Sayfa 1/9 123 ... SonSon
Arama sonucu : 104 madde; 1 - 12 arası.

Konu: SATRANÇ VE STRATEJİLERİ :a-o:

  1. #1
    Duhul
    Dec 2009
    İkamet
    29:04 E 40:11 N E
    Yaş
    27
    Gönderi
    1,615
    Blog Yazıları
    1

    Esas SATRANÇ VE STRATEJİLERİ :a-o:

    Öncelikle Satranç bir zeka oyunu olmaktan öte bir strateji oyunudur. Düşünsel zenginliği artırır, yaptığınız hamlenin bir iki oyun sonra size ne kazandıracağını ya da ne kaybettireceğini önceden tahmin etmeniz gerekir. Yüksek motivasyon gerektirir. Ve bir doğu lisan'ıdır satranç. Hindistan'da özellikle V. ve VI.y.y'da oynanmaya başlanmış olsa da satranca benzer yakın oyunlara M.Ö çağlarda Hindistan'da rastlanabilir.

    Satranç Tarihi

    Dünyanın en eski oyunlarından biri olan Satranç'ın tarihi geçmişine birlikte gidelim. Oyunun nerede ve nasıl başladığına dair bilgiler sürekli yeni araştırmalar ve yeni arkeolojik verilerin bulunması ile değişmektedir. Önceleri milattan sonraki yıllarda Çin veya İran’da doğduğu düşünülürken , satranç dünyası şuanda 4000 yıl önce Mısır’da
    oynandığına dair bilgileri değerlendirmektedir.. zira satrancın atası olarak kabul edilen
    belki de satranç benzeri ilk oyunlar mısırdan köken almaktadır..

    Mısır piramitleri tarihe ışık tutmaya devam ediyor.. Hemen her konuda uygarlığının izlerini bırakan Mısır Uygarlığı Satranç a da bu yönü ile izler bırakmıştır. 4000 yıl öncesine ait piramitlerdeki kabartmalarda ,krallar gerçekten satranç mı oynamaktadır ?. Bu konu hala tartışılmaktadır. Aynı şekilde ilk olarak Çin’de, Mezopotamya’da ve Anadolu’da da satranç oynandığı da düşünülmekte ve tartışılmaktadır.

    Şu andaki bilgilerimize göre ,oyunun bugünkü adını alması, M.S 3.- 4. yüzyıllarda Hindistan'da oynanan oyuna ÇATURANGA denmesi ile başlar. Satranç ile ilgili ilk yazılı belgeler Hindistan'dan kalmadır. Daha sonra satranç İran'a, onlardan Araplara, Endülüslüler sayesinde de İspanya üzerinden Avrupa'ya yayılmıştır. Arap ve Avrupa el yazması kitaplardan sonra, İspanyol Lucena'nın ilk basılı satranç kitabında (1497) satrancın o zamanki yeni kuralları yer almaktadır.
    Çaturanga-Hindistan

    O zamandan bugüne kadar, satranç oyununun kuralları çok fazla değişmeden gelmiştir. İspanya'dan sonra, İtalya, Fransa, Almanya, Amerika Birleşik Devletleri ve Rusya'da satranç hızla yaygınlaşmıştır. 15. yüzyılda İspanyol Lucena, 17. yüzyılda İspanyol El Greco, 18. yüzyılda Fransız Philidor'un satranç kitapları vardır. 19. yüzyıl sonlarında da satrancın büyük yıldızları belirdi: Anderssen, Morphy, Rubinstein ve Steinitz. 1850'lerden başlayarak, güçlü oyuncuların katıldığı turnuvalar yapıldı.

    Sonunda, 1886'da o zamanın en kuvvetli iki satranç oyuncusu arasında, ilk dünya satranç şampiyonluk karşılaşması oynandı: Steinitz ve Zukertort. Steinitz bu maçı, 10 galibiyet, 5 beraberlik ve 5 yenilgi (+10 -5 =5) alarak kazandı. İlk resmi dünya satranç şampiyonu Wilhelm Steinitz'dir. Steinitz aynı zamanda, satrancı sistematik oynama kavramının da babasıdır. Steinitz'in teorisinin başlangıç noktası "Satrançta konumun özelliklerine uygun bir plan yaparak oynamak" tır. "Konumun Özellikleri" konusundaki görüş ve çalışmaları, modern satranç oyununun temelleri olmuştur.

    Xiangqi: Çin Satrancı

    Xiangqi, ya da Çin Satrancı Uzakdoğu'da (Çin, Tayvan, Tayland, Singapur, Vietnam) çok popüler olan bir satranç varyantıdır. Batıdaki satrançla aynı kökene sahip olduğuna inanılmaktadır: Çaturanga. Şimdiki hali birkaç yüzyıl eskiye dayanmaktadır. Şu anda yüzmilyonlarca kişi tarafından oynanmaktadır.
    Taşlar üzerinde o taşın sembolü bulunan tahta pullardır.

