Sayfa 1/2 12 SonSon
Arama sonucu : 14 madde; 1 - 12 arası.

Konu: TDK İmla Kılavuzu

  1. #1
    Duhul
    Jul 2006
    İkamet
    İzmir/Türkiye
    Gönderi
    15,072
    Blog Yazıları
    177

    Esas TDK İmla Kılavuzu


    Türk Dil Kurumu Sitesinden alıntıladığım İmla Kılavuzunu, hepimizin bir başvuru kaynağı olarak sitemize eklemek yararlı olur diye düşünüyorum.

    Hepimizi biraraya getiren, kaynaştıran, konuşturan, "ses bayrağımız" Türkçemizin yazım kurallarına titizlikle uymalıyız.

    Uymayanları uyarmalıyız.

    Dilimiz Türkçe, Türk'ün hayat damarıdır.

    Bir milleti yoketmenin yolu onun dilini yoketmekten geçer. Tarihteki tüm büyük medeniyetler önce dillerini kaybetmişlerdir.

    Bu konuda taviz vermemeliyiz. Hoş görmemeliyiz.





    Ses, Harf ve Alfabe

    Akciğerlerden gelen havanın ses yolunda meydana getirdiği titreşime ses denir. Ses, dili oluşturan en küçük birimdir. Harf ise sesin yazıdaki karşılığıdır.
    Bir dildeki harflerin belirli bir sıraya dizilmiş bütününe alfabe denir.

    Türk alfabesi, Latin harfleri esas alınarak 1.XI.1928 gün ve 1353 sayılı Türk Harflerinin Kabul ve Tatbiki Hakkında Kanun ile kabul edilmiştir. Bu Kanun’a göre, Türk alfabesinde 29 harf bulunmaktadır.*

    Türk alfabesindeki harflerin sıra sayıları, adları, kitap ve el yazısı biçimleri ile kodları ** aşağıda belirtilmiştir:





    * Kanun’da önce “i” sonra “ı” belirtilmişse de yaygın ve yerleşmiş olan sıraya göre önce “ı” sonra “i” gelmektedir.
    ** Türk Kodlama Sistemi, ilgili kurum ve kuruluşların görüşleri alınarak TDK İmla Kılavuzu Çalışma Grubu tarafından 8 Ocak 2004 günü belirlenmiş ve TSE tarafından Nisan 2005/TS 13148 numaralı belge ile ölçünlü (standart) hâle getirilmiştir.

    Sesler ve Ses Uyumları


    Türkçede sesler, ünlüler ve ünsüzler olmak üzere iki ana gruba ayrılır.

    Ünlülerin Nitelikleri

    Ses yolunda herhangi bir engele çarpmadan çıkan seslere ünlü denir. Türkçede sekiz ünlü vardır: a, e, ı, i, o, ö, u, ü.

    Ünlüler şu biçimde sınıflandırılır:

    A. Çıkış yeri ve dilin durumuna göre:

    1. 1. Kalın ünlüler: a, ı, o, u.
    2. 2. İnce ünlüler: e, i, ö, ü.

    B. Dudakların durumuna göre:
    1. 1. Düz ünlüler: a, e, ı, i.
    2. 2. Yuvarlak ünlüler: o, ö, u, ü.

    C. Ağzın açıklığına göre:

    1. 1. Geniş ünlüler: a, e, o, ö.
    2. 2. Dar ünlüler: ı, i, u, ü.


    Uzun Ünlü

    Kökeni Türkçe olan kelimelerde uzun ünlü yoktur. Uzun ünlü, Arapça ve Farsçadan Türkçeye giren kelimelerde görülür: şair (şa:ir), numune (numu:ne), iman (i:man). Bu örneklerde iki noktadan önceki harfin gösterdiği ses uzun ünlüdür ve uzun söylenir. Ancak, birçok kelimede uzun ünlü kısalmıştır: beyaz, hiç, rahat, ruh. Bu örneklerdeki koyu harflerle belirtilen sesler, alındıkları dilde uzun oldukları hâlde Türkçede kısa söylenir.

    Uzun ünlülü kapalı hecelerle biten kelimeler ünlüyle başlayan ek aldıklarında veya yardımcı fiillerle kullanıldıklarında, açık duruma dönüşen hecenin ünlüsündeki uzunluk, ayraç içerisindeki söyleyişte gösterildiği gibi çoğunlukla yeniden ortaya çıkar: esas / esasen (esa:sen); hayat / hayatı (haya:tı); kanun / kanuni (ka:nu:ni); ruh / ruhum (ru:hum); usul / usulü (usu:lü); vicdan / vicdanen (vicda:nen); ahbap olmak (ahba:b olmak), hitap etmek (hita:b etmek). Bazı örneklerde bu durumda da kısalma görülür: beyaz / beyazı, can / canım, kitap / kitaba, meydan / meydana.

    Uzun ünlüler, genellikle yazıda gösterilmez: adalet (ada:let), badem (ba:dem), beraber (bera:ber), idare (ida:re), ifade (ifa:de), işaret (işa:ret), kaide (ka:ide), numune (numu:ne), rica (rica, şair (şa:ir), şive (şi:ve), şube (şu:be), vali (va:li), vefa (vefa.

    Ünlemlerde ünlemin şiddetini ve hecenin uzunluğunu ifade etmek üzere iki veya üç ünlü yan yana gelebilir: ooh, aaah. Bu tür örneklerde ünlüler ayrı ayrı değil uzun olarak söylenir.

    Düzeltme İşareti

    Düzeltme işaretinin kullanılacağı yerler aşağıda gösterilmiştir:


    1. Yazılışları bir, anlamları ve okunuşları ayrı olan kelimeleri ayırt etmek için, okunuşları uzun olan ünlülerin üzerine konur: adem (yokluk), âdem (insan); adet (sayı), âdet (gelenek, alışkanlık); alem (bayrak), âlem (dünya, evren); alim (her şeyi bilen), âlim (bilgin); aşık (eklem kemiği), âşık (vurgun, tutkun); hakim (hikmet sahibi), hâkim (yargıç); hal (pazar yeri), hâl (durum, vaziyet); hala (babanın kız kardeşi), hâlâ (henüz); şura (şu yer), şûra (danışma kurulu).

    UYARI : Katil (< katl = öldürme) ve kadir (< kadr = değer) kelimeleriyle karışma olasılığı olduğu hâlde katil (ka:til = öldüren) ve kadir (< ka:dir = güçlü) kelimelerinin düzeltme işareti konmadan yazılması yaygınlaşmıştır.

    2. Arapça ve Farsçadan dilimize giren birtakım kelime ve eklerle özel adlarda bulunan ince g, k ünsüzlerinden sonra gelen a ve u ünlüleri üzerine konur: dergâh, gâvur, ordugâh, tezgâh, yadigâr, Nigâr; dükkân, hikâye, kâfir, kâğıt, Hakkâri, Kâzım, mahkûm, mekân, mezkûr, sükûn, sükût. Kişi ve yer adlarında ince l ünsüzünden sonra gelen a ve u ünlüleri de düzeltme işareti ile yazılır: Halûk, Lâle, Nalân; Balâ, Elâzığ, İslâhiye, Lâdik, Lâpseki.

    3. Nispet i'sinin belirtme durumu ve iyelik ekiyle karışmasını önlemek için kullanılır. Böylece (Türk) askeri ve askerî (okul), (İslam) dini ve dinî (bilgiler), (fizik) ilmi ve ilmî (tartışmalar), (Atatürk'ün) resmi ve resmî (kuruluşlar) gibi anlamları farklı kelimelerin karıştırılması da önlenmiş olur.
    Nispet i'si alan kelimelere Türkçe ekler getirildiğinde düzeltme işareti olduğu gibi kalır: millîleştirmek, millîlik, resmîleştirmek, resmîlik.

    Büyük Ünlü Uyumu

    Bir kelimenin birinci hecesinde kalın bir ünlü (a, ı, o, u) bulunuyorsa, diğer hecelerdeki ünlüler de kalın; ince bir ünlü (e, i, ö, ü) bulunuyorsa diğer hecelerdeki ünlüler de ince olur: adım, ağız, ayak, boyun, boyunduruk, burun, dalga, dudak, duvak, kırlangıç; beşik, bilezik, gelincik, gözlük, üzengi, vergi, yüzük. Buna büyük ünlü uyumu adı verilir.

    Büyük ünlü uyumuna aykırı bazı Türkçe kelimeler de vardır: anne, dahi, elma, hangi, hani, inanmak, kardeş, şişman.

    Büyük ünlü uyumu alıntı kelimelerde aranmaz: ahenk, badem, ceylan, çiroz, dükkân, fidan, gazete, hamsi, kestane, limon, model, nişasta, pehlivan, selam, tiyatro, viraj, ziyaret.

    Birleşik kelimelerde büyük ünlü uyumu aranmaz: açıkgöz, bilgisayar, çekyat, hanımeli.

    -gil, -ken, -leyin, -mtırak, -yor ekleri büyük ünlü uyumuna uymaz: akşam-leyin, bakla-­gil-ler, çalışır-ken, ekşi-mtırak, yürü-yor.

    -daş (-taş) eki bazı kelimelerde büyük ünlü uyumuna uymaz: din-daş, gönül-daş, meslek-taş, ülkü-daş.

    -ki aitlik eki büyük ünlü uyumuna uymaz: akşamki, yarınki, duvardaki, yoldaki, ondaki, yazıdaki, onunki.

    Büyük ünlü uyumuna girmeyen kelimelere gelen ekler, kalınlık incelik bakımından son hecenin ünlüsüne uyar: adalet-li, anne-si, kardeş-lik, meslektaş-ımız, şişman-lık.

    Son ünlüleri kalın sıradan olmasına karşın incelik özelliği gösteren bazı alıntı kelimeler ince ünlülü ekler alır: alkol / alkolü, hakikat / hakikati, helak / helakimiz, kabul / kabulü, kontrol / kontrolü, protokol / protokolü, saat / saate, sadakat / sa­dakatten.


    Küçük Ünlü Uyumu

    Küçük ünlü uyumu kuralı iki yönlüdür:

    1. Bir kelimenin ilk hecesinde düz ünlü (a, e, ı, i) varsa son­raki hecelerde de düz ünlü bulunur: anlaşmak, yanaşmak, kayıkçı, ısırmak, ılıklaşmak, seslenmek, yelek, bilek, çilek.

    2. Bir kelimenin ilk hecesinde yuvarlak ünlü (o, ö, u, ü) varsa bunu izleyen ilk hecede dar yuvarlak (u, ü) veya geniş düz (a, e) ünlü bulunur: boyunduruk, çocuk, odun, yorgunluk, yoklamak, vurmak, yumurta, özlemek, güreşmek, sürmek.

    Küçük ünlü uyumuna aykırı bazı Türkçe kelimeler de vardır: avuç, avurt, çamur, kabuk, kavuk, kavun, kavur-, kavuş-, savur-, yağmur.
    Küçük ünlü uyumu, alıntı kelimelerde aranmaz: aktör, alkol, bandrol, daktilo, doktor, horoz, kabul, kitap, konsolos, muzır, mühim, mümin, müzik, profesör, radyo, vakur.

    Küçük ünlü uyumuna aykırı kelimelere getirilen ekler, kelimenin son ünlüsüne uyar: kavun-u, konsolos-luğ-u, mümin-lik, müzik-çi, yağmur-luk.
    -ki aitlik eki yalnızca birkaç örnekte küçük ünlü uyumuna uyar: bugünkü, dünkü, öbürkü.

    Bu ünlü düzenleri ve ilk heceyi izleyen ünlüler aşağıdaki çizelgede gösterilmiştir:

    a › a, ı (bakar, alır)
    o › u, a (omuz, oya)
    e › e, i (geçer, gelir)
    ö › ü, e (ölçü, ördek)
    ı › ı, a (kılıç, kısa)
    u › u, a (uzun, uzak)
    i › i, e (ilik, ince)
    ü › ü, e (ütü, ürkek)

    Ünlü Daralması (a - ı, e – i)

    Türkçede a, e ünlüsü ile biten fiillerin şimdiki zaman çekiminde, söyleyiş ve yazılışta da a ünlüleri ı, u; e ünlüleri i, ü olur: başlıyor, kanı­yor, oynuyor, doymuyor; izliyor, diyor, gelmiyor, gözlüyor.

    Birden çok heceli ve a, e ünlüleri ile biten fiiller, ünlüyle başlayan ek aldıklarında bu fiillerdeki a, e ünlülerinde söyleyişte yaygın bir daralma ve i'ye dönme) eğilimi görülür. Ancak, söyleyişteki ı, i ünlüleri yazıya geçirilmez: başlayan, yaşayacak, atlayarak, saklayalı, atmayalım, gelmeyen, izlemeyecek, gitmeyerek, gizleyeli, besleyelim.

    Buna karşılık tek heceli olan demek ve yemek fiillerinde, söyleyişteki i ünlüsü yazıya da geçirilir: diyen, diyerek, diyecek, diyelim, diye; yiyen, yi­yerek, yiyecek, yiyelim, yiye, yiyince, yiyip. Ancak deyince, deyip sözlerindeki e yazı­lışta korunur.


    Ünlü Düşmesi


    İkinci hecesinde dar ünlü bulunan iki heceli kelimeler ünlüyle başlayan bir ek aldıklarında ikinci hecelerindeki dar ünlüler genellikle düşer: ağız / ağzı, alın / alnı, bağır / bağra, bağrım, beniz / benzi, beyin / beynimiz, boyun / boynu, böğür / böğrüm, burun / burnu, geniz / genzi, göğüs / göğsün, gönül / gönlünüz, karın / karnı, oğul / oğlu; çevir- / çevril-, devir- / devril-.
    Ünsüzlerin Nitelikleri

    Ses yolunda bir engele çarparak çıkan seslere ünsüz denir.

    Dilimizde yirmi bir ünsüz vardır. Bunlar: b, c, ç, d, f, g, ğ, h, j, k, l, m, n, p, r, s, ş, t, v, y, z.

    Ünsüzler ses tellerinin titreşime uğrayıp uğramamasına göre iki gruba ayrılır:
    1. Ses tellerinin titreşmesiyle oluşan ünsüzlere tonlu (yumuşak) ün­süzler adı verilir: b, c, d, g, ğ, j, l, m, n, r, v, y, z.

    2. Ses telleri titreşmeden oluşan ünsüzlere tonsuz (sert) ünsüzler denir: ç, f, h, k, p, s, ş, t.

    Kökeni Türkçe olan kelimelerin so­nunda b, c, d, g ünsüzleri bulunmaz.

    Ancak, anlam farkını belirtmek üzere ad, od, sac gibi birkaç kelimenin yazılışında buna uyulmaz: ad (isim), at (binek hayvanı); od (ateş), ot (bitki); sac (yassı demir), saç (kıl).

    Dilimizdeki hac, şad, yâd gibi birkaç örnek dışında, alıntı ke­limelerde tonsuzlaşma kuralına uyulmuştur: sebep (< sebeb), kitap
    (< kitab), bent (< bend), cilt (< cild), bant (< band), etüt (< etüd), metot
    (< metod), standart (< standard), ahenk (< aheng), hevenk (< aveng), renk (< reng). Bu gibi alıntılar ünlü ile başlayan bir ek aldıklarında kelime sonundaki tonsuz ünsüzler tonlulaşır: sebep / sebebi, kitap / kitabı, bent / bendi, cilt / cildi, etüt / etüdü, metot / metodu, ahenk / ahengi, hevenk / hevengi, renk / rengi.

    UYARI : Bazı alıntı kelimelerde tonlulaşma (yumuşama) olmaz: ahlak / ahlakın, cumhuriyet / cumhuriyete, evrak / evrakı, hukuk / hukuku, ittifak / ittifaka, sepet / sepeti, tank / tankı, bank / bankı.

    Birden fazla heceli kelimelerin sonunda bulunan p, ç, t, k ünsüzleri ünlüyle başlayan bir ek aldığında tonlulaşarak b, c, d, ğ'ye dönü­şür: kelep / kelebi; ağaç / ağacı, kazanç / kazancı; geçit / geçidi, kanat / kanadı; başak / başağı, bıçak / bıçağı, çocuk / çocuğu, dudak / dudağı, durak / durağı, uzak / uzağı.

    Tek heceli kelimelerin sonunda bulunan p, ç, t, k ünsüzleri ise iki ünlü arasında çoğunlukla korunur: ak / akı; at / atı; ek / eki; et / eti; göç / göçü; ip / ipi; kaç / kaçıncı; kök / kökü; ok / oku; ot / otu; saç / saçı; sap / sapı; suç / suçu; süt / sütü; üç / üçü. Ancak, tek heceli olduğu hâlde sonundaki ünsüzü tonlulaşan kelimeler de vardır: but / budu, dip / dibi, gök / göğü, kap / kabı, kurt / kurdu, uç / ucu, yurt / yurdu.


    Ünsüz Uyumu ve Ünsüz Düşmesi


    Dilimizde tonsuz (sert) ünsüzle biten kelimelere gelen ekler tonsuz (sert) ünsüzle başlar: aç-tı, aş-çı, bak-tım, bas-kı, çiçek-ten, düş-kün, geç-tim, ipek-çi, seç-kin, seç-ti, süt-çü.

    Ünsüz Türemesi (y, v)

    İki ünlünün yan yana bulunduğu bazı alıntı kelimelerde ünlüler arasında y, v sesleri türemiştir: fiyat (< fiat), zayıf (< zaif); konservatuvar, labora­tuvar, pisuvar, repertuvar, tretuvar, tuval, tuvalet.

