Sayfa 9/11 İlkİlk ... 7891011 SonSon
Arama sonucu : 131 madde; 97 - 108 arası.

Konu: Şİfali Bİtkİler..

  1. Esas

    bir sifa kaynagi daha ,ben bilmem soyleyenlerin yalancisiyim


    Muthis bi sey.......
    UZUM CEKIRDEGI

    Uzum Cekirdegi Avrupa'da ilac niyetine satiliyor.
    Mucizevi cekirdek odemden, nezleye kadar bir cok hastaligin tedavisinde
    kullaniliyor.Uzumun cok faydali oldugu bilinir.
    Ozelliklede zihin acici yonu ile sinavlardan once kuru uzum tavsiye
    edilir. Ama bircogumuz uzumu yerken cekirdeginden muzdarip oluruz. Onu
    tuketmez, atariz. Hatta marketlerde en cok cekirdeksiz uzumler ragbet
    gorur. Halbuki uzumun cekirdegi bugun bircok Avrupa ulkesinde ilac
    niyetine, tabletler halinde satiliyor. Yavas yavas Turkiye'de de
    yayginlasmaya
    baslayan uzum cekirdegi, yakinda butun eczanelerdeki yerini alacak
    gibi.
    Bu cekirdegin en onemli faydasi kan damari onaricisi olmasi. Kan
    damarlari insan icin hayati onem tasiyor.
    Basinizdan ayak uclariniza kadar her doku kanla beslenir. Incecik
    kilcal
    damarlardan, genis atardamarlara kadar, karmasIk kan damarlari agi
    sizin yasam hattmizdir. Eger kan damarlari yaslanir, hastalanir, zayiflar,
    incelir
    ve kan sizdirirsa, sagliginiz tehlikede demektir. Eger oksijeni tasiyan
    kan duzgun bir bicimde akmiyorsa kalp kasiniz hasar gorebilir. Iste
    uzum cekirdegi, zayiflamis kan damarlarini guclendirip normal
    sagliklarina dondu-rebilen, dolasim bozukluklarinin duzeltebilen ve onleyebilen
    bir yapiya sahip. Ozelligi ise tamamen dogal olmasi...
    Cekirdek, damar hastaliklarini tedavi ediyor.
    Zayiflamis kan damarlarinin yapisini guclendiriyor.
    Ayrica uzum cekirdegi bilinen en guclu antioksidan... Yapilan bazi
    testlerde, E vitamininden 50 kat daha guclu oldugu ortaya cikmis. Ilk
    Fransa'da kesfedildi Uzum cekirdegi 40 yildir Avrupa'da, ozellikle uzum
    baglarinin coklugu ile bilinen Fransa'da etkili bir bicimde kullaniliyor.
    Uzum cekirdegi 1947 yilinda Bordeaux Universitesi'nden emekli tip
    profesoru,
    Fransiz Kimyaci Jack Masquelier tarafindan kesfedilmis.
    Cekirdek ilk olarak hamileliginden dolayi asiri odemi olan
    fakultenin dekaninin esine, dekan tarafindan verilmis.
    Masquelier o gunu soyle anlatiyor;
    "Kadin, sismis bacaklari ile o kadar yorgun gorunuyordu ki,
    guclukle yuruyebiliyordu. Yuzunden, cektigi acilari okumak mumkundu.
    Ne yapabilirim de bu kadinin acilarini dindirebilirim diye dusundum.
    Sonra dekanin esine cekirdek verdigini gordum.
    Dekanin esi 48 saat icinde iyilesti.
    O halde, ben uzum cekirdeginde ozel bir seyler olabilecegini
    dusundum.
    "1950'de uzum cekirdegi Resivit olarak bilinen ve
    Fransa'da satilan ilk damar koruyucu ilac olmus.
    Doktor Masquelier ve meslektaslari, uzum cekirdeginin varis
    uzerindeki etkisini dogrulayan dokuz deney yapmislar. Bununla birlikte
    cekirdek, goz kamasmasi, gece korlugu, makuler dejenerasyon gibi goz
    sorunlarinin, arterit, saman nezlesi, alerji ve burun kanamalarini
    tedavisinde de kullanilmis.
    "Eger duzenli olarak uzum cekirdegi alirsaniz, damar duvarlariniz
    guclenecektir." diyor Dr. Masquelier.
    Dis eti kanayanlar kullanmali.
    Peki uzum cekirdegine ihtiyaciniz olup olmadigini nasil
    ogreneceksiniz?
    Doktor Masquelier'in konu ile ilgili gorusleri su sekilde:
    ";Sabahleyin dislerinizi fircalarsiniz ve dis etlerinizin kanadigini
    gorursunuz. Ya da goz korneasinda bir kan lekesi fark edersiniz.
    Veya geceleri kendinizi yorgun hissedersiniz, baldirlariniz siser,
    odem oldugunu fark edersiniz. Bu durumda damar zayifligindan
    muzdarip-sinizdir ve uzum cekirdegi tum bu patolojik mekanizmalarla
    mucadele eder.

    "1995 yilinda Italya'da yapilan bir arastirmada 150 miligramlik
    uzum cekirdeginin agriyi, yanma karincalanma hissini ve
    atardamarlarin sisme derecesini azaltmada, yaygin olarak kullanilan
    bir
    eczacilik ilacindan daha hizli ve uzun sureli etkili oldugu bulunmus.
    1985 yilinda da Fransa'da 92 hasta uzerinde yapilan kur kontrollu
    deney,
    28 gun boyunca 300 miligram uzum cekirdegi almanin, agriyi,
    karincalanma
    geceleyin giren bacak kramplarini ve siskinligi yuzde 50den daha
    fazla azalttigini gostermis. Uzum cekirdegini diger bir faydasi ise
    gozlere... Gece gorusunde onemli olan parlak isIklarin neden oldugu goz
    kamasmasini gecirmeye yardimci oluyor.

    Yine Fransa'da 100 denek uzerinde yapilan iki ayri arastirmada
    5 hafta boyunca gunde 200 miligram uzum cekirdegi almanin
    parlak isIklara maruz kaldiktan sonra gorme keskinligine
    yeniden kavusma durumunu artirdigi ortaya cikmis.
    Ayrica testlerde uzum cekirdegi urunun bir bilgisayar ekrani karsisinda
    calismanin neden oldugu goz gerilimini gecirdigi ve miyop kisilerde
    retinanin islevini ve duyarliligini duzelttigi gorulmus.
    Uzum cekirdeginin tansiyonu ve onun sonuclarini duzenlemeye
    yardimci olabilecegi de belirtiliyor.
    Arastirmalarin gosterdigine gore,
    yuksek tansiyonlu insanlar genellikle cok gecirgen olan, zayif kilcal
    damarlara sahipler. Bu da onlarin kilcal damar kanamasi gecirme ve goz
    retinasindaki kan damarlarinin yirtilma olasiliklarini artiriyor. Dr.
    Miklos Gabor'un yaptigi arastirmada uzum cekirdegi yuksek tansiyonlu
    deneklerde kilcal damarlari guclendirmis.

