+ Konuya Yanıt
Sayfa 1/5 1 2 3 ... SonSon
Arama sonucu : 58 madde; 1 - 12 arası.

Konu: AB ve ABDye posta koymak

  1. #1

    Esas AB ve ABDye posta koymak

    Uzun yillardan beri yerlerden surunen itibarimiz kuzey iraktaki cuval olayindan sonra dip yapti. Ama artik biz de AB ve amerikaya posta koyabiliyoruz.
    Meclisten gecmeyen tezkere, cuval olayina misilleme olarak amerikan askerlerinin gozaltina alinmasi, Erdogan'in Edelman'i randevu icin 6 hafta bekletmesi, amerikan buyukelciliginin resepsiyonunun boykot edilmesi, en son da amerikan generalinin yanlislikla vurulmasi haberi icimdeki yaglari eritti.
    Bizim koskoca gemiyi tatbikatta yanlislikla vurduklari zamani hatirladim.
    Aslolan hayattir.

  2. Esas

    Valla bunları ben desem çok kızan olurdu. İyiki sen dedin.

  3. #3

    Esas

    Aılcı olmak lazım.
    Köprüyü geçene kadar ayıya dayı demek lazım.
    Keskin sirke küpüne zarar.
    Öfkeyle kalkan zararla oturur.
    Posta koyabilmek için, posta koyabilecek duruma gelmek lazım.
    Bir yandan -maalesef- borç için el açarken, bir yandan posta koymak pek akılcı değil.
    ... diye düşünüyorum.
    Bunu derken de herkese kul köle olalım demek istemiyorum tabii...
    Kimseye etmem şikâyet, ağlarım ben halime,
    Titrerim mücrim gibi, baktıkça istikbalime...

  4. #4

    Esas

    Mahir KAYNAK

    Bahane sebep değildir


    Bir olayın gerçek sebebini söylemek nezakete aykırı ise veya politik açıdan doğru bulunmuyorsa bir bahaneye sığınılır. AB’nin önümüze koyduğu engeller sebep değil bahanedir ve gerçek sebebin ne olduğunu bulmak bize düşer.

    Bizden istenenleri, umulmadık ölçüde yerine getirmemize rağmen hala üyeliğimizin belirsiz olması, başta siyasi iktidar olmak üzere, bir çok kişiyi hayal kırıklığına uğrattı. Oysa ulaşılan sonucun şaşırtıcı bir yanı yok. Çünkü bizden beklenen, kriterleri yerine getirmekten ibaret değildi.

    Yıllardır, belki de bıktıracak ölçüde, AB’nin bir medeniyet projesi mi yoksa siyasal bir proje mi olduğunun belirlenmesi gerektiğini ve AB ile ABD’nin karşılıklı konumunun ne olduğu doğru tespit edilmezse sonuca varılamayacağını söyler dururum. Türkiye bunu bir medeniyet projesi olarak algıladı ve demokratikleşmenin bütün engelleri ortadan kaldıracağını düşündü. Elde edilecek sonucun ise bir belirsizlik olduğu anlaşılıyor.

    Meseleye bir de onların açısından bakalım ve mesela kendimizi Fransızların yerine koyalım. Neden üyeliğimizi kesin olarak reddetmiyorlar ama bugünkü şartların sürmesi halinde üye olamayacağımızı da net bir biçimde ifade ediyorlar. Referandumun neticeyi belirlemesini istemek hayır cevabına bir kılıf uydurmak olacaktır. Yani başlayacak müzakereler süresince bekledikleri şey gerçekleşmezse ne yapalım, halk istemedi diyecekler. Olmasını istedikleri şey ne? Bugün neye itiraz ediyorlar?

    AB ekonomik bütünleşmeyi amaçlayan bir proje değildi. Zaten dünya ölçeğinde dış ticaretin liberalleşmesi isteniyordu ve böyle bir birlikteliğin yaratacağı fazla bir şey yoktu. Ayrıca birbirine rakip mallar üretenlerin değil birbirini tamamlayan ekonomilerin birleşmesi iktisadi bir üstünlük sağlayabilirdi. Mesela merkezi Avrupa ülkelerinin Ortadoğu’nun petrol üreticileriyle kuracağı bir iktisadi birlik daha anlamlı olabilirdi. Macaristan’sız bir AB ekonomik açıdan ne kaybederdi?