    Ünsüz Düşmesi

    Arapçadan dilimize girmiş olan ve sonunda ikiz ünsüz bulunan kelimelerin yalın durumunda ünsüzlerden biri düşer (ünsüz tekleşir): hak (< hakk), his (< hiss), ret (< redd), zan (< zann), zem (< zemm). Bu tür kelimelere ünlüyle başlayan bir ek geldiğinde düşen ünsüz ortaya çıkar: hak, hakka; his, hissimiz; ret, reddi; zan, zannımca; zem, zemmi.

    n > m Değişmesi

    Türkçede kullanılan bazı kelimelerdeki b ünsüzünden önce gelen n ünsüzü m'ye dönüşür: saklambaç (< saklanbaç), dolambaç (< dolanbaç), ambar (< an­bar), amber (< anber), cambaz (< canbaz), çember (< çenber), kümbet (< gunbed), memba (< menba), mümbit (< munbit), tambur (< tanbur).

    Dilimizde tonsuz (sert) ünsüzle biten kelimelere gelen ekler tonsuz (sert) ünsüzle başlar: aç-tı, aş-çı, bak-tım, bas-kı, çiçek-ten, düş-kün, geç-tim, ipek-çi, seç-kin, seç-ti, süt-çü.

    Ünsüz Türemesi (y, v)

    İki ünlünün yan yana bulunduğu bazı alıntı kelimelerde ünlüler arasında sesleri türemiştir: fiyat (< fiat), zayıf (< zaif); konservatuvar, labora­tuvarpisuvar, repertuvar, tretuvar, tuval, tuvalet.

    Ünsüz Düşmesi

    Arapçadan dilimize girmiş olan ve sonunda ikiz ünsüz bulunan kelimelerin yalın durumunda ünsüzlerden biri düşer (ünsüz tekleşir): hak (< hakk), his (< hiss), ret (< redd), zan (< zann), zem (< zemm). Bu tür kelimelere ünlüyle başlayan bir ek geldiğinde düşen ünsüz ortaya çıkar: hak, hakka; his, hissimiz; ret, reddi; zan, zannımca; zem, zemmi.

    n > m Değişmesi

    Türkçede kullanılan bazı kelimelerdeki b ünsüzünden önce gelen n ünsüzü m'ye dönüşür: saklambaç (< saklanbaç), dolambaç (< dolanbaç), ambar (< an­bar), amber (< anber), cambaz (< canbaz), çember (< çenber), kümbet (< gunbed), memba (< menba), mümbit (< munbit), tambur (< tanbur).

    Bazı Kelime ve Eklerin Yazılışı

    Bağlaç Olan da, de’nin Yazılışı

    Bağlaç olan da, de ayrı yazılır. Kendisinden önceki kelimenin son ünlüsüne bağlı olarak ünlü uyumlarına uyar: Kızı da geldi gelini de. Durumu oğluna da bildirdi. Sen de mi kardeşim? Güç de olsa. Konuşur da konuşur.

    UYARI : Ayrı yazılan da, de hiçbir zaman ta, te biçiminde yazılmaz.

    UYARI : Ya sözüyle birlikte kullanılan da mutlaka ayrı yazılır: ya da.

    UYARI : Da, de bağlacını kendisinden önceki kelimeden kesme ile ayırmak yanlıştır: Ayşe de geldi (Ayşe'de geldi değil).

    UYARI : Da, de bağlacının bulunma durumu eki olan -da, -de, -ta, -te ile hiçbir ilgisi yoktur. Bulunma durumu eki getirildiği kelimeye bitişik yazılır: devede (deve-de) kulak, evde (ev-de) kalmak, yolda (yol-da) kalmak, ayakta (ayak-ta) durmak, çantada (çanta-da) kek­lik. İkide (iki-de) bir aynı sözü söyleyip durma.

    Yurtta sulh, cihanda sulh. (Mustafa Kemal Atatürk)

    Bağlaç Olan ki’nin Yazılışı

    Bağlaç olan ki ayrı yazılır: demek ki, kaldı ki, bilmem ki.

    Türk dili, dillerin en zenginlerindendir; yeter ki bu dil, şuurla işlen­sin.
    (Mustafa Kemal Atatürk)

    Olmaz ki!
    Böyle de yatılmaz ki! (Orhan Veli Kanık)

    Ruşen Eşref Ünaydın'ın "Diyorlar ki" adlı eseri ne güzeldir!

    Geçmiş zaman olur ki hayali cihan değer.

    Ki bağlacı, birkaç örnekte kalıplaşmış olduğu için bitişik yazılır: belki, çünkü, hâlbuki, mademki, meğerki, oysaki, sanki. Bu örnekler­den çünkü sözünde ek aynı zamanda küçük ünlü uyumuna uymuştur.

    Şüphe ve pekiştirme göreviyle kullanılan ki sözü de ayrı yazılır: Babam geldi mi ki? Başbakan konuşacak mı ki?

    Bağlaç Olan ne ... ne ...’nin Yazılışı

    Bu bağlacın kullanıldığı cümlelerde fiil olumlu olmalıdır: Ne Fransa’da ne de Almanya’da aradığını bulabilmişti.

    Onlar ne arsız ne yılışkan ve yırtık gülmelidirler; ne de somurtmalıdırlar. (Refik Halit Karay)

    Ne ziraat ne ticaret için kâfi nüfus kaldı. (Falih Rıfkı Atay)

    Soru Eki mı, mi, mu, mü’nün Yazılışı

    Bu ek gelenekleşmiş olarak ayrı yazılır ve kendisinden önceki kelimenin son ünlüsüne bağlı olarak ünlü uyumla­rına uyar: Kaldı mı? Sen de mi geldin?

    Olur mu? İnsanlık öldü mü?

    Soru ekinden sonra gelen ekler, bu eke bitişik olarak yazılır: Verecek misin? Okuyor muyuz? Çocuk muyum? Gelecek miydi? Güler misin, ağlar mısın?

    Bu ek sorudan başka görevlerde kullanıldığında da ayrı yazılır: Güzel mi güzel! Yağmur yağdı mı dışarı çıkamayız.

    UYARI: Vazgeçmek birleşik fiili, mi soru ekiyle birlikte kullanıldığında iki ayrı biçimde yazılabilir: Vaz mı geçtin? Vazgeçtin mi?

    Fiil Çekimi ile İlgili Yazılışlar

    Gelecek zaman ekinin ünlüleri ile zaman ekinden önceki ünlü, söyleyişe bakılmaksızın bütün şahıslarda a, e ile yazılır: geleceğim, gelmeyeceğim, gelemeyeceğim, geleceğiz, gelmeyeceğiz, gelemeyeceğiz, gelmeyeceksin, gelemeyeceksin; alacağım, almayacağım, alamayacağım, almayacaksın, alamayacaksın; başlayacağım.

    Teklik ve çokluk 1. kişi emir eklerinin ünlüsü ile ekten önceki ünlü, söyleyişe bakılmaksızın a, e ile yazılır: başlayayım, gelmeyeyim; başlayalım, gelmeyelim.

    İstek ekinden önce gelen ünlü, söyleyişe bakılmaksızın a, e ile yazılır: başlayasın, başlaya, başlayasınız, başlayalar; gelmeyesin, gelmeye, gelmeyesiniz, gelmeyeler.

    Mastar Eklerinin Yazılışı

    -mak, -mek ile biten mastarlardan sonra -a, -e, -ı, -i eklerinden biri geldiğinde araya y ünsüzü girer: kazanmak-a > kazanma-y-a, aldanmak-ı > aldanma-y-ı, sevmek-e > sevme-y-e, görmek-i > görme-y-i.

    İken’in Yazılışı

    İken ayrı olarak yazılabildiği gibi kelimelere eklenerek de yazılabilir. Bu durumda başındaki i ünlüsü düşer. Getirildiği kelimenin ünlüleri kalın da olsa, bu ekin ünlüsü ince kalır: okur-ken (< okur iken), yazar-ken (< yazar iken), çalışır-ken (< çalışır iken), uyur-ken (< uyur iken), başlar-ken (< başlar iken), durmuş-ken (< durmuş iken), olgun-ken (< olgun iken), durgun-ken (< durgun iken).

    İken, ünlüyle biten kelimelere ek olarak getirildiğinde başındaki i ünlüsü düşer ve araya y ünsüzü girer: okulday-ken (< okulda iken), yolday-ken (< yolda iken).

    İle’nin Ek Olarak Yazılışı

    İle ayrı olarak yazılabildiği gibi kelimelere eklenerek de yazılabilir. Kelimelere eklenerek yazıldığında ünlü uyumlarına uyar.

    İle, ünsüzle biten kelimelere ek olarak getirildiğinde i ünlüsü düşer ve bitişik yazılır: bulut-la (bulut ile), çiçek-le (çiçek ile), kuş-la (kuş ile).

    İle, ünlüyle biten kelimelere ek olarak getirildiğinde başındaki i ünlüsü düşer ve araya y ünsüzü girer. Ek, ünlü uyumlarına uyar: arkadaşı-y-la (arkadaşı ile), anası-y-la, (anası ile), çevre-y-le (çevre ile), sürü-y-le (sürü ile), yapı-y-la (yapı ile).

    Ek Fiil Olan imek’in Yazılışı

    İmek fiili bugün daha çok ekleşmiş olarak kullanılmakta ve ünlü uyumlarına uymaktadır.

    Ünlüyle biten kelimelere eklendiğinde i ünlüsü düşer. Bu durumda araya y ünsüzü girer: ne-y-se (ne ise), sonuncu-y-du (sonuncu idi), yabancı-y-mış (yabancı imiş).

    Ünsüzle biten kelimelere eklendiğinde de i ünlüsü düşer: gelir-se (gelir ise), güzel-miş (güzel imiş), yorgun-du (yorgun idi).

    Pekiştirmeli Sıfatların Yazılışı

    Pekiştirmeli sıfatlar bitişik yazılır: apaçık, apak, büsbütün, çepeçevre, çırçıplak, çırılçıplak, dümdüz, düpedüz, gömgök, güpegündüz, kapkara, kupkuru, paramparça, sapasağlam, sapsarı, sırsıklam, sırıl­sıklam, sipsivri, yemyeşil.


    Sayıların Yazılışı


    1. Sayılar metin içerisinde yazıyla yazılır: bin yıldan beri, dört kardeş, haf­tanın beşinci günü, üç ayda bir, yüz soru, iki hafta sonra, üçüncü sınıf.

    Yaş otuz beş, yolun yarısı eder.
    (Cahit Sıtkı Tarancı)

    Buna karşılık saat, para tutarı, ölçü, istatistik verilere ilişkin sayılarda rakam kullanılır: 17.30'da, 11.00’de, 1.500.000 lira, 25 kilogram, 150 kilometre, 15 metre kumaş, 1.250.000 kişi, % 25, % 50.

    Saat ve dakikalar metin içinde yazıyla da yazılabilir: saat dokuzu beş geçe, saat yediye çeyrek kala, saat sekizi on dakika üç saniye geçe, mesela saat onda.

    2. Birden fazla kelimeden oluşan sayılar ayrı yazılır: iki yüz, üç yüz altmış beş.

    3. Para ile ilgili işlem ve senet, çek vb. ticarî belgelerde geçen sayılar bitişik yazılır: 650,35 (altıyüzelliTL,otuzbeşKr).

    4. Notayı niteleyen sayılar ayrı yazılır: on altılık.

    5. Oyun adlarını niteleyen sayılar bitişik yazılır: altmışaltı.

    6. Romen rakamları ancak yüzyıllarda, hükümdar adlarında, tarihlerde ayların yazılışında, kitap ve dergi ciltlerinde ve kitapların asıl bölümlerinden önceki sayfaların nu­maralandırılmasında kullanılabilir: XX. yüzyıl, III. Selim, XIV. Louis, II. Wilhelm, V. Karl, VIII. Edward, 1.XI.1928, I. Cilt, XII. Cilt.

    7. Beş ve beşten çok rakamlı sayılar sondan sayılmak üzere üçlü gruplara ayrılarak yazılır ve araya nokta konur: 326.197, 49.750.812, 28.434.250.310.500 .

    8. Sayılarda kesirler virgül ile ayrılır: 15,2 (15 tam, onda 2), 5,26 (5 tam, yüzde 26).

    9. Sıra sayıları yazıyla ve rakamla gösterilebilir. Rakamla gösteril­mesi durumunda ya rakamdan sonra bir nokta konur ya da rakamdan sonra kesme işareti konularak derece gösteren ek yazılır: 15., 56., XX.; 5'inci, 6'ncı.

    UYARI : Sıra sayıları ekle gösterildiğinde rakamdan sonra sa­dece kesme işareti ve ek yazılır; ayrıca nokta konmaz: 8.'inci değil 8'inci, 2.'nci değil 2'nci.

    10. Üleştirme sayıları rakamla değil yazıyla belirtilir: 2'şer değil ikişer, 9'ar değil dokuzar, 100’er değil yüzer.


    Büyük Harflerin Kullanıldığı Yerler

    Büyük harflerin kullanıldığı yerler aşağıda sıralanmıştır:

    A. Cümle büyük harfle başlar: Ak akçe kara gün içindir.

    Hayatta en hakiki mürşit ilimdir, fendir. (Atatürk)

    Cümle içinde tırnak veya yay ayraç içine alınan cümleler büyük harfle başlar ve sonlarına uygun noktalama işareti (nokta, soru, ünlem) konur:

    Atatürk, "Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!" diyor.

    Anadolu kentlerini, köylerini (Köy sözünü de çekinerek yazıyorum.) gezsek bile görmek için değil, kendimizi göstermek için geziyoruz.
    (Nurullah Ataç)


    Ancak iki çizgi arasındaki açıklama cümleleri büyük harfle başlamaz:

    Bir zamanlar -bu zamanlar çok da uzak değildir, bundan on, on iki yıl önce- Türk saltanatının maddi sınırları uçsuz bucaksız denilecek kadar genişti. (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)

    İki noktadan sonra gelen cümleler büyük harfle başlar:

    Menfaat sandalyeye benzer: Başında taşırsan seni küçültür, ayağının altına alırsan yükseltir. (Cenap Şahabettin)

    Ancak iki noktadan sonra cümle niteliğinde olmayan örnekler sıralandığında bu örnekler büyük harfle başlamaz:
    Bu eskiliği siz de çok evde görmüşsünüzdür: duvarlarda çiviler, çivi yerleri, lekeler... (Memduh Şevket Esendal)

    UYARI: Rakamla başlayan cümlelerde rakamdan sonra gelen kelime büyük harfle başlamaz: 2005 yılında Türk Dil Kurumunun 73. yılını kutladık.

    UYARI: Örnek niteliğindeki kelimelerle başlayan cümlede de ilk harf büyük yazılır: "Banka, bütçe, devlet, fındık, kanepe, menekşe, şemsiye" gibi yüzlerce ke­lime, kökenleri yabancı olmakla birlikte artık dilimizin malı olmuştur. "Et-, ol-" fiilleri, dilimizde en sık kullanılan yardımcı fiillerdir.

    B. Dizeler genellikle büyük harfle başlar:
    Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi;
    Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi.
    (Muhibbi)

    Korkma! Sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak
    Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.
    (Mehmet Akif Ersoy)

    Bin atlı akınlarda çocuklar gibi şendik;
    Bin atlı o gün dev gibi bir orduyu yendik.
    (Yahya Kemal Beyatlı)

    C. Özel adlar büyük harfle başlar:

    1. Kişi adlarıyla soyadları büyük harfle başlar: Mustafa Kemal Atatürk, İsmet İnönü, Kâzım Karabekir, Ahmet Haşim, Tevfik Fikret, Mehmet Emin Yurdakul, Hüseyin Cahit Yalçın, Orhan Veli Kanık, Sait Faik Abasıyanık, Yunus Emre, Evliya Çelebi, Gevheri, Karacaoğlan, Âşık Ömer, Wolfgang von Goethe, Wilhelm Radloff, Vilhelm Thomsen, Victor Hugo.

    Takma adlar da büyük harfle başlar: Muhibbi (Kanuni Sultan Süleyman), Demirtaş (Ziya Gökalp), Tarhan (Ömer Seyfettin), Aka Gündüz (Hüseyin Avni, Enis Avni), Kirpi (Refik Halit Karay), Deli Ozan (Faruk Nafiz Çamlıbel), Server Bedi (Peyami Safa), İrfan Kudret (Cahit Sıtkı Tarancı), Mehmet Ali Sel (Orhan Veli Kanık).

    2. Kişi adlarından önce ve sonra gelen saygı sözleri, unvanlar, lakaplar, meslek ve rütbe adları büyük harfle başlar: Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk, Kaymakam Erol Bey, Sayın Prof. Dr. Hasan Eren, Hamdi Bey, Mustafa Efendi, Zeynep Hanım, Bay Ali Çiçekçi, Prof. Dr. Mehmet Kaplan, Doktor Behçet Uz, Mareşal Fevzi Çakmak, Yüzbaşı Cengiz Topel; Fatih Sultan Mehmet, Yavuz Sultan Selim, Kanuni Sultan Süleyman, Genç Osman, Deli İbrahim, Avcı Mehmet, Nişancı Mehmet Paşa, Deli Petro.

    Akrabalık bildiren kelimeler büyük harfle başlamaz: Tülay abla, Ayşe teyze, Fatma nine, Kemal dayı, Saim amca, Ali enişte.

    Akrabalık bil­diren kelimeler başa geldiğinde lakap yerine kullanıldığı için büyük harfle baş­lar: Nene Hatun, Baba Gündüz, Dayı Kemal, Hala Sultan.

    Bazı tarihî ve menkıbevi şahsiyetlerde ise akrabalık bildiren kelime sonda olduğu hâlde unvan değeri kazandığı ve özel ada dâhil olduğu için büyük harfle yazılır: Gül Baba, Susuz Dede, Adile Hala, Gülsüm Bacı, Sultan Ana.

