Sayfa 5/9 İlkİlk ... 34567 ... SonSon
Arama sonucu : 67 madde; 33 - 40 arası.

Konu: Temel Analize giriş

  1. Esas

     Alıntı Originally Posted by chaotic
    Cevabınız için teşekkürler. %50 lik kısmı anladım. Satışa hazır finansal kalemlerde bulunan bölümün değeri, bilanço döneminin son günündeki piyasa değerinden mi, yoksa bilanço dönemindeki ortalamadan mı hesaplanıyor?

    Tekrar teşekkürler, Saygılar.
    Satışa hazır finansal kalemlerin prensip itibariyle iktisap(satınalma) değeriyle gösterilmesi esastır,ancak uygulamada bazen (değerleme günündeki) piyasa değeri ile de gösterilmektedir,bu durumda bilanço dip notlarında veya alt hesaplarda bu husus belirtilir.

    2005'ten itbaren satışa hazır finansal değerlerin değerleme günündeki (yılın son günü) değeri ile değerlenerek,farkların kar veya zarar olarak hesaplara intikali düşünülmektedir.Yani tahakkuk esası getirilmektedir.Şu andaki uygulamaya göre,satışa hazır finansal kalemlerin satışı veya vadelerin dolması ile vergi doğuyordu(istisnalar hariç).

    UFRS Özkaynak Yöntemi ile ilgili bir genel açıklamayı buraya koyuyorum;

    İştirakler öncelikle elde etme maliyeti ile kaydedilir.

    Ana Ortaklık’ın, iştiraki satın aldığı tarihten, bilanço tarihine kadar geçen süre içinde, iştirakin özkaynaklarındaki artış ve azalışlardan Ana Ortaklık’ın payına düşen kısım, iştirakin elde etme maliyetine eklenir veya düşürülür. Bu işlemlerde, elde etme maliyetine kıyasla özsermaye payına isabet eden tutarda meydana gelen artışlar kar, azalışlar ise zarar olarak gelir tablosunda gösterilir. Özsermayedeki değişikliğin kar veya zarar dışındaki özsermaye kalemlerinden kaynaklanması halinde Ana Ortaklık’ın özsermayesinde de bu kalemlere ilişkin gerekli düzeltmeler yapılır. İştiraklerden tahsil edilen kar payları ilgili iştirak tutarından düşürülür.

    İşletmelerin iştirak niteliği kazandığı tarih itibarıyla ve daha sonraki pay alımlarında, bir defaya mahsus olmak üzere, ana ortaklığın iştirakin sermayesinde sahip olduğu payların elde etme değeri ile bu payların iştirakin makul değerler esas alınarak düzenlenmiş bilançosundaki özsermayesinde temsil ettiği değer arasında oluşan pozitif veya negatif fark şerefiye olarak bilançoda ayrı kalemler olarak gösterilir ve tam konsolidasyon yönteminde belirtilen şekilde itfa edilir. Önceki dönemlerde elde edilen iştirakler için gerekli şerefiye ve itfa payı hesaplamaları yapılarak sonuçlar geçmiş yıllar kar ve zararı ile ilişkilendirilir.

  2. Esas

    Yukarıda ki açıklamalarımız teknik ayrıntılardır,normal bir yatırımcının bu açıklamalardan bir sonuç çıkarması doğru değildir.

  3. Esas Enflasyon Muhasebesi

    Enflasyon Muhasebesi ile ilgilenenler için anahtar konumundaki yazımı buraya koyuyorum.


    Amaç:

    Enflasyon muhasebesinden maksat,mali tabloların paranın cari satın alma gücüne göre ifade edilmesidir,böylece şirketlerin gerçek kazanç ve zararları saptanır.

    Yüksek enflasyon dönemi nedir ?

