Sayfa 10/19 İlkİlk ... 89101112 ... SonSon
Arama sonucu : 217 madde; 109 - 120 arası.

Konu: 2007"MEVLANA YILI"Mevlana hakkında her şey

  1. Esas

     Alıntı Originally Posted by baron11 Yazıyı Oku
    Hacı Bektaş Veli, Mevlana ve siyaset

    Siyaset geriliyor, Türkiye’yi elektrik çarpıyor. Belli ki bu gerilim daha da yükselecek. Aklıselim insanlar, Nisan ve Mayıs ayının, sakin atlatılabilmesi için elinden geleni yapıyor.

    Bu gerilimden en çok da siyasiler nasibini alıyor. İktidar muhalefete yükleniyor, muhalefet iktidara. Taraflar gerildikçe seviye daha da düşüyor.

    Herkes birbirinin açığını kolluyor. İğne deliğinden iktidar çıkarmaya çalışanlar var. Ya da dayanaksız atıp tutanlar. Siyaseti, sedece konuşmaktan ibaret sayanlar.

    Adı konulmaz bir kinin izlerini görüyorum. İnsanlar tahammülünü kaybetmiş.

    Oysa bizim kültürümüz, oysa bu topraklar, oysa Anadolu hoşgörü ile yoğrulmuştur. Bu kültür insan sevgisi ile var olmuştur.

    Türkiye’nin bugünkü durumu üzerine yazılacak, tartışılacak çok şey var. Ancak ben, hiç yorum yapmadan, size Anadolu kültüründen bir örnek vermek istiyorum. Yüzyıllar öncesinden, bugüne bir köprü kurabilmek dileğiyle.

    Bir adam kötü yoldan para kazanıp, bununla kendisine bir inek satın alır. Ancak bir süre sonra, yaptıklarından pişman olur. Günaha girdiğini düşünür ve hiç olmazsa iyi bir
    şey yapmış olmak için, ineği Hacı Bektaş Veli'nin dergâhına kurban olarak bağışlamak ister. O zamanlar dergâhlar ayni zamanda, fakirin fukaranın karnını doyuran, aşevi olarak hizmet veriyordu.

    Artık iyi bir insan olmak isteyen adam, içinde bulunduğu durumu, vicdan azabı ile Hacı Bektaş Veli'ye anlatır ve ineği bağışlamak istediğini söyler. Ancak Hacı Bektas Veli, “Kirli işlerden kazanılmış parayla alınan bu inek helal değil” diyerek bu kurbanı geri çevirir.
    Bunun üzerine adam Mevlevi dergâhına gider ve ayni durumu Mevlana'ya anlatır. Mevlana ise bu hediyeyi kabul eder. İki farklı tavır karşısında şaşıran adam aynı şeyi Hacı Bektas Veli'ye de anlattığını ama onun ineği kabul etmediğini söyler ve Mevlana'ya bunun sebebini sorar. Hz. Mevlana şöyle konuşur:
    ”Biz bir karga isek Hacı Bektas Veli bir şahin gibidir. Öyle her leşe konmaz. O yüzden senin bu hediyeni biz kabul ederiz, ama o kabul etmeyebilir.”

    Adam bu yanıta çok şaşırır. Kalkar Hacı Bektas dergâhı'na tekrar gider. Hacı Bektas Veli'ye durumu anlatır. Mevlana'nın kurbanı kabul ettiğini söyleyip, bunun sebebini bir de Hacı Bektas Veli'ye sorar. Hacı Bektas da şöyle yanıt verir:
    ”Bizim gönlümüz bir su birikintisi ise, Mevlana'nın gönlü okyanus gibidir. Bu yüzden, bir damlayla bizim gönlümüz kirlenebilir, ama onun engin gönlü kirlenmez. Bu sebepten dolayı o senin hediyeni kabul etmiştir."

    Bu hikaye Anadolu toprağının ruhunu anlatan, sayısız örnekten biridir. İnsanların birbirini incitmeden, hicvetmeden hayatı kavrayışına çok somut bir örnek.

    Ne dersiniz, Hacı Bektaş Veli ile Hz. Mevlana mecliste olsaydı acaba nasıl olurdu? Ortaya neler çıkardı?

