KEYFE GÖRE BİLİMSELLİK!
30 Eylül Cuma
Bildiğiniz gibi sn.Erzengin bir çok yazısında bilimsel veriler kullanmakta ve böylece yazıları okurun gözünde otomatikman bilimsel yazı olarak algılanmaktadır. Halbuki bilimsel araştırma, yazı veya incelemenin tek koşulu bilimsel verilerin kullanılması değil, aynı anda o verilerin ortaya çıkardığı sonuçlara bilimsel mantık yoluyla varılmasıdır. Yani önemli olan sadece çoğu okurun okumaktan üşeneceği sayıları ve anlamakta zorluk çekeceği terimleri ardı ardına sıralamak değildir. Ayrıca sonuca giderken, nasıl ve en önemlisi neden o sonuca gidildiği de açık bir şekilde anlatılmalıdır.
Şimdi size meselenin esasını anlatacağım;
Bildiğiniz gibi temel analistlerin kullandığı PD/DD oranı, yani piyasa değeri/defter değeri diye bir oran mevcuttur. Bu oranı hesaplamak eski işletmeciler için kolaydı. Çünkü onların kullandığı sayılar ve verilerin hepsi gözle görülür ve ellenebilir cinstendi. Örneğin arazi, veya makine veya bina! Borçlar pasifler hanesindeydi. Alacaklar aktifler hanesinde. Ancak teorik olarak 1960’lı yıllarda, pratikte ise 1990’lı yıllarda ise gözle görülemeyen, elle tutulamayan ancak aslında varolan bir şey daha ortaya kondu. Bunun adı entelektüel sermaye idi. Bu sermayenin resmi tanımı ‘entelektüel sermaye zenginlik yaratmak üzere kullanıma sokulabilen entelektüel varlıklardır; yani bilgi, enformasyon, entelektüel mülkiyet ve deneyimdir.’ şeklindedir. Buraya kadar sorun yok. Entelektüel sermaye şirkete değer katıyor. Ancak bu sermayenin şirketin değerine ne kadar katkı yaptığı veyahut ne kadar katkı yapacağı belli değil. Meselemiz budur. Çünkü insana PD/DD oranını 3’e çarpıp ‘Hedef Piyasa Değeri’ni bulmak yolu nasıl bulundu? diye sorarlar. Sonra birden trendi güçlü görünce çarpan 3 rakamını aniden 4 yapınca yine ‘NEDEN?’ diye sorarlar. İşte o zaman ‘4 rakamında kanaat getirdim!’ yanıtı doğru bir yanıt olmaz. Bilimsel ise hiç olmaz.
Şimdi size iki çalışmadan bazı bölümler aktaracağım. Bu çalışmaları yapanlar sn.Erzengin’in yüzdüğü bilim deryasında ondan çok önde olan yüzücülerdir. Ancak onların çalışmalarında mesnetsiz sonuçlar ve kanaate göre uydurulmuş rakamlar yok.
İlk çalışmanın başlığı ENTELEKTÜEL SERMAYENİN İŞLETMELERİN PİYASA DEĞERİ ÜZERİNDEKİ ETKİSİ VE İMKB-100 İŞLETMELERİNDE GÖRGÜL BİR ÇALIŞMA olup Yrd.Doç.Dr.Birol Yıldız’a aittir. Bu çalışmanın üçüncü sayfasında şu cümleler mevcuttur;
Entelektüel sermayeyi bilmeceye çeviren en önemli özellik, onun görülemez, hayli değişken ve dolayısıyla objektif olarak ölçülemez olmasıdır. Genel kabul görmüş muhasebe metotları ya da ülkemizde uygulanan tek düzen muhasebe sistemine göre entelektüel sermayenin firmaya kattığı değeri ne ölçebilmek nede doğru ve anlamlı bir şekilde raporlayabilmek mümkündür. Entelektüel sermaye varlıklarını muhasebeleştirebilmek için yeni finansal kavramlar ve uygulamalar geliştirilmelidir.
Yani eğer sn.Erzengin yeni bir buluş yapmadıysa halen bu entelektüel sermayenin şirkete ne kadar katkı yaptığını bulan kimse yoktur. Özellikle 3, 4 veya 5 çarpanlarını bulan hiç yoktur.