    Orjinal oyunda taşlar tahtadaki çizgilerin kesişim noktalarına konur. 10 yatay, 9 dikey sıra vardır. Ortadan geçen bir nehir tahtayı ikiye ayırır. Nehrin iki yakasında çapraz çizgilerle belirtilmiş 3x3 haneden oluşan iki saray vardır.

    En üst ve en alt sıralarda, soldan sağa gördüğünüz taşlar: Kale, at, fil, vezir, şah, vezir, fil, at, kale. 3. ve 8. yatayda ikişer tane top görüyorsunuz. 4. ve 7. yatayda beşer tane piyade görüyorsunuz. Kaleler normal satrançtaki gibi oynar. Atlar satrançtaki gibi oynar ama taşların üzerinden atlayamazlar. Yani bildiğimiz at hamlesini önce doğrusal olarak bir kare oynayıp sonra bir kare çapraz oynayarak yaparlar.

    Örneğin hemen önündeki kare dolu olan bir at ileri doğru hamle yapamaz. Filler iki kare çapraz oynarlar ama aradaki kare boş olmalıdır. Filler ırmaktan geçemezler. Orijinal oyunda siyah ve beyaz fillerin işaretleri farklıdır ama bu önemli değildir.Vezirler bir kare çapraz oynayabilirler, ama sarayın dışına çıkamazlar.Şah doğrusal olarak bir kare oynayabilir, ama sarayın dışına çıkamaz. Yine siyah ve beyaz şahların işaretlerinin farklı olması önemli değildir. İki şah aynı sütunda aralarında başka bir taş olmaksızın karşı karşıya gelemezler, böyle bir pozisyon illegal bir pozisyondur.

    Mesela beyazın şahı e sütunundaki tek taş ise, ve siyahın şahı f sütunundaysa, siyah şah e sütununa gelemez.Toplar hareket ederken normal kale gibi hareket ederler, ama taş almaları farklıdır. Topun rakip bir taşı alabilmesi için rakip taşla aralarında tam olarak bir adet taş bulunmalıdır. Bu taş her iki tarafın da taşı olabilir.

    Mesela başlangıç pozisyonunda toplar rakip atları alabilir.Piyadeler: Çin satrancında piyadelerin taş almalarıyla hareketleri aynıdır. Bir piyade ırmağın kendi tarafındaysa bir kare ileri oynayabilir, ve aynı şekilde alabilir. Irmağın öbür tarafında ise sağa ve sola hareket etme özelliği kazanır ve yine bu yönlerde alabilir. Piyonlar hiçbir zaman geri oynamazlar. Son yataya ulaştıklarında terfi etmezler. Ve yine siyah ve beyaz piyonların işaretleri farklıdır ama bu önemli değildir.

    Diğer kurallar
    Önce beyazlar (bu tahtaya göre kırmızılar) oynar.Oyun rakip şahı mat ederek ya da pat durumuna düşürerek kazanılır. Kazanmak için rakip şahı tehdit edersiniz ve bu tehditi engelleyemez ya da tehdit etmezsiniz ama rakibin yapabileceği legal bir hamle yoktur. Sürekli şah çekme ve hamleleri tekrar etmek (bu iki durum normal satrançta beraberliğe götürür) yasaktır. Hamlelerin tekrarlanacağı durumda taraflar (özellikle tekrar durumuna yol açan taraf) başka hamleler yapmak zorundadır. Eğer iki tarafın da rakip şahı mat etme ya da pat durumuna düşürme imkanı kalmamışsa oyun beraberedir. Çin satrancının güzel ve heyecanlı bir oyun olmasına rağmen batıda yayılmama sebeplerinden en önemlisi geleneksel taşların Çinliler dışındakiler için çok karmaşık olmalarıdır. Geleneksel taşlar gerçekten de oyuna konsantre olmayı güçleştirmektedir. Ama yanda görüldüğü gibi bu durum kolaylıkla düzeltilebilir.


    Minishogi

    Minishogi Shogi'nin modern bir varyasyonudur (Japon Satrancı). Osakalı Shigenobu Kusumoto bu oyunu 1970 yılında yeniden yaratmış veya bulmuştur. Kuralları standart Shogi ile aynıdır, ancak daha az sayıda taşla 5x5'lik tahtada oynanır, ve her oyuncunun terfi alanı oyuncudan en uzaktaki taşın rütbesinden oluşur.
    Sıradaki şekil başlama pozsiyonunu gösterir:

    Terfi alanları sadece 1 sıra geridedir, 3 sıra değil.Diğer tüm kurallar standart Shogi'de olduğu gibidir.