    Anti-Aging etkisi
    Uzum cekirdegi damarlari yeniledigi icin ayrica anti-aging
    etkisine sahip. Yenilenen damarlar yasliligi geciktiriyor. Boylelikle
    cildinizdeki yaslanma belirtileri azaliyor. Uluslararasi sertifikali
    Organik Uzum Cekirdegi Ekstraktinin icerdigi Proantosiyanidin, bilinen
    en
    guclu etkisi antioksidant. Uzum cekirdeginin antioksidant etkisi
    vitamin E'den 50, vitamin C'den 20 kat daha fazla.

    Antioksidantlar, vucudumuzdaki kimyasal reaksiyonlar sonucu olusan
    veya disaridan sigara, alkol, kirli hava v.s. ile alinan zararli
    maddeleri
    etsiz hale getiriyor.
    Uzmanlara gore vucudun antioksidant uretimi 25 yasindan sonra
    yavaslamaktadir. Bu yavaslamanin yol actigi deformasyonlari yok etmek
    icin
    bilinen en kuvvetli antioksidant ise organik uzum cekirdegi
    ekstraktidi oldugu belirtiliyor.
    Cekirdek, bag dokularini guclendirerek cilt sarkmasina engel oluyor.
    Cildin elastik, yumusak ve duzgun olmasini sagliyor. Uzum cekirdeginde
    tavsiye edilen miktar gunde 150 ile 300 miligram.
    Damar sagligini korumak icin gerekli doz ise gunde 5-10 gram.
    Uzum cekirdeginin insanlar uzerinde her hangi bir yan etkisi
    gorulmemis.
    Prof. Peter Rohdewald tarafindan laboratuar fareleri, Hint
    domuzlari ve kopekler uzerinde yapilan arastirmada dogal cekirdegin,
    toksIk, mutajenik, karsinojenik olmadigi tespit edilmis.
    Kimler kullanmali?
    * Kan damarlarinin yardima ihtiyac duydugunu dusunenler.
    * Cildindeki kirisIkliklar gunden gune fazlalasanlar
    * Cildi cansiz ve solgun gorunenler
    * Cinsel yasantisinda kendini yetersiz hissedenler
    * Kalple ilgili sorunlari olanlar
    * Ani kalp krizi riski olanlar
    * Gorme gucunde yaslanmaya bagli bozulma olanlar
    * Sislikler ve odem alerjilerinde
    * Yuksek tansiyonda
    * Kolayca kanama ve morarma egilimi olanlar
    * Daha once kanamaya bagli felc gecirenler
    * Seker hastaligi olanlar
    * Varis ve hemoroit gibi sorulari olanlar

    Sunu belirtmek gerekiyor ki; yukarida bahsettigimiz faydalarin
    bircogu
    cekirdegin damarlari onarici ozelliginden kaynaklaniyor.
    Cunku damarlar, insan bedenini ayakta tutan ana mekanizmalar.
    Onlarin bozuklugu insan bunyesinde bircok hastaliga neden oluyor.
    Damarlari onaran cekirdek, boylelikle diger hastaliklarin
    iyilesmesinde de
    onemli bir etkiye sahip oluyor.

    şifa çemberi grubundan alınmıştır

  2. Esas

    alin size en saglikli 60 besin maddesi. diyeceksinizki gunumuzde saglikli birsey kaldimiki. haklisiniz. gubresiz, ilacsiz, vede hormonsuz olarak yani organik yada biyolojik deneninden (sozde degil ozde tabiiki yoksa parasini alip organik damgasi vurmaklada olmuyor) bulabilirseniz vede alabilirseniz, cunku gayet pahali oluyorlar. emin olun bunlar sifalidir.


