altı Türk aydının öldürülmesiyle ilgisi olduğunun duyulmasından sonra, Tahran'ın davetini geri çevirmişti. Sezer 2002 yılının Haziran ayında, ılımlı bir havada Hatemi ile Afganistan ve muhtemel Irak savaşı (Sezer'in tavsip etmediği) ile ekonomik meseleleri konuşmak amacıyla, bu ziyaretini telafi etti. Irak konusunda iki ülke arasında tam bir mutabakat hakimken, Afganistan konusunda böyle değil. İran Dışişleri Bakanı Kasım 2001'de Ankara'da, Afganistan'a birlik gönderilmesine karşı çıkarken, dönemin Türkiye Dışişleri Bakanı İsmail Cem, Türk askerlerinin gönderilmesine, Afgan halkının terörden korunmak istemesini gerekçe göstermişti.
Türkiye ile İran arasındaki sınır, bölgenin en istikrarlısı. 1639 yılında çekilen sınır, iki ülkenin birbirlerine genelde düşmancıl tavır sergilemelerine karşılık, kalıcı oldu. Pehlevi Şahları, Atatürk'ü örnek alırken, Humeyni döneminde sıfıra inecek kadar soğuyan ilişkiler, ancak Cumhurbaşkanı Hatemi'nin döneminde düzeldi. Türkiye'nin acilen ihtiyaç duyduğu gaz için, Rusya ve Cezayir dışında alternatif kaynak aramak zorunda olduğunu ve bu ihtiyacını yanıbaşındaki İran'dan temin edebileceğini farketmesi de ilişkilerin düzelmesinde etkili oldu.
KOLNER STADT-ANZEIGER:
TÜRKİYE... AVRUPA İÇİN BİR SINAV
ANKARA, 28/07(BYE)--- Almanya'da yayımlanan Kölner Stadt-Anzeiger gazetesinin 28 Temmuz 2004 tarihli sayısında, Joachim Frank imzasıyla ve yukarıdaki başlık altında bir yazı yer almıştır. İnternetten sağlanan yazının çevirisi şöyledir:
"A" diyen hiçbir zaman "B" diyemez. Fransa Hükümeti’nin, Fransız halkının AB Anayasası hakkında oyunu kullanmasını isteme kararı, AB'nin alacağı en önemli kararları etkileyecek: AB, Türkiye'yle müzakerelerini başlatmalı mı? Chirac, aralık ayında yapılacak AB zirvesinde bu soruyu "evet" ile cevaplandırmaktan kaçınacak; çünkü Chirac, Fransızların çoğu Türkiye'nin AB'ye alınmasını reddettikleri için referandumunu riske sokmuş olur.
AB üyelerinden tek bir veto, Türkiye'yle AB müzakerelerinin başlamasına engel olacak. Bu sefer AB, Türkleri, Türk halkını incitmeden, tekrar nasıl bekletebileceklerini iyi düşünmeli. Bu bekletme, Avrupa'nın 41 senelik bir oyalama taktiğinden sonra, çok da kolay olmamalı.
Yine de, AB'nin müzakereleri başlatmasıyla ortaya çıkan öz devinimi durdurmak gerek. Avrupa seçimlerinde görülen berbat işbirliği, Avrupa'ya olan siyasi ve duygusal bağlılığın ne kadar dayanıksız olduğunu açığa çıkardı. Özellikle de yeni AB üyeleri, Türkiye'nin 26'ncı üye olarak AB'ye katılmasına karşı çıkıyorlar.
Çok hassas olan Türkiye konusunu, Brüksel'de bürokratik düzeyde, AB vatandaşına fazla sezdirmeden halletmeye çalışmak zaten alevlenmiş olan "Avrupa fikri" için de korkunç olur. Ayrıca Almanya'da, AB Anayasası hakkında bir halk oylaması yapmak, fakat Türkiye'nin AB üyeliği hakkında demokratik bir halk oylaması yapmamak anlamsız olur. Bunu Federal Almanya hükümeti de biliyor. Almanya'da "referandum" ve "Türkiye" konuları birbirini etkilediği halde, bu etkilenme şimdiye kadar açığa vurulmadı.
AET Komisyonu Başkanı Walter Hallstein "Türkiye'nin Avrupa'ya ait olduğunu" söylüyor. Ayrıca Almanya'da 3 milyon Türk’ün yaşadığını ve bunların 650 bininin Alman pasaportu taşıdığını belirtiyor.
Türkiye Araştırmalar Merkezi tarafından yapılan en son araştırmalara göre, Almanya'ya göç eden Türklerin yüzde 10'unun, Almanlarla hiçbir diyalog kurmadan yaşadığı biliniyor. Türklerin "eski vatanlarına" "yeni vatanlarından" daha çok bağlı oldukları gözlemleniyor. Ayrıca, Türklerin yüzde 80'i kendini dışlanmış hissediyor. Türkiye'nin AB üyeliği için bunlar aşılmalı.
Türklerin ve Almanların birarada yaşayabilmeleri Avrupa için gerçekten de bir imtihan. Bu imtihanın geçilebilmesi, Almanya'da yaşayan Türk asıllı vatandaşlara -ve onların ilgisine- bağlı: Almanya'ya daha iyi entegre olarak Almanya'daki yaşama zenginlik katıp Avrupa'yı Türkiye'ye doğru yönlendirebilirler.
FRANKFURTER ALLGEMEINE ZEITUNG:
AVRUPA İÇİN UÇAKLAR
BERLİN, 28/07(BYE)--- Tirajı günde 414 bin olan muhafazakar eğilimli Frankfurter Allgemeine Zeitung'un 28 Temmuz 2004 tarihli sayısında, Michaela Wiegel imzasıyla ve yukarıdaki başlık altında yayımlanan, İstanbul çıkışlı yazının çevirisi şöyledir:
--Fransa ve Türkiye'nin AB Üyeliği Perspektifi--
Fransa gibi bir ülkenin düşüncesini değiştirmek için 26 Airbus uçağı siparişi yeterli olur mu? Ekonomiye ilişkin konularda vatansever çizgi izleyen medya, Türkiye Başbakanı Erdoğan'ın Türk Hava Yolları'nın gelecekte uçaklarını, Boeing yerine Avrupa konsorsiyumu Airbus'tan almak istediğini taahhüt etmesini sevinçle karşıladı. Çok öncesinden planlanan bu ticaret, Türk Başbakanı'nın üç günlük Fransa ziyaretinin en önemli bölümünü oluşturmalıydı. Ancak Erdoğan'ın ziyareti, Fransızların çoğunluğunun Türkiye'nin AB üyeliğine karşı tutumunda herhangi bir değişikliğe neden olmayacak. Erdoğan'ın tatil döneminde, halkla herhangi bir temas kurmaksızın gerçekleştirmiş olduğu ziyaret daha ziyade, kendi saflarındaki şiddetli protestolara rağmen Türkiye'nin AB üyeliğine yönelik politikasını sürdüren Cumhurbaşkanı Chirac'a bir teşekkür olarak düşünülmüştü.
Chirac, bundan sonra da 25 AB devlet ve hükümet başkanın dahil olduğu çevrede, Türkiye ile katılım müzakerelerinin başlatılmasına engel çıkarmayanlar arasında olmaya devam edeceğini teyit etti. Ancak partisi UMP, Avrupa Parlamentosu seçimleri kampanyasında, Avrupa Parlamentosu'nda (AP) Türkiye ile katılım müzakerelerinin başlatılmasına karşı oy kullanmak istediğini söylemişti. UMP bu tutumuyla, AP'de CDU/CSU milletvekillerinin dahil olduğu EVP grubuyla aynı çizgide yer alıyor. Chirac, eski Başbakanı Alain Juppe'nin savunduğu Türkiye'ye "imtiyazlı ortaklık" verilmesi şeklindeki görüşe sıcak bakmıyor. Fransa Cumhurbaşkanı, AB Komisyonu'nun raporunun olumlu olması halinde, AP'nin, katılım müzakerelerinin başlatılmasını engelleyemeyeceğini düşünüyor. Chirac bu nedenle partisindeki tutum değişikliğini, karar verecek kişinin kendisi olduğu bilinci içerisinde soğukkanlılıkla karşıladı. Chirac, pazarların açılmasından yana girişimde bulunan ekonomik önderlerin kendi yanında yer alan en güvenilir müttefikler olduklarından gayet emin. İşadamları Derneği (Medef) Başkanı Ernest-Antoine Seilliere, Erdoğan'la görüşmesi sonrası yaptığı açıklamada, "Türkiye Avrupa Birliği'ne, başta müthiş bir gelişim potansiyeli olmak üzere çok olumlu şeyler getirecektir." diyerek övgü dolu tahminlerini açıklamaktan kaçınmadı. İstanbul'daki Fransız Ekonomi Temsilciliği Direktörü de ticaret hacminin 2003 yılında "patlayarak" 6.1 milyar euroya ulaştığını ve eğilimin artış yönünde olduğunu belirtti.
Seilliere ile gerçekleştirdiği görüşme, Erdoğan için çoşkunun hissedildiği tek görüşme olsa gerek. Resmi olarak katılım perspektifini desteklediğini söyleyen, ancak gerçekte bu konuda ikiye bölünmüş olan Sosyalist Parti'nin Genel Başkanı François Hollande ise, 1915 yılında Ermeniler'e karşı gerçekleştirilen soykırımın Türk devleti tarafından tanınmasını istediğini söyledi. Ermeniler Fransa'da çok iyi örgütlenmiş bir lobiye sahipler ve bu lobinin hem sol hem de sağ çevreler üzerinde büyük etkisi var. Fransa Parlamentosu 2001 yılın başında, Ermenilere yönelik soykırımının resmen tanınması için bir yasa çıkardı. Ankara buna kontrolsüz tehdit ve protesto ile tepki gösterdi. Erdoğan artık daha temkinli davranıyor. Hollande'ye, konuyla ilgileneceğini ve soykırım tartışmasını "tarihçilerden oluşan bir komisyona" havale edeceğini söylemiş. Soykırımın tanınmamasını Ankara ile sorun haline getirmek istemeyen Chirac ise, bunun Türklerle Ermeniler arasında açıklığa kavuşturulması gereken bir konu olduğunu düşünüyor.
Erdoğan Paris'te, liberal parti UDF'nin Genel Başkanı François Bayrou ile de görüştü. Bayrou, savunduğu Avrupa federalizmi görüşü ve Hristiyanlık inancı dolayısıyla, Türkiye ile sıkı ilişkiler kurulmasını savunmasına rağmen tam üyeliği engellemek istiyor. Bayrou, "Türkiye'nin Avrupai bir toplum olduğunu ciddi bir şekilde iddia etmek mümkün değildir. Avrupa'yı sürekli olarak daha fazla genişletir ve başka bir kıtada başka bir kültür çevresine ait olan ülkeleri de buna dahil edersek çok zayıf bir Avrupa'ya sahip oluruz" diyor. Valery Giscard d'Estaing'de daha önce benzer argümanlar ileri sürmüştü. UMP Genel Başkanlığı'ndan ayrılan Alain Juppe ise, Erdoğan'la görüşmesi hakkında herhangi bir açıklama yapmadı. UMP'nin Kasım ayı sonunda seçilecek olan yeni genel başkanını, partinin Türkiye konusundaki tutumunun belirlenmesi gibi büyük bir sorun bekliyor. Elysee Sarayı'nda ise bu konuda Cumhurbaşkanı'nın çizgisine geri dönülmesi umuluyor hala.
BERLINER ZEITUNG:
CDU, TÜRKİYE KONUSUNDA VERHEUGEN'E YÜKLENİYOR
BERLİN, 28/07(BYE)--- Tirajı günde 205 bin olan liberal eğilimli Berliner Zeitung'un 28 Temmuz 2004 tarihli sayısında, Damir Fras imzasıyla ve yukarıdaki başlık altında yayımlanan Berlin çıkışlı yazının çevirisi şöyledir:
--Brok: AB Komiseri Şimdiden Kararını Belirledi--
CDU'nun önde gelen politikacıları, Türkiye ile katılım müzakerelerinin başlatılması kararının ertelenerek, AB'nin yeni Komisyonu'na bırakılmasını istediler. Buna neden olarak, halen bu görevdeki AB'nin genişlemeden sorumlu Komiseri Günter Verheugen'in şimdiden müzakerelerin başlatılması yönünde karar vermiş olması gösterildi. Avrupa Parlamentosu Dış ilişkiler Komisyonu Başkanı Elmar Brok, salı günü Berlin'de yaptığı açıklamada, bu nedenle AB Komisyonu'ndan muhtemelen adil bir rapor çıkmasının beklenemeyeceğini belirtti ve "Aldığım bilgilere göre, Verheugen geçtiğimiz hafta sözlü olarak fikrini kesinleştirmiş." dedi. Brok, bunun doğrulanması durumunda şu an görevde bulunan Komisyon'un kasımda görev süresi bitmeden hemen önce Türkiye konusunda karar vermesine izin verilmemesi gerektiğini belirtti. Brok, "Bu durumda bunun ertelenmesi gerekir." dedi. Ayrıca Brok, muhtemelen Schröder'in hoşuna gidecek "ısmarlama bir rapor" değil, Türkiye'nin, AB standartlarına uyum sağlama sürecinde kaydettiği ilerleme ve eksiklerin belirtildiği dengeli bir rapor beklediğini belirtti.
Aynı Brok gibi CDU'lu Federal Parlamento Avrupa Komisyonu Başkanı Matthias Wissmann da yeniden Türkiye'nin tam üyeliğine karşı çıkarak, Türkiye'ye bunun yerine "öncelikli ortaklık" önerilmesini istedi. Wissmann, Türkiye'nin, örneğin yasaların modernleştirilmesi gibi konularda kayda değer ilerlemeler göstermekle birlikte, halen insan hakları ihlalleriyle ilgili haberler çıktığına işaret etti. Brok da, Doğu Anadolu'daki hakimlerin de yeni yasaları uygulamaları gerektiğini ancak bu konuda hala şüphelerin bulunduğunu belirtti.
DIE WELT:
AVRUPA BU YÜZYILIN SONUNDA İSLAMİLEŞECEK
BERLİN, 28/07(BYE)--- Tirajı günde 227 bin olan muhafazakar Die Welt gazetesinin 28 Temmuz 2004 tarihli sayısında, Wolfgang G. Schwanitz imzasıyla ve yukardaki başlık altında yayımlanan, İslam Bilimleri Araştırmacısı Bernard Lewis ile yapılan Princeton çıkışlı mülakatın ilgili bölümünün çevirisi şöyledir:
--İslam Bilimcisi Bernard Lewis İle, Arap Dünyasının Durumu ve Hakim Güçlerin Şimşekleri Başka Yere Yönlendirmek İçin Neden İsrail'e İhtiyaç Duydukları Üzerine--
SORU: En son çıkan "Atatürk'ün Paradoksu" başlıklı kitabınızda, Atatürk'ün kaybedilen savaş sonucunda Türkiye'yi kurduğunu ve Batı'ya karşı koyduğunu, ancak Batı medeniyetinin meziyetlerini örnek alma yolunu seçtiğini anlatıyorsunuz. Irak'ta da böyle bir şey mi söz konusu?
LEWİS: Tam olarak değil, çünkü Atatürk işgalcileri geri püskürttü ve yeni bir Cumhuriyet kurdu. Bunları yaptıktan sonra Batı'ya yöneldi. Irak'ta ise diktatörlük dışarıdan müdahaleyle kaldırıldı. Ancak diktatörlük, gelirken de dışarıdan dikte edilmişti. Saddam Hüseyin'in gücünün kaynağı Arap ve İslam kültüründe değil, bir Avrupa modeli olan Nazi kültüründe yatmaktadır. (...)
SORU: Eğitim konusunda hangi ülke örnek teşkil edebilir? Irak mı, Filistin mi, Mısır mı yoksa Türkiye mi?
LEWİS: Yıllar önce olsa Tunus derdim, fakat orada durum kötüye gidiyor. Hükümetin liberalliği azalıp daha çok otokrat bir hal alıyor. Tunus bir zamanlar açık görüşlülük, eğitim ve kadın hakları konularında bir öncü olarak görülüyordu. Şimdi Fas'a karşın orada geriye dönüş söz konusu. (...)
SORU: AB, Amerika karşısında global bir karşı denge oluşturabilir mi?
LEWİS: Hayır. Amerika Birleşik Devletleri'nin yanında geleceğin "global oyuncu"ları Çin, Hindistan ve muhtemelen de toparlandığı taktirde Rusya olacaktır. Hiç kimse Moskova'daki yönetim şeklinin nasıl olacağını tam olarak olarak bilmese de, bu kesinlikle komünist bir rejim olmayacaktır. Avrupa, Arap dünyasının batısı olan Magreb'in bir parçası olacaktır. Bunu, göç ve demografi göstermektedir. Avrupalılar geç evleniyorlar ve çocuk yapmıyorlar ya da az çocukları oluyor. Fakat büyük bir göç söz konusu; Almanya'da Türkler, Fransa'da Araplar, İngiltere'de de Pakistanlılar var. Bunlar erken evlenip çok çocuk yapıyorlar. Bugünkü eğilime bakılırsa, en geç 21'inci yüzyılın sonunda Avrupa'nın nüfusunda Müslümanlar çoğunlukta olacaktır.
ALITHIA:
VETO TEHDİDİYLE ÖNLEMLERİ İLERİ GÖTÜRÜYORLAR... HÜKÜMET,
LARNAKA LİMANI'NIN KIBRISLI TÜRKLER TARAFINDAN
KULLANILMASINI ÖNERİYOR...
LEFKOŞA, 28/07(BYE)--- Tirajı günde 11.000 olan, DİSİ eğilimli Alithia gazetesinin 28 Temmuz 2004 tarihli sayısında, yukarıdaki başlık altında yayımlanan haberin çevirisi şöyledir:
Kıbrıs Hükümeti’nin, AB'nin Kıbrıslı Türklere yönelik kararlarıyla ilgili tüzükleri karşısında bir elinde veto tehdidi ile kendi önlemlerini ileri götürmeye çalıştığı, Maraş önerisine karşılık, Larnaka Limanı'nı da Kıbrıslı Türk işadamlarının kullanımına sunduğu bildirildi.
Dışişleri Bakanı Yorgo Yakovu; AB'nin Kıbrıslı Türklerin ekonomik açıdan güçlendirilmesine yönelik finansman tüzüğünün ve işgal bölgeleriyle direkt ticaret tüzüğünün Kıbrıs Cumhuriyeti'nin rızasını gerektirdiğini söyleyerek, veto kullanma tehdidini yineledi ve buna paralel olarak; hükümet rıza gösterene kadar büyük bir uçurum olduğuna işaret etti.
Yakovu, hükümetin AB'ye; bazı yeni önerilerden -ki bazıları tek taraflı olarak uygulanacak- söz ettiğini, bunların AB'ye resmi olarak da sunulacağını ve bazı ayrıntılar tamamlanır tamamlanmaz bunların açıklanacağını söyledi.
Yakovu'nun söylediğine göre ağustos ayında verilen ara, ne yapılması gerektiği konusunda Avrupalı ortaklarımızla uzlaşmamız için bir fırsat penceresidir. Yakovu, bu nedenle dün Hollanda'nın Kıbrıs'taki Büyükelçisi'yle görüştü. Yakovu'nun söylediğine göre, "Daimi Temsilciler Komitesi 3 Eylül'de toplanacak ve biz de bu arada geniş bir temas turunu tamamlayacağız, Maraş'ın açılması, Magosa Limanı'nın işletme yöntemlerini ve Larnaka Limanı'nın Kıbrıslı Türk işadamları tarafından kullanılmasına yönelik alternatif önerimizi ilan edeceğiz. AB Genel Konular ve Dış İlişkiler Konseyi'nin toplanacağı 13 Eylül'e kadar uzlaşı çözümleri olmasını umuyorum."
Açıklanacak yeni önlemlerin bazılarına değinen Yorgo Yakovu, kamyonların, sahipleri tarafından üretilen ürünleri taşıyabileceklerini, şirketlere veya başka kişilere ait kamyonların para karşılığı yük taşıyabileceklerini, turistik otobüslerin turistleri veya Kıbrıslı Türkleri devletin kontrolü altındaki bölgeye taşıyabileceklerini ve Kıbrıslı Türklere ait taksilerin hükümetin kontrolü altında olmayan bölgelerden hükümetin kontrolü altındaki bölgelere yolcu taşıyabileceklerini söyledi.
Yakovu bir soru üzerine "Biz, AB'nin dayattığı kontrolleri çok katı, aşılamaz ve ticari faaliyeti kolaylaştıramayacak nitelikte buluyoruz. Çok daha basit yöntemler bulunmalı." dedi.
Bitki sağlık belgesi konusunda ise Yakovu; "Bu konu, üretilen ürünlerin bütün ürün sağlık kurallarına uygunluğunu belirlemek üzere gelecek olan AB yetkilileri aracılığıyla çözüldü. Hayvan ürünleri konusunda mevcut sorunlar aşılamaz. Bu nedenle ne Kıbrıs devletinin denetimindeki bölgeye ne de yurtdışına hayvan ürünleri ticareti yapılamaz." dedi.
Hükümetin bu önlemlerinin AB'ye resmen sunulup sunulmadığının sorulması üzerine ise Dışişleri Bakanı; dün sabah AB'nin Kıbrıs'taki Temsilcisi Adriaan Van Der Meer'le görüştüğünü, ona önlemlerden söz ettiğini ancak bu önlemlerin resmi sunumunun bütün ayrıntılar tamamlandıktan sonra yapılacağını söyledi.
AS SAFIR:
KÜRTLER İLE İSRAİL ARASINDA İTTİFAK... SURİYE, İRAN VE TÜRKİYE'NİN KAYGISI
BEYRUT, 28/07(BYE)--- Tirajı günde 30 bin olan As Safir gazetesinin 27 Temmuz 2004 tarihli sayısında, Ziad Haydar imzasıyla ve yukarıdaki başlık altında yer alan yorumun çevirisi şöyledir:
Suriyeli yetkililer, Amerikalı gazeteci Seymour Hersh'in, New Yorker dergisinde birkaç hafta önce yayımlanan, Kuzey Irak'ta İsrail'in rolü ve İsrail makamlarının alternatif planına (B planı) ilişkin haberiyle yakından ilgilenmişlerdir. İsrail'in bazı Kürt çevrelerle ilişkisi bulunduğuna dair bilgiler -geçtiğimiz yüzyılın ortalarına dayanmaktadır- yeni olmamakla birlikte, bu ilişki halihazırdaki koşullar itibariyle özellikle Suriye, İran ve Türkiye'deki yetkililerin kaygılanmasına neden olmaktadır. Suriyeli, Kürt ve Iraklı yetkililer ile aralarında diplomatların da bulunduğu İran ve Türk kaynakları ile yapılan görüşmelerde edinilen izlenim, bu konunun "iyi niyet" açıklamaları veya basın haberleri ile sona ermeyeceği şeklindedir. Güven bunalımı çok büyüktür. Irak'a yönelik Amerikan saldırısı neticesinde başta "Kürdistan" ve Irak'ın bütünlüğünün geleceği olmak üzere, hesapta olmayan konular, tehdidin günlük olarak hissedilmesinin temelini oluşturmuştur.
--İran, Suriye ve Türkiye--
Irak krizi başladığı andan itibaren başta Irak'ın bölünmesi tehlikesi olmak üzere üç ülkeyi ortak korkular birleştirmiştir. Dolayısıyla bu üç ülke, Kürt grupların Kuzey Irak'taki faaliyetlerini çok dikkatli bir şekilde takip etmiştir. İsrail ile Kuzey Irak'taki Kürtler arasında stratejik bir bağ kurulmaya başlandığı konusunda yayımlanan basın haberleri ve güvenlik raporları olmasaydı, son dönemde taraflar arasındaki ilişkide "rahat bir nefes alınacağını" söylemek mümkün olacaktı. Anılan ülkeler, son bir buçuk yıl içinde güvenlik bilgilerini topladı ve bir daha tekrarlanmayan üçlü bir güvenlik buluşması gerçekleştirildi. Daha sonra üçlü buluşma hayata geçirilmese de özellikle Türkiye-Suriye ekseninde ikili buluşmalar yapılmıştır. Başta Kamışlı'da yaşananlar olmak üzere birçok olay, bu ekseni canlı kılmıştır.
Kamışlı olayları soruşturması, iki mecrada akan bazı gerçekleri ortaya çıkarmıştır. Birincisi Kürt tıkanıklığıdır ki bu, ikinci mecradaki hareketliliğin güçlenmesinde verimli bir ortam teşkil etmiştir. İkinci mecra, Irak'ta Kürtlerin durumuyla irtibatlıdır. Başlangıçta "hangisi, diğerini besliyor?" sorusunu sormak gerekmiştir. O dönemde Şam'daki yetkili kaynaklara göre şiddet olaylarına birkaç kilometre mesafede bulunan Amerikan işgal mevcudiyeti ile temsil edilen dış etken ile ilk işaret verilmiştir. Özellikle Irak'ta askeri operasyonların sona erdiği açıklamalarının ardından o bölgeye Amerikan sızmaları olmuş ve bu durum, Suriye hükümeti tarafından da resmen protesto edilmiştir.
Yine o dönemde Batılı diplomatik kaynaklar da Türkiye'nin Suriye sınırı yakınında vuku bulan olaylardan kaygı duyduklarına işaret etmişler ve As Safir'e yaptıkları açıklamada, nedenleri muhtelif olsa da birbirine yakın tarihlerde İran ve Türkiye'de buna benzer (Kamışlı) olayların vuku bulması nedeniyle Türklerin durumu yakından takip ettiklerini söylemişlerdir. Kaynaklar o sıra Türklerin, özellikle organize gibi görünen Suriye'deki olayların hızla yayılması ardından Irak'taki durumun, komşu ülkelerin istikrarını etkilemesinden kaygı duyduklarını belirtmişlerdir.
Bilindiği gibi birkaç gün süren soruşturmanın ardından resmi makamlar, Kamışlı olaylarının arkasında provokatif unsurlar bulunduğunu açıklamışlardı.
Türk basınına sızdırılan güvenlik soruşturmalarına göre Türkiye-Suriye işbirliği, içlerinde Türkiyeli Kürtlerin de bulunduğu "çok sayıda kişinin", Suriye'nin kuzeyine girdiğini ve olayları kışkırttığını ortaya çıkarmıştır. Tabii ki MOSSAD'ın olaylarda parmağı olduğu ve kuzeydeki Kürt makamlarının bundan haberdar olduğu uzak bir ihtimal değildir. Bir Iraklı bakanın, As Safir gazetesine, "Yıkıcı düşünce sahipleri" olarak nitelendirdiği kişilerin Irak'tan Suriye'ye sızdıklarını söylemesi buna işaret etmektedir. Yine daha sonra Suriye'de Kürt olmayan muhalefet kaynaklarının As Safir'e yaptıkları açıklamada, Suriye Kürt partisi liderlerinin Kuzey Irak'ı birçok kez ziyaret ettiğini belirtmeleri, görüntüyü daha karmaşık hale getirmiştir.
Bir Türk kaynağı, gerçek anlamda kaygı duyulmasını gerektiren birçok neden bulunduğunu, bunlar arasında, etnik ve dini temele dayalı şekilde Irak'ın bölünmesinden söz eden projelerin daha önce olduğu gibi bugün de İsrail'den geldiğini belirterek, Kürtlerin politikalarındaki "belirsizlik" ve Kürtlerle İsraillilerin yalanlamalarına rağmen taraflar (İsrail-Kürt) arasındaki tarihi ilişkilerin bunda etkisi olduğunu ifade etmektedir.
Türkler, İsrail ve Kürtlere "tehditkar" bir üslupla yaklaşmış ve tehdit, Kuzey Irak'a askeri müdahale ve Tel Aviv ile ilişkileri "sarsma" şeklinde zımni bir yolla olmuştur.
Bir başka Türk kaynağı, bu konuda Türklerin ne denli ciddi olduğunu şu sözlerle dile getirmektedir: "İsrailliler, Genelkurmay Başkanlığı'nın, İslamcı Refah Partisi lideri Necmettin Erbakan'a, Başbakan iken 1996 yılında İsrail ile güvenlik ve askeri işbirliği anlaşması imzalamaması durumunda istifa etmesi için baskı yapışını hatırlatmaktadırlar. Bu anlaşma o dönemde taraflar arasında ittifak kapılarını geniş bir şekilde açmış ve Suriye bu durumdan korkmuştu. Ancak son birkaç ay içinde böyle bir şey vuku bulmamıştır".
İranlılar, Türklerin kaygılarına aynı şekilde katılmaktadırlar. Bu kaygıların birçok nedeni bulunmaktadır. İran'a yönelik İsrail-Amerikan düşmanlığı başı çekmektedir. Ardından İran sınırının zaten gergin olması gelmektedir. Sınır, 1960 ve 1970'li yıllarda Kürtlerin iki yönde göç ve kaçakçılığına, aynı zamanda da Kürt isyanı öncesinde KDP lideri Mustafa Barzani kuvvetlerine ait silahların geçişine sahne olmuştur. Adının açıklanması istemeyen güvenilir bir İran kaynağı, Kuzey Irak'ta İsraillilerin bulunduğu haberlerinin, özellikle de bu ülkenin parçalanması gerektiği şeklindeki bilgilerin sızdırılmasının son derece kaygı verici olduğunu söylemektedir. Bu kaynak, İsrail'in bir yandan psikolojik savaş başlatmayı diğer yandan Arap-İslam kanadını zayıflatmayı amaçladığını düşünmektedir. İsrail'in ayrıca Fırat kıyılarına egemen olmak istediğine inanan İranlı kaynak, "Irak yalanlamasının" doğru olmasını temenni ederek, Iraklı makamlara bu raporlarla ilgili gerçeği ortaya çıkarmak için acil işbirliği çağrısında bulunmaktadır. Yine bir İran görüşüne göre Kürtler, devlet kurmak için fırsatın uygun olduğuna ve bu fırsatı kullanmamaları halinde bu şansın bir daha tekrarlanmayacağına inanmaktadırlar. Söz konusu kaynak, bu duruma en iyi yaklaşımın, konunun yakından takip edilerek Irak'a komşu ülkelerle görüş ve bilgi alışverişinde bulunulması ve İran, Suriye, Türkiye gibi komşu ülkeler ile Iraklı yetkililer arasında işbirliği olması gerektiğini eklemektedir.
Şam'da ise Suriyeli üst düzey bir diplomatik kaynak, yine üst düzey bir Kürt yetkilinin, özellikle Türkiye, İran ve Suriye üçlüsünün reddettiği bir ortamda Kuzey Irak'ta bir Kürt devleti kurulması düşüncesinin gerçekçi bir düşünce olmadığı şeklindeki sözlerini aktarmaktadır. Ancak kaynak şuna da dikkat çekmektedir: "Bu gerçeğin, Kürt devletinin kurulmasına dair arzu ve planları yansıtıp yansıtmadığı ise bir başka konudur". Şu anda Suriye siyasi çevrelerinde, Kürtlerin Amerikalılara ulaşmak için Kuzey Irak'ta İsrail'i kullanma imkanları teorisinden söz edilmektedir. Suriyeli güvenilir bir kaynak, İsrail aracılığıyla bu düşüncenin hayata geçirilmesinin şu ana kadar kapalı olan Amerikan kapısının Kürtlerin Kuzey Irak'taki emellerine açılacağını düşünmektedir. Aynı kaynak şunu da eklemektedir: "Irak'ın her plana açık bir alan olması, bu planın gerçekleşmesi imkanını mümkün hale getirecektir". Bu bağlamda üst düzey Suriyeli bir yetkili, önümüzdeki yıllarda, bölge için kara bir tablo çizmektedir.
Yine benzer kaynaklara göre İsrail-Kürt ilişkisi ve bu ilişkinin yüksek eşgüdüm ve gizlilik düzeyi, şu anda Suriyeli kurmaylar tarafından doğruluğu hiçbir kuşkuya yer kalmadan kabul edilen bir durumdur. Bir başka yetkiliye göre de Kuzey Irak'taki İsrail sızması, Esad'ın son Tahran ziyaretinde yapılan görüşmelerin en önemli maddesini oluşturmuştur.
Suriyeli bir yetkili, bu "hastalığın" birkaç yolla tedavi edilmesi gerektiğini ifade etmektedir: "İlk önce Irak'ın, bütün komşu ülkelerin yumuşak karnını oluşturduğunu kabul etmek gerekir. Ayrıca her türlü istihbarat taarruzu, ne Irak ne de Irak halkının çıkarınadır. Irak öncelikle kendine yardım etmelidir". Suriyeliler, İsraillilerin Kuzey Irak'taki birinci görevlerinin, İran'ın nükleer santrallerini vurmak, başka Arap ülkelerine gitmesin diye Irak'ın bilimsel gücünü yok etmek, Suriye'de kargaşa yaratmak ve buna ilaveten Kürt varlığı projesini hayata geçirmek olduğunu düşünmektedirler. Ancak Iraklı bir yetkili, Iraklıların böyle bir anlaşmadan haberdar olduğunu yalanlamakta, lakin şunu söylemektedir: "Taraflar arasında gizli bir anlaşma varsa, onu bilemem". Ancak Irak Geçici Hükümeti, İsrail ile ilişkilere henüz hiç değinmemiştir. Geçici Hükümet Başbakan Yardımcısı Berham Salih de, Irak'ın, dış politikasında Arap Birliği kararlarına uymakla yükümlü olduğunu hatırlatmıştır.
Tabii ki Suriye'de, işgale karşı direnişte özgün tavırlar sergileyen ve hükümette yer alan Kürtler ile kendilerini başka yönlere götüren emelleri bulunan Kürtler arasında ayırım yapılmaktadır.
-
2003
# TIME İŞ HAYATI HER ZAMANKİ GİBİ DEĞİL
# LOS ANGELES TIMES ESKİ BİR DOSTLUK İÇİN YENİ BİR TEMEL
# DER TAGESSPIEGEL ABD, NATO'YU IRAK'TA GÖREVLENDİRMEK İSTİYOR
# AL-BAYRAK WASHİNGTON, TÜRKİYE'DEKİ İSLAMİ AKIMI DİKKATLE İZLİYOR
# DW-ALBANIAN TÜRK HÜKÜMETİ REFORM AZMİNİ SÜRDÜRÜYOR
# THRAKIKI AGORA LOZAN ANTLAŞMASI'NIN YILDÖNÜMÜ
# L'ECHO LEFKOŞA-ANKARA-ATİNA: KIBRIS'IN BERMUDA ŞEYTAN ÜÇGENİ
# L'ECHO NEREYE GİTTİĞİNİ BİLMEYEN KIBRIS TÜRK EKONOMİSİ, TURİZMİ BİR CANKURTARAN OLARAK GÖRÜYOR
# LA STAMPA/SPECCHIO YENİ ZENGİNLERİN GÖZDEN IRAK VE SAKİN KÖŞESİNDE
TIME
İŞ HAYATI HER ZAMANKİ GİBİ DEĞİL
ANKARA, 28/07(BYE)--- Time dergisinin 04 Ağustos 2003 tarihli sayısında, Andrew Purvis imzasıyla Ankara mahreçli ve yukarıdaki başlık altında bir yorum yer almıştır. İnternetten sağlanan yorumun çevirisi şöyledir:
Cem Uzan önemli Batı şirketlerini dolandırmaktan, bankacılık kanunlarını çiğnemekten ve Başbakan Tayyip Erdoğan'a hakaret etmekten suçlanıyor. Cem Uzan'ın başındaki bu dertler aslında Türkiye'nin son zamanlardaki durumunun da bir özeti gibi.
Genç Parti lideri olan Cem Uzan, aynı zamanda Türkiye'nin en zengin aile şirketlerinden birine ve bir anlamda bir krallığa sahip. Fakat, Uzan ailesinin işlerinin son günlerde pek de iyi gittiği söylenemez. Haziran ayında Tayyip Erdoğan hükümeti, Uzanlar'ın güneydoğuda sahip olduğu iki enerji tesisine kanun ve kurallara uymadığı gerekçesiyle el koydu. Temmuz ayında ise BDDK, yine Uzanlar'ın sahibi olduğu İmar Bankası'na el koyarak faaliyetlerini durdurdu. Uzan ailesine ait beş televizyon kanalının ise, kendi politik çıkarları doğrultusunda yanlı yayın yaptığı gerekçesiyle bir süreliğine kapatılmasına karar verildi. Bütün bunlara ek olarak Cem Uzan'ın ülke dışına çıkması yasaklandı.
Doğan Grubu yayını olan Radikal gazetesi köşe yazarlarından İsmet Berkan, Uzanlar'ın dokunulmazlığının artık sonuna gelindiğini ve Uzan imparatorluğunun çözülmeye başladığını belirtti. Telsim-Motorola davası ve beraberinde getirdiği problemler ise hala çözüme kavuşmuş durumda değil. Uzanlar'ın Motorola'ya ödemesi gereken borçlarını ödememekte direnmesi üzerine, Uzanlar'ın yurtdışındaki yüzlerce milyon dolarlık mal varlıklıkları donduruldu.