    Yıllık bilanço tarihindeki fiyat endeksi rakamının,ilgili hesap dönemi dahil önceki üçüncü hesap dönemin başındaki fiyat endeksi rakamının iki katını aşması ve ilgili dönemin bilanço tarihindeki fiyat endeksi rakamının,hesap döneminin başına göre yüzde 10 veya daha fazla bir oranda artması halinde içinde bulunan yıllık hesap döneminden itibaren yüksek enflasyon dönemi başlar.Yukarıda belirtilen süreden daha kısa bir sürede fiyat endeksi rakamının iki katına ulaşması halinde de yıllık mali tablo tarihi itibariyle yüksek enflasyon dönemi başlar.

    Daha açık bir ifade ile;

    30 Aralık 2003 tarihli ve 25332 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 5024 sayılı Kanun ile 1 Ocak 2004 tarihinden itibaren enflasyon muhasebesi esaslarının uygulanmasını esas alan vergi mevzuatı yürürlüğe girmiştir. Kanun’da Toptan Eşya Fiyat Endeksindeki (TEFE) artışın, son 36 ayda %100’den ve son 12 ayda %10’dan yüksek olması halinde kurumlar vergisi matrahının enflasyon muhasebesi düzeltmesini de dikkate alacak şekilde hesaplanması öngörülmektedir.

    30 Eylül 2004 tarihi itibariyle son 36 aylık fiyat endeksi artışı %88.69 ve son 12 ay için %12.50 gerçekleşmiştir. Şirketler geçmiş üç aylık dönemlerle tutarlı olarak, 30 Eylül 2004 itibariyle de kurumlar vergisi ve ertelenmiş vergi matrahını enflasyon muhasebesi düzeltmelerini dikkate alarak hesaplayacaklardır.

    Kimler erteleme hakkından faydalandı ?

    31.12.2003 tarihi itibariyle bilanço aktif toplamı 7.5 trilyon Türk Lirası'nı veya ciroları toplamı 15 trilyon lirayı aşmayan yükümlüler geçici vergi dönemlerinde cari ve geçiş dönemine yönelik olarak isteğe bağlı enflasyon düzeltmesi yapabileceklerdir.Ancak erteleme hakkından yararlanan şirketlerin 31.12.2004 tarihli bilançolarını , 31.12.2003 tarihli enflasyon düzeltmesi yapılmış bilançolar esas alınmak suretiyle tanzim edeceklerdir.Yani cirosu düşük mükelleflere geçici bir rahatlama sağlanmıştır.

    Yasa maddesi ile belirlenen rakamsal ölçülerden her ikisini de aşan yükümlüler ise 2004 yılının ikinci üç aylık dönemi ile ilgili dönem matrahlarını enflasyon düzeltmesine göre belirleyeceklerdir. Dolayısıyla bu yükümlülerin süresi içersinde 31.12.2004 tarihli bilançoları ile ilgili düzeltmeleri yapmaları zorunlu olmaktadır

    Enflasyon muhasebesinin temel yaklaşımı;

    Mali tablolar parasal ve parasal olmayan kalemler olarak ikiye ayrılır.

    Parasal kalemler (hazır değerler,bankalar,tahvil ve bonolar,ticari alacaklar,çekler,senetler,borçlar vs.), bilanço’nun tanzim tarihinde,lira’nın satın alma gücüne göre ifade edildiklerinden ayrıca düzeltmeye ihtiyaç duymazlar.Parasal olmayan kalemler (maddi duran varlıklar,stoklar,birikmiş amortismanlar gibi) ise liranın satın alma kaybına göre düzeltilerek,cari değerleri tek tek yeniden saptanır.

    Ancak mali tablolarda yer alan parasal varlıklarda enflasyondan etkilenir,bu kalemler parasal olmayan kalemler gibi düzeltme işlemine tabi tutulmazlar,bunun yerine parasal varlıklardaki liranın satın alma gücü nedeniyle oluşan kayıp ve kazançlar saptanarak,mali tablolarda net parasal pozisyon kazanç ve zararları adı altında gösterilir.