    Satrancın Kökleri



    Satranç, Milattan sonra 450 yıllarında Hindistan'da gelişmiştir. Bir Alman kültür tarihi araştırmacısı, satrancın Çin veya İran oyunu değil, aslında Hindistan'da geliştirilmiş bir savaş stratejileri ve taktik geliştirme yöntemi olduğunu ortaya çıkardı.Zaman 6.yy'ın ortaları. Kuzey Hindistan'ın Kanauj kentinden yola çıkan kervan ,Pers hükümdarına sunulacak hediyeleri taşıyordu. Hintlilerin 1000 deve ve 90 filin sırtına yükledikleri altın, misk, tütsü, ipek ve Hint kılıçları arasında, çok değerli bir armağanı da götürüyordu: 16'sı zümrüt, 16'sı yakuttan yontulmuş 32 oyun taşı ve Hintlilerin 64 kareli geleneksel oyun tahtası ‘astapada'dan oluşan satranç takımıydı bu.

    Pers şairi Firdevsi, kuzey Hindistan'dan Pers kenti Ktesiphon'a yollanan söz konusu kervanı Şehnameye aktarmış ve böylece tarihte ilk kez bir satranç oyununun bir ülkeden diğerine götürüldüğünü belgeleyen kişi olmuştu.




    İran’da satranç

    Bu değerli oyun, Pers hükümdarlarının zekalarını ve bilgeliklerini ölçmek için gönderilmişti. Bu diplomatik yolculuk şimdi yıllardan beri satranç oyununun kökeni üzerindeki tartışmaya son verecek bilimsel bir dayanak haline geldi.

    Münihli kültür tarihçisi Renate Syed: 'Satrancın sanıldığı gibi Çin veya İran'da değil, Hindistan'da keşfedildiğinden eminim' diyor. Ona göre satranç eski oyunlardan değil, savaş taktiklerinden gelişmişti. Sanskritçe ismi ‘caturanga' da buradan geliyordu zaten. Yani satranç aslında oyun değil ,savaş stratejileri ve taktik geliştirme yöntemiydi.

    Hindistan'da ilk olarak İ.S.630 yılında Kanauj kentindeki gelişmeleri anlatan Şehname'de ele alınan satrançtan, Kamasutra gibi İ.S.450 yılına ait kapsamlı kaynaklarda henüz söz edilmemekte. Syed, satrancın 450 yıllarında Kanauj kenti civarında keşfedilmiş olduğunu ve o tarihlerde kendilerine benzeyen toplulukları arayanlar tarafından geliştirildiğini tahmin ediyor. Bölgedeki hükümdarlar kendi aralarında ‘toplumsal önemi çok büyük olan' savaşlar düzenliyor ve karmaşık satranç kurallarına göre dört bölüklü ordularını (ordu da caturanga olarak adlandırılmıştı) çevredeki geniş ovalarda çarpıştırıyorlardı. Köylülerden oluşan piyadeler kurban olarak önden ilerlerken, taarruz birlikleri karşı cephedeki piyade ve süvarileri korkutup ezebilmeleri için zırhlı fillerle korunuyordu. Okçular dört koşumlu savaş arabalarını büyük bir hızla düşman hatlarına doğru sürüyor ve süvariler düşmanı çevreleyerek kıstırmaya çalışıyorlardı.

    İşte kan ve onur kokan atmosferde, satranç oyununun ilk örneği kendiliğinden gelişmişti diyor Syed, Spiegel dergisinde yayımlanan yazıda. Savaş, Brahmanlar için son derece entelektüel bir girişimdi. Çünkü Hintli bilginler çarpışmaların başarılı geçmesi için teorik tecrübeler edinerek yeni savaş taktikleri ve hileler geliştiriyordu.

    Peki ama karmaşık savaş teorilerini heykelciklerle üretmek nereden akıllarına gelmişti? Bunu anlamak pek zor değil, çünkü Hint kültüründe resmin önemli bir yeri vardı. Mesela savaş hazırlıkları ya da savaş sahneleriyle ilgili görüntüler Brahmanlar tarafından saray halılarına işleniyordu. Savaş taktikleri için oyun taşlarının kullanılmış olması bu yüzden hiç de şaşırtıcı görünmüyor. Ayrıca şimdiye dek oyuncak ya da kült objesi olarak tanımlanan asker, süvari ve fil heykelcikleri de bu tabloyla birebir örtüşmekte.