    Tabi ki bu ütopik bir örnek. Ancak her iki anlayışın da siyasette olmaması için hiçbir engel yok. Türkiye bu zor dönemini, Hacı Bektaş kültürü ve Hz. Mevlana aşkı ve anlayışıyla çok daha rahat geçebilir.

    Ama bunun için her şeyden önce insan sevgisi ve tahammül gerekiyor.

    Erdooğan AKTAŞ

    İnternethaber
    ÖNDERE demişlerki zavallı halkı (yazıktır önderi olmayan toplumlara )diye önderlerini yüceltmek istemişler
    ve ÖNDER zavallı halkına dönmüş ve vurgulu bir sesle (ne yazıktırki öndere ihtiyac duyan toplumlara )diye sözünü söylemiş ve orayı terk etmiş.
    ne yazıkki bize gecmiş halkalrın cıkartıgı önderlere hala ihtiyac içindeyiz ....

  2. #110
    Duhul
    Oct 2005
    İkamet
    istanbul'da ikamet ediyorum.
    Gönderi
    2,497

    Esas

    MEVLANA CELALEDDİN RUMİ'nin hayatından kesitler

    Namazı

    Namaz vakti gelir gelmez hemen yüzünü kıbleye çevirir, rengi uçar ve namazda son derece cezbe halinde olurdu. Sipehsâlar (hizmetçileri) diyor ki: “Yatsıdan sonra el bağlar ve namaza durur, iki rekat namaz kılıncaya kadar sabah olurdu. Bir keresinde kış günlerinin en soğuk zamanlarıydı. Namaz kılarken öyle ağlıyordu ki, yüzü, sakalı, gözyaşlarıyla ıslanmıştı. Soğuğun şiddetinden sakalında boncuk gibi buz taneleri sallanıyordu, fakat namazını terk etmedi.”



    Cömertliği ve gözü tokluğu

    Tabiatında dünya malına ilgisizliği vardı. Bir çok kesimden çok muhtelif hediyeler gelirdi. Hiçbirini kendi yanında bırakmaz, yardımcılarına verirdi. Bazen oğlu Veled, evde bir şeyin olmadığını söylediğinde: "Bugün bizim evden dervişlik kokusu geliyor." derdi.

    Cömertliği öyle bir noktaya ulaşmıştı ki, eğer bir dilenci bir şey istediğinde verecek bir şeyi olmazsa üstündeki elbisesini çıkartıp verirdi. Devlet adına, halk için verirdi. Bundan dolayı da ayda 15 dinar maaş alırdı. Geçimini de bununla sağlardı.
    |^^^^^^^^^^^^\ ||\ /
    |__ EMEĞE SAYGI___\||'""|""\__
    |________________l_||__|__|___| LÜTFEN
    (@ @)(@)"""""**|(@) (@)****|(@)

    mutlu kalın

  3. #111
    Duhul
    Oct 2005
    İkamet
    istanbul'da ikamet ediyorum.
    Gönderi
    2,497

    Esas

    Mevlana gözünde dünya

    Dünya her nefeste yeniden yeniye yaratılıp durmadadır. (Halk-ı cedide-yeni tecelli) İnsanların pek çoğu mahkumdur. Bedeni zindanda, fakat ruhu yedinci kat gökte olan kişiler çok azdır. Bu dünya zıtlar alemidir, her şey zatiyle kaimdir ve her şey izafidir. İnsanlar Allah’a kul olmadıkları takdirde altın ve gümüşün tutsağı olurlar. Hırstan kurtuluşun tek yolu aşktır.

    Gayesiz kimseleri tuzağına düşüren, adeta kuş avlamak için ağzını açmış bir timsahı andıran bu dünyada, beylik, ağalık, vezirlik halka yük olmaktır. Dünya mülkü adama hırs verir.

    Hak’tan gafil olmak, masivaya bulanmak dünya değildir. Din yolunda sarf edilmek üzere kazanılan paraya Peygamber (s.a.v.):

    "Ne güzel mal." demiştir. Su geminin içinde olursa onu batırır, altında olursa yüzdürür. O halde insanoğlunun içine dünya sevgisi girmemelidir.
    |^^^^^^^^^^^^\ ||\ /
    |__ EMEĞE SAYGI___\||'""|""\__
    |________________l_||__|__|___| LÜTFEN
    (@ @)(@)"""""**|(@) (@)****|(@)

    mutlu kalın

  4. #112
    Duhul
    Oct 2005
    İkamet
    istanbul'da ikamet ediyorum.
    Gönderi
    2,497

    Esas

    M. İkbal ve Mevlana

    Mevlana aşığı M. İkbal, Türkiye’ye gelirken uçağın Türk hava sahasına girmesi ile beraber ayağa kalkmış, bir müddet öyle bekledikten sonra yanındakiler sormuş:

    "Niçin böyle yaptınız?"