    Resmî yazılarda saygı bildiren sözlerden sonra gelen ve makam, mevki, unvan bildiren kelimeler de büyük harfle başlar:
    Sayın Bakan,
    Sayın Başkan,
    Sayın Rektör,
    Sayın Vali,

    Hitap kelimeleri de bü­yük harfle başlar:
    Sevgili Kardeşim,
    Aziz Dostum,
    Değerli Arkadaşım,

    3. Hayvanlara verilen özel adlar büyük harfle başlar: Sarıkız, Fino, Karabaş, Pamuk, Minnoş, Tekir.

    4. Millet, boy, oymak adları büyük harfle başlar: Türk, Alman, İngiliz, Rus, Arap, Japon; Oğuz, Kazak, Kırgız, Özbek, Tatar; Karakeçili, Hacımusalı.

    5. Dil ve lehçe adları büyük harfle başlar: Türkçe, Almanca, İngilizce, Rusça, Arapça; Oğuzca, Kazakça, Kırgızca, Özbekçe, Tatarca.

    6. Devlet adları büyük harfle başlar: Türkiye Cumhuriyeti, Amerika Birleşik Devletleri, Suudi Arabistan, Azerbaycan Cumhuriyeti.

    7. Din ve mezhep adları ile bunların mensuplarını bildiren sözler büyük harfle başlar: Müslümanlık, Müslüman; Hristiyanlık, Hristiyan; Musevilik, Musevi; Budizm, Budist; Hanefilik, Hanefi; Malikilik, Maliki; Protestanlık, Protestan; Katoliklik, Katolik.

    8. Din ve mitoloji ile ilgili özel adlar büyük harfle başlar: Tanrı, Allah, Cebrail, Zeus, Oziris, Kibele. Ancak tanrı kelimesi özel ad olarak kullanılmadığında küçük harfle başlar: Eski Yunan tanrıları. Bazı dinî terimlerin küçük harfle başlaması gelenekleş­miştir: cennet, cehennem, uçmak, tamu, peygamber, sırat köprüsü.

    9. Gezegen ve yıldız adları büyük harfle başlar: Merkür, Neptün, Plüton, Halley, Dünya,Güneş, Ay vb.

    UYARI: Dünya, güneş, ay kelimeleri gezegen anlamı dışında kullanıldığında küçük harfle başlar.

    10. Yer adları (kıta, bölge, il, ilçe, köy, semt, cadde, sokak, semt vb.) büyük harfle başlar: Asya, Avrupa, Afrika, Amerika; İç Anadolu, Doğu Anadolu, Güneydoğu Anadolu, Yakın Doğu; Ankara, İstanbul, Taşkent, Bağdat, Moskova; Turgutlu, Ürgüp, Ahlat; Çayırbağı, Akçaköy; Bahçelievler, Cebeci; Atatürk Bulvarı, Ziya Gökalp Caddesi; Sankiyedim Sokağı, Asmalımescit Sokağı.

    UYARI: Doğu ve batı sözleri yön bildirdiğinde küçük olarak yazılır: Bursa’nın doğusu. Bu sözler düşünce, hayat tarzı, politika vb. anlamlar bildirdiğinde ise büyük olarak yazılır: Batı medeniyeti, Doğu mistisizmi vb.

    Yer adlarında ilk isimden sonra gelen deniz, nehir, göl, dağ, boğaz vb. tür bildiren ikinci isimler büyük harfle başlar: Ağrı Dağı, Aral Gölü, Çanakkale Boğazı, Dicle Irmağı, Ege Denizi, Erciyes Dağı, Fırat Nehri, Tuna Nehri, Van Gölü, Zigana Geçidi, Süveyş Kanalı.

    UYARI: Özel ada dâhil olmayıp tamlama kuran şehir, il, ilçe, bucak, belde, köy vb. sözler küçük harfle başlar: Konya ili, Etimesgut ilçesi, Taflan köyü vb.

    Mahalle, meydan, bulvar, cadde, sokak adlarında geçen mahalle, meydan, bulvar, cadde, sokak kelimeleri büyük harfle başlar: Gazi Osmanpaşa Mahallesi, Yıldız Mahallesi, Yunus Emre Mahallesi, Karaköy Meydanı, Zafer Meydanı, Gazi Mustafa Kemal Bulvarı, Ziya Gökalp Bulvarı, Nene Hatun Caddesi, Cemal Nadir Sokağı, Fevzi Çakmak Sokağı, İnkılap Sokağı, Reşat Nuri Sokağı, Türk Ocağı Sokağı.

    UYARI: Yer bildiren özel isimlerde de kısaltmalı söyleyiş söz konusu olduğu zaman, kelime başında büyük harf kullanılır: Hisar’dan, Boğaz’dan, Bulvar’dan.

    11. Saray, köşk, han, kale, köprü, anıt vb. yapı adlarının bütün ke­limeleri büyük harfle başlar: Topkapı Sarayı, Dolmabahçe Sarayı, İshakpaşa Sarayı, Çankaya Köşkü, Horozlu Han, Ankara Kalesi, Alanya Kalesi, Galata Köprüsü, Fatih Sultan Mehmet Köprüsü, Mostar Köprüsü, Beyazıt Kulesi, Zafer Abidesi, Bilge Kağan Anıtı.

    12. Kurum, kuruluş ve kurul adlarının her kelimesi büyük harfle başlar: Türkiye Büyük Millet Meclisi, Türk Dil Kurumu, Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi, Devlet Malzeme Ofisi, Millî Kütüphane, Çocuk Esirgeme Kurumu, Atatürk Orman Çiftliği, Çankaya Lisesi; Anadolu Kulübü, Mavi Köşe Bakkaliyesi; Türk Ocağı, Yeşilay Derneği, Muharip Gaziler Derneği, Emek İnşaat; Bakanlar Kurulu, Danışma Kurulu, Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı; Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü.

    13. Kanun, tüzük, yönetmelik, yönerge, genelge adlarının her kelimesi büyük harfle başlar: Medeni Kanun, Borçlar Hukuku (kanun), Atatürk Uluslararası Barış Ödülü Tüzüğü, Telif Hakkı Yayın ve Satış Yönetmeliği.

    UYARI: Kurum, kuruluş, kurul, merkez, bakanlık, üniversite, fakülte, bölüm, kanun, tüzük, yönetmelik vb.ni bildiren kelimeler, belli bir kurum vb. kastedildiğinde büyük harfle baş­lar: Bu yıl Meclis, yeni döneme erken başlayacaktır. Son aylarda Kurum, yazım konusunda yoğun bir çalışma içine girmiştir. 2876 sayılı Kanun bu yıl yeniden gözden geçiriliyor. Bu madde Yönetmelik’in 4’üncü maddesine aykırı düşmektedir.

    14. Kitap, dergi, gazete ve sanat eserlerinin (tablo, heykel, müzik) her kelimesi büyük harfle başlar: Nutuk, Safahat, Kendi Gök Kubbemiz, Anadolu Notları, Sinekli Bakkal; Türk Dili, Türk Kültürü, Varlık; Resmî Gazete, Hürriyet, Milliyet, Türkiye, Yeni Yüzyıl, Yeni Asır; Saraydan Kız Kaçırma, Onuncu Yıl Marşı.

    UYARI: Özel ada dâhil olmayan gazete, dergi, tablo vb. sözler büyük harfle başlamaz: Milliyet gazetesi, Türk Dili dergisi, Halı Dokuyan Kızlar tab­losu.

    UYARI: Büyük harflerin kullanıldığı yerlerde bulunan ve, ile, ya, veya, yahut, ki, da, de sözleriyle mı, mi, mu, mü soru eki küçük harfle yazılır: Mai ve Siyah, Suç ve Ceza, Leyla ile Mecnun, Turfanda mı, Turfa mı? Diyorlar ki, Dünyaya İkinci Geliş yahut Sır İçinde Esrar, Ya Devlet Başa ya Kuzgun Leşe, Ben de Yazdım.

    15. Millî ve dinî bayramlarla bayram niteliği kazanmış günlerin adları büyük harfle başlar: 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, Ramazan Bayramı, Kurban Bayramı, Nevruz Bayramı, Anneler Günü, Öğretmenler Günü, 27 Mart Dünya Tiyatrolar Günü, 14 Mart Tıp Bayramı, Hıdırellez.

    Kurultay, bilgi şöleni, açık oturum vb. toplantıların adlarında her kelime büyük harfle başlar: V. Uluslararası Türk Dili Kurultayı, Manas Bilgi Şöleni.

    16. Tarihî olay, çağ ve dönem adları büyük harfle başlar: Kurtuluş Savaşı, Millî Mücadele, Cilalı Taş Devri, İlk Çağ, Yükselme Devri, Millî Edebiyat Dönemi, Servetifünun Dönemi, Tanzimat Dönemi.

    UYARI: Tarihî dönem bildirmeyip tür veya tarz bildiren terimler küçük harfle başlar: divan şiiri, divan edebiyatı, halk şiiri, halk edebiyatı, eski Türk edebiyatı, Türk dili, Türk sanat müziği, Türk halk müziği, tekke edebiyatı.

    17. Özel adlardan türetilen bütün kelimeler büyük harfle başlar: Türklük, Türkleşmek, Türkçü, Türkçülük, Türkçe, Türkolog, Türkoloji, Avrupalı, Avrupalılaşmak, Asyalılık, Darvinci, Konyalı, Bursalı.

    UYARI: Özel ad kendi anlamı dışında yeni bir anlam kazanmışsa büyük harfle başlamaz: acem (Türk müziğinde bir perde), hicaz (Türk müziğinde bir makam), nihavent (Türk müziğinde bir makam), acemi (tecrübesiz), amper (elektrik akımında şiddet birimi), jul (fizikte iş birimi), allahlık (saf, zararsız kimse), donkişotluk (gereği yokken kahra­manlık göstermeye kalkışmak).

    UYARI: Para birimleri büyük harfle başlamaz: avro, dinar, dolar, lira, yeni kuruş, liret.

    UYARI: Özel adlar yerine kullanılan "o" zamiri cümle içinde büyük harfle yazılmaz.

    UYARI: Müzikte kullanılan makam ve tür adları büyük harfle başlamaz: acemaşiran, acembuselik, bayati, hicazkâr, türkü, varsağı, bayatı.

    18. Yer, millet ve kişi adlarıyla kurulan birleşik kelimelerde özel adlar büyük harfle başlar: Antep fıstığı, Brüksel lahanası, Frenk gömleği, Hindistan cevizi, İngiliz anahtarı, Japon gülü, Maraş dondurması, Van kedisi.

    Ç. Belirli bir tarih bildiren ay ve gün adları büyük harfle başlar: 29 Mayıs 1453 Salı günü, 29 Ekim 1923, 28 Aralık 1982'de göreve başladı. Lale festivali 25 Haziranda başlayacak.

    1919 senesi Mayısının 19'uncu günü Samsun'a çıktım. (Atatürk)

    Belirli bir tarihi belirtmeyen ay ve gün adları küçük harfle başlar: Okullar genel­likle eylülün ikinci haftasında öğretime başlar. Yürütme Kurulu toplantı­larını perşembe günleri yaparız.

    D. Levhalar ve açıklama yazıları büyük harfle başlar: Giriş, Çıkış, Müdür, Vezne, Başkan, Doktor, Otobüs Durağı, Dolmuş Du­rağı, Şehirler Arası Telefon, III. Kat, IV. Sınıf, I. Blok.

    E. Bilim dallarında kullanılan terimlerin büyük harfle yazılışı, ilgili dallardaki uygulamaya bağlıdır: Canis canis, Carduelis carduelis, Ardea alba, Populus alba, Prunus domestica, Pinus silvestris.

    F. Kitap, bildiri, makale vb.nde ana başlıkta bulunan kelimelerin tamamı, alt başlıkta bulunan kelimelerin ise yalnızca ilk harfleri büyük olarak yazılır.

    G. Kitap, dergi vb.nde bulunan resim, çizelge, tablo vb.nin altında yer alan açıklayıcı yazılar büyük harfle başlar.
    *Suçlunun, ahlaksızın desteklendiği ve hatta alkışlandığı bir toplum kadar ümitsizi yoktur.
    *Lekum dînukum ve liye din.

  2. #2
    Duhul
    Jul 2006
    İkamet
    İzmir/Türkiye
    Gönderi
    15,072
    Blog Yazıları
    177

    Esas

    Birleşik Kelimelerin Yazılışı


    Belirtisiz isim tamlamaları, sıfat tamlamaları, isnat grupları, birleşik fiiller, ikilemeler, kısaltma grupları ve kalıplaşmış çe*kimli fiillerden oluşan ifadeler, yeni bir kavramı karşıladıklarında birleşik kelime olurlar: yer çekimi, hanımeli, ses bilgisi; beyaz peynir, açıkgöz, toplu iğne; eli açık, sırtı pek; söz etmek, zikretmek, hasta olmak, gelebilmek, yazadurmak, alıvermek; çoluk çocuk, çıtçıt, altüst; başüstüne, günaydın; sağ ol, ateşkes, külbastı.

    Birleşik kelimeler belirli kurallar çerçevesinde bitişik veya ayrı olarak yazılır.

    A. Bitişik Yazılan Birleşik Kelimeler
    Birleşik kelimeler aşağıdaki durumlarda bitişik yazılırlar:

    1. Ses düşmesine uğrayan birleşik kelimeler bitişik yazılır: kaynana (< kayın ana), kaynata (< kayın ata), nasıl (< ne asıl), niçin (< ne için), pazartesi (< pazar ertesi), sütlaç (< sütlü aş), birbiri (< biri biri).

    2. Et- ve ol- yardımcı fiilleriyle birleşirken ses düşmesine veya ses türemesine uğrayan birleşik kelimeler bitişik yazılır: emretmek (<emir etmek), kaybolmak (<kayıp olmak); haletmek (<hal’ etmek=tahttan indirmek), meno*lunmak (<men’ olunmak); affetmek (<af etmek), reddetmek (<ret etmek).

    UYARI : Sadece söyleyişte tonlulaşma biçiminde ses değişmesine uğrayanlar ayrı yazılır: azat etmek, hamt etmek, izaç etmek, iktisap et*mek. Bu örneklerde tonluluk söyleyişte belirtilir.

    3. Kelimelerden her ikisi veya ikincisi, birleşme sırasında benzetme yoluyla anlam değişmesine uğradığında bu tür birleşik kelimeler bitişik yazılır.

    a. Bitki adları: aslanağzı, civanperçemi, keçiboynuzu, kuşburnu, turnagagası, açıkağız, akkuyruk (çay), alabaş, altınbaş (kavun), altıparmak (palamut), beşbıyık (muşmula), acemborusu, çobançantası, gelinfeneri, karnıkara (börülce), kuşyemi, şeytanarabası, venüsçarığı, yılan*yastığı, akşamsefası, camgüzeli, çadıru*şağı, gecesefası, ayşekadın (fasulye), hafızali (üzüm), havvaanaeli, meryemanaeldiveni.

    b. Hayvan adları: danaburnu (böcek), akbaş (kuş), alabacak (at), bağrıkara (kuş), beş*parmak (deniz hayvanı), beşpençe (deniz hayvanı), çakırkanat (ördek), elmabaş (tepeli dalgıç), kababurun (balık), kamçıkuyruk (koyun), kamışkulak (at), karabaş, karagöz (balık), kara*fatma (böcek), kızılkanat (balık), sarıkuyruk (balık), yeşilbaş (ördek), sazkayası (balık), sırtı*kara (balık), şeytaniğnesi, yalıçapkını (kuş), bozbakkal (kuş), bozyürük (yılan), karadul (örümcek), sarısabır (bitki).

    c. Hastalık adları: itdirseği (arpacık), delibaş, karabacak, karata*ban.

    ç. Alet ve eşya adları: balıkgözü (halka), deveboynu (boru), domuzayağı (çubuk), domuztır*nağı (kanca), horozayağı (burgu), kargaburnu (alet), keçitırnağı (oyma kalemi), kedigözü (lamba), leylekgagası (alet), sıçankuyruğu (törpü), baltabaş (gemi) gagaburun (gemi), kancabaş (kayık), adayavrusu (tekne).

    d. Biçim adları: ayıbacağı (yelken biçimi), balıksırtı (desen), civankaşı (nakış), eşek*sırtı (çatı biçimi), kazkanadı (oyun), kırlangıçkuyruğu (işaret), koçboynuzu (işaret), köpekkuyruğu (spor), sıçandişi (dikiş), balgümeci (dikiş), beşikörtüsü (çatı biçimi), turnageçidi (fırtına).

    e. Yiyecek adları: dilberdudağı (tatlı), hanımgöbeği (tatlı), hanımparmağı (tatlı), ka*dınbudu (köfte), kadıngöbeği (tatlı), kargabeyni (yemek), kedidili (bisküvi), tavukgöğsü (tatlı), vezirparmağı (tatlı), bülbülyuvası (tatlı), kuşlokumu (kurabiye), alinazik (kebap).

    f. Oyun adları: beştaş, dokuztaş, üçtaş.

    g. Gök cisimlerinin adları: Altıkardeş (yıldız kü*mesi), Arıkovanı (yıldız kümesi), Büyükayı (yıldız kümesi), Demirkazık (yıldız), Küçükayı (yıldız kü*mesi), Kervankıran (yıldız), Samanyolu (yıldız kümesi), Yedikardeş (yıldız kümesi).

    ğ. Renk adları: baklaçiçeği, balköpüğü, camgöbeği, devetüyü, fildişi, gülkurusu, kavuniçi, narçi*çeği, ördekbaşı, ördekgagası, tavşanağzı, tavşankanı, turnagözü, vapur*dumanı, vişneçürüğü, yavruağzı.