    Belli bir zaman sonra bilginler Hindistan'da zaten uzun bir süredir kullanılmakta olan 64 kareli oyun tahtasını bu satranca uyarlamış ve satranç oyunun yolunu açmışlardı. Satranç oyunu, figürleri ve hareketleriyle gerçekten de Hint ordusundaki savaş kurallarını andırıyor. Oyun tahtası üzerinde de köylüler (piyonlar) önde saldırıyor. Satranç tahtasının bir tarafından diğer tarafına kadar düz olarak gidebilen kalenin hareketi, savaş arabasının manevrasını yansıtırken atın L şeklindeki hamlesi de süvari birliklerinin düşmanı usta bir şeklide kıstırma taktiğine dayanıyor. Ordudaki kurallara göre kral önündeki piyade birliklerince korunarak arka sıradan ağır adımlarla ilerlemekteydi.

    Syed'e göre satranç oyunundaki iki fil ve vezir figürü de eski Hindistan'daki savaş stratejilerini oyun tahtasına taşımıştı. Filler zırhlılara benzer biçimde düz hareket edebilirken vezir, bugünden farklı olarak yalnızca yakınındaki dört karede çapraz olarak ilerleyebiliyordu.

    ‘En saygın ailelerden gelen vezirler cephede kralın yanında yer alıyordu' diye açıklıyor Syed. Arapların, ordularını çok sayıda at ve deveyle takviye etmelerinden sonra vezir bugünkü satranç oyunundaki uzun hamlesine kavuşmuştu

    Araştırmacı, satrancın aristokratların zeka oyunu olduğunu ve asla iddialara sahne olmadığını savunuyor. Hintliler kısa bir zaman sonra taşların siyah-beyaza dönüşmesinin ardından oyunda 400 farklı pozisyonun yakalanabileceğini de keşfediyorlar.

    Bu asil oyunu Milattan sonra 565 yılında kervanıyla Pers ülkesine gönderen kişi Kanauj kentinde hüküm süren Muakhari hanedanından kral Sarvavarman idi. Armağanı kabul eden hükümdar Khusrau Anushirvan'ın bu değerli oyun takımına dokunup dokunmadığı bilinmese de, en azından Wazurgmihr adındaki bir bilgeden oyunun kurallarını öğrenmeye çalıştığı söyleniyor. Üstelik bilge, satrancın savaş kurallarına uygun olarak geliştirildiğini bulmuş, ancak bu oyunun Perslere pek yararı olmamış. Bilindiği gibi Persler birkaç on yıl sonra Arapların istilasına uğrayacaktı.



    Ünlü Alman Filozofu

    Goethe'nin zeka ölçüsü, büyük felsefeci Leibnitz'in bilim dalı olarak gördüğü satranç,dikkat isteyen, buluş yeteneği, hayal kurma gücü veren, acele etmeden beklemeyi öğreten, ölçülü ve soğukkanlı davranmayı gerektiren, düşünme olanağı sağlayan asırlar boyu milyonlarca kişi tarafından oynanan bir oyundur.

    Satranç kelimesi Hintçe "Sandregn" den gelir. Satranca, İngilizcede "Chess check patterns", Fransızca da "Echecs" denir.

    İran tarihçilerinden Firdevsi’nin Şeyhname’sinde anlattığına göre, İran Şahı Hüsrev' in Hint yöneticileriyle birbirlerine gönderdikleri armağanlar arasında satranca ait resimler de vardır.

    Bazı belgeler, satrancı bir Brahman'ın bulduğunu ve Şah'a armağan ettiğini göstermektedir. Şah, buna karşılık Brahman'a "Ne istediğin varsa kabul edeceğim." der. Brahman da, Şah'tan 64 kareli satranç tahtasının ilk karesine bir, ikinci karesine iki, üçüncü karesine dört, yani her kareye bir öncekinin iki katı buğday koyarak doldurmasını ister. Şah, Brahman'ın alçak gönüllülüğüne hay ran kalarak isteğinin yerine getirilmesini emreder. Brahman'ın isteği yerine getirilmeye başlanırken ülkedeki buğdayların yetmeyeceği anlaşılır. O zaman yapılan hesaplar sonunda, Brahman'ın Şah' tan 18.446.744.373.709.551.615 tane buğday istediği ortaya çıkar. Bu kadar buğdayı yetiştirmek için, dünyanın 64 misli büyüklüğünde bir kara parçasına gereksinim olduğunu görülünce, Şah Brahman'ı tebrik eder ve karşısında ne denli güçsüz olduğunu anlar.