Eğer alınan önlemler başarılı olursa, hükümet Türkiye'de iş dünyasının alışalıgelmiş işleyişine karşı mücadelesinde büyük bir zafer elde etmiş olacak. Avrupa Birliği'nin reform istekleri de bir anlamda karşılanmış olacak. Washington, Motorola'dan yana tavır sergilerken, Irak Savaşı sonrasında bozulan ilişkilerin düzelmesi açısından Türkiye'nin Telsim-Motorola davasında izleyeceği yol önemli. Öte yandan, bu konuda bir başarısızlık, Uzanlar'ın siyasi olarak hiç olmadıkları kadar güçlü bir hale gelmelerine yol açabilir.
Cem Uzan, Motorola davası ile ilgili olarak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne başvuracağını, çünkü Türk Hükümetinin tavrını yanlış bulduğunu söyledi. Cem Uzan, "Erdoğan, Uzan ailesinin servetini yok etmek istiyor. Genç Parti'nin benim kaynaklarım olmadan başarıya ulaşamayacağını düşünüyor, ve bu yolla benim politikadan çekilmemi istiyor" dedi. Politik düşmanları yüzünden hayatının tehlikede bile olabileceğini düşünen Cem Uzan, konuşmalarında, "Erdoğan, demokrasiye ne oldu? Avrupa Birliği ve özgürlük nerede? gibi ifadeler kulanıyor.
Cem Uzan zehrinin büyük bölümünü, İslami prensipler üzerine kurulu Adalet ve Kalkınma Partisi'nin lideri Başbakan Tayyip Erdoğan'a saklıyor. Bursa'da yaptığı ve kendi televizyon kanalından canlı yayımlanan konuşmasında Cem Uzan, Erdoğan'ı çok ağır bir dille eleştirdi. Erdoğan için "kafir" sıfatını kullanan Uzan aleyhinde, hükümete hakaret suçundan dava açıldı. Türk kanunlarına göre Cem Uzan, 6 yıl hapis cezasına çarptırılabilir. Time ile yaptığı röportajda Türkçe sözlüğü açıp "kafir" kelimesinin anlamını okuyan Uzan bu kelimenin "acımasız, bilinçsiz" anlamına da geldiğini ve şimdi olsa yine söyleyeceğini belirtti.
Erdoğan, Uzanlarla ilgili olarak hiçbir kişisel problemlerinin olmadığını, fakat ülkesinin ve insanlarının haklarını korumakla görevli olduğunu ve haksız kazanç sağlayan Uzan ailesine dur diyeceklerini söyledi. Analizciler ise, Genç Parti'nin politik bir tehdit unsuru olarak görülme ihtimalinin yüksek olduğunu düşünüyor. Geçtiğimiz 8 ay içinde Genç Parti'nin oy oranı yüzde 7'den 17'ye yükseldi. Cem Uzan birçokları tarafından, başarılı bir girişimci olarak tanınan Silvio Berlusconi'nin Türk versiyonu olarak görülüyor. Berlusconi gibi Uzan'ın da medya konusunda endişe etmesine gerek yok. Sahip olduğu sekiz televizyon ve radyo istasyonu ve iki gazetesiyle Uzan, istediği mesajı hiç bir eleştiriye maruz kalmaksızın verebiliyor.
Geçen hafta Uzanlar'ın sahip olduğu medya araçlarında, Başbakan Erdoğan'ın genç bir delikanlı iken, sakallı bir Afgan'ın önünde diz çökmüş bir şekilde görüldüğü fotoğrafları yayınlandı. Uzanlar'ın medya araçları mezkur şahsı, "Taliban teröristi" olarak göstermeye çalışsa da, Erdoğan bu olayı "önemsiz" olarak nitelendirdi. Cem Uzan politikayı, ancak Türk halkı artık onu istemezse bırakacağını söylüyor. Veya muhtemelen Uzanlar'ın serveti bittiğinde.
LOS ANGELES TIMES
ESKİ BİR DOSTLUK İÇİN YENİ BİR TEMEL
BEYTÜLLAHİM, 28/07(BYE)--- Los Angeles Times gazetesinin 27 Temmuz 2003 tarihli sayısında Henri J. Barkey imzasıyla yer alan yazının çevirisi şöyledir:
Türk-Amerikan ilişkileri yeni bir boyuta ulaştı ve bunun asıl nedeni, Irak savaşının Washington'un Türkiye hakkındaki fikirlerini değiştirmiş olması.
Birincisi, Türkiye'nin, Irak'a karşı yürütülen savaşta görmezden gelinemeyecek kadar mühim bir müttefik olduğuydu. ABD'nin Saddam Hüseyin'i kontrol altında tutmaktaki dayanağı, ABD-İngiliz güçlerinin İncirlik'teki Türk üssünden yürütükleri Kuzey Irak'taki uçuş yasağıydı. Irak'taki işgal öncesinde Pentagon ilişki kurmak için çaba sarfetti. Pentagon, ikinci bir cephe açmak maksadıyla Türkiye'nin topraklarını ABD güçlerine açmasını istemişti. Türkiye olmadan ABD'nin savaşa kalkışamayacağına inanan Ankara önce pazarlığa girişti, sonra talebi reddetti. Irak'ın kolayca yenilmesi ve Kuzey Irak'ta Kürtlerin ABD güçlerini sıcak karşılaması, Ankara'nın öneminin sınırlı olduğunu yönetime ispatladı.
Savaşla birlikte sönen ikinci efsane ise, iki ülke orduları arasındaki ilişkilerin üstünlüğüydü. Pentagon, geleneksel olarak ABD kurumları arasında en çok Türkiye yanlısı olan ve Türk ordusuyla özel ilişkilerini titizlikle savunan bir kurumdu. Ancak savaş öncesinde ve savaş sırasında Türkiye'deki üslere erişimin görüşüldüğü toplantılarda Türkiye pek de yardımcı olmadı. Savunma Bakan Yardımcısı Paul Wolfowitz'in, ABD'nin ikinci bir cephe açma talebinin reddinden dolayı yeni İslamcı hükümeti değil Türk ordusunu suçladığı söyleniyordu. Daha sonra savaş sırasında, Türk ordusu birkaç kez zor durumdaki ABD güçlerinin kurtarılması için Türkiye'den başlatılacak ABD harekatlarına izin vermedi ki bu, Pentagonu çok öfkelendirdi.
Geçtiğimiz günlerde Kuzey Irak'taki Türk güçlerinin karargahlarına yapılan ABD baskını iki ordunun arasını açtı. 4 Temmuz'da gözaltına alınan 11 Türk askerinin Kerkük'ün Kürt valisine suikast düzenlemeye hazırlandıklarından şüpheleniliyordu. Askerlerden hiçbiri, iki ülke arasındaki anlaşmaların gerektirdiği şekilde üniformalı değildi ve herhangi bir kimlik taşımıyorlardı. Yönetimin Kürt valiye suikast operasyonuna ne Ankara'nın ne de Türk ordusunun liderlerinin komuta etmediğine, hatta böyle bir operasyondan haberdar olmadıklarına inanmasına rağmen, olay, Pentagon'un Türkiye'nin maksatları konusundaki kuşkularını derinleştirdi.
Türk ordusu da, Kürt azınlığın yarı özerkliğine yönelik ABD planlarından kuşkulu. Ankara'nın ikinci cephe açılmasını reddinin ardından, Washington da, 1500 Türk askerinin bulunduğu Kuzey Irak'a daha fazla Türk askerinin girişine izin vermedi. Türk askerleri bölgedeki Türkmen müttefiklerine yardımda bulunmaya, daha da önemlisi bölgedeki Iraklı Kürtleri kontrol altında tutmaya istekli. Uzun süre sınırları içerisindeki Kürt ayrılıkçılarla savaşan Ankara, Irak'taki bir Kürt özerkliğinin kendi içerisindeki Kürt halkını bir özerklik hatta bağımsızlık yönünde kışkırtabileceğinden endişe duyuyor. Washington'un, Irak'taki barışın kısmen Iraklı Kürtleri bölgedeki federal hükümetin bir parçası olarak tanımaya bağlı olduğu yönündeki fikri de Türk ordusunu endişelendiriyor.
Buna ek olarak, Türk askerlerinin gözaltına alınmaları Türklerin gururunu zedeledi ve sonrasında Amerikan karşıtlığını harekete geçirdi.
İki ordu arasında yaşanan bu sürtüşme, Türkiye'deki siyasi reformlara destek sağlayabilir. Geçtiğimiz kasım ayında iktidarı devralan Adalet ve Kalkınma Partisi, daha fazla demokrasi ve Türkiye'yi kökten değiştirmenin en hızlı ve en etkili yolu olan Avrupa Birliği üyeliği vaadinde bulunmuştu. Ancak ülkenin laik ordusu ve sivil kurumları partiye ve lideri Recep Tayyip Erdoğan'a İslamcı köklerinden dolayı itimat etmiyor. Evet parti Batı karşıtı, İslamcı ve yabancı düşmanlığı söylemine sahip unsurları beslemeye devam ediyor ve laik Türkleri kızdırmaya yönelik hatalar yapmaya meyilli gözüküyor. Ancak parti merkeze doğru inkar edilemez atılımlar gerçekleştirdi. Örneğin hükümet, konuşma özgürlüğünün kısıtlanmasını ortadan kaldırma hazırlıkları ve azınlıkların dilleri ve kültürleri üzerindeki kısıtlamaları azaltma yönündeki çalışmaları da içeren Avrupa Birliği'ne uyum paketini parlementoya sundu. Hükümet bunu subayların tercihlerini yansıtan Milli Güvenlik Kurulu'na gitmeksizin başardı. Hükümet şu anda kişisel özgürlükleri genişleten ve askeri reformu öngören bir paket ortaya koymayı düşünüyor.
Tüm bunlar orduyu derinden endişelendiriyor; çünkü Türkiye'nin AB adaylığının gerçekleşmesi ordu tarafından siyasetten uzak durma sözü verilmesini gerekli kılabilir. Bir sonraki adım ise, ordunun, hükümetin BM Genel SekreteriAnnan tarafından sunulan bir barış planı doğrultusunda hareket etmesini engellediği bölünmüş ada Kıbrıs'a yönelik olacak.
Türk Hükümetinin son manevraları gösteriyor ki, hükümetin reform gündemine ilişkin vaatleri, haleflerinin verdiği sözlere oranla çok daha ciddi. Bu yüzden Türk Hükümeti Washington'un desteğini arzu ediyor. Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün geçen haftaki ziyareti, Türkiye'nin demokratik hedefleri ve bu doğrultuda iki ülke arasındaki ilişkilerde oluşturulacak yeni temellerin anlatılması için Erdoğan tarafından Washington'a yapılacak bir ziyaretin yolunu açmış olmalı. ABD yönetiminin Türk ordusuna Irak'taki barış gücüne katılması yönündeki çağrısı, akıllara iki ülkenin aralarındaki anlaşmazlıkları geride bıraktıklarını getiriyor. ABD yönetimi ek bir adım atmalı ve Türk özel sektörünün ikinci yeniden yapılandırma sözleşmelerine katılımını ve Türkiye'den sivil toplum örgütlerinin Irak'ın sivil toplumunu yeniden yapılandırmak üzere bölgeye gönderilmesini sağlayarak Ankara'ya, Irak'ın geleceğinde bir pay vermelidir.
Ankara ve özellikle Türk ordusu, Irak'a Kürt konusu gibi dar bir perspektif ile bakmaya ne kadar çabuk son verirse, Türk-Amerikan ilişkileri o kadar çabuk gelişecektir.
DER TAGESSPIEGEL
ABD, NATO'YU IRAK'TA GÖREVLENDİRMEK İSTİYOR
BERLİN, 28/07(BYE)---Tirajı 147 bin olan Der Tagesspiegel gazetesinin 26 Temmuz 2003 tarihli sayısında, Thomas Seibert imzasıyla yayımlanan İstanbul çıkışlı yazının çevirisi şöyledir:
Amerikan Dışişleri Bakanı Colin Powell, Türk mevkidaşı ile görüşmesinde, NATO'nun Irak'ta anahtar rol üstlenmesini arzu ettiğini vurguladı. Bu haber, Türk Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün Washington ziyaretine işaret eden Türk medyası tarafından duyuruldu. Gül ise, Powell ile gerçekleştirdiği görüşme sonrası yaptığı açıklamada, NATO'nun Irak'ta görev alacak uluslararası birlikte rol üstlenmesinin Türk Hükümetinin "işini kolaylaştıracağını" söyledi. Washington, Irak'ın istikrara kavuşması için Ankara'dan yaklaşık 12 bin asker göndermesini istemişti. Ancak uluslararası bir karar olmadan, Türk Meclisi'nin Irak birliği için onay vermesi zor gözüküyor.
"Yeni Şafak" gazetesi diplomatik kaynaklara dayandırdığı haberinde, NATO modelinin ilk kez geçen hafta, Amerikan üst düzey askeri yetkililerin Ankara ziyaretinde dile getirildiğini yazdı. Buna göre ABD, Irak için oluşturulacak birliğin NATO şemsiyesi altında görev yapması için çaba harcamak istiyor. Almanya ile Fransa'nın ise, bu modele en azından İttifak içindeki vetolarıyla engel olmayacak şekilde hareket etmelerine çalışılacak. Şimdiye dek sadece az sayıda NATO devleti, olası Irak birliğine katılmaya ilgi gösterdiler, bunun bir nedeni de, işgal güçlerinin Irak misyonu için BM kararı çıkarmaya yanaşmaması.
Powell, Türkiye'nin kısa süre içinde birlik gönderilmesi konusunda karar vermesini beklediğini söyledi. Gül'ün, Başkan Yardımcısı Dick Cheney, Amerikan Güvenlik Danışmanı Condoleezza Rice ve Savunma Bakanı Donald Rumsfeld ile de randevuları vardı. Konuk Bakan Washigton Post gazetesine verdiği demeçte, Türk birliklerinin hangi şartlar altında görevlendirilebileceğini açıkladı. Bunlar arasında Türk firmalarının yeniden yapılanmada verilecek ihalelerde dikkate alınması ve Irak'taki Amerikan Yöneticisi Paul Bremer'e bir Türk yardımcı verilmesi de yer alıyor. Türkler, Kürtlerin özerkleşme çabalarının frenlenmesi için de zorluyorlar.
AL-BAYRAK
WASHİNGTON, TÜRKİYE'DEKİ İSLAMİ AKIMI DİKKATLE İZLİYOR
BEYRUT, 28/07(BYE)---Tirajı günde 10 bin olan Al-Bayrak gazetesinin 25 Temmuz 2003 tarihli sayısında, "Ünlü bir Arap Gazeteci" imzasıyla yer alan yorumun çevirisi şöyledir:
Türk-Amerikan ilişkileri, ülkelerarası münasebetlerde süreklilik ve istikrarın örneğidir. Son dönemde Kuzey Irak'ta iki ülke askeri güçleri arasında bazı olaylar yaşanmış olsa da, gelen haberler Ankara ile Washington'un sorunu aşabileceklerini göstermektedir.
11 Türk askerinin Kuzey Irak'ta gözaltına alınmasının ardından, ABD askerlerine yönelik saldırıların artması Irak'ın yönetiminden sorumlu Amerikalı Paul Bremer'i ülkesinin Türkiye ile güvenlik alanında işbirliği yapmak istediği şeklinde açıklamalar yapmaya sevketmiştir.
AKP Türkiye'de iktidara geldiğinden bu yana ABD, Türkiye'deki İslamcıların icraatlerini yakından izlemektedir. Türkiye'nin artık, Araplarla dayanışmayı ortadan kaldırmış Mustafa Kemal Atatürk'ün laikliğine geri dönme şansı zayıftır. Buna karşın Mustafa Kemal Atatürk'ün görüşlerini savunan kesimler ve askerlerden farklı dünya görüşüne sahip AKP ile nasıl iş yapılacağı da ABD'nin yanıt aradığı sorudur.
Türkiye'nin gerek ABD, gerek Avrupa ile ticari, ekonomik ve siyasi ilişkileri yoğundur. Bu durum Türk siyasetini etkilemektedir. Buna karşın köktedinci akımlar, Türkiye de dahil olmak üzere bölgede süratle gelişmekte ve destekçilerinin sayısı her geçen gün artmaktadır.
Gerek Batı'da, gerek Doğu'da birçok ülke Türkiye'deki AKP iktidarını izlemektedir. Türkiye, Batı değerleri ile İslami düşüncenin sentezi formülünü denemektedir. Eğer ABD Türkiye'ye karşı samimi ise bu ülkedeki gelişmelere saygı duymak zorundadır.
Recep Tayyip Erdoğan'ın başarısını sadece İslam ülkeleri değil, ABD de takdir etmektedir. Günümüzde Orta Asya'yı da hesaba katarsak Türkçe konuşanların sayısı Kur'an dili Arapçayı konuşanlardan az değildir. Birçok islami akım Halifelik kurumunun Osmanlı İmparatorluğu ile birlikte ortadan kalkmasını islam dini için felaket olarak tanımlamaktadır.
Türkiye'de son dönemde yaşanan gelişmeler dünya ülkelerinin dikkatlerini Ankara'ya çevirmiştir. AKP Türkiye'de siyasi istikrarı sağlamıştır. Başbakan Erdoğan modern, demokratik ülkede islami formüllerin işleyebileceğinin güzel bir örneğini oluşturmaktadır.
Türkiye, Müslüman ülkeler için model teşkil etmektedir. Ulema, Türk Hükümetinin başarılarını takdir ediyor.Türkiye islamcılarla laiklerin birlikte yaşayabilmelerine güzel bir örnektir.
Türkiye bence geçmişi ile övünmesi gereken laik ve Müslüman bir ülkedir. Batı'nın dostu ancak kölesi değildir. Yaptıkları ile bütün dünyayı şaşırtmaktadır. Kendine özgü değerleri ve gelenekleri vardır.
Günümüz Türkiyesini en iyi Arapların anlaması gerekmektedir. Bilindiği gibi, geçmişte Arap yönetici sınıfından erkekler Türk hanımlarla evlenirler ve Osmanlı ile akraba oldukları için de övünürlerdi. Türkiye Arap dünyasının büyük kısmını uzun zaman yönetmiştir. Türk kadınları da Arap aile yapısına karışmışlardır.
Ben, siyasi yönü olan bir Arap ailesine mensubum ve annem Türktür. Annemin dedesi Derviş Paşa, o tarihte Şam'da bulunan Dördüncü Osmanlı Ordusu'nda Mareşal idi. Annemin dedesi iki kez Arap ülkelerine görevli olarak gönderilmiştir. Birinci görevi Mısır'da Al Hidiyawi Abbas'a yardım, ikinci misyonu ise, Yusuf Karam isimli Lübnanlı lideri takip etmekti. Her iki görevinde de başarılı olan Derviş Paşa'ya Lübnan'ın Bekaa Vadisinde büyük bir toprak verilmişti.
Türklerle ilişkisi olan bir Arap olarak bu ülkede yaşanan olayları yakından izliyorum. Annem bana siyasetin ve zaferlerin her şey demek olmadığını, iyi bir yazar, doktor, mühendisin de siyasetçiler kadar önemli olduğunu söylerdi.
Osmanlı İmparatorluğu'nu İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin reform hareketleri çökertmiştir. Osmanlı artık çökmüştür, ancak geride bıraktığı korku sürmektedir.
DW-ALBANIAN
TÜRK HÜKÜMETİ REFORM AZMİNİ SÜRDÜRÜYOR
ANKARA, 28/07(BYE)---Arnavutluk'ta yayımlanan DW-Albanian gazetesinin 24 Temmuz 2003 tarihli sayısında, Rainer Sollich imzasıyla ve yukarıdaki başlık altında bir yazı yer almıştır. İnternetten sağlanan yazının çevirisi şöyledir:
Türk Hükümeti son zamanlarda reform yolunda azimli adımlar atıyor. İdam cezası bazı sınırlamalarla da olsa kaldırıldı. Kürtlere daha fazla hak tanındı. Şimdi de ordunun siyaset üzerindeki büyük nüfuzunu azaltma yolunda yeni bir adım daha atılıyor. 7. AB Uyum Paketi henüz Meclis'ten geçmedi. Ancak bu reform gerçekleştirilirse bu, küçük bir devrim niteliği taşıyacaktır. Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulmasından bu yana ordu, kaos ortamlarında pek çok kez siyasete müdahale etmiş, hatta darbe yoluna gitmiştir. İlginç olan, ordunun ülkeyi bu müdahalelerin ardından süratle demokrasiye yönlendirmesidir. Sürekli ordunun gözetiminde olan bir demokrasi asla güçlenemez ve sorumluluk bilincine sahip politikacılar çıkaramaz. Aslında reform sürecinde, eski başbakanlar Bülent Ecevit, Tansu Çiler, Mesut Yılmaz gibi Batı yanlısı politikacılar herkesi hüsrana uğrattı, fakat en cesur adımları Tayyip Erdoğan attı, Başbakan olduğunda ise korkulduğu gibi Ankara'nın rotasını temelden değiştirmek yerine, Türkiye'yi Avrupa'ya daha da yakınlaştırmaya çalıştı. Ordunun nüfuzunu azaltma da bu yönde atılmış önemli bir adımdır. Avrupa Birliği, Ankara ile müzakere sürecini başlatıp başlatmama konusunda karar verecek. O zamana kadar yasalaşan önemli reformlar kağıt üzerinde kalmamalı ve uygulamaya konulduğunun işareti verilmelidir.
THRAKIKI AGORA
LOZAN ANTLAŞMASI'NIN YILDÖNÜMÜ
ANKARA, 28/07(DB/BYE)--- Gümülcine'de yayımlanan, tirajı günde 2 bin olan Thrakiki Agora gazetesinin 24 Temmuz 2003 tarihli sayısında yer alan yazının çevirisi şöyledir:
Bilindiği gibi 24 Temmuz 2003, Türkiye ile Yunanistan arasındaki ilişkilere yön verici nitelikteki Lozan Antlaşması'nın imzalanmasının 80. yıldönümüdür. Konuyla ilgili olarak görüşlerini aldığımız Batı Trakya Azınlığı Yüksek Tahsilliler Derneği Başkanı Murat Yunus şunları söyledi:
"Amacımız bölgedeki Hıristiyan hemşehrilerimizle barış içinde birarada yaşamaktır. Bunu başarabilmek için hepinizin desteğine ihtiyacımız var. Seksen yıl önce imzalanmış olan Lozan Antlaşması, Yunanistan ile Türkiye arasındaki düşmanlıklara son vermiş ve iki ülkenin sınırlarını belirlemiştir. Bu antlaşma, azınlığın diğer nüfusla uyum içinde yaşamasının temelini teşkil etmektedir. Bu antlaşma sayesinde Yunanistan'la Türkiye arasında savaş nedenleri ortadan kaldırılmış ve bölgede barış ve istikrar egemen kılınmıştır. Dikkatle incelendiğinde, çok daha sonraları azınlıklara yönelik olarak düzenlenen birçok uluslararası antlaşmalarda yer verilen hususların, Lozan Antlasması’nda da eksiksiz olarak bulunduğunu görürüz. Lozan Antlaşması'nda, azınlıkların etnik kimliklerinin yer almamış olması çok önemli bir ihmal olarak değerlendirilmelidir. Bilindiği gibi bu antlaşmada azınlıklar, dini mensubiyetleri itibarıyla zikredilmişlerdir. Oysa herkes tarafından bilinmektedir ki, insanlarin dini mensubiyetlerinin yanı sıra bir de etnik kökenleri vardır. Lozan Antlaşması, azınlıklar için muhtelif hakları güvence altına almak suretiyle onların özgünlüklerini korumalarını amaçlamıştır. Bu antlaşmayla ayrıca azınlığa çeşitli alanlarda bir nevi özerklik tanınmıştır. Antlaşmanın geçerli olduğu seksen yıldır karşılaşılan sorunlar, bu antlaşmanın uygulanmamış olmasından kaynaklanmıştır. Eğer antlaşma tam olarak uygulansa, mevcut sorunlar çözümlenmiş olur. Azınlık insanı, tüm ümidini bu antlaşmanın uygulanmasına bağlanmıştır. Fakat, Atina ile azınlık arasındaki ilişkilerde çözüm bekleyen sorunların sürdüğünü görüyoruz. Örneğin; müftülerin seçimi, Müslüman Emlakını İdare Heyeti seçimleri ve azınlığın eğitimi çözüm bekleyen sorunlardır. Azınlık Yüksek Tahsillileri olarak, bölgede yaşayan azınlık ve çoğunluk nüfusu arasında katalitik bir rol oynayabileceğimize inanıyoruz. Azınlığı meşgul eden sorunlara çözüm getirilmesini teminen inisiyatifler almakta kararlıyız. Bunu yaparken, AB üyesi bir ülkede yaşadığımızı her zaman gözönünde bulunduracağız."
Murat Yunus, Rodop ilinin Kurcali (Likion) köyünde doğmuş ve Bilkent Üniversitesi Bilgisayar Programcılığı bölümünde okumuştur. Kiriakaki kardeşlerin bilgisayar işletmesinde çalışan Yunus, aynı zamanda bu şirkette hisse sahibidir. Öyle görülüyor ki, adı geçen uyumlu bir işbirliği sergilemek suretiyle, iş hayatında da Lozan Antlasması'nın işbirliği ruhuna adım uydurmaktadır.
L'ECHO
LEFKOŞA-ANKARA-ATİNA: KIBRIS'IN BERMUDA ŞEYTAN ÜÇGENİ
BRÜKSEL, 28/07(BYE)--- Tirajı günde 30 bin olan ekonomi gazetesi L'Echo'nun 26/27/28 Temmuz 2003 tarihli hafta sonu sayısında, KKTC'nin davetlisi olarak Kıbrıs'a giden muhabir Serge Vandaele imzasıyla yukarıdaki başlık altında yer alan haberin çevirisi şöyledir:
Kuzey Kıbrıs'ta Girne... Göğe doğru yükselen bir anıt olmasaydı burası da diğer tüm plajlar gibi olurdu. Atina'da iktidarda bulunan askeri cuntanın, "Enosis", yani adayı Yunanistan'a bağlamak için düzenlediği darbeye karşı, Ankara'nın askeri saldırısı 20 Temmuz 1974'te buradan başladı.
29 yıl sonra, Türk azınlığın yaşadığı Kuzey Kıbrıs'ta fazla bir şey değişmemiş bulunuyor. Rumların, Türkleri püskürtmek için kullandıkları birkaç zırhlı, Akdeniz'e karşı konuşlu duruyor. Bir tanesi müzeye dönüştürülmüş olan birkaç ev, kısa süren şiddetli çatışmaların izlerini hala taşıyor. Kuzey Kıbrıs'ta zaman, soğuk savaş döneminde durmuş gibi ve yeniden birleşme hedefine ulaşılması çok güç görünüyor.
Yıldönümü bu yıl da askeri törenlerle kutlanan Türklerin çıkarmasından bu yana, biri güneyde Tassos Papadopulos başkanlığında ve uluslararası alanda tanınan Kıbrıs Cumhuriyeti, diğeri de kuzeyde, sadece Türkiye'nin tanıdığı Rauf Denktaş başkanlığında ve "Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti" olarak adlandırılan iki toplum birlikte yaşamaya çalışıyor. İkisi arasındaki meşhur "Atilla Hattı", yani Birleşmiş Milletler askerlerinin denetimindeki "Yeşil Hat", taraflar arasındaki düşmanlığın ve anlayışsızlığın boyutlarını sergiliyor. Çünkü çeyrek yüzyıldır bu sorun var ve hiçbir zaman Kıbrıslı Rum yetkililerle Türk meslektaşları, bölünmüş adanın geleceğini çözümlemeye hazır gibi gözükmediler. Büyük ağabeyleri, Yunanistan ve Türkiye de zaten hiçbir zaman aynı telden çalmadı. Biri, toplumlararası görüşmeleri uluslararası alana çekmek istiyor, diğeri ise ikili görüşmeleri destekliyor.
Birleşmiş Milletler gözetiminde 2002'nin ocak ayında başlayan son görüşmeler dizisi, geçtiğimiz şubat ayında bitti ve diğerlerinden daha iyi bir sona ulaşamadı. Hiçbir soruna çözüm bulmadı; ne Türk denetimine geçen toprakların geri verilmesi, ne toprakların paylaşılması, ne de Kıbrıs'ın gelecekteki statüsü konusuna.
Türk tarafına göre tüm çözümler, iki devletin egemenliğinin tanınmasından geçiyor. "1974'ten önce uzun süre ezilen bir azınlık" olarak görüldükleri için güvenliklerinin söz konusu olduğunu söylüyorlar. Rum tarafında ise, BM ve AB'nin de desteklediği iki toplumlu, iki bölgeli bir federasyon kurulması isteniyor. Bu sağırlar diyalogunun daha gerçekçi olma şansı hala var.
Yeniden birleşmesi konusunda bir çözüm bulunamadığı takdirde, adanın sadece Rum kesimi Mayıs 2004'te AB üyesi olacak. Kıbrıslı Türkler, bu tarihin yaklaşmasını adanın bölünmüşlüğüne kalıcılık getirecek bir "taksim"i ve hatta ana vatan Türkiye ile bütünleşmeyi hızlandıracak şantaj gibi görüyorlar.
Ancak bu tarihten önce, Birleşmiş Milletler'in, "uyuşmazlığını" sık sık kınadığı adanın Türk tarafında, anlaşmazlığın çözümlenmesinde etkili olabilecek genel seçimler düzenlenecek.
Kamuoyu yoklamalarının da gösterdiği gibi, Rauf Denktaş, bu seçimleri kaybedecek olursa, muhalefetin oluşturabileceği olası bir koalisyon, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın hazırladığı barış planı temelinde görüşmeleri yeniden başlatabilir. Seçimler aralık ayında yapılacak. Yani, Avrupa'ya diplomatik bir çıkmazın miras kalmasından önce ve Rum kesiminin üyeliğine 4 ay kala.
L'ECHO
NEREYE GİTTİĞİNİ BİLMEYEN KIBRIS TÜRK EKONOMİSİ, TURİZMİ BİR CANKURTARAN OLARAK GÖRÜYOR
BRÜKSEL, 28/07(BYE)--- Tirajı günde 30 bin olan ekonomi gazetesi L'Echo'nun 26-27-28 Temmuz 2003 tarihli haftasonu sayısında KKTC'nin davetlisi olarak Kıbrıs'a giden muhabir Serge Vandaele imzalı olarak, yukarıdaki başlık altında yer alan haberin çevirisi şöyledir:
Adayı ikiye bölen hattın açılması ve Rum kesimiyle ticari kısıtlamaların kaldırılacağının açıklanması, 30 yıla yakın süredir ambargo altında olan ve ciddi bir krizle karşı karşıya bulunan Kuzey Kıbrıs ekonomisinde bir rahatlık yarattı ve bu ortam devam ediyor.
KKTC'nin girişimi ile sınır ötesi ilişkilerin başlamasından sonra, her gün yüzlerce Kıbrıslı Rum Türk bölgesine geçiyor ve şu anda belirlenen rakamlara göre burada harcadıkları para şimdiden milyon Euroları bulmuş durumda.
Başlıca muhalefet platformu olan "Barış ve Demokrasi Hareketi"ni yöneten Mustafa Akıncı, "ekonomi, inkar edilemeyecek olumlu bir şok yaşıyor. Şimdiye kadar yatırımlar ve maddi yardımlarla ayakta duran ekonomi, tümüyle Türkiye'nin iyi niyetine bağlıydı" diyor.
Kıbrıslı Rumlar özellikle, Kuzey Kıbrıs'ta daha ucuz olan tekstil ürünleri ile sigara ve alkollü içki satın alıyorlar. Aynı zamanda KKTC'ye geçişlerinden yararlanarak buradaki çok sayıda bulunan kumarhanelere gidiyorlar. Turizm Müsteşarı Yalçın Vehit, "kumarhaneler adanın güneyinde, Türkiye'de ve İsrail'de yasak. Bu nedenle buradaki 20 kadar kumarhaneye gelerek oynuyorlar. Bu harcamaların turizm gelirimizin yüzde 20'sini oluşturduğunu sanıyorum" açıklamasını yapıyor.
Kuzey Kıbrıs Hükümeti, olası yatırımcıları çekmek için mali teşvik önlemlerinin de gösterdiği gibi ekonomik küçülmeyi yok etmek amacıyla, turizmi geliştirmeyi bir öncelik olarak kabul ediyor. Başka iki ortakla birlikte 5 milyon Sterlin değerinde bir projeye girişen Niyazi Harmandağlı, "siyasete girmek istemiyorum, bu hiçbir zaman iş hayatında iyi bir şey olmadı. Zaten şu anda inşaatı süren 100 odalı otelim için devlet yardımlarını reddettim. Adanın kuzeyinde turizmin gelişeceğine inanmak gerek" diyor.
Ancak bu yatırımcıların sayısı hala sınırlı kalıyor. Resmi sayımlara göre Kıbrıs yılda, her yıl artmak üzere, 285 bin turisti ağırlıyor, ancak bu sayıyı değerlendirmek gerek. Akıncı, alaycı bir şekilde "bu insanların çoğunu Anadolu'dan gelen Türkler oluşturuyor. Gerçekte yılda 60 bin yabancı turist var" diyor. Oysa kitle turizminin henüz kirletmediği ve çok sayıda mimari (Kyrenia kalesi.) ve ekolojik güzellikler (kaplumbağların yumurta bıraktığı plajlar.) sunan bir ortamda "kayda değer" bir potansiyel olarak görülüyor.
Gazeteci Hasan Kahvecioğlu, "ama oteller boş. Uçakla Londra'dan Kuzey Kıbrıs'a Türkiye üzerinden gelmek zorunluluğu varsa ve Rum kesimindeki Larnaka'ya doğrudan bir uçuşla gitmek 90 Sterlin tutarken, öteki yoldan 300 Sterlin ödemek zorunda kalınıyorsa, neden daha çok turist gelsin" diyor.
Yavaş yavaş canlanmaya başlasa bile, turizmin gelişmesi, güneydeki komşu ile karşılaştırıldığında, kuzeyin geri kalmışlığını tek başına telafi edemeyecek. Kuzey Kıbrıs'ın ortalama geliri, Güney Kıbrıs'ınkinden üç kat daha az ve herkes biliyor ki, Rum kesimi gibi AB üyesi olmak için Kuzey Kıbrıs'ın elinde güzel bir kart var. Kuzey Lefkoşa Belediye Başkanı Kutlay Erk, "herhangi bir şekilde halkın yüzde 60'ını istihdam etse bile kötü bir yönetim ve bürokratik idare ile karşı karşıyayız. Kamudaki yolsuzluklar, tırmanan enflasyon, gözönünde tutmamız gereken gerçeklerdir. AB'ye girmek bizi bu hastalıklardan kurtaracaktır" değerlendirmesini yapıyor.
Ancak Cumhurbaşkanı Denktaş'ın danışmanı Tom Roche, "Kuzey Kıbrıs'ın ekonomik canlanmayı başlatmak için aşması gereken en önemli sorun, Kuzey Kıbrıs'ın yurt dışında verdiği militarist imajın değişmesidir" diyor. İlk bakışta bu görünüm, adanın bölünmüşlüğüne bir çözüm bulunduğu zaman olumlu yönde gelişecektir.
LA STAMPA/SPECCHIO
YENİ ZENGİNLERİN GÖZDEN IRAK VE SAKİN KÖŞESİNDE
ROMA, 28/07(BYE)--- Tirajı günde 530 bin olan La Stampa gazetesinin haftalık eki Specchio'nun 26 Temmuz 2003 tarihli sayısında, Terry Marocco imzasıyla ve yukarıdaki başlık altında yayımlanan makalenin özet çevirisi şöyledir:
Billur gibi bir deniz, antik tapınaklar ve "off-shore toplumu". Ruslar ve Lübnanlılar Akdeniz'de yeni bir cennet keşfettiler: Kıbrıs...
Adaya adını veren aşk ve güzellik tanrıçası Kipris'in (Afrodit, Venüs) o billur gibi denizin köpüğünden doğduğu rivayet ediliyor. 1960'lı yılların Sardunyası gibi büyüleyici, Korsika gibi vahşi, Sicilya ile karşılaşmaktan bile korkmayacak derecede gizemli ve tarih yüklü olan ada, turizm açısından yıllardır dikkatlerden uzaktı.
Birkaç bin kişinin ölümüne ve 1619 kişinin ortadan kaybolmasına yol açan ve "Yeşil Hat" olarak adlandırılan 183 kilometrelik sınırı yaratan Türklerin o şimşek istilası, son 40 yıla damgasını vurdu. BM'nin kontrolündeki tarafsız bölge tarafından ayrılan iki dünya! Bir tarafta zengin Kıbrıslı Rum çoğunluk, diğer tarafta Kıbrıslı Türk azınlık...
