-
Kristen Stewart, Robert Pattinson ve Taylor Lautner’in rol aldigi Alacakaranlik efsanesi - Tutulma (The Twilight Saga: Eclipse) promiyerini 24 Haziran2010’da Nokia Theatre, Los Angeles, California’da yapti.
https://m.media-amazon.com/images/M/...7,1000_AL_.jpg
-
Arjantinli yazar, ressam ve fizikci Ernesto Sabato’nun dogum yildonumu (24 Haziran 1911)
“Herkes bir dilencinin (gercek bir dilencinin) sorunlarinin birkac peseta ya da bir parca ekmekle cozulmeyecegini bilir, sadaka yalnizca verenin kendini iyi ve comert hissetmesine yarar, veren ruh huzurunu ve 'comert' unvaniniýný satin alir. Oysa ruh huzurunu ve comert biri oldugu dusuncesini satin almak icin gunde bir kac pesetadan fazlasini harcamayan bu insanlarin aslinda cimri, ne dar kafali oldugunu bir dusunun! Onemli olan insanin ruhunun gercekten ne kadar temiz oldugu ve ikiyuzluluk yapmadan (ve somurmeden) insanligin yoklugunu ortadan kaldirmak icin ne verebilecegidir!” Tunel
https://images-na.ssl-images-amazon....4,203,200_.jpg
“Cualquiera sabe que no se resuelve el problema de un mendigo (de un mendigo auténtico) con un peso o un pedazo de pan: solamente se resuelve el problema psicológico del señor que compra así, por casi nada, su tranquilidad espiritual y su título de generoso. Júzguese hasta qué punto esa gente es mezquina cuando no se decide a gastar más de un peso por día para asegurar su tranquilidad espiritual y la idea reconfortante y vanidosa de su bondad. ¡Cuánta más pureza de espíritu y cuánto más valor se requiere para sobrellevar la existencia de la miseria humana sin esta hipócrita (y usuaria) operación!”
“Yasamin kendisi de uzun bir kabusa indirgeniyordu. Bu kabustan kurtulmanýn tek caresi olumdu, olum bir uyanisti. Ama neye uyanmak? Iste bu kesin ve sonsuz hice uyanmanin cozumsuzluguydu beni intihar etmekten alikoyan. Her seye ragmen insanin varolana bir tutunmuslugu vardi.”
https://dwtr67e3ikfml.cloudfront.net...889659631d561d
“La vida aparece a la luz de este razonamiento como una larga pesadilla, de la que, sin embargo, uno puede liberarse con la muerte, que sería, así una especie de despertar. ¿Pero despertar a qué? Esa irresolución de arrojarse a la nada absoluta y eterna me ha detenido en todos los proyectos de suicidio. A pesar de todo, el hombre tiene tanto apego a lo que existe.”
-
“Andy ikinci kere kuregi eline almis kazarken, Mick bir yudum viskiyi uzun bir yudum birayla kovaladiktan sonra derin bir ic cekti. ‘Buraya daha SIK gelmeliyim’ dedi. ‘Güzelligini tam gormek icin ayisigindan daha fazlasina ihtiyacin var ama en azindan huzuru hissediyorsun degil mi?’
‘Evet.’
Ruzgari kokladi. ‘Kokusunu da alabilirsin. Domuzlar ve tavuklar. Yaklasinca berbat bir koku ama bu uzakliktan cok da kotu degil, degil mi?’
‘Hic kotu degil.’
‘Otomobil egzosundan, sigara dumanindan ve sehirdeki butun pis kokulardan sonra buyuk degisiklik. Yine de her gun bu kokuyu alsam herhalde rahatsiz olurdum. Ama belki de her gun kokluyor olsam, sonunda fark etmeyebilirim.’
‘Boyle oldugunu soyluyorlar. Aksi halde insanlar kagit degirmenlerinin oldugu kasabalarda yasayamazlardi."