    Bazı tarihçiler, satrancın Truva'nın kuşatılması sırasında Palamedes'in bulduğunu söylerler. Ancak ,bu iddia bugüne dek ne Yunanlılarca benimsenmiş, ne de bu konuda bir yazıt vardır.
    satrancın adı Hintçe'den gelir. Anlamı, 4 cins figürün, 4 ayrı silahla sunulmasıdır. Bu 4 figür konusunda çok değişik yorumlar vardır. Bazılarına göre, 4 figür "Hava, ateş, toprak ve su"yu, bir kısmına göre de, "Yaz, kış, ilkbahar ve sonbahar" ı yansıtır. Burada, en kuvvetli taş olan vezir ateşi ve bilginleri, kale toprağı, fil havayı, şah evreni temsil eder. Bu benzetmeler 4 taşın geometrik şekillerinden esinlenerek söylenmektedir.
    Satranç Batı' ya Arapların aracılığıyla IX. yüzyılda geçmiştir. Bunu belgeleyen en güzel örnek de, Harun-ür-Reşit'in Charlemange'a hediye ettiği satranç takımıdır.

    Eski satrancı, günümüz Modern Satranç'tan ayıran özellikler şunlardır:

    Vezir çapraz giderken ancak 1 hane gidebilirdi, Fil At gibi ancak 1 hane atlıyarak gidebilir, en kuvvetli figür Kale idi. Rok ile piyonun başlangıç durumundan iki kare ileri gitme kuralı yoktu. Eski satranç oyunu yavaşlığı bakımından da oldukça farklı idi. Uzağa etki eden sadece bir figür vardı "Kale". Şahı mat etmek olağanüstü zor idi. Bu nedenden ötürü kazanmanın iki yolu vardı: Pat ve partnörün bütün figürlerini ortadan kaldırmak (Çıplak Şah Hali) Açılışlarda çok yavaş gelişiyordu.
    XV. yüzyıldan sonra Modern Satranç bugünkü halini almaya başlamıştır. Piyonla iki kare atlama, geçerken alma, rok kuralı, piyonların son sıraya ulaştıklarında başka bir figüre dönüşmesi gibi kurallar satrancın hızlandırılması için yapılmış yeniliklerdir.
    Günümüzde büyük kitlelere ulaşmış, 7'den 77'ye herkesçe oynanan Satranç bir spor dalı olarak kabul edilmektedir. (FIDE) Uluslararası Satranç Federasyonu , federasyonlar arası en çok üyesi olan federasyonların başında yer alır.


    Türkiye' de Satrancın Tarihçesi



    Yurdumuzda da satrancın tarihi oldukça eskidir. Kütüphanelerimizde 1500 yıllarında satranç üzerine yazılmış el yazması kitaplar vardır.Bu kitapların en önemlisi, Kanunu Sultan Süleyman devrinde Seferihisarlı İsmail Şaban tarafından derlenmiş el yazmasıdır. Bu eserde, satrancın yararları ve kişiye verdiği hazdan söz edilmekte, satrancın bir tarihçesi de yer almaktadır. Bu konudaki en ö- nemli belgelerden bir diğeri de 1680 yıllarında Kahire Mevlevihane'si Şeyhi Vanlı Dede'nin, zamanın Mısır Valisi Abdurrahman Paşa'ya gönderdiği yazılardır. Yine 1672 yıllarında Sultan Ahmet III tarafından Polonya hükümdarına gönderilen satranç takımı da, Türklerin her dönemde satranca merak lı olduğunu kanıtlamaktadır.

    Cumhuriyetten sonra satranç, askeri okullarımızda bir spor dersi olarak görülmektedir. Türkiye de asıl satranç çalışmaları 1936 yılında Ankara'da, 1943 yılında İstanbul'da satranç kulüplerinin kurulmasıyla resmiyet kazanmıştır . 1954 yılında da Türkiye Satranç Federasyonu kuruldu . Federasyonumuz, 1962 yılında kısa adı FIDE olan Uluslararası Satranç Federasyonu'na bağlandı. Yurdumuzda satranç milli bir spor olarak benimsenmektedir.






    Satranç tahtası üzerinde satranç oynanan, kenarları birbirine eşit dört köşe bir alandır. Bu alanda açık ve koyu renkli her birine "kare" denilen kutucuklar vardır. Tahta üzerinde bulunan kareler satranç taşlarının hareket ettikleri "yolları" oluştururlar. Sağa-sola doğru olanlara yatay yol, yukarı aşağı olanlara dikey yol denir. Bu yolların dışında tahtanın üzerinde koyu renkli çapraz karelerden oluşan siyah çapraz yollar, açık renk çapraz karelerden oluşan beyaz çapraz yollar da bulunur. Satranç tahtasında 8 yatay yol vardır ve cebirle gösterimde bu yollar 1-8 arası rakamlar ile gösterilir. Aynı şekilde tahtanın üzerinde bulunan 8 adet dikey yol yol da soldan başlayarak a, b, c, d, e, f, g, h harfleri ile adlandırılır.

