Sayfa 1/190 1231151101 ... SonSon
Arama sonucu : 1520 madde; 1 - 8 arası.

Konu: Medya'dan Köşe Yazıları

  1. #1
    Duhul
    Jul 2005
    Gönderi
    12,192
    Blog Yazıları
    8

    Esas Medya'dan Köşe Yazıları

    Buyurun buraya medyadan arzu ettiğiniz köşe yazılarını doyasıya copy paste edin.

    Siz yapıştırın biz okuyalım bakalım.

  2. #2
    Duhul
    Mar 2007
    İkamet
    Ankara
    Yaş
    35
    Gönderi
    513

  3. #3
    Duhul
    Sep 2008
    İkamet
    yerküre...
    Yaş
    50
    Gönderi
    1,944
    Blog Yazıları
    3

  4. #4
    Duhul
    Sep 2005
    İkamet
    TÜRKİYE
    Gönderi
    2,278
    Blog Yazıları
    20

    Esas

    DİPNOT değil BAŞNOT:

    Önce sosyalistleri topladılar
    Sesimi çıkarmadım,
    Çünkü ben sosyalist değildim.
    *
    Sonra sendikacıları topladılar
    Sesimi çıkarmadım,
    Çünkü sendikacı değildim.
    *
    Sonra Yahudileri topladılar
    Sesimi çıkarmadım,
    Çünkü Yahudi değildim.
    *
    Sonra beni almaya geldiler
    Benim için sesini çıkaracak
    kimse kalmamıştı.
    Papaz Martin Niomeller

    * * *
    DİLİNE sağlık, bizim Başbakan, Filistin katliamını gören her insan gibi ağzından ateşler püskürüyor:
    “Öldürdüğünüz bunca masum insanın hesabını Allah size sorar.”
    “Dedeleriniz, ecdadınız kovulduğu zaman, kalkıp bu topraklarda ağırlayan, Osmanlı’nın torunları olarak konuşuyoruz, biz her zaman mazlumun yanında olduk.”
    “İsrail, benim için Türkiye Başbakanı duygusal konuşuyor, diyor. Hayır, duygusal konuşmuyorum, duygusallığım varsa Gazze’deki kardeşlerim içindir.”
    * * *
    DİYECEKSİNİZ “Konuşmasın mı?”
    Konuşsun, konuşsun da, yerinde konuşsa daha iyi olur...
    Kendisi itiraf etti:
    “Ben bölgeyi gören, Ramallah sınır kapısında, arabanın içinde yarım saat bekletilmiş bir Başbakan olarak konuşuyorum!”
    Haaa, işte şimdi duralım...
    Türkiye Cumhuriyeti’nin Başbakanı sınır kapısında yarım saat arabanın içinde beklemez, “Bu ne rezalet?” der çeker, döner, sineye çekmez.
    Hem bunu sineye çekeceksiniz, hem de şimdi esip gürleyeceksiniz!
    Şimdi diyecek ki:
    “Biz bakkal dükkânı değil, Türkiye Cumhuriyeti’ni idare ediyoruz.”
    Hay ceddinize rahmet!
    Ha şunu sınır kapısında arabanın içinde yarım saat bekletilirken yapsaydınız ya!
    Şimdi atıp tutmak kolay!
    * * *
    ERZURUMLU Avni, seçimde aday, kürsüye çıkmış, veryansın ediyor, hele “Urus kumandanı bana dedi ki!” deyince, Hasane Bibi dayanamamış:
    “Ula Avni, urus işgalinde sen ananın karnında bile değildin, urus paşasıyla konuşmak neyin nesi?”
    Avni eğilmiş:
    “Ses etme bibim, kurbanın olam, nutuhtur, bu nutuh!”
    İsrail’le 2.5 milyar dolarlık silah ticareti yapan hükümetin Başbakanı olacaksın, sonra kalkıp “böyle nutuklar” atacaksın.
    Daha yeni, İsrail’e verilmiş, 167 milyon dolarlık ihaleyi imzalayacaksın, sonra da kalkıp bu “nutukları” atacaksın...
    Attığın nutuklar da bir işe yarasa, katliamın heyecanlı seyircisi olmaktan öte ne yapabildiniz ki?
    Haklısınız, en başta Araplar ne yaptılar ki?
    Mısır nerede, Suriye nerede, Suudi Arabistan nerede, Ürdün nerede?
    Laftan başka ne yapabildiler ki!
    “6 Gün Savaşı”ndaki rezillikten sonra bir daha İsrail’in karşısına çıkmaya cesaret edemedikleri için Filistinlileri öne sürüp kendilerini sütre gerisine atıyorlar.
    O Araplar ki!..
    Falih Rıfkı Atay’ın “Zeytindağı”nı ya da Cemal Paşa’nın anılarını okusanız.

    http://www.milliyet.com.tr/Yazar.asp...&a=Hasan Pulur

  5. #5

    Esas

    İFADEYİ BURADA ALACAKSINIZ...