    M. İkbal:

    "Bu topraklar Hz. Mevlana’nın kabrinin bulunduğu mübarek topraklardır. Mukaddes mekanda yaşayan millet de öyle bir millettir ki, yıllarca İslam’ın muhafızlığını yapmıştır. Eğer Türk milleti olmasaydı, İslam, Arap yarımadasında hapsolurdu. Bunun içindir ki, gönlümde Mevlana’ya ve O’nun necip milletine karşı sonsuz bir saygı ve ihtiram vardır. İşte bundan dolayı, yani onlara hürmeten ayağa kalktım."

    (İmandan İhsana Tasavvuf, Osman Nuri Topbaş, s. 65)
    |^^^^^^^^^^^^\ ||\ /
    |__ EMEĞE SAYGI___\||'""|""\__
    |________________l_||__|__|___| LÜTFEN
    (@ @)(@)"""""**|(@) (@)****|(@)

    mutlu kalın

  5. #113
    Duhul
    Dec 2005
    İkamet
    istanbul
    Gönderi
    1,906
    Blog Yazıları
    1

    Esas

    İyİ Dostu Olanin Aynaya Ihtiyaci Yoktur.

    Mevlana.
    para namerde muhtaç olmamak için gereklidir.

  6. #114
    Duhul
    Oct 2005
    İkamet
    istanbul'da ikamet ediyorum.
    Gönderi
    2,497

    Esas

    Arif Nihat Asya üstadın Mevlana Hazretleri için yazdığı bir şiir:

    D-III

    Yatırırken bu sedef kakmalı şimşir beşiğe
    Neyle kundakladılar Hazret-i Mevlânâ'yı?

    Perdelerden taşırıp neyleri çığlık çığlık
    Neyle kundakladılar Hazret-i Mevlânâ'yı.

    Bir, ipekten ve köpükten yaratılmış yumuşak
    Tüyle kundakladılar Hazret-i Mevlânâ'yı.

    Kıyılardan, ovalardan dererek inciyle,
    Çiyle kundakladılar Hazret-i Mevlânâ'yı.

    Gece, mehtâbı elekten geçirip kirpikler
    Ayla kundakladılar Hazret-i Mevlânâ'yı.

    Mesnevî'sinde bir altın lüleden nûr akıtıp
    Öyle kundakladılar Hazret-i Mevlânâ'yı.

    'Bu yürek durmayacaktır' dediler.. esmâdan
    'Hay'la kundakladılar Hazret-i Mevlânâ'yı.

    Sakalar doldurarak kırbaların Kevser'den
    Meyle kundakladılar Hazret-i Mevlânâ'yı.

    Ve açıp ağzını Nîsan Tası'nın Besmele'ler
    Suyla kundakladılar Hazret-i Mevlânâ'yı.

    Rûhlardan, kokulardan, durulardan duru bir
    Şeyle kundakladılar Hazret-i Mevlânâ'yı.

    Ulu Tûbâ'ların altında gönüller, eller
    Böyle kundakladılar Hazret-i Mevlânâ'yı.

    ARİF NİHAT ASYA
    |^^^^^^^^^^^^\ ||\ /
    |__ EMEĞE SAYGI___\||'""|""\__
    |________________l_||__|__|___| LÜTFEN
    (@ @)(@)"""""**|(@) (@)****|(@)

    mutlu kalın

  7. #115
    Duhul
    Oct 2005
    İkamet
    istanbul'da ikamet ediyorum.
    Gönderi
    2,497

    Esas

    Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî'ye felsefecilerden bir grup geldi. Suâl
    sormak istediklerini bildirdiler. Mevlânâ hazretleri bunları Şems-i
    Tebrîzî'ye havâle etti. Bunun üzerine onun yanına gittiler. Şems-i
    Tebrîzî hazretleri mescidde, talebelere bir kerpiçle teyemmüm nasıl
    yapılacağını gösteriyordu. Gelen felsefeciler üç suâl sormak
    istediklerini belirttiler, Şems-i Tebrîzî;

    "Sorun!" buyurdu. İçlerinden birini başkan seçtiler. Hepsinin adına o
    soracaktı.