    Satranç tahtasında her karenin bir adı vardır. Karelerin adları önce harf sonra rakam olarak söylenir. Örneğin: c3 karesi, f7 karesi gibi. Satranç tahtası iki oyuncu arasında sağ alt kare (h1 karesi) beyaz olacak şekilde yerleştirilir.

    Satranç tahtasında bulunan farklı boyutlardaki toplam kare sayısı C(9,2)*C(9,2)=36*36=1296 olarak hesaplanır.



    Taşlar ;


    Şah(king), satrançta karşı tarafın mat etmek istediği taş olduğundan en önemli taştır. Mat etmek, karşı tarafın şah en az bir taşla öyle bir tehdittir ki, tehdit altında kalan şahın ne kaçacak tehdit altında olmayan bir karesi, ne ona şah veren taşlar arasına sokabileceği bir taşı, ne de şah veren taşı vurma imkânı kalmıştır. Bu durumda oyun hemen son bulur. Satrancın karakteristiklerinden biri, satranç tahtasında mat edilen karşı tarafın şahını uzaklaştırmadan oyunu öylece bitirmektir. Bu özelliği, muhtemelen oyunun îcât edildiği zamanlardan kalan kralın haysiyetinin dokunulmazlığından kaynaklanmaktadır. Yenmenin bir jesti olarak mat edilen kralı devirmek mümkündür.

    Mümkün hamleleri: Şah, her yönde bir kare gidebilir. Her ik şahlar, birbirlerini tehdît edecekleri ve şahın da tehdît edilmiş bir kareye gitmesinin yasak olmasından dolayı hiçbir zaman yanyana duramazlar.

    Açılışta genelde şahı ona bir an önce rok yaptırarak daha emin bir pozisyona götürmek amaca uygundur. Rok pozisyonunda bulunan piyonlar, mümkün olduğunca hareket etmemiş olmalıdır. Oyunun ortasında da şahın emin bir pozisyonda korunulmasının önemi vardır. Oyunun son safhasında şahın etkisi büyük olabilir. Bu safhada şaha aktif ve oyunun kaderini tâyîn edecek bir rol düşer. Bunun yanında çoğu zaman şahı satranç tahtasının ortasında bir yerde tutmak gerekir. Bilhassa bir piyonlu oyun sonunda şahın pozisyonu sonucu belirleyicidir. Şahın düşmanın son hattına (beyazda 1. satır, siyahta 8. satır) erişmesi oyunu leyhine çevirir.

    Vezir(queen)
    Vezir , satranç taşlarının en kuvvetlisidir. Pratikte bir vezir, kale, fil ve atla berâber güçlü bir saldırı kuvveti oluşturur. Değeri 9 veyâ daha fazla (satranç ustası Larry Kaufman'a göre 93/4) piyon birimidir.

    Mümkün hamleleri: Vezir, her yöndeki her boş kareye (çapraz, yatay ya da dikey olarak) başka taşların üzerinden atlamamak şartıyla gidebilir. Dolayısıyla kendinde bir kale ve filin özelliklerini toplamaktadır. Böylece vezir çok hareketli bir taştır.

    Vezir, benzer pozisyonlarda duran iki kale kadar kuvvetlidir.

    Kale
    Kale, satrançtaki ikinci kuvvetli taştır. Muhtemelen Îran'da eski zamanlarda oynanan satranç oyunlarında kale, herhâlde birkaç kez çentiklenmiş bir tahta parçası şeklinde canlandırılan bir savaş arabasıydı. Bu sembolü Îranlılardan satrancı gören Avrupalılar, bir kule olarak gördüler. İngilizce'de kaleye rook denmektedir.

    Temel pozisyonda ve açılışta vezir tarafı ve şah tarafı kaleleri ayırdedilir. Vezir tarafı kaleleri, beyaz tarafta a1, siyah tarafta a8 karesindedir. Şah tarafı kaleleri de beyaz tarafta h1, siyah tarafta h8 karesindedir.

    Mümkün hamleleri: Bir kale, satır ve sütunlarda her tarafa doğru istediği kadar gidebilirse de başka taşların üzerinden atlamasına izin yoktur. Tek istisnâ roktur. Burada aynı yarı hamlede şahla kale hareket eder, dolayısıyla bir yarı hamlede iki taşın oynayabileceği tek hamle budur. Kalenin uzanabileceği kareler, ancak satranç tahtasının kenarlarınca sınırlanır. Tahtanın her karesine erişebilmektedir. Sâdece kale ve şahla karşı tarafın şahını mat etmek mümkündür.