Akdeniz'in Berlin'i sayılan Lefkoşa, ancak geçtiğimiz nisan ayında duvarının geçirgen olduğunu görebildi: 2004 yılındaki Avrupa Birliği'ne üyelik olasılığı karşısında iki Kıbrıs'ın halkları yaklaşık 30 yıldan sonra "Yeşil Hat"ı geçebildiler. Ancak bu karanlık ve kanlı tarih, birkaç yıldır turizmin hedefi olan ve belki de denizlerimizin bozulmamış en son bölgesini kirletemedi.
-
2002
#
DER TAGESSPIEGEL : BAĞDAT OLACAĞINA KABİL OLSUN
#
FRANKFURTER ALLGEMEINE ZEITUNG : EL KAİDE SAVAŞÇILARI KUZEY IRAK'TA TOPLANIYOR
#
FRANKFURTER ALLGEMEINE ZEITUNG : IRAK'A KARŞI; KÜRT DEVLETİNE DE KARŞI...
#
OBERÖSTERREICHISCHE NACHRICHTEN : BÜYÜK ZAFER
#
FINANCIAL TIMES : CEM, YENİ TÜRKİYE'NİN BİRİNCİ PARTİ OLACAĞINI DÜŞÜNÜYOR
#
LE FIGARO : BİRLİK İÇİN SAATLİ BOMBA
#
IL SOLE 24 ORE : TÜRKİYE... ESKİ BAŞBAKAN ÇİLLER REFORMLAR KONUSUNDA ECEVİT'E AÇILIYOR
#
ELEFTEROTIPIA : KAMUOYU YOKLAMALARI ERDOĞAN'I GÖSTERİYOR
#
TA NEA : YUNANİSTAN, KRİZDEN KAÇINILMASI İÇİN AB-TÜRKİYE İLİŞKİLERİNDE TÜRKİYE'NİN 'AVUKATI' OLUYOR
#
KATHIMERINI : HAYNE: KIBRIS MUTLAKA AB ÜYESİ OLACAKTIR
#
VREMYA NOVOSTEY : TÜRK PAZARININ GÜÇLÜ VE ZAYIF YANLARI
#
THE TIMES : NEDEN DAHA FAZLA İNGİLİZ TÜRKİYE'YE KOŞUYOR?
DER TAGESSPIEGEL :
BAĞDAT OLACAĞINA KABİL OLSUN
BERLİN, 28/07(BYE)--- Tirajı günde 150 bin olan Der Tagesspiegel'in 27 Temmuz 2002 tarihli sayısında (clw) rumuzu ve yukarıdaki başlık altında yayımlanan yorumun çevirisi şöyledir:
Peter Struck'un sadece geçici bir Savunma Bakanı olduğu anlaşıyışı, Kabil'deki Alman birliklerini ziyareti sırasında ayrı bir anlam kazandı. Struck, kendi bakanlığı altında, Afganistan'daki Barış Gücü'nün komutasının Almanya'ya geçebileceğini söyledi. Daha haziran ayında Türkiye, Almanya'nın yerine bu görevi üstlenmek durumunda kalmıştı. Alman ordusu, Makedonya ve Afganistan'da aynı zamanda liderliği üstlenemeyeceğini düşünmüştü. Ancak Almanlar Makedonya'daki görevi devrettiler. Türkiye'nin görevi de aralık ayında bitiyor. Bunlar, Almanya'nın daha güçlü bir angajmana girmesini yeniden düşünmek için oldukça yeterli nedenler. Böylece durum, Almanların ilk kez liderliği üstlenmelerinin söz konusu olduğu yılbaşındaki konumuna geri dönmüş oldu: Amerikalılar ve İngilizler, sözgelimi Irak gibi, diğer görevlere hazır olmak için birliklerini bağlamak istemiyorlar. Afganistan'daki durum memnuniyet verici olmaktan çok uzak olsa bile, orada Almanların daha güçlü bir görev üstlenmeleri Alman siyasetini büyük sıkıntılardan kurtarabilir: Almanya, kendi ordusunun sınırlı yeteneklere sahip olduğu gerekçesiyle Saddam Hüseyin'e karşı olası bir askeri eylemde oldukça düşük katılımla yer alacağını daha önce açıklamıştı.
FRANKFURTER ALLGEMEINE ZEITUNG :
EL KAİDE SAVAŞÇILARI KUZEY IRAK'TA TOPLANIYOR
BERLİN, 28/07(BYE)--- Tirajı günde 390 bin olan muhafazakar Frankfurter Allgemeine Zeitung'un 27 Temmuz 2002 tarihli sayısında Udo Ulfkotte imzasıyla ve yukarıdaki başlık altında yayımlanan haberin özet çevirisi şöyledir:
Terör karşıtı ittifak Afganistan ve Pakistan'da oldukça düşük bir başarı oranıyla El Kaide savaşçılarını ararken, bu grubun bir bölümü Kuzey Irak'ta yeniden örgütlendi. Terör örgütünün üyeleri küçük gruplar halinde İran İslam Cumhuriyeti üzerinden Afganistan'dan Kuzey Irak'taki Kürt bölgesine gelerek burada değişik isimler altında İslamcı örgütler oluşturdular.
Bugün kendilerini Ensar El İslam olarak nitelendiriyorlar ve Saddam Hüseyin tarafından yönetilmeyen Kürt Kuzey Irak'ta oldukça ciddi bir tehlike oluşturuyorlar. Ensar El İslam'ın uzun süreden bu yana "Yahudi ve Hristiyanlara Karşı Kutsal Savaşlarında" hem Saddam Hüseyin hem de İran İslam Cumhuriyeti'nin desteğini aldığından şüphe ediliyordu. Bu konuda birçok belirti olmasına karşın delil bulunamıyordu, ancak şimdi, Celal Talabani liderliğindeki Kürdistan Yurtsever Birliği (KYB) esir aldığı 20 yaşındaki Iraklı Ebu İmam El Bağdati'yi ortaya çıkardı. Irak ajanı olduğu söylenen bu kişiye göre, Saddam Hüseyin Ensar El İslam'a silah desteğinde bulunuyor, savaşçılarını Irak askeri kamplarında yetiştiriyor ve saldırı planlarında yardımcı oluyor.
Ayrıca istihbarat örgütleri, Kürt bölgesindeki "askeri danışmanlar" aracılığıyla, Irak'ın Cumhuriyet Muhafızları mensuplarının El Ensar El İslam'a askeri eğitimin yanı sıra verdikleri havadan karaya fırlatılan füzelerle birlikte farklı silahlarla yüklü beş kamyonun, İslamcı örgütün de yerleştiği KYB ve KDP'nin kontrolü altındaki bölgede görüldüğünü belirtiyorlar. Bir zamanlar sayıları 20'yi geçmeyen takip altındaki Bin Ladin yanlılarının, Afgan, Suudi, Iraklı, Ürdünlü, Faslı, Filistinli ve Yemenlilerden oluşan yaklaşık 750 kişilik bir askeri güce ulaştığı belirtiliyor.
FRANKFURTER ALLGEMEINE ZEITUNG :
IRAK'A KARŞI; KÜRT DEVLETİNE DE KARŞI...
BERLİN, 28/07(BYE)--- Tirajı günde 390 bin olan muhafazakar Frankfurter Allgemeine Zeitung'un 27 Temmuz 2002 tarihli sayısında (wgl.) rumuzuyla ve yukarıdaki başlık altında yayımlanan yorumun çevirisi şöyledir:
Hükümet ve ordu temsilcilerinden oluşan Milli Güvenlik Kurulu'nda yapılan yoğun görüşmelerin ardından, Türk yönetimi ilk kez Irak'a karşı "sınırlı bir harekata" razı olduğunu açıkladı. Liberal sol Cumhuriyet gazetesinin cuma günü konuyla ilgili haberinde, Amerikan saldırısının hedefinin, diktatör Saddam Hüseyin ve rejimin devrilmesi olması gerektiği belirtildi.
Ancak Türkiye, rızasını, Irak yönetiminin devrilmesinden sonra bölgede bağımsız bir Kürt devleti kurulmaması koşuluna bağlıyor. Türk Genelkurmay Başkanlığı'na atıfta bulunan Milliyet gazetesi ise, böyle bir oluşumun gerçekleşmesi halinde Türkiye'nin Kuzey Irak'a gireceğini bildirdi. 1991 yılındaki Körfez Savaşı'ndan bu yana Irak için uçuşa yasak bölgeyi belirleyen ve oldukça özerk bir bölge olan 36. paralelin kuzeyinde, yaklaşık 3.5 milyon Kürt kendilerini yönetiyorlar. Siyasi yaşamın merkezi, Kürt kenti olan Erbil. Kürtler, birbirleriyle rakip de olan Mesut Barzani'nin liderliğindeki Kürdistan Demokratik Partisi (KDP) ve Celal Talabani'nin lideri olduğu Kürdistan Yurtsever Birliği (KYB) tarafından yönetiliyorlar. KYB, geçtiğimiz yıllar içerisinde Tahran rejimine oldukça yakınlaştı. Her iki parti de geçmişte Abdullah Öcalan'ın Kürdistan İşçi Partisi'ne karşı mücadele söz konusu olduğunda Ankara ile de yakın çalışma içerisinde olmuşlardı.
Türk askerleri ve siyasileri, Kuzey Irak'ta yaşayan Türk azınlığı da gözönünde bulunduruyorlar. Yüzyıllardan bu yana Türkmen aşiretlerinin devamı olarak, aynı zamanda Osmanlı hükümranlığı altında da bu bölgede yaşamış olan yaklaşık 300 bin Türkmen, sürekli olarak Türk milliyetçilerinin ilgisini çekiyor. Ankara kendisini, Türkçe konuşan bu azınlığın koruyucu gücü olarak da görüyor.
OBERÖSTERREICHISCHE NACHRICHTEN :
BÜYÜK ZAFER
VİYANA, 26/07(BYE)--- Tirajı günde 132 bin olan Oberösterreichische Nachrichten gazetesinin 26 Temmuz 2002 tarihli sayısında, Michael Wrase imzasıyla ve yukarıdaki başlık altında yayımlanan yorumun çevirisi şöyledir:
Saddam Hüseyin'in devrilmesine kesin gözüyle bakılıyor. ABD hükümeti Irak'a saldırının bir "kendini savunma eylemi" olduğunu açıkladı. Savunma Bakanı Donald Rumsfeld, "Pearl Harbor'da olduğu gibi beklemek yerine, daha önce saldırmak gerektiğini" söyledi. Pearl Harbor'un neticeleri herkesçe biliniyor.
Irak'ta da nükleer silahların kullanılması ihtimal dahilinde. Öncelikle de Irak'ın biyolojik ya da kimyasal silahlar kullanması ya da Körfez'de, Türkiye'de ya da Ürdün'de harekata hazırlanan ABD askerlerinin "terörist operasyonların" kurbanı olmaları halinde. Saddam Hüseyin ise "en büyük savaşın" son safhasında, vadedilen "büyük zaferi" kazanabilmek için elinden gelen herşeyi kesinlikle yapacaktır.
ABD gerçi Irak'ınkinden çok daha üstün olan teknolojisini kullanabilir. Ama ABD'nin Orta Doğu'da, İsrail hariç, başka gerçek müttefiki yok. Irak muhalefeti, ABD ordusunun Şubat 1991'de Saddam'ın cumhuriyetçi muhafız kıtasının Şii ve Kürt ayaklanmalarını nasıl acımasızca bastırdığına seyirci kaldıklarını unutmamış olsa gerek. Yaşlı George Bush o zaman Irak'ın üçe bölünmesinden korkmuştu ve bu yüzden diktatöre dokunmadı.
Buna karşın Genç Bush'un danışmanlar grubu, Orta Doğu'nun Balkanlar'a benzemesi yolundaki endişelerine kulak asmıyor. Saddam Hüseyin'in biyografisini yazan Said Aburiche geçenlerde, "Bush'un adamları, gerçek bir büyük zafer istiyor. Afganistan'daki başarılar onlara yetmiyor" demişti.
FINANCIAL TIMES :
CEM, YENİ TÜRKİYE'NİN BİRİNCİ PARTİ OLACAĞINI DÜŞÜNÜYOR
LONDRA, 26/07(BYE)--- Tirajı günde 655 bin olan Financial Times gazetesinin 26 Temmuz 2002 tarihli sayısında Leyla Boulton imzasıyla ve yukarıdaki başlık altında yayımlanan Ankara çıkışlı haberin çevirisi şöyledir:
Türkiye'nin eski Dışişleri Bakanı İsmail Cem, dün, partisi Yeni Türkiye'nin erken seçimden birinci parti olarak çıkmasını beklediğini söyledi. Cem, Financial Times gazetesine, "Amacımız birinci parti olmak ve bu gerçekçi bir iddia" dedi.
Cem, yenilikçi partisini pazartesi günü, "Türk yaşantısını her anlamda yenilemek" sloganıyla kurmuştu. Başbakan Bülent Ecevit'in Demokratik Sol Parti'sinden ayrılan 62 milletvekilinin desteğiyle parti, meclisin beşinci büyük grubunu oluşturuyor.
Cem'in sayısal üstünlük hedefi, son on yıldır hiçbir partinin tek başına yüzde 25'ten fazla oy alamadığı dağınık bir siyasi ortamda fazla zor değil. Yüzde 10 barajını aşan partiler, mecliste çok sayıda sandalyeye sahip olabiliyorlar.
Ancak siyasi gözlemcilerin çoğu, Yeni Türkiye'nin başarısının büyük ölçüde, şu anda ABD'de tatilde olan Ekonomi Bakanı Kemal Derviş'i saflarına katabilmesine bağlı olduğunu ifade ediyorlar.
Dünya Bankası'nın bu eski yetkilisine, temiz imajını ve ekonomideki güvenilirliğini kullanabilmek için, merkez sağ ve merkez sol partiler kur yapıyor.
Derviş, Cem'e desteğini, iki hafta önce dışişleri eski bakanıyla aynı gün istifa ederek göstermişti. Ancak, IMF'nin 16.3 milyar dolarlık bir krediyle destek verdiği büyük çaplı ekonomik istikrar programının korunabilmesi için kabinede kalma konusunda ikna edilmişti.
Eğer erken seçimler 3 Kasım'da gerçekleşirse, Derviş'in adaylığını ilan etmesi için 15 Eylül'e dek vakti var.
Son kamuoyu araştırmaları, İstanbul eski belediye e başkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın AK Partisi'nin yüzde 20'lik destekle önde gittiğini gösteriyor. Ancak Yeni Türkiye kurulmadan yapılan anketler, seçmen kitlesinin yüzde 40'ının henüz karar vermediğini veya geçersiz oy kullanacağını gösteriyordu.
Türk siyasetinde ortadaki oyların aşırı sağ veya dinci kesimlere yarar sağlayacak bir şekilde bölünmemesi için Derviş, bir liberal-sosyal ittifak öneriyor. Ancak, Türkiye'de seçim öncesinde ittifak oluşturma yasak olduğundan, benzer görüşteki reformcular kısıtlı seçeneklere sahip: Ya partilerini birleştirecekler, ya daha büyük bir partinin listesinden meclise girdikten sonra kendi partilerine geri dönecekler ya da koalisyon hükümeti kuracaklar.
LE FIGARO :
BİRLİK İÇİN SAATLİ BOMBA
PARİS, 27/07(BYE)--- Tirajı günde 370 bin olan Le Figaro gazetesinin 26 Temmuz 2002 tarihli sayısında Pierre Bocev imzasıyla yayımlanan Brüksel çıkışlı haberin çevirisi şöyledir:
Avrupa Birliği ile ilişkileri açısından olası tüm gelişmeler, sadece ve sadece Türkiye'ye bağlı. Bir ay önce Sevilla Zirvesinde 15'lerin devlet ve hükümet başkanları, önümüzdeki aralıkta Danimarka başkanlığında gerçekleşecek buluşma için ne olumsuz ne de olumlu söz verdiler: "Sevilla ve Kopenhag AB konseyleri arasındaki dönemde kaydedilecek gelişmelere göre Kopenhag'da Türkiye'nin adaylığının bir sonraki aşaması konusunda yeni kararlar alınabilir."
Elbette gerçekler, Avrupa zirvelerinde edilen boş laflarla inandırılmak istendiği kadar basit değil. Çünkü Fransa gibi bazı üye ülkeler, Türkiye'nin uzun vadede de olsa adaylığına olumlu bakmakla birlikte, Almanya gibi başka üye ülkeler, Birliğin gelecekteki sınırının Irak olabileceğini tasavvur edemiyorlar.
Aralık 1999'da ülkesi Helsinki Zirvesinde "aday" statüsü aldığı vakit Başbakan olan Bülent Ecevit, önceden haber vermişti: "Kaçınılmaz olarak Avrupa'nın sınırları daha doğuya, Kafkasya'ya, Orta Asya ve Asya'nın tamamına kadar gidecektir." Bu durum, o dönemde Jacques Chirac'ın, Türkiye'nin "tarihi, coğrafyası ve hedefleri" açısından Avrupalı istidadı olduğunu kabul etmesini engellemedi.
İki buçuk yıl sonra ise, meseleler aciliyet arz ediyor. Avrupalıların, NATO'nun planlama imkanlarına giriş şartları konusundaki Türk-Yunan anlaşmazlığı halen çözümlenmedi. Oysa 15'ler, sonbaharda Makedonya'da NATO'dan görevi devralmak istiyor. Özellikle de Kıbrıs'ın Birliğe üyelik perspektifi neredeyse kapıda. Bu da gerçek bir saatli bomba. Zira Bülent Ecevit, adanın sadece güneyinin 15'lerin arasına katılması halinde kuzeyi "ilhak etme" tehditinde bulundu.
Türkiye'de önümüzdeki kasım ayında erken seçime gidilmesi olasılığı ise meseleleri iyice karmaşık hale sokuyor. Zira, Avrupa tarafından istenen, ölüm cezasının kaldırılması veya Kürtlerin özel durumunun kabul edilmesi gibi reformların hızla gerçekleştirilmesini nerdeyse imkansız kılıyor.
Oysa Ankara, Sevilla Zirvesinden hareketle, Kopenhag Zirvesinde "üyelik takviminin" belirlenmesini ümit ediyor.
IL SOLE 24 ORE :
TÜRKİYE... ESKİ BAŞBAKAN ÇİLLER REFORMLAR KONUSUNDA ECEVİT'E AÇILIYOR
ROMA, 26/07(BYE)--- Tirajı günde 513 bin olan ekonomi gazetesi Il Sole 24 Ore'nin 24 Temmuz 2002 tarihli sayısında yukarıdaki başlık altında yayımlanan Ankara çıkışlı yorumun çevirisi şöyledir:
29 Temmuz tarihinde mecliste yapılacak toplantıyı bekleyen Başbakan Bülent Ecevit'e beklenmedik bir kişi el uzatabilir: 1993-1996 yılları arasında başbakanlık yapmış olan DYP Lideri Tansu Çiller.
Ecevit ile Çiller arasında dün yapılan toplantının sonunda Çiller ilk kez Başbakan'ın istifasını istemedi, ancak seçim tarihinin 3 Kasım 2002 olarak saptanması karşılığında bu geçiş döneminde ona destek vermeye hazır olduğunu bildirdi. DYP, AB müzakerelerinin başlatılmasını sağlayacak reform paketini onaylamak amacıyla, halen Başbakan'a sadık olan çoğunluk partileriyle beraber oy kullanabilir. Çiller'in teklifini takdir eden Ecevit, kesinlikle istifa etmek istemediğini tekrarladı ve şunları söyledi: "Artık partim açısından seçimlere karşı gelmenin hiçbir anlamı yok, ancak istifamı isteyen açıklamaların hepsi tamamiyle asılsız." İslami partilerin başarılı olmasını daha zor kılacak seçim yasası değişiklikleri konusunda iki lider arasında henüz bir anlaşma yok. Hapishanedeki terorist Abdullah Öcalan'a yakın partilerin büyümesinden endişe duyduğunu defalarca ifade etmesine ve bazı sondajların partisini yüzde 10 barajının altında göstermesine rağmen Ecevit, Çiller'in aksine söz konusu değişikliklerin aleyhinde. Ne olursa olsun, gerçek maç seçim tarihi üzerinde oynanıyor gibi görünüyor.
TBMM, miletvekillerine iki önerge sunulmak üzere 29 Temmuz tarihinde toplantıya çağırıldı. Bunlardan birincisi, İsmail Cem'in liderliğini yaptığı "Yeni Türkiye" tarafından desteklenen ve seçim tarihi, AB'ye katılmak için gereken reformlar ve seçim yasası konularını içeren DYP'nin hazırladığı önerge. Diğeri ise, 3 Kasım tarihi üzerinde ısrar ederek sadece seçim tarihi konusunun ele alınmasını isteyen MHP'nin önergesi. Seçim bu tarihte yapılmazsa, meclisteki en büyük parti konumunda olan MHP hükümete verdiği desteği ansızın geri çekebilir.
Bu krizin ortasında Türkiye, yaklaşık 75 milyar dolara yükselmiş olan olağandışı kamu borcu konusunu da göğüslemek durumunda. Bahçeli tarafından dün bir kez daha tekrarlanan rahatlatıcı sözlere rağmen erken seçimler yasama faaliyetlerini ve dolayısıyla IMF'nin talep ettiği reformların gerçekleştirilmesini yavaşlatabilir. IMF şimdilik Türkiye'nin, 16 milyar dolarlık krediden yararlanmak için gerekli hedeflerle aynı çizgide bulunduğunu düşünüyor. Herhangi bir yeni siyasi yönetim, en azından ekonomik bakımdan, bu vazgeçilmez süper krediyi kaybetme riskini göze almamak için dar bir hareket alanına sahip olacaktır.
ELEFTEROTIPIA :
KAMUOYU YOKLAMALARI ERDOĞAN'I GÖSTERİYOR
ATİNA, 26/07(BYE)--- Tirajı günde 77 bin olan Elefterotipia gazetesinin 26 Temmuz 2002 tarihli sayısında, Aris Abatzis imzasıyla ve yukarıdaki başlık altında yayımlanan Ankara çıkışlı yorumun çevirisi şöyledir:
Eski İslamcı, şimdi "merkez-sağcı" yarın da ne olacağı yalnız "Allah tarafından bilinen" Recep Tayyip Erdoğan, bütün kamuoyu yoklamalarında "birinciliği" elde etmiş bulunuyor. Öte yandan, Dışişleri eski Bakanı İsmail Cem'in "sorunlarla" karşılaşacağı belirtileri var; partisi, diğer partiler gibi meclise girmek için gerekli olan yüzde 10 barajına ulaşmaktan çok uzakta bulunuyor.
Erdoğan'ın Adalet ve Kalkınma Partisi'nin seçimlerde birinciliği elde edeceği kesindir, Türk siyasi dünyasını uğraştıran konu da, bu birinciliği seçimlerde hangi oranla elde edeceğidir.
Fokus şirketi tarafından, bütün Türkiye'den üç bin 500 kişiyi örnek alarak yapılan kamuoyu yoklaması, Erdoğan'ı yüzde 18,7 ile birinci, Deniz Baykal'ın CHP'sini 14,6 ile ikinci, Tansu Çiller'in DYP'sini 8,8 ile üçüncü gösteriyor.
Diğer partiler şu oranları elde ettiler: MHP (Bahçeli) 8,8; HADEP (Kürtler) 7,9; YP (işadamı Cem Uzan'ın yeni kurulan partisi) 6,5; YTP (İsmail Cem) 5,7; ANAP (Yılmaz) 4,83; SP (Kutan) 2,6; DSP (Ecevit) 1,4. İsmail Cem'in karşılaştığı "sorunlar" dışında ilgi çekici olan bir gelişme de, Kürt yanlısı HADEP'in baraja ulaşma yönünde mücadelesidir.
Kısa bir süre önce, TÜSİAD adına yapılan bir kamuoyu yoklamasında, yüzde 10 barajını aşmış olarak gösterilen Yılmaz'ın ANAP'ı dışında diğer partiler, Fokus'un elde ettiği sonuçların aynısı olan bir sırada gösteriliyordu.
Cem'in Yeni Türkiye'sine gelince, belirtilere göre, Yılmaz'ın AB-Türkiye konularına ilişkin sert eleştirileri, yeni kurulan partiye pahalıya mal oldu.
Partinin Parlamento Sözcüsü Gaffar Yakın, ANAP tarafından TBMM'ye getirilen AB-Türkiye konularına ilişkin yasa önerisinin onaylanmasının "gizli" olması gerektiğini vurguladı.
Yakın, seçildiği il olan Afyon'da, PKK ile mücadelede çocuklarını kaybeden birçok ailenin varolduğunu, doğrudan Abdullah Öcalan'ın idam cezasını iptal edecek olan ölüm cezasını kaldırmaya ilişkin kararın açık oylamayla alınması halinde Afyon'a gitmesinin çok zor olacağını söyledi.
Şimdilik, Türkiye'nin AB ile ilişkileriyle ilgili tüm yükümlülüklerini yerine getirmesinden yana olan tek parti Mesut Yılmaz'ın partisidir.
TA NEA :
YUNANİSTAN, KRİZDEN KAÇINILMASI İÇİN AB-TÜRKİYE İLİŞKİLERİNDE TÜRKİYE'NİN 'AVUKATI' OLUYOR
ATİNA, 27/07(BYE)--- Tirajı günde 81.500 olan Ta Nea gazetesinin 27 Temmuz 2002 tarihli sayısında, İrini Karanasopoulou imzasıyla ve yukarıdaki başlık altında yayımlanan yorumun çevirisi şöyledir:
Ankara'nın AB taleplerinden hiçbiri yerine getirilmeden Kıbrıs'ın güney kısmının AB üyesi olması halinde Türk-Yunan ilişkilerinde ciddi bir krizin yaşanması kaygısı içinde olan Yunan hükümeti, AB içinde Türkiye'nin "avukatı" rolünü üslenmeye hazırlanıyor. Dışişleri Bakanı Papandreu'nun danışmanları, kendisine, "14"lerle Ankara arasında arabulucu rolü üslenmesi için öneri götürdüler. Bir yandan, Türkiye içinde yaşanan siyasi istikrarsızlık, diğer yandan, AB üyesi ülkelerin Türkiye'ye üyelik müzakerelerinin başlaması için tarih belirlemeye yanaşmamaları, Papandreu'nun danışmanlarının böyle bir öneriyi gündeme getirmelerine yol açtı.
Papandreu'nun danışmanları, Kıbrıs sorunu konusunda uzlaşma sağlanmaz ve aralık ayındaki Kopenhag AB zirvesinde, "15"ler Kıbrıs'ın AB ailesine katılması kararı alır ve bu arada, karşılığında Türkiye'nin talebi yerine gelmezse, Yunanistan ve Avrupa'nın "yaralı bir canavar" ile karşı karşıya kalacaklarını öne sürerek, böyle bir gelişme karşısında, Ankara'nın Ege ve Kıbrıs konularında nasıl tepki göstereceğinin bilinmediğini vurguluyorlar. Buna ilaveten, Ankara'da güçlü bir hükümetin de bulunmaması -bu ihtimal büyüktür- ile Türk tepkisinin kontrol dışına çıkma tehlikesinin olduğunu da belirtiyorlar.
Gelişmelere bu çerçeveden bakan danışmanlar, Yunanistan'nın söz konusu tehlikeleri AB'ye ileterek, Türkiye'ye üyelik müzakereleri konusunda itirazlarından vazgeçmelerini talep etmesi gerektiğini vurguluyorlar. Danışmanlar, aralık ayında Kopenhag'ta yapılacak AB zirvesinde, Türkiye'ye örneğin, üyelik müzakerelerinin 2003 yılının aralık ayında başlayacağı vaadinde bulunabileceklerini söylüyor. Böyle birşey Türkiye'ye moral verecektir.
Papandreu'nun danışmanları, Yunanistan'ın böyle bir rol üslenmesinin kolay olmayacağının altını da çiziyorlar. Çünkü AB üyesi ülkeler, Türkiye'ye üyelik müzakereleri için tarih vermekten kaçındıkları gibi, Denktaş Kıbrıs konusunda uzlaşmaz tutumunda ısrar ettiğinden, Yunanistan'ın AB içinde bir anlamda Türkiye'nin "avukatılığını" üslenmesi zorunluluğunu Yunan kamuoyuna kabul ettirmek de zor olacaktır.
Bu konuda Papandreu eylül ayı sonlarına doğru nihai kararını alacak. Çünkü, Papandreu o tarihe kadar "15"lerin tutumunun daha da netleşeceğini düşünüyor. (Bilindiği üzere 30 Ağustos tarihinde Danimarka'da AB dışişleri bakanları arasında gayri resmi bir toplantı yapılacak.) Türkiye'de de o tarihe kadar gelişmeler kaydedilmesi söz konusudur. Ayrıca, Papandreu o tarihe kadar, ulusal konularımız konusunda Amerikalıların da niyetlerini biliyor olacak, çünkü 12 Eylül'de New York'a giderek Powell ve Rise ile görüşecek.
KATHIMERINI :
HAYNE: KIBRIS MUTLAKA AB ÜYESİ OLACAKTIR
ATİNA, 26/07(BYE)--- Tirajı günde 40 bin olan Kathimerini gazetesinin 26 Temmuz 2002 tarihli sayısında, yukarıdaki başlık altında yayımlanan yorumun çevirisi şöyledir:
Avrupa konularında yetkili İngiliz Bakan Peter Hayne ülkemize yaptığı iki günlük resmi ziyaret sırasında bize iki önemli "hediye" verdi: Birincisi, Kleridis-Denktaş görüşmelerinin akibeti ne olursa olsun, Kıbrıs'ın aralık ayında AB üyesi olacağı yönünde Londra'nın taahhüt altına girmiş olduğunu yineledi. İkincisi ise, 17 Kasım'ı çökertme operasyonu konusunda Yunan Hükümeti'ne övgüler yağdırdı.
Hayne'in, Kıbrıs konusunda Londra'nın görüşünü net bir şekilde ortaya koymasıyla Atina rahat bir nefes aldı, çünkü adanın AB üyeliği için zaman geldiğinde, AB üyesi ülkelerin nasıl bir tavır takınacakları Yunan hükümetini kaygılandırıyor.
Hayne, Dışişleri Bakanı Papandreu ile yaptığı görüşmenin ardından açıklamalarda bulunarak, "Kıbrıs konusunda uzlaşma sağlanması amacıyla Yunan hükümeti ile temas halindeyiz. Biz Kıbrıs'ın bir bütün olarak AB ailesine katılmasını istiyoruz. Türk hükümetinin de bu yönde daha aktif hareket edeceğini ümit ediyoruz. Yunan tarafı daha aktif hareket etmektedir, ancak adadaki siyasi sorun çözümlenemezse Kıbrıs'ın bir bölümü AB'ye girecektir. Bunu herkes anlamalıdır. Fakat, Kıbrıs'ın sadece güney tarafının AB üyesi olması kötü bir çözümdür çünkü hem bölgede, hem de adada gergin ortam yaratacaktır. Kıbrıslı Türklerin sorunun bilincinde olduklarını ümit ederim" dedi.
Ekonomi Bakanı Nikos Hristodoulakis ve Yunanlı meslektaşı Tasos Yannitsis ile de temaslarda bulunan Hayne, AB'ye aday olan ülkelerden ilk grubun AB üyeliğinin, Yunanistan'ın AB Dönem Başkanlığı sırasında gerçekleşeceğine inadığını da belirtti.
VREMYA NOVOSTEY :
TÜRK PAZARININ GÜÇLÜ VE ZAYIF YANLARI
MOSKOVA, 26/07(BYE)--- Tirajı günde 51 bin olan liberal Vremya Novostey gazetesinin 26 Temmuz 2002 tarihli sayısında, Arif Üseyinov imzasıyla ve yukarıdaki başlık altında yayımlanan haberin çevirisi şöyledir:
Daha birkaç yıl önce Türk ekonomisi öylesine bir hızla gelişiyordu ki, Avrupa ile aynı sırada olmayı ümit ediyordu. Oysa şimdi, Türk ekonomisi sürekli kriz içindedir. İktidardaki koalisyonda meydana gelen bölünme ve Başbakan'ın hastalıklarından kaynaklanan siyasi istikrarsızlık, ülke ekonomisini son derece kötü bir şekilde etkilemektedir. 1999'da meydana gelen deprem felaketinden sonra daha da ağırlaşan Türk ekonomisi, bir türlü krizlerden kurtulamıyor.
Türkiye'nin sorunları, komşuları Rusya, İran ve Azerbaycan'ı son derece tedirgin etmektedir. Zira doğalgaz ihraç eden bu ülkeler, Türk pazarına büyük ümitler bağlamışlardı. 1990'lı yıllarda Türk ekonomisiyle ilgili tahminler öylesine iç açıcıydı ki, Ankara birkaç ülke ile doğalgaz alım sözleşmesi imzaladı (bunlardan en büyüğü "Mavi akım" projesidir).
Bugün ise bu eski tahminler yeniden gözden geçiriliyor: Türk BOTAŞ şirketi, gelecek yıl Türkiye'de doğalgaz tüketiminin yaklaşık yüzde 14 (yani 31,6 milyar yerine 27,3 milyar metreküp), 2004 yılında yüzde 20 ve 2005 yılında yüzde 27 oranında azalacağını açıkladı. Bu açıklama, yapılan ilk açıklama değildir. BOTAŞ bu açıklamasıyla, doğalgaz tüketiminin azalacağı yolundaki tahminlerini son sekiz ay içinde 4. kez açıklamış bulunuyor. Fakat BOTAŞ, hangi ülkenin Türkiye'ye doğalgaz teslimini azaltacağı konusuna açıklık getirmemiştir.
Türkiye'nin doğalgaz tüketimindeki düşüş, Şahdeniz projesi hissedarları arasında panik yarattı. Bir trilyon metreküp rezervi olan Şahdeniz proje operatorü BP Azerbaijan şirketi Başkanı David Woodford, konu ile ilgili olarak yaptığı açıklamada, "Hissedarlar, Türk tarafının Azerbaycan'dan doğalgaz ithalat miktarını ve karşılığının ödeneceğinin garantilemesini bekliyorlar" dedi.
Şahdeniz yatağından erken doğalgaz üretimini ve Bakü- Tiflis-Erzurum boru hattının inşaatını öngören projenin maaliyeti 3.2 milyar dolar olarak belirlenmiştir. Proje'ye göre doğalgaz ihracatına, yılda iki milyar metre küp olmak üzere 2005 yılında başlanması ve doğalgaz teslimatının 2008 yılına doğru 6,6 milyar metrekübe çıkarılması planlanıyor.
Türkiye, doğalgazın ilk teslim tarihini 2002'den 2005'e aktararak, Azeri doğalgazının ithalat sözleşmesini defalarca ihlal etti. AB uzmanları Türkiye, Azerbaycan ve Gürcistan'a hitap ederek, doğalgaz akımlarının Türkiye'ye değil, Türkiye üzerinden Yunanistan, İtalya ve Fransya'ya yönlendirilmesini teklif ettiler.
Bu arada, İran doğalgazının Avrupa'ya nakledileceği doğalgaz boru hatlarının birleştirilmesi sözleşmesi, Yunanistan ve Türkiye arasında imzalandı. Bu amaçla Aleksandrupolis ve Ankara arasında 280 kilometre uzunluğunda bir doğalgaz boru hattının inşa edilmesi planlanıyor. 280 kilometre uzunluğundaki boru hattının 80 kilometrelik bölümü Yunanistan toprakları üzerinden geçecek. İnşaatın 2003 yılında başlaması planlanıyor.
Yunanistan, doğalgaz transiti için ikinci bir güzergah daha önermektedir. Bu güzergaha göre doğalgazın, üretim arttıkça eski Yugoslavya, Slovenya ve Avusturya üzerinden Fransya'ya nakledilmesi öngörülmektedir. Adı geçen Avrupa ülkeleri, İran ve Azeri doğalgazı için istikrarlı birer pazar olabilirler.
Oldukça ucuz olan İran ve Azeri doğalgazının teslim edileceği boru hatları güzergahı, Rusya ve Norveç üzerinden nakil güzergahlarından daha kısadır. Üstelik, Rus doğalgaz yatakları giderek azalmaktadır. İran ve Azerbaycan ise, 40 yıl boyunca doğalgaz teslimini garanti etmektedir.
THE TIMES :
NEDEN DAHA FAZLA İNGİLİZ TÜRKİYE'YE KOŞUYOR?
ANKARA, 26/07(BYE)--- The Times gazetesinin 26 Temmuz 2002 tarihli sayısında, Claire Stewart imzasıyla ve yukarıdaki başlık altında bir yazı yer almıştır. Internet'ten sağlanan yazının özet çevirisi şöyledir:
Siyasi ve ekonomik kaos ve döviz kurunun karşılığının bir telefon numarası kadar uzun olması, insanların Türkiye'yi ziyaret etmekten vazgeçmesi için yeterli olabilir ama böyle olmuyor. Plajların cazibesi, tarihi zenginliği ve sevimli balıkçı köylerinin çekiciliği, ziyaretçi çekmeye devam ediyor.
