Arama sonucu : 7 madde; 1 - 7 arası.

Konu: Yiğit Bulut'un yazısı

  1. #1
    yimds Guest

    Talking Yiğit Bulut'un yazısı

    Yiğit Bulut un çok güzel bi yazısı

    http://haber.gazetevatan.com/haberde...ryid=4&wid=150

    Hani bizler zavallı, çağdışı, sizler liberaldiniz!

    Hani kamu bankalarını da satacaktınız! Hani “özelleştirme” ve “liberalleşmenin” gereği kamunun küçültülmesi gerekiyordu!

    Hani devlet bankacılık dahil bütün alanlardan çekilmeliydi!

    Hani bunun olması gerektiğini anlayamayanlar “çağdışı” kalmış “Kızıl Elmacılar’dı”!

    Hani “Halk Bankası’nı” kesinlikle satmak gerekiyordu! Hatta Amerika’da batan iki banka dahil birçok istekli vardı!

    Hani özel sektör bankalarını “yabancı” bankalara devrederse “iyi olurdu”!

    Hani “Türkiye ekonomide mucize yaratmıştı!”

    Hani borsa endeksi 55.000 idi!

    Hani faiz 13’lere gerileyip, “mucizenin” ürünüydü!

    Hani “liberal sistem” mükemmel bir “süreç sonucu” gerçekleşen “eksiksiz” bir yapıydı!

    Hani “Türkiye’ye giren yabancı bankalar” bir şey bildikleri için geliyorlardı! Hani bunlar “çok iyi durumda ve çok bilgiliydiler!”

    Daha sayayım mı!

    Ben utanıyorum yazmaya!

    Bunları söyleyenler acaba şimdi “kafalarını” kuma gömüp, şu günler geçsin diye “dua etmiyorlar mı!”

    Sevgili dostlar, bankalar satılırken, devletin kamu değerleri 3 yıllık kârına devredilirken, Halk Bankası’nın satılması konuşulurken “yanlış” diye “parçaladım” kendimi...

    O dönemde “liboş” takımında birçok ekonomi bilgini arkadaş da bana şunu söylediler çağdışı kalmış, küreselleşmeyi ve liberalleşmeyi anlamamış zavallı adam!

    Şimdi çok gülüyorum Halk Bankası’nı almaya talip iki Amerikan bankası da battı!

    Türkiye’de banka alıp, “Bir şey biliyoruz da geliyoruz” diyen Fortis ve Dexia da “devletin” eline geçtiler! Ne komik değil mi sonradan bir kısmı Fransızlar’a satılsa bile özel sektörümüz tarafından satılan “iki bankamız da” bugün yabancı devlet bankası!

    Can dostlar, güzel “liboşlar” ne oldu liberal sisteme!

    Yüksek petrol fiyatının sağladığı yapı içinde “yaratılan suni değeri” kendilerinden menkul sananlar ve bunlara gaz verenler, şimdi “Ne oldu” diyorlar!

    Birşey olduğu yok sizin gibi salaklar “uçuyordu” yere indiler!

    Sonuç: Haydi satın Halk Bankası’nı! Ne duruyorsunuz! Satın başka devletin kontrolünde bir bankaya! Türk Devleti’nden gitsin de kime giderse gitsin, ne önemi var! Haydi “mükemmel” liberal sistemin gereği “özelleştirin”!
    Son düzenleme : yimds; 10-10-2008 saat: 08:15.

  2. #2
    yimds Guest

    Esas

    GERÇEKTEN DEVLET EKONOMİDEN ELİNİ ÇEKSİN DİYEN DÜNYADAKİ TÜM LİBOŞLAR ŞİMDİ AMERİKA AMERİKAN HALKININ PARASIYLA LİBOŞLARI KURTARSIN DİYE DUA EDİYOR .

    KALDI Kİ BU LİBOŞLAR DEVLET EKONOMİDEN ELİNİ ÇEKSİN DİYE YIRTINIP DURURKEN BİR YANDAN DEVLETİ SOYMANIN DEVLET TEŞVİKLERİNİN PEŞİNDEYDİLER.

    YAŞASIN KAPİTALİZM

    ellerine sağlık yiğit bulut diyorum...

  3. #3
    zoom Guest

    Esas

    ''Zulm ile abad olanın ahiri berbadolur.''