    Diğer bakımlardan eşit şartlarda kale, bu yüzden bir at ya da filden hatırı sayılır ölçüde daha kuvvetlidir. Fakat roktan önce pek hareket etme imkânı olmadığından oyunun başında pek etkili değildir. Çok kuvvetli olmasına rağmen bir kale, bir at ve bir filin toplamından biraz daha zayıftır. Kale gibi bir taşla at veyâ fil arasındaki değer farkına kalite denir. Bir kaleyi bir at ya da fil fedâ ederek almaya kalite artışı, bile bile başka bir menfaat için daha kıymetli bir taşı vermeye kalite fedâsı denir.

    At veyâ file karşın kale, satranç tahtasındaki pozisyonundan bağımsız olarak boş bir tahtada hep 14 kareyi tehdît eder.

    Fil

    Partinin başlangıcında her iki tarafın beyaz ve siyah alanlarda giden birer fili vardır. Bunlara vezir tarafı fil ve şah tarafı fil de denmektedir. Genelde bir fil üç piyon biriminden daha değerlidir. Fakat genelde biraz daha düşük olan üç piyon birimi değeri verilir. Açık pozisyonlarda, yâni engel olan piyonlar yokken çok etkili olan fil çiftidir. Genelde bir fil çifti, berâberce hareket edebildikleri ve birbirlerini hiçbir zaman bloke etmediklerinden bir at çifti ya da bir fil ve bir attan daha etkilidir. Larry Kaufman'a göre fil çiftini yarım piyon birimiyle değerlendirmek mümkündür. Bu îtibarla iki fil, neredeyse bir kale ve iki piyon gibidir. Oyun sonunda bir şaha karşı şah ve fil çifti olursa ikinci taraf kazanır. Filler, uzaklara kolaylıkla erişebilen taşlardır ve bir hamlede satranç tahtasının bir yanından öbür yanına gidebilirler. Farklı renkli filler dendiğinde taraflardan birinin beyaz, diğerinin siyah çaprazlarda giden birer fili var demektir. Bunlar birbirlerini tehdit edemezler. Kötü fil, kendi piyonlarınca çevrilmiş olup pek hareket edemeyen bir fildir.

    Mümkün hamleleri : Filler, üzerinde durdukları renkteki çaprazlar üzerinde istedikleri kadar hareket ederler. Başka satranç taşları üzerinden atlamalarına izin yoktur. Filler, genelde çok sayıda kareyi tehdit ederek merkezi kontrol ederlerse etkilidirler.

    At

    Satranç oyununa her oyuncu iki taşla başlar. Atların başlangıç konumu beyaz taşlarla oynayan oyuncu için b1 ve g1, siyah taşlarla oynayan oyuncu için b8 ve g8 kareleridir.

    L çizerek ilerler ve taşı alır. Satranç oyununda taşların üzerinden atlayarak, ilerleyen tek taştır. L şeklinde geri de gidebilir.

    Piyon

    Her oyuncu partinin başında sekiz piyona sâhiptir. Bunlar, diğer taşların önünde bir duvar oluştururlar. Sınırlı hareket imkânından dolayı piyon, satrancın en zayıf taşıdır. Diğer taşlar gibi geriye doğru hareket edemez. Fakat parti sürdükçe piyonların karşı tarafın en son sırasına erişerek kral hâriç daha değerli bir taşa dönüşebileceğinden önemi gitgide artmaktadır.
    sürç-i lisan ettiysek affola
    Never change your position without a good reason
    MOS

    paradigma


  2. #2
    Duhul
    Dec 2009
    İkamet
    29:04 E 40:11 N E
    Yaş
    27
    Gönderi
    1,615
    Blog Yazıları
    1

    Esas

    satrancı bilenlere 1 sorum var .

    Bu soru 1948 de bulunmuş , beyaz oynar 3 hamlede matı bulalım ...

    sürç-i lisan ettiysek affola
    Never change your position without a good reason
    MOS

    paradigma


  3. #3
    Duhul
    Jul 2006
    İkamet
    İzmir/Türkiye
    Gönderi
    13,503
    Blog Yazıları
    176

    Esas

    1.(Af6)e8 Şah- Kf6

    2. VxK Şah.- Ad6

    3.VxA Şah mat..


    Umarım doğru yazmışımdır..
    *Doğruya doğru, eğriye eğri.

    *Doğru, eskimez.


  4. #4
    Duhul
    Dec 2009
    İkamet
    29:04 E 40:11 N E
    Yaş
    27
    Gönderi
    1,615
    Blog Yazıları
    1

    Esas

    SN. BORA ABİ yazdıklarınız doğru fakat 5 hamle olmuş oluyor ben 3 hamle dedim

    gene yöntem güzel , elinize sağlık

    3 hamle matını bulabilecek ?
    sürç-i lisan ettiysek affola
    Never change your position without a good reason
    MOS

    paradigma


  5. #5

    Esas

    Sn wo1

    Hamle kavramı sizin söylediğiniz gibi değil. 3 hamlede mat demek karşı tarafın hamlelerini de içermiyor. Yani Bora Bey'in çözümü 5 hamle değil 3 hamle de mat ı öngörüyor. Ancak o da 3 hamle de mat olmuyor çünkü Kf6 ile matı bir hamle uzatıyor
    If you live each day as if it was your last, someday you'll most certainly be right !

