Fransiz ressam Albert Marquet'nun dogum yil donumu (27 Mart 1875)
Madame Marquet Lisant, 1924
https://pbs.twimg.com/media/C76nSAVW0AA-ZKf.jpg
Printable View
Fransiz ressam Albert Marquet'nun dogum yil donumu (27 Mart 1875)
Madame Marquet Lisant, 1924
https://pbs.twimg.com/media/C76nSAVW0AA-ZKf.jpg
Rus mizah yazari Arkadiy Timofeyevic Avercenko'nun dogum yildonumu (27 Mart 1881)
"Tum Rusya Kirim’dan Konstantinopolis’e goc etmek zorunda kaldiginda herkes bir sekilde Ruslara yardim etti : Turkler, Ermeniler, Fransizlar, Ingilizler. Rumlar haric . Rumlar yapacagini yapti ve Ruslara kiralanan oda fiyatlarini iki katina cikardi."
http://www.login.az/assets/media/ima...5906775306.jpg
“When all Russia is transferred from Crimea to Istanbul, everyone help Russia (Turks, Armenians, French, English people, everyone…) except the Greeks… Only the Greeks did what they could do: they increase the price of their rooms in their homes twice and rent them to the Russians"
Turk roman, oyku yazari ve Diplomat Yakup Kadri Karaosmanoglu’nun dogum yildonumu (27 Mart 1889, Kahire)
– Biliyorum, sen de onlardansin.
– Onlar kim ?
– Aha, Kemal Pasadan yana olanlar
– Insan Turk olur da, nasil Kemal Pasadan yana olmaz?
– Biz Turk degiliz ki.
– Ya nesiniz?
– Biz muslumaniz, elhamdulillah.
https://2.bp.blogspot.com/-BSlz0r6i3...C4%25B1z11.png
–I know, you are one of them.
– Who are “them”?
– The ones who support Kemal Pasha [Ataturk].
– How can a man be a Turk and not support Kemal Pasha?
– My friend, we are not Turks.
– What are you, then?
– We are Muslims, alhamdulillah, praise be to God.
"Garp medeniyetlerinin tum lagimi obur tarafa bosandi. Bir parca temizlige duskun, titiz bir adam icin orada bir dakika soluk almaya imkan kalmadi. Dusman camurlu cizmeleriyle bizim evlerimize kadar girdi; ne diyorum, -bizim yataklarimiza kadar! Halbuki sizin yalniz sokaklarinizda dolasabiliyorlar. Sizin evleriniz sarilmis kalelerdir. Fakat henuz zapt olunmamistir. Obur taraftakilerin ise hepsi birer birer dustu! Kizlarimizi, karilarimizi ve dudak yuzu gormemis nazli sevgililerimizi ellerimizden aldilar ve onlara gozumuzun onunde istediklerini yaptirdilar ve kizi kizla, erkegi erkekle kizistirdilar. Ve butun tabii zevklere tabii olmayan zevklerin zehrini, istirabini kattilar."
https://i.dr.com.tr/cache/600x600-0/...00061457-1.jpg
"La civilisation occidentale y a déversé tous ses rebuts. Un homme dont la conscience n'est pas encore complètement étouffée ne peut plus y respirer. Avec ses bottes maculées de boue, l'ennemi a pénétré dans nos demeures, il s'est glissé jusque dans nos lits, il nous a pris sous nos yeux nos femmes, nos maitresses, nos sœurs encore vierges, il a éveillé la convoitise malsaine de la femme pour la femme, de l'homme pour l'homme, et ajouté aux tourments dont est faite le vie le poison des voluptés anormales. Vous résistez encore. Vos rues seules sont témoins de leurs dérèglements. Vos maisons tiennent toujours comme des forteresses assiégées. De notre côté, hélas, elles sont toutes tombées les unes après les autres."
Meksikali sair Xavier Villaurrutia y González'in dogum yildonumu (27 Mart 1903)
Sonunda uzun sessizligiyle coker gece
O buyuk golgesiyle her seyi orten.
Incecik bir ses yukselir ansizin
Sonra aciyla yitip giden.
Kulak, dikkat kesilir uzak bir yankiya
Ya da gelip gecen birilerinin sozlerine
bir dizi sestir sadece geride kalan.
Sonunda gelir gece izmaritlerin delik desik ettigi
Ortuleri sererek, sondurup isiklari
Kapatir son pencereyi de.