Londra'daki Türk Büyükelçiliği farkına varılır bir biçimde artan emlak araştırmaları hakkında bilgi veriyor ve Türkiye, ev satın almak isteyen insanları da çekiyor. İngilizleri iklim, rahatlatıcı yaşam biçimi ve yaşam maliyetinin düşük olduğu bir yerde 20 bin pounda bir daire alınabileceği gerçeği çekiyor.
Ancak Türkiye'de yabancı alıcılar için bazı kısıtlamalar var. Askeri bölgedeyse ya da belirli bir belediyenin, ilçenin sınırları dışındaysa, kırsal alanlarda ve köylerdeki mülklerin satın alınması imkansız.
Dış alımların çoğunun odak noktası, Ege ve Akdeniz kıyıları boyunca uzanan; su sporları ve denizcilik aktiviteleriyle tanınan Bodrum, Marmaris, Kaş ve Fethiye gibi tatil yerleri ve köylerdir. Havaalanı olan Bodrum gibi yerler, diğerlerine göre daha gelişmiştir.
Türkiye'de seyahat acentaları yüzde 3 komisyon alır. Bazı acentalar gerekli olan yasal işlemleri de üstlenirler.
-
2000
# Tages Anzeiger
Buyuk Agabey Ile Kavga
# Basler Zeitung
Kuzey Kibris: Evin Huzuru Kacti
# To Vima
Turk F-16'lari "yaz Moratoryumunu" Yine Ihlal Ettiler
# Frankfurter Rundschau
Seffaf Olmayan Planlama...
# El Ittihad
Bagdat Ankara'yi, Siyonizm Ajanlarina Kuzey Irak'a Sizmalari Icin Izin Vermekle Sucladi
Tages Anzeiger
Buyuk Agabey Ile Kavga
Bern, 28/07(bye)--- Tiraji Gunde 280 Bin Olan Tages Anzeiger Gazetesinin 27.7.2000 Tarihli Sayisinda, Wolfgang Koydl Imzasiyla Yayimlanan Istanbul Cikisli Yorum-haberin Ozet Cevirisi Soyledir:
Kibrisli Turkler, Ankara Hukumeti Ile Bozustu. Kendilerini Vasileri Tarafindan Yolda Birakilmis Gibi Hissediyorlar.
Cenevre'de Suren Kibris Gorusmeleri, Diplomatlar Ve Politikacilar Arasinda Zitlasma, Guc Gosterisi, Zamana Ve Iyiniyete Dayali, Az Ya Da Hicbir Basarinin Elde Edilemedigi Gorusmeler Olarak Kabul Ediliyor. Bu Akdeniz Adasinda Yillardir Suregelen Sessizlikle Kiyaslandiginda, Yakindogu'daki Gorusmelerin Bile Yeni Fikir Ve Girisimleri Atesledigi Goruluyor.
Goruldugu Kadariyla Simdi Kibris'ta Kendi Icinden Kaynaklanan Bir Hareket Gelisiyor. Hem De En Az Beklenebilecek Yerde: Kibris Turkleri Ile Turkler Arasindaki Yekpare Tas Misali Birliktelikte Ince Catlaklar Ortaya Cikti. Haftalardir Ankara'daki Buyuk Agabey Aleyhine Protestolar Yapiliyor. Bu Protestolar Sali Gunu Kibris Turk Kesiminin Baskenti Lefkosa'daki (lefkose Turk Bolgesi) Parlamentonun Yuzlerce Kibris Turku Tarafindan Isgal Edilmesi Ile Doruk Noktasina Ulasti.
--sebep Bankalar Skandali--
10 Kisinin Tutuklandigi Ve 19 Kisinin Yaralandigi Son Eylemin On Plandaki Gerekcesi, Meydana Gelen Bir Banka Skandaliydi. Ocak Ayi Basinda Hukumet Alti Bankayi Devlet Kontrolu Altina Aldiginda Binlerce Kisi Mevduatlarini Kaybettiler. Devlet Tarafindan Tazmin Edilecegi Sozu Verilen Meblaglarin Temmuz Taksidi Odenmeyince, Kizgin Banka Musterileri Sokaga Dokulduler Ve Hukumetin Istifasini Istediler.
Kibris Turklerinin Ofkesi, Ayrica Bu Kucuk Cumhuriyeti Duzenli Odemelerle Destekleyen Ankara'nin Kati Bir Tasarruf Politikasini Yururluge Sokmus Oldugu Haberi Ile Daha Da Artti. Guneydeki Rum Kesimi Tarafindan Uygulanan Ambargo Nedeni Ile Zor Durumda Olan Kuzey Kibris Kesimi, Yillardir Derin Bir Ekonomik Kriz Icinde Bulunuyor. Ama Ankara Simdiye Kadar Kuzey Kibris Tarim Urunlerine Karsi Uygulanan Yuksek Ithalat Vergilerini Dusurmedi. Temmuz Ayi Basinda Kuzey Kibris Basbakan Yardimcisi Mustafa Akinci'nin Polis Ve Itfaiyenin, Gelecekte, Diger Ulkelerde De Oldugu Gibi, Icisleri Bakanligi'na Baglanmasini Talep Etmesiyle Kibris Ile Vasisi Turkiye Arasindaki Iliskiler Ilk Kez Agir Bir Krize Girdi. Bu Kurumlar Emirleri Bir Turk Generalinden Aliyorlar.
Ali Nihat Ozeyranli Adindaki Bu Subay, Garnizonlarda Bile Artik Isitilemeyecek Koloniyal Bir Sef Edasiyla, Buna Itiraz Ederek, Akinci Ve Diger Politikacilara Karsi "hain" Ifadesiyle Kizgin Sozler Soyledi. Bu Sekilde, Ozeyranli, Turk Ordusunun Harekattan Beri 26 Yildir Tadini Cikarttigi Kibris Halkinin Sempatisini Bir Anda Yitiriverdi.
Tartisma Kucuk Marksist Gazete "avrupa"nin Generale Yonelik Olarak "o Kendi Isine Baksin. Biz Onlar Kibris'a Gelmeden Once De Buradaydik Ve Onlar Gittikten Sonra Da Burada Olacagiz" Seklindeki Yazisi Ile Buyudu. Bunun Uzerine Bir Anda Sihirbazin Sapkasindan Cikmiscasina Bu Gazetenin Editorune Karsi Casusluk Suclamasi Yapildi. Bunun Uzerine 200 Bin Kisilik Kucuk Ulkenin Simdiye Kadar Yasamadigi Buyuk Gosteriler Meydana Geldi. Yaklasik 10 Bin Kisi, Ankara'nin Suregelen Vesayetini Protesto Etti.
--ecevit'in Aleyhte Tepkiden Endisesi--
Ozellikle Kotu Olan, Zamanlama Idi. Kriz, Zaman Olarak Tam Kibris Gorusmelerinin Baslamasina Ve 1974'teki Turk Askeri Harekatinin Yildonumune Denk Geldi.
Ankara'nin Bu Gelismeyi Ne Olcude Ciddiye Aldigini Kutlama Davetlileri Listesi Gosteriyor. Birlikleri Adaya Gondermis Olan Basbakan Ecevit, Ilk Kez Kutlama Gunu Icin Adaya Gitmedi. Bu Konuda Yapilan Resmi Aciklamada, Ab Komiseri Gunther Verheugen'in Bunu Tavsiye Etmemesi Gerekce Gosterildi. Gercekte Ise "kibris Kahramani" Kendi Adasinda Aleyhte Tepkilerden Korkmustu.
Basler Zeitung
Kuzey Kibris: Evin Huzuru Kacti
Bern, 28/07(bye)--- Tiraji Gunde 115.000 Olan Basler Zeitung'un 28.7.2000 Tarihli Sayisinda, Jan Keetman Imzasiyla Istanbul Cikisli Olarak Yayimlanan Haber-yorumun Ozet Cevirisi Soyledir:
Sadece Turkiye Tarafindan Taninan Kuzey Kibris'ta Dort Banka Batti. Parasiz Kalan Kizgin Kurbanlar Bu Nedenle Hafta Basinda Parlamentoyu Isgal Ettiler. Isgalcilere Oldukca Sert Davranildi, Ama Zararlari Tazmin Edilmedi. Cunku Yardimci Olabilecek Olan Ankara, Kuzey Kibris Hukumetini Kriz Konusunda Yalniz Birakti.
Sadece Turkiye Tarafindan Taninan Kuzey Kibris Turk Cumhuriyeti (kktc) Hukumeti, Sonu Gorulmeyen Bir Krize Gomulmus Durumda. Dort Bankanin Batmasi Nedeniyle, Sadece 160 Bin Nufusu Olan Devlette 30 Bin Kisi Paralarini Kaybetti. Dervis Eroglu Hukumeti, Bankazedelere Taksitle Odeme Yaparak Zararlarini Telafi Etme Sozu Vermisti. Gercekten De Rauf Denktas'a Karsi Girdigi Baskanlik Secimleri Oncesinde Nisan Ayinda Bir Taksidi Odemisti. Tek Basina Bu Odeme Bile Cok Agir Gelmis Ve Bu Yuzden Devlet Memurlarinin Maaslari Odenememisti.
-sonucta Kumar Oynandi-
Dervis Eroglu'nun Herhangi Bir Gerekce Gostermeksizin Cekilmesi Uzerine Baskanlik Secimini Yine Denktas Kazandi. Simdi Hukumet, Paralarin Odenecegine Dair Verdigi Bu Sozle Kumar Oynamis Oluyor Ve Telas Icinde Ankara'dan Finansal Bir Destek Umuyor. Ancak Bu Yardim Da Baskanlik Secimleri Oncesi Verilen Sozlere Karsin Gelmiyor. Kizgin Bankazedeler Bunun Uzerine Pazartesi Gunu Parlamentoyu Isgal Ettiler. Polisin Sert Tepkisi Ve Gozyasartici Gaz Ile Tekrar Disari Puskurtulduler. Bankazedelerin Yani Sira Maaslarini Alamamis Olan Devlet Memurlari Da Hukumetten Alacaklarini Talep Ediyorlar. Hukumetin Basindaki Sorunlar Yetmiyormus Gibi Goruldugu Kadariyla Banka Krizi Iki Bankaya Daha Sicradi.
Yeniden Yapilan Yardim Cagrisini Ankara Duymazliktan Geldi. Ecevit'in Kabinesinde Kuzey Kibris'tan Sorumlu Olan Bakan Sukru Sina Gurel, Sonunda, "kktc Bagimsiz Bir Devlettir, Kriz De Onun Ic Meselesidir. Bizim Ise Durumu Gozlem Altinda Tutmamiz Yeterlidir" Dedi.
Bu Aslinda Bir Sasirtmaca; Cunku Tam Bu Sirada Eroglu'nun Koalisyon Ortagi Ve Cumhuriyetci Turk Partisi'nden Olan Mehmet Ali Talat, Adadaki Turk Birlikleri Komutanindan, Polisin, Hukumetin Emrine Verilmesini Istemisti. Komutan Ali Nihat Ozeyranli, Bagimsiz Kktc'yi Kendi Ozel Yeri Gibi Yonetmeye Devam Ediyor. Komutan, Ulkenin Asker Ve Polisini Caninin Istedigi Gibi Idare Ediyor. Elestirenleri Casusluk Suphesi Ile Tutuklattiriyor, Yakin Zamanda "avrupa" Gazetesinin Iki Mensubunun Tutuklanmasinda Oldugu Gibi. Pazartesi Gunku Parlamento Isgalinin Ardindan Onun Polisleri, Cok Sayida Kibris Turkunu, Politikaciyi Ve Sendikaciyi Tutukladi. Ankara Sadece Adanin Guvenlik Guclerini Kontrol Altinda Tutmakla Kalmiyor, Ayni Zamanda Kktc'nin Merkez Bankasi Baskanini Da Tayin Ediyor. Yani Boylece "kktc'nin Ic Islerine Hic Karismamis" Oluyor.
-- Kisisel Ihtilaftan Ote Bir Durum --
Insan Bu Problemi Istegine Gore Su Ya Da Bu Yone Cekebilir: Ankara'nin Her Seyden Once Eroglu Ve Talat Hukumeti Ile Sorunlari Var. Bu Konuda Ilkin Talat Ile Turk Komutan Ozeyranli Arasindaki Ve Kuzey Kibris Hukumeti'nin Kendi Hukumranlik Haklari Konusundaki Tartisma Yer Aliyor. En Azindan Bunun Kadar Onemli Olan Diger Bir Tartisma Ise Eroglu Ile Denktas Arasinda Olani. Yuzeysel Bakildiginda Kisisel Bir Ihtilaf Gibi Gorunuyorsa Da Bu Tartisma, Ayni Zamanda Kibrisli Turkleri Kimin Temsil Ettigi Hakkindaki Hassas Soruyu Da Etkiliyor. Anayasaya Gore Denktas'in Sadece Sembolik Bir Temsilciligi Var. Denktas Buna Ragmen Ada Turklerini, Ornegin Birlesmis Milletler Tarafindan Organize Edilen Cenevre'de Ada Rumlari Ile Yapilan Dolayli Gorusmelerde Temsil Ediyor. Denktas Bunun Yani Sira Hukumetin Baska Islerine De Karisiyor.
Ankara, Uluslararasi Alandaki Tecrubesi Ve Tabii Ki Guvenirliligi Nedeniyle Denktas'i Tercih Ediyor. Ankara, Banka Krizinde Yardimci Olmayi Reddetmekle Eroglu'na Karsi Denktas'a Destek Vermis Oluyor.
-guvenlik Mesafesi-
Denktas'in Bir Girisimle, Anayasanin Degistirilerek Abd Ornegindeki Gibi Kendisine Daha Cok Guc Getirecek Bir Baskanlik Sisteminin Yururluge Sokulmasini Gerceklestirme Imkani Var. Goruldugu Kadari Ile Bunlarin Yani Sira Ecevit De Karisan Adanin Bu Kesimine Bir Parca Guvenlik Mesafesi Koymayi Gerekli Buluyor. 1974 Yilinda Ecevit'in Emri Ile Turk Ve Rumlarin Yasadigi Adaya Yapilan Harekatin Yildonumu Kutlamasi, Ilk Kez Adada "kibris Fatihi" Olmaksizin Kutlandi.
To Vima
Turk F-16'lari "yaz Moratoryumunu" Yine Ihlal Ettiler
Atina, 28/07(bye)--- Tiraji Gunde 46 Bin Olan Sol Egilimli Hukumet Yanlisi To Vima Gazetesinin 28.7.2000 Tarihli Sayisinda Yukaridaki Baslik Altinda Ve Nikos Hasapopoulos Imzasiyla Yayimlanan Haberin Cevirisi Soyledir:
Turk Disisleri Bakanligi Sozcusu Huseyin Dirioz'un, Turk Ucaklarinin Egitim Ucuslari Icin Ege'ye Girdikleri Ve 1988'de Kararlastirilan "yaz Moratoryumunun" Pilotlarin Egitimine Iliskin Ucuslari Icermedigi Iddiasinda Bulundugu Saatlerde, Iki Cift Turk F-16 Ucagi Dun Limni Adasinin Guneyinden Atina Fir'ina Girerek Hava Trafik Kurallarini Ihlal Ettiler. Silahsiz Olarak Ucan Turk Savas Ucaklarini Hemen Kalkan Yunan F-16'lari Puskurttu.
Hava Kuvvetleri Komutanligi Ust Duzey Yetkilileri Dun, Turk "egitim" Ucuslarinin Atina Fir'i Icerisinde Yapildigini Ve Uluslararasi Hava Kurallarinin Ongordugu Sekilde Davranmayarak Ucus Plani Sunmadan Kitle Halinde Atina Fir'ina Girdiklerini, Turk Disisleri Bakanligi Sozcusu'ne Hatirlatircasina Aciklamada Bulundular. Ayni Subaylar, Yunanistan'in, Uluslararasi Hukuktan Kaynaklanan Hakki Uzerine Ulusal Egemenlik Sahasini Savundugunu Ve Ulusal Hava Sahasinin, Genellikte Turk Ucaklarinin Girmekte Oldugu 10 Deniz Mili Oldugunu Vurguladilar. "bu Nedenle De Yunanistan'in Baska Secenegi Yoktur, Turk Ucaklari 'egitim Ucusu' Yapsa Da Yapmasa Da Puskurtulmek Zorundadir" Seklinde Aciklamada Bulundular.
Disisleri Bakanligi Sozcusu Payotis Beglitis, Silahsiz Olmalarina Ragmen Turk Ucaklarinin Ucus Plani Vermeden Atina Fir'ina Girmesinin, Atina'ya Gore "yaz Moratoryumunu" Ihlal Olayi Olusturdugu Gorusunde Oldugunu Belirtti Ve Bu Konu Uzerinde Yunanistan'in Ankara Buyukelcisi Korantis'in Turk Disisleri Bakanligi'na Bir Protesto Metni Vermis Oldugunu Hatirlatti. Beglitis Ayrica Soz Konusu Moratoryumun Tum Tatbikatlari, Egitim Tatbikatlarini Bile Icerdigini Vurguladi Ve Savunma Bakanligi'nda Bulunan Kanitlardan Da Belirlendigine Gore Turklerin 10 Deniz Milini De Ihlal Etmis Olduklarini Acikladi.
Ote Yandan Savunma Bakani Yardimcisi Apostolakis De Turk Disisleri Bakanligi Sozcusune Cevaben Yaptigi Aciklamada, Ucaklarin Ucus Plani Sunmadan Atina Fir'ina Girmelerinin Uluslararasi Havacilik Yasalarina Aykiri Hareket Oldugunu Hatirlatti Ve Kucuk Capta Olsa Bile Yaz Aylarinda Yapilan Tatbikatlarla Turklerin "yaz Moratoryumunu" Ihlal Ettiklerini Acikladi.
Hukumet Sozcusu Ise Dunku Aciklamasinda, Ydp'nin "gizli Diplomasi" Konusundaki Suclamalarina Degindi. Reppas, Disisleri Bakanligi Yoneticileri Tarafindan Diger Parti Temsilcilerine Surekli Olarak Bilgi Verildigini Acikladi Ve "sozde Gizli Diplomasiye Iliskin Laflar Gecmisteki Baska Donemlerle Ilgilidir. Pasok Hukumetlerinin Davranislariyla Ilgisi Yoktur" Dedi.
-ankara: Ege'deki Ucuslar Egitim Ucusuydu-
Ankara 20 Temmuz'da F-16 Tipi Dort Turk Savas Ucaginin Yaz Moratoryumunu Ihlal Ettikleri Konusunda Yunan Basininda Yayimlanan Haberler Nedeniyle Gerginlik Yaratilmasini Istemiyor.
Gazetecilerin Soz Konusu Haberlere Iliskin Sorularini Cevaplandiran Turk Disisleri Bakanligi Sozcusu Huseyin Dirioz, "yaz Moratoryumunu Ihlal Eden Ucuslarla Ilgili Haberler Dogru Degildir" Iddiasinda Bulundu. "ankara Sogukkanli Ve Mantikli Davranmayi Arzu Ediyor" Diyen Dirioz, "bu Tur Yayinlarin Yunanistan Ile Turkiye Arasindaki Dostluk Ortamina Sorun Yarattigini" Ifade Etti.
Dirioz, "dort Savas Ucagi Ege'nin Uluslararasi Hava Sahasinda Rutin Egitim Ucuslari Gerceklestiriyordu. 1988 Moratoryumu Egitim Ucuslarini Icermiyor" Diyerek, Her Ulkenin Ucus Planlari Sunmadan Uluslararasi Hava Sahasini Kullanma Hakkina Sahip Olduklarini Sozlerine Ekledi.
Frankfurter Rundschau
Seffaf Olmayan Planlama...
Berlin, 28/07(bye)--- Tiraji Gunde 200 Bin Olan Sosyal Demokrat Egilimli Frankfurter Rundschau Gazetesinin 28.7.2000 Tarihli Sayisinda, Yukaridaki Baslik Altinda, Richard Meng Imzasi Ile Yayimlanan Berlin Cikisli Haber-yorumun Ozet Cevirisi Soyledir:
Hindistan Ve Turkiye'de Yapilacak Olan Iki Buyuk Baraja Koalisyonun Kredi Garantisi Vermesi Ihtimali Her Gecen Gun Azaliyor. Bugune Kadar Berlin Koalisyonu Net Bir Hayir Cevabi Vermekte Zorlandi. Kararin Yaz Tatili Sonrasinda Verilmesi Bekleniyor, Ancak Bu Da Sadece Bir Geciktirme Seklinde Olacak.
1998'de Hukumetin Devralinmasindan Bu Yana, Berlin Koalisyonu Cin'de (uc Bogaz Baraji), Orta Hindistan'da (maheshwar) Ve Turkiye'nin Dogusunda (ilisu Baraji) Yapilacak Olan Tartismali Uc Buyuk Baraj Projesi Ile Ugrasiyor. 1997'de Cin'deki Baraj, 250 Milyon Dolarlik Hermes Kredisi Ile Garanti Edilmisti. Berlin Koalisyonu, Verilen Sozden Geri Donulemeyecegi Icin, Bu Durumu Icten Ice Kabullenmis Durumda.
Hindistan'daki Mahsewar Ve Turkiye'deki Ilisu Barajlari, Hem Cevre Bakimindan Yaratacagi Sakincalar, Hem De Yore Halkinin Karsilasacagi Zorunlu Goc Sorunlari Bakimindan Cok Daha Fazla Gerilim Yaratiyor. Berlin Hukumeti, Her Iki Proje Icin Karar Vermekte Bocalarken, Alman Endustrisi De Hukumetin Onayini Umuyor. Siemens'in De Icinde Bulundugu Hindistan'daki Projeye 1997'de Kohl Hukumetinin Vermis Oldugu Onay, Hukumeti Yon Degisikligi Konusunda Dikkatli Davranmaya Zorluyor.
Hindistan'daki Proje Ile Ilgili Kesin Karar Hala Verilemedi. Alman Gelisme Ve Kalkinma Bakanligi, Barajin Yaratacagi Sorunlar Ile Ilgili Olarak Yeni Bir Arastirma Daha Yaptirdi Ve Sonuc Olumsuz Geldi. Bu 10 Sayfalik Rapor, Bakan Wieczorek-zeul (spd) Tarafindan Siemens'e De Ulastirildi. Burada Projenin Hindistan'daki Bolumunde Cok Onemli Belirsizlikler Bulundugu, Zorunlu Goce Tabi Tutulacaklarin Sayisinin Ne Olacagi Ve Nereye Yerlestirileceklerine Iliskin Bir Bilginin Bile Ortaya Cikarilamadigi Belirtiliyor. Spd'li Bakan, Bu Tur Projelerin Her Zaman Bolgesel Sorunlar Yarattigini Da Kaydetti. Cevre Kuruluslarina Gore Goc Ettirilecek Insan Sayisi 40 Bin Olarak Tahmin Ediliyor. Baraj Insaatini Yapanlarin Verdikleri Sayi Ise Daha Dusuk.
Siyasi Olarak Cok Daha Karisik Olan Ise, Firat Uzerinde, Suriye Ile Irak Sinirinda Kurulacak Olan Turkiye'nin Kurtlerin Yogun Yasadigi Bolgesinde Yer Alan Ilisu Barajidir. Bu Konuda Dis Politika Yetkilileri Endiselerini Ortaya Koyuyorlar. Zira Turkiye, Komsularina Barajin Doldurulmasi Surecinde Onlarin Ihtiyaci Olan 10 Milyar Metrekup Suyun Verilip Veremeyecegi Konusunda Garanti Veremiyor. Disisleri Bakanligindan, "bu Sorun Cozulmedikce, Hermes Garantisinin Verilmesinin Soz Konusu Olmadigi" Soyleniyor.
Buna Ragmen Projeye Sekiz Ayri Ulke Ile Birlikte Katilmak Isteyen Ravensburger'deki Insaat Firmasi Sulzer Hydro, 150 Milyon Marklik Bir Hermes Garantisi Icin Basvuruda Bulundu. Projenin Yuzde 16 Sini Ustlenen Isvicreli Bir Firmanin Yaz Sonuna Kadar Porjenin Desteklenebilirligi Hakkinda Bir Bilirkisi Raporu Hazirlamasi Bekleniyor.
Bu Belirsizlik Konusunda Hukumetin Onde Gelenlerinin Itiraf Ettikleri Onemli Bir Unsur Da, Basbakan'in Kendisi Hakkinda Varolan "ticaret Dusmani" Klisesinden Cekinmesidir. Hermes Kredisi Konusunda Tam Bir Red Cevabi Vermemenin Bir Sebebi De Dis Politik Nedenlerle Temellendirilmektedir: Ab Adayi Olan Bir Turkiye, Tanklardan Ve Nukleer Enerji Santrali (ankara Simdilik Vazgecse De) Konularindan Sonra Bir De Baraj Konusunda Reddedilemez. Su Siralar Enerji Ihtiyacinin Karsilanmasi Icin Ruzgar Enerjisi Projesi Onaylandi.
El Ittihad
Bagdat Ankara'yi, Siyonizm Ajanlarina Kuzey Irak'a Sizmalari Icin Izin Vermekle Sucladi
Ankara, 28/07(bye)--- Birlesik Arap Emirlikleri'nde Yayimlanan Gunluk El Ittihad Gazetesinin 28.7.2000 Tarihli Arapca Internet Sayfasinda Yukaridaki Baslik Altinda Yer Alan Bagdat Cikisli Hamza Mustafa Imzali Haberin Cevirisi Soyledir:
Irak, Bu Ulkenin Merkezi Yonetiminin Denetiminde Olmayan Kuzeyine Yeniden Girme Hazirliklari Cercevesinde Yiginak Yaptigi Soylenen Turkiye'ye Yonelik Elestirilerinin Tonunu Sertlestirdi Ve Siyonizm Ajanlarina Ulkenin Kuzeyine Sizmalari Icin Izin Vermekle Sucladi.
Irak'ta Iktidardaki Baas Partisi Adina Yayimlanan El Thawra Gazetesi, Turkiye'nin Amerikan Yonlendirmesi Ve Korumasi Altinda Bati'nin Butun Ajanlarina Yardimci Oldugunu Ve Ajanlarinin Kuzey Irak'ta Dolasmasi Icin Askeri Anlasma Yapmis Oldugu Siyonizmin Gorevini Yerine Getirmesi Icin Kolaylik Sagladigini Yazdi. Ancak Gazete Bu Gorevin Ne Oldugu Konusunda Ayrintilara Girmedi.
Gazete, "turkiye, Irak'in Guvenlik Ve Egemenlik Haklarini Yok Saymakla Buyuk Bir Tarihi Hata Islemektedir. Bu, Irak'in Haklari Konusunda Turkiye'nin Yani Sira Uluslararasi Toplum Icin Bir Hatirlatmadir. Irak, Dusmanlar Ne Kadar Kudurursa Kudursun, Allah'in Yardimiyla Kendi Topraklarini Ve Halkini Savunacak Guctedir. Basta Turkiye Olmak Uzere Artik Herkesin Bunu Anlamis Olmasi Gerekir" Sozlerine Yer Verdi.
Bu Yorum, Irak Haber Ajansi'nin, Turkiye'nin Irak Topraklarina Yeniden Girme Hazirliklari Cercevesinde Irak'in Kuzey Sinirlarina Askeri Yiginak Yaptigi Yolundaki Haberleri Ile Ayni Tarihe Denk Geldi.
-
1999
# Financial Times
Islamci Refah Partisinde Bolunmeler
# Die Presse
Iranli Askerler Irak'ta Olduruldu
# Der Standard
Fischer, Turkiye'ye Tank Sevkiyatina Karsi
# Kolner Stadtanzeiger
Turkiye Ile Ihtilaf... Yunanistan Alman Savas Gemileri Satin Aliyor
# Le Monde
Iran'da Muhaliflere Yeni Tutuklamalar Ve Turkiye Ile Artan Gerilim
# Afp
Saldiri Haberlerinden Sonra Turk Subaylar Iran'da
# Tahran Times
Turk Generaller Bir Kez Daha Isbasinda
# Irna
Turkiye Ve Azerbaycan Arasindaki Gorusmeler Basarisizlikla Sonuclandi
# Tahran Radyosu
Ecevit, Ankara-tahran Arasindaki Son Ihtilaflarin Giderilmesi Yolunda Daha Fazla Caba Gosterilmesini Istedi
# Alem El Youm
Demirel'in Kahire Ziyareti Sirasinda Misir Ve Turk Firmalari Arasinda Muteahhitlik Alaninda Dort Anlasma Imzalandi
# Alem El Youm
Ankara Ve Kahire'de Karsilikli Kultur Merkezleri
Financial Times
Islamci Refah Partisinde Bolunmeler
Londra, 28/07(bye)--- Tiraji Gunde 373 Bin Olan Orta-sag Egilimli Financial Times Gazetesinin 28 Temmuz 1999 Tarihli Sayisinda Yukaridaki Baslik Altinda Leyla Boulton Imzasiyla Yayimlanan Istanbul Ikisli Haberin Cevirisi Soyledir:
Turkiye'de Islamci Refah Partisi Baskan Yardimcisi Abdullah Gul Ile Diger Uc Uyenin Baskanlik Divanindan Istifa Etmeleri, Dun Reformcular Ile Muhafazakarlar Arasindaki Hiziplesmenin Gittikce Arttigini Ortaya Koydu.
Turk Gazetelerinde Istifalar, Refah Partisi Kapatilip, Siyaset Yapmasi Yasaklanincaya Kadar Partinin Liderligini Yuruten Necmettin Erbakan'a Yakin Uc Yeni Uyenin Atanmasina Protesto Olarak Nitelendi. Nisan'da Yapilan Secimlerde Birinci Buyuk Parti Konumundan Ucuncu Parti Konumuna Dusmesinden Bu Yana Fazilet Partisi Icinde Ilimli Yeni Politikanin Gudulup Gudulmemesi Ya Da Erbakan'in Temsil Ettigi Daha Saldirgan Dini Cizginin Izlenip Izlenmemesi Konusundaki Gorus Ayriliklari Gittikce Artmaktaydi. (lobm/bi)(let)
Die Presse
Iranli Askerler Irak'ta Olduruldu
Viyana, 28/07(bye)--- Tiraji Gunde 100 Bin Olan Liberal Sag Egilimli Die Presse Gazetesinin 28 Temmuz 1999 Tarihli Sayisinda, Yukaridaki Baslik Altinda Yayimlanan Ankara Cikisli Haberin Cevirisi Soyledir:
Turkiye Ile Iran Arasinda Sinir Ihlalleri Konusundaki Karsilikli Atismalar Devam Ediyor. Turk Hava Kuvvetleri Komutani Ilhan Kilic "milliyet" Gazetesine, Kisa Sure Once Turkiye'nin Bir Hava Saldirisinda Olen Iranli Askerlerin Kendi Topraklari Uzerinde Degil, Kurdistan Isci Partisi Pkk'nin Kuzey Irak'taki Bir Kampinda Bulunduklarini Acikladi. Gazete, Kilic'in, "jetlerimiz Kuzey Irak'taki Bir Pkk Kampina Saldirdi, Iranli Askerler Oldu. Bu Bir Sanssizlik" Seklindeki Sozlerini Verdi.
Tahran, Gecen Hafta Ankara'nin Bu Olaydan Dolayi Ozur Dilemesini Istemisti. Iran, Kuzeydeki Komsusunu Son Zamanlarda Bircok Kez, Kurt Boluculerin Pesinde Iken Siniri Ihlal Etmekle Sucladi. Ankara Ise Tahran'i Pkk'ya Kucak Acmakla Sucluyor.
Ote Yandan Hassas Baska Bir Cephede Yumusama Belirtileri Goruluyor. Yunanistan Ile Turkiye'nin Temsilcileri Sali Gunu Ankara'da Kultur Ve Ekonomi Gibi "ikinci Plandaki" Konularin Ikinci Tur Gorusmelerine Basladilar. Ornegin Ankara'nin Ege'deki Egemenlik Haklari Gibi En Hassas Konular Gundem Disi Birakilmalarina Ragmen, Dogrudan Diyalog Umit Veriyor. (vibm/mm)(aao)
Der Standard
Fischer, Turkiye'ye Tank Sevkiyatina Karsi
Viyana, 28/07(bye)--- Tiraji Gunde 100 Bin Olan Liberal Sol Egilimli Der Standard Gazetesinin 28 Temmuz 1999 Tarihli Sayisinda, Yukaridaki Baslik Altinda Yayimlanan Berlin Cikisli Ve Alexandra Foderl Schmid Imzali Haberin Cevirisi Soyledir:
Insan Haklari Orgutlerinin Protestolari Almanya'daki Kirmizi-yesil Hukumeti Etkiledi. Yesillerden Olan Disisleri Bakani Joschka Fischer, Leopard Ii Tipi 100 Savas Tankinin Turkiye'ye Sevkedilmesini Engellemek Istiyor. Insan Haklari Orgutleri Fotograflarla, Alman Tanklarinin Turkiye Tarafindan Kurt Bolgelerinde Kullanildigini Belgelediler. Ancak Hukumet Henuz Resmen Bir Karar Vermis Degil.
Silah Firmasi Krauss-maffei/wegmann'in Bir Sozcusu, Toplam 15 Milyar Alman Marki Tutarindaki Satisin, Firmalarinin Uzun Vadeli Olarak Garantiye Alinmasi Acisindan Buyuk Onem Tasidigini Soyledi. Bundan Onceki Muhafazakar Liberal Hukumet, Izne Tabi Olan Silah Sevkiyatini Onaylamisti. (vibm/mm)(aao)(ay)
Kolner Stadtanzeiger
Turkiye Ile Ihtilaf... Yunanistan Alman Savas Gemileri Satin Aliyor
Bonn, 28/07(bye)--- Tiraji Gunde 290 Bin Olan Sosyal Demokrat Egilimli Kolner Stadtanzeiger Gazetesinin 28 Temmuz 1999 Tarihli Sayisinda, Yukaridaki Baslik Altinda Yayimlanan Gerd Hohler Imzali Haberin Ozet Cevirisi Soyledir:
Yunan Kabinesindeki Savunma Ve Dis Politika Komisyonu, Basbakan Kostas Simitis Baskanliginda Yaptigi Toplantida, Donanmaya Almanya'dan 3.1 Milyar Dm Maliyetle Uc Denizalti Ve Bir Tanker Alinmasini Kararlastirdi. Eu-214 Tipi Denizaltilar, Alman Howaldswerke-deutsche Werft Ag' Nin Isbirliginde Yunan Skramanga Tersanesinde Insa Edilecek.
Sozkonusu Silah Projesinin Temelinde, "ezeli Dusmanlar" Yunanistan Ve Turkiye Arasindaki Gerginlik Yatiyor. Her Iki Nato Ortagi 1996 Yili Basinda Ege'deki Iki Kayalik Nedeni Ile Bir Savasin Esiginden Donmustu. Yunanistan Halen Bir Bes Yillik Program Cercevesinde Silahli Kuvvetlerinin Modernizasyonu Icin Yaklasik 25 Milyar Euro Harcayacak. Turkiye'nin Ise, Onumuzdeki 25 Yil Icinde Silahlanma Icin Harcamayi Planladigi Miktar 150 Milyar Euro'yu Buluyor.
Ote Yandan, Ankara'da Turkiye Ve Yunanistan'dan Diplomatlar Gorusmelerinin Iki Gunluk Birinci Turunu Tamamladi. Turk Disisleri Bakanligi Tarafindan Konuya Iliskin Olarak Yapilan Aciklamada, Gorusmelerin Muzakere Atmosferinin Iyilesmesine Yonelik Olumlu Bir Adim Teskil Ettigi, Ancak Somut Sonuclar Icin Vaktin Henuz Erken Oldugu Kaydedildi. Yunan Heyeti De Gorusmelerin Samimi Bir Havada Gectigini Bildirdi. Gorusmelerin Ikinci Turu Bu Hafta Icinde Atina'damyapilacak. (bobm/ez/ua)(dg/aao)
Le Monde
Iran'da Muhaliflere Yeni Tutuklamalar Ve Turkiye Ile Artan Gerilim
Paris, 28/07(bye)--- Le Monde Gazetesinin 28 Temmuz 1999 Tarihli Sayisinda, Yukaridaki Baslik Altinda Mouna Naim Imzasiyla Yayimlanan Ve Iran'daki Ogrenci Eylemlerinin Ele Alindigi Haberin Turkiye Ile Ilgili Bolumunun Cevirisi Soyledir:
Iran'i, Pkk'ya Destek Yarisinda Bayragi Suriye'den Devralmakla Suclayan Komsu Turkiye'ye Karsi Tahran'da Ses Tonu Yukseldi. Iran Secici Konseyi'nin Baskani Olan Eski Cumhurbaskani Ali Ekber Hasimi Rafsancani, Ankara'yi Ogrenci Gosterileri Sirasinda "tahrikcileri Desteklemekle" Suclamakta Tereddut Etmedi.
Iki Ulke Arasindaki Bu Gerilimin Temelinde Iranlilarin, Turk Ucaklarinin 23 Temmuz Tarihinde Iran Topraklarini Bombaladiklari Ve Bes Kisinin Olumune Yolactiklari Yonundeki Suclamalari Bulunuyor. Ankara Bir Haftadan Beri Iran Topraklarini Hedef Alan Bir Hava Saldirisini Yalanliyor Ve Tahran'dan Ozur Talebinde Bulunuyor.