    Asıl amaç siyasi bir güç olmaktı. Şüphesiz bunun yaratacağı ekonomik faydalar vardı. En başta ABD’nin sürekli dış ticaret açığı vermesine ve dışardan önemli ölçüde kaynak aktarılmasına rağmen dünyanın ekonomik patronu olması engellenebilirdi. Tek para birimine geçmenin en önemli yararı bu olacaktı.

    ABD bu projeyi engellemek yerine kontrol etmeyi tercih etti. Ekonomik yapıları benzeşen ülkelerin bir araya gelmesine hiçbir itirazı yoktu ama AB’yi ekonomik açıdan tamamlayacak olan, enerji ve hammadde üreten ülkelere ve buraya ulaşmasına yardımcı olacak alanlara yayılmasına izin vermiyordu. AB’nin merkez bloğu ABD yanlısı ülkelerle çevrildi.

    AB açısından İngiltere’nin, İtalya’nın ABD yanlısı olması bir sorundu ama yıkıcı değildi. Onları dengelemek hatta dışlamak projeyi başarısız kılmazdı ama bunlara Türkiye’nin eklenmesi AB rüyasının sona ermesi anlamına gelirdi. Böyle bir durumda AB, ABD’nin bir uzantısı haline gelirdi. AB, Türkiye’nin konumunu belirsizliğe iterek kendisi açısından en doğru olanı yaptı. Bu defteri kapatmak yerine geri çekilmeyi ve beklemeyi tercih etti. Beklediği şey daha demokrat veya iktisadi göstergeleri düzgün bir Türkiye değil.

    Önce ABD’nin dünya üzerindeki ağırlığının ve yerinin belirlenmesini ve Türkiye’nin yeni dengelerdeki konumunu görmek istiyor. Bu iki şey birbirine çok bağlı. ABD, Türkiye üzerindeki kontrolünü kaybederse Ortadoğu’dan vazgeçmek zorunda kalabilir ve tek umudu Uzakdoğu’nun gizemli ve belirsizliklerle dolu coğrafyası olur.

    Bu analizlere katılmayabilirsiniz ama bir şeyi gözden kaçırırsanız sorunu anlamak ve çözmek mümkün olmaz. Meseleler bir bütün olarak görülmeli ve karşılıklı etkileşim hesaplanmalıdır. Tek başına AB’yi, Rusya’yı, ya da Türkiye ABD ilişkilerini değerlendirmek yanlış bir sonuca varmayı peşinen kabul etmektir.

    Dini veya etnik faklılıklar bir sorun değil asıl hedefe ulaşmak için kullanılan araçlardır. Türkiye’nin en büyük hatası bu araçları bir sorun zannetmesidir. Dünyanın yeniden şekillendiği bir dönemde Kürt’ün devlet kurması veya kurmaması kimim umurunda. Burada belirlenmek istenen şey Türkiye’nin konumudur. Kafanızı küçük şeylere takmayın. Mesela misyonerler Hıristiyan propagandası yapıyorsa boş verin. Eğer üstüne giderseniz herkesin Hıristiyan olmak için can attığını ama sizin bunu engellediğinizi söylerler ve Hıristiyan dünyasını kışkırtırlar.

    09.12.2004
    Aslolan hayattir.

  5. #5

    Esas

    Son paragraf disinda aynen katiliyorum,ozellikle ab de neden Ingiltere gibi bir ulkenin pek sozu gecmiyor,cunku Fransa ve Almanya nin hesaplari farkli......
    Almanya ordaki turk vatandaslarimizin agirligi yuzunden baklayi agzindan tam cikaramiyor o yuzden kotu polisi oynamak hep Fransa ya dusuyor

  6. Esas

    bence seçim zamanı gelince hala posta koyabilior isek iiyiz demek....yoksa.....
    SEN+BEN+ABDULLAH ENES=BİZZZ

  7. Esas

    Biz posta falan koymuyoruz, adama öyle kolay posta koydurtmazlar. Bugünler, o güçlerin bizim için iyi olmasını istediği günler. Pozisyonlarını kapatsınlar, tüm Türk halkını soyup dolarlarını yurtdışına yollasınlar, ondan sonra görürüm postayı.
    ...