İkinci çalışmanın başlığı ise ENTELEKTÜEL SERMAYENİN TEMEL FİNANSAL TABLOLAR ARACILIĞIYLA SUNULMASI olup, Prof Dr. Mustafa Çıkrıkçı tarafından yapılmıştır. Toplamı 14 sayfa olan bu çalışmanın sonuç kısmında şöyle deniyor;
Belirtilen entelektüel değerlerin işletme düzeyinde ölçülmesi soyut varlıklar olmaları nedeniyle kolay değildir. Bununla birlikte gerek unsurlar bazında gerekse işletme düzeyinde ölçülmesine yönelik geliştirilmiş çeşitli yöntemlerin bulunduğunu belirtmek mümkündür. Bu yöntemlerden entelektüel sermayeyi işletme düzeyinde ele alan Piyasa Değeri/ Defter Değeri, Tobin’in Q oranı ve Maddi Olmayan Varlıkların Değerlerinin Hesaplanması yöntemleri bulunmaktadır. Gerek Piyasa Değeri / Defter Değeri yönteminde gerekse Tobin’in Q oranı yönteminde işletmenin sahip olduğu entelektüel sermaye düzeyinin ölçülmesindeki esas, işletmenin piyasada oluşmuş cari değeri ile defter değeri arasındaki farkın ortaya konmasıdır. Tobin’s Q oranını bu manada farklı kılan hesaplamada defter değerini değil de varlıkların yerine koyma değerlerini kullanmasıdır. Bu noktada dikkat edilmesi gereken husus, yöntemlerde ele alınan verilerin sermaye piyasalarında oluşan işletme değerleri olması ve Türkiye gibi gelişmekte olan ülke sermaye piyasalarında bazen spekülatif ataklar gibi dış faktörler nedeniyle işletme değerinin olması gerekenden farklı düzeylerde gerçekleşmesidir.
Paragrafın son cümlesi o kadar güzel ki! Yorum gerektirmiyor bile! Diğer yandan bendeniz oturup çalışmanın dipnotlarını da okudum. Orada da bizim gibi ülkelerin şirketleri tarif ediliyor;
İşletmelerde, sahip veya yöneticilerce işletmenin gerçek değerini ortaya koymaktan uzak, tarihi maliyet esasına dayalı bilgilere dayanılarak karar alınması, işletmelerin gelecekte bir takım sorunlarla karşılaşmalarına neden olabilmektedir. Bu sorunlar işletmelerde, alternatif yatırımlar arasında rasyonel karar alamama, finansal ve yönetim açısından başarısızlığa uğrama, hedefleri doğru seçememe, istenilen hedefe ulaşamama vb. şeklinde ortaya çıkabilir. Diğer yandan yatırımcılar, ortaklar ve kredi kuruluşları gibi çıkar gruplarının da gerçeği yansıtmayan bilgilerle işletme hakkında karar almaları doğru olmayan neticeler doğurabilmektedir.
Sonuç olarak esas sorun benim temel analize karşı olmam değil. Çünkü bu mümkün olmayan bir şey! Sorun şudur; Hiç kimse kendi kanaatlerine veya isteklerine bilimsellik örtüsü giydirerek amatör borsa yatırımcısına satmamalı. Hiç kimse sayılar ve grafiklerin arkasından kanaatine göre özel rakamlar üretip o rakamlara ‘Hedef Piyasa Değeri’ adını koymamalı. Nitekim geçen hafta UFRS’ye göre tesnif edilmiş bilançolarda bile T.Kalkınma Bankasının PD/DD oranı 4.04 iken, Gima’da bu oran 93.52, VİVA Sigorta’da 20.86 ve Alcatel Teletaş’ta 9.95’tir. Ayrıca en son çarpanı üçten dörde çekilen hedef piyasa değerine yakın birçok PD/DD oranı da mevcut. Gerçek şu ki, sıcak para nereye kadar gitmek isterse hedef orasıdır. Yükseliş trendleri sırasında hedef belirlemek göreceli bir kavram olup sadece bir tahminden ibarettir. Alıntı yaptığım çalışmalara ve diğer dokümanlara internetten kolayca sahip olabilirsiniz. Onları anlamak için ruban sınıfından olmanız şart değil!