‘Aman Allahim! O dunyanin en berbat kokusudur, kagit degirmeni."
‘Cok kotu. Tabakhanelerin daha kotu oldugunu soyluyorlar.’
‘Yapilan islemle ilgili olmali’ dedi, ‘cunku nihai urun kokmuyor. Derinin kendine has hos bir kokusu vardir, kagit ise tamamen kokusuzdur. Dunyada tavada kizaran bacondan daha guzel kokan bir sey var midir? Ustelik su an bile burnumuzun diregini kiran koku, domuz ahirindan gelmiyor mu? Bacon dedim de hatirladim.’
‘Neyi?’
‘Evvelki yil, Noel'de sana verdigim hediyeyi. Kendi domuzlarimin etinden jambon.’
‘Cok comert bir hediyeydi.’
‘Ustelik Yahudi bir vejeteryana bundan daha uygun bir hediye ne olabilir?" Hatirladigi aniya basini salladi. ‘Ne kadar nazik bir kadin. Bana o kadar icten tesekkur etti ki, ne kadar uygunsuz bir hediye getirdigimi fark etmem saatler aldi. Senin icin pisirdi mi?’
Isteseydim pisirebilirdi ama kendi yemeyecegi bir seyi pisirmesini neden isteyeyim ki Elaine'den? Evin disinda yeterince et yiyorum. O jambonu evde ya da disarda yemem zaten cok zor olurdu. Mick'le ilk tanistigimda, ortadan kaybolmus bir kizi ariyordum. Sonunda, Mick'in yaninda calisan genc sevgilisi tarafýndan olduruldugu ortaya cikti. Sevgilisi ceseti domuzlara yedirerek yok etmisti. Mick bunu ogrendiginde ofkeden kopurmus, siirsel bir bicimde adaleti yerine getirmis ve domuzlar ikinci kere ziyafete oturmuslardi. Bize getirdigi jambon farkli bir kusak domuzdandi ve eminim tahil ve yemek artiklariyla sismanlatilmisti. Ben yine de hediyeyi, jambonun gecmisiyle ilgili cehaleti sayesinde zevkle yiyen Jim Faber'e vermekten mutlu oldum.” Lawrence Block, Herkes Olur - Bir Matthew Scudder Polisiyesi
https://kbimages1-a.akamaihd.net/1d2...ybody-dies.jpg
“During Andy's second turn, Mick followed a sip of whiskey with a long drink of ale and sighed deeply. ‘I should get out here more,’ he said. ‘You'd need more than moonlight to see the full beauty of it, but you can feel the peace of it, can't you?’
‘Yes.’
He sniffed the wind. ‘You can smell it, too. Hogs and chickens. A rank stench when you're close to it, but at this distance it's not so bad, is it?’
‘It's not bad at all.’
‘It makes a change from automobile exhaust and cigarette smoke and all the stinks you meet with in a city. Still, I might mind this more if I smelled it every day. But if I smelled it every day I suppose I'd cease to notice it.’
‘They say that's how it works. Otherwise people couldn't live in towns with paper mills.’
‘Jesus, that's the worst smell in the world, a paper mill.’
‘It's pretty bad. They say a tannery's even worse.’
‘It must be all in the process,’ he said, ‘because the end product's spared. Leather has a pleasant smell to it, and paper's got no smell at all. And there's no smell kinder to the senses than bacon frying in a pan, and doesn't it come out of the same hogpen that's even now assaulting our nostrils? That reminds me.’
‘Of what?’
‘My gift to you the Christmas before last. A ham from one of my very own hogs.’
‘It was very generous.’
‘And what could be a more suitable gift for a Jewish vegetarian?’ He shook his head at the memory. ‘And what a gracious woman she is. She thanked me so warmly that it was hours before it struck me what an inappropriate gift I'd brought her. Did she cook it for you?’