Pazartesi Gunu Turk Hava Kuvvetleri Komutani, Bombalanan Pkk Hedeflerinin Iran Topraklarinda Degil, Irak Topraklarinda Bulundugunu Ve "sayet Orada Iranlilar Olmuslerse, Bulunmamalari Gereken Bir Yerde Olduklari Icin Hayatlarini Kaybettiklerini" Iddia Etti. (pabm/ys)(dg/aao)
Afp
Saldiri Haberlerinden Sonra Turk Subaylar Iran'da
Tahran, 28/07(afp)(bye)--- Iran Devlet Radyosunun Verdigi Habere Gore, Tahran Tarafindan, Iran'in Bir Bolgesine Turkiye'den Yapildigi Ileri Surulen Saldiri Iddialarini Arastirmak Uzere Turk Askeri Yetkilileri Bugun Iran'a Geldi.
Radyo, Turk Yetkililerin Urumiye Bolgesine Geldiklerini Bildirdi. Iran, Piransehr Bolgesinde, Turkiye Sinirina Yakin Bir Yerin 18 Temmuz Gunu Turk Bombardimanina Maruz Kalmasi Sirasinda Bes Iranlinin Oldugunu Ve 10 Kisinin De Yaralandigini Ileri Surmustu.
Turk Genelkurmay Baskani Orgeneral Huseyin Kivrikoglu Sali Gunu Yaptigi Acikamlada, Bu Suclamalari Reddederek, Turk F-16 Ucaklarinin, Kuzey Irak'taki Asi Kurtlerin Kampina Saldirdigini Belirtmisti. Kivrikoglu, Bombalanan Yer, "irak Topraklarinda, Iran Topraklarinda Degil. Hicbir Hata Yapilmamistir" Demisti.
Kivrikoglu'na Gore, Bagdat'in Kontrol Edemedigi Kuzey Irak'a Sizmis Iranlilar Vurulmus Olabilir.
Turk Hava Kuvvetleri Komutani Ilhan Kilic Milliyet Gazetesine Yaptigi Aciklamada, Vurulanlarin, Pkk Kamplarindaki Iranli Subaylar Oldugunu Belirtmisti.
Turkiye Iran'i Defalarca, Pkk Asilerini Desteklemekle Suclamisti.
Iran Pazartesi Gunu Suclamalara Karsi Cikarak, Pkk Meselesinin, "bir Ic Mesele" Oldugunu Ve "iran'i Buna Karistirmanin, Iki Ulke Arasindaki Iyi Komsuluk Iliskilerine Katkida Bulunmayacagini" Bildirmisti. (yd/dg/aao)
Tahran Times
Turk Generaller Bir Kez Daha Isbasinda
Ankara, 28/07(bye)--- Tahran Times Gazetesinin 28 Temmuz 1999 Tarihli Sayisinda, Yukaridaki Baslik Altinda Yayimlanan Yazinin Cevirisi Soyledir:
Iran Hukumeti, Ulkede Islami Cumhuriyetin Kurulmasinin Ilk Gununden Bu Yana Diger Ulkelerin Icislerine Mudahale Etmeme Politikasi Izlemektedir.
Iran'in Arap Komsulari, Islam Dusmanlarinin Ve Bolgesel Isbirligi Ve Kalkinmaya Karsi Cikanlarin Baslattiklari Iftira Kampanyasindan Dolayi Iran'a Karsi Yillarca Yanli Bir Tutum Izlemislerdir. Bununla Birlikte Simdi Onlar, Bu Propagandanin Sahte Oldugunun Farkina Varmis Olup, Islam Cumhuriyeti Ile Iliskilerini Pekistirmekte Ve Isbirliklerini Artirmaktadirlar.
Ancak, Kendi Ic Sorunlarinin Sikintisini Yasayan Bazi Komsu Ulkeler, Islam Cumhuriyeti'ne Birtakim Sorunlar Yaratmak, Asilsiz Suclamalarda Bulunmak Suretiyle Kendi Halklarinin Dikkatini Ulke Sorunlarindan Baska Yere Cekmeye Calismaktadir.
Bu, Su Anda Turkiye'nin Yapmakta Oldugu Seydir. Iranlilar, Turkiye'deki Gercekleri Cok Iyi Bilmektedirler Ve Kendilerini Turkiye'deki Laik Sistemin Muhafizlari Ilan Etmis Olan Generallerin Cikarlari Ile Turk Ulusu Ve Hukumetinin Cikarlari Arasindaki Baglantiyi Kolaylikla Kurabilmektedirler.
Sorun, Turkiye'deki Gercek Guc Sahiplerinin Generaller Olmasinda Yatmaktadir. Bunun Sonucu Olarak Turk Politikacilar Iktidarda Kalabilmek Icin Her Zaman Ordunun Havasina Gore Oynamak Zorunda Kalmislardir. Hatta Bazen Politikacilar, Yalnizca Ulkedeki Askeri Yetkililerin Hoslarina Gidecek Aciklamalarda Bulunmaktadirlar.
Bunun Bir Ornegi, Basbakan Bulent Ecevit'in Kisa Sure Once Iran'a Yonelttigi Iddialardir.
Neyse Ki Cumhurbaskani Suleyman Demirel, Konuyu Kendi Kontroluna Almistir Ve Islam Cumhuriyetine Karsi Cevrilen Propaganda Silahlarini Susturmaya Calismistir. Basbakan Ecevit De, Iran'a Yonelik Tavrini Daha Sonra Duzeltmistir. Ancak, Cumhurbaskani Demirel Ve Basbakan Ecevit'in Aksine Genelkurmay Baskani Huseyin Kivrikoglu, Dun Yaptigi Aciklamada, "bizim Bombaladigimiz Yer Iran Degil, Irak'tir" Demistir.
Ankara'daki Hukumet, Bes Iranlinin Olmesi, 10'unun Da Yaralanmasiyla Sonuclanan Bombalama Olayi Ile Ilgili Incelemelerde Bulunmak Uzere Piransehir'e Bir Delil Toplama Heyeti Gondermeyi Kabul Etmistir.
Turk Generaller, Turkiye Ve Iran Halklarinin Birbirlerine Karsi Dusmanlik Beslemedigini Bilmelidirler. Turkiye Ve Iran Halklari, Iki Dost Musluman Komsu Olarak Birarada Baris Icinde Yasamak Istemektedir. (tabm)(fs/ro)
Irna
Turkiye Ve Azerbaycan Arasindaki Gorusmeler Basarisizlikla Sonuclandi
Ankara, 28/07(bye)--- Irna Ajansi'nin 27 Temmuz 1999 Tarihli Internet Sayfasinda Yeralan Baku Cikisli Haberinin Cevirisi Soyledir:
Azerbaycan Cumhuriyeti'nin Devlet Petrol Sirketi (sokar) Temsilcilerinin, Baku-ceyhan Boru Hattinin Dosenmesi Hususunda Turk Enerji Bakanligi'nin Temsilcileri Ile Gorusmeleri Basarisizlikla Sonuclandi.
Baku Baskili 525 Gazetesi, Sali Gunku Yazisinda, Bu Konuya Deginerek, Bu Gorusmelerin Devaminin Onumuzdeki Aya Ertelendigini Yazdi.
Turk Hukumet Temsilcileri Ile Sokar Yetkilileri Arasinda Gerceklesen Son Tur Gorusmelerde, Baku-ceyhan Boru Hattinin Dosenme Maliyeti 2.7 Milyar Dolar Olarak Aciklanirken, Bu Boru Hattinin Hizmete Gececegi Tarih Olarak 2004 Yili Yerine 2005 Yili Belirlendi.
Petrol Uzmanlari, Bu Guzergah Ustunde Dosenecek Boru Hatti Maliyetinin 3.7 Milyar Dolar Olacagi Gorusundedirler. Abd Ise Bu Guzergahin Maliyetini 2.6 Milyar Dolar Olarak Dusunuyor.
Bu Konudaki Gorusmelerden Belirgin Sonuclar Elde Edilmezken, Azerbaycan Uluslararasi Sirketi Yaptigi Aciklamada, Bu Projenin Uygulanmasi Desteklenmedigi Takdirde Projeye Katilmaktan Vazgececegini Belirtti.
Azerbaycan Uluslararasi Sirketi Ayrildigi Takdirde Baku-ceyhan Boru Hatti Doseme Projesinde Geriye Sadece Sokar, Gurcistan Ve Turkiye Kalacak. (yt/let)
Tahran Radyosu
Ecevit, Ankara-tahran Arasindaki Son Ihtilaflarin Giderilmesi Yolunda Daha Fazla Caba Gosterilmesini Istedi
Tahran, 28/07(bye)--- Tahran Radyosu'nun 27 Temmuz 08:00 Farsca Ana Haber Bulteninden:
Olaylara Iliskin Gercekleri Istedigi Sekilde Dayatan Turkiye'nin, Iran Topraklarina Yaptigi Saldiridan Henuz Bir Hafta Dahi Gecmeden, Iki Ulke Yetkilileri Konuya Iliskin Goruslerini Aciklamaya Calismaktadir.
Turkiye Cumhurbaskani Demirel, Misir Ziyareti Oncesinde, Konu Hakkinda Yaptigi Aciklamada, Turkiye Ve Iran'in Tarihten Kaynaklanan Dostane Iliskilerine Isaret Ederek, Meydana Gelen Son Ihtilaflarin Barisci Yollardan Cozumlenmesini Istedi. Turkiye Basbakani Ecevit De, Demiral'in Aciklamasi Dogrultusunda, Eski Tutumunda Degisiklik Yapti Ve Ifade Tarzini Biraz Yumusatarak, Iki Ulke Arasindaki Son Ihtilaflarin Giderilmesi Yolunda Daha Fazla Caba Gosterilmesini Istedi.
Iki Ulke Arasindaki Anlasmazligin Muzakereler Yoluyla Cozume Baglanmasi Yonunde Gercekci Bir Dusunceye Sahip Olan Cumhurbaskani Demirel'in Aksine, Turkiye Basbakani Ecevit, Gecmiste Oldugu Gibi Iran'in Pkk'yi Destekledigi Iddiasini Tekrarladi.
Bu Iddialarin Yanlis Oldugunu Defalarca Turk Makamalarina Hatirlatan Iran Islan Cumhuriyeti Yetkilileri, Sozkonusu Turk Hukumeti Muhaliflerini Desteklemedigini Ifade Etmistir. Ayrica, Turkiye, Iki Ulke Arasindaki Ortak Guvenlik Komisyonlari Toplantilarinda Da, Iddialarini Ispatlamak Icin Hicbir Zaman Mantikli Ve Somut Bir Delil Gosterememistir. Bu Nedenle, Turkiye'nin, Iran Hava Sahasina Tecavuzunden Bir Hafta Gecmesine Ragmen, Boyle Temelsiz Iddialarda Bulunmasi, Turkiye Basbakani'na Yakismiyor. Onun, Bu Tur Suclamalari One Surmesi, Turk Savas Ucaklarinin Iran Hava Sahasini Ihlalini Izah Edemez.
Bu Nedenle, Turkiye Basbakani'nin Iki Ulke Sinirinda Meydana Gelen Gelismelerdeki Gercegi Gormesi, Turk Askerlerinin Basina Buyuruk Hareket Ettigini Kabul Etmesi Ve Iyi Komsuluk Ve Uluslararasi Kurallara Aykiri Olan Turk Askerlerinin Yaptiklarini Telefi Etmesi Beklenmektedir. Gunumuz Dunyasinda, Ic Sorunlarini Cozmede Aciz Kalan Bir Ulkenin, Kendi Sorunlarini Sinirlari Disindaki Ulkelere Baglamasi Uygun Bir Hareket Sayilmaz Ve Hicbir Ulke, Yanlis Temellere Dayanarak, Komsu Ulke Topraklarina Tecavuz Edemez.
Turk Makamlari, Temelsiz Suclamalarda Bulunmak Yerine, Daha Uygun Bir Politika Izlemek Suretiyle, Uc Asir Boyunca Istikrar Ve Dostluk Sinirlarina Sahip Olan Iki Ulke Arasinda Kurulacak Isbirligini Ornek Olarak Gosterebilir. (tabm/uraz) (sy/aao)
Alem El Youm
Demirel'in Kahire Ziyareti Sirasinda Misir Ve Turk Firmalari Arasinda Muteahhitlik Alaninda Dort Anlasma Imzalandi
Kahire, 28/07(bye)--- Tiraji Gunde 200 Bin Olan Bagimsiz Alem El Youm Gazetesinin 28 Temmuz 1999 Tarihli Sayisinda, Yukaridaki Baslik Altinda Mecdi Ubeyd Imzasiyla Yayimlanan Haberin Cevirisi Soyledir:
Turkiye Cumhurbaskani Suleyman Demirel'in, Misir'a Yaptigi Son Ziyaret Sirasinda, Misir Ve Turk Firmalari Muteahhitlik Alaninda Dort Anlasma Imzaladi.
Ticaret Bakanligi'nin Yetkili Bir Kaynagi, Misir'in Arap Muteahhitler Sirketi'nin Bu Anlasmalardan Aslan Payini Aldigini Belirterek, Turk Muteahhitlik Sirketleriyle Uc Anlasma Imzaladigini Kaydetti.
Alem El Youm'a Aciklamalarda Bulunan Sozkonusu Kaynak, Misir Muteahhitler Birliginin Turk Muteahhitler Birligi Ile Bir Anlasma Imzaladigini Belirttikten Sonra, Misir'in Dogalgazinin Turkiye'ye Ihrac Edilmesi Konusunda Nihai Bir Anlasmaya Varilmadigini Ancak, Iki Ulke Enerji Bakanliklarinin Dogalgazin Nakli Icin Bir Deniz Hattinin Kurulmasina Baslamak Amaciyla Iki Ulkeyi Durum Arastirmaya Tesvik Eden Bir Anlasma Imzalandigini Soyledi.
Serbest Ticaret Bolgesinin Kurulmasina Iliskin Anlasmanin, 2000 Yili Sonuna Dogru Tamamlanmasinin Beklendigini Belirten Kaynak, Anlasmanin Incelenmesi Icin Eylul Ayinda Gorusmeler Yapilacagini Kaydederek, Iki Ulkenin Aralarinda Serbest Ticaret Bolgesini Olusturmaya Caba Gosterecegini Ongoren Ortak Bir Deklerasyon Yayinlandigini Bildirdi.
Bilindigi Gibi Bu Ziyaret Sirasinda, Misir Ile Turkiye Arasinda Baska Anlasmalar Da Imzalandi. Imzalanan Anlasmalar, Tarim Ve Saglik Alaninda Isbirligini, Iki Ulke Disisleri Bakanligi Arasinda Karsilikli Istisarelerin Yapilmasini Ongormektedir. Iki Ulke Ayrica, Bir Guvenlik Anlasmasi Da Imzaladi. (kabm/vg)(dg/ro)
Alem El Youm
Ankara Ve Kahire'de Karsilikli Kultur Merkezleri
Kahire, 28/07(bye)--- Gunluk Tiraji 200 Bin Olan Bagimsiz Alem El Youm Gazetesinin 28 Temmuz 1999 Tarihli Sayisinda, Yukaridaki Baslik Altinda Imzasiz Olarak Yayimlanan Haberin Cevirisi Soyledir:
Misir Ve Turkiye'de Karsilikli Kultur Merkezleri Kurulmasi Icin Calismalar Halen Surmektedir. Boylece Ankara'da Bir Misir Kultur Merkezi Ve Kahire'de De Bir Turk Kultur Merkezi Kurulacaktir. Bu Yonde Atilan Adimlar, Iki Ulkenin Aralarindaki Tarihi Iliskileri Ozellikle, Kultur Ve Ekonomik Alanlarda Zenginlestirmek Arzusunu Ortaya Koymaktadir.
Misir Disisleri Bakanligi'nin Bir Yetkilisi, Kurulacak Olan Bu Iki Kultur Merkezinin Hem Misir, Hem De Turkiye'deki Koklu Kulturel Iliskilerin Cagdas Ve Uygar Yuzunun Ifadesi Olacagini Soyledi.
Ankara'daki Misir Kultur Merkezi, Duzenlenecek Kulturel Paneller, Sanat, Tiyatro Ve Sinema Etkinlikleri Yoluyla Turkiye'de Misir'in Kulturel Vitrinini Canlandiracaktir. Merkez Ayrica, Duzenleyecegi Etkinliklerle Misir Aydinlarini Turk Akranlariyla Kaynastiracaktir. (kabm/vg)(ro)
-
1998
# Die Presse
Avrupa Mi, Degil Mi? Iste Asil Sorun Bu
# Stuttgarter Zeitung
Sorunlu Ortak
# Wiener Zeitung
Turkiye Ab Ile Yeniden Diyalog Istiyor... Ankara: 'erken Secimler Gelecek Nisan'da'
# The Daily Telegraph
Turkiye, Ab'ye Sirtini Donmeye Hazir
# Le Monde
Turkiye, Avrupa Birligi Ile Diyalogu Tekrar Baslatmak Icin Girisimde Bulunuyor
# Reuter
Turkiye Basbakani Mesut Yilmaz, Ab Ile Ileride De Zor Gunler Yasanacagini Dusunuyor
# Der Standard
Kuruyan Ada'ya Ozlenen Islaklik
# Liberazione
Kibris... Yunanistan-abd Polemigi
# Kiryakatiki Elefterotipia
Atina-washington Iliskilerinde Firtina
# Afp
Ankara, Theodoros Pangalos'un 'tehdit Edici Aciklamalarini Kinadi'
# Reuter
Turkiye... Depremin Ardindan Supriz Bir Sekilde Petrol Bulundu
Die Presse
Avrupa Mi, Degil Mi? Iste Asil Sorun Bu
Viyana, 28/07(bye)--- Tiraji Gunde 100 Bin Olan Liberal Sag Egilimli Die Presse Gazetesinin 28 Temmuz 1998 Tarihli Sayisinda Yukaridaki Baslik Altinda Yayimlanan Bruksel Cikisli Haberin Cevirisi Soyledir:
Gorunuse Bakilirsa Turkiye, Ab Ile Diyalogu Yeniden Canlandirmak Istiyor.
Su Gunlerde Ankara'dan, Turkiye'nin Ab Politikasina Iliskin Celiskili Sinyaller Geliyor: Basbakan Mesut Yilmaz'in Hafta Sonunda Avrupa'nin Artik Cabalarin Odak Noktasini Olusturmayacagini Bildirmesine Karsin, Simdi Yine Ab Ile Aralik'ta Kesilen Diyaloga Yeniden Baslanmasi Soz Konusu.
"agence Europe" Gazetesinin Ab Disisleri Komiseri Hans Van Den Broek Tarafindan Dogrulanmayan Bir Haberine Gore, Turkiye Cuma Gunu Avrupa Komisyonu Ile Bakanlar Konseyi'ne, Icinde Ab'ye Uyeligin "nihai Hedef" Olarak Tanimlandigi Bir Belge Sundu. Belgede, Turkiye'nin Ab Yolunun 1995'de Kararlastirilan Gumruk Birligi'nden Gececegi Ve Gumruk Birligi'nin, Turkiye Gelecekte Ab Uyesi Olmadikca Islevini Yerine Getiremeyecegi Belirtiliyor. Ab Komisyonu'nda, Gumruk Birligi'nin Uygulanmasini Konu Alan Bir Yakinlasma Stratejisi Uzerinde Calisildigina Isaret Edildi.
Stuttgarter Zeitung
Sorunlu Ortak
Bonn, 28/07(bye)--- Tiraji Gunde 274 Bin Olan Liberal Egilimli Stuttgarter Gazetesinin 28 Temmuz 1998 Tarihli Sayisinda Yukaridaki Baslik Altinda Yayimlanan Adrian Zielcke Imzali Yorumun Cevirisi Soyledir:
Hem Turkiye'de Hem De Almanya'da Uzun Yillar Dostluktan Bahsedildi. Oysa Her Iki Ulkenin Ruyadan Uyanisi Aci Oldu. Almanya'da Basbakan Yilmaz'a Umut Baglanilmisti. Ancak Ozellikle Onun Sert Cikis Ve Olcusuz Benzetmeleri Iliskileri Sikintiya Soktu. Bu, Hristiyan Demokrat Partisi Hukumet Baskanlarinin, Sozde Avrupa Birligi'nin (ab) Bir Hristiyan Klubu Oldugunu Acikca Beyan Etmelerine Gosterilen Bir Tepkiydi. Turkiye, Avrupa'da Yeri Olmadigini Anladi. Ab'nin, Turkiye'yi Tam Uyelik Muzakerelerine Davet Etmemeye Karar Verisinin Esas Nedeni Din Degil De Ulkedeki Kosullarin Kendisiydi.
Abd'nin, Stratejik Oneme Haiz Ulkenin Ab'ye Alinmasi Yonunde Israrli Tavri Karsisinda Avrupa'nin Gosterdigi Red Gerekceleri Mantiklidir. Gerci Turkiye Islam Aleminde Demokrasi Ile Yonetilen Yegane Ulke, Ancak Demokratik Yapilar Koklesmis Degil. Zira Uluslararasi Af Orgutu Raporu Acik Bir Dil Kullaniyor. Buna Gore Genelkurmay Baskanligi Hala Her Hukumetten Daha Guclu Bir Konumda. Zira Yilmaz Bunu, Generallerin Destegine Ihtiyaci Olmadigini Sandigi Anda Anlamis Oldu. Ekonomik, Sosyal Ve Toplumsal Sorunlari Olan Turkiye Gibi Bir Ulkeyi Ab'ye Almakla Toplulugun Istikrarsiz Hale Gelecegi Belirtiliyor. Bunu Turk Politikacilar Da Biliyor. Bundan Dolayi Simdi Yilmaz'in, Abd, Rusya Ve Japonya Ile Iliskilerini Gelistirmek Istedigi Sozleri Pek Fazla Ikna Edici Degil. Zira Turkler Ciddi Olarak Rus Ya Da Japon Yardimina Umit Baglayamazlar. Abd'den Ise Sadece Askeri Yardim Beklenebilir. Turkiye Icin Gercek Yardim Eskiden Oldugu Gibi Avrupa'dan Gelir.
Wiener Zeitung
Turkiye Ab Ile Yeniden Diyalog Istiyor... Ankara: 'erken Secimler Gelecek Nisan'da'
Viyana, 28/07(bye)--- Tiraji Gunde 30 Bin Olan Bagimsiz Ancak Devlet Tarafindan Cikarilan Wiener Zeitung'un 28 Temmuz 1998 Tarihli Sayisinda Yukaridaki Baslik Altinda Yayimlanan Bruksel Cikisli Haberin Cevirisi Soyledir:
Ankara, Ab Ile Gecen Aralik'ta Kestigi Diyalogu Yeniden Kurmak Istiyor. Pazartesi Gunu Ab Tarafindan Henuz Resmen Dogrulanmayan Basin Haberlerine Gore, Turkiye Cuma Gunu Avrupa Komisyonu Ve Bakanlar Konseyi'ne Bir Strateji Raporu Verdi.
Ankara, Raporda, Ab Uyeligini Yeniden Isbirliginin "nihai Hedefi" Olarak Tanimliyor. Basbakan Mesut Yilmaz, Gectigimiz Gunlerde Ab Ile Iliskilerde Bir Degisimin Olacagini, Avrupa'nin Artik "tek Basina Odak Noktasini Olusturmayacagini" Belirtmisti.
Bruksel'deki Ab Enformasyon Gazetesi "agence Europe", Raporda, Aralik 1995'de Kararlastirilan Gumruk Birligi'nin Turkiye'nin Ab Yolunu Acacaginin Ve Turkiye Gelecekte Ab Uyesi Olarak Taninmadikca Gumruk Birligi'nin De Islevini Yerine Getiremeyeceginin Belirtildigini Yazdi. Belgede, Turkiye'nin Gecen Aralik'taki Ab Zirvesinde Diger 11 Aday Icin Gecerli Olan Giris Stratejisinin Disinda Birakilmasindan Da Yakiniliyor.
Ote Yandan Turkiye'de Onumuzdeki 25 Nisan'da Erken Secimler Yapilacak. Basbakan, Cumartesi Gunu Istanbul'da Uc Partili Koalisyonun Bu Konuda Gorusbirligine Vardigini Acikladi.
The Daily Telegraph
Turkiye, Ab'ye Sirtini Donmeye Hazir
Londra, 28/07(bye)--- Tiraji Gunde Bir Milyon Olan Muhafazakar Egilimli The Daily Telegraph Gazetesinin 28 Temmuz 1998 Tarihli Sayisinda Yukaridaki Baslik Altinda Ab Muhabiri Toby Helm Imzasiyla Yayimlanan Bruksel Cikisli Yazinin Cevirisi Soyledir:
Turk Basbakani Mesut Yilmaz, Ab'ye, Ankara'yi Avrupa'da Istikbaldeki Rolu Konusunda "yillarca Kasitli Olarak Yanlis Yonlendirme" Sozleriyle Saldirinca, Turkiye Ile Ab Arasindaki Iliskiler Dun Aksam Cokme Noktasina Geldi.
Yine Yilmaz'in Turkiye'nin Ab'nin Yarattigi Hayal Kirikligi Nedeniyle Avrupa'dan Uzaklastigi Ve Abd, Rusya Ve Japonya Ile Daha Yakin Baglar Kurmaya Basladigi Seklindeki Sozleri Diplomatik Cevrelerde Panik Yaratti.
Yilmaz'in Alman Gazetesi Welt Am Sonntag'da Yayimlanan Bir Mulakatta Yeralan Bu Sozleri, Yunanistan Disisleri Bakani Theodoros Pangalos'un Abd'yi Kibris Sorununu Cozme Istegi Konusunda Yalan Soylemekle Suclamasiyla Ayni Ana Rastladi.
Pangalos'un Sozlerinin Anlami Su: Yunanistan Abd'yi Iki Eski Dusmana Yonelik Politikasinda Cok Fazla Turk Yanlisi Ve Yunan Karsiti Olarak Algiliyor.
Bu Soz Savasi Ab Yetkililerini, Aslinda Birbirleriyle Bagli Olan Ab-turkiye Iliskileri Ve Bolunmus Kibris'in Gelecegi Konularindaki Krizlerin Nasil Cozumlenecegi Konusunda Kara Kara Dusunduruyor. Cunku Her Iki Kriz De Ab'nin Onumuzdeki Yuzyilin Baslarindaki Planlanmis Genislemesini Tehdit Ediyor.
Goruldugu Kadariyla Kasitli Olarak Sarfettigi Ab Aleyhtari Sozleriyle Yilmaz Bu Hafta Sonunda, Turkiye'nin Gecen Aralik Ayinda Uyelik Adayliginin Reddedilmesinden Sonra Avrupa'nin Disina Yonelmekten Baska Bir Secenegi Kalmadigini Ifade Etti.
Yilmaz Ayrica Ingiltere'nin, Turkiye'nin Ab Uyeligi Konusunda Aday Olarak Taninmasi Yonunde Almanya Dahil Ab Uyelerini Ikna Edemedigi Cardiff Zirvesi'nin De Ankara'nin Cikarlarinin Baska Taraflarda Bulundugunu Teyid Ettigini Soyledi.
Yilmaz Soyle Dedi: "zirve, Bos Laflar Disinda Hicbir Gelisme Saglamadi. Yillardir Kasitli Olarak Yanlis Yonlendirildigimizi Artik Anlamamiz Gerekiyor."
Aralik Ayinda Ab Liderleri Turkiye'yi Ab Uyeligi Kuyrugunda Bekleyen Ulkeler Arasina Sokmayi Reddederken, Dogu Anadolu'da Ayrilikci Etnik Kurtlerle Uzun Suredir Devam Eden Ihtilafi, Insan Haklari Ihlallerini Ve Kibris Sorununu Gerekce Olarak Gostermislerdi.
Bu Arada Ne Ab'ye Girme Arzusu Ne De Kibris Uzerinde Turkiye'ye Taviz Verilmemesi Konusunda Kararli Olan Yunanistan, Baskan Clinton'u Kibris Meselesini Cozme Sozunu Yerine Getirmemekle Suclayarak Bu Konuda Esnek Davranmayacagini Gosterdi.
Atina'nin Da Destekledigi Lefkosa'daki Kibris Rum Hukumeti'ne, Bu Yil Sonuna Dogru Rus Yapimi S-300 Ucaksavar Fuzelerini Konuslandirma Planindan Vazgecmesi Icin Washington Yogun Baski Yapiyor. Atina Ise Konuslandirmanin Gerceklesecegini Acik Acik Ifade Ediyor.
Le Monde
Turkiye, Avrupa Birligi Ile Diyalogu Tekrar Baslatmak Icin Girisimde Bulunuyor
Paris, 28/07(bye)--- Le Monde Gazetesinin 28 Temmuz 1998 Tarihli Sayisinda Yukardaki Baslik Altinda Nicole Pope Imzasiyla Yayimlanan Istanbul Cikisli Haberin Cevirisi Soyledir:
Soguk Gecen Uzun Bir Donemin Ardindan Turkiye Ile Avrupa Birligi Arasindaki Buzlar Yavas Da Olsa Erimeye Basliyor. 1997 Aralik Ayinda Luksemburg'da Toplanan Avrupa Zirvesinde Avrupalilar, Kibris Da Dahil Olmak Uzere 11 Ulke Ile Uyelik Surecini Baslatma Karari Almislar, Ancak 1963 Yilindan Bu Yana Birlige Aday Olan Turkiye'yi Bu Surece Dahil Etmemislerdi. O Tarihten Bu Yana Ankara'nin Ofkesi Gecmedi Ve Turk Yetkililer Avrupa Birligi'ne Adayliklarindan Vazgecmeyi Bile Dusunduklerini Acikladilar.
Iliskiler Henuz Tam Anlamiyla Duzelmis Degil. Ancak Turkiye Birkac Gun Once Avrupa Birligi Donem Baskanligini Yuruten Avusturya Hukumeti'ne, Iliskileri Tekrar Baslatmak Ve Gelistirmek Icin Bir Oneri Raporu Sundu. Esasen, Avrupalilarin, Ankara'ya Karsi Tutumlari Konusunda Hazirladiklari Bir Oneriye Cevap Niteligi Tasiyan Bu Rapor Yapici Bir Diyalogun Tekrar Baslatilabilmesi Icin Bir Temel Teskil Edilebilir. Raporunda Turkiye, Ab-turkiye Iliskilerinin Tekrar Rayina Oturtulabilmesi Icin Iki Onemli Sart One Suruyor: Birincisi, Ankara Avrupa Birligi'nden, Gumruk Birligi Anlasmasi Cercevesinde Vaadedilen Yardimin Odenmesini Bekliyor. Yunan Vetosu Nedeniyle 400 Milyon Dolardan Fazla Tutardaki Yardim Fonu Turkiye'ye Verilemiyor. Avrupalilar Turkiye'ye Olan Borclarinin Bilincindeler. Bu Fonlarin Odenecegi Raporda Belirtiliyor, Ancak Su Ana Kadar Yunan Vetosunun Ustesinden Gelebilmek Icin Hicbir Yol Bulunamadi.
Turkler Ayni Zamanda Bir Diyalog Forumu Olan Ancak Asla Gerekli Duzen Icerisinde Ve Etkinlikte Calisamayan Ortaklik Konseyinin Cok Daha Iyi Calismasini Istiyorlar. Ankara Tarifindan One Surulen Konular Arasinda Gumruk Birliginin Uygulanmasina Iliskin Teknik Detaylar Da Bulunuyor. Turkler Turizm, Enerji Ve Cevre Gibi Degisik Alanlarda Da Mali Yardim Programina Katilabilmeyi Istiyorlar. Raporun Bir Bolumu De Avrupa Birligi Ulkelerinde Yasayan Turklere Ve Iscilerin Serbest Dolasimina Ayrilmis.
Bu Yeni Raporun Yayimlanmasi Iliskilerde Hafif Bir Yumusamanin Oldugunu Gosteren Tek Isaret Degil. Yakinlarda, Disisleri Bakani Ismail Cem, Luksemburg Zirvesinden Bu Yana Ilk Defa Avrupali Buyukelcileri Bir Yemeye Davet Etti. Avrupali Bir Buyukelci, "cardiff'de Duzenlenen Son Ab Zirvesinden Beri Ortam Daha Ilimli" Seklinde Konusuyor. Cardiff Zirvesinde Turkiye Lehine Hicbir Somut Sonuc Cikmamisti, Ancak Ingiltere Basbakani Tony Blair, Avrupalilarin Turkiye Ile Iliskileri Gelistirme Arzusunda Olduklarini Ifade Etmisti.
Son Gunlerde Avrupali Iki Konuk Turkiye'deydi. Ispanyol Basbakani Jose Aznar Ozellikle Turkiye'ye Karsi Uygulanan Uyelik Kiriterlerinin Diger Aday Ulkelere Uygulanan Kriterlerle Ayni Olmasi Gerektigini Ifade Etti. Kuzey Ulkelerinden Ziyade, Akdeniz Ulkeleri Ile Her Zaman Daha Rahat Anlasabilen Turkiye, Avrupa Birligi'ne Uyeligi Sirasinda Tarihinin Karanlik Bir Donemini Geciren Ispanya'nin Destegine Ozel Bir Hassasiyet Gosteriyor. Diger Konuk Ise Bundestag Baskani Bayan Rita Sussmuth Idi. Turklerin Gozunde Yunanistan'la Birlikte Almanya Luksemburg'ta Turkiye'nin Dislanmasinin Baslica Sorumlusuydu. Turk Basinina Gore, Insan Haklari Ve Demokrasi Konusunda Sorular Soran Bayan Sussmuth Ile Bircok Miletvekili Arasinda Sert Konusmalar Cereyan Etmisti.
Turklerin Kizginligi Hala Devam Ediyor. Turk Kamuoyuna Gore Luksemburg Bir Avrupa Hayaline Son Noktayi Koydu. Bu Ruya, Avrupali Diplomatlarin Beceriksizligi Ve Turk Yetkililerin Pek Gercekci Olmayan Beyanatlari Yuzunden Aniden Sona Erdi. Luksemburg'taki Bu Dislama Ozellikle, Turkiye'nin Avrupa Birligi Ile Entegrasyonunu Israrla Savunan Bati Yanlisi Turkleri Yaralamisti.
Turkiye Yavas Yavas Duygusalligini Yeniyor Ve Temaslara Basliyor. Yayimlanan Son Rapor, Pusulanin Hala Avrupa Birligi'ni Gosterdigini Ortaya Koyuyor. Ancak Avrupa Birligi Ile Daha Once Romantik Iliskileri Olan Turkiye'nin Bundan Boyle Bir Mantik Evliligi Yapacagi Anlasiliyor.
Reuter
Turkiye Basbakani Mesut Yilmaz, Ab Ile Ileride De Zor Gunler Yasanacagini Dusunuyor
Ankara, 28/07(reuter)(bye)--- Turkiye Basbakani Mesut Yilmaz Bugun Yaptigi Aciklamada, Ulkesinin Ab Ile Zarar Gormus Iliskilerinin Duzelmesi Icin Zaman Ve Caba Gerektigini Belirtti.
Anadolu Ajansi, Yilmaz'in, "ab Ile Iliskilerimizde Yasanan Son Gelismelere Bakarak Daha Uzun Ve Zorlu Bir Gecis Donemi Yasayacaga Benziyoruz" Dedigini Kaydetti.
Turkiye Hala, Ab'nin, Gecen Yilki Luksemburg Zirvesi'nde Uzun Suredir Beklemede Olan Uyelik Basvurusunu Rafa Kaldirmis Olmasina Cok Kizgin.
Yilmaz, "avrupa Kulturunun En Onemli Yani Kendi Hatalarini Farkedebilmesi Ve Medeni Tartismalarla Ozelestiriye Acik Olmasidir" Dedi.
Der Standard
Kuruyan Ada'ya Ozlenen Islaklik
Viyana, 28/07(bye)--- Tiraji Gunde 100 Bin Olan Liberal Sol Egilimli Der Standard Gazetesinin 28 Temmuz 1998 Tarihli Sayisinda Yukaridaki Baslik Altinda Yayimlanan Istanbul Cikisli Ve Astrid Frefel Imzali Haberin Cevirisi Soyledir:
Gectigimiz Hafta Sonu Suleyman Demirel Ile Ilk Kez Bir Turk Devlet Baskani Kuzey Kibris'i Ziyaret Etmis Oldu. Demirel, Lefkosa'daki Parlamento Onunde Sadece Ankara Tarafindan Taninan Kuzey Kibris Turk Cumhuriyeti Vatandaslarina Hitabederek Turkiye'nin Hep Yanlarinda Olacagini Soyledi. Demirel'in Yaninda Getirdigi Ise Uzun Suredir Ozlenen Seydi. Zira, Su Yetersizligi Iki Kesimdeki Insanlarin Da Gunluk Yasamini Siyasi Gerginlikten Daha Fazla Etkiliyor.