  4. #4

    Esas

    hele şükür sonunda anladılar... ama atı alan üsküdarı geçti... Sn. yiğit bulut bunları 1 yıl önceden söyledi ama kim dinledi... daha diyorlarki kriz yok... yokta bune hall ....yazık bu Türk milletine ...

  5. #5
    Duhul
    Jun 2006
    İkamet
    İstanbul
    Gönderi
    229
    Blog Yazıları
    1

    Esas

    Sn. Yimds,

    Öncelikle Yiğit Bulut'un söylemlerine katılmakla birlikte bir yazı için başlık açılmasının forumun kullanımı açısından (kurallar değil) doğru oladığı kanaatindeyim. Başlıkta kullanmış olduğunuz " (Smiley)" ise son derece ciddi olan durumu hafife almak oluyor.

    Yiğit Bulut bu yazıları çok uzunca bir süredir yazmasına rağmen ( sadece Yiğit değil pek çok kişi de var uzunca süredir bu hususlarda fikir beyan eden) sizin böyle bir başlığı bugün açmanız olgu oluştuktan sonraki yorumlara dönüyor ne yazık ki.

    Temelde pür kapitalist/kominist sistem pek oluşamaz. Teoride olur da uygulamada sıkıntı oluşur. Dolayısıyla -bence- uygulanan model "karma ekonomi" modelidir. Ancak bu karışımın oranları ülkelere göre farklılık göstermektedir.

    Yukarıdaki yazıda da belirtildiği üzere özelleştirme ve devletin piyasada varlığı (müdahale veya bizzat oyuncu olarak) sorgulamasının gerçersizliği üzerine güçlü bir delil oluşmuştur yaşanan bu son kriz ile.

    Özetle yazılanlara katılıyorum ama burada bu şekilde yazılmasına katılmıyorum.

    -------

    Not: Başlık ve açılan yer daha sonra değiştirilmiş bulunmakta...
    Son düzenleme : swert; 10-10-2008 saat: 08:44.
    Bir kere ölçmeyen bin kere biçer. SWERT
    Bedelli askerliğin bedelini; hiç bir bedel beklemeksizin, bedenlerini ortyaya koyarak en gerçek bedeli ödeyen, BEDELSİZ ve hatta bazıları BEDENSİZ ŞEHİTLER belirlemelidir. SWERT

  6. #6

    Esas

    Eeeeee...
    Yiğit Bulut,Uğur Civelek,Esfender Korkmaz vaziyetin buralara geleceğini yazıp çizerlerken pembe rüyalar gören televoleci iktisatçılar dalga geçiyorlardı onlarla..
    Son gülen iyi gülermiş..
    Her ikisi de bir kez daha haklı çıktı..
    Einstein:''önyargıları parçalamak atomu parçalamaktan daha zordur''

  7. #7

    Esas Yiğit Bulut hidayete mi erdi?

    Ali Kırca o kaseti neden yayınladı?

    Hangi kaseti? Arz edeceğim ama önce kısa kısa bazı bilgiler vermek istiyorum Fransa’nın 1970’lerin başından itibaren, Amerika’nın da onayıyla, Irak’ta “Osirak” nükleer reaktörünü inşa ettiğini ve bunun Irak’ın “nükleer bomba yapımında” çok önemli bir adım olduğunu biliyor muydunuz!

    İsrail’in “giriştiği” diplomasi sonucu Amerika-Fransa ve İsrail arasında “Reaktör bitsin, çalışmadan vurursunuz” anlaşmasının yapıldığını ve reaktörün “çalışmaya başlamadan” İsrail uçakları tarafından vurulduğunu.

    Yine aynı Fransa’nın 1960’larda Amerika’nın isteği ile İsrail’e “atom bombası yapımında” teknoloji sattığını.

    Fransa ve İtalya’nın “Amerikan Marshall yardımından” en fazla yararlanan iki ülke olduğunu ve Türkiye 300 milyon dolar alamazken, 6 milyar dolardan faza paranın Fransa ve İtalya’daki şirketlere ve sivil toplum kuruluşlarına aktarıldığını.

    Marshall yardımını alamayan Türkiye’nin, Rusya’ya “İş Bankası ve Petrol Ofisi’ni” satmak için randevu alan başbakanını, “Rusya’ya nasıl gidersin” algılaması gölgelenerek “irtica” tadında ipe gönderdiğini.