Dr.Arman Afrashi (KMX)
Yorumlar
1 Ekim Cumartesi, 21:19
Sn.chem73
Konuyu çok iyi özetlemişsiniz!:)
KMX
KMX
1 Ekim Cumartesi, 18:09
sayın KMX bence bir hissede neredeyse milyar dolarlara varan alım yapan para akıllıdır. bilimsel bütün yöntemleri kullanır. ancak borsa spekülasyondur gerçeği unutulmamalı.Evet "Hedef Değer " vardır ama bizim için söz konusu değil piyasa yapıcılar için geçerlidir. saygılar
chem73
1 Ekim Cumartesi, 13:15
değerlendirmeleriniz için teşekkür ederiz.
serdar72
1 Ekim Cumartesi, 12:42
Sn.SAHAN,ufukt,dinleyici ve Kashmir
Teşekkürler. Bu yazıyı yazmak için gece 24 ten sabah 03'e kadar zaman harcadım. Tüm tartışmalara ve kişiliklerimizin uyuşmamasına rağmen sn.Erzengin'in temel analizi iyi bildiğini düşünüyorum. Eleştirdiğim konu 'hedef piyasa değeri' kavramı ve gelecek için verilen rakamlardır.
KMX
KMX
1 Ekim Cumartesi, 03:39
(Mantıksızlığın iç mantığı); ancak bu kadar iyi izah edilebilir...Sizi boş yere takip etmiyoruz...iyi niyetiniz,paylaşımlarınız için sonsuz teşekkürler
Kashmir
1 Ekim Cumartesi, 00:46
on numara eline saglık
dinleyici
30 Eylül Cuma, 19:18
Borsalarda oluşacak fiyatların önceden tahmini tamamen falcılıktır. Ne tenik, ne temel analiz nede takas analiz sonucu bir fiyat söyleyemeyiz. Günümüze kadar oluşan datalardan çıkarılan bazı sonuçlar vardır. Bu sonuçlara göre de gelecek hakkında çıkarımlarda bulunuyorlar. Bazıları doğru çıkabilir bazılarıda hatalı sonuç verebilir. %50 lik olasılığa görede bu normaldir. Borsa konusunda da ben biliyorum şöyle olur demek kadar saçma bir şey yoktur. Bunu söyleyenler söylediklerinin gerçekleşmediği durumlarda hep bir bahanesi vardır. Direnç oluştu, beklenmedik bu kötü olay olmasaydı olacaktı, eliot dalgası hatalı sayılmış............ Bence sayın Kmx'ın yaptığı gibi gelecekle ilgili bir öngörün olmalı ve bu yolda kıpırdamadan ama yakından izleyerek yürümelisin. Gidecek yolun kalmadığını görene kadar. 2000 senesindeki çıkış olmasaydı şimdi geçmişte görülen 3.5 $ endekse nasıl gittiğini göremezdik.
ufukt
30 Eylül Cuma, 18:36
bizim borsada tek yegane gercek ARZ-TALEP gerisi fasa fiso eminim işkembe sevenler diye bir hisseyi tavan tavan som altın kaplı bir hisseyide taban taban yaparlar bu çakal kan emicileri bir yok edebilirsek her şey çok daha güzel olacak
SAHAN
30 Eylül Cuma, 18:22
Sn.lidyalı
Temel analiz de kullanılan birçok oran ve data var. FK benim özellikle önem verdiklerimin arasında değil. PD/DD oranına bakarım. Şirketin borçluluğuna mutlaka bakarım. UV, KV borçların oranı. Bunların duran varlıklara oranı. Esas faaliyet karı. Kar marjı. Aslında bunların hepsine bakmak iyi olur. Hepsi değerlidir. Temel analiz iyi bir yöntemdir. Genel olarak şirketin o gününü geleceğini gösterebilir. (Gösteriyor demiyorum!). Ancak fiyatının ne olacağını gösteremez.
KMX
KMX
30 Eylül Cuma, 18:15
Sn.Chess
Kimsenin size psikolojik baskı yapmasına izin vermeyin. Size yapılan aynen budur.