    Yukarıdaki açıklamalardan anlaşılacağı üzere,mali tabloların parasal olmayan kalemleri liranın satın alma gücündeki kayıplara göre tek tek düzeltilirken,parasal kalemlerin nominal değerleri ise mali tablolarda aynen muhafaza edilmekle birlikte,bu kalemlerdeki enflasyon dolayısıyla oluşan kayıp ve kazanımlar,net parasal pozisyon kazanç ve zaralar hesabı ile ilişkilendirilerek telafi edilmektedir.Net parasal pozisyon,parasal varlıklarla parasal yükümlülükler arasındaki farktır.Böylece bir firmanın parasal pozisyonu gereğince uğradığı kazanç ve kazanımlar mali tablolarda belli olacaktır.

    Enflasyonun yüksek olduğu dönemlerde aktifinde daha çok parasal kıymetlere sahip firmalar olumsuz,aksi durumdakiler ise olumlu etkilenecektir.Eğer bir şirketin mali tablolarında net parasal pozisyon karı görünüyorsa, bunun firmanın borçluluk yapısının ağır basmasından kaynaklandığı anlaşılmalıdır.Ancak bu defa borçlu firmaların hiç de hesapta olmayan bu kar nedeniyle ek vergi ile karşılaşacağı tabiidir.

    Böylece parasal ve parasal olmayan kalemlerin enflasyon karşısında durumları saptanarak, işletmedeki gerçek karlılık ortaya çıkarılır.

  4. Esas Piyasa Değeri

    Yatırımcılar açısından Hedef Piyasa Değeri niçin ön plana çıktı;

    Yatırımcılar tarafından hisseye yatırım yapmanın temel amacı sadece temettü beklentileri değildir,bunun yerini piyasa maksimizasyonu almıştır.Piyasa maksimizasyonu şirket hisselerinin en üst düzeyde fiyatlandırılması demektir.Bu yatırımcılar açısından gelecekteki beklentilerin derhal fiyatlandırılması ile aynı manaya gelmektedir.Son gelinen noktada yatırımcıların beklemeye tahammülü yoktur,bir an önce şirketin gelecekteki nakit akımlarını maksimize etmek birinci amaçtır.Bu yeni yatırımcı duygusu şirket piyasa değerlerini gelişmiş batı ülkelerinde en üst seviyeye çıkarmıştır,artık yatırımcılar yatırım yaptıkları şirketin finansal verileri (karlılık ve satış rakamları) yerine, piyasa değeri en fazla yükselecek şirketlere itibar etmelerine neden olmuştur.Bundan dolayı firmanın temel finansal verileri yatırımcılar tarafından geri plana itilmiştir.

    Hedef piyasa değeri ile ilgili olarak yukarıdaki açıklamayı yaptıktan sonra piyasa(borsa) ,hedef piyasa,defter ve devir değerinin ne olduğunu kısaca açıklayalım;

    Piyasa değeri,bir şirketin borsada işlem gördüğü değeridir.

    Hedef Piyasa değeri,şirketin gerçekçi beklentiler dahilinde olması gereken borsa (piyasa ) değeridir.

    Defter değeri,İşletmenin kayıtlarda yer alan öz sermayesidir.

    Devir değeri,bir şirketin devri durumunda biçilen değerdir.

    Gelişmiş batı ülkelerinde şirketlerin piyasa değerleri ile hedef piyasa değerleri yüzde yüze yakın oranda örtüşmüş durumdadır.Gelişmekte olan ülkelerde ise piyasa değeri ile hedef piyasa değeri arasında,ülke riskinden ve sermaye kıtlığından dolayı büyük farklar vardır. Yabancı yatırımcıların gelişmiş ülkelerde yatırım yapmasının temel nedeni,hisse borsa değerlerinin, hedef piyasa değerlerine göre küçük olmasıdır.

    Hedef Piyasa değeri nedir?