  8. #8

    Esas

    Benim soylemeye calistigim, eskiden tam emir eri gibi davraniliyordu, herseye hayhay deniyordu. Simdi yavas yavas tavirlar degisiyor. Belki de Cin ve Rusya'nin tekrar guclenmeye baslamasi ile batinin egemenligi azaliyor, ondandir.
    Hatirlarsaniz, amerikanin insansiz kesif ucagi, Cin yakinlarinda dustu de bir ay vermediler ucagi. Ustune bir de amerikayi tehdit etti cin.
    Dengeler degisiyor, 20 yil sonra cok farkli kutuplarin egemenliginden soz edilecek. Ne Fransa'nin, ne Almanya'nin ne de Ingiltere'nin cok fazla esamesi okunmuyor artik, ama 100yil once boyle miydi? 30 yil once Sovyetlere kim kafa tutabilirdi, simdi Rusya'yi bizimkiler bile cok takmiyor.
    Aslolan hayattir.

  9. #9

    Esas Agzina saglik RTE

    Erdoğan'dan DEP'lilere sert tepki!!!
    Eski DEP'lilerin yabancı basına verdiği ilan Başbakan'ı çileden çıkardı. Avrupa temasları sonrası Ankara'ya dönen Erdoğan, Esenboğa'da zehir zemberek açıklamalar yaptı.

    Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''Hangi vicdanla bu aziz milleti, bu coğrafyanın ruhuna, hamuruna, birikimine yedi kat yabancı olan örneklerle mukayese etmeye kalkıyorlar. Bu, yenilir yutulur bir şey değil'' dedi.

    Erdoğan, Brüksel dönüşünde Atatürk Havalimanı'nda gazetecilere
    temaslarına ilişkin açıklamalarda bulundu.
    Bir gazetecinin, ''Dün bazı Avrupa gazetelerinde Leyla Zana ve
    arkadaşlarına ait bir ilan yayınlandı. Bu dönemde böyle bir ilanın
    yayınlanmasını nasıl değerlendiriyorsunuz'' şeklindeki sorusu üzerine
    Erdoğan, Türkiye'nin içinden geçtiği demokratik açılım sürecini, AB
    sürecini, yakalanan huzur ve istikrarı baltalamak isteyen bazı
    odakların, özellikle yabancı basın üzerinden çirkin bir oyun
    tezgahlamaya niyetlendiklerini belirterek, buradaki metin veya
    metinlerin bunu ifade ettiğini söyledi.

    ''Türkiye'de et ve tırnak gibi birbiriyle kaynaşmış, kaderde bir,
    tasada bir, kıvançta bir bu aziz milleti, hangi tarihi, hangi
    sosyolojik, hangi coğrafya, hangi iktisat, hangi siyaset kriteriyle
    birbirinden ayırmaya gayret ediyorlar, bunu anlamak mümkün değil''
    diyen Erdoğan, şöyle devam etti:

    ''Tabii şimdi diğer yara, burada ister istemez ben de vicdanımın
    sesiyle şunu haykırmak istiyorum; Hangi vicdanla bu aziz milleti, bu
    coğrafyanın ruhuna, hamuruna, birikimine yedi kat yabancı olan
    örneklerle mukayese etmeye kalkıyorlar. Bu, yenilir yutulur bir şey
    değil. Bu tezgah için seçilen zaman ve zeminde nasıl bir oyun oynanmak
    istendiği çok açık net zaten ortada gözüküyor.