    4. -a, -e, -ı, -i, -u, -ü zarf-fiil ekleriyle bilmek, vermek, kalmak, durmak, gelmek, görmek ve yazmak fiilleriyle yapılan tasvirî fiiller bitişik yazılır: alabildiğine, düşünebilmek, yapabil*mek; uyuyakalmak; gidedurmak, yazadurmak; çıkagelmek, olagelmek, süregelmek; düşeyazmak, öleyazmak; alıvermek, gelivermek, gülüvermek, uçuvermek; düşmeyegör, ölmeyegör.

    5. Bir veya iki ögesi emir kipiyle kurulan kalıplaşmış birleşik keli*meler bitişik yazılır: alaşağı, albeni, ateşkes, çalçene, çalyaka, dönbaba, gelberi, incitmebeni, rastgele, sallabaş, sallasırt, sıkboğaz, unutmabeni; çekyat, geçgeç, kaçgöç, kapkaç, örtbas, seçal, veryansın, yapboz, yazboz tahtası.

    6. -an/-en, -r/-ar/-er/-ır/-ir, -maz/-mez ve -mış/-miş sıfat-fiil eklerinin kalıplaşmasıyla oluşan birleşik kelimeler bitişik yazılır:

    ağaçkakan, alaybozan, cankurtaran, çöpçatan, dalgakıran, demirkapan, etyaran, filizkıran, gökdelen, oyunbozan, saçkıran, yelkovan, yolgeçen;

    akımtoplar, altıpatlar, barışsever, basınçölçer, betonkarar, bilgisayar, çoksatar, dil*sever, füzeatar, özezer, pürüzalır, uçaksavar, yurtsever;

    baştanımaz, değerbilmez, etyemez, hacıyatmaz, kadirbilmez, karıncaez-mez, kuşkonmaz, külyutmaz, tanrıtanımaz, varyemez;

    çokbilmiş, güngörmüş.

    7. İkinci kelimesi -dı (-di / -du / -dü, -tı / -ti / -tu / -tü) kalıplaşmış belirli geçmiş zaman ekleriyle kurulan birleşik kelimeler bitişik yazılır: albastı, ciğerdeldi, çıtkırıldım, dalbastı, fırdöndü, gecekondu, gündöndü, hünkârbeğendi, imambayıldı, karyağdı, külbastı, mirasyedi, papazkaçtı, serdengeçti, şıpsevdi, zıpçıktı.

    8. Her iki kelimesi de -dı (-di / -du / -dü, -tı / -ti / -tu / -tü) belirli geçmiş zaman veya -r /-ar /-er geniş zaman eklerini almış ve kalıplaşmış bulunan birleşik kelimeler bitişik yazı*lır: dedikodu, kaptıkaçtı, oldubitti, uçtuuçtu (oyun); biçerbağlar, biçerdö*ver, göçerkonar, kazaratar, konargöçer, okuryazar, uyurgezer, yanardö*ner, yüzergezer.

    Aynı yapıda olan çakaralmaz kelimesi de bitişik yazılır.

    9. Somut olarak yer bildirmeyen alt, üst ve üzeri sözlerinin sona getirilmesiyle kurulan birleşik kelimeler bitişik yazılır: ayakaltı, bilinçaltı, gözaltı (gözetim), şuuraltı; akşamüstü, akşamüzeri, ayaküstü, ayaküzeri, bayra*müstü, gerçeküstü, ikindiüstü, olağanüstü, öğleüstü, öğleüzeri, suçüstü, yüzüstü.

    10. İki veya daha çok kelimenin birleşmesinden oluşmuş kişi adları, soyadları ve lakaplar bitişik yazılır: Alper, Aydoğdu, Birol, Gülnihal, Gülseren, Gündoğdu, Şenol, Varol; Abasıyanık, Adıvar, Atatürk, Gökalp, Güntekin, İnönü, Karaosmanoğlu, Tanpınar, Yurdakul; Boynueğri Mehmet Paşa, Tepedelenli Ali Paşa, Yirmisekiz Çelebi Mehmet, Yedisekiz Hasan Paşa.

    11. İki veya daha çok kelimeden oluşmuş Türkçe yer adları bitişik yazılır: Çanakkale, Gümüşhane; Acıpayam, Pınarbaşı, Şebinkarahisar; Beşiktaş, Kabataş.

    Şehir, kent, köy, mahalle, dağ, tepe, deniz, göl, ırmak, su vb. kelime*lerle kurulmuş sıfat tamlaması ve belirtisiz isim tamlaması kalıbındaki yer adları bitişik yazılır: Akşehir, Eskişehir, Suşehri, Yenişehir; Atakent, Batıkent, Konutkent, Korukent, Çengelköy, Sarıyer, Yenimahalle; Karabağ, Karadağ, Uludağ; Kocatepe, Tınaztepe; Akdeniz, Karadeniz, Kızıldeniz; Acıgöl; Kızılırmak, Yeşilırmak; İncesu, Karasu, Sarısu, Akçay.

    12. Kişi adları ve unvanlarından oluşmuş mahalle, meydan, köy vb. yer ve kuruluş adlarında unvan kelimesi sonda ise, gelenekleşmiş olarak bitişik yazılır: Abidinpaşa, Bayrampaşa, Davutpaşa, Ertuğrulgazi, Kemalpaşa (ilçesi); Necatibey (Caddesi), Mustafabey (Caddesi).

    13. Ara yönleri belirten kelimeler bitişik yazılır: güneybatı, güney*doğu, kuzeybatı, kuzeydoğu.

    14. Bunlardan başka dilimizde her iki ögesi de asıl anlamını koru*duğu hâlde yaygın bir biçimde gelenekleşmiş olarak bitişik yazılan keli*meler de vardır:

    a. Baş sözüyle oluşturulan sıfat tamlamaları: başağırlık, başbakan, başçavuş, başeser, başfiyat, başhekim, başhemşire, başkahraman, başka*rakter, başkent, başkomutan, başköşe, başmüfettiş, başöğretmen, baş*parmak, başpehlivan, başrol, başsavcı, başşehir, başyazar.

    b. Bir topluluğun yöneticisi anlamındaki başı sözüyle oluşturulan belirtisiz isim tamlamaları: aşçıbaşı, binbaşı, çarkçıbaşı, çeribaşı, ele*başı, mehterbaşı, onbaşı, ustabaşı, yüzbaşı.

    c. Oğlu, kızı sözleri: çapanoğlu, eloğlu, hinoğluhin, elkızı.

    ç. Ağa, bey, efendi, hanım, nine vb. sözlerle kurulan birleşik kelime*ler: ağababa, ağabey, beyefendi, efendibaba, hanımanne, hanımefendi, hacıağa, hıyarağalık, kadınnine, paşababa.

    d. Biraz, birkaç, birkaçı, birtakım, birçok, birçoğu, hiçbir, hiç*biri, herhangi belirsizlik sıfat ve zamirleri de gelenekleşmiş olarak biti*şik yazılır.

    15. Ev kelimesiyle kurulan birleşik kelimeler bitişik ya*zılır: aşevi, bakımevi, basımevi, doğumevi, gözlemevi, huzurevi, ko*nukevi, orduevi, öğretmenevi, polisevi, yayınevi.

    16. Hane, name, zade kelimeleriyle oluşturulan birleşik kelime*ler bitişik yazılır: çayhane, dershane, kahvehane, yazıhane; beyanname, kanunname, se*yahatname, siyasetname; amcazade, dayızade, teyzezade.

    UYARI: Eczahane, hastahane, pastahane, postahane sözleri kullanımdaki yaygınlık dolayısıyla eczane, hastane, pastane, postane biçiminde yazılmaktadır.

    17. Farsça kurala göre oluşturulan isim ve sıfat tamlamaları ile ka*lıplaşmış biçimler bitişik yazılır: cürmümeşhut, darıdünya, ehli*beyit, ehvenişer, erkânıharp, fecrisadık, gayrimenkul, gayrimeşru, hüsnükuruntu, hüsnüniyet, suikast, hamdüsena, hercümerç.

    18. Arapça kurala göre oluşturulan tamlamalar ve kalıplaşmış biçimler bitişik yazılır: aliyyülâlâ, ceffelkalem, darülaceze, darülfünun, daüssıla, fevkalade, fevkalbeşer, hıfzıssıhha, hüvelbaki, şey*hülislam, tahtelbahir, tahteşşuur; âlemşümul, cihanşümul, aleykümselam, Allahualem, bismillah, fenafillah, fisebilillah, hafazanallah, inşallah, maşallah, velhasıl, velhasılıkelam.

    19. Müzik makam adları bitişik yazılır: acembuselik, hisarbuselik, muhayyerkürdi.

    Bir sıfatla oluşturulan usul adlarında sıfat ayrı yazılır: ağır aksak, yürük aksak, yürük semai.

    20. Kanunda bitişik geçen veya bitişik olarak tescil ettirilmiş olan kuruluş adları bitişik yazılır: İçişleri, Dışişleri, Genelkurmay, Yükseköğretim.

    B. Ayrı Yazılan Birleşik Kelimeler
    1. Etmek, edilmek, eylemek, kılmak, kılınmak, olmak, olunmak yar*dımcı fiilleriyle kurulan birleşik fiiller herhangi bir ses düşme*sine veya türemesine uğramazsa ayrı yazılır: alt etmek, arz etmek, azat etmek, boş olmak, dans etmek, el etmek, göç etmek, ilan etmek, kabul etmek, kul etmek, kul olmak, not etmek, oyun etmek, sağ olmak, söz etmek, terk etmek, var ol*mak, yok etmek, yok olmak.

    2. Birleşme sırasında kelimelerinden hiçbiri veya ikinci kelimesi anlam değişikliğine uğ*ramayan birleşik kelimeler ayrı yazılır.

    a. Hayvan türlerinden birinin adıyla kurulanlar:

    ada balığı, ateş balığı, dil balığı, fulya balığı, kedi balığı, kılıç balığı, köpek balığı, ton balığı, yılan balığı; acı balık, bıyıklı balık, dikenli balık.

    ardıç kuşu, arı kuşu, çalı kuşu, deve kuşu, muhabbet kuşu, saka kuşu, tarla kuşu, yağmur kuşu; alıcı kuş, boğmaklı kuş, makaralı kuş.

    ağustos böceği, ateş böceği, cırcır böceği, hamam böceği, ipek böceği, uçuç böceği, uğur böceği; ağılı bö*cek, çalgıcı böcek, sümüklü böcek.

    at sineği, et sineği, meyve sineği, sığır sineği, su sineği, uyuz sineği.

    deniz yılanı, ok yılanı, su yılanı; Ankara keçisi, dağ keçisi, yaban keçisi; fındık faresi, tarla faresi; dağ sıçanı, tarla sıçanı; Beç tavuğu, dağ tavuğu; Amerika tavşanı, yaban tav*şanı; kaya örümceği, şeytan örümceği; bal arısı, yaban arısı; Pekin ördeği, yaban ördeği; Ankara kedisi, Van kedisi; Afrika domuzu, yaban domuzu.

    b. Bitki türlerinden birinin adıyla kurulanlar:

    ayrık otu, beşparmak otu, çörek otu, eğrelti otu, güzelavrat otu, kelebek otu, ökse otu, pisipisi otu, taşkıran otu, yüksük otu; acı ot, sütlü ot.

    ateş çiçeği, çuha çiçeği, güzelhatun çiçeği, ipek çiçeği, küpe çiçeği, lavanta çiçeği, mum çiçeği, yayla çiçeği, yıldız çiçeği; ölmez çiçek.

    avize ağacı, ban ağacı, dantel ağacı, kâğıt ağacı, mantar ağacı, mercan ağacı, öd ağacı, pelesenk ağacı, süt ağacı, tespih ağacı; kör ağaç.

    altın kökü, boya kökü, eğir kökü, helvacı kökü, meyan kökü; ek kök, saçak kök, yumru kök.

    dağ elması, yer elması; çalı dikeni, deve dikeni; köpek üzümü, kuş üzümü; çakal armudu, dağ armudu; at kestanesi, kuzu kestanesi; can eriği, gövem eriği; kuzu mantarı, yer mantarı; su ka*mışı, şeker kamışı; dağ nanesi, taş nanesi; ayı gülü, Japon gülü; Antep fıstığı, çam fıstığı; sırık fasulyesi, soya fasulyesi; Amerika bademi, taş bademi; Afrika menek*şesi, deniz menekşesi; Japon sarma*şığı, kuzu sarmaşığı; Hint inciri, kavak inciri; armut kurusu, kayısı ku*rusu; su sarımsağı, şeker pancarı.

    kuru fasulye, kuru incir, kuru soğan, kuru üzüm.

    UYARI : Çiçek dışında anlamlar taşıyan baklaçiçeği (renk), narçi*çeği (renk), suçiçeği (hastalık); ot dışında anlamlar taşıyan ağızotu (barut), sıçanotu (arsenik); ses düşmesine uğramış olan çöreotu ve yay*gın bir biçimde gelenekleşmiş olan semizotu, dereotu bitişik yazılır.

    c. Nesne, eşya ve alet adlarından biriyle kurulan birleşik kelimeler:

    alçı taşı, bileği taşı, çakmak taşı, damla taşı, Hacıbektaş taşı, ki*reç taşı, lüle taşı, Oltu taşı, sünger taşı, yılan taşı; buzul taş, damla taş, dikili taş, kayağan taş, yaprak taş.

    arap sabunu, el sabunu; kahve değirmeni, yel değirmeni; kahve dolabı, su dolabı; oturma odası; duvar saati, kol saati; duvar takvimi, masa takvimi; yemek masası; itfaiye aracı, kurtarma aracı; masa ör*tüsü, yatak örtüsü; el kitabı, Frenk gömleği, İngiliz anahtarı, İngiliz si*cimi; alt geçit, tüp geçit, üst geçit, çekme demir, çekme kat, dolma kalem, dönme dolap, kesme kaya, toplu iğne, vurmalı çalgılar, vurmalı sazlar, yapma çiçek.

    afyon ruhu, katran ruhu, lokman ruhu, nane ruhu, tuz ruhu.

    ç. Yol ve ulaşımla ilgili birleşik kelimeler: Arnavut kaldırımı; çevre yolu, deniz yolu, hava yolu, kara yolu, keçi yolu; köprü yol.

    d. Durum, olgu ve olay bildiren sözlerden biriyle kurulan birleşik ke*limeler: açık oturum, açık öğretim, ana dili, ay tutulması, baş ağrısı, baş belası, baş dönmesi, çıkış yolu, çözüm yolu, dil birliği, din birliği, güç birliği, iş birliği, iş bölümü, madde başı, ses uyumu, yer çekimi.

    e. Bilim ve bilgi sözleriyle kurulan birleşik kelimeler: anlam bilimi, dil bilimi, edebiyat bilimi, gök bilimi, halk bilimi, ruh bilimi, toplum bilimi, toprak bilimi, yer bilimi; dil bilgisi, halk bilgisi, ses bil*gisi, şekil bilgisi.

    f. Yuvar ve küre sözleriyle kurulan birleşik kelimeler: göz yuvarı, hava yuvarı, ısı yuvarı, ışık yuvarı, renk yuvarı, yer yuvarı; hava küre, ışık küre, su küre, taş küre, yarı küre, yarım küre.

    g. Yiyecek, içecek adlarından biriyle kurulan birleşik kelimeler: bohça böreği, su böreği, talaş böreği; ba*dem yağı, çiçek yağı, kuyruk yağı; arpa suyu, maden suyu, meyve suyu; kaşar peyniri, tulum peyniri, beyaz peynir; Adana kebabı, tas kebabı, Urfa kebabı; İnegöl köftesi, İzmir köftesi; ezogelin çorbası, mercimek çor*bası, yoğurt çorbası; irmik helvası, kâğıt helvası, koz helva; acı badem kurabiyesi; Kemalpaşa tatlısı, peynir tatlısı, yoğurt tatlısı; ba*dem şekeri, balık yumurtası.

    burgu makarna, çubuk makarna, yüksük makarna; kakaolu kek, üzümlü kek; çiğ köfte, içli köfte; dolma biber, kesme şeker, süzme yoğurt, yarma şeftali; kuru yemiş.

    ğ. Gök cisimleri: Çoban Yıldızı, Kervan Yıldızı, Kutup Yıldızı, kuy*ruklu yıldız; gök taşı, hava taşı, meteor taşı.

    h. Organ veya organ yerine geçen sözlerden biriyle kurulan birleşik kelimeler: patlak göz, süzgün göz; aşık kemiği, bel kemiği, elmacık kemiği; serçe parmak, şehadet par*mağı, yüzük parmağı; azı dişi, köpek dişi, süt dişi; kuyruk sokumu, safra kesesi; çatma kaş, takma diş, takma kirpik, takma kol; ekşi surat, kepçe surat; gaga burun (kimse), karga burun, kepçe kulak, ça*kır pençe, demir yumruk, kuru kemik.

    ı. Benzetme yoluyla insanın bir niteliğini anlatmak üzere bitki, hay*van ve nesne adlarıyla kurulan birleşik kelimeler: çetin ceviz, çöpsüz üzüm; eski kurt, sarı çıyan, sağmal inek; ağır top, eksik etek, eski toprak, eski tüfek, kara maşa, sapsız balta.

    i. Zamanla ilgili birleşik kelimeler: bağ bozumu, gece yarısı, gün or*tası, hafta başı, hafta sonu.