    Hedef piyasa değeri, hissenin yatırımcılar açısından olması gereken değerdir.Bu değer içinde şirketin gelecekte oluşturacağı nakit akımlarının şimdiki değeri,yatırımcıların makul coşkusu ve her şeyden önemlisi yatırımcının hisseye yatırdığı paranın alternatif piyasa getirisinin üstünde bir getiri umudu yatar.Daha açık ifade edersek, bir yatırımcının gelecekteki gerçekçi beklentilerinin (nakit akımlarının) fiyatlandırılmış hali, hedef piyasa değeri olarak tanımlanabilir. Hedef piyasa değeri,borsa da yatırım yapan bir yatırımcı için çok önemli bir faktördür, hisse senedi yatırımcısının hisseye yatırım yapma nedeni bu değerin kendisidir.Eğer hissenin halen işlem gördüğü fiyat,hedef piyasa değerinden küçükse yatırım yapılabilir demektir.Bu aynı zamanda DOW teorisinin temelini oluşturur.

    Eğer bir şirketin mülkiyeti el değiştiriyorsa,yani devir söz konusu ise farklı bir durumun varlığı söz konusudur.Şirketi alacak kişi veya kurum,şirketin defteri değeri ile hedef piyasa değeri arasında mevcut koşullara göre bir noktada fiyatlandırma yapması gayet normal karşılanmalıdır. Hatta bu değer bazen defter değeri bile olabilir.Bu alıcı ve satıcı arasında yaşanacak bir pazarlıkla sonuçlanacaktır.

    İlk defa halka açılacak şirketlerin,halka açılma fiyatının hedef piyasa fiyatına yakın olması,halka açılmayı imkansız kılacaktır,çünkü artık yatırımcıya gelecekte hiç bir marj bırakılmamış demektir.Bunun son örneğini Coca-cola’da yaşadık.Eğer THY’nin defter değerinin üstünde bir rakamla halka arzı söz konusu olsaydı,Coca-cola’nın akıbetine uğraması kesindi.


    Yatırımcı dünyasındaki bu değişiklik üzerine;

    Bir şirketin mali performansını ortaya koyan en güçlü delil,o şirketin defter değerinin çok üstünde bir fiyatla işlem görmesidir.Eğer bu fark bir spekülasyondan kaynaklanmıyorsa (Bosch Fren) ve aradaki uçurum ne denli derinse,bu hisse yatırımcılar tarafından en üst seviyede fiyatlandırılmış demektir.Bu fark şirketin yatırımcılar üzerinde yarattığı bir artı değeri ifade etmektedir.

    Bir hissenin piyasa değeri,eğer defter değeri ile eşit veya daha altında ise,bu hisse yatırımcılar tarafından cezalandırılmış bir hissedir.Çünkü bu şirketin artık hiçbir artı değer yaratamayacağına hüküm edilmiş demektir(Akenerji). Borsa değerinin defter değerinden düşük olması, dağıtılmamış karların verimli kullanılmadığının çok açık bir göstergesidir.


    Piyasa değeri ile defter değeri arasındaki yıllık yüzdesel artış hızı,o şirketin gelecekteki büyüme hızı ile eş anlamlıdır.Bu fiyatlamayı tabii olarak piyasa yapmaktadır.Bir firmanın yaratacağı katma değerin büyüklüğü ne denli şiddetli olursa,farkın daha da artacağı tabiidir.Piyasa değeri defter değerinin üç katı olan bir firma, varlığının iki katı kadar artı değer yaratmış demektir. Günümüzde defter değeri ile piyasa değeri arasında uçurum olan firmalar genellikle bilişim ve ileri teknoloji firmalarıdır.

    Piyasa Değerine uluslar arası bakış;

    Aşağıdaki tabloda Dow Jones Industrial Index için 1920-2000 arasında gerçekleşen piyasa değeri/defter değeri oranlarını görünmektedir ve bu tablodan yatırımcıların beklentilerindeki somut bir biçimde görünmektedir.