  6. #6
    Duhul
    Dec 2005
    İkamet
    istanbul
    Gönderi
    1,832
    Blog Yazıları
    1

    Esas

    Yazarlar
    Ahmet HAKAN [email protected]

    Elimi vicdanıma koyarak yazdım

    KEMAL Gürüz’den hiç ama hazzetmem... Bedrettin Dalan’la dünya görüşlerimiz pek uyuşmaz... Kemal Yavuz’la irtibatım sıfırdır... Yalçın Küçük’ü ben de "sempatik deli" olarak görenlerdenim... Tuncer Kılınç kafa dengim değildir, kendime yakın hissetmem... Sabih Kanadoğlu’nun hiç gülmeyen yüzüne baktıkça ürperirim...

    Kısacası...

    En hafifinden "antipatik" bulurum bu zatları... Kişisel olarak...

    Fakat... Durun bir dakika...

    Ne diyor Kutsal Kitap?

    "Herhangi bir kişiye olan nefretiniz, sizi adaletten sapmaya itmesin..."

    O zaman şöyle söyleyeyim:

    Gün, "emr-i ilahi"ye uyma günüdür...

    * * *

    Yıllar önceydi...

    "Bugünün muktedirleri"nin ezildiği, "bugünün ezilenleri"nin ise muktedir olduğu günlerdi...

    Bir gece ansızın Ahmet Taşgetiren ile Abdurrahman Dilipak evlerinden alınıp Vatan Caddesi’ndeki Emniyet binasına götürülmüşlerdi...

    Ben o zamanlar...

    "Ezilenlerin gazetecisi" olarak...

    Hemen toparlanmış ve kendimi Vatan Caddesi’ndeki Emniyet Müdürlüğü binasının önüne atmıştım...

    O dönem kafa dengim olan Taşgetiren ve Dilipak ile dayanışmak için...

    Suçlu olabileceklerine zerre kadar ihmal vermeden...

    "Savcının kararına saygı" meselesini aklımın ucundan geçirmeden...

    Bir de demeç patlatmıştım, "Bu yapılan insan haklarına aykırıdır... Bu iki yazar derhal serbest bırakılmalıdır" falan diye...

    Ne yani? Şimdi benden, bir sabah ansızın gözaltına alınanlar kafa dengim değil diye "Oh olsun" demem mi beklenecek?

    * * *

    Fethullah Gülen’i "Terör Örgütü Lideri" diye yargıladılar... Yargı süreci aylar boyu sürdü...

    Dava sürerken açıkça yazdım: "Fethullah Gülen hakkında her türlü eleştiride bulunabilirsiniz, ama ona terör örgütü lideri diyemezsiniz" diye...

    Ardından da ekledim: "Silahı, eylemi, eylemcisi olmayan tek kişilik terör örgütü mü olurmuş?"

    Ne yani?

    Şimdi sırf Sabih Kanadoğlu’nun "367 tezi" karşısında midem bulandı diye...

    Kanadoğlu’na "bombacı Sabih" muamelesi yapılmasına hiç sesimi çıkarmayacak mıyım?

    Fethullah Gülen için yazı yazarken yargı kararını falan beklememiştim...

    Sabih Kanadoğlu için ne diye bekleyecekmişim ki?

    * * *

    Fethullah Gülen’e bağlılığıyla tanınan bir televizyon kanalını izliyorum...

    "Oh olsun" havasında veriyorlar gözaltı haberini...

    Bir intikam türküsü çığırır gibi...

    Sabih Kanadoğlu için, "367 tezini ortaya atıp ortalığı karıştırmıştı" diyorlar... Yalçın Küçük için, "Apo ile fotoğrafları ortaya çıkmıştı" diyorlar... Tuncer Kılınç için, "İnançlara saygısızlık yapmıştı" diyorlar... Kemal Gürüz için, "Neler yapmıştı neler" diyorlar...

    Dikkat ediyorum: "Sabih Kanadoğlu bombacıdır", "Bedrettin Dalan silahlı örgüt yöneticisidir", "Kemal Yavuz intihar eylemcisidir", "Tuncer Kılınç gerilla lideridir" falan diyemiyorlar...

    Ya neyi diyorlar?

    Şunu: "Geçmişte bize çektirdiler / Şimdi kendileri çekiyor."