    EN SAĞLIKLI 60 BESİN MADDESİ

    BESİNLER NELERİ İÇERİYOR? NEYE YARIYOR?
    ELMA
    Pektin, Bioflanovoid, C vitamini
    Kolesterol düzeyini düşürüyor, bağışıklık sistemini güçlendiriyor.
    ENGİNAR
    Cynarin, bol miktarda B ve C vitamini
    Kan şekerini düzenliyor. C vitamini kalbi güçlendiriyor.
    AVOKADO
    Doymamış yağ asidi
    Kalp ve kan dolaşımı için birebir. Kansere karşı koruyucu
    MUZ
    Potasyum, B6 vitamini, Serotonin, Magnezyum
    Rahatlatıyor ve uyumaya yardımcı oluyor.
    FASULYE
    Demir, Kalsiyum, B ve C vitamini, Protein
    Kan ve hücre yapımına yardımcı oluyor.
    BROKOLİ
    Magnezyum, A ve C vitamini, Potasyum
    Kansere karşı koruyor, kasları güçlendiriyor.
    ESMER BUĞDAY
    Lysin, Lezithin
    Beyni ve sinirleri besliyor, öğrenmeyi güçlendiriyor.
    MANTAR
    Sodyum, Potasyum, Kalsiyum, Magnezyum
    Kasları güçlendiriyor, saç ve tırnakları besliyor.
    ACI MARUL
    Yaşamsal önem taşıyan maddeler, Eser element, Potasyum, Fosfor
    Yağ metabolizmasını düzenliyor, felç riskine karşı koruyor.
    BEZELYE
    Bitkisel protein, Magnezyum
    Kolesterol düzeyini düşürüyor, bğırsak kanser riskni azaltıyor.
    ÇİLEK
    C vitamini, Kalsiyum, Potasyum
    Bağışıklık sistemini güçlendiriyor, metabolizmayı harekete
    geçiriyor.
    REZENE
    C vitamini, Uçucu yağlar, Demir, Potasyum, Kalsiyum
    Öksürüğü önlüyor, vücuda oksijen alımını artırıyor.
    KÜMES HAYVANLARI
    Protein, Potasyum, Magnezyum, B vitamini, Çinko
    Baş ağrısı sorununa karşı etkili, stresten arındırıyor.
    GREYFURT
    Folikasit, C vitamini
    Kan basıncını azaltır, kan yapımını artırır.
    YULAF
    Karbonhidrat, Demir, Magnezyum, B vitamini
    Enerji sağlıyor, kas kramplarını önlüyor, idrar söktürüyor.
    KUŞBURNU
    Likopen, C ve E vitamini, Demir
    Soğuk algınlığı ve gribe karşı önleyici etkiye sahip.
    RİNGA BALIĞI
    Omega3 yağ asidi, Sodyum, Potasyum
    Damar sertliğini ve yüksek tansiyonu önlüyor.
    AHUDUDU
    C vitamini, Potasyum, Kalsiyum, Demir, Folikasit
    Virüs ve bakterilere karşı koruyor, tümör oluşumuna engel oluyor.
    MÜRVER
    Potasyum, B1 vitamini, C vitamini
    Terleten ve öksürüğü azaltan etkiye sahip. Kabızlığa iyi geliyor.
    YOĞURT
    Kalsiyum, Riboflavin, B12 vitamini
    Bağırsak kanserine karşı bağışıklık sistemini güçlendiriyor.
    FRENK ÜZÜMÜ
    C vitamini, Niasin, Kalsiyum
    Sinir ve bağışıklık sisteminin güçlenmesini sağlıyor.
    PEYNİR
    Protein, Sodyum, Potasyum, Kalsiyum
    Kemikleri güçlendiriyor, sinirleri koruyor.
    HAVUÇ
    A vitamini, Selenyum
    Sperm üretimini sağlıyor, vücudu enfeksiyonlara karşı koruyor.
    PATATES
    Mieraller, C vitamini, Bitkisel Protein, Potasyum
    Kansere karşı koruyucu, vücudu toksinlerden arındırıyor.
    KEFİR
    Asit laktik, Asit laktik bakterileri
    Bağırsak enfeksiyonuna, kabızlığa ve gaza iyi geliyor.
    KİVİ
    C vitamini, Karotionid, Flavonoid
    Zayıflatıyor, bağışıklık sistemini güçlendiriyor.
    SARIMSAK
    Quercetin, Ajoene ve Allisin
    Kansere karşı bağışıklık sistemini güçlendiriyor.
    SOM BALIĞI
    Omega3 yağ asidi ve D vitamini
    Kemikleri güçlendiriyor, meme kanseri riskini azaltıyor.
    PIRASA
    Allisin, Çinko, Manganez, Selenyum
    Kan basıncını düşürüyor, kalbi ve damarları güçlendiriyor.
    MERCİMEK
    Çinko ve Aminoasit
    Yorgunluğu gideriyor, strese karşı etkili
    MISIR
    Çinko, Magnezyum ve B vitamini
    Stresle savaşıyor, bağırsak kanserini önlüyor.
    USKUMRU
    Omega3 yağ asidi, D, B6-B12 vitaminleri ve İyot
    Kan basıncını düşürüyor, moral yükselten etkiye sahip
    MANGO
    A ve B vitamini, Çinko
    Cinsel enerjiyi yükseltiyor,orgazm yeteneğini artırıyor.
    DENİZ BİTKİLERİ
    Omega3 yağ asidi, Pantothenik asit
    Kolesterol düzeyini düşürüyor, kalp krizi riskini azaltıyor.
    SİYAH TURP
    C vitamini, Kalsiyum, Potasyum, Demir
    Bağışıklık sistemini ve kan dolaşımını güçlendiriyor.
    KAVUN
    Mahnezyum, Potasyum ve Kalsiyum
    Vücuttaki su düzeyini ayarlıyor, idrar oluşumunu artırıyor.
    SÜT
    Kalsiyum, D, A ve B2 vitaminleri
    Kemik oluşumunu teşvik ediyor, bağırsak kanserine karşı koruyor.
    PEYNİR SUYU
    Sodyum, Potasyum, Kalsiyum, Laktik asit bakterileri
    Sindirim sistemi şikayetleri ve mide yanmasına karşı iyi geliyor.
    CEVİZ, FISTIK, FINDIK
    B ve E vitamini, Çinko, Demir
    Sakinleştiriyor, uyumayı sağlıyor, stresi azaltıyor.
    ZEYTİNYAĞI
    Doymamış yağ asidi, E vitamini
    Kötü huylu kolesterol düzeyini düşürüyor, hücreleri koruyor
    PORTAKAL
    B ve C vitamini, Potasyum, Kalsiyum, Selenyum
    Vücuttaki fazla suyun atılmasını sağlıyor.
    PAPAYA
    Karotinoid, Enzimler, C vitamini
    Kalp hastalıklarını önlüyor, stresi azaltıyor
    YEŞİL-KIRMIZI BİBER
    Capsaicin, A ve C vitamini, Çinko
    Baş ağrısı ve migrene karşı koruyucu etkiye sahip
    ERİK
    Potasyum, Demir, B vitamini
    Vücuttaki fazla suyun atılmasını sağlıyor, enerji veriyor.
    KIRILMAMIŞ PİRİNÇ
    Protein, Potasyum, Kalsiyum, Magnezyum
    Mide anması ve gaza karşı etkili. Vücuttaki fazla suyu atıyor.
    RAVENT
    Magnezyum, Manganez, Kalsiyum, B vitamini
    Sağlıklı kemiklerin oluşumuna katkıda bulunuyor.
    DANA ETİ
    Demir, Protein ve Potasyum
    Soğuk algınlığı, öksürük ve gribe karşı iyileştirci etkiye sahip.
    LAHANA TURŞUSU
    Laktik asit bakterileri ve B12 vitamini
    Tümör oluşumunu önlüyor.
    KEREVİZ
    Potasyum, Sodyum, Kalsiyum, Magnezyum
    Kabızlık, mide ve bağırsak sorunlarına karşı etkili.
    SHIITAKE MANTARI
    Lentinan, D vitamini
    Bağışıklık sistemini güçlendiriyor, kanser oluşumunu engelliyor.
    SOYA
    Yağ, E vitamini ve Protein
    E vitamini hücreleri koruyor, kanser riskini azaltıyor.
    ISPANAK
    A vitamini, Folik asit, Magnezyum, E vitamini, Manganez
    Sinirleri güçlendiriyor. Özellikle hamilelikte tavsiye ediliyor.
    TOFU
    Protein, Potasyum, Kalsiyum, Magnezyum
    Metabolizmayı uyarıyor. Kemik yoğunluğu için önemli.
    DOMATES
    Likopen, Folikasit, Tyrosin
    Likopen kansere karşı koruyor, folikasit hücre yapımını uyarıyor.
    TON BALIĞI
    Omega3 yağ asidi, D vitamini, Potasyum, İyot
    Kolesterol düzeyini düşürüyor, sinir hücrelerini koruyor.
    KABA ÖĞÜTÜLMÜŞ ÇAVDAR
    Magnezyum, Karbonhidrat, B vitamini
    Enerji sağlıyor, stresi azaltıyor.
    KABA ÖĞÜTÜLMÜŞ BUĞDAY
    B vitamini, Demir ve Magnezyum
    Bacak kaslarındaki krampları yok ediyor. Uyku süresini azaltıyor.
    KIRMIZI ÜZÜM
    Phyto-östrojen, Potasyum, Kalsiyum
    Yüksek tansiyona karşı iyi geliyor, trombozları önlüyor
    BEYAZ-KIRMIZI LAHANA
    C vitamini, az oranda B vitamini, Kalsiyum
    Bağışıklık sistemini güçlendiriyor, stres semptomlarıyla savaşıyor.
    LİMON
    C vitamini ve Glucarate
    Bağışıklık sistemini güçlendiriyor, mide kanserini önlüyor.