Agir, golgeden ellerini uzatir sessizlik
Golge sessizliktir. Ve biz hic bilemeyiz
Nerede baslayip nerede bittigini
Hatta baslar mi biter mi.
Faydasizdir yani basimdaki lambayi yakmak
Kipirdamaksizin kendimden inerken
Sessizlik kuyusunu daha da derine kazir cunku isik.
Sonunda gelir gece baska insanlarin
Sozlerini uyandirir; kurumus, eskimis
Sararmis sozleri: Kalp, gizem, dolunay, karanlik…
Sonunda hepsi coker: gece, umut, yalnizlik.
Gece eski bir dusun denizidir hep
Soguk, bos bir dus. Batik bir unutustan baska
Denizinde geriye bir seyin kalmadigi.
Gecenin dalgalari surukler
Keder veren anilari, soguk korkulari
Bir seye susayisi… Ve titreyerek
Bitiririz iste bir gunu daha
Artik hatirlayamadigimiz bir seyin acisiyla.
Sonunda coker gece basimi iterek
Sessiz, bilinmeyen bir dalganin icine.
Olu kirpiklerle ortup gozlerimi
Bos bir not birakir ellerime.
https://images-na.ssl-images-amazon....4,203,200_.jpg
Al fin llegó la noche con sus largos silencios,
con las húmedas sombras que todo lo amortiguan.
El más ligero ruido crece de pronto y, luego,
muere sin agonía.
El oído se aguza para ensartar un eco
lejano, o el rumor de unas voces que dejan,
al pasar, una huella de vocales perdidas.
¡Al fin llegó la noche tendiendo cenicientas
alfombras, apagando luces, ventanas últimas!
Porque el silencio alarga lentas manos de sombra.
La sombra es silenciosa, tanto que no sabemos
dónde empieza o acaba, ni si empieza o acaba.
Y es inútil que encienda a mi lado una lámpara:
la luz hace más honda la mina del silencio
y por ella desciendo, inmóvil, de mí mismo.
Al fin llegó la noche a despertar palabras
ajenas, desusadas, propias, desvanecidas:
tinieblas, corazón, misterio, plenilunio...
¿Al fin llegó la noche, la soledad, la espera!
Porque la noche es siempre el mar de un sueño antiguo,
de un sueño hueco y frío en el que ya no queda
del mar sino los restos de un naufragio del olvidos.
Porque la noche arrastra en su baja marea
memorias angustiosas, temores congelados,
la sed de algo que, trémulos, apuramos un día,
y la amargura de lo que ya no recordamos.
¡Al fin llegó la noche a inundar mis oídos
con una silenciosa marea inesperada,
a poner en mis ojos unos párpados muertos,
a dejar en mis manos un mensaje vacío.
Amerikali tarihci ve yazar Henry Adams’in olum yildonumu (27 Mart 1918)
http://www.azquotes.com/picture-quot...ms-0-18-61.jpg
“Ahlak, ozel ve pahalý bir lukstur.”
https://quotefancy.com/media/wallpap...never-tell.jpg
“Bir ogretmen, sonsuzlugu etkiler. Etkisinin nerede son bulacagini asla kestiremez.”
http://izquotes.com/quotes-pictures/...-adams-987.jpg
“Felsefe: Cozumsuz problemlere verilen anlasilmaz yanitlardir.”
Japon yazar Shusaku Endo'nun dogum yildonumu (27 Mart 1923)
"Ettigi dua, Tanri'ya minnetini sunmak icin degildi; yardim dilenmek icin edilen bir duaydi, hatta sikayetini ve kuskunlugunu dile getirmesi icin bir bahaneydi. Bir rahibin boyle hissetmesi utanc vericiydi. Hayatinin, kirginliklarini ifade etmeye deðil, Tanri'ya hamd etmeye adanmasi gerektiginin bilincindeydi."
https://images-na.ssl-images-amazon....1EO18pneWL.jpg
"His prayer was not one of thanksgiving to God; it was a prayer of petition for help; it was even an excuse for voicing his complaint and resentment. It was disgraceful for a priest to feel like this. Well he knew that his life was supposed to be devoted to the praise of God not to the expression of resentment. "
"Gunah, diye dusundu, genellikle sanildigi gibi bir sey degildir; gunah, calmak ve yalan soylemek degildir. Günah, bir insanin, bir digerinin hayatini acimasizca ayaklar altina almasi ve actigi yaralardan tamamen bihaber olmasidir."
https://images-na.ssl-images-amazon....2BtYoEIecL.jpg
"Sin, he reflected, is not what it is usually thought to be; it is not to steal and tell lies. Sin is for one man to walk brutally over the life of another and to be quite oblivious of the wounds he has left behind."