    3. -r / -ar / -er, -maz / -mez ve -an / -en sıfat-fiil ekleriyle kurulan sıfat tam*laması yapısındaki birleşik kelimeler ayrı yazılır: bakar kör, çalar saat, çıkar yol, döner sermaye, güler yüz, koşar adım, yazar kasa, yeter sayı; çıkmaz sokak, geçmez akçe, görünmez kaza, ölmez çiçek, tükenmez kalem; akan yıldız, doyuran buhar, uçan daire.

    4. Renk sözü veya renklerden birinin adıyla kurulmuş isim tamla*ması yapısındaki renk adları ayrı yazılır: bal rengi, duman rengi, gümüş rengi, portakal rengi, saman rengi; ateş kırmızısı, boncuk mavisi, çivit mavisi, gece mavisi, limon sa*rısı, safra yeşili, süt kırı.

    5. Rengin tonunu belirtmek üzere renkten önce kullanılan sıfatlar ayrı yazılır: açık mavi, açık yeşil, kara sarı, kirli sarı, koyu mavi, koyu yeşil.

    6. Yer adlarında kullanılan batı, doğu, güney, kuzey, güneybatı, güneydoğu, kuzeybatı, kuzeydoğu, aşağı, orta, yukarı, iç, yakın, uzak kelimeleri ayrı yazılır: Doğu Anadolu, Batı Trakya, Orta Anadolu, Kuzey Amerika, Güney Amerika, Orta Asya, Orta Doğu, Yakın Doğu, Uzak Doğu, Güneybatı Anadolu, İç Asya, İç Anadolu, Aşağı Ayrancı, Yukarı Ayrancı.

    7. Kişi adlarından oluşmuş mahalle, bulvar, cadde, sokak, ilçe, köy vb. yer ve kuruluş adlarında sondaki unvanlar hariç, şahıs adları ayrı yazılır: Yunus Emre Mahallesi; Gazi Mustafa Kemal Bulvarı; Ziya Gökalp Bulvarı; Nene Hatun Caddesi; Fevzi Çakmak Sokağı, Cemal Nadir Sokağı; Koca Mustafapaşa; Kâzım Karabekir Eğitim Fakültesi, Sultan Ahmet Camii, Sütçü İmam Üniversitesi.

    8. Dış, iç, öte, sıra sözleriyle oluşturulan bir*leşik kelime ve terimler ayrı yazılır: ahlak dışı, çağ dışı, din dışı, kanun dışı, olağan dışı, yasa dışı; ceviz içi, hafta içi, yurt içi; fizik ötesi, kızıl ötesi, mor ötesi, sınır ötesi; aklı sıra, ardı sıra, peşi sıra, yanı sıra.

    9. Somut olarak yer belirten alt ve üst sözleriyle oluşturulan birleşik kelime ve terimler ayrı yazılır: deri altı, su altı, toprak altı, yer altı (yüzey); arka üstü, baş üstü, böbrek üstü bezi, tepe üstü (trafikte).

    10. Alt, üst, ana, ön, art, arka, yan, karşı, iç, dış, orta, büyük, küçük, sağ, sol, peşin, bir, iki, tek, çok, çift sözlerinin başa getirilmesiyle oluştu*rulan birleşik kelime ve terimler ayrı yazılır: alt yazı; üst kat, üst küme; ana bilim dalı, ana dili; ön söz, ön yargı; art damak, art niyet; arka teker; yan cümle, yan etki; karşı görüş, karşı oy; iç sa*vaş, iç tüzük; dış borç, dış hat; orta kulak, orta oyunu; büyük anne, büyük baba; küçük harf, küçük parmak; sağ açık, sağ bek; sol açık, sol bek; peşin fikir, peşin hüküm; bir gözeli, bir hücreli; iki anlamlı, iki eşeyli; tek eşli, tek hücreli; çok düzlemli, çok hücreli; çift ayaklılar, çift kanatlılar.


    Deyimlerin, İkilemelerin ve Alıntı Kelimelerin Yazılışı



    Deyimlerin Yazılışı

    Deyimler ayrı yazılır: akıntıya kürek çekmek, çam devirmek, çanak tutmak, gönlünden geçirmek, göz atmak, kulak asmak, kulak vermek, çantada keklik, devede kulak, yağlı kuyruk, yüz görümlüğü.

    İkilemelerin Yazılışı

    İkilemeler ayrı yazılır: adım adım, ağır ağır, akın akın, allak bullak, aval aval (bakmak), cır cır (ötmek), çeşit çeşit, derin derin, gide gide, güzel güzel, karış karış, kös kös (dinlemek), kucak kucak, şıp şıp (damlamak), şıpır şıpır, tak tak (vurmak), takım takım, tı*kır tıkır, yavaş yavaş.

    bata çıka, çoluk çocuk, düşe kalka, eciş bücüş, eğri büğrü, enine bo*yuna, eski püskü, ev bark, konu komşu, pılı pırtı, salkım saçak, sere serpe, soy sop, süklüm püklüm, yana yakıla, yarım yamalak.

    m ile yapılmış ikilemeler de ayrı yazılır: at mat, çocuk mocuk, dolap molap, kapı mapı, kitap mitap.

    İsim durum ekleri ve iyelik ekiyle yapılan ikilemeler de ayrı yazılır: baş başa, diz dize, el ele, göz göze, iç içe, omuz omuza, yan yana; baştan başa, daldan dala, elden ele, günden güne, içten içe, yıldan yıla; başa baş, bire bir (ölçü), dişe diş, göze göz, teke tek; ardı ardına, boşu boşuna, günü gününe, peşi peşine, ucu ucuna.

    Alıntı Kelimelerin Yazılışı


    Yabancı kökenli kelimelerin yazılışlarıyla ilgili bazı noktalar aşağıda gösterilmiştir:

    1. İki ünsüzle başlayan batı kökenli alıntılar, ünsüzler arasına ünlü konmadan yazılır: francala, gram, gramer, gramofon, grup, kral, kredi, kritik, plan, pratik, problem, profesör, program, proje, propaganda, pro*tein, prova, psikoloji, slogan, snop, spiker, spor, staj, stil, stüdyo, trafik, tren, triptik.

    Bu tür birkaç alıntıda, söz başında veya iki ünsüz arasında bir ünlü türemiştir. Bu ünlü söylenişte de yazılışta da gösterilir: iskarpin, iskele, iskelet, istasyon, istatistik, kulüp.

    2. İçinde yan yana iki veya daha fazla ünsüz bulunan batı kökenli alıntılar, ünsüzler arasına ünlü konmadan yazılır: alafranga, apartman, biyografi, elektrik, gangster, kilogram, orkestra, paragraf, program, telgraf.

    3. İki ünsüzle biten batı kökenli alıntılar, ünsüzler arasına ünlü konmadan yazılır: film, form, lüks, modern, natürmort, psikiyatr, seks, slayt, teyp.

    4. Batı kökenli alıntıların içindeki ve sonundaki g ünsüzleri olduğu gibi korunur: biyografi, diyagram, dogma, magma, monografi, paragraf, program; arkeolog, demagog, diyalog, filolog, jeolog, katalog, monolog, psikolog, ürolog.

    Ancak coğrafya, fotoğraf ve topoğraf kelimelerinde g’ler, ğ’ye döner.

    * * *

    Aşağıdaki durumlarda batı kökenli kelimeler, özgün biçimleri ile yazılırlar:

    1. Bilim, sanat ve uzmanlık dallarında kullanılan bazı terimler: andante (müzik), cuprum (kimya), deseptyl (eczacılık), quercus, terminus technicus (teknik terim).

    2. Latin yazı sistemini kullanan dillerden alınma deyim ve sözler: Veni, vidi, vici (Geldim, gördüm, yendim.); conditio sine qua non (Olmazsa olmaz.); eppur si muove (Dünya her şeye rağmen dönüyor.); to be or not to be (olmak veya olmamak); l'art pour l'art (Sanat sanat içindir.); l'Etat c'est moi (Devlet benim.); traduttore traditore (Çevirmen haindir.); persona non grata (istenmeyen kişi).

    Mesele falan değildi öyle,

    To be or not to be kendisi için;

    Bir akşam uyudu;

    Uyanmayıverdi.(Orhan Veli Kanık)
    Yabancı Özel Adların Yazılışı


    Arapça ve Farsça Adların Yazılışı


    Arap ve Fars kökenli kişi ve yer adları Türkçenin ses ve yapı özelliklerine göre yazılır: Ahmet, Bedrettin, Fuat, Mehmet, Necmettin, Nizamettin, Ömer, Rıza, Saadettin; Cezayir, Fas, Filistin, Mısır, Suudi Arabistan; Bağdat, Cidde, Erdebil, Halep, İsfahan, İskenderiye, Medine, Mekke, Şam, Şiraz, Tahran, Tebriz, Trablusgarp.

    Latin Yazı Sistemini Kullanan Dillerdeki Adların Yazılışı


    1. Latin yazı sistemini kullanan dillerdeki özel adlar özgün biçimleriyle yazılır: Beethoven, Byron, Cervantes, Chopin, Eminescu, Grimm, Horatius, Molière, Puccini, Rousseau, Shakespeare; Bologna, Buenos Aires, Iorga, Ile-de-France, Karlovy Vary, Latium, Loire, Mann, New York, Nice, Rio de Janerio, Vaasa, Wuppertal. Ancak Batı dillerinde kullanılan adların okunuşları ayraç içinde gösterilebilir: Shakespeare (Şekspir) vb.

    Yabancı özel adlardan türetilmiş akım adları Türkçe söylenişlerine göre yazılır: Dekartçılık, Epikürcülük, Kalvenci, Kalvencilik, Kalvenizm, Kartezyenizm, Lüterci, Lütercilik, Marksçılık, Marksist, Marksizm.

    2. Batı kökenli kişi ve yer adlarının bir bölümü eskiden beri dili*mizde yerleştiği biçimiyle yazılır: Napolyon, Şarlken, Şarl (Demirbaş Şarl); Atina, Brüksel, Cenevre, Londra, Marsilya, Münih, Paris, Roma, Selanik, Venedik, Viyana, Zürih; Hollanda, Letonya, Lüksemburg.

    3. Ait olduğu dilde ayrı yazılan yer adları Türkçede de ayrı yazılır: Buenos Aires, Frankfurt am Main, Freiburg im Breisgau, Hyde Park, Mont Blanc, New Orleans, New York, Rio de Janeiro, San Marino, Wiener Neustadt, Titov Veles.

    Yunanca Adların Yazılışı

    Yunanca adlar yazılırken Yunan harflerinin ses değerlerini karşılayan Türk harfleri kullanılır: Homeros, Herodotos, Euripides, Pindaros, Solon, Sokrates, Aristoteles, Platon, Venizelos, Karamanlis, Papandreu, Onasis.

    Ancak Herodotos, Sokrates, Aristoteles, Platon, Pythagoras, Euklei-
    des adları dilimizde yaygın olarak Herodot, Sokrat, Aristo, Eflatun, Pisagor, Öklid biçimlerinde yerleşmiştir.

    Rusça Adların Yazılışı

    Rusça özel adlarda Rus harflerinin ses değerlerini karşılayan Türk harfleri kullanılır: Bolşevik, Brejnev, Çaykovski, Çehov, Dostoyevski, Gogol, Gorbaçov, İlminskiy, İlyiç, Katayev, Klyaştornıy, Malov, Mendeleyev, Prokofyev, Puşkin, Şolohov, Tolstoy, Yeltsin; Moskova, Omsk, Orenburg, Petersburg, Volga, Yenisey.

    Çince ve Japonca Adların Yazılışı


    1. Çince adlar, Türkçede yerleşmiş biçimlerine göre yazılır: Honan, Huangho, Kanton, Nankin, Pekin, Şanghay, Vuhan.

    Çincede soyadları küçük adlardan önce gelir. Soyadları çoklukla tek hecelidir, küçük adlar ise bir veya iki heceden oluşur. Bu adlar büyük harfle başlar; heceler arasına çizgi konur: Sun Yat-sen, Lin Yu-tang. Yalnız Konfüçyüs gibi yaygınlık kazanmış adlar bitişik yazılır.

    2. Japon yer ve kişi adları da Türkçede yerleşmiş biçimlerine göre yazılır: Tokyo, Hiroşima, Nagazaki, Osaka, Hokkaydo, Kyoto; Hirohito, Nobuo Haneda, Kayako Hayashi, Sbuishi Kato, Masao Mori.

    Türk Devlet ve Topluluklarındaki Özel Adların Yazılışı


    Türk devlet ve topluluklarındaki özel adlar Türkçede yerleşmiş söyleniş biçimlerine göre yazılır: Azerbaycan, Özbekistan; Taşkent, Semerkant, Bakü, Bişkek; Abdullah Tukay, Abdürrauf Fıtrat, Bahtiyar Vahapzade, Baykonur, Cafer Cebbarlı, Cemal Kemal, Cengiz Aytmatov, İslam Kerimov, Muhtar Avazov, Osman Nasır.
    *Suçlunun, ahlaksızın desteklendiği ve hatta alkışlandığı bir toplum kadar ümitsizi yoktur.
    *Lekum dînukum ve liye din.

  3. #3
    Duhul
    Jul 2006
    İkamet
    İzmir/Türkiye
    Gönderi
    15,072
    Blog Yazıları
    177

    Esas

    Noktalama İşaretleri


    Duygu ve düşünceleri daha açık ifade etmek, cümlenin yapısını ve duraklama noktalarını belirlemek, okumayı ve anlamayı kolaylaştırmak, sözün vurgu ve ton gibi özelliklerini belirtmek üzere noktalama işaretleri kullanılır.

    Noktalama işaretlerinden nokta, virgül, noktalı virgül, iki nokta, üç nokta, soru, ünlem, tırnak işaretleri, ayraç ve kesme ait oldukları kelimelere bitişik olarak yazılır ve kesme dışındaki işaretlerden sonra bir harf boşluğu ara verilir.

    Nokta ( . )

    1. Cümlenin sonuna konur: Türk Dil Kurumu, 1932 yılında kurulmuştur.

    Saatler geçtikçe yollara daha mahzun bir ıssızlık çöküyordu.

    (Reşat Nuri Güntekin)

    2. Bazı kısaltmaların sonuna konur: Alb. (albay), Dr. (doktor), Yrd. Doç. (yardımcı doçent), Prof. (profesör), Cad. (cadde), Sok. (sokak), s. (sayfa), sf. (sıfat), vb. (ve başkası, ve benzeri, ve bunun gibi), Alm. (Almanca), Ar. (Arapça), İng. (İngilizce).

    3. Sayılardan sonra sıra bildirmek için konur: 3. (üçüncü), 15. (on beşinci); II. Mehmet, XIV. Louis, XV. yüzyıl; 2. Cadde, 20. Sokak, 4. Levent.

    UYARI: Arka arkaya sıralandıkları için virgülle veya çizgiyle ayrılan rakamlardan yalnızca sonuncu rakamdan sonra nokta konur: 3, 4 ve 7. maddeler; XII – XIV. yüzyıllar arasında.

    4. Bir yazının maddelerini gösteren rakam veya harflerden sonra konur:

    I. 1. A. a.

    II. 2. B. b.

    5. Tarihlerin yazılışında gün, ay ve yılı gösteren sayıları birbirinden ayırmak için konur: 29.5.1453, 29.X.1923.

    Tarihlerde ay adları yazıyla da yazılabilir. Bu durumda ay adların*dan önce ve sonra nokta kullanılmaz: 29 Mayıs 1453, 29 Ekim 1923.

    6. Saat ve dakika gösteren sayıları birbirinden ayırmak için konur: Tren 09.15'te kalktı. Toplantı 13.00’te başladı.

    Tören 17.30'da, hükûmet daireleri kapandıktan yarım saat sonra başlayacaktır. (Tarık Buğra)

    7. Bibliyografik künyelerin sonuna konur:

    Agâh Sırrı Levend, Türk Dilinde Gelişme ve Sadeleşme Evreleri, TDK Yayınları, Ankara, 1960.

    8. Beş ve beşten çok rakamlı sayılar sondan sayılmak üzere üçlü gruplara ayrılarak yazılır ve araya nokta konur: 326.197, 49.750.812, 28.434.250.310.500.

    9. Matematikte çarpma işareti yerine kullanılır: 4.5=20

    Virgül ( , )

    1. Birbiri ardınca sıralanan eş görevli kelime ve kelime gruplarının arasına konur:

    Fırtınadan, soğuktan, karanlıktan ve biraz da korkudan sonra bu sı*cak, aydınlık ve sevimli odanın havasında erir gibi oldum.

    (Halide Edip Adıvar)

    Sessiz dereler, solgun ağaçlar, sarı güller

    Dillenmiş ağızlarda tutuk dilli gönüller

    (Faruk Nafiz Çamlıbel)


    Zindana atılan mahkûmlar gibi titreşerek, haykırarak geri geri kaçmaya uğraşıyorduk.
    (Hüseyin Rahmi Gürpınar)

    2. Sıralı cümleleri birbirinden ayırmak için konur: Bir varmış, bir yokmuş.

    Umduk, bekledik, düşündük. (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)

    Fakat yol otomobillere yasak olduğundan o da herkes gibi tramvaya biner, kimse kendisine dikkat etmez.

    (Falih Rıfkı Atay)

    3. Cümlede özel olarak vurgulanması gereken ögelerden sonra konur:

    Binaenaleyh, biz her vasıtadan, yalnız ve ancak, bir noktainazardan istifade ederiz.
    (Mustafa Kemal Atatürk)

    4. Uzun cümlelerde yüklemden uzak düşmüş olan ögeleri belirtmek için konur:

    Saniye Hanımefendi, merdivenlerde oğlunun ayak seslerini duyar duymaz, hasretlisini karşılamaya atılan bir genç kadın gibi, koltuğundan fırlamış ve ona kapıyı kendi eliyle açmaya gelmişti.