    Sormaya başladı:
    "Allah var dersiniz, ama görünmez, göster de inanalım."

    Şems-i Tebrîzî hazretleri;
    "Öbür sorunu da sor!" buyurdu.

    O;
    "Şeytanın ateşten yaratıldığını söylersiniz, sonra da ateşle ona azâb
    edilecek dersiniz hiç ateş ateşe azâb eder mi?" dedi.

    Şems-i Tebrîzî;
    "Peki öbürünü de sor!" buyurdu.

    O;
    "Âhirette herkes hakkını alacak, yaptıklarının cezâsını çekecek
    diyorsunuz. Bırakın insanları canları ne istiyorsa yapsınlar,
    karışmayın!" dedi.

    Bunun üzerine Şems-i Tebrîzî, elindeki kuru kerpici adamın başına
    vurdu. Soru sormaya gelen felsefeci, derhâl zamânın kâdısına gidip,
    dâvâcı oldu.

    Ve;
    "Ben, soru sordum, o başıma kerpiç vurdu." dedi.

    Şems-i Tebrîzî;
    "Ben de sâdece cevap verdim." buyurdu.

    Kâdı bu işin açıklamasını istedi. Şems-i Tebrîzî şöyle anlattı:

    "Efendim, bana Allahü teâlâyı göster de inanayım, dedi. Şimdi bu
    felsefeci, başının ağrısını göstersin de görelim."

    O kimse şaşırarak;
    "Ağrıyor ama gösteremem." dedi.

    Şems-i Tebrîzî;
    "İşte Allahü teâlâ da vardır, fakat görünmez.

    Yine bana, şeytana ateşle nasıl azâb edileceğini sordu. Ben buna
    toprakla vurdum. Toprak onun başını acıttı. Hâlbuki kendi bedeni de
    topraktan yaratıldı.

    Yine bana;
    "Bırakın herkesin canı ne isterse onu yapsın. Bundan dolayı bir hak
    olmaz." dedi. Benim canım onun başına kerpici vurmak istedi ve vurdum.
    Niçin hakkını arıyor? Aramasa ya! Bu dünyâda küçük bir mesele için hak
    aranırsa, o sonsuz olan âhiret hayâtında niçin hak aranmasın?" buyurdu.
    |^^^^^^^^^^^^\ ||\ /
    |__ EMEĞE SAYGI___\||'""|""\__
    |________________l_||__|__|___| LÜTFEN
    (@ @)(@)"""""**|(@) (@)****|(@)

    mutlu kalın

  8. #116

    Esas

    Çok değerli Mevlana dostları,Pazar günü Taksim AKM'de Mevlana konulu konferans var,haberiniz ola.Program aşağıda sunulmPROGRAM



    Kayıt 09.30

    Açılış Konuşmaları

    10.00



    1. BÖLÜM

    Prof. Dr. Emine Yeniterzi

    "Mevlâna'nın kadın-erkek değerlendirmesi ve İnsana bakışı"

    Selçuk Üniversitesi - Konya



    Prof. Dr. Sachiko Murata "Kozmik Aile"



    Yemek Arası 1230 -13.00



    2. BÖLÜM

    Prof.Dr. Cari W. Ernst

    "Rûmi ve suflzlmde kadın"

    Kuzey Carolina Üniversitesi /Chapel Hill/ ABD



    Cemâlnur Sargut

    "Aşkın kadındaki tecellîsi"

    TÜRKKAD İstanbul Şubesi Başkanı



    Doç. Dr. Omid Safi

    "Kadının Yaratıcı Vasfı"

    Carolina Üniversitesi / Chapel Hill / ABD



    ARA 14:30-15:00



    3.BÖLÜM

    Nur Artıran

    "Mevlevi erkânı içinde kadının yeri"



    Camille Helminski

    "Yüzünü nereye dönersen dön Allah'ın vechi oradadır"

    Yazar / ABD



    Prof. Dr. Mahmud Erol Kılıç

    "Hz. Mevlâna'da zıtların yeri"

    Marmara Üniversitesi / İSTANBUL



    Dr. Ayşenur Kurtoğlu

    Kapanış Konuşması

    Ailem Derneği



    "Dinle"

    Kısa Film Gösterimleri

    uştur. Sevgiyle kalın.