    17 Aralık'ı adeta Türkiye'den bir şeyler tırtıklama gayreti için son fırsat gibi gören
    bazı şebekelerin arasına karışıp, bu hengamede biz de kendimize bir
    post kapabilir miyiz veya bir post uydurabilir miyiz, vitrine
    dizilenlerin asıl hesabı bu. Peki bunları vitrine dizenlerin hesabı
    ne? Bu da işin tabii bir başka yanı. Onlar da bu tezgah üzerinden
    şüphesiz ki Türkiye'nin açılımlarını, istikrarını, yönelimlerini
    berhava edebileceklerini zannediyor olabilirler. Ama hiç
    ümitlenmesinler, bunu da gönül rahatlığı içinde söylüyorum. Biz bu
    oyuna gelmeyiz. Bu tezgaha gelmeyiz. Türkiye bu oyuna gelmez ve bu
    millet bu oyuna gelmez, bunu da böyle bilmelidirler.''

    Erdoğan, salı günü grup toplantısında bu konuyu daha detaylı ve
    açık olarak millete açıklayacağını, duyuracağını belirterek, ''Çünkü
    bizler bir defa 72 milyon olarak bir ve beraber olmuş ve bu şekilde
    geleceğe demokratik yollarla yürümenin, insanca yürümenin, hakça
    özgürlükleri paylaşmak suretiyle yürümenin gayreti içerisindeyiz. Bu
    gayretimizi kimse gölgelemeye kalkışmasın ve bu süreci de bu şekilde
    işletmekte kararlıyız. 2 yıl içinde gerek Anayasa, gerekse yasalarda
    yapmış olduğumuz değişiklikler de bizim bu sürece nasıl inandığımızı,
    nasıl katkıda bulunduğumuzu çok açık göstermiyor mu?'' şeklinde
    konuştu.
    Aslolan hayattir.

  10. Esas

    El insaf Alisütçü.
    Bu hükümet kadar teslimiyetçisini görmedi Türkiye Cumhuriyeti. Ve sen hala sinekten yağ çıkartma peşindesin.
    Bu kadar kör olunabilir mi?

  11. #11

    Esas

    Yani bu hukumet Ozal, Demirel, Ciller, Yilmaz ve Ecevit hukumetlerinden daha teslimiyetci ve ben gormuyorum oyle mi?
    Isterseniz tek tek konularin uzerinden gideriz, bu ulke korelerde amerika icin mehmetini feda etti, karsiliksiz gumruk birligine girdi, sayisiz yerde amerikan ussu kurdurdu. Ecevit'i Washington'da kurt kopekleri ile aradilar. Bunlar teslimiyet olmuyor da amerikan askerlerinin gecisi icin tezkereye hayir demek, ustumuze gelen 25 avrupa ulkesi ile catir catir pazarlik yapmak mi teslimiyetcilik oluyor. En azindan haysiyetsiz bir dis politika uygulanmiyor, bana sorsan bugun birakalim AB gorusmelerini, onlar gelsin.
    Aslolan hayattir.

  12. #12
    Duhül
    Mar 2004
    İkamet
    Avrupa Yakasi / İSTANBUL
    Yaş
    28
    Gönderi
    1,839

    Esas

     Alıntı Originally Posted by Hadramut
    El insaf Alisütçü.
    Bu hükümet kadar teslimiyetçisini görmedi Türkiye Cumhuriyeti. Ve sen hala sinekten yağ çıkartma peşindesin.
    Bu kadar kör olunabilir mi?
    Sayın Hadramut "Siyaset ve Felsefe" bölümünde "Hükümetin teslimiyetçi politikaları" adında yeni bir başlık açıp durumu izah ederseniz sevinirim.
    Last edited by alvardar; 11-12-2004 at 23:58.
    Kimine göre ateşim cayır cayır yanan
    Kimine göre yıldız hep parlayan
    Ama ben su olmak isterdim hep muhtaç olunan.

+ Konuya Yanıt

Gönderi Kuralları

  • Yeni konu açamazsınız
  • Konulara cevap yazamazsınız
  • Yazılara ek gönderemezsiniz
  • Yazılarınızı değiştiremezsiniz