    (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)

    5. Cümle içinde ara sözleri ve ara cümleleri ayırmak için konur:

    Şimdi, efendiler, müsaade buyurursanız, size bir sual sorayım.

    (Mustafa Kemal Atatürk)

    6. Anlama güç kazandırmak için tekrarlanan kelimeler arasına konur:

    Akşam, yine akşam, yine akşam,

    Göllerde bu dem bir kamış olsam! (Ahmet Haşim)

    Kopar sonbahar tellerinden

    Derinden, derinden, derinden

    Biten yazla başlar keder musikisi (Yahya Kemal Beyatlı)

    7. Tırnak içinde olmayan aktarma cümlelerinden sonra konur: Datça'ya yarın gideceğim, dedi.

    Şehirde ilk önce hükûmet doktoruyla karşılaştım.

    – Bugünlerde başımı kaşımaya vakit bulamıyorum, dedi.

    (Reşat Nuri Güntekin)

    8. Konuşma çizgisinden önce konur:

    Bahçe kapısını açtı. Sermet Bey’e,

    – Bu anahtar köşkü de açar, dedi. (Ömer Seyfettin)

    9. Kendisinden sonraki cümleye bağlı olarak ret, kabul ve teşvik bil*diren hayır, yok, evet, peki, pekâlâ, tamam, olur, hayhay, başüstüne, öyle, haydi, elbette gibi kelimelerden sonra konur: Peki, gideriz. Olur, ben de size katılırım. Hayhay, memnun oluruz. Haydi, geç kalıyoruz.

    Evet, kırk seneden beri Türkçe merhale merhale Türkleşiyor.

    (Yahya Kemal Beyatlı)

    10. Bir kelimenin kendisinden sonra gelen kelime veya kelime grup*larıyla yapı ve anlam bakımından bağlantısı olmadığını göstermek ve anlam karışıklığını önlemek için kullanılır:

    Bu, tek gözlü, genç fakat ihtiyar görünen bir adamcağızdır.

    (Halit Ziya Uşaklıgil)

    Bu gece, eğlenceleri içlerine sinmedi.

    (Reşat Nuri Güntekin)

    11. Hitap için kullanılan kelimelerden sonra konur:

    Efendiler, bilirsiniz ki hayat demek, mücadele, müsademe demektir.

    (Mustafa Kemal Atatürk)

    Sayın Başkan,

    Sevgili Kardeşim,

    Değerli Arkadaşım,

    12. Sayıların yazılışında, kesirleri ayırmak için konur: 38,6 (otuz se*kiz tam, onda altı), 25,33 (yirmi beş tam, yüzde otuz üç), 0,45 (sıfır tam, yüzde kırk beş).

    13. Bibliyografik künyelerde yazar, eser, basımevi vb. maddelerden sonra konur:

    Falih Rıfkı Atay, Tuna Kıyıları, Remzi Kitabevi, İstanbul, 1938.

    Yazarın soyadı önce yazılmışsa soyadından sonra da virgül konur:

    Ergin, Muharrem, Dede Korkut Kitabı, Ankara, 1958.

    UYARI: Metin içinde ve, veya, yahut bağlaçlarından önce de sonra da virgül konmaz:

    Nihat sabaha kadar uyuyamadı ve şafak sökerken Faik'e bol teşek*kürlerle dolu bir kâğıt bırakarak iki gün evvelki cephe dönüşü kıyafeti ile sokağa fırladı. (Peyami Safa)



    Ben Atatürk'le üç veya iki defa karşılaştım.

    (Burhan Felek)

    Ya şevk içinde harap ol ya aşk içinde gönül

    Ya lale açmalıdır göğsümüzde yahut gül!

    (Yahya Kemal Beyatlı)



    UYARI: Metin içinde tekrarlı bağlaçlardan önce ve sonra virgül konmaz:

    Hem gider hem ağlar.

    Ya bu deveyi gütmeli ya bu diyardan gitmeli. (Atasözü)

    Gerek nesirde gerek nazımda yeni bir söyleyişe ulaşılmıştır.

    Siz ister inanın ister inanmayın, bir gün bile durmam.

    Ne kız verir ne dünürü küstürür.

    UYARI: Cümlede pekiştirme ve bağlama görevinde kullanılan da / de bağlacından sonra virgül konmaz:

    İmlamız, lisanımız düzelince lisanımız da kafamız düzelince düzele*cek, çünkü o da ancak onlar kadar bozuktur, fazla değil!

    (Yahya Kemal Beyatlı)

    UYARI: Metin içinde -ınca / -ince anlamında zarf-fiil görevinde kulla*nılan mı / mi ekinden sonra virgül konmaz:

    Ben aç yattım mı kötü kötü rüyalar görürüm nedense.

    (Orhan Kemal )

    Öyle zekiler vardır, konuştular mı ağızlarından bal akıyor sanırsın.

    (Attila İlhan)

    UYARI: Şart ekinden sonra virgül konmaz:

    Tenha köşelerde ağız ağıza konuşurken yanlarına biri gelecek olursa hemen susuyorlardı. (Reşat Nuri Güntekin)

    Gör gözlerinle de aklın yatarsa anlatıver millete.

    (Tarık Buğra)

    UYARI: Metin içinde zarf-fiil ekleriyle oluşturulmuş kelimelerden sonra virgül konmaz:



    Cumaları bahçede buluştukça kıza kendisinin adi bir mektep talebesi olmadığını anlatmaya çalışıyordu. (Halide Edip Adıvar)



    Şimdiye dek, ben kendimi bildim bileli kimse Değirmenoluk köyünden kaçıp da başka köyde çobanlık, yanaşmalık etmedi.

    (Yaşar Kemal)

    Meydanlığa varmadan bir iki defa İsmail kendisini gördü mü diye kahveye baktı. (Necati Cumalı)

    Ancak yemekte bir karara varıp arkadaşına dikkatli dikkatli bakarak konuştu. (Samim Kocagöz)

    Noktalı Virgül ( ; )

    1. Cümle içinde virgüllerle ayrılmış tür veya takımları birbirinden ayırmak için konur: Erkek çocuklara Doğan, Tuğrul, Aslan, Orhan; kız çocuklara ise İnci, Çiçek, Gönül, Yonca adları verilir. Türkiye, İngiltere, Azerbaycan; İstanbul, Londra, Bakü.

    2. Ögeleri arasında virgül bulunan sıralı cümleleri birbirinden ayır*mak için konur: Sevinçten, heyecandan içim içime sığmıyor; bağırmak, kahkahalar atmak, ağlamak istiyorum. At ölür, meydan kalır; yiğit ölür, şan kalır.

    İki Nokta ( : )

    1. Kendisinden sonra örnek verilecek cümlenin sonuna konur:

    Yeni harfler alındıktan sonra eski yazı ile bir tek kelime bile yazma*yan iki kişi görmüşümdür: Atatürk ve İnönü!

    (Falih Rıfkı Atay)

    – Buğdayla arpadan başka ne biter bu topraklarda?

    Ziraatçı sayar:

    – Yulaf, pancar, zerzevat, tütün...

    (Falih Rıfkı Atay)

    2. Kendisinden sonra açıklama yapılacak cümlenin sonuna konur:

    Bu kararın istinat ettiği en kuvvetli muhakeme ve mantık şu idi: Esas, Türk milletinin haysiyetli ve şerefli bir millet olarak yaşamasıdır.

    (Mustafa Kemal Atatürk)

    Kendimi takdim edeyim: Meclis kâtiplerindenim.

    (Falih Rıfkı Atay)

    Derler: İnsanda derin bir yaradır köksüzlük;

    Budur âlemde hudutsuz ve hazin öksüzlük.

    (Yahya Kemal Beyatlı)

    3. Ses biliminde uzun ünlüyü göstermek için kullanılır: a:ile, ka:til, usu:le, i:cat.

    4. Edebî eserlerdeki karşılıklı konuşmalarda, konuşan kişinin adın*dan sonra konur:

    Bilge Kağan: Türklerim, işitin!

    Üstten gök çökmedikçe

    alttan yer delinmedikçe

    ülkenizi, törenizi kim bozabilir sizin?

    Koro : Göğe erer başımız

    başınla senin !

    Bilge Kağan : Ulusum birleşip yücelsin diye

    gece uyumadım, gündüz oturmadım.

    Türklerim Bilge Kağan der bana.

    Ben her şeyi onlar için bildim.

    Nöbetteyim ! (A. Turan Oflazoğlu)

    5. Genel Ağ adreslerinde kullanılır: http://tdk.org.tr

    6. Matematikte bölme işareti olarak kullanılır: 56:8=7, 100:2=50

    Üç Nokta ( ... )

    1. Tamamlanmamış cümlelerin sonuna konur:

    Ne çare ki çirkinliği hemencecik ve herkes tarafından görülüveri*yordu da, bu yanı... (Tarık Buğra)

    2. Kaba sayıldığı için veya bir başka sebepten ötürü açıklanmak is*tenmeyen kelime ve bölümlerin yerine konur: Kılavuzu karga olanın burnu b...tan çıkmaz.

    Arabacı B...'a yaklaştığını söylüyor, ikide bir fırsat bularak arabanın içine doğru başını çeviriyordu.

    (Ahmet Hamdi Tanpınar)

    3. Alıntılarda; başta, ortada ve sonda alınmayan kelime ve bölümle*rin yerine konur:

    ... derken şehrin öte başından boğuk boğuk sesler gelmeye başladı... (Tarık Buğra)

    4. Sözün bir yerde kesilerek geri kalan bölümün okuyucunun hayal dünyasına bırakıldığını göstermek veya ifadeye güç katmak için konur:

    Sana uğurlar olsun... Ayrılıyor yolumuz!

    (Faruk Nafiz Çamlıbel)

    Binaenaleyh, biz her vasıtadan, yalnız ve ancak, bir noktainazardan istifade ederiz. O noktainazar şudur: Türk milletini, medeni cihanda, layık olduğu mevkiye isat etmek ve Türk cumhuriyetini sarsılmaz temelleri üzerinde, her gün, daha ziyade takviye etmek...

    (Mustafa Kemal Atatürk)

    5. Ünlem ve seslenmelerde anlatımı pekiştirmek için konur:

    Gölgeler yaklaştılar. Bir adım kalınca onu kıyafetinden tanıdılar:

    — Koca Ali... Koca Ali, be!..

    (Ömer Seyfettin)

    6. Karşılıklı konuşmalarda, yeterli olmayan, eksik bırakılan cevap*larda kullanılır:

    — Yabancı yok!

    — Kimsin?

    — Ali...

    — Hangi Ali?

    — ...

    — Sen misin, Ali usta?

    — Benim!..

    — Ne arıyorsun bu vakit buralarda?

    — Hiç...

    — Nasıl hiç? Suya çekicini mi düşürdün yoksa !..

    — !.. (Ömer Seyfettin)

    UYARI: Üç nokta yerine iki veya daha çok nokta kullanılmaz.

    Soru İşareti ( ? )

    1. Soru bildiren cümle veya sözlerin sonuna konur:

    Ne zaman tükenecek bu yollar, arabacı? (Faruk Nafiz Çamlıbel)

    Sular mı yandı? Neden tunca benziyor mermer? (Ahmet Haşim)

    Atatürk bana sordu:

    — Yeni yazıyı tatbik etmek için ne düşündünüz? (Falih Rıfkı Atay)

    Soru eki ve soru kelimesi kullanılmadan ezgili söyleyişlerde soru işareti kullanılır:

    Gümrükteki memur başını kaldırdı:

    — Adınız?

    2. Bilinmeyen, kesin olmayan veya şüpheyle karşılanan yer, tarih vb. durumlar için kullanılır: Yunus Emre (1240?-1320), (Doğum yeri: ?).

    Türk halk felsefesinin, Türk nükteciliğinin ve mizah dehasının bü*yük mümessili Nasreddin Hoca da (Hâce Nasirüddin) bu asırda yaşa*mıştır (1208 ?-1284).

    (Türk Dünyası El Kitabı)

    Ankara'dan Konya'ya 1,5 (?) saatte gitmiş.

    1496 (?) yılında doğan Fuzuli ...

    UYARI : mı / mi eki -ınca / -ince anlamında zarf-fiil işleviyle kulla*nıldığında soru işareti konmaz: Akşam oldu mu sürüler döner. Hava karardı mı eve gideriz.

    Bahar gelip de nehir çağıl çağıl kabarmaya başlamaz mı içimi geri kalmış bir saat huzursuzluğu kaplardı.

    (Haldun Taner)

    UYARI : Soru ifadesi taşıyan sıralı ve bağlı cümlelerde soru işareti en sona konur:

    Çok yakından mı bu sesler, çok uzaklardan mı?

    Üsküdar'dan mı, Hisar'dan mı, Kavaklar'dan mı?

    (Yahya Kemal Beyatlı)

    Ünlem İşareti ( ! )

    1. Sevinç, kıvanç, acı, korku, şaşma gibi duyguları anlatan cümlele*rin sonuna konur:

    Ne mutlu Türk’üm diyene! (Mustafa Kemal Atatürk)

    Hava ne kadar da sıcak!

    Aşk olsun!
    Ne kadar akıllı adamlar var!

    2. Seslenme, hitap ve uyarı sözlerinden sonra konur:

    Ordular! İlk hedefiniz Akdeniz’dir, ileri!

    (Mustafa Kemal Atatürk)

    Ey Türk gençliği! Birinci vazifen, Türk istiklalini, Türk cumhuriye*tini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir. (Mustafa Kemal Atatürk)

    Ak tolgalı beylerbeyi haykırdı: İlerle!

    (Yahya Kemal Beyatlı)

    Dur, yolcu! Bilmeden gelip bastığın

    Bu toprak bir devrin battığı yerdir.

    (Necmettin Halil Onan)

    UYARI: Ünlem işareti, seslenme ve hitap sözlerinden hemen sonra konulabi*leceği gibi cümlenin sonuna da konabilir:

    Arkadaş, biz bu yolda türküler tuttururken

    Sana uğurlar olsun... Ayrılıyor yolumuz!
    (Faruk Nafiz Çamlıbel)

    3. Alay, kinaye veya küçümseme anlamı kazandırılmak istenen sözden hemen sonra yay ayraç içinde ünlem işareti kullanılır:

    İsteseymiş bir günde bitirirmiş (!) ama ne yazık ki vakti yokmuş (!).

    Adam, akıllı (!) olduğunu söylüyor.

    UYARI: Ünlemden sonra üç nokta yerine iki nokta konulması yeterlidir.

    Gök ekini biçer gibi!.. Başaklar daha dolmadan. (Tarık Buğra)

    Kısa Çizgi ( - )

    1. Satıra sığmayan kelimeler bölünürken satır sonuna konur:

    Soğuktan mı titriyordum, yoksa heyecandan, üzüntüden mi bil- mem. Havuzun suyu bulanık. Kapının saatleri 12'yi geçmiş. Kanepe- lerde kimseler yok. Tramvay ne fena gıcırdadı! Tramvaydaki adam bir tanı- dık mı idi acaba? Ne diye öyle dönüp dönüp baktı? Yoksa kimsecik- lerin oturmadığı kanepelerde bu saatte pek başıboşlar mı oturur?

    (Sait Faik Abasıyanık)

    2. Ara sözleri ve ara cümleleri ayırmak için kullanılır:

    Küçük bir sürü -dört inekle birkaç koyun- köye giren geniş yolun ağzında durmuştu. (Ömer Seyfettin)

    3. Dil bilgisinde kökleri ve ekleri ayırmak için konur: al-ış, dur-ak, gör-gü-süz-lük.

    4. Fiil kök ve gövdelerini göstermek için kullanılır: al-, dur-, gör-, ver-; başar-, kana-, okut-, taşla-, yazdır-.

    5. Eklerin başına konur: -ak, -den, -ış, -lık.

    6. Heceleri göstermek için kullanılır: a-raş-tır-ma, bi-le-zik, du-ruş-ma, ku-yum-cu-luk, prog-ram, ya-zar-lık.

    7. Kelimeler arasında “-den...-a, ve, ile, ila, arasında” anlamlarını vermek için kullanılır: Türkçe-Fransızca Sözlük, Aydın-İzmir yolu, Ankara-İstanbul uçak seferleri, Türk-Alman ilişkileri, Ural-Altay dil grubu, Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi, 09.30-10.30, Beşiktaş-Fenerbahçe karşılaşması, Manas Destanı'nda soy-dil-din üçgeni, 1914-1918 Birinci Dünya Savaşı, 2003-2004 öğretim yılı.

    8. Matematikte çıkarma işareti olarak kullanılır: 50-20=30

    Uzun Çizgi (—)

    Yazıda satır başına alınan konuşmaları göstermek için kullanılır. Buna konuşma çizgisi de denir.

    Arabamız tutarken Erciyes'in yolunu:

    “Hancı dedim bildin mi Maraşlı Şeyhoğlu'nu?”

    Gözleri uzun uzun burkuldu kaldı bende,

    Dedi:

    — Hana sağ indi, ölü çıktı geçende!

    (Faruk Nafiz Çamlıbel)

    Frankfurt'a gelene herkesin sorduğu şunlardır:

    — Eski şehri gezdin mi?

    — Rothshild'in evine gittin mi?

    — Goethe'nin evini gezdin mi?

    (Ahmet Haşim)

    Oyunlarda uzun çizgi konuşanın adından sonra da konabilir:

    Sıtkı Bey — Kaleyi kurtarmak için daha güzel bir çare var. Gerçekten ölecek adam ister.

    İslam Bey — Ben daha ölmedim.

    (Namık Kemal)

    UYARI : Konuşmalar tırnak içinde verildiğinde uzun çizgi kul*lanılmaz.