  9. #117
    Duhul
    Oct 2005
    İkamet
    istanbul'da ikamet ediyorum.
    Gönderi
    2,497

    Esas

    Hayat sadece görünenden ibaret değildir

    M. SAİD TÜRKOĞLU
    “Görünüşte ateş, tencerenin altındadır; ama anlam bakımından ateş, tencerenin canının içindedir. Görünüşü dışarıdadır, anlamıysa içeride; can sevgilisinin anlamı, kan gibi damarların içindedir.”
    (Hz. Mevlana - Mesnevi)
    Dış görünüş, bir şeyi tamamen tanıyıp anlamamız için yeterli midir? Âlemde gözümüzle görmediğimiz halde var olan ve duygularımızı, düşüncelerimizi, sezgilerimizi kullanabildiğimiz takdirde bizi kendisine hayran bırakan o kadar şey var ki!

    Sevgi, merhamet gibi duygular gözle görülemez. Bu duygular içimizde yoğun bir şekilde var olabilir; ama başkalarına yansıtmadan gerçek anlamda bu duyguların tadına varamayız. Anne-babamıza, kardeşimize sarılarak veya güzel sözler söyleyerek sevgimizi açığa vurabiliriz. Böylece sevgi kalpten kalbe görünmez bir şekilde akarak çoğalır gider.

    Hiçbir şey hakkında sadece dış görünüşe bakarak hüküm veremeyiz. Çevremizdeki insanların birbirlerine ne tür duygularla bağlı olduklarını, birbirlerini sevip sevmediklerini davranışlarını gözlemlemeden nasıl anlayabiliriz?

    Tencerenin altında yanıp duran ateş, görünüşte tencerenin dışındadır; ama gerçekte o ateşin harareti, yakıcılığı, tencerenin her tarafını hükmü altına almıştır. Ateş, ateşliğiyle tencereyi öyle bir kuşatmıştır ki her zerresi yakıcı sıcaklığın etkisiyle kendinden geçmiştir tencerenin. Ateş, görünüş bakımından tencerenin dışında olsa bile anlamı, yani sıcaklığı tencereye kendi canından can katmıştır.

    Annenden çok uzaklarda, gurbettesin, görünüşte birbirinizden ayrısınız; ama özlem ateşi, sevgi meltemi kalplerinizi birbirine kenetlemiştir. Cisminiz ayrı memleketlerde olsa da birbirinizin içindesiniz. Rüyalarınızda, hayallerinizde günün her anında birbirinizlesiniz.

    Çoğumuz gafletten gelen uyuşuklukla Allah’ı uzakta sanırız; ama Rabbimiz, her yerde her şeydedir. O’nun varlığını mahlûkatta hissetmeye başlasak, canımızın, kanımızın içinde büyük lütufların kaynaşıp bize hayat sunduğunu kavramaya başlarız.
    |^^^^^^^^^^^^\ ||\ /
    |__ EMEĞE SAYGI___\||'""|""\__
    |________________l_||__|__|___| LÜTFEN
    (@ @)(@)"""""**|(@) (@)****|(@)

    mutlu kalın

  10. #118
    Duhul
    Mar 2006
    İkamet
    İsRANTbul
    Gönderi
    13,583

    Esas

    Mevlana deyince akla; HOŞGÖRÜ geliyor
    Mevlana deyince akla; İnsan sevgisi(hümanizm) geliyor
    Mevlana deyince akla; Tasavvufi İslam geliyor....
    seytanborsaci@facebook.com

    Aslında... İnsanlar sadece dua ederken dürüsttürler...