    Ne ayıp... Ne kötü... Ne fena...

    Aynı televizyon kanalı, duruma itiraz edenlerin, yani "gık"ını çıkaranların da tepesine biniveriyor...

    Yargı süreci devam ederken zinhar ses çıkarılmazmış...

    Yargı süreci devam ederken kendi "hoca efendileri" için bas bas bağırdıklarını unutarak...

    Ne ayıp... Ne kötü... Ne fena...

    İntikam soğuk yenen yemektir

    1O YIL ÖNCE

    Kemal Gürüz YÖK Başkanı idi... Dönemin Kırıkkale Üniversitesi Rektörü Prof. Beşir Atalay’a savaş açmıştı... Hak hukuk dinlemeden yapmıştı bunu... Hayli sekter bir şekilde... Görevden almıştı Beşir Hoca’yı... "Beşir Atalay irticacıdır" demişti ve işini bitirmişti... Kırıkkale Üniversitesi’ni bozkırda açan bir çiçek gibi yeşerten Beşir Atalay, büyük bir kızgınlıkla terk etmişti rektörlük makamını... Kemal Gürüz’e hayli içerleyerek... Öfkelenerek...

    * * *

    10 YIL SONRA

    Köprünün altından akan sular o dönemin mazlumu Beşir Atalay’ı, İçişleri Bakanı yaptı... Kırıkkale Üniversitesi Rektörlüğü görevinden "irticacı" diye alınan Beşir Atalay, devletin İçişleri Bakanı olmuştu... Ve önceki gün Beşir Atalay’ın emrindeki polisler, eski YÖK Başkanı Kemal Gürüz’ün kafasını bastırarak polis otosuna bindirdiler... "Terör örgütü üyesi" olmak suçundan gözaltına aldılar Gürüz’ü... Beşir Hoca ise bakanlık koltuğundan izledi olup biteni...

  7. #7
    Duhul
    Dec 2005
    İkamet
    istanbul
    Gönderi
    1,832
    Blog Yazıları
    1

    Esas

    Yazarlar
    Bekir COŞKUN [email protected]

    Örgütün neresine bakmalı?...


    "ERGENEKON terör örgütü"nün nicelik ve niteliklerine bakıyorum da, biraz değişik sanki.

    Bir; yeryüzünün en geveze terör örgütü bu... Telefon konuşmaları 2200 sayfa tutuyor.

    İki; yeryüzünün en olgun terör örgütü aynı zamanda... Tümü emekli...

    Üç; yeryüzünün en gizemli terör örgütü ayrıca... Çoğu birbirini tanımıyor. Ki sorgulamada tanışıp, birbirlerini yazlığa davet etmeleri bu yüzden...

    Dört; yeryüzünün en eğitimli terör örgütü de... Bir YÖK daha kuracak kadar profesör, doğu illerinden birisinde üniversite kuracak kadar akademisyen, üç siyaset-sanat-kültür dergisi yayınlayacak kadar yazar ve düşünür, Pakistan ordusunu yönetecek kadar general, bir koalisyon kuracak kadar siyasi parti genel başkanı var içinde...

    Beş; yeryüzünün en değişik silahlarına sahip bir terör örgütü... Çeşitli silah ve bombalar yanında; kalem tabanca, içi boş (muhtemelen taş niyetine kafaya vurmak için) el bombası, havalı lunapark tüfeği, sustalı bıçak, kama, balta, baston, şemsiye sapı...

    Altı; yeryüzünün en esrarengiz terör örgütü... Tabanı olsun, altyapısı olsun belli değil... Bir de başı (ona "bir numara" diyorlar) belli değil... Bu nedenle ortasını yakaladılar...

    *

    Biliyorsunuzdur; Anayasa Mahkemesi bu hükümetin "irticai faaliyetlerin merkezi" olduğuna karar vermişti.

    Ergenekon davası iddianamesinde ise, örgütün Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’ni "iskata" (düşürmeye, aşağı almaya, oradan indirmeye) kalktığı belirtiliyor.

    Yani; yargının üst tarafı, AKP Hükümeti’nin irticai faaliyetlerin merkezi olduğunu söylüyor... Yargının alt tarafı ise; bir araya gelip o AKP Hükümeti’ni oradan indirmek gerektiğini düşünenlerin "terörist" olduğunu düşünüyor...

    Yok eğer siz de Anayasa Mahkemesi kararına bakıp AKP’nin indirilmesi gerektiğini düşünüyorsanız...

    O zaman yedi; yeryüzünde sizi en çok şaşırtacak terör örgütüdür bu aynı zamanda...