    Vatikan “destekli” batı hükümetleri ile İsrail arasında, “aslında dışarından bakınca” ciddi bir çekişme olduğunu. İsrail’in bölgedeki varlığının, “Araplar’a karşı kullanılarak”, “petrolü” kontrol etme politikasının İngiltere, ABD ve Fransa tarafından “uygulandığını”, ama son on yılda İsrail’in bu politikayı daha net fark edip “taktik” değiştirdiğini.

    İsrail’i destekler “görünen” Amerika’nın aslında “İsrail’in varlığı” sayesinde Araplar’ı kontrol ettiğini ama İsrail’in artık bu politikaya alet olmak istemediğini...

    Evet, bunları biliyor muydunuz?

    Şimdi bunları biliyorsanız, size yeni bir soru soracağım 18 Haziran 1999 akşamı Fethullah Gülen’in eski konuşmalarından bir derleme, ortada “net bir sebep yokken” Ali Kırca tarafından atv haberde yayınlandı ve hemen arkasından bütün televizyonlarda bir kaset savaşı başladı. O kasetlere göre Gülen’in tek bir hedefi vardı: Devleti ele geçirmek. Sonrasında Nuh Mete Yüksel süreci başladı ve Gülen Türkiye’den ayrılarak Amerika’ya gitmek zorunda kaldı. Bu tespitler sonrası soralım 1997’de öne çıkan isimlerden örneğin Çevik Bir’in hangi ülke ile arası iyiydi, hangi ülkeye yakın denebilirdi? Gülen’in Vatikan ziyareti en çok kimleri rahatsız etti? Ve en önemlisi Gülen’in Orta Asya’da attığı adımlar, kimler tarafından “sınırı aşma” olarak değerlendirildi? Bugün, Gülen için “Amerika’nın adamı” imajını kimler, neden yayıyorlar?

    Sevgili dostlar, benim çizgimi biliyorsunuz. Yolum belli Atatürk’ün yolu, asla sapmadım, sapmam da mümkün değil... O yüzden bu satırları okuyup “Vay Gülen’i savunuyorsun” gibi bir “vesveseye” asla kapılmayın. Olaylara objektif bakmamız gerekiyor. Size “yazabileceklerimin” hepsini yazdım...

    Tekrar soruyorum Ali Kırca bu kaseti neden yayınladı, Nuh Mete Yüksel süreci nasıl başladı, Gülen’in Orta Asya’daki okulları hangi ülkeleri rahatsız etti? Bütün bunları “oyuna gelmeden” gerçekten çok ciddi sorgulamalıyız!

    Menderes’i “irticanın kaynağı” diye astık sonrasında ne oldu? Rusya’ya satabileceğimiz mallarımızı, Batı ülkelerine kaptırıp, bağımlı bir ekonomi modeline yönlendik...

    Tamamen “objektif” bir gözden araştırdıklarımı sizlere aktardım. Şimdi tekrar soruyorum tam da Orta Asya petrolleri “paylaşılacakken”, Orta Asya’da okullarda çocuklara Türkçe İstiklal Marşı okutan Fetullah Gülen’e, 1999 başından itibaren bu saldırı neden başladı? Bu saldırılar ile irticanın mı önüne geçtik! Bugün hangi durumdayız? “Daha iyiyiz” diyorsanız, az görüşelim... Gelelim başlığa Ali Kırca bu kaseti neden yayınladı, kimden aldı? Açıklamasını bekliyorum...

    Sonuç: Gerçekler açığa çıkmalı! Türkiye hep bundan kaybetti. 1876’da “Yabancılara borcumu bu faizle ödemem” diyen sadrazamımızı astık! Batıdan bağımsız model diyen başbakanımızı Rusya’ya gidemeden randevusuna iki ay kala ipe gönderdik. Şairlerimizi, bilim damlarımızı, din adamlarımızı “vatan haini” ilan ettik! Ne oldu? Kendi değerlerimizi “karalayıp” tuzaklara her zaman düştük. Hiç bir şey inanın göründüğü gibi değil. Tek isteğim var yabancıların tezgahları ortaya dökülsün!
    http://haber.gazetevatan.com/haberde...ryid=4&wid=150
    Küçük ortaklarımızın haklarının ziyan olmasını istemeyiz. Yatırımcı hakları bizde muteberdir. :) Milliyet,26.Ekim.2007 Ahmet Nazif ZORLU

Gönderi Kuralları

  • Yeni konu açamazsınız
  • Konulara cevap yazamazsınız
  • Yazılara ek gönderemezsiniz
  • Yazılarınızı değiştiremezsiniz
  •