    globalce grubundan alinmistir

  3. Esas

    ASit-Alkali Dengesi

    Bedende alkalilik sağlanırsa - özellikle marul , havuç ve kereviz ile -
    kandaki bu besinler kişiye bağışıklık kazandırır. Marul , havuç, kereviz
    bazı dejeneratif hastalıkları önleyebilir. Havuçta yüksek oranda beta
    karoten vardır, beta karotenin kansere karşı koruyucu etkisi vardır. Marul
    ve kerevizde çok sayıda önemli vitamin ve mineraller vardır. Havuç, marul ve
    kereviz, vücutta yüksek derecede alkalilik oluşturur.
    Bunun anlamı nedir? Yanıt için biyokimyaya bakalım.
    Bedende pH Dengesi
    Çoğu vücut sıvıları, optimum metabolik fonksiyon için biraz alkalilik
    tarafında tutulmalıdır. Kan 7.4 pH ' ta veya buna yakın bir değerde
    olmalıdır. Bedenin aşırı asitliği nötralize etmesi için, özel tampon
    sistemini seferber etmesi için, bu alkalilik çok hayati önem taşır. Bu
    kompleks tampon sistemindeki hayati hat, bedenin alkali rezervidir. Beden,
    sistemde alkaliliği sağlamaya yardım etmek için alkali mineral elementleri
    çeker. Ancak, alkali rezervindeki mineraller düzenli olarak gıdalardan
    tekrar sağlanmalıdır.

    Bu nedenle alkali-oluşturan diyet çok önemlidir. Tüm gıdalar, metabolize
    olduktan sonra, bedende ya asit ya da alkali oluşturan mineral elementler
    bırakırlar. Alkalizing (alkali-yapıcı) gıdalar ; kalsiyum, sodyum,
    magnezyum, potasyum, demir ve manganez gibi baskın olarak alkali-oluşturan
    mineralleri içerir. Diğer taraftan, asitleyici gıdalar, bakır, iyot, fosfor,
    kükürt ve silikon gibi asit oluşturan mineralleri içerir.

    Çoğu meyve ve sebzeler alkali oluştururlar. Etler, tahıllar ve çoğu yağlar
    asit oluşturur. Optimum sağlık seviyesi elde etmek için gıdalarımızın % 80 '
    ini alkali-oluşturan gıdalardan seçmeliyiz. Asit oluşturan gıdalar ise % 20
    oranında tüketilmeli.

    Aşırı asidik diyet bedenin biyokimyasal dengesini bozarak, çok sayıda
    hastalıklara neden olur. Bedendeki aşırı asitlik, hücresel metabolizmaya
    engel olur, lymphatic fonksiyonu azaltır ve enerji üretimini yavaşlatır.
    Metabolik ve sindirim enzim fonksiyonu bozulur, sindirim kuvveti azalır ve
    toksinlerin birikmesine neden olur. Sonuç olarak, beden soğuk algınlığına ,
    enfeksiyonlara ve kronik hastalıklara karşı daha az dirençli olur.

    Soğuk Algınlığına Hassaslık

    Soğuk algınlığı mikropları alkali bir sistemde yaşayamaz. Bedeni alkali
    seviyede tutmak, virüslerin bedene girmesine engel olur. Aşırı asitlikten
    etkilenen beden sistemlerinden biri lenfatik sistemdir. Bu, bedenin en büyük
    atık giderme mekanizmasıdır ve ayrıca bağışıklık sisteminin önemli bir
    bölümünü oluşturur. Lenf sıvısı, lenfatik yolun ağı boyunca, kanın dolaşım
    sistemi gibi akar. Gerçekte, lenf damarları, küçük lenf kılcallarında,
    direkt olarak kan kılcallarına bitişiktir. Lenf, sistemde bir süpürücüolarak görev yapar, hücrelerden atık partikülleri toplar ve bunların
    parçalanmasını ve bedenden atılmasını sağlarlar. Virüs ve bakteriler de,
    lenfler tarafından filtrelenir ve tahribedilir. Lenf sıvısının fonksiyonunu
    optimum yapabilmesi için, alkali bir ortama sahip olması gerekir.

    Aşırı asitlik lenflerin yavaşlamasına neden olarak, lenfatik birikme olarak
    bilinen bir durumu yaratır. Bu, lenf düğümlerinin, lenfatik damarların ve
    organların (dalak, bademcikler ve timus bezi) büyümesi, iltihaplanması ve
    sertleşmesi şeklinde ortaya çıkar. Artan lenfatik birikme ile, bağışıklık
    yanıtı önemli derecede azalır, bu da soğuk algınlığı ve diğer virüs ve
    bakteriyel enfeksiyonların bedene kolayca girebilmesine neden olur.

    Optimum bağışıklık fonksiyonu için, diyet ile bedenin alkaliliğini muhafaza
    etmek önemlidir ve virüs ile bakteriyel enfeksiyonlara karşı bize bağışıklık
    sağlar. Bunu elde etmek için iyi bir yol şuur ; "doğru beslenin, % 80
    alkaline gıdalar alın." Bu, sebze ve meyve grubundan % 80 gıda seçerek ve
    kalan % 20 ile protein, yağ ve nişasta ile diyeti birleştirmeyi içerir

    ASİT ve ALKALİ OLUŞTURAN GIDA LİSTESİ

    ALKALİ OLUŞTURAN MEYVELER ; Elma, kayısı, avokado, muz, böğürtlen, çilek,
    kavun, kiraz, greyfurt, limon, portakal, mandalina, hurma, incir, üzüm,
    şeftali, armut, ananas, domates, nar

    ALKALİ OLUŞTURAN SEBZELER ; Alfalfa, Yer elması, Kuşkonmaz, Yeşil fasulye,
    Pancar, Biber, Brokoli, Brüksel lahanası,Lahana, Havuç, Karnabahar,Kereviz ,
    Hindiba, Mısır, Salatalık, Karahindiba, Patlıcan, Sarımsak, Pırasa, Mantar,
    Bamya, Soğan, Bezelye, patates, kabak, deniz sebzeleri (Dulse, kelp, kombu
    vs.), ıspanak, bal kabağı, tere otu, tatlı patates.