Ilk Asamada, Cumartesinden Itibaren Iki Buyuk Kuzey Kibris Kentine Anakara'daki Soguksu Nehrinden Tankerlerle Icme Suyu Getirilecek. Suyun Uzerinden Cekilebilen, 30 X 118 Metre Boyutlarindaki, Birbirine Zincirlerle Kenetlenmis Uc Tanker Ile Yilda Yedi Milyon Metrekup Su Tasinabilecek. Tasima Masraflarini Ve Dolum Istasyonlarini Devlet Su Isleri Ustlenecek.
Ancak Bu Oldukca Pahaliya Malolan Bir Ilkadim. Asil Rahatligi, Daha Planlanmakta Olan Deniz Alti Boru Hatti Getirecek. 160 Milyon Dolarlik (iki Milyar Silin) Bu Projenin Gerceklestirilmesine 1999'da Baslanacak Ve Proje 30 Ay Surecek.
Kibris Yillardan Beri Su Sikintisi Cekiyor. Mevcut Kaynaklardan Daimi Olarak Kapasitenin Ustunde Su Cekiliyor Ve Bunun Sonucu Olarak Su Seviyesi Surekli Dusuyor. Bircok Limon, Portakal Bahcesi Sulama Suyu Olmadigindan Isletilemiyor.
Su Sikintisi Ada'nin Hem Turk Hem De Rum Kesimini Etkiliyor. Simdiye Kadar Bm, Kaynaklarin Adilce Paylasilmasini Sagladi. Kibris Turklerinin Lideri Rauf Denktas, Hafta Sonunda Kibris Rumlarina Da Yeni Kaynaktan Yararlanma Teklifinde Bulundu.
Demirel, Ada'yi Ziyareti Sirasinda, Rum Kesimine Yerlestirilmesi Planlanan Rus Hava Savunma Fuzelerine Iliskin Olarak Atina'ya Sert Bir Uyarida Bulundu: Cumhurbaskani, Yunanistan'in Askeri Bir Mudahale Planladigini Iddia Ederek, Kibris Turklerini Tehdit Edenlerin, Kendilerine "bir Ders" Verilmesini Hesaba Katmak Zorunda Olduklarini Soyledi.
Liberazione
Kibris... Yunanistan-abd Polemigi
Roma, 28/07(bye)--- Komunist Yeniden Kurulus Partisi'nin Yayin Organi Olan Liberazione Gazetesinin 26 Temmuz 1998 Tarihli Sayisinda, Yukaridaki Baslik Altinda Yayimlanan Haberin Ozet Cevirisi Soyledir:
Haberde; Yunanistan Ile Amerika Arasinda Kibris Konulu Polemiklerin Devam Ettigi, Atina'daki Amerikan Buyukelcisi Nicholas Burns'un Yunan Disisleri Bakani Tarafindan Bill Clinton'a Yapilan "yalanci" Suclamalari Sebebiyle Bir Protesto Notasi Gonderdigi Ancak, Yunan Hukumet Sozcusu Reppas'in Disisleri Bakani'ni Korudugu, Gercekte De Clinton Tarafindan Verilen Sozlerin Tutulmadigini Bildirdigi; Yunanistan'in Abd'nin Turk Tarafini Tutmakta Oldugu Kanisina Varmis Oldugunu Ifade Ettigi Bildirilmektedir.
Cumhurbaskani Suleyman Demirel'in Kibris Ziyareti Sirasinda Kibris'in Bir Ikinci Girit Olmayacagini Belirttigi, 1912 Yilinda Girit'in Acik Bir Sekilde Turkiye Tarafindan Yunanistan'a "bagislanmis" Oldugunu Ifade Ettigi Kaydedilmektedir.
Kiryakatiki Elefterotipia
Atina-washington Iliskilerinde Firtina
Atina, 28/07(bye)--- Kiryakatiki Elefterotipia Gazetesinin 26 Temmuz 1998 Tarihli Sayisinda, Stratis Liarellis Imzasi Ile Yukaridaki Baslik Altinda Yayimlanan Yorumun Cevirisi Soyledir:
Sonbaharin Ozellikle Kibris Ve Turk-yunan Iliskileri Acisindan Cok Zor Bir Donem Olacagi Anlasiliyor.
Bunun Yanisira Son Iki Gun Icinde Abd Ve Yunanistan Iliskilerinde Ortaya Cikan Durumun Yaratacagi Gelismelerin De Cok Onemli Olacagi Saniliyor. Abd Disisleri Bakanligi'nin Kibris Konusundaki Ozel Koordinatoru Miller, Pangalos Ve Tsohatsopoulos'un Aciklamalari Uzerine Atina Ziyaretini Iptal Etti. Ayni Zamanda Abd'nin Atina Buyukelcisi Burns De, Yunan Hukumeti Nezdinde Girisimde Bulundu. Abd Disisleri Bakanligi Da, Pangalos'un Aciklamalarindan Duydugu Rahatsizligi Dogrudan Yunan Tarafina Acikladi.
Atina'da Hukumet Yetkilileri, Abd'ye Karsi Bu Yondeki Politikanin Izlenecegini Vurgulayarak, Pangalos'un "amerikalilarin Suclu Tarafi Destekledigi" Yonundeki Aciklamasini Tekrarladilar. Anlasildigi Kadariyla, Pangalos'un Amerikan Aleyhtari Uslubu, Hukumetin Bu Konuda Aldigi Kararlardan Kaynaklaniyor.
Hukumet Kaynaklari, Abd-yunan Iliskilerindeki Bunalimin Gecici Oldugunu Ve Bunalimin Silahlanma Programiyla Ilgili Olmadigini Belirttiler. Abd'nin Bu Konuda Izleyecegi Tutuma Gore Atina Da "bir Nalina Bir De Mihina" Seklinde Bir Politika Izleyecek.
Kibris'ta Sicak Bir Olay Cikabilecegi Yonundeki Senaryolar Cercevesinde Bu Sonbaharin Onemli Bir Donem Olmasi Bekleniyor. Bir Diplomatik Kaynak, Sonbaharda Olumsuz Gelismeler Kaydedilmesi Halinde, Cok Kritik Olaylar Olabileceginden Sozetti.
Bu Arada Sir David Hannay, Amerikali Ve Avrupalilarin Koordineli Faaliyetler Yaptiklarini Ortaya Koyan Bazi Aciklamalar Yapti. Yeni Amerikan Girisimi Hakkinda Bilgi Verilmemesine Ragmen, Abd Asagida Vurguladigimiz Durumlara Gore Hareket Edecektir.
1. Abd, Kibris Uzerindeki Ucuslarla Ilgili Bir Moratoryuma Karsilik, S-300 Fuzelerinin Ada'ya Konuslandirilmasinin Iptal Edilmesini Onerecek. Atina Ve Lefkosa, Ucuslarla Ilgili Moratoryum Konusunda Uluslararasi Toplum Tarafindan Bir Garanti Verilmesi Yonundeki Tezlerinde Israrli Gorunuyorlar.
2. Yunan Tarafi Ayrica, Ada'da Askeri Diyalogun Yinelenmesini Arzu Ediyor Ve S-300 Fuzeleri Konusunda Asagidaki Su Uc Alternatif Senaryoyu Inceliyor.
A- S-300 Fuzeleri Kibris'a Sevkedilecek. Ancak Konuslandirilmayacak,
B- Turkiye'deki Secimlere Kadar, Fuzeler Kibris'a Gonderilmeyecek,
C- Ya Da S-300'lerin Yerine Daha Kisa Menzilli Fuzeler Siparis Edilecek.
Son Senaryonun, Abd Disisleri Bakani Albright'in Klerides'e Gonderdigi Mektuptaki Dusuncesine Cok Uygun Oldugu Goruluyor.
3. Askeri Diyalogun Yinelenmesi Yonundeki Onerinin Yanisira Ab Donem Baskani Avusturya Da Klerides'e Gonderdigi Bir Mektupta, Sahte Devlete Karsi Uygulanan Ekonomik Abargonun Kaldirilmasini Istedi. Tabii Abd De, Ab'in Bu Gorusunu Destekliyor Ve Boylelikle Kibrisli Turklerin De Uyelik Muzakerelerine Katilmalari Amaclaniyor.
Isgal Kesimini Ziyaret Eden Turk Cumhurbaskani Demirel'in "kuzey Kibris, Ekonomik Acidan Turkiye'nin Bir Vilayetidir" Seklindeki Sozlerine De Bir Rastlanti Denemez. Demirel, Kibris'i Girit'e Benzeterek, Ankara'nin Ilerideki Planlarini Da Aciklamis Oldu. Ankara, Kibris Konusundaki Gelismelerin, Kibris'in Ab Uyeliginin Ve Turk-yunan Iliskilerinin Bir Paket Halinde Ele Alinmasini Amacliyor.
Afp
Ankara, Theodoros Pangalos'un 'tehdit Edici Aciklamalarini Kinadi'
Ankara, 28/07(afp)(bye)--- Turkiye Bugun, Yunan Disisleri Bakani Theodoros Pangalos'un, Turk Asilli Yerel Musluman Azinligin Islerine "mudahale Etmekle" Sucladigi Turkiye'nin Gumulcine Baskonsoloslugu'na Karsi "tehdit Edici Aciklamalarini Sert Bir Sekilde Kinadi.
Turkiye Disisleri Bakanligi'nin Yayinladigi Bildiride, "yunanistan Disisleri Bakani Theodoros Pangalos, Bati Trakya'ya Gerceklestirdigi Bir Gezi Sirasinda Turkiye'nin Gumulcine Baskonsoloslugu'na Karsi Tehdit Edici Aciklamalar Yapti. Pangalos'un Aciklamalarini Kiniyoruz" Denildi.
Pangalos Pazar Gunu Gumulcine'de Yaptigi Kisa Konusmada, Turkiye Konsoloslugunun "yeterince Sinirli Olan Yetkilerini Astigini" Ve Durum Bu Sekilde Devam Ettigi Surece Ve Konsolosluk Yetkililerinin Uluslararasi Normlara Uymamasi Durumunda, Ornek Bir Dersle Karasi Karsiya Kalacaklarini Belirtmisti.
Bildiride, Pangalos'un Tutumuna Atifta Bulunularak, "pangalos'un Kisiligi Gozonu Alindiginda, Bu Tur Aciklamalari Sasirtici Degil" Denildi.
Bildiride, "bununla Birlikte, Bir Disisleri Bakani'nin, Bu Bakanin Ulkesindeki Uluslararasi Anlasmalara Uygun Olarak Komsu Bir Ulkeyi Temsil Eden Baskonsolosa Karsi Bu Sekilde Sozler Sarfetmesini Kaygiyla Karsilamamak Imkansizdir" Denildi.
Reuter
Turkiye... Depremin Ardindan Supriz Bir Sekilde Petrol Bulundu
Ankara, 28/07(reuter)(bye)--- Yerel Yetkililer Tarafindan Bugun Yapilan Bir Aciklamada, Gecen Ay Turkiye'nin Guneyinde Gerceklesen Deprem Sonucunda Beklenmedik Bir Sekilde Petrol Bulundugu Kaydedildi.
Bir Ay Once Richter Olcegine Gore 6.3 Siddetinde Bir Deprem Yasanan Ceyhan Yakinlarinda Su Kuyusu Acan Koyluler, 140 Kisinin Olumu Ile Sonuclanan Depremin Ardindan Actiklari Kuyuya Donduklerinde Kuyudan Kahverengi Bir Sivi Ciktigini Kesfettiler.
Ceyhan Kaymakami Mehmet Oklu Reuter'e Yaptigi Aciklamada, "kola Gibi Kahverengi Bir Siviydi. Ne Oldugunu Merak Ettiler Ve Sonra Yanici Oldugunu Kesfettiler. Bu Nedenle Sivinin Petrol Olabilecegini Dusunduler" Dedi.
Oklu, Bir Devlet Isletmesi Olan Tpao'ya Bagli Bilimadamlarinin Sozkonusu Siviyi Incelediklerini Ve Bunun Petrol Oldugunu Teyid Ettiklerini Soyledi.
Oklu Ayrica, Arastirma Yapan Bilimadamlarinin, Sozkonusu Petrolun Irak Ham Petrolunu Turkiye'nin Ceyhan Petrol Terminaline Tasiyan Boruhattindaki Bir Kacaktan Kaynaklaniyor Olabilecegi Yonundeki Kuskulari Sona Erdirdigini Belirtti.
-
Yabancı basın-yayın organlarının 28 Temmuz 2004 tarihli sayılarında, birinci sayfalarında ya da haber bültenlerinde yer verdikleri haber ve gelişmelerin özet dökümü ülkelerine göre şöyledir:
ALMANYA:
-- Hükümetin iki yıl önce yüksek okulları reforme etmek amacıyla başlattığı "Genç Profesörler" projesi, Federal Anayasa Mahkemesi tarafından yasal bulunmadı. Karlsruhe, yetkinin, eyaletlerde olduğuna hükmetti.
-- SPD Genel Başkanı Müntefering, partisinin, Anayasa'nın öngörmediği referanduma karşı olduğunu açıkladı.
-- Bavyera Eyaleti Bakanlar Kurulu şiddetli eleştirilere rağmen, devlet memurlarının haftalık çalışma saatlerini 40'dan 42'ye çıkarma kararı aldı.
-- Saarland Eyaleti Eğitim Bakanı, imla reformunda değişikliğe gidilmesi için, Eğitim Bakanları Konferansı yapılmasını talep etti. İlgili dernekler, reformdan vazgeçilmesinin değişikliğe gidilmesinden daha ucuza mal olacağı görüşündeler.
-- Alman Kızıl Haç Başkanı, İçişleri Bakanı Schily'nin mülteciler için Kuzey Afrika'da kamp kurulması fikrini destekliyor.
-- Alman postanesi, ülke genelinde çok sayıda şubesini kapatma kararı aldı.
-- Uyuşturucu kullanan Alman gençlerinin sayısı son 10 yılda üç katına çıktı.
-- Almanya'da fiyatlar, euronun tedavüle girdiği Ocak 2002'den beri yüzde 3.3 arttı.
-- Konjonktürde hareketlilik. Alman ekonomisinin havası iyileşiyor. Federal Merkez Bankası, büyüme tahminini yükseltti.
-- Clinton, Bush'u Amerika'yı ikiye bölmekle suçladı. Sağ çizgiyi eleştirerek, sosyal adaletsizlikten yakınan Clinton, Kerry için destek istedi.
-- Güney Kore, Kuzey Kore'den 200 ilticacı kabul etti.
-- Arafat istediğini kabul ettirdi. Kurey, başbakan olarak kalıyor.
AVUSTURYA:
-- Başbakan Wolfgang Schüssel, Avusturya'nın AB Komisyonu'ndaki temsilcisinin işleri Bakanı Benita Ferero-Waldner olacağını açıkladı. Schüssel Fereo-Waldner'in Brüksel'de hangi görevi üstleneceğinin Komisyon Başkanı Barroso tarafından belirleneceğini söyledi.
-- Avusturya İşçi ve Memur Birliği ve Memur Sendikaları Başkanı Fritz Neugebauer'in 55 yaşın altındaki memurlara yeni emeklilik sistemine geçme konusunda seçim özgürlüğü tanınması, memurluğa yeni başlayanların ise otomatikman yeni sisteme tabi tutulmaları yolundaki önerisi, hükümet saflarınca reddedildi. Hükümet memurlara özel haklar tanınmasına karşı çıkıyor.
-- Yeni Adalet Bakanı Karin Miklautsch, hapishanelerde personel sayısının ve barındırma kapasitesinin artırılmasıyla güncel sorunların bertaraf edilebileceği görüşünde. Bakan, mahkumların cezaları dolmadan şartlı olarak serbest bırakılmalarına karşı. Hapishanelerdeki mahkum sayısı 2000 yılında 6.800 iken, bugün 8.400 civarında.
-- Filistin lideri Arafat ile Başbakan Ahmet Kurey arasındaki anlaşmazlık giderildi. Kurey, Arafat'ın güvenlik konusunda kendisine yetki vermesi üzerine, istifa talebini geri çekti. Böylece Filistin'deki hükümet krizi de sona ermiş oldu.
-- Sudan yaptırım tehditlerine kulak asmıyor. Darfur'daki katliam yüzünden Sudan'a yapılan uluslararası baskı giderek artarken, Sudan hükümeti ülkedeki zengin petrol yataklarının verdiği güvenle Avrupa'ya kafa tutuyor.
YUNANİSTAN:
-- Yunan Merkez Bankası tarafından yapılan bir araştırmaya göre, nisan ayında Atina'daki gayrimenkul fiyatlarında yüzde 2.6 oranında düşüş kaydedilirken, diğer kentlerde yüzde 6.8 artış kaydedildi.
-- Kıbrıs hükümeti, ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü'nün Attila'nın işgal kesiminde bulundurduğu ABD menşeli silahları yasallaştıran açıklamasını protesto etti.
-- ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Adam Ereli, dün yaptığı açıklamada, Kıbrıs'ın askersizleştirilmesinden yana olduğunu belirtti ve Annan planının amacının bu olduğunu ifade etti.
-- Başbakan Kostas Karamanlis, İtalya'nın Corriera Della Sera gazetesinde yayımlanan mülakatında, Atina'nın Türkiye'nin Avrupa yönelimini ve Türk Başbakanın ülkesinin demokratikleşmesi yönünde sarf etmekte olduğu çabaları desteklediğini açıkladı.
-- "Statüko"yu korumak amacıyla ittifak; Ankara, Şam ve Tahran'ın yardımıyla, Kürt sorununun "patlamasını" engellemeye çalışıyor. Suriye ve İran ise, Türkiye'nin yardımıyla, Amerikan baskıları karşısında denge kurmaya çabalıyor.
-- Peania'da cami inşaatı konusu nedeniyle son günlerde gösterilen tepkilere ilişkin bir açıklama yapan Milli Eğitim Bakanı Marietta Yanaku, "Demokratik bir toplumda yaşıyoruz. Herkes kendi görüşüne sahip. Cami için yasa var" şeklinde kesin cevap verdi.
-- Ankara'ya 16 Temmuz'da ulaşan, bir uçak kaçırma olayının ardından karada bir hedefin vurulacağı yönündeki bilgiler üzerine, Türkiye'deki havaalanları alarma geçti.
-- Bingöl'ün dağlık bölgelerinde dün Türk güvenlik güçleri ile Kürtler arasında çıkan çetin çatışmalar sırasında iki asker ve dört jandarma şehit düştü.
-- Susurluk skandalına karışan ve 2001 yılında mahkeme tarafından altı yıl hapis cezasına çarptırılan en önemli kişilerden biri olan Korkut Eken, bugün serbest bırakılıyor.
-- Benaki Müzesi'nin Atina'nın Keramikos semtinde bulunan İslam Sanatı Bölümü'nün açılış töreni bugün Başbakan Karamanlis tarafından yapılacak.
-- ELA terör örgütü davasının dünkü duruşmasında konuşan savcı Eleftherios Patsis, ELA ve 17 Kasım terör örgütünün "bileşik kaplar" oluşturdukları teorisini benimsedi.
-- Irak'taki direnişçiler roketler ve intihar saldırılarıyla şiddet eylemlerine devam ederken, geçici hükümeti denetleyecek olan kurumun oluşması amacıyla gerçekleştirilecek Irak Ulusal Konseyi toplantısı cumartesi günü başlıyor. Bu arada, ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell, müttefik ülkelerin şiddet eylemleri ve adam kaçırma olayları nedeniyle Irak'tan kuvvetlerini geri çekmemeleri yönünde çağrıda bulundu.
İSVİÇRE:
-- Afganistan'daki tıbbi yardım grubu, güvenlik nedeniyle ülkeyi terk ediyor.
-- 200'den fazla Kuzey Koreli, Güney Kore'ye iltica etti.
-- Costa Ricalı polis memuru görev yaptığı Şili Büyükelçiliği'nde çalışan dokuz kişiyi rehine alarak rehinelerden üçünü silahıyla vurarak öldürdü, kendisi de intihar etti.
-- Sudan, yabancı askerlerle mücadele etmeye kararlı olduğunu açıkladı.
-- Filistin Başbakanı istifasını geri aldı.
AZERBAYCAN:
-- Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Azerbaycan'ın yurt dışında görev yapmakta olan büyükelçileriyle bir toplantı yaptı.
-- Karabağ Azatlık Teşkilatı üyelerinin yargılanmalarına başlandı.
-- İran Cumhurbaşkanı Muhammed Hatemi, 5 Ağustos tarihinde resmi bir ziyaret için Azerbaycan'a gelecek.
-- Azerbaycan Havayolları Şirketi "AZAL", Türkiye'nin "Saka Korkmaz" şirketine karşı dava açtı.
JAPONYA:
-- Tokyo Bölge Mahkemesi, UFJ Holding ile Mitsubishi-Tokyo Finansman Grubu arasındaki birleşme görüşmelerini durdurma emri verdi.
-- LDP, Üst Meclis Başkanlığına Chikage Ogi'yi atama kararı aldı.
-- Savcılık, Japon Diş Tabipleri Birliği tarafından LDP Hashimoto hizibine verilen rüşvet olayında eski Başbakan Hashimoto'nun ifadesine başvuracak.
-- Maliye Bakanlığı 2005 yılı bütçesinde genel giderleri 48 trilyon 200 milyar olarak belirledi.
-- Hükümet, Kuzey Kore'ye vaat ettiği gıda yardımını gelecek ay gerçekleştirecek.
LÜBNAN:
-- Cumhurbaşkanının görev süresinin uzatılmasına dair polemik devam ediyor.
-- Kurey istifasını geri çekti... Arafat reform çabalarında.
-- Beyrut ve Bağdat, bağlarını sıkılaştırıyor.
-- Powell'ın ziyareti öncesinde Esad Kahire'de.
-- ABD'de Başkanlık savaşı...
-- 2 Ağustos'ta yapılacak ABD-Suriye görüşmelerinin gündeminde Lübnan var.
ÖZBEKİSTAN:
-- Mart olaylarına katılanlar, Hizbut Tahrir üyesi olmak, Pakistan'da eğitim görmek ve terör örgütleriyle ilişki kurmak suçlamalarıyla yargılanıyor.
-- Karimov-Putin Yalta görüşmesinde ağırlıklı olarak askeri-teknik işbirliği ve Özbek ordusunun modernizasyonunda Rusya'nın etkin rolü değerlendirildi.
-- Özbek Havayolları altı aylık dönemde yaklaşık 800 bin yolcu taşımacılığı ile bölgenin en büyük havayolu şirketi.
-- Ekonomi Bakanı Rustam Azimov, Tokyo temasları sırasında Başbakan Kouzumi ile görüştü.
PAKİSTAN:
-- Ulusal Ekonomik Konsey İcra Komitesi, enerji, sağlık, eğitim ulaştırma ve iletişim, sanayi vb. alanlarda 83 milyar rupilik 17 projeyi kabul etti.
-- Devlet Başkanı Müşerref, Darfur krizinin diplomatik yollarla çözülmesi amacıyla Sudan Devlet Başkanı, BM Genel Sekreteri ve ABD Dışişleri Bakanı ile telefon görüşmeleri yaptı.
-- Ulusal Meclis, Devlet Başkanı Müşerref ve Başbakan Hüseyin, Irak'ta iki Pakistanlı'yı kaçıran gruba, rehinelerin serbest bırakılması çağrısında bulundu.
-- Başbakan Shujat Hüseyin, Irak'a asker gönderilmesi konusunda, halkın güveninin kazanılmasından ve parlamentonun onayından sonra karar verileceğini söyledi.
-- Irak'ta meydana gelen son şiddet olaylarında üç Iraklı öldü, 14 Amerikan askeri yaralandı.
RUSYA:
-- Kiev artık NATO ve AB'ye katılmayı hayal etmiyor. Kuçma, Ukrayna'nın tek yönlü bir dış politika uygulayacağı konusunda Putin'e garanti verdi.
-- Erivan'dan Moskova'ya demiryolu bağlantısı kısa zamanda kurulamayacak. Gürcistan ve Ermenistan önemli konularda yine anlaşamadılar.
-- Rusya'da gazetecilerin yüzde 40'ı sansürden yana.
-- Rus Barış Gücü askerleri Gürcistan ve Moldova'dan uzaklaştırılmaya çalışılıyor.
-- Şamil buradaydı. Rus istihbarat birimleri, İnguşetya'ya düzenlenen saldırıda Çeçen savaşçıları bizzat Şamil Basayev'in yönettiğini itiraf ettiler.
TÜRKMENİSTAN:
-- Türkmenbaşı petrol rafinerisinde ocak-haziran ayları arasında 120 bin 352 ton sıvı gaz üretildi ve bunun, 117 bin 700 tonu ihraç edildi.
-- Türkiye'de düzenlenen Altın Karagöz uluslararası dans yarışmasında Türkmenistan'ın Serdara Serpay dans grubu birinciliği elde etti.
-- Türkmenistan-Özbekistan hududunda bulunan Magdanlı ilçesinde Sınır Koruma Kuvvetleri Komutanlığı yeni sınır karakolu tesis ediyor.
-- Gürcistan yönetimi, Türkmen ve Kazak petrolünün Bakü-Tiflis-Ceyhan petrol boru hattından transit geçişi için ton başına altı dolar olarak belirlenen transit geçiş ücretini beş dolara düşürdü.
KKTC:
-- Avrupa Birliği Dönem Başkanı Hollanda, Kıbrıs sorununun çözümü için Annan planı temelinde yeni bir uluslararası girişim başlatmayı planlıyor. BM ve ABD'nin dahil olacağı yeni girişimin, eylülde başlaması öngörülürken, çözüm sürecinin başarı şansının ne olacağı hesaplanmaya çalışılıyor.
-- Başbakan Mehmet Ali Talat, erken seçim konusunun perşembe günü netleşeceğini söyledi.
-- Cumhuriyet Meclisi, YÖK gündemiyle olağanüstü toplanıyor. Meclis tarihinde ilk kez, Kıbrıs konusu dışında bir konuda özel birleşim yapılmış olacak.
-- Başbakan Talat, YÖK kararının "üniversiteleşmeyi hedef seçin" diyen Türkiye yönetimleriyle ters düştüğünü söyledi.
-- YÖK'ün "ön kayıt sistemini" kaldıran kararı, KKTC üniversitelerini sıkıntıya soktu. Kararın kaldırılmasını bekleyen üniversiteler, zararın boyutunu azaltmak için de girişim başlattı.
-- Rum tarafında AKEL'in yaptırdığı kamuoyu araştırması, çarpıcı bir sonuç ortaya çıkardı: AKEL'in önerileri kabul edilseydi, Rumların yüzde 65'i "evet" diyecekti.
-
Yabancı basın-yayın organlarının 28 Temmuz 2003 tarihinde birinci sayfalarında ya da haber bültenlerinde yer verdikleri haber ve gelişmelerin özet dökümü ülkelere göre şöyledir:
ALMANYA:
-- Irak'ta Amerikan askerlerine yönelik saldırılar artıyor. Son 24 saat içinde beş Amerikan askeri öldürüldü.
-- Tutuklulara kötü muamele eden Amerikan askerleri, haklarında savaş suçu davası açılması tehdidiyle karşı karşıyalar.
-- Sağlık Bakanı Schmidt, üzerinde mutabakata varılan sağlık reformunun sadece 2007 yılına kadar yeterli olacağını ve en geç 2010'da kapsamlı bir reform gerektiğini açıkladı.
-- CSU Genel Başkanı Stoiber, hükümeti 2004 bütçe tasarısını veto etmekle tehdit ediyor.
-- Cumhurbaşkanı Rau, Bavyera eyaletinde yapılacak seçimlerden sonra ikinci bir dönem daha aday olup olmayacağını açıklayacak.
-- İsrail hükümeti, Başbakan Şaron'un ABD ziyareti öncesinde 100 İslamcı Filistinli tutukluyu serbest bırakma ve Batı Şeria'dan kısmen geri çekilme kararı aldı.
-- Amerika, asilerin Liberya'nın başkenti Monroviya'dan geri çekilmelerini talep ederek, tampon bölge önerdi.
-- Filipin başkenti Manila'da 300 askerin 19 saat süren isyanı, hükümet temsilcisiyle yapılan görüşmelerin ardından kan dökülmeden sona erdi.
-- Türkiye ve Japonya'da hafta sonu yaşanan depremlerde toplam 420 kişi yaralandı.
-- Küba Devlet Başkanı Fidel Castro, ABD'nin "Truva Atı" diye nitelediği AB ile bağları koparıyor. Castro gelecekte AB'den insani yardım istemiyor.
-- Arjantin'de siyasi deprem: 46 asker hakkında dikta döneminde suç işlemekten tutuklama kararı çıkarıldı.
FRANSA:
-- Fransa Bisiklet Turu: Amerikalı Lance Armstrong, Alman Jan Ullrich'le mücadeleden sonra dün, beşinci zaferine ulaştı.
-- Kuraklık Fransa'yı etkiliyor: 52 yerde su kesintisi yapılacak.
-- Filipinler'de askeri isyan günü: Üç yüz asker, yirmi saat süren isyandan sonra kışlalarına geri döndü.
-- İsrail, beş yüzden fazla Filistinli'yi serbest bırakacak: Şaron, Washington'da Bush ile biraraya gelmeden önce bir jest yapıyor.
-- Korsika: Seçimlere sekiz ay kala, 6 Temmuz'da yapılan referandum sonucu, adanın politik kartlarının yeniden dağıtılmasına neden oluyor.
-- Fransa: Amerikalı turistler azaldı. Irak savaşından sonra ortaya çıkan Fransız karşıtlığı, saldırı korkusu ve euronun güçlenmesi nedeniyle daha az sayıda Atlantik ötesi turist Fransa'ya geliyor.
İNGİLTERE:
-- ABD hükümetinin Irak savaşında "bulanık istihbarat"la hareket edildiğini açıklamasıyla, Blair'in kitle imha silahları konusundaki sıkıntıları artıyor.
-- İngiltere'nin eylülde göreve başlayacak yeni Bağdat temsilcisi Sir Jeremy Greenstock, Saddam Hüseyin'in, oğullarının aksine sağ yakalanması ve yargılanması gerektiğini söyledi.
-- İstifa eden eski Bakan Clare Short, hükümeti, David Kelly olayında yetkisini kötüye kullanmakla suçladı.
-- BBC'nin, bağımsızlıklarının ortadan kaldırılmaya çalışıldığı yönündeki suçlamasından sonra, bakanlar BBC ile hükümet arasındaki gerginliği giderme çabasındalar.
-- Maliye Bakanı Gordon Brown, vergi uygulamaları, tasarruflar ve büyüme hedefleri konularındaki taahhütlerinde başarısız olmakla suçlanıyor.
-- Saddam Hüseyin'i yakalamaya çalışan Amerikan askerleri baskını katliama dönüştürdüler.
İTALYA:
-- Saddam yakalanmaktan ancak birkaç saat farkla kurtuluyor! ABD deniz piyadeleri, içlerinden birinin daha bir gün öncesine kadar "Reis"i barındırdığı sanılan üç çiftliğe operasyon düzenledi.
-- BBC'den Blair'a sert saldırı: "Bağımsızlığımızı tehdit ediyor!"
-- "Mediaset konusundaki soruşturmanın durdurulması" yarın Senato'da tartışılacak. Adalet Bakanı Castelli: "Ultimatomları kabul etmiyorum."
-- Castro Avrupa'ya meydan okudu: "İnsan hakları konusunda Küba'ya saldıranların yardımlarını istemiyorum"
-- Puanlı ehliyet sistemi, 10 İtalyandan 7'si yeni kurallara "evet" diyor.
-- İsrail 100 tutukluyu serbest bırakıyor... Hamas ve İslami Cihad: "Bu yeterli değil."
YUNANİSTAN:
-- Başbakan Simitis, eylüle kadar oy pusulalarının hazır olması talimatını verdi. YDP, en geç Kasım ayında erken seçimlerin yapılacağı beklentisinde.
-- Başbakan Kostas Simitis, Yunanistan'ın, Helsinki kararlarına saygı göstermesi halinde Türkiye'nin AB yönelimine yardımcı olacağını söyledi ve Kıbrıs sorununun çözüme bağlanarak "yaranın kapanması" için ısrar edilmesi gereğini vurguladı.
-- Kıbrıs Cumhurbaşkanı Papadopulos ile Rauf Denktaş'ın "tampon bölge" ile Lefkoşa'nın etrafındaki mayın tarlalarının temizlenmesini kabul ettikleri yönündeki açıklamalarından sonra BM uzmanları müzakereler için bölgeyi ziyaret etmeye hazırlanıyorlar.
-- Kıbrıs'ın AB üyeliği, bütün Kıbrıs halkının haklarını ve özgürlüklerini talep etmesi yolunu açabilir.
-- Kıbrıslı Türklerin refahının sağlanmasının, bütün demokratik ülkelerde olduğu gibi Kıbrıs'ta da, çoğunluğun hakları aleyhinde olmayacağının güvence altına alınması gerekir.
-- Kıbrıs'ta gizli belgelerin Sağlık Bakanlığı ile Eğitim Bakanlığı'nın çöp kutularına atılmasından sonra, Savunma Bakanı Mavronikolas gizli belgelerle ilgili güvenlik önlemlerinin alınacağını açıkladı.
-- Kıbrıs Türk muhalefet liderlerinden Mehmet Ali Talat, Kıbrıs Cumhurbaşkanı Tasos Papadopulos'u Denktaş ile aynı politikayı uygulamakla suçladı ve iki politikacının birbirinin "aynası" olduğunu söyledi.
-- Kıbrıs eski Cumhurbaşkanı Glafkos Kleridis, Denktaş'ın pasaportlarla oynadığı oyuna uymanın dolaylı bir şekilde "iki devlet" iddialarının kabulünü oluşturduğu yönünde uyarılarda bulundu. Kıbrıs Hükümet Sözcüsü bu görüşü reddetti.
-- Ankara kendi karmaşık "ulusal konularına" ilişkin gelişmelerin beklentisinde, Ege'de bir "sıcak" olay olasılığına yönelik kapıyı aralık bırakıyor. Yunanistan, dinamik bir şekilde tepki göstererek ülkenin savunma stratejisini değiştirebilecek durumda olmadığı belirtileri veriyor.
-- "Washington Institute for Near East"te bir konuşma yapan Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, Kıbrıs sorununun çözüme bağlanmasının gerekli ve her zamankinden daha fazla mümkün olduğunu söyledi ve Denktaş'ın güven arttırıcı önlemler politikasını destekledi.
-- Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün Washington'u ziyareti sırasında Irak'ta istikrarı sağlayacak güce Türkiye'nin de katılmaya davet edilmesi, Irak krizi nedeniyle kısa bir süre önce yaşanan ortamın yeniden canlanmasına yol açıyor. Türkiye'de muhafazakar kurulu düzen Amerikan aleyhtarı iken siyasi İslam tarafından Amerikan yanlısı sesler yükseliyor.
-- Türkiye'de hükümet, generallerin gücünü azaltmaya ve Avrupa'ya doğru adımlar atmaya çalışıyor. Ancak, reformlara ilişkin yasalar, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in takındığı tavır nedeniyle "engelleniyor".
-- Gökçeada'daki arazilerin kadastroya kaydedilmesi, adadaki Rumlar için olumsuz gelişmelere yol açtı. Binlerce hektarlık araziler Türk devletinin eline geçiyor.
-- Irak'ta Amerikalılara karşı saldırılar devam ediyor. 89 gün içinde ölü sayısı 49'a yükseldi
-- Uday ile Kusay Hüseyin'in öldürülmesinden sonra Amerikalılar, canla başla Saddam'ı bulmaya koyuldular. Tutuklanmasının ya da öldürülmesinin, Iraklıların direnişine son verilmesi yönünde çok önemli rol oynayacağına inanıyorlar.
-- 17 Kasım terör örgütü mensuplarının davasına ilişkin son duruşmada, sanık Savvas Ksiros, ön soruşturmaların geçerli olup olmadıkları konusunu gündeme getirdi. Konu hakkında karar bugün alınacak. Bu arada, sanık Tselentis, Kondilis, Telios ve Serifis'in ifadeleri ilgiyle bekleniyor.
İSVİÇRE:
-- Eski Yugoslavya Cumhurbaşkanı Slobodan Miloseviç'in davası hasta olması nedeniyle tekrar ertelendi.
-- İsrail, Filistinli mahkumların serbest bırakılmasını onayladı.
-- Solomon adalarındaki asiler teslim olmayı önererek barış güçleriyle görüşme teklifinde bulundular.
-- ABD, Irak'ın yabancı teröristler için bir merkez haline gelmeye başladığını açıkladı.
-- İsrail Başbakanı Ariel Şaron, ABD Başkanı George Bush ile Batı Şeria hakkında görüşmek üzere ABD'ye gidiyor.
AZERBAYCAN:
-- Üniversite giriş sınavları sona erdi.
-- Kuzey Kore ABD'yi nükleer denemeler yapmakla suçluyor.
İRAN:
-- Fransa'daki bir televizyon kanalı, Bin Ladin'in İran'da olduğunu iddia etti.
-- Celal Talabani: "İran-Irak sınırının gelecek aya kadar açılmasını ümit ediyorum."