    Eğik Çizgi ( / )

    1. Yan yana yazılması gereken durumlarda mısraların arasına konur: Korkma! Sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak / Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak / O benim milletimin yıldızıdır parlayacak / O benimdir o benim milletimindir ancak. (Mehmet Akif Ersoy)

    2. Adres yazarken apartman numarası ile daire numarası arasına ve semt ile şehir arasına konur: Altay Sokağı, Nu.: 21/6 Kurtuluş / ANKARA

    3. Tarihlerin yazılışında gün, ay ve yılı gösteren sayıları birbirinden ayırmak için konur: 18/11/1969, 15/IX/1994.

    4. Dil bilgisinde eklerin farklı biçimlerini göstermek için kullanılır: -a/-e, -an /-en, -lık /-lik, -madan /-meden.

    5. Genel Ağ adreslerinde kullanılır: http://tdk.gov.tr

    6. Matematikte bölme işareti olarak kullanılır: 70/2=35

    Ters Eğik Çizgi ( \ )

    Bilgisayar yazılımlarında art arda gelen dizinleri birbirinden ayırt etmek için kullanılır: C:\Dos>MD \Oyun

    Tırnak İşareti ( “ ” )

    1. Başka bir kimseden veya yazıdan olduğu gibi aktarılan sözler tır*nak içine alınır: Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesinin ön cephesinde Atatürk'ün “Hayatta en hakiki mürşit ilimdir.” vecizesi yer almaktadır. Ulu önderin “Ne mutlu Türk’üm diyene!” sözü her Türk'ü duygulandırır.

    Bakınız, şair vatanı ne güzel tarif ediyor:

    “Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır.

    Toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır.”

    UYARI : Tırnak içindeki alıntının sonunda bulunan işaret (nokta, soru işareti, ünlem işareti vb.) tırnak içinde kalır: “Akıl yaşta değil baş*tadır.” atasözü yüzyılların tecrübesinden süzülüp gelen bir gerçeği ifade etmiyor mu?

    “İzmir üzerine dünyada bir şehir daha yoktur!” diyorlar.

    (Yahya Kemal Beyatlı)

    UYARI : Uzun alıntılarda her paragraf ayrı ayrı tırnak içine alınır.

    2. Özel olarak belirtilmek istenen sözler tırnak içine alınır: Yeni bir “barış taarruzu” başladı.

    3. Cümle içerisinde kitapların ve yazıların adları ve başlıkları tırnak içine alınır:

    Yahya Kemal'in bazı şiirleri “Kendi Gök Kubbemiz” adı altında çıktı.

    (Ahmet Hamdi Tanpınar)

    “Yazım Kuralları” bölümünde bazı uyarılara yer verilmiştir.

    UYARI: Cümle içerisinde özel olarak belirtilmek istenen sözler, kitapların ve yazıların adları ve başlıkları tırnak içine alınmaksızın koyu yazılarak veya eğik yazıyla (italik) dizilerek de gösterilebilir:

    Höyük sözü Anadolu'da tepe olarak geçer.

    Cahit Sıtkı'nın Şairin Ölümü şiirini Yahya Kemal çok sevmişti.

    (Ahmet Hamdi Tanpınar)

    UYARI : Tırnak içine alınan sözlerden sonra kesme işareti kulla*nılmaz: Yahya Kemal’in “Aziz İstanbul”unu okudunuz mu?

    4. Bibliyografik künyelerde makale adları tırnak içinde verilir.

    Tek Tırnak İşareti ( ‘ ’ )

    Tırnak içinde verilen ve yeniden tırnağa alınması gereken bir sözü belirtmek için kullanılır:

    Edebiyat öğretmeni “Şiirler içinde ‘Han Duvarları’ gibisi var mı?” dedi ve Faruk Nafiz’in bu güzel şiirini okumaya başladı.



    “Atatürk henüz ‘Gazi Mustafa Kemal Paşa’ idi. Benden ona dair bir kitap için ön söz istemişlerdi.”

    (Falih Rıfkı Atay)



    Denden İşareti (")

    Bir yazıdaki maddelerin sıralanmasında veya bir çizelgede alt alta gelen aynı sözlerin, söz gruplarının ve sayıların tekrar yazılmasını önlemek için kullanılır:

    a. Etken fiil

    b. Edilgen "

    c. Dönüşlü "

    ç. İşteş "

    Yay Ayraç ( ( ) )

    1. Cümlenin yapısıyla doğrudan doğruya ilgili olmayan açıklamalar için kullanılır:

    Anadolu kentlerini, köylerini (Köy sözünü de çekinerek yazıyorum.) gezsek bile görmek için değil, kendimizi göstermek için geziyoruz.

    (Nurullah Ataç)

    UYARI: Yay ayraç içinde bulunan özel isimler ve yargı bildiren anlatımlar büyük harfle başlar ve sonuna uygun noktalama işareti getirilir.

    UYARI : Hakkında açıklama yapılan söze ait ek, ayraç kapandıktan sonra yazılır:

    Yunus Emre (1240?- 1320)'nin...

    2. Tiyatro eserlerinde ve senaryolarda konuşanın hareketlerini, durumunu açıkla*mak ve göstermek için kullanılır:

    İhtiyar – (Yavaş yavaş Kaymakama yaklaşır.) Ne oluyor beyefendi? Allah rızası için bana da anlatın...

    (Reşat Nuri Güntekin)

    3. Alıntıların aktarıldığı eseri veya yazarı göstermek için kullanılır:

    Cihanın tarihi, vatanı uğrunda senin kadar uğraşan, kanını döken bir millet daha gösteremez. Senin kadar kimse kendi vatanına sahip ol*maya hak kazanmamıştır. Bu vatan ya senindir, ya kimsenin.

    (Ahmet Hikmet Müftüoğlu)

    Eşin var, aşiyanın var, baharın var ki beklerdin

    Kıyametler koparmak neydi ey bülbül, nedir derdin?

    (Mehmet Akif Ersoy)

    4. Alıntılarda, başta, ortada ve sonda alınmayan kelime ve bölümle*rin yerine konulan üç nokta, yay ayraç içine alınabilir.

    5. Bir söze alay, kinaye veya küçümseme anlamı kazandırmak için kullanılan ünlem işareti yay ayraç içine alınır.

    6. Bir bilginin şüpheyle karşılandığını veya kesin olmadığını gös*termek için kullanılan soru işareti yay ayraç içine alınır.

    7. Bir yazının maddelerini gösteren sayı ve harflerden sonra kapama ayracı konur:

    I) 1) A) a)

    II) 2) B) b)

    Köşeli Ayraç ( [ ] )

    1. Ayraç içinde ayraç kullanılması gereken durumlarda yay ayraçtan önce köşeli ayraç kullanılır:

    Halikarnas Balıkçısı [Cevat Şakir Kabaağaçlı (1886-1973)] en güzel eserlerini Bodrum'da yazmıştır.

    2. Bibliyografik künyelere ilişkin bazı ayrıntıları göstermek için kullanılır: Reşat Nuri [Güntekin], Çalıkuşu, Dersaadet, 1922.

    Server Bedi [Peyami Safa]

    Kesme İşareti ( ' )

    1. Aşağıda sıralanan özel adlara getirilen iyelik, durum ve bildirme ekleri kesme işaretiyle ayrılır:

    a. Kişi adları, soyadları ve takma adlar: Atatürk’üm, Fatih Sultan Mehmet’e, Muhibbi’nin, Gül Baba’ya, Sultan Ana’nın, Yurdakul’dan, Kâzım Karabekir’i, Yunus Emre’yi, Ziya Gökalp’tan, Refik Halit Karay’mış, Ahmet Cevat Emre’dir, Namık Kemal’se.

    UYARI : Sonunda p, ç, t, k ünsüzlerinden biri bulunan Ahmet, Çelik, Çiçek, Halit, Mehmet, Mesut, Murat, Özbek, Recep, Yiğit, Bosna-Hersek, Gaziantep, Kerkük, Sinop, Tokat, Zonguldak gibi özel adlara ünlüyle başlayan ek getirildiğinde kesme işaretine rağmen Ahmedi, Çeliği, Çiçeği, Halidi, Mehmedi, Mesudu, Muradı, Özbeği, Recebi, Yiğidi, Bosna-Herseği, Gaziantebi, Kerküğü, Sinobu, Tokadı, Zonguldağı biçiminde son ses yumuşatılarak söylenir.

    UYARI: Özel adlar için yay ayraç içinde bir açıklama yapıldığında kesme işareti yay ayraçtan sonra konur: Yunus Emre (1240?-1320)'nin, Yakup Kadri (Karaosmanoğlu)'nin.

    Ancak cins isimler için yapılan açıklamalarda yay ayraçtan sonra doğal olarak kesme işaretine gerek yoktur: İmek fiili (ek fiil)nin geniş zamanı şahıs ekleriyle çekilir.

    UYARI : Özel adlar yerine kullanılan "o" zamiri cümle içinde büyük harfle yazılmaz ve kendisinden sonra gelen ekler kesme işaretiyle ayrıl*maz.

    b. Millet, boy, oymak adları: Türk’üm, Alman’sınız, İngiliz’den, Rus’muş, Oğuz’un, Kazak’a, Kırgız’ım, Özbek’e, Karakeçili’nin, Hacımusalı’ya.

    c. Devlet adları: Türkiye Cumhuriyeti’ni, Osmanlı Devleti’ndeki, Amerika Birleşik Devletleri’ne, Azerbaycan Cumhuriyeti’nden.

    ç. Din ve mitoloji ile ilgili özel adlar: Allah’ın, Tanrı’ya, Cebrail’den, Zeus’u.

    d. Kıta, deniz, nehir, göl, dağ, boğaz, geçit, yayla; ülke, bölge, il, ilçe, köy, semt, bulvar, cadde, sokak vb. coğrafyayla ilgili yer adları: Asya’nın, Marmara Denizi’nden, Akdeniz’i, Meriç Nehri’ne, Van Gölü’ne, Ağrı Dağı’nın, Çanakkale Boğazı’nın, Zigana Geçidi’nden, Uzunyayla’ya, Türkiye’dir, İç Anadolu’da, Doğu Anadolu’ya, Ankara’ymış, Sungurlu’ya, Ziya Gökalp Bulvarı’ndan, Yıldız Mahallesi’ne, Taksim Meydanı’ndan, Reşat Nuri Sokağı’na.

    UYARI: Yer bildiren özel isimlerde kısaltmalı söyleyiş söz konusu olduğu zaman ekten önce kesme işareti kullanılır: Hisar’dan, Boğaz’dan.

    e. Gök bilimiyle ilgili adlar: Jüpiter’den, Venüs’ü, Halley’in, Merih’e, Büyükayı’da, Yedikardeş’ten, Samanyolu’nda.

    f. Saray, köşk, han, kale, köprü, anıt vb. adları: Dolmabahçe Sarayı’nın, Çankaya Köşkü’ne, Sait Halim Paşa Yalısı’ndan, Ankara Kalesi’nden, Horozlu Han’ın, Galata Köprüsü’nün, Bilge Kağan Abidesi’nde, Çanakkale Şehitleri Anıtı’na.

    g. Kitap, dergi, gazete ve sanat eseri (tablo, heykel, müzik vb.) adları: Nutuk’ta, Safahat’tan, Kiralık Konak’ta, Sinekli Bakkal’ı, Hürriyet’te, Resmî Gazete’de, Onuncu Yıl Marşı’nı, Yunus Emre Oratoryosu’nu, Atatürk Uluslararası Barış Ödülü’nü.

    ğ. Kanun, tüzük, yönetmelik, yönerge ve genelge adları: Millî Eğitim Temel Kanunu’na, Medeni Kanun’un, Atatürk Uluslararası Barış Ödülü Tüzüğü’nde, Telif Hakkı Yayın ve Satış Yönetmeliği’nin.

    UYARI: Belli bir kanun, tüzük, yönetmelik kastedildiğinde büyük harfle yazılan kanun, tüzük, yönetmelik sözlerinin ek alması durumunda kesme işareti kullanılır: Bu Kanun’un 17. maddesinin c bendi... Yukarıda adı geçen Yönetmelik’in 2’nci maddesine göre... vb.

    h. Hayvanlara verilen özel adlar: Sarıkız’ın, Karabaş’a, Pamuk’u, Minnoş’tan.

    UYARI: Kurum, kuruluş, kurul ve iş yeri adlarına gelen ekler kesmeyle ayrılmaz: Türkiye Büyük Millet Meclisine, Türk Dil Kurumundan, Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığına, Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Dekanlığına, Hacettepe Üniversitesi Rektörlüğüne, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Başkanlığının; Bakanlar Kurulunun, Danışma Kurulundan, Yürütme Kuruluna; Mavi Köşe Bakkaliyesinden, Gimanın.

    UYARI : Özel adlara getirilen yapım ekleri, çokluk eki ve bunlardan sonra gelen diğer ekler kesmeyle ayrılmaz: Türklük, Türkleşmek, Türkçü, Türkçülük, Türkçe, Müslümanlık, Hristiyanlık, Avrupalı, Avrupalılaşmak, Aydınlı, Konyalı, Bursalı, Ahmetler, Mehmetler, Yakup Kadriler, Türklerin, Türklüğün, Türkleşmekte, Türkçenin, Müslümanlıkta, Hollandalıdan, Hristiyanlıktan, Atatürkçülüğün.

    2. Kişi adlarından sonra gelen saygı sözlerine getirilen ekleri ayırmak için konur: Nihat Bey’e, Ayşe Hanım’dan, Mahmut Efendi’ye, Enver Paşa’ya vb.

    UYARI: Unvanlardan sonra gelen ekler kesmeyle ayrılmaz: Cumhurbaşkanınca, Başbakanca, Türk Dil Kurumu Başkanına göre vb.

    3. Kısaltmalara getirilen ekleri ayırmak için konur: TBMM'nin, TDK'nin, BM'de, ABD'de, TV'ye.

    UYARI : Sonunda nokta bulunan kısaltmalarla üs işaretli kısaltmalar kesmeyle ayrılmaz. Bu tür kısaltmalarda ek noktadan ve üs işaretinden sonra, kelimenin ve üs işaretinin okunuşuna uygun olarak yazılır: vb.leri, Alm.dan, İng.yi; cm³e (santimetre küpe), m²ye (metre kareye), 64ten (altı üssü dörtten).

    4. Sayılara getirilen ekleri ayırmak için konur: 1985'te, 8'inci madde, 2'nci kat; 7,65’lik, 9,65’lik.

    1919 senesi Mayısının 19'uncu günü Samsun'a çıktım.

    (Mustafa Kemal Atatürk)

    5. Şiirde seslerin ölçü dolayısıyla düştüğünü göstermek için kesme işareti kullanılır:

    Bir ok attım karlı dağın ardına

    Düştü n'ola sevdiğimin yurduna

    İl yanmazken ben yanarım derdine

    Engel aramızı açtı n'eyleyim (Karacaoğlan)

    6. Bir ek veya harften sonra gelen ekleri ayırmak için konur: a'dan z'ye kadar, b'nin m'ye dönüşmesi, Türkçede -lık'la yapılmış sözler.

    UYARI: Akım, çağ ve dönem adlarından sonra gelen ekler kesmeyle ayrılmaz: Eski Çağın, Yükselme Döneminin, Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatına.
    *Suçlunun, ahlaksızın desteklendiği ve hatta alkışlandığı bir toplum kadar ümitsizi yoktur.
    *Lekum dînukum ve liye din.

  4. #4
    Duhul
    Jul 2006
    İkamet
    İzmir/Türkiye
    Gönderi
    15,072
    Blog Yazıları
    177

    Esas

    Hece Yapısı ve Satır Sonunda Kelimelerin Bölünmesi


    Türkçede kelime içinde iki ünlü arasındaki ünsüz, kendinden sonraki ünlüyle hece kurar: a-ra-ba, bi-çi-mi-ne, in-sa-nın, ka-ra-ca, alt-lık, al-dı.

    Kelime içinde yan yana gelen ünsüzlerden sonuncusu kendisinden sonraki ünlüyle, diğerleri kendilerinden önceki ünlüyle hece kurar: bir-lik, sev-mek, Türk-çe, Kork-maz.

    Batı kökenli kelimeler, Türkçenin hece yapısına göre hecelere ayrılır: band-rol, kont-rol, port-re, prog-ram, sant-ral, sürp-riz, tund-ra, volf-ram.

    Türkçede satır sonunda kelimeler bölünebilir, fakat heceler bölüne*mez. Satıra sığmayan kelimeler bölünürken satır sonuna kısa çizgi (-) konur.

    Burasını ilk defa görüyormuş gibi duvarlara, perdelere, möblelere, eş-
    yalara bakıyor, hayret ediyordu. Bütün bu muhitte Türk hayatına, Türk ruhu-
    na ait bir gölge, bir çizgi bile yoktu. Birden Bursa'daki çocukluğunun geçti-
    ği babaevini hatırladı; sofada rahat ve beyaz örtülü divanlar vardı.

    (Ömer Seyfettin)

    Bitişik yazılan kelimelerde de bu kurala uyulur: ba-şöğ-ret-men, il-ko-kul, Ka-ra-os-ma-noğ-lu.

    Ayırmada satır sonunda ve satır başında tek harf bırakılmaz:

    .................................................. .................................................. ....... u-

    çurtma değil,

    .................................................. .................................................. ..uçurt-

    ma;

    .................................................. ................................................ müdafa-

    a değil,

    .................................................. .................................................. . müda-

    faa;

    Kesme işareti satır sonuna geldiğinde yalnız kesme işareti kul*lanılır; ayrıca çizgi kullanılmaz.

    .................................................. ................................................. Edirne'

    nin...