    ASİT OLUŞTURAN MEYVELER ; Erik, kuru erik

    ASİT OLUŞTURAN SEBZELER ; Kuru fasulye, mercimek, nohut

    ALKALİ OLUŞTURAN ÇEŞİTLİ GIDALAR ; Kahve (organik, siyah, gıda ile alınan),
    yumurta sarısı, meyve suları (taze), bitki çayları, bal , Glyco-Thymoline,
    mineral su, rafine edilmemiş deniz tuzu.

    ALKALİ OLUŞTURAN SÜT ÜRÜNLERİ ; Ayran, süt (inek, keçi, ham), yoğurt (taze),
    kefir

    ASİT OLUŞTURAN SÜT ÜRÜNLERİ ; tereyağı, krema, peynir, pastörize süt,
    homojenize süt, kutulanmış süt, kaynatılmış süt, süt tozu.
    ASİT OLUŞTURAN ET ÜRÜNLERİ ; Tüm etler,(Sığır, kuzu, kümes , domuz, vs.),
    Tüm balıklar
    ALKALİ OLUŞTURAN ÇEREZLER ; Badem, kestane, hindistan cevizi (taze)

    ALKALİ OLUŞTURAN TAHILLAR ; Darı, (diğer tüm tahıllar asit oluşturur).

    ASİT OLUŞTURAN ÇEŞİTLİ GIDALAR ; Alkollü içkiler, Yumurta beyazı, İlaçlar,
    Soft içkiler (meşrubatlar), Siyah çay, Sebze yağları (İşlenmiş, rafine),tütün, sirke

    Genelde, tüm taşıma ve işlemler - depolama, nakliye, pişirme, kutulama ve
    dondurma - sebze ve meyvelerin alkali-oluşturma değerlerini azaltır. Çok
    taze ve tamamen olgun ürünler her zaman tercih edilmeli. Sebze ve meyveler
    taze değilse, doğal olarak muhafaza edilenleri alternatif olabilir.

    Denge Anahtardır
    Bir alkali dengesi çok önemli olmasına rağmen, alkalizasyon çabalarımızda
    fazla aşırı olmamalıyız. Aşırı alkalilik, aşırı asitlikten daha kötüdür.

    Hücresel bakım ve metabolik fonksiyon için, bedenin her gün belli miktarda
    yüksek kaliteli protein ve yağa gereksinimi vardır, bu nedenle asit
    oluşturan gıdalar tamamen elimine edilmemeli. Sağlıklı bir asit/alkali
    dengesi elde etmek için gerekli olan bedenin toksinleri bağlama yeteneğinde,
    proteinin hayati bir önemi vardır.

    Kısa bir periyot için ve terapik amaçlar için, sadece meyve ve sebzelerin ya
    da bunların sularının alındığı, temizleme diyetleri veya oruçlar iyi bir şey
    olabilir. Ancak, uzun süreli bakım diyetlerinin protein, yağ ve nişastanın
    dengeleyici etkisine gereksinimi vardır.

    Ayrıca yeterli protein alımı ile bedenin hidroklorik asit üretme yeteneği
    arasında bir bağlantı vardır, hidroklorik asit mide tarafından protein ve
    diğer besinlerin sindirimini başlatmak için salgılanır. HCl, diğer beden
    sıvılarının asit/alkali dengesini bozmaz, düzgün sindirimi sağlayarak
    asit/alkali dengesinin kurulmasına yardımcı olur. Böylece, bazı proteinler
    alkaliliği artırırlar. Örneğin balık, tavuk ve kuzu etinden proteinler
    alındığında, duodenum ' un (12 parmak bağırsağı) alt bölgeleri boyunca son
    reaksiyonu, normal bir alkalilik dengesine daha yakın olur.

    ALKALİLİK İÇİN SELF - TEST

    Bedenimizin aşırıasidik veya düzgün şekilde alkalize olup olmadığını nasıl
    bilebiliriz? Diyet seçimi en iyi göstergedir. Yüksek-kalitede proteinler,
    yağlar ve nişastalar ile desteklenen % 80 alkali-oluşturan bir diyeti
    takibedersek, bedenimizde olası olarak iyi bir alkali dengesi olacaktır.
    Vücut pH ' ının değerlendirilmesi için bir başka gösterge, pH kağıdı ile
    test etmektir. Tükürüğünüzün veya idrarınızın pH ' ını ölçebilirsiniz.
    Sağlıklı, düzgün bir bireyde, tükürüğün pH ' ı 7.4 ve idrarın pH' ı 6.4 '
    tür. Bu değerlerdeki sapmalar, bir dengesizliği gösterir. Test, ağızdan gıda
    alındıktan 2 saat sonra yapılmalı, asidik sonuç veren test onaylama için 2
    saat sonra tekrarlanmalı.

    BEDEN TAPINAĞINI BESLEMEK ; Simone Gabbay

  4. #100

    Esas

    Kansere karşı elma yiyin

    Araştırmalara göre, flavonol açısından zengin olan brokoli veya elma, pankreas kanseri riskini yüzde 50 azaltıyor.

    Amerikan Kanser Vakfı’nın 183 bin kişi üzerinde yaptığı araştırmaya göre, flavonol açısından zengin olan soğan, brokoli, lahana veya elma, pankreas kanseri riskini yüzde 50 azaltıyor.

    Pankreas kanseri özellikle sigara tiryakilerini vuruyor. Ancak yeterli miktarda flavonol içeren gıda tüketen tiryakiler kanser riskini yüzde 59’a kadar azaltabiliyor.

  5. #101
    Duhul
    Mar 2006
    İkamet
    İsRANTbul
    Gönderi
    14,416

    Esas

    arkadaşlar egzama için şifalı bir bitki varmı acaba ............................saygılar
    Aslında... İnsanlar sadece dua ederken dürüsttürler...