    Çünkü içinde siz de varsınız...

  8. #8
    Duhul
    Feb 2004
    Yaş
    62
    Gönderi
    10,383
    Blog Yazıları
    9

    Esas

    Kararlılık mesajı çıktı ya daha ne istiyorsunuz?

    Yılmaz ÖZDİL

    Eğip bükmeden soralım...

    *

    Son 5-6 yılda...

    PKK'lı mı tıktık içeri?

    Subay-astsubay mı?

    *

    Eli silahlı teröristlere habire af çıkarırken; İstiklal Madalyası sahibi Jandarma Genel Komutanı'nı hapse atıp, beyin kanaması geçirene kadar içerde tutmadık mı?

    PKK'ya yataklık yaptığı için hapiste yatan kadını, çıkarıp, Meclis'e sokarken, Cumhurbaşkanı'nın masasına davet ederken; 1'inci Ordu Komutanı'nı "terör örgütü kurmak"tan içeri tıkmadık mı?

    Şehide "kelle" dediği için tazminat ödemeye mahkûm olan, "Askerlik yan gelip yatma yeri değildir canım kardeşim" diyen Başbakan'a, "Bravo, aynen devam" deyip, yüzde 47 oy vermedik mi?

    PKK, hastalanmaması için serçe parmağının tansiyonu bile ölçülen Abdullah Öcalan'ın saçı kesildi diye, kalkışma provası yapıp, Diyarbakır'ı yakıp yıktığında, polisin-askerin elini tutup, "Cana geleceğine mala gelsin" diyen Diyarbakır Valisi'ne "aferin" deyip, Başbakanlık Müsteşarı yapmadık mı?

    Kafamızda Amerikan çuvalıyla gezerken, koordinatör saçmalığı icat edip, "Amerika bizi çok seviyor, istihbarat verecek" demedik mi?

    "Amerika istedi diye harekátı kısa kestik, içerde parça bıraktık, o kampları tutmamız gerekirdi" dediği için, neredeyse "vatan haini" ilan edilen Deniz Baykal, o kamplardan gelen teröristler önceki gün Aktütün'ü bastığında haklı çıkmadı mı?

    Irak'taki hacivat "Kedi bile vermem" derken; yaralı PKK'lıların tedavi edildiği Kuzey Irak'taki hastaneyi bile kendi ellerimizle yapmadık mı?

    Vatandaşa zam üstüne zam geçirirken, PKK'yı koynunda besleyen Barzani'ye, Talabani'ye yarı fiyatına elektrik vermiyor muyuz?

    İstanbul'da, Ankara'da, İzmir'de kadınları çocukları havaya uçurduklarında; besleme medyadaki arkadaşlar utanmadan, "Ne malum PKK'nın yaptığı" demedi mi?

    Şehit çocukları çıplak ayakla gezerken, tabut başındaki karnı burnunda tazeler Allah'ıyla baş başa kalmışken; fitreleri zekátları Mehmetçik Vakfı yerine, Almanya'da din-iman hortumcusu olduğu alenen tescillenen Deniz Feneri'ne vermiyor muyuz?

    Gariban ailelerin çocukları şakır şakır şehit düşerken, subay-astsubay çocukları oradan oraya tayin edilip, lise mezunu olana kadar 28 tane şehir değiştiriyor; yaşadıkları travma nedeniyle üniversite kazanamıyor ve onlara hiçbir ayrıcalık tanınmıyorken; "Babamın parası var, benim de bokumda boncuk var, onun için yurtdışında okuyorum" diyenler askerlikten yırtmıyor mu?

    Bir zamanlar bu memlekette askerlik yapmayana kız bile verilmezken, "Popomda sivilce çıktı, bak bu da raporu" diyenler, askerlikten sıyırmıyor mu?

    *

    Genelkurmay, 68 kere basılan 46 şehit verdiğimiz gecekondudan bozma dandik karakolu, parasızlık nedeniyle 100 metre ileriye taşıyamadığımızı açıklarken; Genelkurmay eski Başkanı'na, korgeneral refakatinde askeri uçakla taşıyarak, 1 trilyon liralık zırhlı Audi almadık mı?

    *

    Neymiş efendim, terör zirvesi toplanmış, kararlılık mesajı çıkmış...

    Yerim ben sizin o kararlılık diyen dillerinizi.

Sayfa 1/190 1231151101 ... SonSon

Gönderi Kuralları

  • Yeni konu açamazsınız
  • Konulara cevap yazamazsınız
  • Yazılara ek gönderemezsiniz
  • Yazılarınızı değiştiremezsiniz
  •