    Dünyanın en gelişmiş pazarlarından bir olan New York borsasında ortalama PD/DD oranı son yıllarda en yüksek seviyelerine çıkmış durumdadır.Grafikte yer alan %100 eğrisi defter değerini göstermekte,bunun üstündeki oranlar ise PD/DD (150:100=1.5 katı) kaldıraç katsayılarını göstermektedir.

    Gelişmiş batı ülkelerinde PD/DD’i sektörler itibariyle farklılıklar göstermektedir,bilgisayar,mikro işlemci, ilaç sanayi ve gen mühendisliği firmaların piyasa değerlerinin defter değerine oranı 5 ila 12 kat arasında değişmektedir.

    Aşağıda bazı uluslar arası büyük şirketlerin PD/DD kaldıraçları yer almaktadır.

    Pfizer 12,İntel 5,İmb 12,Amgen 10,Microsoft 6,Cisco 4,Dell 70,Accenture 74,Dow-Jones 134,Nike 5,H&M 9
    Bu sonuçlar bize bilgi ekonomisinin geçerli olduğu sektörlerde ve yüksek teknolojiye sahip firmaların PD/DD’nin çok yüksek gerçekleştiğini ortaya koymaktadır.

    İmkb’de gerçekleşen PD/DD oranları ise aşağıdadır;

    1996 4.52
    1997 8.31
    1998 3.21
    1999 7.66
    2000 2.99
    2001 3.66

    Ancak yukarıdaki dönemlerde ülkemizde enflasyon muhasebesi uygulamadığından,defter değerinin güdük olmasına bağlı olarak pd/dd oranının yüksek gerçekleştiği nazara alınmalıdır.

    Diğer yandan,

    Enflasyonun yüksek olduğu dönemlerde, şirketlerin açıkladıkları kar rakamlarının şirketin gerçek kazancını yansıtmadığı endişesi nedeniyle, Piyasa Değeri/ Defter Değeri yöntemi kullanılmaktadır. Firmaların PD/DD oranının, aynı sektörde bulunan firmalar için aynı olduğu varsayımından hareket edilerek firma değeri tespit edilmektedir.

    Şirket değeri = Sektör (Hisse Senedi Piyasa Fiyatı / Öz Sermaye) x ilgili firmanın Öz sermayesi Bu yöntemde firmaların varlıklarını en iyi şekilde kullanacakları varsayımı yapılmaktadır.Zayıf tarafı ise her şirketin kendine özgü özelliklerinin olması ve her şirketin kaynaklarını aynı verimlilikte kullanamamasıdır. Ayrıca, PD/DD oranının o sektörde faaliyette bulunan diğer firmalara kıyasla yüksek olması, fiyat şişkinliğine yada hissedeki bir spekülasyona işaret eder.

    Yatırımcı davranışlarında yukarıda değindiğimiz küresel değişim,İMKB (Ab ve makro ekonomi ) üzerindeki risklerin azalmasına bağlı olarak,çok kısa bir sürede piyasa maksimizasyonuna neden olacağı bilinmelidir.

  5. Esas Değerli okuyuculara duyuru

    Şirketlerin finansal analizini yaparken,ilgili şirketin hedef piyasa değeri ile ilgili değerlendirmelerimiz yanlış anlaşılmalara ve yönlendirmelere neden olmaktadır.Bu konuda gayri resmi uyarılmış bulunmaktayım.Bu nedenle hisselerin hedef piyasa değerleri ile ilgili iki topiki siliyorum.

    Bundan sonra normal finansal analizler ilgili topiklerde devam edecektir.Bundan sonra yazılarımızda hedef piyada değeri ile ilgili bir rakam telefuz etmeyeceğim.

    Saygılar sunarım.