  11. #119

    Esas

    Mevlana ve Hacı Bektaşı Veli ve diğer Derviş ve düşünürler hayatlarını idame ettirmek için her hangi bir iş yapıyorlarmıydı yoksa dergahta oturup nefislerini köreltmiş diğer insanların getirdiği yiyeceklerle mi karınlarını doyuruyorlardı bunun karşılığında da ''ne olursan ol gel mi ''diyorlardı

    bu şartlar altında oturduğun yerden güzellik ve sevgi sözleri söyleyerek hayatı geçirmek mi doğru olan,
    Minik bir tavsiyem olacak 'Tanrı'nın doğum günü '' (Burak Özdemir )isimli kitabı okuyup tartışalım mı biraz

  12. #120
    Duhul
    Oct 2005
    İkamet
    istanbul'da ikamet ediyorum.
    Gönderi
    2,497

    Smile mekan-ı hoş sohbet

     Alıntı Originally Posted by ubatu Yazıyı Oku
    Mevlana ve Hacı Bektaşı Veli ve diğer Derviş ve düşünürler hayatlarını idame ettirmek için her hangi bir iş yapıyorlarmıydı yoksa dergahta oturup nefislerini köreltmiş diğer insanların getirdiği yiyeceklerle mi karınlarını doyuruyorlardı bunun karşılığında da ''ne olursan ol gel mi ''diyorlardı

    bu şartlar altında oturduğun yerden güzellik ve sevgi sözleri söyleyerek hayatı geçirmek mi doğru olan,
    Minik bir tavsiyem olacak 'Tanrı'nın doğum günü '' (Burak Özdemir )isimli kitabı okuyup tartışalım mı biraz
    Sayın ubatu,

    Burası tartışma alanı değil güzellikler bahçesidir.
    Mana kapısını çalıyorsun, fikir ve mantıkları çarpıştırmak istiyorsun.
    Bir entelektüel tartışmada 'galip' ya da 'mağlup' olmaz. Entelektüel görüş ayrılıklarını boks ya da futbol maçı gibi idrak etmemeliyiz. Çünkü bu tip tartışmaların galibi olmayacağını unutma.
    Tartışsak zahirde sen kazanırsın buna şüphem yok. Çünkü çok iddialısın. Bir şeyler de senden öğrenirsek kendimizi bahtiyar kılarız.

    Amacım, Ahmet Kabaklı hocamızın dediği gibi okyanustan kovayla su getirmek değil. Bizim amacımız sadece okyanusa giden yolun tarifini vermeye çalışmaktan ibarettir. Bu yazılarda kusur varsa şahsımdandır. Saygısızlık olarak algılanmasın lütfen.

    Fazla lafı uzatmayalım.
    Mevlana'nın İnsani Münasebetlerde Dikkat Ettiği Hususlar Şöyleydi:

    Mevlana, hasımları tarafından kendine reva görülen dil uzatmalara ve uygunsuz lakırdılara hiç acı cevap vermez; Yumuşaklıkla mukabelede bulunurdu.
    Cami, şöyle naklediyor:
    Mevlana’ya düşmanlık güden Konyalı Siraceddin’e, Mevlana’nın: “ben yetmiş iki milletle beraberim”,dediğini söylediler. Siraceddin de düşmanlığından, huzursuz etmek ve kıyametten düşürmek niyetiyle, yakınlarından büyük alimi ona gönderdi. O alim, Siraceddin’ in talimatına göre, büyük bir kalabalık içinde Mevlana’ ya, sen böyle mi söyledin, diye soracak, şayet ikrar ederse kendisini edeb dışı sözlerle incitecek, insanlar arsında mahcup edecekti.
    O Alim, Mevlana’ nın huzuruna geldi ve sordu:
    “Sen yetmiş iki milletle beraberim diye söyledin mi?”
    Mevlana da cevaben:
    “Evet demişim” deyince, o alim ağzına geleni söyledi, aşırı derecede ileri geri konuştu. Mevlana tebessüm ederek dedi ki:
    “Senin bu söylediklerine rağmen, seninle de beraberim.”


    Onun Halka Bakışı:

    Mevlânâ'nın nazarında, kim olursa olsun, her şeyden evvel insan vardı. Halk tabakasından olsun, yüksek tabakadan olsun, onun için farketmezdi. Bilakis halka pek merhametliydi. Gariplere karşı dâima gönül alıcı davranırdı.