Jamaica dogumlu Amerikali sair Louis Simpson’in dogum yildonumu (27 Mart 1923)
Migferleri, silahlari, cikin ve kabanlari ile
gectiler bir ormandan, ilerlerde bir yerde
silahlar gumburdedi. Boynu cevreleyen cembercesine
her yanda kirmiziya boyaniyordu gece.
Durdular ve kazdilar. Birer kostebek misali
agaclarin altindaki camurlu topraga coktuler.
cok gecmeden siperlerde ki nobetciler
fark ettiler ilk kari, donmaya baslamisti ayaklari.
Ilk bomba gurultuyle dustu safak vakti.
Taradi karli ormani bombalarla kursunlar,
uzun gunler boyunca. Simsiyahti artik karlar.
Kirmizi basliklari icinde cesetler dondular.
O muharebeden en cok aklimda kalan
gozlerdeki yorgunluk ve bir sigarayi saran
ellerin nasil ince durdugu ve o parlayan korun
nasil koruklendigi son nefeslerle geride kalan.
https://dryuc24b85zbr.cloudfront.net...=1493911293265
Helmet and rifle, pack and overcoat
Marched through a forest. Somewhere up ahead
Guns thudded. Like the circle of a throat
The night on every side was turning red.
They halted and they dug. They sank like moles
into the clammy earth between the trees.
And soon the sentries, standing in their holes,
Felt the first snow. Their feet began to freeze.
At dawn the first shell landed with a crack.
Then shells and bullets swept the icy woods.
This lasted many days. The snow was black.
The corpses stiffened in their scarlet hoods.
Most clearly of that battle I remember
The tiredness in eyes, how hands looked thin
Around a cigarette, and the bright ember
Would pulse with all the life there was within.
Amerikali sair Frank O'Hara'nin dogum yildonumu (27 Mart 1926)
https://image.slidesharecdn.com/fran...?cb=1435751232
Nasil da matraksin bugun New York
tipki Swingtime'daki Ginger Rogers gibisin
ve St.Bridget'in biraz sola meyleden kulesi gibisin
burada henuz atlamisim V-gunleriyle dolu yataktan disari
(biktim usandim D-gunlerinden) ve mavisin sen orada hala
kabullenirsin beni aptalca ve ozgurce
butun istedigim bir odadir orada
ve icinde de sen olacaksin
ve trafik SIKISIKLIGI bile oyle kalin bir yoldur
degil mi ki insanlar birbirlerine surtunup durur
ve kilitlenir onlarin cerrahi gerecleri
desteklerler birbirlerini
geri kalan zamaninda gunun (amma da gun)
bir slayt gosterimini denetlemeye giderim ve derim ki
bu resim o kadar da mavi degil
nerede Lana Turner
yemege cikti
ve Garbo sahne arkasinda Met'te
herkes paltosunu cikariyor
ki gosterebilsinler gogus kafeslerini gogus seyredicilerine
ve kucukk cantalardaki taytlariyla ve ayakkabilariyla
danscilarla doludur park
ki SIKLIKLA West Side Y'de spor yapanlarla karistirilmislar
neden olmasin ki
bagiriyor Pittsburgh Pirates cunku kazanmislar maci
ve bir anlamda hepimiz kazanmisiz maci
yasiyoruz
apartman dairesi bosaltildi eglence olsun diye
tasraya tasinan escinsel bir cift tarafindan
bir gun oncesinden tasindilar
bicaklamalar bile yardimci oluyor nufus patlamasina
yanlis bir ulke olsa bile
ve butun bu yalancilar terk etmisler Birlesmis Milletler'i
ickiye olan ihtiyacimiza oranla (ki cok hoslaniriz ickiden)
artik ilgimizi cekmemektedir Seagram binasi
ve yasli adam ustune oturabilsin ve bira icsin diye
ve henuz gunes parildiyorken daha
karisitarafindan gun ilerlediginde alasagi edilsin diye
sarkuterinin hemen yanindaki
kaldirima konmus olan su kucuk kutu
ah tanrim nasil da harika
yataktan cikmak
ve o kadar cok kahve içmek
ve o kadar cok sigara icmek
ve seni o kadar cok sevmek