  6. Esas

    Balın koyu renklisini tercih edin...
    muratkinikoglu@yahoo.com
    ALINTI:AKSAM

    Yeni bir şey öğrenmek kadar beni mutlu eden bir şey yoktur. Geçen sene arıcılığa merak saldım. Birkaç arıcılık kitabı alıp, bahçeme de bir kovan koydum. Sonbaharda on petek bal aldım. Eşe dosta dağıttıktan sonra bütün kış ilaçsız, katkısız bal yedik. Doğayı ve hayvanları sevenler için az sermaye ve az emek gerektiren çok zevkli bir uğraş olduğunu söyleyebilirim. Kovanın yanına bütün bir yıl süresince üç dört kez gitmeniz yeterli. Evinizin etrafında biraz yeşillik varsa, hele hele küçük bir koru, çam ağaçları, kestane ağaçları bulunuyorsa hemen kolları sıvayın. Tek bir kovan sizin ve yakınlarınızın bal ihtiyacını fazlasıyla karşılayacaktır. Üşenmece yok... (Bildiğiniz gibi parmağınızı yalamanız için önce balı tutmanız gerekiyor.) İnternetten konu ile ilgili pek çok bilgi ve kitap bulabilirsiniz.

    Balın faydaları anlatmakla bitmez ama gene de yerken ifrata kaçmayın. Düzenli yiyorsanız günde bir tatlı kaşığını geçmeyin. Balın en önemli özelliği yaşlanmayı geciktiren ve hastalıklara karşı direncimizi artıran güçlü antioksidanlar içermesidir. Arıların balı çiçeklerden topladıkları polenlerden yaptığını biliriz de ağaç kabuklarında yaşayan böceklerden yaptıklarını bilmeyiz. Basra böceği denilen pamuklu böcekler kızılçam, karaçam, halep çamı gibi ağaçların üzerinde yaşarlar. Böceğin temmuz ve ekim ayları arasında salgıladığı şekerli sıvı, arılar tarafından toplanıp bal haline dönüştürülür. Çam balı da denilen bu balın rengi çiçek balına göre daha koyudur. Kıvamı bozulmadan ve donmadan uzun yıllar saklanabilir. İspanyol araştırmacılar koyu renk balların, açık renkli çiçek ballarına göre antioksidan açıdan daha zengin olduğunu buldular. Bu yüzden bal alırken, rengi koyu kahverengi olan balları, açık renkli ballara tercih etmenizi tavsiye ederim...



    --------------------------------------------------------------------------------



    Kalsiyum tek başına işe yaramaz

    Menopoz sonrası kemik erimesi olan bayanların kalsiyum almasının tek başına hiçbir işe yaramadığını daha önce de birkaç kez yazmıştım. Buna rağmen ilaç kullanımı gittikçe artıyor. Hastalarıma “Yürümediğiniz, spor yapmadığınız sürece kemikleriniz zayıflar, yuttuğunuz kalsiyum tabletleri de hiçbir işe yaramaz” dediğim zaman mahzunlaşıyorlar. Tam aksi “Teyzecim bu ilaçları yut, kemiklerin taş gibi olacak...” desem boynuma sarılacaklarını biliyorum. Geçen hafta Duke Üniversitesi’nin yaptığı bir çalışma yayınlandı. 232 yaşlı kadın üzerinde yapılan MR destekli çalışmada kalsiyum tabletleri alan hastaların beyin damarlarında kireç birikimleri oluştuğu görülüyor. Araştırmacılar kalsiyumun, kemiklerde değil beyin damarları cidarında birikerek zararlı olabileceğini düşünüyorlar. Bu sorun özellikle böbreklerinden kalsiyum atılımı az olan yaşlı hastalarda görülüyor. Çalışmayı yürüten Dr. Payne, 60 yaş üstü kadınların kalsiyum ve D vitamini alırken dikkatli olmaları gerektiğini söylüyor. Kısacası leblebi gibi ilaç yutmak yok, yürümeye devam...



    --------------------------------------------------------------------------------



    Unutkanlık için bir tavsiye

    Unutkanlıktan şikayet etmeyen yok gibi. Muayeneye gelen hastalarımın yüzde doksanı esas şikayetlerini anlattıktan bonus olarak bir unutkanlık ilacı yazmamı istiyorlar. Hani şöyle mucize bir hap olsa da yutsalar unutkanlıkları geçse! Maalesef unutkanlığa iyi geldiği “kesin olarak ispat edilen” hiçbir ilaç yok. (Olsa önce kendim içerdim.) İngiltere’deki Manchester Metropolitan Üniversitesi’nde yapılan bir çalışmada gözün sağdan sola horizantal planda hareket ettirilmesinin hafızayı %10 güçlendirdiği gösterildi. Diyelim ki gözlüğünüzü nereye koyduğunuzu veya eski bir tanıdığınızın ismini unuttunuz. Hemen bir koltuğa oturup önce dosdoğru karşıya bakın, sonra başınızı çevirmeden tam olarak sağa, sonra tam olarak sola bakın. Göz küreleriniz iyice sağa, sonra iyice sola dönsün. Bu işi 30 saniye kadar yaptığınızda unuttuğunuz şeyi hatırlıyormuşsunuz. Araştırmacılar bu hareketin beynin iki yarımküresi arasında bir iletişim başlattığını ve hatırlamayı kolaylaştırdığını söylüyorlar. Benden söylemesi, sizden denemesi...

  7. #103

    Esas

    Kirazın bilinmeyen faydaları

    Baharın habercisi kirazın kolesterolü ve kan şekerini düşürücü, kalp sağlığını iyileştirici etkisi var.İşte kirazın faydaları...

    Kirazın bilinmeyen özellikleri:

    Kiraz fitokimyasallar açısından zengindir. Bunlar: anthocyanins (mevye ve sebzelerin rengini veren pigmentler; ki bunlar hücreleri zararlı kanserojen maddelere karşı koruyan antioksidan özellikleri sebebiyle kansere karşı seçenek oluşturabilirler). Aynı şekilde bir flavonoid olan quercetinki içinde hem anti-kanser bir oluşum, hem de anti-imflamotoral ve intihistaminik (alerji ve enfeksiyon önleyici) özellikler taşıyan bir antioksidandır.
    Kiraz hem kolesterolü hem de kan şekerini düşürmeye yardımcı olabilir.
    100 gram kirazda, 17 bin miligram C vitamini bulunmaktadır. Her insanın günde 60-80 miligram C Vitamini alması gerekiyor.
    B1, B2, B5 vitaminleri, magnezyum ve kalsiyum da bulunmaktadır.
    Ürik asit ve ürat tuzlarının vücuttan atılmasını sağlayabilir. Bu nedenle romatizma ve gut hastalıkları, eklem kireçlenmesi ve damar sertliğinin tedavisinde kullanılabilir.
    Kabızlığı önlemede etkilidir.
    Kirazda bulunan kinik asit, böbreklerin taş ve kum yapmasını önleyebilir ve varsa zamanla dökülmesine yardımcı olabilir.
    Kandaki zararlı maddelerin vücuttan atılmasına yardımcı olabilir.
    Aşırı ilaç tüketimi ile karaciğerde oluşan yükün azaltılmasında yardımcı olabilir.
    Nikotinin vücuttan atılmasında yardımcı olur.
    İçerdiği meyve şekeri levüloz rahat sindirilebildiği için, şeker hastaları da kirazı yanında protein kaynağı besinlerle birlikte tüketebilir.
    A vitamininin önemli bir kaynağı olan karoteni içeren kiraz, göz problemlerinin önlenmesinde yardımcı olabilir.
    20 kirazda 12 - 25 miligram arasında antosiyanin bulunmaktadır, bu da bir aspirinden on kat daha etkilidir.
    30 gram kiraz sapını 1 litre suda 10 dakika kaynatarak hazırlayacağınız çay, böbrekleri çalıştırarak, diüretik (idrar söktürücü), kan ve idrar yolları temizleyicisi, safra akımını sağlayıcı, bağırsak düzenleyici etki gösterebilir.

  8. #104
    Duhul
    Feb 2004
    Yaş
    58
    Gönderi
    11,957
    Blog Yazıları
    7

    Esas

    KANTARON OTU VE KANSER...


    Kanserden Korkmayanlar Saglık Egitim ve Araştırma Dernegi Kurucusu Av.İLHAN DEMİR

    Merhaba,
    Bu siteyi hazırlamaktaki amacım, yüzbinlerce insanımızın derdi olan
    kanserden korkmamanız içindir. Kanserle yaklaşık 3 yıl
    önce tanıştık. Eşim göğsünde bir sertlik oldu ğunu söyledi. Hemen
    doktora gittik. Patoloji sonucu; kanser olduğunu öğrendik.

    Hemen ameliyatla göğsü alındı. Bir ay kadar sonra kemoterapiye başladık. 6 kür boyunca eşim öldü öldü dirildi. Mide bulantısı ve kusma ile geçti bu 6 kür. Yatak döşek yattı. Hiç alışık olmadığımız bir şeydi. Çoluk çocuk perişan olduk eşimin bu haline. Ama eşim daha çok perişan oldu. Çünkü bütün sıkıntıyı çeken kendisiydi.

    Radyoterapiye gerek görmediler. Kemoterapi bitince ayda bir kontrollere başladık. Her şey gayet iyi gidiyordu, ta ki, eşim bir sabah sırtında ağrılarla uyanana kadar.

    Önce soğuk algınlığı zannettik. Fakat MR çekilince eşimin kemiklerine yayıldığını öğrendik. Boynu, sırt kürek kemiği, belinde iki kemik, kalça kemiği ve ayak dirsek kemiğinde tutulum yani kanser va rdı. Önce radyoterapi uygulandı. 6 kemiğe birden radyoterapi verilemezdi. Bu yüzden en fazla tutulum olan iki
    kemiğe radyoterapi verildi. Radyoterapi bitince bir hafta aradan sonra kemoterapiler başladı. 4. kürde eşimin karnında bir tümör oluştu.
    Doktorumuz kemoterapiye devam etti. 6. kür bittiğinde eşimin karnındaki tümör 25 cm olmuştu.

    Hemen radyoterapiye sevk edildik. Burada uygulanan radyoterapiden sonra eşim dinlenmeye çekildi. Bu arada çekilen MR sonucuna göre kemoterapi hiçbir fayda vermemişti. Aksine tutulum (kanser) kemik
    iliğine sıçramıştı.
    Bu noktada artık radyoterapi ve kemoterapiye güvenimiz kalmadı. Doktorumuz da çaresizlik içerisinde ilaçların ve tedavilerin fayda etmediğini söyledi.

    Artık alternatif tıp tedavisine yönelmenin zamanı gelmişti. Yapacak başka bişi kalmamıştı. Klasik tedavi fayda vermiyordu.

    İşte tam bu sırada, değerli dostum Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi KBB Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Erdoğan İnal, kantaron otundan bahsetti. Dediğine göre, kayınpederi mesane kanseri imiş ve 7 kere ameliyat geçirmiş. Mesanesin alınmasına karar verildiği bir sırada kantaron otunun kansere iyi geldiğini öğrenmiş ve zaten kaybedecek bir şey yok deyip kayınpederine uygulamış. 3,5 ay sonra alınan neticelerde, kanserden eser kalmadığını görmüş.Benimde eşime kantaron tedavisi uygulamamı önerdi.

    Zaten bizimde yapacak bir şeyimiz kalmamıştı. Hemen kantaron suyu tedavisine başladık. Ozon tedavisi ile birlikte kantaron tedavisini de yürüttük. Yaklaşık 2 ay sonra yapılan patalojik inceleme de eşimin karnındaki kitlede kanser tümörünün kalmadığı şeklinde bir rapor aldık.

    Kemiklerdeki durumu henüz MR çekilmediği için bilmiyoruz. Ancak eşim alternatif tedavi ve Prof. Dr. Erdoğan İnal hocanın tavsiyeleri sonucu şimdi gayet iyi.

    Böyle bir tedaviyi herkesle paylaşmak istedim. Kanserden korkmayın. Tedavisi var. Yeter ki doğru tedaviyi uygulayın.

    Av.İLHAN DEMİR / ANKARA
    Marmara Sok. 16/7 Sıhhiye/Ankara
    Tel: 0312 - 4315680
    Cep: 0533 7179766"

  9. Esas

    sayın serenler;
    kantaron'u nasıl uyguladınız ? biraz açıklar mısınız ? sağolun.

  10. #106
    Duhul
    Feb 2004
    Yaş
    58
    Gönderi
    11,957
    Blog Yazıları
    7

    Esas

     Alıntı Originally Posted by moral Yazıyı Oku
    sayın serenler;
    kantaron'u nasıl uyguladınız ? biraz açıklar mısınız ? sağolun.
    Kantaraonu ben uygulmadım, yararlı olup olmadığı hakkında net bir bilgiye de sahip değilim.
    Kullanan kişi adres ve telefon bilgilerini net olarak oraya yazmış.
    İsterseniz bir sorun.

