SEÇİM POPÜLİZMİ OLUR MU???
13 Kasım Pazar
Yazılarıma başlarken zaman zaman siyasi konularda da yazacağımı, politik değerlendirmelerde bulunacağımı belirtmiştim. Özellikle bizim gibi gelişmekte olan ülkelerde siyasetten kaynaklanan riskler, risk algılamasında hep en önde yer almıştır.
Dolayısıyla finans piyasalarında öngörüde bulunan, stratejilerini belirleyen yatırımcıların siyaset konusunda uzman olmasa da gelişmeleri doğru yorumlayacak bilgi birikimine, analiz yeteneğine sahip olması gerekiyor.
...............
Son günlerde ekonomi çevrelerinde hükümetin 2006 yılında kemerleri gevşeteceği ve sıkı maliye politikasından vazgeçebileceği konuşulmaya başlandı. Hatta önemli köşe yazarları bu konuyu işlemekteler hala. Öyle ki 2006 yılında yaşanacak muhtemel bir krizin başlıca sebebi bu gevşeme olacak denmektedir.
Mesela türban konusunda tabana hoş gelecek mesajlar verilmesi, sosyal güvenlikte yapılması planlanan yasal değişikliklerin bir türlü hayata geçirilememesi bu tezi güçlendirmek adına dillendiriliyor. 2006 yılında yatırım miktarının nispeten artması da bir başka örnek olarak veriliyor.
Şunu kabul etmek gerekir ki, şu an içinde bulunduğumuz olumlu şartların en önemli kaynağı uygulanan mali disiplindir. Hemen akla global likitide gelebilir. Bu durum genel olarak gelişen ülkelere fon akmına sebep olmuştur. Ama örneğin Brezilya ile kıyaslandığında, Türk eurobond faizlerinin daha düşük olmasını bu kavramla açıklayamayız. Ya da reel faizlerin Türkiye de %8 lere inerken, Brezilya da hala %12 civarlarında kalmasını bu tezle açıklayamayız. AB nin etkisinin de nötr olduğunu düşünüyorum. Şunu da eklemek lazım ki, Türkiye dev cari açığıyla gelişen ülkeler arasında en büyük kur riskine sahip ülke olmaya devam ederken bu performansı gösteriyor.
Özetle, uygulanan sıkı maliye politikası, bütçe açıklarının azaltılmasına, enflasyonun hızla düşmesine ve güven unsurunun yerleşmesine olanak sağlıyor.
Bu kadar önemli olan mali istikrarın sekteye uğraması doğal olarak finans piyasalarını yakından ilgilendiriyor. Peki iddia edildiği gibi sıkı maliye politikası seçim hazırlığı nedeniyle gevşetilebilir mi? Bence hayır.
Analizde şöyle bir yanlışa düşülüyor. 20006 sonu ya da 2007 yılında yapılacak seçim nedeniyle hükümet ulufe dağıtacak. Yani kısa vadeyi sağlama almak için orta vadeyi riske atacak. Çünkü 1989 yerel seçimlerinden bu yana yapılan budur. Dönemim hükümetleri kendilerini yeterince güçlü hissetmedikleri için, her şeyden önce kısa vadeyi garantiye almaya çalışmış, kazanırsam düzeltirim, kaybedersem de benden sonra gelecek hükümetin kucağına enkaz bırakırım diye düşünmüştür. Yani siyasi iktidar uğruna Türkiye bir uçuruma sürüklenmiştir.
Yani, popülizm kısa vadeyi tehlikede görüp uzun vadeyi heba etmektir. Peki bu hükümet kısa vadeyi tehlikede görmekte midir? Bence hayır. Bence şimdiden 2. dönemin hesapları yapılmakta, daha güçlü iktidar olmanın yolları aranmaktadır. Bu yüzden seçime ne kadar yaklaşsak ta popülizme başvurulmayacak, sıkı maliye politikaları aynen devam ettirilecektir. Çünkü önemli ve tehlikede olan orta vadedir.
Aslında bu güven, 2006 yılında yaşanacak olan hasat zamanının en büyük dayanağı olacaktır. Yani birileri bu politikaları, bu uzun vadeli bakışın değişimini satış fırsatı olarak kullanacaktır. Malum alıcı kitlesi de bu sayede oluşacaktır çünkü.
Bir düşünün. Neden borsamız 90 lardan bugüne orta vadeli bir trend yakalayamamış hep kısa vadeli trendlerle yetinmiştir. Çünkü o dönemlerde siyasetçilerimiz hep kısa vadeli düşünmüş, orta vadeyi heba etmişlerdir. Belki de trend değişmiştir. Yani siyasetçilerimiz de artık orta vadeyi düşünerek hareket etmektedirler. Bunun böyle olup olmadığını da ilk olarak borsada orta vadeli trend kırıldığında anlayacağız. Hala orta vadeli trend devam ediyor, devam edip etmeyeceğini bu siyasi anlayışın değişip değişmemesi belirleyecektir.
Yorumlar
16 Kasım Çarşamba, 00:59
hocam güzel yazınız için tebrik ederim...bu hükümet akıllı,öncekilere benzemiyor...
düşmanının bile saygı duyacagı güçlü bir lider hükümeti...bizim millet bundan anlar...işte tam bu nedenle popülizme zerre ihtiyaçları yok...
sevelim yada sevmeyelim ülkemizin gelecek 20 yılına bunlar yön verecek...gerçek bu...umarım başarırlar...
tekrar elinize saglık...
H@voc
14 Kasım Pazartesi, 11:47
görüşlerinize katılıyorum.çalışmalarınızda başarılar dilerim.saygılarımla.
benli
14 Kasım Pazartesi, 00:03
yaz başında hükümet erken seçimi çağrıştıracak bir takım eylemlerde bulunup, kesenin ağzını açtı. ama aradığını bulamadığı için, devamını getirmedi. hükümetin uyguladığı politikanın (önceki dönemden kalan bir politika bu) başarılı buluyoruz, ama gül hükümeti ya da 1. akp hükümeti, bu politikayı devreden çıkırtmaya kalkmıştı. geri adım attılar, bu arada rte'nin meclise girmesiyle de hükümet değişti.
ben akp'nin pusuda beklediğini, ve uygun bulduğu bir zamanda "baskın" erken seçime gideceğine inanıyorum.
tent
13 Kasım Pazar, 22:56
Kesinlikle katılıyorum. Ayrıca bu hükümetin en büyük avantajı karşısında hiç bir ciddi tutarlı muhalefetin olmayışıdır. En büyük populist CHP ve DYP. MHP konjonktür ve tepki partisi Ekmek yok yakın dönemde. ANAP baraj altı olmaya devam edecek gibi görünüyor. bu nedenlerle ikinci bir 5 yıl için AKP populizme sınırlı ve dozunda pirim verecektir.
canbaba
Yazıyla ilgili yorumunuz