-- Necef'teki cuma namazı, Mogteda Sadr taraftarlarının şiddet yanlısı gösterilerine sahne oldu.
-- ABD güçlerine karşı direniş, Irak'ın güney bölgelerine de yayıldı.
-- Hizbullah Genel Sekreteri Seyit Hasan Nesrullah, ABD ve İsrail'e karşı direnişin güçlendirilmesini istedi.
JAPONYA:
-- Hükümet, Özsavunma Kuvvetleri'nin yurt dışına gönderilmesi konusunda kalıcı bir yasa hazırlanması kararı aldı.
-- 26 Temmuz'da Miyagi'de meydana gelen seri depremler sonucunda 5801 bina hasar gördü, 569 kişi yaralandı.
-- Kamuoyunun yüzde 36'sı Demokratik Parti ve Liberal Parti'nin birleşmesinden beklentili, birleşmeyi olumsuz karşılayanların oranı ise yüzde 52.
-- Sağlık, Çalışma ve Refah Bakanlığı hemşirelik ve hastabakıcılık hizmetlerinin kalitesini artırmak için yeni bir sistem getiriyor.
RUSYA:
-- Kardeş doğalgaz ittifakı çöktü. Rus Gazprom ve Beyaz Rus Beltransgaz şirketleri arasında ortak işletme kurulması konulu görüşmeler bu hafta sonu öncesinde başarısızlıkla sonuçlandı.
-- Rusya Maliye Bakanı Aleksey Kurdin Rus ekonomisine özel sermayenin akışının artacağını ümit ediyor.
-- Dolara dönüş... Rusya makamları değerli kağıt piyasasını sallandırmaya devam ediyor.
-- Tolstopaltsevo'dan teröristler... Rus güvenlik görevlileri Moskova varoşlarında canlı bombaların deposunu ortaya çıkardılar.
-- Dört devletin tek ekonomik mekanının beş yıl içinde oluşturulması teklif ediliyor. Rusya, Beyaz Rusya, Ukrayna ve Kazakistan'ın tek ekonomik mekanı konulu anlaşma BDT'nin Eylül zirvesine hazır olacak.
TÜRKMENİSTAN:
-- Aşkabat'ın doğu bölgesinden, şehire su temini için 15 km uzunluğunda yeni boru hattı döşeniyor.
-- Türk Norsel Şirketi tarafından işletilen Saparmurat Niyazov Entegre Tekstil Fabrikası'nda Ocak-Haziran 2003 ayları arasında 1126 ton iplik elde edilirken, bu çerçevede 1421 ton kumaş üretildi.
-- Türkmenistan'dan, Rusya'ya uzanan doğalgaz boru hattı kapasitesini artırmak için onarılacak.
MISIR:
-- Önümüzdeki saatlerde yeni Irak hükümeti ilan edilecek.
-- Irak-Suudi Arabistan yakınlarında yeni bir toplu mezar ortaya çıkarıldı.
-- Arap Atom Enerjisi Kurumu Uygulama Kurulu, toplantılarına bugün Tunus'ta başlıyor.
-- Filistin Başbakanı Mahmut Abbas: "Bush, İsrail'in kurduğu tampon duvarla ilgili sıkıntısını ortaya koymuştur."
-- İsrail Adalet Bakanı: "Tampon duvar, İsrail için bir yük haline geldi."
-- Dünya Sağlık Örgütü, Irak halkının içinde bulunduğu ruhsal çöküntüyü tartışmak üzere bugün Kahire'de toplanıyor.
-- Washington, Türk heyetinin Irak'ın kuzeyini ziyaret etmesini reddetti.
-- Arap ülkelerine yönelik yeni bir entrika: Iraklı kaynaklar ABD'nin İsrail, Türkiye ve Irak arasında serbest ticaret bölge kurulması yönündeki icraatlara bilfiil başladığını belirtiyor. Kaynaklar, bu amaçla Ankara'da önümüzdeki eylül ayında bir toplantı gerçekleştirileceğini belirtiyor.
-- Suriye Başbakanı Miro, yarın Ankara'da.
KKTC:
-- Türkiye Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, Türkiye'ye döndü. Gül: "ABD'de Kıbrıs'la ilgili anlattıklarımız takdir gördü."
-- Yunanistan Başbakanı Kostas Simitis: "Kıbrıs konusu, kapatılması gereken açık bir yaradır."
-- Rum gazetesi Mahi'nin iddiası: "Denktaş, 16 Ağustos'ta kapalı Maraş'ı iade edecek."
-- Annan Planı'nda Rum'a verilmesi öngörülen bölgelerdeki cenazeler, Annan planının gündeme gelmesiyle birlikte Türk toprağı olan Lefkoşa mezarlığına kaydı. Özellikle Güzelyurt bölgesinden Lefkoşa mezarlığına büyük bir talep var.
-- Devlet Planlama Örgütü'nün polis raporlarına dayanarak hazırladığı istatistiklere göre, ülkede işlenen suçlar hızla artış gösteriyor.
-
Yabancı basın-yayın organlarında 28 Temmuz 2003 tarihinde yayımlanan Türkiye-AB ilişkilerine yer verilen haber ve yorumlarda şu hususlara değinilmektedir:
ALMANYA BASINI:
Stuttgarter Nachrichten gazetesinin internet sayfasında (25/07) "Türk Ordusunun Dizginleri Sıkı Tutuluyor" başlığı altında ve Thomas Seibert imzasıyla yer alan bir yazıda, Türk Hükümeti'nin orduyu siyasetten uzaklaştırmak istediği belirtilmektedir. Amaçlanan AB üyeliği için hazırlanan yeni reform paketinin, askerlerin hakimiyetindeki MGK'yı, generallerin yoğun itirazına rağmen daha alt bir kurula indirgediği ifade edilen yazıda, paketin planlandığı gibi önümüzdeki günlerde Meclis'ten geçmesi durumunda, Türkiye'nin, üyelik müzakereleri için önemli bir koşulu yerine getirmiş olacağı, ancak hükümetin boyun eğmesi durumunda Türkiye'nin AB adaylığının tehlikeye gireceği ileri sürülmektedir. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan hükümeti ve ordunun aylardır son reform paketi taslağıyla en üst noktaya çıkan bir güç savaşı içinde oldukları kaydedilen yazıda, Türk siyasetinde ordunun nüfuzunun, Türkiye'nin üyelik başvurusu değerlendirmesinde AB'nin temel kriterlerinden biri olduğuna işaret edilmektedir. Yazıda, AKP'nin, AB reformlarını orduyu siyasi olarak devre dışı bırakmak amacıyla kullandığı şeklinde eleştirildiği, ne var ki AKP karşıtlarının bile, ordunun son sözü söylediği bir devletin AB'ye kabul edilmeyi ummaması gerektiğini itiraf etmek zorunda oldukları vurgulanmaktadır.
YUNANİSTAN BASINI:
Ethnos gazetesinde (27/07) "Helsinki'ye Saygı Gösterirse Yardım Eli Uzatacağız" başlığıyla Vasilis Skouris'in Başbakan Simitis ile yaptığı mülakatın Türkiye ile ilgili bölümüne yer verilmektedir. Başbakan Simitis'in, Türkiye'nin Kıbrıs sorunu ile Ege'de kıta sahanlığı sorununun çözüme bağlanması yönünde katkıda bulunması durumunda, Yunanistan'ın güçlü bir şekilde, ısrarla, Türkiye'nin AB yönelimini destekleyeceği yönünde güvenceler verdiği belirtilen mülakatta, "Türkiye'nin, 2004 yılında Kıbrıs sorunu ile kıta sahanlığı sorununun çözüme bağlanması yönünde katkıda bulunacağına inanıyor musunuz?" şeklindeki bir soruya, Simitis'in, "Türkiye, kritik bir dönüm noktasında bulunuyor; Türk halkının kalkınmasına ve refahına ilişkin büyük değişiklikleri yapması için bir hükümet seçildi. Bu yöndeki gelişmeler, ülkenin AB yönelimini de etkiliyor. Helsinki'nin bu iki konuya ilişkin kararları nettir. Güneydoğu Avrupa'da yeni bir gerçeğin biçimlenmesi, Türkiye'nin bu konulara yönelik katkısına bağlı. Bu gerçek, halklarımıza yalnız kazançlar sağlamayacak, yeni yeteneklere, yeni yönelimlere yol açacak. Türkiye, adaylığının yarattığı beklentilere karşılık vermeli. Kendisine büyük bir fırsat veriliyor" şeklinde cevap verdiği belirtilmektedir. Mülakatta, "Türkiye'nin bu yönde katkıda bulunması durumunda Yunanistan Türkiye'nin AB yönelimini kabul ettirebilir mi?" şeklindeki bir başka soruyu ise, Simitis'in, "Türkiye'nin katkıda bulunması durumunda, Yunanistan, Türkiye'nin AB yönelimini büyük bir güçle destekleyecek. İleriye doğru atacağı adımları daha ikna edici bir şekilde destekleyebileceğiz. Türkiye'nin Avrupa'daki gelişmelerden ve bütünleşmeden dışlanmaması gereğine inananları destekleyeceğiz. Ülkelerimizin jeopolitik önemini güçlendirecek olan yeni bir stratejinin temellerini atabileceğiz" ifadeleriyle cevapladığı kaydedilmektedir.
Elefteros Tipos gazetesinde (28/07) "Kıbrıs Meselesi ve Irak ile Gül'ün Oyunu" başlığı altında ve Yannis Nakos imzasıyla yayımlanan bir yorumda, ABD'ye dört günlük ziyaretini tamamlayan Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün, daha fazla bilgi vermekten kaçınarak, Türk-Yunan ilişkilerinin olumlu yönde gelişmekte olduğunu söylediği belirtilmektedir. Gül'ün ayrıca, Türkiye'nin AB'ye üyelik arzusunun bağlı olduğuna inandığı Kıbrıs sorununun çözümlenmesinin gerekli ve de mümkün olduğunu belirttiği kaydedilen yorumda, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün, Washington'a ziyaretinin son gününde yaptığı konuşmada, Türkiye'nin AB üyeliğine kesinlikle bağlı olarak gördüğü Kıbrıs sorununun "kapsamlı çözümünden" bahsettiği ve Kuzey Irak'ta ve genel olarak Orta Doğu'da Ankara'nın ABD ile stratejik işbirliğinden yana olduğunu belirttiği kaydedilmektedir. Washington Yakın Doğu Politikası Enstitüsü'nde konuşan Gül'ün, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan hükümetinin Avrupa'ya yönelik reformlarından söz ettiği, ayrıca Türkiye'nin AB üyeliğini, Ankara-Washington stratejik ilişkisini ve "her zamankinden daha zorunlu ve de mümkün" olarak gördüğü Kıbrıs sorununun çözüme bağlanmasını birbirine bağlı konular olarak nitelendirdiği ifade edilmektedir.
Kathimerini gazetesinde (27/07) "'Kesin Çözüm' ve Lahey" başlığı altında ve K. Angelopoulos imzasıyla yayımlanan bir yorumda, Başbakan Simitis'in, geçenlerde, partisinin Merkez Komite toplantısında yaptığı konuşmada, bir ara 2004 yılına değinerek, 2004 yılının "ulusal konular" yılı olacağını söylediği ve birkaç gün önce 22 Temmuz tarihinde Grevena bölgesini ziyareti sırasında da, "Kıbrıs'taki siyasi sorun ile Ege'deki Türk-Yunan sorunlarının kesin çözümü önümüzdedir. Muhtemelen bu sorunlar, 2004 yılı içinde çözülecektir" dediği hatırlatılmaktadır. Başbakan Simitis'in açıklamalarının, son dönemde diplomatik kulislerde söylenenler ve Kıbrıs'ta siyasi sorunun çözümlenmesi amacıyla yeni tur görüşmelerin başlaması yolunda yabancıların perde arkasında gerçekleştirdikleri girişimlerin, siyasi gözlemcilere, "Ege konularında" yakında gelişmelerin kaydedilmesinin söz konusu olduğu izlenimini verdiği, bütün bunlara paralel olarak Ankara'nın, AB üyeliğinin tam bir belirsizlik sürecine girmemesi için elinden gelen herşeyi yapmaya kararlı göründüğü kaydedilen yorumda, eğer gerçekten bahsedilen konularda gelişmelerin kaydedilmesinin, Yunan tarafı için Lahey yolunu açacak şekilde, "Ege'deki Türk-Yunan ilişkilerine" ilişkin bir diyalogun yapılması söz konusu ise hükümetin böyle bir yükü kaldırmaya ne derece hazır olduğu sorulmakta ve Yunan Hükümeti'nin şimdiye kadar, AB-Türkiye ilişkilerinde gelişmelerin kaydedilmesiyle Lahey Adalet Divanı aracılığıyla ve siyasi açıdan kayba uğramadan kıta sahanlığı ve Başbakan Simitis'in 1997 yılında Madrid Zirvesi sırasında söylediği gibi "diğer konuların da" çözülebileceği inancında olduğunu gösterdiği belirtilmektedir. Yunanistan'ın, Türkiye'ye yönelik uyguladığı yeni politika çerçevesinde, Türkiye'de katı ve güçlü "kurulu düzeni" oluşturan Türk Silahlı Kuvvetleri'ndeki Kemalizm sonrası milliyetçi liderlerin Türkiye'nin saldırganlığına yol açtığına inandığından, Atina'nın dolaylı bir şekilde "Avrupa yanlısı" olan lider Erdoğan'a destek vermenin yararlı olacağını düşündüğüne işaret edilen yorumda, Yunan Hükümeti'nin ayrıca, Erdoğan hükümetinin bir yandan "Avrupa yanlısı" tutum takınmasının diğer yandan Ege'deki tek taraflı taleplerinde ısrar etmesinin mümkün olmadığını savunduğu, ancak henüz bu görüşünü bir temele dayandıramadığının görüldüğü, buna ilaveten, AB-Türkiye ilişkilerinde önemli adımların 1998-1999 yıllarında, yani Ankara'nın Kardak krizi ile "gri bölgeler" tezini gündeme getirdikten sonra, atıldığını da Yunan Hükümeti'nin görmemezlikten geldiği ifade edilmektedir. Yunan Hükümeti'nin, zaman zaman Türk tarafının Ege'de tahrik edici hareketlerde bulunmasının AB-Türkiye ilişkilerini olumsuz yönde etkilediğini öne sürdüğü, ancak AB-Türkiye ilişkilerinde geçmişte yaşananlara göz atıldığında ve günümüzde Türk tahriklerine karşı AB tarafından tepki gelmediği dikkate alındığında, Yunan Hükümeti'nin inandırıcı olmadığının söylenebileceğine dikkat çekilen yorumda, Yunanistan'ın, Türkiye'nin AB yönelimini güçlendirmek amacıyla, zaman zaman Türk tarafına "siyasi kurslar" verme çabalarının Türk liderliği tarafından ciddiye alınmadığının açık olduğu vurgulanmaktadır.
Elefterotipia gazetesinde (27/07) "İncitmeden Sınırlama" başlığı altında ve Eleni Kohaimidou imzasıyla yayımlanan bir yorumda, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün Washington'da Irak'a Türk askerlerin gönderilmesi konusunu görüştüğü sıralarda Ankara'da hükümetin, Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en zor sorunu ile baş etmeye çalıştığı belirtilerek, Yedinci Uyum Paketi için ülke içinde sürtüşmeler yaşandığı ve söz konusu sürtüşmelerin neticesinde, Kemalist kurulu düzenin ülkenin AB üyeliğini gerçekten isteyip istemediğinin belli olacağı ileri sürülmektedir. Erdoğan hükümetinin uygulamak istediği reformların, radikal olmayabileceği, ancak hükümetin amacını ortaya koyduğu -Milli Güvenlik Kurulu'nda alınan kararlarda askerlerin rolünü, onları incitmeden sınırlandırmak- belirtilen yorumda, Milli Güvenlik Kurulu'nun, Avrupa ülkelerine yabancı bir kurum olduğu, askerlerden ve siyasilerden oluşan karma bir kurul ve misyonunun, ülkenin güvenlik ve dış politikasının ana hatlarını belirlemek olduğu ifade edilmekte ve "Tabii ki bu değişiklikler, AB kriterlerine tam uyum sayılmaz. Ancak askeri kurulu düzenden kurtulmak amacıyla Türkiye'nin attığı küçük adımlar, Türk toplumu için uzun sürecek sancılı bir dönem anlamına geliyorsa da çoğu çevreler, bu durumdan duydukları iyimserliği saklamıyorlar." değerlendirmesi yapılmaktadır.
İRAN BASINI:
Tahran Radyosu'nun Türkçe yayınında (28/07) "Türkiye-Ermenistan İlişkileri" başlığı altında yer verilen bir haberde, Türkiye-Ermenistan ilişkileri konu edilmektedir. Amerika-Ermeni Asamblesi'nin 26 Temmuz Cumartesi günü bir bildiri yayınlayarak, Türkiye Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'den, Ermenistan ile olan sorunların unutulmasını ve Türkiye'nin Ermenistan sınırını açmasını istediği belirtilen haberde, Ermenistan ve Türkiye sınırlarının açılmasının iki taraf için muhtelif sebeplerden dolayı önemli olduğu ifade edilmektedir. Amerikan Dışişleri Bakanlığı'na göre, Ermenistan'ın her yıl, Azerbaycan Cumhuriyeti ve Türkiye'nin yaptırımlarının devam etmesi sebebiyle, 402 milyon dolar zarara uğradığı ifade edilen haberde, Türkiye'nin, uyguladığı iktisadi yaptırım dolayısıyla Ermenistan piyasasından mahrum kaldığı gibi, sürekli olarak da bazı Batı ülkeleri ve Amerika tarafından eleştirildiği, Avrupa ülkelerinin, Türk-Ermeni ilişkilerinin düzelmesini, Türkiye'nin AB'ye üyelik sürecini kolaylaştıracak bir konu olarak değerlendirdiği kaydedilmekte ve görünen o ki, Batı ülkelerinin, Türkiye ve Ermenistan arasında resmi olarak iktisadi ilişkilerin kurulmasının yanında, bu iki ülke arasında siyasi ilişkilerin düzeltilmesine de öncelik verdiği vurgulanmaktadır.
-
Yabancı basın-yayın organlarında 26-27-28 Temmuz 2002 tarihinde yayımlanan, Türkiye-AB ilişkilerine yer verilen haber ve yorumlarda şu hususlara değinilmektedir:
AZERBAYCAN BASINI:
Hürriyet gazetesinin (26/07) "Ermeniler İsmail Cem'in İktidara Gelmesini İstiyorlar" başlıklı haberinde, Türk politik hayatında yaşanan olayların birçok yabancı ülkenin, bu bağlamda Güney Kafkasya ülkelerinin de dikkatle takip ettikleri temel konulardan biri olduğu belirtilmekte, Erivan resmi çevrelerinin de, Ermenistan'ın bölgedeki geleceği açısından etkili olabilecek bir ülke olan Türkiye'yi ve bu ülkede yaşanan siyasi gelişmeleri yakından izlediğine işaret edilmektedir. Bu konuda Ermenistan resmi çevrelerinin, bir süre önce Ankara ve Erivan arasında başlayan diyalogu yeniden kurmanın çok zor olduğunu ifade ettikleri, Türkiye hükümeti ile diyalog kurmama nedenlerini açıklarken, Ankara'nın yakında seçimlere gideceğini, dolayısıyla da şimdiki hükümetin geçici olduğu ve bu nedenle de diyalog kurmaya çalışmanın hiçbir anlamı bulunmadığını belirttiklerine dikkat çekilen haberde şu görüşlere yer verilmektedir: "Fakat birçok siyasi gözlemciye göre, aslında bazı noktalarda endişeleri bulunduğu için Erivan, Türkiye ile diyaloga başlamaya cesaret edemiyor. Ermenistan'ın endişe duyduğu noktalardan biri, Türkiye'de siyasi liderliği elinde bulunduran güçlerin, Ermenistan'ı, Türkiye'nin önüne koyduğu temelsiz talepler nedeniyle affetmeyecekleridir. Bu nedenle de, Ermeni toplumu ve resmi çevreleri, 3 Kasım tarihinde yapılacak olan erken seçimden sonra İsmail Cem'in lideri bulunduğu partinin iktidara gelmesini istiyorlar. Şunu hemen hatırlatalım ki, Ermenilerin Cem'in iktidara gelmesini bu kadar çok istemelerinin ardında, Cem ile Oskanyan arasında kurulmuş olan ve gelecek vadeden diyalog durmaktadır... Erivan'dakiler, milliyetçilerin iktidara gelmesiyle Türkiye'nin dış politikasında radikal adımlar atılacağından kesinlikle emin görünüyorlar. Bundan dolayı da şimdi Ermeni politikacılar ve Ermeni basını, Ecevit hükümetinin istifa etmemesi veya yeni hükümetin başına Cem'in gelmesi temennisi içindeler. Hem AB üyeliği konusunda, hem de Türkiye'nin Batı'dan kredi alabilmesi için Türkiye'nin önüne konan şartlarla ilgili olarak Bahçeli'nin sergilediği tutum ile diğer siyasi parti liderlerinin tutumları arasında kesin bir farklılık bulunuyor. Diğer taraftan da Türkiye'de yaşanan olaylar, MHP lideri Bahçeli'nin iktidara gelme şansının gün geçtikçe daha da arttığını gösteriyor."
FRANSA BASINI:
Le Figaro gazetesinde (27/07) "Başbakan Bülent Ecevit, Avrupa Birliği'ne Girme Sürecinin Erken Seçim Yüzünden Ertelenebileceği Kanısında" başlığı ve Eric Biegala imzasıyla yayımlanan haberde, Başbakan Bülent Ecevit'in yaptığı açıklamada, önümüzdeki kasım ayı için öngörülen erken seçimler yüzünden ülkesinin Avrupa Birliği'ne girme sürecini ilerletme şansını kaybettiğini ifade ettiği bildirilmektedir. Başbakan Bülent Ecevit'in, basın toplantısında, "Erken seçimlerin etkisiyle maalesef AB konusundaki çalışmalar belli bir süre için gecikecek" diyerek, "Bu elverişli durum belli bir noktaya kadar kaybedilmişe benziyor" şeklinde de eklemede bulunduğu aktarılan haberde, Avrupa yanlısı birçok çevrenin, Ankara'nın diğer adaylarla aynı anda, yani sene sonuna kadar Kopenhag Zirvesi sırasında üyelikle ilgili teknik müzakereleri başlatmak için belli bir tarih alamadığı taktirde Türkiye'nin AB'ye giriş dosyasının temelli olarak donmasından korktuğuna dikkat çekilmektedir. Son siyasi gelişmelerle birlikte "kurumsal blokaj içinde olan" Türkiye'nin, kendisini Avrupa standartlarına yaklaştıracak demokratik reformları, koalisyonun başlıca ortağının karşı çıkması nedeniyle, geçen mayıs ayı başından beri gerçekleştirmeyi başaramadığı belirtilen haberde, bu krizin temelinde, Ecevit'in DSP'sinden çok sayıdaki ayrılmalar ve dolayısıyla hükümetin parlamentoda azınlığa düşmesinin yattığı kaydedilmekte ve şöyle denilmektedir: "Seçimler ister 3 Kasım'da ister başka bir tarihte olsun, Türk Parlamento seçimleri tek bir konuya odaklanacaktır: 'Avrupa'. İslam, Türkçülük, Avrupalı olma arzusu ve Amerika ile 'stratejik' işbirliği arasında bölünmüş olan Türkiye'nin, bazen karşıtlıklar içeren zor bir denklemi çözmesi gerekiyor... Türkiye'nin hedefi, önümüzdeki aralık ayında yapılacak Avrupa zirvesinde üyelik müzakerelerinin başlaması için bir tarih elde etmekti. AB, aday ülkelerin uyması gerektiği ilkeleri tanımlayan 'Kopenhag kriterleri' yerine getirilmedikçe bunun söz konusu olamayacağı yanıtını veriyor. Bu ilkelerin arasında 'azınlıkların hakları' da var. Bu ise Türkiye'nin, rejimin başlıca tabularından birini kırarak, Kürt sorununu masanın üzerine koyması demek oluyor... Kürtler, 12 milyonluk nüfusla (toplam nüfusun beşte biri) Türkiye'nin en önemli azınlığını oluşturuyor, fakat milliyetçi resmi ideolojiyi ellerinde tutanlar onlara en ufak bir özel hak tanımaya niyetli değil. Zaten erken seçim isteyenlerin ateşini söndürmek için Başbakan, Kürt yanlısı HADEP'in yüzde 10'luk barajı geçerek Parlamento'da temsil edilebileceğine dikkat çekerek, Kürt korkuluğunu gösteriverdi. HADEP için halen bir yasaklanma prosedürü işliyor.
Başbakanın güvenlik çarkına doğru salladığı bir kırmızı mendil daha var: 'İslam'. Erken seçim halinde, bütün kamuoyu araştırmaları, Recep Tayyip Erdoğan ve liderliğindeki Adalet ve Kalkınma Partisi'nin (AKP) oyların yüzde 15 ila 19'unu alabileceğini gösteriyor, ki bu neredeyse kesinlikle bir koalisyon hükümetine girebilir anlamına geliyor... Üçüncü mesele, 'Kıbrıs'. Ada, AB'ye giriş yarışında en iyi pozisyonda olan aday, fakat adanın kuzeyinde üçte biri Ankara ordusunun 'işgalinde'. Sene başında başlatılan birleşme müzakereleri, bu müzakereleri izleyen BM temsilcilerine göre, özellikle Türkiye'nin yeterince çaba göstermemesinden dolayı yerinde sayıyor. Ankara, Kıbrıs sorununu kendi Avrupa adaylığından soyutlayabilmek isterdi, fakat adanın kuzeyinde askerlerinin bulunmasının sadece güvenlikle ilgili zorunluluklardan kaynaklandığına inandırmakta güçlük çekiyor. Türk denkleminin son bilinmezi, 'en büyük güçlü müttefik Amerika ile ilişkiler'. Washington'un, Saddam Hüseyin Irak'ının işini bitirme arzusu, Türkiye'yi tutum belirlemek zorunda bırakıyor. Ankara, Irak'a Amerikan müdahalesiyle bir bağımsız Kürdistan olasılığının filizlemesinden korkuyor. Ankara böyle bir şeyi bir savaş nedeni olarak görüyor. Bu da Avrupa'ya girme isteğiyle bağdaşmayacak tehditler oluşturuyor. Kürtlerin varlığını kabullenmek, İslamcıları siyasi oyuna almak ve en önemlisi egemenliğin, askeri tanımın ötesine gitmek... İşte Türkiye'nin Avrupa'ya girmesi için gerekli olanlar. Büyük olasılıkla önümüzdeki sonbaharda yapılacak olan seçim tartışmalarının konuları bunlar olacak."
Le Figaro gazetesinde (27/07) "Birlik İçin Saatli Bomba" başlığı ve Pierre Bocev imzasıyla yayımlanan bir diğer haberde, Avrupa Birliği ile ilişkileri açısından olası tüm gelişmelerin, sadece ve sadece Türkiye'ye bağlı olduğu ileri sürülmekte, bir ay önce Sevilla Zirvesi'nde 15'lerin devlet ve hükümet başkanlarının, önümüzdeki aralıkta Danimarka başkanlığında gerçekleşecek buluşma için, "Sevilla ve Kopenhag AB konseyleri arasındaki dönemde kaydedilecek gelişmelere göre Kopenhag'da Türkiye'nin adaylığının bir sonraki aşaması konusunda yeni kararlar alınabilir" şeklinde ne olumsuz ne de olumlu sayılabilecek bir görüş belirttikleri hatırlatılmaktadır. "Elbette gerçeklerin, Avrupa zirvelerinde edilen boş laflarla inandırılmak istendiği kadar basit olmadığı", çünkü Fransa gibi bazı üye ülkelerin, Türkiye'nin uzun vadede de olsa adaylığına olumlu bakmakla birlikte, Almanya gibi başka üye ülkelerin, Birliğin gelecekteki sınırının Irak olabileceğini tasavvur edemediklerine işaret edilen haberde, Aralık 1999'da ülkesi Helsinki Zirvesi'nde "aday" statüsü aldığı vakit Başbakan olan Bülent Ecevit'in, "Kaçınılmaz olarak Avrupa'nın sınırları daha doğuya, Kafkasya'ya, Orta Asya ve Asya'nın tamamına kadar gidecektir" dediği vurgulanmakta ve bu durumun, o dönemde Jacques Chirac'ın, Türkiye'nin "tarihi, coğrafyası ve hedefleri" açısından Avrupalı istidadı olduğunu kabul etmesini engellemediği ifade edilmektedir. İki buçuk yıl sonra ise, meselelerin aciliyet arz ettiği dile getirilen haberde, NATO'nun planlama imkanlarına giriş şartları konusundaki Türk-Yunan anlaşmazlığının halen çözümlenmediği, oysa Onbeşler'in, sonbaharda Makedonya'da NATO'dan görevi devralmak istediği, özellikle de Kıbrıs'ın Birliğe üyelik perspektifinin neredeyse kapıda olduğu, bunun da gerçek bir saatli bomba olduğu, zira Bülent Ecevit'in, adanın sadece güneyinin Onbeşler'in arasına katılması halinde kuzeyi "ilhak etme" tehdidinde bulunduğuna dikkat çekilmektedir. Türkiye'de önümüzdeki kasım ayında erken seçime gidilmesi olasılığının meseleleri iyice karmaşık hale soktuğu, zira bu durumun, Avrupa tarafından istenen, ölüm cezasının kaldırılması veya Kürtlerin özel durumunun kabul edilmesi gibi reformların hızla gerçekleştirilmesini nerdeyse imkansız kıldığı belirtilen haberde, oysa Ankara'nın, Sevilla Zirvesi'nden hareketle, Kopenhag Zirvesi'nde "üyelik takviminin" belirlenmesini ümit ettiği belirtilmektedir.
İSRAİL BASINI:
Ha'aretz gazetesinin (26/07) "Türkiye'de Havuç ve Sopa" başlıklı ve Zvi Bar'el imzalı internetten sağlanan makalesinde, Türk ordusunun Kürtleri rahat bırakmayı kabul etmiş olsa da, bu azınlığın, siyasi beklentilerini gerçekleştirmek için fazlaca şansa sahip olmadığı ifade edilmekte, onlara etnik haklar tanınmadıkça Türkiye'nin üye olamayacağını söyleyen AB'den yardım istedikleri belirtilmektedir. Kürtlerin şimdi tüm umutlarını Avrupa Birliği'ne bağlamış durumda oldukları, AB'nin, "Türkiye üye olmak istiyorsa, Kürtlere etnik haklar versin" görüşünde ısrar ettiği ifade edilen makalede, diğer bir deyişle, AB üyesi olmak için Türkiye'nin, Kürtlere kendi kültürlerini kendi dillerinde öğrenme izni vermesi gerektiği belirtilmekte, geçen seçimlerde parlamentoya girmeye yeter sayıda oy toplayamayan Kürt partisinin önde gelen bir mensubunun şöyle konuştuğu aktarılmaktadır: "Avrupa çok uzak. Avrupa Türkiye'yi istemiyor. Avrupa'nın milyonlarca Türk işçisinin kendi iş piyasasına girmesine izin vereceğini düşünebiliyor musunuz? Kürt hakları konusundaki tüm laf kalabalığı, İstanbullu işsizlerin Berlin veya Paris'e gelmesini engellemek için kurulmuş bir tezgahtır. Bunu biliyoruz ama kızmıyoruz. Eğer Avrupa'da Kürtlere gerçekten yardım etmek isteyen biri varsa, Kürt bölgelerinde sanayi tesisleri kurabilir, yolları iyileştirmeye yardımcı olabilir, okullara bilgisayar bağışlayabilir. Bunlar da insan haklarıdır. Aslında Avrupa bizi, Türkiye'nin AB üyeliğinin önünü kesmek için sarf malzemesi olarak kullandı."
İTALYA BASINI:
Il Sole 24 Ore gazetesinde (26/07) "Türkiye... Eski Başbakan Çiller Reformlar Konusunda Ecevit'e Açılıyor" başlıklı yorumunda, Başbakan Ecevit'le DYP Lideri Çiller'in görüşmesine yer verilmekte, yapılan toplantının sonunda Çiller'in ilk kez Başbakan'ın istifasını istemediği, ancak seçim tarihinin 3 Kasım 2002 olarak saptanması karşılığında bu geçiş döneminde ona destek vermeye hazır olduğunu bildirdiği aktarılmaktadır. DYP'nin, AB müzakerelerinin başlatılmasını sağlayacak reform paketini onaylamak amacıyla, halen Başbakan'a sadık olan çoğunluk partileriyle beraber oy kullanabileceğine işaret edilen yorumda, Çiller'in teklifini takdir eden Başbakan Ecevit'in, kesinlikle istifa etmek istemediğini tekrarladığı belirtilmektedir. TBMM'nin, milletvekillerini iki önerge sunulmak üzere 29 Temmuz tarihinde toplantıya çağırdığı, bunlardan birincisinin, İsmail Cem'in liderliğini yaptığı "Yeni Türkiye" tarafından desteklenen ve seçim tarihini, AB'ye katılmak için gereken reformlar ve seçim yasası konularını içeren DYP'nin hazırladığı önerge, diğerinin ise, 3 Kasım tarihi üzerinde ısrar ederek sadece seçim tarihi konusunun ele alınmasını isteyen MHP'nin önergesi olduğu ifade edilmekte, bu krizin ortasında Türkiye'nin, yaklaşık 75 milyar dolara yükselmiş olan olağandışı kamu borcu konusunu da göğüslemek durumunda olduğuna dikkat çekilmektedir.
KIBRIS RUM BASINI:
Fileleftheros gazetesinin (26/07) "Türk-Yunan İlişkileri: Sıcak Yaz mı, Serin Yaz mı?" başlıklı yorumunda, Atina Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Profesörü ve Yunanistan Avrupa ve Dış Politika Enstitüsü Müdürü Theodoros Kulumbis'in görüşlerine yer verilmektedir. Devletlerarası ilişkilerde tahminlerde bulunmanın her zaman çok tehlikeli bir konu olduğunu dile getiren Kulumbis'in, analizcilerin tahminlerinin politikacıların davranışlarını etkilediğini belirttiği aktarılan yorumda, Yunanistan'da yayımlanan analizlerin "sıcak bir çatışmadan" söz etmesi üzerine tedirginliklerin oluştuğuna işaret ettiği kaydedilmekte ve şu açıklamaları aktarılmaktadır: "Komşudaki ekonomik kriz, sıcak bir çatışmanın Türkiye'ye turist akınını dikey şekilde azaltacağı sonucunu veriyor. Aynı zamanda siyasi kriz (Ecevit'in hastalığı, 2004 yılından önce seçim ilan edilmesi konusundaki isteksizlik, Kemal Derviş gibi eski ve yeni siyasi güçlerin rekabeti) Türk sisteminde tek istikrarlı kutbun askeri rejim olduğu sonucunu ortaya çıkarıyor. Ancak askerler, iktidarı darbe veya pronunsiamento (authoritarian declaration) vasıtasıyla üstlenmeleriyle, derin ekonomik krizin sorumluluklarını yükleneceklerini ve özellikle 'Avrupalı Türkiye' hayalinin üzerine mezar taşı yerleştirileceğini anlıyorlar... Geriye, önümüzdeki ayların ölçülmemiş etkeni olarak Kıbrıs sorunu ve büyük adanın AB'ye üye olma biçimi (çözümle veya çözümsüz) kalıyor. Mevcut aşamada Kıbrıslı Türkler, hatta Denktaş bile üyelik otobüsünün 2002 Aralığı'ndan sonra yola çıkacağını ve otobüsün dışında kalırlarsa, tarihi bir fırsatı kaçıracaklarını anlamışlardır... İstikrarlı şekilde artan bir oranla, 'Belçika modeli' (tek uluslararası şahsiyetli, tek vatandaşlı ve siyasi açıdan eşit iki federe devletin ilan edilmesi) Kıbrıs'ın AB üyeliğiyle kırılmaz şekilde bağlanması ön koşuluyla, mümkün bir seçenek olarak zemin kazanıyor. Birçok Kıbrıslı Türkün talebi, ilk önce bağımsızlıklarının tanınması ve sonra da yeni bir 'ortaklık devleti' kurulmasıdır. Kıbrıslı Rumlar için çözüm, Kıbrıs Türk toplumunun Kıbrıs Cumhuriyeti'yle bütünleşmesinden geçiyor. Yunanistan, AB üyesi bir devlet olarak, Avrupa tercihinden yana Kıbrıs rüyasını hiç çekincesiz destekliyor. Türkiye, daha eski jeo-politik bir zihniyeti muhafaza ederek, Kıbrıs'ın siyasi denetimini kaybetmekte olduğunu anlıyor ve bocalıyor. Bölgemizin 'stratejik örneğiyle' ilgili olarak hepimizin zihniyetinin değişmesinin zamanı geldi. NATO ve AB'nin paralel genişleme prosedürleri aracılığıyla, kuzeydoğu Avrupa ve kuzey Akdeniz, Karl Deutsch'in söylediği gibi 'güvenlik toplumlarına' dönüşüyor. Bu bölgelerdeki ülkeler (örneğin Kuzey Amerika, merkezi batı Avrupa) sınırlarını güçlendirmekten vazgeçiyorlar ve farklılıklarını çözmek için barışçı yöntemleri kullanıyorlar. Gelecek hakkında felsefe yapmaya geri dönersek, benim tahminim bu yıl sıcak bir yaz geçirmeyeceğimiz yönündedir. Yaz, kavurucu sıcaklara rağmen, politik açıdan serin geçecek. Ancak her zaman saldırgan tahrikleri önleyecek hazırlıkta olmalıyız. Çatışmalar konusunda açıklanan tahminler kolayca, kendi kendilerini besleyen kehanetlere dönüşebilir."