  6. Esas 2005'te yeni bir sayfa açıyoruz

    Değerli arkadaşlar,2004 yılı dönem sonu mali tabloları açıklanmaya başladığında (finansal analiz topiği yerine ) ‘’Hisselerin perde arkası’’ ismiyle yeni bir topik açacağım.

    Bu yeni topik aşağıdaki kurallar ışığında devam edecektir.Ana sayfadaki yazılarımda da aynı kurallar geçerli olacaktır.

    İşlem derinliği olmayan hiçbir hisse değerlendirilmeyecektir.(genellikle imkb30 ve 100 içinden derinliği olan hisseler)

    Şirketlerin hedef piyasa değerini yazmayacağım,herkes PD/DD veya başka yöntemlere göre yatırımcının kendisi hesaplayacak.

    Bu analizlerde yatırımcıyı yanlış yönlendirecek en küçük bir vurgulama dahi yapılmayacaktır.

    İmkb30 dışındaki hisselerle ilgili hiç bir soruya cevap vermeyeceğim.(lütfen yanlış anlaşılmasın)

    Onca sıkıntıların arasında bana bir mail geldi;

    ‘’Cemal bey ben birazda borç para alarak bütün paramla Er…… hissesi aldım,bu hissenin ne zaman 20 milyona çıkacağını yazmamışsınız,bunu bana lütfen yazın’’ diye devam ediyordu.

    Tek kelimeyle bittim.
    Son düzenleme : Cemal Erzengin; 28-12-2004 saat: 11:49.

  7. #39

    Esas

    Sayın Erzengin yeni sayfa açmanız ve herhangi bir hedef belirtmemeniz iyi bir karar.Hiç olmazsa yanlış anlaşılmalar olmaz ve sıkıntı yaratmaz.Size gelen maile bende şaşırdım.Bu kadarda olmaz yani.Benim sormak istediğim acaba yeni sayfayı açınca bu topiği kaldıracakmısınız?Çünkü takıldığımız yerde açıklamalarınızı okuyorum.Eğer kaldıracaksanız sayfaları tek tek copy yapmam gerekecek.Bir daha bu açıklamaları başka bir yerde bulamayabilirim.
    Saygılar.
    [COLOR=Red]Bütün acılara dayanılır, yeterki ekmeğin olsun. CERVANTES[/COLOR] :düsün:

  8. Esas Yaptığımız iş ateşle dans etmek gibi bir şey

     Alıntı Originally Posted by tungata
    Sayın Erzengin yeni sayfa açmanız ve herhangi bir hedef belirtmemeniz iyi bir karar.Hiç olmazsa yanlış anlaşılmalar olmaz ve sıkıntı yaratmaz.Size gelen maile bende şaşırdım.Bu kadarda olmaz yani.Benim sormak istediğim acaba yeni sayfayı açınca bu topiği kaldıracakmısınız?Çünkü takıldığımız yerde açıklamalarınızı okuyorum.Eğer kaldıracaksanız sayfaları tek tek copy yapmam gerekecek.Bir daha bu açıklamaları başka bir yerde bulamayabilirim.
    Saygılar.
    Sn.tangata başka bir topik silmeyeceğiz,çünkü sildiğimiz iki topiğin bazı sakıncalar taşıdını (etik ve yasal açıdan) geçte olsa anlamış bulunuyorum.Bu topik vaktim ölçüsünde yoğunlaşarak devam edecek.İşletmelerde uygulanan konsolidasyon konusunda bir hazırlığım var,çok önemli bir konu.

    Gelen maili defalarca okudum,en küçük bir alaycı ifade hissetmedim.Geçmişte borsa yüzünden bir çok ailenin düzeni hırs yüzünden yok oldu,vurgulu yazmanın vebali var.Bu nedenle çok dikkat etmemiz gerekiyor. Saygılar.

Gönderi Kuralları

  • Yeni konu açamazsınız
  • Konulara cevap yazamazsınız
  • Yazılara ek gönderemezsiniz
  • Yazılarınızı değiştiremezsiniz
  •