She would have, if I'd wanted, but why should Elaine cook something she's not going to eat? I eat enough meat when I'm away from the house. Home or away, though, I might have had trouble with that ham. The first time Mick and I met, I was looking for a girl who'd disappeared. It turned out she'd been killed by her lover, a young man who worked for Mick. He'd disposed of her corpse by feeding it to the hogs. Mick, outraged when he found out, had dispensed poetic justice, and the hogs had dined a second time. The ham he'd brought us was from a different generation of swine, and had no doubt been fattened on grain and table scraps, but I was just as happy to give it to Jim Faber, whose enjoyment of it was uncomplicated by a knowledge of its history.”
-
“Mutsuzum… Cunku ben… Seni istiyorum… Cunku aklim sana tutuldu ve baska hicbir sey dusunemiyor. Bu yuzden aci cekiyorum. / Io sono infelice... Perché... Ti voglio... Perché la mia mente si accanisce su di te e non sa pensare ad altro. Per questo soffro. / I'm unhappy... Cause I... I want you... Cause my mind has seized on you and can think of nothing else. This is why I've suffered."
https://78.media.tumblr.com/1dcb1eaf...jpb7o1_500.gif
Piyano (The Piano - Lezioni di piano, 1983) Yonetmen: Jane Campion
-
-
Dogum Gunu Cocugu
Buyuk Italyan goruntu yonetmeni Vittorio Storaro (24 Haziran1940)
https://www.gianangelopistoia.eu/wp-...AP_02_nowm.jpg
https://pbs.twimg.com/media/DgeHB5tWsAAqrmD.jpg
Konformist (The Conformist, 1970. Bernardo Bertolucci)
https://pbs.twimg.com/media/DgeHB5lXcAEQ8Ui.jpg
Kiyamet (Apocalypse Now, 1979. Francis Ford Coppola)
https://pbs.twimg.com/media/DgeHB5lXkAEgTjw.jpg
Son Ýmparator (The Last Emperor, 1987. Bernardo Bertolucci)
https://pbs.twimg.com/media/DgeHB5rW0AIoTW8.jpg
Flamenko, Flamenko (Flamenco, Flamenco, 2010. Carlos Saura)
-
Alman besteci, muzik elestirmeni, romantizm doneminde fantezi ve korku hikayeleri yazari, cizer ve karikaturist Ernst Theodor Amadeus Hoffmann’in olum yildonumu (25 Haziran 1822)
https://images-na.ssl-images-amazon....4,203,200_.jpg
“Ein Liebhaber, der die Diebe fürchtet, ist der Liebe nicht würdig. / Hirsizlardan korkan bir asik, aska layik degildir./ Un amante che teme i ladri, non è degno d'amore. / A lover who is afraid of thieves. Is not worthy of love.”
https://media.gettyimages.com/photos...3kQRWG4Sm6ynM=
http://etahoffmann.staatsbibliothek-...425e1eef9c.jpg
-
Fransiz sair Charles Baudelaire, Kotuluk Cicekleri (Les Fleurs du Mal - I Fiori del Male - Flowers of Evil) siir kitabini 25 Haziran 1857 tarihinde yayinladi.
http://media.studentville.it/articol...baudelaire.jpg
https://68.media.tumblr.com/4b22f678...65eqo1_400.jpg
Bugun her yer gorkemli ve essiz!
Gemsiz, uzengisiz ve dizginsiz,
Haydi binip sarabin atina
Cikalim tanrisal gok katina!
Perisan iki melek misali
Kalpte dinmeyen sevda atesi,
Kristal mavisinde sabahin
Ardina duselim bir serabin!
Hafifce salinip kanadinda
Cok anlayisli bir kasirganin
Birbirine denk hezeyaninda,
Kýz kardesim, yuzup durmaksizin
Yan yana kacacagiz biz yine
Dogru duslerimin cennetine!
http://alessandria.bookrepublic.it/a...54125919/cover