KMX
KMX
30 Eylül Cuma, 18:13
Sn.hayko
Teşekkürler. İnternet sayesinde pirlik, hocalık ve benzeri şeyler aşılabilir.
KMX
KMX
30 Eylül Cuma, 18:10
Sn.gametheorist
Gerek istatistik, gerekse temel verilerin hepsi kullanılabilir ve yararlı olabilir. Mesele şirketlerin fiyatlarının PD/DD çarpı 3 veya 5 veya 45'ten dönmeleri değil. Önemli olan bu çarpanın nasıl ortaya çıktığıdır. İşte bu yüzden 'neden 3.5 değil de 4?' diye sormuştum. Burada benim karşı çıktığım şey temel analiz değil. Temel analizin kutsanması ve yazarın isteğine göre değişebilen çarpan rakamıdır. Bu tip bir rakam ancak değişik emerging marketlerde yapılan uzun vadeli istatistiksel çalışma ile elde edilebilir. Elde edildiğinde ise bir gecede ansızın değiştirilemez.
KMX
KMX
30 Eylül Cuma, 17:30
sayın afrashi temel analizin önemli bir ayağı da bildiğiniz üzere f/k oranıdır pd/dd oranını f/k ile beraber düşünürsek daha anlamlı sonuçlar ortaya çıkmaz mı? bir şirketin karlılığı da onun pd/dd oranına etki eder sektördeki karlılığı düşük bir şirketin pd/dd oranı aynı sektörde karlılığı daha yüksek(veya zararı daha az)bir şirketle karşılaştırılırken sadece pd/dd oranına bakmak yerine, şirketlerin karlılık durumlarını da karşılaştırıp pd/dd oranının ne olması gerektiği hakkında yatırımcıları daha net bilgilendirmiş olur mu?değerli yorumlarınız ve emeklerininz için binlerce teşekkür....
lidyalı
30 Eylül Cuma, 14:41
Sayın Afrashi,
İşin aslını konuşmak gerekirse.
Hepimiz kendimize verilen yetiler, birikimimiz ve vaktimiz doğrultusunda bir arayış ve karar verme durumundayız.
Her konuda buradaki ve forumdaki değerli emek veren arkadaşlar kadar detaylı olma imkanımız takdir ederseniz yoktur.(Hatta sıfır emek verdiğimiz ve sadece okuduğumuz durumlar çoğunluktadır.)
Ancak Allah her insana "akıl" ihsan etmiş ve okuduklarından "sağduyu" kullanarak yararlanması yetilerini vermiştir.
Sn RUsh'ın sınıflandırdığı 4 kural gibi "digital" uygulamasak da gerçekleri "analog" olarak bulma imkanımız mevcut.
Yeter ki içgügülerimiz "akıl" ve "sağduyuya" ihanet etmesin.
Siz bu yazıları yazmasanız da aklı-selim sahipleri nasıl bakması gerektiğini biliyorlardı.
Emeğinize teşekkürler
Chess
30 Eylül Cuma, 11:04
Sayın Afrashi, Temel analiz, teknik analiz, ve piyasaların genel durumu,siyasi yapı,
dünya piyasaları tamamını öğrenebilmek özellikle bilgiye ulaşmanın çok kolay olduğu ortamda hem akademisyen olarak hemde amatör olarak mümkündür. Zaten önemli olan temel bilgileri öğrenmek öğrendikten sonrada bunların ışığında bir sonraki adımı yakalayabilmektir. Kısacası yarını görebilmek kabiliyetidir. Benim istediğim budur.
Siz benim için , yarını gören yorumlayan tartışmasız ender yazarlardan birisiniz.
hayko
30 Eylül Cuma, 10:11
Efendim herşey bir yana, bir Analiz metodunun bilimsel metot olarak görülebilmesi için sağlaması gerek 4 tane şart var!