  11. #107

    Esas

    Bol bol elma yiyin!

    Elma en kolay ulaşılabilen, türlü renk ve tatlarda çeşitleri olan bir meyve. Bu kadar bol olmasının bir sebebi olmalı. İşte sebepleri...

    Elma, tüm dünyada çok eskiden beri bilinen ve sevilerek yenen bir meyve. Yurdumuzda her çeşidi en yüksek kalitede yetiştiriliyor. Eski Çin tıbbında elmanın ateş düşürücü olduğuna inanılır ve akciğerin ateşli hastalıklarında serinletici bir etkisi olduğu kabul edilirdi. Tarih boyunca herkes tarafından kabul edilen ve şu anda bilimsel olarak ispat edilen etkisi ise, içerdiği posadan dolayı bağırsakları iyi çalıştırdığıdır. İçerdiği elma asidinin zararlı bazı bağırsak bakterilerinin üretimini frenlediği düşünülüyor. Eski Romalılar elmanın bağırsak çalıştırıcı özelliğini bildiklerinden dolayı kabızlık durumunda ilaç gibi kullanmışlar.

    Önlemede faydalı olduğu hastalıklar

    Bağırsak kanseri
    Düzenli tüketilmesi durumda içerdiği posadan dolayı bağırsakları çalıştırıyor. Posalı yiyecekleri çok tüketen Akdeniz ülkelerinde kalın bağırsak kanseri, bunları az tüketen Orta ve Kuzey Avrupa ülkelerinden çok daha az görülüyor. Meyve, sebze, salata, baklagiller ve doğal tahıl ürünlerini az tüketen zengin Kuzey Amerika'da kalın bağırsak kanseri oranı yüksektir.

    Kabızlık, kalın bağırsak kanserinin en önemli sebeplerinden biri. İçerdiği antioksidanların kanseri önlediğine inanılıyor. Sigaranın tüm kanser çeşitlerine sebep olduğu bilimsel bir gerçek. Bunlardan bir tanesi de mesane kanseri. Elmanın içindeki antioksidanlar sigara içenlerde mesane kanseri riskini azaltıyor.

    Kolesterol düşürücü
    Elma, posa ve antioksidan maddeleri içeren çok değerli bir meyve. Her posalı yiyecek gibi kolesterolü iki yoldan doğal bir şekilde düşürüyor.

    - Dışarıdan aldığımız yağlı hayvansal gıdaların içerdiği kolesterolün bir kısmını içine hapsederek bağırsakta emilimini engelliyor ve dışkı ile vücut dışına atılmasını sağlıyor.

    - Sindirim için karaciğerden oniki parmak bağırsağına akıtılan safra asitlerinin bir kısmını emerek dışkı ile vücut dışına atılımını sağlıyor. Artan safra asitleri ihtiyacı, kanda bulunan kolesterolün safra asitlerine karaciğer tarafından çevrilmesi ile karşılanıyor. Bu durumda kandaki kolesterol miktarı az oranda da olsa düşmüş oluyor.

    Kalp-damar hastalıkları
    Kandaki ve dışardan alınan kolesterolü düşürme etkisi kalp-damar hastalıklarının önlenmesinde yardımcı rol oynuyor. Kandaki kolesterol, serbest radikaller (değişime uğramış oksijen molekülleri) tarafından okside olmadıkça damar çeperine yapışıp damar sertliği yapmaz. Elmanın içindeki antioksidan maddeler, özellikle de Quercetin, kandaki kolesterolün okside olup damar çeperine yapışmasına engel oluyor. Böylece yüksek tansiyon, kalp hastalıkları ve felci önlüyor.

    Şeker hastalığı
    Şeker ve şekere dönüşen beyaz ekmek, beyaz makarna, beyaz undan yapılan tüm besin maddeleri, ayrıca patates ve mısır kan şekerini çok hızlı yükselttiğinden dolayı şeker hastalığının baş düşmanlarıdır. Buna karşılık posalı yiyecekler, kan şekerinin ani yükselmesini önlüyorlar.

    Elmanın içindeki pektin maddesi şekeri içine hapsederek bağırsakta hızlı emilimi dolayısıyla kan şekerinin hızlı bir şekilde yükselmesini önlüyor. Doktorunun tavsiyesi dahilinde elma, şeker hastalarının tüketebileceği en faydalı meyvelerden biri.

    Şişmanlık
    Tatlı yerine elma yemeyi seçen kişilerin kilo almamalarında yardımcı rol oynuyor. Çünkü ani kan şekeri yükselişine sebep olmuyor. Dolayısıyla aşırı insülin salgılanmasına, buna bağlı olarak kan şekerinin çok hızlı düşüp sık acıkmalar yaşanmıyor. Diyet esnasında meyve saatinde elma tüketimi tokluk hissinin uzun sürmesini sağlıyor.

    Ne kadar yenmeli?
    Günde, bir orta boy elma yemek yeterli. Asla kabuğunu soymayın. Elma her mevsim bulunan bir meyve. Buzdolabında iki hafta bozulmadan saklanabilir.

  12. Esas

    Bayan viagrası.
    aşağıdaki formülü hazırlayıp,dümenden bacaklardaki varis ve selülitlere iyi geldiğini söyleyeceksiniz.formülü bacaklarına süren bayan , yok başım ağrıyor yok bebek ağlıyor yok bu gece yorgunum demiyecektir.kovalayan bayan kaçan siz olacaksınız.

    Malzemeler:

    1... 100 ml. badem yağı

    2... Her birinden yirmi (20) damla olmak üzere; lavanta,biberiye, kişniş ve gül yağı...

    3... Yarım vanilya çubuğu..(vanilya çubuğu taze olmalı ve ufak parçalara bölünmeli) .



    Hazırlanışı:

    Tüm bu malzemeleri iyice birbirine karıştırıp, koyu renkli cam bi şişeye koyuyoruz... Hemen akabinde vanilya çubuğunu da şişenin içine parçalara bölüp atıyoruz... Ardından şişenin ağzını kapatıp güneş ışığı görmeyecek bir yerde 48 saat bekletiyoruz (oda sıcaklığında olması etkiyi artırır.)


    Hazırlamasını yapamayanlara bizzat hazırlayıp gönderebilirim.

    bu formül sadece hissenet üyelerine özeldir.
    Son düzenleme : adnanfd; 08-07-2007 saat: 01:25.

Gönderi Kuralları

  • Yeni konu açamazsınız
  • Konulara cevap yazamazsınız
  • Yazılara ek gönderemezsiniz
  • Yazılarınızı değiştiremezsiniz
  •