  6. #6
    Duhul
    Dec 2009
    İkamet
    29:04 E 40:11 N E
    Yaş
    27
    Gönderi
    1,615
    Blog Yazıları
    1

    Esas

    sn. Von 3 hamle toplam olarak söylenmiş bu soruda , beyaz 3 hamle oynar denmemiş , sorunun tarihcesine bakın

    3 hamlede mat var toplamda

    hamle kavramının FİDE de benim dediğim gibi olmadığını biliyorum ..
    Son düzenleme : wo1; 14-11-2010 saat: 16:03. Sebep: teşekkürler , soruyu eksik sormuşum
    sürç-i lisan ettiysek affola
    Never change your position without a good reason
    MOS

    paradigma


  7. #7

    Esas

    Ayrıca At veziri tehhdit ediyor. Ayrıca Kf6 değil Ad6 diyecektim. Bunun çözümü meşhurdur. 1946 mı hatırlamıyorum ama oldukça eski bir kombinezon bu
    If you live each day as if it was your last, someday you'll most certainly be right !

  8. #8
    Duhul
    Dec 2009
    İkamet
    29:04 E 40:11 N E
    Yaş
    27
    Gönderi
    1,615
    Blog Yazıları
    1

    Esas

     Alıntı Originally Posted by Von Yazıyı Oku
    Ayrıca At veziri tehhdit ediyor. Ayrıca Kf6 değil Ad6 diyecektim. Bunun çözümü meşhurdur. 1946 mı hatırlamıyorum ama oldukça eski bir kombinezon bu
    anladım efendım merak etmeyiniz buyrun çözümünüzü alalım
    sürç-i lisan ettiysek affola
    Never change your position without a good reason
    MOS

    paradigma


  9. #9

    Esas

    Hmmm benim tahmin ettiğim kombinezon değilmiş. Şimdi baktım pozisyona Kd6 dan mat var. Sizin dediğiniz gibi sayarsak ordan 3 hamle ediyor doğru. Yani Bora Beyin ilk hamlesi ile sonra Kd6 dan mat geliyor
    If you live each day as if it was your last, someday you'll most certainly be right !

  10. #10
    Duhul
    Dec 2009
    İkamet
    29:04 E 40:11 N E
    Yaş
    27
    Gönderi
    1,615
    Blog Yazıları
    1

    Esas

     Alıntı Originally Posted by Von Yazıyı Oku
    Hmmm benim tahmin ettiğim kombinezon değilmiş. Şimdi baktım pozisyona Kd6 dan mat var. Sizin dediğiniz gibi sayarsak ordan 3 hamle ediyor doğru. Yani Bora Beyin ilk hamlesi ile sonra Kd6 dan mat geliyor
    sn VON Sn bora beyin yazdığı gibi yazarsanız , doğru mu değil mi anlayabiliriz ..

    iyi akşamlar

    toplamda 3 hamlede mat var yanıtları alalım saygılar
    sürç-i lisan ettiysek affola
    Never change your position without a good reason
    MOS

    paradigma


  11. #11

    Esas

    Vallahi haklısınız ama üşendim yazmaya Neyse 20 sene uluslararası arenalar dahil satranca gönül vermiş sonra da hayat şartları nedeniyle kısmen kopmuş biri olarak hala bu sporun ilgi görmesi sevindirici.

    Üşenmeyen satrançseverlere bırakalım başlığı
    If you live each day as if it was your last, someday you'll most certainly be right !

  12. #12
    Duhul
    Dec 2009
    İkamet
    29:04 E 40:11 N E
    Yaş
    27
    Gönderi
    1,615
    Blog Yazıları
    1

    Esas

    teşekkürler

    bende UÜ satranç şampiyonu olduktan sonra bıraktım , arada mynet , yahoo dan oynuyorum

    siz cevabı bulduysanız yazınız gene ısrar ediyorum , kopya çekmeden yazınız artık dogru cevap gelene kadar yazmıyayım
    sürç-i lisan ettiysek affola
    Never change your position without a good reason
    MOS

    paradigma


Sayfa 1/9 123 ... SonSon

Gönderi Kuralları

  • Yeni konu açamazsınız
  • Konulara cevap yazamazsınız
  • Yazılara ek gönderemezsiniz
  • Yazılarınızı değiştiremezsiniz
  •