Analizlerini bilimsel olarak lanse eden arkadaşlar ve belki de farkında olmadan meşrulaştıranlar sözüm size ıspat edin 4 şartı sağladıklarını!
rush
30 Eylül Cuma, 09:32
sayın afrashi,
benden her zamanki gibi 10 puanı gene aldınız, fakat bence istatistiksel bazı gerçekleri de analizlerde değerlendirmekte fayda var. sayın erzengin ile aranızdaki tartışmaya müdahil olmak istemem. fakat bendeniz de sayın erzenginden önce 1999-2001 arasıyla ilgili temel analziler yapmıştım. Bu analizlerde de sadece o dönemin de sağlam kağıtları olduğuna inandığım firmalar bakmıştım. bunlar kchol,sahol,isctr gibi kağıtlardı ve o kağıtların 3-4 civarı bir PD/DD yi gördüklerini ve düştüklerini takip ettim. elbette tnsas enkaI gibi saygın bazı hisseler de absürd PD/DD oranları görmüş olabilir. lakin tnsas'ın 138 PD/DD değerini ancak oyun teorileri açıklayabilir. ekonomik olarak bu ahreket bir safsatadır. Oyun teorisi de, birileri kışkırtma yoluyla önünde 5 yıl kar edemeyecek ve onlarca bedelli yapacak hisseye talep topladılar, şeklinde bunu açıklar. Bu tarz hareketler elbette olacaktır. zira ülkemiz malumunuz.
fakat şunu kesin ifade edebilirim ki bir sabancı 138 PD/DD göremez mesela. sonuçta temel analiz bize bir ışıktır asla tek gerçek değil elbette.
Amerikan borsasında da zaman zaman bazı kağıtlar sapıtmakla (millete pazarlanmakla) birlikte. orada da 4-10 arası dolaşan piyasaayı değerleri bizzat sayın erzenginden önce araştırdığımı ve gördüğümü de belirteyim. hatta sayın erzenginin sektörel bazda PD/DD yaklaşımını (örneğin teknoloji için IMKB de 7 gibi bir rakamın bahsedilmesi) da olumlu bir çaba ve istatistiksel olarak da doğrulanan (amerikada tabii ki) olarak görüyorum. Tek araştırılması gerekne bu işin arjantin ve brezilyada nasıl olduğudur ki, ne göreceğimi gayet biliyorum.
Sayın afrashi ve erzengin, çok isabetli ve ortada dönenleri başarılı bir şekilde algılayacak ve yorumlayacak bir düşünce yapınız ve sisteminiz var. Bence hem eleştirileri hem de düşünceleri, ve hatta bazen hakaretleri bu piyasada dikkate almalo,tartışmalı, fakat bizi fikir satükosuna sürüklemesine izin vermemeliyiz. Karşı tarafın bazı söylemleri bize temelde yanlış ve hatta başarısızlığın anahtarı olarak gözükebilir. fakat biz onları yeni ufukları keşfedilmek için kullanmalıyız. Bunun da sırrı tartışmanın katılığını ve söylemlerdeki ısrarı hafifletmekten geçer zannımca.Elbetteki bu tartışma yeni araştırmalar ve yeni ufuklar açmış, sistemlerin eksik ksımlarının da tamamlanarak sistemin bütünlüğünün artmasını sağlamıştır.
saygılar,
son kez gençliğime has bir örnek vermek istiyorum. Hayalet avcıları filminde hayaletleri nasıl yakalıyorsunuz sorusuna, cevapları işte pozitron akımlarının vasser tepkimesiyle kuantum enerji hödö hödösünün tepkimesiyle yakalıyoruz gibi bir cevap verirler, daha sonra da aslında böyle olduğunu bilmiyoruz fakat böyle olduğunu düşünerek hareket ettiğimizde hayaletleri yakalayabiliyoruz demişlerdi.
Sn söz,
Hayaletleri yakalamak için birden fazla yol olabilir bunların herbirinin geçersizliği ispatlanmamış olabilir, ama gerçek bunların çok dışında gerçekleşiyor da olabilir. Matematikte birden fazla fonksiyon, aynı sonuçlar belirli fiyat aralıklarında sergileyebilirler, o yüzden biraz daha hoşgörü, biraz daha saygıyı her ikinizin de birbirinize göstermeniz dileğiyle,
haddimi aştıysam affınıza sığınırım,
saygılar,
game_theorist
30 Eylül Cuma, 09:20
tatmin edici bir yazı sayın afrashi tebrikler...
youngspeculator
Yazıyla ilgili yorumunuz