    Mevlânâ bir gün Ilıca'ya gitti. Emir Âlim Çelebi, daha önce davranarak hamama vardı ve Mevlânâ'nın dostlarıyla beraber kalabilmesi için bütün insanları hamamdan dışarı çıkarttı, sonra havuzu kırmızı ve beyaz elmalarla doldurttu. Mevlânâ içeri girdiği vakit, hamamın soyunma yerinde insanların acele ile elbiselerini giydiklerini ve havuzun da elmalarla dopdolu olduğunu gördü. Emir Alim Çelebi'ye hitaben dedi ki:

    "Ey Emir Alim! Bu insanların canları elmadan daha mı az kıymetli ki, onları dışarı edip havuzu elmalarla doldurdun. Onlardan biri, elmaların otuz mislidir. Yalnız elmalar değil, bütün dünya ve içindeki şeyler, insanlar için değil midir? Eğer beni seviyorsan, söyle de hepsi hamama girsinler. Fukarası, zengini, sağlamı ve zayıfı dışarıda kalmasın ki, ben de onların davetsiz misafiri olarak suya girebileyim, onların sayesinde biraz dinlenebileyim."(109)


    Onun Anlayışında Çalışma ve Insan


    Mevlana hazretleri dostlarına dilenmeyi yasaklamıştı."Biz kendi dostlarımıza dilencilik kapılarını kapattık. Dostlarımız ticaret, kitabet veya herhangi bir el emeği ve alın teri ile geçimlerini temin etsinler. Biz Hazreti Peygamberin "Gücün yettikçe istemekten sakın." emrini yerine getirdik. bizim müridlerimizden kim bu yolu tutmaz ise onun bir pul kadar değeri yoktur." demiştir.



    "İnsanın elde ettigi şey, zararsa çalismamasindan ileri gelmistir, kârsa çalışıp çabalamasindan.",
    "Kazanmak da ekin ekmeye benzer, ekmedikçe ona sahip olmaya hakkin yoktur."
    "Hiç bugday ektin de arpa verdigini gördün mü?" sözleriyle Mevlana, dostlarina çalismayi emrederdi.

    Miskinligi reddeden Mevlana derdi ki: "Tevekkül ediyorsan, çalismak hususunda da tevekkül et, kazan da sonra Allah'a dayan",
    "Birisi bir define buluverir, ben de onu istiyorum dükkanla alisverisle ne isim var der. Baht işi bu, fakat nadirdir. Tende kudret oldukça çalisip kazanmak gerek. Çalisip kazanmak, define bulmaya mani değil ya. Sen işten kalma da, nasibinde varsa define de arkadan gelsin."



    İslam büyükleri Efendimizi (a.s.m.) hep örnek almışlar, varlık içinde iken dahi yokluk hayatını tercih etmişler, ekonomik sıkıntıyı yaşamışlar, nefsi şımartmamışlar, şeytanı şımartmamışlardır. Böylece ruh yükselmiş his yükselmiş ve maneviyat yükselmiştir, olgunluklar elde etmişlerdir.

    Hazret-i Mevlana da işte bunlardan biridir. Efendimizi (a.s.m.) adım adım takip etmiş bir şahsiyettir. O da bir sabah eve gelince hanımına sorar:

    "Hanım kahvaltılık ne var?" Hanımı da Hazret-i Aişe validemizin cevabını verir:

    "Şu anda kahvaltılık hiçbir şey yok. Bakalım ileriki saatlerde Rabbimiz ne gösterecek?" Hazret-i Mevlana'nın cevabı da Efendimizin cevabıdır:

    "Hanım, bugün evimiz Peygamberimizin (a.s.m.) evine benzemiştir, ne mutlu bize. Öyleyse ben de Peygamberimize (a.s.m.) benzemek istiyorum, ben de oruca niyet ediyorum."


    Saygılar.
    Son düzenleme : mutlu; 05-06-2007 saat: 15:17.
    |^^^^^^^^^^^^\ ||\ /
    |__ EMEĞE SAYGI___\||'""|""\__
    |________________l_||__|__|___| LÜTFEN
    (@ @)(@)"""""**|(@) (@)****|(@)

    mutlu kalın

Sayfa 10/19 İlkİlk ... 89101112 ... SonSon

Gönderi Kuralları

  • Yeni konu açamazsınız
  • Konulara cevap yazamazsınız
  • Yazılara ek gönderemezsiniz
  • Yazılarınızı değiştiremezsiniz
  •