------------------------------ 2 -------------------------------------
ANNESİNİN ÖLÜMÜNÜ BİLMESİ
Latife hanım İzmir'de Uşşakizadeler'in köşkünde kalıyordu. Hastalığına iyi
gelsin diye Zübeyde hanım İstanbul'dan oraya gitmişti. Ancak ne var ki,
rahatsızlığı artan Zübeyde hanım Uşşakizadeler'in evinde oğluna hasret vefat
eder. Latife hanım ve Yaveri Salih Bey; Paşa'ya annesinin ölümünü nasıl
bildireceklerini kara kara düşünmekteydiler. Çünkü O'nun dünyada en sevdiği
insan olan annesinin ölümünden büyük bir üzüntü duyacağını bilmekteydiler...
Annesinin ölümünden habersiz olan Mustafa Kemal, aynı saatlerde trenle çıktığı
Yurt gezisinde uyumaktaydı. Gecenin ilerleyen saatlerinde gördüğü kabus gibi
rüya yüzünden kan ter içinde uyanır... Bir sigara yakar ve zile basarak
kompartımanındaki hizmetine bakan Ali Çavuş'u çağırıp: “Gördüğüm rüya
canımı sıktı...” der.
Ali Çavuş: “Hayırdır Paşam” deyince Atatürk de rüyasını anlatır: “Pek hayır
olacağa benzemiyor... Kırlık bir y er dey misiz. Her taraf yeşillik. Birden bire bir
sel geliyor, annemi alıp götürüyor. Endişe ediyorum. Yaverlere söyle, İzmir'e
telgraf çekip annemin sağlık durumunu sorsunlar...”
... Ve acı haber, kısa bir süre sonra Yaver Salih'in yolladığı şifreli telgraf ile gelir.
Atatürk telgrafın şifreli olduğunu derhal anlayarak: “Annem öldü değil mi?” Ali
Çavuş üzgün bir şekilde telgrafı uzatır: “Başınız sağ olsun Paşam.”
Gözleri yaşla dolan Atatürk: “Bana malum oldu... Bana malum oldu... Bunun
kabusunu gördüm ben... Anam... Zavallı çilekeş anam... Benim anam öldü başka
analar sağ olsun...” diyerek koltuğuna çöker.
Ne yazık ki annesinin cenaze törenine katılamaz ve Yurt gezisini kesmeden, içi
kan ağlayarak vatan hizmeti için yoluna devam eder...


Alıntı yaparak yanıtla