    .................................................. ................................................ Ankara'

    dan...

    .................................................. .................................................. . 1996'

    da...
    *Suçlunun, ahlaksızın desteklendiği ve hatta alkışlandığı bir toplum kadar ümitsizi yoktur.
    *Lekum dînukum ve liye din.

  5. #5
    Duhul
    Jul 2006
    İkamet
    İzmir/Türkiye
    Gönderi
    15,072
    Blog Yazıları
    177

    Esas

    Kısaltmalar


    Kısaltma; bir kelime, terim veya özel adın, içerdiği harflerden biri veya birkaçı ile daha kısa olarak ifade edilmesi ve simgeleştirilmesidir. Kısaltmalarla ilgili kurallar şunlardır:

    1. Kuruluş, kitap, dergi ve yön adlarının kısaltmaları genellikle her kelimenin ilk harfinin büyük olarak yazılmasıyla yapılır: TBMM (Türkiye Büyük Millet Meclisi), TDK (Türk Dil Kurumu), ABD (Amerika Birleşik Devletleri); KB (Kutadgu Bilig); TD (Türk Dili), TK (Türk Kültürü), TDED (Türk Dili ve Edebiyatı Dergisi); B (batı), D (doğu), G (güney), K (kuzey); GB (güneybatı), GD (güneydoğu), KB (kuzeybatı), KD (kuzeydoğu).

    Ancak bazen kelimelerin, özellikle son kelimenin birkaç harfinin kısaltmaya alındığı da görülür. Bazen de aradaki kelimelerden hiç harf alınmadığı olur. Bu tür kısaltmalarda, kısaltmanın akılda kalabilmesi için yeni bir kelime oluşturma amacı güdülür: BOTAŞ (Boru Hatları ile Petrol Taşıma Anonim Şirketi), İLESAM (İlim ve Edebiyat Eseri Sahipleri Meslek Birliği), TÖMER (Türkçe Öğretim Merkezi).

    Gelenekleşmiş olan T.C. (Türkiye Cumhuriyeti) ve T. (Türkçe) kısaltmalarının dışında büyük harflerle yapılan kısaltmalarda nokta kullanılmaz.

    2. Element ve ölçülerin uluslararası kısaltmaları kabul edilmiştir: C (karbon), Ca (kalsiyum), Fe (demir); m (metre), mm (milimetre), cm (santimetre), km (kilometre), g (gram), kg (kilogram), l (litre), hl (hektolitre), mg (miligram), m² (metre kare), cm² (santimetre kare).

    3. Kuruluş, kitap, dergi ve yön adlarıyla element ve ölçülerin dışında kalan kelime veya kelime gruplarının kısaltılmasında, ilk harfle birlikte kelimeyi oluşturan temel harfler dikkate alınır. Kısaltılan kelime veya kelime grubu; özel ad, unvan veya rütbe ise ilk harf büyük; cins isim ise ilk harf küçük olur: Alm. (Almanca), İng. (İngilizce), Kocatepe Mah. (Kocatepe Mahallesi), Güniz Sok. (Güniz Sokağı), Prof. (Profesör), Dr. (Doktor), Av. (Avukat), Alb. (Albay), Gen. (General); is. (isim), sf. (sıfat), hzl. (hazırlayan), çev. (çeviren), ed. (edebiyat), fiz. (fizik), kim. (kimya).

    * * *

    Küçük harflerle yapılan kısaltmalara getirilen eklerde kelimenin okunuşu esas alınır: cm'yi, kg'dan, mm'den, YKr’un. Büyük harflerle yapılan kısaltmalara getirilen eklerde ise kısalt*manın son harfinin okunuşu esas alınır: BDT'ye, TDK’den, THY'de, TRT'den, YTL’nin. Ancak kısaltması büyük harflerle yapıldığı hâlde bir kelime gibi okunan kısaltmalara getirilen eklerde kısaltmanın okunuşu esas alınır: ASELSAN'da, BOTAŞ'ın, NATO'dan, UNESCO'ya.

    Sonunda nokta bulunan kısaltmalar kesmeyle ayrılmaz. Bu tür kı*saltmalarda ek, noktadan sonra ve kelimenin okunuşuna uygun olarak yazılır: Alm.dan, İng.yi, vb.leri.

    Tonsuz (sert) ünsüzle biten kısaltmalar, ek aldıkları zaman oku*nuşta tonsuz ses tonlulaştırılmaz: AGİK'in (AGİĞ'in değil), CMUK'un (CMUĞ'un değil), RTÜK'e (RTÜĞ'e değil), TÜBİTAK'ın (TÜBİTAĞ'ın değil).

    Ancak birlik kelimesiyle yapılan kısaltmalarda söyleyişte k'nin yumuşatılması normaldir: ÇUKOBİRLİK'e (söylenişi ÇUKOBİRLİĞE), FİSKOBİRLİK'in (söylenişi FİSKOBİRLİĞİN).

    Kısaltmalar Dizini için bakınız:http://www.tdk.gov.tr/TR/BelgeGoster...DB17BCA15FC4FC
    *Suçlunun, ahlaksızın desteklendiği ve hatta alkışlandığı bir toplum kadar ümitsizi yoktur.
    *Lekum dînukum ve liye din.

  6. #6
    Duhul
    Jul 2006
    İkamet
    İzmir/Türkiye
    Gönderi
    15,072
    Blog Yazıları
    177

    Esas

    Türkçe bir kelimenin anlamı için en yetkin kaynak TDK Sözlüğünde, aşağıdaki linkten kelime arıyabilirsiniz. Başınız sıkıştığınızda aklınızda olsun.

    http://www.tdk.gov.tr/TR/SozBul.aspx...A79F75456518CA

    Türkçemizi imla kurallarınına uygun ve en doğru şekli ile kullanalım.

    Türkçemizi en doğru şekliyle kullanmak, dilimizi korumak için elzem.


    Bu konuda üşenmeyelim, taviz vermeyelim.
    *Suçlunun, ahlaksızın desteklendiği ve hatta alkışlandığı bir toplum kadar ümitsizi yoktur.
    *Lekum dînukum ve liye din.

  7. #7

    Esas

    Atasözleri ve Deyimler Sözlüğü
    http://tdkterim.gov.tr/atasoz/?kateg...e=PARA&hng=dzn
    ne tavanlar gordum satmasini bilemedim ,ne dususler gordum almasini bilemedimmmm

  8. #8
    Duhul
    Jul 2006
    İkamet
    İzmir/Türkiye
    Gönderi
    15,072
    Blog Yazıları
    177

    Esas

    İşte TDK'nın yeni Türkçe kelimeleri

    Türkçeye giren yabancı sözcüklere savaş açan Türk Dil Kurumu, bu kelimelere bulduğu karşılıkları bir kılavuzda topladı. Buna göre zapping yerine geçgeç, prime time yerine altın saatler, ekürinin karşılığı olarak ahırdaş kelimesini kullanacağız


    Türk Dil Kurumu (TDK), Türkçe'ye giren yabancı kelimelere bulduğu karşılıkları, Yabancı Sözlere Karşılık Kılavuzu'nda toplandı. Dün düzenlenen törenle sanal ortamda kullanıma sunulan kılavuz, ezber bozar nitelikte.

    ATA'NIN VASİYETİ

    Türk Dil Kurumu (TDK) Başkanı Prof. Dr. Şükrü Haluk Akalın, TDK'nın 78. kuruluş yıldönümü nedeniyle kurum binasında düzenlenen etkinlikte bir konuşma yaptı. Akşam gazetesinde yer alan habere göre, Atatürk'ün Türkiye İş Bankası'ndaki hisselerinin gelirlerinden ilgili kurumlara düşen payın vasiyetname hükümleri ve CHP'nin verdiği talimatla her yıl ödendiğini kaydeden Akalın, bu konuda gösterdikleri ilgi ve duyarlılık için CHP yöneticilerine teşekkür etti.

    Son günlerde CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun 'Atatürk'ün vasiyetnamesinin anayasa değişikliğiyle ortadan kaldırıldığına dair görüşler ileri sürdüğünü'' anlatan Akalın, şunları söyledi: 'Bu görüşler geçmişte de birkaç kez dile getirilmiş; bugünkü kurumların Atatürk'ün kurduğu ve vasiyetnamesinde belirttiği kurumlar olmadığı ileri sürülmüştür. Hatta kurumlarımız bu sorunlar karşısında yargıya gittiğinde dava açma ehliyetine sahip olmadıkları bile iddia edilmiştir. Oysa bu görüşler karşısında yüce Türk yargısı son sözünü söylemiştir. Yüce Atatürk'ün vasiyetnamesinin çiğnenmesi asla söz konusu değildir, asla söz konusu olmayacaktır.''
    Akalın, kamuoyunda bilinenin aksine TDK'nın 'bazı harfler üzerindeki şapka işaretini hiçbir zaman kaldırmadığını'', 'çok oturgaçlı götürgeç'', 'ulusal düttürü'' gibi sözcükleri de hiçbir zaman türetmediğini belirtti.

    ÇİP YERİNE YONGA

    Konuşmanın ardından 'Yabancı Sözlere Karşılıklar Kılavuzu'' tanıtıldı. Bypass yerine köprüleme, billbord yerine duyurumluk, çip yerine yonga, dart yerine oklama kelimelerini öneren TDK, duayene karşılık 'aksakal', gurme yerine 'tatbilir', light yerine 'yeğni', prime time yerine 'altın saatler'i öneriyor.

    İşte hayatımıza girecek yeni kelimeler:

    amblem belirtke
    anchorman ana haber sun.
    aspiratör emmeç
    banliyö yörekent
    bypass köprüleme
    billboard duyurumluk
    çip yonga
    dart oklama
    duayen aksakal
    ekspres özel ulak
    eküri ahırdaş
    gurme tatbilir
    happy hour indirim saatleri
    kapora güvenmelik
    klip görümsetme
    light yeğni
    lot tutam
    metroseksüel bakımlı erkek
    migren yarım baş ağrısı
    navigasyon yolbul
    ordövr yemekaltı
    panik ürkü
    prime time altın saatler
    raket vuraç
    reenkarnasyon ruh göçü
    self-servis seçal
    sürpriz şaşırtı
    terör yıldırı
    tirbuşon burgu
    tribün sekilik
    türbülans burgaç
    ultrason yansılanım
    voleybol uçan top
    zapping geçgeç



    http://www.radikal.com.tr/Radikal.as...&CategoryID=77
    *Suçlunun, ahlaksızın desteklendiği ve hatta alkışlandığı bir toplum kadar ümitsizi yoktur.
    *Lekum dînukum ve liye din.

  9. #9
    Duhul
    Jul 2006
    İkamet
    İzmir/Türkiye
    Gönderi
    15,072
    Blog Yazıları
    177

    Esas

    Yanlış söylenen sözcükler bir kılavuzda toplandı

    Türk Dil Kurumu (TDK), Türkçede yanlış söylenen sözcükleri bir kılavuzda topladı. Fikir babası Devlet Bakanı Mehmet Aydın olan 'Sıkça Yapılan Yanlışlara Doğrular Kılavuzu'na göre 'anlamazlık' yerine 'anlamamazlık'; 'acente' yerine 'acenta'; 'halüsinasyon' yerine halisünasyon kelimelerini kullanmak en sık yapılan yanlışlar arasında yer alıyor.

    TDK, Sıkça Yapılan Yanlışlar Kılavuzu'nu sanal ortamda hizmete sundu. Sözlüğün fikir babası ise yanlış yazılan ve yanlış söylenen sözcüklerin belirlenerek bunların doğrularının gösterilmesiyle hazırlanacak bir yazılımın doğru ve güzel Türkçe kullanımını artırmaya yardımcı olacağını düşünen Devlet Bakanı Mehmet Aydın.

    Bu hafta hizmete sunulan kılavuzda; yanlış yazılan ve söylenen kelimeler ile doğruları yer alıyor. Kılavuzda yer alan sıkça yapılan yanlışlardan bazıları şöyle: Naturel (doğrusu natürel), laylon (doğrusu naylon), nülüfer (doğrusu nilüfer), nisbet (doğrusu nispet), netekim (doğrusu nitekim), nötür (doğrusu nötr), nufuz (doğrusu nüfuz), labaratuvar (doğrusu laboratuar), nalet (doğrusu lanet), lavobo (doğrusu lavabo).

    http://www.zaman.com.tr/haber.do?hab...vuzda-toplandi

    "Yanlışın sözlüğü mü olurmuş?" demeyin..

    Bu ülkede olur..

    Neremiz doğru ki?
    *Suçlunun, ahlaksızın desteklendiği ve hatta alkışlandığı bir toplum kadar ümitsizi yoktur.
    *Lekum dînukum ve liye din.

  10. #10
    Duhul
    Jan 2013
    İkamet
    Beşiktaş / İSTANBUL
    Yaş
    54
    Gönderi
    1,854

    Esas

    ASTSUBAY MI? ASSUBAY MI?

    Türk Dil Kurumu'na baskı yapıldı ve 1980 öncesi imla kılavuzlarında yazan assubay kelimesi astsubay olarak değiştirildi. Yani Türkçe ses uyumu ve dil kuralları hiçe sayıldı, emir demiri kesti. (Çünkü, TDK bize konuyu bilimsel olarak açıklamak yerine "temaüller gereği bu şekilde yazılıyor" yanıtını verdiler)

    Daha sonra bu konu ile ilgili olarak TDK'na bilgi edinme başvurusu yapılmış ve alınan yanıt aşağıdadır;

    İlgi: 16/01/2007 tarihli yazınız.

    Astsubay ve asteğmen sözleri ast ve subay, ast ve teğmen sözlerinin birleşiminden oluşmaktadır. İlk kelimenin aslı “ast”tır. Ast sözü Türkçe Sözlük’te şu şekilde tanımlanmıştır:

    Alt.
    Birinin buyruğu altında olan görevli, madun.
    Birine göre alt aşamada olan kimse, madun.
    Askerlik, rütbe veya kıdemce küçük olan asker.
    Üstteğmen ve astteğmen sözlerinde iki 't' harfinin yan yana gelmemesi ve dilde kakafoni oluşmaması için 't' ünsüzlerinden biri düşürülmüştür. Astsubay sözünde ise aynı ses olayı görülmemektedir! Aynı ünsüzden iki tanesi yan yana gelmemektedir. 'Türkiye Türkçesi Grameri' adlı çalışmada şu bilgiler yer almaktadır;

    Türkçe kelime köklerinde iki ünsüzün yan yana geldiği durumlar vardır: alt, sırt, üst, art-, ört-, yırt-. Bu köklerden türetilen sözler (altlık, sırtçı, üstlük), çekimli filler (artmış, örtmüş, yırtmış) ve birleşik sözlerde (altyapı, üstyapı, astsubay) üç ünsüzün yan yana geldiği görülmektedir.

    Bilgilerinizi rica ederim.

    Prof. Dr. Şükrü Halûk AKALIN
    Türk Dil Kurumu Başkanı
    Düşünen insanın bir özelliği de “anlamadığını farketmesidir.”

  11. #11
    Duhul
    Jun 2008
    İkamet
    Papatyanın hışırdamadığı, hapşurmadığı, kokmadığı
    Gönderi
    8,888
    Blog Yazıları
    7

    Esas

    Astsubaylara 'kakafoni' cevabı
    ''Astsubay'' kelimesindeki ''T'' harfinin çıkarılmasını isteyen Astsubaylara ''Kakafoni'' cevabı geldi.



    Kaynak: GAZETEPORT

    ANKARA - TBMM'ye başvurarak ''Astsubay'' kelimesindeki ''T'' harfinin çıkarılmasını ve kendilerine 'Assubay'' denilmesini isteyen Silahlı Kuvvetler mensuplarına, ''Seste uyumsuzluk'' anlamındaki ''Kakafoni'' cevabı geldi. Türk Dil Kurumu olumsuz görüş bildirdi.

    TBMM Dilekçe Komisyonu’na başvuran bir grup emekli Astsubay, meslek adlarındaki ‘T’ harfinin kaldırılmasını istemişti. 1983 öncesi meslek adlarının ''Assubay'' olduğunu, 12 Eylül sonrası ise ''Astsubay'' olarak değiştirildiğini vurgulamışlardı.

    ''Ast'' sözcüğünün, ''Birinin buyruğu altında olan, madun'' anlamına gelmesi nedeniyle ''As'' olarak değiştirilmesi ve ''Üsteğmen, Asteğmen, Assolist, Asbaşkan'' örneklerinde olduğu gibi, Astsubay'ların da ''Assubay'' olarak anılması istendi.

    Astsubaylar bilgi edinme yasası uyarınca, Türk Dil Kurumuna başvurup görüş de istedi. TDK ise, ''Üstteğmen ve Astteğmen sözlerinde iki ''T'' harfinin yan yana gelmemesi ve dilde kakafoni oluşmaması için, 'T' ünsüzlerinden biri düşürülmüştür. Astsubay sözünde ise, aynı ses olayı görülmemektedir. Aynı ünsüzden iki tanesi yan yana gelmemektedir'' dedi.
    Son düzenleme : i-ked; 10-11-2013 saat: 20:32.

  12. #12
    Duhul
    Feb 2008
    İkamet
    İstanbul
    Yaş
    37
    Gönderi
    7,511
    Blog Yazıları
    8

    Esas

    Yok pencereliyor.. Kapımak diye bir fiil mi var ki "Sezonu kapıyor mu" diye manşet haberi yapmışlar. Garip geldi bana..


Gönderi Kuralları

  • Yeni konu açamazsınız
  • Konulara cevap yazamazsınız
  • Yazılara ek gönderemezsiniz
  • Yazılarınızı değiştiremezsiniz
  •