YUNANİSTAN BASINI:
Elefteros Tipos gazetesinin (27/07) "Türkiye Çıkmazda" başlıklı ve Yorgos Kirtsos imzalı yorumunda, Türkiye'de yaşanan siyasi krizin kontrol dışına çıkma ihtimalinden söz edilmekte, yapılan bütün kamuoyu araştırmalarının, yapılacak seçimlerde oyların yüzde 20'sini alarak İslamcı partinin birinci parti geleceğini gösterdiği, ayrıca, Kürtlerin desteklediği HADEP'in de yüzde 10'luk barajı aşarak Parlamento'ya girme olasılığının olduğunu gösterdiği belirtilmektedir. Başabakan Bülent Ecevit'in, İslamcıların ve Kürtlerin siyasi krizden faydalanmaya çalışacakları uyarısında bulunduğu hatırlatılan yorumda, ancak, bu görüşünün dikkate alınmadığı vurgulanmaktadır. Böylece, gerçek Türkiye'nin yine ön plana çıkacağı ve Yunanistan'ın uyguladığı yeni dış politikanın ne kadar "gülünç" olduğu görüleceğinden, Yunan hükümetinin zor anlar yaşayacağı ileri sürülen yorumda, "Gerçek şu ki, Türkiye'nin AB ile bütünleşmesi söz konusu değildir. Yunanistan, AB'nin siyasi haritasındaki değişikliklerden ve Türkiye'nin bir kez daha kalkınmamış bir ülke olduğunun görülmesinden faydalanarak, Türkiye 'arabasını' AB içine çekme çabalarından vazgeçmelidir. Türkiye ile dostluk ilişkilerine, işbirliğine ve Türkiye'nin belli alanlarda AB ile temaslarına 'evet', ancak Avrupalı olmayan bir ülkenin Avrupa ile bütünleşme hayallerine 'hayır', çünkü böyle bir şey diplomatik bir kuruntudan öte bir şey değildir" denilmektedir.
Ta Nea gazetesinin (27/07) "Yunanistan, Krizden Kaçınılması İçin AB-Türkiye İlişkilerinde Türkiye'nin 'Avukatı' Oluyor" başlıklı ve İrini Karanasopoulou imzalı yorumunda, Ankara'nın AB taleplerinden hiçbiri yerine getirilmeden Kıbrıs'ın güney kısmının AB üyesi olması halinde Türk-Yunan ilişkilerinde ciddi bir krizin yaşanması kaygısı içinde olan Yunan hükümetinin, AB içinde Türkiye'nin "avukatı" rolünü üslenmeye hazırlandığı belirtilmektedir. Dışişleri Bakanı Papandreu'nun danışmanlarının, kendisine, Ondörtler'le Ankara arasında arabulucu rolü üslenmesi için öneri götürdükleri, bir yandan, Türkiye içinde yaşanan siyasi istikrarsızlık, diğer yandan, AB üyesi ülkelerin Türkiye'ye üyelik müzakerelerinin başlaması için tarih belirlemeye yanaşmamalarının, Papandreu'nun danışmanlarının böyle bir öneriyi gündeme getirmelerine yol açtığı ifade edilen yorumda, danışmanların, Kıbrıs sorunu konusunda uzlaşma sağlanmaz ve aralık ayındaki Kopenhag AB zirvesinde, Onbeşler Kıbrıs'ın AB ailesine katılması kararı alır ve bu arada, karşılığında Türkiye'nin talebi yerine gelmezse, Yunanistan ve Avrupa'nın "yaralı bir canavar" ile karşı karşıya kalacaklarını öne sürerek, böyle bir gelişme karşısında, Ankara'nın Ege ve Kıbrıs konularında nasıl tepki göstereceğinin bilinmediğini vurguladıklarına işaret edilmektedir. Yunanistan'ın söz konusu tehlikeleri AB'ye ileterek, Türkiye'ye üyelik müzakereleri konusunda itirazlarından vazgeçmelerini talep etmesi gerektiğini vurguladıkları belirtilen yorumda, danışmanların, aralık ayında Kopenhag'da yapılacak AB Zirvesi'nde, Türkiye'ye örneğin, üyelik müzakerelerinin 2003 yılının aralık ayında başlayacağı vaadinde bulunabileceklerini söyledikleri, böyle bir şeyin Türkiye'ye moral vereceği kaydedilmektedir. Yorumda, Papandreu'nun danışmanlarının, Yunanistan'ın böyle bir rol üslenmesinin kolay olmayacağının altını da çizdikleri, çünkü AB üyesi ülkelerin, Türkiye'ye üyelik müzakereleri için tarih vermekten kaçındıkları gibi, Denktaş'ın Kıbrıs konusunda uzlaşmaz tutumunda ısrar ettiğinden, Yunanistan'ın AB içinde bir anlamda Türkiye'nin "avukatlığını" üslenmesi zorunluluğunu Yunan kamuoyuna kabul ettirmenin de zor olacağı ifade edilmektedir.
-
IRAK İLE İLGİLİ GELİŞMELERİN 28.07.2004 TARİHLİ JAPONYA BASININDAKİ YANSIMALARI
TOKYO, 28/07(BYE)--- Irak ile ilgili gelişmelerin Japonya basınındaki yansımaları şöyledir:
Nihon Keizai Shimbun gazetesinde, "Irak Ulusal Konferansı 31 Temmuz'da Toplanıyor" başlığıyla yayımlanan haberde, konferansın toplanmasından sorumlu Fuat Masum'un, konferansın 31 Temmuz'dan itibaren üç gün süreceğini bildirdiği, ancak güvenlik nedenleriyle toplantının nerede yapılacağını söylemediği kaydedildi.
Sankei Shimbun gazetesinde, "Egemenlik Devrinin Üzerinden Bir Ay Geçti" başlığıyla yayımlanan başyazıda, Irak'ın yeniden imarıyla ilgili faaliyetlerin sağlıklı yürütülemediği, dış yardımların da yerinde kullanılamadığı ve bu durumun, güvenliğin kötüleşmesine yol açtığı kaydedilerek, uluslararası toplumun Irak geçici hükümetine somut destek verme konusunda hızla harekete geçmesi gerektiği ifade edilmiştir.
-
29 Temmuz 1808
Sultan IV. Mustafa, III. Selim öldürttü.
29 Temmuz 1945
Ereğli Limanı'nın temeli atıldı.
29 Temmuz 1953
Devlet Demiryolları İşletmesi, 6186 sayılı kanunla Kamu İktisadi Devlet Kuruluşu statüsüne alındı.
29 Temmuz 1969
Hereke'de özel sektör tarafından 90 milyon liralık harcama ile kurulan Nuh Çimento Fabrikası ve 70 milyon liralık harcama ile kurulan Efes Pilsen Bira Fabrikası üretime geçti.
29 Temmuz 1970
274 sayılı Sendikalar Kanunu, TBMM'de kabul edildi.
29 Temmuz 1975
Genelkurmay Genel Sekreterliği, ABD üslerinin devralındığını açıkladı.
29 Temmuz 1984
İstanbul Yeşilköy Hava Limanı'nın adı Atatürk Hava Limanı olarak değiştirildi. Bu nedenle alanda tören düzenlendi.
29 Temmuz 1996
Özelleştirme İdaresi Başkanvekili Uğur Bayar görevinden alınarak yerine İsmail Karakaya getirildi
29 Temmuz 1996
Arçelik, 3 yıl süreli bir ortaklık anlaşmasıyla kimyasal alandaki tüm hammadde temini, planlama ve araştırma geliştirme işlerini Türk-Henkel'e bıraktı.
-
29 Temmuz 2004 Basın Özeti
Sınır Tanımayan Doktorlar örgütünün Afganistan'ı terk edeceğini duyurması, Independent'a manşet olmuş. Birinci sayfadan aktarıyoruz:
İngiltere'de yayımlanan gazeteler
"Sovyet işgaline, iç savaşa, Taleban'a, Amerika önderliğindeki işgale dayandılar. Ama 24 yıllık yardım faaliyeti sonrasında Sınır Tanımayan Doktorlar'ı Afganistan'dan kaçışa Amerika zorladı."
Adında, sınır tanımadığını söylemesine rağmen örgüte Afganistan'ın fazla uzak geldiğini vurguluyor, Independent başlıkta.
Habere göre örgütün çalışanlarını Afganistan'dan kaçışa zorlayan faktör Amerika'nın uyguladığı askeri taktikler. Örgütün, "güvenli biçimde artık bağımsız yardım faaliyeti yapılamaz" demesi ardından, diğer kuruluşların faaliyetlerinin sürüp sürmeyeceğinin artık belli olmadığı vurgulanıyor.
Geçen ay Sınır Tanımayan Doktorlar örgütüne mensup beş kişinin öldürüldüğü hatırlatılıyor.
Peki kararının asıl gerekçesi ne? Örgüt, Amerikalıların uygulamaları yüzünden, yardım görevlileriyle askerler arasında halk nezdinde fark kalmadığını savunuyor. Karzai hükümeti de suçlanıyor. Örgüt çalışanlarının öldürülmesini hükümetin "kabul edilebilir" bulduğunu söyleyen Sınır Tanımayan Doktorlar, "Çünkü faillere karşı harekete geçmediler" diyor.
Diğer uluslararası yardım örgütlerinden henüz Afganistan'ı terk edecekleri yolunda bir açıklama gelmediğini vurgulayan Independent, yine de birçoğunun, seçimlere iki ay kala durumlarını gözden geçirmeye başladığını belirtiyor.
Bir başka İngiliz gazetesi Guardian, Sınır Tanımayan Doktorlar'ı "unutulmuş bir savaşın kurbanı" diye niteliyor. Başyazıda, cesaretiyle tanınmış örgütün 24 yıldır faaliyet gösterdiği bir yeri terk etmeye karar vermesinin dikkate alınması gerektiğini vurguluyor.
Örgütün Amerika'ya yönelttiği suçlamaya dikkat çekiyor Guardian. Yardım görevlileriyle askerler arasındaki ayrımı ortadan kaldıran Amerikalıların, yardım faaliyetiyle, askeri ve siyasi hedeflere ulaşma çabasını iç içe geçirdiği vurgulanıyor.
Amerikalıların suçlamayı reddettiğini de kaydediyor Guardian. Ama ekliyor:
"Son bir yılda 32 yardım görevlisi öldürüldü. Afganistan'da güvenliği sağlamak Amerika önderliğindeki koalisyonun yükümlülüğüdür."
Bağımsız kuruluşların, Afganistan'da derebeyleri, uyuşturucu ticareti ve genel asayiş alanlarında kontrolün kaybedildiğini bildirdiği vurgulanmış. Yazıya göre, Afganistan'a yapılan müdahaleyi başarısız hale getiren asli faktör ise Irak'a yapılan müdahale. Başka bir çok faktörün de söz konusu olduğunu ama asıl meselenin örtülemeyeceğini belirtiyor.
"Afganistan'da isyan sürüyor, aynen Irak'taki gibi" diyor Guardian.
Daily Telegraph, Irak'ta dün 70'ten fazla can kaybına yol açtığını söylediği bombalı saldırıyı yorumlamış, bugünkü başyazısında.
Eylemcilerin, Irak'ı demokrasi yolundan çıkarma amacı taşıdığını, ama Iraklıların iki gün sonra yapılacak ulusal kongreyi planlandığı gibi toplamak ve geçiş hükümetini denetleyecek meclisi belirlemekte kararlı olduklarını vurguluyor.
Telegraph'a göre, Irak, geçiş hükümeti kanalıyla kendi kendini idare yolunda da ilerliyor. Suveyra bölgesinde Irak Ulusal Muhafızları ilk kez kendi başlarına, gazetenin düşman dediği silahlı gruplara karşı harekata geçmiş.
Gazete, Iraklılardan oluşan güvenlik güçlerinin şimdiye kadar böyle operasyonlara katılmadığını veya Amerika önderliğindeki koalisyon askerlerini kenardan seyrettiğini ama şimdi düşmanla mücadeleye girdiklerini aktarıyor.
ABD'nin petrole ihtiyacı
Rusya'nın dev petrol şirketi Yukos'un sorunları yüzünden petrol fiyatlarının yeniden yükselişi vesilesiyle Financial Times, başyazısında Amerikan seçimlerini bu yönüyle değerlendiriyor.
Demokrat Parti'nin adayı John Kerry'nin bu akşamki "adaylığı kabul" konuşmasında başkan olursa Amerika Birleşik Devletleri'nin petrolde Arap dünyasına bağımlılığını azaltma vaadinde bulunacağı söylentilerine değiniyor.
Gazete, Batı'nın büyük petrol şirketlerinin fiyatlar yükseldikçe karlarını arttırdığını ama Ortadoğu dışında rezerv arayışına yönelmediklerini belirtiyor.
Financial Times'a göre, büyük şirketler hissedarlarını tatmin edebilmek için, üretim düzeylerini düşürmemeye çalışıyor ve panik halindeler, çünkü başka bölgelerde üretimlerini bu düzeyde sürdürmelerini sağlayacak büyüklükte rezerv bulamıyorlar. Bunun için de Libya ve Rusya gibi ülkelere girmek için bütün güçlerini ortaya koyuyorlar. Kalan karı da hisse sahiplerine dağıtıyorlar.
Financial Times hissedarları memnun edecek bu durumun George Bush ve rakibi John Kerry'nin alternatif kaynak ihtiyacına çare sunmadığını belirtiyor. Arap petrolüne bağımlılığı azaltma vaadinin sadece arz, yani üretim noktasında değil, tüketim noktasında daha başarılı olacağını yazmış.
Yani dünya piyasalarındaki fiyatlara bağımlı Amerika'nın petrolü daha az kullanacak, tasarrufu arttıracak yollar bulması gerektiğini belirtiyor. Financial Times'a göre, Kerry'nin planının sınanacağı nokta da bu olacak.
Amerikalı yazar ve film yönetmeni Michael Moore'un belgesel sınıfında hasılat rekorları kıran filmi Fahrenheit 9/11, Guardian yazarı David Leigh'e göre, araştırmacı gazeteciliğin değil, öfkeli bir şahsiyetin komedyenliğinin ürünü.
Michael Moore'un temel iddiasını şöyle özetliyor yazar: "Bush'un Suud ailesiyle ilişkileri, Bin Ladin ailesiyle ticari ortaklıkları olduğu iddiası. Ayrıca, 11 Eylül saldırılarının hemen ardından Bin Ladin ailesinin üyelerinin Amerika'yı terk etmesini sağladığı, Bush'un dikkatleri Irak'a yönelterek Usame Bin Ladin'in de paçayı kurtarmasına yol açtığı tezi.
Moore'un bu alandaki iddialarına filmde gösterdiği tek kaynak olan, bu konuda bir kitap yazmış Craig Unger'den söz ediyor Guardian yazarı. Unger'in "Bush hanedanı, Suud hanedanı" adlı kitabındaki olguların, Bush'un Usame Bin Ladin'i kurtarmak için Irak savaşını başlattığı komplosunu kanıtlayamadığını belirtiyor.
Guardian yazarı ayrıca, Bush'un çok geniş bin Ladin ailesinden biriyle iş yapmasının Usame bin Ladin'le de işbirliği içinde olduğunu göstermediğini vurguluyor. Irak savaşını en fazla isteyen yetkilinin Savunma Bakan Yardımcısı Paul Wolfowitz olduğunu hatırlatan yazar, 11 Eylül komisyonunun raporuna atıfta bulunuyor. "Bush Tony Blair'e, "Bakma Wolfowitz'in dediklerine, Irak şimdi acil konu değil" demiş.
Yani Guardian yazarının asli iddiası, Fahrenheit 9/11'e haksız yere belgesel muamelesi yapıldığı, bunun sadece öfkeli yazarınca genişletilmiş bir "stand up" olduğu...
-
Basın Özeti
29/07/2003
İngiltere basınında, Başbakan Blair-BBC-Irak üçgeninde gelişen tartışmalar en azından bugünlük durulmuş görünüyor.
Başbakan Blair aleyhinde Yunan avukatların yaptığı savaş suçu davası başvurusu ise şimdilik fazla yorum içermeyen haberlerle duyuruluyor okurlara.
Ancak dün sonuçlanan iki dava, gazetelerin ilk sayfalarında yer alıyor. Bunlardan ilki meşru müdafaanın nereye kadar gidebileceğine dair bir tartışma. Independent'ın haberi şöyle:
"Evine giren genç bir hırsızı öldürdüğü için hapse giren çiftçi Tony Martin, dün parmaklıkların arkasından çıkıp, kendisini ulusal bir gazetenin kollarına bıraktı.
Martin yaşadıklarını anlattığı Daily Mirror'dan 100 bin sterlinlik bir çek aldı. Bu durum da yeni bir tartışma başlattı. Basın şikayetleri komisyonu bu konuda soruşturma açacağı sözünü verdi.
Çünkü yasalar gazetelerin kamu yararına olmadıkça hüküm giymiş kişilere açıklamaları karşılığında para ödemesine izin vermiyor. "
Olayın kahramanı Martin; 1999'da evine giren iki hırsızdan birini öldürmüş, diğerini yaralamıştı. Aldığı 5 yıllık hapis cezasının uzunluğunu belirleyen ise pişman olmadığını söylemesi.
Tartışmanın bir başka yönü de olayda yaralanan hırsızın Martin'den 15 bin sterlin, yaklaşık 33 milyar lira tazminat talebiyle dava açma çabası.
Gündemdeki soru: "Acar hırsız yaralandığı için evsahibini dava edebilir mi?"
Independent'a göre İçişleri Bakanı David Blunkett, suç işlerken zarar gören kişinin tazminat talebini önleyecek bir değişikliği sonbaharda parlamentonun gündemine getirecek.
Bir diğer hukuki tartışma ise Londra polis teşkilatının içine sürüklendiği bir para aklama skandalı ile ilgili.
Polis devlet eliyle suç işledi
Dün tamamlanan davada yargıç, uyuşturucu kaçakçılarını yakalamak içn tuzak kuran polisin, devlet eliyle suç işlediğine hükmetti. Financial Times'tan aktaralım:
"Polis zanlılara ulaşmak için sahte belgelerle naylon bir şirket kurup, bu kişilerle temasa geçerek onları kendi yardımları ile para aklamaya ikna etmişti.
Yargıç, bu şekilde suça teşvik ortamı yaratıldığını belirtti. Polis eliyle aklanan paralar da güven tesis etmek amacıyla uyuşturucu kaçakçılığı ile suçlanan gruplara iade edildi. Bu şekilde 15 milyon sterlinin aklandığı kaydediliyor. "
Daily Telegraph da bunun 1990'larda tüm zamanların en büyük tuzak operasyonu olarak planlandığına ve hiç bir masraftan kaçınılmadığına dikkat çekiyor. Yıllarca süren soruşturma ve dava sürecinin masraflarının 25 milyon sterlini bulduğu ve vergilerle ödeneceği de bir başka ayrıntı...
Şaron'un Washington ziyareti
Dış haberlere geçerken önce Guardian'da yer alan bir karikatürü aktaralım:
Fonda, harabeye dönüşmüş evler arasında helikopterlerin ateşinden çocuklarını uzaklaştırmaya çalışan bir kadının silüeti var. Karenin çoğunu kaplayan koca bir duvarda asılı tabelada ise şu satırlar yer alıyor. "İsrail ordusu Gazze'ye hoşgeldiniz der".
İşte bu manzarada, üniformasına zorlukla sığan bir gardiyan olarak resmedilmiş İsrail başbakanı Ariel Şaron, Filistinli mahkumların kapısını açmış, neşeyle sesleniyor "İşte özgürlük çocuklar!"
Financial Times ise bugünkü Bush - Şaron görüşmesini başyazısında işlerken, Bush'a İsrail'e baskı yapma çağrısında bulunuyor:
"İsrail Başbakanı Ariel Şaron geçtiğimiz günlerde ilk kez bir Filistin başbakanının ağrılandığı Beyaz Saray'a, sekizinci ziyaretini yapıyor. Ama İsrail liderinin ufak bir dezavantajı var.
Başkan Bush geçen hafta İsrail'in tek taraflı olarak sınır belirlemesini ve Filistin topraklarının yüzde 12'sini daha ilhakını sağlayan güvenlik duvarına karşı çıktı. Başkan Bush şimdi de Şaron'a nihai bir çözüme varılmasını istediğini açıkça anlatmalı. Bu da İsrail'e, Filistin topraklarını sömürgeleştirmeye son vermesini söylemek demek."
"Şaron da bunu dinleyip harekete geçmeli" diyor Financial Times.
Gazete ayrıca Irak konusuna ayırdığı haberinde de Kürdistan Demokrat Partisi lideri Mesut Barzani'nin peşmergeleri dağıtmamaya kararlı olduğu açıklamasını teyid ettiğini bildiriyor.
"Milisleri dağıtmamama kararı koalisyona vurulmuş bir darbe. Kolasiyon Kürtlerin Irak ordusu içinde eritilmesinden yana. Barzani'nin açıklaması; birleşik bir Irak anayasası üzerinde anlaşmanın kolay olmadığını da kanıtlıyor. "
Financial Times ayrıca, Amerika'nın daha önce bir kez ret cevabı vermesine rağmen, Hindistan'ı Irak'a asker gönderme konusunda sıkıştırmaya devam ettiğine de dikkat çekiyor.
Times, Irak'tan haberleri aktarırken, Iraklıların Saddam Hüseyin'in yakalanmamasını, yanındaki falcılara, büyülere ve muskalarına bağladığını bildiriyor.
Guardian'ın yorum sayfasında ise George Monbiot, Washington'un peşpeşe gelen askeri harekatları konusundaki teşhisini: "Amerika bir din demek" sözleriyle özetliyor:
"Amerikan liderleri artık kendilerini dünyayı kötülükten kurtarmakla görevli ilahi misyonerler olarak görüyorlar. Ve bu nedenle de Başkan Bush'un dış politikasını eleştirmek artık Amerikan aleyhtarlığı ve küfürle eşdeğer.
Milliyetçiliği ilahiyata dönüştürmenin tehlikesini açıklamaya gerek yok. 1930'larda Japonya da Asya'yı kötülükten kurtarma ve aydınlığa kavuşturma misyonu olduğuna inanarak savaşa girdi. Oysa cenneti dünyaya indirmeye çalışanlar sadece bir cehennem yaratmaya mahkum. "
Bob Hope'un ardından
Pek çok gazetenin ilk sayfasında dün 100 yaşında ölen komedyen Bob Hope'un fotoğrafları ya da karikatürleri var. Bunda oyuncunun İngiliz asıllı olmasının rolü büyük. Gazeteler Hope'un parlak kariyerini ve akıllarda kalan esprilerini anımsatırken Guardian'ın haberleri çok daha eleştirel:
"Bob Hope muhtemelen Amerika'da heykeli dikilecek ilk komedyenlerdendir. İzleyiciler onu benimsedi çünkü bireyin en nahoş özelliklerini yansıtıyordu. En çok ödül alan sanatçı rekorunu elinde tutan Hope 50 kadar filmine rağmen, hiç oscar ödülü kazanamadı.
Hope'un evrensel cazibesi 60 ve 70'lerin siyasi ortamında söndü. Çünkü pek çoklarını Martin Luther King'in öldürülmesiyle iligli esprileri, Vietnam savaşı sırasında muhafazakar düzenle yakın ilişkisi ve feminizm karşıtı tavrıyla kendinden soğuttu."
Hezarfen Çelebi-2003
Ve son olarak Daily Telegraph'tan bir haber: Modern bir Hezarfen Çelebi Manş Denizini uçarak geçmeye hazırlanıyor...
"Avusturyalı bir sky-diving sporcusu yaklaşık 2 metrelik karbon lifli kanatlarıyla 30 bin feetten atlayacak ve Fransa'ya araç kullanmadan uçan ilk insan olmaya çalışacak. 34 yaşındaki sporcu, 33 kilometrelik manş denizini saatte 350 kilometre hızla geçerek ve 10 dakika sonra fransa'ya inmeyi hedefliyor. Eğer hava koşulları uygun olursa bu serbest atlayış denemesi; yarın sabaha karşı dörtte Dover semalarında başlayacak.
-
2004
BORSA 19.000 AŞILDI AMA Yaklaşık 10 gündür neredeyse kesintisiz yükselen doların yarattığı baskı dün öğleden sonra azaldı. Gerek vergi ödemeleri yüzünden yatırımcılardan gelen satışlar, gerekse ABD'de açıklanan dayanıklı mal siparişi verisinin beklentilerin altında kalması yüzünden dış piyasalarda doların değer kaybına uğraması iç piyasada da kurları aşağı çekti. Bu borsa ve faiz üzerindeki baskıyı da azalttı. Uluslararası borsalardaki yükselişin de desteğiyle dün İMKB 244 puan yükselişle günü 19.018'den tamamladı. Böylece uzun süredir kırılamayan 19.000 direnci de geçilmiş oldu. Ancak 540 trilyon liralık işlem hacmi, çıkışı desteklemekten yine uzak kaldı. Dün 19.000 puanın üzerinde kâr satışlarının arttığı gözlendi. Endeks bu seviyenin üzerinde kalmakta zorlanacak gibi görünüyor. Ancak piyasa oyuncuları cuma günü toplanacak olan ve 8. gözden geçirmeyi görüşecek olan IMF beklentisini kullanarak endeksi 19.000 puanın üzerinde tutmaya çalışabilir. Hacim artışı sağlanamazsa bu seviyelerde çıkış daha da zorlaşacaktır.
FAİZ İNİŞ SINIRLI KALIR Kurlardaki tırmanışın etkisiyle hafta içinde yüzde 27'nin üzerini deneyen ancak bu seviyeden alımlarla karşılaşan bono faizleri dün kurlardaki gerilemenin de etkisiyle inişe geçti. Ancak IMF ile 2005 sonrası ilişkilere ilişkin belirsizliğin yanı sıra, cari açığın yarattığı rahatsızlık yüzünden hareket sınırlı düzeyde kaldı. Piyasanın en çok işlem gören kâğıtlarından olan 7 Aralık 2005 vadeli tahvilin faizi valörlü işlemlerde 0.2 puan gerileyerek yüzde 26.66 seviyesine indi. Kurlardaki gerilemenin devamı halinde bono faizlerinde de yukarıda saydığım tedirginlik yaratan konular yüzünden sınırlı iniş yaşanabilir. Ancak piyasa öncelikle hükümetten IMF ile ilişkiler konusunda net bir açıklama bekleme eğiliminde.
DÖVİZ VERGİ SATIŞLARI BAŞLADI ABD'de beklenen dayanıklı mal siparişi verisinin beklentilerden düşük çıkması ile uluslararası piyasalarda değer kaybına uğrayan dolar kuru içerde de buna bağlı olarak gevşedi. Sabah saatlerinde 1.5 milyon lira seviyesini bir kez daha deneyen dolar kuru bu seviyeden vergi ödemeleri yüzünden satışa geçen yerli yatırımcıların etkisiyle gün içinde gerilemişti. Ancak akşamüzeri açıklanan ABD ekonomisine ait verinin de etkisiyle kurlar 1 milyon 490 bin liranın da altına indi. Dolar günü 10 bin liralık değer kaybıyla 1 milyon 484 bin liradan, euro ise 28 bin liralık gerilemeyle 1 milyon 787 bin liradan tamamladı. Cuma gününe kadar vergi ödemelerine bağlı yatırımcı satışlarının devam etmesi bunun da kurlar üzerinde baskı yaratması beklenmeli.
-
2003
BORSA SIKIŞMA SÜRÜYOR Gündemi yoğun haftaya mali piyasalar temkinli girdi. Uluslararası kredi derecelendirme şirketlerinden Standard and Poor's'un (S&P) sürpriz biçimde Türkiye'nin notunu yükseltmesine karşın piyasa oyuncuları ABD'nin Irak'a Türk askeri gönderilmesi konusundaki talebine verilecek karşılığı beklemeyi tercih etti. Bu arada ay sonuna kadar gelir, kurumlar ve motorlu taşıtlar vergisinin ödenecek olması da piyasaları biraz temkinli olmaya itiyor. Yüklü vergi ödemeleri yüzünden piyasada kısa süreli de olsa TL sıkışıklığı yaşanabilir, ayrıca TL yaratmak isteyenlerden döviz satışları da artabilir. Dün S&P'nin Türkiye'nin notunu yükseltmesi üzerine yükselişi deneyen borsa ise yine yeterli para girişi gerçekleşmemesi yüzünden 11.600'ün üzerinde tutunamadı. Gün içinde gelen kâr satışlarına karşın borsa günü son dakika alımlarına rağmen 37 puanlık çıkışla 10.598'den tamamladı. İşlem hacmi 189.8 trilyona indi. Borsada çok uzun süredir sıkışık seanslar yaşanıyor. Kısa vadede de düşük işlem hacmiyle endeks bazında bu trendin sürmesi beklenmeli.
FAİZ 47'Yİ AŞAMADI Bono piyasasında da dün temkinli hareketler gözlendi. S&P'nin Türkiye'nin kredi notunu yükseltmesine ilk aşamada tepki veren bono faizleri yaklaşık bir puan gerilemesine karşın yüzde 47 seviyesini kıramadı. Öğleden sonra ise valörlü işlemlerde gelen sınırlı kâr satışlarıyla 18 Ağustos 2004 vadeli gösterge kâğıdın faizi 0.45 puanlık düşüşle yüzde 47.92 seviyesinden günü tamamladı. Enflasyon bekleyişlerindeki iyileşme, geçen cuma günü niyet mektubunun IMF'ye gönderilmesi ve tatil öncesi bu hafta yasal düzenlemeler için Meclis'in yoğun biçimde çalışacak olmasına rağmen bono faizlerinin yüzde 47'nin altına inmemesi dikkat çekiyor. Tüm piyasalar gibi bono piyasası da Irak'a asker gönderilmesi konusundaki hükümetin tavrını bekliyor. Bu arada bazı bankaların yüklü bono portföylerini taşıma konusunda zorlandığı, bunun da faiz üzerinde baskı yarattığı belirtiliyor. Kısacası reel faizler çok yüksek seyretmesine karşın piyasanın kısa vadede mevcut seviyelerde sıkışmayı sürdürme ihtimali kuvvetli görünüyor.
DÖVİZ YABANCILAR ALDI S&P'nin Türkiye'nin kredi notunu yükseltmesinin ardından dün bankalararası piyasada 1 milyon 410 bin liranın altını deneyen dolar öğleden sonra tırmanışa geçti. Piyasaların kapanmasına yakın Londra kaynaklı yabancı alımlarıyla yükselişe geçen dolar 1 milyon 430 bin liranın üzerine çıktı. Serbest piyasada ise dolar günü 15 bin liralık yükselişle 1 milyon 430 bin liradan tamamladı. Bu hafta içinde kurumlar, gelir ve motorlu taşıt vergilerinin ödenecek olması yüzünden döviz satışı artabilir. Ancak açık pozisyonu bulunan yerli ve yabancı kurumların devam eden döviz alımları yüzünden bugün de kurlar üzerindeki baskı sürebilir
-
2002
BORSA MECLİS'E ENDEKSLİ Mali piyasalar yine siyasi belirsizliklerle dolu bir haftaya daha giriyor. Bugün Meclis'in yeterli çoğunluğu sağlaması halinde olağanüstü toplanması ve bu toplantıda erken seçim kararı ve Avrupa Birliği uyum yasalarıyla ilgili tavrını ortaya koyması bekleniyor. İşte ne olacaksa bu tarihten sonra olacak. Başka deyişle 'dananın kuyruğu kopacak.' Seçim tarihinin 3 Kasım'da yapılması yönünde karar alınması halinde piyasaların bundan kısa vadede olumlu etkilenmesi bekleniyor. Ancak asıl piyasaların rotasını belirleyecek gelişme siyasi partilerin AB uyum yasaları konusundaki tavırları. Bu arada hafta sonu Başbakan Ecevit'in istifa edeceğine yönelik çıkan haberler de bir başka belirsizlik unsuru olacak. Galiba en kötüsü Başbakan Ecevit'in istifası durumunda ortaya çıkıyor. Bugüne kadar büyük bir sabırla Meclis'in toplanmasını ve seçim tarihi konusunda uzlaşma ve AB uyum yasaları konusunda adım atılacağına yönelik beklentilerle beklemeyi tercih eden mali piyasalar bugünkü gerçekleşmelere göre yön belirleyecek. Bu belirsiz, ancak çok karamsar olunmayan dönemde seçim tarihi ve AB uyum yasalarının çıkacağına yönelik beklentileri satın alan borsa ise haftaya 10 bin endeks seviyelerinden başlıyor. Beklentiler doğrultusunda karar çıkması halinde borsanın sert tepki vermesi ve ilk aşamada 11.000-11.500 puanı deneyeceği, bundan sonra çıkışın devamı için para girişinin şart olduğu belirtiliyor.
BONO ANKARA İZLENECEK Bono piyasası da yukarıda belirttiğim gelişmelere bağlı olarak rotasını çizecek. Tüm piyasalarda olduğu gibi bono piyasasında da bu hafta Meclis'ten çıkacak olan kararlara bağlı olarak çok sert fiyat hareketleri gözlenebilir. Halen aktif işlem gören bonoların faizi yüzde 77-78 bandında hareket ediyor. Seçim tarihi ve AB uyum yasalarına ilişkin olumlu kararların çıkması halinde ilk tepkinin yüzde 70 seviyesinin altı olacağı belirtiliyor. Tersi durumda ise bu kez bono faizlerinde sert çıkış yaşanabileceği ve bir süre önce denenen kırılamayan yüzde 80'lerin yeniden test edileceği ancak bu kez muhtemelen geçilebileceği görüşü hâkim. Her halükarda, son haftalarda beklemeyi tercih eden bono piyasasında da Meclis'ten çıkacak karar doğrultusunda bu hafta kalıcı bir yön çizilecek.
DÖVİZ SIKIŞMA BİTİYOR Uzun süredir son derece dar bir bant içinde hareket eden döviz piyasası da bu hafta sert fiyat hareketlerine sahne olacak. Uzun süredir Meclis'in toplanmasıyla erken seçim kararı ve AB uyum yasaları konusunda siyasi partilerin net tavrını bekleyen döviz piyasasında dolar 1 milyon 670-1 milyon 690 bin lira bandında hareket etti. Bu hafta ise Meclis'ten çıkacak kararlar döviz kurlarında kalıcı bir çıkış veya inişe neden olabilir.
-
TÜRK BASININDAN MANŞETLER
29 TEMMUZ 2004
HÜRRİYET
• Ecevit: Oh Özgürüm Artık Açıklıyorum
• O Maskeli Karşıladı
• İran, PKK’yı Terörist Örgüt İlan Ediyor
CUMHURİYET
• RJ’lerde Üretim Hatası
• Asıl Rantçı Erdoğan
• Bukuba Cehenneme Döndü
MİLLİYET
• Vatikan Formülü
• Serdengeçti:Gevşersek Kriz Olur
SABAH
• Ört Başını
• Vatan Sağolsun
RADİKAL
• Elbirliğiyle 64 Bin Sıfırcı Yetiştirdik
• Ceza Neyse Çekeriz
YENİ ŞAFAK
• Teröre Karşı Tahran İttifakı
• Katliam
• Susurluk Şov
AKŞAM
• Urfa’nın Gururu
• PKK’ya Karşı Yazılı Güvence
ZAMAN
• İki Günde İki Şampiyon Çıkaran Okul, Şanlıurfa’nın Oxford’u Oldu
• Türkiye’nin Komşularıyla İlişkisini Amerika’nın Uyarısı Etkilemeyecek
TÜRKİYE
• İran: PKK’ya Geçit Yok
• Savaş Gibi: 120 Ölü
• Korkut Eken’e Şölenli Tahliye
VATAN
• Aral’ın Ölümünde Hastane Şoku
• Eğitim Yine ‘Sıfır’ Çekti
DÜNDEN BUGÜNE TERCÜMAN
• Sınavsız Lise Yok
• Gel Keyfim Gel
POSTA
• Rezalet
• Harem-Selamlık Sohbet
VAKİT
• 64 Bin Sıfır
• İran: PKK’ya İzin Vermeyiz
• CHP’de Muhalifleri Sindirme Harekatı
STAR
• Koç 9 Bin İşçi Alacak
• Özgür Bağdat